{"url": "https://www.thegeyik.com/1-ay-boyunca-gunde-2-tane-lekeli-muz-yiyenlerin-vucuduna-ne-olur/", "text": "Lekeli muzlar yerine genelde yeşile dönük muzları tercih ediyoruz ama Cumhuriyet gazetesinde yazan habere göre 1 ay boyunca günde 2 tane lekeli muz yemek vücudunuzu neredeyse tamamen değiştiriyor. 1. Tansiyonun düşmesini sağlar Muzların tansiyonu düşürmesinin ve seni felç veya kalp krizi geçirmekten korumasının sebebi az sodyum ve çok potasyum içermesidir. Sağlıklı bir kalbin meyvesidir. 2. Mide ekşimesine karşı tedavi Muzu doğal bir antiasit, asit bağlama maddesi olarak görünebilir. Bir muz bile mide ekşimesine faydalı olabilir ve böylece semptomları azaltabilir. 3. Demir kaynağı Kansızlık demir içeren bir beslenme ile tedavi edilebilir ve muz demir içerir. Kırmızı kan hücreleri ve hemoglobin oluşturmakta yardımcı olur ve vücudundan akan kanı güçlendirir. Eğer spor salonuna veya herhangi bir yere gidip spor yapmak istiyorsan öncesi bir veya iki muz yemen faydalı olabilir. Bir veya iki saat süre boyunca daha enerjik olmanı sağlayacak. Yani sporunu bitirmek için yeterli olan bir süre. 5. Mide için iyiler Mide urları çekenler bazı besinlerden uzak durmaları önerilir. Besleyici meyve olsa bile, ağrılara sebep olması veya çıbanlara zarar vermesine sebep olabilir. Mide urları çeken insanlar muzu yumuşak ve hafif olmalarından dolayı sorunsuz yiyebilir. Hatta muzun lapa gibi olması mide duvarını asitler ve diğer yanılmalardan korur. 6. Depresyona karşı yardımcı olur Muzun depresyona karşı iyi gelmesinin sebebi yüksek düzeyde triptofan içermesi ve bunun vücutta serotine dönüşmesi ile açıklanır. Serotin ise insanı daha mutlu ve daha dengeli hale getirir ve genelde moralini daha yüksek tutar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/1-ay-boyunca-kufur-edilen-cicek-soldu/", "text": "IKEA'nın desteğiyle gerçekleştirilen bir deneyde 1 ay boyunca aynı şartlarda güneş görüp su verilen 2 bitkiden, sürekli güzel sözler söylenen yeşerdi büyüdü; kötü sözler söylenip küfür edilen ise sararıp soldu... Bir ilkokula fiziksel olarak aynı koşullara sahip iki bitki konuldu. İkisine de aynı miktarda su verildi, ikisi de aynı oranda güneş ışığına bırakıldı. Ancak bir farkla; okuldaki çocuklardan bir ay boyunca bitkilerden birine küfür dolu aşağılayıcı sözler, diğerine de övgü dolu sözler söylemeleri istendi. Bir ay boyunca gözlem altında tutulan bitkilerde şok edici bir farkla karşılaşıldı. Kötü muameleye maruz kalan bitki solup giderken, övgü dolu sözle sarf edilen bitkinin yemyeşil, canlı bir şekilde büyümeye devam ettiği gözlendi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/1-milyon-dolar-odullu-fortnite-turnuvasi-cumartesi-basliyor-ve-herkese-acik/", "text": "Epic Games, dünya çapında 125 milyondan fazla oyuncusuyla fenomen haline gelen oyunu Fortnite için toplamda 1 milyon dolar değerinde ödülün dağıtılacağı Winter Royale turnuvasını duyurdu. İki aşamadan oluşacak olan turnuvanın tüm Fortnite oyuncularına açık olan elemeleri 24 Kasım Cumartesi günü başlayacak. Fortnite Dünya Kupası 2019'da Epic Games bir yandan rekabetçi oyun moduna yönelik teknik geliştirmeler yaparken düzenlediği turnuvalarla da bu değişiklikleri test etme ve bu modu mükemmelleştirme fırsatını da kaçırmıyor. Fortnite Winter Royale de firmanın gelecek yıl yapmayı planladığı Fortnite Dünya Kupası'na hazırlık için düzenlediği turnuvalardan biri. Dünya Kupası için eleme sistemini kullanmayı amaçlayan Epic Games benzer bir sistemi Winter Royale de de kullanıyor. Böylelikle Fortnite Dünya Kupası'nın eleme süreci test edilerek oyunculara her yönüyle pürüzsüz bir rekabetçi oyun deneyimi yaşatmak hedefleniyor. Winter Royale Turnuvası Turnuva Winter Royale Elemeleri ve Winter Royale Finali olarak iki aşamadan oluşuyor. Tüm oyuncuların katılımına açık olan Winter Royale Elemeleri boyunca amaç, yüksek bir puan elde ederek finallere kalmak. Oyuncuların elemeler boyunca çeşitli maçlarda elde ettikleri en yüksek puan değerlendirmeye alınacak. Yani oyuncular birden fazla maça girerek puanlarını geliştirme şansına sahipler. Kuzey Amerika ve Avrupa bölgelerinde en yüksek puanı alan ve turnuvaya katılmaya uygun olan oyuncular kendi bölgelerindeki Winter Royale turnuvasında mücadele edecekler. Bu turnuvaların toplam ödül havuzu ise tam 1 milyon dolar! Winter Royale Turnuvası için belirlenen maç tarihleri ise şöyle: Winter Royale Elemeleri : 24.11.2018 25.11.2018 Avrupa Winter Royale Finali: 30.11.2018 01.12.2018 Kuzey Amerika Winter Royale Finali: 11.12.2018 12.12.2018 Fortntie Winter Royale Turnuvası hakkında ayrıntılı maç programı gibi bilgilere ulaşmak için oyuna girip Oyun İçi Etkinlikler sekmesine göz atın. Fortnite'ın rekabetçi modunda yaşanan gelişmeleri öğrenmek içinse epicgames.com/fortnite/esports/tr/news/winter-royale-tournament-announcement? adresini ziyaret edin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/1-senedir-parasiz-dogal-bir-hayat-yasayan-cift-rachel-newby-liam-culbertson/", "text": "Parasız yaşamak mümkün mü? Kapitalist düzen bizi bu hale getirdi! Aslında bunların hepsi boş ihtiyaçlar. Sistem bizi köleleştirdi! Bu cümleleri sürekli söyler bir duruma mı geldiniz? Bu çiftimizle tanışın. Kafanızda böyle düşünceler varsa Rachel Newby (24) ve Liam Culbertson (26) çifti sizi aydınlatabilir. Ne bu özel sektörde ömrümüzü harcıyoruz ya diye çıkış yapan çiftimiz her şeyi bırakıp yeni bir hayata geçiş yapıyor. Kendilerine tahtalardan bir baraka ev inşa eden çift buna sadece 120 dolar harcıyor. 2.5 metre genişlik ve 3 metre yüksekliğinde bir kulübe ile Into the wild tarzı bir yola çıkıyorlar. Sonrasında ise karınlarını doyurmak için 5 dişi 2 erkek ördek alarak bir yumurta çiftliği kuruyorlar. Bu ufak kümesleri de onlara sadece 80 dolara mal oluyor. Ayrıca organik tarımla da uğraşarak sebze meyve elde ediyorlar. Çok ufak bir bütçeyle kurdukları yeni hayatları onlara 1 senedir parasız yaşama imkanı sundu. Avustralyalı çiftin suratlarına bakarsak oldukça mutlu olduklarını da görebiliriz. Peki hangimiz o kadar cesuruz? Hangimiz bu teknoloji nimetlerini bırakabiliriz? Veya bu durumdan gerçekten şikayetçi miyiz? Sizi bu sorularla baş başa bırakırken çiftimizi kutluyorum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/1-trilyon-dolar-bosanma-parasini-reddeden-kadin/", "text": "Daha önce çok boşanma hikayesi duymuşsunuzdur ama bu kadar parayı reddeden birini ilk defa duyuyorsunuzdur. 974 milyon dolar evet neredeyse 1 000 000 000 doları bu kadın reddetti. (Aranızdan 26 milyon doları ne kolay yuvarlamışsın diyenleri duyar gibiyim ama devEde kulak kalıyor o para. Ayrıca kadına Oklahoma'da ev, Kaliforniya'da yazlık da önermiş) Kadının ismi Sue Ann Arnall. Eşi ise Hamm, geçtğimiz Kasım ayından beri ikisi de karşılıklı olarak boşanma davaları açmış. Fakat parada anlaşamıyorlar. Ama şu rakamlara bakar mısınız sayın seyirciler. Adam ne iş yapıyor da bu kadar para verebiliyor diye düşünenlere de hemen ileteyim Hamm isimli dostumuz Continental Resources adlı petrol şirketinde CEO. Hamm Amerikanın en zengin 35. adamı. 13.5 trilyon serveti olduğu tahmin ediliyor. Boşanma meselesini aslında hiç sevmiyorum canlarım ama gel gör ki bazen yapılabilecek tek şey boşanmak olduğundan bu yol en mantıklısı oluyor. PEKİ SİZCE SUE ANN ARNALL NEDEN BOŞANMIYOR?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/10-adimda-pazar-gunu-erken-uyanmanin-bunyede-yarattigi-sarsintilara-dur-demek/", "text": "1) Erken kalkmaya zoraki alışmış bünyenizin acımasız oyunudur. 2) Herkes mışıl mışıl uyuyorken gözlerinizi açar ve saatin en azından 9'u geçmiş olması için dua edersiniz. 3) Oysa aslında saat daha 6'dır. 4) İntihar çok sıcak bir düşünce gibidir, sonsuz uykunun huzuru.... Boş verin. 5) Birden vücudunuz sarsılır, o an fark edersiniz ki aslında uyku değil keyif zamanıdır. 7) Yatağınızdan usulca sıyrılır, kahve yapmak üzere mutfağa gidersiniz. 8) Geri döndüğünüzde odanıza dolan kahve kokusu eşliğinde hayatı ne kadar sevdiğinizi fark edersiniz. 9) Kitaplığınıza koşun tam o anda, bir baş ucu kitabınız yoksa eğer. 10) Yatağınıza gömülün sonra, kahvenizi yudumlarken en sevdiğiniz yazarın cümlelerinde kaybolun. Hayat yalnız trajedilerden ibaret değil. Bir krizi daha fırsata çevirmiş olmanın haklı gururu yaşayın. Güne güzel başlayın. Pazar bazen mutlu da olabilir!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/10-bin-adimla-vucudunuzda-neleri-degistirebilirsiniz/", "text": "Sağlıklı bir yaşama adım atmak için hiçbir zaman geç değil. Günde 10 bin adım atarak daha sağlıklı bir kalp, daha geç yaşlanan bir beyin mümkün. Sokakta, alışveriş merkezinde, parkta ya da koşu bandı üzerinde yürüyerek kilo verebilir, tansiyonunuzu düşürebilir ve kolesterolü aşağıya çekebilirsiniz. Liv Hospital Check up ve Sağlıklı Yaşam Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Eren Eroğlu ve Nöroloji Uzmanı Dr. Aydan Tandoğan Sarp ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat yürümenin sağlık için faydalarını anlattı. İlaç gibi tedavi edicidir Kalp dolaşım sistemi üzerine en yüksek faydayı sağlamak için haftanın en az 4 günü minimum 30 dakika tempolu yürümek gerektiğini söyleyen Liv Hospital Check-up Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Eren Eroğlu Yürümeye ek olarak haftanın iki günü de kuvvet egzersizleri yapmak bedenin tüm kas yapısını kuvvetlendirecek ve şekillendirecektir. Yürümek tüm bedene faydalıdır ama özellikle bacak ve kalça kaslarını çok çalıştırır. Bazı hastalıklarda yürümek neredeyse ilaç kadar tedavi edicidir. Örneğin şeker hastalarına tedavinin üç bacağı vardır, yürümek de en az ilaç ve diyet kadar önemlidir. Beyin sağlığı için fiziki sağlık da olmalı Son yıllarda bilişsel bozulmaya karşı fiziksel aktivitenin rolünün, beyin yaşlanmasını önleyici bir davranış stratejisi olarak dikkat çektiğini söyleyen Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Dr. Aydan Tandoğan Sarp Yaşlandığımızda özellikle frontal lob olmak üzere beyin volümü azalır, damar yapıları yaşlanır, bellek fonksiyonlarında azalma görülür. Egzersiz beyinde yeni bağlantılar oluşmasını sağlayarak, beyin plastisitesini ve volümünü arttırarak beynimizi yılların etkisinden korur. Bu konuda yapılan birçok bilimsel çalışma düzenli yapılan egzersizin beyin yaşlanmasını yavaşlattığını, hatta Alzheimer hastalığını önlemede rolü olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla fiziki sağlık aynı zamanda beyin sağlığı için gereklidir. Tansiyon tedavisinde doğrudan etkili Düzensiz beslenmenin, tuz tüketiminin, stresin, fazla kiloların ve hareketsizliğin hipertansiyonu kolaylaştıran alışkanlıklar olduğunu söyleyen Liv Hospital İstanbul İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat, Tansiyon hem yaşam kalitesini bozan hem de yaşam süresini kısaltan bir hastalıktır. Bu nedenle tedavisi kadar önlenmesi de önemlidir. Bunun için alışkanlıkların değiştirilmesi, yaşam düzeninin sağlıklı hale getirilmesi gerekir. Hareketsizlik sadece tansiyona yol açmaz, şeker hastalığı, kalp hastalığı, felç gibi birçok soruna da neden olur. Hareketin, belli dozda sporun (haftada 3-5 kez, en az 30-45 dakika) tansiyon tedavisine doğrudan olumlu etkileri iyi bilinmektedir. Düzenli egzersiz büyük kan basıncını 4-9 mmHg düşürebilir. Günlük yaşantımızdaki hareketi arttırmak için günde 10 bin adım ulaşılabilir bir hedeftir. Günde 10 bin adım tansiyon dahil birçok hastalığı önler, tedavi eder. Günde 10 Bin Adım Atmanın Yararları Stresin azalması Daha az yemek Daha az yemek yiyince daha az tuz almak Daha az yemek yiyince daha az tatlı yemek Akşam saatlerinde zamanı mutfak yerine açık havada geçirmek Akşam daha az yemek yiyince daha iyi uyumak Öfke kontrolü Temiz hava Doğa ile baş başa kalabilmek Kilo vermek Sigarayı bırakabilmek"} {"url": "https://www.thegeyik.com/10-dunya-yildizinin-uyusturucudan-once-ve-sonra-cekilen-fotograflari/", "text": "Uyuşturucu kullandığını kabul eden ve bunun zararını yaşayan isimleri derlediğimiz bu listede oldukça ünlü isimler var. Kapak fotoğrafında gördüğünüz Macaulay Culkin dışında Britney Spears'tan, Amy Winehouse'a kadar çok sayıda ismi görebilirsiniz. Başlama ve bitiş hikayelerinden daha çok uyuşturucu kullanmanın onlar üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi göstermek istedik. 1- Amanda Bynes Ünlü çocuk yıldız bir süre kullandıktan sonra rehabilitasyona gitti ve şu an her şey onun için daha güzel. 2- Amy Winehouse 3- Britney Spears 4- Kate Moss 5- Lindsay Lohan 6- Evde tek başına filminin yıldızı Macaulay Culkin 7- Mischa Barton 8- Pamela Anderson 9- Steven Tyler 10- Whitney Houston"} {"url": "https://www.thegeyik.com/10-yasindaki-atakan-roportaji-hedefim-cumhurbaskanligi/", "text": "Türkiye 10 yaşındaki Atakan Kayalar'ı sosyal medyada paylaşılan görüntüsüyle tanıdı. Son 5 ayda 250'den fazla kitap okuduğunu belirten Kaylar, Okuldan önce ayrıca bir ahlak eğitimi, ahlak, terbiye ve saygı eğitimi verilmesi gerekiyor. Ondan sonra ise felsefe eğitimi verilmesi gerekiyor dedi. Bir alışveriş merkezinde kitaplara bakarken düşüncelerini paylaşan ve okuduğu kitaplardan bahseden Avcılar Mustafa Kemal Paşa Ortaokulu beşinci sınıf öğrencisi Atakan Kayalar, Demirören Haber Ajansı'na konuştu. Kayalar, Adım Atakan. Bu kadar. Fazla anlatabilecek hayat hikayem yok. Metafor uzmanıyım desem olmaz, beyin cerrahıyım desem olmaz, cumhurbaşkanıyım desem olmaz. Felsefeyle ilgilisin galiba dedim. Eğitim ve bireysel haklar üzerine konuşuyorduk. O an da Fethi Çağıl bir şey söyledi. Tam olarak hatırlamıyorum. Okuduğum kitaplara bakacak olursak. Kayı serisinin tamamını okudum. Nutuk okudum. Homeros İlyada okudum. Böyle Buyurdu Zerdüşt okudum diye konuştu. 'Küçük çocuklara psikoloji öğretmekte büyük bir sıkıntı vardır' Okul öncesi felsefe eğitimi verilmesi gerektiğini ifade eden Kayalar şöyle devam etti: Okuldan önce ayrıca bir ahlak eğitimi, ahlak, terbiye ve saygı eğitimi verilmesi gerekiyor. Ondan sonra ise felsefe eğitimi verilmesi gerekiyor. Eskiden felsefe ve psikoloji derdim ama artık sadece felsefe diyorum. Küçük çocuklara psikoloji öğretmekte büyük bir sıkıntı vardır. İnsan hep kendinde bir şeyler arar. Gider şizofreniye bakar. 'Ben böyle miyim, ben şöyle miyim, ben öyle olacak mıyım, ben böyle olacak mıyım, benim düşüncelerim nasıl, ya ben şizofreniysem?' diye düşünmeye başlar. O yüzden ilk önce felsefe ondan sonra ise tarih öğretilmelidir. 'Hedefim cumhurbaşkanlığı' İleride psikiyatrist olmayı istediğini ifade eden Kayalar, Mesleki hedefin dışında başka bir hedefim daha var: Cumhurbaşkanlığı dedi. Cumhurbaşkanı olunca eğitim sistemini değiştirmeyi istediğini dile getiren Kayalar, Eğitim sisteminin problemi ne? sorusuna, 'Problem var' demedim. İlk olarak okul öncesinde saygı ve terbiye eğitimi almalı insanlar. Çünkü görüyoruz örneklerini diye konuştu. İlk okuduğu kitabın Devlet-i Aliyye, son okuduğu kitabın ise Küçük Prens olduğunu anlatan Kayalar, tek kişilik sınıf istediğini söyledi. Derslerinin iyi olduğunu dile getiren Kayalar, kitap okumayan yaşıtlarına da Kendilerini eğitmeyi öğrensinler. Kendilerini eğitsinler demedim, kendilerini eğitmeyi öğrensinler önerisi yaptı. Yeterli eğitim desteği alabilirse daha farklı bir yol çizmeyi planladığını da vurgulayan Kayalar, şöyle konuştu: İstediğim eğitim şekli tek başına olmak. Sınıfta benden başka kimse bulunmayacak. Öğretmenin bana bilgiyi en uygun şekilde aktarması bu şekilde oluyor. Sınıfta anlatım tarzında yetersizlikler var. 47 kişilik bir sınıfta gelip de bana 'Merhaba çocuğum iyi misin burada kesirler var?' diyemez. 47 çocuğa aynısını yapmaya çalışsa ve hepsi bir dakika sürse ders bitiyor. Okul değiştirmek istiyorum. Ayrıca gerçekten iyi bir eğitim görmek istiyorum. Çünkü onların öğretebilecekleri neredeyse çoğu şeyi biliyorum. 'Yapmayın, olmaz, kitap okuyun' Sosyal medyada kendisiyle ilgili yorum yapanlara çağrı yapan Atakan Kayalar, Çoğu insan 'Seni görünce kitaplığımın sadece sayfalardan oluşan bir yığın olduğunu fark ettim' demiş. Yapmayın. Olmaz. Lütfen. Kitap okuyun şeklinde seslendi. 10 yaşındaki Atakan'ın öncelikli kitap önerileri ise Hayvan Çiftliği George Orwell ve Küçük Prens Antoine De Saint Exupery. Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/100-tl-banknotu-icin-100-bin-lira-istiyor/", "text": "Kahramanmaraş'ta bir fırıncı, müşterisinden aldığı hatalı basılmış 100 liralık banknotu, koleksiyon değeri taşıdığını düşünerek 100 bin liradan satışa çıkarttı. Kahramanmaraş'ta, fırıncı Serdar Edikli, gazetecilere yaptığı açıklamada, iş yerinde hesapları topladığı sırada basımı hatalı parayı fark ettiğini söyledi. Paranın ön yüzeyinin sağ üst köşesinde 100 yerine basım hatası nedeniyle 10 yazdığını ve son rakamın üstünde de yukarıdan aşağıya uzanan gri şerit bulunduğunu aktaran Edikli, paranın sahte olduğunu düşündüğünü anlattı. Edikli, 100 lirayı para kontrol cihazına tuttuğunu ve gerçek olduğunu öğrendiğini ifade ederek şunları kaydetti: Bankaya da götürdüm ve oradan da gerçek olduğunu söylediler. İnternetten biraz araştırma yaptım ve benzer paralarla denk geldim. İnternette banknotunda sıfır eksik olan hatalı basılmış 50 lira ve 100 lira gördüm. 50 liranın sahibi olan arkadaş, parayı 50 bin liradan satışa çıkartmış. 100 liranın sahibi ise paha biçilemez olarak söylemiş. Ben de bu 100 liraya karşılık 100 bin lira istiyorum. İnternetteki o haberleri görünce ben de bir şansımı denemek istedim. Edikli, koleksiyonerlerin paraya ilgi göstermesini beklediğini sözlerine ekledi. Ntv"} {"url": "https://www.thegeyik.com/104715-2/", "text": "Japon Havayolları, uzun uçuşları daha 'sakin' kılmak adına, küçük çocukların ve bebeklerin yanına oturmaktan kaçınmayı mümkün kılan bir rezervasyon sistemini hayata geçirdi. Japon Havayolları tarafından başlatılan sisteme göre, sekiz günlük-2 yaş arası çocukları olan bir yolcu bir koltuk için rezervasyon yaptırdığında, oturma planı üzerinde bir çocuk sembolü görülüyor. Böylece yolcu isterse başka bir koltuk seçebiliyor. JAL, yine de yolcuların ağlayan bebekleri, veya bağıran çocukları duymayacağının garantisini vermedi. Ayrıca sisteme göre; bilet üçüncü taraflar üzerinden alınmışsa veya bir tur organizasyonunun parçasıysa ya da uçak son anda değişmişse bu sembol görülmeyebiliyor. Havayolunun bu kararı sosyal medyada memnuniyetle karşılandı. İş adamı olduğunu belirten Rahat Ahmed adlı bir yolcu, 13 saatlik yolculuk boyunca ağlamayı ve bağırmayı planlayan bebeklere karşı beni uyardığınız için teşekkürler diye yazdı. 'GAZ ÇIKARANLARI DA GÖSTERSİN' Ancak bazı kullanıcılar da bebekli ailelere karşı biraz daha hoşgörülü olma çağrısı yaptı. Bazıları da gürültüyü kesen kulaklıklarla ağlama sorununun kolayca çözülebileceğini söyledi. Bir kullanıcı yetişkinlere dikkat çekerek, Hoşgörülü olmayı öğrenmeliyiz yoksa yakında gaz çıkaranları, sarhoşları, salyası akanları, mankafaları ya da belki de diğer pek çok şeyi gösteren oturma planlarımız olacak ifadelerini kullandı. Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/105867-2/", "text": "The Guardian Amerika'da 2019'un en beğenilen filmlerini açıkladı. 1. sırada yılın iyilerinden olan ama beklenmedik bir film var. Eğer izleyecek yeni film listesi arıyorsanız bu sıralama işinize yarayabilir. İşte tüm liste: ABD 50. Bombshell 49. The Nightingale 48. Atlantics 47. Ad Astra 46. Rojo 45. The Image Book 44. Dolemite Is My Name 43. Us 42. Ray & Liz 41. Apollo 11 40. The Light House 39. Diego Maradona 38. Sunset 37. Rafiki 36. The Eyes of Orson Welles 35. Birds of Passage 34. Clemency 33. Amazing Grace 32. Peterloo 31. Loro 30. Her Smell 29. The Good Liar 28. Synonyms 27. In Fabric 26. A Hidden Life 25. One Cut of the Dead 24. Harriet 23. A Beautiful Day in the Neighbourhood 22. Honeyland 21. All Is True 20. The Report 19. Hustlers 18. Ash Is Purest White 17. The Farewell 16. Transit 15. Booksmart 14. For Sama 13. Knives Out 12. Monos 11. Midsomar 10. Pain And Glory 9. Uncut Gems 8. High Life 7. Once Upon a Time In Hollywood 6. The Souvenir 5. Little Women 4. 1917 3. Marriage Story 2. The Irishman 1. Parasite"} {"url": "https://www.thegeyik.com/12-yasindaki-millie-bobby-brown-film-basina-125-milyon-tl-kazanabilecek-populerlige-sahip/", "text": "İngiliz oyuncu Millie Bobby Brown, sadece 12 yaşında ve film başına 3 milyon sterlin (12,5 milyon milyon TL) kazanabilecek popülerliğe sahip. Millie Bobby Brown, anne ve babası İngiltere'den Los Angeles'a taşındıktan sonra Hollywood'un en önemli isimlerinden biri haline geldi. Sadece 12 yaşında olan İngiliz oyuncu, şimdi Hollywood'un en etkili figürleri arasında. Netflix'in 8,2 milyon seyircisi olan dizisi 'Stranger Things'te rol alan küçük oyuncu, rolü uğruna saçını kazıtmasıyla dikkat çekti.Şimdi hem moda hem de film dünyasının en aranan isimleri arasında yer alan Brown, Teen Vogue dergisi tarafından hazırlanan '2016'nın Çıkış Yapan Yıldızları' listesine girdi. 12 yaşındaki oyuncu, dünyanın en büyük sinema veri tabanı IMDB'de en çok aranan ünlü oldu. Genç aktris için, film başına 3 milyon sterlin (12,5 milyon milyon TL) kazanabilecek konumda olduğu yorumları yapılıyor. Sinema sektörü yayını Variety, bu durumu, Bazı oyuncuların bu parayı kazanması bir ömür boyu, çok sayıda projede yer alarak mümkün oluyor şeklinde yorumladı. Bir yapımcı, Millie nitelendirilemeyen bir yıldız kalitesine sahip. Çok yetenekli ve çalışkan ama her şeyden önce aşırı derecede istekli, iddialı ve kararlı. Sadece 12 yaşında olabilir ama Millie ve ekibi çok yoğun bir kariyer planı hazırlamış durumda şeklinde konuştu. Aynı yapımcı ayrıca, 2017'den itibaren Millie film başına 3 milyon sterlini aşkın kazanç elde edebilir ve bu rakam 16 yaşına geldiğinde daha da yükselecektir dedi. Millie Bobby Brown için, Harry Potter'a çocuk oyuncu olarak katılan ve büyük bir şöhret yakalayan Emma Watson kıyaslaması yapılıyor. 11 yaşında filmde rol alan Watson, 15 yaşında Teen Vogue'da yer almıştı. Moda dünyasının da yeni gözdesi olan Millie Bobby Brown'ın kıyafetlerini annesi seçse de genç oyuncunun en çok Burberry ve Stella McCartney tasarımlarını beğendiği öğrenildi. Brown, bu yılın başlarında Vogue dergisine röportaj vermesinin yanı sıra New York Moda Haftası'nda, 'büyük arkadaşı' ve rol arkadaşı Winona Ryder ile birlikte ön sırada oturdu Stranger Things dizisinin seçmelerinden başarıyla geçerek dizide oynama hakkı elde eden, dört kardeşin üçüncüsü olan Brown'ı babası şöyle anlattı: Diğer çocuklarım çizgi film izlerken Millie; Chicago, Moulin Rouge, Annie ve Bugsy Malone gibi müzikalleri izlerdi. Bir melodi tuttururdu. Şu sıralar Stranger Things dizisinin ikinci sezonu için çalışan Brown için ailesi temkinli. Babası, Millie'nin kendini baskı altında hissetmemesi önemli. O bir çocuk. Ödevlerini yapmak zorunda. Diğer her şey onun için ödül şeklinde konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/12-yil-boyunca-cocugu-olmayan-ciftin-evlatlik-kelimesinin-anlamini-ogrendigi-o-anin-hikayesi/", "text": "Evleneli on iki yıl olmuştu. Çocuk sahibi olamamıştık. Tedavi için gittiğimiz doktorların hemen hepsi aşağı yukarı aynı şeyleri söylemişlerdi. Bu gerçekleri duymak eşim için de benim için de her seferinde yıkım oluyordu. Çocuk sahibi olabilmeniz imkansız görünüyor Bu kelimelerin her tekrarlanışı umudumuzu iyice yitirmemize neden olmuştu. -Neden evlatlık edinmiyoruz? dedim eşime.. -Sahipsiz onca çocuk varken... Belki de Allah onlardan birine sahip çıkmamızı istiyor. Ve belki de bu yüzden bir bebek sahibi olmamızı dilemiyor. Yetimhanede bebeklerin bulunduğu bölüme girer girmez, ilk onu gördüm. Ayaklarını havaya dikmiş, elleri ile onlara ulaşmaya çalışıyordu. Harukulade bir bebekti ve ben ondan gözlerimi alamıyordum. -Bu... bunu kendimize evlat edinelim dedim. Daha ilk bakışta ona karşı öylesi güçlü bir sevgi hissettim ki, sanki doğurduğum çocuğumu emanet bıraktığım bir yerden geri almak üzere gelmişim hissine kapıldım. -Ben bu bebek için sonuna kadar mücadele edeceğim. dedim eşime Oda zaten bu konuda en az benim kadar kararlıydı. O günden sonra, gerçekten de onun için çok mücadele etmek zorunda kaldık. Bir çok araştırma, soruşturmaya tabi tutulduk. Aylarca uğraştık ama sonunda onu bize verdiler. Kızımızın hayatımıza girmesi ile birlikte yuvamızın tek eksiği de artık tamamlanmıştı. O harika bir bebekti. Eşimle ben onun için çıldırıyorduk. Aylin okul çağına geldiğinde ona gerçeği anlattık. Artık kendisinin öz anne ve babası olmadığımızı biliyordu. Bu gerçeği öğrenmiş olması onda tahmin ettiğimiz şoku yaratmadı. Küçücüktü fakat inanılmaz derecede olgun bir çocuktu. Birgün arkadaşı Leyla'yla sohbetlerine tanık oldum. Sevgili kızımın o gün arkadaşına söylediği sözler, benim hayatımda aldığım en güzel ödül oldu. Ben evlatlığım dedi Aylin Leyla şaşkın bir ifade ile sordu; Evlatlık ne demek? Küçük kızım şöyle yanıt verdi. Annenin karnında değil, yüreğinde büyümektir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/120-yasindaki-rahibe-gore-uzun-yasamanin-sirri-asik-olmayin-seks-yapmayin/", "text": "Dünya üzerinde yaşayan en yaşlı insan olduğu iddia edilen Hindu rahip, uzun ve sağlıklı yaşantısının sırrını cinselliğin olmadığı bir hayat ile açıkladı. Pasaportunda, Hindistan'ın Kalküta şehrinde 8 Ağustos 1896 tarihinde doğduğu yazan Hindu rahip Swami Sivananda, 120 yaşında olduğunu teyit ettirmek için Guinness Rekorlar Kitabı'na başvuruda bulundu. Rahip Sivananda, 2013 yılının haziran ayında 116 yaşında ölen Japonyalı Jiroemon Kimura'dan sonra yaşayan en yaşlı insan olduğuna inandığını belirtti. UZUN YAŞAMIN SIRRI: YOGA, BAHARATSIZ YEMEK, CİNSELLİĞİN OLMAMASI Kalküta şehrinde çok fakir bir ailede doğan Sivananda, bütün yaşantısını Varanasi kentinde sürdürdü. Sıra dışı yaşına rağmen hiçbir yardım olmadan ve tıbbi destek almadan hayatını sürdüren Sivananda, her gün saatlerce yoga egzersizleri yaptığını ifade etti. Yoga, baharatsız yemek,duygusal bağlılıktan uzak ve cinsel ilişkisiz bir hayat yaşaması sonucu 120 yaşına geldiğini belirten rahip: Disiplin, hayattaki en önemli şeydir. Bir kişi disiplin sayesinde yeme alışkanlığını değiştirebilir, düzenli spor yapabilir ve cinsel arzularını kontrol altına alabilir. İhtiyaçlarınız üzerindeki kontrol hayattaki en önemli kazanımınızdır. Maddeci bir hayat beni mutlu etmediği için uzun yaşadım. sözlerini dile getirdi. HAYATI BOYUNCA HİÇ YATAKTA YATMADI VE YASTIK KULLANMADI Rahip Sivananda zamanın değiştiğini ama kendisinin aynı kaldığını belirterek: Fakirliğin içinde doğduğum için hayattan büyük beklentilerim olmadı. Bugünlerde insanlar mutsuz, sağlıksız ve haysiyetsiz kişiler haline geliyor, bu bana çok acı veriyor. Ben insanların mutlu, sağlıklı ve barış içinde olmasını istiyorum. sözleriyle hissiyatını dile getirdi. 1.58 cm boyundaki Hindu rahip hayatında hiç yatakta yatmadığını ve yastık kullanmadığını söyledi. Yaşlı adam, zemine serdiği hint kenevirinden bir hasır üstünde yattığını ve bir tuğlayı kendisine yastık olarak kullandığını açıkladı. MÜNTESİPLERİ, REKORLAR KİTABINA BAŞVURMASI İÇİN İKNA ETTİ Guinness'in kendisini dünyada yaşayan en yaşlı insan olarak teyit edip etmeyeceği bilinmez fakat rahip Sivananda şimdiden Hindistan'da büyük bir şöhrete kavuştu. 120 yaşındaki adam, ülkede şehir şehir gezerek insanlar ve hayat üzerine konferanslar ve röportajlar veriyor. İç huzuru ve uzun yaşamanın sırrını merak eden bir sürü insan Sivananda'nın konferanslarını tıklım tıklım dolduruyor. Yaşlı rahip: Müntesiplerim, rekorlar kitabına başvurmam için beni ikna etti. Başlarda ismimi kamuoyuna duyurmaktan, hayatta hiçbir amaca hizmet etmeyeceği düşüncemden dolayı imtina ediyordum. Takipçilerim, adımı Guinness Rekorlar Kitabı'nda görmekten mutluluk duyacaklardır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/129-santimetre-boyundaki-bacaklari-yuzunden-is-bulayan-mankenin-drami/", "text": "1 metre 95 santimetre boyuyla dünyanın en uzun mankenleri arasında yer alan Chase Kennedy, 129 santimetrelik devasa bacak boyu nedeniyle ajanslar tarafından geri çeviriliyor. Uzun boylu olmaktan dolayı son derece memnun olduğu ifade eden Chase, tek sıkıntısının ajanslar tarafından geri çevrilmek olduğunu ifade ediyor. Kennedy, 1.29 metre uzunluğundaki bacaklarının ABD'nin en uzun bacakları olduğu düşünülüyor. Ancak ne yazık ki dünya rekoru Kennedy'e ait değil. Kennedy'nin bacakları Guinness rekorunu elinde tutan Svetlana Pankratova'dan yalnızca 2 santim daha kısa. Kennedy ajanslar tarafından geri çevrilmesine karşın uzun boyun birçok avantajı olduğuna inanıyor. Lisedeyken oynadım ve bu tarz sporlarda takıma seçilirken boyunuzun uzun olması büyük bir avantaj. sözleri ile bu avantajı vurgulayan Chase, liseye başladığı sırada boyunun 185 cm olduğunu da belirtiyor. Daha gençken, sırf uyum sağlayabileyim diye küçük olmak isterdim. Sonuçta farklı duruyorsunuz ve o yere aitmiş gibi hissetmiyorsunuz. Her zaman tuhaf bir tiptim ve dikkat çekmek istemiyordum. Ancak büyüdükçe bunun beni ben yapan şey olduğunu fark ettim. Sinemada arkamızda oturan insana üzülüyorum. İnsandan duvar gibiyim."} {"url": "https://www.thegeyik.com/13-yildir-saclarini-kestirmeyen-modern-rapunzel-ile-tanisin/", "text": "Dashik Gubanova, Rusya'nın güzel kızlarından biri. Ama onu böyle ünü yapan ve binlerce takipçiye kavuşmasını sağlayan şey; saçları. Daha ilk fotoğraftan itibaren Dashik Gubanova'nın saçlarından etkileneceksiniz. Dile kolay tam 13 yıldır saçlarını bir kez bile kestirmemiş. En son 2013 yılında saçlarını kestirdikten sonra bir karar almış ve saçlarını uzatmaya karar vermiş. Ve bu uzatmanın da bir hedefi var. Yere kadar saçlarının uzanmasını bekliyor. Dashik Gubanova'nın saçlarını uzattıktan sonraki hedefi ise saçları kestirip bunu peruk olarak bir yardım kuruluşuna bağışlamak. Hepinizin merak ettiği konuya gelelim. Bu saçlara nasıl bakıyor? Saatlerce uğraşıyormuş. Önceden işi daha kolay olsa da bu Rapunzel durumu duyuldukça saçlara harcadığı zaman da artmış. Instagram'da takip etmek isteyenler için adresi: instagram.com/dashik_gubanova/ Kendisine saç bakımında kolaylık diliyoruz 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/14-odul-alan-billie-eilish-2018de-intihar-etmeyi-dusundum/", "text": "Kısa süre önce 18 yaşına giren ABD'li şarkıcı Billie Eilish, 2018'de kendini çok kötü hissettiğini ve bir keresinde Almanya'dayken intihar etmeyi düşündüğünü ancak annesinin yardımıyla aldığı terapiler sayesinde vazgeçtiğini söyledi. Geçen aralık ayında 18 yaşına basan şarkıcı, söz yazarı, model ve dansçı Billie Eilish, ünlü sunucu Gayle King'in CBS kanalındaki programında 2018'de hayatını sonlandırmayı düşündüğünü söyledi. Mart 2019'da çıkardığı 'When We All Fall Asleep, Where Do We Go?' isimli albümü uluslararası başarıya ulaşan genç şarkıcı, Geçen sene çok mutsuzdum. Hiç keyfim yoktu. Bir daha asla mutlu olamayacağımı düşünüyordum. 17. yaşımı tamamlayamayacağımı düşünüyordum dedi. 'Nasıl ölebileceğimi düşündüğümü fark edince ağlamaya başladım' Daha önce birkaç kez kendisine zarar verdiğini itiraf eden Eilish, kollarında kesikler olduğunu ve bunları gizlemeye çalıştığını söyledi. James Bond filmine şarkı yapan en genç şarkıcı olarak tarihe geçen ve birçok müzik ödülü alan Eilish, bu genç yaşında ünlü olmanın getirdiklerinin kendisine ağır geldiğini, tanındığı için rahatça dışarı çıkamadığını ve bu nedenle arkadaşlarından kopmanın onu son derece mutsuz ettiğini dile getirdi. Eilish, King'in kendisini öldürmek için somut bir adım atıp atmadığını sorduğunda ise Evet. Turnem için Berlin'de bir oteldeydim. Odamda bir pencere vardı. Daha sonra nasıl ölebileceğimi düşündüğümü fark edince ağlamaya başladığımı hatırlıyorum diye cevap verdi. 'Her zaman umut var' Daha sonra durumu annesi Maggie Baird'e anlattığını belirten Eilish, onun ayarladığı terapiler sayesinde iyileştiğini söyledi. Şimdi kendimi tekrar seviyorum. Yaptığım işi seviyorum. Ünlü olmayı, tüm gözlerin üzerimde olmasını seviyorum diyen Eilish, hayranlarına da mesaj verdi: Hayatı yolunda gitmeyen ve mutlu hissetmeyenlere söyleyeceğim şey: her zaman umut var. Eilish ayrıca, King'in sorusu üzerine, son şarkılarından 'Burry a Friend'de geçen 'Bugün, sıkıcı şeyler hakkında düşünüyorum. Boğulmak istiyormuşum gibi, sonumu getirmek istiyormuşum gibi' sözlerinin de o zamanki ruh halini yansıttığını doğruladı. Şarkıcı 2018'de ayrıca, istemsiz, hızlı, ani bedensel tiklere ve ses tiklerine sebep olan Tourette sendromundan muzdarip olduğunu da açıklamıştı. 2019'da 14 ödül 62. Grammy ödüllerinde 6 dalda adaylığı bulunan Ellish, 2019 MTV Avrupa Müzik Ödülleri'nde 'En iyi yeni şarkıcı', American Music Awards'da 'Yılın yeni sanatçısı', Apple Müzik Ödülleri'nde ise 'Yılın Sanatçısı' ve 'Yılın Söz Yazarı' seçilmişti. Şarkıcı 2019'da toplam 14 ödüle layık görüldü. Ellish ayrıca Spotify'ın 'Dünyada en fazla dinlenen şarkıcılar' listesinde Post Melone'dan sonra ikinci sıraya yerleşmişti. Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/15-yilda-mustafa-kemal-ataturkun-kurdugu-46-fabrika/", "text": "Cumhuriyet'in ilk 15 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan ve ülkemizin kalkınmasına büyük katkılarda bulunan 46 fabrikayı ekşisözlük'ten metamorfoz sizler için sıralamış. 1-ankara fişek fabrikası (1924) 2-gölcük tersanesi (1924) 3-şakir zümre fabrikası (1925) 4-eskişehir hava tamirhanesi (1925) 5-alpullu şeker fabrikası (1926) 7-uşak şeker fabrikası(1926) 8-kırıkkale mühimmat fabrikası (1926) 9-bünyan dokuma fabrikası (1927) 10-eskişehir kiremit fabrikası (1927) 11-kırıkkale elektrik santrali ve çelik fabrikası (1928) 12- ankara çimento fabrikası (1928) 13-ankara havagazı fabrikası (1929) 14-istanbul otomobil montaj fabrikası (1929) 15-kayaş kapsül fabrikası (1930) 16-nuri killigil tabanca, havan ve mühimmat fabrikası (1930) 17-kırıkkale elektrik santrali ve çelik fabrikası (1931- genişletildi) 18-eskişehir şeker fabrikası (1934) 19-turhal şeker fabrikaları (1934) 20-konya ereğli bez fabrikası(1934) 21-bakırköy bez fabrikası (1934) 22-bursa süt fabrikası (1934) 23-izmit paşabahçe şişe ve cam fabrikası (1934 temel atma) 24-zonguldak antrasit fabrikası (1934 temel atma) 25-zonguldak kömür yıkama fabrikası (1934) 26-keçiborlu kükürt fabrikası (1934) 27-ısparta gülyağı fabrikası (1934) 28-ankara, konya, eskişehir ve sivas buğday siloları (1934) 29-paşabahçe şişe ve cam fabrikası (1935 tamamlandı) 30-kayseri bez fabrikası (1934 temel atma) 31-nazilli basma fabrikası (1935- temel atma) 32-bursa merinos fabrikası (1935 temel atma) 33-gemlik suni ipek fabrikası (1935 temel atma) 34-keçiborlu kükürt fabrikası (1935) 35-ankara çubuk barajı (1936) 36-zonguldak taş kömür fabrikası (1935) 37-barut, tüfek ve top fabrikası (1936) 38-nuri demirağ uçak fabrikası (1936- ilk türk uçağı nud-36 üretildi) 39-malatya sigara fabrikası (1936) 40-bitlis sigara fabrikası (1936) 41-malatya bez fabrikası (1937 temel atma- bu fabrika hariç bütün bez ve dokuma fabrikaları atatürk'ün sağlığında açılmıştır.) 42-izmit kağıt ve karton fabrikası (1934- temel atma) 43-karabük demir çelik fabrikası (1937- temel atma) 44-divriği demir ocakları (1938) 45-izmir klor fabrikası (1938- temel atma) 46-sivas çimento fabrikası (1938-temel atma) not: Bu fabrikalar sayesinde 1929-1938 yılları arasında ağır sanayi üretimi %152 artarken toplam sanayi üretimi %80 artmıştır. kömürde %100, kromda %600, diğer madenlerde %200 artış olurken demir üretimi 0'dan 180.000 tona çıkmış, şeker üretimi 200 misli artmıştır. 1926'da başlayan şeker üretimi 1927-1930 arasında 5162 tondan 95.192 tona çıkmıştır. tekstil sanayi ülkenin tekstil ihtiyacının %80'ini karşılar duruma gelmiştir. tekstil ürünleri ithalatı 1927'de 51.000.000 Türk lirası iken bu rakam 1939'da 11.900.000 Türk lirasına düşmüştür. 1924-1929 arasında pamuk ürünleri üretimi 70 tondan 3773 tona, yün 400 tondan 763 tona, ipek 2 tondan 31 tona çıkmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/15-yili-deviren-yuzuklerin-efendisi-serisi-hakkinda-bilmeniz-gereken-15-detay/", "text": "Bu fotoğraf karesiyle başladı her şey. Yıllar sonra ekip bir araya gelmiş, serinin ilk filmi yayınlanalı tam 15 yıl olmuştu. Bunca güzel şeyin üzerine biz de kayıtsız kalamadık 15 Yılı Deviren Yüzüklerin Efendisi Serisi Hakkında Bilmeniz Gereken 15 Detay'ı sizler için sıraladık. Orta Dünya'ya selam olsun! 1# Yüzük Kardeşliği filminin çekimleri sırasında Viggo Mortensen düşerek ön dişini kırmış, set ekibinin tüm baskılarına rağmen dişini yapıştırıcı ile sabitleyip filmin çekimlerini tamamlamıştır. 2# Gandalf'ın kafasını çarptığı sahne gerçekte bir kazadır. Ancak filmin yönetmeni Peter Jackson bu sahneyi doğal bularak filme koymuştur. 3# Peter Jackson üçlemenin bütün filmlerinde kendine küçük roller yazmıştır. *Yüzük Kardeşliği *İki Kule *Kralın Dönüşü 4# Viggo Mortensen'in setteki talihsizlikleri bitmemiş. Sahne gereği kaska tekme atan Mortensen parmağını kırmıştır. 5# Serinin çekimlerine ev sahipliği yapan Yeni Zelanda Hükümeti, Lord Of The Rings Bakanlığı kurmuştur. *Çekimlerin Yeni Zelanda ekonomisine 200 milyon dolar katkısı olmuş, bu gelirin kullanımı nedeniyle bakanlık kurulmuştur. 6# Üçlemede bir cüce olan Gimli'yi canlandıran usta aktör John Rhys-Davies, setteki en uzun oyunculardan biridir. 7# Nazgul çığlıklarının yapımında Peter Jackson'un eşi Fran Walsh büyük rol oynamıştır. *Walsh'in sesine domuz ve at sesi eklenmiştir. 8# Gandalf'ın Shadowfax'ı çağırdığı efsane sahne tek seferde çekilmiştir. 9# Gollum'un jestleri eroin bağımlılarının yoksunluk anları esas alınarak hazırlanmıştır. 10# Viggo Mortensen film boyunca dublör kullanmamış, çekimler sırasında gerçek kılıç kullanmayı tercih etmiştir. Kılıç dövüşlerinin kareografisini yapan Bob Anderson'a Mortensen o ana kadar eğittiği en iyi dövüşçüdür. 11# Grima Solucandil karakterini canlandıran Brad Dourif 2 yıl içinde 5 kez kaşlarını kazımak zorunda kalmıştır. 12# Serinin oyuncuları arasında Tolkien ile tanışma şansı yakalayan tek kişi geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz usta oyuncu Christopher Lee'dir. 13# Liv Tyler, Arwen rolü için yapılan prostetik kulakları arabasında unutarak erimesine sebep olmuş ve devam sahnelerinde Arwen'in kulakları saçları ile gizlenmiştir. 14# Shelob tarafından sokulan Frodo'nun ağzındaki köpükler için Elijah Wood, Alka Seltzer tableti kullanmıştır. 15# Faramir rolü için seçmelere giren Orlando Bloom sete Legolas olarak girmiştir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/16-farkli-ulkeye-gore-standart-hayat-senaryolarini-gosteren-grafikler/", "text": "Her yaşın ayrı bir güzelliği var, en güzel çağımdayım tadında yaşasak bile aslında toplumsal olarak belli yaşlarda belli kalıplarda hareket ediyoruz. Okul bitti, askerlik bitti, iş buldun, hadi evlen artık sıralaması erkekler için ne kadar sıradansa; kadınlar için de kızım yaşın 30 oldu evlenmiyor musun?, bana bir torun yap kızım sıralaması da o denli sıradan. Bu kalıplar sadece bizim için değil aslında bütün toplumlar için geçerli. Şimdi birlikte bakalım hangi toplum, hangi yaşta neler yapıyor. 1# ABD 2# Almanya 3# Angola 4# Brezilya 5# Büyük Britanya 6# Fransa 7# Güney Kore 8# Hindistan 9# İsveç 10# Japoya 11# Kanada 12# Kenya 13# Nepal 14# Rusya 15# Suudi Arabistan 16# Şili Kaynak:brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/16-maddede-erkeklere-ozel-beslenme-onerileri/", "text": "Sağlıklı ve doğru beslenme kadınlar için olduğu kadar erkekler için de önemlidir. Özellikle büyük şehirlerdeki yoğun tempolu çalışmanın erkeklerde beslenmeyi düzensizleştirdiğini belirten Uzman Diyetisyen İpek Ağaca Özger; iş yemekleri, uzun toplantılar, seyahatler ve masa başında geçen saatlerin tehlikeli olduğunu, mutlaka beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Erkeklerin metabolizması kadınlara göre daha düzenli çalışmaktadır. Ayrıca günümüzde pek çok kişi spor yapmaya özen göstermektedir. Ancak metabolizmanın iyi çalışması ve tek başına spor yapmak yeterli değildir. Beslenmenin de kontrol altında olması gerekmektedir. Özellikle masa başı çalışanlarda sağlıksız beslenme sonucu diyabet, obezite, yüksek kolesterol gibi rahatsızlıklar görülebilmektedir. Bu durumda da yine beslenmeyi düzene sokmak, yenilip içilene dikkat etmek sizi bu gibi rahatsızlıklara karşı koruyacaktır. Daha sağlıklı, daha zinde ve daha enerjik olabilmek için doğru beslenmek gerekmektedir. Bunun için gün içerisinde yediklerimize ve tüketilen içeceklere dikkat edilmelidir. Özellikle ara öğünlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Uzman Diyetisyen İpek Ağca Özger'in yoğun tempolu şehir erkekleri için beslenme önerileri şunlar: 16 maddede erkeklere özel beslenme önerileri 1- Sabah iş yerinizde güne başlarken çay, kahve yerine, büyük bir bardak su ile güne başlayın. 2- Günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı asla atlamayın. Kahvaltıda yumurta tüketmeye çalışın 3- Kahvaltınızı işyerinde yapıyorsanız poğaça, açma yerine beyaz peynirli, domates ve salatalık gibi sebzelerden oluşan tam tahıllı sandviç tercih edin. 4- Renkli beslenin! Turuncu, mor, kırmızı, yeşil, beyaz, kahverengi... Her renkteki meyve ve sebzeden her gün az da olsa tüketmeye çalışın. Unutmayın; her renk farklı antioksidan içeriğini gösterir. 5- Günde 3 kupa kahve için. Kahve metabolizmayı hızlandırır, performansı arttırır, depresyondan korur ve çok güçlü doğal antioksidanlar içerir. Kahvelerinizde krema değil, süt tercih edin; şeker kullanmayın. 6- Gün içinde ara öğünlerinizi ihmal etmeyin; 3 saatte bir minik ara öğünler yapın. Çalışma performansınızın ve konsantrasyonunuzun da arttığını göreceksiniz. 7- Sağlıklı ara öğünler tercih edin. Örneğin: Meyveli yoğurt veya taze meyveler veya yulaflı bisküvi + sütlü kahve veya tost + ayran veya kuru meyve + süt veya 2 ceviz + kuru meyve veya kefir + kuru meyve gibi 8- Gün içerisinde asansör yerine merdiven kullanın. 9- Her gün 1 saat hafif tempo yürüyüş yapın. İdeal kilonuzu korumak için çok önemli olan yürüyüş, kalp sağlığınızı da korur. 10- Fiziksel aktivitenizi arttırmak ve doğayı korumak adına araba yerine toplu taşıma kullanmaya çalışın. 11- İki saatten fazla masanızda hareketsiz oturmayın. Ofis içinde sık sık hareket edin. 12- Öğle yemeklerinde fast-food restoranlar yerine ev yemekleri veya ızgara tarzı besinlerin sunulduğu yerleri tercih edin. 13- Masa başı çalışırken beyaz çay, papatya çayı, ada çayı, melisa gibi bitki çaylarını tercih edebilirsiniz. 14- İçecek olarak asitli içecekler ve hazır meyve sularından kaçının. Bunların yerine limonlu açık çay, bitki çayları, taze sıkılmış meyve suyu, ayran, süt tercih edebilirsiniz. 15- İş toplantılarının sizi şişmanlatmasına izin vermeyin! Toplantı sırasında yapılan atıştırmalar, sağlıklı seçimlerden oluşmalı. Taze veya kuru meyveler; ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlar toplantı masasında bulunabilir. 16- Günde 2,5 litre su içmeyi ihmal etmeyin. Arabanızda, el çantanızda, çalışma masanızda, başucunuzdaki komidinde her daim su bulundurun."} {"url": "https://www.thegeyik.com/16-siyasi-figurun-sohreti-yakalamadan-onceki-toy-halleri/", "text": "Şimdilerin ve yakın tarihin en önemli siyasi aktörlerinin gençliklerine doğru nostaljik bir yolculuk yapmaya ne dersiniz? Evet diyorsanız, bu önemli siyasi figürlerin henüz toy olduğu zamanlara uzanalım ve bu önemli figürlere farklı bir perspektiften bakalım. İşte Dünyanın En Önemli 16 Siyasi Figürünün Şöhreti Yakalamadan Önceki Toy Halleri; 1# Barack Obama 2# Silvio Berlusconi 3# George Bush Jr. 4# Fidel Castro 5# Hugo Chavez 6# Ernesto Che Guevara 7# Winston Churchill 8# Hillary Clinton 9# Kraliçe II. Elizabeth 10# Mikhail Gorbachev 11# Kate Middleton 12# Boris Yeltsin 13# Donald Trump 14# Margaret Thatcher 15# Vladimir Putin 16# Michelle Obama 16 Siyasi Figürün Şöhreti Yakalamadan Önceki Toy Halleri Şimdilerin ve yakın tarihin en önemli siyasi aktörlerinin gençliklerine doğru nostaljik bir yolculuk yapmaya ne dersiniz? Evet diyorsanız, bu önemli siyasi figürlerin henüz toy olduğu zamanlara uzanalım ve bu önemli figürlere farklı bir perspektiften bakalım."} {"url": "https://www.thegeyik.com/16-unlunun-acik-artirmayla-satilan-garip-seyleri/", "text": "Hayranlık, taraftarlık bunlar önemli aktiviteler olsa da, açık artırmayla satılan ve ünlü yıldızların bu kadarı da çılgınlık dedirten eşyalarını listeliyoruz. Listede, peçeteden, iç pantolona, çürük dişten, kirli çamaşıra, sütyenden, tosta kadar birçok şey bulunuyor. 1# Jennifer Lawrence'ın spor yaparken kullandığı sutyeni 3175 dolar 2# Scarlett Johansson'ın peçetesi 5300 dolar 3# Justin Timberlake'in Fransız tostu 1025 dolar 4# Angelina Jolie ve Brad Pitt'in nefesi 530 dolar 5# Britney Spears'in Sakızı 14.000 dolar 6# Gary Coleman'nın pantolonu 500 dolar 7# Jerome David Salinger'in tuvaleti 1.000.000 dolar 8# Justin Bieber'in saçı 40.000 dolar 9# John Lennon'ın çürük dişi 31.000 dolar 10# Marilyn Monroe'nun göğüs röntgeni 45.000 dolar 11# Pharrell Williams'ın şapkası 44.100 dolar 12# Kraliçe Elizabeth'in çamaşırı 18.000 dolar 13# ABD'nin 40. başkanı Ronald Reagan'ın kanı 30.000 dolar 14# William Shatner'ın böbrek taşı 25.000 dolar 15# Wil Wheaton'ın buruşuk masa tenisi topu 1135 dolar 16# Michael Jackson'ın kirli çamaşırı 1.000.000 dolar sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/16-yasinda-okuldan-atildiktan-sonra-zengin-oldu-tam-bir-basari-hikayesi/", "text": "Okuldan atılanlar daha bir başarılı oluyor sanki Danny Lambo da bunun en büyük örneklerinden biri. Yıllar önce sen bu hayatta hiçbir şey olamazsın denilerek okuldan atılan, öğretmen anne ve babasını hayal kırıklığına uğratan Danny Karne yani LAMBO şimdilerde en zenginler arasında. Geçtiğimiz gece de Miss Great Britain'i sundu. Orta halli bir öğretmen çiftin oğlu olarak başlayan ve 16 yaşında okuldan atıldıktan sonra tamamen farklı bir hayata kavuşan, kendi deyimiyle İngiltere'nin en hızlı Playboy'unun hikayesi: Herkesin tek rakibi Hugh Hefner diye nitelendirdiği, sosyal medya paylaşımları nedeniyle de Dan Bilzerian'a benzettiği Danny Lambo, her röportajında neredeyse gururla söylediği gibi 16 yaşında okuldan atıldı. Hem de Sen hayatta başarısız olacaksın denilerek. Bugün 25 milyon sterlinin üzerinde bir serveti olan Danny Lambo Annem ve babam öğretmendi ve çok da iyi kazanmıyorlardı. Babam benim şimdi oğluma hediye alabileceğim gibi lüks bir araba alamazdı bana diye anlatıyor o günleri. Bugün Danny Lambo'nun sahip olduğu üç lüks otel ve emlak imparatorluğu ona sürdürdüğü lüks yaşam için kaynak sağlıyor. Bu soyadı ise gerçek değil. Asıl soyadı Karne ama Lamborghini arabalara olan tutkusu yüzünden Danny Lambo olarak tanınıyor. Kendi servetini kendi yaratan Danny Lambo hakkında en çok merak edilen konulardan biri de evli olup olmadığı. Lambo'nun iki yaşında bir oğlu var ama oğlunun annesiyle ilişkisi çoktan bitti. Lambo'nun oğlu ve eski sevgilisi Moskova'da yaşıyor. Danny Lambo'nun kaderinin nasıl değiştiğine yani bu kadar serveti nasıl yaptığına gelirsek: Her şey arkadaşlarıyla birlikte bir barda şarkı söylerken aldığı Uzakdoğu turnesine çıkın teklifiyle başladı. Bundan sonraki dört yılını Asya ülkelerinin yanı sıra Avustralya ve Yeni Zelanda'da çağrıldıkları her yerde şarkı söyleyerek geçirdi. O sıralarda otel kültürüyle tanıştı. O dönemi da şöyle anlatıyordu Danny Lambo: Oteller benim müzik dışındaki dünyamı oluşturmaya başlamıştı. En iyi arkadaşım otelin kapı görevlisiydi, oda hizmetlerindeki güzel kızlarla çıkıyordum diye anlatıyor o dönemi. Bu uzun turne döneminin ardından eve döndüğünde ise kafasında bir fikir vardı: Bir otel alıp işletmek. Kazanıp biriktirdiği her kuruşu da bu iş için kullanmaya kararlıydı. Danny Lambo, bu hayalini kısa sürede gerçekleştirdi. Biriktirdiği parayla 30 odalık bir otel satın aldı İş mimar olan ablasının da yardımıyla oteli dekore ettiler. İşte Danny Lambo'yu büyük bir servete kavuşturacak olan serüven Pavillion adlı bu otelle başladı. Bu otel kısa sürede aralarında Morrissey, Duran Duran, Naomi Campbell, Kate Moss gibi ünlülerin uğrak yeri oldu. Bu başarının ardından da daha fazla otel ve gayri menkul satın almaya başladı. Ne diyelim Allah arttırsın olmayanlara da versin 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/17-kadindan-22-cocugu-var-bunu-iyilik-icin-yapiyor-ama-arada-basina-bela-almis/", "text": "İnsanlara yardım etmenin çok çeşitli yolları var ama kahramanımız sizin alışık olmadığınız bir yöntem seçmiş. 22 tane çocuğa babalık ediyor şu an. Hem aklınıza geldiği gibi hem de ilk anda düşünmediğiniz gibi bu çocuklara sahip olmuş. Buyrun baba gibi babanın hikayesi: Amerika Birleşik Devletleri'nde sperm bankasına para vermek istemeyen ve çocuk sahibi olmak isteyen kadınların alternatifi Ari Nagel adlı bir öğretim üyesi. Nagel'in eşinden 3, spermini verdiği kadınlardan ise 19 çocuğu var. Ari Nagel, kendisini adeta baba olmaya adamış durumda. Ancak bunu bir aile kurmak yerine çocuk sahibi olmak isteyen lezbiyen çiftlere ya da tek başına yaşayan kadınlara spermlerini bağışlayarak yapıyor. Kadınlar da sperm bankasına binlerce dolar ödemek yerine spermlerini ücretsiz veren Nagel'i tercih ediyor. Zaman zaman çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarla cinsel ilişkiye giren Nagel, çoğu zaman kadınlara sadece spermlerini veriyor. 8 yıl önce bir kadın arkadaşı için sperm donörü olan Nagel, daha sonra başka kadınlarla buna devam etmiş. Nagel'in ünü internet üzerinden yayılmış ve birçok kadın kendisinden çocuklarının babası olmasını istemiş. Nagel'in sperm donörlüğüyle 17 kadından 22 çocuğu var. Ve bunlar genelde siyahi kadınlar. Nagel bu işten para kazanmadığı gibi bazı kadınların, çocuğun masrafları için kendisini dava etmesi sonucu ödeme yapmak zorunda kalmış. k:t24"} {"url": "https://www.thegeyik.com/18-20-yas-arasi-calisanlar-sokaga-cikma-yasagindan-muaf-tutuldu/", "text": "İçişleri Bakanlığı, valiliklere gönderdiği genelgede 18 ile 20 yaş arasındaki kamu çalışanları, özel sektörde çalıştığını belgeyenler ve mevsimlik tarım işçilerinin sokağa çıkma yasağından muaf tutulacağını bildirdi. Genelgede yeni tip koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında bugüne kadar ilgili bakanlıklar, valilikler, kamu kurum ve kuruluşları tarafından birçok tedbir alındığı hatırlatıldı. Bu kapsamda 1 Ocak 2000 sonrasında doğanların sokağa çıkmalarını geçici yasaklayan düzenlemenin uygulamada bazı tereddütlere neden olduğu belirtildi. Tereddütlerin giderilmesi ve uygulama birliğinin tesis edilmesi amacıyla 18 ile 20 yaş arasındakiler için hangi durumlarda istisna getirileceği, genelgede şu şekilde yer aldı: Buna göre, doğum tarihi 1 Ocak 2000 ile 1 Ocak 2002 tarihleri arasında (18 ile 20 yaş aralığında) olmakla beraber, kamu kurum ve kuruluşlarında memur, sözleşmeli personel veya işçi statüsünde görevli olanlar, özel sektörde düzenli bir işe sahip olan ve sosyal güvenlik kayıt belgesi ile bu durumu belgeleyenler, tarımsal üretimin sürekliliği açısından önemli bir fonksiyona sahip olan ve iller arasındaki planlama, seyahat ve konaklama koşulları 3 Nisan 2020 tarih ve 6202 sayılı genelgemiz ile düzenlenen mevsimlik tarım işçileri, 3 Nisan 2020 tarih ve 6235 sayılı sayılı Bakanlık genelgesi ile getirilen sokağa çıkış yasağından muaf tutulacak. Bu istisnalar, 1 Ocak 2002'den sonra doğanlara (18 yaşından küçüklere) uygulanmayacak. Sokağa çıkış yasağından muaf tutulanlar istisna kapsamında olduklarını kanıtlayacak belgeleri yanlarında bulundurmak ve denetimler sırasında bu belgeleri ibraz etmek zorunda olacak. Genelgede vali ve kaymakamlardan gerekli kararların ivedilikle alınması, uygulamada herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesi ve mağduriyetlere neden olunmaması istendi. Euronews"} {"url": "https://www.thegeyik.com/18-yy-modasi-tekrar-trend-olsaydi-nasil-gorunurdu/", "text": "Aydınlanma Çağı olarak da tarihte kendine isim bulmuş olan 18. yüzyılın peruklu, güzel kıyafetli resimlerine baktıysanız oldukça tarz olduğunu görmüşsünüzdür. Peki şimdinin dünyasında da aynı şeyler tarz olsaydı nasıl olurdu? Thibault Carron isimli dünyaca ünlü fotoğrafçı bu soruya cevap aradığı çalışmasında bir kadını o dönemin kıyafetleriyle giydirmiş ve günlük hayatın içinden karelerle 18.yy modasını günümüze getirmiş. 18.YY Modası Tekrar Trend Olsaydı Nasıl Görünürdü? Aydınlanma Çağı olarak da tarihte kendine isim bulmuş olan 18. yüzyılın peruklu, güzel kıyafetli resimlerine baktıysanız oldukça tarz olduğunu görmüşsünüzdür. Peki şimdinin dünyasında da aynı şeyler tarz olsaydı nasıl olurdu? Thibault Carron isimli dünyaca ünlü fotoğrafçı bu soruya cevap aradığı çalışmasında bir kadını o dönemin kıyafetleriyle giydirmiş ve günlük hayatın içinden karelerle 18.yy modasını günümüze getirmiş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/1928-model-araba-ve-4-cocukla-dunyayi-gezen-cift/", "text": "İşi gücü bırakıp dünyayı gezen kişilere hayran olmamak elde değil. Onlara her baktımızda aslında başka bir hayat mümkün diyebiliyoruz. Bundandır onların hikayelerini okumak bizlere de iyi geliyor. Bu çiftimiz çocukluktan beri arkadaşlar ve 1996 yılında evleniyorlar. Herman ve Candelaria Zapp isimli çiftimizin 1928 model bir de arabaları var. Çift evlilikle birlikte dünyayı gezmeye de başlıyor. 1928 Graham Paige Model 610 arabalarıyla ilk olarak Güney Amerika'dan Alaska'ya kadar yolculuk yapıyorlar. Evet o fotoğrafta gördüğünüz de ilk çocukları 🙂 Sonrasında bu gezme aşkı onlara öyle bir işliyor ki ne çocuk yapmaktan vazgeçiyorlar ne de gezmekten. 5 kıtada 50 ülke gezen çiftin 3 erkek 1 de kız çocuğu olmuş. Çocuklar geze geze büyüyor 🙂 Ha nerden para kazanıyorlar derseniz, çok parayla işi olan insanlar değiller zamanla ünlenmişler ve destekçileri, onları ağırlıyor. K"} {"url": "https://www.thegeyik.com/1973-yilinda-vanda-bulunan-ve-saklanan-heykelin-gizemi/", "text": "Zecharia Sitchin ve Heykel 1973 yılında Van'da Urartulardan kalma olduğu düşünülen bir heykel ele geçirilir ve İstanbul Arkeoloji Müzesine teslim edilir. Fakat her nedense eser sergileneceğine, tam tersi kadife bezlerle sarılıp sarmalanıp kaldırılır. O zaman Türkiye'de yayımlanan 'Bilinmeyen' dergisi bu durumu konu eder. Çünkü bir roket içindeki başsız astronot heykelidir söz konusu olan. Olay Alman dergilerine de yansıyınca dünyanın en tanınmış Sümeroglarından Zecharia Sitchin'in ilgisini çeker. Bu esnada ünlü Alman dergisi Magazin 2000, İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne bu eserin neden sergilenmediğini sorar. Gelen yanıt şöyledir: Heykel, ait olduğu dönemin tarzını yansıtmıyor, bir uzay kapsülünü andırıyor olsa da elbette o zaman böyle şeyler yoktu. Dolaysıyla heykelin sahte olduğunu düşünüyoruz. Dergiye verilen bu yanıtla daha da meraklanan Zecharia Sitchin, sırf bu heykeli görmek için İstanbul'a gelir. O zamanın Arkeoloji Müzesi Müdürü Dr. Alpay Pasinli ile görüşür. Müdür heykelin sahte olduğunda ısrar eder hatta alçı kalıba dökülmüş olabileceğinden bahseder. Bilim adamının ısrarıyla heykel getirilir. Sitchin evirir çevirir ve sorar, Alçı kalıba dökülmüş sahte diyorsunuz da alçı kalıpların birleşim yeri çizgisi olur hani nerede? Müdür, malzemenin hafif olmasını örnek göstererek bu başsız astronot heykelinin alçı ile mermer tozu karışımından yapılma ihtimalinin yüksek olduğunu ve muhtemelen bir şakacının işi olduğunu söyler. Sitchin küçük heykelciklerin yumuşak kayalardan yapılmasının normal olduğunu, sert taştan küçük heykel yapılmasının imkansız olduğunu iddia ederek karşı çıkar. Devamında Z. Sitchin, tarihçi ve Sümerolog olduğu için buna benzer yüzlerce heykel gördüğünü iddia etse de müdür, bu işin sorumluluğu gereği dünyada benzer başka örnekler olduğunu görmeden sergilemeyeceğini söyler... Sitchin'de bir örneğin Meksika'da olduğunu ve resimlerini göndereceğini ilave eder. Sitchin müzeden ayrılırken uyarmadan duramaz, Elinizde Giza Piramitlerinden bile değerli bir nesne var, bunu görmek için yüz binlerce insan İstanbul'a gelirdi, siz saklıyorsunuz... der. Zecharia Sitchin ziyaretinin ardından müzeye toparladığı dokümanları gönderir, Meksika'daki bir heykelle olan benzerlikleri gösteren belgeler ekler... Arkeoloji Müzesi'nin müdürü Dr. Pasinler ikna olur veya insiyatifini kullanır ve Ekim 1977 tarihinden itibaren heykel müzede sergilenmeye başlar. Fakat bu durum uzun sürmez, Dr. Pasinler'den sonra gelen müdür heykeli sergiden kaldırır ve kadife kutuların içindeki karanlık yuvasına geri yollar. Çünkü Urartular zamanında astronot olamayacağına göre heykel kesinlikle sahtedir. (Neden karbon testi yapılmaz ya da özellikle mi yaptırılmaz, bu da benim merakım! Bir de, 2003 yılında Zaman gazetesinde çıkan bir haber yukarıdaki gelişmeleri haberleştirerek aslında heykelin 25 yıllık olduğunu müze müdürünün ağzından söyler ama bunu ispat edecek bir belge ortaya koymaz. Zaten Türk basınında başka da bir haber yer almaz.) Dünyanın pek çok yerinde tarih öncesi devirlerden kalma ve günümüze kadar ulaşmış, uçak-helikopter-uzay adamı heykelleri vardır ve bunları sergileyen müzeler para basmaktadırlar. Bu gerçeğe vurgu yapan Zecharia Sitchin hayretler içerindedir ve tanık olduğu bu garip olayı 'The Earth Chronicles Expeditions' adlı kitabında anlatır. Z. Sitchin'in söz konusu kitabında dikkatimi çeken bir detayı paylaşmak istiyorum : Sitchin kitabının başında ...Müttefiklerin saldırılarını savuşturmayı başaran Türk General Mustafa Kemal Atatürk, modern Türkiye'yi kurarak yirminci yüzyıla taşıdı... der. Daha sonraki bir paragrafta buna rağmen ülkede hala yirminci yüzyıla entegre olamamış zihniyetlerin bulunduğunu ve bunların Atatürk'ten hazzetmediğini anlatır. Ve konuyu bu heykel meselesine getirir... Mehmet Mollaosmanoğlu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/1980lerin-unutulmaz-turkce-sarkilari/", "text": "1980 şarkıları günümüze kadar etkisini yitirmeden gelmiş ve tekrar tekrar dinlediğimiz şarkıları haline gelmiştir. Öncelikle unuttuklarımız veya aklımıza gelmeyenler varsa şimdiden özür dileriz 🙂 İşte o şarkılar... 1. Sezen Aksu Hata (1980) 2. Barış Manço Gamzedeyim (1980) 3. Cem Karaca Resimdeki Gözyaşları (1988) 4. Gülden Karaböcek Ben Olmalıydım (1987) 5. Zeki Müren Gitme Sana Muhtacım (1982) 6. MFÖ Didai Didai Dai (1985) 7. Nilüfer Pişman Etme (1982) 8. Sezen Aksu Şinanay (1989) 9. Bergen Eller Aldı (1986) 10. Fatih Erkoç Yol Verin A Dostlar (1987) 11. Banu Kırbağ Unutulur (1981) 12. MFÖ Ele Güne Karşı (1984) 13. Şenay Honki Ponki (1980) 14. Sezen Aksu Belalım (1989) 15. Ajda Pekkan Bir Garip Yolcuyum (1981) 16. Barış Manço Halil İbrahim Sofrası (1983) 17. Sezen Aksu Tükeneceğiz (1984)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2-dakikada-stresin-ustesinden-gelmenizi-saglayan-5-poz/", "text": "Psikolog Amy Cuddy jestlerimizin insanların bizim hakkımızdaki fikirlerini belirlediğini ve en önemlisi de duruşumuzun stres altındaki durumlarda öz güvenimizi yansıttığını belirtiyor. Bu tip duruşların beynimizi zafere yönlendiren önemli adımlardan biri olduğuna inanan Cuddy'nin, stresin azaltılması ve kendinizi başarıya inandırmanız için önerdiği 5 poz sizlerle; Beden dilimiz terfi, iş görüşmesi ve topluluk karşısında konuşma esnasında büyük önem taşımaktadır. Hayvanların uyguladığı gibi basit bir iç güdüyle yaptığımız bu hareketler karşımızdaki tarafından algılanış şeklimizi de belirler. Bu yüzden güvensiz izlenimi veren kapanmış bir poz yerine kolların açık olduğu rahat bir poz her daim daha etkili olacaktır. Zihnimiz istemesek bile bedenimizi etkiler. Güçlü insanlar güçsüzlere oranla daha iyimser ve kendinden emindir. Güçlü insanlar yüksek seviyede testosteron, düşük seviyede kortizol salgılar. Bu stresle baş etmekte oldukça faydalıdır. Bu konuda bir araştırma yapan Cuddy güçlü duruş yapan insanların testosteron seviyesini %20 arttığını, kortizol seviyesini ise % 25 oranında azaldığını tespit etmiştir. Peki bu duruşlar gerçekten işe yarar mı? Cuddy stresli bir durumla karşı karşıya kaldığınızda bir odada yalnız kalmanızı ve bu duruşlardan birini iki dakika boyunca uygulamanızı tavsiye etmektedir. İki dakika sonra vücudunuzun duruşu bilincinizi etkileyecek ve bu değişim çok önemli bir durum öncesi güven kazanmanızı sağlayacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2-milyon-dolar-odullu-pubg-turnuvasi/", "text": "Geçen yıl büyük başarı elde eden PUBG MOBILE STAR CHALLENGE sonrasında, Tencent Games ve PUBG Corporation , PUBG MOBILE için bugüne kadarki en büyük ödül havuzunu oluşturdular. Yarı profesyonel ve profesyonel oyuncular 8 Mart Cuma 18 Mart Pazartesi tarihleri arasında yarışmaya kayıt olabilecekler. PMCO 2019'a kayıt hakkında detaylı bilgilere http://www.pubgmobile.com/esports/ adresinden ulaşılabilecek. Yarışmaya katılım için açıklanan gereksinimler ise şu şekilde: Tüm yarışmacılar turnuvanın başlangıç tarihinde 16 yaşından büyük olmalıdır. Kanunen belirlenen reşit olma yaşının altındaki tüm yarışmacılar katılım için ailelerinden izin almalıdır. Reşit olma yaşı sınırlaması ve ilgili kurallar her bölgenin ve ülkenin kendi kanunlarına göre belirlenecektir. Her takımdan en az üç kişi temsil ettikleri bölge ve ülkeden olmalıdır. Tüm katılımcılar önceki sezon sonunda en az Platinum seviyesinde olmalıdır. PMCO 2019, İlkbahar ve Sonbahar olmak üzere iki bölüme ayrılacak, Global Finaller ve bu iki bölümün ayrı ödül havuzları bulunacaktır. İlkbahar Dönemi Global Finalleri, Temmuz 2019'da gerçekleştirilecektir. Oyun için önceki resmi turnuva olan olan PUBG MOBILE STAR CHALLENGE'a, dünya genelinde yapılan turnuvalar serisinin sonucunda Dubai'deki finallerde 5 binden fazla kişi fiziksel katılım sağlarken, 230 milyondan fazla çevrimiçi izlenme elde edildi. Tayland merkezli RRQ Athena, Küresel Şampiyon olarak 200 bin dolar ödül kazandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2-saatte-cezasi-kesilen-dunyanin-en-kucuk-idam-mahkumu-stinneyin-hikayesi/", "text": "GEORGE STINNEY JR.. ABD' de 20.Yüzyılda ölüme mahkum edilen en genç insandı.. Elektrikli sandalyeyle idam edildiğinde sadece 14 yaşındaydı.. Duruşma sırasında, infaz gününe kadar masum olduğunu iddia ederek her zaman elinde bir incil taşıdı.. 11 yaşındaki Bety ve 7 yaşındaki Mary adlı 2 beyaz kızı öldürmekle suçlandı. Jüri üyelerinin hepsi beyazdı ve duruşma sadece 2 saat 10 dakika sürdü ve ceza10 dakika sonra verildi. Çocuğun ailesi, mahkemeye hediyeler verdiği gerekçesiyle onları şehirden kovmakla tehdit edildi, ve çocukları ile görüşmeleri engellendi.. İnfazdan önce George, ebeveynlerini görmeden 81 gün geçirdi. Şehirden 80 km.uzakta, tek başına bir hücrede hapsedilmişti.. VE NE YAZIK Kİ... Kafasına 5380 volt elektrik verildi.. 70 yıl sonra ailesinin isteği üzerine açılan davada masumiyeti Güney Carolina'da bir yargıç tarafından kanıtlandı. 2 kızın öldürüldüğü alet, 19.7 kilogramdan daha ağırdı. Bu nedenle Stinney'in onu kaldırabilmesi imkansızdı. Üstelik o sertlikte vurabilecek güçte de değildi.. Çocuk masumdu, birileri onu sadece siyahi olduğu için, suçlayıcı her şeyi bir araya getirdi. Stinney'in kız kardeşi 79 yaşındaki Katherine Stinney Robinson, yeni bir adil yargılama yapılıp yapılmamasına karar verilmesi için Sumter'de mahkemeye ifade verdi. George Stinney'in diğer kız kardeşi Amie Ruffner ise Polis suçlanacak birini arıyordu ve benim kardeşimi günah keçisi olarak kullandı. İki küçük kızın öldürüldüğü sırada Stinney'le birlikteydim dedi. Stephen King'in, bu davadan yıllar sonra 1966 yılında GREEN MİLE ,*YEŞİL YOL* adlı kitabı yazarken bu hikayeden ilham aldığı söylenir. Daha sonra filmi de çekilen bu hikaye tüm dünya tarafından bilinir oldu.. ilk yapılan filmlerden biri Bu da davayı daha iyi inceleyen bir video:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2-sezon-fragmaniyla-heyecani-tavan-yaptiran-stranger-things-hakkinda-bilinmesi-gereken-10-detay/", "text": "Duffer Kardeşler'in geçtiğimiz yıla damga vuran dizisi Stranger Things, 80'lerde geçen hikayesi ve gizemli atmosferiyle hepimizi etkisi altına almıştı. Tamamlanan ilk sezon sezon sonrası bekleyiş sürerken, Netflix yapımcılığında ekranlara gelen Stranger Things'in merakla beklenen ikinci sezon fragmanı geçtiğimiz gün oynanan Super Bowl finalinde yayınlandı. 31 Ekim 2017'de 2.sezonu ile bizlerle buluşacak Stranger Things'in yeni sezonu öncesi dizi hakkındaki -yüksek oranda spoiler içeren- ilginç bilgileri sizler için bir araya getirdik. 1# Duffer kardeşler ne başta Stephen King O kitabını uyarlamayı düşünmüş fakat bu projeleri reddedilince Stranger Things ortaya çıkmıştır. Ancak Stranger Things'i yayınlamak da pek kolay olmamış proje Netflix'ten tarafından kbul edilmeden önce tam 15 kez reddedilmiştir. 2# Dizinin başrollerinin çocuklardan oluşacak olması en başta yapımcılara sıkıntı verse de seçmelere tam 906 erkek ve 307 kız çocuğu katılmış. 3# Stephen Spielberg, Stephen King ve John Carpenter gibi önemli isimlerden ilham aldıklarını itiraf eden Duffer Kardeşler, ilham aldıkları filmlerin posterlerini de çeşitli sahnelere koymuşlar. 4# Eleven'ı canlandıran Millie Bobby Brown, Stephen King'in 2014'de attığı bir tweet sayesinde dikkat çekmiş ve saçlarını kazımak istememesine karşın Mad Max filmindeki Charlize Theron'u görünce ikna olmuştur. Millie Brown, the girl in INTRUDERS, is terrific. Is it my imagination, or are child actors a lot better than they used to be? Stephen King September 28, 2014 5# Dustin karakterine hayat veren Gaten Matarazzo gerçek hayatta da dizideki dişlerin geç çıkması ya da hiç çıkmaması hastalığına sahiptir. 6# Eleven'ın havuz yüzeyinde durduğu o efsane sahnede, Millie Bobby Brown'ın batmaması için tam 550 kilogram tuz kullanılmıştır. 7# Dizide Steve ve Nancy karakterlerinin ayrılması düşünülmüş. Ancak oluşan olumlu hava senaryoda değişiklik yapılmasına karar vermiştir. 8# 80'lere takıntılı olan Duffer kardeşler bu dönemde çekilen bir çok filme de gönderme yapmıştır. *E.T *Elm Sokağı Kabusu *The Thing 9# Millie Bobby'nin ifadelerine göre, Eleven karakterinin ilk sezonda toplam 42 repliği vardır. 10# Duffer Kardeşler yaptıkları açıklamada ikinci sezon için Matrix filmini referans olarak kullandıklarını belirtmiştir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/200-kalori-hangi-yiyecekte-nasil-gorunur/", "text": "Diyetten diyete uçuş yapanlardansanız zaten fotoğrafı görünce hemen kalorisini söyleyeceksiniz ama ben pek uğraşamıyorum yine de kilo almamak için ne yediğimizi bilelim diyorsanız tam sizlik bir liste hazırladık. Unutmayın dünyanın en ünlü mafya babaları bile kurşundan değil düzensiz beslenme alışkanlıkları yüzünden hayatlarına veda ettiler. H/T 1- Makarna 145 g 3- Avokado 125 gram 4- Ayıcık şekerleme 5- Baileys 60 ml 6- Bezelye 357 gram 7- Brokoli 588 gram 8- Cheddar peyniri 51 gram 9- Cheeseburger 75 gram 10- Cips 37 gram 11- Kola 496 ml 12- Çerez 33 gram 13- Havuç 570 g 14- Haşlanmış yumurta 150 gr 15- Kivi 328 g 16- Kızarmış ekmek 90 gr 17- Konserve mısır 308 gram 18- Kuru kayısı 83 g 19- M&M's 40 gr 20- Patates 73 gram 21- Sosis 66 gr 22- Süt 333 ml 23- Tatlı biber 740 gram 24- Üzüm 390 gr 25- Yağ 28 gram"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2000-sonrasi-sinema-sektorune-damga-vuran-en-iyi-20-bilim-kurgu-film/", "text": "Bu aralar ne izlesem? derdine düşmüş olan tüm dostlarımızın derdine ilaç olacak bir film listesi ile tekrar sizlerleyiz. 2000 sonrası gelişen teknolojinin yardımı ile bizlere değişik dünyaların ve farklı zamanların atmosferlerini en iyi şekilde yaşatan bilim-kurgu filmlerinin en yüksek puanlı olanlarını sizler için listeledik. IMDb'de alınan puanları baz alarak hazırladığımız 2000 Sonrası Sinema Sektörüne Damga Vuran En İyi 20 Bilim-Kurgu Film sizlerle; 1# Inception (2010) IMDb puanı: 8.8 2# Interstellar (2014) IMDb puanı: 8.6 3# WALL-E (2008) IMDb puanı: 8.4 4# Star Wars: Episode VII The Force Awakens (2015) IMDb puanı: 8.1 5# Mad Max: Fury Road (2015) IMDb puanı: 8.1 6# Donnie Darko (2001) IMDb puanı: 8.1 7# The Avengers (2012) IMDb puanı: 8.1 8# Guardians of the Galaxy (2014) IMDb puanı: 8.1 9# The Martian (2015) IMDb puanı: 8.0 10# Star Trek (2009) IMDb puanı: 8.0 11# Arrival (2016) IMDb puanı: 8.0 12# District 9 (2009) IMDb puanı: 8.0 13# The Man from Earth (2007) IMDb puanı: 8.0 14# Serenity (2005) IMDb puanı: 7.9 15# Moon (2009) IMDb puanı: 7.9 16# Rogue One (2016) IMDb puanı: 7.9 17# Children of Men (2006) IMDb puanı: 7.9 18# Edge of Tomorrow (2014) IMDb puanı: 7.9 19# Mr. Nobody (2009) IMDb puanı: 7.9 20# Avatar (2009) IMDb puanı: 7.8"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2000li-yillarin-en-sevilen-yabanci-dizi-karakterlerinin-simdiki-halleri/", "text": "2000 2009 arası denilince sanki üzerinden çok yıl geçmiş gibi oluyor. Nasıl tarih bu kadar ilerledi de 2000'den geçmiş olarak bahsetmeye başladık bilinmez ama bu oyuncuların çoğu bizimle birlikte büyüdü, ya da yaşlandı. Şimdiki halleri ise bazılarında daha iyi bazılarında üzücü. Buyrunuz o dizi karakterleri şimdi nasıl görünüyor sorusunun cevabı: En Sevilen Yabancı Dizi Karakterlerinin Şimdiki Halleri X Files izleyenler duygulansın hemen Fox Mulder David Duchovny (56. yaşı için gün sayıyor) Dana Scully de yine The X Files'tandı, onu oynayan Gillian Anderson ise 49 yaşında ve güzel Vahşi Güzel'deki Milagros yani Natalia Oreiro ise 38 yaşında Ivo'yu da hatırlarsınız Vahşi Güzel'deki yakışıklı Facundo Arana. 44 yaşında. Zeyna'yı oynayan Lucy Lawless 48 yaşında ve hala Zeyna gibi. Zeyna'ya eşlik eden Renee O'Connor yani dizideki adıyla Gabrielle (45) Kevin Sorbo ismini hatırlar mısınız bilmem ama Herkül'ü unutmak mümkün değil! Şimdi 58 yaşında. Sabrina ise şimdi 40 oldu Buffy the Vampire Slayer'daki Buffy ise 39. Aynı dizide Angel'ı oynayan David Boreanaz"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2012de-batan-luks-gemi-costa-concordiadan-dehset-verici-fotograflar/", "text": "Hatırlar mısınız geçtiğimiz yıllarda Titanik benzeri bir olay gerçekleşmişti. Lüks cruise gemisi Costa Concordia içindeki 4234 yolcu ile batmıştı. Olay gerçekleştiğinde tarih 13 Ocak 2012'ydi ve bu kaza sonucu tam 32 kişi hayatını kaybetmişti. Kazanın en büyük sorumlularından biri olan kaptan Francesco Schettino ise 16 yıl hapse mahkum olmuştu. Gemi hala Cenova açıklarında duruyor. Ve geminin dağılan parçaları yıllardır toplanmaya çalışılıyor. Hem de 200 kişilik devasa bir ekip tarafından. İtalyan yapımı olan bu geminin fotoğraflarını çekmek için 200 metre yüzen ve bizlere bu fotoğrafları ulaştıran Alman fotoğrafçı Jonathan Danko Kielkowski'ye ise sonsuz teşekkür etmeliyiz. Geminin yeri yukarıda gördüğünüz gibi koruma alanı içinde. Şimdi de geminin içine bir göz atalım. Hala parıltılı yerleri görebilirsiniz. Ama kamaraların olduğu yerde suyun ve bakımsızlığın izlerini görmek mümkün. Tatil amaçlı toplanan bavullar. Eğlencenin kalbi durumundayken adeta yok olan slot makineleri. Kaza sonrası enkaza dönmüş alanlardan biri daha. Evet kahve bardağı yerli yerinde. Tuzlu suyun etkilerini görmek mümkün. Merdivenlerdeki çizimler ise yeni görüntüyle tezat. Geçmişin güzelliklerini anlatır gibi. Bu gemilerde her aktiviteye rastlamak mümkün. Bu da bir zamanlar çok sayıda gösterinin yapıldığı sahne. Piyano barı da kazadan az etkilenen yerler arasında. 13 katlı ve 1500 kamaralı dünyanın en güzel gemilerinden biriydi. Şimdi ise kocaman bir enkaz... Kurtarma çalışmaları geminin maliyeti ve hala süren çalışmalar ise oldukça büyük bir miktar. Yaklaşık 2 milyar dolarlık bir kayıptan söz ediliyor. Gemide bulunan yüzme havuzları, spalar, sinema salonları da bu büyük enkaza dahil."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2014-yerel-secimler-oy-kullanmama-cezasi/", "text": "Seçimler geldi çattı. Biz hep oy vermenizden yanayız Ama olur da oy veremezseniz cezası nedir? Aslında tam olarak ceza verilmesi konusunda bir netlik yok. Fakat kanunda oy kullanmayanların 22 TL ceza ödemesi öngörülürken, bu paranın tahsilatı için yapılacak masraf göz önüne alınarak, cezanın uygulanmadığını biliyoruz. 2972 sayılı Mahalli İdareler İle Mahalle Muhtarlıkları Ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanunu'nda da, Ek madde 1'de ise, Seçmen kütüğüne kaydı ve sandık listesinde oy kullanma yeterliliği bulunduğu halde, mahalli idareler genel ve ara seçimlerine meşru mazeretleri olmaksızın katılmayanlar ilçe seçim kurulu başkanı tarafından 200.000 lira para cezası ile cezalandırılır. Bu karar kesindir. deniyor. Buna göre sandığa gitmeyenlere, 22 TL cezası uygulaması öngörülüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2014le-hayatimizdan-cikan-teknolojik-urunler/", "text": "2014'ün sonuna yaklaştığımız şu günlerde bazı teknolojik ürünlerin de sonunu gördük. Artık sadece anı olarak kalacak 2014'le hayatımızdan çıkan teknolojik ürünler sizler için sıraladık: 1-Facebook Poke Beni biri pokelamış, beni kim pokelamış, bu poke ne işe yarıyor geyikleri sona ereceği için üzgünüz. 2-Justin.tv İşte milyonları ekrana bağlayan Süper Lig'in gizli sponsoru. O da sahalara veda ediyor. 3-Nokia X Nokia akıllı telefon olamadı. Bizce yılan oyunu ve 6600'daki malum video için saygıyı hak ediyor. 4 Flappy Bird Oyunda bulunan ufak bir hata sebebiyle sinirleri ve oynama hırsını zıplatan malum oyun da bildiğiniz gibi kaldırılmıştı mağazadan. Tabii fazlasıyla taklidi mevcut. 5-Macworld PCWorld'ün ardından bir diğer dergi de kalktı. Dijital dergilere boyut değiştirtiyor. 6-Windows XP Windows severlerin efsanesi XP artık güncelleme ve yenileme almayacak. O da veda edeceklerimiz arasında. 7-Orkut Kurucusu Türk olan 2004 yılında Orkut Büyükökten tarafından Google bünyesine kazandırılan Orkut da bu sene gözlerini yumdu. 8-iPod Classic Apple artık iPod Classic üretimini durduracağını açıkladı. Touch'ın durumu ise belli değil. 9-MSN Messenger İşte isyankar_86@hotmail'i üzecek bir haber. Bir zamanlar ne dinlediğimizi gösterebildiğimiz için mutlu olduğumuz MSN kullanılamayacak, evet arkadan bazılarınız pop açıp öne rock koyuyordu biliyoruz. Ama artık o günler geride kaldıç"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2014te-gonlumuze-taht-kuran-10-yeni-kadin-sarkici/", "text": "2014 yılı gündemi kalabalıktı aslında, ortaya atılmak cesaret işiydi hatta bu yıl albüm çıkarmak delilikti de denebilir. Yine de bu gündemin arasından çıkıp kalbimize hitap eden şarkıcılar da olmadı değil. Özellikle bu 10 kadın yeni olmalarına ya da yeniden doğmalarına rağmen resmen zirveye oynadılar. Zeynep Bastık Fırça Gülden Mutlu Yatsın Yanıma Mavi Bir Kış Masalı Ayshe Kim Ne Derse Desin Gaye Su Akyol Develerle Yaşıyorum Farah Zeynep Abdullah Gel Ya Da Git Tuğba Yurt Sakin Ol Ezo Git Diyemem Ece Seçkin Hoşuna Mı Gidiyor? İrem Derici Kalbimin Tek Sahibi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2014un-en-iyi-filmleri-ne-izlemeli/", "text": "TheGeyik olarak hem ne izlesek sorusuna cevap vermeye çalıştık hem de siz TheGeyik severlerin 2014'ün en iyi filmlerinden mahrum kalmamasını istedik. 2014 iyisiyle kötüsüyle geride kalırken bu filmlerle iyi anlarınıza yenisini iyi ekleyebilirsiniz. İşte 2014'ün en iyi 15 filmi: 1. Büyük Budapeşte Oteli 2.Yıldızlararası 3.Yarının Sınırında 4.Lucy 5.Çocukluk 6.Gece Vurgunu 7.İnsanları Seyreden Güvercin 8.Kayıp Kız 9.The Lego Movie 10.Galaksinin Koruyucuları 11.Kış Uykusu 12.İki Gün Bir Gece 13. Maymunlar Cehennemi: Şafak Vakti 14. X-Men Geçmiş Günler Gelecek 15. Kaptan Amerika: Kış Askeri Hani bunu yazmamışsınız dedikleriniz varsa yoruma bekleriz. İyi seyirler..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2015-yilinda-instagramda-en-cok-begenilen-10-fotograf/", "text": "Instagram'da iki kere tıklanıp KALP KALP alan bu fotoğrafların hepsi de Amerikalı kadın sanatçılara ait tahmin edebileceğiniz gibi. Bir de Justin var ama onda da yine kadın desteği var. Listede en az like / beğeni alan 2 milyon almış artık ne paylaşmışlarsa diye eklemek istiyoruz ama paylaştıkları çok açık bir şey de yok. Yani en azından bazılarının. Ama gel gör ki likelar / beğeniler akmış. Buyrun Listgur'a göre Instagram'da en çok beğenilen fotoğraflar: 10- Justin ve Ariana 8- Taylor Swift ve kedisi 7- Selena Gomez'in kazağı 6- Taylor Swift ve kedisi yine 3- Yine Taylor Swift bu sefer kedi yok 2- Şaşırmazsanız ismi açıklıyoruz Taylor Swift"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2015-yilinin-en-iyi-20-filmi/", "text": "2015 yılında çıkan filmler arasından sizler için en iyilerini seçtik. Bu filmlerin kaçını izlediniz bilmiyoruz ama çoğu bu yıla damgasını vurdu. Martian'dan Mad Max'e kadar çok sayıda filmi bu listede sizler için derledik. Mısır patlatıp, ekran başına geçip yılın en güzel filmlerine bir göz atın. Sıralama yaparken filmler arasında ayrım yapmadık. 5-10-16- 1- 2 favorilerimizden. Filmler hakkında yakında detaylı bilgileri de ekleyeceğiz. Keyifli seyirler 20- Marslı 19- Mad Max: Fury Road 18- The Walk 17- Everest 16- Spectre 15- Cobain: Montage of Heck / Kurt Cobain Belgeseli 14- Crimson Peak : Kızıl Tepe 13- Battle for Sevastopol : Sivastopol İçin Savaş 12- The Man from U.N.C.L.E. 11- The Intern 10- Avengers: Age of Ultron / Yenilmezler Ultron Çağı 9- The Longest Ride 8- Kingsman: The Secret Service 7- The Age of Adaline 6- Birdman 5- Ex Machina 4-Youth 3- Me and Earl and the Dying Girl 2- Woman in Gold 1- Relatos Salvajes"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2016-national-geographic-doga-fotograflari-yarismasinda-finale-kalan-20-fotograf/", "text": "2016 National Geographic Doğa Fotoğrafları Yarışması'nda final kalan fotoğraflar belli oldu. Dünyanın dört bir yanından fotoğrafçıların katıldığı yarışmada Hayvan Portreleri, Manzara, Aksiyon ve Çevre Sorunları kategorilerinden oluşuyor. Yarışmada finale kalmayı başaran 20 fotoğraf; 1 # Martı Duruşu 2 #Amerika Puhusunun Dönüşü 3 #Sualtı Timsahı 4 #Pasifik Fırtınası 5 #Minimal Hareketler 6 #Kar Tanelerinde Duş Almak 7 # Okyanustan Misafir Var 8 # Avcının Portresi 9 # Buzul 10 # Zebra Şeritleri 11 # Yağmurda Dans 12 # Uzaylı Işıkları 13 # Mistik Ağaçlar 14 # Sizi Sürükleyerek Ormana Çekecek ! 15 # Sonbaharın Renkleri 16 # Kum Fırtınası 17 # Vahşi Atlar 18 # Dalgaların Altında 19 # Nişan Hediyesi 20 #Sinek kuşu"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2016-national-geographic-doga-fotograflari-yarismasini-kazanan-harika-kareler/", "text": "2016 National Geographic Doğa Fotoğrafları Yarışması'nın kazananları belli oldu. Dünyanın dört bir yanından fotoğrafçıların katıldığı yarışmada Hayvan Portreleri, Manzara, Aksiyon ve Çevre Sorunları konu başlıklarında kazananlar National Geographic'in kıdemli fotoğraf editörü Kathy Moran'ın yanı sıra dergi fotoğrafçıları Joe Riis ve Jim Brandenburg tarafından seçildi. 1# Büyük Ödül Kazanan Fotoğraf 2# Hayvan Portresi Onur Ödülü 3# Hayvan Portresi Onur Ödülü 4# Hayvan Portresi Birincisi 5# Hayvan Portresi İkincisi 6# Hayvan Portresi Üçüncüsü 7# Çevre Sorunu Onur Ödülü 8# Çevre Sorunu Onur Ödülü 9# Çevre Sorunu Onur Ödülü 10# Çevre Sorunu Birincisi 11# Çevre Sorunu İkincisi 12# Çevre Sorunu Üçüncüsü 13# Manzara Kategorisi Onur Ödülü 14# Manzara Kategorisi Birincisi 15# Manzara Kategorisi İkincisi 16# Manzara Kategorisi Üçüncüsü 17# Aksiyon Kategorisi Onur Ödülü 18# Aksiyon Kategorisi İkincisi 19# Aksiyon Kategorisi Üçüncüsü 20# Finalistlerdendi ödül alamadı ama biz çok sevdik. Kaynan: nationalgeographic.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2016-oscar-adaylari-aciklandi/", "text": "88. Oscar ödülleri için adaylar belli oldu. 88'incisi düzenlenecek Oscar ödülleri için yarışacak isimler açıklandı. Fransa'da yaşayan Türk yönetmen Deniz Gamze Ergüven'in filmi Mustang, En İyi Yabancı Film dalında aday gösterildi. Başrollünde Leonardo DiCaprio'nun oynadığı Revenant filmi 12 dalda Akademi Ödüllerine aday gösterildi. Film, En İyi Aktör, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kostüm, En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu, En İyi Makyaj ve Saç, En İyi Prodüksiyon, En İyi Ses, En İyi Ses Efekti ve En İyi Görsel Efekt, En İyi Yapım Tasarım dallarında Oscar'a aday gösterildi. En İyi Yabancı Film: Embrace of the Serpant Mustang Son of Saul Theeb A War En İyi Film: The Big Short Bridge of Spies Brooklyn Mad Max: Fury Road The Martian The Revenant Room Spotlight En İyi Erkek Oyuncu: Bryan Cranston Trumbo Matt Damon The Martian Leonardo DiCaprio The Revenant Michael Fassbender Steve Jobs Eddie Redmayne The Danish Girl En İyi Kadın Oyuncu: Cate Blanchett Carol Brie Larson Room Jennifer Lawrence Joy Charlotte Rampling 45 Years Saoirse Ronan Brooklyn En İyi Yönetmen: Adam Mckay The Big Short George Miller Mad Max: Fury Road Alejandro G Inarritu The Revenant Lenny Abrahamson Room Tom McCarthy Spotlight En İyi yardımcı Erkek Oyuncu: Christian Bale The Big Short Tom Hardy The Revenant Mark Ruffalo Spotlight Mark Rylance Bridge of Spies Sylvester Stallone Creed En İyi yardımcı Kadın Oyuncu: Jennifer Jason Leigh The Hateful Eight Rooney Mara Carol Rachel McAdams Spotlight Alicia Vikander The Danish Girl Kate Winslet Steve Jobs En İyi Sinematografi: Carol Hateful Eight Mad Max: Fury Road The Revenant Sicario En İyi Orjinal Şarkı: Earned It 50 Shades of Grey Til It Happens To You The Hunting Ground Writings On The Wall Spectre Manta Ray Racing Extinction Simple Song 3 Youth En İyi Belgesel: Amy Cartel Land The Look of Silence What Happened Miss Simone? Winter on Fire: Ukraine's Fight for Freedom En İyi Kostüm: Carol Cinderella The Danish Girl Mad Max: Fury Road The Revenant En İyi Ses Kurgusu: Mad Max : Fury Road The Martian The Revenant Sicario Star Wars: The Force Awakens En İyi Ses Miksajı: Bridge of Spies Mad Max: Fury Road The Martian The Revenant Star Wars: The Force Awakens En İyi Kısa Belgesel: Body Team 12 Chau Beyond the Lines Claude Lanzmann A Girl in the River Last Day of Freedom En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı: Mad Max: Fury Road The 100-year-old Man Who Climbed Out of the Window and Diasappeared The Revenant En İyi Kısa Film: Ava Maria Day One Everything Will Be Okay Shok Stutterer En İyi Kısa Animasyon Filmi: Bear Story Prologue Sanjay's Superteam World of Tomorrow We Can't Live Without Cosmos En İyi Animasyon Filmi: Anomalisa Inside Out Shaun the Sheep Boy and the Wild When Marnie Was There En İyi Görsel Efekt: Ex Machina Mad Max: Fury Road The Martian The Revenant Star Wars: The Force Awakens En İyi Film Kurgusu: The Big Short Mad Max: Fury Road The Revenant Star Wars: The Force Awakens Spotlight En İyi Yapım Tasarımı: Bridge of Spies The Danish Girl Mad Max: Fury Road The Martian The Revenant En İyi Uyarlama Senaryo: The Big Short Brooklyn Carol The Martian Room En İyi Orjinal Senaryo: Bridge of Spies Ex Machina Inside Out Spotlight Straight Outta Compton En İyi Film Müziği: Bridge of Spies Carol The Hateful Eight Sicario Star Wars: The Force Awakens"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2016-yilinda-korsan-olarak-en-cok-indirilen-10-film/", "text": "Geçtiğimiz günlerde sizlerle paylaştığımız 2016 Yılında Korsan Olarak En Çok İndirilen Diziler isimli içeriğimize ek olarak, bu kez de 2016 Yılında Korsan Olarak En Çok İndirilen 10 Film ile karşınızdayız. Tekrar hatırlatıyoruz 🙂 Hiç birimiz korsan içerik kullanmıyoruz, zaten Torrent'ten nefret ediyoruz, her zaman eserler için emek verenlere saygı duyuyoruz ama ne kadar aksini savunursak savunalım korsan içeriğin önüne bir türlü geçemiyoruz. İşte 2016 Yılında Korsan Olarak En Çok İndirilen 10 Film; 1# Deadpool 2# Batman v Superman: Dawn of Justice 3# Captain America: Civil War 4# Star Wars: The Force Awakens 5# X-Men Apocalypse 6# Warcraft 7# Independence Day: Resurgence 8# Suicide Squad 9# Finding Dory 10# The Revenant"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2016-yilinda-korsan-olarak-en-cok-indirilen-diziler/", "text": "Yılın son günlerini yaşadığımız şu dönemde bir mecra tarafından belirlenen 2016'nın En İyi Dizleri seçkilerini sizinle paylaşmıştık. Ancak bu kez oldukça farklı bir liste ile karşınızdayız. Tamam hiç birimiz korsan içerik kullanmıyoruz, zaten Torrent'ten nefret ediyoruz, her zaman eserler için emek verenlere saygı duyuyoruz ama ne kadar aksini savunursak savunalım korsan içeriğin önüne bir türlü geçilemiyor. Yabancı dizilerin dünya çapındaki popülerliğinin bir ölçüsü olarak kabul edilen korsan indirilme sayısı baz alınarak 2016 Yılının Korsan Olarak En Çok İndirilen Dizileri belirlendi. İşte 2016 Yılının Korsan Olarak En Çok İndirilen Dizileri; 1# Game of Thrones 2# The Walking Dead 3# Westworld 4# The Flash 5# Arrow 6# The Big Bang Theory 7# Vikings 8# Lucifer 9# Suits 10# The Grand Tour"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2016-yilinin-en-cok-kazanan-futbolculari/", "text": "Forbes'un hazırladığı bu listede 2016 yılında en çok kazanan futbolcular var. Ve listede birisi Türk asıllı diğeri de Türkiye'de forma giyen iki futbolcu da var. Futbol ve reklamlardan kazandıkları rakamlar gerçekten harika. Arsenal'de forma giyen Mesut Özil'in 15.800.000 ile 15. sırada yer aldığı listede 14.900.000 kazanan Fenerbahçe'nin Hollandalı yıldızı Robin Van Persie 18. oldu. Manchester United takımında forma giyen ve bir çok kez dünyanın en pahalı oyuncular listesine adını yazdıran Zlatan Ibrahimovic 2012 yılında anlaştığı Paris Saint-Germain kulübünden kazandığı 32.400.000 ile 2016 yılının en çok kazanan üçüncü futbolcusu oldu. 67.500.000 kazanan Barcelona'nın yetenekli futbolcusu Lionel Messi'nin 2. olduğu listede 71.800.000 Real Madrid forması giyen dünyaca ünlü futbol yıldızı Cristiano Ronaldo zirvedeki isim oldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2016-yilinin-en-iyi-11i-icin-uefa-tarafindan-secilen-adaylar/", "text": "UEFA her yıl odluğu gibi bu yıl da çeşitli başarılara göre bir liste ortaya çıkardı ve Uefa.com üzerinden bir oylamaya başlandı. Yılın en iyi kadrosu için oy verme işlemi 3 Ocak 2017 tarihine kadar devam ediyor. Bu nedenle adaylardan sevdiklerinize oy vermeyi ihmal etmeyin. Evet listede ne yazık ki Türkiye'den bir futbolcu yok 🙁 2016'NIN EN İYİ 11'İ İÇİN ADAY FUTBOLCULAR EN İYİ KALECİ ADAYLARI Keylor Navas , Rui Patricio , Jan Oblak , Gianluigi Buffon EN İYİ DEFANS ADAYLARI Leonardo Bonucci , Diego Godin, Juanfran , Sergio Ramos, Pepe, Dani Carvajal , Gerard Pique , Toby Alderweireld , Raphael Guerreiro , Laurent Koscielny , Jerome Boateng, Joshua Kimmich EN İYİ ORTA SAHA ADAYLARI Toni Kroos, Luka Modric , Joe Allen , Riyad Mahrez , Paul Pogba , Dimitri Payet , Kevin De Bruyne , Andres Iniesta , N'Golo Kante , Aaron Ramsey , Grzegorz Krychowiak , Yannick Carrasco EN İYİ FORVET ADAYLARI Pierre-Emerick Aubameyang , Gonzalo Higuain , Cristiano Ronaldo, Gareth Bale , Robert Lewandowski , Lionel Messi, Luis Suarez, Neymar , Sergio Agüero , Antoine Griezmann , Alexis Sanchez , Zlatan Ibrahimovic"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2017-makyaj-trendlerini-ve-cilt-bakim-tavsiyelerini-derledik/", "text": "2017'nin makyaj tüyolarını, makyaj trendlerini, yapılmaması gereken hataları ve atlamamız gereken cilt bakımlarını bu yazımda sizin için derledim. Makyajımıza başlamadan önce atlamamamız gereken önemli bir nokta yüz nemlendiricisi. Her sabah ve her gece yatmadan önce uygulamamız gereken tonik&nemlendirici ikilisi gözeneklerimizin sıkılaşmasını, cildin kirden ve makyajdan tamamen arınmasını ve yüzümüzdeki nem oranının dengelenmesini sağlar. Ayrıca uyumadan önce cildi tonik ile temizledikten sonra yuvarlak hareketlerle yüzümüze uyguladığımız nemlendirici sabahları prensesler gibi güzel ve canlı bir yüzle uyanmamızı sağlar. Makyajımıza eğer cildimiz hassas ise tekrar tonik uygulamadan sadece nemlendirici uygulayarak geçebiliriz. Makyajda yüzümüze kullandığımız malzemeler ne kadar harika olursa olsun, doğru uygulayabildiğimizi görmemiz için portratif, mümkünse ışıklı bir ayna kullanmak önemli bir nokta. Makyaja başlamadan, hatta malzemeleri bile seçmeden önce mutlaka ambalajdaki yazıları okumalı ve içeriğinde paraben, flatat, sentetik nemlendirici, parfüm ve SLS gibi kimyasallar bulunan ürünlerden cildimizin sağlığı için uzak durmalıyız. Artık makyajımıza geçebiliriz ! Üst ve alt kirpik diplerinde kullanabileceğimiz siyah göz kalemi modasına yeniden merhaba! Göz kalemleri sayesinde gözlerimi belirginleştirip aynı anda derinlik katabiliyoruz. Göz kalemlerinde dikkat etmemiz gereken nokta, göz kalemleri çabuk dağıldığı ve aktığı için kalemimizin waterproof olması. Soft ve pastel tonlardaki farlarınız ile göz makyajınızı renklendirebilirsiniz. Bu senenin trend renkleri özelikle şeftali tonları ve uçuk pembişler. Gelelim ten makyajımıza. Zaten hiç anlam verememiş olduğum instagram makyajı modası tamamen geride kaldı yerini daha doğal, fresh hatta ıslak görünen makyaj modası aldı. Donuk, maske gibi yüzler bu yıl inşallah pek az görülür olacak. Yağlı bir cildiniz yoksa mat fondöten tercih etmenizi tavsiye etmem. Mimik çizgilerinize dolmayan, cilt tonunuza uyan ve yoğun olmayan bir fondöten bu yıl sizi mükemmel gösterecektir. Bu yıl makyajımızı hafifletip tüm dikkati trend renk kırmızı ile dudaklarımıza çekebilir ya da hafif belirgin olan makyajımızı ıslak ve ışıltılı dudaklarla tamamlayabiliriz. Ne kadar sürede, nasıl alışacağımızı bilmiyorum ama dağınık kaşlar da bu senenin trendlerinden. Gayet de hoş durduğunu söyleyebiliriz. 2016'da hayatımıza tam anlamıyla girmiş olan kontür ve aydınlatma bu sene yerini yalnızca aydınlatmaya bırakıyor. Yüzümüzde doğal aydınlık bir görünüm oluşturmak için ıslak bitişli fondötenler ve yüzümüzün yüksekte kalan bölgelerine uygulayabileceğimiz aydınlatıcıları tercih etmeliyiz. Böylece ıslak görünümlü trend makyajımızı tamamlamış oluruz. İpuçları : Makyaja göz makyajından başlamak her zaman en iyisidir çünkü göz makyajı yaparken far ve maskara yüzümüze dökülebilir bu ten makyajımızı kirli gösterir. Fondötende düzeltmeler ya da ten makyajını silip tekrar yapmaya çalışmak kat kat, yapay bir görüntüye sebebiyet verir. Bu sebeple önce göz ardından ten makyajı yapmak daha mantıklı olacaktır Yorgun olduğumuzda daha çok makyaj yapmamalıyız. BB ve CC kremleri tercih etmeliyiz. Badem gözlüler, eyeliner ya da kalem uygularken kalın bir çizgi şeklinde uygulayabilirsiniz. Yuvarlak gözlülere sahipseniz de gözün iç kısımlarından ince bir çizgi başlatıp ortadan başlayarak kalınlaştırabilirsiniz. Küçük gözlere sahipseniz kirpik diplerinden çekeceğiniz ince bir çizgi gözlerinizi daha hoş gösterecektir. Yüz bakımında tonik yerine gül suyu ya da evde hazırlayabileceğiniz soda & elma sirkesi karışımını pamuğunuz ile göz çevresi hariç bütün yüzünüze uygulayabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2017-oscar-adaylari-aciklandi/", "text": "26 Şubat'ta düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak olan 2017 Oscar'larına aday olan isimler belli oldu. Müzikal film La La Land 14 dalda Oscar'a aday gösterildi. Oscar'ın habercisi olarak bilinen Altın Küre Ödüllerinde 7 dalda da ödülleri toplayan La La Land adlı müzikal film Oscar'ın da yıldızı olacağının sinyalini verdi. 14 dalda Oscar adayı olan film bir rekora imza attı. İşte Oscar Akademisi'nin açıkladığı 2017 Oscar adayı oyuncular ve filmler; EN İYİ FİLM: Arrival Fences Hacksaw Ridges Hidden Figures Lion Moonlight Hell or High Water La La Land Manchester by the Sea EN İYİ YABANCI FİLM Land of Mine- Danimarka A Man Called Owe- İsveç The Salesman-İran Tanna Avustralya Tnoi Erdman-Almanya EN İYİ YÖNETMEN Denis Villeneuve, Arrival Mel Gibson, Hacksaw Ridge Damien Chazelle, La La Land Kenneth Lonergan, Manchester by the Sea Barry Jenkins, Moonlight EN İYİ KADIN OYUNCU Emma Stone Isabelle Huppert Ruth Negga Natalie Portman Meryl Streep EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU Viola Davis, Fences Naomie Harris, Moonlight Nicole Kidman, Lion Octavia Spencer, Hidden Figures Michelle Williams, Manchester by the Sea EN İYİ ERKEK OYUNCU Casey Affleck, Manchester by the Sea Andrew Garfield, Hacksaw Ridge Ryan Gosling, La La Land Viggo Mortensen, Captain Fantastic Denzel Washingotn, Fences EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU Mahershala Ali, Moonlight Jeff Bridges, Hell or High Water Michael Shannon, Nocturnal Animals Dev Patel, Lion Lucas Hedges ,Manchester by the Sea EN İYİ ANİMASYON Kubo and the Two Strings Moana My Life as a Zucchini The Red Turtle Zootopia EN İYİ SİNEMATOGRAFİ Arrival La La Land Lion Moonlight Silence EN İYİ GÖRSEL EFEKT Deepwater Horizon Doctor Strange The Jungle Book Kubo and the Two Strings Rogue One: A Star Wars Story EN İYİ KOSTÜM TASARIMI Allied Fantastic Beasts and Where to Find Them Florence Foster Jenkins Jackie La La Land EN İYİ SAÇ & MAKYAJ A Man Called Ove Star Trek Beyond Suicide Squad EN İYİ FİLM MÜZİĞİ Audition , La La Land Can't Stop the Feeling, Trolls City of Stars, La La Land The Empty Chair, Jim: The James Foley Story How Far I'll Go, Moana"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2017-sag-odullerinde-kazananlar-belli-oldu/", "text": "Sinema Oyuncuları Derneği tarafından dağıtılan ve bu yıl 23. kez kez düzenlenen SAG Ödülleri sahiplerini buldu. Sinema ve televizyon olarak iki ana kategoride dağıtılan ödüllere Stranger Things ile Fences damga vurdu. İşte 2017 SAG Ödülleri'nin sinema kategorisinde kazananları; #En İyi Ekip Performansı Hidden Figures #En İyi Başrol Kadın Oyuncu Performansı Emma Stone, Aşıklar Şehri #En İyi Başrol Erkek Oyuncu Performansı Denzel Washington, Fences #En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı Viola Davis, Fences #En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı Mahershala Ali, Moonlight 2017 SAG Ödülleri'nin televizyon kategorisinde kazananları; #En İyi Toplu Performans Stranger Things #En İyi Kadın Oyuncu Claire Foy The Crown #En İyi Erkek Oyuncu John Lithgow The Crown #En İyi Erkek Oyuncu William H. Macy Shameless #En İyi Kadın Oyuncu Julia Louis-Dreyfus Veep #En İyi Kadın Oyuncu Sarah Paulson American Crime Story: The People V. O.J. Simpson #En İyi Erkek Oyuncu Bryan Cranston All The Way #En İyi Dublör Kadrosu Game Of Thrones"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2017-yazina-damga-vurmasi-beklenen-15-yabanci-sarki/", "text": "Spotify 2017 yazına damga vurması beklenen şarkıları açıkladı Heyecanla yazı beklediğimiz bu günlerde, Spotify sıcak yaz aylarına eşlik edecek şarkılara dair öngörülerini açıkladı. Bakalım bu yaz hangi şarkıların yaza damga vurması bekleniyor? 2017 yazında dillerden düşmeyecek şarkılara dair bir öngörü listesi yayınlamak için bünyesindeki trend ve janr uzmanlarının görüşlerine başvuran Spotify, aynı zamanda platform üzerindeki dinlenme verilerini analiz etti ve şarkıların Spotify grafikleri ile en çok dinlenen çalma listelerindeki performanslarından zaman içerisindeki dinlenme verilerine kadar pek çok faktörü göz önüne aldı. Spotify ekibi ayrıca, mükemmel yaz anlarına eşlik edecek şarkılara dair listeyi hazırlarken sosyal medyada yer alan görüşleri de dikkate aldı. Selena Gomez'in 'Bad Liar'ı ve Imagine Dragons'un 'Thunder'ı, şimdiden Spotify grafikleri ve çalma listelerinde yükselişte olan şarkılar arasında diyen Spotify Trend Uzmanı Shanon Cook, Ağustos sonunda bu listede yer alan şarkılardan bir tanesini bu yazın en çok dinlenen şarkısı olarak görme ihtimalimiz yüksek dedi. İşte Spotify'ın 2017 yazına damgasını vuracağını öngördüğü şarkılar! Bir yolculuk ya da bir parti için harika bir şarkı arıyorsanız ya da havuz başında keyif yapmayı planlıyorsanız aşağıdaki listede mutlaka yaz planlarınıza uyacak bir şarkı bulacaksınız. Bad Liar Selena Gomez Strip That Down Liam Payne ft. Quavo I'm The One DJ Khaled ft. Justin Bieber, Quavo, Chance The Rapper, Lil Wayne Crying in The Club Camila Cabello The Cure Lady Gaga There's Nothing Holdin' Me Back Shawn Mendes Swish Swish Katy Perry ft. Nicki Minaj Mask Off Future Thunder Imagine Dragons DNA. Kendrick Lamar Slow Hands Niall Horan Despacito Remix Malibu Miley Cyrus 1-800-273-8255 Logic ft. Alessia Cara, Khalid Favorilerimizden: XO TOUR Llif3 Lil Uzi Vert"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2017-yilinda-adindan-en-cok-soz-ettiren-kadin-sporcular/", "text": "Sporculuk kariyerini seçen kadınlar, basın ve kamuoyunun gündeminde sıklıkla yer edinen ağır antrenmanlar, yarışmalar, zaferler, yenilgiler ve rekorlarla dolu bir yolda ilerliyor. Uluslararası yarışmalarda ülkelerini temsil eden, erkeklerle yarışma haklarının mücadelesini veren ve birbirlerini nakavt eden kadın sporcular, aynı zamanda zarafet ve feminenliklerini koruyor, evleniyor ve anne oluyor. Sputnik, 2017'de adından en çok söz ettiren kadın sporculardan bir seçki hazırladı. İşte o seçki; 1# Yevgeniya Medvedeva Rus buz patenci Yevgeniya Medvedeva, 18'e girmeden büyük başarılara imza attı. Çok sayıda dünya rekoru kıran Medvedeva, 2 kez dünya şampiyonu oldu. Medvedeva, bu yıl Uluslararası Olimpiyat Komitesi Yönetim Kurulu'nda konuşma yapmak için davet edildi. Bu toplantıda Rusya'nın 2018 Pyeongchang Kış Olimpiyatları'na katılmasına izin verilmesi yönündeki karar alınmıştı. 2# Nadya Karpova Rus futbolcu Nadejda Karpova, bu yıl İspanya futbol kulübü Valencia'ya transfer oldu ve kasım ayında 'Yılın oyuncusu' unvanını aldı. Nadejda, Rusya milli takımının forvet oyuncusu. 3# Yekaterina Lisina Eski Rusya milli basketbolcusu ve model Yekaterina Lisina, 2017'de adını 'Dünyanın en uzun bacaklı kadını' ve 'Dünyanın en uzun modeli' olarak Guiness Rekorlar Kitabı'na yazdırdı. 4# Lindsey Vonn ABD'li kayakçı Lindsey Vonn, bu yıl bir kez daha erkek sporcularla yarışmak istediğini açıkladı. Ancak Vonn, Uluslararası Kayak Federasyonu henüz bu yönde bir izin vermediği için bu hakkı elde edemedi. 5# Maria Lasitskene Rus yüksek atlamacı Mariya Lasitskene, 2017'de bağımsız olarak katıldığı Londra Dünya Atletizm Şampiyonası'nda altın madalya aldı. Lasitskene ayrıca yaz sezonunda katıldığı tüm yarışlardan da zaferle döndü. 6# Margarita Mamun En önemli zaferlerini 2016'da kazanan Rus artistik jimnastikçi Margarita Mamun, bu yıl yüzücü Aleksandr Suhorukov ile dünya evine girdi. 'Bengal Kaplanı' olarak anılan Mamun, düğünden sonra sporcu kariyerini noktaladığını açıkladı. 7# Maria Sharapova Dünyaca ünlü Rus tenisçi Mariya Şarapova, 15 aylık yasağının ardından bu yıl kortlara döndü. 8# Ronda Rousey ABD'li karma dövüş sanatçısı ve ilk kadın UFC şampiyonu Ronda Rousey, Forbes dergisine göre dünyanın en çok kazanan sporculardan biri. Rousey, 2015 ve 2016'daki iki yenilgisinin ardından, neredeyse sadece zaferlerden ibaret olan kariyerini sonlandırma kararını aldı ve evlendi. Görünüşe göre, özel hayatta başarılı olduktan sonra spor kariyerini bitirme geleneği elden ele aktarılıyor. 9# Yuliya Levçenko Ukraynalı yüksek atlamacı Yuliya Levçenko, Dünya Atletizm Şampiyonası'nda kendisinden çok daha deneyimli olan Rus sporcu Mariya Lasitskene'ye yenilmiş ve gümüş madalyanın sahibi olmuştu. 10# Yelena Ostapenko Letonyalı tenisçi Yelena Ostapenko, tüm rakiplerini yenerek şampiyon olduğu Fransa Açık'taki performansıyla adından söz ettirdi. 11# Serena Williams Ünlü ABD'li tenisçi Serena Williams bu yıl hayranlarını korttaki başarılarından çok özel hayatındaki gelişmelerle sevindirdi: Yıldız sporcu ilk kez anne oldu. 12# Dorsa Derakhşani Katıldığı turnuvalardan birinde başörtüsü takmadığı için İran milli takımından çıkarılan satranç oyuncusu Dorsa Derakhshani, eğitim için gittiği ABD'nin satranç takımında yarışma fırsatı yakaladı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2017-yilinda-vizyona-girecek-netflix-yapimi-10-harika-dizi/", "text": "Netflix hem bir platform olarak hem de yapımını üstlendiği dizilerle kalplerimizi kazandı. Netflix Original Series olarak bildiğimiz diziler de 2017 yılında hız kesmeden devam edecek. 1- One Day At A Time 6 Ocak Başrollerde Isabella Gomez, Todd Grinnell, Marcel Ruiz Komedi 2- A Series Of Unfortunate Series 13 Ocak Neil Patrick Harris, Usman Ally, Matty Cardarople / Gelecek yıl bol bol bu diziyi konuşuruz. 3- Santa Clarita Diet -3 Şubat Drew Barrymore, Timothy Olyphant, Thomas Crawford Komedi / Barrymore'un oynadığı ve kötü olma ihtimali olan bir şey var mı? 4- Iron Fist 17 Mart 2017 Jessica Henwick, Finn Jones, Jessica Stroup Marvel'in kahramanının televizyon macerası 5- Big Mouth Animasyon Nick Kroll ve Andrew Goldberg tarafından yapılacak. 2017'de ama net tarih yok. 6- The Defenders Listenin beni en çok heyecenlandıran yerine geldik. Marvel ile Netflix ortak yapımı Charlie Cox. Rol: Matt Murdock / Daredevil. Krysten Ritter. Rol: Jessica Jones. Mike Colter. Rol: Luke Cage. Finn Jones. Rol: Danny Rand / Iron Fist Sizce bundan daha iyi bir şey olabilir mi? 7- Dear White People 30 dakikalık komedi. 2017 yılında yayınlanacak ama net tarih henüz belli değil. 2014 yılındakinin senaryosundan yola çıkılarak yapılacak. 8- Mindhunter Oyuncular: Jonathan Groff, Holt McCallany, Anna Torv FBI işin içinde oldu mu ben bu diziyi izlerim diyenlere özel. 9- El Chapo Netflix Narcos'un başarısıyla doğru orantılı olarak El Chapo için 2016'nın Mayıs ayında bir anlaşma yaptı. Univision ile partner olarak diziyi çekecek ve 2017'de yayına alacak. 10- Anne / Aman Türkçe'deki Anne dizisiyle karıştırılmasın Netflix Anne of Green Gables'ın yeni versiyonunu çekme kararı aldı ve 2017 yılında yayında olacak. Thirteen Reasons Why, Bill Nye Saves the World, Wet Hot American Summer: Ten Years Later, Gypsy, Frontier ve 2016'nın sonunda başlayacak olan The OA dizileri de 2017'nin Netflix için ne denli güzel bir yıl olacağını gösteriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2017-yilinin-en-cok-beklenen-10-televizyon-dizisi/", "text": "Dizi sektörü için son derece hareketli geçen 2016 yılı aynı ivmesini önümüzdeki yıl da devam ettirecek gibi görünüyor. Bizi Westworld, Stranger Things, Preacher ve Incorporated gibi çok önemli yapımlarla buluşturan 2016 sonrası önümüzdeki yıl bizi hangi yapımlar bekliyor? Hep birlikte bir göz atalım. 1# American Gods Geçmişiyle yaşamaya çalışan Gölge'nin tek bir amacı karısıyla sakin, beladan uzak bir hayat yaşamaktır. Ancak karısının korkunç bir kazada ölmesi ile işler tamamen farklı bir hal alır. Karısının cenazesi için çıktığı yolculukta uçakta Bay Çarşamba ile tanışan Gölge, bu gizemli adamdan çok büyük bir fırtınanın yolda öğrenir. Fark eder ki, yaşanılan hayat bilinen hayattan aslında çok farklıdır. Ünlü yazar Neil Gaiman'ın eserinden uyarlanan dizi izleyenlere gizemli bir öykü vaat ediyor. 2# Big Little Lies https://www.youtube.com/watch?v=nS0UsecjHx8 Anaokulu toplantısında ortaya çıkan gizemli bir cinayetin bir araya getirdiği üç annenin hikayesinin anlatıldığı dizide Nicole Kidman ve Reese Witherspoon gibi iki usta oyuncu başrollerde yer alıyor. 3# A Series of Unfortunate Events Lemony Snicket'ın çok satan serisinden uyarlanan dizi Kont Olaf'ın gözetimi altında yaşamaya başlayan üç yetimin ilginç hikayesini anlatıyor. How I Met Your Mother dizisindeki Barney Stinson rolüyle gönlümüzde taht kuran Neil Patrick Harris bu kez karşımıza Kont Olaf olarak çıkıyor. 4# The Mist Ünlü korku ustası Stephen King'in aynı adı taşıyan romanından uyarlanan The Mist küçük bir Amerikan kasabasına yerleşen sis sonrası ortaya çıkan korkunç canavarlar ile yerel halkın mücadelesini anlatıyor. 5# Twin Peaks Efsane gerilim dizisi Twin Peaks üçüncü sezonuna 25 yıl aradan sonra ünlü yönetmen David Lynch önderliğinde -90'lı yıllardaki orijinal kadrosuyla- devam edecek. 6# Powerless Süper kahramanların dünyasında sıradan bir sigortacı olan Emily'nin hikayesini anlatacak olan Powerless barındırdığı mizah ve özgünlükle bizleri memnun edecek bir anti-süper kahraman dizi olarak göze çarpıyor. 7# The Deuce Manhattan'ın kalbinde AIDS'in ortaya çıkmasını, uyuşturucu kaçakçılığının yaygınlaşmasını ve emlak piyasasındaki değişimlerin ortaya çıkışına kadar 1970-80 yılları arasında porno endüstrisinin kaotik dünyasını gözler önüne seren dizinin başrollerinde James Franco ve Maggie Gyllenhal bulunuyor. 8# The Defenders Daredevil, Jessica Jones, Luke Cage ve Iron Fist'in bir araya geldiği Marvel-Netflix ortak yapımı The Defenders süper kahraman fanları için muhteşem bir alternatif olarak dikkat çekiyor. 9# Taboo Maceracı James Keziah Delaney'in 1800'lerin başında kurduğu nakliye imparatorluğunun hikayesinin anlatıldığı Taboo'nun başrolünde usta aktör Tom Hardy yer alıyor. Heyecan verici, mistik bir macera arayanlara duyurulur! 10# Roadside Picnic Strugatsky Brothers'ın cesur ve düşündürücü bir romanına dayanan Roadside Picnic, heyecan verici bir komplo ve büyüleyici görsellerle sağlam bir bilim kurgu deneyimi sunuyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2017de-kacirilmamasi-gereken-15-film/", "text": "Guillermo del Toro, Darren Aronofsky, Steven Spielberg, Christopher Nolan... Bir yanda bu büyük yönetmenlerin usta oyuncularla birlikte hayata geçirdiği son işleri, diğer yanda başta Marvel'ınkiler olmak üzere süper kahramanların fantastik dünyasından beyazperdeye sıçrayanlar... 2017'de bizlere yine sinema yolu gözükür. İşte yıl boyunca kaçırmamanız gereken 15 film. 1# Guardians of the Galaxy Vol. 2 Yönetmen: James Gunn Oyuncular: Chris Pratt, Zoe Saldana, Dave Bautista, Vin Diesel, Bradley Cooper, Kurt Russell ABD gösterim tarihi: 28 Nisan 2017 Galaksinin koruyucuları ilk hikayede kaldıkları yerden devam ediyor. Kahramanlar Peter Quill'in ailesini aramasına yardımcı olurken, ekibi hayatta tutabilmek için mücadeleyi sürdürüyor. 2# Thor: Ragnarok Yönetmen: Taika Waititi Oyuncular: Chris Hemsworth, Tom Hiddleston, Cate Blanchett, Tessa Thompson, Jeff Goldblum, Karl Urban, and Mark Ruffalo ABD gösterim tarihi: 27 Ekim 2017 Yıl boyunca bolca izleyeceğimiz Marvel filmlerinden biri. Filmin detayları netleşmiş değil fakat en son Thor'u Sakaar gezegeninde çekici olmaksızın bırakmıştık. Oradan kurtulacak, Asgard'a dönmek için eski dostu Hulk'la bir düelloya tutuşacak. 3# The Circle Yönetmen: James Ponsoldt Oyuncular: Tom Hanks, Emma Watson, John Boyega, Karen Gillan ABD gösterim tarihi: 28 Nisan 2017 Güçlü bir oyuncu kadrosuyla karşı karşıyayız. Genç bir kadın teknisyen büyük bir internet şirketinde çalışmaya başlar ve kariyer basamaklarını hızla tırmanır. İşle öyle bir noktaya gelir ki, kararlarının insanlığın geleceğini belirlediği gerçeğiyle hareket etmek zorundadır. 4# Star Wars: Episode VIII Yönetmen: Rian Johnson Oyuncular: Mark Hamill, Carrie Fisher, Adam Driver, Daisy Ridley, John Boyega, Oscar Isaac, Lupita Nyong'o ABD gösterim tarihi: 15 Aralık 2017 Gösterim tarihinin çok geç olması filmin en kötü yanı. Walt Disney komutasındaki serinin bir önceki filminde Rey, Luke Skywalker'ı bir dağın başında buluyordu. Sekizinci bölüm buradan devam ediyor. 5# Wonder Woman Yönetmen: Patty Jenkins Oyuncular: Gal Gadot, Chris Pine, Robin Wright, Connie Nielsen ABD gösterim tarihi: 2 Haziran 2017 Biz 'Batman v Süperman: Adaletin Şafağı'nda Süperman'la Batman'ın kapışmasını izlerken aslında sahnede bir süper kahraman daha vardı: Wonder Woman. Bu kez kahramanın güçlerinin farkına varmasını ve Birinci Dünya Savaşı'nda geçen öyküsünü izliyoruz. 6# Song to Song Yönetmen: Terrence Malick Oyuncular: Ryan Gosling, Christian Bale, Natalie Portman, Rooney Mara, Michael Fassbender, Cate Blanchett ABD gösterim tarihi: Belirsiz Oyuncu kadrosuyla dudak ısırtan bir yapım daha. İç içe geçmiş iki aşk üçgenini anlatan filmin yönetmeni 'İnce Kırmızı Hat'tan hatırladığımız Terrence Malick. Filmin ilk adı 'Weightless' iken değişikliğe gidilmişti. 7# Suburbicon Yönetmen: George Clooney Oyuncular: Matt Damon, Julianne Moore, Josh Brolin, Oscar Isaac ABD gösterim tarihi: Belirsiz George Clooney'nin yönetmen koltuğuna oturduğu yapım 1950'lerde geçiyor. Senaryoyu yazanların Coen kardeşler olduğunu söylersek filmin kara komedi türünde olduğunu kestirmek kolaylaşıyor. 8# Okja Yönetmen: Bong Joon-ho Oyuncular: Ahn Seo-hyun, Tilda Swinton, Jake Gyllenhaal, Paul Dano ABD gösterim tarihi: Belirsiz Mija adındaki bir genç kız çok uluslu devasa bir şirketin en sevdiği arkadaşı, devasa bir hayvan olan Okja'yı kaçırmasını engellemek için zorlu bir mücadeleye girişir. 9# Dunkirk Yönetmen: Christopher Nolan Oyuncular: Tom Hardy, Cillian Murphy, Harry Styles, Mark Rylance ABD gösterim tarihi: 21 Temmuz 2017 Yılın en merakla beklenen filmlerinden. Yönetmen Christopher Nolan bu kez bir savaş filmiyle karşımızda. Yüzbinlerce Britanya ve müttefik kuvveti bir sahilde sıkışıp kalır. Bir yanda deniz, diğer yanda yaklaşmakta olan düşman... 10# Mother! Yönetmen: Darren Aronofsky Oyuncular: Jennifer Lawrence, Javier Bardem, Michelle Pfeiffer, Domhnall Gleeson, Ed Harris ABD gösterim tarihi: Belirsiz Sinemanın bir başka dahi çocuğu Aronofsky'den bir çiftin etrafında örülmüş gerilim dolu bir hikaye. Beklenmedik misafirin gelişiyle birlikte çiftin sakin yaşamı son bulur. 11# The Killing of a Sacred Deer Yönetmen: Yorgos Lanthimos Oyuncular: Colin Farrell, Nicole Kidman, Alicia Silverstone ABD gösterim tarihi: Belirsiz Yorgos Lanthimos geçen yıl Lobster'la çıtayı epey yükseğe taşıdı. Bir cerrah ile kötü kalpli genç bir adam arasındaki ilişkiyi anlatan filmin gösterim tarihi henüz netleşmedi. 12# Blade Runner 2049 Yönetmen: Denis Villeneuve Oyuncular: Ryan Gosling, Harrison Ford, Robin Wright, Jared Leto ABD gösterim tarihi: 6 Ekim 2017 Bu defa olaylar 2049 yılında geçiyor. İlk filmden 30 yıl sonra. Polis memuru K farkında olmadan yıllardır saklı duran bir sırrı ortaya çıkarır ve olaylar gelişir. 13# The Kidnapping of Edgardo Mortara Yönetmen: Steven Spielberg Oyuncular: Mark Rylance, Oscar Isaac ABD gösterim tarihi: Belirsiz Spielberg birz kez daha bir dönem filmiyle karşımızda. 1858 yılı İtalya'sında Bologna'da doğan bir çocuk genç yaşta zorla ailesinden alınır ve Hıristiyan olarak büyütülür. Ailesinin oğullarını geri almak için verdiği mücadele aslına papalık ile demokrasi güçleri arasındaki mücadelenin bir yansımasıdır. 14# The Shape of Water Yönetmen: Guillermo del Toro Oyuncular: Sally Hawkins, Michael Shannon, Richard Jenkins, Doug Jones, Michael Stuhlbarg, Octavia Spencer. ABD gösterim tarihi: Belirsiz Guillermo del Toro Soğuk Savaş dönemi Amerika'sının hallerini başka diyarlardan bir öykünün içine gizliyor. 15# Alien: Covenant Yönetmen: Ridley Scott Oyuncular: Michael Fassbender, Katherine Waterston, Noomi Rapace, Guy Pearce ABD gösterim tarihi: 19 Mayıs 2017 Her film yeniden çekilir de Alien eksik kalır mı? Yönetmen, serinin babası diyebileceğimiz Ridley Scott."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2018-oscar-adaylari-belli-oldu/", "text": "OSCAR Adayları belli oldu. Aralarında sizi şok edecek filmler de var. Olması gerekirdi zaten dediğiniz filmler de. Buyrun listeyi inceleyin ve favorinizi belirleyin. Ha unutmadan Oscar gecesi de yaklaştı arada yaklaşık bir ay var. 4 Mart gecesi ödül törenini Jimmy Kimmel sunacak. OSCAR ADAYLARI En İyi Görüntü Yönetimi Blade Runner 2049 Darkest Hour Dunkirk Mudbound Shape of Water En İyi Kostüm Tasarımı Beauty and The Beast Darkest Hour Phantom Thread The Shape of Water Victoria & Abdul En İyi Film Kurgusu Baby Driver Dunkirk I, Tonya The Shape of Water Three Billboards Outside Ebbing, Missouri En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı Darkest Hour Victoria & Abdul Wonder En İyi Film Müziği Dunkirk Phantom Thread The Shape of Water Star Wars the Last Jedi Three Billboards Outside Ebbing, Missouri En İyi Yapım Tasarımı Beaty and Beast Blade Runner Darkest Hour Dunkirk Shape of Water En İyi Kısa Film Dekalb Elementary The Eleven O'Clock My Nephew Emmett The Silent Child Watu Wote / All of us En İyi Kısa Animasyon Filmi Dear Basketball Negative Space Garden Party Lou Revolting Rhymes En İyi Ses Kurgusu Baby Driver Blade Runner 2049 Dunkirk Shape of Water Star Wars Last Jedi En İyi Ses Miksajı Baby Driver Blade Runner 2049 Dunkirk Shape of Water Star Wars: Last Jedi En İyi Görsel Efekt Blade Runner 2049 Guardians of The Galaxy Vol. 2 Star Wars The Last Jedi War for the Planet of the Apes Kong: Skull Island En İyi Erkek Oyuncu Timothee Chalamet Daniel Day-Lewis Daniel Kalııya Gary Oldman Denzel Washington En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu William Defoe Christopher Plummer Sam Rockwell Woody Harrelson Richard Jenkins En İyi Kadın Oyuncu Sally Hawkins Frances McDormand Ebbing, Margot Robbie Saoirse Ronan Meryl Streep En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Mary J. Blige Allison Janney Lesley Manville Laurie Metcalf Octovia Spencer En İyi Animasyon Filmi The Boss Baby The Breadwinner Coco Ferdinand Loving Vincent En İyi Yönetmen Christopher Nolan Jordan Peele Greta Gerwig Paul Thomas Anderson Guillermo del Toro En İyi Belgesel Film Abacus: Small Enough to Jail Faces Places Icarus Last Men In Aleppo Strong Island En İyi Kısa Belgesel Edith+Eddie Heaven is a Traffic Jam on the 405 Heroin Knife Skills Traffic Stop Yabancı Dilde En İyi Film A Fantastic Woman The Insult Loveless On Body and Soul The Square En İyi Özgün Şarkı Mighty River Mystery of Love Remember Me Stand up for Something This is Me En İyi Film Call my By Your Name Darkest Hour Dunkirk Get Out Lady Bird Phantom Thread The Post The Shape of Water Three Billboards Outside Ebbing, Missouri En İyi Uyarlama Senaryo Call Me By Your Name The Disaster Artist Logan Molly's Game Mudbound En İyi Özgün Senaryo The Big Sick Get Out Lady Bird The Shape of Water Three Billboards Outside Ebbing, Missouri The Shape of Water en iyi film, en iyi kadın oyuncu, en iyi yardımcı erkek oyuncu ve en iyi yönetmen kategorilerinin de aralarında bulunduğu toplam 13 dalda aday gösterildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2018de-vizyona-girecek-filmler/", "text": "Yeni yıl geliyor ve sinemalar yeni filmlerle dolacak.Önce Türk sinemaları şenlenecek. Sonra dünya devleri filmleri çıkaracak.Yani 2018'de güzel filmler vizyona girecek. Sinemalar.com yeni yılda vizyona girecek filmler arasından en çok beklenen filmleri sıraladı. Yeni filmleri merak edenlere ve hangi filmi izleyeceğine bir türlü karar veremeyenlere ilaç gibi gelecek bir film listesi... Vizyon Tarihi: 5 Ocak 2018 Tür: Komedi, Macera Yönetmen: Kıvanç Baruönü Oyuncular: Cem Yılmaz, Ozan Güven, Seda Bakan, Zafer Algöz, Özkan Uğur Arif'in yakın dostu 216, insan olmaya karar vererek dünyaya gelir ve burada başına olmadık işler gelir. Herkes gibi bir yaşam sürmek için çabalasa da farklı oluşu herkesin dikkatini çeker. 216'yı cazip teklifleriyle kandırmayı başaran bir iş adamı, onun sayesinde geleceği değiştirecektir. Arif'in GORA'dan sonra bir kez daha 216 ile yaşadığı maceraları anlatacağı Arif v 216 filmi, 2018'in başında gösterime girecek. Kara Panter Vizyon Tarihi: 16 Şubat 2018 Tür: Bilim Kurgu, Aksiyon, Dram, Fantastik Yönetmen: Ryan Coogler Oyuncular: Chadwick Boseman, Michael B. Jordan, Lupita Nyong'o, Martin Freeman, Danai Gurira Kaptan Amerika'yla yan yana çarpıştıktan sonra vatanı Wakanda'ya dönen Kara Panter, gözlerden uzak olsa da son derece gelişmiş ülkeye liderlik etmeye hazırlanmaktadır. Ancak ülke içinde karışıklıklar çıkmış, tahta aday olan başkaları da baş göstermiştir. Ülkesini bir arada tutmak ve savaşa girmesini engellemek isteyen Kara Panter, CIA ajanı Everett K. Ross'un da yardımını alacaktır. Kara Panter, 2018 yılında ilk kez merkezde kendisinin olduğu bir filmle beyazperdede olacak. Tomb Raider Vizyon Tarihi: 16 Mart 2018 Tür: Aksiyon, Fantastik, Macera Yönetmen: Roar Uthaug Oyuncular: Alicia Vikander, Daniel Wu, Dominic West, Walton Goggins, Alexandre Willaume Genç arkeolog Lara Croft, kendini yalnızca keskin zihniyle, kör inançla ve inatçı ruhuyla silahlanmış durumda olduğu bir maceranın içinde bulur. Lara, ilk arkeolojik keşfi için gittiği mitolojik sırlarla dolu çılgın bir adada hayatta kalmak için gücünü ve yeteneklerini kullanmalıdır. Angelina Jolie ile özdeşleşen Tomb Raider karakteri, bu kez Oscarlı aktris Alicia Vikander'le tekrar beyazperdede olacak. Yeni Mutantlar Vizyon Tarihi: 13 Nisan 2018 Tür: Bilim Kurgu, Aksiyon Yönetmen: Josh Boone Oyuncular: Maisie Williams, Anya Taylor-Joy, Charlie Heaton, Henry Zaga, Blu Hunt Henüz yeni yeni fark etmeye başladıkları süper güçlere sahip, dünyanın farklı yerlerinden gelen 5 mutant genç, gizli bir tesiste kapalı tutulmaktadır. Burada geçmiş hatalarla yüzleşecek, tekrar özgür olmak adına mücadele edeceklerdir. X-Men serisinin yeni filmi, Nisan ayında gösterime girecek. Vizyon Tarihi: 1 Haziran 2018 Tür: Aksiyon, Komedi, Macera Yönetmen: David Leitch Oyuncular: Ryan Reynolds, Josh Brolin, Morena Baccarin, T.J. Miller, Shiori Kutsuna İlki çok beğenilen Deadpool serisinin 2. filminde sevilen antikahramanın yeni maceralarını izleyeceğiz. Deadpool karakterini Ryan Reynolds tekrar hayata geçirecek. İkinci filmin senaryosunda ise Paul Wernick ve Rhett Reese ikilisini yeniden görüyoruz. Yönetmen koltuğunda ise Tim Miller oturuyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2019-yilinin-en-kotu-filmleri/", "text": "Her zaman izlemelik film önerisi verilmez. Bazen de hangi filmi izlememeliyiz onu duymalı. Sizlere 2019 yılında vizyona giren en kötü filmlerden bir derleme yaptık: BU LİSTEDE YER ALMASINA ŞAŞIRACAKLARINIZ İLE BAŞLAYALIM: Bu ünlülerin bu filmleri gerçekten iyi değil Gemini Man The Professor Lucy in the Sky The Hustle Hellboy 2019 Night Hunter Rambo: Last Blood 2019 Yılının En Kötü Filmleri 1 Buffalo Boys IMDb Puanı: 5.8 2 Child's Play IMDB Puanı: 5.9 3 THE CHAPERONE IMDB:6.3 4 State Like Sleep IMDB: 4.2 5 TOLKIEN Imdb:6.8 Dome Karukoski'nin yönetmen koltuğunda oturduğu Tolkien, Dünya edebiyatının genel seyrini değiştirmenin yanı sıra eserleriyle sinema tarihine de büyük ilham kaynağı olan J.R.R. Tolkien'in ilk gençlik yıllarını, dostluklarını, aşkını, savaşı deneyimleyini ve Orta Dünya'yı şekillendirdiği dönemi konu ediniyor. 6 Godzilla: King of the Monsters IMDB: 6.1 Millie Bobby Brown oynuyor ama çok vasat. 7 Lords of Chaos IMDB 6.5 8 Angel of Mine Gerçeğin Peşinde 6.6 9 King of Thieves IMDB: 5.5 10 The Addams Family IMDB puanı 5.9 11 Puanı 6.5 ama Angel Has Fallen da kötü filmlerden birisi. Sadece oyuncular için izleyebilirsiniz. 12 The Prodigy imdb puanı 5.9 13 -X- MEN Dark Phoenix Film afişi zaten ben tırtım diyor. Yine de biz size bir fragman da ekleyelim. Filmin iMDB notu X-Men efsanesinden çok uzak. SADECE 5.8 14-DOMINO başrolde Nikolaj Coster-Waldau IMDB notu felaket: 4.4 15 Men in Black: International tam bir fiyasko Puanı da 5.7 16 Serenity Matthew McConaughey ve Anne Hathaway olsa da başrolde, puanı 5.3 Bunlar dışında da izlememeniz gereken 2019 yapımı filmleri şöyle sıralayalım: Miss Bala Anna An Acceptable Loss The Goldfinch (6.3 diğerlerinden iyi. Kitap daha iyiydi.) Bu listedeki filmlere bulaşmadan 2019 yılında yapılan filmlerin keyfini çıkarın. İyi seyirler"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2020-altin-kure-odulleri-sahiplerini-buldu/", "text": "Bu yıl 77.'si düzenlenen Altın Küre Ödülleri'nde kazananlar belli oldu. 2020 Altın Küre Ödülleri Sahiplerini Buldu Ricky Gervais'in sunuculuğunda gerçekleşen Altın Küre töreninden ödüller sahiplerini buldu. Drama kategorisinde En İyi Film Ödülü ile En İyi Yönetmen Ödülü gibi iki önemli kategoride zafere uzanan 1917 ile Komedi/Müzikal kategorisinde En İyi Film Ödülü dahil olmak üzere üç ödüle birden uzanarak gecenin en çok ödül kazanan filmi olan Quentin Tarantino imzalı Bir Zamanlar... Hollywood'da törenin gerçek kazananları oldular. Altın Küre Ödülleri'nde dağıtılan film ödüllerinin tamamına aşağıdan ulaşabilirsiniz. 2020 Altın Küre Ödülleri: * Kazananlar kalın ve yıldız ile işaretlenmiştir. En İyi Film The Irishman Marriage Story 1917 Joker The Two Popes En İyi Film Once Upon a Time... in Hollywood Jojo Rabbit Knives Out Rocketman Dolemite Is My Name En İyi Yönetmen Bong Joon-ho Sam Mendes (1917) Quentin Tarantino Martin Scorsese Todd Phillips En İyi Kadın Oyuncu Cynthio Erivo Scarlett Johansson Soarise Ronana Charlize Theron Renee Zellweger En İyi Kadın Oyuncu Awkwafina Ana de Armas Cate Blanchett Beanie Feldstein Emma Thompson En İyi Erkek Oyuncu Christian Bale Antonio Banderas Adam Driver Joaquin Phoenix Jonathan Pryce En İyi Erkek Oyuncu Daniel Craig Roman Griffin Davis Leonardo DiCaprio Taron Egerton Eddie Murphy En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Kathy Bates Annette Bening Laura Dern Jennifer Lopez Margot Robbie En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Tom Hanks Anthony Hopkins Al Pacino Joe Pesci Brad Pitt En İyi Senaryo Quentin Tarantino Noah Baumbach Anthony McCarten Bong Joon-ho, Han Jin-won Steven Zaillian En İyi Özgün Müzik Thomas Newman (1917) Hildur Guonadottir Randy Newman Alexandre Desplat Daniel Pemberton En İyi Animasyon Film Frozen II How to Train Your Dragon: The Hidden World Missing Link Toy Story 4 Lion King Yabancı Dilde En İyi Film The Farewell Pain and Glory Portrait of a Lady on Fire Parasite Les Miserables En İyi Özgün Şarkı I'm Gonna Love Me Again Spirit Into the Unknown (Frozen 2) Stand Up Beautiful Ghosts boxofficeturkiye.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2020-burc-yorumlari/", "text": "2020 yılı günlük ve aylık burç yorumları, burçlarını takip edenleri heyecanlandırıyor. Yeni yılda hayatta yeni bir adım ve yeni bir sayfa açıyoruz. Bu da yeni burç yorumlarıyla yorumlanıyor. Her burcun kendine ait 2020 yılı yeni özellikleri ortaya çıkıyor. Bu haberimizde Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık burçlarının 2020 burç yorumlarını bulabileceksiniz. KOÇ BURCU YORUMU (21 MART 20 NİSAN) 2020 yılı Koç burcu insanları için büyük sürprizlere gebe. Özellikle de aile ve sosyal hayatlarında sorunlar yaşayan Koç burcu insanları, 2020 yılında yepyeni bir başlangıçla daha düzenli bir aile ve sosyal hayata kavuşacak. Maddi anlamda zor günler geride kalacak, 2020 yılıyla birlikte bu sıkıntılar zamanla geçecek. 2020 yılı içerisinde psikolojik anlamda gel-gitli günler yaşayabilirsiniz. Bir mutlu bir hüzünlü olacağınız günler, haftalar gelecek. Bu nedenle çevrenizdekilere karşı biraz daha yapıcı olmakta fayda var. 2020 yılı Koç Burcu insanları için biraz duygusal geçecek diyebiliriz. Bekar koç burcu erkek ve kadınları, ruh ikizlerini 2020 yılında bulabilirler... BOĞA BURCU YORUMU (21 NİSAN 20 MAYIS) 2020 yılı Boğa burcu insanları için büyük değişimler yaşatacak. Yenilikleri kabullenen boğa burcu insanları 2020 yılına daha çabuk adapte olabilecek. 2020 yılında çevrenize faydası olan, sosyal dayanışma ve yardımlaşma projelerinde daha çok yer alabilirsiniz. Duygu dünyanız ve gönül zenginliğiniz artacak. Bu yenilikler, iç huzuru yakalamanızı sağlayacak. Merkür'ün etkisini göstermesiyle Boğa burcu insanları, yeni yılda daha dinç ve enerjik günler geçirecek. Fırsatlar ve yol ayrımlarında kalbinizin sesini dinleyerek yaptığınız her seçim, 2020 yılını daha da anlamlı ve güzel hale getirecek. Her sene olduğu gibi bu sene de Mevsim geçişleri Boğa burcu insanlarının sağlığını olumsuz etkileyebilir bu nedenle boğa burcu insanları sağlık konusuna titizlikle yaklaşmalı... İKİZLER BURCU YORUMU (21 MAYIS 20 HAZİRAN) Duygusallığın ön planda olduğu bir yılı geride bırakan İkizler Burcu, 2020 yılında daha da duygusal bir yıl geçirecek. Manevi huzurun artacağı 2020 yılında, evliliğe adım atıp dünya evine girecekler, daha kolay şekilde ilerleyecekler. Venüs etkisini göstermesiyle, İkizler burcu insanları karar alırken ve uygularken kalplerini dinleyecek. İş hayatınızda ve kariyerinizi etkileyecek önemli anlarda beyninizin keskin zekasından faydalanıp, en verimli ve en doğru kararı vermeye çalışmalısınız. İkna kabiliyetiniz, birçok fırsat yakalamanızı ve işleri lehinize çevirmenizi sağlayacak. 2020'nin Ocak ayından başlayıp yıl sonuna dek bütün iyilik ve güzellikler sizinle olacak. YENGEÇ BURCU YORUMU (21 HAZİRAN 22 TEMMUZ) 2019 yılı Yengeç burcu için özel hayatlarında stresli ve zor bir yıl oldu. 2020 yılında yengeç burcu insanları, özel ve aile hayatlarında daha doğru kararlar verebilmeli. 2020, başlangıçta size kolay gelmeyebilir ve geçmiş yılda olduğu gibi aile ve özel hayatınızda zor ve stresli anlar yaşayabilirsiniz. Öte yandan mali anlamda, ekonomi ve iş hayatınız iyiye gidiyor. Parasal konularda sıkıntı yaşamayacaksınız. Bir de artık etrafınızdakileri düşünmekten kendinizi unutmayı bırakın, kendinize daha fazla değer verin. ASLAN BURCU YORUMU (23 TEMMUZ 23 AĞUSTOS) 2020 yılı Aslan burcu insanlarına, özellikle iş ve kariyer anlamında büyük fırsatlar sunacak. Çalıştığınız ofiste yapılan belli başlı değişiklikler size yarayacak. Terfi, maaş artışı veya istediğiniz, yepyeni bir iş sizleri bekliyor. 2020 yılı, Aslan burcu için iş ve kariyer yılı olacak! Mevsim değişimlerinin olduğu dönemlerde, 2020 yılının belli bazı günleri, Aslan burcu insanları için sıkıntılı-stresli günler yaşanmasına sebep olabilir. Ancak bu sizi üzmesin. Karşınıza yeni bir arkadaş, dost veya evliyseniz yeni bir evlat çıkabilir. BAŞAK BURCU YORUMU (24 AĞUSTOS 23 EYLÜL) 2020 yılında daha önce farkına varmadığınız pek çok şeyin farkına varabilirsiniz. Merkür etkisi Başak burcuna yarayacak. İş hayatınız ile özel hayatınız arasında bir denge kurarak, her ikisine de yeterince vakit ayırmaya çalışmalısınız. Ekonomik sorunlarından arınıp, huzurlu ve sıkıntısız günlere ulaşacaksınız. Ruh eşini arayanların kısmeti de yakın bir vakitte yolda... TERAZİ BURCU YORUMU (24 EYLÜL 23 EKİM) 2020 yılı Terazi burçları için bir sınav yılı olabilir. Terazi burcu insanları, karşılaştıkları sorunlara karşı, mantıkla ve akılla karar vermeli, ani ve fevri tepkilerden kaçınmalıdır. Bir de terazi burcu insanları, mali açıdan inişli-çıkışlı günler yaşayabilir. Yaz aylarına doğru, kendi çevrenizde olup da sizinle anlaşamayan insanlar moralinizi bozsa da böyle anlarda içinize çekilip, kendinizle yalnız kalmak iyi gelecektir. Terazi burcu için 2020 yılı sabır ve test yılı olacak tekrar hatırlatıyoruz... AKREP BURCU YORUMU (24 EKİM 22 KASIM) Güçlü iradeleriyle dikkat çeken Akrep burcu insanları, 2020 yılında birçok yenilikle tepeden tırnağa değişebilirler. Aşk hayatlarında özgüvenli olup kendilerine güvenmeli, ticari işlerinde doğru ve mantıklı kararlar vermeye çalışmalılar. Evlenme planı yapan akrep burçları, önlerine çıkan sorunları önemsememeli ve aşılabileceğini düşünerek aşmaya çalışmalıdır. İletişim açısından çevrenize karşı objektif ve daha dikkatli olmalısınız. Çünkü bu süreçte yanlış anlaşılmalara mahal verebilirsiniz. YAY BURCU YORUMU (23 KASIM 21 ARALIK) Hırslı bir yapıları olan Yay burcu insanları, iş hayatında yoğun tempoda çalışmaktan, ev-aile ve sosyal hayatlarını aksatmadan imtina etmeliler. Artık, kendilerine güvenmeli, hırs duygusundan uzaklaşmalılar. Bol bol tatil ve güneş iyi gelecektir. Uzun süredir kendinize zaman ayırmıyorsunuz, bu nedenle artık iyi bir dinlenme ve tatilin zamanı geldi. OĞLAK BURCU YORUMU (22 ARALIK 20 OCAK) 2019'dan kalma bunalım ve stresi bir kenara bırakarak yeni yıla, 2020'ye odaklanmalısınız. Huzur dolu, sinir ve stresin olmadığı 2020 yılına merhaba diyeceksiniz. İş hayatınızda işler iyi giderken bir yandan da aşk hayatınıza yoğunlaşacaksınız. Bekar Oğlak burcu insanları, 2020 yılının ortalarına doğru evlenme teklifi edebilir veya alabilirler. Stresten arınmalı ve vereceğiniz kararları baskı altında olmadan, aklınız ve mantığınızla verebilmelisiniz. KOVA BURCU YORUMU (21 OCAK 18 ŞUBAT) 2020 yılı Kova burçları için çok şanslı bir yıl olacak. Yıldızların konumlarına göre Kova burcu insanları, bereketli bir yıl geçirecek. Yeni yılda çevrenizle daha etkili iletişim kurabilirsiniz. Bol bol arkadaş ve dost edinebileceğiniz 2020 yılında iş hayatınızda da ilerleme kaydedeceksiniz. Daha hırslı bir yapıya bürünecek, iş hayatınızda sınırları zorlayacaksınız. Sabır ve hırs, anahtar kelimeleriyle, önünüze hangi engel çıkarsa çıksın bu engelleri yıkıp geçeceksiniz. Hayatınıza bir başkası hiç dahil olamadı mı? 2020 yılı, ruh ikizinizi bulmakta kilit yıl olabilir, yeni maceralara hazırlıklı olun... BALIK BURCU YORUMU (19 ŞUBAT 20 MART) Balık burcu insanları, 2020 yılında çok dikkatli olmalı ve kararlarını hem kalp hem de mantıklarını dinleyerek vermelidir. Sosyal çevrenizde, arkadaşlarınızla sorunlar yaşayabilir ve bir ikisini hayatınızdan çıkarmak zorunda kalabilirsiniz. Duygusal kararları, baskı altındaki bir ortamda vermekten kaçınmalısınız. Neptün etkisi, Balık burcunun 2020 yılında iyimser bir ruh haline bürüneceğini aktarıyor. Ancak sağlık konusunda çok dikkatli olmalı, mevsim geçişlerinde kendinize iyi bakmalısınız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2020-yilinda-muudda-en-cok-dinlenen-sarkicilar-oguzhan-koc-ve-billie-eilish-oldu/", "text": "Türk Telekom'un dijital müzik platformu Muud, 2020 yılının en çok dinlenenler listesini açıkladı. Yerli sanatçılar kategorisinin zirvesinde Oğuzhan Koç var. Yabancı şarkılarda Billie Eilish'in 'Everything I Wanted', yerli şarkılarda ise Berkay'ın 'İki Hece' parçası ilk sırada. En çok dinlenen ve indirilen albümlerde ise lider Gazapizm'in HİZA'sı oldu. Türkiye'nin en yüksek teknoloji yatırımını yapan Türk Telekom, 2020 yılında da müzikseverlerin nabzını dijital müzik platformu Muud ile tuttu. Muud'da 2020'nin en çok dinlenen ve indirilen şarkı, şarkıcı, albüm ve yabancı şarkıların yanı sıra, 'Yerli Yeniler', 'Buralar Hep Akustik' ve 'Dillerden Düşmeyen Şarkılar' gibi başlıklarda kullanıcılara sunulan listeler arasında en çok tercih edilen şarkılar da belirlendi. Sanatçılardan Oğuzhan Koç, şarkılardan Berkay'ın 'İki Hece'si zirvede... Muud'da 2020 boyunca en çok dinlenen yerli şarkı Berkay'ın İki Hece isimli parçası oldu. İki Hece'yi Ebru Yaşar'ın 'Kalmam' ile Zeynep Bastık'ın 'Uslanmıyor Bu' isimli parçaları takip etti. En çok dinlenen albüm, Gazapizm'in Şubat ayında yayınladığı 10 şarkılık 'HİZA' olurken, onu Oğuzhan Koç'un 'Ev' ve Sibel Can'ın 'Hayat isimli albümleri takip etti. En çok dinlenen yerli sanatçılar listesinin ilk üç sırasında ise Oğuzhan Koç, Berkay ve Zeynep Bastık yer alıyor. Herkes bunları dinliyor Yabancı şarkılar sıralamasının zirvesinde, tüm dünyada satış ve dinlenme rekorları kıran Billie Eilish'in 'Everything I Wanted' adındaki kaydı var. Listenin ikinci sırasında Regard'ın 'Ride It' parçası bulunuyor. Üçüncü sırada da ABD'li hip hop müzik grubu The Black Eyed Peas ve Kolombiyalı şarkıcı J Balvin'in RITMO parçası var. Muud'un kullanıcılarına sunduğu kategori listelerinde de ilk beşi Herkes Bunları Dinliyor, Yerli Yeniler, Türkçe Pop, Türkçe Rap ve Yabancı Pop oluşturuyor. İşte en çok dinlenenler listesindeki ilk 20 Berkay İki Hece Ebru Yaşar Kalmam Zeynep Bastık Uslanmıyor Bu Zehra Cennetten Çiçek Enes Batur Dolunay Ece Mumay Galaksi Mustafa Sandal, Zeynep Bastık Mod Ziynet Sali Kalbim Tatilde Oğuzhan Koç Kendime Sardım Hande Ünsal Daha İyi Didomido Nimet Bilal Sonses, Seda Tripkolic Sonu Gelmez Ziynet Sali, Bilal Sonses Yara Sura İskenderli Dinle Zeynep Bastık Her Mevsim Yazım Irmak Arıcı Yağmurum Ol Aleyna Tilki Yalan Emir Can İğrek Nalan Burak King Eyvallah Murat Boz Can Kenarım En çok indirilen ilk 20 şarkı Berkay İki Hece Emir Can İğrek Nalan Ebru Yaşar Kalmam Mustafa Sandal, Zeynep Bastık Mod Merve Özbey Yaramızda Kalsın Hande Ünsal Daha İyi Irmak Arıcı Mevzum Derin Sura İskenderli Bir Daha Yak Reynmen Ela İlyas Yalçıntaş Olur Olur Gazapizm Unutulacak Dünler Irmak Arıcı, Mustafa Ceceli Mühür Ceza Suspus Bilal Sonses, Derya Bedavacı Sende Kaldı Yüreğim Bilal Sonses, Seda Tripkolic Sonu Gelmez Zehra Cennetten Çiçek Ufuk Beydemir Ay Tenli Kadın Ziynet Sali Bana da Söyle Irmak Arıcı Gece Gibi Gönlün Gülşen Bir İhtimal Biliyorum En çok dinlenen 10 albüm Gazapizm HİZA Oğuzhan Koç Ev Sibel Can Hayat Murda, Ezhel Made In Turkey Ersay Üner Nokta Mabel Matiz Maya Ceza Suspus Çeşitli Sanatçılar Yıldız Tilbe'nin Yıldızlı Şarkıları, Vol. 1 Ufuk Beydemir Sevda Gibi Ebru Gündeş Aşık En çok indirilen 10 albüm Gazapizm HİZA Merve Özbey Devran Ceza Suspus Ufuk Beydemir Sevda Gibi Oğuzhan Koç Ev Ersay Üner Nokta Ceza Rapstar Ebru Gündeş Aşık Çeşitli Sanatçılar Yıldız Tilbe'nin Yıldızlı Şarkıları, Vol. 1 Sibel Can Hayat En çok dinlenen sanatçılar Oğuzhan Koç Berkay Zeynep Bastık Bilal Sonses Ziynet Sali Mustafa Ceceli Hande Ünsal Sezen Aksu Murat Boz Sibel Can Ebru Yaşar Hande Yener Göksel Enes Batur Müslüm Gürses Burak King Gazapizm Irmak Arıcı Zehra Ece Mumay En çok dinlenen yabancı şarkılar Billie Eilish everything i wanted Regard Ride It The Black Eyed Peas, J Balvin RITMO Arizona Zervas ROXANNE NK Elefante Y2K, bbno$- Lalala Lewis Capaldi Someone You Loved SHAED, ZAYN Trampoline SAINt JHN Roses Halsey Graveyard The Weeknd Blinding Lights INNA Gimme Gimme Billie Eilish bad guy Meduza, Becky Hill, Goodboys Lose Control Travis Scott HIGHEST IN THE ROOM Harry Styles Watermelon Sugar Doja Cat Say So Ayo & Teo Rolex Surf Mesa ily Future, Drake Life Is Good En çok dinlenen listeler Herkes Bunları Dinliyor Yerli Yeniler Türkçe Pop Türkçe Rap Yabancı Pop Dillerden Düşmeyen Şarkılar Buralar Hep Akustik Ortamı Havalandıracak Liste Haftanın Muud'luluk Modu %100 Hijyenik Şarkılar"} {"url": "https://www.thegeyik.com/2020de-cikacak-marvel-filmleri-belli-oldu/", "text": "Black Widow 1 Mayıs 2020, The Eternals 6 Kasım 2020, Shang Chi and the Legend of the Ten Rings 12 Şubat 2021, Doctor Strange in the Multiverse of Madness 7 Mayıs 2021, Thor: Love and Thunder ise 5 Kasım 2021'de gösterime girecek. 2 milyar dolara yakın gişe hasılatı elde eden Black Panther serisinin devam filmi Black Panther 2, 6 Mayıs 2022'de izleyicilerle buluşacak. 2022 2023 döneminde ise Ant-Man 3, Blade, Captain Marvel 2 ve Guardians of the Galaxy 3 yapımları gösterime girecek. Disney-Marvel ortaklığının Avengers benzeri bir takım olan A-Force'u izleyicilerin beğenisine sunması bekleniyor. Yapımın; Spider-Verse'e benzer şekilde animasyon türünde olabileceği iddia ediliyor. Elbette tersi de olasılıklar arasında. A-Force üyeleri arasında; genç Captain Marvel ve alternatif evrenin Örümcek Adam'ı Miles Morales bulunuyor. Deadpool 3'ün de 2023 yılının ilk yarısında gösterime gireceği kesinleşti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/2022-yilinda-spotifyda-arabesk-turunde-en-cok-dinlenen-10-sarki-ve-sarkici/", "text": "Spotify'ın verilerine göre, Türkiye'de arabesk dinlenmeleri son üç yılda 4'e katlanırken, Müslüm Baba tüm zamanların en çok dinlenen arabesk sanatçısı oldu. Arabeski en çok dinleyen yaş grubu ise Z Kuşağı! Şimdi Spotify, yayınladığı üç yeni çalma listesi ile arabeski onurlandırırken yeni ve eski tüm arabesk dinleyicilerinin hem yeni hem de kült şarkıların tadını çıkarmalarını sağlıyor Bir yandan müzik türleri birbirinden etkilenmeye ve dönüşmeye devam ederken diğer yandan her defasında tadı damağımızda kalan kült şarkılar da her dönem yeni nesil tarafından bir kez daha keşfediliyor. Buna en güzel örnek de arabesk! Ayrıca Spotify verileri Z kuşağının, yüzde 46'lık dinlenme oranıyla arabeskin en büyük dinleyici kitlesini oluşturduğunu gösteriyor. Bu ilgi sadece klasikleşmiş parçalarla sınırlı değil, Türkçe Rap ve Pop'la iç içe geçmiş yepyeni arabesk ezgileri de arabeskin yükselişini ifade ediyor. Acı, keder, gözyaşı: Spotify'da 3 yeni Arabesk çalma listesi dinleyicilerle buluşuyor Arabeske olan ilgi Spotify verilerinde de açıkça görülüyor. Öyle ki 2019 yılı Ocak Ağustos dönemine kıyasla 2022 yılının aynı döneminde, arabesk dinlemelerinde yüzde 287'lik bir artış olduğu görülüyor. Spotify da arabeske olan bu ilgiyi taçlandırmak üzere hem eskiden yeniye arabesk klasiklerinin hem de pop ve rap ezgileriyle arabeske taptaze bir soluk getiren yeni şarkıların yer aldığı 3 yeni çalma listesini müzikseverlerle buluşturdu. Müzikseverler, Paramparça çalma listesi ile hem nesilden nesile gücünü kaybetmeyen eski arabesk şarkılar hem de bugüne damga vuran yeni arabesk ezgilerle buluşurken, Besk Pop çalma listesi ile pop ve arabeskin, Besk Rap çalma listesi ile ise rap ve arabesk tınılarının bir arada bulunduğu şarkı ve sanatçıları keşfedebilecek. Spotify Güney ve Doğu Avrupa Müzik Direktörü Melanie Parejo, Arabesk çok enteresan bir müzik türü. Orijinal haliyle dinlendiği gibi, pop ve rap türleri ile de bir füzyon oluşturduğunu görüyoruz. Z kuşağının bu ilgisi aynı zamanda bu müzik türünün yaştan bağımsız olarak da güçlü bir kültürel sembol olduğunun bir kanıtı. Tam da bu nedenle, hem yeni hem de eski arabesk dinleyicileri tarafından beğenileceğini umduğumuz üç yeni çalma listesi ile bu türü onurlandırmaktan mutluluk duyuyoruz. Arabeski en çok Z Kuşağı dinliyor, üstelik koşarken bile arabeskten vazgeçemiyoruz Arabeskin eskimeyen etkisi ve yeni müziklerle harmanlanan gücünden bahsetmişken Türkiye'de Spotify üzerinden arabesk müziğe dair dinlenme eğilimlerine baktık. İşte Türkiye'deki Spotify kullanıcılarının arabesk müzik dinleme alışkanlıklarına göz attığımızda öne çıkan çarpıcı veriler: Türkiye'de başlığında arabesk geçen ve kullanıcılar tarafından oluşturulmuş 162 binin üzerinde çalma listesi bulunuyor. 2022'de en çok arabesk dinleyen yaş grubu ise yüzde 46 ile 18-24 yaş grubu; yani Z kuşağı! Türkiye'den ilginç bir arabesk dinleme verisi geliyor hazır mısınız? Koşu temalı çalma listelerinin içinde en az 1 tane arabesk türünde şarkı yer alıyor. Spor esnasında arabesk ile motivasyonumuzu artıracak kadar bu müzik türünün bağımlısı olduğumuz sonucunu çıkarmak mümkün! 2022 yılında arabesk türündeki dinlemelerin yüzde 84'ü Türkiye'deki kullanıcılara ait. Türkiye'den sonra en çok arabesk dinlenen ilk üç ülke Almanya, Hollanda ve Fransa olarak öne çıkıyor. Müslüm Baba ve onun dillere destan Nilüfer'i tüm zamanlarda arabeskin zirvesinde! Türkiye'de Spotify üzerinden derlenen verilere göre, tüm zamanların en çok dinlenen arabesk sanatçısı Müslüm Gürses olurken, yine tüm zamanların en çok dinlenen arabesk şarkısı ise Nilüfer oldu. Peki 2022 yılının en çok dinlenen arabesk sanatçıları ve arabesk şarkılarını merak ediyor musunuz? İşte veriler: 2022 yılında Spotify'da arabesk türünde en çok dinlenen 10 sanatçı: Müslüm Gürses Ebru Gündeş Funda Arar Bergen Yıldız Tilbe İbrahim Tatlıses Ebru Yaşar Hakan Altun Cengiz Kurtoğlu Azer Bülbül 2022 yılında Spotify'da arabesk türünde en çok dinlenen 10 şarkı: Al Sevgilim Funda Arar, Semicenk İçime Ata Ata Burak Bulut, Ebru Yaşar, Kurtuluş Kuş Sen Affetsen Bergen Cennet Ebru Gündeş Seni Yazdım Müslüm Gürses Yediverenim Funda Arar Nilüfer Müslüm Gürses Sabah Olmadan Güllü İnsan Dertli Olunca Bergen Benim İçin Üzülme Bergen"} {"url": "https://www.thegeyik.com/21-yasindaki-milyoner-sporcunun-hayranlik-uyandiran-hayati/", "text": "Hayranlık uyandıran ve milyonları duyunca hemen aklınıza havuzlar, uşaklar, lüks arabalar, partiler geldiyse bir dakika durun lütfen. Daniel David Norris hayatınızda görebileceğiniz en farklı adamlardan birisi. Amerikan profesyonel beyzbol liginde oynayan Daniel Norris doğa aşığı ve oldukça da alçak gönüllü bir yaşamı seçmiş. Normal zamanlarda evi kabul ettiği karavanla, sezon bittiğinde seyahat ediyor. Karavanını o kadar seviyor ki adını da Shaggy koymuş. Aylık 800 dolar harcama ve bol doğa gezmeleriyle hayatını geçiriyor. Paranın bozamadıklarından diyeceğimiz bu arkadaşı takdir ediyoruz elbette. Paranın bir kısmını hayır işlerine ayırması da işin ayrıca sevindirici yanı. Parayı bulunca önce semtini sonra ailesini, arkadaşlarını satanları normal karşılayıp, doğaya dönene şaşırmak da garip tabii."} {"url": "https://www.thegeyik.com/21-yerli-unlunun-duyunca-sasiracaginiz-gercek-isimleri/", "text": "Ünlülerin çoğunu biz bir isimle tanıdık ama gerçek isimleri hiç de öyle değil. Bu listede ünlülerin gerçek isimlerini sizin için derledik. Teoman'dan Yılmaz Güney'e Sezen Aksu'ya kadar hemen hemen hepsinin ismi şaşırtıcı. Ünlülerin Gerçek İsimleri 1 MÜJDE AR KAMİLE SUAT EBREM 3 Asena Onur Çakmak 4 Banu Alkan Renka Bronkavi 5 Cüneyt Arkın Fahrettin Cüreklibatır 6 Harika Avcı Nermin Ocak 7 Muazzez Ersoy Hatice Yıldız Levent 8 Adnan Ayberk Yadigar Ejder 9 Necati Şaşmaz Muhammed Necati Şaşmaz 10 Nuri Alço Nureddin İbrahimov 11 Okan Bayülgen Kaan Okan Görgün 12 Petek Dinçöz Diğdem Ezgü 13 Seda Sayan Aysel Gülaçar 14 Serpil Çakmaklı Serpil Dönmez 15 Sezen Aksu Fatma Sezen Yıldırım 16 Sibel Can Deniz Engüzel 17 Tarık Akan Tarık Üregül 18 Teoman Teoman Fazlı Yakupoğlu 19 Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço 20 Yıldız Kenter Ayşe Yıldız 21 Yılmaz Güney Yılmaz Pütün Bonus: Doğuş -Orhan Baltacı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/21-yuzyilin-en-iyi-100-filmi-secildi/", "text": "36 ülkeden 177 eleştirmenin seçimiyle BBC, 21. yüzyılın en iyi 100 filmini yayınladı. As bayrakları as diyeceğimiz bir durum da ortaya çıktı. Listede Nuri Bilge Ceylan'ın filmi de var. Onun ışında animasyon filmleri, çok sevdiğimiz filmler; hemen hemen hepsi listede. İzlemek için film arayanlar son yıllarda çekilmiş en iyi filmleri bu listeden seçebilir artık. Listede Big Fish'i görmemek ve bir numarada tam da aradığımızı bulamamak biraz üzdü ama dediğimiz gibi filmlerin çoğu bu listeyi gerçekten hak ediyor. En iyi filmler 100. Toni Erdmann (Maren Ade, 2016) 100. Requiem for a Dream (Darren Aronofsky, 2000) 100. Carlos (Olivier Assayas, 2010) 99. The Gleaners and I (Agnes Varda, 2000) 98. Ten (Abbas Kiarostami, 2002) 97. White Material (Claire Denis, 2009) 96. Finding Nemo (Andrew Stanton, 2003) 95. Moonrise Kingdom (Wes Anderson, 2012) 94. Let the Right One In (Tomas Alfredson, 2008) 93. Ratatouille (Brad Bird, 2007) 92. The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford (Andrew Dominik, 2007) 91. The Secret in Their Eyes (Juan Jose Campanella, 2009) 90. The Pianist (Roman Polanski, 2002) 89. The Headless Woman (Lucrecia Martel, 2008) 88. Spotlight (Tom McCarthy, 2015) 87. Amelie (Jean-Pierre Jeunet, 2001) 86. Far From Heaven (Todd Haynes, 2002) 85. A Prophet (Jacques Audiard, 2009) 84. Her (Spike Jonze, 2013) 83. A.I. Artificial Intelligence (Steven Spielberg, 2001) 82. A Serious Man (Joel and Ethan Coen, 2009) 81. Shame (Steve McQueen, 2011) 80. The Return (Andrey Zvyagintsev, 2003) 79. Almost Famous (Cameron Crowe, 2000) 78. The Wolf of Wall Street (Martin Scorsese, 2013) 77. The Diving Bell and the Butterfly (Julian Schnabel, 2007) 76. Dogville (Lars von Trier, 2003) 75. Inherent Vice (Paul Thomas Anderson, 2014) 74. Spring Breakers (Harmony Korine, 2012) 73. Before Sunset (Richard Linklater, 2004) 72. Only Lovers Left Alive (Jim Jarmusch, 2013) 71. Tabu (Miguel Gomes, 2012) 70. Stories We Tell (Sarah Polley, 2012) 69. Carol (Todd Haynes, 2015) 68. The Royal Tenenbaums (Wes Anderson, 2001) 67. The Hurt Locker (Kathryn Bigelow, 2008) 66. Spring, Summer, Fall, Winter...and Spring (Kim Ki-duk, 2003) 65. Fish Tank (Andrea Arnold, 2009) 64. The Great Beauty (Paolo Sorrentino, 2013) 63. The Turin Horse (Bela Tarr and Agnes Hranitzky, 2011) 62. Inglourious Basterds (Quentin Tarantino, 2009) 61. Under the Skin (Jonathan Glazer, 2013) 60. Syndromes and a Century (Apichatpong Weerasethakul, 2006) 59. A History of Violence (David Cronenberg, 2005) 58. Moolaade (Ousmane Sembene, 2004) 57. Zero Dark Thirty (Kathryn Bigelow, 2012) 56. Werckmeister Harmonies (Bela Tarr, director; Agnes Hranitzky, co-director, 2000) 55. Ida (Pawe Pawlikowski, 2013) 54. Once Upon a Time in Anatolia (Nuri Bilge Ceylan, 2011) 53. Moulin Rouge! (Baz Luhrmann, 2001) 52. Tropical Malady (Apichatpong Weerasethakul, 2004) 51. Inception (Christopher Nolan, 2010) 50. The Assassin (Hou Hsiao-hsien, 2015) 49. Goodbye to Language (Jean-Luc Godard, 2014) 48. Brooklyn (John Crowley, 2015) 47. Leviathan (Andrey Zvyagintsev, 2014) 46. Certified Copy (Abbas Kiarostami, 2010) 45. Blue Is the Warmest Color (Abdellatif Kechiche, 2013) 44. 12 Years a Slave (Steve McQueen, 2013) 43. Melancholia (Lars von Trier, 2011) 42. Amour (Michael Haneke, 2012) 41. Inside Out (Pete Docter, 2015) 40. Brokeback Mountain (Ang Lee, 2005) 39. The New World (Terrence Malick, 2005) 38. City of God (Fernando Meirelles and Katia Lund, 2002) 37. Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives (Apichatpong Weerasethakul, 2010) 36. Timbuktu (Abderrahmane Sissako, 2014) 35. Crouching Tiger, Hidden Dragon (Ang Lee, 2000) 34. Son of Saul (Laszlo Nemes, 2015) 33. The Dark Knight (Christopher Nolan, 2008) 32. The Lives of Others (Florian Henckel von Donnersmarck, 2006) 31. Margaret (Kenneth Lonergan, 2011) 30. Oldboy (Park Chan-wook, 2003) 29. WALL-E (Andrew Stanton, 2008) 28. Talk to Her (Pedro Almodovar, 2002) 27. The Social Network (David Fincher, 2010) 26. 25th Hour (Spike Lee, 2002) 25. Memento (Christopher Nolan, 2000) 24. The Master (Paul Thomas Anderson, 2012) 23. Cache (Michael Haneke, 2005) 22. Lost in Translation (Sofia Coppola, 2003) 21. The Grand Budapest Hotel (Wes Anderson, 2014) 20. Synecdoche, New York (Charlie Kaufman, 2008) 19. Mad Max: Fury Road (George Miller, 2015) 18. The White Ribbon (Michael Haneke, 2009) 17. Pan's Labyrinth (Guillermo Del Toro, 2006) 16. Holy Motors (Leos Carax, 2012) 15. 4 Months, 3 Weeks and 2 Days (Cristian Mungiu, 2007) 14. The Act of Killing (Joshua Oppenheimer, 2012) 13. Children of Men (Alfonso Cuaron, 2006) 12. Zodiac (David Fincher, 2007) 11. Inside Llewyn Davis (Joel and Ethan Coen, 2013) 10. No Country for Old Men (Joel and Ethan Coen, 2007) 9. A Separation (Asghar Farhadi, 2011) 8. Yi Yi: A One and a Two (Edward Yang, 2000) 7. The Tree of Life (Terrence Malick, 2011) 6. Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Michel Gondry, 2004) 5. Boyhood (Richard Linklater, 2014) 4. Spirited Away (Hayao Miyazaki, 2001) 3. There Will Be Blood (Paul Thomas Anderson, 2007) 2. In the Mood for Love (Wong Kar-wai, 2000) 1. Mulholland Drive (David Lynch, 2001)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/24-yasinda-olmak/", "text": "24 yaşında olmak, hayatın ikinci yarısına eğitildiğin bir döneme girdiğine işarettir. Hem de eğitiminin bittiğini düşünürken. İşte 24 yaşında olmakla ilgili Ekşi Sözlük'te yazılmış o evet ya dedirten yazı: Derin bir ha***tir çekilen yaş. '19'un üzerinden 5 yıl geçti mi gerçekten ya' diyorsan. yaşın sorulunca 21 diyorsan hala. ya da en kötü 23. Kulübe hoş geldin. Herkesin birbirinden kopmaya başladığı. duygunun ve şehvetin, mantığın arkasında ezildiği. erkeklerin 'helal süt emmiş' bir kız, kadınların 'kariyerli, iyi kazanan, düzgün bir tip' aradığı, bulduğu anda vakit geçirmeden evlendiği. herkesin deli gibi geçim derdine düştüğü, metalci arkadaşınızın Kpss'ye hazırlandığı, partilerden ayrılmayan sarışın afetin sıradan bir tiple nişanlandığı, hoşlandığınız kızın 'yalnız ben artık ciddi bir şeyler arıyorum' dediği, birayı azalttığın, artık hamburger yemediğin, hatta belki spora başladığın, hatta yer yer viski tattığın, stresten dişlerini sıkarak uyandığın, insanlara sarılmak yerine tokalaştığın, tatsız ve ruhsuz sevişmeler yaşadığın, öpüşürken gözlerini açtığın, görevini yapıp kenara çekildiğin bir yaş 24. Şimdi otur düşün, tasarla bakalım. yapacağın her hareket önümüzdeki 50 yıla damgasını vuracak. iş mi değiştirdin, o kariyerde kaldın, tek kurşunun var. gittin birinden mi hoşlandın, evliliğe gidebilir, gitti mi? sıçtın. değiştirme imkanın yok, ya da zor. götün yiyorsa tasarla, uygula. yiyorsa hareket et bakalım. Yahu insan 3-4 sene öncesini bu kadar özler mi? ne saçma."} {"url": "https://www.thegeyik.com/25-aralikta-yayinlanacak-bridgerton-dizisinden-ilk-kareler-geldi/", "text": "Netflix, Shonda Rhimes'in yapım şirketi Shondaland'in ilk dizisi Bridgerton'ın ilk karelerini paylaştı. Dizi, Shonda Rhimes ile uzun süredir birlikte çalışan Chris Van Dusen tarafından yaratıldı ve 25 Aralık'ta tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te yayınlanacak. Bridgerton, Londra sosyetesindeki rekabetçi evlilik piyasasına ilk kez giren, nüfuz sahibi Bridgerton ailesinin en büyük kızı Daphne Bridgerton'ın yaşadıklarını aktarıyor. Ailesinin ayak izlerini takip edip gerçek aşkın ateşlediği bir evlilik yapmayı uman Daphne'nin seçenekleri sonsuz gibidir. Ancak ağabeyi, Daphne'nin eş adaylarını teker teker reddederken gizemli Leydi Whistledown tarafından hazırlanan bir sosyete skandalı Daphne'nin adının lekelenmesine yol açar. Herkesin arzuladığı asi, müzmin bekar Hastings Dükü ise sosyeteye bu sezon ilk kez katılan kızların annelerinin gözdesidir. Diğerlerinin sunabileceği hiçbir şeyi istemediklerini iddia etmelerine rağmen Daphne ve Dük arasındaki çekim inkar edilemez bir noktadır ve sosyetenin kendi geleceklerine ilişkin beklentilerini idare etmeye çalışan ikili, birbirlerine karşı bir fikir savaşına girdiğinde aralarında kıvılcımlar çıkar. Bridgerton kalıcı arkadaşlıkların zamansızlığını, kendi başının çaresine bakan aileleri ve her şeyi fetheden bir aşk arayışını ele alan romantik, skandallarla dolu ve kıvrak zekalı bir dizi. Dizide ayrıca Golda Rosheuvel, Jonathan Bailey, Luke Newton, Luke Thompson, Claudia Jessie, Nicola Coughlan, Ruby Barker, Sabrina Bartlett, Ruth Gemmell, Adjoa Andoh, Polly Walker, Bessie Carter ve Harriet Cains ile birlikte Lady Whistledown'ı seslendiren Julie Andrews da yer alıyor. Dizi, Julia Quinn'in romanlarından uyarlandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/25-super-kahramanin-cizgi-roman-ve-filmlerdeki-benzerlikleri/", "text": "Son dönemlerde -özellikle 2000'li yılların başından beri- sinema sektörü çizgi romanlara göz koymuş, birbiri ardına uyarlamalar çekerek bizlere sunuyor. Her ne kadar birebir bir aktarım yapmasalar da en sonunda gönlümüzü kazanmayı biliyorlar. Bu konuda en önemli husus bence oyuncuların roman karakterlerine ne kadar benzediğidir. Sonuçta çizgi roman okuyan kesimin gözünde belli fiziksel özelliklere sahip bir kahraman var ve sinemada yabancılık çekmemesi için en iyi şekilde kahramanımızı gösterecek bir oyuncuya ihtiyaç duyulmakta. Şöyle bir karşılaştırma yaptık ve ne kadar da benzediklerini gördük. Bir göz atalım: 1- Captain America / Steve Rogers 2- Iron Man / Tony Stark 3- Thor 4- Loki 5- Black Widow / Natasha Romanoff 6- Hawkeye / Clint Barton 7- Hulk / Bruce Banner 8- Vision 9- War Machine / James Rhodes 10- Falcon / Sam Wilson 11- Ant Man / Scott Lang 12- Nick Fury & Agent Coulson 13- Quick Silver & Scarlet Witch / Pietro Maximoff & Wanda Maximoff 14- Black Panther / T'Challa 15- Doctor Strange / Dr. Stephen Strange 16- Agent Hill / Maria Hill 17- Winter Soldier / Bucky Barnes 18- Thanos 19- Peter Quill 20- Gamora 21- Drax 22- Daredevil / Matt Murdock 23- Deadpool / Wade Wilson 24- Batman / Bruce Wayne 25- Superman / Clark Kent"} {"url": "https://www.thegeyik.com/25-yildir-maskarasini-duzgun-cikarmayan-kadinin-gozune-bakin-noldu/", "text": "Maskara veya diğer adıyla rimel kirpikleri güzel ve uzun göstermek için çoğu kadının kullandığı makyaj malzemelerinden. Peki bu malzemeyi ne kadar iyi tanıyorsunuz? Bu resimleri gördüğünüzde, makyajınızı çıkarmadan uykuya dalmanın ne kadar tehlikeli olabileceğini anlayacaksınız. Teresa Lynch bu konuda bizi uyarma niyetinde değildi ama onu tanıdığınızda artık yatağa makyajınızı yıkamadan girmeyeceksiniz. Gözünde garip bir şey hisseden Teresa gözünde bir şeyler var sandı ama onları çıkaramadı. Ve kontrol için hastaneye gitti. Doktorlar onu muayene ettiğinde çok şaşırdılar. Gözlerinin altını bir tabaka kaplamıştı. Bu malzeme dövme gibi derisinin altına işlemişti. Teresa 25 yıldır makyaj yaptığını ve yatağa temizlemeden girdiğini hemen itiraf etti bu şekilde işin sırrı da çözüldü. Doktorlar makyaj malzemesinin gözlerinin altını kaplamakla yetinmediğini artık göze zarar verdiğini söylediler. Ve bir operasyonla göz altını temizlediler. 90 dakikalık çok ince bir çalışma gerekti. Teresa ve doktorlarının sizlere bir uyarısı var: Ne kadar yorgun gelseniz de makyajınızı temizlemeye özen gösterin. En olmadı makyaj temizleme mendili kullanın. Siz de insanlara fayda sağlamak için bu içeriği paylaşmayı unutmayın..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/26-unlu-yildizin-oscar-toreninde-ilk-kez-boy-gosterdigi-tarihlerden-nostaljik-kareler/", "text": "Yaklaşan Oscar Töreni öncesi sizleri nostaljik bir tura çıkarmak istiyoruz. Şimdilerde kitleleri peşinde sürükleyen ünlü yıldızların kırmızı halıda ilk kez boy gösterdiği nostaljik fotoğraflarla sizlerle birlikteyiz. Aralarında Angelina Jolie, Beyonce, Brad Pitt gibi ünlü yıldızların bulunduğu nostaljik bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız... İşte 26 Ünlü Yıldızın Oscar Töreninde İlk Kez Boy Gösterdiği Tarihlerden Nostaljik Kareler; 1# Ben Affleck and Matt Damon 1998 2# Amy Adams 2006 3# Angelina Jolie 1986 4# Jennifer Aniston 2006 5# Beyonce 2005 6# Cameron Diaz 1998 7# George Clooney 2006 8# Denzel Washington 1990 9# Leonardo DiCaprio 1994 10# Drew Barrymore 1983 11# Emma Stone 2012 12# Halle Berry 1996 13# Anne Hathaway 2007 14# Kate Hudson 2001 15# Jennifer Lopez 1997 16# Julia Roberts and Kiefer Sutherland 1990 17# Jennifer Lawrence 2011 18# Kate Winslet 1996 19# Meryl Streep 1979 20# Gwyneth Paltrow 1994 21# Juliette Lewis and Brad Pitt 1992 22# Salma Hayek 1997 23# Scarlett Johansson 2004 24# Viola Davis 2009 25# Reese Witherspoon and Ryan Phillippe 2002 26# Renee Zellweger 1999 Görseller: Buzzfeed"} {"url": "https://www.thegeyik.com/27-yasindaki-kadin-2015-yilinda-basladi-ve-dunyanin-tum-ulkelerini-gezen-ilk-kadin-ouyor/", "text": "Başlığı okur okumaz 2 yıldan kısa bir sürede bu kadının bu kadar yer gezmesine şaşırdınız ve açıkçası bizler gibi kıskandınız. Hatta doğru olmasını istemediniz değil mi? Dünya üzerindeki tüm ülkelere (196) gitmek ve bu kadar dar bir zamanda bunu yapmak gerçekten merak uyandırıyor. ABDli kadın Cassandra De Pecol Temmuz 2015'te gezmeye başlamış ve şimdiden 181 ülkeyi gezmiş. İçiniz biraz rahatladı ve ben gezemiyorum ama o da tamamına gitmemiş bak diye düşünüyorsanız hemen iliştirelim. Geri kalan Gezinti onun için 200.000 dolar tutmuş ama parasını kendi cebinden vermiyor. Dünya barış elçisi olarak geziyor. Kiribati'de güneşin tadını da çıkarıyor. Bosna'da Mostar Köprüsü manzarasını da izliyor. Ayrıca Instagram'dan da gittiği yerlerin reklamını yapıyor. Ve şahsi harcamalarının masrafını çıkarıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/27-yasindayken-hayatini-kaybetti-ailesi-facebookta-paylastigi-son-mektubun-farkina-24-saat-sonra-vardi/", "text": "Ölüm kaçınılmaz son. Kimse tek başına ölmek istemez. Neyse ki çoğumuz yanımızda birileriyle yaşlanıyoruz ve son nefesimizde yanımızda sevdiklerimiz oluyor. Holly Butcher de onlardan biri. Holly 26 yaşına girdiğinde kendisine kanser teşhisi koyuldu. Ölmeden önce yazdığı ve 3 Ocak 2018 tarihinde Facebook'ta paylaştığı mektubu internette hızla yayıldı. Mektubu paylaştıktan hemen sonra Holly sevdiklerinin yanında son nefesini verdi. İşte mektubu: 26 yaşındayken öleceğinizi kabullenmek çok zor. Bu yaşa kadar ölümü hep görmezden gelmişsinizdir. Ancak vaktiniz giderek azalır. Yaşlandığımı hayal ederdim hep. Yüzümün buruştuğunu ve saçlarımızın beyazladığını... Hayatımı birleştirdiğim kişiyle beraber çocuklarımızın büyüyüşünü izlediğimi hayal ederdim. O kadar güzel hayallerdi ki şimdi gerçekleşmeyeceği için üzülüyorum Hayatımız çok kırılgan ve değerli. Nefes aldığımız her gün için şükretmeliyiz. Şimdi 27 yaşındayım ve ölmek istemiyorum. Hayatımı seviyorum. Mutluyum. Ancak benim elimde değil. Ölümü görmezden gelmemiz hepimizi rahatlatır. Tabu haline gelen böyle bir konuda konuşmak ve başımıza geleceğini kabullenmek zordur. İnsanların stres yapmalarına neden olan hayatlarındaki küçük sorunlarını önemsememelerini öneriyorum. Böylelikle daha güzel şeylere odaklanabilirsiniz. Son aylarımı geçirirken aklıma birçok şey geldi. Şu anda bunları yazarken gecenin bir yarısı. Saçma sapan şeyleri kafanıza takmak yerine , gerçekten sorunu olan birinin hayatını gözden geçirin. Sorunlarınızı dert etmeyin. Elbette sorunlarınız olacak ancak bunları sevdiklerinize yansıtmayın. Sorunlarınızı unuttuktan sonra derin bir nefes alın ve masmavi gökyüzüne bakın. Ağaçların ne kadar yeşil olduğunu farkedin. O kadar güzel ki... Nefes aldığınız için çok şanslısınız. Belki bugün trafikte sıkışıp kalmışsınızdır ya da bebeğiniz sizi uyandırdığından uyuyamamışsınızdır. Belki de kuaförünüzün saçınızı çok kısa kesmiştir. Tırnaklarınız kırılmış, göğüsleriniz çok küçük ya da kalçanızda selülit olabilir. Unutun gitsin. Ölüm döşeğindeyken bunların hiçbirini hatırlamayacaksınız. Büyük resme dikkatli bakınca bunların önemsiz olduğunu anlıyorsunuz. Keşke ailemle bir kez daha doğum günümü veya Noel'i kutlayabilseydim. İnsanların işlerinden veya vücutlarından şikayet ettiğini duyuyorum. Hala gücünüz varken şükredin. İş ve spor gözünüze zor gelebilir. Ancak hareket edemeyecek durumdayken onları bile özleyeceksiniz. Sağlıklı bir yaşam sürdürmeyi denedim. En büyük tutkum buydu. Vücudunuzdan mutlu olmasanız bile sağlığınız yerindeyse şükredin. Vücudunuzu sevmeyi öğrenin. Takıntılı olmayın. Sağlıklı olmanın güzel görünmekten daha önemli olduğunu kabul edin. Kendinizi mental anlamda geliştirmeyi deneyin. Böylelikle sosyal medyanın yarattığı güzel kadın algısından kurtulabilirsiniz. Beğenmediğiniz ve sizi kötü hissettiren şeyleri okumayı bırakın. Kendinize odaklanın. Bir yeriniz ağrımadığı günlerde halinize şükredin. Grip, bel ağrısı ve diğer geçici rahatsızlıkları kafanıza takmayın. Bunlar gelip geçen şeyler. Sızlanıp durmayın. İnsanlara yardım edin. Verin. Verin. Verin. Ne kadar çok verirseniz o kadar mutlu hissedersiniz. Keşke ben de zamanında bunu yapsaydım. Hasta olduğumdan beri insanlara yardım etmeye, tanımadığım kişileri, arkadaşlarımı ve ailemi daha iyi anlamaya çalıştım. Bana hayatım boyunca iyiliği dokunan kimseyi unutmayacağım. Ölürken çok paranız olsa ne olur? Alışverişe gidip yeni bir kıyafet alacak haliniz yok. Şu anda paranın ne kadar değersiz bir şey olduğunu daha iyi anlıyorum. Kendinize gereksiz bir şey almak yerine bir arkadaşınızın ihtiyacını karşılayın. 1- Kimse aynı şeyi kaç kere giydiğinizi umursamıyor. 2- İyi hissediyorsunuz. Sevdiklerinize yemek ısmarlayın veya pişirin. Kahve yapın onlara. Minik bir hediye alıp onları ne kadar sevdiğinizi belirten bir not yazın. İnsanlara vakit ayırın. Onları bekletmeyin. Söz verdiğiniz vakitte arkadaşlarınızla buluşun. Onlar sizi beklemek istemiyor, sizinle vakit geçirmek istiyor. Böylelikle size saygı da duyacaklardır. Geçtiğimiz Noel'de ailecek birbirimize hediye almamaya karar verdik. Herkes, üzerinde hediye baskısı olmadığı için daha iyi hissetti. Bunun yerine birbirimize notlar yazdık. Kulağa tuhaf gelebilir ancak notlar hediyelerden daha anlamlılar. Paranızı tecrübe edebileceğiniz şeylere harcayın. Paranızı saçma sapan şeylere harcayarak tecrübe etmek istediğiniz şeylerden uzak kalmayın. Gitmeyi ertelediğiniz sahile hemen gidin. Ayaklarınızı suya sokun ve parmaklarınızla kumu hissedin. Suratınızı tuzlu suyla ıslatın. Doğayla iç içe olun. Telefonunuzla fotoğraf çekmek yerine o anın güzelliğini yaşayın. Saçınızı ve makyajınızı yapmak için saatlerinizi harcıyorsunuz. Peki buna değiyor mu? Kadınların bunu neden yaptığını asla anlayamadım. Bazen erken kalkın ve kuşların sesini dinleyin. Müzik dinleyin. Müzik terapidir. Eskiler en iyileridir. Köpeğinize sarılın. Bunu çok özleyeceğim. Arkadaşlarınızla konuşun. Ancak telefonda değil yüz yüze. Yaşamak için çalışın. Çalışmak için yaşamayın. Sizi ne iyi hissettiriyorsa onu yapın. Pasta yiyin. Suçlu hissetmeyin. Hayır demeyi öğrenin. İnsanlar sizi yargılayacak diye yapmak istediğiniz şeyleri içinize atmayın. Her fırsatta sevdiklerinize onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin. Bir şey sizi mutsuz ediyorsa, bunu değiştirecek gücünüz olduğunu bilin. İster iş hayatınızda ister aşk hayatınızda. Değişmekten korkmayın. Ne kadar yaşayacağınızı bilmiyorsunuz. Günlerinizi sizi mutsuz eden şeylerle geçirmeyin. Buckley Air Force Base / U.S. Air Force photo by Senior Airman Marcy Copeland Size tavsiyelerim bunlar. İster dinleyin ister dinlemeyin. Son bir şey daha... Sık sık kan verin. Hem iyi hissedecek hem de hayat kurtaracaksınız. Her kan bağışı 3 kişinin hayatını kurtarabiliyor. Böyle basit bir eylemle hayat kurtarıyorsunuz. Kan bağışları sayesinde bir yıl daha fazladan yaşadım. Ailem, arkadaşlarım ve köpeğimle bir mutlu yıl daha geçirebildiysem bunun nedeni kan bağışlarıdır. Hayatımın en iyi bir yılını geçirdim. Görüşmek üzere Hol Karlek Newsner"} {"url": "https://www.thegeyik.com/3-haziranda-evlendigi-karisi-bekarliga-veda-partisinde-tanistigi-adamla-onu-aldatti-iste-intikami/", "text": "Oldukça üzücü bir durum. Kimsenin başına gelmesin isteriz. Hem de evlenmeden önce yapılan bekarlığa veda partisinde tanışmışlar... İskoçya'da yaşayan Andy Mitchell, 3 Haziran'da önce evlendiği karısı Meaghan'ın başka bir erkekle ilişkisi olduğunu öğrendi. ÇİFT, 3 HAZİRAN'DA DÜNYA EVİNE GİRDİ 40 yaşındaki Andy, 21 yaşındaki karısıyla Meksika'da 30 bin dolara mal olan gösterişli bir düğünle evlenmişti. MEAGEN BEKARLIĞA VEDA PARTİSİNDE BAŞKA BİR ADAMA AŞIK OLDU Ancak olay Andy'nin istediği gibi ilerlemedi. Meagen, bekarlığa veda partisinde başka bir adamla ilişki yaşamaya başlamıştı. Andy, önce büyük bir şok yaşadı ve daha sonra sosyal medya medya hesabından şunları yazdı: ANDY, EVLİLİK YÜZÜĞÜNÜ 400 STERLİNE SATACAĞINI AÇIKLADI Merhaba 3 Haziran'da dünya evine girdim ve bu Meaghan Mitchell evlilik yeminini ederken giydiği yüzüktü Ancak 6 gün sonra onun bekarlığa veda gecesinde bir ilişkiye başladığını ve bunun evliliğimiz devam ettiği zamanda sürdüğünü öğrendim Andy, evlilik yüzüğünü bu sözlerle internete koyarak 400 sterline satacağını duyurdu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/30-agustos-zafer-bayraminda-gezilebilecek-6-yer/", "text": "30 Ağustos Zafer Bayramı gelince insan ayrı bir mutlu oluyor. Koskoca bir ulusun kaderi bir Zafer Bayramı ile taçlandırılmış. Bu güzel günde gidilebilecek yerleri Biletall.com bizler için listelemiş: 1. Anıtkabir, Ankara Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün yattığı yerdir. Anıtkabir'in yapımı yaklaşık olarak 9 yıl sürmüştür. Yaklaşık 150 ton ağırlığındaki Anıtkabir'de birçok heykel, kabartma ve süslemeler bulunmaktadır. Anıtkabir'in değeri Türk toplumu için çok büyüktür. Zafer Bayramı'nda Anıtkabir'i ziyaret ederek törene katılabilirsiniz. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda, Cumhurbaşkanı eşliğinde tören yapılır. Cumhurbaşkanı Anıtkabir'i ziyaret eder ve Atatürk'ün mezarına çelenk koyar, törene katılanların ve halkın bayramı kutlanır. Cumhurbaşkanı tarafından Zafer Bayramı resepsiyonu verilir. Törenden sonra Anıtkabir içerisinde bulunan başta Atatürk Müzesi olmak üzere müzeleri ziyaret edebilir, içeride bulunan hediyelik eşya dükkanlarından kendinize ve sevdiklerinize anı olarak çeşitli şeyler alabilirsiniz. Atamızın kabrine giden 262 metre uzunluğunda Aslanlı Yol vardır. Bu yolun sağ ve solunda tarafında karşılıklı olarak toplamda 24 aslan bulunmaktadır. Buradaki aslanlar 24 Oğuz boyunu temsil etmektedir. Kültürümüzde aslan gücü temsil etmektedir. Milletimizin birlik ve bütünlüğünü temsil eden şey ise aslanların karşılıklı olarak durmasıdır. Atamızın anıtına yaklaşan aslanları başları öne doğru eğilmektedir. Anıtkabir Ziyaret Saatleri Haftanın her günü 09.00 17.00 saatleri arasında hizmet vermektedir. Protokol veya resmi törenlerin olduğu günler saatler değişiklik göstermektedir. Anıtkabir Giriş Ücreti Anıtkabir'e giriş ücretsizdir. Anıtkabir Ulaşım Ankara'da Anıtkabir'e ulaşım çok rahattır. Ankaray'a binip Tandoğan durağında inerek, 5-10 dakikalık bir yürüyüşün ardından Anıtkabir'in giriş kapısına ulaşabilirsiniz. Ankara'nın farklı bölgelerinde iseniz Ankaray'a ulaşmak için metroya binerek Kızılay durağında aktarma yapabilirsiniz. Ankara'ya demiryolu ile geldiyseniz anıt mezar, Ankara Tren Garı'na yürüme mesafesindedir. Garın alt katından Tandoğan Çarşısı'nı geçip Gazi Mustafa Kemal Bulvarı'na doğru çıkın. Buradan Anıt Caddesi'ni takip ettiğiniz takdirde yol sizi Anıtkabir'e götürecektir. Adres: Mebusevleri Mah. 06570 Çankaya/Ankara En uygun Ankara otobüs biletlerini Biletall.com'da bulabilir ve Anıtkabir'i ziyaret için seyahat edebilirsiniz. 2. Gelibolu Yarımadası ve Milli Parkı, Çanakkale Çanakkale ili sınırları içerisinde yer alan ve 1973 'te kurulmuş olan Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, 33.000 hektarlık bir alanla Gelibolu Yarımadası'nın güney ucundadır ve Çanakkale Boğazı'nın Avrupa yakasında bulunmaktadır. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal'in önderliğinde olağanüstü direniş ile kazanılan bir savunma destanı olan Çanakkale Savaşları Türk Milleti'nin dünyanın en güçlü devletlerine karşı çarpıştığı savaştır. Yaklaşık 8,5 ay süren bu savaşta Boğaz'ın iki tarafı adeta kan gölüne dönüşmüştür. Savaşta yarım milyona yakın can kaybı olmuştur. Bölge 1973 yılında milli park ilan edilmiştir. Savaşta yaşamını yitiren şehitlerin anısını yaşatan anıtlar ve müzeler, o dönemlerin izlerini canlı tutarak gelecek nesillere ulaştırmaktadır. Gelibolu Yarımadası, Çanakkale Savaş'ında yaşamını yitiren neredeyse 250 bin Türk şehidinin yanı sıra İngiliz, Avustralyalı, Yeni Zelandalı ve Fransız askerlerinin de mezarlarına sahiplik etmektedir. Böylelikle tüm dünyaya kardeşlik ve barışa karşı gösterdiğimiz saygıyı anlatmaktayız. 56 tanesi yerli 36 tanesi yabancı mezar ve anıtın yer aldığı milli parkın asıl önemini 18 Mart tarihinde Çanakkale Zaferi'nin kutlandığı günde ziyaretçi akınına uğradığında anlayabiliyoruz. Gelibolu Tarihi Milli Parkı'nda Bulunan Şehitlik, Anıt Mezarlar Ve Başlıca Görülmesi Gereken Yerler Gelibolu'ya ulaştığınızda aşağıdaki yerleri kesinlikle gezmeniz gerekmektedir. Çimenlik Kalesi, Conkbayırı Mehmetçik Parkı Yazıtları, Değirmen Burnu Tabyası, Dur Yolcu yazısı, Son Ok Anıtı, İlk Şehitler Anıtı, Çamburnu Kalesi , Conkbayırı Yeni Zellanda Anıtı ve Mezarlığı, Conkbayırı Atatürk Anıtı, Gözetleme Tepe Şehitlik Anıtı, Anzak Koyu ve Tören Alanı, Mehmetçiğe Saygı Anıtı, Çanakkale Şehitler Abidesi. Gelibolu Tarihi Milli Parkı'na Ulaşım Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Çanakkale'nin Gelibolu ilçesine bağlı Pazarlı köyünde bulunmaktadır. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'na ulaşım rahattır. Buraya İstanbul, Bursa ve Çanakkale üzerinde ulaşabilirsiniz. Çanakkale üzerinden ulaşmanız için merkezden Eceabat ve Kilitbahir feribot seferleri ile, Gelibolu Yarımadası'na geçmeniz gerekiyor. Aracı olmayanlar Kilitbahir feribot seferleri sayesinde milli parka giden minibüslerle ulaşım sağlayabilirler. 3. Dolmabahçe Sarayı, İstanbul Sarayın inşaatına 1843 yılında başlanmıştır. Açılışı 1856 yılının ramazan bayramının üçüncü günü gerçekleşmiştir. Birçok hatıra ile dolup taşan Dolmabahçe Sarayı hem Osmanlı İmparatorluğu'na hem de Cumhuriyet'e Devlet başkanının makamı ve devletin temsil mekanı olarak hizmet etmiştir. 15.000 m2 yer kaplayan saray, en güzide semtlerden olan Beşiktaş'ta denize nazır bir alanda kurulmuştur. Dolmabahçe Sarayı'nda 285 oda, 44 salon, 6 hamam ve 68 lavabo bulunmaktadır. Atatürk ve Dolmabahçe Sarayı Saray Türkiye'nin modernleşme planlarının yapıldığı bir kültür merkezi olarak kullanılmıştır. Atatürk, bu sarayda defalarca ikamet etmiştir. Hatta dönemin ileri gelen adamları ile bu sarayda toplantılar yapmıştır. Ayrıca Harf Devrimi, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu ve Hatay meselesi ile ilgili toplantıları da Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirmiştir. Mustafa Kemal Atatürk'ün 27 Mayıs 1938 yılında başlayan İstanbul'u son ziyareti, hastalığının ilerlemesi üzerine yarıda kesilmiş ve Atatürk Dolmabahçe Sarayı'na geçmiştir. Eylül ayında vasiyetnamesini yazdıran Atatürk, 10 Kasım 1938 tarihinde Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yummuştur. Dolmabahçe Sarayı Nerede? Giriş Ücreti Ne Kadar? Dolmabahçe Sarayı İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde yer almaktadır. Hem Beşiktaş hem de Kabataş iskelesine 10 dakika yürüyüş mesafesindedir. Taksim Meydanı'na ise 20 dakikalık yürüme mesafesinde bulunmaktadır. Anadolu Yakası'ndan gelen ziyaretçiler vapurla Beşiktaş veya Kabataş iskelesine gelip oradan yürüyebilirler. Selamlık 60 TL Selamlık 30 TL Harem 40 TL Harem 20 TL Selamlık+ Harem 90 TL Selamlık+ Harem 45 TL 4. Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi, Sivas Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi, 1892 yılında Sivas Lisesi olarak yaptırılan ve 1981 yılına kadar Sivas Lisesi olarak kullanılan tarihi binadır. Atatürk, 2 Eylül 1919 günü Sivas Kongresi'ni başlatmak üzere Sivas'a gelmiştir. Sivas Lisesi binası kongreye ayrılmış ayrıca Atatürk ve arkadaşları Sivas'tan ayrılıncaya kadar bu binada kalmışlardır. Kurtuluş Savaşı'nı gören bu eserde Cumhuriyet'in ilk adımları atılmıştır. Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi'ne Ulaşım Müzeye ulaşım, merkezde yer aldığı için oldukça rahattır. Şehrin her bölgesinden toplu taşıma ile ulaşım sağlanmaktadır. Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi Ücreti Ve Ziyaret Saatleri Halka açık olan Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi 09:00 17:00 saatleri arasında pazartesi hariç haftanın her günü ziyarete açıktır. 5. Erzurum Kongre Binası, Erzurum Erzurum Kongre Binası, Türkiye'nin bağımsızlığına ve bugünlere gelmesine vesile olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri bu binada atılmıştır. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminden kalma eşsiz eserlerin sergilendiği bu binada Türkiye'de tek olan Esma-ül Hüsna sergisi yer almaktadır. Milli Mücadele'nin başlangıcı olarak bilinen bu bina 1960 yılında Atatürk ve Erzurum Müzesi olarak hizmete girmiştir. Ayrıca Erzurum kongresi Atatürk ve Kazım Karabekir'in önderliğinde 53 delege ile birlikte bu binada gerçekleştirilmiştir. Günümüzde de müze olarak kullanılan binanın içerisinde kongreye katılan 53 delegenin isimleri mermer plakalara yazılmış ve burada sergilenmektedir. Ayrıca duvarlarda ve vitrinlerde kongre ile ilgili tutanakların, yazışmaların, beyanname ve telgrafların fotokopileri, delegelerin fotoğrafları ile birlikte kısa biyografileri, Atatürk'ün çeşitli fotoğrafları, Erzurum'daki tarihi anıtlardan bazılarının yağlıboya tabloları yer almaktadır. Erzurum Kongre Binası Ulaşım Şehrin her yerinden toplu taşıma ile ulaşmak mümkündür. Adresi; Alipaşa, Kongre Caddesi. No:44, 25040 Yakutiye/Erzurum 6. Bandırma Vapuru, Samsun Atatürk, Milli Mücadele sırasında İstanbul'dan Samsun'a gelmek için Bandırma isimli vapuru kullanmıştır. Samsun'da bulunan Bandırma Vapuru, gerçek vapurla aynı boyutlu olup birebir aynısıdır. 1999 yılında Samsun Valiliği tarafından yapımına başlanan Bandırma Vapuru, 2001 yılında ziyarete açılmıştır.2005 yılında Samsun Belediyesi'ne verilen Bandırma Vapuru birçok yerli ve yabancı turistin ilgisini çekmektedir. Aslının aynısını anımsatan vapurun içerisinde bulunan müzede eserler sergilenmektedir. Gemi mürettebatı da dahil olmak üzere Atatürk ve silah arkadaşlarının balmumu heykelleri bulunan kısım müzede en çok dikkat çeken bölümdür. Vapurda Atatürk'ün yatak odasının yanı sıra geminin alt katında geniş bir sergi bulunmaktadır. Sergi salonunda Atatürk'e ait eşyaları ve fotoğrafları görmek mümkündür. Bandırma Vapuru Müzesi Giriş Ücreti Öğrenci ve çocuklar için giriş ücreti 1 TL olurken yetişkinler için 2 TL'dir. Bandırma Vapuru Müzesi Nerede? Samsun'un kent merkezinde yer alan Canik ilçesinin Belediye Evleri mahallesinde bulunan Bandırma Vapuru Müzesi'ne ulaşım çok rahattır. Sahil tarafında sefer yapmakta olan Terme, Tekkeköy, Lovelet ve Çarşamba minibüslerini kullanarak ulaşım sağlanabilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/30-bin-kondom-calindi/", "text": "Hırsızlık sonrasında şirket yaptığı açıklamada Bu insanlar nasıl bir parti vermiş olabilirler ki, bilseydik onlara sponsor olabilirdik dedi ABD'nin Nevada eyaletinde faaliyet gösteren bir depoya aynı gün iki kere hırsız girdi. Las Vegas'ta seks ürünleri satan bir şirketin deposuna giren hırsızlar önce 30 bin adet kondom çaldı. Birkaç saat sonra depoya tekrar gelen hırsızlar kutuları getirdikleri araca doldurmaya başladı. Şirket yetkilileri ikinci hırsızlıkta ise 15 bin dolar değerinde seks oyuncağının çalındığını açıkladı. Şirket hırsızlığı esprili bir dille duyurdu. Şirketin internet sitesinde yapılan açıklamada, Bu insanlar nasıl bir parti vermiş olabilirler ki, bilseydik onlara sponsor olabilirdik denildi. Şirketin güvenlik kayıtlarını alan polis hırsızlara ulaşmaya çalışıyor. birgun.net"} {"url": "https://www.thegeyik.com/30-gun-alkol-almazsaniz-ne-olur/", "text": "Birçok insan, alkolü hayatından çıkarmak için yeni yılı bahane eder. Dünya çapında Dry January olarak bilinen bu akım, yeni yıl kararı gibi görünse de, sağlık açısından olumlu çok fazla yanı var.Amerikan Obezite Tıp Kurulu'nun tıbbi direktörü Dr. Rekha Kumar, yaptığı açıklamada, 'Bunun faydaları, başlangıçtaki davranışlarından ne kadar bir değişiklik olduğuna bağlı olarak kişiden kişiye değişebilir' dedi. Belirgin fiziksel değişimler Dr. Kumar, az içki içen ancak Ocak ayında ayık kalmak isteyen birinin de sağlığı üzerinden hedefine ulaşıp 'başarma' hissi yaşayacağını, çok fazla içki içenlerin ise daha belirgin fizyolojik farklar, daha iyi uyku, kilo kaybı, zihinsel netlik gibi faydalar kazanacağını belirtti. Uzmanlar, alkol tüketiminin 'ılımlı' olması gerektiğini belirtiyor. Bu oran, kadınlar için günde 1, erkekler için günde 2 bardak. Yapılan çalışmalar, ayda bir kez bile aşırı içki içilse bile, kardiyovasküler hastalık ve inme riski artıyor. 30 gün alkol kullanmamanın yararları 1-Karaciğer rahatlar Aşırı içki içenlerde zaman zaman karaciğer sirozu oluşabilir. Karaciğerde yağ değişiklikleri vardır, bu nedenle içmeyi bıraktığınızda, bu değişiklikler geri dönüşümlüdür ve alkol kesildiği zaman karaciğer tekrar normal hale gelebilir. Karaciğer toleranslı bir organ olduğu için alkolsüzlük, olumlu değişimler geçirmesini sağlar. Bu süreçte karaciğerin vücudun ürettiği diğer toksinleri parçalamak, yağları ve parçalanması gereken aşırı hormonları metabolize etmek gibi diğer işlerine odaklanabilir. 2-Kardiyovasküler hastalık riskini azaltır Alkol karaciğer ve dehidrojenaz adı verilen bir enzim tarafından metabolize edilir. Bununla birlikte, fazla içtiğinizde, enzim doyurulur ve farklı bir enzim tarafından metabolize edilir. Bu farklı yol tarafından metabolize edildiğinde, kötü kolesterolü oksitlediği bilinen birçok serbest radikal üretir ve LDL oksitlendiğinde, tıkanıklık oluşturan karotid arterlere birikir. Alkolü keserken kalbinizi daha iyi hale getirmek için, iyi kolesterolü de artıran egzersiz yapmanız gerekir. 3-Kanser riski azalır Fazla alkol alan kişilerde, kanser riski daha fazladır. Alkol miktarını azaltmanız, kanser riskini de doğal olarak indirir. Alkole bağlı olarak, kafa ve boyun, karaciper, meme, kolon kanseri geliştirebilirsiniz. Amerikan Halk Sağlığı Dergisi'nde yayınlanan 2009 verilerine göre, Birleşik Devletler'deki kanser ölümlerinin yaklaşık yüzde 3,5'inin alkolle ilişkili olduğunu tahmin ediyor. 4-Kilo kaybı Alkol, kalorisi yüksek ve şekerli içeceklerden oluşabilir. Alkol tüketiminize bağlı olarak, alkol alımını bıraktığınız zaman, kalori ve şeker alımını da düşürürsünüz. Bu da gözle görünür bir zayıflamaya yok açar. Menopoz dönemindeki kadınlar, alkol nedeniyle daha fazla kilo almaya eğilimlidir. 5-Beyin gücünü artırır Alkol bağımlılarının aşırı alkol içmekten kaynaklanan bazı beyin bozuklukları vardır. Beyin hasarı hafızayı ve konsantrasyonu azaltabilir. Bu nedenle alkolü bırakmak, beyin fonksiyonlarınızın gelişmesine, daha net düşünmenize yardımcı olur. Posta"} {"url": "https://www.thegeyik.com/30-yasindan-sonra-anlasilan-gercekler/", "text": "*Dikkat bu yazı küfür içerir.* Aile her şeydir. Herkes g*tünü dönüp giderken, sana sımsıkı sarılan ailen oluyor. Kaç yaşına gelirsen gel, sen onların biricik çocuğusun. Kıymetini bil. İş güç için ne yatırım yaptıysan yaptın, gerekli yerlerde amcan, dayın ya da arkanda t... bir baban yoksa karşılığını alamıyorsun, alamayacaksın. Para para diye g... yırtma. Sağlık olmadıktan sonra ne yapacaksın parayı? Para kazanacağım, kariyer yapacağım diye kendini yıprattığın günlerin acısı, vücudunda biriken stres yüzünden senden gani gani çıkıyor. Paran ya da statün için yanında olan insanların *mk onları ayırt etmeyi öğreneceksin, boşuna canını sıkma. Allah herkese gönlüne göre veriyor. Ne bok yersen ye, sorumluluk almayı bileceksin. Sorumluluğunu alamayacaksan o topa girmeyeceksin. Her şey bir kenara, kul hakkı yeme. Vicdanın temiz değilse insan değilsin. Eşini iyi seçmen lazım seni rezil de eden, vezir de eden o oluyor ve sevgi her şeye yetmiyor. Evde huzurun yoksa, eninde sonunda kendi b... kavga eden birine dönüşüyorsun. İlişkilerinde huzuru ara. Huzur varsa her şey olur, huzur yoksa, aşk, tutku, s*ks vs hikaye. tutmaz o maya ki huzursuz bir ilişkiye kaptırdıysan neyi yediğini söylemek istemiyorum şimdi. Gidenlerin, gönderdiklerinin ardından kaybettiğin vakti kendine harcasan, daha donanımlı bir insan olurdun. kimseye, hiç kimseye değmez. bir insanı özel yapan sensin, senin sevgin. Bu hayatta çok O.Çocukları var, evet ama iyi insanlar da hala var. Hiç kimseye bir b... kanıtlamak zorunda değilsin. Çok mutlu görünmek, çok zengin olmak, ev araba almak, dünyayı görmek... lan sen ne istiyorsun ona karar ver. elalemi s...., ben ne istiyorum demeyi öğrenmen gerek. Hayır demeyi bileceksin. Öğrenemediğin sürece tepene binen şerefsizlerle debelenmek zorunda kalırsın. Ne kadar yukarı çıkarsan o kadar düşman ediniyorsun. Kafayı ben buna ne yaptım da bana böyle yaptı diye yoracağına, önüne bak. İnsanlar seni sevmek zorunda değil, sen de onları sevmek zorunda değilsin. nokta. İyi niyet ile aptallığı ayıran çok ince bir çizgi. Sevdiklerine, kendin için ne istiyorsan onu ver; öyle davran. seni hak edenleri el üstünde tut.Hayat çok hızlı geçiyor, yakalamayı öğren. en önemli şey zamanlama. dostlarınla bir kadeh içmeye, ailenle sohbet etmeye, kendini şımartmaya vaktin olsun mutlaka. Üşenme! Üşeniyorum, öyleyse yarın deme. Yarın yok ki! Sev, sev, daha çok sev. ilk önce kendini sev ve nasıl sevilmek istiyorsan, öyle sev. sevdiğin için elinden geleni yapınca da, olursa ekime, olmazsa s.... de yeter. Alıntıdır..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/30-yildir-su-icmiyor/", "text": "İzmir'in Torbalı ilçesinde kafe-bar işleten ikiz çocuk babası Taner Özev, kendi ifadesiyle 30 yıldır su içmiyor. Suya herhangi bir alerjisi olmadığını veya tiksinti duymadığını söyleyen Özev, Kendimi bildim bileli suyla bir alakam olmadı. Devamlı gazlı içecek içiyorum. Çocukken mutlaka su içirmişlerdir ama hatırlamıyorum. Sağlık için su içmeye mecbur kalsam yine de içmem. Ölsem de su içmem dedi. Çok terlediği zamanlar su ihtiyacı olabildiğini ancak bunu da gazlı içeceklerle karşıladığını kaydeden Özev, şunları söyledi: Su kullanmıyorum. Kullanma taraftarı da değilim. Ağzımı çalkaladığımda tadını alıyorum. Bana çok yavan geliyor. Suyu sadece duş aldığımda, dişlerimi fırçaladığımda, yüzümü yıkadığımda kullanıyorum. Çevresi su içerken görmedi Kolay kolay hastalanan biri olmadığını ancak su içmemesi sebebiyle doktor kontrolüne de gitmediğini ifade eden Özev, Günde 8 kutu kola içiyorum ama çocuklarım alışmasın diye eve kola almıyorum. Lokantaya gittiğimde yemekten önce kola geliyor. Çevrem elbette beni sağlık konusunda uyarıyor ama kola benim vazgeçilmezim. Su ikram ettiklerinde 'kullanmıyorum' diyorum ifadelerini kullandı. Özev'in her zaman yemek yediği lokantanın sahibi Cengiz Öncel de, Özev lokantaya geldiği gibi masaya kola koyduklarını, Özev'i hiç su içerken görmediklerini belirtti. Bu yaştan sonra söz geçiremem Oğlunu su içerken görmediğini söyleyen baba Mehmet Ali Özev ise şöyle konuştu: Devamlı soda, kola içiyor. Zararlı olduğunu kendisine söyledim ama o su içmemekte ısrar etti. 40 yaşından sonra bir şey diyemem. Bu yaştan sonra söz geçiremem. Sağlıklı olmasını isterim, Allah uzun ömür versin. Ben 80 yaşımı devirdim, onun da bu yaşa gelmesini isterim ama suyu sadece banyoda kullanıyor. Bu yaşam şeklini değiştirmesi gerekir Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Metabolizma Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hidayet Çatal, Su içmeden yaşamak mümkün değil ama su ihtiyacını, sıvı gıdalarla yeterli miktarda karşılanıyorsa suyu ihtiyaç olarak duymuyor olabilir. Ancak su ihtiyacını neyle karşıladığı önemli. Eğer şekerli ve yüksek kalorili zararlı sıvıları içiyorsa bunun hem hormonal dengeye etkisi hem de metabolizma hastalıklarına, kollestrol yüksekliğine, tansiyon yüksekliğine, mide bağırsak sistemine olumsuz etkisi olacaktır. 'Sadece çay içiyorum, kola içiyorum, meyve suyu içiyorum' diyerek su ihtiyacını karşıladığını düşünmek doğru değil. Bu kişilerin bu içeceklerdeki maddelere bağımlı olduğunu gösteriyor. Bu yaşam şeklini değiştirmesi gerekir dedi. Hürriyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/300-lira-istenen-montu-nasil-10-liraya-yaptirdim/", "text": "Oğlumun montunun fermuarı bozuldu. Şu ince, hafif, katlayınca el kadar olan montlardan. Tamir ettirmek için, bir alışveriş merkezinin alt katındaki terziye telefon ettim. Fermuarı 300 liraya değiştireceğini söyledi. Çok fazla dedim. Montlar bu şekilde, biraz pahalı oluyor diye cevap verdi.Mont hassas, sökerken dikerken bozulsun istemiyorum, işini iyi yapan bir ustanın elinden geçsin istiyorum. Biraz pahalı olmasına da razıyım ama bu rakam bana çok fazla geldi.İnternete girip araştırdım, karşıma fermuarhastanesi.com çıktı. Aradım, telefona Vehbi bey çıktı. Durumu anlattım, montun fotoğraflarını istedi. Tamir edebilir miyiz bir bakalım, olmazsa fermuarı komple değiştiririz dedi. Fiyat sordum. 8 lira yeni fermuar, 30-40 lira da dikim, en fazla 50 liraya hallolur dedi.Üşenmedim, kalktım Maslak'tan Üsküdar'a gittim.Vehbi Selçuk, Üsküdar'da Atlas Çıkmazı Kapalı Çarşı'daki tuhafiye dükkanında 35 yıldır fermuar tamiri yapıyor.İyi ki gitmişim, iyi ki gitmişim. Bir kere yeni fermuara bile gerek kalmadı, Vehbi bey fermuarı tamir etti ve 10 lira aldı. Daha fazla vermek istedim, kabul etmedi. Böylece beni, hizmetin asıl bedelinin otuz katını vermekten kurtardı!Üsküdar'da eski bir pasajda, taş çatlasın 10 metrekarelik bir tuhafiyeciden bahsediyoruz. Ben fermuarımı yaptırırken kapıda beş kişi kuyrukta bekliyordu. Sohbete başladık. İki kişi benim gibi Avrupa yakasından gelmiş. Tanıdık müşteriler de vardı. Herkes Vehbi beyin ustalığına ve dürüstlüğüne iknaydı.Vehbi bey, geçenlerde 35 bin liralık bir montun fermuarını tamir ettiğini anlattı. Mont bir bankanın üst düzey yöneticisinin oğlununmuş. Tamire getiren yöneticinin şoförüymüş. Şoför işi hallettiği için çok mutlu, daha fazla para vermek istemiş. Vehbi bey, Ben hizmetimin karşılığını alırım diye cevap vermiş.Web sitesinden de belirttiği gibi, eksik fermuar dişleri de dahil her türlü fermuarı onarıyor Vehbi Selçuk. Paraşüt, balıkadam, çizme, çanta, bavul... fermuarı bozulan her türlü eşyanıza yeniden can veriyor. Babam hep 'Arayan değil aranan adam ol' derdi.İşini iyi yapan insanlara çok ihtiyacımız var, bu doğru. Vehbi bey aslında ne yaptı? İşini iyi yaptı ve emeğinin karşılığını istedi. Bir anlamda, normal olanı yaptı. Ama bir anda kahramanımız oldu. Onun ve onun gibilerin yolu açık olsun, üstlerine para yağsın. Çok içten dileğimdir. Zeynep GÜVEN ÜNLÜ"} {"url": "https://www.thegeyik.com/300-yil-sonrasini-anlatan-dizi-altered-carbon/", "text": "Richard K. Morgan'ın klasik siberpunk romanından uyarlanan Altered Carbon 300 yıl sonraki bir gelecekte geçen, cinayet, aşk, cinsellik ve ihanetlerle dolu karmaşık bir hikayeyi konu alıyor. İnsan bilincinin disklere kaydedilerek istenildiği an herhangi bir vücuda aktarılabildiği ve ölümün artık kalıcı olmadığı bir dünyada geçen dizinin başrollerinde Joel Kinnaman, James Purefoy, Martha Higareda, Renee Elise Goldsberry, Will Yun Lee ve Dichen Lachman rol alıyor. Dizinin senarist ve yapımcı koltuğunda ise Laeta Kalogridis bulunuyor. Altered Carbon 2 Şubat 2018, Cuma günü tüm dünya ile aynı anda sadece Netflix'te gösterime girecek! Altered Carbon Konusu: Yepyeni bir teknoloji, toplumu tamamen değiştirmiştir. İnsan bilinci sayısallaştırılabilmektedir, başka bir bedene transfer olmak mümkün hale gelmiştir ve ölüm artık mazide kalmıştır. Takeshi Kovacs, yeni dünya düzenine karşı organize edilen bir başkaldırı sırasında yenik düşen yıldızlararası elit savaşçılardan hayatta kalan tek askerdir. Bilinci yüzyıllar boyunca buz içinde hapsedilmiştir, ta ki aşırı zengin ve çok uzun yıllardır hayatta olan Laurens Bancroft adında bir adam ona tekrar yaşama şansı sunana kadar. Bunun karşılığında, Kovacs'ın bir cinayeti çözmesini istemektedir. Bancroft'un kendi cinayetini... k: netflix.com/alteredcarbon"} {"url": "https://www.thegeyik.com/31-ocak-2018-kanli-ay-tutulmasi-hangi-burcu-nasil-etkileyecek/", "text": "31 Ocak 2018 ay tutulması Kanlı Ay , Mavi Ay ve Süper Ay tutulması şeklinde olacak. Astroloji dünyasının merakla beklediği 31 Ocak'ta gerçekleşecek olan Kanlı Mavi Süper ay tutulması eşsiz bir özellik taşıyor. En son 152 sene önce gerçekleşen Kanlı Mavi Süper ay tutulması Türkiye'den de izlenebilecek. 31 Ocak ay tutulmasının burçlara etkisi de çok güçlü olacak. Peki Kanlı Ay, Mavi Ay ve Süper Ay tutulması nedir nasıl oluyor? İşte 31 Ocak tutulması ve etkileri... KANLI AY MAVİ AY SÜPER AY NEDİR? 'Mavi ay', aynı takvim ayı içinde iki dolunay görülmesine deniyor. Bu olaya 2.5 yılda bir rastlanıyor. 'Süper ay' ise Dünya'ya en yakın olduğu noktada Ay'ın normalden büyük görünmesine verilen ad. Bu olay ise 411 günde bir yaşanıyor. 'Kanlı ay' ise ay tutulması öncesi Dünya'nın gölgesinin Ay'a düşmesiyle oluşuyor. TÜRKİYE'DE SAAT KAÇTA İZLENECEK TÜRKİYE'DE SAAT KAÇTA İZLENECEK Kanlı ay , Mavi ay ve Süper ay , aynı gecede en son 31 Mart 1866'da biraraya gelmişti. 152 sene sonra 31 Ocak çarşamba gecesi tekrarı olacak Kanlı mavi süper ay buluşması yaklaşık olarak 1 saat 16 dakika sürecek. 31 Ocak'ta İstanbul'da saat 16:27 itibariyle Kanlı Mavi Süper ay tutulması izlenmeye başlanabilecek. AY TUTULMASININ BURÇLARA ETKİLERİ Astrolog Burcu İnci, 31 Ocak 2018 ay tutulmasının burçlara etkilerini yorumladı. Koç burcuna etkileri şöyle: Tutulma dönemine girmiş bulunmaktayız; tutulma dönemlerinde, hiç beklemediğiniz farklılıklar, farkındalıklar yaşamanız çok olasıdır. Sevgili Koçlar sizin için bu tutulmanın ana konuları arkadaşlarınız ve aşk...Çok yakın arkadaşız derken aslında aşık olduğunuzu anlayabilirsiniz, duygularınızda değişimler, yenilikler fark edebilirsiniz. Unutmayın ki, gökyüzü 180 derece çalışır, yani Aşığız dediğiniz kişi ile aslında arkadaş olduğunuzu da anlayabilirsiniz. Ya da aşk yaşamak istediğiniz kişi ile aslında arkadaş olamadığınızı fark edebilirsiniz. İki konu arasında bağlantı olmak zorunda da değil, sadece arkadaşlıklarınız veya aşk hayatınız ile ilgili gelişmeler de yaşanabilir. Eğer çocuğunuz varsa, çocuğunuz da gündem teşkil edebilir. Boğa Bu hafta yaşanacak Tam Ay tutulması ve Dolunay sizin için iş hayatınız, yuvanız ve eviniz ile ilgili yenilikleri de beraberinde getirebilir. İş hayatınızda egolarınızdan kurtulmuş olarak kararlar verirken yuvanızdakilere her zaman egonuzu daha ön planda tutarak yaklaşacağınız bir dönemdesiniz. Elinizde olmayan, Kaderin bir oyunu mu bu? diye sorabileceğiniz yeni gelişmelere hazır olun. İkili ilişkilerinizde bu hafta da kısmetiniz gayet açık. İkizler Bu hafta 31 Ocak'ta yaşanacak Tam Ay Tutulması ve Dolunay ile uzun zamandır gitmek istediğiniz seyahate çıkabilir, ilgi duyduğunuz ve öğrenmek istediğiniz konular ile ilgili harekete geçebilirsiniz. İş hayatınızda farklı şehirlerde/ülkelerde bağlantılar kurmak istiyorsanız veya yurt dışına çalışmaya/okumaya gitmek istiyorsanız tam zamanı. Yoğun bir iletişim trafiği sizi bekliyor. Yengeç 31 Ocak'ta meydana gelecek olan Tam Ay Tutulması ve Dolunay'ın yükseleni Yengeç Burcu. Yani yardımcı başrollerden birisiniz. Bu dolunay ve tutulma döneminde konu siz olacaksınız. Hayatınız, kararlarınız, duygularınız, yaşamınıza vereceğiniz belki de yeni yön...Hayatınıza verdiğiniz yön ile ilgili yepyeni kararlarınız olabilir. Kendinizi yeniden doğmuş gibi tanımlayarak, hayat düzeninizde bazı değişikliklere gitmek isteyebilirsiniz. İlişkilere ve hayatınıza bakış açınızda değişiklikler olabilir. Harcamalarınızı kontrol altına alabildiğiniz sürece, gelirleriniz ile ilgili şanslı bir döneme gireceğinizi söyleyebiliriz. Aslan Bu tutulmanın yıldızlarından biri sizsiniz...Tam da sevdiğiniz gibi Başroldesiniz Sevgili Aslanlar, duygularınız ve ilişkilerinizin değişikliğe uğraması çok olası. Hayatınızın gidişatında, tahmin bile edemeyeceğiniz, kader dediğimiz gelişmeler sizi bekliyor. Eğer bekarsanız bu yıl sizin için eşinizi seçebileceğiniz bir yıl olabilir. Tabii evli olanların da ilişkilerini gözden geçirmeleri gerekebilir. Yani medeni durumunuz, değişikliğe veya gözden geçirmeye gebe. Hiç beklemediğiniz gelir artışları veya ödemelerde artışlar yaşayabilirsiniz; miras, vergi, prim gibi konular gündeminize gelebilir. Bu dönemde sağlığınıza dikkat etmenizi de tavsiye ediyoruz. Başak 31 Ocak'ta yaşanacak Tam Ay Tutulması ve Dolunay, aşk ve arkadaşlık ilişkilerinin yanı sıra; bilinç altınızdaki duyguları ve sağlık konularını da tetikleyebilir. Geçmişten gelen kaygılarınızla yüzleşmek zorunda kalabileceğiniz durumlar yaşanabilir. Sağlık ile ilgili kontrolü elden bırakmamanızı tavsiye ederiz. Eğer size destek olmak için çalışan ekipleriniz varsa, onlarla ilgili konular da olabilir . Sevgili Başaklar geçtiğimiz yıllarda tutulma dönemlerinin başrollerinde siz vardınız, bu yıl yerinizi Aslanlara ve Kovalara bıraktınız. Bu sebeple, hayatınızda ciddi yön değişiklikleri yerine geçtiğimiz yıllarda verdiğiniz kararların devamı şeklindeki enerjiler altındasınız. Terazi 31 Ocak'ta yaşanacak Tam Ay tutulması ve Dolunay ilişkileriniz için farkındalıklar yaşamınıza sebep olabilir. Yeni arkadaş çevrelerine girebilir, farklı insanlarla vakit geçirmeye başlayabilirsiniz. Tabii mevcut arkadaş çevrenizdekilerle önemli farkındalıklar sonucunda yolları ayırmaya da karar verebilirsiniz. Hep söylüyoruz, gökyüzü 180 derece çalışır ve kaderin senaryolarının hepsinin bilinmesine olanak yok. Ama şunu biliyoruz, bu yıl konunuz Arkadaşlarınız ve Aşk...Eğer çocuklarınız varsa, onlar ile ilgili de gelişmeler yaşanabilir. Özellikle yükselen Teraziler, bu yıl para durumunuz ile ilgili şans ve bereket üzerinizde...Eğer harcamalarınızı kontrol altına alabilirseniz, para durumunuzun sürekli iyiye gittiğini göreceksiniz... Akrep 31 Ocak'ta yaşanacak Tam Ay tutulması ve Dolunay'ın etkisiyle, iş hayatınız ile ilgili konular gündeme gelebilir. Fakat her durumda Jüpiter bu sene boyunca sizin burcunuza şans, bolluk, bereket getireceğinden, olumlu gelişmeler umudundayız. Tutulma döneminde yuvanız ve aileniz ile ilgili beklenmedik konular da gündeme gelebilir. Uzun zamandır gitmek istediğiniz yerler, öğrenmek istediğiniz hobileriniz varsa doğru zaman yaklaşıyor...Çok yakın iletişimde olduğunuz kişiler ile yanlış anlaşılmalar dikkat! Yay 31 Ocak'ta yaşanacak Tam Ay Tutulması ve Dolunay'da Yaylar için para konuları gündeme gelebilir. Beklenmedik gelir/gider kalemlerinde; miras, prim, vergi gibi konular gündeme gelebilir. Gelirlerinizde veya harcamalarınızda normal akışında dışında gelişmeler olabilir. Tutulma dönemleri, hayatın rutinlerinin değiştiği dönemlerdir. Bu tutulma döneminde özellikle kardeşleriniz veya kardeş gibi gördüğünüz yakın arkadaşlarınızla ilgili farklı durumlar oluşabilir. Özellikle iletişim kazalarına dikkat etmenizi tavsiye ediyoruz. Oğlak 31 Ocak'ta yaşanacak Tam Ay tutulması ve Dolunayda Oğlak Burcundakiler yardımcı başroldeler. Yani sizi de yakından etkileyecek bir sürece girilmiş durumda. Özellikle ilişkiler ve ilişkilerinizdeki dersler konusunda yeni farkındalıklar kazanabilirsiniz, ilişkileriniz ile ilgili yeni gelişmeler yaşayabilirsiniz. Ortaklarınız, eşiniz veya varsa evlenme planlarında netlikler oluşmaya başlar? fakat Satürn'ün sizin burcunuzda hareket ettiği bu tutulma döneminde hayatın size vermek istediği dersleri almadan ilerlemeniz zor. Aynı hataları yaparak farklı ve mutlu sonuçlar beklemek yerine, hatalarınızdan öğrenerek, değişme zamanı... Oğlak 31 Ocak'ta yaşanacak Tam Ay tutulması ve Dolunayda Oğlak Burcundakiler yardımcı başroldeler. Yani sizi de yakından etkileyecek bir sürece girilmiş durumda. Özellikle ilişkiler ve ilişkilerinizdeki dersler konusunda yeni farkındalıklar kazanabilirsiniz, ilişkileriniz ile ilgili yeni gelişmeler yaşayabilirsiniz. Ortaklarınız, eşiniz veya varsa evlenme planlarında netlikler oluşmaya başlar? fakat Satürn'ün sizin burcunuzda hareket ettiği bu tutulma döneminde hayatın size vermek istediği dersleri almadan ilerlemeniz zor. Aynı hataları yaparak farklı ve mutlu sonuçlar beklemek yerine, hatalarınızdan öğrenerek, değişme zamanı... Kova Güneş Burcunuzda ilerlerken bir de 31 Ocak'ta yaşanacak Tam Ay Tutulması ve Dolunay'da başroldesiniz. Yani tutulma döneminin parlayanı da sizsiniz. Sevgili Kovalar, bu yıl sizin hayat ritminizde ve farkındalıklarınızda önemli değişiklikler yaşanacak, geriye dönüp baktığınızda her şeyin başlangıcı 2018 diyeceksiniz. Son derece kritik bir dönemdesiniz. Hem kendiniz, hem iş hayatınız, hem arkadaş çevreniz hem de aşk hayatınız ile ilgili önemli farkındalıklar ve kararlar almanız çok olası...belli ki hayatın size ait planlama yapma zamanı geldi...Değişiyorsunuz...Hayatınız değişiyor... Balık 31 Ocak 2018'de yaşanacak Tam Ay Tutulması ve Dolunay'da sizin için temel konulardan biri sağlık konusu olabilir, hiç risk almadan son derece dikkatli olmanızı tavsiye ederiz. Tutulmada sizi yakından etkileyecek bir diğer konu da bilinçaltınızdaki korkularınız. Özellikle geçmişten bugüne taşıdığınız korkularınızla yüzleşmeniz gerekebilir. Üzerinizde etki yapacak tarzda rüyalarınızın sayısı artabilir. Bu süreçte duygularınızın farklılık gösterebilir. Her zamankinden daha fazla egolarınızı devreye sokarak duygularınızı anlamlandırmaya çalışabilirsiniz. İş hayatınıza da duygusal baktığınız bu dönemde duygularınız ile ilgili dersler de sizi bekliyor nitelikte..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/35-yas-ustu-gebeliklerde-bu-6-maddeye-dikkat/", "text": "Eskiden anne olmak için hayli geç olarak görülen 35 yaş ve üzeri hamileliğe artık sıkça rastlanıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Riskli Gebelik Uzmanı Doç. Dr. Oktay Kaymak, Bu yaşlar, ileri anne yaşı olarak kabul ediliyor. Hem bebek hem anne sağlığı açısından ideal olan 35 yaşından önce doğum yapmak olsa da, günümüzde artık teknoloji ve tıptaki gelişmeler sayesinde bu durum çok da sorun oluşturmuyor. Ancak 35 yaş ve üzerine çıkıldığında hem kromozom hastalıkları hem de sistemik hastalıkların riski arttığı için gebelikte dikkat edilmesi gereken önemli kurallar bulunuyor. Bu kurallara dikkat edildiğinde hem annenin hem de bebeğin sağlığında risk oluşturabilecek unsurların önüne geçmek mümkün olabiliyor diyor. Riskli Gebelik Uzmanı Doç. Dr. Oktay Kaymak, ileri yaş gebelikte alınması gereken 6 önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Tiroit testlerini yaptırın 35 yaş ve üzeri gebeliklerde her kadının mutlaka tiroit bezine bakılması gerekiyor. Çünkü; tiroit bezi kadınlarda daha erken bozulmaya başlıyor ve tiroit az çalışıyorsa hem annenin hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkiliyor, bebeğin beyin gelişiminde geriliğe yol açabiliyor, gebelik zehirlenmesine, erken doğuma hatta düşüğe neden olabiliyor. Ancak gerekli tetkikler yapılıp önlem alındığında bu sorunlar görülmeden sağlıklı bir doğum söz konusu olabiliyor. Gebelik şekerini ölçtürün Gebelikte ortaya çıkabilen şeker, kontrol edilmediği takdirde hem anne, hem de bebek için hayati risk yaratabiliyor. Normalde her anne 24-26. hafta arasında şeker taramasıyla taranıyor. Ama ileri yaş gebelikte şeker testini 6-7 haftalıkken yapmak gerekiyor. Aksi halde bebek 6 ay boyunca anne karnında yüksek şekerle mücadele etmek zorunda kalıyor; hem bebek hem annede ciddi sorunlara yol açıyor. Aşırı kilodan kurtulun Riskli Gebelik Uzmanı Doç. Dr. Oktay Kaymak 35 yaşı geçince kilo alımı kolaylaşıyor. Gebelik öncesi anne adayının sağlıklı bir diyetle fazla kilolarından kurtulması şart. Çünkü kilolu gebeliklerde diyabet hastalığının yanı sıra, gebelik zehirlenme riski fazla. Bunun için gebelik öncesi diyet, vücut kitle indeksinin ayarlanması ve ondan sonra planlı şekilde gebeliğe izin veriyoruz. Çok yüksek kilolu hastaları da yüksek doz folik asit tedavisiyle sırt kemiklerinde açıklık oranını azaltıyoruz diyor. Tansiyonunuzu kontrol ettirin 35 yaş üzerinde hipertansiyon sık görülen bir sorun. Gebelik öncesi tansiyon hastalığı olup olmadığının mutlaka araştırılması gerekiyor. Tansiyon ilacı kullanan gebelerde de ilaç değişikliği yapılmalı; çünkü gebelik dışı kullanılan ilaçlar gebelikte çok zararlı olabiliyor. Bunun yanı sıra; ödeme neden olabilen, aşırı su tutan gıdalar tüketmemek gerekiyor. Daha sıkı takipte olun Riskli Gebelik Uzmanı Doç. Dr. Oktay Kaymak İleri yaş gebelikte, anne ve bebeğin sağlıkları açısından gebelik takibinin 4 haftada bir değil 2 haftada bir yapılması, ayda bir idrar ve kan tahlillerine bakılması gerekiyor diyor. Aşılarınızı olun 35 yaş ve üzerinde gebe kalmadan önce bazı aşıların yapılması çok önemli. Bu aşılar; kızamıkçık açısından negatifse kızamıkçık aşısı, hepatit B, tetanos, difteri, influenza ve boğmaca aşıları. Aşıların üzerinden bir ay geçmeden de gebe kalınmaması gerekiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/35-yasinda-bekar-kadin-olmak/", "text": "35 YAŞINDA BEKAR KADIN OLMAK .. 20 gün sonra 36 yaşına girecek bir ablanız olarak kabul edin sözlerimi. Ben hayatı tersinden yaşadım. 18 yaşıma basana kadar barlara girmeye çalışıp, reşit olduğum gün duruldum. 19 yaşımda beraber yaşamaya başladığım adamla 21 yaşımda evlendim. 22 yaşımda anne oldum, 24 yaşımda ikinci çocuğum oldu. İkinci çocuğumu emzirirken üniversiteye döndüm. okudum, çalıştım, çocuklarımla ilgilendim. 30 yaşıma gelip yurt dışında burs kazandığımda, 1 yıllığına çocukları anneme emanet edip gittim. Döndükten bir süre sonra da boşandım. En çok bana veriyorlardı bu mesajı: Boşandın, hayatın bitti, orta yaşlısın artık, iki çocuğun var diye... Ben de bu durumu kanıksamaya başlamıştım artık. Ne de olsa artık genç değildim. Bundan dolayı normalde özgüvenim yüksek olsa da hayatımdaki kişiyi memnun etmek için saçma sapan şeyler yaptım. Şubat ayının sonunda birden bir aydınlanma yaşadım. Karşımdaki adam kaşımdan gözüme, kılığımdan kıyafetime, saçımdan makyajıma kadar her şeyimi eleştiriyordu. İncir çekirdeğini doldurmayacak bir Ben kıvırcık saç sevmiyorum, o saçların hep toplu olacak! tartışmasından sonra banyoya gittim. Aynaya baktım ve ne yapıyorum ben? diye sordum kendime... Bütün hayatını kendi dilediği gibi yaşamış, hep seven ve sevilen biri olmuştum. Aynanın karşısındaki kişi ise ben değildim artık. Yalnız kalmaktan korktuğu için sürekli taviz veren bir kadın vardı karşımda ve ben o kadından hiç hoşlanmadım. O aynanın karşısında saçlarımı kökünden kazıdım. O ne yaptın sen??! diye bağırırken adamın karşısına geçip eline saçlarımı verdim ve dedim ki İster fön çek topla, ister kıçına sok bunları, hadi hoşçakal! Sonrasında pişman olur muyum acaba diye düşünmüştüm ama açıkçası şu güne kadar herhangi bir pişmanlık yaşamadım. 36'ya merdiven dayamış, kocaman çocukları, 1,5 metrelik boyu, subay traşı saçları olan bir kadının bile her gün bir şekilde iltifat alabileceğini gördüm. KİMSEYE MECBUR DEĞİLİZ HEMŞİRELERİM. Hayatımız bitiyor falan değil. Özgüveninizi zedelemeye çalışan kara propagandalara aldanmayın. Biz kendimizi sevip beğenince başkalarının da beğeneceğini unutmayın. Özgüveninizi sağlam tutun, yürüyüşünüz bile değişir. 30 yaşında kadın genç kızlıktan kadınlığa daha yeni terfi etmiştir. kendini keşfetme sürecinin en başındadır. İyi insanlara karşı iyi ve mütevazi olurken, egosunu zedelemeye çalışan terbiyesizlere karşı da bastığım toprağı, soluduğum havayı şereflendiriyorum! mesajını vermelidir. Ayrıca 30 yaşına gelmiş kadın çok rerörerö!! diyen adamların hiçbiri bir biscolata erkeği değil, lütfen bunu unutmayın. Çoğu benim bakkal hüseyin efendi'ye benziyor... Ne yaptın hocam sen ya ? yakışıyor mu hiç bu yaşta ? Bayan dediğin uzun saçlı olur ! + Baymayan olmaya karar verdim. *Evrim Çataloğlu"} {"url": "https://www.thegeyik.com/38-kisinin-tek-evde-yasadigi-muhtesem-topluluk-yeni-ev-arkadasi-ariyor/", "text": "Ev arkadaşı seçerken iki kişi kalmaya özen göstermiş, üçüncü kişi girdiğinde rahatsız olanlardansanız bu ev size göre değil. Ama her şeyi paylaşmayı, her anı birlikte ve mutlu yaşamayı hayal edenlerdenseniz, dünyanın en güzel evinde 38 kişiyle birlikte yaşamak için bir şansınız var. Öncelikle evin adıyla başlayalım Chateau Ubuntu yani Ubuntu Şatosu. Ubuntu kelimesini hatırlamadıysanız bu hikayemizi okuyabilirsiniz. Burada kısaca anlamlandırmak gerekirse şöyle söyleyelim: Ben yerine BİZ olmak. Yani bu evdeki 38 kişilik topluluk; BİZ OLMAK için burada bulunuyor. Müziğin, birlikte yaşamanın, sarılmanın ve sevginin ön planda olduğu bir topluluk ve her günün bir öncekinden daha güzel geçtiği günler var bu evde. Evin yeri San Francisco'da hatta açık adres verelim: 860 Fell Street in San Francisco, California 10 yatak odası, 27 avize var evde, her hafta yaklaşık 192 yumurta yeniliyor ve 1330 kez sarılıyorlar. Evet yanlış duymadınız bu evde sarılmaya çok önem veriliyor. Daha önceki yazılarımızda sarılmanın mutluluk üzerindeki etkisinden bahsetmiştik. Bu arkadaşların mutluluğu yakalamasındaki sırlarından birisi de yine sarılmak. Peki eve girecek insanları nasıl seçiyorlar? Yaklaşık olarak 35 sayfalık bir sözleşmeleri var, eve giren herkes bu sözleşmeyi kabul etmiş sayılıyor. Yani orada yaşayan diğer insanların da uyduğu belli kurallar var. Ama bu kuralların karşı tarafın haklarını korumaktan başka bir işe yaramayan kullanıcı sözleşmesi gibi olduğunu düşünmeyin. Sadece uyum için gerekli şeyler. Evde kalmak için ne kadar ödemelisiniz? Fiyatlar kalacağınız odadaki kalabalığın sayısına göre değişiyor. 2 kişilik odada kalmanız için aylık 1050 dolar istenirken, 6 kişilik odada 650 dolardan başlayan bir kira bedeli var. Aylık 350 dolar da yemek ve diğer masraflar için alınıyor. Tam bu noktada belirtmeliyiz ki evde hemen hemen her gün müzik ve dans ikilisi sevgi ortamının geliştiriyor. Ben başvurmak istiyorum diyorsanız, sizi İngilizce 35 sayfalık başvuru formunun olduğu buraya alabiliriz. İnsanların birlikte ve mutlu yaşadığı bu ev, insanlık adına umut verdi. h/t: LS Evi bir de videoyla göster diyenlere özel"} {"url": "https://www.thegeyik.com/4-kisiden-biri-karantina-sonrasi-ekonomik-acidan-zorluk-yasayacagindan-endiseli/", "text": "Panik duygusu yerini gelecek endişesine bıraktı. Araştırmaya göre; 4 kişiden biri, ekonomik açıdan zorluk yaşayacağından endişeli Barem tarafından gerçekleştirilen koronavirüsün etkileri araştırmalarının son bölümü de açıklandı. Veriler, toplum üzerinde ciddi bir gelecek endişesi olduğunu gösteriyor. Görüşülen her 4 kişiden biri salgının uzaması halinde ailece ekonomik açıdan zorlanacağını dile getiriyor. Kadınlarda ve 25-54 arası yaş gruplarında gelecek endişesi yüksek oranda seyrederken; gençler ve özellikle erkekler tüm duyguları bir kenara bırakıp gönüllü çalışmaya hazır olduğunu belirtiyor. Araştırma şirketi Barem, koronavirüs salgınıyla ilgili 10-12 Mart tarihleri arasında gerçekleştirdiği ilk araştırmanın ardından ikinci bir araştırma daha gerçekleştirdi. Araştırma verilerine göre; toplumun koronavirüs pandemisi algısında çarpıcı değişimler söz konusu. Salgının başlarında toplumda genel olarak panik duygusu hakimken, sürecin uzaması ile birlikte bu duygu yerini büyük ölçüde gelecek endişesine bırakmış durumda. Görüşülen her dört kişiden biri salgının uzaması halinde ekonomik açıdan ailecek zor durumda kalacağından endişe ediyor. Bu endişe kadınlarda ve 25-54 yaş grubunda yüzde 80 oranla birinci sırada. Öte yandan devletin ekonomik olarak zorlanan vatandaşları destekleyeceğine inananların oranı da oldukça yüksek (yüzde 71). İlkokul ve altı eğitimli grupta bu oran yüzde 80'e kadar çıkıyor. Devletin desteğine inanç yüksek olsa da, gelecek kaygısının önüne geçemiyor. Yüksek kaygı nedeniyle, yine beş kişiden dördü, salgının uzun sürme olasılığına karşı evde her türlü hazırlığı yaptığını söylüyor. Bu söylem, 65 yaş ve üzerinde yüzde 89 ile daha yüksek oranda seyrediyor. Sürecin biran önce son bulması için; koronavirüsü salgını mücadelesine gönüllü olarak katılacağını söyleyenlerin oranı yüzde 78. Erkeklerde ve gençlerde (24 yaş ve altı grup) yüzde 83 ile bu oran daha da yüksek. Türkiye'nin ekonomisi, ekipmanı ve tıbbi uzmanlığı mücadele için yeterli Görüşülen üç kişiden ikisi ülkemizin koronavirüs mücadelesi için gereken ekonomik güce sahip olduğunu düşünüyor. Bu düşünce eğitim arttıkça azalıyor, üniversite ve üzeri eğitimli kişilerin yalnızca yüzde 45'i bu konuda hemfikir. Türkiye'nin koronavirüsü salgınını durdurmak için gereken ekipmana sahip olması konusunda da hemen hemen benzer bir katılım oranı ve eğilim görünüyor. Türkiye'nin koronavirüsü yenmek için gereken tıbbi uzmanlığa sahip olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 74 ile biraz daha yüksek. Üstelik bu konuda tüm alt gruplar hemfikir. Görüşülen kişilerin yüzde 71'i, 65 yaş üstü kişilerin evden çıkmalarının yasaklanması nedeniyle sıkıntı çekmemeleri için alınan önlemlerin ve altyapının yeterli olduğunu düşünüyor. İlkokul ve altı eğitimli grupta bu oran yüzde 77'ye çıkıyor. Bu ifadeye en düşük katılım ise (%58) konunun merkezindeki 65 ve üzeri yaş grubundan geliyor. Sokağa çıkma yasağı yaygınlaştırılmalı Araştırmaya göre, 5 kişiden 4'ü sokağa çıkma yasağının acilen tüm topluma uygulanması gerektiğini düşünüyor. Bu düşünceye katılım kadınlarda (%83) ve orta yaş grubunda 35-54 yaş grubunda (%84) biraz daha yüksek. Bu sonuç, geçtiğimiz haftasonu alınan yasak kararını halkın onaylamasını ve yasağa riayet etmesini açıklar nitelikte. Endişemiz artmış olsa da gönüllü desteğe hazırız Araştırma verilerini değerlendiren Barem Genel Müdürü Sencer Binyıldız; Koronavirüs salgını konusunda artan gelecek endişesi, hazırlıklı olmayı da beraberinde getirdi. Beş kişiden dördü evde hazırlık olduğunu dile getirirken, ekonomik açıdan ülkenin gücüne de inanıyor. Tıbbi yeteneğe ve ekipmana olan güven de oldukça yüksek düzeylerde. Devletin gücüne inanan toplum, salgınla mücadelede ihtiyaç duyulursa, gönüllü olarak destek vermeye de hazır. Tüm bu veriler gelecek endişesinin giderek artacağını ancak buna rağmen Türk toplumundaki duygusal gücün dayanışmayı, birlik ve beraberlik duygusunu körüklediğini ortaya koyuyor dedi. Araştırmanın Künyesi: Araştırma CATI yöntemiyle, 15 yaş ve üzeri Türkiye temsili 1007 kişi ile 25-30 Mart 2020 tarihleri arasında gerçekleştirildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/4-yasindaki-kiz-80-yasindaki-adama-yasli-dedi-yasli-adam-bakin-nasil-cevap-verdi/", "text": "Bazen, yaşlı insanları göz ardı ediyoruz. 65 yaşına girdiler diye onların da duyguları ve düşünceleri olduğunu unutuyoruz veya önemsemiyoruz. Uzun bir hayatınız oldu diye, yeni arkadaşlar edinemezsiniz diye bir kural da yok. Tam aksine, yaşlı insanların ilgiye ihtiyaçları olduklarından, arkadaş edinmeye daha açık oluyorlar. Az sonra okuyacağınız hikayeyi değerli kulan da bu. Hikaye, 4 yaşındaki Norah ve yaşlı bir adam arasında geçiyor. Yedi çocuk annesi Tara, 4 yaşındaki kızı Norah ile alışverişe gittiğinde hayatlarını değiştiren bir şey yaşadılar. Tara, başından geçenleri sosyal medyada paylaşınca, paylaştıkları hemen viral oldu. Kızım Norah, 4 yaşına girmeden bir gün önce sıradışı bir şey yaşadı. Kızımı, kreşten aldım ve eve doğru yürüyorduk. Derken, karşıdan karşıya geçen yaşlı bir adam dikkatini çekti. Annesine ve kulak misafirlerine şöyle bir açıklama yaptı küçük kız: Yaşlıları çok seviyorum çünkü tıpkı benim gibi yavaş yürüyorlar. Yine aynı benim gibi yumuşacık ciltleri var. Kısa süre sonra hayatlarını kaybedecekler ve bu yüzden onları çok ama çok sevmeliyiz. Başta, küçük bir çocuğun bunları söylemesi tuhaf geliyor ancak düşününce böyle bir kızım olduğu için çok şanslı olduğumu anladım. Kızımın söylediklerinden çok etkilendim ve eve gidince durumu Facebook'ta paylaştım. Kızımın söylediklerinin ne kadar arkasında olduğunu bilmiyordum. Doğum gününün olduğu ertesi gün, kızımı yine kreşten aldım. Yolda yürürken, yemekten sonra altı kardeşiyle beraber yemek için cupcake istedi. Doğum günü çocuğuna 'Hayır' demek ne mümkün. Norah'yı, araç şeklindeki market arabasına bindirdim ve cupcake almak için pasta reyonuna gittik. Cupcake aldıktan sonra ben de içecek bir şeyler arıyordum. Kafamı yana çevirdiğimde Norah'nın arabanın içinde birisine, Merhaba yaşlı amca! Bugün benim doğum günüm! dediğini duydum. Adamın, saçları bembeyaz cildi ise kırışıktı. Kızıma, 'yaşlı amca!' demeden önce ikaz etmeye çalışsam da artık çok geçti. Adam, hemen arkasına döndü. Kızımın söylediğine alınmış olsa bile belli etmedi. Yumuşak bir tavırla, Merhaba küçük kız! Kaç yaşında girdin bakalım? diye sordu. Kızım ve adam bir süre sohbet ettiler. Adam, kızıma İyi ki doğdun! dedi ve ayrıldık. Birkaç dakika sonra kızım, Anne, yaşlı amcayla fotoğraf çektirebilir miyim? diye sordu. Çok tatlı bir soruydu ancak adamın kızımla fotoğraf çektirmek istediğinden emin olamadım. Birkaç reyon ötede yaşlı adamı bulduk ve kendisine, Kusura bakmayın. Kızımın adı Norah ve bugün doğum günü olduğundan sizinle fotoğraf çektirmek istiyor dedim. Adamın şaşkın tavrı bir anda neşe ve mutlulukla yer değiştirdi. Elinin göğsünün üstüne koyarak şaşırmış bir tavırla, Fotoğraf mı? Benimle mi? diye sordu. Evet, doğum günüm için dedi Norah. Telefonumu çıkardım ve ikisinin fotoğrafını çektim. Kızım elini yaşlı adamın elinin üstüne koydu. Yaşlı adam elleriyle, kızımın minik ellerini okşarken suratında mutlu bir ifade vardı. Kızımın elini öptü ve yanağından makas aldı. Çok sevinmişti. Adını sordum. 'Bana Dan diyebilirsiniz' dedi. Diğer müşterilerin önünü istemeden kapatmış olduk ancak itiraz etmediler. Markette sevgi dolu anlar yaşanıyordu. Norah ve Dan, uzun süredir birbirini görmemiş iki arkadaş gibi sohbet etmeye devam etti. Biraz sonra Dan'e, bize vakit ayırdığı için teşekkür ettim. Gözleri yaşardı ve Hayır, asıl ben teşekkür ederim. Uzun süredir geçirdiğim en güzel gündü. Beni çok mutlu ettiniz, Bayan Norah dedi. Kızım ve Dan birbirlerine sarıldıktan sonra ayrıldık. Norah, yaşlı adam marketten ayrılana kadar onu izledi. Kasaya geldiğimizde gözlerim yaşarmadı desem yalan olur. O gün yaşadığımız olay beni derinden etkiledi ve diğer insanların da bilmesi için Facebook'ta paylaştım. Olayı anlatan bir mesaj ve ikilinin fotoğrafını koydum Facebook'a. O gece, yazımı okuyan ve Dan'i tanıyan birisi bana mesaj attı. Meğerse, geçtiğimiz mart ayında eşi Mary vefat etmiş ve adam yapayalnızmış. Dan ile ilgilenmemiz, mesajı yollayan kişinin çok hoşuna gitmiş. Mesaj atan kişinin telefon numarasını aldım ve birkaç gün sonra aradım. Dan'in minik ve sıcacık evini ziyarete gittik. Evin içinde, ona hala eşi Mary'i hatırlatacak fotoğraflar ve eşyalar vardı. Dan, saçını kestirmiş ve tıraş olmuştu. On yaş daha genç görünüyordu. Küçük bir masaya, Norah'nın resim çizmesi için kağıt ve kalemler çıkardı. Kızımdan, buzdolabının üstüne yapıştırması için kendisine bir resim çizmesini istedi. Kızım da büyük bir istekle kabul etti ve resim çizmeye başladı. O gün, Dan'in evinde neredeyse üç saat oturduk. Konuşkan ve sevimli kızımdan çok etkilenmişe benziyordu. Kızıma tavuk ikram etti ve yanağına bulaşan ketçabı temizledi. Tam evden ayrılacaktık ki, bize bahçeye kadar eşlik etti ve bahçesinde yetiştirdiği kırmızı güllerden birini koparıp kızıma verdi. Kızım hala o gülü saklıyor. Gül, kurumuş bir şekilde yastığının altında bekliyor. Norah, her gün Dan'i soruyor ve adam hakkında endişeleniyor. Adamın, soğukta üşüyor olacağından, yalnız yaşamasından ve hatta sandvinin arasına koyacağı bir peyniri olup olmadığından endişeleniyor. Kızım, adamın mutlu olmasını ve sevildiğini bilmesini istiyor. Dan de Norah'yı düşünüyor. Birkaç ziyaretimizin ardından bizimle bir sırrını paylaştı. Eşi vefat ettiğinden beri uyuyamıyormuş. Kızımla tanıştığı günden itibaren ise her gece rahatça uyuyormuş. 'Norah beni hayata döndürdü' dedi bana. Bunu duyunca çok duygulandım ve yanaklarımdan gözyaşları süzüldü. 78 yıllık beraberliklerinden sonra, Dan ve Mary sanki hala birbirlerini evlerinde hissediyor gibiydiler. Norah ve ben, Dan'i her hafta ziyaret etme sözü verdik. 15 dakikalığına bile olsa onu her hafta ziyaret edecektik ve en sevdiği peynirden getirecektik. Şükran Günü'nde, Dan'i akşam yemeğine davet ettik. Artık o, ailemizin bir parçası. Artık, dokuz kişilik bir aileyiz. Tıpkı Norah'nın da söylediği gibi 'Onu çok seviyoruz!. Bazen, yeni tanıştığımız yabancılar hayatımızı değiştirebiliyor. İnsanlara bir şans verin. Hikayeden çıkarmamız gereken çok ders var. Yaşlı insanlara nazikçe yaşlanmalı ve hallerini hatırlarını sormalıyız. Yeni insanlarla tanışmaktan korkmayın. Kaynak Newsner"} {"url": "https://www.thegeyik.com/40-bin-kisi-birlesip-ozel-plaji-satin-alarak-halka-actilar/", "text": "Arkadaşlarla birleşip ufak bir yer bile alamayan bizlere ders niteliğinde süper bir haber. Ocak ayında başlatılan ve sosyal medya yoluyla da hızla yayılan kampanyanın sonucunda, 1.4 milyon Euro toplandı Yeni Zelanda'da 40 bin kişi, Awaroa plajını satın alarak halka açtı. Givea- Little adlı internet sitesi üzerinden Ocak ayında başlatılan ve sosyal medya yoluyla da hızla yayılan kampanyanın sonucunda, 1.4 milyon Euro toplandı. Toplanan parayla satın aldıkları plajı halka açacaklarını açıklayan ve bu açıklamalarıyla Tabii Kaynakları Koruma Bakanı Maggie Barry'den de tebrik alan bağışçılar, plajın hukuki sahibi olması için resmi olarak Abel Tasman Milli Parkı'yla birlikte çalışacak bir de vakıf kuracak. Bağış yapan herkese, cömertliği, enerjisi ve ruhu için teşekkür edilmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Maggie Barry ise Awaroa plajını satın almak için 2 milyon dolara yakın bağış yapıldı. Kampanya, ülkemizin doğal kaynaklarına nasıl sahip çıktığını görmemiz için ilham oldu. Hükümet zaten, mütevazı bir katkı için adım atmaya hazırdı dedi. kynk: BBC Sözcü"} {"url": "https://www.thegeyik.com/40-derecede-mini-etek-giyince-bacaklari-boyle-oldu/", "text": "Kışın ortalama -70 dereceleri bulan soğukta Rusya'nın kuzey bölgesinden inanılmaz fotoğraflar... Rusya'da kışın normal bir görüntü. 48 derecede donan benzin pompası... 40 derecede mini etek giyip dışarıya çıkılırsa... Şehrin merkezindeki bir caddede trafik ışıkları buz tutmuş... Bir arabanın egzoz borusundan çıkan dumanlar yoğunlaşarak buzullara dönüşmüş... Kürk mantolarına sarınmış ve kat kat giyinmiş bir şekilde hayatına devam eden Yakutsklular... Krestyanski sokak pazarında donmuş kalın somon dilimleri... Dondurucu soğuğa rağmen Yakutsk'ta hayat durmuyor. Okullar ve resmi kurumlar sıcaklık eksi 52 derecenin altına inmediği sürece tatil edilmiyor. Sokakta sıradan bir manzara... Yakutsk, -71'lere inen hava sıcaklığıyla buz tutan kirpikler... Anastasia Gruzdeva isimli bir kadın bölgenin ne kadar soğuk olduğunu kanıtlar nitelikte bu fotoğrafı paylaştı... Sokaklarda soğuk ve don nedeniyle yürümek, hatta etrafı görmek son derece zor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/40-milyon-euroya-transfer-olan-paulinho-imza-toreninde-rezil-oldu/", "text": "Brezilyalı yıldız Neymar'ı 222 milyon Euro'luk dünya spor tarihine geçen bonservis bedeliyle Fransız devi Paris Saint Germain'e satan Katalan ekibi Barcelona, oyuncunun yerini hemen doldurdu. 40 MİLYON EURO'YA GELDİ Çin Süper Ligi'nden Guangzhou Evergrande forması giyen yine bir Brezilyalı Paulinho'yu 40 milyon Euro bonservis bedeli karşılığında transfer eden Barcelona, oyuncuya imza günü yaptı. TOPU 3 KERE SEKTİREBİLDİ Artık spor literatüründe olan imza gününde topla şov yapma işine girişen Paulinho, daha topu ayağına alır almaz alay konusu oldu. Yıldız oyuncu, topu 3 kere sektirip yere düşürdü. Sosyal medyada ise 40 milyon Euro'luk oyuncunun bu yarıda biten şovu tam bir alay konusu oldu. 40 Milyon Euro'ya Transfer Olan Paulinho, İmza... paylaşan: haberler Haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/43-yil-once-her-seyini-satip-hindistandan-isvecteki-sevgilisine-gitmek-icin-bisiklet-aldi/", "text": "Pradyumna Kumar Mahanandia ismi sıradan bir Hintli'den farklı değil fakat aşk için binlerce kilometre yolu bisikletle gitmesi onu diğerlerinden ayırıyor. Hikaye Aralık 1975'te başlıyor, Hintli bir sanatçı İsveçli 19 yaşında genç bir güzele aşık oluyor. Mahanandia sokakta portreler çizerken Charlotte Von Schedvin isimli kız ondan portresini çizmesini istiyor. Sarışın ve mavi gözlü olan bu kadının resmini çizmek sanatçı dostumuz için kolay olmuyor. Biz seninle evlenmeliyiz diye haykırıyor. Burada görüşmemiz tesadüf olamaz, sen benim kaderimsin diye orada aşkı ilan ediyor. Charlotte ile konuşmaya başladıktan sonra onun müzisyen olduğunu öğreniyor ve ona yıllar önce söylenen bir kehaneti hatırlıyor. Kehanete göre o yurt dışından gelecek bir müzisyen ile evlenecekti. Ertesi gün yine gelmesini istiyor Charlotte yine geliyor. İki üç hafta böyle sık sık görüşerek geçiyor. Fakat kızın İsveç'e dönme günü geliyor ve ne yazık ki ayrı düşüyorlar. Sonrası ise tam bir macera. Sanatçı dostumuz varını yoğunu satıp bir bisiklet alıyor ve bu bisikletle tam 10.000 kilometre yol yapıyor. Hikaye mutlu sonla bitiyor. İki de çocukları var. İşin özeti: Aşk mesafe dinlemiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/46-yok-olan-dizisi-hakkinda-sosyal-medyada-yer-alan-yorumlar/", "text": "Behzat Ç karakteriyle sevgimizi kazanan Erdal Beşikçioğlu yeni dizisi 46 Yok Olan ile de popülerliğini arttıracak gibi görünüyor. Dizi sosyal medyada en çok konuşulanlardan oldu bile. Ama diziyle ilgili izleyenlerin bir şikayeti var o da saati. Dizinin süresi ve aksiyon derecesi ise tam not almış. Buyrun yorumlar: 1-Önce tadından başlayalım: #46YokOlan 'ı izledim az önce. sinema filmi tadında olmuş. kurgusu, görüntüleri, geçişleri ve süresi ideal. tebrik ? Ajda Aras 28 Mart 2016 2-Dizinin saatine isyan edenler de oldu. #46YokOlan tüm saat handikapına ve düüşük süresine rağmen umut vermiş. Total düşük 22 ancak AB'de 9. olurken totalde 6. olmuş. TOKYOPhONLINE 28 Mart 2016 3- Ünlüler de yorum yazdı Herşeyden önce #46YokOlan dizisi cesaret isteyen ve aynı zamanda çok cesaret verici bir iş olmuş. Wachowski sisters'lardan neyimiz eksik?:) Selin Şekerci 27 Mart 2016 4- Behzat Ç hayranları da diziyi izledi tabii Kısa saçlı akbaba,komadaki Şule,profesör Behzat Ç... Sahneler arası aynı geçişler ve özleneni hatırlatan bir dizi #46YokOlan Vehbi Onur Akkuş 27 Mart 2016 5- Şaman öğeler #46YokOlan bakalım kaç kişi birkaç aya ben şamanım diye gezinmeye başlayacak. Adhdsgdshf kimsemkimim 27 Mart 2016 6- 60 dk dizi de güzel oldu 60 dakikalik dizimiz oldu diye seviniyoruz ne hale geldi televizyon olmasi gerekene heycanlaniyoruz umarim cok izlenir #46yokolan Önem Günal Altunbaş 27 Mart 2016 7- Genel olarak tepkiler güzel Yolu açık olsun, tebrik ederiz? #46YokOlan pic.twitter.com/kJ3FHOcaRu Büşra 27 Mart 2016 Dizi başlamadan önce Erdal Beşikçioğlu, dizinin Breaking Bad çakması olacağını sananlara da şunu söylemişti: Bizim özgün bir şey yapmaya hakkımız yok, yapamaz mıyız? İlla başka şeyin kopyası mı olacak? Biz tüketen bir toplumuz. Kendine güvensiz, fantezi yoksunu birtakım kafalardan çıkıyor bu hikayeler Dizinin tanıtımından bir video gösterelim de fikriniz olsun: 46 Yok Olan'ın kadrosu: Yasemin Allen, Melis Birkan, Saygın Soysal, Berkan Şal 46 YOK OLAN ilk bölümü izlemek isteyenlere de şöyle bir kıyak yapalım: DİZİ SOMERA'dan gelen istatistikler ise şöyle:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/5-11-aralik-haftasi-burc-yorumlari/", "text": "Sevgili The Geyik okurları, haftalık burç analizleriyle yine karşınızdayız. Haftaya Venüs'ün Kova burcuna geçişi ile başlıyoruz. İlişkilerde özgürlük çanları çalıyor. Fazla kısıtlanmaya gelemeyeceğiz ve fazla kısıtlama yapmamamız gerekiyor. 4 Ocağa kadar bu durumu koruyun. Merkür retrosuyla birlikte 8 Şubata kadar Oğlak burcunda misafir. Haydi haftaya bir göz atalım;). KOÇ ve Yükselen KOÇ: Kova burcuna geçen Venüs, siz koçların sosyalliğine sosyallik katacak. Partiler, davetler, cıs tak cıs tak ortamların aranılan yüzü oluyorsunuz. Yeni insanlarla tanışabilirsiniz bu ortamlarda. Bu hafta imza gerektiren durumlarda temkinli olmanız, dikkatlice okumanız gerekiyor. Bir eğitime başlayabilir, ciddi sorumluluklar alabilirsiniz. BOĞA ve Yükselen BOĞA: Yönetici gezegeniniz Venüs bu hafta Kova burcuna geçiş yapıyor. Yaptığınız işlerden daha çok zevk alacaksınız. İş hayatında daha çok parlayacaksınız fakat bunun için tek tabanca değil iş birliği yapmanız gerekiyor. Ayrıca, ödemelerde gecikmeler, otorite figürlerle zorlanmalar olabilir. İKİZLER ve Yükselen İKİZLER: Kova burcuna geçen Venüs, yalnız olanlara aşk getirebilir. Bir diğer ihtimal, güzel seyahatler gündeme gelebilir, akrabalardan haberler alınabilir. Bu hafta otorite figürlerle zorlanmalar yaşayabilir size karşı egolarını konuşturabilirler, ikili ilişkilerde yoluşmalar mevcut. Millete sevdanın yolları size kurşunlar olabilir. YENGEÇ ve Yükselen YENGEÇ: Kova burcuna geçen Venüs güzellik için siz Yengeçlere kesenin ağzını açtırıyor. Kremler, botoxlar estetik operasyonlar gırla gidebilir. Maddi anlamda rahatlıkla destek bulabileceksiniz. Keyfi konulara harcamalar yapabilir, kredi kartınızı şişirebilirsiniz. Sizler de bu hafta otorite figürlere dikkat etmelisiniz. Bel, böbrek ve genitale de dikkat edin. ASLAN ve Yükselen ASLAN: Venüs'ün Kova burcuna geçişi, ilişkinizi besleyip büyütecek. İlişkinizde sorunlar varsa bu hafta kolaylıkla üstesinden gelebilirsiniz. Romantik bir hafta olacak sizler için bu hafta. Ayrıca sevdiğiniz kişiyle aranızda parasal problemler yaşanabilir. İlişkilerdeki sorumluluğun farkına varmanız evcilik oynamadğınızı bilmeniz gerekecek. BAŞAK ve Yükselen BAŞAK: İş yerinizde güzel gelişmeler yaşabilir, uyum ve ahenkle çok severek çalışabilirsiniz. Ofisinizi düzenleyip, yeni elektronik aletler alabilirsiniz. Sağlığınıza ve güzelliğinize daha fazla özen gösterebilirsiniz. Taşınma gibi konular gündeme gelebilir. Evdeki erkek figürlerle iletişimde sıkıntılar meydana gelebilir. TERAZİ ve Yükselen TERAZİ: Venüs Kova dansı, Terazileri daha esprili neşeli ve keyifli olabileceksiniz. Hobilerinize daha fazla zaman ayırabilecek, Hayatın keyifli tarafıyla alakadar olacaksınız bu hafta. İletişimde sıkıntılara olabilir, iletişim araçlarınız arızalanabilir. Birlikte çalıştığınız insanlarla iletişimde sıkıntılar, seyahatlerde aksaklıklar olabilir. AKREP ve Yükselen AKREP: Bu hafta size aile saadeti getiriyor. Ailenizi mutlu edebilir, hediyeler alabilir. Onlardan pek çok konuda destekler alabilirsiniz. Ailenizle daha fazla zaman geçirebilir, evle ilgili boya badana gibi konulara girebilirsiniz. Maddi anlamda kendinize çeki düzen vermeli, kesenin ağzını sıkmalısınız. Para biriktirmeye karar verebilir, kenara para atmaya başlayabilirsiniz. YAY ve Yükselen YAY: Venüs ve Kova birlikteliği, siz Yaylara kardeşleriniz ve yakın çevrenizle muhabbet getiriyor. Eğitimle ilgili konularda da güzel gelişmeler yaşabilirsiniz. Diğer bir güzel etki tatil planları yapabilirsiniz. Bu hafta ayrıca sağlığınıza dikkat etmelisiniz. bel bölgesi, dişlere ve kemiklere dikkat. Sizlerde otorite figürlerle sıkıntılar yaşabilirsiniz. OĞLAK ve Yükselen OĞLAK: Bu hafta parasal anlamda güzel gelişmeler yaşabilir, lükse ve güzellik getiren konulara harcamalar yapabilirsiniz. Ay sonuna kadar güzel hediyeler alabilirsiniz. İş yerinde yöneticilerle ilişkilerde zorlanmalar, kayıplar olabilir. Ayrıca gizli düşmanlıklara da dikkat etmeniz gerekiyor. KOVA ve Yükselen KOVA: Burcunuza geçen Venüs sizi adeta parlatacak güzelleştirecek. Saçınızı boyatabilir, soluğu kuaförde alabilirsiniz. Güzelleşmek adına adımlar atabilir, elinizden ne geliyorsa yapabilirsiniz. Dışa dönük, eğlenceli ve sosyal olacaksınız. Flörtler kapınıza dizilecek gibi görünüyor. Sizden yaşça büyük kişilerle iletişim sıkıntısı, parasal konularda gecikmeler yaşayabilirsiniz. BALIK ve Yükselen BALIK: Kova burcuna geçen Venüs, ilişkilerinizi sorgulamanıza neden olacak. Seviyor mu diye sorgulayabilir, biraz kıskançlığa kapılabilirsiniz. bu hafta ilişkiler için test süreci. Ya da olmadık, onaylanmayacak, ilişkilere sürüklenebilirsiniz. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara da dikkat. Bu hafta kendiniz düzenleme süreci olacak. Kendinize kafa yoracaksınız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/5-yasindaki-kizin-evlatlik-davasinda-hakim-bile-pamuk-prenses-kiyafeti-giydi/", "text": "Hayatın içinde bazı özel anlar var o an, insanlığa inancınız artıyor. İşte bu hikayede tam öyle: Mahkemeler sıkıcı ve kasvetlidir değil mi... Hele de karar duruşmaları gerginlik ve sıkıntılı anlarla, insanın içini kemiren dakikaları getirir beraberinde. Ancak bu sefer ki hikaye çok başka... VİDEO Çocuk İçin Duruşmaya ÇizgiFilm Karakteri Gibi... paylaşan: thegeyik Bu haberin konusu 5 yaşındaki bir kız çocuğunun velayet duruşmasında yaşanan mutluluk ve sevgi dolu anlar... 2014 yılından bu yanan koruyucu ailesi ile birlikte Michigan'da yaşayan 5 yaşındaki kız çocuğu Danielle Koning, tüm dünyada yürekleri ısıtan bir hikaye ile karşımızda. Danielle'in sonunda tamamen Sarah ve Jim Koning çiftine evlatlık verileceği duruşmada yaşananlar, adeta bir film sahnesi gibi. Danielle'den sorumlu Sosyal Güvenlik uzmanı Laura Mitchell'in aklına gelen fikir sayesinde, ilk kez bir mahkeme salonu bu kadar renklendi. Disney prenseslerinin kılığına bürünen kadınlar, duruşma salonuna girmeye başlayınca, Danielle'in sevinci ve şaşkınlığı görülmeye değerdi. Hatta duruşmanın hakimi bile bu güzel olayın içinde yer alabilmek için Pamuk Prenses kılığında çıktı ailenin ve Danielle'in karşısına. Ve tabii ki, masallardaki gibi mutlu sonla bitti... Danielle artık, çok sevdiği koruyucu ailesinin resmi olarak kızı... H/T: Karnaval.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/53-yasindaki-unlu-yildiz-guzelligiyle-yillara-meydan-okuyor/", "text": "Paris Moda Haftası'ndaki Dior defilesini izleyen Monica Bellucci, yıllara meydan okuduğunu bir kez daha kanıtladı... Dünya onu tanımaya başladığında Dolce Gabbana and Dior gibi markalar için modellik yapıyordu. Ve işte Monica Bellucci, seneler sonra başladığı yere döndü. Güzel oyuncu, geçtiğimiz gün Dior defilesinde görüldü. 53 yaşındaki İtalyan aktris, Paris Moda Haftası kapsamında gerçekleşen Christian Dior İlkbahar/Yaz 2018 defilesini izledi. Siyah midi bir elbise giyen Bellucci, her zaman olduğu gibi yıllara meydan okuyordu. Derin dekolteli elbisesi içinde kusursuz görünen oyuncu, basın mensupları için poz verdi ve kendisine sorulan soruları yanıtladı. Zarif görüntüsü ile kendine hayran bırakan Monica, geçtiğimiz Mayıs ayında Telegraph gazetesine röportaj vermişti. Sabah 6'da kalkıp spora giden ve kilo takıntısı olan bir insan olmadığını açıklayan Monica Bellucci, onun yerine iyi beslenip, lezzetli şeyler içip, bol bol seks yapmayı ve kahkaha atmayı önermişti. Formunu bu şekilde koruduğunu söyleyen güzel oyuncu, Gerisi kendiliğinden gelecektir demişti. 1964 doğumlu Monica Bellucci, 14 yıl boyunca kendisi gibi oyuncu olan Vincent Cassel ile evliydi. İki çocuk annesi Bellucci, Cassel'den 2013'te boşandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/6-adimda-karsinizdakine-yurume/", "text": "En zoru epeyce sahalardan uzak kalınmışsa yaşanıyor. Bakın burası önemli çünkü zaman alışkanlıkları hızlı değiştiriyor. Kabul edelim zor. Birinin kalbinizde minik kıyametlere neden olması... Her zaman karşılaşılır bir durum değil. E biz de Alain Delonlar değiliz. O halde her şeyi elimize yüzümüze bulaştırmadan nasıl yanaşacağız müstakbel yarin göz pınarlarına? Bakalım neler yapabiliyoruz?! 1) Tanıştınız. Epey de akıl çeliyor. Ya bir bakışı, ya inceden gülüşü... Onu bilemem, sizin özeliniz. Fazla soru sormayın. Ne o öyle bir tek tepede sarı ışıklı bir lamba eksik. Bırakın o dökülsün. Ki güven de oluşsun ufaktan. Laf lafı açsın. Gerekirse susun karşılıklı. Bazı sessizlikler keyiflidir. 2) Aynı arkadaş grubundansanız, vakit geçirme şansınız varsa, iş kolay. Kaçamak bakışlar her zaman iş yapar. Değerlendirin. Ama kıvamını bilmek, miktarı ayarlamak önemli. Bir tür göster ama elletme ayarı atıp son gaz devam. Ki niyetler bir ortaya çıksın, mevzu yüzeye çıksın. 3) Günaydın mesajları kısmına geldik mi kaptan? Buraya donuk, abartmayın minvalinde cümleler döşemek isterdim ama seviyorum abi, uyanır uyanmaz sevdicekten günaydın mesajları görünce benim yüzüm gülüyor. Abartın. Abanın buraya. Burası güzel 😀 4) Anlatılanları dinleyelim, dinlemeyenleri uyaralım dönemleri Şimdi bir kamyon sohbet ettiniz, anlattı dinlediniz... Hikayeniz ilerlerken geriye dönülen noktalar da olacak. Şu gün anlatmıştım ya dediğini kaçırmayın. Flört emek işi, hafife almayın. İki meme ya da geniş bir omuz görmeye değil bu çaba. Flört bir sanattır. İncelik ister. 5) İlk adım iddialaşmaları Evet. Artık açık, baya baya birbirinize yürüyorsunuz. Eee sonra? Bir şimdi biz neyiz? noktasına gelmeden önceki son çıkış, hazır mısınız? O ney yeaa diyen olursa önceden yazmıştım. Baksın. Buraya varmadan çok önce karar vermiş olmanız gereken ama karşıdaki insanı tanıyıp öğrendikçe şekillenen o karar, nereye doğru yürünüyor bu yol? Bir ilişki mi kapıda, yoksa gezdik güldük eğlendik, hadi bakalım durumu mu? Bunu bir bilmek lazım. 6) Tamam mıyız? Hazırsak bundan sonrası çorap söküğü. Artık eşek kadar insanlarız, tutup şu gün çiçek alın, şuraya götürün, şunu söyleyin, şunu giyin, illa şu parfümü kullanın diye flört taktiği verilmez. Ayıp. İncelikli olun, düşünceli davranın, tanımaya çalışın gerisi gelir. Eylül'de çok güzel aşık olunur. Bir de buna inanırım. Hazır vakti de gelmiş. Uzatmayın seviyorsanız gidin konuşun canlarım :*"} {"url": "https://www.thegeyik.com/6-korkutucu-ruh-hastaligi/", "text": "Elimiz ağrıdığı zaman ya da midemiz bunun farkına varmamız çok uzun sürmüyor ve hemen bir hastaneye gidiyoruz ya da ilaçlarla, bitkilerle çözmeye çalışıyoruz. Peki konu ruh hastalıkları olunca farkındalığımız ne derecede? Belki de hiç yok. Mailce isimli sitede çıkan bu yazıda korkutucu ruh hastalıklarını ele almışlar. Gerçekten ilginç şeyler var! Wendigo Psikoz ; Wendigo hastalığı insan etine duyulan istektir. Bu hastalığa Algonquian kültüründe olan Wendigo isimli yamyam canavarın ismi verilmiştir. Bu hastalar, insan eti yemek için inanılmaz istek duyarlar. Aslında uzmanlar bu ruh hastalığının yetiştirilen kültür ile alakalı olduğu görüşündeler. Tedavi edilebilir bir yamyamlık hastalığıdır. Alien El Sendromu ; Bu sendromda elinizin kontrolünü kaybedersiniz. Eliniz sizin vücudunuzdan bağımsız bir şekilde hareket etmeye başlar. Ne yazık ki bu hastalığın hiçbir tedavisi yoktur. Bu noktada doktorlar elinizi sürekli meşgul edecek şeyler yapmanızı önerir. Örneğin tespih çekmek gibi. Kluver-Bucy Sendromu ; Bu hastalar, beyinlerine farklı istekleri yerleştirirler. Örneğin bir anda yanınızda ki kişi kravatınızı yalamaya başlayabilir veya eğilerek ayaklarını sevebilir. Bu ruh hastalığında cinsel istek artışı ve kendine engel olamama sıklıkla rastlanan bir durumdur. Herhangi bir tedavisi yoktur hayatları boyunca bu hastalar durumlarını kontrol edemezler. Cotard Yanılgısı ; Bu ruh hastalığında hasta kendi dahil dünyada olan insanların öldüğüne fakat yürüdüklerine inanır. Walking Corpse Sendromu olarak da bilinir. Yüksek depresyon ve intihar etme fikri bu hastalarda çok yoğundur. Capgras Yanılgısı ; Bu hastalıkta hasta etrafında olan insanların başka insanlar ile değiştirildiğine inanır. Aslında hastanın tüm yakınları değişmiştir ve onların çok benzerleri hayatına girmiştir. Ağır şizofreni vakalarında sıklıkla görülür. Fakat, kafa travmaları ile de ortaya çıkabilir. Diyojen Sendromu ; Genelde yaşlı insanlarda sıklıkla görülebilen bir hastalıktır. Hasta, paranoya ve ilişki kurmada olan zorluklar nedeni ile toplumdan kendini soyutlar. Evinde çöp toplamaya ve pek çok hayvan ile yaşamaya başlar. Tedavisi vardır. Pika Sendromu ; Pika sendromu, yenilmeyecek şeyleri yeme isteğidir. Bu hastalar, çim, taş, sabun, metaller gibi yenilemeyecek pek çok şeyi yerler. Uzmanlar son yıllarda yaptıkları araştırmalarda aslında bu hastalığın ruh hastalığı değil vücutta olan mineral eksikliği ile ortaya çıktığına inanıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/6-yil-once-bugun-veda-ettigimiz-ali-sami-yen-stadindan-7-unutulmaz-avrupa-zaferi/", "text": "Galatasaray kurucusu Ali Sami Yen'in adını taşıyan nice zaferlerin yaşandığı efsane stadına 6 yıl önce tam da bugün oynanan Beypazarı Şekerspor karşılaşması ile veda etti. Şimdilerde yerinde yüksek yüksek kulelerin yükseldiği, zamanında ise renk ayrımı yapmaksızın tüm renkleri bir araya getiren, büyük zaferlerin yaşandığı Ali Sami Yen Stadı'nda oynanan ve zaferle sonuçlanan 7 Avrupa Kupası karşılaşması ile sizlerleyiz. Şimdilerde hüzünlerde birleşmeye çalışan bu toplumun, eskisi gibi sevinçlerde bir arada olması dileğiyle. 6 Yıl Önce Bugün Veda Ettiğimiz Ali Sami Yen Stadı'ndan 7 Unutulmaz Avrupa Zaferi; 1# Galatasaray 5 0 Neuchatel Xamax / 1988 İsviçre'de yaşanan olaylar sonrası sahadan 3-0 boynu bükük ayrılan Galatasaray her şeye rağmen tur için ümitliydi. Dönemin Galatasaray teknik direktörü Mustafa Denizli Ali Sami Yen'de bunlara 5 atarız demiş ve takımı sözünü tutmuştu. 2# Galatasaray 0 0 Manchester United / 1993 0-0 zafer mi olur? demeyin. Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda Manchester United ile eşleşen Galatasaray'ın bir çok otoriteye göre hiç şansı yoktu. Ancak deplasmanda alınan 3-3'lük beraberlik ile dönen sarı kırmızılılar tüm şaşkına çevirmiş ve tur ümitlerini Ali Sami Yen'e taşımıştı. İstanbul'da rakibine şans tanımayan Galatasaray 0-0'lık skorla Şampiyonlar Ligi'ne kalmayı başarmış ve zafer sonrası turnuvanın kuralları dahi değişmişti. Karşılama sonrası açıklamalarda bulunan Sir Alex Ferguson, Ali Sami Yen için cehennem ifadesini kullanmıştı. 3# Galatasaray 2 1 Athletic Bilbao / 1998 Şampiyonlar Ligi'nde iyi bir sezon geçiren ve dönemin kuralları ile grubu ikinci sırada bitirmesine karşın gruptan çıkamayan Galatasaray için belki de grubun en unutulmaz maçı Ali Sami Yen'deki Athletic Bilbao maçıydı. Son dakikasına beraberlikle girilen maçın uzatma anlarında ceza sahasına giren Gheorghe Hagi attığı nefis golle galibiyeti getirmiş ve tüm Türk halkını sokaklara dökmüştü. 4# Galatasaray 3 2 Milan / 1999 UEFA şampiyonluğunun geldiği sezon Galatasaray için hiç iyi başlamamış ve bir üst tura çıkma şansı kalmayan Galatasaray'ın yoluna UEFA kupasında devam etmesi için Milan'ı yenmesi şart olmuştu. Ancak tıklım tıklım Ali Sami Yen Stadı önünde karşılaşma son bölüme 2-1 mağlup giren Galatasaray adeta bir mucizeyi gerçekleştirmiş ve maçı 3-2'ye getirerek yoluna devam etmişti. 5# Galatasaray 2 0 Leeds United / 2000 Emin adımlarla UEFA finaline doğru giden Galatasaray o zamanları güçlü İngiliz ekibi Leeds United ile eşleşmiş ve maç öncesi İstanbul'da yaşanan saha dışı olayları maça damga vurmuştu. Tüm bu olumsuzluklara karşın Ali Sami Yen'de taraftar desteğini arkasına alan Galatasaray rakibini 2-0 yenmiş ve finale giden kapıyı ardına dek açmıştı. 6# Galatasaray 3 2 Real Madrid / 2001 Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek tura yükselmeyi başaran İspanyol devi Real Madrid ile eşleşmiş ve Ali Sami Yen'deki ilk karşılaşmaya da oldukça iddialı çıkmıştı. Ancak ilk yarıda hiç bir şey yolunda gitmemiş Los Galacticos devreyi 2-0 önde kapamıştı. İkinci yarıya Ali Sami Yen stadını hınca hınç dolduran taraftarının desteği ile başlayan Galatasaray skoru 3-2'ye getirmiş ve tüm Türkiye'yi sevince boğmuştu. 7# Galatasaray 4 3 Bordeaux / 2009 Yıllardır Avrupa'da istediği sonuçları alamayan Galatasaray'ın rakibi Fransız ekibi Bordeaux'du. Fransa'daki maç golsüz berabere bitmiş, hesap Ali Sami Yen'e kalmıştı. Maça çok iyi başlayan ve skoru 3-1'e getiren Galatasaray ne olduğu anlamadan 89. dakikaya 3-3'lük beraberlik ile girmişti. Tam her şey bitti derken uzatma anlarında galibiyeti getiren golü Sabri Sarıoğlu'nun ayağından bulan Galatasaray herkesi çılgına döndürmüştü."} {"url": "https://www.thegeyik.com/60-gun-boyunca-her-gun-hindistan-cevizi-yagi-tuketti-bakin-beynine-ne-oldu/", "text": "Amerikalı doktor Mary Newport tıp dünyasına çığır açacak bir buluşa imza attı. Newport, Hindistan cevizi yağının Alzheimer hastalığına tedavisinde kullanılabileceğini öne sürdü. Eğer önerisi işe yararsa, Alzheimer dahil diğer beyinle alakalı hastalıklar tarihe karışacak. Alzheimer hastalığı Dr. Mary Newport'un hayatında önemli bir yer teşkil ediyor. Eşi Steve'e 15 yıl önce Alzheimer teşhisi koyulduğundan beri eşi gözünün önünde eriyip bitiyor. Newport, Çoğu zaman eşimin kafası çok karışıyor. Bazen kaşıkların yerini bulamıyor bazense sürahiyi en son nereye bıraktığını hatırlayamıyor. Eve geldiğimde eşime beni birisinin arayıp aramadığını soruyorum. Başta 'Hayır' dese de birilerinin beni aradığını günler sonra hatırlıyor. dedi. Hastalığın etkilerini azaltmak için ilaç tedavisine başlamış. Ancak Mary'nin dediğine göre ilaçların yan etkileri çok kötüymüş. Eşi Steve fiziksel olarak iyi durumdayken ilaçları kullanmaya başladıktan sonra depresyona girmiş. Mary giderek endişelenmeye başlamış. Alzheimer ve tedavisi hakkında bilimsel makaleler okumaya başlamış. Yaptığı araştırmalar sırasında orta zincirli trigliserit üzerine yazılan bir makale dikkatini çekmiş. Orta zincirli trigliserit bir yağ türü olup, karaciğer bu yağları keton cisimlerine dönüştürür. Keton cisimleri de beynin daha fazla enerji üretmesine yardımcı olur. Alzheimer tedavisindeki asıl amaç da beynin daha fazla enerji üretmesini sağlamaktır. Hindistan cevizi yağında orta zincirli trigliserit bulunur. Yine Hindistan cevizi yağı sindirimi en kolay besinlerdendir. Mary kaybedecekleri hiçbir şey olmadığını düşünerek eşine Hindistan cevizi yağı yedirmeye başladı. Her sabah ve her akşam bir yemek kaşığı yedirttiği eşinin hareketlerini gözlemlemeye başladı. 60 gün sonunda Mary, eşinin çok daha iyiye gittiğini gözlemledi. Steve daha konuşkandı, daha fazla gülümsüyordu ve daha az unutuyordu. Bir yıl sonra ise bambaşka birisi haline geldi. Daha önce hatırlayamadığı insanları hatırlamaya başladı. Konsantrasyonu arttı ve daha atik birisi oldu. Artık hayatını eskisi gibi yaşayabiliyordu. Mary, Eşimin iyileşmesinden dolayı çok mutluyuz. Hindistan cevizi yağı, Alzheimer'ını bitirecekse ya da en azından yavaşlatacaksa her gün bir kaşık denemeye değecektir dedi. Aşağıda Steve'in çizdiği üç farklı saat göreceksiniz. Mary, eşinin üzerinde yaptığı deneyin sonuçlarını bir makalesinde yayınladı. Tedavi yöntemi bazı bilim adamları tarafından eleştirilse de birçok Alzheimer hastası kendi kendine bu tedavi yöntemini denemeye başladı. Deneyenlerin çoğunluğu ise Hindistan cevizi yağının işe yaradığını söyledi. Bu vesileyle bilim adamları da bu tür diyetlerin beyine olan etkisi üzerine daha fazla araştırma yapmaya başladılar. Hindistan cevizi yağının Alzheimer'a olan etkisinin daha detaylı olarak araştırılması gerekiyor. Mary, Hindistan cevizi yağının Alzheimer'a fayda ettiğini kanıtladı neredeyse. Tedavinin Steve üzerinde etkisi ise nadir rastlanacak türden. Bazı araştırma görevlileri Hindistan cevizi yağının Steve'in Alzheimer'ına iyi gelmesinin nedenini adamın sıradışı bir beyin yapısı olmasına bağladı. Hindistan cevizi yağının Alzheimer'ın kesin tedavisi olarak sunulması da tamamen doğru olmayabilir. Hindistan cevizi yağı sayesinde Steve'in durumu gözle görülebilecek seviyede düzelti. Mary, diğer hastaların da aynı tedavi yöntemini kullanabileceğini düşünüyor. Kaynak:E-mistik.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/60-yasindaki-fotografci-hilmi-amcaya-yapilan-instagram-surprizi/", "text": "Sosyal medyayı eleştiren onlarca illüstrasyon veya yazı olsa da sosyal medya bazen gerçekten işe yarayabiliyor. Hilmi Ayaz Amca için Hüseyin Demirci tarafından açılan kampanya da bunlardan birisi. Hilmi Amca 60 yaşlarında eski bir fotoğrafçı, Instagram'a merak sarmış. Fotoğraflarını pek beğenen olmadığı için yeğenlerine arada bir beğendirtiyormuş. Hilmi Amca yakın zamanda karaciğerden kist aldıracağından dolayı ona moral olması için sosyal medyada bir kampanya başladı. Bu da instagram hesabı : HilmiAyaz Evet fotoğraflar gerçekten güzel. Kampanyanın duyulmasıyla birlikte herkes takip etmeye ve yorum paylaşmaya başlamış. Hilmi Amca ise belki de hayatının en büyük sürpriziyle karşılaştığı için oldukça mutlu olmuş. Bu kampanya için bu arkadaşlara sonsuz teşekkür ediyoruz. 1- Arkadaşlar şöyle bir konu var bu tatlış amcaya moral verelim hep beraber ?? pic.twitter.com/22EihPHLvN Hüseyin 9 Ağustos 2016 2- oyle bi tebbessum var suratimda ya acip acip bakiyom hesaba pic.twitter.com/dVBJyOJt1g Töre 9 Ağustos 2016 Hilmi Amca'ya da şimdiden geçmiş olsun! 23 binden fazla takipçisi var artık... Güzel fotoğraflarına devam etmesi dileğiyle 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/60-yasindaki-kadindan-kulaga-kupe-olmasi-gereken-29-ogut/", "text": "Bazı şeyler ancak tecrübeyle anlaşılıyor. Kötü tecrübe yaşadıktan sonra öğrenilenlerin de anlamı kalmıyor. Bu öğütler erken uyanmanız için bir ön hazırlık. 60 Yaşındaki Bir Kadından Öğütler : 1. Hayat adil değil ama yine de güzel! 2. Hayat o kadar kısa ki, birisinden nefret ederek vakit harcama. 3. Kimse ama kimse, kendini... çok ciddiye almamalı! 4. Kredi kartlarını her ay düzenli öde. 5. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin. Bazen kabul et, gitsin. 6.Birisinin omzunda ağlamak, yalnız ağlamakdan daha iyi gelir. 7. İlk maaşından itibaren, emeklilik için para biriktirmeye başla. 8.. Konu çikolata olunca, direnmek gereksizdir. 9.. Geçmişinle barış ki, geleceğini zehir etmesin. 10. Çocuklarının seni ağlarken görmesinde sorun yok. 11. Hayatını, başkalarının hayatı ile kıyaslama. Hangi koşullardan geçerek buraya geldiklerini bilemezsin. 12. Eğer ilişkinin bilinmemesini istiyorsan, o ilişki içinde olmamalısın. 13.. Mutlu bir çocukluk yaşamak için hiç bir zaman geç değil. Yeniden çocukluğunu yaşamak tamamen sana bağlı ve kimse de karışamaz! 14. Hayatta neye tutku duyuyorsan peşinden gitmeli ve bu yolda 'hayır'ı bir cevap olarak kabul etmemelisin. 15. Güzel mumlarını yak, güzel çarşaflarını ser, çeyizindeki yemek takımını kullan. Özel günleri bekleme, bugün gayet de özel! 16. Mor giymek için daha da yaşlanmayı bekleme, eksantrik olmanın tam sırası! 17. Çok kötü olaylardan sonra şöyle düşün: 5 yıl sonra bu olayın bir önemi olacak mı? 18. Herkesi ve her yapılanı bağışla. 19. Başkalarının, senin hakkında ne düşündüğünden sana ne! 20. Ne demişler; zaman her şeyin ilacı! Zaman ver. 21. Durum ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun, değişecek. 22. Hasta olduğunda işin sana bakmayacak, arkadaşların bakacak. Bağlarını koparma, dostlarına zaman ayır. 23. Mucizelere inan. 24. Unutma, seni öldürmeyen şey, seni güçlü kılar. 25.. Her gün mutlaka dışarı çık, mucizeler her yerde! 26.Hayatı çok fazla sorgulama, harekete geç ve gerekeni şimdi yap. 27. En iyi şeyler henüz gerçekleşmeyenler, umudunu kaybetme. 28.Ne yapacağını bilemediğinde derin bir nefes al, iyi gelecektir. 29.Güzel bir pakette ve kurdeleyle bağlı değil ama HAYAT YİNE DE BİR HEDİYE."} {"url": "https://www.thegeyik.com/61-grammy-odullerini-kazananlar-en-iyi-yeni-sanatci-dua-lipa/", "text": "Grammy Ödülleri, Los Angeles'ta sahiplerini buldu... Dua Lipa, Lady Gaga, Pharrell Williams gibi Türkiye'de de sağlam kitlesi olan şarkıcılar geceye damga vurdu. Yılın albümü: Kacey Musgraves Golden Hour Yılın şarkısı: Childish Gambino This Is America En iyi yeni sanatçı: Dua Lipa Yılın prodüktörü: Pharrell Williams En iyi rap albümü: Cardi B Invasion of Privacy En iyi R&B albümü: H.E.R. -H.E.R. En iyi R&B şarkısı: Boo'd Up Larrance Dopson, Joelle James, Ella Mai & Dijon McFarlane, songwriters En iyi rap şarkısı: God's Plan En iyi solo pop performansı: Lady Gaga Joanne En iyi grup pop performansı: Lady Gaga ve Bradley Cooper Shallow En iyi geleneksel pop vokal albümü: My Way Willie Nelson En iyi vokal pop albümü: Ariana Grande Sweetener En iyi dans kaydı: Electricity Silk City & Dua Lipa feat. Diplo & Mark Ronson En iyi rock performansı: Chris Cornell When Bad Does Good En iyi metal performansı: Electric Messiah High on Fire En iyi rock şarkısı: Masseduction Jack Antonoff & Annie Clark, songwriters En iyi rock albümü: Greta Van Fleet From the Fires En iyi alternatif müzik albümü: Colors Beck En iyi New Age albümü: Opium Moon Opium Moon En iyi country şarkısı: Space Cowboy Luke Laird, Shane McAnally & Kacey Musgraves En iyi caz vokal albümü: The Window Cecile McLorin Savant En iyi film müziği: Black Panther Ludwig Göransson En iyi film şarkısı: Shallow Lady Gaga, Mark Ronson, Anthony Rossomando & Andrew Wyatt En iyi müzik filmi: Quincy En iyi klip: This Is America"} {"url": "https://www.thegeyik.com/64-yasindaki-teyzenin-sabahattin-ali-okurken-cekilen-fotografi-ve-duygusal-hikayesi/", "text": "Fotoğrafı çekeni bilmiyoruz. Ama bu güzel hikayeyi duymamıza vesile olduğu için sonsuz teşekkür ediyoruz kendisine. Teyzemizin kitap okuma sahnesi de, kitabı okuma nedeni de bizi hayata tekrar bağlayan cinsten: bugün için güzel bir an'a denk geldim ve çok ayıp bişey yaptım.izinsiz bi foto çektim ama yapmasaydım ölürdüm de kahrımdan. Bunu anı ölümsüzleştirmek gerekirdi. sadece hafızamda kalmaması gerekirdi. Sakaryada bindiğim belediye otobüsünde oldu bu. Sonradan konuştum teyzeyle ama tabi fotoğrafını çektim diyemedimse de teyze 64 yaşındaymış. Ve okuduğu kitap? Sıkı dur. Sebahattin Ali: İçimizdeki Şeytan. Ve dedi ki bugün ölüm yıldönümü bu hafta bunu okuyacağım tekrardan. Sonra sen öğretmen emeklisi misin yoksa dedim. Ben hiç çalışmadım. İlkokul 5'ten sonra okumadım dedi. Eşi tuhafiyeciymiş vefat etmiş gecen senelerde. Biz hep kitap okurduk birbirimize. Çocuğumuzda olmadı hiç. Çocuklarımız kitaplar oldu. *Fotoğraf ve yazı alıntıdır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/650-gramlik-mucize-bebek/", "text": "Hayatın kendisinin bile bir mucize olduğunu bilenler başka mucize aramaya gerek duymuyor. İşte bu minik bebeğin hikayesi de güzel mucizelerden biri. Mhari ve Paul ilk çocukları için heyecanlı bir beklentiye girmişlerdi. Aslında her şey de güzeldi ama gel gör ki 20 haftalıkken Mhari'nin karnındaki güvenli sudan çıktı ufaklık ve onun hayatı için tehlike çanları çalmaya başladı. Su yarıldıktan sonra da annesinin karnında 5 hafta kalan bebek için doktorların tek tavsiyesi bir ameliyatla alınmasıydı ama aile bunu istemedi. Belki de içgüdüsel ve üzücü bir sonuca gidbilecek bir karardı ama öyle istediler. Doktorlara göre ise o bir bebek değildi sadece gelişmemiş bir fetus olduğunu düşünüyorlardı. Bebek doğduğunda sadece 650 gram ağırlığındaydı. Bebeğin şanssızlığına kalbinde de iki delik vardı. Ayrıca ciğerlerinde de problem vardı şanssız yavrucağın. Ve ikinci mucize de ondan sonra başladı. Önce hastalıklardan kurtulup evine döndü sonra da kalbindeki delikler hayatını etkilemeyecek kadar iyi hale geldi. Çocuğun ismi mi? JETT 🙂 Ailesi her zaman iyi bir ihtimal olduğunu düşünüyor ve bu kadar çabuk vazgeçmedikleri için çok mutlular. Bu da minik bebeğin son hali kaynak: ViralNova"} {"url": "https://www.thegeyik.com/68-yasindayken-motoruyla-313-km-hiz-yapan-efsane-ile-tanisin/", "text": "Tarih çok ilginç insanların hikayeleriyle dolu ama şüphesiz Burt Munro'nun yeri ayrı. 68 yaşında üstelik motorbisikletle saatte 313 kilometreye ulaşmış efsane bir isimden bahsediyoruz. 16 yaşında aldığı ilk motosikleti sayesinde hız tutkusuyla tanışan Munro, ömrünü Indian marka motosikletini modifiye etmek ve onu mükemmele ulaştırmak için çalışmakla geçirdi. Onun herkes tarafından bilinen sözü ise bu çabasının altında yatan gerçeği özetliyor: Hayallerinizi yaşamazsanız bir bitki olursunuz. 1920'de aldığı Indian'ın kapasitesini kendi yaptığı parçaları kullanarak iki kat artırdı. 1967'de ABD'deki Bonneville Tuz Çölü'nde, 305.89 km'lik hıza ulaşarak kırdığı dünya rekorunu bugüne kadar geçebilen olmadı. O hala dünyanın iki tekerlek üstündeki en hızlı adamı. Munro'nun hayatını anlatan The World's Fastest Indian isimli filmde, Yeni Zelandalı efsanevi motosikletçiyi İngiliz aktör Anthony Hopkins canlandırıyor. 1920'de, 21 yaşında bir güneyli, Invercargill'deki bir garajda yepyeni bir motosikletle karşılaştı. Gözleri motor üzerinde dolaştı. Gövdede parlayan kırmızı boya ve cilalı nikel üzerinde ellerini gezdirdi. Motora o an vuruldu ve satın aldı. O güneyli Burt Munro'ydu, motor ise Indian'ın Scout modeli. Indian ile aralarında ölene dek sürecek bir ortaklık başladı. Munro her fırsatta yoldaşım dediği Indian'ı dünyanın en hızlı motoru yapacaktı. Burt Munro, 1899'da, Yeni Zelanda'daki Invercargill'de doğdu. İkiz kardeşi doğumda öldüğünde, Burt için doktorlar iki yaşına kadar ömür biçmişti. Ama öyle olmadı. Munro, 16 yaşında ilk motosikletini aldı. Dört yıl sonra 1920'de, 50 sterline piyasaya yeni çıkan Indian Scout'lardan satın aldı, bu motorla yerel yarışlara katıldı ve çeşitli dereceler aldı. BİR DE KANAT TAKABİLSEYDİ Indian Scout'ın yaratıcısı Charles Franklin. İrlandalı Franklin, Indian şirketinin en parlak mühendislerindendi. 1912 ile 1920 arasında Indian Scout'ın tasarımını hazırladı. Motor dönem için ileri bir çalışma prensibi ve teknolojiye sahipti. Prototiplerden alınan sonuç tatmin ediciydi. 5OR001 motor numarası taşıyan motosiklet 1920 Eylül'ünde piyasaya çıktı. Burt Munro sayesinde bir efsane haline gelen Indian Scout, orijinalinde 37 cu ve 600 cc'lik bir motora sahip ve saatte 88 km hız yapıyor. Munro ufak modifiye işlemleri yaptıktan sonra, 1926'da Yeni Güney Galler Bölgesi'nde yarışa katıldı. Ama bu şanssız bir başlangıçtı. Kumda yapılan yarışlarda daha başarılı olabileceğini keşfetti. 30 yıl boyunca hiç ara vermeden modifiye çalışmalarını sürdürdü. Hayatını küçük bir kasabada geçiren Munro, motosikleti dışında hiçbir işle ilgilenmedi. Masrafları en aza indirmek için modifiyede kullandığı parçaları bile kendi yapıyordu. Bunun için de akla hayale gelmedik malzemeleri kullanıyordu. Hayatına pek fazla kadın girmedi ve hiç evlenmedi. Oreti plajında 1957'de yapılan yarışta saatte 209 km hıza ulaştı. 18 yıl sonra yine aynı yerde, 217 km'ye çıkarak derecesini geliştirdi. 1957 Nisanı'nda Christchurch'te kapasitesini 750 cc'ye yükselttiği motoruyla 258 km hız yaptı. DÖKÜM GAZ BORUSU PATLADI Indian'ın motorunu geliştirmeyi sürdürdü. Ardı ardına dünya rekorları geldi. 1962'de 850 cc'lik motor kategorisinde saatte 288 km hıza ulaşarak dünya rekoru kırdı. 1963'te bu kez yarış pistinde değil otobanda rekor kırıyordu. Polise yakalandığında hızı 313 km idi. 1966'da motoru 950 cc'ye çıkardı. Ama ona göre hala yavaştı. Motoru adeta yeniden yapmaya karar verdi. Bir yıl sonra 950 cc'ye çıkardı. 950 cc motor sınıfında saatte 295 km hıza ulaşarak rekor kırdı. Bu bir Indian motorun ulaştığı en yüksek hız olarak kayıtlara geçti. Rekorunu resmileştirmek için Avustralya'dan ABD'ye gitti. Hayatını küçük bir kasabada geçirmiş biri olarak ABD'de geçirdiği günler şaşkınlık doluydu. Utah'taki Bonneville Tuz Çölü'nde yapılacak yarışta karşısında en çok 30 yaşında rakipler buldu. Çok yaşlı olduğunu söyleyen, kullandığı el yapımı parçalarla dalga geçen genç motorcularla, 1920 model bir Indian'la yarıştı. 68 yaşındaki Munro, 1000 cc'lik motorla, saatte 305.89 km hıza ulaşarak dünya rekoru kırdı. Bu rekoru altı yıl sonra şöyle anlatacaktı: Çölde adeta bir bomba gibi ilerliyorduk. Yolun yarısında motor sallanmaya başladı. Bu salllanmayı hafifletmek için oturdum. Rüzgardan dolayı koruyucu gözlüğüm parçalandı. Patlamadan sonra gözlerim sanki kafamın içine gömülüyordu. Hiçbir şey göremiyordum. Çelik işaret kazığının çok yakınından geçtim, siyah çizgiyi kaçırdım. Sadece birkaç çizik aldım, başka bir şey değil. Sözünü ettiği patlamaya, gaz şirketinden aldığı dökme demir gaz borusundan yaptığı bir parçanın yol açtığı söylendi. Sadece bu değil, Munro pistonları, silindir varillerini, pençeleri, volanları, milleri yani modifiyede kullandığı parçaları kendisi yapıyordu. Büyük şirketlerden para desteği almıyordu. Hayatta hep büyük bir şey yapmanın hayalini kurdum demişti. En büyük hayalini gerçekleştirdikten 11 yıl sonra öldü. 57 yıl boyunca kullandığı ve tüm hayatını modifiye ederek geçirdiği Indian'ı, South Island'da kendisi kadar şevkli olduğuna inandığı birinin ellerine bıraktı. Hala kırılamayan rekoruyla motor dünyasında bir efsane haline geldi. Ama o, motorcu olsun veya olmasın tüm Yeni Zelandalıların kendisiyle gurur duymasını istiyordu. Film için iki IndIan yapıldı Efsane Adam filminde Burt Munro'yu Anthony Hopkins canlandırıyor. Filmin yönetmeni Roger Donaldson. Daha önce Munro'yla ilgili bir belgesel de çeken Donaldson filmin senaryosunu yazdı. Diğer rollerde, Diane Ladd, Paul Rodriguez, Aaron Murphy yer alıyor. Artık Indian'ın Scout modeli üretilmediği için filmde kullanılan motosiklet Yeni Zelanda'da Wayne Alexander tarafından özel olarak tasarlandı. Hız rekorunun kırıldığı motorun iki kopyası yapıldı. Kullanılan parçalar, 1924 ve 1926 yapımı aynı model Indian'lardan alındı. Film gerçek mekanlarda çekildi. Motoru nasıldı diye merak edenlere özel video"} {"url": "https://www.thegeyik.com/70-80-ve-90li-yillarda-buyuyen-efsane-nesil-nasil-hayatta-kalabildi/", "text": "70 80 90 lı yıllarda mı büyüdün? Nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın? Şimdilerde her şeye ama her şeye önlem alınıyor. Peki biz çocukken bu işler nasıldı? 1.- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları ve kesinlikle hava yastıkları yoktu. 2.- Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi. 3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi Ya da en azından kurşunlu, muhtelif, zehirli maddeler ile boyanmıştı. 4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizliyicilerinin üzerinde, çocuk kilitleri yoktu... 5.- Kasksız bisiklete biniliyordu. 6.- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan, yada muhtelif başka kaynaklardan su içiliyordu... 7.- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı, hava kararmadan önce eve dönmekti. 8.- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz ... 9.- Okul öğlen bitiyordu... Veya öğlen yemeği için evimize geliyorduk. 10.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu.Kendimizden başka kimse sorumlu değildi. 11.- Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk, ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı çünkü hep dışarda oynardık , aktif olarak ... 12.- Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk... Aynı bardaktan içebiliyorduk, ve kimse bu yüzden ölmüyordu. 13.- Playstation, Nintendo 64, X boxes, video oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız , Dolby surround, cep telefonumuz, bilgisayarımız, internet de chat odalarımız YOKTU. Onun yerine ARKADAŞLARIMIZ vardı bolca!!! 14.- Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmıyarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk!!! 15.- Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada!Korumamız olmadan! nasıl mümkün oluyordu bu? Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu. 16.- Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse psikoloğa ya da Pedagoğa gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu. 17.- Özgürlüğümüz , üzüntülerimiz, başarılarımız , görevlerimiz vardı. ...Ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk. Soru: Nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık??? Ve daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik??? Sen de bu jenerasyondan mısın? Şimdiki çocuklar büyük bir olasılık ile bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklar fakat- bizler Çok güzel ve mutlu yaşadık!!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/70-cift-ayakkabisi-var-sahaya-parfum-surmeden-cikmiyor/", "text": "PSG formasını giyen Alman futbolcu Julian Draxler sahaya parfüm sürmeden çıkmadığını itiraf etti. 24 yaşındaki Alman futbolcu Julian Draxler itirafıyla güldürdü. Başarılı futbolcu kendisini mutlu hissetmek için sahaya çıkmadan önce parfüm sürdüğünü açıkladı. Alman milli futbolcu görünüşüne çok önem verdiğini, güzel kokmanın da bunun bir parçası olduğunu belirtti. Antrenman ya da maç farketmez diyen Draxler Sahaya asla parfüm sürmeden çıkmam diye konuştu. Alman Bunte dergisine bir örportaj veren Draxler Bazen takım arkadaşlarım bu takıntım nedeniyle ben de bir sorun olup olmadığını soruyor. Yanlış olan bir şey yok. Bu benim için bir ritüel dedi. Çantasında ve soyunma odasında ayrı ayrı parfümleri olduğunu belirten Draxler Bunu yapıyorum çünkü bu beni mutlu hissettiriyor diye konuştu. Paris'e transfer olmasıyla birlikte sadece takım değiştirmediğini aynı zaman giyim tarzını da yenilediğini belirten Draxler ayrıca ayakkabı tutkusundan da söz ederek Sanırım 70 çift ayakkabım var dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/70-yasinda-olduguna-inanmak-zor/", "text": "Yaş sadece rakamlardan oluşan bir kavram önemli olan ne hissettiğin ve nasıl göründüğün diye düşünüyoruz. Bu tezimizi kuvvetlendiren iki kadın var bu listede. Birincisi ana fotoğrafta gördüğünüz: Avustralyalı iş kadını Carolyn Hartz, 70 yaşında olmasına rağmen formda vücuduyla gençlere taş çıkarıyor. Vücudunun güzelliğini yogaya ve 28 yıldır şeker yememesine borçlu olduğunu söyleyen Hartz, Ancak en önemlisi, hayata pozitif bakmak dedi. YETERİNCE İYİ GÖZÜKMÜYORSAN... Liu Yelin isimli Çinli kadın da 50 yaşında ancak 20'li yaşlarında gibi görünüyor. Onun sırrı ise neredeyse tam otuz senedir her gün düzenli olarak spor yapıyor olması. Her gün gölde yüzüyor ve ağırlık kaldırıyor. Özellikle kışın açık havada yüzmeyi çok seviyor. Liu'nun mottosu ise şu: Yeterince iyi gözükmüyorsan hiç ter atmamışsın demektir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/72-yasinda-tarih-bolumunu-kazandi/", "text": "Edirne'de sokaklarda topladığı hurdaları satarak geçimini sağlayan 2 çocuk 2 torun sahibi 72 yaşındaki Şevki Kılıç, ÖSYM'nin 2016 yükseköğretim yerleştirme programı sonuçlarına göre hayalini kurduğu, Trakya Üniversitesi Edirne Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü kazandı. Edirne'de Dilaverbey Mahallesi'nde kirada oturan 72 yaşındaki evli 2 çocuk 2 torun sahibi Şevki Kılıç, liseyi dışarıdan bitirdikten sonra 4 yıl önce Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Tarih Bölümü'nü kazandı. Ancak sınavlarına giremediği için mezun olamadı. Emekli maaşı ile geçinemediği için sokaklarda hurda kağıt ve demir toplayarak aile bütçesine günde yaklaşık 50 lira katkı sağladığını söyleyen Kılıç, Daha önce de sınavlara girdim ve kazandım ancak Edirne dışında olduğu için gitmedim. 15 Ağustos'ta kaydımı yaptıracağım. Açık Öğretim Fakültesi Tarih Bölümü öğrencisi olduğum için sadece kaldığım derslerden sınava gireceğim. Gençlere tavsiyem üniversite eğitimi almalarıdır. Okumanın yaşı yok. Eşim bile okumamı istemedi beni caydırmaya çalıştı ama ben asla pes etmedim dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/74-altin-kure-odulleri-sahiplerini-buldu/", "text": "Oscar'ın habercisi olarak da bilinen Altın Küre Ödülleri 74. kez sahiplerini buldu. Ünlü komedyen Jimmy Fallon'ın sunduğu geceye yedi dalda ödül kazanan La La Land filmi damga vurdu. En iyi dram filmi ödülünü Moonlight kazanırken, Meryl Streep de Onur Ödülü'ne layık görüldü. Gecede yakın zamanda aramızdan ayrılan Carrie Fisher ve Debbie Reynolds da unutulmadı. İşte 74. Altın Küre Ödülleri'nin Kazananları; En İyi Film Moonlight Hacksaw Ridge Hell or High Water Lion Manchester by the Sea En İyi Film La La Land 20th Century Women Deadpool Florence Foster Jenkins Sing Street En İyi Yönetmen Damien Chazelle, La La Land Tom Ford, Nocturnal Animals Mel Gibson, Hacksaw Ridge Barry Jenkins, Moonlight Kenneth Lonergan, Manchester by the Sea En İyi Aktör Casey Affleck, Manchester by the Sea Joel Edgerton, Loving Andrew Garfield, Hacksaw Ridge Viggo Mortensen, Captain Fantastic Denzel Washington, Fences En İyi Aktris Isabelle Huppert, Elle Amy Adams, Arrival Jessica Chastain, Miss Sloane Ruth Negga, Loving Natalie Portman, Jackie En İyi Aktör Ryan Gosling, La La Land Colin Farrell, The Lobster Hugh Grant, Florence Foster Jenkins Jonah Hill, War Dogs Ryan Reynolds, Deadpool En İyi Aktris Emma Stone, La La Land Annette Bening, 20th Century Women Lily Collins, Rules Don't Apply Hailee Steinfeld, The Edge of Seventeen Meryl Streep, Florence Foster Jenkins En İyi Yardımcı Oyuncu Aaron Taylor Johnson, Nocturnal Animals Mahershala Ali, Moonlight Jeff Bridges, Hell or High Water Simon Helberg, Florence Foster Jenkins Dev Patel, Lion En İyi Yardımcı Oyuncu Viola Davis, Fences Naomie Harris, Moonlight Nicole Kidman, Lion Octavia Spencer, Hidden Figures Michelle Williams, Manchester by the Sea En İyi Senaryo Damien Chazelle, La La Land Tom Ford, Nocturnal Animals Barry Jenkins, Moonlight Kenneth Lonergan, Manchester by the Sea Taylor Sheridan, Hell or High Water En İyi Film Müziği La La Land Moonlight Arrival Lion Hidden Figures En İyi Şarkı City of Stars, La La Land Can't Stop the Feeling, Trolls Faith, Sing Gold, Gold How Far I'll Go, Moana En İyi Animasyon Film Zootopia Kubo and the Two Strings Moana My Life as a Zucchini Sing En İyi Yabancı Film Elle Divines Neruda The Salesman Toni Erdmann En İyi Dizi The Crown Game of Thrones Stranger Things This Is Us Westworld En İyi Dizi Atlanta Blackish Mozart in the Jungle Transparent Veep En İyi Mini Dizi / Kısa Film The People vs. O.J. Simpson: American Crime Story American Crime The Dresser The Night Manager The Night Of En İyi Dizi Aktörü Billy Bob Thornton, Goliath Rami Malek, Mr. Robot Bob Odenkirk, Better Call Saul Matthew Rhys, The Americans Liev Schreiber, Ray Donovan En İyi Dizi Aktristi Claire Foy, The Crown Caitriona Balfe, Outlander Keri Russell, The Americans Winona Ryder, Stranger Things Evan Rachel Wood, Westworld En İyi Dizi Aktörü Donald Glover, Atlanta Anthony Anderson, Blackish Gael Garcia Bernal, Mozart in the Jungle Nick Nolte, Graves Jeffrey Tambor, Transparent En İyi Dizi Aktristi Tracee Ellis Ross, Blackish Rachel Bloom, Crazy Ex-Girlfriend Julia Louis-Dreyfus, Veep Sarah Jessica Parker, Divorce Issa Rae, Insecure Gina Rodriguez, Jane the Virgin En İyi Dizi Yardımcı Oyuncusu Hugh Laurie, The Night Manager Sterling K. Brown, The People vs. O.J. Simpson John Lithgow, The Crown Christian Slater, Mr. Robot John Travolta, The People vs. O.J. Simpson En İyi Dizi Yardımcı Oyuncusu Olivia Colman, The Night Manager Lena Headey, Game of Thrones Chrissy Metz, This Is Us Mandy Moore, This Is Us Thandie Newton, Westworld En İyi Aktör Tom Hiddleston, The Night Manager Riz Ahmed, The Night Of Bryan Cranston, All the Way John Turturro, The Night Of Courtney B. Vance, The People vs. O.J. Simpson En İyi Aktris Sarah Paulson, The People vs. O.J. Simpson Felicity Huffman, American Crime Riley Keough, The Girlfriend Experience Charlotte Rampling, London Spy Kerry Washington, Confirmation"} {"url": "https://www.thegeyik.com/8-taneyle-basladi-siparislere-yetisemiyor-yesil-yumurta-ile-zengin-oldu/", "text": "Kdz. Ereğli ilçesinde Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş.'den emekli olduktan sonra evinin bahçesinde tavuk beslemeye başlayan 57 yaşındaki İsmet Koç ile eşi Ayşe Koç (55) geçtiğimiz yıl bir tanıdıklarından aldıkları 8 adet yeşil yumurtadan civciv çıkartıp çoğaltmaya başladı. Yeşil yumurtalardan yaklaşık 250 kadar civciv çıkartan Koç ailesi, yakınlarına bir kısmını dağıttıktan sonra ellerinde yaklaşık 128 kadar yeşil yumurtlayan tavuk kaldı. Yeşil yumurta ile ilgili çıkan haberler sonrası telefon numaralarını kimseye vermemelerine karşın Türkiye'nin her tarafından insanların kendilerine ulaşmaya başladığını dile getiren İsmet Koç, işsiz gençlere bu işe girmeleri tavsiyesinde bulundu. Yeşil yumurtada diğer yumurtalara oranla daha düşük kolesterol bulunması ve renginin farklı olması nedeniyle çok fazla talep olduğunu belirten Koç, yumurtanın tanesinin 10-20 TL, tavuğun ise 200-300 TL arası fiyatlardan satıldığını söyledi. YUMURTANIN TANESİ 10 TL İLE 20 TL Koç yaptığı açıklamada Bu işe 8 yumurta ile başladık. Şu anda 128 tavuğumuz var. Talepleri karşılayamıyoruz. Türkiye'nin her tarafından, her vilayetten arıyorlar. Daha önce yaptığımız haber internetlere çıktığında telefonlarımız yoktu ama insanlar arayıp bizi buluyorlar. Bu güne kadar gelen hiçbir arkadaşıma 'hayır' demedim, hep 'evet' dedim. Bütün arkadaşlarımızın ihtiyaçlarını karşıladık ama bundan sonra karşılayacak durumda değiliz. Ben buradan Ereğli halkına sesleniyorum; lütfen bu yeşil, mavi ve siyah yumurtlayan tavuklardan edinsinler. Arkadaşlarımız İstanbul'dan geldiler ve bu tavuklar İstanbul'a gidecek. Balıkesir, Eskişehir, Konya'ya ve Tekirdağ'a da gidecek. Türkiye'nin her tarafından arıyorlar. Yok satıyoruz ama bir türlü insanlara biz bunu anlatamadık. Geliyorlar tavuk istiyorlar. Tavuk almayın, yumurta alın ve onlardan civciv çıkartın. Bu yumurtanın özelliği astım hastalığına bire bir deniliyor kolesterol oranı çok düşük olduğu için. Televizyonlarda da görüyorsunuz bu yumurtanın tanesi 10 TL ile 20 TL arası. Tavuklar 300 TL, horozlar 200 TL. Bu altın satıyor, talebe cevap veremiyoruz. İstanbul'dan bir fabrikanın patronu arıyor 'İsmet bey bana ne olur 5 tavuk gönderir misin?' 'Yok' diyorum ısrar edince bu hafta gidip kendisine kürkükle beraber götüreceğim. O da çoğaltacak bunları. Bu iş insanlara bir ekmek kapısı dedi. ASGARİ ÜCRETTEN DAHA FAZLA GELİR... Biri erkek, biri kız olmak üzere iki çocuğu olduğunu ve ikisinin de evlendiğini anlatan İsmet Koç, paraya ihtiyacı olmadığını, sadece gençlere örnek olmak için bu işi yaptığını belirtti. Gençlerin madene, demir çeliğe ve belediyelere asgari ücretle girmek için uğraşmasına gerek olmadığını belirten Koç, işsiz gençlerin bu işi küçük çapta da yapmaya başladıklarında asgari ücretten daha fazla gelir elde edebileceğini söyledi. Yeşil ve mavi yumurtaya bu kadar ilginin olacağını hiç beklemediğini ifade eden Ayşe Koç ise bu işi ufak çapta yapmaya başlamalarına rağmen her aya cebine bir asgari ücretin girdiğini ve bu gelirle de çok mutlu olduğunu ifade etti. İstanbul'da özel bir şirkette çalışan ve yeşil yumurta üretimi yapmak için Kdz. Ereğli ilçesine İsmet Koç'tan yumurta ve tavuk almaya gelen Taner Yaylamış ve arkadaşı Kaan Dalay da yeşil yumurtayı ilk kez gördüklerini söyledi. Taner Yaylamış, Biz İstanbul'dan geliyoruz ve bu işe yeni başladık. Yeşil yumurtlayan tavukların yumurtalarını daha önce hiç görmemiştim. İlk defa burada gördüm. Abimizin de dediği gibi kolesterole iyi geldiğini duydum. Biz de bu işi yapmaya karar verdik. Allah nasip ederse biz de bu tavukları çoğaltmaya çalışacağız diye konuştu. İsmet ve Ayşe Koç çifti yeşil yumurtaları her gün gelen talebe göre Türkiye'nin dört bir yanına kargo ile gönderiyor. KAYNAK: İHA"} {"url": "https://www.thegeyik.com/800-bin-insan-1-gunde-50-milyon-agac-dikmek-icin-bulustu/", "text": "Her gün yeni bir dünya rekoru denemesi duyuyor olabilirsiniz ama içlerinden bizi en çok mutlu eden deneme bu oldu. Doktor, avukat ev hanımı bir ulus işi gücü bıraktı doğaya sahip çıktı. 800 bin kişiden oluşan bu dev kalabalık bir gün içerisinde 50 milyon ağaç dikerek rekor kırmaya çalıştı. Hindistan'da bulunan Uttar Pradesh'teki bu rekor denemesi başarılı olmuş mudur henüz net cevabı yok ama kalbimizi kazandıkları kesin. Devletin desteklediği bu proje hakkında konuşan Akhilesh Yadav, küresel ısınmanın etkilerinin her geçen gün daha fazla hissedildiğinin ve bunu durdurmak için artık bir şeyler yapılması gerektiğini söyledi. Hindistan'da bulunan 29 bölge de bunun gibi kampanyalar yaparak 2030 yılında 95 milyon hektarlık bir orman alanı oluşturmaya çalışıyor. Bunun için ayırdıkları bütçe de 6.2 milyar dolar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/80ler-modasi-ne-olur-geri-donmesin-diye-yalvaracaginiz-gozlerinizi-kanatacak-en-cirkin-kazak-modelleri/", "text": "İnsanoğlu var olduğu andan itibaren bir çok zorlu dönemi geride bıraktı. Taş devrini de atlattı buz devrini de. Karanlık Orta Çağ dönemini de atlattı, bilgi döneminin başladığı Rönesans'ı da. Ama hiç biri insanoğlu üzerinde 80'lerin yaşattığı etkiyi yaratmadı. Bu dönemde insanoğlu öyle ilginç trendlerin esiri oldu ki anlatsak da inanmazsınız. Atlatsak inanmayacağınız, 80'ler Modası Ne Olur Geri Dönmesin! diye yalvaracağınız gözlerinizi kanatacak en çirkin kazak modelleri sizlerle; # Uykusuzluk Çekenler İçin # Geleceğin Meteorolojist İçin # Kedi Fare Oyununu Hırkaya Taşımak # Kitap Kurtlarına Özel # Denizci Aileler İçin Birebir *Merhaba *Merhaba Denizci #Organik Yumurtasız Yapamayanlara # Dondurma Severlere Özel # Jazz Müzik Tutkunlarının Vazgeçilmezi # Pandaları Koruyalım Kazağı İmha Edelim # Uçan Domuz ? # Mozart Görse İçi Cız Ederdi # Ananas Tutup Muzlu Kazak Giyen Mutlu İnsanlara Selam Olsun! # Van Halen Da Bundan Giyerdi # Denizlililer Bu Kazağı Çok Sevdi 🙂 # Kedi Severlere Özel # V Yaka Olmasaymış İyiymiş 🙂 # Mesaj Kaygılı Beyler İçin # Bir Yerde, Gökkuşağının Altında"} {"url": "https://www.thegeyik.com/87-oscar-odulleri-adaylar/", "text": "Adaylardan önce beni en çok heyecanlandıran elbette sunucu oldu... Neil Patrick Harris! Şüphesiz izlediğim en eğlenceli şov daima ona ait. Ellen bana alınmayacaktır, sanmıyorum. Haliyleeeeee; 87. Akademi Ödülleri 22 Şubat 2015'te düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak. Oscar'ın bu yılki favorisi olarak gösterilen Richard Linklater'ın yönetmenliğini üstlendiği ve 12 senede çektiği Boyhood 6 dalda aday gösterildi. İki kez En İyi Kadın Oyuncu ve bir kez de En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünün sahibi olmuş olan Meryl Streep, bir kez daha En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında aday gösterildi. Bu ABD'li oyuncunun 19'uncu aday gösterilişi. Umut Işığım ile En İyi Erkek Oyuncu dalında, Düzenbaz filmiyle de En İyi Yardımcı Erkek Oyunucu dalında Oscar'a day gösterilmesine rağmen ödülü kucaklayamayan Bradley Cooper, bir kez daha listede. Bu sene de Amerikan Sniper ile En İyi Yardımcı Erkek Oyunucu dalında aday gösterilen Cooper'ın Oscar'ı kucaklayıp kucaklayamayacağı merak konusu. Tabi nihayetinde o bir Leonardo DiCaprio değil... Yılın Oscar Adayları ile sizi başbaşa bırakmadan önce elbette Leonardo için üç kere!!! Kalbimizin tüm Oscarları senin çiçeğim... YILIN OSCAR ADAYLARI LİSTESİ EN İYİ FİLM American Sniper Birdman Boyhood Grand Budapest Hotel Imitation Game Selma Theory of Everything Whiplash EN İYİ KADIN OYUNCU Marion Cotillard Felicity Jones Julianne Moore Rosamund Pike Reese Witherspoon EN İYİ ERKEK OYUNCU Michael Keaton Eddie Redmayne Benedict Cumberbatch Steve Carell Bradley Cooper EN İYİ YÖNETMEN Alejandro Inarritu Richard Linklater Bennett Milller Wes Anderson Morten Tyldum EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU Robert Duvall Ethan Hawke Edward Norton Mark Ruffalo J K Simmons EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU Patricia Arquette Laura Dern Keira Knightley Meryl Streep Emma Stone EN İYİ FİLM MÜZİĞİ Everything is Awesome, The Lego Movie Glory, Selma Grateful, Beyond the Lights I'm not Gonna Miss You, Glen Campbell...I'll Be Me Lost Stars, Begin Again EN İYİ UYARLAMA SENARYO American Sniper The Imitation Game Inherent Vice The Theory of Everything Whiplash YABANCI DİLDE EN İYİ FİLM Ida Leviathan Tangerines Timbuktu Wild Tales ORİJİNAL SENARYO Birdman Boyhood Foxcatcher The Grand Budapest Hotel Nightcrawler EN İYİ BELGESEL Citizenfour Finding Vivian Maier Last Days in Vietnam The Salt in the Earth Virunga EN İYİ ANİMASYON Big Hero 6 The Boxtrolls How to Train Your Dragon 2 Song of the Sea The Tale of The Princess Kaguya"} {"url": "https://www.thegeyik.com/90-yasinda-kanser-oldugunu-ogrenen-kadin-tedavi-yerine-dunyayi-gezmeyi-secti/", "text": "Kanser insanın başına gelebilecek en zor hastalıklardan birisi. Yine de dünyanın sonu değil çok sayıda eşimiz dostumuz bu hastalıktan kurtulmayı bildi. Çoğu da kurtulacak inşallah. Bu hikayede anlatılan kişi ise Norma. Norma bu hastalığa yakalandığında 90 yaşındaydı. Yani hemen hemen hepimizin 90 yaşına kadar yaşasam daha ne isterim diyebileceği bir yaş. Ona bu hastalığı kemoterapi ve çeşitli tedavilerle yenebilme ihtimalleri olduğunu söylemişler. Garanti vermedikleri onlarca operasyondan bahsetmişler. Eşi 2015'te ölen Norma ise başka bir karar almış ve kalan günlerini tedaviyle harcamak yerine gidebildiği kadar çok yere gitmeye adamış. Daha önce hiç tatmadığı duyguları tadarak en azından 90 yaşındayken ve hayat onu bu noktayı itmişken hayatın tadını çıkarmaya karar vermiş. İyi yolculuklar Norma! Bu güzel deneyimlerin ruhuna iyi gelmesi ve seni kurtarması için dua ediyoruz 🙂 kynk: TwisterShifter"} {"url": "https://www.thegeyik.com/90lardaki-unlu-muzisyenlerin-inanilmaz-degisimi/", "text": "Tamam 90'lar bir başkaydı. O zaman yapılan şarkılar hala bir çoğumuz dillerinde. Fakat o zamanın müzik yapan grupları şimdi nerede? Ne yapıyorlar? Bir çoğunuzun hakikaten ne yapıyorlar bu adamlar? dediğinizi duyar gibi oluyorum. O zaman hep birlikte bakalım. 90'lardaki ünlü müzik gruplarının üyeleri şimdi ne halde. 1# NSYNC'ten JC Chasez (40 yaşında) 2# NSYNC'ten Chris Kirkpatrick (45 yaşında) 3# NSYNC'ten Joey Fatone (39 yaşında) 4# Bunun kim olduğunu yazmaya gerek ama olsun. Take That'ten Robbie Williams (42 yaşında) 5# Backstreet Boys'dan Howie Dorough (43 yaşında) 6# Backstreet Boys'dan Brian Littrell (41 yaşında) 7#Backstreet Boys'dan Kevin Richardson (45 yaşında) 8# Take That'den Gary Barlow (45 yaşında) 9# Backstreet Boys'dan A. J. McLean (38 yaşında) 10# Take That'den Howard Donald (48 yaşında) 11# Backstreet Boys'dan Nick Carter (36 yaşında) 12# Evrimin kanıtı olan isim NSYNC'ten Justin Timberlake (35 yaşında) 13# NSYNC'ten Lance Bass (37 yaşında) 14# Take That'ten Mark Owen (44 yaşında) 15# Take That'ten Jason Orange (46 yaşında)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/90lardan-kalma-ve-artik-geride-birakmamiz-gereken-17-sey/", "text": "Eğer 90'larda yaşamadıysanız, toplumumuzda etki bırakan bir çok iyi ve kötü şeyleri kaçırmışsınızdır demektir. 90'lar kirliliğin, pop gruplarının ve internetin başlangıcıdır aslında. Ne yazık ki, 80'ler ve 70'lerdeki birçok şey gibi, bazı şeylerin de geçmişte kalması gerek diye düşünüyoruz. Dünyamızın sürekli ilerleyen ve gelişen bir gezegen olması mükemmel bir şey. Ve bugün içinde yaşadığımız jenerasyonda, nostaljik olmak ve cep telefonları ve bedava wifi olmadan önce, toplumun nasıl olduğunu hatırlayıp hüzünlenmek kolay bir şey. Eğer geçmişe özlem duyuyorsanız, sizin için derlediğimiz, geçmişte yaşadığımız ve şu anda değişen 17 şeyi okumalısınız 😀 - Arkadaşlarının telefon numaralarını ezberlemek. Eskiden sadece ev telefonlarına sahip olanlar için telefon numaralarını ezberlemek gerekli bir durumdu . Şimdi olduğu gibi numaraları kaydedip saklayabildiğimiz akıllı telefonlara sahip değildik. Fakat şimdi birinin telefon numarasını ezberlemek ürkütücü bir durum yani sapıklık olarak algılanma noktasında. - En sevilen şarkıları kasetlere kaydetmek. Eskiden radyolarda en çok sevilen şarkının gelmesi beklenirdi ki şarkı başladığında aynı anda seçtiğimiz bir kasete kaydedebilelim. Kaset çalarlar MP3'lerimizin babası gibi bir şey. Bu kasetlere kendi seslerini de kaydederdi insanlar. - İnsanları havuza iterek selamlamak. İşin içinde cep telefonu olmadığı için o zamanlarda insanları havuze itmek iki taraf için eğlenceli ve komikti. Bugün ise cebinizde bir telefon ile havuza itilirseniz, size 1000 lira veya üzeri bir zarar verirken arkadaşlığınızı da mahvedebilir. - Cüzdanı pantolona bağlamak. O zamanlarda cüzdanınızı pantolonunuza bağlamak modaydı. Bugün ise tarz olmanın yanından bile geçemez. Gerçi cüzdanınızın sürekli cebinizden düşmesini engellemek için çok pratik bir yol. - Evde mi diye insanların kapılarını çalmak. 90'larda başkasının kapısını evde mi diye ansızın çalmak normal bir durumdu. Bugün ise garip kaçıyor çünkü bunu sormak için telefonunuzdan arayabilir veya mesaj atabilirsiniz. - Arkadaşlarınızla birkaç saat konuşmamış olmanız onlar için endişlenmenizi gerektirmezdi. Bugün ise size birkaç saat geçmesine rağmen cevap vermeyen arkadaşınız için öldü mü başına bir şey mi geldi diye endişelenmek normal bir hal aldı. O zamanlarda ise kısa bir süre konuşmamak çok normaldi. Dünya daha bir tehlikeli mi oldu ki acaba... - Vazgeçilmez dikleştirilmiş saçlar. O zamanların en ses getiren modası da ingilizcede Frosted Tips olarak geçen, erkeklerin saçlarının ön kısmını veya tamamını dikmesiydi. Eskiden çekici ve seksi olarak algılanıyorken şimdi baya garip karşılanıyor. - Fiziki harita kullanmak. GPS olmadan yaşanıldığına ve bunun zorluğuna gerçekten çoğu kişi inanamaz. İnsanlar önceden fiziki harita ve hatta daha da can sıkıcı olan, gittikleri yerleri çizerek kendilerine cıkarttıkları haritaları kullanırlardı. - Plan yapmak ve partiye/buluşmaya gerçekten gitmek. O zamanlar önceden plan yapmak ve yapılan planlar sonucunda da söz verdiği üzere o yerde bulunmak çok normaldi. Şimdi ise ya bir işi çıkıyor insanın ya da hasta bahanesi ile gitmiyorlar yani planları bozmak çok kolay. Sanırım insanlar o zaman daha bir güvenilirlermiş. - Ailenize veya yakınınıza geç kalacağınızı bildirmemek. Eskiden evden ayrıldığınızda geç kalacağınızı söylemek için mesaj atabileceğiniz veya arayabileceğiniz cep telefonları yoktu. Eğer geç kalıyorsanız, sizi bekleyen kişinin siz gelene kadar sizi beklemekten başka bir şansı yoktu. - Uçak bileti alana kadar veda etmek. Önceden, şimdi ki gibi biletler online alınmıyordu. Bu nedenle evden havalimanına kadar olan süreçte veda etmeler hiç bitmezdi. Fakat şimdi havalimanı kapısında küçük bir vedalaşma yetiyor. - Puka Kabuğu Kolyeler. Önceden çok havalı oldukları kesin. 90'ların yakışıklı sörfçüleri ile bütünleşmişti adeta! - Restoran ve barlarda sigara içilmesi. O zamanların en akılda kalıcı şeylerinden biri de bu olsa gerek. Bitmesi sigara içenler için üzücü olsa da sigara içmeyenler için gerçekten mutluluk verici. - Çevirmeli ağ bağlantısı. Her internete bağlanma girişiminde çıkan o korkunç sesi kimler hatırlıyor? Aynen şöyle bir şeydi: Pshhhkkkkkkrrrrkakingkakingkakingtshchchchchchchchcchdingdingding. Şimdiki çocuklar o korkunç sese ve internete bağlanmanın uzun sürecine katlanmak zorunda değil. - Neredeyse her şeyi geri sarmak. Neyse ki dizinin tekrarını veya istediğimiz videoları izleyebileceğimiz internet siteleri var şimdi. Önceden bir şeyi izlemek için cihazın karşısına oturup el ile ileri veya geri sarmak gerekiyordu. - Birden fazla kot kumaş kıyafet giymek. Aynı zamanda ünü kötü Kanada takımı olarak da bilinir. Birden fazla kot kumaş giyinmek... Hmmmm. - Açılmış kıvırcık saçlar. Kıvırcık saçlar o kadar açılmış oluyordu ki resmen noodle edası veriyorlardı. Bu saç günümüzde gerçekten çok komik olurdu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/90larin-unlu-ciftlerinin-urerken-kopyala-yapistir-yontemini-kullandiginin-13-kaniti/", "text": "Genetik bilimi gereği herkes bir şekilde anne ya da babasına benzer. Ancak bazı benzerlikler var ki, benzerlikten öte bir klonlama tadındadır. Özellikle 90'ların ünlü çiftleri benzerlik olayı bir nebze abartıp olayı kopyala-yapıştır durumuna getirmiştir. Abartı diyorsanız. Gelin hep birlikte bakalım. İşte 90'ların Ünlü Çiftlerinin Ürerken Kopyala Yapıştır Yöntemini Kullandığının 13 Kanıtı; 1# Cindy Crawford ve Rande Gerber çiftinin çocukları Kaia ve Presley Gerber 2# Jude Law ve Sadie Frost çiftinin çocukları Rafferty ve Iris Law 3# Kurt Cobain ve Courtney Love çiftinin kızı Frances Bean Cobain 4# Madonna ve Carlos Leon çiftinin kızı Lourdes Maria Ciccone Leon 5# Johnny Depp ve Vanessa Paradis çiftinin kızı Lily-Rose Melody Depp 6# Alec Baldwin ve Kim Basinger çiftinin kızı Ireland Baldwin 7# Arnold Schwarzenegger ve Maria Shriver çiftinin çocukları Patrick ve Katherine Schwarzenegger 8# David ve Victoria Beckham çiftinin çocukları Brooklyn ve Romeo Beckham 9# Jada Pinkett Smith ve Will Smith çiftinin çocukları Willow ve Jaden Smith 10# Sylvester Stallone and Jennifer Flavin çiftinin kızları Sophia, Sistine ve Scarlet Stallone 11# Jean-Claude Van Damme ve Gladys Portugues çiftinin çocukları Kristopher Van Varenberg ve Bianca Bree 12# Michael Jackson ve Debbie Row çiftinin çocukları Prince Michael ve Paris-Michael Katherine Jackson 13# Daniel Day-Lewis ve Isabelle Adjani çiftinin oğlu Gabriel-Kane"} {"url": "https://www.thegeyik.com/90larin-unlu-yapimlarinin-sahne-arkasi-detaylarini-gozler-onune-serecek-21-nostaljik-fotograf/", "text": "Titanic, Pulp Fiction, Fight Club gibi birçok önemli yapımın yer aldığı 90'lı yıllar; sinema endüstrisi için büyülü bir dönemdi. Neredeyse hepimizin severek izlediği bu yapımların sahne arkası detaylarını yansıtan, nostaljik fotoğrafları sizler için bir araya getirdik. 90'lı yılların ikonik yapımlarının set arkasına nostaljik bir yolculuğa çıkacağınız, birçok yıldızın set arkasındaki doğal hallerine tanıklık edeceğiniz birbirinden güzel 21 fotoğraf sizlerle; 1# Silence of the Lambs filminin setinde yönetmen Jonathan Demme'yi yemeye kalkan Anthony Hopkins 2# Total Recall setinin arasında atıştıran Arnold Schwarzenegger 3# Equilibrium setinde role girmeyen hazırlanan Christian Bale 4# Batman Returns filminin setinde Penguin karakteri için makyaj yapılan Danny DeVito 5# Desperado setinde Danny Trejo ve Antonio Banderas 6# Fight Club setinde manidar bir poz veren Edward Norton, David Fincher ve Brad Pitt 7# Pretty Woman setinde yönetmen Garry Marshal ile konuşan Julia Roberts 8# Jurassic Park setindeki devasa T-Rex modeli 9# My Own Private Idaho setinde River Phoenix, Gus Van Sant ve kahkahalara boğulan Keanu Reeves 10# Leon The Professional setinde eğlenceli anlar yaşayan Jean Reno ve Natalie Portman 11# Gençliğin baharındaki Leonardo DiCaprio ve Mark Wahlberg, The Basketball Diaries filminin setinde 12# Luc Besson, Leon filminin setinde Natalie Portman nasıl ateş edeceğini öğretirken 13# Güler yüzüyle Morgan Freeman 14# John Travolta, Phil LaMarr ve Samuel L. Jackson Pulp Fiction filminin setinde poz verirken 15# Pulp Fiction filmini hem yönetip hem de oynayan Quentin Tarantino, John Travolta ve Samuel L. Jackson ile birlikte 16# Heat filmindeki silah saldırısı sahnesinin çekimi öncesinde Robert DeNiro 17# Çocuk yaştaki Scarlett Johansson, Robert Redford ile birlikte The Horse Whisperer filminin setinde 18# Usta aktör Robin Williams, Good Will Hunting filminin çekimlerinde 19# Steven Spielberg, Jurassic Park setinde Triceratops'la poz verirken 20# Kanlı bir günün yaşandığı Reservoir Dog filminin setinde günün yorgunluğunu atan Tim Roth ve Harvey Keitel 21# Titanic'in batışının çekildiği sahne"} {"url": "https://www.thegeyik.com/90li-yillarda-televizyona-ambargo-koymus-guzel-kadinlarin-yasadigi-degisimleri-ortaya-koyan-17-fotograf/", "text": "90'lı yılların başından sonuna televizyona damga vuran, kimimizin en büyük hayranı, kimimizin ulaşılmaz aşkı olan kadınlar da herkes gibi zamana yenik düştü. Zaman karşı verilen savaşı kimsenin kazanamayacağını bir tokat gibi yüzümüze çarpan, 90'lı Yıllarda Televizyona Ambargo Koymuş Güzel Kadınların Yaşadığı Değişimleri Ortaya Koyan 17 Fotoğraf sizlerle... 1# Alicia Silverstone (1995-2017) 2# Cher (1995-2017) 3# Cindy Crawford (1995-2017) 4# Claudia Schiffer (1994-2017) 5# Demi Moore (1996-2017) 6# Elizabeth Hurley (1994-2017) 7# Heather Locklear (1990-2017) 8# Julia Roberts (1990-2017) 9# Kylie Minogue (1994-2017) 10# Mariah Carey (1993-2017) 11# Michelle Pfeiffer (1993-2017) 12# Natalia Oreiro (1998-2017) 13# Pamela Anderson (1990-2017) 14# Sandra Bullock (1994-2017) 15# Sarah Michelle Gellar (1997-2017) 16# Sharon Stone (1992-2017) 17# Tori Spelling (1990-2017) Görseller: brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/90li-yillarin-mahalle-maclarinin-fifaya-kiskandiracak-kurallari/", "text": "Mahalle maçlarının tadı bir ayrıdır. Üstünden ne kadar yıl geçerse geçsin o tat gitmez. Halı saha maçlarına da aynı insanlarla çıkmaya çalışırsınız ama orda da belli kurallar olduğundan bu anları özlersiniz. Futbolla ilgili bir Facebook sayfası mahalle maçlarının kurallarını yayınlamış. Özleyenleri mutlu edecek kuralları ve o anları hatırlama şansını sizlerle buluşturalım istedik. MAHALLE MAÇI KURALLARI 1. İyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilirdi. 2. Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu. 3. Maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi. 4. Hava kararınca, ezan okununca, anne-baba çağırınca maç biterdi. 5. Üç korner bir penaltıydı. 6. Topu patlatan parasını öder, patlak top ikiye kesilip kafaya takılırdı. 7. `Frikiklerde açıl biraz` denince `Burası Ali Sami Yen mi` şeklinde cevap verilirdi. 8. Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi. 9. Kaleci topu 3 kere sektirirse rakibe `Açılsana 3 kere sektirdim` derdi, rakip açılırdı; efendilik vardı. 10. Top insanın pek münasip olmayan bir tarafına gelirse herkes `işe işe!` diye bağırırdı. 11. Penaltılarda kaleci değiştirilirse 2 penaltı atılırdı. Eğer ilk penaltı gol olursa ikincisi atılmazdı. 12. Abanma ve burun vurmak yoktu, vurulursa eleştirilip kınanırdı. 13. Tanju, Rıdvan, Metin, Ali, Feyyaz, Okocha, Hami gibi dönemin popüler futbolcularının adı alınırdı. 14. Topun sahibi tüm kuralları koyar, takımı kurar, kaleyi seçer, istemediği kişileri topuyla oynatmazdı. 15. Klişe laflar vardı: `At bakayim abinin kıllı göğsüne!` 16. Elin avantajı olmazdı. 17. Bel üstü gol sayılmazdı. 18. Taçtan kendi önüne atıp başlatılınca, taç değişirdi. 19. Maçı izleyen küçük bir grup varsa, penaltı olup olmadığına o karar verirdi, saygı vardı. 20. Maçlarda eğer iddia varsa ödüller genel olarak eskimo, meybuz, 2,5 litrelik kola vb. ürünlerden oluşurdu Futbol Saati"} {"url": "https://www.thegeyik.com/aamir-khan-filmleri/", "text": "Hindistan doğumlu Aamir Khan, o dünyanın filmlerine olan bakış açımızı kesinlikle değiştirdi. Öyle güzel başarılara imza attı ki Türkiye'nin her yerinde Aamir Khan filmlerini izleyip ona hayran olmamak neredeyse imkansız. Bu etkide 3 idiots adlı filmin kesinlikle etkisi büyük. Sistem eleştirisi ve dozunda dans ile filmler oldukça hareketli geçiyor. Aamir Khan'ın oyunculuğu da filmlerin başarılı olmasında oldukça etkili. O varsa film güzeldir diye düşündüğümüz isimlerden birisi. AAMIR KHAN FİLMLERİ 1- PK diğer adıyla Peekay Bizim dünyamızdaki Tanrı inancını sorgulayan ya da bu inançları kullanıp insanları kandıranları yargılayan bir uzaylının maceralarını anlatan film oldukça renkli. Son filmlerinden olan filmin IMDB puanı: 8.4 2- Three Idiots 3 Ahmak Eğitim sistemi eleştirisi içeren filmde all is well felsefesini de öğreneceksiniz. 3- Taare Zameen Par Yerdeki Yıldızlar Sorun çıkaran ve yaramaz bir çocuk olduğu düşünülen 8 yaşındaki bir öğrencinin eğitim sistemi ile macerasını anlatıyor. 4-Ghajini Diğerlerine oranla duygusallığın üst seviyelerde olduğu bir film. 2008 yapımı ve IMDB puanı 7.3. 15 dakikada bir hafızasını kaybeden bir adamı anlatıyor. 5- Sarıya Boya Rang de Basanti Film 3 saat olmasına kesinlikle süper bir film. Hintli üniversite öğrencileri ve İngiltere'den gelen bir kadının 1920'li yılların devrimcilerinin belgeselini yaptığı yani kızın dedesinin hayatının inceliklerine indikleri bir film. 6- Kayboluş Fanaa Bu filmde Aamir Khan'a önemli bir oyuncu olan Kajol eşlik ediyor. 7 -Ayrıca Dhoom 3 de oldukça güzel bir film, hatta Türkiye'de vizyona da girdi ama çok fazla gişe yapmadı. Aamir Khan'ın DANGAL filmi için yaşadığı değişimi merak ediyorsanız buyrun Aamir Khan mucizesi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ab-crack/", "text": "Düz karna inen çizgi şeklinde kasın bir gün moda olabileceğini kim söylerdi ki? Şimdi ise Instagram'da onlarca kişi bu akımdan fotoğraflar paylaşıyor. Bu akımı ünlendiren kişi ise 25 yaşında bir model Emily Ratajkowski. Health.com ise AB Crack için bir araştırma yaptı New York Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorlarından Roshini Rajapaksa'ya insanların nasıl bu karın modeline sahip olabileceğini sordu. Onun cevabı ise şaşırtıcıydı. 'Yarık kas için yapılan aşırı egzersizler ve diyetlerin garantisi yok. Sporcular ve bazı modeller genetik olarak şanslı. Ancak bu kas için uğraşmak sağlıksız bir görüntüye sebep olabilir.' O öyle dese de dünyaca ünlü isimler şimdiden pozlarını paylaşmaya başladı bile. Jourdan Dunn"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ab-komisyonu-vizeler-kaldirilsin-dedi/", "text": "Avrupa Birliği Komisyonu, Schengen ülkelerine yapılacak seyahatlerde Türk vatandaşları için vizelerin kaldırılması yönünde tavsiye kararı aldı. AB komisyonun Türkiye vize serbesitisi tavsiye kararı olumlu çıktı. NTV'nin haberine göre; Avrupa Birliği Komisyonu, geriye kalan şartların yerine getirilmesi durumunda Türk vatandaşları için vizelerin en geç Haziran ayı sonunda kaldırılmasını isteyen bir tavsiye kararı aldı. AB Komisyonu, Türkiye ile Birlik arasında Vize Serbestisi Diyaloğu kapsamında yol haritasının uygulanmasına ilişkin üçüncü raporunu açıkladı. Raporda, Türkiye'nin vize serbestisi için 72 kriterden 67'sini yerine getirdiği belirtilerek, Türk vatandaşları için vizelerin haziran sonunda kaldırılmasını öngören tavsiye kararına yer verildi. BİYOMETRİK PASAPORTLAR İÇİN YIL SONUNA KADAR SÜRE Kararı açıklayan Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans oldu. Açıklamada, biyometrik pasaportu olmadan Türklerin Avrupa'ya giremeyeceği de vurgulandı. Türkiye'ye biyometrik pasaportların hazırlanması için yıl sonuna kadar süre verildiği belirtildi. BİYOMETRİK PASAPORTU OLMAYAN AB'YE GİREMEYECEK Timmermans Twitter'dan yaptığı açıklamada biyometrik pasaportu olmayan Türk vatandaşlarının AB ülkelerine giremeyeceğini açıkladı. TÜRKİYE'NİN TAMAMLAMADIĞI 5 KRİTER 72 kriterle ilgili ek süre talep edilmedi. AB komisyonu tamamlanmamış 5 kriterin kaldığı açıkladı. Türkiye'nin henüz tamamlamadığı 5 kriter şöyle: 1- Biometrik pasaportların kullanıma girmesi 2- 1 Haziran'da geri kabul anlaşmasının hayata geçmesi. 3- Basın özgürlüğünün güçlendirilmesi. 4- Rüşvetle mücadele 5- Bilgi güvenliği. AB Konseyi'nin söz konusu karara onay vermesi durumunda vize muafiyeti 1 Temmuz'dan itibaren devreye sokulacak. Ancak anlaşma Türk vatandaşlarına AB ülkelerinde çalışma hakkı vermeyecek. VİZESİZ AVRUPA SÜRECİ NASIL İŞLEYECEK? Alınan karar, AB Konseyi'ne gönderilecek. AB Adalet ve İçişleri Konseyi'ndeki oylamada ise çifte nitelikli çoğunluk esas alınacak. Çifte nitelikli çoğunlukta oylamaya katılan üyelerin yüzde 55'inin kabul oyu vermesi gerekiyor. Mevcut durumda 28 üyeden en az 16'sının onayı aranacak. Ancak kabul oyu veren ülkelerin toplam nüfusunun AB'nin nüfusunun yüzde 65'ini oluşturması şart. Eğer burada da beklendiği gibi vize serbestisi onaylanırsa, karar AB Resmi Gazetesi'nde yayımlanarak yürürlüğe girmiş olacak. Ancak AP'nin reddetmesi durumunda karar, AB Komisyonu'na geri gönderilecek. AP, genel kuruldaki oylama öncesi AB Konseyi'nden görüş bildirmesini de isteyebilir. Vize serbestisi süreci, 18 Mart 2016'da yapılan 2. Türkiye-AB Zirvesi'nde ise öne çekilerek, yeni tarih en geç Haziran ayı sonu olarak belirlendi. Bu kararın ardından Türkiye'de kriterleri yerine getirmek için art arda yasal düzenlemeleri gerçekleştirdi. AB KOMİSERİ TWEET ATTI Avrupa Komiseri Margrethe Vestager, Türkiye vatandaşlarına uygulanacak vizelerin kaldırılmasına yönelik kararın olumlu olduğuna yönelik tweet attı. SCHENGEN ÜYESİ ÜLKELER Eğer vizelere kalkarsa Türk vatandaşları, haziran ayı sonu gibi Almanya, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Letonya, Liechtenstein, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Norveç, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan'a giderken vize almaya ihtiyaç duymayacak. Bunlara ek olarak, şehir devletleri olan Monako, San Marino ve Vatikan'a da gidilebilecek. Türk vatandaşları turistlik ve ziyaret amaçlı seyahatlerinde bu ülkelerde 180 güne kadar kalabilecek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ab-vize-ucretlerine-zam-yapiyor/", "text": "Brüksel'de bir araya gelen AP Sivil Özgürlükler Komitesi, AB vize kurallarının güncellenmesini görüştü. Toplantı sonunda yapılan oylamada, komite üyeleri 15'e karşı 27 oyla vize kurallarını değiştirmeye yönelik yasa tasarısını kabul etti. Tasarıya göre AB'nin 100'ün üzerinde ülke vatandaşlarına uygulanmakta olduğu seyahat vizesi ücretlerinde değişiklik yapılacak. AB ülkelerine vize başvurularında alınmakta olan 60 euroluk ücret 80 euroya çıkartılacak. Söz konusu ücret, AB vatandaşlarının aile üyeleri, öğrenciler, araştırmacılar ve 12 yaşın altındaki çocuklardan alınmayacak. Sanatçılar, profesyonel sporcular ve sık seyahat edenler için çoklu giriş vizeleri imkanı sağlanacak. Seyahatten 9 ay öncesine kadar vize başvurusu yapılabilecek. Vize başvurusu sırasında seyahat dönemine ilişkin sağlık sigortası talep edilmeyecek. Düzenlemenin yasalaşması için Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nda oylanması ve AB Konseyi'nin onayı gerekiyor. Schengen bölgesi, 26 Avrupa ülkesinden oluşuyor. 60'tan fazla ülke vatandaşı Schengen bölgesi ülkelerine vizesiz seyahat edebilirken 100'ün üzerinde ülke vatandaşlarından ise vize talep ediliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/abd-ajansinin-gunes-2020de-batidan-dogabilir-duyurusu-akillara-kiyameti-getirdi/", "text": "ABD Ulusal Jeo-Mekansal Zeka Ajansı ve İngiltere Savunma Coğrafya Merkezi'nden dünyanın manyetik kayma hızının öngörülemez şekilde arttığını belirterek Dünya Manyetik Modeli'ni güncellediklerini açıkladı. Stratejist Abdullah Çiftçi, gelişmeyi Twitter'dan Dünyanın kuzey manyetik kutbu, Kanada'dan Sibirya'ya doğru çok hızlı bir şekilde kayıyor. Manyetik kutup yer değiştirdiğinde kuzey, güney olacak; doğu ise batı olacak. Anlamı: Gelecekte Güneş Batıdan doğabilir sözleri ile duyurdu. Stratejist Abdullah Çiftçi, Türkiye'de birçok kişinin gözünden kaçan bir gelişmeyi takipçileri ile Gelecekte güneş batıdan doğabilir sözleri ile paylaştı. Hz. Muhammed'in hadisinde kıyamet alametleri arasında gösterilen bu duruma ilişkin Çiftçi'nin paylaşımı şöyle: Dünyanın kuzey manyetik kutbu, Kanada'dan Sibirya'ya doğru çok hızlı bir şekilde kayıyor. Manyetik kutup yer değiştirdiğinde kuzey, güney olacak; doğu ise batı olacak. Anlamı: Gelecekte Güneş Batıdan doğabilir Çiftçi paylaşımına şu bilgilerle devam etti: ABD Ulusal Jeo-Mekansal Zeka Ajansı ve İngiltere Savunma Coğrafya Merkezi'nden bilim insanları gezegenin manyetik alanını tanımlayan ve tüm modern navigasyon sistemlerinin çalışmasını sağlayan, Dünya Manyetik Modelini güncellemek zorunda kaldıklarını açıkladı. Dünya Manyetik Modelinin son güncellemesi 2015 yılında yapılmıştı ve bu güncellemenin 2020 yılına kadar sorunsuz kullanılması bekleniyordu, ancak manyetik alan son zamanlarda hızlı bir değişime geçti. Bu yüzden araştırmacılar güncellemeyi hemen yapmak zorunda kaldıklarını açıkladı DÜNYA'NIN MANYETİK MODELİ GÜNCELLENDİ Çiftçinin söylediği gibi dünyanın kutupları yer değiştirip gerçekten güneş batıdan doğacak mı? Öncelikle ABD ve İngiltere merkezli iki kurumun alelacele güncellemeye gitmesine neden olan gelişmeye bir bakalım. Bilim insanlarına göre dünyanın manyetik kayma hızı son zamanlarda ön görülemez bir şekilde artıyor. ABD Ulusal Jeo-Mekansal Zeka Ajansı ve İngiltere Savunma Coğrafya Merkezi'nden bilim insanları bu nedenle gezegenin manyetik alanını tanımlayan ve tüm modern navigasyon sistemlerinin çalışmasını da sağlayan, Dünya Manyetik Modeli'ni güncellemek zorunda kaldıklarını duyurdular. Aslında son güncelleme 2015 yılında yapılmıştı ve 2020 sonuna kadar sorunsuz kullanılacağı öngörülmüştü. Ancak veriler bunun sürdürülebilir olmadığını ortaya koyunca gücelleme öne çekildi. PEKİ DÜNYA'NIN MANYETİK KUTUPLARI DENİLDİĞİNDE NE ANLAMAMIZ GEREKİYOR? Manyetik alanı şekillendiren görünmez kuvvet bulunduğumuz noktadan yerin yaklaşık 3 bin 200 kilometre altında bulunan ve bir ateş topunu andıran çekirdekte olup biten hareketlilikle ortaya çıkıyor. Yaklaşık 5 bin 700 santigrat derece sıcaklıkta çoğunlukla sıvı ve demirden oluşan Dünya'nın çekirdeği, uydumuz Ay'ın hacminin üçte ikisine yakın eşit bir hacme sahip. Bilim insanları tüm gezegenler gibi dünyanın manyetik alanının nasıl oluştuğunu henüz tam anlamıyla açıklığa kavuşturmuş olmasa da bu konuda çeşitli varsayımlar ortaya atılmış durumda. Bu varsayımlar içinde en tutarlı görünen ve en çok destek bulan ise gezegenlerin dev dinamolar gibi hareket ederek kendi manyetik alanlarını oluşturdukları istikametinde. KURAMIN ADI: JEODİNAMO Bilim insanlarının büyük oranda kabul ettiği ve Jeodinamo adını verdiği kuramına göre; sıvı demirin hareketi sonucu bir elektrik akımı oluşur ve bu akım manyetik alanların oluşumuna yol açar. Yüklü metal parçacıkların manyetik alanlardan geçmesiyle, devamlı ve döngüsel bir elektrik akımı ortaya çıkmış olur. Çekirdekteki sıvı metalin daimi hareketine bağlı olarak bir miktar manyetik alan oluşur ve bu alan çekirdekte yeni akımlar oluşmasına sebep olur. Bu akımlar ise daha fazla manyetik alana sebep olarak geri beslemeli bir döngü yaratır. Bu döngü ise tıpkı mıknatısta bulunan manyetizma gibi davranarak iten ve çeken güç oluşturur. İşte bu manyetizma Güney Kutbu yakınlarında Dünya'dan çıkar ve gezegeninin etrafını yarım tur dolaşıp Kuzey Kutbu yakınlarından girip tekrar çekirdeğe döner. Coğrafik ve manyetik kutuplar birbirlerine yakın olsalar da aslında aynı yerde bulunmazlar. BU GÜÇ AYNI ZAMANDA MANYETİK KALKAN GÖREVİ GÖRÜYOR Bizi Güneş'ten ve diğer yıldızlardan gelen zararlı ışınımdan koruyan en önemli kalkan, işte bu manyetik alandır. Manyetik alanın, gezegenin çevresinde oluşturduğu bu doğal kalkana ise manyetosfer denir. Tüm gezegenler için manyetosfer, Bir gezegenin kendi manyetik alanının oluşturduğu, elektrik yüklü parçacıkları içeren katman ifadesiyle tanımlanabilir. Manyetosferler, manyetik alanın yapısına da bağlı olarak yaklaşık küresel biçimde bulunur. DÜNYA'NIN MANYETİK ALANI ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE KAYMAYA BAŞLADI Manyetik alan tarafından oluşan kutupsallık, evrensel bir sabit değer değildir. Dünya oluştuğu günden bu yana kutuplar pek çok kez yer değiştirdi. Kuzey ile güney yer değiştirdi. Kutuplar, yaklaşık 40 bin yıl önce yine böyle bir teşebbüste bulundu ancak bu başarısızlıkla sonuçlandı. Bilim insanlarının belirlediği en son yaşanan tam dönüşüm ise günümüzden yaklaşık 780 bin yıl önce gerçekleşti. Dünyanın manyetik alanı binlerce hatta milyonlarca yıldır yaklaşık olarak aynı yoğunlukta kalabiliyor. Ancak bu durum bilinmeyen nedenlerle zaman zaman zayıflıyor. Bu zayıflamanın ardından ise muhtemelen birkaç bin yılda Dünya yön değiştiriyor. Dünyanın manyetik alanı son on yılda endişe verici oranlarda zayıflamış görünüyor. B da Dünya'nın manyetik kutbunun yer değiştirmesi üzerine etkileri konusunda yaygın bir endişe oluşmasına neden oluyor. Colorado Boulder Üniversitesi ve Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin Çevresel Bilgi Ulusal Merkezlerinde jeomanyetikçi olan Arnaud Chulliat, Yer değiştirme arttıkça hata daha da çok artıyor. ifadesini kullanıyor. MANYETİK KUTUP KUZEY KUTBU'NDAN SİBİRYA'YA DOĞRU KAYIYOR 2018 başlarında, NOAA ve Edinburgh'daki İngiliz Jeolojik Araştırmalar kurumundan araştırmacılar, Dünya Manyetik Modeli'nin seyir hatalarına neden olabilecek şekilde yanlış olduğunu ortaya çıkardı. Güney Amerika'nın altındaki jeomanyetik kutup ve kuzey manyetik kutbunun hareketi daha da hızlanırken, kuzey manyetik kutbu da yıllardır sürekli olarak Kuzey Kutbu'ndan Sibirya'ya doğru yer değiştiriyor. Ve bu kayma son birkaç on yılda, yılda yaklaşık 15 ila 55 kilometre arasında bir hız kazanmış durumda. KUTUPLARIN YER DEĞİŞTİRMESİ DÜNYANIN MANYETİK KORUMASINI ZAYIFLATACAK Normal şartlarda Güneş'ten gelen radyasyon, ultraviole ışınlar Dünya'ya yaklaşık 16-18 saatte ulaşıyor ve manyetosferimiz tarafından manyetopoz olarak adlandırılan bir bölgede karşılanıp büyük oranda tutuluyor. Dünya'nın manyetik alanı gelen bu zararlı ışınım ve radyasyonu etrafında dolaşacak şekilde yönlendirip altındaki canlı yaşamı koruyan bir kalkan gibi davranış gösteriyor. Ancak az miktarda ışınım ve radyasyon kutuplardan içeri girdikten sonra iyonosfer tabakasında salınıyor. Kısaca Dünya'nın savunma mekanizması bu şekilde çalışıyor. Kutupların ters yöne geçiş uzun bir sürede gerçekleştiği için de Güneş'in olumsuz etkileri kalkanı geçip içeriye nüfuz edemiyor. Dünya'yı tehlikeli güneş ve kozmik ışınlardan dev bir kalkan gibi koruyan bu alan kutuplar değiştiğinde büyük oranda zayıf düşüyor. Bilim insanları bu aşamada manyetik alanın olağan gücünün onda birine kadar zayıflayabileceği tahmininde bulunuyor. Bu da yer değiştirme denemesi sırasında manyetik kalkan zayıflayıp Dünya yüzeyinin uzaydan gelen radyasyon ve kozmik ışınlar karşısında korumasız kalmasına yol açabilir. Dünya'daki mevcut değişimler daha şimdiden Güney Atlantik'teki alanı zayıflatmış görünüyor. Bu dönemde radyasyona maruz kalan uydularda ise hafıza sorunları başladı. Bu radyasyon ve ışınlar henüz yüzeye erişmiş değil. Fakat bir noktada manyetik alan buna izin verecek şekilde yeterince azaldığında, bizim için hikaye başka bir senaryoyu gündeme getirebilir. Kozmik radyasyonun Dünya'yı nasıl etkilediği konusunda bu alanda uzman isimler arasında olan Boulder Üniversitesi ve Colorado Üniversitesi Atmosferik ve Uzay Fizik Laboratuvarı Direktörü Daniel Baker, gezegenin bir kısmının bu geri dönüşüm sırasında yaşanamaz hale gelmesinden endişe ettiğini söylüyor. GEZEGENİN YAŞAM DESTEK SİSTEMİ TEHLİKEDE Bilim insanları daha önce kutup değiştirmeleri ile kitlesel yok oluşlar arasında şimdiye kadar bağ kurmuyordu. Ancak günümüz dünyası, 780 bin yıl önce yaşanan son tam kutup değişiminden oldukça farklı bir çağa girmişti. Bugün üzerinde yaklaşık 7,6 milyar kişi yaşayan dünyanın atmosferi ve okyanus kimyası 1970'lerdekinden çok farklı. Gezegenin yaşam destek sistemi gerçek manada bozuluyor. Büyük şehirler, endüstriler ve yol şebekeleri kuruldu ve daha güvenli yaşam alanlarına erişim sağlanmış görünse de bunlar yapılırken bilinen tüm türlerin üçte biri yok olmanın eşiğine geldi. Dünyanın habitatı değişti. İnsan eliyle yapılan bu yıkıma bir de kozmik ve ultraviyole ışınım eklendiğinde, dünya üzerinde oluşacak yıkıcı tablonun korkunç olacağını tahmin etmek imkansız değil. MANYETİK ALAN KORUMASININ AZALMASI UYDULARı VE ELEKTRİK SİSTEMLERİNE ZARAR VEREBİLİR Peki manyetik kalkan iyice zayıflarsa Dünya için ne tür tehditler oluşabilir? Kalkan iyice zayıfladığında Güneş'ten gelen zararlı radyoaktif parçacıklar, insan yaşamının her alanında kullanımı bulunan uyduları bozabilir ya da bunlara kötü şekilde zarar verebilir. Manyetik alan korumasının azalmasıyla uydularda meydana gelen hasarlar, elektrik şebekelerini kontrol eden uydu zamanlama sistemlerini etkileyebilir. Elektrik şebekeleri çalışmadığı zaman, cep telefonlarını, ev aletleri gibi birçok elektrikle çalışan araç gereç ile elektronik cihaz kulanılamaz hale gelir. Elektriklerin aniden kesilmesi sonucunda hastaneler yedek güç kaynakları bulamazsa tedavi altındaki çok sayıda yaşam tehlikeye girebilir. Bütün bunlara bağlı olarak GPS teknolojisinin bozulması sonucu askeri operasyonlarda hata ihtimali artarken, günlük yaşamda kullanılan navigasyona kadar birçok uygulama ise kullanılamaz hale gelir. Özetle verilerin depolanmasından iletişime, seyahatten askeri operasyonlara kadar birçok alanda gözümüzle görmesek de büyük faydaları olduğu muhakkak olan uyduların bozulması sonucunda insan yaşamı köklü şekilde değişebilir. KIYAMET ALAMETİ Mİ? Manyetik kutup noktalarının yüz binlerce yıl sonra tekrar yer değiştirme ihtimalinin ortaya çıkması Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman ederse de fayda vermez. hadisini akıllara getirdi. superhabertv"} {"url": "https://www.thegeyik.com/abd-baskanlarinin-besledikleri-en-ilginc-resmi-hayvanlar/", "text": "Dünyanın gidişatına yön veren Amerika Birleşik Devletleri başkanlarının ve ailelerinin Beyaz Saray'da yaşadıkları süreç boyunca besledikleri en ilginç resmi hayvanları sizler için bir araya getirdik. İçinde birçok vahşi hayvanın bulunduğu ve sizleri de bizler gibi şaşırtacak listede ayıdan kaplana, sırtlandan su aygırına bir çok ilginç hayvan bulunuyor. Neyse sözü daha fazla uzatmayalım ve sizleri ABD Başkanlarının Besledikleri En İlginç Resmi Hayvanlar ile baş başa bırakalım. 1# George W. Bush Teksas Sığırı 2# Lyndon B. Johnson Hamster 3# Herbert Hoover Timsah 4# Calvin Coolidge Amerikan Kara Ayısı, Duiker, Wallaby, Cüce Suaygırı, Aslan, Vaşak, Rakun 5# Theodore Roosevelt Sırtlan, Baykuş, Porsuk, Ayı, Yılan, Kertenkele, Ginepig 6# Benjamin Harrison Keseli Sıçan, Keçi 7# Abraham Lincoln Hindi 9# Martin Van Buren Kaplan 10# John Quincy Adams Timsah, İpek Böceği 11# Thomas Jefferson Ayı 12# George Washington Eşek"} {"url": "https://www.thegeyik.com/abd-vize-almak-isteyen-kisilerin-son-5-yillik-sosyal-medya-hareketlerini-inceleyecek/", "text": "ABD Yönetim ve Bütçe Dairesi'nin vize başvurularında başvuran kişinin sosyal medya hesaplarının da incelenmesine ilişkin tasarıyı kabul etti. Reuters'ın haberine göre ABD'nin vize başvuru formlarında bundan böyle sosyal medya hesapları için de bir kutu bulunacak. Son 5 yıl içinde kullanılan tüm sosyal medya hesaplarının bilgileri buraya yazılacak. Ayrıca son 15 yıla dair kişinin tüm biyografik bilgileri istenecek. Sosyal medyada yapılan paylaşımlar nedeniyle, ABD'nin ulusal güvenlik kaygıları gereği vize talebinin reddedilmesi mümkün olacak. ABD'de özellikle eğitim grupları bu uygulamaya karşı çıkıyordu. ABD'de okumak isteyen öğrenciler ve nitelikli araştırmacılarla öğretmenlerinin girişinin bu yeni 'engeller' nedeniyle zorlaşacağı belirtiliyordu. Teklifi eleştirenler, vize görevlilerinin keyfi şekilde davranarak örneğin yıllar önce yapılan tek bir muğlak paylaşım nedeniyle haksız yere başvuruyu reddedebileceğini savunuyordu. İtirazlara rağmen Trump Yönetimi son kararı verdi ve vize sürecine sosyal medyayı da dahil etti. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/abdde-call-of-duty-oyunculari-arasindaki-kavga-olumle-sonuclandi/", "text": "ABD'nin Kansas eyaletinde bir polisin, 2 oyuncu tarafından yapılan şaka sonucunda 28 yaşlarındaki silahsız bir erkeği vurarak öldürdüğü bildirildi. The Verge sitesinin yer verdiği habere göre 28 yaşındaki erkek, iki oyun tutkunu tarafından düzenlenen kötü şakanın kurbanı oldu. Wichita kentinin polis şefi yardımcısı Troy Livingston, yaptığı basın toplantısında konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Livingston'a göre birileri polis departmanına telefon ederek, bir kişinin babasını öldürdüğünü, ayrıca annesini, erkek ve kız kardeşini rehin tuttuğunu bildirdi. Bunun üzerine verilen adrese giden polis ekibinden bir kişi, kapıyı açmak için gelen erkeği vurarak öldürdü. Medyaya yansıyan haberlerdense, olaya iki Call of Duty oyuncusunun parmağı olduğu belirtildi. Bağımsız gazetecilik yapan Brian Krebs olayı araştırdıktan sonra oyunculardan birinin, diğer oyuncuya rastgele bir adres verdiğini, ikinci kişininse 'kavgaya masum bir yabancıyı bulaştırdığını' açıklığa kavuşturdu. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/abdde-siyahlarin-kaderini-bir-otobus-koltuguyla-degistiren-kadin/", "text": "1 Aralık 1955 Perşembe... ABD'nin Alabama eyaletinin Montgomery şehrinde Rosa Parks adında 42 yaşındaki ufak tefek siyahi bir kadın terzi şehir fuarındaki işinden akşam saat 6'da çıktı. Çok yorgundu ve tek istediği bir an önce evine ulaşmaktı. Belediye otobüsünün ortasındaki değişken statülü koltuklardan birine oturdu. Montgomery belediye otobüslerindeki ilk 4 sıra koltuklar beyazlara aitti. Siyahlara en arka koltuklar ayrılmıştı. Ortadaki değişken statülü koltuklarsa beyazların sıraları doluncaya kadar siyahların da oturabilecekleri koltuklardı. Beyazların sıraları dolduğunda siyahlar oturdukları bu koltukları boşaltıp daha arkaya geçmek zorundaydılar. Eğer arkada da yer yoksa ayakta durmaları, eğer ayakta duracakları yer de yoksa otobüsten inmeleri gerekiyordu. O akşam bazı beyazlar ayakta kalınca şoför arkaya doğru yürüyerek değişken statülü koltuklardaki siyahlara kalkın şeklinde bir el işareti yaptı. Değişken statülü koltukların ilk sırasındaki üç siyah erkek kalkıp arkaya yöneldi. Rosa Parks'ın yanında cam kenarında oturan siyah erkek de kalktı. Rosa Parks ise cam kenarındaki koltuğa kaydı ve kayıtsızca şoförün gözlerine bakmaya başladı. Herkes büyük bir şok yaşıyordu. Şoför kızgınlıkla neden kalkmadığını sordu. Rosa Parks yerini bir başkasına vermesi gerektiğine inanmadığı söyledi. Şoför polis çağırdı, Rosa Parks tutuklandı ve 5 Aralık Pazartesi günü mahkemece kamu düzenine itaatsizlikten 14 dolar para cezasına çarptırıldı. 381 gün boyunca Montgomery'de bir tek siyah bile otobüse binmedi. İşlerine, okullarına yürüdüler. Buldukları her özel araçla belediye otobüsü bileti fiyatına siyahları taşımaya başladılar. Bazı beyaz ev kadınları da arabalarıyla destek verdi. Belediye otobüslerini işleten şirket büyük maddi zarar yaşadı. Bazı otobüsleri adeta çürüdü. Şehirde öfke yükseldi. Beyaz çeteler işe yürüyerek giden siyahlara saldırmaya başladı. Bazılarını linç ettiler. Ancak siyahlar boykota devam etti. Eylem sonunda zafere ulaştı ve 21 Aralık 1956'da Yüksek Mahkeme'nin siyahların otobüslerde istedikleri yere oturabilecekleri yönünde karar vermesiyle siyahlar otobüs boykotunu sona erdirdiler. Beyaz ırkçıların tepkisi sert oldu. Otobüslere silahlı saldırılar gerçekleştirdiler. Siyahları dövdüler. Rosa Parks 1957'de ölüm tehditleri ve beyazların ona iş vermemesi nedeniyle önce Virginia'ya, bir yıl sonra da Detroit'e taşındı. Bir yandan çalışmaya bir yandan da sivil haklar hareketinde mücadelesine devam etti. Martin Luther King'in başını çektiği hareket giderek büyüdü ve 1964'te çıkarılan yasa ile başarıya ulaştı. Direnişin sembolü haline gelen Rosa Parks 24 Ekim 2005 günü 92 yaşında hayatını kaybetti. Rosa Parks'ın o akşam bindiği otobüs günümüzde Detroit'teki Henry Ford Müzesinde sergileniyor. Tarih kendiliğinden değişmez, onu değiştirmek için yüreği tutuşmuş insanlar gerekir. Yıldız yürekli kadın Rosa Parks gibi..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/abden-aciklama-turk-vatandaslarinin-vizesiz-seyahati-icin-son-duzluge-girdik/", "text": "Avrupa Birliği Komisyonu Göç, İçişleri ve Vatandaşlık Komiseri Dimitris Avramopoulos, Türkiye ile vizesiz seyahatte son düzlüğe girildiğini açıkladı. AB Komisyonu Göç, İçişleri ve Vatandaşlık Komiseri Dimitris Avramopoulos, Türkiye ile AB arasında süren vizesiz seyahat konusunda müjdenin yakında verilebileceğine işaret etti. Uluslararası İşbirliği Platformu'nun bu yıl 8. kez düzenlediği Boğaziçi Zirvesi'nin açılışında konuşan Avramopoulos konuşmasındaTürkiye ile müşterek bir hedef doğrultusunda çalışıyoruz ve Türk vatandaşları için biyometrik pasaport ile vizesiz seyahati müjdelemek istiyoruz kısa süre içinde. Bunun sorumlusu benim zaten. Artık son düzlüğe girdik. Türkiye ile yakın çalışıyoruz, yakın bir iş birliği içinde ve gerekli tüm ihtiyaçları yerine getirmeye çalışıyoruz. Vizelerin kalkması gerçekleştiğinde insanların daha çok temas halinde olmasını sağlayacak, ortaklığımızı daha da güçlendirecek. ifadelerini kullandı. Avramopoulos ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yunanistan ziyaretini dört gözle beklediğini sözlerine ekledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/abdyi-olimpiyat-oyunlarinda-temsil-eden-ilk-basortulu-sporcu-barbieye-model-oldu/", "text": "Mattel, Glamour dergisinin düzenlediği 'Yılın Kadınları Ödülleri' öncesi Shero serisinde eskrimci İbtihaj Muhammed'i model alarak ürettikleri Barbie bebeklerin gelecek yıl raflarda yerini alacağını açıkladı. ABD adına olimpiyatlarda yarışan ilk başörtülü sporcu olan Muhammed, ödül töreninde başörtülü bir sporcu olarak birçok kez kendini dışlanmış hissettiğini söyledi ve Mattel gibi küresel bir firmanın başörtüsü giyen bir bebekle serisini genişletmesi, benim için çok duygulandırıcı dedi. Küçük bir çocukken uzun bacakları olduğu için dışlandığına işaret eden Muhammed, sporun kendisine vücudunu ve gücünü sevmeyi öğrettiğini vurguladı. Çocukken dışlanmasına neden olan bacaklarının daha sonra kendisine olimpiyat madalyası kazandırdığına dikkati çeken Muhammed, bu nedenle tasarı sürecinde kendisinden fikir alan Mattel'den bebeğin bacaklarının daha kalın ve atletik olmasını istediğini belirtti. ABD'nin eskrim milli takımında yer alan Muhammed, 2016 Rio Oyunları'nda bronz madalya kazanmıştı. ABD'de ve diğer ülkelerde tesettür giyim pazarına modacılar ve büyük şirketlerin ilgisi giderek artıyor. ABD merkezli bir spor giyim firması, mart ayında tesettürlü kadın sporcular için özel bir koleksiyonu satışa sunmuştu. İtalya'da lüks bir modaevi de geçen yıl ilk defa tesettür koleksiyonu hazırlamıştı. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/absente-nasil-icilir-kesfi-yan-etkileri/", "text": "Yeşil peri olarak tanıdığımız absent , rakının pelin otlu ve 60-70 derece alkollüsü sayılabilir.Peki bu karışım ilk kimin aklına geldi ? Rivayete göre ilk Neuchatel'de Mere Henriod tarafından 1740'da İsviçre'de ortaya çıktı.1792 yılında Fransız Doktor Pierre Ordinaire , İsviçre'nin Couvet kasabasına yerleştikten sonra çevredeki dağlarda doğal olarak yetişen pelin otunu toplayıp imbikle içki üretmeye başladı. Doktor bu geleneksel ürünü şişeleyip her derde deva olmak amacıyla ilaç olarak ticari amaçlı satmaya başladı. Hikaye aslında iyi niyetli başlasa da yan etkilerini zamanla göstermeye başladı.Halüsinasyon , konvülsiyon , körlük , işitme kaybı ve daha ilerisi ölüm...Bütün bu kötü yan etkilere rağmen , 19. yüzyılın ikinci yarısında Baudelaire , Manet , Degas , Gauguin , Oscar Wilde , Maupassant ve Toulouse-Lautrec gibi sanatçıların gözde içkisi haline gelir.Hatta Van Gogh'un biraz fazla kaçırıp da yeşil melekle dans ettiği bir gün Paul Gauguin'e sinirlenip usturayla sol kulağını kestiği söylenir.Kulağını kestikten sonra ünlü ressam , kardeşi Theo'ya yazdığı mektupta kestiği bulutlardan söz eder. İnsan beyninde yarattığı halüsinasyonlarla ve sürekli içildiğinde bir süre sonra insanları saldırgan hareketlerle cinnete varan eylemlere sürüklemesiyle kötü bir ün edinmiştir. Bazı Slav dillerinde pelin otunun karşılığı 'Çernobil' olduğunu biliyor muydunuz ? Absentin yasaklanması , 1905 yılında Jean Lonfrey adındaki İsviçreli bir işçinin bütün gün kafayı bulduktan sonra hamile karısını ve iki kızını öldürmesiyle başlar ve bütün Avrupa ülkelerine yayılır. ABSENT NASIL İÇİLİR ? 1988 yılında Fransa'da rakının atası sayılan absentin formülündeki sağlığa zararlı maddeler çıkarılarak , Absente (%55 alkollü) ve Versente adlarıyla piyasaya satışa sunulmuştur. Bunların içilmesi özel seremoni gerektirir : Önce absent bardağa konulur.Bardağın üzerine bir süzgeç ve onun üzerine kesme şeker konur.Bardağa dökülen su , kesme şekerin üzerinden geçerken eritir ve bardağa şekerli su olarak eklenmiş olur.Bazıları da kaşıktaki alkollü şekeri alevlendirir, karamelleştirip bardağa dökerler.Bardağın içindeki sıvı yeşilken sarımtırak renk alır.Rakı gibi buz eklenerek aperatif olarak içilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/acimasiz-gercek-dugun-sezonu-is-coming/", "text": "Ay resmen bahar, neredeyse yaz... Yaş ilerledikçe de yazın tek ürküten sinir bozan yanı her yerden fırlayan böcekler değil artık. Düğün davetiyeleri dururken onlar neden sinir bozsun ki, sevimli bile geliyorlar. Okulun en vasat kızı bile evleniyor dediğinizi duyar gibi oluyorum. Sakin olun, bir yıla kalmadan boşanacak. Avunmak sevmekten daha zor geliyor ama biz bizeyiz şurada. Bu yazı da omuz omuza atlatacağız... Nasıl mı? Böyle buyurun; 1) Facebook kapatmak çözüm değil. Gerçeklerle yüzleşelim. Gençler aralarında anlaşmış. Boş yere sinir krizi geçirmeye gerek yok. 2) Davetiyeler bir bir düşerken sarı yapraklar misali... Tatil planını elinizdeki tarihlere göre yapın mesela. Millet saçtı makyajdı uğraşırken siz kızgın kumlardan serin sulara! 3) Söz konusu yakın arkadaşlarsa... Onların yanında durup mutluluklarına ortak olmaktan başka çare yok. Bir dakika var; bekarlar masası! 4) Yine de tavrınızı koruyun. Siyah giyin. Bir düğün için daha iyi bir renk olabilir mi?! 5) Gecenin sonunda alkolün de etkisiyle kederlenmeyin. Dalga geçecek görümcelere odaklanın. 6) Takı faslı... Bütçenize en sağlam darbe. Ve üstelik iade-i ziyaret tarihi sonsuzlarla çarpılıyor... Bunun için benim de bir çözüm önerim yok. 7) Düğünü atlattınız. Bir şekilde... Sosyal medya savaşı başlıyor demek bu. Her yerde çılgınlar gibi gelin damat fotoğrafları. Çıktı alıp yakmaya çabalamanıza değmez. Nihayetinde ana sayfada tükenseler de 3 sene profil fotoğrafı olarak kalacaklar. 8) Boş verin. Hayatınızdan nasıl keyif aldığınıza bütün vaktinizin size ait olduğuna odaklanın. En güzeli!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/aclik-oyunlari-filmi-dehset-kurallarla-gercek-oluyor/", "text": "Açlık Oyunları'ndan ilham alarak uyarlanan televizyon programına tepkiler çığ gibi büyüyor. Rus milyoner Yevgeny Pyatkovsky'nin yapımcılığını üstlendiği Game 2:Winter kurallarıyla herkesi şaşkına çeviriyor. Açlık Oyunları serisinden ilham alınan televizyon programında 30 yarışmacı, Sibirya'nın vahşi doğasına bırakılarak mücadeleye zorlanacak. Vahşi hayvanlarla dolu ormanda 9 ay geçirecek yarışmacılar, eksi kırk derece sıcaklıkta, verilen bıçaklarla avlanarak karnını doyuracak. Farklı ülkelerden 15 kadın ve 15 erkeğin katılacağı yarışmanın büyük ödülü ise tam 5 milyon TL. Yarışmada sigara içmenin, içki içmenin, dövüşmenin, tecavüz etmenin ve öldürmenin serbest olacağını ifade eden Yevgeny Pyatkovsky, katılımcılara bu şartları kabul ettiklerine dair belgelerin imzalatıldığını açıkladı. 2000 gizli kamera ile 7/24 canlı olarak izlenebilecek olan Game 2:Winter ,İngilizce, Çince, Arapça, İspanyolca, Fransızca, Almanca olarak da takip edilebilecek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/acun-ilicali-ile-seyma-subasi-bosandi-dedikodu-sonrasi-deren-talu-aciklama-yapti/", "text": "TV 8'in sahibi Acun Ilıcalı ile eşi Seyma Subaşı Ilıcalı birlikte geldikleri Silivri Aile Mahkemesi'nde anlaşmalı olarak boşandı. Duruşmanın başında gizlilik kararı veren hakim, çifti 9 dakikada boşadı. Acun Ilıcalı'dan ilk açıklama: Her evlilikte boşanmada var. Biz de Şeyma ile evliliğimizi kurtarmak için açıkçası birkaç kere denedik konuştuk kurtaramadık. Buna insani yönden bakmanızı istiyorum. Denedik olmadı... Sonuçta ikimiz için de demek hayırlısı böyle. Popülerliğimizden kaynaklanan çirkin dedikodular olabilir. Sonuçta biz de kendi aramızda küçük bir aileydik olmadı, yürütemedik. Yürümedi hayırlısı olsun. İddiaların hepsi çirkin. Severek evlendik yürütemedik, saygı ile ayrıldık. Acun Ilıcalı Şeyma Subaşı'nın boşanmalarına sebep olarak gösterilen Deren Talu Instagram hesabından açıklama yaptı. Deren'in ardından bir açıklama da annesi Defne Samyeli'den geldi Deren Talu'nun açıklaması... Çok şaşkın, kırgın ve kızgınım. Acun Ilıcalı annem ve babamın arkadaşıdır. Belki iki kez merhaba demişimdir, o kadar. Londra'ya en son 13 yaşımda ailemle gittim, iddia edilen türde ilişkiler benim hayal bile edemeyeceğim çirkinlikte. 'AMAÇLARI NEDİR BİLMİYORUM!' Böyle bir şey nasıl olabilir!! Hakkımda bu iftiraları üretenleri nefretle kınıyorum. Kimdir ve amaçları nedir bilmiyorum, ailemle yasal haklarımızı savunmak için adalete başvuruyoruz. DEFNE SAMYELİ: MUTLAKA BEDELİNİ ÖDERLER Deren Talu'nun açıklamasının ardından ünlü sunucu ve oyuncu Defne Samyeli de Instagram hesabından şu açıklamayı yaptı: Yine dedikodu, yine iftira, yine sosyal medyada yorum adı altında bir ton rezillik! Ne ilişkisi, ne Londra'sı, ne evi? Hayatlarımızda böyle çirkinlikler yok. Kızım Deren'in adını karıştırmaya çalıştıkları tamamen uydurma bu senaryoyu üreten, yazan, yayan herkes hakkında yasal yollara başvuruyoruz. Sorumlular elbette ortaya çıkacak, cezalarını çekecekler. 22 yaşında tertemiz genç bir insanı kendi karanlık ruhlarıyla böyle üzüp incitenler, mutlaka bedelini öderler. Dedikoduların bir de ÇAĞATAY ULUSOY ve ŞEYMA SUBAŞI tarafı var. O da açıklama yapar..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/acun-ilicalinin-dijital-dizi-film-platformu-exxende-kimler-olacak/", "text": "Acun Ilıcalı, geçtiğimiz günlerde katıldığı programda Candaş Tolga Işık'ın sorularını yanıtlayarak yeni dijital platformu Exxen ile ilgili detayları da paylaştı. Ilıcalı, 'Exxen' hakkında, Çok iddialı bir platformla geliyoruz. Televizyonculukta hayallerimizi gerçekleştirecek noktada değiliz. Dijital dediğin zaman bambaşka bir dünya. İsmi belli. Ali Taran buldu. Bayıldım. Güzel bir platform olacak. İçerik olarak da ciddi zengin olacağını düşünüyorum. Benim hayalini kurduğum bir projem var bir sürpriz programı. Onu yapacağım. Kendime bir ekip kuruyorum bu program için. Çok iddialı bir model programı yapacağız. Türkiye'nin en iyi modellerini seçeceğiz. Onun dışında belgesellerimiz var. Çok önemli birimlerden çok önemli destek alacağımızı düşünüyorum ifadelerini kullandı. PEKİ EXXEN'DE KİMLERİN FİLMLERİ OLACAK? Çok sayıda ünlü dizi ve filme ek olarak; Haber Global'den Samet Cambaz'ın Acun Ilıcalı'ya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Cem Yılmaz, Eser Yenenler, İbrahim Büyükak, Oğuzhan Koç gibi isimlerin platform için orijinal filmlere imza atması planlanıyor"} {"url": "https://www.thegeyik.com/acun-ilicalinin-ismi-cagla-altunkaya-ile-anilmaya-devam-ediyor/", "text": "Acun Ilıcalı'nın yeni sevgilisi kim? TV8'de yayınlanan O Ses Türkiye yılbaşı programında Çağla Altunkaya'nın görüntülenmesi izleyicilerin gözünden kaçmadı. Geride bırakılan yıl içerisinde, sosyal medyadan paylaşılan bir görüntüde Acun Ilıcalı'yı adının daha sonradan Çağla Altunkaya olduğu anlaşılan sarışın bir kadınla görmüş ve bunun yeni bir ilişki başlangıcı olduğunu düşünülmüştü. Ancak Acun Ilıcalı cephesinden bu konuyla ilgili bir açıklama gelmemiş ve konunu üzeri kapanmıştı. Herkes Acun Ilıcalı'nın 2020 yılına yalnız gireceğini düşünürken, Çağla Altunkaya'nın O Ses Yılbaşı programının çekimlerinde oynarken görüldüğü bir video ekrana geldi. Herkes bu görüntünün ardından Ilıcalı'nın genç kadına aşkını ilan ettiğini ve ekrana verdiği görüntülerle ona jest yaptığını konuşmaya başladı. Çağla Altunkaya'nın Instagram hesabına bakanlar onun Acun Ilıcalı'nın ortağı Esat Yontunç'un eşiyle birlikte çektiği son derece samimi selfieyi görünce genç kadının gerçekten de Ilıcalı ile bir ilişki içinde olabileceğini düşündü. SuperHaber"} {"url": "https://www.thegeyik.com/adam-gibi-adam-olmak-kavrami-uzerine-muhtesem-bir-yazi/", "text": "Erkeklere yalnızlıktan kim söz ediyor? Gerçek cinsellikten? İç çatışmalardan? Yanıt: Hiç kimse. Adam gibi adam, hazır yemek yemez. Adam gibi adam, mükemmel Negroni'nin nasıl yapıldığını bilir. Adam gibi adam, pasaportunu daima yanında taşır; ne de olsa belli olmaz. Adam gibi adamın en az iki çift sürüş eldiveni olur. Adam gibi adam, bulaşıkları yıkadığını diline dolamadan bulaşıkları yıkayabilir. Adam gibi adam, bir kürdan ve bir parça sakızdan biraz fazlasıyla istiridye açabilir. Adam gibi adam, kırkikindi yağmurları zamanında beyaz kotla gezebilir. Adam gibi adam, Karl Ove Knausgaard okur; paketlerde yazan besin değerlerini okur. Adam gibi adam patates kızartması yerine salata sipariş eder... Böyle bir yazı yazmayacağım. Eğri oturup doğru konuşalım, bu adam gibi adam hikayesi pek gerçekçi değil. Erkekliğin bir marka olarak sürekli kabuk değiştirmesi sırasında adam gibi adam konsepti ideolojik bir arketipten ibaret. Adam gibi adamlık, erkekliğimizin özenle paketlenmiş seçimlerle bize yeniden pazarlanması demek. Buz gibi bira içen adam gibi adam... Beş bıçaklı, kayganlaştırıcılı jiletle tıraş olan adam gibi adam... Marketten çikolata alan adam gibi adam... Adam gibi adam, bir medya tabirinden fazlası değil. Delikanlı, genç adam, metroseksüel, retroseksüel, überseksüel, spornoseksüel, pomoseksüel, düz adam, himbo, nouveau bro... Bu tiplerden herhangi biriyle daha önce karşılaştınız mı? Boşanırken velayet konusunda size yardımcı oluyor mu? Oğlunuzla vücut imajıyla ilgili konuşuyor mu ya da tatilde her gün ağırlığınız kadar roze içmenize mani oluyor mu? Adam gibi adamın gerçek olma ihtimali, maaşını Aston Martin'e yatırdı diye patronunuzun James Bond'a dönüşme ihtimali kadar. Adam gibi adam sahte bir şey. Bir masal kahramanı. Düpedüz yalan. Kadın söylemi ve eşitlik arayışı, erkeklerin cesur yeni dünyadaki yerini sorgulamaya başlamasına neden oldu. 2016'da erkeklerin aklı hala karışık mı, yoksa kendilerini toparlamayı becerdiler mi? Kariyer, aile ve sırtımızdan akan bebek kusmuğunu mu istiyoruz; bol para ve rastgele ilişkileri mi? 2016'da artık erkekler aşırı hırslı, atletik, proteinli karışımlarla beslenen, bebek bakan ve kabakları spiral doğrayan iddialı yaratıklar mı, yoksa daha çok kıymalı pide seven, Game of Thrones izleyen ve doğum gününde sevişmeye hayır demeyen baba domuzcuk gibi miyiz? Doğrusu bilmiyorum. Dahası kimse bilmiyor. Fakat dürüst olmanın zamanı geldi. Erkek erkeğe biraz önümüzü görelim. Bu yazı fikri, tüm muhteşem fikirlerde olduğu gibi, bir kadınla sohbet ederken doğdu. Bir ay kadar önce, yeni feminizmin öncülerinden gazeteci-yazar Caitlin Moran'la öğle yemeğindeydim. Bir sabah uyanınca pencereden dışarı bakıp, iki ergen kızının içinde büyüdüğü dünyayı görünce nasıl dehşete düştüğünü anlatıyordu. Moran, bu konuda harekete geçmeye karar vermiş. Kadın Olmak diye bir kitap yazacakmış. Kadınların daima tüm tüylerinden arınmış olmasının şart olmadığı bir dünya yaratmak istiyor. Tecavüz sözcüğünün web sitelerinde bir porno kategorisi olmadığı bir dünya... Moran, Biraz saygı ve biraz da eşitlik istemek çok mu? diye soruyor. Konuşmamızın sonuna doğru Adam olmak neden sorgulanmıyor dedik. Papyon bağlamak, bir rafı yerine çakmak falan söz konusu olunca herkes konuşuyor ama kim erkeklerin gözünün içine bakarak sol yumurtalığındaki yumrudan söz ediyor? Kim 16 yaşındaki oğlunuza yalnızlıktan bahsediyor? Kim porno siteler yerine gerçek cinsellikten söz ediyor? Magazin sayfalarını süsleyen David Beckham'ın gerçek sayılmadığını ve özenilecek bir adam olmadığını erkeklere kim anlatıyor? Aşırı iyi bir baba olmanın nazenin çocuklar için zararlı olabileceğini kim söylüyor? Erkeklerin iç çatışmalarından kim bahsediyor? Peki ya neden erkeklerin intihar oranı kadınlarınkinden dört kat fazla? Dürüst olalım, genç kadınların son zamanlarda konuşmaya başladığı şeyleri erkeklere söyleyen kimse yok. Ve sorun Beyonce değil. Geri kaldık. Erkekliğimize balıklama dalmamız ve dürüstçe kim olduğumuzu, bunun ne anlama geldiğini ve birbirimize nasıl davranmamız gerektiğini acilen konuşmamız lazım. Erkekliğe giriş diyelim gitsin. Derinlemesine bir incelemeye koyulmaktansa adım adım sayarak ilerleyelim. İçten bir nefes alıp bir Ahhh... çekerek okuyun ve çok da dert etmeyin. Her şey yoluna girer. Ne de olsa erkeksiniz. Nasıl sevişmeli? Seks konusunda pek erkenci sayılmazdım. Bekaretimi 18 yaşında kaybettim. Gerçi çok da geç sayılmaz ama siz gelin de bunu dokuz yaşında Voltaire okumaya ve kısa süre sonra da sigaraya başlayan sol görüşlü, Parisli kız arkadaşıma anlatın. Ancak siz de benim gibi özel okula gittiyseniz ve hafta sonlarınızı arkadaşlarınızla alem yaparak, bir barın otoparkında içki içip camları filmli modifiye bir Ford Fiesta'nın arkasında sevişerek ya da sevişmeyerek geçirdiyseniz, lise diplomanızı almadan bakir olmanız ya tuhaf ya da gey olduğunuza işaret ederdi. Her ikisi de olmadığım anlaşıldı. Gerçi annem, doksanlar modasına yaraşacak gey bir oğlu olmadığına biraz bozuldu ama olsun. Her neyse, şu işi yapmadan üniversiteye başladığım için herkes zayıf, cinsiyetsiz ve pipisiz bir bakir olduğumu düşünecek diye ödüm kopuyordu. Kızlar için Action Man gibiydim. Beni bir ilkokul çocuğundan ayıran tek özelliğim sürücü ehliyetimdi. Çözümün en hızlı şekilde işi pişirmek olduğuna karar verdim. Tanımadığım biri olabilirdi ya da ne feci bir partner olduğumu hatırlamayacak kadar sarhoş biri. Biraları birbiri ardına yuvarladığında kim sevgiye ihtiyaç duyar ki? Üniversitenin üçüncü haftasında Melissa'yı buldum büyük olasılıkla gerçek ismi bu değildi. Öğrenci diskosunda en az benim kadar sarhoş görünen, sarışın bir ikinci sınıf öğrencisiydi. Dahası iki hafta içinde Ohio'daki evine dönmesi gerekiyordu. Bingo! İşte bekaretimden kurtulmak için ideal insan. Çelik parmaklıklı tek kişilik yatağımda bozuk bir forklift gibi aşağı yukarı hareket ettiğim geceye dair sadece iki şey hatırlıyorum: Üzerimde sadece polo yaka Ralph Lauren tişörtle arkadaşlarımın babalarından farksız bir kılıkla , yan odadakilerden prezervatif istemem gerekmişti ve yaşadığım şey güzel bir bisküvi kadar hoştu. Bourbon gibi değildi de Garibaldi gibiydi. Kötü olmayan bir Keanu Reeves filmi gibiydi. Speed kadar baş döndürücü değildi. Belki The Devil's Advocate gibiydi. Kültürel açıdan önemli bir an gibiydi. Hep hatırlayacağın ama parmak ısırtacak bir performans sergilemediğin... Eminim Melissa da aynı fikirdedir. Bu ilk demodan sonra biraz daha tecrübe kazandım elbette. Yaptım ve hatta hoşuma da gitti. Performansım kesinlikle iyileşti. Tabii öyle olmalıydı da... Fakat arada sırada çoraplarımı da çıkardığım 20 yıllık sevişme, öpüşme, çakışma ve birleşme deneyimimden sonra o ilk gece için boşuna endişelendiğimi idrak ediyorum. Aslında, Warren Beatty gibi Hollywood'un yarısıyla aşk yaşayanlar ya da Putin'in gizli projesinde üstün bir Rus ırkı yaratmak için sperm donörü olarak çalışanlar hariç kimsenin yatakta ne yaptığına dair pek bir fikri yok. Herkes bildiğini söyler ama bilenler oldukça azdır. Evet, pratikle daha becerikli olacak, deneyimle yeni hareketler öğrenecek, kendinize olan güveniniz arttıkça da sabır kazanacaksınız ama sonuçta seks sekstir: ya çocuk yapmaya ya karşı tarafı uyutmaya çalışıyorsunuzdur. Tabii eğer sekreterinizle yasak aşk yaşamıyorsanız ki bu durumda başınız dertte demektir. Rahatlayın sevgili dostlarım. Şimdi gidip takılın. Elinizi çabuk tutun çünkü benim halim yok. Dışarı nasıl çıkmalı? Gezmelerin bir ay sürdüğü zamanları hatırlar mısınız? Yirmili yaşlarınızda pazartesi tatilse cuma çıkar, eve ancak pazartesi dönerdiniz. İçer, sürünür, partilerdiniz. Benim için işler değişti. Çocuklarım var. Bacağı sakat bir köpeğim var. Günlerce ortadan kaybolamam. Yoksa Boris'i kim gezdirir? Çöpleri kim çıkarır? Bowie'nin 70'li yıllarda partilediği gibi partileme günlerim sona erdi. Aslında bir yandan rahatlatan bir durum bu; bunca sefahat adamı tüketir. Ancak erkeklerin başka erkeklerle bir araya gelmesi gerektiğine inanıyorum. İçmek için. Konuşmak için. Erkek olmanın ne anlama geldiğini hatırlamak için. Tabii ki dışarı çıkıp üç gün eve dönmemezlik etmeyeceksiniz. Her hafta sonunun erkek alemine dönüşmesi şart değil. Size daha uygun olduğunu düşünüyorsanız kitap kulübüne üye olun. Gece gezmelerimden hiç pişman olmadım. Hiç rezil de olmadım. Belki de ondan geceleri bu kadar sevdim. Hareketli bir hafta sonundan sonra arkadaşlarımla çarşamba günü telefonda konuştuğumu hatırlıyorum. Ne kadar tükenmiş olduklarından söz ederlerdi. Hiç anlayamazdım. Tabii ki benim de hafiften sallantıda olduğum, Coldplay'in Fix You şarkısını duyup ağladığım zamanlar oldu ama hiç depresif olmadım. Kaybetmişlik düşüncesi bence ancak bir miskinin kaçışı olabilir. 2000 yıllık eril cins; İsa, Leonardo da Vinci, David Bowie ve Prince gibi muhteşem adamlar, siz fazladan bir bardak votka-enerji içip somurtasınız diye ölmedi. Hem koca bir hafta sonunu barda, kulüpte, birinin evinde ve sonra kim bilir nerede hiç ediyorsunuz hem de üzerine söyleniyorsunuz. Fazlasıyla maço bir söylem gibi gelecek ama söylemeden olmaz: Kaldıramayacaksanız evde oturun. Arkadaşlarınızla film izleyin. Arkadaşlarınızla örgü örün. Arkadaşlarınızla alışverişe gidin. Arkadaşsız mastürbasyon yapın. Sosyal ilişkiler sadece Twitter'dan söz etmiyorum , erkeklerin sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Hepimizi ellerinde kahve bardakları ve haddinden büyük tabletler taşıyarak ortalıkta gezinen, banka hesabı sahibi kas yığını olmaktan ayıran en kıymetli malzeme sosyallik. Yirmili ve otuzlu yaşlarımda en yakın arkadaşımla geçirdiğim kayıp günler ve geceler, kişisel gelişimimi tamamladığım ve erkekliğimin bir parçası haline gelmiş, hayatı yaşamaya değer kılan zamanlardı. Tabii bundan hoşlanmayanlar varsa oturup evde klasiklerden Sopranos izleyebilir. Hak ettiğiniz o vücuda nasıl kavuşmalı? Cüssemle ilgili endişelerim, üzerine basılmasından korkan bir kamçınınki gibi nörotik bir gerginlikle doluydu. Hep zayıftım. Bunun ana nedeni, altı yaşımdan 13 yaşıma kadar sadece pişmemiş domates yiyerek beslenmem olabilir tabii. 16 yaşıma doğru, birazcık kilo almaya başlamamdan önce, lezzetli bir Çin yemeğinden geriye kalanlara benziyordum: iki çubuk ve bir peçete. Annem, cumartesi günleri birlikte parkta yürüyüşe çıktığımızda sıskalığım yüzünden şiddetli rüzgar beni havuza uçurmasın diye koluma asılırdı. Bob Geldof 1985 yılında Wembley'de, açlıktan ölmek üzere olan milyonlarca Etiyopyalı için şu devasa konseri düzenlediğinde ben sadece altı yaşındaydım fakat benden sadece bir buçuk yaş büyük ama epey daha yapılı olan ağabeyim, Boomtown Rats'in bu konsere beni düşünerek katıldığını söyleyerek benimle dalga geçerdi. Bana nasıl küfredeceğini bilemediğinde ya da koluna falan vurduğumda hemen Feeed the woooorld diye şarkı söylemeye koyulur, burnumun ucuna doğru bir cips paketi sallandırırdı. Kardeşler birbirine ne söylememeleri gerektiğini daima iyi bilir. Bu yaşadığım zorbalık mıydı? Pek sayılmaz. Beni tüketti mi? Bundan daha çok etkilenmiş başka erkekler tanıyorum. Ancak gündelik ergen dertlerimin bir parçası haline geldiği ve beni fiziksel olarak hem spor, hem sıradan yaşam hem de seks konusunda daha güvensiz yaptığı bir gerçek. Kendimi, okulun spor salonunda iki labradora denk ağırlıkla bench-press çalışan yapılı ve fırlama arkadaşlarımdan daha az erkek hissettiğim oldu. Bugün genç erkekler vücutlarının nasıl göründüğü konusunda kadınlar kadar takıntılı ama bundan hiç kimse söz etmiyor. 18 35 yaşları arasındaki erkekler için spor salonuna gitmek, sağlıklı olmak ya da zinde kalmaktan çok, seksi görünmek anlamına geliyor. Erkekler, sosyal medya hesaplarının merkezine kurulup kendi reality show'larının başrol oyuncusu haline gelmeden önce hiçbirimiz nasıl göründüğümüzü bu kadar çok düşünmezdik. Kendinden başka bir şey düşünmeyenlerin obsesif narsisizminin ne raddelere vardığını anlayabilmek için David Beckham'ı Cristiano Ronaldo'yla karşılaştırmanız yeterli. Ancak son iki yılda bütün şişme ve kaslanma akımı biraz geriledi. Sonuçta kim metroda yan yana üç koltuğu kaplayacak kadar kalınlaşmak ister ki? Mackenzie Pearson 2015'te yazdığı bir yazıda karnı yumuşak erkekleri sevdiğini açıklamıştı: Fırsat olunca spor salonuna gidiyorum ama hafta sonları güzelce içmeyi de bilirim, dahası bir oturuşta sekiz dilim pizzayı da mideye indiririm. Pearson şöyle demek istiyor: Koca göbekli erkekler benim gibi kadınlar için baştan çıkarıcı çünkü kendi fazla kilolarımı görmezden gelmemi sağlıyorlar. Makale binlerce kez paylaşıldı. Bazı kadınlar ve erkekler bunu, Homer Simpson tipi göbekli normal adamların, durmadan selfie çeken spor salonu kahramanlarına karşı kazandığı bir zafer gibi algıladı. Yine de bu da tam olarak doğru sayılmaz. Etine dolgun olmak, spornseksüel olmaktan daha kabul edilebilir bir akım olsa da son derece endişe verici. Erkekler artık ne Homer Simpson ne de Dwayne Johnson gibi görünmek istiyor. Ben de istemiyorum. Ve doğrusu bira göbeği seksi olsa bile bu, Türk kasına sahip erkeklerin depresyon ve kalp hastalıklarına daha sık yakalandığı veya daha az enerjiyle, daha nadir bir cinsellik ve daha sağlıksız bir hayat yaşadıkları gerçeğini değiştirmiyor. Erkekler çocuklarının ilk evini satın aldığını görecek kadar uzun yaşamak -tabii İstanbul, Londra gibi şehirlerde değil; yoksa 200 yıl daha yaşamaları gerekirdi- ve mayo giydiğinde partnerine bir dubayı çağrıştırmamak istiyor. Ey erkekler, beni dinleyin! Trilyonlar harcanan bir endüstri size ne derse desin aslında kendinize güven duyacağınız sağlıklı bir bedene sahip olmak zor değil. Biraz koşun. Biraz yüzün. Biraz bisiklete binin. Bol bol yeşillik yiyin jelibon sayılmaz. Devasa bardaklarda latte içmekten vazgeçin yeni doğmuş bir bebeğin bile öğleden sonra 5'ten sonra bu kadar süte ihtiyacı yok ve sakin salı geceleri Malbec şişesini bitirmemeye gayret edin. Eğer kilo almaya devam ederseniz porsiyonlarınızı biraz küçültün. Unutmayın, irade eksikliği bir hastalık değil, bir bahaneden ibaret. Nasıl baba olmalı? İki oğlu olan, boşanmış bir anne tarafından büyütüldüğüm için olsa gerek, iyi bir baba olmanın iyi bir anne olmakla hemen hemen aynı şey olduğunu düşünürdüm. Başka referans noktam yoktu. Baba dediğin benim için Hannibal Smith ya da Michael Knight olabilirdi. Tabii ki yanılıyordum. 2016'dayız, biri dört yaşında, diğeriyse dört aylık iki çocuk babasıyım ve onları bazı erkeklerin futbolu ya da Breaking Bad'i sevdiği gibi seviyorum ama geçenlerde başıma gelen beş dakikalık tek bir olay, nasıl bir baba olunması gerektiğiyle ilgili beni aydınlattı. Büyük kızım henüz bir yaşılarınydı ve yeni bir çift ayakkabı almak için Hampstead'deki pahalı bir mağazaya gitmiştik. Mağaza seçimi biraz eve yakın olmasından, biraz da her yeni baba gibi Benim güzel kızım, etrafta ucuz, çakma deri ayakkabılarla gezecek değil ya demiş olmamdan kaynaklanıyordu. Sonuçta mağazada, aynı yaşlarda başka taze bir baba ve kızı daha vardı. Taze baba, etrafta pırpır uçak taklidi yaparak gülünç sesler çıkarıyor, satış sorumlusuna yaramaz küçük prensesinin istediği fuşya pembe tonunda bir ayakkabı bulamadığı için nutuk çekiyor ve bir gerizekalı gibi durmadan dırdır ediyordu. Bu sırada çocuğu da tütü giymiş bir yılan gibi emirler yağdırıyordu. Kızımın annesi bana döndü ve Iyk. Bir erkeğin böyle davranması hiç çekici değil dedi. Şok oldum. Ne? Ne demek istemişti? Erkekler kızlarına parıltılı yeni ayakkabılar almaya hevesli olmamalı mıydı yani? Aslında bir açıdan bakarsak hayır, olmamalıydı. Fransa'da aşırı özenli taze babalar için uydurulmuş bir lakap var. Bu tiplere papa poule diyorlar yani baba tavuk. Bizim evde bana uzunca süre papa poule dediler ve bu bir iltifat sayılmaz. İlk kızım üç yaşına gelene kadar onun gölgesi, kılavuz gemisi, temsili şaman hayvanı oldum. Gerçekten, zavallı annesinin hiç şansı yoktu. Velayet hislerim, sahiplenmede Gollum seviyesine çıkmıştı. Büyükanne ve büyükbaba ziyaretlerinden bile tiksiniyordum. O benim diyordum dehşetle. En iyisini ben bilirim. Onu rahat bırakın! Bir şeyler öğrenebilmesi ve hayatı anlayabilmesi için benim de onu rahat bırakmam gerektiğini idrak etmem zaman aldı. Çocuğumun çevresinde obsesif kompülsif bir anne aslan misali helikopter ebeveynlik oynamaya son vermek zorundaydım. Tavuk babaya son! Elbette bu çocukları tamamen yok saymak anlamına gelmiyor. Evet, tabii ki tenis dersi alsınlar. Tabii ki arada sırada matematik ödevlerini yapmalısınız. Fakat bırakın sıkılsınlar. Birkaç haftalığına ekranları önlerinden kaldırın. Klarnet çalmaya çalıştıkları anlarda kedi bile evi terk ediyorsa ve komşular gürültü kirliliğinden şikayet ediyorsa ne kadar yetenekli olduklarından söz etmeyi bırakın. Onlara karşı dürüst olun. Onlara cinsellikten söz edin. Sigaraya başlarlarsa nasıl öleceklerini anlatın. Büyükbabanızın kararmış ciğerlerini gösterin onlara. Hastanenin kanser departmanını birlikte ziyaret edin. Bırakın ağlasınlar. Sonra, yeterince büyüdüklerinde bırakın hayatla ilgili kararlarını kendi kendilerine alsınlar. Ne de olsa şimdilik hep doğru yolda ilerlemiş olacaklar. Nasıl kendini öldürmemeli? Eskiden Bir terapiste gitmeme gerek yok diye düşünürdüm. Sizce ben deli miyim? Yirmili yaşlarım böyle geçti. Sonraki sekiz yılda üç şey oldu. Şiddet dolu bölüm 1: Gecenin üçünde kayak maskeli yedi silahlı adam yatak odamdan içeri daldı, içlerinden biri şakağıma silah dayadı. Sonra tek kelime etmeden evimi yağmaladılar. Şiddet dolu bölüm 2: Köpeğim ve ben sokakta bir pitbull saldırısına uğradık. Boris'in neredeyse kopmuş bacağını ellerimle köpeğin dişlerinin arasından kendi ellerimle aldım. Şiddet dolu bölüm 3: Parktan eve bisikletle dönerken ağabeyime arkadan bir taksi çarptı. Taksici kaçtı. Hastaneden içeri girdiğimde ağabeyimin kulağı yatağın yanındaki çöp tenekesindeydi. Hayatta sadece iki kez az daha bayılıyordum. Biri 14 yaşımda poppers kokladığımdaydı. Diğeri de bu hastanede. Bu şiddet yüklü olaylar beni pek çok yönden etkiledi: Gelirim azaldı, kendi kendime ilaç almaya başladım, kaygılıydım, depresyondaydım, uykusuzluk çektim, mal kaybına uğradım, arkadaşlarımı kaybettim, ilişkilerimi kaybettim... Bir de en sevdiğim kot pantolonumu kaybettim köpek kanı yıkamayla çıkmıyor. Dert etmeyin, şimdi iyiyim. Ama bu olağanüstü olayların beni psikolojik olarak etkilemiş olması şaşırtıcı değil, hatta normal ama işin aslı bütün bunların biriyle konuşarak hafifletmem mümkündü. Erkekler daha çok konuşmalı. Her ne kadar bundan para kazansalar ve bunu iyi yapsalar da mutlaka terapiste gitmeniz şart değil. Berberinizle, kardeşinizle, arkadaşlarınızla, iş arkadaşlarınızla konuşun. Zihninizin bobinlerini yeniden sarana ve yeniden programlamaya geçene kadar konuşun. Patronunuzun size kötü bir bakış attığını ve yakında sizi işten çıkaracağını mı düşünüyorsunuz? Biriyle konuşun. Pornografiyle ilgili bir sorun mu yaşıyorsunuz? Biriyle konuşun. Çarşamba sabahları saat 10'da canınız bir kadeh içki mi istiyor? Biriyle konuşun. Öğle tatilinde herkesle yemeğe gitmek yerine tuvalette onun bunun Instagram hesabına bakarak mastürbasyon mu yapıyorsunuz? Biriyle konuşun Belki bunu insan kaynaklarıyla konuşmasanız daha iyi. Yumurtalıklarınız normalden daha çok mu sızlıyor? Konuşun. Biriyle. Sükut sadece kütüphanede ya da öldüğünüzde altındır. Hem istediğiniz bütün kitapları da o zaman okursunuz. Not: Bunlar işe yaramazsa kendimi vururum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/adam-ucakta-yanina-sisman-bir-kadin-oturunca-once-onyargili-davrandi-sonrasi-ise-harika/", "text": "Ön yargıyı yıkmanın atomu parçalamaktan daha zor olduğu bir çağda yaşadığımızı söylediğinde Einstein, eminim çoğu insan bu ne saçmalıyor diye düşünmüştür ama bu hikaye aslında ne kadar haklı olduğunu anlatacak cinsten. Newsner isimli sitede yer alan hikayenin kahramanlarından birisi Laura. Ondan rahatsız olan adam ise hikaye ilerledikçe gerçeklerin farkına varıyor. Kadın bana doğru yaklaştı ve Merhaba. Nasılsınız? dedi. Kadın gülümsedi ve yanıma oturdu. Yavaşça koltuğa doğru eğildi ve dikkatlice oturdu. Koltuğa iyice yerleştikten sonra daha önce hiç görmediğim kadar büyük olan kolunu ortak kol kısmımıza koydu. Pencere kenarında olmam ve kadının koltuğu tamamen kaplaması sonucu köşede daraldım. Çaresizce pencereye doğru yaslandım. Bana doğru döndü ve sesini daha da yükselterek konuşmaya çalıştı. Kafasını bana doğru öylesine yöneltti ki ona doğru bakmam gerektiğini hissettim. Sıradan bir şekilde Merhaba diye cevap verdim. Muhatap olmamak için bu devasa büyüklükteki kadınla uzun ve keyifsiz geçeceğini sandığım yolculuğumu düşünerek kafamı pencereye doğru çevirdim. Dirseğiyle beni hafifçe dürttü ve Adım Laura. İngiliz'im. Sen nerelisin? Japonya mı? diye sordu. Malezya dedim. Çok özür dilerim! Ne olur bütün içtenliğimle sunduğum özrümü kabul edin. Lütfen elimi sıkın. Altı saat sürecek yolculuğumuzu zehir etmemek için arkadaş olmalıyız dedi. Kocaman elini suratıma doğru yöneltti. Elini sessizce ve isteksizce sıktım. Laura, arkadaş canlısı olmadığımı fark etmeksizin muhabbeti sürdürmeye devam etti. Kendisi ve Hong Kong'a olan yolculuğu hakkında heyecanlı bir şekilde konuşmaya başladı. Öğretmen olarak görev yaptığı okuldaki öğrencilerine alacağı hediyelerden bahsetti. Sorduğu sorulara tek kelimeyle cevap verdim. Soğuk davranmama aldırmadan, cevaplarımı onaylar şekilde yorumlar yaptı. Sesi sakin ve sevecendi. Servis yapıldığı sırada, büyük bir içtenlikle bana yardım etti. Samimi bir şekilde Fil gibiyim. Seni köşeye sıkıştırmak istememiştim aslında dedi. Sinirimi bozan suratı artık daha sevecen geliyordu. Arkadaş canlısı ve sakin ses tonunun yanı sıra müthiş bir gülümsemesi vardı. Gardım düşüyordu ve hiçbir şey yapamıyordum. Laura'nın muhabbetleri gerçekten ilgi çekiciydi. Felsefeden bilime kadar aşırı derecede bilgiliydi. Daha önce ilgimi çekmeyen konuları bu kadın artık ilgi çekici hale getirmişti. Yaptığı yorumlar çok eğlenceli ve zekiceydi. Sohbet kültür konusuna geldiğinde, zekice ve sıradışı düşünceleri beni çok etkiledi. Sohbetimiz devam ettiği sırada servis yapılırken, hosteslerin hepsini esprileriyle güldürmeyi başardı. Hostes tabaklarımızı toplarken, Laura kilosu hakkında espriler yaptı. Hostes öyle bir kahkaha attı ki uçağın en arkasındaki yolcular bile hostesin sesini duydu. Hostes, Laura'ya Beni gülmekten öldürüyorsun! dedi. Laura'ya, Hiç kilo vermeyi düşündün mü? diye sordum. Hayır. Bu hale gelmek için çok uğraştım. Neden her şeyi berbat edeyim ki? dedi. Aşırı kilonun neden olduğu kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riskinden korkmuyor musun? diye sordum. Hayır, kesinlikle. Kilonu çok dert edersen bu tür hastalıklara yakalanırsın. Her yerde Fazlalıklarınızı verin ve özgürlüğünüze kavuşun gibi reklam sloganları görüyorsundur. Saçmalık! Günün, ayın, haftanın, yılın ne vakti olursa olsun kendini seviyorsan ve kilolarından şikayetçi değilsen işte o zaman özgürsün demektir. Yapmak gereken o kadar çok şey ve edinmem gereken yepyeni arkadaşlar varken neden reklam sloganlarıyla kafamı doldurayım ki? Sağlıklı besleniyorum ve hareketli bir yaşam tarzım var. Böyleyim çünkü doğduğumda büyük bir bebekmişim! Hayatta endişelenmem gereken onca şey varken kilolarım sonuncusu. dedi. Şarabından bir yudum aldı ve Ayrıca, Allah bana o kadar çok mutluluk nasip etmiş ki bunları ancak böyle bir vücutta barındırabilirim. Neden kilo verip mutsuz olmak isteyeyim ki? dedi. Savunması beni şok etti ve kafamı salladım. Laura konuşmaya devam etti: Bana dışarıdan bakanlar koca kafalı, göbekli, kocaman kolları ve bacakları olan ve hiçbir erkeğin dönüp bakmayacağı birisi olarak görüyorlar. Ezik olduğumu düşünüyorlar. Tembel olduğumu ve istediğimi yapamayacağımı düşünüyorlar. Yanılıyorlar. Şarap kadehini hostese doğru yöneltti ve Biraz daha istiyorum bu harika şaraptan, lütfen dedi. Sevecen bir ifadeyle hostese gülümsedi. İşinizi harika yapıyorsunuz. Allah hepinizden razı olsun dedi sonra da. Bana döndü ve Aslında içimde zayıf bir kadın var. O kadar enerji doluyum ki kimse enerjimle başa çıkamaz. Kilolarım beni dizginliyor aslında. Yoksa kimse hızıma yetişemezdi. dedi. Esprili bir şekilde, Sana asılan birileri var mı? diye sordum. Tabii ki var. Evliyim ama hala evlilik teklifleri alıyorum. Teklif edenlerin çoğunun ilişkilerinde sorun var ve sığınacak bir liman arıyorlar. Nedenini bilmiyorum ama benimle konuşmak hoşlarına gidiyor. Galiba öğretmen olmak yerine psikolog olmalıydım! dedi. Laura kısa bir süre sessiz kaldı. Hemen ardından derinlere dalarak, Aslında erkekler ve kadınların ilişkileri çok karmaşık. Kadınlar erkeklere tapıyor ve onlara 'Hayatım' diyorlar. Ta ki yalan söylendiklerini anlayana kadar. Sonra erkeklerin hayatını zindana çeviriyorlar. Erkekler kadınları öyle seviyorlar ki onları ruh eşleri olarak görüyorlar. Ta ki kredi kartı ekstrelerine bakana kadar. Sonra kadınları para yiyen çıkarcılar olarak görüyorlar. dedi. Laura'nın keyifli sohbeti altı saatlik yorucu uçuşu çok zevkli bir şeye dönüştürdü. İnsanların ona olan hayranlığını görünce gerçekten çok etkilendim. Uçuşun sonuna yaklaşırken neredeyse herkes Laura'yla sohbet ediyor ve şakalaşıyordu. Laura uçağın ilgi odağı oldu ve harika bir hava yarattı ortamda. Hong Kong'a indiğimizde vedalaşmaya başladık. Yolcuların ona hayran bir şekilde bakarak vedalaştıklarını gördüm. Laura'ya sarıldılar ve onu alkışladılar. O sırada bana göz kırptı ve hava alanından ayrıldı. Gerçekten çok şaşırdım. Laura hayatımda gördüğüm ve tanıştığım en güzel kadındı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/adananin-sucla-anilan-mahallesinin-efsane-dizisi-sifir-bir/", "text": "Bir grup Adanalı gencin kentin bir zamanlar suçla anılan mahallesinde amatör imkanlarla çektiği dizi Sıfır Bir, internette yoğun ilgi görüyor. Dizinin YouTube başarısı, İstanbullu dev yapım şirketlerinin de dikkatini çekti. Hürriyet Mahallesi, Adana'nın en eski semtlerinden biri. Semt, yıllarca terör, uyuşturucu ve diğer suç örgütleri ile kentin tehlikeli bölgelerinden biriydi. Mahalle, bir grup Adanalı gencin kısıtlı imkanlarla çektiği ve internet üzerinden yayınladığı Sıfır Bir adlı suç dizisi ile yeniden gündemde. Dizinin YouTube'daki sayfasını takip edenlerin sayısı on ayda 500 bin kişiyi geçti. İsmini, Adana'nın trafik kodundan alan ve her bölümü milyonlarca kişi tarafından izlenen dizi, ikinci sezon finalini yaparken, ekip büyük yapım şirketlerinden gelen teklifleri değerlendiriyor. Her şey küçük hayallerle başladı Dizinin yönetmeni Kadri Beran Taşkın 1987 Diyarbakır doğumlu. 12 yaşında ailesiyle birlikte Adana'ya taşındı. Lise eğitimini burada tamamladıktan sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Sinema ve Televizyon bölümünden mezun oldu. İstanbul'da birçok dizi ve klip setinde çalıştıktan sonra tekrar Adana'ya döndü. Yaşadığı şehri anlatan, özgün bir hikaye çekmek istiyordu. Dizinin başrol oyuncularından Cihangir Ceyhan, Diyarbakırlı bir annenin ve Elazığlı bir babanın en küçük çocuğu olarak, 1989 yılında, Adana'da dünyaya geldi. Halen açıköğretimde işletme okuyan Ceyhan için oyunculuk hep birinci sırada yer aldı. İki buçuk yıl kamera önü oyunculuk dersi aldığı İstanbul'da yaşadıktan sonra, o da doğup büyüdüğü kente geri döndü. İki çocukluk arkadaşının hayalinde, Adana'nın kenar mahallelerini, suç dünyasını anlatan bir film yapmak vardı. İkiliye yeni kişilerin katılımıyla, küçük bir hayal olarak başlayan Sıfır Birin ünü artık Adana'nın dışına taşmış durumda. Belgesel niteliğinde gerçeklik Sıfır Bir-Bir Zamanlar Adana dizisinin ekibiyle, çekimlerin yapıldığı Hürriyet Mahallesi'nde buluştum. Ekip sezon finali yapıldığı için çekimde değildi. Ama Hürriyet Mahallesi'nde yaşam bütün doğallığı ile devam ediyor. Dizi gerçek bir mahallenin, gerçek insanları arasında çekiliyor. Çoğunlukla Güneydoğu Anadolu'dan göçenlerin yaşadığı Hürriyet Mahallesi, çok renkli, çok kültürlü bir göçmen mahallesi aslında. Semt günümüzde bu özelliğini Suriyeli sığınmacılara kapılarını açarak sürdürüyor. Sıfır Bir'in fikir babaları yönetmen Kadri Beran Taşkın ve oyuncu Cihangir Ceyhan'ın rehberliğinde Hürriyet mahallesini gezdik. Yol boyunca semt sakinleri Cio karakteri ile tanınan Ceyhan'a büyük ilgi gösteriyor. Ona mahalleden biriymiş gibi davranıyorlar. Sarılanlar, fotoğraf çekilenler, ikramda bulunanlar... Ceyhan, çekimleri Adana'nın gerçek bir mahallesinde yapıyor olmalarının diziye ruh kattığına inanıyor: İnsanlar İstanbul'da, İstanbul'da yaşamak için çalışıyorlar. Kimsenin kimseye ayıracak bir vakitleri yok, gönülleri yok. Ama burada öyle değil durum. Buradaki insanları biraz daha maneviyat doyuruyor. Yan bir evden bir şey istiyorsun, masa lazım, sandalye lazım, hemen getiriyorlar. İnsanlar kendilerini daha fazla veriyorlar. Daha samimi olan bir yer burası. Kadri Beran Taşkın'ın ailesi Adana'nın başka bir semtinde yaşasa da burası artık onun ikinci mahellesi oldu: Hürriyet Mahallesi Adana'nın en eski mahallelerinden bir tanesi aslında. Yani kriminal tarafıyla bilinen bir yer şu anda ama aslında Adana'nın en eski yerleşim birimlerinden bir tanesi Ve burada aile dostlarımız vardı bizim. Onlar vesilesiyle benim bu mahalleye yakınlığım oluştu. Hürriyet mahallesi, bir takım değerlerini korumaya çalışan, dost canlısı ve mahalle kültürünü devam ettiren ender yerlerden birisidir. Ben burada oturmuyorum ama, kendi mahallemde bu kadar rahat değilim yani. Herkes bize saygı duyuyor, yaptığımız şeyden dolayı, bizi seviyorlar, benimsediler... Dizinin birçok sahnesi mahallede gerçekleşen anlık olaylardan oluşuyor. Yoldan geçen bir seyyar satıcı, sokakta kavga eden iki çocuk, çamaşır asan bir kadın... Dizi bu yönüyle, Hürriyet Mahallesi'nin belgeseli niteliğinde. Herkesin Adana'nın ekmeğini yemişliği var Ya burada doğdular, ya büyüdüler, ya da okudular. Dizi'de kamera arkasında ve önünde bulunan herkesin bir şekilde Adana'nın ekmeğini yemişliği, suyunu içmişliği var. Adana ağızları, modası, yemekleri ve sokakları bu dizide. 'Sıfır Bir'in doğallığının bir başka sebebi de, dizide rol alan mahalleli amatör oyuncular. Bu durum yönetmen Taşkın'ın bilinçli bir tercihi: Nasıl ki sokakları, her şeyi bu mahalleye aitse, hikayesi bu mahalleye aitse, biz insanlarının da buraya ait olması gerektiğini düşündük. İnsanlar da, sağ olsunlar, ne yapmaya çalıştığımızı çok iyi anladılar ve bize bu konuda destek oldular. Yani, bizi şaşırtacak derecede böyle iyi oyuncularla, yani çok yetenekli insanlarla karşılaştık... Başrol oyuncusu Ceyhan, Cio karekterini oynarken Hürriyet mahallesi sakinlerinden yardım alıyor: Hürriyet Mahallesi birazcık daha bu olayların gerçekten olduğu, gerçekten yaşandığı, çok sadece dekordan, kostümden kaynaklı değil de, dokusu ve insanları burada çektiğin şeylere çok alışkınlar. Acaba silahı şöyle mi tutsam veya böyle mi tutsam dediğin zaman orada sorabileceğin birisi var. Yani 'Ya, nasıl yaparsın? Buraya mı koyar, buraya mı koyar, böyle mi tutar?' diye sorduğunda 'yok' diyor. 'Ağzına vermiş olur'. Böyle küçük nüansları, trükleri yakalayabileceğin bir yer. Daha izole, kompleks çalışabileceğimiz bir yer. Bir ağabeyimizin desteği ile çekiyoruz Amatör bir ruhla ve basit imkanlarla çekiliyor olsa da dizinin ciddi bir maliyeti var. Sıfır Birin YouTube takipçi sayısı yarım milyonu geçti ve her geçen gün artıyor olsa da Yönetmen Kadri Beran Taşkın, yerel sponsorlar olmadan projenin devam edemeyeceğini söylüyor: Youtube'dan gelen bir aylık reklam gelirimiz bizim sette harcadığımız bir günlük çekim masrafımızı bile karşılamıyor. Dolayısıyla, biz Youtube reklamlarını baz alarak, ya da Youtube reklamlarına bel bağlayarak yürütmüyoruz bu işi. Başından beri bize inanan ve bize destek olan bir ağabeyimizin desteği ile çekiyoruz diziyi. Dizi, internette yakaladığı başarı ile büyük yapım şirketlerinin dikkatini çekmiş durumda. Teklifler masada, görüşmeler devam ediyor. Anlaşma sağlanırsa Sıfır Bir dizsi yeni dönemde daha iyi imkanlarla, daha fazla izleyiciye ulaşma şansı bulacak. Taşkın'a göre ne olursa olsun yola çıkarken ki ruhu koruyacaklarına inanıyor: Evinizde izlediğiniz, böyle çok büyük televizyon kanallarının medya patronlarından tutun da, dünya çapında bu paralı 'paytv' sistemiyle ilgilenen kuruluşlara kadar, büyük filim yapımcıları, reklam yapımcılarına kadar birçok insanın ilgisini çekmiş durumdayız. Ama bizim önceliğimiz tabii ki 'Sıfır Bir'i her zamanki haliyle korumak. Dizinin gizemli isimleri Sıfır Birin oyuncuları, görüntü yönetmeni, kameramanları, sesçileriyle birlikte kalabalık bir ekibi var. Dizinin rap ve beatbox tarzındaki müziklerini de yine Adanalı bir genç, Esat Bargun yapıyor. Ancak, dizinin yapımcı ve senaristinin adı künyede yazılı değil. Adana'da, yapımcı ve senaristin aynı kişi olduğu, çocukluğu ve gençliği Hürriyet'te geçmiş bir mahalle sakini olduğu, dizide geçen olayların çoğunu yaşadığı, şimdi ise ticaretle uğraştığı konuşuluyor. Yönetmen Kadri Beran Taşkın da yapımcı ve senaristinin kimliğini açıklamıyor. Bunları bir abimizin desteği ile yapıyoruz. Bize ve projeye inanan bir abimiz. Sizlerle bu kadarını paylaşabilirim. Senaryo yazarımız da kendini gizlemeyi tercih ediyor. Ama dizideki hikaye, bir zamanlar gerçekten Adana'da veya bu mahallede yaşanan olaylara dayanıyor. Senaristi ancak bir gün kendisi isterse açıklarız. kaynak: Aljazeera Muhabir: Video: Sibel Denizmen The Geyik yorumları: DİZİNİN İLK BÖLÜMÜ OLDUKÇA KEYİFLİ VE ZAMAN İLERLEDİKÇE DAHA DA İYİ OLMUŞ... BİZCE KESİN İZLEYİN 🙂 Dizinin şu an ikinci sezonu bitti: Bu da youtube kanalları https://www.youtube.com/channel/UCPy8l1I_lSGSGyNZ2Zf2xrg"} {"url": "https://www.thegeyik.com/adi-melekler-sehri-ama-dunyanin-en-igrenc-turizmi-burada-yapiliyor/", "text": "Filipinler'in 'Angeles City' adlı kenti hem yasaklar şehri hem de ismi gereği melekler şehri. Fuhuş üzerine kurulmuş bir turizm düzeni var. Ve ne yazık ki binlerce kadın bedenleriyle para kazanmak zorunda kalıyor. Pasifik Okyanusu'nun batısında bulunan Filipinler'in 'Angeles City' kenti Batılı ülkelerden gelenler için 'cinsel ilişki' turizmiyle meşhur. Hatta Filipin Üniversitesi'nin bir araştırmasına göre, fuhuş sektörünün Filipinler'in gelir kaynakları arasında dördüncü sırada yer aldığı belirtiliyor. Yüzlerce genç kadının bu şehirde hayata tutunmak için ilişki işçisi olarak çalışmaktan başka bir opsiyonu yok. Bu şehirde sadece genelevler değil; restaurantlar, barlar, gece kulüpleri de hayat kadınları çalıştırıyor. Cezai yaptırımlar sebebiyle genelevlerin yerini, barlar, cinsel işçilerinin yerini ise bargirl adı verilen garsonlar almış durumda. Fakirliğin kol gezdiği ülkede kadınlar, fuhuş yoluyla bedenlerini satarak para kazanıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/adile-nasitin-anlatimiyla-tarik-akanin-yevmiye-hikayesi/", "text": "ADİLE NAŞİT Anlatıyor Bizim Aile filminin çekimlerinde idik. Halit Akçatepe ile Münir Özkul, aralarında konuşup gülüşüyorlardı. Tarık Akan da, oturmuş bir köşeye dalıp dalıp gidiyordu, yanına gittim, çok samimi değildik, çorba içme saatiydi, çorba içtik ve Hayırdır dedim, zor da olsa anlatmaya başladı; ** 'Mühendislik fakültesindeyken, okula yakın bir yerde bir matbaacı arkadaşım vardı, Cebinden kitaplar basar, insanlar okusun diye uğraşırdı. Bugün gelirken ona rastladım, İşleri bozulmuş, kapatmak zorunda kalacakmış dükkanı' dedi.. ** Çekimler iyi gidiyordu, Münir'in yanına gittim, Durumu anlattım, Yevmiye usulü çalışıyorduk, ne yapacağımızı da çok bilmediğimiz için bekledik. Belki elimizden bir şey gelirdi. Münir bunu epey dert edindi. Hani o can alıcı sahne var ya; Münir'in o güzel tiradı. Saim Bey' in kapısından içeri girer, sen değil, ben büyüğüm ben diye noktalar. İşte o sahnede, herkesin eli ayağı buz kesti, Yarım saat bir sessizlik oldu, ** Gün bitti, yevmiyeler dağıtıldı. O gün ne olduysa, hepimiz 3'er yevmiye aldık. Münir 10 yevmiye almıştı. Herkes aldıklarını bir araya getirdi topladık ve Tarık Akan'a uzattık, Kabul etmedi. Zorla kabul ettirdik, beraber gidip matbaadaki işler düzelene kadar, her gün biraz daha destek olduk. Bugün, Tarık' ın vesilesi ile o matbaa halen çalışıyor ve geçtiğimiz gün, 20 bin adet kitap basıp, tüm ülkedeki okul kütüphanelerine yolladı.. Adile Naşit 21.06.1985 ** Kitabın adı ne biliyor musunuz peki? Yazının sonuna kocaman bırakıyorum NUTUK. Adile Naşit'in Anlatımıyla Tarık Akan'ın Yevmiye Hikayesi ADİLE NAŞİT Anlatıyor"} {"url": "https://www.thegeyik.com/adriana-limanin-sevgilisi-metin-haradan-beklenen-aciklama-geldi-yengenizin-selami-var/", "text": "Son günlerin en çok konuşulan konusu hiç kuşkusuz ki Adriana Lima ile Metin Hara'nın aşkı. Kimi reklam, kim PR çalışması dese de ikilinin aşkı son hızla devam ediyor. Ne olmuş? diye heyecanla takip ettiğimiz olaylar silsilesi sonucu beklenen açıklama Metin Hara'dan geldi. İşte Hara'nın Twitter üzerinden söyledikleri; 1- Bu hesap dışında başka hesabım yoktur. 2- Asla yakışmayan bir uslubla cevap vermem. Metin Hara July 13, 2017 3- Pr projesi yazanların vizyon/mantık dışı yorumlarını hayretle izliyorum. Hiç bir açıdan akıl alır bir tarafi yok. Metin Hara July 13, 2017 4- Vallahi tv8'deki programı ilk kez ben de basından duydum. Söylerseniz zamanını/gününü filan izleyeyim kaçırmayalım. Metin Hara July 13, 2017 5- Aileden zengin değilim, dev yatlarım, pahalı arabam, lüks hayatım, agzımda purom yok. Ve evet birlikteyiz. Metin Hara July 13, 2017 6- Senelerce hapishanelerde, hastanelerde, sokakta insanların yardımına koşmuş, 3 tane orman dolusu ağaç ekmiş biriyim. Metin Hara July 13, 2017 7- Zenginliğin bir aileden, sıfatlara kör olmaktan ve insan biriktirmekten olduğunu savunan biriyim. Metin Hara July 13, 2017 8- Bu sefer şiir kazandı, aşk kazandı, gönül kazandı... Metin Hara July 13, 2017 9- Şimdi ülkemizde insana/özgürlüklere/doğaya/teknolojiye/sanata dair konulara odaklanıp bu enerjiyi yapıcı bir eyleme dönüştürebiliriz. Metin Hara July 13, 2017 10- Mizah serbest ??? Nadiren de olsa telefona bakıp gülüyoruz hepsine... Ama ne olur şizofrenik senaryolar değil de akıl dolu şakalar olsun Metin Hara July 13, 2017 11- Röportaj vermiyorum. Pr yapmıyorum. Bir ürün satmıyorum. Metin Hara July 13, 2017 12- Beni geçekten tanıyan herkesin desteğine teşekkür ediyorum. Yengenizin de selamı var. Ben kaçtım... Metin Hara July 13, 2017"} {"url": "https://www.thegeyik.com/afganistanda-kadin-direnisinin-simgesi-kaykaylar/", "text": "Afganistan'da hayatın ne kadar zor olduğunu anlatmamıza gerek yok sanırım, hem terör hem işgal Afgan kadınları son yıllarda en fazla acı çekenlerin başında geliyor. Kaykay yani skateboard ise burada yeni keşfedilmiş bir icat gibi ilgi görüyor. Buna ilgi gösteren en önemli kısım ise kadınlar ve çocuklar. 1890larda Amerikan kadınlarının araba ile tanışması ile başlayan özgürlük yolunda tekerin önemi sonraki yıllarda bisiklet ile de devam etmişti. Susan B. Anthony zamanında kadının bisiklet sürerken kendini nasıl özgür hissettiğini tasvir ederken tekerleğin kadının dünyasına kattıklarını ballandıra ballandıra anlatmıştı. Bu videoya bakınca o özgür ruhu yine hissedebilirsiniz. Dileriz kaykay da özgür bir dünyaya açılan yeni bir pencere olur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/afrika-antilobu-ac-bir-aslani-annesi-sandi-ve-bakin-ne-oldu/", "text": "Hayvanlar için vahşi yaşam genellikle, her fırsatta tehlikenin pusuda beklediği, hayatta kalmak için bitmeyen bir mücadele olarak tasvir edilmiştir. Bu nedenle bu günlük yaşam ve ölüm savaşında, farklı tür hayvanlar arasındaki belirgin şefkati gözlemlediğimiz anlar çok azdır. Smithsonian Kanalı'ndan elde edilen bu olağanüstü sahne, Afrika, Serengeti'de çekildi. Bir avcının ve avın tanıdık bir sahnesini görmekteyiz ve sonunu da tahmin etmek zor değil fakat bu tahminler yaşanan olaydan sonra hafızadan siliniyor. Avlanmak üzere olan bir aslan, bir Afrika antilopu yavrusunu yakalıyor fakat duraksıyor ve onu öldürmüyor. Sanki bebeğin korkusuzluğu karşısında gardını indirmişçesine, bebeğin yanında dinlenmesine izin veriyor. Dolayısıyla da yavru antilop, annesine sokulur gibi sokuluyor aslana. Ve belki de en tatlı şey sonundaki tatlı buluşma olsa gerek 🙂 Aslanın yavruyu av olarak görmekten vazgeçip annesi ile buluşmasına neden izin verdiğini söylemek kesin olarak mümkün değil. Ama bu gizemli olay, hayvanların empati kapasitelerinin ve içinde yaşadıkları vahşi dünyanın onları sevgiden yoksun etmediğinin hatırlanmaya değer bir gerçek olduğuna dikkat çekiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/agustos-ayi-icin-burclara-gore-oneriler/", "text": "Sodexo'nun yaşam kalitesini yükselten yazarlarından Yönetim Danışmanı ve Astrolog Binnur Zaimler Ağustos ayı için de her burca özel tavsiyelerde bulundu. İşte Binnur Zaimler'e göre ayın değerlendirmesi ve burçlara göre tavsiyeler: Koç Size cesaret veren pek çok olayla karşılaşacaksınız. Bu ay tutulmalar sayesinde pek çok başlangıç yapabilirsiniz. En önemlisi, kendi yaratıcılığınızı keşfetmek ve bununla başkalarının önünde geçeceğiniz sınavlardan tam puan almak olacak. İşinizin angarya gelen kısımlarını bu ay başkalarına devredin. Stratejik konular, eğitimler, sunumlar, yeni projeler geliştirmeye zaman ayırın. En önemlisi güzel bir tatil yapın. Yaratıcılığınız ve hayata olan inancınız artacaktır. 7 Ağustos Ay tutulmasına doğru sosyal alanda, iş veya özel hayattaki arkadaş gruplarıyla ilgili olaylar gerçekleşebilir. Kararlar almanız gereken bugünlerde, yeni bir derneğe girmek, ya da idealist bir projenin parçası olmak gibi teklifler alabilirsiniz. Gelecek planlarınızı da destekleyecek bu gelişmeler sırasında gerçekten ne istediğinize bakın. Bazen başkalarının isteklerini kendimiz istiyormuşuz sanabiliriz. Bugüne kadar üzerinde çalıştığınız, keyifle yaptığınız ne varsa başkalarına anlatın, tanıtın. Varsa çocuklarınız da bu ay ajandanızın ilk sırasında yer alacak. Onlarla ilgili yeni şekillenen konuları sonuçlandırın. 11 Ağustos sonrasına geciktirmeyin. Size verilen işlerin, görevlerin önemli aşamalarını 11 Ağustos sonrasına bırakmasanız iyi olur. 7 Eylül'e dek geri harekette olacak iletişim gezegeni Merkür, bu tarihler arasında günlük işlerinizde gecikme yaşanması veya bazı konuların gözden kaçması anlamına gelebilir. 21 Ağustos tarihindeki Güneş tutulması, hayatınızın keyifli taraflarıyla ilgili yeni başlangıçlar demek. İşyerinde stratejik konulara, yeni projelere yoğunlaşacaksanız, 21 Ağustos sonrasını beklemek uygun olabilir. Özel hayatınız da renkleniyor. Birisinden hoşlanıyorsanız veya geçmişteki ilişkiniz gündeme geldiyse, tutulma sonrası ilişki başlayabilir. Tutulma sırasındaki birkaç gün kendinize zaman ayırın. Gözlerinizi kapatıp çocukken veya daha gençken neler hayal ettiğinizi hatırlayın. Belki bu hayali gerçekleştirme zamanı gelmiştir. Boğa Önemli kararların arifesinde olduğunuzu hissediyorsunuz. Bu ay gerçekleşecek tutulmalar sizin hem iş hem de aile hayatınızla yakından ilgili olacaktır. 7 Ağustos tutulması kararlarınızı netleştirmenizi isterken hem kariyerinizi hem de evdeki durumu düşünmeniz gerekebilir. Önemli bir iş teklifi, evle ilgili önemli bir gelişme cevap bekliyor. Tüm bilgiler elinizin altındayken karar verin. İş ve ev dengesini bozmamaya çalışarak hayatınıza yeni bir yön vermeniz gerekebilir. Ay boyunca, atılım gezegeni Mars sayesinde evinizde bazı değişiklikler isteyeceksiniz. Sosyal olmak, davetler vermek iyi fikir olabilir. Diğer taraftan evin düzeniyle de ilgilenme dönemi başladı. Eşyaların yerlerini değiştirmek, odalarda ayarlamalar yapmak ve hatta taşınmak da gündeme gelecektir. 11 Ağustos sonrasında hiçbir şeyi alelacele yapmayın. Etraflıca her şeyi araştırın. Varsa çocuklarınızla ilgili kafanız biraz karışabilir. Okulları, öğrenimleri ve diğer hayatlarındaki gelişmeleri doğru analiz edin. Gerekli evrakları, yazışmaları göndermeden önce kontrol edin. Eğer yalnızsanız, 11 Ağustos sonrası çok eski aşklar, flörtler gündeme tekrar gelebilir. Bu kişilerle karşılaşmanız veya zihninizde o günlere yoğunlaşmanız söz konusu olabilir. Yaptığınız sunumlarda, eğitimlerde detayları unutmayın, planlara özen gösterin. 21 Ağustos günü gerçekleşecek Güneş tutulması ve yeniay aile hayatınızda çok eski bazı konuların gündeme gelmesi anlamına gelebilir. Bu kadar patırtı gürültüden sonra 26 Ağustos günü Venüs burç değiştiriyor ve Aslan burcuna geçiyor. Eviniz, ailenizle, özel hayatınızla ilgili her türlü konu bu tarihten sonra rahatlığa kavuşuyor. Evden çalışmak, evde sevdiğiniz arkadaşlarınızı ağırlamak, güzel ve lüks eşyalar almak için iyi bir dönem başlıyor. Venüs'ün bu geçişi, evinizde huzur demek. İkizler Bol seyahatli bir aya merhaba deyin. İster iş ister özel seyahatler olsun, bu ay yerinizde oturmuyorsunuz. Ay boyunca yazılı ve sözlü iletişim, seyahatler, yazışmalar, müşteri teklifleri, belgeler gündeminizde olacak. Internet üzerinden yürüteceğiniz projelerde konuya yoğunlaşmanız başarınızı artıracaktır. Ayın ilk yedi günü, Ay tutulması etkisi ile yabancılar ve yurt dışı bağlantılı konularda kısıtlanmalar da olabilir. Kurumsal iletişim veya buna benzer bir işte çalışıyorsanız, lansmanlar için 11 Ağustos öncesi günleri değerlendirmeye çalışın. Ayın ilk on günü boyunca size gelen işleri, teklifleri, projeleri ve iletişim faaliyetleriniz hızlıca sonuçlandırmaya bakın. Bu sefer iş başa düşüyor. Büyük işlere sizin karar vermeniz, deyim yerindeyse 'racon kesmeniz' gerekecek. Gelişmeler sizi kabuğunuzdan çıkaracak, enteresan bir şekilde o çok çekindiğiniz çalışma arkadaşınızdan da destek göreceksiniz. İşler bu kadar yolunda giderken, gezileri, yazışmaları hep 10 Ağustos öncesi tamamlamaya çalışın. 11 Ağustos-7 Eylül tarihlerinde geri harekette olacak Merkür sizin yönetici gezegeniniz. İletişim, zihinsel faaliyetler, geziler ve ticareti sembolize eden gezegenin retro olması bu sefer özel hayatınızla yakından ilgili olacak. Evde tamirat veya fiziksel bazı değişiklikler için beklemek iyi bir fikir olabilir. Diğer taraftan aile içi iletişimde yanlış anlaşılmalar yüzünden kafanız karışabilir. En doğrusu evle ilgili büyük adımları 7 Eylül sonrasına bırakmak olacaktır. Bu dönemde evden ayrılıp gitmiş birinin geri dönmesi veya eski evinize tekrar taşınma gibi gelişmelerin yaşanması da doğal ve yerinde olacaktır. Yengeç Bu ay gerçekleşecek tutulmalar birikimlerinizle yakından ilgili. Büyük kararlar arifesinde olabilirsiniz. Bugüne kadar kazandığınız parayı düşünün, bunu nasıl değerlendirebilirsiniz? Nasıl çoğaltabilirsiniz? Yeni bir kazanç kapısı, ek gelir imkanı bulmak için çaba sarf etmeye gerçekten değer. Ayın özellikle ilk on günü boyunca maddi ve manevi kendinizi güvencede hissetmek sizin için öncelikli olacak. Ve belki de bu nedenle bir yatırım gündeme geliyor. Bu ortaklaşa bir yatırım da olabilir. Eşiniz veya ortağınızla tamamen yeni bir projeye girebilir veya işlerin gidişatına göre maddi anlamda ayrılmayı da seçebilirsiniz. Bu günlerde başkalarından gelecek olan para potansiyeliniz de yüksek. Bu nedenle eğer ihtiyacınız varsa istemekten çekinmeyin. Diğer taraftan karşı tarafa güvenmediğiniz ve endişelendiğiniz durumlarla ilgili sonuçlar aynen düşündüğünüz gibi çıkabilir. 11 Ağustos sonrası Başak burcunda geri harekette olan iletişim gezegeni Merkür, sizin için iletişim konularıyla ilgili olacak. Geçmişe dayalı bir konu değilse imza atmak, büyük sözleşmeler için el sıkışmak konusunda bir defa daha düşünün. Bütün bilgiler tüm yönleriyle elinizin altında mı? Sözleşme maddelerini doğru okumaya çalışın. İş gezilerini de 7 Eylül'den sonraya erteleyin. 26 Ağustos sonrasında para konularında rahatlama ve şans geliyor. Venüs'ün parayla ilgili olumlu konumu birkaç hafta boyunca sürecek. Aslan Sizin için belki de yılın en önemli günlerine geliyoruz. Hayatınızın değişik perspektiflerde tazelendiği bir dönem içindesiniz. 7 Ağustos'ta gerçekleşen Aslan-Kova karşıtlığındaki Ay tutulması ve 21 Ağustos'ta gerçekleşen Aslan burcunda Güneş tutulması hayatınıza yeniliklerin akın etmesini sağlayacak. Uzun yıllardır beklediğiniz gelişmeler, havai fişekler eşliğinde geliyor. Kariyer alanında beklediğiniz terfiler, iş teklifleri, muhteşem projelere yer açın. Sizi yıllar boyu geliştirecek, uzun vadede büyütecek her şeyin ilk tohumları bu ay ekiliyor. Sadece kariyer alanında değil, pek çok konuda ilerlediğiniz bir dönem içindesiniz. Zihinsel faaliyetleriniz hızlanıyor. Okumak, öğrenmek, herkesle temas kurmak için fırsatlar var. Spor, fiziksel hareketlilik istiyorsanız bu ay başlayın. Kendi imajınızı geliştirmek, nasıl göründüğünüzle ilgilenmek de seçeneklerden biri. Kendinize yatırım yapın, bakımlı ve çekici olmayı her zamankinden fazla hak ediyorsunuz. Özellikle 7 Ağustos günü gerçekleşen Ay tutulması etkisi ile ayın ilk günlerinde ilişkinizi masaya yatırabilirsiniz. Bir süredir istediğiniz gibi gitmeyen her türlü ilişkiyi ya düzeltin ya da kesin gitsin. İster iş ister özel hayatınızda olsun, bazı kimseler hayatınızdan tutulmalarla birlikte uzaklaşabilir. Ancak bilin ki aslında bu kişilerle olan birlikteliğinizin devam etmesine gerek de yok. 21 Ağustos günü gerçekleşecek Güneş tutulması öncesi tam bir arınma dönemi. Size ait olan ve artık istemediğiniz maddi ve manevi şeyleri bırakın. Bunların içinde kullanmadığınız eşyalardan, size endişe veren duygulara kadar pek çok şey var. Yeniden doğmak için sadece yeniyi seçin. 26 Ağustos günü Aslan burcuna geçen Venüs, birkaç hafta boyunca size çekicilik verecek. Bu dönem saçlarınız, kıyafetiniz, dış görüntünüz ve tutumlarınızla ilgili iyi değişiklikler yapmak demek. Fırsatı değerlendirin. İkna, başkalarını etkileme kapasiteniz Venüs ile artıyor. Başak Günlük hayatınız, koşturmalar ve yapacak pek çok şey peşinizden koşuyor. Ay boyunca yapılacaklar, projeler, teslim tarihleriyle ilgilenmeniz, gerçekten tam anlamı ile operasyona girmeniz gerekebilir. Bazı işler angarya olarak görünse de ucundan tutmanız iyi olacak. İşin iyi tarafı, 25 Ağustos'a dek size destek olan dostlar çevrenizde olacak. İşyerinde değil, ama iş çevresinde, bir telefon uzaklıkta olan bu kişilerden gerektiğinde yardım istemeyi unutmayın. Çevreniz giderek genişliyor. 11 Ağustos 7 Eylül tarihleri arasında sizin için uygun olmayan işlere girmemeye çalışın. Sözler vermeyin, sözleşmelerde dikkatli olun. Unutkanlık, ihmalkarlık ve kafa karışıklıklarının olabileceğini göz önünde bulundurup, teslim tarihlerini o şekilde ayarlayın. Bu tarihler arasında geçmişten gelen tüm konular işe yarayabilir. Bir zamanlar aklınızda olan fikirler, projeler, yarım kalmış hayaller, eski iş bağlantıları, geçmişte yapılmış işler şimdi işinize çok yarayacak. Eskiyi canlandırmak akıllıca olabilir. Tutulma zamanları olan 7 ve 21 Ağustos civarında kuruntularınızı bir kenara bırakın. Şirkette dolaşan şehir efsanelerine kulaklarınızı tıkayın. Dedikodular sizi etkilemesin. Sır tutmanız gerekiyorsa bunu yapın. Gizlilik ilkesine göre hareket etmek başarı getirecektir. Tatile çıkmak için 11 Ağustos sonrasını değerlendirin. Özellikle daha önce gittiğiniz yerleri bir kere daha ziyaret edebilir, bu sefer daha farklı bir gözle bakabilirsiniz. Terazi Büyük fırsatlar getiren Jüpiter hala Terazi burcunda. Kişisel anlamda gelişim, terfiler ve işyeriyle ilgili güzel teklifler peşinizden koşuyor. Yurt dışı bağlantılı fırsatları iyi değerlendirin. İlişkilerinizdeki olumlu gelişme hem iş hem de özel hayatınıza yansıyor. Şimdi gelelim Ağustos tutulmalarına. 7 Ağustos'ta Ay tutulması, 21 Ağustos'ta ise Güneş tutulması hayatımızdaki potansiyel olayları açığa çıkarıyor, her şey hızlanıyor. 7 Ağustos tutulmasından birkaç gün önce etkileri başlamış olacak. Çevreniz genişliyor. İdeallerinize uygun kişilerle tanışmak, beraberce aynı yolda yürümek tam da istediğiniz şey. İşte gelecek planlarınızı da destekleyecek yeni gruplar bu ay hayatınıza girecek. Edindiğiniz dostluklar, hobilerinizle bağlantılı olabilir. İş hayatındaki ünvanınız, hangi şirkette çalıştığınız ise çevrenizin genişlemesinde etkili olacak. Vermeniz gereken eğitim, yapmanız gereken sunum gibi sahneye çıkmanızı gerektirecek koşullar varsa lütfen çekinmeyin ve bu işleri 1-11 Ağustos tarihlerinde yapın. Bu tarihlerde ayrıca yalnızsanız, dost çevresinden özel biriyle yakınlaşabilirsiniz. 11 Ağustos-7 Eylül tarihleri arasında geri harekette olan Merkür, bilinçaltınızı canlandırabilir. Dolayısıyla her şey iyi giderken, bir anda kuruntuya kapılmanı, bazı korkularınızın ortaya çıkmasını çok önemsemeyin. Siz sadece somut olarak elinizde olan işlere, bilgilere, durumlara yoğunlaşın. 25 Ağustos'a dek Venüs, kariyer alanınızdan geçiyor. Sizi şahsen tanımayanların bile sizden iyi bahsettiği, yaptıklarınızın olumlu algılandığı, beğeni kazandığınız bir dönem. İş teklifleri gelebildiği gibi, terfi de bekleyebilirsiniz. 21 Ağustos günü gerçekleşecek Güneş tutulması sonrası, kulüp ve derneklerde daha aktif olabilir, işyeri dışında idealist projelerin içinde çalışabilirsiniz. Geleceğe olan ümidiniz, çevrenizde gelişen olayların akışıyla güçleniyor. Umut etmek, iyimser olmak hayatınızı yukarı doğru çekecek. Akrep Dış dünyada büyük atılımlar yaptığınız güzel bir ay sizi bekliyor. Kariyer, unvan, iş hayatınızla ilgili olumlu gelişmelerin yaşandığı bu dönemde başkalarıyla birlikteyken rahat hissediyorsunuz. İşyerindeki görevlerinizde ilerleme ve manevralar olabilir. Dışarıdan bakılınca çalışmanız ve emeğiniz hemen fark edilecek. Diğer taraftan özellikle 7 Ağustos tutulması iş ve ev dengesini gündeme getirecek. Evde mutlu musunuz? İşler yolunda mı? Evden taşınmak, aile düzenini değiştirmek ve evdeki ortamı biraz sadeleştirmek istiyor musunuz? Evdeki huzurunuzu düşünmeniz gereken günler. Diğer taraftan 4-7 Ağustos tarihlerinde evde daha basit yaşamanın yollarını arayın. Kullanmadığınız ve çok yer kaplayan eşyaları başkasına verin. Evde sadelik, iç huzurunuzu da sağlayacaktır. Yurt dışı, üniversite veya medya bağlantılı bir işiniz varsa, 1-25 Ağustos tarihlerinde, size çok destek olan biri sayesinde işler rayına oturuyor. 26 Ağustos sonrası ise kariyer alanında gelecek ödüllere kendinizi hazırlayın. 21 Ağustos günü gerçekleşecek Güneş tutulması sonrasında işyerinde istediğiniz yolda büyük bir adım attığınızı göreceksiniz. Bundan önce ise eskiyi tamamlayın, gerekli tüm işlemleri yapın ve o projeyi sonlandırın. Hayatımızdaki alanların hepsine aynı anda ilgi göstermemiz zor olabilir. Şimdi özel hayatınızı odak noktasından çıkarın. Dış dünyadaki konumunuz, başarılarınıza odaklanın. Bu alan sizi daha fazla mutlu edecektir. Yay Geçtiğimiz seneden bu yana öz disiplininiz kuvvetlendi. Hiç almadığınız kadar sorumluluk aldınız. Tek başınıza yol aldınız, destek göremediğiniz anlar oldu. Ve yeni bir hayata alıştınız. Şimdi, hayata daha olumlu bakacağınız günlere hazırlanın. 7 Ağustos günü gerçekleşecek Ay tutulması etkisi ile ayın ilk haftası ok yaydan fırlıyor. Başınızı kaldırıp uzaklara bakın. Değişik felsefeler, kişisel gelişim konuları, yurt dışı işler ve seyahatler ilginizi çekiyorsa harekete geçin. Ufak bir hamleyle size kapılar sonuna kadar açılacaktır. Yabancılardan, yakın çevrenizin dışındaki kimselerden çok destek alabilirsiniz. Ay tutulması etkisiyle imzalar atabilir, yeni iletişim projelerine de başlayabilirsiniz. Her şey iyi güzel giderken 11 Ağustos sonrasında Merkür geri harekete geçiyor. İletişim, ulaşım ve zihinsel aktiviteleri sembolize eden gezegen Başak burcunda 7 Eylül'e dek retro olacak. Kariyeriniz, iş hayatınızın gidişatı hakkında kafanız karışabilir. Gelen iş tekliflerine hemen atlamayın. Yanıtınızı iyice analiz ettikten sonra verin. Kısa bir süreliğine size farklı görevler de verilebilir. Şartların sabit olmadığını, kariyerinizi, imajınızı etkileyen konularda Eylül ortasında tekrar değişiklik olacağını unutmayın. 21 Ağustos günü gerçekleşecek Güneş tutulması sonrasında uzaklarla ve eğitimle bağlantılı yepyeni işlere başlayabilirsiniz. Tazelik ve yenilik yurt dışı bağlantılı işlerden, medya, iletişim ve reklam işlerinden geliyor. Oğlak Başkalarıyla olan paylaşımlarınızın ön planda olduğu bir döneme giriyorsunuz. Onlardan öğreneceğiniz bilgiler hayatınıza sihirli dokunuşlar yapabilir. İşyerinde beraber çalıştığınız kişiler size yol gösterecektir. Onların deneyim ve bilgileri, tanıdıkları sizin hedeflerinize ulaşmanızda faydalı olabilir. Aynı zamanda ortak yatırımlar da gündeme gelebilir. Bir işe, bir ev veya araba almaya istekliyseniz bunu tek başınıza değil, güvendiğiniz kimselerle yapın. Finansal yatırımlarda bankacınıza, uzmanlara güvenebilirsiniz. 3-9 Ağustos civarı size olan parayı da ortak kasaya atarak yatırım yapmaktan çekinmeyin. İstediğiniz projelere girmenin de tam zamanı olabilir. Her şey hızlı gelişecek görünüyor. Tek yapmanız gereken kesenin ağzını biraz açmak. Gelelim 11 Ağustos sonrası etkili olacak başka bir gökyüzü hareketine: Merkür 7 Eylül'e dek geri harekette olacak. Yabancılarla, uzaklarla olan iletişimde aksamalar olabilir. İletişim, ulaşım ve zihinsel aktiviteleri sembolize eden gezegenin Başak burcunda geri hareketi Oğlak burçlarının eskiden tanıdıkları uzaklardan gelen kimselerle iş yapabileceğini söylüyor. 7 Eylül'e dek geçmişte tanışmış olduğunuz yabancı kimselere ulaşmaya çalışın. Yurt dışına seyahat düşünüyorsanız, eski gittiğiniz yerlerden daha fazla keyif alacağınızı söyleyebiliriz. Unutkanlık, ihmalkarlık ve kafa karışıklıklarına dikkat edin. 21 Ağustos sonrası, maddi ve manevi anlamda başkalarından göreceğiniz destek dikkat çekiyor. Çekinmeyin ve işiniz için gerekli kimselere ulaşın. Kova Oldukça önemli bir aya giriyorsunuz. Kemerlerinizi bağlayın ve arkanıza yaslanın. Uzun zamandır gelişen olaylar hayata eskisinden çok daha farklı bakmanızı sağladı. Şunu anladınız ki, kimse olmasa bile tek başınıza da yaşayıp gidersiniz. Tüm ay boyunca atılım gezegeni Mars'ın karşıt burcunuz Aslan'da olması ikili ilişkilere dikkat çekiyor. İşyerinde kendi emeklerinizle ortaya koyduğunuz işlere eleştiriler gelirse çok ciddiye almayın. Bazı kimseler size karşı tepkisel yaklaşabilir. Mars aynı zamanda size ortaklık kapılarını açıyor. Aklınızda düşündüğünüz biri varsa, bir projeyle bağlantılı güzel bir ortaklık kurulabilir. Özel ve iş hayatınızda insanların size olan geri bildirimlerinden yapıcı bir şeyler çıkarabilirsiniz. 7 Ağustos günü Kova burcunda gerçekleşecek Ay tutulması gümbür gümbür geliyor. Bir süredir keyif almadığınız ve zorla sürdürdüğünüz ilişkilerinizi noktalamak isteyebilirsiniz. İş ve özel hayatınızda çok yakınlarınızla sorunları masaya yatırın. Gerektiğinde geri adım atabilirsiniz. 21 Ağustos Güneş tutulması sonrası hayatınıza girecek kişiler sizi adeta tazeleyecek. Bu tarihten sonra gelecek iş tekliflerini fırsat olarak görün. 25 Ağustos sonrası Venüs sayesine, ilişkilerde mutlu, rahat ve huzurlu günler geliyor. Özetle bu ay sadeleşme zamanı. Daha fazlasını istemek yerine, size yük olan şeyleri hayatınızdan çıkarın. Bu şey ünvanınız, görevinizin bir kısmı, arabanız veya kilolar da olabilir. Balık Bu ay ofis hayatınızda işler tıkırında görünüyor. Üzerinde çalıştığınız işlerde, görevinizde ilerleme ve genişleme var. İşin sevdiğiniz taraflarını daha fazla yapma imkanı size veriliyor. Ekibinizde büyüme vat, sizinle çalışmak isteyen, size destek olanlarım sayısı artıyor. Gözle görülür, somut konulara yönelecek, endişe ve hurafeleri ise bırakacaksınız. Reel olarak ofisinizde de genişleme, yer değişikliği söz konusu. Tazelenme ve yenilenme her gün rutin olarak zaman geçirdiğiniz yerde olacak. Bu işyeriniz veya evde çalıştığınız yer olabilir. 7 Ağustos günü gerçekleşecek Ay tutulması işyerini, ofisi, projelerinizi aydınlatırken yaptığınız işe odaklanıyorsunuz. Çalışırken efor sarf etmek durumundasınız. Bu durum 7 Ağustos civarı sağlığınızı etkilemesin. Ağır gıdalardan uzak durun. Kırmızı et ve deniz ürünlerini sınırlı şekilde tüketin. Yaratıcı çalışmalar, ilgi alanlarınız üzerine geçen zaman da artıyor. 21 Ağustos günü Aslan burcunda gerçekleşecek Güneş tutulması, sizin farklı bir ofise geçebileceğinizi, bu tarihten sonra çok yeni işlere yelken açabileceğinizi söylüyor. Hızla hayatınıza girecek yeni görevler, uzun vadeli olacaktır. 25 Ağustos gününe de Venüs sayesinde gideceğiniz tatillerden keyif alacaksınız. Şimdi gelelim Merkür'ün geri hareketine. 11 Ağustos -7 Eylül tarihlerinde retro harekette olan gezegen iletişim, ulaşım ve zihinsel aktiviteleri sembolize ediyor. Karşıt burcunuz Başak'taki geri hareket, ilişkilerinizde yanlış anlaşılmalardan uzak durmanızı öğütlüyor. Karşı tarafı yanlış anlayabilirsiniz. Diğer taraftan iş ve özel hayatınızdaki kimseler sizi istemeyerek de olsa yanıltabilir. Kafaları karışık olabilir. Her duyduğunuza hemen inanmayın ve başka birinden durumu kontrol edin. Retro, aynı zamanda geçmişte birlikte iş yaptığınız kişilerle tekrar görüşme fırsatı da verecektir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/aids-hastaligi-tarihe-karisabilir/", "text": "Dünyada her yıl milyonlarca insanın ölümüne yol açan AIDS hastalığı önümüzdeki yıllarda tarihe karışabilir. Genetik bilimciler HIV ile mücadelede çok büyük bir adım attı. Bilgisayarlardaki kopyala yapıştır yöntemini genler üzerinde kullanan araştırmacılar virüsü tamamen yok etti. Bilim insanları HIV virüsünü tamamen yok etmeyi başardı. Bu heyecan verici başarıya, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Pittsburgh Üniversitesi araştırmacıları imza attı. Fareler üzerinde çalışan uzmanlar, Crispr adı verilen gen dizilimi yöntemini kullandı. bilgisayarlardaki kopyala-yapıştır mantığı ile çalışan yöntemle, HIV virüsünün bulaştığı hücrelerdeki genetik hasar tamir edildi. Böylece virüsün yayılması da tamamen engellenmiş oldu. Sadece bir yıllık terapi ile hayvanlardaki HIV izleri yüzde 96 başarı oranıyla ortadan kalktı. 3 farklı HIV virüsü ile çalışan bilim insanları, her üç tipin de etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Denek hayvanlarının tamamen sağlığına kavuştuğunu söyleyen araştırmacılar, primatlar ve insanlar üzeride yapılacak klinik deneylerin ardından HIV virüsüne karşı etkin bir tedavinin ortaya çıkacağından umutlu. HIV virüslerini yok etmekte kullanılan Crispr teknolojisi, gelecekte birçok hastalığın da çaresi olabilir. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ailecek-gezerken-sikilmayacaginizi-garanti-edecegimiz-7-harika-muze/", "text": "Başka bir şehirde ailecek gezerken en çok sorulan soruların başında Çocuğu nereye götürelim? sorusu gelir. Yurt dışı seyahatlerinizde hem sizi hem de çocuklarınızı eğlendirecek 7 harika müzeyi bir araya getirdik: Köln, Çikolata Müzesi Listeyi iddialı bir müzeyle açalım. Eminiz sadece çocuklar değil çoğunuz bu müze için keşke benim şehimde olsaydı diyeceksiniz. Köln'de bulunan çikolata müzesi tıpkı böyle düşünen binlerce insanı her sene ağırlayıp çikolata yapmanın inceliklerini ve tarihi gösteriyor. Müthiş şehir manzarası da cabası. Cacun, Sualtı Sanat Müzesi MUSA Yüzmeyi sever misiniz? Sanat eserleri arasında yüzerek dolaşmak fikri size de çok eğlenceli gelmiyor mu? Meksika'ya seyahat etmeyi planlıyorsanız Sualtı Sanat Müzesi MUSA'yı mutlaka ziyaret etmelisiniz. Yalnız sanatçının o eserinde ne anlatmak istediğini tartışmak için yüzeye çıkmayı beklemeniz gerekiyor. Newyork, Amerikan Doğal Tarih Müzesi Müzede Bir Gece filmini izleyenleriniz Amerikan Doğal Tarih Müzesi'nin o harika atmosferini ve gece yarısından sonra canlanan eserlerin yarattığı soluksuz macerayı hatırlayacaktır. Müze yönetimi bu macerayı biraz olsun tatmak isteyen 7-13 yaş aralığındaki çocuklar için müzede gece kalabilecekleri kamplar düzenliyor. Ne dersiniz çocuklarınız için müzede bir gece kalmak çok heyecanlı olmaz mıydı? Zhengzhou, Üç Boyutlu Sanat Müzesi Zhengzhou Üç Boyutlu Sanat Müzesi bir köpek balığından kaçarken kameralara dönüp gülümseyeceğiniz oldukça eğlenceli bir müze. Müzeyi gezerken adeta fotoğraf çektirme yarışına gireceğinizi biliyoruz:) Bu müze hakkında daha önceki yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. California, Oyuncak Tavşan Müzesi Oyuncak tavşanla ilgili ne kadar çok ürün olabilir ki? Aslında soruyu sormaya korkuyoruz çünkü birileri oyuncak tavşanla ilgili müze açacak kadar çok eşya toplamış bile. Aşırı derecede tavşan kulağına maruz kalmak isteyenler California'da bu müzeyi ziyaret edebilir. Kuala Lumpur, Kelebek Müzesi Kuala Lumpur'da bulunan Kelebek Müzesi, dünyaca ünlü Discovery Channel tarafından en iyi kelebek parklarından biri olarak tanıtılıyor. Tek bir sorun var, müzede hassas kelebeklerin zarar görmemesi için fotoğraf çekimi yasak. Anılarınızı göz kapaklarınızla çekip gerçek hafızanızda depolamanız gerekiyor. Bologna, Dondurma Müzesi Yine her yaştan herkesin severek ziyaret etmek isteyeceği bir başka müze, dondurma müzesi. Özellikle kavurucu yaz günlerinde tekrar tekrar ziyaret etme isteği uyandıran bu müze İtalya Bologna'da bulunuyor. Meşhur İtalyan dondurmasının tarihi bahane, lezzeti şahane diyorsanız, bir gün görülecekler listenize mutlaka eklemelisiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ailesi-gunluk-1-kazanirken-gunde-50-000-dolar-kazanan-flappy-birdu-yapan-cocugun-hikayesi/", "text": "Flappy bird'ü bir çocuk yaptı biliyor musunuz? Onun Hayatı buyrun Zengin olan uygulama geliştiricileri arasında öyküsünü en çok kıskanacağınız kişinin Flappy Bird'in geliştiricisi Dong Nguyen olduğunu fark edeceksiniz. Dong, Vietnam'da yaşayan, hepimiz gibi evinde oturup televizyon seyreden, kalkıp okula giden, okulda öğretmenlerinden azar işittikten sonra stajyer olarak çalıştığı oyun geliştirme şirketine gidip Facebook'ta arkadaşlarının fotoğraflarını beğendikten sonra tekrar evine dönen ve televizyon seyretmeye devam eden herhangi bir gençtir. Ancak kader onun başına ağ örmeye kararlıdır ve Dong bir akşam evde oturmuş tavuklu noodle yerken Angry Birds'in çok kompleks bir oyun olduğunu düşünüp daha basitini yapmak ister ve bilgisayarını açıp iOS programlamayı öğrenmeye başlar. Öğrendiği dili test etmek için de, dünyada görebileceğiniz en basit oyunlardan birini üç gün içinde yapar: Flappy Bird... Hatta oyun o kadar amatörcedir ki, Dong oyunun grafiklerini bile, bilgisayarında kurulu diğer oyunların dosyaları arasından çalar. Sonuçta ortaya, beton kolonların arasından uçmaya çalışan minik, şapşal, aptal, yeteneksiz bir kuşun bitmek bilmeyen öyküsü çıkar. Oyuncuların da tek yapması gereken, belli bir ritimle ekrana dokunmaktır. Bu oyunu Apple Store'da ücretsiz olarak yayınlayan Dong, elbette kimseyi etkileyemez. Milletin işi gücü yok da amatör çocuk oyunu mu oynayacak? Zengin olmak o kadar da kolay değil. Peki Dong'un oyunu nasıl olup da bu kadar popüler olur? Dong, oyununun kategorisini aile uygulamaları olarak değiştirir. Bu sırada oyun sosyal medyada birkaç kişinin dikkatini çeker ve alay etmek amacıyla, bu saçma oyunu paylaşırlar. Sonuçta, insanlar önceleri alay etmek için merak ettikleri bu oyuna başlamışken, çekirdek çitlemek gibi, kendilerini durdurmaz bir şekilde oyunla oynamaya devam ederler. Bir süre sonra da Dong'un Twitter hesabına küfürler yağmaya başlar. Bu sürükleyici ama bomboş, anlamsız, saçma oyunu yaptığı için, oyuna bağımlı olanlar ölüm tehditleri savurmaya başlar. Oyun kısa sürede fenomene dönüşür. Dünya çapında herkes ondan bahsetmeye başlar. Oyun İnternette bir mim haline dönüşür. Dong önceleri bu tepkilerden çok çekinip oyunu yayından çeker ancak sonra abileri onu akıllandırmış olacak ki, Vietnamlı sıradan bir çocukcağız olan Dong, uygulama içi reklamlardan her gün 50 bin dolar kazacağı oyunu yeniden yayınlar ve o günden bugüne kadar, Vietnam'daki ailesi günde 1 dolar kazanırken o her sabah güne 50 bin dolar daha zenginleşmiş olarak başlar. Bugün serveti on milyonlarca doları geçiyor ve hızla büyümeye devam ediyor. Alıntıdır"} {"url": "https://www.thegeyik.com/airbnb-drakulanin-satosunda-kadife-kaplamali-tabutta-yatacak-2-kisi-ariyor/", "text": "Airbnb sitesi Romanya'da Kont Drakula'nın kalesi olarak bilinen Bran Şatosu'nda Cadılar Bayramı'nı geçirecek kişiler arıyor. 70 yıldır kimsenin gecelemediği kalede kalma fırsatını kazananlar, kadife kaplamalı tabutlarda uyuyacak. Sputnik'in haberine göre; Airbnb sitesi, 31 Ekim'de kutlanacak Cadılar Bayramı'nı filmlerdeki gibi bir atmosferde geçirmeyi hayal edenler için unutulmayacak bir fırsat sunuyor. Sitede düzenlenen yarışmada, Romanya'da Kont Drakula'nın kalesi olarak bilinen ve müze olarak hizmet veren Bran Şatosu'nda geceleyecek 2 kişi aranıyor. Kont Drakula , tarihte 'Kazıklı Voyvoda' ve 'vampirlerin atası' olarak da anılıyor. At arabasıyla günbatımında kaleye getirilecek ve Drakula karakterini yaratan yazar Bram Stoker'ın torunu Dacre Stoker'ın karşılayacağı talihliler, kadife döşemeli tabutlarda uyuma fırsatı yakalayacak ve ayrıca 70 yıl sonra kalede uyuyacak ilk insanlar olacak. Yarışma için www.airbnb.com/night-at/dracula"} {"url": "https://www.thegeyik.com/airbnb/", "text": "Ekşisözlük yazarlarından Schizo'nun başından geçen ilginç Airbnb hikayesi. -Airbnb odanızı kiralamaktan ucuz tatil bulmaya kadar mekan sorunlarınızı çözme amaçlı bir site, ama bakın neler olmuş kendimi bir anda aşk dörtgeninin içinde bulduğum site. bulunduğum ülkede yaşadığım evin bi odasını airbnb'den misafirlere açmıştım. geçenlerde kanadalı bir kız 10 günlük rezervasyon yaptı. köpekleriyle geleceğini, belki bi arkadaşının da kendisiyle kalabileceğini vs. söyledi. uzun etmiyeyim, geleceği gün kendisinden önce lavuğun biri çıkıp geldi. gelecek kızın erkek arkadaşıymış. adı murat. türkiye'den 10.000 mil ötede elin türkünün tesadüfen evime gelmesine mi şaşırayım, yoksa misafir olacak kızın evin adresini başkasına vermesine mi? neyse abi, buyur ettim herifi. kızın arkadaşım diye bahsettiği kişinin murat olduğunu düşünüyorum tabi. lavuğun elinde çiçekler, mektuplar vs. kızla 2 ay önce tanışıp ilişkiye başlamışlar, sonra bizimki arkadaşlarıyla ufak çaplı bi tatile gitmiş, 3 gün kızın telefonlarına çıkmamış; kız da buna yol vermiş. murat ne yapmış? kıza ulaşamayınca gelip sürpriz yapayım, af dileyeyim diye gelmiş kalkıp kızın airbnb hesabına girip benim adresimi almış. neyse abi, murat'la 3-4 saat oturduk, ülkeyi ve fenerbahçe'yi kurtardık. tam muhabbetin orta yerinde kapı çaldı. ev 2 katlı olduğu için aşağı indim, bu arada murat üst katta, oturma odasında, sürpriz yapacak. kapıyı açtım, kız yanında asyalı bi çocukla gelmiş. yalnız asyalı bildiğin hırpani tipinde. başta asyalıyı taksici, kızın bavullarına yardım ediyor sandım, içeri buyur ettim. kız önde, asyalı ve ben arkada yukarı çıktık. yalnız içimden amk taksiciye bak, ne rahatlık bu diye geçiriyorum. kızla murat karşılaştı, bi şok. arkasından çıkan asyalı başka bir şok. meğer bu asyalı kızın murat'tan önceki sevgilisiymiş ve murat da bunu tanıyormuş. benim tabi olaylardan haberim yok. herkes anlamsızca buz kesmiş birbirine bakıyor, ben de ne entrika döndüğünü anlamaya çalışıyorum. murat asyalıyı aldı yanına, aşağı indiler. 5 dk konuştular, asyalı aldı eşyalarını gitti. murat kızın yanına geldi tekrar, özür falan diledi. kız düşünmek için süre istedi, murat da uzadı gitti. benle kız kaldık başbaşa. neyse kız başladı olayları baştan anlatmaya. yani huzur içinde oturduğum ev bi anda esra ceyhan programına döndü anasını satayım. neyse, kızın çenesi durunca odasına çıkardım, 1-2 saat sesi soluğu çıkmadı. huzurlu hayatıma geri döndüğümü düşündüğüm, tam uykuya dalacağım sırada saat gece 9 gibi odama geldi, bi arkadaşının daha geleceğini ve aynı odada kalıp kalamayacaklarını sordu. bu kadar olaydan sonra artık bi erkek çağırmazdı herhalde? yani kafası karışıktır, bayan bi arkadaşı gelecektir diye düşünerek ve başımdan gitsin diye olur dedim, yattım uyudum. neyse abi, sabah kalkıp mutfağa girince ne göreyim? bambaşka bi herif donla ortada dolanıyor. selamlaştık falan ama çok yüz vermedim ve gidip üstüne bişey giymesini söyledim. özür diledi, odalarına gitti ve bu sırada kapı çaldı. kim? 1 gün önce murat'ın yol verdiği asyalı geri gelmiş. 🙂 evde yok demeye kalmadı kanadalı kız ve donla gezen 3. şahıs aşağıya indiler, bi daha pişti. asyalı çok bozuldu, kıza sinirle bağırıp gitti. bu sırada donla gezen şahsın da tepki koyacağını sandım ama herif oralı bile olmadı. hatta hiçbir şey olmamış gibi kahvaltıya gittiler. ne genişliktir, pes.. döndüklerinde evi hemen terketmelerini söyledim ve paralarını iade ettim. bu arada airbnb'yi arayıp kısaca olanları anlattım, hemen 350$'lık hediye seyahat kredisi verdiler ama kullanacağımı sanmıyorum. edit: bu arada kızı kovduğum günün gecesinde murat tekrar geldi, binlerce kez özür diledi. birlikte bara gittik, aşkını kalbine gömüp yarın filipinler'e uçacakmış. murat, burayı okuyorsan tekrar iyi yolculuklar diliyorum. her şey gönlünce olsun. 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/akil-sir-erdirmekte-zorlanacaginiz-15-ilginc-olay/", "text": "Dünya üzerindeki çeşitli ülkelerde yaşanan ve birçoğumuzun doğruluğuna inanamayacağı birbirinden garip 15 olayı sizler için bir araya getirdik. İşte Akıl Sır Erdirmekte Zorlanacağınız 15 İlginç Olay; 1# Genç futbolcuların David Beckham'a özenerek saçlarını uzatmaları ve ilginç şekiller vermeleri Çin Futbol Federasyonu tarafından yasaklanmıştır. 2# Jake Fen isimli Macar vatandaşı eşini korkutmak amacıyla kendini asmış pozu verdi. Eşini o halde gören kadın eve girince baygınlık geçirdi. Kapıyı açık gören komşu ise iki cesetle karşılaştığını düşünüp evi soydu. Topladıkları ile çıkan komşuya atan Jake, komşunun korkudan ölmesine sebep oldu. Tüm bu yaşanalar sonucu Jake beraat etti. 3# Gaziantepli öğretmen Naci Yengin yazdığı kitabın tanıtımını çiğköfte ile yaptı. Türkiye'deki kitap okuma alışkanlığının olmadığından şikayet eden Yengin, ilk imza gününü de çiğrkötecide yaptı. 4# New York'taki 5. caddede meydana gelen kazada bir araç adama hafifçe çarptı. Adam tam yerden kalkıyordu ki uyanık biri yerdeki adama kalkmazsa sigortadan para alabileceğini söyledi. Yaşanan bu hengame içinde yerdeki adamın kalktığını sanan araç sürücüsü gaza bastı ve yerdeki adamı öldürdü. 5# Ailesine şaka yapmak isteyen muzip kadın cenaze şirketi ile anlaşarak, kalp krizi geçirdiğini söyleyerek annesini kandırdı. Cenazeye gelen aile tabutun başında toplandığı anda kadın aniden ayağa fırladı. Bu esnada kalp krizi geçiren kadının kızı öldü. 6# Washington'daki bir hapishaneden kaçan suçlu kız arkadaşıyla gününü gün ederken, bir türlü gelmek bilmeyen kız arkadaşı için polisten yardım istedi. Ancak bu esnada ismini söyleyen kaçak polis tarafından kıskıvrak yakalandı. 7# Michigan'da sarhoş bir hırsız iki kadın hizmetçiyi soymaya kalktı. Ancak kadınlar parayı vermemekte ısrar edince hırsız polis çağıracağını söyledi. Kızlar aldırmayınca adam gerçekten polis çağırdı ve tutuklandı. 8# Pennsylvania Radnor'da şüpheliyi sorgulayan bir polis şüphelinin kafası metal bir süzgeç yerleştirip, tellerle bu süzgeci fotokopi makinesine bağladı. Makinenin yalanları yazdığına inanan şüpheli, suçunu itiraf etti. 9# Birbirleriyle geçinemeyen iki kardeş olan Marko ve Roberto de Solisa'dan Marko kardeşini tek kurşunla öldürdü. Ancak ortada bir sorun vardı. Siyam ikizi olan kardeşler aynı vücuda bağlıydı ve Roberto'nun ölümünden 5 dakika sonra Marko da öldü. 10# Kamboçya ordusuna mensup iki asker patlamamış mayınla futbol oynarken öldü. Ancak olayı daha ilginç noktaya getiren ise ölen iki askerin Kamboçya ordusunun en iyi mayın uzmanları arasında yer almasıydı. 11# Aşırı tükürme alışkanlığı olan asker tükürerek sokak lambasını vurmak isterken 11. kattan düşerek öldü. 12# Bunalıma giren genç 10. kattan kendini aşağı attı. Aynı binanın 9. katında gencin birbirleriyle sürekli kavga eden anne ve babası oturuyordu ve 8.katta ise intihar eden gencin hayatını kurtarabilecek çelik bir ağ bulunuyordu. Gencin intihara kalkıştığı sırada 9. katta anne ve babası yine ağır bir kavga ediyordu. Eşine iyice sinirlenen baba elindeki av tüfeğini çekti ve tetiğine bastı. Anne son anda kendini yere atarak hayatını kurtardı ancak tüfekten çıkan saçmalar o sırada 9. katın hizasında bulunan gencin başına isabet etti ve genç oracıkta vefat etti. 13# Kelepçeyle ile oynarken kendini kelepçeleyen ve anahtarı bulamayan adam çilingir çağırmak yerine polisten yardım istedi. Adamı kelepçeden kurtaran polisler adamın ödenmemiş kefalet borcu olduğunu fark edince adamı yeniden kelepçelediler. 14# Gillette şirketi 1902 yılında güvenli jilet satmaya başladı ancak kullanıcılar jiletin kesmediğini söyleyerek firmaya olumsuz geri dönüşler yaptı. Gillette yetkilileri mutsuz müşterilerin jiletin sarılı olduğu kağıdı çıkarmadığını fark etti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/akilli-gorunme-yollari-kisisel-gelisim/", "text": "İnsanlar ne kadar dış görünüşe ve hareketlerinize önem vermediklerini söylese de ilk etapta sizi süzüp hakkınızda bir karara varmaya meraklıdırlar. Onların sizi zeki ve akıllı biri olarak yaftalamasını istiyorsanız bu 10 basit yolu deneyebilirsiniz: 1- Düzgün Diksiyon Diksiyonu düzgün kullanmak kelimeleri yutmamak her zaman işe yarar. 2- İyi Giyinmek Ben hiç dış görünüşe önem vermem diyenler yalan söylüyor. İyi bir kıyafetle size karşı herkesin davranışı değişecektir. 3-Sükut Altındır Dilini tutabilen bir aptal, dilini tutamayan bir zekiden akıllı görünebilir. 4-Hoşgörü Kimse bir diğerini yerin dibine sokarak akıllı görünemez. Fikirlere hoşgörülü yaklaşımınız görünüşünüzü olumlu etkiler. 5-Vücut Dili Ellerinizi nereye koyacağınızı bilmeniz her zaman işe yarar. 6-Dinlemek Diğer insanları dinleyerek kendinize çok şey katarsınız. Hem de bu sizin öğrenmeye eğilimli olduğunuzu gösteren akıllı bir harekettir. 7-Gülümsemek Gülümseyerek insanlara pozitif dalgalar dağıtabilirsiniz. 8-Özgüvenli Olmak Bir durumdan emin görünürseniz söylediğinizden emin olmasınız bile karşı tarafı etkileyebilirsiniz. 9- Konuyu Gözden Geçirin Eğer konuşulan konu hakkında etrafta bir doküman görebilirseniz hemen hızlıca göz geçirin. Ana fikri çıkaramasanız da konu hakkında bilgilenin. 10-Boşvermek Küçük şeyleri dert etmenin kimseye bir faydası olmayacaktır. Bir hata yaptığınızda ona gülüp geçmeyi bilin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/akraba-olduklari-kisileri-ogrendiginizde-sasiracaginiz-10-unlu/", "text": "Ün Işığı bu kişilerin üstünde pasparlak yanmakta. Peki adını bilip çok sevdiğimiz ve belki neredeyse her gün televizyonlarda gördüğümüz bu 10 ünlünün atalarının kim olduğunu biliyor musunuz? Biz de öğrendiğimizde çok şaşırdık! Beyonce ve Gustav Mahler Görünen o ki Beyonce'un kökeni Avusturya'ya dayanmakta: 19. yüyılda Avusturyanın en ünlü bestecisi ve orkestra şefi olan Gustav Mahler ile uzaktan akraba! Şimdi yeteneğinin nereden geldiği biraz daha aşikar 🙂 Cindy Crawford ve Ernest Hemingway Top model ünlü yazar ile akraba. Aslında, Cindy soy ağacı konusunda oldukça şanslı: son dönemlerde Muhteşem Charles'ın da uzaktan akrabası olduğunu öğrendi! Robert Pattinson ve Kont Drakula İşte bu gerçekten şaşırtıcı bir olay! Alacakaranlık serisinde vapmir Edward Cullen karakterini canlandırmış olan Robert Pattinson'nın vampir geçmişinde bir payı var. Aktör, aynı zamanda Vlad III Drakula olarak da bilinen kazıklı voyvodanın uzaktan bir akrabası. Şimdi anlıyoruz ki Edward rolünü Robert Pattinson'dan daha iyi kimse oynayamazmış... George Clooney ve Abraham Lincoln Johnny Depp ve Kraliçe II. Elizabeth Öyle ki Hollywood'un parlayan yıldızı, İngiliz Kraliçesi ile akraba çünkü ikisi de Kral III. Edward'ın soyundan! Kan bağı BBC investigation sayesinde ortaya çıktı. Brooke Shields ve IV. Henry Model kısa bir zaman önce, Bourbon Ailesinin ilk kraliyet ailesinden olan Fransanın yüce kralı IV. Henry'nin kendi atası olduğunu öğrendi. Yani Brooke asaletinin olduğu yerde aristokrasi de yer alıyor demek... Benedict Cumberbatch ve III. Richard Benedict, Shakespeare tarafından da kaleme alınmış Plantagenets Ailesinden III. Richard'ın soyundan geliyor. Madonna, Celine Dion, ve Camilla, Cornwall Düşesi İki şarkıcı, Madonna ve Celine Dion, Prens Charles'ın ikinci eşi Camilla Parker ile akraba. Hepsi aynı ataya sahip: Zacharie Cloutier adında bir Fransız marangoz. Belki de bu sonsuz gibi gözüken gençlik ve güzelliklerinin sırrıdır?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/akraba-olduklarini-duyunca-sasiracaginiz-turk-unluler/", "text": "Ünlülerin akrabaları denilince aklınıza zaten akraba olduğunu bildiğiniz örnekler geliyorsa baştan söyleyelim; buradaki ünlülerin çoğunun akraba olduğunu bilmiyordunuz. Şaşırtıcı akrabalıkların yanı sıra zaten benziyorlardı dedikleriniz de olabilir. AKRABASI DA ÜNLÜ OLAN ÜNLÜLER 1- Ahmet Uğurlu / Mustafa Uğurlu 2- Aliye Uzuntağan Ayşecan Tatari 3- Baykal Saran Beyhan Saran 4- Dinçer Çekmez / Metin Çekmez 5- Erdal Cindoruk / Caner Cindoruk 6- Fatma Aliye Topuz/ Suna Selen 7- Fethi Tevetoğlu Tarkan Tevetoğlu 8- Gazanfer Özcan Fulya Özcan 9- Gülşen Bubikoğlu Cüneyt Özdemir 13- Mahmut Cevher Yonca Cevher Yenel 14- Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Halit Akçatepe 16- Suavi Karaibrahimgil Nil Karaibrahimgil"} {"url": "https://www.thegeyik.com/aksamdan-kalmalar-icin-rahatlatici-yontemler/", "text": "Eminim bir çoğumuz şişeleri açtırdığımız, sek sek içkilerimizi fondiplediğimiz, en güzel günüm gecem diye şarkılar mırıldanıp dünyalığımızı yaptığımız o havalı gecelerin sabahlarında Bir daha ağzıma içki sürmem diye tutamayacağımız sözler vermiş ya da O son kadehi içmeyecektim gibi pişmanlıklar yaşamışızdır. Anne şefkatine muhtaç, derbeder ve bitmiş halde uyandığımız bu bağ ağrılı, miğde bulantılı, kerbeladaymışızcasına susadığımız sabahlarda yaşadığımız Akşamdan kalma kafasını en aza indirgememizi sağlayacak, bizi rahatlatmaya yarayacak bir kaç önerim var. Umarım işinizi görür 🙂 Bu akşamdan kalmaların en baş sebebi vücudumuzun susuz kalmasıdır. Alkol, karaciğerlerimiz tarafından suya dönüştürüldükten sonra ter, nefes ve idrar yoluyla vücudumuzdan atılırken beraberinde vücudumuzun ihtiyacı olan saf sularımızı da alır ve gider. Buna çözüm olarak içmeden önce, hatta içerken ve içtikten sonra bol bol su için. Uyumadan önce de başucunuza 1.5 litre kadar su koyun. Gece susuzluktan onlarca kez uyanacaksınız zaten. Eve geldiğinizde ölmek üzere değilseniz uykuya geçmeden önce ılık bir duş alın. Duş vücudunuzu ve kaslarınızı rahatlatıp, ağrılarınızı azaltacaktır. Hem üzerinizdeki alkol ve sigara karışımı kötü kokuyu da uyandığınızda çekmek zorunda kalmazsınız. Baş ağrınız bir türlü geçmiyor ise ağrı kesicinizi soda ile beraber içebilirsiniz. Soda enerjik olmanıza yardımcı olacak. Miğde bulantısı uyumanıza ve rutinlerinizi sürdürmenize engel olacak kadar şiddetliyse alka seltzer gibi hayat kurtarıcı ilaçlara başvurabilirsiniz. Oram buram ağrıyor, iştahım yok diyip beslenmenizi aksatmayın. Enerjinizi düşürmemek için hafifte olsa muhakkak bir şeyler yemelisiniz. Alkolden sonra içilen bir kase çorba hem keyifli hem de rahatlatıcı olabilir. Sabah öğününüzde meyve ve sebze ağırlıklı yemekler yiyebilir ya da toksinlerinizi temizleyip akşamdan kalma bünyenizi güçlendirecek olan yumurtaya başvurabilirsiniz. Benim önerim kesinlikle menemen."} {"url": "https://www.thegeyik.com/aksarayda-9u-cinli-12-kisi-corona-virusu-suphesiyle-hastaneye-kaldirildi/", "text": "Aksaray'da dokuzu Çinli işçi, üçü Türk 12 kişi, 'corona' virüsü şüphesiyle tedbir amaçlı müşahede altına alındı. Aksaray'ın Sultanhanı ilçesindeki Tuz Gölü'nde doğalgaz depolama tesisinde çalışan Çin uyruklu iki işçide baş dönmesi, bulantı ve kusma şikayeti görüldü. Rahatsızlanan iki işçiyle birlikte toplam dokuz işçinin yaklaşık beş gün önce ülkelerinden geldiği belirlendi. Bu bilgi İl Sağlık Müdürlüğü'ne bildirildi. 'Corona' virüsü şüphesi nedeniyle hastalanan iki işçinin yanı sıra diğer yedi Çinli işçi ile bu işçilerin tesislere ulaşımını sağlayan tur şirketindeki üç kişi tedbir amaçlı Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılıp, acil serviste müşahede altına alındı. Hastane personeline hijyen maskesi dağıtıldı. Sağlık Müdürlüğü yetkileri gerekli tahlil ve incelemelerin yapıldığını belirtti. Diken"} {"url": "https://www.thegeyik.com/aksiyon-severlerin-2017de-mutlaka-izlemesi-gereken-10-film/", "text": "Yürekleri ağıza getiren kovalamacalar, son teknolojiler, hızlı ve mükemmel arabalar, değişmeyen klasikler ve tabiki sınırsız macera. Hayatınızda olduğu gibi filmlerde de aksiyonu sevenlerdenseniz bu liste tam sizlik çünkü bu yıl gelecek tüm kaliteli aksiyon filmlerini sizler için derledim. Hiç bitmesin dediğimiz bir seri ile başlıyoruz listemize. Aksiyon filmlerindeki yarış ve kovalamaca sahnelerini yeniden tanımlayan Hızlı ve Öfkeli, 8. filmi ile 14 Nisan'da sinemalarda. Her yeni filmde kadrosunu daha da güçlendiren serinin bu seferki sürprizi Charlize Theron. Hızlı ve Öfkeli 8, 2017 yılının en ses getiren aksiyonlarından biri olacak gibi görünüyor. Değişmeyen klasik, Hızlı ve Öfkeli her zaman bir numara. Aksiyon filmlerindeki yarışı ve kovalamacayı en iyi yansıtan Hızlı ve Öfkeli, 8. filmi ile 14 Nisan'da gösterimde. Her sene kadrosunda sürpriz yapan serinin bu seneki sürprizi Charlize Theron. Bu sene Charlize Theron'u izleyeceğimiz bir diğer aksiyon filmi ise Atomic Blonde. Tekmelerin havada uçuştuğu, temponun hiç düşmediği bu aksiyonda James McAvoy da yer alıyor. Filmin ülkemizde vizyona giriş tarihi ise 28 Temmuz. 3 KRAL ARTHUR: KILIÇ EFSANESİ Jude Law, Eric Bana ve Charlie Hunham'ın başrolleri paylaştığı dev kadrolu harika klasik filmin vizyon tarihi 12 Mayıs. 1999 yapımı Mumya filminin yeniden çekimi olan The Mummy; başrolde usta oyuncu Tom Cruise ile yaza damgasını vuracağa benziyor. Filmin vizyona giriş tarihi 9 Haziran. Piyasanın en başarılı korumalarından biri, ifade vermek için sağ salim mahkemeye gitmek zorunda olan bir kiralık katil tarafından tutulursa ne olur? Bu sorunun ve soluk kesen maceranın cevabı The Hitman's Bodyguard filminde sizi bekliyor. Christopher Nolan, sonunda ses getirecek bir savaş filmiyle dönüyor. Dunkirk Muharebesi'ni konu alan film, 21 Temmuz'da vizyona giriyor. 20. yüzyılın çözülemeyen gizemlerinden birini konu alan film, ünlü kaşif Percy Fawcett'in gerçek hayat hikayesini anlatan kitaptan sinemaya uyarlandı. Kayıp Şehir Z, düşmeyen temposu ve heyecanıyla senenin başarılı aksiyon filmi adaylarından. Filmin vizyon tarihi ise 21 Nisan. 2014 yılında vizyona giren Kingsman'ın devam filmi niteliğindeki Kingsman: Altın Çemberde, karargahları kullanılmaz hale gelen ekibimizi, dünyayı kurtarmak için Amerikalı bir teşkilatla işbirliği yaparken izleyeceğiz. Filmin vizyon tarihi ise 29 Eylül. Gönlümüze taht kuran aksiyon efsanelerinden Jean-Claude Van Damme yeni filmi ile dönüyor! Filmin ülkemizde vizyona geliş tarihi halen belirsiz ama mükemmel geleceği kesin. Aksiyon kahramanı Jackie Chan, yeni filmi The Foreigner ile geri dönüyor. Yanına, yürüyen karizma Pierce Brosnan'ı da alan Chan, yine ailesini alıkoyanlardan intikam almanın peşinde. Filmin ülkemizde, Ekim ayında vizyona girmesi bekleniyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/albert-einsteinin-kizina-mektubu/", "text": "1980'lerin sonunda ünlü dahinin kızı Lieserl Albert Einstein tarafından yazılan 1400 mektubu Hebrew Üniversitesine bağışladı, içeriklerini onun ölümünden yirmi yıl sonrasına kadar yayınlamamalarını istedi. Bu mektup onlardan biri, Lieserl Einstein'a yazılmış. Görelilik teorisini önerdiğim zaman, beni çok az insan anladı ve insanlığa aktarılmak için şimdi bildireceğim şey de dünyada yanlış anlama ve önyargı ile karşılaşacak. Gerekli olduğu sürece mektupları korumanı istiyorum, yıllar, on yıllar boyu, toplum aşağıda açıklayacağım şeyi kabul etmek için yeterince ilerleyinceye kadar. Son derece güçlü bir kuvvet var ki, şimdiye kadar bilim bunun için resmi bir açıklama bulmadı. Bu, tüm diğerlerini dahil eden ve yöneten bir kuvvettir ve hatta evrende işleyen tüm fenomenlerin arkasındadır ve bizim tarafımızdan henüz tanımlanmamıştır. Bu evrensel kuvvet SEVGİdir. Bilim insanları evrenin birleşik teorisini aradıkları zaman, en güçlü görünmeyen kuvveti unuttular. Sevgi, onu alanı ve vereni aydınlatan Işıktır. Sevgi yerçekimidir, çünkü bazı insanların diğerlerine çekildiklerini hissetmelerini sağlar. Sevgi güçtür, çünkü sahip olduğumuz en iyi şeyi çoğaltır ve insanlığın kendi kör bencilliğinde yok olmamasını sağlar. Sevgi gözler önüne serilir ve her şeyi ortaya çıkarır. Sevgi için yaşarız ve ölürüz. Sevgi Tanrıdır ve Tanrı Sevgidir. Bu kuvvet her şeyi açıklar ve hayata anlam verir. Bu belki sevgiden korktuğumuz için, çok uzun zamandır görmezden geldiğimiz değişkendir, çünkü insanın isteğiyle harekete geçirmeyi öğrenmediği evrendeki tek enerji sevgidir. Sevgiye görünürlük sağlamak için, en ünlü denklemimde basit bir düzeltme yaptım. Eğer E = mc2 yerine, dünyayı iyileştiren enerjinin ışık hızının karesi ile çarpılan sevgi vasıtasıyla elde edilebildiğini kabul edersek, sevginin var olan en güçlü kuvvet olduğu sonucuna ulaşırız, çünkü sevginin sınırları yoktur. İnsanlığın bize karşı dönen, evrenin diğer güçlerini kullanmaktaki ve kontrol etmekteki başarısızlığından sonra, kendimizi başka türde enerjiyle beslememiz acil bir durumdur. Türlerimizin hayatta kalmasını istiyorsak, hayatta anlam bulacaksak, dünyayı ve dünyada yaşayan her duyarlı varlığı kurtarmak istiyorsak, sevgi sadece tek yanıttır. Belki, gezegeni harap eden nefreti, bencilliği ve açgözlülüğü tamamıyla yok edecek kadar güçlü bir alet, sevgi bombası yapmaya hazır değiliz. Ama, her birey kendi içinde enerjisi salıverilmeyi bekleyen küçük, ama güçlü bir sevgi üreteci taşır. Sevgili Lieserl, bu evrensel enerjiyi almayı ve vermeyi öğrendiğimiz zaman, sevginin her şeyi fethettiğini, her şeyi aşabildiğini onaylamak zorunda olacağız, çünkü sevgi yaşamın özüdür. Senin için tüm yaşamım boyunca kalbimde sessizce çarpan şeyi ifade edemediğim için derinden pişmanlık duyuyorum. Belki özür dilemek için çok geç, ama zaman göreli olduğundan, seni sevdiğimi söylemeliyim, nıhai yanıta ulaştığım için sana teşekkür ederim. Baban, Albert Einstein"} {"url": "https://www.thegeyik.com/aleyna-tilkinin-sen-olsan-bari-sarkisini-sevdiyseniz-bu-sarkilari-da-sevebilirsiniz/", "text": "Sen Olsan Bari Aleyna Tilki yeni şarkısı Sen Olsan Bari'yi piyasaya çıkarmadan önce 20 saniyelik kısa bir tanıtım videosu ile nabız ölçmüş ve sosyal medyadan oldukça ilginç tepkiler almıştı. Bugün yarın derken beklenen şarkı şarkıcının hayranlarıyla buluştu ve çok kısa bir sürede izlenme rekorları kırarak Youtube platformunda ilk 10'a yerleşmeyi başardı. Şimdiden 160 milyon izlenmeyi geçti. Şarkının, klibin hata şarkıcının seveni de sevmeyeni de çok. Sen Olsan Bari ritmi ve diğer yaz şarkılarından ayrılan tarzıyla birlikte rahatlıkla dile dolanıyor. Eğer Sen Olsan Bari'yi sevdiyseniz, yaz hitlerinden sizin için seçtiğimiz diğer şarkıları da hoşunuza gidebilir: 1- Justin Bieber Sorry Sen Olsan Bari çıktığından beri iki şarkı arasındaki benzerliğin en çok tartışıldığı hit Justin Bieber'in Sorry şarkısı. O yüzden listenin en başına en yakın bulduğumuz şarkıyı ekleyerek başlayalım: 2-Ed Sheeran Shape Of You 2 milyardan fazla izlenmeye sahip şarkı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/aleyna-tilkinin-sozlerini-dua-lipanin-yazdigi-ingilizce-sarkisi-retrograde-ve-direk-dansli-klibi/", "text": "Aleyna Tilki de durdu durdu turnayı gözünden vurdu. Şarkı sözlerini yazanlar arasında Dua Lipa da var. Müzik kısmında ise Diplo'nun imzası Retrograde şarkısının sözleri ise şöyle Every night I prayed for prayed for clarity, All while you were lying right there next to me, You barely even noticed I was losing sleep, Barely even noticed you were losing me Don't say sh*t to me Don't say a word to me, don't ask me to change, don't want your heart to break. Words don't hurt no more, I heard It all before don't ask me to change, don't want your heart to break. Don't want your heart to break Don't want your heart to break Ain't going backwards now Ain't going backwards now Ain't doing retrograde Ain't doing retrograde Ain't going backwards now Ain't going backwards now Ain't no retrograde Ain't going backwards now Is It just that you're so damn oblivious? Or is that you just don't take me seriously Counting my excuses more than millions Baby I'm done with It done with It done with It I don't even know what I'm doing here Don't say sh*t to me Don't say a word to me, don't ask me to change, don't want your heart to break. Words don't hurt no more, I heard It all before don't ask me to change, don't want your heart to break. Don't want your heart to break Don't want your heart to break Ain't going backwards now Ain't going backwards now Ain't doing retrograde Ain't doing retrograde Ain't going backwards now Ain't going backwards now Ain't no retrograde Ain't going backwards now"} {"url": "https://www.thegeyik.com/aleyna-tilkinin-yeni-klibi-dipsiz-kuyum-ilk-gunde-7-milyon-kez-izlendi/", "text": "Aleyna Tilki ne yapsa olay oluyordu. Şimdi sadece olay olmuyor bir de başarılı oluyor. Emrah Karaduman'ın, DMC etiketiyle yakında yayınlanacak olan BombarDuman albümünün ilk şarkısı Dipsiz Kuyum feat. Aleyna Tilki video klibiyle bir çıkış yaptılar. 24 saatte 7 milyon kez Youtube'da izlendi. Diğer platformlarda da bu kadar büyük etkilere ulaştı. Tebrikler Aleyna Tilki! Klibi de oldukça farklı. Ve de yine yönetmen kendisi... Şarkı sözünde ise Mevlana da var. ALEYNA TİLKİ DİPSİZ KUYUM SÖZLERİ Misafir çocuğu gibiydin Geldin dağıttın gittin Ben her gün kokunu öperdim Yazıp sustuğum sendin Gönül almayı bilmeyene ömür emanet edilmez Kaderin izin vermediğine şansın gücü yetmez Düşmeye doyamadığım dipsiz kuyumdun Kırılan hayallerimin başrolü oldun Seni affedecek yollar bulmaktan yoruldum Seni ben gibi kim sever sanıyorsun? Söz: Emrah Karaduman, Mevlana, Anonim Müzik: Emrah Karaduman Düzenleme: Emrah Karaduman"} {"url": "https://www.thegeyik.com/aleyna-tilkinin-yeni-klibi-sosyal-medyayi-karistirdi/", "text": "Genç şarkıcı Aleyna Tilki'nin 'Sen Olsan Bari' adlı şarkısının klip çekiminden ilk görüntüler yayınlandı. Klibi izleyenler Ne izledim ben şimdi gibi yorumları yapmadan edemedi. SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞTI 2000 doğumlu olan genç şarkıcı Aleyna Tilki, Aleyna Tilki, 'Sen Olsan Bari' isimli yeni şarkısının teaseri'ını; Yeni şarkım 'Sen Olsan Bari'nin teaseri çıktı! Çok yakında tamamı sizlerle! notuyla paylaştı. HAYRANLARINDAN İLK YORUM: NE İZLEDİM BEN ŞİMDİ Aleyna'nın paylaştığı klibinin altına takipçilerinden çok sayıda yorum geldi. İşte onlardan bazıları: İlk klibin de yaşından büyük bi imaj sergiledin şimdi bu ne Aleyna.. Umarım şarkı güzeldir.. Beynim yandı seni seviyorum Hedef 500m inşallah Az önce ne izledim ben?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/alice-muzikali-disney/", "text": "The Walt Disney Company'nin tüm dünyada milyonlarca üyeye sahip dijital yayın platformu Disney+, izleyicisi ile birbirinden farklı ve keyifli içerikleri buluşturmaya devam ediyor. Yayın hayatına başladığı günden bu yana yayınladığı yerli ve yabancı başarılı içerikler ile adından sıkça söz ettiren Disney+, yine bir ilke imza atıyor. Lewis Carroll'un efsanevi metninin Serdar Biliş yönetmenliği ve Beyhan Murphy kareografisiyle bir araya geldiği 'Alice Müzikali' sadece Disney+'ta Türkiye'nin her yerindeki izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Zorlu PSM Sahnesi'nde çekimlerinin yapıldığı dev prodüksiyon, 10 Şubat itibariyle Disney+ izleyicisinin evlerine konuk olacak. Serenay Sarıkaya'nın 'Alice' olarak izleyici karşısına çıktığı, başladığı günden bu yana kapalı gişe oynayan ve övgü dolu yorumlar alan 'Alice Müzikali'nin başarılı oyuncu kadrosunda; Ezgi Mola Kraliçe, Enis Arıkan Tavşan, Şükrü Özyıldız Şapkacı, İbrahim Selim Kral, Merve Dizdar ise Kedi karakterleri ile başrolleri paylaşıyorlar. Dev oyuncu kadrosu, efsanevi hikayesi, gösterişli kostümleri, dünya standartlarındaki prodüksiyonu, keyifli şarkıları ve danslarıyla 'Alice Müzikali' seyircisi ile 10 Şubat itibarıyla Disney+'ta buluşmaya hazırlanıyor!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/alien-filmlerinde-gomulu-olan-dini-subliminal-mesajlar/", "text": "Beyaz perde tarihinin efsaneleşmiş gerilim serilerinden birisi olan Alien, yeni vizyona giren filmi Alien: Covenant ile beraber yeniden konuşulmaya başlandı. Serinin ilk filmini perdeye döken yönetmen Ridley Scott'ın filme yeniden el atması kuşkusuz bu ilgiyi bir hayli arttırdı. Alien vs Predator serisini bir kenara ayırırsak, serinin önceki beş bölümü de Hristiyan ve Yahudi öğretilerinden işaretler barındırıyor. 1# Kendisinden sonra gelecek filmlerden çok daha az dini mesajları olan Yaratık filmimizde iblis çağrışımını hissetmek mümkün Öncülük ettiği yapımlar kadar çok dini çağrışımı olmasa da saf kötülüğü yansıtan bir yaratık karakteri var. Yaratığın öteki ismi olan Xenomorph, yaşamın kayboluşu anlamına geliyor. O bir düşman. İbranice'de bu düşman betimlemesi şeytan anlamına da gelmekte. 2# Serinin devam filmi olan Yaratıklar'da LV-426 isminde gezegen İncil'de yer alan Levililer 4:26 Ayetine göndermedir James Cameron'un yönettiği bu yapımda oldukça net dini bir simge var. Filmin konusunun büyük bir kısmının yaşandığı gezegenin ismi LV-426. Burada, İncil'de yer alan bir ayet olan Levililer 4:26'ya direkt olarak bir gönderme yapıldığını söylemek mümkün. Bu ayet: Tekenin tüm yağını esenlik kurbanının yağı gibi sunak üzerinde yakacak. Kahin kişinin günahını affettirecek ve şahıs bağışlanacak. Filmimizde görülenlerle bu ayet arasında köprü oluşturmak kolay olsa gerek. 3# Yaratık 3 (Alien 3) filminde İsa Mesih göndermesi de mevcut Ellen Ripley'in kurtuluş uğruna kendini feda etmesi Mesih karakterini çağrıştırıyor. Şöyle ki; yaratıklar insan vücudunu taşıyıcı birer koza, doğum için elverişli bir ana rahmi olarak kullanıyor. Ellen Ripley, kendinin de bir alien taşıyıcısı olması durumuna karşı kendini feda eder. Hz. İsa'nın ümmeti için göz göre göre kendi sonuna yürümesi gibi. 4# Yaratık: Diriliş Şeytan ve Mesih Bundan önceki filmde kendisini feda eden Ellen Ripley'in yeniden dirilişi, Hz. İsa'nın tekrar dirilişiyle birebir uyuşmaktadır. Serideki yaratık İblis'i, Ripley ise Mesih'i yani yaratıcıyı temsil ediyor. İkisinin birleşmesi de, çekişmesi de insan kavramı üzerinedir. Birleşirler ve hem yok eden fakat aynı zamanda şevkat gösterebilen bir tür olur. Bir yerlerden tanıdık geldi mi? 5# Alien Vs. Predator'e filmlerinde ise olaya antik medeniyetlerin tanrısı da dahil oluyor Aslen iki uzaylı türün savaşı benzer biçimde görünse de, antik halkların tanrısı olarak görülen Predator ile günümüzdeki şeytani figür olarak konumlandırılan Alien'ın çarpışması ve fillerin savaşında ezilen insanoğlu. Hatta zaman zaman İblis'e karşı antik inançların yardımcı olabilecek olması anlamına da gelebilen bir ifade mevcut. 6# Prometheus filminde bir ayete gönderme yine gözümüze çarpıyor İnsanoğlunun var olma sebebini araştırırken yok oluşa giden bir çekişmenin içerisinde kalanların hikayesinin anlatıldığı filmde yine gezegen ismi olarak bir İncil ayeti dikkatimizi çekiyor. Engineer adlı kadim ırk, geçmişte kendilerinden bir parçayla yarattıkları insan ırkını, yaptıklarından hoşnut olmadıkları için durdurulamaz yaratıklar aracılığıyla yok etmek istiyorlar. Kendi gezegenleri ile Dünya arasındaki uzaklık düşünüldüğünde bu üstün özellikleri olan uzaylı türünün, Dünya'mızda gördükleri son şey muhtemelen Hz. İsa'nın öldürülüşüdür. Uzaylı türünün gezegenlerinin adı ise LV-223. İncil'in Levililer 22:3 ayeti ise şöyle: Gelecek kuşaklar boyunca soyunuzdan biri İsrail halkının bana sunduğu kutsal sunulara kirli olarak yaklaşırsa, onu huzurumdan atacağım. RAB benim. Bu filmdeki yaratıcılar olan Engineer'lerin durumuna bir hayli uygun. 7# Serinin son filmi henüz çok yeni ve izlemeyenlerin bir hayli fazla olduğu düşünülürse spoiler olabilecek bilgilerden kaçınmak oldukça önemli Serinin son filminde de fazlaca yaradılış temasının konu alındığını söyleyebiliriz. Özellikle yaratan ile yaratılan arasında var olan diyaloglar açık bir şekilde dini mitlere atıf niteliğinde ancak başlıkta da söylediğimiz üzere film açısından spoiler olması sebebiyle anlatacaklarımızın şimdilik bunlarla sınırlı kalmasını istedik."} {"url": "https://www.thegeyik.com/alisilagelmis-okul-kavramini-alt-ust-eden-dunyanin-en-sira-disi-15-okulu/", "text": "Ülkemizdeki eğitim sistemini, okulların yapısını eleştirecek ya da bu böyle olmaz, böyle yapılsın diyecek durumda değiliz. Ancak aklınızda bir fikir oluşması ve farklı tipteki eğitim şartlarını görmeniz amacıyla dünya çapındaki en sıra dışı okulları sizler için bir araya getirdik. İşte Alışılagelmiş Okul Kavramını Alt Üst Eden Dünyanın En Sıra Dışı 15 Okulu; 1# Dünyanın en yeşil okulu, Fransa Her yerin çimlerle kaplandığı okulda öğrencilerin tozlu sınıflarda mümkün olduğu kadar az zaman geçirmesi planlanmıştır. 2# Cinsiyet ayırımı yapılmayan okul, Stockholm, İsveç Cinsiyetler arası eşitlik programı dahilinde hareket eden okulda kız erkek ayırımı yapılmaksızın eğitim verilmektedir. 3# Merhamet ve yaratıcılığı teşvik eden okul, New York, ABD Okulun bir oyun alanı gibi olması gerektiğine inanan okul kurucuları, öğrencileri merak uyandırıcı etkinlikler ile uğraştırmaktadır. 4# Steve Jobs Okulu, Amsterdam, Hollanda Öğrencilerin yetenek, beceri ve menfaatleri dikkate alınarak bireysel eğitime yönlendiren bu okul, sık sık aileler yapılan durum toplantılarıyla çocuğun gelişiminde önemli rol oynamaktadır. 5# Silikon Vadisi Okulu, San Francisco, Kaliforniya Geleneksel eğitimle uzaktan yakından hiçbir alakası bulunmayan bu okul, öğrencilerin esnek düşün kabiliyetlerini geliştirmek ve teknolojik becerilerini arttırmak için eğitimde iPad ve 3D model yazılımları kullanmaktadır. 6# Konu olmayan okul, Toronto, Kanada Öğrencilerin öğretmenlerle aynı düzeyde muamele gördüğü okulda; eğitimciler yalnızca öğrencilere tavsiyelerde bulunabilecek, ancak onları zorlamayacak gözlemcilerdir. Öğrenciler okul günlerini nasıl geçireceklerine karar vermekte özgürdür. 7# Çocuklara 'tehlikeli' şeyler öğretilen okul, San Francisco, California Çocuklara için tehlikeli olduğu düşünülen hareketlerin bir araya getirilmesi ile oluşturulan müfredatın uygulandığı okulda öğrencilerin kirlenmesine, ateşle oynamasına, aletleri sökmesine izin verilir. 8# Gerçek dünyadaki okul, Rhode Island, Birleşik Devletler Gençlerin tutkularını bulmasına yardımcı olan bu okulda, öğrencilere sadece gelecekteki kariyerlerinde gerçekten ihtiyaç duyacakları şeylerin öğretilmektedir. 9# Ofise benzeyen okul, Ohio, ABD Sınıflar yerine büyük bir ofis ortamında eğitimin devam ettiği okulda, öğrencilerin eğitim rehberliği bilgisayarlar ve eğitmenler bulunmaktadır. 10# Baskı ve stres yaşanmayan okul, Espoo, Finlandiya İstenildiği yerde sohbet edilmesine, yorgun anlarda uzanılmasına izin verilen okul; olumlu ve rahat atmosferi ile dikkat çekmektedir. 11# Öğrencilere bireysel yaklaşım sunan bir okul, Avustralya Buradaki tüm öğrencilerin, öğretmenler ve veliler tarafından kolaylıkla ayarlanabilen kendi bireysel öğrenme planları vardır. Çocuklar, eğitim sürecini iyileştirmek ve daha rahat hale getirmek için tekliflerini verme hakkına da sahiptir. 12# Çocuklara dağların ve mağaraların öğretildiği okul, Stockholm, İsveç Sınıf kavramının bulunmadığı okulda; öğrenciler dağları ve mağaraları öğrenmekte, istenildiği zaman bir ağaçla sohbet etmektedir. Müzik, dans ve sanatın da programda okulda öğrenciler görevlerini bilgisayar üzerinden yerine getirmektedir. 13# Küp şeklindeki okul, Kopenhag, Danimarka Okul, 1.100'den fazla lise öğrencisinin katıldığı dev bir sınıftan oluşmaktadır. Gymnasium adı verilen geniş bir cam küp içinde işlenen derslerde, öğrencilerin esneklik ve yaratıcılıkları teşvik edilmektedir. 14# En parlak ilkokul, Stockholm, İsveç Geleneksel kütüphaneler yerine medya sunumlarının yapıldığı bu okul, çeşitli öğrenme projeleri kullanmakta ve disiplinlerarası öğrenme programlarını teşvik etmektedir. Koridorlar, öğrenme sürecini yeni ve daha ileri bir seviyeye getiren modern standartlara göre donatılmıştır. 15# Makoko Yüzer Okul, Lagos, Nijerya Afrika'da bulunan bu benzersiz okul alışılagelmedik yapısıyla dikkat çekmektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/alisveris-yapan-eslerini-beklemekten-bikan-kocalar-icin-muhtesem-icat-koca-kabini/", "text": "Eşiyle alışverişe gitmekten yorgun düştüğü gibi psikolojik travmalardan travma bepenen erkeklerin hayatını kurtaracak Çin'deki bir AVM'den geldi. İşte Koca Kabini. Modern hayatın büyük bölümünün geçtiği AVM'ler yaptığı yenilikler ile dikkat çekerken, bu konuda en ciddi adım Çin'deki bir AVM'den geldi. Çin'de yeni yapılan Global Harbor isimli AVM, 270 bin metrekareden oluşan hizmet alanına eklediği Koca Kabinleri ile dikkat çekmeyi başarıyor. AVM'nin Koca Kabini adı verdiği kabinlerde erkekler için her şey düşünülmüş. Rahat birer koltuk, monitör, bilgisayar ve oyun konsolları bulunan kabinler; erkeklere keyifli saatler sunmak için hizmet veriyor. Bu hizmeti 4 kabinden ücretsiz olarak başlatan AVM yönetimi, ilerleyen adımlarda kabin sayısını arttırmayı planlıyor. Tek sıkıntının havalandırma olduğu kabinler için görüşler ikiye ayrılıyor. Kimileri bu kabinlerin çok faydalı olduğunu düşünürken, kimileri ise oyun oynamaktan hoşlanmayanlar için bir anlam ifade etmediğini belirtiyor. Daha önce de sigara içilebilen sinema salonları ile hizmet veren AVM'nin ilerleyen hizmetleri neler olacak hep birlikte göreceğiz. Alışveriş Yapan Eşlerini Beklemekten Bıkan Kocalar İçin Muhteşem İcat: Koca Kabini Eşiyle alışverişe gitmekten yorgun düştüğü gibi psikolojik travmalardan travma bepenen erkeklerin hayatını kurtaracak Çin'deki bir AVM'den geldi. İşte Koca Kabini."} {"url": "https://www.thegeyik.com/alisveriste-en-hizli-kasayi-secmeniz-icin-gereken-5-bilgi/", "text": "Alışveriş yaptığınızda kasada oluşan o kalabalığı atlatmanın yollarını arayıp Neden yan sıra benim bulunduğum sıradan daha hızlı gidiyor? diye söyleniyor musunuz? Evet bu soruyu biz de kendimize çok fazla sorduk ve bir cevap aradık. Bu konuda David Andrews'in yazılmış bir kitabı da var. Kendisinin engin bilgilerine bizim de alışveriş kasasında aceleci davranışlarımız eklenince ortaya alışverişinizi hızlandıracak 5 sonuç çıktı: 1- Erkeklerin olduğu sırayı tercih edin. Sırada hoşlandığınız bir kız durmuyor ve niyetiniz hızlıca kasaya ürününüzü okutmaksa erkeklerin olduğu sıraya girin. Çünkü erkekler ürün kontrolü ve poşetleme konusunda titiz olmadıkları için hızlı davranırlar. 2-Sol tarafı seçin. Çoğu insan sağ elini kullandığı için sağa dönmeye meyillidir. Onların sağa gitme alışkanlıklarını yenerek sol sıradan hızlıca geçebilirsiniz. 3-Ekspres kasalara kanmayın. Önemli olan kişinin kaç ürüne sahip olduğu kadar önündeki kişi sayısıdır. Ödeme işlemi çoğu zaman kasada geçirmeden uzun sürer. Ekspres ismi sizi kandırmasın. 4-Kıvrımlı sıralara girin. Bireysel kasa sıraları yerine, kıvrımlı uzun sıralara girin. Sıra uzun gibi görünse de boşalan kasa sıradan çağırdığı için işleminiz daha hızlı gerçekleşecektir. 5-Nakit vakittir. Kredi kartıyla ödeme nakit ödemeden daha uzun sürmektedir. Evet aklınıza direk şifre girme ve bankadan yanıt bekleme merasimleri geldi. Onun için sadece nakit kabul eden kasalar varsa onları tercih edin. Bu önerileri sıraya girmek zorunda olduğunuz çoğu yerde kullanabilirsiniz. Sıraya nasıl girilirmiş gösterin onlara!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/alkislanacak-hareket-gorur-gormez-insaati-durdurdular/", "text": "Adıyaman'ın Çelikhan ilçesinde TOKİ tarafından yapımı süren konutlara 200'e yakın kırlangıç yuva yaptı. Kuşların yumurtlama dönemi olması nedeniyle ve yuvaların bozulmaması için inşaat çalışmalarına ara verildi. Yaklaşık 200 kırlangıcın yuva yapıp yumurtlama dönemine girdiğini gören firma görevlileri, B bloktaki çalışmaları durdurdu. Kuşların yumurtlama dönemi olması nedeniyle ve yuvaların bozulmaması için inşaat çalışmasına ara verilmesi takdirle karşılandı. İnşaat Mühendisi Ramazan Taşpınar, kuşların yumurtlama döneminin ardından çalışmalara devam edeceklerini belirterek, TOKİ inşaatında yaklaşık 200 tane kırlangıç yuvası var. Bu yuvalardan dolayı dış cephede frang bakımlarında şu an çalışma yapmıyoruz. Bu alandaki çalışmalarımızı farklı bloklara yoğunlaştırıyoruz. B bloğumuzda hemen hemen hepsinde kırlangıç yuvası olduğu için şu anda inşaata geçici olarak ara verdik. İnşaat alanında da bu yuvalara zarar vermeyecek şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz dedi. Hürriyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/alkislar-kuslar-icin-3500den-fazla-yuva-yapan-adama/", "text": "Hepimiz güne asfalt yapım çalışmalar sesleri yerine kuş sesleri ile ile uyanmak isteriz ama ne yazık ki şehirde kuşların yaşayacağı alanlar da azaldı. Kuşların yuva yapacağı ağaç bile kalmadı neredeyse. Durum böyle olunca Tomas isimli dostumuz çareyi kullanılmayan tahtalardan onlar için kuş yuvası yapmakta bulmuş. Ağaçta gördüğünüz bu evleri yaparken çekilmiş fotoğrafı Bu da onları ağaca götürürken Kopenhag'da bir kapı ne kadar güzel değil mi? Kendisine de bir tane yapmış 🙂 Tam 7 yıldır kuşlara ev yapıyor! Bu yaptığı ise ev duvarını dev bir ağaca dönüştürmek. Festivallere de böyle çalışmalar yapıyor. Buradaki kuş yuvaları katılımcılar aracılığıyla festival bölgesinde konuşlandırılıyor. Ellerine sağlık Thomas Dambo"} {"url": "https://www.thegeyik.com/alkol-cinsel-saglik-icin-kolaylastirici-mi-zorlastirici-mi/", "text": "Alkol kolaylaştırıcı mı, zorlaştırıcı mı? Alkol utangaçlığınızı azaltabilir ama abartmamaya dikkat etmek lazım Alkol utangaçlığınızı azaltabilir ama abartmamaya dikkat etmek lazım Alkol insanların kısıtlamalarının azalmasını rahat hissetmelerini sağlıyor. Bu da arzuyu artırabilir ama Machbet'in de sarhoşken söylediği gibi alkol arzuyu artırırken performansı azaltıyor. Çok fazla alkol içmek kadınlarda da erkeklerde de hissi azaltıyor ve zamanla seks isteğini düşürüyor. Aşırı kullanımda iktidarsızlığa da yol açabiliyor. Dahası, bar gibi kokmanız karşınızdakinde cinsel heyecan uyandırmaz! İktidarsızlık riskinizi nasıl azaltabilirsiniz? Bitkilerin gücünü almak için meyvelere yumulun Bitkilerin gücünü almak için meyvelere yumulun Meyve ve sebzelerde bulunan aromatik pigment bileşikleri olan flavonoidler, erkeklerde iktidarsızlık riskini azaltma özellikleri gösteriyor. Bir araştırmaya göre flavonoidlerin bir türü olan ve yaban mersininde bulunan antosiyanin ile turunçgillerde bulunan bir diğer türü, iktidarsızlığı önleme potansiyeli taşıyor. Genel olarak daha fazla meyve yiyen erkeklerde iktidarsızlık oranı yüzde 14 azalırken bunu flovonoid açısından zengin meyveler ve egzersizle desteklemek, riski yüzde 21 azaltıyor. Meyvelere yumulma zamanı! Bazı araştırmacılar Akdeniz usulü beslenmenin ereksiyon sorunlarını azalttığını ve cinsel fonksiyonun daha uzun süre korunmasını sağladığını söylüyor. Bu beslenme türünde tahıl, meyve, sebze, baklagiller, kabuklu yemişler ve zeytinyağı baskın konumda. Antosiyanin alabileceğiniz diğer besinler arasında ise şunlar yer alıyor: Kiraz ve vişne Böğürtlen Kuşüzümü Yaban mersini Ahududu Bazı üzüm türleri Patlıcan Kırmızı lahana Bir bakışta afrodizyaklar Romalıların Venüs adını taktığı Afrodit denizde doğmuştu. Bu nedenle deniz ürünleri afrodizyak kabul edildi Romalıların Venüs adını taktığı Afrodit denizde doğmuştu. Bu nedenle deniz ürünleri afrodizyak olarak görüldü Afrodizyaklar üç kategoriye ayrılabilir: Libidoyu artıranlar Cinsel gücü artıranlar Cinsel hazzı artıranlar Bu gıdaların başarısını ölçmek zor olduğu için insanlar üzerindeki etkileri kanıtlanabilmiş değil. Bilimsel olarak kanıtlanmış tek afrodizyak olgunlaşmış ve çürümüş meyvelerin kokusu... Ve bu koku yalnızca erkek sineklerde işe yarıyor. Cinsel sağlık alanında uzmanlaşmış Dr. Krychman, insanların işe yarayacak düşüncesiyle afrodizyak yediğini ve onlar işe yarıyorsa gerisinin önemli olmadığını söylüyor. Afrodizyak olarak adlandırılan gıdaların çoğu sağlıklı gıdalar ama yine de bitki özü olarak satılan hapları alırken dikkatli olmak gerekiyor, özellikle üzerinde yeterli açıklamaların olduğu bir etiket yoksa ve mucize ilaç olduğu iddia ediliyorsa. Sağlık sorunları Eğer seks isteğiniz azsa, bunun altında bir sağlık sorunu yatıyor olabilir. Bu yüzden her zaman doktorunuza danışın. Bu makale BBC Food'dan uyarlanmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/alman-kaleci-corabina-sakladigi-notlarla-penaltilari-kurtardi/", "text": "Almanya U21 takımı kalecisi Pollersbeck, penaltılara kalan mücadelede uyanıklığı ile takımını finale çıkardı. Penaltılar öncesi çorabına sakladığı notlarla hangi futbolcunun nereye vuracağını kontrol eden kaleci, atışlar sırasında 2 penaltı kurtararak takımını finale taşıdı. Normal süresi 2-2 biten İngiltere ve Almanya U21 takımları arasındaki maçta uzatmalarda da gol sesi çıkmayınca, seri penaltı atışlarına geçildi. Penaltı atışlarında rakibini 4-3 yenen Almanya, finalde İspanya'nın rakibi oldu ancak atışlara damga vuran Almanya kalecisi Julian Pollersbeck oldu. Penaltı atışları sırasında çorabına sakladığı notları kontrol eden genç kaleci, notların da yardımıyla Tammy Abraham ve Nathan Redmond'un penaltılarını kurtardı ve Almanya'yı finale taşıdı. Almanya ve İspanya 30 Haziran Cuma günü finalde karşı karşıya gelecek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/alman-lider-adolf-hitlerin-psikolojinize-derinden-etki-edecek-21-sozu/", "text": "Yirminci yüzyılın en bilinen diktatörü olarak kabul edilen Adolf Hitler'in insanlığa, hayata ve politikaya ne denli farklı bir gözle baktığını kavramanıza yardımcı olacak sözlerini tarih meraklıları için bir araya getirdik. İşte Alman Lider Adolf Hitler'in Psikolojinize Derinden Etki Edecek 21 Sözü; 1# Dünyanın altını üstüne getiren büyük olayların tamamı yazı ile değil, sözle meydana getirilmiştir. 2# Liderlik sanatı kitlelerin dikkatini tek bir düşmana odaklamaya ve hiçbir şeyin bu dikkati dağıtmamasını sağlamaya bağlıdır. 3# Savaşta her zaman kaybeden taraf suçludur, haklı olsa bile. 4# Eğer bir millet özgür olacaksa; gurura, irade gücüne, meydan okumaya, nefrete, nefrete ve yine nefrete ihtiyaç duyar... 5# Seçim yolu ile büyük bir adam bulup çıkarmak, bir iğnenin gözünden deveyi geçirmek kadar zordur. 6# Hayat güçsüzlüğü affetmez. 7# Aklın bittiği ve sustuğu yerde son karar şiddete aittir. 8# Ben Fransa'yı veya Fransızları asla sevmedim ve bunu söylemekten asla vazgeçmedim. Ben savaş istiyorum. 9# Düşmanınızı şaşırtarak, terör, sabotaj ve suikast ile demoralize edin. Geleceğin savaşı budur. 10# Amerika'yı yalnız bırakın. Onlar kendilerini yok edecek. 11# Zayıfa acımak doğaya ihanettir. 12# Yaşama hakkın mücadele gücün kadardır. 13# Eğer kazanırsanız, açıklama yapmanız gerekmez. Eğer kaybederseniz, açıklamanız olmayacaktır! 14# Ben Avrupa'nın son umuduydum. O , gönüllü reform yoluyla kendini yeniden şekillendirmedeki yetersizliğini kanıtladı. Kendini, cezbetme ve ikna etmeye aldırışsız gösterdi. Onu almak için şiddet kullanmam gerekti. 15# Hayatım boyunca tek bir şeye asla tahammül edemedim: Teslim olmak. 16# Karşımızda kapısı sağlam, gövdesi çürük bir bina var. Biz yalnızca kapıyı tekmeleyeceğiz ve bina kendiliğinden çökecek. (1941 Alman birliklerinin Sovyet topraklarına girmesi üzerine söyledikleri.) 17# Asla yalan söylemedim, asla başkaları gibi gerçekleşmeyecek şeyler vaat etmedim. İşte bu yüzden insanlar benden nefret ettiler. 18# İslam halkı bize, örneğin Fransa'dan hep yakın olacak. 19# Hayatın güçlükleri ruhumu sertleştirdi ve bana yaşamasını öğretti. 20# İmanı sarsmak, ilmi sarsmaktan daha zordur. 21# Düşünce özgürlüğü tüm kötülüklerin anasıdır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/alman-pfizer-ile-ortak-calisan-turk-bilim-insani-asi-kasim-ayina-hazir-ve-mukemmel/", "text": "Alman merkezli BioNTech CEO'su ve kurucu ortağı Prof. Dr. Uğur Şahin, Amerikan yayın kuruluşu CNN'e, Amerikan ilaç devi Pfizer ile birlikte yürüttükleri aşıda gelinen aşamayı anlattı. Prof. Dr. Şahin geliştirdikleri aşının ekim ortası veya kasım ayı başında yasal onay için hazır olacağını ve ardından aşılamaya başlayabileceklerinden emin olduklarını söyledi. Şahin geliştirdikleri 'BNT162' adlı aşının mükemmele yakın olduğunu ve yıl sonuna kadar 100 milyon doz, 2021'de de 1.3 milyar doz sağlamayı planladıklarını belirtti. ÜLKELER YAKINDA İZİN VERİR Aşının hem genç yetişkinlerde hem de yaşlılarda antikor tepkilerinin şimdiye kadar en az yan etki ile güçlü olduğunu kanıtladığını iddia eden Prof. Dr. Şahin, şöyle devam etti: Güvenli bir ürünümüz olduğuna inanıyorum ve bence bu aşı etkili olacak. Ülkeler acil kullanım için bu aşılara yakında izin verecektir Sık sık ateş görmüyoruz. Aşı denemelerine katılanların yalnızca küçük bir kısmında ateş var. Ayrıca baş ağrısı veya yorgunluk hissi gibi çok daha düşük semptomlar görüyoruz. Bu tür aşılarda görülen semptomlar geçicidir, genellikle bir veya iki gün gözlenir ve sonra kaybolur. 30 BİN KİŞİDE DENENİYOR ABD, temmuz ayında, 100 milyon doz COVID-19 aşısı üretmek için Pfizer ile 1.95 milyar dolarlık (16.6 milyar TL) bir anlaşma yaptıklarını duyurmuştu. ABD Başkanı Donald Trump da, koronavirüs aşısının 3 Kasım'da yapılacak ABD başkanlık seçimlerine kadar hazır olacağını söyleyerek bu tarihi vurgulamıştı. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre Pfizer ve BioNTech'in aşısı, dünya çapında yapılan klinik denemelerdeki 34 aşıdan biri. Aşı için piyasaya çıkmadan önceki son aşama olan 30 bin kişilik Faz 3 denemelerine temmuz ayında başlanmıştı. Hürriyet Razi Canikligil https://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-haberi-turk-bilim-insani-koronavirus-asisi-icin-tarih-verdi-41607456"} {"url": "https://www.thegeyik.com/almanyada-kadinlari-bar-ve-gece-kuluplerinde-koruyan-gizli-cumle/", "text": "Almanya'nın Münster kentinde, kadınların barlarda istemedikleri bir durum ya da bir tehlikeyle karşılaşmaları halinde kolayca, hatta kelimenin gerçek anlamıyla bir cümleyle yardım almalarını sağlayan bir uygulama başlatıldı. 'Kadınların acil durum çağrısı' anlamına gelen Frauennotruf uygulamasının, kadınların bar ve gece kulüplerinde güvenliğinin sağlanması amacıyla geliştirildiği belirtiliyor. Uygulamaya göre, kadınların başlarının derde girmesi halinde bulunduğu yerde çalışan birine 'Louise burada mı?' diye sorması gerekiyor. Bu kod sayesinde kadınlara istemedikleri durumdan çıkabilmeleri için yardım ediliyor. Frauennotruf uygulamasının yaratıcılarından Gerlinde Gröger, Sputnik Almanya'ya demecinde, Çeşitli kutlamalarda ya da ilk randevularında kadınlar tehlikeli durumlarla karşı karşıya kalabiliyor. Kendilerini rahatsız ya da tehdit altında hissedebiliyorlar. Fakat bu durumdan nasıl çıkabileceklerini bilmiyorlar dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/alp-kirsan-roportaji/", "text": "Alp Kırşan Türkiye'de show işini hakkıyla yapan ender isimlerden birisi oldukça da samimi: Alp Kırşan: Komedi zordur; akıl ister, fiziki yapı ister, zamanlama ister. 2000 yılında sizi ilk olarak Best Model sıfatıyla tanıdık. Ardından sunuculuk derken, Türkiye'nin Jim Carrey'si sıfatıyla bu kez oyunculukla karşımızdaydınız. Bu süreçten biraz bahsedebilir miyiz? Manisa Spor Akademisinde okurken arkadaşların gazı ile Best Model' e girdim, birinci olduktan sonra hayatım belirli bir ivme ile gelişmeye başladı. Sunuculuk, dizi, film, tiyatro, yarışmalar derken bu güne geldim. Televizyonun birçok alanında yer almış biri olarak kendinize sınır koyduğunuz bir alan var mı? Yoksa Bünyesinde şov barındıran her şeyde Alp Kırşan'ı görebiliriz demek mümkün müdür? Her şey mümkün, yelpaze geniş, ben rahat 🙂 sıkıntı yok. Ama film ve tiyatro delisiyim. Alp Kırşan: Komedi zordur; akıl ister, fiziki yapı ister, zamanlama ister. Jim Carrey benzetmesine dair düşünceleriniz neler? Sizce de benziyor musunuz? 🙂 İstediğim zaman taklidini yapıyorum. Ama bundan hayatımı kazanmak gibi ucube bir düşüncem yok neticede Alp Alp. Birinin taklidiyle bir yere gelme güdüm yok. Ben eğleniyorum, bazıları birilerine benzetiyorsa bana ne. 🙂 Kendini adeta eğlenmeye ve eğlendirmeye adayan, pozitif bir karakterin temsilcisi gibisiniz. Peki Alp Kırşan ne olursa bu pozitifliğin dışında kalır? Beni daraltan ve sıkıntı veren negatif insanlardan uzak dururum. Başka itina ile yaptığım bir şey yok. Alp Kırşan instagram hesabı https://instagram.com/alpkirsan/ Alp Kırşan Twitter hesabı : https://twitter.com/alpkirsan"} {"url": "https://www.thegeyik.com/altered-carbon-dizisinden-5-dakikalik-basyapit-olumsuzlugun-tarihi/", "text": "Bugün Netflix'te Altered Carbon isimli bir dizi yayınlanacak. Diziyi size daha önce anlatmıştık. Ama diziden önce Neil deGrasse Tyson'ın anlatımıyla harika bir işe imza atmışlar: İnsanoğlu nereye gidiyor? İnsan ömrünü uzatabilir miyiz? Ölüm kaçınılmaz mıdır? gibi sorulara cevap aramışlar. Ölümsüzlüğün Tarihi'ni incelemişler. Netflix | Altered Carbon | Ölümsüzlüğün Tarihi Altered Carbon hakkında bilmeniz gerekenler Richard K. Morgan'ın klasik siberpunk romanından uyarlanan Altered Carbon 300 yıl sonraki bir gelecekte geçen, cinayet, aşk, cinsellik ve ihanetlerle dolu karmaşık bir olay örgüsüne sahip bir hikaye. Yepyeni bir teknoloji, toplumu tamamen değiştirmiştir. İnsan bilinci sayısallaştırılabilmektedir, başka bir bedene transfer olmak mümkün hale gelmiştir ve ölüm artık mazide kalmıştır. Takeshi Kovacs, yeni dünya düzenine karşı organize edilen bir başkaldırı sırasında yenik düşen yıldızlararası elit savaşçılardan hayatta kalan tek askerdir. Bilinci yüzyıllar boyunca buz içinde hapsedilmiştir, ta ki aşırı zengin ve çok uzun yıllardır hayatta olan Laurens Bancroft adında bir adam ona tekrar yaşama şansı sunana kadar. Bunun karşılığında, Kovacs'ın bir cinayeti çözmesini istemektedir. Bancroft'un kendi cinayetini..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/altin-kure-en-iyi-film-ve-en-iyi-dizi-adaylari-belli-oldu/", "text": "Oscar'dan önce açıklanan ve Akademi ödülleri hakkında ipucu veren Altın Küre'nin adayları açıklandı. 2017'de yayınlanan en iyi diziler ve en iyi filmler arasından bakalım birinci kimler çıkacak. İşin güzel yanı Altın Küre adayları arasında Fatih Akın da var. Türk yönetmenin In The Fade isimli filmi en iyi yabancı film adayı. Altın Küre'nin kazananları 8 Ocak 2018'de açıklanacak. Altın Küre Adayları En İyi Film Dunkirk The Post The Shape of Water Three Billboards Outside Ebbing, Missouri Call Me by Your Name En İyi Film The Disaster Artist Get Out The Greatest Showman I, Tonya Lady Bird En İyi Erkek Oyuncu Timothee Chalamet, Call Me by Your Name Daniel Day-Lewis, Phantom Thread Tom Hanks, The Post Gary Oldman, Darkest Hour Denzel Washington, Roman J. Israel, Esq. En İyi Animasyon The Boss Baby The Breadwinner Ferdinand Coco Loving Vincent En İyi Erkek Oyuncu Steve Carell, Battle of the Sexes Ansel Elgort, Baby Driver James Franco, The Disaster Artist Hugh Jackman, The Greatest Showman Daniel Kaluuya, Get Out En İyi Kadın Oyuncu Jessica Chastain, Molly's Game Sally Hawkins, The Shape of Water Frances McDormand, Three Billboards Outside Ebbing, Missouri Meryl Streep, The Post Michelle Williams, All the Money in the World En İyi Kadın Oyuncu Judi Dench, Victoria & Abdul Margot Robbie, I, Tonya Saoirse Ronan, Lady Bird Emma Stone, Battle of the Sexes Helen Mirren, The Leisure Seeker En İyi Yönetmen Guillermo del Toro, The Shape of Water Martin McDonagh, Three Billboards Christopher Nolan, Dunkirk Ridley Scott, All the Money In the World Steven Spielberg, The Post En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Willem Dafoe, The Florida Project Armie Hammer, Call Me by Your Name Richard Jenkins, The Shape of Water Christopher Plummer, All the Money in the World Sam Rockwell, Three Billboards Outside Ebbing, Missouri En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Mary J. Blige, Mudbound Hong Chau, Downsizing Allison Janney, I, Tonya Laurie Metcalf, Lady Bird Octavia Spencer, The Shape of Water En İyi Yabancı Film A Fantastic Woman First They Killed My Father In the Fade Fatih Akın Loveless The Square En İyi Senaryo Guillermo del Toro and Vanessa Taylor, The Shape of Water Greta Gerwig, Lady Bird Liz Hannah and Josh Singer, The Post Martin McDonagh, Three Billboards Outside Ebbing, Missouri Aaron Sorkin, Molly's Game En İyi Film Müziği Carter Burwell, Three Billboards Outside Ebbing, Missouri Alexandre Desplat, The Shape of Water Jonny Greenwood, Phantom Thread John Williams, The Post Hans Zimmer, Dunkirk En İyi Şarkı Home from Ferdinand Mighty River from Mudbound Remember Me from Coco The Star from The Star This Is Me from The Greatest Showman 2017 EN İYİ DİZİLER En İyi Drama Dizisi The Crown The Deuce Game of Thrones The Handmaid's Tale Stranger Things This is Us En İyi Erkek Oyuncu Sterling K. Brown, This is Us Freddie Highmore, The Good Doctor Bob Odenkirk, Better Call Saul Liev Schreiber, Ray Donovan Jason Bateman, Ozark En İyi Kadın Oyuncu Caitriona Balfe, Outlander Claire Foy, The Crown Maggie Gyllenhaal, The Deuce Katherine Langford, 13 Reasons Why Elisabeth Moss, The Handmaid's Tale En İyi Komedi/Müzikal Dizisi Black-ish The Marvelous Mrs. Maisel Master of None SMILF Will Grace En İyi Erkek Oyuncu Anthony Anderson, Black-ish Aziz Ansari Master of None Kevin Bacon, I Love Dick William H. Macy, Shameless Eric McCormack, Will and Grace En İyi Kadın Oyuncu Pamela Adlon, Better Things Alison Brie, Glow Issa Rae, Insecure Rachel Brosnahan, The Marvelous Mrs. Maisel Frankie Shaw, SMILF En İyi Televizyon Filmi veya Mini Dizi Big Little Lies Fargo Feud: Bette and Joan The Sinner Top of the Lake: China Girl En İyi Erkek Oyuncu Robert De Niro, The Wizard of Lies Jude Law, The Young Pope Kyle MacLachlan, Twin Peaks Ewan McGregor, Fargo Geoffrey Rush, Genius"} {"url": "https://www.thegeyik.com/altin-kure-odullerinde-bir-de-beni-sirttan-cek-diyen-14-unlu-kadin/", "text": "Dün akşam düzenlenen 74. Altın Küre Ödülleri'nde yine şıklık yarışına neden oldu. Ödül töreni için en şık kıyafetlerini seçen kadın konuklar, adet olduğu kırmızı halı üzerinde durup basın mensuplarına poz verdi. Ancak o da ne? Katılan ünlülerden bir çoğu adeta bir de beni sırttan çek dercesine basın mensuplarına kısmen arkalarını dönerek poz verdi. İşte Altın Küre Ödülleri'nde bir de beni sırttan çek diyenler; 1# Lily Collins 2# Drew Barrymore 3# Elsa Pataky 3# Emily Ratajkowski 4# Hailee Steinfeld 5# Sarah Paulson 6# Zoe Saldana 7# Riley Keough 8# Regina King 9# Mandy Moore 10# Sienna Miller 11# Sarah Jessica Parker 12# Sofia Vergara 13# Sophie Turner 14# Thandie Newton Görseller: people.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ama-olmaz-ki-boyle-de-tatli-uyunmaz-ki/", "text": "Bebekler dünyanın en tatlı şeyleri, evlerimizin neşe kaynakları... Onların her anına şahitlik etmek büyük keyif hele ki uyudukları anlar... Hele bir de uykularını gülümsüyorlarsa izlemenin keyfi paha biçilemez. Aşağıdaki bebişler de ya muzurluk düşünüyorlar ya da rüyalarında pek komik şeyler görüyorlar 🙂 Dur kız tek tek anlat karnıma ağrılar girdi gülmekten... Ehehehe teyzemi nasıl da gıcık ettim bugün Hıh gelmiş bana nasıl emeceğimi öğretiyor aklı sıra, uyanınca gösteririm nasıl emdiğimi Şu güneş de soldan soldan ne güzel de aydınlattı rüyamı Annemin masajı adeta Thai masajı gibi, yavaş kız gıdıklanıyorum Gün gelecek bebeklere değil hatunlara sarılarak uyuyacağım Prenseslik tacımı taktım, beyaz atlı prensim bana doğru dört nala geliyor Kıh kıh kıh Rıfkı'yı nasıl da kovdum yataktan, anam bana kaldı ohh Adeta bulutların üzerinde uyur gibiyim"} {"url": "https://www.thegeyik.com/amazon-prime-turkiyede-kasim-ayinda-vizyona-girecekler-belli-oldu/", "text": "Amazon Prime Video, Kasım ayında Türkiye'de yayına girecek yeni yapımları açıkladı. Kasım ayında Türkçe altyazı seçeneğiyle Prime üyeleriyle buluşacak popüler Amazon Originals yapımları arasında Robert Jordan'ın en çok satan romanından uyarlanan Zaman Çarkı , yönetmenliğini Jonathan C. Hyde'nin üstlendiği 4 bölümlük belgesel-dizi Always Jane ve sıra dışı bir genç kadının nefes kesen maceralarını anlatan Hannanın üçüncü sezonu yer alıyor. Amazon Prime Video Türkiye Kasım Ayı Takviminden Öne Çıkanlar: Always Jane 12 Kasım Yönetmenliğini Jonathan C. Hyde'ın üstlendiği 4 bölümlük yetişkinliğe geçiş temalı belgesel-dizi Always Jane, 12 Kasım Cuma günü Prime Video Türkiye'de yayınlanacak. Jane Noury ve ailesinin kendilerini canlandırdıkları dizide, üniversite için evden ayrılmaya hazırlanan bir gencin samimi ve savunmasız hayatı işleniyor. Dizide, bir ailenin koşulsuz sevgisi, büyük sorunlarla başa çıkma yöntemleri, sahip oldukları nezaket ile değişimin gücünü kabullenişleri ve Jane'in gerçekçi bir hayat sürdürebilmesi için tüm engellerin üstesinden gelme çabası ekranlara yansıtılıyor. Zaman Çarkı 19 Kasım Başrollerinde Rosamund Pike, Joshua Stradowski ve Marcus Rutherford'un yer aldığı; Robert Jordan'ın çok satan romanından uyarlanan Zaman Çarkı, 19 Kasım Cuma günü Prime Video Türkiye'de izleyicilerle buluşuyor. Sadece kadınların sihir yapabildiği destansı bir evrende geçen hikayede, Aes Sedai ismi verilen tüm üyeleri kadınlardan oluşan güçlü bir topluluğun üyesi olan Moiraine'in Two Rivers'daki küçük bir kasabaya gelişi ve ardından yaşanan gelişmeler konu ediniyor. Kasabada Moiraine, içlerinden biri Dragon Reborn kehanetine sahip olan, insanlığı ya kurtaracak ya da yok edecek olan 5 gençle birlikte tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor. Hanna: 3.Sezon 24 Kasım Başrollerini Esme Creed-Miles ve Mireille Enos'un paylaştığı, David Farr'ın kalemiyle hayat bulan Hannanın üçüncü sezonu, 24 Kasım Çarşamba günü Prime Video Türkiye'de ekranlara geliyor. Dizinin üçüncü sezonunda kötücül örgüt Utrax tarafından bir suikastçı olmak için eğitilen Hanna'nın sürükleyici maceraları kaldığı yerden devam ediyor. Hanna, eski düşmanı ve eski CIA Ajanı Marissa Wiegler'ın yardımıyla gizlice Utrax'i içeriden yok etmeye ve kendini örgütün pençesinden kurtarmaya çalışıyor. Birlikte yüksek rütbeli Utrax ajanı John Carmichael'ı görevlerine yardım etmeye zorlamalarının ardından genç suikastçının yoldaşları Sandy ve Jules ve daha birçok yeni düşmanı Hanna'nın planından şüphelenmeye başlıyor. Hanna, hedefine doğru ilerledikçe yalnızca dünyanın gündemini değiştirmeye değil, özgürlüğünün karşısında duran Utrax'in arkasındaki asıl gücü de ortaya çıkarmaya adım adım yaklaşıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ameliyattan-sonra-gaz-cikarmaya-zorlanan-is-adami-canindan-oldu/", "text": "Zonguldak'ta oturan iş adamı 57 yaşındaki Taner Külah, iddiaya göre bel fıtığı ameliyatının ardından hastanede tedavisi sürerken doktorlar tarafından gaz çıkarmaya zorlanınca hayatını kaybetti. Zonguldak'ta Taner Külah isimli iş adamı hastanede gaz çıkarmaya zorlanınca hayatını kaybetti. GAZ ÇIKARMAYA ZORLANINCA CANINDAN OLDU Telefon bayii işleten Taner Külah, bel fıtığı ameliyatı için geçen 5 Mayıs'ta Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Aynı gün ameliyat olan iş adamı Külah, iddiaya göre ertesi gün doktorlara gaz çıkartmakta zorlandığını söyledi. Doktorların telkini ile kendisini zorladığı iddia edilen Külah'ta bağırsak patlaması meydana geldi. Hemen ameliyata alınan Külah, müdahaleye rağmen hayatını kaybetti. TOPRAĞA VERİLDİ Taner Külah için Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası önünde tören yapıldı. Külah'ın eşi Özlem Külah ve kızı İpek Külah ile bazı yakınları gözyaşlarına hakim olamadı. Külah'ın cenazesi, daha sonra Acılık Hz. Ali Camii'nde getirildi. Cenazeye, Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı Zeki Çakan, Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, bazı siyasi parti temsilcileri, yakınları ve vatandaşlar katıldı. Külah, öğle namazı ardından kılınan cenaze namazı sonrası toprağa verildi sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/american-gods-dizisindeki-karakterlerin-mitolojide-karsiliklari/", "text": "Game of Thrones'un henüz başlamadığı, Westworld'ün uzun bir ara verdiği dönemde ne seyredeceğiz? kaygısıyla etrafa sararken imdadımıza yetişti American Gods. Aslında beklenmedik, büyük bir sürpriz değildi. Neil Gaiman adını çoktan duyanlar kitabı okumuş, üzerine düşünmüş, teorileriyle etrafı işgal etmişti. Ancak asıl merak konusu Gaiman'ın hayal gücü ile sinema teknolojisinin ne denli uyum sağlayacağıydı. Tüm şüphe uyandırıcı etmenlere rağmen dizi gerçekten de muhteşem başladı. Kitabı yıllar öncesinden okumuş ve hikayeyi hayal gücümde görselleştirmiş bir insan olarak aradığımı şimdilik bulduğu söyleyebilirim. Fakat bu içeriğimiz benim gibi hikayeyi önceden bilen okurlar için değil, olaya diziyle başlamış güzel izleyiciler için. Sizlere uzun uzadıya dizinin konusundan bahsedecek, neler yaşandığını anlatarak içinizdeki merak duygusunu öldürecek değiliz. Ancak karakterleri tanıtacağım bu yazıda vereceğim bilgiler bir nebze olsun spoiler içerebilir. Neyse daha fazla uzatmayalım ve dizide gördüğünüz karakterlerin mitolojideki karşılıklarına hep birlikte bakalım. İşte American Gods Dizisindeki Karakterlerin Mitolojide Karşılıkları ; #Mr.Wednesday Mr.Wednesday aslında İskandinav tanrısı Odin'in Amerika'daki yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Dizinin başında kızıl derililer ile karşılaşan Vikinglerin Odin'den yardım istemesi, çarşamba gününün İskandinav mitolojisinde Odin'in günü olması hikayeyi doğrular nitelikte duruyor. #Mr.Nancy Karayipler ve Yeni Dünya'daki Afrikalı köleler arasında hileci ve yalancı bir tanrı olarak nam salan bilge örümcek Anansi, dizide karşımıza Mr.Nancy olarak çıkıyor. #Mad Sweeney Mad Sweeney dizide kendi belki de en çok ifşa eden tanrı olarak karşımıza çıkıyor ve kendini bir Leprechaun olarak tanıtıyor. Küçük huysuz cücelerin aksine son derece iri bir adam Sweeney'nin Leprechaun olduğunu kanıtlayan en önemli nokta ise paraları havadan toplaması olarak dikkat çekiyor. Bilindiği üzere Kelt mitolojisinde Leprechaun gök kuşağının altına gizledikleri altınlar ile meşhurdur. #Czernobog Hristiyanlık öncesi Slav tanrılarından biri Czernobog, şeytan tanrı ya da kötü şansın tanrısı olarak da biliniyor. Dizide aydınlığı temsil eden sarışın bir kardeşi olduğundan da söz eden Czernobog, Amerika'ya yerleştikten sonra her ne kadar balyozuyla inek öldürerek geçimini sağlasa da aslında oldukça güçlü bir karakter. #Bilquis Afrika'nın unutulmuş tanrılarından biri olan ve adı Eski Ahit'te de geçen Bilquis aslında Sheba'nın Kraliçesi olarak da biliniyor. Cazibe ve baştan çıkarma konusunda uzman olan bu aşk tanrısı kurbanları yatağa atıp, onları kendine tapmasını istemesiyle dikkat çekiyor. Kurbanlarını nasıl öldürdüğü ise malum 🙂 İzleyenler bilir 🙂 #Mr.Jaquel ve Mr.Ibis Mısır mitolojisindeki Anubis ve Thoth'un modern yansıması olarak karşımıza çıkan ikiliden Mr.Ibis yaşayanların ve ölülerin dünyasına istediği gibi yolculuk yapabilen Mısırlı bilgelik, yazı tanrısı olarak dikkat çekerken; Mr.Jaquel ise ölümden sonraki yaşamın tanrısı olan ve ölen kişilerin nereye gideceği kalp-tüy dengesi ile saptayan Anubis'e çağrışım yapıyor. #Easter Hristiyanlığın gelişi ile birlikte bahar ve İsa'nın dirilişi ile ilişkilendirilen Eostre'nin modern yansıması olan Easter; baharın, yeniden doğumun kendisine adandığı oldukça güzel bir kadın. Paskalya kutlamalarının esas çıkış kaynağı olan Easter; öpücüğü ile yaraları tedavi eden, hatta ölüleri canlandırabilen oldukça etkili bir tanrı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/amerikali-annenin-ogluna-iphone-vermeden-once-imzalattigi-sozlesme/", "text": "Amerikalı Janell Burley Hofmann, 13 yaşındaki oğlu Gregory'ye iPhone 5 aldı. Fakat telefonu oğluna vermeden önce kullanım şartları için bir sözleşme hazırladı. Şartları kabul eden Gregory sözleşmeyi imzaladı. Eğer kurallara uymazsa annesi telefonu elinden alacak. İşte Amerikalı annenin oğluyla yaptığı sözleşme ; Seninle gurur duyuyorum çünkü artık iPhone sahibisin. Ne güzel! Sen tüm iyi ve sorumlu 13 yaşındaki çocuklar gibi bu hediyeyi hak ettin. Ancak bu hediye sana kurallar ve bazı sorumluluklarla geliyor. Aşağıdaki sözleşmeyi lütfen dikkatlice oku. Benim senin gibi sağlıklı bir genç adamı kontrol edilemez bir dünya olan teknoloji içine belirli bir düzen içinde koymam lazım. Bunu anlayacağını umuyorum. Aşağıdaki listedeki kurallara uyulmaması iPhone'u kaybetmene neden olur. Lütfen bunu da unutma. Seni deli gibi seviyorum ve önümüzdeki günlerde seninle birkaç milyon SMS ile yazışmak için büyük sabırsızlık duyuyorum... İşte Janell'ın oğlu Gregory'ye akıllı telefon kullanımı için şart koyduğu kurallar: * Bu benim telefonum. Ben satın aldım. Ben ödedim. Sadece sana kullanman için veriyorum. Şifreni daima bileceğim. * Eğer çalarsa cevap vereceksin. Merhaba diyeceksin, konuşacaksın. Eğer ben veya baban ararsa yani ekranda anne veya baba yazısını gördüğünde telefonu asla açmamazlık yapmayacaksın. Asla. * Bu telefonu hafta içi okul günleri akşam saat 19.30'da hafta sonu ise akşam saat 21.00'de kapatıp bana veya babana vereceksin. Sabah 07.30'a kadar kapalı kalacak. Telefon tüm gece kapalı kalacak. Arkadaşlarını da bu saatler dışında aramayacak veya mesaj göndermeyeceksin. Çünkü bizim kurallarımız gibi başka ailelerin kurallarına da saygı göstermelisin. * Telefon seninle okula gitmeyecek. Yarım günler, geziler ve özel okul aktivitelerinde bu karar değişebilir. Bunu da önce konuşacağız. * Eğer bu telefon tuvalete düşerse, yerde ezilirse, havuza düşerse, başına bir şey gelirse yapımı, tamiri ve yeniden satın alınması senin sorumluluğundadır. Doğum günü paraların, kardeşlerine bakıp bizden kazandığın paralar tümü senden kesilecektir. * Bir insanın yüzüne karşı söyleyemeyeceğin hiçbir şeyi mesaj olarak yazma, e-posta olarak gönderme veya telefonda böyle konuşmalar yapma. * Asla porno yok. Bir şey arıyorsan, bizimle konuş, bize sor. Sosyal ortamlarda, halk arasında telefonu kapat, sesini kıs. Özellikle restoranlar, sinemalar, tiyatrolar ve konuşma yapılan yerlerde. Sen kibar bir insansın ve telefonunun bunu değiştirmesine izin verme. * Asla vücudunun özel bölgelerinin resimlerini birilerine gönderme. Asla. Ve kimseden böyle resimler alma. Bu tarz resimlere gülme. Gün gelir bazıları da sana güler sakın bunu yapma. Bu aynı zamanda senin gibi ergenler, okullar ve yetişkinler için de çok riskli bir durum. Kötü bir fikir, çok kötü bir fikir. Daima da kötü olarak kalacak. * Milyarlarca fotoğraf ve video çekme. Her şeyi kayıt altına almak zorunda değilsin. Tecrübelerini ve anı yaşa. * Telefonunu bazı zamanlar bırak ve ondan uzaklaş. Sürekli yanında olmasın çünkü onsuz da nasıl yaşanacağını bilmen, öğrenmen gerekiyor. Telefonun bedeninin bir parçası değil öyle olmasına izin verme. * Gözlerini açık tut, çevrene bak, dünyayı gözle, neler olduğunun farkında ol. Çevrende olan biteni gör. Kuşları dinle, çevrene bak, tanımadığın yanından geçen insanlara Merhaba de, gülümse. Hayat sadece Google'da arama yapmak değil. Telefon dünyan değil. Olmamalı. * Bu kuralları bozabilirsin. O zaman telefonunu elinden alırım. Birlikte oturur konuşuruz. Tekrar başlarız. Sen de ben de daima birlikte öğreniriz. Ben senin takım arkadaşınım, karşında değilim. Bu işte birlikteyiz, taraf değiliz, yalnız değilsin. * Umuyorum bu kuralları güzelce halledebiliriz. Buradaki birçok madde sadece telefonun için değil, senin tüm hayatınla ilgili. Çok hızlı büyüyorsun ve dünya çok büyük hızla değişiyor. Bu çok heyecan verici ama korkutucu da. Eline geçen her şansı değerlendir. Kendine ve gücüne inan çünkü hiçbir makinenin sahip olamayacağı kadar kocaman bir kalbe sahipsin. Seni çok seviyorum ve hediyenin seni eğlendirmesini diliyorum..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/amerikali-yuzuculer-sayesinde-bardak-cekme-dunya-gundeminde/", "text": "Ünlü ABD'li yüzücü Michael Phelps ile başlayan ABD milli yüzme takımı sporcularının vücudundaki izler merak konusu oldu. Sonradan bu yöntemin Türk tarihinde binlerce yıllık geçmişe sahip bardak çekme olduğu anlaşıldı. Peki, soğuk algınlığına iyi geldiği, kasları gevşettiği inanılan bardak çekme nedir, gerçekten faydalı mıdır? Ünlü Hollywood yıldızı Gwenyth Paltrow'un da uyguladığı yöntem, bardak yardımıyla vakumlayarak kasları gevşettiği ve kan akışını arttırarak, ağrıyı yok ettiği düşünülüyor. Michael Phelps'in ardından jimnastikçi Alex Naddour ve Belaruslu yüzücü Pavel Sankhovich de kupa çektirdikten sonra vücudunda oluşan izlerin fotoğrafını paylaştı. BARDAK ÇEKMENİN TARİHİ Tarihçiler bu uygulamanın en az 2 bin yıllık geçmişi olduğunu düşünüyor. Bardak çekme, soğuk algınlığı, yüz felci, öksürük, solunum yolları ve akne için kullanılıyordu. Ancak en yaygın kullanım alanı soğuk algınlığı ve kas ağrıları. TIP NE DİYOR? CNN International'ın haberine göre küçük çaplı 2 farklı bilimsel araştırmada bardak çekmenin kanser ağrısı ve sırt ağrısı üzerindeki etkileri incelendi. Araştırma sonucu hastalar ağrılarının azaldığını belirtti. Ancak bu iki araştırma da küçük çaplı araştırmalar olduğu için kesin konuşulması mümkün olmadı. Bardak çekmenin bir benzeri olan hacamat için ise bir bilimsel araştırma yok. Ancak kansız olarak yapılan sıradan kupa çektirme güvenli bir yöntem olarak sunuluyor. kaynak: Hürriyet.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/amerikan-baskani-beyaz-sarayda-yemek-yerse-hesabi-kim-oder/", "text": "BİLMİYORDUM ÖĞRENDİM.... 1981 yılında yemin ederek ABD Başkanlığına göreve başlamasından yaklaşık bir ay sonra dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ve eşi Nancy Reagan, Beyaz Saray'da akşam yemeğini yedikten sonra hiç beklemedikleri bir sürprizle karşılaşırlar. Görevli garson yemeğin hesap faturasını getirmiştir. Baş kahyanın bir garsonla gönderdiği hesap faturasında sadece o akşamın değil son bir ayın bütün yemeklerinin hesabı da yer almaktadır. Sadece yemekler de değil... Ağırladıkları kişisel misafirlerin, bir aydır kullandıkları kuru temizleme hizmetinden, diş fırçası, diş macunu, temizlik ve parfümeri malzemelerine kadar bütün kişisel malzemelerin ücreti de miktarlarıyla beraber kaydedilmiştir. Ronald Reagan, hesabın büyüklüğüne şaşırsa da görevlinin getirdiği faturayı gülümseyerek alır ve muhasebeye maaşından ödenmesi talimatı verir. Kocasının aksine Nancy Reagan'ın şaşkınlığı çok daha büyüktür. Anılarında, 'kimse bize Başkan ve Eşinin Beyaz Saray'da yaşarken yedikleri yemeklere ve kullandıkları günlük malzemelere para ödemek zorunda olduklarından bahsetmemişti' diye anlatıyor o şaşkınlık anını. Aslında, ABD kamuoyunun büyük çoğunluğu da pek bilmiyordu. ABD eski Başkanı Bill Clinton'un eşi ve birinci Obama döneminin dışişleri bakanı Hillary Clinton'ın, bu yıl yayınlanan Hard Choices kitabının Haziran ayındaki tanıtım ve imza gezilerinden birinde, Beyaz Saray'dan ayrıldıkları zaman, 'borç içinde ve beş parasız olduklarını' söylemesi, sosyal medyada büyük yankı yapmıştı. Hillary Clinton, sekiz yıl kaldıkları Beyaz Saray'dan taşınınca Washington DC'de ve New York'ta mortgage kredisiyle iki ev aldıklarını, bu kredi ile kızları Chelsea'nin Stanford Üniversitesi parasının kendilerini, 2001 kışında 12 milyon dolar borcu olan olan bir aile haline getirdiğini anlatacaktı. Borç batağından, Bill Clinton'ın art arda yayınlanan kitaplarının, ücretli konuşmalarının gelirleriyle düzlüğe çıkacaklardı. Son borçlarını da 2004 yılında ödeyerek borçlarını temizleyeceklerdi. Peki, 8 yıl boyunca yıllık ortalama 500 bin dolar maaşı olan ve kira gideri olmayan bir aile niçin Beyaz Saray'dan beş parasız ayrılacaktı? Nancy Reagan'ı çok şaşırtan sebepten dolayı... ABD Başkanları Beyaz Saray'a kira ödemez ama onun dışındaki her şey maaşlarından kesilir. Beyaz Saray, devletin ABD Başkanı için tahsis ettiği misafirhanedir ve orada 4 ya da 8 yılını geçirmek zorunda olan her aile, kendilerinin ve kişisel misafirlerinin bütün masraflarını kendisi karşılamak durumundadır. Sadece resmi devlet konuklarının ağırlanma masrafını Amerikan vergi mükellefleri öder. Geri kalan kişisel mutfak giderleri, hizmet ve malzemelerin ücreti Başkan ve ailesine aittir. Başkan takım elbiselerinin kuru temizleme ücretini kendisi ödemek zorundadır. Kaybolan düğmesinin yerine alınacak yenisinin de, ayakkabılarının boya ve cilasının da... Konutun başkan ve ailesinin kaldıkları kısmındaki temizlikçi, garson ve hizmetçilerin çalıştıkları süredeki saat ücretini de başkan öder. Kısacası, kira ve elektrik faturası dışında kendileri için harcanan her kuruşu devlete ödemek zorundadırlar. Çünkü, ABD bir monarşi değil bir cumhuriyettir ve bu konut da bir 'saray' değil bir evdir. Amerikalılar buraya 'saray' demiyor zaten, o bizim yakıştırmamız. Washington DC'de ''1600 Pennsylvania Avenue'' adresinde bulunan dünyanın bu en ünlü evinin adı Türkçe'ye yanlış şekilde 'Beyaz Saray' diye çevirilmiş olsa da, aslında İngilizce'deki orijinal adı 'White House' yani 'Beyaz Ev'dir. Ve ABD'ye devlet başkanı seçildi diye kimse, devletin parasını keyfince harcayamaz. Sadece bu ev içinde de değil her yerde... ABD Başkanı, şehir dışı tatil masraflarını, haftasonlarını geçirmek istediğinde Camp David'teki dinlenme evinin hafta sonu masraflarını kendi cebinden karşılamak zorunda. Yine örneğin başkan, ABD Başkanlık uçağına, devlet delegasyonundan olmayan tek bir kişi bile bindirecekse, , bir ticari yolcu uçağının 'first class' uçak bileti miktarınca devlete para ödemek zorundadır. Gerald Ford'tan George W. Bush'a kadar 6 başkan döneminde bu evin 'baş kahyası ' olmuş Gary Walters'ın deyişi ile, başkan ve ailesi bu evin 4 veya 8 yıllık kira sözleşmesine sahip kiracılarıdır. İstedikleri yemekler pişirilir, malzemeler ve ürünler istedikleri markalardan seçilir ama parasını Amerikan halkı değil, Başkan ve ailesi maaşlarından öder. Ve doğal olarak fiyatın yüksekliğine alışmaları zaman alır. Çünkü başkanlar ve ailelerine verilen hizmet 5 yıldızlı otel kalitesinde olduğu gibi başkanın bunlar için ödeyeceği para da 5 yıldızlı otel fiyatları düzeyindedir. Devlet konutu diye cüzi ücretlendirme yapılmaz. Walters, 'yemek, hizmet ve malzemelerin pahalı olduğundan yakınmayan tek bir first aile hatırlamıyorum' diyor. Hatırladığı en büyük tepki ise Jimmy Carter'ın eşi Rosalynn Carter'a ait. Memleketleri Atlanta'da yemeğin de malzemelerin de çok daha ucuz olduğunu söyleyip durmuş aylarca. Ama 'first lady'nin şikayetleri, fiyatları aşağı çekmeye yetmemiş. George W. Bush'un eşi Laura Bush da, Spoken from the Heart adlı anı kitabında Beyaz Saray'da yaşamanın ne kadar pahalı olduğundan yakınıyor. Onu en çok zorlayan konulardan biri de, hergün saçlarını yapan kuaföre, devleti temsil edeceği törenlere giderken bile olsa, ücretini kendisinin ödemesi olmuş. Bayan Bush kitabında, faturanın aylık geldiğini ve Başkan ve eşi ile iki kızının bütün yemeklerinin, kullandıkları bütün kişisel malzemelerin, kuru temizleme dahil tüm hizmetlerin, garsonların ve temizlik görevlilerinin saat başı ücretinin, özel misafirlerinin tüm msaraflarının bu faturada yer aldığını yazıyor. ''Faturada ağzımı açık bırakan kalemler de vardı'' diye aktaran Bayan Bush şu örneği veriyor: ''Ülkenin First Lady'si olarak giyeceğim kıyafetlerin de özel tasarım olması gerektiği şartı vardı ama elbisenin ücretinin yanı sıra bu tasarımların ücreti de yine benden tahsil ediliyordu.'' ABD Başkanlarının maaşına en son 1999 yılında zam yapıldı. Buna göre ABD Başkanın çıplak maaşı yıllık 400 bin dolar civarında. 50 bin dolar da görev tazminatı ödenir. Bu her iki ödeme de vergiye dahildir. Başkan bunların gelir vergisini ödemek zorunda. Bunların yanı sıra başkanın gezileri için, vergiden muaf yıllık 100 bin dolar harcırah ödenir. Ancak, Beyaz Saray faturasının yüksekliği göz önüne alındığında bir ABD Başkanı, maaşının neredeyse tamamını aylık giderlerine harcar. Yani ayrıca bir serveti yoksa, Beyaz Saray'da 'ucu ucuna' yaşamak durumunda... Belki de bu yüzden Başkan Gerald Ford, Beyaz Evi, 'Bugüne kadar gördüğüm en lüks sosyal yardım konutu' diye tanımlamıştı. Beyaz Ev, kompleks bir yapıdır. Aynı anda hem bir konut, hem bir müze ve hem de bir devlet dairesidir. ABD dünyanın süper gücü olmasına rağmen, Beyaz Ev, dünyadaki en büyük devlet başkanı sarayı değil, aksine büyük devletler içindeki en küçük devlet başkanlığı konutlarından biridir. Sadece bir katından, dünyanın en büyük devletinin yürütme organı yönetilir. 1700'lerin dünyasında 13 kolonili devlet için inşa edilmiş, bugün dünya lideriyiz. Bu ihtiyaca uygun çok daha büyük bir saray yapalım diyen tek bir başkan bile olmamıştır. Kimsenin aklına böyle bir şey gelmez. Çünkü, Beyaz Ev, ABD demokrasisinde 'devamlılığın' da sembolüdür.Ve yine Beyaz Ev, kendi toplumundan izole bir yer de değil. Dünyada, içinde başkan yaşadığı halde halkının ziyaretine açık tek devlet başkanlığı konutudur. Çünkü Amerikan tarihinin en önemli kültür müzesidir. Haftalık ortalama ziyaretçi sayısı 30 bindir. Başkanın penceresinin bir kaç on metre uzağındaki bahçe demirliğinin önü ise ABD'nin en ünlü gösteri ve protesto yeridir. Beyaz Ev, başkanlar için kalıcı bir ihtişam ve keyif sarayı değil geçici bir barınma ve hizmet yeridir. Başkan Truman'a göre, 'dışı çok gösterişli bir hapishane'den başka bir şey değildi. Ronald Reagan ise, buradaki yılları boyunca kendisini sürekli bir akvaryum balığı gibi hissettiğini anlatır. Michelle Obama da geçtiğimiz yıl, ''çok iyi dekore edilmiş bir hapishane'' olarak niteleyecekti. Bu eve kiracı başkanlar aileleriyle gelir geçer. Mülk sahibi Amerikan halkı ve demokrasisidir. Bu gerçeği, bir hizmetçisi, Baba George Bush'un eşi Barbara Bush'a şöyle söyler bir gün: ''Buraya her dört yılda bir başkanlar gelir gider... Biz kalıcıyız''. Bu yazı www.amerikabulteni.com'da yayımlanmıştır. * Business Insider, son başkan Joe Biden'ın aylık 33 bin 333 dolar kazandığını yazmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/amerikan-film-enstitusu-2016-yilinin-en-iyi-film-ve-dizilerini-acikladi/", "text": "Amerikan Film Enstitüsü klasikleşen yılın en iyi film ve dizileri seçkisini 2016 yılı için de açıkladı. AFI jürisi tarafından seçilen ve alfabetik sırayla açıklanan yapımların seçim aşamasında, sinema sanatına ve Amerikan kültürüne yaptıkları katkılar ölçüt olarak alındı. 20 yapımlık listenin dışında 8 saatlik televizyon belgeseli OJ: Made in America da özel ödüle layık görüldü. İşte AFI tarafından seçilen en iyi 10 televizyon dizisi; 10# Veep 9# This is Us 8# Stranger Things 7# The People v. O.J Simpson: American Crime Story 6# The Night Of 5# Game of Thrones 4# The Crown 3# Better Call Saul 2# Atlanta 1# The Americans AFI tarafında seçilen yılın en iyi 10 filmi; 10# Zootopia 9# Sully 8# Silence 7# Moonlight 6# Manchester by the Sea 5# La La Land 4# Hell or High Water 3# Hacksaw Ridge 2# Fences 1# Arrival"} {"url": "https://www.thegeyik.com/amsterdamdaki-red-light-districte-sinirlamalar-geliyor/", "text": "Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da bulunan, genelevleri ile ünlü Kırmızı Fener Sokağı'nı ziyaret eden turist grupları için sıkı kurallar getiriliyor. Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da genelevleri ile ünlü Kırmızı Fener Sokağı'nı ziyaret eden turist grupları için sıkı kurallar getiriliyor. Nisan ayından itibaren hayata geçirilecek uygulama ile 20 kişiden fazla olan tur gruplarının, genelevler bölgesine girişine izin verilmeyecek. İZİN BELGESİ ZORUNLU Turist rehberleri, 5 kişiden fazla turisti gezdirebilmek için izin belgesi almak zorunda kalacak. ALKOL VE UYUŞTURUCU YASAK Turlar gece saat 23:00'te sona erecek. Grupların, kalabalık yerlerde kalmasına izin verilemeyecek. Turistlerin, Red Light bölgesi turu sırasında alkol ve uyuşturucu kullanmaları yasaklanacak. REHBERLER UYARILACAK Tur rehberleri, katılımcıları sektörde çalışanlara, mahalle sakinlerine ve çevredeki esnafa saygılı olmaları konusunda uyaracak. Kurallara uymayan rehberlere de ağır yaptırım uygulanacak. Serbest çalışan rehberlere 190 euro, tur şirketlerine bağlı çalışanlara ise 950 euro para cezası verilecek. Kuralları üç kez ihlal eden rehberlerin izin belgesi iptal edilerek, bir daha turist gezdirmesine izin verilmeyecek. AYNI ANDA 27 GRUP SOKAĞI ZİYARET EDİYOR Bu önlemlerin alınmasının nedeni, son yıllarda şehrin bu bölgesindeki organize tur sayısının giderek artıyor olması. Günün yoğun bölümlerinde bir saat içinde ortalama 27 ayrı turist grubu genelevlerin olduğu sokakları ziyaret ediyor. Belediyeye göre, bu yoğunluk da güvenlik başta olmak üzere çeşitli sorunlara yol açıyor. Amsterdam Belediyesi, yeni düzenleme ile Red Light bölgesindeki rahatsızlığının önemli ölçüde önlenmesini bekliyor. EĞLENCE VERGİSİ ALINMASI GÜNDEMDE Amsterdam Belediyesi, genelevler semtindeki turlara katılanlardan eğlence vergisi adı altında ek bir ücret almanın mümkün olup olmadığını da araştırıyor. BBC Türkçe"} {"url": "https://www.thegeyik.com/andrea-pirlo-kitabinda-fatih-terim-hakkinda-pek-iyi-konusmamis/", "text": "Pirlo'nun ingilizce olarak yayınlanan i think therefore i play adlı kitabında Fatih Terim'e de yer vermiş. Fatih Terim dönemi hakkında pek iyi cümleler bulunmuyor. İşte o bölüm; Berlusconi ve ancelotti arasında karşılıklı sevgiye dayanan, oldukça sağlam bir ilişki vardı. fakat bunun milan'ı çalıştıran herkes için geçerli olduğunu söyleyemem, örneğin fatih terim... Fatih oldukça dikkat çekici ve kurallara alerjisi varmış gibi gözüken garip bir insandı. daha en başında milan'da uzun süre görev yapamayacağı oldukça belliydi ve kısa bir süre sonra da kovuldu. Terim milan'dan önce, canının istediği her şeyi yapabildiği daha düşük profilli takımlarda görev almıştı, ama burası milan'dı. burada bazı hareketlerin tolere edilmeyeceğini herkes bilirdi... Mesela; öğle yemeğine canı isteyince geç katılıyordu. ac milan'ı temsil etmesi gereken resmi aktivitelere kravat takmadan gelebiliyor; sonra bu aktivitelerden, evinde biri bizi gözetliyor seyretmek için kimseye haber vermeden erkenden ayrılıp, galliani'yi masasında tek başına bırakıyordu. kendisini tesislerde john travolta gibi garip, cafcaflı ve renkli kıyafetler giyerken görüyorduk. Görevi boyunca kendisinin adeta gölgesi gibi olan deli bir tercümanı vardı. terim'in 5 dakikalık ateşli konuşmalarını, duygusuz şekilde 5 saniyede tercüme eden bir adam... tercümanı bir ara terim'e medya ile tüm ilişkileri süresiz kesmesini tavsiye etti... medya ile ilişkileri kesmek... süresiz... ac milan'da... iletişimin her şeyden önemli olduğu ve mükemmel yönetildiği bir kulüpte... Özellikle göreve başladığı ilk günlerde yaptığı takım toplantıları ise unutulmazdı. terim eline bir tebeşir alıp taktik tahtasına 11 daire çizerdi. tahtadaki her daire sahaya çıkacak bir oyuncuyu temsil ederdi. ancak konuşmanın ortasında taktik tahtası çizdiği oklardan ve karalamalardan öyle bir hale gelirdi ki; hangi dairenin kimi işaret ettiğini anlamak imkansızlaşırdı. taktik tahtası, oyuncuları ve mevkileri birbirinden ayırmanın mümkün olmadığı karmakarşılık bir hal alırdı. kısacası tam bir kaos... sadece kalecinin kendi pozisyonundan emin olabildiği bir kaos... Toplantı sırasında bir daireyi işaret edip, costacurta, tam burada olman gerekiyor diye konuşmaya başlardı. bir gün dayanamayıp, ama patron, o gösterdiğin dairenin biraz önce benim olduğunu söyledin, costacurta değil ki demek zorunda hissettim. İşin daha da kötüsü konuşma ilerledikçe defans bölgesindeki dairelerle, forvettekileri karıştırmaya başlardı. artık öyle bir hal almıştı ki, kendi aramızda acaba bunu berlusconi'nin gizli rüyası olan 2-4-4 taktiğini gerçekleştirmek için bilerek mi yapıyor diye şakalaşmaya başlamıştık. Ancak şaka bir yana, terim'in taktik bilgisinin yetersizliğini ve tüm oyun planının takımı bağıra çağıra motive ederek, sahada iyi bir sonuç almamızı ümit etmek olduğunu anlamamız çok uzun bir süre almadı... belki böyle bir plan başka yerlerde geçerli olabilirdi, ancak milan'da işlemezdi. işlemedi de, milan'da uzun süreli görev alabilmek için bundan çok daha fazlasına ihtiyaç vardı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/anelka-vieira-35-santimlik-seyi-ile-yuzume-vurdu/", "text": "Bir dönem Fenerbahçe'de forma giyen Fransız Nicolas Anelka'nın, Arsenal'da Patrick Vieira'nın cinsel organıyla yüzüne vurduğunu anlattığı otobiyografi kitabındaki açıklamaları sosyal medyada tekrar gündeme geldi. 18 yaşında PSG'den Arsenal'e transfer olan ve 2 sezon İngiliz kulübünde forma giyen Anelka, 2009 yılında 'It's not me. It's everyone else' adıyla yayımlanan kitabında, kulüpten ayrılma nedenini açıklarken şunları söylemişti: Vieira'nın takım içindeki lakabı 'Le Long'du. Bir gün inanılmaz bir fırsat kaçırdım. Sonrasında Patrick Vieira 35 santimetrelik cinsel organıyla yüzüme vurdu. O anda lakabının sebebini anladım. O an takımdan ayrılma kararı aldım. Duyduğum utancı hayal edebiliyor musunuz? Fransız yıldız, Arsene Wenger'in olaya tepkisini de, Olayı gördü ve Vieira'ya beşlik çaktı ve o gün ayrılmam gerektiğini anladım sözleriyle anlatmıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/angelina-jolie-ve-brad-pittin-ayrilma-nedeni-olan-oscarli-kadin-oyuncu/", "text": "Angelina Jolie ve Brad Pitt'in Ayrılma haberi gündeme bomba gibi düştü. 2004 yılında çıkmaya başlayan çift, Ağustos 2014 yılında evlenmişti. Jolie-Pitt çiftinin üçü biyolojik, üçü de evlatlık olmak üzere altı çocuğu bulunuyor. Boşanma davası açan Jolie'nin altı çocuğunun velayetini istediği öğrenildi. Bir süre önce, Pitt'in, eşini 40 yaşındaki Fransız aktris Marion Cotillard ile aldattığı yazılmıştı. TMZ yıldız oyuncu Jolie'nin Pitt'ten; alkol, marihuana ve öfke kontrolü gibi konulardaki sorunları nedeniyle boşanmak istediğine dair iddialar da olduğunu ancak bu duyumların teyit edilemediğini belirtti. Boşanma için gösterilen en büyük neden ise Oscarlı oyuncu Marion Cotillard. İşin Marion tarafı ise oldukça sıkıntılı. Çünkü o bir başkasıyla birlikte ve oldukça mutlu. Fransız aktrisin Paris'teki ailesine yakın bir kaynak ise Daily Mail gazetesine yaptığı açıklamada, Jolie-Pitt çiftinin boşanmasına neden olduğu sürülen Cotillard'ın 43 yaşındaki aktör Guillaume Canet ile ilişkisinin sürdüğünü söyledi. Kaynak, Bunlar Marion'ın duymak istemediği iddialar. Guillaume'ı Brad ile aldattığına dair iddialar onu kesinlikle yıkacaktır dedi. JOLIE'NİN ÜÇÜNCÜ, PITT'İN İKİNCİ EVLİLİĞİ Jolie, daha önce ünlü aktörler Jonny Lee Miller ve Billy Bob Thornton ile evlilik yaşamıştı. Pitt ise 2000 yılında evlendiği aktris Jennifer Aniston'dan beş sene sonra boşanmıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/animasyon-karakterleri-seslendiren-dunyaca-unlu-25-isim/", "text": "Animasyon filmleri izleyenler arasında bir yaş ortalaması araştırması yapılsa şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkabilir. Çünkü animasyon filmler öyle bir aşamaya geldi ki normal filmlerden daha yüksek gişe yapıyorlar ve herkes tarafından izleniyorlar. Büyük firmaların bu yöndeki yatırımları da bunda etkili. Yatırım derken sadece çizmeye ve filme yatırım yapmıyorlar. Filmi seslendiren isimlere de ayrıca özen gösteriyorlar. Dünyaca ünlü bu oyuncular sevdiğimiz animasyon karakterlerine ses vererek, onların daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor. Animasyon Karakterleri Seslendiren Dünyaca Ünlü 25 İsim 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 BONUS Görseller: Boredpanda.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/anlasmazlik-ve-kizginliklar-iyi-bir-iliskinin-gostergesi-mi/", "text": "Hepimiz partnerimizle olan ilişkimizin sorunsuz bir şekilde sürmesini isteriz ve birçok kişi de partnerlerini kızdıracak davranışlar sergilemenin iyi bir fikir olmadığını bilir. Fakat partnerlerin birbirlerini kızdırmalarının iyi hatta faydalı olduğu zamanlar da vardır. Başka bir deyişle, partnerler arası ilişkide bir miktar kızgınlık ve sürtüşme iyidir. Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoterapist Mehmet Başkak, partnerler arası ilişkide biraz kızgınlık ve sürtüşme olmasının neden faydalı olduğunu şöyle açıklıyor. UZUN ÖMÜRLÜ BİR İLİŞKİ İÇİN GEREKLİ Düşük seviyede bile olsa partnerlerin aralarında çıkabilecek muhtemel bir çatışma ya da sürtüşmeyi yönetebilme becerisi bir ilişkinin sağlıklı bir şekilde devam etmesi için olmazsa olmazdır. Biriyle yeni bir ilişkiye adım attığınızda, özellikle de o kişiden hoşlanmışsanız, elinizden gelen en iyi siz olmaya çalışırsınız. Normalde yaptığınız ve sevdiğiniz bazı davranışlardan kaçınırsınız. Ama sonunda gerçekteki siz bir gün açığa çıkacak ve bu da partnerinizi belki biraz rahatsız edecektir. Partnerlerin birbirlerini bazı konularda sinirlendirmesi bir yönden onların kim olduklarını saklama gereği hissetmedikleri gerçek bir ilişki içinde olduklarını gösterir. Tüm tuhaf ve hoşa gitmeyecek davranışlarıyla birlikte kişinin kendini olduğu gibi ifade edebilmesi bir ilişkide sağlıklı seviyede rahatlık olduğunun göstergesidir. Partnerinizle bazı konularda sürtüşmeniz, artık her zaman onun duymak isteyeceği doğruyu söyleme ihtiyacını hissetmediğinizin işaretidir, bu da ilişkinizin uzun ömürlü olabilmesi için önemlidir. KIZGINLIK O İLİŞKİNİN HALA CANLI OLDUĞUNA BİR KANITTIR Partnerler arasında yaşanan anlaşmazlıklar artık o ilişki için tehlike çanlarının çaldığı anlamına gelmez, tehlike çanları partnerlerin duygusal olarak ilişkiden geri çekilmeleriyle çalmaya başlar. Partnerinizle ilgili, kızgınlık ve öfke de dahil, herhangi bir duygu hissetmemeye başladığınız noktaya geldiğinizde, bu artık sizin duygusal olarak o ilişkiden kendinizi çektiğinizin bir göstergesidir. Tabi ki partnerinizi aşırı derecede sinirlendirecek davranışlar sergilemek ilişkinizin gidişatı için iyi değildir, ama aranızda kızgınlık gibi duyguların hiç yaşanmaması da daha kötü olabilir. Partnerinize karşı biraz kızgınlık hissiniz varsa, bu ona karşı hala bir şeyler hissettiğinizi ve onu önemsediğinizi gösterir. Bir ilişkide partnerlerin birbirlerine kızgınlık duyması her zaman kötü değildir çünkü bu durum o ilişkinin hala canlı olduğuna bir kanıttır. BÜTÜN ANLAŞMAZLIKLARI VE SÜRTÜŞMELERİ YOK ETMEYİN Bazı zamanlarda kişiyi sinirlendirecek bir davranış çok iyi bir amaca hizmet edebilir. Anlaşmazlık yaşadığınız konular ilişkinizin hangi yönlerden gelişmesi gerektiği hakkında size bilgi ve imkan verir. Bunlar ilişkinin olumlu yönde değişmesi için güçlü bir katalizör vazifesi görürler. Burada bahsedilen sebeplerden dolayı, bir ilişkide amaç partnerler arası bütün anlaşmazlıkları ve sürtüşmeleri yok etmek değildir. Bundan daha iyi bir amaç belki de kızgınlıkların ve anlaşmazlıkların sebeplerini tespit etmek, ki bu ilişkinizde olduğunuz gibi davrandığınız, partnerinize karşı boş olmadığınız ve ilişkinizdeki bazı şeylerin daha iyi olabileceğine işarettir ve bunları ilişkinizin iyileşmesi ve gelişmesi için birer araç olarak kullanmaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/anne-yadigari-ahirdan-kutuphane-yapip-bunu-bir-iyilik-hareketine-donusturen-17-yasindaki-huseyinin-hikayesi/", "text": "İyi insanlar her yerde. Ve başlarına kötü işler gelse de onlar iyilik yapmaya devam ediyorlar. Tıpkı Hüseyin kardeşimiz gibi. Annesi ne yazık ki geçtiğimiz aylarda vefat etti Hüseyin'in. Oğluna bıraktıkları ise 150 kitap ve bir ahır. O bu ahıra bir kütüphane kuruyor ve hem kendi köyünden hem de diğer köylerden herkes ona yardım ediyor. Kütüphanenin bir iyilik hareketine dönüşmesi de çok vakit almıyor. Ve başta Osmaniyesporlu futbolcular olmak üzere herkes bu kütüphaneye kitap getiriyor. 150 kitapla başlayan kütüphanede tam 3500 var şimdi. Osmaniye ili Düziçi ilçesi Karaçarlı Köyü'ndeki ahırdan bozma kütüphane de günlük 20 civarında çocuk faydalanırken, kitap okuma salonu içinde ayrıca televizyon da bulunuyor. Okuma etkinlikleri dışında çocuk filmlerinin izletildiği 'Yüksel'in Kütüphanesi' yetişkinler tarafından da sık sık ziyaret ediliyor. Neden adı Yüksel, diye merak edenlere de söyleyelim Yüksel annesinin adı. Peki Hüseyin'in rahmetli annesini mutlu etmesini umduğu ve yüzlerce çocuğa umut ışığı olan bu hikayesinin altında ne var diye merak ediyorsanız hemen onun ağzından dinleyelim: Okuma alışkanlığının artması amacıyla bu yola çıktım. Öncelikle bir traktörün römorkunda yakın köyler dahil gezerek kitap dağıtmaya başladık. İlk olarak annemden kalan 150 kitapla başladık ve geldiğimiz süreçte ise yaklaşık 3 bin 500 kitabımız oldu. Kütüphanemizin ilk kitaplarını annemden aldığım için biz de onun adını kütüphanemize verdik. Bundan sonra gelecek olan kitapları da ihtiyaç sahibi okullara vermeyi düşünüyoruz. Amacımız Türkiye'yi aydınlığa kavuşturmak. Hikaye kaynak: Hürriyet Düzenlemeler: The Geyik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/anneden-bebege-hivin-gecisi-kubanin-basarisiyla-durduruldu/", "text": "Dünya Sağlık Örgütü'nün ilan ettiği üzere, Karayip ülkesi Küba'daki araştırmacılar frengiye neden olan bakteri ile AIDS'e neden olan HIV'in anneden bebeğe geçişini durdurmayı başardılar. 2013 yılında HIV ve frengiyle doğan bir avuç insan olmasına rağmen Küba, bilimsel araştırmalar yürüten onlarca gelişmiş ülkeyi arkasında bırakarak bu iki ölümcül hastalığın anneden rahimdeki bebeğe geçişini durdurmayı başarak ilk ülke oldu. Dünya Sağlık Örgütü Genel Yöneticisi Margaret Chan şöyle söyledi: Bu virüslerin anne-bebek geçişinin önlemek, halk sağlığı konusunda ulaşabileceğimiz en müthiş başarılardan birisidir. HIV ve diğer cinsel yollarla bulaşan enfeksiyonlarla olan uzun mücadelemiz için bu, dev bir zaferdir. Dahası bu adım, AIDS'den yoksun bir nesil yolunda atılmış çok büyük bir adımdır. Hamile kadınlar, %15-45 arası bir olasılıkla kendilerinde bulunan HIV'i rahimdeki yavrularına ve hatta emzirdikleri bebeklere aktarabilirler. Buna karşılık, hamilelik sırasında bu virüsü durduracak antiviral ilaçlar, söz konusu anne-bebek geçişini sadece %1 oranında azaltabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve Pan-Amerikan Sağlık Organizasyonu'nun da 5 yıllık desteğini arkasına alarak sorunu nihai olarak çözen Küba, bu anne-bebek viral geçişinden sıkıntı çeken ülkeler arasındaydı. Buna rağmen sayılar kulağa önemsiz geliyor olabilir. Örneğin Küba'da 2013 yılında sadece 2 bebek HIV ile, sadece 5 bebek frengi ile doğdu. Ancak bu sayılar, Dünya Sağlık Örgütü'nden söz konusu araştırma için serfitika almak için fazlasıyla yeterlidir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Dünya çapında her yıl HIV ile doğan bebeklerin sayısı 2009'dan bu yana yarı yarıya azalmıştır. 2009 yılında doğan 400.000 AIDS'li bebeğe karşılık 2013 yılında 240.000 bebek bu şekilde doğmuştur. Dünya Sağlık Örgütü, bu durumun görüldüğü 22 ülkeden 8 tanesinin HIV ile doğan tüm çocukların %90'ını sınırlarında barındırdıklarını belirtmektedir. Ancak bu ülkelerin söz konusu hastalıkla doğan bebeklerin sayısını %50 oranında azaltmayı başarması, genel sayıları da hızla azaltmıştır. Küba'nın müthiş başarısı diğer ülkelere de güç verdi: Aralarında Bulgaristan, Moldova, Tayland ve Türkmenistan'ın da bulunduğu 20 ülke, Pan-Amerikan Sağlık Organizasyonu'ndan aynı destekleri almak için başvuruda bulundu. Hazırlayan: ÇMB"} {"url": "https://www.thegeyik.com/annesine-meme-kanseri-teshisi-koyulunca-oyle-bir-sey-icat-etti-ki-milyonlarca-kadinin-hayatini-kurtardi/", "text": "Kanser.gov.tr'de belirtilenlere göre hayatları boyunca her 8 kadından 1'inin meme kanserine yakalanma riski varmış. 1989'dan itibaren meme kanserinden hayatını kaybeden kadınların oranı giderek azalsa da meme kanseri hala kadınlar için çok büyük bir risk oluşturuyor. Meme kanserinde erken teşhis çok önemli. 18 yaşındaki Julian'ın annesine de o henüz 13 yaşındayken meme kanseri teşhisi koyuldu. Annesini kaybetme korkusu çocuğu giderek sarmaya başlamıştı. Julian Rois Cantu, bulduğu özel bir sütyen ile meme kanserinin erken teşhisi konusunda harika bir adım attı. Belki de şimdi milyonlarca kadının hayatını kurtaracak. Julian Rois Cantu, annesiz yaşayacağı korkusuna kapıldığında henüz 13 yaşındaydı. Julian, Çok geç teşhis edildi. Annemin iki göğsü de alındı ve neredeyse hayatını kaybediyordu dedi. Neyse ki Julian'ın annesi kanserle olan savaşını kazandı. Ancak iki göğsü de alındı. O sırada Julian'ın aklına harika bir fikir geldi. Julian 17 yaşındayken, milyonlarca kadının hayatını kurtaracak olan Higia Technologies isimli şirketini kurdu. Julian, kurduğu şirkette meme kanserini erken teşhiste yardımcı olacak bir sütyen üretti. 200 sensörü bulunan sütyen kadınların göğüslerinde meydana gelen değişiklikleri gösteriyor. Bir uygulama sayesinde de kadınların göğüslerinde meydana gelen değişiklikleri görebiliyor. Hemen Julian'ın icadını kendi gözlerinizle görün: Julian 18 yaşında olmasına rağmen milyonlarca kadının hayatını kurtarabilecek bir buluşa imza atmış. Umarız ki buluşundan bütün kadınlar haberdar olur ve olası meme kanseri riski erken teşhis edilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/annesinin-kiliginda-ehliyet-sinavina-girdi-tutuklandi/", "text": "Brezilya'da kılık değiştirerek 60 yaşındaki annesinin yerine ehliyet sınavına girmeye çalışan bir adam tutuklandı. 43 yaşındaki adamın çiçekli bir bluz giyip peruk takarak annesinin kılığına girdiği açıklandı. DUVAR Brezilya'nın kuzeyindeki Nova Mutum Parana kentinde 43 yaşındaki bir adam, 60 yaşındaki annesi yerine ehliyet sınavına girmeye kalkıştı. Kurs yetkilileri başta her şeyin normal göründüğünü ama kısa süre içinde, şoför koltuğunda oturan kişinin sınava girmesi gereken kadın olmadığının anlaşıldığını açıkladı. ANNESİ SINAVDAN ÜÇ KEZ KALMIŞ İşin iç yüzü, sürücü kursuna polis çağrılmasıyla ortaya çıktı: Çiçekli bluzu, manikürlü tırnakları, takıları ve kısa kesilmiş saçlarıyla sınava gelen kişi 60 yaşındaki Maria Schiave değil, onun 43 yaşındaki oğlu Heitor'du. Annesi sınavdan üç defa kalmış, bir araba tamircisi olan Heitor da onun kılığına girerek sınavı 'geçirmeye' çalışmıştı..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/annesiyle-evlenmek-icin-her-seyini-satan-uvey-babasina-aglatan-bir-hediye-alan-kiz/", "text": "Dave genç bir adamken 1973 model Porsche'uyla aşk içindeydi. Araba tutkunları bu duyguyu çok iyi bilir. Ama bir tane daha aşkı vardı o da sevgilisi. Dave sonunda onunla evlenmek istedi. Ancak evlenmek için parası yeterli olmayan Dave bir diğer aşkı olan arabasından vazgeçmek zorundaydı. Ve öyle de yaptı onu sattı ve düğününü yaptı. Eşinin bir de kızı Kristin vardı. İkisine bakabilmek için bu gerekliydi. Babasının kendisine masallar okuduğunu, Barbie'lerle oynattığını söyleyen Kristin ise ona bir sürpriz yapmak için kolları sıvadı. Gidip arabayı tekrar bulan Kristin arabanın hala iyi durumda olduğunu gördü. Philadelphia'dan aldığı aracı Phoenix'e getiren Kristin, üvey babası Dave'e sürpriz yapmak için hazırdı. Babalar gününde eve giden kızı babası neşeyle karşıladı. Ama daha bir şeyden haberi yoktu ve onu dışarı çağırdı. Dave aracı görünce gözlerine inanamadı ve ona dünyanın en güzel sarılmasını verdi. Mutluluğunu gözlerinden anlayabilirsiniz! Bizim gözlerimizi dolduran bir fotoğraf bu. Şoku üstünden atan Dave arabasına tekrar biniyor. Çocuk gibi mutlu bir şekilde yola çıkıyor. Bu kadar iyi bir baba olan Dave'e ve ona hak ettiği değeri veren Kristin'e teşekkür ederiz. Mutlu ve iyi kalın!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/anoreksiya-hastasi-genc-kizin-kivrimli-hatlara-sahip-guzel-bir-kadina-donustugu-muhtesem-surec/", "text": "Çağımızın en tehlikeli hastalıklarından biri haline anoreksiyanın pençesine düşen, yaptığı spor ve beslenme programı ile bu illetten kurtulan Abby Pollock'un azim kaynağı olacak hikayesi buluşturmak istiyoruz sizi. 1# Üniversiteye başladığında hızla 10 kilo kaybeden ve anoreksiyanın pençesine düşen Abby'nin bu güzel görünüşüne kavuşması hiç de kolay olmadı. 2# Estetikten uzak durmayı tercih eden Abby sadece fitness ve beslenme ile bu güzel görüntüye kavuştu. 3# 2012 yılında günlük 900 ile 100 kalori arasında gıda alan Abby, anoreksiya belirtileri ile mücadele veriyordu. 4# Bu kötü gidişata dur demek isteyen günde 1700 kalori almaya başlamış. 5# Egzersiz programına harfiyen uyan Abby, ağırlık çalışmalarını da ihmal etmemiş. 6# Paketlenmiş gıdalardan ve öğün atlamaktan kaçınan Abby, kendini haftada bir şımartmayı da ihmal etmemiş. 7# Yediği yemeklerden suçluluk duymayı bırakan Abby, bunların bir ihtiyaç olduğunu kabullenmiş. 8# Ağırlık çalışarak vücudunu şekillendirmek geri durmamış Abby. 9# Abby yaptığı çalışmalar sonrası ince bir bele ve kalkık bir popoya sahip olmuş. 10# Haftada 4 gün spor Abby; sırt, biceps, omuz ve squat çalışmaları asla ihmal etmemiş. 11# Tüm bu çalışmaların sonucu olarak ise bu güzel vücuda kavuşmuş. 12# Tebrikler Abby'ye !"} {"url": "https://www.thegeyik.com/anoreksiyadan-kurtulan-kizin-mutlu-sonlu-hikayesi/", "text": "Zayıf olmanın daima güzel olduğunu anlatan reklamları, sloganları yanlışa çıkaracak bir hikaye bu. 14 yaşında 30 kiloya düşmüş var olma mücadelesiyle hayata yeniden dönmüş bir kızın hikayesi. Megan Jayne 30 kilo olduktan sonra diyetler yaparak kilo almış ama bu sefer de fazla kilo aldığından dolayı yine sağlıksız bir kiloya ulaşmış. Şu an 22 yaşında olan Megan diyetlerle bir ömür geçirmiş, instagram'da takip ettiği modeller gibi görünmeye çalışmış ve en sonunda bir gün kendisi sevmeyi öğrenmiş. O günden beri hayata daha pozitif baktığından KİLOLARIYLA BARIŞIK pozlar vermeye başlamış ve şu an 97.000 takipçisi onun bu kendini seven halini takip ediyor. Güzellik algılarını aştıktan sonraki sloganı ise basit: BEN ÖZGÜRÜM H/T: https://instagram.com/bodyposipanda/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/antalya-dosemealti-belediyespor-rus-futbolcunun-transferi-icin-sponsor-ariyor/", "text": "Kadın Futbol 1. Lig takımlarından 1207 Antalya Döşemealtı Belediyespor, Rus futbolcu Kovalenko ile prensipte anlaştı, aylık 4 bin TL'lik ücret için sponsor arıyor. Türkiye Futbol Federasyon Kadın Futbol 1'inci Lig takımlarından 1207 Antalya Döşemealtı Belediyespor, Rus yıldız futbolcu Ksenia Kovalenko ile prensipte anlaştı. Ocak ayında 1.5 yıllık sözleşme imzalamayı planlayan Antalya temsilcisi, Rus futbolcunun aylık 60 bin Ruble maaşı için sponsor arıyor. AYDA 4 BİN TL TEKLİF ETTİLER Kadın Futbol 1'inci Ligi ekiplerinden 1207 Antalya Döşemealtı Belediyespor, transfer çalışmalarına devam ediyor. Bu sezon ligi üst sırada bitirmeyi hedefleyen Antalya temsilcisi, Rusya Kadın Milli Takımı'nın yıldızı Ksenia Kovalenko'yu yakın takibe aldı. Rusya Kadınlar Premier Ligi'nde şampiyonluk yarışını son maçta kaybederek 2'nci sırada yer alan CSKA Moskova'nın 22 yaşındaki sağ kanat oyuncusuna Antalya temsilcisi 1.5 yıllık transfer teklifinde bulundu. Takımıyla sözleşmesi sona eren Ksenia Kovalenko'yu Ocak ayında kadrosuna dahil etmeyi planlayan Antalya ekibi, yıldız futbolcuya ayda 60 bin Ruble (yaklaşık 4 bin TL) önerdi. TEKLİFE OLUMLU YANIT VERDİ Tekniği ve güzelliğiyle dikkati çeken Ksenia Kovalenko, Antalya temsilcisinin teklifine olumlu yanıt verdi. 1207 Antalya Döşemealtı Belediyespor yöneticileri, Rus futbolcuyla yılsonunda son görüşmeyi yaparak transferi gerçekleştirmek istiyor. SPONSOR ARIYOR 1207 Antalya Döşemealtı Belediyespor Sportif Direktörü Hüseyin Türk, Takımımızın başarısı için desteği ihtiyacımız var. Rus futbolcuyu devre arasında kadromuza dahil etmek istiyoruz. Görüşmelerimiz olumlu geçti. Son görüşmemizde bazı transfer detaylarında anlaşıp imza atmak istiyoruz. Rus liginde oynadığı maçlardaki performansıyla ön plana çıkan Ksenia Kovalenko'nun transferi için sponsor desteğine ihtiyacımız var. Takımımıza sponsor desteği sağlarsak yıldız futbolcunun transferini gerçekleştireceğiz dedi. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/antalyada-acik-alanda-alkol-icmek-yasaklandi/", "text": "Antalya Emniyet Müdürlüğü ve Antalya Valiliği, 'çevreyi rahatsız edecek şekilde, araç içerisinde ve açıkta alkol içilmesini' yasaklayan bir açıklama yaptı. Antalya Emniyeti'nin internet sayfasında yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: İl İdaresi Kanunu hükümleri uyarınca, suç işlenmesinin önlenmesi, kamu düzen ve güvenliğinin korunması için gereken tedbirlerin alınması, huzur ve güvenlik ile kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi mahallin en büyük mülki amirinin ödev ve görevleri arasındadır. 'UYMAYANLAR HAKKINDA KABAHATLER KANUNU'NU İHLALDEN İŞLEM YAPILACAK' Bu bağlamda, Antalya il sınırları içerisinde huzur ve güvenliği ile kamu esenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi ve işlenen suçun aydınlatılması amacıyla, kamunun istifadesinde açık park, bahçe ve üzerinde tesis bulunmayan açık alanlarda, belediye sınırları içerisinde, meskun mahallerde, karayollarında, umuma mahsus yerlerde veya umumun istifadesinde sunulan piknik ve ören yeri gibi alanlarda, gar, otogar, meydan, cadde, sokak, tarihi ve kültürel mekanlarda, ibadethaneler ile terk edilen kullanılmayan yapılar, inşaatlar, banka ATM'leri, köprü altları, mezarlıklar, gezinti yerleri vb. ile nerede park halinde olduğuna bakılmaksızın her türlü aracın içerisinde çevreyi rahatsız edecek şekilde ve açıkta alkol içilmesinin yasaklanarak, bu karara uymayanlar hakkında işlenen fiil başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32 Maddesini ihlalden işlem uygulanacağına dair Valilik Makamı'nın Olur'ları ile karar verilmiştir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/antalyaspor-adanaspor-macinda-kaybolan-oyuncak-twitterla-bulundu/", "text": "Antalyaspor-Adanaspor maçında kaybolan minik taraftarın oyuncağı, atılan tweet sayesinde bulunarak teslim edildi Spor Toto Süper Lig'in 12. haftasında oynanan Antalyaspor-Adanaspor maçında kaybolan minion isimli oyuncak, atılan tweet sayesinde bulunarak Antalyaspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay ve Samuel Eto'o tarafından minik taraftara teslim edildi. Antalyaspor'un sosyal medya hesaplarından Bir Oyuncak Hikayesi başlığıyla yapılan paylaşıma göre Alim isimli çocuk bir taraftar, Antalya Arena'da oynanan Antalyaspor-Adanaspor maçında oyuncağını kaybetti. Çocuk taraftarın ailesi oyuncağın bulunması için kulübe tweet attı. Atılan tweetin ardından stadyumda arama yapan kulüp yöneticileri oyuncağı bularak çocuk taraftara teslim etti. Olay kulübün sosyal paylaşım sitelerinde de Bir Oyuncak Hikayesi başlığıyla şöyle duyuruldu: Kahramanımız Alim, oyuncağını Antalyaspor-Adanaspor maçı sonrası tribünde unutur. Maçtan sonra Kahramanımızın annesi Alim'in oyuncağı minionun bulunması için kulübümüze bir tweet atar. Kahramanımızın oyuncağı minion, uzun bir arama kurtarma operasyonu sonucunda bulunur. Hemen Kahramanımızın ailesine haber verilir ve antrenmana davet edilirler. Ellerinde çiçeklerle takımımıza teşekkür eden kahramanımız ve ailesi, Rıza hocamızın ve Samuel Eto'o'nun elinden miniona kavuşur. Eğer bir kalbin içine daha girebildiysek, ne mutlu bize. K: Ntv"} {"url": "https://www.thegeyik.com/anthony-hopkins-oyuncular-aptal-onlara-fikirlerini-sormayin/", "text": "Dünyadaki konularla ilgili insanların oyunculara neden fikirlerini sorduğuna anlam veremediğini belirten tecrübeli oyuncu Anthony Hopkins, oyuncuların 'oldukça aptal' olduklarını ifade ederek, Görüşümün hiçbir değeri yok dedi. Interview magazine için 'İhtiras Rüzgarları' ve 'Joe Black' filmlerinde birlikte oynadığı ünlü oyuncu Brad Pitt'e, konuşan 81 yaşındaki Anthony Hopkins, oyuncuların fikirlerinin 'değersiz' olduğunu söyledi. Yeni Netflix filmi The Two Popes'ın yayınlanmasından önce konuşan Hopkins, İnsanlar bana bazı meselelerle ilgili soru soruyor ve ben, 'Bilmiyorum, ben sadece aktörüm. Hiçbir görüşüm yok. Aktörler oldukça aptal insanlardır. Görüşümün hiçbir değeri yok. Benim için ortada bir tartışma yok, o yüzden beni içine çekme çünkü dahil olmayacağım ifadelerini kullandı. Artık film izlemeye gitmeyi de çok sevmediğini de itiraf eden tecrübeli oyuncu, ancak Quentin Tarantino'nun Bir Zamanlar Hollywood'da filmini izlediğini söyledi. Yeşil ekran filmlerini izlemekte iyi değilim diyen Hopkins, Birkaç tanesine gittim, eğlenceliler ancak benim ilgimi çekmiyor. Bunun için biraz fazla yaşlıyım diye konuştu. Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/antibiyotiklerin-bu-kaynaklardan-elde-edildigini-bilseydiniz-asla-icmezdiniz/", "text": "En Garip Antibiyotik Kaynakları Antibiyotikler sayesinde insan hayatı eskiye göre artık daha uzun. Bilim insanları, insanların hastalıklara yakalanmalarını ve ölmelerini engellemek için çoğu kişinin aklına bile gelmeyecek çoğunlukla kirli ve pislik içindeki yerlerde bakterileri öldürecek ilaçları arıyorlar. Günümüzde kullanılan birçok ilaç acayip diyebileceğimiz yerlerde keşfedildi. Bu gelenek, Alexander Fleming'in 1928'de ilk antibiyotik olan penisilini keşfetmesine dayanır. Fleming yanlışlıkla bir petri kabının kapağını açık bırakınca bakterileri öldüren bir çeşit küfün bu ortamda geliştiğini fark etmişti. Bir başka önemli antibiyotik olan vankomisin 1952'de Borneo'dan gönderilen bir çamur örneğinin içinde bulundu. Çok kullanılan bir başka antibakteriyel ilaç olan sefalosporinler 1948'de Sardinya'daki lağımlarında bulundu. Biz de bilim insanlarının beyaz önlükler içinde, pırıl pırıl laboratuvarlarda çalıştıklarını sanıyorduk. Uzun zamandır kullanılan antibiyotiklere dirençli bakterilerin hızla yayılması, yeni antibiyotiklerin bulunmasını önemli hale getirdi. Araştırmacıların büyük çaba sarf ederek kimsenin aklına gelmeyecek yerlerde antibiyotikleri aramasının asıl sebebi de bu. Araştırmaların pis yerlerde yaşayan hayvanlara veya bakterilere yoğunlaşması, bu canlıların o ortamlarda yaşamaları için bazı özelliklere sahip olması gerektiği fikrinden kaynaklanıyor. Bu özelliklere doğuştan sahip olabilirler ya da bazı antibiyotik canlılarla birlikte yaşıyor olabilirler. Örneğin kedi balığının yaşadığı ortamlarda yediği yiyeceklerden bakteri kapmaması için antibakteriyel özelliği olan mukus sıvısına ihtiyacı vardır. Kedi balığının bu tür ortamlarda hayatta kalabilmesi doğal olarak araştırmacıların dikkatini çekmiş ve sonucun bazı antibiyotikler keşfedilmiş. Hamam böceği beyni Hamam böceklerini seven var mıdır? Sevmeseniz de sizi bazı tehlikeli hastalıklardan koruyabilirler. 2010'da yapılan bir araştırmaya göre , İngiltere'deki Nottingham Üniversitesi'ndeki araştırmacılar ezilmiş hamam böceği beyninden çıkan bir salgının bazı tehlikeli bakterileri öldürdüğünü açıkladı. Beyin zarı iltihabına yol açan ve metisiline karşı dirençli Staphylococcus aureus 'a sebep olan Escherichia coli de bu bakterilere dahil. Bu salgının MRSA'ya olan etkisi iyi haber, çünkü 'süper mikrop olarak bilinen bakteri çoğu antibiyotiğe karşı dirençli. Araştırmanın yazarlarından Naveed Khan'a göre arkadaşlarıyla böcekler üzerine çalışma fikrini geliştirmeleri Ortadoğu'dan dönen askerlerde görülen sıra dışı enfeksiyonların aynı bölgede yaşayan çekirgelerde görülmediğini fark etmelerine dayanıyor. Khan hamam böceklerinin yaşadıkları pislik dolu kanalizasyonlarda bakterilerle ve parazitlerle nasıl başa çıktıklarını hayretler içinde izlediklerini söylüyor. Hamam böceği deyip geçmeyin. Hayatınızı kurtaran ilacın kaynağı olabilirler. Yayın Balığı Sümüğü Bir dip balığı olan yayın balığı sürekli olarak hastalığa sebep olan mikroorganizmalara maruz kalır. Pis çamurun içinde mikroplardan etkilenmemesi bilim insanlarının dikkatini çekmiş. Sonunda, derisinden salgıladığı sümüğün yaşadığı çevrede bulunan gizemli mikroplara karşı yayın balığını koruduğunu keşfetmişler. World Applied Sciences Journal'da 2011'de yayınlanan bir çalışmada, Hintli araştırmacılar ülkenin Parangipettai kıyı bölgesinde yaşayan yayın balıklarının derilerindeki mukus sıvısını toplamışlar ve 10 farklı tipteki hastalık bulaştırıcı bakteri ve 10 farklı mantar türü üstündeki etkisini denemişler. Yayın balığı sümüğünün, E. Coli ve akciğerlere zarar veren Klebsiella pneumoniae bakterileri de dahil olmak üzere, çeşitli bakterilerin insanlara olan zararlarını azaltmakta çok etkili olduğu sonucuna varmışlar. Timsah Kanı Timsahlardan korkar mısınız? Peki, timsahların bağışıklık sistemlerinin çok güçlü olduğunu biliyor muydunuz? Timsahlar bölgelerini korumak için diğer timsahlarla sürekli savaşır ve yaralanır. Bu yaralanmaların enfeksiyona neden olması gerekir, ama hiç bir şey olmaz. Bu yaraların bu kadar hızlı iyileşmesi bilim insanlarının dikkatini çekmiş. Timsahları deri çanta ya da kemer olarak değil, şeker hastalığı yaralarının, ileri derece yanıkların, hatta süper mikropların neden olduğu enfeksiyonlarla savaşmak için kullanılabilecek güçlü yeni antibiyotiklerin değerli kaynağı olarak görmeye başlamışlar. 2008'de McNeese State Üniversitesi ve Louisiana State Üniversitesi araştırmacılarının gerçekleştirdiği bir çalışmada timsahların akyuvarları incelenmiş. Timsah akyuvarından alından proteinlerin, bilinen ilaçlara son derece dirençli olan MRSA'nın da aralarında bulunduğu insanları tehdit eden birçok bakteriyi öldürebildiğini ortaya çıkarmışlar. Şimdi ise, mikropların yüzeyine cırt cırt gibi yapışıp, mikropların dış çeperinde delik açarak onları öldürdüğü söylenen özel bir timsah kanı proteinini çoğaltmaya çalışıyorlar. Okyanus Çökeltisi Şarbon mikrobu kurbanının akciğerlerinde ölümcül bir sıvı birikmesine neden olur, korkunçtur. Amerika Birleşik Devletleri'nde 2001'de kötü niyetli bir şahıs tarafından gönderilen bir dizi şarbon mikrobu bulunan mektup 11 kişinin hastanelik olmasına ve nihayetinde beşinin ölmesine neden olmuştu. Her ne kadar şarbon enfeksiyonları siprofloksasin gibi antibiyotikler tarafından tedavi edilebilse de, dirençli şarbon türlerinin ortaya çıkması mümkün. İşte bu nedenle San Diego'da bulunan Trius Thesapeutics ile birlikte çalışan Scripps Deniz Biyoteknoloji ve Biyotıp merkezindeki araştırmacılar şarbonu öldürebilecek anthracimycin adlı bileşeni keşfettikleri için çok heyecanlılar. Anthracimycin yapılan ilk testlerde hem şarbona hem de MRSA'ya karşı epey etkili olduğu ortaya çıkmış. Anthracimycin'in Santa Barbara, Kaliformiya açıklarındaki okyanus çökeltilerinin içinde gizlenmiş bir mikroorganizma tarafından üretildiği keşfedilmiş. Hiç beklenmedik bir yerden gelmesinden olacak ki, anthracimycin'in kimyasal yapısı varolan diğer antibiyotiklerinkinden çok farklı. Bu özelliği muhtemelen mikropların direnç göstermesini daha zor hale getiriyor. Kurbağa Derisi Büyük patlak gözleri ve uzun dilleri komik gelebilir ama görünüşü sizi aldatmasın. Yaklaşık 300 milyon yıldır ortalarda olan ve kirli atıklı su kanallarında bile gelişebilen kurbağalar, şaşırtıcı derecede dirençli hayvanlardır. Bu nedenle araştırmacılar, insanları hastalıklara karşı koruyan yeni bir antibiyotiğin potansiyel kaynağı olarak kurbağa derilerini daha doğrusu üzerindeki kimyasalları araştırmaya başlamışlar. 2010'da American Chemical Society'nin bir toplantısında Birleşik Arap Emirlikleri Üniversitesi araştırmacıları 6000 farklı kurbağa türünü inceledikten sonra bakteri öldürme potansiyeline sahip hatta ilaç bile yapılabilecek 100'den fazla madde bulduklarını açıkladılar. Kurbağa derisinin üzerindeki kimyasallardan antibiyotik geliştirmek ince bir ustalık gerektiriyor. Çünkü bu kimyasallardan bazıları insan hücrelerini bakterileri zehirlediği gibi zehirleyebilir. Araştırmacılar bu kimyasalların molekül yapılarını değiştirerek bakteri öldürme özelliklerini koruyup insanlar için daha az tehlikeli yapmaya çalışıyorlar. Panda Büyük ve tombul vücutlarıyla, siyah beyaz yüzleriyle sürekli bir gülümseme halinde olan pandalar, sevimlilik ve tatlılığın somut bir örneği. Ama sevimli olmalarının ötesinde antibiyotik kaynağı da olabilirler. Çin Nanjing Tarım Üniversitesi'nde soyları tehlikede olan hayvanların DNA'larını araştırılmış ve kanlarında Cathelicidin-AM adında bakteri ve mantarlara karşı savaşan güçlü bir antibiyotik tespit edilmiş. Bu kimyasal o kadar güçlü ki bakterileri bir saatten kısa bir süre içinde yok ediyor. Günümüzde kullanılan diğer antibiyotiklerden altı kat daha hızlı yani. Araştırmacılar şimdi bu kimyasalın insanlarda nasıl kullanılabileceği üzerinde çalışıyorlar. Vahşi ortamdaki sayıları tahminen 1600 civarı olan pandalardan kan örneği almak pek uygun değil, bu yönden şanslılar. Ama araştırmacıların da aslında gerçek panda kanına ihtiyaçları yok, çünkü yapay olarak laboratuvarda üretilebiliyor. Yaprak Kesen Karıncalar Güney Amerika'daki yağmur ormanlarında yaşayan yaprak kesen karıncaların ünü kendi vücutlarının iki katı büyüklüğündeki yapraklar parçalarını taşıyabilmelerinden gelir. Ama ilaç araştırmacılarının ilgisini çekmelerinin nedeni karıncaların aynı zamanda mikroplara karşı oldukça dirençli olmasıdır. Nasıl oluyor da mikroplara bu kadar dirençli olabiliyorlar? Bu sorunun yanıtı karıncaların yer altına taşıdıkları yaprakların çürüyüp mantar bahçesine dönüşmesinde ve bunun besin kaynağı olarak kullanılmasında saklı. Karıncaların bedenlerinde yiyeceklerini istenmeyen mikroplardan ve parazitlerden koruyan antibiyotik üreten İngiliz araştırmacılar, doktorların enfeksiyon riski taşıyan hastalara uyguladığı çoklu antibiyotik tedavisine benzer biçimde karıncaların bir çok antibiyotiği ürettiklerini ve kullandıklarını keşfetmişler. Karıncaların ürettiği kimyasallardan biri antifungal olarak modern tıpta kullanılan ilaçlara benziyor. Araştırmacılar insan hastalıklarına karşı savaşan tamamen farklı yeni bir bileşik bulmayı umuyorlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/antidepresan-kullanan-kisiye-kullanma-diyen-kisi/", "text": "Ekşi Sözlük yazarı İrfanGerekli'nin antidepresan kullanımı ve araştırmaları hakkında verdiği bilgiler tekrar bu konuyu düşünmenize neden olacak cinsten. Not: Lütfen doktorunuza bu konu hakkında danışmadan karar vermeyiniz. Antidepresan kullanımının gerekli durumlar oluştuğunda zorunluluk olduğunu unutmayınız. Siz hiç traci johnson diye birini duydunuz mu ?.. 19 yaşındaki genç traci, çok satan bir ilaç firmasının ürettiği anti-depresan ilacının test deneylerine katılan bir denek. hiç bir sağlık sorunu olmamasına rağmen 7 şubat 2004'de kendini asarak intihar ediyor. bu gence tekrar gelicez ama daha eskiye gitmemiz lazım. konunun en başına.. Hayır cennet'ten kovulduğumuz o güne kadar değil daha yakın bir zamana. 1950'lerin sonunda verem ilacı üzerine çalışırken tesadüfen bir ilaç bulunuyor. adı iproniazid. 1958'de piyasaya sürüldüğünde amacı mutluluk vermek olan bu ilaç, anti-depresanın babası. toksik yan etkilerinin olduğunun anlaşılması üzerine 1960'larda piyasadan hızlıca çekiliyor. yerine devreye marplan ve nardil sahaya çıkıyor. birer toksik deposu bu ilaçlar kullanıcıları zehirliyor, o yüzden bu ilaçların bir şartı var, birlikte alındığı gıdalara dikkat edilmesi ve alkolle kesinlikle alınmaması gerekiyor. 1976 yılında, eli lilly adlı ilaç firması, fluoksetin adlı molekülün, serotonini geçici olarak inhibite ettiğini buluyor. bu milyar dolarlık rantın ve depresyon salgının da başlangıcı demek. 1987 yılında bu buluşunu ilaç olarak piyasaya sürmeye hak kazanıyor. 1990'lı yıllarda eczanelerde prozac adıyla var olan ve yılda 400.000.000 kutudan fazla satan bu farmakolojik muska'nın pazarı tüm ilaç firmalarını harekte geçiriyor. Peynir ekmek gibi satan bu ucuz hapları üreten üretene.. makaleler, köşe yazıları, ünlü profesörlerin tavsiyeleri ile devam eden kampanya süreçleri ve en önemlisi ilaç firmaları ile işbirliği yapan bazı doktorların reçetelerine giriyor hepsi birer birer. modern insanın mutsuzluğu için mutluluk iksiri. al ve yut, mutlu günler senin olsun ama kazın ayağı öyle değil. Çağımızın anti-depresan terörü hızlıca ilerliyor. Seroxat, zyprexa, effexor ve daha onlarcası. sürekli halktan saklanan intihar vakaları, sonu ölümle biten yan etkiler ve kesilen milyar dolarlık cezalara rağmen insanlara ölüm getiren, bugün türkiye'de ise denetimsiz satılan altın yumurtlayan tavuklar. Yukarıda adı geçen ilaçlardan seroxat/paxil, kullananları intihara sürükleme potansiyeli olan antidepresanların en başında geliyor. 2003 yılında ingiltere'de ilaç kontrolleri, seroxatın intihar eğilimini artırdığı için 18 yaş altı çocuklara yazılmasını yasaklanmasını istiyor. bu ilacın üzerine `24 yaş altında intihar eğilimine sebebiyet verebilir` yazdırıyorlar ama satılmasını durduramıyorlar. işin kötüsü, bu uyarı kutuya yazılana kadar ilaç, ingiltere'de 18 yaş altı çocuklara çoktaaan yazılmış durumda... gençlerde intihara eğilime sebebiyet verdiği bulunan bu ilaç sadece gençler değil yetişkinlerde de intihar eğilimine sebebiyet verdiği bulunuyor. sayısız şikayet, mahkeme sonrası, 2007 yılında ilacın etiketine kan şekerini bozar, diyabet hastalığını tetikler yazılabiliyor sadece. oysa fda öyle demiyor. fda, bu anti-depresan ilaçların, yaşlılarda beklenmedik erken ölümlere sebebiyet verebildiğini açık açık söylüyor. kim takar ? Yalnızca amerika'da , 1993'ten 2009'a kadar seroxat adlı depresyon ilacını üreten şirket bir milyar dolara yakın ceza ödüyor. rakamla da yazayım bari 1.000.000.000 dolar !. bunun yaklaşık 390 milyon doları , sadece `intihar ve intihara teşebbüse sebebiyet verdiğinden` , 200 milyon doları bağımlılık yaptığı ve sakat doğumlara sebebiyet verdiği için. Üstelik bu firmaya ilgili sebeplerden açılan davalar hala devam ediyor. ama canına minnet, getirisi yanında götürüsü ne ki ? John hopkins üniversitesi, hamilelikte ve öncesinde alınan antidepresan ilaçlarının, çocukların otistik olmasına sebebiyet verebildiğini ortaya koyuyor. Onu doğrular şekilde, amerika'da 80'lerden, 2013'e kadar çocuklarda otizm hastalığı yirmi kat artmış durumda. aynı süre zarfında antidepresan kullanımıise %400 yükselmiş.. Dünyada 17 milyondan fazla kişinin kullandığı zyprexa adlı depresyon ilacı için, 2005 yılında yalnız amerika'daki mahkeme kayıtlarına 8 binden fazla şikayet geliyor. fda, isim vererek zyprexa vb depresyon ilaçlarınınyine aynı şekilde beklenmedik erken ölümlere neden olabileceğini açıklıyor. üstelik, bu ilaçlar belirgin yan tesirlerinden dolayı halen mahkemelik olmaya devam ediyor. ama umrunda mı birilerinin ? isim verse bile sürekli bu firmalar onaylı formülleri başka ticari adlarla piyasaya sürüyor. ismi değiştir yeniden sür.. kurnazca değil mi ? Aynı ilaçlar, farklı ülkelerde farklı adlarla satılıyor ve hatta yeri geliyor başka ilaçları anti-depresan diye yutturuyorlar insanlara. Pazar sanıldığından çok daha büyük çünkü. Koca ilaç devipfizer bile, 2004 yılında sara hastalığı için onay aldığı neurontin adlı ilacı, anti-depresan olarak reçetelere sokuyor. bunun sonucu ölen insanların hayatlarını geri getiremiyor belki ama ceza olarak 430.000.000 dolar ödüyor. İkinci nesil antidepresanlar var bir de. örneğin risperdal; şizofreni, manik-depresyon gibi hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Anti-depresanların ortak karakteristiği olan yan etkilerinin haddi hesabı yok ve yine ne tesadüf ki tekrar intihar vakaları yaşanıyor. Haziran 2012'de texas mahkemesi, risperdal'ın üreticisi johnson & johnson 'a medikal sahtekarlıktan 158 milyon dolar ceza kesiyor. sebebi ise, ilacın güvenliği yan etkileri konusunda yanlış bilgiler vermesi. sahtekarlıkcezaları hep bu ilaç firmalarına gidiyor. İngiltere hull üniversitesi'nde prof. dr. irving kircsh önderliğinde ingiliz, kanada ve amerikalı bilim adamlarından oluşan bir araştırma ekibi bu ilaçları yakından inceliyor ve ne buluyorlar biliyor musunuz ? Bu ilaçların plasebo etkisi dışında aslında fark edilir bir katkısı yok.yani aslında depresyon hastaları, bu hapları aldığında iyileşeceklerine inandıkları için aslında iyileşiyor. Harvard dahil pek çok üniversitede ders veren amerikalı prof. dr. irving kirsch, depresyon tedavisinde anti-depresan kullanılmasını kesinlikle reddediyor. Ne mi oluyor anti-depresan kullananlarda ? ; Büyük çoğunluğunda cinsel fonksiyon bozukluğu. hamilelik sırasında kullanımında bebeğin otizm riskinin üç kat artması. bağımlılık yaratması ve bırakıldığı takdirde hastalığın tekrar nüksetmesi. en önemli sorunu ise intihar eğilimi. bazılarında ise cinayet. evet yanlış okumadınız cinayet. Örneğin, popüler anti-depresanlardan effexor'un üzerinde intihar dışında cinayet eğilimi yaratabilir ifadesi yer alıyor. yani kullananın sadece intihar eğilimine sahip olmasına sebebiyet vermiyor bu masum ve ucuz hap aynı zamanda öldürtüyor da ! Yan etkileri takdire şayan !. Sahtekarlık cezaları milyar dolarları aşmış, ilaç firmalarının bu bulgulara itiraz edeceklerini belirtmeme gerek var mı ? İnsan sağlığından çok parayı önemseyen şirketler bu bulgulara karşı makale ve araştırma sonuçları yayınlıyor. ama namuslu bilim adamlarının mücadelesi bitmiyor. 2008'de erick turner , anti-depresanlar üzerine yapılan araştırmalarda olumsuz çıkan sonuçların sadece %8'inin rapor edildiğini deşifre ediyor. %92'lik olumsuz sonuçlar kayıtlara bile geçmiyor. Paranın dini imanı yok. anti-depresan pazarının da ucu bucağı. Anti-depresan kullananlar bağımlı hale geliyor, ölümcül yan etkileri ile başbaşa kalıyor. Fda, 2009 yılında bir çok anti-depresan'ın üzerine nöroleptik malign sendrom a sebebiyet verebilir ifadesini koyduruyor. yani, kullandığınız için sebepsiz bir şekilde ölebilirsiniz ama merak etmeyin bu sadece bir yan etki.. Paranın satın alamayacağı şey yok derler,dr. joseph biedermanve onun gibileri bir çırpıda alıyor mesela. çünkü bu pazar milyar dolarları temsil ediyor. Dr. joseph biederman'ın üniversiteden kazandığı para, ilaç firmalarından kazandığı paranın yanında bir hiç. kongre, dr. biederman'ın yukarıda adı geçen anti-depresan firmalarından kazandığı paraları beyan etmediğini ortaya çıkarıyor. koca harvard tıp fakültesi doktoru, para için anti-depresanların çocuklar üzerinde kullanımı teşvik ediyor ve karşılığında cukkayı indiriyor. ilaç firmalarından aldığı paralar milyon dolarları buluyor. Piyasayı bu ve bunun gibi ilaç şirketleri daha çok kar edip nemalansın diye uğraşan adamlar dolduruyor. öyle bir pazar ki eli lilly'nin cirosunun 3'te 1 sadece zyprexa adlı anti-depresan'dan geliyor. İnsanlar bu hapları kullandığında aslında nasıl bir yan etkiyle karşılacaklarının tam olarak farkında değil. Abd tarihinin en yüksek cezalarını sahtekarlık, bilgi saklama, yan etkileri gizleme gibi suçlardan ödeyen ilaç şirketlerinin merck co ( ödediği ceza; 4.85 milyar dolar ), pfizer ( ödediği ceza; 2,3 milyar dolar ), eli lilly ( ödediği ceza;1,46 milyar dolar ) yanında sizin beş kuruşluk sağlığınız ne ki ? ben kullanırım bana bir şey olmaz mı diyorsunuz ? İşte orada garibim traci johnson'un hikayesi başlıyor.. Traci johnson, hiç bir sağlık sorunu olmayan, 19 yaşında bir genç. para sebebiyle , anti-depresan üreticisieli lilly'nin yeni yıldız hapı duloxetine 'in deneği olmaya karar veriyor. ve deneklik esnasında sürpriz bir şekilde intihar ediyor. eli lilly'nin eli ayağı birbirine dolaşıyor çünkü duloxetine, artık gözden düşen prozac'ın yerine koyabilecekleri tek ilaç ve milyar dolarlık bir getiri bekliyorlar. eli lilly'nin tek umudu fda'nın olayı kapatması. ve tuhaf bir şekilde beklenen oluyor. fda, bu intihar üzerine hiç bir araştırma yapmadan testlerin devamına onay veriyor. ve ilaç cymbalta adıyla piyasaya sürülüyor. bu ilacı kullananlar arasında 41 ölüm ve 13 intihar vakası tespit ediliyor, olayı the independent gazetesi duyuruyor. üstelik deneklerden dört kişinin daha intihara teşebbüs ettiği bilgisi sır oluyor. fda, bu intihar ve ölümlerin araştırılmasını ticari sır olarak gördüğünü söylüyor ve hop gerçeklerden halktan gizleniyor. Yaşanan intihar ve ölüm vakaları sonrası fed'i korku sarıyor ve ilaç piyasaya sürüldükten 1 ay sonra 18 yaş altı için intihar potansiyeli ve ölümcül yan etki taşıdığı için siyah kutu etiketi uyarısıyla bilgilendirme mecburiyeti getiriliyor. 18 yaş üstü yaşanan ölümlerde göz önüne alınınca bu yaş 25'e çıkartılıyor. Bugün hala türkiye'de gidip en yakın eczaneden alabileceğiniz bu ve benzeri ucuz ilaçlar, birer ölüm hapı. bu ilaçları da üstelik, abd tarihinin sahtekarlık sebebiyle en büyük cezalarını ödeyen şirketler üretip pazarlıyor. Daha beslenme şeklinizi sormayan bazı psikiyatrlar, iki dakikada size bunları reçetenize işliyor. türkiye'de ise eczaneden bir koşu alınıp kullanılabiliyor. Geriye de iyileşeceğini uman canı tetikte insanlar ve ceplerini yaşam vaat edip ölüm ile dolduran dev şirketlerin hükümranlığı kalıyor. Antidepresan ilaçları hastaları daha agresif ve saldırgan, içine kapanık yapma gibi yan etkilerinin yanında bazı hastaları da intihara sürükleme eğilimine neden oluyor. kurnaz ilaç şirketleri, lisans anlaşmalarından dolayı aynı ilacı değişik isimlerde satıyorlar. bana inanmıyorsanız prospektüslere inanın. kaşıntı değil yan etki ölüm bak. otizmi hiç saymıyorum bile. Bu kadar olaydan sonra hala antidepresanların masum olduğunu savunmak, insanlık ve tıp adına utanç verici değil mi ? Bu ilaçların en büyük pazarlama taktikleri kullananların mutlu olacağına dair yarattıkları havadan başka bir şey değil. Modern dünyanın bir ruhsal durumu olan depresyon kalıtımsal, çevresel, hormonal, duygusal nedenlere bağlı bir çöküntü halidir. Anti-depresanların hiçbiri, psikiyatrik hastalıklara kalıcı bir çözüm getirmez. Siz size söylenen yalanlara inanmayın. televizyonlar, bilgisayarlar, kablosuz internet, cep telefonları, elektromanyetik alanlar, gıdalar,mutfak aletlerinden aldığımız ağır metaller, metal iyonlar, fastfood gıdalar, katkı maddeleri, vitaminler, mineral eksikliği, aldığımız ilaçlar, kötü beslenme alışkanlıkları, düzensiz uyku, hareketsizlik, depresyonu tetikleyen öğeler ve çevresel faktörler olarak psikiyatr'ların üzerinde durdukları konulardır. Çikolata, muz, fındık, fıstık ve balık gibi bir takım gıdalar, güneş ışığı, spor, müziğe ve hobilerinize verin kendini. Ve şaka yapmıyorum sevmek ve sevgi dolu olmak depresyonun en temel ilacıdır. Unutmadan evet, sizin sağlığınızı önemsemeyen o kötü dostum ben. kullanma yeaa diyen cahil bir hırboyum.. Ve emin olun, gerçekleri sizden saklayan bu dost ilaç firmaları, mutluluğun ilacını bulmuş olsalardı, size eczanede kutusunu 50 liraya satmazlardı. saygılar.. Meraklısına not;her ilaç toksiktir , toksiğin etkisi dozaj ile belirlenir. iproniazid gibi ilaçlar monoamine, oxidas tutucular kategorisinde sınıflandırılır. monoamine oxidas, nörotransmitterler adı verilen serotonin , pinefirin gibi mutluluk veren hormonları metabolize eder ya da yıkar. yani, monoamine oxidası tutarak mutluluk artırıcı hormonların düzeylerini yükselterek, depresyonu düzeltmeye çalışır. - Not: Lütfen doktorunuza bu konu hakkında danışmadan karar vermeyiniz. Antidepresan kullanımının gerekli durumlar oluştuğunda zorunluluk olduğunu unutmayınız. Kaynak :Ekşisözlük"} {"url": "https://www.thegeyik.com/antik-yunan-ve-roma-mitolojisinin-islendigi-15-nefes-kesen-film/", "text": "Tanrıların, yarı tanrıların, yaratıkların ve mitolojik savaşçıların hüküm sürdüğü Antik Yunan ve Roma Mitolojisi filmleri sinemaseverlerin en çok izlediği yapımlar arasındadır. İzleyicileri ekran başına kitleyip, bizlere o dönemin mistik havasını yaşatan en güzel filmleri sizler için bir araya getirdik. İşte Antik Yunan ve Roma Mitolojisi'nin İşlendiği 15 Nefes Kesen Film; 15# Alexander IMDb Puanı: 5,5 14# Pompeii IMDb Puanı: 5,6 13# Clash of the Titans IMDb Puanı: 5,8 12# Percy Jackson & the Olympians: The Lightning Thief IMDb Puanı: 5,9 11# Immortals IMDb Puanı: 6,1 10# Hercules: The Thracian Wars IMDb Puanı: 6,1 9# Ulysses IMDb Puanı: 6,7 8# Ondine IMDb Puanı: 6,8 7# Medea IMDb Puanı: 7,1 6# The Trojan Women IMDb Puanı: 7,1 5# Troy IMDb Puanı: 7,2 4# Jason & The Argonauts IMDb Puanı: 7,4 3# 300 IMDb Puanı: 7,8 2# El Laberinto del Fauno IMDb Puanı: 8,3 1# Gladiator IMDb Puanı: 8,5"} {"url": "https://www.thegeyik.com/appledaki-yuzde-10-hissesini-2300-dolara-devreden-ronald-wayne-ile-tanisin/", "text": "Hayatınızın belli aşamalarında bazı fırsatları kaçırdığınız için dizlerinizi dövüp, ah keşke diyorsanız: Durun! Sizden daha büyük bir hata yapıp asrın fırsatını tepen Ronald Wayne'in hikayesini duymak sizi bir nebze olsun rahatlatacak. Hikayede Ronald Wayne ile birlikte Steve Jobs ve Steve Wozniak da var. Bu üç ortak birlikte Apple'ı kuruyorlar. Ronald Wayne diğerleri kadar büyük bir hisseye sahip olmasa da 1934 doğumlu girişimci 1976 yılında hissedenlerinden vazgeçiyor. Önce hisselerini 800 dolara satıyor, sonra da hisseler hakkınd ahak talep etmeyeceğini beyan ettiği 1500 dolarlık bir ödemeye daha imza atıyor. Onun ayrılıdığı yıl Apple Computer 174,000 dolarlık bir ciro yapıyor. Sonraki yıl ise 2.7 milyon dolarlık bir satış gerçekleştiriyor. Yani şirket bir anda uçmaya başlıyor. 1980 yılında ise Apple 117 milyon satış yapıyor. İşin daha iyi yanı şirket 1982'de 1 milyar dolara ulaşıyor. Şimdi mi? Geçtiğimiz yıl 700 milyar dolarlık bir firma oldular. Peki Ronald Wayne'in 2300 doları bugünün parasıyla ne kadara denk geliyor derseniz söyleyelim; 700 milyar dolarlık firmadaki %10 hissesini 9 bin 200 dolara vermiş gibi oldu. Sonrasında daha önce Jobs ve Wozniak ile çalıştığı ATARİ'ye geri dönmeye çalıştı. Ve mükemmel bir hayatı olmadı. 2011 yılına kadar hiçbir Apple cihazı kullanmadı. Peki Ronald Wayne'in şanssızlığı bu kadarla sınırlı mı? Değil! Apple'ın ilk sözleşmesini 1990'larda bir koleksiyoncuya satıyor. Hem de 500 dolara. 2011 yılında o kontrat açık arttırma ile 1.6 milyon dolara satılıyor. Yani şanssızlık onunla birlikte geliyor. Yine de sahip olduğu patentler ve kitapları sayesinde hayatını sürdürüyor. Seminerlere konuşmacı olarak katılmaya devam ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ara-gulerin-babasiyla-son-anisi-sevdiklerinizin-kiymetini-bilin/", "text": "Bir gün babam, 'Dünyanın her yerine gidiyorsun, babanın köyünü merak etmiyor musun' dedi. 'Hadi gidelim' dedim. Vapura binip Giresun'a gittik. Giresun'dan Şebinkarahisar'a taksi tuttuk. Oradan Yaycı köyüne gittik. Babam doğduğu evi aradı, bulamadı. Kiliseyi aradı, bulamadı. Mezarlığı tarla yapmışlar. Çocukken yüzünü yıkadığı üç gözlü bir çeşme vardı, o kalmış. Oraya götürdüler, yüzünü yıkadı. 'Çocukken anam beni dövenin üzerine koyar, dolaştırırdı' dedi. Hemen köylüler döven kurdu, babamı da içine koydular, döndü. Ben de fotoğraf çektim. Baktım, babam ağlıyor. Altı yaşında bıraktığı köyüne benimle beraber dönünce çocukluğu aklına gelmiş. Sonra Sivas'a dönmek için araba tuttuk. Yolda giderken 'Ah, unuttum' dedi: 'Buranın karayemişleri meşhurdur. Anam beni İstanbul'a mektebe gönderirken yanıma torba içinde yemişler vermişti, onları yiyerek gelmiştim. Benim memleket sevgim, yemişle başlar. Geri dönüp alalım.' 'Baba, gözünü seveyim... 100 kilometre yol geldik. Şimdi yemiş için 100 kilometre geri gideceğiz, 100 kilometre tekrar bu tarafa geleceğiz, sabah olacak. Başka sefer alırsın' dedim. İstanbul'a döndük. Babam dört ay sonra öldü. Meğer derdi, oğlunun onu köyüne götürmesiymiş. Cenazeye gideceğimiz gün evin kapısı çaldı. 'Kimsiniz' dedim. 'Dacat Güler'i arıyoruz' dediler. 'Dacat Güler'i kaybettik, şimdi cenazeye gidiyoruz, isterseniz siz de gelin' dedim. Meğer gelenler, köyde bizi gezdiren köylülermiş. 'Siz de gelin cenazeye' dedim. Yanlarında da bir sandık vardı. Baktım; karayemiş getirmişler. Babamın almak istediği, hasretini çektiği karayemişler... Çocukluğunda yediği, kokusunu aldığı, kendi memleketinin yemişleri... Hepsini ceplerime doldurdum, ceplerim şişti. Öyle gittim cenazeye... Tam babamı toprağa koyacaklar, 'Açsanıza tabutu' dedim, 'Olmaz, dine aykırıdır' dediler. 'Siz açın, bir şey koyacağım' dedim. Açtılar. Döktüm yemişleri... Babamı çocukluğunun yemişleriyle birlikte gönderdim öteki dünyaya... Şişli mezarlığında yatıyor şimdi... (25 Nisan 2015 tarihli Biz-Kültür Yolcuları programından Fotoğraf: Coşkun Aral)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/araba-kazasinda-hafizasini-kaybeden-karisina-ikinci-kez-dugun-planladi/", "text": "Justice and Jeremy Stamper çifti düğün anılarını kaybetmenin hüznünü yaşıyor. 10 yaşında tanışıp çıkmaya başlayan çift geçtiğimiz sene 21 yaşında evlendiler. Ancak evlendiklerinden 19 gün gün sonra onlar bir aşk hikayesinin değil bir trajedinin kahramanı oldular. Jeremy ise bunu daha iyi bir aşk hikayesine dönüştürmek için çalışmalara başladı. 10 yaşındaki tanışan çift mutluluklarını 20'li yaşlarda bir düğünle süsledi. 1 Ağustos 2014'te evlenen çifti düğün sonrası kötü bir sürpriz bekliyordu. Büyük bir araba kazasından sonra Justice hafızasını kaybetti ve düğün dahil 5 haftayı artık hatırlamıyor. Jeremy ise karısına tekrar bir düğün yapmak için kolları sıvadı. Ve bir yardım kampanyası başlattı. Justice'e yeni bir düğün anısı yaratacak olan kampanyada yeterli yardım toplandı. Ve düğün 2015'te yine aynı gün olan 1 Ağustos'ta gerçekleşecek. The Geyik olarak bir çeyrek gönderemesek de çiftimize mutluluklar diliyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/arabasi-olan-erkekler-daha-cok-sevisiyor-arastirma/", "text": "Meksika'da bir üniversite tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, otomobili olan genç erkeklerin daha çok seks yaptığını ortaya koydu. Yaşları 17 ila 24 arasında değişen 1000 erkeğe, cinsel hayatlarına ilişkin sorular soruldu. Buna göre; otomobile sahip olmak, kadınların çekici bulduğu bir statü sembolü. Araştırma sonuçları, 'Sexuality Research and Social Policy'a adlı hakemli bilimsel dergide yayınlandı. İngiliz The Sun gazetesinin aktardığı sonuçlara göre; otomobil sahibi olanlar, iki kat daha fazla seks yapıyor ve partner sayıları iki kat daha fazla oluyor. Fakat bu insanların kondom kullanma ihtimali diğerlerine göre daha düşük. Ayrıca otomobil seks yapılacak yerlere gitmeyi kolaylaştırıyor ve kamusal alanda seks için de bir mekan sağlayabiliyor. 'KADINLAR TERCİH EDİYOR' Çalışmaya liderlik eden David Soriano-Hernandez, otomobilin yetişkinlik dönemi başında cinsel istek artırıcı olarak işlev gördüğünü söyledi. Hernandez, Kadınlar hala maddi imkanlara sahip ya da maddi imkanları elde etme potansiyeline sahip erkeklere yönelik açık bir tercih gösteriyor. Batı kültüründe maddi imkanlar, banka hesapları, evler ve otomobiller üzerinden ölçülebiliyor dedi. Meksikalı araştırmacı, ateşli, seksi, heyecanlı gibi ifadelerin otomobilleri tanımlamak için kullanıldığını da aktardı. Sözcü"} {"url": "https://www.thegeyik.com/arabaya-atlayip-daglara-ormanlara-gitmemize-sebep-olacak-buyuleyici-sonbahar-manzaralari/", "text": "Şehrin içine sıkışmış insanlar olarak doğanın tüm güzelliğini kaçırıyoruz. Beton yığınlarından oluşan çarpık görüntüleri izlemekle geçiyor ömrümüz. Ama bu duruma isyan eden çıkıyor kimi zaman. Fotoğrafçı Michael Matti ve oda arkadaşı Atom fiziğine de profesörlüğe de lanet olsun deyip kiraladıkları arabayla yola düşmüş.Yolculukları boyunca şahit oldukları eşsiz sonbahar manzaralarını da drone ile fotoğraflamışlar. İşte Matti'nin kişisel Instagram sayfasına yansıyan sonbahar renkleri; 1 # New Hampshire 2 # New York 3 # New Hampshire 4 # New York 5 # New York 6 # New York 7 # New York 8 # Vermont 9 # Vermont 10 # Vermont 11 # Vermont 12 # Vermont 13 # West Virginia"} {"url": "https://www.thegeyik.com/araci-cekilenler-paralarini-geri-alabilir-mi/", "text": "Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, Park yasağı olay yere park etmiş araca sadece trafik cezası uygulanır, araç kaldırılıp götürülmez . Bu ikinci kez cezalandırma olur ki böyle bir durumda tüketici çekiciye ödediği bedeli tüketici hakem heyetine başvurarak iadesi talep edebilir ve sonuç alabilir dedi. İstanbul Trafik Vakfı'nın park yasağını ihlal eden araçları çekme, taşıma ve kurtartma faaliyetleri sona erdirildi. İstanbul Valiliği tarafından alınan karar doğrultusunda 1996 yılında kurulan İstanbul Trafik Vakfı'nın faaliyetlerinin 30 Kasım 2019 tarihi itibariyle sonlandırıldığı aktarıldı. Karar tekrar çekicileri gündeme getirdi. 'Vatandaş aracını cebine götürecek hali yok' Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, Belediyeler yeni yapılan binalarda alınmış olan otopark bedellerinin başka kalemlere sarf edilmesi yasal olarak yasak. Buna rağmen belediyeler topladıkları bedellerle o parselde, o parselde mümkün değilse en yakın parselde otopark yapması gerekirken başka yerlerde harcanıyor. Büyük şehirlerde özellikle İstanbul'da yaşayan vatandaşlar yeterli otoparka sahip değiller. Belediyeler parselleri birleştirerek otopark yapacak şekilde imkan verirse ve bu şekilde düzenleme yaparsa otopark sorunu asgariye iner. Vatandaş aracını cebine koyup yanında götürecek hali yok. Sokağa bırakacak. En yakın yerde park imkanı yoksa ne yapacak dedi. Hangi araçlar çekilebilir? Ağaoğlu, Bir aracın çekilebilmesi için okul, ambulans, itfaiye, kamu binaları gibi giriş çıkışı engellenmemesi gereken yerlere park etmiş olmalı ya da trafiği engelleyecek ikinci sıra yapılan araçlar çekilebilir. Yangın musluklarının yanına park edilmemeli. Kavşaklar , otobüs durakları gibi önem arz eden yerlere park edilmemeli dedi. 'Sadece trafik cezası kesilir, aracı çekilemez' Her aracın çekilemeyeceğini belirten Aydın Ağaoğlu, Örneğin park yasağı olay yere park etmiş araca sadece trafik cezası uygulanır araç kaldırılıp götürülmez . Bu ikinci kez cezalandırma olur ki böyle bir durumda tüketici çekiciye ödediği bedeli Tüketici Hakem Heyetine başvurarak iadesi talep edebilir ve sonuç alabilir kanaatindeyim. Trafik ihlali yapılan yerde ceza kesmek için bir trafik polisine ihtiyaç var. Çekici kendi başına aracı kaldıramaz. Çekici öncelikle yetkili kurumlardan belge alacak ve yanında o aracın çekilmesine imkan sağlayacak bir trafik görevlisi bulunması lazım. Kurallara aykırı park etmiş aracı kaldırılması için kara vermesi için polis gerekli ifadelerini kullandı. Ağaoğlu, Yangın musluklarının önüne park etmiş araçlar var burada. Elbette ki bu araçlar buradan kaldırılıp çekilebilir. Bir yangın durumunda itfaiye personelinin kullanacağı malzemeler burada. Bu araçlar bunu engellemiş durumda dedi. Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/aracin-ustundeki-karlari-temizlerken-aractaki-esi-ve-2-cocugu-hayatini-kaybetti/", "text": "New Jersey'de gerçekleşen trajik olay herkesi hüzne boğdu. Soğuk bir kış günü bir baba, eşi, 1 ve 3 yaşlarındaki çocuklarıyla beraber dışarıya çıkmaya karar verdi. 1 ve 3 yaşlarındaki çocuklar ve anne aracın içinde beklerken, baba da aracın üstünde ve etrafında biriken karları temizlemek için işe koyuldu. Ancak egzozun tıkandığını kimse farkedemedi. Birkaç dakika içinde 23 yaşındaki Sashalynn Rosa ve 1 yaşındaki oğlu Messiah hayatını kaybetti. 3 yaşındaki küçük kız Saniyah ise hastaneye yetiştirilse de hayata tutunamadı. Maalesef, birkaç gün sonra o da hayatını kaybetti. Olay 23 Ocak 2016 tarihinde gerçekleşti. Kışa girmek üzereyken bu haberi herkesin okuması ve 'sessiz tehlike' hakkında bilinçlenmesi gerekiyor. Washington Post'un aktardığına göre bir kış günü, anne ve iki çocuğu aracın içinde beklerken baba da aracın üstündeki ve etrafındaki karları temizliyormuş. Ancak aracın egzozunun tıkalı olduğunu kimse farkedememiş. Aracın içine dolan karbonmonoksit gazı birkaç saniye içinde anne ve çocukların hayatını kaybetmesine neden olmuş. Karbonmonoksit gazı renksiz, kokusuz ve zehirleyici olduğundan 'sessiz tehlike' olarak biliniyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/aralik-2014-vizyon-filmleri/", "text": "HADİ İNŞALLAH Haftanın merakla beklenen ve filmin kendisi dışında her konuda hedef olmuş Hadi İnşallah bu hafta vizyonda. Film aslında internet fenomeni ve dizüstü edebiyatın başarılı yazarı Pucca'nın Ay Hadi İnşallah adlı kitabından esinlenilmiş olsa da yapım şirketi, Pucca'nın adını anmamaktan yana idi. Durum mahkemeye taşındığından pek bir şey söylememekte fayda var. Filmin başrollerini Büşra Pekin ve Murat Boz üstleniyor. Filmin konusu ise, Pucca'nın bir türlü romantik olamayan aşk hikayelerine dayanıyor. Kimbilir, belki bu kez Pucca'nın yüzü gülecek... Ay, hadi inşallah! AŞK ve TUTKU Haftanın İngiltere ve Norveç yapımı, romantik dram türündeki filmi dönem filmi tutkunlarını da mutlu edecek. Alışılmışın dışında bir bakış açısı ile sergilenen filmin konusu ise şöyle; 1890 yılında Fermanagh'ta, sıcak bir yaz akşamı evin mutsuz hanımı Julie, hizmetçilerin partisine katılır. Burada karşılaştığı kahya John'dan çok etkilenir. İkili yakınlaşmaya başlarken, bu durum John'un nişanlısı Kathleen'in hiç hoşuna gitmeyecektir. Liv Ullmann'ın yönetmenliğiyle izleyeceğimiz Akıl ve Tutku'nun başrollerini ise Colin Farrell , Jessica Chastain , Samantha Morton ve Nora McMenamy paylaşacak. JOHN WICK Aksiyon severler ve Keanu Reeves tutkunları bu hafta oldukça mutlu olacak gibi çünkü özlediğimiz can içi Keanu uzun bir aradan sonra yeniden beyaz perdede. Filmde eski bir kiralık katilin, onu öldürmek üzere anlaşmış bir başka kiralık katil olan eski bir arkadaşından kaçışı anlatılıyor. Kim hangi nedenle Keanu'yu öldürmek ister bilemem fakat filmin yönetmen koltuğunda da oyuncular kadar iddialı isimler olan David Leitch ve Chad Stahelski var. GECE VURGUNU Kalp atışlarımızı yalnız gerilim sahneleriyle değil oyuncu kadrosu ile de hızlandıracak bir diğer aksiyon ise Gece Vurgunu. Başrollerini Jake Gyllenhaal , Rene Russo , Bill Paxton , Riz Ahmed ve Kathleen York'un üstlendiği filmin yönetmen koltuğunda ise Dan Gilroy var. Konusu ise şöyle; Hırslı bir genç olan Lou Bloom , Los Angeles'ta polis muhabirliği yapmaya başlar. Sürekli kazaları, cinayetleri ve buna benzer felaketleri kovalayan bir kamera ekibinin de katılımıyla, Lou yavaş yavaş suç dünyasına girmeye başlar. Ve zamanla birlikte seyirci olmakla suçları işleyen olmak arasında sınır giderek belirsiz bir hal alır. ÖLÜM ALFABESİ Korku filmi tutkunlarının bu haftaki adresi Ölüm Alfabesi. ABD yapımı filmin yönetmen koltuğunda Stiles White yer alıyor. Filmin konusu ise şu şekilde; Çok eski bir cadı tahtasıyla oynarken kendi görüntülerini kaydeden bir genç kız, kısa süre sonra gizemli bir şekilde öldürülür. Kızın yakın arkadaşları, bu tahtayla ilgili bir problemin olduğunu sezerler. Ve kısa sürede anlarlar ki, bazı şeyler oynamak için yapılmamıştır. 90 dakikalık bu korku serüveninin başrolünde Matthew Settle , Shelley Hennig , Douglas Smith , Olivia Cooke ve Robyn Lively izleyeceğimiz isimler arasında. MADAGASKAR PENGUENLERİ Animasyon severlerin tartışmasız adresi ise bu sevimli penguenlerin macerası olacak. Filmin konusu şöyle; Sevimli penguenler Çavuş, Kowalski, Rico ve Asker, güçlerini Dr. Octavius Brine'ın dünyayı yoketme planlarını durdurmak için birleştirir. Onlara The North Wind adlı bir yeraltı örgütü de destek verecektir. Ünlü isimlerin sesiyle hayat vereceği Madagaskar Penguenleri'nin yönetmen koltuğu ise Eric Darnell ve Simon J. Smith'e ait."} {"url": "https://www.thegeyik.com/aralik-2014-yeni-filmler/", "text": "Bu hafta hem yerli hem de yabancı birçok film beyaz perdede sinemaseverlerle buluşacak. Bu yapımlar arasında devam filmleri olan Çakallarla Dans 3 ve Patrondan Kurtulma Sanatı 2 öne çıkıyor. ÇAKALLARLA DANS 3: SIFIR SIKINTI Macera kaldığı yerden devam ediyor. Kayınço Gökhan, Del Piero Hikmet, Köfte Necmi ve Muhasebeci Servet ikinci filmde yaşadıkları deney kobaylığı tecrübesinden sonra hayatlarına denetimli serbestlik koşulu ile devam etmektedirler. Bu arada içinde yaşadıkları topluma ayak uydurmak için 'grup terapisine' giderler. Del Piero Hikmet, bir gün vapura bindiğinde hayatında belki de gördüğü en güzel kadın olan Mihriban ile karşılaşır. Hikmet hayatının kırılma anı olduğundan habersiz Mihriban'dan çok etkilenir. Üstelik Mihriban dilsizdir! Yani kızın ağzı var, dili yoktur. İki aşık her geçen gün kalp gözü ile anlaşır ve birbirlerine kayıtsızca aşık olur. Ömründe ilk kez bir kadının elini tuttuktan sonra Hikmet Mihriban ile evlenmeye kararlıdır. Fakat kızın annesi Cemile'nin, Hikmet'ten tek bir ricası olur: Kızının yeniden Anne! dediğini duymak Cemile'nin ölmeden önceki tek isteğidir. Öte yandan ameliyat için gereken para oldukça yüklü bir meblağdır ve 'çakallıktan' uzak durarak elde edilmesi çok da kolay değildir. Fakat bu kadar büyük bir iyilik için yapılacak çakallık, gerçekten 'çakallıktan' sayılır mı? Yönetmenliğini yine Murat Şeker'in üstlendiği serinin üçüncü filminde, çakalların maceraları bu sefer Del Piero Hikmet'in öyküsüyle kaldığı yerden devam ediyor. Yapımcılığını Sugar Works ve Taff Pictures firmalarının ortak üstlendiği devam filminin başrolleri ise ilk iki filmde olduğu gibi Şevket Çoruh, İlker Ayrık, Timur Acar ve Murat Akkoyunlu yer alıyor. Filmin senaryosu ise Murat Şeker ile birlikte Ali Tanrıverdi'ye ait. PATRONDAN KURTULMA SANATI 2 Bir devam filmi daha Hollywood dolaylarından. Sevenlerinin yine merakla beklediği Patrondan Kurtulma Sanatı filminin devamı bu hafta vizyonda. Üç yakın arkadaş olan Nick, Dale ve Kurt artık başkalarından emir alarak çalıştıkları bir işte daha fazla bulunmayı istememektedir. Yönetici altında çalışmaktan oldukça sıkılan bu üç kafadar, kendi işlerini kurmaya karar verirler. Ancak planlamadıkları bir gelişme olur. Anlaştıkları yatırımcı son anda bütün maddi desteğini geri çeker ve her şey alt üst olur. Yasal olarak haklarını koruyamayacak bir konumdadırlar ve bu umutsuz durum onları iyice çileden çıkarır. Son çareleri ise intikam almak için yatırımcının oğlunu kaçırmak olacaktır. Böylece fidye isteyerek şirketlerinin kontrolünü yeniden ele geçirmeye çalışacaklardır. 2011 yapımı Patrondan Kurtulma Sanatı'nın devam filmi olan yapıtın başrollerinde bir kez daha Jason Bateman, Charlie Day ve Jason Sudeikis bulunuyor. Bu üç oyuncuya ilk filmden Jennifer Aniston ve Jamie Foxx eşlik ederken Christoph Waltz kadroya yeni katılan isimler arasında yer alıyor. KESİK Mardin'de eşi ve ikiz çocuklarıyla birlikte yaşayan ve demircilik yaparak geçimini sağlayan Nazarat'ın hayatı Birinci Dünya Savaşı'nın hüküm sürdüğü 1915 yılının kara gecelerinden birinde bambaşka bir noktaya sürüklenir. Bölgedeki tüm Ermeni halk evlerinden sürülmektedir. Genç adam da ailesinden koparılır, bilmediği yerlere uzanan zorlu bir yolculuğa çıkar ve bir şekilde hayatta kalmayı başararak yolculuğuna devam eder. Artık sahip olduğu her şeyi ardında bırakmış, ailesi ve evi çok uzakta kalmıştır. Ne var ki aradan geçen zamana ve tüm bilinmezliklere rağmen çocuklarını aramaktan vazgeçmeyecektir. Fatih Akın imzalı Kesik'in senaryosu Akın ile birlikte Mardik Martin'e ait. Filmin başrolünde Cezayir asıllı ünlü oyuncu Tahar Rahim yer alırken kadroda kendisine Simon Abkarian, Arsinee Khanjian, George Georgiou ve Akın Gazi gibi oyuncular eşlik ediyor. UZUN YOL Bu hafta yerli yapımlarla oldukça zengin. Vizyonun bir diğer filmi Uzun Yol yine bu topraklardan... Gülten ve Fariz birbirlerini çok seven bir çifttir. Ancak Gülten'in ailesi aşklarının önünde büyük bir engeldir. Onlara göre bu ilişki ailenin ismine zarar verecektir. Çünkü Fariz, kamyon şoförlüğü yapmaktadır. Ancak iki sevgili, aileyi geride bırakarak bir kasabaya yerleşirler. Kurdukları yeni hayat, Gülten'in bir erkek çocuk dünyaya getirmesiyle renklenir. Yine de yeni sorumluluklar, Fariz'in uzayan yolculukları ve bir türlü kurtulamadığı kumar alışkanlığı çiftin ilişkisini zora sokmaya başlayacaktır. Kendi halinde yaşayan sıradan insanların, küçük mutlulukları arayış hikayesi olan film, ruhunun götürdüğü yere giden bireyin açmazlarını beyazperdeye taşıyor. Nihat Seven'ın dördüncü uzun metrajlı işi olan filmin senaristliğini Melek Seven üstlenirken filmin oyuncu kadrosunda Hakan Yufkacigil, Bora Cengiz, Mehtap Anıl gibi isimler yer alıyor. SESİME GEL Berfe 60 yaşında bir babaannedir, 8 yaşındaki torunu Jiyan ile beraber yaşamaktadır. Bir gün jandarma gelir ve Berfe'nin oğlu, Jiyan'ın da babası olan Temo'nun tutuklandığı haberini verir. Zira yaşadıkları köydeki bütün erkeklerin silah sakladıklarına dair bir iddia vardır. Silahlar teslim edilene dek tutuklananlar da serbest kalamayacaklardır. Fakat ne Berfe'nin ne Jiyan'nın saklanan herhangi bir silahtan haberi vardır. İkisi çaresiz biçimde bir silah bularak karşılığında Temo'yu kurtarmak için yola koyulur... Yakın dönem Türkiye sinemasının yetenekli isimlerinden Hüseyin Karabey'in yönetmenliğini üstlendiği film, tebessüm ile gözyaşının harmanlandığı bir yapım olarak ifade ediliyor. SİVİL Daha önce de belirttiğim gibi 5 Aralık haftası tam bir yerli yapım şenliği. Haftanın son filmi yine bir Türk yapımı, dram türüyle vizyonda yerini aldı. Emrah askerliğini henüz bitiren ve annesiyle birlikte yaşayan sessiz ve içine kapanık biridir. Çekmecesinde, askerde öldürdüğü bir gerillanın mektubu bulunmaktadır ve bir gün cesaretini toplayıp mektuptan adresine bakarak mektubu, öldürdüğü adamın sevgilisi olan Zeynep'e bırakır. Ancak yine de içi bir türlü rahat edemez. Yeni bir işe girer, güvenlik görevlisi olur. Ne var ki iş yeri olan küçük odada geçirdiği zorlu saatler ve kabuslar yüzünden zor zamanlar geçirmeye devam edecektir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/arastirmalara-gore-z-kusagi-evden-calismayi-seviyor/", "text": "Esnek çalışma modellerinin son zamanlarda gündemde olması bu olgunun yeni olduğu anlamına gelmiyor. Mobil çalışmaya yönelik ilk toplumsal araştırmalar 1976 yılına dayanıyor. O dönemde Amerika'da mobil çalışma sisteminin doğmasının başlıca nedeni, işe gidiş gelişlerde trafikte harcanan uzun saatler olarak belirtiliyor. Günümüzde ise esnek çalışma sisteminin tüm dünyada gündeme taşınması, corona virüsü salgınından dolayı toplum sağlığı için alınan tedbirler nedeniyle evden çalışma gerekliliğinden kaynaklanıyor. Kurum kültürü güçlü şirketler krizler daha az kayıpla atlatabiliyor Esnek çalışma modelinin kurum kültürüne etkilerini değerlendiren Great Place to Work Türkiye Genel Müdürü Eyüp Toprak Esnek çalışma modelleri hakkındaki tartışmalar uzun süredir var. Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde mobilitenin iş gücündeki varlığı belirginleşti. International Workplace Group tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre, uzaktan çalışmak verimliliği yüzde 85 artırıyor. Çalışan odaklı yüksek güven kültürü yaklaşımını benimseyen şirketler, esnek çalışmaya ve mobiliteye kolaylıkla adapte olabiliyor. Yüksek güven kültürüne dayanan şirketler, kriz zamanlarını daha az kayıpla atlatabiliyor. dedi. İş yaşamındaki dijital dönüşümün başarılı sonuç vermesinin teknolojik altyapıların ve uygulamaların yeterliliği kadar çalışan motivasyonu ile de bağlantılı olduğuna dikkat çeken Toprak, Türkiye'nin En İyi İşverenleri Benchmark araştırmamız, nitelikli işgücüne sahip kişilerin, özellikle de Z kuşağının iş tercihlerinde esnek çalışma olanaklarını dikkate aldığını ortaya koyuyor. Bu durumda mobiliteyi maliyet unsuru olarak değerlendiren işletmeler, nitelikli işgücü için cazip birer seçenek olmaktan uzaklaşıyor. değerlendirmesinde bulundu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/arda-turan-berkay-ensemden-tutunca-kafa-attim-hastaneye-silahla-gittim/", "text": "Özlem Ada Şahin'e sarkıntılık yaptığı iddia edilen ve şarkıcı Berkay'ın burnunu kıran futbolcu Arda Turan, TEVE 2'de yayınlanan 2. Sayfa sunucularına yaptığı açıklamada sarkıntılık iddialarını kabul etmedi. BERKAY ENSEME DOKUNUNCA KAFA ATTIM Canlı yayında Arda Turan anlattıklarını aktaran Gülşen Yüksel Salt şunları aktardı: O hanımefendi ve arkadaşları yan masamızda eğleniyordu, bir saat sonra mekana Berkay geldi. Yanıma gelip 'Kaptan seninle yarın görüşelim' dedi. Bende 'Tamam Berkay konuşalım' dedim. Ben önce şaka yaptığını zannettim sonra ensemden tuttu bende sinirlendim 'Sana ne oluyor dedim' kafayı koydum. Kafama do O ana kadar neden kavga ettiğimiz anlamadım olayın içeriğini sonradan Aslıhan'dan öğrendim. Duyduklarım karşısında şok oldum hemen hastaneye gittim evet yanımda silah vardı. ben kimsenin karısına kızına asla bakmam 'Eğer bu iftiraya inanıyorsan bana sık' dedim. hastanede yanlış anlaşılma olmuş diyerek helalleştik sarıldık öyle ayrıldık sonra da onlardan böyle açıklamalar geldi. Yaptığım yanlış cezamı da alacağım. PEKİ BERKAY VE EŞİ ÖZLEM ADA ŞAHİN'İN İDDİALARI NEYDİ? Instagram hesabından yaptığı paylaşım ile takipçilerine yaşanan olayı anlatan Özlem Ada Şahin, Dün akşam yaşanan durumdan dolayi çok üzgünüm... Eğlenmeye gittiğimiz mekanda bahsi geçen şahsın sözlü 'çok güzel kadınsın, evli olmasan. Bu duruma eşimin şahit olmasından sonra yaşanan gerginlik bu şahsın eşime kafa atması ve eşimin burnundan kanların gelmesiyle biz direk hastaneye gittik, yapılan tetikler sonucu eşimin burnundan 15 tane kirik olduğu anlaşılmıştır. Ve acil ameliyat gerekli olduğu bilgisi bize verilmiştir. Bu konuda üzgün olduğum hemcinsim ve bir bebek bekleyen bir anne adayının yaşayacakları beni derinden etkilemektedir. Gerekli hukuksal işlemler tarafımızdan başlatılmıştı. Kamuoyuna bilgilerine arz ederim. dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/arda-turan-cin-yolcusu-mu/", "text": "Transfer piyasasını alt üst eden Çin Ligi'ni şampiyon olarak Guangzhou Evergrande'nin Barcelona'da top koşturan milli futbolcumuz Arda Turan için astronomik bir teklif yaptığı ortaya çıktı. Bu sene gösterdiği performansla büyük takdir toplayan ve bu ay içinde 2 kez hat-trick yapan Arda Turan için Çin ekibinin 50 milyon Euro'yu gözden çıkardığı öğrenildi. Teklifin menajeri aracılığıyla yıldız oyuncuya iletildiği ve teklifin kabul edilmesi halinde Barcelona ile de temasın kurulacağı ifade edildi. Barcelona'nın 34 milyon Euro bonservis bedeli ile kadrosuna kattığı Arda Turan'ı 50 milyon Euro'dan az bir bedelle satmayı düşünmediği ve Arda Turan'ın Barcelona'dan ayrılmayı düşünmediği ifade edilse de işin içinde Çinliler ve sınırsız bütçeleri olması az da transfer için olasılık kalmasını sağlıyor. Barcelona'dan şu an için yıllık 5 milyon Euro ücret alan Arda Turan'ın transfer olması halinde yıllık ücretini en az üçe katlaması bekleniyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/arda-turanin-yeni-takimi-belli-oldu/", "text": "Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ, Barselona'ya giderek Arda Turan transferi için Katalan ekibiyle görüşme gerçekleştirdi. Bugün ise kulübün resmi internet sitesinden transfer görüşmesiyle ilgili resmi bir açıklama ve Arda Turan ile yapılan görüşmenin fotoğrafları yayınladı. Başakşehir Başkanı, konuyla ilgili yazdığı yazıda Arda Turan ile prensip anlaşmasına vardıklarını belirtti. İşte Başakşehir kulübünden resmi açıklama: Arda Turan transferi için Başakşehir'den son dakika açıklaması geldi. İstanbul ekibinin başkanı Göksel Gümüşdağ, milli futbolcuyla prensip anlaşmasına vardıklarını açıkladı. Arda Turan ile kulübümüz arasındaki görüşmelerin basına yansıyan detayları hakkında resmi bir açıklama yapmak istiyorum : Arda'nın Barcelona'dan ayrılma ihtimali sonrasında bir dizi görüşmeler yaptık ve geçtiğimiz Pazar günü kulüp avukatımızı İspanya'ya gönderdik. Bazı olumlu gelişmeler neticesinde Asbaşkanlarımız Mustafa Saral, Mesut Altan, Ömer Ayvacı ile oyuncu temsilcisi ve Barcelona kulüp yetkilileri ile bir araya gelmek için, İspanya'ya geldiler. Ben de onlarla birlikte, Arda ile yüz yüze konuşmak, kulüpler arası anlaşma sağlandığı takdirde Medipol Başakşehir'de oynamak hakkında gerçekten ne hissettiğini öğrenebilmek için İspanya'ya geldim. Ekibimiz ve oyuncu temsilcisi gün boyu bir dizi görüşme yaparken, ben Arda ile vakit geçirdim ve kendisinin Medipol Başakşehir formasını giymekten çok mutlu olacağını, yeniden zirveye çıkmaya hazır olduğunu, hırsını, isteğini gördüm, hedeflerini dinledim, akabinde Barcelona kulübü CEO'su Oscar Gomar ile bir görüşme yapıldı. Kısaca söyleyebilirim ki, Arda'nın arzulu ve hırslı, bize karşı çok istekli olması, kulübün oyuncuyu bize vermeye sıcak bakması , bizim için büyük bir maliyet olmasına rağmen, özellikle iki büyük sponsorumuzun bu transferin gerçekleşebilmesi için yapmaya hazır olduğu büyük fedakarlıklar sebebiyle prensipte olumlu bir izlenimle geri dönüyorum. Tabi ki spor medyasının heyecanını anlıyorum ve aynı heyecanı ben de yaşıyorum. Fakat Barcelona kulübünün kurumsal yapısına saygı göstermeli ve transferin gerçekleşebilmesi için gereken prosedürlerin tamamlanmasını beklemek zorundayız. Prensipte birçok konuda anlaşmış olmamıza rağmen,fiiliyatta hala atılması gereken birkaç adım var. Ekibim, oyuncu temsilcisi ve Barcelona kulüp yetkilileri temas halindeler. Umut ediyorum ki olumlu bir sonuçla geri döneceklerdir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ardahandaki-ataturk-silueti-bu-yil-erken-gorundu/", "text": "Ardahan'da her yıl 15 Haziran-15 Temmuz tarihleri arasında ortaya çıkan ve doğa mucizesi olarak nitelendirilen Atatürk silueti, bu yıl erken göründü. Ardahan'ın Damal ilçesindeki Karadağ sırtlarında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün silüeti, bu yıl 15 gün önceden görülmeye başladı. Her yıl 15 Haziran-15 Temmuz tarihleri arasında ortaya çıkan Atatürk silueti, bu yıl erken göründü. Karadağ sırtlarına yansıyan Atatürk'ün silueti, her gün saat 17.55-18.10 arasında Ata Mahallesi'nden izlenebiliyor. Vatandaşlar, havanın bulutlu olmasına rağmen Karadağ sırtlarında bir anda güneşin açması ile birlikte ortaya çıkan silueti kısa süre de olsa görmenin mutluluğunu yaşadı. Ankara'dan Atatürk siluetini görmek için geldiğini söyleyen Zöhre Yıldız isimli vatandaş, Atatürk'ün hayranıyım. Sırf Atamı görmek için buraya kadar geldim. Tam görmediysek de muhteşem dedi. Yıldız, silueti izlerken Atatürk'e olan hayranlığını şiir okuyarak dile getirdi. ANTALYA'DAN GELDİLER Mehmet Yıldız ise, Antalya'dan buraya öğretmen olan kardeşimi ziyarete geldik, Atatürk siluetinin oluşmasına 15 günlük bir zaman var ama yine de az çok görünebiliyor. Annem tam Atatürkçü ve onun sayesinde buraları görmeye geldik. Ama tam oluşsaydı daha güzel olurdu fakat bulut engeline takıldı ifadelerini kaydetti. İLK ETAPTA İZLEDİĞİMDE ŞOKE OLDUM Gürbüz Çakabay adlı vatandaş ise, silüetin ilk defa 1954'te Yukarı Gündeş köyünde çobanlık yapan Adıgüzel Kırmızıgül tarafından görüldüğünü söyleyerek, Bana da basit bir şey gibi geliyordu. İlk etapta izlediğimde şok oldum. Kendi kendime 'Allah'ım bu ne?' dedim. Böyle bir doğa güzelliği olabilir mi? Demek ki varmış. Ulu öndere nasip olmuş diye konuştu. İLK DEFA 1954 YILINDA GÖRÜLDÜ Atatürk silüeti, ilk defa 1954'te Yukarı Gündeş köyünde çobanlık yapan Adıgüzel Kırmızıgül tarafından görüldü. Silüetin, 1975 yılında gazeteci Erdoğan Kumru tarafından çekilen fotoğrafları Genelkurmay Başkanlığına gönderildi. Kumru, 1988 yılında bu fotoğrafıyla bir gazetenin düzenlediği amatör fotoğrafçılık dalında birincilik ödülü elde etti. Bu arada Damal ilçesinde 1995'den itibaren temmuz ayı içinde Atatürk'ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri düzenleniyor. Bu yılki şenlik ise 9 Temmuz'da düzenlenecek. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/arilar-tarafindan-kontrol-edilen-heykel-wolfgang-buttress-kovani/", "text": "Bu 170,000 adet alüminyum parçaları, Kew'deki heykele bağlı bir bal arısı kovanındaki titreşimler tarafından kontrol edilen kovana benzer bir kafes yapısıdır. Benim bir heykele yaklaşımım, kişinin daha yakından özümseyebilmesi için doğadan bir kare sunmaktır. Ben ziyaretçilerin harici bir gözlemcinin konumunu benimsemelerinden çok sarmalanıp olayın içine dahil olmalarını istiyorum. diyor İngiliz sanatçı Wolfgang Buttress. Yerden asma bu 170,000 adet alüminyum parçaları, uzaktan bükülmüş bir arı sürüsü gibi görünüyor ama yakına gelindiğinde, düşük uğultu sesi ve yüzlerce LED ışık ile çok algılı bir instilasyonun içine çeken kovana benzer bir kafes haline geliyor. Sesin ve ışığın yoğunluğu, Kew'de heykele bağlı gerçek bir bal arısı kovanının titreşimleri ile kontrol ediliyor. Bal arıları titreşimler üzerinden birbirleri ile iletişim kurarlar. İletkene bağlı tahta bir sopayı ısırarak, Kovan ziyaretçileri, kemikler vasıtası ile kafalarında 4 tip titreşimsel mesaj hissi edinebilirler. Buna dişleme ve bakire kraliçe arıların, kovanın kraliçesinin kim olacağını belirlemek için birbirlerine güç gösterisi yaptığı vaklama sinyalleri, bir arının başka bir arıya yemek için yalvarması ve iyi bir besin kaynağının konumunu veren sallanma dansını içerir. Araştırma labaratuarı dışında kimse, Nottingham Trent Üniversitesi'nde fizik doçenti Martin Bencsik tarafından yürütülen bal arılarının kominikasyonu hakkında öncü bir çalışma parçası oluşturan, bu arıların, mesajlarını deneyimleme fırsatına sahip olmayacaktır. Buttress, iyi bir şekilde reklam edilen arıların azalma durumunu araştırdıktan ve Bencsik'in araştırması karşısında tökezledikten sonra, kovanı aslen, 2015 Milano Expo'da UK Pavyonu merkezinde tasarlamıştır. Bu çalışma mimariyi, sanatı ve tasarımı, bilim ve çevre ile bütünleştirmektedir. Yoncalar, mavikantaronlar ve daha sonra ekilmiş çeşitli çiçekler ile 34 doğal türün ekili olduğu tek bir dönümlük kır çiçeği çayırı, 65 metre doğal çit ile birlikte Kew'deki Kovanı çevrelemektedir. İstenilen şey, çiçek açma döneminde, Kew'de çiçeklerden beslenirken tespit edilmiş 50 farklı yaban arısı türünün uğultularının, Kovanın en üst seviyesine giden yol boyunca yürürken ziyaretçileri selamlamasıdır. Kovan, temasının gezegeni beslemek olduğu Milan Expo'da en iyi pavyon ödülü olarak altın madalya kazanmıştır. Yediğimiz birçok meyve, sebze, fındık, tohum dahil en önemli 70 bitkiyi polenleyen arılarla, Buttress, polen taşıyıcılarının yaşamımızdaki önemini vurgulamak istediğini söylüyor. Kovan'ın Spiritualized üyeleri tarafından oluşturulan, enstrümanlar ve insan sesi iile birlikte 40,000 üyeli bir bal arısı kolonisinin meditasyona yönelik müziği, en iyi 2016 Guardian albümlerinden biri olarak seçildi. Kesinlikle dinleyin derim insanın içini ısıtıyor... wolfgang buttress elaborates on the immersive experience of the UK pavilion at expo milan 2015 from designboom on Vimeo."} {"url": "https://www.thegeyik.com/arka-sokaklarin-efsane-karakteri-riza-babadan-dillere-pelesenk-olan-19-replik/", "text": "Efsane dizi Arka Sokaklar'ın babacan tavırlarıyla herkesin gönlünü kazanan Rıza Baba'sının her bölümde duymaya alıştığımız o muhteşem cümlelerini sizler için listeledik. 1# Bu Kadar Şamata Yeter. Herkes İşinin Başına 2# Bakıyorum da Keyifler Yerinde 3# Hadi Göreyim Sizi Çocuklar 4# Vedat Müdür ve Bizim Ekip Ortak Operasyon Yapacak 5# Hadi Evlat Bırak O Elindekini Hemen 6# İyi İş Çıkardınız Çocuklar. Aferin 7# Götürün Bunu 8# Bu İşi Bugün Bitireceksiniz. Canım Sıkılmaya Başladı 9# Bu Meslekte Yaşamak da Ölmek de Ekip İşi. Yaşamak da Ölmek de 10# Daha Derine İnmemiz Lazım Çocuklar. Hala Elle Tutulur Bir Kanıt Yok 11# Benim Ekibimden Kimse Böyle Bir Şey Yapmaz Savcı Bey 12# Sakın Bi Delilik Yapma Evlat 13# Bu Gece İstanbul'a Uyku Yok Çocuklar 14# Sesin Benden yüksek Çıkıyor. Bu Suçlu Olduğunun Göstergesidir 15# Bu İşin Dönüşü Yok Çocuklar. Anladınız mı? Dönüşü Yok 16# Biliyorsunuz, Ben Tesadüflerden Hiç hoşlanmam 17# Bir Daha Bu Büroda Böyle Şeylerin Konuşulmasını İstemiyorum. Şimdi Herkes İşinin Başına 18# Bu Çok Kötü Oldu Çoban. Hem de Çok Kötü 19# Hadi Evine Git ve Uyu Mesut. Bu Bir emirdir"} {"url": "https://www.thegeyik.com/arkadasi-kansere-yenilince-onun-4-kizini-evlat-edinen-melek-gibi-kadinin-hikayesi/", "text": "Arkadaşlar iyidir dediğimizde böyle örnekleri düşünerek söylüyoruz. Bu kadın ve arkadaşının hikayesi gerçekten hem üzücü hem de insanlığa olan inancımızı tazeleyen cinsten. Laura ve Elizabeth çocukluk arkadaşları. Ama ne yazık ki 4 kız çocuğuna annelik eden Elizabeth kansere yakalanıyor. En büyük destekçisi olan Laura'dan eğer başına bir şey gelirse kızları evlat edinmesini istiyor. O da evet diyor. Elizabeth Diamond ve dünya tatlısı kızları 2015 yılının Nisan ayında anne kansere yenik düşünce Laura ona verdiği sözü tutuyor. Ve 6 kişilik kocaman bir aile oluyorlar. İnsanlar da bu hikayeye uzak kalmamak ve yardımcı olmak adına bir fonda 80.000 dolar yardım toplamışlar. Laura ve ailesinin 4 kişilik sofraları artık 8 kişinin birlikte paylaştığı bir dünya olmuş. Source: WKBW Çocukların arkadaşlığı da işi kolaylaştıran bir adım olmuş. Laura bir an bile pişman olmadım diyor. TEBRİKLER LAURA!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/artan-fiyatlar-sonrasi-32-gblik-bir-iphone7-almak-yerine-yapabileceginiz-10-sey/", "text": "Güncellenen fiyatlar sonrası oldukça pahalı hale gelen Apple ürünlerinin ülkemizin ekonomik şartları altında ne denli büyük anlamlar ifade ettiğini sizinle paylaşmaya çalışacağız. Zam ile birlikte fiyatı 3.250 TL'den 3.799 TL'ye yükselen 32 GB'lık Bir iPhone 7'yi baz almaya uygun bulduğumuz araştırmamızın sonuçları... Artan Fiyatlar Sonrası 32 GB'lık Bir iPhone 7 Yerine Neler Alabilirsiniz? 1# 3039 Adet Ekmek Ekmeğin bizim gibi 1,25 TL olduğu yerlerde 32 GB'lık Bir iPhone 7 yerine 3039 adet ekmek alabilirsiniz. 2# 706 lt 95 Oktan Kurşunsuz Benzin Litre fiyatının 5,38 TL olduğu memleketimizde 32 GB'lık Bir iPhone 7 yerine 706 lt benzin alabilirsiniz. Bu kaç depo yapar varın, siz hesap edin. 3# 132 kg Dana Kıyma 32 GB'lık Bir iPhone 7 yerine Et ve Süt Kurumu'nda kg fiyatı 28,75 TL olan dana kıymadan tam 132 kg alabilirsiniz. 4# Tam 1070 Kez Metrobüse Binebilirsiniz 32 GB'lık Bir iPhone 7 fiyatına en uzak mesafe metrobüs ücreti olan 3,55 TL'yi tam 1070 kez karşılayabilirsiniz. 5# Şehir Tiyatroları'ndan Tam 211 Bilet Alabilirsiniz 32 GB'lık Bir iPhone 7 fiyatına İBB Şehir tiyatrolarından indirimsiz normal oyunlar için geçerli olan 18 TL'lik biletlerden tam 211 adet alabilirsiniz. 6# 542 kg Kırmızı Mercimek 32 GB'lık Bir iPhone 7 yerine ortalama kilogram fiyat 7 TL olan kırmızı mercimekten tam 542 kg alabilirsiniz. 7# 16 Adet Çeyrek Altın 32 GB'lık Bir iPhone 7 yerine 235,73 TL fiyatı olan çeyrek altından tam 16 tane satın alabilirsiniz. Nereden baksanız 16 düğünü kurtarırsınız. 8# 1519 kg Patates Sofralarımızın olmazsa olmazı patatesin kg fiyatının bizim markette olduğu 2,5 TL olduğu bir yerde 32 GB'lık Bir iPhone 7 fiyatına tam 1519 kg patates alabilirsiniz. 9# 2532 Kolon Sayısal Loto Oynayabilirsiniz Son zamla kolonu 1,5 TL'ye yükselmesine karşın 32 GB'lık Bir iPhone 7 fiyatına tam 2532 kolon sayısal loto oynayabilirsiniz. Kim bilir belki zengin olursunuz 🙂 10# Starbucks'tan 379 Adet Caramel Macchiato İçebilirsiniz Orta boy bir Caramel Macchiato'nun 10 TL olduğu Starbucks'tan 32 GB'lık Bir iPhone 7 fiyatına tamı tamına 379 tane satın alabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/artik-spotifyda-tum-kullanicilar-sarki-sozlerini-gorebiliyor/", "text": "Spotify'ın en çok beklenen özelliklerinden biri hayata geçiyor: Spotify, Türkiye de dahil olmak üzere dünya genelinde tüm Ücretsiz ve Premium Spotify kullanıcıları için, kolay, interaktif ve paylaşılabilir bir deneyim olan şarkı sözleri özelliğini duyurdu. Şu anda 28 pazarda mevcut olan Şarkı Sözleri özelliğinin dünya genelinde pazara sunulmasıyla birlikte Spotify, dünyanın dört bir yanında daha fazla müzikseverin, her zamankinden daha yüksek sesle ve daha güvenle şarkı söylemelerine imkan sağlıyor. Spotify bu özelliği hayata geçirmek amacıyla kullanıcılar için Spotify'daki geniş şarkı arşivinin büyük bir kısmına uygulama-içi erişim sağlamak üzere Musixmatch ile işbirliği yaptı. İşte Şarkı Sözleri özelliğini bulmak için izleyeceğiniz adımlar: Spotify mobil uygulamasında Şarkının Şu Anda Çalan Görünümüne dokunun Dinlerken ekranı aşağıdan yukarı doğru kaydırın Bu son adımla birlikte şarkı çalarken eş zamanlı olarak akan şarkı sözlerini takip edebilirsiniz Paylaşmak için şarkı sözleri ekranının altındaki Paylaş ikonuna tıklayın, sonrasında paylaşmak istediğiniz şarkı sözlerini ve hangi platformda paylaşmak istediğinizi seçin Spotify masaüstü uygulamasında Şarkı çalarken Şu Anda Çalan çubuğundaki mikrofon ikonunu tıklayın İşte bu kadar! Şarkı çalarken eş zamanlı olarak akan şarkı sözlerini takip edebilirsiniz SpotifyTV uygulamasında Şarkının Şu Anda Çalan Görünümünü açın Sağ köşedeki şarkı sözleri butonuna gidin ve şarkı sözleri deneyimini etkinleştirmek istiyorsanız tıklayın Özellik etkinleştiğinde, çalan şarkının şarkı sözlerini ekranda görebilirsiniz Dinleyiciler, dünyanın dört bir yanındaki şarkı sözlerine erişebilmelerine olanak sağlayan bu özellikle, artık sevdikleri müzik ve sanatçılarla daha derin bir bağ kurabilecek ve şarkı sözlerinin gücüyle her şarkının ardındaki derin anlamı keşfedebilecek. Şarkı sözleri özelliği, milyonlarca müzikseverin sevdikleri müzik ve sanatçılarla daha derin bir bağ kurabilmesi için iOS ve Android cihazlarda, masaüstü bilgisayarlarda, oyun konsollarında* ve TV'de kullanıcıların erişimine hazır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/arya-stark/", "text": "Game Of Thrones'un en sevilen karakterlerinden birisi de Arya Stark. Gerçek hayattaki ismi ile başlayalım. 1997 doğumlu olan Arya'nın gerçek adı Maisie Williams. Hemen boyunu da söyleyelim: 1.55 Instagram hesabında 9 milyon takipçisi var. Instagram adı: maisie_williams Diğer karakterlerin boylarını merak ediyorsanız tıklayın: Game Of Thrones kısadan uzuna karakterler Maisie Williams'ın ilk rolü Arya Stark. Williams dizinin 2. sezonunda da övgü toplamaya devam etti ve HBO tarafından en iyi yardımcı kadın oyuncu olarak 2012 Emmy Ödülleri'nde aday gösterildi. 2012'de en iyi yardımcı kadın oyuncu olarak Airlock Alpha Portal Ödülünü kazandı. 15 yaşındaki Williams, en iyi yardımcı kadın oyuncu kategorisinde şimdiye kadar bu ödülü kazanan en genç yıldız oldu. Mart 2013'te, Genç Sanatçı Ödülleri'nde dizi kategorisinde En İyi Genç Yardımcı Kadın Oyuncu dalında aday gösterildi. Kasım 2013 tarihinde ise BBC Radio 1 En İyi İngiliz Oyuncu Genç Ödülünü kazandı. Arada güncellediği bir Youtube hesabı da var Arya Stark yani Maisie'nin aldığı tüm ödüller ve adaylıkları 2011 Scream Awards En İyi Topluluk Game of Thrones Adaylık Screen Actors Guild Awards En İyi Üstün Performans Adaylık 2012 Airlock Alpha Portal Ödülleri En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Kazandı 2013 BBC Radio 1 Genç Ödülleri En İyi İngiliz Aktris Kazandı Screen Actors Guild Awards En İyi Üstün Performans Adaylık Genç Artist Ödülleri En İyi Performans Yardımcı Genç Aktris Fotoğraflara şaşırmayın gerçek hayatta dizideki gibi değil aksine biraz yaramazlık seven bir tarzı var. Instagram hesabını takip ederseniz kendisini yakından tanıyabilirsiniz. Peki Arya başka hangi dizi ve filmlerde oynadı? 2012 Amerika Birleşik Devletleri The Olympic Ticket Scalper Scraggly Sue 2012 Amerika Birleşik Devletleri Heatstroke Jo O'Malley 2013 Birleşik Krallık Corvidae Jay 2013 İrlanda Gold Abbie 2013 Birleşik Krallık Up On The Roof Trish 2014 Birleşik Krallık The Falling Lydia 2014 Birleşik Krallık We Are Monsters Lorna Thompson 2014 Robot Chicken SON PROJELERİ 2017 iBoy 2017 Corvidae 2016 Regardez 2016 The Devil and the Deep Blue Sea 2015 Doctor Who 2015 Seafret: Oceans 2015 Cyberbully Dizinin son sezonunda da artık büyüdüğünü hepimiz gördük... 🙂 PEKİ GERÇEK HAYATTA SEVGİLİSİ KİM? diye merak ediyorsanız sizi buraya alalım:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/asansorde-halvet-diyenleri-bosverin-istanbulda-evsizlere-kapilari-acan-hoca-ile-tanisin/", "text": "Televizyonlarda gazetelerde bu ara bir trend var. Bir kişi çıkmış orada halvet burada halvet diye konuşuyor. Herkes de onu en üst sıralardan yayınlıyor. Biz hiç siyasete girmeyen, ülkesini seven, her dinden, her mezhepten ya da her görüşten insanın kendinden birşey bulabildiği bir site yaptık. Ülkemizin içinden geçtiği durumlar ortadayken tık hesabı için içerik üretmedik. Ve öyleleri değil böyle güzel insanları daima sizlere duyurmaya çalıştık. İstanbul'da Alman Konsolosluğu'nun yakınında bulunan Selimiye Camii'nin yönetimi ve hocası da bir karar almış. Bu karar sokakta var olan insanlarımız için hayati önem taşıyor. Ne oldukları, nasıl oldukları da önemli değil. AMAÇ SADECE O İNSANLARIN BİR YARASINA DERMAN OLABİLMEK. Kardeşim!!! Sokakta kalıyorsan, temizliğe ihtiyacın var ise Cumartesi ve Pazar günleri namaz vakitleri dışında kapıyı içeriden kitle, sıcak su var, kova, içinde sabun ve tas var... Banyonu yapabilirsin... Sana sokak insanı, şarapçı, tinerci vs denilebilir ama bütün bunların sebebi biziz hakkınızı helal edin. Camii yönetimini tebrik ediyoruz!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/asgari-ucret-belli-oldu-2020-asgari-ucret-zammi-ne-kadar/", "text": "Asgari Ücret Tespit Komisyonu son toplantısını yaptı, asgari ücret ne kadar oldu sorusu da cevabını buldu. 2020 yılında asgari ücret yüzde 15,03 artışla net 2 bin 324 TL oldu. NET 303 LİRA ARTIŞ Toplantı sonrası açıklama yapan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk şunları söyledi: Bu yıl komisyon kararı oy çokluğuyla aldı. Asgari ücret bekar bir işçi için brüt 2 bin 943 TL net 2 bin 324 lira oldu. Zam oranı yüzde 15,03 oldu. Üç çocuklu ve evli biri için asgari ücret 2 bin 479 lira olacak. Tüm işletmelere işçi başına asgari ücret desteği 75 lira olarak devam edecek. Asgari ücrette geçen yıla göre net artış 303 lira 80 kuruş olarak gerçekleşti. Selçuk, Enflasyon oranının çok üzerinde bir artış sağlamış olduk. 'İşçilerimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz' sözümüzü de oy çokluğuyla sağladık diye konuştu. Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat açıklamasında İşçi kesimi olarak rakamı kabul edemeyeceğimizi ifade ediyorum. Karara muhalefet ediyoruz dedi. TÜRK-İŞ: KABUL EDEMEYİZ Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat açıklamasında İşçi kesimi olarak rakamı kabul edemeyeceğimizi ifade ediyorum. Karara muhalefet ediyoruz dedi. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/asik-olunamayacak-kadar-sisman-kadinin-tokat-gibi-mektubu/", "text": "Sosyal medyada yeni insanlarla tanışmak artık o kadar normal ki hemen hemen hepimiz hayat arkadaşlarımıza kadar artık buradan seçiyoruz. Michelle Thomas da Tinder isimli arkadaşlık uygulamasından birisiyle flört etmeye başlamış ama flört ettiği kişi Michelle'in güzelliğini göremeyecek kadar ayrımcı ve cinsiyetçi olacak ki ona veda etmiş. Onun bu mektuba cevabı ise sosyal medyada en çok paylaşılan yazılardan biri oldu Öncelikle Michelle'in aldığı o mektuba bakalım Selam Michelle, Üzgünüm bugün işte çok yoğunduk hayatım. Dünkü harika akşam için çok teşekkürler. Senin arkadaşlığından gerçekten çok hoşlandım, ve aslında sana hayran kaldım. Küstah, komik ve tam da benim birlikte olmak isteyeceğim türden bir kızsın, tabi ancak bedenim ve aklım buna izin verebilseydi. Ama sanırım, vermiyor. Sana saçmalamayacağım. Sana hayranım Michelle ve bugüne kadar tanıştığım en güzel kızsın. Ama benim aklım, daha ince birilerinden etkileniyor. Sığ mıyım? Öyle olmak zorunda değil. Muhteşem bir yazar okuduğunda, harika bir resim gördüğünde, ya da çok sevdiğin bir müzik parçası dinlediğinde daha fazlasını arzulayan o tepkinin aynısı. Yani, kafa yapından, yüzünden, kişiliğinden acayip etkilendim , ama bunun aynısını bedenin için söyleyemeyeceğim. Dolayısıyla senin oturup, flört edip, çok eğlenceli bir akşam geçirebilirim, ama kıyafetlerimizi çıkardığımız zaman vücudumun beni yüzüstü bırakacağından korkuyorum. Bebeğim bunun olmasını istemiyorum. Sen neden sertleşemediğimi sorarken yanında öylece yatmak istemiyorum. Hayatta benim hayal gücü ateşimi tetikleyen bazı şeyler var, senin espri anlayışın, zekan, kaçınılmaz olarak yatak odasında sona erecek bir sürecin başlangıcı. Ama sadece bir sonuç olabilir... Michelle, kendimle ilgili çok büyük hayalkırıklığı yaşadım çünkü gerçekten yıllardır kimse hakkında böyle hissetmemiştim ve sana tam bir salak gibi davranmadan dürüst olmaya çalışıyorum. Çok iyi arkadaş olabilir, flört edebilir, şakalaşabilir, birbirimize hayran olabilir, ve hiç düşünmeden senin evlenebilirdim. Tabi eğer zayıf bir kız olsaydın, çünkü eşsiz bir zekaya sahipsin ve bu çok hoşuma gidiyor. Sanırım, söylemeye çalıştığım şey bu utancı yaşamamak için sonra yerine şimdi söyleyerek, acı çekmemek. Ben bir erkeğim... Tüm o ateşli şevhetime, zaaflarıma rağmen kendi bedenimi ve ihtiyaçlarını tanıyorum. Lütfen beni affetmeyi dene. Sana hayranım. XXX Böyle bir mektup almak kolay değil tabii Michelle'nin morali bozulmuş ama sonrasında kendisini toparlamış ve bu mektuba cevap vermiş: Sevgili Tinder'da Tanıştığım Erkek, Mesajını aldığımda başka bir randevudaydım. Tuvaletten döndüğünde beni gözyaşları içinde buldu. Çok iyiydi ama afallamıştı, ve komiktir ki o zamandan beri benimle konuşmadı. Benden hoşlanmak zorunda değilsin. Hepimizin acıyarak bakıp 'çok tatlısın ama kuşumu öttürmüyorsun' dediğimiz bir arkadaşımız vardır. Onlardan etkilenmek istesek de bedenlerimiz ve aklımız o şekilde çalışmaz. Ve bunda bir sorun yoktur. Asıl sorun olan şey, benimle birkaç saat geçirdikten sonra bana yazdığın bu mesaj. Sadistçe falan değil. Kullandığın üslup oldukça şekerli ve lütfediciydi ama benim bedenime karşı iğrenmeni ifade ettiğin o hukuki dil gerçekten groteskti. Bunu yazmadaki amacın beni yaralamaktan başka bir şey olamaz. Söylemeye utanıyorum ama, sadece birkaç dakikalığına da olsa, işe yaradı. Her kadının daha genç kızlığından itibaren sahip olduğu, o korkuyu, kaya gibi ağır olduğu ve kimsenin onu arzulamayacağı korkusunu uyandırdın. Görünüşümü beğeniyorum. Charlize Theron'a benzemiyorum, ve bence bu bir sorun değil . Ben kendime benziyorum ve kendimi seviyorum . Tüm profil fotoğraflarımın FGASs olduğunu düşünebilirsin. Ama bence oldukça aslına uygun fotoğraflardı. Kendim hakkımda açık konuşayım: Kendimi pizza seven, ve Instagram sayfasında bağlantılar ve 30. doğum gününde #everybodysready hashtagli bikini pozları paylaşan biri olarak tanımlıyorum. Mutlu ve kendine güvenen biriyim. Acaba beni hedef alma sebebin bu olabilir mi? Beni görüp 'Kendini çok yukarıda görüyor, birinin bunun burnunu sürtmesi gerekiyor' mu dedin? Sormak zorundayım. Hepimiz internetin fikirlerini söyleyen kadınlar için nasıl tehlikeli bir yer olduğunu biliyoruz . Mesajını gösterdiğim birkaç arkadaşım şok oldu, senin adına utandı ve hatta bazısı sana fiziksel olarak zarar vermek istedi. Bir erkek arkadaşım evlenilemez olsa da harika bir popom olduğunu söyledi. Onlarla birlikte güldüm. Sonra Slimming World gurubumda ağladım. Evet, doğru! Slimming World! Gördüğün gibi, fazla kilolu olduğumu zaten BİLİYORUM. Hatta tam olarak ne kadar fazlalığım olduğunu biliyorum 10 kilo. Çoktan 7,5 kilo verdim ve yolu yarıladım. Bundan son derece memnunum. Geri kalanını da güvenli ve sağlıklı bir şekilde vereceğim. Peki bu kendi bedenimi, şimdi, sevemeyeceğim, keyif alamayacağım anlamına mı geliyor? Tabii ki hayır. Seni bir daha asla görmeyecek, senden bir daha hiç haber almayacağım . Beni gerçekten endişelendiren şey, sana bu açık mektubu yazmamın asıl sebebiyse, senin bir kız çocuğu babası olman. Senin, kızını, kendi bedenini sevmeye, korumaya, keyfini çıkarmaya teşvik etmeni istiyorum. Onun bedeni sadece ama sadece ona ait. Onun zekasını ve yaratıcılığı takdir et. Korkusuz olması için onu teşvik et. Onun sarsılmaz bir kendine güven inşa edebilmesini sağla ki minicik, mutsuz bir adam onu yıkmak isterse benim yaptığım gibi cevap verebilsin. XXX Benim, Zarif, Evlenilmeyecek, Popomu, Öp. Güzel cevap vermiş güzel kız 🙂 Mektuplar Independent'tan Bianet tarafından çevrilmiştir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/asik-veysel-siirleri/", "text": "Aşık Veysel Şatıroğlu bu halkın yetiştirmiş olduğu en büyük ozanlardan birisi. Halkını anlayan halkı ile birlikte söyleyen, halkı ile aynı şeylerden muzdarip bir halk ozanı. Uzun ince bir yoldayım ile belki de dünya üzerinde ölümü en iyi anlatan şair. 1973 yılında hiç açmadığı gözlerini sonsuzluğa açarak bir 21 Mart'ta aramızdan ayrılışının 43. yılı. Dostlar beni hatırlasın dediğinden bugün hiç tanımjadığı yeğenleri, torunları ve yürek dostları olarak onu hatırladık ve Aşık veysel sözleri, şiirlerini ve türkülerini derledik. 1- En iyi öğüt 2- Cahille sohbeti kesmek için geçerli sebepler 3- Kalbine sadece sevdiğini saklayan Veysel 4- Farklılıklarımızın güzelliğini anlatan Aşık 5- Derdin kaynağını bilen ozan 6- Kimseyi hor görmemeli Vasiyeti Ve o efsane türküsü:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/asik-veyselin-baskasina-kacan-esine-yaptigini-duyunca-sasiracaksiniz/", "text": "Aşık Veysel'in torunu iş kadını Çiğdem Özer, üç yıl önce bir röportajda dedesinin ilk evlililiğiyle ilgili pek bilinmeyen bir olayı böyle anlatmıştı: Köyün en güzel kızıyla evlendirilmiş dedem... Yol arkadaşlıkları aileleri tarafından tayin edilmiş iki insan. Hayat sürprizlerle dolu, gel zaman git zaman evdeki hizmetli Hüseyin'e kayıyor gönlü güzeller güzeli Esma'nın. Aşk bu, insanın gözünü karartır. Aşıklar bir gün kaçmaya karar veriyor ve Esma çocuğunu ve dedemi bırakıp kaçıyor. Ama Veysel de aşık ve kaçacakları gece görmeyen gözlerine rağmen her şeyi hissediyor. AŞIĞIYLA KAÇAN EŞİNİN AYAKKABISINA BİR TOMAR PARA KOYDU Neyse, bizim kaçaklar Samsun'a vardıklarında Bafra civarında soluklanmak için bir çeşmenin başında duruyorlar. Bitkinler, açlar, ceplerinde bir kuruş para yok. Esma çoraplarını çıkarıyor ve bir bakıyor ki içinde bir tomar para... Evet yaban ellerde kurda kuşa yem olmasınlar diye... İşte bazılarımızın gönlü zengin... Hikaye burada bitmiyor aslında. Hüseyin'le Esma günün birinde perişan vaziyette köye dönüyor. Bu arada dedem ve Esma annenin çocuğu da ölüyor. İHTİYAÇLARI VAR MI? DİYE SORDURUYORMUŞ Dedem o zaman çok meşhur, 'Esma'ların bir ihtiyaçları var mı?' diye sorduruyormuş devamlı akrabalarına. O kadar içi acımış ki, bir şiir yazmış 'Zalim, kafir, yetim koydun kuzumu/ Çocuğunu geride bırakıyor, zalim kafiri Hüseyin' diye. Dedem ölüm döşeğindeyken helallik almak için kapıya kadar geliyor Esma anne, ama İçeri girmeye yüzüm yok deyip vazgeçiyor. Bir dostu dedemi Zara'ya davet etmiş. Orada üç ay kalmış Veysel... Yalıncak Baba Tekkesi'ne uğramış. Anneannem de orada yaşayan bir ailenin kızı... Gülizar anne rüyasında dedemle evlendiğini görüyor ve bunu babasıyla paylaşıyor, babası da 'Bu adam senin kısmetin kızım' diyor ve evleniyorlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/asil-meselenin-hatunlarin-efendi-adam-yerine-pic-tercihi-olmadigini-bulan-adam/", "text": "Erkeklerin kafasında kadınlarla ilgili bir ton kanı vardır. Bunların çoğunu zaten hepiniz biliyorsunuz. Peki nedir bu iyi erkeklerin kadınlara bir türlü yaranamaması? İşte bunun cevabını veren yazı: Kadınlar, sevgili olmayan/olmayacak erkekleri diğer kadınlar ile anlaşamıyorum kisvesi altında hayatlarına sokarlar. gariban erkek, hayatlarına girer. girmemesi güçtür. altını çizerek, tekrar ama tekrar söyleyebileceğim bir şeyi yazıyorum; erkekler kadınlardan daha duygusaldır. kadınlar kedi sevmeyi, battaniye altında üşümeyi, soğuk havada cam kenarında kahve içmeyi, sevdikleri için ağlamayı duygusallık sayarlar, zannederler. bu yaptıkları sadece samimiyetsiz bir klişeler görüntüsüdür. erkek daha çok hisseder, daha çok acı çeker, daha büyük ve yüce sever, ayrıldığında daha zor unutur. dağı delen şirin değil ferhat'tır. çölleri aşan leyla değil mecnun'dur. şirin ve leyla o esnada saraydaki odalarında beklemektedirler. olay bundan ibaret, bir erkeğin sevdiği için yapmayacağı şey yok. kadınlar böyle değil, zoru görünce kaçar gider çoğu. istisnaları ile tanıştım. hepsi evli/erkek arkadaşları var. adamlar bu kızları 15-16 yaşından affedersiniz ama kapmışlar. 10 yıldır da ayrılmamışlar. niye ayrılsınlar ki? konuya tekrar dönüyorum. kadınlar bu adamları hayatlarına soktuklarında ne düşünür hisseder bilmiyorum. ancak varsayımlarla yola çıkabilirim. ama bu adamlara bu kadınlar içlerini döker. içlerini dökmekten de öte saatlerce kendi hayatları ile ilgili gereksiz ayrıntıları anlatırlar. ya ben kolyemi kaybetmişim çanta almam lazım italyan erkekleri çok yakışıklı ya vs vs gibi bir erkeğin hiç ilgisini çekmeyecek, çekmeyen şeyleri anlatırlar. kadınlarla aralarında bu konuşmaları pek yapamazlar. çünkü kadınların bazı özellikleri prototiptir. hangi kadına sorsanız ben farklıyım, bu camiaya ait değilim der ama hepsinin, özellikle türkiye'de, hepsinin ortak özelliği dengesizlik'tir. dengesiz olmayan bir kadınla henüz daha karşılaşmadım. kendine dürüst olan kadınlar bunu kendilerine de itiraf ediyorlar, size de. evet dengesizim diyorlar. çirkin olanları suçu yine sözde duygusallık, hormonlar ve pms dönemlerine atıyor. iyi de norveçli kızımız da pms oluyor? onda hormon yok mu? ya meksikalı? o da her ay yumurtalarını atıyor? senin fizyolojik olarak farkın ne ki? neyse efendim, bu kadınlar hayatlarındaki her şeyi erkeklere anlatıp anlatıp mutlu olurlar. paylaştıklarını zannederler. aslında hissettikleri içlerindeki her şeyi kusup, yalnız kaldıklarını düşünerek birine tutunma ihtiyacıdır. erkek bunları dinlemek istemez ama yine de katlanır. kadın hayatını o kadar çok erkeğe kusar ki, erkek bir noktadan sonra kadının hayatının bir parçası olduğunu hisseder. istemsizce kendisine karşı duygular beslendiğini düşünmeye başlar. her erkek düşünür, ben de düşündüm arkadaşlarım da. bir kadın her sabah kalkar kalkmaz size günaydın diyorsa, gece yatana kadar en fazla 20 dakika aralıklarla sizinle konuşuyorsa, akşam en son size iyi geceler deyip yatağına giriyorsa, sizinle konuşmayı seviyorsa ve bir şeyler anlatıyorsa her erkek, o kadının kendisine karşı ilgi duyduğunu düşünür. ama işin aslı böyle değil. kadınların bu yaptığını zaten erkekler istemiyor ama kadınlar ısrarla yapıyor. halbuki bunu yapmak için psikolog diye bir kavram var. 1 saat gidip aşağı yukarı 100 tl bayılıp hiç susmadan, ağzın kuruyana kadar her şeyi anlatabilirsin. ama kadın bunu istemiyor. o erkeği istiyor. çünkü o erkeğin ilgisine ihtiyacı var. bunu arzuluyor, buna şiddetle ihtiyaç duyuyor. ama istediği sadece ilgi. başka bir şey değil. seninle hep konuşurum, habire bir şeyler anlatırım. seni hatta özlerim. kimbilir belki bir gün seni severim ama asla ama asla benden bir şey bekleme!! sevgilin olmam!! der kadın. o erkeğin ilgisi önemlidir ama o erkek beyaz atlı prens kesinlikle değildir. beyaz atlı prenslere hayat anlatılmaz, dertler, sorunlar, mutluluklar, coşkular anlatılmaz. beyaz atlı prense sadece aşık olunur. kadın aşık olunca saçmalar zaten. bu hataya erkekler çok sık düşüyor. bakın yeniden diyorum, ben de düştüm. 30 yaşındayım ve 31'den gün alıyorum. bunu aydınlatma amacıyla yazıyorum. aynı zamanda çok yakın bir arkadaşım da bu durumu yaşıyor. yaşadı. adam geldi bana bir gün dedi ki abi ben bir kızla günde 10 saatten fazla konuşuyorum. sürekli bir şeyler paylaşıyoruz. beni rüyalarında gördüğünü söylüyor, beni özlediğini söylüyor. hatta bana beni sevdiğini bile söyledi!. eee, ne güzel işte beraber olun o zaman. tut elini, sarıl ve takılın dedim haliyle. adamın bana dediği şu; abi kız seviyor ama sevgili olmak istemiyor... oğlum manyak mısınız siz? nasıl bu konuma düşürüyorsunuz kendinizi? sonra günde 2 paket sigara içip alkol masalarından kalkmıyorsunuz. hiç mi anlamıyorsunuz, günde sana 10 saat abuk sabuk şeyleri anlatan kadına sen değil anlatmak iyi geliyordur. senin yerine put koysalar kadın o puta da anlatır. köpek koysan ona da anlatır. ama onların vereceği ilgi senin ilgine eş değil. çünkü sen zamanla seveceksin. onu düşünecek, arzulayacaksın. folloş hale geleceksin. kadının niye umrunda olsun? ona göre siz yakın arkadaştınız , ama sen duygular beslemeye başlayınca her şeyi mahvettin. bu kadar basit. neyse, bu adam gitti 2 hafta sonra aradı beni. adam gözyaşları içinde. bildiğiniz salya sümük ağlıyor. dedim ne oldu oğlum ya. silkelen allah aşkına, kendine gel.. adam içimi parçaladı, biliyordum. sevdik, sevildiğimiz söylendi ama canı sıkılıyormuş. hayatına giren başka şeyler yüzünden ilgi hissettiğini düşünüyormuş. benimle konuşmak ona çok iyi geliyormuş ama hepsi bu.. e oğlum demedik mi sana? sevmediğim adam olsa gerizekalısın *iktir git! derdim, atladım yanına gittim. içim paramparça oldu yemin ederim çünkü 8 yıl önceki halimi gördüm. adam bildiğin dağılmış, kültablası dağ olmuş sigara içmekten. eli ayağı titriyor. gir bi duşa dedim hareket edemiyor, tuttum kendim soktum adamı duşa. üstüne soğuk suyu bocaladım. kahve yaptım. sabaha kadar konuştuk. habire anlatıyor, sevdim, sevdim, sevdim de sevdim.. iyi de kardeşim sevilmemişsin. sana sadece sevildiğin hissettirilmiş. yani ona daha iyi gelmen için seninle oyun oynanmış. adama bunu dedim yine ağlamaya başladı. bak dedim. ben 23 yaşındayken bu dünyadaki en haysiyetli, en şerefli, en onurlu, en ince insanlaran birisiydim. dürüsttüm, fedakardım. sevdiğime gitmek için, cebimde para yokken 30 km yol yürüdüm gecenin 2'sinde. ona hayatımı sundum, önerdim. seninle yaşarım, seninle ölürüm dedim. önünde engel olmam, yanında yürürüm, elini tutarım tüm engelleri beraber aşarız dedim. niye olmadı be abi? dedi bana. seninle aynı cevapları duydum çünkü. ben kimseye acı çektiremezdim. yaralayamazdım. darbe vuramazdım. ben kadına el kaldıramazdım. hakaret edemezdim. insan sevdiğine kötü söz söyler mi hiç? ben arkadaştım onun için sadece. o böyle görmüştü beni. kendi kafasında öyle yaratmış. ben sevmiştim. olmadı. bir kadınla günde 10 saat konuşuyorsan o ilişkiyi bundan sonra derhal bitir. kadına kendini tanıt, seni bilsin. daha sonra gereksiz ayrıntılarla boğulma sonra. bir şey anlatınca 'he' deyip çek git dedim. doğrusu bu çünkü. erkek adam sevince çekip gitmesini bilmeli. bu gereksiz ayrıntılarla kendisini boğmamalı. kadın bir şeyler anlatmak istiyorsa gitsin kız arkadaşlarına anlatsın, dinlemiyorlarsa günlük tutsun veya psikolog'a gitsin. ama işte, onlarda ilgi faktörü yok. kadınlar her zaman can yakmaya devam edecekler. bak sana bir arkadaşımın sözü ile veda edeyim, en yakın kız arkadaşımdı ama gerçekten arkadaşımdı. 'kadınlar şeytandır' demişti bana bir gün. tüm kadınların içinde o şeytanlık vardır. onların planlarını öğrenmen imkansız. dedim. iznimi istedim. şimdi neden böylesin? diye sordu bana. nasılım? diye cevap verdim. hiçbir şeyi iplemiyorsun. umrunda değil, kadınların hayatına girip mahvedip bırakıyorsun. onlara resmen sadece yatacak varlıklar gibi bakıyorsun. neden? diye sordu. o an önemliydi çünkü onun geleceğini de etkileyecektim. her erkeğin hayatına bir kötü kadın girer. bunlar genelde bencil, egoist, çıkarcı olurlar. seninkine de girmiş. bundna sonra değişmek sana kalmış. benim acımadığım, umursamadığım kadınlar bu kötü kadınlar. ben onları tanıyabiliyorum. hayatıma sokup üzüp bırakıyorum, artık param da olduğu için bu işi daha rahat yapıyorum. o kadınlar üzüldüğü zaman normale dönüyorlar çünkü. bazı kadınların bu dünyada bir birey olduklarını, prenses olmadıklarını anlamaları için hakarete ve kötü davranılmaya ihtiyacı var. siz geceleri rahat uyuyun diye yapıyorum bunu. o kadınlar sizi bulup da canınızı daha fazla yakmasın diye yapıyorum. bundan sonra sen de böyle ol, adam ol. hayatını çöpe atma. çıktım arkadaşın evden, nereden baksan 9 yıl falan olmuş o sevgili olmayan erkek arkadaş konumuna düştüğümden. yıllardır hissetmediğim bir duyguyu hissettim. göğsüm sıkışıyordu, kalbim acıyordu cidden. erkekler cidden unutamıyor dedim kendime. eskinin üstüne toprak attık ama bir işe yaramıyor, hala zombi gibi çıkıyor arada dedim güldüm. arabaya bindim, telefona 7 tane mesaj gelmiş canım neredesin? ya cevap versene? aşkım bana kızdın mı?? vs vs diye. gittim, yine görevimi yaptım. ama o 9 yıl önceki kadını unutamıyorum. bana o acılar çektireni. ilkler unutulmaz ya, bu da öyle. bedduam yok. ama erkeklere de buradan tekrar seslenmeyi borç bilirim. yapmayın! bir kadın size hayatı ile ilgili gereksiz ayrıntıları anlatırsa kaçın. çünkü %99 o kadına aşık olacaksınız ve %99 o kadın sizi sevmeyecek, bir süre sonra size kötü davranıp size yol verecek %1 için aylarınızdan, yıllarınızdan vazgeçmeyin. bir gün çıkar karşınıza gerçek bir kadın, kadın gibi kadın. sizi sever, sizinle olmak ister. o zaman da tipine falan bakmayın. sizi gerçekten sevebilen bir kadın bulursanız kaçırmayın. çünkü sevmek kolay ve rahat olanı, zira eminsiniz. ama sevilmek çok zor. emin olmak da öyle. olursanız anında kapın. olasılıklar az, ihtimal düşük, hayat da zor ve gittikçe ilişkiler daha da yozlaşıp zorlaşıyor ve bu etrafında sevgili olmayan erkek arkadaş bulundurmak isteyip ego tatmini yapmak isteyen kadınların sayısı hızla artıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/asiri-istahli-insanlarin-kendini-dizginlemesi-icin-tuketmesi-gereken-10-besin/", "text": "Bahar aylarının gelmesiyle birlikte kilo vermek istiyor, ancak iştahınızı bir türlü kesemiyor musunuz? O zaman bu içeriğimiz tam size göre. Yaklaşan tatil planları öncesi yeme alışkanlığınızın bir nebze olsun değiştirmenizi sağlayacak, iştahınızı kesmenize yardımcı olacak 10 önemli besini sizler için bir sıraladık. İşte Aşırı İştahlı İnsanların Kendini Dizginlemesi İçin Tüketmesi Gereken 10 Besin; 1# Elma Lif bakımından zengin olan Elma, mükemmel bir ara öğündür. 2# Yulaf Ezmesi Yoğurt ya da sütle karıştırılarak tüketilen yulaf ezmesi, doyurucu etkisiyle iştah kesmeye yardımcı olur. 3# Salata Diyetin olmazsa olmazı salata sofradan aç kalkmanızın önüne geçer. 4# Yumurta Her sabah bir adet yumurta tüketmek, gün içinde ekstra abur cubur yemenizi engeller. 5# Baklagiller Protein deposu olan baklagiller hem besleyici hem de tok tutucudur. 6# Karnabahar Brokoli Lif açısından zengin olan bu ikili iştah kesmek için bulunmaz nimettir. 7# Sarı Leblebi Mide asidini azaltan sarı leblebi, çabuk acıkmamanızı sağlar. 8# Yoğurt Kalsiyum ve protein deposu olan yoğurt, mükemmel bir besleyicidir. 9# Tarçın Kan şekerini dengeleyen tarçın, açlık krizlerinin önüne geçer. 10# Badem Acıktığınıza başvurmanız gereken en önemli besin bademdir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/asiri-kilolular-covid-19dan-daha-fazla-etkileniyor/", "text": "Obezite, birçok rahatsızlığı beraberinde getiren günümüzün ciddi bir sağlık problemi. Son dönemlerde ise bu rahatsızlığın koronavirüse olan etkisi oldukça sık konuşuluyor. Konuyla ilgili olarak obezite ve metabolik cerrahi uzmanı Doçent Doktor Hasan Erdem, obez ve aşırı kilolu bireylerin koronavirüsü ağır geçirme oranları diğer insanlardan 2 kat daha fazla. açıklamasını yaparak ciddi uyarılarda bulundu. Obezite, COVID-19'dan önce başlayan bir pandemi Obeziteyi 'kısaca vücutta olması gerekenden daha fazla yağ birikimi' olarak tanımlayan Doç. Dr. Erdem, bu rahatsızlığın bir sendrom olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: Eğer bir kişi obez ise obezitenin sebep olduğu başka hastalıklara da sahiptir. Kalp rahatsızlıkları, akciğer hastalıkları, eklem problemleri, kanser, insülin direnci gibi birçok rahatsızlık aslında obezitenin bizzat kendisiyle ilgilidir. Evet yaklaşık bir yıldır tüm dünyanın gündemi koronavirüs pandemisi ancak obezite, aslında COVID-19'dan önce başlayan bir pandemi. 1970'li yıllardan beri etkisi yaklaşık 3 katına çıktı ve yükselmeye de devam ediyor. Dünyada 2 milyardan fazla insan fazla kilolu ve bunların 700 milyondan fazlası ise obezite hastası. Koronavirüs'ten dolayı hastanede yatma oranı obez hastalarda daha fazla Tüm dünyada koronavirüsten dolayı hastanede yatan hastaların büyük bir kısmı aynı zamanda obeziteden muzdarip. diyen Doç. Dr. Erdem, buna neden olarak obezitenin özellikle akciğer kapasitesini ciddi oranda azalttığını ve dolayısıyla nefes almada zorluk çıkarttığı için bu kişilerin koronavirüsü daha ağır geçirdiğini söyledi. Doç. Dr. Erdem, ayrıca obez kişilerin tedavilere olumlu yanıt verme oranının da düşük olduğuna dikkat çekerek şunları söylüyor: Vücutta aşırı yağ birikimi bağışıklık sistemini kötü etkilediği gibi koronavirüse karşı sunulan tedavilere de olumlu sonuçlar verilmesine engel oluyor. Örneğin koronavirüs hastaları, daha kolay nefes alımını sağlamak için yüzü koyun yatırılır. Ancak yüksek kilolu hastalarda bu durum oldukça zorlaşıyor ve haliyle obez hastaların entübe edilme riski daha da artıyor. Kişinin kilosu ne kadar fazla ise sağlık açısından da o kadar risk altında Fazla kilonun, alınan kalori miktarının günlük hayatta vücudun harcadığı kalori miktarından fazla olmasından kaynaklandığını belirten Doç Dr. Erdem; hareketsiz yaşamın, dengesiz ve aşırı kalorili beslenmenin obeziteyi oluşturan temel sebepler olduğunu vurgulayarak şu bilgileri veriyor: Kişinin kilosu ne kadar fazla ise sağlık açısından da o kadar risk altında. Bu, hem yukarıda az önce açıkladığım birçok hastalık için hem de COVID-19 için geçerli. Çünkü tüm vücut fazla kilodan etkileniyor. İç organlar, iskelet sistemi, enzimler, kalp, beyin.. Bazı ülkelerin koronavirüsten daha fazla etkilenmelerinin en büyük sebebi obezite olabilir Başta Türkiye olmak üzere birçok dünya ülkesinin obeziteden ciddi bir şekilde etkilendiğinin altını çizen Doç. Dr. Erdem, konuşmasına şöyle devam ediyor: Bazı ülkelerin koronavirüsten daha fazla etkilenmelerinin en büyük sebebi obezite olabilir. Tabi ki daha süreç oldukça yeni. Bu alanda birçok bilimsel araştırma hala yazım aşamasında ancak örneğin Amerika, İtalya, İspanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde koronavirüsün daha sarsıcı olması çok da sürpriz değil. Çünkü tüm bu ülkelerdeki fazla kilolu bireylerin toplam nüfusa oranı yüzde 50'nin üzerinde. Sağlıklı beslenme ve spor aktiviteleri obeziteye karşı en etkili iki çözüm Bu bir klişe ancak sağlıklı beslenme ve spor aktiviteleri obeziteye karşı her zaman en etkili iki çözümdür. ifadesini kullanan Doç. Dr. Erdem, ideal kilonun aynı zamanda ideal bir yaşamın anahtarı olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle sonlandırıyor: Kilo vermek, sadece zayıflamak olarak düşünülmemeli. Sağlıklı beslenmek, spor aktiviteleri yapmak sizi günden güne daha dirençli hale getirecektir. Bu noktada bir diyet programı uygulanacaksa, mutlaka uzman görüşü alınmalıdır. Obezite ve metabolik cerrahi prosedürleri ise, doğal yollarla zayıflayamayan ciddi obezite hastaları için etkili birer tedavi yöntemidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/asistani-kim-kardashian-hakkinda-konustu/", "text": "Kim Kardashian'ın asistanı, hatta Kardashian West markalarının genel müdürü olan Stephanie Shepherd, Kim Kardashian hakkında Refinery29 ile şaşırtıcı bir röportaj yaptı. 2013'te Kim Kardashian'ın ilk ve tek asistanı olabilmek için görüşmeye gittiğinde, Kardashian'ın kızı North'a hamile olduğunu söyledi. Şimdilerde Kim Kardashian'ın kişisel asistanı, ev asistanı, iki çocuğu ve çocuklarının dadısı olduğunu söyleyen Shepherd, Kardashian West markalarının genel müdürlüğü pozisyonuna yükseldim ve şimdi Kim Kardashian benim pozisyonumu yapacak yeni birisini arıyor dedi. Uyandığımız andan, uyuyana kadar sürekli mesajda fikir alışverişi yaparız diyerek sürekli iletişim halinde olduklarını belirtti Shepherd içgüdüsel olarak Kardashian'a karşı çok korumacı yaklaştığını, bazen magazinciler tarafından takip edilirken ya da büyük kalabalık ile karşılaştıklarında Kardashian'ın çok sakin kaldığını söylüyor. Kim Kardashian'ın asla mola vermediği ve eşi Kanye West'in de çok çalışkan olduğunu belirten Shepherd, bu tempoda Kardashian'a her zaman destek ve yardımcı oluyor. Kim Kardashian'la tanıştıktan sonra spor alışkanlığı da azandığını söyleyen Shepherd, Kim, Kourtney ve Khloe'nin etrafında olduğum her zaman spor yapıyorum. Çok sık spor yapıyorlar. Bu yüzden ben de Calabasas'a gidiyorum ve Kourtney veya Kim ile orada onlarla spor yapıyorum dedi. Kim Kardashian'ın asla hayır cevabını kabul etmediğini söyleyen Shepherd, Kim Kardashian'ın böyle bir durumla karşılaştığında Bunu kabul etmiyoruz, telefonu başka birisine ver ve bunu olmasını sağla dediğini söylüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/asit-barindirdigini-bilmediginiz-yiyecekler/", "text": "Asitli yiyecekler ve içecekler denildiğinde içecekler kısmı için aklımızda hemen gazozundan kolasına çeşit çeşit meşrubat geliyor. Fakat asit barındıran yiyecekler konusunda çok fazla bilgiye sahip değiliz. DiyetEvim.com'un listelemiş olduğu yiyecekler arasında hem asitli olanları görebilir hem de bunların hangilerini diyette ne oranda kullanmanız gerektiğini okuyabilirsiniz. ASİTLİ YİYECEKLER LİSTESİ: HAFİF ASİDİK YİYECEKLER Nohut, pirinç, kestane, tatlı su balığı, ayçiçek yağı, bitki çayları, mandalina, olgun üzüm, portakal, papaya, incir, kivi.... ORTA DÜZEYDE ASİDİK YİYECEKLER: Kepek ekmeği, çavdar ekmeği, yulaf, balık, ayva, nar, ceviz, kaju, Antep fıstığı... YÜKSEK ASİDİK YİYECEKLER: Türk kahvesi, siyah çay, kakao, bal, tavuk eti, hindi eti, bisküvi, çikolata, sucuk, kabuklu deniz hayvanları, sirke, maya.... Sıra geldi diyet yaparken tüketmememiz gereken asitli yiyeceklere. Bu yiyecekleri ve asitli yiyecekleri diyet yaparken ASLA KULLANMAYALIM: Alkol, sosis, salam, cips, ketçap, meyveli yoğurt, gazlı içeceklerin hepsi, margarin ve listede bulunan diğer içecekler ve yiyecekler tüketilmemelidir. DİYET İÇERİSİNDE MAKSİMUM % 20 TÜKETİLMESİ GEREKEN YİYECEKLER: NÖTR /HAFİF ASİDİK: Nohut, Barbunya, Darı, Soya fasülyesi, Pirinç, Soya sütü, Tatlı su balığı, Kestane, Fındık, Ayçiçek yağı, Bitki çayları. Olgun üzüm, Mandalina, Mango, Kuş üzümü, Portakal, Kayısı, Papaya, Şeftali, İncir, Kivi. ORTA DÜZEY ASİDİK: Buğday, Kepek ekmeği, Çavdar ekmeği, Beyaz ekmek, Yulaf, Tereyağı, Doğal meyve suyu, Balık. Ayva, Nar, Armut, Üzüm, Elma, Kayısı, Muz, Ananas, Kuşburnu, Kuru meyveler, Kızılcık, Ceviz, Kaju, Antep fıstığı, Yer fıstığı. YÜKSEK ASİDİK: Türk kahvesi, Diğer kahveler, Siyah çay, Kakao, Bal, Reçel, Tatlılar, Hardal, Soya sosu, Sirke, Maya, Dana/Sığır eti, Tavuk/Hindi eti, Yumurta, Kültür balığı, Kuzu eti, Kabuklu deniz hayvanları, Istakoz, Sakatatlar, Tavşan eti, Peynir, İnek sütü, Mandra ürünleri, Yapay tatlandırıcı, Rafine şeker, Pastalar/Dondurma, Piza, Bisküvi, Çikolata, Sucuk, Maden suyu. TÜKETİLMEMESİ GEREKEN YİYECEK İÇECEKLER: Alkol, Sosis, Salam, Cips, Sigara, Ketçap, Mayonez, Kola&Gazoz vs., İlaçlar,Şekerler, Rafine tuz, Jöle, Fruktoz, Mısır Şurubu, Margarin, İşlenmiş gıdalar, Şekerli süt, Paket meyve suyu, Meyveli yoğurt, Sürülen çikolata."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ask-diye-bir-sey-var/", "text": "Hayata dair gülümseten detaylar... Sabah otururken fark ettim. Amcanın biri denizde ellerini birbirine yapıştırmış. bak böyle kenara kollarını açacaksın aynı zamanda ayaklarını da çırpacaksın diye kollarını aça aça yanındaki kendi yaşlarındaki teyzeye yüzmeyi anlatıyor. Öğretmeye çalışıyor kendince ama teyze maalesef beceremiyor, batıyor batıyor çıkıyor. Yarım saat kadar sürdü bu çaba, çok büyük uğraşıların ve teyzenin beline kadar gelen suda birkaç boğulma tehlikesi atlatmasının ardından amaaaan bir şey öğretmiyorsun sen diyerek çıktı denizden duşa gitti teyze, amca da çıktı ardından gülümseyerek geldi yandaki şezlonga oturdu bir sigara istedi. verdim bi tane çıkartıp, yakarken de; Eşiniz mi hanımefendi ? dedim + Evet dedi. Yüzmeye merak saldı heralde dedim gülerek, + Evet ama yeni değil 51 yıl oldu merak salalı dedi... Meğer amca evlendikleri sene dubalara kadar yüzmüş sonra küsmüş teyze buna, beni bırakıp gittin diye, amca da gönlünü almak için sen gidebilene kadar ben de gitmiycem artık dubalara demiş. Öpüşmüş barışmışlar. 51 yıldır yaz tatilinde oldukları her Allah'ın günü teyzeye yüzme öğretmeye çalışmış. Teyze yüzmeyi öğrenememiş, amca da bi daha dubalara gidememiş hiç. 51 yıl. Sabırla öyle kenarda teyzeyle yüzmüş. Hiç sıkılmadınız mı diye sordum. Döndü duş alan teyzeye baktı. Sıkılmaz mıyım da, baksana şuna, dubalara gidersem gene küser diye korkuyorum dedi gülerek... Oğlum aşk diye bir şey var lan. Buluyor insanlar. Nerde bilmiyorum ama var. Moralimizi bozmayalım hiç... Kynk: eksisozluk"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ask-sana-benzer/", "text": "Yepyeni bir haftadan merhaba! Bu hafta yerli romantik film sevenler pek mutlu olacak gibi... Elbette Burak Özçivit tutkunları da... Aşk Sana Benzer bu hafta vizyonda! Çalıkuşu'nun son uyarlamasıyla birbirini bulan, yanyana gerçekten güzel fotoğraf veren çift Fahriye Evcen ve Burak Özçivit, kırık bir aşk hikayesini anlatacak bizlere... AŞK SANA BENZER Ege'de bir balıkçı kasabasından ailesinden kalan restoranı elinde tutmak için mücadele veren Ali, bir gün kasabaya gelen ve esrarengiz bir kız olan Deniz ile karşılaşır. Birbirlerine karşı büyük bir çekim hisseden Deniz ve Ali'nin aşkına dondurmacıdan manava kadar kasabanın pek çok sakini şahittir. Bu sıcak Ege kasabası, kendisi gibi bir aşka tanıklık ederken, Deniz'in geçmişinden gelenler onun ve aşkının peşini bırakmayacaktır.. Oyuncu Burak Özçivit'in aynı zamanda yapımcılığını da üstlendiği projede, başrolü güzel oyuncu Fahriye Evcen ile paylaşıyor. Kadroda onlara eşlik eden diğer isimlerse Selim Bayraktar, Yavuz Bingöl, Birsen Dürülü, Kaya Akkaya, Şamil Kafkas ve Burçin Işık. Bedia Ceylan Güzelce'nin senaryosuna imza attığı romantik dram filminin yönetmeni ise A. Taner Elhan. NEDEN TARKOVSKI OLAMIYORUM... Bahadır bin bir zorluklarla, iki yakası bir türlü bir araya gelmeden film yapmayı düşünen cesur sinemacılardan biri. Bir tarafta yaptığı işin ağırlığı altında ezilmemek, hayallerindeki filmi yapmak için koştururken; diğer taraftan da ailesi, yakın çevresi ve sevdikleri tarafından durmaksızın bir şeyler yapması için dürtülüyor. Peki şansları tükenmek üzere olan bu genç sinemacı ne yapacak? Hayallerine sırt çevirmek pahasına sevdiklerinin kendisini sokmaya çalıştıkları kalıbı kabul mü edecek yoksa sinemanın kendince pek de büyülü olmayan dünyasında ayakta kalmaya çalışmak için çırpınmayı mı sürdürecek? Film içinde film çekme öyküsü olan Neden Tarkovski Olamıyorum? filminin yönetmenliğini Murat Düzgünoğlu üstlenirken, başrolde Tansu Biçer yer alıyor. Biçer'e kadroda eşlik eden isimlerse Esra Kızıldoğan, Vuslat Saraçoğlu, Menderes Samancılar, Tülay Bursa, Recep Yener, Sacide Taşaner ve Serkan Genç. ARAYIŞ İkinci Çeçen Savaşı'nın yaşandığı 1999 yılında geçen filmde, birbirlerine dokunan dört farklı hayatın hikayesi ela alınıyor. Küçük Hadji savaş sırasında Çeçen köyünde yaşayan bir çocuktur. Gözleri önünde anne ve babası öldürüldükten ve ablasını kaybettikten sonra Hadji de köydeki bir grup insanla birlikte yollara düşer. Mülteciler hep birlikte köyden kaçarken küçük çocuk kendini şehir merkezinde bulur. Carol ise Avrupa Birliği'nin Heyet Başkanı olan başarılı bir kadındır. Bölgede görevli olan Carol, küçük Hadji ile kaçtığı yerde karşılaşır ve onu koruma altına alır. Bu sırada Hadji'nin ablası Raissa da tüm imkanlarıyla kardeşini aramaktadır. Hikayenin bir diğer kahramanı olan Kolia ise 20 yaşındaki bir Rus gencidir. Kolia esrar taşırken yakalanıp orduya asker olarak gönderilince dünyanın daha önce hiç görmediği bir yanıyla tanışacaktır. Oscar ödüllü yönetmen Michel Hazanavicius'ın yönettiği filmin başlıca rollerinde Berenice Bejo, Annette Bening ve Maksim Emelyanov yer alıyor. BENİM KOMŞUM BİR MELEK Bekar bir anne olan Maggie, 12 yaşındaki oğlu Oliver ile Brooklyn'deki yeni evlerine taşınır. Çalıştığı hastanede uzun saatler mesai yapmak zorunda kalan Maggie'nin oğlunu komşusu Vincent'a emanet etmekten başka şansı kalmaz. Fakat Vincent, alkole ve kumara düşkünlüğü ile bilinen emekli, huysuz bir adamdır. Günler geçtikçe Vincent ve Oliver arasında sıra dışı bir ilişki doğar, zira Vincent striptiz barlar ya da at yarışları gibi günlük aktivitelerine Oliver'ı da dahil eder! Vincent bu genç adamın 'büyümesine' yardımcı olurken Oliver da Vincent'ta kimsenin görmediği bir tarafı ortaya çıkartacaktır: Yufka yürekli bir ihtiyar. Başrolde Bill Murray'i seyrettiğimiz filmde, deneyimli isme Melissa McCarthy ve küçük oyuncu Jaeden Lieberher eşlik ediyor. Filmin yönetmenliği ve senaristliği ise Theodore Melfi'ye ait."} {"url": "https://www.thegeyik.com/askin-gozu-kordur-tezini-dogrulayan-25-unlu-cift/", "text": "Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş ile aşkın gözü karadır arasında yaşanan ilişkilerin daha çok aşkın gözü kördür tarafına yakın olan ünlü çiftleri sizler için bir araya getirdik. Gönül gözü güzel olan ve birbirleriyle bir ömür geçirmeye söz vermiş çiftlere mutluluklar diliyoruz: 1# Aaron Johnson-Sam Taylor 2# Adam Duritz-Emmy Rossum 3# Adriana Lima-Marko Jaric 4# Ali Ağaoğlu-Hazal Mesudiyeli 5# Amber Tamblyn-David Cross 6# Beth Ostrosky-Howard Stern 7# Beyonce-Jay Z 8# Big Sean-Ariana Grande 9# Cameron Diaz-Benji Madden 10# Cate Blanchett-Andrew Upton 11# Christina Hendricks-Geoffrey Arend 12# Elisabetta Gregoraci-Flavio Briatore 13# Elizabeth Banks-Max Handelman 14# Evan Rachel Wood-Marylin Manson 15# Hayden Panettiere-Wladimir Klitchsko 16# Heidi Klum-Seal 17# Hugh Jackman-Deborra Lee Furness 18# Jamie Cullum-Sophie Dahl 19# Jenna Bentley-Ben Brown 20# Josh Holloway-Yessica Kumala 21# Kristen Bell-Dax Shepard 22# Marc Anthony-Shannon De Lima 23# Mehmet Günsür-Katerina Mongio 24# Salman Rüşdi-Padma Lakshmi 25# Shaun White-Bar Refaeli"} {"url": "https://www.thegeyik.com/asla-atlanmamasi-gereken-kahvaltinin-gunun-en-onemli-ogunu-oldugunu-kanitlayan-10-sebep/", "text": "Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı Cemal Süreya'nın mutluluk olan ilgisini yıllar önce fark ettiği kahvaltının sağlık açısında ne denli önem taşıdığını biliyor musunuz? Bilmiyorsanız... İşte Asla Atlanmaması Gereken Kahvaltının Günün En Önemli Öğünü Olduğunu Kanıtlayan 10 Sebep; 1# Kahvaltı kilo vermenize yardımcı olur. Yapılan araştırmalar kahvaltıyı atlayan insanların obeziteye yakalanma riskinin %50 attığını ortaya koymuştur. 2# Kahvaltı zihinsel performansınızı geliştirir. Kahvaltı yapmak konsantrasyonunuzu arttırır, hafızanızın ve diğer mental yeteneklerinizin gelişmesine yardımcı olur. 3# Kahvaltı güne başlangıç yapılacak en iyi besleyicidir. Her gün kahvaltı yapan kişilerin daha sağlıklı beslendiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. 4# Kahvaltı yapmak metabolizmanızın harekete geçmesini sağlar. Kahvaltı yapmak metabolizma hızınızı arttırmaya ve yağ yakma sürecini tetiklemeye yardımcı olur. 5# Kahvaltı anksiyetenin azalmasına yardımcı olur. İyi bir kahvaltı yaparak gün içinde yaşanacak açlık krizlerinde uzak durabilir, öğle yemeklerinden kaçınabilirsiniz. 6# Kahvaltı etmek atletik performansınızı geliştirir. Zengin vitamin ve mineral kaynağı olan kahvaltı, egzersiz için gerekli olan yüksek enerjiyi sağlar. 7# Kahvaltı yapmak hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Sağlıklı bir kahvaltı içeren beslenme şekli yüksek tansiyon, diyabet ve hipoglisemi gibi hastalıklara karşı olan direncinizi arttırır. 8# Kahvaltı ruh halinizi iyileştirir. Kahvaltıyla alınan besleyici gıdalar ruh halinizin iyileşmesine ve mutlu olmanıza yardımcı olur. Kahvaltının mutlulukla olan ilgisi bilimsel bir gerçektir. 9# Kahvaltı kalp sağlığınızın gelişmesine yardımcı olur. Sağlıklı bir kahvaltı kolesterol seviyenizin düşmesini sağlar. 10# Kahvaltı yapmak aile içi ilişkileri kuvvetlendirir. Ailenizle kaliteli zaman geçirmenin en iyi yollarından biri kahvaltıdır. Kahvaltı yapmazsanız bu eğlenceli anlardan mahrum kalırsınız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/asli-bekiroglu-oldugu-iddia-edilen-ifsa-goruntuleri-gundem-oldu/", "text": "Aslı Bekiroğlu'nun olduğu iddia edilen özel görüntüler korsanlar tarafından çalınarak yayınlandı. Ünlü oyuncuların özel hayatları yasal olmayan yollardan paylaşılmaya devam ediyor. Bu olayların son kurbanı ise bir zamanlar Vine fenomeni olan ünlü oyuncu Aslı Bekiroğlu. Görüntüler bu sabah saatlerinde internete düşerken, ifşa olduğu iddia edilen görüntülerin ortaya çıkması sosyal medyada gündem maddelerinden biri oldu. Aslı Bekiroğlu da konuyla ilgili açıklama yaptı. Ünlü oyuncu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Sosyal medyada fotoğraflarımı ve adımı karıştırarak bir takım çirkin yayın kurgulayanlar, yayanlar ve buna bilerek ya da bilmeyerek alet olup paylaşanlar hakkındaki nöbetçi savcılık ve ilgili emniyet kanalıyla gerekli hukuki girişimleri başlattım. Bu kişiler hakkında yasal mercilere suç duyurusunda bulunulmuş olup haklarında maddi ve manevi tazminat davası açılacağını da kamuoyuna bildiririm. Ahlaksız paylaşımlarına adımı farklı yöntemlerle fotoğraflarımı da ekleyerek algı yaratmak isteyen kötü niyetlilere fırsat ve pirim verilmemesini basın ve kamuoyundan rica ederim ifadelerini kullandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/asli-enver-sonunda-patladi/", "text": "Murat Boz ile evlilik yolunda ilerlerken, ihanet haberlerinden sonra ilişkisini bitirdiği öne sürülen Aslı Enver sessizliğini daha fazla koruyamadı. Geçtiğimiz haftalarda çıkan ihanet haberlerinden sonra Murat Boz suçlanırken bir anda top Aslı Enver'in üzerine atılmış ve ikilinin zaten Aslı Enver ve Özcan Deniz birlikteliği yüzünden olaydan birkaç gün önce ayrıldığı haberleri ortaya atılmıştı. Aslı Enver bu haberlerden birine instagram üzerinden Yok artık. diyerek yorum yapmış ama medyaya karşı sessiz kalmıştı. Her gün ardı arkası kesilmeyen, başka başka haberler karşısında artık Aslı Enver sessizliğini koruyamadı ve asılsız olan bütün haberler için yasal işlem başlatacağını dile getirdi. İşte Aslı Enver'in sessizliğini bozduğu o instagram paylaşımı :"} {"url": "https://www.thegeyik.com/asli-enver-ve-mehmet-gunsur-arayis-isimli-yeni-dizi-ile-disneyda/", "text": "The Walt Disney Company'nin dijital yayın platformu Disney+ yeni orijinal içeriklerine 14 Haziran'da 'Arayış'ı ekliyor. Yapımcılığını Ay Yapım'ın üstlendiği, özgün hikaye ve senaryosunu Nükhet Bıçakçı ve Özlem Yücel'in kaleme aldığı, yönetmen koltuğunda ödüllü yönetmen Emin Alper'in oturduğu 'Arayış', 14 Haziran'da Türkiye'de ve dünyanın birçok ülkesinde aynı anda yayına giriyor. Aslı Enver ve Mehmet Günsür'ün başrollerinde yer aldığı; Defne Kayalar, Devin Özgür Çınar, Erol Babaoğlu, İpek Türktan, Erdem Şenocak, Begüm Akkaya, Şeyma Gökçe Cengiz, Onur Ünsal, Eylem Yıldız, Oral Özer ve Ali Yoğurtçuoğlu gibi önemli isimlerin de kadrosunda yer aldığı dizi, izleyenleri gizemli bir dünyanın derinliklerine götürecek. Dikkat çekici kadrosu ve hikayesiyle şimdiden tanıtımlarıyla merak uyandıran dizinin ana afişi de yayınlandı. Metropol hayatına sıkışmış, hasta, mutsuz ve yolunu kaybetmiş bir ruh olan Nisan, beraber katıldıkları bir şifa seansının ardından ortadan kaybolan arkadaşının izini sürerken şaibeli bir tarikata ulaşır. Tüm şüphelerine karşın tarikatın vaadine kayıtsız kalamayan Nisan, gizemli bir adam olan Tufan'ın peşinden bilinmezliklerle dolu bir maceraya atılır. Metafizik, mutluluk, varoluş ve aşk temalarını sorgulatacak orijinal dizi 'Arayış' 14 Haziran'da sadece Disney+'ta..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/aslinda-kadin-dogmus-en-yakisikli-6-erkek/", "text": "Hayata nasıl geldiklerinden çok hayatta nasıl yaşamak istediklerini seçenlerin arasından en yakışıklı ve başarılı 10 ismi sizin için derledik. 1- Buck Angel Cinsel tercihlerinin farklı olduğunu 16 yaşında fark eden Buck sancılı bir süreç geçirmesine rağmen şimdilerde dünyanın en ünlü oyuncularından birisi. Endüstri olarak yetişkinlere özel filmler çekse de LGBT'ler için tam bir uluslararası kahraman. 2- Balian Buschbaum Dünyaca ünlü bir sporcu olan Balian 2008 yılına kadar kadındı. 2007 yılında dünyanın en iyi ikinci sırıklayan sporcusu olan Almanya vatandaşı Balian'ın adı Yvonne Buschbaum'du. 3- Loren Cameron Görüntüsü ile çok kişiyi hakkında konuşturann Loren dünyaca ünlü bir fotoğrafçı. 4- Ian Harvie Amerika'nın ünlü standupçılarından Ian da bir zamanlar kadındı. Şimdilerde LGBT için savaşan önemli figürlerden biri. 5- Lucas Silveira Kanada doğumlu şarkıcı Lucas Silveira bir rock grubuyla adını duyuran ilk LGBT üyesi. 6- Thomas Beatie Aralarında kesinlikle en ünlü olan ise bunun nedeni ise Thomas Beatie erkeklik hormonu almasına rağmen cinsel organ ameliyatı yaşamadı ve eşiyle birlikte çocuk sahibi oldu. Milliyet, Hürriyet gibi gazetelerde bile fotoğrafını gördük. BONUS: Facebook sayfamızdan gelen RÜZGAR ERKOÇLAR nerde sorularına kayıtsız kalamadık 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/aslinda-minyaturlerle-yapilmis-23-film-sahnesi/", "text": "Bir filmi güzel yapan sayısız etken var biz bunlardan bazılarını çok iyi biliyoruz. İyi bir senaryo, usta oyuncular ve güzel reklam. Ama öyle değil bir film için çekim ekibi de oldukça önemli. Bu minyatür dünyalara bakınca 1989'dan bugünün favori filmlerine kadar bu minyatürlerin ne kadar önemli bir yeri olduğunu görebilirsiniz. BATMAN 1989 BATMAN 1989 2 BATMAN 1989 3 BRAINDEAD Escape from New York Escape from New York Goldeneye Harry Potter Inception Indiana Jones ParaNorman ParaNorman Superman (1978) Superman Returns The Fifth Element Beşinci Element The Grand Budapest Hotel The Grand Budapest Hotel The Grand Budapest Hotel The Lord of the Rings The Lord of the Rings The Lord of the Rings The Lord of the Rings The Lord of the Rings Aslında Minyatürlerle Yapılmış 23 Film Sahnesi Bir filmi güzel yapan sayısız etken var biz bunlardan bazılarını çok iyi biliyoruz. İyi bir senaryo, usta oyuncular ve güzel reklam. Ama öyle değil bir film için çekim ekibi de oldukça önemli. Bu minyatür dünyalara bakınca 1989'dan bugünün favori filmlerine kadar bu minyatürlerin ne kadar önemli bir yeri olduğunu görebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ataturku-gormek-icin-ciftlige-gelen-nineyle-gazinin-hikayesi/", "text": "Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladık. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu. Merhaba nine Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle; Merhaba dedi. Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duraklayıp, Neden sordun ki, dedi. Buraların sahibi misin? Yoksa bekçisi mi? Paşa gülümsedi. Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı. Tabii söyleyeceğim, ben Sincan`ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindenim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angaraya geldim. Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni? Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı. Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey. Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü sertleşti. Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim vatanımızı kurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşa'yı bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek: Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor. Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı; Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm. Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi; Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine benim bütçemden üç inek verin armağanım olsun."} {"url": "https://www.thegeyik.com/atmosferdeki-karbondioksit-orani-insanlik-tarihindeki-en-yuksek-seviyede/", "text": "Karbondioksit salınımlarının gezegenden yok olması yaklaşık 20 ile birkaç yüz bin yıl arasında sürebilir. Hawaii Mauna Loa Gözlemevi, atmosferde küresel ısınmaya neden olan karbondioksit oranının insanlık tarihi boyunca ölçülen orandan milyonda 410 partikül daha fazla olduğunu Salı günü ortaya çıkardı. Ve atmosfer daha fazla ısıyı emmeye devam ettiği için, Dünya'nın iklim sıcklığı son 50 milyon yılda görülmemiş sayılara hızla yaklaşmakta. Gaia Dergi'de yer alan habere göre, bu sayı artacak gibi görünüyor, çünkü ısının atmosferden çıkışını engellediğinden küresel ısınmanın başlıca etkeni olan karbondioksit salınımlarının gezegenden yok olması yaklaşık 20 ile birkaç yüz bin yıl arasında sürebilir. Son üç yıldır küresel karbon salınımı sabit kalmış olmasına rağmen bu salınımları yok etmek oldukça zor. Oranda artış Sanayi Devrimi'nden önce karbondioksit oranı milyonda yaklaşık 280 partiküldü. Ancak Mauna Loa Gözlemevi 2013'te karbondioksit oranının sürekli milyonda 400 partikül standardını aştığını ortaya koydu. O zaman bile bu ölçüm sıra dışıydı, çünkü atmosfer son 10-15 milyon yılda hiç bu kadar çok karbondioksit içermemişti. 195'ten fazla ülke, küresel ısı artışının 2 derecenin altında tutulmasını amaçlayan Paris İklim Anlaşması'na göre sera gazı salınımlarını azaltacağına dair söz vermişti. Bu yeni karbondioksit ölçümü, çaba göstermenin işe yaradığını düşünen insanlar için iyi bir haber değil."} {"url": "https://www.thegeyik.com/attigimiz-coplerin-yasam-alanlarina-olumsuz-etkilerini-gosteren-carpici-calismadan-8-kare/", "text": "Doğal yaşamın dengesine ve geri dönüşümün önemine dikkat çekmek isteyen Antoine Repesse, sıra dışı bir çalışmayla farklılık uyandırmayı amaçlamış. İşte Attığımız Çöplerin Yaşam Alanlarına Ne Denli Olumsuz Etki Ettiğini Gösteren Çarpıcı Çalışmadan 8 Kare; 1# Antoine Repesse. 2011 yılından bu yana çöp atmayı bıraktı. 2# 4 yıl boyunca çöpleri bırakan sanatçı, kalan yılları ise eserini tamamlamak için harcadı. 3# Yaptığı çalışmayla çöp yığınlarına dikkat çekmek isteyen Antoine Repesse, 4# Bu süreçte 1600 süt şişesi, 4800 tuvalet kağıdı rulosu 5# Ve 800 kilo gazete biriktirdi. 6# Biriktirdiği çöpleri değişik ortamlarda fotoğraflayan sanatçı, 7# Ortaya hayli ürkünç kareler çıkardı. 8# Güzel dünyamızı korumak bizim elimizde. Tüketim çılgınlığında uzaklaşıp, geri dönüşüme önem verelim!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/avatar-beyaz-perdeye-geri-donuyor-avatar-2/", "text": "Yayınlandığı 2009 yılı içerisinde gişe rekorları kıran Avatar' ın devam filmlerinin çekimlerine resmen başlandı. Seri şekilde planlanan filmin ikinci serisinin ilk gösterim tarihi ise 18 Aralık 2020. Gösterime girdiği ilk günden itibaren filmin devamının çekilip çekilemeyeceği sinemaseverler tarafından merak ediliyordu. Buna karşılık James Cameron Avatar 2 nin çekileceğinin sinyallerini vermişti. Avatar 2 yi beklerken 3, 4, ve 5'in de gösterim tarihleri nihayet belli oldu. İlk filmde yer alan Sam Worthington, Zoe Saldana, Joel David Moore, Stephen Lang, Matt Gerald ve Sigourney Weaver gibi oyuncularla yoluna devam edecek Cameron, gelecek 4 filmde de Albay Miles'ın baş düşman olacağını belirtti. Üç boyutlu sinema tekniğiyle çekilen film 2009 yılında 2.7 milyar dolar gişe rekoru kırarak adından oldukça söz ettirmişti. İlk filminden 10 yıl sonra vizyona girecek olan Avatar 2 nin devam filmlerinin gösterim tarihleri ise şöyle: Avatar 3 : 17 Aralık 2021, Avatar 4 : 20 Aralık 2024, Avatar 5 : 19 Aralık 2025. Akademi ödüllerinde beklediği ödül sayısına ulaşamayan filmin devamının içeriği merakla bekleniyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/avengers-sadece-dunyada-degil-turkiyede-de-rekor-kirdi/", "text": "Avengers: Infinity War filmi, 27 Nisan cuma günü vizyona girdi ve açılış rekoru kırdı. Film, cuma günü rakamıyla en iyi Disney, en iyi Marvel ve en iyi süper kahraman filmi açılışını yapmış oldu. Avengers: Infinity War, Cuma günü 105,9 milyon dolarlık hasılat elde ederken, cumartesi günü gerçekleşen izlenmelerle birlikte 240 milyon dolara ulaştı. Bu rakam, Avengers: Infinity War filmini, Star Wars: The Force Awakenes filminin ardından ikinci en iyi açılış yapan film unvanını kazandırdı. Star Wars: The Force Awakenes, 247,9 milyon dolarlık açılış hasılatı elde etmişti. Rakama pazar günü de eklenince Avengers: Infinity War, en iyi açılış hasılatı elde eden film olarak sinema tarihine geçecek. Marvel Stüdyoları'nın tüm dünyada büyük bir hayran kitlesine sahip kahramanlarının yeni filmi Türkiye'de ilk gününde 244 bin 363 kişi tarafından izlenerek, 3 milyon 777 bin 551 lira hasılata ulaştı. Film, Cuma günkü rakamlarıyla hem hasılata hem de kişi sayısına göre tüm zamanların en iyi yabancı filmi oldu. Yine cuma rakamlarıyla yerli filmler dahil tüm filmler arasında dördüncü sıraya yerleşti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/avrasya-tunelinin-gecis-ucreti-belli-oldu/", "text": "İstanbul Boğazı'nı yer altından geçecek olan Avrasya Tüneli 20 Aralık'ta açılıyor. Peki Kazlıçeşme-Göztepe hattında hizmet verecek olan Avrasya Tüneli'nde geçiş ücreti ne kadar olacak? NTV'de yer alan habere göre, toplam 14,6 kilometrelik bir güzergahı kapsayan ve 5,4 km'lik kısmı deniz tabanı altına özel bir teknolojiyle inşa edilen iki katlı tünelden ve diğer metotlarla inşa edilen bağlantı tünellerinden oluşan Avrasya Tünelin'de yolculuk süresi 100 dakikadan 15 dakikaya kadar inecek. Avrasya Tüneli'nde hız sınırı 70 km olacak. 7.5 moment büyüklüğünde bir depreme göre yapılan tünelin, iki gidiş ve iki geliş yolunda hem HGS hem OGS ile geçiş yapılabilecek. Tünelin geçiş ücretinde ise dolar kuru baz alınacak. Tünel geçiş ücreti otomobiller için 4 dolar + KDV, minibüsler için 6 dolar + KDV karşılığı Türk Lirası seviyesinde olacak ve her iki yönde de ödeme yapılacak. Araç geçişleri ne zaman başlayacak? 21 Aralık sabahı saat 07.00'de araç kabulüne başlanması öngürülüyor. Aynı gün araç geçişleri saat 21.00'e kadar devam edecek. Tünel 20 Aralık'ta açtıktan sonra 30 Ocak'a kadar 24 saat değil, belli bir süre çalışacak. 14 saatle başlayacak uygulama ile en geç 30 Ocak'ta 24 saat çalışma sistemine geçilecek. Avrasya Tünelinde her noktanın 7 gün 24 saat izlendiği kapalı devre kamera sistemi, olay algılama sistemleri, haberleşme ve ihbar sistemleri yer alacak. Yüksek teknoloji altyapısıyla tünel içinde hız kontrolü sağlanacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/avrupa-ulkelerindeki-en-yaygin-soyisimleri-hangileridir/", "text": "Onomastik nedir hiç duydunuz mu? Onomastik, dilbiliminin özel isimleri inceleyen bir dalı olarak geçiyor. Adların kökenini ve anlamları ile uğraşıyor bu daldakiler. Günlük yaşantımızda kullandığımız hemen hemen tüm kelimeler onomastikçilere göre özel isimlerinin kökeninden gelmekteymiş. Bu dalın verilerini kullanarak Jakubmarian sitesi Avrupa ülkelerinde yaygın olarak kullanılan soyadlarını harita üzerinde renk sınıflamalarına göre göstermiş. Hatta bu soyadların temel anlamlarını da açıklamış. Harita içindeki renklendirmelerin anlamı şu şekilde: Kırmızı alanlarda isimler belli özellikleri belirtmekte ya da büyüklük, yenilik anlamına gelmekte Kahverengi alanlarda isimler genellikle mesleklere, uzmanlık alanlarına dayalı Mavi alanlardaki isimler ise aslen kişilerin babalarının ilk isimleri ile ilişkili Açık mavi alanlardaki isimler anavatan ile ilişkilendirilmiş Yeşil alanlarda ise isimler doğal nesneler ile ilişkili Bu soyadların anlamlarını ve kökenin hangi kelimeye bağlı olduğunu tabii ki bilmiyor olabilirsiniz. Bu yüzden biz de hemen aşağıdaki anlamlarının açıklandığı haritayı hazırladık: Anlamlara baktığımız zaman Avrupa'nın genelinde aslında babadan ilk isminden oğula geçen bir soyadı sistemi görüyoruz. Hatta çoğu ülkelerin yaygın soyadları birebir aynı. Türkiye için ise bence çok doğru bir tespit. Tanıdığım 5 kişiden neredeyse 3'ünün soyadı Yılmaz. * Grafiklerde Rusya ve Türkiye haritasını tam eklemişler biz onların yerine tam olanı da buraya ekliyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/avrupada-yolda-gecen-sure-de-mesaiden-sayilacak/", "text": "Avrupa Birliği Adalet Divanı bütün şirketleri ilgilendiren, ilginç ama çok tartışılacak bir karar verdi: Ofis dışında çalışan personelin sabah evden işe, akşam işten eve giderken yolda geçirdikleri süre, kanuni mesaiye dahildir. Adalet Divanı bu kararı İspanyol Tyco şirketiyle ilgili bir davada aldı. Şirket 2011 yılında bölge bürolarını kapadığından, görevli teknisyenlerin sabit bir ofisi yok. Bu sebeple, Madrid'deki merkeze bağlı çalışan teknisyenler çalışma noktalarıyla ofis arasında her gün saatlerce yol yapmak zorunda kalıyorlar. Bu yol bazı günler 100 km'yi ve 3 saati aşabiliyor. Tyco yönetimi sabah-akşam işe gidip gelirken geçen sürenin çalışanın 'dinlenme vakti'ne dahil olduğunu öne sürüyordu. İspanyol mahkemelerinde açılan davayı kaybeden şirket, konuyu Avrupa Adalet Divanı'na götürmüştü. Hukukçular: Bütün çalışanlara yayılacaktır Geçen hafta görülen davada mahkeme sabit veya alışılmış bir çalışma yeri olmayan çalışanların sabah evleriyle ilk çalışma noktaları ve akşam, son çalışma noktaları ile evleri arasında geçen süre, mesai süresine dahildir şeklinde özetlenebilecek bir karar verdi. Avrupa Birliği mevzuatı çalışma süresini çalışanın işinde, işverenin tasarrufunda ve işini yapmakla mükellef olduğu süre şeklinde tanımlıyor. AB ülkelerinde, özel sözleşmeler veya özel tanınan haklar hariç, çalışanların genellikle evleri ile iş yerleri arasında geçen ulaşım süresi için bir maddi karşılık talep etme hakları bulunmuyor. Avrupalı hukukçular, Adalet Divanı'nın bu kararının bütün üye ülkeler için bağlayıcı olduğunu hatırlatıyorlar. Bu durumda önce ofis dışında çalışanların yolda geçen sürelerinin mesaiden sayılacağını, sonra, büyük olasılıkla, bu hakkın diğer çalışanlara da yaygınlaştırılacağını öngörüyorlar. Ancak bunun uzun süre alacağını da düşünüyorlar. Türkiye'de durum ne olur? Türkiye'de mevzuata göre mesai, o işyerinde mesai olarak bilerlenen saatte başlamaktadır. Buna göre ev ile işyeri arasında geçen süre mesaiye dahil değildir. Çalışan ofis dışında görevlendirildiğinde, yolda geçen süre mesaiye dahildir. Ancak görev tanımı gereği sürekli ofis dışında çalışanlar için yolda geçen süre mesaiye dahil değildir. Yine de Türkiye AB üyesi olursa durum çalışan lehine değişir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/avrupanin-en-destansi-10-yuruyus-parkuru/", "text": "Şehrin trafiğinden stresinden kaçmak isterken tatil diye kalabalık yerlere gidenlerin aksine doğanın tam ortasına güzel yürüyüş parkurlarına gitmek isteyenlere özel bir listeyi bizler için okurlarımızdan birisi hazırladı. Tam da huzur arayanların istediği tarzda olan bu adresler arasında Türkiye de var. İskoçya'nın önde gelen yürüyüş parkurlarından olan West Highway Land 154 KM uzunluğunda olup, Glasgow havaalanına yalnızca 30 dakika uzaklıktadır. Hava alanından inip 30 dakikalık güzel bir taksi yolculuğu sonrası bu derin parkurun başlangıcına gelebilirsiniz. Parkur üzerinde ülkenin en büyük göllerini görme şansınız ve Harry Potter film serilerinden hatırlayacağınız Hogwarts Express'in geçtiği köprüyü görme şanısız var. 9- Alta Via/İTALYA Alta Via; Dolomites Dağı'nda bulunan 150 KM uzunluğunda tehlikeli ve bir o kadar da güzel uçurumlara sahip olan, yer yer bulutların arasında, yer yer bulutların üzerinde yürüyeceğiniz olağan üstü bir mekan. İtalya'nın kuzey doğusunda bulunan Alta Via parkuru üzerinde kar sularının erimesi ile oluşan doğal gölleri ve yüksek zirvelerde ki sarp kayalıkları gerçekten insanda büyük bir heyecan uyandırıyor. 8- Tour Du Mont Blanc/FRANSA Tour Du Mont Blanc yada kısaca TMB, Avrupa'nın en çok tercih edilen parkurlarından bir tanesi. 170 KM uzunluğunda bu eşsiz doğal güzellik sizi bambaşka bir dünyanın içerisindeymiş gibi hissettirecek. Mont Blanc dağlarının vadileri hem Fransa'da, hem İsviçre'de, hem de İtalya sınırlarının içerisinde bulunmaktadır. Parkur üzerinde son derece büyüleyici,doğal güzellikleri bulunan TBM'yi herkesi hayran bırakacak derecede büyük cüsseli dağları ve muhteşem güneş doğumunu izleyebileceğiniz harika kamp alanları ile ziyaretçilerini bekliyor. 7- Laugavegur/İZLANDA Laugavegur İzlanda'nın doğu kıyılarından başlayıp, güney bölgelerine kadar inen tehlikeli ve İzlanda'nın en popüler trekking parkuru. 55 KM uzunluğunda ki bu parkurda hala faal haldeki yanardağlar, lav ovaları ve sıcak su püskürten kaynaklar bulunmaktadır. Ne kadar tehlikeli olursa olsun tundra iklimine sahip bu yerde yer yer uzun yeşil vadilerde rahat bir şekilde çadırınızı kurup konaklayabilirsiniz. 6- Bernese Oberland Trails/İSVİÇRE Beernese Oberland İsviçre'nin sonsuz gibi görülen trekking yollarından. Avrupa'nın en çok övülen trekking yollarına sahip bu parkurda eşsiz manzaralar, muhteşem doğal güzellikleri ve oldukça popüler olmasından kaynaklı bir çok ziyaretçiyi barındırdığı için yollarda bir çok arkadaş edinebileceğiniz, geceleri şarap partilerine katılabileceğiniz, tek kelime ile cennet gibi bir yer. 5- Slovenian Mountain Trail/SLOVENYA 499 KM uzunluğunda ki bu uzun yolculuk yer yer büyük sık ormanların içinde geçse bile geneli dik ve zorlu dağ tırmanışları ile devam eder. Avrupalı dağcıların uğrak yeri olan bu parkur'un içerisinde 7 farklı zorlu parkur vardır. En zorlu parkuru ise Kamnik-Savinja'dır. 4- El Camino Del Rey/İSPANYA Efsanevi yolu ile El Camino Del Rey. 759 KM uzunluğunda müthiş bir yolculuk. Başlangıçta Antik bir Roma Ticaret yolu olarak kullanılırdı. Daha sonrasında Camino bir Hacı yürüyüş yolu oldu. İspanya'nın en ünlü, uzun yürüyüş parkurudur. Bir kaç başlangıç noktası vardır. Yol üzerinde bir çok restoranlar, köyler bulunmakta. Bu yüzden sırt çantanızı tıka basa doldurmak zorunda değilsiniz. Aradığınız bir çok şeyi El Camino Hacı yolunda bulabilirsiniz. 3- Gr 20/KORSİKA Daha önce Korsika diye bir yer duymamış olabilirsiniz. Korsika Fransa'ya bağlı bir Akdeniz Adasıdır. Hatta bir zamanlar Osmanlı Devleti'nin hüküm sürdüğü Akdeniz adalarından bir tanesidir. GR 20 parkuru 180 KM uzunluğunda tepelerin ve göllerin arasında bir çok insanın halen keşfetmediği cennetten bir köşedir. Dik dağları ve genel olarak etrafın kayalık olması size bazı yerlerde güçlük çıkarabilir. Değil Türkiye'nin, Dünya'nın en iyi trekking yollarından birisi olan Likya yolu toplam uzunluğu 509 KM. Dünyanın en iyi 10 trekking yolu içerisinde gösterilen Likya Yolu, müthiş Ege ve Akdeniz manzarası, Antik şehirleri, muhteşem yeşili, misafirperver köy halkı ile adeta bu güzellikte kafayı yiyeceğiniz tek kelime ile harika bir parkur. 1- Walker's Haute/FRANSA & İSVİÇRE Fransa ve İsviçre arasında ki bu rota Alp Dağları'nın 12.000 metre yüksekliğine çıkan tepelerde, eşsiz güzellikteki vadi manzaraları ile, buzul dolu göller ve bir tablo gibi olan köy manzaralarından geçiyor. Yol boyunca bir çok farklı şarap tadacağınız, sıcak köy halkının leziz Fransız yemeklerini yiyebileceğiniz, hatta parkur üzerinde ahşap kulübelerde konaklayabileceğiniz doğa üstü bir yer. Avrupa'nın en çok tercih edilen yürüyüş parkuru."} {"url": "https://www.thegeyik.com/avrupanin-en-yasli-ligi-turkiye-oldu/", "text": "Türkiye Süper Lig'i 28.8 yaş ortalamasıyla Avrupa'nın en yaşlı ligi unvanını elde etti. İlk 11'ler incelendiğinde ise Avrupa Ligleri arasından en yaşlı altı takımdan dört tanesi Türkiye Süper Ligi'nden çıktı. Medya takip kurumu Ajans Press, Avrupa Lig'lerindeki futbolcu yaş ortalamalarını inceledi. Ajans Press'in Uluslararası Spor Araştırmaları Merkezi ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Avrupa'nın yaş ortalaması en yüksek liginin Türkiye Süper Ligi olduğu saptandı. 18 Nisan'a kadar oynanan ve 2017-2018 maçları üzerinden yapılan değerlendirmeye göre, Avrupa'nın çeşitli liglerinden yer alan 31 takım içerisinde, yaş ortalaması en yüksek olan lig unvanına sahip olan Türkiye, en yaşlı altı futbol takımının sıralandığı listede dört kulüple yer aldı. SÜPER LİG'İN EN YAŞLISI BEŞİKTAŞ İncelemeye göre, araştırmaya konu olan 2017-2018 döneminde Süper Lig hakkında yazılı basına 80.984 haberin yansıdığı tespit edildi. Uluslararası Spor Araştırmaları Merkezi'nden edinilen bilgilere göre, ilk 11'ler içerisinde yer alan ortalama takım kadrolarına göz atıldığında, Süper Lig'in en yaşlı ekibinin 30.66 yaş ortalamasıyla Beşiktaş olduğu belirlendi. Beşiktaş bu unvanla Avrupa'nın da en yaşlı üçüncü ilk 11'ine sahip olan kulübü oldu. Beşiktaş'ı 30.16 ortalamayla Türkiye'de ikinci sıradan takip eden Başakşehir, Avrupa'nın en yaşlı 11'ine sahip dördüncü kulübü olurken, Göztepe 30.11 ortalamayla Türkiye'de üç, Avrupa'da beş, Fenerbahçe ise 30.1 ortalamayla Türkiye'de dört Avrupa'da ise altınca sırada yer edindi. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/avustralya-10-bin-deveyi-ve-2-milyon-kediyi-oldurecek/", "text": "Binlerce devenin öldürülmesine karar verilen Avusturalya'da operasyon başladı. Keskin nişancılar tarafından yürütülen operasyona vahşi atlar da dahil edildi. Güney Avustralya'da 10 binden fazla deve çok fazla su içmelerini engellemek için helikopterden vurularak öldürüleceği açıklanmıştı. BBC'de yer alan habere göre binlerce deve öldürüldü ve katliama bazı atlar da dahil edildi. Develerin öldürülmesine sosyal medya kullanıcılarından çok sert tepki geldi. Koalalar ve kangurular için gösterilen hassasiyet karşısında 10 binden fazla devenin öldürülmesi kararı eleştirildi. Ülke genelindeki toplam sayısının 1,2 milyon olduğu tahmin edilen deve sayısını kontrol altına almak için yürütülecek operasyonunun beş gün sürmesi planlanıyor. Develer Avustralya'ya 19. yüzyılda Hindistan, Afganistan ve Orta Doğu'dan İngiliz yerleşimciler tarafından getirildi. 2 milyon kedi öldürme planı Geçtiğimiz yıl Avustralya hükümetinin ülkedeki yerel türleri yok eden vahşi kedileri öldürmek için zehirli sosis kullanacağı açıklanmıştı. Ülke 2020'ye kadar 2 milyon kediyi öldürme sözü vermişti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/avustralya-iki-ilaci-birlestirerek-koronavirusu-yendigini-acikladi/", "text": "Avustralyalı bilim insanları koronavirüs için tedaviyi bulduklarını ileri sürdü. İlaç testleri için başvuru yapıldı. Queensland'deki Klinik Araştırma Merkezi uzmanları bulunan ilacın hali hazırda bazı hastalarda denendiğini ve bu kişilerin durumunun düzeldiğini belirtiyor. Araştırmacılar mart ayı sonunda Covid-19 pozitif olan hastaların ulusal düzeyde ilacı test etmek için deneylere kaydolmalarını umuyor. Laboratuvarda da işe yaradığı görüldü Araştırma Merkezi Direktörü Profesör David Paterson yaptığı açıklamada sıtma ve HIV tedavisinde kullanılan iki ilaçtaki etken maddelerin kombinasyonunun koronavirüsü laboratuvar tüplerinde de etkisiz hale getirdiğini belirtti. Paterson ilaçlardan birinin ülkedeki ilk pozitif vakalardan birine verildiğini ve bu kişide virüs izinin kalmayarak tamamen iyileştiğini kaydetti. 'Çare' demek yanlış olmaz çünkü tamamen iyileştirdiğini gördük Enfeksiyonel hastalıklar uzmanı olan Paterson Yapılan terapi sonrası virüsün hastaların vücudundan tamamen atıldığını gördük. Dolayısı ile bu ilaçları bir 'tedavi' ve hatta 'çare' olarak isimlendirmek yanlış olmaz. Üstelik şimdiye kadar bir yan etki de görülmüş değil diyerek oldukça iddialı konuştu. Ne var ki Paterson, çok sayıda insan üzerinde geniş çaplı deneyler tamamlanmadan 'kesin çözüm' olarak lanse edilemeyeceğini belirtti. Üç ay içinde netliğe kavuşabilir Paterson, insanlar üzerinde denemeler başarılı olursa, ilaçların koronavirüsü tedavide etkin olup olmadığını üç ay içinde öğreneceklerini ifade etti. Bahsi geçen her iki ilaç da Avustralya'da hali hazırda kayıtlı ve kullanımda ancak henüz resmi testler gerçekleştirilmediği ve onay alınmadığı için etken maddelerin hangi kombinasyonda kulanıldığına ilişkin detaylar açıklanmıyor. EuroNews"} {"url": "https://www.thegeyik.com/avustralya-korkunc-hayvan-fotograflar/", "text": "Ülke terk etme her konuşulduğunda listede yer alan ülke olan Avustralya'nın özelliklerini bir inceleyelim dedik. Ne gördük dersiniz? Korkunç ve ölümcül hayvanlar. Sen örümcekten korkuyorsun tatlı kız fotoğraflara bak bir daha düşün istersen: 1- Alışverişte gerçek yılan derisi bulduğunda çok sevinebilirsin ama. 2- Taharet musluğu yok ama piton var bak. 3- Olsun golf oynarız mı dedin? 4- Kuşları yemlemesi zevkli olabilir. 5- Sahile ineyin az kitap okuyayım dersen köpek balıklarını bile öldürebilen dingolar seni bekliyor. 6- Tabii ki sörf için seni bekleyen arkadaşların var. 7- Evet kendisi tam düşündüğünüz şey: Bir timsah! 8- Sokaklarda bile görebilirsiniz. 10- Yok canım o kadar da korkmayın sonuçta yarasayı yakalayıp size iyilik yapmış. Khaleesi'nin ejdarhası gibiymiş o da resmen eli var."} {"url": "https://www.thegeyik.com/avustralyada-insan-olmak/", "text": "Efendim Melbourne'e vardık. Bir ev kiraladık, ben oradaki akrabalarıma harıl harıl soruyorum 'Yahu, elektrik, telefon, su, gaz idarelerinde tanıdığınız var mı?' Biri 'Ne yapacaksın?' diye sordu. 'Öyle bir müessesede mi çalışmak istiyorsun?' Ben 'Hayır' diye cevap verdim 'Yeni eve o hizmetleri bağlatmak istiyorum da...' Adam güldü, 'Bana adresini söyle' dedi. Adresi verdim, geçti telefonun başına, o idareleri tek tek aradı. Akşama doğru bütün hizmetler bağlanmıştı. Bir gün elektrik idaresinden bir mektup geldi. Mektupta 2 ay kadar sonra, bir gün bizim sokakta elektrik kesileceği bildiriliyor ve ilave ediliyordu 'Eğer o gün mutlaka elektriğe ihtiyacınız varsa size bir jeneratör tahsis edilecek ve harcadığınız elektrik normal tarife üzerinden hesaplanacaktır. Ancak jeneratör sayısı sınırlı olduğu için sadece ihtiyaç sahiplerinin müracaatı...' Ben istemedim, ama komşumuz, yalnız yaşayan yaşlı kadın jeneratör istedi. O sabah 8'de 2 teknisyen jeneratörü getirip kadının sistemine bağladılar.. Sonradan, merak edip sordum bu iş için sadece harcadığı elektriğin bedeli olan 45 sent almışlar. Ben herkesin insan olduğunu ve herkese aynı muamelenin yapılması icap ettiğini Avustralya'da öğrendim. Bir tek gün kimse hakkımı yemedi, kuyrukta önüme geçmedi, trafikte açıkgözlük yapmadı, avanta istemedi... Kızım yeni bir mektebe başlamıştı 'Gel çarşıya çıkıp eksiklerini alalım' dedim. 'Lüzum yok' dedi, 'Her şeyi okuldan verdiler' Bir gün aynı mektepten bir mektup geldi 'Bazı talebelerin, öğle yemeği olarak pahalı gıda maddeleri getirdiklerini fark ettik. Lütfen çocuğunuzun yanına sadece, bütün ailelerin çocuklarına alabilecekleri şeyler verin. Bu yaşta çocukların arkadaşlarına imrenmesi kötü bir şeydir' Annem bizi ziyarete geldi. Meydana karşılamaya gittik, bekliyoruz, arada gümrüğün kapısı açılıyor ve annemi oradaki bir memur ile konuşurken görüyorum. İngilizce bilmeyen annemin sohbeti bir türlü bitmiyor. Dikkat ettim annemin elinde bir portakal var. Nihayet annem çıktı ve iş anlaşıldı. Kıtayı mikroplardan korumak için Avustralya'ya herhangi bir gıda maddesi sokmak yasak. Annem uçaktan bir portakal alıp çantasına koymuş. Adam onu görünce, hemen elinden alıp çöpe atacağına, büyük bir sabır ile Avustralya'nın neden bu kaideyi uyguladığını anlatıyor ve 'Bu size karşı yapılmış bir hareket değildir, hepimizin sağlığı için alınan bir tedbirdir filan diyor' Melbourne'da ve Avustralya'nın hemen hemen tamamında deniz kenarında bina yoktur. Memleketi bir yol çevreler. Kıyılar herkesindir. 5-10 kilometrede bir, denize girmek, piknik yapmak için tuvalet, duş, elektrikli mangal ve soyunma odaları gibi bedava tesisler vardır. Yalnız elektrikli mangalı çalıştırabilmek için para atmak lazımdır. Bir gün oldukça yüklü bir telefon faturası geldi. İdareyi arayıp, bu faturayı ödemekte zorluk çektiğimi söyledim ve şu cevabı aldım 'Siz bu faturayı bu ay ödemeyin. Biz bunu 12'ye bölerek 1 sene müddet ile her aylık faturanıza ilave edeceğiz. Ama bundan sonra her faturayı ödeyin'. Sorduğumda faiz ödemeyeceğimi de öğrendim. Avustralya'da yaşayan her insan bedava sağlık sigortasına sahiptir. Şehrin merkezi dışında 2 katlıdan yüksek bina bulunmaz. Normal evler 1 dönüm bahçe içinde, müstakil evlerdir. Şehrin belki yarısı golf sahaları , botanik bahçeler, göller ve akarsular ile kaplıdır. Okullar bedavadır. Musluktan akan su, hakiki içilen sudur . Kilise, cami, havra, Budist tapınakları ve daha nice dini yapı yan yana varlıklarını devam ettirir. SBS adlı devlet televizyonunda Avustralya'da yaşayan 100 küsür ayrı millete mensup insanların kendi dilinde yayın yapılır. Çoğu Avustralyalı, 2 vesile ile kravat takar ; düğün ve cenaze. Avustralya'da en büyük suç yalan söylemektir. Yalan söyleyen, yalan beyanda bulunan insanın hayatı kayar. Onun dışında her şeyin bir çaresi bulunur. Dr. Serpil Taşdelen 2011"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ayaklari-yok-ama-yurekleri-var-iste-finalist-ampute-milli-takimimiz/", "text": "Milyon dolar kazanan A Milli Takım'da ayak vardı ama yürek yoktu. Ampute Milli Takımımız ise bir anda karanlık günlerde güneş gibi oldu milli sevgimizin üzerine. Finaldeler! İnşallah kupayı da alıp gelecekler. Hepsini tek tek tebrik ediyoruz! Helal olsun size çocuklar! TÜRKİYE MİLLİ AMPUTE FUTBOL TAKIMI ALİCAN KURUYAMAÇ: Trafik kazası sonucu sağ ayağını kaybetti. FATİH KARAKUŞ: 5 yaşında iken elektrik çarpması sonucu kolu dirsekten kesildi. MEHMET YUNSUR: Tarlada çalışırken sol ayağını saman makinesine kaptırdı. FEYYAZ GÖZAÇIK: Doğuştan sağ bacağı yok. MUHAMMET YEĞEN: Doğuştan bir bacağı kısa. BARIŞ TELLİ: 5 yaşında futbol oynarken ayağından araba geçti. KEMAL GÜLEÇ: Şırnak'ta geçirdiği kazada ayağına taş düştü. SERKAN DERELİ: Doğuştan sol ayağı yok. FATİH ŞENTÜRK: : Motosiklet kazasında sol ayağını kaybetti RAHMİ ÖZCAN: : Doğuştan sağ bacağı yok. ÖMER GÜLERYÜZ: : Doğuştan sol ayağı kısa. SELİM KARADAĞ: : Doğuştan sağ kolu kısa. OSMAN ÇAKMAK: Şırnak'ta mayına basınca sol ayağını kaybetti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ayaklarinizi-ilk-gunku-bebeksi-yumusakliga-kavusturacak-muhtesem-formul/", "text": "Günlük yaşamın koşturması içinde en yükü ayaklarımız çekiyor. Tüm gün ayakkabı içinde kalan ayaklarımız ister istemez yıpranıyor, topuklarımız giderek sertleşiyor. Ancak bu sorunlardan kurtulmanın oldukça basit ve ucuz bir yolu var. Ayaklarınızın bebeksi bir yumuşaklığa kavuşmasını istiyorsanız yapmanız gereken oldukça basit. İşte Ayaklarınızı İlk Günkü Bebeksi Yumuşaklığa Kavuşturacak Muhteşem Formül; # İhtiyacınız olan; 5 yemek kaşığı karbonat Duş jeli Birkaç damla esansiyel yağ # Nasıl kullanacaksınız? İşleme başlamadan önce ayaklarınızı sıcak suda 5 dakika bekletin. Homojen bir karışım elde etmek için duş jeli, karbonatı ve esansiyel yağı iyice karıştırın. Oluşturduğun homojen karışım ile ayağınıza güzelce masaj yapın. Eğer cildiniz çok pürüzlü ise karışımı sürerken bir fırçadan ya da ponza taşından yardım alın. Son olarak ayaklarınızı iyice yıkayın ve ayaklarınıza nemlendirici krem sürün. Karbonat ya da kabartma tozu ayaklarınızı yumuşatmakla kalmaz, kötü kokulardan kurtulmanıza da yardımcı olur. Ayaklarınızı mantar ve enfeksiyon gibi sıkıntılı durumlardan kurtarır. Sonuçları iki hafta içinde görebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/aydinda-uc-boyutlu-yaya-gecidi/", "text": "Aydın Büyükşehir Belediyesi, kentte bir ilke imza atarak üç boyutlu yaya geçidi uygulamasını başlattı. Aydın Büyükşehir Belediyesi'nin Efeler sınırları içindeki Hürriyet Bulvarı üzerinde uyguladığı 3 boyutlu yaya geçidinin başarılı sonuçlar alınması halinde il genelinde yaygınlaştırılacağı belirtildi. SÜRÜCÜLER DURMAK ZORUNDA HİSSEDİYOR Sürücüler için optik yanılsama sağlayarak yavaşlamalarını daha sonra ise durmalarını sağlayan uygulama, sürücülerde yayalara karşı bir farkındalık da oluşturuyor. Sürücülerin yayalara gereken duyarlılığı göstermesini sağlayan yöntem, yaya geçitlerinin üç boyut özellikli boyanmasıyla sağlanıyor. Estetik görünüm de sağlayan yaya geçidine gelen sürücüler, ilk önce burada bir yükselti olduğunu düşünüp, kendilerini önce yavaşlamak sonra da durmak zorunda hissediyor. Yaya geçitlerinde yayaların başına gelen tehlikelerin önüne geçmek istediklerini söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Özlem Çerçioğlu, Yayaların güvenliği bizim için çok önemli. Birçok araç sürücüsü yaya geçitlerinde hızını azaltmayarak yayaların can güvenliğini tehlikeye atıyor. Yaptığımız uygulamayla araç sürücüleri optik yanılsamayla, yaya geçidine gelmeden önce hızlarını azaltıyorlar ve yayalara daha fazla dikkat ediyorlar. 3 boyutlu yaya geçidi uygulamasıyla yayalarımızın güvenli bir şekilde karşıdan karşıya geçmelerini sağlamayı amaçlıyoruz diye konuştu. ÖNCELİK OKULLARIN YAKINLARINDAKİ YAYA GEÇİTLERİ Uygulamaya geçildiğinde okulların yakınlarındaki yaya geçitlerinin öncelikli olarak ele alınacağını belirten Çerçioğlu, Aydın'da çocukların güvenliğini sağlamak için bir adım daha attıklarını söyledi. Hayata geçirilen uygulamalarla tüm Türkiye'ye örnek olmaya devam ettiklerini ifade eden Çerçioğlu, Hep ilkleri hayata geçiren belediye olarak Türkiye'ye örnek olmaya devam ediyoruz. Umuyoruz ki Türkiye'de ilklerden olan uygulamayla sürücüler yayaların güvenliği konusunda daha duyarlı olurlar dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ayi/", "text": "Anne baba her yerde anne baba! Ayı da olsa onların da bir eğitmeni var. Buyrun büyük ayılar yavru ayılara nasıl ayılık yapıldığını öğretiyor. Buradan bizim ayılar ders çıkarmasın. Canım sizin ayılığınız doğuştan gelen bir yetenek. Yavru ayılara da maşallah hemen aynısını yapmışlar 🙂 Image credits: Marco Mattiusi Image credits: Edwin Kats Image credits: Tin Man Image credits: Anton Belovodchenko Image credits: Gary Pollock Image credits: Marina Cano Image credits: Anton Belovodchenko Image credits: Peter Stahl Image credits: Marina Cano Image credits: Anton Belovodchenko Image credits: Nikolai Zinoviev Image credits: Danilo Ernesto Melzi Image credits: Marina Cano Image credits: Sergei Gladyshev Image credits: Nikolai Zinoviev Image credits: Nikolai Zinoviev Image credits: unknown Image credits: Graham Erik Mandr Image credits: trolljenta Image credits: Sergei Gladyshev Big Bears Teaching Their Teddies How To Bear originally appeared on Bored Panda."} {"url": "https://www.thegeyik.com/aykan-bey-70-ulke-gezdi-farkli-ulkelerde-11-cocugu-var/", "text": "10 dil bilen, 70'den fazla ülke gezen 58 yaşındaki Aykan Gözeri sokaklarda yaşıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi Erkek Barınma Evi'nde kışı geçirecek olan Gözeri'nin tek hayali güzel bir iş bularak hayatını sürdürmek. Kolombiya'da Nerede ölmek istiyorsun? diye sorulunca Memleketimde diyerek 2020 yılının başında Türkiye'ye gelen ve İstanbul'da banklarda yatan 58 yaşındaki Aykan Gözeri, kışı Bursa Büyükşehir Belediyesi Erkek Barınma Evi'nde geçirecek. 10 dil bilen ve İsviçre'de tekstil eğitimi alan Gözeri, bir dönem İstanbul'da 150 kişinin çalıştığı çağrı merkezinin de ortaklığını yapmış. 6 aydan fazla İstanbul'da parkların banklarında yatarak geçiren ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Erkek Barınma Evi'ni duyarak Bursa'ya gelen Gözeri'nin tek dileği kış ayından sonra güzel bir iş bulup Türkiye'de hayatını devam ettirmek. Türkiye ve Kolombiya başta olmak üzere farklı ülkelerde 11 çocuğu bulunan Gözeri'ye, Türkiye'de sahip çıkan yakını da yok. 70-80 arası ülke gezdi Ailesi yurt dışında yaşadığı için küçük yaşında Almanya'ya giden Gözeri, Liseye kadar Almanya'da eğitim aldım. Babam tekstilci olduğu için bende tekstil okumak istedim. Tekstil üniversitesi Almanya'da şehir olarak uzaktı. Yaşadığımız yere İsviçre 28 kilometreydi. İsviçre'de tekstil eğitimi almak için oraya gidince ailem de oraya yerleşti. 7 yıl orada yaşadım. Ondan sonra İtalya'ya meslekle ilgili gittim. 2 tane üniversite okudum. Bir tanesini söz ettiğim gibi tekstille ilgili diğeri de dillerle ilgili. 10 dil konuşabiliyorum. Almancayı çok iyi düzeyde konuşuyorum. Çünkü Almanya'da farklı noktalarda kaldığım için aksanları biliyorum. İsviçre aksanı, sokak aksanı hepsine hakimim. İngilizce, İspanyolca çok iyi. İtalyanca konuşuyorum. Fransızca'nın yanı sıra Tayland ve Filipin dillerini de konuşabiliyorum. 70-80 arasında ülke gezdim. Gezdiğim ülkelerin çoğunda da uzun süreli kaldım. Halkı ne yapıyor? Yaşamları, kültürleri ilgimi çekiyordu. Babamda bana bu konuda imkanlar tanımıştı. Babamla, annemi kaybettim. Babam da 6-7 dil biliyordu. İtalyanlarla konuşurken, ben baba dediğimde dönüp bakıyordu İtalyanlar. Şaşırıyorlardı dedi. 'Farklı ülkelerde 11 tane çocuğum var' Farklı ülkelerde 11 tane çocuğu olduğunu ifade eden Gözeri, 3 tane Türkiye, 3 Kolombiya, Amerika'da, İsviçre ve Almanya'da çocuklarım var. En son Kolombiya'da yaşıyordum. 2020 yılının başında döndüğümde çocuklarım ufak olduğu için tüm paramı, işimi Kolombiya'da bıraktım. Şu an Bogota'da otoparkım var. Ailem işletiyor, her şeyi oraya bıraktım. Korona virüsü yüzünden 'nerede ölmek istiyorsun' diye sorulunca bana bende 'Türkiye'de, memleketimde ölmek istiyorum' dedim. Onlar da uçakla beni Türkiye'ye yolladılar. Türkiye ve İsviçre vatandaşlığım var ifadelerini kullandı. 'Mısır Çarşısı'nın önündeki parkta kaldım' İstanbul'da Mısır Çarşısı'nın önündeki parkta kaldığını, banklarda yattığını anlatan Gözeri, Tren istasyonun oradaki banklarda kalıyordum. 6-7 ay orada kalınca, İstanbul'da sokakta kalan arkadaşlardan burada kalanlar varmış, burayı anlatıyorlardı. İstanbul'da da bakım evleri var ama pek iç açıcı değil. Koridorlarda yatıyorlar, pis ortam. Burası çok güzel. Müdürümüz de çok iyi bir insan ve bizlere değer veriyor. Kış bitince buradan çıkar çıkmaz bir iş bulmak istiyorum. Bende hipertansiyon var. Sıkıntı yaşadığım zaman tansiyon vuruyor. Tansiyon yüzünden beyin kanaması geçirdim ve sağ tarafım zorluyor. Oynatabiliyorum ama beni zorluyor diye konuştu. Zamanında farklı yerlerde güzel paralar kazandığının da altını çizen Aykan Gözeri, Türkiye'de, İsviçre'de, İtalya'da paralar kazandım. İnsan çok eğlenince maalesef elde bir şey kalmıyor. Türkiye'de turizm sektöründe çalıştım. 1983 senesinde Nevşehir'e gittim. Ürgüp'te turizm yeni başlıyordu. Orada turizmi bayağı büyüttük, katkılarımız olmuştur. Ondan sonra İstanbul'da turizmde çalıştım. Turizm üzerine çağrı merkezine işçi olarak ilk girdiğimde 9 kişi çalışıyordu. Baktım güzel paralar var. Bende bir ortakla bir yer açtım. 150 kişilik çağrı merkezi kurduk. Ortağım sağ olsun bütün paraları indirdi ve ben çırak çıktım. Yurt dışında da tekstille ilgili işler yaptım. En son Kolombiya'da otopark kiraladım, onu işletiyordum. Kolombiya'da oranın parası ile haftalık 7 milyon kazanıyordum, çok iyi paraydı. Orada asgari ücret 650 bin iken ben ayda 7 milyon kazanıyordum. 10 kişinin maaşını kazanıyordum ama 3 tane ailem vardı. 3 kadından birer çocuğum vardı ve masraflı oluyordu. Oradaki eşlerimle görüşüyorum ama o kadar. Kolombiyalı insanlar genel olarak 40 sene sırtında taşı teşekkür etmez, belini düzeltmek için indirirsen, beni bıraktı, indirdi olur. Bu konuda vefasız insanlar şeklinde konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ayla-bizce-bu-sebeple-oscara-aday-olamadi/", "text": "Kore Savaşı yıllarında geçen bir hikaye anlatıyor Ayla. Ailesi katledilen bir kıza sahip çıkan Türk asker anlatılıyor. The Geyik olarak biz ailecek izledik filmi. Film çıkışında babamız bize sarılıp duygulandı. İçerde karanlıkta filmi izlerken kim ağladı kim ağlamadı bilmiyoruz ama hepimiz filme hayran kaldık. Peki neden bu canım film Oscar'a aday olamadı? Siyasi nedenlerini bir kenara ayırarak konuşmak istiyorum. Zira öyle nedenler de vardır illa. Biz filmdeki reklam sahnesine takıldık. Bir reklam bu kadar kötü yedirilemezdi. Bütün uçuş sahnesi sahtelik kokuyordu. Bilet uzatma, servis, internet, hostes bitti dedikçe başka sahne geliyordu. En sonunda uçağı bir de dıştan gösterdiler. Sonra oradan çıkar çıkmaz dev bir araba geldi ekrana. Reklam üstüne reklam. Zaten filmin başında askerin neden bankaya girdiğini de bütünlüğe oturtamamışlardı bu diğer reklamlar da tuz biber oldu. Film kesinlikle harikaydı. Böyle büyük firmaların destek olması da harika. Fakat filmde reklamı daha iyi yerleştirebilirlerdi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ayni-yasta-gorunen-anne-ve-kizlarinin-inanilmaz-fotograflari/", "text": "Anneler ve kızlarının fotoğrafları daima güzel bir liste için işe yarar fakat bu seferki bambaşka. 1 numaradan itibaren hepsi bizi şaşırttı. Anneler yaşlanmıyor, kızları da giderek onlara dönüşüyor. Gerçekten inanılmaz... #1 Oyuncu Reese Witherspoon (41) kızı Ava Phillippe (17) Reese gençken tam ikizi gibiymiş. #2 Soldaki anne 43 yaşında ve yandaki ikizler de onun kızları #3 Annesi ile kızları ayırmak zor, saçını üstten toplayan anne #4 Soldaki 41 yaşında ama kızıyla aynı yaşta görünüyor #5 Hangisinin anne olduğunu çözebilirsiniz ama biz annenin yaşını söyleyelim 54 #6 43 yaşındaki Shweta Nanda Bachchan ve kızı Navya Naveli Nanda #7 Bu fotoğrafta anne 51 yaşında ama hangisi gerçekten anne tam çözemedik #8 Kızı 15 yaşında ama annesi ondan genç görünüyor. Bunun sırrı nedir dedirtir..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ayni-yasta-ikiz-gibi-duran-unluler-ve-cocuklari/", "text": "DNA testi gerektirmeksizin, yalnızca bir fotoğraf karesine bakarak akraba olacağını anlayacağınız ünlü isimleri ve çocuklarını sizler için listeledik. İşte Aynı Yaşta İkiz Gibi Duran Ünlüler ve Çocukları; 1# Sophie Von Haselberg Bette Midler (Yaş 29) 2# Kate Hudson Goldie Hawn (Yaş 33) 3# Zoe Kravitz Lisa Bonet ( 20'li Yaşlar) 4# Brooklyn Beckham (15 Yaş) David Beckham (17 Yaş) 5# Sean Lennon John Lennon (Yaş 31) 6# Jason Ritter John Ritter (Yaş 30) 7# Mamie Gunner Meryl Streep ( 30'lu Yaşlar) 8# Georgia May Janner Mick Jagger (Yaş 25) 9# Kiefer Donald Sutherland (Yaş 35) 10# Colin Tom Hanks (30'lu Yaşlar) 11# Lily-Rose Melody Depp Vanessa Paradis (Yaş 18) 12# Gwyneth Paltrow Blythe Danner (Yaş 29) 13# Scott Clint Eastwood (Yaş 30) 14# Damon Wayans Jr. Damon Wayans (Yaş 30) 15# Chris Robert Pine(30'lu Yaşlar) 16# Kaia Gerber Cindy Crawford (Yaş 16) 17# Ziggy Bob Marley (Yaş 35) 18# Dhani George Harrison (20'li Yaşlar) 19# Ava Elizabeth Phillippe Reese Witherspoon (Yaş 18) 20# Alexander Stellan Skarsgard (30'lu Yaşlar) BoredPanda"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ayni-yasta-oldugunu-ogrendinizde-saskina-doneceginiz-30-unlu/", "text": "İlk görüşte aynı yaşta olduklarını tahmin etmenizin çok zor olduğu birbirinden ünlü simaları sizler için listeledik. Yaşını dert edenlerin, yaşı bir tabu olarak algılayanların dikkatle takip etmesi dileğiyle... İşte Aynı Yaşta Olduğunu Öğrendinizde Şaşkına Döneceğiniz 30 Ünlü; 1# Chloe Grace Moretz ve Kylie Jenner 20 yaşında 2# Milla Jovovich ve Sia 41 yaşında 3# Ryan Gosling ve Macaulay Culkin 36 yaşında 4# Jane Fonda ve Anthony Hopkins 79 yaşında 5# Emilia Clarke ve Lindsay Lohan 31 yaşında 6# Gwen Stefani ve Matthew McConaughey 47 yaşında 7# Vincent Cassel ve Cindy Crawford 51 yaşında 8# Kate Upton ve Jack Gleeson 25 yaşında 9# Alicia Vikander ve Adele 29 yaşında 10# Ralph Fiennes ve Demi Moore 54 yaşında 11# Melanie Griffith ve Sharon Stone 59 yaşında 12# Eddie Redmayne ve Prince William 35 yaşında 13# Tom Holland ve Lorde 21 yaşında 14# Nicolas Cage ve Keanu Reeves 53 yaşında 15# Christie Brinkley ve James Cameron 63 yaşında"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ayrilik-acisini-hafifletmek-icin-uygulamaniz-gereken-10-madde/", "text": "Öncelikle, aşk acısının sihirli bir değnek dokunmuşçasına bir anda geçmesinin mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz. Unutma/alışma belli bir süreç gerektiriyor. Aşk acısının süresi de yaşadığımız ilişkinin süresine göre değişiyor. Uzmanlara göre bu süre şöyle hesaplanıyor:İlişki süresi / 2. Yani 1 yıllık bir ilişkiniz varsa, bunu unutmanız ortalama 6 ayınızı alıyor. Peki bu süreyi acı çekmeden ya da acıyı minimuma indirerek nasıl atlatırız? Bence şöyle: 1.Birkaç gün kendinize izin verin ve acınızı yaşayın... İlişkinizin artılarını ve eksilerini düşünün. Bunu düşünürken de objektif olun. Artık duygularınızı bir kenara bırakma zamanı geldi. Eksileri gördükçe bazı şeyleri farkedeceksiniz ve üzerinizdeki yük azalacak. 2.Ona ve ilişkiniz ait her şeyi silin/atın... Ya da erişemeyeceğiniz/göremeyecğiniz bir yere kaldırın. Böylece günde 60 kere aklınıza geleceğine günde 20 kereye düşürmüş olursunuz. Burada aslolan zihni temizleyebilmek. 3.Mutlaka ve mutlaka alışverişe çıkın... Gerçekten çok rahatlatıyor, hele ki bir kadınsanız mutlaka bir çift topuklu ayakkabı almalısınız. 4. Saçınızı/sakalınızı değiştirin... Yeni imajınız size enerji verecektir. Ama bunu bir günlük yapmayın, yeni imajınızı devam ettirin. 5.Yeni bir şeyler öğrenin... Sizde en büyük değişikliği yaratacak olan unsur yeni şeyler öğrenmektir. Bilmediğiniz bir dil öğrenin, dansa gidin, mesleğinizle alakalı bir sertifika programı uygulayın... Bu tür şeyler hem kendinizi geliştirmenizi sağlar hem yeni arkadaşlıklar kurmanıza yardımcı olur hem de kafanızı meşgul ederek derin düşüncelere dalmanızı engeller. 6. Tatile gidin... 2-3 gün de olsa mutlaka bulunduğunuz ortamdan uzaklaşın. Bu maddenin istisnasız herkese iyi geleceğinden eminim. Hatta mümkünse daha önce gitmediğiniz bir ülkeye gidin. 7.Yeni arkadaşlıklar kurun... Ama onlarla birlikte yeni bir sayfa açın. Biten ilişkinizden bahsetmeyin. 8.Hemen bir ilişki yaşamaktan kaçının deseler de... Her zaman böyle olmayabiliyor. 5 senelik ilişkisini bitirip 1 ay sonra hayatının aşkıyla karşılaşabiliyor insanlar... Burada önemli olan nokta şu, duygularınızın boşluktan mı yoksa gerçek mi olduğundan emin olun! 9.Her zaman gittiğiniz mekanlar yerine yenilerini keşfedin... Böylece anılarınızı depreştirmek yerine yeni anılarını kaydedeceğiniz yerlerde zaman geçirmiş olursunuz. Yeni mekanlar yeni arkadaşlar edinmek için de güzel bir nokta tabi... 10.Onu hatırlatan müzikleri dinlemeyin! Bu madde çok önemli. Çünkü modunuz yüksek olsa dahi onunla dinlediğiniz, ona adadığınız, onun size gönderdiği şarkıları dinlemek, ruh halinizi 180 derece değiştiriyor. Kendinize bu işkenceyi yapmayın... Bu maddeleri çoğaltmak elbette mümkün. En azından bu maddeleri uygulayarak kafanızı ve gönlünüzü rahatlattığınız gibi kendinizi de bu bahaneyle geliştirmiş olursunuz diye düşünüyorum. Mutluluk ve ışık dolu günleriniz olsun...."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ayse-begum-dunya-sampiyonu-oldu/", "text": "Güney Kore'de 13 Haziran'da başlayan 14. Aerobik Jimnastik Dünya Şampiyonası'nda, 6 kategoride finale yükselen milli takımda, 15-17 yaş kategorisinde Ayşe Begüm Onbaşı altın madalya kazanarak şampiyon oldu. Aynı kategoride, Ayşe Begüm Onbaşı, Mehmet Ercoş ve Deniz Şahin'den oluşan Trio Milli Takımı ise gümüş madalya kazandı. 15 yaşındaki milli aerobik cimnastikçi Ayşe Begüm Onbaşı aslında bir balerin. 5 yaşından beri jimnastik yapan Onbaşı, öğretmenin tavsiyesiyle cimnastiğe yöneldiğinde bir dolu madalya kazanacağından habersizdi. 12'si uluslararası şampiyonlarda 26 madalya kazananan Onbaşı, Güney Kore'deki şampiyonluğu ile bir altın madalya daha kazanmış oldu. Cumhuriyet Meydanı'nda sporcuları aileleri ve yakınları Şampiyon sloganları ile karşıladı. Mutluluklarını aileleriyle paylaşan şampiyon sporcuların sevinçleri görülmeye değerdi. Düzenlenen şampiyonada kazanılan başarıların kendilerini onurlandırdıklarını belirten Manisa Büyükşehir Belediyespor Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Haşim Elmalı, Gerçekleştirilen şampiyonada Manisa Büyükşehir Belediyespor adına Milli Takım'da sporcularımızın yer alması bizler için ayrı bir mutluluk. Bunun üzerine bir de sporcumuzun altın madalya kazanması ve aynı kategoride trioda da gümüş madalya kazanması gerçekten çok büyük bir başarı. Gösterdikleri performansla bizleri onurlandıran değerli sporcularımızı ve antrenörlerimize teşekkür ediyorum. İnşallah daha birçok şampiyonada sporcularımız Milli Marşımızı tüm dünyaya dinleterek, büyük başarılara imza atacakdedi. Bale yaptığı için aerobik cimnastiğe alışmakta sorun yaşamadığını söyleyen Ayşe Begüm Onbaşı, ilk günlerde kilolu olduğu için sıkıntı yaşadığını ama daha sonra kilo verdikten sonra antremanları severek yaptığını belirtti. Daha önce de uluslararası yarışmalara katılan Ayşe Begüm için Madalya Canavarı diyorlar. Slovekya'daki şampiyonada tek, çift ve trio kategorilerinin üçünde de altın madalya kazanan Onbaşı, Cimnastiğe tesadüfen başlamıştım, şimdi ise 27 madalyam var, bunların 12'si uluslararası şampiyonalarda kazandığım çoğu altın madalya. Ailemin ve antrenörümün bu madalyaları kazanmamda büyük katkısı var. Aerobik Cimnastik Yaş Grupları Dünya Kupası'nda altın madalyalarıma yenilerini eklemek istiyorumdedi. Kendilerini tebrik ediyoruz 🙂 Gururlandık!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/az-sonra-oleceklerini-bilmeden-fotograf-karesine-giren-21-insan-ve-uzucu-hikayeleri/", "text": "Bu fotoğraflar raflarda tozlanacak sıradan bir fotoğraf karesinden ibaret değiller. Hepsi birbirinden farklı bir hikayesi olan ve ölmeden sadece saniyeler önce çekilmiş son fotoğraflar. Elbette hepsi hüzünlü... 1# 28 Haziran 1914 tarihinde, Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand ve karısının, Gavrilo Princip tarafından suikaste uğramadan önceki son fotoğrafı. Bu suikast 1. Dünya Savaşı'nın başlamasındaki en büyük sebeplerden biriydi. 2# Bir matadorun boğa tarafından öldürülmeden önceki son fotoğrafı. 29 yaşındaki İspanyol matador Victor Barrio, canlı yayında Lorenzo isimli boğayla boğuşurken öldürüldü. 3# St. Helens Yanardağı'nı inceleyen yanardağ uzmanının, patlamada ölmeden 13 saat önceki fotoğrafı. St. Helens Yanardağı'nın patlamasını rapor eden ilk kişi olan David Johnson 31 yaşındaydı. Patlamanın büyüklüğünü rapor ettikten çok kısa bir süre sonra, yanardağdan yaklaşık 10 km uzaklıkta olmasına rağmen öldü. 4# Kris Kremers ve Lisanne Froon, bu fotoğrafı çekildikleri Panama yürüyüşlerinden bir daha dönemediler. Hollandalı turistler Panama ziyaretleri esnasında ormanda bir yürüyüşe çıkmak istediler. Tur rehberi eşliğinde gitmeleri gerekirken bazı nedenlerden ötürü tek başlarına çıkmaya karar verdiler ve o yürüyüşten bir daha geri dönemediler. İçerisinde kıyafetleri, pasaportları, cep telefonları ve kameraları olan sırt çantaları, kaybolmalarından 7 hafta sonra bulundu. Çantadan çıkan kamerada, gece karanlığında çekilmiş 90'a yakın rahatsız edici fotoğraf bulundu. Fotoğrafların çoğu siyahtı ama kızların eşyalarının bir kayanın üstüne yayılmış olduğu, bir ağaçta asılı garip kumaş parçasının olduğu ve kızlardan birinin kafasının arkasında kan olduğu görülen fotoğraflarda yer alıyordu. Telefonlarının şarjları bitmeden önce acil servisi aramaya çalıştıkları ortaya çıktı. Kemiklerinden bazıları ormanda bulunurken, kızlara ne olduğu ya da nasıl öldüklerine dair kesin bir kanıt bulunamadı. 5# Facebook hesaplarında yayınladıkları bu fotoğraftan saatler sonra arkadaşını kemerle boğarak öldürdü. İki kız arkadaş Facebook hesaplarında bu fotoğrafı yayınladılar. Aynı günün gecesinde ise soldaki kız, sağdaki kızı üzerinde de gözüken kemerle boğarak öldürdü. Cheyenne Antoine, arkadaşı Brittney Gargol'un nasıl boğulduğuna dair hiçbir şey hatırlamadığını belirtti. Ancak Gargol'un cansız bedeninin yanında Antoine'nin kemeri bulundu. Antoine kasıtsız adam öldürme suçuyla yargılandı ve 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 6 Bu fotoğraf çekildikten dakikalar sonra, Vietnamlı kadın ve çocukları Amerikalı askerler tarafından öldürüldü. Vietnam Savaşı esnasında, Güney Vietnam'ın My Lai köyünde 504'e yakın Vietnamlı sivil, Amerikalı askerler tarafından katledildi. Katliam yapan askerler; kadın, çocuk ve bütün hayvanları vurdular. Ve bütün bu katliamdan sadece bir asker yargılandı. 7# Burning Man Festivali'nde, yakılan ahşap kuklanın ortasına atlayan adam. Aaron Joel Mitchell isimli adam kendini yanan dev ahşap kuklanın ortasına attı. Bunu neden yaptığıysa hala bilinmiyor. Toksikoloji raporuna göre kanında herhangi bir alkol ya da uyuşturucuya rastlanmadı. 8# 1970'lerde, uçağa kaçak binen çocuğun tekerleklerden düşüşü. 14 yaşındaki Avusturalyalı Keith Sapsforth, Japonya'ya giden bir uçağa kaçak bindi. Kısa bir süre sonra tekerleklere daha fazla tutunamadı ve düştü. 9# Jolee Callan'ın, eski erkek arkadaşı tarafından öldürülmeden önceki son fotoğrafı. 18 yaşındaki Jolee Callan, eski erkek arkadaşıyla birlikte Alabama dağlarına yürüyüşe gitmişti. Instagram'da bu fotoğraf dahil birçok fotoğraf paylaştıktan sonra eski erkek arkadaşı tarafından vurularak öldürüldü ve bedeni uçurumdan aşağı atıldı. Olaydan sonra polise teslim olan katil, bunun bir cinayet olmadığını, beraber intihar etme planı yaptıklarını ancak kendisinin cesaret edemediğini söyledi. 52 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 10# Rolf Bae ve Cecilie Skog çiftinin K2 Dağı'na tırmanmadan önceki son öpücükleri. Norveçli tırmanıcıların, dünyanın en yüksek 2. dağı olan K2 Dağı'na tırmanmaya çalışırken, çığ düşmesi sonucunda hayatlarını kaybettiler. 11# Phoenix'te çarpışan iki helikopterin, çarpıştıktan hemen sonraki fotoğrafı. 2007 yılında yaşanan bu kaza, 4 insanın ölümüyle sonuçlandı. 12# Seri katil, kurbanı Regina Kay Walters'ı öldürmeden dakikalar önce bu fotoğrafı çekti. Regina Kay Walters, seri katil Robert Ben Rhoades tarafından öldürüldüğünde sadece 14 yaşındaydı. Regina'yı ve erkek arkadaşını kaçırdıktan sonra erkek arkadaşını hemen orada öldürürken Regina'yı haftalarca alıkoyduktan sonra terkedilmiş bir ahırda öldürdü. 13# Amerika Birleşik Devletleri'nin 35. Başkanı John F. Kennedy'nin abisi Joseph'in aynı gün savaş sırasında ölmeden önceki son pozu. ABD donanma komutanı Kennedy, 2. Dünya Savaşı sırasında hayatını kaybetti. Kennedy kardeşlerin en büyüğüydü. 14# Kanserden ölmeden önce hayatının son gününü yaşayan bir adam. 15# 8 yaşındaki Cherish Perrywinkle'ın katili ile alışveriş merkezinden çıkarkenki son görüntüsü. Cherish Perrywinkle, annesi ve kız kardeşleriyle birlikte alışveriş merkezinde geziyordu. Paraları olmadığı için kızlarının gösterdikleri kıyafetleri alamayacaklarını söyleyen annenin yanına Donald James Smith isimli bir adam yaklaştı. Elinde hediye çeki olduğunu söyleyen adam, anne ve kız kardeşlere yemek ısmarladıktan sonra Cherish'i alarak oradan uzaklaştı. Kısa bir süre sonra Cherish'in cansız bedenine ulaşıldı. Katil, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 16# Bu fotoğraf bir tırmanıcının telefonundaki son fotoğraftı. Yosemite Ulusal Parkı'nda tırmanışı sırasında kaybolan adamın cansız bedeni bir ay sonra bulundu. Uçurumun kenarından düşmüş olabileceği düşünülüyor... 17# Kalp krizi geçirmeden önce yaptığı yemekleri gururla gösteren Türk babaannenin son fotoğrafı... Ailesi, bu fotoğraf çekildikten 9 dakika sonra ambulansı aramış ancak kurtarılamamış. 18# Sydney Loofe'nin Tinder uygulamasından tanıştığı erkekle buluşmadan önceki son fotoğrafı. Katil, cinsel ilişkileri esnasında kazayla onu boğduğunu söylese de bunu destekleyecek hiçbir kanıt bulunamamış. 19# 21 yaşındaki Tuqa Razzo'nun, Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'a yaptığı hava saldırısında hayatını kaybetmeden önceki son fotoğrafı. Hayatını kaybettiği gece, ailesi evinde bir parti düzenlemişti. Evin içerisinde maytap yaktığında, babası dışarı çıkmasını çünkü evin içinde maytap yakmasının tehlikeli olduğunu söyledi. O gece Amerika Birleşik Devletlerinin yaptığı hava saldırısında evleri vuruldu. Tuqa, annesi, halası, eniştesi ve kuzeni öldü. Sadece babası hayatta kaldı. 20# Anne Faber bu selfie'yi erkek arkadaşına gönderdikten dakikalar sonra kaçırıldı ve öldürüldü. Anne, tek başına bisiklete bindiği sırada yağmura yakalandı. O sırada çektiği selfie'yi erkek arkadaşına gönderen Anne'den bir daha haber alınamadı. 2 hafta sonra cansız bedeni ormanda bulundu. 21# Arkadaki arkadaşlarının boğulduğunu fark etmediler. Sınıf gezileri sırasında selfie çekilen gençler, arkada boğulmakta olan arkadaşlarını fark etmediler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/azicik-canini-sevenin-yuzmeyecegi-5-tehlikeli-su/", "text": "Yaz yine gelecek yine siz yüzmek için yer arayacaksınız, nereye gitsek de yüzek napsak ne etsek de denize atlasak, deniz olmasa da olur yeter ki serinlesek diyeceksiniz ama durun sayın okur. Sakin olun her yerde yüzülmez her yerde denize girilmez. Tehlikeli Sular 1- Florida, New Smyrna Plajı Florida denilince aklınıza hemen güzel plaj geliyor, tatlı tatlı yüzmek geliyor ama durun! Köpekbalıkları da bu suları seviyor. 2- Yenisei Nehri Moğolistan'dan çıkıp Sibirya bölgesini gezen bu nehir oldukça güzel görünse de RADYASYON kaynıyor. 3- Eagle's Nest Bu delik çok sayıda ölüme sebebiyet verdiği için zamanında kapatıldı ama sonra tekrar açıldı ve 3 dolar da maliyeti var bu deliğin olduğu plaja girmenin. Ha ben hem ölürüm hem de paraya kıyarım diyorsanız Almanya'da The Kehlsteinhaus olarak geçiyor. 4-Hanakapiai Plajı Bu plaj aslında en sakin gibi görüneni hem de Hawaii'de yani tam gitmek isteyeceğiniz bir yer. Üstelik uzun süre 10 metre ilerleseniz bile su boyunuzu geçmiyor ama bir saniye içerisinde ayağınızın altındaki tüm kum çekilip sizi boğulmaya mahkum edebiliyor. 5- Mumbai Her yerde Bombay aman Mumbai aman güzel yer diye duysanız da Hindistan'ın Mumbai'si yüzmek için en kirli denize sahip. Zaten suya dalacak yer bulmak da oldukça zor görebileceğiniz gibi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/aziz-sancarin-kendi-elinden-muhtesem-biyografisi/", "text": "Geçen yıl Nobel Kimya Ödülü'ne layık görülen Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ın kendi el yazısıyla kaleme aldığı ve Nobel Komitesi'ne gönderdiği biyografisi yayımlandı. Sancar'ın biyografisinde, çocukluk ve gençlik dönemlerine ilişkin dikkat çeken, Bir Türk vatanseveri olarak büyüdüm ve hala daha öyleyim ayrıca bilim adamı olmayı amaçlayan ve sonrasında bunu icra eden biriyim. YETERLİ YİYECEĞİMİZ VARDI AMA AYAKKABI BİZİM İÇİN BİR LÜKSTÜ Anıtkabir Derneği Dergisi tarafından Sancar'ın kendi el yazısıyla kaleme aldığı biyografisinde dikkat çeken ifadeler şu şekilde: Abdülgani ve Meryem Sancar'ın sekiz çocuğunun yedincisi olarak, Mardin'in Savur denilen küçük ilçesinde 8 Eylül 1946'da dünyaya geldim. Ayrıca iki üvey erkek kardeşim vardı. Babam çiftçi iken, annem, ev ve çocuklarla ilgileniyordu. O günün standartlarına göre orta sınıf bir aile idik. Her zaman yeterli yiyeceğimiz vardı ama ayakkabı bizim için bir lükstü ve 7.sınıfa kadar tek bir ayakkabıyı sadece okula giderken giyerdik. Çocukluğumun çoğunu evimizin alt kısmında yer alan bize hem gelir hem de besin kaynağı sağlayan vadide, meyve ve sebze ağaçlarının altında uzanarak geçirdim. Ayrıca bize yıl boyunca hem et hem de süt sağlayan hayvanlarımız vardı. Çocukluğumun en mutlu zamanları ise baharda bahçemizde açan çiçeklerdi. O dönemlerde İslam hakkında bilgi edinmeye başlamıştım ve cennetin, badem ağaçlarının çiçek verdiği dönemde arka bahçemiz gibi gözükmesi gerektiğine inanıyordum. BABAMIZ KAYBOLAN KEÇİLERİ FARK ETMEDEN ÖNCE ONLARI BULMAK İÇİN YORULUYORDUK Kısacası, çiftçilikten pek haz almadım. Sebze bahçesindeki balkonlar, taşlarla yerinde duruyordu ve harçsız yapıldığından ben ve erkek kardeşlerimin sürekli bakımlarına ihtiyaç duymaktaydı. Ceviz toplamak zor bir işti ve en küçük çocuklardan biri olarak, tüm cevizlerin düştüğüne emin olmak için ağaçların en tepelerine çıkmak zorundaydım. En kötüsü ise, yavru keçileri gütmekti çünkü yedi yaşındaki küçük bir çocuktan çok daha hızlı koşuyorlardı. Küçük kardeşim ve ben onları gütmekten sorumluyduk ve babamız aradan kaybolanları fark etmeden önce onları bulmak için yorucu saatler geçirmek zorunda kalıyorduk. AMCAMIZIN EVİNİN ÇATISINDAKİ GENİŞ YATAKLARDA YATMAK BİZİM İÇİN BİR ÖDÜLDÜ Geniş ailem çocukluğumun ilk dönemlerinde çok önemli bir rol aldı. Amcalarım, yengelerim ve kuzenlerimin çoğu Savur'da yaşıyorlardı ve uzak illerden bizi ziyaret eden birçok yakınımız oluyordu. Mardin'deki Şevket amcam ve ailesini ziyaret etmek başka bir önemli noktaydı. Mardin, M.Ö. 1100 M.Ö. 1300'den kalan güzel mimarisiyle bilinen bir şehirdi. Amcamızın evinin çatısındaki geniş yataklarda yatmak bizim için bir ödüldü. Uykuya dalarken yakındaki iki Suriye kasabasının ufukta yansıyan ışıklarını izlerdim ve sabahları evimizin 200 metre yakınında bulunan tarihi bu Şehidiye Camiinden gelen ezan sesiyle uyanırdım. İLK İDOLLERİM Eğitimimin ilk yıllarında bende en büyük izi bırakan üç kişi, Mustafa Kemal Atatürk'e ek olarak; annem Meryem, babam Abdülgani ve en büyük abim Kenan'dı. 1911'de başlayarak, 1922'ye kadar süren Türk Kurtuluş Savaşı'na kadar, Osmanlı İmparatorluğu sürekli olarak Avrupalılar tarafından tehdit edilen; Türk Devleti birlikteliği bozulması istenen, devamlı savaş halinde olan bir ülkeydi. Bu durum da, nüfus ve bereketli toprakların kaybı yüzünden, ülkeyi ekonomik olarak çok yormuştu. Bu ekonomik zorluk ve karışıklık içerisinde dedem ve babam jenerasyonundakilerinin çoğu ilköğrenim hakkını bile elde edemedi. Mustafa Kemal Atatürk, işgalci Avrupa devletlerine karşı modern Türkiye Cumhuriyeti'ne yol açan Kurtuluş Savaşını yönetti ve kazandı. Yeni cumhuriyet bütün Türk halkına uyabilecek bir sistem geliştirmeye büyük önem verdi. Kısa bir süre içerisinde ülke çapında yeni okullar açıldı ve bu okullarda Atatürk'ün eğitimli vatandaşlık vizyonuna bağlı, ülkeleri hakkında idealist olan ve ülkenin geleceği hakkında umutlu olan öğretmenlere görevler verildi. Sonuç olarak; ebeveynlerim ve dedelerimin aksine Türkiye'nin gelişmemiş, kırsal bölgesinde olmama rağmen ülkemin tarihiyle ilgili bana gurur veren ve muhteşem başarıları hakkında bana güven veren harika bir eğitim alma şansı elde ettim. ANNEM İLERİ DÜŞÜNCELİYDİ Annem, Savur'un yanındaki küçük bir köyün imamının okuma yazması olmayan bir kızıydı. Okuma yazması olmamasına rağmen annem, tanıdığım en zeki kadın idi. Annem ileri düşünceliydi ve neredeyse Atatürk'e tapıyordu. Bütün çocukları onun ısrarları sayesinde eğitimlerinde başarılı oldu. Babam bildiğim en çalışkan insandı. Benim idolümdü ve hala da öyle. En büyük ağabeyim Kenan, bana okuma-yazmayı beş yaşımdayken öğretti. ve bu sayede okula, sınıf arkadaşlarımdan daha önde başladım. Ayrıca, Kenan eğitim ve sıkı çalışmayla mükemmeliyet ve ilerlemenin takipçisi olarak benim için bir rol modeldi. Kenan; Harp Okuluna girerek, ailemizde yükseköğrenime giren ilk kişi oldu. Kariyeri boyunca, kendi arkadaşları ve iş arkadaşlarının arasında adilliği, sıkı çalışması ve kararlılığı ile çok saygı gördü ve son olarak, Türk Silahlı Kuvvetlerinde tuğgenerallik rütbesine yükseldi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/aziz-sancarin-nobel-aldiran-basarili-calismalari/", "text": "Prof. Dr. Aziz Sancar, Nobel Kimya Ödülünü Tomas Lindahl ve Paul Modrich ile beraber kazanarak bilim alanında ilk kez ödül alan bilim insanımız oldu. Aziz Sancar'ın başarısından çok diğer konular sorularak ne yaparak ödül aldığı konusu geri plana itti. Biz de buna tepki olarak Sancar'ın çalışmalarını sizler için derledik. Nobel ödülünü almasını sağlayan çalışması DNA Onarımı olan Sancar, 2007 yılında DNA onarımı yapan enzimleri ayırmaya başardı. Bu sayede kanserle savaşanlar için umut ışığı oldu. Eğer DNA'nın kendisini nasıl onardığı tam olarak anlaşılırsa, kanserli hücrelerin onarımı sağlanabilecekti. Aziz Sancar hocamız bu konuyu aydınlatan çalışmasıyla bir ilki gerçekleştirdi. Biyolojik Saat Sancar hocamızın bir diğer çalışması Biyolojik Saat üzerine. Bakterilerde bulunan proteinlerden birinin, UV ışığının DNA üzerindeki hasarını gidermeye yaradığını bilen hocamız aynı proteini insan hücresinde de olduğunu ve bunun biyolojik saati ayarladığını bulmuştur. DNA onarımı, hücre dizilimi, kanser tedavisi ve biyolojik saat üzerine çalışmaları olan Aziz Sancar'ın Lise döneminde kalecilik de yaptığı ve milli takım kalesini bir gün koruma isteği varmış. Boyu kısa olduğu için bu hayalinden vazgeçtiğini de esprili bir dille herkese anlatırmış. Bizi çok sevindiren Aziz Sancar'a teşekkürlerimizi iletiyoruz. Nice başarılara."} {"url": "https://www.thegeyik.com/baba-olmak-boyle-bir-sey-iste/", "text": "Delikanlı 16 yaşında iken babası ile tartışmış ve evi terk etmişti. Buna çok öfkelenen baba, evde onun adı bile anılmayacak diye yasak koymuştu. Anne her gece evi terk eden oğlunun yatağına oturup yastığını koklayarak uyuyordu. Oğlumu özledim, ne olur gidip arayalım, bulup getirelim dese de, baba geri adım atmıyordu. Aradan iki yıl geçmişti. Oğlunun doğum günü o yıl babalar günü ile aynı güne denk gelmişti. Annenin ağlamaklı halini görünce dayanamadı baba Şu adrese git, oğlunu gör dedi. Ve ekledi, Adresi benim verdiğimi söyleme ama Birkaç şey daha söyledi ama anne duymuyordu bile, aklında bir tek adres kalmıştı. Anne sevinçten uçuyordu. Hemen hazırlandı yola koyuldu. Büyük bir şehrin karşı yakasındaydı babanın verdiği adres. Gittiği adres bir tamirhaneydi. Oğlunu tulum içinde gördü. Bir süre ıslak gözlerle dükkanın karşısından izledi ve oğluna doğru yaklaşmaya başladı. İki yıl boyunca kendisini arayıp sormayan ailesini unutan delikanlı aniden annesini karşısında görünce önce şaşırdı, sonra koşup sarıldı annesine. Babası hariç herkesi soruyordu, o nasıl, bu nasıl, diyerek. Ve sonunda O adam nasıl, hala aksi ve anlayışsız mı? diye sordu annesine. Anne cevapsız bıraktı bu soruyu. Hadi oğlum gel eve gidelim dedi. Hayır anne, ben böyle iyiyim. O adamla tekrar aynı evde yaşayamam dedi ve dükkana doğru yürümeye başladı. Arkasından bir süre bakakalan anne hazırladığı pastayı oğluna vermek için seslendi. Delikanlı pastayı alırken annesine Anne ne olur ısrar etme, gelmeyeceğim. Bir gün bile merak edip arayıp sormayan bir adamla aynı evde yaşayamam ben dedi. Anne boynu bükük halde oğlunun yanından ayrılmaya hazırlanırken Peki oğlum sen bilirsin. Anlaşılan çok kararlısın, gelmeyeceksin. Ama baban dedi ki; son bir aydır arkadaşlık ettiği çocuktan uzak dursun, o çocuk sana zarar verecektir. Önceki arkadaşıyla barışsın. Bu kez çocuk donakalmıştı. Annesi eve dönmüştü. Babaya sitem etti, Madem biliyordun nerde olduğunu neden benden sakladın? O yüzden rahattın demek? Hep ters, aksi görünen baba yutkundu ve gözlerinden iki damla yaş akıverdi. O benim canımdır ya, canım dedi. Ne zamandan beridir biliyordun? diye sordu anne. Gittiği günden beridir biliyorum. Bazen öğlen molalarında ne yiyip ne içiyor diye gider uzaktan izlerdim, Bazen akşamları geç gelirdim ya hani, sen beni kahveden sanırdın, işte o zamanlarda da ne yapıyor kimlerle takılıyor diye takip ederdim. Karı koca bir birlerine sarılıp ağlarken kapı çalmıştı. Elleriyle gözlerini silerek kapıyı açmaya gitti anne. Annesinin kendisine yaptığı pastadan daha büyük bir pasta ve hediye paketi ile içeri girdi delikanlı. Koşarak babasına sarıldı. Babalar günün kutlu olsun babaaaa Delikanlı anlamıştı. Kendisine hiç bakmadığını düşündüğü babasının, aslında gözünü hiç üzerinden ayırmadığını..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/babani-secemezsin-ama-kayinpederini-iyi-sec-ali-agaoglu-damadina-yali-hediye-etti/", "text": "Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu kızını evlendirdi. Sena Ağaoğlu, önceki akşam Çırağan Sarayı'nda düzenlenen düğün töreninde işadamı Mustafa Kırcal'ın oğlu Koray Kırcal'la nikah masasına oturdu. Damat Koray Kırcal, rüya gibi bir düğün için kesenin ağzını açtı, hiçbir masraftan kaçınmadı. Her detayın düşünüldüğü düğün töreninde Sena Ağaoğlu, dünyaca ünlü moda tasarımcısı Zuhair Murad'ın imzasını taşıyan bir gelinlik giydi. Fiyatının 300 bin euro olduğu söylenen gelinlik, düğünün en dikkat çekici detayıydı. Ali Ağaoğlu da Koray Kırcal gibi bonkör davrandı. Ünlü işadamı, damadına servet değerinde bir düğün hediyesi verdi. Ağaoğlu, Emirgan'dan aldığı üç katlı köşkün tapusunu düğünde Kırcal'a teslim etti. Köşkün fiyatı ise 8 milyon dolar. Yani eski bir sözde de dediği gibi babanı seçemiyorsun ama kayınpederi iyi seç 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/babasi-sperm-bagiscisi-cikinca-40-kardesi-oldugunu-ogrendi-yollara-dusup-hepsini-buldu/", "text": "ABD'de yaşayan Kianni Arroyo isimli genç kadın, sperm bağışçısı babasından olan 40 kardeşini araştırarak buldu. Dünyanın dört köşesine yayılan kardeşleri ile temas kuran Kiaani bunların çoğuyla görüşmeyi de başardı. ABD'de babası bir sperm donörü olan 21 yaşındaki genç kız, farklı kadınlardan doğmuş ancak aynı babaya sahip olduğu 40 kardeşinin araştırıp buldu. Orlanda şehrinde yaşayan Kianni Arroyo bu projeye ilk önce 5 sene önce, lise 2. sınıfa giderken başladı ve şu anda dünyanın dört bir köşesine yayılmış olan 40 kardeşini keşfetti. KARDEŞLERİ DÜNYAYA YAYILMIŞ Kianni'nin kardeşleri ABD dışında, Kanada, Avutralya ve Yeni Zelanda'da yaşıyor. En küçüğü 21 yaşında olan kardeşlerin en küçüğü ise sadece 5 aylık. Şimdi bir garson olarak çalışan Kianni, Ben sadece annem tarafından yetiştirildim, bana bir sperm vericisi tarafından yetiştirildiğim konusunda hep dürüsttü. İYİ ARKADAŞ OLDULAR Ben her zaman kim olduğum hakkında daha fazla bilgi edinmek istedim ve kardeşlerim olup olmadığını öğrenmek istedim, kayıtlarımıza erişmek için yeterince çabaladım diyen Kianni, ilk olarak Tampa'da yaşayan 20 yaşındaki Joanna ile tanışmış ve iki kardeş kısa sürede iyi birer arkadaş olmuşlar. AYNI BABAYA SAHİP OLMAK BAĞ KURMAMIZI SAĞLIYOR Kiaani kardeşleriyle çok iyi anlaşıyor. Tanıştıkları zaman çok hızlı bir biçimde kaynaştıklarını söyleyen genç kız, Daha önce hiç karşılaşmamış olsak da ortak bir babanın olması bize gerçekten özel bir bağ veriyor ve rahat hissetmemizi sağlıyor diyor. BABA ADINI AÇIKLAMIYOR Anonim kalmayı tercih eden babası ile ilk kez 18 yaşındayken tanışan Kianni, üç kez bir araya geldiklerini söylüyor. Bu buluşmaya annesi Ruth da katılmış. Keşfettiği 40 kardeşin 30'u Kianni ile tanışmak istediğini belirtirken 10 kardeş ise kendisine olumsuz yanıt vermiş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bademin-hic-bilmediginiz-9-faydasi/", "text": "Bir avuç badem sağlık açısından pek çok fayda sağlıyor. İçeriğinde barındırdığı tekli doymamış yağ asitleri, lif, antioksidanlar ve magnezyum, kalsiyum gibi minerallerle sağlık dostu olan badem tok tutuyor, ara öğünlerde meyve ile tüketildiğinde de kan şekerini dengeliyor. Kilo kontrolünü sağlamada ve kötü kolesterolü düşürmede de önemli etkileri bulunan bademin her gün 25 gram yani yaklaşık 20 adet tüketilmesini tavsiye eden Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, 5-6 adet badem yaklaşık 1 tatlı kaşığı kadar zeytinyağına eşdeğer kalori içeriyor. Günde yaklaşık 20 adet bademi aşmamak gerekir. Ayrıca çiğ badem tüketilmesini öneriyorum çünkü kavurma işlemi badem kabuğunun polifenol içeriğini düşürerek antioksidan özelliğinin azalmasına neden oluyor diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman bademin 9 faydasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Cildi koruyor Güneşten gelen ultraviyole ışınlar ile oksidatif stres cilde hasar verip erken yaşlanmaya neden olurken, bademde bulunan E vitamini antioksidan içeriği ile serbest radikallerle savaşarak cildi koruyor. Kalp hastalığı riskini azaltıyor Kanda kötü kolesterol seviyesinin yüksek olması kalp-damar hastalıkları riski ile ilişkilendiriliyor. Her gün yaklaşık 20 adet badem, kötü kolesterolü belirgin şekilde düşürüyor, bu da kişilerin kalp hastalığı riskini azaltıyor. Zayıflamaya yardımcı oluyor Badem karbonhidrattan fakir, yağ ve posadan zengin olması nedeniyle tok tutma özelliğine sahip. Yağ ve posa içeriği ile kan şekerini dengede tutmak, tokluk sağlamak ve kabızlığı önlemek gibi etkileriyle kilo kontrolüne yardımcı oluyor. Kan şekerini düzenliyor Badem karbonhidrattan fakir posadan ve yağdan zengin olması sebebi ile tokluk süresini uzatıyor. Ayrıca meyve gibi karbonhidrat içeren yiyeceklerin yanında badem tüketilmesi kan şekerindeki ani dalgalanmaları önlüyor. Kan basıncını düşürüyor Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman Yapılan çalışmalar magnezyum eksikliğinde kan basıncının yükseldiğini ortaya koyuyor. Yüksek kan basıncı ise kronik hipertansiyona neden olabildiği gibi, kalp krizi ve inmeye de yol açabiliyor. Badem içeriğindeki magnezyum ile magnezyum eksikliğinin giderilmesine yardımcı olurken, bu risklere karşı koruyor. Ancak kan basıncını yükseltmemesi için tuz ile kavrulmamış çiğ olanlarının tercih edilmesi gerekir diyor. Kabızlığa iyi geliyor Yağlı yiyecekler bağırsaklardaki kasların kasılıp gevşemesine yardımcı olarak bağırsak hareketlerinin artmasına neden olur. Posadan zengin yiyecekler ise bağırsağa su çekerek bağırsak hareketlerini artırıyor. Badem, içeriğinde bulunan yağlar ve posa sayesinde kabızlığa iyi geliyor. Kemikleri güçlendiriyor Kemik sağlığı için yeteri kadar kalsiyum ve magnezyum tüketimi önemli. Özellikle süt ve yoğurt tüketmeyen ya da vegan kişilerde badem tüketimi magnezyum ve kalsiyum içeriği ile eksikliklerin giderilmesine yardımcı olarak kemikleri güçlendiriyor. Damar sertliğini önlüyor Kötü kolesterolün yüksek olması damar sertliğine neden olurken, damar sertliği ise kalp krizi ve inme gibi durumlara yol açabiliyor. Badem E vitamini içeriği ile damar sertliğini önlemeye yardımcı oluyor. Kansere karşı koruyor Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman Badem kilo kontrolüne yardımcı olması, antioksidan içeriği ve posa içeriği sayesinde kansere karşı koruyucudur. Hayvanlarla yapılan çalışmalarda badem tüketmenin kolon kanserine karşı koruyucu olabileceği belirtilmiştir diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bagimlilik-merkezinde-tedavi-olan-hastalar-sabaha-kadar-icip-krize-girdi/", "text": "Antalya'da bağımlılık merkezinde tedavi gören yurttaşlar, merkezin mahzenini keşfedip buranın kapısını kırdı ve yüksek miktarda alkol tüketerek krize girdi. Antalya Kepez ilçesi Duacı mahallesinde madde bağımlısı gençlerin tedavisine yönelik hizmet veren Ayka Vital Sağlıklı Yaşam Merkezi Zehir Savaşçıları Akademisi'nin ismi büyük bir skandala karıştı. Hürriyet'ten Salim Uzun'un haberine göre, daha önce otel olarak kullanılan merkezin mahzen kısmında içki deposu olduğunu keşfeden madde bağımlısı gençler, bir gece yarısı mahzenin kapısını kırıp içeri girdiler. Mahzendeki alkol oranı yüksek içkilerin tamamını tüketen gençler, sarhoş oldu. Bazı gençler aşırı alkol kullanımı nedeniyle kriz geçirirken, arkadaşları da bu hallerini cep telefonlarıyla kaydetti. Skandalı sabah fark eden merkez yöneticileri, kapıyı kırıp içeri giren gençler hakkında tutanak tuttu. Merkezden atılan bu gençler de merkez sahibi ve yöneticilerinden şikayetçi oldu. Mahzene giren bağımlı gençlerden İ.S., Hürriyet muhabirine, şunları anlattı: Merkezde 4 ay kaldım. Ailem aylık 5 bin lira ödeme yaptı. Bir gece merkezin bodrum katında bir oda keşfettik. İçinde içki olduğunu fark edince kapıyı kırdık. Sabaha kadar içtik. Sonra da merkezden atıldık. Bizim yaptığımız yanlış olabilir ancak bağımlılarla ilgili bir merkezde nasıl olur da alkol deposu olur. Bizim tek hatamız nefsimize yenilmekti. Tr Sputnik Hürriyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bagisikligi-artirma-garantili-baharatlar-ve-onlarla-yapabileceginiz-3-icecek-tarifi/", "text": "Havaların soğumaya başladığı bu günlerde özellikle soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklar da artış gösteriyor. Mevsim değişikliğinin yol açtığı ısı dengesizlikleri ve okullarda yüz yüze eğitime geçilmesi de hastalıkların yayılmasına zemin hazırlıyor. Bağışıklık sisteminin güçlü tutulması ise Covid-19 dahil tüm hastalıklar için anahtar rol oynuyor. Vücut direncinin artırılmasında sağlıklı beslenme ve doğru gıda seçimi önem taşıyor. Örneğin yemekleri lezzetlendirmek için kullanılan baharatlar aslında besinler kadar bağışıklığı da destekliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Uz. Dyt. E. Tuğba Kumaş, baharatların sağlığa faydaları hakkında bilgi verdi. Zerdeçal: Zerdeçal vitamin ve mineraller bakımından zengin bir baharattır. A vitamini, E vitamini, -karoten, C vitamini ve B grubu vitaminleri içermektedir. Zerdeçalın antioksidan, antiviral ve antienflamatuar özelliği bulunmaktadır. Bu etkileriyle zerdeçal bağışıklık sistemini korur ve kuvvetlendirir. İçeriğinde bulunan kurkumin polifenolü sayesinde çeşitli kanserler, antilipidemi, Parkinson hastalığı, mide bağırsak sistemi problemleri, Alzheimer, diyabet, obezite, Multiple skleroz gibi sağlık sorunlarında koruyucu ve tedavici edici etkiye sahiptir. Zencefil: Zencefil, C vitamini, magnezyum, kalsiyum, potasyum, sodyum ve fosfor içerir. Yapılan deneysel araştırmalarda zencefilin sahip olduğu antioksidan etkilerin standart antioksidan maddelerle karşılaştırılabilecek kadar yüksek olduğu tespit edilmiştir. İçerdiği C vitamini ile bağışıklığı desteklemektedir. Zencefil soğuk algınlığını önler ve tedavisinde yardımcıdır. Balgam söktürücüdür ve öksürüğe iyi gelir. Soğuk algınlığı ve grip mevsiminde hastalıklara karşı koruyucu olarak da tüketilebilir. Antioksidan etkileri sayesinde bağışıklık sisteminde bir çeper görevi görebildiği, kansere karşı koruyucu olduğu ve yaşlanmayı azaltıcı etkilerinin olduğunu yapılan çalışmalarda gözlenmiştir. Tip 2 diyabetik hastalarda insülin direncini düzenleyerek hastalarda olumlu sonuçlar sağlamıştır. Kekik: Kekik esas olarak aromatik bir bitki olarak dünya mutfaklarında sıkça kullanılır ancak tıbbi bir bitki olarak da ön plana çıkmaktadır. Kekik zengin bir lif, kalsiyum, demir, manganez ve A, B6 ve C vitaminleri kaynağıdır. Güçlü bir antibakteriyel ve iltihap önleyicidir ve bu özellikleriyle bağışıklık sistemini desteklemektedir. Özellikle grip, bronşit, boğaz ağrısı, öksürük ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolları hastalıklarında fayda sağlamaktadır. Nane: Anti-mikrobiyal etki göstermektedir. Manganez, A ve C vitaminin çok iyi bir kaynağıdır. Aynı zamanda folat, demir, magnezyum, kalsiyum, potasyum, omega 3 yağları ve B2 vitaminlerinden zengindir. A ve C vitaminlerini bolca içeren nane, kuru veya yaş hali ile bağışıklık dostudur. Enfeksiyon giderici etkiye sahip olan nane çayı ile kış mevsimi sağlıklı ve verimli şekilde geçirilebilir. Karanfil: Karanfil A, K, E, B6 vitaminleri ile kalsiyum, manganez, potasyum ve sodyum mineralleri bakımından zengindir. Karanfilin antioksidan gücü yüksektir ve çok iyi bir ağrı kesici, bakteri ve iltihap önleyicidir. İçeriğinde ki K ve C vitaminleri bağışıklık sisteminin desteklenmesinde rol oynar. Vücut direncini düştüğü soğuk havalarda karanfil tüketmek, birçok mevsimsel rahatsızlığa karşı koruma sağlar. Kırmızı biber: Kırmızı biber, diyetsel antioksidanların en büyük kaynaklarından biridir. Kırmızı biber aynı zamanda doğal bir antibakteriyel ajan olarak kullanılmaktadır. Bu özellikleriyle bağışıklığı destekler ve güçlendirir. Bağışıklığı destekleyen ve koruyan baharatlı içecek tarifleri Zencefilli Limonlu Yeşil Çay 1 tatlı kaşığı silme yeşil çay 3 küp taze zencefil 2 dilim limon 1 adet çubuk tarçın Yapılışı: Malzemeleri birlikte kaynatarak tüketebilirsiniz. Zerdeçallı Ballı Elma Çayı 1 adet elma 2-3 adet karanfil 1 adet zerdeçal 1 çay kaşığı bal Yapılışı: Elma, karanfil ve zerdeçalı kaynattıktan sonra bal ekleyerek tüketebilirsiniz. Altın Süt 1 bardak süt 1 çay kaşığı zerdeçal, 1 çay kaşığı bal ve 1 tutam karabiber Yapılışı: Bütün malzemeleri sıcak ya da soğuk sütle karıştırıp tüketebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bahar-alerjisi-testi-9-soruda-ogrenin/", "text": "The Geyik'in notu: Tabii ki siz aklınıza gelen ilk anda doktorunuza görünmeyi ihmal etmeyin. Hapşırma nöbetleri, gözlerde kızarma ve sulanma, öksürük, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı, göz altlarında mavimsi morluklar... Bunlar gibi daha bir çok şikayete yol açabilen bahar alerjisi doğanın canlanmasına inat pek çok kişide yaşam kalitesini büyük ölçüde düşürüyor, sağlığı olumsuz etkiliyor. Solunum yolu alerjik hastalıklarının görülme sıklığının son yıllarda tüm dünyada arttığını belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim Alerji; bağışıklık sistemimizin, dışarıdan gelen yabancı maddelere karşı aşırı tepki vermesi durumudur. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında ortaya çıkan ve halk arasında 'saman nezlesi' ve 'bahar alerjisi' olarak adlandırılan bu alejik reaksiyonlardan ülkemizde en çok sorumlu olan bitkiler; çayır , ağaç ve yabani otlardır. Yapılan çalışmalar; yine ülkemizde bahar alerjisinin görülme sıklığının yaklaşık yüzde 10 olduğunu göstermektedir. Bahar alerjisi gerekli önlemler alınmaz ve tedavi edilmezse, sinüzit, otit hatta astıma neden olabilmektedir diyor. Peki bahar alerjimiz olup olmadığını hangi sinyallerle anlayabiliriz? Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim bu sinyalleri ve korunma yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Bahar alerjiniz var mı? 9 soruda kendinizi test edin! Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, bahar alerjisinin öne çıkan belirtilerini şöyle sıralıyor ve özellikle ilkbahar-sonbahar aylarında, çoğunlukla da polenler nedeniyle bu belirtilerden bir veya birkaçı günlük yaşantıyı olumsuz etkileyecek sıklıkta oluyorsa mutlaka Alerji, Göğüs Hastalıkları veya Kulak Burun Boğaz Uzmanına danışılması gerektiğini söylüyor. İşte o belirtiler; - Art arda hapşırık nöbetleriniz oluyor mu? - Alerjenlerle karşılaştığınızda burun tıkanıklığı / burun akıntısı başlıyor mu? - Gözlerinizde, burnunuzda, ağız ve kulaklarınızda kaşıntı başlıyor mu? - Gözleriniz şişiyor, kızarıp sulanıyor ve göz altlarında morluklar oluşuyor mu? - Geniz akıntısı, öksürük, hırıltılı solunum, nefes darlığı şikayetleriniz oluyor mu? - Cildinizde kaşıntı ve döküntü oluyor mu? - Koku ve tat duyunuzda azalma hissediyor musunuz? - Burun tıkanıklığına bağlı horlama ve uyku bozukluğu sorunu yaşıyor musunuz? - Gün içerisinde konsantrasyon bozukluğu, halsizlik ve yorgunluktan şikayetçi misiniz? Özellikle polen mevsiminin başladığı ilkbahar ve sonbahar aylarında ortaya çıkan ve günlük yaşam kalitesini büyük ölçüde vuran alerjik şikayetlerin birkaç ay devam ettiğini söyleyen Doç. Dr. Tülin Sevim, bahar alerjisinin tedavi edilmediğinde sinüzit, otit hatta astıma yol açabildiğini vurguluyor. Bahar alerjisine karşı 5 etkili önlem! Alerjik hastalıkların tedavisinde ilk ve en önemli adımı 'sorumlu alerjenden uzaklaşmak' olarak açıklayan Doç. Dr. Tülin Sevim, polenlerden kaçınmanın kolay olmadığını ancak bazı önlemlerle polen mevsiminin daha rahat geçirilebileceğini söylüyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim bahar alerjisine karşı alınabilecek önlemleri şöyle açıklıyor; Eve gelince giysilerinizi değiştirin Dış ortamdaki polenler saçınıza, vücudunuza, giysilerinize ve ayakkabılarınıza yapışabildiğinden eve geldiğinizde kıyafetlerinizi değiştirin. Gözlüklerinizi suyla yıkayın. Duş alın, saçınızı ve yüzünüzü bol suyla yıkayın. Polenlerin yapışmaması için çamaşırlarınızı dışarıda kurutmayın. Alerjiniz olup olmadığını öğrenin Çoğu ağaç polenleri kış sonu ve ilkbahar başında atmosferde yoğun olurken, çayır ve tahıl polenleri ilkbaharda ve yaz başında, yabani ot polenleriyse yaz sonu ve sonbaharda daha yoğun olarak bulunuyor. Doç. Dr. Tülin Sevim, basitçe uygulanan deri testi veya bazı kan testleriyle alerjiye neden olan polenleri öğrenerek kendinizi koruyabileceğinizi belirtiyor. Kapı ve pencerelerinizi kapalı tutun Polenler özellikle sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde yoğun olarak bulunup akşam saatlerinde azalıyor. Polen yoğunluğu, sıcak, güneşli ve rüzgarlı havalarda artarken, yağmur yağdıktan sonraki ilk birkaç saatte büyük oranda kayboluyor. Polen yoğunluğunun arttığı saatlerde kapı ve pencerelerinizi kapalı tutmaya, araba kullanırken camların kapalı olmasına, evde, işyerinde ve aracınızdaki klimalarda polen filtresi kullanmaya özen gösterin. Toplu taşıma araçlarında açık pencere veya kapılardan uzakta oturmaya gayret edin. Dışarı çıkarken bunlara dikkat edin! Polenlerin yoğun olduğu anlarda açık hava aktivitelerinizi en aza indirin, mümkünse dışarı çıkmayın. Çayırlık alanlarda piknik yapmamaya, çimler biçilirken yakında bulunmamaya dikkat edin. Doç. Dr. Tülin Sevim, Dışarı çıkarken; polenlerin ağız ve burundan girişini önlemek için maske, gözlere girmesini önlemek için güneş gözlüğü takın. Polenlerin saçlarınıza ve vücudunuza yapışmasını önlemek için şapka kullanın, uzun kollu ve uzun bacaklı giysiler tercih edin diyor. İlaçlarınızı düzenli kullanın Doktorunuz size tablet, burun spreyi gibi ilaçlar yazdıysa, şikayetleriniz azalınca bu ilaçları doktorunuza danışmadan bırakmayın. Etkili bir tedavi için ilaçlarınızı doktorunuzun önerdiği süre boyunca düzenli olarak kullanmaya dikkat edin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bahar-yorgunluguyla-bas-etmek-icin-neler-yapmaliyiz/", "text": "Kaygı artması, yataktan yorgun kalkmak hatta hiç kalkmak istememek, asabiyet, konsantrasyon eksikliği, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrıları... Soğuk ve karanlık kış günleri geride kalmaya başladı. Kışın sona erdiği, çiçeklerin açmaya başladığı bahar ayları, beraberinde bahar yorgunluğunu da getirdi. Peki, bahar yorgunluğuyla baş etmek için neler yapmalıyız? Mevsim dönüşlerinde neredeyse herkesin hissettiği bahar yorgunluğu, havadaki elektrik yüklerinin artmasıyla kendini göstermeye başladı. Dr. Orçun Orhun, enerjimizi artırmak ve pozitif hissetmek yapılması gerekenleri anlatıyor. En önemlisi vitamin Dr. Orçun Orhun, bahar yorgunluğunu gidermek için özellikle beslenmenin altını çiziyor ve şöyle ekliyor; Tükettiğimiz katı ve sıvı gıdalar bahar yorgunluğunu yenmek için en önemlisi. Özellikle vitamin eksikliği gösteren kişilerin bu aylarda vitamin ölçümlerini yaptırmaları ve gerekli vitaminleri besinlerden alması gerekiyor. Besinlerden karşılanmayacak ölçüde vitamin eksikliği olan kişilere dışarıdan takviye almalarını öneriyoruz. B ve C vitaminleri, potasyum ve çinko içeren besinler, yeterli düzeyde karbonhidrat alımı da oldukça önemli. Antioksidan içeriği yüksek semizotu, ceviz, ıspanak, badem, nar, havuç, ananas, balık, vücudu hem temizler hem de zindelik verir. Bunların yanında C vitamini zengini soğan ve maydanozu her gün tüketmeyi unutmayın. Sebze ve meyveler en büyük kurtarıcı Ülkemizde her mevsim birbirinden besleyici ve sağlıklı ürünler yetişiyor. Aslında her mevsimin meyve ve sebzesi, o mevsim vücudumuz için gereken vitaminlerini karşılıyor. Vücudumuzu toksinlerden arındırmak için paketlenmiş gıdalar yerine taze sebze, meyve, kırmızı ve beyaz et ağırlıklı beslenmek, bol bol yeşillik tüketmek, en az bir öğünde salatamızı ve kepekli ve tahıllı yiyecekleri soframızdan eksik etmememiz gerekiyor. Elma, kivi, ayva gibi meyveleri tüketmek, vitamin ihtiyaçlarımızı doğal yoldan karşılamak açısından çok önemli. Dr. Orçun Orhun tüm bunların yanında kızartma gibi yağlı gıdalardan kaçınmak ve şifa kaynağı bitkiler olan baharat ve otları hem lezzet katmak hem de vitamin kaynağı için kullanmayı öneriyor. Güneşe yürüyün Orhun, Güneşin sabahları göz kırpmaya başladığı günlere girdik. Vitaminlerin en önemlilerinden D vitaminini güneş bize bolca sunuyor. Özellikle çalışanlar için sabahları bir sokak da olsa yollarınızı uzatarak güneşten yürümelerini ve enerjilerini artırmalarını öneriyorum. Bununla birlikte spor ve egzersiz yapmak, eğer vakit yaratılamıyorsa da akşamları günün stres ve yorgunluğundan adımlarla kurtulmak için 45 dakika boyunca tempolu yürümek de bahar yorgunluğundan kurtulmak ve zindelik için oldukça önemli şeklinde belirtiyor. Sıvı kaybetmeyin Dr. Orçun Orhun, vücudumuzun en önemli bileşeni olan suyu asla eksik etmemiz gerektiğini ve günde en az 2 litre su tüketmemiz gerektiğini söylüyor. Orhun, suyun yanında bahar yorgunluğuna oldukça iyi gelecek bir bitki çayı da içmemizi öneriyor. Demleyeceğimiz yeşil çaya bir tane kabuk tarçın, bir tutam zencefil ve elma dilimlerini de eklemek hem zihninize hem de vücudunuza çok iyi gelecek diyor. Uykunuzu düzenli hale getirin Dr. Orçun Orhun tüm gün yorulan bedenimizi dinlendirmenin es geçilmemesi gereken bir konu olduğunu ve özellikle akşam saat 11.00 ile 01.00 arası yapay ışık aydınlatmasının olmadığı, sessiz bir ortamda uyumamız gerektiğini söylüyor ve ekliyor; Bunun yanında çalışanlar, kendilerine temiz havada sık ve kısa dinlenmeler yaratmalı. Böylece vücutta meydana gelen kas ağrılarını ve baş ağrıları azalacak. Ne zaman doktora gitmeli Orhun, özellikle bahar yorgunluğunun başka hastalıklarla karıştırılmaması için tüm bunlara dikkat etmenize rağmen hala kendinizi yorgun bitkin hissettiğimiz zaman bir doktora başvurmamız gerektiğini belirtiyor. Yorgunluk sadece fizyolojik olabildiği gibi bazı hastalıkların belirtisi de olabilir, bu nedenle yorgunluğun uzun süre devam etmesi halinde altta yatan nedenlerin araştırılması için bir uzman doktora görünmek en iyisi olacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/baharin-heyecanini-yasayacabileceginiz-turkiyeden-9-festival/", "text": "Bu yıl hangi festivaller var? Kimleri dinleyeceğiz? Nereye gideceğiz? diye soranlar tüm cevapları burada bulabilir. Tüm etkinlikler için The Geyik'e özel fiyatlarla Şimdiden bu tarihleri ajandalarınıza kaydedin. Biz festivalin ardından fotoğrafları paylaşırken, sizin Nasıl kaçırdım diye üzülmenizi hiç istemiyoruz... 1- One Love Festival 14 One Love'rlar iyi bilir, One Love Festivali'nin biletlerinin satışa çıkması demek, festival canavarları için cemre düştü demektir. Peki bu yıl One Love'da kimleri dinleyerek eğleniyoruz? Akla gelen ilk isimler şöyle; James Blake, Tom Odell, Julian Casablancas, Hot Chip, Little Dragon 2- Bridgestone Presents: Chill Out Festival Istanbul 2015 Tüm zamanların en rahatlatıcı festivali Chill Out'tan, bir tatlı huzur almak isterseniz 23 Mayıs'ta Life Park'a bekleriz. 3- Ekşi Fest 2015 Bilmeyenler için hatırlatalım; Ekşi Fest, 2014'ün En İyi Özel Festival'i seçildi. Bu yıl ağırlayacağı isimlerle yine mutluluk kat sayımızı artıracak gibi duruyor. Baksanıza şu kadroya; Elijah Wood ve grubu Wooden Wisdom, DJ Fitz, Grup Ses Beats, Che Sudaka, Dub Inc., La Rue Ketanou, The Wanton Bishops, Carmen Souza, Tribali, Cem Başak, Burcu Tatlıses, Cemiyette Pişiyorum, Ars Longa, Road Side Picnic, 90 BPM Ekşi Fest 4- Zeytinli Rock Festivali Özellikle Türkçe Rock seven festival canavarlarının mabedi diyebileceğimiz Zeytinli, bu yıl 19-20 Ağustos'ta her zamanki yerinde gerçekleşiyor. Aman dikkat güneş kremlerinizi unutmayın, kavrulursunuz 🙂 5- Babylon Soundgarden 2015 Babylon Soundgarden, bu yıl olayını değiştirdi ve Kilyos'a taşındı. Kısacası deniz+kum+güneş keyfine bir de Soundgarden kalitesinde müzik eklemek istiyorsanız 23 Mayıs için şimdiden işinizi gücünüzü ayarlayın. Kimler mi var? Kimler yok ki... Anna Calvi, Wild Beasts, Goat, Orlando, Nathan Fake, Teed, Kim Ann Foxman, Acid Arab, Mo Kolours, Dengue Dengue Dengue, Zahed Sultan, Gaye Su Akyol, Ayyuka, Mode XL, Kalben, Can Kazaz, Nilipek... 6- ParkFest Biliyoruz, bu yıl favori festivallerinizden biri de ParkFest! Nedeni de çok basit; The Do, Kadebostany, Princess Chelsea, Kalben, Nilipek sahnede! Yeri gelmişken, Princess Chelsea'nin bir videosunu da buraya bırakalım 🙂 7- 1st Harvest Fest Alt-J Mew Duymayan kaldı mı? Alt-J 31 Mayıs'ta hasata geliyor! Live Authentic akımı dünyada bu kadar popüler olmuşken, böyle bir festivali deneyimlemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz! Alt-J ve Mew'i aynı gün dinlemek hepimize iyi gelecek. Şimdiden heyecanlananlar için tadımlık video; 8- %100 Metal Fest Headbangers' Weekend Her yaz artık bir Metal festivalimiz var. 🙂 Ama bu kadar iddialısını az gördük. Kreator, Mastodon, Therion, Katatonia, At The Gates, Ensiferum, Moonspell, Rotting Christ, Thrown To The Sun ile hafta sonu kafalar kopacak! 9- Cappadox Bu yıl yepyeni bir festivalle tanışıyoruz! Nasıl tarif etsek? Biraz bohem, biraz huzur, biraz spiritüellik... Kadapodakya'da gerçekleşecek bu festivali, içsel bir yolculuk ve eğlencenin bir araya gelmiş hali gibi düşünebilirsiniz. Biz de merakla bekliyoruz açıkçası. Festivalin detaylarını buradan incelemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz... Çağıl Üner: Biletix Blog"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bahcenizi-suslesin-isteyeceginiz-birbirinden-ilginc-9-agac-cesidi/", "text": "Ağaç ve yeşile olan sevgimizi her fırsatta dile getirmekten çekinmiyoruz. Bahçelerimiz olsun istiyoruz, parkları seviyoruz. Biraz da şanslıyız apartman yerine güzel bahçesi olan bir müstakil evde yaşıyoruz. Her ne kadar bizler sadece erik, kavak gibi klasik ağaçlara aşina olsanız da dünyada çok güzel ağaçlar var, keşke bizler de onlara sahip olacak kadar şanslı olsaydık. Dünyanın dört bir yanından ağaç çeşitleri 1- Baobab Küçük Prens'te de gördüğünüz o efsane ağaç Afrika'da oldukça yaygın. 2- Ejderha Kanı Ağacı Yemen'in Socotra Adası'nda görebileceğiniz, kesildiği zaman kan ağlayan ağaç. 3- Morsalkım Japonya'da bir bahar görmek isteyenlerin aklını çelen o muhteşem ağaç. 4- Büyük Sekoya Sierra Nevada, Kaliforniya'da bulunan bu ağaç çok yaşlı çok büyük ve heybetli. 5- Banyan Ağacı Bir bitki olarak başlayan Banyan büyük ve çok kollu bir ağaca dönüşüyor. Hindistan'da en çok sevilen ağaçlardan. 6- Gökkuşağı okaliptusu Yaşayan bir gökkuşağı! Yeni Gine'de rastlayabilirsiniz. Harika görünüyor. 7- Jabuticaba Brezilya'da yetişen bu ağaçta bir çeşit üzüm var. Ama dalların ucunda değil ağacın gövdesinde. 8- Monkey Puzzle / Maymun Yapbozu 4 metre boyu ve yıllardır Şili topraklarında büyüyen bu ağaç oldukça enteresan görünüyor. 9- Afrika Lale Ağacı Ağaç üstünde lale büyüdüğünü görmek yüzünüzü güldürdü mü?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bahcesine-gokten-kopekbaligi-dustu/", "text": "İngiltere'nin Kent bölgesi sakini, bahçesinde bir kuş tarafından avlandığı ve düşürüldüğü tahmin edilen köpekbalığı türü deniz canlısı buldu. Mirror'a konuşan James Hill, mutfakta kahve hazırladığı sırada babasının bağırarak arka bahçede, köpek balığı familyasına ait bir tür olan kedi balığı bulduğunu söylediğini anlattı. Shark turns up in bloke's back garden in Kent after falling from sky https://t.co/gG2126QIuf pic.twitter.com/xqFaYJpJnk newspaperupdate.com February 19, 2018 Hayvanı bahçeye bir martı veya karabatağın getirmiş olabileceği düşünülüyor. Kuşun avını tutamayarak düşürdüğü tahmin ediliyor. Hill ayrıca 60 santim uzunluktaki köpek balığının bulunduğunda ölü olduğunu kaydetti. İnsan için hiçbir tehlike arz etmeyen dişli kedi balığı çoğunlukla Atlas Okyanusu'nda yaşıyor fakat Akdeniz, Marmara ve Karadeniz'de de rastlanıyor. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bakim-urunlerindeki-plastik-mikro-boncuklar-baliklara-zarar-verdigi-icin-2017de-yasaklaniyor/", "text": "Yüz bakım kremleri, duş jelleri ve diş macunu gibi birçok bakım ürününde yer alan peeling özelliği katmak için kullanılan mikro plastik boncuklar 2017'den itibaren kademeli olarak yasaklanıyor. Bu plastik mikro boncuk parçalarının deniz sularına karışmasıyla 280 üzerinde balık türünün ve 50 üzerinde kuş türünün bunları yemeye başladığı araştırmayla ortaya konuldu. Balık ve kuşlar bunları yemeyi ise bir alışkanlık haline getirdi. İşin kötü kısmı ise öğütemedikleri için vücutları bu parçalarla dolmaya başladı. Daha kısa ve daha zayıf hale geldikleri gözlemlendi. Sadece yılda 680 tondan fazla mikro parçacığı İngiltere'de kullanıldığını açıklayan İngiliz Çevre Bakanı, yüz yıkama ve kese gibi ihtiyaçlar için daha zararsız şeylerin kullanabileceğini söyleyerek 2017'den itibaren plastik parçaların kullanımının sona erdireceğini bildirdi. Deniz canlıların korunması için kritik bir hamle olan bu açıklama çevreciler tarafından çoşkuyla kutlandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bakin-sac-boyasi-kullaninca-yuzune-ne-olmus/", "text": "Fransız öğrenci, bir süpermarketten aldığı saç boyasının yol açtığı alerji yüzünden yüzünün ne hale geldiğini gösterdi. Le Parisien'in haberine göre, 19 yaşındaki Estelle, saç boyasını kullanmadan önce alerji testini yaptı ama test sonuçlarının 30 dakika değil 2 gün beklenmesi gerektiğine dikkat etmedi. Estelle, Bir aptallık yaptım ve diğerleri uyarmak istiyorum: benim gibi yapmayın diye kaydetti. Genç kız, hastaneye geldiğinde başının çevresi 56'dan 63 santime ulaşmıştı. Hastanede ilaç verilen ve eve gönderilen kadının alerjisi daha da gelişti, dili şişti ve Estelle boğulmaya başladı. Öğrencinin durumu ancak hastaneye yatırıldıktan sonra düzelmeye başladı. Estelle, taburcu olduktan sonra saç boyasının yol açtığı halinin fotoğrafını yayınlayarak, Az kalsın ölüyordum ve benzer durumun başkanın başına gelmesini istemiyorum diye yazdı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bakislari-tuhaf-diye-terk-edilen-kopegi-sahiplenmek-icin-150-kisi-basvurdu/", "text": "'Bakışları tuhaf' diye terk edilen köpeği sahiplenmek için 150 kişi başvurdu Jubilee'nin Cumartesi günü bir aileye teslim edildiği açıklandı. ABD'nin New Jersey kentinde, gözleri tuhaf diye barınağa bırakılan bir köpeği sahiplenmek için 150 kişi başvurdu. Jubilee adlı 4 yaşındaki Sibirya kurdu daha öne aynı cins köpek besleyen bir aileye verildi. Husky House adlı barınağın bir yetkilisi, göz kapaklarındaki bir sorun yüzünden sürekli şaşırmış gibi bakan köpeğin kendilerine 2018'de bir köpek yetiştiricisi tarafından bırakıldığını söyledi. Bu yetkiliye göre, sahibi köpeği bırakırken Gözleri aşırı tuhaf olduğu için hayvanı satma şansım yok dedi. 'Keşke güzel olsaydım' Hiçbir sağlık sorunu olmadığı belirtilen köpeği iki yıl boyunca kimse sahiplenmediği için barınak geçen Salı Facebook'ta bir duyuru yayımladı. Jubilee'nin ağzından yayımlanan duyuruda Tuhaf bakışlı olduğum için barınağa bırakıldım. Husky'ler olağanüstü köpekler. Ama ben neden onlara benzemediğimi bilmiyorum. Keşke güzel olsaydım da birileri beni evine alsaydı denildi. Barınak yetkilisi CNN'e açıklamasında mesajlarının sosyal medyada büyük ilgi görmesine şaşırdıklarını belirterek Herkesin bizim gibi, onun güzel olduğunu düşünmesi bizi çok sevindirdi dedi. Jubilee'nin Cumartesi günü bir aileye teslim edildiği açıklandı. BBC Türkçe"} {"url": "https://www.thegeyik.com/balide-daha-once-duymadiginiz-bir-kutlama-sessizlik-bayrami/", "text": "Hindu nüfusunun yoğun yaşadığı adada yerel dilde Nyepi olarak bilinen sessizlik kutlamaları kapsamında yarın 24 saat süreyle turistler dahil kimse sokağa çıkamayacak. Gün boyu tüm uçuşların iptal edileceği ve cep telefonlarına internet erişiminin de kesileceği Bali'de sokaklarda sadece herkesin kurallara uymasını sağlamakla görevli Pecalanglar devriye gezecek. Şeytanın yeryüzüne inişini simgelediğine inanılan Nyepi kutlamalarında Hindular, kötü şans ve uğursuzlukları kovmak için konuşma, eğlenme ve elektrik kullanımı gibi günlük yaşam aktivitelerinden bir gün süreyle uzak duracak. Öte yandan, ülkede turistlerin en uğrak yeri olan Bali Adası'ndaki sessizlik bayramı yasaklarından kaçmak isteyen turistler, genellikle bölgeye yakın olan Lombok Adası'na geçiyor. Yarın için aydınlanmanın mumlarla yapılacağı adada, acil durumlar için de hastane gibi bazı kamu kurumları hizmet verecek. Adadaki Hindular, kötü düşünce ve duygulardan arındıklarına inandıkları Nyepi gününü, yeni yıla giriş olarak kabul ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/balide-yasam-sartlari-nasil-ve-aylik-masraflariniz-ne-kadar-tutar/", "text": "Bizim çok sevdiğimiz isimlerden biri olan Zeynep Gabralı oldukça güzel bir maceraya atıldı: İş hayatına Asya kıtasında devam ediyor. Kendisi daha önceden Amerika ve Avrupa deneyimine de sahip ama Asya kıtası onlara oranla biraz daha farklı tahmin edersiniz ki. Youtube kanalından da oradaki hayatı anlatan ve deneyimlerini bizlerle paylaştığı videolar yayınlıyor. Bali'ye tatile giden çok insan tanıyoruz ve onlar için çok sayıda yardımcı site var ama orada biraz daha uzun soluklu kalmak isteyenlere rehberlik edecek bir kaynak eksikti. Bali'de hayat pahalı mı, nerede kalınabilir, ulaşım konusunda hangi aracı tercih etmelisiniz gibi çok sayıda soruya cevap veren bu videoyu kesinlikle izlemelisiniz: Videoda gördüğünüz evin havuzu Asya gezisindeki videoların tamamı için Youtube kanalı: Zeynep Gabralı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/balik-etli-kadinlar-daha-zeki/", "text": "Ortalamanın biraz daha üstünde kilosu olan kadınların birkaç işi birden daha iyi yapabildiği ve daha zeki oldukları ortaya çıktı. Yapılan araştırmalara göre balık etli kadınların vücutları daha fazla östrojen hormonu salgılıyor ve bu da beyin fonksiyonlarını olumlu etkiliyor. KİLONUN BEYİN ÜZERİNDE POZİTİF ETKİSİ VAR Uzmanlar yaptıkları araştırmalarla kilonun beyin üzerinde pozitif etkisi olduğunu, orta yaşa geçiş aşamasında faydalı etkilerinin olduğunu ve beyni koruduğunu iddia ediyor. Ayrıca geniş kalçalara sahip balık etli kadınların vücudunda yeterli oranda omega-3 yağ asiti bulunuyor ve omega 3 yağ asitleri de beynin gelişimi için oldukça önemli. Buna rağmen fazla kilolu olmanın sağlık için pek çok zararı olduğunu da unutmamak gerekiyor. BALIK ETLİ KADINLARIN ÇOCUKLARI DA DAHA ZEKİ Diğer bir araştırmaya göre kıvrımlara sahip olan balık etli kadınların çocukları daha zeki. Bunun sebebi annenin kalçasındaki yağların bebeğin beyin gelişiminde büyük rol oynaması. Bebeklerin beyinlerinin sağlıklı gelişebilmesi için omega-3 yağı çok gerekli. İnsan vücudu omega-3 yaratamıyor, bu madde gıdalarla vücudumuza girip kadınların kalça ve bacak bölgelerinde depolanıyor. Yani bebeğe süt yoluyla aktarılan omega-3 annenin yıllar içinde depolamış olduğu yağlardan geliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ballon-dor-gecesinde-kadin-futbolcu-ada-hegerberge-skandal-soru/", "text": "Dünyada yılın en iyi futbolcusuna verilen Ballon d'Or ödül töreni büyük bir skandala sahne oldu. Törenin sunucularından Fransız DJ Martin Solveig, yılın en iyisi futbolcusu seçilen kadın futbolcu Ada Hegerberg'e ödülü aldıktan sonra 'Twerk yapabiliyor musun?' diye sordu. Soru sonrası şoke olan 23 yaşındaki sporcu, 'Hayır' demekle yetinebildi. O an Fransız futbolcu Mbappe'nin de şaşkınlıktan ağzının açık kaldığı kameralara yansıdı. 3 Şampiyonlar Ligi kupası kaldıran Hegerberg gaf sonrası sahnede bocalarken sosyal medyadan gelen yoğun tepkiler üzerine Fransız DJ bir özür yayınladı. Ada ile de konuştum. Bir şaka olduğunu anladığını söyledi. Yine de kırgın olan herkesten özür dilerim. En önemlisi Ada'yı ödül için tebrik ediyorum. Ada Hegerberg ise konu hakkında şu açıklamada bulundu: Tören sonrası yanıma geldi ve böyle olduğu için çok mutsuzdu. Bunu cinsel taciz olarak değerlendirmedim. Ballon d'Or kazandığım için mutluyum Hegerberg bu prestijli ödülü kazanan ilk kadın sporcu olarak tarihe geçti. Yaşananları 'spor dünyasındaki cinsiyetçiliğin en büyük örneklerinden biri' olarak niteleyen Murray, Mbappe ve Modric'e ne sordu? Futbolla ilgili şeyler. Bu sadece bir şaka değil. Ben de aşırı tepki vermiyorum. Hayatım boyunca sporun içinde oldum ve cinsiyetçilik seviyesi inanılmaz diye konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/banu-alkanin-gozde-aski-murat-tasdemir-simdilerde-pastane-isletiyor/", "text": "Murat Taşdemir... Yıllar önce Türkiye'nin göz önünde ünlülerinden biriyle yaşadığı aşk sayesinde herkes adını duydu. GÖRMEK İÇİN PASTANEYE GİDİYORLAR Ama sonra köprülerin altından çok sular aktı. O artık Antalya'da bir pastane işletiyor. Yine de eskiden tanıyanlar bazen sırf onu görebilmek için o pastaneye gidiyor. MAGAZİN MANŞETLERİNİ SÜSLÜYORLARDI Aşkları da, kavgaları da gazetelere manşet oldu. Günlerce yazıldı, çizildi. 90'lı yılların favori ikilisi sürpriz bir kararla yollarını ayırdı. SIRRA KADEM BASTI Ayrılık sonrası Banu Alkan, sahne hayatına devam etti. Murat Taşdemir ise deyimi yerindeyse ortadan kayboldu. Banu Alkan'ı yine görüyoruz ekranlarda fakat Murat Taşdemir şimdilerde neler yapıyor dersiniz. CANLI YAYINDA KAVGA ETMİŞLERDİ Magazin aleminin en büyük aşklarından birinin baş kahramanı olan Murat Taşdemir, 1969 doğumlu. Kendisinden 11 yaş büyük olan Banu Alkan ile ilişkisi onu ekranın en tanınan yüzlerinden biri haline getirdi. Tutkulu aşk, canlı yayında yaşanan kavganın ardından bitti. 2005 YILINDA EVLENDİ Murat Taşdemir, ayrılık sonrası kendine yeni bir hayat kurdu. 2005 yılında turizmci Arzu Altay ile sürpriz bir şekilde nikah masasına oturdu. Murat Taşdemir'in 'evlilik' haberi de gündemi uzun süre meşgul etti. Çiftin bu evlilikten bir de kızları dünyaya geldi. PASTANE İŞLETİYOR Eşiyle memleketi Antalya'ya taşınan Murat Taşdemir, ağabeyi ile birlikte küçük bir işletme açtı: Taze Sıcak Unlu Mamülleri... Murat Taşdemir şimdilerde ise vaktinin tamamını burada geçiriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/barcelona-halki-turistler-buraya-gelme-geldiysen-de-kendini-balkondan-at/", "text": "İspanya'da, mutenalaştırmaya neden oldukları gerekçesiyle turistlere ev dönmeleri çağrısı yapan siyasi eylemciler, hazırladıkları son İngilizce afişte turistlere 'otel balkonlarından atlama' çağrısı yaptı. İspanya'nın bazı bölgelerinde kapitalizm karşıtı eylemciler, özellikle turizm sezonunun canlı olduğu dönemlerde 'turistleri evlerine dönemeye çağıran' kampanyalar yürütüyor. Bu kapsamda sokak eylemleri düzenleniyor, duvarlara afişler yapıştırılıp, sloganlar yazılıyor. Geçen yıl Barcelona, Mallorca ve San Sebastian gibi şehirlerde turist otobüslerine saldırılar da gerçekleştirildi. Söz konusu afişlerde şunlar yazıyor: Sevgili turist, balkondan atlamacayı bilir misin? Bu; mutenalaştırmayı önler, mahalle sakinlerinin hayat şartlarını iyileştirir, kalp rahatsızlıkları riskini azaltır. Balkondan atlamaca çok eğlencelidir. Bir duvar yazısında ise şu mesaj yer alıyor: Turistler, evinize dönün ve lütfen balkondan atlamacayı çalışın. Barcelona Belediye Meclisi'nden bir sözcü, söz konusu bu eylemlere karşı olduklarını, posterlerin söküleceğini açıkladı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/barcelonada-turist-karsiti-grup-otobus-lastiklerini-kesti/", "text": "Birkaç gün önce de aynı partinin üyeleri, Barcelona futbol takımının stadyumunun çevresindeki İngiliz turistleri taşıyan bir tur otobüsünün lastiklerini keserek camlarına spreyle 'Turizm, mahalleleri öldürüyor yazmıştı. Radikal CUP partisinin gençlik kolu Arran, turizm karşıtı kampanyayı üstlendi. Barcelona'da şehir meclisi üyesi olan Santi Villa, CUP'un büyük bir hata yaptığını söyleyerek, Barcelona ve Katalunya algısına zarar verdiğini savundu. Arran grubunun sözcüsü Laura Flores, şiddet eylemlerini savunarak, Bu eylemler bizim her gün karşılaştığımız şiddete karşı bir cevap. Sokaklara konuşmaya açık olmalı çünkü orası mücadele edebileceğimiz tek yer. ifadelerini kullandı. CUP üyesi Mireia Boya ise şehir sakinlerinin artan turist sayıları nedeniyle 'ekonomik şiddetle' karşı karşıya kaldığını savundu. 1.6 milyon nüfusuna karşın geçtiğimiz yıl yaklaşık 32 milyon turisti konuk eden Barcelona'da turizm tartışması uzun süredir sıcaklığını koruyor. Şehir sakinleri, artan turist sayısıyla birlikte kiraların fahiş noktalar ulaştığını ve kendi şehirlerinde yaşayamadıklarını söylüyorlar. Geçtiğimiz yıl turizmin sınırlandırılması talebiyle çok sayıda turizm karşıtı protesto düzenlenirken, bazı otellerin duvarlarına 'boya bombaları' atılmıştı. Şehirde halen birçok sokağın duvarlarında turizm karşıtı grafitiler yer alıyor. HURRİYET.COM.TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/barcelonada-ustsuz-guneslenme-icin-referanduma-gidildi-iste-sonuc/", "text": "İspanya'nın Barcelona kenti yakınlarındaki bir kasabada sadece kadınlar arasında yapılan referandumda, halka açık havuzlarda üstsüz güneşlenme yasağı kaldırıldı. İspanya'nın 8 bin nüfuslu Katalan L'Ametlla del Valles kasabasında belediyenin düzenlediği referandumda 16 yaşından büyük 379 kadın oy kullandı. Bu kişilerin yüzde 61'i yasağın kaldırılması yönünde oy kullandı. Katılımcıların yüzde 31'i ise yasağın devamını istedi. HER ŞEY CANKURTARANIN ŞİKAYETİYLE BAŞLADI Referandumu gündeme getiren olay ise geçen yaz yaşandı. Bir cankurtaranın şikayeti üzerine, üstsüz havuza giren iki kadın, polis tarafından bikinilerini giymeye zorlanmıştı. ERKEKLER DE BİKİNİ GİYEREK PROTESTOYA KATILMIŞTI Bu olay kasabada protestolara neden olmuş, yasağın kalkmasını isteyen bazı kadın ve erkekler, aynı havuzda üzerine göğüs ucu çizilmiş bikiniler giyerek eylem yapmıştı. Yaklaşık 3'te 2'lik bir oranla yasağı kaldıran referandumun sonucunun bağlayıcı olduğu belirtiliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/barcelonanin-yeni-yildizi-dembele-bir-ambidekster/", "text": "Ousmane Dembele 105 milyon + 42 milyon bonus karşılığında Barcelona'ya tranfser olurken yeteneklerinin sadece iki ayağıyla sınırlı olmadığı, Fransız futbolcunun iki elini de kullanabildiği ortaya çıktı. Barcelona'nın yeni transferi Ousmane Dembele sadece futboldaki yetenekleriyle bilinmiyor. Fransız futbolcu iki ayağının yanı sıra iki elini de kullanabiliyor. Bu gerçek Barcelona'nın düzenlediği imza töreninde ortaya çıkıyor. Fransız futbolcuda bulunan bu özelliğe 'ambidekster' deniyor. Anlamı ise her iki elini de aynı ustalıkla kullanma özelliği. Neymar'ın yerine transfer edilen oyuncu imza töreninde birçok kağıt imzalarken kimisinde sağ elini kimisinde ise sol elini kullandı. Ambidekster nedir? Ellerden biri baskın olmadığı için yazı yazma ve bıçak kullanma gibi elle yapılan becerileri her iki eliyle de eşit düzeyde yapabilme yeteneğine ambidekster deniliyor. Bu yeteneğe sahip kişiler için sağlak ya da solak ifadesi kullanılmaz. Bu özelliğe sahip kişilerin beynin her iki tarafını da kullanabildiği söylenir. Genelde aileden geçen bu özellik çok az kişide görülür. Bu arada Dembele'yi Dortmund'a 15 milyon euro'ya satan Rennes, oyuncunun Barcelona'ya satışından da 40 milyon euro civarı bir para kazanacak. CNN Türk"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bardakci-baba/", "text": "İstanbul Fulya'da bir türbe var.. Camla çevrili. Bardakçı Baba Türbesi.. Bir ara dolup taşıyormuş.. Evlenmek isteyen.. Çocuğu olmayan.. Eşiyle kavga eden.. İş arayan.. Hastalığına çare arayan.. Sınav kazanmak isteyen.. Kısacası umut dilenen herkes.. Geliyor, dilek tutuyor, mum yakıyor, bardak kırıyormuş ve bu ritüel yıllarca sürmüş. Türbeyi bugüne kadar ziyaret edenlerin sayısı milyonları geçmiştir.. Bardakçı Baba türbesi uzun yıllar boş bir arsadaydı.. Sonra belediye etrafını çevirdi, bir türbe haline getirdi.. Tabela bile asıldı.. Şimdilerde ise cam ile çevrili fakat o çok sayıda ziyaretçinin dualar etmek için geldiği eski günlerinden uzak. Peki bu türbenin hikayesi nedir? İşte bu türbenin yakınında bulunan ve o dönem adı Diş Hekimliği Yüksekokulu olan Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nden mezun bir diş hekiminin iddiaları, Bardakçı Baba'dan medet umanların hayallerini yıkacak nitelikte. Çünkü bugün Beşiktaş'ta muayenehanesi bulunan diş hekimi H.D., 34 yıl önce öğrenciyken, koruluk alanda ders çalıştıkları yere şaka için 'Bardakçı Baba' yazısı asıp küçük bir mezar yeri yaptıklarını, zamanla çevre sakinlerinin buranın etrafını çevirerek türbe yaptığını iddia ediyor ve 'Mezarın içi boş' diye konuşuyor. 'Masamız türbe oldu' Öğrenciyken, 1968 1969 yıllarında Fulya'da yol bile olmadığını söyleyerek söze başlayan H.D., 'Bardakçı Baba' hikayesini şöyle sürdürdü: Şimdi spor tesislerinin bulunduğu ağaçlık, koruluk alana bir masa koyup ders çalışıyorduk. Masada sürekli bardaklarımız duruyordu. Espri olsun diye bir tahtaya 'Bardakçı Baba' yazıp oraya astık. Küçük bir mezar da yaptık. Ders çalıştığımız kafatasını da içine koyduk. 1970'li yılların sonunda yol çalışması yapılırken, işçiler yazıyı ve buldukları kafatasını, yolun karşı tarafına yerleştirmiş. Zamanla etrafı çevrilmiş ve türbe haline gelmiş. Orayı kazsalar hiçbir şey çıkmaz. Belki benim plastikten damak ve diş yaptığım kafatası çıkabilir. Onun dışında böyle bir türbe yok. Türbenin eski halinden bu haline gelmesi de Milliyet'te yayınlanan bu üstte anlattığımız röportajdan sonra oldu. Yani Bardakçı Baba hala doğrulanmayan bir şehir efsanesi..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/baris-icin-15-yildir-durmadan-yuruyen-adam/", "text": "ABD'de yaşayan Meredith Eberhart isimli adam 15 yıl önce başladığı barış yürüyüşüne durmaksızın devam ediyor. Umutsuzca bile olsa barış arayışı olarak nitelediği yürüyüşünde 7000 km'yi aşan Eberhart'ın hikayesi görenleri hayrete düşürüyor. Emekliye ayrıldığı 1993 yılından bu yana yürüyüşü bir yaşam felsefesi olarak belirleyen Meredith Eberhart, görme bozukluğu alanından çalışmış ve iki çocuk babası bir adam. Yürüyüşlerinin sistemleştirmeye karar veren Eberhart, olaya tren istasyonları ile başladı. Emekliliği sonrası evi olarak Florida yerine Georgia'da satın aldığı arazide zaman geçirmeye başlayan Eberhart, zamanla insanlardan kopmaya başladı. Eşiyle bağlarını koparan ve sonraki beş yılı tam olarak hatırlamayan Eberhart, bu dönemi karanlık ve zorlu olarak nitelendiriyor. Bu dönemden çıkmanın yolunu yürüyüşte bulan Eberhart, yürüyüşlerini tren istasyonları arasında sistemleştirdi ve kendini bir anda Pensilvanya'da buldu. 1998'den bu yana düzenli olarak yürüyen Eberhart, Florida'dan kuzeye doğru gitti ve Quebeck'e yürüdü. Dokuz aylık bu yürüyüşü sonrası evine gelen Eberhart, duş almayı bıraktı, saçlarını uzattı. Kendine farklı bir isim veren Eberhart, biriktirdiği tüm kitapları da yaktı. Tüm maddi varlığını eşine bırakan Eberhart, Georgia'da aldığı araziyi de oğullarına bıraktı. O günden bugüne dek durmadan yürüyen adamın bir gününü Guardian için haberler takip etti. Her geçen yıl sahip olduklarım azaldı ve daha mutlu bir adam oldum ifadelerini kullanan Eberhart yürüyüş amacını ise umutsuzca bile olsa barış arayışı diyerek özetledi. Barış İçin 15 Yıldır Durmadan Yürüyen Adam ABD'de yaşayan Meredith Eberhart isimli adam 15 yıl önce başladığı barış yürüyüşüne durmaksızın devam ediyor. Umutsuzca bile olsa barış arayışı olarak nitelediği yürüyüşünde 7000 km'yi aşan Eberhart'ın hikayesi görenleri hayrete düşürüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/baris-manco-hakkinda-bilgiler-bilinmeyenler/", "text": "Barış Manço'nun Dünya Harikası Kişiliği Hakkında 10 Bilgi Barış Manço dünyaya gelmesinin bir sebebi olduğunu düşünüp bir şeyleri değiştirmek için sürekli çaba göstermiştir. Günümüzde de canlı kalmasının sebebi sanatı kadar onun insanlara bıraktığı iyi davranışlardır. İşte Barış Manço hakkında 10 bilgi ve onun dünyası: 1- Duyma engelliler için işaret dilini öğrenmiştir. 2- Zeynep Kamil'de 'saçlı doğum' olarak tıp literatürüne girdim. Saçlarımı ben hiç kesmedim. Okulda askerde hep yöneticiler kesti. Barış Manço 3- Barış Manço'nun Benim Rüyam ismini taktığı bir piyanosu vardır. 4- Barış Manço denince akla onun yüzükleri gelir. 5- 7'den 77'ye isimli programla dünyayı tv ekranlarına getirmiştir. 6- Domates, biber patlıcan onunla özdeşleşmiştir: 7- Adam Olacak Çocuk programı pazar günlerinin kovboy filmleri kadar vazgeçilmeziydi. Ve konuk çocuklara çocuk demez küçük adamlar derdi. 8- Barış Manço vapuru İstanbul boğazını süslemektedir. 9- Barış Manço'nun Türkçe olmayan şarkıları da var 10-Barış Manço bir ara Japonya'da Türkiye'den daha popüler olmuştur. The Geyik - Siyasetten Uzak İçerik Sitesi - 2014 - 2023 / The Geyik\\'te eğlenceli içerikler, faydalı bilgiler ve sosyal medyada en çok konuşulan konulara ulaşabilirsin. Merak etme biz burayı senin için siyasetten ve canını sıkabilecek her şeyden temizliyoruz. Sana pozitif bir alan açıyoruz. Keyifli vakitler!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/baris-manconun-yabanci-spikere-yaptigi-tarihi-kapak/", "text": "Barış Manço Fransa'da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur. Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir. Sürekli, İşte Türk, yani barbar, vahşi vs... demektedir... Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere Yanınızda kağıt para var mı? diye sorar! Bu soruya spiker şaşırır ve Evet var ama n'olacak der. Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kağıt paraları çıkartır. Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında Anahtar adlı şarkısını söylemiştir. Bu şarkının bir bölümü şöyledir: Beş Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, beş Fatih-bir Mevlana, İki Mevlana-bir Sinan (Barış Manço / Anahtar şarkısı / Darısı Başınıza Albümü / 1992). Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçen kişiler o dönemdeki Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir... Barış Manço spikere sorar: Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim? Spiker: General. Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar, spikerin verdiği cevaplar hep aynıdır, General, Amiral, Komutan Spikerin bu falanca General, falanca Amiral, falanca Komutan cevabından sonra, bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır... Barış Manço der ki: Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Akif Ersoy'dur.. Şairdir... Bu fotoğraftaki kişi Mevlana'dır. Düşünürdür... Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet'dir. Adaletin sembolüdür... Bu paradaki kişi ise Atatürk'tür. Yurtta barış, dünyada barış diyen kişidir. Bizim paralarımız bunlar. Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına şairlerimizin, düşünürlerimizin, bilim adamalarımızın fotoğraflarını bastık... Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışsınız! der... Barış Manço'nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri Canlı yayını keserler ve spikeri yayından alırlar, başka bir spiker yerine gelir ve canlı yayın yeniden başlar, yeni spiker Barış Manço'dan ve Türklerden özür diler"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bas-agrisiyla-bas-etmenin-10-yolu/", "text": "BAŞ AĞRISI Kimi zaman stresten, kimi zaman uykusuzluktan kimi zaman da az su içmek gibi yaptığımız hatalı davranışlardan çoğumuz baş ağrısı sorunu yaşıyoruz. Genellikle hafif veya orta şiddette tüm baş bölgesinde ağırlık, gerginlik olarak hissedilen gerilim tipi baş ağrıları pek çoğumuzun yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Aslında günlük hayatımızda yapacağımız ufak değişikliklerle gerilim tipi baş ağrısından korunabileceğimizi söyleyen Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Dr. Aylin Yavuz alınması gereken önlemleri anlattı. Ilık duş alın Gün içinde gerilen kasları gevşetmek için ılık bir duş yapın. Ne çok sıcak ne de çok soğuk olmalı. Ilık duş kasları gevşeterek baş ağrısından korunmazında yardımcı olacaktır. Dinlenin Aşırı yorgunluk da gerilim tipi baş ağrısına neden oluyor. Bu yüzden dinlenmek ya da istirahat etmek ağrıyı önlemek için çok önemli. Dinlenmeye geçildiğinde kan dolaşımı düzenlemeye başlıyor, böylece tüm organlara, özellikle de beyne oksijen girişi artıyor. Beyinde artan oksijen girişi ağrıda koruyucu etki gösteriyor. Bol bol su tüketin Yaşam kaynağımız olan su, kan dolaşımını kolaylaştırıyor ve vücuda gerekli olan elektrolit ile minerallerin dengesini sağlıyor ve baş ağrılarında koruyucu etki yapıyor. Bu nedenle günde 2 litre su tüketmek çok önemli. Alkol, kafein ve şeker tüketimini de azaltmak kan dolaşımını rahatlatarak ağrı yapıcı maddeleri uzaklaştırıyor. Stresten uzak durun Günlük yaşam kalitesini bozan depresyon ve anksiyete gibi psikiyatrik bozukluklar baş ağrısını tetikleyen önemli etkenlerden. Yoğun stres altında olduğumuz dönemlerde çok kısa süreliğine de olsa ortamdan uzaklaşmak, kendimize zaman ayırmak stresten ve baş ağrısından korunmamızı sağlayacaktır. Soğuk /sıcak uygulaması yapın Sıcak veya soğuk uygulaması özellikle gerilim tipi baş ağrılarından kurtulma da çok işe yarıyor, gergin kasları gevşeterek baş ağrısından kurtulmada yardımcı oluyor. Sıcak uygulamayı ılık bir havluyla, soğuk uygulamayı ise bir beze küçük buz torbalarıyla yapabilirsiniz. Şakak ya da boyun bölgesi üzerinde bir süre tutun ardından 20 dakikada bir olmak üzere uygulamayı 3 kere tekrarlayın. Baş ağrısından kurtulmanızda yardımcı olacaktır. Gevşeyin Baş ağrılarını önlemek için stresten uzak durmak ve mümkünse gevşeyebilmek çok önemli. Bunun için derin nefes alma, yoga, davranış terapileri ile akupunktur gibi gevşeme terapilerinden faydalanabilirsiniz. Gevşemeyi başardığınızda beyninizdeki serotonin düzeyi artacak ve baş ağrısından korunacaksınız. Uyku düzeni çok önemli Kaliteli uyku sağlığımız için en az su içmek kadar kaliteli büyük önem taşıyor. Özellikle uyku sırasında salgılanan melatonin hormonu, vücudumuz için oldukça faydalı. İyi bir uykunun başlıca ölçüsü ise sabah dinç uyanmak ve gün içinde zinde hissetmek. Uyku düzeninizi günde 6 saatten az, 10 saatten de fazla olmamak şeklinde düzenleyin. Duruşunuza dikkat edin Yanlış duruş kasların gerginliğini artırarak sağlık açısından pek çok probleme yol açabilir. Kasların gerginliğini azalmak ve baş ağrılarını önlemek için doğru duruş çok önemli. Vücudunuzun dik olmasına dikkat etmelisiniz. Öğün atlamayın Uzun süren açlık baş ağrısını tetikleyebiliyor. Bu yüzden öğün atlamamak gerekiyor. Ara öğünlerle birlikte günde 5-6 öğün beslenmeyi ihmal etmeyin. Düzenli egzersiz yapın Düzenli egzersiz demek baş ağrılarının azalması demek. Düzenli yapılan egzersiz mutluluk hormonunun salınmasını sağlıyor, kan dolaşımını düzenliyor ve kasları gevşetiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/baskan-acikladi-superligde-play-off-sistemine-gecilebilir/", "text": "Dün Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, federasyon ve kurullarının yaptığı toplantıda liglerin ertelenmesine karar verilmişti. Bugün de Kulüpler Birliği bir toplantı gerçekleştirdi. Kulüpler Birliği Başkanı Mehmet Sepil, yayıncı kuruluşa toplantının detaylarını anlattı. İşte Mehmet Sepil'in açıklamaları: Sayın Bakan Kasapoğlu bizi toplantıya çağırdı. Açık yüreklilikle konuştuk, görüş ayrılığı hiç yoktu. Sadece futbolcuları değil, stadyumdaki kişilerin tamamını riske atıyorduk, bunlar konuşuldu. Her şey normalleşirse, 17 Nisan'da lige yeniden başlayabiliriz. 3 tane senaryo var. Her şey yolunda gider, bu korona vakasını ülke olarak hızlı atlatırız, ligler de hızlı başlar, 8-10 maçı hızlı şekilde yerine getiririz. Şampiyonlar ve düşenler belli olur, lig biraz gecikerek, planlandığı gibi biter. Bu ilk senaryo. 2. senaryo, hem ülkemizde hem Avrupa'da oluşan koşullardan dolayı liglere başlamak uzayabilir. Bu durumda hızlandırılmış bir lig sistemine gidilebilir. Çok çözüm yok, play-off gibi, şampiyonların daha hızlı belirlendiği bir sistem olabilir. Fanatik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/batmak-uzere-olan-sokak-saticisi-tezgaha-manken-koyunca-isler-degisti/", "text": "Bazen en ummadığınız fikir sizin iş hayatınızı kurtarabiliyor. Bu sokak satıcısının hikayesi de bu tarzda. Sadece güzel bir kadını tezgahın başına koyarak hayatının kararını almış: Tayvan'da bir sokak satıcısı, servis personeli olarak Vivi isimli bir modeli işe aldı. Yeni personel Vivi sayesinde satışlar tam 4 kat arttı... Little Peach yani 'Küçük Şeftali' lakaplı manken dükkanda çalışmaya başlar başlamaz müşteriler kuyruğa girdi. Tayvan'daki Beitun Bölgesi'nde bulunan yemek standı atıştırmalık kırmızı et çeşitleriyle tanınıyor. Küçük Şeftali'den yiyecek almak için sıraya giren Tayvanlı müşteriler uzun kuyruklara rağmen oldukça sabırlı görünüyorlar ve gülümsüyorlar.Bazı müşteriler et konusundaki yeteneklerini sergileyen Vivi'nin elini sıkıp fotoğraf çektirmek istediler. Taiwan Gazetesi'ne göre Vivi modellik kariyerine dükkana yardım amacıyla durdurabilir. Tayvan'daki otoriteler Vivi'nin başarısının sırrının güleryüz ve iletişim olduğunu belirtiyorlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bavul-com-faaliyetlerini-durdurma-karari-aldi/", "text": "Online uçak bileti, otel rezervasyonu, yurt dışı turları ve gemi turları hizmeti veren bavul.com, faaliyetlerini sonlandırıyor. Bavul.com yönetimi, 2014 yılı Ağustos ayında devraldıkları bavul.com'un operasyonlarını Eylül ayı itibarıyla durduracaklarını belirterek, kararın gerekçesini şöyle açıkladı: Bu kararımızda pazarda oluşan aşırı rekabetçi fiyat politikalarının karlılığı oldukça azaltması ve tedarikçilerimizin çoğuna yaptığımız ödemelerin Euro cinsinden olması ve kurdaki hızlı değişiklikler etkili olmuştur. Tüm seyahatlerimiz güvence altında Açıklamada, önümüzdeki döneme ilişkin bavul.com'dan alınan hizmetlerin olumsuz etkilenmesinin söz konusu olmadığı vurgulanarak, Özellikle belirtmek isteriz ki; bugüne kadar bizden uçak bileti, otel konaklaması ve tur paketi almış olan tüm yolcularımızın seyahatleri güvence altındadır. Tüm seyahatler gerçekleşene kadar müşteri hizmetlerimiz servis vermeye devam edecektir denildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bayern-munihin-stadindaki-t-isaretinin-anlami/", "text": "Alman futbolunun en başarılı kulübü olan Bayern Münih'in stadyumu Allianz Arena tribünlerinde dikkat çekici bir detay var. Stadyumun kamera açısında görünen kısmında 'T' harfinin seyirciler tarafından beyaz giyinilerek gösterildiğini görüyoruz. Peki bunun sebebi ne? İşte Allianz Arena'da hep gördüğümüz ama pek çoğumuzun bilmediği o detayın ayrıntıları. Dünya futbolu gelişen ekonomik düzen sebebiyle tamamen bir reklam pazarı haline geldi. Kulüpler anlaştıkları sponsorlarla stadyumlarını, formalarını, TV kanallarını hatta çoraplarını bile bir reklam aracı olarak sunabiliyor. Bu kulüplerden bir tanesi de Almanya Bundesliga takımlarından Bayern Münih. Bundesliga'yı 2012 yılından bu yana domine eden Bayern Münih, sponsorluk anlaşması gereği en ilginç uygulamalardan birini stadyumunda deniyor. Resmi sponsoru Alman GSM operatörü T-Mobile olan Münih kulübü Allianz Arena'da sponsoruna çok özel bir bölümü anlaşma boyunca rezerv etmiş durumda. Stadın kamera açısında net olarak görülen bu bölümde sponsorun görevlendirdği kişiler maç boyunca beyaz bir kıyafet altında hiç ayağa kalkmadan maç izliyor. Böylelikle maç oynanırken televizyon ekranlarında maçı takip edenler kendilerini bir reklamın içinde buluyor. Konuyla ilgili olarak TRT yorumcusu Cem Dizdar da Fitbol Dergisi'ne Bayern Münih stadındaki T harfi ve sponsorluğun detayıyla ilgili bir dosya kaleme aldı. İşte Dizdar'ın verdiği o ilginç ayrıntılar; Deutsche Telekom'un Bayern Münih'in Allianz Arena Stadı'nda tribünlere yerleştirdiği 'insan reklam panosu'nun alanı toplam 58 koltuktan oluşuyor. Her futbol takımı sponsoru gibi Deutsche Telekom'un da koltuk kontenjanı bulunuyor. Firma bu alanı reklam çalışması için kulüpten özel talep etmiş ve ücretsiz olarak dağıtıyor. Allianz Arena'nın maçı en güzel izleyebilen yerlerinden olan bu koltuklarda bedava maç seyreden futbolseverler sponsor firmaya başvuruyorlar. Biletler bedava ancak fedakarlık gerektiriyor. Seçilenler, reklam verenin temin ettiği beyaz kıyafet ve şapkayı maç süresince çıkartamazlar. Karşılaşma boyunca oturmak zorundalar. Devre arasında ancak kalkabilirler. Yenişafak / Hürriyet.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bbcnin-yeni-fantastik-dizisi-the-watch-digiturk-ve-tivibuda-basliyor/", "text": "Terry Pratchett'in Diskdünya romanlarından Ankh-Morpork City Watch'a dayanan fantastik suç dizisi, yozlaşmış şehirlerini kurtarmaya çalışan kanunsuz Sam Vimes liderliğindeki bir grup uyumsuzu konu alıyor. BBC'nin bu yepyeni orijinal dizisi 11 Ağustos Çarşamba saat 21:00 itibariyle ikinci sezonuyla Digitürk ve Tivibu platformlarında yer alan BBC First ekranlarında altyazı seçeneği ile yer alacak. Terry Pratchett'ın büyü ile komedinin birbirine harmanladığı eşsiz dünyasına şahit olacağımız bu yapımda, şehirlerini kurtarmak için çaresizce çabalayan bir grup uyumsuz polisin fantastik maceralarına doğru yolculuğa çıkıyoruz. Oyuncu kadrosu ile heyecanı bir üst perdeye çıkaran dizide, Game of Thrones dizisinde Beric Dondarrion karakteriyle karşımıza çıkan Richard Dormer, Sam Wimes karakterine hayat veriyor. Richard Domer'ın yanı sıra soyluların son çocuğu Leydi Sybil Ramkin , saf ama kahraman Carrot , gizemli Angua ve usta adli tıp uzmanı Cheery zengin oyuncu kadrosundaki isimlerden sadece bazıları... Büyünün, dramın ve komedinin ustaca bir araya getirildiği bu seride; ejderhalar, barbarlar, cadılar, kahramanlar, düşmanlar ve daha birçok sürpriz fantastik öge bizleri bekliyor. Hiç alışık olmadığımız bu kahramanların, bildikleri tek hayatın yok olmasına yol açacak büyük bir ejderhayı diriltmek için kötü bir komploya karşı verdiği savaşı keyifle seyreceğiz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bebegin-rahat-uyumasi-icin-ufak-bir-detay/", "text": "Bebeğinizin rahat uyumasını istiyorsanız, yatmadan önce onu rahatlatmanız gerekiyor. Alman Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nilüfer Yalındağ, bebeklerin mışıl mışıl uyumasını sağlamak için yapılması gerekenleri sıraladı: * Yatmadan yarım saat önce bebeğinize banyo yaptırın. * Pijamalarını giydirdikten sonra, bebeğiniz küçükse ona ninni söyleyin. Daha büyük bebeklere ise, kısa hikayeler okuyabilirsiniz. * Bebeğiniz meme emiyorsa, onu yatmadan loş ortamda emzirin. Biberon kullanıyorsa, onu mamasını yedirdikten sonra yatağına yatırın. * Gece onu beslerken veya altını değiştirirken sessiz olun. Bebeği uyandırmayın. * Gündüz bebeğinizle bol bol konuşup, oynayın. Böylece gece daha fazla uyumasını sağlarsınız. * Gece ağlayarak kalkarsa; ışığı açmadan onu kontrol edin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bebek-sahibi-olanlarin-hayatini-kolaylastiran-icatlar/", "text": "Dünyanın en güzel duygularından birisi çocuk sahibi olmak, peki ona bakmak kolay mı? Değil, bunu yaşayanlar daha iyi biliyor. Dünyanın en zorlu görevlerinden birisi ebeveynlik. Yine de gelişen teknoloji ve ihtiyaca yönelik icatlar bu işin daha kolay olmasına yardımcı oluyor. Bu icatlar hem bebekleri hem de sizleri mutlu edecek cinsten. Çocuğu Olanlara Özel İcatlar 1- Ateş ölçen emzik 2- Bebek monitörü, telefonla birlikte çalışan çok sayıda modeli var böylece çocuklarınıza sürekli bakabiliyorsunuz. 3- Uçak yolculuklarında işinizi kolaylaştıran cinsten 4- Bebek de sıcak sizin eller de 5- Eğlenceli duş, ayrıca aparatlar yardımıyla çocuğun boyuna uygun hale de getirilebiliyor. 6- Çocuğunuza duş aldırırken işinizi kolaylaştıracak bir takım 7- Çocuk da yaparım spor da diyenlere özel. Türkiye'de ne kadar kullanışlı olur bilmiyoruz ama gerçekten harika. 8- Çiçek şeklinde çocukların ağlamadan girdikleri duş 9- Bebeğinden ayrılamayan annelere 10- İlaç içirmek için harika bir yöntem 11- Arabaya bindiğinizde o oturak sımsıcak oluyorsa siz de buna benzer bir önlem alın. 12- Sizinle hijyenik bir şekilde gelebilen emzik 13- Mama ile kaşık arasındaki mesafeyi sıfıra indiren icat. 14- Şişeyi atan bir ufaklık sahibiyseniz, bu icat sizin için. Şişe tutuyor, aya gitmiyor evet. Ama tam da ihtiyacınız olan bu değil mi?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bebek-zeka-gelisimi/", "text": "Bebeğinizin zekasının gelişmesi için ona şu müziği dinletin yanında şu dilde konuşun gibi önerilerde bulunmayan bunun aksine hepimizin aslında yaptığı şeylerin içinde zeka geliştiren öğeler bulunduğunu gösteren bir liste hazırladık. Bebeğinizin zekasını geliştirirken sizin de bu oyunlar ve önerilerle eğlenceli vakitler geçireceğiniz kesin gibi. Çoğu insan bebek eğitiminin fazla zor olduğunu düşündüğünden dolayı erken aşamada; 0-1 yaş arasında çocuğun gelişimini kendi haline bırakıyor. Bu önerilerle bu aşamayı güzel bir şekilde aşacağınızı düşünüyoruz. İşte zeka gelişiminde bebeğinizle birlikte gerçekleştirebileceğiniz aktiviteleri de içeren 25 öneri: 1- Göz teması kurun: Yeni doğan bebekler kısa süre içinde yüzleri ayırt etmeye başlarlar ve sizin yüzünüz onun için en önemlisi! Size her baktığında belleğini biraz daha oluşturur. 2- Onunla uzun konuşmalar yapın: Alabileceğiniz tek karşılık boş bir bakış olacak ama çocuğunuz konuşmaya istekli gibi göründüğü zamanlarda konuşmanıza kısa aralıklar vermeyi unutmayın. Kısa süre sonra diyalogların ritmini anlamaya başlayacaktır. Bakışları da boş olmayacaktır. 3- Anne sütüyle besleyin: Anne sütü ile beslenen çocukların daha yüksek IQ'ları olduğu bilinen bir gerçek. Ayrıca emzirirken; çocuğunuzla konuşmayı ona şarkılar söylemeyi ya da basitçe saçını okşamayı ihmal etmeyin. 4- Dil çıkarın: Araştırmalar yeni doğan bebeklerin daha iki günlükken basit yüz hareketlerini taklit edebildiklerini gösteriyor. Bu da çok erken problem çözebilme yetisi oluşturmalarını sağlıyor. 5- Aynada kendine baksın: Bebeğinizin aynada kendisine bakmasını sağlayın. İlk başta başka bir bebeğe baktığını düşünebilir ama 'diğer' bebeğin kollarını hareket ettirmeye ve gülümsetmeye bayılacaktır. 6- Ayaklarını gıdıklayın: Bebeklerin espri anlayışını geliştirmenin ilk adımı gülmektir. Ayak parmaklarından çenesine kadar onu gıdıklayarak; Geliyor geliyor... ya da Seni yakalayacağım oyunları oynayın. Bu çocuğunuzun olacakları tahmin edebilme becerisi oluşturması için ilk adımdır. 7- Farklılıkları vurgulayın: Birbirine benzeyen ama aralarında küçük bir fark bulunan iki fotoğrafı bebeğinizin yüzüne doğru tutun. Çok küçük bir bebek bile bir birine bir ötekine bakacak anlatmak istediğiniz şeyi anlamaya çalışacak ve sonunda ayırt edici ayrıntıyı görecektir. Bu egzersiz okumaya başlamarken katkı sağlayacaktır. 8- Manzarayı paylaşın: Bebeğinizle birlikte syürüyüşlere çıkın. Yürürken ona etrafta olup biteni anlatmayı unutmayın. Böylece bebeğinize sonsuz bir kelime haznesi kazandırmış olursunuz. 9- Yanında çıldırın: Bebeğiniz sizin değişen tonlarda sesler çıkararak yaptığınız konuşmalardan büyük keyif alır. 10- Şarkı söyleyin: Bazı araştırmalar müziğin ritmini öğrenmenin matematik öğrenme ile bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Günlük yaptığımız işleri ona melodiler eşliğinde söyleyin. 11- Bezini değiştirme süresini iyi kullanın: Bebeğinizin altını yavaşça değiştirin. Rutininizi anlayabilmesi için o sırada neler yaptığınızı ona sakin sakin anlatın. 12- Oyun bahçesi olun: Yere sırtüstü yatarak üzerinize tırmanmasına üstünüzde emeklemesine izin verin. Böylece bebeğiniz ileride koordinasyon ve problem çözme becerilerine sahip olur. 13- Alışverişe gidin: Oyunlara ara verdiğinizde onunla birlikte alışverişe gidin. Oradaki yüzlersesler ve renkler bebeğinizin iyi vakit geçirmesini sağlayacaktır. 14- Kitap okuyun: Araştırmalar 8 aydan itibaren bebeklerin bir hikayeyi 2- 3 kez dinledikten sonra içindeki kelimeleri öğrenmeye başladıklarını gösteriyor. Ona kitap okuyun! 15- Ce-e oynayın: Saklanma ve bulunma oyunlarınız sayesinde bebeğiniz objelerin kaybolabileceğini sonra yine geri gelebileceğini öğrenir. 16- Albüm yapın: Akraba ve arkadaşlarınızın fotoğraflarının olduğu bir albüm yapın ve bebeğinizin hafızasını tazelemek için zaman zaman ortaya çıkartın. 17- Yemeğiyle oynamasına izin verin: Hazır olduğunda farklı farklı yiyeceklerin tadına parmaklarıyla bakmasına izin verin. 18- Yerdekileri toplayın: Bebeğiniz durmaksızın mama sandalyesinden aşağı bir şeyler atıyor. Sinirlenmeyin! Bebeğiniz yalnızca yerçekimi kanununu öğreniyor. 19- Engelli bir yol hazırlayın: Minderleri ve oyuncakları yere serpiştirin ve onabunların nasıl üstünden ya da altından emekleyerek geçebileceğini gösterin. Motor becerilerinin gelişmesine katkı sağlamış olursunuz. 20- Beni yakalayamazsın! oynayın: Bazen hızlanıp bazen yavaşlayarak evin içinde dizlerinizin üstünde gezinin ve sizi takip etmesini sağlayın. Eğlenceli oyunlar oynayabileceğiniz yerlerde durmayı ihmal etmeyin. 21- Komik surat yapın: Bebeğiniz burnunuza her dokunduğunda 'Bip' sesi kafanıza vurduğunda komik bir ses çıkarın. Aynı ses ya da davranışları üç-dört kez tekrarlayın. 22- Kendi yolunuzu bulun: Bebeğinizi kucağınıza alıp tüm evi dolaşın. Ellerini soğuk cama yeni yıkanmış çamaşırlara yumuşak yapraklara ve diğer güvenli eşyalara dokundurun. Dokunduğu her nesnenin adını söylemeyi de unutmayın. 23- Uzun hikayeler anlatın: En sevdiği hikayeyi bulun. Hikayenin kahramanının adını bebeğinizin adı ile değiştirerek daha cazip hale getirin. 24- Bir hayvan kitapçığı oluşturun: Onunla hayvanat bahçesine gidin ve en çok ilgi gösterdiği hayvanların fotoğraflarını çekerek bir albüme yerleştirin. Daha sonra hep birlikte hayvan kitabınızı okumaya başlayın. Arada hayvan sesleri çıkartmayı unutmayın. 25- Her şeyi sayın: El ve ayak parmaklarını evinizdeki merdivenleri ya da yerdeki oyuncakları birlikte sayın. Kısa süre sonra o da size eşlik etmeye başlayacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bedava-koronavirus-testini-1250-tlye-yapiyorlar/", "text": "Corona virüs testi özel laboratuvarda 1200-1250 liraya yapılıyor. Sonuçlar e-posta veya telefonla bildiriliyor. Pozitif çıkanlar karantinada bekletilmeden elini kolunu sallayarak laboratuvardan ayrılıyor. Corona virüs Covid-19'un insan vücudunda tespit etmek için hastanelerde ve gerekli hallerde ücretsiz gerçekleştirilen PCR testinin bazı özel labaratuvarlarda fahiş fiyata yapıldığı ortaya çıktı. Milliyet gazetesinden Mert İnan'ın haberine göre Bağdat Caddesi ve Feneryolu'nda şubesi bulunan iki laboratuvarda test 1200 ve 1250 liraya yapılıyor. Habere göre, bu özel labaratuvarlara başvuranlara sonuçlar e-posta veya telefonla da iletilirken, olası vakalar karantinada bekletilmeden elini kolunu sallayarak merkezlerden ayrılabiliyor. TEST İÇİN ÜÇ ŞART ARANIYOR Uzmanlar ise test sonuçları belli olana kadar karantina şartları veya izolasyon uygulanması gerektiğini belirtirken, özel labaratuvarlarda Covid-19 testinin yasal olmadığını söyledi. Sağlık Bakanlığı Corona virüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, Testlerin yapılmasında üç şart aranıyor. Yurtdışından gelmişseniz, ateş ve öksürüğünüz varsa test yapılır. Diğer riskli durum yurtdışından biriyle yakın temas halinde bulunmuş, ateş ve öksürük sorunları yaşıyorsanız bu durumda da PCR yapılır. Bu iki seçeneğin dışında ateş, öksürük veya akciğerde bulgu varsa, hekimin insiyatifi doğrultusunda test yapılabilir. Kamu veya özel fark etmez, testler ücretsiz yapılmak zorundadır. Testler İl Sağlık Müdürlüğü uzmanlarına teslim edilir ve sonuçlar bu merciiden beklenir. Sonuçları saptayacak labaratuvarın Dünya Sağlık Örgütü veya uluslararası kalite stadartları kriterlerine uygun olması gerekir dedi. Prof. Dr. Kara, Covid-19 testlerinin özel labaratuvarlarda yapılmasına yönelik bakanlıktan herhangi bir izin çıkmadığını da dikkat çekerek, Test sonuçları çıkana kadar şüpheli vakalar karantinaya alınmalı. Test yaptığınız kişilere, sonradan arayıp sonuç bildirmek gibi bir durum asla söz konusu olmaz. Bu kişileri evlerine de yollayamazsınız. Böyle bir dönemde hiçbir vatandaşımız özel labaratuvara gidip Covid-19 testi yaptırmamalı. Test yapılan kişinin o an karantinaya alınması, sonuçlar çıkana kadar izole edilmesi gerekir. Pozitif vakalar sonuçlar açıklanana kadar dışarıda birçok kişiye hastalığı bulaştırabilir ifadelerini kullandı. YASAL DEĞİL Hacettepe Tıp Fakültesi'nden enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ise özel labarutavarlarda yapılan testlerin yasal olmadığını dile getirirek, Sağlık Bakanlığı, 'serbest' diyene kadar özel laboratuvarlar para karşılığı Covid-19 testi yapamaz. Maalesef bu süreçte para birilerine cazip gelmiş olabilir. Yanlış sonuç çıkması durumunda kim nasıl hesap verecek? 100-150 lira maliyetli testleri 1200 liradan böylesi bir dönemde yapmak fırsatçılıktır ve kabul edilemez diye konuştu. SALGININ ÖNLENMESİNDE KRİTİK ÖNEME SAHİP Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hastanelerde ücretsiz yapılan PCR adıyla bilinen Polimeraz Zincir Reaksiyonu adı verilen testler Covid-19 salgınına karşı hayati önem taşıyor. Her test sonucu İl Sağlık Müdürlüğü'nün kayıtlarına geçirilirken, PCR testi hastalığın teşhisi ve salgının önlemesinde kritik rol üstleniyor. PCR, testi şüpheli görülen kişilerde doktorların talebi ve gerekli gördüğü durumlarda gerçekleştirilirken, herhangi bir ücret alınmıyor. Olası Covid-19 vakaları ise test sonuçları çıkana kadar tedbir amaçlı karantina veya izolasyon şartları altında tutuluyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bedava-ve-orijinal-grand-theft-auto-san-andreasa-hemen-bu-yontemle-sahip-olabilirsiniz/", "text": "Grand Theft Auto: San Andreas, Grand Theft Auto serisinin efsane oyunu bir süreliğine ücretsiz olarak indirilebiliyor. Rockstargames'in Social Club isimli uygulamasını indiren herkese oyun hediye. Oyuna aşağıdaki linkten sahip olabilirsiniz. Grand Theft Auto: San Andreas'ın hikayesi: Oyun, ana karakter Carl Johnson'ın CJ 1992 yılında annesinin evine cenaze için 1987'de taşındığı Liberty City'den Los Santos'a geri dönüşüyle başlamaktadır. Oyun 1992 yılında geçmektedir. Grove Street Families'in dağıldığını öğrenen CJ, temelli dönmeye karar verir. CJ'in dönmesiyle birlikte San Andreas eyaleti zamanla büyük değişimler geçirir. Grove Street Families'e ihanet eden Ryder ve Big Smoke gibi karakterler de CJ tarafından öldürülür. Grove Street Families güç kazanmaya başlar ve Los Santos'un hemen hemen her bölgesini ele geçirir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bedeniniz-hakkinda-bilmeniz-gereken-5-enterasan-bilgi/", "text": "Bütün günümüzü kendimizle geçirsek de, bedenlerimiz hakkında hala bilmediğimiz çok şey var ... Onları kontrol etme zamanı! 1- Sabahları geceden daha uzunsun. Doğru ... Sabahları yaklaşık 1 cm daha uzunsun! Ama neden?! İnsanlar dinlenme pozisyonunda uzanırken, omurganın 'yayılmış' olduğu söylenir, bu nedenle sabah uyandığımızda bütün gece saatlerce yatakta yattıktan sonra daha uzun oluruz. Sabah boyumuzdaki artış minimum düzeyde olsa da, gün içinde ilk iş olarak boyunuzu başkalarıyla karşılaştırırken bir fark yaratmanız yeterlidir. 2- Pazartesi kalp krizi riski daha yüksek Pazartesi geldiğinde kendinizi daha stresli hissediyor musunuz? Araştırmacılar, stres seviyelerindeki farklılıklar nedeniyle kalp krizlerinin çoğunun Pazartesi günleri, en azının ise Cumartesi günleri meydana geldiğini bulmuşlardır ... Kalp ile ilgili sorunlara büyük katkıda bulunan bir faktör. Aradaki fark da büyük Pazartesi günü kalp krizi riskinin Salı'dan Cuma'ya diğer günlere göre% 11 daha yüksek olması. 3- Kulak kiri iğrenç olabilir ama... Bildiğiniz gibi iğrenç ama kulak kirinin aslında birkaç önemli işi var! Sadece kulak kanalınızın cildini korumak ve nemlendirmekle kalmaz , aynı zamanda enfeksiyonlarla savaşmak için bazı kimyasallar içerir. Öyleyse kulak kirinizi temizlemeden önce, kulak zarınızı dış dünyadan korumak için yaptığı her şeyi bir düşünün. 4- Saçın uyku ile alakası var. Harika bir uyku çekerseniz, saçınızın daha hızlı ve sağlıklı uzadığını fark edeceksiniz! Öte yandan, uykusuzluk vücutta strese neden olabilir ve bu da sonunda saç dökülmesine yol açar. Daha spesifik olarak, bu, stresin saç folikülünü 'dinlenme durumuna' ittiği ve daha sonra saçın dökülmesine yol açtığı zamandır. 5- Hepimiz mavi gözlüydük Pigment melanin nedeniyle, aslında herkes mavi gözlerle doğar! Çoğu insan için göz rengi çok çabuk ya da birkaç yıl içinde değişecektir, ancak bir noktada mavi gözlerin olduğu doğrudur. İlginç değil mi?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/beklenen-dizi-yayinda-thewitchernetflix/", "text": "Andrzej Sapkowski'nin aynı isimdeki meşhur roman serisinden uyarlanan The Witcher dizisinin ilk sezon bölümleri Netflix'teki yerini aldı. The Witcher Konusu Nedir? Mutasyona uğramış bir canavar avcısı olan Rivyalı Geralt, insanların çoğunlukla yaratıklardan daha uğursuz olduğu, karmaşa içindeki bir dünyada kaderine doğru yol alıyor. The Witcher Oyuncu Kadrosu Henry Cavill , Freya Allan ve Anya Chalotra dışında yapımın oyuncu kadrosunda Jodhi May , Björn Hlynur Haraldsson , Adam Levy , MyAnna Buring , Mimi Ndiweni , Therica Wilson-Read , Emma Appleton , Eamon Farren , Joey Batey , Lars Mikkelsen , Royce Pierreson , Maciej Musia , Wilson Radjou-Pujalte ve Anna Shaffer gibi isimler rol alıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/belcim-bilgin-ve-yilmaz-erdogandan-ayri-yasama-karari/", "text": "Kördüğüm dizisinin sevilen oyuncusu Belçim Bilgin'in eşi Yılmaz Erdoğan'dan boşanacağı uzun zaman gündemdeydi. Çift daha önce bunu defalarca yalanlasa da ilişkilerinin yürümediği aşikardı. Evliliklerinden Rodin adında bir çocukları olan çift boşanmıyor fakat ayrı yaşama kararı aldı. Oğlu Rodin'i de alarak Londra' yerleşecek Belçim Bilgin konuyla ilgili yaptığı açıklamada; Kariyerime yurt dışında devam edeceğim. Bunu eşim Yılmaz'la da konuştuk. Karşılıklı olarak kabul ettik ifadelerine yer verdi. İbrahim Çelikkol ile başrollerini paylaştığı diziden ayrılmak istediğini belirten Belçim Bilgin gerekçe olarak ise Londra'ya yerleşeceğini gösterdi. Kördüğüm dizisinin akıbetinin ne olacağı ise merak konusu. #1.Belçim Bilgin ile Yılmaz Erdoğan 2006 yılında dünya evine girmişti. #2.Çiftin mutluluğuna 2010 yılında oğulları Rodin dahil oldu. #3.Uzun süre gündemlerden düşmediler. #4.2013'ten bu yana ise sık sık çiftin boşanacağı konuşuluyordu. #5.Boşanma haberlerini el ele pozlar vererek yalanlayan çiftin ayrı yaşamaya karar verdiği ortaya çıktı. #6.Kördüğüm dizisinden şok ayrılık İbrahim Çelikkol ile başrolünü paylaştığı Kördüğüm dizisinden de ayrılmak istediğini belirten Belçim Bilgin Londra'ya yerleşmekte kararlı görünüyor. #7.Belçim Bilgin ve Yılmaz Erdoğan çiftinin bundan sonra sadece oğulları Rodin için bir araya gelecekleri söyleniyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/belediye-adamin-30-yillik-agacini-kesti-adam-bakin-nasil-intikam-aldi/", "text": "Ormanlar çevremiz ve özellikle de bizler için çok önemli. Her ne kadar önem vermesek de onlar olmadan yaşayamayız. Kaliforniya'nın Redondo Beach ilçesinde yaşayan bir adam 30 yıllık ağacının kesileceğini öğrenince çok kızar. Redondo Beach valisine bir mektup yazar. İntikamını çoktan akıllıca planlamıştır. İşte yaşlı adamın valiye yazdığı o mektup: Merhabalar, Ben bir ağaç uzmanıyım. Yıllardır tarımla ilgilenir ve ağaçlarla ilgili kitaplar okurum. Bence dünyanın en güzel şeyleri. Bugün size ölüm, yaşam ve intikam ile ilgili bir hikaye anlatacağım. Üç yıl önce bugün Redondo Beach 30 yıllık biber ağacımın ölüm ilanını imzaladı. Ağacı kesseler de kökleri çıktı. Bunu gören belediye kökler kaldırıma zarar veriyor diye bir de bana para cezası verdi. Clyde'ı çok seviyordum. Yaşlanıyorum ve ardımda bir şey bırakmak istiyordum. Ağacımla çok iyi ilgilendim. Onun küçük bir fideden ağaca evrilmesini hayretle izledim. Clyde oldukça sağlıklı bir ağaçtı. Belediye benim çocuğumu ellerimden aldı. Clyde'ın intikamı alınacak. Vali Steve Aspel. Çocuğumu öldürdünüz. Bunun hesabını vereceksiniz. İki yıl yedi ay önce gizlice 45 sekoya ve 82 mamut ağacını belediyeye ait alanlara diktim. Bugün diktiğim bütün ağaçlar kök saldı. Belediyenin etrafında yeni ağaçlar farketmişsinizdir. İşte onlar mamut ağacı. Daha da büyüyecekler. Clyde'ı öldürdünüz. Bense onun yerine yüzlerce ağaç diktim. Birkaç sene içinde boyları 50-90 metreye varacak. 2.500 sene yaşayacaklar. Sadece birini kesmek size 1.500 dolara mal olacak. Sizin bana 3 yıl önce kestiğiniz gibi bunun faturasını da ben size kesiyorum. İyi günler dilerim. Belediyenin ağaçlarla çevrelenmesi ve Clyde'ın huzur içinde yatması dileğiyle. Newsner"} {"url": "https://www.thegeyik.com/belmez-kasabasinda-yasanan-korkutucu-olay/", "text": "Filmlerin başında gerçek bir hikayeden alıntıdır ibaresini gördüğü zaman filme daha bir konsantre olanlar bir adım daha yaklaşsın. İşte size gerçekten korkutucu ve ilginç bir hikaye. Maria önceleri bunun kendi aklının bir adatmacası olduğuna inanmış ve yazın geçirmiş olduğu sebepsiz yüksek ateşin bir neticesi ve kalıntısı olduğunu düşünmüş. Fakat zaman içinde netleşen bu hüzünlü yüz ifadeleri onu korkutmaya başlamış. Maria kocası Juan ve oğlu Miguel'e olanları göstermiş. Oğlu gayet net bir şekilde bir erkek yüzünün orada gözüktüğünü ifade edince Pereira ailesi korku ve dehşet içinde evlerinden dışarı kaçmışlar. Ertesi gün komşularına gidip olanları anlatırlar ve onların eve girip bakmalarını isterler. Eve giren komşu da hakikaten mutfağın ortasındaki duvarda bir erkek yüzünün resmi olduğu söyler korku içinde. Ayrıca bu resmin komşu kasaba Jaenin Kilisesindeki bir duvardaki fresklerdeki eski bir piskoposun resmine de çok benzediği fark edilir. Miguel bu korkuyla aldığı bir balyozla mutfaktaki duvarı vurarak yıkar ve resmi yok eder. Bir hafta sonra Eylül'ün 8'inde resim mutfaktaki ayni yerde tekrar ortaya çıkar. Bu resme daha sonra Pava adı konur. Bu sefer resmi kırmazlar fakat dikkatle yerinden çıkarıp bir kristal çerçeveye alırlar.Bu hadiseler küçük bir yer olan Belmez kasabasında süratle yayılır ve Pereiraların evi bir çok meraklının akın ettiği bir yer olur. Aile kasaba meclisinden yardım ister. Onlar da yaptıkları araştırma neticesinde en iyi çarenin ocağın ana merkezini ve arka duvarını yıkıp içinde bunu sağlayan şeyin ne olduğunun araştırılmasına karar verir. Tahminen 2.80 bir daire ve derinliği 1.50 metre olan bir delik açılır. Kazılan duvarın içinde bir oyuk bulurlar. Burada bir çok insan kemiği yığını ve iki de başsız iskelet bulunur. Daha sonra kemiklerde yapılan araştırmalar sonucunda bunların 13. yüzyıldan kalma genç insanlara ait olduğu anlaşılır. Kemikler alınarak bir Katolik mezarlığına gömülür. Evin mutfağının zemini ve ocağın olduğu yer tekrar çimento ile sıvanır. Kısa bir zaman sonra mutfağın zemininde bir çok kadınlı erkekli insan resimleri görünmeye başlar. Bunların her birinin ifadesi gittikçe daha kızgın ve keskin bir ifade taşımaya başlar. Miguel bunları yine balyozla kırmaya çalışınca görünmez bir kuvvetin koluna yapışıp onun yere vurmasına mani olmasıyla geçersiz olur. Resimler orada kalmakta kararlıdırlar.Bu haberlerin etrafta gittikçe yayılması ve büyük ilgi ve merak uyandırması üzerine Vilayetin yetkilileri kasabaya gelip inceleme yapmaya ve bilgi toplamaya başlamışlar. Politikacılar ve bürokratların da gelmesile birlikte Kilise ileri gelenleri de olayla ilgilenmeye başlamış ve Din Bilim adamlarını görevlendirmişler. Olay o kadar büyümüş ki kasabaya gelen turist ve meraklıların meydana getirdiği kargaşa sonunda ilgililerce bu olaya bir son verilme kararı aldırtmış. Olay mahalline 24 saatlik bi polis devriyesi konulmuş ve etraf kontrole alınmış. Bazıları bu olayın Miguellerin komşusu olan Gomezlerin ressam oğulları tarafından düzenlenen bir şaka olduğunu düşünse de ispatlanamamış ve resimler mutfakta değişmiş ve çoğalmış bir halde görünmeye devam etmiş. 1972 yılı başlarında kasabaya Madrit'ten Prof. German de Argumosa arkadaşı olan Jaen Vilayet valisinin ricası üzerine gelmiştir. Argumosa çok tanınmış bir Parapsikoloji uzmanıdır ve kendisi ilk defa İspanya'da Madrid de Club Yelmo adlı araştırma merkezindeki laboratuardaki öteki alemden gelen varlıklara ait sesleri kaydetmiştir. Profesör gelirken yanında Freiburg Üniversitesinden dünyaca tanınmış olan Prof. Hans Bender'i de getirmiştir. Her iki profesör, yaptıkları araştırma neticesinde Belmez olaylarının paranormal fenomenleri arasında asrın en esrarengiz ve mühim olayı olduğuna karar vermişlerdir. Bu arada Belmez'deki yüzlerde sanki bir gençleşme oluyormuş gibi resimler hem daha netleşmekte hem de yüzlerdeki ifadeler yumuşamaktaymış. Bu değişiklik sadece 2 profesör tarafından değil; onların yardımcıları olan asistan ve psikoloji talebeleri tarafından ve resim çekip araştırma yazısı yazmak için bulunan gazeteciler tarafından da müşahade edilmiş. Ayrıca resimlerdeki yüz hatlarının ifadeleri de sanki onlara bakan insanlara göre değişmekte ve bu esrarengiz yüzler kendilerini seyre gelenlerin hislerini anlıyorlarmış gibi bazılarına gülümseyen bazılarına kızgın bazılarına muzip ifadelerle bakıyormuş. Mesela evin erkeği Miguel'e son derece düşmanca ve kızgın bir tavırla bakıyorlarmış, zira onları ilk zaman balyozla parçalamıştı, buna karşın evin hanımı Maria'ya çok daha müşfik bir ifade ile sanki sebep oldukları kargaşalardan özür diler gibi bakıyorlarmış. Profesör Bender ve German ve onların TV ekibinin, noterin ve ev halkının gözetiminde mutfağın zemininin he biri resimlerden bir kaç tanesini tam olarak kapayacak şekilde bölümlere ayrılmış ve her bölümdeki yüz resimlerinin dikkatlice fotoğrafları ve filmleri çekilmiş. Sonra her zemin bölümü ince bir tabaka ile sıvanmış. Daha sonra da noterin gözetiminde odanın her tarafı bir özel sıva tabakasıyla sıvanıp, pencereler iyice kapatılarak mühürlenmiş. Oda kapısına ve pencerenin altına 24 saat her gün görev yapacak polis nöbetçiler dikilmiş ve oda 3 ay kapalı tutulmuş. Bu zaman zarfında Pereira ailesine evin arka tarafında müstakil bir yere Belediyece bir mutfak yapılarak onların yemek ve diğer ihtiyaçlarının oradan görmeleri sağlanmış . Böylece ailenin yaşamında bir değişme olmamış. 3 ay sonunda bütün ilgililerin huzurunda mutfağın mühürleri söküldüğü zaman Bender ve German'ın haklı olduğu anlaşılmış. Zira bu 3 ay zarfında mutfaktaki resimler hem çoğalmış hem de sanki daha netleşmişlerdi. En şaşırtıcısı ise mutfağın mührü sökülüp odaya girildiği anda yeni mutfaktan bir feryat gelmiş ve oraya koşanlar evin hanımı Maria'nın şaşkınlık içinde yeni mutfağın sağ taraftaki boş duvarını işaret ettiği yere baktıklarında orada da 3 insan yüzü resmi görmüşler. Sanki birisi onlarla alay edip bana bir şey yapamazsınız der gibiydi. Bu yeni görüntü şimdiye kadar oluşan resimlerin en net ve güzeli idi. bir çay fincanı içinde görülen bir bayan yüzü idi beliren resim ve ona tastaki leydi adını verdiler. Resmin birisi duvardan sökülüp inceleme için Valencia'daki laboratuara gönderilince anında onun aynı yerine aynı resminin bir yenisi beliriyior ve incelemeye giden resim geri gelip yerine konacağı zaman ise onun kopyası yok oluyordu.Bütün bu araştırmaların fotoğrafları, Kodak teknik resimler laboratuarı tarafından gayet titiz bir şekilde çekiliyor ve arşivleniyordu. Bu arşiv ve çalışmalar Friburg Üniversitesi Paranormal Psikoloji Fakültesinden idare ediliyordu. Araştırmalar sürerken, insan yüzü resimleri arasında sadece kol, el, boyun fotoğrafları da belirmeye başlamıştı. Onlar da fotoğraflandılar. Bu arada yeni bir hadise, Pereira'ların evindeki araştırmaları yeni bir safhaya sokmuş. Bender'in ifadesine göre mutfakta eğilmiş resmin bir tanesini incelerken birden resmin yüz ifadesinde bir değişiklik olmuş ve sanki baktığı resimdeki insan yüzü kendisine muzip bir tebessüm etmiş gibi bir ifadeye bürünmüş, aynı anda da arkasından bir elin onu ensesinden dürttüğünü hissetmiş. Bu kısa zaman zarfında arka arkaya 4 kere olmuş, arkasına dönen Bender, birden bir gölgenin sanki ortadan kaybolduğunu hissetmiş. Çok şaşıran ve etkilenen Bender, olayı Prof. German'a anlatmış ve birlikte araştırmaları daha da genişleterek devam kararı almışlar ve bunun üzerine evin bütünü üzerinde radyoaktivite-organik ve sentetik bileşkenler-x ışınları-ses izleme ve diyagram deneyleri-morötesi ve kızıl ötesi ışınlar altında resim çekimleri ve araştırmaları gibi muhtelif şekil ve cins her türlü gerekli inceleme yapılmaya başlanmış. Duvarlardaki sıva ve çimentolar incelenmiş ve hiçbir kimyevi boya maddesi resimlerde bulunamamıştır. Netice olarak bütün bu testler sonunda ortaya bu fenomenleri açıklayabilecek bir bulgu görülmemiştir. Bilhassa resimlerin üzerinde belirdiği duvarlarda ve resimlerin kendinde hiçbir boya maddesi bulunmaması ve resimlerin sanki bir projeksiyon makinesi tarafından verilmiş gibi hiçbir iz bırakmadan kaybolması, tekrar meydana gelmesi ve şekil değiştirmesine bir cevap bulunamamıştır. Araştırma ekibi ancak şuna emin olmuştur ki bu hadiselerde hiçbir hile ve aldatmaca olmamaktadır. Bu olay asrın Parapsikolojik olayıdır. Bir ay kadar sonra Perira'ların evindeki olaylar daha da karışık bir hale gelmiştir. Zira resimlere ilave olarak bu kere de muhtelif insan sesleri de duyulmaya başlanmış ve bunlar Prof. Bender tarafından da kayda alınmış ve bazılarınd akarşılıklı soru cevap gibi konuşmalar olmuştur. Evde geçen bir diyalog örneği : Önüne gelen erkekle gidiyor Burada başladı Dikkat German mutfak zeminindeki sıvayı kazıyor Daha derine gömmeye devam ediyorum Yukarıdaki kaydın laboratuarda yapılan çözümünde en sonda bir sesin daha olduğu fark edilmiş. Konuşan varlıklardan biri ötekine şöyle diyormuş : Maria beni kurtar, burayı terk etmek istiyorum ************************************************** ********************************** Pereira'ların evinin tarihi : İspanya'nın Belmez kasabası 4 Real Street Sokaktaki Preira ailesinin oturduğu ev, 1835 yılından beri onlara aittir. 1858 Juan'ın anneannesi ve büyük babası Ramon Sanchez ve MAria Antonia Martinez 9 yaşındaki kızları Ramona ile birlikte bu evde yaşıyorlardı. O tarihlerde evlerinin bodrumundan ağlamalar ve yalvarmalar gelmeye başlamıştı. Bu seslerin sebebi bulunamadı. Komşuları evlerindeki eşyaların kapılarının önüne konduğu ve dışarıya çıkmalarına mani olduğu iddiaıyla şikayette bulunmuşlardı. Bu evin üzerine kurulduğu arsa Pereiara ailesinin olmasından önce kasabanın 17. asırda kurulmuş olan Kilisesine ait Katolik mezarlığının bahçesinin bir parçası idi. Kasabanın kilisesinde Pereiraların evindeki olaylar başlamasından bir kaç önce büyük bir restorasyon çalışması başlamıştı. Restorasyon sırasında kilisenin ve bahçesindeki mezarlık da değişimlere uğramış ve bazı mezarlar yerlerinden çıkarılıp daha sonra değişik yerlere gömülmüştü. Bu eski mezarlığa ait arazinin bir parçası üzerine kurulmuş olan Peraira'ların evin bu görüntüler ve ses olayları başlamasının sebebi de acaba mezarlarının yerleri restorasyonda yerleri değiştirilen ölülerin yeni yerlerini yadırgamış olup eskiden kendi mezarlıklarına ait olan arazideki bu evi kendilerine mekan mı seçmeleri miydi ? Bu katolik kiliseninin ve mezarlığın bulunduğu yer daha önce Arapların İspanya'yı fethi zamananda bir Müslüman mezarlığı, ondan önce de Romalıların mezarlığı olarak kullanılmış. ************************************************** ****************************** Pereira'larda paranormal olaylar halen devam etmekte : Bir kısım bilim adamı bu olayların evin hanımı Maria'nın etrafa yaydığı pisikokinetik enerji neticesinde meydana geldiğini, bir diğer kısım ise daha evvel orada bulunan mezarlıktaki kişilerin öteki alemdeki ruhlarının bir tezahürü ve isyanı (mezarlıktaki değişiklikler ve 3 ve 5 numaralı evlerin mezarlığın arazisine yapılmasından dolayı) olduğunu düşünüyorlar. Maria'nın kocası Miguel Pava resminin bulunduğu odada ölmüş. O ölürken duvardaki insaın yüzünde bir gülümseme ifadesi varmış. Ölümünden 2 ay sonra Miguel'in odanın duvarında resmi gözükmeye başlamış.Bu bütün orada bulunanlar tarafından tespit edilmiş ve halen de orada bulunmaktaymış. Maria 85 yaşında kalbinden rahatsız bir şekilde yaşarken 3 Şubat 2004 tarihinde sabaha karşı ölmüş. Son günlerini hastane odasında geçirmiş fakat ölmeden bir gün evvel çok ısrar etmesinden dolayı evine getirilip yatırılmış. Ertesi gün de yatağında ölü bulunmuş. Herkes resimlerin onun ölümüyle kaybolacağını tahmin ediyormuş. Maria'nın ölümünden 1 ay sonra İspanya Parapsikolojik araştırma merkezi evde geniş bir araştırma yapmış ve resimlerin gayet net bir şekilde aynı yerde durduklarını ve yeni ilaveler de geldiği görmüş ve tutanak tutmuşlar. 2005 Temmuz ayında yapılan bir kontrolde alt kattaki yan odada kocasının resminin biraz ilerisinde Maria'nın da yüz resminin belirdiği tespit edilmiş. Ev halen bir alıcı beklemekteymiş. Bir çok bilim adamının araştırmalarına rağmen evdeki olayların sırrı halen çözülememiştir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ben-hanim-hanimcik-olmayan-bir-kadinim-bayim/", "text": "Bazı kadınlar serseridir bayım; iyi küfreden, yiğitçe seven, delikanlıca kederlenendir bazı kadınlar. Yiğitlik de, delikanlılık da böyle kadınlara yaraşır asıl, siz erkeklere değil! Bir bak yüzüme şimdi; paranı, statünü yapmacıklığını al ve defol buradan! Bazı kadınların mevsimi kıştır bayım; kedim ve kitaplarım yeter bana. Sana bakınca, cinsiyeti erkek olan bir zavallılık görüyorum yalnızca ; şimdi pasta yapmak ve şarap içmek istiyorum. Evime evsiz çocukları alıp yıkamak, intiharını planlayan kim varsa çağırıp parti vermek istiyorum. Sen beni anlayamazsın bayım; bas git şimdi! Bazı kadınlar, egolarınızı omurganızdan bile daha itici buluyor bayım. Ya da omurganız mı egolarınızdan daha itici; emin değilim açıkçası! Sizi, bir komiye, ya da bir seyyar satıcıya nezaketsizlikle seslenirken görmek, her konuda ahkam keserken tanık olmak siz sığlıklara, benim gibi konar göçer kadınlar için, ah nasıl bir katlanılmazlık halidir bilemezsiniz bayım. Kalmak mı istiyorsun yanımda, dinle o zaman! Ben bir adamı sevmiştim bayım. Kırk yaşında, hiç sevişmemiş, balkonu çiçeklerle dolu ve en sevdiği yemek enginar olan bir adamdı. Suskundu, yorgundu, can`dı...Yün eğirdim onunla bir gece, ve yün eğirirken aşık olduğumu duyumsadım ona. Tuttum elinden, yatak odasına geçtik beraber, yatağa uzandık yan yana Sarıldı bana, yanağımı okşadı ve ne güzel susmuştuk, öyle ince, öyle derin... Bağrıma bağrıma bastım onu ve uyuduk biz. Ben bir daha böyle güzel, böyle huzurlu uyumadım bayım. Senin, senin gibilerin güleceği, makaraya saracağı şeyler paylaştım o adamla. Bamya ayıkladım mesela; sen, bir kadınla bamya ayıkladın mı hiç? Böyle boktan bir adamsın işte! İçtim onunla; sarhoş oldum ve beni yatırıp, üzerimi usulca örttüğünde, babamı anımsayıp gözlerim doldu... Gerçi ne anlarsın böyle şeylerden sen! Siz erkeklerde nefret ediyorum bayım; içine edeyim zihniyetinize de, anlayışınıza da sizin! Bazı kadınlar ahlaksızdır bayım; benim gibi yani! Ciğerinizin içini bildiğim için ahlaksızım ben; siz her haltı yapıp da ahlaktan dem vurunca, bunu yüzünüze çarptığım için ahlaksızım, bana bakınca meme gördüğünüzü, kalça gördüğünüzü anladığım için ahlaksızım, canım isteyince seviştiğim, canım istemeyince sevişmediğim için ahlaksızım, güya düzenli bir aile hayatınız varken, aklınızın nelere işlediğini farkında olduğum için ahlaksızım... Bu arada düzenli aile hayatı ne demek bayım; yalan dolanlarla, ikiyüzlülüklerle dolu bir hayat olmasın bu, hı? Sevmedim sizi bayım; lilanın nasıl bir renk olduğunu bilmezsiniz ve bir İran filmi bile seyretmezsiniz benimle. O adamı, o canı çok özlüyorum ben...Neyse, ahlakınızı başınıza çalmanızı dilerim en yakın zamanda! Milli ve manevi değerlerinizin sizi nasıl rezil ettiğini farkınıza varmanızı dilerim... Sonracııma, dininizin,imanınızın yüzümde acı bir gülüş bıraktığını belirtmeden de geçemeyeceğim ayrıca! Görüyorsun işte,ben hanım hanımcık olmayan bir kadınım bayım; bugün annesiz babasız çocuklar gelecek evime ve ben onları yıkayacağım. Bebe şampuanı almam lazım marketten; sence niye bebe şampuanı kullanıyorum çocukları yıkarken? Cevap veremiyorsun değil mi hödük! Ah bayım! Partiye çağıramıyorum seni, özür dilerim... Çünkü bu partiye yalnızca intiharını planlayanlar davetli... Sana bir sır vereyim; çocukları yıkarken intiharımı planlayacağım bayım... Yazar: Ergür Altan'a teşekkürlerle... /"} {"url": "https://www.thegeyik.com/beni-duyabiliyor-musunuz-dolandiriciligi-yayiliyor/", "text": "Teknoloji alanındaki ilerleme durmaksızın devam ederken, yeni teknolojilerin hayatımıza yararı olduğu kadar bazı zararlarının da olması kaçınılmaz görünüyor. Bunların başında da, söz konusu teknolojilerin dolandırıcılık maksadıyla kullanılması geliyor. Independent'ta yer alan habere göre, geçen ay ABD'de ortaya çıkan son model telefon dolandırıcılığı şimdi de İngiltere'yi alarma geçirdi. Daha önce, bu kadar organize olmasa bile Türkiye'de de örneklerine rastlanan dolandırıcılığın en gelişmiş haliyle başka ülkelere de yayılması gayet olanaklı. Sistem nasıl işliyor Dolandırıcılık, aslında son derece basit bir biçimde gerçekleştiriliyor. Bir gün telefonunuz çalıyor, arayan genelde yerel bir numara olduğu için şüphe çekmiyor. Açıyorsunuz ve karşı taraf size kendisini takdim edip hangi şirket adına aradığını söylüyor, ardından Beni duyabiliyor musunuz? diye soruyor. Siz de doğal olarak evet diyorsunuz. İşte o an tuzağa çoktan düşmüş oluyorsunuz, çünkü sizin ağzınızdan çıkan evet kaydediliyor, sözlü bir anlaşmaya onay vermiş, ödeme yapmayı kabul etmiş sayılıyorsunuz. Tıpkı online bir sözleşmede Kabul ediyorum kutucuğunu işaretlemişsiniz gibi... Tehdit devreye giriyor Bu tarz telefon dolandırıcılığı vakalarının çok hızlı arttığına dikkat çeken uzmanların aktardığına göre, telefonda evet dedikten sonra dolandırıcılar sizi, aslında satın almadığınız bir ürün ya da hizmetin ödemesini yapmaya zorluyorlar. Siz bu talebe karşı çıkarsanız, telefonda evet dediğiniz için hukuki işlem başlatmakla tehdit ediyorlar. Dolandırıcılar bazen, kredi kartını çaldıkları kişinin sesini kaydetme yöntemine de başvurabiliyorlar, böylece kartı rahatça kullanıyorlar. Polis vatandaşları, Beni duyabiliyor musunuz? cümlesini duyar duymaz telefonu tek kelime etmeden kapatmaları ya da tanımadıkları numaraların çağrılarına yanıt vermemeleri yönünde uyarıyor. Telefonda satış yapan ya da bankacılık gibi işlemleri sesli imzayla kolaylaştıran kurumların sayısı günümüzde oldukça fazla. Hatta sesli imza, kullanıcıların işlemlerini daha güvenli bir biçimde yapmalarını mümkün kılmak için ortaya çıkan bir teknoloji olarak tanımlanıyor. DigitalAge"} {"url": "https://www.thegeyik.com/benim-disimda-herkesin-hayati-mukemmel-dusuncesi/", "text": "Yalnız değilmişim lan dedirten tespitiyle Ekşi Sözlük'ten Sehege'nin yazısı hepimizi daha mutlu bir insan olması için başlangıç noktası olabilir. İnsana facebook falan kapattıracak bir düşünce. Paylaşımlara bir bakıyorum; -hehehe teknemizden ilk görüntüler yarın devamı vaaaaar -yhaaa benim kızım dünyaaanın en güzel çocuuuu -kocişimle tatiiiiiiil -at italy* -anne oluyorraaaam dinyinin in gizil diygisi -zengin zenginoğlu is at california with 82 others kankslarlaaa kopmalarrr bi ben mi evde oturuyorum? bi ben mi işsizim, yalnızım? yettiniz be kapattırıcaksınız yine facebooku. debe editi: bu entrym mutsuzluğumu ve mutsuzluğunu paylaşan güzel insanlar sayesinde debeye girmiş. geri kalan bütün entrylerim de böyle bir başlık altında bile hakaretler edip ayar vermeye çalışanlara girsin. hele 'düşüncesi' ile biten başlığa 'vik vik vik vik kişidir' diye tanım kasan bi taneniz var ki ona laflar hazırladım. ama söylemeyeceğim."} {"url": "https://www.thegeyik.com/benzerleri-de-gecmiste-onemli-yerlere-gelmis-13-unlu/", "text": "Ünlülerin geçmişte de benzer hayatları yaşadıklarından şüphelenmemize sebep olan benzerleriyle karşınızdayız. Yüz şeklinin insanın yaşamında bir faydası var mı, yoksa bu ünlüler vampir mi tartışmaları tekrardan başlayabilir. - Keanu Reeves ve Fransız Aktör Paul Mounet - Alec Baldwin 13. ABD Başkanı Millard Fillmore - Jennifer Lawrence ve Ünlü Mısırlı Aktris Zubaida Tharwat - Nicolas Cage ve Tennessee'de Sivil Savaşta Savaşan Bir Adam - Liam Neeson ve Fidel Castro - Peter Dinklage ve don Sebastian de Morra - Sylvester Stallone ve Pope Gregory IX - Justin Timberlake ve Geçmişteki Benzeri - Kathy Bates ve 27. ABD Başkanı William Taft - Bruce Willis ve General Douglas MacArthur - Hugh Grant ve Ünlü İngiliz Yazar Oscar Wilde - Orlando Bloom ve Ressam Nicolae Grigorescu - Chuck Norris ve Vincent van Gogh - Jack Gleeson ve Roma İmparatoru Caligula"} {"url": "https://www.thegeyik.com/beren-saat-ve-mehmet-gunsurun-oynadigi-yeni-netflix-dizisi-atiye/", "text": "Netflix'in merakla beklenen, başrolünde Beren Saat'in olduğu ikinci Türk orijinal dizisi Atiye'nin çekimleri başladı! Sekiz bölümden oluşan gizem-drama türündeki dizinin oyuncu kadrosunda aynı zamanda Mehmet Günsür, Metin Akdülger, Melisa Şenolsun, Başak Köklükaya, Civan Canova ve Tim Seyfi yer alıyor. Çekimlerine İstanbul'da başlanan ve başta Göbeklitepe olmak üzere Güneydoğu Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde çekimlerine devam edilecek olan dizinin bu yıl gösterime girmesi planlanıyor. OG Medya tarafından Onur Güvenatam'ın yaratıcılığında hayata geçirilen projenin baş yürütücülüğünü Özge Bağdatlıoğlu ve Jason George; yapımcılığını ise Alex Sutherland üstleniyor. Jason George ve Nuran Evren Sit'in kaleme aldığı dizinin yönetmen koltuğunda Ozan Açıktan ve Gönenç Uyanık oturuyor. Şengül Boybaş tarafından kaleme alınan Dünyanın Uyanışı adlı kitaptan esinlenerek hazırlanan dizi, genç ve güzel ressam Atiye'nin sürükleyici ve mistik hikayesini konu alıyor. Atiye, ailesi ve sevgilisi Ozan ile İstanbul'da sade ve mutlu bir hayat sürmektedir, ta ki dünyanın en eski tapınağı Göbeklitepe'de yapılan bir keşifle hayatı değişene kadar. Bölgedeki kazı çalışmalarını yürüten arkeolog Erhan, Atiye ile Göbeklitepe arasındaki mistik ilişkiyi gözler önüne seren bir sembol keşfeder. Atiye ona bambaşka bir kapı açan bu gizemli olayın peşine düşerek antik tapınakta geçmişini aramaya karar verir. Bu gizem perdesi aralandıkça Atiye'nin karşısına çıkan olaylar ona geçmişle geleceği, gerçek ile ruhani arasındaki her şeyi sorgulatacaktır. GÖBEKLİTEPE VE NEMRUT'A YOLCULUK Anadolu topraklarından geçerek İstanbul'dan Göbeklitepe ve Nemrut'a uzanan bir hikaye anlatan dizide geçmişle gelecek, ruhsal olanla gerçek olan, keşifle dönüşüm iç içe geçiyor. Türkiye'de olduğu kadar dünyada da büyük ilgi gören Netflix'in ilk orijinal Türk dizisi Hakan: Muhafız'dan sonra ikinci Türk dizimizin de çok sevileceğine inanıyoruz diyen Netflix Uluslararası Yapımlar Genel Müdür Yardımcısı Kelly Luegenbiehl sözlerini şöyle sürdürdü: Beren Saat'in başrolde olduğu bu dizi ile Türkiye'den yepyeni ve heyecan verici bir başka hikayeyi, dünyanın dört bir yanına taşıyacağız. Hakan: Muhafız ile İstanbul'da başlayan yolculuğumuz yeni dizimiz Atiye ile başta Göbeklitepe ve Nemrut olmak üzere, zengin Anadolu topraklarının doğal güzellikleri ile tarihi ve kültürel değerlerini dünyayla buluşturacak. Atiye gibi güçlü bir kadın karakterle ekranlara dönüş yapacak olan Beren ile çalışıyor olmaktan ötürü çok mutluyuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/beren-saatin-sevdiklerinize-daha-siki-sarilmanizi-saglayacak-hikayesi/", "text": "Ekranların sevilen yüzlerinden Beren Saat'in ilk aşkı Efe ile olan hikayesi sizleri biraz üzecek biraz da sevdiklerinize daha dikkatli davranmanızı sağlayacak. Vakit varken sevdiklerimize doyalım diye Beren Saat'in Ayşe Arman'a verdiği röportajdan o aşkın anısını dinleyelim: Efe kim? Hayatımın aşkı. O da TED'dendi. 3 yıldır birlikteydik. Hem arkadaştık hem aşık. Bir dakikamız ayrı geçmiyordu. Benden bir yaş küçüktü ama çok olgundu. Bir gün, Hadi kalk dedi, o zaman da Türkiye'de acayip bir yarışma kirliliği var, şarkı yarışmalarının da oyunculuk versiyonu yapılıyor, Gideceğiz bakacağız, ne kaybedersin ki, verirlerse bir form doldururuz dedi. Siz ne dediniz? Bir şey demeye fırsatım olmadı ki, aldı götürdü. Paldır küldür o elemelerde buldum kendimi. Geçtim elemeyi. İstanbul'dakine çağırdılar. Oraya da gittik. Her şey rüya gibiydi, 20. yaş günümü o yarışmada kutladım. 4 ay çeşitli oyuncu adaylarıyla bir kamptaydım, bir sürü şey öğreniyordum. Efe sonsuz destekledi. Neydi sizi bu kadar birbirinize bağlayan? Muhtemelen hayatımda bir daha yaşayamayacağım kadar gerçek aşk... BENİ AKŞAM EVE BIRAKTI SONRA MORGDA GÖRDÜM Efe'nin diğer erkeklerden farkı neydi? Bir erkeğin, üstelik 19 yaşındaki bir erkeğin, seni teşvik etmesi, sana bir başka dünyanın, belki de kendisinden uzaklaştıracak bir dünyanın kapılarını açması, çok sık rastlanan bir şey olmasa gerek. Benim hayatım bambaşka tarafa akıyordu, Efe resmen o akışı değiştirdi. Anneniz babanız tanıyor muydu Efe'yi. Tabii, tabii. Biz çok iyi bir ikiliydik. Ayrılmaz ikili. Sonra peki? Yarışma bitti, ben ikinci oldum. Ankara'ya döndüm. Sonra bir akşam beraberdik, beni eve bıraktı, ben yatmaya gittim ve ve ve.... Birkaç saat sonra da onu morgda gördüm. Aman Allah'ım! Evet... Arabayı bir arkadaşı kullanıyormuş... Delikanlılık, gençlik, hız... Trafik kazası geçirmişler... Size nasıl haber verdiler? Kardeşi aradı. Gazi Hastanesi'ne nasıl gittiğimi hatırlamıyorum. Kopuk oralar. Yol boyu dua ettim. Ama Efe gitmişti, hissettim. Onu hastaneye yetiştirmeye çalışan ambulansta ölmüş. Onu son kez görmek ve dokunmak istedim... Hiç tereddüt etmediniz mi? Deli misin? Aşk bu. Ne halde olursa olsun, o kabulümdü. Onu son bir kere görmek ve ona dokunmak istedim. SON KEZ NEDEN ÖPMEDİM DİYE PİŞMAN OLABİLİRDİM Evladım, yapma etme! diyen... Annem yanımdaydı ama engel olmadı. Kişi ölümü nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşamalı. İleride onu neden son kez öpmedim diye pişmanlık duyabilirdim. Uyuyor gibi miydi? Hayır ama her hali güzeldi. Bu olaydan sonra hayatı algılamanız değişti mi? Orada, o morgda, sevdiğim adama bakarken Birinci hayatım bitti, şimdi ikinci hayatımdayım dedim. Gerçekten de doğru, artık başka biriyim. Ben insanların kafayı taktığı şeylere, Amaaaan, Allah başka dert vermesin! diyebiliyorum, aldırmıyorum. Çünkü ölüm gibi bir gerçek var bu hayatta. Peki akabinde neler yaşadınız? Tamamen saçmaladım. Nasıl yani? O kadar büyük bir acıydı ki, üzerine geçmeye çalıştım, kendime bir sevgilim yaptım. Zannettim ki bu acıyı aşarım. Tabii Efe'nin arkadaşları Nasıl olur da biriyle birlikte olabilirsin? Efe'ye bunu nasıl yapabilirsin? dediler, benden nefret ettiler. Normal karşılıyorum, Efe'yi delicesine özlerken, benden nefret etmek acılarını biraz olsun hafifletti... Ne kadar sonra hayatınıza biri girdi? 4 ay sonra. E biraz çabuk olmuş. Evet. Ama ben Bundan da çıkabilirim, yapabilirim, hayata devam edebilirim çabasıyla yaşamış biriyim. Hep böyle şeyler kanıtlamaya çalıştım kendime. Bu da onlardan biriydi. Olmadı tabii. Böyle bir travmanın üzerine olması da imkansızdı. Yine de denedim. Acımı çalışarak unutmaya çalışmamla, ünlenmeye başlamam eşzamanlı oldu. Araya dört dizi ve bir uzun metraj film sığdı. Beş yıl geçti ve işte buradayım. Peki Efe'nin annesi? O anlatılmaz bir şey. Aşkımı kaybettim! diye acımdan geberiyorum, annesine baktıkça kendi kendime Sen ne diyorsun ya! Sen mi acı çekiyorsun? diyorum. K: Hürriyet.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/berghainda-en-cok-calinan-10-parca/", "text": "Berghain'ın Berlin'in en iyi gece kulüplerinden biri olduğunu sanırım duymuşsunuzdur. Peki burada çalan şarkıları merak ettiniz mi? Veya gittiniz aklınız orada mı kaldı? İşte Berghain'da en çok çalınan 10 parça; 1. Ben Sims I Feel It Deep featuring Tyree Cooper 2. Ben Klock Subzero 3. Teste The Wipe 4. Bjarki I Wanna Go Bang 5. DJ Hyperactive Wide Open 6. Matthew Johnson Marionette 7. James Ruskin Work 8. Floorplan a.k.a. Robert Hood Never Grow Old 9. Green Velvet Flash 10. DJ HMC Marauder"} {"url": "https://www.thegeyik.com/berk-oktayin-dugununun-de-onune-gecen-efsane-detay/", "text": "Ekranların başarılı oyuncusu Berk Oktay da 2016'da evlenen ünlüler kervanına katıldı.Sevilen oyuncu uzun zamandır birlikte olduğu Merve Şarapçıoğlu ile geçtiğimiz şubat ayında nişanlanmıştı. 21 Ağustos gecesi Baltalimanı'nda bir mekanda dünya evine giren çift her hareketiyle çok konuşuldu. #1.Evliliğe ilk adımı böyle atmışlardı. #2.Bu tatlı düğün davetiyesi adeta Berk Oktay' özeldi. #3.Bir tekne ile mekana gelen çiftin nikahını Beşiktaş Belediyesi Başkanı Murat Hazinedar kıydı. #4.Ünlü Çifti bu mutlu günlerinde dostları da yalnız bırakmadı. # # #5. Düğünü diğerlerinden farklı kılan detay ise tam burada: Gelin ve damadın ilk danslarını alışılmışın dışında harmandalı ile yapmaları davetlileri çok şaşırtsa da tüm beğenileri topladı.Eh gelin İzmirli olunca tabi:) Merve Şarapçıoğlu günler öncesinde paylaştığı bu fotoğrafla bunun sinyallerini vermişti aslında. #6.Gelinin düz taban ayakkabısı ise dikkatleri üzerine çekti. #7.Son zamanların olmazsa olmazı After Party yi de atlamadılar. #8.İşte muhteşem düğünden geriye kalanlar # Düğünden görüntüler ve harmandalı oynadığı anlar"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bertrand-russell-calismak-abartilmis-bir-erdemdir/", "text": "Bertnard Russell, 1932'de yayınlanan Aylaklığa Övgü adlı metninde çalışkanlığın abartılmış bir erdem olduğunu ve bireyin kendi ilgi alanlarına ayırdığı boş zamanın medeni yaşamın bir gerekliliği olduğunu savundu. Ayrıca, yaşadığı dönemde üretimde mekanikliğin öyle bir boyuta ulaştığına inanıyordu ki, ona göre topluma yararlı olmak için haftada yirmi saatten fazla çalışmak gereksizdi. İşsiz sayısı çok yüksek olmasına rağmen geriye kalan kesimin de aşırı çalıştırıldığını gördü. Günümüzde de geçmişe oranla çok daha verimli üretim kaynaklarına sahip olmamıza rağmen hala aylaklığın adil dağıtımından bir hayli uzaktayız. Russell'a göre çalışmayı görev olarak görmekköle ahlakının bir parçasıydı. Ve bu yöntem 'efendilere' özgürce geçirebilecekleri boş vakit sağlıyordu. Ancak Russell, başkalarının gayreti sayesinde elde edilen aylaklığın övgüye değer olmadığına inanıyordu. Ama tabii ki, iktidar sahiplerinin elde ettikleri boş zamanın ufak bir kısmı uygarlığın geliştirilmesine ayrılıyordu.Tembellik, medeniyetin temelidir. Geçmişte az kişinin keyfi ya da tembelliği, çok sayıda insanın emekleriyle sağlanıyordu. Harcanan emeklerin değeri çalışmanın yüceliğinden değil; boş geçirilen zamanların güzelliğinden geliyordu. Oysa günümüzdeki modern teknikler sayesinde, boş zaman topluma zarar vermeden, adil bir şekilde dağıtılabilir. Birinci Dünya Savaşı süresince toplumun refah seviyesinin korunması Russell'a azaltılmış iş gücüyle de ne kadar çok üretim yapılabileceğini gösterdi. Barış zamanlarında ise, erdem kabul edilen çalışkanlık algısı toplumun yarısı aşırı çalıştırılırken diğer yarısının da işsiz olmasına sebep oluyordu. Öte yandan, herkes topluma bir miktar iş borçluydu ve günde dört saatlik çalışmayla hem toplumun ihtiyaçları karşılanmış olacaktı hem de herkes uygar yaşamın keyfini sürecekti. Eğer insanların boş zamanlarında ne yapacaklarını bilmedikleri doğruysa, bu tamamen uygarlığımızın zorlamaları yüzündendir. Russell bunun çözümünü iki basamakta açıkladı. Öncelikle, zevk kavramının bizim iyiliğimiz için var olduğunu kabul etmeyi öğrenmemiz gerekir. Eğer çalışmak erdem ise, çalışmanın sonuçlarından keyif almak da dengeleyici bir erdem olmalı. İkinci olarak eğitime daha geniş alanda yer vermeliyiz çünkü insanlar ancak bu şekilde vakitlerini nasıl daha yapıcı biçimde kullanacaklarını keşfederler. Russell'ın kölelerin dansını canlandırmaya yönelik seçimi aristokratik, büyüklük taslayan bir tavır olarak görülse de, insanların eğlence vakitlerinde toplumsal açıdan yararlı olanlar dahil- daha aktif olacakları fikriyle de çelişmiyordu. İnsanlar yaşamlarıyla, yaratıcılıklarıyla neler yapabileceklerini gördükçe daha mutlu bir hayat sürmeye başlayacaklardı Yine de itiraf etmeliyiz ki, Russell'ın iş gücünün eşit dağılımına yaklaşımı, anlaşılmaz olmasının yanı sıra umutsuz bir Ütopya gibi görünüyor. Russell'a göre ütopyasının imkanı, tamamen üretimin bilimsel organizasyonuna bağlıydı ve bu her ne anlama geliyorsa tek gecede, birden ortaya çıkacak bir şey değildi. Russell'ın aylaklık için yazdığı övgünün üzerinden geçen 66 yılda kendi hayatımıza daha çok değer verir hale gelebildik mi peki? Elbette bu yönde bir takım adımlar atıldı. Artık çocuklarımız okulda daha çok kalıyor ve mesai günlerimiz de azaldı. Fakat bu yine de mümkün olan en aza indirildiği anlamına gelmiyor. Hala aşırı çalışanlarla, hiç çalışmayıp aylaklık yapanlar -söz konusu aylaklık kişilerin mecbur bırakıldıkları ve parasızlıktan dolayı keyfini çıkaramadıkları bir durum- arasında büyük bir kutuplaşma var. Yani Russell'ın tahmin ettiği temel eşitsizlik hala bizimle. Ekonominin büyümesiyle iş gücüne duyulan ihtiyacın artacağına ve bunun da işsizliği azaltacağına dair bir inanç var. Herkesin aşırı çalışacağı bir toplum yapısının çekici olup olmadığı problemini bir köşeye bırakalım. O zaman asıl sormamız gereken şu ki; yapılması gereken daha çok iş olması daha çok insana ihtiyaç duyulduğu anlamına gelir mi? Teknoloji ilerledikçe iş gücü ihtiyacı daha çok otomatik yollarla karşılanır oldu. İnsan gücünün daha önemli olduğuna dair inanç ise yapay, servise yönelik iş alanları ortaya çıkardı. Bunların bazıları anlamsız, örneğin 7/24 açık mekanlar; bazıları ise evlerde hizmet işlerine bakmak gibi umutsuz işler. Eğer bu gereksiz çabalar, insanların verimli çalışmalarına karşılık biraz olsun eğlenceye vakit bırakıyor olsaydı, kayıptan ziyade büyük bir kazanç ortaya çıkardı. İnsanlar artık daha az iş yapmanın yollarını arıyor. Ben de o insanlardan biriyim. Haftada bir gün fazladan tatil yaparak kendime düşünmek ve yazmak için zaman yaratmış oluyorum. Ama bu hala ayrıcalıklı bir pozisyona sahip olmakla alakalı. Çünkü öte tarafta hala birçok kişi fazladan mesaiye kalarak ya da düşük ücretli yarı zamanlı işlerde çalışarak hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. 1932'de hayal edilebilir olan adil zaman dilimi dağılımı artık bir hayalden çok daha fazlası olmalı. Fakat günümüzde hala uzun saatler boyunca çalışmanın kişiye bir nevi erdemlilik hissi kazandırdığına inananlar var. Biz o insanlara, çalışkanlığın erdemli olduğu inancının tamamen bir uydurmaca olduğunu hatırlatmaya devam edeceğiz. Bizler adil dağılımı sağlamaya mecburuz. Uzun saatler boyunca çalışmaya duyulan inatçı hayranlığın sona erdirilmesi gerekiyor ki bu hayranlık sistematik işsizliğin asıl sebeplerinden biri. Herkes bunuama dünyanın düzeni böyle diyerek kabullenmiş durumda. Saçmalık. Haftada yirmi saatlik çalışma toplumun tüm ihtiyaçlarını karşılayacağı gibi bize de kendi gerçek yaşamımıza ayıracağımız vakitler yaratır. Yazar: Paul Western Çeviren: Şebnem Ertan"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bes-kardes/", "text": "Hangi diziyi sevdiysek ne yazık ki alıyorlar bizden. Leyla ile Mecnun, İşler Güçler, Behzat Ç ve son olarak da Beş Kardeş... Oysa biz çok alışmıştık onlara, onların o samimi tavırlarına, güler yüzlerine. Beş Kardeş'in Facebook sayfasında da onları böylesine sevmemizin nedenlerini anlatan bir paylaşım yapıldı. Onu sizler için derledik sonuna da kendi hasretimizi ekledik. Beş Kardeş 1- Kardeş olmanın benzer olmak değil birlik olmak anlamına geldiğini hatırlattığı için. 2-Yolda kalan kamyoneti hep beraber itmenin keyifli olabileceğini gösterdiği için. 3-Gönülden inanılan şeyin peşini asla bırakmamak gerektiğini gösterdiği için. 4-Bir babanın kızına sarılmasının eşsiz sıcaklığını hissettirdiği için. 5-Hayal kurmaktan asla vazgeçmememiz gerektiğine inandırdığı için. 6-Mutluluğun sarılarak çoğalacağını hissettirdiği için. 7- Acının konuşarak paylaşılacağını hatırlattığı için. 8- Ailece sofraya birlikte oturmayı hatırlattığı için. 9-Her koşulda gülmeyi unutturmadığı için. 10- Çocukluğumuzun unutulmaz şarkısını bize tekrardan dinlettirdiği için. 11- İyiliğin bazen cepte taşınan bir resim olduğunu anlattığı için. 12- VE EN ÇOK DA bize LEYLA İLE MECNUN'u ve o güzel oyuncuların hala bizimle olduğunu hatırlattığı için sevdik."} {"url": "https://www.thegeyik.com/besiktas-taraftari-tosicin-esine-cagrida-bulundu-3-hafta-iliskiye-girme/", "text": "Beşiktaşlı Dusko Tosic'in eşi Jelena Karleusa'ya Bursaspor maçı öncesi uyarıda bulunan bir taraftar, Ne olur Tosic'le 3 hafta içinde hiç cinsel ilişkiye girme çağrısında bulundu. Spor Toto Süper Lig 31. haftasında deplasmanda Bursaspor ile karşılaşacak olan Beşiktaş, Başakşehir'in Gençlerbirliği'ni mağlup etmesinin ardından mutlak 3 puan parolasıyla sahaya çıkacak. BEŞİKTAŞ TARAFTARININ İSTEĞİ OLAY OLDU Beşiktaşlı Dusko Tosic'in eşi Jelena Karleusa'ya Bursaspor maçı öncesi siyah beyazlı bir taraftar sosyal medyadan ilginç bir istek geldi. TOSİC'LE İLİŞKİYE GİRME Sosyal medyada Bursaspor maçı öncesi Dusko Tosic'in eşi Jelena Karleusa'ya Ne olur Tosic'le 3 hafta içinde hiç cinsel ilişkiye girme. 3 hafta sonra her şeyi yapabilirsin diye yazınca Jelena Karleusa ise gülümseyerek şaşıran bir tweet attı. İşte Jelena ve taraftar arasında geçen o diyalog; haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/besin-zehirlenmesine-karsi-14-oneri/", "text": "Yorgunluk, üşüme, baş ağrısı, baş dönmesi, mide sorunları, ishal, kramplar, görme sorunları... Şiddetli durumlarda bağırsak problemlerine kadar gidebiliyor, hatta zamanında müdahale edilmezse hayata bile mal olabiliyor. Bu problemlere yol açan tablonun adı, yaz aylarında sıkça görülen besin zehirlenmesi Besinler içerdikleri su, protein ve karbonhidrat miktarlarıyla bakterilere üremeleri için oldukça uygun ortam oluşturuyorlar. Besinlerde üreyen bakteriler de sağlığımızı ciddi boyutlarda tehdit eden besin kaynaklı zehirlenmelere yol açıyor. Üstelik bazı bakteriler besinin tadını, kokusunu ve görüntüsünü değiştirdikleri için anlaşılabilirken bazılarını fark etmek ise mümkün olmuyor. Besin zehirlenmesinin en önemli sorumlusu ise besinleri ideal ısıda soğutmamak. Besinlerin tüketim sürelerinin geçmesi, hijyenik olmayan ortamlarda hazırlanmamaları ve yetersiz ısıda pişirmek diğer önemli nedenlerini oluşturuyor. Dolayısıyla besinleri satın alırken, hazırlarken ve saklarken bazı noktalara çok dikkat etmek gerekiyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan besin zehirlenmesinden korunmanız için almanız gereken önlemleri anlattı, önemli önerilerde bulundu. 1-Et parlak kırmızı renkte olmalı Etlerin üzerinde kontrol damgası mutlaka olmalı. Etin derisinde parçalanma, kan birikimi, çürüme belirtileri olmamalı, dokusu çok taze, parlak kırmızı renkte olmalı. Dikkat etmeniz gereken bir başka nokta da etin hoş kokması. 2-Tavuğu bütün olarak alın Tavuğun eti diri olmalı, parmağınızı bastırdığınızda oluşan çukur, parmağınızı kaldırınca hemen düzelmeli. Tavuğu çok parçalı almak yerine bütün almayı tercih edin. Bütün olarak alınan tavukların tazeliğini kontrol etmek çok daha kolay oluyor. Taze tavuğu buzdolabında 1-2 günden fazla bekletmeyin, dondurmuş tavuk etini ise -18 C'de 1 yıl saklayabilirsiniz. 3-Balığın gözleri parlak ve lekesiz olsun Balığın gözlerinin parlak ve lekesiz, solungaç kısımlarının kırmızımsı pembe, pullar ve yüzgeçlerinin diri olmasına dikkat edin. Ayrıca kasları sert ve esnek durumda, kokusuz, kasa basıldığı zaman parmak izi hemen düzelecek şekilde olmalı. Balığı temizlendikten sonra kağıda sarararak saklayın. Buzdolabında bir günden fazla bekletmemeye özen gösterin. SAKLARKEN 4-Kıymayı bir günden fazla bekletmeyin Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan büyük parçalı etleri buzdolabında 2 günden, kıymayı da 1 günden fazla bekletmemeniz gerektiğine işaret ederek sözlerine şöyle devam ediyor: Etler derin dondurucuda ise tazeliğini 6 ay koruyabiliyorlar. Etler porsiyon şeklinde saklanırsa çözdürme işlemi için kolaylık sağlanmış ve etin hijyeni bozulmamış oluyor. Bu nedenle derin dondurucuda saklayacağınız etleri tüketeceğiniz miktarlara ayrın 5-Eti oda sıcaklığında çözdürmeyin Dondurduktan sonra kullanacağınız etleri oda sıcaklığında değil, buzdolabının alt kısmında bekleterek çözdürmeye özen gösterin. Oda sıcaklığında çözdürülen etlerde hızla bakteri ürüyor ve pişirme zamanına kadar sizi zehirleyecek kadar bakteri üremiş oluyor. Dolayısıyla eti kullanmadan bir gün önce dondurucu kısımdan alın ve dolap kısmında 4 derecede çözdürün. Çözdürdüğünüz etleri de hemen kullanmalı ve tekrar dondurmamalısınız. HAZIRLARKEN 6-150 derecenin üzerinde pişirin Büyük parça etleri pişirirken etin iç ısısının yükselmesine dikkat etmeniz gerekiyor. Bunun nedeni ise uzun süre ve düşük ısıda pişirilen etlerde bakteri üremesi. Dolayısıyla etleri 150 derecenin üzerinde pişirmeli ve az pişmiş yerine en azından orta pişmiş olanları tercih etmelisiniz. 7-Oda sıcaklığında 2 saatten fazla bekletmeyin Pişirilmiş hiçbir yemeği oda sıcaklığında 2 saatten fazla bırakmayın. Piştikten sonra hızlıca oda sıcaklığına gelmesini sağlayıp, buzdolabında saklayın. Büyük porsiyonlarda bir yemek ise küçük porsiyonlara ayırarak soğumasını sağlayın. 8-Yiyebileceğiniz kadarını ısıtın Eğer birkaç porsiyonluk bir yemek hazırladıysanız sadece yiyeceğiniz kadarını ısıtın. Her seferinde yemeğin tümünü ısıtırsanız ikinci ısıtmanızdan sonra yemek bozulacaktır. 9-Yumurtayı pişirmeden önce yıkayın Yumurta yıkanmadan, kuru olarak, buzdolabında 2-3 hafta tazeliğini yitirmeden saklanabiliyor, yıkanarak konması halinde daha çabuk bayatlıyor ve bozuluyor. Kullanmadan önce ise mutlaka yıkayın, böylece kirli yumurtadaki mikropların yumurtanın içine girmesi önleyebilirsiniz. Yumurtayla temas ettikten sonra ise ellerinizi yıkamayı ihmal etmeyin. 10-Dondurulmuş sebzeleri hemen pişirin Sebzeleri hafif haşlayarak veya temizledikten sonra tüketilecek kadar porsiyonlara ayırıp öyle dondurun. Kullanacağınız zaman dışarıda çözdürmeden hemen pişirmeye özen gösterin. 11-Kesme tahtasını nemli kullanmayın Kesme tahtası için en uygun materyal aslında camdır. Fakat çoğunlukla ahşap ve plastik kesme tahtaları kullanıyoruz. Kesme tahtalarını işlemin ardından hemen yıkayıp sirkeyle temizledikten sonra zaman kaybetmeden kurumaya bırakın. Çünkü özellikle ahşap kesme tahtaları nemli kaldıklarında bakterilerin oluşmaları için oldukça iyi bir ortam oluşturuyorlar. Tahtanızın üzerinde çok çizik varsa mutlaka zımparalamanız gerekiyor. Özelikle çiğ etlerde yararlandığınız mutfak araç gereçlerini ise çok iyi yıkamadan diğer besinleri hazırlamak için kullanmayın, hatta çiğ et için farklı bir kesme tahtası seçmenizde fayda var. TÜKETİRKEN 12-Hava almış konserve besinleri yemeyin Konserve kutularının şişmiş, bombe yapmış olanlarını kullanmayın. Paslı, içindeki sıvıyı sızdıran ezik kutulardan kaçının diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan evde yapılmış konservelerde de dikkatli olmanız gerektiğini belirterek şu uyarılarda bulunuyor: Hava almış konserveler tat, koku ve görüntüde herhangi bir değişiklik göstermiyorlarsa bile kesinlikle tüketmeyin. Kapağını açtıktan sonra içindeki yiyecek fışkıran konserveleri de hemen atın 13-Mayonezden kaçının Mayonez veya onun gibi içerisinde çiğ yumurta bulunan sosların yaz aylarında çok dikkatli tüketilmeleri, hatta yenilmemeleri gerekiyor. Özellikle dışarda yemek yiyeceğiniz zaman içine mayonez eklenmiş besinleri tercih etmemeniz, yaz aylarında karşılaşılabileceğiniz besin zehirlenmelerinden korunmanız adına çok önemli bir adım olacaktır. 14-Pastörize sütleri 2-3 günde tüketin Sütün pastörize olmasına dikkat edin ve paketini açtıktan sonra 2-3 günde bitirin. Uzun ömürlü sütleri tetra-pak kutularda ve açılmadan, oda sıcaklığında 1.5 ay, buzdolabında 3 ay; yoğurtları kapalı olarak 1 hafta buzdolabında saklayabilirsiniz. Sütü açık olarak almışsanız 5 dakika kaynatmalı ve hemen soğutmalısınız. Soğuttuktan sonra buzdolabında en fazla 3 gün bekletebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/beterbocek-2/", "text": "Tim Burton ve Michael Keaton her ne kadar Big Eyes ve Birdman isimli filmlerle meşgul olsa da iyi ki röportajcılar her fırsatta Beetlejuice 2 yani Beterböcek 2 gelecek mi diye soruyorlar! En sonunda müjde geldi! Beterböcek 2 çekilecek ve de bazı ünlü karakterler bu filmde yeniden oynama fırsatı yakalayacak. BETERBÖCEK 2 Asıl bomba ise Beterböcek 2'nin senaryo taslağı hazır, Tim Burton filmi çok kısa zamanda çekeceklerini tahmin ettiğini söyledi. Michael Keaton ile çalışmayı özledim. Açıkçası Beetlejuice da sadece 1 film var ve 2. filmi hak ediyor, dedi. Benim gibi bu film ile büyümüş bu filmi tekrar tekrar izlemek isteyenler için süper haber. Kısa zamanda kavuşmak umuduyla."} {"url": "https://www.thegeyik.com/beyaz-perdede-taninmayacak-kadar-degiserek-onumuze-cikan-18-oyuncu/", "text": "Makyaj ve gelişen teknoloji sayesinde oyuncular bazen hiç benzemedikleri bir karaktere hayat verebiliyor. Aklımıza kazınan bu karakterlerin arkalarındaki isimleri tahmin etmek bazen güç bile olmakta. İşte unutulmaz sinema karakterlerinin unutulmaz oyuncuları: - Heath Ledger Joker The Dark Knight - Brad Pitt Benjamin Button The Curious Case of Benjamin Button - Maiwenn Le Besco Diva Plavalaguna The Fifth Element - Ralph Fiennes Lord Voldemort The Harry Potter films - Gary Oldman Dracula Bram Stoker's Dracula - Robin Williams Mrs. Doubtfire Mrs. Doubtfire - Jim Carrey Grinch Dr. Seuss' How the Grinch Stole Christmas - John Leguizamo Clown Spawn - Danny DeVito Penguin Batman Returns - Eddie Murphy Sherman Klump The Nutty Professor - Bill Nighy Davy Jones Pirates of the Caribbean Dead Man's Chest - Peter Mayhew Chewbacca Star Wars - Tim Roth General Thade Planet of the Apes - John Travolta Edna Turnblad Hairspray - Daveigh Chase Samara The Ring - Doug Jones Abe Sapien Hellboy II: The Golden Army - Helena Bonham Carter Ari Planet of the Apes - Robert Downey Jr. Kirk Lazarus Tropic Thunder"} {"url": "https://www.thegeyik.com/beyaz-perdede-yeniden-hayat-bulan-efsane-alien-filmi-hakkinda-bilmeniz-gereken-9-gercek/", "text": "Günümüzün sinema teknolojisi ve Ridley Scott'ın dehasıyla yeniden beyaz perde izleyicisi ile buluşan Alien filmi hakkında bilmeniz gereken 9 önemli gerçeği sizler için derledik. İşte Beyaz Perdede Yeniden Hayat Bulan Efsane Alien Filmi Hakkında Bilmeniz Gereken 9 Gerçek; 1# Sigourney Weaver rol aldığı ilk Alien filmin $35,000 alırken, ikinci filmden tam 1 milyon dolar aldı. 2# Alien'ın korkunç sesi Percy Edwarsds aittir. 3# Filmde yer alan uzay askerleri role tam anlamıyla uyum sağlamaları için donanma askerleri tarafından eğitildi. 4# Alien filmlerinde kostümün içinde Bolaji Badejo vardı. 5# Serinin ilk filmlerinde kullanılan mavi lazer, ünlü müzik grubu The Who'dan ödünç alındı. 6# Xenomorph öylesine sevildi ki filmden sonra birçok video oyunu ve çizgi roman karakterine esin kaynağı oldu. 7# Ailen filminin efsanevi göğüs yarılma sahnesinde Veronica Cartwright'ın üzerine kan sıçrayacağından haberi yoktu. 8# İlk başta tasarlanan canavarın gözleri vardı. Ancak daha korkutucu olması için orijinal kostümde gözlere yer verilmedi. 9# Orijinal senaryoda baş karakter Ripley erkek olarak tasarlanmıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/beyin-gelisimine-ve-sagligina-zarar-veren-10-davranis/", "text": "İnsan vücudunun belki de en kritik organı olan beynimiz, vücudumuzun ana kontrol merkezi olduğu gibi bilgi depolanmasında da önemli sorumluluklar üstlenmektedir. Hassas yapısı ve kolay zarar görebilir dizaynı ile ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen beynin; gelişimine ve işleyişini bozan, 10 zararlı davranışı sizler için sıraladık. Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanan, Beyin Gelişimine ve Sağlığına Zarar Veren 10 Davranış sizlerle; 1# Uykusuzluk Uykusuzluk beyin hücrelerinin ölümünü hızlandırmaktadır. Beyin hücrelerinin en uygun dinlenme ve yenilenme fırsatı olan uykunun azalması, beyin sağlığının yanı sıra vücut sağlığını da olumsuz etkilemektedir. 2# Kahvaltı Yapmamak Günün en önemli öğünü olan kan şekerinin dengelenmesinde önem arz etmektedir. Bu nedenle kahvaltıyı atlamak beyin için gerekli besinin alınmasını engellemekte ve beyin fonksiyonlarının bozulmasına yol açmaktadır. 3# Aşırı Yorgunluk Fiziksel ve zihinsel açıdan yaşanan yorgunluklar beyindeki atar damarların sertleşmesine ve beynin gerekli kan alış-verişini yapamamasına neden olur. 4# Aşırı Şeker Tüketimi Besinlerden gelen faydalı minerallerin ve vitaminlerin emilmesini engelleyen aşırı tüketimi, beyin rahatsızlıklarının oluşumuna yol açmaktadır. 5# Hava Kirliliği Beynin sağlıklı olarak çalışabilmesi için yüksek miktarda oksijen alması gerekmektedir. Kirli havanın sürekli olarak solunması, beynin etkin olarak görev yapmasının önüne geçer. 6# Sigara İçmek Zararlı saymakla bitmeyen sigara Alzheimer'ın yanı sıra çoklu beyin küçülmesine de sebep olmaktadır. 7# Az İletişim Kurmak Beyin gelişimini sağlamak için müzik, sinema ve spor gibi konularda zihin açıcı konuşmaların yapılması çok önemlidir. Bu sohbetler sırasında devreye giren hayal gücü, beynin etkinliğini arttırmak için kilit anahtardır. 8# Uyurken Yorganın Altına Gömülmek İlk başta ilginç gelecek bu madde aslında bu çok önemlidir. Uyurken yorganın altına gömülmek oksijen alımını engeller ve daha fazla miktarda karbon dioksit solunmasına neden olur. Bu durum beyin gelişimini olumsuz etkilediği gibi baş dönmesi, baş ağrısı gibi olumsuz etkilere de sebebiyet vermektedir. 9# Hastalık Anında Beyni Yormak Modern yaşamın koşturması içinde birçok insan hastalığına karşın koşturmaya devam etmektedir. Hastalık sırasında dinlenmesi gereken vücudu yormak, beyni zorlamak hasara neden olacağı gibi uzun vadeli olumsuz sorunlara da yol açar. 10# Uyarıcı Düşüncelerin Yoksunluğu Düşünmek beynin gelişmesi ve işlevinin arttırılması için olmazsa olmazdır. Yeteneklerin gelişmesi, zihin kapasitesinin arttırılması, ilgi eksikliğinin azalması için yaratıcı fikirlerle beynin doldurulması zorunludur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/beyin-yakan-sozlere-sahip-10-turkce-sarki/", "text": "Bazı şarkılar vardır ki dinlediğiniz zaman yüreğinizi dağlar, bir hüzün kaplar içinizi. Ama hayır! Bu listede o tip şarkılara yer vermiyoruz. Tam aksine dinlediğiniz zaman Ne diyor la bunlar? diye kahkaha atacağınızı iddia ediyoruz. Mizah dolu sözleri, akıl almaz ritimleri ile beyninizi yakacak; sevgilinizden ayrıldığınızda, arkadaşınızla kavga ettiğinizde bu şarkıları paylaşacaksınız! 1- Cemiyette Pişiyorum Pendor Kızı Sürtiye Şarkıyı ne zaman dinlesem la la la laa kısmını eşlik etmekten kendimi alamıyorum. Naber junkieeee!? 2- Deli ÖSYM Üniversite sınavına hazırlandığımız dönemlerde deli gibi dinlediğimiz bir Deli şarkısı! Eskiler mutlaka hatırlar, yeni kurbanlar ise mutlaka dinlemelidir. 3- Dengesiz Herifler Mafya Halletmeniz gereken bir gönül işiniz mi var? Alın bir elinize lokumu, takın ceketinize karanfili ve basın kapısının ziline! 4- Erotik Karate Baba https://www.youtube.com/watch?v=rlAbzqCYBy0 The Godfather filminin müziğini hiç bu şekilde dinlememişsinizdir bence. Ülkecek bu cover ile gurur duymalıyız! 5- Düz Mantık Ananla Olan Münasebetim Düz Mantık bu şarkısı ile sevgiliye göndermelik şarkılar listesinde başı çeker. Bak sevgilim eğer beni terk edecek olursan sana suikast düzenlerim! 6- Feyyaz Yiğit Samsunlu Değilim Sıradaki şarkımız Samsunlulara geliyooooor! Gülümsemeniz yüzünüzden eksik olmasın. 7- Zardanadam Sarışınlar Boktur Günler boyu ateşiyle sizi yanıp tutuşturan o sarışınlar var ya, heh işte onlara gelsin. 8- Sokak köpekleri Esra En sevdiğim isimli şarkılar listesindedir, Esra adında bir arkadaşım olsa da direk yapıştırsam ona şu şarkıyı. 9- THE AYILAR Alem Göt Olmuş https://www.youtube.com/watch?v=xISTpQqQuGw Biri size kazık mı attı? Çok mu sinirlendiniz? Açın şu şarkıyı da atın o negatif enerjiyi üzerinizden! 10- The Mongollar Dinazor Ta*ağı Sevgiliden ayrılınca dinlemelik şarkılar listesinde de en başa bunu koyabilirsiniz. Aslında şarkının orijinali Rashit grubuna ait ama bu versiyonu da dinlemeye değer diye düşünüyorum. Bonus: Sertar Ortaç Poşet VEEEEEE TABİ Kİ LİSTENİN OLMAZSA OLMAZI! Aşk bu kızılötesi yaralı müzesi haraket edemem!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/beynimizi-bos-oturtmak-yerine-yapacagimiz-20-egzersizle-kuvvetlendirebiliriz/", "text": "Beyni yormak kadar dinlendirmek de önemlidir. Beyninizi kuvvetlendirmek ve daha iyi çalışmasını sağlamak istiyorsanız bu 20 beyin egzersizine dikkat etmek ileride çok işinize yarayabilir. 1- Beyin açık havadayken ve ayaktayken daha iyi çalışır. İnsan beyninin ayaktayken yaklaşık yüzde 10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir. Önemli kararlar alırken açık havada veya doğada deneyebilirsiniz. 2 Yürürken kolları sallamak beynin performansını olumlu etkiliyor. Önemli kararlarınızı açık havada, kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne dersiniz? 3- Yabancı bir dil öğrenme beyni güçlendiriyor. Her gün birkaç yeni kelime öğrenip, kullanabilirsiniz. Sözlük okuyabilirsiniz. 4- Zihinsel jimnastik/antrenman yapın. Bunun için çeşitli bulmacaları çözebilirsiniz. Satranç gibi akıl oyunları oynayın. 5 Rutin olarak tekrar ettiğiniz davranışlardan vazgeçin. Bazen telefonu sol elinizde tutun, çantanızı diğer elinizle taşıyın, evinize başka bir yoldan gidin. 6 Entelektüel zevklerinizi geliştirmek için her gün mutlaka iyi bir özdeyiş antolojisinden birkaç cümle okuyun. Beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin. 7 Her gün güzel bir resme veya fotoğrafa bakmaya çalışın. Estetik algınız, gördüğünüz estetik şeyler kadar gelişir. 8 Sevdiğiniz bir müziği bir süre gözleriniz kapalı dinleyin. Beyin otoriteleri tarafından klasik müziğin zekaya 7 puan ekleyebildiği iddia edilmektedir. 9 Günde aklınızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçer. Bu düşünceler ne hakkındaysa, hayatınız da ona göre şekillenir. Unutmayın, kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda da onu çoğaltırsınız. 10 Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğünüzü de gözlemleyin. Düşünmek üzerine düşünmek, beyin ve düşünce kapasitesini artırır. 11 İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır. Çok uyuyorum diye üzülmeyin. Einstein'ın günlük 10 saatten fazla uyuduğu biliniyor. 12 Bol ve temiz oksijen beyin için çok önemlidir. Beynimiz ağırlık olarak vücudumuzun yüzde 2'sini oluşturduğu halde, vücuda gelen oksijenin yüzde 25'ini tüketir. Oksijensiz kaldığımızda ölümü gerçekleşen ilk organımız beyindir. Odanızın penceresini açarak kendinize bol bol oksijen ısmarlayın. 13 Farklı düşünme tarzları beyninizi geliştirir. Çocuklar ve hayvanlarla daha fazla vakit geçirin. Sizden farklı düşünen insanlarla konuşun. 14 Kullanılmayan organ körelir. Sürekli televizyon seyrederek beyninizi düşük viteste çalıştırmayın. 15 Beynin en tehlikeli yanı ters çaba kuralına göre çalıştığı anlardır. Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuz şeye odaklanırsanız, korktuğunuzu başınıza getirir. Buna ters çaba kuralı denir. Beyin odaklanılan hedef olumsuz olsa bile, bunu gerçekleştirmek için çalışır. Topluluk önünde konuşma yaparken acaba heyecanlanır mıyım? diye düşünürseniz, heyecanlanırsınız. 16 Beyni yoran monotonluktur. Hayatınızı ne kadar renklendirirseniz, beyninizi o kadar neşelendirirsiniz. 17 Beyin kısa süreli hafızada beş ile yedi arasındaki bilgiyi işleyebilir. Yeni bir bilgi gelince, bu bilgilerden birini atar. Buna sihirli sayı kuralı denir. Bu kural aşılıp aşırı bilgi yüklenmesi durumunda beynimiz servis dışı olur. Hayatınızın en büyük kararlarını alırken kafadan değil, tıpkı beş haneli iki rakam grubunu çarparken yaptığınız gibi, bir kağıt üzerine yazarak ne yapacağınızı hesaplayın. 18 Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Fiziksel zindelik, zihinsel zindelik getirir. Uzun süre hareketsiz kalmak, zihni de hareketsizleştirir. Spor yapmaya, fazla kilolarınızdan kurtulmaya özen gösterin. Yeterince su için. Çünkü, insan beyninin yüzde 78'i su ile kaplıdır. 19 Ders çalışırken ilk öğrenilenler, son öğrenilenler, sık tekrarlananlar ve ilginç bulunanlar en çok akılda kalanlardır. Dersleri kısa aralar vererek çalışmak akıllıca bir harekettir. 20 Bu hafta kafanızı nasıl daha iyi çalıştırabileceğiniz üzerine daha fazla düşünün. Unutmayın, beynimizi daha iyi çalıştırmak için kullanacağımız organ yine beynimiz. Aklınızı başınıza toplayın ve kullanın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bilgi-yarismalarini-kazanmanizi-saglayacak-40-ulkenin-baskenti/", "text": "Televizyon yarışmalarında ya da arkadaşlarınızla oynadığınız bilgi oyunlarında sizi kazanmaya bir adım yaklaştıracak bir liste yaptık. Ülkelerin başkentlerini ve bu kentler hakkında önemli detayları bu listede görebilirsiniz. ABD/Washington DC Washington DC, Amerika Birleşik Devletleri'nin başkentidir. DC kısaltmasının açılımı District of Columbia 'dir. Kendi başına bir eyalet değildir ve hiçbir eyalet sınırları içinde yer almaz. Direkt olarak federal devlete bağlıdır. Yunanistan/Atina Atina, Yunanistan'ın başkenti ve en büyük şehridir. Belçika/Brüksel Brüksel, Belçika'nın başkentidir. Birkaç yüzyıl önce bataklığın kurutulması sonucu ortaya çıkmış bir şehirdir. Adı, bataklığın içindeki yerleşim yeri anlamına gelir. Romanya/Bükreş Bükreş, Romanya'nın başkentidir. Romanya Ovasının ortasında, Tuna Nehri'nin bir kolu olan Dambovita'nın kıyısında kurulmuştur. Almanya/Berlin Berlin, Almanya'nın başkenti ve en büyük şehridir. Avustralya/Canberra Canberra, Avustralya'nın başkenti ve denizden uzak en büyük, Avustralya'da tüm şehirler içinde de sekizinci büyük şehridir. Hollanda/Amsterdam Amsterdam, Hollanda'nın başkentidir. Ancak ülke, hükümetin ve meclisin bulunduğu Lahey'den yönetilir. Danimarka/Kopenhag Kopenhag, Danimarka'nın başkentidir. Japonya/Tokyo Tokyo, Japonya'nın başkenti ve dünyanın en büyük kentidir. Makedonya/Üsküp Üsküp, Makedonya'nın başkenti ve en büyük kentidir. Ortasından geçen Vardar Nehri tarafından ikiye ayrılır. Finlandiya/Helsinki Helsinki, Finlandiya'nın nüfus bakımından en büyük şehri ve başkentidir. İngiltere/Londra Londra, İngiltere'nin ve Birleşik Krallık'ların başkentidir. 0 derece meridyeninin geçtiği Greenwich kasabası Londra yakınlarındadır. Rusya/Moskova Moskova, Rusya Federasyonu'nun başkentidir. Dünyanın en yoğun işleyen metro sistemine sahiptir. İspanya/Madrid Madrid, İspanya'nın başkentidir. İber Yarımadası'nın orta kesiminde yer alır. Polonya/Varşova Varşova, Polonya'nın başkenti olup, aynı zamanda bu ülkenin en büyük şehridir. Norveç/Oslo Oslo, Norveç'in başkenti ve en büyük şehridir. Kanada/Ottowa Ottowa, Kanada'nın başkenti ve dördüncü büyük kentidir. Çek Cumhuriyeti/Prag Prag, Çek Cumhuriyeti'nin başkenti ve en büyük şehridir. Geçmişte Çekoslovakya'nın başkentiydi. Fransa/Paris Paris, Fransa'nın başkentidir. Sen Nehri'nin üzerine, Paris Havzası'nın ortasına kurulmuştur. Paris'te ikamet edenlere Parisien diye hitap edilir. İtalya/Roma Roma, İtalya'nın en kalabalık şehri ve başkentidir. Avrupa'nın en geniş yüzeye yayılmış başkentlerinden biridir. Bulgaristan/Sofya Sofya, Bulgaristan'ın ve başkenti ve en büyük şehridir. Bosna-Hersek/Saraybosna Saraybosna, Bosna-Hersek'in başkenti ve en büyük şehridir. İsveç/Stockholm Stockholm, İsveç'in başkenti ve en büyük şehridir. KKTC/Lefkoşa Lefkoşa, Kıbrıs adasının ortasında yer alan, Kıbrıs Cumhuriyetini ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkentidir. Irak/Bağdat Bağdat, Irak'ın başkenti ve en büyük kentidir. Yüzyıllar boyunca İslam dünyasının bilim, kültür ve ticaret merkezi olan şehir, Abbasiler'e birkaç asır başkentlik etmiştir. Bağdat aynı zamanda Ortadoğu'nun Kahire ve Tahran'dan sonra en büyük üçüncü şehridir. Azerbaycan/Bakü Bakü, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin, Hazar Denizi'nin batı kıyısında yer alan başkentidir. Kafkaslar'ın en büyük şehri, en önemli kültür ve ticaret merkezidir. Tayland/Bangkok Bangkok, Tayland'ın en büyük şehri ve başkentidir. Lübnan/Beyrut Beyrut, Lübnan'ın başkentidir. Macaristan/Budapeşte Budapeşte, Macaristan'ın başkentidir. Aslında Tuna nehrinin iki yakasındaki Budin ve Peşte'nin 17 Kasım 1873 yılında birleşmesiyle oluşmuş şehirdir. Eski yıllarda Tuna nehri Budin'i ve Peşte'yi ayırmıştı. İki şehri birbirine bağlaması için Chain Köprüsü inşa edilmiş, bu köprü iki şehri birbirine bağlamıştır. Ermenistan/Erivan Erivan, Ermenistan'ın en büyük şehri ve 1918'den beri başkentidir. Erivan, Ermenistan'ın 12. başkentidir. Küba/Havana Havana, Küba'nın başkentidir. 2.2 milyon nüfusuyla hem Küba'nın hem de Karayipler'in en büyük şehridir. Mısır/Kahire Kahire, Mısır'ın başkenti, Arap dünyası ve Afrika'nın en büyük kentidir. Büyük bölümü Nil Nehrinin doğu kıyısında, nehrin Reşid ve Dimyat kollarına ayrıldığı noktanın biraz aşağısında yer alır. Afganistan/Kabil Kabil, Afganistan'ın başkenti ve en büyük şehridir. Suriye/Şam Şam, Suriye'nin başkentidir. Gürcistan/Tiflis Tiflis, Gürcistan'ın başkenti olup, Kura Irmağı'nın her iki yakasında yer alır. İran/Tahran Tahran, İran'ın başkenti ve en büyük kentidir. Hindistan/Yeni Delhi Yeni Delhi, Hindistan'ın başkentidir. Suudi Arabistan/Riyad Riyad, Suudi Arabistan'ın başkenti ve en büyük şehridir. Arap Yarımadası'nın ortasında yer alır. Avusturya/Viyana Viyana, Avusturya'nın başkenti ve en büyük şehridir. Moğolistan/Ulan Batur Ulan Batur, Moğolistan'ın başkenti ve en büyük şehridir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bilgisayar-oyunu-bagimliligi-akil-hastaligi-olarak-kabul-edilecek/", "text": "Dünya Sağlık Örgütü en son 1990 yılında güncellenen Hastalıkların Uluslararası Sınıflaması teşhis kılavuzunun 2018 yılında yenileneceğini ve bilgisayar oyunu bağımlılığının da kılavuzda akıl hastalığı başlığı altında yer alacağını söyledi. CNN Türk'ün New Scientist dergisinin haberinden aktardığına göre bilgisayar oyunu bağımlılığı, hastalık kapsamında bir isme sahip olmasa da WHO'nun 2018 yılında 11'incisini yayınlayacağı kılavuzda bağımlılığın akıl hastalığı başlığı altında yer alacağı söylendi. 'HER BİLGİSAYAR OYUNU OYNAYAN BAĞIMLI DEĞİL' WHO Akıl Sağlığı Departmanı'ndan Vladimir Poznyak, bilgisayar oyunu bağımlılığının önemli bir konu olarak tanınmasının kritik olduğunu söyledi. Poznyak, Sağlık uzmanları bilgisayar oyunu bağımlılığının ciddi sonuçları olabileceğini fark etmeli. Her alkol içen insanın alkolik olmadığı gibi bilgisayar oyunu oynayan herkeste de akıl hastalığı bulunmuyor. Fakat belirli durumlarda aşırı bilgisayar oyunu bağımlılığı olumsuz etkiler yaratabilir dedi. Birçok kişi bilgisayar oyunu oynamanın akıl sağlığını bozabilecek bir eylem olmadığını düşünse de ESET güvenlik şirketi uzmanları, 500 bilgisayar oyuncusuyla yapılan bir araştırmada, katılımcıların yüzde 10'unun bilgisayar başında 12 ila 24 saat vakit geçirdiğini açıklamıştı. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bilim-dunyasinin-en-korkunc-deneyi-bebek-alberta-ne-oldu/", "text": "Bilim için yapılan her şey mübah mıdır? Amerikalı Psikolog John Broadus Watson etik kuralları hiçe sayarak, 8 aylık bebek Albert üzerinde tarihin en utanç verici deneyini yapıyor. Korku, insanda sonradan edinilen bir refleks mi yoksa doğuştan gelen bir dürtü mü? sorusunun cevabını ararken, ufacık bir bebeğin hayatını karartıyor. İşte içiniz acıyarak okuyacağınız küçük Albert deneyinin arka planı... Davranış Psikolojisi ekolünün kurucusu Watson ve asistanı Rosalie Rayner, çalıştıkları John Hopkins hastanesi kreşinde oynayan çocukları uzaktan incelemeye başlarlar. Fakat, 'korku' hakkındaki sorularının cevapları için kesin yanıtlar alabilecekleri testler yapmaları gerekir. Araştırma için izin alabilecekleri bir aile ararlar. Sonuç olarak 8 aylık sağlıklı bir bebek olan Albert ile bir deney tasarlamaya karar verirler. Tarihteki en önemli psikolojik deneylerden biri olarak kabul edilen Little Albert Experiment'a başlamadan önce küçük Albert'a birkaç duygusal test yapılır. Minik bebeğe sırasıyla beyaz bir fare, tavşan, yanan kağıt parçaları, peruk, maske gibi ilk kez karşılaşabileceği nesneler ve durumlar gösterilir. Amaç, Albert'ın bunlara koşulsuz karşı tepkisi olup olmadığını incelemektir. Sonuç olarak Albert, gördüğü hiçbir nesneye karşı korku göstermez; her şeye gülümser. Bu testten sonra Albert'ı boş bir odaya götürürler. Odada Albert'ın üzerine oturduğu bez yatak haricinde hiçbir eşya bulunmaz. Daha sonra Watson ve asistanı Rayner odadan çıkar, yalnız bıraktıkları Albert'ın yanına beyaz laboratuvar faresi salarlar. Albert, fareden korkmadığı gibi, tam tersi bir tepki göstererek fareyi çok sever, yakalamaya çalışıp, gülmeye başlar. Artık bir sonraki aşamaya geçmeye hazırdırlar. Albert, fareye her dokunduğunda iki demir çubuğu birbirine vurarak rahatsız edici sesler çıkarmaya başlarlar. Sesleri duyan küçük Albert ağlamaya başlar. Oda yeniden sessizleşince fareyle oynamaya devam eden Albert, yine fareye dokunduğu ilk anda psikologların çıkardığı o gürültülü sese maruz kalır. Ağlaması yatışıp, aklı tekrar fareye kayan Albert, dokunmaya çalıştığı an hep aynı sesi duyduğu için fareye dokunmaktan korkmaya başlar. Bu deney birkaç gün sürer ve tekrarlanır. Watson ve Rayner deneyi ileri noktaya taşıyıp tavşan ve başka tüylü objeler de getirirler. Çıkan sonuç: Albert, özellikle beyaz renkli, tüylü bir nesne görse ondan korkup, ağlamaya başlar ve kaçmak ister. Artık Albert gördüğü pamuk, beyaz tavşan ve benzer nesnelerin karşısında demir çubuklarla çıkarılan ses olmamasına rağmen korkmaya başlar. Vardıkları sonuçla yetinmeyen psikologlar, son olarak beyaz sakallı ve tüylü kostümler giyerek odaya girerler. Karşısında git gide büyüyen tüylü nesneler gören zavallı Albert'ın korkusu artık hafızasına tamamen kazınır. 1920'lerde yapılan bu deneyle bilim insanları koşullu korkuyu kanıtlar. Fakat deney uğruna 8 aylık bir bebeğe yapılan koşullandırmayı geriye almadıkları, onu iyileştirmedikleri için büyük tepki çekerler. Gerçi Albert'ın ruh sağlığı için bir iyileştirmeye başlasalardı da, geçmişin derin ve karanlık izlerini ne denli silebileceklerdi bilinmez. Küçük Albert'a deney sonrasında ne olduğuyla ilgili birçok rivayet var. Yazar Tom Bartlett'a göre, küçük Albert'in annesi Arvilla Merritte aynı hastanede süt annelik yapıyordu. O devre göre, sosyal statüsü hastanenin diğer çalışanlarına göre daha düşüktü. Maddi imkansızlıktan dolayı bebeğinin deneyde kullanılması teklifini geri çeviremedi. Finding Little Albert kitabına göre ise, annesinin küçük Albert'ın üzerinde yapılan deneylerden haberi yoktu. Deneylerin farkına vardığında bebeğini alıp, ortadan kayboldu. KÜÇÜK ALBERT'IN TRAJİK ÖLÜMÜ American Psychological Association verilerine göre ise küçük Albert'in asıl adı Douglas Merritte. Kayıtlara göre, Douglas 6 yaşında hidrosefali'den hayatını kaybetti. Böyle bir deneye maruz kalan bir bebeğin, hayatı boyunca karşılaşacağı olumsuzlukların önemsenmemesi hala daha davranışçı ve hümanistik psikologlar tarafından tartışılan bir konu olarak gündemde. Daha uzun süre de devam edecek gibi görünüyor. Küçük Albert Şartlandırma deneyi Hürriyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bilim-dunyasinin-en-magdur-insani-nikola-tesladan-kulaga-kupe-nitelikli-20-soz/", "text": "Yaptığı çalışmalar ve buluşlarla insanoğlunun hayatına yön veren ünlü fizikçi Nikola Tesla belki de hakkı en çok yenen bilim insanıdır. Bilimi ve teknoloji değiştirecek birçok buluşa imza atsa da ders kitaplarında her daim Edison'un gölgesinde bırakılan ünlü fizikçinin aynı zamanda ne denli büyük bir insan olduğunu ortaya seren en güzel sözlerini bir araya getirdik. İşte Bilim Dünyasının En Mağdur İnsanı Nikola Tesla'dan Kulağa Küpe Nitelikli 20 Söz; 1# Bugün onlara ait. Uğrunda çalıştığım gelecek ise bana 2# Büyük anlar büyük fırsatlar doğurur 3# Beni üzen, fikirlerimin çalınması değil. Onların kendilerine ait fikirlere sahip olmamaları 4# Birey kısa ömürlüdür. Irklar ve milletler geçicidir. Geriye kalan tek şey insan olmaktır 5# Bizzat Yaratıcı'nın kendisi dünyayı elektriksel olarak dizayn etmiştir 6# Nefretinizi elektriğe dönüştürebilseydiniz, bütün dünyayı aydınlatmaya yeterdi 7# Birinin Tanrı dediğine, bir başkası Fizik Yasası der 8# Barış sadece evrensel bir aydınlanmanın yaşanmasıyla mümkün olabilir 9# Anlayışınızın ötesinde insan eliyle yaratılmış korkulara gark olabilirsiniz 10# Dünya beni ilgilendirmiyor. Önemli olan ben öldükten sonra hakkımda söylenecekler 11# Nicola Tesla'nın hayalgücü ve başarılarına denk birini dünya daha çok bekleyecek 12# Bazı gezegenlerde hayat olmadığı açık. Ancak, bazılarında tüm koşullara rağmen hayat var 13# 3,6 ve 9'un sırrını bilseydiniz, evrenin anahtarı ellerinizde olurdu. 14# 21. yüzyılın köleleri robotlar olacak. 15# Hislerimiz dış dünyanın sadece dakikalık bir kısmını algılayabiliyor. 16# Erdemlerimiz ve kusurlarımız birbirinden ayrılamaz, güç ve madde gibi. Onlar ayrıldığında insan bir hiçtir. 17# İnsan kalbini, bir mucidin kendi beyninin yarattığı bir ürünün başarıya ulaştığını görmesinden daha fazla heyecanlandıran bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bu tür duygular insana yemeyi, uyumayı, arkadaşları, aşkı, her şeyi unutturuyor. 18# İnsan imkansızı başarabilir sözü yetersizdir çünkü insan imkansızın da ötesine ulaşabilir. 19# Bırakın doğruları gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin. 20# Paranın başkaları için taşıdığı anlam, benim için hiçbir şey ifade etmiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bilim-insanlari-cikardiginiz-gaz-cevrenizdekileri-kanserden-koruyor/", "text": "Başlığa bakınca şaka yaptığımızı zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Bu araştırmayı yapan İngiltere'deki Exeter Üniversitesi ve bu çalışmayı yayınlayan ise ünlü gazete Mirror. Peki neden gaz çıkarmak çevrenizdekilere yararlı? İnsanların çıkardığı gazda hidrojen sülfür bulunuyor. Bunun oldukça zararlı bir gaz olduğunu belki de duymuşsunuzdur. Fazlası zehirliyor. Ama araştırmada bildirilene göre insanlar gaz çıkardığında elde edilen oran oldukça düşük. Yani az hidrojen sülfür çıkarıyoruz ve bu da kalp krizinden, diyabete ve kansere karşı iyi geliyor. Bu satırları okurken kara kara düşüncelere dalabilirsiniz ama bilim insanları bundan ilaç üretmenin çalışmalarını yapıyor. Profesör Matt Whiteman bu gazlarla AP39 adını verdikleri bir maddeye ulaştıklarını ve bu maddenin demin saydığımız faydaların yanı sıra yaşlanmaya bile iyi geldiğini söyledi. Yine de siz bu çalışmalara uymadan önce, iki kez düşünün 😉 Hatta o bilim insanları da bıraksınlar, kokuyla yaşayacağımıza bıraksınlar huzur içinde ölelim!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bilim-insanlari-kadin-ve-erkeklerin-bosanma-isteklerinin-nedenlerini-acikladi/", "text": "ABD'nin Michigan Eyalet Üniversitesi'nden bir grup araştırmacı, kadınların boşanma davası açmalarının başlıca nedeninin, eşlerinin davranış biçimlerini değiştirmeyi reddetmesinin ve ilişkilerini korumak için çaba göstermemesinin olduğu sonucuna vardı. Daily Mail'in haberinde yer verdiği araştırmada, kadınların zamanla aile içinde artan tedirginliği daha ağır geçirdikleri ve bu nedenle erkeklerden iki kat daha sık boşanmak için mahkemeye başvurdukları belirtildi. Habere göre bilim insanları, 16 yıl boyunca 355 evli çifti gözlemleyerek, her çiftle ilk evlilik aylarında ve birlikteliklerinin ikinci, üçüncü, dördüncü, yedinci ve on altıncı yıllarında röportaj yaptı. Çalışmanın sonucunda, kadınların erkeklere göre ilişkideki gerginlikten daha çok bahsettiği, bazı çiftlerde erkekler ilişkiden memnun olmadıklarını hiç ifade etmezken, kadınlardaki tatminsizliğinin oldukça yüksek olduğu ortaya çıktığı, bu tür durumların çoğu zaman çiftler için ayrılıkla sonuçlandığı anlaşıldı. Bilimciler, araştırmanın devam ettiği 16 yıl içerisinde takip edilen çiftlerin yaklaşık yüzde 40'ının boşandıklarını ifade ediyor. Sputnik Tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bilim-insanlarinin-aciklamakta-gucluk-cektigi-dunyanin-en-buyuk-8-doga-mucizesi/", "text": "Üzerinde yaşadığımız güzel dünyamızda gözlemlenen ve bilim insanlarının açıklamakta güçlük çektiği ilginç fenomenler listemize bugün bir yenisini ekliyoruz. Okuduğunuz zaman şaşkına döneceğiniz, Bilim İnsanlarının Açıklamakta Güçlük Çektiği Dünyanın En Büyük 8 Doğa Mucizesi sizlerle; 1# Gravity Tepeleri, Hindistan Bu gizemli tepenin eteğinde arabanızı park edip, vitesi boşa alırsanız; araba yokuştan aşağı doğru değil yukarıya doğru çıkmaya başlayacaktır. İlk izlenimler aracı yukarı doğru çeken gizemli bir gücün varlığından bahsetse de bilim insanları bu olayın manyetik alan ve yerçekiminin çakışması sonucu yaşandığını öne sürmektedir. Henüz nedeni ispatlanamayan bu olayın Çankırı'nın Ilgaz ve İzmir'in Ödemiş bölgelerinde görüldüğünü unutmadan hatırlatalım. 2# Taş Devri Mezarları Dünyanın birçok yerinde görünen bu fenomen üç çeşit yassı kayanın üzerine konmuş bir taştan oluşan ve adeta dev bir masayı andıran yapıtlardan oluşmaktadır. Arkeologların eski çağlarda kullanılan mezarlar olduğunu ileri sürdüğü bu yapıtlara Çin, Kore, Hindistan, İsrail, İskandinaya ve Rusya'da rastlanmaktadır. Asıl ilginç tarafı ise bu yapıtlara yaklaştıkça saatlerin yavaşlaması ve dijital pusulaların delirmiş gibi çalışmaya başlamasıdır. 3# Sonsuz Alev Şelalesi, ABD Doğanın yarattığı bu olağan dışı şelalenin küçük deliklerden çıkan doğalgaz sebebiyle bu üne kavuştuğu ileri sürülmektedir. Kısa süreli olarak sönse de her daim yanmaya devam eden alevi söndüren kişinin devasa bir servetle kutsanılacağına inanılmaktadır. 4# Frangokastello Kalesi, Yunanistan Dünyanın en çok sefer yapılan yerlerinden biri olan Girit, tarih boyunca birçok kez el değiştirmiştir. Bu köklü tarihinin sebebiyle birçok kanlı mücadele sebep olan Girit yalnızca bu yönüyle değil, mistik olaylar ile dikkat çekmektedir. Her yılın mayıs ayı sonunda adadaki Agios Charalambos manastırından Frangokastello Kalesi'ne yürüyen silahlı asker seslerinin geldiği ve atlı askerlerin gölgelerinin görüldüğü öne sürülmektedir. Sabahın erken saatlerinde ve adadaki nemin yüksek olduğu dönemde görülen bu olay, yaklaşık 10 dakika boyunca sürmektedir. 5# Çek Katakompları, Çekya Çek mezarlıklarında duyulan org sesine dayanan bu efsane, 1996 yılında bilim insanları tarafından da belgelenmiştir. Ancak söz konusu tünelleri 10 metre derinliğinde olması ve devasa orgların buraya sığamayacak olması şüpheleri arttırmaktadır. Durum psikologlar tarafından da incelense de henüz netliğe kavuşturulamamıştır. 6# Taş Orman, Çin 200 milyon öncesi dek dayanan Taş Orman, kalın kalker tabakasının oluşturduğu büyük yapıların bir kalıntısı olarak kalmıştır. Tektonik hareketle kıyıya taşınan taşlar ve ormanın yer altı kısmında bulunan Qifeng Mağarası ise bölgenin gizemini daha da arttırmaktadır. Ağustos-Kasım arasında yeraltı nehrinde görülen ve 30 dakikada bir oluşan girdapların sebebi ise henüz açıklanamamıştır. 7# Beş Rengin Nehri, Kolombiya Yılın büyük kısmında sıradan bir nehrin yaz aylarında renklenmeye başlaması neresinde bakarsanız bakın oldukça sıra dışı bir olay. Nehrin kenarında bulunan renkli otlar nedeniyle nehrin renk değiştirdiği düşünülse de bunun nedeni Su Anası La Mojana'nın hazinesidir. 8# Kan Şelalesi, Antarktika 10 C'de bile donmayan bu şelalenin bölgede yaşayan mikroskobik canlılar yüzünden kan renginde aktığı düşünülmektedir. brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bilim-kurgu-severleri-ekran-basina-kitleyen-13-dizi/", "text": "Dizi sektörünün giderek büyümesi dizi sayısını sürekli olarak arttırıyor. Dizi sektörünün büyüyen bütçeleri ve gelişen görsel efektler sonrası daha fazla bilim-kurgu dizisi de izleyicilerle buluşmaya devam ediyor. Tüm bu etkiler sonrası yayın hayatına devam eden en güzel bilim-kurgu dizileri sizler için listeledik. İşte Bilim Kurgu Severleri Ekran Başına Kitleyen 13 Dizi; 1# The X-Files (IMDb Puanı: 8.7) Bilim kurgu denilince akla gelen ilk dizilerden olan The X-Files uzun bir aranın ardından tekrar ekranlara döndü. Uzaylı gerçeği ve devlet komploları çerçevesinde geçen doğaüstü olayları inceleyen Mulder ve Scully'nin hikayesi izlenmeye değer. 2# Westworld (IDMb Puanı: 9.1) Geçtiğimiz sezon yayınlanmaya başlayan ve bir anda fenomen haline gelen Westworld; Evan Rachel Wood, Jeffrey Wright, Ed Harris ve Anthony Hopkins gibi isimlerin bulunduğu güçlü oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Yapay zekaların vahşi batı temalı bir parkı ve burayı ziyaret eden konukların hikayesini anlatan dizi J.J.Abrams imzası taşıyor. 3# Stranger Things (IMDb Puanı: 9.0) 2016'nın dikkat çeken diğer yapımı da hiç kuşkusuz Stranger Things'ti. 80'lerin korku filmilerinin havasını modern bilim kurguyla birleştiren dizinin oyuncu kadrosunda Winona Ryder, David Harbour, Finn Wolfhard gibi isimler bulunuyor. 4# Doctor Who (IMDb Puanı: 8.8) Televizyon tarihinin en uzun soluklu dizi olan Doctor Who, Gallifreyli bir Zaman Lordu olan Doktor'un zaman ve uzay ekseninde atıldığı sonu olmayan maceraları konu ediniyor. Geçmiş ile gelecek ekseninde sınırlı kalmayan dizi kimi zaman başka galaksilere ve farklı ırklara dahi uzanıyor. 5# Black Mirror (IMDb Puanı: 8.9) Elde ettiği başarı sonrası üçüncü sezonunda Netflix'e transfer olan Black Mirror, gelecekteki yaşamın ve teknolojinin karanlık yönlerini bizlere sunuyor. 6# Colony (IMDb Puanı: 7.3) Başrollerinde Josh Holloway ve Sarah Wayne Callies'in buluduğu Colony, yakın bir gelecekte uzaylılar tarafından kolonileştirilen dünyamızı betimliyor. Dizide uzaylılarla çalışanlar ve buna karşı duranların savaşı anlatılıyor. 7# The Expanse (IMDb Puanı: 8.2) Aynı ismi taşıyan kitap serisinden uyarlanan The Expanse kavramımızın çok ötesinde olan bir gelecekte geçiyor. Güneş sistemini kolonileştiren ve kendi içinde farklılaşan insanların anlatıldığı dizide insanların gelecek için verdiği çaba anlatılıyor. 8# Sense8 (IMDb Puanı: 8.4) Matrix'in yönetmeni Wachowski kardeşler tarafından yaratılan Sense8, dünyanın dört bir yanında bulunan sekiz insanın bir anda zihinsel olarak birbirine bağlanmasını anlatıyor. 9# The 100 (IMDb Puanı: 7.8) İnsan ırkını yok eden bir nükleer saldırı sonrası geriye kalan 100 genç insanın dünyayı diriltme çabalarını anlatan The 100'ün kadrosunda Eliza Taylor, Eli Goree, Thomas McDonell gibi oyuncular yer alıyor. 10# Outlander (IMDb Puanı: 8.5) Aynı ismi taşıyan kitap serisinden uyarlanan Outlander, 1940 yılında savaş hekimliği yapan Claire'in kendini bir anda 200 yıl öncesinde bulmasını konu ediniyor. Savaşın hüküm sürdüğü ve kadınların önemsenmediği bu çağda yaşamaya çalışan Claire, heyecan dolu maceraların içinde kendini buluyor. 11# The Man in the High Castle (IMDb Puanı: 8.1) Bir başka roman uyarlaması olan The Man in the High Castle, İkinci Dünya Savaşı'nı Nazilerin kazandığı bir dünyayı ve bu dünyada güç savaşlarını anlatıyor. 12# Frequency (IMDb Puanı: 7.8) Dedektif Raimy Sullivan'ın bulunması zor bir doğa olayı sonrası amatör telsizle yıllar önce ölen babasıyla konuşmasını ve kurulan bağlantı sonrası oluşan kelebek etkisinin yarattığı değişikliklerin günümüze olan etkileri konu ediliyor. 13# Incorporated (IMDb Puanı: 7.1) Küresel felaket sonrası şirketlerin kontrolü ele geçirdiği distopik bir dünyanın anlatıldığı dizide, sevdiği kızı bulmak için şirketlerden birinin içine sızan Ben Larson'ın hikayesi anlatılıyor. Dizinin yapımcıları arasında ünlü oyuncular Matt Damon ve Ben Affleck bulunuyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bilime-yaptigi-ustun-katkilarla-bilim-adami-olgusunun-yikilmasinda-rol-oynayan-12-kadin/", "text": "Bilim dünyasının erkek egemenliğindeki düzenini değiştirmekte büyük rol oynayan, yaptıkları atılımlarla bilim dünyasının kurallarını baştan yazarak bilim adamı kavramını yerle bir eden kadınları sizler için bir araya getirdik. İşte Bilime Yaptığı Üstün Katkılarla Bilim Adamı Olgusunun Yıkılmasında Rol Oynayan 12 Kadın; 1# Ada Lovelace Bilgisayar tarafından işlenmek üzere ilk algoritmayı geliştiren Ada Lovelace, dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak kabul edilir. Aynı zamanda yazar ve matematikçi olan Lovelace genç yaşta vefat etmiştir. 2# Marie Curie Radyoaktivitenin anası olan Curie, yaptığı çalışmalarla iki adet Nobel ödülü kazandı. Uranyumla çalışarak radyoaktiviteyi ve Toryum'un radyoaktif özelliği bulan Marie Curie aşırı dozda radyasyona maruz kalması nedeniyle kanser olarak hayatını kaybetmiştir. 3# Henrietta Swan Leavitt Sefe değişeni yıldızları'nın aydınlatma güçleri ve periyotları arasındaki ilişkiyi bulan astronom Leavitt'in bu keşfi dünya ile yıldızlar arasındaki mesafenin ölçülmesini sağlamış ve bu gelişmeler evrenin genişlemesinin tespit edilmesinde öncü olmuştur. 4# Lise Meitner Nükleer fizik ve radyoaktivite üzerine çalışmalar yapan Meitner Fizyon'un teorik yorumunu yapmıştır. 5# Barbara McClintock Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü sahibi McClintock, dünyanın en önemli sitogenetikçisi olarak kabul edilir.Kromozomlar ve mısırın üreme sırasında yaşadığı değişimler ile ilgili çalışmalar yapan McClintock, ilk kez mısırın genetik haritasını çıkarmıştır. 6# Rachel Carson Yayınladığı Sessiz Bahar kitabıyla çevresel bir hareket başlatan Carson DDT isimli böcek ilacının zararlı olduğunu kanıtlayan ilk bilim insanıdır. 7# Chien-Shiung Wu Radyoaktivite üzerine eşsiz çalışmalar yürüten Chien, difüzyonla uranyum metalini U-235 ve U-238 izotoplarına ayrıştıran bir yöntem geliştirmiştir. Manhattan Projesi'nde görev alan Chien, Nobel Fizik Ödülü sahibidir. 8# Rosalind Franklin Dünyanın gelmiş geçmiş en önemli biyofizikçi ve kristallografçısı olarak kabul edilen Franklin; DNA, virüs, kömür ve grafitin yapılarının anlaşılmasını sağlamıştır. X-ışınımı kırınımı üzerine çalışmış; tütün mozaik virüsü ve polio virüsler üzerine araştırmalar yürütmüştür. 9# Katherine Johnson NASA'nın kuruluş aşamasında karmaşık matematik hesaplarını yapan fizik uzmanı Johnson, siyahi insanların okula gidemediği bir dönemde NASA'ya girerek tarihi baştan yazmıştır. Ay'a inen ilk astronotlar olan N. Armstrong ve B. Aldrin'in Ay'a inişiyle ilgili hesaplamaları da Katherine Johnson yapmıştır. 10# Jane Goodall Şempanzeler üzerine araştırmalar yürüten primatolog, etolog ve antropolog Goodall, şempanzelerle tahmin edilenden çok daha fazla ortak noktamız olduğunu kanıtlamıştır. 11# Mae C. Jemison Uzay yolculuğu yapan ilk Afro-Amerikan olan Jemison aynı zamanda mühendis ve fizikçidir. Jemison uzay hakkında yazdığı kitaplarla da tanınmaktadır. 12# Emmanuelle Charpentier Biyokimyacı, mikrobiyolog ve genetik uzmanı olan Charpentier, onlarca ödül sahibi üstün bir bilim insanıdır. Birçok üniversitede eğitmen olarak görev alan Charpentier, genomların düzenlenmesine olanak sağlayan teknolojik bir yöntemin geliştirilmesinde rol almıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bilimsel-arastirmalara-gore-evlilikleri-uzatan-6-taktik/", "text": "Boşanma oranlarının her yıl daha fazla arttığı bir dünyada yaşadığımızı düşünürsek, büyük nimet sayabileceğimiz 20-30 hatta bir ömürlük evlilikler bizler için zor gibi görünüyor. E ne yapalım evlenmeyelim mi? Hayır tabii ki evlenin hatta evlenmek isteyenler bu nedenle vazgeçmesinler diye üniversitelerin araştırmalarını biraraya getirdik. Prens ve prenses gibi bir kraliyet düğünü ile evlenmek ne güzel olurdu değil mi? Ama gelin görün ki araştırmalar öyle demiyor. Emory Üniversitesi'nin araştırmasına göre düğünü 10 bin 20 bin arasında yapanların evliliği 20 binden daha fazla yapanlara göre çok daha uzun sürüyor. Pahalı düğün yapanların boşanma oranı normal düğünün 3 katı. Online bir sitede tanışmak En sevdiği insanları internetten bulmuş biri olarak sosyal medyanın gücüne zaten inanıyordum, pnas.org'un araştırmasının mutlu ettiği kişilerden biriyim. Bu makaleye göre sosyal medya aracılığıyla sevgili eş bulanların boşanma oranı düşük mutluluk oranı yüksek. http://www.pnas.org/content/110/25/10135.short Ama hayata sosyal medyada devam etme! Okey'de yeni sevgili bulanlar okuyor mu bu yazıyı? Boston Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre evlendikten sonra boşanma nedenlerinin başında Facebook ve diğer sosyal medya siteleri geliyor. E bizim dedelerin amcaların bile koşuşturmalarını görünce bu durum anlaşılır geliyor tabii. Birlikte film izleyin, ikinizin de hoşuna giden şeyleri yapın. Amerikan Psikoloji Derneği'nin internet sitesinde yayınlanan bir makaleye göre (http://psycnet.apa.org/journals/ccp/81/6/949/ ) düzenli film izleyenler düzenli bir ilişkiye sahip oluyor. Filmlerden önce ve sonra yapılan konuşmalar film araştırmaları ve birlikte eğlenceli vakit geçirmek de ilişkiyi canlı tutan değerlerden bazıları. Anlattığı abuk da olsa eşinize cevap vermek. Ünlü psikolog John Gottman'ın çalışmalarına göre siz iş yaparken ya da çok önemli yazı okurken ortaya atlayan ve size 3 yıllık eski video izleten eş sadece ilgi istemiyor, sizden bu konuda yorum da istiyor. Bunu yapmayan 10 çiftten 3'ü boşanmış. Biz demeyi öğrenin California Üniversitesi'nin yapmış olduğu araştırmaya göre tekil şahısları kullanmak ilişkileri zedeliyor ve mutsuz evliliklere yol açıyor. Özellikle kavgaların sonlandırılmasında Biz önemli bir rol oynuyor. (makale için http://newscenter.berkeley.edu/2010/01/27/couple_we_ness/ )"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bilimsel-olarak-bebekleri-mutlu-ettigi-kanitlanan-sarkiyi-dinleyin/", "text": "Yetişkinlerin müziğe karşı olan duygusal tepkilerini inceleyen birçok araştırma mevcut. Fakat bebeklerle yapılan araştırmalar, sayılarının az olmasının yanı sıra genel olarak derleme niteliğindeler. Tabii ki bu durum, bebeklere soru sorup cevap almanın olağan zorluğundan kaynaklanıyor olabilir. Bilim insanları, bebeklerin anne karnında olsalar bile müziği duyup hatırlayabildiklerini biliyorlar. Bebeklerin müzikle olan ilişkisi üzerine yapılan önemli bir araştırmanın bulgularına göre de yeni doğan bebekler, Aerosmith yerine Bach dinlemeyi tercih ediyorlar. Şimdiye kadar yapılan en sistematik araştırma olan bu çalışmanın bulgularına göre, bebekler müzikteki ahengi tercih ediyorlar ve daha önce duydukları müziğin temposunu ve müzikal tınısını hatırlayabiliyorlar. Bebekler, genellikle bebeklerle konuşurken doğal olarak kullanılan ses tonuna yakın yüksek enerjili şarkı söyleyen kadın vokalleri daha çok tercih ediyorlar. Bu bulgular tabii ki önemli, fakat belki de en çok merak edilen bebeklerin müziğe karşı olan duygusal cevapları olabilir. Acaba hangi müzik tarzı bebekleri sakinleştiriyor ve mutlu ediyor olabilir? University of London'dan Caspar Addyman ve psikolog Lauren Stewart, bebekleri mutlu ettiği bilimsel olarak kanıtlanmış müziği yapmayı başardılar. Bilim insanları ilk olarak hangi seslerin ve müziğin bebekleri mutlu edebileceği üzerine çalışma yürüttüler. Caspar Addyman'ın daha önceki araştırması, çocuklara hitaben yapılmış şarkılar ve bebeklere seslenirken çıkarılan garip seslerle ilgiliydi. Lauren'in daha önceki araştırması da aklımıza takılan ve sürekli kafamızın içerisinde dönüp duran şarkılarla alakalıydı. Bir başka adım da doğru besteciyi bulmaktı. Bunun için araştırmacılar, Grammy Ödülü sahibi Imogen Heap ile çalışma kararı aldılar. Bebekleri hangi tarz seslerin ve müziğin mutlu edebileceği ile ilgili elde edilen bulguları Heap ile paylaşan araştırmacılar, ondan bir şarkı bestelemesini istediler. Bulgulara göre, bestelenmesi gereken müziğin majör perdesinde olması gerekiyordu ve trampet gibi müzik aletlerinin çıkardığı seslerden oluşan tekrar eden melodileri içermeliydi. Bebeklerin kalp atışları bizimkinden çok daha hızlı olduğundan, belki müziğin de biraz daha yüksek tempolu olması gerekiyordu. Son olarak da, enerjik kadın bir vokale ihtiyaç vardı, ideal olarak da bu kadın vokalin sesi bir bebeğin varlığında kaydedilmeliydi. Heap, 4 adet melodi geliştirdi. Bu melodilerin 2'si hızlı diğer 2'si de yavaştı. Bu melodilerin basit sözlü ve sözsüz versiyonları vardı. Daha sonra melodiler, 6-12 aylık 26 bebek ile test edildi. Bu şarkılardan birisi açık ara daha çok tercih edilir görünüyordu. Bebeklerden 20 tanesi bu şarkıya olumlu tepki verdi. Tahminlerle orantılı olarak, bu melodi hızlıydı ve Scout tarafından yazılmış bir mani ile başlıyordu. Ailelerin hangi müziği tercih ettiklerini onlara sorarak öğrenebiliyorsunuz. Tabii ki bebeklerin hangi müziği tercih ettiğini, ebeveynlerine sorarak bir nebze olsun anlamak mümkün. Çünkü her ebeveyn, kendi bebeğinin her hareketini gözlemler. Fakat araştırmacılar yine de bebeklerin görüntülerini kaydettiler ve şarkılara verdikleri dans, kahkaha ve gülümseme gibi tepkileri incelediler. Araştırmacıların elinde kazanan bir melodi vardı. Bu melodiyi bir şarkıya dönüştürmek ise bundan sonraki aşamayı oluşturuyordu. Bu sebeple, yaklaşık 2500 ebeveynin yer aldığı bir grupta çocuklarının hangi şarkılardan daha çok hoşlandığı üzerine oylama yapıldı. Oylamada ilk ona giren şarkılarda içerisinden de sözler belirlendi. Sonuçlara göre, bebekler ''la'' gibi tınılı seslerden değil de patlamalı seslerden yani ''pa'' ya da ''po'' gibi seslerden daha çok hoşlanıyorlar. Bu sonuçlar üzerinden, titizlikle şarkı sözleri üzerinde çalışıldı. Bütün çalışmaların ardından elde edilen şarkı, bir kez daha bebekler ile beraber dinlenildi ve sonuç teyit edildi. Eğer hazırsanız bu şarkıyı aşağıdaki videoda dinleyebilirsiniz. Kaynaklar ve İleri Okuma: Babies remember melodies heard in womb, study suggests, The Guardian, Retrieved from https://www.theguardian.com/science/2013/oct/30/babies-remember-melodies-womb-study Infant Music Preferences: Implications for Child Development and Music Education,Texas Music Education Research 2000, Retrieved from https://www.tmea.org/assets/pdf/research/TexasMusicEducationResearch_2000.pdf#page=26 TREHUB, S. E. (2001), Musical Predispositions in Infancy. Annals of the New York Academy of Sciences, 930: 1 16. doi:10.1111/j.1749-6632.2001.tb05721.x The Laughing Baby, The Baby Laughter project, Retrieved from http://www.babylaughter.net Bu yazı Bilimfili.com'dan alınmıştır: https://bilimfili.com/bilim-insanlari-bebekleri-mutlu-eden-sarki-yaptilar/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bilinmeyen-tum-yonleriyle-8-mart-dunya-kadinlar-gunu/", "text": "Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart'ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır. Türkiye'de ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı . 8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı. 26 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın Internationaler Frauentag olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen çeşitli gösterilerde anılmaya başlanmasıyla Batı Bloku ülkelerinde daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını kabul etti. Bununla birlikte Birleşmiş Milletler'in resmi internet sayfasında, günün tarihine ilişkin bölümde kutlamanın New York'ta ölen kadın işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır. Türkiye'de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Türkiye'de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında Türkiye 1975 Kadın Yılı kongresi yapıldı. 12 Eylül Darbesi'nden sonra cunta yönetimi tarafından dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmasına izin verilmedi. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlanmaya devam edilmektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bill-gates-ile-volkswagenin-efsane-atismasi/", "text": "Bill Gates Microsoft'un bir seminerinde bilgisayar sektöründeki gelişmenin hızını anlatmak için şöyle bir benzetme yapmış. Eğer Volkswagen firması son 25 yıl içinde bilgisayar sektörü kadar hızlı gelişmiş olsaydı bugün 500 dolara alacağımız arabalara 25 dolarlık benzin koyup dünya turu atmamız mümkün olacaktı. Birkaç gün sonra VW firmasının bir basın açıklaması yayınlanmış. Eğer otomotiv sektörü Bill Gates in işletim sistemi gibi gelişmiş olsaydı, her alacağımız arabada tek koltuk olacak, diğer koltuklar için ekstra lisans parası ödemek zorunda kalacaktık; arabamız sadece bizim ürettiğimiz benzinle çalışacak; gösterge tablosundaki tüm ikaz ve uyarı ışıkları yerine üzerinde, 'Arabanız geçersiz bir işlem yürüttü ve kapatılacaktır.' yazan tek bir lamba olacaktı. Ayrıca her kazadan sonra arabanın hava yastıkları açılmadan önce bir düğmenin üzerinde 'Hava yastıkları açılacak, emin misiniz?' diyen bir ışık yanacaktı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bime-girerken-neden-iki-kapidan-geciliyor/", "text": "İnternet forumlarında başlık üzerine başlık açılan, haber üzerine haber yapılan ve herkesin cevabını merak ettiği soru şu: BİM'e girerken neden iki farklı kapıdan geçiyoruz? Gözünüzde canlandı, değil mi? Gelin, bu BİM'e özel uygulamanın nedenini beraber öğrenelim... BİM'den alışveriş yapan herkes fark etmiştir. Her market girişinde tek kapı bulunurken BİM'e girerken ardı ardına iki kapıdan geçerek marketin içine ulaşabiliyoruz. Peki bunun sebebini hiç merak ettiniz mi? Konu hakkında birden fazla iddia var. İlki ve en olası gibi gözükenle başlayalım... BİM'e ürün getiren tedarikçilerde bu iki kapıdan dışta olanının anahtarı bulunuyor. BİM gece geç saatlerde ya da sabah erken saatlerde kapalı olduğu anlarda malı indiren kamyoncular kapıyı açarak getirdikleri ürünleri buraya bırakıp gidiyorlar. BİM çalışanları marketi açtıklarında bu ürünleri iki kapı arasındaki bu korunaklı bölgeden alıyor ve market raflarına ya da depoya yerleştiriyor. Diğer bir iddia ise iki kapı olmasının sebebinin içerideki sıcaklığı sabit tutmak için olduğu yönünde Zira ilk ruhsat projesinde iki kapı arası sterilizasyon mekanizması kurulacağı planlanmış ancak sonra sterilizasyon iptal edilmiş. Ama BİM projeyi değiştirmek istemeyince iki kapılı giriş planını devam ettirmiş. Böylece dışarıdan gelen soğuk ya da sıcak havanın marketin içindeki sıcaklığı etkilenmemesi sağlanmış. Son iddia ise hırsızlığı engellemek için iki kapıda ısrar edilmesi Marketten herhangi şey çalan hırsızın iki kapıdan hızlıca kaçması daha zor olacağı için iki kapı sistemi marketin yararına olan bir durum. Zira çıkışta kasa var, ancak girişte hırsızın kaçmasını engelleyecek bir güvenlik yok."} {"url": "https://www.thegeyik.com/biontech-pfizerin-asisi-2-ila-8-derecede-tasinabilecek-ingiltere-asiyi-onayladi/", "text": "İngiltere, Pfizer/BioNTech tarafından geliştirilen Covid-19 aşısının kullanımına onay verdi. Böylece İngiltere, geliştirilen bir Covid-19 aşısına onay veren ilk Batılı ülke oldu. İngiltere'de ilaç ve tedavilere onay veren denetleyici kuruluş İlaç ve Sağlık Bakımı Ürünleri Düzenleme Kurumu Pfizer/BioNTech aşısının acil kullanımına onay verdiğini duyurdu. İngiltere bu aşıdan 40 milyon doz sipariş vermişti ve 10 milyon dozun yıl sonuna dek hazır olması bekleniyor. BBC yayınına katılan İngiltere Sağlık Bakanı Matt Hancock, gelecek hafta 800 bin adet aşının ülkeye ulaşacağını, Aralık ayı boyunca aşının üretim hızına bağlı olarak teslimatların süreceğini ifade etti. Hancock, siparişin kalan kısmının teslimatının büyük ölçüde 2021'de gerçekleşeceğini de söyledi. Biontech CFO'su Sean Marett, son yapılan çalışmalar sonrasında aşılarının 2 ila 8 derece arasında 6 saate kadar taşınabildiğini açıkladı. Bununla birlikte Marett, soğutma sağlayan depolarda 5 gün saklanabileceğini, ancak donma noktasının üzerindeki sıcaklıklarda aşının beş günün ardından bozulacağını aktardı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-aktorun-unlu-olmadan-once-kopegiyle-olan-duygusal-hikayesi/", "text": "İnternetin derin sayfalarında dolaşan hikayeleri bulup sizlere ulaştırıyoruz bu hikayemiz ise Sinema Kulübü'nden, o çok sevdiğimiz Rocky'nin hikayesi Sylvester Stallone yüzünün sol alt kısmı felçli doğmuştu ve konuşması da düzgün değildi. New York'a geldiğinde kimse ona aktörlükte iş vermedi sayın the geyik okuru. O kadar fakirdi ki köpeğiyle otobüs terminalinde 3 hafta yattı. O da siz the geyik okurları gibi hayvanlarına olan sevgisiyle bilinen bir insandı ama parası bitince köpeğini tanımadığı bir yabancıya 25 dolara satmak zorunda kaldı. Vurduğu en dip buydu. Bir gün Muhammed Ali'nin bir maçını izlerken Ali ona ilham kaynağı oldu ve Rocky'nin tüm senaryosunu 3 günde yazdı. Prodüktör buldu, ona 125.000 dolar önerdiler, ama tek bir sorun vardı, filmde Rocky'yi başkası oynayacaktı. Kabul etmedi. Haftalar sonra ona 325.000 dolar teklif ettiler, ama yine kabul etmedi. En sonunda şans eseri bir yapımcı Stallone'u kabul etmiştir. Şimdilerde bu haberdeki rolle Oscar'a aday ama zamanında durum öyle değildi. Yapımcı Stallone'u oynadığı The Lord's of Flatbush adlı filmdeki rol arkadaşı Perry King zannedip Rocky rolünü kendisine vermiştir, böylece kendisini büyük başarı ve şöhrete taşıyacak olan yolun kapısı küçük bir yanlışlıkla da olsa açılmıştır. Rol için 35.000 dolar verdiler. Bu 35.000 doların 15.000'ini köpeğini satın alan adamı bulmak için harcadı, ve köpeğini geri aldı. Filmde oynattığı köpek Butkus kendi köpeğiydi. O film sayın okur Sylvester'a toplamda 200 milyon dolar kazandırdı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-ayda-103921-yirtici-kus-adana-uzerinden-goc-etti/", "text": "Anadolu ve Trakya bulunduğu coğrafi konum itibariyle her sene yüz binlerce süzülerek göç eden kuşun kıtalar arası hareketine ev sahipliği yapıyor. Avrupa'da üreyen kuşlar kışı geçirmek amacıyla Afrika'ya göç ederken enerjilerini verimli şekilde kullanmalarını sağlayan sıcak hava termalleri yüzünden boğazlar ve kanallar gibi daralan kara parçaları kritik önem taşıyor. Bu zorlu ve uzun yolculuğa dünyada şahitlik edilebilecek yerlerin başında İstanbul Boğazı, Çoruh Vadisi ve Doğu Akdeniz gibi dar boğazlar bulunuyor. Nesli küresel ölçekte tehlike altında olan küçük akbaba da süzülerek göç eden yırtıcı kuşlardan. Doğa Derneği, Bulgaristan Kuşları Koruma Derneği , diğer uluslararası ortaklar ve Türkiye'de Vaillant'ın da desteğiyle beraber bu kuşların korunması için on beş farklı ülkede Küçük Akbabaların ve Göç Yollarının Korunması için Uluslararası İşbirliği Projesi kapsamında çalışıyor. 2022 yılına kadar devam edecek proje kapsamında 1 Eylül'de Adana Sarımazı'da sonbahar yırtıcı göçü izleme çalışması başladı ve Ekim başında tamamlandı. Uluslararası ortaklar ve gönüllülerin de katılımıyla gerçekleştirilen çalışmada küçük akbaba nüfusundaki popülasyon eğilimininim izlenmesi amaçlandı. Göç boyunca devam eden çalışmada on binlerce kuşun Sarımazı'dan geçişine tanıklık edildi. Bulgaristan Kuşları Koruma Derneği'nin de desteğiyle göç sırasında su sarnıcına düşen bir küçük akbaba kurtarıldı. Yaklaşık bir ay süren çalışma sonucunda toplam 103921 yırtıcı kuşun göçüne tanıklık edildi. Bu kuşlardan 812'si küçük akbaba. Bölgede en çok görülen yırtıcı türleri ise; 35475 birey küçük orman kartalı, 26859 birey arı şahini, 23214 birey yaz atmacası, 10323 birey yılan kartalı ve 2463 birey şahin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-baba-ogul-hikayesi-maci-izlemeyecek-misin-baba/", "text": "Git gide ilerleyen hastalığı moralini bozuyordu. Ama o gün için umutluydum. Kolumdaki Spiderman'li saate baktım. Maçın başlamasına yarım saat kalmıştı. Heyecanla koşup, hastalığından sonra onunla paylaşmaya başladığım odama girdim. Uyur uyanık bir haldeydi. Emekliliğinde daireden getirdiği, şimdilerde benimle yaşıt olan otuz yedi ekran Vestel marka televizyonumuzun düğmesine bastım. İyice açtı gözlerini. O uyurken televizyon açılmazdı evde. Haliyle neden açtığımı anlamaya çalışıyordu. Maçı izlemeyecek misin baba? dedim. Hayatla olan maçını kaybediyor olmanın hüznüyle umursamadan yine gözlerini kapadı. Eskiden... Bakmayın eski dediğime, hastalığı birkaç ay önceye kadar maç biter bitmez önümüzdeki haftanın maçının stresine girerdi. Ama artık ne o eski o ne de Beşiktaş eski Beşiktaş'tı. Yine bir umut vardı içimde. Her şeye böylesine küsmüş olamazdı, buna gönlüm razı değildi. Tekrar denedim şansımı. Baba! Uyan Beşiktaş'ın maçı var! Hem de Avrupa maçı. Ses vermedi. Hem bak Ahmed Hassan da var. Sen seversin onu. Var mısın iddiaya? Bugün gol atacak. Sergen var mı Sergen? dedi, nefesini idareli kullanmaya çalışıyor gibiydi. Gülümsedim. Çabalarım meyve vermeye başlamıştı. Yok baba, yedekte. Ama maç sıkışınca alır hoca. Başka kimi sokacak zaten. Maç, o sıralar adının telaffuzunda zorlandığım bir Norveç takımıylaydı. İki takım sahaya çıkarken, babam da gözlerini iyice açmıştı. Küçük cüssemle, yatakta diklenmesine yardım ettim. Başının altındaki yastığı sırtına dayadım. Uzun boyu yüzünden değiyordu. Eşşoğlu eşekler! Bir Beşiktaşlı yapamadım sizi! diye hayıflandı bir an. Laf dönüp dolaşıp beni Galatasaraylı yapan ağabeyime gelecekti birazdan. Hep öyle olurdu. Aslında Galatasaraylı olmamı ağabeyimden ziyade Hagi'nin sol ayağına borçluyum diyemedim. Bir de Hagi küfür yesin istemiyordum. Hep o abinin yüzünden. Bok vardı Galatasaray'da diyerek anlık düşüncemi böldü. O an için Galatasaraylı ya da başka bir takımlı olmak önemli değildi. Ben gerçekten Beşiktaş kazansın istiyordum. Derken maç başladı. Bir gözüm maçta bir gözüm babamdaydı. Tek derdim Beşiktaş'ın kazanması ve babamın moralinin düzelmesiydi. Ama bu isteğim Beşiktaş'ın kötü futboluyla reddediliyordu. Norveçliler atak üzerine atak yaparken, golü bulmaları da gecikmedi. Maç kötü gidiyor olsa da babamı hasta psikolojisinden biraz da olsa uzaklaştırmıştı. En azından vücuduna giren ağrılar yerine ceza sahasına giren oyuncuları düşünüyordu şimdilik. Rakibin atakları hız kesmeye başlamıştı. Beşiktaş toparlanmaya başlıyordu ilk yarının sonlarına doğru. Ancak ben bir şeylerin ters gittiğini fark ediyordum. Ağrılar yeniden başlıyordu. Yatağının yanında duran sürahiden bir bardak su doldurup, ilacını verirken ilk yarıyı bitiren düdük çalıyordu. Düdük, başlama vuruşu için yeniden çalana dek maçtan konuşmaya çalışıyordum. Baba, Sergen'i almazsa olmayacak. Forveti besleyecek adam lazım. dedim. Hastalıktan şişmiş karnını ovalıyor, Sergen o sıra umurunda değil. Şu ilaçlar... Hiçbir işe yaramıyorlar. Ben şansımı zorluyorum yeniden. Aslında Tümer de olur. Niye ikisini birden yedekte tutuyorsa? O sıralar şimdi olduğu gibi bütün futbolcuların adını, soyadını, yaşını, boyunu posunu, mevkisini, ülkesini biliyorum. Bu bilgiler, o sıralar da şimdi olduğu gibi hiçbir işe yaramıyor. Ağzından tek kelime alamıyorum, ağrılar üst üste geliştiriyor ataklarını. İkinci yarı başlasın diye bekliyorum. Başlıyor da çok geçmeden. Ağrıların şiddetlendiğini yüzünden anlayabiliyorum. Uzanmak ister misin? Soruma başını sallayarak cevap veriyor. Sırtındaki yastığı alıp, uzanmasına yardım ediyorum. Duvardaki postere sürtüyor yine başı, yeniden bantlamak lazım diyorum içimden. Düştü düşecek hasta adamın üzerine. Beşiktaş ikinci yarı açılmış. Sergen de oyunda. Atak üzerine atak yapıyor. Babamın bir eli karnında. Yine göz ucuyla takip ediyor siyahı ve beyazı saniyelik acı dinlenmelerinde. Derken net bir gol kaçıyor. Birazdan gelecek golün habercisi gibi. Bir frikik oluyor sonra. Sergen topun başında. Baba diyorum. Bak eskiden seninle oynadığımız gibi. Sen Sergen ben Mondragon hani. Hatırladın mı? Sonra hafızası silinmedi adamın, sadece iç organları eskisi gibi değil diyorum içimden. Anlıyor gibi gülümsüyor bana. Beşiktaş saldırmaya devam ediyor. Sonra Ahmed Hassan çıkıyor sahneye. Skor eşitleniyor. Gol diye zıplıyorum. Dedim sana atacak bugün diye. Karnını ovalamaya devam ediyor ama bu sefer biraz mutlu. Elini sımsıkı tutuyorum. İnönü'de alırız turu diyor. Daha sıkı tutuyorum elini. Ağrılar da bizim evimizde bize karşı oynuyor. Deplasman golleri bir hayli fazla. Bizim savunmada ilaçlar becerikli değil. Savunmaya yardıma gelmeye çabalıyorum. Maçın kalan dakikalarında gol olmuyor. İyi skor baba. Dediğin gibi, bu işin daha İnönü'sü var. diyorum. Yine izleriz beraber diyor. Gözleri kapanıyor ilacın etkisiyle. Bir eli karnında uykuya dalıyor. Maç bitti nasılsa uyusun diyorum. O uyurken televizyonu kapayıp, sessizce odadan çıkıyorum. Beşiktaş günler sonra İnönü'de rövanşı kazanıyor. Fakat ben maçı yalnız başıma izlemek zorunda kalıyorum. Bu hikayede, geçmişte ve şimdilerde aynı yaşta olduğumuz, babasını aynı yaşta kaybetmiş, benim gibi babası Beşiktaşlı kendi Galatasaraylı olan bir çocuğun gerçek hikayesinden esinlenmiştir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-babanin-ogullarina-biraktigi-miras/", "text": "Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam iş yerinin önüne geldik. Ankara'da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarıda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü var mı diye aranmaya başladı. Üstü kalsın kardeşim dedim. Döndü bana doğru: Vaktin var mı ağabey ? dedi. Evet dedim Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş. Birader dedim,9.75 değil,10.50 yazsa ister miydin 50 kuruş benden? Ne alacağım ağabey 50 kuruşu! Peki, niye gittin 25 kuruş için o kadar uğraştın. Üstü kalsın demiştim. Döndü bana, attı kolunu arkaya: Vaktin var mı ağabey? Var. Çek kapıyı o zaman. 5 dakika konuştuk. İngiltere'de Profesöründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dakikada öğrettiklerini, İngiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler. Ağabey biz Keçiören'de 5 kardeşiz. Babam rençberdi, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize Durun kalkmayın derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı. Aha dedim, Bizim meslekten, seminerci. Ne anlatırdı baban ? Hayatta nasıl başarılı olunur ? O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor. Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantolonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın diye anlatırken, biz de gülerdik. Annem kızardı,Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü. Yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktı biliyor musunuz? Ne bıraktı? Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın. Falan filan... Ağabey, aradan 15 yıl geçti...Diğer babanın 2 oğlu şu anda ceza evindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı. Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var. Hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki : Asıl mirası bizim baba bırakmış. Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 kuruşu evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah'a şükür. Çok duygulandım, veda ettim. Tam ineceğim: Dur ağabey, asıl bomba şimdi! Nedir bomban ? Nerede oturuyoruz biliyor musun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz. Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-bolum-izleyince-neden-12-yildir-surdugunu-anlayacaginiz-dizi-supernatural/", "text": "Supernatural, Amerikan The WB, daha sonra da The CW kanalında yayınlanmaya devam eden bir korku serisidir. Dizi hikayesi korku ağırlıklı olmak üzere gerilim, dram gibi birçok türden de etkiler taşıyan bir dizidir. Konusu: Dizi Dean Winchester ve Sam Winchester kardeşlerin babalarının kayıp olmasından sonra tekrar bir araya gelip Sam'in bıraktığı avcılığa geri dönmesiyle başlar. İki kardeş hayatlarını babaları ile beraber, annelerinin küçükken bir varlığın yakarak öldürmesi sonucu insanları bu gibi varlıklardan korumaya adamışlardır. Fakat avcılık ile uğraşmak istemeyen ve normal bir yaşam sürmek isteyen Sam babası ile tartışarak evi terketmiştir. Yıllarca abisi ve babasından ayrı yaşayan Sam, üniversitede eğitim görmüş, Jessica isminde bir kız ile evlenme aşamasına gelmiştir. Üniversiteden mezun oldukları gece uzun zamandır görmediği abisi Dean, babasının birkaç haftadır kayıp olduğunu ve yardımına ihtiyacı olduğunu söyler. Sam babasını bulmak için son bir kez abisinin yardımına gider. Babasını arayışları netice vermeyince Dean ona yeniden avcılığa dönmesi için teşvik eder fakat Sam kabul etmez. Aynı gece Sam eve dönünce, nişanlısı Jessica'nın annesi gibi tavana yapıştığını görür. Müdahale etmesine fırsat kalmadan Jessica'nın alevler içinde kalarak ölmesine tanık olur. Bunun üzerine Sam, hem insanları bu gibi yaratıklardan kurtarmak için hem de annesini ve nişanlısını öldüren yaratığı bulup yok etmek için yeniden avcılık yapmaya başlar. Dizi, kardeşlerin insanların gerçekte varolmadığını zannettiği birçok tür yaratık, hayalet, şeytan vb. varlığın avcılığını yaptıkları ve bu macerala sırasında yaşadıklarını anlatır. Dizide, Dean ve Sam arasındaki özel ilişki ön plandadır. Dean, içki ve kadın düşkünüdür. Fakat, oldukça cesur ve gururludur. Kardeşi Sam'e ona olan bağlılığı etkilenmemizi sağlar. Dean eğlenceli, klasik rock hayranı ve hiçbir şeyden korkmayan biri gibi görünsede onunda korktuğu ama saklamayı tercih ettiği şeyleri vardır ve Sam bu yüzden çok zorlanır. Sam ise merhametli, zeki birisidir. Dizi boyunca iki kardeşin başından geçen duygusal, dramatik, komik ve korku dolu maceralar vardır. Kaynak:Vikipedi, özgür ansiklopedi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-donem-hastanelerin-vazgecilmezi-olan-bayan-susun-ilginc-hikayesi/", "text": "Bir dönem neredeyse her hastanenin duvarında yer alan 'sus hemşire'yi görmeyeniniz kaldı mı? 1976'dan bu yana bizleri hastanelerde sessiz olmaya davet eden bu fotoğrafın hikayesini gelin, fotoğraftaki kişi olan Dilek Tunca'da dinleyelim. Hiç unutmuyorum, 1976 senesinin yazıydı. Turizm işimle ilgili Almanya'dan döndüğüm gün annem söyledi Seni ajanstan aradılar diye. İstanbul Reklam Ajansı'ydı, Cağaloğlu'nda. Şimdi kapandı tabii. Hatta döndüğümün ertesi günü çekildi o fotoğraf.Şişli'de yaşıyordum. Babam Subay Emeklisi, annem ise terziydi. O dönem turizmciydim, aynı zamanda mankenlik yapıyordum. Şimdiki kadar çok manken yoktu. Biz 10-12 kişi kadardık. Simla Kantarcıoğlu, Başak Gürsoy, Fatoş Altınkum'lar filan. Ertesi gün hemen gittim ajansa. Yurtoğlu ilaç firması, hastanelere bir 'Sus Pankartı' yaptırmak istiyormuş. Firma beni seçmiş. Geçen yıllarla birlikte Bayan Sus da oldukça değişti. Genelde söylemem, o kadının ben olduğumu. Bir keresinde anjiyo oluyordum, hastaneye birlikte gittiğim arkadaşım söylemiş doktorlara, bana gelip Aşkolsun niye söylemiyorsunuz o olduğunuzu? dediler. Siz bir an evvel bitirin işinizi, oradaki benim işte! dedim. Hatta sonra beni özel odaya aldılar, çok hoşuma gitti. Doktorlarla çaktırmadan da olsa samimi bir ilişkim var. Almanya'da bir dişçi polikliniğine gittim, poliklinikte de bir Türk varmış. Odaya girdim, duvarda benim fotoğrafım asılı. Nereden buldunuz bu fotoğrafı? dedim, doktor Aaa, ben onu çok seviyorum, bayılıyorum, aşığım o hanıma dedi. Ben kaldım. Hiçbir şey söyleyemiyorum. Bir baktı Yoksa siz misiniz? dedi. Yok, o benim kardeşim dedim. Hadi canım, kandırmayın. Sizsiniz işte dedi, güldük. Sonra bir gün Tekirdağ'a gidiyordum, seçim zamanıydı. Bir otobüs gördüm. Bir baktım, otobüsün bir yanında Ecevit'in, diğer yanında benim fotoğrafım var. Ne alaka yahu! diye düşündüm. Kime sus diyorlar anlamadım hiç. 'Bayan Sus'un ayrı bir yeri daha vardı, çünkü Atatürk'ten sonra duvardan inmeyen fotoğraf benimkiydi. Herkes geldi gitti, ben duvarda 'Bayan Sus' olarak kaldım."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-erkegin-evlilikten-once-ve-sonraki-hayati/", "text": "Evliliğin hayatı başka bir noktaya taşıdığı kesin ama erkeğin hayatındaki değişiklikler bambaşka oluyor. Eğer o erkek tek başına bir evde yaşıyorsa zaten onun evlilikten önceki hayatını yok sayabiliriz. Yani aslında hayat var hem de ne hayat var 🙂 ama o düzenli hayat idealinden çok uzakta. Evlilikten Önce Evlilikten Sonra Fotoğrafları 1- Buzdolabı evlenmeden önce yankı makinesiyken, evlilik sonrası elma koyacak yer kalmaz. 2-Evlilik öncesi oynaşmaları yerini çocuklarla oynamaya bırakır. 3- Şampuan birken bin olur 4- Evcil hayvanlar yerlerini minnoşlara bırakır. Ya da her ikisi de olur o daha güzel tabii. 5- Evlilik öncesi iki kişilik hatta tek kişilik olan yataklar, artık aileye göre tasarlanır. 6- DÜZEN! 7- Evlenmeden önce çamaşır işlerini sevmeye sevmeye yaparken, evlendikten sonra mutfaktan, banyodan onu çıkarmak için ordu gerekebilir. 8-Sevgiliyle tatile çıkmak bir çanta ile olur ama evlenmişsen artık o bir araba dolusu eşyadır. k:http://hotpenguin.net/photos-which-show-brilliantly-how-life-changes-after-marriage/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-erkegin-kalitesiz-oldugunu-gosteren-detaylar/", "text": "Menüyle, siparişle, bahşişle veya kadına hesap ödetmemekle uzaktan yakından alakası yok. Valla yok! diye söze başlayan Ekşi Sözlük yazarının bu konuya açıklık getiren anısı: geçen sene temmuz ayıydı. bozcaada'da tatildeyim. gündüz plajda dikkatimi çeken, dünyalar güzeli bi kadın var. onun bana bakışlarını da yakalıyorum; kimi zaman hayran hayran, kimi zaman davetkar. ama yine de 'plaj abazası' moduna girmekten korktuğumdan, cesaretimi toplayıp gidip tanışamadım. aynı günün akşamı, arkadaşlarla rakı-balık yaptığımız restoranda yine karşılaştık kendisiyle. bu sefer hayatımda gördüğüm en güzel kadın. şiir gibi. masal gibi.. hesabı ödemeye kalktığımda, peşimden geldiğini hissettim. elime bir kağıt sıkıştırıp, hızlı adımları ve kızarmış suratıyla uzaklaştı mekandan. arzu. 0542 54. .... gece kaldığım otele dönünce aradım. ne diyeceğimi, ne konuşacağımı bilmeden, öyle gelişigüzel aradım. dakikalarca konuştuk. yarın gece istanbul'a dönüceğinden, akşam görüşmek istediğini söyledi. bi barda yarın görüşüp birşeyler içmek üzere sözleştik. ertesi gün tam zamanında ordaydım. henüz yeni oturmuştum ki, o da geldi. allahım! bir kadın nasıl bu kadar güzel gülebilir? annem gibi.. votka sipariş etti. ona eşlik etmek için, bende votka istedim. çok güzel vakit geçiriyoruz. zaman nasıl bu kadar hızlı geçiyor orası tam bir soru işareti. votkam bitti. ben bir votka daha istedim. kendisi baileys içmek istedi. votkayı içememiş yarım bırakmıştı. votkam bitti. ben bir bira söyledim. kendisi bir viski söyledi. baileys'i içememiş yarım bırakmıştı. zaman geçti. içkiler bitti. zaman geçti.... ben 4. biramın ortalarındayken, kendisi menüde adını söyleyemediği son içkiyi de isteyip yarım bıraktıktan sonra bir votka daha söyledi. az önce annem gibi benzetmesi yaptığım için, annemden, ve tüm annelerden özür dilerim annem gibi gülen kadının, birkaç saat içinde starbucks'taki iremsu'ya evrilmesinin dumurluğuyla, biraz daha oturdum. son votkasını da yarım bıraktıktan sonra -kalkalım mı? dedim. olur dedi. hesabı ödemek üzere kasaya gittik. ben cüzdanımı çıkarmaya çalışırken, onun telefonuyla oynadığını farkedince bende kayış koptu. benim 2 votkam, 4 tane de biram vardı diyip hesabımı ödedim. suratının aldığı şekli hiç unutmıycam. yaklaşık 1 dakika orada öyle dikildikten sonra, daha fazla bekleyemedim. ben dışarıdayım canım diyerek aşağı indim. 4-5 dakika sonra buz kesmiş bir suratla çıktı mekandan. kuru bir iyi geceler diyerek hızla uzaklaştı. siz aksini düşünüyor olabilirsiniz, ama ben kesinlikle bunun erkeğin kalitesizliği olduğunu düşünmüyorum. kaliteyle hiç ilgisi yok. ben bir kadınla bir mekana gidiyorsam, cebimde mutlaka yeteri kadar param, kartımda mutlaka yeteri kadar limitim vardır. genel olarakta hesabı ben ödemeye özen gösteririm. bunu da bi varoşluk olarak görmem ama hiç bir erkek sizin içtiğiniz içkilerin parasını öderken; arkasında pişkin pişkin telefonla oynayan bir kadın görmek istemez. nezaketen de olsa ufak bir ben öderim demeniz, onu da geçtim formaliteden bile olsa en azından, çantanızdan para çıkarıyor gibi yapmanız yeterlidir adab-ı muaşeret açısından. bunun kadının kalitesi veya erkeğin kalitesizliğiyle hiçbir ilgisi yok. valla yok."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-garip-transfer-pazarligi-juventusun-genc-futbolcusu-keanin-babasi-kulupten-traktor-istedi/", "text": "Juventus'un 17 yaşındaki futbolcusu Moise Kean'in babası, yeni sözleşme karşılığında yönetimden traktör istedi. Juventus forması giyen Moise Kean'in babası, oğlunun siyah-beyazlı kulüple yeni sözleşme imzalaması karşılığında yöneticilerden traktör istedi! 17 yaşındaki oyuncu, bu sezon Juventus formasıyla ilk resmi maçına çıktı ve 2000'li yıllarda doğup Serie A'da gol atan ilk isim olmayı başardı. Juventus kulübü de performansıyla birçok kulübün radarına giren Kean'in sözleşmesini uzatmak için girişimlere başladı. BABASI İSYAN ETTİ: JUVENTUS SÖZLERİNİ TUTMADI Ancak Tuttosport'ta yer alan habere göre; Kean'in babası, kendisine verilen sözün tutulmadığı gerekçesiyle İtalyan kulübüne isyan etti. Oğlumu istiyorsanız bana traktör verin! diyen baba Kean, Juventus yöneticilerini verdikleri sözleri tutmamakla suçladı. 700 bin euro'luk yıllık ücret konusunda anlaştık ama Fildişi Sahili'ndeki çiftliğime araç-gereç yardımında bulunma konusunda bana söz vermişlerdi diyen Kean'in babası, şimdilik herhangi bir anlaşma söz konusu olmadığını söyledi. RAIOLA KEAN'İ TEMSİL ETMİYOR Dünyaca ünlü menajer Mino Raiola'nun Kean'i temsil ettiğini söylemesine de sert çıkan baba Kean, Raiola her yerde oğlumun menajerliğini yaptığını söylüyor ama ben herhangi bir belge imzalamadım şeklinde konuştu. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-haftada-bitirebileceginiz-15-mini-dizi/", "text": "Bir haftada 3 sezonluk diziyi bitirenlerdenseniz zaten size ayrıca saygı duyuyoruz. Ama vakti az olan, uzuuuun uzuuuun dizi senaryolarından daralan biriyseniz buyrun size kısa zamanda izlenebilecek oldukça iyi vakit geçirten 15 dizi: 1- The Night Of ile başlayalım dizi 2016 yılında başladı yani yeni. 8 bölüm sürüyor. Bu yazıyı yazan editör ilk bölümün şokunu hala atlatamadı. Şu an 3. bölümde ve heyecanla devam ediyor. 2- Parade's End fotoğrafta da görebileceğiniz gibi Benedict Cumberbatch'in başrol oynadığı ve sadece 5 bölüm süren bir dizi. 3- Olive Kitteridge, 2014 yapımı 4 bölüm ve IMDB puanı 8.4 4- The Hollow Crown 7 bölümlük dizide hikayeleri anlatılan İngiliz kralları: Richard II, Henry IV, ve Henry V 5- A Young Doctor's Notebook başrolünde Daniel Radcliffe var ve sadece 8 bölüm. IMDB puanı ise 8 6- Little Dorrit 2008 14 bölüm IMDB puanı 8.3 7- 11.22.63 yeni bir dizi 2016 yapımı. Zaman yolculuğu var. Bu tarih ise özellikle seçilmiş J.F. Kennedy ile bağlantılı. 8- Houdini ünlü sihirbazın ismini taşıyan 2014 yapımı bu dizi sadece 2 bölümlük. Başrolde ise Adrien Brody var. 9- The Town ise Agatha Christie tarzını sevenler için ideal. Sadece 3 bölüm 10- The Escape Artist, 3 bölümlük olan bu dizi 2013 yapımı. 11- Millennium, 2010 yapımı 6 bölümlük bu dizi araştırmayı, macerayı sevenler için önerilir. 12- The Slap 8 bölüm. Bir barbekü partisi bambaşka bir şeye dönüşüyor. 13- The Beauty Inside Her güne farklı bir kimlikle başlayan Alex'in hikayesi IMDB'den 8.4 almış. Aynı isimde Kore dizisi de var buna bilgisayar markaları sponsor olmuş öyle bir afişi var. 14- Utopia ise 12 bölüm sürdü. Aslında daha uzun sürmesi bekleniyordu hayranları da vardı ama çabuk sona bağlandı. 15- And Then There Were None Dizinin konusu aynı ismi taşıyan Agatha Christie romanından alınmış. Sadece 3 bölüm"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-hipsterin-mutlaka-izlemesi-gereken-5-film/", "text": "Hipsterlar belirli bir müzik zevkine sahiptir. Aşağıdaki resimde Hipster müzik arşivine başlaman için aşina olman gereken başlıca grupları bulacaksın. Resimde ortalama bir Hipster ipod örneği. Kendininkini de buna göre ayarla. Gel gelelim filmlere.İzlenmesi ve ders alınması gereken hipsterlerı ın salyasını akıtan kısa bir film listesi göreceksiniz. 1. Garden State Bazı Hipsterlar bu filmi aşmış olsalar da Bir çoğu hala etkisi altındaır. 2. Wes Anderson yapımı her şey. HER ŞEY. Bütün kabul görmüş Hipsterler fırsatını bulsa Wes Anderson la evlenir. Onunla evlen ve onun küçük Hipster film yapımcısı bebeklerini sev.Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi filmlerini yapımcısıdır. Bi ihtimal çok iyi çocuk da yapabilir. Belki. 3. Donnie Darko Her Hipster mutlaka Donnie Darko safhasından geçmelidir. Şimdi sıra sende. 4. Eternal Sunshine of the Spotless Mind Bu film yüzünden, Hipsterlar Clementine ismini sever ve saçlarını maviye ve pembeye boyarlar. 5. Once Yazı için: Nickola Berrygele'ye teşekkürler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-insanin-bize-cekici-gelmesini-saglayan-12-neden/", "text": "Kimileri ruh güzelliğini, kimileri ise yüz güzelliğine bakılarak çekici olup olmadığına karar verildiğini savunur. Yıllardır tartışılan, insanları birbirine çeken, onların birbirinden hoşlanmasını sağlayan gerçek şeylerin neler olduğu konusuna bilim insanları da el attı. İşte bilim dünyasına göre bir insanın bize çekici gelmesini sağlayan nedenler... 1# Kadınlar sakallı erkeklerin biyolojik ve sosyal niteliklerinin daha yüksek olduğunu düşünüyor ve eş seçiminde buna önem veriyor. Ayrıca sakallı erkekleri daha erkeksi, cinsel olarak daha aktif, fiziksel olarak da daha çekici buluyorlar. 2# Erkekler, kemik yapısı annelerinin kemik yapısıyla benzerlik gösteren kadınları daha çekici buluyor. Araştırmacılar buna seksüel basım adını veriyor, yani yetişkinliğimizde hoşlandığımız yüzler, çocukken en sık gördüğümüz ve sevdiğimiz yüzün kopyası oluyor. 3# İçelim güzelleşelim sözünün gerçeklik payı var. Alkol aldıktan sonra hiç olmayacak insanların size daha çekici gelmesi gerçek bir durum, çünkü sarhoş olduğunuzda gördüğünüz yüzdeki asimetriyi fark etme beceriniz kayboluyor. 4# Online çöpçatan siteleri üzeinden yapılan bir araştırmaya göre kadınlar erkeklerin boyunu, erkekler ise kadınların kilosunu merak ediyor. 5# Araştırmalara göre birinin çekici olup olmadığını değerlendirirken beynimiz ırk, etnik köken ve kültür gibi olguları dikkate almıyor. Ancak çekicilik çok da subjektif bir şey değil, elimizde olmadan bir takım evrensel kriterleri dikkate alıyoruz. 6# Yapılan araştırmalarda kadınların yumurtlama dönemlerinde kaslı, daha erkesi görünen erkeklerden hoşlandığı gözlemlendi. Ancak diğer zamanlarda tercihleri daha sosyal, daha anlayışlı, daha özellikli erkeklerden yana. 7# Dünya genelinde insanlar daha çekici görünmek için yılda 200 milyar dolar harcıyor. Bunun içinde kilo verme programları, kozmetik ürünler, saç ve cilt bakımı, parfüm ve estetik ameliyatlar gibi şeyler var. 8# Kadınlar, gençlere nazaran olgun erkekleri daha çekici buluyorlar. Araştırmacılar bunun sebebini, olgun erkeklerin bir eş, bir baba olma konusunda daha deneyimli ve donanımlı ve hayatlarını yoluna koymuş olmaları olarak açıklıyorlar. 9# 37 farklı ülkede on binden fazla erkek arasındaki bir araştırmaya göre kadının dış güzelliği neredeyse her erkeğin listesinde birinci sırada. 10# Gazeteciler, çekici insanların haberlerini yapmakta çok daha hevesli, yani güzelseniz, yakışıklıysanız haber değeriniz daha fazla. 11# Buna karşın, son derece çekici kadınların yaptıkları işin gerekliliklerini yerine getirme becerilerinin daha az olduğu düşünülüyor. 12# Siyasette de çekici olmak önemli, yapılan araştırmada çekici politikacıların diğerlerine nazaran daha çok haber olduğu görülmüş. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-ispanyol-kulturu-boga-guresleri/", "text": "İspanya'nın en eski geleneklerinden biri olan Boğa Güreşleri, günümüzde hala devam eden ve turistlerin ilgisini çeken bir kültürdür. Yılın belli dönemlerinde festival havasında kutlamalar yapılmaktadır. Şehrin belirli yerlerindeki arenalarda düzenlenen bu etkinlikler için biletler çok önceden tükenir. İspanyol Boğa Güreşleri her sene Pamplona kentinde 6 ila 14 Temmuz tarihinde San Fermin Festivali adı altında arenaya çıkacak boğaların sokaklarda insanlarla buluşmasıyla başlatılmaktadır. Festivalin 20 milyon Euro civarı kentte ekonomik gelir sağladığı bilinmektedir. Sağladığı bu gelir nedeniyle vazgeçilemeyen festival, birçok yabancı turist tarafından tercih edilmektedir. Boğa Güreşi Nasıl Ortaya Çıktı? Bazı kaynaklara göre 12.yüzyıl da bazılarına göre ise 1700'lü yılların başında kraliyet binicilik dernek üyeleri spor müsabakalarında ellerinde kılıç at üstünde boğayı devirme gösterileri yaparlarmış. Yine böyle gösterilerin birinde boğa atı devirecekken türbinden bir kişinin arenaya atlaması ve şapkasıyla boğanın dikkatini çekerek oyalamayı başarması sonucunda seyircinin bu görüntüye fazlaca ilgi göstermesi ve coşkuyla alkış tutması, boğa güreşlerinin başlamasına ve yüzyıllardır gelenek halini almasına neden olmuştur. Boğa Güreşi Hakkında Bilgiler - Profesyonel bir matador, boğanın gözüne baktığında nasıl bir boğa olduğunu anlayacak kabiliyete sahiptir. - Özel çiftliklerde yetişen boğalara bakıcıları yeteneklerine göre numara verir. Böylece federasyon güreş öncesinde çiftliğe gelir ve boğaları seçer. Matadorlar ise seçilmiş olan boğalardan kendi boğasını kura ile seçer. - İspanya halkı için matadorluk oldukça önemli bir meslektir ve çok kazançlı olmasının yanı sıra herkes tarafından saygı gösterilir. - Arenada en geç 20 dakika içinde matador boğayı öldürmek zorundadır. Ancak boğanın öldürülmesinde seyirci etkeni önemlidir. Yani seyirci istemezse matador boğayı kesinlikle öldüremez. - Güreş esnasında matadora saygısızlık olmaması adına güreş bitene kadar arenanın kapıları kapatılır ve kimsenin dışarı çıkmasına müsaade edilmez. - Eğer ki, matador çok iyi güreşir ise arenada omuzlarda taşınır ise boğanın kulak ile kuyruğu matadora verilir. Ayrıca ölmüş olan boğa arenada at arabasıyla sürüklendikten sonra eti yenir. - Boğa güreşi İspanya ile birlikte Meksika, Portekiz ve Fransa'da da yapılır. - İspanya ülkesinde arena yakınında önceleri hastane yoktu. Fakat ünlü matador Pakir güreş esnasında ciddi boyutta yaralanıp öldükten sonra, arena çevresinde hastane yaptırılmıştır. - Boğa güreşleri sokaklarda insanların koşturmasıyla başladığı ve pek çok insanın yaralanmasına neden olduğundan ötürü İspanya'da doktorlar dikiş atma konusunda fazlaca uzmanlaşmıştır. - Boğanın kırmızıya saldırır düşüncesi yanlıştır. Renk körü olan boğa sesin olduğu yöne doğru hareket eder. Güreşlerde kırmızı kullanılmasının nedeni ise Mitra dininde boğa kanının kutsal olması ve kırmızının kanı çağrıştırmasıyla ilgilidir. İspanya'nın birçok festivali dünyanın farklı noktalarından ilgi görür. Bu festivallere katılmak için İspanya seyahatinizi planlarken daha dikkatli olmanız, eğlenceli bir seyahat geçirmenizi sağlayabilir. Ayrıca İspanya turlarına katılarak bu aktivitelere katılabilir, birçok avantajdan da yararlanabilirsiniz. En uygun fiyatlı İspanya turları için https://www.prontotour.com/Paket-Turlar/Ispanya-Turlari adresini ziyaret edin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-istifanin-anatomisi/", "text": "Beyaz yakalı olarak her gün onlarca samimiyetsiz insanla görüşen, BEY/HANIM gibi ifadelerle yalandan süslenmiş hayatların bir parçası olan ekşisözlük yazarı lethassisu'nun az küfürlü pek atarlı istifa gerekçesi. Hayatımızın bizden alınmasına ses çıkarmadığımız anlarda aklımıza gelmesi için buraya bırakıyorum. BEN İSTİFA EDİYORUM uzun zaman olmuş yazmayalı. aslında biraz da bu sebepten istifa ediyorum sanırım. günde aşırı afili kelimelerle süslenmiş 100 tane snob e-mail yazıyorum. kibar snobizm diye birşey var beyaz yakalılarda. kibar snobizm. eğer şimdi yazacağım yazı bir gün çok meşhur olursa, ya da ben şuan yazdığım yazıyla şöhretin zirvesinde yer alacak olursam bu kibar snobizm tanımlamasının yaratıcısının şahsım olduğu kayıtlara geçsin. yani bu yazıyı okuyan biri bir gün bir yerlerde kibar snobizm ile karşılaşırsa bunu ilk defa sözlüğün silik yazarlarından birinin yazısında okumuştum desin yeter. kayıtlara geçsinden kastım bu. bir kişi olsa bile yeter. aza kanaat eden adamım ben. kibar snobizim, nezaketi elden bırakmadan karşındakini itin götüne sokup çıkarma. sorunun çözümü amacından sapıp sorunu birlikte çözmeye çalıştığın partneri alt etmeye aşırı odaklanma. daha detaylı anlatacağım. resimli örnekli falan. bir beyaz yakalının temelde yaptığı o meşhur beyaz yakalı şiirinin içindeki mizahı, yazanın zekasına hayranlık duyan bir tebessümle okumuş biri olarak budur. hülasa ortalama bir beyaz yakalı sözlük yazarı sonu zaman zaman j ile biten cümlelerden oluşan aşırı samimiyetsiz 100-200 email yazdığı için yazı yazma konusunda oruç tutar bir tavır sergilemeye başlar. en azından benim başıma gelen buydu. haa tabi bir de etrafınızda bir lokantaya girip, diğerlerinin lokantanın neresinde olduğunu anlamak için whatsapptan mesaj atan beyaz yakalı arkadaşlarınız olur. yani lokantaya giriyor, arayıp nerdesiniz diye sormak yerine whatsapptan nerdesiniz yaaaa, ı am innn mesajı atıyor. ve sonra da diğerlerinin sigara içilen bölümdeyiz diye cevap vermesini bekliyor. bakın karaköydeki cafelere, oturduğunuz süre boyunca en az 10 adet böyle sahne görürsünüz. kız arkadaşı olmayan beyaz yakalı erkek, mesaj bekliyor diğerlerinden. kocaman tepsilerde fajita taşıyan garsonun ayak altından kaçışmaya çalışan takım elbise üzeri baklavalı barbour mont erkekleri. neyse beyler, ben istifa ediyorum. uyandım. cuma sabahı. en son çarşamba sabahı sakal tıraşı olmuşum. toplantı yok. ofise ziyarete gelecek olan kimse de yok. area manager seyahatte. haftaya dönecek. ama asparagas olabilir. pazartesi dönücem bilgisi verip perşembe sabahı ansızın ofise gelmişliği var. bu kadar yürekten kim çağırdıysa artık. yani sabah halledilmesi gereken ilk konu area managerin ofiste olmaması. ya gerçekten seyahatte olacak ya da yolda biri topuğuna sıkıp ev istirahati verecek. çünkü benim sakalım var. ben istifa ediyorum. çünkü ben dostoyevski sakalına özenirken, yılmaz erdoğanın mükremin çıtır dönemi kadarki kirli sakalı kadarcık sakal yüzünden area managerın topuğundan vurulmasını istiyorum. niye topuktan vurulmaya taktım bu kadar bilmiyorum. bugün kendime izin verdim deyip bebek'e kahve içmeye gitse de olur aslında. neyse beyler ben harbiden istifa ediyorum. sakal uzatıcam ben. başka bişiy yapmıycam yaa. sakal uzatıcam. yani böyle tatil yaparken sakalı hiç kesmedim gibi değil. sakal uzatırken arada da tatil yaptım gibi. günlerden cuma. smart casual bişey giymem lazım. kot olmayan kot pantolonlar yaptılar beyaz yakalılar için, biliyo musunuz? giyimle ilgili kısmında çok çemkiremiycem, o yüzden bu kısmını kısa kesiyorum. arabayı, park ettikten sonra ofise ulaşmak için 20 dakika yürümem gereken bir yere park ediyorum. çünkü orası ücretsiz. beleş. bedava. ofisin otoparkı için para istiyollar. otopark dışındaki sokak bölümü ispark. ispark görevlisi yanaşması diye birşey var bi de. çok komikçe. böyle arabaya götüm götüm yanaşma pozisyonunu verdiğin anda dikizden bak görürsün o yanaşmayı. ağır adımlarla gelir. sonra böyle formaliteden gel gel gel, topla şimdi, tamam kal öyle yapıp hoşgeldiniz, ne kadar kalıcaksınız ile biter ama bu aşamada sizle hiç gözgöze gelmez. elindeki tığ gibi kalemle plakayı yazma tribindedir o arada. bu sahne bana komik geliyo. klişeliğinden kaynaklanıyor olabilir. park ettim. arabayı parkettiğim sokakta bir teyze var. her sabah sohbet ediyoruz. aslında daha çok o konuşuyor, ben de günaydın deyip geçiyorum. günaydın teyze, günaydın teyzeciğim falan değil. günaydın. ilk zamanlarda o sokağa parkettiğim için kızıyordu bana. neden diye sordum. içini doldurabileceği bir açıklama yapamadı. sonraki günler için hergüne farklı bir soru hazırladığını hiç düşünmemiştim. en son saçlarımın ne zaman döküldüğünü ve tıraşı evde kendimin olup olmadığını sordu. ilerleyen süreçte daha özel sorular gelebilir ama neyse ki ben istifa ediyorum. starbucks o starbucks kahvesinin amına koyyım ben. instagramda yayınladığınız coffie addicted mottolarınızı sikiym. yürüyorum. yol üstü starbucksı var. yol üstü lezzet durağı gibi. içerde bir sürü alkaseltzer tripli beyaz yakalı. hepsinde kulaklık. hepsinde bir off nefret ediyorum yaa, uyanamadım yaa, but tgif haaa, cool cool tripleri. manhattan'da hissediyorum kendimi. tramvayın fındıklı anonsunu duyunca kendime geliyorum, ohh ben istifa ediyorum deyip ofise geçiyorum. marc jacobs'un kedi modelli iphone kılıflarını görmeyen var mı? sigara çoğu zaman kent slim marc jacobs kılıflı iphone ve şirket kartı diye bir üçlü var. bunlar bir elde. diğer elde de chai tea latte. sabahları bu görüntülerle karşılanıyorum buse, ece, banu, merve, aylin ve simge tarafından. bu saydığım 6 kız alaçatı'dan kim daha bronz dönücek yarışı yapıyollar her yaz. simge zaten mususi tadında. o yüzden eşit şartlarda yarışmadıklarını söyleyebilirim. 45 kişilik bir ofis. %75'i kadın. victoria's secretın body splashleri var, biliyo musunuz? günün kadınlarla ilgili kısmına sabahın ilk ışıklarıyla başlıyoruz. bütün hepsi makyajlarını masada tamamlıyorlar. ofise babet ile 1.55 olarak girip mesaiyi topuklu ile 1.75 olarak tamamlayan bir sürü kadın. 2-3 saat sonra body splashler başlıyor. kafadan başlayıp bacaklara kadar sıkanlar var. bazıları daha neo-klasik. niveanın nivea krem kokulu deodorantını kullananlardan bahsediyorum. o an neo klasik bakış açısından tiksiniyorum. nivea krem kokulu parfüm tahammül edilebilecek birşey değil. sabah toplantısı arkadaşlar toplantı... neyse ki ben istifa ediyorum. tarçın var bi de. baharat olan tarçın. bilirsiniz tarçın. anne sütlacının üzerine falan konandan. bütün tarçın, öğütülmemiş. çubuk şeklinde. bütün masalarda reinanın cam şişesinin içine atılmış çubuk tarçınlı su var. tarçın yağları kırıyormuş. sabah toplantısı. sabah toplantısının bir klasiği vardır. memelerde konuşlandırılmış telli ajanda, telli olması şarttır. ve bir de starbucksın karton bardağı ya da çok afili bir mug. kupa değil fincan değil. mug. ve çok afili olmalı. artistik olmalı. üzerinde kahve bağımlılığı ile ilgili amerikanca mottolar içeriyor olması şart. kahve ya da nadir görülen bir bitkinin çayı içiliyor olmalı mutlaka. demleme rize çayı kabul edilemez bu aşamada. şeker zinhar kullanılmamalıdır. bu çay ve kahve ile şeker kullanımı konusu da son derece can acıtıcı. dünyada çayı şekerle içen tek insan benim gibi hissediyorum bazen. şeker atan adamı bi ötekileştirmeler, ay hala şeker mi kullanıyosun seeeenler... bak şekersize bir alış, bi daha şekerli içemezsin zaten miden bulanırlar... tamam amına koyım anladık, şeker kötü. şeker zararlı. şekersiz içilse daha iyi olur. ama ben şekerli içiyorum. bu kahraman maraş dondurmasının sertliği gibi bişey. 50 senedir kahramanmaraş dondurmasının sertliği. dondurmaya satırla, testereyle, elektrikli testereyle girme görüntüleri falan. yeter amına koyım, anladık. dondurma sert. ne diyoduk, sabah toplantısı. o sabah toplantılarında açılan 30 adet konu vardır ortalama. bir toplantıda, konuşulduktan sonra ekibe verim sağlayacak konunun sayısı 3'ü asla geçmez. ben bunu bazı toplantılarda aldığım ses kayıtlarını sonradan dinleyerek oluşturduğum istatistiki bilgilerle kanıtlayabilirim. kalan 27 konu daha önceki toplantılarda başka bir başlık altında konuşulmuş ve beyaz yakalılar tarafından prim yapmak için yeniden gündeme getirilen tekerrürden ibaret konulardır. kalıbımı basarım. macaroon var bi de. renk renk. çok özeldir macaroon. bayılırız. jeopardize içinizde daha önce jeopardize olan var mı hiç? daha önce duymadıysanız hemen sözlüğü yeni sekmede açıp anlamına bakın. email okuyorum. araya ingilizce kelime sıkıştırarak konuşma üzerinden sarkastik lakırdıya girmek istemiyorum. zaten istifa edicem. ama erhan fiyatlarımız jeopardize oluyor diyen ağzını sikmek istediğimi belirtmeden edemiycem, kusura bakma. fiyatlarınızın jeopardize olduğunu belirten emailine fiyatlarını jeopardize eder götüne sokarım desem günaha giren ben mi olurum? sen söyle allasen. kerem beyciğim, aslı hanımcığım ben hem resmiyim hem de içten içe size inanılmaz samimi hissediyorumdur bunun anlamı. murat beyciğim, saide hanımcığım. moruk sen bana uzun uzun seni seviyorum de. ismimin sonuna sevgi eki ekleme, olmuyo. nonoşum de bana ama bunu yapma. seni jeopardize ederim yoksa. ama çok hafif bir tatlı yasemin diyette. antepteki partnerlerden biri toplantıya gelmiş. bize de imam çağdaş getirmiş. yani imam çağdaşı getirmiş derken imamın ta kendisini getirip üzerine şerbetini ordan döküp bize hadi yalayın demiyor tabi. normal imam çağdaş baklavası. yasemin diyette. ben hunharca yiyorum. duvarlara çarpa çarpa tabiri caizse. yasemin: yıhaaa, çok güzel gözüküyoooo baklavaaaa!! rejmde olmayan simge: alsana bi dilim. çok lezzetli. yasemin: ayyy hayır, asla. rejimdeyim ben. rejimde olmayan simge: ama çok hafiiiiiff!! yasemin: ehh aliym o zaman bi 4 dilim kadar madem. hassiktir yaa. yasemin rejimde. baklava fıstıklı. yasemin yemiyor çünkü rejmde. ama baklava çok lezzetli. ama yasemin asla yemez, çünkü rejimde. ee ama çok hafif bir tatlı. haaa ok o zaman, 4 dilim. yasemin hanımcığım ben istifa ediyorum. fasıla gidelim diye kafamın etini yiyip gittiğimizde bir adet bile tsm şarkısına eşlik edememiş olan berke, birader ben istifa ediyorum. selim, ben ofise yeni başladığımda ayşegülle kısa bir sevişmiştik. şuan sen ona yazarken ayşegül'ün göz ucuyla size bakıyor muyum diye beni kesiyor olmasının sebebi bu. aynı ofisten iki kişiyle yatmam abesle iştigal eder mi şeklinde kararsızlıklar yaşıyor. ben istifa ediyorum, hadi iyisin hınzır. haa bu arada ayşegül'ün kaval kemikleri bildiğin parantez. götünün güzelliği seni yanıltmasın. dizden bollaşan pantolonlar giyiyor olmasının sebebi bu. etek giydiği zaman dize kadar çizme giyiyor olmasının sebebi de bu. long island iced teanin içinde ice tea olduğunu sanan hülya, ben istifa ediyorum. meryem, oğlun çişini söyleyemeden ben istifa ediyorum. o çişini söylerse sen de onun çişini söylediğini ilk bana söyler misin? bitti beyler, ben istifa ediyorum. benim bi dayım var. popüler kültüre ait lakırdıları biraz fazla benimseyip, günlük yaşantısında mutlaka kullanmak ister hep. mesela dayım doğaçlama kelimesini öğrendiği günden beri biz herşeyi doğaçlama yapıyoruz ona göre. böyle pazar kahvaltısında kızarmış ekmeği yumurtanın sarısına batırmadan önce bak bak bak, patlatıyorum, doğaçlama diyerek sevinen bir dayı. ya da biri konuşurken, şarkı söylerken hafif bir ses kayması olsa detone oldu haaa, ahahhah deyip eğlenen bir adam. dayım işte. naif adam. turizm sektörüne bakış açısı da: nasıl işler? + iyi dayı. koşturuyoruz. o çırağan sarayı var ya, biz orda denize girerdik eskiden. şarapçılar esrarkeşler hep ordaydı. yüzeyselliğindedir. turizm sektörü onun için şuan muazzam gözüken çırağan palace hotel kempinskinin olduğu yerde bir dönem insanların denize giriyor olması. son derece net ve güzel bence. şimdi sorucak bana pazar günü, doğaçlama hem de. yumurtanın sarısına girişirken doğaçlama sorucak. neden istifa ettin diycek. dayı ben aşağıdaki cevabı vericem, noolur bana çırağan örneğini verme. sıkıldım."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-kadina-soylenebilecek-en-guzel-sey/", "text": "Ekşisözlük'teki favori yazarlarımızdan Life is drunk, muhteşem bir yazı yazmış. Erkekler bu hikayeden ders çıkarsın lütfen. babam dün anjiyo oldu. hiç böyle bi şey beklenmiyordu bana da söylemediler. iş çıkışı öğrenince apar topar hastaneye gittim. kalbe giden 2 damarda tıkanıklık varmış, stent takmışlar falan filan ama neyse ki gayet keyfi yerindeydi. odada oturuyoruz. babam bana döndü birden. senden bi şey isticem. + söyle baba. ne yapayım? karşıdaki kebapçıdan 1.5 adana mı yaptırıyım? sokarız gizliden odaya. salak salak konuşma be. annenle ikimizin fotoğrafını çeksene. + aman baba ne fotoğrafı hastane odasında? lan çek hadi. feysbuk'a koycam. altına da bu kalbe giden damarlar bi tek sana açık yazıcam. bu anda anneme öyle bi bakışı var ki sanki kasıklarında 4 kiloluk kum torbasıyla yatan biri değil de ortamlarda yorgun kalp rumuzuyla takılan don juan. anneme bi baktım o nasıl güzel bi gülümsemedir lan. yhaaa ufff deli bu adam yhaa bakışını en hırt adam olan ben bile çok net gördüm. adam kalp krizinin eşiğinden dönmüş, ördeğe işiyor ama o haliyle bile bir kadına söylenebilecek en güzel şeyi söylüyor. sonra bana dönüp öğren bunları bak nasıl da pamuk gibi oldu annen bakışı attı sanırım ama tam emin değilim çünkü gözüme stent kaçmıştı. yooo ağlamadım ki yooo nalakası var?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-kizilderili-hikayesi-insan-sadece-deger-verdiginin-sesini-duyar/", "text": "Değer verdiğimiz insanları ve kavramları duymaya yapımız gereği daha daha uygunuz. Buna ister algıda seçicilik deyin isterseniz bunun doğal olduğunu düşünün tamamen size kalmış. Ama insanlığın doğayla olan ilişkisinde her şeyin sarpasardığını Karageyik isimli Kızılderili şefin hikayesinden anlayabilirsiniz: Kızılderili şefleri trenle New York'a getirildi. Bir heyet kendilerini karşıladı. Konuklara toplantı öncesi kenti gezdiriyorlardı. Sokaklardaki insan seli, arabaların, iş makinelerinin gürültüsü kızılderilileri şaşırtmıştı.. Birara Oglala Lakhotaları'nın şefi ve şamanı He aka Sapa-Karageyik bir Ağustos böceğinin şarkısını duyduğunu söyledi. Diğer reisler onayladı ama beyaz adamlar inanmadı. Kentte Ağustos böceğinin olmayacağını, olsa bile bu gürültüde duyulamayacağını söylediler. Karageyik ısrar etti. Arabayı durdurdu. İndi, ilerideki parka gitti ve bir ağaçta Ağustos böceğini gördü. Amerikalılar şaşırmıştı.. Olamaz dediler, Sende doğaüstü güçler var. Hayır dedi Karageyik, Ağustos böceğini duymak için doğaüstü güce ihtiyaç yok. O zaman biz niye duymadık? dediler. Kara Geyik cebinden metal bir 50 sent çıkardı, kaldırımda yürüyen insanların arasına yuvarladı. Bir anda herkes Acaba benden mi düştü? diye paraya bakmaya başladı. Karageyik yanındakilere sordu: Anladınız mı? Anlamadık dediler. Anlattı; Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder. Siz doğaya değer verseydiniz, Ağustos böceğinin şarkısını duyardınız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-kolu-olmayan-dovmecinin-azim-dolu-hikayesi/", "text": "10 yaşındayken sağ kolunu kaybeden dövme sanatçısı Jc Sheitan Tenet asla hayata küsmedi. Dövmeci olmak, kendi tasarımlarını yapmak, bu tasarımları uygulayabilmek istiyordu. Tam bu esnada dövme sanatçısı Jean-Louis Gonzal ile tanıştı. Tenet'in durumundan etkilenen Jean-Louis Gonzal, Tenet için renk ve dövme denemeleri yapabileceği bir biyomekanik dövme makinesi tasarladı. Biyomekanik kolun tasarım aşamasını Asıl amacı bu mekanik kolla dövme yapabilmekti, ama benim için estetik hala çok önemli bir bölümdü. sözleriyle ifade eden Gonzal ortaya çıkan durumdan da son derece memnun. Yaşama şanssız bir başlangıç yapan Jc Sheitan Tenet'in hikayesi azmin ve hayal gücünün yaşamda neleri değiştirebileceği gösteren en önemli ilham verici hikayelerden biri olarak karşımıza çıkıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-melek-babasi-olan-ozgun-oglu/", "text": "Bu zamana kadar hiçbir kötü haberle anılmayan bir isim Özgün. Hepimizin takdir ettiği tarzımız olsun olmasın tavrını beğendiği ender şarkıcılardan. Baba olduğunu belki biliyordunuz, belki bilmiyordunuz ama o bir meleğe babalık yapıyor. Ediz adında 1 yaşında bir oğlu var. Down Sendromlu olan oğlu ise tam bir ay parçası. İlk doğduğu an babasına yaşattıkları ise mucize gibi. Özgün o anı ve bu özel durumu şöyle açıklamış: Bu durumu hastalık olarak görmüyorum. Benim için önemli olan bunu duyduğum an değil; Ediz'i kucağıma ilk aldığım zaman hissettiklerimdi. Çok acayip bir şeydi; sanki kalbi avuçlarımda atıyordu. Biz bir bebek bekliyorduk, Allah bize bir melek gönderdi. Ediz babasının piyano çalmasından acayip mutlu oluyormuş, saatlerce onu dinliyormuş. Ellerini ellerinin üzerine koyup çalarken ona eşlik ediyormuş. Babasının kliplerini de olağanca dikkatiyle izliyormuş. Özgün'e eşi Nida Karaçar'a ve Ediz'e bir ömür mutluluk diliyoruz 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-metrobus-soforunun-isyani-eskiden-kufur-edip-stres-atmak-icin-maca-giderlerdi-simdi-metrobuse-biniyorlar/", "text": "Metrobüs şoförleri, yolcular kadar mağdur olduklarını söylerken, 'robot gibi' çalıştırılmak ve yolcuların metrobüsleri hor kullanmasından dert yandı. Küfür ve hakarete maruz kaldıklarını söyleyen bir metrobüs şoförü, Eskiden stres atmak için maça giderlerdi, şimdi metrobüse biniyorlar dedi. İstanbul'da her sabah kavga ve arızanın eksik olmadığı metrobüste yolcular kadar şoförler de mağdur olduklarını söylüyor. 575 metrobüsün çalıştığı hatta, bin 100 de şoför bulunuyor. 2007 yılında 400 bin yolcu taşıma kapasitesiyle inşa edilen sistem bugün yaklaşık 1 milyon yolcuyu taşımaya çalışıyor. Habertürk gazetesinden Serhan Sevin'in haberine göre şoförler 'robot gibi' çalıştırılmaktan dertli. Bir metrobüs şoförü isyanını şöyle dile getirdi: Metrobüs şoförlerinin iki türlü çalışma sistemi var. Eski sistem dediğimiz sistemde metrobüs şoföre zimmetli. Metrobüs şoförü sadece kendi metrobüsü ile yolcu taşıyabiliyor. Saati geldiğinde alıp gidiyordu. Yeni sistemde ise zimmet olayı ortadan kalkıyor. Metrobüs şoförü hangi metrobüs boştaysa onu alıyor ve yola koyuluyor. Mesela benim 10 dakika içinde Beylikdüzü son durakta olmam lazım. 12 dakika sonrada yeni metrobüsü alıp tekrar yola koyulmam lazım. Ben robot muyum? Benim çay içmeye hakkım yok mu? 'ÇOK AFEDERSİNİZ, DONUMUZA KADAR NEYİMİZ VAR NEYİMİZ YOK TOPLAYIP DİĞER METROBÜSE GÖTÜRMEK ZORUNDA KALIYORUZ' Eski sistemde her şeyimizi metrobüste bırakabiliyorduk fakat şimdi çok afedersiniz, donumuza kadar neyimiz var neyimiz yok toplayıp diğer metrobüse götürmek zorunda kalıyoruz. Vakitle yarışmak resmen bizleri yarış atlarına döndürdü. Eski sistemimizi geri istiyoruz. 'HARAMİDERE, GÜZELYURT VE SAADETDERE DURAKLARI...' Yolcu da İETT de bizi insan yerine koymuyor. Özellikle de yolcular. Günde yediğimiz küfrün haddi hesabı yok. Haramidere, Güzelyurt ve Saadetdere durakları. Bu duraklarda istisnasız her gün bir metrobüs şöförü kavga ediyor, küfüre, hakarete maruz kalıyor. Bize duraklara geldiğimizde Durakta yatıyorsunuz, vaktinde gelmiyorsunuz, Allah belanızı versin diyorlar. Bilmiyorlar ki son durağa geldiğimizde su içmeye bile vakit bulamadan tekrar yola geri koyuluyoruz. İnsanlar eskiden küfür edip stres atmak için maça giderdi, şimdi metrobüse biniyorlar. Yolcular metrobüsleri inanılmaz derecede hor kullanıyorlar. Metrobüsün içinde poşet poşet çöp bırakan mı istersin, koltukların döşemelerini bıçakla söküp çıkaran mı istersin, yere tüküren mi ararsın? Güneşin gözünüze gelmesini engelleyen cam filtrelerini bile söküp çıkaranlar var. Ya sen cam filtrelerinden ne istiyorsun be adam? 'ARABA BOŞ OLDUĞU ZAMANLARDA BİLE ADAM GİDİYOR KAPIYA YASLANIYOR' Araba boş olduğu zamanlarda bile adam gidiyor kapıya yaslanıyor. Metrobüs kapılarının özelliği, kapı kendisinde aşırı basınç hissettiği durumlarda kendi kendini korumaya alıyor, kilitleniyor ve teknik destek olmadan tekrar açılmıyor. Durağın birinde bu kapı bir kilitlendi mi mecburen hareket edemiyoruz ve arkada 10-15 tane araba birikiyor. 'İSTANBUL ULAŞIMININ GÜNAH KEÇİLERİYİZ' Ondan sonra gideceğimiz yere geç gidince yolcu yine bize küfür etmeye başlıyor. Yani sizin anlayacağınız bizler İstanbul ulaşımının günah keçileriyiz. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-muhendisle-evli-olmak/", "text": "ManyakAnne.com'un sahibi Şebnem Seçkiner'in mühendisle evli olmak üzerine yazdığı anıları hem komik hem de bu durumun nasıl hissettirdiğini özetler nitelikte. Bir Mühendisle Evli Olmak -1 Irmak, yaklaşık 18 aylıktı. Altını değiştirmem gerekiyordu. Ancak açtığımda gördüğüm manzara karşısında şaşırıp yardım istedim Arkın'dan. Yanımda sadece bez ve ıslak mendil vardı. Oysa durum fenaydı, yıkamam gerekiyordu. Ben yıkarken sen de body hazırlar mısın? dedim. İkinci çekmecede bodyleri var diye de ekledim. (Şifoniyer 4 çekmeceli) Yıkadım, kuruladım, bekliyorum, ne body var ortada ne Arkın. Söyleniyor yok burada diye. Sonrası: Ben: Arkın alışverişe mi çıktın , neredesin, çocuk dondu. Arkın: Koyduğun yeri bil, burada yok. Gittim. Açtım ikinci çekmeceyi, aldım body'yi. Dedim sen şaka mı yapıyorsun? gayet ciddi bir şekilde karşıma geçti ve çekmece alttan sayılır. Ben alttan ikiye baktım. Gülsen, gülemiyorsun. Ağlasan, zaten hazırsın ama gerek yok. Başladık mı kavgaya. O bir mühendis olarak bana apartmandaki katların da aşağıdan sayılmaya başladığını izah ediyor ben ona hayatımda çekmeceyi alttan sayan kimse görmediğimi anlatıyorum. Bu arada çocuk elimde, giyinmeyi bekliyor. Olay nereye vardı? 1.5 yıldır babasın, eşyaların yeri hiç değişmedi ve sen bodylerin yerini bilmiyorsun. Baba olmak kolay tabii. Ne ki zaten? Yaptın çocuğu iş bitti değil mi? Sıkıysa gel evde otur bakalım, çocuğa bakamazsın, zavallıyı aç bırakırsın. Ah canım kızım benim, seni ben büyüteceğim korkma... diye şuursuzca bağırıyordum en son... Girdik birbirimize. Ne o, bir body yüzünden. Ama mesele body değil ki aslında. Başka mevzular var işte altında. O sırada anlamadığım, şimdi şimdi baktıkça çözebildiğim. Her aklıma geldiğinde gülüyorum. Bir yandan da o anki sinirimi de unutmuyorum. Neyse... Sonra tanıdığım tüm makine mühendislerine sordum, hepsi çekmeceleri alttan sayıyor. Ya siz nereden sayıyorsunuz? Lütfen alttan demeyin, lütfen... ? Bir Mühendisle Evli Olmak 2 Birazdan okuyacağınız yazıdaki ben o zamanki ÖYS'de Türkçe Matematik'i tercih etmiş bir iletişimci. O ise Fen mezunu bir mühendis... Ve aşağıdakilerin hiçbiri bir şikayet değil. Mutsuz olduğumuz anlamına da gelmiyor. Hatta iki zıt karakterin evliliğinin daha eğlenceli olduğunun göstergesi bile olabilir. Zıt kutuplar birbirini çekerin bir örneği olabiliriz. Neticede 20 yıldır tanıyoruz birbirimizi. (Hayr, 20 yıldır beraber değiliz, sadece 20 yıldır tanışıyoruz.) Birimizin sadece kalbini diğerinin ise sadece mantığı dinlemesi dengeliyor bizi belki de. Yalnız geçen ay Astrolog Dinçer Güner'le karşılaşmış, sormuştum İkizler burcu bir anne, Kova burcu bir babanın Balık burcu kızı olarak Irmak zorlanacak mı diye. Tek yorumu Ah yazık, hiçbir zaman onu anlamayacaksınız olmuştu. Gerçekten anlamayacak mıyız, çok merak ediyorum. Birbirine 3 benzemez, aynı evde yaşayıp gidiyoruz farklı tellerden çalarak ? Ben diyorum gidelim bu ülkeden, ikimizin de yabancı dili var, çocuğun geleceğini garanti altına alırız, o semt bile değiştirmem diyor. Ben diyorum eve yakın okula gitsin ilk 4 sene, sonra o çok istediğimiz yere veririz, o diyor ama temeli de çok önemli. Ben diyorum acaba kardeş olayına sıcak baksak mı?, o diyor asla, biliyorsun daha 18 yaşındayken de tek çocuk istiyordum. Ben son dakika programı yapıyorum, o önceden planlamadığı bir şeye asla evet demiyor. Ben sürekli evin şeklini değiştiriyorum, o her seferinde kızıyor. Ben sosyal medyayı çok seviyor hatta orada iş yapıyorum, o ise haftada bir bakıyor hesabına... Ben taksitle alışveriş yapıyorum, o tek çekim. Ben akşam ne pişireceğime son dakika karar veriyorum, o sabah evden çıkarken akşam ne yiyeceğini bilmek istiyor. Ben hadi iş kuralım diyorum, o önümüzdeki 20 yılın kalkınma planını görmeden adım atmıyor. Ben benzin bitmek üzereyken dolduruyorum, o gösterge çizgisi indiği anda. Ben çocukla koşmayı, atlamayı, zıplamayı seviyorum, o sakin oyunları... Ben yanımda nakit para yokken sokağa çıkmıyorum, o kredi kartıyla yaşıyor. Ben çok duygusalım, karar verirken sadece kalbimin sesini dinliyorum, o mantık çerçevesinde hareket ediyor. Ben başarısız olduğum zaman vazgeçiyorum, o önümüze bakalım deyip devam ediyor. Ben evde ne bitmiş, ne zaman bitmiş bilmezken, o bütün eksikleri sayabiliyor. Irmak'tan önceki düşükle sonuçlanan hamileliğimde ben perişan olmuştum, o ne güzel bak hamile kalabiliyorsun demişti. Ben duygularımı anında belli ediyorum, bütün ruh halim yüz ifademe yansıyor, o ise hiçbir şey çaktırmıyor. Ben bir şeye karar verdiğim anda harekete geçmek istiyorum, o ise doğru anı bekliyor... Ben biriyle tanıştığım an 100 puan veriyorum, o nötr başlıyor. Ben bir hatayı yapmadan yanlış olduğunu anlamıyorum, o ise yanlış olduğunu duyduğu an vazgeçiyor. Yalnız yazarken fark ettim, keşke ben de mühendis olsaymışım ?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-sanatciya-verilebilecek-en-anlamli-hediyenin-sahibi-berguzar-korel/", "text": "Hemen hemen her sanatçının bir hayran kitlesi var. Bu hayran kitlesi o sanatçı nereye gitse oonunla gider, fotoğraf çekinmek için yarışır vs vs. Ama Bergüzar Korel'in hayranları öyle bir şey yaptı ki fan kulüp olayını başka bir boyuta taşıdılar. Hayranları Bergüzar Korel'in doğum günü için Afrika'da susuz bir köyde kuyu açtılar ve çeşme yaptılar. Koca yürekli kadına... Fotoğrafın altına ise şunlar yazıldı: Ve siz sevgili Bergüzar Korel, en güzel 'iyi ki'mizsiniz. İyi ki değmişsiniz hayatımıza. İyi ki sizin gibi koca yürekli bir kadını sevmişiz. İyi ki sayenizde çok güzel bir aile olup, çok güzel şeyleri başarabilmişiz. Bu notla bu anı ölümsüzleştirdiler. Onun adına yapılan yukarıda fotoğrafını gördüğünüz kare ise DOWN SENDROMLULAR tarafından işletilen bir kafe. Bergüzar Korel Universal Fan Club da önceki gün ünlü oyuncu adına Down Kafe'de bir parti verdi. Korel sürpriz yapıp eşi Halit Ergenç'le kutlamaya katıldı. Görseller Kaynak: Hürriyet Haber"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-solukta-unutulmaz-fenerbahce-besiktas-derbileri/", "text": "Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki ezeli rekabete damga vuran olayları sizler için derledik. İşte Fenerbahçe-Beşiktaş derbilerindeki unutulmaz olaylar: Beşiktaş 4 2 Fenerbahçe - Ligde şampiyonluğa giden rakibine deplasmanda çelme takan Fenerbahçe, kupadaki 26 yıllık hasretine son vermek için sahadaydı. Ancak kupa, maçın ikinci yarısını domine eden ve Fenerbahçe kalesine art arda goller bırakan Beşiktaş'ın oluyordu. BASKIN 2011 yılında, Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında oynanan maça sarı-lacivertli taraftarların İnönü Stadı'nı basması damga vurmuştu. KORKAK TAVUK ORTEGA PANKARTI 2002-2003 sezonunda Kadıköy'de oyananan ve Beşiktaş'ın 1-0 üstünlüğüyle sonuçlanan maçta Siyah-Beyazlı taraftarların Fenerbahçeli taraftarları oyuna getirmesi derbi tarihinin en ilginç olaylarından biriydi. Fenerbahçe tribünlerinde açılan Cobarde Gallina Ortega pankartını Beşiktaşlı taraftarların verdiği, gerçek anlamının ise Korkak Tavuk Ortega olduğu ortaya çıkınca komik olay günlerce konuşulmuştu. Beşiktaş 2 4 Fenerbahçe - 20 Şubat 2011'de iki dev İnönü'de karşı karşıya. Golleri, kartları ve 3 gollük müthiş Alex de Souza performansıyla hafızalarda yer eden karşılaşmada Beşiktaş, 1-0'dan maçı çevirmiş ama Ferrari'nin kırmızı kartıyla 10 kişi kalmıştı. 90 dakika sonunda tabelada Fenerbahçe'nin deplasmandaki 4-2'lik zaferi vardı. Fenerbahçe 0 1 Beşiktaş 96'daki derbi, aslında son anlarına kadar pekte hafızalarda yer edecek bir maç değildi. Ancak son dakikalarda kazanılan frikikte topun başına geçen Sergen Yalçın, topa öyle vuruyordu ki hem Rüştü Reçber'i çaresiz bırakıyor hemde yıllar boyunca siyah-beyazlıların tezahüratlarına konu oluyordu. Beşiktaş 0 1 Fenerbahçe 2007'nin Mayıs ayında iki ezeli rakip İnönü'de kozlarını paylaşıyor. Tıklım tıklım dolu tribünler siyah-beyazlıların zirveye yürüyüşünü beklerken henüz 12. dakikada Fenerbahçe'nin Sırp yıldızı Mateja Kezman sahneye çıkıyor ve şık aşırtma golüyle sarı kanaryaya şampiyonluğun yolunu açıyordu. Fenerbahçe 1 5 Beşiktaş 90 yılının Ocak ayında yılın ilk derbisi Kadıköy'de oynanıyor. Önceki sezonun şampiyonu Fenerbahçe, kendi evinde Beşiktaş'ı ağırlarken çok iddialıydı ama ortaya kimsenin beklemediği bir skor çıkıyordu. Fenerbahçe'li Turan'ın sakatlanmasıyla maçı domine eden kara kartal, sahadan çok konuşulan 5-1'lik galibiyetle ayrılıyordu. Beşiktaş 1 2 Fenerbahçe 93 yılında Beşiktaş, Fenerbahçe karşısında ligde 3 yıldır yenilgi yüzü görmüyordu. İlk yarının son dakikalarında siyah-beyazlılar öne geçiyor ve Fenerbahçe'nin umutlarını iyice azaltıyordu. İkinci yarıya golle başlayan sarı kanaryalar karşılaşmanın son dakikalarında Uche'nin ayağından gelen golle Beşiktaş karşısında deplasmanda 2-1 kazanıyor ve hasrete son veriyordu. Beşiktaş 3 2 Fenerbahçe İnönü Stadı'ndaki son derbide sadece golleri ile değil temposuyla da hafızalarda yer eden maç. Beşiktaş'ın ikinci yarıda geriden gelip öne geçtiği karşılaşmada, Fenerbahçe Sow ile beraberliği yakalıyor ve galibiyet golü için bastırıyordu. Son dakikalarına 2-2'lik eşitlikle girilirken uzatmaların son saniyelerinde ani atakla Olcay'ın ayağından gelen Beşiktaş'ın galibiyet golü, İnönü'deki son derbide Fenerbahçe'lilere şok yaşatıyordu. Fenerbahçe 2 1 Beşiktaş Fenerbahçe'nin 103 golle şampiyonluğu kazandığı efsane sezonun beklide en kritik virajı. Şampiyonluk yolunda mutlak galibiyete ihtiyaç duyan sarı kanaryalar, maçın 15. dakikasında gelen Ali Gültiken'in şık golü ile geriye düşüyordu. Bu gole 8 dakika sonra Aykut ile cevap vererek önce eşitliği sağlayan sarı-lacivertli ekip, daha sonra Hakan Tecimer'in ikinci yarıdaki golü ile galibiyete uzanıyordu. Fenerbahçe 2 2 Beşiktaş Sezona iyi bir başlangıç yapamayan sarı kanaryalar evinde Beşiktaş'ı ağırlıyordu. Perdeyi Şifo Mehmet'in golü ile açan Beşiktaş, Aykut Kocaman'ın gollerine engel olamıyor ve maçın son dakikalarına Fenerbahçe'nin üstünlüğü ile giriliyordu. Maçın bitmesine dakikalar kala Şifo Mehmet'in vuruşunu Fenerbaçe'li Semih çizgiden çıkartıyor ve hakem Ahmet Çakar'ın santrayı gösteren düdüğü bir anda sahanın karışmasına neden oluyordu. Fenerbahçe 3 4 Beşiktaş Fenerbahçe'li Tuncay ile Beşiktaş'lı kaleci Cordoba'nın mücadelesinde penaltı kararı veren hakem Bülent Timurlenk, ardından Kolombiya'lı kaleciyi oyundan atınca oyuncu değişiklik hakkı kalmayan siyah-beyazlılarda kaleye Pancu geçiyordu. Pancu, Alex'in penaltısında çaresiz kalsa da kalesinde başka gole izin vermiyor ve kara kartal Koray Avcı'nın uzaktan attığı şık golle nefes kesen mücadelenin 4-3 Beşiktaş lehine sonlanmasını sağlıyordu. BİLİCA OLAYI Rakiplerin 2009-2010 sezonundaki randevusunda çok ilginç bir olay yaşandı. Fenerbahçe'nin Kadıköy'de Beşiktaş'ı 1-0 yendiği 18 Nisan 2010'daki lig maçında sarı-lacivertli takımın Bilica lakaplı Brezilyalı futbolcusu Fabio Alves Da Silva, siyah-beyazlı takımın 64. dakikada kazandığı penaltı atışı öncesinde penaltı noktasını kramponuyla eşeledi. Daha sonra Beşiktaşlı Bobo'nun kullandığı penaltı atışını kaleci Volkan Demirel kurtararak, rakibine beraberlik şansı tanımadı. HÜKMEN GALİBİYETLER - Beşiktaş ile Fenerbahçe'nin bir asra yaklaşan rekabetinde son dönemlerde iki karşılaşma hükmen sonuçlandı. Fenerbahçe Stadı'nda 4 Mayıs 1983'te yapılan Türkiye Kupası çeyrek final ilk maçı 1-1 berabere sonuçlandı. Ancak Beşiktaşlı Mehmet Ekşi'nin çift sarı karta rağmen oynadığının anlaşılması üzerine Fenerbahçe karşılaşmada 3-0 hükmen galip sayıldı.Beşiktaş, rövanş maçını 2-1 kazanmasına rağmen elenmekten kurtulamadı. İnönü Stadı'nda 16 Eylül 2000'de yapılan lig maçında iseBeşiktaş, Fenerbahçe'yi 3-0 yendi. Ancak Fenerbahçe, yeni uygulamaya giren 5+1 kuralına uymayıp, sonradan Beşiktaş'ı da çalıştıran teknik direktör Mustafa Denizli, 62. dakikada 6. yabancı oyuncuyu da sahaya sürünce, siyah-beyazlı takımın 3-0'lık galibiyeti hükmen tescil edildi. DERBİNİN EN GOLCÜLERİ Rekabette en fazla golü Beşiktaş'ın efsane kaptanı Hakkı Yeten attı. Fenerbahçe'ye karşı 58 kez Beşiktaş forması giyen Baba lakaplı Hakkı Yeten, 32 kez ezeli rakiplerinin filelerini havalandırdı. Fenerbahçe adına Beşiktaş'a en fazla golü ise 19 golle Cemil Turan kaydetti. GOLLER 90'DA GELDİ - En heyecan verici derbilerden biri de 2005 yılında İnünüde oynanan karşılaşmadır. Bitime dakikalar kala Cleberson'un füzesiyle Beşiktaş, ezeli rakibi karşından beraberliği yakaladı. Ancak bu gole cevap gecikmedi. Tuncay Şanlı hakemin bitiş düdüğü çalmadan önce topu Beşiktaş ağlarına yollayarak unutulmaz bir gole imza atmış oldu. İKİ TAKIMDA DA GOL ATANLAR - Rekabetin 92 yıllık geçmişinde iki takımın da formasını giyen oyunculardan bazıları, derbilerde iki takım formasıyla da gol atma başarısına ulaştı. Şenol Birol, Ali Kemal Denizci, Tayfur Havutçu, Mert Nobre, Tümer Metin ve Mamadou Niang, hem Beşiktaş hem deFenerbahçe formalarıyla rekabette gol sevinci yaşadı. Fenerbahçeli taraftarların sahaya attığı çekirdeği yiyen Runje. Carew'in oyundan çıkarken Van Hooijdonk'a tokat atması Fenerbahçe formasıyla röportaj veren Şifo Mehmet."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-suistimalcinin-profili-36-55-yas-arasi-sirket-calisani-erkekler/", "text": "KPMG Türkiye ve TEİD'in ortaklaşa gerçekleştirdiği 'Bir Suistimalcinin Profili Araştırması'nın sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre Türkiye'deki global şirketlerin yüzde 49'u son iki yıl içinde en az bir suistimal vakası yaşadı. Suistimali gerçekleştirenlerin profili; şirket çalışanı, 36-55 yaş arasındaki erkekler olarak öne çıkıyor KPMG Türkiye ve TEİD'in yaptığı Bir Suistimalcinin Profili araştırmasına Türkiye'de faaliyet gösteren global ve yerel şirketlerin çalışanları katıldı. Araştırmada Türkiye'de son iki yılda gerçekleşmiş suistimal vakaları hakkında bilgi toplandı ve şirketlerde ne çeşit suistimallerin gerçekleştiği, en sık hangi sektörlerde suistimal vakalarının görüldüğü, suistimalcilerin genel özellikleri, suistimalcilerin yaş/cinsiyet dağılımının nasıl olduğu gibi sorulara yanıt arandı. Araştırma sonuçlarına göre 36-55 yaş arası, şirket çalışanı, erkek suistimalcilerdeki artış dikkat çekiyor. 'Bir Suistimalcinin Profili' araştırmasını değerlendiren KPMG Türkiye Usulsüzlük Önleme, İnceleme, Ticari Uyuşmazlık ve Uyum Danışmanlığı Direktörü Sinan Çamlık, Mesleki suistimaller sıklıkla tespit edilemediğinden ve genellikle raporlanmadığından küresel kayıpların boyutunu belirlemek zor. Ancak bunun göz ardı edilemeyecek ölçüde olduğunu biliyoruz. Şirketlerin her yıl gelirlerinin yüzde 5'ini suistimaller nedeniyle kaybettiklerini söyleyebiliriz. Araştırma sonucu, 100 bin TL altındaki suistimallerin en yüksek orana ulaştığını gösteriyor. Suistimallerin arkasında yatan en güçlü motivasyon ise 'kişisel fayda sağlama' güdüsü olarak öne çıkıyor. Suistimalle mücadele için teknolojinin kullanılmasını ve şirketlerin analitik çözümler geliştirmesini öneriyoruz. Risklerin düzenli olarak değerlendirilmesi, kontrollerin yapılandırılması, siber güvenlik seviyelerinin test edilmesi şirketler için hayati öneme sahip dedi. Araştırmadan çıkan bazı başlıklar şöyle; Global şirketlerin yüzde 49'unda; yerel şirketlerin ise yüzde 22'sinde, son iki yıl içerisinde en az bir suistimal vakası yaşandı. Buna karşılık yerel şirketlerin yüzde 78'inde son iki yıl içinde herhangi bir suistimal tespit edilmedi. Suistimal vakası ile karşılaşan şirketlerin çalışan sayılarına bakıldığında, şirketlerdeki çalışan sayısı arttıkça suistimaller ile karşılaşılma olasılığının arttığı görüldü. 10 bin ve üzeri çalışana sahip şirketlerin yüzde 52'si son iki yılda en az bir suistimal vakası ile karşılaştı. Yani kompleks organizasyon yapısına sahip, yüksek sayıda çalışan istihdam eden şirketlerin, mesleki suistimalleri önlemesi, gerçekleşmiş olanları ise tespit etmesi zorlaşıyor. En fazla vaka bu sektörlerde Anket katılımcılarının verdiği cevaplara göre son iki yılda Türkiye'de en çok suistimal görülen sektörler sırasıyla üretim, satış/pazarlama ve taşımacılık olarak öne çıktı. Yüzde 92'si erkek 2016'da yapılan araştırmada suistimalcilerin yüzde 79'u erkek, yüzde 17'si kadın çıkmıştı. 2020 Türkiye anketine göre ise erkek sayısı yüzde 92, kadın sayısı yüzde 8 olarak belirlendi. Suistimalcilerin yüzde 66'sının 36 55 yaş arası, yüzde 23'ünün 26-35 arası, yüzde 6'sının 18 25 arası ve yüzde 4'ünün 55 yaş üzeri kişilerden oluştuğu ortaya çıktı. 26 35 yaş arasındaki suistimalcilerdeki artış dikkat çekti. Suistimalcilerin yüzde 49'unun yetki sahibi olmayan çalışanlar olduğu anlaşıldı. 2016 raporu ile bir kıyaslandığında yönetici olmayan personelin gerçekleştirdiği suistimal vakalarında artış görülüyor. Bu oran 2016'da yüzde 20 iken 2020'de yüzde 49'a yükseldi. Türkiye'de en çok karşılaşılan suistimal tipi yüzde 49 ile 'varlıkların kötüye kullanılması' ve 'zimmet ya da şahsi menfaat' olarak öne çıkıyor. Üçüncü sırada yüzde 43'lük oranla satın alma suistimalleri ve yüzde 31 ile çıkar çatışmaları yer alıyor. En maliyetli mesleki dolandırıcılık türü olan mali tablo suistimali ise yüzde 7,84 ile en az karşılaşılan kategoriyi oluşturuyor. Suistimallerin meydana gelmesindeki başlıca faktörün zayıf iç kontroller olduğu görülüyor. Bunu yüzde 20 ile etkin olmayan gözetimler ve sınırsız yetkiler izliyor. Suistimalcilerin yüzde 8'inin ise iyi kontrollere rağmen, planladıkları suistimalleri gerçekleştirdiği görülüyor. Suistimalin ömrü kaç yıl Ankete verilen yanıtlara göre Türkiye'de tespit edilen suistimal girişimlerinin tamamının 10 yılın altında sürdürüldüğü; bunların büyük bir çoğunluğunun 1 yıldan az; önemli bir bölümünün ise 2 5 yıl arasında sürdürüldüğü anlaşılıyor. Kayda değer orandaki suistimallerin ise tespit edildiği günden 6 10 yıl önce gerçekleşmeye başladığı dikkat çekiyor. Suistimalcilerin yüzde 89'u mağdur şirket çalışanı, yüzde 6'sı eski çalışan, yüzde 4'ü şirket dışından kişiler. Teknolojisiz de olur Suistimallerde teknolojinin oranıyla ilgili rakamlar da hayli ilginç. Teknoloji olmadan da suistimallerin gerçekleştirilebileceğini söyleyenlerin oranının yüzde 26'dan yüzde 49'a çıktığı anlaşılıyor. Buna paralel, suistimallerin teknoloji olmadan gerçekleştirilemeyeceğini söyleyenlerin oranının ise yüzde 16'dan yüzde 6'ya düştüğü dikkat çekiyor. Pek çok kişinin gözünde suistimalciler, suçu işlemek için sadece kendi ustalıklarına ve kurnazlıklarına güvenen yalnız kurt imajı sergilese de anket sonuçlarına göre, 2020 anketine göre suçlular suistimali gerçekleştirirken büyük oranda diğer kişilerden yardım alıyor. Bu iş birliklerinin yüzde 19'unun sadece şirket içinden, yüzde 16'sının ise hem şirket içinden hem de şirket dışından sağlandığı görülüyor. Arkadaş canlısı, yüksek egolu Suistimali gerçekleştiren kişilerin daha yalnız, despot, katı çalışanlardan oluştuğu sanılıyor. Ancak işin aslı öyle değil... Suistimalcilerin karakteristik özelliklerine bakıldığında yüzde 47'sinin arkadaş canlısı, yüzde 40'ının ikna yeteneğine, yüzde 38'inin üstünlük duygusuna sahip, yüzde 36'sının hırslı, yüzde 33'ünün ise tek başına hareket etmeye yatkın ve yüzde 29'unun gösterişli yaşam tarzından hoşlanan kişiler olduğu görülüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-topuklu-bir-babet-derken-ise-2-ayakkabiyla-gitmeye-son/", "text": "Topuklu ayakkabı tam bir bela ama giydiğinizde işin boyutu değişiyor ve bir anda iş kadınına dönüşüyorsunuz. Yine de tüm gün onu giydikten sonra eve giderken babetlere dönüş yapmak şart çünkü siz de insansınız. Fark ettiyseniz iki ayakkabı oldu, belki de daha fazla. Her gün onu getir bunu götür karmaşası da cabası. Tanya Heath isimli modacı da Paris sokaklarında, iş hayatında bu dertten muzdarip olduğundan bir çözüm bulmuş. Topuk kısmı çıkartılıp değiştirilebilen mucize bir ayakkabı. Henüz Türkiye'de satılmıyor ama piyasaya çıktığı gün kapışılacağı kesin gibi. Benzer projeler olabilir ama kadınlar bilir çoğu çok bayağı kalıyor. Tanya Heath'in modelleri ise oldukça şık. K: www.tanyaheath.com/en"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-trabzonspor-taraftari-fenerbahce-muzesinden-kupayi-almaya-calisti/", "text": "Fenerbahçe müzesinde muhafaza edilen şampiyonluk kupalarından birini cam kabini başıyla kırdıktan sonra alan 38 yaşındaki Trabzonlu Halit Şahin uzaklaşmaya çalışırken güvenlik görevlileri tarafından yakalandı. Görgü tanıkları Halit Şahin'in camı kırdığı sırada Kaç senedir bu kupayı bekliyoruz diye bağırdığını söyledi. Trabzon'da yaşadığı öğrenilen Halit Şahin polis tarafından gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre olay 10.35 sıralarında meydana geldi. Fenerbahçe stadındaki Fenerium mağazasının bitişiğinde bulunan müzeye gelen bir kişi bir taraftan Kaç senedir bu kupayı bekliyoz diye bağırdı, diğer taraftan da başıyla kupaların muhafaza edildiği kabinin camını kırdı. KUPAYLA UZAKLAŞMAYA ÇALIŞIRKEN YAKALANDI Kupalardan birini alan Şahin, uzaklaşmaya çalışırken güvenlik görevlileri tarafından yakalandı. Polis tarafından gözaltına alınan kişinin 1978 Trabzon Arsin doğumlu Halit Şahin olduğu anlaşıldı. TADİLAT VAR TABELASI Olaydan sonra müzenin girişine tadilat var tabelasının konulduğu ve müzenin ziyaretçi girişine kapatıldığı görüldü. KUPAYLA İLGİLİ SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI Şahin'in sosyal medya hesabını yoğun kullandığı, paylaşımlar arasında kupayla ilgili olan da görüldü."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-yildir-hicbir-sey-satin-almayan-kadin/", "text": "Tüketim toplumuna dönüşümümüzün hızla arttığı bugünlerde Yeşilist'te bir yazı ile karşılaştık. Deniz Aytekin imzalı bu yazı bir yıldır hiçbir şey almayan Selma Hekim'i anlatıyor. Oldukça ilginç bir o kadar da güzel bir tepki olan bu yazı ve röportajı sizlerle paylaşmak istedik: Dünyanın dört bir tarafında, özellikle Amerika ve Avrupa'nın büyük şehirlerinde tüketme üzerine kurulu dünya düzenine kafa tutan örnekler görmeye alıştık artık. Çöp atmayan restoran, vejetaryen şehir, hava temizleyen kaldırım gibi aykırılığı ile gezegene yarar sağlayan örneklerle eskiye göre daha çok karşılaşıyoruz. Peki İstanbul'da, burnunuzun dibinde bir yıldır hiçbir şey satın almayan biri olduğunu söylesek tepkiniz ne olur? Almadım isimli blog'un sahibi Selma Hekim, bir yıl önce başladığı hiçbir şey satın almama deneyimine başarı ile devam ediyor. Gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçlarının dışında son bir yıldır satın aldığı ürün sayısı beş. Cilt uzmanının aldırdığı bir cilt ürünü, sıcakla mücadele etmek için aldığı bir beyaz şal, bir kalıp sabun, telefon şarjı ve bir tane bileklik. Selma Hanım'la satın almama deneyimini ve bu deneyimin ona neler kattığını konuştuk. Deniz Aytekin: Biraz kendinizi ve Almadım macerasına atılmanızın arkasında ne gibi motivasyonlar olduğunu anlatır mısınız? Selma Hekim: Ben aslında uzun yıllardır ekolojik hareketlerin kıyısında köşesinde dolanmış ama daha bir-iki yıl önce 'kendi hayatımızda ciddi değişiklikler yapmazsak yakında çok geç olacağını' fark etmiş biriyim. 41yaşındayım, 22 yıldır İstanbul'da yaşıyorum. Boğaziçi Üniversitesi'nde çalışıyorum, aynı zamanda sanatçıyım. Almama kararım aslında bir sürecin sonucu. Etrafımdaki binaların, AVM'lerin, reklamların, ürünlerin, eşyaların, trendlerin yarattığı korkunç fazlalıklar dünyası ve tüketerek bu dünyanın tuğlalarını bizim oluşturduğumuzun farkına varmam en önemli neden. Ben aldıkça 3. köprü, HES'ler, alışveriş merkezleri yapılıyordu ve almaya devam ettikçe bunların yapılmasına itiraz etmem samimiyetsizleşiyordu. Ayrıca satın almak ihtiyaçtan çok bir tür kısa süreli psikolojik tatmin yaratıyordu ve sonrasında daha mutsuz hissediyordum. Sufizm, yoga gibi öğretilerle ilgilenmem ve onlardaki 'bir lokma bir hırka' felsefesi de etkin oldu almamamda. Bir yıl hiçbir şey almamak ise ani bir karadı ve kararımdan dönmemek için hemen bunu çevreme açıkladım. Takip ettiğim ekolojik oluşumlardan çok ilham aldığım ve çok şey öğrendiğim için de kendi deneyimimi paylaşmaya karar verdim ve bir blog ile facebook sayfası açtım. Bir yıl bir şey almayarak çok önemli bir şey yaptığımı ya da dünyayı kurtaracağımı düşünmüyorum ama bu bakış açısını yaymak önemli; ta ki tüketmemenin takdir gördüğü bir çevre oluşturana kadar. En azından benim etrafımda bir yılda böyle bir anlayış yerleşti. D.A.: Tüketim odaklı yaşayan ve yaşlanan günümüz toplumunda böyle bir girişimde bulunmak hem bireysel olarak cesaret istiyor hem de çevreden ilginç tepkiler almaya oldukça müsait. Arkadaşlarınız ve ailenizden ne gibi tepkiler alıyorsunuz? S.H.: Sanırım herkes az çok bu alışveriş çılgınlığının farkında ve kendilerini de bunun bir parçası olarak görüyorlar ki ilk başlarda kararımı paylaştığım herkes çok olumlu tepkiler verip 'keşke ben de yapabilsem' dedi. Bunu diyen insanlar bizim jenerasyon ve daha genç kuşaklar, bir üst jenerasyon içinse alışveriş yapmamak o kadar şaşılası bir şey değil çünkü zaten bizim tüketim alışkanlıklarımıza sahip değiller. Eskiden çok az eşya varmış ve her biri çok değerliymiş o nedenle zaten onların kullanıp atıp yenisini alma alışkanlıkları yok. Ailemden en büyük kınamayı kardeşimin düğünü için yeni kıyafetler almadığımda yaşayacağımı sanıyordum ama tam tersi beni çok desteklediler. Blog'umu takip eden hiç tanımadığım insanlardan da bu deneyimden etkilendiklerine ve kendilerinin de artık daha az alışveriş yapacaklarına dair çok güzel yorumlar aldım. D.A.: Satın almadıkça satın alma isteğinizin de azaldığını söylüyorsunuz. Billboard'lardaki, sokaklardaki ve online/offline medyada yer alan reklam ve tüketim bombardımanı hiçbir şey satın almadan geçirdiğiniz bir yılın ardından size ne ifade ediyor? S.H.: Benim almama kararımı tetikleyen zaten biraz da bu reklamlar, bir şeyi ihtiyaç gibi gösteren, onu alırsanız daha güzel ya da daha mutlu olacağınızı vadeden yalanlarla dolu görsel kirlilik. Bunlar bana ne kadar yapay bir hayatın içinde olduğumuzu gösteriyor sadece. D.A.: Günlük hayat koşuşturmacasında sürekli bir şeyler satın alarak var olan kentli bireylerin gözden kaçırdıkları en temel şey sizce ne? S.H.: Alınan hiçbir şeyin içinizdeki boşluğu doldurmayacağı. O boşluk ne kadar büyükse o kadar çok almak istiyorsunuz ama satın aldığınızda o sizi sadece birkaç saat mutlu ediyor tekrar boşlukla başbaşa kalıyorsunuz. İnsanı mutlu eden şey mal değil, deneyim biriktirmek; iç huzuruyla yaşamın tadına vararak yaşamak. Ayrıca şunu da gözlerinden kaçırıyorlar, bu dünyanın kaynakları sonsuz değil ve bizim tüketimimizin bedelini gelecek nesiller ödeyecek. D.A.: Avrupa ve Amerika'da satın almama, çöp çıkarmadan yaşama, atıklardan beslenme gibi yöntemler uygulayan bireyleri duyuyoruz ama Türkiye'de bu örnekler pek karşımıza çıkmıyor. İstanbul'da bir şey satın almadan yaşarken spesifik olarak yaşadığınız zorluklar var mı? Türkiye'nin Avrupa ve Amerika'ya göre yeşil ve ekolojik yaşam biçimine kapalı olması sizin önünüze de engeller çıkardı mı? S.H.: Hayır hiçbir zorluk yaşamadım, samimi olarak bu işe kalkışan kimse de sorun yaşamaz. Evet burada ekolojik bilinç daha az ama bizim de geleneksel bazı alışkanlıklarımız var. Her mahallede ayakkabı tamircisi, terzi var, hala sütçüler var. Paketli ürün istemiyorsak ekolojik pazarlar, aktarlar var; süpermarkete bağlı değiliz. Ayrıca paylaşmayı seven bir topluluğuz. Paylaşım ekonomisi Gezi'den sonra yaygınlaştı, her yerde takaslar düzenleniyor, kimse düzenlemese de on-on beş kişi bir araya gelip düzenlenebilir, biz yaptık arkadaşlarla. Bizim aslında daha büyük avantajlarımız var ama bunun değerini bilen insan az. Daha çok eşyaya sahip olmak, işlenmiş gıda tüketmek, hazır olanı, plastik olanı almak, hijyen manyağı olmak yeni neslin kendini daha üst sınıf görmesine neden oluyor herhalde. D.A.: Bir yıl öncesine kadar düzenli olarak satın alıp kullandığınız fakat aslında alınmasına hiç gerek olmayan, hiçbir işe yaramayan üç şey sayabilir misiniz? S.H.: Nasıl bir tüketim alışkanlığınız olduğuna bağlı, kullanan için her renge göre deterjan, her uzva göre krem var. Ben zaten çok fazla kozmetik ürün kullanan biri değildim arada bir heveslenip alırdım, biraz kullanıp kenara koyardım. Tamamen bıraktığım ürünler yumuşatıcı, deodorant ve saç kremi. Özellikle yumuşatıcı dünyanın en saçma ürünüymüş, onu yerine elma sirkesi kullanıyorum. Bir de genel olarak her şeyin fazlası gereksiz tabii ki. D.A.: Satın almama deneyimi mutlaka yaşam alışkanlıklarınızı da etkilemiştir. Bu deneyimi yaşarken daha az çöp üretmeye çalışan bir insana da dönüştüğünüzü görüyoruz. Başka ne gibi konularda gözünüz açıldı ve alışkanlıklarınız değişti bu süreçte? S.H.: Evet atıklara dikkat ediyorum. Bu iki uçlu bir şey hem doğadan alıyorsunuz hem de ona atığınızı bırakıyorsunuz. Artık ikinci el almaya yerel, ekolojik ya da doğal ürünler kullanmaya çalışacağım. Şimdiki hedefim ise az eşyayla sade yaşamak. D.A.: Bir yılı başarıyla geride bıraktınız. Bu yıl satın alma konusundaki planlarınız nasıl? Bir yıllık deneyimin ardından bu serüvene nasıl devam etmeyi düşünüyorsunuz? Bu hayat boyu sürecek bir deneyime evrilecek mi? Evrilecekse nasıl olacak? S.H.: Geçtiğimiz bir yıl içinde ihtiyaçlarımı dahi satın almamıştım, bundan sonra daha öncesine dönüp eskisi gibi alışveriş yapmam imkansız. Belki sadece ihtiyacım olan şeyleri alabilirim ama hep bir farkındalığı korumak gerekiyor, yoksa ihtiyaç denen göreceli birşey. Bir de sadece alışveriş konusuna takılıp kalmamak lazım; doğayla, bütün türlerle ve diğer insanlarla ilişkilerde eşitliliğe dayanan daha bütünsel bir bakış açısı geliştirmeli. D.A.: Ürün satın almama kararınız beslenme alışkanlıklarınızı nasıl etkiledi? Paketli gıdadan uzak durmayı başarabiliyor musunuz? Gıda alışverişlerinizde nelere dikkat ediyorsunuz? Kazandığınız yeni alışkanlıklar var mı? S.H.: Et yemeyi bıraktım. Bisküvi cips, hazır çorba, pastörize sütve yoğurt, margarin, hazır sos vs gibi işlenmiş gıdaları tüketmiyorum. Evde daha çok yemek yapıyorum. D.A.: Ütopik de olsa hayalinizdeki ideal yaşamı iki cümleyle anlatabilir misiniz? S.H.: Sadece tüketim alışkanlıklarıyla böyle bir yaşam kurgulamak biraz eksik kalabilir zira kapitalizmin hüküm sürdüğü bir dünyada iki cümleyle anlatılmayacak kadar karışık dinamikler var. Kendi küçük yaşamım için daha sade, doğal ve samimi bir yaşam diyebilirim. Yazı için Deniz Aytekin ve Yeşilist ekibine teşekkürler 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bir-youtuber-oyun-oynayarak-ne-kadar-kazanir-dan-tam-65-milyon-lira-kazandi/", "text": "Hürriyet'in haberine göre İngiltere'de yaşayan 26 yaşındaki Dan Middleton, eskiden Tesco süpermarketlerinde çalışırken şimdi 12.3 milyon sterlinlik (Yaklaşık 65 milyon TL) bir servetin sahibi. Dan bunu da sadece bilgisayar oyunu oynayarak yaptı. Oyun oynayarak servet sahibi oldu Video oyunlarına düşkün olan Dan buradaki başarısını paraya çevirdi. Youtube kanalından oynadığı oyunların video kaydını alan Dan, sanal oyun müptelalarının ilgisini çekmeyi başardı. Oyunların püf noktalarını ve oyunlarda aşamaların nasıl geçileceğini gösteren Dan, 16 milyondan fazla izleyici çekti. Amerikan ekonomi dergisi Forbes, Dan Middleton'ı '2017'de en zengin Youtuber' olarak gösterdi. Dan Middleton, bu yolla 12.3 milyon sterlin (Yaklaşık 65 milyon TL) kazandı. Dan ilk olarak Pokemon'la başladığı video oyunları tanıtımında şimdi Minecraft oyununa yoğunlaşmış durumda. Youtube, aldığı reklam gelirinin yüzde 68'ini Youtuber olarak adlandırılan videonun sahibine veriyor. Youtuberlar, ortalama olarak her bin izleyiciden 1.10 sterlin kazanç sağlıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/birbiriyle-akraba-oldugunu-hic-tahmin-edemeyeceginiz-10-unlu-sima/", "text": "Televizyon ekranlarında gördüğümüz ve birçoğumuzun akraba olduğunu bilmediği 10 ünlü ismi sizler için sıraladık. 1# Ayben Erman Ayten Erman Ayşen Erman üç ünlü kız kardeştir. Ayşen Erman, Gruda soyadını Yılmaz Gruda'dan almıştır. 2# Renan Fosforoğlu Enis Fosforoğlu Ferdi Merter Fosforoğlu 3# Necdet Tosun Erdal Tosun Gürdal Tosun 4# Nubar Terziyan Fedon Kalyoncu 5# Gülşen Bubikoğlu Nilgün Bubikoğlu 6# Leman Akçatepe Sıtkı Akçatepe Halit Akçatepe 7# Hayri Esen Itır Esen 8# Hababam sınıfının pinti müdürü Muharrem Gürses ile Atilla Arcan, baba-oğuldur. Atilla Arcan soyadını sahne ismi için değiştirmiştir. 9# Erdoğan Arıca Levent İnanır Soner Arıca kardeş oldukları gibi usta aktör Kadir İnanır'da yeğeni olurlar. 10# Suna Yıldızoğlu ve kızı Yasemin Allen"} {"url": "https://www.thegeyik.com/birbiriyle-akraba-olduklarini-duyunca-sasiracaginiz-13-unlu-sanatci-aile/", "text": "Birçoğunu favori dizinizden, filminizden veya şarkısından zaten tanıyorsunuz. Ama eminiz akraba olduklarını hatta aynı aileden olduklarını duyunca oldukça şaşıracaksınız. İşte yolculuğumuza yeşilçamın en değerli yapımından başlıyoruz: 1- Leman Akçatepe (1918-1992) Sıtkı Akçatepe (1902-1985) Halit Akçatepe (1938) 2-Necdet Tosun (1926-1975) Erdal Tosun (1963) Gürdal Tosun (1967-2000) 3-Muharrem Gürses (1913-1999) Atilla Arca (1945-2015) 4- Erdoğan Arıca Levent İnanır Soner Arıca Kadir İnanır'ın da yeğenleri olurlar 5-Nubar Terziyan / Fedon Kalyoncu 6-Suna Yıldızoğlu ve kızı Yasemin Allen 7- Mehmet Ali Erbil, Saadettin Erbil'in oğlu. 8-Macit Flordun'un oğlu da kendisi gibi oyuncuymuş: Tardu Flordun 10-Dinçer Çekmez Metin Çekmez 12- Ercan Yazgan Billur Yazgan 13-Ayça İnci ile Ayşim İnci iki kardeş. Milliyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bircok-kadinin-yatakta-istedigi-ama-soyleyemedigi-10-sey/", "text": "Genç yaşlarda kadınlara iyi birer kız olmaları öğretilmiştir. Şort etek giyme, dekolteni gösterme, düzgün otur ve her erkeğin çıkabileceği bir kız olma. Bağımsız ve güçlü olmanın, ve aynı zamanda bakire gibi davranmanın verdiği karışık mesaj gülünç olmanın da ötesinde aslında. Kadınların yaşları ilerledikçe, cinsel birliktelikte vücutlarının doğal isteği ile kendisinin nasıl davranması gerektiği arasında gidip gelmeleri hiç de şaşırtıcı bir durum değil. Cinsel birliktelik, beraber olan çiftler arasında doğal bir durumdur. Her iki taraf da incinmediği sürece neredeyse her şey yapılabilir. Fakat hala, birçok kadın yatak odalarında arzularını dile getirmekte zorlanmaya devam ediyor. Sizlere partnerinizin sizin yapmanızı istediği fakat söyleyemediği şeyleri paylaşmak istedik. Cinsel hayatınız hakkında partneriniz ile yapacağınız açık ve rahat konuşma, cinsel hayatınızı daha güzel bir seviyeye çıkartacaktır. #1. Öngörülebilir olmayın ve ona beklemediği bir anda sürpriz yapın. Örneğin Çarşamba ve Pazar günleri mi sadece birlikte oluyorsunuz? Günlük işleri bahane olarak görmeyin. Evde yanınızdan geçerken onu kendinize çekin ve baştan çıkarın. #2. Konduracağınız yumuşak öpücüklerle biraz daha duygusal olun. Klişe gibi gelebilir ama kadınlar, erkeklerin onları yatakta güllerle, bir kadeh şarapla ve baştan çıkarıcı öpücüklerle pohpohlamasını çok severler. Sizi mutlu bir şekilde öptüğünde bundan gerçekten hoşlandığını anlarsınız. #3. Kadınlara yatak odalarında belirli bir şekilde davranmaları gerektiği öğretilmiş olsa da onlar yine de sert cinsel birlikteliği seviyor. Partneriniz her zaman misyoner pozisyonu istemeyebilir. Güçlü ve kontrolde olmanız onun hoşuna gider. Isırmak, nazikçe saçını çekmek veya şaplak atmak gibi dominant tavırlar onu çılgına çevirir. Ama bu tarz bir cinsel birliktelik sırasında işler kontrolden çıkıyor gibi olursa, aranızda güvenlik açısından bir kelime oluşturun ki her şey normale dönebilsin. #4. Farklı kıyafetlerle rol yapmayı seviyor ama bu Disney prensesi olarak giyinmek istiyor demek değil! Herkes kendisini süper kahraman, kötü karakter veya tamamen farklı bir kişi olarak hayal eder. Olay ise içinizdeki oyuncuyu çıkartmak ve oyununu sergilemesine izin vermek. #5. Kadınlar öğlen saatlerinde cinsel anlamda daha istekli olurlar ama bu öncesinde hamle yapmayacağınız anlamına da gelmez. Sabah ona kahvaltı getirebilir ve ona masaj yapmaya veya öpmeye başlayabilirsiniz. Sabahları sizinle birlikte olmak isteyen birine nasıl hızlı dönüştüğünü gördüğünüzde şaşıracaksınız. #6. Cinsel birlikteliğinizde ne istediğini söylemesine dair onu ikna edin. Gün içerisinde ona seksi mesajlar yollayın. Cinsel birliktelik güzel ama karşınızdaki kadın ona baştan çıkarıcı cümleler kullanmanızdan da hoşlanıyor olabilir. Vücudunda dokunulmasını sevdiği bir yeri var mı? Sormadan bilemezsiniz, belki size söylemekten çekiniyordur. #7. 10 dakika içinde bir yerde mi olmanız gerekiyor? Hayır mı, o zaman biraz ağırdan alın! Bu zaman onun erojen bölgelerini keşfetmek için en iyi zamandır. Birbirinizin gözlerine bakın, öpüşün, dokunun ve biraz daha fazla dokunun. Birlikteliğinizin her dakikasının tadını çıkarın. #8. Partneriniz açık olarak bunu kabul etmek istemese de oral birlikteliği seviyor. Her oral birliktelik aynı değildir. Bazı kadınlar uyarıcı olarak dudakları tercih ederken bazıları klitorisi tercih eder. Size direk söylediğinde veya vücudu tamamen rahatladığında daha iyi anlayacaksınız. Zamanınız bol, ağırdan alın. Size bir tavsiye, boyundan öpmeye başlayarak aşağı doğru inin. #9. Neden işin bir kısmını yaparak onun kıyafetlerini çıkarmıyorsunuz? Yavaşça kıyafetlerini çıkartın, elbisesinden başlayarak sütyenini ve külodunu çıkarın. Tabi yaptığınız şey bolca dokunuş ve öpücük de gerektirmeli. Bu aşama göz ardı edilen veya çarçabuk yapılan duygusal bir aşamadır. #10. Utangaç olmayın ve yatak odası dışında da birlikte olabileceğiniz yerleri keşfedin. Duşta, bulaşık makinesinin ve çalışma masasının üzerinde... Veya eski zamanlardaki gibi arabaya gidin! Amaç macerası olmak ve ona, onu her zaman her yerde istediğinizi hatırlatmak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/biri-almanlara-bizim-teyzeleri-anlatsin/", "text": "Ay çok güldüm. Akşam bir yandan dergi yazılarını hazırlıyor, diğer yandan da her zaman baktığım Eltern.de'de geziniyordum. İki işi aynı anda yapmadan konsantre olamıyorum. Ne yapsam olmuyor. Ben de bir yandan yazılara bakıyor, diğer yandan da okuyorum. Telefonla konuşurken de kulaklık takıp oyun oynadığım oluyor. Bu da itiraf olsun... Neyse, Bebek ziyaretlerinde bunları yapmayın gibi bir habere rastladım. Hepsini tercüme edecektim de, dayanamadım, yapamadım, gülme krizine girdim. Mesela diyor ki... Eve girer girmez bebeği hemen annenin kucağından almayın. Annenin karnına bakıp orada bir bebek daha mı var diye sormayın. Bebeğin yüzünü öpmeyin. Çok yorgun görünüyorsun demeyin. Anne sessizlik rica ediyorsa, dinleyin. Bebek ziyaretine giderken parfüm sıkmayın. Habersiz gitmeyin. Adını daha önce duymadıysanız ısrarla sorgulamayın. Bebeği fazla ellemeyin. Anneye hatır sormadan sadece kendinizden bahsetmeyin. Öğüt vermeyin. Ben bunları okudukça nasıl güldüm anlatamam. Biri Almanlar'a bizim teyzeleri anlatabilir mi lütfen? Ya da başvursam da haberi detaylandırsam mı acaba? Merhaba, Ben Türkiye'den ManyakAnne. Sizin haberinize eklemeler yapmak istedim. Aslında gelip bizi bir inceleseniz, belgesel çekersiniz. Gönüllüyüm... :) Mesela... Kendi çocuklarınızla torunlarınızla kıyaslamayın. Haddiniz olmayan şeyleri sorgulamayın. Yarım saatten fazla oturmayın. Gitmişken bir şeylere yardım etmeyi teklif edin. Hatta giderken bir kap yemek götürün. Konuşmayın, sadece dinleyin. Hastalıktan bahsetmeyin. Bebeği mutlaka birilerine benzetmeye çalışmayın. Tamam durdum. Bu blog böyle cümlelerle dolu. Ama ne yapayım, görünce dayanamadım...."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bit-pazarindan-13-dolara-aldigi-yuzugu-bakin-kac-paraya-satti/", "text": "Bir elmasın değeri saflığı, rengi, kesimi ve ağırlığına göre belirlenir. Elmas yüzük seçerken her birinin önemi vardır. Ancak elbette tüketiciler tarafından en çok dikkat edilen bir diğer unsur da fiyatı. İngiliz bir kadın 30 yıl önce fiyatına hiç bakmadan bit pazarından aksesuar olarak bir yüzük aldı. 1980'de Londra'daki bir bit pazarına giden kadının gözüne parlak bir yüzük çarptı. Bu yüzük diğerlerinin arasında en çok göze çarpanıydı. Kadın günlük hayatta bu yüzüğü takabileceğini düşündü. Adını vermek istemeyen Londralı kadın yaptığı pazarlık sonrası 'kristal yüzüğü' tam 13 dolara aldı. Ancak harika bir yatırım yaptığından habersizdi. Telegraph'ta belirtilenlere göre kadın yıllar boyunca değerini bilmeyen yüzüğü takmış. Yüzüğün değerini ise 30 yıl sonra bir kuyumcuya gidince öğrendi ve şok oldu. 'Kristal' olduğunu düşündüğü yüzük meğerse 26.27 karatmış ve değeri tam 46 bin dolarmış. Uzmanlara göre taşın kökeni 19. yüzyıla dayanıyormuş. Sotheby's isimli bir şirketin düzenlediği açık arttırmada yüzük 46 bin dolar yerine 83 bin dolara satıldı. Bir dahaki sefere bit pazarına giderseniz alacağınız şeylere dikkatli bakın. Belki de elinizde bir hazine tutuyor olabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bitcoin-hesabi-nasil-acilir-bitcoin-nasil-satin-alinir/", "text": "Bitcoin yatırımı yapmak ve hesap açmak herkesin merak ettiği durum haline geldi. Ülkemizde de Bitcoin yatırımları revaçta. Ancak çoğu kişi ya nasıl yapılacağını bilmiyor ya da güvenilir bir borsa bulmakta zorluk çekiyor. Bitcoin almak için ilk önce bir bitcoin borsasında hesap açmanız gerekiyor. Paranızı ister buradaki hesapta tutabilir, isterseniz de kendi cüzdanınıza çekebilirsiniz. Bitcoin borsaları hakkında olumsuz haberleri duymuşsunuzdur. Burada önemli olan gerçekte Bitcoin alımı yatırımı yaptığınız firmanın sizin için alım işlemini gerçekleştirmiş ve güvenli cüzdanında tutuyor olması gerektiğidir. Lazio gibi büyük kulüplere sponsor olan StormGain firması da The European tarafından Yılın Kripto Para Yatırım ve Borsa Platformu olarak gösterildi. Coinmarket Cap gibi sponsorları olan firmanın borsasından yararlanabilsiniz. Borsaya 100 dolar yatırarak coin alım işlemi yaptığınızda 25 dolar da ekstra olarak hediye kazanıyorsunuz. Bu fırsattan yararlanmak için buraya tıklayarak üye olmanız yeterli. Bunun kesinlikle bir yatırım tavsiyesi olmadığını ve piyasada yer alan tahminleri kendi gözlemlerinizle karşılaştırmanız gerektiğini belirtmek isteriz. https://go.stormgain.app/visit/?bta=113506&nci=13150 ilandır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bitkiler-aciyi-ve-yendiklerini-hissediyor/", "text": "Vejetaryenler ve veganlar bu habere kulak kesilebilir. ABD'de yapılan yeni bir araştırma, bitkilerin insanlar veya başka hayvanlar tarafından yendiklerinde bunu hissedebildiğini ortaya çıkardı. Ve bu durum hiç hoşlarına gitmiyor. Bitkilerin hissedebildiği yeni bir bulgu değil. Ancak ABD'deki Missouri Üniversitesi'nden bilim insanlarının Modern Çiftçi isimli çalışması, bitkilerin insanlar veya hayvanlar tarafından yendiklerinde bunu hissetmekle kalmayıp karşı koymak için savunma mekanizmalarını devreye soktuklarını da gösteriyor. Uzmanlar araştırmalarını, Latince ismi Arabidopsis olan, brokoli ve hardala benzeyen bir tere cinsi üzerinde yapıyor. Bu bitki bilimsel çalışmalarda sıklıkla kullanılıyor çünkü Arabidopsis gen dizilimi bilinen ilk bitki. Ve bilim insanları bitkinin nasıl davranışlar sergilediğini biliyor. Missouri Üniversitesi bilim insanları, bitkilerin yendiklerini hissedip hissetmediklerini araştırmak için ses kayıt cihazları kullandı. Ve bir tırtılın bitki yerken çıkardığı titreşimleri ayırt edebilen kayıt cihazları ile bitkinin de aynı titreşimleri hissettiğini veya duyabildiğini keşfetti. Araştırmacılar daha sonra da bitkinin rüzgar gibi doğal titreşimlere verdiği tepkileri ölçtü. Sonuç mu? Arabidopsis, yendiğini anladığında hardal yağı salgılamaya başlıyor ve düşmanının kendisini yemesini önlemek için bu salgıyı yapraklarından dışarı atıyor. Uzmanlar ayrıca Arabidopsis'in daha fazla titreşim hissettiğinde daha fazla hardal yağı salgıladığını da gördü. Ancak kökeni doğal olan titreşimlere aynı tepkiyi vermedi bitki. Missouri Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Bilimleri Bölümü'nden Heidi Appel, Önceki çalışmalar, bitkilerin müzik gibi akustik enerjilere nasıl tepki verdiğini göstermişti. Bizim çalışmamız ise bitkilerin ekolojik titreşimlere nasıl tepki verdiğini göstermesi açısından bir ilk. Açıkça gördük ki bitkiler yenme titreşimleri hissettiğinde metabolizmaları değişiyor ve savunma yapmaya başlıyorlar diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/biyonik-penisi-ile-gundem-olan-adam-konustu-kadinlar-denemek-istiyor/", "text": "Cinsel organını kaybetmesi üzerine taktırdığı biyonik penis sayesinde üne kavuşan adam, kadınlardan çok sayıda teklif aldığını söylüyor ancak işlerinin yoğunluğu yüzünden kimseyle birlikte olamamaktan yakınıyor. Küçük yaşta geçirdiği trafik kazasının ardından cinsel organını kaybeden ve yıllar sonra taktırdığı biyonik penisle ilk kez cinsel ilişkiye girmesi dünya basınına malzeme olan Muhammed Abad'dan haber var. İngiltere'nin Edinburgh kentinde yaşayan Abad kadınların ilgisinden bunalmış durumda. KADINLAR BİYONİK PENİSİMİ DENEMEK İSTİYOR İngiliz Daily Star gazetesine konuşan Abad, İnternette kadınlardan bir sürü mesaj alıyorum, onlarla cinsel ilişkiye girip girmeyeceğimi soran... Biyonik penisimi duymuşlar ve denemek istiyorlar. Hepsinin kafası karışmış durumda ve sanıyorlar ki saatlerce cinsel ilişkiye girebilirim dedi. TÜM TEKLİFLERİ REDDEDİYOR Bu yılın başında ünlü İngiliz escort Charlotte Rose'la birlikte olması dünya medyasında geniş yer kaplayan Abad, gelen tüm teklifleri reddettiğini ve Rose ile yaşadığı ilk ilişkiden sonra kimseyle yatmadığını söyledi. İŞTEN YORGUN DÖNDÜĞÜ İÇİN TEKLİFLERİ DEĞERLENDİREMİYOR Abad gerekçesini ise şu sözlerle açıkladı: Bu, istediğim bir şey değil benim. Çok fazla teklif alıyorum ama işimle meşgulüm. Her gün 14 saat mesai yapıyorum ve eve döndüğümde ilişkiye girmek için kendimi çok yorgun hissediyorum. Evlenmek istediğini söyleyen ve hayatının aşkını arayan Abad, ilk eşiyle 2013 yılında yollarını ayırdı. İskoçya'nın başkenti Edinburg'da yaşayan Abad, cinsel ilişki işçisi dışında bir kadınla birlikte olma arzusu taşıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/biz-izlerken-hayran-kaldik-netflixten-acayip-bir-dizi-fragmani-ratched/", "text": "Merhameti hak ediyorsunuz. Dünyanın en iz bırakan karakterlerinden biri olan Hemşire Ratched'ın hikayesine tanıklık edin. American Horror Story'nin yaratıcılarının imzasını taşıyan dizide Sarah Paulson başrolde. Ratched 18 Eylül Cuma tüm dünya ile aynı anda Netflix'te! Ratched Hakkında: Ryan Murphy ve Ian Brennan imzalı RATCHED, akıl hastanesi hemşiresi Mildred Ratched'ın hikayesini anlatan sürükleyici bir drama dizisi. 1947'de Mildred, insanlar üzerinde yeni ve rahatsız edici deneylerin yapılmaya başlandığı önde gelen bir psikiyatri hastanesinde iş bulmak üzere Kuzey Kaliforniya'ya gelir. Gizli bir misyonu olan Mildred kendini işine adamış, kusursuz bir hemşire görüntüsü verir, ancak çarklar dönmeye devam ettikçe akıl hastanesinin sağlık sistemine ve bu sistemdeki kişilerin arasına sızmaya başlar. Mildred'ın şık dış görüntüsünün altında yatan, onu uzun zamandır içten içe yakıp kavuran ve giderek büyüyen karanlık, gerçek canavarların doğuştan değil, sonradan canavar olduğunu gözler önüne serer. RATCHED, Evan Romansky tarafından, Guguk Kuşu'ndaki efsanevi ve unutulmaz Hemşire Ratched karakterinden ilham alınarak yaratıldı. Dizide Mildred Ratched'ı Sarah Paulson canlandırırken, Gwendolyn Briggs rolünde Cynthia Nixon, Hemşire Betsy Bucket rolünde Judy Davis, Lenore Osgood rolünde Sharon Stone, Dr. Richard Hanover rolünde Jon Jon Briones yer alıyor. Ayrıca Edmund Tolleson'ı Finn Wittrock, Huck karakterini Charlie Carver, Dolly'yi Alice Englert, Louise'i Amanda Plummer, Charles Wainwright'ı Corey Stoll, Charlotte'ı Sophie Okonedo ve Vali George Wilburn'ü Vincent D'Onofrio canlandırıyor. Dizinin baş yapımcılığını Ryan Murphy, Ian Brennan, Sarah Paulson, Alexis Martin Woodall, Aleen Keshishian, Jacob Epstein, Jennifer Salt, Margaret Riley, Michael Douglas, Robert Mitas ve Tim Minear üstleniyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/biz-meyve-sebzelerin-yapilariyla-oynamadan-once-boyle-gorunuyorlardi/", "text": "GDO son zamanların popüler konularından biri olarak görünse de insanlar tarihin ilk yıllarından biri favori gıdaya ulaşmak için bitki ve sebzelerin genetikleriyle oynamıştı. Bu fotoğraflara baktıktan sonra ne düşüneceğinizi bilmem ama bu bitkilerin şu an yediğimiz halleriyle neredeyse alakaları yok. Peki meyve ve sebzeler insanlar onların genetikleriyle oynamadan önce nasıllardı? 1- Bu gördüğünüz bir mısır. Şaka gibi değil mi? Milattan Önce 7000 yılında üretilen mısır şimdi üretilen eşinden onlarca kat küçük ve lezzetsiz görünüyor.Bu değişimlerin çoğu 15.yy'da Avrupalılar tarafından geliştirilen tarım teknikleri nedeniyle olmuş. 2- Havuç. Persler ve Asyalılar tarafından üretilen ilk havuçların mora yakın ve beyaz olmak üzere iki çeşit olduğu düşünülüyor. Şimdikilerse onlara göre oldukça iri. 3- Patlıcan. Domates mi sandınız? İlk olarak Çin'de yetiştirildiği düşünülen patlıcanın atası ise bu kadar küçük ve kırmızıya dönük. 4- Muz eğer böyle kalsa yine de popüler olur muydu acaba? 10.000 yıl önce ilk olarak Yeni Gine'de bulunduğu düşünülen muz bu fotoğrafta gördüğünüze benzeyen iki çeşitten türemiş.Musa acuminata, Musa balbisiana isimli iki çeşitten bugün neredeyse çekirdeksiz olan versiyona gelmesi de epey ilginç. 5- Karpuz Giovanni Stanchi tarafından yapılan bu tabloya bakılırsa karpuz da son yıllarda epey bir değişiklik göstermiş. Şimdi kare şeklinde de, çekirdeksiz de bulabiliyorsunuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bizi-kim-aptallastirdi/", "text": "İndigo Dergisi'nden Halit Kaya'nın yazısı bize televizyon hakkında acımasız gerçekleri anlatıyor. Korkarım ki bir gün teknoloji, insan iletişiminin ve yakınlaşmasının önüne geçecek ve aptal bir nesil ortaya çıkacak Albert Einstein Televizyon hayatımıza girdiğinden beri ne de çok değişti beşeriyetimizde. Teknolojinin gelişimi de tuz biber oldu buna. Komşularımıza daha az gider olduk, akraba ziyaretleri kısa tutulur oldu. Beğendiğimiz dizinin 10. bölümünü kaçırmamak tüm ilişkilerimiz askıya aldık. Birine tanıdığımıza misafirliğe gittiğinizde, hasbihalin yerini, o an açık olan televizyonun izlenmesi ve izlenilen programın yorumlanması aldı. Daha çok izler, daha az konuşur olduk. Sırf televizyon yüzünden gözlük kullananların sayı arttı gizli ve sinsice. Bir televizyon tamircisinin bana söylediklerini hiç unutmam. Televizyonum bozulduğu için evime yakın bir televizyon tamircisine gitmiştim. Dükkanın adı; Televizyon Doktoru. İçeri girdim, usta televizyona baktı ve 80 TL ye yaparım abi dedi. Çok değil mi bu fiyat deyince. Abi servis gelse daha çok para ister dedi. Tamam, mecbur yaptıracağız yap o a zaman deyince. Tamirci bana dönerek; Abi hanımsız olur, televizyonsuz olmaz dedi. Yani sonuç itibariyle o parayı verdim ve televizyonu yaptırdım. Her şey reyting için Şimdi gelelim asıl konuya. Televizyon kanallarında özellikle gündüz kuşaklarında daha çok hanımların, lakin erkeklerin de izlediği birçok program uzun yıllardır yayınlanıyor. Bu programlar genellikle; evlilik, evliliğe odaklı arkadaşlık, moda, gelin-kaynana yarışmaları gibi programları kapsıyor. Özellikle evlilik odaklı programlarda çok yakışıklı erkekler ile çok güzel kadınları bir evde topluyorlar ve birbirlerine aşık olmaları ve sonuç itibariyle evlenmeleri için her türlü ortamı sağlıyorlar. Gencecik Türk kızlarımıza kültürümüzden uzak, saçma sapan kıyafetler giydirip, ekran karşısında maskara ediyorlar. Bu arada gerekli reytingi ve bağımlılığı sağlamak için ateşli kavgalar, türlü türlü tiyatrolar yapıyorlar. Hangi birini sayayım o kadar ilginçlikler var ki! Yarışmaya katılan tüm yarışmacılar cast ajanslarından seçilmiş olarak yarışıyor. Ama izleyenlerin çoğu, onları sanki halk arasından seçilmiş bireylermiş gibi izliyor. Bize iş adamı diye tanıtılan kişinin aslında birçok dizide küçük rollerde oynamış bir kişi olduğu, pilates eğitmeni olarak tanıtılan kadının aslında manken olduğunu, izlediğimiz o program bittikten yıllar sonra öğreniyoruz. İşin ilginç yanı, yarışmacıların öyle enteresan meslekleri varmış ki bunların birçoğunu ilk defa duyuyoruz. İşte bir kaçı: Uyku terapisti Tai Boksu masörü Aşk doktoru Güzellik koçu Uçan balon eğitmeni Yahu memurun, kasabın, manavın, terzinin böyle yarışmalara katılma hakkı yok mu? Resmen insan aklı ile dalga geçiyorlar! Her gün yüz binlerce insan da bunları izliyor. Peki, bu programları biz neden izliyoruz? Televizyonda yaşanılan sanal sevgiler, vıcık vıcık aşklar, yalan sevdalar, yalandan yere edilen tiyatral kavgalar, sahte karakterler neden ilgimizi çekiyor? Biz bu hale nasıl geldik? Bizi televizyonun 'yalan dünya'sına kim alıştırdı? Kitap okumuyoruz. Gazete okumuyoruz. Tarihimizi bilmiyoruz. Atalarımızı bilmiyoruz. Kültürümüzü bilmiyoruz. Ahlaki değerleri bilmiyoruz. İnsana yararlı faaliyetlerde bulunmuyoruz. Dinimizi bilmiyoruz. İbadetlerimizi yapmıyoruz. Çocuklarımıza vakit ayırmıyoruz. Anne benimle oynar mısın? diyen evladımıza defol, televizyon izliyorum diyebiliyoruz. Eşimize vakit ayırmıyoruz. Akşam eşimiz işten gelecek, yemek hazırlamıyoruz. Bir makarna yapıyoruz, tamam. Saatlerimizi televizyon karşısında harcıyoruz. Eşimiz, şu gömleği ütüler misin dediğinde of çekiyoruz. Annemize, babamıza yeteri kadar vakit ayırmıyoruz. Teknolojiyi sadece kullanıyoruz, yapmıyoruz! Daha güzel bir dünya için kılımızı kıpırdatmıyoruz. Peki, ne mi yapıyoruz? Ayşe, Ali ile evlenecek mi? Ahmet'ten ayrılan Müjgan, Tankut'u mu yoksa Berk'i mi tercih edecek? Bugün, Ayça hangi kıyafet ile jüri karşına çıkacak? Jüri üyeleri Hale'ye kaç puan verecek? İndigo Dergisi'ne yazı için teşekkürler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bizim-rapciler-de-diss-atsin-amerikali-rapci-sokakta-para-sacti/", "text": "Blueface' olarak bilinen rapçi Johnathan Michael Porter, Los Angeles şehrinde bulunan Skid Rov bölgesinde, lüks cipinin üzerine çıkarak çevresinde toplanan insanlara para saçtı. rapçi, yanında getirdiği poşetlerdeki paraları saçmaya başladığı anları sosyal medya hesabından 'paylaşma mevsimi' notuyla paylaştı. The season of giving 💰 pic.twitter.com/paGrYB6WKo blueface December 23, 2019 Görüntülerde, çevredekilerin aracın etrafına toplandığı ve rapçinin saçtığı paraları yakalamaya çalıştıkları görüldü. Bazı kişilerin de aracın üzerinde kalan paraları almak için araca tırmandığı görüldü. Rapçinin sosyal medya hesabından yayınladığı bu görüntüler takipçileri arasında da tartışmalara neden oldu. Sosyal medya kullanıcılarının bir bölümü rapçinin para saçmasını 'aşağılayıcı' olarak yorumlarken, bir bölümü de bunu 'cömertlik' olarak nitelendirdi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/black-fridayde-fondoten-ve-dsquared2-parfum-firsatlarini-kacirma/", "text": "Black Friday, yılın en heyecan verici alışveriş zamanlarından biridir. Bu özel gün, cazip indirimler ve kaçırılmayacak tekliflerle doludur. Alışveriş listeleri hazırlanırken, indirimlerin yarattığı heyecanı hissetmek kaçınılmaz. Kozmetik dünyasında da Black Friday, alışveriş tutkunları için benzersiz fırsatlar sunar. Bu dönemde, özellikle parfüm ve makyaj ürünlerinde sunulan avantajlı fiyatlar, stil sahibi ve eşsiz koku deneyimi arayışındaki kullanıcılar için idealdir. Her anın tadını çıkarmak için, mükemmel bir ikili olan fondöten ve Dsquared2 parfümü ile ışıldamaya hazır mısınız? Bu güzellik ikilisi, hem dış görünüşümü tamamlamak hem de kendinizi özel hissetmeniz için ideal bir seçenektir. Mükemmel Görünüm için Fondöten Seçiminin Sırrı Makyajın temel taşı olan fondöten, sadece cilt tonunu eşitlemekle kalmaz, aynı zamanda cildinizi pürüzsüzleştirerek kusursuz bir görünüm elde etmenize yardımcı olur. Cilt tipinize uygun bir fondöten seçimi yapmak, cildinizin ihtiyaçlarına özel bir bakım sunmanın temelidir. Black Friday'in sunduğu avantajlarla özel günlerde veya günlük kullanımda kullanabileceğiniz fondöteni seçmek ve makyajınıza mükemmellik katmanın harika bir yoludur. Bu özel günde, farklı cilt tipleri için özel formüller, mevsime göre değişen ihtiyaçlar ve geniş renk seçenekleri arasından seçim yapabilirsiniz. Mat veya ışıltılı bir bitiş arayanlar için ideal seçeneklere Black Friday indirimleriyle sahip olabilirsiniz. Unutulmaması gereken bir diğer nokta, cildiniz için en uygun fondöteni bulmak makyajınızı tamamlamanın ve güzelliğinizi vurgulamanın ilk adımı olduğudur. Kendi stilinizi yaratırken, makyajınızın temelini oluşturacak fondötenlerle mükemmel bir görünüme kavuşmayı unutmayın! Dsquared2 Parfümleriyle Kendine Özgü Bir İmza At! Dsquared2, eşsiz parfüm koleksiyonlarıyla tanınan bir markadır. Dsquared2 parfümleri, sofistike ve kendine has kokularıyla bilinir, kullanıcılarına her anlarını özel kılma imkanı tanır. Dsquared2'nin dinamik ve yenilikçi tasarımları, kendine güvenen ve stilini öne çıkarmak isteyenler için mükemmel bir seçenektir. Bu parfümler, kullanıcılarına benzersiz ve etkileyici kokular sunarak her ortamda farklı ve çarpıcı olma yolu sunar. Bu Black Friday indirimleriyle, Dsquared2'nin özel parfümleriyle kendi benzersiz kokunuzu bulma fırsatını kaçırmayın. Black Friday'de Unutulmaz İkilisi DSquared2 Parfüm ve Fondöten Black Friday'de, Dsquared2 parfüm ve mükemmel bir fondötenle kendinizi yeniden keşfetmek için harika bir fırsattır. Dsquared2 parfümleri, benzersiz kokularıyla kişiliğinizi yansıtırken, seçeceğiniz fondötenle pürüzsüz bir cilt makyajı tamamlar. Bu özel kombinasyon, hem günlük yaşamınızda hem de özel anlarınızda sizi ön plana çıkarır. Black Friday alışverişinizi yaparken, bu iki önemli ürüne göz atmayı unutmayın ve bu özel günün avantajlarından en iyi şekilde yararlanın! Black Friday indirimleriyle birlikte, MM Kozmetik'te aradığınız ürünleri daha uygun fiyatlarla bulabilir ve alışverişinizi daha keyifli hale getirebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/black-mirror-bandersnatch-acayip-bir-deneyim-film-sizin-tercihlerinize-gore-ilerliyor/", "text": "BUGÜN YAYINDA! İzlemek üzere olduğunuz İnteraktif Netflix Filmi, diğer tüm seçeneklerden farklı çünkü bu, Netflix'teki ilk ve tek interaktif film! Yer yer etik açıdan sizi zorlayabilecek bu hikayede olacaklardan sadece ve sadece siz sorumlusunuz. 80'li yıllara ışınlanacaksınız ve maceranın gidişatını doğrudan sizin verdiğiniz kararlar belirleyecek. Önemli seçimler yapacak, zorluklarla savaşacak ve tehlikeler atlatacaksınız. Hayatta ve Black Mirror dünyasında olduğu gibi bu filmde de atılan her adımın farklı sonuçları olacak. Doğru kararlar verin ki, zafer sizin olsun. Yanlış kararlar felaketle sonuçlanabilir. Ancak üzülmeyin, bu sefer bir macerayı tamamladıktan sonra baştan başlama, tercihlerinizi değiştirerek yeni bir sona ulaşma şansına sahipsiniz! 1984'te genç bir programcı, karanlık bir romanı bilgisayar oyununa uyarlarken gerçekliği sorgulamaya başlar. Aklın sınırlarını zorlayan, birden çok sona sahip bir hikaye. Başroldekiler: Fionn Whitehead, Will Poulter, Craig Parkinson"} {"url": "https://www.thegeyik.com/black-mirror-bandersnatch-davalik-oldu-25-milyon-dolar/", "text": "Netflix, interaktif filmi Black Mirror: Bandersnatch nedeniyle Chooseco adlı şirketle davalık oldu. Choose Your Own Adventure adlı interaktif çocuk kitabı serisinin yayıncısı Chooseco şirketi, kendi tercihlerinizi seçerek ilerleyebildiğiniz bir bölüm olan Black Mirror: Bandersnatch'e 25 milyon dolarlık dava açtı. MARKAYA AİT LİSANSI İHLAL ETTİĞİNİ İDDİA ETTİ Chooseco, Kendi Maceranı Seç başlığının ticari bir marka olduğunu belirterek, Netflix'in bu markaya ait lisansı ihlal ettiğini iddia etti. Chooseco, iddialarını, Netflix'in 2016'dan beri lisans almaya çalışmasına rağmen bu konuda herhangi bir sonuca ulaşamadığını, ancak yine Black Mirror: Bandersnatch'i platformunda yayınlamayı tercih ettiğini söyleyerek güçlendirdi. Chooseco ayrıca, Bandersnatch lansmanından önce Netflix'e bir mektup gönderdiğini ancak sonuç alamadığını da belirtti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/black-mirrorda-ne-olacagina-seyirce-karar-verebilecek/", "text": "İnternet televizyon ağı Netflix, bundan böyle dizi ve filmlerin sonunu seyircilerin belirlemesine izin verecek. İnternet üzerinden dizi, belgesel ve sinem filmi yayını yapan televizyon ağı Netflix'te bundan sonra dizi ve filmlerin sonunu seyirciler de belirleyebilecek. California'daki Los Gatos firması tarafından geliştirilen ürünlerde, kullanıcılar bir sonraki hikayenin nasıl şekilleneceğine karar verebilecek. Bloomberg'in haberine göre, Netflix daha önce yayınladığı fantastik kısa film Puss in Book'ta, izleyicilerin alternatif sonlara karar vermelerine izin vermişti. Yeni sistemin ise yıl sonuna kadar yayınlanması bekleniyor. Ayrıca, Netflix'in ünlü bilim kurgu dizisi Black Mirror'ın bir bölümünün de söz konusu sistemle yayınlanacağı belirtiliyor. Netflix'ten ise söz konusu gelişmelere ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/black-mirrorin-yeni-bolumu-basliyor-ve-tam-5-saat-fragman/", "text": "Başlıkta 5 saat dedik ama Black Mirror'ın bu bölümünün asıl olayı saat uzunluğu değil. Bölüm interaktif yani sizin seçimlerinize göre ilerliyor. Bu da demek ki siz dizinin bu bölümünün uzunluğu konusunda söz sahibisiniz. Daha önce böyle bir dizi izlemeyenler için güzel bir deneyim olacak. Bölümün konusu: 1984 yılında genç bir programcı, kapsamlı bir fantastik romanı video oyun olarak uyarlarken gerçekliği sorgulamaya başlar ve çok geçmeden kendini akıl almaz bir mücadelenin içinde bulur. FRAGMAN: Black Mirror: Bandersnatch Netflix, beşinci sezonu heyecanla beklenen Emmy-ödüllü dizisi Black Mirror'un yayın tarihini yeni sezondan yepyeni bir fragman ile duyurdu! Black Mirror 28 Aralık 2018, Cuma günü tüm dünya ile aynı anda sadece Netflix'te gösterime girecek. Black Mirror Hakkında Black Mirror, modern dünyaya karşı toplu huzursuzluğumuzu ele alırken, her bir bağımsız bölüm modern teknoloji paranoyasına değinen iğneleyici ve sürükleyici hikayeler anlatıyor. Teknoloji tüm hayatımızı değiştirdi; her evdeki, her masadaki, her eldeki plazma ekranlar, monitörler, akıllı telefonlar 21. yüzyıldaki varlığımızı bize geri yansıtan birer karanlık aynaya dönüştüler. Dizi Charlie Brooker tarafından yaratıldı ve yazıldı, dizinin baş yapımcılığını ise Brooker ve Annabel Jones üstlendi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/blizzard-ilk-estadyumu-aciyor/", "text": "Blizzard, strateji ve moba türü oyunlarda sektörü şekillendiren ve E-sporu domine eden bir firma oldu her zaman. Blizzard, 2009 Blizzcon'a kadar gerçek anlamda rekabetçi turnuvalara giriş yapmamıştı. Şimdi ise ilk rekabetçi stadyumunu açmaya hazırlanıyor ve bu stadyum Taipei'de olacak. Blizzard'ın E-Stadyumu 250 tane izleyiciyi ağırlayabiliyor. Şirket bu stadyumda, Asya-Pasifik bölgesi için hem yerel hemde uluslararası turnuvalar düzenlemeyi planlıyor. Blizzard, stadyumun kırmızı kurdelesini 8 Nisan'da Overwatch Pasifik Şampiyonasıyla kesmeyi planlıyor. Bu turnuvada Tayvan, Japonya, Avustralya ve Tayland'dan 8 takım 11 hafta boyunca kozlarını paylaşacak ve her grubun ilk 3 takımı Playoff'lara kazanma şansını yakalayacak. Başarılı olan takımlar da, Overwatch Dünya Kupasında yarışma hakkını kazanacaklar. E-Stadyum'un turnuva takvimine Hearthstone ve Starcraft 2'nin yakın bir zamanda eklenmesi planlanıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bm-meteoroloji-ajansi-sicaklardan-dolayi-2020-ve-sonrasinda-asiri-doga-olaylari-gorulecek/", "text": "Son 10 yılın küresel çapta kaydedilen en sıcak dönem olarak kayda geçtiğini belirten Birleşmiş Milletler , 2020 ve sonrasında, sıcaklardan dolayı aşırı doğa olaylarının yaşanacağı uyarısında bulundu. İklim değişikliğiyle ilgili uluslararası kurumların verilerine işaret edilen BM Dünya Meteoroloji Örgütü'nün açıklamasında, 'buzullardaki erime, deniz seviyelerinin yükselmesi, okyanuslardaki ısınma ve asitlenmenin yanı sıra ekstrem hava koşulları yaşanabileceği' belirtildi. Ayrıca iklim değişikliğine bağlı olarak 'küresel sıcaklıklardaki artışın korkunç sonuçları' olduğu da dile getirildi. WMO, Avrupa Birliği İklim Değişikliği Gözlemleme Kurumu'nun , '2019 yılının 2016'dan sonra küresel çapta, rekor düzeyde en sıcak ikinci yıl olduğu' verisini teyit ettiklerini de bildirdi. Avustralya'da görülen geniş çaplı yangınlara atıfta bulunan Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Direktörü Petteri Taalas, yaptığı açıklamada, 2020, yoğun hava şartlarının etkisi ve iklim bağlantılı olaylarla 2019'un bıraktığı yerden başladı. dedi. Taalas, Ne yazık ki 2020'de ve gelecek on yıllarda atmosferde sera gazı salımı da dahil rekor seviyede sıcaklıklara şahitlik edeceğiz. diye konuştu. WMO, hem 2015-2019 yılları hem de 2010 ile 2019 arasındaki sürelerin küresel sıcaklık değerleri açısından tarihteki en sıcak beş ve on yıllık dönemler olduğunu bildirdi. BM ajansının açıklamasında, 1980'den bu yana geçen her on yılın bir öncekinden daha sıcak olduğuna işaret edildi. Hedefler tutturulamıyor, yüzyılın sonuna kadar sıcaklık 3 derece artabilir Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Panelinin 2013'te yayımladığı raporda, küresel ortalama sıcaklık artışının yüzyıl sonuna kadar en fazla 2 derecede tutulması, ideal olarak 1,5 dereceyi aşmaması gerektiği belirtilmiş, bunun için karbon emisyonlarının azaltılması uyarısında bulunulmuştu. Bu arada iklimle ilgili kayıtların 1850'de tutulmaya başladığını belirten Petteri Taalas, o dönemden bu yana küresel çapta sıcaklıkların yaklaşık 1.1 santigrat derece arttığını ifade etti. Taalas, Mevcut karbondioksit emisyonu ile, yüzyılın sonunda 3 ile 5 santigrat derece sıcaklık artışına doğru gidiyoruz. uyarısında da bulundu. Öte yandan BM'nin verilerine göre, son beş yılın ortalaması, 1850 ile 1900 yılları arasını kapsayan dönemden 1,1 derece daha fazla. İngiltere Meteoroloji Ofisi Hadley İklim Bilimi Merkezinden Profesör Richard Betts de Avustralya'daki doğa yangınlarına yol açan iklim koşullarının, 21'inci yüzyıl sonuna kadar dünyada ortalama sıcaklığın 3 derece artması durumunda olağan hale geleceğini öne sürdü. Doğa yangınlarının sıcaklık artışı, yüksek basınç, düşük nem, düşük yağış ve sert rüzgar koşullarının birleşmesiyle ortaya çıktığına dikkati çeken araştırmacılar, insan müdahalesinin yarattığı küresel ısınmanın bu koşulları artırdığını da vurguluyor. Avustralya genelinde aralık başından bu yana kontrol altına alınamayan yangınlar nedeniyle 10 milyon hektara yakın alan yandı, 2 bini aşkın ev kül oldu. Yangınlarda 28 kişi yaşamını yitirirken, zengin bir faunaya sahip kıtadaki yarım milyar vahşi hayvanla çiftlik hayvanının telef olduğu tahmin ediliyor. EuroNews"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bob-dylanin-edebiyat-odulunden-sonra-bono-da-yilin-kadini-secildi/", "text": "Glamour dergisinin geleneksel olarak her sene verdiği 'Yılın Kadını' ödülü bu sene İngiliz şarkıcı Bono'ya verildi. 56 yaşındaki şarkıcı tüm dünyada kadınlara yönelik ayrımcılığın sona ermesi için yaptığı çalışmalar ile bu ödüle layık görüldü. Glamour Dergisi'nin her sene dağıttığı onu ödülleri arasında yer alan Yılın Kadını ödülü, bu seneki törene özgü olarak 'Yılın Adamı' olarak değiştirildi. Bunun sebebi ise rock grubu U2'nun İrlandalı solisti Bono'ya ödülün verilmesi. Bono, son yıllarda dünya genelinde kadınlara yönelik uygulanan ayrımcılığa karşı yaptığı açlıklamalar ve son olarak bu sene başlattığı Poverty is Sexist kampanyası sayesinde bu ödüle layık görüldü. 'EMİNİM BU ÖDÜLÜ HAK ETMEDİM AMA...' Bono, ödülünü 14 Kasım'da Los Angeles'ta düzenlenecek törenle alacak. Ünlü şarkıcı, bu şansı kendisine verdikleri için onur duyduğunu ifade ederek, Eminim ki bu ödülü hak etmiyorum. Ancak kadınların toplumsal hakları ve cinsiyet eşitliği bu uğurda kadınlarla beraber savaşan erkeklerin katkısı olmadan kazanılamaz. Bu sorun hepimizin problemi ve taşın altına elimizde birlikte koymalıyız ifadelerini kullandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bodrumlu-saz-ustasi-adelein-babasi-benim-dna-testi-bile-yaptiririm/", "text": "Muğla'nın Bodrum ilçesinde yaşayan yöresel saz ustası ve şarkıcı Mehmet Asar, 1987'nin Temmuz'unda ülkeye tatile gelen, İngiliz şarkıcı Adele'in annesiyle birlikte olduğunu, ertesi sene mayıs ayında doğan Adele'nin kendi çocuğu olduğunu öne sürdü. 1988 Mayıs doğumlu İngiliz şarkıcı, bir röportajında Türk olduğunu söylemişti. Doğan Haber Ajası'nın haberine göre, ABD'de yaşayan İngiliz şarkıcı Adele'in annesi Penny Adkins'in tatil için Bodrum Gümbet'e geldiğini, taksi şoförlüğü yaparken tanıştığını söyleyen Asar, Annesi ve arkadaşlarına iki hafta boyunca Bodrum koylarını ve Denizli Pamukkale'yi gezdirdim. Bana kendisini hemşire olarak tanıttı. O sırada birbirimizden hoşlandık, sevdik. İki hafta boyunca birlikte olduk. Daha sonra tatilini uzattı, bir ay sonra İngiltere'ye döndü. Ardından iki kez daha Bodrum'a geldi, 1 ay kaldı. Sonra dönerken, beni götürmek istedi. Ancak ben İngiltere'de değil Bodrum'da yaşamak istediğimi, istiyorsa burada kalabileceğini söyledim. Memleketine döndü. Birkaç kez telefonla görüştük. O zamanın şartlarında telefonla görüşmek hem zor hem pahalıydı. Ondan sonrada görüşemedik. Annesiyle birlikte olduğumuz tarihle, Adele'nin doğum tarihleri birbirine tam olarak uyuyor dedi. Parmaklarından çıkarım yaptı Geçen yıl Adele'nin Grammy ödüllerini kazanınca merak edip araştırdığını belirten Asar, Ailesine baktığımda annesinin yıllar önce benim birlikte olduğum İngiliz kadın olduğunu öğrenince şoke oldum. Sevdiğim kadın, Adele'in annesiydi. Yıllar geçmesine rağmen değişmemişti. Ardından Adele'in hareketlerini incelediğimde çene, göz, yüz yapısı, saçları ve konserler sırasında sağ elini kaldırdığında 3. ve 4. parmaklarının bitişik olduğunu gördüm. Daha çok şaşırdım çünkü, benim sağ elimin 3. 4. parmakları da kaldırdığımda bitişiktir. Ayrıca Adele'nin söylediği şarkılarda yaptığı vurgular, benim söylediğim eserlerdeki vurgulara çok benziyor bu da genetik olabilir dedi. O yıldan sonra hiç evlenmedim Taksicilik yaptıktan sonra devlet memuru olarak çalıştığı söyleyen Asar, Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü'nden emekli olduktan sonra yöresel şarkıcı olarak çalışmalarına devam ettiğini belirterek, Adele'in annesini tanıdıktan sonra bugüne kadar hiç evlenmedim. Yıllarım O'nu düşünmekle geçti. Birkaç kez telefonla görüştük. Şimdi Adele'nin gerçekleri öğrenmesini istediğim için bunu açıklamak zorunda kaldım, Adele ve annesini Bodrum'a davet ediyorum. Gelsinler burada tatil yapsınlar, tanışalım. Adele'nin babası olduğumu düşünüyorum, hissediyorum. Adele isterse O'nun için DNA testi bile yaptırırım. Bu konuda bilinmesini istediğim en önemli şey de hiçbir beklentim yok. Ben Bodrumluyum ve halim vaktim yerimde, sadece kızım gerçekleri bilsin istiyorum dedi. Asar, Adele ve annesini Bodrum'a davet etti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/body-yapmanin-kitabini-yazmis-6-vucut-gelistirme-sampiyonu/", "text": "Body ile uğraşanlar iyi bilirler ki az spor yapayım bir de ilaç toz moz alayım nasıl olsa vücut yaparım diye düşünenler yanılıyorlar. Spor olmadan hangi destekleyiciyi alırsanız alın bir adım öte gidemezsiniz. Şimdi size dünyanın en sağlam bodycilerinden birkaçını sunacağız, emin olun bu vücut yapılana kadar büyük oranda spor etkili. 1- En büyük pazulu adam: Gregg Valentino Steroid yok 21 inch doğal 28'e kadar yükseltense yağ ve sıvı enjektesi. Tabii en sonunda sıkıntı olmuş ve indirmiş, pazuyu. 2-Markus Rühl:Dünyadaki en büyük omuzlardan birine sahip 3- Mr Olympia'da 8 şampiyonayı arka arkaya kazanan Ronnie Coleman, dünyanın en önemli vücut geliştirme organizasyonuna damga vurmuş 4- Arnold Schwarzeneger, 20 yaşında şampiyon olarak en genç vücut şampiyonu olmuş ve 7 kez Mr Olympia'yı kazanmış 5- Lou Ferrigno, orijinal HULK"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bonzaiyi-kekik-sandi-mangalda-kullandi-zehirlenen-9-kisiden-1i-oldu/", "text": "Evinin bahçesindeki bonzaiyi kekik sanan bir kişi bonzaiyi mangalda kullanınca 1 kişi hayatını kaybetti, 8 kişi hastanelik oldu. İstanbul'da bahçesinde bulduğu bonzaiyi kekik sanıp, mangalda pişiren kişi 9 kişinin zehirlenmesine neden oldu. Sabah gazetesinin haberine göre İstanbul Üsküdar'da Aysel K., bahçesinde bulduğu bonzaiyi kekik sanıp mangalda pişirdiği etlere karıştırınca 9 kişi zehirlendi. Zehirlenen enişte hayatını kaybetti. Yavuztürk mahallesinde yaşayan Aysel K. ve eşi Cuma K., Ankara'dan gelen kardeşi ve diğer yakınları için mangal hazırlığına girdi. Aysel K., bahçede çalı çırpı toplarken yerdeki bir poşet dikkatini çekti. İçi bonzai dolu poşeti açan Aysel K., dağ kekiği sandığı uyuşturucu maddeyi bir kavanoza boşalttı. ETİ BONZAİ İLE TERBİYELEDİ Mangal için hazırladığı etleri de dağ kekiği sandığı bonzai ile terbiyeledi. Ardından tüm eti mangalda pişirdi. Aysel K.'nin gelini Yeliz D. dışındaki herkes, sofraya gelen bonzaili etlerden yedi. Etten yiyen herkesin kısa bir süre sonra boş boş bakmaya ve garip davranmaya başladığını gören Yeliz D., Başım dönüyor diyen eşini hava almaya çıkardı. Tekrar sofraya döndüğünde ise herkesin sabit durmakta zorlandığını ve anlamsız hareketlerde bulunduğunu fark etti. Yeliz D. hemen 112 Acil Servisi'ni aradı. Olay yerine gelen ambulanslar zehirlenen Aysel K., Cuma K., Sare S., Erhan D., Bayram A., Hatice A., Serdar A., Nevzat A., Aysel A., Gürhan D.'yi hemen çevre hastanelere götürdü. Uyuşturucu madde nedeniyle zehirlenen aile fertlerinden 55 yaşındaki enişte Bayram A. hayatını kaybetti. Aysel K. ifadesinde Herkes teker teker bayılınca anladım ki poşetten kavanoza dağ kekiği sanarak boşalttığım şey bizi bu hale getirdi. Hemen mutfağın penceresinden tüm kavanozu attım. Sonra ben de kendimi kaybettim. Bahçeme o poşeti kim koydu bilmiyorum dedi. Polis evin bahçesine içi bonzai dolu poşeti bırakan şahsın yakalanması için çalışma başlattı. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/borc-ve-faturalarla-mucadele-etmek-yerine-dunyayi-gezen-cift-onur-ve-ayten/", "text": "İşi bıraktılar şehir şehir gezdiler haberleri sizleri biraz kıskandırıyor, biraz da bu işler nasıl oluyor, nasıl parasız gezilir diye merak ettiriyor değil mi? Bu hikayede yeni evli çift Onur ve Ayten'in hikayesine değineceğiz. Onlar da hayatlarına bambaşka bir hikayeyle devam eden, faturalarla mücadeleyi bizlere bırakan çiftlerden. 1 senelik evli çiftin neden gitmek istediğiyle başlayalım. Keşfimekan isimli bloglarında böyle anlatmışlar: Neden? Arada bir dışarı çık, yemek ye, sinemaya git, alışveriş yap, ihtiyacın olan ve olmayan ne varsa al, belki cumartesi için izin koparırsan haftasonu şehirden uzaklaşmaya bak. Para biriktirmek için borca gir, araba al, al da böyle bir metropolde yaşadığını unutma, trafiği de hesaba kat. Her gün işe git, saatlerce bilgisayar karşısında mesai harca, çok para kazan, kazandığından daha da çoğunu harca. İşte böyle bir kısır döngüde geçiyor hayatımız. Ayda bir gelen bunalımlar, ne yaparsak yapalım kabullenemediğimiz gidişat ve ertelene ertelene unutulmaya yüz tutmuş hayaller getirdi bizi bu noktaya. Herkes gitmek, yeni yerler görmek, başka kültürler tanımak ister. Sorun şu ki; sadece istemek yetmiyor. Kurulu düzeni bozmak, bilinmez bir eşiğe adım atmak, plansız programsız takılmak sanırım bu kararı vermeye engel oluyor. Gitmek istemeyene bahane bol; dünyayı gezmeye para mı yeter, ama işim, ama ailem, ama sevgilim, ama, ama, ama... Biz dur demedikçe, borçlar, sorumluluklar, tüketim alışkanlıkları, bahaneler, envai çeşit mesele büyür de büyür. Dönünce ne yapacaksınız diyor insanlar, buradayken ne yapıyoruz? Para diyor bazıları, para amaç değil bir araç. Kazanmak içinse tek gereken, her ne yapıyorsak şuan hayatta kalmak için, ona devam etmek. İnsana yol gösterecek, ilham verip, gaza getirecek o kadar çok örnek var ki. Oku, araştır bulduklarına şaşarsın. Kurtul eşyalarından, fazlalıklarından sade leş! Bitmeyen kredi borçlarıyla, sonu gelmez faturalarla değil, doğayla baş etmeyi dene. Al çadırını sırtına, dağlara tırman, yollarda yürü, rüzgarı tanı, güneşte yan. Tek derdin bir sonraki rotanı çizmek, gittiğin şehirlerde ayak basmadık bir yer bırakmamak olsun. BUNU YAZDIKTAN SONRA İKİNCİ EL EŞYALARINI FERİKÖY'DE SATMIŞLAR ULAŞIM, YEMEK VE KONAKLAMAYI NASIL YAPIYORLAR? Ulaşım, konaklama ve yemek sorunsallarını şu şekilde çözeceğiz, öncelikle her yer Türkiye değil, okudukça buranın ne kadar pahalı olduğu hususunda ortak bir noktaya vardık sayıyorum. Bütçemize göre hostellerde kalacağız bazı bazı. airbnb.com , hostelword.com , hostelbookers.com , hostels.com , gomio.com sitelerinden yardım alacağız. Bunlar dışında sosyalleşmek, gittiğimiz ülkelerin yerlisi insanlardan bilgi almak için couchsurfing.com , helpx.net ve workaway.info sitelerini kullanacağız. Couchsurfing, dünyanın birçok şehrinden insanın birbirine evini açtığı, kimi zaman ev sahibi, kimi zaman misafir olduğu ve tamamen ücretsiz olan bir uygulama. Helpx ise yapacağınız iş, yardım karşılığında size kalacak yer ve yemek verilen bir başka sosyalleşme uygulamasıdır. Arjantin'le başlamışlar yolculuğa sonrasında diğer şehirleri ve ülkeleri de gezmişler. Geçtiğimiz günlerde Fethiye'ye gelmişler. Burayı ikinci yuvaları olarak görüyorlar. Birinci yuvaları her yer olmalı. Yolculuğa çıkmadan önce yapmayın etmeyin diyen çok olmuş ama yolculuktan çok memnunlar. Mümkün oldukça gezmeye ve keşfetmeye devam edecekler gibi görünüyor. Vergisini ödediğimiz bir arabamız ve evimiz yok. Hikayelerimiz, sonu ve başı belli olmayan günlerimiz ve unutulmaz anlarımız var... Gökyüzü, denizler, okyanuslar bizim. Biz yapabildiysek, herkes yapabilir. diye bizlere umut vermeyi de ihmal etmemişler. Bu yolculuk hikayesini takip etmek için: kesfimekan.com Kendilerine iyi gezmeler diliyoruz 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/boyle-guzel-insanlar-da-var-annesiz-kalan-kedilere-annelik-eden-96-yasindaki-zeynep-nine/", "text": "Adıyaman'ın Kahta ilçesinde yaşayan 96 yaşındaki Zeynep Duran, anneleri ölen dört kedi yavrusunu biberonla besliyor. İlçeye bağlı Şahintepe köyünde oğlu ile yaşayan Duran, anneleri bir kazada telef olan dört kedi yavrusunu sahiplendi. Yavruları biberonla besleyen Duran, kedilere anne şefkatiyle bakıyor. Duran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kedi yavrularının da bir canlı olduğunu, onları sokakta bırakmanın insanlığa sığmayacağını belirtti. Evinin önünde oturduğu sırada yavruların sesini duyduğunu ve yanlarına gittiğini anlatan Duran, şöyle konuştu: Aç oldukları her hallerinden belliydi. Annelerinin kaza sonucu öldüğünü öğrendim. O an çok duygulandım, kucakladım ve eve getirdim. Oğlumdan onları beslemek için süt ve biberon almasını istedim. Yavruları şu an sütle besliyorum. Yavaş yavaş büyüyorlar. Onları tam büyütene kadar bırakmayacağım. Yavruları bir evlat olarak görüyor ve seviyorum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/boyun-fitigi-nedir-boyun-fitigi-belirtileri-nelerdir-korunma-ve-tedavi-yontemleri/", "text": "Boyun Fıtığı Nedir? Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir? Korunma ve Tedavi Yöntemleri nelerdir sorularına cevap aradık: Ah o bilgisayara eğilmelerimiz, ders çalışırken öne eğilmelerimiz yok mu? Boyun fıtığının en önemli nedenlerinden birisi. Vakit buldukça ayağa kalkıp dolaşmayı ihmal etmemizden dolayı çoğu kişi bu derde tutulmuş durumda. Boyunda 7 adet omur kemiği vardır. Bunlardan 1. ve 2.'si arasında disk yoktur, diğerlerinin arasında disk vardır. Diskin içinde yumuşak nükleus pulpozus, dışında daha sert olan anulus fibrozus vardır. İçindeki yumuşak kısım dışarıya çıkınca, arkadan kanalın içinden geçmekte olan omuriliğe ve yanlara ayrılan sinirlere bası yapar bunun sonucunda bu bölgede hem boyun ağrısı hem de kol ağrısı meydana çıkar. Boyun fıtığı belirtileri Boyun bölgesinde hem kolda, hem boyunda hem de bacaklarda sorun olabilir çünkü bu bölgelere giden sinirler boyundan geçtiği için hem kollar hem bacaklar etkilenebilir. Bunun sonucunda hastalarda yürüme bozukluğu veya bacaklarda güçsüzlük oluşabilir. Boyun Fıtığında Risk Faktörü Taşıyor musunuz? Boyun omurları arasındaki kıkırdağın dejenerasyonu var mı? Ani ve güçlü boyun hareketleri nedeniyle ağrı yaşadınız mı? Başınız öne eğik konumda olarak uzun süreli masa başında çalışıyor musunuz? Emniyet kemeri kullanmadan araba kullanımında ani fren sonucu darbe aldınız mı? Geçirilmiş boyun travması ve spor yaralanmalarınız var mı? Osteoporoz dönemi içerisinde misiniz? Eğer bu soruların bir ya da bir kaçına cevabınız 'Evet' ise; Boyun fıtığı riski taşıyorsunuz. Boyun Fıtığı Tedavisinde Bilinmesi Gerekenler Çoğu boyun fıtığı ameliyatı cerrahi ameliyatlara ihtiyaç kalmadan tedavi edilebilir. Boyun fıtığının evreleri dikkatli takip edilerek, erken aşamalarda müdahale edildiğinde, hasta ameliyata gerek kalmadan iyileştirilebilir. Boyun fıtığı tedavisi sürecinde dikkat edilen en önemli nokta hastayı ameliyata mecbur bırakmadan iyileştirmeyi ve hayatını kolaylaştırmayı sağlamaktır. Otururken Dikkat Edilmesi Gerekenler; Çenenizi bükerek boynunuzu arkaya doğru çekik tutun. Kol destekleri olan sert bir sandalye kullanın. Bütün omurgalarınız sandalye arkalığına dayanacak şekilde dik olsun. Ayakta Dikkat Edilmesi Gerekenler; Çeneniz bükük ve boynunuzu arkaya doğru çekik tutun. Belinizi düz tutmaya çalışın. Dizlerinizi bükmeden öne doğru eğilmeyin. Çalışırken Dikkat Edilmesi Gerekenler: Tüm gün masa başında çalışıyorsanız; fırsat buldukça belirli aralıklarla kalkıp dolaşın. 1 2 Dakikalık boyun fıtığı egzersizleri yapın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/boyun-ve-bel-agrisina-iyi-gelen-oneriler/", "text": "Merhaba canım okuyucu; Sakın kımıldama! Kambur duruyorsun değil mi? Hele ki cep telefonundan bu yazıyı okuyorsan kesin iki büklüm olmuş ekrana gömülmüşsündür. Haydi yeni bir alışkanlık edinelim var mısın? 1. Bilgisayar kullanıcıları 2. Telefon santral operatörleri 3. Öğrenciler 4. Yazarlar çizerler 5. Memurlar sekreterler 6. Serbest meslek sahipleri 7. Diğerleri Özellikle yukarıda belirttiğim masa başı çalışan dostlarımız şimdiden iki büklüm kalıverdiler. Spor alışkanlığımız da yok hanımlar beylar. Daha yaşanacak güzel seneler var. Bel ve boyun ağrılarından kurtulalım. Bel ağrısını engellemek için; * Sert ve yüksek sandalyelere oturmalıyız. Sırtımızı bir yastıkla destekleyim dik oturmalıyız. * Sert sandalyede otururken, dizler kalçalardan yukarıda olmalıdır. Bacak bacak üstüne atmak yerine ayağımızn altına bir basamak koyup bunu sağlayabiliriz. * Masa başında, belimizi değil tüm vücudumuzu döndürerek hareket etmeliyiz. Eşyaları masa üzerinde uygun yerlere yerleştirmeli, en sık kullandığımız eşyaları en yakınımıza yerleştirmeliyiz. * Masanın eğimli olması çalışma kolaylığı sağlayacağı gibi ağrı oluşumu da engeller. Masanız eğimli olmasa bile çalıştığınız notebookun veya klavyenin altına bir kitap koyarak gerekli eğimi sağlayabilirsiniz. Boyun ağrısını engellemek için; * Masaya eğilmemeliyiz, eğimli masalar kullanmalıyız. * Ani, sert ve ters boyun hareketlerinden sakınmalıyız. * Giysilerimizin rahatlığı çok önemlidir. Özellikle iş yaparken rahat ve sıkmayan giysiler giymeliyiz. Sıkı veya dar sütyenler kollarımızın damar, sinir ve kaslarını sıkıştırarak beslenmelerini bozacağından tercih etmemeliyiz. * Kol destekli bir sandalyede dik oturmalıyız. Omuzlar geride, sırt ve bel arkadan destekli, ayaklar yere düz basmış şekilde olmalıdır, ensemize bir yastık koyarak destek sağlayabiliriz. Sandalyeden kalkarken öne doğru kayarak kalkmalıyız. Ayrıca; şaşı bak şaşır oynamıyoruz. Yazıları okuyamadığınızda ekranın içine girmek yerine yazı karakterini büyütebilirsiniz. Ve ayrıca; uzun süreli hareketsizlik eklemlerimiz ve kaslarımız için olumsuz etkiye neden olur. İşyerimizde ve evlerimizde aynı pozisyonda sabit kalmamalıyız. Oturuyorsak, iki saatte bir 10 dakika ayakta durmalı, tersine devamlı ayaktaysak, iki saatte bir 10 dakika oturmalı veya yatmalıyız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bran-stark-hakkindaki-fan-teorileri-nasil-coktu/", "text": "Brandon Stark namı diğer Bran. Üç Başlı Kuzgun'a dönüştükten sonra geçmişi ve geleceği görmesiyle Night King'in de hedefi oldu. Bunun nedenini ise Sam'e 8. sezon 2. bölümde açıklamıştı. Bu dünyanın hafızası Bran olduğundan dolayı Night King onu öldürmek istiyordu. Bu sebeple Jon Snow ve arkadaşları Bran'i yem yaparak Night King'e bir tuzak kurdu. Sonrasında ise Arya Stark, Night King'i öldürerek ölülerin savaşını bitirdi. Bran ile ilgili şu teoriler de artık rafa kalktı. 1- Bran bir ejderha sürecek. Sürmedi. Hatta ayağa bile kalkmadı. 2- Bran bir ejderhanın ruhuna girecek. Yok girmedi. Ve en ilginç teori. 3- Bran aslında Night King. YANLIŞ ALARM! O sadece Bran..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/breaking-bad-ozlemine-tavan-yaptiracak-17-muhtesem-bilgi/", "text": "Televizyon tarihinin önemli yapımlarından Breaking Bad'i bilmeyen yoktur. Gerek 9,5'luk IMDb puanı, gerekse fenomenleşen karakteriyle hafızalara kazınan, final bölümü 10,3 milyon kişi tarafından canlı olarak Breaking Bad'in hiç bilinmeyenlerini sizler için bir araya getirdik. İşte Breaking Bad Özlemine Tavan Yaptıracak 17 Muhteşem Bilgi; 1# Efsane Walter White karakteri gerçek hayattaki üç kişinin birleşmesiyle oluşmuştur. Okulda meth pişiren kimya öğretmeni William Duncan, Boston'daki evinde meth pişiren profesör Irina Kristy ve madde ticareti ile uğraşan öğretmen Stephen Doran; Walter White karakterinin oluşmasına katkıda bulunmuştur. 2# Jesse Pinkman'ı canlandıran Aaron Paul hayatı boyunca oyunculuk dersi almamıştır. Konuyla ilgili olarak da Her zaman şöyle düşündüm, yapmam gereken tek şey başka biri gibi davranmak. ifadelerini kullanmıştır. 3# Dizide sağlıksız görüntüsüyle fahişe Wendy karakterine can veren Julie Minesci, sayısız maratona katılan oldukça sağlıklı bir insandır. 4# 20 yıl önce Power Rangers dizisinde rol alan Bryan Carston, Evil Twin'i seslendirmiştir. Yeni Power Ranger filminde ise Zordon karakterine can verecektir. 5# Ve Power Rangers'ta Mavi ranger olan Billy Cranston, adını Bryan Cranston'dan almıştır. Methlerin mavi oluşuyla bir ilişkisi var mıdır? Bilinmez. 6# Dizinin yüksek başarısı sonrası bazı meth üreticileri ürünlerini mavi renk katarak piyasaya sürmüştür. 7# Dizideki piyano solosu için sıkı bir çalışma içine giren Skinny Pete, gerçekte de iyi bir piyanisttir. Dizideki bu sahne için günde 3 saat çalışma yapmıştır. 8# savewalterwhite.com websitesi gerçektir 🙂 9# Bryan Cranston beşinci sezonun son gününde parmağına bir Breaking Bad dövmesi yaptırmıştır. 10# Bu ikonik sahne tek seferde çekilmiştir. 11# Dördüncü sezondaki patlama sonrası Gus Fring'in yanan suratını oluşturmak için Walking Dead makyaj ekibinden yardım alınmıştır. 12# Dizi yapımcılarının en büyük pişmanlığı Jesse Pinkman'ın dişlerinin mükemmel olmasıydı. Meth kullanan birinin böylesine mükemmel dişlere sahip olması imkansızdı ancak dijital efektle bunu değiştirmek çok pahalı oluyordu. 13# Walt'ın Mike'ı öldürdüğü bölümün çekildiği gün tüm set ekibi Jonathan Banks'ın son bölümünü anmak adına siyah kol bandı takmıştır. 14# Gustavo Fring'in restoranı olan Los Pollos Hermanos, gerçek adı Twisters olan bir tavuk restoranıdır. 15# Skyler White rolünü canlandıran Anna Gunn, Bryan Cranston'ın Walt'ın Jesse'nin kız arkadaşı Jane'in ölmesine izin verdiği sahne sonrası 15 dakika boyunca ağladığını açıklamıştır. 16# Söz konusu sahne için Aaron Paul ise O gün sona erdiği için daha mutlu olamazdım. Jesse'nin yaşadığı işkence gibi acıyı resmen içimde yaşadım. ifadelerini kullanmıştır. 17# Breaking Bad dizisi 62 bölüm sürmüştür ve periyodik cetveldeki 62. olan Samaryum kanser hastalarının acısını dindirmek için kullanılan bir ilaç malzemesidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-3-malzemeyi-kahvenize-ekleyin-ve-ne-kadar-yag-yaktinizi-1-haftada-gozlerinizle-gorun/", "text": "Herkesin kendine göre ideal bir kilosu vardır. Bu nedenle çoğu kişi kilo vermeye çalışır. Özellikle yaz gelmeden birkaç ay önce çeşitli diyetler yapılır. Ancak yapılan diyetlerin çoğu uzun vadede faydalı değildir. Kahvenize karıştıracağınız üç yiyecekle, karışımı günde iki kez içmeniz halinde yağlarınızı eritmeniz mümkün. Karışım sayesinde vücudunuz yağları düşman olarak görecek ve yakmaya başlayacak. Kahveye ekleyeceğiniz üç malzeme de evinizde bulunuyor. Kahve içmenin hem avantajları hem de aşırı tüketimi halinde dezavantajları var. Mesela kahve metabolizma hızını artırmasıyla ünlüdür. Kahvenize ekleyeceğiniz üç şeyle ise vücudunuzdaki yağların yakımını hızlandıracaksınız. Malzemeleri karıştırıp kahvenize ilave etmeniz gerekiyor. Dikkat etmeniz gereken nokta ise geceleri karışımı içmemeniz. Aksi halde uyuyamayabilirsiniz. İşte ihtiyacınız olan üç malzeme: 2 çay kaşığı bal 1 çay kaşığı tarçın 1 çay kaşığı hindistancevizi yağı David Wolfe'un belirttiğine göre karışımı günde iki kez içmeniz halinde vücudunuzdaki yağların yakımı hızlanıyormuş. Bal Balda şeker bulunduğundan, balı kahveye karıştırmanın kötü bir fikir olduğunu düşünebilirsiniz. Livestrong.com'da belirtilenlere göre ise balın glisemik indeksi şekerden daha düşük olduğundan kahvenize eklemenizde bir sakınca yokmuş. Bal, sağlıklı içeceklerde kullanılır. Bunun nedeni ise doğal tatlandırıcı olması ve sağlığınıza faydası olmasıdır. Tarçın İnsanlar, eskiden beri tarçının faydalarından haberdardılar. Ancak çoğu kişi tarçının metabolizma hızına olan katkısından habersizdir. Tarçın, kan şekeri seviyesini düşürerek açlık hissini ortadan kaldırır. Ayrıca vücut sıcaklığını arttırır ve metabolizmayı hızlandırır. Doğal yağ yakıcıdır. Hindistancevizi yağı Hindistancevizinin vücutta yağ olarak depolanma kapasitesi düşüktür. İnsanlar konu hakkında giderek bilinçleniyorlar. Ayçiçeği yağı yerine zeytinyağı ve hindistancevizi yağı kullanmaya çalışıyorlar. Vücudunuz hindistancevizini sindirirken ortaya yağ yakmaya yardımcı bir ısı çıkıyor. Bu üç harika yiyecek midenize indiği andan itibaren yağ yakımını hızlandırıyorlar. David Wolfe'nin belirttiğine göre, eğer günlük harcadığınız kalorinin altında kalori alırsanız ve karışımı günde iki kez içerseniz, yağ yakımının etkisini bir hafta içinde görmeye başlayacaksınız. Kaynaklar: Authority Nutrition David Wolfe LiveStrong.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-agaclardan-hangisi-sizin-kisiliginizi-yansitiyor/", "text": "İşte size eğlenceli bir kişilik testi... Bu ağaçlar arasından, altında oturmayı, uyumayı, piknik yapmayı ya da yakınlarında yaşamayı isteyebileceğiniz bir ağacı seçin. Sizi ilk anda kendine çeken ağacı seçin ve bakın size kişiliğinizin en iyi tarafları hakkında neler söylüyor... Eğer birden fazla ağaç arasında kaldıysanız ikisini de okuyun. Ağaçlardan hangisini seçerseniz seçin kendinizin en mükemmel haliyle karşılaşıyorsunuz. Seçtiğiniz ağaç sizi fazlasıyla takdir ediyor. Hayatınız boyunca yeterince eleştirilmediniz mi? Test sonucunuzu okuduğunuzda belki de bu ben değilim diyeceksiniz. Ya şu ana kadar size çevrenizin söylediği kişiden ibaret değilseniz? Bu eğlenceli kişilik testini yaptıktan sonra seçtiğiniz ağaç tarafından takdir edilmek hoşunuza gittiyse bu testi sevdiklerinizle de paylaşın... 1. Cömert ve ahlaklı bir insansınız. Kendinizi sürekli geliştirmeye çalışıyorsunuz. Başarma isteğiyle dolusunuz ve oldukça yüksek standartlara sahipsiniz. İnsanlar sizinle iletişim kurmakta zorlanıyor olabilirler fakat sizin için olduğunuz insan olmak kolay değildir. Çok çalışkansınız. Dünyanın daha iyi bir yer olması için çalışıyorsunuz. İnsanları sevme konusunda büyük bir kapasiteniz var; ta ki sizi incitene kadar. Ama onlar bunu yapsalar bile siz sevmeye devam edersiniz. Bütün bunlara rağmen sizi hak ettiğiniz ölçüde takdir eden çok az insan var. 2. Eğlenceli ve dürüst bir insansınız. Sorumluluk sahibisiniz ve çevrenizdekileri önemsiyorsunuz. İş hayatında dürüstlüğe çok önem veriyor ve pek çok sorumluluk alıyorsunuz. Çok iyi bir kişiliğiniz var, bu da insanların size kolaylıkla güvenmesini sağlıyor. Parlak, esprili ve kıvrak bir zekaya sahipsiniz. Her zaman anlatacak bir hikayeniz var. 3. Akıllı ve düşünceli bir insansınız. Büyük bir düşünürsünüz. Düşünceleriniz ve idealleriniz hayattaki en önemli şeylerdir. Teorileriniz hakkında düşünmekten ve tek başınıza onları gözden geçirmekten çok hoşlanıyorsunuz. Ahlak üzerine sık sık düşünüyorsunuz. Toplum sizinle aynı fikirde olmasa bile doğru olan neyse onu yapmaya çalışıyorsunuz. Hayata biraz da eğlenceli tarafından baksanız nasıl olur? 4. Anlama kabiliyeti yüksek, filozof ruhlu bir insansınız.Kendi türünün son örneği denebilecek nadir ruhlardansınız. Etrafınızda size benzer bir insan bulmanız çok zor. Hassas ruhlu ve biraz da acayipsiniz. Sık sık yanlış anlaşılıyorsunuz ve bu sizi incitiyor. Mahremiyete ihtiyacınız var. Yaratıcılığınızın gelişmesi gerekiyor, bu da diğerlerinin saygı duyması gereken bir şey. Hayatın aydınlık ve karanlık yanlarını net bir şekilde görebiliyorsunuz. Çok duygusalsınız. 5. Özgüvenli ve sorumluluk sahibisiniz. Özgürlüğünüze çok düşkünsünüz. Hayat prensibiniz Her zaman kendi bildiğim yoldan giderimdir. Sevdikleriniz ve kendiniz için nasıl güçlü kalmanız gerektiğini iyi biliyorsunuz. Hayatta ne istediğinizi biliyor ve rüyalarınızın peşinden gitmekten çekinmiyorsunuz. İnsanlardan tek beklediğiniz dürüstlük. Çünkü gerçeği kabul edecek kadar güçlüsünüz. 6. Nazik ve duygulu bir insansınız. İnsanlarla ilişkileriniz çok iyi. Pek çok arkadaşınız var ve onlara yardım etmekten büyük keyif alıyorsunuz. İnsanlar yakınınızdayken kendilerini iyi hissetmelerine neden olan parlak ve sıcak bir auranız var. Her gün kendinizi daha fazla nasıl geliştireceğinize odaklanıyorsunuz. İlginç, eşsiz ve sezgisel olmak istiyorsunuz. Dünyada herkesten çok sizin sevgiye ihtiyacınız var. Sizi sevmeyenleri bile sevmeye hazırsınız. 7. Mutlu ve soğukkanlısınız. Çok duyarlı ve anlayışlı bir insansınız. İyi bir dinleyicisiniz ve insanları yargılamadan dinleyebiliyorsunuz. Herkesin kendi hayatını yaşaması gerektiğine inanıyorsunuz. Yeni insanlara ve yeni olaylara açıksınız. Strese oldukça dayanıklısınız ve nadiren üzülüyorsunuz. Normal olarak oldukça sakin bir insansınız. İyi vakit geçirmeyi biliyor ve yoldan çıkmıyorsunuz. 8. Etkileyici ve enerjik bir insansınız. İnsanları nasıl güldüreceğinizi biliyorsunuz. Evrenle uyum içinde bir hayatınız var. Spontan ve coşkulu bir kişiliğiniz var. Maceraya asla hayır demezsiniz. İnsanları sık sık şaşırtıyor hatta şoke ediyorsunuz. Neyseniz osunuz. Kendinize daima dürüstsünüz. Pek çok ilgi alanınız var ve bir şey ilginizi çekerse o alanda uzmanlaşana kadar rahat etmezsiniz. 9. İyimser ve şanslı bir insansınız. Yaşamın bir armağan olduğuna inanıyorsunuz ve mümkün olduğunca o armağanı en iyi şekilde kullanmaya çalışıyorsunuz. Başarılarınızla gurur duyuyorsunuz. Hayata çok sağlıklı bir yaklaşımınız var. Bardağın yarısı sizin için her zaman dolu. Affetmek, öğrenmek ve büyümek için her fırsatı kullanıyorsunuz. Çünkü hayatın çok kısa olduğuna inanıyorsunuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-akilli-ilac-dunyanin-en-guclu-beyin-gelistiricisi-mi/", "text": "UYARI: DOKTORUNUZA DANIŞMADAN HİÇBİR İLACI KULLANMAYINIZ! Uzmanlar çoğu insanın beyin potansiyelinin sadece %10'unu kullandığını söylüyor. Peki ya geri kalan %90'lık kısmı kullanmamızı sağlayacak bir hap olsaydı? Klinik denemeleri, bu haptaki maddelerin, beyin gücünüzü arttırdığını, zekayı keskinleştirdiğini ve enerji seviyenizi en üst seviyeye taşıdığını göstermekte. Geleceğe Hoş Geldiniz Synapsyl olarak bilinen Yasal Yollarla Yapılmış Olan İlacın kullanımı, Nisan ayında piyasaya döndüğünden beri, ABD, Silikon Vadisi, Wall Street çevresindeki üniversite kampüslerinde ve profesyonal sporcular arasında hızla yükselmiştir. Bir Adderall yedeği olarak çıkmıştır ve birçok öğrenci reçetesiz şekilde online satın alma elverişliliğinden tam bir şekilde yararlanmaktadır. Sadece üniversite kampüslerinde değil medyada da olmak üzere, bu zeka arttırıcı hap hakkında birçok tartışma var. Hap, Limitless adında gişe hasılatı tavan yapan bir televizyon dizisinden sonra gündeme geldi ve çeşitli bloglar, dizideki hapı Synapsyl ile karşılaştırmaya başladı. Synapsyl satışları, bu güçlü zeka arttırıcı hapı ellerine almak isteyen öğrenciler, atletler, girişimciler ve yöneticiler tarafından bir gecede üç katına çıktı. Klinik çalışmaları esnasında hiçbir kayıtlı yan etkisi bulunamamış olan Synapsyl, reçetesiz satılmayacak kadar güçlü bir hap olduğunu iddia eden kişiler tarafından eleştirilerin hedefi oldu. Akademik çevrelerdeki diğer insanlar, Synapsyl'in, kullanıcılarına yapay bir kenar sağladığını ve kullanmayan kişilere haksızlık olduğu konusunda ısrar etti. Bu ise onun bilgi yarışmalarından ve birçok üst düzey üniversiteden kaldırılmasına yol açtı. Dış baskı ile karşı karşıya kalan Synapsyl'in yaratıcıları sonunda Sınırsız Hapın üretimini durdurmak zorunda kaldı. 3 yıllık davadan ve klinik çalışmalarının güvenliği gösterildikten sonra, online yasak sonunda kaldırıldı ve Synapsyl'in yaratıcılarına, kendi web sitelerinden satışa devam etme izni verildi. Yeniden ortaya çıkması onun yokluğu sırasında gerçekten zorlanan dünya genelindeki kullanıcılarını heyecanlandırdı. Bir tıp öğrencisi Synapsyl'i tekrar satın almaya başlayabildiğim zaman düşünme ve odaklanmam ikiye katlandı. Hapların dönüşü okulu bırakmamı engelledi diyor. Businnes Insider makale Peki şimdi hapı deneyen Sağlık&Bilim Editörü Warren Carter'ın dört haftalık deneyimi getirelim karşınıza, Birinci Hafta; Bir şişe Synapsyl satın almanın gerçekten düşündüğümden de zor olduğunu anladım. Piyasaya geldikten hemen sonra TÜKENMİŞTİ. Bazı Ebay satıcıları ise sadece bir şişesi için $300 istiyordu! Bu benim bütçemi aşan bir şey. Ama nihayet 2 uzun hafta bekleyişten sonra stoklarını yenilediler ve kendi sitesinden normal fiyata birkaç şişe almayı başardım. İlk hapımı aldıktan 30 dakika sonra, etkilerini hissetmeye başladım. Tüm vücudumu sıcak bir battaniye gibi saran hoş bir sakinlik hissi kapladı. Sürekli taşıdığım zihinsel sis ve stres aniden kayboldu. Çok geçmeden, daha önce hiç deneyimlemediğim bir uyanıklık ve konsantrasyon seviyesine ulaştım. Sanki yeni kar yağmış bir yerde dolaşıyor gibiydim. Dikkat dağıtıcı şeyleri ve dış sesleri görmezden gelmek daha kolay olmaya başladı. En iyisi ise, Adderall kullandığımdaki gibi negatif yan etkiler yoktu. İkinci Hafta; Synapsyl'in bir hafta sonrasında aynı etkileri göstermeyeceğinden endişeleniyordum. Fakat öncesine göre daha odaklanmış ve enerjik hisediyorum. Günde 10 saatlik iş sonrasında bile enerji seviyem hala yüksek ve günlük tüm işlerimi bitirmede odaklı ve kararklıydım. Synapsyl odaklanma ve işlevsellik kabiliyetimi geliştirdi ve diyet, egzersiz veya çalışma takvimi üzerinde kesinlikle hiçbir değişiklik yapmadım. Bu pozitif sonuçlar sadece Synapsyl vasıtası ile oldu. Üçüncü Hafta; Synapsyl etkileri hala devam etmekte ve yapılacaklar listemdeki birçok öğenin üstünü çizdiğimi görmem beni çok mutlu etti. Önceden görevlere başlama ve bitirmede sorunlarım vardı. Synapsyl sayesinde, elimdeki işlere inanılmaz odaklandım ve birdenbire kestirip atmadan işleri halledebiliyordum. Hafta boyunca neredeyse hiç streslenmediğimi fark ettim ve odaklanmamı kaybetmeden duygularımı kontrol edebiliyordum. Vücudum maddeye alıştığı için üçüncü haftada tükeneceğimi düşünmüştüm. Ama enerji seviyem bir an bile düşmedi. Gün boyunca hep sabit kaldı. Dördüncü Hafta; Personelin en verimli üyesi olduğumdan, ofiste bana Superman takma adı verildi. Tabi ki tüm kredi Synapsyl'in. İlaç, ilk hafta olduğu gibi bu hafta da aynı şekilde etkisini gösterdi. Zihnim çok berrak ve saklanmış anılarımı mükemmelliğe yakın şekilde hatırlayabiliyorum. 4 kısa haftada bu kadar çok şeyin değişmiş olması gerçekten inanılmaz. Synapsyl alır almaz bir gecede dahi oldum değil olay ama hap kesinlikle hafızamı ve yeni bilgiyi işleme hızını geliştirdi . Sonuç olarak: Son 4 hafta içinde, bazen alarm çalmadan bile yataktan fırlıyordum çünkü Synapsyl almak için sabırsızlanıyordum. Önceden beni rahatsız eden şeyler artık sorun teşkil etmiyordu. Neredeyse hiç stres olmuyordum ve eğer streslenirsem, duygularımı kontrol edebiliyordum ve en üst performans moduna geri dönüyordum.Beklemediğim tek şey Synapsyl etkisinde işteyken hissettiğim coşkulu duyguydu. Sonuç olarak, işimden çok daha fazla zevk aldım ve ruh halim çok iyi şekilde gelişmişti. Aslında, iş arkadaşlarım, yüzümdeki sırıtma ile etrafta dolaşmamı alay konusu yapmışlardı. Modafinil ve sayısız birçok akıllı ilaç denedim ama bu hap Limitless dizisindeki adam gibi hissetmenizi sağlamaya en yakın olanı. Ama sadece benim sözüme de güvenmeyin; bu sadece kendinizin deneyimlemesi gereken bir şey. İşin ilginç tarafı Amazon gibi sitelerde reçetesiz olarak satılıyor. UYARI: DOKTORUNUZA DANIŞMADAN HİÇBİR İLACI KULLANMAYINIZ! Uyarı: Synapsyl enerji artışı gibi yan etkilere sahiptir. Bu nedenle reçetesiz satılsa da uzmanlara danışmadan kullanmayınız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-annenin-biyik-takmasinin-sebebi-tabii-ki-guldurmek-degil/", "text": "Bir çocuk büyütmek günümüzde çok emek isteyen bir durum haline geldi. Anne ve babanın iki ayrı role sahip olduğu ve çocuğun gelişiminde bu rollerin büyük rol oynadığı çoğu araştırmacı tarafından savunulur. Bu durumun asılsız bir korku olduğunu da savunanlar var elbette. Yevette Vasquez de bu durumu deneyimleyen bir anne. Oğluna tek başına bakıyor. Oğlunun okulunda bir etkinlik olduğunu öğrendiğinde katılırız diyor. Etkinliğin adının Baba ile Donut olduğunu duyunca ufak bir duraksıyor. Aklına süper bir fikir geliyor ve evden çıkıyor. Kendine bir beysbol şapkası, gömlek ve bıyık alarak geri dönüyor. Oğlunun mutluluğunu fotoğraftan görebilirsiniz. Ve o etkinliğe katılıyorlar. Oğlu için her şeyi yapan bu anneye biz de teşekkürlerimizi iletiyoruz. Bütün yalnız annelere örnek olması dileğiyle."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-ara-basiniz-agriyorsa-nedeni-hava-olabilir/", "text": "Lodoslu havalar, özellikle migren ve sinüzit rahatsızlığı olan kişilerde baş ağrılarını tetikliyor. Lodoslu havalarda migren hastalarının mutlaka ilaçlarını yanında bulundurması gerektiğini belirten uzmanlar, Islak saç ile dışarı çıkmayın. Dışarıya çıkarken şapka veya bere kullanmayı ihmal etmeyin uyarısında bulunuyor. Üsküdar Üniversitesi Beyin Hastanesi Baş Ağrısı Polikliniği Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Metin, lodoslu havalarda ortaya çıkan baş ağrılarının migren tarzı baş ağrısı olarak adlandırıldığını söyledi. Lodos migreni tetikliyor Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Metin, lodosun baş ağrısına yol açma nedeninin henüz tam olarak bilinemediğini belirterek şu bilgileri verdi: Bazı hava koşulları özellikle migren ağrılarını tetiklemektedir. Bunlar lodos rüzgarı, aşırı sıcak veya soğuk, havanın nem dengesindeki ani değişikliklerdir. Lodos, üzerinde taşıdığı çeşitli toz ve mineraller nedeniyle baş ağrısı ve migrene neden olabilir. Basınç değişimlerinin de etkileri vardır. Bu durum insanı hem fiziksel hem de ruhsal olarak etkilemektedir. Genel olarak kişilerde yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk, vücutta ağrılar, çalışma isteğinin azalması gibi şikayetlere yol açmaktadır. Lodos baş ağrısı dışında nefes darlığı, halsizlik, gözde kanlanma şeklinde farklı sorunlara da neden olabilir. Migren ve sinüzit hastaları daha çok etkileniyor Özellikle migrenin lodoslu havalarda artma eğiliminde olduğunu ifade eden Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Metin, Migren bilindiği gibi genelde tek taraflı, zonklayıcı, ışık ve sesten rahatsız olmanın eşlik ettiği ağrı yapar. Sinüzit rahatsızlığı olan hastalarda bile bu bölgeler hassas olduğundan lodos kişiyi daha çok etkileyebilmektedir dedi. Migren hastaları ilaçlarını yanında bulundurmalı Lodoslu havalarda özellikle migren hastalarının migren ilaçlarını yanlarında bulundurması gerektiğini belirten Metin, önerilerini şöyle sıraladı: Sağlıklı beslenin, bol sıvı tüketin, alkol ve sigaradan uzak durun. Migreninizi tetikleyen kahve, çikolata gibi faktörler varsa bu havalarsa özellikle bunları kullanmayın. Islak saç ile dışarıya çıkmayın. Zaruri olmadıkça lodoslu günlerde dışarıya çıkmamaya özen gösterin. Çıkmak durumda kaldığınızda da başınızı şapka veya bere ile rüzgardan koruyun. Klimalı ortamlardan kaçının. Ne kadar rüzgar o kadar şikayet! Lodoslu havalarda baş ağrısını önlemenin bazı tedbirlerle mümkün olabileceğini ifade eden Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Metin, Bu tip havalarda dışarıda kalmamak ve ağrınız başlar başlamaz migren ilacınızı almak en etkili yöntemdir. Çünkü bu tarz havalarda kişiler ne kadar çok rüzgara maruz kalırsa o kadar çok görülen şikayetleri artış göstermektedir. Hassasiyeti olan kişiler bu durumlardan daha çok kaçınmalıdır. Eğer bu durum lodos olmadığında da sıklıkla tekrar ediyorsa bir uzmana görünmenizde fayda olacaktır diye konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-bilimsel-arastirmaya-gore-asiri-hijyen-kansere-yol-aciyor/", "text": "Akut Limfoblastik Lösemi her iki bin çocuktan birini etkiliyor. Kanser Araştırmaları Enstitüsü'nden Profesör Greaves, 30 yıldır yapılan araştırmalarda görülen kanıtların, yaşamın ilk yıllarında yeterli derecede mikroba maruz kalmazsa, bağışıklık sisteminin kanserojen olabileceğini gösterdiğini söyledi. Bu tespit aynı zamanda hastalığın önlenebileceği anlamına da geliyor. Bu tür kan kanserleri, müreffeh toplumlarda daha sık görülüyor ve bu durum da çağdaş yaşam biçimimizdeki bir unsurun hastalığa yol açıyor olabileceğine işaret ediyor. Daha önce hastalığa elektrik kablolarının, elektromanyetik dalgaların ve kimyasalların sebep olabileceği söyleniyordu. Bu tahminler Prof. Greaves'in Nature Reviews Cancer adlı bilimsel yayında yer alan araştırmasıyla çürütüldü. 'HASTALIĞI HAZIRLAYAN ÜÇ AŞAMA' Araştırmasında dünya genelindeki uzmanlarla işbirliği yapan Prof. Greaves hastalıkta üç aşama bulunduğunu vurguladı; Birinci aşama durdurulması pek mümkün olmayan anne karnındaki bir genetik mutasyon oluyor Daha sonra yaşamın ilk yılında çeşitli mikroplara yeterince maruz kalınmaması nedeniyle bağışıklık sistemi tehditlerle doğru şekilde başa çıkmayı öğrenemiyor Bu hal de çocuklukta karşılaşılan bir enfeksiyonun bağışıklık sisteminin hata vermesine ve lösemiye neden oluyor. Bu teori, tek bir araştırmadan elde edilen bir sonuç olmaktan çok, çok sayıda araştırmada yapılan tespitlerin bir yapboz gibi bir araya getirilmesiyle oluşturuldu. Prof. Greaves, Bu araştırma, akut limpblastik löseminin net bir biyolojik nedeni olduğunu ve bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş çocukların geçirdiği çeşitli enfeksiyonla tetiklendiğini gösteriyor dedi. Greaves'in teorisine dayanak olarak gösterdiği çalışmaların bazılarıysa şöyle : Milano'da yedi çocuğun lösemiye yakalanmasına yol açan domuz gribi salgını Kreşe giden ya da daha büyük kardeşleri olan çocuklarda daha çok bakteriye maruz kaldıkları için daha az lösemi görüldüğünü tespit eden araştırmalar Bağırsaktaki iyi bakterileri geliştiren anne sütünün lösemiye karşı koruma sağlaması Normal doğumla dünyaya gelenlere kıyasla bebeğe daha az mikrop geçiren sezaryenle dünyaya gele çocuklarda daha sık görülmesi Mikroplarda arındırılmış ortamda büyütülen hayvanlarda enfeksiyona maruz kalınca lösemi vakalarının ortaya çıkması SOSYAL TEMASA TEŞVİK Ancak, yararlı bakterilerle temas etmek de, çamurun içinde oynamak kadar basit değil. Prof. Greaves En önemlisi aslında çoğu vakada löseminin önlenebilir olması diyor ve çocuklara yoğurt gibi yiyeceklerle bir iyi bakteri kokteyli verilmesini öneriyor. Greaves ayrıca, anne ve babaların sık görülen önemsiz enfeksiyonlar konusunda daha rahat davranmasını ve diğer, daha büyük çocuklarla sosyal teması özendirmelerini tavsiye ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-dunyalar-guzeli-polonyali-kizin-girdigi-kiliklara-inanamayacaksiniz/", "text": "Jon Snow da oluyor, Gri Solucan da oluyor, popüler karakterlere de bürünüyor. Hatta Knight King bile oluyor. Bu Polonyalı kadın cosplayer 100000 civarında instagram takipçisi ve 300 bin civarı Facebook hayranı cosplaye doyuruyor. Sosenka bu işi kendi başına öğrenmiş ve 3 yılda bu işte ustalaşmış. Önce bir kendisiyle başlayalım. İşte güzel kızımız. COSPLAY 1- Maleficent 2- L, Death Note 3- The Mad Hatter 4- Majin Buu 5- Chattere 6- Michael Jackson 7- Jon Snow 8- Gri Solucan 9- Jack Sparrow 10- Colossal Titan 11- Lara Croft 12- Vampir 13- Na'vi Avatar 14- Hermiona Granger 15- Knight King 16- Cruella De Vil"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-filmi-izlemeliyim-dedirten-16-film-repligi/", "text": "Bir filmi izlemeye karar vermek için onun hakkında çok fazla bilgi sahibi olmanıza gerek yoktur. Ne kadar az bilgi o kadar çok merak uyandırır. Ama bazı replikler var ki; hemen bunu izlemeliyim dedirtir. Bu filmlerin hepsini izledim. Bir şekilde karşıma çıktılar. Bazıları dillerden düşmeyen filmler, e illa ki duyuyorsunuz ve izliyorsunuz. Bazı filmleri ise hazine bulmuş gibi şans eseri buluyorsunuz. Herhangi bir sıraya dizmedim ama aralarından en sevdiğim film ile başlıyorum. Trainspotting , bu filmin repliğini gördüğüm an izlemeye karar vermiştim. The Geyik - Siyasetten Uzak İçerik Sitesi - 2014 - 2023 / The Geyik\\'te eğlenceli içerikler, faydalı bilgiler ve sosyal medyada en çok konuşulan konulara ulaşabilirsin. Merak etme biz burayı senin için siyasetten ve canını sıkabilecek her şeyden temizliyoruz. Sana pozitif bir alan açıyoruz. Keyifli vakitler!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-fotograf-viral-oldu-hayir-odun-parcasi-degil/", "text": "Avustralya'nın güneyinde, kıyıya vurmuş ilginç bir deniz canlısının fotoğrafı internette viral oldu. 1,8 metre uzunluğunda olan balık, sahilde araçları ile ilerleyen bir grup balıkçı tarafından tespit edildi ve sosyal medyada paylaşıldı. Balıkçıların ilk bakışta odun parçası sandığı balık aslında okyanusta yaşayan bir güneş balığıydı. Ancak deniz canlısının neden kıyıya vurduğu tespit edilemedi. Fotoğrafı Facebook'ta paylaşan Linette Grzelak isimli kişi, BBC'ye yaptığı açıklamada, Google'a güneş balığı yazana kadar bunun güneş balığı olarak anıldığını bilmiyordum dedi. Balığı bulan ekipte yer alan Steven Jones ise balığın derisinin gergedan kadar sert olduğunu söyledi. 'Ortalama bir büyüklüğü var' Kemikli balıklar sınıfının en büyüğü olan güneş balığı, ılıman denizlerin tamamında yaşayabiliyor. Boyları dört metreye, kiloları ise 2,5 tona kadar ulaşabilen bu canlılar, tatsız bir etlerinin olması nedeniyle ticari değer taşımıyor. Güney Avustralya Müzesi'nden Ralph Foster ülke medyasına haberle ilgili yaptığı açıklamada, kıyıyan vuran ölü güneş balığının ortalama bir büyüklüğü olduğunu söyledi. Güneş balıkları insanlara zarar vermeseler de bazı durumlarda köpek balıkları ile karıştırılabiliyor. Bu büyük canlısı Avustralya'da kayıtlara girmiş deniz kazası vakaları ile de hatırlanıyor. Geçen yıl Sydney limanından başlayan bir yat yarışında, teknelerden biri güneş balığına çarparak yarıştan çekilmek zorunda kalmıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-gezegende-yer-aldigina-inanamayacaginiz-cennet-parcasi-izlandanin-en-guzel-fotograflari/", "text": "320 binlik nüfusu, Eyjafjallajökull yanardağı, balina çağırma tezahüratı ile son dönemin yükselen yıldızı olan İzlanda'nın dünyadaki en güzel yerlerden biri olduğunu duymayan yoktur. Kükreyen volkanlar, derin fiyortlar, keskin dağlar, buzullar, kuzey ışıkları desek yine de yetmez İzlanda'yı anlatmaya. İşte Bu Gezegende Yer Aldığına İnanamayacağınız Cennet Parçası İzlanda'nın En Güzel Fotoğrafları; 1# Arnarstapi 2# 3# Buz Nehri 4# Dc-3 Uçağı Enkazı 5# Dyrholaey 6# 7# Eyjafjallajökull 8# Fjadrargljufur 9# Gooafoss 10# Heimaey 11# Hofskirkja 12# 13# 14# 15# 16# Jokulsarlon 17# Jokulsarlon 18# Kirkufell 19# Kirkufell 20# Kirkufell 21# Kutup Tilkisi 22# Kutup Tilkisi 23# Kuzey Işıkları 24# Kuzey Işıkları 25# Landmannalaugar 26# Litlanesfoss 27# Mavi Lagün 28# Mordor Temsili 29# Myvatn 30# 31# Rejkjanes 32# Reynisdrangar 33# Rust Krateri 34# Seljalandsfoss 35# 36# 37# Skogafoss 38# Svartifoss Şelalesi 39# ingvellir 40# Thorsmork 41# Vatnajokull 42# Viti Krateri 43# #BONUS Görseller: boredpanda.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-gorseldeki-kadinsiniz-ve-deprem-oldu-ic-camasirlarinizla-cikar-misiniz/", "text": "Bu görseldeki kadınsınız ve deprem oldu, iç çamaşırlarınızla dışarı çıkar mısınız? Cevap hayır mı? Birçok kadın da böyle düşündü, ölme ihtimali diğerlerinin olumsuz tepkilerinden daha az korkutucu geldi. Çünkü böyle yetiştirildik. 'London School of Economics ve Essex Üniversitesi'nden araştırmacılar, doğal afetlere ilişkin 141 ülkeden elde edilen 21 yıllık veriyi değerlendirip, doğal afetlerde erkeklerden daha fazla kadınların öldüğünü tespit etmişler.' Sebepleri, uygun kıyafet bulmak için zaman kaybetme, yüzme tırmanma gibi öğrenilebilen becerilere sahip olmama, annelik sıfatıyla aileyi güvende tutma önceliği... Üstelik kurtulan kadınların birçoğu yine toplumsal roller gereği ihtiyacı olan pedi, hijyenik malzemeleri talep edemiyor. Tuvaletler daha uzak alanlara kurulduğu için karanlık olması en temel ihtiyaca ulaşırken bile şiddet tehlikesini yanında getiriyor. Ulaşılamayan kadınların insan ticareti çetelerinin eline düştüğüne dair araştırmalar var.'Birleşmiş Milletler tahminlerine göre, 2015 Nepal depreminden sonra ülkede, yılda 15 bin kişi- çoğu kadın ve kız çocuğu- fahişe olarak ya da borç karşılığı çalıştırılmak üzere insan kaçakçılarının eline düşüyor.' Toplumsal cinsiyete duyarlı afet risk yönetimi bir zorunluluktur. Bu bilgileri ben de yeni öğrendim, bir kez daha özel olan politiktir. #deprem #toplumsalcinsiyeteşitliği Kaynak Instagram Hesabı: @zzezgii"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-guzel-insani-bulmamiza-yardimci-olun/", "text": "Sosyal medyada Bora Acar Zöngür isimli dostumuz birini arıyor. Neden aradığını görünce duygulanacaksınız. Eğer tanıyorsanız lütfen arkadaşa ulaşın. Değerli arkadaşlarım sizlerle garip bir anımı paylaşıp yardımınızı istiyorum. Beşiktaş Barbaros yokuşunun heykele en yakın tarafından taksiye binip Teşvikiye'de bulunan Şişli Öğretmen evine gitmem gerekiyordu. Mesafe kısa kabul ediyorum ancak İstanbullu arkadaşlarım bilirki tekerlekli sandalye ile Herkül olsan gidemeyeceğin bir yol. Önce bir taksiye el kaldırdım yavaşladı sandalyemi işaret etti ve sonra devam etti. Müşterisi vardır dedim. İkincisi geldi devam etti. Herhalde adrese gidiyordu dedim. Üçüncüsü durdu nereye dedi tarif ettim yakın mesafe dedi gitti. Derken benim çağırmadığım uzaklardan beni gören bir taksi önümde geldi durdu. Aşağıda gördüğünüz abimiz ne gideceğim yeri sordu nede başka birşey. Hızlıca aldı sandalyemi arabaya sonra dedi kardeş nereye. Gözlerim doldu... İki oğlundan büyük olanının adı Aleks'miş. Abimizin adını sormayı unuttum. Hadi bi yardım edin şu adamı bulalım ona teşekkür edemedim. Bir hediye paketi hazırladım ona ulaştırmam lazım. Kadıköy taksisi olduğunu hatırlıyorum sadece. Beni tanıyanlar ne kadar Beşiktaş fanatiğimi olduğumu da bilir; Kadıköyde yediğim dayağı, Kadıköy baskınında daha reşit değilken yer aldığımı, Mühendis Oktay'ın katillerini kovaladığımı... Tuttuğumuz ve ideolojilerini savunduğumuz takımlardan önce birer insan olduğumuzu hatırlattığın için teşekkürler hayatımda kilometre taşı olan isimsiz kahraman taksici abimiz. Lütfen bi paylaşıverin bulalım şu abiyi. Bu Güzel İnsanı Bulmamıza Yardımcı Olun! Sosyal medyada Bora Acar Zöngür isimli dostumuz birini arıyor. Neden aradığını görünce duygulanacaksınız. Eğer tanıyorsanız lütfen arkadaşa ulaşın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-guzel-kiz-facebooktan-bana-arkadaslik-teklifi-gonderdi-demek-isterdim-ama/", "text": "Söze bu güzel kız bana Facebook'tan arkadaşlık teklifi gönderdi diye başlamak isterdim ama öyle bir şey olmadı. Çünkü bu güzel kızın, bu gencecik kızın işi başından aşkın. Daha 23 yaşında... Adı Ece ÇİFTÇİ Yaşıtlarının bir çoğu kafasını elindeki telefondan kaldırmadığı bir zamanda bir projeyi hayata geçirmiş ki, haberiniz yoksa bu projeden benim gibi şaşırıp kalırsınız. Ben de bugün gazetede okudum, Bu kız, 23 yaşındaki bu gencecik kızımız, Türkiye'yi G-20 ( Yani Gelişmiş 20 Ülke ) toplantılarının Girls20 bölümünde temsil edecek. SOSYALBEN diye bir platform kurmuş. Annesi Öğretmen, babası Avukat, varlıklı bir aile değil. ENKA'da okumuş, hayalleri müthişmiş. Okullarına bir gün Amerika'dan bir profesör gelmiş, Nepal'de ki Sivil Toplum olaylarını anlatmış, o gün karar vermiş, daha lisede Ben de birilerinin hayatına dokunmalıyım demiş. Ve o hayallerine ulaşmak için çalışmaya başlamış, daha 14 yaşındayken, yaşıtları denize, havuza, tatile giderken o kalkmış Şanlıurfa'nın Suriye sınırına yakın bir gençlik merkezinde 250 öğrenciyle çalışmaya gitmiş. Resim, müzik, dans, fotoğrafçılık gibi atölyelerde aktiviteler düzenlemişler. Sonra, vazgeçmemiş, tam 3 sene her yaz tatilinde kalkmış aynı yere gitmiş ve bu arada LİSEYİ bitirmiş, dikkatinizi çekerim, şimdiye kadar yaptığı her şeyi Lisedeyken yapmış ve sonunda ne okuyacağına karar vermiş... SOSYOLOJİ ... Sonra Bahçeşehir Üniversitesi ve Sosyalben projesini hayata geçirmeye başlamış. Tabi en önemli sorun MADDİ, bunun içinde çalışmalara başlamış. TV8 de ki Bir Fikrin mi var yarışmasında birinci olunca adı duyulmaya başlamış, yardımlar artmaya başlamış. Sürekli neler yapabilirimi düşünmeye başlamış, çok yağmur yağan bir kış ŞEMSİYE üretmişler. Ve demişler ki .. Bu şemsiyeler farklı! Bunlar hem sizin ıslanmanızı engelliyor hem de çoook uzaklardaki çocukların ıslanmasını engelliyor! Müthiş bir sosyal medya çalışması, şemsiyeyi alan herkesin altında fotoğrafını çekerek, O da SosyalBen'im! diye bir slogan üretmişler. O kadar çok şemsiye satmışlar ki, Afrika'ya Zambiya'ya gidip bu paralar ile oradaki çocuklara destek olmuşlar. Şimdi, BAKIN burası gerçekten çok önemli... Yaptıkları duyuldukça bir çok üniversiteden, kurumlardan ödüller almaya başlamış. Harvard ve Oxford Üniversitelerine başvurmuş önce, kabul de edilmiş ... AMA sonra bakmış ki, onu mutlu eden şey SAHA, Üniversite değil, gitmemiş, Sosyalben'e ağılrık vermiş. Tibet, Kamboçya, Moğolistan, Karadağ falan derken ... Bakın bugün Sosyalben 7-13 yaş aralığında, dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocuklara Dans, Spor, Drama, Müzik ve benzeri eğitimler götüren Türkiye'de 350 Gönüllü ile, 54 ilde faaliyet gösteren bir çok ülkede çocuklara etkinlikler düzenleyen bir platform haline gelmiş. 23 yaşında bir kız ve 14 yaşındayken kurduğu hayalin geldiği nokta. Eminim bu kadar güzel ve başarılı bir gencin hayat hikayesini sizler de arkadaşlarınıza duyuracaksınız. Okuyan BİR TANECİK genç çocuğumuz bile bunun üstüne bugün bir HAYAL kursa fena mı olur.... Sadece Türkiye bu muhteşem kızımızın becerilerini okumalı, okutmalı diyorum. Uzun yazımı okuduğunuz içinde sizlere ayrıca teşekkür ediyorum. Sevgilerimle, Not : Bu yazıyı yazdıktan sonra hemen Sosyalben'e Gönüllü olmak için başvuracağım .... Web siteleri http://www.sosyalben.com/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-hafta-sizin-burcunuzu-neler-bekliyor-haftalik-burc-yorumlari/", "text": "Merhaba The Geyik okurları. Sitemiz için heyecanlı bir başlangıç yapıyoruz. Bu haftadan itibaren haftalık burç yorumlarıyla karşınızdayız. Haftaya güneşin Yay burcuna geçişi ile başlıyoruz. Durun heveslenmeyin! Zira bu güneş geçişi sadece Yay, Aslan ve Balık burçlarına yarıyor. Merkür/Satürn kontağı da baş belası konularımıza akılcı çözümler getirmek için kafamızı çalıştıracak belki. 14 Kasımda gerçekleşen über/süper dolunayın etkilerini de hala yaşamaya devam ederken, kadın milletiyle bu hafta hepimizin başı belada olacak sanırım. Bir yerlerde saç baş girmemeye aman dikkat edelim. KOÇ: Güneş artık Yay burcunda. bu 1 aylık süreçte gündeminiz, yurtdışı, uzak ırak yerler, uluslararası ilişkiler, UZAK olan ne varsa sizde. Bu hafta daha çok okuyabilir, araştırabilir, meraklı melahat modunda dolaşabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken konu iş yerinizdeki hatun kişiler... Bu hafta kadın cinsine aman dikkat. BOĞA: Güneş artık Yay burcunda. bu 1 aylık süreçte gündeminiz, miraslar, başkalarına ait paralar, ver harcıyım, getir kazanıyım... Bu hafta hayatınızda parasal anlamda önemli bir gediği kapatabilir, ihtiyacınız olan parayı kolaylıkla bulabilirsiniz. Bu hafta tabiki sizin de dikkat etmeniz gereken figürler, kadın akrabalar belki de yanık çorap kokulu teyzeler, halalar. İKİZLER: Güneşin karşıt burcunuz olan Yay'a geçmesi gündeminize, ilişkiler, ortaklıklar, partnerler ve bunlarla ilgili konuları getiriyor. Bu hafta çok ilginçtir ki ilişkisel anlamda mantıklı kararlar verme ve düzenlemeler yapma yoluna giriyorsunuz. Ben bu hafta neye dikkat edeceğim? diyorsanız, yine ilişkisel anlamdaki krizlere dikkat. Sabrınız zorlanabilir. YENGEÇ: Yay burcuna geçen Güneş siz minnoş Yengeçlere sağlık anlamında biraz daha dikkat etmeyi hatırlatacak. Ya da iş anlamında gelişmeler getirebilir. Ama merak etmeyin siz anaç-babaç Yengeçler her iki konuya da çok güzel düzen tertip getiriyor olacaksınız. Bu hafta başım ağrımasın diyorsanız, eşinizle didişmemeye, kendi doğrularınızı savunurken aile için terör estirmemeye dikkat edin. ASLAN: Yay'a gelen Güneş siz Aslanların aşk ve çocuklarla olan ilişkilerine göz kırpıyor olacak. Aşktan yana şansınız artıyor. Yine bu konularla ilgili bazı düzenleme, karar verme, iyileştirme gibi konular gündeminizde olacak. Bir hobiye, biçki dikiş kursuna başlama kararı da alabilirsiniz bu hafta. Hep güllük gülistanlık değil tabi bu hafta. Çalıştığınız yada müşteriniz olan kadın figürlere dikkat. Bu hafta mottonuz, naziklik ve kibarlık olsun. BAŞAK: Titiz detaycı Başak, Güneşin Yay burcuna geçmesiyle aile, yuva, taşınma tadilat gibi konularla haşır neşir olabilirsiniz. Yeni kararlar alma, hayatınıza düzen getirme, imza gerektiren konular havada uçuşabilir. Sizi gıcık edecek konu da, belki bir kadın figür yüzünden ilişkinizde sıkıntı yaşamanız olası. Etrafınızdaki hatunlara bu hafta dikkat. TERAZİ: Güneş Yay birlikteliği siz jön Terazilerin gündemine yakın çevre ve kardeşlerle ilişkileri getiriyor. Çevrenizdeki insanlarla ilgili bir detox yapmanız size ödem yapan insanları hayatınızdan çıkarmanız olası. Sosyal medya ile ilgili işler, belki bir yazıya başlamak ve verim almak için de güzel bir hafta. Sizin de tabiki baş belası konunuz olacak. Anne ile ilişkilere özellikle dikkat. Genel anlamda da başınıza gelen olayları abartmayın bu hafta. Be cool! AKREP: Güneşle Yay burcu dansı sizlere para, para, para dedirtecek. Para kazanma, biriktirme, bütçe ve yatırım gibi konulara kafa yormanız olası. Para konularına kendinize çeki düzen getirme, mantıklı kararlar verme zamanı. Bu hafta kadın figürlerle iletişim kazalarına, trafikte dalaşmamaya, komşu teyzeyle tartışmamaya aman dikkat. Bu hafta kadınlarla iletişimde beynimizle algılayıp, ağzımızla konuşamayacağız. YAY: Güneşin burcunuza gelmesiyle ışıklar üzerinizde parlamaya başlıyor. Sahne 1 ay boyunca sizlerin. Girişimlerde bulunma, yeni kararlar alma, anlaşmalar, sözleşmeler kafa yoracağınız konular arasında. Belki bu hafta zorlanacağınız bir karar da alabilirsiniz. Gereksiz harcamalardan kaçınmanız, parasal konularda dikkat etmeniz belki de parayla ilgili bir konuda hakkınızı aramanız gerekebilir. Kadın cinsiyle bu hafta parasal konular yüzünden aranızın açılmamasına dikkat. OĞLAK: Yay burcuna gelen Güneş siz Oğlakların yalnızlık ihtiyacını artıracak. Efenime söyliyim bir kabuğuma çekiliyim, bir leave me alone modunuz tavan yapacak. Sağlık konularıyla ilgilenmeniz gerekebilir. Bunun yanısıra hatun kişilerle iletişim kazaları, kendini ifade edememe gibi sıkıntılar baş gösterebilir. Estetiksel anlamda bir değişiklik yapmamanız, bir süre kuaförünüzün yolunu unutmanız şiddetle tavsiye edilir. Bu gibi değişiklikler için bir 10 gün kadar beklemede kalınız. KOVA: Güneş Yay birlikteliği sizlere dostlarınızdan fayda sağlamak, destek görmek gibi etkilerle yansıyor. Sosyal çevrenizle ilgili bazı kararlar alabilir, bazı insanlara get out diyebilirsiniz. İlişkisel anlamda zorlanabilir, haketmediğiniz davranışlara maruz kalabilir, aldatılma gibi durumlarla karşılaşabilirsiniz. Bu hafta gizli durumlarınız fora olabilir, hayat felsefenizi, bakış açınızı değiştirecek durumlar yaşabilirsiniz. BALIK: Güneş Yay birlikteliği siz Balıkların kariyerini parlatıyor. Kariyer durumlarına şansınız açılıyor. Bu konularda karar alma, hedef belirleme, iş görüşmeleri yapma durumlarına balıklama dalabilirsiniz. Olumsuz anlamda kadın dostlarınızla aranız açılabilir, çevrenizdeki insanlar hususunda bir detoks yapma yoluna gidebilirsiniz. Belkide sizler içinde ödemleri atma zamanı gelmiştir. Unutmayın ağırlık fazlaysa özgürce yüzemezsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-kadin-aradaki-farki-bulmak-icin-ucuz-ve-pahali-makyaj-malzemelerini-denedi/", "text": "Ucuz makyaj malzemeleri ile pahalı makyaj malzemeleri arasındaki farkı görmek isteyen Brightside ekibi birkaç fotoğraf ve fiyatla bize durumu anlatmış. Bizce ucuzluğundan ziyade kalitesi önemli ama belli bir fiyatın altındaysa kaliteden şüphe etmekte haklısınız. Şimdi göreceğiniz fotoğraflar size aradaki kalite farkını göstermek açısından faydalı olacak. Soldaki ucuz olan fondöten $7, allık $6. Sağdaki pahalı olan fondöten $54, allık $43. Soldaki ucuz olan göz farı $10, eyeliner $7.50, maskara $9. Sağdaki pahalı olan göz farı $46, eyeliner $32, maskara $29. Soldaki ucuz olan Lipstick $8. Sağdaki pahalı olan Lipstick $35 Sonuç olarak nasıl göründü derseniz: Soldaki daha ucuz bir makyaj sağdaki ise pahalı Peki yağmur yağınca pahalı neye dönüşüyor, ucuz nasıl görünüyor? Hangisinin daha iyi olduğu konusunda karar sizin göz zevkinize kalmış..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-kasabaya-tasinana-2-bin-euro-odenecek/", "text": "İlanı başlıktaki verince o kadar çok taşınma talebi geldi ki belediye başkanı taleplerle başa çıkamadı. Peki sonra ne oldu? Gelin İtalya'nın nüfus sorunu haberiyle gündeme taşınan Bormida kasabasında neler oluyor inceleyelim: İtalya'da nüfus kaybı sorunu yaşayan bir beldenin hayalet kasabaya dönüşmesini engellemek için buraya yerleşeceklere 2 bin euro ödenmesi planlanıyor. Kuzeydeki Liguria bölgesinde yer alan Bormida'da nüfus yaşlanması ve iş imkanlarının kısıtlılığı gibi nedenlerle nüfus kaybı ciddi bir soruna dönüştü. Nüfusu 400'ün altına inen Bormida'nın tamamen terkedilmiş bir beldeye dönüşmesini engellemek için Belediye Başkanı bir teşvik programı hazırladı. Belediye Başkanı Daniele Galliano, ikametgahlarını buraya taşıyacak kişilere ev satın almaları ya da kiralamaları karşılığında 2 bin euro ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bormida'da belediyeye ait evler, büyüklüklerine göre 50-120 euro arası. Bu evlerin İtalya standartlarına göre çok düşük olan ücretlerle kiraya verilmesi planlanıyor. Ev satın alacaklara ise düşük ücretlerin yanı sıra vergi kolaylıkları da öneriliyor. Bu teşvik paketi henüz belediye meclisinden onay almasa da Başkan Galliano'nun Facebook hesabına talep yağmaya başladı. Galliano'ya yalnızca İtalya'dan değil, Hindistan, Kanada ve ABD gibi birçok ülkeden de mesaj geldi. Yalnız bu ilan sadece İtalya'da yaşayanlara özel olduğu için tekliflerin çoğu boşa gitti. Kimileri hemen Bormida'ya taşınmaya hazır olduğunu söylerken kimileri de buradaki iş imkanlarını sorgulamaya başladı. İtalya'da geçen yıl yayımlanan bir raporda, nüfus yaşlanması ve iş sebepli göç gibi nedenlerle 2430 köy ve kasabanın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu belirtilmişti. Başkan talepten memnun ama ülke içinden gelen tekliflere oranla dışarıdan gelen taşınma taleplerine şaşkın. İtalya şahane bir ülke ama bazı diğer ülkeler gibi ekonomik krizde. Beni bugün 17 binden fazla kişi takip ediyor ve maalesef herkese yardım etmek mümkün değil. Yine de ilginiz için teşekkürler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-kasabaya-tasinana-2-bin-euro/", "text": "İtalya'da nüfus kaybı ile baş başa kalan kasaba çareyi buraya yerleşeceklere para ödemekte buldu. İtalya'nın kuzeyindeki Bormida kasabası hızla düşen nüfusun önüne geçmek için yeni yerleşimcilere para ödeme kararı aldı. Nüfusu 400'ün altına inen Bormida'nın tamamen terk edilmiş bir beldeye dönüşmesini engellemek için Belediye Başkanı bir teşvik programı hazırladı. Bormida'nın hayalet kasabaya dönüşmesini engellemek için, buraya yerleşeceklere 2000 euro (yaklaşık 8 bin TL) ödenmesi planlanıyor. Bormida'da belediyeye ait evlerin de büyüklüklerine göre 50-120 euro arası, İtalya standartlarına göre çok düşük olan ücretlerle kiraya verilmesi planlanıyor. Bu teşvik paketi henüz belediye meclisinden onay almasa da Başkan Galliano'nun Facebook hesabına talep yağmaya başladı. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-kiz-kesinlikle-barbieye-benziyor-ve-bu-bir-tesaduf-degil/", "text": "Kızların Barbie bebeklerle büyütülüyor olması tercihini kızlar mı yapıyor, aile mi yapıyor yoksa toplum mu bize bunu seçtiriyor bilinmez. Ama bu hikayede olayın tek sorumlusu kızın ailesi. Rus güzel Angelica Kenova, oyuncak Barbie'ye tüm isimlerden daha çok benziyor. Şaşırtıcı derecede benziyorlar değil mi? 28 yaşındaki genç mankeni ailesi 6 yaşından itibaren böyle yetiştirmiş. Barbie bile astronot vs olabilecek özgürlüğe sahipken kızımız ne yazık ki ailesi yüzünden sadece model olabilmiş. Ailesiyle birlikte Moskova'da yaşayan bu güzel kızın annesi kafayı Barbie bebeklerle bozmuş ve ben Barbie gibi bir kız yetiştireceğim demiş. Ona Rus Barbie diyorlar ki makyajından saçlarına her noktası benziyor. Ailesi erkeklerle takılmasına izin vermemiş ve bir prenses gibi büyümesini sağlamış. Yaşayan bir oyuncak diyebiliriz kız için. Gördüğünüz gibi küçükken de aynı şeylerle karşılaşmış. Angelica annesinin izni olmadan kıyafet bile almamış. Angelica Kenova paylaşan: thegeyik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-marketler-artik-plastik-ambalaj-yerine-muz-yapraklari-kullaniyor/", "text": "Vietnam'daki süpermarketler Tayland'dan plastik yerine muz yaprağını ambalajlama alternatifi olarak kullanan bir girişimi benimsediler Vietnam'da Lotte Mart, Saigon Co. Coop ve Big C gibi büyük süpermarket zincirleri, mağazalarında da muz yaprağı deneyleri yaparak Tayland mağazasının ayak izlerini takip etmeye başladı. VnExpress ile yapılan röportajda , Lotte Mart zincirinden bir temsilci hala test aşamasında olduklarını, ancak plastiği ülke çapında yapraklarla değiştirmeyi planladıklarını belirtti. Hoa adında yerel bir müşteri , Bu güzel muz yapraklarına sarılmış sebzeleri gördüğümde daha çok almaya daha istekli hale gedim. dedi. Bu girişimin çevreyi koruma konusunda daha bilinçli olmalarına yardımcı olacağını düşünüyorum. Vietnamlılar tarafından günde yaklaşık 2.500 ton plastik atığın atıldığı raporlanmış durumda. Bu girişimle bu miktarı düşürmek amaçlanıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-markette-satilan-hicbir-sey-gercek-degil/", "text": "İngiliz sanatçı Lucy Sparrow,ABD'nin New York şehrinde tüm ürünlerin keçeden olduğu bir market açtı. Çağdaş sanatçının market enstalasyonunda, meyve ve sebzeden dondurmaya, sakızdan gazete ve dergilere kadar bir markette bulunabilecek her ürünün keçeden yapılmış hali bulunuyor. Sparrow, 8 binden fazla market ürünü keçeden kendi elleriyle imal ettiğini ve aslına sadık kalmaya özen gösterdiğini ifade etti. Sparrow, daha önce benzer bir sergiyi Londra'da açtığını ifade etti. Fakat ABD'deki hazır yemek kültürünün çeşitliliğin yaratıcılığı tetiklediğini belirten sanatçı bu yüzden sergisini New York'a taşıdığını söyledi. Serginin ziyaretçileri, aynı bir marketteymiş gibi ürünlerini alışveriş sepetine doldurup onları satın alabiliyor. İsmi Eight Till Late olan sergi/market yıl sonuna kadar ziyaret edilebiliyor. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-mucize-icecek-kanser-hucrelerini-olduruyor/", "text": "Bay Seto akciğer kanseri idi... Çin'de ünlü bir Herbalistin tavsiyesi üzerine bu içeceği içmeye başladı. 3 ay boyunca düzenli bir şekilde bu içeceği kullandı ve şimdi sağlığına kavuşmuş durumda. Bu içeceği hazırlamak için ihtiyacınız olan şeyler: 1 adet pancar kökü 1 havuç 1 elma Bu malzemeleri yıkayıp, kesip, meyve sıkacağında suyunu çıkardıktan sonra bekletmeden suyunu içebilir ve geri kalan posasını cildinize sürebilirsiniz. Bu mucize içeceğin etkili olduğu rahatsızlıklar: 1) Gelişmekte olan kanser hücrelerini önlemekte. 2) Karaciğer, böbrek, pankreas hastalıklarını önlemekte ve ülser tedavisinde de kullanılabilmekte. 3) Akciğeri güçlendirir, kalp krizi ve yüksek tansiyonu önler. 4) Bağışıklık sistemini güçlendirir. 5) Kızarmış, yorgun veya kuru gözlere iyi gelir. 6) Kas ağrısını ortadan kaldırmaya yardımcı olur. 7) Bağırsak hareketlenmesine yardımcı olarak kabızı ortadan kaldırır. Detoks olarak da kullanılabildiğinden cildiniz daha sağlıklı ve parlak bir görünüme sahip olacaktır. 8) Boğaz enfeksiyonuna iyi gelir. 9) Regl ağrısını azaltmaya yardımcı olur. 10) Saman nezlesine iyi gelir. kaynak: Galaksi arşivi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-oyunlar-gercek-kan-kaybettirecek/", "text": "Gerçekçilik çılgınlığını oyun dünyasını sarsa da bu sefer biraz can yakacak! Pes'te el yok sorunlarının ötesinde bu sefer oyunlara büyük bir yenilik geliyor. Hayır bahsettiğimiz şey kesinlikle kol titreşiminin ötesinde, Blood Sport isimli oyun aparatı siz vuruldukça kanınızı emecek! Xbox 360 kolunun titreşim özelliğinden yararlanacak olan modül kurşunlandığınızda kanınızı alacak. Tabii gerçekten ölmemeniz için sistem bunu sınırlandırıyor. Kickstarter projesi olan Blood Sport şu an gerekli olan paranın tamamlanmasını bekliyor. Bu sistem ev kullanımı için sunulmayacak. Belki kan vermeyi eğlenceli duruma getirir ne dersiniz? Kızılay sokaklarda bu kitle kan almaya başlarsa şaşırmayın! Toplanan kanın ihtiyacı olan kişilere ulaştırılması için de bir sistem geliştirilmekte. Bu sistem en çok Dracula'yı sevindireceğe benziyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-sevimli-kopek-ve-33-arkadasi-yulin-kopek-eti-festivalinden-kurtarildi/", "text": "Her yıl yapılan Çin'deki Yulin Köpek Eti Festival'inden birkaç gün önce, 29 köpeğin ve beş kedinin hayatı, işkence edildikten sonra yenildiği acımasız kaderden kurtarıldı! Çin'deki ortakları ile birlikte, Humane Society International , Yulin'deki mezbaha tesisinde esir tutulan korku içindeki hayvanların serbest bırakılmasını sağladı. Kafeslerin içine doldurulup pislik içinde yaşatılan ve bazılarının köpek eti üretiminde ucuz birer alternatif olarak evlerinden çalışnmış olduğunu düşündüren tasmalı köpekler... Polisin Yulin'deki varlığı şuanda çok güçlü ve oradaki ortam çok gergin bu nedenle bu kolay bir kurtarma değildi. Köpekler özellikle de dehşet içindeki yaşlı köpekler ve kediler açık bir şekilde korkuyorlardı... Orda onları kurtaramamış olma ihtimali ve bu hayvanların öldürülürcesine dövülüp yenildiği düşüncesi gerçekten şok edici.diyor Çin Politika uzmanı Peter Li. Ulusal ve uluslararası protestolar ile 11 milyondan fazla imza ile sonuçlanan dilekçeye rağmen, Yulin Festivali, 21 Haziran Salı günü başlayacak şekilde ayarlandı. Yüzlerce hayvan, bir haftadan biraz fazla sürecek sözde kutlamalar sırasında mahkum edilmiş binlercesi ile beraber, festivali izleyen haftalar boyunca öldürülüyor. Kültürel bir önemi olmayan ama 2010 yılında satışı arttırmak için köpek eti tüccarları tarafından bulunan festival, güneybatı Çin'de bulunan Yulin kenti için yaz gündönümü başlangıcını işaret ediyor. Her Haziran ayında düzenlenen kutlamanın önemli bir bileşeni köpek etinin kitle tüketimini içeriyor. Bu günlerde, köpek etinin tüketim hikayesinin bulunmasına rağmen, köpek eti yenilmesi artık giderek nadir bir hale gelmekte. Sözde festivalin en rahatsız edici bileşeni, hayvanların yenmeden önce güya etin daha yumuşak olacağı inancı ile onları canlı boğma ve kaynatma gibi korkunç davranışları içeriyor. Çin hükümeti açık bir şekilde kesinlikle festivali desteklememiştir ama şu ana kadar bunu durdurmak için çok az önlem almıştır. Bu sene ilk defa hükümet festivalin varlığını inkar etmek yerine resmi olarak festivalin kapatılması sözünü veren bir kararname yazmıştır. Yulin'deki restoranların, tabelalarındaki köpek işaretlerini kaldırdığına ve hatta bu yılki festivalde sorunu önlemek adına tamamen adlarını değiştirdiklerine dair haberler var. Yerel hükümet tarafından desteklenmiyor olsa da köpek et festivali, özel ve spontan bir aktivitedir. diye yazmış Yulin hükümetinin bir temsilcisi, Çin Ulusal Halk Kongresindeki bir Hong Kong Milletvekili olan Michael Tien'e. Ancak, Yulin yetkilileri ve ilgili devlet kurumları, festivalin yeniden yapılmasını önlemek için derhal harekete geçecektir yazıyor mektupta. Li, Çin hükümeti tarafından, kedilerin ve köpeklerin kamyonlar ile Yulin'e getirilmesi durumunda kamyonlara el konulmasının, mezbahaların kapatılmasının ve Çin'de hayvanların refahı için yeni yasaların oluşturulmasının, bu seneki Yulin festivalini engelleme ve kalıcı olarak önleme açısından anahtar niteliğinde olduğunu düşünüyor. Açıklamada Li, önceden çalıştığı festival Yulin'in olay yeri manzarasını anlattı: Yulin nefesini tutan bir yer gibi şuanda. Dongkou hayvan pazarında işler yavaşladı ve Humane Society International tarafından birkaç ay önce ifşa edilen mezbaha kapandı. Ziyaret ettiğimiz diğer bir mezbaha açıktı ama hiçbir canlı hayvan göremedik.Gördüğümüz birkaç restoranda ve mezbahada köpek kelimesi boyanmış ya da bant ile kapatılmıştı ve bir Yulin memuru, bazı medyaların haberlerinin aksine, köpek eti satışının aslında sürekli azalan bir şey olduğunu söyledi. Hala tipik kahverengi köpek organları ile kaplı pazar tezgahları ve kazıklar görüyoruz ama kişinin görmeyi beklediği derecede henüz hiçbir şey görmüyoruz. Kesinlikle sessiz bir Yulin olduğu doğru. Yetkililer sinirli görünüyor ve köpek ve kedi eti tüccarlarını bizimle iletişime geçmemeleri ve hükümet çalışanlarını köpek eti restoranlarından uzak durmaları konusunda uyarıyor. Ama yakın zamanda HSI tarafından kurtarılan 34 köpek için, tüm bu korku dolu anlar geride kaldı. Banyo yaptırıldıkları, beslendikleri ve bakıldıkları barınaklara götürüldüler. Onlara zarar vermek için orada bulunmadığımızı hatta acılarını sonlandıracağımızı anladıkları zaman, hemen yalayarak ve kuyruk sallayarak karşılık verdiler. diyor Li. Bir çoğu İngiltere ve ABD'ye yollanarak sıcak yuvaları aranacak ve bir kısmına da Çin'de yuva aranacak. Umarız bu işkence son bulur ve tüm köpekler kurtarılıp yeni ailelerine kavuşur..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-seylerin-ayni-zamanda-oldugunu-bilmek-kafanizi-karistiracak/", "text": "Bazı şeylerin aynı zamanlarda hatta daha önce olması sizleri şaşırtıcak. Bu listede bizim tarihimizle ilgili bir bilgi de mevcut. Hadi biraz kafamızı karıştıralım: Oxford Üniversitesi Azteklerden daha eskidir. Star Wars çıktığında Fransa'da hala giyotinle idam normaldi. 1800'lerde çekilen tüm fotoğraf sayısını biz 2 dakikada çekiyoruz. İnsanlık uçağı bulduktan 66 yıl sonra aya gitti. Aya inen Apollo 11'de, TI-83 hesap makinesinden daha az işlemci vardır. İlk piramit inşaa edildiğinde mamutlar hala hayattaydı. Warner Bros kurulduğunda Osmanlı İmparatorluğu da hayattaydı. Harvard Üniversitesi, kalkülüsün keşfinden önce kuruldu. Eğer Dünya tarihi bir yıla sıkıştırılsaydı, modern insanlık tarihi 31 Aralık 23:58'de başlardı. Beyaz Balina (1851) yazılmadan önce doğan balinalar hala hayattadır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-yaz-icin-turkiyeden-7-alternatif-tatil-yeri/", "text": "Gelmek bilmeyen bir yaza hep birlikte yenilmedik. Şimdi sıra tatil planında. Kırmızı burunlarımızla, grip salgınından ölmeden gidecek sıcak kıyılar bulma vakti. Böyle buyurun; 1) Muğla / Akyaka Muğla deyince illa Bodrum olmak zorunda değil ya adres... Pek güzel de kamp alanları var diyorlar. 2) Niğde / Derinkuyu Yeraltı Şehri Deniz de şart değil. Yeni yerler yeter! 3) Trabzon / Sümela Manastırı Acilen görülmeli. Oksijen kafası da bedava! 4) Trabzon / Uzungöl Hazır Karadeniz'e uzanmışken... Yeşil yalnız toprakta değil. Şahit olalım! 5) Balıkesir / Şeytan Sofrası Şeytanın ayak izi de var diyorlar... Uygun adım marş! 6) Antalya / Saklıkent Kanyonu Üzüm suyu en güzel orada içilirmiş bir rivayete göre... 7) Antalya / Olympos Elbette... Hippi ruhuna selam ederek, salaş salaş, her şeyden uzak, mis!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-yaz-plajlarin-en-sik-kizi-siz-olun-2017-yazi-bikini-trendleri/", "text": "Bu yaz birbirinden tarz, birbirinden iddialı bikini modelleri ile beachler, havuzlar podyum alanı gibi olacak. Sizi bu podyumun en tarz kızı yapmak için 2017'nin bikini trendlerini inceledim, en güzel bikinileri derledim, topladım. Yaza hazırsak başlayalım kızlar 🙂 Başlamadan önce naçizane tavsiyem, artık bu bikinileri giymeyin kızlar. İki yaz giyindik, dünyalığımızı yaptık. Bitti, gitti çıkarıyoruz hayatımızdan. Bunu giyen 4-5 kızla daha illaki pişti oluyor malesef. İlk duyduğumda beni şaşırtan, incelediğimde bayıldığım trend, Şeffaf mayolar. Vücuduna güvenen kızlar için doğru bir tercih olacak 🙂 Beachlerde festival havası yaratan Püsküllü mayolar yine trend. O kadar güzeller ki, bence bu trend hiç bitmese de olur. Bir bakanı bir daha baktırtacak Nude Bikiniler, özellikle bronz tenlilere çok yakışacak. Volan bu sene bikinilerde de karşımıza çıkıyor. Bahar ve kış sezonlarında severek kullandığımız volanlar, bikinilerde de çok hoş durdu. Bu sene gece şıklığında bol bol kullanılan hem cool hemde iddialı Derin Göğüs Dekoltesi bikini modellerinde de trendini korumaya devam ediyor. Düşük omuzlu bikiniler ve yüksek beller plajlarda retro havası estirecek, fiziğimizi de daha güzel gösterecek 🙂 Botanik desenler ile kendimizi Hawaii'de falan hissedebiliriz. Bence müthiş 🙂 Özellikle genç kızların bayılacağı Slogan baskılı mayo'lar hem çok rahat hem de çok şıklar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-yaz-sokaklarda-kesinlikle-goreceginiz-5-moda-trendi/", "text": "Merhaba canım okuyucu; Bugün konumuz bu yaz sokaklarda gördüğüm bizi tek tip yapan 5 trend. 1.Kimono Geçen yazdan beri kimonolar hayatımızda ancak bu baharla beraber atağa geçti diyebiliriz. Bu yaz modadan geri kalmak istemeyenler derhal bir adet mümkünse koca koca desenli kimono edinmeli. Japon kültürünün meraklısıyız vesselam. 2.Püskül Çılgın püskül. Mayolarda, çantalarda, bluzlerde, kimonolarda, eteklerde her yerde. Benim memleketimin bohemi kendini yansıtmasın mı? Kızılayım dağıt oradan bohemime püsküllü çanta. 3.Flash Tattoo Sakızdan çıkan dövmelerden tek farkı janjanlı renkleri. Altın sarısı renginden midir bilmem ama uyuumcu amcam bile camına asmış. Flash tattoo bu yaz minimalist çizgilerle kızlarımızın bronz tenlerini süsleyecek. Önemli uyarı; dövmeyi yaptıktan sonra güneşlenmeyin aksi halde bir kaç güne dövmeniz çıkacak ve altından süt beyazı teniniz halkımızı selamlayacaktır. Flash Dövme örnekleri için tıklayın. 4.Araba lastiği ayakkabılar Kışın hayatımıza giren bu kalın tabanlı topuklu ayakkabılar unutulmaktan çok korkmuş olacaklar ki erhal yaza uyun sağladılar. Bana araba lastiğinden başka hiçbir şeyi anımsatmamakta. Üstelik piyasada o kadar ucuz alternatifleri var ki. Moda tutkunu genç kızlarımız umarım bu ucuz lastik ayakkabılarla ayak sağlıklarını kaybetmez. 5.Mavili morlu saçlar Saçını bugüne kadar türlü renklere boyamış bir kadın olarak bu modayı eleştiremem. Lakin sokakta rengarenk kafalar gördükçe kendi rengime dönme isteğim günden güne artıyor. Ben yıllar önce saçımı yeşil yapmak istediğimde boya iki haftada gelmişti. Şimdi kızlar çok şanslı. Bu yaz genç kızlarımın bukalemun gibi renkten renge geçecekler. İlgisiz sevgililere şimdiden duyurulur. Kız arkadaşınızın saç rengini takip edin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-yaz-spotifyda-en-cok-dinlenilen-yabanci-ve-turkce-20-sarki/", "text": "2021 yazında Spotify'da en çok dinlenen şarkı, 29 Mayıs 22 Ağustos tarihleri arasında dünya genelinde 600 milyondan fazla dinlenmeyle Olivia Rodrigo'dan good 4 u oldu. good 4 u, 14 Mayıs tarihinde yayınlandığından beri 18 milyondan fazla çalma listesine eklendi. 2021 yazına dünya genelinde damgasını vuran good 4 u aynı zamanda, 325,000'den fazla çalma listesinin adında yer aldı. Şimdi bizi dünya genelinde bir yolculuğa çıkaracak Global Top 5 listesine geri dönelim. 2021 yazında global olarak en çok dinlenen ikinci şarkı, Maneskin'den Beggin' olurken, Rauw Alejandro'nun Todo De Ti adlı şarkısı ise üçüncü sıraya yerleşti. Lil Nas X'ten MONTERO bu yazın TOP 5 listesinde dördüncü, Doja Cat ile SZA'in birlikte seslendirdikleri Kiss Me More ise beşinci sırada yer aldı. Türkiye'de yaz aylarında yine rap rüzgarı esti. Ezhel'in Bul Beni adlı şarkısı 2021 yazında Türkiye'de en çok dinlenen şarkı olurken, Ezhel'i sırasıyla Sefo'nun Bilmem Mi?, UZI'nin Krvn, Bedo ve Patron'nun Ölebilirim, şarkıları izledi. Edis'in Martılar adlı şarkısı ise listenin beşinci sırasına yerleşerek, 2021 yazının TOP 5 şarkı listesindeki tek pop şarkısı oldu. Spotify Güney Avrupa Müzik Direktörü Melanie Parejo Spotify'ın 2021 yazına damgasını vuran şarkılar hakkında şunları söyledi: Yılın belli zamanlarında yayınladığımız pek çok liste gibi her yıl yaz aylarını kapsayan TOP yaz listelerimiz de hem global trendleri hem de her ülkenin kendi müzik kültürünü yansıtıyor. Türkiye'de son yıllarda gözlemlediğimiz rap'in hızla artan yükseliş eğrisinin Türkiye'de 2021 Yazı TOP 20 şarkılar listesine yansıdığını gördük. Türkiye listesindeki rap hakimiyetine ise pop ve indie müziğin yıldızları eşlik ediyor. Diğer yandan Türkiye TOP 20 listesinde sadece iki şarkının yabancı olması Türkiye'nin ne derece güçlü bir yerli müzik kültürüne sahip olduğunu gösteriyor . Yalnızca Spotify'a özel bir podcast yayını olalı henüz bir yıldan daha az olmasına rağmen, The Joe Rogan Experience 2021 yazında Spotify'da dünya genelinde en çok dinlenen podcast oldu. Bu yazın popüler olan diğer podcast yayınları ise şöyle: Yalnızca Spotify'a özel bir podcast yayını olalı henüz bir yıldan daha az olmasına rağmen, The Joe Rogan Experience 2021 yazında Spotify'da dünya genelinde en çok dinlenen podcast oldu. Bu yazın popüler olan diğer podcast yayınları ise şöyle: Crime Junkie bu yaz gizem sevenlerin favori yayınıydı ve en çok dinlenen ikinci podcast oldu. Artık Spotify'a özel olan Alex Cooper'ın Call Her Daddy'si bu yazın en çok dinlenen podcast listesinde üçüncü sırada yer aldı.The Daily, yazın en çok dinlenen dördüncü podcast'i olma üstünlüğünü koruyarak en son gelişmelerden haberdar etmeye devam etti. Armchair Expert with Dax Shepard, en çok dinlenen podcast listesinde beşinci sırada yer alarak, bize sadece insan olduğumuzu hatırlatmayı sürdürdü. Türkiye'de 2021 yazına eşlik eden podcast'ler sırasıyla Merdiven Altı Terapi, Kendine İyi Davran gibi insanın kendi içsel yolculuğuna odaklanan yayınlar olurken, üçüncü sırada ise mitoloji meraklılarına seslenen Mitolojik İnciler yer aldı. 2021 yazına TOP 5 podcast listesinde dördüncü sırada Fularsız Entellik, beşinci sırada Yeşim'in ŞifaEvi gibi yaza anlam katan podcast yayınları eşlik etti. Aşağıda ve Spotify'ın blog sayfası For the Record üzerinden 2021 yazının en çok dinlenen şarkı ve podcast listelerimize göz atabilirsiniz. Çeşitli ek materyallere erişmek için BURAYA, Spotify'ın resmi Yaz Şarkıları çalma listesini dinlemek için de BURAYA tıklayabilirsiniz. NOT: Tüm veriler 29 Mayıs ile 22 Ağustos tarih aralığı baz alınarak derlenmiştir. 2021 yazında dünya genelinde en çok dinlenen şarkılar (29 Mayıs 22 Ağustos tarihleri arasındaki verilere dayanmaktadır): good 4 u by Olivia Rodrigo Beggin' by Maneskin Todo De Ti by Rauw Alejandro MONTERO by Lil Nas X Kiss Me More by Doja Cat, SZA STAY by The Kid LAROI, Justin Bieber Yonaguni by Bad Bunny Bad Habits by Ed Sheeran Butter by BTS Levitating by Dua Lipa deja vu by Olivia Rodrigo I WANNA BE YOUR SLAVE by Maneskin Peaches by Justin Bieber traitor by Olivia Rodrigo Que Mas Pues? by J Balvin, Maria Becerra Save Your Tears by The Weeknd drivers licence by Olivia Rodrigo happier by Olivia Rodrigo Leave The Door Open by Bruno Mars, Anderson .Paak, Silk Sonic Astronaut In The Ocean by Masked Wolf 2021 yazında Türkiye'de en çok dinlenen şarkılar (29 Mayıs 22 Ağustos tarihleri arasındaki verilere dayanmaktadır): 1. Bul Beni Ezhel 2. Bilmem Mi? Sefo 3. Krvn UZI 4. Ölebilirim Bedo,Patron 5. Martılar EDIS 6. Dua Güneş, UZI 7. ralli Lvbel C5, Batuflex 8. Lütfen cakal 9. Umrumda Değil UZI 10. Beggin' Maneskin 11. Seni Dert Etmeler Madrigal 12. Barbar Kaan Boşnak 13. Alaz Alaz Buray 14. Sen Varsın Diye Yüzyüzeyken Konuşuruz 15. Sevmedim Deme Kurtuluş Kuş, Burak Bulut 16. Kanunlar Gibi Derya Uluğ 17. I WANNA BE YOUR SLAVE Maneskin 18. Bonita Sefo, Reynmen 19. Yaz Gülü Yalın 20. Makina UZI"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-yaz-tum-erkeklerde-goreceginiz-5-moda-trendi/", "text": "Merhaba canım okuyucu; Yurdum erkeği moda ikonu olacak ki kışın biz kadınların UGG'larına, taytına yazın şortuna, yırtık kotuna bol bol giydirip durdu. Gün intikam günüdür hanımlar! Beylerin kendilerine bakmaları için kocaman bir ayna tutacağım bugün. Sevgili beyler; bu yıl sokaklarda sizi içinde görmekten baygınlık geçirdiğimiz, sizi tek tip yapan 5 trendi açıklıyorum. 1.Bilekte kesilmiş paçalar Kışın renkli renkli çoraplarını gördüğümüz adamların şimdi kıllı bileklerini görmek pek hoş değil açıkçası. Çoğunlukla paçalar kestirilmek yerine kıvrılarak ayak bileğine getiriliyor ve tüm adamlarımız birer ikona dönüşüyor. 2.Rugan ayakkabılar Kış gitmek bilmediğinden ötürü hala sokaklarda bu rugan kardeşleri görüyoruz. Renkli kalın taban, tercihen parliament mavisi veya kırmızı. Önemli not: Erkekler içinde Babet çorap diye tabir ettiğimiz çoraplar mevcut. Onları alın, onları giyin, onları sevin. Çorapsız giyiyorsunuz diye ödümüz kopuyor. 3.Saat yanı iki boncuk bileklik Erkeğin aksesuar kullanmasına bayılan biriyim. Hele ki bileklik o kadar hoşuma gider ki adamda. Yalnız bu boncuk işi bozdu. Tespihten bozma şeyler görüyorum kollarda hiç hoş değil beyler. Bir de neden yalnızca iki adet? Neden bir veya üç değil? Bu bir örgüt kuralı mı? Deriler sarılırdı eskiden onları sarsanıza yine ^_^ Ya da şu çapalı bileklikler var onlarda güzel. 4.Saç Sakal Yakışana çok yakışıyor ama olmayınca da olmuyor. Öncelikle saçı konuşalım; sanırım bu akımın öncüsü David Beckham. Fakat memleketimin her erkeği bir Beckham değil. Sakala gelecek olursak temizliğinden şüpheliyim beyler. Hijyenik durmuyor ve bence kimseye yakışmıyor. 5.Şapka Nice adamlar kafalarını ağaçlara gömdü bu eşek kadar şapka yüzünden. Moda uğruna ya rab ne beyinler göçüyor. Beyler bizim taytlara laf edene kadar kafa tasınızın sağlığı için bir şey yapın. Hemen şimdi o şapkayı ulaşamayacağınız bir yere saklayın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-yaziyi-okuduktan-sonra-cok-daha-iyi-anlayacaksiniz-neden-kanser-oluyoruz/", "text": "NEDEN KANSERSİN? Hayatında hep şeker oldu. Çayı, kahveyi şekersiz içmedin. Kahvaltıya reçelsiz ve krem çikolatasız oturmadın. Beyaz pirinç ve ekmeğin şeker olduğunu unuttun. İçinde yüksek oranda fruktoz bulunan meyveleri kiloyla yedin. İçinde glukoz ve aspartam olan ürünler tükettin. Kolanın ve gazlı içeceklerin şeker ve zehir karışımı olduğunu bile bile içtin. Önce insülin direncin başladı sonra şeker hastası oldun, 150 kilo oldun ama durmadın. Palm yağı, ayçiçek yağı, mısır özü yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin. Paketlenmiş hazır sıvı ve katı tüm ürünlerdeki koruyucu kimyasalların seni kanser edeceğini önemsemedin. Salçanı, makarnanı, turşunu hatta, limonu sıkıp limon suyunu bile kendin yapmadın. Hazır almak kolayına geldi. Pazardan nohutunu, fasülyeni bile almadın, bunları konserve satın almak yemek basitti. İnsanlar 4000 yıldır misvak vb. doğal malzemelerle diş fırçalarken sen gittin 35 açılı sentetik diş fırçasını ağzına soktun. O da yetmedi; bildiğimiz çamaşır deterjanının şeker ve naneyle karıştırılmış şekli olan diş macunu ile hayat boyu diş fırçaladın ve bunun bir kısmını yuttuğunu göz ardı ettin. Bal ve karbonatın dişlerini tartarlardan bile temizlediğini bilmedin ve dişleri de o macunlarla çürüttün. Çamaşır deterjanının ve yumuşatıcının vücut ısısı ile deri tarafından emildiğini ve deri kanserinin en büyük nedeni olduğunu umursamadın. Çamaşırlarını boraks ve karbonat karışımı ile yıkayıp yumuşatıcı gözüne elma sirkesi koyarak muhteşem bir temizlik elde edeceğini umursamadın. Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin. Deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hem de tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin. Evde basitçe kostik ve zeytin yağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her sabah yüzünü bedenini yıkadın. Her gün bu daha da iyi diye pazarlanan o şampuan zehirleriyle saçını yıkadın. Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine, temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin. O su buharlaştıkça soludun ve akciğer kanseri oldun. Karıncaları, böcekleri, sinekleri; limon karbonat fesleğen acı biber vb doğal yollarla evinden uzak tutmadın. Bastın böcek zehrini, o ağır kimyasalları temizlesen bile gitmez bunu unuttun. Soludun ve eşyaların üzerinden ellerinle ağzına soktun. Yaşamını mahveden büyük şehirde egzoz gazı solumaya ve araba kullanmaya devam ettin. Resmen radyoaktif olan cep telefonunu kulağına 2 saat yapıştırdın. Radyoaktif olan wi-fi vericisini evin içine soktun, radyoaktif olan alıcı bilgisayarı da kucağından indirmedin. Yatarken cep telefonunu hep başucunda tuttun ama uçak moduna almayı akıl etmedin. Hem çocuğunun odasına hem de kendi yatak odana gece lambası koydun ve geceleri açık tuttun. Bağışıklık sisteminin gelişmesini ve kanserden korunmayı sağlayan melatonin hormonunun gece uyurken zifiri karanlıkta üretildiğini hiç duymadın ya da duydun ama boşverdin. Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedin ve adına da doğal beslenme dedin. Üzerinde organik yazan her gıdayı gerçekten organik sandın bunlara normalden fazla para bile ödedin ama bir gıdanın gerçekten organik sayılabilmesi için gerekli standartlar nelerdir ve aldığın organik ürün gerçekten de organik midir hiç merak edip araştırmadın incelemedin. Yiyeceklerini cam ve toprak kaplarda saklamak ve pişirmek yerine çelik ve bilmediğin kaplamalarla kaplı kaplarda pişirdin yedin. En önemlisi de mutfağının her yerine plastik, teflon ve alüminyum soktun ve çizildikçe onları da yediğini unuttun. Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin. Fast food'un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, üç katlı hamburgerleri yuvarlıyordun. Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. Kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin. Sobayı attın ve evine klimayı ve bilimum elektrikli ısıtıcıyı soktun. Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun. Sonuç; sokaktaki her on kişiden üçü kanser. Sen de ya bu üç kişiden birisin ya da tüm bu saydıklarımı ısrarla yapmaya devam edersen, bir süre sonra dördüncüsü de sen olacaksın... Hadi seni geçtik de kardeşim, peki ya çocuğunun suçu ne?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-yaziyi-okuduktan-sonra-kulak-cubugu-kullanirken-iki-kez-dusuneceksiniz/", "text": "Kulak çubuğu kullananlara çok önemli uyarı İngiliz internet sitesi Independent'tan Roberto A Ferdman kulak çubuğunun nasıl enfeksiyona yol açtığını anlattı. Ferdman, haberinde kulak çubuğu kullanan annesinin 1 hafta boyunca kulak ağrısı çektiğini ve bunun üzerine doktorun kulak çubuğu yüzünden iltihap oluştuğunu söylediğini anlattı. KULAK MUMU KULAĞI KORUMAK İÇİN VAR Independent'a konuşan kulak burun boğaz uzmanı Dennis Fitzgerald, İnsanlar devamlı kulak çubuğunun neden olduğu problemler yüzünden bize başvuruyorlar. Dünyanın neresinde bir kbb doktoruna giderseniz gidin size aynı şeyi söyleyecektir. Hastalar bize kulak çubuklarını, kulaklarının içine sokmadıklarını bile söylüyorlar ama kullandıklarını biliyoruz. İnsanlar kulak temizlemeyi normal bir şey olarak görüyor ve kulak mumunu kirli, iğrenç bir şey olarak görüyor. Oysaki bu doğru değil. Vücut kulak kanalını korumak için kulak mumu üretiyor. Kulak mumu zaten olması gereken yerde ve kulak zaten bunu zamanla dışarı atıyor. Sizin yapmanız gereken kulağın dışını temizlemek. dedi. * Bu yazı Hurriyet.com.tr'den."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bu-yontemle-gripten-1-gunde-kurtulun/", "text": "Kış ayları yaklaşıyor ve grip kapıda. Peki gripten 1 günde kurtulmak mümkün mü? Mümkün. Alternatif tıp buna güzel bir çözüm sunuyor. Alternatif demeye de gerek yok aslında gripten kurtulmanızı sağlayacak besin limon. Ama bunu kullanma şekliniz biraz farklı: Hepimizin bildiği gibi gribin en büyük ilacı C vitaminidir, ve limon en büyük C Vitamini deposudur. Ancak kullanılan limon yanlış kullanıldığında pek etki etmez diyemeyiz ama sonuç ve tedavi süreci uzar. Buna bir örnekleme getirecek olursak tıpkı çaya atılan şekerin veya başka maddelerin çayın yararlı fonksiyonlarını değiştirmesi gibi. Çay kalbe kuvvet verir ve bedene kuvvet verir o kadar faydalıdır ki çay, içerisine atılan maddeler sonucu çaydaki fayda sağlayan özellikler etkisini kaybeder. Tıpkı bu örneklemede olduğu gibi limonu da bilinçli kullanmamız gerekiyor. Nasıl 10 dakikada grip bedenimizi terk eder? Ayak Üstlerinizi Ve Topuklarınızı Limonla Ovarak Ayak üstlerininizi ve ayak topuklarınızı limon ile on dakika masaj yaparcasına ovuşturursanız çok büyük tesir göreceksiniz.Bunun nedeni ise limonun ayak üstlerinden ve topuklardan emiliminin daha hızlı olmasıdır.Ayak ve topuklar emilimin en hızlı olduğu yerlerdendir.Bu şekilde uyguladığınız limon masajı sebebiyle grip vücudunuzu hemen terk etmeye başlayacaktır. Karabiber Tuz Ve Limon Suyu Üçlüsüyle Yaptığınız Karışımla Karabiber, tuz ve limon suyunu karıştırdığınızda grip sizden korkmaya başladı bile... Bir yemek kaşığı oranında limon suyunun içerisine tuz ve karabiber ekip içtiğinizde en etkili grip ilacını almış olacaksınız.Bu yöntemi uyguladığınız takdirde, uygulamaya başladığınız andan itibaren grip ölmeye başlayacaktır.Bedeniniz bu şekilde gripten arınmış olacaktır. Burun Tıkanıklığınız Var İse Limon Uygulaması Yapın Burun tıkanıklığınız var ise pamuk yardımıyla limon suyunu pamuğa batırarak burun deliklerinize uygulayın, birazdan burnunuz açılacaktır. Rahat nefes almanın hiç de zor olmadığını da göreceksiniz. Limon suyu ile karıştıracağınız içme suyunu gargara için kullanın ve ağzınızdaki ve ağız yolundaki mikropların ölmesine yardımcı olun.İki yemek kaşığı oranında limonu yarım su bardağı su ile birleştirin etkisi harika olacaktır. Limon o kadar kıymetli bir şifa kaynağı ki gün geçtikçe yeni yeni fayları gün ışığına çıkmaktadır.En sevdiğimiz özelliği ise insan bedeninde bağışıklığı çok önemli derecede güçlendirmesi.Bunun yanı sıra ise bedenin bağışıklığı güçlü oldukça vücudun da ne kadar zinde kaldığının bilinmesi gerekmektedir. DİKKAT! Tansiyon hastaları ve kan hastalarının olumlu ve olumsuz etkilerini araştırıp bilip bu şekilde limon tüketmeleri gerekmektedir.Limon tansiyon düşürmekle birlikte kanın hareketini hızlandırarak incelmesini de sağlar.Bundan ötürü hasta kimseler bu etkileri göz önünde bulundurarak hareket etmelidirler. Normal insanlar rahat bir şekilde limondan istifade edebilirler. K:Sağlık Haber"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bulasiklari-makineye-koymadan-once-temizlemede-dunya-birincisiyiz/", "text": "Türkiye'de tüketicilerin %71'i ön yıkama yapıyor, kaynaklar boşa harcanıyor! AYTM ve Fairy'nin Bulaşık Makinesi Kullanımı ve Alışkanlıkları araştırmasına göre Türkiye'de tüketicilerin %71'i bulaşıkları makineye koymadan ön yıkama yapıyor. Yapılan ön yıkama işlemleri arasında suda bekletmek, suyla ovalamak, durulamak veya fırçalamak yer alıyor. Hem suda bekletip hem ovalama yapanların oranı ise 13%. Bu davranışların nedeninin başında kurumuş zorlu kirlerin temizliği ve koku engelleme geliyor. Hayli yüksek olan ön yıkama oranı su ve enerji kaynaklarının boşa harcanması, hem vakit hem de ekonomik kayıp anlamına geliyor. Türkiye'de tüketici çevre konusunda çok duyarlı Konu bulaşık deterjanlarına geldiğinde Türkiye'deki tüketiciler çevreye en duyarlı tüketiciler olarak öne çıkıyor. Deterjanların çevre üzerindeki etkileri konusunda endişeli olduğunu vurgulayan tüketicilerin oranı %22'ye ulaşıyor. Su ve enerji tasarrufu, ürünlerde doğal ve güvenli içeriklerin kullanılması, çevresel sorumluluk, plastiğin makul kullanılması ve belli içeriklerin kullanılmaması konusunda Türkiye'deki tüketiciler yüksek düzeyde hassasiyet gösteriyorlar. Buna rağmen Türkiye ön yıkama yapma oranında %71 ile başı çekiyor. Makineler tam dolmadan çalıştırılmıyor. Ortalamamız haftada beş makine... Tüketicilerin üçte ikisi elde yıkamaya kıyasla %75 veya daha fazla oranda bulaşık makinesi kullanıyor haftada ortalama 5 kez çalıştırıyor Tüketicilerin üçte ikisi ancak tamamen dolunca bulaşık makinesini çalıştırıyor. Türkiye'de en çok Normal yıkama programı kullanılırken onu Ekonomik ve Yoğun programlar takip ediyor. Tüketicilerin %74'ü 60 derece veya daha yüksek sıcaklıkta yıkıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bunamaya-karsi-7-onemli-besin/", "text": "Dünyada bunama vakalarının sayısı 47,5 milyona ulaştığı ve bu oran sürekli arttığı halde, bunamanın beslenme ile bağlantısı konusundaki araştırmalar oldukça sınırlı. Son yıllarda kırmızı şaraptan kahveye, çikolatadan şampanyaya birçok yiyecek ve içecek 'bunamaya karşı mucize besin' nitelemesiyle haber başlıklarını işgal ederken The Food Programme'dan Sheila Dillon uzmanlarla konuşup bu konuda bilinenleri derledi. Aslında hiçbir yiyecek veya içecek mucize etkisi göstermiyor. Önemli olan, sağlıklı ve dengeli beslenmek, bol sebze ve meyve, zeytinyağı ve balık ağırlıklı Akdeniz diyeti uygulamak. Bunun olumlu etkisi sadece bunama açısından değil genel sağlık için de önemli. Fakat bunama açısından şu yedi noktaya dikkat çekmek yararlı olabilir: 1. Haftada en az bir kez balık yemek büyük yararlar sağlıyor. 2. Çilek ve yaban mersini gibi antioksidan bakımdan zengin meyvelerin bilişsel dejenerasyonu geciktirdiği kanıtlanmış durumda. 3. Günde 30 gram kadar kabuklu yemiş ile yulaf, mısır, kabuklu pirinç, çavdar ve akdarı gibi tam tahıl ürünlerinin protein ve mineral bakımından zengin olduğu kadar bunamaya karşı da yararlı olduğuna inanılıyor. 4. Ispanak ve diğer yeşil sebzelerin zihinsel gerilemeyi yavaşlattığı biliniyor. 5. Hafif bilişsel sorunları olan kişilere B vitaminleri verildiğinde önemli ilerlemeler kaydettikleri görüldü. 6. Kakaonun sinir hücrelerini koruyucu etkisi olduğuna inanılıyor. Çikolatayı seviyorsanız şeker oranı az, kakao oranı yüksek olanlarını tercih etmelisiniz. 7. Avokadonun içerdiği sağlıklı yağların beyin sağlığına iyi geldiği biliniyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/bunu-okumak-size-iyi-gelecek-kavanoz-ve-iki-fincanin-hikayesi/", "text": "Ne zaman; hayatında bazı şeyler çekilmez hale gelirse, Ne zaman; yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa, O zaman; kavanoz ve iki fincan kahveyi hatırlayınız... Facebook'ta dolaşan bu yazı öyle güzel bir şekilde iki fincan ve kavanozun hikayesini anlatıyor ki sizler de okuyun istedik. İşte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazı malzemelerle derse gelir. Ders başladığında; hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır. Sonrada kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar... Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler. Bunun üzerine; profesör önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını, kavanoza döker. Çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar. Profesör yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar. Öğrenciler yine hep birlikte; 'evet doldu' derler. Profesör bu defa da, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Profesör yine aynı soruyu sorar. Öğrenciler de yine koro halinde 'evet doldu' derler. Profesör bu kez ise masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır. Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye. Bu kez de kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Bunun üzerine öğrenciler gülmeye başlar... Ardından profesör öğrencilerine nasihat etmeye başlar; 'Bu kavanoz sizin hayatınızdır. Tenis topları; Hayatınızdaki önemli şeylerdir. Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız gibi. Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter. Çakıl taşları ise; Sizin için daha az önemli olan diğer şeylerdir. Yani işiniz, eviniz, arabanız gibi. Kum ise; diğer ufak tefek şeylerdir. şayet kavanoza önce kum doldurursanız; Çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi; ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz; Bu defa da önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Sevdiklerinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur...' Bu arada bir öğrenci merakla şu soruyu sorar; 'Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?' Profesör gülerek cevaplar; 'Bu soruyu bekliyordum. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun: Her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır. K: Yorgoderki"} {"url": "https://www.thegeyik.com/burclara-gore-ev-tercihleri/", "text": "Hayatını burçlara göre düzenleyenler olduğu gibi kendini çok kaptırmasa da burçların hayatımızda belli etkileri olduğunu düşünenler de var. Bu yazı ise burcunuza göre hayalinizdeki evi tahmin ediyor. Burçlara göre ev tercihleri Koç burcu Ateş grubundan olan Koç burcu güvenliği olan aydınlık ve ferah evleri tercih eder. Yaratıcı alanlar tam onlara göredir. Ateş kırmızısı ve narçiçeği rengi uğurlu renkleridir. Deklarasyonda, eski ve yeniyi bir arada yaşatırlar. Kendilerini yaşam alanlarında rahat hissetmeleri gerekir ve bu alanı ateşli renk patlamalarıyla yuva haline getirirler Pozitifliğiniz ve tarzınız farklı dekorasyonlar denemenize neden olsa da yatak odanızın enerjisi şömine önleridir. Boğa Burcu Müziğin merkezde olduğu canlılığın içinde sade bir yaşam alanı Boğa burçlarının tercihidir. Özellikle denize ve doğaya yakın olmak amacıyla balkon tercih etmelidirler... Boğa evinde karşınıza sık sık deri koltuk ve kadife kumaşlar çıkar. Beyaz ve siyah rengini seven Boğa burçları evlerinde bu renge sıklıkla yer verirler. Kitapları için mütevazı bir kitaplık mutlaka bulunacaktır.. Misafiri çok seven bu Burçlar fazla koltukla odayı boğmak yerine minderlerle dekorasyonu tamamlayabilir. Ayrıca evini daha çok benimsemesi için taze çiçekler hoşuna gider. Mutfak dekorasyonu da özen gösterdikleri bir konudur. İkizler Burcu İkizler burçları modern tasarımları olan evleri tercih ederler. Evlerinde lüksü ve rahatlığı arayan Geniş alanlarda yaşamayı seven İkizler evlerinde cam öğeleri kullanmayı sever. Büyük kapılardan, geniş pencerelerden hoşlanır. Son moda olanı tercih ederken tasarım konusunda harika bir zevke sahiptir. Modernizeyi seven modern tasarımları takip eden burç, aynı şekilde son model elektronik cihazlardan da haberdardır. Yaşadıkları alanda ferahlık isterler Metal objeler, sarı ve tonlarındaki modern duvar aksesuarları hoşlarına gider. Capcanlı bir burç olan ikizlerin evi de kendisi gibi bu enerjiyi tamamen yansıtır. Ruh haline göre sık sık dekorasyonunu değiştirir. Yengeç Burcu Evlerine aşık olan Yengeçler, evine en meraklı burçturlar. Bahçe katı, ahşap evler duygusal Yengeç burcunun yaşamayı tercih edeceği bir evdir. Klasik ve modernin birleştiği tasarımlar tam Yengeç burcuna göredir. Evini gösteri aracı olarak değil, kabuğuna çekilebileceği bir mekan haline getirmek için dekore eder. Beyaz, gümüş ve gri renklerini dairelerinin her köşesinde kullanırlar. Denizi çok sevdikleri için deniz manzaralı evler tercih ederler. Ve... Yatak odaları ruhlarını dinlendirmek için kullandıkları bir sığınaktır. su sesiyle huzur bulan yengeçler için küçük bir fıskiye ve mumlar yatak odanızı vazgeçilmez kılar. Aslan Burcu Kaliteli yaşamayı seven Aslan burçları lüks ve komşuları olan büyük evleri seçer. Aslan burcu için ev kendisiyle gurur duyabileceği atmosferlerden biridir. Masraftan kaçınmaz ve hem kaliteli hem ihtişamlı eşyalarla evi süsler. Altın ve kırmızı renklerini evlerinde görebileceğiniz burcun evi tamamen konforlu tasarımlardan oluşur. Dekorasyon zevki biraz pahalıdır. Lüks kumaşlardan, deri koltuklardan ve abartılı mobilyalardan hoşlanır. Misafirlerinin beğenilerini kazanmak amacıyla evi en iyi şekilde dekore eder. Görkemli bir hayat tarzı benimseyen aslan burçları tabii ki yatak odaları ve duvarlarda büyük aynalar aslan burçlarına uygun noktalardır. Turuncu, sarı, kırmızı ve mor aslan burcunun dekorasyonunun ana renkleridir. Başak burcu Mükemmelliği hayatının her aşamasında arayan Başak burçları ev seçimlerinde de buna dikkat ederler. Rahat yaşayabilecekleri geniş ve modern tasarımlar onların ilgisini çeker. Evlerinde ahşap dokuları görmekten hoşlanırlar. Az ama öz eşyası vardır. Doğayı sever ve duvarlarında odayı boğmayacak ölçüde doğa fotoğrafları ya da tabloları kullanabilirler. Doğal sabunlar ve doğal kokular evin havasını değiştirecektir. Sentetik ürünlerden olabildiğince uzak dururlar. Zarif bir zevki vardır. Kitaplıkla uyumlu bir karyola başı ve yatak odasındaki bej gibi renkler başak burcunun dekorasyon dünyasında önemlidir. Terazi Burcu Konut seçiminde kendileri için en uygun evi uzun değerlendirmeler sonunda bulan Terazi burcu her imkana kolaylıkla ulaşabileceği residence daireleri tercih eder. Dengedeki hayatlarını evlerine taşımak isteyen bu burçlar dekorasyonda da ne istediğini iyi bilirler. Uçuk yeşil, mavi ve sarının tonlarından döşenmiş mobilyalar onları çeker. Bakır ve kurşundan yapılmış aksesuarlar onların dekorasyona düşkünlüklerinin göstergesidir. Sanki doğuştan dekoratördürler. Uzun, alçak ve rahat koltuklar vazgeçemedikleri mobilyalardandır. Sanata çok düşkündürler. Bu yüzden de oturma odalarında tablolara, el dokuma halılara ve estetik değeri olan duvar saatlerine rastlayabilirsiniz. Belli başlı bir renkleri yoktur. Dikkat ettikleri tek nokta uyumun gerçekleşmiş olmasıdır. Akrep Burcu Bu burcun insanları geniş balkonu, geniş salonlu evleri tercih eder. Akrep burçlarının evlerinde antika köşeleri ve farklı tasarım edilmiş odalar bulunur. Gizemli mizaçlarını evlerinde gizleyen akrep burçlarına en uygun renk kırmızıdır. Kırmızı ve kırmızının tüm tonlarından meydana gelen döşemeler akrep burcu insanını çeker. Işığın biraz düşük biraz romantik olmasından hoşlanırlar. Tarçın kokulu bir mum akrep burcu için dekorasyonun vazgeçilmezlerindendir. Karamsar tabloları da eksik etmez. Keyif yapmayı da sevdiğinden duvar süsleri ve resimlere geniş yer verir evinin dekorasyonunda.Cinselliğe egzotizme önem veren akrep yatak odası dekorasyonunda karanlık tablolarla, kısık aydınlatmalarla hemen dikkat çeker. Yay Burcu Yay burcu insanı özgürlüğüne çok dükündür. Farklı olmayı sever. Geniş daireler Yay burçlarına göredir. Residence konseptinde kolaylıkla ulaşabileceği spor salonları ve alışveriş merkezleri ilgisini çeker. Renkleri, aksesuarları her alanda kullanmayı seven evine enerji katan yaylar Sıradanlıktan kaçınır ve her zaman ferah ve özgündür. Özellikle kendi yarattığı objelere evini dekore ederken yer verebilir. Gezdiği gördüğü yerlerden kalan hatıraları, okuduğu kitapları ya da yaptığı çılgınca şeylerle ilgili eşyaları sergilemeyi sever. Gökkuşağının renklerine hayran olan yay rengarenk büyük minderlerle modern bir yatak odası dekore edebilir. Oğlak Burcu Teknolojiye meraklı olan burç için en ideal konut akıllı evlerdir. Akıllı ev teknolojisiyle tasarlanmış evlerinde huzur bulan Oğlak burcu İşte ciddiyeti ve mükemmeliyetçiliğiyle evinde çalışma odasına özen gösterir. Öncelikle hesap yapar, kafalarında biçimlendirirler ve en son içlerine gerçekten sinerse o obje bir oğlağın evine girmeye hak kazanır. En iyisine sahip olma isteği nedeniyle dekorasyonda daha sade ve gelenekçidirler. Her şey dayanıklı ve ahenkli olmalıdır. Daha çok gücü simgeleyen deri bir sandalye ya da leopar desenli bir halı, yatak örtüsü oğlakların kişiliğini yatak odalarına da taşıyacaktır. Kova Burcu Merkezi konumda yer alan modern evleri tercih ederler. Yenilik ve değişiklikten yana olan Dahilerin ve yaratıcı insanların burcu olan kova burcu bunu evine de yansıtır. Geleceği evlerine taşıyan kova burçları Rahat bir dekorasyonu tercih ederler ve ellerine gelen türdeki şeylerden hoşlanmazlar. Bazen tek bir rengin farklı tonlarıyla da tüm evlerini döşeyebilirler. Kural dışı bir dekorasyoncudurlar. Aynı zamanda içsel bir rahatlama için sürrealist biblo ve tablolar kovaların işine yarayacaktır. Kova burcunun yatak odasında mütemadiyen ilgi çekici, göz alıcı detaylar bulunur. Yatak örtüsünden perdesine kadar kova burçları farklı olmalıdır. Zaten onun işi şaşırtmaktır. Gümüş rengi ve mavi tonları dekorasyonda burcuna huzur verir. Balık Burcu Yeni tasarımlar deniz manzaralı geniş evlere ilgi duyan Balık burçları konforunu en üst seviyede tutar. Onun için huzurlu olabileceği yer evdir. İşte hayal gücünü rahatlık ve sadelik için evine yansıtan balık burçları için Evlerindeki huzur her alana yayılmıştır. Dekorasyonu düşlere dayalı bir estetik anlayışını merkez alarak oluşturur. Balığın oturma odasında sıklıkla deniz temalı objelere rastlamanız mümkündür. Bu burç için yatak odası yani kişisel mekan çok önemlidir. Düş gücünü ve sanatsal yönünü burada açığa çıkaracaktır.O yüzden yatak odasının balığın yaratıcılığını yansıtabileceği sıcak bir mekan olarak dekore edilmesi gerekmektedir. Kendisini iyi hissedeceği posterler ve eşyalar yatak odasında kullanılabilir. Su yeşili ve mavisi, beyaza kaçan soluk sarı onun dünyasının renkleridir. bu yazı ilk olarak e-kolay'da yayınlandı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/burcu-biricikin-basrolde-oldugu-netflix-dizisi-fatmadan-ilk-fragman/", "text": "Başak Abacıgil Sözeri'nin yapımcılığını üstlendiği, yükselen yeteneklerden Özgür Önurme'nin kaleme aldığı ve Özer Feyzioğlu ile yönetmen koltuğunu paylaştığı psikolojik drama mini dizisi Fatma'nın Burcu Biricik ile birlikte Uğur Yücel, Mehmet Yılmaz Ak, Hazal Türesan, Olgun Toker, Gülçin Kültür Şahin, Deniz Hamzaoğlu ve Çağdaş Onur Öztürk rol alıyor. Fatma Netflix Konusu Fatma (35) sıradan bir temizlikçidir. Kocası Zafer hapisten çıktıktan bir süre sonra ortadan kaybolur. Zafer'i aramaya koyulan Fatma ise bu sırada beklenmedik bir cinayet işler. Zafer'in karanlık bağlantılarının bu cinayeti öğrenmesiyle, Fatma'nın hayatta kalmak için öldürmeye devam etmekten başka çaresi kalmaz. Bu durum, Fatma için bugüne kadar yaşadığı her şeyin intikamını alabileceği bir ritüel haline gelir. Fatma artık bir yandan koca dünyaya sığdıramadığı masum oğlunun öcünü almak isteyen bir anne, diğer yandan işlediği her cinayette kimsenin kendisinden şüphelenmediği bir temizlikçi kadın olarak hayata devam eder ve kocasını aramaya başlar. Fatma Netflix Ne Zaman Hangi Kanalda Yayınlanacak? Fatma, 27 Nisan 2021'de tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te yayınlanacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/burcu-esmersoy-babam-beni-hortumla-dovuyordu/", "text": "Ünlü sunucu Burcu Esmersoy, Uzm. Psk. Gökhan Çınar'ın YouTube'ta yayınlanan KATARSİS programına konuk oldu. Burcu Esmersoy: Babam beni hortumla dövüyordu! ANNEME 'ANNE' DEDİĞİM İÇİN TOKAT YEDİM Annem başka bir evlilik yaptığı için 18 yaşına kadar anneme 'Teyze' demek zorunda kaldım. Üvey babam çok muhteşem bir insandı. Onun hakkını ödeyemem ama annemin hakkını bilmiyorum. Hatta bir gün anneme yanlışlıkla 'Anne' dediğim için tokat yedim. 18 yaşımda annem 'Artık bana anne diyebilirsin' deyince yaşadıklarımı sorgulamaya başladım. BABAMI ÇOK HASTA GÖRDÜĞÜMDE KENDİMİ RAHATLAMIŞ HİSSETTİM BABAMI ÇOK HASTA GÖRDÜĞÜMDE KENDİMİ RAHATLAMIŞ HİSSETTİM Bir baba nasıl olması gerekiyor bilmiyorum. Babamın sadece beni yersiz yere azarladığını biliyorum. Babalarıyla ilişkileri çok iyi olan kız arkadaşlarım hayata karşı daha güvenli, hayatlarına giren erkeklerle daha rahat olabildiklerini gördüm. Babayla ilgili sorunları çözemedim. Babamla hiç görüşmüyordum, ablam 'Babam çok hasta istersen bir pişmanlık yaşamamak için görüşelim. Seni görmek istiyor' dedi. Ofisine görüşmeye gittik ve çok soğuk, tanımadığım bir insan ama bir baba. Beni lütfen yargılamayın onun çok hasta ve zor durumda olduğunu gördüğüm zaman içimdeki rahatlamayı ve huzuru anlatamam. Bu güzel bir duygu değil. Babamın ablamla sert bir dille konuşmaya başladığını gördüğümde ben bir şey söylemek istiyorum diyerek 'Şu anda seni bu kadar kötü bir durumda görüyor olmaktan duyduğum mutluluğu sana söylemek istiyorum. Allah'a olan inancımı çok arttırıyor' dedim. TUVALETTE HORTUMLA DÖVDÜ Babanla ilgili bir ana git denildiğinde hep evdeki küçük tuvalete kapatılıp hortumla hiç acımadan bana vurduğunu hatırlıyorum. 3-4 yaşındaki bir çocuktum. Çok gereksiz ve sebepsiz buluyorum bunu. Superhaber.tv"} {"url": "https://www.thegeyik.com/burcuna-gore-tatilini-hangi-ulkede-yapmalisin/", "text": "Malum bütün bir yıl dışarı çıkamadık ve tatil yapamadık... Bu yaz virüs etkisini kaybeder ve sıcaklar her geçen gün daha da hissedilir olur da siz de tatile gitmek istersiniz diye bir liste hazırladık. Sizlere kolaylık sağlayalım, hislerinize tercüman olalım dedik. Burçlara göre yapılması gereken tatilleri derledik. Öncelikle maceraperest burcumuz Koç. Bebeğim seni ancak hem hayatını hareketlendirecek, hem de farklı lezzetler ve deneyimlerle karnını doyuracak bir tatil paklar. Koç burçlarına tavsiyemiz imkan varsa Yunanistan ve ya İtalya'ya bu yaz mutlaka uğramaları olacak. Gelelim Boğa Burcuna. Lüksten ve doğal güzelliklerden etkilenen Boğa Burcu bireylerimiz için iki tavsiyemiz var. Benim için önemli olan gösterişli bir tatil diyorsanız rota yavru vatan Kıbrıs. Yok ben doğada kafa dinlemek istiyorum diyorsanız da gitmeniz gereken yer kesinlikle İsviçre. İkizler siz tatilde bile dinlenmeyi değil de heyecanı, dolu doluluğu sevdiğiniz için ya sizin gibi asla uyumayan şehir New York ya da tarih dolu kent Mısır'a bi gidin deriz. Başka ülkede yaşayamam diyen Yengeç burçları size ülkeden çok uzaklaşmadan romantik bir tatil önerisi Amsterdam. Çıkın çıkın gidin, giden öve öve bitiremiyor valla. St. Tropez, Monaco gibi popüler yerler ancak tatmin eder artist burcumuz Aslan'ı. Ben bu sefer kültürel tatil istiyorum diyen populasyona doymuş Aslan burçları da Roma ve Prag'a bayılacaklardır. Mimariye önem veren Başakları Gaudi'nin eserlerini keşfetmek üzere Barcelona'ya ya da romantizm başkenti Paris'e davet ediyoruz. Terazi için aşk ve sanat her koşulda olduğu gibi tatilde de vazgeçilmezdir. Bu yüzden onları şarap kokan Lizbon sokaklarına ya da Avusturya'nın doğal güzelliklerine çok yakıştırdık. Akrep için araştırma dolu, merak uyandıran, tarihsel turlar her zaman dikkat çekicidir. Bu yüzden Fas ve Cezayir en ilgi çekici noktalar. Kafasını dinlemek doğanın büyüsüne kapılmak isteyenleri ise Norveç bekliyor. Yay burcu için yeter ki yeni yerler, yeni insanlar olsun. Ee o zaman istikamet İspanya ve ya Maceristan olsun. Oğlak burcu için ise tatil, kafa dinlemektir. Güzel ve büyük bir yerde, konforlu bir otele yerleşip şehrin tadını çıkarabilmesi için en uygun yer İtalya ya da İngiltere. Kova herkesten uzak, kendisi ile baş başa kalabileceği sakin bir tatil ister. Kovalara tavsiyemiz Rusya ya da İsveç'e gitmeleri. Son olarak duygusal burcumuz Balıklar sizin için Portekiz ya da Almanya'da Frankfurt'ta başlayıp Münih'te sonlanan Romantik Yol turu güzel bir seçenek olabilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/burning-man-festivali-fotograf/", "text": "Çölün ortasında festival yapmayı düşünen birine deli gözüyle bakabilirsiniz. İnsanlar oraya nasıl gelecek diye ulaşım planlarını gösterip bu işten vazgeçirmeye çalışabilirsiniz. Ama bu çöl fikrinin arkasında sizi özgürleştirecek, yeni ve daha mutlu bir dünyaya adım attıracak derin bir felsefe varsa bu çabalarınız boşa. Amerika'nın Black Rock Çölü'ne yani NEVADA'ya gidenler de bu felsefenin peşinden geliyor. Müzik, görsellik ve eğlencenin de bu felsefeye dahil olmasıyla ortaya harika kareler çıkıyor. Buzzfeed de Burning Man Festivali'nden önemli anların fotoğraflarını derlemiş biz de sizlere o heyecanı aktaralım istedik: 3- Kuralların azaldığı hatta olmadığı bir müzik festivali olan Burning Man'den kıyafetten tuhaflıklara kadar ilgi çekici diğer fotoğraflar 4- 12-Çölde festivalin zor yanları 2014 VİDEOSU"} {"url": "https://www.thegeyik.com/bursada-kaybolan-kopegini-amerikada-buldu/", "text": "Bursa'da Nail Artuç, 4 yıl önce çalınan köpeğinin izini takip etti. Artuç köpeğinin Amerika'ya kaçırıldığını iddia ederek, büyükelçilikle irtibata geçti. Bursa'da yaşadığı hastalıktan sonra kendisine yardımcı olması için bir köpek satın alan Nail Artuç, köpeğinin 4 yıl önce Amerika'ya kaçırıldığını iddia etti. Hayvansever adam köpeğini getirebilmek için ABD Türk Büyükelçiliğiyle irtibata geçti. 7 yıl önce felç geçirdikten sonra kendisine yardımcı olması için 'Golden retriever' cinsi yavru bir köpek satın alan Nail Artuç, köpeğe o akadar bağlandı ki ailesinin bir ferdi gibi görmeye başladı. Tedavi için Ankara'da bir hastaneye giden Artuç, 'Şamata' adını verdiği köpeğini komşusu A.O.'ya verdi. A.O.'nun gezdirdiği köpek, iddiaya göre bir çocuk tarafından çalındı. Tedavisini yarım bırakıp Bursa'ya dönen Artuç, köpeğini aramaya başladı. Şamata'yı F.Y. isimli çocuğun aldığını, F.Y.'nin köpeği İstanbul'daki H.D.'ye, bu kişinin de Amerika'da yaşayan S.R. isimli kişiye gönderdiğini tespit etti. Adeta dedektif gibi iz süren Artuç, köpeğinin Amerika'ya gönderildiğini öğrendi. 5 kişi hakkında suç duyurusu Köpeğinin kaybolması ve Amerika'ya gönderilmesinden 5 kişinin sorumlu olduğunu iddia eden Artuç, o dönemde bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulundu. Artuç, geçen cuma günü, köpeğinin çalınmasından sorumlu tuttuğu kişilerden F.Y.'nin bir arkadaşına attığı mesajda, Şamata'nın sahipli olduğunu biliyordum, ama İstanbul'daki H.D.'nin baskısından korktum. Köpeği ona gönderdim. O da Amerika'ya gönderdi diye yazdığını öne sürdü. Şamata'yı özlediğini belirten Artuç, son gelişmelerle birlikte savcılığa tekrar suç duyurusunda bulundu. Ayrıca Amerikan Türk Büyükelçiliğiyle de irtibata geçerek kendilerine yardım etmelerini istedi. Köpeğim beni unutmadı Nail Artuç, Sokakta oynayan çocuk ile Amerika'da en son sahiplenen 5 kişinin birbiriyle olan ilişkilerinin ne yönde olduğunu bilmiyorum. Şu an köpeğimin yaşadığını biliyorum. Döneceğinden eminim. Köpeklerin ortalama ömrü 14 yıl. Benim köpeğim şu an 4-5 yaşlarında. Köpeğimin beni unutmadığını biliyorum. Yataktan kalktıktan sonra onunla yürüdüm. Yakın çevrem bilir. İlk yatalak duruma düştüğümde, ayaklandığım ilk gün yanımda Şamata vardı. Bunu herkes bilir. O yüzden geri geleceğine inanıyorum dedi. İHA"} {"url": "https://www.thegeyik.com/buyulu-subliminal-bir-dunyaya-tasiyan-filmler/", "text": "Bazı filmler var ki sadece film olsunlar, güzel konuları olsun filan diye çekilmemişler; bu filmler sizi koltuğunuzdan kaldırıp başka dünyalara götürmek için çekilmişler. Büyülü bir atmosferde sübliminal bir mesaj vermek için değil olayın tamamını sübliminal bir yörüngede sunan filmleri sizler için derledik. İzlemedikleriniz varsa en kısa sürede izlemenizi öneririz. 1- BIG FISH 2003 IMDB Puanı: 8.0 Yönetmen: Tim Burton Ewan McGregor, Albert Finney, Billy Crudup gibi isimlerin başrolleri paylaştığı filmden beni en çok etkileyen söz; bazen bir kadını tavlamanın en güzel yolu bir yüzüktür cümlesi oldu. Peri masalları ve gerçekler bir kolaj yaratmış ve sizi de o dünyanın içine çekiyor. 2- The Secret Life of Walter Mitty 2013 IMDB Puanı: 7.4 Yönetmen: Ben Stiller Ben Stiller'ın hem yönetip hem de başrolde oynadığı filmin Türkçe adı: Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı. Kahramanımız gerçek dünya ile hayal dünyası arasında farklı hayatlara gidip geliyor. 3- Alice in Wonderland 2010 Hepimizin iyi bildiği Alice Harikalar Diyarı'nda hikayesinin Tim Burton tarafından sinemaya uyarlandığı filmde Johnny Depp gibi birçok ünlü de yer aldı. Film başından sonuna kadar harika. 4- Mirrormask 2005 IMDB Puanı: 7 Yönetmen:Dave McKean Salvador Dali'nin resimlerinden ve Alice Harikalar Diyarı'ndan esinlenilmiş. Fantezi dünyasında geçen güzel bir film. 5-The Imaginarium of Doctor Parnassus 2009 IMDB Puanı: 6.9 Yönetmen:Terry Gilliam Film hem bir uyarı hem de ders niteliğinde. Filmin bazı anlarında kendinizi kaybediyorsunuz. Çok hareketli anlar olduğu gibi sakin anlar da var filmde. Heath Ledger, Johnny Depp, Lily Cole, Jude Law ve Colin Farrell hepsi bu filmdeler. 6- Moonrise Kingdom- 2012 IMDB Puanı: 7.8 Yönetmen: Wes Anderson Yükselen Ay Krallığı sanırım izlediğim en tatlı filmlerden birisiydi. Bruce Willis ve Edward Norton da filmde ama asıl olay çocuklarda 😉 7- Interstate 60 2001 IMDB Puanı: 7.7 Yönetmen: Bob Gale Kafası allak bullak olan bir adam haritalarda yer almayan bir yere seyahat ediyor. 8- Pan's Labyrinth 2006 IMDB Puanı: 8.2 Yönetmen: Guillermo del Toro Pan'ın Labirenti güzel bir peri masalı ama kesinlikle çocuklar için değil! Kesinlikle izlenmesi gereken filmlerden birisi. KESİNLİKLE. 9- Stardust 2007 IMDB Puanı: 7.7 Yönetmen: Matthew Vaughn Dünyadaki tüm olayların ana nedeninin sevgi olduğunu söyleyen filmde, bol gezintiler sayesinde fantezi ve gerçek dünyayı keşfetme şansına sahipsiniz. 10-The Science of Sleep -2006 IMDB Puanı: 7.3 Yönetmen:Michel Gondry Açıkçası bu film gerçekten çok garip. Aslında Fransız kadına aşkını göstermek isteyen bir kahramanın farklı dünyalara seyahatini anlatıyor ama sizi de kesinlikle maceranın içine çekiyor. 11- What Dreams May Come 1998 IMDB Puanı: 7 Yönetmen: Vincent Ward Robin Williams'ın harika oynadığı filmlerden birisi. Her son bir başlangıçtır mottosuna sahip çıkanlardan. Filmin Türkçe adı ise: Aşkın Gücü. Bu arada The Geyik'te artık daha fazla film önerileri bulacaksınız 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/buyuyebilen-ayakkabiyi-icat-ederek-fakir-cocuklara-yardim-eden-kahraman/", "text": "Bir numara büyük alıp seneye de giymeyi planlayan bir toplumun çocukları olduğumuzdan dolayı yokluğun ne demek olduğunu iyi biliyoruz elbette. Alınan ayakkabıya sığmayan ayaklar ve sonrasında yeni ayakkabı almak zorunda kalan asgari maaşlı babalar, anneler bu durumdan en çok dertli olanlardır. Kenton Lee isimli bu dostumuz Afrikalı çocuklara yardım yapılsa bile ayakları büyüdüğü için yardımın sürekli olması gerektiğinin farkında. Ve tüm vaktini buna çözüm aramaya adamış. Amerikalı Kenton; Kenya'da ayakları ayakkabısına sığmadığı için ayakkabısız gezen bir çocuk görünce bu fikir aklına gelmiş. Büyüyebilen ayakkabıyı icat etmiş. 3 farklı noktadan büyeyebilen ayakkabı çocukların ve ailelerin imdadına yetişmiş. Böylece bir ayakkabı 5 sefer büyüyebiliyor. Bu işi yalnız bir icat olmaktan çıkaran şey ise proje için bir de site açıp destek toplası ve insanlara sosyal sorumluluk aşılaması: theshoethatgrows.org. Bir çifti 30 dolara geliyor ama toptancı maliyetini indirmek için 1200 dolara 100 tane yardım da yapabiliyorsunuz. Dünyada güzel insanlar hala var! Bu da çocukların mutlu yüzleri, Sent some shoes with @Acts4Rwanda to help the kids in Rwanda. Love it! pic.twitter.com/f8vfXY7wd1 Kenton Lee March 25, 2015 K: http://metro.co.uk"} {"url": "https://www.thegeyik.com/buzdolabina-girmemesi-gereken-7-yiyecek/", "text": "Pazardan aldığımız neredeyse her şeyi gelir gelmez buzdolabına atmaya çalışıyoruz. Çünkü buzdolabındaki şeylerin daha geç bozulacağınız düşünüyoruz. Ancak aslında her şey buzdolabına girmiyor. İşte sizin için asla buzdolabına girmemesi gereken yiyecekleri sıraladık... 1# Zeytinyağı Zeytinyağını saklamak istiyorsanız onu karanlık ve kuru bir yerde muhafaza etmeniz gerekir. Onu saklayacağınız yer sıcaktan da uzak olmalıdır. Zeytinyağını soğutmak iyidir ancak çok soğuduğunda katılaşabilir. Eğer günlük olarak kullanıyorsanız tezgah üstünde ya da dolapta saklamak en doğru seçenektir. 2# Muz Muz özellikle muzlar henüz olgunlaşmadıysa onları soğuktan uzak tutmak akıllıca olacaktır. Taze muzun soğukta bırakılması yüzeyinin hasar görmesine neden olur ve bozulmaya başlar. Bu nedenle muzlar kahverengileşinceye kadar buzdolabı dışında saklanmalı daha sonrasında buzdolabına kaldırılmalıdır. 3# Domates Domates Bu aslında tartışmalı bir konudur ancak buzdolabı meyvelerin olgunlaşmasını engeller. Bu nedenle özellikle dalında aldığınız domatesleri hemen buzdolabına sokmamanız gerekmektedir. Ancak yeterince olgunlaşmış domatesleri buzdolabınıza koyabilirsiniz. 4# Kahve Kahve Kahve çekirdekleri onları çevreleyen kokuları üzerine alabilme özelliğine sahiptir. Bu nedenle kahveyi buzdolabına koymak kokuları otomatik olarak üstüne çekmek anlamına gelir. Yapmanız gereken tezgah üzerinde hava geçirmez bir kavanoz içinde saklamaktır. 5# Soğan ve Sarımsak Soğan ve Sarımsak Soğan ve sarımsağın serin ve kuru bir yerde tutulması raf ömrünü uzatır. Ancak buzdolabında saklamak bu yiyeceklerin berrak dış yüzeyini kaybetmesine neden olabileceğinden onları dışarıda tutmak çok daha iyi bir çözüm olacaktır. 6# Çilek Çilek Yaz çileklerini eve getirdikten hemen sonra buzdolabına koymalısınız. Ancak yıkadıktan sonra buzdolabına sokmak küflenmelerine neden olabilir. Bu nedenle tüketene kadar beklemelisiniz. 7# Bal Bal Soğutmak balın moleküler yapısına zarar verir ve lezzetini bozar. Dolayısıyla elinizde kalitesi bozulmuş bir ürün kalır. Bu nedenle balınızı sıcaktan uzak, serin ve kuru bir yerde saklamalısınız. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cabuk-olun-takipcilerim-bekliyor/", "text": "Akıllı telefonumuzu sürekli yanımızda: Spotify üzerinden müzik dinliyoruz, Whatsapp'tan mesajlaşıyoruz ve Netflix'teki filmleri ve dizileri izliyoruz. Telefonumuzu hem özel hem de profesyonel işlerimiz için kullanıyoruz, günün birkaç saatini telefonumuzla geçiriyoruz. Hatta kimimiz akıllı telefonu olmadan yaşayamayacağını bile düşünüyor olabilir. Günümüzde dijital iletişim araçları o kadar yaygınlaştı ki, şunu tespit etmek de zor bir hale geldi: Biri bağımlı olduğu için mi telefonunu yoğun bir şekilde kullanıyor, yoksa sadece aktif bir kullanıcı olduğu için mi? Almanya'nın Bonn kentinden medya pedagogu Andreas Pauly, Bu soru, bir insanın medya araçlarını kaç saat kullandığına bakarak cevaplanamaz diyor. Pauly, bağımlılığa giden yolun beş kademesi olduğunu belirtiyor. Örneğin, bir insan ilk kez bilgisayar oyunu oynadığında deneme yapar. İkinci adım ise bu insanın oyundan zevk almasıdır. Üçüncü kademe ise insanın cihaza alışmasıdır. Dördüncü aşamada suistimal, yani insanın medya aracını sağlıklı bir ölçünün üzerinde kullanması. Bu yolun son aşaması ise bağımlılık. Pauly, Bir insan gerçek hayattaki arkadaşlarını ya da hobilerini ihmal ederse medya araçlarını sağlıksız bir şekilde kullandığı anlamına geliyor diyor. Cep telefonu ile duşun altına Bir araştırmaya göre Almanya'daki gençler ortalamada günün üç dört saatini internette geçiriyor. Genelde arkadaşlarıyla mesajlaşıyor, sosyal medyayı kullanıyorlar, video izleyip müzik dinliyorlar. Pauly, sosyal medya uygulamalarını gençlerin birbirleriyle iletişim içinde kalmak için kullandığını, ancak bunun sağlıksız davranış biçimlerine yol açabildiğini anlatıyor. Pauly bağımlılık içindeki kullanıcıların davranış biçimlerine de şu örnekleri veriyor: Arkadaşım birazdan bir fotoğrafı beğeneceği için hemen internete bağlanmam lazım ya da Tekrar birşeyi internete yüklememi bekleyen bir sürü takipçim var ya da Bir şey kaçırmamam için duşun altına girdiğimde telefonumu plastik bir poşetin içine koymam gerek. Pauly medya bağımlısı insanların vücutlarında da bağımlılığın belirtileri olduğuna işaret ediyor. Pauly, Alkol beyni nasıl etkiliyorsa davranış bağımlılığı da bir sarhoşluk hissi verebilir diyor. Bağımlılıklarıyla başa çıkamayacağını düşünenler için özel klinikler var. Bu kliniklerde davranış terapileriyle insanlar sağlıklı bir medya tüketimine yeniden alıştırılıyor. Ancak medya araçlarının günümüzde her yerde kullanıldığı için bu hiç de kolay değil. Pauly ikilemi şöyle anlatıyor: Alkol bağımlısıysanız eğer bu bağımlılığı aşmak için alkolden tamamen uzak durmanız mümkün. Ancak medya araçlarından tamamen vazgeçmek mümkün değil. Kendi bağımlılığın üstesinden gelmeye çalışanlarda zaman zaman terleme, agresyon ya da baş dönme gibi semptomlar ortaya çıkabilir. İnternet ötesinde bir hayat var Andreas Pauly, Bonn'da medya bağımlılığını önlemeye dair çalışmalar yapan Update adında bir kurumda çalışıyor. Pauly, Biz bağımlılığın henüz çok kötü boyutlara ulaşmadığı önlemeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. Bağımlılığın danışmanlıkla ve insanların birbirleriyle tecrübeleri alışverişinde bulundukları grup toplantılarıyla önlenebildiğini görüyoruz diyor. Pauly, gençlere internetin ve medyanın ötesinde bir hayatın olduğunu, örneğin düzenlediği yemek pişirme akşamları ya da spor faaliyetleriyle gösteriyor. Pauly, gençlerin internet dışında vakit geçirmelerinin duyguların emojilerle ifade edilemeyen birebir iletişimi öğrenmeleri için önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca gençlerin bir akıllı telefonun ya da bilgisayarın sahip olmadığı özelliği olan yaratıcılığı geliştirmenin de önemine dikkat çekiyor. Pauly'nin yönettiği bir diğer program ise internet pilotları. Bu program kapsamında Pauly çalışmalar yürüttüğü okulları ziyaret ediyor ve öğretmenlere ve öğrencilere medya araçların şansını ve riskini anlatıyor. Bu çalışmalar ise gönüllü olarak dört gün süren çalışmalara katılan öğrencilerin öğrendiklerini arkadaşlarına aktarmalarını hedefliyor. Bunun arkasındaki düşünce ise gençlerin arkadaşlarından gelen tavsiyelere daha açık oldukları düşüncesi. Bir problem haline gelmeden Ancak cihazı zaman zaman kapatmak sadece çocukları ve gençleri ilgilendiren bir sorun değil. Pauly Verim düştüğü için internete bağlanılmadığı zamanların olmasını isteyen şirketlerinin sayısı artıyor. Arada bir dinlenme molalarının olması lazım diyor. Kanada'daki Akıl Sağlığı Araştırmaları Enstitüsü'nden Prof. Hayley Hamilton ise aşırı medya kullanımının verimliliği düşürdüğü gibi başka psikolojik sorunlara da yol açabildiğine dikkat çekiyor. Hamilton Elektronik cihazlarının ve sosyal medyanın yoğun bir şekilde kullanılmasıyla stres ve insanın kendisini psikolojik olarak nasıl hissettiğini bilmemesi gibi psikolojik sorunların arasında bir bağlantı var. Araştırma neticelerimiz medya tüketimi için sağlıklı bir ölçü belirlememiz gerektiğini gösteriyor. Daha büyük bir problem haline gelmeden herkesin medya araçlarını ne kadar yoğunlukla kullandığı hakkında düşünmeli diyor. Günlük hayatta medya tüketimini azaltmanın kolay yolları var.Örneğin bir konserin tüm şarkılarını kaydetmek yerine konserin tadını çıkarılabilir. Tüm bunlar sadece medya bağımlılığını önlediği gibi aynı zamanda internet dışında bir hayatın olduğunu gösterir. Deutsche Welle Türkçe"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cadilar-bayrami-gecesi-izlenebilecek-5-netflixturkiye-dizi-ve-filmi/", "text": "Cadılar Bayramı için kimisi en güzel kıyafetlerini giydi ve partilere geçti. Kimisi ise evinde oturuyor. İster kutlayın ister kutlamayın, bu dizilere başlamak için cadılar bayramı harika bir fırsat. 1- Chilling Adventures of Sabrina Chilling Adventures of Sabrina, genç cadı Sabrina'nın korku ve büyü dolu maceralarını karanlık ve esrarengiz bir tonda anlatıyor. Rosemary'nin Bebeği ve The Exorcist gibi kült yapımların ekseninde ilerleyen uyarlama dizide Sabrina bir taraftan kendisini, ailesini ve insanlığı tehdit eden kötücül varlıklara karşı savaşırken, bir taraftan da yarı insan yarı cadı olarak bir denge yakalamaya çalışıyor. 2- Haunted Daha gerçekçi bir şeyler izlemek isteyenlere önerimiz 23 Ekim'de Netflix'te yayına giren Haunted. Gerçek insanlar, geçmişte başlarından geçen korkunç öyküleri arkadaşları ve aileleriyle paylaşıyor ve bu hikayeler canlandırmalarla ekrana geliyor. Altı gerçek hikaye ilk defa anlatılıyor. 3- The Ritual Dört eski arkadaş. Çatışmalar. Uzun bir yürüyüş. Ve İsveç'in vahşi doğası. Yola düşüp bir daha dönmemek de var... Netflix'in 2018 yapımı orijinal filmi gerim gerim geriyor. 4- Havari Yine bu yılın yenilerinden Netflix yapımı korku/gerilim filmi. 1905 yılına gidip Thomas Richardson'ın kız kardeşini ücra bir adadan, uğursuz bir tarikatın elinden kurtarmaya çalışmasına tanıklık edeceğiz. Sinirlerinize hakim olun... Ve son diziye geldik: 5- Tepedeki Ev namı diğer The Haunting of Hill House Bu aralar herkes bu diziyi konuşuyor. Henüz izlememiş olanlar için Cadılar Bayramı izleme önerilerinin başında Mike Flanagan imzalı yeni Netflix korku/gerilim dizisi Tepedeki Ev dizisi geliyor. 12 Ekim'de yayına giren 10 bölümlük yapım, Shirley Jackson'ın romanından uyarlandı. Bir trajedi nedeniyle yıllar sonra eski evlerine dönmek zorunda kalan Crain ailesinin fertleri bir taraftan öfke, suçluluk ve keder, diğer taraftan evin ve hayatlarının her yerini saran hayaletlerle yüzleşmek zorunda."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cadilar-bayrami-icin-uretilen-soyguna-ugrayan-kardashian-kostumu-tepki-cekti/", "text": "ABD'li reality şov yıldızı Kim Kardashian'ın Paris'te kaldığı rezidansta soyulması girişimcileri harekete geçirdi. Yaklaşan cadılar bayramı için 'soyguna uğrayan Kim Kardashian kostümlerini' satışa sunan girişimcilere en büyük tepkisi ise 'Kardashian sevmeyenlerden' geldi. Paris Moda Haftası'nı takip etmek için Fransa'ya giden Kardashian, kaldığı rezidansta silahlı saldırıya uğramış, soyguncular tarafından önce elleri bağlanmış, ardından da banyoya kilitlenmişti. Kardashian'ın bu görüntüsü basına yansımasa da hayal gücünü kullanan 'girişimcileri' harekete geçirdi. ABD başta olmak üzere çok sayıda Batı ülkesinde kutlanan Cadılar Bayramı'nın yaklaşmasını fırsat bilen bir şirket 'Parisli soygun mağduru' adını verdiği bir kostüm seti satışa sundu. 'Costumeish' isimli internet sitesinde 70 dolar'a (yaklaşık 215 Türk lirası) satışa sunulan set içinde beyaz bir bornoz, uzun siyah peruk, siyah renk güneş gözlüğü, ağız tıkayıcı bir aparat, ip ve büyük taşlı bir yüzük bulunuyordu. Kostüm setinin tanıtımı için de Bu cadılar bayramında pop kültürüyle bir eğlenin ve Sosyal Medya Kraliçesi gibi giyinin notu eklendi. 'SAYGISIZLIĞIN ÖTESİNDE' Ancak bu kostüm, başta 'Kim Kardashian'dan pek haz etmeyenler' olmak üzere çok sayıda insanın tepkisini çekti. Twitter'dan paylaşılan bir başka yorumda ise Bu Kim Kardashian kostümü hiç doğru bir şey değil ifadesi kullanıldı. Kostümün satışa sunulduğunu internet sitesinde de çok sayıda olumsuz yorum paylaşıldı. Onlardan bazıları ise şöyle: Kim Kardashian'ın hayranı değilim ama bu mide bulandırıcı. Hiç komik değil. Kim'in içinde olduğu durum siz ya da bir başkası için bir şaka olmamalı. Sadece ünlü olduğu için daha az insan değil . UMARIM KAPATILIRSINIZ VE SİZİ DAVA EDER. Bir Kardashin hayranından gelmiyor ama bu apaçık saldırganlık. Bunu kim sipariş ettiyse bir kardashian kadar zavallı ve aptaldır. Ama cidden bunu sipariş ederseniz umarım soyulursunuz. Bu gülünecek bir şey değil bu sadece saçma ve lezzetsiz. KOSTÜM İNTERNET SİTESİNDEN KALDIRILDI Gelen tepkilerin ardından geri adım atan firma, 'Parisli soygun mağduru' adını verdiği kostüm setini satıştan kaldırdı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cadilar-bayraminda-konaklamalik-tuyler-urperten-8-otel/", "text": "Her ölümlüyü gerçekten de korkutabilecek bir deneyim: Perili bir köşkte konaklamak! Bu korku dolu aktiviteyi gerçekleştirebileceğiniz dünyadan 8 oteli sizin için seçtik*. 1- Dalhousie Castle Hotel & Spa, İskoçya Dalhousie Castle Hotel misafirleri merdivenlerinde ve binanın ana koridorunda bir kadının hayaletini gördüklerini söylüyor; daha ürküncü ise odalarda bir ürperme hissettiğini bildirenler bile var. Bunların hepsi iyi hoş, ama asıl önemli olan nokta şu: bu otelin kendi zindanı var. 2- Ettington Park Hotel, Birleşik Krallık Hayalet avlama turlarını kendi düzenleyen otelleri mi tercih ediyorsunuz? Ettington Park Hotel, The Haunting isimli korku filminde yer alan Viktoria devrinden kalma bir malikane; içinde birkaç hayalet görüldüğünden beri Birleşik Krallık'ın perili köşkler listesinde sık sık yer alıyor. 3- The Stanley Hotel, ABD Ünlü korku romanı yazarı Stephen King, yoğun kar yağışı nedeniyle The Stanley Hotel'de bir gece geçirmek zorunda kalmış. Otel öyle korkutucuymuş ki, mekan The Shining kitabının esin kaynağı olmuş. Misafirlerin sıkça anlattığı hikayeler arasında dördüncü katta duyulan çocuk kıkırdamaları ve gece yarısında yankılanan ve insanı kaygılandıran bir piyano sesi de yer alıyor. 4- Aparthotel Adagio access Paris Philippe Auguste, Paris Bu kiralık daireler Paris'te, dünyanın en lanetli mezarlıklarından biri olan Pere Lachaise mezarlığının çok yakınında bulunuyor. Mezarlıkta aralarında Edith Piaf, Oscar Wilde ve Jim Morrison'ın da bulunduğu 300 bin mezar ve anıt bulunuyor. Mezarları ziyaret edenler tüyler ürpertici hayaletler gördüklerini ve içlerinin nedensiz bir korkuyla dolduğunu söylüyor. 5- Castello della Castelluccia, Roma Castello della Castelluccia'da iki hayaletin yaşadığı söyleniyor. Bunların ilki, dinlenebileceği sessiz bir yer bulmak için binayı kolaçan eden İmparator Nero. İkincinin ise otelin ana kulesinde yıldırım çarptıktan sonra ölen bir simyacı olduğu söyleniyor. Ölümü pek huzurlu olmamış anlayacağınız... 6- Waitomo Caves Hotel, Yeni Zelanda İster bir çocuk ister Maorili bir adam, bir Maori prensesi veya Viktoria devrinden kıyafetler giyen bir kadın olsun, Waitomo Caves Hotel'de görülen hayaletlerin sonu yok. Öte yandan otelden ve davetsiz misafirlerinden biraz uzaklaşmak isterseniz, on dakikalık yürüyüş mesafesinde bulunan büyüleyici Waitomo Glowworm Mağaralarını ziyaret edebilirsiniz. 7- The Emily Morgan, ABD Bu binaya ürkütücü demek az gelir. Çünkü The Emily Morgan, kendi morguna ve psikiyatri koğuşuna sahip bir hastane olarak inşa edilmiş. Burada bir gece geçirecek kadar cesursanız; açıklanamayan sesler duyduklarını, garip şeyler gördüklerini veya soğuk bir dokunuş hissettiklerini söyleyen misafirlerinden biri olabilirsiniz. Korkunuzu yenebileceğinizden emin misiniz? 8- Fairmont Banff Springs, Kanada Ormanlara bakan bu otelin görüntüsü sizi tedirgin etmeye yetmiyorsa, Fairmont Banff Springs otelinin söylenilenlere göre gece karanlığında ortaya çıkan hayaletleri misafir ettiğini de belirtmek isteriz. Dokuzuncu katta beliren üniformalı bir bellboy ve mermer merdivenlerden düşerek hayatını kaybetmiş genç bir gelinin sık görüldüğü bu otelle ilgili söylenenler arasında. *Hotels.com* bu Cadılar Bayramı'nda konaklayabileceğiniz 'en tüyler ürperten oteller'"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cagatay-ulusoy-hakkinda-suc-duyurusu/", "text": "Kanına girdiği öğrenci ve genç sayısı 87.500 olacaktır İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Kural, oyuncu Çağatay Ulusoy'dan şikayetçi olarak gençleri sigaraya alıştırdığını öne sürdü. Kural savcılığa verdiği dilekçede, Çağatay Ulusoy'un instagram hesabından devamlı sigara içerken çekilen fotoğraflarını paylaştığını ifade etti Hürriyet'te yer alan habere göre; Ulusoy'un instagram hesabında 1 Milyon 400 Bin takipçisi olduğunu belirten Kural, Siyah beyaz iki sigaralı fotoğrafı 173.000 beğeni almıştır. Gençler üzerinde etkili bu oyuncunun hayranları genelde orta ve lise eğitimindeki kız çocuklarıdır. Beğenenlerin yüzde 5'inin bilinçaltına etkili olarak sigaraya başlamasına neden olması halinde, kanına girdiği öğrenci ve genç sayısı 87.500 olacaktır ifadelerini kullandı. Cezalandırılmalı Ulusoy'un bu fotoğrafları paylaşmasının, sigara firmaları ile işbirliği içerisinde olduğu ihtimalini güçlendirdiğini iddia eden Kural, Bu bakımdan kamu sağlığının zarar görmemesi için bu tür 'Sigaraya teşvik etmek' gayesinde olan paylaşım sahiplerinin bu paylaşımları kaldırılmalı, paylaşımda bulunan kişi ise cezalandırılmalıdır dedi. Kural, Ulusoy'un Kabahatler Kanunu 'Tütün mamüllerinin tüketilmesi' maddesi gereğince cezalandırılmasını istedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cagimizin-vebasi-erteleme-hastaligi/", "text": "Erteleme hastalığı, nam-ı diğer procrastinationa yakalanıp yakalanmadığınızı öğrenmeniz için tetkik niyetine 5 ipucu veriyoruz. PLANLI ÇALIŞAN / PLANLI ERTELEYEN Sınav zaten öğleden sonra. Şimdi bir bölümcük izleyeyim, öyle başlarım çalışmaya deyip Game of Thrones bölümlerini arka arkaya tespih gibi diziyor musunuz? Diziler, bölümler, saatler, günler değişiyor; çalışmayı istikrarlı bir şekilde ertelediğiniz gerçeği değişmiyorsa... Sınava son akşam çalışmak da neymiş? Ne diye sınav haftası dizi izleyeyim ki? Her şeyin bir zamanı var, insan planlı çalışmalı diyorsanız... BUGÜN GİT YARIN GEL / YARIN OLMAZ ŞİMDİ Şimdi bir duş alayım da saat başı başlarım. Ufak tefek bir şeyler atıştırıp hemmen... Boğazım mı ağrıyor? Bir çay mı demlesem? Şu notlar dursun da parmak ucumda ojeleri çıkarırken... Acıktım sanki biraz ya!. Cümlenin başındaki Şimdi bir türlü gelmiyorsa... Sınav zamanı saçaklanmış saçlar, bol kahve ve uykusuz gecelerden çökmüş göz altları, yenmiş tırnaklar ya da yarım yamalak ojeler, tam 8 saattir yemek yemediğini fark etmeler... Hepsi tam not almak için katlandığınız bedellerse... BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ / ŞİMDİ ÇALIŞMA ZAMANI Kanka pek de bir şey yok zaten. Sen 3. ve 4. bölüme çalışırsın ben 1. ve 2.'ye. Sonra birbirimize anlatırız. Sınav testmiş zaten. Gel hadi birkaç el PES atalım, sonra başlarız! diyorsanız ve erteleme konusunda çevrenizdekileri ikna etmekte üstünüze yoksa... Valla ben eşeğimi sağlam kazığa bağlayayım, tüm notları kendim çalışayım da... Ha istersen sana da anlatırım o ayrı! Yok kanka ben oynamayacağım. Sen takıl istersen, hiç kalkma. Ben içerideyim. Çılgınlar gibi oyun oynamak isteseniz de çelik gibi iradenizle çalışmayı ertelemiyorsanız... HAYAT ÇOK BOŞ / HAYATIN GERÇEKLERİ VAR Vize çok etkilemiyormuş, finale kasarım. Hem ben bu sınavı geçsem ne olur geçmesem ne! Bu bölüme niye girdim? Yeniden sınava girsem mi? Hayatta ne istediğimi düşünüyorum da... Dünya, insanlar, tüm bu acımasız düzen!. Ertelemenizin varoluşsal bir gereklilik olduğunu en afili cümlelerle, en karmaşık mantık zincirleri ile açıklamakta bir üstat haline geldiyseniz... Şimdi vizeden sağlam bir not alayım ki finalde rahat ederim. Bu yıl not ortalamam 3.5 üzerinde olursa akademisyenliğe kasarım ya. İyi ki bu bölüme girmişim. Tamam biraz zor ama çalışınca hallolur. Hayat da hep bir mücadele zaten. Şimdi çalışıp gelecekte rahat etmek en iyisi benim felsefem diyorsanız... AKŞAM YATMAZ SABAH KALKMAZ / ÜSTÜME GÜNEŞ DOĞMAZ Eve gidip uyuyayım. 01.00 gibi kalkar sabaha kadar çalışırım. Aslında çok da not yok. Hızlı hızlı bakarım. Uyandım ama böyle uykusuz da olmaz ki. Şimdi yatayım, sabah erkenden okula gidip çalışırım. 10 dakika daha uyuyayım öyle kalkarım, bir on, bir on daha... Şu saati biri sustursun!. Yine kalkmadıysan, hatta çoktan kalkıp sınava girmiş olman gerekiyorsa... Ben dahilerin yöntemini uyguluyorum. 20-30 dakikalık aralıklarla günün belli saatlerinde uyuyorum. Böylece toplamda 3-5 saatlik uyku fazlasıyla yetiyor deyip, zamanında şak diye kalkabiliyorsanız, hatta sadece bunu deniyorsanız bile... SONUÇ: Her başlık altındaki ilk paragraflar size daha yakın geliyorsa, geçmiş olsun! Siz de hastalığa çoktan yakalanmışsınız. Ama üzülmeyin, yalnız değilsiniz. Araştırmalara göre üniversite öğrencilerinin yüzde 95'i ile aynı kümedesiniz. Eğer ikinci paragraflar size daha yakınsa, tebrikler! Hastalık sizi teğet bile geçmemiş. Yüzde 5'lik o mucizevi grubun bir üyesisiniz demek ki. Ama söylemek zorundayız, belki de normal değilsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/calba-otu/", "text": "Ekmeğini taştan çıkarmak diye bir tabir var, bu dostlarımızın yaptığı da tam olarak böyle. Aşağıda gördüğünüz çalba otunu çoğunuz kırsalda da görmüştür. Onun işe yarayacağını düşünmüş müdür, sanmam. Ama bu dostlarımız ondan elma çayı /elma yağı da denilen bir sıvı üretiyor. Ve kilosunu 450 TL'ye satıyor. Demre'ye bağlı Çevreli Mahallesi'nde oturan Korkmaz ailesi, Orman İşletme Müdürlüğü'nden alınan izinle vatandaşların doğadan topladığı çalba otunu satın alıyor. Çuvallar içerisindeki otlar boş bir alana serilerek birkaç gün güneşte bekletiliyor. Ardından birbiri üstüne yerleştirilen iki bakır kazana çiğnenerek sıkıca dolduruluyor. Kazandaki çalbalar, su ile nemlendiriliyor.Yüz kilo çalbaya yaklaşık 20 litre su konuluyor. Birbiri üstüne kapatan iki kazan arası çamurla sıvanarak aşağıdan verilen ısı ile damıtma işlemi başlıyor. İki kazana ortalama 100 kilo çalba dolduruluyor. Yaklaşık 3 saat süren damıtma işleminin ardından ortaya çıkan elma yağı bir kapta toplanıyor. 100 kilo çalba bitkisinden yaklaşık 700 gram elma yağı üretilebiliyor. Damıtılan çalba otları ise bir alana yayılarak tekrar kurutuluyor ve kilosu 3- 3.5 liradan ilaç sanayine satılıyor. BİRÇOK DERDE DEVA Bir sezonda toplam 100- 120 kilo elma yağı üretimi yapabilen aile bunu kilosu 430- 450 liradan satışa sunuyor. Bu işi yapabilmek için ise İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nden ruhsat ve izin almak gerekiyor. Çalba otunu özel izinle toplattıklarını söyleyen Hüseyin Korkmaz, Getirip imbiklere basıyoruz. Damıtarak elma yağı elde ediyoruz. Elma yağı bebeklerin gaz ağrısına, baş ağrısına, bütün ağrılara şifadır. Türkiye'nin her bölgesine dağıtıyoruz dedi. Elma yağının yüzyıllardır Anadolu'da vatandaşlar tarafından ilaç olarak kullanıldığını anlatan Demre'de görev yapan aile hekimi Dr. Eyüp Tezyüksel de Ancak bilimsel bir ilaç olarak kullanılmamaktadır. Bölgemizde özellikle gazların giderilmesinde, erişkinlerde romatizmal hastalıklarda, cilt güzelleştirilmesinde, kadınların adet düzensizliğinin giderilmesinde daha birçok konuda tedavi amacıyla kullanılıyor diye konuştu. Çalba Otu Hakkında Ülkemizde Marmara, Ege, Akdeniz ve Trakya bölgelerinde yetişir. Güneşin en yoğun olduğu dönemlerde çiçek açar. Mumu andıran şekliyle yol kenarlarında etrafa ışık saçar. Gövdesi dik, bazen dallanmış ve yünümsü tüylerle kaplı, çokyıllık otsu bir bitkidir. Hem Avrupa'da hem de Anadolu'da yaygın bir bitkidir. Sırf Türkiye'de 200 türü vardır. Ülkemizde birçok isim ile anılır. Çalba otu,şalba otu,sığır kuyruğu otu, sığır otu,kral mumu bu isimlerden bazılarıdır. ÇALBA OTU NE İŞE YARAR? ÇALBA OTUNUN FAYDALARI Balgam söktürücüdür. Göğsü yumuşatır. Bronşit ve kronik öksürük durumlarında iyileştiricidir. Solunum yolları mukozasının enfeksiyonlarında iyileştirici etkiler yapar. Sesin boğuklaşması ve ses kısıklığı durumunda iyileştiricidir. Mide üşütmesinde oluşan karın ağrısını geçirir. İdrar söktürücüdür. Sakinleştiricidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/calisanlarina-her-yil-2000-dolar-tatil-parasi-veren-ceo-gibi-ceo/", "text": "CEO var CEO gibi diyerek hepimizin hayallerindeki patron modeliyle sizi tanıştıralım. Mark Douglas isimli pazarlama şirketi CEOsu her yıl çalışanlarına tatilde harcamaları için 2000 dolar veriyor. SteelHouse isimli firmada çalışanlar da durumdan oldukça memnun son 3 yılda 250 çalışandan sadece 5 tanesi işten çıkmış, onlar da taşınma sebebiyle. Peki ben parayı alsam da tatile gitmesem diyenler olmuyor mu oluyor. Ama şirketin bu parayı vermek için tek şartı tatile gitmeleri. Bunun nedeni de Mark ve şirketin insan kaynaklarının düşüncesine göre tatil yapan insanlar işlerinde daha kreatif ve çalışkan oluyor. Kıskandırmak gibi olmasın ama arada da çalışanlarına parti veriyor. Ne diyelim, Türkiye'deki CEO, müdür ve patronlardan da çalışanların verimliliği için böyle hareketler bekliyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/calisma-saatlerine-trafik-duzenlemesi/", "text": "Avrupa'da yıllardır uygulanan 'esnek çalışma saatleri' Türkiye'de de yayılmaya başladı. İstanbul gibi trafik sorunu olan şehirlerde büyük şirketler birer birer çalışma saatlerini yeniden düzenliyor. Daha önce 09.00-18.00 olan çalışma saatleri 08.30-17.30, 07.30-16.30 ve 07.45-16.45 olarak yeniden düzenleniyor. Birçok Avrupa ülkesinde yıllardır uygulanan 'esnek çalışma saatleri' modeli Türkiye'de de artık hızla yayılıyor. Özellikle İstanbul gibi trafiğin yoğun olduğu şehirlerde çalışanların motivasyonunu yükseltmeyi hedefleyen dev şirketler, çalışma saatlerini teker teker değiştiriyor. Eskiden sabah 9.00 akşam 18.00 olan çalışma saatleri artık, 8.30 17.30, 07.30-16.30 ve 07.45 16.45 olarak değişiyor. Şirketler böylece çalışanlarının trafikte zaman kaybetmesini önlerken, motivasyonlarını da yüksek tutuyor. Trafik yoğunluğu tavan yapıyor Hürriyet gazetesindeki habere göre şirketlerin iş saatlerini değiştirmesindeki en önemli etken ise trafik. Türkiye'de trafiğin en yoğun olduğu üç il İstanbul, Ankara ve İzmir olarak gösteriliyor. Ancak birçok şehirde de artık akşam ve sabah saatlerinde yoğun trafik yaşanıyor. İstanbul'da trafik sabah saat 06.30 itibariyle başlıyor. İlk yoğunluk köprülerin Anadolu'dan Avrupa'ya geçiş güzergahlarında yaşanıyor. Saat 07.00 itibariyle İstanbul'da birçok ana arterde trafik artıyor. Saatler 08.00'i gösterirken zirve yapıyor. En sıkışık zaman aralığı 7.30-9.00 arası olarak gösteriliyor. Ankara ve İzmir'deki yoğunluklar ise İstanbul'a kıyasla 30-40 dakika daha sonra gözleniyor ve 8:30'da zirve yapıyor. En çok 8.00-9.00 arasında yoğunluk oluyor. İstanbul'da akşam yoğunluğu ise saat 18.00-19.30 arasında yaşanıyor. Saatler 19.00'ı gösterirken ise merkezi yollarda trafik adeta durma noktasına geliyor. İzmir'de 18.50, Ankara'da ise 18.40 akşam yoğunluğu en üst seviyeye ulaşıyor. Neredeyse 3 saat yolda geçiyor Bugün İstanbul'da yaşayan ve işine gitmek için Avrupa yakasına geçmek zorunda olan bir çalışan sabah 09.00'da işinde olabilmek için evden 07.30'da çıkmak zorunda kalıyor. Aynı çalışan 18.00'da işinden ayrıldıktan sonra 19.30'da evine ulaşıyor. Yani günün 3 saatini trafikte geçirebiliyor. Şirketler de bu durumun önüne geçmek için çalışma saatlerinde değişikliğe gidiyor. Şirket yetkilileri, Esnek çalışma saatlerini uygulamamızın başlıca nedeni, çalışanlarımızın iş-yaşam dengesini sağlamalarına yardımcı olabilmek, yoğun trafik saatleri ve kişisel ihtiyaçlara göre esneklik sağlayabilmek. Her çalışanın ihtiyaçlarının, beklentilerinin ve motivasyonlarının birbirinden farklı olduğunu biliyoruz. Esnek çalışma saatleri de bu bilinçle oluşturduğumuz uygulamalardan biri. Herkes gibi çalışanların da özel hayatları ve iş dışında sahip oldukları başka sorumlulukları var diyor. İşte düzenleme yapan bazı şirketler Coca-Cola: Çalışma saatleri 8.30 17.30 olarak belirlendi. Buna ek olarak tüm çalışanlar 'esnek çalışma saatleri' uygulaması kapsamında kendi çalışma saatlerini planlayabiliyor. Defacto: Çalışma saatleri sabah 07.00-09.00 akşam 17.00-19.00 arası olacak şekilde seçenekli olarak düzenleniyor. Böylece çalışanlar kendi olanaklarına ve yol güzergahındaki trafik durumuna göre saatlerini ayarlayabiliyor ve esnek çalışabiliyorlar. Eczacıbaşı Topluluğu: Eczacıbaşı Topluluğu'nda normal çalışma saatleri 08.00 17.30 olarak belirlendi. Ayrıca çalışanlar 'esnek çalışma düzeni' uygulamalarıyla, çalışma hayatlarını kendi tercihlerine göre yönetebiliyorlar. Pegasus Hava Yolları: Geçtiğimiz yıl yapılan değişiklikle, genel müdürlük binasında çalışma saatleri 07.30-16.30 arasında olacak şekilde belirlendi. Değişiklikten önce, çalışma saatleri aralığı 08.00 17.00 idi. PepsiCo: Merkez ofisleri mesai saatleri 07.45 16.45 olarak belirlendi. Esnek çalışma uygulaması sayesinde çalışanlar geliş gidiş saatlerini yöneticileri ile mutabık kalarak kendileri ayarlayabiliyor. Pfizer: Genel çalışma saatleri 08.30 ve 17.30 arası iken çalışanların esnek çalışma saatleri kapsamında ve kişisel tercihlerine göre 07.30-16.30 ya da 09.30-18.30 arasında çalışabiliyorlar. Philip Morris/Sabancı: Çalışanların temel çalışma saatleri 10.00 16.00 arası olarak belirlendi. Temel çalışma saatlerinden önceki veya sonraki saatler, esnek saatler olarak belirleniyor. Turkcell: Çalışma saatleri İstanbul'da 07.30-16.30 olarak belirlendi. İstanbul dışındaki lokasyonlarda ise çalışma saatleri 08.00-17.00 oldu. Vodafone: İş sürekliliğini sağlayan ekiplerin dışında kalan çalışanlar, kendi tercihlerine göre 07.00-16.00, 08.00-17.00 ya da 09.00-18.00 saatleri arasında çalışabiliyor. CNN Türk"} {"url": "https://www.thegeyik.com/calismak-icin-en-cok-gidilen-7-ulke/", "text": "Kimileri doğduğu şehirlerde iş hayatını sürdürürken; kimileri ise binlerce kilometre uzaklıkta bambaşka ülkelerde çalışıyor. Peki çalışmak için hangi ülkeler ideal? İş yaşamında yeniliklere yelken açanlar, başka ülkelerde çalışmak isteyenler için biletall.com 'Çalışmak için gidilebilecek en ideal 7 ülke'yi belirledi. Yaşam standartlarının en yüksek olduğu yerlerin ve daha iyi standartlara sahip olan yerlerin tercih edilmesi, oldukça büyük önem taşıyan kriterler içerisinde yer alıyor. Sadece maddi olarak değil, psikolojik açıdan kendinizi iyi hissedebileceğiniz ülkeler seçmek fayda sağlıyor.Yurt dışında çalışmak için seyahatiniz için en önemliler arasında olan uçak bileti fiyatları, hangi havayolu firmasının seferleri olduğunu da değerlendiren Biletall.com son blog yazısında yaşam standartları baz alındığında en iyi 7 ülkeyi sıraladı. Kanada Yaşam standartlarının yüksek olduğu bu ülkede, iş olanaklarının da iyi derecede olduğu söylenebilir. Özellikle de eğitim açısından en çok tercih edilen ülkelerden birisi olduğu için, oldukça tercih edilen bir ülkedir. Daha iyi koşullarda yaşamak isteyen kişilerin de en çok tercih ettiği ülkeler içerisinde yer alan Kanada'nın OECD içerisinde ilk beşte yer aldığı görülüyor. Kanada kişilere vatandaşlık hakkı da tanıyor. Kanada içerisinde 3 yıl gibi bir süre zarfında yaşayan kişilere ek olarak Kanada vatandaşlığı da getirilmiş durumda. Dilenirse aileler Kanada içerisine yerleştirilebiliyor. Finans ve ekonomi anlamında çalışmak isteyen kişilerin gözü kapalı yerleşebileceği ülkelerden birisi olarak görülmekte. Norveç Yüksek maaşlı bir şekilde çalışmak isteyen kişiler için önerilebilecek olan ülkeler arasında Norveç yer almakta. Norveç maddi anlamda diğer İskandinav bölgeleri ile dolgun maaşlarıyla benzerlik göstermekte. 33.492 dolar yıllık maaş ortalaması olan ülke içerisinde, doğal kaynaklarda oldukça zengindir. İş açısından cazip fırsatların sağlanabileceği bir ülke olan Norveç'te balıkçılık da yaygın bir meslek olarak ülke ekonomisine büyük katkıda bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri Ülke içerisinde kişilerin birbirine karşı olan saygısından dolayı, ABD oldukça yüksek derecede göç alan ülkeler arasında yer alıyor. Bundan dolayı da ülke içinde yaşayan halkın her zaman insani değerleri ön planda tutması ve buna bağlı olarak da çalışma koşullarının en iyi derecede tutulması söz konusu ülkeyi çekici kılıyor. Bilişim alanında oldukça gelişmiş olan ülkede, finans alanında da çalışmak mümkün. Ayrıca ABD içerisinde yaşayan bir akrabanız varsa, mülteci olarak da çalışma fırsatı elde edebilirsiniz. Almanya İşsizlik oranının %5 gibi oldukça düşük olması, Almanya üzerinde çalışma imkanını arttırmakta. Ülkemizden yoğun göç alan Almanya'da çalışma şartlarının işe bağlı olarak değişebileceği söylenebilir. Kimi zaman oldukça yoğun tempo ile çalışmak zorunda olmak tüm ülkelerde olduğu gibi Almanya için de geçerli olabilecektir. Özellikle ülke içinde 3 milyon gibi büyük bir Türk nüfusuna sahip Almanya'da psikolojik açıdan da kolaylıkla uyum sağlayabilirsiniz. İsviçre Yüksek maaş kazanma amacı taşıyan kişilerin en çok tercih ettikleri ülkeler içerisinde yer alan İsviçre'de yıllık ortalama kazanç 188.280 dolar olarak görülüyor. Bu da İsviçre'yi çalışma alanında oldukça çekici kılıyor. Brezilya İnsanlarının oldukça sıcak olduğu ülkeler içerisinde yer alan Brezilya'da kültürel olarak etkileşimlerin de yaşanmasından dolayı, genellikle ülkeye giden kişilerin yabancılık çekmediği gidenler tarafından her zaman vurgulanmakta. Çalışmak için gitmek isteyen kişilerin de özellikle bir şirket üzerinden davet alarak çalışmaya başlaması mümkün. İş yaşamında daha da ilerlemek isteyen kişiler de küçük işler ile başlayıp sonrasında çalışma koşullarını değiştirmekte ve ilerleyebilmektedir. Rusya Genel olarak Rusya ile büyük ticaret hacmi olan ülkelerden birisi de Türkiye. Bundan dolayı Rusya'nın istihdam konusunda Türklere karşı sıcak baktıkları düşünülmekte. Kalifiye elemanın Rusya içerisinde oldukça az olmasından dolayı, eleman ihtiyacı her daim mevcut. Yaşam koşullarına ve soğuk iklim şartlarına uyum sağlayabilecek olan kişilerin, bu ülkeyi tercih etmesi öneriler içerisinde yer alıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cam-govdesinin-kirilacagina-inanandan-olu-olduguna-inana-kadar-9-garip-deluzyon-deneyimi/", "text": "Kadın bir yılana dönüşüyor. Bir adam, cam gövdesinin kırılacağı korkusuyla saatlerce hareketsiz oturuyor. Bir başka kadın, kendisini öldüremeyeceğini çünkü zaten ölü olduğuna inanıyor. Bütün bu insanlar bir zamanlar yaşadı ve hepsi de delüzyonların sürrealliğine esir düştüler. Halüsinasyonları oluşturan bozuk algıların aksine, delüzyonlar, inançlarla karakterize edilir. 1913 yılında, psikiyatrist ve filozof Karl Jaspers, bir inancın delüzyon olarak tanımlanabilmesi için üç kriter tanımladı. Genel Psikopatoloji kitabında da beirttiği üzere, kriterler arasında, kesinlik, düzeltilmezlik ve imkansızlık vardır. Bir başka deyişle, delüzyonları olan insanlar, aksini gösteren ne kadar fazla kanıt olursa olsun mantıksız inançlarına sıkı bir biçimde sarılırlar. Delüzyonlar, genellikle bunama , beyin hasarları ya da diğer psikiyatrik ya da nörolojik vakalarla ilişkilendirilir ve psikotik depresyon, bipolar bozukluğun manik atakları, şizofreni gibi psikotik bozuklukların tanısında önem sahibidir. Bu sarsılmaz inanışlar bazen son derece garip bir biçimde spesifik olabilirler. Pek çok delüzyon, son derece nadirdir ve bilim insanları, hakkında çok fazla bilgi sahibi değildir, fakat bazen bu garip yanlış sanrılar beyin hakkında daha fazla şey öğrenebilmemize olanak sunar. İşte son derece garip ve bir o kadar da tüyler ürpertici 9 delüzyon deneyimi. Evinde istenmeyen bir yabancının yaşadığı sanrısı hayali yatılı delüzyonu olarak isimlendirilir. Genellikle demans sahibi yaşlı insanlarda görülür ve yapılan bir çalışmada; 240 kişilik bir örneğin 56'sında görüldüğü bulgusuna ulaşıldı. Hayali yatılı delüzyonu olan insanlar, bu hayali ziyaretçilerinden hoşlanmazlar ve onlara göre, bu misafirler çok fazla gürültü yapar, evdeki yemekleri yer ve günlük rutinleri ayrıntılı bir biçimde takip ederler. 2- Cam Delüzyonu Bu delüzyona sahip insanlar, vücutlarının bir kısmının ya da tamamının camdan yapıldığına inanır. 15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Avrupa'da altın çağını yaşayan cam delüzyonu, tiyatro oyunlarına, hikayelere ve şiirlere konu olacak kadar da yaygın bir hal aldı. Hatta Fransa kralı 4. Charles, sıklıkla nöbetler geçirmiş ve nöbetlerinin birisinde kendisinin tamamen camdan yapıldığını, birisinin yanlış bir hareketinin kendisini kırabileceğini söylemiştir. Hollandalı psikiyatrist, Andy Lameijn, cam delüzyonuna dair, bacaklarının ve sırtının camdan yapıldığını iddia eden bir kadın da dahil olmak üzere 19. ve 20. yüzyıldan raporlar aktarmaktadır. Hatta bir hastasının, kendisinin tamamen camdan yapıldığına fazlasıyla ikna olduğu ve seansları sırasında hastasının Buradayım. Ve burada değilim. Tıpkı penceredeki bir cam gibi. cümleleri kurduğu görülüyor. Cotard delüzyonu, insanların ölü olduklarına, vücutlarının bazı parçalarının olmadığına ya da kendilerinin hiç var olmadıklarına inanmalarıdır. Delüzyon, ilk olarak, beyninin, sinirlerinin, göğsünün, midesinin ve bağırsaklarının olmadığına, yalnızca derisinin ve bozunan cesedinin kemikleri olduğuna inanan bir kadını tedavi eden, sinirbilimci Jules Cotard tarafından 1880 yılında keşfedilmiştir. Cotard delüzyonu, depresyon, beyin tümörleri, multipl skleroz, beyin hasarları ve epilepsi gibi bir dizi rahatsızlıkla ilişkilendirilir. Bazı insanlarda bu delüzyon zamanla yok olur. Cotard'a delüzyonunu anlatan Esme Weijun Wang, durumunu şöyle anlatıyor: Aklımda intihar yoktu. Çünkü ölü bir kadın olarak, içinde bulunduğum durumda, başarılı bir intihar; beni aynı şeyin içine ya da daha derinine sokabilirdi. 4- Capgras Delüzyonu 1923 yılında, psikiyatristler, ailesinin ve komşularının ikiz halde bulunduğuna ikna olmuş bir kadınla tanıştılar. Bu çiftler daha sonra başka çiftler doğurmuş ve kadın, kocasının 80 defa değiştiğini düşünüyordu. Daha da yakın zamanda, İngiltere'de bir adam, eşinin, içinde beraber bulundukları bir arabanın kaza geçirmesi sonucu öldüğünü düşünüyor ve yanındaki kadının kendisinin gerçek eşi olmadığını ileri sürüyordu. Bu insanların ikisi de, insanları sevilen yakınlarının, evcil hayvanlarının, bitkilerinin ve hatta oyuncaklarının bile ikizleriyle yer değiştirdiğini düşünür hale sokan Capgras delüzyonuna sahipti. Yapılan bir çalışmada, araştırmacılar, bu delüzyona sahip insanların, bu inançlarına çok bağlı olduklarını ve hatta taklitçiyi öldürmeye bile hazırlandıklarını söylüyorlar. Capgras delüzyonu, genellikle psikiyatrik hastalığı ya da beyin hasarı geçirmiş insanlarda görülür. Bilim insanları, delüzyona; beyinde yüzleri işlemeden sorumlu nöron aktivitesindeki azalmanın sebep olduğunu düşünmelerine rağmen, sistemin neden yalnızca bir kişide çöktüğü konusunda derinlemesine bir açıklama yapamıyorlar. 5- Fregoli Delüzyonu Fregoli delüzyonuna sahip insanlar, yabancıların aslında sevdikleri kişilerin kılık değiştirmiş halleri olduğunu düşünür. Vaka, ismini; sahnedeki görünüşünü çok hızlı bir biçimde değişen İtalyan aktör Leopoldo Fregoli'den alıyor. Delüzyon, birisinin, etrafındaki insanların kendisini sevdiği sanrısına kapılması olarak bilinen bir başka delüzyon; erotomania ile eşlik eder. Bir vakada, her iki delüzyona sahip bir kadın; bir erkekle henüz evlendiğini ve etrafındaki birçok erkeğin aslında kendi kocası olduğunu düşünüyordu. Kadına göre, kocası onunla buluşmak için etrafındaki erkeklerin formuna girmişti. 6- Folie a deux Bazı delüzyon formları ise bulaşıcıdır. Yıllar önce, şizoafektif bozukluk sahibi bir kadın, dini inançlarındaki aşırılığı ve doktorların, ilaç şirketlerinin, devletin ve bebek maması şirketlerinin yozlaştığı ve kar elde etmek için komplolar kurduklarına dair inançlarını eşine geçirmişti. Çiftin bu kusurları, 4 yaşındaki çocuklarının açlıktan ve susuzluktan ölmesine neden oldu. Paylaşılan psikotik bozukluk vakalarında , psikotik bir kişi, kendi delüzyonlarını daha pasif olan bir başka kişiye geçirir. 7- Ekbom Sendromu Bir başka delüzyon ise, insanların, kendilerine parazit bulaştığı sanrısına kapıldıkları Ekbom Sendromu'dur. Sendroma sahip birisi, derisinde, özellikle de kafasında ve yüzünde sürünen zararlılardan şikayet ediyor ve parazitlerin varlığını onları bir kağıt parçasına döktüğünü düşünerek gösteriyor. Ekbom sendromu olan insanlar, sürekli kaşıntı hissine kapılır, sürekli olarak kaşınararak ve böcek ilacı alarak kendilerine zarar verebilir, delüzyonun ilerlemesine sebep olabilir. 8- Othello Sendromu Tıpkı Shakespeare'in trajedi kahramanı Othello gibi, Othello sendromu olan insanlar; aksini gösteren bütün delillere rağmen partnerlerinin kendilerini aldattığına inanır. Bu insanlar, bazen aşırı kıskançlıktan saldırganlaşır ve eşlerine saldırır. Othello sendromu, bazen Parkinson hastalığına sahip insanlarda da ortaya çıkabilir. Bu vakalarda, alınan ilaçları durdurmak delüzyonu iyileştirebilir. 9- Kurda Dönüşme Delüzyonu Kurt adamlar gerçek olmayabilir, ancak kurtlara dönüştüğüne inanan insanlar vardır. Tıpkı cam delüzyonunda olduğu gibi, klinik likantropi vakası, geçtiğimiz yüzyıllarda oldukça yaygındı. Bu yıllarda, delüzyona sahip olan insanlar Engizisyon tarafından ölüme mahküm ediliyordu. Kişinin dönüştüğünü düşündüğü hayvan kültürlere göre değişkenlik gösteriyor. Yılana dönüştüğünü düşünen bir kadınla tanışan psikiyatristler; hayvan türlerinin genellikle hastanın delüzyonal şeytan temsili olabildiğini söylüyor. Kaynaklar ve İleri Okuma: Cognitive neuroscience of delusions in aging. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2671775/ Phantom boarder symptom in dementia. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12766918 Lycanthropy as a Culture-Bound Syndrome: A Case Report and Review of the Literature. http://journals.lww.com/practicalpsychiatry/Abstract/2012/01000/Lycanthropy_as_a_Culture_Bound_Syndrome___A_Case.8.aspx Jacobs, R. How Do Psychiatrists Treat Werewolves? https://psmag.com/how-do-psychiatrists-treat-werewolves-de8321566299#.pjs2nulfs Inglis, A. The Glass Delusion Was The Most Popular Madness Of The Middle Ages. http://io9.gizmodo.com/the-glass-delusion-was-the-most-popular-madness-of-th-1636228483 The people who think they are made of glass. http://www.bbc.com/news/magazine-32625632 Capgras delusion: a window on face recognition. http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S136466130001620X When a loved one feels unfamiliar: A case study on the neural basis of Capgras delusion. http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0010945213002876 A case of Fregoli syndrome and Erotomania associated with anemia. http://jmhhb.org/article.asp?issn=0971-8990;year=2014;volume=19;issue=2;spage=83;epage=84;aulast=Singh Infanticide in a Case of Folie a Deux. http://ajp.psychiatryonline.org/doi/full/10.1176/appi.ajp.2013.13010027 Baggaley, K. The Oddest Delusions. https://www.braindecoder.com/post/oddest-delusions-1172950645 P-1036 Ekbom's syndrome. a case report. http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0924933812752033?np=y The Dangerousness of Persons with Delusional Jealousy. http://jaapl.org/content/jaapl/26/4/607.full.pdf Resolution of Othello Syndrome After Subthalamic Nucleus Deep Brain Stimulation in 3 Patients with Parkinson's Disease. http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/mdc3.12084/full"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cameron-titanic-tartismalarina-noktayi-koydu-olmesi-gerekiyordu-oldu/", "text": "Ünlü yönetmen James Cameron, 'Titanic' filminin ilk gösteriminden 20 yıl sonra hala başkarakteri Jack'in kurtulma şansı varken neden öldüğünü tartışanlara yanıt verdi: Ölmesi gerekiyordu. Yaşasaydı bugün Titanic'ten bahsetmezdiniz. Bundan tam 20 yıl önce beyazperdeye çıkarak tüm zamanların en iyi aşk ve dram filmleri arasında yer edinmeyi başaran 'Titanic' filminin sonu izleyenleri yasa boğmuştu. Başrollerinde Leonardo Di Caprio ve Kate Winslet'ın olduğu film, Jack'in neden kurtulabileceği bir durumda ölüme terkedildiği tartışmalarını da beraberinde getirmişti. Geminin batışının ardından bir kapı üzerine çıkarak canını kurtaran Rose'un neden Jack'i yanına almadığı bugüne kadar hep merak konusu oldu. 'BU SORUDAN SIKILDIM' Filmin yönetmeni James Cameron sonunda pes etti ve duruma açıklık getirme kararını aldı. Yıllardır bu soruyu aldığını ve duymaktan sıkıldığını belirten Cameron, filmi olduğundan daha dramatik bir hale getirmek için Jack'in öldüğünü söyledi. 'TEK KİŞİLİK KAPI ARADIM' Vanity Fair'e Rose'un kurtulduğu kapının üstünde gerçekten Jack için de yer vardı. Ama yine de ikisi kapının üzerine çıksaydı su yüzeyinde kalamazlardı diyen yönetmen, 3 saat boyunca sadece tek bir kişiyi taşıyabilecek uygun tahta parçasını birkaç gün boyunca aradığını belirtti. 'SANATSAL SEBEPLERDEN' Cameron Jack'in hiçbir şansı yoktu. Bunun sebebi fiziksel değil, sanatsal. Eğer batmasaydı üzerine bir baca düşerdi. Eğer hayatta kalsaydı filmin sonu anlamsız olurdu. Bu film ölüm ve ayrılığı anlatıyor. Ölmesi gerekiyorduEğer Jack kurtulsaydı, film daha çarpıcı olmaz, 20 yıl sonra bile insanlar Titanic'ten bahsetmezdi diye konuştu. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/can-dundar-evlilik-uzerine/", "text": "Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için.. 17 senede 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da... Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor. Evliliği toplumun dayattığı şekilde yaşamamaktan... Nedir bu dayatmalar? Erkeğin muhakkak kadından yaşça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi... Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yaşça büyük olmalı ki, kadına 'höt' dediğinde oturmalı kadın... Ya da yumuşatıyorlar. Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için küçük olmalıymış yaşı... Eğitimde de böyle.. Kadının çok okumuşu bilmişi olur muymuş, evde kalmakmış layıkı.... Esim benden 2 yas büyük; ne 'höt' dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü... Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti. 'Ooo Can bey kapmışınız çıtırı' esprilerine muhatap dahi oldum. Eşim üç üniversite bitirdi; ben bir taneyi 9 senede bitirdim..Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım... Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran... Bunu unutmadık biz. Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sene. O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o haklısın bir tanem... dedik, Öfke bitip fırtına durulduğunda ama bi de böyle düşün de dedik fikrimizi savunurken. Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, aynı amaç için savaşan neferlerdik bu hayatta...Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon , kim bu saatte arayan karsı cins diye sorgulamadık da ama... Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven' ve güvenin ardına saklanmış bir 'saygı' vardı daima... Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede... Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık... Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bir gece, misafir odasında... Gece yarısı kapı açıldı, eşim; 'Ne yapıyorsun burada?' diye sordu. Kapının eşiğinden, 'uyuyorum' dedim buz gibi bir sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı, elinde yastıkla... 'kay yana' dedi daracık yatakta. 'ne yapıyorsun?' dediğimde 'benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim' dedi... Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yatma saatine kadar sürecek... Ve bence doğrusu da bu... Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç... Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize... Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktık o listede... Ama oyunun kurallarını biz koyduk... Ne de olsa bizim oyunumuz du oynanan... Evlilik; hesapsız içine alınması gereken bir oyun bence... Topluma kulaklarını tıkayarak hem de... Ne benim, ne de bizim sözlerimizle... Sadece gönlünüzden geçtiğince... Dediği gibi Ataol Behramoğlu'nun; Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana... K: Can Dündar"} {"url": "https://www.thegeyik.com/canakkale-zaferi-hakkinda-dunya-liderlerinin-sozleri/", "text": "Çanakkale Zaferi tarihin gördüğü en büyük zaferlerden biri. O güzel zaferin üzerinden 101 yıl geçti. 18 Mart günü büyük bir zaferle tarih yazan başta M. Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere çoluk çocuk demeden bize bugünleri armağan eden insanların hepsini rahmet ve saygıyla anıyoruz. Çanakkale Zaferi'nin 101. yılı kutlu olsun! Çanakkale Zaferi Hakkında Dünya Liderlerinin Sözleri Atatürk Çanakkale Zaferi için diyor ki: Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur. İngiliz Başbakanı Asquith Çanakkale Zaferi ile ilgili : Harpte iki meş'um şey vardır. Bunlardan biri taş duvara körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız. Churchill çanakkele zaferi için sözleri: Ordunun yardımı olmaksızın filonun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum. -Türkler, Çanakkale'yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. Alman Generali Liman von Sanders: Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se'bat cihetiyle takdir ve senaya liyakatı, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir. General Fahri BELEN : Çanakkale Seferi, Türk milletinin eski kudret ve kuvvetini muhafaza ettiğini, can çekişen bir imparatorluk içinde kahraman bir milletin varlığını meydana koydu. Yenilmez İngiliz donanmasının uğradığı akibetten komutanlar değil, strateji kurallarını ihmal eden devlet adamları sorumludur. Boğazlar ve Trakya bölgesinde altı Türk kolordusu varken, donanmayı tahkim edilmiş bir Boğaz'dan geçirmek ve Boğaz kıyıları işgal edilmeden beş tümenlik bir kuvveti seferiyeyi İstanbul'a getirmek planının şansı çok azdı. İngiliz Generali Oglander : Türk askerinin savaş ve dövüş hususunda haiz bulunduğu evsafın bidayette layikiyle takdir edilmemiş olması, İngilizler için felaket olmuştur.... Türk askerinin ne yaman muharip olduğunu, İngilizler kendileriyle dövüştükten sonra bittecrübe anlamışlardır. Avustralyalı Yarbay D. M. HORNER: Çanakkale Savaşları, Avusturalya ordusunun gelişimine birçok etkide bulunmuştur. İlk olarak Avusturalya ordusu kuvvetlerinin bir yabancı tarafından değil, bir Avustralyalı subay tarafından idare edilmesini temin edecek bir uygulamaya başlanmıştır. Ve Çanakkale olayları, bu uygulamayı başlattı. Japon Prof. Dr. Em. Krg. Hideo MIKI: Çanakkale Savaşları, modern savaş tarihinde birleşik kara ve deniz savaşlarımn başlangıcı ve ilk örneğidir. Yeni Zelandalı Prof. Dr. J. PHILLIPS: Çanakkale Savaşları, savaşa İngiliz bayrağı altında katılan Yeni Zelanda'nın uluslaşma sürecine çok önemli katkılarda bulunmuştur. 1915'te Yeni Zelandalılar, kimliklerini İngiliz İmparatorluğu içerisinde tanımlamaktaydılar ve bağımsızlık kazanmak gibi istekleri yoktu. Alan Moorhead: Avrupa diplomasisinin çıkmazlarında ihtiyatla yolunu arayan ve Avrupa devletleri'nin birbirine düşmüş meclislerinde kendi lehinde fırsatlar kollamaya çalışan ürkek ve tereddütler içindeki Osmanlı, artık yerini, dimdik adeta mağrur ve kendine güvenen, kendi hayatını yaşamaya azmetmiş, düşmanlarına tam bir istihfafla bakan şahsiyete bırakmıştı. Sami Paşazade Sezai: Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. Robert Rhodes James : Çanakkale Boğazı'ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Martı aralıksız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cephane durumu ciddiyetini koruyordu. M. Şevki YAZMAN: Çanakkale Muharebelerinde Türk ordusunun başında daha başlangıçtan itibaren orayı, üç kez ve yalnız kendi inisiyatifiyle kurtarmış olan Türk Başbuğu bulunmuş olsaydı, bu gün tarih, bir Çanakkale Savaşı yerine, karaya ayak basmasıyla beraber, akim kalan bir Çanakkale teşebbüsünden bahsederdi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/canan-karatay-fistik-yerseniz-fistik-turp-yerseniz-turp-gibi-olursunuz/", "text": "İç hastalıkları ve kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, kanserin genetik olmadığını söyledi ve ithal ürünlerin çoğunun GDO'lu olduğunu savundu. Karatay, Fındık fıstık çıtır çıtır hem kan yapar hem ısıtır. Fıstık yerseniz fıstık gibi, turp yerseniz turp gibi olursunuz dedi. Canan Karatay: Modern tıp diye bir şey yok En son olarak modern tıbbın olmadığına yönelik bir ifadesiyle gündeme gelen Canan Karatay, Sözcü'den Hande Zeyrek'e konuştu. Karatay, genetik olmadığını ifade ettiği kanserin artma sebebini şöyle açıkladı: Bunlar o kadar çok arttı ki... Bugün üç yaşındaki çocuğa karaciğer nakli yapılıyor. Eskiden var mıydı böyle hastalık? Bunların altında havanın, suyun kirlenmesi, toprağın ve yiyeceklerin kirlenmesi yatıyor. Ve tabii yiyecekleriniz endüstriyel yiyecek olduğu sürece artacak. Temelinde ekmek ve şeker yatıyor. Çünkü ikisi de insan vücuduna girdiği zaman toksik ve bunlar bütün hücreleri bozuyor. Vücut dolaşımdan toksik olan şekeri uzaklaştırmak için, insülin hormonu salgılıyor. Bu hormon, kandaki şekeri trigliserit dediğimiz, en tehlikeli yağa dönüştürür ve depoya gönderir. Yani kan dolaşımından bir an önce uzaklaştırıyor. Vücudumuzda depo edilmiş her türlü yağ, bu tiroidde olabilir, karaciğerinizde olabilir, dilinizde, gırtlağınızda da olabilir, artık gösterildi ki bu depo yağlar bir endokrin organ! Yani hormon üretiyor! Türlü türlü hastalık yapan hormon üretiyor. Bunun sebebi de maalesef şekerli yiyecekler ve şekerli/gazlı içecekler. Şekersiz denilen yapay tatlandırıcılı içecekler. Mısır şurubu şekeri çok önemli. Her şeyin içinde var. Tuzluların içinde de var. Gıda endüstrisi bunu çok kullanıyor. Bunların artık vücut için 7 kat daha toksik olduğu gösterildi. Yani vücut için zehir kardeşim. Her zaman söylediğim gibi şeker de en tatlı zehirdir. Hastalıkların altında da bu yatıyor. Onun için genetik değil diyorum. Çünkü bunlardan uzak durunca hastalıklar geriliyor. Şeker hastaları ve obezlerin yüzde 80'inde kanser var. Bu verileri de yazıyorum. Karatay, ithal ürünlerin asla yenmemesini de söylerken şu ifadeleri kullandı: Çünkü dışarıdan gelen kuru baklagillerin büyük kısmı GDO'lu.Yurtdışından gelen cevizler de ilaçlı. Çünkü onlar taşınırken konteynırlarda ilaçlanıyor. Onun için kabuklu ceviz alınacak ve kendi ülkemizin ürünleri tüketilecek. Fındık fıstık çıtır çıtır hem kan yapar hem ısıtır. Fıstık yerseniz fıstık gibi, turp yerseniz turp gibi olursunuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/canan-karataydan-sahur-uyarisi-tehlikeli-olur/", "text": "Ramazan öncesi tavsiye ve uyarılarda bulunan Prof. Dr. Canan Karatay, sahura kalkmadan oruç tutmanın oldukça tehlikeli olduğunu söyledi. İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, Ramazan ayı öncesi beslenme alışkanlıklarıyla ilgili uyarılarda bulundu. İftarda bir avuç içi kadar pidenin doğal köy tereyağı, peynirle birlikte tüketilebileceğini belirterek, Tereyağı ve peynirin glisemik indeksi sıfırdır. Boş midede koruyucu etkisi vardır. Bu nedenle zararlı değil faydalı ve sağlıklı besinlerdir. Tereyağı ve peynir, uzun süre tokluk hissi verdikleri için, oruç tutanlara güç, kuvvet ve dinçlik sağlar. Acıkma ve halsizlik hissi gün boyu oluşmaz. dedi. SAHUR KAHVALTI GÖREVİNİ YAPAR Karatay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ramazanın yaz aylarına denk gelmesiyle beraber 16-18 saat süreyle yeme ve içme yapılmadığını hatırlatarak, bu dönemde sıcak havanın da etkisiyle susuzluğun problem oluşturabileceğini ifade etti. Ramazanda pek çok kişinin sahura kalkmadan oruç tuttuğunu ancak sahur yemeğinin bir kahvaltı görevi yaptığını dile getiren Karatay, Kahvaltı 24 saat içinde en önemli öğündür. Son derece kuvvetli, sağlıklı doyurucu olmalıdır. Mutlaka sağlıklı ve güçlü protein, sağlıklı yağ ve karbonhidratlar doyuncaya kadar yenmelidir. dedi. SAHURDA TATLI YENMEMELİ Karatay, sağlıklı protein olarak yumurta, peynir ve yoğurt tüketilebileceğini, sağlıklı karbonhidrat olarak fındık, fıstık, ceviz, badem ve kuru meyvelerin tercih edilebileceğini aktararak, şöyle devam etti: Sağlıklı yağlar ise ev yapımı ya da köy tereyağı ve zeytin yağlarıdır. Örneğin tereyağında pişirilmiş iki yumurta, bir avuç içi kadar beyaz peynir, yanında bir çay bardağı kadar ceviz içi, 10-15 zeytin ya da bir avuç içi kadar ramazan pidesinin içine tereyağı, peynir, domates, salatalık eklenerek 10-15 zeytinle birlikte yenilebilir. Yanında bol süt, şekersiz çay, ayran içilebilir. Bir kahve fincanı taze sıkılmış meyve suyu karbonhidrat ve günlük C vitamini kaynağı olarak yeterli olacaktır. Fazlasına gerek yoktur. Ayrıca tatlı ve reçel gibi yüksek glisemik indeksli karbonhidratlar yenmemelidir. SAHURA KALKMADAN ORUÇ TUTMAK TEHLİKELİ Prof. Dr. Karatay, aç kalınarak, sahura kalkmadan oruç tutmanın son derece sakıncalı olduğunu belirterek, Kişiler bu dönemde kilo verseler bile -ki genellikle ramazanda bazı kişiler kilo vermek amacıyla oruç tutmaktadır- bu doğru değildir ve son derece sakıncalıdır. Aç kalarak kilo verilmiş olsa bile daha sonra fazlasıyla geri alınmaktadır. Bilimsel olarak, bu olay karaciğer ve pankreası yorup, yağlandırdığı için sağlığa zararlı olmaktadır. görüşünü dile getirdi. Bilimsel çalışmaların, ileri yaşlarda ortaya çıkan dejeneratif kronik hastalıkların tümünün karaciğer ve pankreasın yağlanması nedeniyle normal olarak çalışamadıklarından kaynaklandığını gösterdiğini vurgulayan Karatay, şunları kaydetti: İftarda bir avuç içi kadar sıcak pideyle doğal köy tereyağı, peynirle birlikte sağlıklı bir şekilde yenebilir. Pidenin glisemik indeksi yüzde 100 olduğu için aniden kan şekerini yükseltir ve yemekten bir iki saat sonra halsizlik, yorgunluk ve uyku hali meydana gelir. Aşırı miktarda pide yemek karaciğer ve pankreasta yağlanmayı arttırır. Tereyağı ve peynirin glisemik indeksi sıfırdır. Boş midede koruyucu etkisi vardır. Bu nedenle zararlı değil, faydalı ve sağlıklı besinlerdir. Tereyağı ve peynir, uzun süre tokluk hissi verdikleri için, oruç tutanlara güç, kuvvet ve dinçlik sağlar. Acıkma ve halsizlik hissi gün boyu oluşmaz. TRANS YAĞLARDAN UZAK DURUN Transyağ denilen bozulmuş yağların kanser yaptığını, bunların kızartmalarda, hazır işlenmiş tüm yiyeceklerde, margarin gibi yağlarda fazla miktarda bulunduğunu anlatan Karatay, bu yağların çok tehlikeli olduğunu söyledi. Karatay, 'Fazla yağ yemeyin' diyen diyetisyen ve hekimlerin, bunun hangi yağ olduğunu da belirtmeleri gerekmektedir. Her insan vücudunda bulunan bütün hücreler çift kat yağlı hücre zarıyla çevrelenmişlerdir. Çift kat hücre zarlarının temel yapı taşı, lipit dediğimiz yağlardan oluşmaktadır. Bu lipitler, başta tereyağı olmak üzere hayvansal katı yağlar, omega-3 ve kolesteroldür. diyerek, sağlıklı yağların diyetten çıkarıldığında güçsüz kalan hücrelerin kendini koruyamadığını ve her türlü virüs ve bakterilerin hücumunu geri çeviremeyerek ciddi sorunlara neden olduğunu anlattı. ORUÇ ILIK BİR BARDAK SUYLA AÇILMALI Prof. Dr. Canan Karatay, tüm bunların göz önünde bulundurularak iftar ve sahur yapılması gerektiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: Sabahları kalktığımız zaman ılık bir bardak su içmemiz gerektiği gibi, orucumuzu da ılık suyla açmalıyız. Çorba da sulu olduğu için rahatlıkla içilebilir. Ancak hazır çorbalar kesinlikle tüketilmemelidir. Evde pişirilmiş tarhana, mercimek, ezogelin, yoğurt çorbası, her türlü sebze çorbası veya yuvalama gibi çorbalar olabilir. Zeytinyağlı, naneli bir kase cacık içimizi ferahlatır. Uzun süre boş kalmış olan midemizi korumak amacıyla, suyun da çorbanın da ne çok sıcak ne de çok soğuk olmamasına dikkat etmeliyiz. Orucumuzu ılık suyla açtıktan sonra, zeytin yağına pide batırıp, lezzetli ve sağlıklı bir yiyeceği tüketerek, gün boyu boş kalmış midemizi yormamış oluruz. Ancak zeytinyağının soğuk baskı ve sızma olmasına dikkat etmemiz gerekir. İftar sofrasında salata tabağı mutlaka olmalıdır. Bol miktarda doğal fermantasyon sirke, limon, az miktarda kristal kaya tuzu, sızma zeytinyağı, sumak ve peynirli mevsim salatası hazırlanabilir. Cacık ve ayran da çok sağlıklıdır, istenildiği kadar tüketilebilir. Ayrıca yemek olarak köfte, sulu sebzeli et yemeği, zeytinyağlı yemekler, yeşil mercimek yemeği, dolma, sarma, karnıyarık, imambayıldı gibi her türlü ev yemeği yenebilir. Kırmızı et yemeği ve et kebabı, 2-3 kaşık bulgur pilavıyla birlikte tüketilebilir. TATLI YERİNE KURU YEMİŞLERİ TAVSİYE ETTİ Akşam geç saatlerde tatlı yemenin doğru olmadığını, karaciğer ve pankreas yağlanmasını başlatıp, arttırdığını ve hazımsızlığın nedenlerden biri olduğunu dile getiren Karatay, tatlı yerine kuru yemişlerle mevsim meyvelerinden düşük glisemik karbonhidrat içerenlerin tüketilmesi halinde daha dinç kalınacağını söyledi. Prof. Dr. Karatay, iftar ile sahur arasında bol likit almanın şart olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı: Bu sürede limonlu şekersiz çaylarla limonlu bol su, ayran ve süt tüketilmelidir. İftarda kola gibi bütün asitli ve şekerli içeceklerden kaçınılması şarttır. İftardan sonra uzun yürüyüş yapmak da son derece faydalı olur. haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/candan-kardesler-eser-yenenler-ve-murat-bozdan-ihanet-haberlerine-aciklama/", "text": "Geçtiğimiz günlerde Murat Boz ve Eser Yenenler ile La Boom'da buluşup ardından hep beraber Eser Yenenler'in Levazım'daki villasına giden Nihal-Bahar Candan kardeşler, aldatma haberleri üzerine nihayet bir açıklama yaptı. Bahar Candan açıklamasında Justin Bieber hayranı olduğunu ve hiçbir Türk erkeğinin elini tutmadığını belirtti. O gece ablam ve arkadaşım Nazlı ile dondurma yemeye gitmiştik ama söylenenler çok ağır diye de ekledi. Onlar bizim abilerimiz. diyen Bahar akademisyen olan ailesinin bu durumdan zarar gördüğünü düşünüyor. Nihal-Bahar Candan kardeşler kendilerinin ayrılık sebebi olarak gösterilmesini Biz değil,sebebi sizsiniz diyerek yanıtladı. Eser Yenenler ise söylentiler karşısında ciddiyetini koruyamadı Yuva yıkan kadın gibi oldum. O gece kimse kimseyi aldatmadı. Yuva yıkacak olsam en yakınımdakilerden başlarım. İbo evlenmek üzere, Oğuzhan ikinci yılını devirdi. dedi Bir de villa kiralık. diye de ekledi. Açıklamalarıyla yüzümüzü güldürdü ancak soru işaretlerini silebildi mi bilemiyorum 🙂 Murat Boz da ihanet iddiasında ki diğer kahramanlar gibi söylentileri yalanladı. Sevgilisi Aslı Enver'le ihanet yüzünden ayrıldıkları sorularına ise gülerek, Evimiz, yerimiz belli. Her şey tamamen abartı ve kurgu. Öyle bir şey yok yanıtını verdi. Dün akşam doğum günü ile ilgili dizi setinden fotoğraf paylaşan Aslı Enver'e sevgilisi Murat Boz'dan hiçbir tebrik ve yorum gelmemesi de gözlerden kaçmadı, kafalardaki soru işaretlerini de çoğalttı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/canini-kurtarmak-icin-karisini-gemide-birakti-yaptigi-sizce-dogru-mu-ders-gibi-hikaye/", "text": "Öğretmen bir gün denizin ortasında batmak üzere olan bir geminin hikayesini sınıfta öğrencileriyle paylaşır. Gemideki çift cankurtaran botunun yanına kadar gelir ve sadece bir kişilik yer olduğunu görür. Hikayenin gerçekliği hakkında tamamen emin olmasam da, hepimizin hikayeden ders çıkaracağını zannediyorum. Öğretmen, hikayeyi anlatmaya başlar. Gemi, denizin ortasında aniden batmaya başlar. Gemideki bir çift cankurtaran botuna yaklaşırken sadece bir kişilik yer kaldığını görür. O an adam, karısını geride bırakır ve bota atlar. Batmak üzere olan gemideki kadın eşine bakar ve son cümlesi şu olur. Öğretmen bir an durur ve öğrencilerine, Sizce kadın, kocasına ne demiş olabilir? diye sorar. Öğrencilerinin çoğu: Senden nefret ediyorum. Nankör herif! demiştir diye cevap verir. Öğretmen, köşede sessizce oturan bir çocuk görür ve aynı soruyu ona da sorar. Çocuk, Öğretmenim bence 'Çocuğumuza iyi bak demiştir' diye cevap verir. Öğretmen şaşırarak çocuğa sorar, Daha önce bu hikayeyi duymuş muydun? Çocuk kafasını sallar ve Hayır ama annem babam vefat etmeden önce aynı şeyi söylemişti. der. Öğretmen suratında üzgün bir ifadeyle, Cevabın doğru der. Gemi batar, adam evine gider ve kız çocuğunu tek başına yetiştirir. Yıllar sonra çocuk vefat eden babasının günlüğünü bulur. Meğerse, çift gemi seyahatine çıktıklarında kadına ölümcül hastalık teşhisi konmuş. O kritik anda, baba ölmek üzere olan eşi yerine kendini bota atmış. Baba günlüğünde, Denizin dibine beraber batmayı o kadar isterdim ki... Ama çocuğumuz için, tek başına denize batmanı izlemek zorunda kaldım. yazmış. Hikaye biter ve sınıf sus pus olur. Öğretmen, çocukların hikayeden gereken dersi çıkardıklarını düşünür. İyiyle kötüyü ayırmanın, aralarındaki ince çizginin ne kadar kafa karıştırıcı olduğunu anladıklarını düşünür. Bu nedenle, olaylara yüzeysel olarak bakmamalı ve ön yargılarda bulunmamalıyız. Hesap geldiğinde hesabı ödeyen bir arkadaş, zorunlu hissettiği için değil arkadaşlığa paradan daha çok önem verdiği için bunu yapar. İş hayatında sürekli insiyatif alanlar bunu aptal oldukları için değil sorumluluğun ne demek olduğunu bildiklerinden yaparlar. Tartışma sonrasında ilk özür dileyen kişi bunu suçlu olduğu için değil etrafındakilere değer verdiği için yapar. Size sürekli mesaj atan birisi, yapacak başka bir şeyi olmadığından değil, size önem verdiğinden bunu yapar. Bir gün hepimiz sevdiklerimizden bir şekilde ayrılacağız. Sohbetlerimizi ve beraber kurduğumuz hayalleri özleyeceğiz. Bir gün çocuklarımız eskilerden bir fotoğraf görecek ve Bunlar kim? diye soracaklar. İçimiz kan ağlayarak Bunlar, hayatımın en güzel günlerini geçirdiğim insanlar. diye cevap vereceğiz. İlham verici ve duygu yüklü hikayeyi arkadaşlarınız ve aileniz ile paylaşmayı ihmal etmeyin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cankirispor-fark-yese-bile-sampiyondu-fakat-macin-gununu-unutunca-olanlar-oldu/", "text": "Çankırıspor kulübü Başkanı Sevda Karaali ve ekibi, tarihi bir skandala imza attı. Gazete Habertürk'ten Atilla Türker'in haberine göre Çankırı 1. Amatör Lig'in son haftasına şampiyonluğu garantileyerek giren Çankırıspor, son hafta Orta Belediyespor ile deplasmanda yapacağı maçın gününü şaşırınca hükmen mağlup olmakla kalmadı, 3 puanı silindiği için şampiyonluğu da kaybetti. Başkan Sevda Karaali ve kulüp yetkililerinin cumartesi günü saat 13.00'te oynanması gereken maçı pazar günü zannettiği için bu skandalın yaşandığı belirlendi. Son haftaya kadar yenilgi yüzü görmeyen Çankırıspor, bu şaşkınlık yüzünden Bölgesel Amatör Lig'e yükselme şansını kaybetti. Çankırıspor tarafından yapılan hukuki girişimlerin hiçbiri sonuç vermedi. TFF Amatör Disiplin Kurulu, futbol müsabaka talimatının 24. maddesi gereği Çankırıspor'un 3-0 hükmen yenik ilan edilmesini ve 3 puanının silinmesini kararlaştırdı. Karaali'nin Tahkim Kurulu'na yaptığı yazılı ve sözlü savunma da olumsuz sonuçlandı. ALINAN RAPORLAR GEÇERSİZ SAYILDI Karaali'nin bu hukuki girişimler öncesi çeşitli yerlerden maç saati geçtikten sonra aldığı raporların ise gerçeği yansıtmadığı ve tamamen şaşkınlık sonucu bu skandalın yaşandığı ortaya çıktı. Karaali'nin Futbolcularımız hastalandı. Yedikleri poğaça ve içtikleri sütten dolayı zehirlendiler. Telefonlar çekmediği için irtibat kuramadık. Arabamız yolda arıza yaptı şeklindeki tüm söylemlerinin de gerçeğe aykırı olduğu belirlendi. SEVDA KARAALİ YALAN SÖYLÜYOR Kurşunlu Belediyespor Başkanı Zekeriya Kahraman ise Sevda Karaali'nin bu sözleri karşısında Yalan söylüyor. uyduruyor. Her yerde kamera kayıtları var. Maçı unuttuktan sonra futbolcularına rapor alabilmek için hastane hastane dolaştı. Zaten maçı unutmasa traktörle bile maça yetişebilirdi şeklinde konuştu. 2. LİGDEN ALDI, AMATÖRE DÜŞÜRDÜ Son haftaya Kurşunlu Belediyespor'un 3 puan önünde giren Çankırıspor, ligde hiçbir iddiası bulunmayan Orta Belediyespor karşısında çok farklı yenilgi alsa bile ikili averajla mutlu sona ulaşacaktı. Ancak hem hükmen mağlup olup hem de 3 puanı silinince Kurşunlu Belediyespor'un 3 puan gerisinde kaldı. Kurşunlu Belediyespor, 47 puanla sezonu şampiyon kapatırken, puanı 47'den 44'e düşürülen Çankırıspor ikinci sıraya indi. Kurşunlu Belediyespor, Bölgesel Amatör Lig'e terfi edebilmek için pazar günü 1074 Çankırıspor ile Çankırı'da baraj maçı yapacak. Öte yandan Sevda Karaali başkanlığındaki Çankırıspor, iki sezon önce de 3. ligden düşmesi kesinleştikten sonra bazı maçlara çıkmamıştı. Halen amatör kümede bulunan Çankırıspor, Karaali'nin başkanlık koltuğuna oturduğu günlerde 2. ligde zirve mücadelesi yapıyordu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/carlos-tevez-dunyanin-en-cok-maas-alan-futbolcusu-oldu/", "text": "Çin Süper Lig ekibi Shanghai Shenhua golvü futbolcu Carlos Tevez'i Boca Juniors'tan transfer etti. Arjantin basınında yer alan habere göre Boca Juniors'un transfer için 10 milyon dolar bonservis bedeli aldığı ifade edildi. Arjantinli golcü Carlos Tevez'in ise Çim ekibinden yılda 42 milyon dolar kazanacağı, bu kazancıyla dünyanın en çok maaş alan futbolcusu olacağı öne sürüldü. Boca Juniors'un yanı sıra Corinthians, West Ham United, Manchester United, Manchester City ve Juventus gibi dev kulüplerin formasını terleten Tevez defalarca kendisi için paranın önemi olmadığını, futbolu Boca Juniors'ta bırakmak istediğini açıklamıştı 🙂 Eski Beşiktaşlı Demba Ba, Guarin, Obafemi Martins gibi önemli futbolcuların formasını giydiği Shanghai Shenhua ligi 4. sırada bitirmişti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/castroyu-oldurmeye-gitti-birlikte-oldu/", "text": "Küba'nın efsanevi lideri Fidel Castro hayattayken, kendisine yönelik 634 suikast girişimi ya da planı yapıldığını söylemişti. Başta CIA ve ABD'deki sürgün örgütlerce düzenlendiği iddia edilen suikast planları arasında; zehirli sigara, patlayan istiridye ve kimyasal zehirli dalgıç giysisi gibi sıra dışı yöntemler olduğu öne sürüldü. Hatta Castro'nun meşhur sakalının esrarengiz bir tozla dökülmesi sağlanarak, karizmasının sarsılmasının dahi amaçlandığı iddia edildi. Ancak bu girişimlerden belki de en ilginci Alman asıllı ABD vatandaşı Marita Lorenz'e aitti. Şu an ABD'nin New York kentinde yaşayan Lorenz, 1959 yılında Fidel Castro ile tanıştığında 19 yaşındaydı. Babasının yolcu gemisi MS Berlin, Şubat 1959'da Havana limanına demirledi. O dönem 33 yaşında olan Castro ile de bu sırada tanıştı. Castro'ya kısa sürede aşık olduğunu iddia eden genç kadın, New York'a döndükten hemen sonra Kübalı liderden telefonlar almaya başladı ve davet üzerine tekrar Havana'ya gitti. Havana'daki Hilton otelinin 74'üncü katındaki dairesinde, Castro ile birlikte olan Lorenz, iki ay sonra hamile olduğunu fark etti. Ancak genç kadının mutluluğu uzun sürmedi. Yedi aylık hamileyken içtiği bir bardak sütle bayıldı ve kendini Havana'daki bir başka mekanda buldu. Karnındaki bebeğin de kendisini kaçıran kişilerce çalındığını iddia etti. Lorenz, bu olaydan Amerikan istihbarat teşkilatı CIA'i sorumlu tuttu. Ancak genç kadının bebeğinin doğduğuna dair hiçbir kanıt bulunamadı. Lorenz, sağlığının bozulmasına neden olan bu olayın ardından New York'taki evine döndü. Lorenz'in iddiasına göre, CIA genç kadınla burada da temasa geçti. Yıllar sonra o günlerde yaşadıklarını anlatan Lorenz şöyle dedi: Beni bulup, bebeğimin Castro'nun organize ettiği bir komplo sonucunda geç dönem kürtajıyla alındığını söylediler. Önce inanmadım. Ama beynimi yıkamayı başardılar ve bunu yapanın Castro olduğuna inandım. Bu durum beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. CIA ajanları, Castro'nun sadece Amerika için bir tehdit olmadığını, aynı zaman çok tehlikeli biri olduğunu söylediler. Ve benden onu öldürmemi istediler. CIA'in teklifine olumlu yanıt veren Lorenz, New York Daily News'a yaptığı açıklamada, Beni kullandılar. Çünkü yatak odasına girebilecek tek kişi bendim dedi. Ocak 1960'da Miami'ye giderek, çift taraflı çalışan CIA ajanı Frank Sturgis'le buluştu ve Castro'yu öldürmek için kullanmak üzere zehirli haplar aldı. Bu hapları, Castro'nun içeceğine katıp kaçacaktı. Küba'ya girişte yakalanmaktan korkan kadın, hapları cilt kreminin içine sakladı. Castro'nun Havana'daki dairesinde, hapları Kübalı liderin içeceği bir bardak suya karıştırmaya çalıştı. Ancak kreme yapışan hapları çıkaramadı. Paniğe kapılan Lorenz, hapları yok etmek için tuvalete atıp sifonu çekti ama işe yaramadı. Bu sırada Castro içeri girdi. Lorenz, sonrasında yaşadıklarını şöyle anlattı: Onu öldürmeye çalıştığımı anladı. Çok korkmuştum. Silahını kılıfından çıkardı. Beni vurucağını düşündüm. Anma bana tabancasını verdi ve 'Beni öldürmeye mi geldin? diye sordu. Ardından purosundan bir nefes çekip, gözlerini kapadı. Bunu yapamayacağımı biliyordu. Çünkü o da hala beni seviyordu. Ben de onu... Castro haklıydı. Lorenz tabancadaki tüm mermileri çıkardı ve kendini Castro'nun kollarına bıraktı. O gece Kübalı liderle birlikte olan Lorenz, ardından Miami'ye döndü. Çünkü Castro ile kalmaya devam etseydi, CIA'in onu da öldürmesinden korkuyordu. Ancak Lorenz'in 'renkli' hayatı bununla sınırla kalmayacaktı. Lorenz, ilerleyen yıllarda Venezuela'nın eski Devlet Başkanı Marcos Perez Jimenez'den kız çocuk sahibi olacaktı. Lorenz'in bir başka ilişkisinden ise bir oğlu oldu. Geçmişte ABD'nin eski başkanlarından John F. Kennedy'nin öldürüldüğü suikast ile ilgili Amerikan Kongresi'nde ifade de veren Lorenz'in hayatı Marita adlı filmde beyaz perdeye aktarılacak. Lorenz, bu filmde ABD'li ünlü aktris Jennifer Lawrence tarafından canlandırılacak. Hurriyet.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/catalin-yasaklarla-dolu-sofralarimiza-gelis-hikayesi/", "text": "Çatalın İngilizce ismi tarlalarda kullanılan yabaya benzemesinden dolayı fork olarak kalmıştır. Peki bugün sofraların vazgeçilmezi olan çatalın sancılı bir kabul süreci olduğunu biliyor muydunuz? Çatalın Avrupa'ya Bizans'la ticaret yapan Venedikliler tarafından getirildiğini bilinmektedir. 1004 yılında Venedik dükünün oğlu Giovanni Orsoleo , İstanbullu Maria ile evlenip, onu Venedik'e getirir.Maria çeyizinde çatalla gelmiştir. Herkesin hayret dolu bakışları karşısında , lokmalara böldürttüğü yemeklerini iki uçlu çatalıyla zarif hareketleriyle yemeye başlar. Giovanni'nin , Bizans'tan evlenmesini hoş karşılamayan kesimler bunu şeytan alameti olarak karşılarlar. O zamanlarda Venedik'i etkisi altına almış olan salgın hastalığı Maria'nın çatalının getirdiği bir felaket olarak yorumlarlar. Hatta Venedik'te çatal , Papa izin vermediği için toplumsal bir sorun haline dönüşür ve dini tavırlarla çatal uğursuz kabul edilir. Halk arasında çatal karşıtı hareketi kuvvetlendirmek için dini otoriteler çatalın Tanrı'nın insanı yaratma hikayesine bir başkaldırış olduğunu söylerler. Roma Katolik Kilisesi; Tanrı'nın insanlara doğuştan verdiği elin 10 parmağı varken çatal kullanmak neden diye çatalın Avrupa'da kullanılma hikayesini yavaşlatmıştır. Buna karşın bıçak ve kaşık kullanımı yaygındı. Çatalın yaygınlaşması ise önce makarna yenilen İtalya civarında oldu, sonrasında ise tüccarlar ellerini yanmaktan koruduğu için benimsediler. Çatal Osmanlı saraylarına ise Sultan II. Mahmut döneminde girebildi. Bugün ise tatlıya ayrı yemeğe ayrı çatallar var, sofrada yerini belirlemek, düzgün çatal kullanmak bir medeniyet göstergesi..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cayin-tarihi-kim-buldu-cay-sozleri/", "text": "Çay'ı demlemeyi kimin bulduğunu hiç merak ettiniz mi? Günün her saati bardaklarımıza konuk olan çay üzerine bir incelemeye çıktık. Bakın neler bulduk: İÖ 26.yüzyılda Çin'de çay yaprakları tedavi için çiğnendiği biliniyor. Hikaye bu ya, Çin'de İÖ 2737 yılında İmparator Sheng Nung , bahçesinde ateşin önünde diz çökmüş su ısıtırken hava rüzgarlanır. Başının üstündeki ağaçtan birkaç yaprak savrulur ve kaynayan suya düşer. Sudan çıkan esrarengiz kokuyu alan imparator , efsanevi tadla ilk buluşmayı gerçekleştirir. Tiryakisi olur. -Çayın insan hayatının daha da vazgeçilmez bir parçası olması , öldükten sonra çay azizi olacağını uman Tang hanedanı dönemi (İS 8.yüzyıl) şairi Lu-Yu 'nun , çaya felsefe katmasıyla olmuştur.Çay konusunda ilk kitabın yazarı olan bu güzel insan bu işe öyle bir gönül vermiştir ki öldükten sonra müritleri onun 'Chazu' olarak adlandırılan çay azizi mertebesine yükseldiğine inanmışlardır. Çay, 6. Yüzyıla kadar Çin'de yaprakların preslenmesiyle oluşan tabletlerin çiğnenmesi yoluyla tüketilmiştir. 6. Yüzyıldan , 10. Yüzyıla kadar bu tabletler suda demlenerek çay yapılmıştır. 10. Yüzyıldan başlayarak çay toz haline getirilmiş ve bir çanağın içinde sıcak suda bambu kamışıyla köpürünceye kadar çırpılarak hazırlanmış. Bugün içtiğimiz biçimde çayın demlenerek içilmesi Ming Hanedanı zamanında yaygınlaşmış ve bir bardak çayın , ruhun aynası olabileceği gibi felsefi inceliğe kavuşmuştur. Hinduizm ve Budizm'de çay kutsal bir bitkidir. Yalnızca Budizm'in Zen kolu , çayın kutsallığını reddeder. Zen inanışına göre evren büyük bir boşluktur ve içinde kutsal bir şey yoktur. Bu nedenle her canlı elinden geldiğince uyanık olmak ve akıllı hareket etmek zorundadır.Evrende uykuya yer yoktur. Zen okullarının kurucusu olan Bodhi Dharma Kanton'un sürekli uyanık olmak için göz kapaklarını kesip attığı efsanesi dillerde dolaşagelmiştir.Bu efsaneye göre yere düşen bu iki göz kapağının kirpiklerinden çay bitkisi ortaya çıkmıştır. Yıllardır rüzgarın esintisiyle süregelen bu vazgeçilmez tat ülkemize Zihni Derin önderliğinde çay tarımının başlamasına ve yayılmasına kavuşmuştur. Çay İçmeyen Adama Neden Güvenilmez? Çay üç özelliğinden dolayı kutsal bir sıvıdır. Birincisi; sınıfsız bir içecektir, ayakkabı boyacıları ile ceo'ların ortak içeceğidir. Sınıfsal kaynaşma sağlar. Her statüden insanın tükettiği bir sıvı olup, içecekte eşitlenmenin sembolüdür aynı zamanda. İkinci olarak zamansızdır; sabah kahvaltısında, öğlen yemeği sonrasında, akşam üzeri, yatmadan önce yani günün her saati içilebilen tek içecektir. Üçüncüsü; Muhabbetin demini aldırır. Çay olmadan yapılan sohbetlerin hiçbir tadının olmadığı malumunuzdur. Çay; yoksulların, şairlerin ve yalnızların resmi içeceğidir. Ona öyle alelade bir içecek muamelesi yapamayız. Ona sıradan bir içecek gibi davranamayız. Yok ben çay sevmem, çayla aram iyi değildir gibi hezeyanlar delikanlı bireylere yakışmaz. Çay içmeyen adamı anlamak zordur. Eğer bir rahatsızlığı yoksa, ki çay sıhhat verir. O kişinin niye çay sevmediği bizim için ciddi bir sorun olarak masada duracak ve dostluğumuzu sorgulatacaktır. Zamansız-mekansız-sınıfsız bir içecek olarak çaya karşı yapılan bu haksızlık ve sevgisizlik bizi yaralar. Çay içmeyen adam şüphelidir. Ona güvenemeyiz. Çünkü ince belli bardakta tüten nefis dumanıyla, karanfil kokulu sıcak ve demli bir çayı yudumlamamış insan, Anadolu'yu, bozkırları ve kırılgan yağmurlarımızı tatmamış demektir, kırkikindilerle yıkanmamış, gökyüzünü tanımamış demektir. Çay içmemenin hiçbir mantıklı izahı olamaz. Çay içmeyen adama güvenemeyiz çünkü buralardan ve bu toprakların kadim içecek kültüründen fersah fersah uzaklaşmış bir adam bizi tedirgin eder. Çay; yoksulların, şairlerin ve yalnızların resmi içeceğidir. Ona öyle alelade bir içecek muamelesi yapamayız. Ona sıradan bir içecek gibi davranamayız. Güven Adıgüzel"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cebinden-sevgilisi-ile-yedigi-ilk-cikolatanin-kagidi-cikan-romantik-yurdum-insani-polisleri-saskina-cevirdi/", "text": "Adıyaman'da polisin narkotik uygulaması sırasında bir şahsın cüzdanından çıkan çikolata kağıtları ilginç anlar yaşanmasına neden oldu. Çikolata kağıtlarının içerisinde uyuşturucu olduğunu düşünen polise genç, Abi sevgilimle yediğim ilk çikolatamdı, ondan saklıyorum dedi. Adıyaman Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kent merkezinde bulunan tarihi Adıyaman Kalesi ve civarı, Mimar Sinan Parkı ve civarı, Bahçeliveler Mahallesi'nde bulunan parklar ve civarı, Eski Mezarlık ve civarında narkotik uygulaması gerçekleştirdi. Asayiş Şube Müdürlüğü ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin de destek verdiği uygulamada, kafeler ile parklarda oturan şahısların yanı sıra yolda yürüyen ve şüpheli görülen şahısların da üst aramaları ve GBT sorgulamaları yapıldı. Adıyaman Kalesi civarındaki bir kafede oturan iki şahıs üzerinde yapılan kontrollerde bir adet tabanca, tabancaya ait mermiler ile bir miktar esrar maddesi ele geçirildi. Adıyaman Kalesi'nde arkadaşlarıyla birlikte oturan bir şahsın üzerinde de arama yapıldı. Yapılan aramalarda şahsın cüzdanı içerisine gizlenmiş birkaç adet çikolata kağıdı bulundu. Çikolata kağıtlarının içerisinde uyuşturucu olduğunu düşünen polis memuru, kağıdın içerisinden bir şey çıkmayınca duruma şaşırarak şahsa çikolata kağıtlarını neden sakladığını sordu. Bunun üzerine şahıs, Abi sevgilimle yediğim ilk çikolatamdı, ondan saklıyorum dedi. Yapılan narkotik uygulamalarının aralıksız devam edeceği bildirildi. karar.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cektigi-selfie-sonucu-hayati-degisen-kadin/", "text": "18 yaşından sonra her türlü diyeti denemiş bir kızın öyküsü bu. Bir gün bir selfie çekiyor ve sonrasında kendini daha mutlu edeceğine inandığı bir işe girişiyor. Sağlıklı bir vücuda kavuşmayı hedefliyor. Ve sonrasında onun adına her şey değişiyor. Kahramanımız Justine McCabe'nin eşi ölmüş ve 31 yaşındaki Justine'i bu durum oldukça kötü etkilemiş. Çektiği selfielere ne yazık ki olumsuz yorumlar gelmiş. Bu yorumları yapanları utandırmak için değişmeye karar veriyor. Hayata tekrar tutunma hikayesi ise onu 1 yılda 141 kilodan 85 kiloya indiriyor. Birazdan videosunu izleyeceğiniz kadın; spor yardımıyla artık o selfielerde çok daha güzel çıkıyor. Güzellik algısı tabii ki kişiden kişiye değişen bir olgu. Bize göre onu güzel yapan şu an yaşamak istediği her şeyi yaşayabilmesi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cem-yilmaz-ile-ersan-kuneri-filminde-oynayacak-nilperi-hayal-ettigim-hayati-yasiyorum/", "text": "Müzikten, stand-up'a, mizahtan güncel konulara; kültürün her alanına dokunan ve her anı eğlence dolu dakikalara sahne olan, Zorlu PSM YouTube kanalında yayınlanan Schweppes'in sunduğu İbrahim Selim ile Bu Gecenin yeni bölümünde sevilen oyuncu Nilperi Şahinkaya, hem samimi itirafları hem de neşeli tavrıyla geceye damgasını vurdu. Babası büyükelçi olan güzel ve başarılı oyuncu, babasının mesleği gereği çocukluk yıllarının dört yılda bir ülke değiştirerek geçtiğini ve Türkiye'ye temelli dönüşünün liseye başladığı zaman gerçekleştiğini anlattı. Bürokrasi içerisinde geçen çocukluk yıllarına dair hatırladıklarını; Aslında farklı ve alışılmadık bir şey olduğunu hissediyordum çocukken de. Büyük davetlerden sofralara konulan ve dışardan içeri doğru kullanılması gereken çatal bıçaklara kadar ortamın farklı olduğunu hissediyorsun bir şekilde. sözleriyle ifade etti. Çocukluk yıllarındaki sürekli yer değiştirme halinin Türkiye'ye temelli dönüşünde bir sıkıntı yaratıp yaratmadığı konusunda ise Türkiye'ye dönmeye en hazır olduğum zamanda geldiğimi hissediyorum. Hiçbir adaptasyon sorunu yaşamadım, yalnızca dört yılda bir ev değiştiriyorum hala. Dördüncü yıla doğru ev üstüme üstüme gelmeye başlıyor belki de o çocukluk yıllarından kalan alışkanlık sebebiyledir. açıklamasında bulundu. Programın sevilen bölümü Gözlerimin İçine Bakta kendisine yöneltilen soruları büyük bir samimiyetle yanıtlayan güzel oyuncu, planlı ve programlı olmak konusunda takıntılı olduğunu da itiraf etti. Ani gelişen durumlar karşısında kendisini rahat hissetmediğini belirten başarılı oyuncu; Benim için her şey planlı ve programlı olmak zorunda. Hayatı akışına bırakamıyorum. O kadar ki, mesela evdeyim ve hiçbir işim yok, bir arkadaşım aradı senin evin oradayım hadi bir kahve içelim dedi. Benim için çok ani olduğu için buluşamam mesela onunla. Programlar bir üç gün öncesinden ayarlansa fena olmaz benim için, ya da en azından bir dört saat önceden bilmeliyim ki kendimi mental olarak hazırlayabileyim. sözleriyle stüdyodaki herkesi kahkahalara boğdu. Kariyerinde şu an bulunduğu nokta için Aynı hayal ettiğim şeyi yaşıyorum. ifadelerini kullanan başarılı oyuncu kadrosunda yer aldığı Cem Yılmaz'ın yeni dizisi Erşan Kuneri için de çok heyecanlı olduğunu ifade etti. Çekimlerine Haziran ayı sonunda başlayacakları dizi için üç aylık oldukça yoğun bir çekim takvimlerinin olduğunu da belirten Şahinkaya, Cem Yılmaz ile üçüncü defa çalışmasına rağmen kendisiyle ilk defa bu kadar yoğun ve sıkı bir çalışma takvimi içerisinde yer almaktan duyduğu heyecanı da gizleyemedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cem-yilmazdan-kilo-show/", "text": "Son filmi 'Arif V 216'nın çekimlerinde aldığı kilolarla dikkat çeken Cem Yılmaz kilolarından kurtulmaya başladı. Oyuncu 4 ay içinde 17 kilo vermeyi başardı. DİYETİSYENLE KİLO VERİYOR Ünlü komedyen, kendisini de rahatsız eden kilolardan kurtulmak için bir diyetisyen ve spor eğitmeni ile çalışmaya başladı. Yılmaz, çabalarının karşılığını aldı ve hızla zayıfladı. 4 ayda verdiği kilo 17'yi bulan Cem Yılmaz, spor ve diyete aynı azimle devam ediyor. KENDİSİYLE ALAY ETTİ Aldığı kilolarla sosyal medyada çok konuşulan Yılmaz, paylaştığı bir fotoğrafla kendini Ti'ye aldı. Komedyen göbeğini büyüttüğü bir fotoğrafı paylaşarak, Ünlü komedyen sevenlerini üzdü! Aşırı kilo alan komedyen, gözlerden uzak tatil yapıyor notunu yazdı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cem-yilmazin-hokkabaz-filmi-gercek-oldu-gelin-altinlari-alip-ortadan-kayboldu/", "text": "Cem Yılmaz'ın Hokkabaz filmi gerçek oldu. Suriyeli gelin evlenme vaadiyle kandırdığı adamın kendisine aldığı altınları alıp kayıplara karıştı. Ataşehir'de evlenmek isteyen 31 yaşındaki A. Ç. uzaktan akrabalarının aracılığıyla Gaziantep'te Suriyeli 22 yaşındaki E. M. ile tanıştı. Tanıştıktan kısa süre sonra A. Ç., E. M.'ye imam nikahı kıydı. E. M.'nin babasına 10 bin lira süt parası veren A. Ç. kızı ve ailesini alarak İstanbul'a geldi. Düğün hazırlığı için İstanbul'a gelen E. M. ile ailesi altınlar ile paraları alarak kayıplara karıştı. EŞARBINI DEĞİŞTİREREK ALTINLARLA KAÇTI Ç. ile E. M. düğün hazırlıkları yapmak için bir alışveriş merkezine gittiler. Damat adayı A. Ç. giysi denemek için cüzdanını gelin adayı E. M.'ye bıraktı. A. Ç. erkek reyonuna gittiği esnada E. M. Cüzdanı ve altınları alarak kayıplara karıştı. E. M.'nin bir dakika içinde eşarbını değiştirerek kaçtı öğrenildi. POLİSLER ŞAHISLARI ARIYOR Gelin adayı E. M. 30 bin liralık altın ile kayıplara karıştıktan sonra dolandırıldığının farkına varan A. Ç. polise başvurdu. Polis merkezine giden A. Ç., E. M. tarafından dolandırıldığını söyleyerek davacı oldu. Alışveriş merkezinin kameralarını inceleyen polisler şahısları bulmak için arama başlattı. 10 BİN LİRA PARA, 10 BİN LİRA ALTIN İSTEDİLER Şahıslardan şikayetçi olan damat adayı A. Ç. Bundan 3- 4 gün önce Gaziantep'de yakın bir akrabamız vasıtası ile bir kız var dediler. Bununla ilgili bizi oraya davet ettiler. Biz gittik kızı gördük anlaştık. Ondan sonra bir iki aracı vardı yanlarında onlar birkaç tane daha bana kız gösterdiler. Telefon üzerinden 6- 7 tane kız gösterdiler. Aracılarda bir tanesi 'benim kendi öz kardeşimin kızı var onu sana verelim dediler. 10 bin lira babasına verirsin, 10 bin lira da altın alırsın kız senin olur 'dediler. Biz tamam dedik. Kızın babasına 10 bin lirayı takdim ettik. Kızın annesi, babası ve kendisini aracımla İstanbul'a getirdim. Bir gece burada kaldılar. Ertesi gün kızın annesi ile babası Adana'ya geri döndü. Sonra öğrendik ki bilet aldığımız şahıslar kesinlikle otobüse binerek Adana'ya dönmemişler. İstanbul'da kaldıkları anlaşıldı. Sonra ben bu evleneceğim şahısla düğün hazırlıklarına başlamak için İstanbul'da bir alışveriş merkezine gittik. Cüzdanımı kendisine tutması için vererek erkekler reyonuna gittiğimde aradan bir dakika geçtikten sonra geri döndüğümde benimle evlenecek olan kişinin kaçtığını anladım. Hemen polislere haber verdim. Kamera kayıtlarına baktılar. Ben arkama döner dönmez başındaki eşarbı değiştirip koşarak kaçtığı ortaya çıktı. Kendisini Suriye vatandaşı olarak tanıttılar bize. Düğün hediyesi olarak 10 bin lira değerinde bilezik ve evde bulunan 4 adet bilezik takmıştık dedi. HOKKABAZ FİLMİ GERÇEK OLDU Cem Yılmaz'ın başrolünde oynadığı Hokkabaz filminde de gelin düğüne kısa bir süre kala altınları alıp kayıplara karışmıştı. Polis her yerde dolandırıcı Suriyeli gelini arıyor. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cemisgezekli-teog-sampiyonu-mahirin-istanbula-uzanan-basari-hikayesi/", "text": "Ders çıkışlarında ailesine destek için ders kitaplarını ve romanlarını alarak koyunları otlatmaya götüren Çemişgezek'in Yemişdere Köyü'nden Mahir, artık Amerikan Robert Lisesi öğrencisi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cemyilmaz-donotdisturb/", "text": "Netflix, 29 Eylül'de yayınlanacak olan ve Kara Komikler serisinden tanıdığımız Ayzek karakterinin hikayesini konu alan Cem Yılmaz imzalı Do Not Disturb filminin lansmanı için, unutulmaz bir parti düzenledi. Feriye'de gerçekleşen bu özel geceye filmin yaratıcısı ve yönetmeni Cem Yılmaz başta olmak üzere oyuncu kadrosu Ahsen Eroğlu, Celal Kadri Kınoğlu, Özge Özberk, Bülent Şakrak, Nilperi Şahinkaya, Zafer Algöz, Seda Akman, Can Yılmaz ve Selen Şenay da katıldı. Galaya sanat, eğlence ve sinema dünyasından, aralarında Çağlar Çorumlu, Bige Önal, Uraz Kaygılaroğlu'nun da yer aldığı pek çok ünlü isim katılırken izleme sonrası gece Yol Project'in sahnesiyle devam etti. Do Not Disturb Hakkında: Pandemi yüzünden işsiz kalan Ayzek iyice dibe vurmuştur. Nihayet sessiz sakin bir otelde iş bulur fakat daha ilk gece vardiyasında konuklar başına olmadık işler açar. Senarist & Yönetmen: Cem Yılmaz Oyuncular: Cem Yılmaz , Ahsen Eroğlu , Celal Kadri Kınoğlu , Özge Özberk , Bülent Şakrak , Nilperi Şahinkaya , Mustafa Kırantepe , Zafer Algöz , Tilbe Saran , Diren Polatoğlu , Seda Akman , Can Yılmaz , Selen Şenay , Öykü Naz Altay Yapımcı: Öner F. Işık Yapım Şirketi: Fikir Sanat"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cenk-tosunun-maci-sirasinda-yanlis-fuze-alarmi-verildi/", "text": "Cenk Tosun'un da ilk 11'de sahaya çıktığı Tottenham Everton maçının devre arasında ABD'nin Hawaii eyaletinde 'füze' alarmı verildi. Premier Lig'in 23. haftasında Tottenham'ın sahasında Everton'u ağırladığı karşılaşmayı ev sahibi takım 4-0'lık skorla kazandı. Beşiktaş'tan rekor bonservis bedeliyle Everton'a transfer olan milli futbolcumuz Cenk Tosun da karşılaşmaya ilk 11'de başladı ve 61 dakika sahada kaldı. YAYIN FÜZE ALARMI SEBEBİYLE KESİLDİ Dünyanın birçok ülkesinde canlı yayınlanan karşılaşmanın devre arasında ilginç bir olay yaşandı. ABD'nin Hawaii eyaletinde maçı yayınlayan kanal, karşılaşmada devre arasına gidilirken yayını 'füze alarmı' nedeniyle kesti. DERHAL SIĞINAKLARA Hawaii'de, bir balistik füzenin adaya yöneldiğine dair verilen yanlış acil durum uyarısı vatandaşlar arasında panik yarattı. Adalıların cep telefonlarına sabah saatlerinde acil uyarı koduyla Hawaii'ye yönelik balistik füze tehdidi. Derhal sığınak arayın. Bu bir tatbikat değildir bilgisi gönderildi. Hawaii Acil Durum Dairesi Sözcüsü Richard Repoza, telefonlara gönderilen uyarının yanlış alarm olduğunu açıklarken olayın soruşturulduğunu söyledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cep-telefonunun-yasak-oldugu-bir-yer-var/", "text": "Radyo sinyalleri olmadan hayatınızın nasıl olacağını bir düşünün! Cep telefonu kullanamadığınız, kablosuz internet kullanamadığınız, hatta mikrodalga fırın ve elektrikli arabaların yasak olduğu bir yer. Yaşamın 1950'lerden pek farkı olmayan Batı Virginia'daki Green Bank kasabasına hoş geldiniz! Amerika Birleşik Devletleri'nde bilimsel araştırmalar için radyo dalgalarının şiddetli bir şekilde yasaklandığı, 34 bin km2 büyüklüğünde geniş bir alan, yani The National Radio Quiet Zone . Dünyanın en geniş Green Bank ve Sugar Grove teleskoplarındaki radyo dalgası kirliliğini önlemek için 1958'de Birleşik Devletler'in Federal iletişim Komisyonu tarafından yaratılan bu sessiz bölgede, AM sinyalinde sadece bir adet ve FM bandında ise düşük sinyallerde birkaç adet radyo yayını var. Bunun yanında polis ve ambulans gibi acil servisler için kullanılan kablosuz iletişim aletleri dışında tüm sinyaller yasak. Teleskoplara 20 ml uzaklıktaki alanları kapsayan yasak elbette orada bulunan Green Bank kasabasındaki hayatı doğrudan etkiliyor. Elektrikli arabanının yasak olduğu bölgede akaryakıtlı araçlar da teleskoplara 1 milden fazla yaklaşamıyor. Yıldızlardan gelen sinyalleri yakalayan teleskopların kirletici tüm sinyallerden arınmış olması gerekiyor. Araştırma merkezinden Karen O'Neill'in dediğine göre en zayıf sinyalleri bile değerlendirdikleri araştırma merkezinin radyo sinyallerinden oldukça arınmış bir bölgede olması gerekiyor. Diana Schou, 2007'de bölgeye taşınan elektromanyetik dalgalara karşı alerjisi olanlardan ilki. Ardından Hawai Üniversitesi'nde Mimar olan Jennider Wood, daha sonra yemek şirketi sahibi Monique Grimes derken toplamda 24 kişilik bir topluluk oluşturdular, ki bu rakam 143 kişilik bir kasaba için küçümsenecek bir rakam değil. Örneğin; Schou Iowa'da evinin yakınında kurulan baz istasyonunu şirkete ve devlete şikayet etmiş fakat hiçbir geri bildirim alamamış, Aylarca Faraday kafesi adı verilen ahşaptan yapılmış ve radyo sinyallerini engellemek için metal plakalarla desteklenmiş bir kulübede yaşamış. Hatta elektromanyetik alerjisini bir engel olarak kabul eden İsveç'e bile gitmiş. En sonunda Green Bank'a taşınan Schous Buraya gelmek tamamen bir kültür şoku! Starbucks ve alışveriş merkezleri istiyorsanız burada yaşayamazsınız diyor. Karen O'Neill herkes gibi internet erişimleri olduğunu söylüyor ve farkın masadan kalkınca internetin onu takip etmediği olduğunu belirtiyor. Çocuklar maç yaparken onları izleyen ebeveynlerin cep telefonları yok ve sadece maçı izliyorlar. Cebinizden bir alet çıkarıp birilerine yazmak ve saniyeler içerisinde cevap alabilmek güzel olabilir; fakat bunun gerekliliğini sorgulamamız da lazım. Green Bank'te yaşayan insanlar hayatlarından memnun görünüyorlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ceren-aksan-roportaji/", "text": "Ünlü fotoğrafçı CEREN AKSAN kimdir, fotoğraf dışında başka ne işler yapar, gerçek hayat ve projelerini merak edenler için: Ceren Aksan'ı bu ay fotoğraf bölümümüzde konuk etsek de kendisi aynı zamanda hem oyuncu hem de bir müzisyen. Bizlerde bu keyifli röportajı sadece fotoğrafla sınırlamayalım, Ceren Aksan'ın başarıyla sürdürdüğü diğer projelerini de konuşalım istedik... Keyifli okumalar! Fotoğrafçılık, oyunculuk, müzisyenlik hepsi bir arada çok keyifli ama yorucu olmalı... Hepsine birden nasıl yetişiyorsunuz? Aslında ben de herkes gibiyim; diğer insanlar nasıl boş vakitlerinde sevdikleri şey olan playstation veya telefonlarında oyun oynuyorlarsa, ben de kendi keyif aldığım şeyler olan işlerimle oynuyorum. Benim tek farkım şu ki; ortada bir üretim olmadığı zaman geçirilen vakit, boşa geçiyormuş gibi geliyor bana ve bu yüzden oyun oynamak, dışarı çıkıp gezmek vs beni pek cezbetmiyor, onun yerine müzikal veya görsel bir şeyler üretiyor oluyorum. Dolu dolu bir kariyer var ortada ama bir de Ceren Aksan'ın ağzından dinlesek. Nasıl başladı hikaye? Kariyerimin asıl kaynağı yine az önce bahsettiğim çalışmaya olan düşkünlüğüm. Boş oturmayı ve boşa vakit geçirmeyi hayatımın hiç bir döneminde sevmedim. Bu sayede her boş anımı üreterek, bir şeyler yaparak değerlendirdim ve bugünlere de bu sayede geldim sanırım. Sanatla iç içe bir ailede büyümenin elbette büyük bir getirisi olmalı ancak sizin için artıları neler oldu? Ailem konusunda çok şanslıyım çünkü dünya görüşü çok zengin, sevgi dolu bir ailenin ve renkli bir çevrenin içinde büyüdüm. Bunun artıları saymakla bitmez. Anne ve babam, ikisi de içi zenginliklerle dolu ayrı birer dünyaydı benim için. Ailem ve çevremizden gördüğüm sevgi, saygı ve anne babamın çevreleriyle olan arkadaşlık ve iş ilişkilerinden görerek edindiğim deneyimler beni hep bir adım önde başlattı hayata. Ailemin aşırı derece çalışkan olması; babamın işiyle 24 saat iç içe oluşu, işiyle tüm ilgili dallara ve teknolojiye olan merakı, insanlarla yürüttüğü güzel dostluklar, sıcak kanlı yapısı, yabancı dillere olan yeteneği, realist karakteri, annemin ise idealist olması, lider duruşu, hem ciddi hem çocuksu olabilen yapısı, bürokratik iş konuşmaları ve işlerine olan saygılarıyla bana çok iyi örnekler oldular. Anneannemin ise büyüleciyi dünya görüşünden; manevi zenginliğinden çok feyz aldım. Fotoğraf mı, oyunculuk mu, yoksa müzisyenlik mi desek hangisi daha ön planda ? Şöyle özetleyebilirim; fotoğraf ve müzik tam gaz devam ediyor, oyunculuk ise henüz ikinci viteste diyebilirim ? Üç alanda da çok başarılısınız. Bunun sırrı nedir? Dağılmıyor musunuz proje hazırlarken? Dağılmamak elde değil; zaman zaman, özellikle projelerin yaratım aşamasında tabii zorlanıyorum. Çünkü bir yandan fotoğraf çekimi hakkında bir proje için insanlarla ne yaparız nasıl yaparız planları yaparken diğer yandan bir konser veya gösteri için tasarım ve araştırma aşamasında oluyoruz. Böyle zamanlarda haddinden fazla zorlandığımı hissediyorum ama bir işi hayata geçirirken o an yaptığım işten başka hiçbir şey olmuyor aklımda ve ruhumda, hatta öyle ki; susadığımı, üşüdüğümü, acıktığımı, hatta varsa ağrılarımı bile hissetmiyorum. Konsantrasyonum olağanüstü bir boyuta çıkıyor ve bu çok zevkli bir durum :)) Önümüzdeki günlerde sizi hangi alanda göreceğiniz peki ? Var mı yeni proje? Yeni projeler bizde bitmiyor. Benim için yenilikçi olmak ve güncel kalmak çok önemli bu yüzden her hafta yeni bir projemiz oluyor, önümüzde bir iş programı yoksa bile 'daha ne yapabiliriz?'i sorguluyor ve bir şeyleri geliştiriyor oluyoruz. Ekibimle birlikte hep yenilikler ile ilgili plan, program ve üretim yapıyoruz. Bunların bazıları hayata geçiyor, bazıları geçemiyor. O yüzden dile getirmeyi pek sevmiyorum, en iyisi bunlar gerçekleştikçe görmeniz. Keman dersleri var bir de. Devam ediyor mu, özel olarak ders verdiğiniz bir yer var mı? Keman dersi veremiyorum maalesef. Çocuklarla vakit geçirmeyi, iletişimi ve onlarla bilgi alışverişi yapmayı çok sevsem de bu koşturmaca içerisinde vaktim kalmıyor. Ceren Aksan'ın fotoğraf, müzik ve oyunculuk alanında trend isimleri kimlerdir? Trend isim diye bir kavramım hiç olmadı, olamaz da. Ben insanları veya insanların kim olduklarını değil, yaptıkları işleri takip ederim. 'Lafa bakılmaz, aynası iştir kişinin' sözünü çok severim. Araştırmayı seviyorum; yeni fotoğraflar izlemeyi, müzikler dinlemeyi, bunları keşfetmeyi çok severim. Bu yüzden de hafızama kazınmış tonla müzikler, fotoğraflar, oyunculuklar, stiller vardır ama sahiplerinin isimlerini pek bilmem. Sorunuzu trend isimler değil de beğendiğiniz yapıtlar olarak sorsaydınız daha net cevaplar verebilirdim sanırım. Sizin gibi adeta on parmağına on marifet doldurmak isteyenlere önerileriniz, tavsiyeleriniz neler? Hayat, biz yakın birilerini kaybedene kadar farkına varamasak da; boşa harcanamayacak kadar değerli ve kısa. O yüzden üreterek, bu dünyaya bir faydanız olduğunu hissederek, bunun huzuruyla dolu dolu yaşayın, çünkü hepimiz bir gün öleceğiz. Bir kadın olarak, kadınlar gününe ve kadına uygulanan şiddete yönelik iletmek istediğiniz mesajınızı alabilir miyiz? Kadınlara, erkeklere, çocuklara, hayvanlara, bitkilere, yaşlılara, engellilere... Aciz olan olmayan her şeye yapılan şiddet; bilinçsizlik yani cahillik, ruhsal ve fizyolojik bir takım rahatsızlıklar ama en çok da SEVGİSİZLİKTEN kaynaklanıyor bence. Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz Ben de size ilginiz için, okuyanlara da ayırdıkları zaman için çok teşekkür ederim. Röportaj: Merve Kara"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cernobil-dizisi-karakterlerinin-gercek-yasam-hikayeleri-ve-goruntuleri/", "text": "1. İtfaiye eri Vasily'nin eşi Lyudmila Ignatenko rolündeki Jessie Buckley Lyudmila Ignatenko, itfaiye eri Vasily Ignatenko'nun karısıdır. İki hafta boyunca eşinin acılar içerisinde ölüşünü izlemiştir. Kocasının hastanede bulunduğu dönem hamiledir ve personelin kocasından uzak durması yönündeki uyarılarına rağmen bunu yapmamıştır. Doğumun hemen ardından bebeği karaciğer sirozu ve konjenital kalp rahatsızlığı nedeniyle ölmüştür. Doktorlar bir daha çocuk sahibi olamayacağını söylese de ilerleyen yıllarda bir oğlu olmuştur. 2. Gece Vardiyası Amiri Aleksandr Akimov rolündeki Sam Troughton Facianın yaşandığı gece vardiya şefi olarak görevli mühendis. Yaptığı kritik müdahaleler ile çok daha büyük bir felaketi engelleyen gizli kahramanlardan biri. Çernobil faciasından 15 gün sonra radyasyon zehirlenmesi sebebiyle ölmüş ve yaşadığı süre boyunca her şeyi doğru yaptığını söylemiştir. 3. Bilim insanı Valery Legasov rolündeki Jared Harris Çernobil faciasını araştıran komisyonun başkanı olarak görev yapmıştır. 1988 yılında patlamanın ikinci yıl dönümünde felaketle ile ilgili daha önce açıklanmayan bilgileri ses kaydında açıklayarak intihar etmiştir. 4. Baş Mühendis Anatoly Dyatlov rolündeki Paul Ritter Yaşanan facianın en önemli aktörü. Felakete sebep olan deneyden sorumlu olan baş mühendis. Kendi hırslarına yenik düşmüş, deneyin yapılacağı birim rakamların ötesine geçmiş, mühendislerinin uyarılarına aldırmamış ve büyük bir yıkıma sebep olmuştur. Kariyerinin erken dönemlerinde nükleer denizaltılar üzerine çalıştığı zamanlarda yaşanan bir kaza sonucunda, bir miktar radyasyona maruz kalmıştır. Kendisinden çocuğuna geçen radyasyon, oğlunda lösemiye sebep olmuş ve ardından bu hastalık oğlunun ölümüne sebep olmuştur. Dyatlov'un da bu kaybın travması sonucu, işi yani nükleer enerjiyle arasında hırs/nefret karşımı bir bağ oluşmuştur. Bu sebeple aşırı derecede aksi, kibirli, huysuz bir adama dönüşmüş, aynı zamanda nükleer enerjinin üzerinde hakimiyet kurabilmek amacıyla sınırları her zaman zorlamıştır. Bu yüzden felakete sebep olan deneyde 700 megawatt üzerinden yapılması planlanan testin değerlerini 200 megawatta çekmiş ve olan olmuştur. Felaket sonrasında 10 senelik bir ceza almış ancak 5 sene sonra serbest kalmıştır. Konuyla ilgili bir kitap yayınlamış ve burada felaketin sorumlusu olarak santralin hatalı tasarımını göstermiştir. 1995 senesinde de kalp yetmezliğinden ölmüştür. 5. Biyorobotlar Patlama sonrasında Çernobil reaktörünün çatısını temizlemek için bir çok yol denendi, ancak sonunda iş biyorobot adı verilen askeri ve sivil ekibe kaldı. Çatıda sadece 90 saniye kalan bu kişilerde çeşitli seviyelerde hasarlar meydana geldi. Olayın ardından gazi unvanı aldılar, çoğu hükümet ve basın tarafından kahraman olarak kabul edildi. Yine de bazıları hizmetlerinin farkına varılması adına mücadele vermek zorunda kaldılar. 6. Daha fazla patlama olmaması için kendini feda eden üç kişi: Alexei Ananenko, Valeri Bezpalov ve Boris Baranov Bu insanlar sadece bir dalış kıyafeti giyerek radyoaktif havuza dalmaya gönüllü oldular. Nükleer çekirdeği soğutan radyoaktif suyu boşaltacak vanaları açtılar. İçlerinden Ananenko, vanaların nerede olduğunu biliyordu, Baranov karanlık sularda onlara yön göstermesi için bir fener taşıyordu ve Bezpalovise bu tehlikeli görevin bir intihar girişimine dönüşmemesi için gönüllü olmuştu. Havuza girdiler ve vanalara doğru yüzdüler. Sadece nükleer atık suyunda yüzmeyip, vana gibi bir şeye dokunmak umuduyla boruların arasında körü körüne yüzerek işlerini yapmak zorunda kaldılar. Üç kişi de görevlerini başarıyla yerine getirebildi. Onların radyasyon yüzünden kısa bir süre sonra öldüğü söylense de ölmediler. Baranov kazadan 19 yıl sonra kalp krizi sebebiyle öldü. Bezpalov hala hayatta ve Ananenko nükleer mühendis olarak çalışmaya devam ediyor. 7. Santralin müdürü Viktor Bryukhanov rolündeki Con O'neill Tesis Yöneticisi olan Viktor Bryukhanov felaket sonrası bölgeye geldiği zaman durumu fazlasıyla hafife aldı. Radyasyon seviyesinin büyük bir felakete sebep olacak kadar yüksek olmadığını düşündü. Patlamanın gerçekleştiği reaktörün hala sağlam olduğunu Moskova'ya bildirdi. Bu kararları yüzünden tahliye emri gecikmeli olarak uygulandı. Patlama için görülen davada güvenlik yönetmeliklerini kapsamlı şekilde ihlal etmekten 10 yıl hapis cezası aldı. Ardından da yetkinin kötüye kullanılması nedeniyle cezasına beş yıl eklendi. Ancak beş yılın ardından sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cesaretleriyle-turk-sinema-tarihine-damga-vurdular-tarkanin-kadinlari/", "text": "70'li yıllara damga vuran ve şimdilerde halen popülerliğini koruyan 'Tarkan' filmlerindeki kadınlar, cesaretleriyle izleyenlerin ağızlarını açık bırakıyor. Yapımcılığını Ertem Eğilmez'in yaptığı Tarkan film serisi, cesur sahneleri ile 70'li yıllara damga vurmayı başardı. Çıplaklığın ve güzel kadınların değişmez öğe olarak yer aldığı filmlerde Tarkan'ı Kartal Tibet canlandırdı. KISA SÜREDE YAYGINLAŞTI Ünlü karikatürist Sezgin Burak tarafından kurgulanan Hun savaşçısı Tarkan, aynı isimli çizgi roman serisiyle tanındı. İlk olarak Mars'ın Kılıcı adıyla yayınlanan Tarkan serisi kısa sürede yaygınlaştı. Hürriyet gazetesinde günlük olarak yayınlanırken 1969'da; popülerleşmesinden sonra çizgi roman serisinden beş filmlik yeni bir seri daha çıktı. ÜNLÜ SERİDEN 5 FİLM YAPILDI Dönemin en iyi yönetmenlerinden Ertem Eğilmez'in sahibi olduğu Arzu Film'in sinemaya aktardığı ünlü çizgi roman serisinden beş film yapıldı; Tarkan, Tarkan: Gümüş Eyer, Tarkan: Viking Kanı, Tarkan: Altın Madalyon ve Tarkan: Güçlü Kahraman. İKİ FARKLI YÖNETMEN İMZASI VAR İlk çekilen Tarkan filmini Tunç Başaran yönetirken; devam filmlerini Mehmet Arslan yönetti. Ayrıca Bilal İnci, Eva Bender, Reha Yurdakul ve Halit Akçatepe serinin birden fazla filminde başrol oynadı. İşte Tarkan filmlerine damga vuran kadınlar;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cesur-bir-anne-tarafindan-yetistirilenlerin-kadinlarin-iyi-bildigi-15-sey/", "text": "Hayatta ne öğrenirseniz öğrenin, her şeyin başlangıcında size öğretilenler var. Bu nedenle ne kadar değişirseniz değişin içinizin bir noktasında size öğretilenleri anımsıyorsunuz. Tam da böyle anlarda ailenin önemi ortaya çıkıyor. Eğer cesur bir anne sizi yetiştirdiyse hayatta aldığınız çoğu kararda bunun etkilerini görebiliyorsunuz. Cesur Bir Anne Tarafından Yetiştirilenlerin Kadınlar: 1- Doğrularınızı takip ettiğiniz sürece başkalarının sizin hakkında düşüncelerini umursamazsınız. 2- Atacağınız her adımda iyi niyetli davranırsınız. 3- Kötü tecrübelerden ders alsanız da, karşınızdaki herkese en azından bir kez şans verirsiniz 4- Yaptığınız için pişman olmanın yapmadığınız için pişman olmaktan daha az acıttığını bilirsiniz. 5- Varlığınızı sürdürmek için hiçbir zaman birine ihtiyaç duymazsınız. 6- Güçlü olmak için doğmuşsunuzdur, yakınınızdaki güçsüzlere de yardım edersiniz. 7- En zor işlerde canınız pahasına çalışsanız da asla pes etmezsiniz. 8- Çevrenizde çok insan olmasındansa az ama öz insan olmasına dikkat edersiniz. 9- Biten ilişkilerin ardından konuşmak yerine geçmişe saygılı davranırsınız. 10- Sevdiğiniz zaman sonuna kadar seversiniz ama önce karşınızdakinin buna değip değmeyeceğinden emin olmaya çalışırsınız. 11- Kendini olmadığı kişiler gibi tanıtan çakalları anında tanırsınız. 12- Ne yaparsanız yapın annenizin cesur ve güçlü karakterini sizinle birlikte taşıdığınızı bilirsiniz. Daima en kötüsünden bile sıyrılabileceğinizi aklınızdan çıkarmazsınız. 13- Eşinizi, sevgilinizi, sevdiklerinizi kötü yorumlardan korumak için bir anne gücüyle düşmanlarınıza karşı dik duruş sergilersiniz. 14- Kimseye hiçbir şey için ağız eğmezsiniz, gerekirse iki kat daha çok çalışır kendiniz yaparsınız. 15- Çocuklarınızı da annenizin sizi yetiştirdiği gibi cesur ve güçlü yetiştirirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/childish-gambinodan-gercek-amerikayi-anlatan-carpici-klip-this-is-america/", "text": "Hayallerinizde neler olduğundan bağımsız olarak, gerçeklerle yüzleşmenin vakti geldi. Bu klip çıkalı çok az bir süre geçti ama şimdiden listeleri zorluyor. Sebebi ise şarkının klibinde naif bir şekilde başlayan olaylar kızışıyor ve Childish Gambino, This is America diyor. Klibin her detayında olayların aslında ne kadar da kötü olduğunu görebilirsiniz. Childish Gambino'nun This is America parçasının sözleri Yeah, yeah, yeah, yeah, yeah Yeah, yeah, yeah, go, go away Yeah, yeah, yeah, yeah, yeah Yeah, yeah, yeah, go, go away Yeah, yeah, yeah, yeah, yeah Yeah, yeah, yeah, go, go away Yeah, yeah, yeah, yeah, yeah Yeah, yeah, yeah, go, go away We just wanna party Party just for you We just want the money Money just for you I know you wanna party Party just for me Girl, you got me dancin' Dance and shake the frame We just wanna party Party just for you We just want the money Money just for you I know you wanna party Party just for me Girl, you got me dancin' Dance and shake the frame This is America Don't catch you slippin' up Don't catch you slippin' up Look what I'm whippin' up This is America Don't catch you slippin' up Don't catch you slippin' up Look what I'm whippin' up This is America Don't catch you slippin' up Look at how I'm livin' now Police be trippin' now Yeah, this is America Guns in my area I got the strap I gotta carry 'em Yeah, yeah, I'ma go into this Yeah, yeah, this is guerilla Yeah, yeah, I'ma go get the bag Yeah, yeah, or I'ma get the pad Yeah, yeah, I'm so cold like yeah I'm so dope like yeah We gon' blow like yeah Ooh-ooh-ooh-ooh-ooh, tell somebody You go tell somebody Grandma told me Get your money, Black man Get your money, Black man Get your money, Black man Get your money, Black man Black man This is America Don't catch you slippin' up Don't catch you slippin' up Look what I'm whippin' up This is America Don't catch you slippin' up Don't catch you slippin' up Look what I'm whippin' up Look how I'm geekin' out I'm so fitted I'm on Gucci I'm so pretty I'm gon' get it Watch me move This a celly That's a tool On my Kodak Ooh, know that Get it Ooh, work it (21) Hunnid bands, hunnid bands, hunnid bands Contraband, contraband, contraband I got the plug on Oaxaca They gonna find you that blocka Ooh-ooh-ooh-ooh-ooh, tell somebody America, I just checked my following list and You go tell somebody You mothaf***as owe me Grandma told me Get your money, Black man Get your money, Black man Get your money, Black man Get your money, Black man Black man One, two, get down Ooh-ooh-ooh-ooh-ooh, tell somebody You go tell somebody Grandma told me, Get your money Get your money, Black man Get your money, Black man Get your money, Black man Get your money, Black man Black man You just a Black man in this world You just a barcode, ayy You just a Black man in this world Drivin' expensive foreigns, ayy You just a big dawg, yeah I kenneled him in the backyard No probably ain't life to a dog For a big dog"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cift-kisilik-mr-cihazi-bir-iliskinin-sonu-oldu/", "text": "MR cihazı, bazı insanlar için korkunç bir deneyim olduğundan, uzmanlar iki kişiyi aynı MR cihazına sokarak görüntü almayı düşündüler. Uzmanlar, iki kişinin birlikte cihaza girmesini sağlayan bir yöntem geliştirdiler. Ancak bu yöntemi deneyen bir Twitter kullanıcısı, MR cihazı yüzünden ayrıldığını açıkladı. Sebebi ise, görüntüleme sırasında sorulan 'Sevgilini seviyor musun?' sorusuydu. Cihazda tarandıkları sırada, operatörlerin Sevgilini seviyor musun? şeklinde bir soru yönelttiklerini yazan Twitter kullanıcısı, Onu seviyorum dediğini aktardı. Cevabı verdikten sonra bilgisayar başındaki operatörler beyin dalgalarını izleyerek 'Yalan söylüyorsun' dedi. Bunun üzerine de kadın, sevgilisinden ayrılma kararı aldı. Yine aynı kullanıcı, birbirlerini tanımayan iki kişinin cihazda karşı karşıya geldiklerini ve beyinlerinin sinyal verdiğini, sonrasında ise nişanlamaya kadar giden bir ilişki yaşamaya başladıklarını da aktardı. İki kişilik MR cihazları, ABD Ulusal Bilim Vakfı'na yapılan yeni fonlarla geliştiriliyor. Henüz ülkemizde çift kişilik bir MR cihazı yok. Posta"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ciftlik-bank-olayini-ozetleyen-esek-saticisinin-hikayesi/", "text": "Küçük Ahmet, yaşlı bir çiftçiden 500 liraya eşek satın alır. Ama çiftçi eşeği sabah verecektir. Sabah yaşlı çiftçi Ahmet'e: Oğlum eşek dün gece öldü, paranı da yedim bitirdim! der. Küçük Ahmet çiftçiye: Ben eşeği yine de istiyorum, der. Yaşlı çiftçi; Ölü eşeği ne yapacaksın? diye sorar. Ahmet de; Ölü olduğunu söylemeyeceğim, tombala düzenleyip satacağım, der. Aradan bir ay geçer, yaşlı çiftçi Ahmet'e rastlar, sorar; Eşeği ne yaptın? Ahmet: Eşeği tombalaya koydum, 10 liradan 500 kişiye bilet sattım. 5000 lira kazandım! der. Yaşlı çiftçi; Peki, ölü olduğunu görünce kızmadılar mı? Ahmet: Yok yaa... Sadece kazanan şarladı, ona da 10 lirasını iade ettim sevindi! der. Küçük Ahmet büyür, eşeklerin sırtından para kazanmaya devam eder... Ne ölü eşekler, ne de kolay yoldan para kazanmaya çalışıp bunlara parasını kaptıranlar biter."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ciftlik-bank-sinema-filmi-oluyor-tosun-firarda/", "text": "Yapımcı ve yönetmen İsmail Hakkı Koç, Çift'lik Bank Tosun Firarda filminin çekimlerine temmuz ayında başlanacağını belirterek, Amacımız keyifli bir komedi filmi yapmak ve bu konuların ülkemizde tekrar yaşanmasını engellemek. dedi. Çift'lik Bank Tosun Firarda filminin tanıtım toplantısında konuşan Yapımcı ve yönetmen İsmail Hakkı Koç, haberleri yakından takip ettiğini, çok sayıda insanın mağdur olduğu olayı öğrendikten sonra projeyi hayata geçirmeye karar vererek 2,5 ay önce senaryoyu yazmaya başladığını kaydetti. Amacımız keyifli bir komedi filmi yapmak ve bu konuların ülkemizde tekrar yaşanmasını engellemek. diyen Koç, senaryonun ilgi görmesiyle oyuncu arayışına başladıklarını daha sonra başrol için Burak Alkaş ve Fercan Bay ile anlaştıklarını söyledi. Çekimler temmuzda başlayacak Çekimlerin temmuz ayında başlamasını planladıklarını dile getiren Koç, projenin Türkiye, KKTC ve ABD'nin Miami kenti olmak üzere 3 ayağı olacağını ifade etti. Koç, filmin tahmin edilmesi zor bir sonu olacağını belirterek, şu bilgileri verdi: Özgün bir senaryo olması için 'tosun' karakterini birebir koymak istemedim. Bu karakter tahmin ediyorum devam filmi de çekecek. Duygu Özlen, Kadir Gültekin gibi isimler de rol olacak. Komedi filmi olacak ama mağdurlarla dalga geçen bir film olmayacak. Biz onların kanayan yarasına parmak basmak için varız. Filmimizde küfür kullanmayı düşünmüyorum, anne, baba, evlatlar herkes çocuğunun elinden tutup filme gelebilecek, 7 yaş sınırı olmayacak. Filmimizde bazı sürpriz isimler de olacak, görüşmelerimiz devam ediyor. Filmimiz 90 dakika, yaklaşık 75 dakikası bitti, son 15 dakika gelişecek güncel olaylara bağlı olarak farklılaşabilir. Çünkü biz gerçek tosunla aynı şeyi yapmak istemiyoruz. Komik bir film olacak izleyin Oyuncu Burak Alkaş, filmi senaryosu hoşuna gittiği ve bu zamana kadar oynadığı karakterlerden farklı bir rol oynayacağı için kabul ettiğini söyledi. Komik bir film olacak izleyin. diyen Alkaş, konservatuvar yıllarından bu yana yaptığı işlerin birbirinden farklı olmasına çalıştığını, Orço , Müezzin Cemil ve sonrasında tosun karakterinin her birinin farklı karakterler olduğunu ifade etti. Sinema filminin güzel bir kara mizah olacağını ve bir mesajı olacağını belirten Alkaş, Gelin, izleyin, görün ve bu hatalara bir daha düşmeyin. Dolandırıcılar da kendini geliştiriyor, aynı şeylerin devam etmemesi lazım. diye konuştu. Komedi ciddi bir iştir Oyuncu Fercan Bay, filmin başından sonuna kadar komedi olacağını dile getirdi. Filmin yönetmeni Koç'un kendisi için düşündüğü karakteri anlattığında rolü sevdiğini anlatan Bay, şunları söyledi: İleride çocuklarımın olmaması gereken bir karakteri oynayacağım. Her yaptığın işle bir sonraki karakter farklı olmalı ki oyuncu olarak izleyenlere bir şeyler verebilesin. Çok değerli insanlarla çalışacağız, projede yer almaktan çok mutluyum. Çok komik bir film olacak, başından sonuna kadar komedi olacak. Çocukları da getirin, çocukların filmden komediyle birlikte alacağı çok güzel öğretiler olacak. Çünkü komedi ciddi bir iştir. Çocukluğundan hatırladığı kadarıyla bankerlerin dolandırıcılık yaptığını ve insanların onlara inandığını hatırlatan Bay, Teknoloji gelişti, dolandırıcılık da gelişti. dedi. Çiftlik Bank olayını mizahi bir dille beyaz perdeye taşıyacak Çift'lik Bank Tosun Firarda filminde Burak Alkaş'ın oynayacağı tosun karakterinin akıl hocası rolünü ise Fercan Bay canlandıracak. Bu yıl içinde gösterime girmesi planlanan filmin görüntü yönetmenliğini Önder Güral ve Kaan Pala üstlenecek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cihangirdeki-hammal-amerikali-yukselin-ilginc-hikayesi/", "text": "Amerikalı Yüksel'in Hikayesi: Adının Yüksel olduğunu çoğu insan öldükten sonra öğrendi. Herkes ona Amerikalı derdi. Cihangir'de Firuzağa Camii'nin şadırvanının dibinde, rüzgarlı bir kavşakta bir iskemlenin üzerinde yaşardı yıllardır. Sabah erkenden gelip oturduğu o iskemleden hava karardıktan sonra kalkar, başka bir semtteki yoksul odasına uyumaya giderdi. 80'lerde belirmişti mahallede. O zamanlar 40'larının başında güçlü kuvvetli dağ gibi bir adam... Hamallık yapardı. Cihangir sokaklarında onu sırtında bir buzdolabı, kanepe, soba... oradan oraya sağlam adımlarla giderken görüp dururdunuz. Asansörsüz yüksek apartmanların en üst katlarına hiç söylenmeden tırmanır, işini hep güler yüzle yapar ve konuşmalarının arasında İngilizce cümleler kurar, İngilizce kelimeler sıkıştırırdı. Uzun yıllar Amerika'da yaşamıştı. O yüzden Amerikalı denirdi ona. Bir rivayete göre Amerika'da silahlı bir soygunda karısını ve çocuğunu kaybedince... Aklını da biraz kaybetmişti. Her nasılsa Cihangir'e gelmiş ve caminin şadırvanında kendisine bir düzen kurmuştu. Orada, hayatın hem içinde hem de kıyısında, kendine ait bir dünyada yaşıyordu. Etrafında mahallenin kedileri ve köpekleri... Yemek parasını hamallık yaparak çıkarıyor, artakalan parayla hayvanların karnını doyuruyordu. Konuşmayı pek severdi. Hoşsohbetti. Hem de şakacı ve güler yüzlü. Müthiş bir hafızası vardı. Her şeyi ama her şeyi hatırlardı. Ama geçmişiyle ilgili bir şey sorarsanız... Susardı. Sırtında, anlatmadıklarından kocaman, ağır bir yük... Konuşkanlığı ve suskunluğu arasındaki o derin uçurumda kim bilir neler saklardı. Hep varmış ve hiç yok olmayacakmış gibi, semtin tam kalbinde, herkesin gözü önünde, kendine ait sırlarla dolu bir hayatı 40 yıla yakın bir süre usulca sürdürdü. Son yıllarda yaşlanmış, yorulmuş, hastalanmış ve artık çalışamaz hale gelmişti. Tüm mahalleli ona sahip çıkıyordu. Tedavisini yaptıranlar, kalabileceği bir oda bulanlar, üstüne başına giyecek verenler, yemesini içmesini üstlenenler... Hepsine minnettardı. Başına gelen hiçbir şeyden yakındığını duymazdınız. Önce gözlerinde belirip sonra tüm çehresine yayılan derin bir gülümseme, Dostlarım var benim, arkadaşlarım. Her ihtiyacımı karşılıyorlar. Hiçbir şeyim eksik değil der, içten bir memnuniyetle bahsederdi hayatından. Mahalle esnafından Esat Ayhan'ın tanımladığı gibi bir modern zaman evliyası, gerçek bir sufiydi ve aynı zamanda da Cami avlusuna bırakılmış dev bir çocuktu sanki. Hiçbir şeyden yakınmazdı. Hiç kimseye kötülük yapmamıştı. Çok azla yetinirdi. Sonsuz bir hoşgörüsü ve bonkör bir sevgisi vardı. Cihangir'in bu sıra dışı ve büyülü sokak insanı... Öldü. Bu yazı yazıldığı sıralar... mahallede hüzünlü bir telaş. İnsanlar onu, şadırvanını kendisine mesken bellediği camiden şimdi sonsuzluğa uğurlamaya hazırlanıyorlar. Gün boyu üzerinde oturduğu tek kolu kırık iskemle musalla taşının önüne getirilmiş. İskemlede, fotoğraf olarak basılmış güleç sureti ve belki de mahalleyi asla terk etmeyecek neşeli hayaleti. Omuzlarda taşınan tabutun içindeyse artık terk ettiği çileli bedeni. Esnafından halkına, büyük bir kalabalık onu hüzünle uğurlarken herkes böyle özel bir insanla paylaştığı onca yılın kendince muhasebesini yapıyor. Ve muhtemelen herkes kendine aynı soruyu soruyor: Evlerde yaşayanlar ve sokaklarda yaşayanlar aslen neyi paylaşırlar? Ölüm tamam da, hayat bir tuhaf. Mine Söğüt"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cikolata-hem-guven-duygusu-veriyor-hem-de-iyi-hissettiriyor/", "text": "İçeriğindeki güçlü kakao antioksidanları, karbonhidratlar, yüksek miktarda bitkisel protein, potasyum ve magnezyum nedeniyle oldukça besleyici bir besin kaynağı olan çikolata, büyük küçük herkes tarafından sevilerek tüketiliyor. Çikolatanın içindeki Feniletilamin maddesinin güven duygusu vererek kişiyi iyi hissettirdiğini belirten uzmanlar, yüksek kalorisi nedeniyle tüketimin sınırlı olmasını tavsiye ediyor. Uzmanlara göre haftada 20 gram bitter çikolata ara öğün olarak tüketilebilir. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, herkes tarafından sevilerek tüketilen, bayramların da sembolü olan çikolatanın sağlığa faydaları hakkında bilgi verdi. Çikolata besleyici bir içeriğe sahip Çikolatanın miktar olarak küçük olmasına rağmen büyük bir enerji kaynağı olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, Çikolatanın içeriğinde güçlü kakao antioksidanları,karbonhidratlar, yüksek miktarda bitkisel protein, potasyum ve magnezyum, az miktarda kalsiyum ve tuz, demir zerreleri,A vitamini, B1 tiamin vitamini, B2 riboflavin, D, E vitaminleri ile kafein bulunur. Pek çoğunun çikolatayı sağlık açısından faydalı kılan besleyici maddeler olduğunu söyleyebiliriz dedi. Hafızaya ve cilde de iyi geliyor Feniletilamin içerdiği için çikolatanın güven duygusu verdiğini ve kişiyi iyi hissettirdiğini ifade eden Özden Örkçü, Çekirdeğinde bulunan flavanol maddesi, beyne fazla oksijen gitmesini sağladığı gibi bellek sorunlarını da azaltır, yorgunluğu giderip, enerji verir. Ayrıca kakao yağının cilt besleyici ve koruyucu özelliği herkes tarafından bilinir. Hemen hemen hiç kimse çikolataya hayır demez, çikolata kelimesi bile mutluluk hissettirip beyindeki haz duygusunu dolayısıyla serotonin hormonunu harekete geçirir dedi. Çikolatanın kalorisine dikkat! Örkçü, hayatımızdaki ödül ceza işleyişinden dolayı çikolatanın hep özel bir yere sahip olduğunu söyledi: Çikolata çoğunlukla keyifle tüketiliyor ama mutluluk kaynağının bizi ilgilendiren kalori kısmı burada ön plana çıkıyor. Önerilen doz esasında çikolatanın içeriğindeki kakao miktarıyla orantılı olarak değişirken ortalama 5 gramlık 1 parça çikolata 25-30 kalori arasında değişebiliyor. Bireyde haz duygusu uyandıran ve mutluluk veren bu sevimli ama bir o kadar da masum olmayan yiyeceği yedikten sonra gerekli enerji yakımını sağlamak gerekiyor çünkü serotonin salgılayan tek besinin çikolata olmadığı unutulmamalı. Serotonin takviyesi için kalorisi daha az diğer besinlerden de yararlanılabilir. Haftada 20 gram tüketilebilir Özden Örkçü, haftada 20 gram bitter çikolatanın ara öğün olarak tüketilebileceğini belirterek Kakao oranı yüksek çikolata, ara öğün niyetine şekersiz ve kremasız kahvelerin yanında 5-10 g (1-2 kare) tüketilebilir dedi. Sağlık için serotonin ve melatonin şart! Çilek, üzüm, zeytinyağı, ceviz, domates, portakal, ananas, muz, avokado gibi çeşitli gıdaların bileşeninde serotonin ve melatonin bulunduğunu söyleyen Örkçü, Kanserin hibitörü olarak bilinen bu hormonlar antioksidan etkisi sağlarken merkezi sinir sistemi, psikoloji, uyku, vücut sıcaklığı, bağışıklık sistemi, çift ilişkileri, kan basıncı dengesi, ritim, beslenme ve otizm gibi işlevlerin düzenlenmesinde önemli etkilere sahiptirler. Serotonin domates, portakal, ananas, muz, avokado, erik, fındık ve kahve gibi çeşitli gıdaların bileşenlerinde de bulunuyor. Bir çalışmada beyindeki serotonin seviyesinin ilaç kullanılmaksızın güneş ışığıyla temas etme, spor faaliyetleri, gelir düzeyi ve yaşam koşullarını iyileştirme gibi sosyal ve bireysel etkenlerle birlikte artırabileceği saptandı dedi. Serotonin eksikliği saldırganlaştırıyor Serotoninin eksikliğinin duygusal ve davranışsal bozukluklara neden olabildiğini belirten Özden Örkçü, Ek olarak serotonin, anksiyetenin duygusal ve bilişsel yönleri, depresyon, bağımlılık, opsesif kompulsif bozukluk ve saldırganlık gibi problemlerle de ilişkilidir. 20 farklı çalışmayı kapsayan meta analiz sonucunda, zihinsel problemlere ve işlenilen suç seviyesine bakılmaksızın, düşük serotonin seviyesinin saldırgan davranışlar üzerinde önemli derecede etkili olduğu görüldü dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cilegin-cok-bilinmeyen-12-faydasi/", "text": "Günde 10-12 adet tüketirseniz... ÇİLEĞİN BİLİNMEYEN 12 ÖNEMLİ FAYDASI! Büyüleyici kokusu ve tadıyla ilkbahar ile yaz mevsiminde en sevdiğimiz meyvelerden olan çilek, A vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve folat gibi pek çok besin bileşeniyle tam bir şifa deposu. Aynı zamanda C vitamininden de en zengin meyveler arasında yer alıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, ancak çileğin de her meyve gibi kararında tüketilmesi gerektiğini belirterek, Günde 10-12 orta boy çilek tüketilebilir ve bu miktarda çilek günlük C vitamini gereksiniminin yarısından çok daha fazlasını karşılıyor. Ancak içeriğinde fazlaca oksalat barındırdığı için aşırı tüketildiğinde böbrek taşlarına neden olabiliyor. Ayrıca iyi yıkanmadığında böbreklerde kum oluşmasına da yol açabiliyor. uyarısında bulunuyor. Peki, çilek sağlığımız üzerinde nasıl bir rol oynuyor? Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman çileğin bilinmeyen 12 faydasını anlattı; önemli önerilerde bulundu. Bağışıklık sistemini destekliyor C vitamini bağışıklık sistemini destekleyen en önemli vitaminlerden. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman çileğin de C vitamininden en zengin meyveler arasında yer aldığını belirterek, C vitamini içeriğinden faydalanmak için çileği çok bekletmeden, mümkünse pişirmeden ve reçel formuna getirmeden, taze taze tüketmenizde fayda var. Çünkü bekleme, havayla temas ve pişirme gibi durumlarda fazlaca C vitamini kaybı yaşanıyor diyor. Anemiye karşı etkili Çilek folat, yani B9 vitamininden de zengin bir meyve. İçeriğindeki folat sayesinde sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin yapımında etkili oluyor. Bilindiği gibi folat eksikliğinde anemi, yani kansızlık görülebiliyor. Folat aynı zamanda vücuttaki hücrelerin oluşumlarında ve yenilenmelerinde de rol oynuyor. Özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda günlük yeteri miktarda folat alınması önem taşıyor, çünkü eksikliğinde spina bifida denilen, bebekte omurilik kanalının tam kapanamaması sorunu gelişebiliyor. Cilt kalitesini artırıyor Ciltte normalde yüksek konsantrasyonda C vitamini bulunuyor. C vitamini kollajen sentezini uyarması sayesinde cilde elastikiyet kazandırıp canlı bir görünüm sağlıyor, kırışıklıkların oluşumunu geciktiriyor. Aynı zamanda cildi ultraviyole ışınlarının hasarından koruyor. Dolayısıyla sağlıklı bir cilt için her gün yeterli miktarda C vitamini almak önem taşıyor. Kolesterol düşmanı Çilek içeriğindeki C vitamini, antosiyaninler ve lifler sayesinde kötü huylu kolesterol LDL ve trigliserit seviyesini düşürerek kandaki lipid profilini iyileştirmede fayda sağlıyor. Kalp sağlığına iyi geliyor Flavonoidler çilekteki fenolik bileşiklerin, yani biyoaktif özellikleriyle sağlık üzerinde koruyucu etkileri olan fitokimyasalların ana grubunu oluşturuyor. Bu bileşikler serbest radikallerle savaşarak ve oksidatif stres oluşumunu azaltarak, aterosklerozu önlüyor ve kan basıncının normal seviyelerde tutulmasına yardımcı oluyor. Hafızayı güçlendiriyor Askorbik asit, yani C vitamini beyindeki sinir hücrelerini kaplayan kılıfın oluşumunda ve bu hücreler arasındaki iletişimde rol alıyor. Bu hücreler arasındaki iletişim hafıza, karar verme ve hatırlama gibi zihinsel fonksiyonların güçlenmesinde büyük önem taşıyor. Kilo kontrolüne yardım ediyor Çilek yüksek su ve posa içeriği sayesinde tokluk sağlanmasında etkili oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman Çileğin glisemik indeksi yani kan şekerini yükseltme hızı yüksek değildir. Bu sayede kan şekerinin dengede kalmasına katkıda bulunuyor diyor. Sigaranın zararlarını azaltmada görev alıyor Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman sigara içen kişilerin kanlarındaki C vitamini seviyesinin daha düşük olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor: Sigara içen kişilerde kanserojen olabilecek reaktif oksijen türlerine maruziyet fazladır. Vücutta reaktif oksijen türleri arttığında doku hasarı kaçınılmazdır. Bu nedenle sigara içen kişilerin reaktif oksijen türlerini nötralize eden antioksidanlara olan gereksinimi içmeyen kişilere göre daha fazla oluyor. Bu anlamda çilek, içeriğindeki C vitamini sayesinde hem sigara içen kişilerin C vitamini eksikliğini telafi etmesine yardımcı oluyor hem de reaktif oksijen türleriyle savaşmaya, bu sayede de oksidatif stresin azaltılarak doku hasarının önlenmesine katkı sağlıyor. diyor. Kabızlığı önlüyor Su ve lif içeriğinin yüksek olması bağırsakların çalışmasını optimize ediyor ve bu sayede kabızlığı engelliyor. Ayrıca hem kabızlığı önleyerek bağırsak sağlığına katkıda bulunması, hem içerdiği antioksidan vitamin ve bileşiklerle kolon kanserine karşı da koruyucu rol üstleniyor. Diş etlerini güçlendiriyor C vitamini dişlerin tutunduğu diş eti dokusunun güçlü ve sağlıklı kalmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle C vitaminini yetersiz alan kişilerde diş eti problemleri gelişebiliyor. İyi bir C vitamini kaynağı olan çilek diş eti problemlerinin önlenmesine katkıda bulunuyor. Kansere karşı koruyucu etki gösteriyor Çilek içerdiği antosiyaninler sayesinde kansere karşı koruyucu etki gösteriyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, Kırmızı meyvelerde doğal olarak bulunan antosiyaninler antioksidan özellik göstererek vücutta oksidatif stresi azaltmaya yardımcı oluyorlar. Ayrıca antiinflamatuar ve antimutajenik etkileriyle de kansere karşı koruyucu rol üstleniyorlar. diyor. Kan şekerinin dengede kalmasında fayda sağlıyor Uzun açlık sonrasında kan şekerinizin düşmesi nedeniyle yüksek karbonhidrat içeren şekerli yiyeceklere yönelmeniz muhtemeldir. uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, şunları söylüyor: İkindi vaktinde tüketeceğiniz 10-12 adet orta boy çilek ve yanına ekleyeceğiniz 2-3 top ceviz kan şekerinizi dengede tutmanıza ve bir sonraki öğünde porsiyonlarınızı kontrol etmenize yardımcı olacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cin-ekonomisi-yukselirken-cinlilerin-odedigi-agir-bedeli-gosteren-7-fotograf/", "text": "Çin ekonomisi son yıllarda tüm dünyada konuşulacak bir şekilde büyüdü. Her yerde made in china yazan ürünler görüyorsunuz hatta tüm Avrupa, Amerika ve Türkiye piyasası artık Çin'in kontrolünde görünüyor değil mi? Ama işin bir de çevre yanı var. Çin endüstrisi gelişirken bedeli ödeyenler Çinli vatandaşlar oluyor. Tabii ne önemi var zaten milyar tane insan var diye düşünen duyarsızların da sonu elbette bu çevre kirliliğinden olacak. Çin Ekonomisi Yükselirken Çinlilerin Ödediği Ağır Bedeli Gösteren 7 Fotoğraf Çin ekonomisi son yıllarda tüm dünyada konuşulacak bir şekilde büyüdü. Her yerde made in china yazan ürünler görüyorsunuz hatta tüm Avrupa, Amerika ve Türkiye piyasası artık Çin'in kontrolünde görünüyor değil mi?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinayet-susu-bugun-vizyona-giriyor/", "text": "Yönetmenliğini Ali Atay'ın yaptığı Cinayet Süsü filminin başrollerinde Uğur Yücel, Cengiz Bozkurt, Binnur Kaya var. Film 25 Ekim Cuma yani bugün vizyona giriyor. Konu: Cinayet Süsü, gizemli bir seri katil vakasını çözmeye çalışan cinayet büro ekibinin maceralarını konu ediyor. Başkomiser Emin, komiser Salih, komiser Asuman ve komiser yardımcısı Alaattin'den oluşan Cinayet Büro ekibi ilginç bir vaka ile karşı karşıyadır. Birbiri ardına işlenen cinayetleri araştıran ekip, hiçbir delil ve ipucuna ulaşamaz. Cinayetlerin gittikçe artması, basının ve halkın olayla fazlasıyla igilenmesi, buna rağmen ekibin hiçbir ilerleme katedememesi Başkomiser Emin ve arkadaşları üzerinde büyük bir baskı oluşturur. Bu sırada Emniyet Genel Müdürü, davanın çözümünde yardımcı olması için suç uzmanı Dizdar Koşu'yu Emin'in ekibine atar. Üzerlerindeki baskıdan dolayı iyice ezilen Emin ve ekibi, karşılaştıkları en tuhaf seri cinayet zincirini çözebilmek için her yönteme başvurur. Bu kedi fare oyununda katili mi pes edecektir yoksa polisler mi?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinde-bu-sefer-de-hanta-virusu-cikti-tum-otobus/", "text": "Çin'e yakınlığıyla bilinen ve İngilizce yayın yapan Global Times'ın haberine göre; Yunnan'dan Shandong'a otobüsle dönen bir kişi hayatını kaybetti ve yapılan testte Hanta Virüsü'nün pozitif olduğu belirlendi. Otobüsteki diğer 32 yolcuya da test yapıldı. Peki Hanta Virüsü nedir? Haberin ardından 'hanta virüs' sosyal medyada en çok konuşulan konular arasına girdi. Peki hanta virüs, corona virus gibi bulaşıcı mı? COVID 19 ile benzerlikleri var mı? HANTA VİRÜS İNSANDAN İNSANA BULAŞMIYOR Hanta virus, corona virüsün aksine insandan insana bulaşan bir virus değil. Yapılan araştırmalara göre, bu virüsün bulaşması için kişinin bir kemirgenle ya da kemirgen dışkısıyla temas etmesi gerekiyor. Uzmanlar, sağlıklı bireylerin hanta virüse maruz kaldıklarında HPS riski altında olduğunun altını çiziyor. HANTA VİRÜS NEDENLERİ HPS, akciğerlere yerleşen ve insandan insana bulaşmayan bir virüs olsa da kişinin kemirgen dışkısına, idrarına veya kuluçka süresindeki larvalara temas ettikten sonra gözlerine, burnuna veya ağzına dokunması durumunda bulaşıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinde-cikan-virus-nerelere-ulasti-turkiyede-goruldu-mu-corona-hastaliginin-tedavisinde-son-gelismeler-neler/", "text": "Öte yandan, Çin sınırları dışındaki corona virüsünden kaynaklı vakaların sayısı da artıyor. Kanada'da kesinleşen ilk vakanın görüldüğü açıklanırken, Tayland'da 4, Singapur, Malezya, Güney Kore ve Fransa'da 3'er, ABD, Japonya ve Vietnam'da 2'şer, Nepal ve Avustralya'da ise birer vaka kayıtlara geçti. Bunun yanı sıra Hong Kong'da 5, Tayvan'da da 3 kesinleşmiş vaka bulunduğu bildirildi. Türkiye'de ise bilinen bir vaka bulunmamakta. Farklı tedaviler deneniyor Pekin'deki sağlık yetkilileri, HIV enfeksiyonuna karşı kullanılan lopinavir ilacının corona virüsü taşıyan hastalar üzerinde de denendiğini açıkladı. İnternette yer alan bazı yorumlarda ilacın virüs karşısında etkili olduğu iddia edildi. Şangay'daki birimler de Wuhan'daki bir hastaneye 81 adet ECMO yaşam desteği cihazı gönderdiklerini bildirdi. ECMO tekniğinin daha önce durumu kritik olan bir hasta üzerinde kullanıldığı açıklanmış, ancak bu tedavinin kesin sonuçları hakkında bilgi verilmemişti. Ülkenin binlerce doktor ve hemşireden oluşan sağlık ekiplerinin, Hubei'deki salgını önleme ve kontrol çalışmalarına katılmak üzere gönüllü olarak eyalete gitmeye başladığı duyuruldu. Özel sektörden bağış ve destekler Çin basınına yansıyan haberlere göre, salgınla mücadele çalışmalarına özel şirketlerden de destek yağmaya başladı. Çin'in e-ticaret devi JD.com'un 1 milyon adet cerrahi maske ve 60 bin adet tıbbi malzeme bağışında bulunduğu açıklandı. Teknoloji şirketi Xiaomi 300 bin yuan (yaklaşık 43,5 bin dolar) değerinde tıbbi donanımı Wuhan'a gönderdiklerini, Tencent şirketi de 300 milyon yuanlık (yaklaşık 43,5 milyon dolar) bağışta bulunacaklarını duyurdu. Lenovo ise Wuhan'da inşa edilecek yeni özel tedavi merkezindeki tüm IT donanımlarını sağlama vaadinde bulundu. Daha önce Çin Kalkınma Bankası, virüsü önleme ve tedavi çalışmalarında kullanılması için Wuhan'a 2 milyar yuanlık (288,3 milyon) acil durum kredisi verileceğini açıklamıştı. Çin Maliye Bakanlığı da salgının yayılmasını önlemek için Hubei makamlarınca kullanılmak üzere 1 milyar yuan (144 milyon dolar) bütçe tahsis edildiğini duyurmuştu. Hurriyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinde-koronavirusun-ilk-ciktigi-vahsi-hayvan-pazarlarini-tekrar-acti/", "text": "Dünya'da yaklaşık 34 binden fazla kişinin ölümüne sebep olan, ülke ekonomilerini resesyonuna götüren yeni tip koronavirüs Covid-19 salgının ilk ortaya çıktığı 'vahşi hayvan pazarları' Çin'de yeniden kurulmaya başladı. Pekin hükümetinin yasaklamasına rağmen Çin'in bazı bölgelerinde vahşi hayvan satışlarının yapıldığı görüldü. Daily Mail'in haberine göre Çin'de satışı yapılan vahşi hayvanlardan biri de yeni tip koronavirüsün çıkış kaynağı olduğu düşünülen yarasalar. Çin'in Covid-19 salgınını tamamen kontrol altına aldığını açıklamasının ardından, sokağa çıkma yasaklarına son verilmesiyle kentlerdeki hayat yeniden eskisi gibi işlemeye başladı. Ülkenin güneyindeki Dongguan kentinde bulunan Daily Mail muhabiri, pazarlardaki hayvan satışlarının eskisi gibi tekrar faaliyete geçtiğini, fakat yetkililerin artık tezgahların görüntülerinin çekilmesine izin vermediğini ifade etti. Çin'in güneybatısındaki Guilin kentindeki bir başka muhabir de, yarasaların, yılanların, örümceklerin ve akreplerin hastalıklara şifa niyetiyle satıldığı bir mağazanın reklam pankartının fotoğrafını çekti. Euronews Hastalıkların çoğu hayvandan insana geçiyor Sorunun temel noktasının insan ve hayvan teması olduğunun altını çizen bilim insanına göre insanlara bulaşan bakterilerin virüs ve parazitli hastalıkların üçte ikisinden fazlası hayvanlardan geliyor. Pandemik hastalıklar ile mücadele eden Global Virome Projesi'ne göre vahşi yaşamda hala 1,7 milyondan fazla keşfedilmemiş virüs var. Bunların neredeyse yarısı ise insanlar için zararlı olabileceği tahmin ediliyor. Çin Mühendislik Akademisi'nin yayınladığı bir rapora göre vahşi hayvan yetiştirilmesi ve tüketilmesi endüstrisinin yıllık 57 milyar dolar civarında kazancı olduğu tahmin ediliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cindeki-banka-soygununun-gercek-hirsiz-kim-dedirten-hikayesi/", "text": "Çin'in Guangzhou kentinde bir banka soygunu. Soygunculardan biri bankadakilere bağırır: Kımıldamayın. Para devletindir, ama hayatınız sizindir. Herkes sessizce yatar... Bunun adı Zihin Değiştirme Kavramıdır. Alışılmış düşünce tarzını değiştirmek... Bu arada müşterilerden bir kadın bir masanın üzerine yatmıştır. Ama bacaklar ortada... Soyguncu bağırır: Edebini takın. Bu bir soygun, ırza geçme değil! Bunun adı Profesyonelliktir. İşin neyse onun üzerinde yoğunlaş! Soyguncular paraları yüklenip eve kapağı atmışlar. Daha genç olanı daha yaşlı olanına (ki bu ise 6 yıl ilkokuldan sonra terk): Abi, hadi şu paraları sayalım, der. Daha yaşlı olanı der ki: Çok aptalsın be. Bu kadar para oturup sayılır mı? Bu akşam zaten TV haberlerinde kaç para çaldığımızı öğreniriz. Buna Deneyim derler! Günümüzde deneyim kağıt diplomalardan çok daha önemlidir. Soyguncular bankadan kaçtıktan sonra Şube Müdürü, Şube Şefine hemen polisi aramasını söylemiş. Şef demiş ki: Durun hele Müdürüm. Alacaklarını aldılar. Biz de bir 10 milyon daha alıp daha önce iç ettiğimiz 70 milyon dolara ekleyelim, ne dersiniz? Buna Dalgayı yakalamak derler. Berbat bir durumu kendi lehine çevirmektir bu! Müdür der ki: Yahu, her ay bir soygun olsa harika olurdu. Ne eğlenirdik! Buna Sıkıntılardan kurtulmak derler. Kişisel mutluluk işinden çok daha önemlidir. Akşam TV haberleri bankadan 100 milyon dolar çalındığını açıklamış! Çaldıkları paranın çok daha az olduğu bilen soyguncular oturup saymışlar parayı... Tekrar tekrar saymışlar. Bakmışlar hepi topu 20 milyon! Çok kızmışlar bu işe: Biz hayatımızı tehlikeye atıp 20 milyon çalabildik. Banka Müdürü bir el hareketiyle 80 milyon götürdü. Galiba soyguncu olmak yerine doğru dürüst eğitim görmek daha iyiymiş! Bu Bilgi altından daha değerlidir demektir... Banka Müdürü çok mutludur. Özellikle bir süre önce borsada kaybettiklerini geri alabildiği için. Buna Fırsatları kullanmak derler. Kazanmak için risk almak gerekir. BU DURUMDA, GERÇEK SOYGUNCULAR KİMLER ŞİMDİ?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinin-rusya-buyukelcisi-koronovirusu-asisini-bulduk/", "text": "Çinli yetkililer, korona virüs salgınını yakın zamanda yeneceklerini ve şubat ayı sonuna kadar ülke genelindeki birçok bölgede normal hayata geri döneceklerini açıkladı. Rus Haber Ajansı'nın paylaştığı habere göre Çinli yetkililer virüsün çaresi olacak aşıyı buldular. Çin'in Rusya Büyükelçisi Zhang Hanhui Pazartesi günü gazetecilere verdiği demeçte, etkili bir aşının enfeksiyona karşı bağışıklık yanıtı vermeye yardımcı olduğunu gerekli testler yapıldıktan sonra kullanıma sunacaklarını belirtti. Büyükelçi konuşmasında Çin'deki bilim adamlarımızın bulduğu ilaç etkisini kanıtladı ve testler başarılı şekilde devam ediyor. İlaca yönelik çalışmaların son kısmının kısa süre zarfında bitirilmesi hedefleniyor ve Şubat sonuna kadar Çin'deki tüm şehirlerde hayat normale dönecek. Virüsün yayılma merkezinde ise hayatın Mart sonuna kadar düzelmesi planlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü'yle çalışıyoruz. Ekibimizin içinde 2 Rus bilim adamı da var. Rusya'ya ve halkına destekleri için teşekkür ederiz ifadelerine yer verdi. FinansGündem"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinlilerin-karacigerdeki-toksinleri-atma-sirri/", "text": "Karaciğerde toksinler bulunduğu takdirde ne gibi belirtilerin ortaya çıktığını biliyor musunuz? Ya bu toksinlerin vücuda ne gibi zararlar getirebileceğini? Toksinleri atmak için hangi yollara başvurulacağını? İşte bugün bu sorulara cevap bulacağız. Karaciğerde toksinler bulunmanın belirtileri: 1. Tırnaklarda belirgin dikey çizgiler Çin tıbbına göre, karaciğer vücutta bulunan bütün esnek organlardan sorumlu. Tırnak da bunlardan birini oluşturuyor. Bu nedenle toksinlerin karaciğerde birikmesi durumunda tırnaklarda açık belirtiler görülebilir. 2. Memelerde kistlerin ortaya çıkması, adet öncesinde memelerde şişkinlik ve ağrı görülmesi Yine Çin tıbbına göre, meme, karaciğerle ilgili akupunktur noktalarının oluşturduğu çizgide bulunan önemli bir bölge. Bu çizgide toksinler bulunması durumunda, memelerde kist oluşturabilir ve özellikle adet öncesinde, memelerde şişkinlik ve ağrı görülebilir. 3. Moral bozukluğu Karaciğer morali ayarlayan bir organ. Karaciğerdeki doksin maddelerin atılmaması durumunda, insan ya kolay sinirlenir, ya da moral çöküntüye uğrayabilir. 4. Başın bir tarafının ağrıması, yanaklarda sivilcelerin çıkması ve adet günlerinde karın ağrıması Çin tıbbına göre, yüzün iki yanı ve karın, karaciğer ve safra kesesiyle ilgili akupunktur noktalarının oluşturduğu iki çizgiden sorumlu bölgelerdir. Bu nedenle karaciğerdeki toksinlerin sorunsuz bir şekilde dışarı atılamaması durumunda, bu bölgelerde sorunların çıkması kaçınılmaz olacak. Karaciğerdeki toksinlerin atılması yolları 1. Yeşil renkli yiyeceklerin yenmesi Çin tıbbındaki beş element terorisine göre, yeşil renkli yiyecekler karacigerin gözdesi olarak, sinir hafifletici ve moral düzeltici işlevlere sahip ve karaciğerdeki toksinlerin dışa atılmasına yardımcı. Çin tıbbı uzmanları, yeşil kabuklu madalina ve limon tavsiye eder. 2. Kurt üzümü karaciğerin toksinlere karşı direniş gücünü arttırır Toksinlerin atılmasının yanı sıra, karaciğerin toksinlere karşı direnme gücünün de arttırılması gerekiyor. Bu görevi en iyi şekilde yerine getirebilecek yiyecek de kırmız renkli kurt üzümü denilen bir meyvedir. Karaciğeri koruma işlevine sahip olan kurt üzümü, karaciğerin toksinlere karşı direnme gücünü arttırabilir. Kurutulmuş kurt üzümü çiğnenerek ve günde bir avuç kadar yenebilir. 3. Tianchong noktasına bastırmak Çin tıbbına göre, karaciğerdeki toksinlerin atılmasında en önemli akupunktur noktası olan Tianchong noktası, ayağın baş ve ikinci parmaklarının kemiklerinin birleştiği çukur noktasında yer alıyor. Elimizin baş parmaklarımızla her iki ayağındaki Taichong noktasına 3-5 dakika süreyle hafif bir ağrı hissedilene kadar bastırmakla karaciğerdeki toksinlerin atılmasını sağlayabiliriz. 4. Gözyaşı dökerek toksin atmak Daha az gözyaşı döken erkeklere göre kadınlar daha uzun bir ömre sahip. Çin tıbbının çok eskiden benimsediği bu kavram artık Batı tıbbı tarafından da kanıtlandı. Vücut tarafından atılan bir sıvı olarak gözyaşında, ter ve idrarda olduğu gibi vücuda zarar verebilen biyolojik zehirler bulunuyor. Bu nedenle üzüldüğümüzde, haksızlığa uğradığımızda çekinmeden ağlayalım. Hayata her zaman iyimser yaklaşanlar da haftasonu üzücü bir film seçerek gözyaşı döküp vücutlarındaki toksinlerin atılmasını sağlayabilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinse-saldiraya-ugrayan-erkekler/", "text": "Massachusettsli genç bir sanatçı, gerçekten büyük önem taşıyan bu projenin yaratıcısı. 21 yaşındaki fotoğrafçı ve kamu sözcüsü Grace Brown, 2 binin üstünde sayıda cinsel saldırıya uğrayan kişiye direnmeleri için fırsat verdi. Her şey sanatçının arkadaşının yaşadıklarını açığa vurmasıyla ortaya çıktı. Yaşanan bu olayların aslında ne kadar yakında ve sık yaşandığı fark edildi. Project Unberable adlı bu proje, bireylerin yaşadıkları saldırıları dünyaya duyurmak istemesiyle ilgili. Tecavüzcülerinin onlara saldırırken söylediği sözleri, yazdıkları pankartları göstererek, diğer kurbanlara da seslerini yükseltmeleri için cesaret vermeyi amaçlıyorlar. Bireylerin yaşadıkları bu trajik olayları çevrelerindekilere anlatabilmeleri, hayatlarında büyük bir zamana yayılıyor. Hepimize olayların birçoğunda saldırganların yabancılar olmadığını gösteren Project Unbearable, büyük önem taşıyor. Onlar arkadaşlarınız, tanıdıklarınız daha da kötüsü, ailenizden biri olabilir. Son olarak Brown'ın projesi bizlere cinsel saldırının sadece kadınların sorunu olmadığını kanıtlıyor. Erkeklerin kurban oldukları cinsel saldırıların istatistikleri incelendiğinde, cinsel suç işleyen kadın oranı azımsanamayacak kadar büyük. Şişşşt... Sadece iyi olup olmadığına bakıyorum. Seni ne kadar önemsediğimi göstermek istiyorum. Sen benim özel çocuğumsun. Kimseye söylemeyeceğine söz ver-Hiç kimseye. Eğer iyi hissettiriyorsa, neden kötü olsun ki Kendini savunabilmeni istiyorum. Eğer birine anlatırsan okuldan kovulacaksın. -Asistan Taekwando hocası. Ben 11 yaşındaydım. 31 yaşına kadar kimseye söylemedim . Bana ne yaptığını bilmiyorsun. İyi bir kız ol ve hiçbir şey söyleme, anlaştık mı? Sessizlik... Bana bir sürü para kazandıracaksın. 7 yaşımdayken satıldığım Daddy isimli porno filmin yönetmeni Sorun yok, tüm kardeşler bunu yapıyor. Buna pratik yapmak deniyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinsel-gelenek/", "text": "Başlık komik olsun diye öyle yazdık sanıyorsanız şoklara hazır olun canlarım. Bu toplumlar bilen bilir Lut kavmini bile sollamışlar çoğu konuda. Okudukça gözleriniz fal taşı gibi açılacak. Dünyanın en garip cinsel adetlerine sahip toplumlar 1-The Sambians Hemen şok edecek bir kabile ile başlayalım. Bu kabilede erkek çocukları küçük yaşta kadınların olduğu ortamdan uzak bir yere çekiyorlar. Yedi yaşında alıp 17 yaşına kadar saplarla dolu bir ortamda bol dayaklı, bol acılı bir süreçte eğitiyorlar. İşin en kötü yanı ise bu çocukların eğitimin son aşamasında büyüklerinin menisi de katılan bir içecekle eğitimi bitiriyorlar. Yeni Gine'deki bu kabile IYK dedirten cinsten. 2- The Trobrianders Kadınlarda 6-8 erkeklerde 10-12 yaşlarında cinsel hayatın başladığı Yeni Gine'deki bu ilginç kabilede herkes dilediği zaman sevişebiliyor ama yemeğe çıkmak için evli olmak gerekiyor. Tabii biz giyinik foto eklesek de genelde kıyafetin olmadığı bir kabile. 3- The Wodaabee Nijer'de bulunan bu kabilede erkekler birbirlerinin eşini çalmayı gayet normal bir adet olarak görüyor. Her yıl Gerewol Festivali'nde giydikleri kıyafetlerle ve makyajlarıyla ünlü olan bu kabilenin erkekleri eğer yakalanırlarsa, o kadınla evleniyorlar. 4- Antik Mısır Firavunları Kendilerini ULU sınıfına sokmak isteyen firavunların bir kısmının halkın önünde mastürbasyon yaptığı iddiası birçok tarihçi tarafından tekrarlanan bir iddia. 5- Antik Yunan Antik Yunan'da cinsel kimliği belirlemek için kadın veya erkek olmasından daha çok aktif veya pasif olması önem taşıyordu. Pasif olmak genelde genç, fakir ve güçsüzlere özgü bir tercih olarak görülüyordu. Yine Antik Yunan'da oğlancılık da oldukça yaygındı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinsel-iliski-oncesi-asla-yememeniz-gereken-16-yiyecek/", "text": "Nihayet o gece geldi. Ama gel gör ki öncesinde yediğiniz yemekten dolayı şişkinlik hissediyorsunuz, mideniz yanıyor ve ani bir hareketle fena şekilde gaz çıkarabilir durumdasınız. Yemek vakitlerinde doğru seçeneklere yönelerek bunlara ulaşmak mümkün. Michigan Üniversitesi profesörü ve İşlevsel Gastrointestinal Hastalıklar Uluslararası Vakfı danışmanı Dr. William Chey, biriyle randevunuz olduğunda uzak durmanız gereken yiyecekleri ve nedenlerini sıraladı. 1# Humusdan uzak durun. Bu meze, ranch soslara ve ekşi kremaya oranla daha sağlıklı bir alternatif, çünkü bakliyattan ve zeytinyağından yapılır, bu yüzden protein ve sağlıklı yağlar içerir. Ama eğer gaz ve şişkinlikten uzak durmak istiyorsanız bakliyatlardan da uzak durmalısınız. Onun yerine, süzme yoğurtlu, bakliyat içermeyen ve diğer süt ürünleri temelli soslara göre daha az laktoz içeren bir sos tercih edin. 2# Çubuk krakerlerden uzak durun. Bu yiyecekler de problemli yiyecekler listesinde yer alsa da çok kötü yiyecekler olmadığını söyleyelim. Uzman Dr. Chey sorunun bu ürünlerin hazırlandıkları hamurdaki buğday olduğunu belirtiyor. Ayrıca şunu aklınızda bulundurun, randevu gerginliği glisemik indeks problemlerini artırabilir, buğday içeren ürünlerden bu yüzden de uzak durmanız iyi bir fikir. Onun yerine; pirinç-mısır veya patatesli atıştırmalıkları tercih edin, özellikle de gaza yatkınlığınız varsa. Dr. Chey bu malzemelerin sindirim sisteminiz tarafından parçalanıp emilmesinin daha kolay olduğunu belirtiyor. 3# Sakızdan uzak durun. Evet evde film izleyip rahatlama öncesinde naneli bir sakızla nefesinizi tazelemek istemeniz çok doğal, ama şekersiz sakızlar da vücudunuzun sindiremediği sorbitol içerir. Ardından olacakların da pek ateşli olmayacağı kesin. Onun yerine, nefesinizi tazelemek istiyorsanız ağzınızı ağız çalkalama suyuyla çalkalayın ve bir fincan nane çayı için. 4# Jöle şekerlemelerden uzak durun. Dr. Chey diyor ki; Sindirim sisteminizde yaşayan bakterilere ve vücudunuzun sindirme kapasitesine bağlı olarak jöleli şekerler tam bir felaket olabilir, özellikle de şekersiz olanları.Çoğu markanın jöleli şekerlerinde çoğu kişinin vücudunda düzgün emilemeyen fruktoz bulunur. Ve bu ürünlerin şekersiz olanları çok daha kötü bir tercih, çünkü genelde bu ürünler, insanların sindiriminde emilemeyen ve doğal haliyle idrar söktürücü olarak kullanılan sorbitol isimli şeker alkolü ile tatlandırılırlar.Onun yerine; yağsız patlamış mısır yiyin. 5# Yağ içeriği yüksek olan ağır krema ve peynirli soslardan uzak durun. Çünkü sindirilmeleri çok uzun sürer. Ayrıca süt ürünlerine hassasiyetiniz varsa kremanın midenizi kızdıracak olması da cabası.Onun yerine; domatesli sos. Rahatsızlık verici mide ekşimesine neden olabilen, çok sarımsaklı ve baharatlı yemeklerden uzak durun yeter. 6# Sarımsaklı ekmekden uzak durun. Çoğu kişi sarımsağın gaza neden olabileceğinin farkında değil. Kokusunu söylemiyorum bile, özellikle de yanınızdaki kişi sarımsak yememişse!Onun yerine; sade ekmek tüketin. Ekmek sepetinde gelen diğer her şey sarımsaklı ekmekten daha iyi bir seçimdir, sadece ekmeği soslara batırmaktan kaçının ve varsa esmer ekmekleri tercih edin. 7# Pizza hamuru, çoğu kişide şişkinlik ve gaza yol açan buğdaydan yapılır. Ayrıca içindeki peynir de laktoz hassasiyeti olan kişileri etkiler. Üzerine bir de içindeki tüm o yağ, midenize oturur ve kendinizi daha şiş ve rahatsız hissetmenize neden olur.Onun yerine; içinde peynir olmayan, hafif domates soslu makarna. Dr. Chey'e göre makarnanın sindirimi yoğun pizza hamurundan çok daha kolaydır ve size daha az zorluk çıkarır. 8# Burritodan uzak durun. Şimdi bir önceki maddedeki cipslerin üzerindeki tüm malzemeleri alın ve dürümün içine koyun. Evet çok lezzetli olabilir, ama aynı zamanda randevunuz olan kişininin alabileceği temiz havasının da tükenmesine neden olur.Onun yerine; tavuklu veya balıklı tako yiyin. Mısır sindirim sistemi için buğdaydan çok daha iyidir ve tavuk ve balığın da sindirimi daha kolaydır. 9# Nachosdan uzak durun. Bu tortilla cipslerini yapmada kullanılan mısır, sindirim sistemimize daha az zararlı da olsa, üzeri bol soslu nachos yemeye kesinlikle hayır. Neden mi? Çünkü fasulyelerde galaktan adı verilen, sindirilemeyen şekerler bulunur, bu yüzden fasulyeler gaz oluşturma açısından kötü bir şöhrete sahiptirler. Ayrıca içindeki yağlı et hazımsızlığı tetikler, ekşi krema ve peynir laktoz hassasiyeti olan kişilerde şişkinliğe yol açar. Ayrıca bu yiyecekler için soğan ve sarımsakla yapılan guakamol ve salsaare sosları da gaza neden olan diğer iki malzeme.Onun yerine; sade tortilla cipsi. Dr Chey mısır kepeğinin mayalanabilir nitelikte olmadığını, yani sindirilemeyen tüm mısır liflerinin gaz oluşturmadan sindirim sisteminizden doğrudan geçtiğini belirtiyor. 10# Kızartmalardan uzak durun. Patateslerin vücut tarafından sindirimi görece daha kolay olsa da, sorun bunların kızartıldıkları yağda. Yağın midemizi terk etmesi daha uzun sürdüğü için yedikten sonra kendinizi daha tok ve rahatsız hissedersiniz.Onun yerine; Fırında patates yiyebilirsiniz. Hatta ilave besin öğeleri ve ilave lifler için tatlı patates tercih edebilirsiniz. 11# Lahana, coleslaw salatasına o harika çıtırtıyı verse de; bu besin sindirim sistemine ulaştığında mayalanması sonucu bolca gaz oluşturduğu sindirim sistemi açısından kötü haberler başlar. Ayrıca mayonezli sos daha fazla şişkinlik hissetmenize neden olur.Onun yerine; az zeytinyağı ve sirkeyle tatlandırılmış taze yeşil salata yiyin. Böylece olumsuz taraflarını yaşamadan yeşilliklerinizi yemiş olursunuz. 12# Brokoli, karnabahar ve brüksel lahanası. Bunlardan fazla miktarlarda yemek oldukça fazla gaza neden olur.Onun yerine; Yeşillikler, salatalık, domates, renkli dolmalık biber, mantar, hepsi daha güvenli bir seçim olacak. 13# Biftek/Kırmızı et özellikle de kötü kokulu gazı tetikleyebilir. Dr. Chey'e göre: Bağırsakta üretilen kimyasallar nedeniyle kırmızı ete bağlı gaz daha çok kokuludur. Bunun ardındaki neden, gereğinden fazla et yediğimizde et mayalanmak için doğrudan bağırsaklara gider ve burada bazı pis atıklar oluşur.Onun yerine; balık veya tavuk yiyin. Hem genel olarak da az yoğundurlar hem de sindirimleri daha kolaydır. 14# Kahveyi ne sıklıkta içtiğimiz vücudunuzun kafeini işleme şeklini etkiler. Aynı zamanda içtiğiniz kahvenin sertliği de önemli. Sert kahveli içecekler gerginliği artırır ve mide sorunlarına yol açabilir.Onun yerine; çay için. Kahveden daha az kafein içerir, bu da size midenizde uçuşan o kelebekler konusunda yardımcı olur. 15# Sosis ve pastırma, bu etler yağ ile doludur. Dr. Chey diyor ki: Yağlı kahvaltı etlerinin mide ekşimesine ve glisemik indeks problemlerine yol açma riski oldukça yüksek. Özellikle de pastırmanın.Onun yerine; omlet tüketin. Ve eğer işi bir adım daha ileri götürmek isterseniz, omleti sadece yumurta aklarıyla hazırlayın ve içine fazla yağ koymamaya dikkat edin. Bu size yüksek kaliteli bir protein yemeği sunacaktır. 16# Simitten uzak durun. Her ruh haline uygun bu yiyecek, hemen hemen satın alabileceğiniz en yoğun ekmek benzeri ürünlerden biri. Dr. Chey'e göre gluten alerjisi olsun olmasın çoğu kişi buğdayın sindiriminde sorun yaşıyor. Peki ya içine koyulan krem peynir veya sucuk? Sadece karbonhidrat yemenize nazaran yağ ve proteinin bu muhteşem kombinasyonunu vücudunuzun sindirmesi daha uzun sürecek.Onun yerine; tost tercih edin. Tercihen kepekli ve üzerine fazla yağ sürmeden. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinsel-tacizin-herkesin-basina-gelebilecegini-gosteren-kampanyadan-8-guclu-fotograf/", "text": "Her ne kadar medeniyetin göbeği olarak algılasanız da Standford Üniversitesi gibi elit kurumlarda bile cinsel taciz vakalarıyla karşılaşabiliyorsunuz. Brock Turner vakası da bunlardan biri. Cinsel saldırıda bulunmasına sadece 6 ay hapis cezası verilen bu öğrenci, hapiste 3 ay yattıktan sonra çıkınca adalete güven sarsıldı. Tepkiler de haklı olarak arttı. It Happened adıyla gerçekleştirilen Yana Mazurkevich imzalı bu proje de taciz hepimizin başına gelebilir hem de her yerde olabilir diyerek cezanın azlığını protesto etmiş. Taciz olayının ciddiyetini fotoğraflarla anlatmış: 1# ANİDEN OLUR 2# İSTEĞİNİZ DIŞINDA GERÇEKLEŞİR 3# HER YERDE OLUR 4# BEKLENMEDİK ŞEKİLDE OLUR 5#HERKESİN BAŞINA GELEBİLİR 6# BUNU YAPAN HERHANGİ BİRİ OLABİLİR 7# MANTIKLI BİR SEBEBİ OLMADAN OLABİLİR 8# HER AN OLABİLİR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinsel-tacizle-suclanan-kevin-spacey-escinsel-oldugunu-acikladi/", "text": "Spacey'nin mesajında şu ifadeler yer aldı: Anthony Rapp'in oyunculuğuna büyük bir saygı ve hayranlık duyuyorum. Kendisinin hikayesini dinlediğimde dehşete düştüm. Dürüst olmam gerekirse 30 seneyi geçkin bir süre önce yaşanan bu olayı hatırlamıyorum. Ancak olaylar dediği gibi geliştiyse kendisine çok sarhoş olduğum bir andaki bu davranışlarımdan ötürü en samimi özürlerimi borçluyum. Bunca yıl sebep olduğum duygular için de özür diliyorum. 'HAYATIMI EŞCİNSEL BİR ERKEK OLARAK SÜRDÜRMEYİ SEÇİYORUM' Bu hikaye, beni hayatımla ilgili başka konuları anlatmak için cesaretlendirdi. Özel hayatımla ilgili korumacı olduğum için hakkımda pek çok hikaye dolaştığını biliyorum. En yakınımdakiler bilir ki, hayatımda hem erkeklerle hem kadınlarla ilişkilerim oldu. Erkeklerle romantik ilişkiler yaşadım, onlara aşık oldum ve şimdi de hayatımı eşcinsel bir erkek olarak sürdürmeyi seçiyorum. Bu gerçekle açık ve dürüst bir şekilde yüzleşmeliyim, bu da davranışlarımı gözden geçirmek ile başlıyor. Rapp Buzfeed'e yaptığı açıklamada 14 yaşındayken Spacey'nin evine gittiğini ve ünlü aktörün kendisini yatağa yatırarak üzerine çıktığını iddia etmişti. Rapp, olay yerinden kaçtığını ancak yaşananları kimseye anlatmadığını ifade etmişti. Olay yıllarında Rapp Kevin Spacey"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinsel-yoga-cadisi-uygulamali-grup-dersleriyle-cinsel-birlikteligi-duzene-sokuyor/", "text": "27 yaşındaki Victoria Louise Smith, fiziksel eylemler gerçekleştirdiği partneri Danny ile cinsel ilişkide sorun yaşayan insanlara yardımcı olmak için ilişki koçluğu yapıyor. Tantrik ilişki cadısı, yani bir çeşit cinsel yoga cadısı diyebiliriz ona. İşte bunu öğrenmenizi sağlayacak eğitmen: Victoria Louise Smith. 5000 yıllık Hint ruhsal uygulaması olan tantrik cinsel ilişki, sanılanın aksine, saatlerce birliktelik demek değildir. Asıl anlamı, öğrendiklerinizi kullanarak aydınlanmanızı sağlamak, partnerinize saygı duyarak ve onu yücelterek, orgazmlarını uzatmak ve kuvvetlendirmektir. Klasik ilişkide, çiftler, birbirlerinin vücutlarına taparlar ama tantrik yaklaşım bundan daha fazlasıdır. Teknikten çok zihinsel yaklaşımınız tantrik ilişkide öne çıkar. Victoria, cinsel birliktelikte problem yaşayan insanlara, bu öğretiyi kazandırmayı amaçlıyor. Toplumdaki cinsellik algısının, utangaçlık, sıradanlık ve tabudan kurtulmasına yardım etmek için bu işe başladığını söylüyor ve ilişkilerde dönüşümlere yardım etmek için cinsel birlikteliğin sihrini gerçekleştirebileceğimizin iddiasında bulunuyor. Birçok geleneksel tantrik öğreti, kültürel tabuları yıkmayı içerir. Çünkü tabuları yıkmak kişileri özgürleştirici etkiye sahiptir. Victoria ve 26 yaşındaki ortağı Danny, insanlara cinselliklerini keşfetmeleri için, uygulamalı grup dersleri veriyor. 21 ve 80 yaşları arasındaki kadın ve erkekler, diğerleriyle bağlantı kurmayı ve ilişkilerini değiştirmeyi ümit ederek bu derslere katılıyor. İlişkiden keyif almanın yanı sıra, yaşanan kötü cinsel deneyimlerin bazılarını iyileştirmeye yardımcı olduğunu ve rahatsız edici cinsel duygusal durumları da daha olumlu ve sağlıklı duygulara dönüşebileceğini söylüyor. Victoria: İnsanların, cinsellikten özgürlük bulmasına yardım ediyorum. Cinsel Yoga Cadısı, Uygulamalı Grup Dersleriyle Cinsel Birlikteliği Düzene Sokuyor 27 yaşındaki Victoria Louise Smith, fiziksel eylemler gerçekleştirdiği partneri Danny ile cinsel ilişkide sorun yaşayan insanlara yardımcı olmak için ilişki koçluğu yapıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cinsellik-hakkinda-lisede-ogretilmeyen-10-bilgi/", "text": "Cinsellik hakkında hala bilinmeyen şeyler olabilir. Aslında fazla da kurcalamamak lazım bu işleri diyenlere de saygı duyuyoruz. Ama TheGeyik olarak ortamlarda şöyleymiş aslında biliyor musun demenize yardım etmek istiyoruz. İşte Cinsellik Hakkında Lisede Öğretilmeyen 10 Bilgi: 1- Sapıkça şeyler düşünen insanlar psikolojik olarak daha sağlıklı olabilir. Evet, vanilya ve kamçı bir insanın psikopat olduğunu göstermez. 2- Kabaklar bir erkek için afrodizyak etkisi yaratabilir. Chicago Koku ve Tat Araştırma Merkezi'nin araştırmasına göre kabak kokusu erkeğin kan akışını hızlandırıyor. 3- Cinsel sağlık bazen yaralanmalara yol açabilir. ABD'lilerin %33'ü cinsellik esnasında veya sonrasında bir yerlerini morartıyorlar veya kasları çekiliyor. Bizde de bel kıranlar vardı da o sayılmaz. 4- Tarihte cinsel lanetler vardır. Yunan adasında bulunan bir tablette Aşk yaparken cinsel organın kırılsın gibi bir lanete rastlanmıştır. 5- Bazı insanlar iş yerlerine bayılır. 1000 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada %10'luk kesim iş yerinde cinsel ilişki yaşadığını gizlemedi. 6- Küçük penislilerin de sevgiye ihtiyacı var temalı bir yarışma var. Brooklyn'de her yıl böyle bir ironik yarışma düzenleniyor. 7- Spermler büyük bir bilgi içerir. Araştırmalara göre bir sperm 37,5 mb data içerir. 8- Boşalmanın beyinle bir ilgisi yok. Boşalmak omurilikten geldiği için beyninize ihtiyacınız yok. Ama yine de kullanın beyin bedava. 9- Bazı hayvanlar da oral seks yapar. Kurtlar, ayılar, ve yarasalar da oral seks akımından etkilenmişlerdir. 10- Meni görünmez mürekkep olarak kullanılmıştır. Dünya Savaşı sırasında, İngiliz Gizli İstihbarat Servisi meniyi yazışmaları belli olmasın diye kullanmıştır. Ancak kağıtlar kokmaya başlayınca bırakmışlardır. +1 The Geyik Bonusu: 11- Batı Avustralya Üçlü grupları seviyor. Araştırmalara göre Batı Avustralya'nın %53'ü üçlüyü denemiş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ciplak-insanlarla-karsilasabileceginiz-sehir-cap-dagde/", "text": "Cap d'Agde, Fransa'nın güneyinde Akdeniz kıyısında bulunan bir yerleşim birimi. Cap d'Agde son yıllarda natüralistlerin akınına uğrayan bir yer haline geldi. Merkezinde kıyafetsiz insanlara rastlayabileceğiniz Cap d'Agde, plajlarında da durum farklı değil... Cap d'Agde, Fransa'nın güneyinde Languedoc-Roussillon bölgesinde yer alan bir kent. Cap d'Agde, son yıllarda özellikle kendilerini naturialist olarak tanımlayan turistlerin akınına uğramaya başladı. Cap d'Agde kentine gelen turistler plajların yanı sıra kentin sokaklarında bile isterseler kıyafetsiz dolaşabiliyor. Bu kentte çıplaklığa yasal olarak herhangi bir kısıtlama yok. İsteyen çıplak dolaşabiliyor. Yaz sezonunda nüfusu 40 bine ulaşıyor. Paris'e hızlı trenle 5 saatlik mesafede, ünlü tarihi kent Carcassonne'un batısında, harika plajlarıyla bir zamanlar normal turistik bir yer olan Cap D'Agde artık sadece 'natürist'lerin tatil beldesi. Jade Jagger ve daha pek çok ünlünün de uğrak yeri olan Cap D'Agde her geçen yaz daha da kalabalık oluyor. Dünyada pek çok özel 'çıplaklar kampları' var. Bir tatil komleksi ya da plajla sınırlı. Ama Cap D'Agde 'çıplaklar kampına' dönüşmüş kent olarak tek örnek. Çıplak İnsanlarla Karşılaşabileceğiniz Şehir: Cap d'Agde Cap d'Agde, Fransa'nın güneyinde Akdeniz kıyısında bulunan bir yerleşim birimi. Cap d'Agde son yıllarda natüralistlerin akınına uğrayan bir yer haline geldi. Merkezinde kıyafetsiz insanlara rastlayabileceğiniz Cap d'Agde, plajlarında da durum farklı değil..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ciplaklar-koyu-spielplatz/", "text": "1929'da kurulan Londra'nın banliyösündeki Spielplatz çıplaklar köyü 85 yıl sonra dünyaya açıldı. Spielplatz kelimesi Almanca'dan geliyor anlamı oyun bahçesi demek. Nüdist felsefeyi benimseyen arkadaşlarımız bir arada yaşamaktan çok mutlu olduklarını belirtiyorlar. Küçük köyde üretim sınırlı, yeme içme dışarıdan sağlanıyor. Baba parası diyeceğiz de çoğu yaşlı. Köy ortaya çıktıktan sonra nüfus artışı yaşanıyor. Mülteci olarak gitmek isteyen varsa çıplak fotoğrafını bize atmasın lütfen. Barı, restoranı, bilardosu, playstation kafesi,tavuk pilavcısı, havuzu, ve mangallık bahçeleri ile doğanın tüm güzelliklerini barındıran çıplaklar köyü haftasonu için şehir stresinden kurtulmak isteyen insanların uğrak yeri konumuna geldi. Aslında güzel bir girişimcilik örneği olan köy, Charles Macaskie tarafından 1929 yılında 500 sterline satın alınan 48 bin 562 metrekare arazi üzerine ahşap ve bungalov tarzı evlerin kurulmasıyla hayatına başlamış. 34 evde köyün sürekli sakinleri kalırken, 24 ev de kiralamak için boş durumda. Tabii bu köy tek değil Fransa'nın sahil kenti Cap D'Agde'ide de yaz aylarında çıplak hareket edebiliyorsunuz. Not: Bu haberi okuduktan sonra başımıza taş yağacak veya güzel bir tatil planı diye tartışma yaşanabilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cizgi-roman-evrenlerinin-en-guclu-15-kadin-karakteri/", "text": "Yıllarca kimimizin koleksiyonunu yaptığı kimimizin de eline geçtiği ilk fırsatta okuduğu çizgi romanlar genellikle hep erkek karakterler üzerine durmuştur. Fakat öylesine güçlü kadın karakterler vardır ki onları bir kenara atmamak gerekir. Bugüne kadar bir kısmını filmlerde görme fırsatına erişsek de bir kısmının adı dahi anılmadı... Ben de 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe özel olarak Marvel ve DC Comics evrenlerine ait en güçlü kadın karakterleri bir listede ele almak istedim. Fakat şuna değinmek isterim ki listeyi hazırlarken güç sıralaması yapmadım. İşte birbirinden güçlü, belki adını ilk defa duyacağınız 15 kadın süper kahraman! 1- Storm Gerçek adı Ororo Monroe olan Storm, 1975 yılında Marvel evreni için yaratılan bir süper kahramandır. Atmosferi ve havayı manipüle edebilir. Ölümcül şimşekler, hortumlar, girdaplar yaratabilir. İnsanların akciğerlerindeki oksijeni yok edebilir ve kulaklarına uyguladığı basınç ile ani beyin kanamalarına sebebiyet verebilir. Bunun gibi pek çok özelliği sayesinde çizgi roman evrenindeki en güçlü mutantlardan biri olarak bilinmektedir. 2- Rogue Gerçek adı Anna Marie olan Rogue karakteri çizgi romanlarda görüldüğü ilk yıllarda Brotherhood of Evil Mutants'ın üyesiyken daha sonraki dönemlerde X-Men ekibine kabul edilmiştir. Dokunduğu kişinin gücünü ve hafızasını kopyalar ve bu güçleri dilediği zaman kullanabilir. 3- Invisible Woman Gerçek adı Susan Storm olan Görünmez Kadın karakteri 1961 yılında Stan Lee ve Jack Kirby tarafından Fantastic Four ekibinin kurucu üyesi olarak yaratılmıştır. Kendisi Marvel tarafından 'Gümüş Çağ'da yaratılan ilk kadın süper kahramandır. Süper güçleri arasında görünmez güç kalkanı yaratmak ve dokunduğu her şeyle birlikte görünmez olabilmek vardır. 4- Emma Frost Beyaz Kraliçe olarak da bilinen Emma Frost karakteri Chris Claremont ve John Byrne tarafından ilk defa 1980 yılında çizgi romanlara dahildi Omega seviyesinde bir telepat olduğundan diğer mutantlardan daha güçlüdür. Zihin okuma, zihin yönetme, zihinsel enerjiyi somutlaştırıp düşmanına zarar verebilme, kendi bilincini başkasına aktarıp ona hükmedebilme gibi pek çok önemli gücü vardır. Ayrıca istediği anda tüm bedenini elmasa çevirebiliyor. Var olan en sert maddelerden biri olan elmasla kaplı vücudu onu hasarlardan, yüksek sıcaklıklardan ve basınçtan koruyor. 5- Scarlet Witch Tam adı Wanda Maximoff olan Kızıl Cadı, Stan Lee ve Jack Kirby tarafından 1964 yılında yaratılan bir Marvel karakterdir. Enerji engelleri oluşturabilir ve enerji ışınları gönderebilir. Gerçekleri saptırarak olasılıkları manipüle edebilir. 6- Wonder Woman Gerçek adı Diana olan Wonder Woman, 1941 yılından itibaren çizgi romanlarda görülmeye başlanan bir DC Comics karakteridir. Gelen her türlü kurşun saldırısını karşılayabilir hatta bu kurşunları düşmanına tekrar atabilir. Ayrıca uçabilir, insanüstü güçlüdür ve hız, çeviklik ve dayanıklılık konusunda nerdeyse rakip tanımaz. Çizgi roman evrenine girdiği ilk günden itibaren Justice League'in saygın ve güçlü bir üyesidir. 7- She Hulk Tam adı Jennifer Walters olan She Hulk, 1980 yılında ilk defa çizgi roman severlerle buluştu. Süper-insan kuvvetine ve dayanıklılığına sahiptir. Vücudu anormal basınçlara ve ciddi yaralanmalara dayanabilir, hastalıklardan etkilenmez. 8- Jean Grey Marvel Girl, Phoenix gibi takma adlarla anılan Jean Grey, 1963 yılında Stan Lee ve Jack Kirby tarafından yaratılan bir mutant karakterdir. Doğduğu günden itibaren çok güçlü telekinezi ve telepati özellikleri vardır. Emma Frost gibi o da omega seviyesinde güce sahiptir. 9- Spider Woman Tam adı Jessica Drew olan Örümcek Kadın ilk defa 1977 yılında çizgi romanlarda görüldü. Genetiği değiştirilen karakter ilk önce HYDRA adlı suç örgütünde bir suikastçı iken ilerleyen zamanlarda SHIELD'e katıldı. Tıpkı Örümcek Adam gibi süper-hız, kuvvet, çeviklik ve düz yüzeylere tutunma özelliklerine sahiptir. Ellerinden düşmanlarını hareketsiz bırakabilen ya da öldürebilen biyo-elektrik akımları fırlatır. Kan yapısının değiştirilmesinden dolayı zehirli gazlar ve radyasyondan etkilenmez. 10- Valkyrie Marvel'ın Thor çizgi romanlarına dahil olan en güçlü karakterlerden biri de Valkür adı verilen kadın savaşçılardır. İlk defa 1970 yılında çizgi roman evrenine görülmüştür. Asgard'ın en güçlü savaşçılarından olan Asgardian'ın tanrıçası Brunnhilde, Odin tarafından tüm Valkür'lerin lideri olarak seçilmiştir. İnsanüstü güç, süper dayanıklılık, ölülerin ruhlarını iletebilme gibi güçleri vardır. 11- Black Widow Gerçek adı Natasha Romanov olan Karadul karakteri ilk defa 1964 yılında yayınlanan Tales of Suspense #52 çizgi romanında okuyucu ile buluştu. Bugüne kadar gelmiş en usta casuslardan biridir. SHIELD'in en vazgeçilmez ajanıdır. Yavaş yaşlanma, gelişmiş bağışıklık sistemi, uzman nişancılık, her türlü silaha hakimiyet sağlama gibi yetenekleri vardır. 12- Wasp Tam adı Janet van Dyne olan Wasp karakteri ilk defa 1963 yılında çizgi romanlarda görüldü. Boyut değiştirebilme, yüksek hızda uçabilme ve bio-elektrik iğneler fırlatabilme gibi yetenekleri vardır. Ayrıca Wasp, Avengers'in ilk kadın üyesi olarak bilinmektedir. 13- X-23 Gerçek adı Laura Kinney olan X-23, ilk defa 2004 yılında çizgi romanlarda görülmeye başlamış yeni mutant karakterlerden biridir. Wolverine'in klon çocuğu olarak bilinmektedir. Hızlı iyileşme ve algılama kabileyeti vardır. Reflekslerini çok iyi kullanır. Elinde ve ayaklarında geri çekilebilir adamantium kaplı kemik pençeleri vardır. Kendisini geçtiğimiz hafta vizyona giren Logan filminde de görme imkanı bulduğumuz X-Force'un üyelerinden biridir. 14- Batgirl Gerçek adı Barbara Gordon olan Batgirl, Batman'ın kadın versiyonu olarak yaratılmıştır. 1967 yılında Gotham şehri polis komiseri James Gordon'ın kızı olarak tasvir edilmiştir. 15- Mystique Tam adı Raven Darkhölme olan Mystique karakteri 1968 yılında yaratılmış olan mutanttır. İstediği herkesi görünüş ve ses olarak taklit edebilme yeteneği vardır. Bazı mutantların da yeteneklerini taklit edebilir. Yaşlanmama, insanüstü çeviklik, iyileştirme etkisi gibi farklı yetenekleri de vardır. Bu özellikleri onu vazgeçilmez bir ajan yapmaya yeter de artar bile."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocugunuzu-nasil-koruyabileceginize-dair-10-temel-bilgi/", "text": "Dünyada akla hayale gelmeyecek şeyler oluyor. Ve belki de bunların yarısından fazlası çocukların başına geliyor. Erken yaşlarda içten gelen bir istekle özgür bırakılmak istenen çocukları günümüzde korumak aileler için gerçekten zorlu ve gergin bir süreç. Bu nedenle yardımcı olma isteği ile sizlerle çocuğunuzu rahat bırakırken güvenliğini de nasıl sağlayabileceğiniz hakkında 10 madde paylaşmak istedik. Umarız yardımı dokunur 🙂 Çocuk sahibi iseniz veya etrafınızda çocuk sahibi olan arkadaşlarınız, dostlarınız, akrabalarınız var ise onları bilgilendirmek için yayınız. Çocuğunuzun ismini yazmayın Kesinlikle çocuğunuzun kişisel eşyalarının üzerine ismini yazmayınız; çantasına isimlik asmayın; yemek çantası veya suluğunun üstüne isim yazmayın. Çocuğunuzun eşyaları, yabancıların kişisel bilgilerine ulaşması için bir araç olmasın. Bir çocuğa ismi ile hitap edildiğinde, yabancı bir kişi, her türlü tehlikeli manipülasyona yol açabilecek şekilde çocuğun güvenini kazanır. En iyi yöntem isim yerine telefon numarası yazılmasıdır. Herhangi bir eşyası kaybolduğunda bu da bulunmasına yardımcı olacaktır. Arabaların ters yönüne doğru kaçmak Çocuklarımıza yabancıların arabalarına binmemelerini öğütleriz çünkü bu önem teşkil eden bir durumdur. Ama çocuğunuz bir şeyi daha öğrenmeli: eğer bir araba yanına çekerse veya araba içindeki insanlar dikkatini çekmek için hareketler yaparken yolda seni takip etmeye başlarsa, hemen aracın gittiği yönün ters istikametinde koşmaya başlamalısın. Bu yardım çağırmak için zaman kazandıracaktır. Aile içinde bir şifre oluşturmak Eğer biri çocuğunuza yaklaşır Hadi benimle gel. Seni anne ve babana götüreceğim! derse, çocuğunuzun yabancı kişiye Annemin ve babamın adı ne? Ve aile şifremizi söyle?! diye sorması gerek. Çocuğunuz ile aranızda bu tarz acil durumlar için gizli bir kod icat etmenizi öneririz . Konum uygulaması yüklemek GPS sayesinde, bu tarz uygulamar ile çocuğunuzun tam olarak nerede olduğunu ve telefonunun şarjının ne kadar kaldığını gözlemlemek mümkün. İsterseniz vereceğimiz uygulamaları yükleyerek biraz daha rahatlayabilirsiniz 🙂 - Life360 Locator iOS | Android - GPS Phone Tracker iOS | Android Acil durum düğmeli bir saat takmak İçinde bulunan yardım düğmesi ile bu aletler, saat, anahtarlık, bileklik veya madalyon şeklinde olabiliyor. Özel bir telefon uygulaması ile aileler çocuklarının lokasyonları hakkında anında haberdar olabileceklerdir. Ve eğer çocuk düğmeye basarsa, sinyal aile veya polis tarafından alınacaktır. Alabileceğiniz siteler; - BuddyTag - Major-GSM Panic Onu tanımıyorum!!! diye bağırmak Çocuğunuza yabancı birisi tarafından tutulduğunda kötü davranmasının daha iyi olacağını anlatın: ısırmak, tekmelemek, tırnaklamak ve durum ne kadar korkutucu olsa da ne pahasına olursa olsun dikkat çekmeye çalışmak. Aynı zamanda kurtulana kadar çocuğunuz Onu tanımıyorum!! Beni kaçırmak istiyor!! diye sürekli bağırmalı. Konuşmayı kısa keserek mesafeyi uzak tutmak Çocuğunuz yabancılarla konuşmak zorunda olmadığını bilmeli bu nedenle yapacakları konuşma en fazla 5-7 saniye sürmeli, en iyisi oradan ayrılmak ve daha güvenli bir yere gitmektir. Konuşma sırasında çocuğunuz ile yabancı arasındaki mesafe 6.5-8 adım arasında olmalıdır; eğer yabancı yakına gelmeye çalışırsa, geri adım atmak önemlidir. Bu durumu çocuğunuzla çalışın, ona 6.5-8 adım arasındaki mesafelerin ne kadar olduğunu gösterin ve bunun ne kadar önemli olduğunu vurgulayın. Asansörleri yabancılar ile paylaşmaktan kaçınmak Çocuğunuza asansörü beklerken sırtını duvara yaslayarak beklemesini söyleyin ki asansör geldiğinde içinde tam olarak kimin olduğunu görebilsin. Ve eğer asansör içindeki kişi yabancı veya uzaktan bir tanıdıksa, çocuğunuz bu kişi ile asansöre binmemek için herhangi bir bahane üretmeli. En iyi seçenek bir şey unutmuş gibi yapmak veya gidip posta kutusuna bakmaktır. Eğer bu kişi asansörden dışarı adım atarak çocuğun girmesi için ısrar edecek olursa, çocuğunuz kibarca Ailem asansöre sadece tek başıma ya da komşularımızla binmem gerektiği konusunda beni uyardı. demeli. Eğer yabancı kişi çocuğunuzu zorla asansöre çekmeye veya ağzını kağamaya çalışırsa çocuğunuza başkaları gelip kurtarana kadar karşı koymanın, bağırmanın ve ısırmanın hayati önem taşıdığını anlatın. Yabancılara ailenin evde olmadığını söylememek Çocuğunuza kapıda biri varsa ve kapı deliğinden bu kişi gözükmüyorsa ve Kim o? sorusuna cevap gelmiyorsa, en küçük bir merakla bile kapıyı açmamasını tembihleyiniz. Aynı zamanda, çocuğun yabancı kişi belediye çalışanı olduğunu söylese dahi kesinlikle kişiye ailenin evde olmadığını söylememesi gerek. Eğer yabancı kişi ısrarcı ve zorla girmeye çalışıyor ise, çocuğun aileyi veya komşularınızdan birini acilen araması gereklidir. Sanal arkadaşlar ile yüzyüze tanışmayı engellemek Çocuğunuzu günümüz dünyasında suçluların avlarını İnternet vasıtası ile aradığını anlatarak uyarın ve eğer sanal alemde birisi Ben yan komşun Kaan, diye yazarsa, bu kişi muhakkak iddia ettiği gibi 10 yaşında değildir. Tehlikesiz online muhabbet, bizi tehlikeli bireylere karşı kırılgan yapabilir. Çocuğunuz hiçbir yabancıya hatta çocuğa bile, telefon numarasını, adresini veya adını vermemesi gerektiğini bilmeli. Çocuğunuz ne karşısındaki sanal arkadaşa kişisel fotoğraflarını yollamalı ne de ne zaman ve nerede gezmeyi sevdiğini anlatmalı. Ve çocuğunuz her zaman yüzyüze görüşme isteklerini geri çevirmeli. Umarız sizinle paylaştığımız bu bilgiler yararlı olmuştur. Günümüzde çocukları kötü insanlardan korumak zor ama imkansız değil. Tüm çocukların özgürce sokaklarda dolaşarak kahkaha atacakları zamanların da geleceği umuduyla..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocugunuzun-kalp-sagligi-icin-dikkat-etmeniz-gereken-10-belirti/", "text": "Kalp hastalıkları genellikle ileri yaş hastalığı olarak bilinse de, gençler ve çocuklarda azımsanmayacak kadar fazla görülüyor. Yenidoğan bebeklerde doğumsal kalp hastalıkları ön plandayken, daha büyük çocuklarda enfeksiyonlar ve genetik yolla geçen rahatsızlıklar, kalp hastalıklarına yol açabiliyor. Memorial Ataşehir /Şişli Hastaneleri Çocuk Kardiyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Naci Öner, çocuklarda kalp hastalıklarının belirtileri hakkında bilgi verdi. Kalp hastalığı çocuğu her yaşta yakalayabilir Çocukluk yaş grubu 0-18 yaş arasında yer alır ve her yaş grubunda kalple ilgili sorunlar yaşanabilmektedir. Yenidoğan bebeklerde doğumsal kalp hastalıkları daha ön plana çıkmaktadır. Yaşın ilerlemesiyle birlikte sonradan kazanılmış enfeksiyon ve genetik yolla geçen rahatsızlıklar kalp hastalıklarına neden olabilmektedir. Çocukların ebeveynler tarafından iyi gözlenmesi ve belirli aralıklarla rutin kontroller kalp hastalıklarının erken teşhisinde hayati önem taşımaktadır. Bu 10 belirtiyi gözünüzden kaçırmayın 1 Hızlı ve zorlu soluk alıp verme: Zatürre veya ateş gibi bir rahatsızlar olmadan yaşa göre hızlı soluk alıp verme, burun kanadı solunumu, yardımcı solunum kaslarının kullanılmasına bağlı kaburga aralarının içe doğru yer değiştirmesi çocuklarda kalp hastalığının önemli göstergesidir. Dakika solunum sayısı; Yenidoğan döneminde 60 Süt çocukluğunda 40 Büyük çocukta 30 Gençlerde 20'nin üzerindeyse ve beraberinde ateş, akciğer hastalıkları yoksa çocuk doktoru aracılığıyla çocuk kardiyolojisi doktoruna başvurmak gerekebilir. 2 Morarma : Çocuklar heyecanlandığında, soğukta veya banyo sırasında özellikle ağız çevresi, parmak uçlarında morarma olabilmektedir. Ancak morarma dilde, ağız mukozasında, devamlıysa ve egzersizle artıyorsa kalp hastalığı bakamından önemlidir. 3 Çarpıntı: Kalp atımının çocuk tarafından fazlaca hissedilmesi ve rahatsızlık vermesidir. Çarpıntı, ritm bozukluğu belirtisi olabileceği gibi kansızlık, tiroid hormon düzensizliği, kalp hastalıkları, enfeksiyon hastalıklarında da görülmektedir. Devamlı çarpıntı hissinde mutlaka çocuk kardiyoloğu tarafından değerlendirilmelidir. 4 Kalp atımının aşırı hızlı, aşırı yavaş veya düzensiz olması: Çocuklarda göğüs duvarı ince olduğundan kalp atımları ebeveynlerce hissedilebilmektedir. Yaş küçüldükçe kalp daha hızlı atar. Özellikle uykuda kalbin hızlı atması kalp hastalığı veya ritm bozukluğunu gösterebilmektedir. Aynı zamanda yenidoğan döneminde dakikada 80, diğer yaş gruplarında dakikada 60 altındaki kalp atımı, atımların düzensiz olması mutlaka değerlendirilmelidir. 5 Kalpte üfürüm duyması: Çocukluk yaş grubunun herhangi bir döneminde her 2 çocuktan birinde kalpte üfürüm duyulabilmektedir. Ebeveynlerin bu üfürüm sesini duymaları mümkün olmayabilmektedir. Rutin kontroller sırasında kalpte normalden farklı bir ses duyulması çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından mutlaka değerlendirilmelidir. Yapılan ekokardiyografiye göre kalpte ya da ilişkili damarlardaki morfolojik bozukluklar olabileceği gibi, üfürümün hiçbir sebebi de olmayabilmektedir. Bu üfürümlere masum üfürümler denir. 6 Göğüs ağrısı: Çocuğun göğüs sol kısmında ağrı-sıkışıklık hissi bazen kalple ilgili ciddi hastalıklara işaret edebilmektedir. Kalp damarlarındaki iskemi, kalbin çevresinde sıvı birikmesi, kapak problemleri göğüs ağrısı yapabildiği gibi, kaburgalar, göğüs duvarı ile ilgili basit hastalıklar da aynı yakınmaya yol açabilmektedir. 7 Uzamış ateş: Beş günden fazla süren ve antibiyotiklere cevap vermeyen ateş, ülkemizde de sık görülen Kawasaki hastalığı ile ilgili olabilmektedir. Hastalığın teşhisi çok önemlidir. Çünkü kalbi besleyen koroner damarlarda hasar yaparak, bütün yaşamı etkileyebilir. 8 Büyüme gelişme geriliği, çabuk yorulma, aşırı halsizlik: Kalp yetersizliği olan çocuklar soluk, halsiz ve arkadaşlarına göre daha çabuk yorulmaktadır. Enerji ihtiyaçlarını kalp yetersizliği ile savaşarak tükettiklerinden özellikle kilo alımı geri kalmaktadır. 9 Eklem ağrısı ve şişliği: Kalp kapaklarını tutarak, hasar veren akut romatizmal ateş ilk olarak eklem ağrısı ve şişliğiyle kendini gösterebilmektedir. Kalp kapakları, kası, dış zarını etkileyen akut romatizmal ateş, tüm yaşamı etkileyen bir rahatsızlıktır. 10 Göğüs grafisinde kalbin büyük olması, kalbin ve ana damarların biçimlenmesinde ve yerleşimindeki anormallikler: Bu belirtileri anne babaların bilmelerine imkan yoktur. Ancak çocukların rutin kontrollerini aksatmamak birçok kalp hastalığını daha başlangıç aşamasında ortaya çıkmasına olanak vermektedir. Çocuk doktoru veya aile hekimi tarafından tespit edilen göğüs grafisi bozukluklarının mutlaka ekokardiyografi ile değerlendirilmesi gerekmektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuk-cizgi-film-karakterleri-buyuyunce-nasil-gorunecek/", "text": "Çizgi film karakterlerini tanımaya başladığımızda bazıları çocuk yaşta oluyorlar. Bazılarının büyüdüğünü televizyon ekranlarından görüyoruz ama bazıları büyümüyor. Ya rol gereği ya da filmin süresi ancak o kadar yetiyor. Brightside.me için Astkhik Rakimova tarafından yapılan bu illüstrasyonlarda çocuk çizgi film karakterlerin büyümelerine şahit olacaksınız. 1- Agnes Despicable Me 2- Arnold Hey Arnold 3- Beavis ve Butt-head 4- Eric Cartman 5- Ginger 6- Jimmy Neutron Yazılılardan hep yüksek not alan zeki dostumuz 7- Lilo Lilo ve Stiç 8- Maggie Simpson 9- Masha / Masha ve Ayı'dan 10- Up'tan sevgili dostumuz Russell 11- Family Guy'unn haşarı çocuğu Stewie Griffin 12- Dora KAŞİF DORA"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuk-sahibi-olmak/", "text": "Çocuk bekleyenler, çocuk isteyenler henüz o aşamalara gelememiş ama eşin dostun çocuklarını sevenler hepiniz bu harika anları biliyorsunuz. Aile olmanın tadından yenilmez hale geldiği bu anları sizlere derledik. Her anı tanıyacağınızdan eminiz. 1- Bakın kim uyumuş kim uyumamış 2- Sürünmeye başlamış ama aile onu temizlik için kullanmış 3- Saklambaç 4- Ayağa kalkma anı 5- Ayakta durabiliyorum 6- Baba hem çocuğa bakacak hem de oyun oynayacak 7- Bu da yine başka bir oyuncu baba 8- Temizlik neferimiz 9- Kedişle bebiş 10- Tatlılık yarışması 11- Koruyucu melek 12- Yerden yeme yeme 13- Babadan bebeğine 14- Aile boyu yorgunluk, muhtemelen çocuk uyanıktır 15- Ay ben de ağlarım 16- Uyku yok! 17- Banyo yapmak istemiyorum 18- Babayla çocuğu tek başına bırakmayın 19- Ben de istiyorum 20- Ayağını sokma 🙁 21- Oyuncak yemek de tam bir şirin özelliği 22- Tadı iğrenç bence de ama gerekli işte 23- Ve günün sonunda nakavt!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocukken-en-buyuk-hayali-baba-olmak-olan-guzel-adamlar/", "text": "Çocukken herkes bir meslek seçerdi kendine, büyüyünce ne olacaksın diye sorulduğunda. Nasıl olsa YDS, ÖSS, LYS, KPDS, TEOG derdi yok ya herkes bol keseden söylerdi yüreğinden geçeni. Ortalığın doktordan, avukattan geçilmediği bir anda bir çocuk Büyüyünce ben baba olucam dediğinde tüm büyükler gülmeye başlardı. Yavrum meslek söyle meslek diye utandırırlardı o çocukları oysa o güzel çocukların tek hayali BABA olmaktı. O güzel çocuklar bunları iyi biliyordu: 1- Baba olmak demek, çocukken kendi yaşayamadıklarını oğlu, kızı yaşayabilsin diye çalışmaktı. Babalarımız bazen zenginlik içinde ama genelde zor durumlarda büyüttü bizi. 3 oyuncak istediysek biri geldi, bazen oğlum bunlar kötü başka zaman alalım dediler. Çocuktuk anlamıyorduk ama gün geldi anlar olduk. Çocuklarımız aynısını yaşamasın diye baba olmak istedik. 2- Tüm hırsızlıkların, tecavüzlerin, kötülüklerin arkasında ailede sevgisizlik vardı. Sevgi ile yetiştirilen bireylerde suça yatkınlık daha azken neden topluma sevgiyle büyütülmüş bireyler kazandırmayalım ki? O çocuklar BABA olarak daha güzel yarınlar kurmak istiyordu. 3- Bir evlat ne zaman zor duruma düşse arkasında ilk olarak ailesini görmek ister. Babası olsun, annesi olsun, kardeşleri olsun... Ben aile hayatı güzel olup da dışarıdan yıkılabilen insan görmedim. Çocuklarının dağ gibi arkasında durmak için BABA olmak isteyen çok. 4- Dünyanızı paylaştığınız kadınla birlikte dünyanın en güzel varlığını büyütmenin hayali bile mükemmeldi. Belki bir kısmımız o kadınla ayrıldı, belki bir kısmımız henüz tanışmadı ama... O canım çocukların hayatlarını diledikleri gibi yaşayabilmeleri için başka bir insanla elele verip onu büyütmek tarifsiz bir duygu. Hele de çocuklarına sahip çıkmayan babaları gördükçe BABA olmanın önemi daha da artıyordu. 5- Ve bu dünyada hiçbir mevki ya da para bir çocuğun BABA demesi kadar bir insanı mutlu edemezdi. İçindeki İYİ BİR BABA olma arzusunu yok etmemiş bugünün ve geleceğin babalarının, babasız kalmışlara sahip çıkan iyi adamların ve bizi gökyüzünden izleyen tüm babaların günü kutlu olsun."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuklara-okuma-aliskanligi-kazandirmanin-7-yolu/", "text": "Kitap okuma sevgisini doğru yöntemlerle kazandırmanın çok kolay olduğunu, fakat kitap okuma nefretini sevgiye dönüştürmenin çok zor olduğunu belirten yazar Esra Zerbeliz Avgören, Martı Yayınları'ndan çıkan Küçük Kitap Kurtları Yetiştirme Rehberi isimli kitabında, çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmada doğru bilinen yanlışlar hakkında önemli bilgiler verdi. SADECE UYKUDAN ÖNCE OKUMAK YANLIŞ Bu uygulama okuma alışkanlığına vurulan bir baltadır. Beynimizi, 'kitap okumak uykuya hazırlıktır' diye programlamış oluruz. Böyle programlanan beyin, günün hangi saatinde kitap okumaya başlanırsa bunu uykuya hazırlık olarak algılar. Sonra da ne zaman ele kitap alınsa göz kapakları ağırlaşır ve okumaya geçilemez. KİTAP OKUMANIN ZAMANI OLMAZ Kitap okumaya özel zaman ayırıp sabit bir noktada dikkatlice kitap okumanın gerekliliği büyük bir yanlıştır. Kitap okuma eylemini hayatın dışına iter. Japonlar, günün her saatinde, her şekilde kitap okuyor. Bunun için özel bir tanımları bile var: Taşiyomi. Anlamı; ayakta, yürürken kitap okumak. Yani kitap okumayı özel zaman aralıklarına sıkıştırmamak. Her an her yerde kitap okunabilir. Burada en belirleyici unsur ihtiyaçtır. KİTAP KUTSAL DEĞİLDİR Kutsal olan tüm konular dogmatiktir. Tartışmaya açık değildir. Kesin ve net sınırları vardır. Bu sıfatları kitaba yüklediğimizde, kitap kavramına çocuklar için kırmızı çizgilerin çok olduğu tedirgin edici sınırlar biçeriz. Tabuya dönüşen kitap kavramı çocuklar için çekici olmaktan çıkar. Yetişkin algılarıyla çocuklara dayatmalar yapılmaya başlar. Çocukların ihtiyaçları, yetişkinlerle aynı değildir. Çocuk, kitabın kutsallığına değil eğlencesine bakar. Aksi yaradılışa ters olur zaten. Eğlence yoksa çocuk o alanda yoktur. Bu yüzden çocuk kitapları kutsal değil eğlenceli olmalıdır. Kutsal olan bilgidir, bilmektir. Bu bilgiyi aldığımız tüm materyaller aracıdır. Araçları amaç haline getirmemeliyiz. Kısaca kitabın bir tüketim malzemesi olduğunu kabul edersek korkmayız ve daha kolay hayatımızın içine girebilir. Kitap kutsal değildir kültürel bir materyaldir. HER KİTAP BİR ÖĞRETMEN DEĞİLDİR Hayır! Kitap her zaman öğretmen değildir. Bazen arkadaş, bazen de baş belası olabilir. 200 yıl öncesinin kalıpları ile bugünün çocuklarını zorlamamak lazım. Bu kalıp içerisinde çocuklar kitapları sadece kendilerine öğretmenlik yapan materyaller olarak görecektir. Kitaplar sürekli öğrenmek için okunmaz. Eğlenmek, araştırmak, sosyalleşmek... gibi birçok sebepten dolayı okunabilir. Hatta kitapları boyayabilir, makasla kesip resimlerinden tablolar yapabilir, bölümleri ayırıp sıralamasını değiştirebilir. Kısacası çocuklar yaratıcılıklarını geliştiren her şekilde kitapları kullanılmalıdır. Kitabı öğretmen kılığına sokarsak okuma alışkanlığının oluşmasını sağlayan diğer etkenleri öldürmüş oluruz. ANNE-BABA HER ŞEYİ BİLMEZ Her şeyi bilmeyin! Çocuklarınızın her sorusunu cevaplamayın. Sizin de merak ettiğinizi ve konuya tam hakim olmadığınızı belirtip güvenilir bir ansiklopediden ya da internet üzerinden kelimeyi ya da konuyu araştırıp beraber okuyun. Okuma yazma bilmeyen çocuklarınıza siz okuyun. Sistemli ve bir şekilde bu tutumu görmüş olan birey, kendi başına araştırıp okumaya başlar. Hatta sonrasında size gelip bilmediklerinizi anlatacaktır. ÇOCUKLARLA YAZILI İLETŞİM KURULMALI Onlar için sık sık okunaklı notlar hazırlayın. Çantalarına, yastıklarının altına ve benzeri yerlere bırakın. İlk okudukları kelimeler sizden gelsin. Okuma-yazmanın iletişim yolu olduğunu öğrenmenin yanında değerini artırır. Müjdeli haberleri okuyarak alsınlar, okuma yetileriyle orantılı olarak yazı dilinizin ağırlaştığı metinler yazın. Hatta üşenmeyip postaneden mektuplar, kartpostallar gönderin. Yaşları ne olursa olsun çocuklarınızla konuşurken kullandığınız dili küçültmeyin. Bir yetişkin bireyle konuşur gibi yazın. Bu davranış, yeni kelimeler duymaya ve okumaya hazırlık olur ve okuma alışkanlığında bilmediği kelimelerin yolunu kesmesini engeller. Çocuklarınıza sorular sorup fikir alın ama en önemlisi onları dinlediğinizi hissettirin. ÇOCUĞUN SEÇİMLERİNE SAYGI DUYULMALI Çocuklar, kendilerine rol model aldıkları kişilerin söylemlerinden çok davranış ve tutumlarıyla ilgilenirler. Anne babanın yaptığı eylemden çok tutum önemlidir. Baskıcı, çocuğun seçimlerine saygı duymayan tutum zarar verir. Özdenetim mekanizmalarının gelişmesini engellemeyin. Eğer sağlıklı gelişim içerisindeyseler seçecekleri kitaplar sizler için sorun olmamalı. Ama kitap seçimlerinde kendi açınızdan sorunlar görüyorsanız bu sorun, kitap seçimi değil daha derinlerde yanlış giden başka konularla ilişkilidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuklarda-horlama-ne-zaman-tehlikeli/", "text": "Horlama denilince hemen hepimizin aklına yetişkinler, özellikle de erkekler geliyor. Ancak sanılanın aksine horlama, hatta uyku apnesi denilen daha ileri boyuttaki tablo çocuklarda da yaygın olarak görülüyor. Özellikle de 2-10 yaş arasındaki çocuklarda ortaya çıkıyor. Bunun nedeni ise horlamaya yol açan etkenlerden olan geniz eti ve bademcik hastalıklarının bu yaş grubunda yaygın olarak görülmesi. Çocuklarda horlama masum bir durum olarak görülse de büyüme ve gelişme geriliği başta olmak üzere pek çok önemli soruna neden olabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Betül Şahin özellikle devamlı seyreden ve şiddeti giderek artan bir horlama söz konusu olduğunda çocuğun zaman kaybedilmeden detaylı bir muayeden geçmesi gerektiğine dikkat çekiyor. En sık görülen nedeni geniz eti büyümesi Horlama solunum sırasında havanın üst hava yolundaki darlık nedeniyle kısıtlı bir alandan geçerken, çevresindeki yumuşak dokuların titreşmesi sonucu ortaya çıkan ses olarak nitelendiriliyor. Havanın geçtiği pasaj daraldıkça horlama da şiddetleniyor. Son yıllarda özellikle alerjik problemlerin artması, hava kirliliği, çocukların erken yaşta sosyalleşmeleri ve enfeksiyona maruz kalmalarının artması gibi nedenlerle, üst solunum yollarında, özellikle geniz eti denilen, aslında var olan ama belli boyutların altında olması gereken ette büyüme ve buna bağlı olarak ciddi horlamalar göze çarpıyor. Aynı şekilde bademcik dokusunda büyüme sonucu gelişen horlamalar da yaygın olarak görülüyor. Yine çağımızın önemli bir problemi olan obezite de erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da horlamayı arttıran bir etken olarak belirtiliyor. Obez çocuklarda yağ dokusunun havayolunu çevreleyen kaslar ile yumuşak dokuda birikmesi ve boyundan bası yapması nedeniyle üst havayolunda darlık ve bunun sonucunda da horlama gelişiyor. İdrar kaçırmadan kalpte ritim düzensizliğine Horlama uyku verimini de azaltacağı için halsizlik, yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon problemlerini de beraberinde getiriyor. Okul başarısı için kaliteli uyku çok önemli diyen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Betül Şahin horlama ile uyku apnesi olan çocuklarda sık sık uyanmanın ve oksijen düşüklüğünün uyku kalitesini olumsuz yönde etkilediğini vurgulayarak, bu durumun da çocuklarda okul başarısında düşüş ve davranış problemlerini kaçınılmaz hale getirdiğini söylüyor. Dr. Betül Şahin burunda uzun süren tıkanıklıkların oluşturduğu sorunları da şöyle anlatıyor: Tedavi edilmeyen burun tıkanıklıkları kronik sinüzit, kulak hastalıkları, kulakta sıvı birikmesi ve işitme kaybıyla seyreden, bazen de operasyon gerektiren durumlara neden olabiliyor. Rahat soluk alamamak çocukta büyüme ve gelişmenin bozulması, geceleri idrar kaçırma, zihinsel faaliyetlerin olumsuz yönde etkilenmesi, öğrenme bozuklukları, hatta bazen kalpte ritim düzensizliği gibi durumlara da yol açabiliyor. Bu nedenle horlayan çocuklarda zaman kaybedilmemesi çok önemli Horlama ne zaman tehlikeli? Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Betül Şahin çocuklarda horlama probleminde ne zaman alarma geçilmesi gerektiğini şöyle anlatıyor. Horlama devamlı ise, Şiddeti giderek artıyorsa, Uyku apnesi başladıysa, İşitme kaybından şüpheleniliyorsa, Enfeksiyonlar düzelmiyor veya çok sık tekrarlıyorsa, Bunların yanı sıra okul başarısında ciddi bir düşüş görüldüyse, ailede, kardeşlerde benzer problemler yaşandıysa mutlaka bir kulak burun boğaz muayenesinden geçilmesi gerekiyor. Tedavi horlamayı durduruyor Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Betül Şahin tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için öncelikle sorunun net olarak ortaya konulması gerektiğine dikkat çekerek şunları söylüyor: Tanı için detaylı bir kulak, burun ve boğaz muayenesiyle birlikte kafa yan filmi, ihtiyaç duyulursa tanısal burun/boğaz endoskopisi yapılarak geniz eti ve bademciğin olması gerekenden daha büyük olup olmadığı tespit ediliyor. Bu tetkiklerden çıkan sonuçlara göre gerekirse cerrahi olarak temizlenmesine kararı veriliyor. Geniz eti ve bademcik alınması operasyonları sonrasında çocuklarda horlamanın kesilmesi ve bunun yol açtığı diğer problemlerin de ortadan kalkması mümkün olabiliyor Bu işlemler günümüz şartlarında çoğunlukla hastanede kalış gerektirmeyen pratik müdahaleler olarak yapılabiliyor. Bunun dışında horlama ve burun tıkanıklığı alerjik reaksiyonlardan kaynaklanıyorsa beraberinde alerji değerlendirmesi, gerekirse, 3 yaş üzeri çocuklarda deri testi de uygulanarak çocuğun neye karşı alerjisinin olduğu tespiti yoluna gidiliyor. Ardından bu alerjiden sakınma ve etkili bir alerji tedavisiyle hem enfeksiyonların hem de burun tıkanıklıklarının tedavisi yapılabiliyor"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuklari-okumaya-tesvik-eden-bakkala-kitap-gonderiyoruz/", "text": "Dünyayı okumuş ve okuduğunu iyilikle birleştirmiş çocukların kurtaracağına inananları mutlu edecek bir kampanyamız var. Üsküdar'daki bu bakkal çocuklara kitap okumaları şartıyla bakkaldan ücretsiz alışveriş yaptırıyor. Biz de ona kitap gönderelim: Ada Karaca'nın gönderisinde kitap gönderilecek bakkalın adresi de var: Merhaba çare sakinleri.. Bugün sizlere çocukların parayla satın alabilecek bakkal ihtiyaçlarını okuma-öğrenme karşılığında veren bakkal Kanber Amca'dan bahsetmek istiyorum. Kendisi kapısının önüne koyduğu çocuk kitaplarını sokakta ki çocukların okuması ve okuduktan sonra kitabı kendisine anlatması karşılığında bakkalından istediğini alabilme imkanı sağlıyor. Ancak kendisinin çok daha fazla kitaba, çocuklarında bunları okumaya ihtiyacı var. Elinde çocuk kitabı olanlar paylaşırsa çok insanı mutlu eder. Şimdiden herkese teşekkür ederim. Kargolamak için bakkalın adresi: Mimarsinan Mah. Dibekçi Ahmet Sok. No.4 Uysal Bakkal. İstanbul-Üsküdar"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuklarin-bagisiklik-sistemini-guclendiren-9-dogal-besin/", "text": "Büyükler hasta olsa neyse de küçükler hasta olunca insanın içi acıyor. Havaların soğuması, okulların açılması, kalabalık ortamlarda daha çok zaman geçirilmesi beraberinde kolayca yaygınlaşan ve kişiden kişiye kolayca bulaşan bakteri ve virüslerin artmasına neden oluyor. İşte bu noktada bağışıklık sisteminin güçlü olması çok büyük önem taşıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan Çocuklarda bağışıklık sisteminin zayıflaması sık hastalanmalarına sebep olur. Yetersiz beslenme, vitamin ve mineral eksikliği, uykusuzluk bağışıklık sisteminin zayıflamasındaki temel sebeplerdir. Bu nedenle özellikle mevsim geçişlerinde düzenli beslenmek vücut direncini artırarak oluşabilecek hastalıklara karşı çocuklarımızı koruyacaktır diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan, çocukların bağışıklık sistemini güçlendiren 9 doğal besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Somon Balığı Omega 3 yağ asitinden zengin bir besin olan ve çocukların beyin gelişimini destekleyen somon, aynı zamanda enfeksiyonlara karşı vücudu koruyor. Son yapılan araştırmalar, bu yağlı asitlerin bağışıklık sisteminin işlevini artırarak bağışıklığı güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Çocuğunuz balık sevmiyorsa sabırla balık yeme alışkanlığı kazandırın. Balığı doğrudan tek başına vermek yerine, balığın tat ve kokusunu hissettirmeden örneğin patates ve sebzelerle fırında balık mücver yaparak yedirebilirsiniz. Kivi C vitamini diğer meyvelere oranla çok yüksek olan kivi, vücut savunma sisteminde görev alan antioksidanlardan zengin bir meyve. Bu sayede bağışıklığı güçlendirip vücudun mikroplara karşı savunma sistemini artırıyor. Aynı zamanda C vitamini vücutta demir mineralinin emilimini artırıyor. Demir eksikliği problemi yaşayan çocuklarda kivi üzerine pekmez sürülerek tüketmeleri, pekmezde bulunan demir emilimini artırarak çocuklara iki kat bağışıklık kazandırıyor. Çünkü pekmezin içeriğindeki demirin emilimi için de C vitamini gerekiyor. Ev yoğurdu Bağışıklığı güçlendiren yoğurt probiyotik yani sağlıklı, dost bakteri içeriği yüksek bir besin. Bu dönemde özellikle probiyotik içeriği yüksek besinlerle beslenmek hastalıklara karşı önemli bir koruyucu olacağından çocuklarınıza mutlaka günde bir kase ev yoğurdu yedirin. Yoğurdu yemeklerin yanında veya ara öğünde içerisine meyve doğrayarak da yedirebilirsiniz. Çocuğunuzun inek sütüne alerjisi varsa, keçi sütünden yapılmış yoğurtları tercih edebilirsiniz. Sarımsak Sarımsak antibakteriyel özelliğinden dolayı bağışıklığı güçlendirerek vücut direncini artırıyor. Yemeklere eklenen sarımsak miktarının artırılması hastalık riskini en aza indiriyor. Sarımsağı yemeklerinize eklerken yağda kavurarak değil yemeğin suyuna atarsanız, içindeki antioksidanlardan daha fazla yarar sağlayabilirsiniz. Yulaf Yulaf, içinde bulunan beta glukan ve çinko sayesinde bağışıklığı güçlendiriyor.Zengin lif içeriği ile de oldukça faydalı bir besin olan yulafı süt ile karıştırıp, üzerine E vitamini yönünden zengin badem ve 1 porsiyon muz ekleyerek blender yapabilir ve çocuğunuza kahvaltıda da içirebilirsiniz. Unutmayın, kahvaltı yapan çocukların vücut direnci daha sağlam oluyor, hastalıklara yakalanma riski azalıyor. Yulafın herhangi bir alerjenik riski bulunmuyor. Brokoli C, A ve E vitaminlerinden zengin olan brokoli tam bir antioksidan deposu. Bu sayede de bağışıklığı güçlendiriyor. Ama brokoliyi seven ve yiyen çok az çocuk var. Bu sebeple bu besini çocuklarınız sevmiyorsa, fark ettirmeden tükettirebilirsiniz. Mesela çorba yaparken içerisine ekleyebilirsiniz. Böylelikle brokolinin vitamin ve minerallerinden de faydalanmış olurlar. Mercimek Mercimekte bulunan bazı polifenoller, güçlü antioksidan ve anti-enflamatuar etkilere de sahip olduğundan hastalıklara karşı koruyor. Sonbahar ve kış aylarında yemeği olsun, çorbası olsun haftada iki kez tüketilmesi çok faydalı. Bitkisel protein olduğundan çocuklarda büyüme ve gelişmeye de yardımcı oluyor. Yumurta Yumurta, anne sütünden sonra gelen, vücudun ihtiyaç duyduğu en iyi protein kaynağı. Bu özelliğiyle çocukların beslenmesinde olmazsa olmaz bir besin. Aynı zamanda çok iyi demir kaynağı olan yumurta, A, D, E ve B12 vitaminlerinden zengin. Bu sayede çocuğunuzun zeka gelişimini destekleyip beyin yapısını korurken, içerdiği kaliteli protein sayesinde de sağlıklı büyümelerine büyük katkı sağlıyor. Haşlama, omlet, menemen fark etmez, her gün bir yumurtayı en sevdiği şekliyle çocuğunuza yedirebilirsiniz. Kuruyemiş Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan, kuruyemişlerin, bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olan E vitamini, çinko ve omega 3 yağ asitleri açısından zengin olduğunu belirterek Bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için çocuklarınızın beslenme çantasına fındık, ceviz, badem ve kabak çekirdeği koyun ve mutlaka bu besinleri tüketme alışkanlığı kazandırın. Badem aynı zamanda stresin olumsuz etkilerini önlemeye de yardımcı olabilecek Nacin ve Riboflavin de içerir. Özellikle sabah kahvaltılarına sadece bir çeyrek fincan ekleyeceğiniz bu lezzetli kuruyemişler çocuğunuzun günlük E vitamini ve diğer mineral gereksinimlerini karşılar diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuklarin-bagisiklik-sistemini-guclendirmenin-yontemleri/", "text": "Bağışıklık sisteminin çocukluk döneminde kuvvetlendirilmesi yetişkinlik döneminde sağlıklı bir yaşam sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşıyor... Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Emre Çenesiz bağışıklık sistemini güçlendirmenin yollarını anlattı. Bağışıklık sistemi nedir? Bağışıklık sistemi proteinler, çeşitli dokular ve organlardan oluşan bir savunma sistemidir ve bizi mikroplardan korumaya çalışır. Bu sistemin yeterli olamadığı durumlarda hasta oluruz. Kanda dolaşan akyuvarlar mikropları saptayıp, etkisiz hale getirmek için bir dizi operasyon başlatırlar. Akyuvarları yapan organlarımız timus, dalak ve kemik iliğidir. Vücutta lenf bezi adıyla bulunan minik bezlerde de akyuvarlar bulunur. Akyuvarların iki türü vardır; bir grup mikropları etkisiz hale getirir, diğerleri ise vücuda giren mikropları hafızaya yazıp, ona karşı askerler geliştirirler ve bir sonraki saldırıda mikrobu öldürürler. Mikroplar vücuda girdiğinde vücut hemen ona karşı asker üretmeye girişir. Bir daha aynı mikrop girmeye çalıştığında askerler hastalığı engeller. Örneğin suçiçeği geçirdikten sonra, bir daha geçirmezsiniz, çünkü artık vücut önlemini almıştır. Aşılar da bu mantıkla çocuğunuzu korur. Aşıyla, vücudu hasta etmeyecek ama bağışıklık sistemini uyaracak kadar mikrop veririz, vücutta hemen antikorlar oluşur ve gerçek hastalıkla karşılaştığında hastalığı engeller. Anne sütü en önemli besin kaynağı Bağışıklık sisteminde en önemli besin kaynağı tabii ki anne sütüdür. Anne sütü içeriğindeki koruyucu faktörleri bebeğe direkt olarak geçmekte ve bireyin ömür boyu onu koruyacak olan bağışıklığının temellerini atar. Bağışıklık sistemini daha kuvvetli tutmak elinizde Daha çok meyve ve sebze: Sofrada C vitamini, karoten ve antioksidanların daha fazla olduğu renkli sebzeleri bulundurun. Yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, biberler, havuç, bal kabağı portakal, kayısı, tropik meyveler gibi... Daha az şeker ve tatlandırıcı: Yapılan bilimsel çalışmalar şeker katkılı yiyeceklerin akyuvar çalışmasını olumsuz etkilediğini gösteriyor. Özellikle hastalık dönemlerinde tatlandırıcılar, şekerin her türü, dışarıdan alınan paketli tatlı yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Bunların yerine bal, pekmez ya da doğal meyve şekerinden faydalanmak daha doğrudur. Yağ asitlerinden en faydalısı Omega 3 yağları: Özellikle soğuk sularda dolaşan yağlı balıklarda olan bu madde çok değerli bir bağışıklık desteğidir. Omega yağ asitleri, bakterileri yiyen hücrelerin aktivitesini arttırırlar. Haftada 3 gün yağlı balık yemek veya bulunamıyorsa, yine de lokal taze balık ve haftada bir kaç kez balık yağı içeren bir kapsül yeterlidir.Keten tohumu yağı da, balık yağı kadar kuvvetli olmasa da, iyi bir Omega 3 kaynağıdır. Yeterli uyku: Çalışmalar, çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi uykusuzluğun mikrop öldüren hücrelerin gücünü azalttığı gösteriyor. Özellikle gün boyu yuvada değişik aktivitelerle heyecanlı saatler geçiren küçük çocukların uyumadıklarını düşünürsek,erken yatmalarının çok gerekli ve önemli olduğunu anlarız. Bu yaştaki çocukların 12-13 saat, okul öncesi çocukların 10 saat uykuya gereksinimleri var. Normal kilo: Şişmanlık antikor yapımını yavaşlatarak bağışıklık sistemine olumsuz etki etmektedir. Çocuğunuzu aktif tutarak hem kilosunu, hem de bağışıklık sistemini kontrol altında tutmaya çalışın. Kişisel temizliğe önem verin: Bağışıklığı doğrudan arttırmasa da, bağışıklık sisteminin yorulmasını engelleyebilir. Sabunla el yıkamaya önem verin. Okuldan gelince, yemekten önce ve sonra, burun sildikten sonra, tuvaleti kullandıktan sonra mutlaka eller sabunla yıkanmalı. Diş fırçaları beraber duruyorsa, hasta olanın fırçasını hemen atıp yenisini almakta fayda var. Yanında sigara içmeyin: Çocuklar sigaranın zararlı etkilerine daha da açıklar çünkü dakikada daha fazla soluyorlar. Bronşit, kulak enfeksiyonu, astım riskini arttırmak istemiyorsanız, çocuğunuzun pasif içici olmasına izin vermeyin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuklarin-online-egitime-uyumu-ve-pandemiden-az-etkilenmesi-icin-yapilmasi-gerekenler/", "text": "Memorial Kayseri Hastanesi Psikoloji Bölümü'nden Uz. Klinik Psk. Hande Taştekin, pandemi sürecinde ortaya çıkan koronafobinin etkileri ve alınması gereken tedbirler hakkında bilgi verdi. Pandeminin etkilerini azaltmak için değişiklik şart Pandemi sürecinin olumsuz etkilerini daha aza indirebilmek için günlük yaşantımızda küçük değişiklikler yapmak mümkündür. Daha önce şikayetçi olduğumuz durumları pandemi sürecinde değiştirmek daha kolay olacaktır. Bu dönemde kendimize daha fazla vakit ayıracağımızdan kendimizi tanıyıp, keşfedebiliriz. Hobiler edinerek, daha verimli zaman geçirebilir yani kendimize yatırım yapabiliriz. Bağışıklığımızı kuvvetlendirecek besinlere tüketerek daha sağlıklı olabiliriz. Meditasyon, yoga, nefes egzersizleri gibi ruhsal dinliği sağlayacak etkinlikleri yapabiliriz. Ertelediğimiz işleri bu süreçte tamamlayabiliriz. Online eğitime uyum için yapılması gerekenler Okul çağındaki çocukların online eğitime geçmesi nedeniyle hem ailelerde hem de çocuklarda şaşkınlık, panik ve gelecek kaygısı ortaya çıkmaktadır. Okul döneminde yüz yüze yapılan aktif ve katılımcı eğitim, yerini salgın nedeniyle çocukların online olarak dersi ekran başında takip ettiği bir eğitime bırakmış durumdadır. Ekran önünde geçirilen uzun saatler ise çocuklarda dikkat eksiliğine yol açmaktadır. Bu dönemde online eğitime çocukların uyumunu nasıl sağlamamız gerektiği ise önemle üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu konuda öneriler şöyle sıralanmaktadır: Çalışma ortamı düzenli ve sabit olmalı Ders arası molalara uyulmalı, fakat molalarda elektronik ilgiyi dağıtıcı aletler kullanılmamalı Demir, B12, çinko, D vitamini, Omega- 3 yönünden zengin besinler tüketilmeli Düzenli, hafif derecede spor egzersizleri stresi azaltıcı etkilerinden dolayı rutin olarak yapılmalı Sosyal çevre ile iletişim halinde kalınmalı Ders esnasında ilgi dağıtıcı ortam, gürültü ve aletlerden uzak durulmalı. Anne ile bebeğin arasındaki bağ kuvvetlendirilmeli Gebelikte pandemi sürecine uyum sağlamaya çalışmak birçok kadında stres ve kaygı düzeyini artırmaktadır. Kadınlar sürekli bir tedirginlik ve korku yaşamaktadır. Fakat bu dönem içerisinde anne ile bebeğin bağı kuvvetlendirilmelidir. Gün aşırı gebeler için özel tasarlanan egzersizler yapılmalıdır. Besin değeri yüksek yiyecekler tüketilmelidir. Gebelik ve doğum hazırlığı ile ilgili bilgi edinmek kaygı düzeyini düşürecektir. Hamilelikte yararlı olduğu bilinen nefes egzersizleri öğrenilmeli ve uygulanmalıdır. Pozitif düşünmeye devam edilmelidir. Gerektiğinde uzman yardımı almaktan çekinilmemelidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuklarina-hapishane-hayati-yasattilar/", "text": "Çocuk eğitimi hakkında onlarca söz söylesek de ne yazık ki kötü ebeveynler dünyanın temel sorunlarından birisi. Zaten bu kötü aileler sonrasında sorunlu nesiller yetiştiriyor. Ve bu tam bir kısır döngüye dönüşüyor hep kötüyü yetiştiriyoruz. Hikayemiz ise annesine saygısızlık yapan bir kızı anlatıyor. Bunun bir cezası olabilir ama Juliano Parker kesinlikle doğru örnek değil. Bu gördüğünüz ufaklık 3 yaşında ve adı Aubrey'Ella. Ailesi ona önce hapistekiler gibi kıyafet giydirdi. Sonra da yemek cezası verdi. Hapistekiler nasıl yemek yiyorsa ona da bir simülasyon ayarladılar. Bulaşıklarını yıkamasını ve yerde yatmasını söylediler. Ailesi kendisini savunurken onu dövmektense ona kötü kızların nereye gideceğini anlattık dese de çocuğun onlara haklı nefreti gözlerinden okunuyor. Sosyal medyada da duruma tepkiler çığ gibi. Genel kanı ise çocuğun değil ailenin eğitilmeye ihtiyacı olduğu yönünde."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuklarina-hem-anne-hem-de-baba-olmak-durumunda-kalmak/", "text": "Baba olmak bazen çok zor. Bazı şartlarda ise daha zor özellikle annenin uzakta veya çok daha uzakta olduğu durumlarda... Bu adamlar babalık mekanizmasını bir adım daha öteye götürerek çocuklarıyla birlikte bir hayat yaşamaya kendilerini alıştırmışlar ve çocukları da bu durumdan oldukça memnun görünüyor. Çocuklarına hem anne hem de baba olan bu tatlı adamlara kocaman bir alkış. 1- Chris Robison, 3 kızıyla birlikte mutlu olmak için onlar ne yaparsa onlarla birlikte yapmaya çalışıyor. Çizgi filmleri ezbere biliyor. 2- Anil Mani çocuğuyla arkadaş olan bir baba, hayatın her aşamasında birlikte çalışmışlar. 3- Roberto Ramirez kaslarını göstermiş ama yüreği de o kadar sağlam bir baba ki kızıyla birlikte giyinmiş. 4- Bakmayın yorgun görüntüsüne Simon Lesmo böyle zor işleri seviyor. 5- David Combs için baba olmak demek bol bol sarılmak öpmek ve ona bakıcılık yapmak demek maaş mı tabii ki öpücüklerle 6- Tim Groshong ise kızına ellerini emanet etmekten başka çaresi olmayan bir baba 🙂 7- Robert Earls ise baba olmak çocuklarınla gülmektir diyor ve kapıyor bizden 10 puanı! 8- Ryan Mahar ise oğlunu eğlenmek için dışarı çıkaran ideal bir baba"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuklariniza-pirinc-patlagi-yedirmeyin/", "text": "Pirinç patlağı hemen hemen her yerde bulabildiğimiz oldukça ucuz ve lezzetli bir ürün olduğundan çoğumuz satın alıyoruz. Türkiye'de araştırmalar ne yönde bilinmez ama İsveç Sağlık Bakanlığı yaptığı araştırmada bu ürünlerde kanserojen madde olduğunu tespit etti. 102'den fazla ürünü test eden Sağlık Bakanlığı bunlarda yüksek derecede kanserojen ve arsenik madde bulunduğunu açıkladı . Skandal bununla da kalmıyor. Diyet ürünleri olarak sunulan kahvaltılık, yulaf lapası gibi ürünlerde de yine benzer maddelere rastlandığı bildirildi. Bunları haftada 4 seferden fazla tüketmemek gerekiyor. Toksikolog Emma Halldin Ankarberg durumu şöyle açıkladı: Pirinçte arsenik olduğu yeni bir bilgi değil. Yeni olan bu pirinç patlaklarında olan oranın böyle yüksek olduğu bilgisi. Emma'nın önerisi ise özellikle 6 yaş altı çocukların bunlardan uzak durması. Emma bebek büyüten ailelere de pirinci haftada 6 öğünden fazla vermeyin diye tavsiyede bulundu. Türkiye'deki markalarda durum değişebilir, çünkü ekim şekli, ekim yeri gibi çok sayıda faktör arsenik miktarını etkiliyor. Burada yapılması gereken çocuklarınızı pirinç patlağından olabildiğince uzak tutmanız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuklu-aileler-icin-hayati-guzellestiren-12-urun/", "text": "Baba olmak anne olmak yani aile olmak ayrı bir ilgi gerektiyor.Çocuklu ailelerin yaşadığı zorluklar da malumunuz. Minik bebeklerin ilgiye sevgiye ihtiyacı olduğu kadar bazı şeyleri öğrenmeye de ihtiyacı var. Bu öğrenme sürecinde de işleri kolaylaştıran bazı ürünler var. Onlardan bazıları: Çocuklu Aileler İçin Hayatı Güzelleştiren Ürünler 1 Masa kenarına çarpmaları yumuşatmak için 2 Portatif ötesi çanta 3 Alışveriş keyfi, hamak keyfi. 4 Suya ulaşmak için 5 Biberon yakmasın, düşünce kırılmasın 6 Bunu her yaştan insan isteyebilir 😀 7 Tost tutacağı 8 Küvet keyfini güvenli yapan bir tasarım 9 Bebek nerede uyusun? 10 Oyuncakları toplama 11 Duş 🙂 12 En sıcak görüneni de bu kıyafet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuklugumuzun-dizi-karakterlerinin-sasirtici-degisimleri/", "text": "Biz ne dersek diyelim yıllar geçiyor. Çocukken televizyonda gördüğümüz o yıldız isimler de yıllardan etkileniyor ve bir çoğu yaşlanıyor. Çocuk yıldız olarak tanıdıklarımız da büyüyor. 90lı yılların ünlü dizi karakterleri bugün nasıllar? 1Mr. T A Takımı 2George Peppard A Takımı. 1994 yılında hayatını kaybetti. 3Dirk Benedict A Takımı 4Dwight Schultz A Takımı 5Dave Coulier Bizim Ev 6Lori Loughlin Bizim Ev 7John Stamos Bizim Ev 8Bob Saget Bizim Ev 9Mary-Kate ve Ashley Olsen Bizim Ev 10Cybill Shepherd Mavi Ay 11Bruce Willis Mavi Ay 12Betty White Altın Kızlar 13Benji Gregory ALF 14Anne Schedeen ALF 15Max Wright ALF 16Bronson Pinchot Mark Linn-Baker Muhteşem İkili 17Jason Momoa Sahil Güvenlik 18Pamela Anderson Sahil Güvenlik 19Patricia McPherson Kara Şimşek 20David Hasselhoff Kara Şimşek 21Richard Dean Anderson MacGyver 22Phylicia Rashad Cosby Ailesi 23Bill Cosby Cosby Ailesi 24 John McCook Cesur ve Güzel 25Susan Flannery Cesur ve Güzel 26Ronn Moss Cesur ve Güzel 27Melody Thomas Scott Yalan Rüzgarı 28Eric Braeden Yalan Rüzgarı Gorseller: Haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cocuklugumuzun-korkulu-ruyasi-olan-seyler/", "text": "Çocukken sizi ne korkuttular be yavrum, resmen her şeyden korktunuz aslında aralarında samimi ve tatlı şeyler de vardı 🙂 Ama olsun şimdi korkmuyorsunuzdur bunların bir kısmından. Yani umarım öyledir 🙂 Çocukken korkulan şeyler 1. Mıncıklanmak Mıncıkladında ne oldu şimdi? Mutlu musun? Eline ne geçti canım benim, istemiyorum ya aaa zorlamı kardeşim?! 2. Anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı? söyle bakalım berkcan +anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı ? -ananı.. oldu mu şimdi? mutlu musun.. 3. Zorla bakkala gönderilmek. babam gelirken ekmek almaya mı unutmuş?! 4. Yatağın altındaki canavar öyle bi'şey var mı cidden ya? olmaz mı canım benim, olmaz mı.. 5. Palyaço abi bak bana böyle hareketler yapma ya, git bak orda başka çocuklar var, hadi canım, hadi işine. 6. Ablanın elbiselerini giymek. nasıl bütün tişörtlerim daha yeni yıkandı anne? nasıl olur bu! 7. Haberleri izlemek. çizgi film izlesek olmaz mı ya? 8. Uyku ya yok benim uykum falan, bırakın azcık daha oynayayım, lütfen.. 9. Büyümek ya 8 yaşında kalsak olmuyor mu acaba? siz gidin ben buradayım. 10. Akşam olunca eve gitmek. ya anne 5 dakika daha, hem bak top falan oynuyoruz şurda, iki dakka bi dur bi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cok-bilinmeyen-ama-john-watersa-gore-2016-yilinin-en-iyi-10-filmi/", "text": "Sinema dünyası iki farklı bölümde ilerliyor. Birini hepimiz biliyoruz milyon dolarlık yapımlar ve milyon dolarlık gişeler. Tabii ki aralarında harika filmler var. Bir de asla Oscar'a uzanamayacak olanlar var ki bazılarını duymanızda fayda var diye düşünüyoruz. Ünlü yönetmen John Waters böyle bir liste hazırlamış. Ve tamamen kendi zevkine göre 10 film belirlemiş: John Waters'a göre 2016 yılının en iyi 10 filmi: 1- Krisha / IMDB : 7 2- Tickled 3- Everybody Wants Some IMDB: 7.1 4- Roar 5- 'Wiener-Dog' 6- Elle IMDB:7.3 7- Julieta IMDB: 7.2 Emma Suarez, Adriana Ugarte, Daniel Grao gibi çok sayıda oyuncunun oynadığı film listedeki en iddialı olanlardan biri. 8- Like Cattle Towards Glow *Like cattle towards glow, fazlasıyla şiddet ve çıplaklık içeriyor. 9- Valley of Love Gerard Depardieu oynuyor. 10- A Quiet Passion IMDB: 7.4"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cok-fazla-seker-tukettiginize-dair-5-belirti/", "text": "Şeker vücudunuz için çok zararlı. Günümüzde kanserden obeziyete birçok önemli hastalığın nedeni olduğu tespit edilen bu yiyecekten uzak durmak ise hepimiz için oldukça zor. Üstelik hiç farkına varmadan da gereğinden fazla şeker tüketebiliyoruz. Eğer vücudunuz aşağıdaki sinyalleri veriyorsa artık size de şekere de Bir dur! demek istiyordur. 1# Diş problemleriniz artar Çocukluğumuzdan beri şeker tüketimiyle ilgili bize ilk öğretilen kuşkusuz şekerin dişler için ne kadar zarar verici olduğudur. Diş hekimini sık sık ziyaret ediyor, dolgular, kanal tedavilerine sık sık maruz kalıyorsanız şeker suçlu olabilir. Dişlerin arasında kalan yiyecek partikülleri diş çürümesine neden olan asit üretir. Tükürük, sağlıklı bir bakteri dengesinin kendiliğinden korunmasına yardımcı olurken, aşırı miktarda şeker yemenin pH düzeylerini etkileyebileceğini ve ağzınızda bakteri üremesine ve çoğalmasına imkan tanıyan doğal ekosistemin bozulmasına sebep olabileceğini unutmamalısınız. 2# Depresif ve endişeli bir ruh haliniz vardır Yapılan araştırmalar şeker tüketimi ile depresyon ve anksiyete arasında sıkı bir ilişki bulmuştur. Çok fazla şekerli gıda tükettikten sonra hissettiğiniz tükenmişlik duygusu buna en güzel örnektir. Kendinizi sinirli ve endişeli hissediyorsanız çok fazla şekerli gıda tüketmiş olabilirsiniz. 3# Bir türlü kilo veremezsiniz Şekerli bir şeyler yediğinizde pankreasınız insülin salgılar ve vücudunuz bu şekeri enerji ihtiyacı için parçalar. Ancak çok fazla şeker tükettiğinizde vücut bu şekeri parçalayamaz ve insülin direnci oluşur. Vücut insülin cevap veremediği için şekeri yağ olarak depolar. Hem kilonuz artar hem de pankreasınız gereksiz yere aşırı yorulur. Eğer su içsem yarıyor diyorsanız şekerinizi kontrol altına almayı denemelisiniz. 4# Hiçbir şey yeteri kadar tatlı değildir Çok fazla şekerli besin tükettiğinizde damak tadınız da şekere alışır ve bir süre sonra ne yerseniz yiyin size yeteri kadar şekerli gelmez. Bu nedenle siz de gereğinden fazla şeker tüketmeye başlarsınız. Sadece kısa bir süre şekeri kestiğinizde bile damak tadınızdaki değişimi kontrol ederek aradaki farkı kolayca anlayabilirsiniz. 5# Cildiniz hassaslaşır Ciltte aşırı yağlanma, sivilcelenme, kuruma ve hatta egzama gibi problemlerin kökeninde şekerli gıdalar yatıyor olabilir. Şeker vücudunuzda insülin artışına neden olarak pankreas ve karaciğerinizi yorar ve bu nedenle de cilt problemleri ortaya çıkar. Şekeri bıraktığınızda cildinizdeki düzelmeyi kendi gözlerinizle göreceksiniz. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cok-iyi-bildiginiz-filmlerde-gizlice-rol-almis-10-unlu/", "text": "Listede yer alan filmlerin çoğunu iyi biliyorsunuz bu ünlülerden de en az 7-8 tanesini iyi tanıyorsunuzdur. Ama gel gör ki bu ünlülerin o filmlerde yer aldığını bilmek neredeyse imkansız gibi. Daniel Craig'i anlamak için yapabileceğiniz bir şey yok ama diğerlerinin çoğu oldukça açık. Kült filmlerde görünerek kendini hatırlatan bu isimlere de buradan sevgiler 🙂 Kült Filmlerde Gizlice Rol Almış 10 Ünlü 1- Peter Jackson The Lord of the Rings serisinde ufak bir rolde: The Fellowship of the Ring / Yüzük Kardeşliği 2- Selena Gomez in Spy Kids 3-D: Game Over (2003) 3- Daniel Craig'i James Bond filmleriyle sevdik. Ama biliyor musunuz Star Wars: The Force Awakens (2015) filminde de Stormtrooper olarak oynadı. 4- Fight Club'ın ünlü ismi Edward Norton da Kingdom of Heaven (2005) filminde ufak bir rol aldı 5- Keira Knightley deStar Wars'ta rol alan isimlerden: Episode I The Phantom Menace (1999) 6- Richard Armitage'ı Hobbit serisinden hatırlayacaksınız. O da çaktırmadan Star Wars serisinde rol almış. Episode I The Phantom Menace (1999) 7- Ünlü yönetmen Tim Burton oldukça ilginç bir rolde karşımıza çıkmış. Hoffa (1992) 8- Zenginlik denildiği zaman akla ilk gelen isimlerden biri olan Richard Branson da Casino Royale (2006) filminde görünerek ününe ün katmış. 9-Bebek yüzlü Tobey Maguire da Fear and Loathing in Las Vegas (1998) filminde ufak bir rol almış. 10- Aralarında en ilginci de bu sanırım. Ünlü müzisyenler Jonny Greenwood, Philip Selway ve Jarvis Cocker Harry Potter serisinde birleşip karşımıza çıkmışlar. Harry Potter and the Goblet of Fire (2004)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cok-zeki-diye-serbest-birakilan-kizin-ilginc-fotograflari-ortaya-cikti/", "text": "Oxford öğrencisi 24 yaşındaki kızın, bıçakladığı sevgilisi ve bir grup arkadaşıyla verdiği takvim pozları dünyada ses getirdi. İngiltere'nin dünyaca ünlü üniversitesi Oxford'da okuyan 24 yaşındaki Lavinia Woodward'ın, bıçakladığı erkek arkadaşıyla birlikte verdiği çıplak pozlar ortaya çıktı. Woodward çok zeki olduğu için serbest bırakılmıştı. ÇIRILÇIPLAK FOTOĞRAFLARI ORTAYA ÇIKTI İnternetteki çöpçatan sitelerinden birinde Cambridge mezunu Thomas Fairclough'la tanışan Woodward, üniversitenin takvim fotoğrafları için arkadaşlarıyla birlikte çırılçıplak objektif karşısına geçti. SEVGİLİSİNİ BIÇAKLAMIŞTI Üniversitedeki LGBT bireylere destek amacıyla çekilen karede, beş kız dört erkek vardı. Sevgilisi Fairclough'un kucağında poz veren Lavinia Woodward'ın fotoğrafları büyük ses getirdi. Oxford'da tıp öğrencisi olan genç kadın, Alkol ve uyuşturucu etkisindeyken Fairclough'u bıçaklamış, ayrıca sevgilisine laptop ve reçel kavanozu fırlatmıştı. ÇOK ZEKİ DİYE SERBEST BIRAKILMIŞTI Geçen hafta mahkemeye çıkan Woodward, kasten yaralama suçunu kabul etti. Sevgilisini bıçaklayan kız çok zeki olduğu için serbest bırakılmıştı. Mahkeme, tıp dergilerinde makaleleri yayınlanan ve gelecek vaat eden kalp cerrahının ceza almasının kariyerini kötü yönde etkileyeceği için beraat kararı verdi. Yargıç Ian Pringle, Bu olağanüstü yetenekli genç kadının istediği mesleğe girme konusundaki uzun süredir çabaladığı kariyer hedefini önlemek çok ağır bir ceza olur diye konuştu. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/colyak-hastaligiyla-ilgili-dogru-sandigimiz-11-yanlis/", "text": "Bebeklik çağından yaşlılığa kadar her dönemde ortaya çıkabilen çölyak hastalığı, belirtileri ve yol açtığı rahatsızlıklar nedeniyle binbir surat olarak bilinir. Buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunan glüten maddesi, genetik yatkınlığı olan kişilerde ince bağırsaklarda tahribata neden oluyor. Hastalığın en etkin tedavisi ise glütenden uzak durmak. Acıbadem Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Gastroentroloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kızıltaş, migren, depresyon, kemik erimesi, infertilite, huzursuz bağırsak sendromu gibi birçok hastalığın temelinde yatan çölyak hakkında doğru bilenen yanlışları anlattı. Çölyak modern çağın hastalığıdır! Hayır, aksine kökeni milattan öncesine dayanan bir hastalıktır. Dünyanın en yaygın genetik hastalığı olan çölyak, ince bağırsağı ve birçok organı tutan, bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalık. Eski Yunancada karın anlamına gelen coeliaca kelimesinden adını alan hastalığın izlerine M.Ö. 1. yüzyılda bile rastlanıyor. Arkeolojik kalıntılar insanoğlunun Mezopotamya'daki ilk ıslah edilmiş buğdayla beslenmeye başladığından itibaren bu hastalığa yakalandığına gösteriyor. İlk tanı ise 1888'de İngiliz patolog Samuel Gee'nin hastalığın histolojik bulgularını ince bağırsak biyopsilerinde göstermesiyle konuldu. Hastalığa yol açan etken maddenin buğdaydaki glüten olduğu da 1950'lerde kesinleşti. Yaygın bir hastalık değildir! Aksine, dünyada en yaygın görülen hastalığıdır. Hastalığın tanımlandığı ilk yılarda görülme sıklığının 4 bin ila 5 bin kişide bir olduğu düşünüldüğünü belirten Gastroentroloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kızıltaş Oysa bugün yapılan çalışmalar, birçok toplumda ve ülkemizde çölyak hastalığının her 100 kişiden birinde gözlendiğini ortaya koyuyor. Bu oran Kuzey Avrupa'da 60-70 kişide bire, Batı Avrupa'da da yüzde 5-6'ya çıkıyor. Tanımlanan hastaların sayısına bakıldığında, bunun buzdağının su üstündeki bölümü olduğu benzetmesi yapılabilir. Saptanamayan hastaların çok daha büyük bir kitle olduğu düşünülüyor diyor. Çölyak, genetik bir hastalık değildir! Hayır! Bu hastalık genetik geçişlidir. Çölyak, tek yumurta ikizlerinden birinde varsa diğerinde de yüzde 75 oranında görülüyor. Birinci derece akrabalarda yüzde 20, ikinci derece akrabalarda da yüzde 5 oranında rastlanıyor. Çocuklukta ortaya çıkar! Bu hastalığın ortaya çıkış bulguları çok farklı olabilir. Süt çocukluğu, oyun çocukluğu gibi erken dönemlerde ortaya çıkabildiği gibi, 70 ve 80 yaşlarda tanımlanabilen geç olgular da bulunmaktadır. Yani çölyak, her yaşta görülebilen bir hastalıktır. Tek belirtisi şişlik ve karın ağrısıdır Çölyak'ın birçok belirtisi vardır. Klasik bulguları karın ağrısı, ishal, kansızlık, kilo alamama, boy kısalığı, fiziksel ve ruhsal gelişme geriliği, diş minesinde sorunlar ve kemik erimesidir. Çölyak yalnızca sindirim sisteminde hastalık yapar Aksine, çölyak tüm vücut sistemlerinde çeşitli hastalıklara neden olabilir. Kadınlarda adet düzensizliği, kısırlık, hamilelikte sık düşükler çölyaktan kaynaklanabildiğini belirten Gastroentroloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kızıltaş, çok farklı hastalıklara yol açabileceğini vurgulayarak şu bilgileri veriyor: Çölyak, karaciğer fonksiyonlarında sorun, kalp kası bozukluğu, D ve B grubu vitamin eksikliği, folik asit eksikliği, dermatit, ağızda aft, ülser, nörolojik bozukluklar, depresyon, böbrek ve eklem hastalıklar gibi farklı sorunlara neden olabilir. Huzursuz bağırsak sendromunun nedeni çölyaktır Huzursuz bağırsak sendromu, farklı bir hastalıktır. Ancak Çölyak görülme sıklığının, dispepsi ve huzursuz bağırsak sendromu sorunu olan hastalarda yüzde 2-3 'e çıktığı bilinmektedir. Glüteni azaltmak çölyakı tedavi eder Bir çay kaşığının sekizde biri kadar un tüketilmesi halinde bile, alınan glüten hastalığı tetikliyor. Mekanizma şöyledir: Yiyeceklerin bağırsaklardaki emilimi sırasında vücudun savunma mekanizması glütene karşı savaş açar ve antikorların ince bağırsaktaki fırçamsı yüzeye saldırmasıyla bağırsak duvarında hasar olur. Bu hasar nedeniyle besin maddeleri emilmeden sindirim sistemi yoluyla atılır. Glütenli besinlerin az tüketilmesi sorunu bir parça hafifletse de tedavi etmez. Çölyak hastaları bu sorunla karşılaşmamak için içinde hiç glüten barındırmayan yiyecekler yemelidir. Tanı için kan tetkiki yaptırmak yeterlidir! Yalnızca kan tetkiki yeterli değldir. Tanı için en önemli yöntem, hekimin muayenesi, hastanın öyküsünün iyi dinlenmesi ve hekim farkındalığıdır. Kan tetkiklerinde çölyak antikorlarına bakılldığını belirten Gastroentroloji Uzmanı Prof. Dr. Şafak Kızıltaş çölyak antikorlarının pozitifliği oranı hastalıkta yüksek olduğuna dikkat çekerek ince bağırsak biyopsilerinin alınması gerektiğini belirtiyor. Bazen ince barsak biyopsileri de yeterli gelmeyebilir. Bu gibi durumlarda doku tipi tayininin yapılması ( HLA DQ2-HLA DQ8 ) önerilmektedir. Çölyak hastalarının yüde 95'inde bu doku tipleri pozitiftir, bu nedenle Çölyak hastalığının olup olmadığını göstermede önemli rol oynar. Glüten içeren yiyeceklerden uzak durmak yeterlidir Çölyak'ın tedavisinde en etkin yöntem, glüten içeren yiyecekleri yememek olsa da, yine glüten içeren temizlik ve kozmetik ürünlerinden de uzak durulması gerekir. Glütensiz yiyecek diyetine zaman zaman ara verilebilir Bu hastalığın tedavisinde en önemli adım, glüten tüketimine son verilmesidir. Üstelik bu diyet, hiç ara verilmeden ömür boyu sürdürülmesi gerekir. Diyetine özen gösteren kişilerin ince bağırsağında 6-12 haftada düzelme başlar. Bir yılın sonunda da hastaların yüzde 70'inde tam iyileşme sağlanır. Bir yılda düzelmeyen hastalarda bağışıklık sistemini baskılayan bazı ilaçlar kullanılır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/conor-mcgregor/", "text": "İrlandalı karma dövüş sanatları sporcusu Conor McGregor, emekliye ayrıldı. Emeklilik kararını sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından duyuran 30 yaşındaki sporcu, Karma dövüş sanatları olarak bilinen spordan emekliye ayrılıyorum. Tüm eski meslektaşlarıma bu sporda başarılar dilerim. ifadelerini kullandı. Karma dövüş sanatlarının en popüler sporcuları arasında yer alan McGregor, 2012'de Cage Warriors organizasyonunda tüy sıklet ve hafif sıklet kategorilerinde şampiyon oldu. Aynı başarıyı UFC organizasyonunda da tekrarlayarak iki sıklette kemere ulaşan İrlandalı sporcu, 2017'de kariyerini boksa yönlendirdi. İlk boks deneyiminde, kariyerinde çıktığı tüm maçları kazanan ABD'li Floyd Mayweather'e kaybeden McGregor, son olarak geçen yıl düzenlenen hafif sıklet unvan maçında Müslüman sporcu Khabib Nurmagomedov'a mağlup olmuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/coplerden-sal-yapip-dunyayi-gezmek/", "text": "Sanatın tanımı hakkında çeşitli tartışmalar olması sanatın ruhuna can katan bir olgu. New York merkezli sanatçı Swoon da tarzıyla sanata yeni bir soluk getiren bir isim. 30 kişiden oluşan ekibiyle birlikte bizlerin çöp olarak düşündüğü nesneleri topluyor ve metrelerce büyüklükte heykeller oluşturuyor. Evet yanlış görmediniz Serenissima'nın Yüzen Şehirleri ismiyle anılan bu heykeller sallar üzerine yapılıyor. Üstelik sadece durmuyorlar gezmeye de yarıyorlar. İki sene önce başlattıkları proje ile oluşturdukları sallarla Sırbistan'dan Viyana'ya ulaşmayı başardılar bile. Burning Man Festivali'nde göreceğiniz çiçek çocuklardan tutun da barışçıl kişiliklere kadar herkes bu salların üstünde. Müzikler ve çiçekler eşliğinde keyifli yolculuklar yapılıyor. Viyana'ya varma amaçları da aslında dünyaca ünlü Venedik Bienali'ydi. Ve bianelin en gözde misafirlerinden oldular, çeşitli sanatsal faaliyetlere dahil oldular. Boşuna dememişler kiminin çöpü kiminin serveti diye onlar için mutluluğun tanımı bu seyahat oldu 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/copten-buldugu-kitaplari-biriktiren-temizlik-iscisi-ahmetin-30-bin-liraya-ulasma-hikayesi/", "text": "Pazartesi akşamı atv'nin 'Kim Milyoner Olmak İster?' yarışmasında koltuğa Ahmet isimli gencecik bir temizlik işçisi oturdu. Tarzı, rap'çileri andırıyordu. Konuşmalarından çıkardığım kadarıyla rap müziğine ilgi duyuyor ve amatör çalışmalar da sergiliyordu. Ahmet, öncelikle 15 bin liralık banka borcunu kapatmak için yarışmaya katılmıştı. Ama hedefini geçti. 30 bin liralık soruda ünlü edebiyatçı Amin Maalouf'u bile bildi. Şaşırdım... Sebebini Ahmet anlattı. Meğer çöplerden bulduğu kitapları biriktirirmiş. Onları okur, sonra ihtiyaç sahiplerine verir, kalanları da kütüphanesinde saklarmış... Ahmet'ten sonra yarışmacı koltuğuna Derya isimli genç kız oturdu. Üniversite üçüncü sınıfta Halkla İlişkiler okuyordu. Mezuniyetine sadece bir yıl kalmıştı. ABD başkanlığı için Hillary Clinton ile Donald Trump'ın yarıştığını seyircilere sorarak öğrendi! Yarışmadan öğrendim ki, kimi bilgiyi çöpten çıkartır, kimi önüne altın tepsi ile sunulan bilgiyi çöpe süpürür! Sabah / Yüksel Aytuğ"} {"url": "https://www.thegeyik.com/corona-yuzunden-avrupa-liginden-elenecekler/", "text": "UEFA Avrupa Ligi son 16 Turu maçında Inter ile Getafe'yi yarın karşı karşıya gelecek. Karşılaşma öncesi Getafe Başkanı Angel Torres, ülkedeki coronavirüs vakaları nedeniyle İtalya'ya gitmeyeceklerini açıkladı. Başkan Torres yaptığı açıklamada; Bu maçı Milano'da oynamak yerine UEFA'dan alternatif bir çözüm istedik. Coronavirüs salgınının tam ortasına gitmek istemiyoruz. Maça çıkmayacağımız için elenirsek elenelim. İstemediğimiz bir yere gitmeyeceğiz. Ya başka bir yerde oynarız ya da ertelenir. Erteleme daha mantıklı bir çözüm olur. UEFA bizden bu seyahat için özel izin almamızı istiyor. Almayacağım. Ülkemin yasalarına bağlı kalacağım şeklinde konuştu. Daha önce İtalya'daki tüm spor müsabakaları 3 Nisan'a kadar ertelenirken, Inter ile Getafe arasındaki karşılaşmanın da seyircisiz oynanmasına karar verilmişti. Ülkede yaklaşık 21 gün önce patlak veren Covid-19 salgını nedeniyle bilanço ağırlaşmaya devam ediyor. İtalya'da coronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 168 kişi artarak 631 oldu. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/cover-oldugunu-bilmediginiz-10-yabanci-sarki/", "text": "Şarkıların orijinal sahiplerini bilmek de artık bir meziyet sayılabilir. Cover yani parçayı yeniden düzenleyerek veya aslına uygun söyleme almış başını gidiyor. Bunun sadece Türkiye'de olan bir kısır döngü olduğunu sanıyorsanız aslında durum hiç de öyle değil. Şimdi sizlere birkaç yabancı şarkı ve bu şarkıları ilk söyleyen isimleri söyleyeceğiz. ŞARKILARDAN HABERİNİZ YOKSA İLK FIRSATTA OLSUN! 8 numaralı şarkı ise favorimiz. 1. Jeff Buckley Hallelujah şarkının orijinalini Leonard Cohen söylüyor. 2. Sinead O'Connor Nothing Compares 2 U şarkının orijinalini The Family söylüyor. 3. Björk It's Oh So Quiet şarkının orijinalini Betty Hutton söylüyor. 4. Bow Wow Wow I Want Candy şarkının orijinalini The Strangeloves söylüyor. 5. Aretha Franklin Respect şarkının orijinalini Otis Redding söylüyor. 6. Beck Leopard-Skin Pill-Box Hat şarkının orijinalini Bob Dylan söylüyor. Listede orijinalinin videosuna yer verdiğimiz tek şarkı da bu: 7. No Doubt It's My Life şarkının orijinalini Talk Talk söylüyor. 8. Gary Jules Mad World şarkının orijinalini Tears For Fears söylüyor. 9. Ryan Adams Bad Blood şarkının orijinalini Taylor Swift söylüyor. 10. Iron & Wine Such Great Heights şarkının orijinal versiyonunda The Postal Service imzası var. BONUS: Muse ve Nina Simone'un da söylediği Feeling Good İlk olarak 1964'te Cy Grant tarafından bir gösteride söylenen şarkıyı 1965 yılında Nina Simone albümünde söylemiş. Ama yeni nesil genelde Muse tarafından söylenmiş versiyonunu biliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/covid-19-ve-bahar-nezlesi-birbirinden-nasil-ayirt-edilebiliyor/", "text": "İçerisinde bulunduğumuz bahar mevsiminde alerjilerde de artış görülüyor. Alerji belirtilerinin Covid-19 ile karıştırılabildiğini belirten uzmanlar, özellikle polen mevsiminde ortaya çıkması, arka arkaya hapşırıkların olması, burun içinde, gözlerde ve damakta kaşıntı hissedilmesi gibi bulguların mevsimsel nezleyi Covid-19'dan ayırdığını ifade ediyor. Polen yoğunluğu nedeniyle sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde açık hava aktivitelerinin en aza indirilmesini öneren uzmanlar, mutlaka şapka, siperlik ve gözlük kullanılmasını tavsiye ediyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Murat Topak, bahar alerjisi, nezle, grip ve Covid-19 benzerlikleri ve farklılıklarına işaret ederek önemli bilgiler paylaştı. Bu belirtilere dikkat! Bahar alerjisinin belirtilerine değinen Prof. Dr. Murat Toprak, Bahar allerjisi yani mevsimsel alerjik nezle, alerjik nezlelerin bir bölümünü oluşturur. Çiçekli bitkilerdeki üreme olayında rol alan çiçek tozları ya da diğer adıyla polenler, bahar aylarında yüzlerce veya binlerce bitki tarafından atmosfere salınırlar ve duyarlı olan kişilerde de hastalık tablosunu oluştururlar. Alerjik nezleli kişilerde hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve burun kaşıntısı, gözlerde kaşıntı ayrıca geniz akıntısı, öksürük, halsizlik, koku almada güçlük, bazı hastalarda ise damak ve kulak içinde kaşıntı görülebilir dedi. Nezle çocuklarda daha sık görülüyor Soğuk algınlığı diye bilinen nezlenin üst solunum yollarının hafif seyreden viral enfeksiyonu olduğunu belirten Prof. Dr. Murat Toprak, Ortalama sıklığı okul öncesi çocuklarda yılda 5-7, yetişkinlerde 2-3 defadır. Yaklaşık 200'ün üzerinde virüs nezleye sebep olabiliyor. Nezlede burun akıntısı ve burun tıkanıklığı en sık görülen belirtilerdir. Ateş yetişkinlerde sık görülmez ama çocuklarda sıktır. Diğer yaygın semptomlar boğaz ağrısı, halsizlik ve öksürüktür. Öksürük genellikle burun akıntısı ve tıkanıklığından sonra ortaya çıkar. Hastalığın olağan seyri sırasında burun akıntısı başlangıçta şeffaftır ancak 3-5 gün içinde sarı renkli bir görünüm alabiliyor diye konuştu. Mevsimsel alerji polen mevsiminde başlıyor Mevsimsel alerjik nezlenin bazı bulgularının soğuk algınlığında görülenlerle benzerlik gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Murat Toprak, Özellikle polen mevsiminde ortaya çıkması, burun akıntısının yanı sıra arka arkaya hapşırıkların olması burun içinde, gözlerde ve damakta kaşıntı hissedilmesi ayrıca ateş olmaması soğuk algınlığı olmadığını düşündürür dedi. Grip ve Covid-19 ayırt edilemiyor Gribin Tip A, Tip B influenza virüsü ile oluşan ve her yıl salgınlar yapabilen viral bir enfeksiyon olduğunu söyleyen Prof. Dr. Murat Toprak sözlerine şöyle devam etti: Hastalıkta aniden ortaya çıkan ateş, baş ağrısı, yaygın kas ağrıları ile başlar, kısa süre sonra boğaz ağrısı, üşüme, titreme ve terleme, ileri derecede halsizlik, burun akıntısı ve öksürük gelişir. Tablonun bu şekilde olması hastalığın mevsimsel alerjik nezle ve soğuk algınlığından ayırt edilmesini sağlar. Covid-19 enfeksiyonunda ise artık hemen herkes tarafından bilindiği gibi kuru öksürük, ateş, halsizlik, nefes darlığı, baş ağrısı kas ve eklem ağrıları ön planda olan belirtilerdir. Bu belirtilerin gripte de görülmesi nedeniyle belirtilere bağlı olarak ayırt edici bir farklılık yoktur. Ayırt edici tanı ancak laboratuvar testleriyle yapılabilir. Bu belirtiler varsa kişinin kendini maske ve fiziksel mesafe kurallarına uyarak izole etmesi ve bir sağlık kuruluşuna başvurarak test sonuçlarına göre hareket etmesi uygundur. Mutlaka aşı olunmalı! Soğuk algınlığı, grip ve Covid-19 enfeksiyonlarının benzer şekilde solunum yolları ile bulaştığını vurgulayan Prof. Dr. Murat Topak, Özellikle Covid-19 'dan korunmak için kapalı ortamlarda ya da açık havada bile olsa fiziksel mesafenin korunamadığı yerlerde maske kullanılması ve fiziksel mesafeye dikkat edilmesi en önemli korunma yoludur. Maskenin geçmiş yıllara oranla yoğun olarak kullanılması soğuk algınlığı ve grip vakalarında belirgin bir azalmaya neden oldu. Korunma için ayrıca aşı sırası gelenlerin mutlaka aşı olmaları gerekiyor dedi. Mevsimsel alerjik nezlesi olanlar dikkat! Korunmada polenler ile karşılaşmamanın en önemli nokta olduğuna dikkat çeken Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Murat Toprak sözlerine şöyle devam etti: Polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde polenler gün içinde özellikle sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde havada yoğun olarak bulunurlar. Yağmur yağdıktan sonraki ilk birkaç saat ve akşam saatlerinde polen yoğunluğu büyük oranda azalır. Bu durum göz önünde tutularak dışarıya çıkma saatleri planlanabilir. Polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde özellikle sabah ve öğle saatlerinde, kuru ve rüzgarlı havalarda zorunlu değilse dışarıya çıkmamak, açık hava aktivitelerinde bulunmamak veya en aza indirmek gerekir. Polenlerden korunmak mümkün Polenlerden korunmanın mümkün olduğunu söyleyen Prof. Dr. Murat Toprak, Polenlerden korunmak için dış ortamda siperlikli şapka, gözlük, uzun kollu giysiler kullanmak uygun olur. Eve dönüşte giysilerin değiştirilmesi, duş alarak saçlar ve ciltteki polenlerin temizlenmesi yararlıdır. Evlere ve araçlara polen girmesine izin vermemek, çamaşırları ev içinde kurutmak, polenlerin yoğun olduğu saatlerde kapı ve pencereleri kapalı tutmak, olanaklı ise evde ve arabalarda polen filtreli klimalar kullanmak, yolculuklarda araçların pencerelerinin açık olmamasına dikkat etmek koruyucu tedbirler arasında sayılabilir diye konuştu"} {"url": "https://www.thegeyik.com/covid-19u-atlattiktan-sonra-en-cok-gorulen-rahatsizliklar/", "text": "Nefes alamama, öksürük krizleri, şiddetli ağrı, koku ve tat kaybı ve yüksek ateş başta olmak üzere birçok belirtiyle kendini gösterebilen, tedavisi kişiden kişiye değişebilmekle birlikte bazen haftalarca hatta aylarca sürebilen Covid-19 enfeksiyonunu geçirip iyileştikten sonra da ne yazık ki iş bitmiyor! Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Murat Köse Bir yıldır yaşadıklarımız bize gösterdi ki; Covid-19 enfeksiyonunun akciğer dışında neredeyse tutmadığı organ ve sistem yok. Bu yüzden hastalık sonrasında da devam eden çok çeşitli kalıcı semptomları olan ve sayıları giderek artan hastalarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle Covid sonrası bazı önlemleri mutlaka almak gerekiyor diyor. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Murat Köse, Covid sonrası ortaya çıkabilen hastalıkları anlattı, iyileştikten haftalar hatta aylar sonra bile dikkat edilmesi gereken, ihmale gelmez önlemleri sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Bir yıl önce ülkemizde görülmesiyle birlikte topyekun seferberliğe yol açan, günlük yaşam alışkanlıklarımızı kökünden değiştiren yüzyılın salgın hastalığı Covid-19 enfeksiyonu bugün hala en büyük endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Maske, mesafe ve hijyenin yanı sıra Covid-19 aşısı yüzyılın salgın hastalığından korunmada bir umut olsa da, tüm bu önlemlere rağmen hastalık kapıyı çalabiliyor! Üstelik Covid-19 geçirip iyileşmek de sorunu bitirmiyor; hastalığın yol açtığı tahribat iyileştikten sonra da fiziksel ve psikolojik olarak etkisini yoğun şekilde farklı biçimlerde gösterebiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Murat Köse Son bir yıldır yaşananlar Covid-19 enfeksiyonunu geçirmekle sorunun bitmediğini, iyileştikten günler, haftalar hatta aylar sonra da çok çeşitli sıkıntılar yaşanabildiğini ortaya koyuyor derken, o hastalıkları şöyle sıralıyor; Covid-19 bu hastalıklara yol açabiliyor! Santral sinir sistemini etkileyerek: Baş dönmesi, baş ağrısı, sersemlik hissi, kas ağrısı, tat ve koku kaybı ve felç gibi semptomlar. Gastrointestinal sistemi etkileyerek: Bulantı, kusma, karın ağrısı, iştahsızlık, ishal, mide kanaması, karaciğer hasarına bağlı akut hepatit. Hematolojik ve kalp tutulumu yaparak: Kanın beyaz hücrelerinde düşüklük, ritim bozukluğu, kalp kasında iltihap, bacak damarlarında pıhtılaşma, akciğer damarlarında pıhtı, kalp krizi gibi çeşitli klinik tablolar. Üriner sistemi etkileyerek: İdrarda kan ve protein kaçağı, böbrekte hasar ve elektrolit bozukluğu. Endokrin sistemde özellikle pankreası etkileyerek: Kan şekeri yüksekliği ve şeker komasına kadar gidebilecek insülin salgılanmasını baskılayabilir. Göz ve deri tutulumuyla beraber konjoktivit ve döküntülere neden olur. 6 ay sonra en sık görülen şikayetler! Covid-19 sonrası sürecin, hastalık öncesi risk faktörlerine ve hastalığın ciddiyetine bağlı olarak değiştiğini vurgulayan Doç. Dr. Murat Köse Covid-19 hastalarının üçte birinden fazlası birden fazla kalıcı semptom yaşar. Hastaların kontrollerinin 6. Ayında bile her 5 hastanın biri hala inatçı ve karakteristik semptomlardan muzdaripti derken, bu inatçı belirtileri psikolojik ve nörolojik olarak ikiye ayırarak şöyle anlatıyor: Fiziksel şikayetler: Halsizlik, nefes darlığı, göğüste huzursuzluk ve öksürüktür. 6 aydan daha uzun süre hastalar bu şikayetler ile hekime başvurabilirler ve genelde yapılan testler sonucunda altta bir neden bulunamaz. Daha az gördüğümüz fiziksel semptomlar; eklem ağrısı, baş ağrısı, gözyaşı kuruluğu, iştahsızlık, baş dönmesi, kafada sersemlik hissi, kas ağrısı, uyku bozukluğu, saç dökülmesi, terleme ve ishaldir. Özellikle bu şikayetler hastanın yaşam kalitesini bozduğundan semptomlara yönelik ilaç verilerek tedavisinin düzenlenmesi önemli. Psikolojik ve Nörolojik şikayetler ise; post-travmatik stres bozukluğu, anksiyete, depresyon, konsantrasyon bozukluğu ve hafıza güçlüğü hastaların Covid-19 sonrası yaşadığı yaşam konforunu, iş hayatını, aile hayatını ciddi etkileyen antidepresan kullanımının hatırı sayılır seviyede olduğu bir durum oluşturur. Covid sonrası bu 5 önleme dikkat! Fazla kilolardan kurtulun: Sağlıklı bir vücut için ideal kiloda olmak şüphesiz çok önemli. Ancak özellikle Covid-19 enfeksiyonu geçirenler için çok daha kritik rol oynuyor. Fazla kilo; yüksek tansiyondan diyabete, damarlarda yağ birikiminden inmeye dek birçok hastalığa yol açabilirken, Covid-19 enfeksiyonunun vücutta yarattığı tahribat da eklendiğinde risk artıyor. Düzenli egzersiz yapın: Hareketsizlik sağlığımızın en büyük düşmanlarından biri ve Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle yıpranan vücudumuzun özellikle haftada üç gün tempolu en az 45 dakika yürüyüş ile yeniden toparlaması mümkün. Aksine hareketsiz yaşama devam edildiğinde tahribat artıyor. Sağlıklı diyete özen gösterin: Covid sonrasında da güçlü bağışıklık; hem hastalığın tekrarlanma ihtimalini engelliyor hem de enfeksiyonun vücutta yol açtığı yıkımın onarılması için çok büyük önem taşıyor. Bu nedenle özellikle ağır ve yağlı yiyeceklerden, kızartmalardan, şarküteri ürünlerinden, aşırı tuzdan uzak durmalı ve mevsim sebzelerine soframızda mutlaka yer vermeli, haftada iki gün balık tüketmeyi ihmal etmemeliyiz. İlaçlarınızı aksatmayın: Özellikle diyabet, tansiyon, astım, KOAH gibi kronik hastalığınız varsa ilaçlarınızı mutlaka zamanında ve yeterli dozunda almaya özen gösterin. Rutin kontrolleri ihmal etmeyin: Covid-19 geçirenlerin mutlaka hekimlerinin önerdiği belirli aralıklarla düzenli rutin muayeneye gitmeleri, pandemi sürecinde hastaneye gitme korkusu nedeniyle şikayetlerini ertelememeleri çok önemli."} {"url": "https://www.thegeyik.com/covid-19un-7-sasirtici-norolojik-sinyali/", "text": "Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak kabul edilen COVID-19 (SARS CoV-2) salgınının başlangıç ve devam sürecinde bildirilen bilimsel raporlar, hastalığın sadece solunum yollarını değil; beraberinde veya bazen tek başına nörolojik sistemleri de etkilediğini ortaya koyuyor. Geliştirilen aşılar yüreklere su serpse de, önüne geçilemeyen bir hızla tüm dünyada yayılmaya devam eden ve şimdiden milyonlarca insanı enfekte eden COVID-19 ile ilişkili nörolojik semptom ve bulgulara gün geçtikçe yenileri ekleniyor. Yüksek ateş, halsizlik, öksürük ve nefes darlığı gibi hastalığın sık bilinen belirtileri olmadan; baş ağrısı, tat ve koku alamama, baş dönmesi, dengesizlik, görme kayıpları, bilinç bulanıklığı veya kaybı, ani gelişen unutkanlık, felçler, el ve ayaklarda ilerleyici kuvvet kaybı ve uyuşma, nöropatik ağrı gibi nörolojik belirtiler COVID -19 enfeksiyonunun ilk sinyali olabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya özellikle akciğer enfeksiyonunun ağır seyrettiği hastalarda diğer bulgulara ek olarak nörolojik belirtilerin tabloya eklenebildiğine dikkat çekerek, Hastalığın nörolojik belirtilerinin toplum tarafından tanınması, hastaların tedavi olanaklarına zaman kaybetmeden ulaşmalarında en önemli faktördür. diyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya, Covid-19'un 7 nörolojik sinyalini anlattı, önemli uyarılarda bulundu. Şiddetli baş ağrısı Baş ağrısı Covid-19'un oldukça yaygın görülen belirtilerinden birini oluşturuyor. Öyle ki hastalarda görülme sıklığı yüzde 40'a kadar yükselebiliyor. Covid-19'a bağlı gelişen baş ağrısında daha önce olmayan şekilde ve şiddette tüm başta ağırlık hissi oluşur, bazen de bıçak saplanır gibi keskin karakterlidir. uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya, uykudan uyandıracak kadar şiddetli olabilen ağrının genelde ağrı kesiciyle geçmediğini vurguluyor. Covid-19 enfeksiyonu nedeniyle gelişen baş ağrısının migrenden daha farklı özellik sergilediğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya, Bu ağrı çift taraflı, tüm başı tutan, ağrı kesiciye rağmen azalmayan, dirençli bir ağrıdır. Günlerce devam eder ve şiddeti günler içinde artabilir. diyor. Yaygın kas ağrıları Yaygın kas ağrıları da Covid-19 enfeksiyonunun sık görülen belirtileri arasında yer alıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya bu hastalığa bağlı kas liflerinde gelişen iltihabi tutulum nedeniyle nadir de olsa kas hücrelerinde kayıp ve güç kaybı da gelişebileceğini belirtiyor. Ağrı kesicilerle azalmayan vücutta, kol ile bacak kaslarında ve eklemlerde şiddetli ağrı, dokununca hassasiyet gibi şikayetler Covid-19 enfeksiyonu iyileştikten günler sonra bile devam edebiliyor. Kol ve bacaklarda yaygın uyuşma Covid-19 enfeksiyonunun erken veya geç döneminde kol ve bacaklarda yaygın uyuşma, ağrı ve güç kaybı şikayeti ile gelişen nöropati, bir başka deyişle vücuttaki sinir uçlarında tahribat gelişmesi belirtileri ortaya çıkabiliyor. Nöropati yürüme güçlükleri, ellerini kullanmakta zorluk, el ve ayaklarda yanma, karıncalanma gibi duyu bozuklukları ve ağrılara neden olabiliyor. Bazı Covid-19 hastalarında ani başlayarak hızla ilerleyen, bacaklardan kollara, hatta solunum kaslarına kadar tutulum gösteren Guillain Barre Sendromu da gelişebiliyor. Ani gelişen unutkanlık İleri yaşta, özellikle demansı olan hastalarda ve aynı zamanda komorbid, başka deyişle daha önce felç geçirme, hipertansiyon, diyabet veya kalp hastalığı olduğu bilinen Covid-19 hastalarında bilinç değişiklikleri de gelişebiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya ani oluşan unutkanlık, davranış değişiklikleri ve hafıza kusurları gibi belirtilerin Covid-19 hastalığında genellikle ileri yaştaki kişilerde ilk belirti olarak ortaya çıkabileceği uyarısında bulunarak, şunları söylüyor: Covid-19 enfeksiyonu doğrudan beyin hücresini etkilemesi dışında; vücutta yaratmış olduğu yoğun iltihabik olaylar nedeniyle meydana gelen metabolik bozukluklar ve oksijenlenmedeki azalmaya bağlı değişikliklere yol açıyor. Bunun yanı sıra virüs tarafından tetiklenen sitokin fırtınası sonucu oluşan çoklu organ yetmezliğinin gelişmesi de ensefalopati olarak tanımlanan tabloya neden oluyor Uyku bozuklukları Covid-19 pandemisi nedeniyle evde uzun süre zaman geçirmek ve stres uykunun süresi ile kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Kaya, pandemi sürecinde toplumda uykuya dalma güçlüğü ve uykusuzluk sorunlarının daha fazla görüldüğünü belirterek, Covid-19 çevresel ve sosyal koşullara bağlı olarak uyku ve uyanıklık ritminin bozukluğu gibi uykuyla ilişkili hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabileceği gibi, daha önce var olan uyku hastalıklarının kötüleşmesine de yol açabiliyor. Uyku bozuklukları ileri yaşta ve özellikle demans hastalarında Covid-19 'un habercisi olabiliyor. Daha önce var olmayan sürekli uyku hali gelişmesi, gece gelişen halüsinasyon ve yer ile zaman karışıklığı gibi durumlar hastalığın belirtisi olarak karşımıza çıkabiliyor. diyor. Baş dönmesi ve dengesizlik Covid-19 enfeksiyonu işitme ile denge sinirinde hasar yaparak kulak çınlaması ve baş hareketleriyle tetiklenen baş dönmesi veya sallantı hissi gibi şikayetlere yol açabiliyor. Aynı zamanda ani işitme kayıplarına da neden olabiliyor. Tat ve koku kaybı Covid-19 enfeksiyonunun başka bulguları olmadan; tek belirtisi olarak tat ve koku kaybı gelişebiliyor. Bu enfeksiyonun diğer koku alma bozukluğu yapan viral enfeksiyonlardan farkı, burun tıkanıklığı olmadan ciddi koku alamama sorunu yaşatması. Araştırmalarda bunun nedeninin ACE-2 olarak adlandırılan bir enzimin burun içindeki koku alma alanında yüksek miktarlarda bulunması ve koronavirüsün vücuda girişine izin veren kapı işlevi görmesi olduğu ortaya kondu. Covid-19 enfeksiyonuna bağlı tat ve koku kaybı bazen yaklaşık 2-4 hafta içerisinde tamamen düzeliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/covid-hastaligini-atlatanlar-ne-kadar-surede-iyilesiyor/", "text": "Covid-19 sadece birkaç ay önce ortaya çıkmış bir hastalık. Ancak şimdiden hastalığa yakalananların eski sağlıklarına kavuşmalarının uzun zaman aldığını söyleyebiliyoruz. Koronavirüse yakalanan bir kişinin iyileşme süresi, hastalığı ne kadar ağır geçirdiğiyle ilişkili olabilir fakat her zaman doğru orantılı olmuyor. Pek çok kişi için Covid-19'un sıradan bir gripten farkı olmuyor. Ancak Covid-19 bazı insanlarda kalıcı izler bırakabilir. Yaş, cinsiyet ve sağlık durumu virüsü kapan kişinin hastalığa nasıl tepki vereceği konusunda belirleyici etkenler arasında. Dünya koronavirüs aşısına ne kadar yakın? Koronavirüs tedavisi: En başarılı ilaçlar ve yöntemler hangileri? Koronavirüs: Covid-19 geçirmiş erkeklerin plazmasında kadınlarınkinden daha fazla antikor bulundu Hafif atlatanlar Covid-19'a yakalananların çoğu sadece kuru öksürük ve ateş belirtilerini yaşıyor. Ancak eklem ağrıları, halsizlik, boğaz ve baş ağrısı da görülen semptomlar arasında. Öksürük başta kuru oluyor. Ancak bazı hastalar, hastalığın ilerleyen evrelerinde balgam da atmaya başlayabiliyor. Bu balgamlarda virüsün öldürdüğü akciğer hücreleri bulunuyor. Bu semptomlar istirahat ve bol sıvı tüketimiyle tedavi ediliyor. Tedavi sürecinde ağrı kesici olarak parasetamol tavsiye ediliyor. Covid-19'u hafif geçirenler kısa sürede eski sağlıklarına kavuşuyor. Ateş bir haftadan kısa bir sürede düşse de öksürük şikayetleri bir süre daha devam edebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün Çin'deki veriler üzerinden yaptığı bir araştırma, hafif Covid-19 hastaları için iyileşme süresinin yaklaşık iki hafta olduğu belirtilmişti. Ağır hastalar Kimileri için hastalık çok daha ciddi bir hal alabiliyor. Enfeksiyonun yedi ile 10'uncu gününde hastanın durumu ağırlaşabiliyor. Durumun ağırlaşması ani bir şekilde yaşanabiliyor. Nefes darlığı başlıyor ve akciğerlerde yanma hissi ortaya çıkıyor. Bunun nedeni virüsle savaşmaya çalışan bağışıklık sisteminin sağlıklı akciğer hücrelerini de hedef almaya başlaması oluyor. Hastalığı bu şekilde geçirenlerin hastanede oksijen desteği alması gerekebiliyor. Pratisyen hekim Sarah Jarvis, Nefes darlığının iyileşmesi uzun zaman alabilir... Vücut, enflamasyonu tedavi etmeye çalışacaktır. Bu durumlarda eski sağlığa kavuşmak iki ila sekiz hafta sürebilir diyor. Jarvis hastalığı bu şekilde geçirenlerde uzun süre halsizlik gözlemlenebileceğini de ifade ediyor. Yoğun bakıma yatırılanlar WHO, virüse yakalanan her 20 kişiden birinin yoğun bakım tedavisine ihtiyaç duyacağını varsayıyor. Yoğun bakımdaki hastalar ilaçlarla uyutuluyor ve solunum cihazlarına bağlanabiliyor. Nedeni ne olursa olsun, yoğun bakım tedavisi gören bir hastanın nekahat dönemi ve tamamen iyileşmesi çok uzun zaman alabiliyor. Yoğun bakımdan çıkarılan hastalar önce normal odalara alınıyorlar, ardından da nekahate evde devam ediyorlar. Yoğun Bakım Tıp Fakültesi Dekanı Doktor Alison Pittard, yoğun bakımda yatmış bir kişinin eski sağlığına kavuşmasının 12 ile 18 ay sürebileceğini belirtiyor. Uzun süre hastane yatağında yatmak, kas kaybına yol açabiliyor. Yoğun bakım yatış döneminde kaslarını yitiren ve güçsüz düşen hastaların, kuvvetlerini yeniden kazanmaları gerekiyor. Bazı hastalar, yeniden yürüyebilmek için fizik tedaviye ihtiyaç duyuyor. Yoğun bakımda alınan ilaçlar nedeniyle hastalar deliryuma girebiliyor, psikolojik sorunlar yaşayabiliyorlar. Cardiff ve Vale Üniversitesi'nden fizyoterapist Paul Twose, Bu hastalık özelinde bir sorun daha söz konusu. Viral yorgunluk kesinlikle çok önemli bir etken diyor. İtalya ve Çin'den bildirilen vakalarda tüm vücutta bitkinlik, en ufak harekette nefes darlığı, bir türlü geçmeyen öksürük nöbetleri ve düzensiz solunum rahatsızlıkları raporlanmıştı. Hastalığı ağır geçirip atlatan bu kişilerde sürekli bir halsizlik de söz konusuydu. Ancak genel sonuçlara ulaşmak da kolay değil. Bazı Covid-19 hastaları yoğun bakımda görece kısa süre geçirirken bazı hastalar haftalarca solunum cihazına bağlı kalıyor. Koronavirüs kalıcı izler bırakabilir mi? Hastalığın çok yeni olmasından dolayı elde uzun vadeli etkileri incelemede kullanılacak herhangi bir veri yok. Bağışıklık sistemi aşırı çalışıp akciğerlere hasar veren hastalarda, akut solunum sıkıntısı sendromuna rastlanabiliyor. Fizyoterapist Twose, Beş yıl sonra dahi fiziksel ya da psikolojik sorunlar yaşanabileceğini gösteren veriler elimizde mevcut diyor. Warwick Tıp Fakültesi'nden Doktor James Gill ise hastalığı atlatanların iyileşme sürecinde mutlaka psikolojik destek de almaları gerektiğini vurguluyor.: Nefes almakta güçlük çektiğinizde doktor size 'Solunum cihazına bağlamamız lazım. Sizi uyutacağız. Ailenizle vedalaşmak ister misiniz?' diye soruyor. Bunları yaşayan hastalarda travma sonrası stres bozukluğuyla karşılaşmamız şaşırtıcı değil. Bazı durumlarda hastalığı hafif atlatanlarda bile sürekli halsizlik gibi kalıcı izler oluşma ihtimali de göz ardı edilmiyor. Uzun Covid denen bu hastalık belirtileri arasında kısa mesafe yürürken bile nefes nefese kalmak da yer alıyor. Covid-19'un farklı hastalarda farklı belirtilere yol açtığı gibi uzun Covid-19 da herkeste değişik semptomlar gösterebiliyor. Üstelik İrlanda'da yapılan bir araştırmaya göre bu sadece hastalığı ağır geçiren kişileri etkilemiyor. Araştırmaya katılanların yarısında, virüse maruz kaldıktan 10 hafta sonra bile yorgunluk belirtileri görülmüştü. Hastaların üçte biri, 10 hafta sonra hala işe dönemeyecek durumdaydı. Uzun süre geçmeyen belirtilerin nedeni ne? Bilim insanları koronavirüs belirtilerinin neden bazı kişilerde uzun süre geçmediğine dair fikir yürütse de net bir cevaba sahip değiller. Virüsün vücudun büyük kısmından atılıp bir bölümünde tutunması bir neden olabilir. King's College'dan Prof. Tim Spector Uzun süreli ishal varsa virüs bağırsakta tutunmuştur, koku kaybı geçmediyse sinir sisteminde tutunmuştur, sorun bundan kaynaklanıyor olabilir diyor. Koronavirüs vücutta çok farklı hücre tiplerini etkileyebildiği için güçlü bir bağışıklık tepkisi üretiyor ve bu da çeşitli organlarda hasara yol açabiliyor. Bazı uzmanlar, Covid sonrasında bağışıklık sisteminin normale dönmediğini ve uzun süreli belirtilerin arkasında bunun olduğunu düşünüyor. Akciğerdeki hasarın yanı sıra bazı kişilerde şeker hastalığı da ortaya çıkabiliyor ve bu kişilerin bir kısmı da kan şekeri seviyelerini kontrol etmekte zorlanıyor. SARS-Cov-2 ile aynı koronavirüs ailesinden olan SARS hastalığı da bedenin yağ işleme yönteminde en az 12 yıl süren değişiklikler oluşmasına yol açmıştı. Koronavirüsün beyin yapısını değiştirdiğine dair de bulgular var fakat bu henüz kesinleşmiş değil. - Kaç kişi iyileşti? Dünya genelinde kaç kişinin Covid-19'a yakalanıp iyileştiğini söylemek pek mümkün değil. Johns Hopkins Üniversitesi'nin verilerine göre 19 Ekim itibarıyla 40 milyon kişide virüs tespit edilirken hayatını kaybedenlerin sayısı 1,1 milyon oldu. Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü, dünya genelinde gerçek vaka sayısının tespit edilenlerin 10 katı olabileceğini açıkladı. Dahası, her ülke farklı yöntemlerle veri topluyor. Bazı ülkeler iyileşen hasta verilerini yayınlamıyor. Ayrıca hastalığı hafif atlatanlar kayıtlara dahi girmiyor. Matematiksel modellemeler, Covid-19'a yakalananların yüzde 99 ila 99,5'inin iyileşeceğine işaret ediyor. Virüse yeniden yakalanmak mümkün mü? Virüse yakalanan bir kişinin geliştirdiği bağışıklığın süresi konusunda elde çok fazla bilgi yok. Ancak genel kanı, virüse yakalanıp iyileşenlerin yeterli ölçüde bağışıklık geliştirmiş olması gerektiği yönünde. Fakat az sayıda da olsa, virüse ikinci kez yakalandığı bildirilen kişiler bulunuyor. Özellikle Covid-19 aşısı üzerinde çalışanlar için bu konu hayati öneme sahip. Geliştirilecek olan aşının ne kadar dayanıklı olacağı konusu, virüse karşı bağışıklığın süresine bağlı. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-52347710"} {"url": "https://www.thegeyik.com/covid-surecinde-oruc-tutarken-bagisikliginiza-nasil-dikkat-edebilirsiniz-ornek-sahur-ve-iftar/", "text": "Ramazan ayı, sağlığı olumsuz yönde etkileyen beslenme alışkanlıklarından uzak durmak ve sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için önemli bir fırsat sunuyor. Bu süreçte gün içinde uzun süre aç kalınacağı düşüncesiyle kızarmış, fazla yağlı yiyecekler ve tatlılar açısından zengin bir beslenmeye geçildiği takdirde kilo artışına ek olarak; kan, kolesterol ve şeker seviyelerinde bozulmalar görülebiliyor. Oysa özellikle pandemi döneminde virüsten korunmak için bağışıklığın da güçlü tutulması gerekiyor. Kişinin ihtiyacı olan miktarda ve dengeli bir şekilde beslenmesi ise Ramazan ayı boyunca sağlıklı ve aktif kalmayı sağlıyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Uz. Dyt. N.Sinem Türkmen, pandemide oruç tutarken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. Sahur öğünü kan şekerini dengede tutuyor Metabolizmanın düzgün bir şekilde çalışmaya devam etmesi için mutlaka sahur yapılmalıdır. Sahur öğünü kahvaltı gibi düşünülebilir. Kan şekeri seviyesini dengede tutacak; enerji ve lif içeriği yüksek tam buğday unu ile yapılmış ekmek-pide, yulaf bazlı tahıl gevrekleri gibi kaliteli karbonhidrat kaynakları ve uzun süre tok tutacak yumurta, süt ve süt ürünleri gibi proteinden ve yağlı tohumlar, zeytin ve avokado gibi sağlıklı yağlardan zengin besinler tercih edilmelidir. Sahurda en az 500 ml su tüketilmeli Su tüketiminin yanında su içeriği yüksek besinler tüketilerek de sıvı alımı artırılabilir. Sulu meyveler, salatalık, domates gibi hem lif hem de su içeriği yüksek sebzeler de sahur öğününe eklenmelidir. Sahur sırasında çay, asitli ve kafeinli içeceklerden kaçınılmalıdır. Bu içecekler, daha sık idrara çıkılmasına ve daha fazla sıvı kaybına neden olabilir. Aynı şekilde, vücuttan su atılımına sebep olacak şarküteri ürünleri, tuzlu peynir-zeytin gibi fazla tuzlu gıdalardan uzak durulmalıdır. Örnek Sahur Menüsü 1 Yumurtalı ve sebzeli omlet Az tuzlu beyaz peynir Tuzsuz zeytin veya ceviz Bol yeşillik, domates, salatalık vb. Tam tahıllı ekmek Süt veya kefir Örnek Sahur Menüsü 2 Haşlanmış yumurta Yulaf ezmesi ile yoğurt Badem/fındık/ceviz vb. Taze meyve Her iftardan sonra tatlı yemek kilo aldırabilir Oruç 1 bardak su ve isteğe göre 1 adet hurma veya zeytin ile açılabilir. Daha sonra, hafif bir başlangıç olması için çorba ile öğüne devam edilebilir. Diğer yemeklere geçmeden önce mutlaka 15 dakika ara verilmeli, mide rahatsızlıklarından korunmak için yavaş ve ihtiyaca uygun miktarlarda beslenilmelidir. Genel olarak yağ veya şeker bakımından zengin, kızarmış ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalıdır. Ramazan ayında sıkça tüketilen tatlılar çok fazla şeker içermektedir. Her iftardan sonra düzenli olarak tatlı tüketmek kilo almanıza sebep olabilir. Tatlı ihtiyacı iftardan 1 saat sonra meyve tüketilerek karşılanabilir. Mevsimine göre su ve lif içeriği yüksek, bağırsakların düzenli çalışmasına katkıda bulunacak meyveler tercih edilebilir. Yağ açısından zengin gıdaların, özellikle hayvansal yağların, yağlı etlerin veya margarin/tereyağlı hamur işlerinin tüketimini azaltılmalıdır. Yiyecekleri kızartmak yerine, fırında pişirme, haşlama veya ızgara gibi diğer pişirme yöntemleri kullanılmalıdır. Örnek İftar Menüsü 1 Kremasız bir çorba Izgara/haşlama/fırında pişmiş et/tavuk/balık/hindi Tam tahıllı ekmek veya bulgur pilavı Bol yeşillikli salata Yoğurt/ayran/cacık Örnek İftar Menüsü 2 Kremasız bir çorba Kuru baklagil veya sebze yemeği Tam tahıllı ekmek veya bulgur pilavı Bol yeşillikli salata Yoğurt/ayran/cacık Hareketsizlikten kaçının Covid sürecinde evde geçirilen süre arttığı için hareketsizlik de sık görülmektedir. Gün içinde hafif yürüyüşler yapılmalı, iftar sonrasında mümkün olduğunca hareket edilmeli, evde planlanabilecek egzersizlerle fiziksel aktivite seviyesi artırılmaya çalışılmalıdır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cristiano-ronaldoya-gore-gelecek-vaat-eden-6-futbolcu/", "text": "Dünyanın en iyi futbolcularından biri olan Cristiano Ronaldo, Real Madrid'de başarıdan başarıya koşuyor. UEFA'nın ödül töreninde ise gelecek vaat eden genç yetenekleri sıraladı. Ronaldo'ya göre listede yer alan isimlerden birisi PSG'ye transfer olan Neymar. Neymar'ın yerine Barcelona'ya giden Dembele de yine listede yer buldu. Ayrıca Cristiano Ronaldo o gün 2015-2016 sezonunun Avrupa'daki en iyi futbolcusu seçildi. Yani eğer Ronaldo binlerce futbolcu arasından bu isimleri seçtiyse bir bildiği vardır. İşte futbolun geleceği diyebileceğimiz genç futbolcular: Listeye Real Madrid'deki takım arkadaşı Asensio ile başlamış. 18 yaşında olan Kylian Mbappe de Monaco'dan PSG'ye geçiyor. Manchester United'ın genç forveti Ronaldo'nun gözünden kaçmamış. Fenerbahçe taraftarının muhtemelen en çok istediği futbolculardan biriydi Hazard. Şimdilerde Chelsea'de esmeye devam ediyor. Neymar geleceğin yıldızı demek için Ronaldo kadar futbolun içinde olmaya da gerek yok. Dünyanın en pahalı transferine imza attı. Dembele Dortmund'dan Barcelona'ya transfer olarak Ronaldo'yu haklı çıkarttı bile."} {"url": "https://www.thegeyik.com/cs-gonun-ucretsiz-surumu-yayinlandi/", "text": "Valve, Counter-Strike: Global Offensive'ın ücretsiz bir versiyonunu yayınladı. Steam'de yerini alan oyun sadece bootlara karşı çevrimdışı oynama imkanı sunuyor... Valve, popüler multiplayer FPS oyunu Counter-Strike: Global Offensive'ın ücretsiz oynanabilen bir versiyonunu çıkardı. Ücretsiz sürüm çevrimdışı destek ile geliyor, böylece çevrimdışı olarak sadece botlara karşı oynayabiliyorsunuz. Ayrıca GOTV aracılığıyla maçları da izleyebilirsiniz. Oyun tek başına botları öldürme görevi üzerine kurulu. Yani multiplayer oyun deneyimi sunmuyor. Ancak çevrimiçi multiplayer destekli tam sürümünü satın almadan önce oyunu kavramak için yeterli olacağını söyleyelim. Ücretsiz sürüm sadece yeni başlayanların pratik yapmasını sağlayacak. Counter-Strike: Global Offensive Free Edition çıktı Oyun, 5 Eylül'de gerçekleşecek olan FACEIT London Major turnuvasından hemen önce geldi. Ücretsiz sürümü kullanan kişiler, en iyi 24 takımın milyonlarca dolarlık ödülleri kazanmak için üç hafta boyunca karşı karşıya geldiği profesyonel maçları seyredebilecekler. Oyunun ücretsiz sürümü artık yayında ve şu anda Steam'de Counter-Strike: Global Offensive Free Edition olarak listeleniyor. Mac, Windows ve Linux platformlarını destekleyen oyunu yüklemek için sisteminizde 16 GB sabit disk alanı olması gerek. DonanımHaber"} {"url": "https://www.thegeyik.com/daha-fazla-kekik-tuketmenizi-saglayacak-7-muhtesem-neden/", "text": "Kökeni M.Ö 3000 yılına kadar dayana kekik, Mısır Uygarlıkları'nda ve Sümerliler'de çeşitli amaçlar için sıkça kullanılmıştır. Mısırlılar kekiğin kötü ruhları kovduğuna inanırken, Sümerliler ise tıbbi amaçlı olarak kekikten faydalanmıştır. Günümüzde hem lezzet hem de sağlık kaynağı olarak tüketilen kekiğin kullanımı bilim insanlarının çalışmalarıyla da kanıtlanmıştır. Peki ama neden kekik? 1# Vücudu parazitlerden korur Kekikten elde edilen yağ kötü bakterilere karşı en önemli silahlar arasındadır. Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı tarafından yayınlanan rapor ve Canadian Journal of Microbiology'de yayımlanan makale, kekiğin mantar ve zararlı bakterilere karşı olan etkisini kanıtlar niteliktedir. 2# Tansiyonu dengelemeye yardımcı olur Pakistanlı bilim insanları tarafından fareler üzerinde gerçekleştirilen deney, kekiğin nabzı ve tansiyonu dengelediğini ortaya çıkarmıştır. Kolesterole karşı da oldukça etkili olan kekik, bu tip sorunlar yaşayan insanlar için doğal bir ilaçtır. 3# Adet sancısını azaltır Adet sancısını azaltan ilaçlarda bulunan ibuprofen etkisi taşıyan kekiğin etkisi klinik araştırmalarla da kanıtlanmıştır. 84 kız öğrencinin katıldığı bir deneyde kekik yağının en az ibuprofen içeren ilaç kadar etkili olduğu ortaya konmuştur. 4# Karın ağrısına karşı etkilidir Antispazmodik olarak da bilinen kekik, kramp ve karın ağrılarına karşı oldukça etkilidir. 5# Öksürük kesici olarak kullanılır 1900'lü yıllardan bu yana öksürüğü bastırmak amacıyla kullanılan kekik, nefes borusunun açılmasında ve faranjit tedavisinde kullanılmaktadır. Sizler de benzer sorunlar yaşıyorsanız düzenli olarak kekik çayı içebilir ve bu sorunda kurtulabilirsiniz. 6# Haşarat kovucu olarak kullanılır Kekik yağı, biberiye ve nane yağının bitkilere zarar veren böcekleri kovduğu klinik araştırmalar ile tespit edilmiştir. 7# Sinir sisteminin destekler Yüksek oranda A ve C vitamini içeren kekik, sinir sistemini desteklemesinin yanı sıra sindirime de yardımcı olmaktadır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/daha-fazla-oyun-oynayabilmek-icin-sevgilisinden-ayrildi/", "text": "Profesyonel e-spor oyuncusu ve COD serisiyle popüler hale gelen Douglas Martin, çok absürt bir sebepten dolayı sevgilisinden ayrılınca sosyal medyada gündem olmayı başardı. Martin kız arkadaşım oyun performansımı düşürüyor şeklinde konuştu. Hiç şüphesiz son yılların en popüler işlerinden biri haline gelen e-spor oyunculuğu, oyuncuların kişisel hayatlarına kadar inmiş durumda. Özellikle Call of Duty'deki performansıyla alkışları toplamayı başaran Meksikalı Douglas Martin, son zamanlardaki kötü oynayışının sebebini sunucu olan sevgilisine attı. Dünya genelinde 'en ateşli hava durumu sunucusu' olarak bilinen ve Douglas Martin'in kız arkadaşı olan Yanet Garcia, e-sporcuyla ilişkilerini bitirdiklerini dile getirdi. Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamalarda güzel Garcia, üzüldüğünü ifade etti. Sevgilisi Martin'in açıklaması daha ciddiydi: Benim sadece Call of Duty oynamaya odaklanmam gerek. Benim bir kız arkadaşa ayıracak zamanım yok! Bakalım bundan sonra e-spor oyuncusu Douglas'ın performansında artış yaşanacak mı? Sosyal medyada kısa süre içerisinde popüler olan bu ikiliden Douglas Martin'in YouTube'da 2 milyonu aşkın abonesi bulunuyorken sunucu Garcia ise Instagram'da 6 milyondan fazla takipçiye sahip. İşte oyun uğruna terk ettiği Garcia'nın fotoğrafları..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/daha-once-duymadiginiz-25-ilginc-psikolojik-gercek/", "text": "Psikoloji aslında yaptığımız tüm hareketlerin kaynağı peki kendi psikolojimizi ne kadar iyi biliyoruz? İşte psikoloji hakkında duymadığımız 25 ilginç gerçek 1. İnsanın kendi kendini gıdıklayabilmesi imkansız. Sadece bazı şizofreni hastaları, kendi kendilerini gıdıklayabiliyor! 2. Dünyada psikologlar tarafından tanımlanan 400'ün üzerinde fobi çeşidi var! 3. Beyin, sıkıcı insanlardan dinlediğiniz sıkıcı konuşmaların tamamını KAYDETMİYOR! Onları daha ilginç hale getirerek bir çeşit yeniden yazma işlemi yapıyor. 4. Yapılan bir araştırmaya göre, profil sayfalarına çok sayıda selfie yükleyen erkek kullanıcıların, psikopat ve narsistik kişilik bozukluğuna sahip olma olasılığı çok yüksek. 5. Dinlediğiniz müzik türü, dünyayı algılayış biçiminizi de etkiliyor. 6. Aşık olmak ile Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğuna sahip olmak vücutta aynı biyokimyasal etkiyi yaratıyor. 7. Araştırmalara göre, parayı fiziksel olarak birşeylere sahip olmak için değil de, deneyim kazanmak için harcamak, insanı daha çok mutlu ediyor. 8. Son bulgulara göre, fobiler aslında DNA aracılığıyla nesilden nesile aktarılan hatıralardan ibaret... 9. Daha önce Yürüyen Ceset Sendromu diye bir hastalık duymuş muydunuz? Bu ruhsal bozukluğa sahip olan hastalar; ölü olduklarını, etlerinin çürüdüğünü, organ ve kanlarının olmadığını düşünüyor! 10. Psikologların yaptığı incelemeye göre internet trolleri narsistik, psikopat ve sadistik kişilik özellikleri gösteriyor. 11. Televizyonların ve popüler kültürün hayatımıza girmesiyle ortaya çıkan bir diğer ruhsal bozukluk da Truman sendromu... Bu hastalığa yakalananlar, hayatlarının her aşamasının tıpkı filmdeki gibi gizlice kameraya kaydedilip televizyonda gösterildiğini zannediyor. 12. Bir şarkının en sevdiğiniz şarkı olmasının sebebi, onu hayatınızdaki duygusal bir an ile eşleştirmenizden ileri geliyor. 13. Yapılan araştırmalar, cahil insanların kendilerini mükemmel görmeye; zeki insanların ise yeteneklerini hafife almaya eğilimli olduğunu gösteriyor. 14. Paris sendromu, özellikle Japonların yakalandığı garip bir psikolojik rahatsızlık... Paris'e gelmeden önce şehirle ilgili büyük beklentileri olan kişiler, şehrin gerçek yüzüyle karşılaşınca depresyona giriyor. 15. Kudüs sendromu da yine literatüre geçen bir başka ilginç rahatsızlık. Kudüs'ü ziyaret eden hacı ve turistlerden bazıları, buradaki kutsal atmosfere kendilerini kaptırıp, büyük bir dini lider olduklarına inanmaya başlıyor. Daha da ileri gidip kendini Mesih, Hz İsa ya da Hz Musa zannedenip, Kızıldeniz'i yarmaya çalışanlar da var! 16. Doğuştan görme engelli olan kişiler, şizofreni hastalığına yakalanmıyor! 17. Cep telefonunu kaybetmenin, artık bir fobi olarak literatürde yer aldığını biliyor muydunuz? Nomofobi, cep telefonu ve bağlantısını kaybetme korkusu demek. 18. Birisine 20 saniyeden uzun süre sarıldığınızda, beyinde sosyal bağlanmadan sorumlu oksitosin hormonu salgılanıyor ve böylece bu kişinin size daha çok güvenmesini sağlıyorsunuz. 19. İnsanlar fiziksel açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle gece geç saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor. 20. Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da, yeryüzünde yaşayan tüm insanlar şu 6 duygu için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor: mutluluk, öfke, üzüntü, korku, şaşırma ve iğrenme. 21. Reddedilmek, beyin tarafından fiziksel bir acı olarak algılanıyor. 22. Hedeflerinizi her zaman kendinize saklayın! Çünkü yapılan bir araştırmaya göre, hedeflerinizi başkalarına ilan ettiğinizde, onları gerçekleştirme ihtimaliniz düşüyor. 23. Sevdiğiniz birini gördüğünüz zaman, gözbebekleriniz büyüyor. Anı şey, nefret ettiğiniz birini gördüğünüzde de geçerli... 24. Bugün liseye giden sıradan bir öğrenci, 1950'lerde psikiyatrik tedavi gören ortalama bir hasta ile aynı kaygı seviyesine sahip! 25. Günümüzde araştırmacılar arasında internet bağımlılığının da artık bir akıl hastalığı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hakkında devam eden bir tartışma var. kaynak: Fwmail.net<"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dalmacyali-diye-dalga-gecilen-kiz-model-oldu/", "text": "Yıllarca zorbalıkla mücadele eden ve çevresindeki insanlar tarafından dalmaçyalı diye aşağılanan 16 yaşındaki Alba Parajo, tüm yaşananlara inat hayallerinin peşinden koşarak model olmayı başardı. Ender görülen bir cilt hastalığı ile doğan Alba Parejo'nun vücudunda 500'den fazla doğum lekesi bulunuyor. Hastalığı sebebiyle birçok operasyon ve bu sebeple vücudunda ameliyat izleri bulunan Parejo'nun kaderi 16 yaşında değişti. Canavar, uzaylı ya da dalmaçyalı diyernlere aldırış etmeden moda çekimlerine katılmaya başlayan genç kız, bu azmiyle dergilere kapak olmayı dahi başardı. Kendini sevmeyi öğrendiğini ve insanlara yardımcı olmak için elinden geleni yapacağını ifade eden Parejo'nun fotoğraflarından en ilginç örnekler sizlerle; Dalmaçyalı Diye Dalga Geçilen Kız Model Oldu! Yıllarca zorbalıkla mücadele eden ve çevresindeki insanlar tarafından dalmaçyalı diye aşağılanan 16 yaşındaki Alba Parajo, tüm yaşananlara inat hayallerinin peşinden koşarak model olmayı başardı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/damadin-hayir-demek-ne-mumkun-cevabi-sonrasi-nikah-memuru-nikahi-iptal-etti/", "text": "Manisa'daki evlilik töreninde damat, nikah memurunun sorusuna Hayır demek ne mümkün cevabını verince nikah memuru nikahı iptal etti. Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki evlilik töreninde damat, nikah memurunun sorusuna Hayır demek ne mümkün cevabını verince çift dünya evine giremedi. HAYIR DEMEK NE MÜMKÜN Turgutlu Belediyesi Nikah Salonu'nda Hatice Koşman ve Turgut Dinçeri nikah masasına oturdu. Nikah memuru Ali Akça'nın Hatice Koşman'ı eş olarak kabul ediyor musunuz sorusuna, damat Dinçeri, Hayır demek ne mümkün cevabını verince nikah memuru Ali Akçay nikahı iptal etti. NİKAH MEMURU KARARINDAN VAZGEÇMEDİ Gelin, damat ve misafirlerin ikna etmeye çalıştığı memur, nikahı kıymaya ikna olmayınca gerginlik yaşandı. ÇİFTİN NİKAH İŞLEMLERİ İPTAL OLDU Güvenlik görevlilerinin çağrısı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri de memur Akça'yı ikna edemeyince nikah işlemleri iptal edildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/damat-davetlilerden-birini-isaret-ederek-geline-baskasini-sevdigini-itiraf-etti-herkes-sok-olup-gozyaslarina-boguldu/", "text": "Düğün günü herkes için çok özeldir. Bugünün duygu yüklü geçmesi gayet normaldir. Yine düğün gününüzde özel şeyler yaşamak istersiniz. Jefferson ve Jessica çifti de onlardan biriydi. Düğünlerinde Jessica, eşinin bir başkasını sevdiğini açıklamasıyla şok oldu. Ancak itirafı her şeyi daha da güzelleştirdi. Daha önce düğünlere gittiyseniz, gelin ve damat arasındaki bağı görünce içiniz kıpır kıpır olur. Hatta belki de düğünde ağlamışsınızdır. Çiftin düğünde yaptığı konuşma bütün davetlileri duygulandırdı. Portekizli Jefferson ve Jessica çifti tanıştıktan sonra birbirlerine aşık olup evlenmeye karar verdiler. Konuşmalarını yapana dek her şey normal gidiyordu. Jefferson eşine döndü ve kimsenin beklemediği bir itirafta bulundu. Damat bir başkasını seviyordu. Jefferson konuşması esnasında küçük bir kızın önünde dizlerinin önüne çöktü. Damat sadece eşine evlenme teklifinde bulunmadı. Aynı zamanda eşinin 8 yaşındaki kızı Giovanna'yı da ölene dek seveceğine dair yemin etti. Jessica evlilik konuşmasını yaptıktan sonra sıra Jefferson'a geldi. Jefferson eşinin kızı Giovanna'ya yanına gelmesini işaret etti. Babası olarak onu ne kadar seveceğini ve onun için neler yapacağını söyledi. Jefferson gözleri yaş içinde Tek bir dilek şansım olsa senin benim kızım olmanı isterdim. Senin kadar güzel, zeki ve eğitimli bir kızım olduğu için dünyanın en gururlu babasıyım dedi. Giovanna gülümsemeden edemedi. Jefferson küçük kızın gözlerine baktı ve tıpkı annesine de verdiği söz gibi hayatı boyunca yanında olacağını söyledi. Jessica ve bütün davetliler gözyaşlarına boğuldu. Jefferson son olarak, Sana bir baba olarak bütün sevgimi vereceğim ve her daim yanında olup seni koruyacağım dedi. Giovanna da mikrofonu aldı ve yeni babasına gözyaşları içinde teşekkür etti. Belki de dünyanın en iyi evlilik yemini ve konuşması bu. Giovanna, Jefferson'ın ona nasıl babalık edeceğinin sinyallerini daha bu yaşta olsa bile almış. Jefferson iki dakika boyunca Giovanna'yı ne kadar sevdiğini Portekizce anlatıyor. Portekizce bilmeseniz bile duygulanmamanız elde değil. tr.newsner.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/damla-ersubasi-ile-mustafa-can-keser-tek-celsede-bosandi/", "text": "Oyuncu Damla Ersubaşı ve eşi Mustafa Can Keser bugün Çağlayan Adliyesi'ndeki Aile Mahkemesi'nde görülen davayla anlaşmalı olarak boşandı. Keser'in 2017 yılında Damla Ersubaşı ve kendi kardeşi Alev Keser'i darp ettiği hatta mahkemelik olduğu öğrenilmişti. Sosyal medya hesabından boşanma kararı aldıklarını duyuran Damla Ersubaşı, geçtiğimiz günlerde eşi Mustafa Can Keser'e boşanma davası açmıştı. Keser'in 2017 yılında Damla Ersubaşı ve kendi kardeşi Alev Keser'i darp ettiği hatta mahkemelik olduğu öğrenilmişti. Keser şiddet iddialarını kabul etmiş ve pişman olduğunu dile getirmişti. Kardeşinden şikayetçi olan Alev Keser, Damla'nın üzerine yürüdü, ben de ona zarar vermesini önlemek için önüne geçtim. Bizi 3.5 saat öldürme maksadıyla dövdü, kafamıza kül tablaları ile vurdu. Olay yüzünden hala psikolojim düzelmedi. Davaya katılma talebim var, kardeşim cezalandırılsın ifadesini kullanmıştı. Bunun ardından yeni hamle yapan Ersubaşı, eşi hakkında 2 ay süreyle koruma kararı aldırmıştı. Çiftin boşanma davası bugün görüldü. Günaydın'dan Deniz Yusufoğlu'nun haberine göre; evliliklerini sonlandırma kararı alan iki kız çocuğuna sahip olan çift, bugün Çağlayan Adliyesi'ndeki Aile Mahkemesi'nde anlaşmalı olarak boşandı T24"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dar-pantolon-modasi-refluyu-tetikliyor/", "text": "Yapılan çalışmalar toplum genelinde insanların neredeyse yüzde 7'sinin her gün yemek borusunda bir yanma hissi yaşadığını ortaya koyuyor. Bu belirtileri gece yaşayanların oranının yüzde 36'ya çıktığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel, özellikle fazla kilo ve yaşam tarzının reflüye neden olduğunu belirtti. Prof. Dr. Özel, Dar pantolonlar, korseler, sıkı kemerler reflüyü tetikler. Eğer reflü hastasıysanız ya da reflü semptomlarınız olduğunu düşünüyorsanız, doktora bile gitmeden önce giyim tarzınızı değiştirmelisiniz diye konuştu. Yemek borusu, diyafram ve mideye ait kas yapılarının o bölümü yeterince kapatamaması ve bunun sonucunda mide içeriğinin yemek borusuna kaçması olarak tanımlanan reflü birçok kişinin hayatını olumsuz etkiliyor. Reflünün görülme sıklığı kadın ve erkeklerde aynı olurken hastalığa bağlı komplikasyonlar erkekleri daha çok etkiliyor. Sanılanın aksine stres ile reflü arasında doğrudan bir ilişkinin bulunmadığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel, Ancak stres mide asit salınımı ve kan dolaşımı üzerindeki olumsuz etkileri şiddetlendirebilir dedi. Yaşam tarzının reflü hastalığında büyük etkisi olduğunu anlatan Prof. Dr. Özel, Sigara kullanıyorsanız, yağlı ve aşırı besleniyorsanız, fazla kilonuz varsa reflü hastalığına yakalanma riskiniz kaçınılmaz olur şeklinde konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/darisi-basimiza-evde-temizlik-yaparken-6-koyun-tapusunu-buldu/", "text": "Mardin'din Yeşilli ilçesine bağlı Sancar Mahallesinde yaşayan Ali Aşa evinde tadilat yaparken küpler içinde bulduğu tapular hayatını değiştirdi. Bir anda 6 köyün sahibi olan Aşa, köylülerin geçmişte aşiretler tarafından baskına uğradığından bazılarının öldüğünü ve bazılarının ise kaybolduğunu belirterek, haram yememek için mirasçıların kalan kısmını arıyor. BİR ANDA KÖYLERİN SAHİBİ OILDU Mardin'in Yeşilli ilçesine bağlı Sancar Mahallesinde evinde tadilat yaparken küpler içinde Osmanlı tapularını ve vergileri bulan 60 yaşındaki Ali Aşa, haram yememek için mirasçıları arıyor. Sancar köyünde 2 yıl önce tadilat esnasında bulduğu Osmanlı tapularının Türkçe tapularını ve vergi kayıtlarına ulaşan Aşa, bir anda bir çok köyün sahibi çıkınca soluğu araştırma mahkemesinde aldı. HERKESİN HAKKINI VERECEĞİM Ali Aşa, Nüfus kayıtlarına göre 16 kişi mirasçı. 1932 yılında köyümüz aşiretler tarafından basılmış bir kısmı öldürülmüş, bir kısmımız kaçırılmış. Küplerin içinde bulduğum tapularda onların da hakları olmalı. Eğer o dönemi ailelerinden bilen varsa dava açtığım araştırma mahkemesine başvursun. Ben herkesin hakkını vereceğim diye konuştu. GEÇİMİNİ ÇÖPÇÜLÜK İLE SAĞLIYORDU Aşa, yıllardır tüm ailesinin çöpçülük ve temizlik işleri ile geçimini sağladığını ifade ederek bulduğu tapuların araştırmasını yaparken mirasçıların daha çok olması gerektiği düşünerek hak sahiplerini aramaya karar verdiğini söyledi. 2 YILDIR MİRASÇILARI ARIYOR Babasının Yusuf, annesinin ise Emine olduğunu söyleyen Ali Aşa, Dedemin adı Hamit, dedemin babasının adı Haso'dur. Haso'nun babasının adı da Mustafa'dır, Mustafa'nın babasının adı Ahmet'tir. Bazı aile fertleri kaybolmuşlar, kayıtlarda çıkmıyor. Sancar mahallesinden 1920 tarihinde kaybolmuşlar, 1914 tarihinde vergileri var, 1928-1952 tarihlerden arazilerin faturaları var. Eğer bu aileye ait olduğunu düşünen varsa ben tapuları mirasçıların bulunması için araştırma mahkemesine verdim. 2 yıldır mirasçı çıkmıyor, bulamıyorum. Bu aileden geldiğini düşünen varsa mahkemeye müracaat etsin dedi. TEMİZLİK YAPARKEN BULDU Tapuları bulma sürecini anlatan Aşa Zamanında dedemden ufak bir para istedim. Dedem bana köylüler benim malımı yedi, sen de benim paramı yedin demişti. Bunun üzerine ninem tapuları söylemişti. Unutmuştuk tadilat temizlik yaparken çıktı, ben de bilmiyordum. Zannettim 2 dönüm arazidir, bu kadar çok olduğunu tahmin etmemiştim diye konuştu. TAPULARI 250 LİRA VE 1000 CEVİZE ÇEVİRTTİ Tapuların Türkçesini bulmadan önce başından geçenleri anlatan Aşa; Araştırdım tapuya gittim, tapudan okuyuculara gittim. Tapular için okuyucuya gittim 250 TL para vereceksin dedi ve üstüne de bin ceviz de hediye verdim şeklinde konuştu. BANA KALIRSA HEPSİNE FISTIK VE ZEYTİN AĞACI EKECEĞİM Tapuların Türkçesini de bulunca 6-7 köy olduğunu anladıklarını belirten Aşa; Araştırma mahkemesinde dava açtım ve 20 tane Osmanlı tapusunun Türkçe tapusu geldi. Türkçe tapularda 4-5 köy gözüküyor. Ben 4-5 köyü artık ne yaparım dedim ve ben de gittim araştırma mahkemesinde 2 yıldır davalar 16 kişi dışında mirasçı var mı diye bulmak için sürdürüyorum. Ben hem mirasçıları arıyorum, hem bunlar gelsin hakkı neyse alsın istiyorum. Bunlar dilencilik mi yapıyor? Zengin mi? Fakir mi bilmiyorum. Eğer kimseyi bulamaz tapular üzerimize kalırsa 10-20 tane kepçe tutup, 100 tane işçi ile komple Antep fıstığı ve Zeytin ağacı ekeceğim. Ailede hiç birimizin durumu yok, ailemiz komple çöpçü ve işçi ifadelerini kullandı. HAK SAHİPLERİ ÇIKARSA HAKLARINI VERECEĞİM Eğer hak sahipleri çıkarsa arazi satmadan onların hakkını vermek istediğini kaydederek Aşa açıklamalarını şöyle sürdürdü: Komple Antep fıstığı ektiğimde seneye çıkmaya başlar. Hak sahibi de çıkarsa hakkını veririm. Düşünüyorum yaklaşık 100 bin dönüm arazidir. Eski Tuhup köyü, Sancar köyü, Üzüm köyü, Zeytüniye'ye kadar bütün arazilerin tapusu bizde. Bunu insanlar biliyor, yani 5-6 tane köydür. Bu köylerin Kürtçe adını biliyorum ama Türkçe bilmiyorum Aluça var, Garzıke, Arabo, Merzaka var bunların hepsi benim arazimin içinde kalıyor"} {"url": "https://www.thegeyik.com/david-beckhamin-karanlik-yuzu-ortaya-cikti/", "text": "Beckham'ın kamuoyuna yansıyan maillerinde çeşitli kurum, kişi ve olaylar hakkındaki sarf ettiği sözler, İngiltere gündemine bomba gibi düştü. Elektronik postadaki yazışmalara göre Football Leaks skandalında da ismi çıkan David Beckham'a, bozulan imajını düzeltmek için danışmanı Simon Oliveira aracılığıyla bir hayır kampanyasına katılması öneriliyor ancak o bu işe sıcak bakmıyor. Afrika'daki açlık sorunuyla ilgili UNICEF'e 1 milyon dolar bağış yapması istenen ünlü yıldızın, Kişisel paramı bu iş için harcamak istemiyorum. O parayla yatırım yaparım dediği mail'lerde belgeleniyor. Ayrıca Beckham'a, Kraliyetten 'Sir' unvanı alabilmesi için bağış yapması tavsiye edildiğinde, İngiltere Krallığı'nın önde gelenleri hakkında Değer bilmez p*ç kuruları ifadesini kullanıyor. Kraliyet ailesine küfreden Beckham bir başka mail'de ise 'Sir' unvanı alabilmesi için İskoç referandumunda nerede durması gerektiğini danışmanlarına sorduktan sonra Birleşik Krallık'tan yana tavır almaya başladığı ortaya çıkıyor. Olay, İngiliz basınında manşetlere taşındı. K: Cumhuriyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/davulcu-kiligina-giren-sosyal-medya-fenomeni-halil-soyletmez-zabitaya-yakalandi/", "text": "Beşiktaş'ta sosyal paylaşım sitesine video çekmek amaçlı sahur vakti davul çalarak sokaklarda gezen sosyal medya fenomenine, insanları rahatsız ettiği gerekçesiyle şikayet edilince... Beşiktaş'ta sosyal paylaşım sitesine video çekmek amaçlı sahur vakti davul çalarak sokaklarda gezen sosyal medya fenomenine, insanları rahatsız ettiği gerekçesiyle şikayet edilince zabıta ekipleri tarafından para cezası kesildi. Sosyal paylaşım sitesine videolar çekerek paylaşımda bulunan sosyal medya fenomeni Halil Söyletmez, Ramazan ayının ilk gününde vatandaşları sahura kaldırmak için Ramazan davulcusu oldu. Fenomen, Ortaköy sokaklarında mani söyleyerek ve davul çalarak insanları rahatsız edince baltayı taşa vurdu. Vatandaşların şikayet etmesi üzerine harekete geçen Beşiktaş Belediyesi Zabıta Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, Söyletmez'i Dereboyu Caddesi üzerinde durdurdu. Neye uğradığını şaşıran Söyletmez'in, korsan davulcu olmadığını belirtmesine rağmen davuluna el koyuldu. DAKİKALARCA DİL DÖKTÜ, PARA CEZASI KESİLDİ Zabıta aracına getirilen fenomen, sosyal medya için video çektiği konusunda ekipleri inandırmak için dakikalarca dil döktü. Bunun üzerine ekipler, sosyal bir olay için çekim yapmasına karşın izin almayarak, çevreye rahatsızlık verdiği gerekçesiyle fenomene Kabahatler Kanunu kapsamında 109 lira para cezası kesti. Ekiplerin uyarılarının ardından Söyletmez, davulunu geri aldı. Fenomen genç ardından zabıta ekiplerine teşekkür etti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/deadpoolu-oynayan-ryan-filmden-dolayi-psikolojik-tedavi-gormus/", "text": "'Deadpool' filminin başrol oyuncusu Ryan Reynolds, filmden sonra sinir krizi geçirdiğini ve psikolojik tedavi gördüğünü açıkladı. 40 yaşındaki ABD'li oyuncu, bir süper kahramanı canlandırdığı filmin çekimleri sona erdikten sonra doktora gittiğini ve anksiyete teşhisi konduğunu söyledi. Blake Lively (29) ile evli olan ve Eylül 2016'da ikinci çocuğunu kucağına alan Ryan Reynolds GQ'ya konuştu. Ünlü oyuncu, Kendimi bir kasırganın ortasında duran bardağın içindeki bir şey gibi hissettim. Bu hiç bitmedi. Sona erdiğinde ruhsal çöküntü yaşadım dedi. Doktora gittim, çünkü sinirsel bir sorun ya da başka bir şeyim olduğunu düşündüm. Muayene olduğum tüm doktorlar 'Anksiyeten var' dedi şeklinde konuştu. Reynolds ayrıca Deadpool filmindeki makyajının 23 aylık kızı James'i ağlattığını da anlattı. Kızım beni korkutucu makyajla görünce ağladı. Çok zordu. Sesimi duyuyor ama gördüğü kişi bambaşka biriydi. Bu bir çocuk için çok zor dedi. Bizler makyajına kadar sevdik ama geçmiş olsun... Kaynak/Foto: Ntv"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dedem-leninin-arkadasiydi-diyen-yarismaci-125-bin-lira-kazandi/", "text": "Kim Milyoner Olmak İsterde 11'inci soruya kadar gelen ve 125 bin lira kazanan Birsen Aksoy, hikayesiyle dikkat çekti. Aksoy, dedesinin Çarlık Rusya'nın son dış işleri bakanı ve Lenin'in arkadaşı olduğunu söyledi. Murat Yıldırım'ın sunuculuğunu yaptığı, ATV ekranlarından yayınlanan Kim Milyoner Olmak İstere katılan Birsen Aksoy, isimli yarışmacı hikayesiyle herkesi hayrete düşürdü. 45 GÜN ÖNCE EŞİNİ KAYBETMİŞ Torunun kendisi için başvurduğu yarışmaya ilerleyen yaşına rağmen katılan Birsen Aksoy, 45 gün önce eşini kaybetmiş. Azmiyle tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başan Aksoy, hikayesini anlatmaya başladığında tüm Türkiye'nin ilgi duyduğu bir isim haline geldi. ATATÜRK, AİLESİNİ TÜRKİYE'YE GETİRMİŞ Birsen Aksoy, dedesinin yıkılan Çarlık Rusya'nın son dışişleri bakanı olduğunu ve aynı zamanda da Lenin'le çok yakın arkadaş olduklarını söyledi. Ailesinin Türkiye'ye göç etmeden önce Baykal Gölü civarında yaşadığını söyleyen Aksoy, Atatürk'ün Milli Mücadele için ailesini Türkiye'ye getirdiğini belirtti. 125 BİN LİRAYI ALIP YARIŞMADAN ÇEKİLDİ Yarışmada ise 11'inci soruya kadar gelmeyi başaran Aksoy, Hangi aktör Oscar ödülünü oyuncu olarak değil, yapımcı olarak kazanmıştır? sorusuna yanıt vermeyip, 125 bin lirayı alarak yarışmadan çekildi. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/deksametazon-isimli-ucuz-ve-kolay-bulunan-ilac-koronaviruste-olumleri-azaltiyor/", "text": "İngiltere'de yapılan kapsamlı bir araştırma deksametazon adlı ucuz ve kolayca bulunabilen bir ilacın ağır koronavirüs hastalarının kurtarılmasına yardımcı olabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, düşük dozlu steroid tedavisinin ölümcül Covid-19 virüsüyle savaşta önemli bir rol oynayabileceğini açıkladı. Oxford Üniversitesi öncülüğünde yapılan araştırmada ilacın solunum cihazına bağlı hastalarda ölüm riskini üçte bir azalttığı görüldü. Oksijen verilen hastalarda bu oran beşte bir. Deksametazon, mevcut tedavilerin koronavirüste de işe yarayıp yaramayacağını görmek için başlatılan dünyanın en kapsamlı araştırması kapsamında denendi. 'İngiltere'de beş bin kişi kurtarılabilirdi' Uzmanlara göre, bu ilaç salgının başladığından bu yana İngiltere'de mevcuttu ve koronavirüs vakalarında kullanılsaydı beş bine kadar hastanın hayatı kurtarılabilecekti. Ucuz olması nedeniyle ilacın yüksek vaka sayısıyla baş etmekte zorlanan yoksul ülkeler için de yararlı olacağı belirtiliyor. Koronavirüse yakalanan her 20 hastadan 19'unun hastaneye gitmeden iyileştiği tahmin ediliyor. Hastaneye yatan hastaların çoğu da iyileşiyor. Ancak bazı hastalara oksijen verilmesi ya da bu kişilerin solunum cihazına bağlanmaları gerekiyor. Deksametazonun yüksek risk grubundaki hastalarda etkili olduğu görülüyor. İlaç halihazırda bir dizi hastalıkta inflamasyonu azaltmak için kullanılıyor. İlacın koronavirüsle savaşmaya çalışırken zayıf düşen bağışıklık sisteminde oluşan hasarın bir kısmını engellediği belirtiliyor. Sitokin fırtınası Vücudun aşırı tepkisine sitokin fırtınası adı veriliyor ve bunun ölümcül olabileceği vurgulanıyor. İlaç denemesinde hastanede tedavi gören 2000 hastaya deksametazon verildi. Ve sonuçlar, bu ilacı almayan 4 bin hastanın verileriyle kıyaslandı. İlaçla solunum cihazına bağlı hastaların ölüm riski oranı yüzde 40'tan yüzde 28'e düştü. Uzmanlar, deksametazonun Covid-19 hastalarında ölüm oranını azaltan ilk ilaç olduğunu söylüyor. Oksijene ihtiyaç duyan hastalarda ise bu oran yüzde 25'ten yüzde 20'ye indi. Araştırma heyetinin başkanı Prof. Peter Horby, Bu şimdiye kadar ölüm oranını azaltan tek ilaç. Ölüm oranını önemli ölçüde azaltıyor. Bu büyük bir sonuç dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/deli-ayten/", "text": "Biraz da insana, ama gerçek insana dair yürek ısıtacak, içimizi titretecek hikayeler... Doğrusu ben bunu bilmiyordum. 20 küsür yıl önce, Bursa'da bir Ayten yaşamış. Bu Ayten, bir roman kızıymış. Cümbüş Hasan ile birbirlerine sevdalanmışlar. Fakat uzun süre Ayten'in annesi kızını vermemekte direnmiş çünkü Hasan çok içermiş, hatta alkol bağımlısıymış. Ama sevdalıların sabrı annenin öngörülü sebatını yenmiş ve sonunda evlenmişler. Ancak huylu huyundan vazgeçmez ve Hasan, meyhaneye gitmeye devam eder. Çok ayrılıp barışırlar ve bir gün Hasan meyhanede ölüverir. Ayten'cik ise çıldırır. İşte bundan sonra Ayten, omzuna davulunu asıp, bir eline renkli bir çanta, ötekine de Hasan'dan yadigar cümbüşünü alıp sabah evinden çıkarak dolaşmaya başlar. Çarşıda bereketin ismi olur Ayten. Esnaf tarafından kraliçeler gibi ağırlanır çünkü dolaştığı yerlere bereket getirdiği söylenir. 12 Mart 1992'de ölümünden sonra heykeli dikilmiş ve hayatını anlatan tiyatro oyunu sahneye konmuş. Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk 6 padişahının büstleri, kentin önemli bir değeri olan kılıç kalkanı sembolize eden heykel ve Osmanlı'nın Yükseliş Anıtı'nın bulunduğu parkta, 1935 doğumlu Ayten Şenaşık'ın heykeli de yer almaktadır, hatta o parkta heykeli olan tek kadın... Güzel insanlar yaşamış bu ülkede. Kaynak:bitchcraft Osmanlı'nın 6 Padişahının Heykelleri İle Birlikte Şehri Süsleyen Deli Ayten'in Hikayesi Biraz da insana, ama gerçek insana dair yürek ısıtacak, içimizi titretecek hikayeler..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/demokratik-kongolu-moda-aktivisti-ile-tanisin/", "text": "Moda deyince aklınıza hemen pahalı dergiler ve pahalı kıyafetler geliyorsa bu moda aktivistlerini tanımanızda fayda var. Ben Bugün Bi'şey Öğrendim grubundan Berk Ömer Çelik'in keşfi: Ben bugün, Afrika'nın Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde yaşayan, La Sapeurs isminde, MODA AKTİVİSTİ olan bir grubun varlığını öğrendim. SAPE kelimesi Fransızca La Societe des Ambianceurs et des Personnes Elegentes Zarif İnsanları Geliştirme Derneği 'nin kısaltılması imiş. Fotoğrafları ilk gördüğümde, şu pahalı moda dergilerinin çekimlerinden sandım, ama öyle değilmiş. La Sapeurs, Kongo cumhuriyetinin başkenti Brazzaville'de, özelliklede Bacongo bölgesinde yaşayan erkeklerin oluşturduğu, elegant yani şık-zarif bir grupmuş. Bu erkekler, sıradan insanlar olmalarına rağmen şık-zarif olmayı kendilerine bir yaşam biçimi olarak seçmişler. La Sapeurs grubu, bulundukları yoksul bölgede, 1920 lerin Paris'inden fırlamış gibi yada Şikago'daki kadın satıcıları tarzı arasında bulunan geniş bir yelpazede giyinmekteymişler. La Sapeurs, farkedileceği gibi, kıyafetlerine evlerinden daha çok para harcıyorlarmış. Grup üyeleri içinde yaşadıkları toplum tarafından celebrity ünlü kişi olarak kabul görmekte, el üstünde tutulmakta, gıpta ile bakılmaktaymışlar. İyi giyimli bu beylere, doğum günleri, cenaze törenleri, çeşitli yıldönümü kutlamalarına katılmaları, oralarda boy göstermeleri için parada ödenebiliyormuş. La Sapeurs üyelerinin her biri, modanın başkenti Paris'e gidip orada yaşamak ve geri dönebilmek hayalinde imiş. Çünkü Kongo, Fransız sömürgeciliğinden kurtulduktan sonra birçok Kongo'lu Fransa'ya gidip gelmiş ve Zerafet Kültürü nü oradan buraya taşımışlar. İlk Grand Sapeur kabul edilen Andre Grenard Matsou, ülkesini Fransız sömürgesi olmaktan kurtarmış. Bu yüzden devrimci, peygamber ve ulusal kahraman olarak edilen kişi imiş. 1922'de Paris'ten geri döndüğünde geleneksel Kongo kıyafetleri yerine şık Fransız kıyafetleri giymek istemiş. Bu durum uzun süre halk arasında gerilime neden olmuş. Kongo'lu müzisyen King Kester Emeneya, Beyaz adam elbiseyi icat etmiş olabilir, ama biz onu sanat haline getirdik. demiş. Günlerden birgün İtalyan fotoğrafçı Daniele Tamagni , başka bir iş için gittiği Brazzaville 'de bu beyefendileri şans eseri fark etmiş. Fotoğrafladığı yetmemiş, onları kitap haline getirmiş. ___________________________________________ Şurda Daniele Tamagni internet sitesindeki fotoğraflar Daniele Tamagni kitabı https://www.amazon.co.uk/Gentlemen-Bacongo-Daniele-Tamagni/dp/190456383X Kısa ama hoş bir video Brazzaville neresi ? https://www.google.com/maps/d/edit?spn=0.538119%2C1.352692&ctz=-120&t=m&mid=1IEV1LoqbMYzQKvrKKujAy41UJ1g&ll=0.13640423019241865%2C28.351764686328124&z=4 ____________________________________________ Editır'ın notu : İngilizler Hipster'lıkla uğraşsın dursunlar. Kongo patlamış, gitmiş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/deniz-kabuklarindan-neden-dalga-sesi-duyariz/", "text": "Çocukken deniz kabuklarından oyunlar oynayarak büyüyen bir nesil olarak şu an çocuk olan arkadaşlardan daha şanslıyız. Onlar bırak deniz kabuğuu beton yüzünden toprak bulamaz haldeler. Neyse ana konuya gelelim. Hiç deniz kabuğunu kulağınıza götürdünüz mü? Okyanusun, denizin dalgalarının sesini duyar gibi oluyorsunuz değil mi? O hissiyatı,o huzur veren sesi duymak için yine can atar gibi gördüm sizi. Peki gerçekten o ses deniz sesi mi? Üzülerek söylüyorum ki 🙁 hayır! Peki Geyik biz ne duyuyoruz diyorsanız onu da söyleyeyim. O ses sizin kendi sesiniz. Aslında o ses hep var fakat o kadar sessiz ki o sesi duymak için biraz dikkatli dinlemeniz gerekiyor. Kulağınızı uzattığınız o sırada bu sesi duyabiliyorsunuz. Kulağınızı bir kupa veya bardakla kapattığınızda da aynı sesi duyabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/deniz-seki-nasil-zayifladi/", "text": "Deniz Seki'nin önümüzdeki ay piyasaya çıkaracağı yeni albümü öncesi 2 ayda 19 kilo vererek zayıflayıp form tutması hem sanat camiasında hem de sosyal medyada merak konusu oldu. Ünlü şarkıcı nasıl zayıfladığının sırrını ilk kez anlattı: Deniz Seki Nasıl Zayıfladı? İki ay gibi bir sürede birçok kadının ideal ölçüsü olan 38 bedene düşen Deniz Seki Her gün bir saat yaşam koçum eşliğinde yürüyüş yaptım. Ayrıca diyetisyenim Bahar Aktan'ın hazırladığı beslenme programından da hiç çıkmadım diyor. Türk Pop müziğinin şarkılarıyla olduğu kadar güzelliğiyle de öne çıkan ismi Deniz Seki için öncelikle günlük performans gücünü azaltmayacak ve sağlığını koruyacak bir beslenme programı oluşturuldu. Tercih edilen tüm besinler bu prensip ile diyete yerleştirildi. Deniz Seki, yaklaşık 2 aylık bir süreçte, yaptığı diyete ek olarak her gün düzenli yürüyüş-egzersiz aktivitelerini aksatmadı. Güzel şarkıcı katı bir diyet uygulamadığını; tek tip besin odaklı olmayan, sık ve fazla sayıda öğünden oluşan bir programa tabi olduğunu özellikle belirtiyor: Her ana öğünüm mutlaka belirli miktar protein ve sebzeden oluşuyor. Haftanın bir günü ise sebze ve meyve ile uyguladığım bir detoks programı uyguluyorum. Detoks yiyecek-içeceklerim hafta hafta değişiklik gösteriyor diyen ünlü sanatçı; bazı firmaların kendi üzerinden reklam yaparak zayıflama ürünleri çıkarmasından da son derece rahatsız. Tamamen doğal yollardan oluşan bir diyet programı ve spor eşliğinde 19 kilo veren Deniz Seki, Bu sahtekarlığı yapanlar hakkında avukatım gerekli yasal takibi başlattı diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/deniz-seviyesinin-altindaki-buyuleyici-otel-odasi/", "text": "Balıklarla iç içe, tertemiz bir denizde bir odanız olsun ister miydiniz? Denizde derken gerçek anlamda deniz seviyesinin altında ve şehirden hatta kumsaldan izole bir yerde kurulan bu odadan bahsediyoruz. Hint Okyanusu'nun ev sahipliği yaptığı Pemba Adası'nda bulunan bu oda Manta Resort'a ait ve bulunduğu ülke ise Tanzanya. # Seyahat edebilen bir adayı andırıyor # Çevresi ise tertemiz # # Uyandığınızda böyle bir manzara muazzam olmaz mıydı? # Dalış da yapabiliyorsunuz. # # Odanın bağlı olduğu otelden bir görüntü # Rüya gibi # # Okyanusun altında da harika zenginlikler var. Deniz Seviyesinin Altındaki Büyüleyici Otel Odası Balıklarla iç içe, tertemiz bir denizde bir odanız olsun ister miydiniz? Denizde derken gerçek anlamda deniz seviyesinin altında ve şehirden hatta kumsaldan izole bir yerde kurulan bu odadan bahsediyoruz. Hint Okyanusu'nun ev sahipliği yaptığı Pemba Adası'nda bulunan bu oda Manta Resort'a ait ve bulunduğu ülke ise Tanzanya."} {"url": "https://www.thegeyik.com/denize-dusurdugu-telefonun-pesinden-atlamaya-kalkti/", "text": "Çin'de, telefonunu denize düşüren kadının yattan atlamaya çalışmasına görevliler engel oldu. Çin'de seyir halindeki bir yatta, cep telefonunu elinden düşüren Liu adlı yolcuya, mürettebatın engel olmaya çalıştığını gösteren görüntüler sosyal medyada paylaşım rekorları kırdı. Chinese Tourist Tries Jumping Off Cruise Ship After Dropping Phone In Ocean pic.twitter.com/Nd88gPxuTe ? Dan Adams October 18, 2017 Liu sonradan içinde 'çok önemli belgeler' bulunduğunu söylediği telefonunu kurtarmak adına çaresizce denize atlamaya çalıştı ancak gemideki görevliler kadının bunu yapmasına engel oldu. Bir görgü tanığı, görevlilerin telefonu bulmak için denizde arama çalışması yaptığını ancak sonuç alamadığını, bunun üzerine kadının kendi başına aramaya devam etmek istediğini söyledi. Videonun gerçekliği yatın bağlı olduğu Dali Tourism Group adlı şirket tarafından doğrulandı. Şirket yaptığı bir açıklamada, Liu'nun, güvertede fotoğraflar çekmekte olduğu sırada telefonunu yanlışlıkla suya düşürdüğünü söyledi. Açıklamada telefonun tüm aramalara rağmen bulunamadığı da belirtildi. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/denize-sise-atarak-dunyadan-arkadaslar-edinen-onur-astsubayin-hikayesi/", "text": "Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda Bilgi Teknolojileri Astsubayı Onur Yüksel, engin maviliklerde yol alan gemicilerin kimi zaman yardım istemek kimi zaman da dost edinmek için binlerce yıldır uyguladığı şişeyle mesaj gönderme geleneğini sürdüren isimlerden biri... Denize mesaj şişesi atmayı 3 okyanusta ve 7 denizde sürdüren ve 2011'de TCG Gediz fırkateynindeki görevi sırasında ilk mesajlı şişesini Hint Okyanusu'na bırakan Astsubay Yüksel, 5 yılda yaklaşık 500 şişe daha attı. Atlas Okyanusu ve Büyük Okyanus'un yanı sıra; Ege, Karadeniz, Akdeniz, Kızıldeniz, Adriyatik, İyon ve Umman denizlerine de mesajlı şişe atan Onur Yüksel'in çağrısına 3 kıtadan 10 kişi cevap verdi. 'Yeni bir arkadaş' Kıyıda buldukları cam şişelerdeki mesajı okuduktan sonra e-posta aracılığıyla deniz Astsubayı Yüksel'e ulaşanlar Kenya, Libya, Ukrayna, Malta, Filipinler, Hindistan, Madagaskar, İtalya, Kamerun ve Nijerya gibi farklı ülkelerden . Cam şişeyi bulacaklara Merhaba ben bir turistim. Şu an itibariyle bir gemide bulunuyorum. Yeni arkadaşlar edinmek istiyorum. İnanıyorum ki dünya bana yeni bir arkadaş verecektir diye seslenen Onur Yüksel, bulunduğu yerin coğrafi koordinatlarını da eklemeyi ihmal etmiyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın ve ülkemizin tanıtımına büyük katkı sağlayan Yüksel'e cevapların 3-4 yıl sonra gelmesi şişelerin denizde uzun süre yolculuk yaptığını kanıtlıyor. Kenyalı balıkçı Malau Omar, Merhaba yeni arkadaşım. Mektubunu buldum ve seninle arkadaş olmaktan mutlu olurum derken Malta'dan Deb Rumney, Mektubunun olduğu şişeyi Malta yakınındaki Lampedusa adasında kayalıklar arasında buldum. Ardından aynı şişeyle ben de denize mesaj attım. Türkiye'ye hiç gitmedim ama hoş bir ülke olduğunu söylüyorlar yazdı. Libya'dan yazan Saleh Kharalla, Üniversite öğrencisiyim. İnanıyorum ki dünya bana yeni bir arkadaş verecektir dediğin mektubunu Tobruk şehrinde buldum. Artık Libya'dan yeni bir arkadaşın var dedi. Onur Yüksel, TCG Gediz fırkateyni ile gittiğim Hint Okyanusu seyrinde ilk mesaj şişemi Hint Okyanusu'na bıraktım. Şimdi 10 ülkede arkadaşım var dedi. Dileriz daha çok arkadaşa ulaşır. kaynak:Milliyet Gökhan Karakaş"} {"url": "https://www.thegeyik.com/depremzedelere-yardim-icin-yapilan-zelzele-sarkisi-cok-sayida-ismi-bulusturdu/", "text": "Deprem hepimizi üzdü, sonrasında da üzüldüğümüz olaylar olduğu için gündemden düştü gibi. Oysa hala bu kış ayında dışarıda çadırda kalmak zorunda olanlar var. Bazı sanatçılar birleşip destek olmak istemişler biz de üzerimize düşeni yapalım istedik. Şarkıyı söyleyenler arasında her türden isim var. Bu birliktelik bizi de mutlu etti. Tuğçe Kandemir, Heijan, Bilal Hancı, Nigar Muharrem, Eylül Öztürk, Ekin Uzunlar, Muti, Pınar Süer, Hüseyin Kemancı , Can Yüce, Nahide Babashli, Mesut Çakır, Volkan Arslan, Ergün Şenlendirici, Eypio, Aysel Yakupoğlu Not: Ülkemizde, merkez üssü Elazığ-Sivrice olan depremde hayatını kaybeden ve etkilenen tüm yurttaşlarımızın anısına... Projeden elde edilen tüm gelirler depremzedelerimize bağışlanacaktır. Düzenleme : Özkan Meydan & Alican Özbuğutu Mix-Mastering : Dijital Meydan Yönetmen : Celal Canik Soner Karakuş Projede emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Dijital Meydan, TTE Prodüksiyon, Babba Media"} {"url": "https://www.thegeyik.com/depresyon-beyin-degil-bagirsak-hastaligidir/", "text": "- Çikolatanın mutlu ettiği yalan! - Yağdan korkmayın! - Normal doğum yapın! Depresyonun beyin kimyası ile değil, vücudun ikinci beyni olarak nitelendirilen bağırsaklarla alakalı bir durum olduğunu söyleyen Bahçeşehir Üniversitesi Fitoterapi Eğitim Koordinatörü Dr. Ümit Aktaş'a göre, depresyondan korunmanın yolu, bağırsaklara yatırım yapmaktan, dolayısıyla bağırsaklardaki probiyotikleri artıracak beslenme şeklinden geçiyor. Toplumda büyük bir mutsuzluk ve depresyon hali olduğunu belirten Fitoterapist Dr. Aktaş, depresyon, stres, halsizlik, uykusuzluk, fazla kilo gibi modern zamanlarla özdeşleşen sorunları Mutluluk Kürleri adlı kitabında irdeledi. Çok satanlar listesinde yer alan kitabında Aktaş özetle; mutlu, zinde ve dolu dolu yaşamın doğru bir beslenme modeli ile mümkün olabildiğini söylüyor, Mutluluk sağlıkla, sağlık mutlulukla mümkündür diyor. Yani Aktaş, bazı gıdaları yiyerek, bazılarını ise yemeyerek hem fiziksel sağlığın hem de mutluluğun yakalanacağı görüşünde. Mutlu bir yaşam için sadece beslenme yeterli değil ama her şeyin başı, beslenme diyen Aktaş, bu tezini şöyle açıklıyor: Mutsuzluk veya depresyon denilince akla gelen ilk şey mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin. Serotonin maddesinin %95'ini bağırsaklardaki probiyotikler, %5'ini ise beyin yapıyor. Bağırsaklar aynı zamanda bağışıklık sisteminin en önemli organı. Bağışıklık hücrelerinin % 70'i bağırsaklarda bulunuyor. Yani gerek bağışıklık sisteminde, gerekse depresyonda düzeltmemiz gereken ilk ve en temel şey beslenmedir. BESLENMEYİ DÜZELTMEDEN HİÇBİR ŞEYİ DÜZELTEMİYORSUNUZ Beslenme deyip geçmemek lazım; genetiğine müdahale edilmiş gıdalar, tarım ilaçları, hibrit tohumlar, fazla miktarda karbonhidrat, az miktarda yağ tüketmek gibi durumlar ruh halimizi fazlasıyla etkiliyor. Çünkü genetiğine müdahale edilmiş organizmalar, bizim de genetiğimize müdahale ediyor. ANTİDEPRESAN YAZMAK MODERNLİK DE, 'TURŞU YE' DEMEK ÇAĞ DIŞILIK MI? Örneğin; 2015'de yapılan bir çalışmayla, insan gen yapısında tam 143 tane yabancı gen bulundu, yani bize ait olmayan gen. Bakterilere ait bu genler besinlerle vücudumuza giriyor. O yüzden her şey beslenme ile düzelmez ama beslenmeyi düzeltmeden hiçbir şeyi düzeltemiyorsunuz. Nitekim bugün modern tıbbın düştüğü en büyük hata budur. Örneğin; serotoninin % 95'ini probiyotikler yapıyor dedik. O halde neden psikiyatristler hastalarına antidepresan veriyor da 'ev turşusu ye' demiyor. Antidepresan yazmak modernlik de, 'turşu ye' demek çağ dışılık mı? Asıl dikkat edilmesi gereken konu beslenme. İlaçlarla depresyon düzelseydi, son 50 yıl içinde Amerika'da depresyon 6 kat artmazdı. DEPRESYONA NEDEN OLAN DİĞER FAKTÖRLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ Psikiyatrist Dr. Uğur Hatıloğlu ise Aktaş'ın antidepresanlar ve depresyon tedavisine yönelik tespitlerine karşı çıkıyor. Türkiye'de ne yazık ki antidepresan kullanımı giderek artmaktadır diyen ve depresyona yol açan diğer etkenlerin gözden kaçırılmaması gerektiğine vurgu yapan Dr. Hatıloğlu'nun görüşleri şöyle: Serotonin gibi nörotransmitterlerin 1960'lı ve 70'li yıllarda olduğu gibi beyinde azalması nedeniyle depresyona yol açtığına artık eskisi kadar inanılmamaktadır. Gerçek bir eksiklik olduğuna dair net kanıtlar yoktur. Yani sorun serotonin eksikliğinden değil, serotonin gibi nörotransmitterlerin reseptörlerle etkileşiminde bir bozukluk olduğu fikri günümüz çalışmalarınca ağır basmaktadır. SİNİR HÜCRELERİNİN İŞLEVLERİNDE BOZULMA GÖRÜLÜYOR Şimdilerde ise depresyon gelişiminde; normal miktarda nörotransmitter ve reseptör varlığında sinyal iletiminde bir yetersizlik olabileceği ve bu nedenle sinir hücrelerinin yaşamasını ve işlevini sağlıklı yapabilmesi için gerekli olan faktörlerin sekteye uğradığı düşünülmektedir. Tekrarlayıcı depresyonlarda ise beynin bazı bölgelerindeki sinir hücrelerinin boyutunda azalma veya işlevlerinde bozulma ile beyin hacminin azaldığı görüntüleme çalışmaları ile gösterilmektedir. Bu bilgilerin yanı sıra; serotonin, noradrenalin, dopamin dışında asetilkolin, GABA, glutamat, glisin gibi diğer nörotransmitterlerin de depresyona yol açtığı konusunda çalışmalar sürmektedir. ANTİDEPRESANLARIN ETKİSİ BİLİMSEL ÇALIŞMALARDA DEFALARCA KANITLANDI Sağlıklı beslenmenin, sadece depresyon açısından değil, bedensel ve ruhsal olarak sağlığın devamlılığı açısından ele alınması gerektiğini dile getiren Hatıloğlu, Probiotik, prebiotik ya da antimikrobiyal tedavilerin psikiyatrik rahatsızlıklarda ana tedavi olmaktan ziyade tedaviyi destekleyici rolleri dışında yardımları tıbben kanıtlanamamıştır. Antidepresanların ise doğru tanı ve doğru kullanım ışığında psikiyatrik rahatsızlıklarda tedavi edici olduğu bilimsel çalışmalarca defalarca kanıtlanmıştır dedi. BAĞIRSAKLARINIZA YATIRIM YAPIN 2012 rakamlarına göre Türkiye'de antidepresan satışının giderek arttığını belirten ve Son 9 yılda antidepresan satışında 2.5 kat artış var. Demek ki mutsuzluk ve depresyon azalmıyor, artıyor ifadesini kullanan Dr. Aktaş, depresyondan uzak kalmak ve mutlu olmak için bağırsaklara yatırım yapmanın önemli olduğunun altını çiziyor. Bu yatırımın temeli insanın dünyaya gözlerini açtığı doğum esnasında atılıyor. Aktaş'a göre, doğum şekli ve çocukluk dönemindeki beslenme, kişinin sağlık karnesinde çok önemli bir faktör: SEZARYENLE DEĞİL, NORMAL DOĞUMLA DÜNYAYA GELENLER DAHA ŞANSLI Çünkü insan, ilk probiyotikleri normal doğumla dünyaya gelirken doğum kanalında alıyor, sezaryenle doğanlar bu şansı kaçırıyor. Yine anne sütü vereceksiniz ki çocuğunuz prebiyotik alsın ve vücudunda geliştirsin. Sonrasında paça çorbası, kemik suyu içireceksiniz, doğal gıdalarla besleyeceksiniz ki hem vücudundaki probiyotikler artsın hem de bağışıklık sistemi gelişsin. Bu dönemde çocuğu doğru beslemezsen, bağışıklığı gelişmez. O zaman bu çocuk erişinlikte bin türlü hastalıkla boğuşur, bunların başında da depresyon gelir. ÇOCUKLAR LEBLEBİ GİBİ ANTİDEPRESAN KULLANIYOR Bugün çocukların çok önemli bir kısmına antidepresan veriliyor. Çocuklar öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı gibi sorunlar nedeniyle leblebi gibi antidepresan kullanıyor ve zombi gibi oluyor. Derslerini çalışıyor, okulda başarılı ama uyumak veya dikkatini toplamak için ilaca ihtiyaç duyan, kimyasallarla yaşayan çocuklar var ve bunların oranı hiç de azımsanacak gibi değil. PROBİYLOTİKLERİ EN ÇOK BU BESİNLER ARTIRIYOR Depresyondan uzak durmak için glutensiz beslenmeyi, karbonhidrattan, şekerden uzak durmayı, işlenmiş gıdalar değil, doğal gıdalar tüketmeyi öneren Dr. Aktaş, bağırsaklardaki probiyotikleri artıran, serotonin salgılatan, dolayısıyla depresyondan koruyan besinlerden öne çıkanları şöyle sıralıyor: 1- Ev turşusu, ev sirkesi, 2- Paça çorbası ve kemik suyu. 3- Omega 3 zengini besinler, yani keten tohumu, ceviz, semiz otu ve mevsim balığı. 4- Brokoli, lahana, karnabahar. 5- Avokado. 6- Yumurta ve tereyağı. 7- Zeytinyağı. 8- Yeşil çay ve tarçın. YAĞ OLMADAN MUTLULUK OLMAZ Dikkat çekilen noktalardan biri de yağdan zengin beslenme. Aktaş, Yağ olmadan mutluluk olmaz diyor ve hem depresyonun hem de kilo artışının yağdan değil, karbonhidrattan kaynaklandığını aktarıyor: Tahıllardaki gluten, bir numaralı depresyon kaynağıdır. Yüksek glisemik indeksi olan tahıllarla, şekerle ve karbonhidratlarla beslenmek, vücuttaki kan şekeri dengesini ve insülin metabolizmasını bozar. İnsülin metabolizması bozulan bir kişinin mutlu olabilmesi mümkün değildir. Huzurlu yaşayamaz, depresif olur. YAĞDAN DEĞİL, ŞEKERDEN KORKUN İnsülin sorununun, kalp-damar hastalıkları ve diyabete yol açtığını da vurgulayan Aktaş, Yağ kilo aldırmaz, çünkü yağın kalorisi yüksektir ama glisemik endeksi sıfırdır. Kan şekerini birden bire patlatmaz, dengeli, kotrollü ve yüksek enerji verir. Ama zeytinyağı ve tereyağı diye konuşuyor. ÇİKOLATANIN MUTLULUK VERDİĞİ KOCAMAN BİR YALAN O zaman tatlı ve en çok da çikolata seratonini yükseltir ve mutluluk verir tezi ne olacak? sorusuna Büyük bir yalandan ibaret yanıtını veren Aktaş'ın gerekçesi ise şöyle: Çünkü çikolatadan yeterli miktarda seratonin alabilmek için her gün kilolarca çikolata yemeniz gerekir. Bu durumda obez olursunuz, diyabet olursunuz, mutlu olamadığınız gibi şişmanlıktan ölürsünüz. Yani çikolatanın mutluluk verdiği, üretici firmaların yalanlarından başka bir şey değil. 21 GÜNDE MUTLULUK OLUR MU? Mutluluk Kürleri kitabında depresyonu önemli oranda azalttığı belirtilen 21 günlük bir kür de var. Bu kürde kahvaltıda, öğlen ve akşam yemeğinde ne yenileceği, hangi takviyelerden yararlanmak gerektiğini gün gün anlatıyorum. Takviyelerden de bahsediyorum çünkü B12 olmazsa, D vitamini düşükse mutluluk olmaz diyen Aktaş, stres altındayken gevşemeye yardımcı olacak ve tatlı isteğini azaltan tarifler de veriyor. STRESE KARŞI LAVANTA KÜRÜ 1 tatlı kaşığı lavanta. 1 tatlı kaşığı anason. 1 tatlı kaşığı papatya. Hepsini 3 dakika kaynatın ve her defasında taze olarak hazırlayın. Günde 3- 4 defa içilebilir. TATLI İSTEĞİNİ AZALTAN ÇAY 1 tatlı kaşığı rezene. 1 parça meyankökü. 1 çubuk tarçın. Bitkileri cam veya porselen bir bardağa koyun. Üstüne kaynar su ekledikten sonra ağzını kapatın. 5-10 dakika demlendikten sonra için. Günde 3-4 bardak içebilirsiniz.. K: Ntv / TÜLAY KARABAĞ"} {"url": "https://www.thegeyik.com/depresyon-mevsimi-geldi-peki-ne-yapmali/", "text": "Yazın bitmesiyle beraber havaların erken kararması ve dış mekan aktivitelerinin azalması sonucunda sonbahar depresyonu belirtilerinin ortaya çıkabildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikoloğu Ece Özçırak, sonbahar depresyonunun belirtileri ve başa çıkma yöntemleri hakkında bilgiler paylaştı. Doğanın tazelendiği, tatillerin yapıldığı ve güneşin parladığı yaz mevsiminden gündüzlerin kısaldığı sonbahara geçişte, doğadaki tüm değişimlerin insanlarda birtakım psikolojik sorunları da beraberinde getirebildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikoloğu Ece Özçırak; Sonbahar depresyonunun sebebi gün ışığının azalmasının insanın kendini iyi hissetmesi üzerindeki olumsuz etkisi. Sonbahar mevsimiyle beraber havaların erken kararması, soğuk hava etkisi ve dış mekan aktivitelerinin azalması, kişilerin iç dünyalarına çekilmelerine sebep olabiliyor ve bu da kişilerin psikolojilerini olumsuz yönde etkileyebiliyor. İnsanlar ilkbahar ve yaz aylarında kendilerini daha iyi hissederken, sonbahar ve kış aylarında mutsuzluk, sıkıntı ve yorgunlukla başa çıkmaya çalışıyor dedi. undefined Hormonal değişiklikler de tetikliyor Mevsimsel duygu durum bozukluğu olarak da adlandırılan sonbahar depresyonunun çoğunlukla sonbahar kış döneminde sürüp, baharda düzelme eğilimi gösterdiğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog Ece Özçırak; Sonbahar depresyonunun isteksizlik, ümitsizlik, ilgisizlik, enerji kaybı, aşırı yorgunluk, iştah artışı, uykuya düşkünlük, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi belirtileri bulunuyor. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülebiliyor. Yapılan araştırmalar sonucu, sonbahar depresyonun oluşumunda genetik, yaşanan stres verici olaylar ve biyokimyasal maddelerin de rol oynadığı ortaya çıkıyor şeklinde bilgi verdi. Güneş ışığının azalmasıyla insanlarda hormonal dengenin de değişerek depresyonu tetikleyebildiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Ece Özçırak Melatonin adı verilen hormonun da mevsimsel depresyonun oluşumunda etkili olduğu belirlenmiştir. Güneş ışığının azlığına bağlı olarak salgılanan melatonin hormonu, fazla salgılandığında kişinin fiziki hareketlerinin yavaşlamasına, uykulu, bitkin ve mutsuz hissetmesine neden olabiliyor. Kişinin iyi hissetmesinde önemli bir etkisi olan serotonin hormonu ise güneş ışığının azalmasına bağlı olarak düşme eğilimi gösteriyor. Mevsimsel depresyonun belirtileri bu hormonal dengesizliklerden dolayı da ortaya çıkabiliyor dedi. Depresif ruh halinden çıkmak için neler yapılmalı? Mevsimsel depresyonun yoğunluğunu önlemek ve azaltmak için gün ışığından olabildiğince fazla faydalanmanın önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikoloğu Ece Özçırak; Günde 20-30 dakika gün ışığından faydalanmak, kişilerin duygu durumları üzerinde olumlu bir etki oluşturuyor. Düzenli spor yapmak da beyindeki serotonin düzeyini arttırarak, sonbahar depresyonu ile baş etmeyi kolaylaştırıyor. Bunun yanında, kış aylarında vücut sağlığı B ve C vitaminleriyle desteklenmeye ihtiyaç duyuyor, ayrıca düzenli beslenme de ruh halini olumlu etkiliyor. Uyku düzenine dikkat etmek de vücudun biyolojik ritmi için oldukça önemli. Bunun yanında sosyal yaşamın keyif alınacak aktivitelere göre yeniden planlaması da var olan depresif belirtilerin azalmasına yardımcı oluyor dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/derin-dondurucuya-koymamaniz-gereken-10-yiyecek/", "text": "Aşağı yukarı herkesin evinde bir derin dondurucu var artık. İnsanlar kimi zaman kışlık erzaklarını, kimi zaman kurban bayramındaki etleri, kimi zaman da artan yiyeceklerini bozulmaması için halkı tabiriyle buzluğa atıyor. Fakat tüm bu olumlu tarafları dışında, derin dondurucuların uygun kullanılmadığı takdirde sağlımızı tehdit ettiğini biliyor muydunuz? Bilmiyorsanız ya da bildiklerinizi tasdik etmek istiyorsanız sizi böyle alalım. İşte Derin Dondurucuya Koymamanız Gereken 10 Yiyecek; 1# Günlük Ürünler Günlük ürünleri derin dondurucu da saklamak sulanmalarına neden olmaktadır. Yok ben illa saklayacağım diyorsanız sütü kendi kutusunda, peyniri ise %40'tan fazla oranda yağ bulunduruyor ise derin dondurucuya koymanızdır. 2# Çiğ Patates Derin dondurucuya konulan patates kararır. Patates için en sağlıklı saklama ortamı serin ve kuru bir yerdir. Ancak elinizde artan patates püresi varsa, bunu 4 ile 6 ay arasında derin dondurucuda rahatlıkla saklayabilirsiniz. 3# Yumurta Derin dondurucuya atılan çiğ yumurta genleşme sebebiyle kolayca kırılabilir. Ayrıca donan yumurtanın sarısı sakız kıvamına gelir ve tadı bozulur. Yumurta saklamanın en sağlıklı yolu buzdolabındaki yumurtalıklardır. 4# Konserve Ürünler Derin dondurucuya konulan konserve ürünler içlerinde bulunan sıvının genleşmesi sonucu patlar ve kullanılamaz hale gelir. 5# Bazı Sebzeler Yeşillik, salata ve turp gibi sebzelerin içerdikleri yüksek su nedeniyle dondurulması oldukça yanlıştır. Bu sebzeler çözdürüldükleri zaman dağılır ve lezzetlerini kaybeder. 6# Kötü Paketlenmiş Yiyecekler Kötü paketlenmiş gıdalar derin dondurucuya atıldığı zaman dondurucu yanıklarına maruz kalabilir. Bu gıdaları tüketmenin sağlık açısından bir sorunun yoktur ancak renk, koku ve tat olarak oldukça yetersizdirler. 7# Sıcak Yemekler Yemekleri sıcakken derin dondurucuya atmak çok yanlıştır. Sıcak yiyeceklerin derin dondurucuya atılması sıcaklığı artmasına ve bakteri oluşumunun hızlanmasına neden olur. 8# Çözdürülmüş Besinler Çözünme esnasında düşük sıcaklıklarda ölmeyen bakteriler ortaya çıkar. Eğer bu gıda tekrar dondurulursa ikinci çözdürme esnasında bakteri miktarı ilk sefere göre daha fazla olur ve bu durum insan sağlığını tehdit eder. 9# Ekmek Kırıntısı Galeta Unu Dondurulmuş ekmek kırıntısı ya da galeta unu dokusunu kaybederek yumuşar ve kullanılmaz duruma gelir. 10# Yüksek Oranda Su Bulunduran Meyveler Karpuz gibi yüksek oranda su bulunduran meyvelerin derin dondurucuda saklanması yumuşamalarına ve pelteleşmelerine neden olur. Derin dondurucu ile unutulmaması gereken hususlar; # Dondurulan ürün ne olursa olsun 9 ay içinde tüketilmelidir. # Çoğu gıda yavaş şekilde çözülür. Bu en sağlıklı olandır. # Dondurucuya koymadan önce gıdaların soğuk olduğundan emin olunmalıdır. # Gıdaları koyarken derin dondurucuya uygun kaplar tercih edilmelidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/derin-felsefi-anlamlari-olan-15-film/", "text": "Bazen sadece güzel vakit geçirmek için film izleriz ve bu filmler bizi bir an olsun düşüncelerden uzaklaştırır. İyi vakit geçirmemizi sağlar. Bazı filmler ise tam tersine bizi düşüncelere salar. Günlerce etkisinden çıkamayız. İşte bu filmler de öyle. Arkalarında derin felsefi anlamlar taşıyorlar. Yapıt 1950'lerde Teksas'ta yaşayan bir ailenin dramatik öyküsünü işlemektedir. Yapıt bu dönemde çocuk olan John'un babasıyla kurmuş olduğu ilişki üzerine psikolojik irdelemeler barındırmaktadır. * Synecdoche, New York Charlie Kaufman'ın yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı 2008 yapımı film. Philip Seymour Hoffman'ın başrolünü üstlendiği filmin kadrosuna, Catherine Keener, Michelle Williams, Samantha Morton ve Emily Watson da katıldı. Film, New York şehrinin minyatür bir kopyasını evinin bir köşesinde yapmaya çalışan çatlak ve çapkın bir tiyatrocuyu anlatmaktadır.* Eternal Sunshine of the Spotless Mind Sil Baştan. Yönetmenliğini Michel Gondry'nin üstlenmiştir. Senaryosunu Michel Gondry, Charlie Kaufman ve Pierre Bismuth birlikte yazmıştır. Kaufman ve Bismuth En İyi Özgün Senaryo Akademi Ödülü'nü kazanmıştır. Filmin başrolünde Jim Carrey veKate Winslet yer almaktadır. Llewellyn Moss geyik avında olduğu bir gün, Meksika yakınlarında bir uyuşturucu pazarlığının bol kanlı sonuyla karşılaşır. Sadece parayı alıp giden Moss yaralı olan birine su vermek amacıyla geceyarısı olay yerine döner, ancak bu niyeti başını derde sokacak ve Anton Chigurh ile tanışmasına neden olacaktır. Filmin 21. yüzyıldaki diliminde bilim adamı olan Tommy Creo, ölmek üzere olan kanser hastası eşi Izzi'yi kurtarabilmek için umutsuzca hastalığa çare bulmaya çalışmaktadır. Bu sırada Izzi 16. yüzyıl İspanya 'sında geçen bir hikaye yazmaktadır. Hikayede Engizisyon tarafından toprakları elinden alınmakla tehdit edilen Kraliçe Isabella, sadık konkistador Tomas'ı İspanya 'yı kölelikten kurtarabilmenin tek yolu olduğuna inandığı Hayat Ağacını araması için Maya ormanlarına gönderir. Hikaye Ispanya 'da başlayıp Xibalba denilen Nebula'da bitecektir ancak Izzi'nin hikayeyi bitirecek kadar zamanı olmadığı için Tommy'den hikayeyi bitirmesini ister. 26. yüzyılda ise uzay gezgini olan Tom uzaydaki gezintisi sırasında kendisini çok uzun sürelerdir rahatsız eden olayların arkasındaki gerçekleri keşfeder. Bu üç adamın hikayesi tek ve ortak bir gerçeğe uzanmaktadır. Melancholia 2011 Danimarka yapımı sanat filmi. Lars von Trier tarafından yazılıp yönetilmiştir. Filmin oyuncu kadrosunda Kirsten Dunst, Charlotte Gainsbourg, Alexander Skarsgard, Cameron Spurr ve Kiefer Sutherland bulunmaktadır. The Diving Bell and the Butterfly Kelebek ve Dalgıç isimli filmin IMDB notu :8 Kızımı Kurtarın, yönetmeni Ben Affleck olan 2007 yapımı film. Dennis Lehane'in aynı isimli romanından sinemaya uyarlanmıştır.Casey Affleck, Michelle Monaghan, Morgan Freeman, Ed Harris ve John Ashton filmde rol almaktadır. IMDB notu :7.7 Yönetmen Richard Linklater'ın 12 seneye yaydığı bu film, bir gencin çocukluğundan üniversiteye kadar geçirdiği dönemi konu alıyor. Oscar'da en iyi film adayı da oldu. The Man Who Wasn't There Joel ve Ethan Coen'in yazıp yönettiği 2001 yapımı yeni kara filmdir. Billy Bob Thornton'ın başrolde oynadığı filmde diğer rollerde James Gandolfini, Tony Shalhoub ve Scarlett Johansson ile Coen Kardeşler'in sürekli oyuncuları olan Frances McDormand, Michael Badalucco ve Jon Polito yer alır. Interstellar Aralarında en çok kafa açanı da bu Christopher Nolan'ın harika filmi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ders-almalik-olay-finlandiyada-insanlar-neden-esyalarini-1-euroya-satiyor/", "text": "Finlandiya da yaşayan bir doktordan alıntıdır. Merhaba. Finlandiya'da yaşıyorum. Burada insanların yaşam standartları genel olarak oldukça iyi. Yoksul insanlara rastlamak çok zor. Alkol veya narkotik madde ya da kumar gibi bağımlılığı olmayan biri kimseye muhtaç olmaz. Gerekirse devletten barınma ve geçinme desteği alır. Buna rağmen ne gıdalar ne de eşyalar mümkün olduğunca israf edilmez. Çok gerekli olmadıkça bir şey satın alınmaz. Bir şeye ihtiyaç kalmamışsa ya ihtiyaç duyabilecek birine verilir ya da ikinci el mağazalarında ya da internetten satılır. Mesela çocukları olan bir aile ne kadar varlıklı da olsa ikinci elden kıyafet alır. Bir yıl sonra küçülenleri satar ve yeniden ikinci el kıyafet alır. Bazen bir şey almayacak olsa bile bit pazarında dolaşmaktan hoşlanır. Bu arada fincede kirppu bit, tori ise pazar demek. Aynı bizdeki gibi bitpazarı dedikleri kirpputori'den giyinmek hiç gocunulacak bir şey değildir. Aksine sizin sınırsızca tüketim çılgınlığından imtina edecek entellektüel seviyede olduğunuzu ve alçakgönüllülüğünüzü ortaya koyar. Burada gösterişli arabalar ve gösteriş düşkünlüğü yadırganır. Belki de soğuk iklim yüzünden gösterişli giyinen birine pek rastlamazsınız. İnsanlar iklime uygun ve rahat şeyler giyerler. Mesela yazın naylon terlikle gezen insanlar görürsünüz. Çünkü naylon terlikle plaja da gidersiniz, alışverişe de, tiyatroya da. Kolayca yıkanır, kolayca kurur. Kimse sizi yadırgamaz, ayıplamaz. Bir öğretmen de derse terlikle gelebilir hatta terlikleri de çıkarıp hoşlanıyorsa yalınayak ders anlatabilir. Ve artık terliklerini kullanmak istemiyorsa çöpe atmaz. 1 euroya satabilir. O bir euroya ihtiyacı olduğundan değil, terliğin ona ihtiyacı olan birini bulması için. Eğer bu terlik kullanılamayacak kadar eskimişse de geri dönüşüme atar ki doğayı kirletmek yerine yeniden bir ihtiyacı karşılayabilecek bir şeye dönüşebilsin. Matematik dünyası dergisinde okuduğum bir şeyi de paylaşıp bitireceğim. Bir okur soru köşesine neden matematikçiler hep eskimiş gömlekler giyerler diye bir soru göndermişti. Dergi editörü de henüz bitmemiş bir gömleği neden atsınlar ki diye cevap vermişti. Kimin ne diyeceğine takılmayıp üzerinde yaşadığımız gezegene saygı duyarak yaşayalım. Ne kadar az satın alıyorsak o kadar olgunuz. Ne kadar az çöp atıyorsak o kadar olgunuz. Emek verilerek üretilmiş her şey değerlidir. 1 lira değer biçilse bile o bir lira değerlidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dev-aynalar-sayesinde-200-yil-sonra-gunesi-gorebildiler/", "text": "Norveç'te bulunan Rjukan'da yaşayan insanlar dağın tepesine yerleştirdikleri dev aynalar sayesinde yüzlerce yıl sonra şehir merkezinde kış güneşinden yararlanabiliyor. 1# Derin bir vadi içindeki Rjukan'da, altı ay kış boyunca öğlen saatlerinde bile çevre dağların gölge şehrin üzerinde. 2# Ama dev aynalar projesi sayesinde ana meydana güneş ışığı dolunca, eski karanlık ve güneşsiz günler eskide kaldı. 3# Rjukan'da aynalar kullanma fikri ilk 100 yıl önce önerilmiş. 4# Rjukan kasabası sakinleri yılda 6 ay boyunca güneşin yüzünü dahi göremiyorlardı. 5# Kasabanın tam karşısındaki tepenin en yüksek noktasına dev aynalar yerleştirmişler ve artık güneşli günlerin tadını çıkarıyorlar. 6# Heliostat olarak bilinen bu gün düşürücü aynaların maliyeti ise 835 bin dolar. 7# 8# 9# 10# 11# 12# 13# 14# 15#"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dev-hizmet-isaret-diliyle-nasil-ingilizce-kufur-edilir/", "text": "İngilizce öğrenmeye ilk olarak fuck gibi İngilizce küfürlerle başladıysanız. Buyrun dev hizmet işaret diliyle küfür öğretiyoruz. Hem de İngilizce. Bu saatten sonra hayat sizin için daha kolay bir hale gelecek 🙂 Bir kısmını günlük hayatta kullanabilirsiniz. Bazıları Türkçe'de de anlaşıldığından tavsiye etmiyoruz. İşaret Diliyle Nasıl İngilizce Küfür Edilir? 1 Saçmalık 2 Bok 3 Göt Deliği Göt herif 4 Canın cehenneme 5 Fahişe 6 Bok parçası 7 Göt herif göt deliği 8 Şerefsiz 9 Orospu 10 Keriz, aptal 11 Çük yalayıcı 12 Mankafa 13 Sürtük Şıllık 14 Piç 15 Göt Deliği, Göt Herif 16 Çük yalayıcı 17 Çük yalayıcı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/deveci-haci-ali-efendiye-yakilan-bir-arizona-turkusu/", "text": "MüzikliMevzular'da yer alan Osmanlı vatandaşı Hacı Ali Efendi'nin kilometrelerce ötede yakılan türküsü oldukça güzel bir hikayeye ev sahipliği yapıyor. Amerika'nın Arizona eyaletinin Quartzside kasabasını bir gün gezmeye giderseniz, ziyaret etmeniz gereken anıtların başında gelen şey bir anıt mezar olacaktır. Peki bu anıt mezarın sahibi kim ola ki bu kadar önemli olsun diye düşündüyseniz hiç yorulmayın, zira kolayca tahmin edilecek biri değil. Hi Jolly veya Hadji Ali, yani Tükçesiyle Hacı Ali, Amerikan ordusunun ilk ve tek profesyonel deve ordusunun baş devecisi.. 1820li yıllarda Rum ve Suriye kökenli bir aileden dünyaya gelen Osmanlı vatandaşı Philip Tedro, genç yaşlarda Müslüman olup Hacc'a gider ve ismini Hacı Ali olarak değiştirir. Hacı Ali'nin Hi Jollyye dönüşmesi ise 1850lerde olacaktır. Henüz bitmiş olan Meksika-Amerika savaşından ABD, şimdiki Arizona eyaletinin de arasında bulunduğu bazı toprakları ele geçirerek galip çıkmıştır ve zamanının Amerikan hükümeti bu çöl iklimli coğrafyada ulaşımı sağlamak için deve kullanma fikrine kapılır. Develeri temin etmek için de Osmanlı'ya başvururlar ve Osmanlı'dan bir grup deve, devecileri ile birlikte Amerika'ya getirilir. Bu ekibin baş sürücüsü olan Hacı Ali, bir süre orduya hizmet verdikten sonra dönemin modası olan maden arama furyasına katılır. Bu arada Amerikan vatandaşı olur ve asıl eski ismi Philip Tedro'yu yeniden alsa da o artık Hacı Ali'nin İngilizce çevrimi olan Hi Jolly olmuştur. Hi Jollyyi birebir çevirirsek Selam Neşeli gibi sevgi dolu da bir seslenişin çıkıyor olduğunu da belirtmeliyiz. Hacı Ali 1902 yılında yaşamını sürdürdüğü Arizona'nın Quartzside kasabasında ölür. 1955 yılında ona bir anıt mezar yapılır ve bir de şarkı yazılır ardından, tam olarak kimin ne zaman yaptığını bilemesek de. İlk kez bu parçaya bir albümde yer veren grup 1962 yılında The New Christy Minstrels. Daha sonraları başka gruplar tarafından da çalınan ve özellikle yer yıl ocak ayında gerçekleşen çöl ve deve temalı festivalde Hi Jolly anısına sıklıkla seslendirilen şarkıda Hacı Ali'nin deveciliğinden bahsedilmektedir. Hi Jolly, hey Jolly, twenty miles a day, by golly (Selam Jolly, hey Jolly, bir günde 20 mil, vay ha!) Twenty more before the morning light (Gün aydınlanmadan bir 20 daha) Hi Jolly, hey, I gotta get on my way I told my gal I'd be home Sunday night"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dilenci-cocuk-para-istemek-icin-yaklastigi-aracin-surucusunu-gorunce-gozyaslarina-boguldu/", "text": "Varlıklı insanlar yoksullara güvensiz gözlerle bakarlar. Sokakta gördükleri evsizleri veya dilencileri hırsız veya kötü kişiler olarak görürler. Ancak yoksul insanlar varlıklılara oranla daha cömerttirler. Onlardan biri de John Thuo isminde çocuk. Kenya'nın başkenti Nairobi'de yaşayan çocuk eskiden sokaklarda dileniyordu... John Thou, eskiden Nairobi'de araçların sıkça geçtiği yolların kenarında dilencilik yapıyor ve kırmızı ışıkta araçların yanlarına yaklaşıp para istiyordu. Onu gören sürücüler çocuğun hırsız olduğunu düşünüyorlardı. Ancak John Thuo hırsız olmadığını ve altın gibi bir kalbi olduğunu herkese gösterdi. Bir gün çocuk yine bir aracın yanına yaklaştı ve para istedi. Aracın içine baktığında gördüğü karşısında şaşırıp kaldı. Araç sürücüsü oksijen tankıyla nefes alıyordu. Sürücünün adı Gladys Kamande'ydi. 32 yaşındaki kadın John'a akciğerlerinin iflas ettiğini, düzgün nefes alamadığını ve bu nedenle oksijen tankı kullandığını söyledi. John işte o sırada inanılmaz bir şeyin farkına vardı. Hayatta yoksul olmaktan çok daha kötü şeyler vardı. Tıpkı arabası olan ancak sağlığı kötü durumda olan bu kadın gibi... Gözyaşlarına boğulan John, o gün topladığı bütün parayı Gladys'e vermeyi teklif etti. O esnada bir başka sürücü yaşananlara tanık oldu ve fotoğraf çekti. Sürücünün internette paylaştığı hikaye ve fotoğraflar hızla yayıldı. Birkaç gün içinde gelişenler hem John hem de Gladys'in hayatını değiştirdi. Ve John sosyal medyada gördüğü ilgiden sonra en sonunda kurtuldu sokaklardan ve sevgi dolu bir aileye evlatlık verildi. Onu evlatlık alan kadın Nissy Wambungu ona okuma imkanı verdi! Sonuçta John'un iyi niyetli olmasi sadece Gladyse'ye yardım etmedi, ona bir anne ve bir ev verdi. Gördüğünüz gibi iyilikler beraberinde mucizeleri getiriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dilencilik-icin-gittigi-kafede-hayati-degisti/", "text": "Birbirimize yardımcı olabilmemizin tek yolu, önyargıdan topluca kurtulmak. Dünyamızın şu an savaşlarla dolu; korkutucu ve şiddetli görünmesi nedeniyle bu gezegendeki herkesin kötü niyetli olduğunu sananlar çok. İnsanların bir tercihi olduğunu unutamayız. Yaşam, özellikle de hiçbir şey beklemediğimizde bizi şaşırtmanın bir yolunu bulur. Minnesota Minneapolis'teki Abi's Cafe'den evsiz bir adam para istedi. Zayıf görünen yaşlı bir adam Abigail'in kafesinin kapısını çaldı, yiyecek ve para istedi. 20'li yaşlarında iyi bir kafeye sahip olan Cesia Abigail, Neden işiniz yok mu? diye sordu. Adam ise ne yazık ki kimsenin onu işe almadığını söyledi. Zavallı adam Marcus, çalışmaktan hoşlanacağını fakat bir suçluluk geçmişi olması nedeniyle bir iş bulamadığını anlattı.. Bu nedenle, hayatta kalmak için dilenmeye devam ettiğini söyledi. Geçmişte hata yapmıştı, ancak geçmişi tamir edemediğini ve şimdi cezalandırıldığını düşünüyordu. Hayatını değiştirmek için yapabileceği hiçbir şey yokmuş gibi hissettiğini aktardı. Abigail bazı insanların hayatta bir kez daha şansı hak ettiğini hissetti ve hemen ona gün boyunca bir iş teklif etti. Abigail'e göre, Bugün birileri için güzel şeyler yapmalı ve onları yargılamaktan vazgeçmeliyiz, çünkü orada durumlarını bilmediğimiz için para isteyen insanlar var... bazıları bir şansı hak ediyor. Abigail, Marcus'un işini devamlı hale getirdi. İki saatlik vardiyalarına hiç geç kalmıyormuş. Bu şansı gerçekten uzun bir zamandır beklediğini düşünürseniz şaşırtıcı değil tabii. Bulaşıkları yıkadı, çöpü çıkardı ve diğer tüm bakım işlerini verimli bir şekilde yaptı. Ona ödeme yaptığımda, ne yaptığını tahmin ediyor musunuz? Ona iyi hissettiren restoranımdan yiyecek alıyor! Bu yazı, Abigail'in hikayesini Facebook sayfasında paylaşmaya karar verdiğinde viral oldu.. İşyerindeki Marcus'un fotoğrafını paylaştı ve şöyle yazdı: Tanrı bana bir nimet verdi, öyleyse başkalarını neden kutsamıyorum? İnterneti kullanma amacımız olması gereken şey bu! Bu şekilde insanları empati kurmaya ve başkalarına insanlık ve merhamet uğruna ikinci bir şans vermeye çağırıyor. Başkalarının neyle uğraştığını ya da bugünkü haline gelme nedenlerini asla bilemezsiniz. İhtiyacınız olan tek şey küçük bir merhamet, sonra dünya daha iyi bir yer olacak... Her ikisini de tebrik ediyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dingonun-ahiri-deyimi-nereden-geliyor/", "text": "Burası Dingonun ahırı mı? özellikle belli bir yaşın üzerinin çok duyduğu deyimdir. Peki Dingo'nun Ahırı'nın gerçekten de olduğunu biliyor muydunuz? İşte o ahırın hikayesi: Atlı Tramvaylar zamanında, tramvaylar 2 atla çekilirken dik Şişhane yokuşunu çıkabilmek için Azapkapı'dan takviye at alarak yokuşu çıkabilirlerdi. Tramvay bu haliyle Taksim'e kadar gelir, burada çıkartılan atlar, bu gün Taksim alanının batı kısmındaki sular idaresi maksemi ile Fransız Konsolosluğu arasında bir ahırda bir süre dinlendirildikten sonra tramvaya bağlanmadan boş olarak Azapkapı'ya götürülürdü. Taksim'deki bu ahırı Dingo adlı bir rum vatandaş işletirmiş. Gün boyu bir sürü atın girip çıkmasından dolayı dilimizdeki Burası Dingo'nun ahırı mı giren çıkan belli değil sözünün buradan geldiği söylenir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/direk-dansi-olimpiyatlara-dahil-olsun-basvurusu-yapildi/", "text": "Uluslararası Direk Dansı Federasyonu, direk dansının sportif içeriği nedeniyle olimpiyatlarda yer alması için Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne resmi başvuruda bulundu. GazeteVatan'ın haberine göre; insanların bu sporu güçlenmek için yaptığını savunan Direk Dansı Federasyonu, Kadınları seks objesine dönüştüren bir etkinlik değil. Bu bir spor. Ne kadar çok efor sarfedildiğini görmemek için kör olmak gerekir açıklamasında bulundu. Yetkililer, direk dansının bir Olimpiyat sporu olması halinde erkeklerin bu spora ilgisinin büyük olacağını, bu nedenle de Olimpiyat izlenme oranlarının artacağını savunuyor. Geçtiğimiz haftalarda Londra'da dünyanın bir çok ülkesinden direk dansı şampiyonları biraraya gelmişti. Ukrayna'nın Yetenek Sizsiniz yarışmasına damga vuran direk dansını da hatırlamakta fayda var. Ukrayna Yetenek Sizsiniz Direk Dansı paylaşan: thegeyik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/direk-dansi-yapan-jennifer-lawrence-pisman-degilim/", "text": "Oscar ve Altın Küre ödüllü aktris Jennifer Lawrence, direk dansı yaptığı görüntülerle ilgili Bu görüntüler için pişman değilim dedi. 'Red Sparrow' filmi için Avusturya'da bulunan Jennifer Lawrence, arkadaşları ile bir striptiz kulübünde eğlenmeye gitti. HERKESİN DİKKATİNİ ÇEKTİ Eğlenceye kendisini kaptıran 26 yaşındaki oyuncu, nisan ayında çekilen ve Radar Online'de yayınlanan görüntülerde ateşli direk dansı ile herkesin dikkatini çekti. PİŞMAN DEĞİLİM Bu görüntülerin ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan ABD'li aktirs, Bu görüntüler için pişman değilim. Arkadaşımın doğum günü vardı ve eğlenmeye gittik. O gece çok eğlendim. Üzerimdeki de iç çamaşırı değildi. Bu görüntüler için özür dilemeyeceğim ifadelerini kullandı. İşte ünlü yıldızın o görüntüsü; sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dis-bakiminda-sik-yapilan-10-hata/", "text": "Diş Hekimi Pertev Kökdemir, Yeni bir alışkanlığı öğrenmek yaklaşık üç hafta sürer. Her hafta diş fırçalama rutininize bir değişiklik ekleyin. Ağzınızı eskisinden daha ferah hissedeceksiniz. Ayrıca diş hekiminizi düzenli ziyaret etmek ve bu diş fırçalama hatalarından kaçınmak, dişetinizin uzun süre korunmasını da sağlar. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, basit ama aslında sık sık yaptığımız diş bakım hatalarını anlattı... Diş fırçasını çok uzun süre kullanmak Sürekli kullanımda bir diş fırçasının ortalama ömrü üç aydır. Yaklaşık 200 kullanımdan sonra fırçanızı değiştirmeniz gerekir; çünkü diş fırçasının kılları yıpranır. Kıvrılmış veya kırılmış kıllar dişlerinizi düzgün şekilde temizleyemez. Birkaç ay sonra diş fırçasında bakteri ve gıda parçacıkları birikmeye başlar. Diş fırçanızı üç ayda bir değiştirdiğinizden emin olun. Dişlerinizi fırçalamaya yeterince zaman ayırmamak Bir diş fırçalama seansı için önerilen süre iki dakikadır. Ortalama bir kişinin dişlerini fırçalama süresi ise sadece 45 saniyedir. 2 dakikadan kısa fırçalama, diş macunundaki florürün diş minesine ulaşması için yeterli bir zaman değildir. Fırçalama süresi kısaldıkça ağız hijyeni eksik yapılır. Çoğu zaman dişlerin kenarları veya ağzın arkası ihmal edilir. Ben bunun için zamanlayıcılarla birlikte elektronik diş fırçalarını öneriyorum. Zamanlayıcı yoksa bir kronometre, iki dakika süren bir şarkının melodisini veya telefonunuzu kullanın. Dişlerinizi iki dakikadan az fırçalamamak için elinizden geleni yapın. Dişlerinizi fırçaladıktan sonra ağzı su ile durulamak Diş Hekimi Pertev Kökdemir, Dişlerinizi fırçaladıktan sonra ağzınızı su ile çalkalamayın diyor ve nedenini şu sözlerle anlatıyor: Diş macununu tükürüp atabilirsiniz. Ancak ağzınıza su girdiğinde diş macununuzdaki florürün verimliliğini düşürür. Bazılarınız ağzını arındırmak isteyecektir. Su yerine florür içeren bir gargara veya ağız yıkama suyu kullanın. Ayrıca su içmek veya içecek tüketmek için dişlerinizi fırçaladıktan sonra en az yarım saat bekleyin. Diş ipi kullanmamak Henüz günlük diş ipi kullanmayı alışkanlık haline getiremediyseniz; hemen başlamalısınız. Diş fırçanızın ulaşamadığı dişler arasındaki artıkları çıkarmak için günde en az bir kez diş ipi kullanmak gerekir. Fırçalama ve diş ipi ile çıkartılmayan artıklar dişlerinizde bakteri cenneti oluşturur. Günün sonunda hep diş ipi kullanın. Dilinizi temizlemiyorsanız... Dişlerinizi fırçaladıktan sonra ağız kokusunu önlemek için dilinizi mutlaka temizleyin. Dil temizleyicisi kalan bakterileri dilden sıyırır. Dişlerinizi fırçaladıktan sonra dilinizi temizlemek için fırçanızın kıllarını da kullanabilirsiniz. Dişlerinizi her fırçaladığınızda dili temizlemek önemlidir. Sert diş fırçası kullanmak En büyük yanlışlardan bir tanesi de daha iyi temizleyeceğine inanıldığı için sert diş fırçası tercih etmektir diyen Kökdemir, Kıllar çok sert ise diş etinize zarar verebilirler. İhtiyacınız olan tek şey, dişlerin arasına sıkışmış yiyecek parçacıklarını çıkarmak için bir fırçadır. Yumuşak veya ekstra yumuşak kıllı diş fırçası kullanın dedi. Yanlış teknikle fırçalamak Dairesel hareketler, dişler arasındaki boşlukların temizlenmesinde daha nazik ve etkilidir. Diş fırçası hem dişler hem de diş etleri ile temas etmelidir. Geniş yan yana hareketler, dişlerinizle diş etleri arasındaki yumuşak doku astarına zarar verebilir. Fırçanızı ön ve alt dişlerin arkasında dikey olarak eğin ve fırçanın sadece ön yarısını kullanarak yumuşak hareketler yapın. Dişleri yanlış açıyla fırçalama Fırçanızı daima 45 derecelik bir açıda tutun ve kısa dairesel hareketler yapın. En etkin temizleme açısı budur. Diş fırçasını bu şekilde kullanmak diş eti çizgisinin altında ve üstünde mükemmel temizliği garanti eder. Dişler ve diş etleri arasını temizlemek için kılların orta satırını kullanın. Diş eti çizgisini doğru şekilde temizlemek, renk kaybını ve daha da önemlisi boşlukları ve diş eti hastalıklarını önler. Dişlerinizi fırçalama rutinini değiştirmemek Dişlerimizi her gün iki kez fırçaladığımız için sürekli aynı hareketleri yapar, hep aynı alanları fırçalarız. Farklı bir alandan başlayarak ve düzensiz bir desen izleyerek rutininizi değiştirin. Elektrikli bir diş fırçasını kullanmanın avantajı ise, daha az çaba sarf ederek ağzınızda ulaşılması zor yerlere ulaşmanın daha kolay olduğudur. Dişleri günde dört kez fırçalamak Diş Hekimi Pertev Kökdemir, Dişlerinizi günde iki defadan fazla fırçalamaya gerek yoktur. Bazı insanlar dişleri günde üç veya dört kez fırçalamanın daha uygun olduğunu düşünür. Ben buna katılmıyorum. Günde iki defadan fazla fırçalamak diş ve diş etlerinize zarar verebilir diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dis-gorunusunuze-zarar-veren-15-aliskanlik/", "text": "Görünüşüne önem veren güzel kadınlarımız için hazırladığımız bir içerikle daha sizlerle birlikteyiz. Bu içeriğimizde yaşlanmanın önüne geçmenizi sağlayacak ve hayatınızdan çıkarttığınız anda size çok büyük faydası olacak Dış Görünüşünüze Zarar Veren 15 Alışkanlık'ı sizler için bir araya getirdik. Umarız okuduğunuz bu içerik gündelik hayatınızda faydalı olur 🙂 İşte Dış Görünüşünüze Zarar Veren 15 Alışkanlık; 1# En sevdiğiniz saç modelinin at kuyruk olması Saçlarınızı köklerinden sıkıca toplamak gelecekte saç dökülmesine ve kel kalmanıza neden olabilir. Saçınızı uzun süre sağlıklı kullanmak için at kuyruklarını gevşek stillerle değiştirin. 2# Çok fazla süt içmek Tabii ki kimse sütü tamamen reddetmemelisiniz demiyor ancak aşırı süt tüketiminin nahoş sonuçlarının farkında olmak ve bunlardan kaçınmak oldukça önemlidir. Süt, daha aktif bir yağ bezi işlevi gören androjenler içerir. Sonuç olarak aşırı süt tüketimi gözenekleri tıkayan,cildi yağlı ve yorgun görünen daha fazla sebum üretmenize neden olur. 3# Yalnızca yüzünüze güneş kremi sürmek Pek çok kadın her mevsim güneş kremi kullanmanın önemini kavramış olsa da bunu genellikle yüzleri ile sınırlı tutup, ellerini unutuyorlar. Bu durum eller üzerinde lekeler ve kırışıklıklar oluşmasına neden olur. Araba kullanırken ellere, yaz aylarında ise boyun ve göğüs bölgesine krem sürülmesi unutulmamalıdır. 4# Bacak bacak üstüne atmak Bacaklardaki varisler damar sıkışması ve dolaşım bozukluklarının doğrudan bir sonucudur. Özellikle bacak bacak üstüne atan kadınlar pelvik bölgedeki kan akışını engellediği için daha fazla oranda varis problemi ile karşılaşırlar. 5# Islakken saç taramak Islakken saç taramak saç bakımında yapılan yaygın bir hatadır. Saç hasarını önlemek için, önce saçınızı biraz havlu ile kurutun, ardından saç kurutma makinesi ve fırça ile saçınızı şekillendirin. 6# Makyaj yapmadan önce kaş almak Kaşlarınızı almaya karar verdiyseniz, bu işlemi yüzünüzü iyice yıkadıktan sonra akşam vakti gerçekleştirin. Ancak bu şekilde mikrop kapmanızın ve cildinizi tahriş etmenin önüne geçebilirsiniz. 7# Yüksek sıcaklıkta saçlara şekil vermek Saçlar yüksek sıcaklıkta havaya maruz bırakıldığında saç tellerinizin içinde küçük kabarcıklar ortaya çıkar. Bu kabarcıklar saçları kuru ve kırılgan hale getirir. Bunu önlemek için kurutucuyu saçtan 15 cm uzakta tuttuğunuzdan, ısı koruma maddeleri kullandığınızdan ve sıcaklığı orta derecede ayarladığınızdan emin olun. 8# Gözlerinizi ovmak Bu kötü alışkanlık kirpiklerinize zarar verir ve kırılganlaşarak dökülmesine sebep olur. Ayrıca gözlerin altındaki deriye zarar verip yorgun görünmenize neden olur. 9# Kin duymak Yapılan araştırmalar bağışlama ile fiziksel sağlık arasında bağlantı olduğunu göstermiştir. Eğer kinleri kesmeyi bırakamazsanız vücudunuzda biriken kortizol giderek yaşlanmanıza, kilo almanıza, tansiyon ve şeker gibi hastalıklarla maruz kalmanıza sebep olur. 10# Sürekli yüze dokunmak Elini yanağa koymak, burna dokunmak, çene ovmak gibi önüne bir türlü önüne geçemediğiniz alışkanlıklar erken kırışıklıklara, çeşitli enfeksiyonlara ve aknelere neden olur. Bunun önüne geçmek için yapabileceğiniz tek şey iradenize güvenmektir. 11# Yüze sık sık pudra sürmek Yüzünüze yapabileceğiniz en kötü şey yağlı olduğu bir günde üzerine pudra sürmektir. Bu durum gözeneklerin tıkanmasına ve cildinizde akneler oluşmasına neden olur. Bu gibi sıkıntıların önüne geçmek için en iyi yöntem yüzü iyi bir temizleme mendili ile sildikten sonra üzerine pudra uygulamaktır. 12# Bütün bir evreni tek bir çantada taşımak Çantanız bir şemsiye, ilk yardım seti, yedek ayakkabı ve kalın bir kitap da dahil olmak üzere ihtiyacınız olan her şeyle doluysa bu durum duruş bozukluğuna sebep olabilir. Bunun önüne geçmek için çantanızı sık sık bir elden ya da omuzdan diğerine değiştirmeyi unutmayın. 13# Çok fazla besleyici krem kullanmak En iyi kremi dahi kullansanız, kalın bir krem tabakası cildinize zarar verir. Cildiniz nefes alamaz, yüzünüzde şişme ve gözaltında koyu halkalar oluşur. Onun için azı karar, çoğu zarar. 14# Çok fazla koşmak Doktorlar bu tip ağır sporların cilt yaşlanmasına sebep olduğunu açıklamıştır. Bunun yerine hafif sabah koşularını ya da tempolu yürüyüşleri tercih edebilirsiniz. 15# Taze meyve sularına yüklenmek Bol miktarda antioksidan içermesi nedeniyle faydalı olan taze meyve suları içeriğindeki fruktoz nedeniyle tehlikelidir. Fruktoz şekeri cildinizin yağ ve protein ile bağlanmasına, kolajenlere etki ederek kırışıklık oluşmasına neden olur. Bu nedenle taze meyve yerine yeşil sebzelerin suyunu içmek her daim daha avantajlıdır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/disleri-folyoyla-kaplamak-ne-ise-yariyor/", "text": "Hem televizyonda hem de internette o kadar farklı şeyler söyleniyor ki insan bazen ne yapacağına şaşırıyor. Dişleri folyo ile kaplama denildiğinde de ilk olarak nedir bu saçmalık diye düşünebilirsiniz. Ama bir yerden sonra sizin de yıllardır bildiğiniz bir yöntemin farklı uygulanışı. Dişleri güçlendirmek ve beyazlatmak için yapılan folyo ile kaplama işleminin önce nasıl yapıldığını anlatalım. Öncelikle karbonat satın alıyorsunuz. Folyoyu dişlerinizi sarabilecek şekilde kesiyorsunuz. Karbonat ve az suyu karıştırıp, folyo üzerine seriyorsunuz. Sonra onu dişlerinize düşmeyecek şekilde tutturuyorsunuz. Biraz komik göründüğünün farkındayız ama haftada iki kez birer saat bu şekilde tutuyorsunuz. Arkadaşlarla yapmak daha iyi 🙂 Ya da kimse görmesin siz bilirsiniz 🙂 Bir süre sonra dişler beyazlamaya başlıyor. Karbonat ile dişlerin beyazlatıldığını duymuşsunuzdur. Burada folyonun rolü karbonatın dişte bir saat durmasını sağlamak. Yine de diş doktorunuza danışmadan yapmayın!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dislerinizi-fircalayamiyorsaniz-beyaz-peynir-yiyin/", "text": "Leke çıkartan diş macunlarına karşı uyarılarda bulunan Diş Hekimi Pertev Kökdemir, bu macunların sürekli kullanımının tehlikelerine dikkat çekti ve leke oluşumunu azaltmak için basit bir formül önerdi. Köktemir yemek yedikten sonra diş fırçalayamama durumunda da beyaz peynir yenilmesi gerektiğini söyledi. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, uzun süre boyunca leke çıkarıcı diş macunlarının kullanılmaması gerektiği konusunda uyardı: Bu macunlar dişlerde daha kısa sürede, daha kalıcı lekelere yol açar diyor ve lekelenmelerin önüne geçebilmek için dişlerin her öğünden sonra düzenli olarak fırçalanması gerektiğini belirtiyor Diş Hekimi Pertev Kökdemir, dişlerdeki lekelenmeler hakkında bilgi verdi: Dişlerimiz bazen doğuştan bazen de günlük alışkanlıklarımıza ve yediğimiz, içtiğimiz gıdalara bağlı olarak renklenebilir. Eğer dişlerimiz doğuştan lekeli ise bunun için birçok tedavi yöntemi vardır. Lekelerin koyu tonları beyazlatma materyalleri ile açılabilir veya bu dişlere bonding uygulaması yapılarak lekeler ortadan kaldırılabilir. Eğer dişlerimiz sonradan renklendiyse, yediğimiz, içtiğimiz gıdalar dişlerde sararmaya veya kahverengi lekelere sebep olduysa; öncelikle dişlerimiz diş hekimi tarafından temizlenir. Ardından da ihtiyaç varsa daha derin bir temizlik işlemi olan bleaching-diş beyazlatma işlemi yapılabilir. BİR BARDAK SU İLE AĞZINIZI ÇALKALAYIN Diş Hekimi Pertev Kökdemir, Dişlerimizin sararmasını önlemek için renklendirici gıdalar tüketildikten sonra ağzımızın bol su ile çalkalanması mutlaka faydalı olacaktır diyor ve uyarıyor: Kahve veya çay gibi renklendirici içeceklerden sonra, bir bardak su içilmesi; renklendirici maddenin ağız ortamından uzaklaşmasını sağlar. Bunun dışında beyazlatıcı diş macunları da ara ara kullanılabilir. Ancak beyazlatıcı macunlarından farklı olan leke çıkarıcı diş macunlarını çok sık kullanmamak gerekir. Çünkü bu macunlar bir süre sonra dişte aşınmalara veya çiziklere neden olabilir. Bu da dişin daha kısa sürede renklenmesine veya leke tutmasına sebep olur. BEYAZ PEYNİR YİYİN Eğer dişlerimizi fırçalayamayacağımız bir ortamdaysak veya diş fırçamız yanımızda değilse; o zaman ağzımızın mutlaka su ile çalkalanması veya son gıda olarak beyaz peynir yenmesi çürük oluşumunu azaltıcı etki gösterir diyen Kökdemir, Ancak dişlerin fırçalanmıyor olması bir süre sonra diş eti hastalığına yol açar. Bu nedenle diş fırçalamanın yerini başka hiçbir yöntem tam anlamıyla tutamaz. Dişlerin mümkünse her öğünden sonra fırçalanması gerekir dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/disney-kahramanlarina-benzeyen-15-unlu/", "text": "Disney karakterlerini bu sitede bol bol görmüşsünüzdür. Hepsi hala hayatımızın önemli bir parçası gibi. Ne zaman görsek meraklı gözlerle bakıyoruz, baktıkça da yeni şeyler keşfediyoruz. Bu sefer de ünlülere benzediklerini fark ettik... İşte Disney Kahramanlarına Benzeyen 15 Ünlü; 1# Sasha Luss Princess Kida 2# Patrycja Gardygajlo The Evil Queen 3# Miranda Kerr Belle 4# Maria Borges Tiana 5# Liu Wen Mulan 6# Elsa Hosk Alice in Wonderland 7# Josephine Skriver Aurora 8# Kendall Jenner Snow White 9# Lily Aldridge Pocahontas 10# Lily Cole Merida 11# Doutzen Kroes Cinderella 12# Cara Delevingne Tinker Bell 13# Candice Swanepoel Elsa 14# Bhumika Arora Princess Jasmine 15# Barbara Meier Ariel"} {"url": "https://www.thegeyik.com/disney-karakterleri-neden-beyaz-eldiven-takar/", "text": "Mickey Mouse, eldiven giyen ilk Disney karakteriydi. 1928'de yayınlanan ve aynı zamanda ilk Mickey Mouse bölümü olan Plane Crazy'de karakterin elleri siyahtı. Ancak 1929'da yayınlanan Opry House bölümü ile Mickey Mouse eldiven giymeye başladı. Peki ama neden? 1# Zamandan Tasarruf Her sahnenin çiziminde detaylar ile uğraşmak çizerleri çok yoruyordu. Bundan kurtulmak ve zamandan tasarruf etmek isteyen çizerler, karakterleri daha az ayrıntı ile çizmeye başladı. Büyük gözler ve kafalar, 4 parmaklı ince uzuvlar çizerlerin yeni tercihi oldu. 2# Kontrast Bulanık siyah-beyaz filmler yüzünden karakterlerin siyah ellerini siyah bir cisimle görmek zordu. Karakterlere beyaz eldivenler giydirilerek hareketlerin vurgulanması ve uzuvların daha sağlıklı bir şekilde ayırt edilmesi sağlandı. 3# İnsanlaştırma Walt Disney biyografisinde Mickey Mouse karakterinin daha insansı olarak algılanması için eldiven giydirildiği itiraf etmiştir. Disney'in bu girişimi öylesine başarılı oldu ki rakip firmalar da aynı stratejiyi uygulamaya başladı. Buradan da görüldüğü Universal Pictures ve Warner Brothers başta Woody Woodpecker ve Bugs Bunny olmak üzere birçok karakterine eldiven giydirmeye başladı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/disney-karakterlerine-ikizi-gibi-benzeyen-20-unlu-sima/", "text": "Disney karakterleri ile ünlülerin benzerliklerini irdelediğimiz bir başka seçki ile karşınızdayız. Aralarında Anne Hathaway, Beyonce, Nicki Minaj gibi birçok ünlü ismin bulunduğu listemizde benzerlikler, sizleri de bizler gibi şaşkınlığa uğratacak. İşte Tek Yumurta İkiziymişcesine Disney Karakterlerine Benzeyen 20 Ünlü Sima; 1# Aladdin-Zayn Malik 2# Anna ve Elsa-Mary ve Kate Olsen 3# Ariel-Isla Fisher 4# Belle-Anne Hathaway 5# Cheshire Cat-Nicki Minaj 6# Cinderella-Anna Sophia Robb 7# Dr.Facilier-Prince 8# Genie-Robin Williams 9# Jasmine-Selena Gomez 10# Mulan-Arden Cho 11# Pocahontas-Irene Bedard 12# Prens Charming-Zac Efron 13# Prens Eric-Matt Bomer 14# Prenses Tiana-Beyonce 15# Rapunzel-Amanda Seyfried 16# Scar-Gary Oldman 17# The Evil Queen-Megan Fox 18# The Fairy Godmother-Betty White 19# Tinker Bell-Michelle Williams 20# Ursula-Mama June"} {"url": "https://www.thegeyik.com/disneyden-avatar-temali-park-geliyor/", "text": "Disney yaptığı açıklamada Avatar filmindeki Pandora'nın bir kopyası olarak inşa edilecek parkın önümüzdeki yaz açılacağını duyurdu. Büyük hasılata ulaşan Avatar filminin sürekleyici dünyasını, hareket eden dağlarını, canlı ve farklı doğasını halka yeni tema parkı ile tanıtacak olan Disney son hazırlıklarını tamamladı. Walt Disney Parkları ve Tatilleri Yönetim Kurulu Başkanı Bob Chapek'in tanıtımını yaptığı parkın içinde tema parkın yanında yemek bölümü ve lisanslı ürünlerin satıldığı mağazalar da bulunacak. Parkın yeni teknoloji bir çok hizmeti içinde bulunduracağını ifade eden Chapek, açılacak yeni tema parkın şimdiye kadar yapılmış olan en büyük ve en teknolojik tema park olacağını ifade etti. Muhtemelen Star Wars tema parkı yapılana kadar yapılabilecek en fantastik park olan Avatar Dünya'sı konukların akıllarını alacak gibi duruyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/disneyin-yeni-dizisi-ben-grinin-ilk-fragmani-yayinlandi/", "text": "Disney+'ın, Türkiye'deki yeni orijinal dizisi 'Ben Gri'den ilk tanıtım yayınlandı. Yapımcılığını OGM Pictures'ın üstlendiği, hikayesi Banu Kiremitçi Bozkurt'a ait olan, senaryosu OGM yazım grubu tarafından yazılan ve yönetmen koltuğunda Yağmur Taylan ile Durul Taylan'ın oturduğu dizinin başrollerinde Timuçin Esen ile Ebru Özkan yer alırken oyuncu kadrosunda ise Alican Yücesoy, Buçe Buse Kahraman, İlayda Akdoğan, Mücahit Koçak, Onur Bilge, Selin Kahraman gibi genç ve usta isimler bir araya geliyor. Suç, gizem ve psikolojik gerilim türündeki 8 bölümlük dizi, başarılı ve saygın bir avukat olan Fuat'ın hayatının, kızının başına gelen olayla değişmesini konu alıyor. Dizi Fuat'ın, kızının yaşadığı olayın intikamını almak isterken telefonuna gelen esrarengiz mesajlarla beraber kendi içindeki karanlıkla yüzleşmesini ve kendi adaletini sağlama çabasını usta bir dille seyirciye aktaracak. Diziden yayınlanan ilk tanıtımda yer alan replikler ve gerilimli sahneler, izleyiciye dizinin dünyasına dair ipuçları veriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dizindeki-kucuk-benden-yola-cikarak-deri-kanserinin-farkina-varan-ogretim-gorevlisi/", "text": "35 yaşındaki öğretim görevlisi Yunus Emre Üstgörül, dizindeki küçük bir 'ben'in hayatını bu kadar etkileyeceğini muhtemelen hiç düşünmedi. Ancak o küçük bendeki değişiklikler, bir süre sonra cilt kanserinin en tehlikeli türü olan malign melanoma dönüştü. Akademik Onkololoji Derneği tarafından İsanbul'da düzenlenen Uluslararası Katılımlı Melanom Sempozyumunun en önemli konularından biri cilt kanserinin Türkiye'de bulunmayan tedavi yöntemleri oldu. Yerli ve yabancı çok sayıda katılımcıyı ağırlayan sempozyumun en ilgi çeken konuğu ise, dizindeki küçük bir 'ben'in cilt kanserinin en tehlikeli türü olan malign melanoma olduğunu öğrendikten sonra, 1,5 yıllık zorlu bir tedavi süreci geçiren ve kanserli hücrelerin, çevre doku ve organlara yayıldığı 4'ncü evrede hastalığı yenen Yunus Emre Üstgörül'dü. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İçmeler Turizm Meslek Yüksekokulu'nda beden eğitimi öğretim görevlisi olan Üstgörül, toplantıya, tedavisini yürüten Doç. Dr. Burçak Karaca ile birlikte katıldı. Melanomun halk arasında 'kara bela' olarak adlandırılan ve genellikle benlerin üzerinde gelişen son derece kötü seyreden bir deri kanseri olduğunu belirten AKOD Genel Sekreteri Doç. Dr. Burçak Karaca, Yeni nesil tedaviler hem hastalar hem doktorlar için umut oldu. Yunus Emre Üstgörül de tedavi ile 4. evredeki cilt kanserini yenmeyi başardı dedi. ELEKTROKEMOTERAPİ İLE İMMÜNOTERAPİ BİRLEŞTİRİLEREK VERİLDİ Üstgörül'ün Türkiye'de sadece İzmir'de bulunan ve AKOD'un Türkiye'ye getirilmesine öncülük ettiği elektrokemoterapi cihazı ile tedavi gördüğünü belirten Doç. Karaca, Elektrokemoterapi ile immünoterapi birleştirilerek uygulandı ve hastamız iyileşti diye konuştu. ÜSTGÖRÜL İNSANİ ERKEN ERİŞİM PROGRAMINDAN YARARLANDI Maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle bazı ilaçların devlette geri ödemesinin olmadığını belirten Karaca şöyle devam etti: O nedenle hastaların ilacı ulaşımı konusunda bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Uygun hastalarımıza büyük ilaç firmalarının Ar-Ge çalışmaları sayesinde, özellikle de insani erken erişim programları çerçevesinde mutlaka bunları vermeye çalışıyoruz. Sağlık Bakanlığımızın bu konuda iyi niyetli olduğunu ve birçok ülkeden daha ileri seviyede olduğumuzu belirtmek isterim. Cilt kanseri tamamen iyileşen hastam Yunus Emre Üstgörül de tedavisinde insani erken erişim programlarından yararlandı. KANSER AŞISI, ÇOK KISITLI BİR HASTA GRUBUNDA İŞE YARIYOR Son dönemde gündeme gelen kanser aşısı ile ilgili yanlışlıklara açıklık getiren AKOD 2. Başkanı Prof. Dr. Rüçhan Uslu da Küba'nın geliştirdiği kanser aşısının tamamen yanlış anlaşıldığını belirterek şunları söyledi: Bu aşı, teröpatik olarak ifade edilen tedavi edici bir aşıdır. Asla ve asla önleyici bir aşı değildir. Her hasta için kurtarıcı da değildir. Çok kısıtlı bir hasta grubunda uygulanmaktadır. Sadece Akciğer kanserinin bir alt tipinin özel bir tedaviye cevap vermiş olan grubunda işe yaramaktadır. Bu şartlara uygun hastaların aşı için Küba'ya gitmesine gerek yoktur, aşı Türkiye'ye de gelmektedir. Ancak maliyeti vardır ve devlet tarafından karşılanamamaktadır. ALİNG MELANOMDA RİSKİ ARTIRAN FAKTÖRLERE DİKKAT Açık ten ve göz rengine sahip olmak ile kızıl saç, çil ve ince cilt yapısı ve 50'nin üzerinde ben varlığı melanom için bilinen risk faktörleri. Güneş ışığına fezle maruz kalmak riski arttıran en önemli etken. Hastalık son beş yılda özellikle gençler arasında önemli artış gösterdi. Hastalığın görülme sıklığı Türkiye'de yüzbinde ortalama 1,5-2 gibi seyrederken Avustralya'da bu rakam yüzbinde 12, ABD'de 15 ve Kuzey Avrupa ülkelerinde ortalama 7-8 olarak görülüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dizlerinde-sivi-eksikligi-olanlara-iyi-gelecek-olan-yapimi-oldukca-basit-bir-kur/", "text": "Bitkilerin sağlığa olumlu etkisinden faydalanmak elbette hepimizin arzusu ama bunu yaparken sağlığımızdan olmamak için dikkatli olmalıyız. Biz bu nedenle ne işe yaradığını bilmediğimiz bitkilerden oluşan kür ya da çayları pek bu sayfalara taşımıyoruz. Dizlerinde sıvı eksiği olanlara önerilen bu kür de oldukça tanıdık bitkilerden oluştuğundan İbrahim Adnan Saraçoğlu'nun bu kürünü yayınlıyoruz: Kürün yapılışı 7 adet kuşburnu 3 adet Mekke gülü yada bir avuç mekke gülü Önce tozdan arındırmak için yıkayın, kuşburnu çatlatılacak ki daha verimli olsun havanda hafif ezip çatlata bilirsiniz. Kuşburnu ve Mekke gülünü bir demliğe koyup bir bardak sıvı çıkacak kadar su koyun. 6-7 dakika kaynatın. Su mutlaka klorsuz olacak mümkünse dağ suyu. Çeşme suyu kesinlikle kullanmayın çeşme suyunda klor var klorda bitkisel ürünlerin faydasını bozuyor. Bu kürü günde iki kere sabah aç karnına kahvaltıdan yarım saat önce gece yatarken içebilirsiniz. 15 beş gün kesintisiz uygularsanız, dizleriniz rahatlar. İyileştikten sonra haftada bir gün bir kere içebilirsiniz. Doğal C vitamini ve ağrı kesici. NOT: Sakın bitkisel ürünlere şeker koyup içmeyin faydasını göremezsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/doctor-who-13-sezonda-yer-alacak-surpriz-isimler-aciklandi/", "text": "Doctor Who'nun Flux isimli on üçüncü sezonuna dair yeni fragman yayınlandı. Yayınlanan fragmanla birlikte yeni sezonda yer alacak sürpriz isimler de ortaya çıktı! Jodie Whittaker, Mandip Gill, John Bishop ve Jacob Anderson ile birlikte bu sezonda yer alacak oyuncu kadrosu şöyle; Robert Bathurst , Thaddea Graham , Blake Harrison , Kevin McNally , Craig Parkinson , Sara Powell , Annabel Scholey , Gerald Kyd ve Penelope Ann McGhie . Dizi ile ikonikleşen yaratıklarından Sontaranlar, Ağlayan Melekler, Siber Adamlar ve Ood'un yanı sıra, bir dizi yeni canavar da karşımıza çıkıyor. On üçüncü sezona dair yeni fragmanı buradan izleyebilirsiniz: Baş Yapımcı Matt Strevens yeni sezonla ilgili şunları söyledi: İzleyicilerin bizimle Flux yolculuğuna katılmalarını sabırsızlıkla bekliyorum. Aşık olacağımız pek çok yeni karakterle şimdiye kadarki en büyük maceramız bu sezon olacak. Bu sezonu çekerken çok eğlendik! Dizinin kadrosuna dahil olan oyuncular da 13. Sezonla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: Robert Bathurst: İnsanlar Doctor Who'nun bilim kurgu olduğunu söylüyor. Kurgu? Hayır, her şey oldukça gerçekçi ve göründüğü kadar korkutucu. Bunun bir parçası olmak harika. Thaddea Graham Bütün oyuncular ve arka planda çalışan ekip, parçası olmanın mutlak bir ayrıcalık olduğu ikonik Doctor Who ailesine beni kollarını açarak karşıladılar. Bu evrenin büyüsünü onlarla ve elbette harika seyircimizle paylaşmak gerçekten büyük bir onur! Blake Harrison: Bu devasa gösterinin bir parçası olmak bir zevk. Öyle tutkulu bir hayran kitlesi var ki! Umarım tüm Doctor Who hayranları yeni sezonu ve bu dizideki rolümü beğenir. Kevin McNally şöyle diyor: Doctor Who'nun son sezonunda, Doctor'un evreninin bir parçası olduğum için oldukça heyecanlıyım! Craig Parkinson: Bu sezon Doctor Who ailesine katıldığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Chris'in senaryoları espri, zeka, ışık ve gölge dolu... Bir oyuncu olarak işimi son derece keyifli hale getiriyor! Oğlum bu diziye bayılıyor, kendisi bana onay verdiği sürece, rolümün hakkını verdiğimi bileceğim! Sara Powell Doktor Who'da yer almak, belki de tüm oyuncuların dilek listesinin başında geliyor. İkonik bir Doktor ve oyuncu olan Jodie Whittaker ile çalışmak da benim dilek listemdeydi. O bir efsane!. Oyuncular ve çekim ekibi içeride, dışarıda, kışın, Galler'de yağmurda ve çamurda, herkes maske takıyor ve her 5 dakikada bir test ediliyor. Onların gemisine adım atmayı ve onlarla bu yolculuğa çıkmayı çok sevdim. Annabel Scholey: Doctor Who'nun yeni sezonunun bir parçası olmaktan kesinlikle heyecan duyuyorum. Çekimi çok eğlenceliydi; muhteşem oyuncu kadrosu ve ekiple geçirdiğim her dakikadan keyif aldım...Cadılar Bayramı bu yıl biraz daha ürkütücü olacak! Gerald Kyd: Böyle ikonik bir gösterinin parçası olmaktan gurur duyuyorum. Böyle bir şey yok! Tarihi, hikayeleri ve hayran kitlesinin mutlak bağlılığı... Şimdi Doctor Who'yu kendim için bir kredi olarak saymaktan onur duyuyorum. Harika, eğlenceli ve önlenemez Jodie Whittaker ile çalışmak ise başlı başına bir olaydı! Penelope McGhie: Yeni sezon için çalışmak büyük bir keyifti. Herkes o kadar misafirperver ve cömertti ki kendimi gerçekten takımın bir parçası gibi hissettim. Diziyi elli yıldan fazla bir süre önce kanepede oturarak izlerken şimdi maceranın bir parçası olacak kadar şanslı olduğuma inanamıyorum!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/doga-ananin-yarattigi-14-optik-yanilsama/", "text": "Bize sonsuz nimetler sunduğu gibi yarattığı enfes manzaralarda da bizi şaşırtan doğa ananın varlığı elbette ki insanoğlunun en büyük şansı. Doğa ananın yarattığı başyapıtlar bazen o kadar şaşırtıcı ve etkileyici hale bürünüyor ki yaşadığımız dünya bir anda fantastik diyarlara dönüşüyor. İşte dünyamızı fantastik bir dünyanın parçası hale getiren doğa ananın yarattığı 14 optik yanılsama; 1# Sualtı Şelalesi *Bu yanılsama Mauritius sahilindeki kum birikintileri tarafından oluşturulmuştur. 2# Namibya Tepeleri * Görsel ekspresyonist bir sanatçı tarafından boyanan bir tablo değildir. Fotoğraf Namibya'da gün batımı sırasında çekilmiş ve ölen ağaçlar arkasındaki kırmızı tepelerin yarattığı bir ışık oyunudur. 3# Kızgın bir deniz *Üzerimizde bir deniz varmış görüntüsüne sebep olan Undulatus asperatus adındaki nadir bir bulut türüdür. 4# Sihirli Göl * Uyuni Gölü, yüzeyinde herhangi bir cismin bulunmaması nedeniyle oluşan alanın çarpık algısı ile ünlüdür. Yağışlı mevsimlerde gölün alkalin toprakları büyük bir aynaya dönüşür; Tuz hücreleri, gökyüzünü yansıtan ve silüeti silen çok ince bir berrak su tabakası ile kaplıdır. 5# Uçurumun Kenarında * Uçurum kenarında yürüyor gibi görünen bu adam aslında Glen Kanyon'daki bir nehrin kıyısında yürümektedir. 6# Bebek *Ağaç dalları arasındaki rahimdeki bebeği görebildiniz mi? 7# Uçurum * Uçurumdan aşağı atlıyormuş gibi duran bu iki çocuk aslında Jacob's Well adındaki bir artezyene atlıyor. Bu hissi sağlayan artezyendeki suyun sahip olduğu berraklıktır. 8# Ağaç Şekli * Bu ağaç şekilleri Meksika'nın Baja California bölgesinde bulunan akarsuyun sığ sularda ortaya çıkardığı izlerdir. 9# Taş Dalgaları * Utah ile Arizona arasındaki bölgede bulunan kayaların oluşumunda uzun süreli yağmurların ve rüzgarların etkisi var. 10# Dağ Yolu * İlk bakışta bir dağ yolu gibi görünen kısım aslında optik yanılgıyla ortaya çıkan Colorado Nehri'nin bir görüntüsü. 11# Yanıcı Kasırga * Kasırga gibi görünen bu fotoğraflar aslında İspanya'daki Rio Tinto nehri. Madencilik sebebiyle asidik duruma geçen nehrin parlak kırmızı rengi ise ağır metallerden kaynaklanmaktadır. 12# Hayalet Güneşler * Parhelion olarak da bilinen bu fenomen güneş ışığının atmosferdeki buz kristalleri tarafından kırılmasıyla oluşmaktedır. 13# Örümcek Ağı * Mükemmel bir yağmur fotoğrafı gibi görünen bu görselde dikkatlice bakarsanız her bir damlanın örümcek ağına asılı olduğu fark edeceksiniz. 14# İki Kafalı Zebra * Siyah-beyaz renkleri nesnelerin sınırının anlaşılmasını güçleştirdiğinden zebralar iki kafalı gibi gözükmektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/doga-asigi-3-anne-cocuklar/", "text": "İşini bırakıp doğayı gezenlere hayran hayran bakıp ama benim şu var ama benim bu var bırakamam diyenlerdenseniz. Buyrun bu üç kadın bizim çocuğumuz var hem de daha büyümedi filan dinlememiş. Çocuklarının doğayla barışık büyümesi için onları harika bir yolculuğa çıkarmışlar. Brooke Froelich (30), Morgan Brechler (25) ve Shannon Robertson (28) hayatlarının en maceracı kararlarından birini alıp çocuklarıyla tırmanma, yürüyüş, kamp gibi çeşitli aktiviteler yapmış. Birazdan fotoğraflara bakınca göreceksiniz yaşları ufak olmasına rağmen tüm çocuklar durumdan oldukça memnun, kadınlar da 🙂 Boredpanda'dan Eric Sulivan'ın haberine göre kadınlar ayrıca bununla ilgili bir film yaparak diğer anneleri de maceraya atılmaları yönünde tetiklemek istiyor. Kickstarter'daki yardım hesapları ise: İşte çocuklarıyla doğaya doğru yola çıkan anneler ve ufaklıkların macerasından güzel kareler:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dogal-gaz-faturasindan-tasarruf-yontemleri/", "text": "Aksa Doğalgaz, soğuk havanın kendini hissettirmeye başlamasıyla birlikte tasarruflu doğal gaz kullanımı için önerilerini paylaştı. Mutfakta ve banyoda tüpe göre beş kat daha ucuz olan ve ısınmada ithal kömüre göre yarı yarıya tasarruf sağlayan doğal gazı kullanırken, oda sıcaklığını sadece bir derece düşürerek yüzde yedi tasarruf elde edebilirsiniz. Tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgını ile mücadele sürecinde uzaktan eğitim, evden çalışma ve sokağa çıkma kısıtlamalarından kaynaklı evde vakit geçirme sürelerinin uzamasıyla birlikte doğal gaz tüketimleri artış gösterirken; alacağınız küçük önlemlerle hem doğal gaz faturanızda önemli oranda tasarruf sağlayabilir hem de enerji kaynaklarının verimli kullanılmasına destek olabilirsiniz. Termostatı sadece 1 derece düşük sıcaklığa ayarlamak %7'ye varan oranlarda doğal gaz tasarrufu sağlar. Isı kaybının büyük bir çoğunluğu, çatı, duvar ve pencerelerin ısıyı içeride tutacak özellikte olmamasından kaynaklanır. Dış cephe yalıtımı ile yüzde 40, çatı ve pencere yalıtımı ile ise yüzde 30'a varan oranlarda tasarruf edilebilir. Tek camlı pencerelerden kaynaklanan ısı kaybı, yalıtımsız bir evden gerçekleşen kaybın yaklaşık yüzde 20'sini oluşturur; çift cam kullanarak bu kayıp yüzde 50 oranında azaltılabilir. İhtiyacınızdan daha büyük ya da daha küçük kapasiteli kombi almak doğal gazın verimli kullanılmasını engelleyebilir. Yoğuşmalı kombiler, standart cihazlara göre yüzde 15 daha verimlidir. Termostatik vanalar, sıcak suyun radyatöre geçişini, oda sıcaklığı ayarladığımız değere erişince kısar veya tamamen kapatır. Sonuç olarak, sıcak su akışının kesilmesi, kombi ya da kazanların daha az çalışmasını ve yüzde 15'e varan oranlarda doğal gaz tasarrufu sağlar. Kombi yeniden çalıştırıldığında, soğumuş evi ısıtabilmek için daha fazla çalışır ve doğal gaz harcar. Evden çıkarken kombiyi kapatmak yerine düşük sıcaklıkta çalıştırmak yakıt tüketiminin azaltılmasına yardımcı olur. Radyatörlerin üstünde ya da önünde perde, mobilya ya da mermer bulunması çamaşırları oda içerisinde kurutmak yakıt tüketimini artırır. Radyatörlerin ısı akışını engel olmayacak şekilde kullanılması ısı kaybını yüzde 25 oranında önler. Her kış başında kombi bakımının düzenli olarak yaptırılması, mevcut problemlerin tespit edilmesi ve varsa onarılması, kombi arızalarından kaynaklı yüksek faturaları önlemenize yardımcı olur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dogal-guzelliklerini-sergilemekten-korkmayan-11-ilham-verici-unlu/", "text": "Modern çağda olduğumuzu iddia etsek de kadınların üzerinde yarattığımız baskıları bir türlü azaltamıyoruz. Tek tip güzellik algısını kadınlara dayatıp, onları bu kalıplara girmesi için zorluyoruz. Bu baskılar da kadınları makyaj yapmaya, saatlerini bu saçmalık uğruna harcamaya itiyor. Ancak bu konunun aksini savunan, doğal güzelliklerini sergilemekten çekinmeyen ve aslında her kadının güzel olduğunu kanıtlayan bir çok ünlü bulunuyor. İşte Doğal Güzelliklerini Sergilemekten Korkmayan 12 İlham Verici Ünlü; 1# Jennifer Lopez 2# Amanda Seyfried 3# Liv Tyler 4# Miley Cyrus 5# Tyra Banks 6# Katy Perry 7# Miranda Kerr 8# Olivia Wilde 9# Cameron Diaz Hello Ladies! Happy Fall! Hope everyone is enjoying this glorious time of year; the chillier air, the changing and falling leaves; all of the markers of another year coming to a close, and a hint at the new one about to unfold. I first wanted to thank all of you who answered our call this past summer to send in any questions you might have about aging in a female body. I am so grateful for your participation, as it allowed us to address your inquries in the next volume of the @TheBodyBook. It is centered around the mental, physical and emotional journey of aging. And as we diligently put the finishing touches on the book, we'd like to ask for your help once more. This book is for you and about you and that's why we'd like to see you on the cover. Much like the cover of the Body Book, under the jacket, were we featured women of all different shapes, sizes, builds and ethnicities. We would like for you to feel represented again, this time to show where you are in your process of aging. So we invite you to take a picture of yourself. It should look much like the one I have here; against a plain background, this general framing-you can crop closer to a portrait, and the higher-def the better! We'd like to see more of that beautiful face of yours than the body this time. And if you want to snap one with yourself and your mom and your daughter together, or any multiple generations or expressions of your journey with aging, we'd love to see those, too! And for the 50 we use on the actual cover, we'll send you a signed copy of the book when it hits bookstores in April. So be yourself with it, be brave with it, have fun with it, and we can't wait to see. Thank you again and Happy Selfie-ing!! Ox, Cameron To submit, click the link in my profile. 10# Megan Fox 11# Gwyneth Paltrow"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dogan-cuceloglundan-herkesin-okumasi-gereken-bir-yazi/", "text": "Kaliforniya'da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı. Bu genç kadının şu özelliklerinin farkına varmıştım: Her şeyden önce çok güzel bir kızdı; gözüm gayri ihtiyari ona gidiyordu. İkinci olarak çok iyi bir öğrenciydi; bütün sınav ve ödevlerde en yüksek notu o alıyordu. Ayrıca, çok hanımefendi, çok nezih bir kişiliği vardı. Bölümün bir pikniğinde kız öğrencimin nişanlısıyla tanıştım ve itiraf edeyim, ilk aklımdan geçen, 'Armudun iyisini ayılar yer' düşüncesi oldu. Yukarıda özelliklerini saydığım o güzel kızın bana tanıştırdığı erkek, yirmi yedi-yirmi sekiz yaşlarında, saçı biraz dökülmüş, şişman denecek kadar toplu, çirkin, kısa boylu biriydi. Bu kişiye parası için yüz vermiş olabileceğini düşündüm. Daha sonra öğrendim ki bu genç adamın parasal gücü yok; başka bir üniversitenin psikolojik danışmanlık bölümünde doktora öğrencisi olarak okula devam ediyor ve ileride akademisyen olarak kariyer yapıp profesör olmak istiyor. Acaba benim güzel öğrencim bu adamda ne bulmuştu? Bir hafta sonra ders çıkışı koridorda öğrencimin yanına yaklaştım ve Sally adıyla anacağım öğrencimle aramızda şöyle bir konuşma geçti:'Sally, nişanlınla nasıl tanıştığınızı merak ediyorum? 'Bir kilise faaliyetinde aynı komitede çalıştık; o zaman tanıdım kendisini Nesi seni etkiledi; hangi özelliklerini sevdin? Sally, bir Amerikalı olarak bu soruyu hiç beklemiyordu. Amerikan kültüründe, bu tür sorular kişinin mahremiyetine tecavüz olarak kabul edildiğinden pek sorulmaz. Amerikan kültürüne göre ben o anda Sally'nin mahremiyetine 'burnumu sokuyordum. 'Şaşkınlığı geçince çok içten, gözlerinin içi gülerek, 'O şahane bir insan; o benim kahramanım! Ben ondan çok şeyler öğrendim' dedi. O anda ilk hissettiğim şey kıskançlık duygusu oldu. Güzel bir kadının erkeğine, 'Sen benim kahramanımsın' duygusu içinde bakmasının erkeğe verilmiş en büyük hediye olduğunu hissettim ve anladım. Bu hediyeyi, hayatım boyunca hiç almadığımı biliyordum ve o kişiyi kıskandım. 'Nasıl yani?' dedim. 'Frank bir yetimhanede büyümüş. Yetim olmanın ne demek olduğunu bildiği için, üniversite öğrencisi olunca, yetimhaneden iki çocuğa ağabeylik yapma kararı almış. Haftada on saatini onlara ayırıyor; onlarla buluşup oynuyor, kitap okuyor, onları müzeye götürüyor. Onların iyi gelişmesi için elinden geleni yapıyor. Biri ameliyat oldu, hastanede yatıyor ve Frank şimdi akşamları hastanede kalıyor, geceleri ona bakıyor. O hayata farklı bakıyor... 'Yüzüme tokat yemiş gibi oldum. Utandım. Kendime kızdım. Ben güya en yüksek eğitim düzeyine gelmiş biriydim ve karşımdakini hala dış görünüşe göre yargılıyor ve onu 'ayı' olarak görüyordum. İçimdeki pislikten utandım. Bir süre sonra Sally'nin içinde yetiştiği aile ortamını merak etmeye başladım. Şöyle bir mantık yürüttüm: o adama baktığım zaman ben neden, 'Armudun iyisini ayılar yer' diye düşündüm? Çünkü ben, içinde yetiştiğim ortamda sık, sık bu benzetmeyi duyarak büyümüştüm. İçinde yetiştiğim ortam beni nasıl etkilemişse, Sally'nin içinde yetiştiği ortam da onu öyle etkilemiş olmalıydı. Birkaç hafta sonra Sally'e, ailesinin nerede oturduğunu sordum. Los Angeles'in üç yüz elli km kuzeyindeki bir kasabada oturuyorlarmış. Onun ailesiyle tanışmak istediğimi, bunu mümkün olup olamayacağını sordum. 'Kendilerine bir sorayım, eminim sizinle tanışmak isteyeceklerdir,' dedi ve iki gün sonra, 'Ailemle konuştum; sizinle tanışmaktan mutlu olacaklarını söylediler, 'dedi. Dört-beş hafta sonra San Francisco'ya gidecektim, Sally'nin ailesinin yaşadığı kasaba yolumun üstündeydi, onlara uğrayabilir, onlarla tanıştıktan sonra yoluma devam edebilirdim. Bu planımı Sally'e söylediğimde Sally, 'O gün ben de aileme gidecektim; isterseniz beraber gidebiliriz,' dedi. Ailesine haber verdi. Onlar da sabah kahvaltısına gelmemizi söylemişler. Long Beach'ten sabahın altısında yola çıktık ve dokuz buçuk civarında Sally'nin ağabeyi Brian'ın evine vardık. Sally'nin babası George orada buluşmamızı uygun görmüş. Çok güleryüzlü bir aileydi. Brian'ın, en ufağı dört yaş civarında dört çocuğu vardı. Ziyaret ettiğim bu güler yüzlü sıcak ailede, iki olay gerçekten dikkatimi çekti. Bunlardan ilki, Sally'nin babası George'un torunlarıyla konuşurken onların göz hizalarına inmesiydi. Bunu o kadar doğal yapıyordu ki, artık farkına varılmadan yapılan bir davranış olduğu belliydi. Sally'ye, babasının torunlarıyla hep böyle mi konuştuğunu sordum. 'Evet' yanıtını alınca, kendisi çocukken de babasının, onunla göz hizasına inerek mi konuştuğunu sordum. 'Evet, biz böyle biliyoruz. Ağabeyim Brian da çocuklarıyla böyle konuşur; ben de kendi çocuklarımla böyle konuşacağım. Biz böyle biliyoruz', dedi. Tüylerim diken diken oldu. Ben üniversite öğretim üyesiydim ve insan psikolojisi benim uzmanlık alanımdı ama üç çocuğumdan hiçbiriyle göz hizasına inerek konuştuğumu hatırlamıyordum. Kendime kızdım; sonra kendime kızmaktan da vazgeçtim, beni yetiştirenlere kızdım. Sonra onlara kızmaktan da vazgeçtim ve bütün nesilleri yetiştiren kültür ortamına kızdım. Daha sonra kimseye kızmayacağımı anlayarak, oradaki öğrenme fırsatından yararlanmaya karar verdim. Torunlarının önünde diz çökerek konuşan dede George'a 'Beyefendi, çocukların göz hizasına inerek konuşuyorsunuz!' dedim. Bana biraz şaşkınlıkla gülümseyerek, 'Tabii, onlar küçük insanlar!' yanıtını verdi. Öyle bir bakışı vardı ki, bu bakış sanki 'Bu kadar doğal bir şey ki, herhalde bunu herkes yapıyordur; sen yapmıyor musun?' diyordu. O bakışa karşı bütün yaptığım, mahçup bir gülümseme oldu.Bu güler yüzlü sıcak ailede dikkatimi çeken ikinci olay, Sally'nin ağabeyi Brian'ın davranışı oldu. Brian, Pasifik ülkeleriyle ticaret yapan, oldukça varlıklı biriydi. Evlerinin büyüklüğünden, yüzme havuzundan, çiftliklerinden, arabalarının türünden ailenin zenginliği belli oluyordu. Kahvaltıdan sonra saat on bir dolaylarında telefon çaldı ve Brian bir süre telefonla konuştu. Ofisten arıyorlarmış, Koreli bir işadamı Los Anegeles'ta imiş, kendisiyle görüşmek için helikopterle saat 14'te gelmek istiyormuş. Başka bir randevusu olduğunu söyleyerek bu teklifi reddetmiş olan Brian, bize durumu şöyle açıkladı: 'Dört çocuğum var ve her hafta biriyle dört saat baş başa geçiririm. Bugün dört yaşındaki kızım Mary'le randevum var. Çocuklar çok çabuk büyüyorlar, eğer dikkat etmezsen, bir bakıyorsun, büyümüşler ve onlarla beraber zaman geçirme olanağı kaybolmuş.Brian'ın yaşam vizyonunu sormadım, ama davranışından nelere öncelik verdiği belli oluyordu. Brian için çocukları şüphesiz en az işi kadar önemliydi. Brian'ın yaşamında bununla ilgili bir pişmanlık duygusu, bir 'keşke' olmayacak.Sally'e sordum: 'Baban seninle randevulaşır mıydı?Evet', dedi, 'yalnız benimle değil, her çocuğuyla sırasıyla baş başa zaman geçirirdi. Ve ilave etti, 'Biz böyle gördük, böyle biliyoruz. Benim çocuğumun da babası böyle yapacak!'. Gülümseyerek, 'Nereden biliyorsun?' diye sordum.'Biz Frank'le konuştuk' diye cevap verdi. Yine içim cız etti. Daha doğmadan çocuğun gelişme ortamıyla ilgili bir bilinç oluşmuştu.Kendi çocuklarıma içim yandı. Evlenmeden önceki bilincimi, kafamın karmaşıklığını, evlendiğim kıza ettiğim eziyetleri ve ondan da acısı, kendi yavrularıma çektirdiğim acıları düşündüm. Biraz daha düşününce kendimin de acı çektiğini anladım ve bu sefer kendi çocukluğuma içim yandı. Daha sonra babamın, anamın çocukluğuna içim yandı. Ve son durak olarak ülkemin tüm çocuklarına içim yandı. Yine kimseye kızamayacağımı anlayınca, 'bundan sonra ne yapabilirimle ilgili düşünmeye karar verdim. İşte değerli okurum; yazdığım kitaplar, verdiğim seminerler, hazırladığım televizyon programları, 'Ne yapabilirim?' sorusuna verdiğim yanıtların öğeleridir. Sally'nin içinde yetiştiği ortamı görmüş ve anlamış biri olarak onun davranışlarına şimdi daha iyi anlam verebiliyorum. Sally, içinde yetiştiği ailede, var oluşun beş boyutunu da doya doya yaşayabilmişti. Çocuğun hizasına inerek onunla göz gözekonuştuğunuz zaman çocuk, 'Sen varsın, sen doğalsın, sen değerlisin, sen güçlüsün ve sen sevilmeye layıksın', mesajı alır ve çocuğun CAN'ı beslenir. Çocuğuyla randevusuna sadık kalan baba, 'Seninle zaman geçirmek istiyorum, seni özledim', mesajını güçlü olarak verir. Çocuk bu mesajı zihinsel olarak değil, sezgisel olarak alır ve aldığı bu sezgisel mesajlar sayesinde çocuğun hamuru, 'Ben sevilmeye layık biriyim!' diye yoğrulur. Bir ana babanın çocuklarına verebileceği en büyük miras, var oluşun beş boyutunda beslenmiş ve buna inanmış güçlü bir CAN'dır. Doğan Cüceloğlu"} {"url": "https://www.thegeyik.com/doganin-fethettigi-koyden-huzur-veren-fotograflar/", "text": "Size hep insanın doğayla olan mücadelesinde ne kadar zalim olabildiğini anlatıyoruz farkındayız ama bu seferki hikayemiz doğanın zaferi ile sonuçlanıyor. Bu zaferin ardında bıraktığı yemyeşil bir hikayeyi anlatacağız sizlere. Çin'de bulunan 400 adadan oluşan Shengsi Adalarında bulunan bir balıkçı köyünde gerçekleşiyor, bu inanılmaz değişim. Gouqi Adası aslında balıkçıların yaşadığı bir köymüş. Balıkçılıktan yeterli parayı burada kazanamayacaklarını öğrenen balıkçılar; burayı terkedip daha büyük yerlere göç etmişler sonrasında ise doğa kendisine ait olanı geri almış ve tüm köyü yeşil bir örtü ile sarmış. Aslında buna bir ele geçirme veya istila diyebilirdik ama hikaye aslında hiç de öyle değil. Nature Nihil Agit Frustra diye latince bir deyim var anlamı doğa hiçbir şeyi boşuna yapmaz. Doğa yapmışsa iyi yapmıştır. Bakınsana ne güzel duruyor. Yeşile açılan bir pencere Fotoğraflar: wherecoolthingshappen.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/doganin-kendi-photoshop-efektini-kullandigi-17-harika-fotograf/", "text": "Bugünlerde hepimiz en basit telefon uygulamaları ile bile fotoğraflarımızı değiştirebiliyor, çeşitli filtrelerle onları bambaşka bir hale getirebiliyoruz. Minik bir hayal gücü kırıntısı ile birbirinden farklı fotoğraf çalışmalar yapabilen insanoğlu, elbetteki en büyük ilhamını bu işin gerçek ustası olan doğadan alıyor. İşte Doğanın Kendi Photoshop Efektini Kullandığı 17 Harika Fotoğraf; 1# Buzlu nehir üzerindeki köprü 2# Avustralya'da gün batımı 3# Kış ayların buz kalınlığının bir metreye ulaştığı Baykal Gölü 4# Hawaii'deki bir okaliptüs ağacının kabuğu 5# Karga şekli meydana getiren kuvvetli bir şimşek 6# Gözleniyormuş hissi uyandıran bir çeşit kavak ağacı 7# Peru'nun Puerto Chiama bölgesinde görülen dünyanın en uzun dalgaları 8# Kamçatka'nın doğa harikası Kuthiny Bata 9# Altay ve Moğolistan sınırında yükselen dolunay 10# Akik taşının okyanusu andıran kesiti 11# Prenses Leia 12# Bir Rus kasabasında yaz akşamı 13# Everest Dağı'ndaki güneş yansıması 14# Etna Yanardağı'nın uyanışı 15# Farklı bir yaratıcılık hissi uyandıran kış manzarası 16# Norveç'in Lotofen Adası'ndaki kuzey ışıkları 17# Rock 4 Ever Görseller: brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dogasever-kedi-ile-kopegin-alisilmadik-yol-arkadasligi/", "text": "Boston'da Kedi Baloo ve köpek Henry, sürekli sahipleriyle beraber seyahat ediyor. Bu dostlukları sayesinde, ikilinin Instagram hesabı yaklaşık 500 bin kişi tarafından takip ediliyor. Boston'da şehir hayatının yoğun temposundan sıkılan çift, sahiplendikleri kedi ve köpekle doğada yürüyüşler yapıyorlar. Çiftin kedi ve köpek için açtıkları insatgram hesapları da yaklaşık 500 bin kişi tarafından beğenilerek takip ediliyor. DOĞAYI ÇOK SEVEN İKİ DOSTUN INSTAGRAM HESAPLARI DA VAR Kedi Baloo ve köpek Henry, yakın dostluklarını ortak yanlarına borçlu, ikisi de sahiplenilmiş ve ikisi de doğada uzun yürüyüşler yapmayı seviyor. Bu olağandışı ikili, her fırsatta Colorado eyaletinin dağlık alanlarında doğanın tadını çıkarıyor. Fotoğraflarını paylaştıkları Instagram hesaplarını da yüz binlerce kişi takip ediyor. Sahipleri Cynthia Bennett ve Andre Sibilsky, kedi ve köpeğin bu kadar popüler olmasını gerçeklik dışı olarak niteliyor. Hayran kitleleri düşünülürse, ikilinin maceraları bir sosyal medya kültüne dönüşecek. ŞEHİRDEN UZAKLAŞMAK İSTEYEN ÇİFT, KÖPEK SAHİPLENDİ Boston'da tanışan doğasever Cynthia ve Andre çifti, şehir hayatından uzaklaşmaya karar vererek bir heves Colorado'ya taşınmış. Cynthia, Büyük dağların olduğu batıya doğru yol almak istedik. Pek plan yapmadan yola koyulduk diyor. Çift burada düzenli olarak doğa yürüyüşlerine çıkmaya başlamış. Hayatları burada düzene girdikten sonra da, bir köpek sahiplenerek ailelerini büyütmek istemişler. Böylece Henry hayatlarına girmiş: Alman Kurdu, Boxer, Staffordshire Teriyeri ve de Avustralya Çoban Köpeği kırması olan dev bir köpek! Cynthia, köpeği Henry'nin diğer yavru cinslere oranla iki kat büyük olduğunu söylüyor. Barınağa gittiğimde hemen kucağıma yerleşti ve uyudu diyen Cynthia, sözlerini şöyle sürdürüyor: Andre o an eve onu götürmemiz gerektiğini anladı. Bir anlamda Henry bizi seçti gibi hissettim. KÖPEKLERİ İÇİN AÇTIKLARI HESABI 30 BİN KİŞİ TAKİP ETTİ Sokakta doğan Henry, başka eyaletlerdeki barınaklarda yaşanan ölüm ve terk etmelere karşı hayvanlara yeni bir ev vadeden barınakta karşılarına çıkmış. Kırması olduğu bütün köpeklerin enerjik olduğu düşünülürse, doğa yürüyüşlerine alışması kolay olmuş. Bir yıl sonra Cynthia kendi sosyal medya hesaplarından köpeğin çok fazla fotoğrafını paylaştığını fark edip, Henry için kişisel bir hesap daha açmanın eğlenceli olacağını düşünmüş. İlk 3 yılda takipçi sayısı 30 bine çıkmış. Ancak asıl ilgi patlaması, Baloo'yu aileye kattıklarında yaşanmış. KÖPEKLERİNE ARKADAŞ OLSUN DİYE KEDİ SAHİPLENDİLER Cynthia, kedi Baloo'yu eve almaya nasıl karar verdiklerini şöyle anlatıyor: Henry biz evde olmadığımız zamanlarda anksiyeteye kapılıyordu. O kadar ki ne yiyor ne de içiyordu. Biz de ona bir arkadaş getirmeye karar verdik. Instagram'da kedileriyle doğada uzun yürüyüşler yapan insanlar gördüm. Kediler de dışarıda gezmeyi seviyorlar. Çift, aylarca Henry'e iyi bir yol arkadaşı aramış. Cynthia gülerek Sonuçta bir kediyi bir şey yapmaya zorlayamazsınız diyor. Kimya uyumu Kedi Baloo, Henry gibi kurtarılmış bir sokak hayvanı. Cynthia, Baloo'nun Henry'e bayıldığını, hatta sakinleşmesi için kediyi Henry'nin yanına koyduğunda, hemen uykuya daldığını söylüyor. Bence Baloo, Henry'nin annesi olduğunu sanıyor diyen Cynthia, ilk aylarda köpeğe sanki onun süt annesiymiş gibi davrandığını anlatıyor. Cynthia'ya göre Baloo kendisinin de köpek olduğunu sanıyor: Dışarıda bir köpek gördüğünde ona koşuyor ama kedi gördüğünde görmezden gelip geçiyor. Ne olduğunun farkında bile değil. Çok komik! KEDİ VE KÖPEKLERİYLE DOĞA YÜRÜYÜŞÜ YAPIYORLAR Cynthia'nın partneri Andre finans sektöründe tipik bir ofiste çalışıyor. Cyntia ise bir süre sonra kendi işi olan pazarlamadan uzaklaşarak Instagram hesabını güncellemeye ve fotoğrafçılık tutkusuna odaklanmış. Öte yandan, bu şöhretleri sonrası hayat güllük gülistanlık olmamış. Bazıları çifti doğa odaklı alternatif yaşamları nedeniyle eleştirmiş. Cynthia, Biraz tanınınca diğer tarafla da yüz yüze geliyorsunuz. Anlamıyorum, niye bir köpek ve kediye saldırırsın ki? diyor. Bütün olumsuzluklara rağmen çifte olan destek fazla. Van-life adı verilen gruplar, evlerinin doğada olduğu göçebe yaşam tarzlarını sosyal medyada paylaştıklarında tepkilerle de karşılaşıyorlar. Cynthia ise bir süre sonra eleştirileri çok da takmamayı öğrenmiş. Hem de Henry ve Baloo'nun günlerini güzelleştirdiğini söyleyenlerin yorumları sayesinde."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dogru-partneri-bulmak-maasin-iki-katina-cikmasindan-daha-mutlu-edici-olabilir-mi/", "text": "İngiltere'de London School of Economics'in yaptığı yeni bir araştırma, insanların ruh sağlığının yerinde olması ve bir partnerinin bulunmasının, maaşlarının iki katına çıkmasından daha büyük bir mutluluğa neden olduğunu ortaya koydu. 200 bin kişiyle yapılan araştırmaya göre insanlara en büyük darbeyi depresyon ve kaygı vuruyor. Bir ilişkide olmak ise mutluluğun yükselmesini sağlayan en belirgin etmen olarak ortaya çıkıyor. Mutluluk seviyesinin 1'den 10'a kadar derecelendirildiği araştırmada birinin maaşının iki katına çıkmasının mutluluğunda 0.2'den daha az bir değişikliğin olmasına yol açtığı görüldü. Araştırmacılar, bu durumu, birinin maaşının kendini nasıl etkilediğinden çok diğerleriyle kıyaslandığında ne pozisyonda olduğunu önemli bulmasıyla açıklıyor. Yeni bir ilişkiye başlamak, mutluluğun 0.6 artmasını sağlarken, partnerlerden ayrılık ya da partnerin kaybedilmesi de negatif olarak aynı etkiyi yaratıyor. 'DEVLET ESENLİĞE ODAKLANMALI' Depresyon ve kaygının yanı sıra işsizlik de mutsuzluğun 0.7 artmasına yol açan etmenlerden. Raporu yazan araştırmacılardan Prof. Richard Layard, bu bulguların devletin vatandaşlarının mutluluğu üzerinde oynaması gereken rol üzerine yeni bir açılım sağladığını söylüyor. Layard'a göre devlet vatandaşlarının zenginliğini değil esenliğini artırmaya odaklanmalı: Geçmişte devlet başarılı bir şekilde yoksulluk, işsizlik, eğitim ve fiziksel sağlık konuları üzerinde uğraştı. Ama aynı şekilde aile içi şiddet, alkolizm, depresyon, kaygı yaratan koşullar, yabancılaşmış gençlik, sınav deliliği ve diğer konular da önem taşıyor. Bu meseleler merkeze oturtulmalı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dogum-kontrol-haplarimiz-baliklarin-uremesine-engel-oluyor-midye-ise-kirlilik-yuzunden-oldukca-zararli/", "text": "Doğum kontrol haplarının balıklara etkisi mi olur diye düşünüyorsanız buyrun; midyeden Marmara'da çıkan balık türlerine kadar farklı konular hakkında hidrobiyolog Levent Artüz'ün bu görüşlerini okuyun: Yeni kuşağın 20 yıl önce bulunan birçok balık türünü yiyemediğini söyleyen Artüz sözlerine şöyle devam etti: Balık türleri çok ciddi bir şekilde yok oldu. İlk önce ekonomik getirisi yüksek türler ortadan kalktı. Onları ekonomik getirisi olmayan türler kapattığı için eksikliği fark edilemedi. Lüfer, palamut azaldı ama av baskısı istavritin, sardalyanın üzerinde olduğu için toplam tonajlarda çok büyük değişim olmadı. Toplam tonajların içindeki tür sayısı azaldı, kirliliğe en dayanıklı türler paltama yaptı. Çok ciddi bir tür erozyonu oldu. 124 tane ekonomik öneme sahip türden 1,5 balık türüne indik. Boğaz'da eskiden olan dülger, fenerbalığı, kılıçbalığını yememiş, kömürcüm karası, çakal eriği gibi Boğaz'da çıkan balık türlerini de duymamışsınızdır bile. Hidrobiyolog Artüz denizlerdeki kirliliğin çift kabuklular üzerindeki olumsuz etkisini de şu sözlerle ifade etti: Kum midyesi, istiridye, kara midye gibi çift kabukluların 90'lı yılların ortasından beri Marmara Denizi'nden çıkarılması yasak. Nedeni ise kirlenme yüzünden çift kabuklularda oluşan toksin organizmalar. Bunların ihracatta muazzam bir potansiyeli var ama insan sağlığına zararlı olduğu için değerlendiremiyorsunuz. Çünkü o kadar zararlılar ki midye yemek yerine pil emin daha az zarar görürsünüz Doğum kontrol hapları balıkları kısırlaştırıyor Artüz, insanların kullandıkları kimyasal ilaçların kanalizasyon vasıtasıyla denize karıştığını ve balıkları da etkilediğine dikkati çekti: Doğum kontrol hapları gibi cinsel içerikli haplar kullandığınız zaman idrarınızla dışarı atsanız bile işlevini kaybetmiyor. Bu kanalizasyon ile denize atıldığında aynı işlevi balıklar üzerinde de sürdürüyor. Bu da balıkların üremesinde olumsuz etkiler yaratıyor. Birçok ilaçta da aynı durum söz konusu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dogumdan-bir-gun-oncesine-kadar-kimse-ne-oldugunu-anlamadi/", "text": "Dünyaya gelen 4.1 kilogram ağırlığındaki Veronika bebek, tıp dünyasının dikkatini çekti. Doktorlar 'Mucize bebek' olarak tanımladıkları Veronika'nın 625 milyonda bir görülen bir bebek olduğunu ifade etti. 56 santim uzunluğundaki son derece sağlıklı Veronika'yı bu kadar 'nadir' kılan şeyse normal bebekler gibi rahimde değil, karın bölgesinde gelişmesi... 1 Bebeğin şimdiye kadar nerede geliştiğinin bilinmemesinin nedeni ise, Ukrayna'nın doğusundaki Donbass'taki çatışmalardan kaçarak Altay bölgesine yerleşen 31 yaşındaki annenin hamileliğinin ilerleyen bölümlerinde dini gerekçelerle doktora görünmemesi. 2 Doktorlar kadını muayene ettikten sonra herkesin şok olacağı bir tespitte bulundular. Bebek, kadının rahminde değil karın boşluğundaydı. Doktorlar, kadının dış gebeliği olduğunu anladılar. Dış gebelik, gebelik ürünü olan döllenmiş yumurtanın rahim boşluğu dışında yerleşmesiyle oluşan bir gebelik komplikasyonu. 3 Dış gebelik sonucunda dünyaya gelen bebeklerin çoğu maalesef yaşamıyor. Doktorlar, gerçeği öğrenir öğrenmez anne adayını hemen ameliyata hazırladılar. Bebeği dünyaya getirmek son derece zordu. Oluşacak birçok komplikasyon sonrası çocuğun dünyaya sağlıklı bir şekilde gelme şansı çok düşüktü. 4 Dış gebelik oluşan anne adaylarının bebeklerini dünyaya getirebilmeleri için sezaryen şarttır. Öte yandan plasentayı almak bile annede aşırı kanamaya neden olabilir. Operasyon tam iki saat sürdü. Doktorlar minik kızı dünyaya getirdiklerinde şok oldular. Küçük kız son derece sağlıklıydı ve 4 kilo ağırlığındaydı. 5 Anne kızına Rusça'da 'zafer kazanmış' anlamına gelen Veronika ismini verdi. Doğum Rus medyasında hızla yayıldı. Daha önce doktorlardan şüphe eden anne bir daha hamile kalması durumunda sık sık doktoru ziyaret edeceğini söyledi. 6 Altay Bölgesi Doğum Merkezi'nden Doktor Vladimir Borobkov da, bebeğin karın bölgesinde gelişmesinin nedenini şöyle açıkladı: Muhtemelen gebelik işlemi doğal yolla gerçekleşmiş olabilir, ancak yumurta normal dışı bir yere implant edilmiş. Bebek uterusun dışında gelişmiş. Dünyada bunun gibi bir düzineden fazla vaka yok. Çok nadir bir durum, böyle bir durumda bebeğin hayatta kalması da neredeyse eşsiz bir durum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dogumdan-sonra-ilk-kez-ise-gitmek-zorunda-olan-anneye-mektup/", "text": "Sevgili, doğumdan sonra ilk kez işe gitmek zorunda olan anne; Nasılsın cancağızım? Çok mu gergin, stresli, tedirgin, kaygılı, mutsuz, ağlamak üzere, yeni ağlamış, içi daralmış... hissediyorsun kendini? Doğru kelimeyi sen seç... Biliyor musun, biz çalışan annelerin hepsi senin geçtiğin yollardan geçtik. Canımız çocuklarımızla olmak, sarılıp yatmak, oynamak, gülmek istediği halde kalkıp işe gittik senin gibi. Ofiste aklımıza geldiklerinde burnumuzun direği sızladı. Ama alıştık:) alışır gibi yaptık. Mecburduk. Ve kendimizi hala şunlarla teselli ediyoruz. Bu bir tercih değil, zorunluluk çoğumuz için. Keyfimizden bırakıp gitmiyoruz çocuklarımızı. Çalışmalıyız çünkü çocuklarımızın iyi bir hayat sürmeleri için, çalışmamız gerekiyor. Çalışmalıyız çünkü senelerce okuduk ve ailelerimiz bizim okumamız, kendi ayaklarımızın üstünde durmamız, vatana millete hayırlı olmamız için kendilerini parçaladılar. Çalışmalıyız çünkü genciz, enerjimizin en verimli yıllarındayız, doğru kanalize etmeliyiz. Çalışmalıyız çünkü hayatımızı çocuklara adayıp, işten, sosyal hayattan, yeteneklerimizden, yapabildiklerimizden elimizi eteğimizi çekersek, onlar okula başladıktan sonra ortada kalacağız. Çalışıyoruz diye çocuklarımızla vakit geçirmiyor değiliz. Çok özlüyoruz ve eve geldiğimizde birlikte gerçekten nitelikli zaman geçirebiliyoruz. Sana gelip ay nasıl bırakıyorsun, ben çocuğumdan asla ayrılamam, ben hayatta çalışmam, çok özlerim, çok yazık yaaa, uzmanlar da üç yıl çocuğunuzdan ayrılmayın diyor, cık cık cık diye fikir beyan eden insanlar olacaktır. Takılma. Her insan kendi şartlarına göre yaşar, herkesin bütçesi, hedefleri, geliri gideri, hayalleri, yaşam tarzı birbirinden farklı. Keşke hepimizin evden yapabileceği bir işi olsa, keşke hepimiz çok zengin olsak, çocuklarımızı işe götürebilsek, toplantılara çocukla gittiğimizde kimse şaşırmasa falan... Ama hayal... Hayaller gerçek olana kadar, işe gidiyoruz. Marş marş 🙂 Sevgiler; Tüm gün arada çocukların fotoğrafına bakıp bakıp gülümseyerek çalışmaya devam edecek olan bir dost 🙂 k:https://www.facebook.com/oyuncuanne/posts/619328104871633"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dogumu-kolaylastiracak-10-oneri/", "text": "The Geyik olarak her şeyi bilen, her konuda size yardımcı olan bir site oluşturmaya özen gösterdik. Bugünkü konumuz da tam böyle: zorlu hamilelik ve doğum anıları anlatanların sizi korkutmasını engelleyelim. Doğumu kolaylaştıracak 10 öneri Hamilelik kadının kendi mucizesini hayata getirdiği bir serüven. Bu inanılmaz deneyim ve sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilme isteğinin yüklediği sorumluluk zaman zaman anne adayını strese sokabiliyor. Doğru beslenme, egzersiz, düzenli kontroller... Yapılması gereken her şeyi gerektiği gibi yerine getirse de etrafından olumsuz deneyimleri duymak bile tedirgin olmak için yeterli olabiliyor...Özellikle doğumun yaklaştığı son aylarda biriken tüm bilgi ve endişelerle birlikte bu güzel serüvenin bir an önce sonlanması arzulanıyor. Ama doğum zamanlaması konusunda kararı bebek veriyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Funda Öztürk, hikayenizi güzel sonla tamamlayarak doğumun daha kolay geçmesini sağlayacak öneriler verdi... 1-Kendinizi hazırlayın Hamilelik kaç defa yaşanırsa yaşansın her birinin ayrı bir deneyim olduğunu unutmayın. Bu deneyime mümkün olduğunca kendinizi hazırlamaya çalışın. Geçmişte yaşanmış bazı olumsuzluklar farkında olmadan annelik kavramınızı etkileyebilir. Özellikle de çevreden duyduğunuz zor doğum hikayeleri, abartılarak anlatılan doğum sancıları, gebelik sürecinde yaşanan sorunlar doğum sürecini olduğundan daha farklı algılamanıza neden olabilir ve 'doğum korkusu' olarak yerleşebilir. Bu nedenle mümkün olduğu kadar olumlu olmaya çalışın. Zihninizi temizleyin, çevrenizdeki insanların zor veya başarısız doğum hikayelerini dinlemeyin, endişelerinizi başkalarıyla değil doktorunuzla paylaşın. Gerekirse psikolojik destek almaktan çekinmeyin. 2-Hamilelik ve doğum konusunda bilgi edinin Doğum konusunu asla son ana bırakmayın. İlk aylardan itibaren hamileliği ve doğumu öğrenmeye çalışın. Doğumun nasıl olduğunu öğrenmek bu konuda ki yanlış bilgilerden uzaklaşmanıza ve sizi doğumun doğal bir olay olduğu fikrine yaklaşmanıza yardımcı olabilir. Doğum ile ilgili kitaplar okuyabilir, doğuma hazırlık kurslarına katılabilir, başarılı doğum hikayeleri okuyabilir, konu hakkında film ve videolar izleyebilirsiniz. Tabi eşiniz yada doğumda yanınızda olacak kişinin de bilgilenmesi, size daha doğru şekilde destek olması açısından önem taşıyor. 3-Egzersizle vücudunuzu güçlendirin Hamilelik döneminde birçok kişi egzersiz yapmaktan çekiniyor. Ancak egzersiz vücudunuzu güçlendireceği gibi ruhen ve bedenen kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Bu nedenle bedeninizi doğuma hazırlamak için hamileliğinizin üçüncü ayından itibaren hekiminizin onaylayacağı uygun egzersizleri düzenli olarak yapmaya çalışın. Bacak, karın ve sırt kaslarınızın güçlenmesini sağlayacağı için yürüyüş ve yüzme tercih edebileceğiniz alternatifler arasında yer alıyor. Eğer imkanınız varsa mutlaka profesyonel eğitim almış eğitmenler eşliğinde yapılmak kaydıyla yoga ve plates de tercih edebilirsiniz. 4-Doğumdan önce gevşeme egzersizleri yapın Hamilelik ve doğum sırasında hem fiziksel hem de psikolojik nedenlerle kas gerginliği yaşayabilirsiniz. Bu konuda doğum öncesi eğitim sınıflarından gevşeme egzersizleriyle gerginliği azaltmayı ve doğuma yardımcı olacak kaslarınızı çalıştırmayı öğrenebilirsiniz. Böylelikle gereksiz güç kullanmadığınız için ve enerjinizi sancı zamanlarında kullanabilirsiniz. Nefes teknikleriyle birlikte pelvis taban kaslarınızı kullanmayı öğrenmeniz doğumda bebeğinizin de çok daha rahat çıkmasını sağlayacağından hem siz, hem de bebeğiniz için önem taşıyor. 5-Nefes almayı öğrenin Doğru ve düzenli nefes alma hem hamilelik süreci, hem de doğum anı için son derece önem taşıyor. Doğal olarak yaptığımız solunum sırasında hem göğüs kafesi hem de karın kaslarımızı kullanıyoruz. Solunum egzersizleriyle de göğüs kafesi ve karın kaslarını ayrı çalıştırarak nefesinizi daha bilinçli kullanmayı öğrenebilirsiniz. Nefesi tutma, derin soluk alıp beklemek, küçük nefesler ise ağrı sırasında kolaylık sağlıyor. Büyük nefesler ise ıkınma sürecinde fayda sağlıyor. Uzun ve derin nefesler bebeğinize oksijen ulaşmasını sağladığı gibi kasılma anında odaklanmanıza da destek oluyor. Yoğun kramp ve ağrı aralarında daha yavaş ve sakin nefes alma, dinlenmenizi sağladığı gibi rahatlamanıza da yardımcı olacaktır. Nefes egzersizlerini doğum başlamadan önce hamilelik süresince evde veya yürüyüş sırasında arada sırada alıştırmalar yaparak öğrenebilirsiniz. Bulunduğunuz şehirde varsa bu teknikleri öğrenebileceğiniz bir hamile eğitim kursuna başvurabilirsiniz. 6-Doğum kendiliğinden başlamasını bekleyin Doğal bir hamilelik sürecinin sağlıklı bir doğumla tamamlanması 38. ile 42 hafta arasında gerçekleşebiliyor. Normal bir doğum yapılacaksa, kesin tarihin yine bebeğin durumuna göre belirleneceğini unutmamak gerekiyor. Her ne kadar son ay sabırsızlık ve merak heyecanla birlikte stres düzeyi de artsa da sakin kalmaya özen göstermeye çalışın. Doğum kendiliğinden başladığında çok daha kolay olacağı için, tıbbi bir engel yoksa doğumun kendiliğinden başlamasını bekleyin. Bu noktada hekiminizin tavsiyelerini mutlaka dinleyin. Ancak doğumu başlatmak için; yürüyüş yapmak, merdiven çıkmak, cinsel ilişki, göğüslerin uyarılması, pilates topu üzerinde kalçanızla yapacağınız dairesel hareketler kısmen işe yarayabilir. Bazı 'hurma, ananas, ahududu yaprağı çayı' gibi gıdaların tüketiminde zararsızdır. Ancak miktarını abartmayın. Aynı zamanda içeriğine hakim olamadığınız karışım çaylar ve yağları da hiçbir şekilde kullanmayın. 7-Sancılar başladığında yatakta kalmayın Herhangi bir tıbbi engeliniz yoksa ve hekiminiz aksini söylemediği sürece doğum sancıları başladıktan sonra yatakta kalmamaya çalışın. Ayakta kalarak veya yürüyerek yerçekiminin de etkisiyle bebeğin aşağı inmesine yardımcı olabilirsiniz. Bir pilates topu üzerinde hareket etmek, yürümek, sallanmak, çömelmek, öne doğru yaslanma pozisyonları ve beraberinde sırt masajlarını da rahatlamak için kullanabilirsiniz. Aktif olmak kasılmaları da çok daha rahat geçirmenizi sağlayacaktır. 8-Doğum sırasında yanınızda sakin biri olsun Daha önce hamilelik yaşanmış bile olsa doğum kaçınılmaz olarak stres yaratacaktır. Önemli olan bu stresi kontrol edebilmektir. Etrafınızda size destek olmak için bulunan kişilerin gerginliğinin de sizi olumsuz etkileyeceğini unutmayın. Bu nedenle yardım için sakin yapıda bir kişiyi tercih edin. Bazı babalar için karısının acı çektiği ana şahitlik etmesi güç olabilir. Ancak aile kavramının gelişmesine katkıda bulanacağı için babanın da doğuma katılması yarar sağlayacaktır. 9-Doğum yöntemleri hakkında önceden bilgi edinin Gebelik ve doğum sürecinin her anı kişiye özel yaşanır. Bu nedenle tercih edilecek doğum yöntemi için de tek doğrudan söz etmek zor. Elbette doğal ve sağlıklı olanı normal bir doğumdur. Ancak bazı tıbbi durumlarda sezaryenin gerekebileceğini unutmayın. Hekiminizin sizi, en doğru olan yöntem konusunda bilgilendireceğine ve uygulayacağına inanın. Doğumu sezaryenle gerçekleştirerek de bebeğinizle güçlü bir bağ kurabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. 10-Doğum yapacağınız hastaneye önceden karar verin! Hamileliğiniz ilerledikten sonra mutlaka nerede doğum yapacağınıza karar verin. Doğumu yapacağınız yer, hastane ve bebeğinizle birlikte olacağınız oda hakkında bilgi almak doğuma girerken kendinizi çok daha güvende hissetmenizi sağlayacaktır. Ayrıca, size yardımcı olacak sağlık personeliyle tanışmak, varsa sorularınıza yanıt bulmanıza ve güven duygunuzun artmasına destek olacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/doksanlarin-unlu-filmlerinde-oynayan-efsane-karakterlerin-simdiki-halleri/", "text": "Sinema piyasası her sene daha da iyi teknolojilere sahip olacak. Her yıl daha iyi filmler çekecek ve belki de daha fazla gişe yapacak ama bu filmler gibi efsaneler çıkması imkansız. Doksanlı yılların kült filmlerinden olan The Matrix, Termiantör, Maske, Pulp Fiction ve Leon gibi filmleri sıraladık. O filmlerde gönlümüze taht kuran bu oyuncuların şimdiki halleri ile filmden görüntülerini Brightside ekibi bir araya getirmiş. Fotoğraflara baktığınızda o filmlere yolculuk yapıyorsunuz gibi. Aralarında izlemediğiniz varsa hepsi için kefiliz kesinlikle izlemelisiniz. Doksanların Ünlü Filmleri 1-) Terminator 2: Judgment Day,' 1991 Arnold Schwarzenegger 2-) The Matrix 1999 Neo / Keanu Reeves 3-) LEON / 1994 Jean Reno Mathilda / Natalie Portman 4-) Gün Batımından Şafağa Richard Gecko Quentin Tarantino Seth Gecko George Clooney Santanico Pandemonium Salma Hayek 5-) Fight Club / 1999 Edward Norton Tyler Durden Brad Pitt Marla Singer Helena Bonham Carter 6-) PULP FICTION / 1994 Vincent Vega John Travolta Jules Winnfield Samuel L. Jackson Mia Wallace Uma Thurman Butch Coolidge Bruce Willis 7- MASKE Stanley Ipkiss ile gönüllere taht kuran Jim Carrey 54 yaşına gelmiş. Tina Carlyle Cameron Diaz"} {"url": "https://www.thegeyik.com/doksanli-yillarda-cocuk-olanlari-zaman-makinesine-bindirecek-10-fotograf/", "text": "Zannetmeyin ki bir tek Türkiye'de özlemle anılıyor doksanlar. Dünyanın hemen hemen her yerinde çocuklar öylesine mutluydu ki şimdiki YouTube nesli o mutluluğa 10 saatlik beyin yiyen videolarla ulaşamaz. 1- Müzik dinlemek o zaman gerçekten değerliydi. İnternet paketimizden yemezdi. 2- Müzik cdsi yapar sevdiğimize verirdik 3- Dünyanın en güzel oyunu bu yılandı 5- Bilgisayarın internete girmesine gerek yoktu. Şimdi instagram, Twitter doldu ama bilgisayar yine o kadar çekici değil. 6- Çocukların siyahi olmasına bakmayın bizde de ne zaman derste video izlenecek olsa böööööyle dolanırdı okulun televizyonu. Ve o dersleri nasıl heyecanla beklerdik... 7- Şimdiki çocuklar bunu keşfetmek için bile zaman harcamıyor. Bak o mouse içimde harika bir top var 🙂 8- Ne oynardık be... Stres filan kalmazdı. 9- İnsanları bloklamak için telefonu açık bırakıp giderdik 😂 Doksanlar kardeşim özleniyorsun!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/doktor-ela-roluyle-unlenen-yasemin-ozilhanin-esiyle-tanisma-hikayesi-yeniden-gundem-oldu/", "text": "Fox ekranlarının reyting rekortmeni dizisi Mucize Doktor'a, yıllar önce mesleği bıraktığını söyleyen ünlü oyuncu Yasemin Ergene'nin dahil olması, diziye yeni bir soluk getirdi. 2/ Yasemin Ergene, ilk bölümü 2006 yılında yayınlanan Doktorlar dizisinde hayat verdiği 'Ela' karakteriyle, kariyerinin henüz başlarında olan bir doktor adayını canlandırıyordu. Ancak akıllarda, hep dizideki kırık aşk öyküsüyle kaldı... 3/ Genç oyuncunun Mucize Doktor kadrosuna kısa süreli de olsa dahil olması seyirciyi heyecanlandırırken, gözler Ergene'nin Doktorlar dizisinden sonraki yaşamına çevrildi. 4/ Ergene, 2011 yılının Şubat ayında son bölümüyle ekranlara gelen Doktorlar dizisinden sonra, dizi setlerinden uzak bir hayatı tercih etti. Sebebi ise aşktı.. 5/ Dizi final yapar yapmaz iş insanı İzzet Özilhan ile dünyaevine giren genç oyuncu, verdiği bir röportajda, İzzet Özilhan'ın annesinin kendisine, üniversiteyi bitirme şartı koştuğunu söylemişti. 6/ İzzet'le tanıştıktan sonra Emine Anne'nin ilk dediği şey 'Önce üniversiteyi kazanacaksın, sonra evleneceksiniz' oldu. 7 yıl ara verdikten sonra 4 ayda sınava hazırlandım ve Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünü kazandım. 7/ Tabii aşkın motivasyonu büyük. Ama Emine Anne'nin etkisi de var. Kendisi İzmir Amerikan Koleji mezunu. Eğitime önem veriyor. Kayınvalide değil, her zaman anne oldu bana. Şimdi karşılıklı oturuyoruz, çocuklarımıza o bakıyor. 8/ Eşi İzzet Özilhan'la aşklarının nasıl başladığına dair de konuştu Ergene... 9/ İzzet Coca-Cola ile ilgilenmek için bir dönem Moskova'da yaşamış. Şirket, lojmanda küçük bir daire vermiş. Küçük de bir televizyonu varmış ve orada benim 3-4 bölüm yayımlanan 'Aşk Oyunu' dizimi izliyormuş. Karıncalı karıncalı... Beni görüp beğenmiş. Çevresine sormuş 'Nasıl ulaşabilirim' diye, ortak tanıdık çıkmamış. Dizi kalkınca ben 'Doktorlar' kadrosuna girdim. 10/ İzzet de izin gününde İstanbul'a geliyor. Televizyon izlerlerken babası diyor ki 'Oğlum bak bu dizi bizim hastanede çekiliyor.' İzzet bakıyor, beni görüyor. 'Ben de bu kızı arıyordum' diyor. Ablası Türkan Abla hastanenin genel müdürü. Ertesi gün İzzet hastaneye geliyor ve tanışıyoruz. 11/ Tamam o beni fiziksel olarak beğenmiş ama hiç tanımıyordu ki. Zaten hep der 'Benimki kumar gibi bir şeydi' diye. 'Ukala olabilirdin, şımarık olabilirdin, göründüğün gibi olmayabilirdin' der. Ama sonra ekler: 'Allah'a şükür içimden geçeni karşımda gördüm' 12/ Almanya doğumlu Ergene'nin Türkiye'ye taşınma öyküsü de bir hayli ilginç. 13/ Yasemin Ergene'nin babası Almanya'da narkotik polisi olarak görev yaparken, uyuşturucu bağımlılarını görüp çocukları için endişelenmiş ve mesleği bırakıp tüm ailesini bir gecede Tekirdağ'a taşımış. 14/ İki kız çocuğu annesi olan Ergene'nin kızlarından birinin adını 'Ela' koyduğunu da söylemeden geçmeyelim. GerçekGündem"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dominostan-hacklenme-aciklamasi-geldi/", "text": "Şirketimiz, tarafımıza gelen bir e-posta ile müşterilerimize ait kişisel verilere erişildiği iddiasıyla kimliği belirsiz kişi veya kişilerce tehdit edilmiştir. Bu çerçevede kamuoyunu bilgilendirmemiz gereği hasıl olmuştur. Tehdit içeren söz konusu e-postanın ardından detaylı incelemeler şirketimiz tarafından derhal başlatılmış, teknik kontroller sağlanmış, teknik ve idari tüm tedbirler alınmış ve Kişisel Verilerin Korunması Kurumuna gerekli bildirimler yapılarak Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmak suretiyle hukuki süreç başlatılmıştır. Bu noktada önemle vurgulamak isteriz ki kurumumuz; finansal bilgileri içeren herhangi bir kredi kartı verisi tutmamaktadır ve finansal verilere erişim söz konusu değildir. Kullanıcı verilerinin korunması esasını en temel öncelikleri arasında gören Domino's, her zaman olduğu gibi bundan sonra da siber güvenlik tedbirlerini en üst düzeyde almaya devam edecektir. Önümüzdeki süreçte şeffaflık ve açıklık ilkelerimiz gereği konu hakkındaki detayları aktarmayı sürdüreceğiz. Saygılarımızla, Domino's"} {"url": "https://www.thegeyik.com/don-kisotun-yazari-cervantesin-mezari/", "text": "Yel değirmenlerine karşı savaşıyla ünlenen dünyaca ünlü bir karakter Don Kişot, yazarı Miguel de Cervantes ise modern romanın ilk temsilcilerinden biri olarak kabul ediliyor. Yazarın şekerden 1616 yılında öldüğü ve burada bulunan manastırlardan birine gömüldüğü biliniyordu fakat, naaşın taşınmış olduğu kilisenin sonradan yapılmış olması dolayısıyla mezarın yeri konusunda çeşitli spekülasyonlar vardı ve mezar bulunamıyordu. Ocak ayında yaklaşık 30 araştırmacı Madrid'deki Trinitarian Manastırı'nda araştırmalar yaparak en sonunda Cervantes, eşi ve o dönemde onunla birlikte gömülen kişilerin kemiklerine ulaştılar. Yapılan kayıt araştırmaları ve kemik araştırmaları da bilimadamlarının 400 yıl sonra da olsa Cervantes'in mezarına ulaştığını ispatlar nitelikte. Henüz kemikleri ayrıştıramasalar da önümüzdeki yıl Cervantes için burada uygun bir mezarlık yaptırıp, ziyarete açmayı planlıyorlar. BBC Türkçe'nin yayınladığı röportajda ise Madrid Belediyesi Sanat, Spor ve Turizm Dairesi Başkanı Pedro Corral, Cervantes'in hayatı yoksullukla son buldu. Savaşta yara almış bir gaziydi o. diyor. Biz edebiyat severler için önemli bir yeri olan Cervantes'in anıt mezarının yapılacak olması ve bu buluş oldukça sevindirici. Manastırda Bulunan Mezarın Sahibi Kesinleşti: Don Kişot'un Yazarı Cervantes Yel değirmenlerine karşı savaşıyla ünlenen dünyaca ünlü bir karakter Don Kişot, yazarı Miguel de Cervantes ise modern romanın ilk temsilcilerinden biri olarak kabul ediliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dondugune-inanamayacaginiz-90larin-carpici-moda-trendleri/", "text": "Zamanında çok tutulan, bir dönemin üstünden düşürmediği 90'ların ses getiren moda trendleri tekrardan geri döndü! Bazıları tamamen geri dönüş yaparken bazıları tabii az da olsa değişimle karşılaştı fakat kökenini unutmadı elbet! Sizin için derleyebildiğimiz trendler: 1. Mom Jeans Geri Döndü! İnanılmaz rahat bu pantolonlar ile tarzınıza renk katabilirsiniz. 2. Özellikle tatil zamanı cüzdan ve telefon gibi önemli eşyaları koyup sürekli göz önünde yani aslında önümüzde tuttuğumuz Bel Çantaları. 3. Bele bağlanan kapşonlular/gömlekler. Bu sanırım hiç eskimiyor. 4.Bandana modası da artık boyun bandanası olarak gözükse de sadece küçük bir değişimle yine de akıllarda kalıyor. Ama yine de boynumuzda her an güneşe karşı bir kalkan oluşturabilecek bandanalarımız var. 5. Rahat ve kullanışlı tulumları da es geçmek olmaz. 6.Ve efsane Renkli Saç modası. Açık saç rengine sahip olamayanlar için saçların yıpranması sorunsalı olsa da gerçekten çok güzel duruyor. 7. Yuvarlak Gözlük modası da dönen en güzel trendlerden biri sanırım. Gerçekten çok şık duruyor. 8.Minik minik saç topuzlarından sonra fazla zahmete gerek olmayan bir veya iki saç topuzu trendine geçiş. 9. Zamanının gerçekten en şeker trendi olan Gerdanlık geri döndü. Bence inanılmaz ateşli duruyor ve eski konumunu da koruyor gibi. 10. Koyu ruj kesinlikle vazgeçilmezlerden! 11. Kova Tadında Şapkalar baya ilgi görüyor. Özellikle de farklı tasarımlar ile değişik modellerini de bulmak mümkün. 12. Arkaya yatırılan saçlar da dönemimizin saç şekillerine 90'lardan gelerek cuk diye yerleşti. Güzel de olmuş sanki. 13. Bez tokalar hala şıklığını korumakta. 14. 90'ların popüler çiçek desenli elbiselerini de unutmamak lazım. 15. Ve postallar ise unutulmaz klasiklerden. 16. Değişik seçenekleri ile geri dönen platformlu ayakkabılar da çok ilgi görüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/donmaktan-kurtarilan-yarasalar-o-kadar-tatlilar-ki/", "text": "Eğer uçan tilki yarasaları olarak geçen bu bebekler zamanında bulunmasaydı, kışın soğuğunda hayatlarını kaybedeceklerdi. Şanslılar ki yarasa uzmanı bir kadın tarafından en ihtiyaç duydukları zamanda kurtarıldılar. Ağaçtan düşen bu 28 yarasa bulunur bulunmaz Avustralya Hayvanat Bahçesi Hastanesine getirildi. Yarasaların vücut ısıları düştüğü için, tüm hastane kendilerini yarasaların kurtulmasına adadı bir anda... Normalde uçan tilkilerin bebekleri ile Avustralya'nın bu kadar güneyinde görülmediği için bu durumu garip ve normal olmayan bir durum olarak niteliyor hastanedekiler. Genelde bu cins daha sıcak bir iklimde bebeklerini yetiştirirler. Normalde anne bebeklerini yemek aramak için kısa bir süre bırakır ve tekrar geri döner. Ama bu durumda bebekler soğuk ile mücadele edemedikleri için annenin yokluğunda ağaçtan düşmüşler. Yarasaların vücut sıcaklıkları, özel bir sistem ve onlara minik yarasa buritosu görüntüsü veren yarasa battaniyesi ile stabil hale getirildi. Hastanede yarasalara yapılan ilk müdaheleden sonra, yarasalar onları bulan yarasa uzmanının bakımına verildi. Doğaya salınana kadar onun tarafından bakılacaklar. Şansları varmış ufaklıkların <3 Şirin videolarını izleyebilirsiniz;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dovmenin-can-kurtarici-rol-ustlendigi-26-harika-calisma/", "text": "Herkes bir iz taşır vücüdunda. Kimi annesinin gözlerinin alır, kimisi de babasının saçlarını. Kiminin burnu tıpatıp dedesine benzer, kimisin burnu ise aynı amcasıdır. Bazıları ise kimsede olmayan eşsiz doğum lekeleri ile gelir bu dünyaya. Kimi büyük, kimi küçük. İşte o doğum lekeleri bu seferki konumuz. O eşsiz doğum lekelerini yaratıcı dövmelerle baştan yaratan insanlar. Neyse lafı daha fazla uzatmadan sizleri Doğum Lekeleri Kullanılarak Yapılan Birbirinden Yaratıcı Dövmeler ile başbaşa bırakalım. Kim bilir? Belki bir benzerini yaptırmak isteyen olur 🙂 1# 2# 3# 4# 5# 6# 7# 8# 9# 10# 11# 12# 13# 14# 15# 16# 17# 18# 19# 20# 21# 22# 23# 24# 25# 26# Görseller: boredpanda.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dovus-kulubunun-asi-kurucusu-tyler-durdendan-kulaga-kupe-olacak-17-alinti/", "text": "Edebiyat dünyasından sinema dünyasına taşınan en önemli karakterlerden biri olan, Dövüş Kulübü'nün asi çocuğu Tyler Durden'ın hayata olan bakış açınızı değiştirecek, birbirinden efsane sözlerini sizler için derledik. İşte Dövüş Kulübü'nün Asi Kurucusu Tyler Durden'dan Kulağa Küpe Olacak 17 Alıntı; 1# Kendini geliştirmek mastürbasyondur, kendini yıkmak ise asıl soruların cevabı. 2# İnsanlar bunu her gün yapıyor. Kendileriyle konuşuyor, hayallerindeki gibi olmak istiyorlar. Ama cesaretleri olmadığı için eyleme geçmiyorlar. 3# Bize dünyanın b*kundan ve pisliğinden başka bir şey bırakmadılar. 4# Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız ya da yerimiz yok, ne büyük savaşı yaşadık ne de büyük buhranı. Bizim savaşımız ruhani bir savaş en büyük buhranımız hayatlarımız. 5# Bırakın evrilelim; her şey düşeceği yere düşsün. 6# Lanet olsun, bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor, ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde. Nefret ettiğimiz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyoruz. 7# Bir zamanlar sahip olduğun şeyler gün gelir senin sahibin olur. 8# Dibe vurmak bir haftasonu eğlencesi değildir, Lanet olası bir seminer değildir,Her şeyi kontrol etmeyi bırak, Kendi haline bırak, Olsun! 9# Ancak her şeyini kaybettikten sonra gerçekten özgür olabilirsin. 10# Lanetlenmeyi ve affedilmeyi boşverin, bizler Tanrının sevmediği çocuklarıyız. 11# Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük, ama olmayacağız. Şimdi bunu anlamaya başlıyoruz. 12# Bizler dünyanın dans edip şarkı söyleyen pislikleriyiz. Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz. 13# Eğer hiç kavga etmemişsen kendini tanıman ne kadar mümkün? Hiç bir yara izim olmadan ölmek istemiyorum. 14# Bizler eşşiz değiliz. Süprüntü ya da pislik de değiliz. Biz sadece biziz ve hayatta başımıza gelenlerin bir nedeni yok. 15# Güzel ve emsalsiz bir kar tanesi değilsin. Herkes gibi sen de o çürüyen organik maddeden yapılmasın. 16# Dövüş kulübünün ilk kuralı:kulüpten söz etmemek 17# Dövüş Kulübünde geçirdiğiniz zaman boyunca, banka hesabınız değilsiniz. işiniz değilsiniz. Aileniz değilsiniz ve olduğunuzu düşündüğünüz kişi değilsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/down-sendromlu-cocugu-kacak-calisiyor-diye-sikayet-ettiler-ailenin-cevabi-ise-ders-niteliginde/", "text": "Andrew, hepimiz gibi normal biri aslında ve 1979'dan beri ailelerine ait olan restoranda çalışıyor. Ama bu hayata tutunma çabasını çekemeyenler olmuş sayın okur. İsim vermeden Andrew'ı şikayet etmişler. Kardeşi Alex Ankar, bu duruma üzüldüğünden dolayı harika bir cevap vermiş: Babam vefat ettikten sonra kardeşim Andrew canını dişine takıp çalışarak Ankar's Hoagies'i yani babamızın mirasını ayakta tutmamıza yardım etti. Gerektiğinde müşterilerle ilgilendi, gerektiğinde ise barbekü tezgahı ve mutfağı temizledi. Andrew, işletmemizin başarısını devam ettirmesi için yorulmadan çalıştı. Bunları yaparken de suratında hep bir gülümseme vardı. İsmini vermek istemeyen bir kişinin, Down sendromlu ve yetkisiz bir personelin mutfakta çalıştığını ihbar etmesi üzerine şoka uğradım. Yetkisiz personel dediği kişi de bu işletmenin sahibidir. Gerçekten çok şaşkınım. Kardeşimin ne kadar yetenekli ve temiz kalpli birisi olduğunu bilmeden, onun hakkında kötü düşüncelere sahip olan kişileri gördükçe çok moralim bozuluyor. Hatta, engelli bireyleri yarı insan olarak gören kişiler bile var ve onlardan açıkçası iğreniyorum. Bazen geriye yaslanıp Andrew'ın insanları ne kadar çok sevebildiğini görüyorum. Hatta bu tür bir sevgiyi hak etmeyenleri bile tüm kalbiyle seviyor. Nefret etme duygusunda onda yok. Eğer kardeşimle ilgili olumsuz düşüncelere sahip olan kişiler, kardeşimin sevgi dolu kalbinin yarısı kadar kalbe sahip olsalardı, bugün dünya çok daha güzel bir yer olabilirdi. Yazdıklarımı okuyan herkesin, engelleri ve farkları bir kenara bırakarak düşünmelerini istiyorum. Din, dil, ırk, cinsiyet, engelli, engelsiz her şeyi bir kenara bırakın ve birbirinizi sevmeye çalışın. İnanın ki Andrew kadar saf bir kalbiniz olsaydı, dünya bugün daha yaşanılabilir bir yer olurdu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/down-sendromlu-cocukla-mezuniyet-balosuna-kimse-gitmek-istemedi-bakin-devreye-kim-girdi/", "text": "Bazen yanı başımızda olanların farkında olmuyoruz ve o güzel kalpli insanlar üzülürken onlardan bihaber oluyorz. Bu down sendromlu çocuğun hikayesi de tam olarak böyle. 17 yaşındaki Daniel, mezuniyet balosuna gidecek kimsesinin olmaması nedeniyle çok üzülüyordu. Down sendromlu çocuk muhtemelen baloya gitmemeyi düşünüyordu. Ancak Daniel'in sınıf arkadaşı Kylie, ona hayatı boyunca unutamayacağı bir teklif yaptı! Kylie, Daniel'e mezuniyet balosunda kendisine eşlik etmesini ve onu evden almak istediğini söyledi. Daniel memnuniyetle kabul etti. Ancak Daniel'in başına gelecek sürprizler bununla sınırlı değildi. Yerel bir haber kanalı durum hakkında haber aldı ve olaya el attı. Kylie, Daniel'i Rolls Royce ile evinden aldı ve kırmızı halıda beraber yürüdüler. 17 yaşındaki çocuk sevinçten çılgına döndü. Daniel, Annem benim için o kadar seviniyor ki! dedi. Daniel ve Kylie'nin bu sefer beraber tecrübe ettikleri sürpriz anne Tonya'yı da gözyaşlarına boğdu. Önce Kylie'ye hayalindeki araba hediye edildi. Sonra da Daniel'e 35 bin TL'lik okula ücretsiz girme şansı verildi. Anne Tonya, Birçok kişi Daniel'in yapabileceklerinin sınırlı olduğunu düşünüyor. Ancak bilsinler ki o her şeyi yapabilecek yetenekte. Kendisine tanınan bu şans karşısında ne diyeceğimi bilemiyorum dedi. Küçük bir iyilik beraberinde bakın neler getirdi! Daniel sonunda hayallerindeki üniversiteye gidebilecek! K: Newsner"} {"url": "https://www.thegeyik.com/down-sendromlu-kizi-icin-damatsiz-dugun-yapti/", "text": "Kızımın bir geline bakışı beni çok üzdü, dedim ki neden olmasın? Manisa'nın Soma İlçesi'nde yaşayan down sendromlu 28 yaşındaki Yasemin Erarslan'ın düğün hayali gerçek oldu. Ailesi, Erarslan için damatsız temsili bir düğün yaptı. Doğan Haber Ajansı'nın haberine göre, Soma'da ailesiyle birlikte yaşayan down sendromlu Yasemin Erarslan, küçük yaşlarından bu yana gelinlik giyerek evlenmenin hayalini kurdu. Yasemin Erarslan'ın hayalini, annesi Aynur Erarslan ve babası Kudret Erarslan temsili de olsa gerçekleştirdi. Aile, kendi imkanlarıyla Yasemin'e damatsız temsili bir düğün yaptı. Soma Belediye Düğün Salonu'nda yapılan düğünde uzun zamandan bu yana hayal ettiği gelinliği giyen Yasemin Erarslan, dans müziği eşliğinde babası Kudret Erarslan'la ilk dansını yaptı. Yapılan dans ardından bir süre çalan müzik eşliğinde oynayan Erarslan, daha sonra kendisi için hazırlanan beş katlı düğün pastasını kılıçla keserek, tadına baktı. Ardından Yasemin'e kına yakıldı, halaylar çekildi. Orkestra eşliğinde düğüne katılanlar doyasıya eğlendi. Mutluluğu yüzünden okunan Yasemin Erarslan, eline aldığı mikrofonla düğüne katılanlarla mutluluğunu paylaştı. Herkese bol bol teşekkür etti. Soma Spastik Çocuklar Derneği'nde eğitim gören Yasemin Erarslan, Kafkas Ekibi Hocası Murat Dolu ile gösteri sergiledi. Gösteri sonrasında salondaki davetliler Yasemin'i ayakta alkışladı. Yasemin Erarslan'ın annesi Aynur Erarslan, Kızımın bir geline bakışı beni çok üzüyordu. Dedim ki neden olmasın? Kızımızın hayalini gerçekleştirmek istedim. Onun tek hayali buydu. Böyle mutlu ve eğlenceli bir güne şahitlik eden herkese çok teşekkür ederim diye konuştu.(T24)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/down-sendromlu-koray-icin-temsili-dugun-yapan-guzel-insanlar/", "text": "Hatay'ın Arsuz İlçesi'nde Down sendromlu 20 yaşındaki Koray Aşkar'ın evlenme hayali, ailesi tarafından düzenlenen temsili düğün töreniyle gerçekleşti. Törende Aşkar'ın eğitim gördüğü okulun sahibi Nesli Özdemir de gelin oldu. Arsuz'da Özel Eğitim Merkezi'nde eğitim gören Koray Aşkar'ın annesi İlkay Aşkar, oğlunun evlilik hayalini gerçekleştirmek için temsili bir düğün töreni düzenlemeye karar verdi. Normal bir düğün gibi gerekli hazırlıkları yapan anne Aşkar, Koray'ın eğitim gördüğü okulun sahibi evli Nesli Özdemir'den de gelin olmasını istedi. Doğum Gününde Düğün Koray Aşkar'ın doğum günü olan 28 Ağustos'ta bir otelde düğün töreni düzenlendi. Otele süslenmiş gelin arabasıyla gelen damat Koray Aşkar ile gelin Nesli Özdemir, salona alkışlar arasında girdi. Aşkar ve Özdemir daha sonra düğünün ilk dansını yaptı. Emekli Albay Özer Yüksel'in Koray için yazdığı şiiri okumasının ardından nikah törenine geçildi. Normal bir düğünde olması gereken her şeyin en ince detayına kadar düşünüldüğü törende Koray Aşkar, hayalinin gerçekleşmesinin mutluluğunu yaşadı. Bu çocuklar topluma kazandırılmalı Düğün pastasının kesilip takıların takıldığı törende gelin ve damat, davetlilerle birlikte oyunlar oynayıp halaylar çekerek doyasıya eğlendi. Okulunda eğitim görenlerden Koray Aşkar'ın mutlu olması için gelinlik giyen Nesli Özdemir, düğünde herkesin katkısı olduğunu belirterek, Ailesi başta olmak üzere Koray çok mutlu oldu. Bu çocukları toplumla kaynaştırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Bu temsili düğün töreni ile de bir farkındalık yarattığımızı düşünüyoruz diye konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/down-sendromlu-oglunun-cektigi-fotografi-gorunce-soke-oldu/", "text": "7 yaşındaki Aasher Liles, annesinin cep telefonuyla fotoğraf çekmek için ısrar edince ortaya çıkan görüntü herkesi şaşırttı. Amerika'nın Teksas eyaletinde yaşayan fotoğrafçı Kerri Liles'in oğlu down sendromlu olarak dünyaya geldi. Şu anda 7 yaşında olan Aasher Liles, çevresi ile iletişim kurmuyor ve konuşmuyor. Ancak yaptıkları bir uçak yolculuğu sırasında annesinden ısrarla cep telefonunu isteyen çocuk başta annesi olmak üzere herkesi şoke etti. Telefonu eline alır almaz fotoğraf çekmeye başlayan Aasher'ın neden acele ettiğini başta kimse anlamadı. Anne Kerri Liles telefonu oğlunun elinden aldıktan sonra fotoğraflara bakmaya başladı. Uçak kanadı ve bulut fotoğraflarının arasında öyle bir kare gördü ki, gözlerine inanamadı. Fotoğrafa tekrar tekrar bakan kadın görüntüdeki silüetin gerçek olduğuna karar verdi. Daily Mail'e konuşan Kerri Liles oğlunun 6. hissinin her zaman kuvvetli olduğunu belirten kadın, Aasher'ın bazen kanat çırpışı gibi hareketlerle bir meleği tasvir etmeye çalıştığını, bu fotoğraftaki görüntünün de onun koruyucu meleği olduğuna inandıklarını söyledi. Dünya basınında geniş yer bulan fotoğraf hakkında 'sahte' olduğu iddiaları yer alsa da küçük Aasher'ın temiz yüreğiyle çektiği kare çoğu kişinin yüreğini ısıttı. Hürriyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/doyasiya-yeseniz-bile-kilo-almayacaginiz-15-gida-urunu/", "text": "Yaklaşan yaz mevsimi öncesi kilonuzu korumaya çabalıyor ama yaşadığınız açlık krizleriyle bir türlü baş edemiyor musunuz? Hem aç kalmayayım hem de kilo almayayım derdinde misiniz? Bu içerik, sizin için geliyor. Kilo alma riski olmadan gönül rahatlığıyla tüketebileceğiniz, lif zengini, düşük kalorili gıda ürünlerini sizler için bir araya getirdik. İşte o gıda ürünleri; 1# Patlamış Mısır Patlamış mısırı tereyağı ve şekersiz kızartırsanız , korkmadan yiyebilirsiniz. Bu şekilde patlatılan bir fincan mısır yalnızca 31 kcal içerir. 2# Kereviz Kerevizin % 95 sudur. Diüretik etki sayesinde kilo vermenizi sağlayan kereviz, vücudunuzdan toksinlerin atılmasına da yardımcı olur. 3# Patlıcan Yağsız olarak pişirilen ızgara patlıcan yalnızca 24 kcal'dir. Vejetaryen şekilde pişirilen bir patlıcanı herhangi bir sınırlama olmadan tüketebilirsiniz. 4# Portakal, greyfurt ve mandalina Kilo vermek istiyorsanız çok miktarda meyve tüketmemeniz tavsiye edilmemekle birlikte narenciye bu konuda bir istisnadır. Lif ve C vitamini açısından zengin olan bu ürünler; sindirime, karaciğere ve cilt sağlığına katkıda bulunur. 5# Kavun ve karpuz Dilimi 60-70 kcal olan bu meyveleri gündüz vakti rahatlıkla tüketebilirsiniz. Vücuttaki fazla suyu dışarı atmaya yardımcı olan ikili, sizi daha sağlıklı kılar. 6# Yosun Ülkemizde pek de yaygın olmayan yosun türevleri ihtiva ettikleri yüksek iyot oranı ile hormonlarınızı kontrol altında tutmanıza yardımcı olur. Hormon dengesi sağlıklı tiroidin en önemli göstergesidir. 7# Kabak Bir porsiyon kabak yaklaşık 42 kcal'dır. Vücuttaki tuz-su oranının dengelenmesine yardımcı olan kabak, boşaltım sisteminin sağlıklı şekilde görev yapmasına da yardımcı olur. 8# Salatalık Kilo vermek isteyenlerin bir numaralı silahı olan salatalık, şişkinliğin önüne geçmenize yardımcı olur. Yaza fit girmek istiyorsanız, salatalıktan yardım almayı unutmayın. 9# Pancar Yağ yakmaya, kas gelişimine ve şeker dengelenmesine yardımcı olan pancarın bir porsiyonu yalnızca 40 kcal'dır. 10# Yumurta Gece vakti kilo almaktan korkmadan yiyebileceğiniz en önemli besin kaynağı yumurtadır. Elbette haşlanmış olması kaydıyla 🙂 11# Ananas Bu lezzetli meyve, kilo vermek için yardım alınacak en iyi arkadaştır. Ananas içerdiği bromelain aktif olarak yağları böler ve proteinleri metabolize eder. 12# Elma ve Erik Doygunluk hissi verrn ve sindiriminizi düzenleyen elmanın bir adedi yalnızca 50 kcal'dir. C vitamini ve potasyum açısından zengin olan erik ise kalp ve damar sağlığınızı korumakta önemli bir kaynaktır. 13# Marul Folik asit kaynağı olarak tüketilebilen marulun bir yaprağı sadece 3 kcal'dir. 14# Çilek, frenk üzümü, kızılcık C vitamini açısından zengin olan renk üzümü ve kızılcık, vücudunuzdaki fazla sudan kurtulmanıza yardımcı olur. kardiyovasküler sisteminizin yanı sıra sindiriminize de yardımcı olan çilek ise muhteşem bir besleyicidir. 15# Lahana, brokoli, karnabahar Aşırı kilo ile yapılacak mücadelede baş müttefik olan bu sebzeler, içerdikleri yüksek iyot oranı ile de dikkat çekmektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dr-oz-kahvalti-yapmak-yasaklanmali/", "text": "Dünyaca ünlü doktor Mehmet Öz, TMZ Dergisi'ne verdiği bir röportajda kahvaltının gereksiz olduğunu ve yasaklanması gerektiğini söyledi. Öz, kahvaltının günün en önemli öğünü olduğu yönünde çıkan dayatmaların ise tamamen reklam aldatmacası olduğunu belirtti. ABD'deki televizyon programlarında sıkça boy gösteren Dr. Mehmet Öz, TMZ dergisine verdiği röportajda kahvaltının 'gereksiz' olduğunu belirtti. Öz, yaptığı açıklamada Bence 2020'de yapılacak ilk şeylerden biri kahvaltıyı yasaklamak olmalı. Kahvaltı yapmamız gerektiğini düşünmüyorum, bu bir reklam aldatmacası. Ne yazık ki onlarca yıldır bu konudaki dogmaların birçoğu reklamlardan çıktı ve bunlar aslında sağlığımız hakkındaki gerçeklere dayanmıyordu ifadelerini kullandı. Webtekno'nun aktardığına göre Öz, yapılacak en akıllıca şeyin kahvaltıyı tamamen hayatımızdan çıkarmak olduğunu dile getirdi. Pek çok insanın sabah uyandığında yaptığı ilk şeyin aç olmasa bile 'kahvaltı yapmak' olduğunu belirten Dr. Mehmet Öz, bunun yerine haftanın her günü 'brunch' yapmanın çok daha sağlıklı olduğunu söyledi. Sabahları açlık yaşayanlar hakkında da konuşan Öz, bu durumun muhtemelen bir anda yemek yemeyi kesmek nedeniyle olduğunu kaydetti. Dr. Öz, gece yenen kızartma gibi yüksek karbonhidratlı besinlerin de açlıkta etkili olduğunun altını çizdi. Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/draculanin-esir-tutuldugu-tokat-kalesindeki-tunelin-gizem-cozulemedi/", "text": "Kont Dracula'nın esir tutulduğu Tokat Kalesi'ndeki gizli geçitte yapılan kazı çalışmalarında 140 metre derinliğe ulaşıldı ancak ne amaçla yapıldığı henüz çözülemedi. Kont Dracula'nın esir tutulduğu Tokat Kalesi'ndeki gizli geçitte yapılan kazı çalışmalarında 140 metre derinliğe ulaşıldığını açıklayan İl Kültür ve Turizm Müdürü Adem Çakır, Kalenin üst yapısındaki yapı elemanları zindan olarak kullanılmıştır. Bu tünel bir zindan değildir dedi. 140 METRE YERİN ALTINA İNİLDİ Tokat Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından Selçuklu ve Osmanlı döneminde savunma amaçlı kullanılan Tokat Kalesi'nin turizme kazandırılması amacıyla başlatılan çalışmalar devam ediyor. Arkeolog denetiminde yapılan çalışmalarda kent merkezindeki Pervane Hamamı'na indiği tahmin edilen gizli geçitte yapılan kazı çalışmaları ise üçüncü yılına girdi. İl Özel İdaresi bütçesi ile başlatılan kazı çalışmalarında 140 metre yerin altına inildi. Maden ocaklarında kullanılan vagon sistemi ile yerin metrelerce altından çalışan işçiler tarafından çıkarılan toprak ve kaya parçaları ise özel yapılan sistemle kaleden aşağı indiriliyor. Gizli geçitte derinlere inildikçe mesafenin uzaması ile birlikte bir halata bağlı vagonun aşağı indirilerek yukarı çıkarılması yarım saati buluyor. Bu nedenle çalışamalar yavaş ilerlerken güvenlik ön planda tutuluyor. GİZLİ GEÇİDİN NE AMAÇLA YAPILDIĞI TESPİT EDİLEMEDİ İl Kültür ve Turizm Müdürü Adem Çakır, 3 yılda yapılan kazı çalışmalarında 140 metre derinliğe ulaşıldığını ifade ederek,Bu yapının dehlizin tam olarak ne amaçla yapıldığını henüz çözebilmiş değiliz. Bu tür dehliz yapıları kalelerde bazen su sarnıcı olarak kullanılmış, bazen bir su yolu bazende bir çıkış yolu olarak kullanılmış. Ancak yapılış tarihi çok eski olduğu için çıkış noktalarında arazi değişimi olup olmaması üzerinde durduğumuz ciddi bir husus. Onu açıklamaya çalışacağız. dedi. TOKAT KALESİ GİZEMİNİ KORUYOR Kazı bittiğinde hedeflerinin oldukça dik olarak yerin altına inen gizli geçitte tarihi panoramik bir yapı oluşturmak olduğunu söyleyen Çakar,900 adımda 900 yıllık Anadolu'da ki Türk tarihini görebileceğiniz tek yer Tokat iddiamızı burada da görsellerle insanların raylı bir sistemle inip çıkarken tarihi serüveni yaşayabileceği bir merkez olarak düşünüyoruz. Çalışmalar oldukça dik olarak aşağı inen tünelde yapılması nedeniyle vagonun iniş ve çıkış süresini uzatırken, aldığı yükü azaltıyor. Hedefimiz kazı bittiğinde dehlizin Tokatlıların bildiği isimle Ceylan yolunun sonuna ulaşmak. Tahminlerimize göre 20 metrelik bir bölüm kaldı. Bu tahminlerimiz Evliya Çelebinin seyahatnamesindeki basamak sayından yola çıkarak yapıyoruz. Bura bittikten sonra kalenin diğer yapılarını ortaya çıkarmaya çalışacağız. Şu hali ile kalemiz halen gizemini koruyor. diye konuştu. KONT DRACULA'NIN 4 YIL ESİR TUTULDUĞU KALE 1431-76 yılları arasında yaşayan Eflak Beyliği prensi Kont Dracula'nın Tokat Kalesinde esir tutulduğunu aktaran Çakar, Fatih Sultan Mehmet tahta geçtikten sonra Kont Dracula'yı güvenli olan bölgelere göndermek istemiş. Çünkü onun yanında toplanan Avrupalı bazı fitneciler Fatihe karşı kışkırtmışlardır. O nedenle Tokat'ta mecburi istikamete tutulmuş. Kalenin üst yapısındaki yapı elemanları zindan olarak kullanılmıştır. Bu tünel bir zindan değildir. Kont Dracula 4 yıl Tokat kalesinde zorunlu ikametgaha tabi tutulmuş. Buradan sonra Kütahya Emet'e gitmiş oradan da kendi ülkesine kaçarak isyan etmiş Osmanlı'da tepebelmiştir şeklinde konuştu. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dudaklarini-guzellestirmek-isterken-emenike-dudagi-yapmis-7-kisi/", "text": "Plastik cerrahi yani senin benim deyimimle estetik cerrahi bazen harika işler yapabiliyor ama arada böyle güzel işler yapıyor olması garantili demek değil. Hele kendisi yapmaya deneyenler tam bir facia. İşte dudak estetiği yapacağım diye rezil olanlar. Estetik Faciaları 1- Brittany Forster Avustralyalı Brittany Forster, Kardashianların şovunda Kylie Jenner'ın dudaklarını nasıl böyle yaptığını görünce hemen koşup o aletten aldı. 2 dakika aleti dudağına tuttuktan sonra dudakları 2 kat büyüklüğe çıktı. 2- Hannah Costayer Aslında ilk dudaklara bakınca insan ne gerek var dese de Hannah iğne operasyonlarıyla daha güzel bir dudağa sahip olmak istemiş. Sonuç felaket. 3- Farrah Abraham Dünyaca ünlü star Farrah Abraham da estetik cerrahlar tarafından hayal kırıklığına uğratılmış bir mağdur. Aslında kendisi C'den D'ye yükselttiği göğüsleriyle alışkın ama işte düşünün koca bir ördek suratı olmuş. 4- Priscilla Caputo Ah be canım ablacım sen ne güzel modelmişsin ne diye bu dudak operasyonu işlerine girdin. Dudaklarını daha güzel bir kız yapma 5- Yrja Arkadaş kimmiş bu Kylie Jenner da herkes dudağını bunun gibi yapmak için ilginç yerlere sokmuş dediğimizden dolayı önce Kylie Jenner'ın dudaklarını koyalım sonra Yrja'nın hikayesini anlatalım. Üstteki hatun gerçekten güzel de Yrja kızımız dudaklarını şişeye sokarak dudaklarını onun gibi yapmak için emiklemiş resmen ve sonuç: İzlandalı kızımızın dudakları maviye dönmüş 6- Gail Scott 300 dolar verip dudaklarına bir operasyon yaptırmak yerine kendin yap videosuna uyan Gail, 50 dolara internetten bir alet almış alet nasıl kötüyse o günden beri Gail modellik yapamıyor. 7- Pete Burns Dünyaca ünlü bir popstar olabilirdi. 2007 yılında oldukça da ünlenmişti. Ama bir operasyon kararı aldı ve hayatı karardı. Bu dudaklardan dolayı 1 milyon dolarlık tazminat davası açtı ve hakim bakıp bakıp üzüldü sanırım 1.2 milyon dolar kazandı. GEYİK KIYAĞI: 8 Geçtğimiz günlerde Kim Kardashian'a benzemek için çeşitli operasyonlara dalan bu dostumuz da bu listede olmayı hakediyor. Haberi de burada tıklayın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dugun-fotografi-cektirmek-icin-70-yil-bekleyen-cift/", "text": "Bugün Ferris ve Margaret Romaire çiftinin evliliklerinin 70. yıl dönümü. Tamam da bundan bize ne? diyebilirsiniz. Haklısınız da. Fakat çiftimizin aşk dolu, dokunaklı hikayesini okuyunca sizler de bize hak vereceksiniz. Çiftimizden Ferris 90, Margaret ise 89 yaşında. Çiftimiz okul sıralarında tanışıp aşık olmuş, ardından 1946 yılında da evlenmişler. Buraya kadar her şey normal ancak hikaye tam da bu noktada başlıyor. Tatlı çiftimizin evlendikleri önemli güne ait ellerinde tek bir kare fotoğrafları bile yokmuş. Bu duyan profesyonel düğün fotoğrafçısı Lara Carter çifte düğünlerinden 70 yıl sonra düğün fotoğrafları konusunda yardımcı olmuş. İşte ortaya çıkan enfes fotoğraflar; # # # # # # # #"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dugun-parasiyla-dunya-turuna-ciktilar/", "text": "Sabah 8 akşam 5 rutininden sıkılıp dünya turuna çıkmaya karar veren Duygu ve Afgan Karahan iki editör. Şun an Avusturalya'da olan çift yolculuğa Rusya'dan başladı ve toplamda 12 ülke, 55 şehri geride bıraktı. Çoğu insanın hayalinde olan ama bir türlü gerçekleştiremediği bu hareketi yaparken çift evlerinde ağırladıkları misafirperverlik ağı ziyaretçilerinden de ilham almış. Serkan Ocak'a konuşan çift teknolojik bilgiler içeren bir dergide editörlük yaparken artık trafik ve rutinden sıkıldıklarını farkederek yola çıkmış. Parayı araba peşinatı yerine bu tura yatıran çift kararlarından oldukça memnun. En çok Angwor Wat, Kamboçya Tapınak Gezisi ve Çin Seddi'nden etkilendiklerini belirten çift en zorlandıkları yerin ise Çin'de bir yerden bir yere gitmek olduğunun altını çiziyor. 21 tren, 16 uçak, 25 otobüs / minivan, 7 de deniz yolculuğu yapan çift yolculuklarını yaza doğru sonlandıracak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dugun-sezonu-yaklasirken-aklinizi-basinizdan-alacak-10-gelinlik/", "text": "Baharın gelişi ile kimileri daha birinci baharını yaşamak için hazırlıklara başlarken kimileri de ikinci, üçüncü baharının heyecanına kapılmış durumda. Biz kadınların günlük yaşantımızda bile başımıza bela olan Ne giyeceğim? sorusu, düğün günümüzü düşününce de iki katı belaya dönüşüyor. İnternette her gördüğünüz yeni gelinlik de haliyle aklımızı karıştırıyor. Ama içeriğimizdeki gelinlikleri görünce klasik modellere bakmayı bırakacağınıza eminim! Genellikle hanımların bildiği saçtaki renk geçişine denen ombre yani dip dyeın kullanım alanları gün geçtikçe artıyor. Tişörtten çantaya, tabaktan çanağa derken bu renk geçişlerinin gelinliklerde nasıl durduğunu merak ediyorsanız hemen aşağı inmeye başlayın! 1- Açık mavi geçişi ile adeta kendinizi Sindirella gibi hissedebilirsiniz. 2- Hangisinin daha şirin gözüktüğüne siz karar verin! 3- Ahududunun bir gelinlikte bu kadar güzel olabileceğini kim düşünebilirdi ki... 4- Mavinin ince bir dokunuşu bile estetik duruyor. 5- Peki ya birden fazla renk bir arada olursa? Muhteşem! 6- Turuncuyu sadece cadılar bayramında kullanmayı bırakmalılar! 7- Portakal ağaçları arasında bir fotoğrafınızı alalım... 8- Bırakın grinin elli tonunu... Mavinin tonları muazzam! 9- Dantel ayrıntısı ile harika görünüyor. 10- Derin sırt dekoltesi ve lila geçişleri beni benden aldı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dugununde-siyah-gelinlik-giyen-kadinin-dugununden-muazzam-kareler/", "text": "Bize öğretilen gelinliğin beyaz olması gerektiği. Her ne kadar dünyanın çeşitli ülkelerinde geleneksek kıyafetler olsa da genel kanı her yerde aynı. Bu nedenle gelinlikler hemen hemen her ülkede beyaz renkte ama bu kadın kimseyi dinlememiş ve düğününde kendi hayallerini gerçekleştirmiş. Fotoğraflara bakınca Sophie Cachia'nın kimseyi dinlememekle iyi yaptığını görebilirsiniz. Bu arada Sophie'nin bir moda bloggerı olduğunu da ekleyelim. Peki bu düğünde damat ne giydi diye merak edenlere de şöyle bir ipucu verelim. Hayatımın en doğru kararlarından biri bu düğüne dilediğim kıyafetle gelmek oldu diyen Sophie'nin önceki evliliğinden 18 aylık bir çocuğu da var. Peki düğün nasıl geçti diye merak edenler için video:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunya-atletizm-sampiyonalarinda-turkiyenin-ilk-altin-madalyasi-ramil-guliyev/", "text": "Dünya Atletizm Şampiyonası erkekler 200 metre finalinde Ramil Guliyev, 20.09'lik dereceyle altın madalya kazandı. Londra'da devam eden Dünya Atletizm Şampiyonası'nda mücadele eden Ramil, bu sonuçla Türkiye'nin Dünya Atletizm Şampiyonaları tarihindeki ilk altın madalyasını kazanmış oldu. Fenerbahçe'nin sporcusu Ramil Guliyev, 20.09'luk derecesiyle Türkiye'ye erkekler 200 metrede ilk altın madalyasını kazandırarak tarihe geçti. Güney Afrikalı Wayde Van Niekerk 20.11 ile gümüş, Trinidad Tobagolu Jereem Richards ise 20.11 ile bronz madalya kazandı. Niekerenk, Richards'ı saniyenin binde biri farkla geçerek ikinciliği elde etti. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, sarı-lacivertli kulübün sporcusu milli atlet Ramil Guliyev'in İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen 16. Dünya Atletizm Şampiyonası'nda 200 metrede altın madalya almasından dolayı çok gururlandığını ve ağlayacak duruma geldiğini söyledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunya-capinda-1-milyar-dolar-barajini-asip-yapimcilarin-yuzunu-gulduren-28-gise-canavari-film/", "text": "Elde ettiği gişe hasılatıyla dünya çapında 1 Milyar Dolar barajını aşmayı başaran dünyaca ünlü yapımları sizler için bir araya getirdik. Çizgi roman uyarlamalarının, bilim-kurgu ve fantastik yapımların dikkat çektiği listenin son üyesi Rogue One: A Star Wars Story filmi oldu. İşte 1 Milyar Dolar barajını aşıp gişe canavarına dönüşen 28 film; 28# The Dark Knight (2008) $1,004,558,444 Açılış Haftası: $158,411,483 Bütçe: $185,000,000 27# Rogue One: A Star Wars Story (2016) $1,011,301,563 Açılış Haftası: $155,081,681 Bütçe: $200,000,000 26# The Hobbit: An Unexpected Journey (2012) $1,021,103,568 Açılış Haftası: $84,617,303 Bütçe: $180,000,000 25# Zootopia (2016) $1,023,615,211 Açılış Haftası: $75,063,401 Bütçe: $150,000,000 24# Alice in Wonderland (2010) $1,025,467,110 Açılış Haftası: $116,101,023 Bütçe: $200,000,000 23# Star Wars: Episode I The Phantom Menace (1999) $1,027,044,677 Açılış Haftası: $64,820,970 Bütçe: $115,000,000 22# Finding Dory (2016) $1,027,364,326 Açılış Haftası: $135,060,273 Bütçe: $200,000,000 21# Jurassic Park (1993) $1,029,153,882 Açılış Haftası: $47,026,828 Bütçe: $63,000,000 20# Pirates of the Caribbean: On Stranger Tides (2011) $1,045,713,802 Açılış Haftası: $90,151,958 Bütçe: $250,000,000 19# Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest (2006) $1,066,179,725 Açılış Haftası: $135,634,554 Bütçe: $225,000,000 18# Toy Story 3 (2010) $1,066,969,703 Açılış Haftası: $110,307,189 Bütçe: $200,000,000 17# The Dark Knight Rises (2012) $1,084,939,099 Açılış Haftası: $160,887,295 Bütçe: $250,000,000 16# Transformers: Age of Extinction (2014) $1,104,054,072 Açılış Haftası: $100,038,390 Bütçe: $210,000,000 15# Skyfall (2012) $1,108,561,013 Açılış Haftası: $88,364,714 Bütçe: $200,000,000 14# The Lord of the Rings: The Return of the King (2003) $1,119,929,521 Açılış Haftası: $72,629,713 Bütçe: $94,000,000 13# Transformers: Dark of the Moon (2011) $1,123,794,079 Açılış Haftası: $97,852,865 Bütçe: $195,000,000 12# Captain America: Civil War (2016) $1,143,597,261 Açılış Haftası: $179,139,142 Bütçe: $250,000,000 11# Minions (2015) $1,159,398,397 Açılış Haftası: $115,718,405 Bütçe: $74,000,000 10# Iron Man 3 (2013) $1,215,439,994 Açılış Haftası: $174,144,585 Bütçe: $200,000,000 9# Frozen (2013) $1,276,480,335 Açılış Haftası: $67,391,326 Bütçe: $150,000,000 8# Harry Potter and the Deathly Hallows Part 2 (2011) $1,341,511,219 Açılış Haftası: $169,189,427 Bütçe: $125,000,000 7# Avengers: Age of Ultron (2015) $1,405,413,868 Açılış Haftası: $191,271,109 Bütçe: $250,000,000 6# Furious 7 (2015) $1,516,045,911 Açılış Haftası: $147,187,040 Bütçe: $190,000,000 5# The Avengers (2012) $1,519,557,910 Açılış Haftası: $207,438,708 Bütçe: $220,000,000 4# Jurassic World (2015) $1,670,400,637 Açılış Haftası: $208,806,270 Bütçe: $150,000,000 3# Star Wars: The Force Awakens (2015) $2,068,178,225 Açılış Haftası: $247,966,675 Bütçe: $245,000,000 2# Titanic (1997) $2,186,772,302 Açılış Haftası: $28,638,131 Bütçe: $200,000,000 1# Avatar (2009) $2,787,965,087 Açılış Haftası: $77,025,481 Bütçe: $237,000,000"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunya-guzellerinin-makyajsiz-halleri/", "text": "Güzellik yarışmalarına ne kadar karşısınızdır bilemeyiz ama güzelliğe karşı eminiz bir sempatiniz vardır. Mesaj vermeli bir cümlenin ardından konuya girebiliriz. Dünya güzelleri podyumdaki hallerinin dışında da bir hayatı var. Hatta bu hayatları ve görüntüleri daha çok ilginizi çekebilir. İşte dünya güzellerinin podyum dışındaki doğal halleri; Pia Alonzo Wurtzbach Miss Universe 2015 Deshauna Barber Miss USA 2016 Natalie Glebova Miss Universe 2005 Mireia Lalaguna Miss World 2015 Maria Gabriela Isler Miss Universe 2013 Yu Wenxia Miss World 2012 Paulina Vega Miss Universe 2014 Ksenia Sukhinova Miss World 2008 Azra Akın Miss World 2002 Megan Young Miss World 2013 Rolene Strauss Miss World 2014 Yana Dobrovolskaya iss Russia 2016"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunya-ile-ilgili-bilim-adamlarinin-bile-akil-sir-erdiremedigi-8-doga-mucizesi/", "text": "Gezegenimiz bizi şaşırtmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyecek. Süprizlerle dolu bir gezegende yaşıyoruz. Dünyanın her köşesinde, mucizelere inanmanızı sağlayacak inanılmaz olaylar oluyor. İşte dünya ile ilgili bilim adamlarının bile akıl sır erdiremediği 8 anormallik. Gravity Hills, Hindistan Eğer tepenin dibine araba park edip vitesi boşa alırsanız, araba tepenin üstüne doğru hareket etmeye başlayacaktır. Olay şu ki Gravity Tepesinde arabanın yukarı çıkmasını sağlayan görünmez bir güç var. Bu garip olayın kesin bir açıklaması yok ama bazıları bu olayın Gravity Hills tarafından oluşturulan bir ilüzyon olduğunu düşünüyor. Taş Mezarlar En az 3 yassı kayayla bir çeşit masa oluşturan devasa antik taş plakalar, birçok farklı ülkede bulunmaktadır. Arkeologlar bu devasa taşların, eski rahiplerin kabirleri olduğuna inanıyor. Taş Mezarlar saatleri bozuyor ve diğer cihazların da çalışma şeklini değiştiriyor. Eternal Flame Falls, ABD Doğanın yarattığı olağandışı bir şelale!!! Olağanüstünlüğü, doğal gaz salınımı yapan küçük çatlaklar olarak açıklanıyor. Alevler bazen sönüyor ve ateşin tekrar yakılması gerekiyor. Bölgede ateş söndüğü sırada tekrar alevlendirenin bir servetle kutsanılacağı inancı hakim. Frangokastello Kalesi, Yunanistan Girit adası, dünyada dökümanlanmış tek zaman serabının olduğu yer olarak bilinir. Her sene Mayıs sonlarında, yayan ve atlı asker gölgeleri, Agios Charalambos manastırından Frangokastello kalesine gider. Bu olay sabahın erken saatlerinde deniz sakin ve hava nemli iken görülür ve yaklaşık 10 dakika boyunca sürer. Hatta öyle ki, bu toprakları işgal etmiş olan alman güçleri neredeyse delirmiş ve gördükleri seraba ateş açmaya başlamışlardır. Çek Katakompları, Çek Cumhuriyeti Efsaneye göre Çek Katakomplarında bir org sesi duyulmakta. 1996 yılında, bu sesleri bilim adamları kaydetmiş. Yeraltı geçidinin derinliği 10 metre uzunluğunda ve bu kadar küçük bir yerde bir müzik aletinin sığdırılabileceği tek bir oda bile yok. Hatta tanıklar, kitle halisünasyonu teorisini ortadan kaldırmak için psikologlar tarafından muayene edildi. İlk bakışta koridor gerçekten basit duruyor ama ilerledikçe kırmızımsı-turuncumsu bir ışıltı vermeye başlıyor. Taş Orman, Çin Bu ülkenin belki de en merak uyandırıcı yerlerinden birisi. Taş Orman, 200 milyon yıldan fazla bir süre önce ortaya çıkmıştır. Bundan önce ise üzerinde büyük yapılar oluşturan kalın kireçtaşı tabakasının bulunduğu deniz vardı. Tektonik hareketler taş yüzeylerini oluşturdu. Ormanın alt kısmı olan Qifeng Mağarası ise asıl merak uyandıran taraf: ağustos ayından kasım ayına kadar her 30 dakikada bir yeraltı nehri, sadece birkaç dakika süren ve çok çabuk dağılan bir girdap oluşturmakta. Beş Rengin Nehri, Kolombiya Yılın büyük bir kesiminde tamamen sıradan olan bu nehir yaz aylarına gelindiğinde renkli bir hal almaya başlıyor. Nadide otlar nehri kırmızı, pembe, mavi, yeşil ve sarı renkleri ile süslemekte. Efsanelere göre, Su Anası La Mojana'nın hazinesi nehrin altında yatıyor. Kan Şelalesi, Antarktika Bu kan kırmızısı şelale -10 derecede bile donmuyor. Buzul, sıvı su akışı yapan diğer buzullara göre en soğuğu olarak kabul edilir. Harvard Üniversitesinden bazı bilim adamları, inanılmaz doğa olayının nedeninin kan gölü içindeki mikroplardan kaynaklandığını kanıtlamışlardır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunya-olmeme-gunu/", "text": "26 Mart'ın ölmeme günü olduğunu biliyor muydunuz? Ölmeme günü de neymiş demeyin, edebiyatla ilgili kimselerin yakından bildiği, Türk şiirinin belki de en önemli isimlerinin farkında olmadan icat ettikleri bir gün bu. Tekrarlayalım, adındaki şiir'i de fark edeceksinizdir: ölmeme günü Gelelim hikayesine... Başını Turgut Uyar ile Edip Cansever'in çektiği bir grup şair, bir gün sevgilileri ile birlikte Rumeli Hisarı'ndaki bir meyhanede oturmaktadırlar. Her şey yolunda, rakı güzel. Muhabbet güzel. Dünya güzel. Derken, masadaki hanımlardan biri hastalığından, vücudundaki bir iğneden bahseder; vücudunda dolaşan iğnenin kalbine saplanması korkusuyla yaşadığı endişeyi anlatır. Ölüm korkusuyla... Bir şişe rakı ister Turgut Uyar masaya, tüm şairlerin imzalaması için şişeyi, ardından bir geleneği başlatan o cümle gelir: bu şişeyi al, gelecek sene bugüne kadar sakla, 26 Mart'ta burada yine buluşup birlikte içeceğiz bu rakıyı. Buluşurlar da. rakı güzel. Muhabbet güzel. Dünya güzel... Bu şekilde gelenekselleşen, tesadüf eseri baharın da en güzel günlerine gelen ölmeme günü, yetmişlerin sonunda başlayıp 1985'e kadar her yıl yaşatılır. Ta ki Turgut Uyar 22 ağustos 1985'te ölüp, 26 mart 1986 ölmeme günü şişesinin boynunu bükük bırakana kadar... rakı güzel. Muhabbet güzel. Mümkün değil. -Ferhan Şensoy'un dediği gibi: Ağustos yirmi iki, dediler ustan ölmüş, çok komiksin Azrail, Turgut Uyar ölür mü? Dostlarınızla geçireceğiniz, keyifli bir ölmeme günü... kutlamadan. Cemal Süreya'nın ertesi gün için bir şey diyemem ama rakı içtiğin gün ölmezsin sözünü bugün tekrar düşünmenin keyfi ayrı sadece. örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızdasını Edip Cansever'in... öldüğü gün hepimizi işten attılar demişti yine Cemal Süreya, Turgut Uyar'ın ardından, şüphesiz ölmeme günü masasından da. unutmadan; Can Yücel, Salim Şengil, Edip Cansever, Tomris Uyar, Muhteşem Sünter bir ölmeme günü masasında. Masanın diğer tarafında ise İsa Çelik, Mehmetcan Köksal, Turgut Uyar, Dürnev Tanseli, Nezihe Meriç, Ömer Uluç, Tunga Uyar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunya-rekoru-kiran-buzun-altin-cocugu-efe-ile-tanisin/", "text": "İzmir Büyükşehir Belediyesi Buz Sporları Salonu'ndan yetişen sporcular, elde ettikleri başarılarla dikkat çekiyor. Sporculardan 12 yaşındaki Efe Çetiz, 'Dünya Basic Novice A Boys' kategorisinin teknik kısmında 23.03 puanla 'dünya rekoru' kırdı. Aynı şampiyonada yer alan 13 yaşındaki Elif Su Erol ise 'Basic Novice A Girl' kategorisinde yeni Türkiye rekortmeni oldu. Altın çocuk Efe 'Buzun Efesi' olarak tanınan İzmir Büyükşehir Belediyesi sporcusu Efe Çetiz, 12 yaş ve altı grubu 'Basic Novice A Boys' kategorisinde 2014 yılında Çek sporcu Matyas Belohradsky tarafından kırılan rekoru tarihe gömdü. Efe, yarışmanın teknik kısmında toplam 23.03 puan elde ederek, Belohradsky'nin 22.93'lük derecesini geçmeyi başardı. Efe'nin şimdiye kadar topladığı 29 madalyadan 25'inin altın olması sebebiyle, antrenörleri Efe'ye 'Altın Çocuk' lakabını taktı. Yaklaşık 6 yıldan bu yana buz sporlarıyla ilgilendiğini belirten Efe Çetiz, Hedefim olimpiyatlara katılmak. İdolüm ise Nahtan Chen diyor. Elif hayallerinin peşinden gitti İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin spor hayatına kazandırdığı buz pateni pistinin bir diğer yıldızı Elif Su Erol, başarısını Milli Takım'da da sürdürüyor. 2012 yılından itibaren hem ulusal hem de uluslararası alanda birçok başarı elde eden Elif Su'nun aldığı 21 madalyanın 15'i altın, 6'sı ise gümüş. Kendisine hediye edilen patenle bu spora merak sardığını ifade eden Elif Su Erol, Türkiye rekortmeni oldum ancak hedefim dünyaya ülkemizi tanıtmak, olimpiyatlara katılmak dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunya-tarihinin-en-onemli-dahilerinden-biri-olan-leonardo-da-vincinin-bilinmeyen-14-ozelligi/", "text": "Çağın ötesindeki buluşları, Mona Lisa tablosu ve yarattığı şifrelerle belki de dünya tarihinin en zeki insanı olan Leonardo Da Vinci'nin pek de bilinmeyen 14 özelliğini sizler için bir araya getirdik. İşte Dünya Tarihinin En Önemli Dahilerinden Biri Olan Leonardo Da Vinci'nin Bilinmeyen 14 Özelliği; 1# 1508 yılında gözlük yerine lens kullanılabileceğini ön görmüştür. 2# Gökyüzünün neden mavi renkte olduğunu kanıtlayan ilk insan Leonardo Da Vinci'dir. 3# Da Vinci'ye ait olan Codex Leicester, 1994 yılında Bill Gates tarafından 30 milyon dolara satın alınmıştır. 4# Da Vinci bir eliyle yazı yazarken, diğer eliyle çizim yapabilmekteydi. 5# Uçan gemi ve zırhlı araç çizimlerinin dışında ilk helikopter tasarımcısı da Da Vinci'dir. 6# Hiç okula gitmeyen Da Vinci, evde eğitim almasına karşın Latince ve Yunanca konuşabiliyordu. 7# Da Vinci dükkanlardan satın atın aldığı hayvanları serbest bırakırdı. 8# Erozyon üzerine yaptığı çalışmalar sonucunda dünyanın İncil'de söylenenden daha yaşlı olduğunu keşfetmiştir. 9# Yüz tanıma programları Mona Lisa'nın %83 mutlu, %9 tiksinmiş, %6 korkulu, %2 öfkeli olduğunu ortaya koymuştur. 10# Günümüzde Da Vinci'ye ait olduğu bilinen yalnızca 15 tablo bulunmaktadır. 11# Mona Lisa tablosu 1911 yılında Louvre Müzesi'nden çalındıktan sonra şöhrete kavuşmuştur. 12# Eşcinsel olduğu için idamla yargılanan Da Vinci, tanık bulunamadığı için serbest bırakılmıştır. 13# Leonardo Da Vinci'nin yaşadığı süre boyunca hiçbir kitabı basılmamış, hiçbir çizimi projelendirilmemiştir. 14# Da Vinci'nin son sözleri Tanrıyı ve insanlığı gücendirdim. Çalışmalarım olması gereken seviyeye ulaşamadı şeklinde olmuştur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunya-uzerinde-asla-goremeyeceginiz-5-yasakli-yer/", "text": "Eğer yeterince isteğiniz ve paranız varsa dünyada her yere gidebilecekmişsiniz gibi görünür. Ancak dünya üzerindeki bazı bölgelere herhangi bir turistin ayak basmasına izin verilmiyor. 1# Surtsey Adası Yolculuk yasağının nedeni: Bilimsel deneyler 1963'te, İzlanda sularında bir sualtı volkanı patladı ve kısa bir zamanda 2.7 kilometrekarelik yeni bir ada oluştu. Burası, inanılmaz bir ada oluşumu ve yeni bir yaşamın başlangıcı olarak çeşitli ülkelerden çeşitli bilim insanlarının dikkatini hemen çekti. Adını mitolojik bir karakter olan ateş devlerinin lideri Surtr'den alan Surtsey, bilimsel amaçlar için kullanıldı ve turistler için yasak bir bölge oldu. 2# Ilha da Queimada Grande Yolculuk yasağının nedeni: Zehirli yılanların çok olması Brezilya kıyılarından 35 km uzaklıkta olan Ilha da Queimada Grande, gerçek bir cennet gibi görünüyor. Hayatınız pahasına burayı gezebilirsiniz, çünkü ada zehirli yılanlarla kaynıyor. 43 kilometrelik alanında tahmin edilen yılan sayısı 4000. Bunların en tehlikelilerinden biri Bothrops Insularis, bilinen adıyla altın engerek. Altın engereğin, diğer engereklere göre zehri 5 kat daha güçlü ve ısırdığı zaman neredeyse anında ölüme sebep oluyor. Bu nedenle Brezilya'daki yetkililer, aynı zamanda Yılan Adası olarak anılan Ilha da Queimada Grande'ye turist ziyaretlerini yasaklamış durumda. 3# Kuzey Sentinel Adası Yolculuk yasağının nedeni: Aborjinler'in saldırganlığı Bengal Koyu'ndaki adalardan biri olan Andaman Adaları, tehlikeli Sentibelese yerlilerinin evi. Bu topluluk uygarlıktan epeyce uzak kalmış olup, herhangi bir girişime karşı direnç gösteriyor. Bilim insanlarına göre Aborjinler, 60000 yıldır modern insanlıktan uzakta yaşıyorlar. Bu insanlar aktif olarak kendi bölgelerini koruyorlar. Örneğin 2004'te, tsunami sonrası adalar arasında uçarak yerel halkın yardıma ihtiyacı olup olmadığını anlamaya çalışan bir Hint devlet helikopterini oklarla vurdular. Son kurbanları ise bazı kayıp balıkçılar: Öldürülmelerinden sonra Hindistanlı yetkililer, insanları Sentinelese yerlilerinden ve onların bölgelerinden uzak durmaları konusunda uyardı. 4# Ise Büyük Tapınak, Japonya Yolculuk yasağının nedeni: Sadece elit kesime özel olması Ülkenin en önemli mabedi; tapınaklar topluluğu olan Ise Jingu. Ana tapınak, yüksek tahta çitlerle çevrilmiş ve sadece üst düzey din adamları ile kraliyet ailesi mensupları içeri girebiliyor. Ancak 1945'e kadar Ise'ye girmek günümüzdekinden bile daha zordu: Mabet, dış dünyadan Miyagawa Nehri hattıyla izole haldeydi ki bu nehir kutsal toprakları sıradan topraklardan ayıran bir simgeydi. Nehri geçmek keşişler için kesinlikle yasaktı: İnanışa göre, keşişlerin nehri geçmesi mabedin kutsallığını bozacak ve bütün Japonya bu durumdan zarar görecekti. 5# Gruinard Adası Yolculuk yasağının nedeni: Biyolojik silah denemeleri 1942 yılında İngiliz hükümeti, biyolojik silahları, özellikle de şarbonu test etmek için İskoç adası olan Gruinard'ı satın aldı. Deneyler sırasında şarbonun, bölgede uzun bir süre boyunca kirlenmeye yol açtığı ve ölümlerin % 95'inden sorumlu olduğu ortaya çıktı. 1980'lere kadar ada, gezegen üzerindeki en ölümcül yerlerden biriydi. Sonunda, 1986 yılında bilim insanları adayı temizlemeye başladı ve 1990 yılında ada temiz ilan edildi. Yine de kimse oraya yerleşmedi. Uzmanlar şarbon sporlarının ada toprağında kaldığını, bu sebeple yüzyıllar boyunca adanın yaşama uygun olmayacağı konusunda uyarılarda bulundu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyaca-unlu-20-sarkicinin-unlu-olmadan-onceki-hallerinin-ender-bulunan-fotograflari/", "text": "Shakira, Beyonce, Rihanna, Snoop Dogg, Katy Perry ve daha nicesi hepsi şu an dünya yıldızı ama bir zamanlar bu kadar ünlü değillerdi. Fotoğraflara bakarsanız ünlü olmadan önce çoğu böyle de değilmiş. Para mı değiştirmiş yoksa yıllar mı, onu size bırakıyoruz ama çok değişmişler orası kesin. Ünlü Şarkıcıların Gençlik Halleri 1 Beyonce 2 Manson 3 Kylie Minogue 4 Ozzy Osbourne 5 Amy Lee 6 Celine Dion 7 Avril Lavigne 8 Adam Levine 9 Lana Del Rey 10 Elton John 11 Shakira 12 Gwen Stefani 13 Cher 14 Enrique Iglesias 15 Eminem 16 Rihanna 17 Britney Spears 18 Snoop Dogg 19 Steven Tyler 20 Katy Perry"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyaca-unlu-danimarkali-futbolcu-pokerden-servet-kazandi/", "text": "Danimarkalı oyuncu Thomas Gravesen, bir dönem Real Madrid'de bile oynamıştı. Şimdi ise kendini pokere adadı. Manken eşi Kamilla Persse ile Las Vegas'ta yaşamını sürdüren Thomas Gravesen'in pokerden 100 milyon euroya yakın bir servet kazandığı belirtildi. Danimarkalı oyuncuyla ilgili çarpıcı açıklamalar yapan Everton'dan takım arkadaşı James McFadden, O tam bir deliydi. Ben onunla tanışmadan önce kendimi büyük bir karakter olarak görürdüm. Gravesen'i tanıdıktan sonra bu fikrim değişti. Teke tek konuştuğunuzda da ilginç bir insandı ama grup içinde daha da farklılaşırdı. Asla fikirlerinden taviz vermezdi dedi. Antrenmana 'paintball silahıyla daldı! McFadden ayrıca Gravesen'le yaşadığı ilginç bir anıyı da anlattı: Bir gün antrenmandaydık. Gravesen sahaya 'paintball' silahıyla geldi ve herkesi hedef aldı. Hatta fizyoterapiste bile 'ateş etti'. O tam bir deliydi şeklinde konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyaca-unlu-tescilli-guzellerden-her-kadina-yardimci-olacak-14-guzellik-tuyosu/", "text": "Güzelliği ve sağlığı pahalı kozmetik ürünlerde arayan ya da aramak zorunda bırakılan güzel kadınlarımız yardımcı olacak tüyolar vermeye devam ediyoruz. Dünyaca ünlü tescilli güzeller tarafından uygulanan bu yöntemler umuyoruz ki içeriğimizi okuyan tüm kadınlara yardımcı olur 🙂 İşte Dünyaca Ünlü Tescilli Güzellerden Her Kadına Yardımcı Olacak 14 Güzellik Tüyosu; # Gigi Hadid 1# Annem sivilcelerden kurtulmam için bana gece yatmadan önce üzerilerine diş macunu sürmemi söylerdi. Bu nedenle sivilceler için asla pahalı bir şey kullanmam. Sadece uykuya dalmadan önce diş macunu sürerim. 2# Kadınlara tavsiyem sağlıklı beslenin ve fit kalmak için spor yapın burger aklınızda kalsın. # Miranda Kerr 3# Miranda vücut fırçalama onun günlük rutinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade ediyor. Bu amaçla doğal,kuru bir fırça kullanıyor. Ayaklarınızdan fırçalamaya başlamanızı ve göğsünüze kadar ilerlemenizi öneren Miranda, ardından her iki kolunuzu da avucunuzdan omuzlarınıza doğru fırçalamayı tavsiye ediyor. Bu masaj cildinizi pürüzsüzleştirir, yaşlanmış hücrelerden temizler, kan ve lenf dolaşımını iyileştirir, böylece selülit oluşumunu engeller. 4# Kuşburnu yağı ünlü modelin makyaj çantasındaki en önemli cilt bakım ürünlerinden biridir. Vitaminler ve antioksidanlarla doludur olan bu yağ anti-aging faydaları sağlar. Miranda'nın yatmadan önce her gece uyguladığı kuşburnu yağı cildi yeniler ve besler, gece boyunca ışıltılı ve yumuşak olmasını sağlar. Ayrıca makyaj temizleyicisi olarak kullanılabilir. # Joan Smalls 5# Joan, bu mucize maskesinin yardımıyla bütün saç sorunlarını çözüyor; Tarifi oldukça basit: 2 yumurta sarısı ile 1 yemek kaşığı zeytinyağını olgunlaşmış bir avokadonun püresi ile karıştırın. Karışımı saçınızın köklerinden ucuna kadar hafta iki gün uygulayın. # Adriana Lima 6# Adriana Lima cildindeki sivilce ve lekelerden çay ağacı yağı yardımıyla kurtulmayı tercih ediyor. Bunun için günde 2 kez pamuklu çubuk yardımıyla iltihaplı bölgelere hafifçe çay ağacı yağı süren Adriana'nın ne denli başarılı sonuçlar aldığını fotoğraflardan anlayabilirsiniz. # Heidi Klum 7# Güzel bacaklarında sergilemek isteyen tüm kızlar için Heidi'den bir ipucu geliyor. İlk olarak nemlendirici ve bronzlaştırıcıyı eşit oranlarda karıştırın. Ölü cilt hücrelerinizden bir fırça veya bir bez yardımı ile kurtulun ve bu karışımı bacaklarınıza uygulayın. Krem karışımı, bacaklarındaki kusurları örtmeye ve hoş bir kontur yaratmaya yardımcı olacaktır. # Irina Shayk 8# Rus süper model, temiz ve hafif kuru saçlarına nemlendirici krem uyguluyor ve kumsalda güneşlenirken saçlarını aliminyum folyo ile sarıyor. Güneş altında saçları ısıtır ve aktif maddeleri derinin içindeki saç yapılarına nüfuz etmesini sağlar. Irina bu maske ile kırılgan ve hasarlı saçlarını daha güçlü ve daha sağlıklı hale getirdiğini söylüyor. 9# Irina,tüm bakım kremlerinin üzerinde bir etki doğal hindistan cevizi yağı tercih etmektedir. hindistan cevizi yağı yüzü aydınlatır, mükemmel nemlendirir ve enfeksiyonlara karşı korur. 10# Her sabah süper model soğuk duş alan, yüzünü buz küpleriyle silen ve salatalık maskeleri kullanan Irina, Bu hileyi annemden öğrendim. Pahalı kremleri alacak parası yoktu, bu yüzden kullanışlı bu yöntemleri uygulardı. diyor. # Gisele Bündchen 11# Gisele Bündchen'in en sevdiği kozmetik ürünü soğuk preslenmiş zeytinyağıdır. Bir kapta deniz tuzu ile zeytinyağını karıştıran Gisele, bu karışım ile cildine masaj yapar. Bu masajvücuttaki toksinleri giderir ve selüliti azaltır. # Karolina Kurkova 12# Karolina da makyajını hindistan cevizi yağı ile çıkarmayı tercih edenlerden. Bu yağ kolayca su geçirmez makyajı çıkarabilir, cildi kurutmaz ve yoğun bakım sağlar. Hindistan cevizi yağı, aminoasitler ve anti-inflamatuar bileşenlerle doludur. 13# Röportajlarından birinde Kurkova, yağlı cildi olduğunu söyleyen Karolina, mükemmel pürüzsüzlük ve porselen cilt tonu elde etmek için sıradan limon suyu kullandığını itiraf etti. Taze sıkılmış limonun suyunu temiz suyla seyrelterek yüz toniği yapan Karoline bunun için 1'e 1 ölçü kullandığını da belirtti. # Naomi Campbell 14# Dünyadaki en ünlü ve en çekici modellerden biri olan Naomi Campbell, mutfakta bulunan maddelerden birinin selülite ve yağa karşı kullanılabileceğini ortaya koydu: KAHVE. Portakal kabuğu cildi olmasa bile, her zaman kahve ile vücudunu fırçalamayı unutmayan ünlü model, bu fırçalamaların mucizevi bir etkiye sahiptir olduğunu, yumuşak ve bebeksi bir cilt elde etmenize yardımcı olacağını ifade ediyor. Bunun yanında kahve çekirdeklerinde bulunan yüksek miktarda kafeinin cildinizi daha elastik ve kusursuz hale getireceğini asla unutmayın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyada-en-cok-cay-icilen-10-ulke/", "text": "Seyahat bloggerı Gezen Kız nam-ı diğer İlayda Şahin bizim için yazdı: Türkler olarak çayı çok seviyoruz, hatta hastasıyız. Çay içmeden kahvaltı yapamayız, gün içinde, çalışırken, sohbet ederken, televizyon izlerken, şehirlerarası otobüs molasında bile çaylar şirketten iken... Çay bizim en sevdiğimiz içeceklerden biri. Fakat daha 100 küsur sene öncesine kadar Türklerin en sevdiği içecek kahveydi. Kahvaltı kelimesi de, eski kültürümüzdeki kahvaltıdan sonra mutlaka kahve içilmesi ritüelinden türüyor. En ilginci ise, kahveyi Avrupalılara biz öğretmişiz: Viyana kuşatması sırasında Osmanlı ordusu geri dönerken ağırlıkları azaltmak için içi kahve çekirdekleriyle dolu çuvalları geride bırakınca... olanlar olmuş. Viyana'nın kahveyle tanışma serüveni, sonrasındaki pazarlama stratejileri böyle uzar gider. Tekrar gelelim çaya, bu kadar sevdiğimiz bu güzel içeceğin ülkemizde yayılması ise II. Abdülhamit dönemindeki girişimlerle, Çin'den ve Japonya'dan getirilen tohumların ekilmesiyle başlıyor. Çay bitkisi de burada verimli bir şekilde yetişmeye başlayınca, kahvenin yerini alıyor. Ve en sevdiğimiz içecek olurken, bizi çay tüketimi konusunda dünya birincisi yapıyor. Yıllık kişi başına düşen çay tüketim miktarına göre ülkeleri sıralamışlar, bakalım ilk 10'da kimler var: 1- Türkiye, 6.87 Kg 2- Fas, 4.34 Kg 3- İrlanda, 3.22 Kg 4- Moritanya, 3.22 kg 6- Seyşeller, 2.08 Kg 7- Birleşik Arap Emirlikleri, 1.89 Kg 8- Kuveyt, 1.61 Kg 9- Katar, 1.60 Kg 10- Kazakistan, 1.54 Kg"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyadaki-iki-farkli-kiz-tipini-gosteren-10-mukemmel-fotograf/", "text": "Kızlar ikiye ayrılırlar... Tabii ki bu farklılıkları çoğaltmak mümkün ama biz sizler için en komiklerinden 10 farklılık seçtik ve bu farklılıkları fotoğraflarla belgeledik. Dünyanın neresine giderseniz gidin bu iki kadın tipini daima görebilirsiniz. 1- O iki kız arasındaki farkı anlamak için basit anlar yetiyor, mesela havuzdan çıkış anı. Havuzdan doğal çıkan kız X havalı çıkan kız 2- adrenalin seven kız X korkan kız 3- Spor yapmayı seven kız X Spor yapmayı sevip karşılık alamayan kız 4- O parayla yemek al, kebap al diyen kız X Çiçek seven kız 5- Ne giyerse giysin seksi olmaya çalışan kız X Kostümün hakkını veren kız 6- Asla uyanamayan kız X Uyanmış makyajda master yapmış kız 7- Sade seven kız X Cafcaflı kız 8- Spor giyinmeyi seven kadın X Kot bile giyse topukludan ayrılmayan kadın 9- Pamuk prenses X Pamuk piremses 10- Kış günü de olsa giyim tarzından ödün vermeyen kadınlar X Lahana gibi sarınsa bile üşüyen kadınlar"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyamizin-dunu-ve-bugununu-anlatan-nasanin-dramatik-fotograflari/", "text": "Küresel ısınma ve iklim değişikliği uzmanların yıllardır anlattığı fakat bir çoğumuzun kulak asmadığı bir gerçek. Eriyen buzullar, kuruyan nehirler, kaybolan ormanlar dünyamızı giderek yaşanmaz hale getiriyor. İnsanoğlunun sorumsuzluğu yüzünden dünyamız giderek ölüyor. Bu konuda farklılık uyandırmak ve yaşanan olumsuz değişiklikleri göz önüne sermek isteyen NASA dünyanın önemli noktalarında yaşanan dramatik değişiklikleri göz önüne sermek için bir dizi karşılaştırmalı fotoğraf hazırlamış. İşte o çalışmadan bazı örnekler. #Ayı Buzulu, Alaska Temmuz 1909 Ağustos 2005 #Alpler'de Bulunan Matterhorn Dağı, İtalya-İsviçre Arası Ağustos 1960 Ağustos 2005 #Pedersen Buzulu, Alaska 1917 Yazı 2005 Yazı #Powell Gölü, Arizona ve Utah Mart 1999 Mayıs 2014 #Dasht Nehri, Pakistan Ağustos 1999 Haziran 2011 #Taboggan Buzulu, Alaska Haziran 1909 Eylül 2000 #Büyük insan-yapımı Nehir, Libya Nisan 1987 Nisan 2010 #Mar Chiquita Gölü, Arjantin Temmuz 1998 Eylül 2011 #Qori Kalis Buzulu, Peru Temmuz 1978 Temmuz 2011 #McCarty Buzulu, Alaska Temmuz 1909 Ağustos 2004 #Rondonia Ormanları, Brezilya Haziran 1975 Ağustos 2009 #Aral Denizi, Orta Asya Ağustos 2000 Ağustos 2014 #Carroll Buzulu, Alaska. Ağustos 1906 Eylül 2003 #Muir Buzulu, Alaska. Ağustos 1941 Ağustos 2004 #Mabira Ormanları, Uganda. Kasım 2001 Ocak, 2006 #Uruguay Ormanları, Mart 1975 Şubat 2009 ( Uruguay orman alanlarını 45 bin hektardan 900 bin hektara yükseltmiştir fakat bu durum bitki ve hayvan türlerinin azalmasına neden olmuştur.) Tüm bu olumsuzluklara rağmen henüz kritik sınırı geçmedik. Tek yapmamız gereken doğayı biraz olsun korumak ve gelecek nesillerin yaşama hakkına saygı göstermek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-20-ulkesinde-kullanilan-en-yaygin-soyadlari/", "text": "Ülkelerin nüfus ve istatistik kurumlarının ortaklaşa yaptığı çalışmalar sonucunda dünya çapında en çok kullanılan soyadları ülkeler düzeyinde belirlendi. İşte Dünyanın 20 Ülkesinde Kullanılan En Yaygın Soyadları; 1# İngiltere Smith 2# Yunanistan Papadopoulos 3# Güney Kore Kim 4# İsveç Anderson 5# İsrail Kohen 6# Almanya Müller 7# İtalya Rossi 8# Brezilya Silva 9# Rusya Smirnov 10# Arjantin Fernandez 11# Çek Cumhuriyeti Novak 12# Fransa Martin 13# İspanya Garcia 14# Türkiye Yılmaz 15# Hollanda De Jong 16# Belçika Peeters 17# Çin Wang 18# Kolombiya Rodriguez 19# Hindistan Kumar 20# Pakistan Khan"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-az-bilinen-en-garip-ama-ayni-zamanda-en-guzel-eglence-parklari/", "text": "Çoğu insan ailesi veya arkadaşları ile güneşli bir haftasonunu bir eğlence parkında geçiriyor. Six Flags, Universal Studios ve Disneyland dünyanın en popüler eğlence parkları ama onları bir kenara bırakıp, dünyada az bilinen en tuhaf ama harika olan eğlence parklarına odaklandık. Bazıları sizi gerçekten şaşırtacak düzeyde! Bu 34 dönümlük Danimarka'daki park, atraksiyon kalitesi ve miktarı açısından en harika parklardan biri değil ama belden aşağı yapılan şakaları seven kişiler için en iyi seçenek. Park, eskiden ürünleri için kulak kiri ve martı pisliği gibi adları kullanmış olan alışılmışın dışında bir şeker fabrikasının üzerine kurulmuş. BonBon-Land de aynı psikoloji ile ziyaretçileri çekmek için şehvetli mizahı ve hicivi kullanma amacı ile 1992 yılında kapılarını açmış. Gerçekten de çok ilginç bir park! 6.Ferrari Dünyası Abu Dabi'de bulunan bu eğlence parkı sadece İtalyan araba üretisine adanmış. Ayrıca dünya üzerindeki en büyük kapalı eğlence parkı ve eşsiz yapısı başınızı döndürmeye yetecek türden! Eğlence alanı beş tane hız trenine ve yaklaşık 20 tane aile eğlence alanlarına sahip. 5.Yokohama Hakkeijima Deniz Cenneti Dünyada ödediğin kadar kullan eğlence parkları arasında en popüler olanı Japonya'da bulunan Yokohama Sea Paradise, hız trenlerinin, aile eğlence yerlerinin ve akvaryumların bir arada bulunduğu heyecanlı bir kombinasyondur. Sea Paradise Parkındaki en heyecan verici atraksiyonlardan biri de yunusların arasında tekne yolculuğuymuş! 4.Everland Eğlence Parkı Güney Kore'deki Everland Resort'a benzer olarak Everland de hem eğlence parkı hem de bir hayvanat bahçesi. Ahşap hız trenlerine, Spin Toplara ve çarpışan arabalara binerken penguenler, aslanlar ve kutup ayıları ile karşılaşıyorsunuz! Safari de mevcut ve ayrıca küçük ziyaretçilerin hayvanları sevme ve binek hayvanlarına binmeleri gibi seçenekler de var. 3.Dickon'ın Dünyası Victoria zamanı İngiltere'sine adım attığınızı bir düşünün. Ve şimdi de çürük tahta bir botta, dilenciler, köleleştirilmiş öksüzler ve fareler ile dolu pis bir kanalizasyon boyunca gittiğinizi düşünün. Rüya gibi görünüyor ama tek yapmanız gereken İngiltere, Kent şehri için bir uçak bileti alıp oraya gitmek! Tabi bu her zaman kolay olmuyor 🙁 2.Crocosaurus Cove Burası gerçekten cesaret içinde yüzen insanların gidebileceği bir park! Crocosaurus Cove, Avustralya'nın en ölümcül sürüngenlerinden bazılarını bulundurması ile ön plana çıkıyor. Peki ana olayı bu mu? Ölüm Kafesi, yani ziyaretçileri bir tank ile suya indiren transparan bir su altı kabinine sahip ve timsahlardan sadece 16 metre uzaktasınız! Gerçekten çok korkunç!!! 1.Diggerland Karşılaştığımız onca eğlence parkı arasında Diggerland en garip park olma özelliğine sahip ve gerçekten de adına uygun bir park: kepçe sürülebilen ve binilebilen bu park yetişkinler ve çocuklar için bir oyun alanı. Park o kadar popüler oldu ki İngiltere'de dört, New Jersey'de bir tane bulunmakta."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-bizden-ogrenmesi-gereken-harika-uygulama-durustluk-kantini/", "text": "Bu sayfalardan arada Finlandiya'nın dillere destan eğitim sistemini ve yurt dışındaki farklı bölgelerden eğitim haberlerini de size yansıtıyoruz ama daha önce de söylediğimiz gibi Türkiye'de mükemmel bir eğitimci kitlesi de var. Eskişehir'deki bu okulun Dürüstlük Kantini de tüm dünyanın bilmesi gerekenlerden biri. InternetHaber'in içeriğine göre; Eskişehir'in Mihalgazi ilçesinde bir ortaokulda uygulamaya konulan Dürüstlük Kantini Projesi çerçevesinde öğrenciler, haftanın iki günü sorumlusu bulunmayan kantinden alışveriş yapıyor. Öğrencilerin aldıkları ürünün parasını kasaya bırakıp üstünü alarak alışveriş yapmalarını kapsayan proje, çocukların dürüstlükle ilgili davranışları pekiştiriliyor. Proje sorumlusu öğretmen Seyhan Doğan da öğrencilerine duyduğu güvenin boşa çıkmadığını dile getirdi. Projeden öğrencilerin de memnun olduğunu ifade eden Doğan, şunları kaydetti: Normal günlerden daha çok keyif aldıklarını söylüyor öğrencilerimiz. Kendi kendilerini kontrol ederken onları görmeniz lazım. 'Senin aldığın şey 50 kuruş, paranın üstünü alır mısın' diyen bir kontrol mekanizması olan arkadaşı var kimi zaman yanında. Kasamız sürekli fazla veriyor. Bu çok önemli. Belki öğrencilerimizin yanlış hesaplamaları yüzünden kasa eksik verebilir diye düşünürken sürekli artıyı gördük. Bu değeri koruyan ve bu ahlakla yetişip büyüyen çocuklar ileride ülkemiz için çok faydalı olacak, buna inanıyorum. Hem çocukları hem de bu projeyi hayata geçiren eğitimcileri kutluyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-bizi-sasirtmaktan-sikilmadigini-kanitlayan-13-esrarengiz-doga-fenomeni/", "text": "Gelişen teknoloji ve bilimle birlikte dünyamızla ilgili kapsamlı bilgilere sahip olduğumuzu düşünsek de aslında çok yanılıyoruz. Dünyamızda öyle nadir, öyle büyüleyici olaylar yaşanıyor ki dünyamız konusunda aslında ne denli cahil olduğumuzun tekrar farkına varıyoruz. İşte dünyamızın en nadir ve en inanılmaz doğa fenomenleri; 1# St.Elmo'nun Ateşi Uzun kule ve direklerin hayaletsi ateşlerle aydınlanması şeklinde görülen bu fenomen, Ortaçağ'da Avrupa'sında gemileri koruyan Aziz Elmo'nun bir hediyesi olarak kabul edilirdi. 2# Antartika'nın Volkanları ve Kar Boruları Erebos Dağı, Antarktika'daki en büyük ve en aktif yanardağlardan biridir. Volkanın etrafındaki çatlaklardan çıkan donmuş buharlardan oluşmuş kar boruları ile kaplıdır. 3# Işık Direkleri Bu güzel optik fenomen, güneş, ay veya şehir ışıklarının havadaki küçük buz parçacıklarından yansıması sonucunda ortaya çıkar. 4# Finlandiya'da Görülen Kar Spagettisi Finlandiya'nın Hameenlinna kentinde bulunan bir adam, evinin yakınındaki gölde noodle benzeri kar parçalarını keşfetti. Düşen kar tanelerinin erimeden önce rüzgar ve suyun hareketi ile bu şekli aldığı ifade edildi. 5# Dans Eden Orman Rusya'da bu ilginç ormanın neden böyle olduğu bilim insanları tarafından tam olarak açıklanmasa da bu duruma parazitlerin ya da güçlü deniz rüzgarlarının neden olduğu düşünülüyor. Ancak tüm bunların yanında eski zamanlardan bu yana ormanın perili olduğuna inanılıyor. 6# Periler İlk başta uzay gemisi olduğu düşünülen bu fenomen aslında bir yıldırım türüdür. Fırtına öncesi devasa elektrik deşarjlarında görülürler. 7# Kızıl Gelgit Kızıl gelgit, suyun yüzeyine yakın yerde bulunan, suyun çiçek açmasına benzer bir fenomen olan muazzam miktarda minik kırmızı alglerden kaynaklanır. Kızıl gelgitler deniz sakinleri için tehlikelidir. Çünkü sudaki oksijen içeriği azalırken, hidrojen sülfür ve amonyak artmaktadır. Bir takım bilim adamları, Nil'in sularının kana bulanıp, Mısır'daki ölümlerin başlamasına neden olan olayın da bu fenomene dayandığını düşünmektedir. 8# Brocken Hayaleti Serap olayının bir benzeri olan bu fenomen dağcıların gölgelerinin devasa büyüklükte bulutlara yansıması ile ortaya çıkmaktadır. Almanya'nın Brocken Dağı'nda sıkça görülen bu fenomenin Walpurgis Gecesi'nde cadılar tarafından yapıldığı da düşünülmektedir. 9# Naga Ateş Topları Tayland'daki Mekong Nehri'nden bazen suyun 30-50 metre yüksekliğinde yükselen kıpkırmızı ateş topları patlar ve yok olur. Genellikle Ekim ayında görülen bu fenomene adanmış bir festival bile vardır. Bilim adamları bunu nehirden yükselen gazların iltihabı olarak açıklarken; Yerliler ise ateş toplarının yarı yılan yarı insan olan Naga tarafından gönderildiğine inanmaktır. 10# Vadinin Düşen Kuşları Hindistan'ın Jatinga Vadisi'nden yaşayan kuşlar vadideki jeolojik anomaliler sebebiyle yarı bilinçli bir halde yer düşmektedir. 11# Baltık Denizi Anomalisi Baltık denizinde bulunan UFO benzeri bu nesneler kimi bilim insanına göre buzulların erimesi sonucu oluşan yapılar olarak kabul edilirken kimi bilim insanları da bunların Nazilerin 2.Dünya Savaşı'nda kullandığı gizli tesisler olduğunu iddia etmektedir. 12# Ölüm Sarkıtı Bu olgu, farklı tuzluluk oranına sahip arktik sularda farklı donma sıcaklıklarına bağlı olarak ortaya çıkar. Sarkıt dokunduğu yeri dondurarak ölüme neden olur. 1974 hipotezleştirilen bu olgu 2011 yılında BBC tarafından kazara kayda alınmıştır. 13# Nehirdeki Buz Çemberleri Nehirdeki girdap akımları tarafından oluşturulan buz çemberleri, bir parça buzun girdap içinde dönerek mükemmel çemberler oluşturması esasına dayanır. Bu fenomen, İskandinavya, Kuzey Amerika, Almanya, İngiltere ve Rusya'da görülmüştür."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-dondurulan-ilk-insani-50-yildir-bekliyor/", "text": "James Bedford tam 50 yıldır cryo tüpü içinde donmuş halde beklemeye devam ediyor. Peki geçmişte dondurulmuş insanları yeniden hayata döndürmek mümkün mü? James Bedford isimli ABD vatandaşı, 12 Ocak 1967'de 73 yaşındayken cryo tüpüne girerek kendini donduran ilk insan olmuştu. O günden bu yana ise tam 50 yıl geçti. Böbrek kanseri olduğu ve tedaviye cevap vermediği için ölümü beklenen Dr. James Bedford, ileride hastalığa bir çözüm bulunacağı ve dondurulmuş insanları geri döndürmenin bir yolunun keşfedileceği umuduyla, kendi isteği ile cryo tüpüne girmişti. James Bedford o günden beri resmen ölü kabul ediliyor ancak tıbben tam anlamıyla ölü olmadığı biliniyor. Organları bozulmadan 50 yıldır cryo tüpünde buz kesmiş halde bekleyen Bedford, donmuş insanları organlara hasar vermeden geri çözmenin bir yolu bulunduğunda, tekrar hayata döndürülecek. Bilim, insanları dondurup tekrar çözmeyi başarabilirse gelecekte bu yöntemle uzak yıldızlara yüzlerce yıl sürecek yolculuklar düzenleyecek uzay kaşiflerinin ortaya çıkması da bekleniyor. k: http://www.bidebunuizle.com/dunyanin-dondurulan-ilk-insani-50-yildir-beklemeye-devam-ediyor-100481.html"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-dort-bir-yanindan-muhtesemligiyle-bas-donduren-15-doga-manzarasi/", "text": "Dünyamız gerçekten bir cennet. Özellikle bazı noktaları ağzımızı açık bırakacak derecede inanılmaz. Gidemeyenler için gerçek olduğuna inanamayacağınız dünyanın dört bir yanındaki enfes manzaraları bir araya topladık. Bir gün hepimizin buralara gitmesi dileğiyle! İşte Dünyanın Dört Bir Yanından Muhteşemliğiyle Baş Döndüren 15 Doğa Manzarası; 1# İsviçre Alpleri'ndeki Enfes Bir Hotel Bu otel, İsviçre Alpleri'nin zarif güzel dağlarında yer almaktadır. Burada bahsedilen tüm mekanlar arasında, belki de 'nefes kesici' kelimesi en uygun olanı budur. Romantik, engebeli manzara masalın eşya gibidir. 2# Namibya Çölü'nün Atlantik Okyayus'u ile Buluştuğu Nokta Güney Afrika'daki Namibya Çölü'nde, dünyanın en yüksek ve en etkileyici kum tepelerinin bazılarını bulabilirsiniz. Atlas okyanusunun kenarına uzanan çöl gerçekten büyülü bir manzara oluşturur. 3# Avustralya'daki The Twelve Apostles(12 Havari) Kayalıkları The Twelve Apostles, Avustralya'nın Port Campbell Milli Parkı'nda sadece okyanustan çıkıntı yapan bir dizi kireçtaşı kayalıktır. Binlerce yıllık jeolojik etkinlikler ve okyanus hareketleri sonucu oluşmuştur. 4# Avusturya'nın Dachstein Buzulu Üzerindeki Köprü Avusturya'daki Dachstein Buzulu'nun üzerinde dünyanın en yüksek köprülerinden birini bulabilirsiniz. Yükseklik korkunuzu varsa bu manzara sizin için pek de hoş olmayabilir. 5# Rio de Janeiro'daki Corcovado Dağı Dünyaca ünlü Kurtarıcı Mesih Heykeli'nin bulunduğu Corcovado dağının zirvesindeyken, Rio şehrinin canlılığının yanı sıra Sugarloaf Dağı'nın eşsiz ve heyecan verici perspektifini yaşayabilirsiniz. 6# Hong Kong'taki Victoria Zirvesi Hong Kong'un batısında yer alan Victoria Tepesi, bu inanılmaz kentin muhteşem gece manzarasını bizlere sunuyor. Dünya üzerindeki herhangi bir yerde daha etkileyici bir kentsel manzara bulmak gerçekten zor. 7# İngiltere'deki Dover'ın Beyaz Uçurumları Bu ünlü tebeşir kayalıkları, kent sahilinde bulunabilir. Eski zamanlardan beri balıkçıların yön bulmak için kullandığı kayalıklar ve denizden İngiltere'ye yaklaşıldığının ilk işareti gibidir. 8# İskoçya'daki Skye Adası İskoçya'daki Skye Adası, etkileyici peyzajı ve inanılmaz vahşi doğası ile ünlüdür. İnsanlarından, korkunç ve güzel dağlarından, antik kalelerinden ve açık mavi göllerinden oluşan muhteşem manzara sizi kendine çeker. 9# İzlanda'daki Fjallabaksleid Bölgesi İzlanda'daki bir dağ yolundaki Fjallabaksleid adını taşıyan bu rota, Myrdalsjökull buzulunun kuzeyinde yer alan yüksek dağlar arasından olağanüstü pitoresk bir yolculuk sunar. Bu bölge, binlerce yıllık jeolojik aktivitenin bir sonucudur. 10# Myanmar'daki Bagan Antik Kenti Bagan Antik Kenti'nde birçok Budist tapınak ve manastır bulunmaktadır. Eskilerde 10000 olan dini merkez sayısı bugün 2200'lere düşmüştür. Bölgenin manzarası ise inanılmazdır. 11# Norveç'teki Trolltunga Bölgesi Bu çarpıcı taş çıkıntısı bir dağın gövdesinden kopan bir parça kaya tarafından oluşturulmuştur. Bu çıkıntı gölden 350 metre yukarıda asılı durmaktadır. 12 kilometrelik müthiş bir yürüyüş sonrası çıkıntıya ulaşmak mümkündür. 12# Paskalya Adası Paskalya Adası, Pasifik okyanusunun genişliğinde kaybolan boş bir arazi şeritidir. Gün batımına karşı duran bu heykeller ise ayrıca muhteşemdir. 13# Tanzanya'daki Kilimanjaro Dağı Her yıl 40000 turistin tırmandığı Kilimanjaro Dağı'nın cazibesini keşfetmek için çok da yakına gitmeye gerek yok. Bu görüntü bile ihtişamı görmek için yeterli. 14# Tayvan'daki Ay Köprüsü Ay Köprüsü, Tayvan'ın Taipei şehrindeki Dahu Park'ının ana cazibe merkezidir. Suyun üzerindeki yansımalar büyüleyici manzaralar ortaya çıkarır. 15# Yunanistan'ın Kefalonya Adası'ndaki Melissani Mağarası Eski Yunan mitolojisine göre Peri kızları olan nymphler denizcileri cazibeleri ile bu mağaraya çekerdi.Ancak günümüzde nymphlere gerek yok, turistler mavi suyun güzelliğini keşfetmek için kendi ayakları ile mağaraya gidiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-efsane-rockcilari/", "text": "Rock ve metal dünyasının gelmiş geçmiş en iyi isimlerinin bundan 10, 20 hatta 30 yıl önceki hallerini merak edenler için tam bir arşivlik çalışma oldu. Rock efsanelerinin tarihi fotoğraflarıyla vintage bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Vintage ne derseniz fotoğraflar sizi müziğin güzel olduğu o zamanlara götürecek yavaş yavaş, Anlayacaksınız 😉 Bir tane de Geyik kıyağı yani bonus var, rockçı değil ama efsane. 1- Alice Cooper 1973 bir konserden 2- Salvador Dali ve Alice Cooper 5-Frank Zappa 1975 6- Freddy Mercury, 1976 7- Iggy Pop ve Debbie Harry 1977 9-Kate Moss, Johnny Depp, Iggy 1996 12- Ramones 1975 13- Sex Pistols, 1977 17- Metallica 1982 Hatta bir de kıyak yapayım 20- Lemmy Kilmister 1977"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-basarili-olimpiyat-sporcusu-phelps-kendine-layik-rakip-buldu/", "text": "Dünyanın en başarılı olimpik yüzme sporcusu gösterilen ve 23'ü altın olmak üzere toplam 28 madalyanın sahibi Michael Phelps, büyük bir beyaz köpekbalığı ile yüzme yarışı düzenlemeye karar verdiğini açıkladı. 23 Temmuz'da ABD merkezli Discovery kanalında yayınlanacak 'Köpekbalığı haftası' adlı programda yapılacak yarışı Instagram sayfasında değerlendiren Phelps, Her zaman istemiş olduğum şeyi yapma imkanı buldum. Kafes içinde suya dalmak ve büyük beyaz köpekbalığı ile yüzmek ifadelerini paylaştı. Yüzücüsü Phelps saatte ortalama 10 kilometre, büyük beyaz köpekbalığı 4 kat daha hızlı yüzebiliyor. Yarışmanın ne şekilde sonuçlanacağı ise 23 Temmuz'da belli olacak. Michael Phelps, 2016 Rio Olimpiyatları sonrası sporu bıraktığını duyurmuştu. Ünlü yüzücü kariyeri boyunca 39 dünya rekoru kırdı. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-buyuk-canlisi/", "text": "Dünyada yaşayan en büyük canlıları düşündüğünüz zaman aklınıza dinozorlar, goriller ve hatta balinalar geliyor. Fakat Malheur Ulusal Parkı'nda yaşayan bu organizma hepsinden daha büyük ve işin güzel yanı canlı. Dünyanın en büyük canlısı bir fungi mantarı. Humongous Fungus adı verilen bu mantar ormanın altındaki kökleriyle ünlü. 2400 yıldır ormanın altında büyüyen bu mantar, öyle büyük bir hale geldi ki şu an büyüklüğü 890 hektarlık bir alanı kaplıyor. Bu mantar ile ilgili üzücü olan gerçek ise mantar büyümek için diğer bitkilerin köklerinden besleniyor. Yukarıda ondan bağımsız olarak yaşamaya çalışan binlerce bitki mantar yüzünden yok oldu ve yok olmaya devam ediyor. 2400 yıldır büyüyen mantar yüzünden orman belli bir süre sonra sadece koca bir mantara dönüşecek. Mantarın güçlü yapısından dolayı yıllardır ormana zarar vermeden onu yok edebilecek bir tedavi bulunamadı. Armillaria ostoyaefungus böyle büyük ve tehlikeli gibi görünse de geceleri Avatar'dan çıkmış gibi oluyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-buyuk-dogan-bebekleri/", "text": "Bu listede yer alan bebekler kilolarıyla dünya tarihine geçtiler bile. Her biri dünyanın farklı ülkelerinden ama onları birleştiren şey büyük olmaları. 2 yaşında çocukların bile ulaşamayacağı ölçülere ulaşmışlar. Dünyanın En Büyük Doğan Bebekleri 1- Jasleen Almanya'nın en büyük bebeği olan bu kız 53 cm ve 6.1 kilo olarak 2013 yılında doğdu. 2- Stephen Lyttle Avustralya'nın en büyük bebeği. 7.4 kilo olarak 1963 yılında doğmuş. Şimdi 53 yaşında ve 90 kilo. 3-Maxime Marin'in ufaklığı Ufaklık dedik ama İspanya'nın en büyük bebeği kendisi. 6.2 kilo 🙂 4- George King İngiltere'nin en büyük bebeği normal bebeklerin iki katı olarak doğmuş. Tam 7 kilo. 5- JaMichael Teksas'ın en büyük bebeği 7.25 kilo doğmuş. 6- Nadia Khalina Sibirya'nın efsane kızı. Annesinin 12. çocuğu ama tam olarak 7.75 kilo doğmuş. 7- Endonezya'da doğan dev bebek Tam olarak 8.6 kilo. Eylül 2009'da doğdu. Brezilya'nın en şişman çocuğu ise 8 kilo."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-degerli-pasaportu-singapurda-peki-turkiye-kacinci-sirada/", "text": "Birleşmiş Milletler'e üye 193 ülke ve 6 özel bölgenin pasaportlarının dahil edildiği sıralamada, pasaportların değer ölçümleri; pasaportların sınır geçişlerinde sağlandığı imkanlar, pasaport sahibinin vizesiz ya da havalimanı vizesiyle seyahat edebileceği ülke sayısı dikkate alınarak hesaplandı. 173 ülkeye seyahat imkanı sağlayan Singapur pasaportu, 159 puanla ilk sırada yer aldı. 199 ülkenin sıralandığı listede Singapur'u 158 puanla Almanya, 157'şer puanla İsveç ve Güney Kore izlerken Türkiye 104 puanla 44. sırada yer aldı.PRNet'in gerçekleştirdiği medya analizine göre pasaport konulu 8 bin 198 haber yansıması tespit edilirken geçtiğimiz yıl bu rakam 8 bin 80 oldu. Medyaya yansıyan başlıkları inceleyen kuruluş, pasaportlar hakkında çıkan haberlerde en çok çipli pasaportlar, vize muafiyeti ve ABD ile yaşanan vize krizinin en çok konuşulan başlıklar olduğunu tespit etti. İŞTE EN AVANTAJLI PASAPORTA SAHİP İLK 10 ÜLKE Türkiye'nin 104 puanla 44. sırada bulunduğu sıralamada ilk on şu şekilde oldu; Singapur 159 puanla ilk sırada yer alırken, Almanya 158 puanla ikinci, İsveç ve Güney Kore 157 puanla üçüncü, Danimarka, Fransa,Finlandiya,İtalya,Japonya,Norveç,İspanya ve Birleşik Krallık 156'şar puanla dördüncü, Avusturya,Belçika,Lüksemburg,Portekiz,İsviçre ve Hollanda 155'er puanla beşinci,Kanada,İrlanda,Malezya ve ABD 154'er puanla altıncı, Avustralya, Yunanistan ve Yeni Zellanda 153'er puanla yedinci,Çekya, İzlanda ve Malta 152 puanla sekizinci, Macaristan 150 puanla dokuzuncu, Letonya,Litvanya,Polonya,Slovakya ve Slovenya 149 puanla onuncu sırada yer aldı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-eski-masali-ortaya-cikti/", "text": "Lizbon ve Durham üniversitelerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği bir araştırma, bazı masalların Bronz Çağı'na kadar dayanan bir geçmişi olduğunu ortaya çıkardı. Küçüklüğünüzde dinlediğiniz ya da şimdi bile keyifle okuduğunuz masalların ne zamandan beri anlatılıyor olabileceği konusunu hiç düşünmüş müydünüz? Lizbon Üniversitesi araştırmacılarından sosyal bilimler uzmanı ve toplum bilimci Sara Graça da Silva ile Durham Üniversitesi araştırmacısı antropolog Jamshid Tehrani masalların kökenine inerken kullandıkları yenilikçi bir yöntem sayesinde bazı masalların insanlık tarihinde bilinenden çok daha eskiye dayanıyor olabileceğini ortaya çıkardılar. Masalların kökenine ve tarihçelerine dair yaptıkları araştırmalarında, biyologların türleri incelemede kullandıklarına benzeyen bir filogenetik ağaç hazırlayan ikili, Demirci ve Şeytan adlı masalın Bronz Çağı'na kadar dayanan bir geçmişi olduğunu keşfetti. İlk başta hepsi de sihir temasını temel alan 275 masallık bir liste hazırlayan araştırmacılar, en sonunda Hint-Avrupa dil ailesinden geldiklerini tespit ettikleri 76 masal için gelişmiş bir filogenetik ağaç şeması çizdiler. Araştırmalar sırasında ortaya çıkan sonuçlar Hint-Avrupa dil ailesinde doğmuş bu masallardan bazılarının zaman içerisinde yok olduğunu, Jack ve Fasulye Sırığı gibi bazı masalların kökeninin ise daha eski anlatılara dayandığını gösteriyor. Hint-Avrupa dil ailesindeki Doğu ve Batı dillerinin birbirlerinden ayrı olduğu noktaya yani 5.000 yılönceye geri dönen iki araştırmacı masallardan bazılarının köklerini İncil'den ya da Antik Yunan'dan aldığı, bazılarının da daha bile eskiye dayandığı sonucuna varmışlar. Bu 76 masalın incelemesini yapan Silva ve Tahrani, geçmişten gelme bazı masalları, tarihin akışı sırasındaki gelişimlerini görmek amacıyla yeniden oluşturdular. Pek çok halkbilimci, aşağıdaki listede ATU 425C olarak numaralandırılan Güzel ve Çirkin ile ATU 500 numaralı Değirmencinin Kızı ile Cüce masallarının ortaya çıkış tarihinin yedinci ya da sekizinci yüzyılı olduğunu düşünse de, yeni bulgular 2.500-6.000 yıl önce ortaya çıkıp ağızdan ağza aktarıldığını ortaya koyuyor. Şemada kalın harflerle yazılmış masallar, en az yüzde yetmiş oranında yeniden oluşturulanları temsil ediyor. Bu durumda Demirci ve Şeytan'ın Bronz Çağı'ndan, yani 6.000 yıl öncesinden günümüze ulaşmayı başarabilmiş en eski masal olduğu ortaya çıkıyor. Masalın konusu ise oldukça basit. Şeytan'la, Tanrı'yla ya da başka türdeki mistik bir varlıkla her maddeyi lehimliyebilmek ve birbiriyle birleştirebilmek için bir anlaşma yapan demirci karakteri, kurnazlığını kullanarak anlaşma yaptığı varlığı bir ağaca lehimler. Böylece anlaşmayı kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmeden feshetmiş olur. Kültürden kültüre farklı biçimlerde karşımıza çıkan bu masal Grimm Kardeşler tarafından yazıya dökülerek, Çocuk ve Yuva Masalları adlı esere dahil edilmiştir. Araştırmacılardan Dr. Tehrani BBC Radio 4's Today programına verdiği röportajda projeden şu şekilde bahsediyor: Bu hikayelerin yazıya dökülmeden bu kadar uzun süre aktarılabilmesini oldukça dikkat çekici bulduk. Masallardan bazıları Fransızca, İngilizce ve İtalyanca ortaya çıkmadan çok önce bile varlardı. Muhtemelen de artık var olmayan bir Hint-Avrupa dilinde anlatılıyorlardı. Bu masallardan bazıları en erken edebi kayıtlardan ve tabi ki Grekoromen mitolojiden hikayelerden bazıları Latin ve Yunan anlatılarında da karşımıza çıkıyor- bile eskiye dayanıyor. Ayrıca kullandıkları yenilikçi yönteme de değinen Dr. Tehrani, filogenetik metodun onlara sağladığı kolaylıkları anlatıyor. Filogenetik Karşılaştırma Metodu denilen ve evrimsel biyolojiden ödünç aldığımız bir yöntem kullandık. Bu yöntem size fiziksel kanıtın yokluğunda geçmişi yeniden inşa edebilme olanağı veriyor. Sözlü miras mekanizmasıyla korunan bilgileri kullanarak öykü anlatıcılığı geçmişimize dair önemli bulgulara ulaştık. Bu açıdan bu masallar kendi tarihlerini kendileri yazıyorlar da diyebiliriz. Farklı kültürlerde karşımıza çıkan halk hikayelerini karşılaştırarak ve bu kültürlerin tarihteki ilişkilerini göz önünde bulundurarak bu masalların ortak atalar tarafından anlatılmış olduğu sonucuna varabiliriz. KayıpRıhtım.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-genc-basbakani-sanna-marin-oldu/", "text": "Finlandiya'nın Ulaştırma Bakanı Sanna Marin, Sosyal Demokrat Parti'nin lideri olarak seçilerek 'dünyanın en genç başbakanı' unvanına sahip oldu. Beş partili koalisyonun hükümetinin en büyük partisi olan Sosyal Demokrat Parti'nin liderlik koltuğuna oturan 34 yaşındaki Sanna Marin, görevi resmen devraldığında dünyanın en genç başbakanı olmuş olacak. Marin aynı zamanda Finlandiya'nın üçüncü kadın başbakanı oldu. Marin'in önümüzdeki hafta yemin etmesi bekleniyor. 'Hiçbir zaman yaşım ya da cinsiyetim hakkında düşünmedim' Sanna Marin, Finlandiya Başbakanı Antti Rinne'nin koalisyon hükümetinde yaşanan güven kaybı üzerine istifa etmesinin ardından görev için seçildi. Parti liderliği için yapılan oylamada az farkla galip gelen Marin, ilk açıklamasında, Hiçbir zaman yaşım ya da cinsiyetim hakkında düşünmedim. Siyasete girme sebeplerimi ve seçmenin güvenini almış olmamı göz önünde bulunduruyorum. Güveni tekrar inşa etmek için yapacak çok işimiz var dedi. 16 Kasım 1985 doğumlu olan Sanna Marin, 27 yaşında Finlandiya'nın Pirkanmaa bölgesinin merkezi sayılan Tampere'nin Şehir Konseyi üyeliğine seçildi. 2015 yılından beri parlamento üyesi olan Marin, Ulaştırma Bakanlığı görevini de 6 Haziran'dan beri sürdürüyordu. Devlet televizyonu YLE, Marin'in bekar bir anne tarafından büyütüldüğü ve aileden üniversiteye giden ilk kişi olduğu bilgisini verdi. Diğer koalisyon ortakları da kadınlar tarafından yönetiliyor Finlandiya'da hükümet ortağı diğer dört parti de kadınlar tarafından yönetiliyor. Sol İttifak'ta 32 yaşındaki Li Anderson, Yeşil Birliği'nde 34 yaşındaki Maria Ohisalo, Merkez Parti'de 32 yaşındaki Katri Kulmuni ve İsveç Halk Partisi'nde ise 55 yaşındaki Anna-Maja Henriksson liderlik koltuğunda oturuyor. Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-guclu-kadinlarindan-coco-chanelin-hayatimiza-kattigi-10-sey/", "text": "Moda geçer, stil kalır. Coco Chanel Gabrielle Bonheur Chanel, 19 Ağustos 1883 yılında Fransa'da doğdu. Zor bir çocukluk dönemi geçirdikten sonra babası, Chanel ve kız kardeşlerini manastıra gönderdi. Kendisini bir türlü oraya ait hissedemeyen Chanel 18 yaşına girmesini fırsat bilerek manastırdan kaçtı ve gece kulüplerinde şarkıcılık yapmaya başladı. Coco adı da kendisine o zamanlardan yadigar kaldı... Coco Chanel, kariyerine ilk kez 1910 yılında Paris'te şapka dükkanı açarak başladı . Zamanının ilerisinde tasarımlar yaparak farkını yarattı. Tasarımları dikkat çekmeye başlayınca, iyiden iyiye kıyafet işine soyundu ve kadın modasının bugünlere gelmesinde çok büyük bir rol oynadı. Kıyafet tasarımlarının yanı sıra mücevher ve parfüm de tasarlayarak yeteneğini gözler önüne serdi. Zira o bir aslan kadınıydı ve her işte başarılı olmalıydı... Şimdi Coco Chanel ile ilgili belki de ilk kez duyacağınız bilgileri sizlerle paylaşacağım: 1. Kadınları korseden kurtararak, onların rahat giyinerek de kadınsı olabileceğini gösterdi 2. Maskülen tarzın kadınlara da yakışacağını savundu ve ilk kez pantolon giyen kadın olarak, kadınların bu konuda önünü açmış oldu 3. O zamanlar sadece cenazelerde kullanılan siyah rengi, davetler için tasarladığı kıyafetlerde uygulayarak günlük hayatın içerisinde de kullanmış oldu 4. Kadınların topuklu ayakkabılar içerisinde daha rahat yürümeleri için ayakkabılara sling-back adı verilen bir arka şerit ekledi 5. Dolabımızın vazgeçilmez parçalarından biri olan mini etekleri hayatımıza sokarak bizlere çok büyük bir iyilik yaptı 6. Sadece elmas vs değer gördüğü bir dünyada inci kolyeyle de şık olunabileceğini gösterdi 7. Uğurlu rakamı olan 5in adını verdiği No 5 Chanel parfümü ile kadınlar için kusursuz olan parfümü tasarladı 8.Her kadının dolabında mutlaka minik siyah bir elbisesi olmalı dedi ve Audrey Hepburn'ın giydiği o meşhur elbisesiyi tasarlayarak sade ve şık kavramını hayatımıza soktu 9. Kadınların beyaz kalmak adına güneşli havalarda şemsiyelerin altından çıkmadığı bir dönemde bronz ten modasını yarattı 10. Atatürk'ün isteğiyle, 1930 yılında Türk Ordusu'nun üniformalarını tasarladı ve 1980 yılına kadar bu üniformalar kullanıldı Coco Cahnel'in, kadınlara farklı bir stil ve statü kazandırdığı yadsınamaz bir gerçek. Hayata karşı güçlü duruşu ve korkusuz oluşu da bunun en önemli göstergesi. Bize kattıkları için Sevgili Coco Chanel'e teşekkürlerimizi bir borç biliriz. Not: Coco Chanel, 74 yaşında 20.yy'ın en yaratıcı kişisi seçildi. Time: Yüzyılın en önemli 100 kişisinde adı geçen tek moda tasarımcısı oldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-guzel-10-adasi/", "text": "Uçsuz bucaksız denizleri hatta okyanusları muhteşem güzellikleriyle tamamlayan adalar, zerafetleriyle bizleri büyülüyor açıkçası. Hem romantizmin hem de olabildiğince huzurun simgeleri, aynı zamanda adalar. Ancak, bazı adalar var ki gerek manzarası, gerek bitki örtüsü gerekse de tropikal özellikleriyle dünyanın en güzel adaları diye nitelendirebiliriz. Sıraladığımız bu dünyanın en güzel 10 adası bazılarınız için manzara, bazılarınız için masal dünyası bazılarınız için de sonsuz bir romantizm hissini uyandıracak. Güney Pasifik Okyanusu Tahiti Adası Yunanistan- Santorini Adası Havai- Oahu Adası Fransız Polinezyası -Tahiti Moorea Adası Phuket Tayland Koh Tao Adası Endonezya, Malezya ve Brunei-Borneo Adası Filipinler-Boracay Adası Fransız Polinezyası-Bora Bora Adaları Karayip Denizi, Belize Ambergris Caye Adası"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-guzel-20-havuzu/", "text": "Şu an ofiste, evde her nerede olursanız olun şu havuzları görünce yüzmek ya da saatlerce o havuzun başında şezlonga uzanıp yatmak isteyeceksiniz. Bazıları oldukça yüksek, bazıları denizle iç içe, bazılarıysa tasarım harikası. Endonezya, Maldivler gibi tahmin edebileceğiniz ülkeler dışında İsviçre gibi soğuk ülkelerden havuzlar da var. DÜNYANIN EN GÜZEL HAVUZLARI 1- Alila Uluwatu resort Bali, Endonezya 2- Belmond Jimbaran Puri resort Bali, Endonezya 3- Cambrian İsviçre 4- Chongwe River House Zambiya, Afrika 5- Katikies hotel Santorini Yunanistan 6- Jumeirah Dhevanafushi resort Maldivler 7- Ubud Hotel Bali, Endonezya 8- Grindavik, İzlanda 9- Giola Lagoon Taşoz Yunanistan 10- Nandana Villas Bahamalar 11- Qualia hotel Hamilton Adası 12- Singapur'daki efsane hotel Marina Bay Sands resort 13- St. Regis Lhasa, Tibet / Altın renkli enerji havuzu 14- The Hotel Caruso italya 15- The Velassaru Resort Maldivler 16- The Sarojin resort Tayland 17- The San Alfonso del Mar Seawater Havuzu Algarrobo, Şili 18- The Oberoi Udaivilas Hindistan 19- The Library havuzu Koh Samui, Tayland 20- LeCrans Hotel and Spa / Crans Montana, İsviçre"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-guzel-5-plaji/", "text": "Tatil denildiğinde aklınıza ilk olarak güneş, berrak bir deniz, sahilde güneşlenen siz ve doğa harikası bir plaj geliyorsa; sizler için dünyanın en güzel plajlarından oluşan bir liste hazırladık. İşte Dünyanın En Güzel 5 Plajı Rabbit Beach Adını bölgede yaşayan deniz tavşanından alan Rabbit Beach, Sicilya Adası'nda ve Etna yanardağı ile çevrili bir yapıya sahip. Onu dünyanın en güzel plajı yapan ise muhteşem kumsalı ve manzarası. Grace Bay Yıl boyu gidebileceğiniz her mevsimde aynı güzelliğe sahip Grace Bay Plajı sizin favoriniz olacağı kuşkusuz. Küba / Playa Paraiso Beach Küba'nın tropik iklimiyle bütünleşen bu bembeyaz kumlarla kaplı plaj, cenneti bir kumsal gibi hayal edenlerin tam düşledikleri gibi. Atlantik okyanusunun en güzel koylarından birine sahip olan plaj yılın dört mevsimi için ideal bir seçenek. Baia do Sancho Brezilya'da diğer tüm plajlardan farklı bir plaja hazır mısınız? Mitolojik atmosferiyle size verdiği duyguyu dünyada başka bir yerde yaşayamazsınız. Flamenco Beach Porto Riko'nun bu kadar mavi olduğuna inanamayacaksınız. Mavinin aynı zamanda bir şehre bu kadar yakışabileceğine inanmakta zorlanacaksınız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-guzel-barlari/", "text": "Nevizade, Kadıköy Barlar, Küçük Park, Kızılay'da bulunan barlar da güzel ama yine gündelik hayatın tam ortasında olduklarından insan bazen daha sakin yerler arıyor değil mi sayın okur? En azından ben o kafayı özlüyorum. Sakin bir ortam güzel bir manzara ve keyfime göre bir içecek. İŞTE GERÇEK HAYAT! İşte tam da böyle bir seçim yapmak isteyenler için yaptık bu derlemeyi. Hayattan soyutlanıp keyifle takılabileceğiniz en güzel barlar: 1- İlk bar İzlanda'dan Kuzey Işıklarını duymuşsunuzdur. Bu barda o güzel ışıklara ve doğa manzarasına doyabilirsiniz. Bu barın yapıldığı yer de oldukça güzel, çevresinde neredeyse hiçbir şey yok. 2- İsviçre, Mürren'de Alpler'in 21 tepesine birden bakan Hotel Edelweiss'in barının manzarası 3- The Gorge Bar Çin. Burada ayrıca ızgara keyfi de var. 4- Nedir bu İzlanda aşkı diyebilirsiniz ama The Laundromat Cafe bu kafe, kütüphane ve bar karışımı Reykjavik'in en tatlı mekanlarından 5- Çölün ortasında huzur arayanların adresi Bab-al-shams, Dubai 6- Beyaz Tavşan'ın peşinden Moskova'ya kadar gidenler için harika manzarasıyla White Rabbit Bar 7- Bangkok'u 360 derece görmek için ideal. Sky Bar 8- Sunland Pub, Güney Afrika; Baobab ağacı içinde muhteşem bir deneyim. 9- Ocak'tan Mart'a kadar Kanada Quebec'te The Ice Bar 10- H.R. Giger Uzaylı Barı, Gruyere, İsviçre 11- Vietnam'daki Rüzgar ve Su Barı yeri Binh Duong 12- Benim favorim bu Endozya'da bulunan The Rock Bar Endonezya Bali'deki bu bardan Hint Okyanusu'nu akşamları izlemek harika 13- Klinik Bar, Singapur; hastasına Peki içkiler nasıl geliyor bu klinikte? 15- İsrail'de bulunan Red Sea Bar denizin altında bulunması, balıklar ve doğal ortam nedeniyle oldukça ilginç bir bar Fotolar: 9thing.net"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-guzel-kokusu-2den-ilk-tanitim-videosu/", "text": "Yönetmen ve senarist Mustafa Uğur Yağcıoğlu'nun geçtiğimiz sene çok sevilen filmi Dünyanın En Güzel Kokusu devam filmi İlk Aşk ile 3 Kasım'da vizyona giriyor. İlk filmde Tuba Ünsal ve Rıza Kocaoğlu çok yakın arkadaşken aşık olup birbirlerinden çocuk yapmaya karar veriyorlar. Ölüm riskini bildiği halde bebeğini kucağına almak isteyen Derya yaşamını yitiriyor ve Hakan hem aşkını kaybetmenin acısı hem yeni doğmuş bir bebekle tek başına kalmasının kederini devam filminde atlatmaya çalışıyor. Peki, ölüm ve doğum arasındaki bu ince çizgide nasıl yürüyebilecek? Devam filminde Tuba Ünsal flashbackler ile karşımıza çıkarken Bestemsu Özdemir filme kendi acıları ve bu acılardan kurtulmayı kendine has tarzı ile keşfetmiş bir kadın olarak dahil oluyor. Başarılı oyuncu Ege Aydan ise yürekleri sızlatan oyunculuğu ile filmde hiç beklenmedik sahnelerle karşımıza çıkıyor. İrfan Kangi, Burak Altay, Esra Ruşan ve Yasmin Erbil ile renklenen filmde yer yer tadında esprilerle film ön plana çıkıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-guzel-mutasyonu-heterokromi/", "text": "Dünyanın en güzel mutasyonu olarak bilenen heterokromi genel itibariyle iki gözün farklı renkte olmasına sebep olan bir gen mutasyonudur. Saçta ve deride görülme olasılığı bulunan heterokrominin kişinin sağlığına olumsuz etki edecek hiç bir yanı yoktur. Melanin pigmentinin azlığından ya da fazlalığından kaynaklanan bu durum, gözün tamamında olduğu gibi kısmi olarak da görülebilir. Otozomal kromozomlarda(genelde 8. kromozom) meydana gelen heterokromi genel olarak kalıtsaldır. İnsanlarda olduğu gibi Van Kedileri, Ankara Kedisi, Norveç Orman Kedisi, Japon Bobtail Kedisi ile Alaska Kurdu, Danua, Shetland Çoban Köpeği, Korgi, Catahoula Leopar Köpeği, Sibirya Kurdu, Chihuahua, Avustralya Çoban Köpeği gibi hayvan türlerinde de görülmektedir. İnsan gözünün tek irisinde farklı renkler bulunması ise merkezi heterokromi olarak kabul edilir. Bu durum göz bebeği etrafında sarı çizgiler, diğer kısımlarda ise yeşil ya da mavi renkli hareler görülmesi ile sonuçlanır. # Henry Cavill # Kate Bosworth"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-guzel-sinema-salonu/", "text": "Güzel film olduktan sonra her yerde izlerim diyenlerin bile görünce hayran kalacağı sinema salonları ve özel gösterimler için ayarlanan ekranları sizler için derledik. Normalde filmin IMDB puanı 7 ise bu yerlerde izleyince IMDB 8 puan gibi hissedebilirsiniz. Dünyanın en güzel sinema salonları: Hollywood'da bulunan Disney Sinema Salonu, yemek yiyerek film izleyebiliyorsunuz ABD Detroit'te bulunan Fox Theater Hırvatistan Pula'da Arena'ya kurulan dev ekran Londra'daki Hot Tub Sinema, mükemmel bir adres Kosova'da festival için nehrinb karşısına kurulan dev ekran Notting Hill'de bulunan Elektrik Sinema Fransa'daki Olympia Müzik ve Sinema Salonu Kaliforniya'daki Orinda Sinema Salonu da dekorasyonuyla filme etki yapan güzel sinema salonlarından biri. Paris'ten harika bir sinema ve tiyatro salonu. Film de Pi'nin yaşamı olunca muhteşem bir konsept olmuş. The Bijou Bridgeport, ABD Budapeşte, Macaristan'da bulunan Urania ulusal film ve tiyatro salonu Zagreb'den renkleri ve koltuklarıyla rahat bir şekilde film izleyebileceğiniz bir sinema"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-guzel-tema-parki/", "text": "Tema park kültürü Türkiye'de yavaş yavaş yer almaya başlıyor. Aslında bunun için uygun olan çok sayıda alternatifimiz de var. Burada yer alan parklar ise dünyanın farklı yerlerinden. Hikayelerini genelde biliyoruz ama ilk defa kendilerini görme fırrsatımız oldu. Seyahat tutkunu bir kişilikseniz en azından birini ziyaret etmenizde fayda var. Dünyanın En İyi Tema Parkları 1- Harry Potter'ın Büyülü Dünyası Florida'da iki tane Harry Potter temalı park var. Hogsmeade'de olanda filmin ana mekanları kullanılmış. Diagon Alley ve Gringotts Wizarding Bank'ın da bulunduğu ikinci park ise filmdeki ana yer dışında kalanları da bulabileceğiniz cinsten. Ve çok yakında tren yolunun da olduğu 3. park da açılacak. 2- Hobbit Köyü Tolkien'ın Yüzüklerin Efendisi kitabının film versiyonu için hazırlanan bu köy Yeni Zelanda'da Yönetmen Peter Jackson bölge üstünde bir uçuş yaptıktan sonra 1999'da yapılan bu köy ziyaretçilerin sevdiği yerlerden. 3- Küçük Prens Tema Parkı Antoine de Saint-Exupery'nin her sene daha da fazla kişiye ulaşan hikayesinin kahramanı Küçük Prens'ten esintiler bulabileceğiniz bir park. 150 metreye kadar uçulabilen bir de balona ev sahipliği yapan park Fransa'da. 4- Legoland İlk ve en büyük Legoland 1968'de Danimarka'da yapılmış. Şimdi ise İngiltere, Almanya, Malezya ve 2 park da Amerika'da var. 5- Efteling Tam bir harikalar diyarı. Hollanda'nın Kaatsheuvel bölgesinde olan park mitlerden hikayelere kadar çok sayıda büyüleyici konuya değinmiş. İnsanın canı orada olmak istiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-hizli-kamerasindan-yeni-rekor-artik-isigin-hareketini-cekebiliyor/", "text": "İsveç Lund Üniversitesinden bilim insanları saniyede 5 trilyon kare yakalayabilen ve bu hızıyla bizzat ışığın kendisini yakalama hızına erişebilen en hızlı kamerayı yaptılar. Yöntem; bir nesneyi filme alınmak üzere nesneden yansıyan lazer ışığının kısa flaşlarına maruz bırakmayı kapsıyor. Her atım kodları önce resme, ardında da video dizinine çeviren bir algoritma ile benzersiz bir kod veriyor. Bir dizindeki görüntüleri teker teker çekmek yerine diğer yüksek hızlı kameralar gibi bu kamera her bir kare için dört ayrı görüntü çekiyor. Araştırmacılar bu teknolojiye Çoklu Pozlama için Sık Tanım Algoritması adını verdiler. Aynalar ve lenslerden meydana gelen karmaşık laboratuvar ekipmanları gerektiren bu metodu kullanarak araştırmacılar anları saniyenin 0.2 trilyonunda biri kadar kısa sürede çekebiliyorlar. Bu da şimdiye kadar ulaşılan en yüksek hız. Işığın hareketini saniyenin katrilyonda birinde gösteren aşağıdaki videoda kağıt kalınlığına denk gelen mesafe boyunca bir saniyenin milyarda birinin milyonda birini görebilirsiniz. Araştırmanın yazarlarından Elias Kristensson yaptığı bir açıklamada: Bugün bu denli hızlı olayları görselleştirmenin tek yolu sürecin hareketsiz görüntülerini fotoğraflamaktır. O zaman daha sonra bir filme dönüştürülebilecek çeşitli sabit görüntüler elde etmek için aynı uygulamayı tekrar etmek durumunda kalırsınız. Bu yaklaşımdaki sorun ise uygulamayı tekrar ettiğinizde sürecin tıpatıp aynı olma ihtimalinin pek muhtemel olmamasıdır, şeklinde konuştu. New Atlas'a göre daha önceki en hızlı kameraya ait kayıt Tokyo Üniversitesi tarafından geliştirilen saniyede 4.4 trilyon kareydi. Lund Üniversitesi araştırmacıları bu atılımın kimya, fizik, biyoloji gibi pek çok alanda faydalı olabileceğini söylüyorlar. Bu teknolojinin pek çok faydası olacağına eminiz. Kim hareket eden ışığı yakalamak istemez ki?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-hizli-transatlantik-ucus-rekoru-kirildi/", "text": "Norwegian Air filosuna ait Boeing 787-9 Dreamliner model uçak, New York ve Londra arasındaki uçuşunu beklenenden 53 dakika erken tamamlayarak 5 saat 13 dakikayla transatlantik uçuş rekorunu kırdı. Norwegian Air filosuna ait Boeing 787-9 Dreamliner model uçak, New York ve Londra arasındaki uçuşunu beklenenden 53 dakika erken tamamlayarak 5 saat 13 dakikayla transatlantik uçuş rekorunu kırdı. rüzgarın da yardımıyla azami hızın 200 km üzerinde seyreden uçak saatte bin 249 km hıza ulaştı. 284 YOLCUYLA HAVALANDI Yapılan açıklamada New York'tan 284 yolcuyla havalanan Boeing 787-9 Dreamliner uçağı planlanandan 53 dakika önce iniş yaptı. Avrupa'nın en büyük 3. düşük maliyetli hava yolu şirketi olan Norveç firması iki şehir arasında günde iki sefer yapıyor. Rekorun gerçekleşmesinde Atlantik Okyanus'undan gelen ve saatte 176 nat yani 325 km hıza ulaşan kuyruk rüzgarının da etkisinin büyük olduğu belirtildi. Boeing imalatı olan uçağın böylelikle saatte 1249 kilometre hıza çıktığı ve teknik özelliklerinde belirtilen azami hızın 200 km/s üzerinde seyrettiği belirtildi. UÇAĞIN KUYRUĞUNDAKİ İLGİNÇ DETAY İlginç bir şekilde rekor kıran uçağın kuyruk giydirmesinde 1930 yılında İngiltere ve Avustralya arasındaki ilk solo uçuşu yapan ve defalarca kez transatlantik uçuş rekoru denemesi yapan İngiliz pilot Amy Johnson'un resmi bulunuyordu. Uçağın Harold van Dam böyle bir rekoru kırmaktan dolayı mutluluğunu ifade ederken yolculuk boyunca etkili olan kuyruk rüzgarının yanı sıra neredeyse hiç türbülans olmamasında da işlerini kolaylaştırdığını belirtti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-ilginc-insani/", "text": "Parayı çok bulunca mı, modaya uymak için mi yoksa kendilerini böyle mutlu hişsettikleri için midir bilinmez, bu canım arkadaşlar vücutlarını çeşitli operasyonlara sokarak ilginçliklere ilginçlik katmışlar. 1- Vampir Kadın Guadalajara Meksika'dan Maria Cristerna. 35 yaşındaki kadın dövmeler vs yetmeyince estetik yapıp bu hali almış. Kendine de vampir leydi diyor. 2-Lizardman yani Kertenkele Adam Abicimiz 1972 doğumlu ve kendine profesyonel ucube diyor. Freak dövmesi de o imajını pekiştiriyor. Adı mı napcan adını sayın okur neyse söyleyim Erik Sprague. 3- Leopar Larry Kediye benzeyen refleksleri olduğuna inanan bu kardeşimiz. Olayı oldukça yanlış anlamış, kendini leopar gibi dövme ile kaplatmış. Larry Da Leopard al Kayseri Erciyesspor'un kaleye koy oynasın öyle de hızlı. 4- Bu bir akım bagel head diyorlar kafada kriter gibi bir görüntü oluyor. Japonya'da ve Kanada'da bunu yaptıranların sayısı oldukça fazla. Akıl fikir please 🙂 5- Gözünün içine dövme yaptıran bu arkadaşlar 6- Valeria Lukyanova, gerçek Barbie Hanım kızımız kendini Barbie yapmak için çeşitli ameliyatlardan geçmiş. Hatta bir ara Beyaz Show'a da katılmıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-ilginc-mankenleri/", "text": "Güzellik algılarımız bizi belli noktalarda sınırlıyor. Sanki sadece belli kalıplara sahip insanların model olabileceğini düşünmemiz de bundandır. Ama bizi yanıltan insanlar, kendilerine olan güvenleriyle başarıya ulaşıyorlar. Dünyanın en ilginç modelleri ve mankenleri diye sunduğumuz bu isimler aslında tam anlamıyla yıkılan tabuların suret bulmuş halleri. 1- Daphne Selfe Modellik genç işidir derler, 40 yaşında başladı. 84 yaşında hala da devam ediyor. 2- Shaun Ross Albino olduğu için sokağa çıktığında bile dalga geçtiler ama şu an dünyaca tanınmış bir model. 3- Moffy Gözleri şaşı diye bir şey olamayacağını düşünenlere Angelina Jolie'yi bile kıskandıran dudaklarıyla cevap vermiş olacak ki çoğu firmanın marka yüzü. 4- Alex Minky Eski bir asker ve bacağını kaybetmiş ama özgüvenini HAYIR! 5- Rick Genest Farklı görünmenin manken olmaya engel olamayacağının ispatı. 6- Jilian Mercado Tekerlekli sandalye onun model olmasını engelleyememiş. Diesel'in marka yüzüydü. 7- Liu Xianping 72 yaşında Çinli bir babaanne, torunu yaşındakilerin kıyafetleri için modellik yapıyor. 8- Winnie Harlow Vitiligo hastalığı yüzünden vücudunda çeşitli deformeler olmasına rağmen bu meslekten özgüveni sayesinde milyonlarca kazanmış. Haberi için tıkla 9- Tess Munster Kiloluların manken olamayacağını düşünenlere tokat gibi hayatla cevap veren Tess Munster'in hikayesi için tıkla."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-ilginc-temali-7-restorani/", "text": "Restoran açmak da her babayiğidin harcı değil. Özellikle farklı bir temam olsun, insanlara sadece yemek değil görsellik de satayım diyorsanız, öncelikle titizliğe dikkat etmeniz gerekiyor. Yani farklı olucam diye insanın midesini bulandırmaya hakkınız yok. Aralarında hoş olanlar da var buyrun inceleyelim. Dünyanın en ilginç restoranları 1- Tayvan, tuvalet temalı restoran Modern toilet isimli bu restoranda yiyecekler böyle sunuluyor. Koltuklar da alafranga tuvalet şeklinde. 2- Fortezza Medicea Restaurant, İtalya Yemek olarak ne sunulursa onu yiyorsunuz, tam bir hapishane. 3- Hospitalis, Litvanya Servis hastane gibi ama yemeği de ameliyat malzemeleriyle yiyorsunuz, bak bu gerçekten ilginç. 4- Ithaa Denizaltı Restoranı Rangali Adası, Maldivler Sonra kadınlara laf edin balayı için neden Maldivler istiyor diye! Manzaraya bakınız lütfen. 5- The Kayabukiya Tavern, Japonya Evet yanlış görmediniz servisi maymunlar yapıyor! Hatta dahası da var, bahşiş vermezseniz böyle oluyor: 6- Lamberts Cafe, Alabama Yemek yemeniz için onu yakalamanız gerekiyor. 7- Kedi kafeleri, Japonya Aralarında bizim en sevdiğimiz bu Japonya'daki kedileri de sevebildiğiniz, yemek de yiyebildiğiniz kafeler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-ilginc-ve-gizemli-10-mezari/", "text": "Mezarlıklar konusunda ölmeden önce görmeniz gereken 10 mezarlık diye başlık açanlar da var ama Allah yolunuzu düşürmesin canlarım. Yine de ilginç ve tarihi mezarlıkları derledik ki oralara gittiğinizde bakıp göresiniz. 1- Irak Barış Vadisi Dünyanın en büyük mezarlığı Irak'ta. El Necef'te bulunan bu mezarlıkta mezarlar iki hatta üç katlı. Yaklaşık 5 milyondan fazla insanın defnedildiği Vadi El-Selam yani Barış Vadisi. 2- İngiltere, Highgate Mezarlığı, Londra Ağaçlarla kaplı olmasıyla ünlü olan Highgate adından da anlaşılacağı gibi yüksek bir kapıya sahip. Karl Marx'ın da defnedildiği bu mezarlık Viktorya Dönemi tarzını yansıtıyor. 3- Qin Shihuang Mezarlığı, Çin Toprak askerler de olarak bilinen Terra Cotta 4- Romanya, Merry Mezarlığı 5- Çek Cumhuriyeti, Eski Yahudi Mezarlığı 1439 -1737 yılları arasında kullanılıyormuş. 6- Mısır, Piramitler 7- İtalya, Capuchin 16.yy'da ölenlerin mumyalanıp duvarlara asıldığı bir yer. 8- Endenozya Tana Toraja Ölenlerin cenaze işlemlerinin günlerce sürdüğü bir geleneğe sahipler. 9- Çek Cumhuriyeti, Sedlec Ossuary Bu küçüp şapelde 40 bin insanın iskeleti var. 10- Mısır Krallar Vadisi Firavun mezarlarının da bulunduğu bu vadi 1922 yılına kadar gizemini korumuş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-izole-toplumu-sentinel-kabilesinden-ilk-goruntuler/", "text": "60 bin yıldır Hint Okyanusu'ndaki Sentinel Adası'nda yaşamını sürdüren ilkel kabile ilk kez görüntülendi. Hint Okyanusu'ndaki küçük bir adada yaşamayı tercih eden toplum, yüzyıllardır modern toplumla ilişki kurmayı reddediyor. Sentinel Kabilesi bu tip izole yaşamı kabul eden tek toplum olarak biliniyor. Hindistan devletinin temas kurmak istediği ve vazgeçtiği kabile, daha önceleri de temas kurmak isteyen kişilere karşı saldırganca tutum sergilemişti. 2006 yılında adaya fazlaca yaklaştıkları için iki kişiyi öldüren Sentinellerin görüntüleri Youtube'da yayınlandı. Yayınlanan videoda kabilenin saldırganca tutumları da görüldü. Dünya'nın En İzole Toplumu Sentinel Kabilesi'nden İlk Görüntüler 60 bin yıldır Hint Okyanusu'ndaki Sentinel Adası'nda yaşamını sürdüren ilkel kabile ilk kez görüntülendi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-kisa-cifti/", "text": "Mutluluğun sırrının kiloda ya da boyda olmadığını, iki insanın arasında olan uyumda olduğunu daha önce defalarca dile getirenler haklı çıktı. Brezilya'da yaşayan 30 yaşındaki 88.5 cm boyunda Paulo Gabriel da Silva Barros ile 26 yaşındaki 89.5 cm boyundaki eşi Katyucia Hoshino rekor kitaplarında yer alan bir aşka imza attılar. Guinness Rekorlar Kitabı'nda dünyanın en kısa boylu çifti olarak görünen çift bundan 10 yıl önce tanışmış ve birbirlerinin ilk aşkı olmuşlar. Ama bu aşk sandığınız gibi zahmetsiz olmamış. Katyucia ilk başta Paulo'nun sosyal medyadan gönderdiği talebini reddetmiş, ardından onu engellemiş. Tam 1.5 yıl boyunca MSN'de engelli olarak duran Paulo'nun engeli kalktığı gün her şey değişmiş. Paulo önce onu aramanın bir yolunu bulmuş sonra da 300 km ötedeki kasabaya giderek onunla konuşmuş. Paulo ile Katyucia tam 4 yıl boyunca farklı şehirlerde sürdürmüşler aşklarını. Şimdi tam 8 yıllık bir çiftler. İlk iki yıl güme gitmiş ama olsun şu an çok mutlular."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-pahali-10-arabasi/", "text": "Bizler için 100 binlik hatta 30-40 binlik arabalar bile pahalı olsa da dışarıda milyonlarca doları bir arabaya hiç çekinmeden saydıran insanlar da var. Dünyanın en pahalı arabalarını listelerken içimiz gitti ama sizler de görün vay arkadaş arabalar pahalı olsa da harika görünüyorlar diyerek iç geçirin istedik. 10- Hennessey Venom GT 1.1 Milyon Dolar 9- Pagani Huayra 1.4 Milyon Dolar 8- McLaren P1 1.5 Milyon Dolar 7- Koenigsegg One:1 1.5 Milyon Dolar 6- Ferrari LaFerrari 1.7 Milyon Dolar 5- Zenvo ST1 1.8 Milyon Dolar 4- Bugatti Veyron 2.5 Milyon Dolar 3- Ferrari F60 America 2.5 Milyon Dolar 2-Lykan Hypersport 3.4 Milyon Dolar Dünyanın en pahalı arabası: 1-Lamborghini Veneno 4.5 Milyon Dolar"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-pahali-10-sehri/", "text": "Yaşam standartları bildiğiniz gibi her ülkede çok büyük farklılık gösteriyor. Bu durum ülkedeki gelişmişlik düzeyi ve yaşamı idame ettirmek için gerekli olan ürünleri alım gücü gibi faktörlere bağımlı. Peki, son istatistiklere göre dünyanın en pahalı 10 şehri hangileri? Sizler için listeledik. Buyrun listemize birlikte göz gezdirelim. 1. Singapur-Singapur: 1 tane beyaz ekmek $ 3.36, bir şişe şarap $25.04, 1 litre kurşunsuz benzin $1.73 2. Fransa-Paris: 1 tane beyaz ekmek $8.44, bir şişe şarap $11.45, 1 litre kurşunsuz benzin $2.50 3. Norveç-Oslo: 1 tane beyaz ekmek $5.91, bir şişe şarap $17.13, 1 litre kurşunsuz benzin $2.41 4. İsviçre-Zurih: 1 tane beyaz ekmek $6.19, bir şişe şarap $15.82, 1 litre kurşunsuz benzin $2.06 5. Avustralya-Sydney: 1 tane beyaz ekmek $4.65, bir şişe şarap $22.58, 1 litre kurşunsuz benzin $1.35 6. Venezüella-Karakas: 1 tane beyaz ekmek $11.02, bir şişe şarap $22.41, 1 litre kurşunsuz benzin $0.02 7. İsviçre-Cenevre: 1 tane beyaz ekmek $6.38, bir şişe şarap $8.39, 1 litre kurşunsuz benzin $1.96 8. Avustralya-Melbourne: 1 tane beyaz ekmek $4.43, bir şişe şarap $22.28, 1 litre kurşunsuz benzin $1.35 9. Japonya-Tokyo: 1 tane beyaz ekmek $7.12, bir şişe şarap $12.53, 1 litre kurşunsuz benzin $1.73 10. Danimarka-Kopenhag: 1 tane beyaz ekmek $4.82, bir şişe şarap $13.70, 1 litre kurşunsuz benzin $2.18"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-romantik-10-sehri/", "text": "İlişkilerin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için romantizmi güçlendirici aktiviteler oldukça önem taşıyor. Belki her an dilediğimiz yerlere gidemiyoruz ama en azından özel günlerde romantik şehirlere yapılacak başbaşa bir seyahatt ilişkimizi canlı tutabilir. En yakın özel günde gitmeniz dileğiyle sizler için hazırladığımız dünyanın en romantik 10 şehri isimli yazımız 1. İstanbul: İstanbul aslında oldukça romantik bir şehir Kız Kulesi, Tarihi Yarımada, Moda Burnu ve Bebek Koyu romantizm için ideal yerler. 2. Prag: Old Town'un Barok eserleri, Bohemya, Prag kalesi ve saat kulesi... 3. Saint Petersburg: Griboyedov Kanalı, Erarta Modern Sanat Müzesi ve şehrin romantik sokakları... 4. Floransa: Romantik manzara için Pisa, kırmızı şarabıyla meşhur Siena, orta çağın romantik havası için San Gimignano... 5. Budapeşte: Şehrin tarihi yapıları ve estetik görünümlü heykelleri sizleri karşılıyor... 6. Barselona: Port Olympic, Büyülü Çeşme, Santa Maria del Mar... 7. Viyana ve Milan Her iki şehirde de romantik bir şehir turu sizleri bekliyor. 8. Venedik: Kanallar şehri venediğin romantizmi bu kanallardan geliyor. 9. Roma: Daracık sokaklar, tarihi mistik dokusuyla masalda hissettiriyor. 10. Paris: Aşkın şehri demek sanırım yeterli olur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-sansli-adami-ya-da-en-sanssiz/", "text": "Hırvatistan'da yaşayan Frano Selak, felaketlerden sağ çıkmayı başardığı için dünyanın en şanslı adamı olarak kabul ediliyor. Tam yedi kez ölümden dönen ve lotoda büyük ikramiyeyi tutturan 87 yaşındaki müzik öğretmeni Frano Selak, servetini bağışlamaya karar verdi. Dünyanın en şanslı adamı olarak görülen Selak, Para mutluluğu satın alamaz diyerek beşinci karısıyla birlikte mütevazı bir yaşam süreceğini açıkladı. Hırvatistan'ın Zagreb kentinde yaşayan Frano Selak, hayatı boyunca pek çok felaketten sağ çıkmayı başardı. Tam 7 felaketten kurtuldu. 1962: Saraybosna'dan kalkan, Dubronik'e giden trene bindi. Tren raydan çıktı ve birkaç vagon nehre düştü. Buz gibi suda 17 kişi boğuldu. Selak'ın kolu kırıldı ama kurtuldu. 1963: Zagreb'de DC-8 tipi bir uçağa bindi. Uçak havadayken kapısı açıldı ve Selak aşağı düşen 20 kişiden biriydi. Kazada 19 kişi öldü! Selak saman yığınına düştüğü için yaralı olarak kurtuldu. 1966: Bindiği otobüs nehre uçtu. 4kişi öldü, o birkaç sıyrıkla kurtuldu. 1970: Otomobiliyle giderken motor alev aldı. Kendini dışarı zor attı, aracın benzin deposu infilak etti. 1973: Otomobilinde meydana gelen patlamada saçlarının bir bölümünü kaybetti. 1995: Zagreb sokaklarında otobüs çarptı. Yaralı kurtuldu. 1996: Otomobil bir virajda Birleşmiş Milletler'e ait kamyonla çarpıştı. Skoda marka otomobiliyle uçuruma uçtu. O bir ağacın üstüne düştü, otomobili yandı. 2003: Frane Selak, piyangodan 1,3 trilyonluk ikramiye kazandı. Parayla saadet olmaz, diyen Selak özel bir adadaki lüks evini sattı, servetini dostlarına dağıttı. Selak, Hiç bu kadar mutlu olmamıştım dedi. Şimdi ise 87 yaşında ve hala mutlu mesut yaşıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-siyah-binasiyla-gokyuzu-yere-indi/", "text": "Pyeongchang Kış Olimpiyat Oyunları'na ev sahipliği yapan Güney Kore'de dünyanın en siyah binası inşa edildi. Üzerindeki beyaz ışıklarla yıldızlı bir gece görünümündeki bina ile, 'gökyüzünü yere indi.' Güney Kore'de Kış Olimpiyat Oyunları'nın başlayacağı Pyeongchang kentinde, dünyanın en siyah binası inşa edildi. Binanın dış cephesi ışığın yüzde 99'unu emebilen ve bilinen en siyah madde olan Vantablack'in yer aldığı 'Vantablack VB X2 isimli özel bir boya kullanıldı. Otomobil devi Hyundai'nin fuar pavyonu olan binanın üzerindeki ışıklarla yıldızlı bir gece görüntüsü sağlandı. Arch Daily'nin aktardığına göre, binayı İngiliz mimar Asif Khan tasarladı. Khan Belirli bir mesafeden bakıldığında bina, pencereden uzayın derinliklerine açılan bir pencere görüntüsü veriyor. Yaklaştığınızda da yarattığı izlenim büyüyor. İçine girdiğinizde ise siyah bir bulutun içine çekiliyormuş gibi hissettiriyor ifadelerini kullandı. İÇİ VE DIŞI TAMAMEN ZIT Dışarıdan bakıldığında evrenin derinliklerinde yürüyormuş hissi veren binanın içinde ise tamamen tezat bir tasarım uygulandı. Her şeyin parlak beyaz olduğu iç kısımda büyük bir su damlası bulunuyor. Binanın tasarımıyla Hyundai'nin hidrojen yakıtlı aracına gönderme yapılıyor. Vantablack boyası aslında Aslında uzay ve savunma alanında kullanılmak üzere teleskoplardaki atmosferik bozulmaları azaltmak ve ışık kırılmasını önlemek için icat edilmişti. Saç telinden 3 bin 500 kat ince karbon nanotüpleri kullanılarak elde edilen bu boya, ışığın yüzde 99'unu emebiliyor. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-soguk-yeri-oymyakon/", "text": "Havalar soğuduğunda televizyonlardan O HAVA GELDİ, KAR FELAKETİ, OKULLAR İPTAL gibi her kışa özgü çığırtkanlıkları duymaya alıştıysanız bir nefes alın. Beterin beteri var. Rusya'nın Yakutistan Bölgesi'nin yakınında bulunan Oymyakon'da hava sıcaklığı 1939 yılında -67 dereceyi görmüş. Peki Oymyakon şimdi nasıl derseniz söyleyeyim kış ayı ortalama sıcaklığı -50 derece evet, bu bir şaka değil. Bu fotoğrafları çekenler de hava sıfırın altında 47 dereceyken çekimi yapmışlar. Yola çıktıkları Yakutistan'da bitki olmadığından dolayı etraf balık marketleriyle dolu. Trafik ışıkları sokağın bir göstergesi Bu biraz içinizi ısıtır, Yakutlar Burası da Yakutistan'dan Oymyakon'a giden Kemik Yolu Oymyakon'da sert zemin tuvalet kanalizasyon sistemine izin vermediğinden tuvaletler dışarıda dondurucu soğukta işemek cesaret ister Köpeklerin kürkü donmalarını engelleyip sıcak tutsa da dışarıdan manzara üzücü Burada inekleri koruyabilmek için sıcak ağıllar kuruluyor Eşyaları dışarıda bırakmanın sonu Arabalar sadece sıcak garajlarda park edilirse kullanılabiliyor öbür türlü donuyorlar Bu da buz tutmuş bir köprü kaynak: http://www.boredpanda.com/coldest-village-oymyakon-amos-chapple/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-tehlikeli-15-yolu/", "text": "Seyahat etmeyi seven insanlardan biriyseniz bu yolların adını duymuş olma ihtimaliniz yüksek. Yol derken sanki Sırat Köprüsü çoğu, geçmekten vazgeçtik bakmak bile cesaret istiyor. Usta şoförleri bile korkutacak derecede tehlikeli yolları sizler için derledik: 1- Eshima Ohashi Köprüsü Japonya 1.7 kilometre uzunluğunda olan bu yol yaklaşık 11.3 metre genişliğinde ama dikliği insanın canından can alıyor. 2- Atlantic Okyanusu Yolu, Norveç 3 küçük kasabayı birbirine bağlayan bu yol turistlerin ilgi odağı. Fransız Alpleri'nin hemen yakınında ve inanılmaz dönüşlere sahip. Dünyadan uzak sağda solda hiçbir şey olmayan 666 kilometre uzunluğunda bir yol. Yol bu kadar değil tam olarak 64 kilometre. Sochi ve Ritsa Gölü arasında. 5602 metre uzunluğundaki bu geçiş yolu Rekorlar Kitabı tarafından dünyanın en uzun ara/ geçiş yolu olarak kabul ediliyor. Yolun adı Kolima ama Ölüm Yolu diyorlar, yolun ilk 90 kilometresi 1932 yılında mahkumlar tarafından yapılmış. Çok korkutucu bir havası var. Karpatların Maradonası Hagi görse bu 2034 metre yükseklikteki yolu hayattan soğurdu. Yılan gibi. Ne yazık ki her yıl 200-300 kişi bu yolda hayatını kaybediyor. Ladakh ve Kashmir'i bağlayan bu yol 9 kilometre uzunluğunda ve yalnızca yaya ve araç değil hayvan trafiğine de ev sahipliği yapıyor. Photo Credits / H/ T: Boredpanda.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-tehlikeli-havalimanlari/", "text": "Uçak ile yolculuk gerek hızlı oluşu gerek de erken bilet alındığında aşağı yukarı otobüsle aynı fiyata geldiğinden dolayı tüm seyahatlerde en çok tercih edilen ulaşım şekli. Bazen de bazı yerlere uçakla gitmekten başka bir yol olmadığından dolayı mecburi. Tabii ki herkes uçakla yolculukta mutlu değil. Her ne kadar uçak kazalarının sayısı ile otobüs kazalarının sayısı karşılaştırıldığında uçak binlerce sefer daha güvenli olsa da uçakla yolculuktan korkanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Hatay'a Ankara Esenboğa'ya hatta Sabiha Gökçen Havalimanı'na inerken birçoğumuz daha fazla korkuyor. Birazdan göreceğiniz havalimanlarından sonra iyi ki bu havalimanları Türkiye'de değilmiş diyeceksiniz ve buralarda kaza yoksa bizde de olmaz diye bir nebze daha rahat uçağa bineceksiniz. İşte dünyanın en tehlikeli havalimanları Korkutucu 16 Havalimanı Booking.com güvencesi ile Los Angeles'ta uygun fiyatlı otel arayanlar tıklasın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-tuhaf-8-annelik-hikayesi/", "text": "Kimi 8 çocuğu aynı anda doğurmuş kimisi 13 yılda 12 çocuk var hele biri 5 yaşında çocuk doğurmuş. Anneliğin tarihini yazmış dünyanın en garip hikayelerine sahip annelerini sizin için derledik: 1- 8 çocuk birden doğuran anne Nadya Denise Doud-Suleman Gutierrez, 2009 Ocak'ta doğum yaptı, hem de ne doğum! 8 çocuk birden ve hepsi de yaşıyor. 2-Dünyanın en genç annesi 5 yaşında 5 yaş 7 ay ve 21 günlükken hamile olduğu anlaşılan Ticrapo, Peru'da oturan Lina Medina, hamileliğin 7. ayında tümör şüphesi ile hastaneye getirilmiş ama Dr Gerardo Lozada hamile olduğunu fark etmiş ve bir buçuk ay sonra bir erkek çocuk dünyaya getirmiş. 7 Mayıs 1939'da gerçekleşen bu olay tıp tarihine geçse de bizleri üzdü. 3- İlk çocuğu 70 yaşında olan kadın Kaderin oyunu mudur bilinmez Hindistanlı Rajo Devi Lohan evlendikten 43 yıl sonra 2008'de ve kendisi 70 yaşındayken ilk çocuğunu dünyay getirdi. 4- 69 çocuk sahibi olan kadın Guinness Rekorlar kitabına göre dünyanın en çok çocuğuna sahip kadını 18.yy'da yaşamış ve 27 hamilelikte 69 çocuk sahibi olmuş Feodor Vassilyev'in eşi olarak bilinen bir köylü kadın. Evet ismi yazmıyor kitapta da. 5- Doğuran ilk erkek Thomas Beatie isimli dostumuz cinsiyet değiştirmesine rağmen kısır olan sevgilisiyle çocuk sahibi olmak için böyle bir hormon tedavisi görmüş ve 34 yaşındayken hamile kalan ilk erkek olarak tarihe geçmiş. 6- En yaşlı ikiz annesi 70 yaşındaki Omkari Panwar eşinin oğlan sevdası nedeniyle o yaşta çeşitli tedavilerden geçerek erkek çocuk sahibi olmuş, hem de ikiz. Adamdaki de ne oğlan tutkusuysa tüm çiftliği bu tedavi için satmış. Yanlış anlaşılmasın iki kızı ve 5 torunu zaten varmış! 7- 13 yılda 12 çocuk yapan kadın Carole Horlock, 42 yaşına geldiğinde 13 yılda tam 12 çocuk yapmış. 8- Dünyanın en küçük annesi Stacey Herald 71 cm boyuna ve doktorların uyarısına rağmen 3 kez anne olmuş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-unlu-10-matematikcisi/", "text": "Kimilerine göre dört işlemden ibaret, kimi içinse dünyayı her şekilde tanımlamaya yarayan en önemli kavram. Aşağıdaki isimlerden birçoğu sadece matematik ile uğraşmamış, fizikçiler de var aralarında felsefeyle uğraşan da. Ama hepsi matematik tarihine iz bırakmış. Dünya tarihine gelmiş geçmiş en önemli matematikçilerden 10 ismi sizlere Eslem Caner seçkisi ile buluşturuyoruz. 1- THALES (İ.Ö. 640-548) Milaslı Thales, Mısır matematik okulunun ilk öğrencisidir. Büyük bir matematik bilgini ve filozofudur. İsa'dan önce yaşayan yedi büyük bilginden en eskisi ve en ünlülerindendir. Bir daire içine üçgen çizilmesi problemini çözümlemiştir. Ters açıların eşitliğini o doğruladı. Üçgenlerin özellikleri ve Thales bağıntıları, Mısır'daki piramitlerin yüksekliğinin bulunmasında kullanılmıştır. Eski Yunan matematiğine pek bağlı değildi. Thales, Pisagor ve Öklit, Yunan matematiğine yeni bir öğretim yöntemini ve farklı kurallarını getirdiler. 2- PİSAGOR (İ.Ö. 596-500) Evrenin hakimi sayıdır. Sayılar evreni yönetiyor. Bu sözlerin sahibi +Samos'lu Pisagor'un, İsa'dan önce 596 yıllarında doğduğu tahmin ediliyor. Yunan filozofu ve matematikçisidir. Ülkesinde hüküm süren politik baskılardan kaçarak, İtalya'nın güneyindeki Kroton şehrine gelmiş ve ünlü okulunu burada açarak şöhrete kavuşmuştur. Pisagor'un matematik, fizik, astronomi, felsefe ve müzikte getirmek istediği yenilik, buluşlar ve ışıkları hazmedemeyen bir takım siyaset ve din yobazları halkı Pisagor'a karşı ayaklandırarak okulunu ateşe vermişler, Pisagor ve öğrencileri bu okulun içinde alevler arasında İ.Ö.500 yıllarında ölmüşlerdir. Pisagor'un ve öğrencilerinin çalışmalarının birçoğu bu alevler arasında yok olup gitmiştir. Geometride, aksiyomlar ve postülatlar her şeyden önce gelmelidir. Sonuçlar bu aksiyom ve postülatlardan yararlanılarak elde edilmelidir düşüncesini ilk bulan ve ilk uygulayan matematikçi Pisagor'dur. Matematiğe aksiyomatik düşünceyi ve ispat fikrini getiren yine Pisagor'dur. Çarpma cetvelinin bulunuşu ve geometriye uygulanması, yine Pisagor tarafından yapılmıştır. Pisagor'un adını 2.600 yıldır yaşatan, onu ünlü eden meşhur teoremi şudur: Bir dik üçgende, dik kenarlar üzerine kurulan karelerin alanlarının toplamı, hipotenüs üzerine kurulan karenin alanına eşittir. Pisagor teoremi, rasyonel sayılarla ölçülemeyen uzunluğun da var olduğunu gösterir. Pisagor'dan önce, geometride, şekiller arasındaki bağlılıklar gösterilmeksizin elde edilenler, görenek ve tecrübeye dayanan bir takım kurallardı. Daha önce gelen bir yetkili ne demişse o sürüp gidiyordu. Pisagor'un matematiğe ispat fikrini sokması bu yüzden çok önemlidir. Archimedes, astronom Fidiyas'ın oğludur, İ.Ö. 287 yılında Sicilya Adası'nda Siraküza şehrinde doğmuştur. Kral II.Hieron'un akrabasıdır. Bu nedenle, para sıkıntısı yaşamadan zamanını ilme verme fırsatı bulmuştur. Onun zekasını zamanında fark eden astronom babası, onu çok erken yaşlarda yönlendirmiştir. Archimedes'e dünyadan gelip geçmiş üç büyük matematikçiden biri gözüyle bakılır. Bunlar sırasıyla, Archimedes, Newton, Gauss'tur. Archimedes, uygulamalı ilimlere karşı büyük ilgi duyardı. Tıpkı Newton ve Hamilton gibi, hesaplarına daldığı zaman yemeklerini bile unutur yemezdi. Kendi halinde, kimseyle görüşmeyen bir kenara çekilmiş düşünen bir yapıdaydı Dairenin alanı, çemberin uzunluğu, kürenin yüzölçümü ve hacmini ilk kez o hesaplamıştır. Pi sayısının hesabı yine ona aittir. En karmaşık eğrilerle sınırlı alanları ve yüzeylerin hacimlerini bulunma yöntemini o getirmiştir. Daire, küre, parabol parçası, heliksin ardışık iki yarıçapı ve iki halkası arasında kalan alan, küresel parçalar, dikdörtgenlerin, üçgenlerin, parabollerin, hiperbollerin ve elipslerin asal ekseni etrafında döndürülmesinden oluşan yüzeyleri ve hacimleri bulmada, bulduğu bu yöntemi uygulamıştır. Newton ve Leibnitz'den 2.000 yıl kadar önce yaşayan Archimedes integral hesabını bulmuş ve problemlerinin birinde onların bulduğu diferansiyel hesaba başvurmuştur. Bu sonsuz küçükler hesabı dır. Archimedes'in hayatının en karışık zamanı son günlerine, Roma'lılarla Kartaca'lılar arasında İ.Ö. 264-146 yılları arasında yapılan Pön savaşları dönemine rastlar. Bir defasında Archimedes, yere çizdiği şekil üzerinde bir problemi çözmeye uğraşıyordu. Roma'lı bir asker şeklin üzerine yürüdü ve Archimedes'i kızdırdı. Aman daireme dokunma diyen Arşimet yeniden problemine daldı. Yine başka bir zaman, Archimedes Roma Şefi Marcellus'un yanına gitmek üzere kendisini izlemesini emreden askere, problemi bitirmeden kalkmayacağını söylemişti. Problemin çözümünün uzun sürmesine kızan asker, kılıcını çekti, yetmiş beş yaşındaki yaşlı ve silahsız geometriciyi İ.Ö. 212 yılında canice öldürdü. 4- ÖKLİD (İ.Ö. 300) Öklid gelmiş geçmiş matematikçiler içinde adı geometriyle en çok özdeşleştirilen kişidir. Geometri dünyasındaki yerini, kendi zamanına kadar bilinenleri Öğeler adını verdiği kitaplarda toplamasına borçludur. Öğeler, dilden dile çevrilmiş, yüzlerce kez kopya edilmiştir, matbaanın icadından sonra da binlerce kez gözden geçirilmiş ve yeniden basılmıştır. Öklid derlemesinin tutarlı bir bütün olmasını sağlamak için, beş aksiyom ortaya koyar. İki noktadan yalnız bir doğru geçer. Bir doğru parçası iki yöne de sınırsız bir şekilde uzatılabilir. Merkezi ve üzerinde bir noktası verilen bir çember çizilebilir. Bir doğruya dışında alınan bir noktadan bir ve yalnız bir paralel çizilebilir. Bütün dik açılar birbirine eşittir. Öğeler on üç kitaptan oluşmaktadır. Öklid geometrisi 19.yüzyıla kadar rakipsiz kalmıştır. 5- HAREZMİ (780-850) Tam adı Muhammed Bin Musa el-Harezmi olan bu büyük bilim adamı, Horasan'da doğmuştur. Bugünkü cebir ve trigonometrinin kurucusudur. Avrupa'nın en çok yararlandığı matematikçidir. Cebir üzerine çok sayıda eser verdi. Descartes'e kadar batı bilim dünyasında egemen olan Harezmi ve Harezmi cebiriydi. Bu nedenle Harezmi dünya çapında bir matematikçidir. En önemli eseri, Cebir ve Mukayese Hesabı dır. Deneyler, enlem ve boylam kitapları ve bir de gökyüzü atlası vardır. Hindistan matematiğini dünyaya tanıtan yine Harezmi'dir. 6-DESCARTES (1596-1650) Rene Descartes, Avrupa'nın savaşa sürüklendiği yıllarda, Fıransa'nın Tours kenti yakınında La Haye'de 31 Mart 1596'de doğdu. Asilzade, asker ve matematikçi olan Descartes, analitik geometrisi ile yeni bir çığır açmıştır. Descartes, asil bir aileden geliyordu. Babası varlıklıydı. Rene'nin doğumundan birkaç gün sonra annesi öldü. Babasının küçük filozofu Descartes'in yetenekleri daha okul sıralarında ortaya çıkmıştı. Körü körüne inanılması ve bağlanılması gerekenleri temelsiz görüyor ve ispatsız hiçbir şeyi kabul etmiyordu. Bu yüzden de papazlarla tartışmaya ispat yoluyla başladı. Her şeyden şüphe ediyordu. Arkadaşlarından ayrılıp, iki yıl boyunca gizli bir eve taşındı ve matematik araştırmaları yaptı. Fakat arkadaşları burayı da bulunca, huzura ve sükuna kavuşmak için savaşa gitmeye karar verdi. Fakat burada da istediği sükunu bulamadı. Almanya'ya gitti. Bayram, tören ve şölenlere merak sardı. Yeniden askerliğe döndü. Avrupa'daki skolastik düşüncenin egemenliğini sürdürdüğü ve karanlık çağın sona erdiği yıllarda, Descartes'i dinsizlikle de suçlamışlardır. Onun dini fikir ve düşünceleri rasyonelistti ve oldukça sadeydi. Sağlıksız ve cılız büyüdüğü için, yıllarca ölüm korkusu içinde yaşamıştır. Uzun yıllar Hollanda'da kaldı. Optik, fizik, anatomi, embriyoloji, tıp, astronomi, meteoroloji ve gökkuşağı üzerindeki incelemelerini sonuçlandırmıştı. Her olaya bir hammadde gözüyle bakıyor ve ondan yeni bir şeyler çıkarmayı düşünüyordu. Bu nedenle çok yenilikçiydi. Biraz sükuna kavuştuğunu sandığı elli yaşlarında, karşısına İsveç Kıraliçesi Christine çıktı. Bilmesi gereken her şeyi, hatta daha fazlasını öğrenmiş olan on dokuz yaşındaki Christine, Descartes'i kendisine özel öğretmen olarak tuttu. Christine'nin insafsız ve bitmek tükenmek bilmeyen çalışmaları onu yedi bitirdi. Kış, soğuk ve Christine'nin amansız çalışmaları sonunda hastalandı. Doktor kabul etmedi. 11 şubat 1650'de öldü. Descartes, yeni bir geometriyi kurmuş ve modern geometrinin doğmasına olanaklar vermiştir. 7-MOLLA LÜTFİ 15. yüzyılda, Fatih Sultan Mehmet ve II. Beyazıd dönemlerinde yaşamış meşhur matematikçilerdendir. Sinan Paşa'nın ve Ali Kuşçu'nun talebesi olmuş, Ali Kuşçu'dan öğrendiği matematik bilgilerini Sinan Paşa'ya aktarmıştır. Böylece Sinan Paşa, onun vasıtasıyla matematik öğrenmiştir. Sinan Paşa'nın tavsiyesiyle, Fatih, Molla Lütfi'yi, özel kütüphanesinin müdürlüğüne getirmiştir. Molla Lütfi, bu sayede pek çok değerli kitaptan değişik bilimleri öğrenme fırsatına sahip olmuştur. Sinan Paşa, Fatih tarafından Sivrihisar'a sürülünce, Molla Lütfi de hocası ile birlikte gitmiş, Sultan II. Beyazıd'ın tahta çıkmasının ardından hocasıyla birlikte İstanbul'a dönmüştür. Önce Bursa'daki Yıldırım Beyazıd Medresesi'nde, sonra Filibe'de ve Edirne'de medrese hocalığı yapmıştır. Molla Lütfi, kendisini çekemeyen bazı kimselerin, dinsizlik suçlamaları nedeniyle kovuşturmaya uğradı ve Sultan Beyazıd döneminde idam edildi. Ölümü üzerine pek çok kimse yas tutmuş, tarihler düşmüş ve şehit sayılmıştı. Molla Lütfi'nin, çoğu Arapça olan eserleri 17. yüzyıla kadar elden düşmemiştir. Taz'ifü'l-Mezbah adlı kitabı iki bölümden oluşur. Birinci bölümde kare ve küp tarifleri, çizgilerin ve yüzeylerin çarpımı ve iki kat yapılması gibi geometri konuları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise meşhur Delos problemi incelenmiştir. Molla Lütfi'nin, bu problemi, İzmirli Theon'un eserinden öğrendiği anlaşılmaktadır. İzmirli Theon, İskenderiye kütüphanesinin müdürü Eratosthenes'e atıfla, Delos adasında büyük bir veba salgını çıkınca, ahalinin, Apollon rahibine müracaat ederek bu salgının geçmesi için ne yapmak gerektiğini sorduklarında, rahibin tapınaktaki sunak taşını iki katına çıkarmalarını tavsiye ettiğini, böylece kolaylıkla çözülemeyecek bir matematik problemi ortaya çıkmış olduğunu yazar. Mimarlar bu işi başaramayınca, Platon'un yardımını isterler. Platon, rahibin sunak taşına ihtiyacı olduğundan değil, Yunanlılara matematiği ihmal ettiklerini ve küçümsediklerini söyleme maksadında olduğunu bildirdikten sonra, problemlerin orta orantı ile çözüleceğini ifade etmiştir. Molla Lütfi, işte bu hikayeye dayanarak eserini yazmıştır. Kitabında, küpün iki kat yapılmasının, yanına başka bir küp ilave etmek demek olmayıp, onu sekiz defa büyütmek demek olduğunu açıklar. Molla Lütfi Mevzuatü'l Ulüm adlı eserinde de yüz kadar bilimi tasnif etmiştir. 8-PASCAL (1623-1662) Pascal, 19 Haziran 1623 günü Fransa'da Clermont' ta doğdu. Babası kültürlü bir adamdı. Descartes ve Fermat gibi büyük matematikçilerle çağdaş olması bir yerde kendisi için bir şanssızlıktı. Bu nedenle, olasılıklar kuramının keşfini Fermat ile paylaştı. Kendisini harika çocuk diye ünlü yapan geometri fikrini, kendisinden daha az ünlü olan Desargues'dan esinlendi. Daha çok din ve felsefe konularına eğildiği için matematiğe az zaman ayırdı. Pascal, çok erken gelişen bir çocuktu. Fakat vücutça oldukça zayıftı. Bunların tersine kafası çok parlaktı. Çok küçük yaşta olmasına rağmen, gece gündüz matematik problemleriyle uğraşmaya başladı. Sağlığının bozulacağından endişelenen babası, bir ara matematik çalışmasına engel olduysa da onun bu davranışı Pascal'ı matematiğe daha çok yöneltti. Hiçbir yardım görmeden ve hiçbir geometri okumadan, çok küçük yaşta bir üçgenin iç açılarının toplamının 180 derece olduğunu kanıtlamıştır. Daha önce hiçbir kitabı okumadan, Euclides'in birçok önermesini ispatlamıştı. Pascal kendi kendine bir geometrici olmuştu. Pascal, on altı yaşından önce, 1639 yılında, geometrinin en güzel teoremini ispat etti. İngiliz matematikçisi ünlü Sylvester, Pascal'ın bu büyük teoremine Kedi Beşiği adını vermiştir. Pascal, on bir yaşına gelince sesler hakkında bir eser vermiştir. On altı yaşındayken, konikler üzerine bir eser yazarak, ünlü Descartes'i hayretlere düşürmüştür. On sekiz yaşına gelince, şimdi Paris sanayi müzesinde saklanan hesap makinesini bulmuştur. Fizikte, havanın ağırlığını, sıvıların denge halini ve basıncı hakkında Pascal kanunlarını bulmuştur. Pascal, on yedi yaşından ölümü olan otuz dokuz yaşına kadar ızdırapsız ve acısız gün görmedi. Yirmi üç yaşlarında, geçici bir felç geçirdi. Hazımsızlık, mide ağrıları, uykusuzluk, yarı uyuklamalar ve bu ağrıların verdiği gece kabusları onu yedi bitirdi. Böyle olmasına rağmen, yine de durmadan çalışıyordu. 1648 yılında Toriçelli'nin çalışmalarını inceleyerek, onun da önüne geçti. Yükseklikle basıncın değiştiğini saptadı. Pascal, kız kardeşinin de etkisi ile 1654 yılından sonra kendini dünya işlerinden ve matematikten çekti, hıristiyanlığın o koyu tutuculuğu içine gömülüp gitti. 1658 yılının bir gecesinde, uykusuzluk ve diş ağrılarından kıvranan Pascal, kerpetenin egemen olduğu bir zamanda, korkunç ağrılarını unutmak amacıyla, birçok ünlü matematikçinin uğraştığı zarif sikloid eğrisine daldı. Sikloid üzerine o kadar daldı ki, tüm ağrı ve acılarını unuttu. Tam sekiz gün sikloid geometrisi üzerine çalıştı. Yıl 1658... Kısa aralıklarla gelen uyuklamalar dışında, dinmek bilmeyen şiddetli baş ağrıları ona çok eziyet ediyordu. Tam dört yıl bu ağrılarla kıvrandı. 1662 yılının Haziran ayında otuz dokuz yaşındayken öldü. Yapılan otopside, ağrılarının nedeninin ciddi bir beyin hastalığından ileri geldiği saptandı. Pascal, Fermat ile birlikte olasılıklar kuramını kurmakla, yeni bir matematik dünyası kurmuştu. Pascal üçgeni, binom açılımındaki katsayıları bulmaya yarar. 9-NEWTON (1642-1727) Herkesin beni nasıl gördüğünü bilmem. Ben kendimi, deniz kenarında oynarken, önünde hiç keşfedilmemiş engin gerçek okyanusu yayılmış duran ve cilalı bir çakıl taşı ya da güzelce bir istridye kabuğu bulmakla zevk duyan bir çocuk gibi görüyorum. İşte, uzun yaşamının son yıllarında kendisi hakkında böyle hüküm veren İsaac Newton, 1642'de Woolsthrope kasabasının bir şatosunda yaşayan çiftçi bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. İngiliz ırkının en büyük zekalı adamı olarak nitelenen Newton'un babası, oğlunun doğumundan önce otuz yaşında öldü. Annesinin söylediğine göre, zamanından erken doğan küçük Newton, o kadar ufak tefekti ki bir litrelik kavanozun içine bile sığabilirdi. Newton'un çocukluğu da dinç, canlı ve kuvvetli değildi. Diğer arkadaşları gibi eğlenceli vakit geçirme yerine, eğlencelerini ve oyunlarını kendi yaratıyor ve bunlarda parlak zekası ortaya çıkıyordu. Geceleri köylüleri korkutmak için kandilli uçurtmaları, tümü ile kendisinin yaptığı ve oldukça güzel işleyen hareketli oyuncaklar, su çarkları, gerçekten buğday öğüten bir değirmen, küçük kız arkadaşları için iş kutuları ve oyuncaklar, resimler, güneş saatleri, tahtadan yapılmış ve gerçekten işleyen duvar saati gibi şeyler onun çok erken yaşlarda yaptığı buluşlardı. Newton, daha on sekiz yaşında, Cambridge'de öğrenci olduğu yıldan başlayarak, evrensel bir beğeniyle karşılandı. Üniversiteyi bitireli iki yıl olmadan, bilim dünyasınca alkışlanıyor ve hükümdarlardan saygı görüyordu. Ürkek yapılı, sinirli, çabuk kızan ve itirazla karşılanmaktan korkan bir yapıya sahipti. Eserlerini ancak kendisini seven dostlarının zoruyla bastırmıştır. Eleştiriden kaçardı. Optiks adlı eserinin eleştirilerine dayanamamış ve bu eseri yazdığına pişman olmuştur. Yerçekimi genel kanununu 1687 yılına kadar yayınlamadı. Tam yirmi yıl bu genel çekim kanunu kuramını geliştirdi. Grantham okuluna devam ettiği sıralarda ve Cambridge'e hazırlanırken köyün eczacısı Mr. Clarke'ın evinde kalıyordu. Orada eski bir kitap koleksiyonu buldu ve onları yutarcasına okudu. Hiç evlenmedi. Newton'un hareket kanunları: Bir cisme hiçbir kuvvet uygulanmazsa, bu cisim olduğu yerde hareketsiz kalır veya hareket halindeyse, bir doğru boyunca düzgün bir hareketle, yani ivmesi sıfır olan bir hızla hareket eder. Kütle m, sabit ivme a ve kuvvet f ise, f=ma şeklinde sabittir. Etki ve tepki eşittir ve ters yönde iki kuvvettir. Newton'a, bu buluşlarını nasıl bulduğu sorulduğunda, sürekli düşünmeyle, diye yanıt vermiştir. Newton'un en önemli buluşu, diferansiyel ve integral hesabı keşfetmesidir. Zaten Newton'u dünyada gelmiş geçmiş üç büyük matematikçiden biri yapan buluşu budur. Newton, 1661 yılının Haziran ayında Cambridge'deki Trinity College'e girdi. Newton'un matematik öğretmeni İsaac Barrow hem ilahiyatçı ve hem de matematikçiydi. Matematikte parlak fikirli olan Barrow, öğrencisinin kendisinden çok ileride olduğunu kabul ediyor ve 1669'da matematik kürsüsünü bırakıp sırası gelince yerini o eşsiz büyük deha Newton'a bırakıyordu. 1664 ile 1666 yılları arasında, yirmi bir yaşından yirmi üç yaşına kadar çok yoğun bir çalışmaya girmiş ve yaptığı çalışmaları uzun zaman gizli tutmuştur. Ocak 1664 yılında üniversiteyi bitirmiş ve lisans diplomasını almıştır. Bir kuyruklu yıldız ile Ayın etrafındaki, Ayla ilgili şeyleri incelerken hastalandı. Bulduğu sonuçları da gizli tutmuştu. Bu iki yıl içinde diferansiyel ve integral hesabı keşfetmiş, genel çekim kanununu bulmuş ve beyaz ışığın analizini deneysel olarak yapmıştı. Bunların tümü, yirmi beş yaşından önce bulunmuş şeylerdi. 20 Mayıs 1665 tarihli bir yazısıyla, bir eğrinin üzerindeki bir noktadaki teğeti ve eğriliğini verecek yöntemini daha yirmi üç yaşındayken yayınlıyordu. İşte bu, diferansiyelin bulunuşunu müjdeliyordu. Bu sıralarda ünlü sonsuz küçükler hesabına doğru yaklaşıyordu. Yine bu sıralarda, binom formülünü bulmuştu. 1667 yılında Cambridge'e dönüşünde Trinity Collegei'ne üye olarak atanan Newton artık rakipsizdi. 1668'de tek başına yansımalı teleskopu yapmış ve uyduları incelemekte kullanmıştır. Philosophy Naturalis Principia Mathematica adlı eserini yazmaya başladığında geceli gündüzlü çalıştı. Ünlü pertürbasyon kuramını ortaya atmıştır. Bu kuram daha sonra ilerletilerek elektronların yörüngelerine uygulanmış, on dokuzuncu yüzyılda bu kuramla Neptün ve yirminci yüzyılda da Plüton gezegeni keşfedilmiştir. Principia'ları yazmak için on sekiz ay uykusuz ve gıdasız kalan Newton, ellili yaşlarına yaklaşıyordu. Bu yorgunluktan sonra 1692 sonbaharında iyice hastalandı. Yiyeceklere karşı olan tiksinti ve sürekli uykusuzluk neredeyse onu çıldırtıyordu. Ağır hasta olduğu tüm Avrupa'ya yayıldı. Düşmanları bile, daha sonra iyileşmesine çok sevindiler. Newton, 1696'da elli dört yaşında darphanede para basımı düzenlemekle görevlendirildi. 1701 ile 1702 yıllarında, Cambridge Üniversitesi'ni parlementoda temsil etti. 1703 yılında Royal Society'nin başkanlığına seçildi. Ölünceye kadar da bu makamda kaldı. 1705 yılında Kraliçe Anne tarafından şövalyelik rütbesi ile onurlandırıldı. 1696 yılında Bernoulli ve Leibnitz, Avrupa'lı matematikçilere iki soru ile meydan okuyorlardı. Altı ay uğraşıldıktan sonra yeniden ortaya atılan problemleri, Newton ilk kez 29 Ocak 1696 günü akşamı darphaneden yorgun argın evine döndüğünde bir arkadaşından duydu. O gece her iki problemi de çözdü. Ertesi gün isim vermeden her iki çözümü de Royal Society'ye gönderdi. Çözümleri gören Bernoulli, hemen, İşte! Arslanı pençesinden tanıdım diye haykırdı. 1716 yılında yetmiş yaşındayken bile fikri yapısı oldukça dinçti. Bu sırada Leibnitz yine ortaya attığı bir problemle Avrupa matematikçilerine meydan okuyordu. Newton problemi darphaneden akşam eve dönüşünde saat beşte almıştı. Çok yorgun olmasına karşın, problemin çözümünü o akşam hemen buldu. Yaşadığı uzun yılları en mesut biçimde geçiren ve yaptıklarının sonuçlarını gören, takdir edilen, şan ve şöhretle alkışlanan tek matematikçi Newton'dur. Ömrünün son üç yılını çok ağrı ve acılar içinde yakalandığı böbrek taşı hastalığından çekti. Ölümüne yaklaşırken bir de öksürüğe yakalandı. Birkaç gün içinde ızdırap ve acıları duymayan bir rahatlığa erişti. 20 Mart 1727 sabahı bir ile iki arasında bu dev bilim ışığı söndü. 1730 yılında Manisa'nın Gelenbe kasabasında doğan Gelenbevi İsmail Efendi, Osmanlı İmparatorluğu matematikçilerindendir. İlk bilgilerini çevresindeki bilginlerden almış, daha sonra, öğrenimini tamamlamak üzere İstanbul'a gitmiştir. Burada, matematik bilgisini oldukça ilerletmiştir. Müderrislik sınavını kazanarak 33 yaşında müderris olmuştur. Bundan sonra kendisini tümüyle ilme verip çalışmalarına devam etmiştir. Gelenbevi, eski yöntemle problem çözen son Osmanlı matematikçisidir. Sadrazam Halil Hamit Paşa ve Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa'nın istekleri üzerine, Kasımpaşa'da açılan Bahriye Mühendislik Okulu'na altmış kuruşla matematik öğretmeni olarak atandı. Bu atama ona parasal yönden bir rahatlık getirdi. Hakkında şöyle bir öykü anlatılır: 'Bazı silahların hedefi vurmaması, padişah III. Selim'i kızdırmış ve bunun üzerine Gelenbevi'yi huzuruna çağırarak ona uyarıda bulunmuştur. Gelenbevi bunun üzerine hedefe olan uzaklıkları tahmin ederek silahlardaki gerekli düzeltmeleri yapmış ve topların hedefi vurmalarını sağlamıştır. Gelenbevi'nin bu başarısı padişahın dikkatini çekmiş ve ödüllendirilmiştir. Gelenbevi, Türkçe ve Arapça olmak üzere tam otuz beş eser bırakmıştır. Türkiye'ye logaritmayı ilk getiren Gelenbevi İsmail Efendi'dir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-uzak-adasi-teknoloji-var-suc-yok/", "text": "Tristan da Cunha, Atlantik Okyanusunun ortasında yer alıyor ve en yakın yerleşim yeri olan Ümit Burnu'na uzaklığı 2414 km. Çoğunluğu kayadan oluştuğu için fiziksel coğrafyası nedeniyle bir havalimanı yapımına uygun olmayan adaya yılın sadece 60 günü deniz üzerinden seferler düzenleniyor. Ada ilk defa 1506 yılında Portekizli bir kaşif tarafından keşfedilmiş. İngiliz, İtalyan ve Amerikalı yerleşimcilerden oluşan küçük bir grup 1800'lü yıllarda adada yaşamaya başladı. Günümüzde ada İngilizlerin kontrolünde yer alıyor. Toplam nüfusu 300'e yakın olan bu adada çoğu kişi tarım ve zanaatkarlıkla uğraşıyor. Adada sadece, 300 kişiyle beraber, 300 sığır ve 500 koyun yaşıyor. Ulaşım ise tam bir sorun. Burada havaalanı yok; bu yüzden ihtiyaçlarını karşılamak için, yılda sadece 8 kez Güney Amerika'dan gelecek olan gemiyi beklemek durumundalar. Adada yaşamanız için size bir iş imkanı sunuluyor. Yapacağınız iş; hayvanlara bakmak; bağcılık, seracılık gibi tarım işleri. Çünkü adada bugüne kadar sadece patates yetiştirilmiş; şimdiyse farklı sebze ve meyveler yetiştirmek istiyorlarmış. Ayrıca adada; iş dışında vakit geçirebileceğiniz yüzme havuzu, pub, cafe ve bir tane de dans salonu var. 2015 yılında Tristan da Cunha adasından yetkililer, adada yaşayan 23 çocuğa eğitim verecek maceracı öğretmenler aradıklarını açıklamıştı. Adada halihazırda televizyon ve internet istasyonu bulunuyor. Konum olarak dünyanın en uzak adası olsa da teknoloji sayesinde bir o kadar da yakın. Adada, birer adet okul, postane, müze, kafe ve restoran bulunuyor. Siz de tahmin edersiniz ki adada suç oranı sıfır. Haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-uzun-10-gokdeleni/", "text": "İnsanoğlunun gökyüzüne ulaşma aşkı Babil Kulesi'ne kadar giden uzun bir tarihi geçmişe sahip. Gökdelenlerin yükseldiği bir dünyada henüz aya ulaşan yok ama sürekli yükselmeye devam ediyorlar. Peki en uzun gökdelen hangisi? Dünyanın En Uzun Gökdelenleri 10- Willis Tower , Chicago, ABD, 442 metre 9- Zifeng Tower Nanjing, Çin, 450 metre 8- Petronas Towers Kuala Lumpur Malezya 452 metre 7- Uluslararası Ticaret Merkezi Hong Kong, 484 metre 6- Şangay Dünya Ticaret Merkezi, Çin, 492 metre 5- Taipei 101, Tayvan, 509 metre 4- Dünya Ticaret Merkezi, New York, 541 metre 3- Mekke Royal Saat Kulesi, Mekke Hotel, 601 metre 2- Shanghai Tower Çin, 632 metre 1- Burj Khalifa Dubai, 828 metre"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-zeki-insani-12-yasindaki-rajgauri-pawar/", "text": "İngiltere'nin Cheshire idari bölgesinde, yapılan IQ testleri sonucu dünyanın en zeki insanının Hint asıllı 12 yaşındaki Rajgauri Pawar olduğu açıklandı. İngiltere'nin Cheshire idari bölgesinde, yapılan IQ testleri sonucu dünyanın en zeki insanının Hint asıllı 12 yaşındaki Rajgauri Pawar isimli kız çocuğu olduğu bildirildi. Yapılan testlerde 162 puan alan Pawar, ünlü bilim insanları Stephen Hawking ve Albert Einstein'ı geride bıraktı. Pawar'ın Manchester Üniversitesi'nde bilim insanı olan babası Dr. Surajkumar Pawar sonuçlara ilişkin, Kızım böyle bir sonuç elde eden en genç insan oldu dedi. Rajgauri Pawar'a yüksek IQ'lu kişilerin yer aldığı İngiliz Mensa Topluluğu'na üyelik teklifi yapıldığı bildirildi. IQ testlerinde dahilik sınır puanı 140 olup, bu rekoru Albert Einstein ve Stephen Hawking 160 puan alarak kırmıştı. Şimdi yeni rekorun sahibi, testlerden 162 puan alan Rajgauri Pawar oldu. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-zengin-14-sporcusu/", "text": "Sen sabahtan akşama kadar dirsek çürüt o çok sevdiğin masabaşı işinde canım kardeşim. Elin oğlu elin kızı armudu sapıyla , üzümü salkımıyla götürüyor. Bu rakamları duyunca küçük dilinizi yutmamak için bir önlem almayı unutmayın. 14- Lionel Messi 150 milyon dolar 45 milyona yakın yıllık maaş ve 30 milyon civarında reklam geliri olan Messi'nin kendi adına hayır vakfı da var. 13- Cristiano Ronaldo 250 milyon dolar Ronaldo'nun yıllık geliri 40 milyon dolar civarında reklamlardan da 35 milyon civarı bir para kazanıyor. 12- Shaquille O'Neal 250 milyon dolar Kocaoğlan'ın gelirinin önemli bir kısmını basketbol oynadığı dönemden kalan paralar oluştursa da çeşitli videolardan da kazanmaya devam ediyor. 11- Kobe Bryant 260 milyon dolar Maaşına ek olarak kariyeri boyunca sponsorlardan da yıllık 30 milyon civarı para kazandı ve kazanmaya devam ediyor. 10- Lebron James 270 milyon dolar Yılda 19 milyon dolar civarı bir maaş alsa da 53 milyon da reklam ve sponsorluklardan alıyor. 9- Jack Nicklaus 280 milyon dolar Tarihin en çok kazanan golçülerinden. 8- Dale Earnhardt Jr. 300 milyon dolar Türkiye'de her ne kadar NASCAR hakkında çoğu kişinin bilgisi olmasa da en çok sevilen araba yarışlarından biri ve Dale bu yarışta epey bir servet yapmış gibi görünüyor. 7- Alex Rodriguez 300 milyon dolar Alex Rodriguez beyzbol tarihinde en pahalı transferler listesinde hem 1. hem de 2. sırada. 2008'de New York Yankees'e 275 milyon dolara, 2001'de ise Texas Rangers'a 252 milyon dolara transfer olmuş. 6- Magic Johnson 500 milyon dolar Aralarındaki en garip zenginlik hikayesi Magic Johnson efsanesinin. Kariyeri boyunca sadece 18 milyon kazanmış ama sonrasında ticarete atılıp epey bir para kaldırmış. 5- Floyd Mayweather 500 milyon dolar Sponsorlara pek yaklaşmadan müsabakalardan para kazanan biri Floyd Mayweather ve çok yakında serveti daha da büyüyecek. 4- Tiger Woods 500 milyon dolar Parasının bir kısmını aldattığı eşine kaptırsa da yine de en zengin sporculardan birisi. 3- Michael Jordan 650 milyon dolar Basketbol oynadığı zamanda da sonrasında da dünyanın en popüler isimlerinden biri oldu. Kazandığı paraları ticarete yatırarak daha da zenginleşti. Özellikle sponsorları Nike ve Gatorade de ona epey para kazandırdı. 2- Arnold Palmer 675 milyon dolar Rolex gibi ünlü markalarında sponsor olduğu golçü dünyanın en zenginleri arasında. Hala da federasyon işleri gibi aksiyonlarıyla golf sporu içinde aktif. 1- Vince McMahon 850 milyon dolar Siz hala Amerikan güreşinde gerçekten vuruyorlar mı diye düşünün Vince, güreşçilik de yaptığı WWF'den en çok parayı sunuculukla kazanmış hala da kazanmaya devam ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-en-zengin-ailelerinin-cocuklarinin-gittigi-okulun-sasirtici-ozelligi/", "text": "ÖZEL OKUL !.... Resimde görmüş olduğunuz bu bir okul fakat öyle sıradan bir okul değil. Bu okul Dünyanın ultra zengin adamlarının ve E-Bay, Google, Apple, Yahoo ve H-Packard gibi teknoloji devlerinin çocuklarını okuttuğu Waldorf School of the Peninsula okulu. Okulu ilginç kılan ve zenginlerin rağbet etmesine sebep olan tek bir özelliği var o da, eski usul eğitim yani bu okulda bilgisayar, laptop, yada tablet gibi hiçbir teknolojik alet bulunmuyor, akıllı tahtalar yerine eski kara tahtalar, tebeşirler,kağıt kalem gibi tamamen çocuğun tüm becerilerini ortaya koyacak eski malzemeler kullanılıyor. Ayrıca örgü ve dikiş iğneleri ve bazen de çamurla aktivitelerin yapıldığı ve tamamen çocuğun el becerilerini geliştiren bir çok ders var. Bunun dışında bolca oyun odaklı öğrenme ve hikaye anlatma var. Kısacası bu okuldaki bir çocuk yemek yapmaktan tutun, dikiş dikmek, bahçede çalışmak, heykel yapamaya kadar bir çok konuda eğitiliyor.. Bu eski usul eğitim çocuğun el becerisinden zeka gelişimine kadar her şekilde katkı sağlıyor... Dünyanın en akıllı telefonlarını bilgisayarlarını üreten adamların, kendi çocuklarını teknolojiden uzak tutmalarının sebebini sanırım kolayca anlayabiliriz.. Teknolojik her cihaz başta çocukları da zeka tembelliğine yol açıyor. teknolojiyle haşir neşir olan çocukların radyasyona maruz kalmalarının yanısıra, obeziteye yatkın olmaları ve daha saldırgan bir ruh hali içinde olmaları bir çok defa çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarda dile getirilmişti... Buna rağmen bir çok aile, çocuklarına daha iyi bir eğitim sağlamak için akıllı tahtalardan tutun her türlü teknolojik aletlerin olduğu okulları tercih etmeleri akıl işi değil. üstelik çoğu aile bununla övünüyor.. Ailelerin bilinçsizliği çocuklarının geleceğini risk altına sokuyor maalesef.. Unutmayın ; çocuklarınızın klavyeyi iyi kullanması ya da mouse iyi hareket ettirmesi, onun zihnini harekete geçirecek, el becerilerini ortaya koyacak her türlü etkinlikten alıkoyarak, gün geçtikçe beden ve beyin tembeli olan biri haline getirir sadece..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-ilginc-dilleri/", "text": "İngilizce kolay dil diyenler mi, Türkçe dünyanın en zor dili diyenler mi daha fazla bilemiyoruz ama bazı dilleri öğrenmek kesinlikle zor. Bu dünyanın en ilginç dilleri ise öğrenme açısından değil de onları konuşan insanların garipliğinden dolayı tarihe adlarını yazdırmışlar. 1- Ayapaneco Dili konuşan dünya üzerinde iki insan var. Meksika'da konuşulan bu dil ne işgaller görmüş, ne savaşlar atlatmış konuşulmaya devam etmiş ama şu an bu dili sadece Manuel Segovia ve Isidro Velazquez konuşuyor. Konuşuyor derken evleri arası 500 metre olmasına rağmen bu ikisi birbiriyle küs ve dil ölüyor. 2- !Xoo Afrika'da konuşulan bu dilde 122 sessiz harf var. 3- Archi Türkçe zor dil diyenler merhaba Archi dilinde 1.5 milyon kelime bitirme eki var. 72 tane sessiz harf var maşallah. 4- Anal Dilin adı biraz talihsiz olmuş 🙂 23.000 insan tarafından kullanılan bu dil, Hindistan ve Myanmar'da yaygın. 5- Silbo Gomero Islık dili olarak da bilinen bu dil Kanarya Adası sakinleri tarafından kullanılan ve uzaktan anlaşmaya dayalı bir yapıya sahip. 6- Lincos Bilimadamları tarafından uydurulan bu dil uzaylılarla ilişki kurmak için oluşturulmuş. Temelleri Dr. Hans Freudenthal tarafından 1960'da atılan dili uzaylılar anlıyor mu bilen yok tabii 🙂 7- Na'vi Avatar filmi için bilimadamları tarafından oluşturulan yapay dil. Dilin yapayı demek de garip oldu ama James Cameroon dil bilimci Dr. Paul Frommer'a filme dil üretsin diye dünya dolusu para vermiş. Ha film tutmuş o ayrı mesele. 8- Rachasap Tayland'da kral ve ailesi kutsal sayıldığından dolayı onlarla konuşmak için başka bir dil kullanmanız gerekiyor. Öyle mahalleden çıktığınız gibi kral selamlayamıyorsunuz. 9- Kuş Dili Hayır hayır Se-Ge-Ni-Gi Se-Ge-Vi-Gi-Yo-Go-Ru-Gu-M gibi değil. Kanarya Adaları'nda olduğu gibi Türkiye'de de özellikle Karadeniz Bölgesi'nde kuş dili konuşuluyor. Üstelik festivalleri bile var."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-konustugu-isim-meger-ikinci-kez-anne-olmus/", "text": "Paris Hilton için her şeyin değişmesi ve hayatına yeni bir sayfa açması ünlü iş insanı Carter Reum'a gönlünü kaptırmasıyla oldu. 2021'de muhteşem bir düğünle evlenen çift bu yılın ocak ayında da ilk oğulları Phoenix'i kucaklarına almıştı. Deyim yerindeyse attığı her adım olay olan Paris Hilton'un annelik macerası ve oğlu Phoenix'in doğumu da olay yaratmıştı. Annesi Kathy Hilton geçen yılın son günlerinde Kızım anne olmayı çok istiyor ama çocuk yapmayı beceremiyor şeklinde tuhaf ve tatsız bir açıklama yaptıktan çok kısa bir süre sonra Paris bombayı patlatmıştı. Herkesten sır gibi sakladıkları oğullarının doğumunu sosyal medyadan veren Paris Hilton, bebeği olduğunu annesi dahil herkesten saklamıştı. Paris Hilton ve Carter Reum'un 11 aylık oğlu Phoenix taşıyıcı anne yoluyla dünyaya geldi. Paris Hilton hamile kalmasına engel bir durumu olmadığını ancak geçmişte çocuk aldırdığını ve doğum yapmaktan korktuğunu itiraf etmişti. Paris Hilton, anne olduğunu ve oğlu Phoenix'in doğduğunu en yakınlarından bile gizlemiş, taşıyıcı anne yoluyla doğan oğlunu herkese yaptığı Instagram paylaşımlarıyla duyurmuştu... Sosyetik güzel bir kez daha aynı şeyi yapıp bir de kızı olduğunu şoke eden bir paylaşımla haber verdi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-ne-kadar-ilginc-bir-yer-oldugunu-bize-bir-kez-daha-hatirlatan-22-buyuleyici-fotograf/", "text": "Güzel ve şaşırtıcı dünyamızın eşsiz güzelliklerini yansıtmaya çalıştığımız fotoğraf serisine bir başka içerikle devam ediyoruz. Doğru perspektiften bakmanın ne denli önemli olduğunu ortaya seren, büyüleyici fotoğraflar sizlerle... 1# Endonezya'da ağaç köklerinden yapılmış bir köprü 2# Dağların üstünde yansıyan ay ışığı 3# Rusya'nın Iturup Adası'ndaki beyaz kayalıklar 4# Fransa'da şapelle bütünleşmiş 1000 yıllık meşe ağacı 5# İlginç şekilde buz tutan nehir 6# Çin'de 1430 metre yükseklikte bulunan cam geçit 7# Çizgilerin dansı 8# Everest Dağı'nın uçaktan görünüşü 9# Fabrika bacaları 10# Kırım'da muhteşem bir koy 11# Dünyadaki en temiz suyu sahip olan Yunanistan'daki Melissani Gölü 12# Ölüm Vadisi'nden geçen yol 13# 1500 plastik şişe kullanılarak yapılan çatı, ABD 14# Rio de Janeiro kumsallarında bulunan plastik şişe heykeli 15# Renklerin büyüleyici dünyasının gözler önüne seren enfes bir resim 16# Su altı müzesinde bulunan 'atalet' heykeli 17# Dubai'deki bir su altı otelinin odası 18# Beslemek için ilginç bir köpek türü olan Tibet Masifi 19# Optik bir yanılsama 20# Çin'in 2130 metre yüksekliğindeki Ölüm Yolu 21# Bolivya'daki Salar de Uyuni'nin muhteşem yansıması 22# Londra'daki iki bina arasındaki tasarım harikası havuz Görseller: brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-ne-kadarini-gezdiniz/", "text": "Dünyanın yüzde kaçını gördüğünüzü biliyor musunuz? Kaç farklı şehre gittiğinizi? Ya da kaç başkentte bulunduğunuzu? Peki ya, evden en fazla kaç kilometre uzaklaştığınızı? Kişisel seyahat haritanızı çıkarabileceğiniz ve kendi şehir rehberinizi oluşturabileceğiniz bu uygulamanın adı; LifePinner. 1 Gez, gör, öğren, kaydet! İnsanlar değişiyor. Artık lüks şeylere para harcayarak, tüm gelirlerini 'şeyleri' biriktirerek ya da sahip olduklarıyla övünerek mutlu olmuyorlar. Bu döngüden çıkıp yeni dünyalar keşfetmek istiyorlar; kişinin kendi rotasını belirlemesi insan hayatının amacı haline geliyor. 2 Anlatacak bir hikayen var! Dünya gezdikçe genişliyor, yeni kültürler tanıdıkça insanın bakış açısını değiştiriyor. Hayatını değiştirme cesaretine sahip olanlar, her şeyi bırakıp dünyayı gezmeye karar verenler günümüzün yeni idolleri haline geliyor. 3 Nedir bu LifePinner? Peki tüm bunların LifePinner ile ilgisi ne? diyecek olursanız, hemen açıklayalım. LifePinner, yeni nesil bir mobil seyahat uygulaması olarak, hem haritanızda gittiğiniz şehirleri pin'leme fırsatı veriyor, hem de kişisel seyahat infografiğinizi oluşturmanızı sağlıyor. Seyahat etmeyi sevenler ve gezginler için bağımlılık yaratmaya başlayan uygulamada, aynı zamanda Bucket List'inizi ve kişisel şehir rehberlerinizi de oluşturabiliyorsunuz. Bucket List'inize ve rate'lerinize göre, yakında birtakım sürprizlerle de karşılaşacaksınız gibi duruyor, bizden söylemesi. Merkezi Amsterdam/Hollanda olan bu uygulamanın, Instagram hesabı da yoğun ilgi görüyor. Sizi, daha çok seyahat etmeye teşvik eden ve şimdilik sadece App Store'da yer alan LifePinner'ın, 2017 başında Android kullanıcıları için de kullanıma hazır olması bekleniyor. *Sponsorlu İçerik: Bu bir ilandır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyanin-yarisi-internet-kullaniyor/", "text": "We Are Social ve Hootsuite'in geleneksel olarak hazırladığı küresel dijital raporu Dijital 2017 açıklandı. Meğer telefonunu elinden düşüremeyen sadece bizler değilmişiz. İşte 2017'de rakamlarla sosyal medya kullanıcılarının ve mobil kullanımının durumu: Dünya'nın Sadece Yarısı İnternet Kullanıyor Kulağa biraz azmış gibi geliyor öyle değil mi? Fakat tüm dünya nüfusunun yaklaşık olarak 7.4 milyar olduğunu düşünürsek 3.7 milyar kullanıcı sayısı hiç de düşük değil. Ayırıca rapora göre dünyada 4.9 milyar cep telefonu kullanıcısı var ve aktif olarak sosyal medya kullananların sayısı ise 2.7 milyar. Sosyal Medya Kullanımı Giderek Artıyor Önlenemez bir şekilde artıyor desek yanlış olmaz sanırım. Çünkü son bir yılda sosyal medya kullanıcılarının sayısı 482 milyon kişi artmış. Üstelik sosyal medyayı cep telefonlarından takip edenlerinde sayısında %30'luk bir artış gözlemlenmiş. Şaşırtıcı olanı mobil üzerinden sosyal medyaya erişimde 2.593.342 yeni kullanıcı sayısıyla Küba'nın ciddi bir fark yaratması. 2016 yılında Google'la yaptıkları anlaşma sayesinde Google ürünlerine 10 kat daha hızlı erişim sağlanmasına çalışan Küba, ada halkını gerçekten de internetle buluşturmayı başarmış görünüyor. Akıllı Telefon Çağı Tüm dünyada internete bağlanabilen cihaz sayısı yaklaşık olarak 8 milyarken, bu cihazların 4.4 milyarını akıllı telefonlar oluşturuyor. Mobilden internete bağlanma o kadar yaygınlaşmış durumdaki yapılan her iki internet bağlantısından biri cep telefonundan gerçekleşiyor. Yani internet denilince aklımıza cep telefonu gelmesi oldukça doğal. Nüfusuna göre oranlandığında internete mobille en çok bağlanan ülke Amerika Birleşik Devletleri. Oran %200! Türkiye bu kriterde oldukça geride, oran %89. Rapor gösteriyor ki sosyal medya ve mobil kullanım dalgası giderek güçlenerek devam ediyor. Eğer hayatımızda ciddi bir değişiklik olmazsa bu yıl da telefonlarımızı elimizden düşürmeyeceğiz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyayi-daha-yasanabilir-bir-yer-yapmak-isteyenlere-ilham-verecek-8-gercek-hikaye/", "text": "PEKİ NE YAPMAK LAZIM? Öyle kötü günlerdeyiz ki; ne yapacağımızı bilemez halde durup tavana bakabiliyorsak, kendimizi şanslı hissediyoruz. Bu durumdan toplumsal bir hareket çıkar mı, yoksa bu ne yapacağımızı bilemez hal ve artan atalet duygusu kanımıza işler bilemiyoruz; ama çıkış gerçekleşirse, bireysel olarak gerçekleşebilirmiş gibi duruyor. Dünya değişecekse, kimseden bir şey beklemeyip tek başlarına küçük işler ve iyilikler yapan insanlar sayesinde değişecek; çünkü bunlar birleşip kocaman bir etki yaratıyor ve geri kalan herkese farkında olmadan güç verip umut aşılıyor. Dünyanın birçok umutsuz yerinde, insanlar gerçekten çok tatlı şeyler yapıyorlar. Bir plazanın 37. katındaki sıkıcı toplantı odasındaymışız gibi, Out of the box düşünelim arkadaşlar demeyeceğim, ama bir durup silkinirsek, her birimizin ayrı ayrı bir yol bulabileceğine inanıyorum. Tam da bu yüzden, hepimize ilham olsun diye, sıradan insanların dünyayı değiştirdiği örnekleri araştırdım. Pedro Reyes, Palas por Pistolas adını verdiği projenin sahibi. Meksika'daki uyuşturucu kartellerinin etki alanında olan ve bu nedenle silaha bağlı ölümler konusunda dünyadaki sayılı şehirlerden biri olan Culiacan'da yaşıyor. Burada ölen insanların aileleriyle de görüştükten sonra, şehir sakinlerine bir çağrıda bulunmuş ve getirilen her silah için bir hediye çeki vereceğini söylemiş. Verdiği hediye çeki de beyaz eşya ya da elektronik alımında kullanılabiliyor. Toplam 1527 adet ateşli silah gelmiş! Sonra tüm bu silahları eritmiş ve tekrar şekillendirerek küreklere dönüştürmüş. Bu kürekler de okullara ve sanat kurumlarına dağıtılmış ve ağaç dikiminde kullanılmış. Bir ölüm öznesi nasıl bir yaşam öznesi haline gelir, bunu göstermek istedim; diyen Pedro Reyes'e saygılarımızı ve hayranlıklarımızı ileterek devam ediyoruz. 2- HER NEFRET DOLU MESAJA KARŞILIK UNICEF'E 1 DOLAR BAĞIŞ Susan Carland; Avustralyalı bir öğretim görevlisi, bir Müslüman ve aynı zamanda da Mısır asıllı bir Avustralyalı olan sohbet programı sunucusu Waleed Aly'nin eşi. Facebook ve Twitter'dan dini inancıyla ilgili oldukça fazla nefret söylemi ve hakaret mesajı aldığını söylüyor. Carland, bununla baş etmek için kendisine yaratıcı bir yol bulmuş. Troll'leri dahi ters köşeye yatıran bu fikirle, sadece kendi içini rahatlatmakla kalmıyor, gerçek bir fayda da sağlıyor. Her nefret söylemi için Unicef'e 1 Avustralya doları bağışlayan Carland, Ekim ayında neredeyse 1000 dolar bağış yapmış. Yaklaşık olarak 2000 TL'lik nefret ediyor. Bu parası olanlar için kullanılabilir bir method olsa da, ilham ilhamdır diyerek eklemekte bir sakınca görmedik. I donate $1 to @UNICEF for each hate-filled tweet I get from trolls. Nearly at $1000 in donations. The needy children thank you, haters! ? Susan Carland October 21, 2015 3- MİLYONLUK ARABASINI ÖBÜR DÜNYADA DA KULLANMAK İÇİN GÖMEN ADAM Brezilyalı zengin iş adamı Thane Chiquinho Scarpa, sosyal medya üzerinden milyonluk arabasını gömeceğini açıklıyor ve tabii ki, bir sürü eleştiriyle karşılaşıyor. Scarpa yine de vazgeçmiyor ve Mısır firavunlarına özendiğini söyleyerek bahçesinde bir mezar kazıp onu da paylaşıyor. İlgiler ve tepkiler çığ gibi artarken, arabasını gömmek için bir tarih belirliyor ve tüm medyayı malikanesine çağırıyor. Kalabalık bir gazeteci grubunun önünde başlayan törende, Scarpa herkese ders olacak bir açılış konuşması yapıyor: Milyon dolarlık arabamı gömeceğimi söylediğim için beni kınadınız. Halbuki birçok insan benim bu arabamdan çok değerli bir şeyi sürekli toprağa gömüyor. Kalpler, karaciğerler, akciğerler, gözler ve böbrekler toprağa gömülüyor. Bu aptalca. Dışarıda organ nakli bekleyen o kadar çok insan varken, bu sağlıklı organları gömüyoruz. Bu dünyadaki en büyük israf. Arabam bununla karşılaştırıldığında hiçbir şey. Bir organdan daha değerli hiçbir şey yok, çünkü insan hayatından daha değerli bir şey yok. Burada organlarımı bağışladığımı şu an resmen açıklıyorum. İşe yarıyor. Bir ay içinde organ nakli miktarları tam %31,5 oranında artıyor! Scarpa'nın yaptığı şey, aslında hep söylenen şeyi kimsenin aklına gelmeyen bir yolla söylemek. İstediğiniz mesajları vermek için, yasal olan yepyeni yollar bulabilirsiniz belki de, kim bilir? 4- GÜZELSİN, GÜZELİM, GÜZEL En son ne zaman hiç tanımadığınız birinden iltifat aldınız ya da hiç tanımadığınız birine iltifat ettiniz? Tamam, bugünlerde en son derdimiz güzellik; ama yine de kim birbirine durduk yerde iyi bir şey söylüyor ki? Buradan yola çıkan 18 yaşındaki Amerikalı lise öğrencisi Shea Glover, sosyal deneylerin en güzellerinden birine imza atmış. Kamerasıyla insanların önüne geçip güzel olduklarını söyledikten sonra Güzel bulduğum kişilerin fotoğraflarını çekiyorum diyerek devam etmiş ve ortaya inanılmaz kareler çıkmış. Birinden güzel olduğumuzu duymak belki şart değil, ama birine güzel olduğunu söylemek kesinlikle hayata mutluluk katıyor. Hiçbir şey yapmadan, sadece bol bol iltifat ederek bile iyilik saçabilirsiniz. 5- HAPİSHANEDE SANAT On altısı İsviçre'den ve biri Polonya'dan 17 sokak sanatçısı, İsviçre'nin Lenzburg Hapishane'sinin 4661 metrekarelik duvarına graffiti yapmak için birleşiyorlar. Muhtemelen dünyanın en çok bakılan duvar resimlerinden olacak bu proje. Kim bilir kaç kişiye umut olacak, o resimlere bakılırken hayallere dalınacak, kendi hayatlarından anılar insanların gözleri önünde canlanacak? Bildiğiniz gibi, şu anda ülkemizde 280 yeni karakol inşa edilecek. Sanata bol bol ihtiyacımız olacak gibi duruyor. Projeye katılan sanatçılar: Malik, Claude Luethi Note, Ata Bozacı Toast, Harun Doğan Shark, Robert Proch, Ti, Lain, David Monllor, Chromeo, Mizzo, Nevercrew , Sarah Parsons, Daniel Zeltner, Onur ve Benjamin Solt. Projenin yapımından fotoğrafları ve sanatçıların kişisel deneyimlerini içeren bir kitap da bulunuyor. 6- TARIM GERİLLALARI SOKAKLARDA İşte bu en sevdiklerimden biri ve sanırım en naifi. San Francisco sokaklarında 2011 yılından beri illegal eylem yapan bir grup var; adları Guerilla Grafters . Yaptıkları illegal eylemse, şehirdeki ağaçlara, meyve veren ağaçlardan aldıkları dalları aşılamak. Eylem gerilla ve illegal; çünkü birçok şehir planlamacı şehir içindeki ağaçların meyve vermediğinden emin olmak istiyor. Nedeniyse, toplanmadan yere dökülen meyvelerin haşarat çekme ihtimali. Aşılayıcı Gerillalar tabii ki böyle düşünmüyor. Onlar herkes için meyve diyor ve amaçları; şehirli insana taze, sağlıklı ve parasız meyve sunabilmek. Sokakta yaşayan, evsiz insanlar ve mülteciler için de hayat kurtarıcı olabilecek bu aşılama yöntemi, aslında oldukça basit. Bugüne kadar ağacı bu şekilde meyve verir hale getiren bu gerilla grubuna şapka çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum. 7- RUKİYE TEYZE KALP Yaşadığı şehirde sokak sokak dolaşıp, fırınlardan, lokantalardan, yemek fabrikalarından artık yemek ve bayat ekmekleri toplayarak köpekleri besleyen birini hayal edin. Yemek artıklarını alabilmek için gerektiğinde bulaşık yıkayan, şehrin belli başlı yerlerine kutularla, sandıklarla derme çatma hayvan barınakları yapan ve Bu dünyayı hayvanlarla beraber paylaşıyoruz. Bizim ne kadar yaşama hakkımız varsa onların da o kadar hakkı var diyen birini. Bir de bu kişinin bizim ülkemizde olduğunu düşünün. Zorlandınız mı? O zaman gelin Rukiye Teyze'yle tanışın. Hayvanlar aç kaldığında kendim aç kalmış gibi hissediyorum. Ayaklarımdan rahatsızım; ama yine de hayvanları aç ve susuz bırakmamak için çaba sarf ediyorum diyen Rukiye Bağcı, gönüllerin şahı. 8- KÜTÜPHANEDEN İNSAN ÖDÜNÇ ALMAYA NE DERSİNİZ? Kütüphanenin mantığını biliyorsunuz tabii ki. Şimdi başka bir kütüphane düşüneceğiz; bu kütüphanede kitap değil, insan ödünç alıyorsunuz. Kimisi mülteci, kimisi transeksüel, kimisi obez, kimisi de seks işçisi olan bu insanların; kitaplara sığmayacak kadar çok anısı var. Kopenhag'ta ilk kez 2000 yılında denenmiş ve çok başarılı olmuş. Şu anda dünya çapında 70 ülkede yer alıyor. Amaç, günlük hayatında en çok önyargı ve negatif tutumla baş etmek zorunda kalan insanlarla normal insanları bir araya getirmek. Mesela homofobik misiniz? Tamamen gönüllü olarak orda bulunan bir üyeyi alıyorsunuz karşınıza, merak ettiğiniz her şeyi soruyorsunuz. Önyargıları yıkmak için harika bir system değil mi? Bizde yapılsa nasıl olur, şu an için bilemedim, güvenliği garanti etmekte sıkıntı yaşarız sanırım; yine de başka hayallere yelken açabilir bu fikir. Söylemeye çalıştığım şey basit aslında. En büyüğünden, en maliyetlisinden ve en zorundan başlamaya gerek yok; basit olanla başlayalım, hep beraber. İyilik yapmanın tahmin bile edemeyeceğimiz müthiş bir gücü var. Yapılan iyilik söylenmez. diye bir laf bile var bizde, biliyorum; ama belki de söylememiz gereken günlerdeyizdir. Birbirimize umut olalım, fikir verelim ve şu atalet duygusunu atabilelim diye."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyayi-degistiren-10-deney/", "text": "Bilimfili tarafından yazılan bu yazıda genel kültür açısından kesinlikle bilmeniz gereken deneylerin hayatımız üzerindeki şaşırtıcı etkilerini okuyabilirsiniz: Bazı deneyler uygarlık tarihinin en hayati sonuçlarını içeriyordu ve bugün sahip olduğumuz yaşam standartlarının şekillenmesine yol açtı. Tarih boyunca sayısız bilimci, insanlığın kaderini etkileyen birçok araştırma ve deneye imza attı. Bütün bu bilimsel faaliyet insanın dünya üzerindeki hayat kalitesini artırdı. Fakat bazı deneyler var ki uygarlık tarihinin belki de en hayati sonuçlarını içeriyordu ve bugün sahip olduğumuz yaşam standartlarının şekillenmesine yol açtı. İşte dünyayı değiştiren 10 deney ve onların kahramanları. 1 EDWAR JENNER | İLK AŞI 14 MAYIS 1796 Çiçek hatalığı 20. yüzyılın ikinci yarısında şaşırtıcı bir şekilde ortadan kaldırılana kadar insan sağlığı için ciddi bir tehlikeydi. Variola virüsünün neden olduğu bu hastalık, 18. yüzyılda, İsveç ve Fransa'da doğan her 10 çocuktan birinin ölümüne neden oluyordu. Hastalığı atlatmak, bilinen tek tedaviydi. Bu da bir çok insanı, hastalığı hafif biçimde atlatma umuduyla kendilerini çiçek yaralarının sıvısı ve cerahatiyle aşılamaya yöneliyordu. Ama bu da fazla sayıda can kaybına neden olmuştu. İngiliz doktor Edwar Jenner, çiçek hastalığını incelemek ve tutarlı bir tedavi geliştirmek üzere kolları sıvadı. Deneylerinin temelini, yaşadığı kasabadaki mandıra işçilerinin, sığırlardan bulaşan ve çiçekten daha hafif seyreden bir tür çiçek hastalığına yakalandıkları gözlemi oluşturuyordu. Bu hastalığa yakalananların çiçek enfeksiyonuna karşı bağışıklık geliştirdiğine ilişkin öngörüsü, Jenner'in 1796'da sığırlardan geçen çiçek mikrobunu kasten bulaştırarak çiçeğe karşı ilk aşıyı bulmasını sağladı. Philips adlı bir gencin koluna yaptığı kesiklere, mandıra işçisi Sarah Nelmes'in yaralarından aldığı sıvı ve cerahati sürdü. Philips sonuçta hastalığa yakalandıysa da iyileşti. 48 gün sonra yeniden çiçek mikrobu uyguladığı gencin hastalığa karşı bağışıklık geliştirmiş olduğunu gördü. 2 CHARLES DARWIN | DARWIN'İN ÇİÇEKLERİ 01 OCAK 1877 Darwin yerel orkide türleri üzerinde çalışmış ve karmaşık yapılı orkidelerin, çevredeki çiçeklere polen taşıyacak böcekleri çekmeye uygun biçimsel uyarlamalar sergilediğini fark etmişti. Her bir böcek, yalnızca tek bir tip orkideyi tozlamak üzere özelleşmiş mükemmel bir tasarım ve şekle sahipti; tıpkı, yalnızca belli bir oyuğa girebilecek gagalara sahip Galapagos ispinoz kuşları gibi. Darwin, nektarını 30 santim uzunluğundaki tüpün dibinde biriktiren tükürük otu orkidesini gördüğünde, buna uygun bir hayvanın yaşıyor olması gerektiğini öngörmüştü. Gerçekten de, 1903'te, bu orkidedeki nektar tüpünün dibine ulaşabilecek uzunlukta hortuma sahip atmaca kelebeği keşfedildi. Darwin, orkidelerle ve onları tozlayan böceklerle ilgili topladığı verileri doğal seçilim kuramını desteklemede kullanmıştı. Çapraz tozlanmayla üreyen orkidelerin kendi kendini tozlayan orkidelere kıyasla, çevreye daha uyumlu ve hayatta kalma şanslarının da daha fazla olduğunu iddia etmişti. Ona göre, soy ve tür içi döllenme genetik çeşitliliği azaltıp türlerin hayatta kalma şansını azaltıyordu. Türlerin Kökeni adlı eserinde doğal seçilimi ilk kez açıkladıktan üç yıl sonra, evrimin modern çerçevesini birkaç çiçek deneyiyle desteklemiş oldu. 3 A. A. MICHELSON | IŞIĞIN HIZI 20 NİSAN 1878 19. yüzyıla gelindiğinde ışık bir sır olma özelliğini hala koruyor ve büyüleyici deneylere esin kaynağı oluyordu. Bunlardan en önemlisi Thomas Young'ın çift yarık deneyi olarak bilinen ve ışığın bir parçacık değil, bir dalga gibi hareket ettiğini gösteren çalışmasıydı. Ama ışığın hangi hızla hareket ettiği hala bilinmiyordu. 1878'de fizik öğretmeni A. A. Michelson, ışığın hızını hesaplamak ve bunun ölçülebilir, sınırlı bir nicelik olduğunu kanıtlamak amacıyla bir deney üzerinde çalışmıştı. Yaptığı şuydu: Öncelikle, iki aynayı birbirinden oldukça uzağa ve birine çarpıp yansıyan ışığın diğerine ulaşacağı biçimde konumlandırdı; iki ayna arasındaki uzaklığı da 605,4029 metre olarak ölçtü. Sonra, buharlı bir üfleme cihazından yararlanarak aynalardan birinin saniyede 256 devir yapacak şekilde dönmesini sağladı. Diğer ayna sabitti. Bir mercek kullanarak sabit aynaya bir ışık demeti odakladı. Işık sabit aynaya çarptığında yansıyor ve dönmekte olan aynaya geri dönüyordu. Michelson tam da buraya bir gözlem ekranı yerleştirmişti. İkinci ayna hareketli olduğundan yansıyan ışık hafifçe sapıyordu. Michelson bu sapmayı 133 milimetre olarak hesapladı. Bu veriyi kullanarak, ışığın hızını saniyede 299.949,53 km olarak hesapladı. Bugün bilinen ve kabul edilen ışık hızı saniyede 299.792,45792 km'dir. Michelson'un ölçümü bu değere şaşırtıcı derecede yakındı. Daha da önemlisi, bu deneyden sonra bilimciler ışık hakkında daha doğru bir resim elde etmişler ve kuantum mekaniği ve görelilik kuramlarını üzerine inşa edecekleri bir temel bulmuşlardı. 4 M. CURIE | RADYASYONUN BULUNMASI 18 EYLÜL 1898 1897, Marie Curie için çok önemli bir yıldı. Oğlu dünyaya geldikten yalnızca bir kaç hafta sonra doktora tezi için konu aramaya konulmuş ve Henry Becquerel tarafından tanımlanan uranyum ışınları üzerinde çalışmaya karar vermişti. Becquerel, karanlık bir odada bıraktığı uranyum tuzlarının bir fotoğraf levhasına ışık vermekte olduklarını fark ederek, uranyum ışınlarını rastlantısal olarak keşfetmişti. Marie Curie bu esrarlı ışınlar üzerinde çalışmaya ve başka elementlerin de benzer salımlar yapıp yapmadıklarını araştırmaya başladı. Curie, daha önce toryumun da uranyumla ayı ışınları yaydığını öğrenmiş, bu benzersiz elementleri radyoaktif olarak tanımlamıştı. Çeşitli uranyum ve toryum bileşiklerinden kaynaklanan radyasyonun gücünün bileşiğe değil, mevcut uranyum ve toryum miktarına bağlı olduğunu kısa sürede keşfetmişti. Ve nihayet, ışınların radyoaktif elementin atomlarının özelliklerinden kaynaklandığını kanıtlamıştı. Bu bile tak başına devrim yaratacak bir buluştu. Ama Curie orada durmadı. Uranyum ve radyumlu maden cevherinin, uranyumdan daha fazla radyoaktivite ürettiğini ortaya çıkardıktan sonra, bundan hareketle doğal olarak bulunan mineralin bilinmeyen bir element içermesi gerektiği öngörüsünde bulundu. Laboratuvar deneylerine kocası Pierre de katılmış, birlikte büyük miktarda uranyum ve radyumlu maden cevherini sistematik olarak küçültüp indirgemeye çalışmışlardı. Sonunda yeni bir element keşfettiler ve buna, Marie'nin anavatanı olan Polonya'ya ithafen polonium adını verdiler. Kısa bir süre sonra da ray sözcüğünden yola çıkarak yeni elementi radyum olarak adlandırdılar. Curie bu çalışmalarıyla iki Nobel Ödülü kazandı 5 IVAN PAVLOV | PAVLOV'UN KÖPEĞİ 01 OCAK 1903 Bir çok büyük bilimsel gelişme gibi, Pavlov'un buluşu da bir nevi şans eseriydi. İlk olarak 1890'da; Rus bilimcinin köpeğinin besleme zamanlarında odaya girdiğinde; yanında yemek olmasa bile; salya salgılamasını gözlemlemesiyle araştırmasına başlamış oldu. Meşhur salya akıtan köpek deneyinin sahibi, Rus fizyolog ve kimyager Ivan Pavlov aslında ne fizyoloji ne de davranışlarla ilgileniyordu. Onu asıl ilgilendiren, sindirim ve kan dolaşımıydı. Bugün klasik koşullanma olarak bilinen durumu, aslında köpeklerde sindirimi incelerken ortaya çıkarmıştı. Pavlov, özellikle salyanın salgılanması ve midenin hareketleri arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışıyordu. Salya salgılaması olmadan midede sindirimin başlamadığını gözlemlemiş, diğer bir deyişle, bir iki sürecin otonom sinir sistemindeki reflekslerle yakından ilintili olduğunu düşünmüştü. Pavlov, bir dış uyaranın da sindirim aynı şekilde etkileyip etkilemeyeceğini merak ediyordu. Bunu sınamak için, üzerinde deney yaptığı köpeklere yemek verirken ışık yakıp söndürmek, bir metronom tıkırdatmak ya da zil çalmak gibi dış uyaranlar uygulamaya başladı. Bu dış uyaranlar olmadığında köpekler yalnızca yemeği gördüklerinde salya akıtmaya başlıyorlardı. Fakat daha sonra yemek olmadığı zamanlarda da dış uyaranlar salya akıtmaları için yeterli oluyordu. Pavlov bu dış uyaranların yarattığı koşullu refleksin, temel uyaran olmadığında zaman içinde yok olduğunu, yani yemeksiz uyaranlar karşısında salya üreten köpeklerin bir süre sonra salyalamayı kestiklerini gördü. Pavlov, deneyin sonuçlarını 1903'te yayımladı ve bir yıl sonra da tıp alanında Nobel Ödülü'ne layık görüldü; ama koşullanma üzerine yaptığı çalışmasıyla değil sindirimin fizyolojisiyle ilgili çalışmasıyla aldı bu ödülü. Pavlov'un çalışmaları, sindirimin fizyolojisini anlamamıza ve daha sonra da sindirim olayının yaşamsal özelliklerini keşfetmemize yardımcı oldu. 6 DOROTHY CROWFOOT HODGKIN |X IŞINI KRİSTALOGRAFİSİ 01 MAYIS 1945 Dünyanın önde gelen X-ışını kırınım tekniği uygulayıcılarından biri olarak bilinen ve kimya alanında Nobel almış üç kadında biri olan Dorothy Crowfoot Hodgkin'in, 1945'te, tıbbın en önemli kimyasallarından biri olan penisilin yapısını ortaya çıkarmış olması, aslında pek de şaşırtıcı değildir. Bilimciler, 1928'de Alexander Fleming'in bulduğu bu mikrop öldürücü maddeyi saflaştırıp tedaviye daha etkili kılmak için uzun süre çaba harcadı. Penisilin atomlarının üç boyutlu haritasını çıkaran Hodgkin ise, bu maddenin yarı sentetik türevlerinin yaratılıp geliştirilmesinde ve hastalıklarla savaşta çok etkili olacak, devrim niteliğinde bir adım attı. Hodgkin'in çalışma alanı X-ışını kristalografisi olarak bilinir. Kimyacılar, analiz etmek istedikleri bileşikleri önce kristalize etmek durumundaydılar ki bu da önemli ve iddialı bir çalışmaydı. Hodgkin, kendisine gönderilen penisilin kristallerinden geçirdiği X-ışınlarını bir fotoğraf levhası üzerine düşürdüğünde örnekteki elektronlar X-ışınlarıyla etkileşip hafifçe dağıldı. Bu da fotoğraf filminde bariz bir leke oluşturdu. Bu lekelerin durumunu ve parlaklığını çeşitli hesaplamalarla inceleyen Hodgkin, penisilin molekülündeki atomların düzenlenişini kesin biçimde belirledi. Birkaç yıl sonra Hodgkin, yine aynı tekniği kullanarak B12 vitamininin yapısını çözecek, 1964'te ise tek başına Nobel Ödülü alan ilk kadın bilimci olarak tarihe geçecekti. 7 ALFRED HERSHEY & MARTHA CHASE | DNA ŞİFRESİNİN ÇÖZÜLMESİ 10 MART 1952 DNA'nın şifresini James Watson ve Francis Grick'in çözdüğü bilinir; ama onların bu buluşu büyük ölçüde, Alfred Hershey ve Martha Chase gibi başka bilimcilerin 1952'de yaptığı ve DNA'yı kalıtımdan sorumlu molekül olarak tanımladıkları deneylere dayanır. Hershey ve Chase, bakteriyofaj olarak bilinen bir çeşit virüs üzerinde çalışmıştı. DNA sarmalını çevreleyen protein tabakasından oluşan bu virüs bir bakteri hücresini enfekte ederek onu daha fazla virüs üretmeye programlar, sonrada yeni üreyen virüslerin serbest kalabilmesi için hücreyi öldürür. Hershey-Chase ikilisi bu gerçeği keşfetmiş, ama hangi bileşenin -protein mi yoksa DNA mı- bundan sorumlu olduğunu çıkaramamıştı; ta ki dahice gerçekleştirdikleri blender deneyi onları DNA nükleik asidine götürene kadar. Hershey ve Chase'nin deneylerinden sonra, Rosalind Franklin gibi bilimciler DNA'ya odaklanmış ve onun molekül yapısını deşifre etmek üzere hararetli çalışmalara girmişlerdi. Franklin, DNA'yı incelemek üzere X-ışını kırınım tekniğini kullanmıştı. Buna göre, saf DNA'nın aynı hizadaki liflerine X-ışını bombardımanı yapıldığında ve ışınlar molekülle etkileşince yollarından sapıyorlardı. Yön değiştirip dağılan X-ışınları bir fotoğraf levhasına çarptırıldığında ise, incelenen moleküle özgü, benzersiz bir desen ortaya çıkıyordu. Watson ve Grick, Franklin'in ünlü DNA fotoğrafında yer alan X şeklinin sarmal bir molekül imzası olduğunu anladı. Görüntüden, sarmalının enini de belirleyebilirlerdi. Molekülün eninden yola çıkarak iki iplikçikten meydana geldiği sonucuna vardılar. Ve böylelikle bugün artık çok iyi tanıdığımız ikili sarmal yapısını ortaya çıkardılar. 8 HAROLD U. UREY & STANLEY MILLER | İLKEL ÇORBA 09 MART 1953 Yeteri kadar geriye gidersek, yaşamın kimyasallarının, özellikle de proteinler ile nükleik asitlerin, dünyanın ilkel ortamında nasıl olup da ortaya çıktığını açıklama zorunluluğu duyarız. 1929'da John Haldane ve Aleksandr Oparin adlı biyokimyacılar, dünyanın en erken dönem atmosferinin serbest oksijenden yoksun olduğu varsayımından yola çıkarak, bu kaba ortamda basit moleküllerden organik bileşiklerin oluşabilmesi için moleküllerin kızılötesi ya da şimşek, yıldırım gibi kuvvetli bir enerji kaynağı tarafından uyarılmaları gerektiği görüşünü ileri sürdü. Haldane'e göre okyanuslar da organik bileşiklerden oluşan bir ilkel çorbaya benzetilebilirdi. Amerikalı kimyacılar Hrold U. Urey ve Stanley Miller, Oparin-Haldan varsayımını sınamak için 1953'te kolları sıvadı. Dünyanın erken dönem atmosferini, dikkatlice kontrol edilen kapalı bir sistem olarak tasarladılar. Okyanus laboratuvar ortamında ısıtılmış bir su şişesiydi. Elde edilen su buharı başka bir haznede toplanmış, oksijen yoksunu atmosferi uyarmak için hidrojen, metan ve amonyak kullanılmıştı. Şimşek etkisi yaratmak için de bu gaz karışımına kıvılcım uyguladılar. Sonuçta, bir yoğunlaştırıcı aracılığıyla gazlar soğutularak sıvı içine aktarıldı ve incelemeye alındı. Bir hafta sonra Urey ve Miller şaşırtıcı sonuçlar elde ettiler: Soğutulmuş suyun içinde sayısız organik bileşik vardı. En çok dikkat çeken de Miller'ın suda, aralarında glisin, alanin ve glutamik asidin de bulunduğu çeşitli amino asitlerin varlığını belirlemesiydi. Amino asitler, proteinlerin yapıtaşıdır; proteinler de hem hücresel yapıların hem de hücresel enzimlerin önemli kimyasal tepkimelere girmesinde rol oynayan temel maddelerdir. Urey ve Miller, oksijen olmayan atmosferde organik moleküllerin oluşabileceği ve basit canlıların çok da uzak olmayan bir geçmişe dayandığı sonucuna vardı. 9 ERNEST RUTHERFORD | ATOM ÇEKİRDEĞİNİN KESİN KANITI 16 OCAK 1961 Fizikçi Ernest Rutherford, atomun yapısını ortaya çıkaracak deneylere başladığında, radyoaktiviteyle ilgili çalışmasıyla 1908 Nobel Ödülü'nü zaten almıştı. Bu deneyleri radyoaktivitenin alfa ışınları ve beta ışınları olmak üzere iki tip ışından oluştuğunu gösteren önceki araştırmasına dayanıyordu. Rutherford bir ekrana alfa ışınları verdiğinde, keskin ve düzenli bir imge oluşuyordu. Ama alfa ışını kaynağıyla ekran arasına ince bir mika tabakası yerleştirildiğinde oluşan imge dağınıktı. Mikanın alfa ışınlarını dağıtıp saçtığı ortadaydı. Ama nasıl ve neden? 1911'de, alfa ışın kaynağıyla ekran arasına yalnızca bir-iki atom kalınlığında çok ince bir altın tabaka yerleştirildi. Parçacıklardan saptırılıp geri dönen olup olmadığını görmek için de alfa ışını kaynağının yanı başına ikinci bir ekran koydu. Rutherford, altın folyosunun arkasındaki ekranda, mikada gördüklerine benzer görüntüler oluştuğunu gözlemledi. Folyonun önündeki ekranda ise bazı alfa ışınlarının doğrudan geri yansıdığını izledi. Rutherford, altın atomlarının tam ortasındaki güçlü pozitif yükün alfa ışınlarını saptırıp kaynağa geri döndürdüğüne karar verdi. Çekirdek adını verdiği bu güçlü kaynağın atomdan daha küçük olması gerektiği sonucuna vardı; çünkü aksi takdirde daha fazla parçacık dönmüş olurdu. Bugün atomu hala Rutherford'un gördüğü biçimde görselleştiriyoruz; yani birkaç elektron barındıran geniş ve boş bir bölgeye çevrelenmiş, küçük, pozitif yüklü bir çekirdek olarak. 10 STANLEY MILGRAM | OTORİTENİN GÜCÜ 02 TEMMUZ 1961 Stanley Milgram'ın 1960'larda yaptığı itaat deneyleri en ünlü ve en tartışmalı bilimsel deneylerdir Milgram sıradan insanların, bir bilim uzmanınca emredildiğinde türdeşlerine acı veren şok uygulamada ne kadar ileri gidebilecekleri konusun araştırmıştı. Milgram deneyinde, sıradan insanlardan oluşan gönüllü denekleri, şok uygulanacak oyuncuları ve emri veren bilimsel otoriteyi aynı odaya almıştır. Otorite, sahte şok makinesini nasıl kullanacağını durumdan haberdar olmayan gönüllü deneğe göstererek deneyi başlatmış oluyordu. Bu sahte makine, sözde, tehlikeli olabilecek bir düzeye, 450 volta kadar elektrik şoku uyguluyordu. Bilimci verilen şokun, sözcükler arasındaki ilintiyi hatırlatma konusundaki beceriler etkisini ölçtüğünü söyleyerek deneklerden yanlış cevaplarda elektrik şoku vermelerini ve deney ilerledikçe voltajı yükseltmelerini istiyordu. Öğrenici konumundaki oyuncular şok verildikçe bağırıyor, 150 volta gelindiğinde ise serbest bırakılmayı talep ediyorlardı. Otorite figürü konumundaki bilimciyse deneklere ne olursa olsun şokları kesmemelerini söylüyordu. Bazı denekler 150 voltta deneyi terk etmiş, fakat büyük bir çoğunluğu sonuna kadar gidip 450 volta kadar çıkmıştır. Pek çok kişi bu deneyi etik yönden sorguladıysa da sonuçlar açısından hayret verici bulgulara ulaşıldığı kesindi. Milgram böylece sıradan bir insanın, sırf bir otorite buyurduğu için acı veren bir eylemi, hak etmedikleri halde türdeşine karşı uygulayabileceğini ve bu konuda sınırları zorlayabileceğini göstermiş oldu. Stanley Milgram 1974'te sonuçları ve deney detaylarını kitap halinde yayınladı. *yazı aslına sadık kalınarak bilimfili.com adresinden alınmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyayi-sarsan-wuhan-virusunun-sebebi-bu-yemek-olabilir-mi/", "text": "Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı dehşete düşüren corona virüsüyle ilgili bomba bir iddia ortaya atıldı. Bilim insanları, virüsün yarasalarda bulunabileceğini ve yarasa çorbasından insanlara geçmiş olabileceğini düşünüyor. Çin'in orta kısımlarında bulunan Wuhan şehrinde ortaya çıkan corona virüsü nedeniyle ölenlerin sayısı 17'ye yükseldi. 25 Ocak'ta kutlanacak Çin yeni yılı nedeniyle milyonlarca insanın hem yurt içinde hem yurt dışında seyahat etmesi bekleniyor. Bu nedenle de dünyada büyük bir panik hakim. BOMBA İDDİA: YARASALARDAN BULAŞMIŞ OLABİLİR Virüsün nasıl yayıldığı ise henüz bilinmiyor. Fakat China Science Bulletin gazetesinde yayınlanan bir makalede, virüsün yarasalarda bulunabileceği ve yarasa çorbasının Wuhan'da çok fazla tüketilmesi nedeniyle de virüsün insanlara geçmiş olabileceği ifade edildi. Çinli bilim insanları, zatürre benzeri virüsün araştırmacılar tarafından yeterince ciddiye alınmadığını düşünüyor. Çin'deki 22 ayrı bölgede toplam 552 vaka tespit edildi. Fakat gerçek sayının bu rakamın çok daha üstünde olduğunda düşünülüyor. CORONA VİRÜSÜ NEDİR? Corona virüsleri, hayvanlar arasında yaygın olan bir grup virüstür. Nadiren bazı durumlarda, bilim insanları corona virüslerinin zoonotik olduğunu belirtiyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merekezi'ne göre; zoonotik ifadesi, virüslerin hayvandan insana geçebileceği anlamına geliyor. CORONA VİRÜSÜ BELİRTİLERİ Corona virüsü semptomları şöyle: Burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, muhtemelen baş ağrısı, kesin olmamakla birlikte birkaç gün sürebilecek ateş. Bağışıklık sistemi zayıf olanlar, yaşlılar ve çok gençler için virüsün zatürre ve bronşit gibi ciddi solunum yolu hastalıklarına yol açma ihtimali bulunuyor. MERS ve Sars gibi ölümcül olabilen ve insana geçen bazı corona virüsleri olduğu biliniyor. CORONA VİRÜSÜ NASIL YAYILIYOR? Corona virüsleri insanların hayvanlara temasıyla yayılabiliyor. Virüsün insandan insana geçmesi ise bir kişinin virüsle enfekte olmuş bir kişinin salgısıyla temasıyla gerçekleşiyor. CORONA VİRÜSÜ TEDAVİSİ Corona virüslerinin spesifik bir tedavisi bulunmuyor. Çoğu zaman semptomlar kendi kendine geçiyor. Hekimler, ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar yazarak semptomatik tedavi uyguluyor. Doktorlar, oda nemlendirici ve sıcak duşun boğaz ağrısına ve öksürüğe iyi geleceğini söylüyor. Hastalanan insanların bol sıvı tüketmesi, mümkün olduğunca dinlenmesi ve uyuması gerekiyor. *BU YAZI HABERLER.COM'DAN ALINMIŞTIR."} {"url": "https://www.thegeyik.com/dunyayi-yonetmeyi-hedefleyen-8-gizli-topluluk/", "text": "Bunlar hep bilmem nerenin oyunu, bu işin arkasında kesin örgüt var. Bak abi görüyorsun onların işareti gibi çok sayıda geyiğe denk gelmişsinizdir. Aslında bunların hepsi geyik değil. Bazılarının gerçekten gerçekle ilgisi var. İşte o gizli topluluklardan bazılarını sizin için derledik. 1- MASONLAR Filmlerden Türkiye'deki çeşitli kurumlara kadar yer edindiklerinden en çok bilinen kuruluşlardan birisi. Vikipedi şöyle tanımlamış: Masonluk, kökleri her ne kadar 16. yüzyılın sonu ve 17. yüzyılın başlarına kadar dayanıyor olsa da, 24 Haziran 1717 tarihinde Londra'da bir araya gelen dört locanın girişimiyle Londra Büyük Locası'nın kurulması ile başlar.Masonlara göre masonluk akılcılık, bilimsellik ve insanlığın oluşumundan bu yana ortaya çıkarak, insanlığın gelişimine ve bilgi birikimlerine katkıda bulunmuş bir kültür ve fikir üst yapı kurumudur. Ezoterik ve sadece üyelerine açık olan örgüttür. Dünyanın birçok ülkesinde 5 milyon üyesi ile değişik biçimlerde mevcuttur. Sadece İngiltere, İskoçya ve İrlanda'da 480.000; Amerika Birleşik Devletleri'nde ise 2 milyonu aşkın üyesi bulunmaktadır. Masonluk'taki dereceler 1. Derece: Çırak 2. Derece: Kalfa 3. Derece: Usta 4. Derece: Ketum Üstat 5. Derece: Mükemmel Üstat 6. Derece: Sır Katibi 7. Derece: Nazır 8. Derece: Bina Emiri 9. Derece: Dokuzlar'ın Seçilmiş Üstadı 10. Derece: Onbeşler'in Seçilmiş Üstadı 11. Derece: Yüce Seçilmiş Şövalye 12. Derece: Üstat Mimar 13. Derece: Solomon Krallığı'nın Şövalyesi 14. Derece: Yüce Üstat 15. Derece: Doğu Şövalyesi 16. Derece: Kudüs Prensi 17. Derece: Doğu ve Batı Şövalyesi 18. Derece: Salipverdi Şövalyesi 19. Derece: Büyük Pontif 20. Derece: Düzenli Locaların Büyük Saygıdeğer Üstadı 21. Derece: Prusya Şövalyesi 22. Derece: Lübnan Prensi 23. Derece: Sır Sandığı Başkanı 24. Derece: Sır Sandığı Prensi 25. Derece: Tunç Yılan Baş Şövalyesi 26. Derece: İskoçyalı Papaz 27. Derece: Kudüs Tapınağı'nın Hakim Amiri 28. Derece: Güneş Şövalyesi 29. Derece: Saint Andre Büyük İskoçyalısı 30. Derece: Seçilmiş Büyük Kadoş Şövalyesi 31. Derece: Büyük Müfettiş Kumandan 32. Derece: Kutsal Sır Yüce Prensi 33. Derece: Büyük Genel Müfettiş 2- Gül-haçlılar ya da diğer adlarıyla Rozikrusyenler Örgüt kapatılalı çok oldu fakat gizli olarak uzun bir süre devam etmişler. Vikipedi şu şekilde tanımlıyor: Gül-haçlılar 16. yüzyılda Avrupa'da kurulan ezoterik bir örgüttür. Adı, gül ve haçtan oluşan en önemli simgelerinden türetilmiştir. Angliada bulunan Societas Rosicruciananın üyesi olan Hargrave Jennings, bu rit ve gizemlerin temelde cinsel nitelikli olduklarını vurgulamak için elinden geleni yapmıştır... Gül-Haç felsefesinin dayanağının Tantrik seks olduğu konusunu sürekli işleyen Jennings, bir mason simgesi olan Süleyman Mührünün içiçe geçmiş erkek ve kadın üçgenler biçiminde yaşamı simgelediğini açıklıkla belirtmiştir. 3- Order Of The Temples of the East Aleister Crowley gibi isimlerin de üyeleri arasında yer aldığı örgüt 20.yy'da Avrupa'da yayılmıştır. Masonluğa benzer öğretileri bulunmaktadır. Çıplaklığın da dahil olduğu ayinleri vardır. 4-Tapınak Şövalyeleri Askeri birlik olanla pek alakası yok. Bu gruba girebilmek için masonlukta MASTER olmanız ve Hristiyan olmanız gerekiyor. 5- Illuminati Lady Gaga klipleri, Dolar vs vs. hemen hemen her yerde izlerini gördüğünüz bir örgüt. 1776 yılında Almanya'nın Ingolstadt şehrinde Adam Weishaupt'nın öğretileri ile kurulmuş bir örgüt. Yeni bir din inşa etmeyi amaçlayarak kurulmuştur. Vikipedi sayfasından: Komplo teorileri Baveryan İlluminati Mark Dice, David Icke, Texe Marrs, Ryan Burke, Jüri Lina ve Morgan Gricar gibi yazarlarında belirttiğine göre halen faal olan bir örgüttür. Pek çok teori dünyadaki birçok siyasi, askeri ve ekonomik olayın sorumlusunu gizli bir örgüt olan İlluminati olarak gösterir. Komplo teorisyenlerine göre birçok ABD Başkanı, bu örgüte doğrudan veya dolaylı olarak hizmet etmektedir. Ayrıca birçok tanınmış çocuk çizgi filmlerinde bilinç altı mesajlarıyla beyin yıkama gerçekleştirildiği iddia edilmektedir. Myron Fagan'a göre Waterloo Savaşı, Fransız İhtilali, John F. Kennedy suikasti bu örgütün işidir. 1797 ile 1798 yılları arasında yayınlanan Augustin Barruel'in Memoirs Illustrating the History of Jacobinism ve John Robison'un Proofs of a Conspiracy kitaplarında illuminatinin ayakta kaldığı ve Fransız İhtilali'nin mimarı olduğu gibi uluslararası komplo teorileri ortaya atıldı. İlluminati'nin popüler kültüre yansımaları Günümüzde İlluminati ile ilişkilendirilen pek çok sembolün Hollywood sinemasında ve Amerikan müzik endüstrisinde kullanıldığı düşünülmektedir. Stanley Kubrick'in Eyes Wide Shut adlı filmi, bugüne kadar yapılmış en kapsamlı İlluminati deşifresi olarak kabul edilir. Filmde sadece örgütün ritüellerine ve semiyolojisine hakim insanların anlayabileceği pek çok göndermenin olduğu bilinmektedir. Popüler müzikte ise Lady Gaga, Rihanna, Jay Z ve Kanye West gibi şarkıcılar kliplerinde İlluminati sembollerini kullanmıştır. En sık kullanılan semboller piramit, tek göz, üçgen ve güneştir. 6- The Bilderberg Group Bu listede yasal olarak toplantılar yapan tek topluluk. Medyada çalışanlar, ticaretin efendileri hemen hemen önemli olan herkes bu örgütün üyelerinden biri olabilir. Yıllık özel toplantılar yapan bu topluluk 1954 yılından bu yana Avrupalı ve Kuzey Amerikalılar arasında güçlü bir bağ kurmayı amaçlamış. Bu topluluğun 3 toplantısı da Türkiye'de yapılmış. Buraya üye olmanın tek yolu ise davet edilmek. 7- Sion Tarikatı Da Vinci'nin Şifresi kitabında da bahsedilen kuruluş 1099 yılında kuruldu. Resmi olarak kayıt tarihi ise 20 Temmuz 1956. Örgütün ismi Kudüs'teki Sion Dağı'ndan geliyor. Plantard bu örgütü kraliyet destekçisi bir mason locası olarak kurmuştu. Örgütün monarşinin desteklenmesinde ve kendisinin kral olmasında etkili olacağını umuyordu. 8- Opus Dei Tanrı'nın İşi Vikipedi sayfasından: Opus Dei, İspanyol asıllıdır ve sadece 87 yıllık bir örgüttür. Katolikliğe sadık Laik iş ve meslek sahiplerini bir araya getirerek Papa'ya Vatikan dışında destek olacak varlıklı ve iyi eğitim görmüş elit bir kadroyu oluşturmak amacı ile kurulan ama günümüzde Vatikan'da en etkili olan Laik kurumdur. Gizli bir örgüt olan Opus Dei'nin tüm üyeleri meslek sahibi Katoliklerden oluşmakta, her ülkede örgütten sorumlu bir Kardinal bulunmaktadır. Onlara göre Papa'nın kimliği, Kilise'nin de, Papalık Makamı'nın da üstündedir. Papa, Tanrı-Krallığı'nın kutsal önderidir. Böylesine yüce bir mertebeye erişebilen kişi de elbette Olağanüstü bir kişidir. Bu nedenle Opus Dei, böylesine olağanüstü bir kişi tarafından temsil edilenVatikan Devleti'ni yüceltir ve Kilise'yi ikinci planda görür. H/T: LOLWOT"} {"url": "https://www.thegeyik.com/durumu-kotu-olanlara-yardim-etmek-icin-yeni-bir-fikir-daha-sokak-dolaplari/", "text": "Daha önce yurt dışında soğuktan üşüyenler için sokaklara mont bırakan insanların haberlerini yapmıştık. Çok geçmeden ülkemizde de bu tarzda bir kampanyaya imza atan yardımseverlerin bulunması bizi çok sevindirmişti. Jessica McClard da böyle bir örnekten yola çıkmış. Arkansas'ta bedava kitaplar edinebileceğiniz ufak kitap kutularını görünce aklına bir fikir gelmiş. Neden durumu kötü insanlara yiyecek ve diğer ürünleri hediye etmeyelim? Hemen bu iş için bir dolap yapmış. İlk dolabını bir kilisenin yanına koymuş. Jessica bu dolapların halk tarafından hiç boş bırakılmadığını görünce oldukça şaşırmış. Projeye Facebook'tan da destekler gelince başka kutular da yapmaya başlamış. Kutuların içinde hijyen malzemeleri de bulunuyor. Hatta okul çıkışlarına yakın olanlara okul ürünleri de eklemiş. Tabi çocukların çikolata merakı da düşünülmüş. Siz de bir sosyal proje ile durumu kötü olan insanlara yardım etmek istiyorsanız böyle bir yol deneyebilirsiniz. Yaşasın iyilik!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/durus-bozuklugundan-kurtulmak-isteyenlerin-yapmasi-gereken-9-faydali-hareket/", "text": "Masa başında çalışanların ve öğrencilerin en büyük sağlık sorunlarından biri hiç kuşkusuz ki duruş bozukluğu. Kimi zaman bilgisayar kullanırken, kimi zaman ise telefonla uğraşırken yaptığımız hatalar ilerleyen yaşlarda fıtık gibi önemli bir soruna, hatta önüne geçilmediği takdirde kamburluğa dahi yol açabiliyor. Ancak bu sorunun önüne geçmek tahmin edildiği kadar güç değil. İşte Duruş Bozukluğundan Kurtulmak İsteyenlerin Yapması Gereken 9 Faydalı Hareket; 1# İş yerinde ve evinizde kullandığınız bilgisayarları göz seviyenize ya da çok az aşağıda olacak şekilde konumlandırın. 2# Vücudunuzun her bölgesini destekleyecek şekilde oturun. Özellikle bilek ve dirsekler için ergonomik destek ürünleri kullanın. 3# Yana dönerek uyumayı tercih edin. Boynunuzun altına ve bacaklarınızın arasına yastık koyarak vücudunuzu uyurken bile destekleyin. 4# Topuklu ayakkabılar yerine, esnemenize olanak tanıyacak ayakkabıları tercih edin. 5# Telefon ile konuşurken mümkün olduğu sürece kulaklık kullanın. 6# Kas ve eklemlerinizi gün boyu hareket ettirmeye çalışın. 7# Taşıdığınız yükleri mümkün olduğunca vücudunuza yakın tutun. 8# Uzun süre oturmaktan kaçının. Ara sıra kısa yürüyüşler yapın. 9# Egzersiz yapmayı ihmal etmeyin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/durusunu-duzeltmek-ve-kilo-vermek-isteyenler-icin-japon-yontemi/", "text": "İş hayatının yoğunluğunda spora vakit ayıramayanlar... Masa başı iş yüzünden oturuşu bozulanlar buyrun buraya. Çok kolay bir yöntemle duruşunuzu düzeltebilirsiniz. Japonya'nın sağlık sektöründe en çok kitap satan isimlerinden biri olan Toshiki Fukutsudzi uyguladığı bu yöntemle pelvik kemiğinde rahatsızlığı olanları iyileştiriyor, duruş düzeltiyor ve yağların erimesine yardımcı oluyor. Yöntemin uygulanış şekli Banyo havlusunu rulo şeklinde sarıyoruz ve dağılmaması için de iple bağlıyoruz. Sonrasında yapmamız gereken hareket ise sert bir zemin üzerine yatarak bu havluyu belimizin olduğu bölgeye koymak. Bacaklarımızı omuz genişliğinde açıyoruz ve sonra resimde gördüğünüz gibi ayak parmaklarımızı birbirine değecek şekle getiriyoruz. Kollarımızı da yukarı doğru esneterek avuçlarımızın içini yere değdiriyoruz. Bu şekilde 5 dakikalık bir egzersiz yapıyoruz. Biraz zorlayıcı bir egzersiz ama bir süre sonra vücut buna alışıyor ve kolaylıkla yapabiliyorsunuz. Günde 3 kez bu egzersizi yaparsanız yavaş yavaş duruşunuz düzeliyor ve kilo vermeye başlıyorsunuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/duyani-hayrete-dusuren-11-bilgi/", "text": "Ne kadar kitap okursanız okuyun, ne kadar yer gezerseniz gezin bazı bilgiler sizi bulup şaşırtmaya devam ediyor. İnternette gezen bilgilerin bir kısmı sahte olsa da geyikciğiniz sizin için o bilgilerin onaylanmış olanlarını bizzat kendi tarafından da doğruluğu kanıtlanmış olanları sizin için derledi. Kesin Bilgi Yayalım! 1- Efsane telefon markası Nokia, Finlandiya'da bir şehir ismi. 2- Haşlanmış yumurtayı yerken harcadığınız enerji onu yediğiniz kaloriden daha fazla olduğundan, muhteşem bir diyet yiyeceğidir. 3- Yıllarca kızlarla özdeşleştirilen TWEETY aslında erkek :/ 4- Soğan doğrarken gözleriniz yaşarıyorsa aynı anda sakız çiğnemeyi de deneyin, ne alaka demeyin, resmen ağlama yok! 5- Kalp durduktan sonra da ses algılamaya 2 dk süresince devam ediliyor. 6- Bir kuruş neden tedavülden kalktı sizce? Maliyeti 1.92 kuruş olduğundan. 7- Yılan balığı kadar cinselliğine düşkün başka balık yok arkadaş, resmen 6000 km yol gidiyor çiftleşmek için. 8- Sinekler neden ellerini ovuşturup sonra yüzüne sürer biliyor musun sayın okur? Kötü niyet yok sadece uçarken yapışan tozları vs temizlemek için. 9- TC Ziraat Bankasının logosunda başak var değil mi dikkatli bakın. TC ZB yazıyor. 10- NTV aslında şekil geliyor di mi peki açılımı Nergis TV desem 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/duygusal-siddet-gordugunuzun-isareti-olabilecek-20-davranis/", "text": "Kadın, erkek, evli, bekar... Çoğunluğumuzun başından sancılı birer ilişki geçmiştir! Duygusal şiddet ilişkide bir tarafın diğer tarafa uyguladığı küçümseme, küçük düşürme, tehdit etme, zorlama, korkularını ya da zaaflarını kullanma, suçlu hissettirme ve manipüle etme gibi kontrolü altına alma durumu olarak tanımlanıyor. Duygusal şiddet dışarıdan görünen yaralara sebep olmuyor belki ama iç dünyamızda iyileşmesi zor yaralar bırakabiliyor. Bu tarz ilişkiler yaşayan insanlar çoğunlukla fiziksel olarak zarar görmedikleri için şiddet gördüklerinin ya farkında olmuyorlar ya da bunu kabul etmiyorlar! Oysaki duygusal şiddet kişilerde ruh sağlığına zarar vermekte, depresyona, güven eksikliğine ve insanların kendilerini sevmemeye başlamalarına sebep olmaktadır. Duygusal şiddet gören kişi çoğunlukla kendisini suçladığı için iyileşme süreci de uzun olabiliyor. İyileşme süreci için atılması gereken ilk adım bu ilişkinin farkına varmak ve bir an önce uzaklaşmak. İşte duygusal şiddet gördüğünüzün 20 işareti: - Partneriniz sürekli sizi diğer insanların yanında utandırır. - Yaptığınız her şeyi eleştirir ve sizi hiçbir şeyi doğru yapamayacağınıza inandırmaya çalışır! - Size ya da sizin üzerinizden kırıcı, hoş olmayan şakalar yapar. Eğer ciddiye alırsanız fazla alıngan olmakla ya da şakadan anlamamakla suçlanırsınız. - Yaptığınız her hareketi ve söylediğiniz her sözü kontrol altında tutmaya çalışır. - Yardımcı olmak yerine sürekli size yaptığınız hataları ve kusurlarınızı hatırlatır. - Duygularınızı önemsemez, aşırı duygusal olduğunuzu ya da yanlış düşündüğünüzü savunur. - Bazen O'nunla yalnız kalmaktan rahatsızlık duyarsınız. - Size sevgi göstermez, yaptığınız herhangi bir şeyi cezalandırmak için sevgisiz ve ilgisiz davranıp ders vermeye çalışır. - Hayallerinizi ve hedeflerinizi küçümser, aptalca ve anlamsız olduklarını savunur. - Başkalarının bilmesini istemeyeceğinizi bildiği halde sırlarınızı ve kendinize saklamak istediğiniz özel anlarınızı diğer insanlarla paylaşır. - Çoğu konuda yetersiz olduğunuzu ve sizin için en iyi olanı kendisinin bildiğine inanır. - Kendi problemleri ve mutsuzluğu için sizi suçlar. - Yapılan hatalara gülmeyi bilmez, kendi yaptığı bir hataya başkası gülerse aşırı derecede sinirlenir. - Tek başınıza bir yere gittiğiniz için ya da arkadaşlarınızla ve ailenizle vakit geçirmek istediğiniz için kendinizi suçlu hissetmenizi sağlar. - Israrla her zaman kendisinin haklı olduğunu savunur çünkü siz hep haksızsınızdır. - Sizi O'nun için yeterli olmadığınıza inandırmaya çalışır. Her zaman sizden daha iyisini bulabileceğini dile getirir ve ilişkiniz için şükretmeniz gerektiğini savunur. - Yeri geldiğinde tehdit eder fakat bunun adına tavsiyede bulunmak der. - Parasal durumunuzu kontrol altında tutmaya çalışır. Neye ne kadar para harcadığınızı, aldığınız şeye ihtiyacınız olup olmadığını sorgular. - Telefonla, mesajla nerde, ne yapıyor olduğunuzu sorar hatta kendi gözleri ile görmek için haber vermeden gelir. - Yanlış anlamalara sebep olur ve sonrasında sizi aşkınızı ispat etmeye zorlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/duyunca-hadi-canim-diyeceginiz-10-guzel-bilgi/", "text": "Hayatta öyle şeyler başımıza geliyor ki, bu kadar da olmaz dedirtiyor insana. Ancak biraz sonra okuyacaklarınız oldukça sıradışı ve inanması güç. 1. Dünyanın en kısa uluslararası köprüsü Kanada ile ABD'yi birbirine bağlayan 10 metrelik köprüdür. 2. Danimarka'da hapisten kaçmaya çalışmak yasalara aykırı değildir. 3. Atom bombası renkli televizyonun icadından 20 sene önce bulunmuştur. 4. Nintendo, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden 34 sene önce kurulmuştur. 5. Pluto'nun gezegen olarak keşfedilip daha sonra gezegen olmadığının kanıtlanması arasında geçen sürede Pluto, Güneş etrafında 1 tur bile atamamıştır. 6. Çalışırken çikolata yemek sizin konuyu anlama gücünüzü arttırır. 7. Mavi gözlü insanların, kahverengi gözlülere oranla alkole dayanıklılığı daha fazladır. 8- Suudi Arabistan, Avusturalya'dan deve ithal etmektedir. 9-Kahve kelimesi, Arapça'da çekirdeğin şarabı anlamını taşımaktadır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/e-b-whitein-insanliga-karsi-inancini-kaybetmis-olan-bir-adama-yazdigi-harika-mektup/", "text": "1973 yılında, genç bir kadının aynı endişe ile Albert Einstein'a mektup yazmasından neredeyse 20 sene sonra, bir adam, E.B. White'a insanlığa olan inancını kaybettiği için acı çektiğini anlatan sıkıntılı bir mektup yolladı. Sadece usta bir yazar değil aynı zamanda insanlık halinden anlayan bir profesyonel ve yazarların insanları yüceltme görevinin koşulsuz bir savunucusu olan sevgili yazar, Mektup Notlarında bulunan kısa ama kesinlikle güzel bir cevap ile bu adamın kırık kalbini düzeltmeyi kendi görevi bildi. 74 yaşında, 30 Mart 1973, tarihinde kaleme aldığı mektubu insan ruhunun muhteşem bir şekilde kutsanmasına dayalıydı: Sevgili Mr. Nadeau: Namuslu bir adam, şefkatli bir kadın olduğu sürece, bu duygular bulaşıcı şekilde yayılır ve sahne ıssızlaşmaz. Umut kötü günlerde bize kalan tek şeydir. Düzene ve azme bir katkı olarak pazar sabahı kalkmalı ve saati kurmalıyım. Denizcilerin hava durumu hakkında bir deyimi vardır: hava harika bir blöfçü derler. Sanırım aynı şey bizim insan topluluğumuz için de doğru, gidişat karanlık görünebilir, sonra bulutların aralanmaya başladığı görülür ve her şey, bazen oldukça aniden, değişir. İnsan ırkının, bu gezegende tuhaf bir karmaşaya yol açtığı oldukça açıktır. Ama belki de bir insan olarak, şartlar uygun olduğunda uzun bir süredir derinlerde filizlenmeyi bekleyen iyilik tohumlarını barındırmaktayızdır. İnsanın merakı, onun insafsızlığı, onun yaratıcılığı, onun marifeti, onun derin bir sıkıntının içine doğru çekilmesine neden olmuştur. Biz sadece bu aynı özelliklerin kendi yolunu pençeleri ile açmasında ona olanak sağlayacağına dair umut edebiliriz. Şapkana sarıl. Umuduna sarıl. Ve saati kur çünkü yarın başka bir gündür her zaman. İçtenlikle, E. B. White"} {"url": "https://www.thegeyik.com/e-devlette-baktigi-soyagacinda-1844lu-ninesinin-hala-yasadigini-gordu/", "text": "E-Devlet'te devlet soyağacı sorgulama uygulamasına giren bir vatandaş 1844 senesinde doğan ninesinin henüz ölmediği bilgisini görünce şok yaşadı, sosyal medyada paylaştı. E-Devlet soyağacı sorgulama uygulamasında işlem yapan vatandaşlar, verilen bilgileri görünce adeta şok oldu. 1844 DOĞUMLU KADIN SAĞ GÖRÜNÜYOR İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve e-Devlet üzerinden erişilen Alt Üst Soy Belgesi'ne göre 1844 yılında doğan bir vatandaş sağ olarak görülüyor. Bu durum ise vatandaşlar tarafından sosyal medyaya taşındı. BU TÜR SORUNLARI SOSYAL MEDYADA PAYLAŞTILAR Sosyal medyada yayılan gönderinin ardından e-Devlet'e giren vatandaşlar, aynı sorunun kendilerinde de görüldüğünü yine sosyal medyadan paylaşarak duyurdu. 1800'LÜ YILLARDA SOYADI OLANLAR VAR 1800'lü yıllarda doğanın sağ olarak gösterilmesinin yanı sıra sistem üzerinde aynı yıllarda doğan kişilere soyadı verilmesi de dikkat çekti. Soyadı Kanunu ise 1934 yılında yürürlüğe girmişti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ebru-polat-ask-yasamak-icin-gezi-eylemcilerine-saldiran-palali-saldirgani-bulmus/", "text": "Gezi olayları sırasında göstericilere elindeki palayla saldıran, daha sonrasında ise polisin gözaltı işlemine direnen ve Palalı Sabri adıyla ünlenen saldırgan Sabri Çelebi'nin Dubai'de bir gece kulübünde şarkıcı Ebru Polat'la samimi görüntülerini yayınlaması gündem oldu. Palalı saldırı davasında ceza almasına rağmen Fas'a kaçtığı belirtilen firari Sabri Çelebi'nin aynı zamanda kuzenine kurulan kanlı bir pusunun azmettiricisi olduğu da iddia ediliyordu. HAKKINDA YAKALAMA KARARI VAR! Gezi Parkı olayları kapsamında Talimhane'de, eylemcilere pala ile saldıran ve hakkında yakalama kararı çıkartılan Sabri Çelebi ile birlikte 4 kişi hakkında iddianame düzenlenmişti. FAS'A KAÇTI Çelebi, Gezi Direnişi'nde eylemcilere saldırdıktan sonra kendisi için açılan davadan hemen önce Fas'a kaçmış, konuyla ilgili olarak da 'kaçmadığını' ve 'ameliyat olan kayınpederini eşi ve çocuğuyla ziyaret etmeye gittiğini' ifade etmişti. EBRU POLAT'LA İLİŞKİSİ VAR Şarkıcı Ebru Polat, bir süredir ailesiyle birlikte gittiğini söylediği Dubai tatilinde yüzünü göstermediği bir iş adamıyla tatil fotoğrafları paylaşıyordu. Sabri Çelebi, kendi sosyal medya sayfasından Ebru Polat ile bir gece kulübünde eğlenirken görüntülerini paylaştı. Aynı görüntüleri Polat da kendi hesabından paylaşınca, ilişki ortaya çıkmış oldu. Dahası da var... Ebru Polat böyle bir açıklama da yaptı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ebru-salli-bu-sefer-de-photoshop-yuzunden-sosyal-medyanin-gundeminde/", "text": "Son günlerin en çok konuşulan ismi Ebru Şallı bu kez sosyal medyanın diline düştü. Şallı, Instagram hesabından paylaştığı bir fotoğrafla yine gündeme geldi. Takipçileri, Şallı nın photoshopla boyunu uzattığını iddia etti. Mankene Boyunu 3 metre yapmış, Boyunuza boy katmışsınız ne gerek var yahu zaten güzel ve formdasınız gibi yorumlar geldi. Şallı, daha önce de bu haberlerle gündeme gelmişti. Ebru Şallı podyumlara ara verdikten sonra spora yönelmişti. Plates eğitmenliği yapan Şallı, yeteneklerini sosyal medyada göstermeye devam ediyor. Birbirinden zor hareketleri çok basit bir şekilde yapan ve amuda kalkıp bacaklarını kapılara yaslayan Şallı, fotoğrafa photoshop uygulayınca espri konusu olmuştu. Paylaştığı fotoğrafta photoshopu fazla kaçıran Şallı, evin kapılarını yamultmuştu. Bu detay takipçilerin dikkatinden kaçmamıştı. *Bazı sosyal medya kullanıcıları Şallı nın fotoğrafının altına şu esprileri yapmıştı: *Gözlerim bozuldu galiba, kapıları yamuk görüyorum. *Kapınız shop yaparken yamulmuş ama siz bilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ece-seckin/", "text": "'Hoşuna mı Gidiyor' şarkısının klibi 160 milyondan çok izlendi. Bir anda Türkiye onun yaptığı şarkılara hayran kaldı. Peki kimdir Ece Seçkin? Minyon yapısının aksine dört oktav sese sahip, 'tık kraliçesi' Seçkin: 'Erkekler kısa boylu kızlar için çıldırıyor' diyor. Şarkınız 'Hoşuna mı Gidiyor', 160 milyon izlenmeyi geçti. Ardından 'Aman Aman', 100 milyon barajına yaklaştı. Bu tık'lanma oranlarının ne kadarı gerçek? Tamamı. İnanmayıp sallayan çok oldu. Ama kızmıyorum, kendi şarkım olmasaydı belki ben de inanmazdım. Gördüğün gibi şarkıyı herkes biliyor. Ben reel bir şey yaşıyorum. Neden bu kadar sevdiler şarkıyı? Renkli ve sürekli akan bir kliple Instagram'da yaşanan bir hayatı anlattık. E öyle olunca 7-17 yaş arası gençlerin ilgisini çekti. 'Yeni albüm bu başarıların üzerine çıkabilir mi' korkusu yaşıyor musunuz? Dört gündür ağzıma lokma girmiyor. Midem, kalbim içimde dönüyor. O kadar heyecanlıyım. Sanki ilk kez bir şarkı çıkarıyorum. Yeni şarkının adı: 'Adeyyo'. Ne demek Adeyyo? Hiçbir şey demek değil. Şarkının eğlenceli bölümü için uydurduğumuz bir söz. Arkasından çok işler çevrilen ama artık bu işleri kafasına takmayıp olanlara gülecek noktaya gelmiş bir kadının hikayesini anlatıyorum. Hayatıma girenler bir elin parmaklarını geçmez Bu kadar çok tık hayatınızda neleri değiştirdi? Bir yandan çok değişti, bir yandan hiç değişmedi. Artık sokakta Ece olarak değil, Ece Seçkin olarak yürümeye başladım. Eskiden herhangi bir halimin fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşırdım, artık bunu yapamaz oldum. Daha dikkatli yaşamam gerekmeye başladı. Arkadaşlıklarım için de geçerli bu. Tanındıktan sonra hayatıma bir tane bile yeni arkadaş almadım. Peki erkekler? Şöhret olduktan sonra aşık olacağın adamı bile eskisi gibi seçemiyorsun. Sürekli 'Karşındaki hayatına uyum sağlar mı? Seni gerçekten sen olduğun için mi yoksa parıltılı hayatından dolayı mı seviyor?' diye düşünüyorsun. Menajerinizin 10 yıl evlenmeyeceğinize ve erkek arkadaşınız olmayacağına dair size sözleşme imzalatması da tanınırlığın en negatif yanı mı? Öyle bir şey yok. Ne menajerim ne de yapımcım o kadar geri kafalı değil. Böyle yasaklar konacak kadar çapkın bir kadın da değilim. Hayatıma giren erkekler bir elin parmaklarını geçmez. 200'e yakın konser verdiniz... Parayı buldunuz mu? Eh işte diyelim, nazar değmesin! Evin tek kızıyım. Eskiden de babamın jeep'ine binerdim ama şimdi donanımlı VIP aracım, şoförüm var. Eskiden tutkuyla sevdiğim ayakkabı markasından en fazla iki ayakkabı alırken şimdi düşünmeden 10 çift alabiliyorum. Ama bütün bunlar yine işimin gereklilikleri. İlk görüşte aşk gibi bir şey... -Yeni ilişkimde ilk görüşte aşk denilen şeyi yaşadım sanırım. Konsere giderken uçakta denk geldik. Karşılıklı sıralarda oturuyorduk. Yanında da eski asistanım vardı. Günler sonra onun sayesinde bana ulaştı. Yeni sevgilim, 30 yaşında ve pilot. 1.56 boyundayım. Tek dezavantajı markette üst raflarda duran paketlere ulaşamamak, sahnede bir dezavantajını yaşamadım. Ayrıca kendim için demiyorum ama erkekler kısa boylu kızlar için çıldırıyor. -Kendimi Gülşen, Demet Akalın, Hande Yener gibi isimlerle kıyaslayamam. Onlar 20 yıldan fazla süredir müzik sektöründe. Bir şarkım 100 milyon tıklandı diye kendimi onlarla aynı kategoriye koyarsam büyük saygısızlık yapmış olurum. Böyle söyleyenleri de samimiyetsiz buluyorum. Röportaj: Hakan GENCE- Fotoğraflar: Muhsin AKGÜN Kaynak: Hurriyet Kelebek"} {"url": "https://www.thegeyik.com/eceerken-yasak-ask/", "text": "Kadraj Magazin'in haberine göre geçtiğimiz haftalarda bana gülücük atıldı diye epey isyan eden Ece Erken meğer evli biriyle birlikteymiş. Kadraj magazin böyle diyor: Yasak aşk! Ece Erken, Beşiktaş'ın eski yöneticisi Şafak Mahmutyazıcıoğlu ile bir yıldır birlikteymiş. Şafak Bey'in 15 yıllık eşi ve iki çocuğunun annesi Benan Hanım, ilişkiyi 3 ay önce duymuş. Şafak Bey, boşanma davası açıp bunu Ece Erken'e sevgililer günü hediyesi olarak vermiş! Kendisi de şöyle bir açıklama yaptı Evli ve iki çocuk babası olan Şafak Mahmutyazıcıoğlu'nun eşi, Ece Erken'le olan ilişkiyi öğrenince boşanma davası açtı. Hakkında çıkan yasak aşk haberlerine dair 'Söylemezsem Olmaz' programında açıklama yapan Ece Erken kendisini savundu. Erken yeni ilişkisi hakkında, Ortada ne gizli ne de yasak bir şey yaşıyorum. Kısa bir zaman öncesine kadar sizlerle de paylaştım. İlişkimi çalışma arkadaşlarımdan aileme kadar herkes biliyor. Biz zaten birlikteliğimizi ortada yaşıyoruz dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/edebiyatimizin-tutunamayani-oguz-ataydan-en-guzel-alintilar/", "text": "Modern Türk Edebiyatının en önemli isimlerinden olan Oğuz Atay insani duyguları anlatış biçimi ve eşsiz mizah duygusuyla dikkat çeken müthiş bir yazar. Tüm kitapseverlerin kütüphanesinde en az bir kitabı bulunan Atay'ın kitaplarından en güzel alıntıları sizler için bir araya topladık. Daha doğrusu toplamaya çalıştık. # Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım. Bana acımayın. Ben kötüyüm; sizlere karşı kötü duygular besledim içimden. Beceriksizliğimden uygulayamadım kötü düşüncelerimi. Sizleri kıskandım, küçük gördüm, bayağı buldum: bana yapılmasını istemediğim kötülükleri sizlere yapmak istedim. Oğuz Atay Tutunamayanlar # Romantikler ölmez. Oğuz Atay Oyunlarla Yaşayanlar # Bilge,seni anlıyorum Hikmet,diyebilirdi. Hikmet,seni seviyorum Bilge, diyebilseydi. Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar # Çok şey vardı anlatılacak. O yüzden sustum. Birini söylesem diğeri yarım kalacaktı. Sen duydun mu sustuklarımı? Oğuz Atay Tutunamayanlar # Her şeyi duyuyoruz, hiçbir şeyi bilemiyoruz Olric. Oğuz Atay Tutunamayanlar # Ölmek bile, kendilerine böyle bir görev verilenlerin işidir. Oğuz Atay Tutunamayanlar # # Ne kadar süslenseler de bir yerden sırıtıyor zavallılıkları. Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar # Fakat Allah kahretsin! İnsan anlatmak istiyor albayım, öyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman, Gecekondumda oturur anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size, nasıl kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da gözucuyla ölümümün nasıl karşılacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan, Bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım. Kelimeler, kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor. Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar # O köşede ne kadar kaldığımı hatırlamıyorum. Uyuyup uyumadığımı da bilmiyorum. Uyku ile uyanıklık arasındaki fark azalmıştı herhalde. Düşündüğümü hatırlıyorum. Oğuz Atay Korkuyu Beklerken # Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu. Oğuz Atay Tutunamayanlar # Olric, birini nasıl seviyorduk? Nerden başlıyorduk? İlk önce seviyor muyduk? Yoksa ilk önce güveniyor muyduk? ... Neyse çayı nasıl demliyorduk ? Oğuz Atay Tutunamayanlar # Bir silgi gibi tükendim ben Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım Mürekkeple yazmışlar oysa.. Ben kurşunkalem silgisiydim Azaldığımla kaldım.. Oğuz Atay Tutunamayanlar # Öğrenmek istersen iyiyle fenayı, seyreyle bir kenardan yalan dünyayı. Oğuz Atay Tutunamayanlar # Çok yükseğe çıkamam; bende yükseklik korkusu var. Kimseyi yarı yolda bırakamam; bende 'alçaklık' korkusu var. Oğuz Atay Tutunamayanlar # Daha kaç kez ıskalayacağız hayatı Olric? Oklarımız bitene kadar efendimiz. Oğuz Atay Tutunamayanlar Demek mühendisler de şiir yazıyor dedi genç adam. Neden yazmasınlar? Roman bile yazarlar bazen... Oğuz Atay Bir Bilim Adamının Romanı Mustafa İnan # # Hayat düşünceleri tutan bir hapishanedir. İnsan, can sıkıcı bir saç demetidir, ben de akılsız bir robotum. Oğuz Atay Tutunamayanlar # Kendini çözemeyen kişi kendi dışında hiç bir sorunu çözemez. Oğuz Atay Tutunamayanlar # İnsanları genel anlamda seviyorum ama kimseye tahammülüm yok. Oğuz Atay Tutunamayanlar # İlk yalanı söyledikten sonra bir daha konuşmamalı insan. Oğuz Atay Tutunamayanlar # # Fakat 'herkesin dostu' olmak kolay değildir. Oğuz Atay Bir Bilim Adamının Romanı Mustafa İnan # 'İyi yaz bakalım: Gerçek, başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür.' ' Birimi var mı Hikmet Amca ?' 'Birimi insandır' Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar # Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim. Oğuz Atay Tutunamayanlar # İnsan bazı güçlüklerden, ancak onları unutmak suretiyle kurtulabiliyor albayım. Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar # # Elimde olmayan şeyler var Olric... -Nedir efendimiz? -Elleri Olric elleri... Oğuz Atay Tutunamayanlar # -Geçer ' mi Olric ? -Geç ' miş aslında geçmez 'miş Efendim; Hep bir köşede yerinden çıkmak için geceyi beklermiş ... Oğuz Atay Tutunamayanlar # Ben, yalnızlığı sevmekle suçlanıp yalnızlığa mahkum edildim. Oğuz Atay Tutunamayanlar # Biliyor musun Olric? Neyi efendimiz? Onunla ne zaman lades oynasak hep o kazandı. Neden efendimiz? Kalbimdeyken nasıl aklımda derdim Olric? Oğuz Atay Tutunamayanlar # Kendinden veriyorsun ve durmadan eksiliyorsun. Oysa bazı insanlar oldukları gibi kalarak elde ederler istediklerini... Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ediz-bahtiyaroglu/", "text": "Babam gidiyoruz dediğinde 13 yaşındaydım. Evim diye bildiğim toprakları bırakıp, Türkiye'ye doğru yola çıktık. Türkçe bilmiyorum ki, okula nasıl gideceğim diye düşünüyordum. Babamın çok fazla parası da yoktu. Okula gitmek yerine bir fabrikaya girdim. Artık işçiydim. Yıllar geçti. Ayten'i tanıdım. Hala işçiydim, hayat hala zordu. Evlendik ve üç çocuğumuz oldu. Çocukların hepsi güzel olur da, nedense en küçük olan hep daha farklı bir yere konur ya, işte bizim ufaklık da bir başkaydı. Daha annesinin karnındayken bile rahat durmuyordu. Benim diyen forvet öyle tekme yememiştir, Ayten'in yediği kadar. Yani 9 ay boyunca bir hakem olsa yanımızda, her gün çift sarıdan kırmızıyı yerdi. Bak hanım, senin oğlun bu gidişle futbolcu olur demiştim. Ayten'i doğum için SSK'ya götürdüm. Bembeyaz tenli, renkli gözlü, 4 kilodan ağır bir bebek olarak dünyaya geldi. Ayten de yediği tüm tekmeleri unuttu gitti. Okul çağı gelince, okula gönderdik ama aklı fikri topta. Ben de gençken futbol oynadım ama bu bir başka. Gözü futbol topundan başka hiçbir şey görmüyor. Mahalle arasında futbol oynuyor, gürültüden dolayı komşulardan hep şikayet alıyoruz. Mahallenin gençlerinin oluşturduğu bir futbol takımı varmış. Gitmiş o kulübe girmiş. Akşam eve geliyorum, oğlan kanter içinde, su gibi olmuş, sobanın yanında ısınıyor. Annesi tuvalette çamurlu ayakkabılarını yıkıyor. Diğer çocuklarıma bakıyorum, hep ders çalışıyorlar. Bu daha kitaplarının kapağını açmamış. Kitaplar kullanılmadığı için öylesine yeni gibi duruyor ki, her senenin sonunda o kitapları satıp, kendisine harçlık yapıyor. 10 yaşına gelince tutturdu beni seçmelere götürün diye. Ayten ona zaten hiç kıyamaz. O ne isterse yapar. Ertesi gün dolmuşa binip, şehrin süper ligde oynayan takımının seçmelerine gittiler. Annesi anlattı, binlerce çocuk varmış. Onların arasından bizimkini seçmişler. -İsmail görmeliydin halini. Dolmuşa bindik eve geri dönüyoruz, sevinçten yerinde duramıyordu. Anneciğim sana söz veriyorum. Seni saraylarda yaşatacağım dedi bana. -Altyapıda para da vermiyorlar. Nasıl göndereceğiz, forması, eşofmanı, dolmuş parası. -Ses etme İsmail. Allah büyük, yaparız bir şeyler. Benden gizli gizli annesiyle gidip, taksitle krampon almışlar. Ev ile antrenman yapılan yer arası 10 km mesafe var. Hergün yürüyerek gidiyor. Soğukta elleri, yüzü morarmış biçimde geri geliyor. Çocuk sıcak bir banyo yapacak, tüp bitecek diye şofbeni bile açmıyorlar. Diğer taraftan, Ebru ile Engin'in dershanelerine para yetiştirmeye çalışıyoruz. Ayten her akşam, onun kıyafetlerini yıkayıp, sobanın yanında kurutuyor ki, sabaha hazır olsun. Bu çile 5 sene boyunca sürdü. Erkek Lisesi'ne giderken bir gün Tarih öğretmeni annesini çağırdı. Hanımefendi, bu çocuğun kafası boş, bundan birşey olmaz dedi. Hepimiz biliyorduk onun futboldan başka hiçbir şeye ilgisinin olmadığını. Zaten o yılın sonunda ilk profesyonel imzasını da attı. 100 milyon lira verdiler. 10 lirasını cebine koymuş, 90 lirasını annesine vermiş. Ayten de gitmiş, 90 lirayla oğlu güçlensin, toplara daha iyi vursun diye et almış, muz almış. Nerede pahalı şey var, gidip almış, gelmiş mübarek. Bir süre sonra Ankara'dan transfer teklifi geldi. Annesi ağladı etti ama kendisiyle aynı kulüpteki iki arkadaşıyla birlikte Ankara'ya gittiler. Daha 16 yaşındaydı. İki arkadaşı yapamamışlar dönmüşler. Bizimki her akşam yorganın altına girip, anneciğim, babacığım diye ağlıyormuş. Annesiyle telefonda konuşmuş. Annesi istersen dön yavrum demiş. Sizin için kalıyorum. Para kazanmam, sizi rahat yaşatmam lazım diye cevap vermiş. O sene 2 milyar para kazandı. Hepsini bize gönderdi. Tıpkı öldüğü güne kadar yaptığı gibi. Ve bugün, sahip olduğumuz herşeyi ona borçluyuz. En son aldığı arabayı bile annesinin üzerine yapmış. Evladın hayırlısını yetiştirmişiz. O gidiyorum dediğinde 26 yaşındaydı. Onu transferin son günü, cennete transfer ettik. Umarım oralarda bir yerlerde, taksitle krampon satılıyordur. Ediz Bahtiyaroğlu'nun Babası ."} {"url": "https://www.thegeyik.com/efsane-dizi-7-numarada-evliligi-ozetleyen-harika-konusma/", "text": "7 Numara televizyon tarihinin en iyi dizilerinden birisiydi. Hatırlar mısınız bilmem ama orda evliliği anlatan ve mutluluğun sırrını veren harika bir bölüm vardı. Bu konuşmayı defalarca okuyup, her fırsatta hatırlamalı: -Vahit emmi, evlilik nasıl bir şeydir? +Evlilik dağdaki keçi yolu gibidir evlat. -Anlamadım. +Şimdi bir dağ düşün yalçın mı Yalçın. Sivri kayaları var. İşte doğar doğmaz bizi hadi bu dağı aş diye eteklerine bırakıveriyorlar. -Hayat yani? +Aferin! İlk başlarda iş kolay. Ama yükselmeye başladıkça dağ sarpa sarıveriyor... Dimdik kayaların, uçurumların arasında kalıveriyorsun. Gücün azalıyor... Derken senin gibi bir yolcu daha çıkıyor. Yoldaşınla omuz omuza, can cana verip bir keçi yolu açıyorsun kendinize. Artık tek başına değilsin. Biliyorsun ki artık o yolu iki kişi yürüyeceksin... Dağ yine yalçın. Ama artık yürümek zevkli. Nefesim tükenecek diye korkmuyor insan. Çünkü yanında kendi nefesin gibi bir nefes daha var... Anladın mı? -Her evlilik sizinki kadar mutlu mudur? +Yoldaşına bağlı. Biz Zeliha'mla yan yana yürürken, dikenleri değil çiçekleri derdik, canımız yanınca ağladık, bir yandan türkü söylemeyi bildik. Ben pes deyince o hadi dedi, o yorulunca ben sırtımda taşıdım. -Peki geçim sıkıntısı insanı mutsuz etmez mi? +Bilmiyorum. Biz mutluluğu ne parada ne handa bulduk evlat. Bak bugün deniz kenarında Zeliha'mla beraber çekirdek çıtlatıp, çay içerken, mutluluk da bizimle masada oturuyordu sanki. Yedi Numara"} {"url": "https://www.thegeyik.com/efsane-dizi-kardes-payi-yeni-sezonun-ilk-iki-bolumuyle-ekranlara-donuyor/", "text": "Murat Cemcir, Seda Bakan ve Ahmet Kural'ın başrollerini paylaştığı Kardeş Payı bu cumadan itibaren ATV'de yeni sezonuyla yayında. Hem de iki bölüm birden saat 20:00'de Genel Hikaye Metin, Ali, Feyyza orta halli bir mahallede büyümüş aynı evde aileleri ile yaşamak zorunda olan üç kardeştir. Koyu Beşiktaşlı emekli mühendis Tahsin efsane üçlüyü hayatının sonuna kadar yaşatmak için üç çocuk yapıp Metin Ali Feyyaz isimlerini koymaya yeltenir. Üçüncü çocuk kız olunca görünen şeyin kara değil kaya olduğunu anlar. Halbuki çok yaklaşmıştır. En yakın kız ismini koyar, Feyyza. Tahsin her yaz Metin ve Ali'yi okumazsan kolunda bir altın bileziğin olsun gizli tehdidiyle su tesisatçısında çırak olarak çalıştırır. Çocuklar tesisatçılığı sever, iyi kötü de para kazanınca okumayıp hakikaten tesisatçılık yapmaya başlarlar. Yazları bir yere çırak vermediği tek çocuğu Feyyza ise okur ve şu an evin temel geçim kaynağıdır. Metin ve Ali eve zerre para getirmiyordur çünkü babalarının genetik mirası tesisatçılığın baya üzerindedir. Dünya'ya barış ve mutluluk getirecek diye iddia ettikleri bir icada imza atarlar. Tabi ki meslekleri itibari ile pek de umdukları tepkileri bulamazlar. Kimse ciddiye almıyordur. Zamanla icadın gerçekten çalıştığını göstermeleriyle tüm dengeler değişecektir. İcada talip olanlar, çalmaya çalışanlar, yok etmek isteyenler... Ali'nin, henüz 3 aylık evliyken aldattığı için kendisini boşayan ve kapı dışarı eden karısı Şükriye ile; Metin'in de, abisi ablasını 3 aylık evliyken aldattığı için bir türlü aşkını itiraf edemedi Şükriye'nin kız kardeşi Eda ile, çetin bir sınavı varken bir yandan hayal bile edemeyecekleri bir maceranın içerisine sürüklenirler. Yanlarında sahip oldukları tek güçleri mahallelileri vardır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/efsane-dizi-prison-break-geri-donuyor/", "text": "Türkiye'deki yabancı dizisi furyasının başlamasında rol olan Prison Preak, 4 sezonluk ekran serüveni sonrası Prison Break filmi ile final yaparak ekranlara veda etmişti. Ancak bu vedanın bir son olmadığı ve Prison Break'in kaldığı yerden devam edeceğini açıklayan FOX dizinin yeniden çekilmeye başlandığını da müjdelemişti. Wentworth Miller, Dominic Purcell, Sarah Wayne Callies dışında yine seriden hatırladığımız Amaury Nolasco, Robert Knepper, Rockmond Dunbar ve Paul Adelstein'in de oyuncu kadrosunda yer alan Prison Break'in devam sezonunda yine bir kaçış hikayesi ile karşı karşıya kalacağız. 4 Nisan'da ilk bölümü yayınlanacak yeni nesil Prison Break duyulan özlemi giderecek mi, yoksa keşke olduğu gibi bırakılsa mı dedirtecek hep birlikte göreceğiz. İşte Prison Break'in fragmanı;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/efsane-harry-potter-film-serisinden-fantastik-game-of-thrones-dizisine-adim-atan-13-aktor/", "text": "Harry Potter ve Game of Thrones tamamen farklı dünyalar. Ama her ikisinde de rol alan aktörler sayesinde kalbimizde bu iki farklı seri de birleşti. Teşekkürler! Tonks ve Osha karakterlerine hayat veren Natalia Tena gibi aktörlerden bazılarını tanıyor olsanız da diğerleri gerçekten sizi şaşırtabilir. Sizin için her iki seride de rol alan 13 aktörü derledik. Fakat seriyi bitirmeyenler için bildirelim ki içerik SPOILER içerir. Tonks ve Osha karakterlerine harika oyunculuğu ile hayat veren Natalia Tena Michelle Fairley'i Ölüm Yadigarları filminin ilk serisinde kısa da olsa Hermoine'nin annesi olarak görmüştük. Ama GOT hayranları onu çoğunlukla güçlü iradeli Catelyn Stark olarak biliyor. Natalia Tena genellikle Harry Potter serisinden Nymphadora Tonks karakteri ile büyük bir üne sahip ve hayranları onu bu şekilde tanıyor. GOT serisinin ilk sezonunda korkusuz yabani Osha olarak diziye katıldı tabii bildiğimiz gibi Rickon ve kendisi 4. ve 5. sezonlarda pek ortalıklarda yoktu. Kısa süreli de olsa 6. sezonda geri dönmüştü ama Ramsay Bolton'u bıçaklamak isterken onun tarafından öldürüldü. Huzur içinde yat Osha 🙁 Seni özleyeceğiz... David Bradley, genellikle gaddar olan bekçi Argus Filch karakterine hayat verdi. Kendisi GOT serisinde Stark ailesinin üyelerinden bazılarını Kanlı Düğünde en vahşi şekilde katleden Frey Hanedanlığının başındaki Walder Frey karakterine hayat vermişti ta ki Arya kardeşimiz oğullarını pasta yapıp abimizin gırtlağını annesinin gırtlağının kesildiği biçimde kesene kadar. Kanın yerde kalmadı Stark ailesi diyeceğim de daha öc alacak çok kişi var gibi... Ciaran Hinds Harry Potter filminin finalinde Albus'un kardeşi Aberforth Dumbledore olarak rol almıştı. Hayranları onu GOT serisinde Duvarın Ötesindeki Kral Mance Rayder olarak tanıyor olabilirler. Freddie Stroma, Profesör Slughorn'un Noel partisi sırasında Hermione kızımızı rahatsız eden kötü karakterli Cormac McLaggen karakterini oynamıştı. Kendisi GOT serisinin 6. sezonunda Sam'in küçük kardeşi Dickon Tarly olarak rol aldı. Harry Potter serisinde aktör Julian Glover'ı tanıyacağınızı zannetmiyoruz çünkü kendisi devasa örümcek Aragog'un sesiydi. Ama onu GOT serisinde Büyük Üstat Pycelle olarak tanıyabilirsiniz. Bu uyuz karaktere de korkutucu minik kuşlar sayesinde güle güle dedik. Genellikle dev büyüklüğünde karakterlere can veren, Ian Whyte, Harry Potter filminde herkesten 1.5 metre yüksek olan Madame Olympe Maxime karakterini oynuyordu. GOT serisinde, White Walker, ikinci sezonda The Mountain ve Dev Wun Wun gibi birçok karaktere büründü. Yeteneği önünde eğilmek gerek 🙂 Aktör Nicholas Blane'i, Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı filminde Arthur Weasley ile birlikte Sihir Bakanlığında çalışan Bob olarak görmüştük. Bob fotoğraftaki büyük kutuyu tutan kişi bu arada. GOT serisinde, Qarth şehrini yöneten 13 kişiden biri olan Spice King yani Baharat Kralı olarak rol almıştı. Büyücü Pyat Pree ve arkadaşı tarafından öldürüldü. Bronson Webb, Harry Potter ve Azkaban Tutsağı filminde Slytherin öğrencisi ve Draco Malfoy'un arkadaşı olarak rol aldı. Kendisi sağda kalıyor. Webb, White Walkerlardan kaçıp arkadaşlarını geride bıraktığı için Ned Stark abimiz tarafından idam edilen, Gece Nöbetçisi WIll karakterini canlandırmıştı. Ralph Ineson, üç Harry Potter filminde de Ölü Yiyici olarak rol almıştı. Snape'in sağ tarafında yer alıyor. GOT serisinde Greyjoy Hanedanının akıncılarından biri olan Dagmer Cleftjaw karakterini canlandırdı. Ama Winterfell'de Theon'a ihanet edip, Üstat Luwin'i bıçakladıktan sonra sadist Ramsay Snow'un ellerinde kendisinin ve adamlarının derisi canlı canlı yüzüldü. Ne ekersen onu biçersin demişler de onları fena biçmişler :O Edward Tudor-Pole, Sırlar Odasının silinen sahnelerinde Borgin and Burke'ün sahibi Borgin rolünü oynuyordu. GOT serisinin iki bölümünde protestocu olarak rol aldı. Sally Mortemore Harry Potter ve Sırlar Odası filminde Hogwarts kütüphanesinde kütüphaneci Madame Irma Pince rolünde oynuyordu. GOT serisinin 6. sezonunda Braavosi'li bir kadını oynadı. Fotoğrafa iyice bakarsanız ki bulması imkansız gibi bir şey 😀 Ölüm Yadigarları Bölüm 1 filminde Daniel Tuite'yi zayıf bakanlık büyücüsü olarak görebilirsiniz. Ama GOT serisinde oynadığı uyuz karakter Lothar Frey ile daha iyi tanıyabilirsiniz. Neyse ki bu sezon Frey Hanedanını da bir güzel def etti gibi koca yürekli Arya."} {"url": "https://www.thegeyik.com/efsane-serinin-yeni-oyunu-cikti-farmville-3/", "text": "Ünlü FarmVille serisinin yepyeni oyunu FarmVille 3'ün dünya çapında yayınlandığını duyurdu. Tarım simülasyonuna dayalı sosyal bir oyun olan Farmville 3, iOS ve Android cihazların yanında Mac M1 modelleriyle uyumlu olarak yayınlandı. Toplamda 700 milyonun üzerinde indirmeye ulaşan ve orijinal FarmVille'in 2009'da dünyaya tanıtılmasından on iki yıl sonra oyuncularla buluşan FarmVille 3, eğlenceli karakterler ve etkileşim kurabildiğiniz hayvanlardan oluşan zengin kadrosuyla rengarenk bir dünyaya hayat veriyor. FarmVille oyuncularının çok sevdiği karakterlerden Marie, oyuncuları karşılamak ve yeni FarmVille oyuncularına çiftliklerini inşa ederken yol göstermek için geri dönüyor. Marie'ye farklı özellik ve becerilere sahip çiftlik işçileri de eşlik etmekte. Bu karakterler oyunculara oyundaki yeni özelleştirilebilir çiftlikler ve hayvancılık aksiyonları gibi konularda yardımcı oluyorlar. FarmVille'in yeni dünyasında 150'yi aşkın farklı ırktan yavru hayvan sahiplenilmeyi bekliyor. Oyuncular yavruları besleyebilir, büyütebilir ve bunun karşılığında yün veya tereyağı gibi çiftlik ürünleri ile ödüllendirilebilirler. Zynga Publishing Başkanı Bernard Kim duygularını, FarmVille 3, şimdiye kadar yüz milyonlarca oyuncunun severek bir parçası olduğu macera, sosyalleşme ve çiftçilik ruhundan oluşan FarmVille evreninin hem görsel hem de oynanış olarak tamamen yenilenmiş versiyonu. Yeni nesil bu deneyimde oyuncuları birbirinden eğlenceli FarmVille karakterleri ve sevimli hayvanlarla tanışmaya davet ediyoruz, sözleriyle dile getirdi. Oyun Özellikleri Hayvan çeşitliliği Tavuk ve ineklerden egzotik kaplanlara ve kabarık alpakalara kadar 150'den fazla hayvan türünü toplayın, çoğaltın ve besleyin Farklı çiftçi karakterleri Çiftlik kurma yolculuğunuzda size yardımcı olacak fırıncılık, balık tutma, odunculuk ve işçilik gibi kullanışlı becerilere sahip 30 karakterle tanışın Yaşayan, nefes alan bir dünya Ekinlerin büyümesini hızlandırmak, daha fazla balık yakalamak veya daha çok para kazanmak için dinamik oyun içi mekaniklerle hava durumunu kontrol edin Her şeyi özelleştirin Çiftlikteki yardımcılarınıza Cadılar Bayramı için balkabağı kostümü gibi mevsimlik kıyafetler giydirin veya modern ya da Viktorya dönemi dekoru gibi çok sayıda temalı tasarım seçeneği arasından dilediğinizi seçerek çiftliğinize, hayvan barınağınıza veya aracınıza kişisel bir dokunuş katın Komşularınızla sosyalleşin Diğer oyuncularla ürün alışverişi yapın ve birlikte farklı oyun içi etkinliklere katılarak ödüller, benzersiz dekorasyon eşyaları kazanmak için iş birlikleri kurun"} {"url": "https://www.thegeyik.com/efsane-titanik-filmindeki-karakterlerin-simdiki-halleri/", "text": "Bir Titanik efsanesi vardı bundan tam 20 yıl önce. 3 saat civarında süren filmi defalarca izleyenler oldu. Oradaki aşk hikayesini senelerce konuşanlar oldu. Hatta sondaki tahtaya ikisi de sığardı. Rose biraz bencillik yaptı dendi. Film ise Oscar'a doymadı. Tam 11 Oscar aldı. Filmdeki karakterler ise yaşlandılar. Buyrun o sevdiğimiz karakterlerin şimdiki halleri. 1- Kate Winslet Rose DeWitt Bukater 2- Billy Zane Caledon Hockley 3- David Warner Spicer Lovejoy 6- Bernard Hill Captain Edward James Smith 7- Victor Garber Thomas Andrews 8- Jonathan Hyde zengin Bruce Ismay 9- Eric Braeden John Jacob Astor IV 12- Leonardo DiCaprio Jack Dawson 13- Danny Nucci Fabrizio De Rossi 14- Gloria Stuart Yaşlı Rose"} {"url": "https://www.thegeyik.com/efsane-yesil-yol-filmi-oyuncularinin-18-yilda-gecirdigi-olaganustu-degisim/", "text": "Stephen King'in aynı adı taşıyan romanından 1999 yılında sinemaya uyarlanan Yeşil Yol, 4 dalda Oscar ödülüne aday gösterilmiş ve elde ettiği büyük başarı sonrası adeta bir fenomen haline dönüşmüştü. Beyaz perdede sinemaseverler ile buluşması üzerinden 18 yıl geçen Yeşil Yol filminin kadrosunda rol oyunculardan kimi dünyaca üne kavuşurken, kimiyse silinip gitti. İşte Efsane Yeşil Yol Filmi Oyuncularının 18 Yılda Geçirdiği Olağanüstü Değişim; 1# Tom Hanks 2# Barry Pepper 3# Bonnie Hunt 4# David Morse 5# Doug Hutchison 6# Harry Dean Stanton 7# James Cromwell 8# Jeffrey DeMunn 9# Michael Jeter 10# Patricia Clarkson 11# Sam Rockwell 12# William Sadler 2012 yılında aramızdan ayrılan Michael Clarke Duncan'ı saygıyla anıyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/eger-bir-erkegin-hamilelik-testi-pozitifse-ne-olur/", "text": "Hamilelik testini neden bir erkek yapsın ki diye düşündüğünüzü tahmin edebiliyoruz. Reddit kullanıcılarından birisi kendine eğlenecek bir uğraş arıyor ve evde boş duran testi yapmak aklına geliyor. Testin sonucu da pozitif çıkınca durumla dalga geçmek için internete şu komik çizimle sonucu ekliyor. Buraya kadar her şey normal değilse de normal diyelim sonrasında ise bomba patlıyor. Bir arkadaşı eğer pozitifse sende bir sorun var dostum, kanser olabilirsin diye yorum yapınca hemen dostumuz Google'da arama yapıyor, sonrasında doktorlar testler derken, hamilelik testi pozitif çıkan kişinin testis kanseri olduğu ortaya çıkıyor. Erken teşhis konulduğu için ameliyatla kurtarıyor ve arkadaşlarına teşekkür bu paylaşım ile teşekkür ediyor. Bu arada evdeki hamilelik testinin yakaladığı şey; human chorionic gonadotropin . Bu sonucun pozitif gibi görünmesini sağlamış olan hormon Dr Mark Pomerantza göre testis kanserinin bir belirtisi ve bu dostumuz oldukça şanslıymış."} {"url": "https://www.thegeyik.com/eger-olimpiyatlarda-ulkesi-olmayan-bir-atlet-kazanirsa-hangi-mars-calar/", "text": "Olimpiyatlarda bağımsız atletlerin yarışabildiğini düşünmek bile bir şok yaşatmış olabilir. Evet bağımsız yarışmacılar da olimpiyatlarda yer alıyor. Bunun en önemli nedenleri arasında siyasi karışıklıklar var. Bu sene de olimpiyatlarda tam 9 bağımsız yarışmacı var. Bunların tamamı Kuveytli. Kuveyt devletinin olimpiyat komitesini askıya alması buna yol açmış. Bu sene bir de göçmen takımı var; Suriye, Sudan, Kongo ve Etiyopya'dan katılımcılar bu grupta. 1992 yılında Yugoslavya parçalanırken tam 58 yarışmacı bağımsız olarak bu yarışlarda yer almıştı. Şimdi gelelim başlıktaki sorumuza. Bu isimlerden biri kazanırsa hani marş çalınıyor? Olimpiyatlarda eğer ülkesi olmayan bir oyuncu madalya kazanırsa, olimpiyat marşı çalınıyor. Bakalım bu sene olacak mı?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/egitim-zirvesine-katilan-rihanna-iki-lider-tarafindan-paylasilamadi/", "text": "Senegal'deki eğitim zirvesine katılan dünyaca ünlü şarkıcı Rihanna, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Senegal Devlet Başkanı Macky Sall tarafından paylaşılamadı. Barbadoslu şarkıcı Rihanna geçtiğimiz yıl çevre konusuyla alakalı olarak sık sık bir araya geldiği Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Senegal Devlet Başkanı Macky Sall ile buluştu. Senegal'deki eğitimi geliştirmek isteyen Rihanna şık kıyafeti ve Macron'la samimiyetiyle dikkat çekti. SÜRPRİZ BULUŞMA Son dönemde adını sık sık çevre konuları ve siyasi mevzularla duyuran Barbadoslu şarkıcı Rihanna dün yine gündemdeydi. Senegal'deki eğitim zirvesine katılan Rihanna, başta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Senegal Devlet Başkanı Macky Sall ile bir araya geldi. SİYASİLERLE SAMİMİYETİ DİKKAT ÇEKTİ Gri takım elbisesiyle uluslararası kamuoyunun dikkatini çeken Rihanna'nın siyasetçilerle oldukça samimi olduğu uluslararası basının manşetine çıktı. Macron geçtiğimiz yıl Twitter üzerinden Macron'la yazışmış ve eğitim konusundaki çalışmalarının artmasını istemişti. Rihanna'nın çabaları sonucunda Dakar'daki eğitim zirvesine Fransa da ortak olarak dahil olmuş ve Macron, 200 milyon euro eğitime fon sağlanacağını açıklamıştı. RIHANNA'YI PAYLAŞAMADILAR Rihanna dünkü toplantıda başta İngiltere Başbakanı May olmak üzere birçok ülke liderine çağrıda bulundu ve eğitim ve sanat alanına yoğunlaşılması gerektiğini söyledi. Dakar'da düzenlenen etkinlikte Rihanna hem izleyicilerden hem de siyasilerden tam not alırken Sall ve Macron'un Rihanna'yı adeta paylaşamadığı fotoğraf uluslararası basının manşetlerinde yer aldı. Ayrıca Rihanna ve Macron'un samimi halleri sosyal medyanın da dikkatini çekti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ek-mtv-mahkeme-karari-aciklandi/", "text": "Anayasa Mahkemesi, ek MTV alınmasını öngören düzenlemenin iptaline ilişkin yapılan başvurunun reddine karar verdi. AYM Genel Kurulu, 6 Şubat'ta meydana gelen depremlerin yol açtığı ekonomik kayıpların telafisi için ek motorlu taşıtlar vergisi alınmasını öngören hükmün iptali istemiyle CHP'nin yaptığı başvuruyu esastan görüştü. Yüksek Mahkeme, Kanun'un, bir defaya mahsus olmak üzere, 2023 yılı için tahakkuk ettirilen motorlu taşıtlar vergisi tutarı kadar ek motorlu taşıtlar vergisi ödenmesini düzenleyen 1. maddesinin ilgili hükümlerinin Anayasa'ya uygun olduğuna ve iptal isteminin reddine karar verdi. Oy birliğiyle alanına kararın gerekçesi daha sonra yazılacak. Tahsilatın yüzde 87'si gerçekleşti 6 Şubat'ta 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgenin finansman ihtiyacını karşılanması üzere milli seferberlik kapsamında getirilen ek MTV ödemelerinde ilk taksit tahsilat rakamları belli oldu. Söz konusu ihtiyacın karşılanmasına katkıda bulunmaya yönelik bir defaya mahsus olmak üzere ihdas edilen ek MTV'nin, 2023 yılı Ağustos ve Kasım aylarında iki eşit taksitte ödenmesine yönelik düzenleme yapılmıştı. Buna göre 22 Eylül 2023 tarihi itibarıyla ilk taksit döneminde 9 milyon 919 bin 966 taşıt için 13 milyar 157 milyon 597 bin 71 lira ek MTV ödendi. Böylece ilk taksit dönemi itibarıyla beklenen tahsilatın yüzde 87'si gerçekleşmiş oldu. İkinci taksit ödemeleri Kasımda İkinci taksiti kasım ayında ödenecek ek MTV'den 2 taksitte toplam 30 milyar lira gelir elde edilmesi hedefleniyor. Böylelikle 10 milyon civarında taşıt için ilk taksitte elde edilen yaklaşık 13,2 milyar liralık tahsilat ile hedeflenenin yüzde 43,8'i ödenmiş oldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ekmegi-75-kurusa-satinca-firincilarla-davalik-oldu/", "text": "Antalya'da fırın ve marketlerde 1 lira olan ekmeği 75 kuruştan satarak haksız rekabete yol açtığı öne sürülen market işletmecisi hakkındaki dava karara bağlandı. Ekmek Üreticileri Federasyonu Antalya Şubesi, fırın ve marketlerde 1 liraya satılan ekmeği 75 kuruşa tüketiciye sunarak haksız rekabete yol açtığı gerekçesiyle Kepez ilçesi Teoman Paşa Mahallesi'nde market işletmecisi Ragıp Şahin hakkında dava açtı. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davada dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, ekmeğin ortalama maliyetinin 87 kuruş olduğu ve bu fiyatın altında satılmasının uygun olmadığı bildirildi. Bunun üzerine mahkeme, Davalının ekmeği ortalama maliyet fiyatı altında satış yapmaktan ibaret eyleminin, haksız rekabet olduğunun tespiti ve haksız rekabetin menine karar verdi. Kararda istinaf yolunun açık olduğu belirtildi. Ekmek Üreticileri Derneği Antalya Şubesi Başkanı Kenan Tatlı, dernek olarak üyelerini korumak için belirlenen fiyatın altında ekmek satışı yapan yerler hakkında haksız rekabete neden oldukları gerekçesiyle yargıya başvurduklarını belirtti. Fırınların ve marketlerin ekmeği maliyetin altında satış yapmalarını yasak olduğunu vurgulayan Tatlı, şunları söyledi: Devletin belirlediği bir rayiç bedel var. Bu fiyatın altında satış yapanlar komşu esnafı zarara uğratıyor. Uyarılarımıza rağmen bazıları adeta meydan okur gibi bildiklerini okumaya devam ediyor. Bu nedenle dava açmak zorunda kaldık. Mahkemenin verdiği kararı memnuniyetle karşıladık."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ekoseksuellere-gore-dunyanin-kurtulusu-icin-dogayla-sevismeliyiz/", "text": "Ekoseksüel tanımını çevreye saygılı ve bunu kendine görev, aşk edinmiş kimse diye özetleyebiliriz. Syndey LiveWorks Festival'de yer alan ekoseksüel sanatçıların sergilediği deneyimsel sanat ise işi bir adım öte götürerek; doğa ile sevişmemiz gerektiğini söylüyor. Ekoseksüellerin doğa ile birleşmemiz için ortaya koyduğu sebep ise onu sevip, ona saygılı olmamızdan geçiyor. Aslında Nevada Üniversitesi'nde tez yazan Jennifer Reed de bu konuda onlara hak veriyor. Son iki yılda ekoseksüel kelimesinin aranma sayısının arttığını ve bu konuda artan ilginin kampanyalara da yansıdığını iletiyor. Geri ekoseksüellere dönecek olursak Amanda Morgan'ın demesine göre doğa ile sevişme işini abartıp gerçek anlamda ağaçlarla sevişenler de varmış. Bu video da bunu gösteriye dönüştüren Ecosexual Bathhouse'dan bir parça:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/eksi-sozlukten-kendinizi-gorebileceginiz-bir-hikaye-islerini-yaparken-kimseden-yardim-istemeyen-insan/", "text": "Ekşi Sözlük yazarı borderline cadi işlerini yaparken kimseden yardım istemeyen insan başlığına kendi hikayesini yazmış ama kendi işini kendi gören her insana bu hikaye tanıdık gelecek. Başlığı okurken çok duygulandım be. ciddiyim. neyse ben de karalayayım bir şeyler. Bizim peder, kendisini atm olarak gören bir adamdı. parasını verir, sorgulamaz, gerisine karışmazdı. yeter ki bozulmasın, kırılmasın. annem, canım benim, romatoid artrit de dahil tonla hastalığı vardı. ben de, kardeşim de, kitap mı alınacak, parayı alır gider alırdık. defter mi lazım, parayı alır gider alırdık. defter mi kaplanacak, oturur kaplardık. dershaneye mi yazılmamız gerekiyor, oturur araştırır, kendimiz gider, kendimiz pazarlığını eder, hatta sınavlara girer, yüzde bilmem kaç indirim alır, babamızdan para alır ve yazılırdık o dershaneye. ingilizceden özel ders mi alınacak, hocayı bulur, dersimizi alırdık. hatta o yaşlarda, öyle yoğun ders çalışırdık ki dershanede, özel derste vs., eve ulaşım problemimizi bile kendimiz hallederdik. Ortaokuldayken babam bilgisayar aldı, internetten ödevlerimizi araştırabilelim diye. sene 97-98-99 gibi. dedim ya, baba bey parayı verir, malzemeyi alır, gerisine karışmazdı. bozulmadığı sürece. ana kart yanardı, ben gizli gizli ana kart satın alır, değiştirirdim. voltaj, akım, değişkenliğinden yeniden yanmasın diye ups aldım en son, bir daha ana kart yanmasın diye. windows çöktü, windows kurardım. windows çakma cd'lerini, dandik pasajlardan temin ederdim. ekran kartı mı lazım, alıp takardım kendim. yaş 11, 12 bu arada. evde müzik seti vardı, 25 cd'li, pioneer. cd sıkışınca ben tamir ederdim. telsiz telefon bozulurdu, ben tamir ederdim. yanlış anlamayın, keyfimden değil. düzeltmezsem, akşam peder bey duvarda parçalardı bunları. seve seve tamir ettik, seve seve öğrendik. annemin sigara külüyle yanlışlıkla yanık yaptığı panasonic telsizi, beyaz ojeyle boyayan o küçücük çocuktum ben. neyse ki babam uzun yıllar farketmedi bunu. Üniversiteyi kazandık. anne baba ayrıldı. 1500 km mesafeye gittim. yurt çıkmadı. yedeklerde 2000 küsürlü sıralardayım. yaş 17. annem yanımda. o dönemler çemberlitaş yurt müdürlüğü vardı, hala durur mu bilmiyorum. müdürün odasına girdim destursuz, ağlıyorum ama nasıl ağlamak. koskoca kyk müdürü yani. benim umrumda mı? ben bu üniversiteyi kazandım, bana yurt vermeniz gerekiyor, ben okuyacağım! diye ağlıyorum salya sümük. numaramı aldılar, bir kaç gün sonra haber geldi, çemberlitaş kız yurdu... Derken cafelerde çalıştım, özel dersler verdim, yurtta ücretini ödemeyen öğrenciler, acilen müdüriyete anonsu çalardı o dönemler. o anonsu çoğunuz hatırlamaz bile. ama ben hiç unutmam. öğrenciler! deki o vurgu, o nükteyi unutmam ben. her 3 ayda bir yurt parasının ödeneceği vakit afakanlar basardı bana. hayatımda ilk defa 19 yaşında en yakın arkadaşım olan, ya da öyle olduğunu sandığım, bir kız öğrenciden borç istedim o gün. ödeyeceğini nerden bileyim ki dedi. yemin ettim, bir daha ölsen bile kimseden borç almayacaksın diye. almadım da. ama çok kez karşılıksız borç verdim, yalan değil. Yurtta olmadı, olamadı. ülkücü bir müdüriyet vardı. gırla giden hırsızlıkları, bizzat müdüriyet korurdu. çünkü bu hırsızlıkları yapanlardan birinin babası, karadenizde bilmem ne müdürüydü, bir diğerinin babası iç anadoluda zengin bir adamdı. cep telefonlarım çalındı, müdire hanım bana ne malum yalan söylemediğin, belki satıp yedin?! diyeli tam 10 sene oldu. o kadını da unutmadım. o iğrenç, tiksinç ses tonunu da unutmadım. Derken yanına ev arkadaşı arayan birinin yanına yerleştim. çalıştığım part time işler, full time işlere döndü. ev sahibi edirnede, ev istanbulda. sifon mu akıtır, cadi halleder. gardrop mu alınacak, 50 lira montaj parası verilmez, cadi kurar. harç vakti mi geldi, ek işler 3e, 4e çıkar. gündüzleri özel ders veririm, geceleri cafelerde restoranlarda barlarda garsonluk yaparım. hayatımda ilk ve son kez, gece garsonluk yaptığım için or*spulukla uğurlanarak kovuldum bir evden. tanrı beni sever sağ olsun, o kadar kanıma dokundu ki, bir daha kimseden or*spu kelimesi duymadım. o günü de unutmadım ama. tanrı belanızı versin. o kadar yerde garsonluk yaptım, tanrı bu ya, bir kere tacize uğramadım. bir kez hayatıma saçma sapan bir insan girmedi. tozların gırla gittiği ortamlardan, temiz çıktım. çünkü götümü toplayacak kimsem olmadı hayatta. Taşındım. hiç bir defasında yanımda allahın kulu yoktu. eşyaları kendim koliledim. nakliyeyi kendim ayarladım. her evimi kendim buldum. her evime kendim, yalnız taşındım, yalnız yerleştirdim. kiramı kendim ödedim, komisyonu kendim ödedim, depozitoyu kendim verdim. elektrik, su, doğalgaz aboneliği nasıl başlatılır, ne kadar depozito lazım, ne zaman sonlanır, depozito ne zaman nasıl iade edilir, en iyi ben bilirim. 4 kapılı devasa gardrop nasıl kurulur, nasıl demonte edilir ben bilirim, öyle şarjlı sıkıcıyla değil ha, bildiğin el tornavidasıyla... bu arada, yaş 30, boyun fıtığı ve boyun düzleşmesi oldum. Araba aldım. kimseden yardım almadım. madden değil bu arada, teknik olarak. gittim, kaportayı açtım, motoru inceledim, lastik dişlerine baktım, meslek mühendislik ya, onu oradan kotardım. aracı satan çocuğun babası, yalnız kadın başına demiş olacak ki, extra da 1000 lira indirim yaptı. tanrı beni yine sevdi anlayacağınız. hiç bir ticaretten de kazıklanmadım. rab, dişimle tırnağımla kazandığım parayı, zibidinin, şerefsizin kursağından geçirmedi hiç, var olsun. Akıllı tv aldım. uydu değişti. kanalları kendim kurdum. laptop'mın hard diski yandı. 150 lira para veremedim, usb'ye ubuntu kurup bitirme tezimi öyle kurtardım. hard diski 2. el taktım. takır takır çalıştırdım laptop'ımı. Kedilerim var. şerefsiz vet bir kez kazıklamaya kalktı. 2. si olmadı. kedilerim sayesinde adeta veteriner oldum. bit ilacıymış, kene ilacıymış, kabızlıkmış, bana sorun. hepsini kendim hallettim. kedilerim beni pek sever bu arada <3 Ha mutlu muyum her boku kendim yaptığım için? asla. keşke diyorum, üniversiteyi bir pamuk prenses gibi bitirip, beyaz atlı boynuzlu prensimle 22 yaşında evlenseydim. en büyük sorunum akşam ne yapacağım olsaydı. kariyer diye kendimi heba etmeseydim. doğru düzgün bir babam, bir ailem olsaydı. ama işte hayat böyle. başkaları akşam ailesiyle yemek yerken, sen beşiktaş yıldızdaki sobalı evinde, ev arkadaşınla küflü ekmek yersin. O küflü ekmeğin tadını da başka hiç bir şeyde bulamadım bu arada. Çok hastayım, ağlatmayın lan beni. Yazar: borderline cadi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/eksisozluk-yazarindan-efsane-hikaye-bosanmis-bir-kadinla-evlenmek/", "text": "Ekşisözlük yazarı Nisan Mayıs Haziran'ın anlattığı bu hikaye Türkiye'nin eski günlerinden. Aslında böyle şeylerin yaşandığını biliyoruz ama çok fazla duymuyoruz. Bunu duymak iyi oldu: Boşanmış bir kadınla evlenmek yaz tatili, 9-10 yaşlarındayım, benden 2 yaş büyük teyzemle yalvar yakar annemlerin köyüne gidiyorum. annemin babaannesi ve dedesinin , tepesinde kocaman bir ceviz ağacı, avlusunda minik bir kuzine olan evinde kalıyoruz. her akşam üzeri, büyük nine o kuzinede simsiyah bir çaydanlıkta çay demler, büyük dedem de sarma sigaranın birini yakıp eşine verir, diğerini kendine alır ve çay doldurur. bu 2 buruş buruş ihtiyar mırıldanarak saatlerce sohbet ederdi. biz de küçük teyzemle; konuşacak ne buluyor bu moruklar bu kadar zaman? diye kendimizce merak ederdik. bigün büyük ninem sigarayı yakmış otururken, her zamanki patavatsız ben, merakımızı gidermek için sordum; nine konuşacak bu kadar şeyi nereden buluyorsunuz? ben ona ne zor kavuştum, nefesim yettiğince konuşurum. niye zor kavuştun nine, anlatsana? eski zaman, ben dedenizden de 4 yaş büyüğüm, birbirimizi sevdik, aileler tamam dedi. o zaman böyle herşey bol değil, yüzük takıldı, düğün, dernek, eşya, çeyiz denkleşsin derken dedenizi askere aldılar. askerlik uzun, beni yakın köyden birine gelin verdiler. yalvardım yakardım adama, benden sana karı olmaz dedim dinlemedi. işkence gördüm; kızgın demirle göğüslerimi, bacaklarımı, edep yerlerimi dağladı , yine de kadın olmadım ona. sonra dede askerden gelip ilk iş nişanlısını sorar. felana gelin verdiler dediklerinde, atına binip büyük ninenin evine gider. kocasına temiz bir dayak atıp, sevdiği kadını alıp gelir. geldiklerinde sorduğu soru şudur: o zaman akıl edemedim ama çocuğun oldu mu? varsa gidip alıp geleyim... bu güzel insanlar 100 yaşını aynı yastığa baş koyarak devirdi ve 2005 yılında 38 gün arayla cennete göçtüler. gerçekten sevmek diye bir şeyin olduğuna beni inandırarak... bu başlıkta gavat vb. diye ahkam kesen tatlı beylerle, kadınlar kulübünde;ucuza mı gittim ya ben?, kızlık zarı nasıl diktirilir? diye ağlayan tazelere, evlilik hayatlarında mutluluklar dilerim. şeklinde bir de notu var yazarın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/elanur-akinci-uluslararasi-caribou-matematik-yarismasinda-birinci-oldu/", "text": "İzmir'de yaşayan 10 yaşındaki Elanur Akıncı, 7 bin 328 kişinin katıldığı Uluslararası Caribou Matematik Yarışmasında birinci oldu. Kemalpaşa Merkez Atatürk İlkokulu ve Bornova Şehit Fatih Satır Bilim Sanat Merkezi öğrencisi Elanur Akıncı, matematik yarışmalarında gösterdiği başarılarla adından söz ettiriyor. Birçok yarışmada derece elde eden Akıncı, son olarak Kanada merkezli, internet ortamında düzenlenen ve farklı ülkelerden 7 bin 328 öğrencinin katıldığı Uluslararası Caribou Matematik Yarışmasında dünya birincisi olmayı başardı. İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, makamında kabul ettiği Elanur Akıncı'yı tebrik etti, ona çeşitli hediyeler verdi. Türkiye'yi temsil ettiği için mutlu olduğunu dile getiren Akıncı, Bu başarıdan ötürü çok sevinçliyim. Desteklerinden ötürü öğretmenim Gülsüm Ceylan'a ve aileme teşekkür ediyorum. İleride bilim insanı olmayı hedefliyorum. İngilizce'nin yanı sıra Fransızca da çalışıyorum. Günlüğümü de kendi tasarladığım simgelerle oluşturdum. diye konuştu. Akıncı'nın öğretmeni Gülsüm Ceylan ise öğrencisindeki matematik zekasını görünce ailesiyle de irtibata geçerek onunla birebir çalışmalar yürüttüğünü ifade etti. Anne Kezban Akıncı da kızının disiplinli ve matematiğe karşı duyarlı bir çocuk olduğunu dile getirdi. Uluslararası Caribou Matematik Yarışması Öğrencilerin severek matematik yapmalarını ve problem çözmeye yönelik keyifli vakit geçirmelerini amaçlayan Kanada merkezli organizasyon, dünya çapında internet ortamında düzenleniyor. Yılda 6 kez 12 kategoride düzenlenen yarışma, İngilizce, Fransızca ve Farsça yapılıyor. Türkiye'den yarışmaya katılmak isteyen öğrenciler, bu dillerden birini seçebiliyor. Anadolu Ajansı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/elektrigi-suyu-telefonu-olmadan-280-yillik-kulubede-yasayan-kadin-ile-tanisin/", "text": "Başlıkta gördüğünüz elektrik, su, telefon sanki yaşamamız için oksijen, su, yemek gibi gerekli görünüyor değil mi? Oysa bunlar olmadan da yaşayabilenler var. Gaia Dergi'den Ezgi Kaplan'ın yazdığı Margaret da onlardan birisi: Margaret Gallagher, çocukken her Cadılar Bayramı gecesinde rüzgarın hangi yöne doğru estiğini bulmak için ailesinin Belcoo, Co Fermanagh'ta bulunan sazdan bir çatısı olan kır evine gidermiş. 74 yaşındaki İrlandalı Margaret Gallagher; 18. yüzyılda inşa edilmiş ve birçok açıdan binlerce yıldır değişmemiş, göz kamaştırıcı eski kır evindeki röportaj sırasında; Bu, her zaman birkaç ay öncesinden hesaplanırdı diyerek cümlesine başlıyor. Eğer Batı'dan esiyorsa yağmurlu bir kış; Kuzeydoğu'dan esiyorsa karlı bir kış ve eğer Kuzey'den esiyorsa soğuk ve kuru bir kış olacağını biliyorduk diyor. Sisli tarlalara ve üzeri çalılarla kaplı bataklıklara bakan Cuilcagh ve aşağısındaki ikiz köyler Belcoo ve Blacklion şu anda 280 yılı devirmiş de olsa onun evinde ne su, ne elektrik, ne telefon ne de televizyon bulunmakta. Soğuk burada gerçekten şiddetli geçiyor ve Margaret bu soğukla nasıl başa çıkacağını biliyor. Mesela hafta başında hava tahmini, yoğun kar yağışı ise Margaret, evinde iki kat daha fazla hazırlık yaparak buna hazırlanıyor. Kablosuz bir radyom var ve haberleri oradan dinliyorum. Haberlerde yoğun kar yağışı uyarısı vardı. Ben de bolca odun ve çim aldım, bolca su taşıdım yani kar yağışına karşı tüm önlemlerimi aldım. Şu an bana fazlasıyla yetecek miktarda suyum var hatta şehrin tamamını ufak bir ücret karşılığında yıkayabilirim bile. Çatıda biriken karları temizlemem için sabah çok erken kalkmam gerekiyor. Eğer bunu yapmazsam, çatı zarar görebiliyor, daha önce bir defa zarar görmüştü. Böyle bir evde yaşıyorsanız, denk gelebileceğiniz şeylere karşı hazırlıklı olmalısınız. İnsanlar gelip bana nesli tükenmekte olan bir türmüşüm gibi bakıyor. Her sabah şöminedeki ateşini yakıyor ve binbir değişik tattaki keklerinden pişiriyor. Kıyafetlerini yıkaması ve temizlik yapması gerektiğinde, yakınındaki kuyudan su temin edebiliyor. Ayrıca saat dokuzdan önce odunlar ve çimenler toplanılıp torbalara doldurulmak zorunda. Size şöyle söyleyeyim; birkaç torba çimen ve bir miktar su taşıyorum. İnsanlar gelip bana nesli tükenmekte olan bir türmüşüm gibi bakıyor. Evet, aslında doğru, gerçekten neslim tükeniyor. Gerçekten. Buraya gelip, 'Ooo, vay be, aaa' diye tepkiler veren ve bana bakarak 'Bu yaşam tarzına sahip insanlar, uzun siyah etek giyerler diye düşünüyordum' diyen Amerikalı turistleri hoşnut kılmak için burada yaşamıyorum. Bu tarz konuşan insanlara tepkim şu oluyor; 'Eh yani, kuyuya indiğim yolu görseniz gerçekten de siyah uzun eteğin yıkanmasına ihtiyaç oluyor.' Ateş yanarken yayılması için açık tutulan ön kapı ile birlikte, duvarlarda çift yağ yakıcıları ve ateşin daha fazla ışık vermesi için yansıtma görevi üstlenen aynalar var. Gallagher'in evinin her bir köşesi, yakın geçmişi hatta daha da geçmişi yansıtıyor. Aslında onun için, gerçekliği yansıtıyor. Daha modern bir yaşama geçmek için hiç zaman olmadı. 26 Haziran 1942'de Pazartesi sabahı 9'u 5 geçe bu evde doğdum. Annem 10 yaşımdayken, babam ise 1980'de öldü. Dedem bu evi 1887'de almış. Evi benim alışım, onlar için ne kadar iyi olduysa benim için de yeterince iyi olmuştur. Bu günlerde fazla para yok fakat her zaman açık bir kapı vardır. Tanrı, her zaman bir kapıyı kapatır ve diğerini açar. Televizyon kullanmıyorum. Kurmalı bir radyom var. Sabah, gün ortası, öğlen ve akşam haberlerini ondan dinliyorum. Televizyonlarla ya da herhangi başka bir şey ile ilgili tek problem; hiç kullanılmayan kapatma tuşunun olmaması bence. Misafirperverlikten gittikçe uzaklaşıyoruz ve o açık kapı kapanıyor. Kitap aşığı olan Margaret Gallagher, yalnızlığın toplumdan silinmesinden korkuyor. Eski keşişlerden, özellikle de Cleenish Adası'nda yaşayan keşişlerden, yalnızlık ve misafirperverlik hakkında çok şey öğrendik. Fakat şimdi hepsi unutuldu. Biriyle konuştuğunda ya telefonda ya da bilgisayardalar, hiçbir şekilde göz teması yok. Bence misafirperverlikten gittikçe uzaklaşıyoruz ve o açık kapı kapanıyor. Yaşamın baskıları ile baş edebilmek için; Evde bir süre sessizlik veya yalnızlık olmalıdır. diye düşünüyor. Bu da televizyon ve internet ile ilişkinin kesilmesi anlamına geliyor. Dünya'da ne olup bittiği ile ilgilenmiyorum. İlgilensem de düzeltemeyeceğim ki. Kuzey İrlanda'da olan bir şeyi düzeltebilecek miyim? Hayır. Hatta kendi kasabamda olan yanlış bir şeyi bile düzeltemem. Haberler ilgimi çekmiyor. Ve bilmediğiniz, tanımadığınız insanlar hakkındaki tüm bu konuşmalar... Moğolistan dışında yaşayan kimsenin Margaret Gallagher'in yaptığı şey hakkında en ufak bir bilgisinin olduğunu hatta ilgilendiğini bile sanmıyorum. Televizyon güzel bir şey ama beni bilgi ile sınıyor. Coronation dizisi? Ah hemen bana bir kitap ver, onun hakkında bir şeyler bilmeliyim. O dizi beni ilgilendirmiyor ya da başka bir dizi. Çamurlar hakkında daha fazla şey duyuyorum! Hareketli bir dünyada, emekli bir kişi misafirperverliği gündeme geri dönmek olarak görmek ister. Misafirperver olan topluluklar vardır, olmayanlar vardır. Bazıları bir bardak çay isteyip istemediğinizi sorar fakat siz asla başka birine bir bardak çay mı istiyorsun diye sormazsınız. Çayı demlersiniz, bardağa koyarsınız ve sormaya bile kalkışmadan servis edersiniz. İçmeyi sevmiyorlarsa, zorlamaya gerek yok. Talihsiz bir durum, ama olsun en azından çay yaptın. Modern su ısıtıcılarını sevmiyorum. Kendi su ısıtıcımı seviyorum. Her zaman ateşin üstünde ve harika. Bozulmadığı ve tamir ettirmesi çok pahalı olmadığı sürece bir şeyi değiştirmeye gerek duymuyorum. Komşularını çaya davet etmediğinde, kuşlar onun misafiri oluyor. Kuşlar oldukça masraflı; sahip olduğum bütün kuşları beslemek için haftada 6 somun ekmek ve yaklaşık üç taş kuş tohumu gerekiyor. Jenny adını verdiğim bir çalıkuşum var. Jenny'in bir ailesi var gibi; bir gün bebekleri diğer gün yetişkinler geliyor. Vücuduna göre oldukça fazla yiyor ve sürekli burada. Hiç ayrılmıyor. Serçelerim, karakuşlarım, saksağanlarım ve kargalarım var. Çok şeyim var aslında. Hiç yalnız kalmıyor, huzurun ve evinin tadını çıkarıyor. Son olarak Margaret Gallagher; Bu ev aslında bir şeyler söylüyor; güzel ve yeni evlerle çevrili de olsa bu manzara karşısında kendinden çok emin ve rahat duruyor. Geçmişinizi unutamayacağınızı, onu gururlu bir şekilde geleceğine taşıyacağınızı hatırlatıyor. deyip gülümsüyor. Ne diyelim, umarım biz de bir gün bulutlarla yarışıp gökyüzünün mavi özgürlüğüne karışan beton yığınlarından kurtulup kendimizi huzurun kollarına atarız..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/elektrik-faturasindan-tasarruf-etmenizi-saglayacak-7-ise-yarar-yontem/", "text": "Kış aylarının gelmesiyle birlikte ısınma problemi de başlıyor. Kombinin eksik kaldığı yerde yine elektrikli ısıtıcılar devreye giriyor. Böyle olunca da zaten kabarık olan elektrik faturası daha da artıyor ve içinden çıkılamaz bir hal alıyor. Tam böyle zamanlarda bir şey olsa da ekonomimizi rahatlatsak diye düşünüyorsunuz. Eğer loto vurmayacaksa sizi rahatlatacak tek şey tasarruf yapmak. Bu satırlarda tasarruf yaparak nasıl daha az elektrik faturası öderiz diye düşünenlere birkaç tane önerimiz olacak. 1- Öncelikli olarak kullanmadığınız elektronik cihazların fişini çekmeyle başlayabiliriz. Gün boyu gereksiz yere belli bir miktar elektrik harcıyorlar, üstelik bunu her gün yapıyorlar. 2- Elektrikli ev eşyaları alırken fiyatı kadar ne kadar yaktığını da önemseyin. Eğer bütçe dostu bir çamaşır veya bulaşık makinesi alırsanız düşük elektrik faturası ödersiniz. 3- Buzdolabınızı mevsime göre ayarlayın. Kış aylarında da yazın olduğu kadar elektrik harcamasına gerek olup olmadığına karar verin ve kış modunda çalıştırın. 4- Akıllı elektrikli sayaç alım. 5- Klasik ampüllerinizi ekonomik beyaz tasarruflu ampüllerle değiştirin. 6- Kullanmadığınız odaların ışıklarını ve o odadaki elektrikli aletlerin kapalı olup olmadıklarını kontrol edin. 7- Elektrik faturası tarifenizi değiştirin. Eskiden böyle bir şansınız yoktu ama artık elektrik aldığınız işletmeyi kolaylıkla değiştirip uygun fiyatlı bir elektrik sağlayıcı ya geçebiliyorsunuz. Üstelik bu işlemler sırasında ve sonrasında elektrikle ilgili bir sorun yaşamıyorsunuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/elektrik-faturasini-dusurme-yollari/", "text": "Kapatma tuşuna bassanız bile bazı elektronik aletlerin çalışmaya devam ettiğini biliyor muydunuz? İşte sadece fişten çekerek elektrik faturanıza katkıda bulunduracak elektronik aletler... 1# Dekoder Çoğu insan dekoder yerine sadece televizyonu kapatır. Fakat maalesef kapalı konumda duran dekoderler de elektrik çeken araçlar arasında. Dolayısıyla fişten çekmeden evden çıkmasanız iyi edersiniz. 2# Televizyon Televizyonu kapatmak için sadece kumanda kullanmanız pek bir işe yaramıyor. Fişten çıkarmadığınız sürece televizyonunuz çalışmaya devam edecektir. Elektrik faturasına etkisini ay sonunda görebilirsiniz. 3# Bilgisayar Bilgisayarı kapat komutu, bilgisayarınızı kapatmaya yetmiyor. Bilgisayarınız fişte takılı kaldığı sürece elektrik çekmeye devam edecektir. Bu yüzden hem bilgisayarın kendi ömrü hem de elektrik faturanız için fişten çektiğinize emin olun. 4# Fırın Hiç fark edilmese de üzerinde zamanlayıcı bulunan elektronik aletler de fişte takılı kaldığı sürede elektrik çeken araçlar arasında. Dolayısıyla kullanmadığınız zamanlarda fırınınızı fişte tutmazsanız tasarruf sağlayabilirsiniz. 5# Şarj aletleri Prizde bırakılmış bir şarj aleti, ucuna bağlı bir elektronik alet olmasa bile elektrik çeker. Fakat voltajı o kadar düşüktür ki fark etmemeniz çok normal. Uzun lafın kısası, bütün elektronik araçlarınızın gerçekten kapandığına emin olmak için fişten çekmelisiniz. Bu şekilde elektrik faturanızı hiçbir şeyi kısmadan düşürebilirsiniz. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/elektronik-muzik-sevenleri-mutluluga-eristirme-garantili-10-sarki/", "text": "Ülkemizde teknolojinin ilerlemesi ile elektronik müzikteki gelişmeler de geçtiğimiz yıllara göre bayağı iyi durumda. Elektronik müzik denince genelde dup tıs diye adlandırılan yüksel bpm'li eskilerde kalan techno track'ler akıllara geliyordu ülkemizde ve çok mutlu bir şekilde söyleyebilirim ki artık ülkemizde müzik tarzı sorulduğunda Deep House dinliyorum diyebilen insanların sayısı artıyor. Bu artış ile doğru orantılı olarak elektronik müziği bilmeyen sadece sosyal mecralardan ve kulaktan kulağa yayılan bilgiler ile gereksiz bilgi kirliliği de çok fazla durumda. Biraz bu sebepten dolayı biraz da daha çok insana elektronik müziği duyurabilmek için Siyasetten Uzak Pozitif İçerik Sitesi The Geyik aracılığı ile House, Tech House, Deep House, Nu Disco & Indie Dance Music, Electronica, Techno ve Chill Out tarzlarından seçtiğim trackleri buralardan paylaşacağım. Bir tarzı benimsemek için sürekli takip etmek gerekiyor, eğer sevdiğiniz bir tarz var ise o tarzı buralardan takip edebilirsiniz. Listeleri genelde aylık olarak 10 track yapmayı planlıyorum ancak güzel trackler olursa tabii ki sayı artacaktır. Sonraki paylaşımlarda tarzlar ile ilgili ve elektronik müzik ile ilgili tecrübe ve bilgilerimi paylaşmaya devam edeceğim sizlerle. Beatport'un House listesine göz atarak başlamak istedim, dinlemeye başlayalım. Şuan House tarzının ilk 100'ünde 1998'de piyasaya sürülen bir track var. Uzun yıllardır elektronik müzik dinleyenlerin durduk yere bir anda aklına gelen tracklerden biridir bizzat şahit oldum. Seth Troxler geçtiğimiz haftalarda Time Warp konserinde de çalmıştı, insanlar sanırım güzelliğini tekrar hatırladı ve muhtemelen şuanda Danny Tenaglia bile şaşkındır. Celeda Music Is The Answer İkinci sırada Craig David, Blonde Nothing Like This 126BPM bir track var burada Cid No! Vocal ve sound'unu beğendiğim bir parça Riton, Kah-lo Rinse & Repeat Burada tekrar eskilerden bir vokal var ''The Ultimate'' ilk 100'e girmeyi hak ediyor. Luca Debonaire, Stefano Reis The Ultimate Pampa Records son albümünden bir parça Acid Pauli Nana https://www.youtube.com/watch?v=SEJz7PthmAw Tertemiz bir House Track Boris Way, Redendo Sunday Eskilerden yeni bir düzenleme Proxy Brown Alive Alex Guesta Voodoo https://www.youtube.com/watch?v=wUWpBhyIgso Listenin en en sonunda Beatport'un en çok satan 1 numarası!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/elektronik-sigaralar-kalp-krizi-riskini-artiriyor/", "text": "Kansas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan araştırma, elektronik sigara içenlerde koroner kalp rahatsızlığı riskinin yüzde 25, depresyon ve kaygı bozukluğu riskinin ise yüzde 55 daha fazla olduğunu ortaya koydu. Araştırmayı yürüten Doç. Mohinder Vindhyal, Bugüne kadar elektronik sigara kullanımının kalp ve damarlara ilişkin etkileri fazla bilinmiyordu. Elde edilen veriler gerçek bir uyarı işareti niteliğinde ve elektronik sigaranın tehlikeleri konusunda daha fazla eylem ve farkındalığa yol açacaktır diye konuştu. DW'nin haberine göre, Ancak elde edilen bulgular derinlemesine bir neden-sonuç ilişkisine dayanmıyor. Çünkü araştırmada yer alan elektronik sigara kullanıcıları uzun süreli içiciler değil zira bu ürünler piyasada henüz son on yılda yaygınlaştı. Önümüzdeki hafta Amerikan Kardiyoloji Koleji'nde ayrıntılı olarak sunulacak araştırma kapsamında 2014, 2016 ve 2017 yıllarında yaklaşık 100 bin kullanıcının gösterdiği reaksiyonlar incelendi. Araştırma elektronik sigaranın normal sigaradan ya da diğer tütün ürünlerinden daha az zararlı olduğuna dair bir bilgi içermiyor. Ancak sanılandan daha fazla zararlı olduğunu savunuyor. Diğer yandan elektronik sigaralar normal tütünlerde bulunan kansere yol açıcı maddeler içermiyor. ABD'de sağlık bakanlığı yetkilileri pille çalışan ve kullanan kişinin sıvılaştırılmış nikotin çekmesini sağlayan bu cihazların tehlikeleri konusunda bir süredir uyarıda bulunuyor. ABD'de gençler arasında elektronik sigara kullanımı 2018'de bir önceki yıla göre yüzde 78 oranında arttı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/elif-gungor-giflerden-olusan-klip-kirpik/", "text": "Facebook'un giflere izin verir hale gelmesiyle birlikte hemen hemen herkes gifleri daha yoğun bir şekilde kullanmaya başladı. Elif Güngör'ün Kirpik isimli şarkısına yaptığı klip ise çoğunu yakınen tanıyıp sevdiğimiz giflerden oluşuyor. Söz ve bestesi kendisine ait şarkılarını, kimi zaman başkalarını iyi hissettirmek kimi zamansa yalnızca paylaşmak adına söyleyen 1993 doğumlu Elif Güngör'ün şarkısı da çok çok iyi! Kirpik'in sözlerini de buraya yazalım: Kadehten yüzümü izledim Kirpiklerim seyrilmiş Oysa gittiğinden beri Pek bir şey dilemedim Bir gölgem var benden büyük Çiçeklere hiç güvenmemiş Bazı günler tek benim için Sarılabilsin isterdim Tek odalı bir ev istedim Bir de küçük bir kedi Duvarlar beni sevmezse Kedim beni sever dedim Uyudum da pek büyümedim Çiçekleri hiç sevemedim Bazı günler tek benim için Yağmur yağsın istedim Yağsın Yansın Ezildi gözleri Geçmez izleri Sevmemiş seni Üşüdün mü? Birer birer Düşerken Kirpiklerini Düşündün mü? Kabustan uyandım, baktım Huzurum çoktan kaçmış Herkes daha gerçekçi Her şey benden geçmiş Elif Güngör'ü Facebook'tan takip etmek için: facebook.com/elifgungormusic soundcloud'da dinlemek için:soundcloud.com/elifgungor"} {"url": "https://www.thegeyik.com/elifnaz-senturk-asi-muhafazasi-birinci/", "text": "Lise öğrencisi Elifnaz Şentürk, doktor olan babasının aşı muhafazasında yaşadığı sorunlara çözüm bulmak için geliştirdiği cihazla, Bilimsel Proje Yarışmasında 21 ülkeden 400 civarında çalışma arasında birinci oldu. Lise öğrencisi Elifnaz Şentürk, aile hekimi olan babasının aşı muhafazasında yaşadığı sorunlara çözüm bulmak için geliştirdiği ısıtma ve soğutma sistemlerini bir arada kullanarak sıcaklığı sabitleyen çoklu odalı cihaz projesiyle Bilimsel Proje Yarışmasında dünya birincisi oldu. Brezilya'da ekim ayının son haftasında düzenlenen ve 21 ülkeden 400 civarında çalışmanın katıldığı Mostratec Bilimsel Proje Yarışması'nda, Karşıyaka Anadolu Lisesinin 11. sınıf öğrencisi Şentürk, materyal mühendisliği dalında dünya birinciliğini Türkiye'ye kazandırdı. Hastanelerde sadece soğutma sistemi olduğundan sıcaklık sabit tutulamıyor Şentürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, babasının doktor olduğunu, bu nedenle mesleği sırasında yaşadığı sorunlara küçük yaştan beri tanıklık ettiğini belirtti. Babasından, insan sağlığı için hayati önem taşıyan kan ve kan ürünleri, aşı, ilaç, serum ile nakil için alınan organların muhafaza edildiği yerlerin sıcaklığının doğru ayarlanması gerektiğini, aksi takdirde kullanılmaz hale gelebildiklerini öğrendiğini aktaran Şentürk, bu nedenle babasının aşıların bulunduğu dolaplardaki sıcaklık değişimi nedeniyle zaman zaman geceleri iş yerine gittiğini, bazen il dışında olmasına rağmen tatilini yarıda keserek aşıları kurtarmak için dönmek zorunda kaldığını anlattı. Şentürk, sağlık sektöründe kullanılan cihazların sıcaklığı sabit tutma gibi bir özelliğinin bulunmamasından yakınan babasına çözüm sunmak için yola çıktığını, aklındaki proje için ısıtma ve soğutma sisteminde çalışan ustalar ve bilgisayar yazılımcılarından destek aldığını ifade ederek, Hastanelerde, kan merkezlerinde, eczanelerde kullanılan buzdolaplarında sadece soğutma sistemi olduğundan sıcaklık sabit tutulamıyor. Dolayısıyla belli bir ısıdan sonra soğutma sistemi duruyor. Sistemin tekrar çalışmaya başlaması için gereken sürede ortamdaki sıcaklık düştüğünden, 10 dereceye kadar farklılık gösterebiliyor. Bu durum hassas sıcaklık gerektiren, farklı ısı değerlerinde kullanılmaz hale gelebilen başta nakil için bekletilen organlar olmak üzere, kan, kan ürünleri, aşı, ilaç ve serumları kullanılmaz hale getirebiliyor. diye konuştu. Aynı cihazda farklı sıcaklık Şentürk, yaklaşık 10 ay süren çalışmayla, amacına uygun bir prototip cihazı 4 bin 116 lira maliyetle tamamladığını belirtti. Cihazında ısıtma ve soğutmanın aynı anda kullanılmasıyla ısının sabitlendiğini anlatan Şentürk, şu bilgileri verdi: İki amacı var cihazın. Isıtma ve soğutmayı dönüşümlü kullanarak sıcaklığı sabitlemek. Bu sayede kan ve ürünleri, organlar, aşı ve serumların korunması. Mesela 4 derecelik bir sıcaklık hedeflediğinde cihaz, sıcaklık 5 dereceye ulaşana kadar ısıtma sistemini çalıştırıyor. 5 derecede ısıtma kendini kesiyor, soğutma devreye gidiyor. 3 dereceye kadar soğutma çalışıyor. 3'e gelince tekrar ısıtma aktifleşiyor. 3 ila 5 arasında, 4 küsurlu bir değerle ısı sabitlenmiş oluyor. Oysa mevcut sistemlerde ısı farkı 10 dereceye çıkıyor. İkinci amaç da aynı cihaz üzerindeki bölmelerde farklı sıcaklık değerlerini sabitleyebilmek. Bu nedenle de prototipte 3 bölme oluşturdum. Bunların her birine farklı sıcaklık veren bir sistem kurdum. Her biri için ayrı yapılan kontrol panelinde istediğiniz sıcaklık değerini belirliyorsunuz. Tek ısıtma ve soğutma sistemi, farklı yazılımları sayesinde 3 bölmeye de farklı sıcaklık verilmesini sağlıyor. Bu bölmelerden birini soğuturken diğerini ısıtabiliyoruz. Cihazın bir bölümünde sıfırın altında 18 derece gerektiren bir maddeyi koruyabilir, aynı anda yandaki bölümde 4, diğer bölümünde ise 24 derecelik bir ortam oluşturabilirsiniz. Geliştirdiğim cihaz, hem ortam sıcaklığını sabitliyor, hem de üzerindeki farklı bölmeleri ayrı sıcaklık değerlerinde tutabiliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/elinde-bir-fenerle-cocukluguna-yolculuga-cikanlarin-hikayesi/", "text": "Dört yaşında bir çocuk, bakıcılara, beni sevin azıcık diyorsa, beni dövmeyin artık demek istiyordur ve evsiz bir çocuk olmaktansa, yetiştirme yurdunda kaldığına şükrediyordur... Beş yaşında bir çocuk, aşçıya, karnım tok diyorsa, kereviz yemek istemiyorum demek istiyordur ve düşlerinde, yetiştirme yurdunda değil de, Adile Naşit`in kucağında uyuyordur... Altı yaşında bir çocuk, öğretmenine, içimden çok güzel okuyorum diyorsa, annem babam olsa, okumayı daha çabuk sökerdim demek istiyordur ve yurt çocuğu olduğu herkesçe biliniyordur... Yedi yaşında bir çocuk, sınıf arkadaşlarına, kahvaltıda simit yemiştim diyorsa, bana harçlık verilmediği için simit alamıyorum demek istiyordur ve büyüdüğünde unlu mamuller dükkanı açmak istiyordur... Sekiz yaşında bir çocuk, Allah`a, güneşi yarattığın için sana minnettarım diyorsa, karanlıktan çok korkuyorum demek istiyordur ve geceleri değil, sabaha karşı uykuya dalıyordur... Bunların hepsini ve daha nicesini söyledim biliyor musunuz? Ben Saliha, benim gizli bir dilim var. Gizli bir dilde konuşup, yalnızca yetiştirme yurtlarında kalan çocuklarca, kedilerce ve biriktirdiğim boyama kitaplarımdaki yavru fillerce anlaşılmamı niye yadırgıyorsunuz? Şimdi yirmi dört yaşındayım. Bakışlarımın hep donuk olduğu söyleniyor; ama annelik yaptığım yurt çocukları, bunu hiçbir zaman kabul etmiyor! İlk sevgilim, nefret dolusun dedikten sonra sordu, sana yurtta kaldığın zamanlar kötü bir şey mi yaptılar? Keşke bütün tavukları, kuzuları ve danaları sahiplenebilsem; her biri ecelleriyle ölürdü dedim. Sen dengesizsin deyip, beni o anda terk etti. Oysa, sirklerdeki hayvanları da bağrıma basmak istediğimi söyleyecektim ona... Temizliğe gittiğim bir ev sahibesi, senin gibi bir kimsesiz bulsak da evlendirsek seni dediğinde, ya benim gönlüm Brad Pitt`teyse? dedim gülümseyerek ve kaşlarına çatarak dedi ki, sen nankörsün! Sekreterlik yaparken, patronum bir gün yanına çağırdı beni, maaşına yapacağım zammı sen belirle; ama arada bir senden ne istiyorsam ona uy! Basıp giderken ben, söylendi ardım sıra, senin psikolojin bozuk zaten, geldiğin yer belli! Bir komşum kapımı çaldı bir gün, börek yapmıştım geçende; biraz bayat ama yersen ye. Ona, yeni pişirdiğim çorbayı tattırmak istediğimde, bunu reddedip, senin gibiler iyilikten ne anlar, böreği köpeğe vereyim de o yesin! dedi. Konuşkan biriyim ben; kitaplarla konuşuyorum, Şirin Baba`nın peluşunu aldım, onunla konuşuyorum, -evet efendim, benim babam bir peluş!- ve çiçeklerle konuşuyorum. Dost canlısıyım sonra; hamallarla selamlaşıyorum, çöpçülerle dertleşiyorum, baskül başında bekleyen, patik ören ve bazlama satan ninelerle hayaller kuruyorum. Nice çocuğun annesiyim yetiştirme yurdunda; sahiden annemiz olaydın keşke diyor körpecikler, sahiden annenizim diyorum onlara. Bunların hiçbir önemi yok elbette sizin için; bakışlarım donuk, nefret doluyum, nankörüm, geldiğim yer belli ve kaba saba ikram edilen bayat börekleri yemeyen bir görgüsüzüm ayrıca! Elimde bir fener, çocukluğuma doğru yola çıktım. Küçücük bir kız çocuğuna, -çocukluğumun Saliha`sına- vereceğim feneri. Sevinecek Saliha çocuk; karanlıktan korkmayacak artık ve gizli bir dilde masallar anlatacak bana içinde yavru fillerin olduğu. Bütün sirklerdeki bütün hayvanlarla tabiat ana`ya varacağız masalın sonunda ve hava hiç kararmayacak. En çok yavru filler sevecek beni, çocukları ve kedileri... Bir yavru fil sesleniyor bana şimdi; ah diyor, insanlar diyor,unuttular sevgileri... Yazar: Ergür Altan https://www.facebook.com/ergur.altan"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ellili-yaslarin-guzellikleri/", "text": "İnsan yaşlandığını ancak başkalarının gözünden kendine baktığında anlıyor bazen, bazense sadece nüfus cüzdanındaki o rakamlar sayesinde. Ama gel gör ki ruh yaşlanmıyor. Sadece artık bazı şeyleri daha farklı yapmayı öğreniyor. Bu yazıda ellili yaşların güzelliklerini okurken yaşlandığınızı değil ömrünüzün tatlı bir kısmına başladığınızı 1. İnsanların ne düşündüğünü artık umursamıyor, abuk sabuk şeylere kendini üzmüyorsun. 2. Hayatındaki insanları olduğu gibi kabul etmeyi öğreniyorsun. 3. Görüşmek istemediklerini eliyorsun. Ama ayıp olur. devrinin sonu 50 YARIM ASIR 4. Herkesin seni beğenmek, sevmek zorunda olmadığını biliyorsun. 5. Egoyu geri plana atmayı öğreniyorsun. Sana iyi gelecek davranış şekillerini uygulamaya çalışıyorsun. 6. Yapamadığın, yetişemediğin şeyler için suçluluk duymaktan vazgeçiyorsun. 7. Özgüvenin ve farkındalığın artıyor. 8. Ne istediğini biliyorsun. Her konuda... Boşa harcayacak zamanın yok. 9. Geçmişte yaptığın hatalardan ders çıkarıyorsun. Elinde 50 yıllık bir yaşam kılavuzu oluyor. 10. Hata yapsan da bu dünyanın sonu olmuyor. O hatanın bir gün, işine yarayacağını biliyorsun. 11. Akıntıya karşı değil, akıntıyla birlikte yüzmeyi öğreniyorsun. 12. Hayır diyebilmeyi öğreniyorsun. Bak bu çok önemli! Okuyunuz: Hayır diyebilmeli insan 13. Kafana taktığın şeylerin sayısı azalıyor. Hiçbir şey o kadar önemli olmuyor artık. 14. Dayanıklılık gücün artıyor. Hayat seni çoktan birçok acı çeşidiyle test etmiş oluyor. 15. Kendi değerini biliyorsun. 16. Hastalıklı aşık olmamayı öğreniyorsun. 17. Hastalıklı aşk, yerini huzurlu aşka bırakıyor. 18. Huzurlu aşk yoksa, yalnızlığın tadını çıkartıyorsun. 19. Yalnızlığın ve kendinle geçirdiğin zaman eskisinden çok daha kıymetli oluyor. 20. Yaşımızdaki erkekler, yaşımızın yarısındaki kadınlara bakıyor. diye üzülmüyorsun. Onlar ne kaçırdıklarını bilmiyorlar. Cahilliklerine veriyorsun : ) 21. Sağlıklı bir ilişkinin instagram reklamına ihtiyacı olmadığını biliyorsun. 22. Muhteşem hayatlar yaşadığını düşündüğün insanların, hiç de muhteşem hayatlar yaşamadığını biliyorsun. 23. Hayatta herkes bilmediğin bir problemle mücadele edebiliyor olabilir. Anlamasan da, anlayış göstermeyi öğreniyorsun. 24. Seks kesinlikle daha iyi oluyor. Erkek olsa da oluyor, olmasa da oluyor. 25. Sevgilinle kavga ettiğinde, yatağa küs girmiyorsun. Kaşık olup yatıyorsun. 26. 20 yaşındaki gibi kapıları, pencereleri çarparak kavga etmiyorsun. Oh be! 27. Daha az korkuyorsun. Korkunun üzerine gidiyorsun. Yaranın kabuğunu kaldırıp kanamasına izin veriyorsun. 28. Çocuk yaptıysan ne ala... Belki 2, belki 12, belki de 20 yaşında bir çocuğun var. Onun öğrettiklerine ve arkadaşlığına müteşekkir oluyorsun. Yapmadıysan da ne ala... Kafanı dinliyorsun : ) 29. Artık kendin için giyiniyorsun. Moda denen şey, çok çok uzaklardaki bir galaksi oluyor. 30. Daha az alışveriş yapıyorsun. Onlarca giysinin asla giyilmediğini biliyorsun. 31. Paranı kılık kıyafet yerine, seyahate ve iyi bir şaraba harcamayı tercih ediyorsun. 32. Bunu yapabilecek imkanın varsa, Senelerce çalıştım, olacak o kadar demiyor, karşına çıkan ve bugünkü sen olmana yol açan fırsatlar için minettar oluyorsun. 33. Paylaşma, yardımlaşma güdün artıyor. Her konuda... 34. Bazen hayvanları insanlardan daha çok seviyorsun. Onlar için elinden geleni yapmaya çalışıyorsun. 35. Sağlığına dikkat ediyorsun. Sırt ağrısını, sana sahilde yürüyüşü zorunlu kılan bir güzellik olarak görüyorsun. Kronik öksürüğüne yol açan sigara paketine gelince... 50 yaşlarında sen, o son sigaradan daha önemli oluyorsun. 36. Ünlü yazar William Arthur Ward'un dediği gibi Mutluluk içsel bir iştir. Mutsuzluğun için başkalarını cezalandırmamayı öğreniyorsun. 37. İnsanın tutkularından vazgeçemeyeceğini biliyorsun. İşini sevdiğin şey üzerine kuramadıysan da, sevdiğin şeye vakit ayırıyorsun. 38. İçine kocaman bir nefes çekip, her ana şükrediyorsun. Hayat kısa ve hayat güzel. K: Hep Genciz Görsel: Elle"} {"url": "https://www.thegeyik.com/elon-musk-babam-seytanin-bir-plani/", "text": "Elon Musk, babası Errol Musk için, Şeytanın ayrıntısıyla düşündüğü bir planı dedi. Oğluna yanıt veren baba Musk, Elon ile çok fazla ilgilenemedik ama artık büyümesi gerekiyor ifadelerini kullandı. SpaceX ve Tesla'nın sahibi ABD'ligirişimci Elon Musk, Rolling Stones dergisine verdiği röportajda, gözyaşları içinde babası Errol Musk'ın ne kadar kötü bir kişi olduğunu anlattı. Musk, Güney Afrika'da yaşayan ve başarılı bir mühendis olan 72 yaşındaki babası hakkında, Benim babam, şeytanın üzerinde ayrıntısıyla düşündüğü bir planıdır. O, aklınıza gelebilecek her türlü kötülüğü yapmış birisidir. O kadar kötüdür ki inanamazsınız dedi. Diyetisyen ve model olan annesinin de kendisiyle ilgilenmediğini söyleyen Musk, Beni anne-babamdan çok kitaplar, özellikle Isaac Asimov'un kitapları büyüttü ifadesini kullandı. 'ŞIMARIK BİR ÇOCUK GİBİ DAVRANIYOR' Baba Errol Musk'un ise oğluna yanıtı ise gecikmedi. Hayatında yaptığı en büyük kötülüğün evine giren silahlı 6 kişiden 3'ünü öldürmek olduğunu belirten Errol Musk, Ancak mahkeme hakkımda meşru müdafadan beraat verdi. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle ne ben, ne de 3 çocuğumuzun annesi Maye, Elon ile çok fazla ilgilenemedik. Ama Elon'ın artık büyümesi gerekiyor. Şımarık bir çocuk gibi davranıyor. İstediğini alamadığı için şimdi bana 'Şeytan' diyor diye konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/elon-musk-dunyanin-en-harika-adami/", "text": "Elon Musk'ın neden dünyanın en harika adamı olduğunu Tim Urban'ın yaptığı ve Mert Özel'in çevirdiği bu röportajda anlayacaksınız. Nelerdiyorsun isimli Tumblr hesabında yer alan bu yazı alıştığınız türden bir röportaj ve anı yazsı değil. Kesinlikle ufkunuzu açacak! Geçen ay şaşırtıcı bir telefon görüşmesi yaşadım. # # # # # # # # # Tanımayanlar için şimdiden söyleyeyim: Elon Musk, dünyanın en harika adamı. Bu yazıda kendi başına nasıl milyarderliğe yükseldiğini ve Iron Man filmindeki Tony Stark'a nasıl ilham kaynağı olduğunu anlatacağım. Şimdilik kısa bir giriş yapması için sözü Richard Branson'a bırakıyorum: Şüpheciler her neye 'yapılamaz' dediyse, Elon sahneye çıktı ve yaptı. Hatırlar mısınız bilmem, hani 1990'larda tanımadığımız insanları arayıp onlara kredi kartı numaralarımızı verirdik. Elon, PayPal denilen küçük bir şey hayal etti. Tesla Motors ve SolarCity şirketleri, temiz ve yenilenebilir enerjili bir geleceği gerçeğe dönüştürüyor. SpaceX ise uzayı, keşfe tekrar açıyor. Elon'ın aynı anda hem gezegenimizi iyileştirmek için, hem de gezegeni terk etmek için çalışıyor olması büyük bir çelişki. Yani hayır, beklediğim bir telefon görüşmesi değildi. Birkaç gün sonra kendimi telefonda Elon Musk'la konuşurken buldum. Altımda pijama vardı ve evin içinde volta atıyordum. Tesla, SpaceX, otomotiv, havacılık-uzay ve güneş enerjisi endüstrileri hakkında konuştuk. İnsanların kafasını karıştırdığını düşündüğü şeylerden bahsetti. Bu konular üzerine yazmak ilgimi çekerse, Kaliforniya'da yüz yüze daha uzun konuşabileceğimizi söyledi. # # Benim için bu proje, tarihte verdiğim en kolay kararlardan biriydi. Hani sırf Elon Musk diye değil. Bilgisayarımdaki Gelecek Yazı Konuları listemde bir süredir bekleyen iki ayrı konu var, şöyle: elektrikli vs hibrit vs benzinli arabalar, tesla'nın olayı ne, sürdürülebilir enerji spacex, musk, mars?? roket yapmayı öğrenmek nasıl?? Bu konular hakkında yazmak istememin sebebi, Yapay Zeka hakkında yazma sebebimle aynı gelecekte çok önemli olacaklarını biliyordum, fakat haklarında yeterince bilgiye sahip değildim. Musk ise bu iki alanda birden devrime önderlik ediyor. Hani sanki bir süredir yıldırım fırlatma işlemi hakkında bir şey yazmak istiyormuşsunuz da günün birinde Zeus arayıp sormak istediğin bir şey var mı demiş gibi. Böyle başladı işte. Kaliforniya'ya gidecek, Tesla ve SpaceX fabrikalarını görecek, iki fabrikadan da birkaç mühendisle tanışacak ve Musk ile kapsamlı bir konuşma gerçekleştirecektim. Heyecan verici. Yaptığım ilk iş tamamiyle paniğe kapılmaktı. Bu insanların, bu birinci sınıf mühendislerin ve roket bilimcilerin karşısına hiçbir şey bilmeden oturamazdım. Hemen öğrenmem gereken çok şey vardı. Elon Musk'la ilgili sorun şu ki, kendisi aşağıdaki sektörlerin hepsinde yer alıyor: · Otomotiv · Havacılık ve Uzay · Güneş Enerjisi · Enerji Depolama · Uydu · Yüksek Hızlı Kara Ulaştırmacılığı · Ve, şey, Çoklu-Gezegensel Yayılma Zeus'la röportaj bile daha az stresli olurdu. Neyse, Batı Yakası ziyaretimden önceki iki haftayı okuyarak geçirdim ve anladım ki bunun bir yazı dizisi olması gerekecekti. Bahsedecek çok fazla şey var. Sonraki yazılarda Musk'ın şirketlerinden ve bulundukları endüstrilerden etraflıca bahsedeceğiz. Bu yazıda ise bu adamın kim olduğundan ve neden bu kadar ünlü olduğundan bahsedeceğiz. Elon Musk Nasıl Ortaya Çıktı Not: Teknoloji yazarı Ashlee Vance tarafından yazılan çok iyi bir Musk biyografisi var. Kitabın erken bir kopyasını edindim ve kendisi bana bu yazıyı toparlamamda çok yardımcı oldu. Burada hayatından kısaca bahsedeceğim hikayenin tamamını istiyorsanız kitabı alın. Musk, 1971 yılında Güney Afrika'da doğdu. Çocukluğu pek iyi geçmedi. Aile yaşantısı zorluydu, okulda da uyum sağlayamıyordu. Fakat tabii ki, sıradışı insanların biyografisinde sıkça karşılaştığınız üzere, Musk da erken yaşlarda kendi başına bir şeyler öğrenmeye istekliydi. Erkek kardeşi Kimbal, Elon'ın günde genelde 10 saat kitap okuduğunu söyledi. Sık sık bilim kurgu okurmuş, sonra kurgu olmayan şeyler de okumaya başlamış. Dördüncü sınıfa geldiğinde kafasını Encyclopedia Britannica'dan kaldırmıyormuş. Bu yazıları okurken Musk'la ilgili öğreneceğiniz şeylerden biri, insanları bilgisayarlar olarak düşündüğü. En temelde düşünürseniz gerçekten de öyleyiz. Vücut ve beyin, bir insanın donanımı. Yazılımı ise düşünmeyi öğrenme yolu, değer sistemi, alışkanlıkları ve kişiliği. Öğrenmeyi de basitçe beyninize veri ve algoritmalar indirmek olarak tanımlıyor Musk. Resmi sınıf eğitimiyle ilgili sevmediği şeylerin başında, öğretmen bir şeyleri açıklarken sınıfta oturmanın sahip olduğu aşırı düşük indirme hızı geliyor. Bugüne kadar bildiği şeylerin çoğunu okuyarak öğrenmiş. Dokuz yaşında ilk bilgisayarını Commodore VIC-20 aldığında ikinci bir saplantı edinmiş. Beş kilobaytlık bir hafızaya sahip bu bilgisayar, yanında bir programlamaya giriş rehberiyle beraber gelmiş. Bu rehber, kullanıcının altı ayda tamamlayacağı üzere hazırlanmış. Dokuz yaşındaki Elon ise bunu üç günde bitirmiş. 12 yaşında, yeteneklerini Blastar adında bir video oyunu yapmak için kullanmış. Söylediğine göre saçma, ama yine de Flappy Bird'den daha iyi bir oyunmuş. Fakat 1983 yılında bu oyun, bir bilgisayar dergisine 500 dolara (günümüz parasıyla 1.200 dolara) satılacak kadar iyiymiş. 12 yaşında bir çocuk için fena değil. Musk Güney Afrika'yla arasında pek bir bağ hissetmemiş, Beyaz Afrikaner kültürüne ayak uyduramıyormuş. Potansiyel bir girişimci için kabus gibi bir ülkeymiş. Silikon Vadisi onun gözünde Vaadedilen Topraklar'mış. Bu yüzden 17 yaşında Güney Afrika'yı sonsuza dek terk etti. İlk olarak Kanada'ya gitti, çünkü annesi Kanada vatandaşı olduğu için oraya göç etmek daha kolaydı. Birkaç yıl sonra üniversite transferini kullanarak Pensilvanya Üniversitesi'ne, böylelikle de ABD'ye giriş yaptı. Üniversitedeyken hayatıyla ne yapmak istediğine karar vermek için şu soruyu sordu kendine: İnsanlığın geleceğini en çok ne etkileyecek? Bulduğu cevap, beş şeyden oluşan bir listeydi: İnternet; sürdürülebilir enerji; uzay keşfi özellikle hayatın kalıcı olarak Dünya dışına yayılması ; yapay zeka; ve insanın genetik kodunun yeniden programlanabilmesi. Son ikisinin ne kadar olumlu etkileyeceği konusunda şüpheliydi, ilk üçü hakkında ise iyimserdi. Buna rağmen o zamanlar, ileride uzay keşfi ile uğraşacağını hiç düşünmemiş. Bu da geriye seçenek olarak interneti ve sürdürülebilir enerjiyi bırakmış. Sürdürülebilir enerjiyi seçmiş. Üniversiteyi bitirdikten sonra, yüksek enerji yoğunluklu kapasitörler üzerinde çalışmak için Stanford'da bir doktora programına katılmış. Bu kapasitörlerin amacı, enerji depolayabilmenin -geleneksel pillere kıyasla- daha verimli bir yolunu bulmak. Musk, bunun sürdürülebilir enerjili bir gelecek için kilit rol oynayacağını ve elektrikli otomobil sektörünün gelişimini hızlandıracağını biliyordu. Fakat doktora programının henüz ikinci gününde çok sağlam bir FOMO hissine kapılmış, çünkü 1995 yılında internet yol alıp giderken öyle durup izlemeye dayanamamış. İnternete atılıp bir şeyleri geliştirmek istemiş. Bu yüzden okulu bırakıp interneti denemeye karar vermiş. İlk olarak 1995 internetinin canavarı olan Netscape'de bir iş bulmaya çalışmış. Planı ise davet edilmeden lobiye gidip, utanmış bir şekilde etrafta dolanıp, herkesle konuşmaktan çekinip orayı terk etmekmiş. Musk, kariyerinin pek etkileyici olmayan bu başlangıcını atlatmak için kardeşi Kimbal ile ortak olmuş ve kendi şirketlerini kurmuşlar: Zip2. Zip2, Yelp ve Google Maps'in ilkel bir birleşimi gibiymiş. O zamanlar ne Yelp ne de Google Maps vardı tabii. Hedefleri, Sarı Sayfalar'ın önemini artık yitirdiğini ve çevrimiçi bir dizinde yer almanın iyi bir fikir olduğunu şirketlere anlatmaktı. Kardeşlerin paraları yoktu, ofiste uyuyorlardı ve YMCA'da yıkanıyorlardı. Baş programcıları Elon ise bilgisayarın başında saatler boyunca çalışıyordu. 1995 yılında şirketleri, internetin önemli olduğuna inandırmak zordu. Çoğu şirket, internette reklam vermenin duydukları en aptalca şey olduğunu söylüyordu. Fakat eninde sonunda müşteri edinmeye başladılar ve şirket büyüdü. 90'lardaki internet furyasının kendini aştığı zamanlardı, yeni şirketler sağlı sollu kapılıyordu. 1999'da da Compaq, Zip2'yu 307 milyon dolara kaptı. 27 yaşındaki Musk, 22 milyon dolar aldı. Musk'a baktığımızda görebileceğimiz şeylerden biri, bir girişimi bitirdikten sonra hiç beklemeden daha zor ve daha karışık yeni bir girişime atılması. Dot-com milyonerleri kurallarını takip ediyor olsaydı Musk'ın yapacağı şey, 90'lardaki patlamadan iyi bir kazanç sağladıktan sonra ya emekliye ayrılıp gün batımının ve melek yatırımcılığın keyfini çıkarmak, ya da hala tutkuluysa başkasının parasıyla yeni bir şirket kurmak olurdu. Fakat Musk normal kuralları takip etmiyor. Bu yüzden net servetinin dörtte üçünü yeni fikrine yatırdı. Bu fikir ise vadesiz, mevduat ve komisyon hesapları açılabilen çevrimiçi bir banka oluşturmaktı: X.com. Bu şu an kulağa o kadar delice gelmiyor tabii. Fakat 1999 yılında yeni bir internet şirketinin büyük bankalarla rekabet etmeye çalışması hiç duyulmamış bir şeydi. X.com'un bulunduğu binada Confinity adında, Peter Thiel ve Max Levchin tarafından kurulan bir internet finans şirketi daha vardı. X.com'un birçok özelliğinden biri kolay para transferiydi. Bir süre sonra Confinity de benzer bir hizmet geliştirdi. İki şirket de, para transferi hizmetleri için büyük bir talep olduğunu fark etti ve birbirleriyle büyük bir rekabet içine girdiler. Daha sonra ise birleşme kararı aldılar ve bugün PayPal olarak bildiğimiz oluşum ortaya çıktı. Bu birleşme birçok egoyu ve zıt fikri bir araya getirdi. Musk'ın yanında artık Peter Thiel ve çok başarılı başka internet girişimcileri vardı. Şirket hızlıca büyüyordu, fakat ofiste işler pek aksaksız gitmiyordu. 2000 yılının sonlarına doğru anlaşmazlıklar iyice arttı. Musk bir yarı bağış toplama gezisi / yarı balayındayken , Musk karşıtı grup bir darbe gerçekleştirdi ve CEO pozisyonunu Thiel'e verdiler. Musk bunu oldukça iyi karşıladı. Bugün dahi, verilen karara katılmadığını fakat neden yapıldığını anladığını söylüyor. Ekipte kıdemli bir pozisyonda çalışmaya ve şirkete yatırım yapmaya devam etti. Şirketin 2002'de eBay tarafından 1,5 milyar dolar karşılığında satın alınmasında kilit bir rol oynadı. Şirketin en büyük hisse sahibi olan Musk, 180 milyon dolarla ayrıldı . Musk'ın karar verme sürecinde o güne kadar normal kuralların etkisi belki olmuştur, belki olmamıştır. Fakat o gün, 2002 yılında, 31 yaşında ve oldukça zengin bir birey olarak, kural kitabını ateşe attı. Bugüne kadar geçtiğimiz 13 sene içinde yaptığı şeylere bakacağız bu yazı dizisinde. Ama şimdilik şöyle özetleyebiliriz: 2002'de, PayPal satışı henüz gerçeklememişken, Musk roket teknolojisi hakkında büyük bir istekle bir şeyler okumaya başladı. Aynı yıl içinde, 100 milyon dolarla, tüm zamanların en olanaksız ve tedbirsiz girişimlerinden birine atıldı: SpaceX adında bir roket şirketi. Şirketin misyonu, uzay seyahatinin maliyetinde bir devrim yaparak sonraki yüzyıl içinde Mars'ı en az bir milyon insanla kolonize etmek ve insanlığı çoklu-gezegensel bir tür haline getirmek. Hmmmm. Sonra, 2004'te, bu proje devam etmekteyen Musk, tüm zamanların ikinci en olanaksız ve tedbirsiz girişimlerinden birini başlattı: Tesla adında bir elektrikli araba şirketi. Bu şirketin misyonu ise, elektrikli arabaları dünya çapında yaygınlaştırarak otomotiv sektöründe bir devrim yapmak ve böylelikle insanlığı sürdürülebilir enerjili bir geleceğe yaklaştırmak. Musk bu girişime 70 milyon dolar yatırım yaptı, başarılı olan en son ABD'li araba şirketinin 1925'te Chrysler ve başarılı olan en son elektrikli araba şirketinin olmadığı gerçeğine rağmen. Bunun da üstüne, birkaç yıl sonra, 2006'da 10 milyon dolar yatırım yaparak kuzenleriyle SolarCity adında başka bir şirket daha kurdu. Bu şirketin hedefi, milyonlarca insanın evlerine güneş paneli sistemleri kuracak büyük bir hizmet yaratıp fosil yakıtlardan üretilen elektrik tüketimini azaltarak enerji üretiminde bir devrim yapmak ve nihayetinde sürdürülebilir enerjiye büyük geçişi hızlandırmak. PayPal satışından sonra bu dört seneyi izliyor olsaydınız, bunun hüzünlü bir hikaye olduğunu düşünürdünüz. Hayal dünyasında yaşayan bir internet milyoneri, imkansız projelerle kendini meşgul edip servetini savurmak için elinden geleni yapıyor. 2008 yılında, bu harfi harfine gerçekleşmekteydi. SpaceX nasıl roket yapıldığını çözmüştü, fakat roketler çalışmıyordu. Üç fırlatma denemesinde bulunmuşlardı ve üçü de yörüngeye ulaşamadan patlamıştı. Dışarıdan ciddi bir yatırım veya kargo sözleşmesi almak için, SpaceX'in başarılı bir şekilde roket fırlatabildiğini göstermesi gerekiyordu. Musk'ın dediğine göre, geriye yalnızca bir fırlatma için bütçeleri kalmıştı. Dördüncü fırlatma da başarısız olursa SpaceX sona erecekti. O sırada, Körfez Bölgesi'nde Tesla da boka batmış durumdaydı. İlk arabaları Tesla Roadster'ı piyasaya hala sürememişlerdi, bu da dışarıdan pek iyi durmuyordu tabii. Silikon Vadisi'nin dedikodu blogu Valleywag, Tesla Roadster'ı 2007'nin 1 numaralı teknoloji şirketi başarısızlığı seçti. Küresel ekonomi bir anda çöküp otomotiv sektörüne sağlam bir darbe vurmamış olsa, bu o kadar da sorun olmazdı. Fakat bu darbe yüzünden araba şirketlerine olan yatırımlar kesiliyordu, özellikle de yeni ve kendini kanıtlayamamış şirketlere. Tesla'nın da parası hızlıca tükenmekteydi. Kariyerindeki bu çifte çöküş sırasında Musk'ın hayatında güçlü ve istikrarlı olan tek şey sekiz yıllık evliliğiydi. Güçlü ve istikrarlıdan kastınız darmaduman bir boşanmayla parçalara ayrılmaksa tabii. Karanlık. Burada bir şeyi belirtmekte yarar var: Musk aptal değil. Kötü şirketler kurmadı. İyi, hem de bayağı iyi şirketler kurdu. Ama güvenilir bir roket inşa etmek gerçekten çok zor, yeni bir araba şirketi kurmak da. Çünkü kimse aşırı hırslı ve sonu muhtemelen kötü görünen girişimlere yatırım yapmak istemiyordu, özellikle piyasa duraklamışken. Bu yüzden Musk kendi sermayesine bel bağlamış durumdaydı. PayPal sayesinde zengindi, fakat bu şirketleri tek başına uzun süre boyunca ayakta tutacak kadar da değil. Dışarıdan yatırım olmadan SpaceX'in de Tesla'nın da kalan ömrü kısaydı. Yani, SpaceX ve Tesla kötü değillerdi yalnızca başarılı olmak için biraz daha zamana ihtiyaçları vardı. Fakat zamanları kalmamıştı. İşte o an her şey tersine döndü. Öncelikle, Eylül 2008'de SpaceX dördüncü ve yörüngeye başarıyla bir kargo koyamazsa sonuncu roketini fırlattı... ve roket başarılı oldu. Mükemmel bir şekilde hem de. Bu, NASA'nın eh neyse ya, Musk denilen bu herife bi şans verelim madem demesi için yeterliydi. NASA böylelikle bir risk aldı ve SpaceX'e 12 fırlatmalık, 1.6 milyar dolar değerinde bir sözleşme teklif etti. Pekala. SpaceX kurtuldu. Hemen ertesi gün, 2008 Noel Arifesi. Musk, Tesla'yı ayakta tutabilmek için ayırabileceği son parayı vermişken, Tesla'nın yatırımcıları Musk'ın yatırımına karşılık verdi. Pekala. Beş ay sonra işler iyiye gitmeye başlıyordu ki, kritik bir başka yatırım daha geldi: Daimler'den 50 milyon dolar. Tesla kurtuldu. Musk'ın yolundaki engeller 2008'de sona ermedi tabii, ama sonraki yedi yıl boyunca Elon Musk ve şirketlerinin hikayesi büyük başarılarla doldu. İlk üç fırlatmaları başarısız olduktan sonra SpaceX 20 roket daha fırlattı ve hepsi başarılı oldu. NASA şu an devamlı müşterilerden yalnızca biri, çünkü SpaceX'teki yenilikler sayesinde şirketler tarihte ilk kez uzaya bu kadar ucuza bir şeyler gönderebiliyor. Bu 20 fırlatma içinde ticari bir roket şirketi için bir sürü ilkler oldu. Bugüne kadar, yörüngeye bir uzay aracı gönderip Dünya'ya başarıyla geri getirebilen dört oluşum var: ABD, Rusya, Çin... ve SpaceX. SpaceX şu an, insanları uzaya gönderecek olan yeni uzay aracını test ediyor. Aynı zamanda, tek seferde Mars'a 100 kişi gönderebilecek olan daha büyük bir roket üzerinde çalışıyorlar. Google ve Fidelity tarafından yapılan yeni bir yatırımdan sonra, şirketin değeri 12 milyar dolara çıktı. Tesla'nın ise Model S aracı büyük bir başarıya ulaştı. Consumer Reports dergisinden 100 üzerinden 99 ile otomotiv sektöründe şimdiye kadarki en yüksek puanı aldı. Bununla da kalmayıp Ulusal Otoyol Güvenlik Kurumu'ndan 5.4/5 ile tarihteki en yüksek güvenlik skorunu aldı. Şu an, fiyatı çok daha uygun olan büyük kozları Model 3'ü çıkarmaya yaklaşıyorlar. Şirketin piyasa değeri 31 milyar dolar. Bunun üstüne bir de dünyanın en büyük pil şirketlerinden biri olma yolundalar. Nevada'da bulunan Gigafactory adındaki devasa fabrikaları üzerinde çalışıyorlar. Bu fabrika açıldığında, dünyadaki yıllık toplam lityum-iyon pil üretimi iki katından fazlasına çıkacak. 2012 yılında halka açılan SolarCity'nin piyasa değeri ise neredeyse 6 milyar dolar ve şirket şu an ABD'deki en büyük güneş paneli dağıtımcısı. Şu anda Buffalo'da ülkenin en büyük güneş paneli fabrikasını inşaa ediyorlar, ve muhtemelen Tesla'nın yeni ev pili Powerwall için Tesla'yla bir ortaklığa girecekler. Musk'a bu da yetmediği için, boş zamanlarında uğraştığı yeni bir ulaşım biçimi var: Hyperloop. Birkaç yıl içinde, yeni fabrikaların inşaatı tamamlandığında, Musk'ın bu üç şirketi toplam 30 binin üstünde kişi çalıştıracak. 2008'de iflasın eşiğine geldikten ve bir arkadaşına karısıyla beraber ailesinin bodrumuna taşınma ihtimalleri olduğunu söyledikten sonra, Musk'ın şu anki net değeri 12.6 milyar dolar. Musk'ı bir bakıma yaşayan efsane yapan şeyler işte bunlar. Başarılı bir otomotiv şirketi kurup dünya çapındaki Supercharger istasyonları ağını oluşturduğu için Musk, Henry Ford ve John D. Rockefeller gibi öngörülü sanayicilere benzetiliyor. SpaceX'in roket teknolojisi üzerindeki çalışmaları ise Howard Hughes'a benzetilmesinin sebebi. Birçok kişi ise Musk'ı, farklı sektörlerde yakaladığı mühendislik başarılarından ötürü Thomas Edison ile karşılaştırıyor. Fakat belki de çoğu kez, devasa ve uzun süredir yerinde sayan sektörleri, müşterilerin istediklerini bile bilmediği şeylerle yerinden oynattığı için Steve Jobs'a benzetiliyor. Bazıları kendine ait bir kategoride hatırlanacağını düşünüyor. Teknoloji yazarı ve Musk'ın biyografisini yazan Ashlee Vance, Musk'ın oluşturduğu şeylerin Hughes veya Jobs'ın ürettiği herhangi bir şeyden çok daha büyük olma potansiyeli olduğunu öne sürüyor. Musk, Amerika'nın havlu atmış gibi göründüğü otomobil ve havacılık-uzay endüstrilerini almış ve bunları yeni ve muhteşem bir şey gibi göstermişti. TED Talks'ı yürüten Chris Anderson, Musk için Dünya'nın yaşayan en fevkalade girişimcisi diyor. Bazıları onu gerçek Iron Man olarak biliyor, sebebi de şu: Iron Man filminin yönetmeni Jon Favreau, çekimler başlamadan önce Robert Downey Jr.'ı, karakteri için Musk'ı temel alsın diye SpaceX fabrikasında onunla vakit geçirmeye yollamış. İşte altımda pijamalarımla evde volta atarken telefonda konuştuğum adam bu adam. Telefonda, şirketlerinin reklamını yapmamı istemediğini açıkça belirtti. Benden istediği şey, bu şirketlerin içinde bulunduğu sektörlerde olan biteni ve elektrikli arabaların, sürdürülebilir enerji üretiminin ve havacılık-uzayın neden bu kadar önemli olduğunu açıklamamdı. Onun hakkında yazan insanlardan oldukça sıkılmış duruyordu. İçinde bulunduğu o sektörlerde çok önemli şeyler gerçekleştiğini düşünüyor. Ne zaman biri onun hakkında yazsa, keşke fosil yakıt temini veya pil gelişmeleri veya insanlığı çoklu-gezegensel yapmak hakkında yazsalar diyormuş . Yani, başlığı Elon Musk: Dünyanın En Harika Adamı olan bu yazıya sinirinin bozulacağından eminim. Ama nedenlerim var. Bana göre, bu yazı serisinde keşfedilmeye değer iki konu var: 1) Musk'ın, yaptığı şeyleri neden yaptığını anlamak. İnsanlığa iyi bir gelecek için en iyi şansı veren en önemli konularla ilgilendiğine içten inanıyor. Bu konuları ve bu konularla neden bu kadar ilgilendiğini derinlemesine incelemek istiyorum. 2) Musk'ın, yaptığı şeyleri neden yapabildiğini anlamak. Her nesilde dünyayı önemli ölçüde değiştirebilen çok az insan vardır ve bu insanlar incelenmeye değer insanlardır. Bir şeyleri diğer herkesten farklı yaparlar ve onlardan öğrenilecek çok şey olduğunu düşünüyorum. İşte bu yüzden, Kaliforniya'ya giderken aklımda iki hedef vardı: Musk ve ekiplerinin üzerinde hararetle çalıştıkları konuları olabildiğince iyi anlamak, ve Musk'ın dünyayı değiştirebilmesine olanak sağlayan şeyin iç yüzünü anlamak. Fabrikaları Ziyaret Tesla Fabrikası ve SpaceX Fabrikası'nın devasa olmak dışında birçok ortak noktası var. İki fabrika da aydınlık ve temiz, parlak ve beyaza boyanmış, tavanları da bayağı yüksek. İkisi de sıradan fabrikalardan ziyade laboratuvarları andırıyor. Ve iki fabrikada da beyaz yakalı mühendisler ve mavi yakalı teknisyenler alenen aynı çalışma ortamına yerleştirilmiş, böylelikle birlikte çalışıyor ve birbirlerine geri bildirimde bulunuyorlar. Musk, makineleri tasarlayan kişilerin üretim aşamasında da yakında bulunmalarının önemli olduğunu düşünüyor. Geleneksel bir fabrika ortamı, bilgisayar başındaki bir mühendis için uygun değil; tıpkı geleneksel bir ofis ortamının bir teknisyen için uygun olmadığı gibi. Ama temiz, fütüristik bir laboratuvar iki meslek için de uygun duruyor. İki fabrikada da neredeyse hiç kapalı ofis yok, herkes açıkta ve birbirini görüyor. Tesla fabrikasına ilk geldiğimde beni şaşırtan ilk şey ne kadar büyük olduğuydu. İnternette arattığımda, dünyadaki en büyük taban alanına sahip ikinci yapı olduğunu gördüm. Fabrikaya önceden GM ve Toyota ortak sahipti. 2010 yılında Tesla'ya sattılar. Güne fabrikanın turuyla başladık. Fabrika, araba yapan kırmızı şapşal robotlardan oluşuyor: Havalı başka şeyler de var, örneğin fabrikanın yalnızca aküyü üreten büyük bir kısmı. Veya kesip presleyip Tesla haline getirdikleri 9 tonluk alüminyum rulolarını depoladıkları bir başka kısım. Ve bu devasa pres. 50 milyon dolar değerinde ve metali 4.500 ton basınçla presliyor (bir şeyin üstüne 2.500 araba yığsanız bu basınca ulaşırsınız). Tesla fabrikası araba üretimini yılda 30.000 arabadan 50.000 arabaya, yani neredeyse haftada 1.000 arabaya çıkarmaya çalışıyor. Arabaları inanılmaz hızlı üretiyorlar gibi gelmişti, o yüzden fabrikayı devraldıkları Toyota'nın günde 1.000 araba ürettiğini öğrenince şok oldum. Tesla tasarım stüdyosunu ziyaret etme fırsatım da oldu . Odanın bir tarafında tasarımcılar, bilgisayar ekranlarında araba tasarımları çizerken odanın diğer tarafında ise arabaların kilden yapılma birebir modelleri duruyordu. Gelecek olan Model 3'ün gerçek boyutlu kil modelinin etrafını uzmanlar çevirmiş, küçücük aletler ve bıçaklar ile bir yerleri yontuyorlardı. Milimetreden bile küçük parçalar kesip ışığın kıvrımlardan nasıl yansıdığına bakıyorlardı. Ayrıca çizilmiş bir Tesla tasarımının ayakkabı boyutunda bir 3B modelini yazdırabilen bir 3B yazıcı vardı, böylelikle bir tasarımcı tasarımını eline alıp farklı açılardan bakabiliyordu. Fütüristik. Ertesi gün daha da havalı görünen SpaceX fabrikasına gittim. Fakat fabrikada bulunan ileri roket teknolojisi, devlete göre silah teknolojisiymiş. Görünen o ki rastgele blogger'ların silah teknolojisinin fotoğrafını çekmelerine izin vermiyorlamış. Neyse. Turdan sonra iki şirketten de birkaç uzman mühendisle oturma fırsatım oldu. Alanlarında önde gelen uzmanlar olduklarını açıkladılar, ben de geçenlerde tüm insanların sığabileceği bir binanın ne kadar büyük olduğunu bulduğumu açıkladım. Konuşmamıza başladık sonra. İşleri hakkında sorular sordum, bir bütün olarak şirketi ve içinde bulunduğu endüstriler hakkında ne düşündüklerini sordum. Sonra ise Elon ile ilişkilerini ve onun için çalışmanın nasıl bir şey olduğunu sordum. İstisnasız hepsi çok nazik ve arkadaş canlısı insanlardı. Hepsi aşırı zekiydi, ama gösterişçi olmayan bir şekilde. Musk, katı bir denyolar giremez kuralı olduğunu söylemişti. Bu konuşmada bu kuralın yürürlükte olduğunu görebiliyordum. Peki o zaman, Musk nasıl bir patron? Önce internette söylenilenlere bir bakalım. Bu soru için bir Quora başlığı var. Elon Musk'la çalışmak nasıl bir şey? İlk cevap uzun süredir SpaceX'te çalışmış birinden. Üçüncü fırlatmanın başarısız olduğu günü, hem şirket için hem de roketin üzerinde yıllardır çalışan herkes için devasa bir tokat olarak anlatıyor. Elon'ın görev komuta merkezinden çıkıp şirkete seslendiğini ve gaza getiren bir konuşma yaptığını söylüyor. Elon'ın sonsuz bilgeliğinden bahsediyor ve şunu söylüyor: Sanırım çoğumuz, o konuşmadan sonra onu ellerimizde güneş kremiyle cehennemin kapılarına kadar takip ederdik. Bugüne kadar tanık olduğum en etkileyici liderlik gösterisiydi. Bunun tam altında anonim bir SpaceX mühendisinden başka bir cevap var. Musk için çalışmayı şöyle anlatıyor: Birinin Elon'la toplantıdan çıktığını fark edebiliyorsunuz. Yenilgiye uğramış görünüyorlar. Yapacağınız hiçbir şey asla yeterince iyi olmayacak, o yüzden övgü beklemek yerine kendi değerinizi bulmanız gerek. Yoksa haftada 80 saat çalışmayı atlatamazsınız. Musk hakkında hem internette hem de Vance'in kitabında bir şeyler okuduktan sonra şunu fark ettim: Bu iki Quora yorumu, Musk için çalışmanın nasıl bir şey olduğuna dair görüşlerin iki tarafını da çok iyi temsil ediyor. Musk için çalışmak hem büyük miktarda hayranlık hem de büyük miktarda bıkkınlık getiriyor, bazen de bir tutam hoşnutsuzluk. Hatta işin daha da garip yanı, çoğu zaman hikayenin iki tarafını da aynı kişiden duyuyorsunuz. Mesela coşkulu Quora yorumunun devamında şu yazıyor: Onunla çalışmak rahat bir tecrübe değil. Kendinden asla memnun değil, o yüzden etrafındaki kimseden de memnun değil... Sorun şu, o bir makine ve biz değiliz. Ve yılmış anonim yorumcu ise eldeki görevin ne kadar büyük olduğunu düşününce Elon'ın bu tavrının anlaşılabilir olduğunu söylüyor ve harika bir şirket ve burada çalışmayı seviyorum diyor. Musk'ın mühendisleri ve tasarımcılarıyla yaşadığım konuşma da benzer bir hikaye anlatıyor: Elon her zaman 'Neden daha hızlı ilerlemiyoruz?' diye soruyor. Her zaman daha büyüğünü, daha iyisini, daha hızlısını istiyor. Bana bunu diyen kişi, birkaç dakika sonra Musk'ın yakın zamanda kovulan bir çalışana ne kadar düşünceli ve adil olduğunu anlatıyordu. Bana uykusuz bir sürü gece geçirdiğini söyleyen birisi, sonraki cümlesinde şirkette çalışmaktan ne kadar mutlu olduğunu ve asla ayrılmak istemediğini söyledi. Üst düzey bir yönetici, Musk'la etkileşimde bulunmanın nasıl bir şey olduğunu anlattı: Her konuşma yüksek bir risk içeriyor, çünkü Elon gerçekten inatçı ve senin beklediğinden veya hazır olduğundan daha derine inebiliyor. Bazen bazı konularda bilgini aşacak kadar derine de inebiliyor, o yüzden onunla etkileşimde bulunmak tıpkı bir cambaz telinde yürümek gibi. Özellikle de... teknik bir anlaşmazlığa vardığınızda. Daha önce büyük bir teknoloji şirketinde çalışmış olan bu yönetici, Musk için şimdiye kadar çalıştığım ayakları en yere basan milyarder dedi. Anladığım şey şu, hikayenin iki tarafının da aşırı övgüye karşın cehennem gibi görünen bu çalışma tecrübesine katlanma isteği açıklamasının temelinde saygı yatıyor. Musk için çalışan insanlar, yönetim biçimi hakkında ne düşünürlerse düşünsünler zekası, iş etiği, cesareti ve atıldığı görevlerin öneminden dolayı ona inanılmaz saygı duyuyorlar. Bu görevler, diğer tüm potansiyel iş imkanlarını önemsiz kılıyor. Konuştuğum insanların çoğu ayrıca Musk'ın bütünlüğüne duydukları saygıdan da bahsetti. Bu bütünlük, Musk'ın tutarlılığından geliyor. On yıldır tüm röportajlarda aynı şeyleri söylüyor, hatta bazen arada yıllar olmasına rağmen harfi harfine aynı ifadeleri kullanıyor. Ne demek istiyorsa onu söylüyor, nerede olursa olsun. Musk'a yakın bir çalışanı, bir basın toplantısı veya iş anlaşmasından sonra Musk'la baş başa kaldığında ona aklında ne olduğunu ve gerçekten ne düşündüğünü sorarmış. Musk'ın cevabı her zaman sıkıcı olurmuş: Ne söylediysem onu düşünüyorum. Konuştuğum insanlardan bazıları Musk'ın doğruluk ve kesinlik takıntısından bahsetti. Doğru olduğunu düşünüyorsa kendi hakkında olumsuz eleştirileri kabul ediyor ve istiyormuş hatta. Fakat olur da basın, kendisiyle veya şirketleriyle ilgili yanlış bir şey söylerse kesin onlarla iletişime geçip düzeltiyor. Araştırmalara göre ve Uzmanlara göre gibi belirsiz, kamuoyu yaratmak için kullanılan ifadelerden nefret ediyor. Tesla için reklam yapmak istemiyor, çünkü reklamın manipülatif ve aldatıcı bir şey olduğunu düşünüyor. Musk'ın çalışanlarından istediği acımasız isteklerin altında bile bir bütünlük var. Acımasız olabilir, fakat iki yüzlü değil. Haftada 80 saat çalıştırılan çalışanlar, düşündüğünüz kadar hoşnutsuz olmuyorlar çünkü CEO'ları haftada 100 saat çalışıyor. Hazır CEO demişken, gelin kendisiyle hamburger yemeye gidelim. Elon ile Öğle Yemeğim Şöyle başladı: Bunun gibi yedi dakikadan sonra nihayet ilk sorumu sorabildim. Son fırlatmalarının nasıl geçtiğini düşündüğünü sordum. Cevabında şu kelimeler geçiyordu: hipersonik, seyreltilmiş, yoğunlaştırıcı, süpersonik, Mach 1, Mach 3, Mach 4, Mach 5, vakum, rejimler, iticiler, nitrojen, helyum, kütle, momentum, balistik ve geri itme. Bu yaşanırken ben çoğunlukla durumun gerçek dışılığı dolayısıyla bayılmış durumdaydım. Kendime geldiğimde, dedikleri hakkında herhangi bir soru sormaya çekiniyordum. Ben bayılmışken zaten açıklamıştır diye. Neyse ki eninde sonunda normal, yetişkin bir insan muhabbeti yapma kabiliyetimi geri kazandım ve iki saat süren oldukça ilginç ve hoş bir tartışmaya başladık. Yalnızca bu öğle yemeğinde bahsettiğimiz şeyler şunlar: elektrikli arabalar, iklim değişikliği, Fermi Paradoksu, bilinç, yeniden kullanılabilir roketler, Mars'ı kolonize etmek, Mars'ta bir atmosfer yaratmak, Mars'ta oy vermek, genetik programlama, çocukları, nüfus düşüşü, fizik vs. mühendislik, Edison vs. Tesla, güneş enerjisi, karbon vergisi, bir şirketin tanımı, uzayzamanı bükmek ve bunun yapılabilecek bir şey olmaması, kan akışına nanobot yerleştirmek ve bunun yapılabilecek bir şey olmaması, Galileo, Shakespeare, Amerika'nın kurucuları, Henry Ford, Isaac Newton, uydular, ve buzul çağları. Bu konuların çoğu hakkında dediği şeylerden ileriki yazılarda bahsedeceğim. Şimdilik değinmek istediğim şeyler: Oldukça uzun ve iri yarı birisi. Kamera karşısında pek öyle görünmüyor. Kendine bir hamburger söyledi ve 15 saniye içinde, iki üç ısırıkta bitirdi. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim ya. Yapay Zeka konusunda bayağı, bayağı endişeli. Yapay Zeka yazılarımda, Süperzeki Yapay Zeka'ya ulaşmaya çalışırken şeytanı çağırdığımızı düşündüğünü alıntılamıştım. Fakat konu üzerinde bu kadar düşündüğünü bilmiyordum. YZ güvenliğinin, en çok düşündüğü üç şeyden biri olduğunu söyledi. Diğer ikisi ise sürdürülebilir enerji ve çoklu-gezegensel bir tür olmak, yani Tesla ve SpaceX. Musk oldukça akıllı bir herif ve YZ hakkında çok şey biliyor. Bu yüzden bu konudaki endişesi beni cidden korkutuyor. Fermi Paradoksu da onu endişelendiriyor. O konudaki yazımda, Fermi düşünürlerini iki tarafa ayırmıştım bir Büyük Filtre sebebiyle bizden başka akıllı yaşam formu olmadığını düşünenler, ve bir sürü akıllı yaşam formu olduğunu fakat bir sebepten ötürü izlerini göremediğimizi düşünenler. Musk hangi tarafın daha olası olduğundan emin değildi, fakat üzücü bir Büyük Filtre durumundan şüpheleniyor. Paradoksun mantıklı olmadığını ve zaman geçtikçe daha da endişe verici hale geldiğini düşünüyor. Büyük Filtre'den bir şekilde geçen nadir bir medeniyet olduğumuz ihtimali ise SpaceX'in misyonunu daha önemli kılıyor: Eğer oldukça nadir bir vakaysak, çoklu-gezegensel statüye olabildiğince çabuk gelsek iyi olur. Çünkü medeniyet dediğimiz şeyin temelleri sağlam değilse, zaten düşük olan hayatta kalma ihtimalimizi arttırmak için elimizden geleni yapmalıyız. Yine işte, bu konudaki korkusu pek iyi hissettirmiyor. Fikrine katılmadığım konulardan biri, bilincin doğası. Bilincin düz bir tayf olduğunu düşünüyorum. Bana göre, bilinç olarak tecrübe ettiğimiz şey aslında insan seviyesinde zeki olmak. Bir maymundan daha akıllı ve daha bilinçliyiz, bir maymun da bir tavuktan daha bilinçli, vesaire. Bu yüzden bizden çok daha akıllı bir uzaylı bize göre, biz bir maymuna neysek o olurdu. Bu konuda biraz konuştuk. Musk'a göre insan seviyesinde bilince sahip olmak siyah-beyaz bir şey. Evrimsel süreçte yalnızca insanlarda açık konuma gelen bir şalter gibi. Bu karıncalar : insanlar denktir insanlar : olayına katılmıyor. Ona göre insanlar zayıf bilgisayarlar. Bu yüzden insanlardan daha akıllı bir şey yalnızca daha güçlü bir bilgisayar olur, hani böyle varlığını bile kavrayamayacağımız çok üstün bir şey değil. Genetik programlama hakkında da konuştuk. Yaşlanmayı önleyici teknoloji için çabaların faydası olduğunu düşünmüyor, çünkü ona göre insanların bir son kullanma tarihi var ve hiçbir şey bunu engelleyemez. Şöyle açıkladı: Bütün sistem çöküyor. 90 yaşında, süper hızlı koşabilen ama gözleri kötü gören birini görmüyoruz yani. Bütün sistemler kapanıyor. Bunu ciddi bir şekilde değiştirmek için genetiği tekrar programlaman veya vücuttaki her bir hücreyi yenisiyle değiştirmen gerek. Şimdi şöyle, bunu başka biri cidden herhangi biri dese evet doğru ya der geçerim, çünkü doğru bir nokta. Fakat karşımdaki insan Elon Musk, ve Elon Musk insanlık için bir şeyleri iyileştiriyor. Bu yüzden... Ben: Ya ama... en azından denenecek kadar önemli bir şey değil mi bu? İleride ilgilenmeyi düşünür müydün? Elon: Olay şu ki, tüm genetik bilimciler insan DNA'sını yeniden programlamama konusunda hemfikir. Yani teknik bir mücadele değil de ahlaki bir mücadele vermen gerek. Ben: Zaten birçok mücadele veriyorsun. Kendi ekibini kurabilirsin. İlgilenen genetik bilimcileri toplar, buraya getirirsin. Bir laboratuvar kurup her şeyi değiştirebilirsin. Elon: Hah işte, buna Hitler Sorunu diyorum. Hitler sürekli Übermensch ve genetik arılık yaratma peşindeydi. Yani, Hitler Sorunu'nu nasıl çözebilirsin ki? Bilemiyorum. Ben: Bence bir yolu var. Henry Ford'un karşılaştığı her engele bir çözüm bulduğunu söyledin. Senin yaptığın şey de bu, sürekli bir yolunu buluyorsun. Ve bence bu konu da en az diğerleri kadar önemli. Bence ahlaki sorunların ve diğer sorunların üstesinden gelmek için mücadele vermeye değer yani. Elon: Ya evet... elimizdeki sorunların çoğunu çözebilmek için eninde sonunda DNA'mızı yeniden programlamamız gerekecek. Tek yolu bu. Ben: Ve temelde DNA da yalnızca fiziksel bir madde. Elon: Yazılım aslında. Yorumlarım: 1) Elon Musk'a, üstesinden gelinemez görünen bir başka işe atılması için küstahça baskı yapmak ve şu an bununla uğraşmadığı için hafif bir hayal kırıklığına uğramış gibi davranmak gerçekten bayağı komik, özellikle şu an insanlık için resmen gezegendeki herkesten daha fazla uğraşıyorken. 2) Komik olan bir başka şey ise genetik programlama konusundaki ahlaki sorunları Bence bir yolu var diyerek geçiştirmem ve tam anlamıyla varolan en küçük ve en karmaşık madde olan DNA'ya temelde yalnızca fiziksel bir madde demem. Özellikle bahsettiğim şey hakkında hiçbir fikrim yokken. Neyse, bu sorunları o çözecek, ben değil. 3) Sanırım tohumu başarıyla ektim. Eğer Musk insan genetiğine 15 yıl içinde atılırsa ve bu sayede 250 yaşına kadar yaşarsak hepiniz bana bir içki borçlusunuz. Musk'la yapılan röportajları izlerken birçok kişinin ona, Chris Anderson'ın 2013 TED konferansında sorduğu şu sorunun benzerini sorduğunu görüyorsunuz: Nasıl başardın bunu? Bu projeler PayPal, SolarCity, Tesla, SpaceX hepsi birbirinden bayağı farklı. Hepsi oldukça tutkulu projeler. Nasıl oldu da tek bir kişi bu kadar yeniliği başardı? Nedir senin olayın? Gizli sosundan biz de biraz alabilir miyiz? Musk'ı başarılı yapan bir sürü şey var, fakat ben de Musk'ı zamanımız milyarderlerinden farklı bir kategoriye koyan bir gizli sos olduğunu düşünüyorum. Bunun ne olduğuyla ilgili bir teorim var. Musk'ın düşünme şekliyle, sorunları çözme yöntemiyle ve dünyaya nasıl baktığıyla ilgili. Bu yazı serisi devam ederken bu konu hakkında düşünün, çünkü son yazıda etraflıca konuşacağız. Şimdi izninizle, huzurlarınızdan bir Panik Canavarı tutan Elon Musk'la ayrılıyorum. Yazan: Tim Urban Çeviren: Mert Özel"} {"url": "https://www.thegeyik.com/elon-musk-gittigi-hamamda-40-tl-bahsis-birakti-tellak-araba-istedi/", "text": "Tesla'nın sahibi Elon Musk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından soluğu Ankara'nın tarihi Şengül Hamamı'nda aldı. 41 yıllık keseci Ali Güvenç'in ellerine kendini teslim eden Musk, ilk kez geldiği hamamdan mutlu ayrılırken bahşiş olarak 40 TL verdi. Dünyaca ünlü işadamı, Tesla Motor'un CEO'su Elon Musk, yoğun ziyaretlerinin ardından yorgunluğunu Ankara'nın tarihi Şengül Hamamı'na giderek attı. Elon Musk'ın tellağı konuştu! https://t.co/6uhg1qOSR5 pic.twitter.com/VoVTyhP73I Habertürk November 11, 2017 Habertürk'ten Arif Doğan'ın haberine göre ünlü işadamından önce korumaları gelerek hamamı kontrol etti. Cumhurbaşkanlığı korumalarının da eşlik ettiği ekip, 'güvenli' notunu verdikten sonra Musk, arkadaşı ile birlikte hamama gitti. Hamama gider gelmez kendisi için ayrılan odada peştamalini giyen Musk, önce saunada terledi. 41 yıllık keseci Ali Güvenç, Musk'ı karşıladığını belirterek, Kendisini önce saunaya davet ettim. Bu arada Türkçe adımı sordu. Yanıtladım. Kendi adını da söyledi. İlk kez geldiğini hissettim çünkü nasıl davranacağını bilmiyordu. Ardından buhar banyosuna götürdüm. Burada kafayı sokunca gelen aşırı sıcaktan rahatsız oldu, giremedi. Göbek taşına aldım hemen. Maşallah boyu çok uzundu. Taşın tümünü neredeyse kapladı dedi. 'ONU KÖPÜĞÜN İÇİNDE KAYBETTİM' Yaklaşık 1.5 saat Musk'ın hamamda kaldığını anlatan Güvenç, Terledikten sonra iyice bir keseledim. Bayağı bir ölü hücre çıktı. Gülerek bana gösterdi kollarını. Ardından köpük banyosuna geçince iyici rahatladı. Kaybettim köpüğün içinde onu. Koruma Nick, yanı başındaydı. 'Bak' dedim 'Senin boss kayboldu'. Biraz da masaj yaptım. Ama sert yapmadım masajı. Bitince çok mutlu oldu. Türkçe teşekkür etti. Yine geleceğini söyledi. Elektrikli bir araba istedim espriyle. Gülerek kafasını salladı. Ünlü bir misafirimizi hamamızdan mutlu göndermek bizi de memnun etti. Alıştı, hamamdan vazgeçemez artık diye konuştu. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-cok-ask-fantezisi-yapilan-halka-acik-mekanlar/", "text": "İnsanların farklı heyecanlar yaşamak için uyguladığı yöntemler şaşırtıyor. Halka açık yerlerde seks yapan çiftlerin sayısı azımsanamayacak boyutta, bu alanların başını ise parklar çekiyor. EN ÇOK SEKS YAPILAN HALKA AÇIK MEKANLAR Park: %16.8 Plaj: %13 Umumi tuvaletler: %9.4 Otopark: %9.1 İşyeri: %7 Giyinme kabini: %5.4 Havuz: %5.1 Yürüyüş yolu: %4.9 Sinema: %4.8 Sokak arası: %3.1 Jakuzi: %3.1 Bar: %3 Sauna: %2.9 Boş sınıf: %2.4 Asansör: %2.3 Anket sonuçları ülkelere göre ayrıldığında ABD, Britanya, Hollanda, Almanya, Avusturya Fransa ve Romanya'da ilk sıra değişmiyor. Portekiz, İtalya ve İspanya'da sevişmek için en çok tercih edilen halka açık yerlerde ilk sırada plaj geliyor. HAVAALANLARINDA 10 YOLCUDAN BİRİ... The Washington Post'ta yer alan habere göre uçuş yapan yolcular arasında yapılan anket çok şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkardı. Yapılan ankete katılanların yüzde 10'u hava alanındayken ya da uçuş sırasında seks yapmış. SEKS SIRASINDA YAKALANMIŞLAR Hava alanında bir çeşit cinsel ilişki yaşayanların yüzde 42'si tuvalette, yüzde 28'i malzeme dolaplarında ve yüzde 14'ü bir ceketin altında seks yapmış. Ankete katılanların yüzde 12'si ise VIP odalarında ilişki yaşamış. Katılımcıların yüzde 17'si ise havaalanı personeline yakalanmış. Ankete katılanların %87'si yola beraber çıktığı insanlarla seks yaparken, kalanı ise tanımadıklarıyla ilişkiye girmiş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-cok-indirilen-iphone-oyunlari/", "text": "Akıllı telefon alan herkesin aklına hemen oyun indirmek geliyor. Sıkılmamak ve eğlenmek adına oyun herkes için bir zorunluluk sayılır zaten. Sizler için en çok indirilen iPhone oyunlarını listeledik. Oyun indirme konusunda tereddüt yaşıyorsanız size fikir verebilir. Vay arkadaş ne oynayalım da eğlenelim diyorsanız da kan yapar bu oyunlar En çok indirilen 10 iPhone Oyunu - Candy Crush Saga: King tarafından yapılmış eşleştirme oyunu - Temple Run 2 - Subway Surfers - Pou - Temple Run: Oz - Dolmuş Driver - Traffic Racer - Fruit Ninja - Asphalt 7: Heat - Need for Speed Most Wanted"} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-cok-izlenen-10-youtube-videosu/", "text": "Albüm satışlarının eskisi gibi milyonlar olmadığı günlerde izlenme ve dinlenme gelirleri müzik piyasasının imdadına yetişti. Çeşitli indirme ve dinleme platformları olsa da videonun da etkisiyle Youtube hala müzik dinlemek isteyenlerin ilk tercihi. Ayrıca Youtube bu sene 10. yılını kutluyor. Peki Youtube'da bu zamana kadar en çok hangi müzik videoları izlendi? Arada bir tane de komik bebek videosu var! Bu videonun bu kadar çok izlenmiş olmasına şaşmayacağınızı garanti ediyorum. 10 PSY Gentleman 797.924.075 Koreli şarkıcının Gentleman şarkısının bu kadar yüksek rakamlara ulaşmasının tabii ki en önemli sebebi Gangnam Style'da yakaladığı başarı. 9- Katy Perry Roar 804.647.763 Eylül 2013'te Youtube'da yerini alan Roar şarkısı vahşi hayatla iç içe klibiyle Prism albümünün öne çıkan şarkısı oldu. 8 Shakira Waka Waka 807.911.921 Dünya Kupası'nın nimetlerinden faydalanan Shakira'nın bu şarkısında hepimiz Waka Waka yaptık 🙂 7- Jennifer Lopez ft. Pitbull On The Floor 809.656.539 6- Charlie bit my finger again 811.468.440 Listenin komiği Charlie parmağımı ısırdı. Komik değil mi? Bu videoyu yükleyen aile 5 yılda 500.000 dolar kazandı. Bu arada peki bu çocukların şimdiki hali nasıl merak edenlere özel 5- Eminem ft. Rihanna Love The Way You Lie 812.676.148 Eminem'in geriş dönüşü 4- LMFAO ft. Lauren Bennett, GoonRock Party Rock Anthem 820.455.156 Dans etmeyeni yakalıyorlar. 3- Katy Perry ft. Juicy J Dark Horse 824.890.697 Katy Perry'nin Kleopatra'yı canlandırdığı ve renkleriyle göze hitap eden klibi. 1 milyar gösterime yaklaştı. Üstelik şarkı Şubat 2014'te yüklendi. 2- Justin Bieber ft Ludacris Baby 1.137.995.285 Milyarı aşan iki videodan birisi gençlerin sevgilisi Kanadalı Justin Bieber'den. 1- PSY GANGNAM STYLE 2.244.957.357 En yakın rakibinin 2 katı! Guinness Rekorlar Kitabı'na adını yazdırmış, çocukların hala favori şarkısı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-cok-izlenen-sinema-filmleri/", "text": "2013 Eylül'den 2014 Eylül ayına kadar olan 1 yıllık dönemde en fazla izlenilen ve konuşulan film; yine bir Türk yapımı olarak, 7 milyonu aşkın seyircisi ile Recep İvedik 4. Gişesi 7 milyona yaklaşan bir diğer yerli yapım Düğün Dernek filmi en çok izlenen 2. film olurken; en fazla habere sahip film sıralamasında da yine ikinci sırada. Eyvah Eyvah 3 ise hakkında yazılan haberlerde sırasını Patron Mutlu Son İstiyor filmine kaptırmış olsa da en fazla gişe alan üçüncü film olarak listede yer alıyor. Gişelerde ilk 10 filmin 7'sinin yerli yapımlar olarak raporlandığı tespit edilirken, haber adetlerinde yedinci sırada yabancı bir yapım olan Cehennem Melekleri 3 gözlemleniyor. EN ÇOK İZLENEN FİLMLER |Gişe sırası |Filmin Türkçe Adı |Haber sırası |Seyirci |Haber adet |1 |Recep İvedik 4 |1 |7.369.098 |1399 |2 |Düğün Dernek |2 |6.961.909 |1124 |3 |Eyvah Eyvah 3 |4 |3.414.212 |862 |4 |Hükümet Kadın 2 |5 |1.530.071 |810 |5 |Patron Mutlu Son İstiyor |3 |1.415.960 |1041 |6 |Benim Dünyam |8 |1.382.471 |602 |7 |Su ve Ateş |16 |1.215.086 |418 |8 |Hobbit: Smaug un Çorak Toprakları |11 |1.210.354 |529 |9 |Nuh: Büyük Tufan |15 |1.178.671 |419 |10 |Karlar Ülkesi |9 |1.112.740 |538 |11 |Mandıra Filozofu |10 |955,643 |531 |12 |Bi Küçük Eylül meselesi |6 |924,051 |725 |13 |300: Bir İmparatorluğun Yükselişi |13 |865,412 |455 |14 |Açlık Oyunları 2: Ateşi Yakalamak |17 |864,78 |382 |15 |Lucy |20 |742,299 |234 |16 |Transformers: Kayıp Çağ |18 |741,422 |375 |17 |Çılgın Hırsız 2 |14 |697,18 |432 |18 |Cehennem Melekleri 3 |7 |662,072 |641 |19 |İnanılmaz Örümcek-Adam 2 |12 |652,628 |511 |20 |Thor: Karanlık Dünya |19 |615,195 |298"} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-cok-kazanan-oyunlar/", "text": "Oyunseverlerin en çok tercih ettikleri oyunlara göre oyun geliştiren firmaların kazançları değişmektedir. Bazı oyunlar vardır ki geliştiricilerine ve yayıncılarına milyon dolarlar kazandırmaktadır. İşte o yüksek kazançlı oyunları en çok kazanan oyunlar başlığı altında sizler için listeliyoruz. Crossfire (Yapımcı: SmileGate, Yayıncı: Z8, Yayın Yılı: 1998, Kazanç: 957 milyon dolar, Tür: Savaş oyunu) League of Legends (Yapımcı ve Yayıncı: Riot Games, Yayın Yılı: 2009, Kazanç: 624 milyon dolar, Tür: hakimiyet, savaş ve turnuva oyunu) Dungeon Fighter Online (Yapımcı ve Yayıncı: Neople, Yayın Yılı: 2009, Kazanç: 426 milyon dolar, Tür: savaş oyunu) World of Tanks Online (Yapımcı ve Yayıncı: Wargaming.net, Yayın Yılı: 2010, Kazanç: 372 milyon dolar, Tür: savaş oyunu) Maplestory Online (Yapımcı ve Yayıncı: Wizet, Yayın Yılı: 2003, Kazanç: 326 milyon dolar, Tür: rol yapma oyunu) En Çok Kazanan Oyunlar Oyunseverlerin en çok tercih ettikleri oyunlara göre oyun geliştiren firmaların kazançları değişmektedir. Bazı oyunlar vardır ki geliştiricilerine ve yayıncılarına milyon dolarlar kazandırmaktadır. İşte o yüksek kazançlı oyunları en çok kazanan oyunlar başlığı altında sizler için listeliyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-cok-kullanilan-4-gelinlik-modeli/", "text": "Merhaba hanımlar 🙂 İtiraf edelim ki gelinlik modelimizi belirlesekte nasıl tarif etmemiz gerektiğini bilmiyoruz. Göğüs altından bollaşsın, kalçama otursun, belimi sarmasın demek yerine modelin adını verip üzerinden ilerlemek çok daha kolay ve sağlıklı olacaktır. İşte bugün ki konumuz en çok kullanılan gelinlik modelleri. 1) TAM BALIK MODEL GELİNLİK Gelinlik sektörü içersinde her sene bir model trend olur. 2015 yılının en çok dikkat çekecek modeli ise balık gelinlik modeli. Hatlarınızı tamamıyla sardığı için olabilecek en iddialı ve zarif modeldir. Fazla kiloları olan hanımlara çok fazla önerilmeyen bu modeli kullanmak için iki şeye ihtiyacınız var. Birincisi uzun boy, ikincisi ise çok kalın olmayan bir bel. 2)YARIM BALIK MODEL GELİNLİK Tam balık modele göre kullanımı çok daha rahat bir modeldir. Kalçanızın altına kadar vücudunuzu sarıp tüm çekiciliğinizle hatlarınızı ortaya koyar. Aynı zamanda fazlalıklarınızı saklayıp vücudunuzun dengeli bir şekilde görünmesini sağlar. 3) A MODEL GELİNLİK Belden üzerini sıkıca sararak göğüslerini toparladıktan sonra belden aşağı A şeklinde iner. Orta boylu geniş kalçalı bayanlar için mükemmel bir kamuflaj sağlar. Türk kadını vücut tipi için en ideal görünen modeldir 🙂 4) KABARIK MODEL Gelinlik dendiği zaman gözlerde canlanan ilk model. Yıllardır modası geçmeyen, prenses olarak anılan gelinlik. Belden itibaren kabaran hatta fışkıran kumaşlar sayesinde basenleri gizlemede bir numaradır. Kısa boylu bayanlar yüksek topuklarla kullanmalıdır. Aksi halde basık bir görünüme sahip olacaklardır. Görsellerdeki tüm modeller HAYALİM GELİNLİK mağazasında mevcut. Hayalim Gelinlik İletişim Bilgileri: Bahariye cad. Nail Bey sk. Bilge apt. 0553 111 2244"} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-fazla-3-hafta-yasar-denilen-ampute-kiz-moda-bloggeri-oldu/", "text": "Kanser yüzünden çoğumuz yakınını kaybetti, ve ne yazık ki hala da bu hastalık can almaya devam ediyor. Mama Cax isimli bu güzel moda bloggerı için de aynı şeyler söylenilmiş ve ona sadece 3 hafta yaşarsın denmiş. Hem de bunlar denildiğinde sadece 14 yaşındaymış. Çok şükür bu hastalıktan kurtulmuş ama hastalık onda bir iz bırakmış. Ve ondan sağ bacağını almış. Mama Cax ekonomik olarak zorluklar yaşamadığı için şanslı olduğunu düşünüyor ve bu onun para kazanma ihtiyacını tetiklemiş. İlginç geldi değil mi? Parası olduğu için şanslı olduğunu ve bu tedavileri karşılayabildiğini söylüyor. Paraya ihtiyacı olanları korumak ve tedavi olmalarını sağlamak amacıyla çalışmalarına devam ediyor. 59 bin hayranı olan Max her geçen gün daha çok destek aldığını ve bunun onu mutlu ettiğini söylüyor. Bizce hem gayesi hem de kendisi çok güzel. Onu instagramda takip etmek için www.instagram.com/caxmee/ Seyahat, moda ve hayat adına her şeyden bahsediyor, takipo etmenizi öneririz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-fazla-para-kazanan-sporcu-michael-jordan-oldu/", "text": "Forbes, dünyada spordan en fazla para kazanan sporcuların listesini açıkladı. Listeye göre, en fazla parayı basketbolcu Michael Jordan kazandı. Dünyaca ünlü Ekonomi dergisi FORBES son sayısında dünyada spordan en fazla para kazananların listesini açıkladı. Listeye göre, en çok parayı Amerikalı basketbolcu Michael Jordan olduğunu belirtildi. İŞTE İSİM İSİM EN ÇOK KAZANAN SPORCULAR Michael Jordan USA Basketbol 1,85 milyar dolar Tiger Woods USA Golf 1,70 milyar dolar Arnold Palmer USA Golf 1,40 milyar dolar Jack Nicland USA Golf 1,20 milyar dolar Michael Schumacher ALL Oto 1 milyar dolar FUTBOLCULARDAN EN ÇOK KAZANAN BECKHAM OLDU Futbolcularda ise en büyük parayı İngiliz futbolcu Beckman'ın kazandığı görüldü. Beckham İngiliz Futbol 0,800 milyar dolar Ronaldo Portekiz Futbol 0,700 milyar dolar Roger Federer İsviçre Tenis 0,675 milyar dolar Messi Arjantin Futbol 0,600 milyar dolar sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-guclu-pokemonlar-listesiyle-pokemon-gonun-en-iyisi-siz-olun/", "text": "En güçlü pokemonları edinmek için bu ara baya bir adım atmanız gerekiyor. Biz de enerjileriniz boşa gitmesin diye en iyi pokemonları sizler için araştırdık. Bu sayede hangisine yatırım yapacağınızı da az çok kestirmiş olacaksınız. Pokemon Go oynarken bu listeden yararlanabilirsiniz. Ortalamalarına Gören En Güçlü Pokemonlar |1 |Mewtwo* |2 |Dragonite |3 |Mew* |4 |Articuno* |5 |Snorlax |6 |Moltres* |7 |Zapdos* |8 |Lapras |9 |Arcanine |10 |Blastoise |11 |Exeggutor |12 |Vaporeon |13 |Gyarados |14 |Slowbro |15 |Venusaur Atak Gücüne Göre En İyi Pokemonlar |1 |Mewtwo* |284 |2 |Dragonite |250 |3 |Moltres* |242 |4 |Flareon |238 |5 |Zapdos* |232 |6 |Exeggutor |232 |7 |Arcanine |230 |8 |Victreebel |222 |9 |Mew* |220 |10 |Charizard |212 |11 |Magmar |214 |12 |Gengar |204 |13 |Nidoking |204 |14 |Vileplume |202 |15 |Machamp |198 Defans Özelliklerine Göre En İyi Pokemonlar |1 |Articuno* |242 |2 |Blastoise |222 |3 |Mew* |220 |4 |Dragonite |212 |5 |Hitmonchan |204 |6 |Mewtwo* |202 |7 |Poliwrath |202 |8 |Omastar |202 |9 |Marowak |202 |10 |Venusaur |200 |11 |Slowbro |198 |12 |Weezing |198 |13 |Golem |198 |14 |Mr Mime |196 |15 |Hypno |196 En Fazla Cana Sahip Pokemonlar |1 |Chansey |500 |2 |Snorlax |320 |3 |Wigglytuff |280 |4 |Lapras |260 |5 |Vaporeon |260 |6 |Jigglypuff |230 |7 |Rhydon |160 |8 |Mewtwo* |212 |9 |Kangaskan |210 |10 |Muk |210 |11 |Mew* |200 |12 |Slowbro |190 |13 |Clefable |190 |14 |Gyarados |190 |15 |Exeggutor |190"} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-guncel-kadin-bakim-kadin-sitesi/", "text": "Bonitam kadın sitesi içerisinde kişisel bakım ve kadın bakımhakkında her konu bulunmaktadır. Özellikle çıkan son trend takibiiçin okuyucular bonitam adresini tercih etmektedir. Kadın sitesiolarak bilinen Bonitam tamamen güncel konu başlıklarıhazırlamaktadır. Kadın siteleri arasında en kaliteli içerikler yer almaktadır. Kadınlar sitesi içerisinde modadan kişisel bakıma, cilt bakımından yeni çıkan ürünlere kadar pek çok bilgi bulunmaktadır. Kadın siteleri en doğru bilgiler ile okuyucularının yararlanmasını sağlayan içerikler paylaşmaktadır. Saç Bakım Ürünlerinde Yeni Çıkanlar En iyi saç bakım ürünleri saçın hızlı uzamasını sağlamaktadır. Yeni çıkan ürünler sayesinde saç trendlerini takip etmek de kolay hale gelmektedir. Sitemiz en iyi saç bakım ürünleri listesi sunarak okuyuculara her konuda bilgi vermektedir. Son dönemde çıkan ve pek çok kişi tarafından beğeni alan ürünler saçın duruşunu ve görünümünü büyük oranda etkilemektedir. Net Bir Oje Görünümü İçin Oje Sürme Teknikleri Oje sürme işlemleri kadınların en merak duydukları konulardan biridir. Doğru oje sürme adımları ile net bir oje görünümü elde edilmektedir. Oje sürme teknikleri son dönemde giderek yaygın bir hal almaktadır. Oje sürme teknikleri aynı zamanda ojenin pürüzsüz bir şekilde uygulanmasını sağlamaktadır. Oje nasıl sürülür sorusu çoğu kişi tarafından araştırılmaktadır. Tırnak yapısına göre oje sürme işlemi değişmektedir. Bu nedenle oje nasıl sürülür sorusunun birden fazla yanıtı bulunmaktadır. Ojeyi doğru bir şekilde uygulamak için öncelikle baz kullanımı ve tırnağın uç kısımlarından ojenin sürülmeye başlanması gerekmektedir. En Beğenilen Saç Örgü Modelleri Saç örgü modelleri ile pek çok davet için model yapılmaktadır. Saç örgü çeşitleri beraberinde topuz ve açık saç yapmaya da yardımcı olmaktadır. Saç örgü modelleri arasında balıksırtı mısır örgüsü son dönemin en popüler olan modellerinden biridir. Aynı zamanda topuz saç örgü modelleri davetler için tercih edilen saçlardan biridir. Saç bakım ürünleri ile desteklenen örgüler gün boyu kalıcılığını korumaktadır. Saç bakım ürünleri aynı zamanda örgünün tutuculuğunu da büyük oranda arttırmaktadır. Saçın Gürleşmesine Yardımcı Olan Yağlar Saçı gürleştiren pek çok ürün bulunmaktadır. Özellikle yeni çıkan ürünler saçı gürleştiren bir yapıya sahiptir. Argan yağı saçı gürleştiren yağlar arasında en bilinen yağdır. Saçı gürleştiren yağlarsaçı kökten uca beslemektedir. Özellikle saçın hızlı uzamasına yardımcı olan zeytinyağı ve avokado yağı en bilinenler arasında yer almaktadır. Saç bakımına özen gösteren kişiler için web sitemiz içerisinde her saç yapısına uygun bakım aşamaları yer almaktadır. Aşk Ritüeli Nedir ve Ne İşe Yarar? Pek çok kişi çeşitli ritüellere merak duymaktadır. Kadın sitesi olarak hizmet veren bonitam.com aşk ritüelleri hakkında da çeşitli bilgiler sunmaktadır. Aşk ritüeli ne demek sorusu oldukça fazla kadın tarafından sorulmaktadır. Aşk ritüeli ne demek için ilişkiye canlılık ve hareket kazandıran ve hiç bitmemesini sağlayan uygulamalardan biridir. Bu ritüeller haftanın ve ayın belirli günlerinde yapılmaktadır. Aşk dinamiğini harekete geçirmeye yardımcı olmaktadır. Bonitamkadın sitesi olarak en doğru bilgi akışını sağlamaktadır. Kişisel Markalaşma Nedir Bonitam.com'da Kişisel markalaşma son zamanların en popüler iş sektörlerinden biridir. Kendi işini kurmak ya da büyütmek isteyen kişiler kişisel markalaşma alanında gelişim kaydetmektedir. Kişisel markalaşma nedir sorusu için kendi işini kurma ve işini marka haline getirme olarak bilinmektedir. Kişisel markalaşma her alanda gerçekleşebilir. Ticaret alanında işler yürütmek için bu iş sektörü tercih edilmektedir. Kişisel markalaşma nedir sorusu için kişilerin kendi istedikleri alanda iş kurması olarak yanıt verilmektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-guzel-kiz-isimleri/", "text": "Çocuğun doğmasıyla birlikte sıra geliyor isim vermeye. Hemen başlanıyor en güzel kız isimleri aranmaya. Hamilelik döneminde hatta hepimizin hayallerinde evlilikten önce ben çocuğum olursa şu ismi koyacağım diye bir istek var zaten. O an geldiğinde de en güzel erkek ve kız isimleri gibi çeşitli aramalar yapılarak bu isimlerin anlamları araştırılıyor. Size yardımcı olması adına hem modern hem de klasik isimlerden birkaç tanesini seçerek bu adların anlamlarını da yazmaya çalıştık. Çocuğa isim bulma konusunda biraz kreatif olmanın yanı sıra çocuğun bu ismi bir ömür boyu taşıyacağı düşünülmesi gereken bir diğer etken. Eskiden kız isimleri, erkek isimleri fark etmeksizin isim bulurken kardeşinin adına da dikkat edilir ve kafiyeli olmasına çalışılırdı. Can, Canan, Ceylan, Cem gibi birbirini takip eden söylemesi kolay isimlerden oluşurdu tüm aile. E böyle olunca da anne ya da baba tüm isimleri sıralardı bir çocuğun adını bulana kadar 🙂 Neyse kızların adlarına ve bu adların anlamlarına bakalım biraz. Öncelikle klasik ve daha çok kullanılan kız çocuğu isimlerini yazalım. En Güzel Kız İsimleri Elif anlamı: Arap alfabesinin ilk harfi olan Elif ismi kızlar arasında oldukça yaygın. İnce narin yapılı ve güzel kız anlamında da kullanılır. Elif harfinin düz olmasından dolayı bu ismin anlamının içerisinde gizli bir doğruculuk da vardır. Zeynep anlamı: Modern zamanlarda Zey olarak kısaltılan Zeynep aslında Arapça Zeyneb isminden geliyor. Hz Muhammed'in Hz Ali ve Hz Fatma'dan olan torununun adı. Ülkemizde yeni doğan kız çocuklarına en çok verilen isim. Yağmur anlamı: Hem modern görüntüsü hem de gökyüzünden yağan ve saflığı anlatan tanımından dolayı Yağmur da Türkiye'de en çok tercih edilen isimlerden biri. Zehra anlamı: Türkiye'de Zehra isminin tahmin ettiğinizden daha fazla olduğunu söyleyerek söze başlamak gerek. Hülya Avşar'ın da kızına verdiği bu isim en çok verilen 10 kız ismi arasında. Anlamı ise beyaz yüzlü, mizacı parlak demek. Miray anlamı: Ayın ilk günü demek olan Miray belki de bu kadar yaygın değildi ama son zamanlarda tercih edenlerin sayısı gittikçe artıyor. Eylül anlamı: Sizi şaşırtacak bir başka isim de Eylül. Aslında sonbaharın başladığı ay olduğundan dolayı çok fazla bu isim verilmemiştir diyorsanız şok olmaya hazır olun. 2015 yılında en çok seçilen onuncu isim Eylül olmuş. Klasik isimler arasından tercih edilen diğer kız isimleri: Meryem, Esma, Merve, Hatice, Defne, Melek, Irmak, Büşra, Betül, Emine, Beyza, Ayşe. Modern kız isimleri ve anlamları Son zamanlarda daha fazla çıkan kız isimlerini sıralamak gerekirse şöyle bir liste yapabiliriz. Başak: Arpa, buğday gibi tahılların başına verilen Başak ismi, bir de başlangıç tarihi 23 Ağustos, bitiş tarihi 23 Eylül olan bir burcun ismi. Tuana: Cennete düşen ilk yağmur. Levent Yüksel'in o meşhur şarkısının da adıdır. İrem: Kur'an'da da adı geçen cennet bahçesi anlamına gelmektedir. Bahar: Kış ile yaz arasındaki geçiş mevsimi olan ilkbaharı anlatan Bahar da son zamanlarda çok kullanılıyor. En çok verilen 50 isimden biri. Akasya: Kokusu güzel olan bir bitki Asena: Dişi kurt, Türk tarihinde önderlik yapılan kurda verilen isim. Asena Atalay gibi birçok medyatiğin de ismi. Ayça: Ayın hilal hali Ayşegül: Mutlu yaşayan Begüm: Kadın hükümdarlara verilen isim Bihter: En iyi demek. Aşk-ı Memnu sonrası kullanımı arttı. Buket: Çiçek demetine verilen isim. Ceren: Zarif ve hızlı koşan ceylana verilen isim Ece: Ece de Türkiye'de en çok kullanılan aynı zamanda modern olma özelliğini de sürdüren isimlerden birisi. Ece'nin kelime anlamı ise tüm kadınları mutlu edecek cinsten; kraliçe demek. Ece Seçkin, Ece Erken gibi çok sayıda popüler kültür karakteri de bu isme sahip. Fulya: İsim tercihlerimizde çiçeklerin etkili olduğu bir gerçek. İstanbul'da bir semtin de adı olan Fulya aynı zamanda nergisgillerden bir çiçek. Burcu: Hem modern hem de klasik sayabileceğimiz Burcu isminin anlamı da güzel koku. Gülru: Güllerin savaşı dizisiyle hayatımıza yeniden dönüş yapan Gülru; gül yüzlü demek. İmge: Hayal, düş, tasarım manasında kullanılıyor. Kıvılcım: Özellikle dizi karakterlerinin bu ismi kullanmasıyla Türkiye'deki sayı arttı. Ateş parçası olarak özetleyebiliriz. Meltem: Karadan denize doğru yazın esen rüzgara verilen isim. Türkiye'de çokça kullanılan diğer kız isimlerine gelirsek: Necla, Nergis, Neslihan, Özlem, Özge, Seçil, Seda, Sema, Selma, Sevinç, Selin, Zuhal, İdil, Işıl, Gülay, İlknur, Duygu, Ezgi, Feyza, Cansu, Ceren, Duygu, Berna, Beril, Ayça, Ayten..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-iyi-10-motorhead-parcasi/", "text": "Geçtiğimiz günlerde efsane İngiliz heavy metal grubu Motörhead'in solisti Lemmy Kilmister 70 yaşında hayatını kaybetti. Grup durumu Facebook sayfasında Asil arkadaşımız Lemmy, aşırı agresif bir kanserle verdiği kısa savaştan sonra vefat etti diyerek duyurdu. Grup aynı zamanda insanları hayranlarını birkaç içki alıp yüksek sesle Lemmy'nin müziğini dinlemeye teşvik etti. Grup, Bu güzel, harika adamın kendi hayat dolu bir biçimde yaşadığı hayatını kutlayın. Kendisi tam olarak bunu isterdi dedi. Sosyal medyada ise çeşitli müzisyenlerden övgü yağdı. Ozzy Osbourne: Bugün en iyi dostlarımdan birini kaybettim. Onu özleyeceğim. O bir savaşçı ve efsaneydi. Seni öteki tarafta göreceğim Brian May : Bizim tamamiyle benzersiz arkadaşımız. Metallica: Lemmy, sen bu grubun var olmasındaki en önemli sebeplerden birisin. Hepimiz verdiğin ilham için sana sonsuza dek minnettarız. Gene Simmons : Lemmy, huzur içinde yat, cenneti salla dostum! Rage Against the Machine'den Tom Morello Lemmy'yi gerçek bir rock ikonu olarak tanımladı. En iyi 10 Motörhead parçası"} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-iyi-festivaller/", "text": "Eğlenmeyi seven insanların hayalini kurduğu en iyi festivalleri sizler için sıraladık. Eğlence dünyasının sınırlarını bu festivallerde zorlayabilirsiniz: 1. Rio Karnavalı Rio de Janeiro, Brazil En tarihi festivallerden olan Rio Karnavalı'nı anlatmaya gerek yok sanırım. Güzellerin geçişine yakından tanık olun. 2. Oktoberfest Munich, Germany Almanya'nın elinde en çok bira taşıyabilen kızlarının elinden efsaneleşmiş Alman birasının tadına bakmak istemez misiniz? 3. Tomorrowland Boom, Belgium Müzik ve dans severleri buluşturan Tomorrowland her sene 100,000 kişiyi Belçika'ya çekiyor. Ülkemizde her raver'ın hayali festival sahne şovlarıyla konuklarını çıldırtıyor. 4. Winter Light Festival Kuwana City, Japan Dünya'nın en büyük ışık şovuna hazır mısınız? Led ışıklarla kaplı bir küçük dünya sizleri bekliyor. 5. Ultra Music Festivali Miami, Florida En hızlı büyüyen elektro müzik festivali Ultra çoğu ülkeyi geziyor ama en iyisi Florida'da yapılan. Dünya'nın en iyi DJ'lerinin buluştuğu festival 300,000 kişiye varan kitlelere ulaşıyor. 6. Electric Daisy Carnival Las Vegas 3 gün süren festival elektronik müzik sever 400,00 kişiyi buluşturuyor. 7. Transahara Sahara Desert, Morocco Fas'ın çöllerinde 1000$'a 5 gün festival kulağa biraz ilginç geliyor. 8. Albuquerque International Balloon Fiesta New Mexico, USA Birbirinden ilginç balonların gökyüzüne yükselişini görmek isteyenler kaçırmaması gereken bir festival. 9. Glastonbury Music Festival Pilton, UK Dünyanın en büyük açık hava festivali olan Glastonbury'de rock, elektronik, reggae, halk müziği, hiphop dahil her tür mevcut. 10. La Tomatina Bunol, Spain 1945 yılında insanların bir geçit töreninde birbirlerine meyve sebze atmasıyla ortaya çıkan festival domates savaşları olarak devam ediyor. Ne dersiniz eğlenceli gözükmüyor mu? Yedek: Holi Festival India, Nepal, Sri Lanka Renk festivali olarak da bilinen Hindu'ların kışın bitimini kutladığı festival eğlenceli görüntülere sahne oluyor. Bu festivalleri bitirirseniz haber verin yenilerini ekleyelim. İyi eğlenceler : )"} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-iyi-oyun-konsolu-hangisi/", "text": "Konsol oyunlarına olan ilginin artmasıyla birlikte birçok konsol çeşidi de piyasaya sunulmuştur. Hepsinin birbirine göre artı ya da eksi yönleri olan bu oyun konsollarının piyasaya sürülmesinin ardından ise oyunseverlerin aklını en iyi oyun konsolu hangisi sorusu bir hayli meşgul eder olmuştur. Çünkü konsolların belli bir maliyeti olduğu için genelde bir kez alıp uzun yıllar kullanmak hedeflenmektedir. 2014 yılında en iyi oyun konsolu hangisi tartışmalarına iki farklı oyun konsolu konu olmuştur. Bunlardan birisi PS4 , diğeri ise XBOX One 'dır. Öncelikle bazı özelliklerde farklılıkların bulunduğunu belirttikten sonra bu farklılıkların bazıları PS4 bazıları ise XBOX One'ı öne çıkarmaktadır. Kararı kendinizin vermesi için ürün karşılaştırma fotoğrafını inceleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-iyi-ozel-efekt-oscari-icin-aday-filmler-aciklandi/", "text": "Sizler de benim gibi bilim-kurgu ve fantastik filmlerin sevdalısıysanız, Oscar ödülleri sizin için sadece en iyi özel efekt ödülünden ibarettir. Bu sene de kesinlikle öyle olacak. Akademi'nin belirlediği En İyi Özel Efekt Oscar'ına aday olan 10 filmlik kısa liste geçtiğimiz günlerde açıklandı. 10'ar dakikalık kısa bölümlerin üyelere izlettirilmesi ile 5 filme inecek listeye girmeyi başarmış 10 film sizlerle; 1# Arrival 2# The BFG 3# Captain America: Civil War 4# Deepwater Horizon 5# Doctor Strange 6# Fantastic Beasts and Where to Find Them 7# The Jungle Book 8# Kubo and the Two Strings 9# Passengers 10# Rogue One: A Star Wars Story Peki sizin favoriniz hangisi?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-iyi-rock-muzik-filmleri/", "text": "The Wall (1982): Bob Geldof'un uyuşturucu bağımlısı ve sorunlu Pink adlı bir rock yıldızını oynadığı filmin yönetmeni Alan Parker. Pink Floyd'un müzikleri ile dikkat çeken filmin senaryonu da Roger Waters yazmış. Crossroads (1986): Ralph Macchio filmde ünlü bir Blues gitaristi olmaya çalışan son derece yetenekli Eugene adında bir genci canlandırıyor. Filmin finalinde gitarın efsanelerinden Steve Vai ile karşılaştığı düello sahnesini kaçırmayın. The Doors (1991): Oliver Stone'un yönettiği filmde başrollerde Val Kilmer ve Meg Ryan yer alıyor. Film The Doors ve Jim Morrison'un gerçek hayat hikayesini anlatıyor. Rock Star (2001): Stephen Herek'in yönettiği filmde Mark Wahlberg, Jennifer Aniston ve Dominic West oynuyor. Filmde hayran olduğu Steel Dragon adlı gruba tesadüfen vokalist olan Chris Cole adlı bir rockçının hikayesi anlatılıyor. Bu arada önemli bir not, film gerçek bir olaydan esinlenmiş; hikayede anlatılan karakter aslında efsanevi Judas Priest grubunun vokalisti Rob Halford'un yerine gruba katılan Tim Ripper Owens. School of Rock (2003): Jack Black'in başrolde olduğu, rock müzik hakkında bir komedi filmi. Gitarist olma hayalleri kurarak 30'unu bulmuş bir adamın hayatın gerçekleri ile yüzleşmesi ve es kaza sözleşmeli öğretmen olarak görev aldığı okulda içindeki Rocker ruhu dışarı çıkartmasını konu alıyor. Sınırları Aşmak (2005): 1955 yılında, adının Johnny Cash olduğunu söyleyen genç zayıf bir gitarist Memphis'teki Sun Stüdyolarına ünlü olmak için gelir. Bu Amerikan kültürünün üzerinde silinmez bir iz bırakacak adamın şöhrete ilk adımlarıdır. I'm Not There (2007) : Bob Dylan'ın hayatını konu alan biyografik film. Bob Dylan filmde altı farklı oyuncu tarafından canlandırıldı. Bu oyuncular;Marcus Carl Franklin, Ben Whishaw, Heath Ledger, Christian Bale, Richard Gere ve Cate Blanchett. Filmin yönetmenliğini Todd Haynes üstlendi. David Cross, Charlotte Gainsbourg, Julianne Moore, Michelle Williams veRichie Havens filmde rol alan diğer oyuncular. Sid ve Nancy (1986): Alex Cox'un yönettiği İngiliz biyografi filmidir. FilmSex Pistol'de basçı olarak görev yapan Sid Vicious'un hayatını ve kız arkadaşı Nancy Spungen ile olan ilişkisini anlatıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-iyi-strateji-oyunlari/", "text": "Oyun oynamak insana eğlencenin ve vakit geçirmenin yanında birşeyler de katmalı diyenlerdenseniz strateji oyunları sizin için birebir. Piyasada birçok strateji oyunu var ve yenileri gelmeye de devam ediyor. Ancak hepsinden aynı keyfi ve kaliteyi almak mümkün değil. Bu nedenle en iyilerini seçip oynamak en doğru yaklaşım. Peki, en iyi strateji oyunları hangileri? Çıkış yılları ve dağıtım şirketleriyle birlikte sizler için maddeledik. En iyi 10 Strateji Oyunu 1. Black and White (2001, EA Games) Bu da serinin ikinci oyunundan 2. Europa Universalis II (2001, Strategy First) 3. Warcraft III: Reign of Chaos (2002, Blizzard Entertainment) 4. Shogun: Total War (2004, Electronic Arts) 5. Warhammer 40k: Dawn of War (2004, THQ) 6. Company of Heroes (2006, THQ) 7. Civilization IV (2007, 2K Games) 8. Sins of a Solar Empire (2008, Ironclad) 9. Empire:Total War (2009, Sega)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-iyi-yerli-komedi-filmleri/", "text": "Türk sinema tarihinin en yeni ve klasik komedi filmlerini sizin için bir listede birleştirdik. Komedi tarihimiz Kemal Sunal, Şener Şen, İlyas Salman, Ayşen Gruda, Erdal Özyağcılar ve Halit Akçatepe gibi komedi üstadlarına tanıklık etti. İşte onların ve yeni neslin en komik yerli filmleri Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı Yönetmen : Ertem Eğilmez Oyuncular : Kemal Sunal , Şener Şen , Adile Naşit , Münir Özkul , Tarık Akan Şabanoğlu Şaban Yönetmen : Ertem Eğilmez Oyuncular : Kemal Sunal , Şener Şen , Adile Naşit , Halit Akçatepe , Ayşen Gruda Çöpçüler Kralı Yönetmen : Zeki Ökten Oyuncular : Kemal Sunal , Şener Şen , Ayşen Gruda , Erdal Özyağcılar , İlyas Salman Şekerpare Yönetmen : Atıf Yılmaz Oyuncular : Şener Şen , Ayşen Gruda , İlyas Salman , Şevket Altuğ , Serra Yılmaz Gol Kralı Yönetmen : Kartal Tibet Oyuncular : Kemal Sunal , Reha Yurdakul , Suzan Avcı , Mürüvvet Sim , Hüseyin Kutman Köyden İndim Şehire Yönetmen : Ertem Eğilmez Oyuncular : Kemal Sunal , Halit Akçatepe , Metin Akpınar , Zeki Alasya , Ali Şen Arabesk Yönetmen : Ertem Eğilmez Oyuncular : Şener Şen , Münir Özkul , Rasim Öztekin , Uğur Yücel , Müjde Ar Neşeli Günler Yönetmen : Orhan Aksoy Oyuncular : Şener Şen , Adile Naşit , Münir Özkul , Ayşen Gruda , İhsan Yüce YENİLER Vizontele Yönetmen : Yılmaz Erdoğan Oyuncular : Cem Yılmaz , Tolga Çevik , Şafak Sezer , Demet Akbağ , Altan Erkekli"} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-keyifli-meslekler/", "text": "CV'nize bir kere daha bakın, işinizi bu keyifli mesleklerle değiştirmek isteyebilirsiniz. Gerçekten Hem çalışıyorum hem de eğleniyorum diyebileceğiniz meslekler var! Oreo ve Toblerone'un bağlı olduğu Mondelez şirketi geçen ay sadece çikolatalarının tadına bakacak birini arıyordu. Karşınızda en keyifli meslekler: 1# Instagram Turizmcisi İnternet olduğu sürece her yerde çalışabilirsiniz. Tek yapmanız gereken dünyayı gezmek bir de iyi fotoğraf çekebilmek. Her gün gezdiğiniz ülkenin yemeklerinin, müzelerinin, meydanlarının, insanlarının fotoğrafını çekiyorsunuz; kısacası şehri tanıtıyorsunuz. Amerikan deniz turu şirketi Royal Caribbeam stajyerlerine ayda 3000 Pound maaş ödüyor! Hem ultra lüks teknede dünyayı turluyorsunuz hem de çalışıyorsunuz! Sosyal medyanın önemi gün geçtikçe artıyor ve bu tür mesleklere olan istek de giderek büyüyor. 2# Özel Ada Bekçisi 2009'da bir Avusturalya şirketi çalışanlarına, kişilere ait özel adaların bakımı için 150 bin Avusturalya doları ödemiş. Sahipleri adada değilken, adanın tamamına göz kulak olacak birilerini bulmaya çalışıyor. Çalışanlardan da tekne boyamaktan, evlerin buzdolaplarını doldurmak gibi türlü isteklerde bulunuyor. Bir de kaçak turistleri adadan kovuyorsunuz. Bu meslekle maaşlı bir Robinson Crusoe'ya dönüşebilirsiniz. 3# Deniz Feneri Bekçisi Teknolojinin gelişmesiyle insanlık tarihinde deniz fenerlerine pek ihtiyaç kalmadı. Dünyada şu an aşağı yukarı 100 tane çalışan deniz feneri var. Fakat şansa bakın; 2011'de Kanada, deniz fenerlerinin günümüzde hala büyük bir ihtiyaç olduğuna karar vererek birçok deniz fenerine sahip çıkıyor ve içlerine buralara bakacak aileler yerleştiriyor. Medeniyetten biraz uzak kalıyorsunuz ve işiniz sadece fenerin ampulünü değiştirmekle kalmıyor ancak denizi ve denizciliği seviyorsunuz oldukça ideal bir iş. 4# Stanley Kupası Koruyucusu Stanley Kupası Hokey Ligi'nin şampiyonuna veriliyor ve replikası olmayan bir ödül. O yüzden kazanan takım sadece 100 gün boyunca kupaya ev sahipliği yapabiliyor. Kupa bir takıma verilmediği süre boyunca da bir bekçi tarafından korunuyor. 1988'den beri de bu mesleği Pritchard Bey gerçekleştiriyor. Bunca zamandır günün 24 saati kupayı gözlüyor, hatta senede 24 kere beyaz eldiven değiştiriyor. 5# Michelin Yıldızı Yazarı Michelin Yıldızı denince sadece dünyanın en iyi yemeklerini düşünmeyin. Michelin Yıldızı yazarları bazen berbat restoranların da yemeklerini denemek zorunda kalabiliyorlar. İyisiyle kötüsüyle senede 200 kere yemek tatmaya dünyanın belirli noktalarına gönderiliyorlar. Michelin Yıldızı müfettişlerinin en az 10 senelik tecrübeye sahip olması gerekiyor, başvurduktan sonra Fransa'daki genel merkeze eğitime yollanıyorlar. Böylece neye göre yıldız vermeleri gerektiklerini öğreniyorlar. Ondan sonra nereye gitseniz size kral gibi davranılıyor. Dünyayı gezip, yıldız kazanmaya çalışan restoranların avına düşüyorsunuz. gq.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/en-sevdiginiz-meyveye-gore-kisilik-analizi/", "text": "İnsanın karakteri aslında hemen hemen her yerde kendini belli ediyor. Hatta sevdiğiniz meyveler bile kişiliğinizden ipuçları taşıyor. En Sevdiğiniz Meyveye Göre Kişilik Analizi Eğer en sevdiğiniz meyve PORTAKAL ise... Sonsuz sabır ve iradeye sahip bir karaktere sahipsiniz. İşlerinizi yavaş ancak derinlemesine inceleyerek yapıyorsunuz; sıkı çalışmaktan da asla yılmıyorsunuz. Çekingen olma ihtimaliniz çok yüksek; ancak güvenilir ve sözünün eri bir arkadaşsınız. Partnerinizi ince eleyip sık dokuyarak seçiyor; ve onu tüm kalbinizle seviyorsunuz. Anlaşmazlıkları ne pahasına olursa olsun engelliyorsunuz. Eğer en sevdiğiniz meyve ELMA ise... Savurgan, fevri ve lafını sakınmayan bir insansınız; sert ve öfkeli bir yapınız var. Çok iyi bir organizatör olmasanız da, bu iyi bir lider olmayacağınız anlamına gelmiyor. Hızlı karar verme ve ileriye dönük adımlar atmada çok iyisiniz. Seyahat etmekten hoşlanıyorsunuz. Partnerinizle beraberken gözleriniz ışıldıyor. İçinizdeki yaşama sevincini hiç söndürmüyorsunuz. Eğer en sevdiğiniz meyve MUZ ise... Doğuştan sempatik, hoşgörülü ve şefkatli bir yapınız var. Utangaç bir insansınız ve sık sık özgüven eksikliğinizin kurbanı oluyorsunuz. İnsanlar sizin yumuşak yüzlü oluşunuzdan yararlanıyor. Partnerinizin sizi hem ruhsal hem fiziksel olarak çekmesi gerekiyor; ve karşısındakini tanıdıkça seven bir yapıya sahipsiniz. Tabiatınız gereği, ilişkileriniz de uyumlu oluyor. Eğer en sevdiğiniz meyve KİRAZ ise... Hayat sizin için çok da insaflı değil. İnişli çıkışlı bir yaşamınız var, özellikle de profesyonel anlamda... Henüz kendiniz için yeterli birikime sahip olmadığınızı, hala küçük meblağlarla uğraştığınızı düşünüyorsunuz. Müthiş bir hayal gücünüz var, yaratıcı çalışmalarda bulunmaktan hoşlanıyorsunuz. İçten ve sadık bir partnersiniz; ancak duygularınızı ifade etmekte zorlanıyorsunuz. Eğer en sevdiğiniz meyve ÜZÜM ise... Genel olarak nazik bir insansınız; ancak sık sık ani parlamalarınız da oluyor; fakat çabuk yatışıyorsunuz. Güzel olan herşeyi seviyorsunuz. Sıcak ve sosyal bir insan olmanız sebebiyle çevrenizde popülersiniz. Yaptığınız herşeyden zevk alıyor; aynı coşku ve enerjiyi partnerinizin de paylaşmasını istiyorsunuz. İnsanlar sizinle beraberken sıkılmıyor; çünkü onlara önerecek çok şeyiniz var. Eğer en sevdiğiniz meyve ŞEFTALİ ise... Oldukça neşeli bir yapıya sahipsiniz. Yaşamayı seviyorsunuz. Dostluklar hayatınızın vazgeçilmez bir parçası... Olayları büyütmüyor ve çabuk bağışlıyorsunuz. Açıksözlü ve dobra bir insansınız. Bağımsız ve hevesli karakteriniz sizi tuttuğunu koparan bir insan yapıyor. İdeal bir partner ve tutkulu bir aşıksınız; ancak sevginizi diğer insanların gözü önünde göstermekten hoşlanmıyorsunuz. Eğer en sevdiğiniz meyve AYVA ise... Mütevazı ve muhafazakar bir kişiliğiniz var. Derinlemesine düşünen ve dikkatli bir yapıya sahip olmanız nedeniyle, hiçbir işi aceleye getirmiyorsunuz. Hırslı bir insansınız; detay ve sayılarla çalışma gerektiren işlerde gayet başarılısınız. İnsanların yanlışlarını anında görebiliyorsunuz. Partnerinizi seçerken, görünüşünden çok zekasına değer veriyorsunuz. Eğer en sevdiğiniz meyve ARMUT ise... Aklınıza bir şey koydunuz mu muhakkak başarıyorsunuz; fakat genel olarak değişken ve başladığı işi bitirmekte zorlanan bir yapınız var. Çünkü emeğinizin sonucunu hemen elde etmek veya baştan sonucun ne olacağını bilmek istiyorsunuz. Zihinsel uyarılmalara açıksınız ve fikir bazında tartışmalardan hoşlanıyorsunuz. Çok çabuk arkaşadaşlık kurabilseniz de, ilişkileri devam ettirmekte sorun yaşıyorsunuz. Eğer en sevdiğiniz meyve İNCİR ise... Ciddi, düşünceli ve duyarlı bir yapıya sahipsiniz. Sosyalleşmekten hoşlansanız da, belli bir mesafeyi korumaya özen gösteriyorsunuz; kendinize sakladığınız bir alan her zaman olmalı... Açıkgöz, çabuk kavrayan ve cin gibi bir insan olmanız sebebiyle, özellikle iş yaşamında tepeye oynuyorsunuz. İnatçı bir insansınız. Partnerinizde tutkulardan önce beyine bakıyorsunuz. Eğer en sevdiğiniz meyve KAVUN ise... Korkusuz bir insansınız; olup biteni, başınıza gelenleri doğal karşılıyor, üstünde durmuyorsunuz. Eğlenceli kişiliğiniz ve cömert yapınız nedeniyle insanlar size çekiliyor. İş yaşamında tuttuğunu koparan bir insansınız; doğru zamanda doğru yerde olmakta ustasınız. Yeni insanlarla tanışmaktan hoşlanıyorsunuz. Karşı cins üzerindeki en etkili silahınız; mizah anlayışınız"} {"url": "https://www.thegeyik.com/epilasyonu-yeniden-tanimlayan-teknoloji/", "text": "İstenmeyen tüylerden kurtulmanın en acısız ve en etkili yolu olan buz lazer epilasyon teknolojisi Alma Lasers firması tarafından geliştirile FDA onaylı bir teknolojidir. Bu teknolojin sahip olduğu soğutma başlığı ve ütüleme teknolojisi eşsiz bir epilasyon deneyimi sunmaktadır. Tüm tüy ve cilt tiplerine uygulanabilen buz lazer epilasyonun sahip olduğu birbirinden farklı başlıklar oldukça özeldir. Bu başlıklar sayesinde epilasyon yapılabilecek olan bölge sayısı artmış, kulak içi, burun içi veya kaş ortası gibi oldukça dar alanlarda dahi epilasyon kolaylıkla uygulanabilir hale gelmiştir. Buz lazer epilasyon cihazlarının kullanıldığı merkezlerde mutlaka Sağlık Bakanlığının onayı bulunmalıdır. Ayrıca bu merkezlerde uygulama uzman kişilerce yapılmalıdır. Ancak bu şekilde buz lazer epilasyonun vaat etmiş olduğu sonuçlara ulaşmak mümkün olacaktır. Buz lazer yaptıranların geri bildirimleri ile her geçen gün daha da popüler hale gelen bu epilasyon uygulaması hem her mevsim yapılabilir olması hem de tüm cilt ve kıl tüplerinde uygulanabilir olması ile geleneksel epilasyon yöntemleri arasından sıyrılmaktadır. Buz Lazer Seansı Sonrası Bunlara Dikkat Edin Buz lazer seansı seans sonrası günlük hayatın kesintisiz olarak devam ettiğini görürüz. Buz lazerden sonra yapılması gerekenler bu sebeple oldukça az ve makul şeylerdir. Seans sonrasında epilasyon bölgesinde nemlendirici kullanmak cildinizi hem rahatlatacak hem de bölgenin daha çabuk toparlanmasını sağlayacaktır. Buz lazer epilasyonun yapıldığı gün epilasyon bölgesine su değdirilmemesi tavsiye edilir. Ancak eğer uygulama yüzünüze yapıldıysa hemen makyaj yapmaya bile başlayabilirsiniz. Ayrıca epilasyon bölgesinin çok nemli olmaması gerektiği için spor yapmaya bir iki gün ara vermeniz önerilmektedir. Buz lazer uygulaması sonrası güneş kremi kullanmanız ve solaryumdan en azından bir hafta süreyle uzak durmanız da cildin tahriş olmaması açısından önemlidir. Ayrıca hassas bir cildiniz varsa, uygulama sonrası kese veya peeling yaptırmamanız önerilir. Erkek Sporcularda Lazer Epilasyon Profesyonel sporcuların vücutlarının hemen hemen hiçbir noktasında kıl bulunmamaktadır. Bunun en büyük nedeni aerodinamiktir. Kıllar hava ile sürtünerek sporcuları yavaşlatabilirler. Bu sebeple özellikle hızın ön planda olduğu spor ile uğraşan sporcular bu etkiyi azaltmak için vücutlarındaki kıllardan kurtulmak isterler. Erkeklerin yapısı gereği hem kılları daha fazladır hem de kıllar daha kalındır. Bu sebeple kıllarından kurtulması gereken sporcular epilasyona başvurduklarında geleneksel yöntemlerle onları oldukça ağrılı ve acılı bir süreç bekler. Ancak tamamen ağrısız bir yöntem olan buz lazer epilasyon ile artık erkekler için de epilasyon oldukça konforlu bir hale gelmiştir. Her mevsim uygulanabilen FDA onaylı buz lazer uygulaması ile sporcular istemedikleri ve onların spor yapmalarına engel olabilecek tüylerden hemen kurtulabilirler. Ayrıca buz lazer seansları oldukça kısa sürdüğü için de normal antrenman programlarını bozmalarına gerek kalmadan istedikleri sonuçlara ulaşabilirler. Buz Lazer Epilasyon Etkisi Buz lazer daha mı etkili sorusuna verilecek olan cevap kesinlikle evettir. İstenmeyen tüylerden kurtulmanın pek çok yolu vardır. Son yıllarda en çok tercih edilen ve en etkili olduğu kanıtlanan yöntem ise buz lazer epilasyondur. Bu uygulama sahip olduğu patentli teknolojiler ile ortalama olarak 8 seansta sonuç vermektedir. Ancak bazı bölgeler için ya da çok ince kıllar için 1 ya da 2 seans daha gerek olabilmektedir. Bu durum elbette hastanın kıl yapısına, kılların yoğunluğuna ve diğer bireysel koşullara bağlı olarak değişmektedir. Buz lazer uygulamasının en önemli özelliklerinden biri ise tüm vücudun sadece 35 dakikalık bir seans içinde epilasyon işleminin tamamlanabiliyor olmasıdır. Böylece çok kısa bir süre içinde tamamlanan seans sayesinde hastalar gündelik hayatlarına kesinti olmadan devam edebilmektedir. Buz lazer epilasyon etkisini tam anlamıyla anlaşılması için gerekli olan seans sayısının tamamlanması oldukça önemlidir. Zaman zaman eksik bırakılan seanslar sebebiyle buz lazer epilasyonun yeterince etkili olmadığı düşünülebilir. Ancak bu tamamen yanlış bir yaklaşımdır. Buz lazer işlemini yapacak olan uzmanın muayenesinden sonra kaç seanslık bir uygulamaya ihtiyaç olduğunun analizi yapılır ve buna göre bir planlama gerçekleştirilir. Buz Lazer Epilasyon Sonrası Kılların Dökülmeye Başlaması Kısa Sürede Gözlenir Buz lazer dökülme açısından da oldukça avantajlıdır. Her bir seansın akabinde 3 ya da 4 gün içinde kıllar cildin üstüne çıkacaktır. Daha sonra da dökülmeye başlayacaktır. Bu dökülme 15 gün boyunca devam edebilir. Dökülme tamamlandıktan sonra ise belirli bir süre yeni tüy çıkması beklenmez. Ancak tüylerin yeniden çıkmaya başladığını zaman yeni buz lazer epilasyon zamanı gelmiş demektir. Bu süre 6 haftaya kadar uzayabilmektedir. Tüylerin tekrar çıkmasına kadar geçecek olan ortalama 6 hafta aynı zamanda buz lazer epilasyon seans aralıklarını belirlemektedir. Ortalama 8 seansta tamamlanması planlanan buz lazer uygulaması için asıl planlama kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Kişilere bağlı olarak ihtiyaç duyulan seans sayısı daha az ya da daha çok olabilir. Vücut Kıllarının Büyüme Döngüsü Seans Aralıklarını Belirler Buz lazer epilasyon sadece büyümekte olan kıllar üzerinde etkilidir. Vücut kıllarının 3 farklı evrede büyüdüğünü söylemek mümkündür. Bu evreler sırasıyla aktif dönem, dinlenme dönemi ve dökülme dönemidir. Ancak vücuttaki tüm kıllar aynı anda bu evrelerden geçmez. Bu sebeple buz lazer seanslarının tekrarlanması gerekmektedir. Her bir seansta epilasyon yapılan bölgedeki farklı bir kıl köküne etki edilecektir. Her bir kıl kökünün tüm bu üç evreyi tamamlamasının yaklaşık olarak 6 hafta sürdüğü belirlenmiştir. Buz lazer seanslarının aralığının 6 hafta olmasının bir sebebi de budur. Buz lazer epilasyonun son yıllarda gittikçe popüler olması pek çok güzellik merkezinde bu uygulamanın yapılmaya başlamasına sebep olmuştur. Ancak bazı merkezler 6 haftadan çok daha kısa bir sürede seans tekrarı yapabilirler. Bu oldukça yanlış bir yaklaşımdır. Kısa aralıklarla tekrarlanan seanslardan buz lazer epilasyondan alınması beklenen verimin alınabileceğini beklemek yanlıştır. Buz Lazer Epilasyon Uygulama Bölgeleri Hem kadınlarda hem de erkeklerde oldukça etkili bir yöntem olan buz lazer uygulaması neredeyse vücudun tamamında kullanılabilir bir yöntemdir. Epilasyon genel olarak bacak, koltuk altı, bikini bölgesi gibi bölgelerde yapılsa da buz lazer epilasyonun en önemli özelliklerinden biri burun içi, kulak içi ve kaş ortası gibi alanlarda da epilasyon yapılmasına imkan vermesidir. Bunu yapabilmesi de buz lazer başlıklarından bir tanesinin tamamen bu amaçla kullanılıyor olmasıdır. Buz lazer cihazları ve çalışma prensipleri hakkında ayrıntılı bilgi için https://www.pervindincer.com/buz-lazer adresini ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/erkek-dolabindaki-kadinsavar-10-urun/", "text": "Dünyadaki en yakışıklı ve çekici adamlar tarafından giyilse dahi kadınları kendinden soğutmayı başaran 10 ürünü sizler için bir araya getirdik. Amacımız kimseyi kırmak, üzmek ya da aşağılamak değildir. Sonuçta herkesin hayatına hiç kimse karışamaz 🙂 #1 Aşırı Derin Dekolteye Sahip T-shirt ya da Sweatshirt V yaka giysiler bir noktaya kadar erkeklere seksilik kazandırsa da aşırı derin dekolteye sahip olanlar kaba ve ucuz görüntüye sahip oluyor. #2 Aşırı Kısa Şortlar Aşırı kısa şortlar -görselden de görüldüğü üzere- kadınlar tarafından oldukça itici bulunuyor. #3 Bayat Şaka ve Slogan Yazan T-shirtler Dikkat çekmek için kullanılan bu yöntem genel olarak olumsuz olarak algılanıyor. #4 Parmak Arası Terlikler Parmak arası terliklerin sadece kumsalda kullanılması, şehir yaşamına sokulmaması tavsiye ediliyor. #5 Tshirt Yelek Kombinasyonu Kadınlar genel itibariyle yeleğin bir yakım elbisenin parçası olması gerektiğine inanıyor. Sıradan görünümü canlandırmak için tshirt üstüne giyilen yelek genel itibariyle kadınlar tarafından çekici bulunmuyor. #6 Büyük Tokalı Kemerler Büyük tokalı kemerler artık eskide kaldı. Kemerleri sadece amacı için kullanmak ve logo ile dikkat çekmemeye çalışmak en doğrusu. #7 Babanızınmış Gibi Duran Takım Elbise Bir takım elbise, bir erkeğin gardırobunun en seksi ve şık üründen biri kuşkusuz. Ancak bunun için üzerinize tam oturması, düğün için babanızdan ödünç alınmış gibi durmaması gerekir. #8 Pembe Kıyafetler Kadınlar pembe rengi erkeklerin üzerinde neden görmek istemediklerini tam olarak açıklamasa da bilinen en önemli gerçek kadınların bir çoğunun pembe rengi erkekler üzerinde görmeyi pek istememeleridir. #9 Çok Dar Kotlar Genel olarak skinny jeanslerde bir problem yok ancak aşırıya kaçan durumlar genellikle hoş karşılanmıyor. #10 Çok Fazla Takı Kullanmak Çok fazla takı kullanmak sadece erkekler için değil kadınlar için de oldukça olumsuz bir davranış. Sade ve şık olanı seçmek her zaman en iyisi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/erkek-escorttan-hamile-kalan-kadin-cocugunun-babasinin-kimligini-ogrenemeyecek/", "text": "Almanya'da adı açıklanmayan kadın, hamile kaldığı erkek escortun adını öğrenmek için hukuk mücadelesi başlattı. Münih'te görülen davada, yargıç otelin buna mecbur olmadığına hükmetti. Almanya'da hamile kaldığı erkek eskortun adını öğrenmeye çalışan bir kadın, hukuk mücadelesini kaybetti. YARGIÇ, OTELİ HAK BULDU Adı açıklanmayan kadın, Halle kentinde 2010'da 3 gece geçirdiği otelden, nafaka alabilmek için 3 yaşındaki oğlunun babasının kimliğini açıklamasını istiyordu. Fakat Münih'te görülen davada, yargıç otelin buna mecbur olmadığına hükmetti. AYNI GÜN AYNI İSİMDE 3 KİŞİ VARMIŞ Kadın, otelin ikinci katında Micheal adlı bir adamla birlikte olduğunu söylüyor. Ancak o tarihlerde otelde Michael adlı 3 kişinin daha kaldığı belirtiliyor. Yargıç kararında diğer üç kişinin kişisel bilgilerinin deşifre olabileceğini endişesini dile getirerek 4 Michael'ın da, kişisel bilgilerini, evliliklerini ve ailelerini koruma hakkı olduğunu söyledi.Temyiz Mahkemesi de kadının başvurusunu kabul etmedi. Almanya'da mahremiyet haklarıyla ilgili güçlü yasalar mevcut. Uzmanlar bunu, Doğu Almanya'daki komünist rejim sırasında halkın gizli servis tarafından sıkı bir şekilde izlenmesine bağlıyor. BBC Türkiye"} {"url": "https://www.thegeyik.com/erkekler-eski-defterleri-bir-turlu-kapatamiyor/", "text": "Bir araştırmaya göre, erkekler sevgililerinden ayrıldıkları için kadınlara kıyasla çok daha fazla pişmanlık duyuyor. Avustralya'da yapılan bir araştırma, kadın ve erkeklerin 'eski sevgili'ye bakışındaki farklılıkları ortaya koydu. 535 kişinin katıldığı araştırmaya göre, sevgililerini terk eden erkeklerin yüzde 36'sı hemen sonrasında pişmanlık duyuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 50'si, ihtimal dahilinde olsa eski sevgilileriyle barışacaklarını söyledi. Hatta katılımcıların yüzde 48'i, böyle bir barışma için karşı tarafa yalvardığını da itiraf etti. 'ESKİ SEVGİLİYE DÖNMEK KOLAY' Öte yandan, erkeklerin eski sevgililerini unutmakta biraz daha zorlandığı da ortaya çıktı. Araştırmaya göre, sevgililerinden ayrılan erkeklerin yüzde 36'sı bu kararlarından ötürü pişman olduğunu söyledi. Buna karşılık, sevgililerini terk ettikten sonra pişmanlık duyan kadınların oranı yüzde 28'de kaldı. Daily Mail gazetesine konuşan Psikolog Salama Marine, 'eski sevgiliye dönmenin kolay olduğunu' söylese de, Yine de bunu yapmak acı verici olabilir ve kendinize duyduğunuz saygıyı azaltabilir. Ayrılma sonrası dönemdeyse, bunun tam tersini yapmanız, kendinize saygı göstermeniz ve egonuzu güçlendirmeye çalışmanız gerekir dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/erkekler-mujde-4-kat-daha-uzun-sure-sevisebileceksiniz/", "text": "Araştırmalara göre dünya çapında her üç erkekten biri erken boşalma sorunu yaşıyor. İngiliz sağlık sistemi NHS'nin yaptığı bir araştırmaya göre, erkeklerin ortalama boşalma süresi 5.5 dakika. The Sun'ın haberine göre 200'den fazla erkek 'Cligosiban' isimli ilacın klinik deenylerine katılıyor. Bu deneylere katılanların boşalma süresi ise 30 saniye. Bu yeni ilaç 'aşk hormonu' denilen 'oksitosin'in salımını engelliyor. Oksitosin oranları seks sırasında artarak, orgazmın meydana gelmesinde rol oynuyor. Denemesi yapılan ilaç ise vücuttaki oksitosin oranını azaltarak erkeklerin orgazma ulaşma süresini uzatıyor. Haberlere göre 'aşk, kucaklama, güven hormonu' oksitosin beyinde hipotalamus tarafından üretiliyor, ardından hipofiz bezine transfer ediliyor, hipofiz bezi de oksitosini kan akışına bırakıyor. Oksitosin ayrıca bir nörotransmitterdir, oksitosin reseptörleri vücut genelindeki hücrelerin üzerinde bulunur. Bu hormonun seviyeleri hem stresli hem de sosyal açıdan bağlayıcı deneyimler sırasında yükselmeye meyillidir. Oksitosin, doğum sırasında ve meme uçlarının uyarılmasından sonra büyük miktarlarda üretilir, dolayısıyla doğumda ve emzirmede kolaylaştırıcı bir görev üstlenir. Dokunma yoluyla basit bir vücut teması hem sizin beyninizin hem de temas ettiğiniz partnerinizin beyninin düşük seviyelerde oksitosin üretmesini sağlayacaktır. Bazı yiyecekler oksitosin üretimini tetikleyebilir; psikolojik destek, empati ve şefkat de öyle. Oksitosin, güven oluşturmada çok önemli bir beyin bileşenidir, güven de duygusal ilişkilerde çok önemlidir. Oksitosin, cinsel uyarım yaratmaya yardımcı olur ve erkeklerin ereksiyonlarını sürdürmesini sağlar. Boşalma sırasında erkeklerde oksitosin içeren bir beyin kimyasalları kokteyli üretilir. Bu kimyasallar partnerler arasındaki bağı kuvvetlendirebilir, bu da çiftlerin daha büyük bir yakınlık ve bağlılık hissi oluşturmasına yardım eder. Oksitosinin, dopamin ve norepinefrin ile birlikte, uzun dönem ilişkilerde hayati önem taşıdığına inanılır. Oksitosin doğum sırasında sancı üretmeye ve emzirmeye yardımcı olmakla kalmıyor; çalışmalar onun korku, depresyon, bağımlılık, otizm ve anoreksi gibi psikolojik sorunların üstesinden gelinmesinde oynadığı rol de araştırılıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/erkekler-neden-evlilikten-korkar/", "text": "Erkekler neden evlilikten korkar? diyen bir hanımsanız veya Neden evlenmek istemiyorum? diyen bir erkekseniz sizin için geçerli 9 sebebimiz var: 1- Günümüz toplumunda kadınlar için evlilik bir başarı olarak gösterilir. Evlenmeyen kadına evde kalmış yaftası yapıştırılır. Erkekler içinse evlilik bir yenilmişliktir. Erkekler için bu klişeyi atlatmak zordur. 2-Erkekler için evlilik gerçek bir sorumluluk yüklenmedir. Bir kadının ve belki de birkaç çocuğun sorumluluğunu taşımaya bir adım attıklarının farkındadırlar. Ya başarısız olursam sorusu peşlerindedir. 3-Çoğu erkek kadınların düğün ve evlilik olaylarını ne kadar önemsediklerinin farkında değildir. Kadınlar senelerce bugün için bekler ve hazırlık yaparlar. Rüyalarındaki adamı ararlar. Her şey mükemmel olmalıdır. Erkekler için ise bu bir tören gibidir. 4-Kadınlarda resmi nikahın yakınlığı arttıracağı düşüncesi hakimken erkekler için bu bir anlam ifade etmez. 5-Erkekler kendi planlamalarını ev, araba, yazlık, kariyer olarak kurarlar. Toplum tarafından oluşturulan bu baskı da onların evlilik için vakit kaybetmesine neden olur. 6-Evlilik düşüncesi özgürlüğü kaybetme korkusunu da birlikte getirir. Herkesin özgür zaman ve alanı olmalı. Bu özgürlük kaygısı da erkeklerin evlilik için acele etmesini engeller. 7-Evlilikten sonra kadınların değiştiğine yönelik güçlü bir inanç vardır. Bu görüşü uzmanlar da desteklemektedir. Önce kadının kendini güvende hissettiğini sonra ise farklılaştığını belirtilmesi erkekleri korkutur. 8-Evlilik denilince erkek huzursuz ve başarısız evlikleri örnek olarak görür. Belki de bol bağırışlı bir ailede büyümüştür. Sessiz ve mutlu akşamları anlamaz. Ona bir kadın bunun güvencesini vermeden de anlamayacaktır. 9-Bir erkek çocuk sahibi olmanın zamanını ayarlayamadığı için evlilikten kaçabilir. Evlilikten sonra eninde sonunda konunun oraya geleceğini bilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/erkekler-partnerlerinin-cinsel-iliski-arzusunu-azimsiyor/", "text": "Cinsel arzunun bilimi oldukça karmaşıktır, çünkü seksüel arzunun kendisi zaten karmaşıktır. Cinsel ilişkiler üzerine çalışmalar yürüten araştırmacılar; örneğin, son yıllarda uyarılma yolunu kavramsallaştırmaya başladılar. Spontane yani durduk yere ortaya çıkan arzu yerine, birçok insan cevap niteliğindeki bir arzuyu yani bir tür uyarıcı senaryoya cevaben ortaya çıkan ve cinsel birleşmeye iten arzuyu deneyimler. Eğer seks üzerine çalışmalar yapan bilim insanları, arzunun nasıl çalıştığıyla ilgili geleneksel bilgiyi altüst ederlerse, belki de bu durum bilim insanı olmayan birçokları için oldukça kafa karıştırıcı olacak. Journal of Personality and Social Pschology'de yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar; özellikle de erkeklerin, kadınların cinsel olarak istekli olup olmadığını tahmin etmede oldukça kötü olduklarını söylüyorlar. Örneğin geçmişte yapılan araştırmalar ilk buluşmada erkeklerin, kadınların seksüel ilgisini abartmaya yatkın olduklarını ortaya koymuştu. Yeni yapılan çalışma ise daha çok arzunun hileci tarafına odaklandı; yani uzun süreli bir ilişkide bu arzuya neler olduğuna? Çiftin birkaç kez bir araya gelmesinden sonra, partnerler birbirlerinin seks için arzulu olup olmadığını anlama yetilerini geliştirebilirler mi? Cevap: Hayır. Uzun süreli ilişki içerisindeki erkekler ilk buluşmadaki durumun tersi bir hata yapıyorlar: Kadın partnerlerinin arzusunu azımsama eğilimi gösteriyorlar. Bir başka deyişle erkekler, eşlerinin ya da kız arkadaşlarının cinsel ilgisini aslında olandan daha az tahmin edebiliyorlar. Öte yandan kadınlar ise erkek partnerlerinin arzusunu tahmin edebilmede oldukça iyiler. Burada birkaç şey devreye giriyor olabilir. Söz konusu çalışmada, kendilerini yüksek seksüel arzu seviyesinde bildiren hem erkekler hem de kadınlar, aynı zamanda da partnerlerinin arzularını olduğundan daha düşükgörmeye yatkınlar. Genellikle erkekler kendilerini kadınlardan daha fazla cinsel arzu seviyesinde tanımlıyor oldukları için bu durum söz konusu bulguya dair bir açıklama sağlayabilir. Ancak bu durum bizi uyarılmanın ve arzunun aslında ne olduğuna dair kavram yanılgısına geri götürüyor. Genel anlamda, kendiliğinden ortaya çıkan arzu erkeklerde daha yaygındır; öte yandan bir senaryonun uyarımıyla ortaya çıkan cinsel arzu ise kadınlarda daha yaygındır. Kadınlardaki bu durumun yaygınlığı belki de erkeklerin neden söz konusu arzuyu farketmediklerine bu çalışmadaki ifadeyle azımsadıklarına dair kavrayışımızda bir ilerlemeye sebep olabilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/erkekler-ve-burclari/", "text": "Erkeklerin burçlara olan ilgisi kadınlardan daha az diye genel bir algı var, ama bu erkeklerin burç özelliklerinden bağımsız olduğu anlamına gelmiyor. Kadınlar ve burçları yazısının yazarı Ayşe'nin Bavulu tarafından yazılan bu zamana kadar gördüğümüz en komik ve en doğru tespitleri içeren harika bir yazıyı sizlere sunuyoruz: ERKEKLER VE BURÇLARI Maydanoz bile alırken manava burcunu soran bir insanım, insanların burcu önemlidir benim için. İyi arkadaş, vefalı koca, vatana millete hayırlı evlat olup olmadıklarını şıppadanak anlarım burcundan. Annem de böyledir benim, musluk tamircisinin contayı sıkışından anlar burcunu, başak burcu bu, titiz yaptı işini, etrafı sulamadı bahçıvan gibi der. Konuya bu kadar vakıf olduğum için; bugün size erkekler ve burçlarından bahsedicem. KOÇ ERKEĞİ: Yüce Rabbim! Koç erkeği kadar sanatsever, yemekten, içmekten gezmekten anlayan bir erkek daha olamaz. O kadar anlar ki, sizi bunaltır. O onla yenmez, bu bunla giyilmez, o müzik asla içkisiz dinlenmez, diye diye yer bitirir ömrünüzü. Bu adamla yemek kursuna gitseniz, sizi kenarda oturtup, bak bu böyle soyulur diye sizi kenara itikler, bütün menüyü tek başına yapar. Bir de gözü dışardadır ki aboww!, halk arasında götü başı oynuyo denen insandır, ama ben flörtözüm sohbet etmeyi seviyorum der ve o huyuna da mutlaka havalar süsler verir. Bir de eski sevgililerinin hepsiyle arkadaştır, hepsinin çocuğuna çeyrek takacak kadar hukuku vardır, ama temiz kalpli, iyi insanlardır neticede... BOĞA ERKEĞİ: Boğa erkeğinin para işlerine kafası çalışır, disiplinli, eğlenceli, hayat dolu insanlardır. Çok güzel yemek yapar, felaket kin tutarlar, mahşer günü sorgu melekleri kesin boğa burcudur, iyiliği de kötülüğü de asla unutmazlar. Yemeğe, eğlenceye halvete, düşkünlerdir. Arkadaş grubunun gizli lideri olduklarını düşünürler ama değillerdir. Hayatta bir tek duygularını yönetemezler. Aşık olunca akıllarını çıldırırlar. Boğa erkeği için önce kendi hayatı gelir, yandım ölüyorum desen, dur şu elimdeki işi bitireyim, o arada sen ölmemeye çalış diye mantıklı açıklamalarla sizi reddederler. Hayır demeyi bilen prensipli burçlardandır, ne diyelim HAYIR'lısı... İKİZLER ERKEĞİ: Bu burcun erkekleri komiktir eğlencelidir ama o kadar! Çoğu ayran gönüllüdür, hemen aşık olurlar, bir heyecan şakalar komiklikler tatlılıklar sonra cortlarlar, ilişkinin sonunu getiremezler. Vardır muhakkak ama, ciddi ilişki yaşayanına çok rastlamadım. Gece aşık uyuyup, sabah sizden tiksinerek uyanabilirler. İş hayatında çok hırslıdırlar, çok paraları olsun isterler, iyi yaşamak isterler o yüzden pire gibi çalışırlar. Gel gelelim para olmadı mı da, bir kompleks bir onu bunu boklama vardır bünyelerinde. Arkadaş canlısıdır hepsi, arkadaşları için yapmıycakları iyilik yoktur, çevreleri tarafından baya sevilirler, eğlenceli sempatik insanlardır neticede yüklenmemek lazım. YENGEÇ ERKEĞİ: Hah işte bunlarla evlenin! Bu burçtan çok iyi aile babası olur. Düşünceli, naif, sevgi dolu insanlardır hepsi.Su burcu olduklarından az biraz duygusal, sümüklüdürler ama kırmayın notlarını kıyamam onlara. Yengeç erkeği çok evcimen olup, etrafa şefkat fışkırttığından kadın kısmına biraz afakan basabilir. Zaten kadınlar nerde eziyet, orda meziyet diye gençlik yıllarını telef ettiklerinden çok tercih etmezler bu burcun erkeklerini, ama yükseliş devri bitip gerileme başladı mı çoğu yengeç erkeği arar evlenmek için. Bir de annelerine az biraz düşkün ve uyuşukturlar ama sıkıntı yok. ASLAN ERKEĞİ: Hayrola canım bu ne ego! dediğimiz burçtur. Kendilerini parlatır da parlatırlar, konuşarak bir orduyu teslim alabilirler. Ormanların kralı ünvanını çok iyi taşıyan bu burcun erkekleri, adeta dünyaya avlanmaya gelmiştir; yer gök dağ taş kadındır onlar için. Eğer kedi gibi uysal değilseniz ya da onları idare edecek zekanız yoksa paspas olursunuz ilişkide. Zeki kadına bayılır, şovu severler. Etrafta en az 3 kişi yoksa balıklama bile atlamazlar. Hep bir liderim ben psikozu ile yaşadıkları için, tuvalet sırasında bile en önde durma ihtiyacı hissederler. İyi dostturlar, iyi yemekten, muhabbetten, sanattan, müzikten, anlarlar daha ne olsun... BAŞAK ERKEĞİ: Arkadaşlar hazır mıyız? Nerde bir dengesiz, paranoid, falanjist varsa hor görmeyin arkadaşlar başak burcudur. Bir kadının sevgili olarak en son tercih edeceği burçtur ama geneli fatal error'dür! Bu burcun erkeği aşkım sana akşam lazanya yapıcam kıyma almaya gidiyorum diye evden çıkar ve bir daha geri dönmez. Büyük hareketleri vardır, hepsinin ruhunda bir sanatçı vardır, o yüzden çok çilekeş ve buhranlıdırlar. Duygularını Ediz Hun-Hülya Koçyiğit filmlerindeki gibi saklarlar, entellektüellerdir ve kendilerini dünyada hep bi başına hissederler, tıpkı Çiko gibi...Bu burcun sevmesi de, övmesi de uzaktandır ama öfkesi maşallah çok cüretkardır... Kendini en çok düşünen burçtur. TERAZİ ERKEĞİ: Hava burcudur terazi, öyle buharlı ütü gibi yaşar. Uyumlu sempatik kimselerdir, nereye çeksen oraya gider problem yaratmazlar. Maymun iştahlıdır, bugün tenise yarın gülleye başlayabilir. Arkadaşları Namibya'ya yerleşse, hemen Google dan oranın para birimini öğrenip hazırlıklara başlar öyle arkadaş perverdir. Yalnız kalmaktan hoşlanmaz devamlı bir partner ararlar. Bakımlı, güzel kıza dayanamazlar. Özünde çok iyi kalpli olup kimseye zararı olmayan bir burçtur terazi, akıllı ve duyarlıdır. Ancak, Evlilik ve Terazi; Metin Milli ile Bar Rafaeli'nin birlikte olması kadar imkansızdır. Sevin onları, eğlenin, gezin ama sonra insan gibi evinize dönün. AKREP ERKEĞİ: Nasıl ki Muhteşem Süleyman'ın vicdanı onun kıblesi ise, akrep erkeğinin de pipisi onun pusulasıdır. Yıllarca ortamlarda burcunun akrep olduğunu söyleyip, kızlardan Akrep mi? Aaayyy! çok sekse düşkündür tepkisi alan akrep erkeği, burçlarının bu mesir macunu etkisinin çok ekmeğini yemiştir. Konuşkandır akrep, komiktir, rahattır, işe güce çok koşturmaz, tesadüfen para kazanıp trilyoner olması en muhtemel burçtur. Bir de Türk Gençleri'mizi yakan Issız Adam filminden en çok nasiplenen bunlardır; bir serkeş tavırlar, bir dünyayı sel basmış ördeğe vız gelmiş haller, bir yalnız başına plak dinlemeler vardır ruhlarında. Çabuk aşık olur, zor evlenir akrep erkeği dikkaaat! YAY ERKEĞİ: Kızların en yakın arkadaşı, kederli anlarının vazgeçilmez dostudur. Sempati dozajı yüksek çakallardır. Yaşadıklarından ders çıkarmaya çalışıp bunu başaramayan ender burçlardandır. Karı kıza olan düşkünlüğü ve disiplinden uzak yaşamı, kıçında don yokken sefahat içinde yaşamaya sevk eder bu burcu. Gerçekten de Magic Necmi etkisi yaratırlar kızlar üzerinde; tatilde alışverişte konserde yanında ille de bir yay erkeği olsun ister kız kısmı. Sevgilileri; Neden bu kadar çok kız arkadaşın var yeaaa diye isyan edince, hayatım ben dünya insanıyım, herkes benim arkadaşım gazozlarıyla uyuturlar insanı kanmayın! Arkadaşlarının göz bebeği, genç kızların Happy Feet'i olan yay erkeği, hakkaten de çok tatlı ve sevimlidir, ben de severim o serserileri. OĞLAK ERKEĞİ: Kahvaltıda tereyağına, yükseklerden Ağrı Dağı'na bayılır oğlak erkeği. Neşelidir, dediğim dedik, çaldığım düdüktür. Bir şeyin mantığını anlamazsa hayatta o işe girmez, o yüzden anlayana, ikna olana kadar sorar da sorar. Titizdir, düzenlidir, içinde Edremitli Emekli bir Astsubay yaşar. Sadıktır, kuralları vardır; uykusuzken çıkmaz yola, aşıkken bakmaz sağa sola. Çabuk parlayıp, çabuk söner ama Kindar Sürpriz değildir. Annesine tapar, annesine benzeyen, saygı duyduğu bir kıza da nikahı basar. Hesabını bilir, şovlara kaçmaz, lazerle köprüye adınızı yazdırmaz ama çocuklarınızı özel okula yazdırabilir. Gizli kıskançtır, çok belli etmese de bazen sizi arabadan atıcak kadar kıskanır ama atmaz. Takıntılıdır, zor beğenir, eleştirir, ideal mesleği pop star alaturka jürisidir. KOVA ERKEĞİ: Az biraz megalomandır, onca yeteneği bir bünyeye nasıl sığdırdığına şaşar kalır kova erkeği. Yaratıcı ve komiktir, kolay beğenmez, çıtayı yüksek tutar, evde kalmaya en meyilli burçtur. Teknolojiye meraklıdır, iphone 5 çıkarken, 6'nın videolarını google'dan aratır. İçinde mesnetsiz bir dram vardır, hiçbir derdi yokken bile İbrahim Tatlises gibi 3 saniyede ağlayabilir. Sabırlıdır, ama patlayınca en iyi çıkış yapan erkek sanatçı olup, ortalığı dağıtır. Al işte bir arkadaş canlısı burç daha, annesini migrosa götürmeye üşenip, arkadaşı için böbreğini verebilen burçtur. Çevreleri geniştir, sevilirler. Bir gün jet pilotu, bir gün oyuncu olmak isteyebilirler, hayalperesttirler. Kendi burcum diye söylemiyorum ama hepsi mi entellektüel olur arkadaş 🙂 BALIK ERKEĞİ: Bir kızı tavlarken önce esprilerine, sonra yaradana sığınırlar. Biraz diva kaprisleri vardır; her yerde yemez, herkesle görüşmezler. Zeki ve komiktirler, rahatlarına düşkündürler, imkanları olsa bütün dünyayı L koltukla kaplatıp, bütün güney sahillerine klima taktırırlar. Zaman zaman tosuruktan nem kapsalarda, bir süre sonra gülüp geçerler. Çabuk demotive olan duygusal burçlardır, bu yüzden alkol dokanabilir dikkat. Ailesine, evine düşkündürler. Arada bir ruh halleri gidip gelir, kova erkeğinde olan mesnetsiz dram balık erkeğinde de vardır. Bazen cinnet geçirip; bütün dünya bana mı karşı ulaaaan! diye nara atabilirler. Çok iyi aşık, aranan arkadaştırlar. Aldatma ihtimali sıfıra yakın olan burçtur ama yine de Allah şaşırtmasın tabi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/erkekleri-kirbaclayarak-bir-servet-kazandi/", "text": "10 yıldır dominatriks olarak çalışan genç kadın, erkeklere işkence ederek nasıl bir servet kazandığını anlattı Bir kadın, erkeklere işkence ederek nasıl 250 bin pound (1 milyon 156 bin lira) kazandığını anlattı. 31 yaşındaki dominatriks Ari Mactans, işi gereği erkekleri kırbaçlayarak saatte 175 pound (809 lira) kazanıyor ve bu şekilde insanların evliliklerini kurtardığını iddia ediyor. Ari çılgın işini şöyle anlattı: Her zaman açık fikirli ve fetişlere açık olmuşumdur. Erkeklerin onlara bağırmam ve kırbaçlamam için para ödemeye hazır olduklarını keşfedince hayalimdeki işi buldum. Bazı müşterilerim evliliklerini kurtardığım için bana teşekkür ediyor. Fantazilerini, fetişlerini veya tuhaflıklarını dışa vurmak istiyorlar ancak partnerleriyle bunu yapamıyorlar. KIRBAÇLAMAK GÜÇLÜ HİSSETTİRİYOR! Ergenlik döneminde gotik ortamlara, fetiş kulüplerine gitmekten hoşlanan Ari, 19 yaşındayken ilk dominatriks deneyimini yaşadı. Bir adamın ona yaklaşıp onu kırbaçlamasını istediğini söyleyen Ari, İlk başta hafifçe vurdum ancak hoşuna gittiğini gördükçe daha sert vurmaya başladım. diyor. Her kırbaçta kendini daha da güçlü hissettiğini ekliyor. Ari'nin bu ilgisi yıllar içinde devam etti. 25 yaşına geldiğinde kendi internet sitesini kurarak tam zamanlı dominatriks oldu. Dört yıldır bir sevgilisi olan genç kadın, müşterilerine korkutmak, güreş ve ayakla çiğneme servisleri veriyor ancak daha önce hiçbiriyle cinsel ilişki yaşamamış. Erkek arkadaşı da yaptığı işi destekliyor. Ari, dominatrikslik yaparak son 10 yılda 250 bin pound kazandı ve Grinin Elli Tonu filminden sonra müşterilerinin daha da arttığını, başka fanteziler istediklerini söylüyor. Posta"} {"url": "https://www.thegeyik.com/erkeklerin-es-secebildigi-bir-magaza-tek-kural-ust-kata-cikan-geri-asagi-inemiyor/", "text": "Erkeklerin gidip kendilerine bir eş bulabilecekleri bir mağaza açılmıştır. Mağaza 5 katlıdır ve her kat çıkıldıkça, kadınların özellikleri de yükselmektedir. Mağazada sadece tek bir kural geçerlidir: Herhangi bir katın kapısından içeri giren erkek, o kattan alış-veriş etmek zorundadır ve eğer bir üst kata çıkmak isterse, tekrar aşağı katlara inemez. Bir gün bir grup erkek arkadaş, kendilerine kız seçmek için mağazaya gider, 1.KAT: Kapıda şunlar yazılıdır: Bu kattaki kadınların çalışacak bir işleri var ve çocukları da severler. Erkekler yazıları okur ve şöyle derler: Eh, hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım. 2.KAT: Kapıda yazılanlar: Buradaki kadınların iyi bir işleri var, çocukları severler ve son derece güzellerdir. Erkekler : Hımmmm hiç fena değil ama acaba bir üst katta ne var? 3.KAT: Buradaki kadınların çok iyi birer işleri var, çocukları severler, son derece güzeldirler ve ev işlerine de yardım istemezler. Erkekler : Aman Allah'ım, çok etkileyici ama yukarıda başka katlar da var. 4.KAT: Buradaki kadınların işleri çok iyi, çocukları çok severler, gayet güzel olup, ev işlerine yardım edilmesini istemezler ve ayrıca son derece cazibelidirler. Erkekler şaşkınlıktan yutkunmaya başlarlar: İnanılmaz, bir üst katta bizi neyin beklediğini bir düşünün! Ve bir kat daha çıkarlar... 5.KAT: Şunlar yazmaktadır: Bu kat boş... Buraya kadar geldiğine göre haklı çıktık. Bu kat erkeklerin asla yetinmeyeceğini, memnun olmayacağını kanıtlamak için var. Bekleme yapma, soldan çık...!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/erling-haalandin-basarisinin-sirri-ronaldo-diyeti/", "text": "Borussia Dortmund'un 20 yaşındaki Norveçli forveti Erling Haaland, attığı gollerle Avrupa'da transfer piyasasının en gözde futbolcularından biri haline geldi. Barcelona, Real Madrid, Manchester City, Chelsea ve Liverpool gibi takımların transfer yarışı verdiği Haaland'ın bilinmeyen özellikleri ortaya çıktı. Haaland'ın ilk teknik direktörü olan Alf-Ingve Berntsen, Daily Mail'e özel açıklamalarda bulunurken tüm dünyanın gündeminde olan 20 yaşındaki forvet hakkında konuştu. ÇOK ÖZEL BİR ÇOCUK, GENLERİNİ BİLİYORUZ Alf-Ingve Berntsen, Onu ilk gördüğümde 6 yaşındaydı. O yaşta bile diğerlerinden farklı olduğunu hemen hissettiriyordu. İki gol atmıştı ve oyun standardı çok yüksekti. Gol atmak için doğmuş, sürekli gol atmak istiyor. Onu diğerlerinden ayıran en büyük özellik bu. Haaland'ın babasını, annesini ve abisini tanıyoruz. O yüzden onun genlerinde güç ve hızın olduğunu biliyorduk. Çok özel bir çocuk. Çok uzun, güçlü ve hızlı. En önemlisi de çok akıllı. sözlerini kullandı. GECE HAYATI YOK, ALKOL KULLANMAZ Berntsen, Haaland'ın gece hayatı yok, alkol de içmez. Bu konulara çok dikkat eder. Takımı kaybettiğinde gol atsa da sevinmez. Şimdi ona bir bakın? İlk Şampiyonlar Ligi sezonunda 10 gol attı, Dortmund ile sürekli gol atıyor. Onunla gurur duyuyorum. Attığı gollerle değil, gösterdiği kişilik ile gurur duyuyorum. şeklinde konuştu. KARİYERİNİ DEĞİŞTİREN DİYET: RONALDO DİYETİ Daily Mail'in araştırmasında Haaland'ın başarısının en büyük sırlarından birisinin de yemek düzenini değiştirmek olduğu belirtildi. Norveçli golcü, idolü olan Cristiano Ronaldo'nun diyetini kullanırken Portekizli yıldızın yediği yemekleri araştırdı. Genç golcü, Salzburg'a transfer olduğunda ise Ronaldo'nun kullandığı balık diyetine geçti. Yemeklerinde sürekli olarak balık kullanan Haaland'ın fiziksel kuvvetinin de bu şekilde daha çok arttığı tahmin ediliyor. Milliyet Spor Dış Haberler"} {"url": "https://www.thegeyik.com/eroin-bagimliligindan-kurtuldu-milyoner-oldu/", "text": "ABD'nin Los Angeles kentinde yaşayan 46 yaşındaki Malibulu Khalil Rafati, 13 yıl önce evsiz bir eroin bağımlısıyken şimdi milyoner bir iş adamı. 5 Senede İmparatorluğa Dönüştü Uyuşturucu kullanımından kaynaklanan ağır mide ülseri ağrılarıyla savaşan Khalil, 48 kiloya kadar düşmüştü. Khalil'in beş sene önce 'SunLife Organics' adıyla kurduğu sağlıklı meyve suyu markasının şimdi Los Angeles'ta tam altı şubesi var ve insanlar bu sağlıklı içeceklerden kapış kapış alıyor. Khalil'in yarattığı marka beş sene içinde tam bir içecek imparatorluğuna dönüştü ve bu başarı Malibulu adamın hayatını kurtardı. Cinsel İstismara Uğradı New York Times'ın haberine göre; çocukluğunda cinsel istismara da uğramış olan Khalil, çareyi doğduğu topraklardan kaçarak 'taşı toprağı altın' Los Angeles'ta yeni bir hayat kurmakta bulmuş. Geçmişinde ağır bir eroin kullanıcısı olan Khalil, uyuşturucu satıcılığı yaparak geçimini sağlarken; şimdi lüks içinde, sağlıklı ve huzurlu bir hayat sürdüğünü ifade ediyor. Haberler"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ertelediginiz-7-seyi-1-haftada-yapin-rahatlayin/", "text": "Sabah uyanıyoruz, bir güne başlıyoruz ve nasıl olduğunu anlamadan o gün bitiyor. Böylece hep bir erteleme sürecinden geçiyoruz. Yarın, yarın, yarın... Bir hafta içerisinde, en azından yapılması basit olan 7 şeyi aradan çıkaralım, haydi bakalım. Pazartesi; Meşhur pazartesi günü, spora ve diyete başlanamayan gündür. Bu pazartesi, başlamayı deneyin ! İsterseniz daha sonra devam etmeyin ama pazartesi günü başlayın, bir tabuyu yıkmış olursunuz. Ve başlayınca devam edebileceğinizi görürsünüz. Ya da devamının gelmeyeceğini net bir şekilde öğrenmiş olursunuz. Sonuç olarak belirsizlikten kurtulursunuz. Salı; Salı gününün sallandığını düşünmüyorum. Tam tersi ilginç bir şekilde, evrak almak olsun, önemli bir yere gitmek olsun her türlü işimizi halledebildiğimiz bir gündür. O yüzden bugün, daha önce yarım bıraktığınız bir kitaba tekrar başlamak için ideal bir gün. Haydi hemen kitabımızı elimize alalım ! Çarşamba; Hafta ortası olma özelliği onun imajını zedelemiyor. Yorucu bir haftanın ne bitişi ne de başlangıcıdır. Tam ortasıdır. Ancak anlamsız bir enerji, bir mutluluk verir. Dikkat edin en sevdiğiniz diziler de genelde o güne denk gelmiştir. Ama dizileri boş verelim. Yarım bıraktığınız o film var ya, işte o filmi açın en başından izleyin ! Perşembe; Bugünü pek sevemiyoruz sanırım. Kişisel fikrim bu tabii. Sanki 6 günlük olması gereken haftaya rastgele bir gün eklenmiş, araya serpiştirilmiş o da perşembe olmuş gibi geliyor bana. Bu boşlukta yapılacak en güzel şey yazmaktır. Günlük tutmaya başlayabilirsiniz, biliyorum yazacak çok şeyiniz var ! Cuma; Haftanın yorgunluğunu bir şekilde atmalısınız. Klişe ve basit gelebilir ama bir kovaya sıcak su doldurun, ayacıklarınızı bir güzel içine koyun. Ohh miss... Cumartesi; Yarın pazar ve bugün her an bitebilir diye düşündüğümüz gündür. Bir bırakın şu işi gücü düşünmeyi, bugün cumartesi ve tatil ! Bir tatil günüm var onda da erken mi kalkacağım demeyin, makul bir saatte uyanın ve uzak diye gitmeye üşendiğiniz, doğal güzellikleri olan o yer var ya, işte oraya gidin ! Bol bol fotoğraf çekin. Pazar; Pazar günü, kahvaltının en güzel olması gereken gündür. Sabah çıkın evden, okumaya üşendiğiniz bir dergi veya gazeteyi alın, tazecik ekmeğinizi de alın, eve gidip güzelce bir kahvaltı yapın. Kahvaltı olayını uzatabildiğiniz kadar uzatın, derginizi/gazetenizi okuyun !"} {"url": "https://www.thegeyik.com/erzincanlilara-ureme-egitimi-verildi/", "text": "Erzincan'da Üremeni Koru konulu eğitim programı düzenlendi. Halk Sağlığı Müdürlüğü yetkilileri, Erzincan Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri ile SRM Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği temsilcilerinin katıldığı eğitim programında vatandaşları, üreme eğitimi verildi. Erzincan Halk Sağlığı Müdürlüğü, Erzincan Üniversitesi Tıp Fakültesi ve TSRM Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği koordinasyonuyla vatandaşlara yönelik, Üremeni Koru Eğitimi programı düzenlendi. Erzincan Belediye Konferans düzenlenen eğitime konuşmacı olarak Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yakup Kumtepe ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Cenk Naykı katıldı. Gerçekleşen eğitime Erzincan Halk Sağlığı Müdürü Dr. Mesut Turan, Erzincan Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vahdet Gül, Erzincan Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Yrd. Doç. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız, Kadın Doğum Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Paşa Uluğ, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Ertuğrul Erhan ve kurum personeli katıldı. Düzenlenen eğitim programının açılış konuşmasını yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Cenk Naykı İnfertilite tanı- tedavisi ve Üremenin Korunması hakkında bilgiler verdi. İnfertilite nedir, nedenleri nelerdir? Yrd. Doç. Dr. Naykı konuşmasında şunları söyledi: İnfertilite, yani istenildiği halde çocuk sahibi olamama pek çok toplumda önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Tanım olarak, en az 1 yıl herhangi bir korunma yöntemi uygulanmaksızın haftada 2-3 kere girilen cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edilmemesi infertilite yani kısırlık olarak adlandırılmaktadır. İnfertilite görülme sıklığı toplumlar arasında büyük farklılıklar göstermez. Tüm dünyada çiftlerin yaklaşık yüzde onbeşi infertilite nedeni yardımla üreme tekniklerine başvurmak zorunda kalmaktadır. Bu çiftlerin büyük bir kısmında gebe kalamamanın nedenini açıklayacak sebepler bulunabilirken, yaklaşık yüzde 10-12 sinde herhangi bir patoloji tespit edilemez. Bu çiftler açıklanamayan infertilite olarak adlandırılırlar. İnfertilitenin nedenlerini anlayabilmek ve tedavisini planlayabilmek için önce kadında ve erkekte üreme döngüsünün nasıl işlediğini ve gebeliğin oluş mekanizmasını anlamak gerekir. Ne zaman çocuk sahibi olmayı planlıyorsunuz?' sorusu pek çok yeni evli çiftin en çok karşılaştığı sorudur. Aslında bu soru yeni evlenen çiftlerin kendi kendilerine de ilk sordukları soruların başında gelir. Özellikle kadının çalışmadığı, geleneksel aile yapısındaki çiftlerde balayında gebe kalma hayali kuran çok genç çift vardır. Çocuğun ailenin geçimi ve işleri için önemli olduğu, kırsal alanda ise sadece çocuk sahibi olmak için evlenen kadın ve erkekler azımsanamayacak kadar çoktur. Bizim toplumumuz gibi çocuk sahibi olmanın ayrıcalık ve prestij olarak görüldüğü toplumlarda ise infertilite neredeyse hayati öneme sahiptir. Bir başka grup ise, çalışma hayatının zorlukları içinde evlenmeye zaman bulamamış ancak yaşı ilerlediği için bir an önce evlenip çocuk sahibi olmayı düşünen bireylerden oluşur. Tüm bu bireylerin ortak yanılgısı istedikleri anda, hatta belki balayında gebe kalabileceklerini düşünmeleridir. Pek çok sinema filminde ve romanda kahraman tek bir ilişki ile ya da bebek istediği zamanda gebe kalabilirken gerçek hayatta durum bu değildir. Hiçbir sağlık problemi olmayan tamamen normal bir çifti ele aldığımızda, kadının tek bir adet döneminde, her gün ilişkide bulunsalar bile, gebe kalma olasılığı sadece yüzde 25'dir. Daha sonra bir konuşma yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yakup Kumtepe Tüp bebek ve Mikroenjeksiyon yöntemleri ile ilgili bilgiler verdi. Prof. Dr. Kumtepe mikroenjeksiyon yöntemi ve tüp bebek ile ilgili olarak şu bilgileri verdi: Mikroenjeksiyon yöntemi Tüp bebek uygulaması, Dünya'da birçok kişinin aile olmasına yardımcı olan bir yardımcı üreme yöntemidir. Tüp bebek yöntemi, Türkiye'de ise neredeyse 3 milyon üzeri bebek doğmasına neden olmuştur. Bu bebeklerin yarısı mikro enjeksiyon adı verilen yöntem ile Dünya'ya gelmiştir. Mikroenjeksiyon, camdan elde edilmiş bir mikropipetle hücre duvarından mikroskobik boyutta madde ekleme yöntemine verilen isimdir. Diğer tekniklere göre daha zahmetli bir tekniktir. Ancak buna rağmen gen aktarımı için yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Mikroenjeksiyon aktarılmak istenen DNA parçasının doğrudan fiziksel bir yöntemle hücrenin çekirdeğine iletilmesi prensibiyle uygulanır. Mikroenjeksiyon tekniği uygulanırken baba adayından alınan tek bir sperm hücresi, anne adayından elde edilen yumurtanın içerisine mikroskop aracılığı ile ince bir iğneyle yerleştirilir. Bu sayede döllenme oluşması sağlanır. Mikroenjeksiyon yöntemi sayesinde sperm sayısı ve hareketliliği minimum olan ve spermlerinde şekil bozukluğu bulunan erkekler, baba olabilme şansını elde eder. Diğer aşamaları, tıpkı tüp bebek uygulamasında olduğu gibidir. Mikroenjeksiyon yöntemi sayesinde döllenmenin gerçekleşmeme riski en aza indirilmiş olur. Mikroenjeksiyon Türkiye'de ilk olarak 1992 senesinde uygulanmıştır. Erkek kaynaklı bebek sahibi olamama problemleri için, mikroenjeksiyon yöntemi bir devrim olarak kabul görmüştür. Hatta yalnızca erkek kaynaklı kısırlıklarda değil, yumurtanın kabuğunun sperme geçit vermeyecek kadar kalınlaşmış ya da sertleşmiş olması durumlarında, önceden yapılan tüp bebek tedavilerinde döllenme problemi yaşayan anne va baba adaylarında ve özellikle yaşı ilerlemiş ve yumurtası azalmış anne adaylarında döllenmenin gerçekleşme ihtimali çok azalabilir. Bu riski azaltmak adına, mikroenjeksiyon akla gelen ilk yöntem olmalıdır. Modern tıptaki yardımcı üreme yöntemleri klasik tüp bebek veya in-vitro fertilizasyon ve mikroenjeksiyon ya da başka bir deyişle intrasitoplasmik sperm enjeksiyonudur . Tüp bebek ve mikro enjeksiyon arasındaki fark ise, döllenme şeklinin farkıdır. Mikroenjeksiyon ya da kısa adıyla ICSI, üreme yöntemlerinde ulaşılan en son adımlardan biridir. Mikroenjeksiyon yöntemi yumurtanın içine spermin doğrudan girişine imkan tanımaktadır. Klasik normal tüp bebek uygulaması diğer bir deyişle IVF tekniğinde çok fazla sayıda sperm hücresi laboratuvar ortamında anne adayının bir tane yumurta hücresinin etrafına yerleştirilir. Bu spermlerden tek bir tanesi kendi kendisine yumurta hücresini dölleme işlemini gerçekleştirir. Burada oluşan döllenme normal yolla gerçekleşen hamileliklerde spermin yumurta hücresini döllemesine benzer. Sadece bu döllenme, anne adayının genital organlarında olmaz, laboratuvar koşullarında gerçekleştirilir. ICSI yani mikroenjeksiyon tekniğinde baba adayının spermlerinden yalnızca bir tanesi uygulamaya alınır. Anne adayının yumurta hücresinin içerisine mikroskopik işlemlerle enjekte edilir. Bu sebeple bu yöntemin adı mikroenjeksiyondur. Burada sperm yumurta hücresini kendiliğinden döllemez, zorla yumurta hücresinin içerisine yerleştirilir. Son olarak bir konuşma yapan Erzincan Halk Sağlığı Müdürü Dr. Mesut Turan da şöyle konuştu: Değerli katılımcılarımız, bu konu gerçekten çok önemli ve her geçen günde bu konunun önemi artacak. Biliyorsunuz evlilik yaşları yükseliyor. Çocuk sayısı azalıyor. Dolayısıyla bunların ülkemize getirdiği hem hastalık yükü hem mali yükü hem de demografik açıdan ülkemizi çok ciddi sorunlar bekliyor ileride dolayısıyla bu konular bundan sonra gerek tıbbın gerek, sağlık hizmeti uygulayıcılarının, gerekte toplumun öncelikli konuları olacaktır. Çünkü ileriki yaşta az çocuk sahibi olmak gerek kadın hastalıklarını bir şekilde arttırıyor. Bunların bir şekilde önüne geçmemiz lazım çok önemlisi de az çocuk sahibi oluyoruz. Kendi ilimiz için doğurganlık oranı çok önemli Erzincan ilimizin haritası Marmara ve ege ile hemen hemen aynı gibi burada bizlerle sağlık çalışanlarımıza çok iş düşüyor. Burada bu konuları biz önceliğimize almamız gerekiyor. Ben buradan söz veriyorum bu ve buna benzer hem Erzincan Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum Uzmanlarımızın önderliğinde daha geniş bir eğitim yapacağız. CNN TÜRK"} {"url": "https://www.thegeyik.com/esi-olunce-alyansini-cikarmayan-insan/", "text": "annemdir. içinde babamın isminin yazdığı ince, düz, sade bir halka ama annem için her şeyden değerli. bu alyans annem için ne kadar değerliyse babamın alyans takmayışı da o kadar dertti. babam nişanlandıktan kısa bir süre sonra ekonomik sebeplerden dolayı kendi yüzüğünü satmak zorunda kalmış. yıllarca belini doğrultamadığı için de ikinci bir alyans alamamıştı. anneler malum kirli çıkıdır, ellerine üç beş kuruş geçse hep biriktirirler. ne zaman kenarda köşede bir birikim yapsa babama yüzük almayı teklif ederdi, babam da çok isterdi, birçok erkeğin aksine alyans takmayı sevdiğini söylerdi, her ne kadar çok kısa bir süre takmış olsa da belki de tadını çıkaramadığı için hep içinde kalmıştı. ama yıllarca annemin birikimleri hep farklı yerlere, onlara göre bir alyanstan daha gerekli olan yerlere yani bize harcandı; kardeşim ve bana. nihayet yıllar sonra annem de işe girmiş çalışıyorken alyans alacak kadar parayı biriktirdiler. hiç unutmam hep beraber gittik seçmeye, bir tane beğendik içine annemin adını yazdırdık. ikisi de öyle mutluydular ki. bir süre taktı babam alyansını. sonra hastalandı, art arda ameliyatlar, kemoterapiler, işten ayrıldı. ekonomik sıkıntılar yine başladı derken babam yine alyansını satmak zorunda kaldı. bir alyans kaç para edebilir ki? en azından bizim aldığımız çok bir şey değildi ama hayat bazen insanı bir liraya bile muhtaç edebiliyor, işte öyle bir zamanda sattı babam alyansını. her ne kadar üzülseler de buna mecbur olduklarını farkındaydılar. yine alırız dedi babam anneme. yine alırız dedi ama yine alacak kadar yaşayamadı maalesef. annem için bu alyans babamdan sonra parmağından çıkması düşünülecek bir şey bile değildi, gözü gibi, ne bileyim eli gibi bir şeydi. insan eşi ölünce gözünü çıkarıyor mu? en fazla kalbini çıkarıyordu sanırım, bu da öyle bir şeydi. yine alırız demişti ya babam, o hep istediği ama almanın bir türlü kısmet olmadığı alyanstan kardeşimle ben aldık anneme, babamdan dört yıl sonra içine ikisinin adını yazdırdık. 27 yıldır hiç çıkarmadığı incecik alyansının üstüne taktı, sanki babam yıllarca parmağında taşımış da ölümünden sonra anneme emanet etmiş gibi, öyle bir bağlılıkla. *Ekşisözlük'ten zahist isimli yazara aittir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/esinin-yaptigi-isi-maddiyata-dokmek-istedi-cikan-sonuca-hayran-kaldi/", "text": "Eşinin yaptığı işi rakamlara döken Steven, yaptığı hesaptan sonra, karısının değerini bir kez daha anlamış ve son zamanların en ilginç çalışmalarından birini ortaya koymuş. Steven olayı şu şekilde özetliyor; Çocuğumuz doğduktan sonra karım işini bırakıp çocuğumuza baktı. Bezini değiştirdi, onu besledi, onunla oyunlar oynadı. Ama sadece bunları yapmakla kalmadı. Evde olduğu süre boyunca evi temizledi, yemek yaptı ve çamaşırlarımızı yıkadı. Karısının yaptıklarının kalem kalem dökümünü yapıp ücretlerini hesapladıktan sonra, oldukça şaşırdığını ifade eden genç adam eşinin yaptıklarını kısaca özetlemiş. Tam zamanlı çalışan bir dadının yıllık ücreti: 36.660 $ Evin temizlenme masrafı : 5.200 $ Kişisel aşçının yıllık ücreti: 12.480 $ Faturalar ve bütçe : 3.900 $ Kişisel alışveriş elemanının yıllık ücreti: 13.520 $ Profesyonel davetlerde eşlik edecek bir asistanın yıllık masrafı: 900 $ Yıllık çamaşır servisi ücreti: 1.300 $ Steven'ın çıkardığı hesap, senelik yaklaşık 74.000 Dolar. Genç adam, bu parayı asla karşılamayacağını söyleyerek, gösterdiği fedakarlıktan ötürü karısı Glory'e minnettar olduğunu belirtiyor. Eşinin alışveriş yaptığında kendini suçlu hissettiğini söylüyor Steven; Tabi ki çocuğumuzun bakımın dışında kendi harcamalarımız da oluyor. Karım kendisi için alışveriş yaptığında kendini suçlu hissettiğinde çok utanıyorum. Aslında hak ettiği çok çok daha fazlası. diyerek belki de hayat' denilen macerayı beraber yaşamak için seçtiği kişiye duyduğu sevgi ve minnettarlığı tekrar dile getiriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/eski-galatasarayli-futbolcu-suat-kayanin-saclari-sosyal-medyayi-salladi/", "text": "Futbolculuk kariyerine 2003 yılında nokta koyan Galatasaray'ın yaşayan efsanesi Suat Kaya'nın yeni saç stili sosyal medyada tartışma yarattı. Galatasaray'ın unutulmaz isimleri arasında yer alan ve sarı kırmızılı takımın UEFA Kupasını kazandığı 2000'li yıllarda takımın vazgeçilmezlerinden biri olan Suat Kaya'nın son hali sosyal medyada paylaşım rekoru kırdı. Futbolculuk kariyeri sona erdikten sonra teknik direktörlüğe başlayan ve şimdilerde TFF 2'inci Lig Kırmızı Grup'ta Menemen Belediyespor'u çalıştıran Suat Kaya'nın saç stili sosyal medyanın gündemine oturdu. GÖRENLER GÖZLERİNE İNANAMADI Kariyerinin büyük bir bölümünde seyrek saçlarıyla bilinen ancak daha sonra ekim işlemi yaptırarak başka bir görünüme kavuşan Kaya'nın son halini görenler gözlerine inanamadı. Saçlarını bir hayli uzatan Kaya'nın yeni imajı bir anda twitter gündemine oturdu. Kaya'nın gerçekten saç mı ektirdiği yoksa peruk mu kullandığı konusunda emin olamayan kullanıcılar paylaşılan Suat Kaya fotoğrafına birbirinden ilginç yorumlarda bulundu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/eski-hostesten-ucaktaki-en-rahat-ve-guvenli-koltuklari-secmenin-iyi-servis-almanin-sirlari/", "text": "Uçak koltukları eskiye göre oldukça gelişti. İlk koltuklar hasırdandı. Ama hostesler bugün de çok şikayet dinlerler. Yerinin değiştirilmesini isteyen yolcular vardır. Peki uçaktaki bazı koltuklar diğerlerinden daha mı rahattır? Ticari uçaklardaki her ayrıntı düşünülerek belirlenmiştir. Örneğin koltukların rengi için mavi tonların seçilmesi bu rengin genel olarak sakinleştirici etkisinden dolayıdır. En rahat koltuk Ekonomi sınıfındaki ucuz biletler için ayrılmış koltukların çoğunda da yolcuların rahat oturması için bazı düzenlemeler yapılmıştır; koltuğun hafif yatması, bacakları uzatmak için alan ve kafayı yaslayacak yastık vb. Birinci sınıf koltuklarda ise iş daha geniş ve rahat koltukları çoktan aşmış, koltuklar tam yatar hale gelmiştir artık. Uçakta oturacağınız koltuğu seçerken dikkat edilmesi gereken birkaç şeyi Cheapflights seyahat sitesi müdürü Andrew Shelton şöyle özetliyor: Çıkış olarak belirlenen kapıların önündeki koltuklar ile en arkadaki koltuklar geriye doğru yatmaz. Çıkışın arkasındaki koltuklarda ise pencereler olmasını istediğiniz yerde değildir. Mutfak bölümüne yakın koltuklar sessiz bir yolculuk için ideal değildir. Hostesler yiyecek ve içecekleri burada hazırladığı gibi, herhangi bir görevlerinin olmadığı zamanlarda da genelde burada bir araya gelirler. Başüstü dolaplarında yer bulmak Arka koltukların, uçaktan inerken biraz bekleme ve hava türbülanslarında sarsılma gibi dezavantajları olsa da, uçağın arkası daha az kalabalık olduğundan el bagajını koyacak yer bulması daha kolaydır. Birçok havayolu, uçağın arkasında oturan yolcuları daha önce içeri alır. Yani siz bindiğinizde başüstü dolapları hala boştur. Hangi koltuklar daha güvenli? Amerikan Federal Havacılık İdaresi'nin verilerini inceleyen Time Dergisi, son 35 yılın kaza raporlarına bakarak uçağın arkasındaki orta koltukların kaza sırasında daha iyi sonuç verdiğini belirtiyor. Ama bunun garantisi yok elbette. Aslında kaza sırasında hayatta kalmak veya yaralanmaktan korunmak için iyi ya da kötü koltuk diye bir şey yoktur. Uçak kazaları ender olduğu gibi her kaza farklıdır. Acil durum anında acil çıkışa ne kadar yakınsanız uçaktan o kadar erken inersiniz. Ama tam da çıkışta oturmak farklı bir durumdur. Acil durumda çıkış kapısındaki koltuklar Çıkışa yakın olmak bazı yolcuların hızla uçaktan çıkmasını sağlayacaktır. Ama acil çıkışta pencere kenarında oturanların herhangi bir acil durumda yolcuların çıkmasına yardım etmesi gerekebilir. Uçağın tipi, acil durumun ne olduğu ve hosteslerin ihtiyaçlarına bağlı olarak bazı yolculardan acil çıkış penceresini açmaları ve diğer yolcuların çıkmasına ya da acil iniş kaydırağından inip aşağıda onların inmesine yardımcı olmaları istenebilir. Yandaki koltuğun boş kalması için Uçakta yolcular genellikle birbirinden mümkün olduğunda uzak oturmak ister. Uçağın arkasındaki koltuklar en son seçilenler olur. Eğer biraz sarsıntıyı göze alıyorsanız ve yoğun bir sezon değilse arka koltuklarda yanınızdaki koltuk boş kalacak şekilde oturabilirsiniz. Uçaktan en çabuk inmek için Kısa sürede bağlantılı bir uçuşa yetişmeniz gerekiyorsa nereye oturmalısınız? Belli ki uçağın ön kısmında oturuyorsanız inmeniz daha hızlı olur. Bunun için önde oturan yolcularla yer değiştirebilirsiniz. Ama bazen bunu yapmak istemeyenler, ya da karşılığında bir şey almak isteyenler çıkabilir. Eğer arkadaki başüstü dolaplarına eşya koymamışsanız, önde oturan yolcuya sadece inişe geçtiğinizde yer değiştirme önerisini getirebilirsiniz. Kulak ağrısı önlenebilir mi? Uçuş sırasında kabindeki basınç nedeniyle bazı yolcular kulak ağrısı yaşayabilir. Ama uçağın her yerinde aynı basınç olduğundan oturduğunuz yer bu ağrıyı etkilemeyecektir. Yemeği erken almak için Yemek servisi genellikle önde başlar. Fakat bazı havayolları uçuşun yönüne göre farklı bir yöntem izleyebilir. Bazı havayolları vejetaryen, etli, glutensiz ya da çocuklar için özel yemekleri önceden seçme olanağı sunabilir. Servis önde başlamışsa arkada oturmanın dezavantajlarına bir yenisi daha eklenmiş olur. Size gelinceye kadar bazı gözde yemekler tükenmiş olabilir. Uçağın orta kısımlarında oturanlara çabuk servis yapılması gibi bir avantaj olsa da, servisin devam ediyor olması nedeniyle tuvalete gitmek için beklemek gerekebilir. Bu nedenle uçağa binmeden ya da uçuşta servis başlamadan önce tuvalete gitmeniz tavsiye olunur. Uçağın en sessiz bölmesi neresi? Ağlayan çocuk ya da yüksek sesli sohbetleri hesaba katmadan bile uçak kabini gürültü bir yerdir. Kalkış sırasında bu gürültü 105 desibele kadar çıkar, ama yükseldiğinde de 85 desibeldedir. Bu benzinle çalışan çim biçme makinesinin çıkardığı gürültüye eşdeğerdir. Bazı yolcular mutfakta sohbet eden hosteslerden şikayet etse de, motorların sesinden kurtulmak için mümkün olduğunca önlerde oturmak en iyisidir. Ayrıca koridor koltuklarındaki ses, pencere kenarına göre birkaç desibel daha düşüktür. Bazı koltuklar daha mı ucuz? Uçaklardaki koltukların fiyatları son yıllarda epey değişim gösterdi. Çoğu havayolu en iyi koltuklara ekstra fiyat koyarken kimi de birinci sınıf ve ekonomi kategorilerinin dışında alt sınıflandırmalar yaparak, örneğin ekstra bacak alanı sunan koltuklar için daha fazla para almaya başladı. Bazıları ise yolcunun bilet aldığı sırada koltuk seçimini ekstra ücrete tabi tutuyor. En arkada ya da tuvalet yakınındaki koltuklara mahkum olmak istemiyorsanız uçuşunuzu önceden planlayın. Eğer herhangi bir kategori için ekstra ücret ödemediyseniz, oturacağınız yer ortadaki ya da arkadaki ekonomi sınıfı koltuklar olacaktır. Uçuş öncesi koltuk değiştirme Uçakta orta koltuklarda oturmak istemiyorsanız internet üzerinden erken 'check in' yapıp son anda açılan koltuklar olup olmadığına bakabilir ya da seyahat şirketinin, havayolu rezervasyon görevlilerinden yardım alabilirsiniz. Uçağa biniş anına kadar koltuk değiştirmek için başvuruda bulunabilirsiniz. Bu işin püf noktası bunu güler yüzle yapmaktan geçiyor. Kaynak : BBC Türkçe servisi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/eski-romanyanin-gri-bloklarindan-kacip-yesille-bulusan-gizli-gencligi/", "text": "Vali Pana'nın ortaya koyduğu bu fotoğraflar bambaşka bir dünyayı ortaya çıkarıyor. Uzak Doğu Avrupa'sını oluşturan gri bloklardan uzakta, Pana'nın fotoğrafları, genç insanların gizli uzak dağlık yerlerde eğlencesini tasvir etmekte. Pana ilk fotoğrafını Romanya ordusunda görev yaptığı 1970 yılında yürüyüş yaparken çekmiş sonrasında bazı arkadaşları Karpat Dağları'na gidip keşif yapması konusunda onu ikna etmişler. İlk gezisinde, bu büyüleyici güzellik karşısında saplanıp kaldığını söylüyor ama bunun bir bedeli de varmış elbet: Dönüş yolunda, ayak tabanlarımın kanadığını fark ettim. Yürüyüşe spor ayakkabıları ile gitmiştim diye açıklıyor. Eğer fotoğraflara dikkatli bakarsanız, insanların o zamanlarda durumunun pek iyi olmadığını ve hatta yürüyüş ayakkabısı bulmalarının bile zor olduğunu anlayabilirsiniz. Otostop çeker, yürür, kasabalar ve köyler arasında gidip gelirdik ve kimsenin bundan haberi olmazdı. Dağların yüksek yerlerine çadır kurararak geceyi orada geçirirdik. Gerçek anlamda hala ülkemizi tanımıyorduk. Bu nedenle onu keşfetmeye çıkıyorduk. Sonunda Pana, bazen yalnız, bazen arkadaşları ile ziyaret ettiği yerlerin fotoğraflarını çekmeye başladı. Yol boyunca tanıştığı bütün insanların fotoğraflarını çekmemiş olduğundan pişmanlık duyduğunu söylüyor Pana. Yine de fotoğrafları Eski Romanya'da genç olmanın ve özgür hissetmenin ne olduğunu çok güzel anlatıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/eski-sevgili-ile-yeniden-gorusulmeye-baslandiginda-inanilan-11-efsane/", "text": "Neredeyse birçoğumuz eski ilişkisine geri dönme gafletinde bulunmuşuzdur. Tabi bazen eski sevgilinize dönmenizin iyi sebepleri de olabilir. Yine de birçok durumda, yeniden bir araya gelme nedenlerinin sadece efsaneden ibaret olduğunu yakın zamanda anlıyoruz. Şimdi sizlerle aslında bu olayın boş bir kabuktan ibaret olduğunu açıklayan 11 maddede en çok kullanılan bahaneleri paylaşacağız. Ne düşünürsünüz bilmem ama istisnalar var ise de ne mutlu 🙂 1. Bu sefer her şey farklı olacak. Dünya değişiyor, bu nedenle iyi olacak... ama muhtemelen daha kötüsü olacak. Bir araştırmaya göre, bir araya gelen partnerler, ilişkilerindeki negatif şeylere odaklanarak ilişkinin pozitif yönüne daha az ilgi gösteriyorlar. Çok nadir birşeyleri düzeltmeye çabalıyor ve geçmişteki sıkıntılardan yakınmaya bayılıyorlar. 2. O tamamen değişti. İnsanlar değişmez. En azından bu kadar çabuk ve bir neden olmadan. En önemsiz alışkanlıktan vazgeçilmesi için bile, kişinin güçlü ve içten bir isteğe, motivasyona, kişisel gelişime ve zamana ihtiyacı vardır. Eski sevgilin her şeye sahip mi? 3. Beni ondan iyi kimse tanıyamaz. Evet haklısın. Birlikte çok zaman geçirdiniz. Fakat birbirinizi bu kadar iyi tanımanız ayrılığı engelleyemedi, engelledi mi? Belki ayrılmanızın nedeni buydu. Bir ilişkide her zaman biraz gizem olması gerek. 4. Etrafta sadece aptal insanlar var ve daha iyi birisini bulabileceğimi sanmıyorum. Çimen çitin diğer ucunda her zaman daha yeşildir. Yeni ilişki seni rahatlığından alıkoyacağı için yeni kişilerin iyi taraflarını görmek istemiyorsun. 5. Mükemmel değil ama benim. İnsan beyni kazanılandan çok kaybedilene daha duyarlıdır. Bu bir ilişki için de geçerli. Yine de kendine neyin iyi olduğunu sor: hayalindeki aşkın ile mutlu mesut yaşamak mı yoksa mükemmel değil ama benim dediğin partnerinle sefil bir hayat yaşamak mı? 6. Sevgili yapacak veya ilişki siteleri/uygulamaları için vaktim yok. Yeni bir insan tanımak ufkunuzu genişletmek için en önemli imkanlardan biridir. Geçtiğimiz yıllarda Amerika'daki evliliklerin yaklaşık %17'si birbirlerini ilişki sitelerinden/uygulamalarından bulan kişiler tarafından oluşmakta. 7. Şimdilik arkadaşız, gidişata bakacağız. Kural olarak söylemek gerekirse, eski sevgililer arasındaki ilişki düşük kalitededir. Bu tarz ilişkiler duygu ve güven ile oluşmaz. Eski sevgili ile arkadaş olma isteği bir akli denge problemi olabilir. Söz meclisten dışarı 🙂 8. Biraz alkol içtiniz ve öpüştünüz. Beraber eve gidebilirsiniz. Kadınların 43%'ü ve erkeklerin 47%'si eski sevgilileri ile birlikte oluyor. Bu size de olabilir, sadece durumunuzun benzersiz olduğunu düşünmeyin ve bu tekrardan ilişkiye başlamak için bir neden değil. Yalnızca bunun bir alışkanlık olmasına izin vermeyin çünkü eski sevgili ile düzenli bir seks hayatı, aydınlık geleceğinizdeki yolda büyük bir engeldir. 9. Kimse mükemmel değildir. Evet kimse mükemmel değildir. Yine de kim mükemmelliği ister? Sadece birlikteyken iyi hissetmeniz ve birbirinize iltifat etmeniz gerek. Biriniz öbürünüzden daha mükemmel olduğu için ayrılmadınız. Sadece birbiriniz için doğru kişiler değildiniz. Bunu kabul et ve hayatına devam et. 10. Eski sevgilim peşimi bırakmayacaktır. Bir ayrılıktan sonra, partnerlerden biri aniden önceden göstermediği bir eylem gösterebilir. Arar, mesaj atar, sosyal medyada yorum yazar, beklenmedik ziyaretler yapar. Bu aşk işte. Beni unutamıyor, diye düşünürüz. Yine de çoğunlukla bu durumun kontrol altına alınması gerekir. Gerçekten sinir bozucu!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/eski-sevgililerini-yaptigi-topuklu-ayakkabi-modelleriyle-anlatan-adam/", "text": "Aşktan ağzı yanan hoşlanmalara bile uzak duruyor bazen. Bazılarımız aşklarımızın ardından konuşmamayı tercih ediyoruz ki bana kalırsa en mantıklısını yapanlar bu susmayı tercih edenler. Sebastian Errazuriz ise bambaşka bir yolla devam etmiş bu aşk meselelerine. Her sevgilisini bir ayakkabı modeliyle eşleştirmiş. Her birinin adına bir lakap takmış sonrasında da hikayelerini anlatmış. Eski sevgililerinin adlarına ayakkabı yapan adam 1- Ağlayan Bebek Alexandra Alexandra kapımda bittiğinde yağmurdan sırılsıklam olmuştu ve ağlıyordu. Çıktığı o geri zekalı çocukla kavga etmişti ve ayrılmışlardı... Alexandra'yı içeri aldım. O duşunu alırken sıcak çorbasını hazırladım. Alexandra'nın keyfi yerine gelmişti, şimdi kendini daha iyi hissediyordu. Derken bir anda üzerime atladı; beni ısırıyor, öpücüklere boğuyordu. O gece Alexandra ile harika seviştik ama bir yandan da başka bir herif için ağlayan bir kadından faydalanmış gibi hissediyordum kendimi... Biz yatakta uzanırken Alexandra o geri zekalı sevgilisiyle sabaha kadar mesajlaşmaya devam etti. Yanımda yatmasına rağmen beni gördüğü yoktu şimdi. Sonra sabah kapıyı çekti ve çıktı... 2- Kaya Alice Alice, benim hiç aklımdan bile geçmezken beraber olabileceğimizi biliyordu. Ben hep aksini düşünsem de sonunda ayrılacağımızı da. Her ne olursa olsun ikimiz de bu kadar kısa olabileceğini hiç düşünmedik. Onu gerçekten çok sevmiştim. Ve sevmeye devam edeceğim. 3- Servet Avcısı Alison Külüstür arabamı kız arkadaşımın evinin önüne park ediyordum. Sonra mavi bir Porsche geldi ve içinden kız arkadaşım Alison indi. Keyfi yerindeydi, benimle şakalaştı: Patronum da tam diyordu ki sanatçı tipler böyle eski püskü şeyleri ne de çok seviyorlar... Alison'la eve girer girmez, gel buraya seni açlıktan nefesi kokan sanatçı diye yatağa attı. Çok garipsemiştim ama bozuntuya vermedim. Çok manyak seviştik. Alison gururumu kırdığı için kendimi yatakta ispatlıyordum sanki. Alison bir TV kanalında muhabirdi o sıralar. Kameralar onu çok seviyordu, alımlıydı. Belli ki patronu da çok seviyordu... Bir gün bana bütün arkadaşlarının erkek arkadaşları tarafından Brezilya'ya bir geziye davet edildiğini söyledi, benden de aynısını bekliyordu. Ona bunu karşılayacak durumda olmadığımı ama belki bir gün yapmak istediğimi söyledim... Bekleyemedi. Anlaşılan patronu da bekleyecek durumda değildi... 4- Bakire Anna ...Anna'ya hazır mısın dedim? Garip davranıyordu. Gözlerini kaçırdı, sanırım ilk defa olacak dedi. Hiç beklemiyordum. Sonra duşu açtı, ben çıktım. Meryem Ana'ya dua ettiğini duyabiliyordum duşta. Daha sonra arkadaşım Francisco'dan aldım haberini: Ciddi ciddi rahibe olmak için başvuru yapıyordu! Rahibe mi? 5- Gi Jane Barbara Zili çaldığımda kapıyı Barbara'nın asker babası açtı. Aman tanrım o kadar sert bir adamdı ki. Tam evde erkek sinek bile uçurtmayan tiplerden... Neyse ki Barbara hemen çıktı evden ve arabaya binerken içine hiçbir şey giymediğini fısıldadı tıpkı bir komando gibi! Barbara ile sevişirken yanıp sönen polis sirenini gördüm, hemen toparlanmak için acele ettik. Bir yandan polislerden kaçmaya çalışıyor diğer yandan da camlardaki buharı silmeye çalışıyordum. Tabii babamdan çaldığım arazi aracı polis araçlarını geçemedi ve enselendik. Çırılçıplak arabadan indirildim. Barbara'da göğüslerini elleriyle kapatmış, başka tarafa bakın diye polislere çıkışıyordu... Tam tutuklanıyorduk ki Barbara babasının yüksek rütbesinden yararlanarak polisleri ikna etti. Bu olaydan sonra cesur olmaya karar verdim ve Barbara'nın babasının gözüne bir daha asla görünmedim. Hala saklanıyorum. 6- Ateşli O.. Caroline Kuzenimin düğününde Caroline gelmiş, babamın krvatıyla oynarken bana da garip bakışlar atıyordu. Bir adamın kravatıyla oynamak penisiyle oynamaktır diye geçirdim içimden, ona sinir olmuştum. Sonra Caroline bütün gece dans etti. Aman tanrım kıpkırmızı elbisesinin içinde nasıl ateşli bir bombaydı. Aynı masada oturuyorduk. Bunu hemen fırsata çevirdim. Düğündeki diğer kadınlar Caroline'den, erkekler de benden nefret etmişe benziyordu... Kıskanç bakışlar arasında masadan kalktık, arka bahçede deliler gibi seviştik. Salona geri döndüğümüzde sanki biz az önce seviştik diye bağırıyorduk. Bu olaydan utanç duymayacak kadar sarhoş olduk biz de. Ve kendimizi dans pistine attık. Deliler gibi dans etmeye başladık ve sonunda ikimiz de yerdeydik, üstümüz başımız perişan olmuştu. Şimdi bize açık açık nefretle bakıyordu herkes... Daha sonra Caroline'in benim gibi bir sürü saf sevgilisi olduğunu öğrendim. Kadınlar ona boşuna ateşli o...demiyorlardı. Ama yanılıyorlardı çünkü asıl biz erkekler Caroline'in or...pusu olmuştuk... 7- Jetset Jessica Jessica masanın altında bacağımı yakaladı ve kulağıma eğildi: Biliyorsun, babamın hiç kullanmadığı bir uçağı var. Evet, kim bilir kaç tane uçakları vardır diye geçirdi içimden. Sonra da Paris'te boş bir evleri olduğunu ve hiç kullanmadıklarını söyledi. Benim için müthiş bir stüdyo olabilirdi orası... Jessica tuvaletten döndüğünde, anahtarlarını unuttuğunu söyledi ve bende kalıp kalamayacağını sordu. Nasıl yani? Koskoca bina onlarındı ve bir sürü görevlileri olduğunu söylemişti. Jessica gerçekten kapıyı anahtarla açıyor olamazdı... Eve gelince ben seninle sevişemem Jessica dedim. Gerçekten beni eline geçirmeye çalışan bu kadından korkmuştum. Yatıp uyuduk. Gece yarısı Jessica benimle oynamaya çalıştı ama uyuma taklidi yapıp bozuntuya vermedim. Sabah kapının önüne Jessica'yı almaya çok lüks siyah bir cip geldi ve gitti. 8- Kalp Kıran Laura Gerçek memeler mi yoksa silikon mı diye sordum bizim çocuklara. Biri dedi, kesinlikle silikon. Diğeri tabii ki de doğal dedi. Pis pis sırıttım. İkisi de dedim. Çünkü aynı anda ikisine de sahip olan bir kızla çıktım. Bizim çocuklar kafayı yedi. Masada kıyamet koptu. Anlat, anlat dediler. Meraktan ölüyorlardı. Küçükken memelerinden biri gelişmemiş. O da gelişmeyen memesine silikon taktırmış, diğeri doğaldı dedim. Eee, nasıl bir his diye sordular. Yani dedim. Çoğunlukla sağ elimle sağ memesini tutarken diğeriyle de poposunu avuçluyordum. Anlarım diye korkuyordu. Çocukların gözleri kocaman açılmıştı. Eee sonra dediler. Dedim, sonra gitti başka biriyle evlendi, şimdi çocukları var. Çok kırdı kalbimi. Geri zekalıymışım gibi baktılar. Sonra itiraf ettim. Tamam be tamam, silikon olanını gizliden gizliye daha çok seviyordum! 9- Bal gibi Natasha Natasha yatağın yanına geldi. Bana kurabiye yapmıştı. Sonra soyundu, çok güzel seviştik. Süper bir kızı Natasha. Hele o vücudu... Yemek yapardı, temizlik yapardı, deliler gibi sevişirdi. Ben hastayken bana o kadar iyi bakmıştı ki. İyileşir iyileşmez ondan ayrıldım. Çünkü bana kimse bu kadar iyi davranmamıştı. Bu da beni panikletmişti. 10- Patroniçe Rachel 11- Buzlar Kraliçesi Sophie Sophie'yi ilk gördüğümde, duvara astığı Lamborghini'nin gerçeğini görmüş bir çocuk gibi aptallaştım. O kadar uzun ve güzeldi ki... Ama ilk defa seviştiğimizde sadece sırt üstü, kıpırtısız şekilde yattı ve hiç bir şey söylemedi. Kendimi çok kötü hissettim. İnsanlar zaten bizim birbirimize uymadığını düşünüyordu, en azından yatakta uyumlu olsaydık... Sonunda aramız ısındı ama bu çok uzun sürmedi. 12- Hayalet Valentina Valentina, yazları geçirdiğim sahi kasabasında yaşayan bir kızdı. Sürekli plajda karşılaşırdık ama ikimiz de hiç konuşmadık. Sonra bir gün Valentina'nın kabarık çılgın saçlarıyla kaplı başını giyinme kabininin önünde gördüm. Ondan sonra her geceyi birlikte geçirir olduk. Kimdi, nereden gelip nereye gidiyordu, Valentina hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Ama kabarık saçları çok hoşuma gidiyordu. Sanki parmağını prize sokmuş gibi seviştikten sonra saçları deli gibi kabarıyordu. Geceleri Valentina'nın bacağını tutarak uyuyordum çünkü bir yere gitmesini hiç istemiyordum. Derken yaz bitti. Beni arayacağını söyledi ama tabii ki aramadı. Sonraki yaz aynı yere gittim ama Valentina yoktu ortalarda. Yıllar sonra gördüm onu. Yanında güneşten yanmış, kendi gibi kabarık saçlı bir çocuk vardı. Valentina'ya biraz biraz aşık olmuştum aslında... Fotoğraflar ve haber kynk Designboom çeviri: Paylashtım.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/eski-zelanda-neresi/", "text": "Old Mexico denilen yer yine Meksika'da Old City denilen Eski Şehir meydanları da yine aynı yerde oluyor. Hatta Türkiye'de bile Yeni Mahalle, Eski Mahalle hep dip dibe peki merak ettiniz mi Yeni Zelanda orada ama Eski Zelanda nerede? Yeni Zelanda İlk olarak 1640larda Hollandalı kaşif Abel Tasman tarafından keşfedilen bir yer Yeni Zelanda ama o ilk buraya geldiğinde buranın Arjantin'in bir parçası olduğunu düşünüyordu. Bunun temel nedeni çok uzun bir yolculuk geçirmişti ve aklı biraz karışmıştı. Bundan bir süre sonra Hollandalı harita bilimciler Broumer ve Bleau buranın Güney Amerika'nın bir parçası olmadığını fark ettiler ve buraya Yeni Zelanda adını verdiler. Zelanda yani Zeeland, Hollanda dilinde adalarda yapılmış yani deniz toprağı demek oluyor. Buraya Yeni Zelanda denilmesinin tek nedeni ise buranın ilk olarak Güney Amerika sanılması ve sonradan gerçek ortaya çıktığında yeni bir ada manasına gelen bu ismi alması. İngiliz James Cook 1770 yılında buraya 3 ziyaret gerçekleştirdi ve bu ziyaretlerdeki temel amacı Güney Pasifik'e giden yolun haritasını yapmaktı fakat tayfası ile birlikte kaybolup Nieuw Zeeland'a düştü. Burayı New Zealand olarak haritalarda kaydetmesi de buranın adının Hollandaca değil de İngilizce olmasında önemli bir role sahip. İşin özü Güney Pasifik Okyanusu'nda bulunan bu cennet köşesi yerin Yenisi var ama Eski Zelanda olanı ne yazık ki yok. kaynak:nick greene,mentalfloss"} {"url": "https://www.thegeyik.com/eskimis-maskaralari-degerlendirmenin-7-basit-ama-kullanisli-yolu/", "text": "Biliyoruz ki biz kızlar bir maskaramız henüz daha bitmemişken bir başkasını görüp isteyebiliyoruz. Yenisini aldığımızda ise diğerinin neredeyse yüzüne bakmıyoruz. İşte bu içeriğimi de eskiyen o maskaralarınızı çöpe atmamanız için hazırladım. NOT: Yöntemleri uygulamadan önce maskaranızı bir deterjan veya sabun ile dezenfekte etmeyi unutmayın. - Kaş Fırçası Bu yöntemde fırçamıza bir miktar Vaseline batırıp kaşlarımızı tarıyoruz. Dilerseniz kaş farları ile kaşınızı boyadıktan sonra bu maskara ile tarayıp daha dolgun ve düzgün bir görünüm elde edebilirsiniz. - Pul Pul Dökülen Dudaklar Evet bunun için de tüm ihtiyacınız olan eski bir maskara fırçası! Yine Vaseline veya dudak kremi sürdüğünüz dudaklarınıza maskara fırçasını sürerek dökülen pulların ve soyulan cildin temizlenmesine yardımcı olabilirsiniz. Veya evde yapabileceğiniz basit bir tüyo vereyim; zeytinyağı-şeker karışımı kür. bu ikiliyi bir kaba bir miktar döküp karıştırıyoruz ve maskara yardımıyla dudağımıza sürüyoruz. Soyulan deriyi attıktan sonra dudağınızı temizleyebilirsiniz. - Saçlardaki Elektriklenmeyi Önleme Çoğu zaman hepimizin kabusu at kuyruğu yaptığımızda yanlardan fırlayan saçlarımızdır. İşte bu yöntem elektriklenmenin önüne geçmenin en basit yolu. Maskaramıza bir miktar saç spreyi sıkıp elektriklenen yerlere uyguluyoruz o kadar. - Tırnaktaki Ölü Deri Kaldırma Manikür yapamıyorsanız bile uygulayabileceğiniz bir yöntem. Mağazalarda satılan manikür kremleri, nemlendirici kremler veya evinizde bulunan zeytinyağını tırnaklarınıza sürdükten sonra maskara ile ölü derilerinizi atın. - Tıkanan Lavabo Gideri Hiç de yanlış duymadınız. Bu konuda bile bir noktaya kadar işe yarıyor emektar maskaramız. Lavabo giderinizin üst kısımlarına sıkışmış saç vb ufak şeyleri maskaranızı delikten geçirip yukarı doğru çekerek maskara üzerindeki kıllar sayesinde alabilirsiniz. - Klavye temizliği Yine maskara üzerindeki kıllar sayesinde tuşların arasına giren toz vb şeylerden klavyenizi temizleyebilirsiniz. - Yüzey Temizliği Eski maskaranız her türlü yüzeyde ulaşılması zor ve küçük ufak detayları temizleyecektir. Artık eski maskaraları değerlendirmenin yollarını biliyorsunuz. Şimdi eski maskaramızı alıp bağrımıza basalım <3"} {"url": "https://www.thegeyik.com/eskisehirde-pazartesi-sendromu-yasayanlari-gormemek-icin-kapali-olan-kafe/", "text": "Şeker istiyor kahvesine müşteri, vermiyorum Eskişehir'de Keçi isimli kafeyi işleten Kamil Güneş, birçok insanı kıskacına alınan ve 'pazartesi sendromu' olarak bilinen işe ya da okula gitmek istememe duygusunu yaşayan müşterilerini görmemek için pazartesi günleri çalışmıyor. Müşterilerine Neyin var? diye sorduğunda Pazartesi sendromu yanıtını aldığını söyleyen ve O zaman ben yokum, açmıyorum. Tebessüm edeceğin zaman geleceksin diyen Güneş, şekerli kahve isteyenler olduğunda ise bunu kahvenin kendisine hakaret saydığını ve vermediğini söylüyor. Onedio'nun haberine göre Güneş, yaklaşık 6 ay önce açtığı kafesinin felsefesi olduğunu, bu hayalini gerçekleştirmek için uzun yıllar uğraş verdiğini söyledi. Üniversite eğitiminin önem taşıdığını fakat insanın istediği gibi yaşamayı başarabilmesinin en etkin yolunun hayallerinin üzerine gitmesi olduğunu dile getiren Güneş, Keçi inadı ve Günah keçisi deyimlerini değiştirmek adına keçi felsefesi oluşturduğunu, topluma faydalı olabilmek için çaba gösterdiğini aktardı. Güneş, şu görüşleri savundu: Bir felsefemiz var, 'Keçiyi bulun'. İşletmemiz Keçi, Eskişehir'in ara sokaklarından birinde şu anda. Aradığım şey müşteri değil, paylaşım, üretim, gelişim. Hayatı o kadar zor hale getiriyoruz ki. Çok güzel paralar kazanıyor insanlar fakat pazartesiden cuma gününe kadar yüzleri hep asık. Acaba istedikleri, hayallerindeki işi mi yapmıyorlar sırf para için. Biz işletmemiz Keçi'de insanları özüne döndürmeye çalışıyoruz. Neyin var diyorum, pazartesi sendromu diye cevap veriyor Güneş, haftanın 6 günü açık iş yerinin sadece pazartesi günleri kapalı olduğunu belirterek, Malum pazartesi sendromu. Tebessüm eden müşteri istiyorum ben. 'Neyin var' diyorum, 'pazartesi sendromu' diye cevap veriyor. O zaman ben yokum, açmıyorum. Tebessüm edeceğin zaman geleceksin Keçi'ye ifadelerini kullandı. Güneş, cumartesi günleri düzenledikleri etkinlikler sayesinde müşterilerin keyifli anlar geçirdiğini ve işletmeden mutlu ayrıldığını dile getirerek, şöyle devam etti: Müşteriyi işletmemin üst katındaki atölyeye alıyorum 8'erli, 10'arlı gruplar halinde. Gözlerini bağlıyorum. Önlerine pişmemiş bir parça çamur veriyorum. Biraz müzik ve gerçek hayat başlasın. İçlerinden geleni o çamura yansıtıp farklı eserler ortaya çıkartıyor bu insanlar. Aslında görmeden daha güzel yapıyorlar çünkü ruhunuz güzel şeyler görüyor o anda. Resimlerini ücretsiz burada insanlar sergileyebiliyor. Patates baskısıyla resimler yapıyoruz. Bildiklerimizi bilmeyenlere anlatıp, bilmediklerimizi bilenlerden dinliyoruz. Bu sayede hem gelişiyor hem de kahveyle ayıklıyoruz. Kahveye şeker vermiyorum İşletmede suyun ücretsiz olduğunu vurgulayan Güneş, Sadece kahve satıyorum. Onu da kafana göre içemezsin. Şeker istiyor kahvesine müşteri, vermiyorum. Bunu kahvenin kendisine hakaret sayarım. dedi. Güneş, paylaşmanın önemine işaret ederek, Bazen söylüyorlar 'Ne güzel yer' diye. Anahtarı uzatıp, 'sabah aç o halde' diyorum. Keçi inadı değil bu, 'keçi felsefesi', paylaşmak lazım Kredi kartıyla satış yapmıyorum. 'Sonra verirsin' diyorum. Vermeyebilir de. Derdimiz, kaliteli, kafası çalışan, samimi, paylaşımcı insanlar kazanmak ifadesini kullandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/eskisehirin-tam-bir-futbol-kenti-oldugunun-10-gostergesi/", "text": "Eskişehirspor ülkemizin deplasmanı en zor takımlarından biriydi taa ki bu sezona dek. Güçlü kadrosu,muhteşem taraftarı ile 4 büyüklerin çekinerek gittiği deplasmanlardan olan Eskişehirspor deplasmanı bu seneki takımın kötü durumundan dolayı o kadar korkutmuyor diğer takımları. Ancak şehir halkı futbola o kadar bağlı ki bu listemizde küme düşmeye oynamayan bir şehrin takımını ve taraftarını ele alacağız. 1- ESKİŞEHİR HALKI VE FUTBOL Eskişehir'de futbol şehir halkı için çok önemli bir yer tutmaktadır. Şehrin üst düzeydeki tek takımı olan Eskişehirspor Eskişehrililer için çok önemlidir. 18.608 kişilik Eskişehir Atatürk Stadı daima ateşli Eskişehirspor taraftarı tarafından doldurulur. Eskişehirspor'da hiç şampiyon olamamasına karşın Türkiye Ligi tarihinde 3 defa 2.lik, 2 defa 3.lük ve 2 defada 4.lük yaşamıştır. Ayrıca 1 Türkiye Kupası 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası ve 3 Başbakanlık Kupası bulunmaktadır. 1974-75 yılında Balkan Kupasında 2. olmuştur. 2- ESKİŞEHİR DEPLASMANI Eskişehirspor deplasmanı yıllarca hem 4 büyükler hemde diğer takımlar için ülkenin en zor deplasmanlarından biri olmuştur. Gerek güçlü kadrosu gerekse inanılmaz seyirci desteği ile Eskişehirspor yıllarca 4 büyük dediğimiz takımların belalısı olmuş 4 büyükler haricindeki takımları ise evine boş yollamıştır. 3- TRİBÜN TARİHİNDE DEPLASMAN YAPAN İLK TARAFTAR GRUBU Eskişehirspor taraftarı efsane amigo Orhan yönetiminde Türkiye'de deplasmana çıkartma yapan ilk taraftar grubu olmuştur. 4- BANDO ES-ES Bando Es-Es Eskişehirli gönüllüler tarafından kurulan ve gayet başarı ile yönetilen Eskişehirspor taraftarının bandosudur. Eskişehirspor'un iç sahadaki her maçında onları görebilirsiniz. Etkileyici şovları ve renkli görüntüleri ile Türk tribün tarihine yeni bir soluk getiren Bando Es-Es özellikle çaldıkları Espana ile büyük beğeni toplamaktadır. 5- ESKİŞEHİR'DE ŞAMPİYONLUK KUTLANMAZ Eskişehirspor ülkemizin deplasmanı en zor takımlarından biriydi taa ki bu sezona dek. Güçlü kadrosu,muhteşem taraftarı ile 4 büyüklerin çekinerek gittiği deplasmanlardan olan Eskişehirspor deplasmanı bu seneki takımın kötü durumundan dolayı o kadar korkutmuyor diğer takımları. Ancak şehir halkı futbola o kadar bağlı ki bu listemizde küme düşmeye oynayan bir şehrin takımını ve taraftarını ele alacağız. 6- BU ŞEHİRDE SADECE ESKİŞEHİRSPOR'UN BORUSU ÖTER Ülkemizde 4 büyük takım olarak lanse edilen Beşiktaş,Fenerbahçe,Galatasaray ve Trabzonspor'un lisanlı ürün satan mağazalarının bulunmadığı tek ilimiz tabiki de Eskişehir'dir. 7- AMİGO ORHAN EFSANESİ Eskişehirspor'un İstanbul hükümdarlığını yıkan taraftarlarının efsanesi Amigo Orhan'dır onun çevresinden toplanan Eskişehir tribünleri ile Türkiye'de ilk deplasman yapan taraftar olma özelliğini kazanmışlardır. 1965-1970 yılları arasında bulunduğu tribünlerde efsaneleşmiştir. Eskişehir taraftarını yoktan var etmiştir. Daima Fenerbahçe başta olmak üzere bazı takımlardan amigoluk için yüksek ücretli teklifler almasına rağmen tutkuyla bağlı olduğu Eskişehirspor'dan vazgeçmedi. Tek eliyle onbinleri susturur tek işaretiyle ise bir volkan gibi kükretebilirdi. 8- ES ES ES Kİ Kİ Kİ ES Kİ ES Kİ ES Eskişehirspor taraftarının Türk tribünleri tarihine damga vurmuş tezahüratıdır. Bir haykırıştır,Eskişehirspor taraftarı bu tezahürat ile takımına olan aşkını haykırır. Eskişehirspor'un birinci ligde estiği yıllarda ortaya çıkan bu tezahürat halen daha Eskişehirspor tribünlerinde sıklıkla kullanılır. 9- SİYAH KIRMIZI/ANADOLU YILDIZI 70'li yıllarda Türk basını Eskişehirspor'a başarılarından dolayı Anadolu'nun yıldızı lakabını uygun görürken Eskişehirspor taraftarları ise kendilerine Siyah Kırmızı/Anadolu Yıldızı demeyi uygun görmüşlerdir. Türkiye Ligi tarihinde 3 defa 2.lik, 2 defa 3.lük ve 2 defada 4.lük yaşayan bir Balkan Kupası 2.liği bulunup 1 Türkiye Kupası 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası ve 3 Başbakanlık Kupası kazanan Eskişehirspor'da bu lakabı gerçekten haketmiştir 10- TÜKENMİŞ NEFESLERE BESTESİ Eskişehirspor'u taraftarını en iyi anlatan bestelerin başında gelir. Duygu yüklü bu beste Eskişehir Atatürk Stadında her söylenmeye başladığında onbinler sesi kısılancaya dek haykırmaya başlar. Eskişehirspor taraftarı bu bestelerinde rahmetli olmuş Sinan Alağaç ve Ediz Bahtiyaroğlu'nu anmaktadır. Tribün tarihinin görmüş olduğu en anlamlı bestelerden biridir ve hangi takımdan olursa olsun her dinleyenin tüylerini diken diken eder. K: http://www.sporize.com/eskisehirin-tam-bir-futbol-kenti-oldugunun-10-gostergesi-37894/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/estetikte-botoksun-yerini-alacak-yontem-notox-nedir/", "text": "Cilt kırışıklıkları, kadın veya erkek fark etmeksizin en büyük cilt problemlerinden biri olmaya devam ediyor. Yaşlanmanın en büyük belirtilerinden biri olan kırışıklıklar özellikle 30'lu yaşlardan itibaren kendini göstermeye başlıyor. Uzmanlar ise ince çizgilerin oluşmaya başladığı andan itibaren cilt yenileme teknikleri ile müdahale edilebileceğinin üzerinde duruyor. Türkiye'de ilk kez kullanılan NoTOX yöntemi ise kalıcı çizgileri ortadan kaldırmaya yardımcı olarak, pürüzsüz bir cilde adım adım yaklaşmanızı sağlıyor. Hollywood yıldızlarının tercih ettiği NoTOX uygulaması, cilde herhangi bir toksik maddenin enjekte edilmemesi ile daha sağlıklı ve kalıcı bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle birkaç sene önce Amerika'da yaygınlaşan yöntem, Türkiye'de ilk defa Estetik Hekimi Dr. İsmail Metin Hoşer tarafından uygulanıyor. Radyofrenkans dalgaları ile ince çizgilere kesin çözüm yöntemi olduğunu belirten Dr. İsmail Metin Hoşer; ''30'lu yaşlardan itibaren kendini gösteren çizgiler, zaman geçtikte ciltte derin ve kalıcı hale geliyor. Özellikle kaş arası, göz altı ve ağız çevresi gibi botoks ile tedavi edilemeyen bölgelerde, bu uygulamayı kullanıyoruz. İşlemde yabancı madde içermeyen uygulama, botoksa oranla daha doğal ve kalıcı olduğu için de birçok kişi tarafından tercih ediliyor'' diye belirtiyor. İşlem 15 Dakika Sürüyor Doğal gençleşme olarak da bilinen NoTOX yöntemi çok kısa süre içerisinde kırışıklıklara müdahale ediyor. Bu yöntemin özellikle 30'lu yaşlardan itibaren tercih edildiğini belirten Hoşer; ''Cilt kırışıklıkları vücudumuzun birçok bölgesinde ortaya çıkıyor. Ancak yüz bölgesinde yer alan ince çizgiler, kişileri daha çok rahatsız ediyor. Botoks gibi uygulamaları deneyip memnun olmayan hastalar ise bu uygulamaya başvuruyor. 5-10 dakika kadar kısa süren bir işlem sonrasında ciltteki pürüzsüzlük anında fark ediliyor. Ayrıca uygulama sırasında anestezi de kullanılmıyor. Düşük çapraz bağlı hyalüronik asit içeriği ile en ince ciltlerde ve en ince çizgilerde bile kullanılabilmesi dolayısıyla daha doğal bir görüntü vermesi, diğer dolgu işlemlerinde ortaya çıkan ve belli olan görünümün de önüne geçiyor. Özellikle doğallığı tercih eden kadınlar bu uygulamayı severek yaptırıyor. Acısız ve ağrısız olan NoTOX yöntemi, 6 ile 8 ay boyunca kalıcılığını sürdürüyor'' dedi. Estetik Hekimi Dr. İsmail Metin Hoşer NoTOX tedavisi ile ilgili merak edilenleri yanıtladı. NoTOX kimler için uygun? Ağız ve alın çevresindeki çizgiler, Kaş çatma çizgileri olanlar, Kaz ayakları veya kırışıklıkları olanlar, Soluk cilde sahip olanlar NoTOX'un Botokstan farkı nedir? Botoks'un aksine NoTOX doğal yüz ifadesini büyük bir oranda korur. Dışarıdan bakıldığında ciltte yapay bir gerginlik görülmez. Tedavinin seyri nasıl? Bir tedavi yaklaşık 15-30 dakika sürer. Cilt temizlenir ve dezenfekte edilir. Aktif bileşen enjeksiyonlar ve çok ince iğneler yoluyla deriye verilir. Son olarak, özel bir aktif içerik kremle tedavi desteklenir. Notox ile tedavi ağrılı mıdır? Çok ince iğneler ve anestezi ile yapılan enjeksiyonlar nedeniyle ağrı hafif seviyede ve kısa sürelidir. Hangi yan etkiler ortaya çıkabilir? Tedavi edilen bölgelerde kızarıklık ve hafif şişlik meydana gelebilir ve hızla kaybolur. Enjeksiyonlardan kaynaklanan küçük morluklar görünebilir, ancak bunlar hızla iyileşir. Tedaviden sonra dikkat edilmesi gerekenler Tedavi sonrası 24 saat sauna, solaryum veya direkt güneş ışığından uzak durulmalı. Tedavi edilen bölgeye 12 saat boyunca herhangi bir krem sürülmemeli. Kaç tedavi gereklidir ve sonuç ne kadar sürer? NoTOX tedavisi maksimum 1-2 kez yapılır ve yaklaşık 4-6 ay sonra tekrarlanır. NoTOX ayrıca Botoks sonuçlarının süresini uzatmak için bir varyanttır ve bu da tedaviye bağlı Botoks direnci riskini azaltır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/esyalar-yerine-deneyimlere-para-harcayanlar-daha-mutlu/", "text": "Paranın mutluluğu satın alıp alamayacağı konusunda fazla Pollyannacı olmadan bazı durumlarda paranın mutluluğu satın alabileceğini düşünenlerdeniz. Peki para ile mutluluğu nasıl ölçebiliriz? Dünyaca ünlü giyim mağazalarından aldığınız kıyafetler de sizi mutlu edebiliyor, yediğiniz çikolatalar da, son teknoloji cep telefonunuz ve arabanız da öyle. Yani sizi bir derece mutlu yaptıkları doğru. Fakat biraz daha derin düşünelim yaşlandığınızda hatta daha da acımasız olayım hayatınızın son demlerindeyken sevgilinizle çıktığınız güzel tatil yerine herkes iPhone 5 kullanırken ben iPhone 6 kullanıyordum diye hatırlamanın size katacağı hiçbir şey yok. Araştırmalara göre bir eşyayı aldığınız anda, o eşya sizin görünüzde değer kaybediyor. Mesela o çok sevdiğiniz telefonunuz alana kadar sizin için dünyanın en önemli nesnesi gibi dursa da alınca, pufff o büyü gidiyor. Laptop almak için fiyat araştırırken televizyonda, internette her yerde gözünüze o reklamlar çıkar değil mi? Aslında hep çıkan reklamlar sizin algıda seçiciliğinizin çeşitli oyunları ile o ara daha yoğun görünür, sonra o ürünü aldıktan sonra o reklamlar da azalır. Bu tam bir kısır döngü. foto:Samantha Hearn HAYAT DENEYİMLER ÜZERİNE KURULU BİR DÜZENDİR, EŞYALAR ÜZERİNE DEĞİL! San Francisco Devlet Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre insanlar satın aldıkları eşyalarda sadece bir sürelik mutluluğa erişiyor fakat deneyimler hayat boyu insanlar üzerinde etkiler bırakıyor. Katılımcıların çoğu deneyimler üzerine yaptıkları yatırımlardan sonra kendilerini daha da mutlu hissettiklerini ve bu deneyimlerin kendileriyle anı olarak geleceğinden dolayı daha da mutlu olduklarını belirttiler. Şu an sandalyesi üzerinde bunu okumak yerine deniz manzaralı bir hamakta sallanmak isteyenler, Paris'te olmak isteyenler veya sakin bir şekilde doğa harikası köylerde çayını içiyor olmak isteyenler bu yazının ana temasını anladı bile. Düşünsenize her gün evden işe giderken ağız dolusu küfürler edeceğimiz trafiğin olduğu bir şehirde yaşamak için 36-50 ay maaşın yarısını bir eve veriyoruz. Oysa biz ağaç değiliz, bir yere bağlı kalmak zorunda değiliz. Haydi kariyerdi, işti derken şehirden kopamadınız ama o bir hafta tatilinizde bambaşka bir yere uçup bambaşka hayaller gerçekleştirmek varken neden ne işe yaradığını bile bilmediğiniz değerli taşlara para harcayasınız ki? Altın doğada az bulunuyor diye sizin için neden sahilde kitap okumaktan değerli olsun ki? Güzel giyinmeyi bildikten sonra o moda evinin son kıyafeti sizde olmasa çok mu mutsuz olursunuz? Sanmıyorum. Özellikle 1980-2000 arasında doğan nesli tam bir tüketim canavarı yaptılar ne yazık ki! Cem Yılmaz'ın da dediği gibi bir yerden sonra elimizdeki telefona küfredip diğerini almak için birbirimizle yarışıyoruz. Sırada bekliyoruz saatlerce. Peki hepimiz böyle miyiz hayır! Çok şükür ki hayır! Çok güzel insanlar var, Pazar sabahı sahilde kulağında müzik sesleri ile koşan, köpeğini gezdirmeye çıkan, cebine beş kuruş para geçti mi daha önce görmediği bir yere gitmek için can atan, parasıyla mama alıp hayvanları sevindiren, değiş tokuş pazarlarına giden, bu yaz Fethiye'de yüzmeliyim diye düşünen veya Olimpos'ta sahilde bir şarkı söylemeyi dünyanın en pahalı elbisesine tercih eden güzel insanlar var. O insanlar mutlu insanlar!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/et-yemeyi-biraktiginizda-olusan-8-inanilmaz-durum/", "text": "İnsan neden vejeteryan olmak ister? Tabi eti son derece lezzetli olarak bize sunan reklamların birazına bile maruz kalınınca bu gerçekten de anlamsız bir soru değil. Aslında, vejeteryanlar bütün eğlenceyi kaçıran insanlar grubuna dahil ediliyor. Ama bu gerçekten de doğru mu? Sonuçta bu sizin eğlence tanımınıza göre değişir. Uzun ve sağlıklı bir hayat yaşamayı eğlenceli buluyor musunuz? Peki bunun etrafınızdaki dünyaya pozitif bir etki yarattığını görüyor musunuz? Eğer öyle ise, vejeteryan diyeti denenmesi gereken bir yol olabilir. Size bu konuyu ayrıntıları ile sunmaya çalıştık. Vejeteryan Olduğunuzda Olacak 8 Olay #1 Doğayı Koruyacaksınız Smithsonian araştırmacılarına göre, milyarlarca çiftlik hayvanına yer açmak için her bir dakikada, yedi adet futbol sahası değerinde vahşi doğa alanları yerle bir edilmekte. Ki bu hayvanların çoğuna, ilaç sektörü tarafından kötü davranılmakta ve kesilen birçok hayvanın tüketilmemesinden dolayı hayvanlar telef olmakta. Bu nedenden dolayı, uzmanlar 2048 yılında, aşırı balık avlanmasının nedeni olarak, okyanuslarımızda balıkların tükeneceğini söylüyorlar. Bu ise deniz yaşamı ve balık bazlı birçok ekosistem üzerinde büyük bir etki yapacaktır. Bunun nedeni ise malesef et sevgimizden... #2 Tip 2 Diyabet Riskiniz Azalır Amerika'daki insanların %40'ı prediyabetiktir. Amerika ayrıca en çok et tüketen ülke sıralamasında ikinci sıradadır. Tesadüf değil yani. Birçok araştırma, et tüketiminin tip 2 diyabetini ikiye katladığını ortaya koymaktadır. Vejeteryan diyeti ise, kilo ve kolestrol de dahil olmak üzere diyabet için birçok faktörü kontrol etmede yardımcı olur. #3 Doğru Tip Protein Alacaksınız Birçok insanın vejeteryanlık ile ilgili sorunu ise az protein alma korkusudur. Ki evet bunun olabilirliği vardır. Ama fazla et tüketimi ise bu durumun tam tersine yol açar; aşırı protein yüklenmesi. Bu da iyi bir şey değildir. Aşırı protein, kalp hastalıkları ve kanser de dahil olmak üzere bir dizi soruna yol açan yağlara dönüşür. Çözüm mü? Vejeteryan olabilirsiniz ama bunu doğru yoldan yapmalısınız. Çok sayıda yulaf ezmesi, fasulye ve badem gibi şeyler tüketin. Aldığınız tüm proteinler toplam kalori alımınızın %10 miktarında olmalı. #4 Inflamasyonu Azaltırsınız Aşırı et tüketimi vücudunuzda inflamasyona neden olur. Bu ise kalp krizine, felce ve kireçlenmeye neden olur. Düzgün bir vejeteryan diyeti ise, vücuttaki C-reaktif protein değerlerini azaltarak, inflamasyonu düşürür. #5 Kötü Kolestrol Değerlerinizi Azaltırsınız İşlenmiş etler bir ton doymuş yağ içerir. Aşırı derece doymuş yağ tüketmek, LDL kolestrol değerlerinizde ani artışa neden olur. Bu da kalp hastalıklarının başında gelen büyük bir tehlikedir. Araştırmalar, vejeteryan diyetine geçmenin LDL kolestrol değerlerini daha sağlıklı ve hızlı bir şekilde düşürdüğünü ortaya koyar. #6 Mideniz Size Minnettar Kalacaktır Midenizde ikinci bir beynin olduğunu biliyor muydunuz? Mideniz gerçekten de ruh halinizi bile etkileyen inanılmaz bir nöron ağı içerir. Fazla et ve süt tüketimi, kendi sağlığına tehdit oluşturan mikropların alımı ile midenizde aniden büyük bir değişime neden olur. Bu ise sizi berbat hissettirecek olan inflamasyon ve bağırsak hastalıklarına yol açar. Bunu keşfeden Harvard'daki bilimadamlarına göre, bitki bazlı bir diyete geçmek mideyi düzene sokuyor. #7 Daha Uzun Yaşarsınız İyi bir vejeteryan diyetinin sağlığı iyi yönden etkileyen birçok faktöründen dolayı, düzenli et tüketen bir insana göre ölüm riski %12 daha azdır. Bu ise 6 ila 9 yıla denk gelmekte. Büyük bir şey değil mi sizce de? #8 DNA'nızı İyi Yönde Değiştirebilirsiniz Araştırmacılar, vejeteryan diyetinin, kanser hücrelerinde önemli bir düşüşe sebebiyet verdiğini bulmuştur. Vejeteryan diyeti aynı zamanda, yaşlandıkça kısalan DNA kromozomlarının sonundaki telomerleri de uzatır. Vejeteryan olmak istiyor fakat nereden başlayacağınızı bilemiyor musunuz? O zaman biraz ağırdan alın. Ani bir politika değişikliği yapmanıza gerek yok. Bu yazıda önereceğimiz üzere, et tüketimini haftada bire veya ikiye düşürün. Bunu yaparken de aldığınız etlerin organik ve hormonsuz olmasına dikkat edin. Düşük et tüketimi bile sağlığınız üzerinde inanılmaz etkilere yol açacaktır!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-demet-ozdemir-ihaneti-sonrasi-hafiza-sildirecek/", "text": "Yağmur Tanrısevsin ve Oğuzhan Koç, 3,5 yıllık ilişkilerine son vermenin ardından Koç, Demet Özdemir ile samimi bir hale görüntülenince olanlar oldu. Oğuzhan Koç ve Demet Özdemir yakınlığı eski sevgili Yağmur Tanrısevsin'i çıldırttı. Bu iddialar sonrası yakın arkadaşı Demet Özdemir'i sosyal medyadan takipten çıkaran Yağmur Tanrısevsin'in şimdilerde kendisini eve kapattığı öne sürüldü. Kanal D'de yayınlanan 2. Sayfa adlı magazin programının haberine göre, Oğuzhan Koç'u unutmak ve kötü olayları hatırlamamak için radikal bir karar aldı. Yağmur Tanrısevsin, hafızasını sildirmeye karar verdi. TMU veya TMS denilen tedavi şekline başvurarak kötü anılardan kurtulacak. Demet Özdemir ve Oğuzhan Koç yakınlaşması: İddialara göre, Oğuzhan Koç 1 hafta önce oyuncu Demet Özdemir ile Emirgan'daki 'Gizli Kalsın' adlı kulüpte görüntülendi. Demet Özdemir Oğuzhan arkadaşım, beni o gece eve bıraktı. Yağmur'u çok seviyorum, onunla da arkadaşız. Hatta takipleşiyoruz açıklaması yaptı. Sonra bunlar oldu..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/etkileyici-doga-olaylari/", "text": "Tatil programı yaparken herkesin gittiği yerlere gitmek yerine daha farklı yerler arayanlar için güzel bir liste. Doğa olayları ve eşsiz manzaralarıyla size oturmayın da dünyayı gezin diyecek bir liste. Dünyanın en etkileyici 10 doğa olayı Büyük Mavi Çukur, Belize Tatil Sepeti tarafından hazırlanan listenin ilk sırasında Belize var. Orta Amerika ülkesi Belize'nin nefes kesen noktası Büyük Mavi Çukur, çoğu kişinin fotoğraflardan aşina olduğu bir doğa harikası. Turkuaz rengi sığ suları delerek devasa bir karanlık çember oluşturan çukur, aslında deniz seviyesinin çok daha düşük olduğu zamanlardan kalma bir mağara. Deniz seviyesi yükseldikçe içi sularla dolan boşluk, dünyanın en etkileyici görüntülerinden birini oluşturuyor. Catatumbo Yıldırımı, Venezuela Bitmeyen Fırtına ismiyle de anılan Catatumbo Yıldırımı, Venezuela'nın Catatumbo Nehri'nde gerçekleşiyor. Beş kilometre yükseklikten çakan şimşekler, yılın yaklaşık 160 günü, günde 10 saat boyunca devam ediyor. Yıldırımların brutal görüntüsü, tanıklık edenlere doğanın gücünü ve ihtişamını bir kez daha kanıtlıyor. Moeraki Kayaları, Yeni Zelenda Yeni Zelanda'nın Koekohe Plajı'nda bulunan siyah küre şeklindeki Moeraki Kayaları, ilginç şekilleri nedeniyle deniz kenarında yürüyen kabuklu bir canlıyı anımsatıyor. Kayaların yaklaşık 60 milyon yıl önce, kil, çamur ve ince siltin kalsitle sertleşmesi sonucu oluştuğu düşünülüyor. Çin'in güneybatı, kuzeybatı ve güneydoğu bölgelerinde rastlanan Danxia Yer Şekilleri, rengarenk görüntülerinden dolayı daha çok Gökkuşağı Dağları ismiyle biliniyor. Kireçli kum taşlarının rüzgar, yağmur ve güneş aracılığıyla milyonlarca yıl boyunca aşınması sonucu oluşan Danxia, oldukça etkileyici bir görünüm sunuyor. Biyoyansıma, Maldivler Ateş böcekleri ve benzeri canlıların tamamen doğal şekilde kendiliğinden ışık saçması olayına biyoyansıma adı veriliyor. Biyoyansımanın en ilginç ve hayranlık uyandıran örneği ise Maldivler'in Vaadhoo Adası'nda gerçekleşiyor. Adanın kıyılarına yayılan fitoplanktonların biyoluminesens gösterisi, suların ışıltılarla kaplanmasına sebep oluyor. Sardalya Göçü, Güney Afrika Mayıs Temmuz ayları arasında Güney Afrika kıyılarından geçen milyarlarca sardalya, özellikle su altı tutkunları için kaçırılmaması gereken görüntüler oluşturuyor. Pororoca Dalgası, Amazon Nehri Atlantik Okyanusu akıntılarının Amazon Nehri ağzına geldiğinde oluşturduğu Pororoca dalgası, her yıl Şubat Mart ayları arasında ve yalnızca iki kez gerçekleşiyor. Dört metreyi aşan boyuyla dünyanın en büyük dalgası olarak biliniyor. Kuzey Işıkları, İskandinav ülkeleri, İzlanda, İskoçya, Kanada Her yıl binlerce turisti dünyanın kuzeyine çeken kuzey ışıkları, İzlanda, İsveç, Norveç, Finlandiya, İskoçya ve Kanada'nın kuzey kesimlerinden rahatlıkla görülebiliyor. Kasım Şubat ayları arasında gerçekleşen kuzey ışıkları, yeşil ve kırmızının karanlık gökyüzündeki danslarını andırıyor. Gökkuşağı Okaliptüs Ağacı, Kuzey Yarım Küre Kuzey yarım kürede bulunan tek okaliptüs türü olan gökkuşağı okaliptüs ağaçları farklı renklere boyanmış gibi görünseler de, bu durumun tek nedeni gövdelerini kaplayan tabakanın çoklu renge sahip olması. Peribacaları, Türkiye Peribacaları, her yıl yerli ve yabancı sayısız turisti Kapadokya'ya çekiyor. Vadi yamaçlarından akan sel sularının ve rüzgarın etkisiyle aşınan tüflerden meydana gelen Peribacaları, dünyadaki eşsiz doğa harikaları arasında yer alıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/euro-2032nin-ortak-ev-sahipleri-turkiye-italya/", "text": "7 kez Avrupa Şampiyonasına aday olan ancak ev sahipliği hakkını elde edemeyen Türkiye, 2032 yılında İtalya ile birlikte Avrupa futbolunun en büyük organizasyonunu düzenleyecek. EURO 2032 için yalnızca Türkiye ve İtalya adaylık başvurusunda bulunmuştu. İtalya Futbol Federasyonundan, Türkiye Futbol Federasyonuna Temmuz ayında gelen teklifle iki ülke ortak aday olma kararı aldı ve çekişme ortadan kalktı. EURO 2032 ev sahipliğine tek aday Türkiye ve İtalya ortaklığı oldu. UEFA da iki ülkenin EURO 2032'yi ortaklaşa düzenleme başvurusunun değerlendirmeye alındığını duyurdu. Resmi duyuru yarın yapılacak Türkiye ve İtalya'nın EURO 2032 ev sahipliği, yarın İsviçre'nin Nyon kentindeki UEFA Yönetim Kurulu Toplantısı'nın ardından resmen duyurulacak. İki ülke federasyon heyetleri, bugün UEFA'nın merkezinde bir araya gelecek ve yarın UEFA Yönetim Kuruluna son sunumlarını yapacak. İki ülkenin sunumlarını dinleyen UEFA Yönetim Kurulu ise nihai kararını ilan edecek. Ortak adaylık süreciyle ilgili konuşan UEFA Yönetim Kurulu Üyesi Servet Yardımcı, EURO 2032'ye ev sahipliği adaylığı için son başvuru tarihi geçen sene sonunda bitti. Bu nedenle EURO 2032 için Türkiye ve İtalya ortaklığından başka aday olmayacak. Türkiye ve İtalya'nın ev sahipliğindeki turnuva en güzel Avrupa Şampiyonası olacaktır. Harika bir organizasyon olacağına inanıyorum. ifadelerini kullanmıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ev-sahibine-kizip-trende-yasamaya-baslayan-kiz/", "text": "Kiracı olmak zor zanaat hele de öğrenciyseniz ya da asgari ücretle çalışıyorsanız ve buna ek olarak zalim bir ev sahibinin eline düştüyseniz... Hayat sizin için ızdıraplı bir film senaryosuna dönüştü bile. Bu senaryolardan birine denk gelen kızımız Almanya'da hayatını devam ettirmekte olan bir üniversite öğrencisi. Adı ise Leonie Müller. O son zammın ardından dayanamayıp trende yaşamaya başlamış. Leonie, Türkiye'de de olan aylık bilet sisteminden bilet almış, böylece Almanya sınırları içerisindeki tüm trenlere binebiliyor. Kompartmanlarda uyuyor, 190 km hızlı trende yemek yiyor, başka bir trende duş imkanlarından faydalanıyor. Peki sayın editör kaç paraya geldi böyle olunca diye soranları duyar gibiyim. Kızın oturduğu apartman dairesi 450 dolarken kız bu yolla 380 dolara bir ay barınmadan faydalanıyor. Üstelik elektrik, su mu ödemesiyle de uğraşmıyor. Tüm ülkeyi de seyahat etmiş oldu. Ne diyelim götür bizi gittiğin yere. K:Washinton Post"} {"url": "https://www.thegeyik.com/evcil-kopek-diye-aldilar-meger-ayiymis/", "text": "Çin'de ayı yavrusunu köpek sanarak sahiplenen aile, gerçeği iki yıl sonra anladı. İki sence önce Tibet Mastifi cinsi köpek yavrusu aldığını düşünen aile, hayvanın iki ayak üzerinde yürümeye başlamasıyla şüpheye düştü. Independent'ın haberine göre ayının sahibi olan Su Yun, Çin medyasına yaptığı açıklamada her gün iki kova erişte ve bir kutu meyve ile beslenen hayvanın, bir köpeğe göre ne kadar çok yediğine sürekli şaşırdığını söyledi. Ancak aile hatalarını hayvanın iki ayak üzerinde yürümeye başlamasıyla birlikte anladı. Çin'in Yunnan Eyaleti Kumming Şehri yakınlarında yaşayan Yun, hayvanın büyümeye başlamasıyla daha çok ayı gibi görünmeye başladığı ve ayılardan korktuğunu söyledi. Ailenin talebi üzerine hayvan, Yunnan Yaban Hayatı Kurtarma Merkezi'nde koruma altına alındı. Yetkililer tarafından çekilen görüntülere göre bir metre boyundaki hayvanın ayakta durduğu görülüyor. Ayının türü, nesli tükenmekte olan 'Asiatik Kara Ayı'sı olarak tanımlandı. Aile, hayvanı 2016 yılında Tibet Mastif'ine benzediğinden dolayı aldığını söylüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/evde-ayakkabiyla-dolasmamaniz-icin-mantikli-nedenler/", "text": "Bazıları evde ayakkabıyla dolaşır. O kişileri genelde televizyon dizilerinde veya filmlerde görürüz. Dışarıdan bakıldığında evinde ayakkabı giymeyenlere çok tuhaf gelir bu alışkanlık. Çünkü evin içine dışarıdan mikrop taşıdığına inanılır. Ayrıca ev daha çabuk kirlenir. Siz de böyle düşünüyorsanız, düşündüklerinizde haklısınız. Evine, dışarıda kullandığı ayakkabıyla giren kişilerin evine 421 bin kadar bakteri taşıyabileceği görüldü. Hatta bazıları o kadar tehlikeli bakteriler ki hayatınızı tehdit edebiliyor. Yapılan araştırmada, ayakkabılarımızın altında yarım milyon bakteri taşıdığımız görüldü. Kulağa ne kadar tuhaf gelse de her ayakkabının altındaki ortalama bakteri miktarı gerçekten de böyle. Koli Basili Koli basili, ya da diğer adıyla E. Coli bakterisi kalın bağırsakta yaşar. Yapılan deneylerde her 10 kişiden 3'ünün ayakkabısının altında bu bakterinin olduğu tespit edildi. Arizona Üniversitesi profesörü Kelly Reynolds, Huffington Post'a yaptığı açıklamada, Her gün hiç farketmeden kedi ve köpek dışkısına basabiliyoruz. Halka açık tuvalet kullanan biriyseniz de buradaki mikroplar olduğu gibi ayakkabılarımıza yapışıyor dedi. Evinize bu bakteriyi taşımanız halinde, yiyecekler ve içecekler aracılığıyla vücudunuza giriyor ve sağlığınızı olumsuz etkiliyor. Koli basili yine ishale, istifrağ etmeye, enfeksiyonlara ve menenjite neden olabiliyor. Sinir sisteminiz ne kadar zayıfsa, koli basilinin yayılması o kadar hızlanıyor. Toksinler Kimyasallar ve toksinlere hemen her yerde rastlamak mümkün. Hatta günlük hayatta kullandığımız araç gereçlerde bile kimyasallar ve toksinler var. Evinizde ayakkabıyla dolaşıyorsanız, kimyasalları ve toksinleri oturma odanıza taşıyorsunuz demektir. Kelly Reynolds, Mesela sokaktaki bir su birikintisini düşünün. Bunun içine adım attığınızda zehirli gaz ve kimyasallar ayakkabınızın altına yapışıyor. Sonra bu ayakkabılarla eve giriyorsunuz. Bu da ileride hayatınızı tehlikeye düşürecek cinsten hastalıklara yakalanmanıza neden oluyor dedi. Çocukların yerde oynaması Çocukların, yerde oyun oynaması eve ayakkabıyla girmemeniz için başka bir neden. Oyuncaklarıyla yerde oynayan çocuklar, parmaklarını ağızlarına götürürler. Bu parmaklar daha önce zemine temas etmiştir. Böylelikle minik vücutlarına bakterileri sokuyorlar. Kirli bir ev Bakteriler ve kimyasallar haricinde evinizin temiz olmaması da sağlığınızı olumsuz yönde etkiler. Eğer evde ayakkabı giyiyorsanız bütün kir ve pislik evinizin gizli saklı köşelerine yayılacaktır. Böylelikle daha fazla temizlik yapmak zorunda kalacaksınız. Hala evde ayakkabıyla dolaşılıp dolaşılmaması tartışılırken, evinde küçük çocukları olan ebeveynlerin buna iki kat dikkat etmesi gerekiyor. Bütün önlemleri alırken bunu görmezden gelmeleri kötü sonuçlara yol açabilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/evde-izlenebilecek-en-iyi-10-salgin-hastalik-filmi/", "text": "Ölümcül koronavirüsün tüm dünyayı sarması ve uygulanan karantina yasakları sebebiyle belirli bir süre sokaklara çıkmaması gereken insanların evlerinde en çok tercih ettiği etkinliklerin başında elbette film izlemek geliyor. Covid-19 virüsü hiç kuşkusuz günümüzde yaşanan olaylara benzerliği bakımından salgın hastalık konulu yapımlara olan ilgiyi de artırdı. Bu filmlerin en çok dikkat çekeni, senaryosuyla koronavirüs salgınıyla büyük benzerlikler gösteren 2011 Hollywood yapımı 'Contagion ' filmi. Koronavirüs salgını öncesi Warner Bros'un kataloğunda 270'inci sırada bulunan yapım, şu anda 2'nciliğe yükselmiş durumda. Film, Amazon Prime listelerinde de üst sıralara tırmanırken, Apple'ın iTunes ilk 10 sıralamasında da 8'inci sıraya yükseldi. Koronavirüs sebebiyle evlerinde kalmak zorunda olanlar için en iyi 10 salgın hastalık konulu filmi sizler için seçtik: 1- 'Contagion ' Hong Kong'da bir yarasanın domuzu ısırmasının ardından domuzdan insana geçen bir virüs salgınını konu alan 2011 yapımı 'Contagion ' filmi elbette Covid-19'a benzerliği bakımından ilk sırada yer alıyor. Filmin senaristi Scott Burns, olay örgüsünü yazmadan önce birçok bilim insanıyla görüştüğünü ve çoğunun yakın bir zamanda bu tarz bir salgın olacağını söylediğini ifade ediyor. Burns şu anda yaşananlar için Ben o kadar şaşkın değilim diyor. 2- 'Outbreak' 1995 yapımı film ebola benzeri bir virüs salgınını konu alıyor. Dustin Hoffman, Morgan Freeman ve Rene Russo gibi yıldızların baş rollerde yer aldığı yapım, Netflix platformunda en popüler 10 film listesinin 3'üncü sırasında. 3- '28 Days Later ve 28 Weeks Later' 2003 yılında çekilen '28 Days Later' filmi tüm dünyaya yayılan ve enfekte olanların birer yaratığa dönüştüğü bir hikayeye sahip. Normal 'zombi' filmlerinden farklı bir olay örgüsü olan filmin beğenilmesi sebebiyle 2007 yılında '28 Weeks Later' adlı serinin ikinci filmi çekildi. 4- '12 Monkeys' Terry Gilliam'ın bilim-kurgu başyapıtı '12 Monkeys', zamanda seyahat ederek 90'lı yıllara gönderilen ve o dönemde başlayan bir salgın hastalığı konu alıyor. 1995 yapımı filmin baş rollerinde iki tanıdık isim Bruce Willis ve Brad Pitt'in performansları görülmeye değer. 5- 'Carriers ' 2009 yılı Hollywood yapımı film ölümcül bir salgına karşı mücadele eden 4 arkadaşın hikayesini konu alıyor. Filmin senaryosu ve yönetmenliğini ise Alex Pastor ve David Pastor üstleniyor. Filmin oyuncuları arasında ise; Josh Hartnett, Chris Pine ve Lou Taylor Pucci yer alıyor. 6- 'World War Z' 2013 yapımı filmin baş rolünde yine Brat Pitt'i görüyoruz. Dev yapım 190 milyon dolarlık bir bütçeyle çekildi. Salgın filmleri denilince akla ilk gelen filmlerden biri olan 'World War Z', Max Brooks'un aynı adlı romanından sinemaya uyarlandı. Yaklaşık 2 saat süren filmde, zombi salgını yaratan bir virüsün ardından hayatta kalmaya ve ailesini hayatta tutmaya çalışan bir adamın hikayesi konu ediliyor. 7- 'Flu' 2013 yılı Güney Kore yapımı Flu, kurbanlarını 36 saatte öldüren H5N1 virüsünün sebep olduğu bir salgını konu ediniyor. Salgın, Güney Kore'nin başkenti Seul'e 20 kilometre uzaklıkta bulunan bir şehirde insan kaçakçılarının bir konteynırın içerisinde ölmüş göçmenleri bulmasıyla başlıyor. 8-'Panic In The Streets' Kayseri kökenli bir Rum ailenin çocuğu olarak Elias Kazancıoğlu ismiyle İstanbul'da doğan Elia Kazan'ın kült filmlerinden olan 'Panic In The Streets', 1950'li yıllardaki bir veba salgınını konu alıyor. Filmde bir doktor ve polis birlikte hareket ederek New Orleans'da büyük ölümlere yol açan salgının kaynağını bulmaya çalışıyor. Ancak ikilinin bunu yapmak için sadece 48 saatleri var. 9- 'Blindness' Seyircinin aklında en çok kalan filmlerden biri olan 'Blindness', 2008 yapımı. Konusu itibariyle diğer salgın filmlerinden ayrılan 'Blindness'ta körlük salgını üzerinde duruluyor. Hızla yayılan bu salgın ise, pek çok kişinin yaşamını değiştiriyor, ancak biri hariç. Film sıra dışı senaryosuyla dikkat çekiyor. 10-'The Last Man on Earth' (1964), 'The Omega Man' (1971), 'I Am Legend' (2007) Richard Matheson'ın 1954'te yazdığı roman 'I Am Legend ' 3 farklı uyarlamayla karşımıza çıkıyor. Tüm filmler romanda geçtiği gibi dünyadaki insanların çoğunun ölmesine neden olan bir salgın hastalığı konu alıyor. Salgına yakalananlar birer yaratığa dönüşüyor. Will Smith'in oynadığı 2007 yapımı film, romanın konusuna sadık kalırken olay örgüsünün sonundaki büyük dönüşe odaklanıyor. Vincent Price'ın 1964 yapımı 'The Last Man on Earth', üç film arasında en düşük bütçeye sahip olmasına rağmen en iyi hikayelerden birini işliyor. 1971 yapımı 'The Omega Man' ise üç film arasında sinemaseverlerde ayrı bir yere sahip."} {"url": "https://www.thegeyik.com/evden-cikilmayinca-turkiyenin-havasi-duzeldi/", "text": "Salgın nedeniyle büyük bir çoğunluğun eve kapanması sonucunda hava kalitesinin gözle görülür bir iyileşme sürecine girdiği görüldü. Türkiye genelinde 2 hafta önce hava kalitesi orta ve hassas derecede ölçülürken, dün 11.00 itibariyle iyi kalite olarak ölçüldü. İstanbul'da hava kalitesinin Sultangazi dışında tamamen düzeldiği görüldü. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle vatandaşların eve kapanmaya başlaması motorlu taşıtlarla hareketliliği büyük ölçüde azalttı. Yurt genelinde toplu taşıma ve özel araç kullanımının büyük oranda azalmasının yanı sıra kafeterya ve birçok işyerinin de kapalı olması sonucu fosil yakıt kullanımı büyük oranda azaldı. Bu durum sonucunda ise hava kalitesi gözle görülür bir şekilde artmaya başladı. Trafik yoğunluğu nedeniyle büyük bir kirliliğin görüldüğü İstanbul'da da hava kalitesinin orta seviyeden iyi seviyeye yükseldiği gözlemlendi. İtalya'da koronavirüs izolasyonu hayvanlara yaradı: Yunuslar ve kuğular Venedik kanalında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Sürekli İzleme Merkezi'ndeki istasyon verilerinden alınan bilgiye göre, koronavirüs vakasının henüz görülmediği 5 Mart ile 19 Mart tarihi arasındaki hava kalitesinde gözle görülür bir fark ortaya çıktı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Sürekli İzleme Merkezi tarafından ölçülen değerlere göre 5 Mart tarihinde İstanbul dahil olmak üzere yurdun büyük bir bölümünde hava kalitesi orta ve hassas derecedeydi. Ancak koronavirüs önlemleri sonrasında aradan geçen 14 gün içinde hava kalitesi bazı merkezler dışında genel itibariyle iyi kalitede ölçüldü. 'Açıklanan tedbirlere geniş çaplı uyulması lazım' Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Kırklareli Orman İşletme Şefliği'nden emekli çevreci Vicdan Aladağ, insanların eve kapanmasıyla çevrenin temizlenmesinde önemli bir fark oluşacağını söyleyerek, Temiz hava, temiz sokak, temiz su diyoruz. Bunların korunması lazım. Herhangi bir nedenle de olsa bunlarda sapma yaşanmaması lazım. Kişilerin yoğun bir şekilde dışarıda bulunması önemli bir fark oluşturur. Açıklanan tedbirlere geniş çaplı uyulması lazım dedi. Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/evden-kacan-sosis-kopek-otobusle-deniz-kiyisina-inmis/", "text": "Evden kaçan 'sosis köpek', otobüse binerek 30 kilometre uzaktaki deniz kıyısına gitti Britanya'nın Colchester kentinde yaşayan Michelle Ballard, çok sevdiği Frank isimli dachshund köpeği kaybolunca büyük panik yaşadı. Ancak Frank'in aslında tek başına bir maceraya atıldığı ortaya çıktı. Metro'nun aktardığına göre Frank, şöförün dikkatini çekmeden sokağın sonundaki otobüs istasyonundan deniz kıyısındaki Clacton kasabasına giden otobüse bindi. Frank, deniz kıyısına doğru yol alırken otobüsteki yolculardan biri 'sosis köpeğin' yanında sahibi olmadığını fark etti. Şöförle konuşan yolcu, sahibi bulunana kadar Frank'i eve götürmeyi kabul etti. Michelle, kısa süre içinde Facebook üzerinden verilen kayıp ilanıyla Frank'e kavuştu. Ballard, O çok kıymetli bir köpek, böyle durumlarda bazen iğrenç şeyler yapıldığını duyuyoruz. Onu alan adam öyle biri olmadığı için çok şanslıyız dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/eve-cuvalla-para-vermek-yerine-karavan-yaptirdi/", "text": "Avustralyalı çift ev almak üzereyken bu karavanı gördü. İçi lüks bir rezidanstan farksız olan karavan çifti ev hayalinden vazgeçirdi. Wohnwagon isimli karavan ev yerine alternatif bir yaşam isteyenlerin gözdesi haline gelmiş durumda. 40 bin ile 90 bin Euro arasında değişen fiyatlarıyla birbirinden güzel çekme karavanlar üreten Avusturyalı firma bolca ağaç kullanıyor. Firmanın iddiasına göre tamamen yerel olarak elde edilmiş ve bazen geri dönüştürülmüş malzemelerle üretilen araçların çatısında güneş panelleri bulunuyor. Ayrıca yine çatıda yağmur suyunu toplayan akıllı bir sistem yer alırken karavandan çıkan gri su da yeniden kullanılabilir hale getiriliyor. Zor iklim koşullarına dayanıklı hale getirmek adına yalıtımına da özen gösterilen araçlar aslında kendisine alternatif bir ev arayanlar için gayet güzel bir seçenek gibi. Şirket karavanı alan bir çiftin tam kredi çekerek ev alacakken bu karavanı gördüğü ve fikrini değiştirdiğini söylüyor. Karavanın adeta lüks bir daireyi andırıyor. İşte muhteşem karavandan en estetik fotoğraflar. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/eve-gelen-sevgiliye-biyroooon-demek/", "text": "Ekşi sözlük yazarlarında sir gawain'in anısı hem güldürüyor hem de çıkarımıyla bir öğüt niteliği taşıyor. Ben bunu yaptım lan, vallaha da billaha da yaptım. ilk defa evime gelecekti. o aralar da şimdiki gibi mutfakla az çok aram iyiydi. gel sana yemek yapayım dedim. tavada biftek, makarna ve fırında sebze yapacaktım. bir gün önceden pasta da yapmıştım. malzemelerle birlikte şarap da aldım ve gelmesine yakın girdim mutfağa işe koyuldum. normalden biraz erken geldi. o esnada makarna pişiyordu, biftekleri kızartmak üzereydim ve fırında sebzelerim vardı. bilgisayardan kaliteli bir müzik açmış, artistlik olsun diye de tezgaha bir kadeh şarap koymuş, arada bir içiyordum. böyle de lord bir insanım, yemek yaparken bile şarap yudumlar, müziğimi dinlerim mesajı vermekti amacım. kız evi gezip kediyi falan sevdikten sonra yardım etmek için mutfağa geldi. ben o gelene kadar heyecandan iki üç kadeh falan şarap içmiştim. bayağı bayağı mutfakta şarabı gömüyordum. sonra bir an geldi. bir yandan fırından sebzeleri çıkartıyorum, bir yandan makarnayı süzüyorum, bir yandan da biftekleri çevirmem gerek. bir an geldi... kendimi o kadar mutfağa kaptırdım ki bir büfeciye dönüşüverdim ve biftekleri çevirmek için kullandığım maşayı tabağa çıkırt çıkırt vurarak biyron biyron biyroooooonn diye haykırdım. hızımı alamayıp biyorsanlar efendim et var tavuk var biyroooooooooooon diye devam ettim. kendimi durduramıyordum. stresten patlama yaşamış, şarabın ve maşanın da etkisiyle bir dayıya dönüşmüştüm. bir ömür gibi gelen beş saniyelik sessizliğin ardından ikimiz de dağıldık. sevgilim olayı off ya slk şey modunda bir tepkiyle karşıladı. o ana dek hiç bu kadar yakınlaşmamıştık belki de. resmen maskemi çıkarmıştım, çırılçıplak karşısındaydım artık. ben aslında bu adamım demiştim. ben biyron demekten zevk alan o adamım. iyi ki de demişim. işte o çocuğun adı aynştayndır klişesi olacak belki ama sonra o kızla karı-koca olduk biz. ve ben ne zaman mutfakta hararetli bir şekilde yemek yapsam maşayla biyron biyron biyrooooon diye bağırıp evi çınlattım. o da her defasında ilk kez duyuyormuş gibi güldü. demem o ki gençler, özünüzü gizlediğimiz maskelerden sıyrılın ve içinizdeki büfeciye karşı koymayın. çıkacağı varsa, bırakın çıksın. inanın hayat daha iyi akacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/everest-daginda-bulunan-10-cesedin-gizem-dolu-hikayeleri/", "text": "250'den fazla cesedin bulunduğu iddia edilen Everest'te, zor hava şartlarından yaşamını yitiren bazı dağcıların hikayelerini sizler için derledik. 1# Zirve mesafesini ölçmede yön belirleyici olarak görülen Yeşil Botlar 1996'da tırmanışı sırasında Hintli dağcı Tsewang Paljor, korkunç bir kar fırtınasıyla karşılaşıp hayatını kaybetti. Giydiği parlak çizmeler yüzünden Yeşil Botlar olarak anılan Paljor'un cesedi, 2014 yılında daha alçak bir yere taşındı. 2# Uyuyan Güzel Francys Arsentiev'in Son Saatleri Francys Arsentiev ve eşi Sergei, Everest'i fethetmek isteyen meraklı tırmanıcılardı. Francys, oksijen tüpü kullanmadan Everest'e tırmanan ilk Amerikalı kadın olmayı hedefliyordu. İki başarısız denemeden sonra nihayet zirveye ulaştı; ancak başarısını kutlayamadı.Francys, bilincini kaybetmeye başladığı sırada 2 dağcıyla karşılaştı ve Beni burada bırakmayın, ölüme terk etmeyin. diye mırıldandı. Dağcılar Francys'e yardım etmek için çok uğraştılarsa da acı verici bir kararla onu terk etmek zorunda kaldılar. 3# Tırmanışı esnasındaki tartışmalı ölümüyle David Sharp 2006 yılında İngiliz dağcı David Sharp Yeşil Botlar ın olduğu yerde dinlenmek için durdu, bacaklarını göğsüne çekti, kafasını dizlerinin üzerine koydu ve bir daha uyanamadı...Sharp'ın ölümü dünyada çok konuşuldu; çünkü 40'tan fazla dağcı Sharp'ın mırıldandığını duymasına rağmen ona yardım etmedi. Zirveye ulaşan ilk kişi Edmund Hillary tepkisini belirtmek için bu acı durumla ilgili şöyle dedi: Bir insan hayatı bir dağın tepesine çıkmaktan çok daha önemli. 4# Belki de Everest tarihini değiştirecek kişi George Mallory Tırmanışını 1924'te gerçekleştiren Mallory'nin cesedi 75 yıl sonra bulundu. George Mallory'nin zirveye ulaşıp ulaşamadığı hala gizemini koruyor. Belki de zirveye ulaşan ilk insan olan Mallory'nin, düşme kaynaklı kafa travmasından hayatını kaybettiği tahmin edilmekte. 5# Everest'te ölen ilk kadın: Hannelore Schmatz 1979 yılında aşırı soğuğa maruz kalmaktan hayatını kaybeden Alman dağcının son sözlerinin Su...su olduğu söyleniyor. Zamanla Alman Kadın olarak anılan Hannelore Schmatz'ın dinlenmek için sırt çantasına yaslanarak oturması değişik bir pozisyonda donmasına neden olmuş. 6# Zirve yolculuğunda bir İngiliz pilot: Maurice Wilson Wilson, George Mallory'nin başarısız olduğu yeri aşıp zirveye ulaşabileceğine inanıyordu ve 1934'te gerçekleştirdiği tırmanışı sırasında kar fırtınasından hayatını kaybetti. Ölümünden sonra tırmanış serüvenini sırt çantasında bulunan günlüğüne aktardığı tespit edildi. 7# Amacına ulaştı ve tebessüm ederek öldü. 2002 yılında Marco Siffredi ve arkadaşı snowboard yaparak 12 saatte zirveye ulaştı. Çok yorgun hisseden Siffredi'nin son sözleri Yorgunum... Aşırı kar... Aşırı tırmanış... oldu ve inişini gerçekleştiremeden yüzündeki gülümsemeyle sonsuza uğurlandı. 8# 1996 Everest faciasında yaşamını yitiren Yasuko Namba 1996 İlkbahar ayı, Everest Dağı'nın en karanlık zamanlarından kabul edilir. Çıkan kar fırtınası nedeniyle maruz kaldığı yerde yorgunluktan hayatını kaybeden Yasuko Namba, ölen 8 dağcıdan sadece biri. 9# Everest'te tüyler ürpertici bir buluşma Everest, Seven Summits Challenge ın dördünü tamamlayan Peter Kinloch'ın beşinci zirve yolculuğuydu . Zirveye ulaştıktan sonra fenalaşan Kinloch'un, inişte gözleri görmemeye başladı. 12 saat boyunca 3 şerpa tarafından ilaç ve oksijen verildi; ancak hava kararmaya başlayınca şerpalar bölgeden ayrıldılar. Aylar sonra Kinloch'un arkadaşı, Rodney Hogg Everest'te tırmanışı esnasında Peter'ı görür görmez tanıdı ve ekledi: Onu görür görmez Peter olduğunu anladım, sanki sırt üstü uzanıyordu. 10# NASA görevi için araçları test ederken hayatını kaybeden Astronot Karl Gordon Henize 1993 yılında uzun mesafeli görevlerin insan vücudunun dokusuna etkilerini incelemek için NASA cihazını farklı yüksekliklerdeki radyasyona tabi tutmaya çalışan Henize, kampın ikinci gününde yüksek rakımdan dolayı rahatsızlandı ve yaşamını yitirdi. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/evin-isigini-kesecek-diye-chelseanin-yeni-stadina-onay-vermeyen-komsu-ikna-edildi/", "text": "Chelsea'nin 500 milyon euro'ya mal olacak yeni stat projesinin önündeki en önemli engel kalktı. Crosthwaite ailesi projeye oturdukları evin güneş ışığını keseceği gerekçesiyle onay vermiyor ve 20 milyon Pound talep ediyordu. İngiliz basını ailenin ikna edildiğini ve projeye vetoyu kaldırdığını yazarken, anlaşmanın nasıl sağlandığı açıklanmadı. Chelsea'nin yeni stat projesinin önündeki en önemli engel kalktı. Work can now start on Chelsea's new £1bn stadium at Stamford Bridge. They've settled a dispute with a neighbour who objected to the construction. Full story: https://t.co/bqq8leti1r pic.twitter.com/maU4B3smHl BBC Sport March 16, 2018 AİLE TUTARI KABUL ETMEDİ Crosthwaite ailesi, Chelsea'nin 500 milyon euro'ya mal olacak yeni 60 bin kişilik stadının evlerinin güneş ışığını keseceği gerekçesiyle yargıya başvurmuştu. Chelsea'nin aileyi ikna etmek için 1 milyon Pound önerdiği ama ailenin 20 milyon Pound talep ettiği İngiliz medyasına yansımıştı. BEŞ ODAMIZIN IŞIĞINI KESECEK 69 yaşındaki emekli Bankacı Nicolas Crosthwaite, 50 yılı aşkın bir süredir bu evde yaşadığını belirterek, Yeni stat, evimin en az beş odasının güneş ışığı almasını engelleyecek. Ben de, eşim de, çocuklarımız da bunu kabul edemeyiz demişti. Uzun görüşmeler sonunda taraflar arasında uzlaşma sağlandığı ve ailenin mahkeme başvurusunu geri çektiğini yazan İngiliz gazeteleri, aile ve Chelsea arasındaki anlaşmanın finansal detaylarının gizli tutulduğunu belirtti. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/evinde-400-kilo-posta-bulunan-postaci-yeterli-maas-vermiyorlardi-dagitimi-biraktim/", "text": "İtalya'nın Torino kentinde, eski bir postacının evinde 400 kilogram ağırlığında dağıtılmamış posta bulundu. İtalya polisi, adı açıklanmayan 33 yaşındaki eski postacının, maaşı çok az olduğu için dağıtması gereken postayı yerlerine ulaştırmadığını söyledi. Geçen yıl işini bırakan eski postacının sakladığı postalara, yoldaki rutin bir polis aramasında rastlandı. Polis, aracın arka koltuğunda 20 santimetrelik bir bıçakla, 70 adet mektup bulunduğunu söyledi. KREDİ KARTLARI, BANKA EKSTRELERİ, FATURALAR BULUNDU Bir şeylerin ters gittiğini hisseden polis, daha sonra eski postacının evinde arama yaptı ve 40 kutu daha dağıtılmamış, kredi kartı ve banka ekstreleri, faturalar ve özel mektuplar buldu. Yetkililer, Yeterli maaş vermiyorlardı, ben de dağıtımı bıraktım dediği belirtilen eski postacının 'hırsızlık', 'iletişimi engellemek' ve 'silah taşımak' ile suçlandığını açıkladı. Geçen Ocak ayında da 56 yaşındaki bir eski postacının, Vicenza kentindeki evinde 500 kilo dağıtılmamış posta bulunmuştu. 2013'te de Sardunya Adası'ndaki bir eski postacıda 4 yıl boyunca dağıtılmayan 400 kilo postaya rastlanmıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/evlenip-kisa-yoldan-zengin-olmus-10-servet-avcisi/", "text": "İzdivaç programlarında zengin eş arayanların, 2.500 TL benim arabamın benzinine yetmez diyenlerin dünyasında yaşadığımızdan bu servet avcıları bizlere çok şaşılacak gelmeyecek. Aralarında ünlü aktörlerin de bulunduğu bir grup -saf mı desem artık gözleri aşkla kör edilmiş mi desem bilemedim- insanın elinde avucunda ne varsa yiyenleri listeledik: 1- Mel Gibson'dan önce de ünlülerle evlenmiş olan, Mel'e 15 milyon dolarlık bir boşanmaya mal olan kadın: Oksana Grigorieva 2- Amy Irving, Steven Spielberg'den boşanırken 100 milyon dolar aldı. 3- Alfonso Diez ve Cayetana Fitz-James Stuart çiftini görünce aşkın gözü kör diyebilirsiniz ama hiç de öyle değil. Alba Düşesi 85 yaşındayken ona yaklaşan Alfonso 4.7 milyar dolarlık mirasın peşinde diye basında çok fazla yazı çıkınca; düşes tüm parayı hayır kurumlarına bağışladı. Ama Alfonso'yu da gördüler tabii 🙂 Aristokrat olarak yaşıyor kendisi. 4- Courtney Stodden 16 yaşındayken 51 yaşındaki milyoner Doug Hutchinson ile evlendi mahkemelere düştü. Ama aile cüzdanını doldurduğundan bir şekilde evlilikleri geçerli oldu. Sonrasında ayrıldılar ama kız şöhret olmuştu bir kere. 5- V. Stiviano ve NBA'in ünlü ismi Donald Sterling'in evliliği de buram buram para kokanlardan. Yalnız bir ara Donald'ın başı ırkçı söylemler nedeniyle belaya girdi, o ara akıllı kızımız Stiviano yanlış hamleler yaptı o gül gibi hayattan oldu. 6- Heather Mills, Paul McCartney'nin 30 yıllık eşinin ölümünün ardından Paul ile evlendi. Parayı düşünmediğini söyleyebiliriz başlarda ama ününden faydalanma konusunda hiç geri kalmadı. AYRILIRKEN İSE 250 milyon dolar istedi, 50 milyon dolar alınca üzüldü. 7- Anna Nicole Smith 24 yaşındayken J. Howard Marshall 90 yaşındaydı. Howard dünyaca ünlü bir petrol şirketinin sahibiydi, evlilikten sonra çok yaşamadı ama tahmin edebileceğiniz gibi ailesi Anna'ya 800 milyon dolarlık mirasın tamamını bırakmadı. Yine de güzel bir para kazandı. 39 yaşında yüksek doz uyuşturucudan öldü. 8- Tracey Edmonds bu işin üstadı! Babyface, Eddie Murphy, Deion Sanders her evlilikten GÜZEL ayrıldı. 9- Elin Nordegren kendisini aldattığı gerekçesiyle Tiger Woods'tan ayrılırken 100 milyon dolardan fazla para aldı. 10- Sürpriz! Listeyi Elton John ile bitiriyoruz. David Furnish, John'dan ayrılınca milyon dolar tazminat vs almadı ama sıradan bir reklamcıyken dünyanın gündemine oturdu ve bu ün ona ÇOOOK para getirdi. Image credits and H/T: Dose"} {"url": "https://www.thegeyik.com/evlilik-plani-yapan-ciftleri-evlilikten-sogutacak-birbirinden-tuhaf-8-gelenek/", "text": "Kendine uygun bir eş bulan herkesin hayali hiç kuşkusuz evlenmektir. Ancak kimi ülkelerde evlenmek o kadar da kolay değil. Öyle adetler öyle gelenekler var ki gençleri evlenmekten vazgeçtim dedirtecek cinsten. İşte Evlilik Planı Yapan Çiftleri Evlilikten Soğutacak Birbirinden Tuhaf 8 Gelenek; 1# Pakistan Damat adayı kızın aile büyükleri tarafından akıl almaz bir sınavdan geçirilir. Gelin evine ziyarette bulunan damada, gelinin aile büyükleri akıl almaz hakaretlerde bulunur. Eğer damat bu hakaretlere katlanabilir ve soğukkanlı duruşunu bozmazsa, sınavdan başarıyla geçmiş sayılır. 2# Guam Çok ilginç ama Guam'da bakirelerin evlenmesi yasaktır. Bu yasağı çiğnemek istemeyen para karşılığı hizmet veren erkeklerden yardım alarak bakirelik problemini çözmektedir. 3# Moritanya Moritanya'da gelinin evlenmeden önce 60-100 kilo aralığına ulaşması adına damadın ailesi tarafından beslenmesi gerekmektedir. Yemek yemeyen ve istenen kiloya ulaşamayan gelin cezalandırılmaktadır. 4# Kolombiya Kolombiya'da geredek gecesine gelinin annesinin şahitlik etmesi gerekmektedir. Bu şahitlik için gelinin annesi gerdek odasındaki yatağın kenarına oturur ve ilk ilişkiyi gözlemler. 5# Hindistan Gelin ve damat için yakılan kutsal ateşin etrafına minderler dizilir. Kutsal ateşin etrafında 4 tur attıktan sonra mindere ilk olarak kim oturursa, evlilik boyu onun sözü geçer. 6# Kuzey Kore Kuzey Kore evliliklerin kaz ve ördek oldukça önemlidir. Eski çağlarda damatlar, gelin evine ayağına bağlanan bir kazla girerken; şimdilerde canlı kaz yerine tahta ördekler kullanılmaktadır. Evlilik öncesi çiftin evine yerleştirilen tahta ördek düz konursa iyi anlaşıldığının, ters konulursa kavga edildiğinin göstergesi olarak kabul edilir. 7# Vikingler Vikinglerde gelinin açık arttırmayla satılması esastır. Beğendiği kızın babasına para teklif eden damat adayı, gelinini en uygun fiyata almak için kızın babasıyla kıyasıya bir pazarlığa girişir. 8# Bosna Hersek Kendini ispatlamak isteyen damat adayı, kızın evine giderek aile büyükleri ile sıkı bir tartışmaya girer. Bu tartışma sonunda damada kahve ikram edilir. Gelen kahve tuzlu ve ekşiyse damat reddedilmiş, tatlıysa uygun görülmüş anlamına gelir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/evlilik-teklifini-tek-tas-yerine-tek-disle-yapan-adam/", "text": "Evlilik teklifini eskiden alyansla ederlermiş, sonra taş geldi tek taş, sonra o da yetmedi. Önce büyüdü şimdi ise kocaman oldu o taş ve yanındaki arkadaşlarıyla TAŞLAR oldular. Bu hikayede ise kahramanımız tek taş yerine ilginç bir yüzükle evlenme teklif ediyor. Lucas Unger ve Carlee Leifkes çifti evlenmeye karar verdiklerinde henüz bu diş olayı ortada yokmuş ama sonradan ne olduysa bir fikir gelmiş bizim abinin aklına, yirmilik dişi hatta onların deyimiyle akıl dişini bu iş için kullanmış. Abimizin diğer numarası ise Leifke kızımızın ailesinin önünde ve Halloween yani cadılar bayramında evlilik teklif etmek olmuş. Hanım kızımız Leifke'nin 20lik dişinden yapılan bu yüzüğü ve evlenme teklifini duyunca tepkisi ise olumlu olmuş. Hatta üstteki fotoğrafta gördüğünüz gibi kız mutluluktan uçmuş. Ne diyelim tek taş parası biriktireceğim diye evlenemeyenlere ilham olsun! Hoş karşı taraf o dişi kafanızda da kırabilir 🙂 H/T: Boredpanda"} {"url": "https://www.thegeyik.com/evlilikleri-kotu-gidiyor-diye-aileye-baska-bir-kadin-daha-dahil-etti/", "text": "California'nın Huffington Beach bölgesinde yaşayan Matthew Catano ve eşi Michelle Catano çifti 10 yıl önce tanıştı ve evlendi. Çift, sonraki yıllarda evliliklerinin giderek kötüleşmesine çözüm olarak, kendi ifadeleriyle 'aileye bir kadını' daha dahil ederek çözdü. California'nın Huffington Beach bölgesinde yaşayan Matthew Catano (31) ve eşi Michelle Catano (30) çifti 10 yıl önce tanıştı ve evlendi. Çift 10 yıl sonra internet sitesi üzerinden Courtney (26) ile tanıştı. Courtney bir anda ailenin bir parçası oldu. Courtney, Matthew ve Michelle hallerinden gayet memnun olduklarını savunuyor. Mathew ve Michelle'nin çocukları Dario (7) ve Anthony (2) ikisine de anne diye sesleniyorlar. Matthew kendisinin sevgi ve ilgiye muhtaç bir insan olduğunu, dolayısıyla iki kadından sevgi ve ilgi görmesinin onun kendine güvenini güçlendirdiğini ve mutlu ettiğini söylüyor. Onlar da diğer aileler gibi tatile gidiyor, insanlarla tanışıyor. Hatta geçtiğimiz Nisan ayında aynı kendileri gibi bir üçlü çift olan Buddy, Rose ve Sully ile tanışmışlar. Courtney, Matthew, Michelle ve çocuklarla geçirdiği 6 ay sonunda yaptığı paylaşımında Bu benim normalde yapmayacağım bir şey. Fakat bu insanlara gönlümü tamamen kaptırdım. Muhteşem bir 6 ay geçirdim ve gelecekte bizi nelerin beklediğini sabırsızlıkla bekliyorum. Onları ve çocukları çok seviyorum. Hayatıma girdikleri için çok minnettarım. diyor. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/evsizlere-sik-sac-kesimleri-yaparak-yasama-kazandiran-koca-yurekli-berber/", "text": "İnsana ve insanlığa olan inancımızı körükleyecek başka bir içerikle karşınızdayız. Sokak sokak dolaşan ve evsizleri şık saç kesimleri uygulayan koca yürekli berber, zor durumdaki bu insanların yaşama tekrar bağlanmalarına yardımcı oluyor. Madde bağımlılarıyla, alkoliklerle ve uyuşturucu bağımlıları ile ile yakında ilgilenen koca yürekli berber yaptığı bu etkinliğe Clean Cut Clean Clean Start adını veriyor. Bir dönem uyuşturucu problemi yaşayan berber Sobani, yaptığı bu etkinlik ile insanları kendi düştüğü hatalara düşmemelerini sağlamak için çaba gösteriyor. 1# Bu yolla insanları gülümsetiyor Sobani 2# Onlara yeni bir başlangıç şansı veriyor 3# Kendilerinden nefret etmelerinin önüne geçiyor 4# Bir bağımlının sadece yeni saç kesimi nedeniyle bir ay boyunca uyuşturucudan uzak durduğunu belirten Sobani 5# Yaşattığı bu tecrübe ile insanları kötü alışkanlıklardan uzak tutmaya çalışıyor 6# 7# Sobani'ye göre yeni saç kesimi insanlara özgüven veriyor ve kendilerini özel hissetmelerini sağlıyor 8# Yaptığı bu etkinliğin kendisine para ile satın alınmayacak etkileşimler yarattığı belirten Sobani, 9# Tutkusunu sürdürmek ve insanları mutlu etmek adına var gücüyle çalışmaya devam edeceğinin sözünü veriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/eylul-ayinin-secimi-en-iyi-10-tech-house-track/", "text": "Dennis Cruz Beatport'un Tech House kategorisinde ilk 100'de birkaç parça ile yer almakta her zaman ki gibi, ve yeni çıkan 2. olarak sıraladığım parçası fazlaca yeni olduğu için Youtube'da bulamadım 🙂 ve Rene Ames uzun bir aradan sonra tekrar sahalarda diyebiliriz 2007 yılı civarı yaptıkları sound çok güzeldi bence ama ne yazık ki istedikleri geri dönüşü alamadılar ama şu sıralar tekrar listelere girdi. 1. The Deepshakerz We Are 2. Dennis Cruz Bad Behaviour 3. Manu Desrets Track This https://www.youtube.com/watch?v=6vwp4VobGPM 4. Markus Homm Come Into My Life https://www.youtube.com/watch?v=A5t8pmmT_mE 5. Wade Disco Breakin 6. Noir Fabulous 7. Betoko Evaporate https://www.youtube.com/watch?v=FeTQ_Hl5dOY 8. Matan Caspi The Sultan 9. Super Flu Do Ex 10. Rene Amesz Mind, Body & Soul"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ezhel-ismiyle-taninan-unlu-rapci-omer-sercan-ipekcioglu-tutuklandi/", "text": "Müzik dünyasında 'Ezhel' adıyla tanınan, şarkı videoları milyonlarca kişi tarafından internette izlenen ünlü rapçi Ömer Sercan İpekçioğlu, bazı şarkılarında uyuşturucu kullanımını özendirdiği ve kullanımını kolaylaştırdığı iddiasıyla gözaltına alındı. TUTUKLANARAK CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ Sahnede Ezhel adını kullanan İpekçioğlu, İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ndeki sorgusunun ardından çıkarıldığı adliyede tutuklanarak cezaevine gönderildi. NARKOTİK EKİPLERİ, KADIKÖY'DE GÖZALTINA ALDI Narkotik ekipleri, Kadıköy'de önceki gün düzenlediği operasyonla İpekçioğlu'nu gözaltına aldı. İpekçioğlu, yapılan sağlık kontrolünün ardından sorgulanmak üzere Emniyete götürülerek oradan da adliyeye sevk edilmişti. UYUŞTURUCU KULLANIMINI ÖZENDİRMEK SUÇLAMASINDAN TUTUKLANDI Savcılıkta sorgulanan İpekçioğlu, tutuklanması talebiyle nöbetçi mahkemeye çıkarıldı. Nöbetçi mahkeme İpekçioğlu'nu, Uyuşturucu kullanımını özendirmek ve kolaylaştırmak suçlamasıyla tutuklayarak cezaevine gönderildi. ŞEHRİMİN TADI ŞARKISI 31 MİLYON KEZ İZLENDİ İlk albümünü 2017 yılında çıkaran Ezhel'in Şehrimin tadı adlı şarkısının videosu internette 31 milyon kişi tarafından izlendi. İlk albümü Müptezhel'le büyük bir çıkış yakalayan Ezhel, Ağustos ayında Macaristan'da Sziget Festivalinde sahne alacaktı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ezo-beethoven-da-unlu-ama-tiklanmasi-kac/", "text": "Ezo'nun Hürriyet'ten Hakan Gence'ye verdiği ve oldukça ilginç diyaloglardan oluşan bu röportaj son günlerde okuduğunuz en ilginç şeylerden biri olabilir. Azerbaycan'da sahne alırken keşfedildi. Rafet El Roman'la düeti 'Kalbime Sürgün'le tanındı. Üç yıl sonra 'Son Kez' isimli single'ıyla bambaşka bir kadın olarak karşımızda. Ezo kendini Yenilendim. Eğer değişmemiş olsaydım o zaman bende büyük bir sıkıntı var demek olurdu diye özetliyor. Sizi Rafet El Roman 'Kalbime Sürgün' düetiyle tanıdık. Ardından onun prodüktörlüğünde bir albüm çıkardınız. Şimdi rüzgar farklı yönden esiyor. Artık Bedük'e emanetsiniz. Neden bu sefer şarkının sözlerinden düzenlemelerine kadar hiçbir noktada Rafet El Roman imzası yok? İstanbul'a geldiğim ilk yıllarda Rafet'e vokal yaptım. Sonra 'Kalbime Sürgün' şarkısını proje olarak çıkardık. Bu bilinçli bir projeydi. Keşke gerçek anlamda birilerine emanet olabilsem. Yeni single çalışmam 'Son Kez'in prodüktörlüğünü Bedük'ün şirketi, düzenlemesini de Bedük yaptı. Onun enerjik tarzı benim içimde saklı kalan kadını çıkardı. Sorunun cevabına gelirsek, biz uzun zaman önce Rafet El Roman ile yollarımızı ayırdık. Neden? Özel bir nedeni yok. Anlaşmamız bu şekildeydi. Proje bitti, yollarımızı ayırdık. Yedi yıldır Türkiye'desiniz... Azerbaycan'da müzik yapmak yerine neden Türkiye'ye geldiniz. Bu işler burada daha mı kolay ilerliyor? Hayır. Zaten Azerbaycan'da sahneye çıkıyordum. Baku'da Rafet sahne aldığım mekana beni dinlemeye gelmişti. Sonrasında projesinden bahsetti ve beni İstanbul'a davet etti. Zaten Türkiye'yi çok seviyordum. Gelen teklifin beni hayallerime yaklaştıracağını düşündüğüm için bunu kaçıramazdım. HEM FİZİKSEL, HEM RUHSAL OLARAK DEĞİŞTİM Malum müzikte 'tık' devri... Yeni nesil popçular kapıyı 100 milyon izlenmelerden açıyor... Siz yeni şarkınızla bu rekabet ortamında nerede durursunuz? Tıklamaların çoğunun gerçeği yansıttığını düşünmüyorum. Hele bazıları, dünyaya kendini ispatlamış şarkıcılarda bile o kadar tıklama sayısı yok. Bu biraz kendini tatmin etmek gibi geliyor bana. Ayrıca fazla tıklanan şarkının çok iyi, az tıklanan şarkının çok kötü olduğu söylenemez. Bununla ilgili çok örnek var. Beethoven'ın çalışmalarını milyonlar bilir ama kaç kişi açıp dinler? Ve tıklamaları kaç? Neler değişti sizde? Yenilendim. Kendimi ergenlikten çıkan genç bir kadın olarak görüyorum. Bu da hepimizin yaşadığı bir süreç. E, üç yıl büyük bir süre. Eğer değişmemiş olsaydım o zaman bende büyük bir sıkıntı var demek olurdu. Seksi olmanın sizin sözlüğünüzdeki karşılığı ne? Benim için kadındaki en büyük seksilik, özgüvenli, sapa sağlam, kendi ayakları üzerinde, tırnaklarıyla kazıya kazıya bir yerlere gelmiş kendini yenileyen kadın. Ve tabii zekasıyla, bilgisiyle, donanımıyla büyüleyen kadın. Aynı benim gibi . Ben müziğimin yarattığı kadınım. Kendimi kalıpların içine sokmayı sevmiyorum. Ruhum gibi müziğimi ve tarzımı da özgür bırakıyorum. Bundan sonra da daha çok seksi kadın olarak göreceksiniz. EZO Kimdir? ** Ailem Baku'da yaşıyor. Dört kardeşiz. Babam Avukat. Annem önceden ticaretle uğraşırdı. Çok yaramaz bir çocuktum. Annem hep Seni büyütene kadar 50 çocuk büyütürdüm diye söylenirdi. Sokakta gördüğüm her hayvanı eve getirirdim. Kaybolmalarım meşhurdu. Hatta bir gün büyükannemin çiftliğinde saklanmışım. Sonra beni tavuk kümesinde bulmuşlar. Ben tavuğun yumurtasının üzerine çömelmiş duruyorum. Büyükannem Niye öyle duruyorsun dediğinde tavuk yumurtaları terkettiği için civciv çıkana kadar yumurtaların üzerinde ben duracağım demiştim. 2007'de Azerbaycan Tıp Fakültesini kazandım. Okula bir sene devam ettim. İstanbul'dan şarkıcılık üzerine teklif gelince yarıda bırakıp Türkiye'ye yerleştim. EN ÇOK ŞAŞIRDIĞI ŞEY Türkiye'ye geldiğimde beni şaşırtan olay 'tükenmişlik sendromu' olmuştu. Kime Nasılsın? desem Depresyondayım cevabını aldım. Bunu anlamak için yüzlerce kitap okudum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/facebook-hollywood-ile-anlasti-netflixe-rakip-oluyor/", "text": "Sosyal medya devi Facebook Hollywood stüdyolarıyla internet dizisi ve programları çekmek için masaya oturdu. Facebook bu hamlesiyle Netflix ve Amazon'a rakip olmayı hedefliyor. Planlanan yapımlar için, bölüm başına 3 milyon dolarlık bütçe ayrıldığı belirtiliyor. Facebook bu yapımlarla 13 ile 34 yaş arasındaki genç izleyici kitlesine ulaşmayi hedefliyor. Ancak şirket rakip olmayı düşündüğü online video izleme servisi Netflix'in aksine, tüm sezonu bir kerede yayınlamaktansa, klasik TV dizileri gibi bölüm bölüm yayınlayacak. Yapım süreci başlanan ilk işlerden birisi Last State Standing isimli yarışma programı. Bir diğeri ise Strangers isimli dizi. Zuckerberg, bu gelişmeyi Facebook hesabından duyurarak, Bu sabah itibariyle, Facebook 2 milyar kullanıcıya ulaştı. Dünyayı birleştiren bir ilerleme kaydediyoruz ve şimdi de dünyayı birbirine yakınlaştıralım. Bu yolculukta sizlerle birlikte olmak bir onurdur. açıklamasını yaptı. Facebook'un yapmayı planladığı bir diğer program ise Komedyen James Corden'in kendi talk show'unda kullandiği ve internette de oldukça popüler olan carpool karaoke adli bölümün uyarlamasi olacak. Facebook kendi yapımlarından elde edeceği kullanıcı verilerini de Hollywood ile paylaşacak. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/facebookta-avataria-tehlikesi/", "text": "Ekşisözlük yazarlarından Soğuk Ülke'nin yazdığı bu gerçek hikaye çocuklarımızın nasıl tehlikelerle karşı karşıya olduğunun bir örneği niteliğinde: 9 yaşında bir yeğenim var. genelde gün içinde minimum 1 saat internete girme hakkı vermiş ebeveynleri. o da her çocuk gibi, facebook'ta arkadaşlarıyla sohbet ediyor. dün internetteyken yanına oturup neler yaptığına bakmak istedim. benim yarım aklımda bir çocuk facebookta en fazla bebek giydirip, araba yarışı falan oynar çünkü. ekranda avataria diye bir oyun açık, bir sürü avatar oradan oraya yürüyerek sew olmak isteyen, benim evde parti var hadi aşkım gel yaza yaza dolaşıyor. önce onları oyun içerisinde bağımsız hareket eden bot hesaplar sandım. sonra biraz daha yakından bakınca, kişilerin birbiri ile gayet anlamlı bir biçimde iletişim kurduğunu farkettim. hem de ne iletişim! yeğenime bana oyunu anlatmasını, beğenirsem oynayabileceğimi ve ona ihtiyacı olan can, hamle ya da malzeme vs yardımı yapabileceğimi söyledim. bizim kafa kalmış tabii çiftlik candycrash oyunlarında. burda dedi, güzel giyiniyorsun. görevler var onları yapıyorsun, sonra klube gidip kendine bir sevgili buluyorsun. tam o sırada yanına bir avatar gelip, onunla evlenmek istediğini söyledi. allahım bizimki bir panik, bir mutlu! dedim tanıyor musun? hayır, dedi. tanışacağız. şöyle arkama yaslanıp yeğenimin yüzüne baktım. o heyecanla klavyeye abanmış yazmakla meşguldü. 9 yaşında lan daha! 9! neyse vesselam, karşıdaki şahıs, yeğenime sorular soruyor. nerde okuyosun, kaç yaşındasın vs. bizimki de cevap veriyor. bizimki yazıyor 9 yaşndym karşıdan cevap geliyor: demek 9 yaşındasın. ben de 11 yaşındayım bi dakka dedim, bu kişi 11 yaşındaysa, ben henüz doğmadım! hemen pc başından kaldırdım yeğenimi. kendi facebook hesabımı açtım, oyunu buldum ve oynamaya başladım. benim avatarı gayet hanım hanım giyimli, gözlüklü bir tip yaptım. yeğenim atıldı hemen: ah ya! çok çirkin bir kız oldu bu. kimse bakmayacak sana! neyse efenim, oyun içinde bir kaç çer çöp toplayıp başlangıç görevlerini bitirince, hemen parka gidip bir arkadaş edinme görevi geldi. parka gittik. daha gireli iki dakika olmadı ki, biri yanıma geldi. slm yazdı. slm dedim. arkadaş olalım dedi. olur dedim. istek gönderdi kabul ettim. hadi bana gel dedi. o gitti, ben yeğenimin yardımıyla onu takip etmeyi öğrendim. evi olarak dekore ettiği bir odaya girdik. kaç yaşındasın dedi. 9 dedim. tamam, ben de 11, hadi oynayalım. dedi. ne oynayacağız ben daha yeniyim. bilmiyorum oynamayı dedim. tamam ben sana öğreteceğim. dedi. ekranın üst köşesinde *** seni öpmek istiyor diye bir pencere açıldı. kabul ettim. bundan sonraki diyalogları aynen yazıyorum: *** hadi üstümüzü çıkaralım. gibi insin diye paylaşıyorum burda! çocukların gerçekte öğretmenleri, akrabaları, hatta öz babaları tarafından 5'er 10'ar taciz edildiği ülkemde, sanaldan bişey olmaz diyen olursa bu yazının altında, peşin peşin belasını versin! hadi, kalın sağlıcakla! https://www.ihbarweb.org.tr/ adresine bu ve benzeri oyunlarla ilgili şikayette bulunabilirsiniz. ekşisözlük ve bu gerçeği duyuran arkadaşa sonsuz teşekkürlerimizle."} {"url": "https://www.thegeyik.com/farkli-geleneklerin-guzelligini-yansitan-20-buyuleyici-gelinlik/", "text": "Evlilik dünyanın hemen hemen her yerinde benzer duyguları çağrıştıran aile olma bilincini aşılayan bir kurum. Ama gelenekler ve görenekler bu kuruma giden yolu farklı kılıyor. Gelinlerin giydiği kıyafetler ve altlarında yatan incelikler de bu farklılığı güzel kılan şeylerden biri. 1BULGARİSTAN Geleneksel bir gelinlik, köy düğününde kullanılmış. Özellikle erkek kardeşin kurdelayı bağlaması ve takılar Türkiye'deki düğünleri farklı kılan olaylardan. BALDIZ faktörüne burada girmeyelim, yolculuğa devam edelim. Doğu ve batı birleşmiş bu kıyafette, değerli takılarla da süslenmiş. Makyajlar! Yüzleri süslü örgülerle kapatılmış. O kırmızı! Solah Shringar adı verilen geleneğe göre en az 16 takı takıyor. 7NUBİA 8ERİTREA Düğün tahta çıkış töreni gibi yapılıyor. Tuva Cumhuriyeti'nden Nomadic hayatı yansıtan kıyafetler ve düğün yemeği. 10TİBET Şans dilekleri arasında Buddha detayları ve renkler. 11FİLİSTİN 12PERU Düğünde kırmızı ve siyah giymek adetten. 13ÜRDÜN Beyaz; uyum ve güveni temsil ediyor. 14MALİ 15KORE Hanbok adı verilen geleneksel kostümle evleniyorlar. 16JAPONYA Kimono giyinmeyi ihmal etmiyorlar. Tsunokakushi adı verilen kafasındaki beyaz şapkavari şey ise eşine sadık bir gelin olacağını sembolize ediyor. 17NİJERYA Renkli ve geleneksel öğelerle bütünleşmiş gelinlikler kullanılıyor. 18ÇEÇENİSTAN Açık renk gelinlikler tercih ediliyor. 19IRAK Irak düğünleri gelinin kıyafet değiştirmesiyle ünlü. Bir düğünde 7 kıyafete kadar değiştiriyorlar. 20İTALYA via brightside.me İtalyan gelinler yeşilin uğur getirdiğine inanıyorlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/farkli-tarzda-bir-dizi-arayanlara-ozel-son-of-zorn/", "text": "Gerçek görüntüleri animasyonla bir araya getiren Son of Zorn, uzak diyarlardaki kahramanlıklarının ardından ailesinin yanına dönen bir savaşçının komik macerasını anlatıyor. Son of Zorn, 22 Temmuz Cumartesi günü saat 20.40'ta FX ekranlarında izleyicileriyle buluşuyor. Live-action ve CGI animasyonu bir araya getiren yepyeni türdeki dizi Son of Zorn, bir animasyon karakteri olan ve yıllar önce dünyayı kurtarmak üzere ailesini terk eden Zorn'un hikayesini anlatıyor. Pasifik Okyanusu'ndaki uzak bir adadan Orange County'deki ailesine uzun yılların ardından dönen Zorn, ailesi ile kopan bağlarını yeniden kurmayı hedeflemektedir. Eski karısını ve ergen oğlunu yeniden kazanmaya çalışan Zorn, banliyö hayatının, yaratıklarla savaşmak veya savaşlarda kahramanlık göstermekten çok daha zor olduğunu kısa süre içerisinde anlayacaktır. Bir şirkette iş bulması ve güvenilir biri olduğunu gerçek birer insan olan karısına ve oğluna ispatlaması gereken Zorn'u birbirinden komik maceralar bekliyor. Farklı bir teknikle hazırlanan yeni dizi Son of Zorn 22 Temmuz Cumartesi günü saat 20.40'ta FX'te!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/farkli-ulkelerin-guzellik-anlayisi/", "text": "Güzellik dediğimiz şey bakanın gözlerinde değil midir? Kim olursak olalım ya da nerede yaşarsak yaşayalım her insan farklı güzellik anlayışına sahip. Birçok yönden bakıldığı zamansa güzellik, kültürel bir sembol olarak ele alınmış ve büyük ölçüde sosyal normlara bağlı gösterilmiştir. Esther Honig isimli bir sanatçı kendisine bir model seçerek güzelliğin farklı gruplara göre nasıl değiştiğini bizlere göstermek istemiş. Seçtiği modelin fotoğrafını dünyanın dört bir yanına göndermiş ve gönderdiği kişilerin bu fotoğrafı yaşadıkları ülkelerin güzellik anlayışına göre düzenlemesini istemiş. Aldığı geri dönüşleri de şu şekilde sıralamış: Öncelikle modelin orijinal fotoğrafını gösterelim 1- Arjantin Fotoğraftan da görüldüğü üzere Arjantin'de daha zayıf bir model tercih edilmiş. 2- Güney Afrika Burada ise daha zayıf ve Arjantin'in tercih ettiğinin aksine daha açık tenli. 3- Venezuela Venezuela orijinali gibi balık etli seviyormuş demek ki ama biraz daha büyük göğüslüsünden. Bir de esmer tabii. 4- İspanya Eğer bir gün yolunuz İbiza'da bir partiye düşerse gidip gidebileceğiz her mekanda bu vücut standartlarındaki kadınlarla karşılaşmanız muhtemel. Tam anlamıyla bir İspanya güzelliği. 5- Amerika Hem muhteşem kıvrımlara sahip hem de ince belli olmak? Tam da Amerika'nın standartlarına göre bir vücut standartı. Bilen bilir Amerika her şeyi ister! 6- Çin Ve Çin! Resmen bir deri bir kemik kalmış modelimiz. 7- Kolombiya Kolombiya kızıl saçlı seviyor anlaşılan. Ten rengi olsun saç rengi olsun tam bir 'ginger' olmuş. Vücut ise güzel şekillere sahip ve sağlıklı görünüyor. 8- Filipinler Kalçalar biraz daha küçük, bel biraz daha ince ama diğer kalan kısımlar ise oldukça orantılı bir şekilde photoshoplanmış. 9- Hollanda Hollanda vücudu değiştirmekle kalmamış iç çamaşırlarını değiştirmiş bir de bot giydirmiş kızımıza. Kolombiya gibi kızıl saç seviyorlarmış demek ki. Eh biraz da balık etli. 10- Peru Göğüs kısmı biraz zayıflatılmış ama geri kalan kısımlar geniş kıvrımlara sahip. Gözleri fark etmişsinizdir zaten. 11- Suriye Çatal'a noldu yaa? Sanırım biraz kötü bir photoshop olmuş. Geniş kalça istemişler ama ince de gövde istemişler. Bana kalırsa EPIC FAIL! 12- Mısır Ay bir Nicki Minaj gördüm sanki! Şu listedeki en kıvrımlı ve en kaslı vücut bu sanırım. Bir de en esmeri. Uu beybi! 13- Romanya Romanya'nın vücut standartları orijinalinden pek de farksız değil sanırım. Hafif sporla toplanmış gibi duran bir bel kısmı görebiliyorum sadece. 14- İtalya İtalya sen ne yaptın yahu!? Modelin kafasını alıp direk başka bir modelin vücuduna yerleştirmişsiniz. Korkutucu görünüyor ama demek ki vücut standartınız bu. Olmamış. 15- Ukrayna Kırmızılar içindeki kadına selam olsun! Saçından iç çamaşırına tırnağındaki ojeden ayakkabılarına kadar kıpkırmızı biri olmuş modelimiz. Biraz da zayıf tabii. 16- Meksika İşte Meksika'dan beklediğim. Kıvrımlar, geniş basenler, ince bel! Hafif de esmer bir ten. On numara beş yıldız. 17- İngiltere İngiltere'de arkaplanı neden değiştirmiş anlamıyorum ama görüldüğü üzere daha zayıf, daha açık tenli biri haline dönmüş modelimiz. 18- Sırbistan Fotoğrafın kalitesi her ne kadar düşük olsa da en güzel photoshop bence Sırbistan'a ait. Makyaj bile o kadar doğal duruyor ki. Yüzündeki değişiklikten vücuda bir şey kalmamış zaten. Peki bu kadar ülkenin güzellik standartı içinde size en yakın olan hangisi? Bir yorumlayın da görelim hayalinizdeki kadını gençler!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/fas-sultani-muley-ismailin-1000-cocugu-gercekten-var-miydi/", "text": "Guinness Rekorlar Kitabı'na göre, Fas Sultanı Muley İsmail, tarihte en fazla çocuğu olan baba ünvanına sahip. İsmail'in çocuklarının sayısının 867 olduğu belirtiliyor; bu rakamın 1171 olduğu da iddia ediliyor. Bilim insanları bu rekorun gerçekleşme ihtimalini araştırdı. Viyana Üniversitesi'nde bilgisayar simülasyonu kullanarak yapılan çalışmada, bu sayıda çocuk sahibi olmanın teorik olarak mümkün olduğu sonucuna varıldı. Ancak bunun için Sultan İsmail'in 32 yıl boyunca her gün cinsel ilişkiye girmesi gerektiği kaydedildi. Muley İsmail Olayı; Gerçek mi Fantazi mi adını taşıyan makalede, ayrıca Fas'ı 1672 ile 1727 yılları arasında yöneten Sultan'ın bu sayıda çocuğunun olması için 'hareminde' 65 ila 110 arasında cariye bulunması gerekiyor. 'Harem'de kaç kişi vardı? Fas'ı 1704 yılında ziyaret eden Fransız diplomat Dominique Busnot'nun aktardığına göre, İsmail'in 4 eşi ve 500 cariyesinden 600 erkek çocuğu vardı. İsmail 1672'de tahta çıktığında 25 yaşında, Busnot'nun ziyareti sırasında 57 yaşındaydı. Araştırmaya göre, İsmail'in dört eşinin kız çocuklarının hayatta kalmasına izin veriliyordu, ancak cariyelerinin kız çocuklarının yaşamasına izin verilmiyordu. İsmail'in 25 ila 57 yaşları arasında 32 yıl boyunca 1171 çocuğu olduğu sonucuna varılıyor. Guinness Rekorlar Kitabı'nda Sultan İsmail'in 525 erkek ve 342 kız çocuğu olduğu belirtiliyor. Biyolog, evrimsel psikolog Elisabeth Oberzaucher ve Karl Grammer'ın kaleme aldığı makalede, hesaplama yapılırken ölçülü davranıldığı ve Sultan Muley'in bu sayıya ulaştığı kaydedildi. Araştırmada birkaç farklı model oluşturuldu. Bir modele göre kadınların adet döngüsünün eşitlenmediği varsayıldı. Çalışmaya göre 32 yılda bu kadar çocuğa sahip bir babanın günde ortalama 0.83 ila 1.43 oranı arasında cinsel ilişkiye girmesi gerekiyor. Ayrıca bu İsmail'in haremindeki cariye sayısının söylenildiği gibi 500 değil, 65 ila 110 arasında olması yeterli olabiliyor. Yakın dönemde rekor kime ait? Amerika Birleşik Devletleri'nin Pennsylvania eyaletinin Fryburg kentinde yaşayan ve 1992 yılında 96 yaşında ölen Samuel S. Mast'ın 824 torunu vardı. Guinness Rekorlar Kitabı'na göre, Mast'ın 11 çocuğu, 97 torunu, 634 torununun çocuğu, ve 82 torununun torunu vardı. Cengiz Han'ın 'mirası' da araştırılıyor Bilim insanları benzer bir araştırmayı Moğol İmparatoru Cengiz Han için de yapıyor. Cengiz Han ve onun erkek akrabalarının genetik mirası hakkındaki son bulgulara göre günümüzde Asya erkek nüfusunun yaklaşık yüzde 8'inin bu aileye dayandığı kaydediliyor. Sultan Muley İsmail kimdir? Muley İsmail Fas tarihinin en büyük şahsiyetlerinden biri olarak gösteriliyor. 1667-1672 yılları arasında Fes sultanlığı valisi olan Molla Şerif'in yedinci çocuğu. Fes şehrinde 1672 de kendisini Fas sultanı ilan etti. 1679, 1682 ve 1695-96 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu'na karşı savaştı. İspanya ve İngiltere'nin işgal ettiği limanları geri aldı. Dönemin başkenti Meknes'in inşası için 25 bin köle çalıştırdığı belirtiliyor. Fas'ı 1672 ile 1727 yılları arasında yöneten Muley 80 yaşında öldü. EuroNews Bahtiyar Küçük"} {"url": "https://www.thegeyik.com/fatih-sultan-mehmet-hanin-yargilanmasi/", "text": "İşte, Fatih Sultan Mehmet, işte İstanbul'da bir Rum; Fatih Sultan Mehmet talepte bulunuyor, diyor ki: Orada cami yapacağım, arazini bana satmanı istiyorum. Biliyorsunuz her arazinin bir rayiç bedeli vardır; yani o çevrede o arazinin ne kadar para ettiği aşağı yukarı herkes tarafından bilinir. Alt hududu bir de üst hududu vardır. Fatih Sultan Mehmet, üst hududun iki katını veriyor; ama Rum vermemekle ısrar ediyor. Cami kurulmasına gönlü razı olmuyor. Bir Hıristiyan; bu da onun kabahati değil, içinden gelen şey öyle. Hak sahibi vermezse vermez; ama Fatih Sultan Mehmet'in de kızmış kafası. O kadar fazla para verdiğim halde, bu adam vermiyor; demek ki bunu inadından yapıyor; nefsani davranış bu. Ben cami yapacağım, benimki nefsani değil ruhani diyor. Alıyor adamın arsasını, bastırıyor; camiyi yapıyor. Adam perişan. Adamı üzgün gören biri: Ya bu kadar üzüntünün sebebi ne? Anlatıyor adam derdini İşte diyor. Yapabileceğim bir şey yok ki! Bunu yapan Padişah; daha ötesi yok, onun üstünde kimse yok. O bana bunu yaptığına göre her şey bitti. diyor. Bizim Osmanlı diyor ki: Her şey bitmedi, bu memlekette kadılar vardır.Gidersin kadıya, adaletsizliği anlatırsın. Padişah da olsa o hesabı görür. Yani diyor ne demek istiyorsun? Adamcağız hiç inanamıyor; ama Hadi gideyim mahkemeye, ben müracaat edeyim. diyor. Kadıya müracaat ediyor. Gerçekten de Fatih Sultan Mehmet mahkemeye gelince, adamın gözleri hayretten açılıyor. Fatih Sultan Mehmet ayakta; Kadı Efendi oturuyor ve mahkeme başlıyor. Fatih Sultan Mehmet'in, adamın arsasını zorla iktisab etmekten elinin kesilmesi konusunda bir karara varılıyor. Fatih Sultan Mehmet'in eli kesilecek. Ama Osmanlı adaletinde, bir müessese daha var; eğer bir şeyin bedeli ödenirse ve alacaklı taraf, hak sahibi taraf bunu kabul ederse, o ceza düşer. Bu kanun gereğince teklifte bulunuluyor. Deniyor ki: Bunun bedeli şu kadar altın, bu kadar altına karşılık, onun elinin kesilmesinden vazgeçiyorsan,, Padişah ödemese bile, onu sana beyt'ül mal öder. Razı mısın? Rum, şaşkın şaşkınPadişah'a bakıyor , inanamıyor, sonra Tabi razıyım. Razı olmaz mıyım? O padişah diyor. Adam razı olduktan sonra, Fatih Sultan Mehmet diyor ki : Benden beyt'ül mal'ın talebi 200 altın; ama ben 2000 altın vereceğim ve her gün de bir altın daha ödenmesini istiyorum. Senenin 365 günü, her gün bir altın ödenecek bu zata. Ve mahkeme biter bitmez kadı yerinden kalkıyor, Fatih Sultan Mehmet'in ayaklarının yanına gelip diz çöküyor, Padişahım şu ana kadar ben, Allah'ı temsil ediyordum, ben oturuyordum siz ayaktaydınız. Çünkü siz maznun mevkiindeydiniz. Allah'ı temsil eden siz değildiniz. Adaleti veya adaletsizliği temsil ettiğiniz mahkemenin sonunda belli olacaktı. Ben Allah'ı temsil ediyordum; adaletin sahibi bendim o sırada. Şimdi benim görevim bitti. Şimdi bana, sana tabi olan, senin imparatorluğunun bir kadısı olarak el etek öpmek düşer diyor. Padişahın eteğini öpüyor ve ondan sonra padişah oturuyor, ötekiler dışarı çıkıyorlar. kaynak: osmanlikulturunuyasatmadernegi.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/felcli-kedilere-yurutec-yapan-koca-yurekli-agop-usta/", "text": "Agop Usta'yı tanıyanınız, duyanınız oldu mu? Bence bu muhteşem insanı tanımalısınız. Agop Kuyumcuoğlu, mücevher, takı tasarımı yapan pek çok ustadan biri. Aynı zamanda kendisi kocaman yüreğe sahip olan bir hayvan sever. Agop Usta, bir arkadaşının felçli kedisinin yaşam kalitesini arttırmak istemiş ve onun için model bir yürüteç imal etmiş. Arkadaşının kedisi ile kalmamış; Facebook profilinde ihtiyacı olanların ulaşması için bir de gönderi paylaşmış. Bu sürede o kadar çok ihtiyaç sahibi onla ulaşmış ki bu kadar çok talep geleceği aklının ucundan bile geçmemiş. O da bu talepleri boş vermemek için işinden arta kalan zamanlarını kediler için yürüteç imal etmeye ayırmış. Agop Usta bu durum karşısındaki şaşkınlığını ve mutluluğunu şu sözlerle dile getirmiş: Benim sadece sakat hayvanları sahiplenen Dilek hanım diye bir dostum var, onda örnek yürüteci gördüm ve bana model olabilsin diye ödünç aldım ve tüm ölçülerini birebir yaparak imal etmeyi başardım. Ben iş sahibi biriyim ve yoğun çalışıyorum, ancak boş zamanlarımda bu tarz canlarımız için gereken şeyleri yapmaya çalışıyorum. Ama o kadar çok ihtiyacı olan hayvan sever mesaj atmış ki ne yapacağımı şaşırdım. Tabi bundan sonra biraz daha fazla zaman ayırmaya çalışacağım. Çünkü yürütece gerçekten çok ihtiyacı olan hayvan var. Ne kadar çok yapabilirsem o kadar iyi olur diye düşünüyorum. Agop Usta, aldığı fazlaca talepleri karşılamak için numune olarak tekrardan bir örnek yapmış ve birkaç firma ile konuşup masrafı ne ise karşılamak üzere seri üretime sokmayı düşünmekte. Çok geniş bir arkadaş çevresi olduğu için onların da kendisine yardım edeceğin, destek olacaklarını belirtiyor. Hayvanları çok seviyorum, tabi sadece hayvanlar değil, tüm yardıma muhtaç canları çok seviyor ve imkanlarım elverdiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. Yaptığı yürüteci ihtiyacı olan bir yavruya yollamış ve hayat dolu, mücadeleci kediciğimiz ise hemen yürüteci ile anlaşıvermiş. Sürünerek yürümekten arka ayakları yara olan kedinin yürütecine kavuşması Agop Ustayı da çok mutlu etmiş. Dünyada halen daha böyle iyi yürekli insanların olduğunu görmek bizi de çok mutlu ediyor. Karşılık beklemeden bir cana can katmak kadar harika bir duygu olamaz sanırım. Helal olsun sana Agop Usta!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/fenerbahceli-van-der-wielin-neden-oynamadigi-ortaya-cikti/", "text": "Fenerbahçe'nin Hollandalı yıldız futbolcusu Van Der Wiel hakkında ilginç bir gerçek ortaya çıktı. Van Der Wiel, 4.5 milyon dolar dolandırıldığı iddiasıyla avukatıyla birlikte Asayiş Şube Müdürlüğü'ne başvurdu. A Haber'e açıklamalarda bulunan oyuncu, Futbol kariyerim için Türkiye'ye geldim. Türkiye'nin insanlarını çok seviyorum. Ben iyi niyetle buraya geldim. Bir kaç ay sonra Ümit Akbulut'la tanıştım. İş yapmayı teklif etti. güvendim o insana. Hatta birlikte bir okula gittik küçük çocuklarla buluştuk. Bana güvence verdi. Organizasyon yapacağız diye benden para istedi. 4 ay içinde sürekli para verdim. En son 4.5 milyon dolara kadar para verdim. sonra bizim organizasyon ne oldu diye sordum. Bu soruya karşılık '600 bin dolar daha verilmezse bu paraları unut, burası Türkiye hiç bir şey yapamazsın' dedi. Bir insan özel hayatında böyle dolandırılınca futbol hayatı dahil bütün hayatı etkileniyor. Ben burada futbol oynamayı ve yatırım yapmayı düşündüm ama maalesef böyle kötü bir insanla karşılaştım. Boksör Floyd ve Justin Bieber'ı getireceğini söyledi, bu isimleri kullanarak beni kandırdı. Türk adaletine güveniyorum bu tarz dolnadırıcılıkları sadece Türk adaleti durdurabilir dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/fenerbahcenin-genc-yildizi-elif-elmas-kimdir/", "text": "Robin van Persie'nin yerine Elif Elmas'ın lisansı çıkartılarak takıma dahil edildi. Bu akşam İstanbulspor maçı kadrosunda yer alacak. Peki Elif Elmas kimdir? 24 Eylül 1999 tarihinde Makedonya'nın Skopje şehrinde dünyaya gelen Elif Elmas, Rabotnicki Kulübü'nün altyapısından yetişti. Orta sahanın göbeğinde ve ofansif orta saha pozisyonlarında görev yapan Elif Elmas, ilk olarak profesyonel olduğu 2015-16 sezonunda Rabotnicki formasıyla 11 maça çıkıp 1 gol atıp 1 de asist yaptı. Genç yıldız, geride bıraktığımız sezon ise Makedonya 1. Ligi'nde çıktığı 33 maçta 6 gol atıp 7 de asist yaparak dikkatleri üzerine çekti. Makedonya U-21 Milli Takımı'nda da forma giyen Elif Elmas, Makedonya Futbol Federasyonu tarafından Aralık 2016'da 'En iyi Genç Oyuncu' seçilmişti. 1.82 boyundaki Elif Elmas, genç yaşına rağmen güçlü fizik yapısı, yüksek tekniği ve başarılı oyun görüşüyle dikkat çekiyor. Aynı zamanda gole de yatkın bir oyuncu olarka lanse ediliyor. Goal.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/fermuari-ile-beyni-ayni-yerde-olanlarin-kadinlar-hakkinda-bilmesi-gerekenler/", "text": "Kaçınız bir gece yarısı bir doğum günü kutlaması sonrasında, yalnız yaşadığınız evinize dönmek için bindiğiniz takside telefonda konuşur gibi yapıp tamam şimdi geliyorum sen bekle beni dediniz? Kaçınız bir iş yemeği sonrasında size taksiye kadar eşlik eden samimiyetiniz olmayan kişiye plakasını alır mısınız? dediniz utanarak? Kaçınız o çok beğenerek aldığınız elbiseyi gece yalnız döneceğim biraz kısa bu, en iyisi başka bir gece eşimle, sevgilimle, babamla vb çıktığım bir gece giyerim diyerek giymekten vazgeçtiniz? Kaçınız gece eve dönmek için bindiğiniz dolmuşta bekar mısınız? diye soran densiz şoföre hayır evliyim! diye yalan söylediniz? Kaçınız yalnız yaşadığınız evin kapısı çaldığında ben bakarıııım diye seslenerek kapıyı açtınız? Kaçınız bir kutlama sonrasında sizi evde bekleyen ailenizin yanına sizi takip eden adamdan kaçarak nefes nefese gittiniz? Kaçınız gece son vapurda karşıya geçerken vapurda sizi taciz eden adamdan korkup kuzeninizi arayıp beni iskeleden alır mısın? dediniz? Kaçınız hastaneden döndüğünüz bir sabaha karşı, ışıklarda yan arabada duran adamların saldırısına uğradınız? Tacize tepki verdiğiniz için kaçınızın arabasına çarpılıp kaçıldı? Kaçınız gece geç saatlerde dönmek zorunda olduğunuz işten eve dönerken arabada defalarca tacizcilerin elinden kurtuldunuz, ölümden döndünüz? Kaçınız araba kullanırken arkadan arabanızın tamponuna kadar yanaşıp uzunlar yakıldı, selektörler yakıldı? Kırmızı ışık olmasın diye korkudan eliniz ayağınız boşaldı mı, umutsuzlukla polis aradınız mı etrafta? Kaçınız bir gece yarısı hasta olan arkadaşınızın evinden çıkmış kafanızda binbir düşünce, dert ile ailenizin yanına gidiyorken ışıklarda çiçekçinin abla bu çiçekler sana alındı, yan arabadan gönderdi ağabey cümlesiyle irkildiniz? Kaçınız gecenin bir köründe sokakta ne işi varmış kız başına cümlesini defalarca duydunuz? Kapatacaksınız çenenizi. Fermuar ile beynin ayrı yerlerde olduğunu öğrenip kendinize geleceksiniz! Kadın dediğin gece vakti de sabaha karşıda sokakta olur! Yeri geldi seni doğuran anne de gün karardıktan sonra eşikten içeriye girdi. Yeri geldi karın tek başına sokaklarda yürüdü. Yeri geldi kızın dışarıda arkadaşlarıyla oynarken güneşin battığını farkedemeyip karanlıkta apartmana doğru hızlı adımlarla yürüdü. Kadın dendiğinde aklınıza seks, gece dendiğinde zihninize meşru taciz, tecavüz düşüyorsa eğer gidip efendi efendi tedavinizi olacaksınız, kadınların dünyasını sapık zihniyetiniz ve küstah yorumlarınızla korkunçlaştırmayacaksınız! Kadının Adı Yok Kadıköy'de Sadece 5 Lira İle Bir Kadına Yapılan Dünyanın En Güzel İyiliği http://thegeyik.com/kadikoyde-sadece-5-lira-ile-bir-kadina-yapilan-dunyanin-en-guzel-iyiligi/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/festivaldeki-bira-ihtiyaci-icin-boru-hatti-dosendi/", "text": "Almanya'daki bir müzik festivalinin bira ihtiyacını karşılamak için boru hattı inşa edildi. Boru hattı ile 400 bin litre bira taşınacak. Bira tüketimiyle adından söz ettiren Almanya'da geleneksel heavy metal festivaline bira boru hattı döşendi. Boru hattının maliyeti ise 1 milyon Euro. Almanya'nın Schleswig-Holstein eyaletinde yer alan Wacken kasabasında düzenlenen geleneksel heavy metal festivali biranın su gibi tüketildiği organizasyonlardan biri. Bin 800 dolayında nüfusa sahip kasabada 1990 yılından bu yana heavy metal festivali düzenleniyor. FESTİVALDE HER YIL 400 BİN LİTRE BİRA TÜKETİLİYOR! Başlangıçta sadece Almanların katıldığı festival, zaman içinde 85 bin dolayında katılımla dünyanın en büyük heavy metal festivaline dönüşünce, her yıl 400 bin litre bira tüketen ziyaretçilerin bira ihtiyacını karşılamakta zorlanan organizatörler orijinal bir çözüm bulmuş. BİRA TALEBİNE KÖKTEN ÇÖZÜM: 7 KİLOMETRELİK BİRA BORU HATTI On binlerce ziyaretçinin katıldığı festivale fıçı ile bira yetiştirmekten bıkan ve uzayıp giden kuyruklara çözüm arayan organizatörler, birayı boru hattı ile taşımaya karar verdi. Ağustos ayında yapılacak festival için yerin 80 santimetre altından 35 santimetre çapında 7 kilometrelik boru hattı döşeniyor. 400 BİN LİTRE BİRA TAŞINACAK Bira boru hattı aracılığıyla 400 bin litre bira taşınacak. Bu sayede barmenlerin saniyede altı bira birden hazırlayabilmesi mümkün olacak. BORU HATTININ MALİYETİ 1 MİLYON EURO! Boru hattının maliyetinin bir milyon Euro'yu bulduğunu belirten Wacken festivali organizatörü Holger Hübner, işlerini oldukça kolaylaştıracak boru hattı ile birlikte fıçı dolusu kamyonlar ve varillerle toprağın kimyasını bozmak zorunda da kalmayacaklarını söylüyor. WACKEN, DÜNYANIN EN BÜYÜK HEAVY METAL GÖSTERİLERİNDEN BİRİ Kasabanın adıyla anılan Wacken heavy metal festivali, dünyanın en büyük heavy metal gösterilerinden biri olarak kabul ediliyor. 27 yıl önce başlayan festival, bin 800 nüfuslu kasabaya her yıl 85 bin dolayında ziyaretçi çekiyor. Bu yıl 3-8 Ağustos tarihleri arasında yapılacak açık hava festivaline, aralarında Volbeat, Amon Amarth, Kreator, Accept ve Megadeth gibi grupların da yer aldığı 150 dolayında heavy metal grubunun katılması bekleniyor. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/fifa17-rusyada-escinsellik-nedeniyle-yasaklaniyor-mu/", "text": "Bu nasıl içerik? diyebilirsiniz. Haklısınız . Ama bu içeriğin hazırlanmasının da elbette bir sebebi var. Rus Parlementosu'nda bulunan birkaç milletvekili, Rusya İletişim Denetleme Kurumu'na bir mektup yollayarak FIFA 17 oyununun Rusya'nın Gay Propagandası Kanunu'na karşı çıktığını ve bu nedenle gerekli işlemin yapılması gerektiğini ifade ettiler. Oyunu bilenlerin aklına hemen hatadan kaynaklanan bu tip görüntüler gelmiş olabilir ama şikayetin nedeni bu görüntüler değil. Rus milletvekillerinin şikayet nedeni EA Sports'un geçtiğimiz aylarda LGBT'ye verdiği desteği açıklaması. The Guardian'ın haberinde geçtiğimiz haftalarda İngiltere Premier Ligi'nde gerçekleşen etkinlikte futbolcuların renkli forma ve kramponlar giymesi, takım kaptanlarının LGBT bireylerine destek veren pazubantlar takması ile desteklerin arttığı ve bunun Rus milletvekillerini rahatsız ettiğine yer verildi. Rus milletvekillerinin FIFA 17'nin her yaştan oyuncular tarafından oynandığı ve bunun gençlerin gelişimini olumsuz etkilememesi için bu girişimin yapıldığı, bu sorunun giderilmesi için LGBT'ye destek veren kısımların oyundan çıkarılması ya da oyuna yaş sınırı koymanın daha doğru olacağını ifade ettikleri öğrenildi. EA Sports bu gelişmeler sonrası şirketlerinin İnsan Hakları Organizasyonu tarafından dünya üzerinde LGBT bireylerin çalışabilecekleri en iyi şirketlerden biri olduğunu kamuoyuna duyurdu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/fight-club-ve-shutter-islandi-sevdiyseniz-bu-10-film-tam-sizlik/", "text": "Shutter Island ne filmdi be diye söylenip duruyorsanız, olsa da bir daha izlesem diye düşünüyorsanız size özel bir film seçkisi yayınlıyoruz. Ha dur dur dur biz Fight Club gibi de olsun istiyoruz diyorsanız önce bir MR ROBOT dizisine bakın. Ondan sonra bu listedeki filmleri izleyin, hepsinde ama çok şaşırdım sona yok. Ben sonu farklı istiyorum diyorsanız da buraya tıklayın o filmleri görün. Buradaki filmler şaşırtıcı ve sürükleyici: EKLEYECEKLERİNİZİ DE BİZİMLE PAYLAŞIN. 10- EXAM IMDB:6.9 Yönetmen: Stuart Hazeldine Oyuncular: Luke Mably, Jimi Mistry, Gemma Chan, Colin Salmon, Chukwudi Iwuji 9-Now You See Me Sihirbazlar Çetesi The Geyik özellikle öneriyor 8- Who Am I ( IMDB: 7.6) 7- ALL GOOD THINGS IMDB: 6.3 ama oynayanlar ve film oldukça güzel: Ryan Gosling, Kirsten Dunst, Kristen Wiig, Frank Langella, Zoe Lister Jones, Diane Venora 6- The Double Jesse Eisenberg, Mia Wasikowska, Wallace Shawn oynuyor. IMDB: 6.5 5- TIMECRIMES Filmin orijinal adı Los cronocrimenes, korku filmi, IMDB puanı ise 7.2 4- GONE GIRL Ben Affleck, Rosamund Pike, Neil Patrick Harris oynuyor ve 8.2 IMDB puanına sahip 3- Cube IMDB: 7.3 2- EX MACHINA 2015 filmi ve IMDB oyu 7.7 Fragmanı da burada bu güzel robotun 1- INCEPTION Bir numarayı çok sevdiğimiz film olan INCEPTION'a verdik aslında listeye LIMITLESS'ı da dahil etmeliydik ama olsun onu zaten izlemişsinizdir. Leonardo DiCaprio, Joseph Gordon-Levitt, Ellen Page'ın oynadığı aklımızı başımızdan alan harika film IMDB: 8.8"} {"url": "https://www.thegeyik.com/film-afislerinin-aslinda-birbirinin-kopyasi-oldugunun-kaniti-13-tema/", "text": "Hepimizin sevdiği beğenerek izlediği filmler de dahil hemen hemen hepsinin afişi aslında aynı. Aynı demeyelim hadi güzel hatrınız için ama birbirlerinden esinlenmişler. Bu 13 tema çevresinde yüzlerce film afişi şekillenmiş FİLM AFİŞLERİ 1- Eğer belgesel çekiyorsanız sizin için ideal renk: MAVİ 2- Ben silahlı bir film çekeyim bol aksiyon olsun diyorsanız: SİYAH 3- Güçlü bir kadın karakter olsun gerisi hallolur diyorsanız kız hafif sırtı dönük poz versin 4- Azıcık da seksi olsun o kadın diyorsanız buyrun afiş 5- Ben kahramanımın aklıyla kimliğiyle oynuycam diyorsanız 6- Karakterin mozaikten portresini yapmış film afişleri 7- Okyanustan yansımalı benim oyuncularım diyen film afişleri 8- GÖZ olsun büyük göz afişte iyi gider diye düşünen filmler 9- Bankta otursunlar ben ilişkileri filan inceliycem temalı film afişleri 10- Dudaklı film afişleri, azıcık seksi mesaj verelim temalı 11- Sırtlar dönük birbirlerine yaslanmış, güçlüyüz pozları 12- Süperkahraman filmi çekeceksen tekli poz ve güzel bir bakışla çekeceksin 13- Geçmişleri yüzleşecek, aksiyon yaşayacak karakterler http://topyaps.com/15-most-common-movie-poster-themes"} {"url": "https://www.thegeyik.com/film-degil-gercek-intihar-etmesini-engelleyen-kadinla-evlendi/", "text": "İntihar etmek üzere olan gence son saniyede gelen telefon, filmleri aratmayacak bir hikayenin başlangıcı oldu. Hikayenin sonunda ise genç, o gece kendisini intihardan vazgeçiren kadınla 10 yıl sonra evlendi. Soru-cevap sitesi Quora, yakın zamanda ziyaretçilerine şu soruyu sordu: Sadece filmlerde olacağını düşündüğünüz ama başınıza gelen deneyim nedir? Bu soruya verilen bir yanıt, 300 binden fazla görüntülendi. İNTİHAR GİRİŞİMİNDEN EVLİLİĞE GİDEN SIRADIŞI SÜREÇ Hikaye Kevin Walsh'a ait. Kevin Walsh ileride evleneceği kadınla tanışmasının ve ardından yaşanan olayların hikayesini anlattı: YAZ KAMPINDA TANIŞTILAR 13 yaşında ve bir yaz kampındayken, hayatımda gördüğüm en güzel kız bana doğru yürüdü ve 'siyah sana yakışıyor' dedi. Neden bilmiyorum. Sohbet ettik ve arkadaş olduk, sosyal medya hesaplarımızı paylaştık ve bir süreliğine iletişimde kaldık. GÖRÜŞMEDİĞİMİZ HALDE AKLIMDAN ÇIKMADI Lisede bir süreliğine birbirimizin radarından çıktık, ama size şunu söyleyebilirim ki o kızı düşünmeden bir günüm bile geçmedi. Şimdi bile nedeninden emin değilim, o bir şekilde aklımda kalmayı sürdürdü. AĞIR BİR DEPRESYON GEÇİRDİM İNTİHAR ETMEYE KARAR VERDİM Lise son sınıfta bana altımdaki zeminin kaydığını hissettiren zamanlardan geçtim ve ağır depresyona girdim. Çareyi kendi hayatıma son vermekte buldum, bir not yazdım ve hayatıma son vereceğim yere gittim. İNTİHAR ETMEDEN SANİYELER ÖNCE TELEFONUM ÇALDI İntihar etmeden 5-10 saniye önce telefonum çaldı. Kimin aradığına baktım, bilmeden ölemezdim. Numarayı bilmiyordum, bu yüzden telefonu açtım ve o karşımdaydı. TAM O ANDA ARAMAK ZORUNDA HİSSETMİŞTİ Ona nasıl olduğunu sordum ve bana 'beni arama ihtiyacı duyduğunu' söyledi. Konuşmayalı bir yıl olmuştu ve tam o anda aramak zorunda hissetmişti. Uzun lafın kısası, o kurcaladı, ben de ağzımdan baklayı kaçırdım ve bu konuda konuştuk. Bana Ne? Yapma bunu dedi. Bu yetti. O GECE EVLİLİK TEKLİFİ İÇİN KULLANACAĞIM KELİMELERİ YAZDIM Onu ertesi gün aramam için bana söz verdirdi, telefonu kapattık. O gece on yıl sonra evlilik teklifi yaparken kullanacağım kelimeleri yazmaya başladım. İNTİHAR EĞİLİMİNDE OLANLAR BAŞKALARIYLA KONUŞMALI Kevin Walsh, Buzfeed internet sitesine yaptığı açıklamada yazısına gelen yorumların olumlu olduğunu ve bir kişi intihar eğilimi hissettiğinde en iyisinin başkalarıyla konuşmak olduğunu belirtti: Yüksek sesle söylemenin bir gücü var. Ağzınızdan çıktığı anda aslında bunu istemediğinizi farkedebilirsiniz. haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/film-karakterlerinin-pantolonsuz-olarak-tasvir-edildigi-21-komik-calisma/", "text": "2002'den bu yana kutlanan Pantolonsuz Gün'de yapılan en komik photoshop çalışmalarını sizler için derledik. İşte Film Karakterlerinin Pantolonsuz Olarak Tasvir Edildiği 18 Komik Çalışma; 1# Resident Evil Alice 2# Batman 3# Captain America 4# Dark Knight Joker 5# Harry Potter Hermione 6# Harry Potter 7# House Ekibi 8# Avengers Black Widow 9# Iron Man 10# The Good The Bad and The Ugly Joe 11# Kill Bill Bride 12# Minion 13# Avatar 14# One for the Money Stephanie Plum 15# Brangelina 16# Rocky-5 Rocky 17# Shrek 18# Star Trek Mürettebatı 19# Tomb Raider Lara Croft 20# Walking Dead Rick Grimes 21# X-Men Wolverine"} {"url": "https://www.thegeyik.com/film-karesi-tadinda-bir-sevgililer-gunu/", "text": "Sevgililer Günü'nde ne hediye almalı diye kafa patlatırken aslında sadece iki kişinin yan yana ve doğayla iç içe yaşayabileceği güzellikleri göz ardı ediyoruz. Oysa... Hediye dediğin bir tat bırakmalı. Hem de sadece karşı tarafın değil sizin hayatınızda da bir tat bırakmalı. Bir film karesinde olduğunuzu düşünün: Yanı başınızda Kemer Çamyuva'nın doğa tarafından kutsanmış havası olsun... Sevdiğiniz ile atlarınıza binip geziyorsunuz... Arkada rüzgarın kulaklardan şehir sesini silen fısıltısı da size eşlik ediyor. Olimpos'a gidip Akdeniz akşamlarının gerçek anlamını öğreniyorsunuz. Öteki gün trekking yapıp nefes açarken, keşfe çıkıyorsunuz evrenin güzelliklerini... Düşünsenize sevdiğiniz kadın/adam yanınızda, geri kalan herkes, hayatın tüm sorumlulukları arkada... Sadece güzel şeyler var. Sevgililer Günü'nü böyle geçirmek harika olmaz mıydı? KESİNLİKLE EVET. Hotel Berke bu güzel güne özel bir paket hazırlamış. Romantizm ve doğa dolu Oscarlık bir filmin başrolü olabilirsiniz. 14-17 Şubat arası 3 gece kalıp 2 gün ödeyin. Konaklama ve kahvaltıya ek olarak da at biniciliği ve trekking turu da size hediye olsun. Rezervasyon için detaylar aşağıda..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/filmdeki-rolleri-icin-inanilmaz-degisimler-geciren-son-donemlerin-18-unlu-oyuncusu/", "text": "Sinema endüstrisinin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan makyaj ve görsel efekt teknolojileri sayesinde oyuncular gerçekleri ile alakası olmayan karakteri canlandırabildiği gibi, kimi oyuncular da rolün hakkını verebilmek için müthiş fiziksel değişimlere uğruyorlar. Elbette ki bu oyuncuların hepsini bir araya getirmek mümkün değil ancak biz son zamanlarda göze çarpanları sizler için sıraladık. İşte Rol Aldığı Filmler Uğruna Tanınmayacak Hallere Bürünen Son Dönemlerin 18 Ünlü Oyuncusu; 1# Darth Maul Ray Park, Star Wars: Episode I The Phantom Menace, 1999 2# The Rabbi Meryl Streep, Angels in America, 2003 3# The Thing Michael Chiklis, Fantastic Four, 2005 4# Queen Narissa Susan Sarandon, Enchanted, 2007 5# Les Grossman Tom Cruise, Tropic Thunder, 2008 6# The Witch Helena Bonham Carter, Big Fish, 2003 7# Apocalypse Oscar Isaac, X-Men: Apocalypse, 2016 8# Saul Eddie Murphy, Coming to America, 1988 9# Madame Blanc Tilda Swinton, Suspiria, 2017 10# Jaylah Sofia Boutella, Star Trek Beyond, 2016 11# Captain Teague Keith Richards, Pirates of the Caribbean: On Stranger Tides, 2011 12# Alice Milla Jovovich, Resident Evil: The Final Chapter, 2016 13# Beetlejuice Michael Keaton, Beetlejuice, 1988 14# The Faun Doug Jones, Pan's Labyrinth, 2006 15# Kona Chief Hugh Grant, Cloud Atlas, 2012 16# Mystique Rebecca Romijn, X-Men, 2000 17# Ayesha Elizabeth Debicki, Guardians of the Galaxy Vol. 2, 2017 18# Yondu Udonta Michael Rooker, Guardians of the Galaxy, 2014 #Bonus: Owen Chase Chris Hemsworth, In the Heart of the Sea, 2015"} {"url": "https://www.thegeyik.com/filmekimi-2017/", "text": "Sonbaharda film denildiğinde akla ilk gelen festival olan Filmekimi, 16. yılında bizleri yine harika yapıtlarla buluşturuyor. İstanbul için bu yıl 29 Eylül-8 Ekim tarihleri arasında gösterimde olacak festival, Ankara, İzmir, Eskişehir, Diyarbakır, Edirne ve Bodrum gösterimleri için de program tarihlerini resmi sitesinde açıkladı. Festivale 1 hafta kalmışken şimdi not defterinizi hazır ettiyseniz öne çıkan filmlere göz atalım. Filmekimi 2017 1- The Square | Kare Cannes Film Festivali'nde bu yıl Altın Palmiye Ödülü ile dönen filmin yönetmen koltuğunda Ruben Östlund oturuyor. Sanatsal içerikler ile beraber, toplumsal yozlaşmanın, riyakarlığın, sansür ve özgürlüklerin sanat çerçevesinden ele alındığı keskin bir dille anlatılan filmde başrollerde Domonic West ve Elisabeth Moss bulunuyor. 2- The Killing Of Sacred Deer | Kutsal Geyiğin Ölümü Ödüllü filmlerden bir diğeri olan Kutsal Geyiğin Ölümü, Cannes Film Festivali'nde En İyi Senaryo ödülünü alarak izleyenleri kendisine çekmeyi başardı. Yönetmen koltuğunda gerçek bir sinema dehası olan ve yapıtlarıyla kendinden söz ettiren Yorgos Lanthimos bulunuyor. Tabi baş rollerinde Nicole Kidman ve Collin Farrell olunca ister istemez bu üçlünün olduğu yapıtı heyecanla bekliyoruz. Film başarılı bir cerrah ve babasının boşluğunu onunla doldurmaya çabalayan bir ergen etrafında dönüyor. Aileye, suçluluk duygusuna ve sınıfa dair etkiler yaratan bir film bizi bekliyor. 3- You Were Never Really Here | Sen Gerçekten Burada Değildin Joaquin Phoenix'e En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü ve yine En İyi Senaryo ödülü alan filmin yönetmen koltuğunda oturan Lynne Ramsay. Sosyopat bir savaş gazisi, kötü insanların eline düşmüş bir kız çocuğu, nüfuzlu birtakım devlet adamlarını da içine alan girift bir suç ağı.. Sıradan bir polisiye filminden farklı olduğu otorilerce belirtilen film merakla beklediklerimiz arasında yerini alıyor. 4- The Beguiled | Gözaltında Tutulan Yine ödüllü filmlerden birisi olan The Beguiled, Sofia Coppola'ya En İyi Yönetmen Ödülünü getirdi. Film konu olarak kadın bakış açısı ile Amerika'da çıkan iç savaş sırasında Virginia'daki bir kız okulunda yaşanan gerilim ve içten içe kumpası ele alıyor. Kadrosunda Nicole Kidman, Colin Farrell, Elle Fanning yer alıyor. 5- Good Time | Soygun Cannes Film Festivali'nde En İyi Soundtrack Ödülü alan film, sinema coşkusu ve gerçeklik duygusuyla yoğrulmuş zıpkın gibi tecrübe sunan Safdie Kardeşler, alabildiğine ilginç bir suç filmiyle karşımızdalar. Filmin odağında bir ağabey ile kardeşi var. Sonu kötü biten bir soygun girişimi sonrasında zihinsel engelli kardeşi tutuklanan Connie, onu kurtarabilmek için zamana karşı yarışacağı bir gecelik bir yolculuğa çıkıyor. Safdie Kardeşler, bir saat gibi işleyen filmlerinde izleyiciyi sürüklemek için şablonlara ihtiyaç olmadığını kanıtlıyorlar. Soygun kurgusuyla, performansıyla kendini aşan Robert Pattinson'ıyla, Oneohtrix Point Never'ın müzikleriyle ve sonsuz yan karakter geçidiyle sarhoş eden bir film. 6- 120 Battements Par Minute | Kalp Atışı Dakikada 120 Bir zamanlar bizzat Act-Up Paris'te görev almış olan yönetmen Robin Campillo, Cannes'da izleyiciler kadar eleştirmenlerden de övgü alan yeni filminde, 1990'ların başında AIDS'e karşı farkındalık yaratmaya çabalayan bu aktivist örgütün hikayesini anlatıyor. Campillo'nun bu filmi anlatısal olarak çok keskin manevralara sahip, sürprizlerle dolu bir dram. Cannes ana yarışma jürisinin başındaki Pedro Almodovar'ın en çok etkilendiği ve hatta basın toplantısı sırasında gözyaşlarını tutamadığı Kalp Atışı Dakikada 120, duygusal yoğunluğu oldukça yüksek, yaralayıcı ve zihinlere kazanan sinemasal anlar yaratıyor. Kalp Atışı Dakikada 120, Fransa'nın Oscar adayı olarak seçildi. 2017 Cannes Büyük Ödül, Kuir Palmiye, FIPRESCI, François Chalais Ödülü gibi birden fazla ödülü kazanarak merakla izlenecekler arasında yer alıyor. 7- İn The Fade | Paramparça Yönetmen koltuğunda Fatih Akın ve yine ince dokunuşlar olan bir yapıtı daha. Cannes Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülünün sahibi olan Diane Kruger ile izleyenleri soluk soluğa bırakacak, Fatih Akın'ın güçlü sinema dilinden amansız bir intikam öyküsü, düzene karşı bir başkaldırı... Almanya'daki ırkçı cinayetlerin yarattığı karanlıktan hareketle senaryosunu yazan Akın, kurbanlara adadığı filminde başkarakterini bir an bile yargılamayarak etraflı bir karakter portresi sunuyor. 8- England İs Mine | İngiltere Benim Müzik dünyasının en özgün, en karizmatik, en gizemli isimlerinden Steven Patrick Morrissey'in 1970'lerde Manchester'daki ilk gençliğinden The Smiths'i kurduğu günlere, kapsamlı bir portresi İngiltere Benim'de çiziliyor. Duygu yüklü şarkı sözleriyle, benzersiz ses tonuyla, The Smiths ile başlayıp solo kariyeriyle İngiliz ve hatta dünya müziğini hala etkilemeyi sürdüren idol müzik adamı Morrissey'i filmde Christopher Nolan'ın son filmi Dunkirk'te de rol alan, yükselişteki genç oyuncu Jack Lowden canlandırıyor. Dünya prömiyerini temmuz ayında Edinburgh Film Festivali'nin kapanışında yapan İngiltere Benim, adını The Smiths şarkısı Still Illden alıyor. 9- Loveless | Sevgisiz 2017 Cannes Jüri Ödülü ve 2017 Münih En İyi Uluslararası Film ödülleri ile dikkatleri üzerine çeken filmde, birbirlerine karşı nefretle dolu bir kadınla bir erkek ve arka odada, korku içinde gözyaşlarına boğulmuş çocukları... Sevgisiz, bu çocuğun ansızın ortadan kaybolması üzerine onu aramaya başlayan, boşanma arifesindeki bir karı-kocanın bezginlik ve pişmanlıkla yaralı çabalarının hikayesini anlatıyor. Günümüz Rus sinemasının büyük ustası Andrey Zvyagintsev, şiddetle, kavgayla ve sevgisizlikle yoğrulmuş, hayalleri kırılınca ağlamayı bile unutmuş bir toplumun portresini post-modern bilgi çağı filtresinden çiziyor. Yozlaşmış, çürümüş, hayati değere sahip kurumları ardı ardına işlevsiz hale gelmiş Rus toplumu, yönetmenin otopsi masasında. 10- Mother ! | Anne ! Filmde Jennifer Lawrence'ın canlandırdığı, kocasıyla sakin bir hayat sürdüren bir kadının huzuru, yanlarına yerleşen bir çiftin gelişiyle bozuluyor. Film ekibinin cesur, benzersiz, eklektik, eleştirmenlerin müthiş, ürkütücü, muhteşem diye tanımladığı, anne!, Darren Aronofksy'nin bugüne kadar yönettiği en şaşırtıcı, en sürprizli film. Black Swan / Siyah Kuğu ile psikolojik gerilim türünde ustalığını kanıtlayan Aronofksy, anne! ile gerilim türüne yeni bir klasik kazandıracak gibi görünüyor. 11- Call Me By Your Name | Beni Adınla Çağır 2017 Sydney İzleyici Ödülü ile film severlerde güzel izlenim bırakan film, yılın en iyileri arasında gösteriliyor. İtalyan yönetmen Luca Guadagnino, James Ivory ile birlikte Andre Aciman'ın çok sevilen romanını beyazperdeye uyarlarken bütün maharetlerini benzersiz bir sinema duygusuyla bir araya getiriyor. Beni Adınla Çağır, her saniyesi üstün bir sinema aşkıyla örülmüş, temas ettiği tüm hisleri izleyiciye geçirmeyi başaran muazzam bir film. 12- Rodin Gelmiş geçmiş en büyük heykel sanatçılarından Rodin, ölümünün yüzüncü yıl dönümünde yapıtlarının yanı sıra aşklarını da ele alan büyük bütçeli, göz alıcı bir filmle de gündemde. Dünya prömiyerini Cannes'da yapan Rodin, Düşünen Adam ve Öpücük gibi şaheserlerinin temeli olan Cehennemin Kapılarını Paris'te henüz tamamlayan usta sanatçı Auguste Rodin'i sanatı ve çalkantılı özel hayatı prizmasından bakarak gözlemliyor. Rodin, bu benzersiz ustayı hayatını paylaştığı eşi Rose, yetenekli öğrencisi ve sonradan metresi Camille Claudel'e duyduğu tutku ve bugün, çağdaş heykel sanatının dönüm noktası olarak değerlendirilen yapıtlarıyla ele alıyor. Filmde Rodin'i İnsanın Değeri ile tanıdığımız Vincent Lindon, muhteşem bir performansla canlandırıyor. Filmekimi 2017 yine dopdolu ve seyir zevki yüksek filmler sunarak bu sene de kaliteyi yükseltiyor. Sonbaharın en güzel zamanlarını en güzel filmlerde geçirmek için biletlerinizi almayı unutmayın. Ayrıca Filmekimi 2017'de yer alan diğer filmlere ve festival programına buradan ulaşabilirsiniz. Filmekimi 2017 Programı Hepinize şimdiden iyi seyirler !"} {"url": "https://www.thegeyik.com/filmi-cekilen-oyunlar/", "text": "Oyun tuttu mu hemen filmini yapalım. E senaryo? Ya oyunun senaryosu var uydurun bir şeyler ondan işte. Bir de güzel kız yakışıklı çocuk bulun milyon kazanırız milyon! Bu kafalar yüzünden sanırım sinema dünyasına aktarılan oyunların filmlerini izlerken ızdıraplardan ızdırap beğeniyoruz! İşte sinemaya akatarılırken mahvedilen oyunlar: Alone In The Dark Evet Mr Robot'taki eleman House Of The Dead Bu da fragmanı In The Name Of The King Jason'a rağmen berbat film zaten IMDB'den de 3.8 almış Max Payne Büyük umutlarla açıp hüsrana uğradığımız film Mortal Kombat O güzel oyna bir düzgün film çekseydiniz 🙁 Fragmandan belli Tomb Raider En azından Angelina Jolie hakkında iyi düşünmemize neden oldu ama film biraz yalandı. Tomb Raider'ın evrimini merak edenlere özel video"} {"url": "https://www.thegeyik.com/filmlerde-gordugunuz-tarihi-karakterler-gercekte-nasil-gorunuyordu/", "text": "Tarihi filmlerin bambaşka bir havası oluyor. Tarihi derken 300 Spartalı, Gladyatör gibi gişede de ses getirmiş, ödüllere boğulmuş filmlerden bahsediyoruz. Bu filmlerde canlandırılan ünlü karakterleri oynayan oyuncular ise gerçekten rollerinin hakkını veriyor. Hepimizin aklında ünlü isim sanki o oyuncuymuş gibi kalıyor. Peki gerçekte nasıl görünüyorlardı? 1- Kleopatra 2- Kral 8. Henry 3- Kral Arthur 4- Joan Of Arc / Jan Dark 5- William Wallace Cesur Yürek 6- Gladyatör filminden Commodus 7- Kral Leonidas Gerard Butler 8- Salvador Dali'nin gençliği Robert Pattinson 9- Alexander İskender 10- 300 Spartalı filminden Xerxes Görseller:Brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/filmlerdeki-gondermeler-mesajlar/", "text": "Filmleri izlerken mısıra uzandığınız anda çok şey kaçırıyor olabilirsiniz. Bazen dikkatli izleseniz de bu ayrıntıları yakalamak pek kolay olmuyor. En favori filminizin bile bilmediğiniz bazı yönleri çıkabilir. Film yönetmenlerinin farklı kitaplara ve filmlere yaptığı göndermeler büyülenecek cinsten; Mısır hiyeroglifinde Star Wars'tan R2-D2 ve C-3PO size selam veriyor. The Simpsons'ta herkesin 4 parmağı varken tanrı ve İsa'nın 5 parmağı vardır. Filmde çokça Starbucks bardağı görülür. Stanley Kubrick filmde 2001 raf numarasıyla '2001:. A Space Odyssey' filmine gönderme yapar. Serinin başında meth pişirmek için gittiği çölde pantolonunu çıkaran Walter son sezonda yine pantolonun yanından geçer. Filmde Han Seoul-Oh isminin Star Wars karakterine gönderme yaptığı düşünülür. Filmde R2-D2'yi görebiliriz. Film Walt Disney stüdyolarında çekildi. Bu yüzden arka planda Mickey Mouse'u görmek çok şaşırtıcı gelmemeli. Aracın plakasının DA203 olduğunu görürüz. İncil'de Daniel 2:03'e gönderme yapılmıştır. Beni üzüntüyle sarsan bir düş gördüm. Ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorum Futurama Popüler animasyon dizisi South Park'tan Eric Cartman'ın kafasını Futurama'nın bu sahnesinde görebiliriz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/filmlere-konu-oldu-hasan-boguldu-selalesinin-ilginc-hikayesi/", "text": "Edremit pazarı, şimdi olduğu gibi yüzyıllar önce de Çarşamba günleri kurulurdu. Etraftaki köylüler ürünlerini pazara getirip satar, ihtiyaçlarını alarak köylerine dönerlerdi. Zeytinli köyünün yakışıklı delikanlısı Hasan'ın babası ölmüş, anasının ve kendisinin karnını doyurabilmek için baba mesleği bahçıvanlığı devam ettiriyordu. Yetiştirdiği sebze ve meyveleri, Edremit pazarına götürüp satıyor, ihtiyaçlarını alıp köyüne dönüyordu. O gün pazarın kalabalığı içerisinde bir kız görmüştü, çok güzel, alımlı bir kızdı, uzun süre gözleri ile onu takip etti. Giysilerinden obalı olduğu anlaşılıyordu, sırtında heybesi bir şeyler satmaya uğraşıyordu. Kızı gözden kaybetmişti fakat hayali gözünün önünde duruyordu, evlenme çağı da gelmişti. Güzel düşlere dalıp gitmişti. Birden, kendisine seslenildiğini fark etti, kafasını kaldırdığında güzel kızı karşısında görmüştü. Eli ayağı birbirine dolaşmıştı, şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırmıştı. Bu halini gören kız gülmeye başlamış, daha da güzelleşmişti. Hasan kendisinden istenilenlerin en iyilerini seçip verdi. Kıza kim olduğunu sordu. Adının Emine olduğunu ve Zeytinli'nin üstündeki obalarda oturduklarını öğrendi. O da Hasanı fark etmişti. Her Çarşamba Emine peynirin ,sütün, yoğurdun, balın en iyisini, Hasana getiriyor, Hasan da sebzenin en iyisini ona veriyordu. Pazardan, Zeytinliye kadar beraber dönüyorlar, Zeytinliden sonra Emine obaya varabilmek için üç sat daha yürüyordu. Emine ile Hasan birbirlerini sevmişler ve evlenmeye karar vermişlerdi. Hasanın annesi evine bir can yoldaşı geleceği için sevinmişti. Fakat Emine'nin ailesi, obada hiçmi kendine uygun delikanlı bulamadığını, ovalının obada yaşayamayacağını söyleyerek karşı çıkmışlardı. Emine ısrar edince, Hasanın kırk okka tuzu sırtında obaya çıkarabilirse yiğitliğini göstereceğini ve herkesin onu damat olarak kabul edeceğini söylemişlerdi. Emine, Hasana durumu anlatır. Başka yapacak bir şey olmadığını anlayan Hasan, sevdiğine kavuşmak için tuz çuvalını sırtına alır ve yola düşerler. Bahçıvanlık yaptığı için Hasan bu tür bir yüke alışkın değildi. Beyobaya vardıklarında yorulmaya başlamıştı. Şimdiki Sütüven şelalesine vardıklarında, yol dere içerisinden gidiyordu, taşların üzerinden atlayarak geçiyordu, yorulmuştu, tuz sırtını yakmaya başlamıştı, daha geldikleri kadar yol vardı. Gök büvete vardıklarında gücü tükenen Hasan, yere düşer. Emine, Hasanı yüreklendirmeye çalışarak gelecek iyi günleri anlatır, fakat Hasan kalkamaz. Emine'ye buralardan kaçmayı, başka yerlerde yaşamayı teklif eder. Emine obasına söz vermiştir. Kendisinin bile rahatlıkla taşıdığı çuvalı taşıyamayan kişiyi obaya nasıl götürebilirdi. Hasanın yalvarmalarına aldırmaz, çuvalı omzuna alarak obanın yolunu tutar. Hasan senin obana varamıyorum, kendi köyüme de varamam, beni bırakma diye yalvarır. Emine, Hasanın sesi kulaklarında çınlayarak yoluna devam eder. Obaya vardığında pişman olur. Geri dönmek ister. Fakat fırtına çıkar, şiddetli yağmur yağmaya başlar. Ailesi bu havada onu ormana bırakmaz, sabah olunca gitmesini söylerler. Emine sabahı zor eder, ilk ışıklarla, Gökbüvet'e koşar fakat Hasan yoktu. Zeytinliye annesine, Edremit'e koşar, Hasanı kimseler görmemişti. Hasanın sesi kulaklarında çınlayan Emine, mecnun gibi, dere boyunca onu arar durur. Obasına da dönmez.Günler sonra Gökbüvet'te, Hasan'ın gömleğini ve ona verdiği çevreyi bulur. Sana kavuşmaya geliyorum Hasan'ım diyerek kendini Gökbüvetin başındaki çınara asar. O günden sonra Gökbüvetin adı Hasanboğuldu, Gökbüvete bakan çınara da Emine Çınarı denmektedir. Filmi izlemek isteyenler için Youtube'dan yasal olan filmi de ekleyelim"} {"url": "https://www.thegeyik.com/finans-dunyasinda-bu-yil-one-cikacak-5-odeme-trendi/", "text": "Visa geride bıraktığımız 2022'nin ardından, 2023 yılı için ödemeler dünyasındaki 5 trendi açıkladı. İşte pandemi sonrası 2022'de yaşanan normalleşme sürecinin ardından, seyahatten kripto paralara Visa'nın işaret ettiği, 2023'te ödemeler dünyasında öne çıkan trendler: 1. Tüm dünyada hem turistik hem iş amaçlı seyahatler geri geliyor 2022 boyunca, karantina şartlarının kalkması ve sınırların yeniden açılmasıyla hareketlenen seyahat sektöründe, 2023'te Asya-Pasifik bölgesinde de pandemi önlemlerinin azalması ile birlikte bu yükseliş trendinin artarak sürmesi bekleniyor. Visa'nın yaptırdığı bir araştırmada, 2022'nin Haziran ve Ağustos ayları arasında yurt dışına seyahat eden turist başına ortalama harcama tutarlarına bakıldığında, hem perakende harcamalarında hem de otel ve restoran gibi seyahat sektörü harcamalarında artış meydana geldiği görülüyor. Öte yandan iş seyahati için tercih edilen destinasyonlardaki işletmeler, iş amaçlı seyahatlerde mevcut fiyatlamalarını korurken, turistik amaçlı seyahatlere yönelik promosyonlu kampanyalar ile boşta kalan kapasitelerini değerlendirme yolunu seçiyor. Visa verileri, pandemi öncesi dünya genelinde en çok turist alan 500 destinasyonun %63'ünde turist harcamalarının normale döndüğünü ortaya koyarken, bu rakamın 2023 yılında daha da artması bekleniyor. 2. Tüketiciler daha sürdürülebilir davranışları seçme konusunda bilinçli 2023'te tüketicilerin sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği ile ilgili hassasiyetleri ön plana çıkması öngörülüyor. Skift ve McKinsey tarafından yapılan bir araştırmaya göre, dünya genelinde seyahat edenlerin %40'ı karbon nötr uçak biletleri için en az %2 daha fazla bedel ödemeyi kabul ederken, gerçekte bu kişilerin sadece %14'ü niyetlerini eyleme dönüştürebiliyor. 2023'te bu alanda daha çok seçeneğin sunulması ile daha fazla tüketicinin aksiyona geçmesi bekleniyor. Örneğin, Visa'nın Ecolytiq iş ortaklığı ve Visa Eco Benefits paketi gibi teklifleri, tüketicilere iklim farkındalığı ve karbon ayak izi hesaplamaları gibi bilgiler sağlayarak, alışverişlerinde daha bilinçli ve sürdürülebilir seçimler yapmalarına yardımcı oluyor. Öte yandan Visa'nın Dönüşüm Ekonomisi adıyla işlediği; kiralama, yeniden dolum, onarım, ikinci el satış, geri dönüşüm ve yeniden dağıtım kavramlarını içeren döngüsel ekonomi de popülerlik kazanan konulardan. Visa'nın yakın zamanda gerçekleştirdiği bir pazar araştırmasına katılan tüketicilerin %69'u alışverişlerde bu olanakları sunan iş yerlerini tercih ettiğini belirtiyor. Tüketicilerin günlük yaşamlarında sürdürülebilir seçimler yapmalarında hayatı kolaylaştırma faktörünün de önemli bir rol oynayacağı öngörülüyor. Örneğin, toplu taşımada temassız özellikli kartlarla ödeme yapabilmesi, artık bilet alma, kart yükleme gibi zorlukları ortadan kaldırıyor. Visa'nın Kentsel Ulaşımın Geleceği pazar araştırması toplu ulaşım hizmetini kullananların %91'inin artık temassız ödemeleri bu deneyimin bir parçası olmasını beklediğini ortaya koyuyor. 2022 yılında Visa'nın küresel ağında dünya genelinde 1,2 milyara ulaşan temassız geçiş sayısı, temassız ödemelerin yakın gelecekte toplu ulaşım alanında bir standart haline geleceğine işaret ediyor. 3. B2B ödemelerde 3.0 dönemine geçiş B2B ödemelerdeki gelişmelerin ise yeni bir dijital dönüşüm dalgasını tetiklemesi bekleniyor. 2023'te B2B ödemelerinde 3.0 dönemine geçiş öngörülüyor. Bu yeni dönemde B2B alanında ödemelerin dijitalleşmesi, bu alanda mobil ödemelerin yaygınlaşması ve bunların sonucunda e-ticarette kurumsal satın almaların artması da beklentiler arasında yer alıyor. Yine 2025 yılına kadar B2B ödeme işlemlerinin %80'inin dijitalleşmesi öngörüler arasında. Bu kapsamda ticari işletmeler şimdiden elektronik fatura gönderip dijital ödeme kabul ederken, dünya genelinde devletler de gerek sosyal yardım ödemelerinde gerek kamu kurumları arasında veya bu kurumlarla vatandaşlar arasında gerçekleşen ödemeleri dijitale taşımayı seçiyor. 4. Kripto kışını üreterek geçirenler Kripto piyasalarında volatilitenin damga vurduğu geçen yıldan bu yana süregelen kripto kışı süresince, kurgusu zayıf olan yapılar piyasalardan silinirken, ölçülü ve kurallara uyumlu yaklaşımlarla yeni teknolojik gelişmelere odaklanan oyuncular hem işletmeler hem de tüketiciler için anlamlı olan web3 çözümleri inşa etmeye devam edecek. Öte yandan, markaların yeni dijital deneyimler oluşturmak, ticaret, ödemeler ve sadakat programı alanlarında potansiyeli değerlendirmek için NFT teknolojisinden yararlandığı görülüyor. Bu deneyimler genellikle benzersiz avatarlara, fiziksel ögelere eşlik eden dijital varlıklara ve sadakat platformlarının oluşturulmasına odaklanıyor. 2023'te, markaların müşterileriyle ilişkilerini ve bağlılıklarını derinleştirmesiyle bu trendin de hız kazanması bekleniyor. 5. Dolandırıcılıklar hibrit bir dünyaya adapte oluyor Dünya hibrit çalışma tarzını gitgide benimserken, dolandırıcılar da yeni taktikler geliştirerek tüketicileri aldatmanın yeni yollarını buluyorlar. Ortaya çıkan belki de en yeni tehditlerden biri, sentetik kimlik olarak da tabir edilen, sahtecilerin farklı kimlik bileşenlerinden oluşturdukları yeni kişilikler. Bu bağlamda güvenlik önlemlerini önceliklendirecek kaynak ve bilgiye sahip olmayan küçük işletmelerin hedef olmayı sürdürmesi öngörülüyor. Bu gelişmeler, güven ve güvenliğin kritik önem taşımaya devam edeceği anlamına geliyor. EMV 3-D Secure gibi yeni nesil kimlik doğrulama yöntemleri, e-ticareti dünya genelinde ve gerçek zamanlı olarak güvenli hale getirmeye yardımcı oluyor. Sanal kartlar gibi dijital ödeme çözümleri, uçak bileti satın almaktan yemekte hesabı bölüşmeye kadar her şeyi daha kolay ve güvenli hale getirmeye devam ediyor. İşletmelerin ise, dolandırıcılığı önleme amaçlı güvenlik çözümleri ve sigorta poliçelerine daha fazla önem vermesi bekleniyor. Visa Güney Avrupa Danışmanlık ve Analitik Başkanı Sertan Şener konuyla ilgili olarak Visa, kurulduğu günden bu yana ödemelerde hep yeniliğin öncüsü oldu. Aklımızda sürekli olarak bir sonraki büyük ödeme yeniliği var. Pandemi ile birlikte hızlanan dijitalleşme, beraberinde pek çok fırsat ve tehdidi de getirdi. Artık tüketicilere rahat ve aynı zamanda güvenli bir alışveriş deneyimi sunulmasında dijital ödemeler daha da kritik rol oynuyor. Visa olarak gerek bireylere gerek ticari işletme ve kurumlara ödeme yapma ve kabul etme alanında yenilikçi çözümler sunarken, gitgide dijitalleşen bir dünyada artan siber tehditlere karşı da en yüksek düzeyde güvenlik sağlıyoruz dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/finlandiya-eurovisiona-engelli-punk-grubu-katilacak/", "text": "Finlandiya bu sene Eurovision şarkı yarışmasında 2 ilke imza atmaya hazırlanıyor. İlk defa bir punk grubunun sahne alacağı Eurovision'da ikinci bir ilk bu grubun engelli sanatçılardan oluşuyor olması. Böyle bir adımın ülkemizden gelmemesi sizi de şaşırttı biliyoruz. Bu sene Eurovision 19-21 Mayıs 2015 tarihlerinde, Avusturya'nın başkenti Viyana'da düzenlenecek. Aday sanatçıların açıklanmaya başladığı etkinlikte Finlandiya PKN grubuyla ön plana çıkıyor. Açılımı Pertti Kurikan Nimipaivat olan grup, yarışmada 1,5 dakikalık Aina Mun Pitaa şarkısını seslendirecek. Down sendromlu ve otizmli dört sanatçıdan oluşan grup bahis şirketleri tarafından 3. favori olarak gösteriliyor. Grup üyelerinin ise bir çağrısı var: BİZE ACIDIĞINIZ İÇİN OY VERMEYİN! Finlandiya bir önceki ödülünü 2006 yılında Lordi'nin Hard Rock Hallelujah şarkısıyla alarak çok konuşulmuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/finlandiyada-halk-sicagi-gorunce-marketlerde-uyumaya-basladi/", "text": "Bizim buralarda sıcak ve nem fazla ama bu ara Finlandiya'da yaşayan dostlarımız da ilginç bir şekilde sıcakla mücadele ediyor. Kuzey Afrika'dan gelen sıcak hava dalgasının etkisi altına giren Avrupa son yılların en sıcak günlerini yaşıyor. Rekor sıcaklıklardan korunmak isteyen vatandaşlar da ilginç önlemlere başvuruyor. Euronews/T24'ün haberine göre, Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de aşırı sıcaklardan bunalan vatandaşlar süpermarketlere akın etti. Marketlerin klimalarından faydalanmak isteyen Finlerin serinlemek için girdikleri marketlerde uyuması dikkat çekti. Yaşadıkları yerlerde bulunan marketlerden 'aşırı sıcaklar nedeniyle kapımız 24 saat açık' mesajını alan Finler hafta sonu geceyi marketlerde geçirdi. İnsanlar mutlu ve heyecanlıydılar Başkent Helsinki'de müşterilerine kapısını açan K-Supermarket şubesi yetkilisi insanların akşam saatlerinde market kapandıktan sonra gelmeye başladıklarını ve uyumak istedikleri yeri kendilerinin seçtiğini söyledi. Yetkili ayrıca, geceyi daha eğlenceli hale getirmek için misafirlerine çekilişle bazı ikramlarda bulunduklarını da belirtti. Yetkili, Her şey çok güzel geçti: insanlar mutlu ve heyecanlıydılar rahat bir gece geçirmeleri için kapılarımızı onlara açtık dedi. Uzmanlar ise güneşe maruz kalan araçlarda bebek, çocuk, engelli ya da hayvanların bırakılmamasını, özellikle yaşlıların susamasalar bile günde 2 litre su içmelerini ve yüksek oranda sıvı içeren gıdalar tüketmelerini tavsiye ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/finlandiyada-yasayan-turk-doktorun-gozunden-luks-tuketmiyorlar-peki-oradakilerin-parasi-mi-yok/", "text": "Finlandiya da yaşayan bir doktordan alıntıdır. Merhaba. Finlandiya'da yaşıyorum. Burada insanların yaşam standartları genel olarak oldukça iyi. Yoksul insanlara rastlamak çok zor. Alkol veya narkotik madde ya da kumar gibi bağımlılığı olmayan biri kimseye muhtaç olmaz. Gerekirse devletten barınma ve geçinme desteği alır. Buna rağmen ne gıdalar ne de eşyalar mümkün olduğunca israf edilmez. Çok gerekli olmadıkça bir şey satın alınmaz. Bir şeye ihtiyaç kalmamışsa ya ihtiyaç duyabilecek birine verilir ya da ikinci el mağazalarında ya da internetten satılır. Mesela çocukları olan bir aile ne kadar varlıklı da olsa ikinci elden kıyafet alır. Bir yıl sonra küçülenleri satar ve yeniden ikinci el kıyafet alır. Bazen bir şey almayacak olsa bile bit pazarında dolaşmaktan hoşlanır. Bu arada fincede kirppu bit, tori ise pazar demek. Aynı bizdeki gibi bitpazarı dedikleri kirpputori'den giyinmek hiç gocunulacak bir şey değildir. Aksine sizin sınırsızca tüketim çılgınlığından imtina edecek entellektüel seviyede olduğunuzu ve alçakgönüllülüğünüzü ortaya koyar. Burada gösterişli arabalar ve gösteriş düşkünlüğü yadırganır. Belki de soğuk iklim yüzünden gösterişli giyinen birine pek rastlamazsınız. İnsanlar iklime uygun ve rahat şeyler giyerler. Mesela yazın naylon terlikle gezen insanlar görürsünüz. Çünkü naylon terlikle plaja da gidersiniz, alışverişe de, tiyatroya da. Kolayca yıkanır, kolayca kurur. Kimse sizi yadırgamaz, ayıplamaz. Bir öğretmen de derse terlikle gelebilir hatta terlikleri de çıkarıp hoşlanıyorsa yalınayak ders anlatabilir. Ve artık terliklerini kullanmak istemiyorsa çöpe atmaz. 1 euroya satabilir. O bir euroya ihtiyacı olduğundan değil, terliğin ona ihtiyacı olan birini bulması için. Eğer bu terlik kullanılamayacak kadar eskimişse de geri dönüşüme atar ki doğayı kirletmek yerine yeniden bir ihtiyacı karşılayabilecek bir şeye dönüşebilsin. Matematik dünyası dergisinde okuduğum bir şeyi de paylaşıp bitireceğim. Bir okur soru köşesine neden matematikçiler hep eskimiş gömlekler giyerler diye bir soru göndermişti. Dergi editörü de henüz bitmemiş bir gömleği neden atsınlar ki diye cevap vermişti. Kimin ne diyeceğine takılmayıp üzerinde yaşadığımız gezegene saygı duyarak yaşayalım. Ne kadar az satın alıyorsak o kadar olgunuz. Ne kadar az çöp atıyorsak o kadar olgunuz. Emek verilerek üretilmiş her şey değerlidir. 1 lira değer biçilse bile o bir lira değerlidir. Saygılar ve sevgiler..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/finlandiyanin-yeni-dogan-bebekler-icin-verdigi-kutunun-gizemi/", "text": "75 yıldır Finlandiya hükümeti, hamile kadınlara bir kutu veriyor. Bu kutu giysiler, battaniyeler, oyuncaklar ve gerekli çeşitli malzemelerden oluşuyor. Kutu aynı zamanda yatak olarak da kullanılabiliyor. Kimilerine göre bu kutu dünyanın en düşük bebek ölüm oranına sahip Finlandiya'nın bu ünvanı kazanmasına yardım etmiş. Bu gelenek 1930'lara kadar dayanıyor ve asıl amacı Fin çocuklarına ailelerinin geliri, sınıfı ne olursa olsun eşit bir başlangıç sağlamak. Annelik ya da bebek paketi olarak adlandırılan bu kutular devletin tüm hamile kadınlara hediyesi. Kutuda montlar, uyku tulumu, sokak giysileri, banyo aksesuarları, bir kaç bez, yatak alezi ve küçük bir uyku minderi var. Kutunun dibindeki minder ile beraber kutu bebeğin ilk yatağı oluyor. Tüm sınıflardan binlerce çocuk ilk gecelerini dört karton duvardan oluşan bu kutu-yatakta geçiriyor. Annelerin kutuyu ya da belli bir miktar parayı seçme hakları var. Bu miktar 140 euro kadar. Ancak anne adaylarının %95'i kutuyu seçiyor. Bu gelenek 1938 yılında başlamış ancak o zamanlar sadece düşük gelirli aileler için kullanılıyormuş. Daha sonra 1949 yılında Finlandiya devleti hangi sınıftan olursa olsun herkese bu kutuları sağlamaya başlamış. Kutu anneye daha anneliğin ilk günlerinde ihtiyacı olarak her şeyi sağladığı gibi, bilgilendirme kitapçığı ile de gelecekte karşılaşacağı durumlar için onu hazırlıyor. Aynı zamanda giysiler kız-erkek çocuk arasında değiştirilebilir olsun diye cinsiyet ayrımı gözetmeyen renklerden seçilmiş. Ancak 1940'larda kutudaki giysiler kumaş halindeymiş, çünkü o zaman anneler daha çok evde giysi dikerlermiş. Kutuya biberon veya mama kabı anneleri emzirmeye teşvik etmek için konulmuyor. Aynı zamanda kutuda çocuğun ilerde okumuş, kültürlü bir birey olmasını teşvik etmek ve devlet desteğini sembolize etmek için bir kitap bulunuyor. Kutunun asıl amacı da çocuklara ve ailelere eşitlik anlayışını aşılamak ve en azından bir gece bile olsa zengin ve fakirin aynı şartlar altında yaşamasını sağlamak. Murat Zeytinci"} {"url": "https://www.thegeyik.com/flortun-maddi-durumuna-verilen-onem-ikiye-katlandi-iste-flort-trendleri/", "text": "2022 yılı ilişkiler ve flört dünyasının keşif yılı olacak. İki yılı aşkın süredir devam eden sosyal mesafeli dönemin ardından bekarlar, flört etmeye her zamankinden daha açık fikirli ve özgür bir şekilde geri dönüyorlar. Dünyanın dört bir yanında aşkı arayanlar, yeni insanlarla tanışmak söz konusu olduğunda artık yeni şeyler keşfetmek istediğini söylüyor. İşte keşiflerin yılı olacak 2022'de bizi bekleyen flört trendleri.... AKTİVİST FLÖRT FLÖRT AKTİVİZMİ Geçtiğimiz yılın yükselen trendi flört aktivizmi bu yıl da hız kesmeden devam ediyor. Verilere göre son 4 yıl içinde (Ocak 2017-2021) OkCupid kullanıcılarının iklim değişikliği ve çevre üzerine yaptığı sohbetlerde yüzde 456 artış yaşandı. Uygulamayı kullanan her 10 bekardan 9'u ise eşleştiği kişinin gezegenimize karşı duyarlı olmasını istiyor. Ayrıca OkCupid Türkiye Pazarlama Müdürü Ezgi Ceren Işık, profiline iklim değişikliği savunucusu rozeti ekleyen kişilerin yüzde 44 daha fazla beğeni ve yüzde 72 daha fazla eşleşme aldığını vurguluyor. EKONOMİDE PANDEMİ ETKİSİ BİR KRİTER Kullanıcılar eşleşeceği kişinin maddi durumunu eski dönemlere göre iki kat daha fazla önemsiyor. Ancak bununla birlikte uzmanlar, artan aşılama sayesinde vaka sayıları normale döndükçe paraya verilen önemin ters oranda azalacağını düşünüyorlar. Tüm verilere rağmen eşleştiğim kişinin maddi durumu benim için çok önemli diyenlerin durumu 2021 başında yüzde 16 iken yıl sonunda yüzde 14'e düştü. BOŞANMIŞ KULLANICILAR AŞKI ARAMAYA DEVAM EDİYOR Yapılan bağımsız araştırmalara göre boşanmalar artış gösterse de boşanan bekarlar aşkı aramaktan vazgeçmiyor. OkCupid kullanıcılarının verileri de bu araştırmaları doğrular nitelikte. 2017'den bu yana, yakın zamanda boşandığından bahseden kullanıcı profillerinde yaklaşık %300'lük bir artış görünüyor. MESAFELER HALA BİR ENGEL DEĞİL Uzak mesafe ilişkiler gelecek yıl da yükselişe devam edecek görünüyor. Geçtiğimiz yıl partnerinin dünyanın herhangi bir yerinde olabileceğini belirten OkCupid kullanıcıları, bu yıl aşkı daha yakında arayacak gibi görünüyor. Veriler de bu eğilimi doğrular nitelikte. Ekim ayında lokasyon tercihini bulundukları konuma göre daha yakın bir bölgeye ayarlayanların sayısı tüm zamanların en yüksek sayısına ulaştı. Görünen o ki pandemi sonrası hayat normale döndükçe bekarlar, en azından kolayca bir araya gelebilecekleri tercih edecek. ARTIK KADINLAR İLK ADIMI ATIYOR Her geçen gün dijitalleşen dünyada kadın erkek davranışları da değişikliğe uğruyor. Kadınlar önceki dönemlere göre artık arkadaşlık uygulamalarında daha aktif bir biçimde rol alıyorlar. OkCupid verilerine göre 2021 yılında ilk mesajı atan kadınların sayısı 2020'ye oranla yüzde 129 artmış görünüyor. Bu oran kadın erkek oranında da görülüyor. 2021 yılında kadınlar ilk mesaj konusunda erkeklere göre yüzde 13 önde. Her ne kadar yüz yüze buluşma konusunda acele etmeseler de dijital buluşma konusunda kadınlar artık ilk adımın karşı tarafça atılmasını beklemiyorlar. DÜNYANIN EN ÇOK FLÖRT EDİLEN GÜNÜ: YILIN İLK PAZARI Yeni bir yıla girerken yeni bir ilişkiye başlama isteği Ocak ayını yılın en çok flört edilen ayı yapıyor. Bu ayın flört konusunda rekor kıran ilk Pazar gününe de Dating Sunday yani Flörtöz Pazar adını veriyorlar. OkCupid uygulamasının verilerinde göre yılın ilk Pazar günü kullanıcı etkinliğinde yüzde 70'lik bir artış yaşandı. Bu yıl ise ilk Pazar günü 2 Ocak'a denk geliyor. Diğer yıllara göre yılbaşı gecesine yakın oluşundan dolayı bekarların en çok flört edeceği günlerin hem 2 Ocak hem de 9 Ocak pazar günü olacağı öngörülüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/forbes-dergisi-dunyanin-en-cok-kazanan-unlulerini-acikladi/", "text": "Forbes dergisi her yıl olduğu gibi bu yıl da yılın en çok kazanan ünlülerini açıkladı. Listenin başında Diddy olarak tanınan ünlü rap şarkıcısı Sean Combs yer aldı. Forbes dergisi, 130 milyon dolar gelir sağlayan Diddy'nin yılın en çok kazanan ünlüsü olduğunu açıklarken; ikinci sırayı 105 milyon dolarla Beyonce elde etti. Highest-earning singers of the last year, according to Forbes. Beyonce tops the list! pic.twitter.com/cvr5AopUHQ Shady Music Facts June 12, 2017 Derginin ajanslar, menajerler ve yapımcılarla görüşerek oluşturduğu listede üçüncü sırayı Harry Potter serisinin yazarı J.K.Rowling son 1 yılda kazandığı 95 milyon dolarla elde ederken, rap şarkıcı Drake 94 milyon dolarla üçüncü, Portekizli yıldız futbolcu Cristiano Ronaldo 93 milyon dolarla dördüncü oldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/fortnite-6-1/", "text": "Epic Games'in battle royale türüne damgasını vuran oyunu Fortnite bugün itibariyle 6.10 güncellemesini almaya başladı. Oyuna Dört Teker adından iki kişilik yeni bir araç getiren güncelleme, oyunculara katılabilecekleri pek çok farklı ve eğlenceli oyun içi turnuva da sunuyor. Engel Tanımayan Arazi Aracı Fortnite'ın 6.10 güncellemesinin en büyük yeniliklerinden biri Dört Teker adındaki aracın oyuna eklenmesi. Bu iki kişilik araç sürdükçe hız kazanıyor ve aynı anda hız takviyesi çubuğu dolmaya başlıyor. Bu çubuk dolunca kısayol tuşuna basıldığında araç birden hızını artırıyor ve önüne çıkan yapıları yıkıp içlerinden geçebiliyor. Oyun İçi Turnuvalar Geliyor 6.10 güncellemesinin Fortnite'a getirdiği bir diğer yeni özellikse oyuna eklenen Etkinlikler sekmesi içinde yer alan turnuvalar. Turnuvalar tüm oyunculara açık olacak ve herkese profesyonel oyunculara karşı yarışma ve adını duyurma şansı verecek. Turnuvalara katılan oyuncuların tümü eşit şartlarda başlayacak ve aynı puana sahip olacaklar. Yarışmalarda oyuncular rakiplerini avlayıp hayatta kalmaya çalışarak puan toplayacaklar. Sezon sonunda ise herkes kendine yakın seviyede puanlar alan oyuncularla mücadele edecek ve turnuvanın altın rozetini kazanmaya çalışacak. FORTNITE OYUN İÇİ TURNUVA NASIL YAPILIR?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/fotograf-cekerken-tarihi-bir-olayi-kaydetmeyi-basardi/", "text": "Fotoğrafçı James Balog ve arkadaşları buzulların fotoğrafını çekerken inanılmaz bir olaya şahit oldular. Olay Grönland'da meydana geldi. James ve arkadaşları birkaç yıldır Kuzey Kutup Dairesi etrafında fotoğraflar çekiyorlardı. James ve arkadaşları, hazırlayacakları belgesel için fotoğraf çekmeye başladılar. Ancak gözlerinin önünde gerçekleşecekleri muhtemelen onlar da tahmin etmiyordu. Amerikalı fotoğrafçı yıllardır doğa fotoğrafçılığı yapsa da iklim değişikliğine inanmıyordu. Aslında 20 yıl boyunca bilim insanlarını küresel ısınma hakkında yaptıkları araştırmalar için eleştirdi. Balog, İnsanların küresel ısınmaya neden olabilecek kadar güçlü olduklarına inanmıyordum. Bana hiç inandırıcı gelmiyordu dedi. Ancak 2005 yılında Balog küresel ısınmanın doğayı nasıl etkilediği konusunda daha fazla bilinçlendi. National Geographic'nin Kuzey Kutup Bölgesi üzerine düzenlediği fotoğraf yarışmasında, fotoğrafçı inanılmaz bir şeye tanıklık etti. Balog'un en iyi eseri olan 'Chasing Ice' belgeselinin ardından 10 yıl geçmişti ve Balog bu sefer eriyen buzullar üzerine fotoğraf çekmeye karar vermişti. Fotoğraf çekmeye gittiği sırada Balog inanılmaz bir kare yakaladı. Balog ve arkadaşları, 75 dakika içinde büyük bir şehir büyüklüğündeki buz kütlesinin okyanusuna düştüğüne tanıklık etti. Fotoğrafçının yakaladığı kareler Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi ve küresel ısınmanın ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne serdi. Küresel ısınma nedeniyle gerçekleşen ilk facia değil bu. Daha fazlası da olacak gibi gözüküyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/fotograf-makinesinin-sahibi-gezgin-ruhlu-teyze-bulundu/", "text": "Otostop çektiği araçta unuttuğu fotoğraf makinesini ulaştırmak için 5 ay boyunca aranan 60 yaşındaki Ayşe Teyze bulundu. Ayağı burkulduğu için Ayder Yaylası'nda Tülin Tezel Öztemel ve Emre Öztemel çiftinin aracına otostop çeken Kurucu, fotoğraf makinesini araçta unuttu. Makinenin içindeki fotoğraflara bakan çift, arabalarına aldıkları kadının tek başına dünya turunda çekildiği fotoğrafları görünce fotoğrafları sosyal medyada paylaştı. Çift, uzun uğraşların sonucunda Ayşe Teyzeyi buldu ve İstanbul'dan İzmir'e gelerek fotoğraf makinesini teslim etti. Babasından kalan şehitlik maaşı ile kıt kanaat geçinen Ayşe Kurucu'nun maddi durumu, dünyayı gezmesine engel olmadı. Çevresinde yurt dışına gitmek isteyen çok sayıda kişiyi, tanıdığı tur şirketlerine yönlendiren, bu sayede indirimli olarak geziye çıkan Kurucu, geri kalan ödemeyi de kredi kartıyla yaparak bugüne kadar tam 25 ülke gezdi. Fotoğraf makinesine 'Canım kızım' kendisine de 'Hür kız' ismini takan 3 çocuk ve 6 torun sahibi Ayşe Teyze, karyolasının altında valizinin hazır olduğunu, İspanya, Japonya ve Çin'e de gitmek istediğini söyledi. 'FENOMEN OLMUŞUM' Onu sosyal medya fenomeni haline getiren olayı anlatan Kurucu, Temmuz ayında Ayder Yaylalarına geziye gitmiştim. Bir yere tırmana tırmana çıkınca ayağım burkuldu. Tur otobüsü de merkezdeydi. Biraz oturup dinlendim ancak ayağım acıdığı için bir çiftin aracına otostop çektim. Çok tatlı, genç bir çiftti. Sohbet ettik. İnerken fotoğraf makinemi unutmuşum. Otele gelince fark ettim ve içim acıdı. Makineye acımadım ama 15 yılda gittiğim onlarca ülkenin fotoğrafları vardı. Bir daha oralara gitme imkanım yoktu. O fotoğrafların manevi değeri yüksekti. Şimdiye dek fotoğrafları hiçbir yere de aktarmamıştım. Arabalarına bindiğim çift fotoğrafları internete vermiş ama benim bir hafta önce haberim oldu. Meşhur olmuşum. Fenomen olmuşum. Turdan tanıştığım bir arkadaşım internette görünce benim numaramı Tülin Hanımlara vermiş. Beni o şekilde buldular ve makinemi getirdiler. Onlar benim ikinci çocuklarım oldu. Onları çok sevdim. Makinemi getirdikleri için çok mutlu oldum, çok şaşırdım. O makine benim arkadaşım gibi. Bir sürü hatıramız var dedi. GEZMEYİ ÇOK SEVİYORUM Gezmeyi çok sevdiğini ve bugüne dek 25 ülke gezdiğini belirten Kurucu, gezgin olma hikayesini ise şu sözlerle anlattı: Hacca gitmeyi çok istiyordum ama maddi durumum iyi değildi. Bir tanıdığımın damadının tur şirketi varmış. Beni onunla tanıştırdı ve Hacca gittim. Tur şirketi sahibi Ahmet Bey ile irtibatımı hiç kesmedim ve onun sayesinde bir sürü şirketle tanıştım. Çevremde yurt dışına gitmek isteyenleri o şirketlere yönlendiriyorum ve bana indirim yapıyorlar. Geri kalanı da kredi kartına taksitle gidiyorum. Çevrem de beni destekliyor. Gezerken bir sürü arkadaş edindim, yeni yerler gördüm, kültürleri tanıdım. Suriye'den Singapur'a, İtalya'dan Rusya'ya, Tibet'ten Hindistan'a kadar pek çok ülkeye giden Ayşe Kurucu, tur şirketleri ile gezdiği için dil problemi yaşamadığını, gezi sırasında tanıştığı kişilerle birlikte gezdiğini söyledi. Gittiği ülkelerden en çok Singapur ve Dubai'yi beğendiğini kaydeden Ayşe Kurucu, Bir kere Singapur'da kayboldum ama giderken yürüdüğüm yoldaki tabelalara, binalara bakarım. Otelin adresini taksiciye verdim ve otele geri dönebildim diyerek gezileri sırasında pek çok macera yaşadığını belirtti. Gençlere ve yaşıtlarına seslenen Ayşe Kurucu, Gençler evde oturmasın. Hayat bir kere verilmiş bir sermaye. Hayat dondurulmaya gelmez. Hayat akıp gidiyor. Elim ayağım tuttuğu sürede niçin yaşamayayım? Çocuklarım küçükken fırsatım olmuyordu ama şimdi hür kızım. Sırtıma çantamı atıp geziyorum. Valizim karyolanın altında hazır bekliyor ifadelerini kullandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/fotografini-gorup-rezervasyon-yaptirdi-otele-gittiginde-soka-ugradi/", "text": "İngiltere'de yaşayan Jenny Kershaw, tatil için gittiği Vietnam'da hayatının şokunu yaşadı. Kershaw, internetten rezervasyon yaptırdığı otelin gerçek halini görünce büyük hayal kırıklığına uğradı. OTELİN HAVUZU KÜVETE BENZİYORDU Bir otel arama sitesinden Vietnam'da kendine bir otel ayarlayan İngiliz vatandaşı Jenny Kershaw, tatile gittiği zaman büyük bir şokla karşılaştı. Çünkü Kershaw'ın internetten tuttuğu otelin havuzu gerçekte küvete benziyordu. PAYLAŞTIĞI FOTOĞRAF SOSYAL MEDYADA KISA SÜREDE YAYILDI Genç kadın, otelin fotoğraflarını sosyal medyada paylaştıktan sonra olay kısa sürede yayıldı. Otel arama sitesi konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Kershaw'ın mağduriyetinin en kısa sürede giderileceğini ve ekibinin bu konu üzerinde çalıştığını aktardı. SOSYAL MEDYADA ONLARCA PAYLAŞIM YAPILDI Olay üzerine sosyal medya kullanıcıları İngiliz kadının maduriyeti hakkında onlarca paylaşımda bulundu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/fotograflar-sizi-sasirtabilir-iste-suriyenin-savas-sonrasi-son-hali/", "text": "Savaşın etkilerini hepimiz iyi biliyoruz. Hemen yakınımızda yıllardır süren bir savaş var. Peki Suriye şu an nasıl? Hatırlarsanız geçen senelerde savaş sırasında fotoğraflar paylaşmıştık. Şimdi de Suriye'nin savaş sonrası halini sizlerle paylaşıyoruz. ÖNCE NORMALLEŞEN ŞAM'DAN BİRAZ FOTOĞRAFLAR PAYLAŞALIM: Normalleşmeyi gördükçe mutlu olduk. Beş milyona yakın Suriyeli ile birlikte yaşadığımızdan, yalandan insan hakları nutukları atan Avrupa ülkelerinden daha çok istiyoruz bu iyileşmeyi. Şam'dan başlayan bir toparlanma var. Yeniden inşa da başlamış Suriye'de. Size şehrin veya ülkenin toparlanması gereken yerlerini değil de toparlanan yerlerini göstermeye özen gösterdik. Umarız, dileriz ki Türkiyemizin de bulunduğu coğrafyada savaşlar son bulur ve huzur çağı başlar. Fotoğraflar: unusualtraveler.com / Christian Lindgr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/fragman-iskit-saka-turklerinin-baskomutani-tomris-hatunun-filmi-yakinda-vizyonda/", "text": "10 Nisan için vizyon hazırlığı yapan TOMRİS filmi, Türk kadının gücünü bir kez daha gözler önüne serecek. Milattan önce 6. yüzyılda, her Türk kadını gibi; çocukluğundan itibaren ata çok iyi binen, kılıç kullanan, ok ve yayda usta olan Tomris, eşi ölünce kaderinden kaçamaz. Koskoca bir devletin başına geçer ve olaylar hızla gelişir. Tarihi gerçeklerden esinlenilen filmin başrolünde rol alan Almira Tursyn, aslında oyuncu değil; psikolog... Yönetmen, bu rol için başvuran 15 bin adayı da uygun bulmayınca aramaya devam eder ve Almira Tursyn'i TOMRİS olarak kameraların karşısına geçirir. Vizyon yolculuğuna Kazakistan'da başlayıp gişede büyük başarı elde eden, bu yıl Altın Küre'de Yabancı Dilde Film kategorisinde yarışma listesine giren TOMRİS; Türkiye'de de vizyona girmeye hazırlanıyor. Akan Satayev'in yönettiği, Almira Tursyn'in başrolde olduğu film 10 Nisan'da izleyiciyle buluşacak. Tomris aslında psikolog Yönetmen Satayev; Türk tarihinin ilk kadın hükümdarı Tomris Hatun'un hayatını beyaz perdeye taşıyan Kazakistan yapımı TOMRİS filminin kast çalışmaları sırasında, Tomris Hatun rolü için istediği oyuncuyu bir türlü bulamayınca aramaları genişletir. 15 bin kişi arasından, aslında bir psikolog olan Almira Tursyn'i bu önemli rolde kameraların karşısına geçirir. At binme, ok atma, kılıç ve bıçak kullanma, dövüş dersleriyle birlikte oyuncu koçundan da dersler alan Tursyn, ilk oyunculuk denemesinin hakkını vermek için aylarca hazırlanır. Sonuç olarak, MÖ 6. yüzyılda, dönemin en güçlü devletlerinden Pers İmparatorluğu'nu yenerek çok büyük bir başarı elde eden İskit-Saka Türklerinin başkomutanı TOMRİS Hatun'a yakışır bir karakter ortaya çıkartır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/fransada-plastik-kap-kullanimi-yasaklandi/", "text": "Fransa'da Yeşiller Partisi'nin meclise getirdiği 'plastik kap kullanımı' yasağı kabul edildi. Yasağın 2020'den itibaren yürürlüğe gireceği belirtildi. Huffington Post'ta yer alan habere göre, Fransa'da, Yeşiller Partisi'nin meclise getirdiği ve 2020 yılında yürürlüğe girecek olan yasayla tek kullanımlık bardak, tabak, çatal, bıçak, kaşık gibi plastiklerin kullanımı 'biyolojik materyalden yapılmadığı müddetçe' yasak olacak. Associated Press'e göre, Fransa, söz konusu karar ile plastiği yasaklayan ilk ülke. AB kurallarına aykırı Independent'ın haberine göre, ülkede iklim değişikliğinin önüne geçilmesi için alınan önlemler kapsamında önerilen yasağı çevrebilimciler desteklese de, bazı kesimler ise kararın Avrupa Birliği kurallarına aykırı olduğu görüşünde. Pack2Go adlı Avrupalı paketleme üreticilerini temsil eden Brüksel merkezli organizasyon şirketi, yeni yasaya karşı geleceklerini ve bunun tüm kıtaya yayılmasından endişe duyduklarını söyledi. Fransa'da bu yıl süpermarketlerde plastik poşet kullanılması da yasaklanmıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/french-oje-surmenin-5-kolay-yolu/", "text": "French Oje Merhabalar canım okuyucu; Hayatının bazı dönemlerinde hatun kısmı kendini salar. Kaşlar iki gözün üzerinde yekpare bir hal alır , bıyıklar ayakkabı fırçasına, saçlar üç yaşında bir çocuğun hunharca oynadığı bir barbienin saçına döner. Sebebi kimi zaman aşk acısından mütevellit yas, kimi zaman gribal enfeksiyonlar, kimi zaman tembelliktir. Her ne olursa olsun benim için hatunun eli her dem bakımlı olacak. O elden oje eksik olmayacak arkadaş. Bugün, tarzı ne olursa olsun, ne giyerse giysin her kadının elinde harika duran, hangi renk oje süreceğine karar veremeyenlerin imdadına yetişen, üstelik eli çok şık ve bakımlı gösteren Fransız manikürünün 5 farklı yönteminden bahsedeceğiz. Her zaman kuaförlere gidecek vaktimiz veya naktimiz olmayabilir. Evde de bu harika görünüme sahip olmanın 5 farklı yolu var. Kendi kullandığım yolu da içinde barındıran bu ufak listeye geçelim; 1.French Kalemi Gratis, Watsons, Rossman gibi kişisel bakım mağazalarının oje reyonlarında kolaylıkla bulabileceğiniz bu kalemler sayesinde, tırnaklarınızın ucuna kusursuz bir hat çekebilirsiniz. Bu kalemin içinde beyaz oje mevcut. Başka bir yüzeyde kalemi otuz saniye kadar basılı tutuyorsunuz ve daha sonra tırnaklarınızın ucuna sürüyor ve harika beyaz bir hat elde ediyorsunuz. Kişisel görüş: Tırnakları kısa veya tırnaklarında belirgin bir hat çizgisi olmayan eller zorlanabilir. 2.French Yüzüğü Online alışveriş sitelerinde rastladığım bu yüzük parmaklara geçiriliyor ve beyaz boyanması gereken kısım açıkta kalacak şekilde tırnaklara yerleşiyor. Size de beyaz ojeniz veya french kaleminizle açık kalan kısımları boyamak kalıyor. 3.Sünger Yöntemi Evinizde bulunan temiz bir bulaşık süngerini bu iş için kullanabileceğiniz gibi internette bunun için üretilmiş özel süngerlerde satılıyor. Gelelim nasıl kullanıldığına; Süngerinizin bir bölümüne beyaz ojenizi sürüyorsunuz, tırnağınızın ucunu ojeye bastırıp çekiyorsunuz. Süngere çok kalın veya çok ince bir kat sürmemeye dikkat edin. Çok kalın sürdüğünüzde tırnağınıza transfer ederken oje sakızlanabilir veya ojenizin geç kurumasına sebep olabilir.Çok ince sürdüğünüzde ise eğer süngeriniz evdeki bulaşık süngerlerindense gözenekli olduğu için ojeyi biraz emecek ve transfer ederken gözeneklerin izini tırnağınıza bırakacaktır. 4.Avuç Yöntemi Avucunuza bir kat beyaz oje sürüyorsunuz. Diğer elinizin bir parmağıyla ojenin alt çizgisine tırnağınızın bir köşesini bastırarak ojeyi kazıma hareketi ile yuvarlayarak tırnağınıza transfer ediyorsunuz. Fotoğrafta çok daha rahat anlaşılacaktır 🙂 5.French Bantları İşte benim sırrım 🙂 Bu bantları kişisel bakım mağazalarından satın alabilirsiniz. Pek çok marka oje ve bantları set halinde bile satıyor. Eğer bantlara para harcamak istemiyorsanız kırtasiyelerde satılan kağıt bantlarını da kullanabilirsiniz. Öncelikle bantlarımızı tırnak çizgilerimize göre yerleştiriyoruz. Kağıt bandı kullanacaksanız bandı önce birkaç kez elinizin üzerine yapıştırıp yapışkanını hafifletmenizi tavsiye ederim, aksi halde yapışkanı tırnağınızda kalabiliyor. Bantlarımızı yerleştirdikten sonra açıkta kalan uçlara beyaz ojemizi sürüyoruz. Otuz saniye kadar bekleyip bantları bir köşesinden cımbız yardımıyla tutarak kaldırıyoruz ve harika bir beyaz çizgi elde ediyoruz. Üzerine kırık beyaz, şeffaf veya uçuk pembe bir oje geçerek manikürünüzü tamamlayabilirsiniz. Yazıyı okuyunca kafanız daha çok karıştıysa veya bir kaçını denediğiniz halde başarıya ulaşamadıysanız muhtaç olduğunuz takma tırnaklar en yakın kişisel bakım mağazasında mevcuttur. Tabi porno starlara benzemek istiyorsanız J Bol şanslar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/french-oje/", "text": "Ünlü yazar ve blogger FRENCH OJE ile röportaj yaptık. Gerçekte French Oje Kimdir? Twitter macerası ve yazarlık hepsi burada Herkes blogger olacak diye bir kural yok! Sosyal medya bölümümüzün misafiri bu kez blogger aleminin en sevilen, en çok okunan isimlerinden birisi olan French Oje... Hakkında merak edilenler ve Erkek Dedikodusu üzerine eğlenceli bir söyleşi gerçekleştirdik. Yazılarına baktığımız zaman gayet eğlenceliler ve okurken insanda merak duygusu uyandırıyor. Nasıl başladı French Oje, blog yazmaya nasıl karar verdi? Uzun zamandır blog yazıyorum. İlk blogumu sanırım 2008 sonu ya da 2009 başında açtım tam hatırlamıyorum ama o zamanlar gerçekten çok az kişiydik ve blogger değildi etrafımızdaki herkes. O zamanki sevgilimden ve çok yakın arkadaşımdan çok sağlam bir kazık yemiştim ama öyle kötüydü ki kimsenin başının etini yemek istemiyordum, öyle bunalımdaydım ki herkes benden nefret edebilirdi herhalde. Ben de blog açıp oraya yazdım. Ama o blog açılış zamanı gibi bunalım olmadı aksine çok eğlenceli ve komik oldu. Sonra çok deşifre oldum orda, çok rahatsız ettiler, onu kapattım French Oje'yi açtım. Blog isimlerinin nereden çıktığını sormak adettendir geleneği bozmayalım, neden French Oje? 🙂 Bunu çok kez söyledim: ) French oje, benim sürdüğüm tek ojeydi o dönem. Yaklaşık 2 yıl sadece french oje sürdüm, o dönem de yeni blogumu açacaktım ama isim düşünüyordum kitabı da birlikte yazdığım arkadaşım Tuğçe, senin nickin kesinlikle french oje olmalı dedi ve öyle de oldu. Yakın çevrende tepkiler ne durumda? French Oje'nin sen olduğunu biliyorlar mı yoksa sende diğerleri gibi kimliklerini gizli tutanlardan mısın? Çekirdek ailem ve sadece yakın arkadaşlarım biliyor. Bazı insanlar bir iş yaptığında herkese reklamını yaparlar. Çok da iyi reklam yaparlar. Ben onu ne becerebiliyorum ne de hoşlanıyorum. Bilmesi gerekenler bilsin yeterli diye düşünüyorum. Popüler bir blog sahibi olmanın altın kuralları neler ? : ) Böyle bir kural yok esasında. Şunlar insanların seni okuma nedeni olur ama Gerçekten anlatacağın bir şeyler olmalı Sürekli düşüncelerin ve hayallerinden bahsetmek yerine bir olay anlatmalısın. İnsanlar senin başına geleni merak eder duygu ve düşüncelerini değil. Sevgiliye serzeniş, şiirler, şarkı sözleri, resimler... bunlar lise günlüklerinde kaldı, kalmalı. Kendin olmalısın. Ben çok bilinen bir blogu okuyorsam onun çakması olarak seni tabii ki okumam. Orjinali var orda, onu okurum. Hayor ben böyleyim yhaaa demeyin, esinlenmeler , çakmalar hemen anlaşılıyor. Blog açmak zorunda değilsin. Herkes blogger olacak diye bir kural yok. Gerçekten! Bir de oldu da blog açtın, herkese zorla kendini izletmek, yazına yorum yaptırmak gerçekten de insanların blogun hacklensin diye dua etmesine neden olur. Yapışmayın! O sizin günlüğünüz, kimse okumak zorunda değil. https://twitter.com/french_oje"} {"url": "https://www.thegeyik.com/friends-ekibi-yeniden-bir-araya-gelecek-mi/", "text": "Jennifer Aniston'ın 'Friends ekibiyle bir proje üzerinde çalıştıklarını' duyurmasının ardından HBO Max'in özel bir bölüm için hazırlıklara başladığı belirtildi. Dizinin altı yıldızı yıllar sonra tekrar bir araya gelebilir. Dünya çapında fenomen olan Friends dizisi, 25. yıldönümünü kutlarken, yıllardır ekibin bir araya gelmesini isteyen hayranların dileği gerçekleşebilir. The Hollywood Reporter'ın haberine göre, dizinin orijinal yapımcısı Warner Bros'un yeni yayın platformu HBO Max'te yayınlanmak üzere dizinin özel bir bölümün çekilmesi gündeme alındı. Bunun için dizinin yıldızları Jennifer Aniston, Courteney Cox, Lisa Kudrow, Matt LeBlanc, Matthew Perry ve David Schwimmer'in yanı sıra serinin yaratıcıları David Crane ve Marta Kauffman ile pazarlıkların sürdüğü belirtildi. Anlaşma olsa bile programa uydurmak zorlayabilir Dizinin hayranları haberi büyük bir coşkuyla karşılasa da henüz anlaşmanın sağlanmadığı, hatta sürecin sonuna gelinmesi için uzun bir zaman bulunduğu aktarıldı. Ayrıca anlaşma sağlanması halinde de bu kez çekimleri tüm ekibin programına uygun şekilde ayarlamak gibi bir zorluk bulunuyor. Ünlü dizi, 1994-2004 yılları arasında NBC'de yayımlanmıştı. Dizinin yayın hakları Netflix tarafından alınmış ancak daha sonra bu anlaşma sonlandırılmıştı. Warner Bros'un HBO Max üzerinden diziyi yayınlayacak olması anlaşmanın sona ermesine sebep olarak gösterilmişti. Dizinin geri dönmesi için uzun süredir çağrı yapılırken, son olarak Jennifer Aniston, Friends'teki rol arkadaşlarıyla bir proje üzerinde çalıştıklarına dair haberleri doğrulamıştı. Aniston detay vermezken bu projenin, dizinin devamı olmadığını söylemekle yetinmişti"} {"url": "https://www.thegeyik.com/fukusima-felaketi-nedeniyle-mutasyona-ugramis-bitki-ve-hayvanlar/", "text": "Fukushima nükleer felaketini hatırlıyor musunuz? Peki o felaketten sonra neler oldu fikriniz var mı? Gaia Dergi'den Sinan Doğan fotoğraflar ve olaylarla Fukuşima'daki korkutucu gerçeği gözler önüne sermiş. Geçtiğimiz 11 Mart, Fukuşima nükleer felaketinin beşinci yıldönümüydü. 2011 yılındaki vahim olaydan beri, Japonya ve ABD sızıntının yarattığı kalıcı zararları inkar etmeye devam ediyorlar. Lakin şimdiye kadar gerçekleşmiş ve olayla bağlantılı olan yaklaşık 8 bin insan ölümü ve doğal hayatı etkileyen anormal mutasyonların üzerini örtmek oldukça zor. Geçtiğimiz yıl Japonya'dan bildiren Twitter kullanıcısı @san_kaido, Fukuşima Nükleer Reaktörü'nün yakınından mutasyona uğramış bir papatya fotoğrafı yayınladı. İlk başta fotoğrafın üzerinde değişiklik yapıldığı düşünülse de papatyaların varlığı bölgeyi ziyaret edenler tarafından da doğrulandı. Ancak bu papatyalar buz dağının görünen yüzü: nükleer radyasyon bölgedeki doğal yaşam üzerinde büyük zararlar bırakmış. Her geçen gün radyasyonun korkutucu etkilerini gösteren görüntüleri paylaşan insanlar, devletin endişelenilmemesi gerektiği yönündeki açıklamalarını da yalanlar nitelikte. Elbette radyoaktif sızıntıdan etkilenenler sadece bitkiler değil. Depremden kısa bir süre sonra mutasyona uğramış pek çok hayvan bulundu. Aşırı radyoaktivite sebebiyle kulaksız doğmuş olan tavşanın videosu kısa sürede yayıldı:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/futbolda-kafa-topuna-cikanlar-erken-bunuyor/", "text": "Prof. Dr. Feza Korkusuz, futboldaki kafa vuruşları ile bunama arasında ilişki bulunduğunu ortaya koyan araştırmanın, oyuncuların kask kullanmasını gündeme getirebileceğini söyledi. İngiltere'deki University College London ve Galler'deki Cardiff Üniversitesi'nden bir grup bilim insanının gerçekleştirdiği araştırma, uzun süre aktif futbol oynamanın, beyne zarar vererek ileri yaşlarda bunamaya yol açabileceğini ortaya koydu. 14 eski futbolcunun mercek altına alındığı ve ölen oyunculardan 6'sının beyninin incelendiği makale, Acta Neuropathologica dergisinde yayımlandı. Futbol oynarken topa yapılan kafa vuruşları ve yaşanan çarpışmalar ile bunama arasında ilişki olduğunun öne sürüldüğü makale, eski futbolcuların beyinlerinde, demansa neden olan fiziki ve kimyevi değişimi tespit eden ilk çalışma olarak kayıtlara girdi. Hacettepe Üniversitesi Spor Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Feza Korkusuz yaptığı açıklamada, Büyük Britanya'daki araştırmanın, 2004'te Alpaslan Şenköylü, İbrahim Yıldıran ve Alparslan Kartal'la beraber imza attıkları futbolcuların boyun omurlarındaki yaralanmayı inceleyen çalışmayı ileri götürdüğünü belirtti. Futbol dünyası 'bırakın oynasınlar, gösteri devam etsin' dememeli Sonraki aşamada futbolcular arasında demansın, genel nüfusa oranla daha yaygın olup olmadığını incelemek için sayısı birkaç bine ulaşan bir örneklemi, uzun süreliğine izleyip aynı yaş grubuyla karşılaştırmak gerektiğini dile getiren Korkusuz, araştırmada beyni incelenen futbolcuların 1960'larda oynadığı göz önüne alındığında, dönemin deriden üretilen ağır toplarının bu rahatsızlığa yol açıp açmadığının da incelenebileceğini ifade etti. Spora özendirirken sporcu sağlığının da korunması gerektiğini belirten Korkusuz, Futbol ile demans arasında kesin bir bağlantı olduğunu söylemek şu an mümkün değil. Fakat araştırmalar, futboldaki baş ve boyun yaralanmalarının önemli bir sorun olduğunu işaret ediyor. Bu konudaki çalışmaları yaygınlaştırıp elde edilen sonuca bağlı olarak tedbirler alınması gerekebilir. Boyun çevresindeki kasları güçlendirecek hareketlerle yaralanmayı en aza indirebiliriz. Futbolda kafa vuruşlarını yasaklayalım demek için şu an çok erken ancak sporcunun kafasını korumak için Amerikan futbolu ya da tekvandoda olduğu gibi kask kullanımı düşünülebilir. Futbol gelecekte kaskla oynanabilir diye konuştu. Arsenal'in 34 yaşındaki kalecisi Cech'in, 2006 yılında Chelsea'de oynadığı dönemde aldığı darbe sonrası kafa kemiği çatlamıştı. Tecrübeli eldiven o tarihten bu yana kafasında koruyucu başlıkla sahalara çıkıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/g-noktasi-gercekten-var-mi/", "text": "G-noktası var mı, yok mu? tartışması; cinsel fonksiyonlara dair belki de en tartışmalı konulardan birisidir. Ve eğer varsa, nasıl buluyoruz? G-noktası, vajinanın oldukça erojen bir bölgesi tanımlanıyor ve uyarıldığında güçlü bir cinsel isteğe ve orgazma sebep olabiliyor. Her ne kadar 17. Yüzyıl'dan beri vajinal orgazma dair bir kavram olarak konuşulsa da, G-noktası kavramı aslında 1980'lere kadar ciddi bir biçimde ele alınmadı. Kavram, 1940'larda bazı kadınların hassas bölgelerine dair bir belirlemeyi içeren çalışmalar yürüten Alman jinekolog Eric Grafenberg tarafından literatüre katılmıştır. Ancak; bazı kadınlar G-noktası uyarılmasıyla orgazm olabilirken, bazılarının da bu uyarılmayı oldukça rahatsız edici bulmasından kaynaklı olarak G-noktası ne olduğuna dair süren tartışmalar herhangi bir uzlaşıyı beraberinde getirmedi. G-noktası Nerededir? G-noktası, vajinanın ön duvarında bulunur ve vajina açıklığının yaklaşık 5-8 cm yukarısındadır. Eğer ki; bir kadın sırt üstü uzanır ve başka birisi bir ya da iki parmağını vajina açıklığından içeri sokarsa, üretral spanç isimli üretra etrafındaki doku şişmeye başlayacaktır. Şişen bu bölge; G-noktasıdır. Bu dokunuş başlangıçta kadında idrar atma isteği uyandırabilir, fakat birkaç saniyenin ardından bu dokunuş; zevk vermeye başlayabilir. Ancak, bazı kadınlar için bu uyarılma, dokunuş ne kadar sürerse sürsün rahatsız edici olabilir. G-noktası Orgazmı ve Kadın Boşalması G-noktası orgazmından kaynaklanan fizyolojik tepkiler, klitoral orgazmlarda görülenlerden farklıdır. Klitoral orgazmlar sırasında, vajina ucu dışarıya çıkar, buna karşın; G-noktası orgazmlarında ise rahim boyu vajina içerisine doğru çekilir. Seksüel istek ya da etkileşim sırasında kadınların neredeyse %50'si üretralarından çeşitli türde sıvılar atarlar. Yapılan araştırmalar; genellikle üç tür sıvının üretildiğini ortaya koyuyor; idrar, seyreltik idrar ve kadın ejakülatı . Bazı kadınlar bu sıvıları cinsel birleşme ya da uyarılma anında dışarıya atabilirken, bu sıvılar çoğunlukla orgazm anında özellikle de G-noktası orgazmı yoluyla dışarıya atılır. Peki bu sıvılar arasındaki fark nedir? Cinsel birleşmenin gerçekleştiği sırada atılan idrar; genellikle idrar torbasının baskılanmasından kaynaklı kontrolsüz olarak atılır. Bazı kadınlar; cinsel birleşme olmadan da örneğin hapşırma, öksürme ya da gülme gibi anlarda da sızıntı yaşayabilirler. Fışkırma şeklindeki idrar ise orgazm sırasında atılan öz gibi bir tür idrar sızıntısıdır. Ancak bu durum; kadın orgazmı sırasında idrar torbası etrafındaki kasların güçlü bir şekilde gerilmesiyle ortaya çıkar. Kadın ejakülatı, genellikle G-noktası orgazmlarıyla beraber anılır ve biraz daha farklı bir maddedir. Kadınlar bu sıvının, orgazm sırasında üretilen bir çay kaşığı hacimde sulandırılmış yağsız süte benzediğini söylüyorlar. Dişi ejakülatının içeriği kimyasal olarak analiz edilmiş ve erkek prostatından kaynaklanan salgıya benzediği bulgusuna ulaşılmıştır. Bu durum da; bu boşalmanın kadın prostatı olarak bilinen bezler tarafından üretildiği şüphelerine yer vermiştir. G-noktası Ne Olabilir? G-noktası ayrı bir vücut parçası değildir, ancak G-noktasının ne olduğuna ve nasıl orgazm oluşturabildiğine dair bu alandaki araştırmalarda bir uzlaşı sağlanmış değil. Öte yandan G-noktası; klitoris, üretra ve vajinanın birleştiği yer olan klitoüretrovajinal birleşimde yer alıyor. Bu birleşimde; uyarıldığında zevk hisleri üretebilen çeşitli yapılar bulunur ve G-noktası bir ya da birden fazla yapının aynı anda uyarılmasıyla oluşan hissin bir yansıması olabilir. Ve burada G-noktası orgazmına sebep olan en şüpheli iki yapı ise kadın prostatı ve klitoristir. Kadın prostatı üretra etrafındaki bir yastık görevindeki doku olan üretral spançta bulunur. Üretral spanç ve kadın prostatı, oldukça fazla sinir bulundurur, bu durum da hassasiyetlerine dair bir açıklama getirebilir. Klitoris ise gözle görünenden çok daha fazlasıdır. Üretra ve vajinanın temas ettiği yerin dışında olarak, klitoris bir şekilde üretrayı çevreler. G-noktasının mekanik uyarımı aslında klitorisin bu iç kısmının uyarılması olabilir. Peki, O Halde G-noktası Gerçek Mi, Yoksa Bir Efsane Mi? Şüphesiz ki; bazı kadınlarda G-noktası bulunuyor. Ancak, bütün kadınlar G-noktası uyarımını zevkli bulmuyor. Çünkü, G-noktası uyarıldığında bir kadın cinsel olarak uyarılmıyor olabilir, ancak bu demek değil ki; kadın seksüel anlamda işlevsizdir. Seksüellik ve uyarılma; oldukça berrak fizyolojik ve psikolojik bağlantılara sahiptir. Fakat, biz insanlar benzer anatomilere sahip olsak da, fizyolojik olarak tamamen aynı değiliz. Benzer şekilde, birisinin mavi olarak tanımladığı şeyi, siz aynı mavilikte göremeyebilirsiniz. Yani bir kadındaki orgazm, bir başka kadında da aynı değildir. Bu durum özgün bir deneyimdir. Ve her ne kadar siz ve başka bir insan maviyi gözleriniz aracılığıyla görüyor olsanız da, insan seksüelliğinin ve kadın üreme organları karmaşası; kadınların orgazmı farklı şekillerde yaşayabileceği anlamına geliyor. Bazı kadınlar, bir partnerin varlığında orgazm deneyimi yaşayamazken, mastürbasyon aracılığıyla kolaylıkla orgazm olabilirler. Bazı kadınlar yalnızca klitoral uyarılma ile orgazm olabilirken, bazıları yalnızca vajinal uyarılma ile orgazm olabilir. Öte yandan, ayak uyarılmasıyla orgazm deneyimi yaşayabilen kadınların olduğuna dair araştırmalar da var ve Grafenberg'in makalesinde kulak boşluğuna değdirilen penisle cinsel uyarılma yaşayabilen kadınların da olduğu belirtiliyor . Öte yandan, G-noktasını bulamadığınızda; bu durum sizin anormal ya da cinsel olarak işlevsiz olduğunuz anlamına gelmez. Benzer şekilde, cinsel birleşme ya da uyarılma sırasında sıvı atımı yaşamıyorsanız; bu durum anormal ya da cinsel anlamda işlevsiz olduğunuz anlamına gelmez. Cinsel uyarılma, arzu ve zevk; kişiseldir. Yani eğer ki G-noktanızı bulamıyorsanız, cinsel ihtiyaçlarınızı karşılayabilen başka bir şey bulmaya çalışın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gainden-beyaz-yaka-belgeseli-sorsanbeyazyakaliyiz/", "text": "GAİN'in yepyeni belgesel dizisi Beyaz Yaka yayına girdi. Belgeselde kurumsal hayata dair tespitleriyle tanınan komedyen Kaan Sekban, akademisyenler, ajans başkanları ve beyaz yakalıların kendileri, bu kendine has dünyaya dair görüşlerini paylaşıyor. Beyaz Yaka, izleyiciyi çalışma hayatının karanlık yüzüne götürmeye cesaret ederken, esprili tarzından da ödün vermiyor. Beyaz Yakalılar, kendilerini olduklarından daha zengin, daha kültürlü ve daha ayrıcalıklı görüyor ve başkaları tarafından da öyle görülüyorlar. Oysaki eğitimli ve kentli olmaları işçi sınıfının bir bölümünü oluşturdukları gerçeğini değiştirmiyor. GAİN'in 3 bölümlük yepyeni belgesel dizisi Beyaz Yaka, bitmeyen kariyer telaşları, uzun mesailer, eve götürülen işler, kültürleştirdikleri tüketim alışkanlıkları ve bir türlü kurtulamadıkları sıkışmışlık hisleri ile beyaz yakalıların dünyasına ışık tutuyor. Beyaz Yaka belgeselinde çok sayıda kişiden görüş alınarak, konu farklı perspektiflerden inceleniyor. İlk günden itibaren beyaz yakalı olanlar, maviden beyaz yakaya geçenler, kurumsal hayattan ayrılıp köye göçenler, ajans başkanları, bu düzenden memnun olanlar, onu eleştirenler ve daha pek çok kişi kendi deneyimlerini paylaşıyor. Belgeselde ayrıca, kurumsal hayatı tiye alan ve kendisi de bir eski beyaz yakalı olan Kaan Sekban, acı gerçeklere dair tespitlerini esprili tarzıyla aktarıyor. Beykoz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nevzat Evrim Önal ile İstanbul Teknik Üniversitesi Öğreti Üyesi Doç. Dr. Kaya Tokmakçıoğlu, beyaz yakalıların sosyoekonomik değerlendirmesini yaparak, kentlerin ve beyaz yakalı sınıfların birbirlerinden etkilenerek nasıl dönüştüklerini aktarıyor. GAİN, günceli yakalayan orijinal yapımlarıyla izleyicisine farklı deneyimler sunmayı sürdürüyor. Her biri 25 dakika civarındaki bölümler akıcı tarzıyla kolayca izlenebilirken içerik olarak doyurucu ve derinlikli olmayı da başarıyor. Beyaz Yaka belgeseli platformun ses getirecek yapımları arasında yerini almaya hazırlanıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gainden-yeni-mini-dizi-ex-askim/", "text": "Eski sevgilinizi nasıl hatırlıyorsunuz? Eski sevgilinize söylemek isteyip de söyleyemediğiniz bir şey oldu mu? Peki eski sevgilinizle karşılaşsanız ne yaparsınız? Eski sevgilinizle yeni sevgilinizi tanıştırır mıydınız? GAİN'in tesadüfen ya da bilerek biraraya gelen eski sevgililerin hikayelerini konu alan mini dizisi 'Ex Aşkım'da kendinizden çok şey bulacaksınız. Bir sebeple ya da rastlantı sonucu bir araya gelen eski sevgililerin arasındaki ilişkinin mizahi bir dil ile anlatıldığı 'Ex Aşkım'da yarım kalmış aşkların, iz bırakan ilişkilerin, ihanetlerin, bazen bir şarkıyla bazen bir kokuyla akla düşen bazense bir kafede karşınıza çıkan eski sevgililerin birbirinden ilginç anları izleyiciyle buluşacak. Aşk ilişkilerinin çok yakından tanık olduğumuz karmaşıklığını eğlenceli bir dil ile ele alan dizinin yönetmenliğini dört farklı isim üstleniyor. Devrim Yalçın, Hande Türkel, Başaran Şimşek ve Yunus Ozan Korkut'un farklı bakış açılarıyla ele aldığı Ex Aşkım'ın her bölümünde farklı bir konu, her seferinde değişen oyuncu kadrosuyla ele alınıyor. Senaryosunu Ebru Erdem'in kaleme aldığı, oyuncu kadrosunda Yiğit Kirazcı, Sahra Şaş, Ayşe Melike Çerçi, Ali Yoğurtçuoğlu, Begüm Akkaya gibi pek çok sürpriz ismin yer alıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gainin-psikolojik-gerilim-turundeki-mini-dizisi-terapist-yayinda-iste-fragmani/", "text": "Gain'in psikolojik gerilim tarzındaki mini dizisi 'Terapist' yayın hayatına başladı. Yönetmenliğini Zeynep Dadak'ın üstlendiği TERAPİST dizisinin başrollerini Çağdaş Onur Öztürk, Dolunay Soysert, İlayda Alişan, Muhammed Uzuner, Murat Kılıç ve Zeynep Çamcı paylaşıyor. Türkiye'nin yeni dijital içerik platformu Gain'in, psikolojik gerilim tarzındaki mini dizisi 'Terapist' izleyicisiyle buluştu. Kişilik bozuklukları ve psikotik hastalıklar konusunda uzman bir terapistin karısının öldürülmesiyle hayatının altüst olmasını merkeze alan dizide başrolleri Çağdaş Onur Öztürk, Dolunay Soysert, İlayda Alişan, Muhammed Uzuner, Murat Kılıç ve Zeynep Çamcı paylaşıyor. Geçmişin bugüne düşen gölgesini ararken daha önce hiç fark etmediği gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalan terapist Çetin ve her biri birbirinden farklı sendromlarıyla şüpheli hale gelen danışanlarının hikayesini konu alan 7 bölümlük mini dizinin yönetmenliğini ise yurtiçi ve yurt dışı film festivallerinden aldığı ödüllerle kendinden söz ettiren başarılı yönetmen Zeynep Dadak üstleniyor. Fragman 1 Fragman 2"} {"url": "https://www.thegeyik.com/galaksinin-koruyuculari-2-filminden-star-wars-filmine-saglam-gonderme/", "text": "Guardians of the Galaxy Vol.2 filminden geçtiğimiz günlerde bir yeni fragman daha yayınlandı. Fakat bu fragman diğerlerinin aksine sürpriz sonluydu. Fragmanın sonunda Star-Lord karakterinin babası ile karşılaştık. Hem de büyük bir gönderme ile! Ben senin babanım. Bu cümlenin hangi filmden alıntılandığını bildiğinizi düşünüyorum ama yine de söyleyelim: Star Wars! İlk filmdeki aksiyonun ve eğlencenin daha fazla olacağının garantisini veren yeni fragmanda ekibe katılan yeni karakterler tanıtıldı. Ama fragmanın sonunda beliren bir adam vardı ki Sen de kimsin be adam? dedirtti bize. Uzun yıllar boyunca babasını arayan Peter yani Star-Lord sonunda ona kavuşacak gibi görünüyor. Yıldız Savaşları filminde Darth Vader'ın gerçekte kim olduğunu Luke'a söylerkenki kadar dramatik bir buluşma olacağını sanmıyoruz ama filmi merakla bekliyoruz! Galaksinin Koruyucuları 2, ülkemizde 28 Nisan'da vizyona girecek. Star-Lord rolunde Chris Pratt, Gamora rolünde Zoe Saldana, Star-Lord'un babası rolünde Kurt Russell, Bebek Groot rolünde Vin Diesel'in seslendirmesi ve birçok farklı karakter ile dolu filmin yeni fragmanını aşağıda izleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-8-sezon-surecek-ama-o-karakter-donmeyecek/", "text": "Sezon finali hala konuşulan Game of Thrones dizisinde sevilen karakterlerin ölümü de izleyicileri hüzünlendirdi. Karakterlere acımayan ve hepsini ölüme terk eden dizide geri dönmeler olacağı konuşuluyordu. Ancak bu haber hoşunuza gitmeyecek. HBO Yapım Yöneticisi Michael Lombardo dizinin 7 sezon süreceğine yönelik konuşmaları da içeren sorulara yanıt verdi. 7 sezonda hikayenin tam anlamıyla işlenemeyeceğini söyleyen Lombardo dizinin 8 sezon süreceğini belirtti. Bu sevindirici bir cevap olsa da bir de üzücü açıklama geldi. Popüler Game of Thrones karakteri, Jon Snow'u oynayan Kit Harington'ın diziye dönüp dönmeyeceği sorusuna ise Lombardo Her gün hakkında birçok şey okuyorum ama ölen ölmüştür. Bu konuda tek bildiğim Jon Snow'un öldüğü. diyerek cevap verdi. Size inandırıcı geldi mi?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-8-sezonun-tarihi-aciklandi/", "text": "Game of Thrones yeni sezon ne zaman diye soranlara bir iyi haberimiz var tarih belli oldu. Kötü haberimiz de var çünkü o arih ne yazık ki hiçbirimizin düşünmek istemediği bir tarih. Diziyi unutucaz nedir bu uzun aralar diyenler sıkı durun! HBO Game of Thrones 2019'da 8. sezonu ile geri döneceğini açıkladı. Game of Thrones'un, 2019 yılında yayınlanacak 8. sezonunun son sezon olacağı ve sadece 6 bölüm süreceği açıklandı. Game of Thrones'ın 8 sezon sezon bölümlerini David Benioff, D.B. Weiss, David Nutter ve Miguel Sapochnik yönetirken, David Benioff & D.B. Weiss, Bryan Cogman ve Dave Hill ise bölüm senaristleri olacak. Dizinin yönetici yapımcıları David Benioff, D.B. Weiss, Carolyn Strauss, Frank Doelger ve Bernadette Caulfield, eş yönetici yapımcılar Bryan Cogman, Guymon Casady, Vince Gerardis ve George R.R Martin olarak duyuruldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-cekimlerinin-yapildigi-gercek-hayatta-ziyaret-edebileceginiz-15-yer/", "text": "Game Of Thrones... O güzel dizinin çekildiği yerleri listeleyelim istedik. Üstelik bir kısmı Türkiye'ye de yakın yerler. Diğerleri de yine Avrupa kıtasında, ağırlıkla İzlanda. 1- İlk olarak Hırvatistan'ın Dubrovnik'i ile başlayalım. Türk turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biri olan Dubrovnik dizideki en önemli yerlerden birisi: King's Landing 2- Stark Kalesi ise İskoçya'daki Loch Doon Castle 3- King's Landing'in giriş kapısı ise Malta Mdina'da 4- Jon Snow ve Ygritte nerede aşk yapmıştı? O mağara İzlanda'da. Grjotagja Cave. 5- Gozo Adası ise Malta'nın güzel adalarından biri. Burayı hatırlamanız gereken sahne ise bir düğün. Daenerys yani kraliçemiz Khaleesi ve Drogo'nun düğünü. Bu kayalık ne yazık ki yeni yıkıldı... 6- Dorne Sarayı: Alcazar of Seville, İspanya 7- Murlough Körfezi ise Iron Islands olarak geçen adalar 8- Yabanilerin kampı Dimmuborgir, İzlanda 9- The Vatnajökull buzulları da Duvar'ın öbür tarafına ait görsellerin çekildiği yer 10- Essaouira Fas, dizideki ismi ise Astapor. 11- Duvarın kuzeyi, İzlanda'da Myvatn isimli bölge 12-Klis, Hırvatistan'ın dizideki adı ise Meereen 13- Meteora,Yunanistan'da yer alıyor. Kartal Yuvası'nın Arryn Hanesi 14- Plaza de Toros de Valencia, İspanya Dizide Meeren'de kavgaların yapıldığı Daznak's Pit 15- Dragonstone önce dizideki yeri O sahilin gerçek hali ise diziden de güzel işte o sahildeki Mussenden Tapınağı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-dizisinden-bran-stark-finali-saka-sandim/", "text": "Game of Thrones dizisinin finalinde Westeros'un kralı olan Bran Stark'ı canlandıran Isaac Hempstead-Wright, dizinin sonunu bir şaka zannettiğini söyledi. Entertainment Weekly'e konuşan Hempstead-Wright, son sezonun senaryosunu ilk kez okurken kralın seçildiği sahneye geldiğinde ve Bran adını gördüğünde heyecandan ayağa fırladığını söyledi. Genç aktör, Gerçekten David ve Dan'in şaka olsun diye bir senaryo yazdığını, herkese kendi karakterinin 'Demir Taht'a oturduğu bir senaryo yolladıklarını düşündüm dedi. Hempstead-Wright, senaristlerle konuşurken, Evet çocuklar beni iyi kandırdınız. Haydi oradan! Gerçekten mi? dediğini aktardı. Bran'i canlandıran aktör, dizinin finalinde olanlardan memnun olduğunu söylese de, 'kral olacağını' öğrenmeden önce iyi bir ölüm sahnesi istediğini itiraf etti: Mutluyum. Aslında ölmek istiyordum ve kafamın patladığı iyi bir ölüm sahnesi istiyordum. Karışık tepkiler alan Game of Thrones finalini savunan Hempstead-Wright, birilerini kızdırmadan bu kadar popüler bir diziyi bitirmek çok zor ifadelerini kullandı. Hempstead-Wright, finalin muhteşem bir diziye uygun bir final olduğunu söyledi. Sosyal medyada birçok Game of Thrones takipçisi Bran'in tahta oturmasına tepki göstermişti. Bran karakteri 5.sezonda hiç görünmemişti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-dizisinin-karakterleri-kitaptaki-gibi-gorunse-nasil-olurdu/", "text": "Game of Thrones dizisi ile kitap serisi hakkında bir takım farklar olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Başlarda yalnızca karakterlerin görünüşü ile başlayan farklılar ilerleyen zamanlarda hikayeye de sirayet etmiş ve son olarak dizinin kitapların önüne geçmesi ile olaylar çığırından çıkmıştı. Ancak bu durum ne kitapların ne de dizisinin mükemmelliğinden bir şey götürmüştü. Game of Thrones dizisini ve kitaplarını bekleme döneminde olduğumuz bu süreçte içinizdeki ateşi harlayacak George R.R Martin yarattığı kitap karakterleri ile dizi oyuncularının görünüşünü karşılaştıracağımız bir paylaşımla sizlerleyiz. 1# Yara Greyjoy 2# Bran Stark 3# Brienne of Tarth 4# Daario Naharis 5# Daenerys Targaryen 6# Euron Crow's Eye Greyjoy 7# Jon Snow 8# Lancel Lannister 9# Oberyn The Red Viper Martell 10# Ramsay Bolton 11# Theon Greyjoy 12# Tommen Baratheon 13# Tyrion The Imp Lannister 14# Tywin Lannister 15# Ygritte Görseller: brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-fanatikleri-yeni-sezonda-olecek-karakterleri-secti/", "text": "125 kez vurulan, 989 kez bıçaklanan, 14793 kere kalbi durmasına karşın yaşamaya devam karakterlerin hükmünde geçen dizi piyasasının aksine Game of Thrones her sezon önemli karakterlerini öldürmeye devam ediyor. Bu yüksek ölüm oranı sonrası internet gelecek sezon Game of Thrones'ta kim ölecek? anketleriyle doldu taştı. Geçtiğimiz yıl 7 bin kişinin katılımıyla yapılan anket sonrası ortaya çıkan isabetli tahminler, gözleri yedi sezon için yapılacak ankete çevirdi. 10 bin Amerikalının katılımıyla yapılan yedinci sezon anketi sonrası, yedinci sezon içinde ölüp final sezonunu göremeyecek muhtemel isimler belirlendi. Listenin başında türlü beladan kurtularak hayatta kalmayı başaran Theon Greyjoy çekerken, ikinci sırada sürgün edilen Melissandre yer aldı. Ölmesine en az ihtimal verilen karakterlerin ölümden dönen Jon Snow ile birlikte ejderhalarımızın annesi Daenerys Targaryen olması ise hiç kimseyi şaşırtmadı. Ancak yedinci Game of Thrones sezonuna daha aylar olması ve George R.R. Martin'in bir türlü kitapları bitirememesi kafalarda soru işaretleri yaratmaya devam ediyor. Martin bu, atar kafası öldürür en önemli karakteri. Hiç belli olmaz 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-finalini-dogru-tahmin-edene-tatil-hediye/", "text": "Fenomen haline gelen dizinin sekizinci ve son sezonu dünyada yankı yaratmaya devam ediyor. Dizi bu kez de bir yarışmayla gündeme geldi. İpuçlarını çözdüğünü ve Demir Taht'a kimin oturacağını bulduğunu iddia edenleri Hırvatistan'da Game of Thrones temalı bedava lüks bir tatil bekliyor. Hayranları heyecanlandıran yarışma 'Unforgettable Croatia' adlı lüks tur operatörü tarafından düzenlendi. Hırvatistan, dizinin King's Landing, Qarth, Braavos ve Westeros Riverlands gibi önemli mekanlarına evsahipliği yapıyor. Kazananları Hırvatistan'da bu mekanları da ziyaret edeceği yedi günlük lüks bir tur bekliyor. Bu özel tura ek olarak kazanan talihli, Split ve Dubrovnik kentleriyle Hvar ve Vis adalarını da ziyaret edecek. Şanslı hayran tatil boyunca beş yıldızlı otellerde konaklayacak. Ancak uluslararası uçuşları kendisi karşılayacak. 14 Nisan'da başlayan yarışma 5 Mayıs 23.59 itibariyle sona erecek. Game of Thrones hayranlarının bu süre zarfında dizinin nasıl biteceğine dair tahminlerini tur operatörünün sayfasında maksimum 1000 karakterle anlatmaları isteniyor. Doğru cevabı verenler arasından seçilecek şanslı hayran Ekim 2019'da Hırvatistan'da ağırlanacak. Yarışma için adres: https://unforgettablecroatia.com/game-of-thrones-competition?currency=USD"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-hakkindaki-gizli-gercekler-ortaya-cikti/", "text": "HBO'nun fenomen dizisi Game of Thrones'un yaratıcıları olan David Benioff ve D.B. Weiss, dizinin gidişatı çarpıcı açıklamalarda bulundu. Arya Stark rolündeki Maisie Williams ve Sansa Stark rolündeki Sophie Turner'ın da bulunduğu toplantıda konuşan yaratıcılar, dizi hakkındaki bilinmeyenleri ve bu ana kadar yaşadıkları pişmanlıkları sıraladılar. 1# Khal Drogo'nun Ölümü David Benioff ve D.B. Weiss'a göre dizideki en etkileyici sahnelerden biri Khal Drogo'nun ölümüydü. Onun ölümünün etkisinden hala kurtulamadık ve Khal Drogo'yu özlüyoruz. ifadelerini kullanan ikili, Jason Momoa'nın karaktere müthiş uyum sağladığını da sözlerine ekledi. 2# Sansa Stark Kitaptaki favori karakterinin Sansa Stark olduğunu belirten Benioff; karakterin gelişimden çok etkilendiğini, herkesin sinir olduğu ergen bir kızdan böylesine önemli bir karakterin çıkmasının muhteşem olduğunu ifade etti. 3# Jon Snow D.B. Weiss, Kit Harrington'ın hayat verdiği Jon Snow karakterinin Harry Potter-The Lord of The Rings karışımı bir figür olarak gördüğünü açıkladı. 4# Catelyn Stark Kitap ile dizi en büyük farklardan biri olan Cately Stark, kitaptan Lady Stoneheart olarak geri dönerek Red Wedding'in intikamını almış; ancak bu olaylar dizide yer almamıştı. Senaristler Arya Stark'ın gelişimi ve Jon Snow'un ölümden dönmesi sebebiyle Lady Stoneheart'in diziye dahil edilmediğini ifade etti. 5# Sansa'nın Şarkısı Sansa Stark'ı canlandıran Sophie Turner, ikinci sezonda ölenler için bir şarkı okumuş ancak bu şarkı son anda diziden çıkarılmıştı. Sıkı bir Bieber fanatiği olan Turner'ın en büyük arzusu, Bieber'ın Game of Thrones setini ziyaret etmesi. 6# Locke Olayı İkili, üçüncü sezonda Jaime Lannister'ın Locke'u nehre attıktan sonra vahşi hayvanlar tarafından parçalandığı bir sahnenin çekilmesinin planlandığı ancak bu eğlenceli istenilen biçimde gerçekleşmediği ifade etti. 7# Meryn Trant'ın Ölümü Game of Thrones tarihinde en pahalı ölüm sahnesi Meryn Trant'ın Arya Stark tarafından öldürüldüğü sahneydi. Senaristlere göre Maisie Williams bu sahnenin çekimi sırasında bir süre gözlerini açamadı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-karakterlerinin-gercek-hayattaki-sevgilileri/", "text": "Jon Snow ve Daenerys Targaryen Game Of Thrones'ta aşk yaşasın diye çok istedik. Sibel Kekilli ile Tyrion ilişkisinden diğer aşklara kadar tüm karakterlerin aşk hayatını ezberledik. Peki bu karakterler gerçek hayatta kimlerle beraber? GAME OF THRONES KARAKTERLERİNİN SEVGİLİLERİ Rose Leslie And Kit Harington Peter Dinklage ve oyuncu eşi Erica Schmidt Kristofer Hivju gazeteci eşi Gry Molv r Hivju Jason Momoa Oyuncu eşi Lisa Bonet Nikolaj Coster-Waldau ve Singer Nukaka Gwendoline Christie ve modacı Giles Deacon Carice Van Houten aktör Guy Pearce Iain Glen ve oyuncu Charlotte Emmerson Jacob Anderson oyuncu Aisling Loftus Maisie Williams ve Ollie Jackson Sophie Turner şarkıcı Joe Jonas Aidan Gillen şarkıcı Camille O'sullivan Natalie Dormer ve nişanlısı yönetmen Anthony Byrne Michiel Huisman oyuncu eşi Tara Elders Jonathan Pryce eşi Kate Fahy Emilia Clarke Seth MacFarlane"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-karakterlerinin-kitaptaki-halleri/", "text": "Game Of Thrones iyi güzel de 10 bölüm izleyip sonra bütün sene bekliyoruz bu da can sıkıcı değil mi sayın okur? Bu konu içimize dert olurken boş durmayalım dedik, gelin dizi ile kitaptaki karakterleri karşılaştıralım. Görünüşleri birbirinden farklı olan bu karakterler kitapta mı yoksa dizide mi daha iyi görünüyor bu sizin seçiminiz ama Tyrion özellikle kitapta çok farklı göreceksiniz. 2-Brienne of Tarth 3- Catelyn Stark 4- Cersei Lannister 5- Daenerys Targaryen 6-Eddard Stark 7- Joffrey Baratheon 8- Jon Snow 9- Lord Petyr Littlefinger Baelish 10- Melisandre 11- Oberyn Martell 12- Robb Stark 13- Ser Davos Seaworth 14- Stannis Baratheon 15- The Hound Tazı 16- The Iron Throne Demir Taht 17- Theon Greyjoy 18- Tyrion Lannister 19- Tywin Lannister 20- Ygritte"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-karakterlerinin-telefonlari-olsaydi-ne-yaparlardi/", "text": "HBO kanalının meşhur dizisi Game Of Thrones'u modern hayata uyarlamaya bayılan karikatüristler arasına bir yenisi daha eklenmiş gibi görünüyor. Shibato Arts, dizi karakterlerini dijital teknoloji ile tanıştırmış ve hepsinin eline birer cep telefonu vermiş. Peki karakterlerimiz bu cep telefonlarını ne için kullanmışlar? 1- Petyr Baelish'in yatırımları artık bir tık uzağında. 2- Theon'un doktordan randevu alma zamanı çoktan geldi. 3- The Mountian yine kalori metrenin istatistiğini uçurmuş! 4- Tüm konuşmayı sil Cersei; yoksa mesajlarını bir gören olabilir! 5- Her zaman sarhoş olmak kolay olsaydı herkes öyle olurdu! 6- Joffrey instagram'da nasıl like alırım peşinde... 7- Hiçbir şey bilmiyorsun Jon Snow! Arama geçmişini bir gözden geçir. 8- Off! Hep sola atmaktan bıktım artık! 9- HODOR! 10- Yüzünü gören cennetlik! 11- Ah bu film tam benlik! Ejderhalarımı nasıl eğitebileceğimi artık öğrenebilirim. 12- Sanırım harita uygulaması ile Bran artık yolunu bulabilecek. 13- Arya'nın birden fazla yüzü var!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-oyuncularinin-inanmakta-gucluk-cekeceginiz-degisimi/", "text": "Game of Thrones'u tüm yıl bekleyip 10 bölüm izledikten sonra bir yıl daha beklemeye başlayacağız. Henüz o dönemlere girmemişken bu günlerin tadını çıkaralım ve Game Of Thrones oyuncularının bu dizi öncesindeki hallerine bakalım. Game Of Thrones Oyuncularının İnanmakta Güçlük Çekeceğiniz Değişimi 1- Kristian Nairn yani Hodor 2- David Carlton'un 2002 yılından bir fotoğrafı ve dizideki hali 3- Ak Gezen olarak tanıdınız ama o aslında eski bir kuklacı. 2007 yılından Ross Mullan'ın fotoğrafı 4- Okul çocuğu görüntüsüyle Jon Snow yani Kit Harington 5-Sean Bean 1984'te genç halleri 6- Haf or Julius Björnsson nasıl değişmiş değil mi? 7- Gwendoline Christie 8-Tom Wlaschiha 2008 9- Kraliçemiz Emilia Clarke 10- Aiden Gillen namı diğer Serçe Parmak 2000 yılında sarı saçlıyken 11- Olenna Tyrell yani Diana Rigg'in 1961'deki hali 12- Alfie Allen'in 1998'de Elizabeth filmindeki halinden Theon olana kadar olan değişimi ifade sabit kalmış gibi- 13- Natalia Dormer'ın 2005'teki Casanova filminden bir görüntü 14- Jonathan Pryce 1985 15- Ve kızıl rahibe Carice van Houten Bonus olarak da Khal Drogo yani Jason Momoa'yı ekleyelim 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-sezon-finali/", "text": "Game of Thrones 7. sezon finali yayınlandı. Spoiler yemeden akşam eve gelmek neredeyse imkansızdı. İzledim en sonunda ve sizler gibi ben de şoklardayım. Şok olmamın nedeni sezonun başından meğer bize sonunu söylemişler. Ejderhanın 'Ölülerin Ordusu'na geçmesini 7. sezon 6. bölümde görmüştük. Bu bölümde de cayır cayır mavi ateşiyle DUVAR'ı yıkışını gördük. Üstünde de Büyük Patron vardı. Hepimiz sezon başlarken hayranların THE END BEGINS afişlerini gördük. Evet doğru gördünüz. Tam da dizide olduğu gibi ejderhanın üstünde Ölüler Ordusu'nun komutanı var. Bizim The Geyik'te Ocak ayında yayınladığımız haberde dahası da var. Bu listede hayranlar tarafından hazırlanmış posterler olarak yayınladık: https://www.thegeyik.com/game-of-thronesun-yedinci-sezonu-icin-hayranlari-tarafindan-hazirlanmis-15-poster/ IMDb bu posterlerin resmi olduğunu yazmıştı ama sonra hayranlardan geldiği anlaşılınca haberi silmişti. Ocak ayından bugünleri gören posterler paylaşmışız... Dizinin son bölümüyle ilgili yorumlar: Şimdi bir sene yeni bölümü bekleme kısmı var ama olsun, buna değer... Diziyi izlemeyenler için de büyük fırsat. Biz baştan izlemeyi düşünüyoruz, siz de başlayın 😉"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-sezon-finaline-turkiyedeki-izleyiciler-tarafindan-yapilmis-20-yorum/", "text": "Game of Thrones'ta sona yaklaşılırken karakterler öldü, hükümdarlar değişti, taraflar değişti; ve bir sır perdesi bırakıldı bu sezon finalinden yeni sezona. Kitabı okuyanlar bile emin olamıyor çünkü adamlar kitaba göre de devam etmiyor. Sürekli bir sürpriz durumu. Peki Türkiye'de nasıl yankılandı bu son bölüm? Buradan sonrası Game Of Thrones 6. Sezon 10. Bölüm yani sezon finaline dair spoiler içerir. 1- Kuzey'deki krala dön bir bak istedim Piç dediğiniz adama dönüp bi daha bakın Soylu kere soylu iki gözümün çiçeği ? #JonSnow #GameofThrones pic.twitter.com/mzZmGSzT0k Özge 28 Haziran 2016 2- Nasıl da yürüdü tahta, herkesi eze eze 6 senedir şu sahne için yaşadım. Yakarım bilirsin dedi ve demir tahta geçti. #GameofThrones #cerseilannister pic.twitter.com/nTlqp8ZmFb Gurcan Ozturk 28 Haziran 2016 3- Hatta yaka yaka Ciğerimiz bile böyle yanmadı ?? #GameofThrones pic.twitter.com/Bgz41HwGI5 Veysel Özdemir 28 Haziran 2016 4- Bu anı bekleyenlerin sayısı da az değildi tüyler diken diken #GameofThrones ARV pic.twitter.com/HnJDaBijkk enes 28 Haziran 2016 5- Arya'nın intikamını da ekleyelim Arya sevdamı dağlara yazarım Arya gözümü kırpmam yakarım Arya aşkımı ömrüne adarım Arya ben Aryaaaa? #GameofThrones pic.twitter.com/0c51ica0us Murat Yağış 28 Haziran 2016 6- En çok sevdiğimiz de o şanlı konuşma oldu Kız 30 kiloysa 29'u yürek. Tarihin en delikanlı kızı! #GameofThrones pic.twitter.com/AFKRljHORs sörhat 27 Haziran 2016 7- Bize Yaşar Usta'yı hatırlattı, herkese ders vere vere konuştu, MEYDAN OKUDU #GameofThrones pic.twitter.com/vUtzyL2jBz Can Dişbudak 27 Haziran 2016 8- Bizim bir bu kadar da yerin altında var denilen Kolpaçino sahnesini hatırlattı Bir kişi tüm dünyanın kaderini değiştirebilir. ?? Seninleyiz #lyannamormont ?? #gameofthrones The Geyik tarafından paylaşılan bir fotoğraf 9- Bu çocuk da veda etti ama kimse o kadar mesaimiz var nereye gidiyorsun demedi Bunu paylaşmasam olmazdı djsjsksdjdj #GameofThrones pic.twitter.com/1U3m9bONTu Canan Varan 27 Haziran 2016 10- Tommen tam Eşkiya gibi gitti EŞKIYA TOMMEN pic.twitter.com/DM7bZTenZ7 sitrik 27 Haziran 2016 11- Lord Baelish de sinsi planlar içerisinde Kuzeyin Kralı, Vadi'nin koruyucusu, Eğlence sektörü işletmecisi Sayın Lord Petyr Baelish Beyefendi diyeceksiniz.https://t.co/bTbm4eqH9I Can Çalışkan 20 Haziran 2016 12- Margery Tyrell öldü ona üzüldük en çok da Margery den ne istediniz lan ne istediniz ne @GameOfThrones #GameofThrones #SeriesFinale #Westeros Kaan Cotuk 28 Haziran 2016 13- Dünkü bölümün müzikleri de harikaydı Cercei'nin olduğu sahnelerdeki müzik terapi gibiydi.Kusursuz final? #GameofThrones pic.twitter.com/v58u46Dhtq fikri hakan bilgin 28 Haziran 2016 14- Yeni sezonun en çok beklenilen anlarından birisi. İttifak kurup siyaset işini de çözen Kraliçemiz Kraliçemiz yedi krallığa hükmetmeye geliyor, ya itaat edin ya da ejderha ateşinde kavrulun .. #GameofThrones pic.twitter.com/XsIBrW2pE8 Kübra (@tarihciniz1905) 27 Haziran 2016 15- Brann Stark da bize muhteşem bir gizem bıraktı. Bakalım ne olacak? nereden nereye #JonSnow kalbimiz seninle #GameofThrones pic.twitter.com/7GFjbk0viY betülgizem 27 Haziran 2016 16- O geçiş sahnesi de ayrıca harikaydı Snow'un bebekliğinden bir anda büyüklüğüne geçerken müzik ambiyans muazzam dı. #GameofThrones DikDurEğilmeZ9 27 Haziran 2016 17- Unutmadan KIŞ GELDİ Şu iki kelime için 6 yıl beklettiniz ya yanarım yanarım ona yanarım #GameofThrones pic.twitter.com/4eJ9F2O1M1 Beyzanur 27 Haziran 2016 18- Yangının çıkma nedenini de araştırdık Mumdan çıkmış yangın. #GameofThrones Özgür. 27 Haziran 2016 19- Dizi bir sene daha bizi bekletecek ama bizim derdimiz başka Adamlar yılda 3 ay dizi gösterip 9 ay yatiyorlar.Sigortalari kaç gün üstünden yatıyor acaba. #GameofThrones VII. Apollon 27 Haziran 2016 20- Arya, Lady Mormont, Cersei, Dorne ve Tyrell Hanesi, Yara Greyjoy ve Kraliçemiz Khaleesi hemen hemen her yerde kadınların hükmü var artık. Jon Snow'un da yanında Sansa Stark var. Önümüzdeki sezon bakalım kim tahta geçecek? Ne kadar babasının kızı bi kızsın sen Arya Stark #GameOfThrones pic.twitter.com/cZ1PRlmEIE Yasmin Güzelhan 27 Haziran 2016 Yazıyı kapatmadan önce şunu ekleyelim!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-sonrasi-yetiskin-filmlerine-gecmek-icin-buyuk-fedakarlik-yapti/", "text": "Dünyaca ünlü Game Of Thrones dizisinin 22 yaşındaki oyuncusu Ella Hughes, cinsel içerikli filmlerde oynamak için hukuk fakültesini bıraktığını açıkladı. Hayranlarına kullanmış olduğu iç çamaşırları yollayarak hayatını kazandığını söyleyen Hughes, şu an hukuk öğrencisi olduğu günlere göre çok daha fazla mutlu olduğunu söyledi. BBC'ye konuşan Hughes, cinsel film sektörüne girmeden önce çok utangaç bir insan olduğunu ve hatta kendisinden nefret ettiğini, daha sonra kendisine olan özgüvenini cinsel içerikli filmlerde oynayarak kazandığını söyledi. AİLESİ YAŞAM TARZINA SAYGI DUYUYOR Game of Thrones'da bir hayat kadınını canlandıran Ella, ailesinin yaşam tarzına saygı gösterdiğini ve hatta kendisine destek verdiklerini söyleyerek her zamankinden daha mutlu olduğunu belirtti. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thrones-ve-yuzuklerin-efendisi-temali-dugun/", "text": "Game of Thrones ve Yüzüklerin Efendisi hayranı Hintli çift düğünlerinde elf ve kral oldu. DÜĞÜN İÇİN 40 BİN TL HARCADILAR Game of Thrones ve Yüzüklerin Efendisi filmlerinin tutkunu olan çift 28 yaşındaki Rekhaza Panji Riawan ve eşi Sista Mauli Wulandari 10,000 pound harcayarak düğünlerinin her iki filmin romanından esinlenerek yaptılar. DAVETLİLERE DE KOSTÜM GİYDİRİLDİ Planı bir yıl süren düğünde 600 davetliden Game of Thrones ve Yüzüklerin efendisi filmlerinde oynayan oyuncuların giydiği kostümlerden giymeleri istrendi. Düğün organizasyoncusu, gelin ve damadın hiçbir masraftan kaçınmadığını ve böyle bir düğünün İngiltere'de yapılması halinde çok daha pahalıya mal olabailceğini söyledi. Gelinin Yüzüklerin Efendisi'nden, damadın ise Game of Thrones'tan esinlendiği düğünde, gelin elf olurken damat kral Joffrey Baratheon oldu. Haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronesta-dev-rolunun-arkasindaki-yuz-aslinda-4-rolu-birden-canlandirdi/", "text": "Wun Weg Wun Dar Wun isimli bu yabani devin arkasındaki adamı hiç merek ettiniz mi? Game of Thrones'un daha gerçek dışı karakterlerinden olan Wun Wun, taraflı tarafsız 6. sezonda herkesin sempatisini kazandı. Bizim de aklımızı bu adamın aslında kim olduğu sorusu kurcaladı. Kendisinin arkasındaki yüzü ararken aslında aynı aktörün çoğu kez karşımıza çıktığını fark ettik. Ian Whyte isimli aktörün boyu aslında 2,16. Kendisi normalde de dev gibi diyebiliriz. Gerçek yüzü biraz daha insancıl. Ian Whyte 2. sezonda The Mountain rolünde karşımıza çıkmış. 4. sezondan itibaren The Mountain rolünü bildiğiğiniz gibi Haf or Julius Björnsson oynamaya başladı. Ama aslında kendisi daha önce de dizideymiş. 1. sezonda, White Walker olarak yine kendisini tanıyamasak da Ian'ın aktörlüğüne tanık oluyoruz. Tabi bununla da kalmıyor. Kendisi Dongo isimli dev rolünde 3 ve 4. sezonda boy gösteriyor. Burada kendisi baya çalışkan. Ian Whyte, Game of Thrones dizisinin baya joker oyuncusu gibi her role koşturmuş diyebiliriz. Kısacası her sezon karşımıza çıkmış. Eğer kafanız karıştıysa oynadığı tüm rolleri aşağıda tekrar görebilirsiniz. Bu sahne hepimizi üzmüştü. Bakalım Ian Whyte gelecek sezon yeni bir rolle aramıza dönecek mi? Öte yandan 7. sezon finalinde görünen DEV, Wun Wun mu diye tartışmalar sürüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronesta-kac-kisi-oldu-kac-dis-dokuldu-iste-acayip-rakamlar/", "text": "Game Of Thrones yeni sezon yaklaşıyor. Çok kısa bir zaman kaldı. IMDb de sezon öncesi bizlere rakamlarla Game Of Thrones'u anlatmış. Kaç diş döküldü, Iron Throne'a kaç kişi oturdu, hangi bölüm kaç paraya çekildi... Her detay var. Diziyi hiç izlememiş olanlar için spoiler var. 1211 ölüm 12 kez kafa kesilerek idam gerçekleşti 6 kez You Know Nothing Jon Snow denmiş. Videoda detay çok buyrun Yayınlanmaya başladığı 2011'den bu yana 38 Emmy ödülü kazanan Game of Thrones'un 8. sezonu, 14 Nisan'da gösterilmeye başlayacak. George RR Martin'in yazdığı 'Buz ve Ateşin Şarkısı' adlı kitap serisinden uyarlanan dizinin dünyanın dört bir yanında geniş bir hayran kitlesi bulunuyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronestaki-jon-snow-ve-ygritte-gercek-hayatta-nisanlandi/", "text": "Jon Snow ve Ygritte arasındaki You Know Nothing Jon Snow repliğini hatırlıyorsunuzdur. Artık evde bol bol söyler çünkü dizi aşkı gerçek oldu. Game of Thrones'un sevilen oyuncuları Kit Harington ve Rose Leslie beş yıllık ilişkilerinin ardından nişanlandı. İkili 2012 yılında Game of Thrones setinde tanışmış ve ilişki yaşamaya başlamıştı. Dünyaca ünlü fantastik dizi Game of Thrones'ta Jon Snow karakterini canladıran Kit Harington ve yabani Yigritte'e hayat veren Rose Leslie nişanlandı. İkilinin evlilik tarihi için henüz net bir karar vermedikleri fakat aile ve arkadaşlarına geçen hafta nişanlandıklarını söyledikleri belirtildi. İngiliz The Sun gazetesine konuşan bir kaynak, 30 yaşındaki oyuncunun kendisiyle aynı yaştaki kız arkadaşıyla bir an önce evlenmek istediğini söyledi: Kit, Rose ile aynı eve çıktıktan sonra kararını netleştirdi. Bu aşamadan sonra evlilik için doğru zamanın geldiğini düşünüyor. Ona eve taşınmanın nedeni olarak, 'Bak sevgilim, bizim kendimize ait bir alanımızın olması önemli' dedim. Harington ve İskoçyalı oyuncu Game of Thrones'un 2012-2014 arasında yayınlanan bölümlerde de iki sevgiliyi canlandırmışlardı. Biz de onlara bir ömür boyu mutluluklar diliyoruz. Kraliçemiz biraz üzgün ama olsun..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronestan-cikarilacak-5-ekonomi-dersi/", "text": "Associated Press'in ekonomi yazarları Chris Rugaber, Paul Wiseman ve Josh Boak efsanevi diziye biraz daha farklı bir açıdan bakmayı başararak, diziden 5 ekonomi dersi çıkardı. Game of Thrones aslında bol miktarda ekonomi dersi içeriyor. Dünya'nın Associated Press'in ekonomi yazarlarından aktardığına göre diziden çıkarılacak 5 makroekonomi dersi şöyle: BANKALARIN ÖNEMİ Eğer diziyi izliyorsanız Iron Bank of Braavos hakkında bilgi sahibisinizdir. Karakterlerin savaşları için kredi başvurusunda bulunduğu ve borçlandıkları zaman zor günler yaşayacaklarını bildikleri Demir Banka, finans kurumlarının nefret edilseler de her türlü dünya için önemli olduklarının altını çiziyor. ORTAÇAĞ AVRUPASI'NA BENZER BİR BÜYÜME ORANI MS 1000-1500 yıllarındaki Avrupa ekonomisi ile Westeros ekonomisi büyük oranda benzerlik gösteriyor. Dizi boyunca Westeros ekonomisinde gözle görülür bir büyüme elde edilemedi, hatta yaşanan olaylar yüzünden ekonomik olarak geriledi de denebilir. Uzmanlar Ortaçağ Avrupası'nda ekonomik büyüme oranını ortalama binde 3 olduğunu ifade ediyorlar, bu oran ile Westeros ekonomik büyümesi ile benzerlik göstermekte. TEKNOLOJİK GELİŞME YOK Günümüzde uçaklar ve füzeler, onlardan önce kullanılan silahlara karşılık olarak üretildi. Ancak dizide bir tür 'kitle imha silahı' olarak tabir edilebilecek ejderhalara karşı hiçbir teknoloji geliştirilmezken Ak Yürüyenler'e karşı ise sadece Valyrian Çeliği ve Ejderha camı ile karşı konulabiliyor. Bu iki malzeme ise seri üretimde değil. ŞİDDETİN OLDUĞU YERDE BÜYÜME YAVAŞLAR Ortaçağ'da ekonomik ilerleme gösteren toplumlar, dizideki Greyjoy ailesi gibi, hedef haline geliyordu. Modern ekonominin kurucusu sayılan Adam Smith, Ortaçağ toplumlarındaki şiddetin büyümeyi durdurduğunu yazmıştı. Bu durum dizi içinde aynen geçerli. Dizide birçok topluluk tamamen yağma üzerine kurulu bir ekonomik modele sahip. ORTAK HAREKET SORUNU Uzmanların 'ortak hareket sorunu' adını verdikleri, herkesin aynı tehditle yüz yüze olduğu ama kimsenin tehdidi kabul bile etmediği durum, 'Game of Thrones' dizisinin özeti denebilir. Kuzey'deki Ak Gezenler tehdidini birçok Westeros efendisi görmezden geliyor, daha çok Demir Taht'ı kapmak için plan yapıyorlar. Ancak bu durum onları ana resimden uzaklaştırarak daha büyük bir felakete itiyor. Uzmanlara göre Kuzey'deki Ak Gezenler tehdidini kabul etmeyen ve onunla yüzleşmeyen herkes yok olmaya mahkum. Sputnik Tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronesun-20-oyuncusunun-onceki-ve-sonraki-halleri/", "text": "Dikkat! Bu gönderi hafif paparazzilik içermektedir. George R. R. Martin'in popüler eserlerinden biri olan Game Of Thrones serisinin dizi versiyonunun 6. sezonuna geçtiğimiz günlerde ilk bölümün yayınlanması ile kavuştuk. Biz de hiç vakit kaybetmeden, olabilecek en kısa sürede yeni bölümü gözlerimizle yeyip bitirdik. Ama çok uzun bir aradan sonra bu bize yetmedi haliyle... Peki sizleri ufak çaplı bir zaman yolculuğuna çıkarsak nasıl olur? Çoğumuzun gönüllerine taht kuran dizi oyuncularının gençliğini, çocukluğunu, bebişliğini hiç merak ettiniz mi? Görmek için hemmeen aşağılara inin. 1- Emilia Clarke Daenerys Targaryen 2- Jason Momoa Khal Drogo 3- Peter Dinklage Tyrion Lannister 4- Lena Headey Cersei Lannister 5- Jack Gleeson Joffrey Baratheon 6- Nikolaj Coster-Waldau Jaime Lannister 7- Sean Bean Eddard Stark 8- Sophie Turner Sansa Stark 9- Maisie Williams Arya Stark 10- Michelle Fairley Catelyn Stark 11- Kit Harington Jon Snow 12- Nathalie Emmanuel Missandei 13- Aidan Gillen Petyr Baelish 14- Kristian Nairn Hodor 15- Iain Glen Jorah Mormont 16- Alfie Allen Theon Greyjoy 17- Charles Dance Tywin Lannister 18- Isaac Hempstead Wright Bran Stark 19- Stephen Dillane Stannis Baratheon 20- Ross Mullan White Walker"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronesun-7-sezonunda-jorah-mormontun-kaderi/", "text": "Game of Thrones'un yeni sezonuna geri sayım başlamışken, oyunculardan, karakterlerin kaderleriyle ilgili yeni ipuçları gelmeye devam ediyor. Son olarak Jorah Mormont karakterini canlandıran Iain Glen, dizinin yeni sezonuna dair tüyolar verdi. Game of Thrones dizisinin yedinci sezonuna 2,5 ay kala yeni bölümlerde neler olacağına dair beklentiler internette paylaşılıyor. Dizinin oyuncuları da verdikleri röportajlarda yeni sezonla ilgili küçük ipuçları vererek heyecanı daha da artırıyor. Bu akıma, dizide Jorah Mormont karakterini canlandıran Iain Glen de dahil oldu. Jorah'ı canlandırmaktan daima keyif aldım diyen 55 yaşındaki İskoç oyuncu, Bu, şimdiye kadar bana iyi gelen bir roldü dedi. Dizide, Khaleesi'nin sadık yardımcısı olarak seyirci karşısına çıkan Glen, Game of Thrones'ta ölüm sayısı çok fazla ve sevilen karakterleri bitirmekten çekinmiyorlar dedi. Glen, hayat verdiği Jorah karakteri için de Sevilen karakterleri acımasız bir şekilde saf dışı bırakıyorlar. Benim sonum da yakın olabilir ama şimdiye kadar iyi gittim şeklinde konuştu. Dizide Jaime Lannister karakterini canlandıran Nikolaj Coster-Waldau da 16 Temmuz'dan itibaren ekrana gelecek olan dizinin her kahramanı gibi Yeni sezonda neler olacak? sorusuyla karşılaştı. Dizide kız kardeşi ile yaşadığı ilişki ve ona duyduğu ihtiraslı aşk ile gündemde olan Jaime Lannister, Cersei'yi karşılıksız sevdiğini söyledi. Nikolaj Coster-Waldau'nun Cersei'nin başka talibi yok sözlerinin doğru olmadığını açıklaması, 7. sezonda yaşanacak yeni aşk gelişmelerinin haberi olarak yorumlandı. Nikolaj Coster-Waldau'nun sözlerine bakılarak, Cercei yeni bir aşka yelken açmayacaksa da Jaime Lannister'a yeni bir rakip geleceği şeklinde düşünüldü. Bunun dışında Sansa'nın yeni sezonda hamile olma ihtimali de konuşulanlar arasında. Hatta Sansa'nın bu sezon dizinin sansasyonel ölüm geleneğine kurban gideceği de ihtimal dahilinde. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronesun-7-sezonundan-iki-teaser-yayinlandi/", "text": "Merakla beklenen Game of Thrones'un yedinci sezonundan ilk kısa teaser'lar yayınlandı. 'Game of Thrones' dizisinin yedinci sezonu için dizinin hayranları sabırsızlanıyor. Yaz aylarında seyirciyle buluşması beklenen yeni sezon bölümlerinden önce ilk teaser'lar gelmeye başladı.Yapım şirketi HBO, dizinin tam tanıtımını yayınlamasa da dizinin yapım aşamasında olduğunu belirten kısa klipler ortaya çıktı. Kliplerden ilki, sadece 13 saniye sürüyor. Tarthlı Brienne'in meşhur kılıcı, kime ait olduğu bilinmeyen bir elde görülüyor. Ohhh... a little #GameofThrones S7 #InProduction love tonight. @WatchersOTWall #Oathkeeper pic.twitter.com/9lwTLvUKi6 Oz March 4, 2017 Dizinin hayranları, kılıcı tutan elin kimin olduğuna dair spekülasyonlara başladı bile. Çoğu dizi izleyicisi, kılıcı tutanın Brienne olmadığına inanıyor. Brienne'in yardımcısı Podrick Payne'e ait olduğunu düşünenler de var, Jaime Lannister'a ait olduğunu düşünenler de... Wow... just caught another #GameofThrones S7 #InProduction teaser. Promise I'm not making this shit up. @WatchersOTWall pic.twitter.com/cw4S4KdjnB Oz March 6, 2017 İkinci klipte ise Lena Heady'in canlandırdığı Cersei Lannister karakteri beliriyor. İngiliz oyuncu tam konsantrasyon halinde rolünü beklerken kendisine son makyaj dokunuşları yapılıyor. Dizide Sör Davos karakterini canlandıran oyuncu Liam Cunningham, verdiği son röportajda Game of Thrones'un temmuz ayında başlayabileceğini söylemişti. Sekizinci sezon çekimlerinin ise eylül ayında başlaması bekleniyor. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronesun-bazi-final-sahneleri-turkiyede-cekilecek/", "text": "Frpnet'te yer alan şakaya göre, 8. ve final sezonu için bir yıl ara vereceklerini açıklayarak serinin takipçilerini hem üzen hem de beklentilerini yükselten yapımcılar David Benioff ve D.B. Weiss ise çalışmalarını titizlikle yürütüyor. Bu sırada da ülkemiz izleyicileri için sevindirici bir haber geldi. Yayınlanmadığı dönemde dahi hakkında sayısız haber çıkan Game of Thrones'tan sızan son bilgi ise özellikle Türk izleyicileri yakından ilgilendiriyor: Dizinin final sezonunun bazı bölümlerinin Türkiye'de çekileceği öğrenildi. Kapadokya ve Mardin gibi Anadolu topraklarının tarihi dokusunu yansıtan yerlerin Game of Thrones'un final sezonu için çok uygun olduğunu düşünen yapımcı D.B. Weiss'in, Bu bölgelerde çekilecek yerlerin Westeros'ta nereyi yansıtacağını görmek için sabırsızlanıyoruz doğrusu dedi. D.B. Weiss, konuyla ilgili şunları söyledi; Türkiye'nin geçmişi ve tarihi dokusu, George R.R. Martin'in de hikayeyi yaratırken ilham aldığı yerlerden birisi. Yapım ekibimizin de bölgeyle ilgili yaptığı incelemelerde bu tarihi dokunun çekimlerimiz için harika alanlar oluşturacağını farkettik. Final sezonunda izleyicileri çok farklı yerlere götüreceğimiz doğru ve Anadolu toprakları bunlardan birisi olacak. Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş ise, Dünyanın en çok izlenen dizilerinden birinde kendi topraklarımızı tüm dünyaya gösterecek olmaktan çok mutluyuz. Ayrıca Türk halkının ve ülkemizden bazı oyuncuların da yan roller ve figüran olarak dizide yer alacak olması bizi mutlu etti. dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronesun-efsane-denebilecek-6-sezon-9-bolumune-turkiyeden-gelen-yorumlar/", "text": "Game Of Thrones'ta Piçlerin Savaşı ismiyle yayınlanan bölüm internette oldukça yankılandı. Nasıl yankılanmasın ki.... Yok yok merak etmeyin yazının başlarına spoiler eklemiyoruz. Ama aşağıdaki kısım Türkiye'den çok sayıda kullanıcının bölümle ilgili yorumlarından oluşuyor. 1- Erkek. #GameofThrones #GoT6x09 pic.twitter.com/osrafVoWa0 Ayşe Serem Tan 20 Haziran 2016 2- Epik sahne, harika müzik, mükemmel oyunculuk. #GameofThrones https://t.co/SzGATBuqar Tyrion Lannister 20 Haziran 2016 3- Savaş sahnesini komik anlara benzetenler de oldu tabii Game of Thrones 6. sezon 9. bölüm = Eminönü baklava izdihamı. pic.twitter.com/t7TlfrHRxK İLKER 20 Haziran 2016 4- Çoğumuz game of thrones'un 9.bölümünden sonra ben pic.twitter.com/teevYldi5U cameykalıbeyaz 20 Haziran 2016 5-DEV ADAM Winterfell'e heykelini dikmeye kalksak testislerine beton yetmez koca yürekli dev! #GameofThrones pic.twitter.com/fpSCgS6J2n Komutan Logar 20 Haziran 2016 6- AS bayrakları AS Biz Bitti Demeden Bitmez #GameofThrones pic.twitter.com/RC0ou3Cc6a Mor Hipo 20 Haziran 2016 7- Bobiler'den güzel çalışma AĞLIYORUM :') #GameofThrones pic.twitter.com/w3JsGVbH4M Fatih Sabovic 20 Haziran 2016 8- Game of Thrones yine west centered bakmış, British longbow'u Asian composite bow'dan superior görsetmiştir. YAzıklar olsun. Lagrima Hacıoğlu 20 Haziran 2016 9- Güzel bölümdü güzel oley be aşşuru helecanlı bölümdü ? #GameOfThrones ayşe 20 Haziran 2016 10- Game Of Thrones u izlerken tek düşündüğüm şey Tormund'du. Zalımın oğulları 2 bölüm bayıp bu bölüm al sana dedier? spoiler içermiyor. Selin Şekerci 20 Haziran 2016 11- KAPTAN ORTA KAPIIIIIĞĞ !!! #GameofThrones pic.twitter.com/5NptbfFBvq SoğukKuşakMaymunu 21 Haziran 2016 12- Çoğumuz etkisinden çıkamadı Hala #GameofThrones 9. Bölüm etkisinde olanlar? Ali Saltık 21 Haziran 2016 13- a- Yiğitleri de unutmayalım İki yiğit. Biri kapı tutarken diğeri kapı kırarken şehit oldu. Mekanları uçmağ olsun #GameOfThrones pic.twitter.com/hXFCEeZjdh Brazzers'takiKelAdam 21 Haziran 2016 13- b- Bi kapıyı tutanlar vardı bide kapıyı kıranlar. Unutulmayacaksınız!! #GameofThrones pic.twitter.com/cWjF4UChs5 tufan temiz 21 Haziran 2016 14- İzlerken bunu düşündük #GameOfThrones un son bölümünde zihnimdeki çığlığı özenle kaleme almış arkadaş... pic.twitter.com/vD6wqAkZiu Peri 21 Haziran 2016 15- Kutlu gün Yazın bi kenara bu tarihi ?#GameofThrones pic.twitter.com/aaU0SYRdm0 Sevda Kurt (@Kurt25__) 21 Haziran 2016 16- Lastik kılıç üzdü 1 bölüme 10 milyon dolar ayırıyosunuz yapmayın abi lastik kılıç ne#GameofThrones pic.twitter.com/xUcddMD6mM mustafa (@Mustafakinci17) 20 Haziran 2016 17- Yalandan dayak sinir insana neler yaptırıyor. #GameofThrones pic.twitter.com/r4VL5xXL9p Kaan 21 Haziran 2016"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronesun-final-sezonuna-iki-yeni-oyuncu-katiliyor/", "text": "İngiliz Independent internet sitesinde yer alan habere göre, dünya çapında izlenme rekorları kıran Game of Thrones dizisine final sezonunda iki yeni karakter katılacak. İngiliz Independent internet sitesinde yer alan habere göre, dünya çapında izlenme rekorları kıran Game of Thrones dizisine final sezonunda iki yeni karakter eklenecek. Sekizinci sezon oyuncu seçmelerinin başladığının duyurulduğu habere göre, Game of Thrones'ta en az iki yeni oyuncu daha görülecek. Final sezonunun 6 bölümden oluşacağı açıklanan diziye, Kuzeyli bir karakteri oynayacak 8 yaşlarında bir kız çocuğu ve daha iyi bir yaşam için mücadele veren bir genci canlandıracak 12 yaşında bir erkek çocuğu katılacak. Yapılan duyuruya göre dövüşçü bir ruha sahip Kuzeyli kız karakterini canlandıracak oyuncunun ünlü bir isim olmasa da dikkat çekici bir aksana sahip olması gerekiyor. Yoksul bir yaşamdan gelen ve daha iyi bir yaşam için mücadele veren diğer karaktere hayat verecek erkek oyuncunun ise fiziksel olarak çevik, farklı ve belirgin yüz hatlarına sahip olması isteniyor. Görüldüğü sahnelerin hepsinin baş kahramanı olacak genci canlandıracak aktör için aranan herhangi bir etnik özellik belirtilmedi. İki karakterin de Game of Thrones'un veda sezonuna nasıl dahil olacağını belirsizliğini koruyor. Dizinin hayranlarının sosyal medyada yaptığı yorumlara göre, Kuzeyli kız, Jon Snow'un Ak Gezenler ile savaşmak için eğitirken izleyicinin karşısına çıkan hırslı bir karakter olacak. Diğer karakter ise Bran Stark'ın geçmişe gittiğinde tanışacağı ve Westeros'un tarihine yön vermiş biri olacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronesun-son-kitabi-gelecek-yil-bitiyor/", "text": "Koronavirüs pandemisi sırasında kendini dağlardaki bir kabinde izole ettiğini söyleyen Martin, The Winds of Winter isimli son kitabı gelecek yıl bitirmeyi umut ettiğini söyledi. Martin, kitabın üzerinde her gün saatlerce çalıştığını ifade etti. Blogunda bir yazı yayımlayan Martin, zorunlu izolasyonun kitapta ilerlemesine fayda sağladığını ifade etti. Martin, Dün yeni bir bölümü yazmayı bitirdim. Üç gün önce de başka bir taneyi. Geçen hafta bir tane daha yazmıştım. Ancak bu kitabın bittiği veya yarın öbür gün yayımlanacağı anlamına gelmiyor. Bu çok büyük bir kitap. Hala aşmam gereken uzun bir yol var yazdı. Game of Thrones dizisinin final sezonu birçok izleyicinin tepkisini çekmişti. Kitaplarının son bölümünün nasıl olacağı büyük bir merak konusu oldu. T24 DIŞ HABERLER : https://t24.com.tr/haber/kendini-dagdaki-bir-kabinde-izole-eden-george-r-r-martin-son-game-of-thrones-kitabinin-gelecek-sene-bitecegini-umuyorum,886353"} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronesun-son-sezonunda-tanidigimiz-karakterler-yer-almayacak/", "text": "Dünyada izlenme rekorları kıran ve Türkiye'de 'Taht Oyunları' adıyla gösterilen 'Game of Thrones' dizisinin 8. sezonunda izleyicilerin tanıdığı karakterleri göremeyeceği belirtildi. Metro gazetesinin haberine göre dizinin son sezonuna konu olan sahneler, önceki bölümlerde anlatılan olayların bin yıl öncesine ait olacak, senaryo ise 'Game of Thrones' romanlarının yazarı George R.R Martin'in hayat verdiği 'Buzun ve Ateşin Şarkısı' serisinin daha önce yayınlanmayan 2 bölümüne dayalı. The Hollywood Reporter dergisiyse final bölümlerin tanıtımında Akgezenlerin nereden geldikleri, Westeros'un gizemi ve Stark ailesinin kökeni gibi konulara yer verileceğini ileri sürdü. HBO'nun dünya çapında popülerliğe kavuşan ve 38 Emmy Ödülü sahibi dizisi Game of Thrones, 2019'da yayınlanacak 8. sezonu ile birlikte ekranlara veda edecek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronesun-yeni-6-sezonunda-olacaklar-dedikodular-teoriler/", "text": "Game Of Thrones'un sezon finali yine ağzımızı açık bıraktı, yaşayanlar, ölenler, savaşlar, olanlar olmayanlar. Şimdiden yeni sezon için sabırsızlanmaya başladık. Öncelikle yazının devamında bu sezona dair bol bol spoiler var gelecek sezona dair de sağlam dedikodular o yüzden son bölümü izlemeyenler dursun tam burada. Durmadınız mı? O zaman gelsin dedikodular: 1- Azor Ahai Ak Gezenleri yenecek karakter olarak bildirilen baş kahramandır. Lightbringer isimli kılıcı ile Ak Gezenlerin sonu olacaktır. Lightbringer isimli kılıcın yapılış hikayesi ise biraz enteresan ve acıklı. 30 gün kılıcı döven Azor Ahai suya soktuğunda kılıç kırılır. Azor ikinci kez 50 günlük bir dövme sonucunda kılıcı elde eder. Bu sefer bir aslanın kalbine saplar ve kılıcı öyle soğutur. Ama tekrardan kılıç kırılır. Pes etmeyen Azor üçüncü kez bu işlemi yapar ve kılıcı 100 gün döver. Bu sefer gerçekten sevdiği eşi Nissa'nın kalbine saplar. Ve bu sefer kılıç tepki verir ve kırılmaz. Azor Ahai'nin kim olacağına yönelik çok sayıda dedikodu var. Jon Snow'un dirilip bu karaktere dönüşeceği gibi Stannis Baratheon , Daenerys Targaryen, Greyjoy ve Tyrion Lannisterdır güçlü adaylar arasında. 2- Lady Melisandre Jon Snow'u diriltecek. Ateş Kralının yardımıyla Lady Melisandre'ın Jon Snow'u diriltmesi ise bir başka teori. Mantıklı gelen bu teoride Stannis'in önerdiği teklifi kabul ederek Kuzey'in Kralı olan Jon Snow'u Vahşilerin desteğiyle bir WinterFall kuşatmasında izleyebiliriz. 3- Jon Snow hançer yaralarıyla ölmeyecek. Bu teoriyi ise Jon Snow'un Ned Stark'ın oğlu değil de, Rheagar Targaryen ve Lyanna Stark'ın oğlu olması ihtimali güçlendiriyor. Kitapta Üç Dişli Mızrak savaşının asıl nedenlerinden birinin Rheagar Targaryen'in Robert Baratheon'un sevdiği kadın Lyanna Stark'ı hamile bırakması olarak gösterilir. Ve Ned Stark, Jon Snow'u Robert'in öldürmemesi için sahiplenmiştir. Bu ihtimalde Jon Snow'un ejderha kanı taşıması onun hançer yaralarıyla ölmesini önleyecektir. 4- Jon Snow Ak Gezenler tarafından diriltilecek. İşte en heyecanlı teorilerden biri ise Jon Snow'un Ak Gezenler tarafından diriltilmesi. Bu sayede Ak Gezenlere katılacak Jon'un Black Castle'da kazandığı tecrübelerle erken bir Ak istilaya yardım edecek önemli bir lider konumuna geleceği konuşuluyor. Night's Watch'un sonunu getirecek bu hamleyle Jon Snow kendi intikamını da almış olacak. 5- Diğer merak edilenler Sansa Stark ve Reek'i neler bekliyor? Stannis Baratheon, Brienne Tarth tarafından öldürüldü mü? Eğer ölmediyse Lady Melisandra ve Sir Davos arasında neler olacak? Brandon Stark 6.sezona uçma özelliği kazanarak mı gelecek? Arya Stark'a ne olacak? Cersei Lannister paralel yapıya nasıl bir ceza verecek? Ve son bölümde izlediğimiz hizmetkar savaşçısı kimlerin sonu olacak? 5. sezon bir çok soruyla sona erdi. Game of Thrones'un 6. sezonu 2016'nın Nisan ayında başlayacak. O zamana kadar bu teorilerle idare edeceğiz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/game-of-thronesun-yeni-kitabini-bekleyenleri-uzecek-aciklama/", "text": "Dünyada büyük hayran kitlesine sahip 'Game of Thrones' romanlarının yazarı George R.R Martin, son kitabı 'Ateş ve Kan'ın kasım ayında piyasaya çıkacağını açıkladı. Serinin hayranları biraz üzülebilir çünkü yeni kitap 'Buzun ve Ateşin Şarkısı' serisinin 6. kitabı olmayacak bunun yerine romadaki Targaryen hanedanın tarihini anlatacak. Martin kişisel blogunda yaptığı duyuruda 640 sayfalık 'Ateş ve Kan' adlı son kitabının 20 Kasım'da piyasaya çıkacağını duyurdu. Ancak Martin yeni kitabının Westeros adlı hayali dünyada geçen Taht Oyunları hikayesinin 6. kitabı olmayacağını bunun yerine romanda yer alan Targaryen hanedanın tarihini anlatan kısa hikayelerden oluşacağını belirtti. KIŞ BU SENE DE GELMEYECEK 1996 ve 2011 yılları arasında Taht Oyunları serisinin 5 kitabını yazan Martin 2012 yılından beri son kitabından pasajlar paylaşıyordu. Hayranları 'Buzun ve Ateşin Şarkısı' serisinin ' Kış Rüzgarları' adlı 6. kitabını 7 senedir bekliyordu. Blogundaki açıklamasında romanda sıkça geçen 'Kış geliyor' sözüne atıf yapan Martin Hayır, kış gelmeyecek... En azından 2018'de diye yazdı. İnternet üzerinden ön satışa sunulan kitapta ayrıca Doug Wheatley'in çizdiği 80 adet siyah beyaz illüstrasyon yer alacak. 38 Emmy Ödülü sahibi Taht Oyunları dizisinin 8. ve son sezonu ise 2019'da yayımlanacak. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gaz-cikarmanin-bilinmeyen-7-faydasi/", "text": "Newsner Türkçe'nin haberine göre WebMD'ye açıklama yapan Tony Rehagen, vücudun tüketilen yiyeceklerden gerekli besinleri aldıktan sonra gereksiz olan havayı gaz olarak biriktirdiğini ve bu gazı en erken vakitte çıkarmamız gerektiğini söyledi. Bu nedenle gaz çıkarmak gayet doğal bir olay ve vücut sağlığı için önemli. İşte karnınızda gaz biriktiğinde tutmak yerine acilen çıkarmanız için ikna edici bazı nedenler: 1- Şişkinlik hissini giderir Yemek yedikten sonra şişkinlik hissediyorsanız gaz çıkarmak yardımcı olur. Şişkinlik hissi çok rahatsız edicidir. Zararlı olmasa da sinir bozucudur. Yapılan araştırmada, şişkinlik hissinin iki nedeni olabileceği görüldü. Birincisi vücudunuzun daha fazla suya ihtiyaç duyması ikincisi de karnınızda biriken gazlar. Şişkinliği azaltmak için de gaz çıkarmanız en kolay yöntemdir. 2- Kolon sağlığı için yararlıdır Annenizin gazınızı içinde tutmamanızı tembih ettiği zamanları hatırlıyor musunuz? Bunu söylemekte haklıydılar. Gazınızı uzun süre tutmak zararlı. Gazınızı herkesin içinde çıkartmak sizi zor duruma düşürebilir. Woman's Health'te yazanlara göre de eğer bağırsak sorunları olan biriyseniz, gazınızı tutmak bağırsaklarınıza daha da zarar verebilirmiş. Ne kadar tutmaya çalışsanız da mutlaka gazınızı çıkarma ihtiyacı duyarsınız. Ancak gaz çıkarmak size sağlığınız hakkında ipucu verir. Eğer fazla gaz çıkarıyorsanız, gazınız kötü kokuya sahipse ve gaz çıkarırken zorlanıyorsanız acilen doktora görünmeniz gerekiyor. Bunlar, kolon kanseri ve laktoz duyarlılığınız olduğunun belirtisi olabilir. 4- Kokusu yararlı Doğru okudunuz. Çıkardığınız gazın kokusu yararlı olabilir. Kulağa çılgınca gelse de yapılan araştırmada gaz çıkardığımız esnada açığa çıkan hidrojen sülfür bizi bazı hastalıklardan korur. Aşırı miktardaki kokulu gaz zehirleyici olabilir. Ancak az miktardaki bu gaz sizi felç ve kalp rahatsızlıklarına karşı korur. 5- Diyetinizi şekillendirebilir Sağlıklı beslenmek elbette şart. Yediğiniz yiyeceklere göre gaz çıkardığınızı biliyor muydunuz? Mesela sürekli lifle besleniyorsanız sık sık gaz çıkarırsınız. Et odaklı diyet yaparsanız gazınız kokar. Woman's Health bu nedenle insanların yediklerini değiştirdiklerini bile anlatıyor. 6- Sık sık gaz çıkaranlar mutlu kişilerdir Sık sık gaz çıkaranların daha mutlu oldukları söyleniyor. Diğer bir deyişle sık sık gaz çıkaranlar daha mutlu ve rahat hissediyorlar. Yediğiniz besinler sindirim ve dolaşım sisteminizi direk etkiliyor. Karnabahar, lahana ve brüksel lahanası tüketenlerin sindirim sistemleri daha hızlı çalışır. İyi sindirim sistemine sahip kişiler daha fazla gaz çıkarırlar. 7- Rahatlatıcıdır Kimse bunu açık açık söylemese de uzun süre tuttuktan sonra gaz çıkarınca rahatlamış hissederiz. Gazınızı tuttuğunuzda daha sinirli ve tedirgin hissedersiniz. Gaz çıkarmayla ilgili okuduklarınıza şaşırdınız mı? Birçok kişi gaz çıkarmayı ayıp olarak görse de gerçekten de sağlığımız için gerekli ve sağlığımız hakkında bizlere ipucu veriyor..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gebelik-doneminde-tuketilmesi-gereken-besinler/", "text": "Pek çok anne adayı hamileliği boyunca bebeğine ve kendine daha iyi bakabilmek için en iyi şekilde beslenmeye çalışır. Neler yemeliyim?, Nelerden uzak durmalıyım?, Bebeğime nasıl daha faydalı olurum? gibi soruların cevapları aranır. Aslında her zaman olduğu gibi gebelik döneminde de dengeli ve sağlıklı beslenme prensiplerine uymak gerektiğini söyleyen Liv Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Şükran Yıldız gebelikte tüketilmesi gereken besinleri anlattı. Yumurta: Anne ve bebeğinin ihtiyaç duyduğu kaliteli protein kaynağıdır ve yumurtadaki proteinin neredeyse tamamı vücutta kullanılabilir. Aynı zamanda 12'den fazla vitamin ve mineral içerir. Bebeğin beyin gelişimi için önemli olan kolin minerali ve folik asit bakımından zengindir ve bu öğeler nöral tüp defektini engellemeye yardımcı olur. Ayrıca beyin ve göz sağlığı için önemli olan omega-3 yağ asidi de içerir. Ancak yumurta az pişmiş veya çiğ tüketilmemelidir. Tam tahıllı ekmek ve bulgur: Gebeler için tam tahıllı beslenmek sindirim ve sinir sistemi sağlığı için önemlidir. Çünkü B grubu vitaminler, E vitamini, selenyum açısından iyi bir kaynak olmasından dolayı yeterli vitamin-mineral alımı ve stres yönetiminde önemli rol oynar. Ayrıca yüksek miktarda lif içermesi sindirim sisteminin iyi çalışması ve kan şekerinin düzenlenmesi için gereklidir. Çiğ Kuruyemişler : Bitkisel kaynaklı Omega-3, selenyum, çinko içeriğinden dolayı bebeğin beyin gelişimi için hamilelik döneminde önerdiğimiz bir besindir. Omega-3 de bulunan DHA sinir sistemi gelişimini sağlayan önemli bir yağ asididir. Gebelik döneminde yeterli alınan DHA, çocuklarda iyi bir konsantrasyon, zeka gelişimi ve güçlü hafıza için iyi bir kaynak olup aynı zamanda tüketilen kuruyemişler önemli lif ve sağlıklı yağ kaynaklarıdır. Yoğurt: Bebekler iskelet sisteminin gelişmesi için kalsiyuma ihtiyaç duyar ve bunu anneden alır. Eğer gebe anne yeterince kalsiyum almazsa kemiklerindeki kalsiyum depoları bebeğe geçer ve annede kalsiyum eksikliği ile beraber kemikler zayıflama ve diş çürükleri meydana gelebilir. Bu nedenle anne adaylarının yeterli kalsiyum alımı oldukça önemlidir ve bu gereksinimin çoğunu yoğurttan sağlayabilir. Yağ oranı azaltılmış yoğurtta daha fazla kalsiyum olduğu birçok çalışmada belirtilmiştir. Ayrıca protein bakımından zengin olan yoğurt, bağırsak florası için gerekli iyi bir probiyotik kaynağıdır. Koyu yeşil yapraklı sebzeler: Vitamin A, C ve K kaynağı olması ve yüksek miktarda folik asit içeriğinden dolayı gebe annelerin mutlaka tüketmesi gereken besinlerdir. Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için iyi bir folik asit kaynağı olan bu sebzeler annenin yeterli posa ve demir alımını da destekler. Yağsız kırmızı et: Gebelik döneminde vücudun demir ihtiyacı iki katına çıkıyor. Kırmız ette bulunan demir vücutta kolayca sindirilip, emilerek etkinliğini kolaylıkla gösterebiliyor. Böylelikle annede yorgunluk hissini azaltıyor ve demir eksikliğinin önüne geçiyor. İyi bir demir kaynağı olan kırmızı etin yağsız kısmını bu dönemde tüketmek gebe anne adayları için önemlidir. Kaliteli protein ve demir kaynağı olan etin tüketiminde en önemli kural ise eti kızartarak değil haşlama veya ızgara şeklinde tüketmek olacaktır. Kurubaklagiller: Gebelerin beslenmesinde önemli miktarda lif ve protein içeren kurubaklagillere haftada 2-3 gün yer vermek sağlıklı olacaktır. Gebelik döneminde sindirim sistemi hormonlara ve fiziksel aktivite azlığından dolayı yavaşlayabiliyor. Bu nedenle kabızlık ve hemoroid gibi problemlerle karşılaşma riskini azaltmak bu besinleri yemek, çorba ve salatalarınızda bulundurabilirisiniz. Somon balığı: Bebeğin göz ve beyin sağlığı için önemli olan Omega-3'ün en zengin kaynağıdır. Gebe annelerin ve onların bebekleri için hiçbir yan etkisi olmayan omega-3 yağ asitlerinin içindeki DHA, şüphesiz bebeklerin öğrenme kabiliyetini de oldukça etkilemektedir. İnsan beyninin yüzde 50 60'ının DHA'dan oluşması sebebiyle, anne rahmindeki bebeğin beyin gelişimi için annenin yeteri kadar DHA oranı yüksek balık alması da önemlidir. Diğer balık türlerine göre daha az ağır metal içerdiği için anne adayları güvenli bir şekilde haftada 1 kez tüketilebilir. Kuru meyveler: Kuru meyveler, vücudu yüksek antioksidan potansiyeller ile öncelikle serbest radikallere karşı korur. Özellikle kurutulmuş armut gebelik dönemindeki mide bulantılarını geçirdiği için önerilir. Ayrıca hamilelik döneminde magnezyum eksikliğinden kaynaklanan krampların önlenmesinde ve kabızlık problemine karşı iyi bir besin gruplarıdır. Su: Döllenme ile birlikte bebeğin gelişmesini sağlayacak çevrenin oluşabilmesi ve hücrelerin çoğalıp şekillenmesi için anne adayının su ve besin öğeleri gereksinimleri artar. Gebeliğin 26'ncı haftası sonunda bebeğin beden ağırlığının yaklaşık yüzde 90'ı sudan oluşmuştur. Bu durum, bebeğin gelişiminde suyun ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Araştırma verilerine göre annenin içtiği su, amniyotik sıvıyı etkilemektedir. Bilimsel çalışmalarda annenin susuz kalmasının bebeğin de susuz kalmasına neden olduğu belirlenmiştir. Bebeğin yaşamını sürdürdüğü bu sıvıdaki yetersizlik akciğerlerin gelişimini olumsuz etkiler, hareket yeteneğini azaltır ve yapısal bozukluklara yol açar. Bu nedenle gebe annelerin günde 2-2,5 litre su tüketimi büyük bir önem taşıır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gece-teroru-parasomnia-nedir-uykunuzda-bunlari-yasiyorsaniz-dikkat/", "text": "Gece terörü, uykuya daldığınızda, uyurken veya uyanırken meydana gelen istenmeyen olayları veya deneyimleri içeren bir grup uyku bozukluğudur. Derin uyku sırasında ortaya çıkan gece teröründe hasta, uykudan korkuyla uyanıp boş gözlerle etrafa bakarak bağırmaya ya da çığlık atmaya başlar. Beraberinde genellikle çarpıntı, hızlı soluma, ciltte kızarıklık, terleme, kas kasılmaları da olur. Gece terörü atağı anormal hareketleri, davranışları, duyguları, algıları veya hayalleri içerebilir. Davranışlar karmaşık olabilir ve başkalarına karşı normal görünse de, olay sırasında uykuda kalırlar ve çoğu zaman bunun gerçekleştiğine dair bir hafızaları olmaz. GECE TERÖRÜ ATAKLARININ NEDENLERİ NELER? Parasomniler sıklıkla ailelerde görülür ve bu nedenle birçok durumda genetik bir faktör vardır. Birçok REM uyku davranışı bozukluğu gibi bazı parasomnilerden beyin hastalıkları sorumlu olabilir. Parasomnias da obstrüktif uyku apnesi ve çeşitli ilaçlar ile diğer uyku bozuklukları tarafından tetiklenebilir. KİMLER RİSK ALTINDA Gece terörü her yaştan insanlarda görülür, ancak çocuklarda daha yaygındır. Çocuklar özellikle savunmasızdır. Genellikle 5-7 yaş arasında görülme sıklığı yüzde 1-6'dır. Ergenlik döneminde sıklık azalır. Erişkin dönemde görülen gece terörünün genellikle çocukluk başlangıçlı olduğu düşülmekte olup, görülme oranı yüzde 1'e kadar düşer. GECE TERÖRÜ BELİRTİLERİ Tipik bir atakta çocuk oldukça ürkmüş şekilde yatağa oturarak aniden çığlık atar, ardından inilti benzeri hafif sesler çıkararak belirgin korku ifadesi, hızlı nefes alıp verme, terleme gibi belirtiler gösterir. Kıyafetlerini çıkarabilir, istemsiz el kol hareketleri olabilir ya da çok sıklıkla görülmese de korkuyla yatağı ve yatak odasını terk edebilir. Gece terörü atakları, genellikle uyku başladıktan 2-3 saat sonra ortaya çıkar. Yaklaşık 20 saniye ile 5 dakika kadar sürer. En geç 15 dakika içinde çocuk tam bir uyanıklık olmaksızın yatışır ve kendiliğinden uykuya dalar. Çocuk atak esnasında ve sonrasında çevreyle ilişkisizdir, sabah uyandığında atağı hatırlamaz. Genellikle gecede bir kez görülen ataklara uykuda konuşma, iç çekme, iniltiler eşlik edebilir. GECE TERÖRÜ TEDAVİSİ Gece terörü yaşın ilerlemesi ile birlikte kendiliğinden kaybolma eğilimindedir. Düzelmeyen ve 2-3 aydan uzun süre devam eden durumlarda mutlaka çocuk psikiyatri ya da çocuk noroloji uzmanına danışılması gerekir. Şimdi gece terörü ile ilgili yapılması gerekenlerle ilgili bazı öneriler: Gece terörüne ilk müdahale başlangıçta çocuğun uyku hijyeninin sağlanması yönünde olmalıdır. Çocuğu gün içerisinde aşırı bedensel yorgunluktan korumak ve öğlen uykuları faydalı olabilir. Uyku terörü her gün aynı saatler arasında görülüyorsa, oluş zamanından 15 dakika kadar önce çocuğu uyandırmak faydalı bir yöntem olabilir. www.sozcu.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gece-uyanik-kalmak-depresyona-iyi-gelir-mi/", "text": "Columbia Üniversitesi ve New York Eyalet Psikiyatri Enstitüsü'nde çalışan Dr.Louisa J. Steinberg, depresyon teşhisi koyduğu hastası Jodi'nin reçetesine yazdığı antidepresan ilaçların bir aydan önce etki etmeyeceğini belirtti. Daha çabuk etkiyen bir yöntem yok mu? diye soran hastasına şu yanıtı verdi: Aslında deneyebileceğin bir taktik var. Birkaç gece sabahlamaya ne dersin? Jodi şaşkınlık içerisindeydi: Dalga geçiyorsunuz herhalde Doktor, ben gözlerimi bu haliyle zor açık tutarken, bir de sabahlamamı mı istiyorsunuz? Doktor gülümsedi: Evet, aynen öyle. İki ya da üç gece üst üste olursa, daha iyi olur. Standart antidepresan tedavileri çoğu zaman depresyonu yenmede etkili olur; fakat işe yaraması için zaman gereklidir. Geçtiğimiz yıllarda araştırmacılar depresyon semptomlarının geçmesinde, haftalar yerine günler içinde etkili olabilecek alternatif yollar bulmaya çalıştı. Sağduyuya aykırı gibi gelse de, bu konuda aslında çok eski ve unutulmuş bir yöntem var: Kısa süreli uykusuzlukla hızlı depresyon tedavisi! Current Psychiatry Reports dergisinin 2015 yılında yayımladığı bir makalede yazdığı gibi, uykuyu manipüle eden terapiler, depresif semptomların iyileştirilmesinde dikkate değer etkiler yapabiliyor. Yalnız bu tedavi herkese göre değil. Yaşlılar veya bilişsel bozukluğu olan kişiler uygun adaylar değil. Ayrıca bir doktorun rehberliği olmadan uygulanması da önerilmiyor. Uygun kişiler uygun şekilde uyguladıklarında ise olumlu sonuç alma şansları yüksek; en azından bir süreliğine. Sinir Hücreleri 24 Saatlik Ritme Sahip Uyku bozuklukları, depresyonun en sağlam belirtilerinden biridir. Halsizliği iyice azdırır ve bilişsel yetersizliğe neden olur. Depresyon, tüm bu etkileri ile birlikte en basit gündelik işleri yapmayı bile güçleştirir. İnsanlar bununla çoğu zaman gün içinde şekerleme yaparak başa çıkar. Bu ise gece uyuyabilmeyi daha da zorlaştırır ve uyku düzensizliğini besler. Tüm bu gözlemler araştırmacıları şu soruyu sormaya itmiştir: Uyku ile ruh hali arasındaki bağlantı nedir ve bu ilişkinin altında yatan biyolojik belirleyiciler nelerdir? Tüm canlılar uyur; ya da en azından dünyanın ışık-karanlık çevrimini temel alan 24 saatlik bir ritim sergiler. Hayvanlarda, sinir hücresi topluluklarının ritmik aktiviteleri vardır ve bunun içsel saat tarafından düzenlendiği düşünülür. Bu saat beynin üst kiyazmatik çekirdeğinde bulunur. Eğer bu alan hasar alırsa, günlük bedensel ritimler şaşar. Yapılan araştırmalar ayrıca sirkadiyen (24 saatlik) ritimlerin genetik düzenlenmesinin, majör depresyondaki kişilerde ayarının bozulduğunu ortaya koymuştur. Sirkadiyen devreler, dışsal ipuçlarından etkilenir; en çok da güneş ışığından. Güneş ışığının zamanına ve süresine ilişkin bilgiyi gözden alırlar. Retinada bulunan özel bir hücre kümesi, bu bilgiyi görme engelli insanlarda bile beyne iletir. Jetlag olayının temelinde de bu yatar. Yeni ışık-karanlık çevrimine alışmak, bedenin birkaç gününü alabilir ve bu geçiş sürecinde uyku bozuklukları, iştahsızlık gibi belirtilere rastlanabilir. Antidepresana Benzer Moleküler Etki Peki acaba bu çevrimleri ayarlamak ruh halimizi yenileyip, mod bozukluklarına iyi gelebilir mi? Aslına bakarsanız, uykusuzluğun depresyonu hızla iyileştirebildiği en azından 200 yıldır bilinen bir şey. 1818 yılında Alman psikiyatrist Johann Christian August Heinroth, bu terapiden kitabında söz etmişti. 1960'lı yıllardan bu yana çok sayıda klinik çalışma, sadece bir gecelik bir sabahlamanın bile semptomları iyileştirebildiğini ortaya koydu. 2015 yılında yayımlanan konuyla ilgili bir makalede de, hastaların %50 ila %80'inde hızlı iyileşme saptandığı belirtildi. Uyku genellikle ruh halini düzenleyici bir kuvvet olarak düşünülür. Uykusuzluğun, beyindeki sinir taşıyıcı aktivitesi üzerinde etkisinin olduğu anlaşılmıştır. 2015 yılında Freiburg Üniversitesi Tıp Merkezi, Bonn Üniversitesi, Napoli II.Federiko Üniversitesi ve Ulusal Sağlık Enstitüleri bilimcileri, uykusuzluğun, üç çevrimli antidepresanların ve ketaminin ruh hali üzerindeki etkilerinin hep aynı moleküler ajana dayandığını keşfetti. Bu ajan beynin ön loblarındaki bir almaç olup, aktivitesi sonuç olarak mod düzenleyici beyin bağlantılarını etkiliyordu. Ne yazık ki uykusuzluk terapisinin kazancı pek uzun vadeli değil. Depresif semptomlar tipik olarak bir hafta içinde geri geliyor. Ama belki nihai sirkadiyen ritim kalibratörünü, yani güneş ışığını kullanarak, terapinin yararları sürdürülebilir. Bu konudaki ilk çalışmalardan birinde, uyku ile tam izge ışık terapisi birleştirildi. Viyana Üniversitesi psikiyatristleri, depresif semptomları olan ve uykusuzluk çeken 20 hastadan, bir antidepresan ilacı parlak ışığa ya da sönük ışığa maruzken almalarını istedi. 1996'da yayımlanan makalelerinde, uykusuzluğa iyi yanıt veren hastalar arasında her gün parlak ışık alanların antidepresan etkiyi, yedi günlük az uyku dönemleri boyunca sürdürebildikleri gözlemlendi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/geceleri-yataga-ac-giren-bu-genc-kiz-simdi-milyonlar-kazaniyor/", "text": "Yıllar önce annesi ve kız kardeşiyle birlikte düşük gelirli ama umut dolu evinde, duvar halısının önünde poz veren bu genç kız günümüzün en ünlü ve kelimenin tam anlamıyla attığı her adımla milyonlarca dolar kazanan modellerinden biri. İşte son dönemde ünlü oyuncu Bradley Cooper ile yaşadığı aşk ve sahip olduğu kız bebeğiyle gündemde olan Irina Shayk'ın Rusya'nın küçük bir kasabasından ABD'nin melekler şehri Los Angeles'a uzanan film gibi hayat hikayesi.... Bugün yaşadığı hayatı belki hayal bile edemediği dönemlerde, kendi deyimiyle başka bir şey bulamadığı için patates yiyerek büyüdü Irina Shayk. Okuldaki erkek çocuklar onunla çöp bacaklı diye alay ederlerdi. Ama bütün bunlar artık geride kaldı. Çünkü artık o tüm dünyanın güzelliğini onayladığı, çok kazanan ünlü bir model. Üstelik bir zamanlar vize almak için zorluk çektiği ABD'de yaşayabiliyor ve Hollwood'un en yakışıklı erkeklerinden birinin de kalbini çaldı. Irina Shayk'ın, Rusya'nın Urallar bölgesindeki madenci kasabası çarpıcı notlar. 1986 yılında maden işçisi bir baba ile müzik öğretmeni bir annenin kızı olarak dünyaya geldi İrina Shayk. Ya da tam adıyla Irina Valerevna Shaykhlislamova. Henüz 14 yaşındayken, maden işçisi olan babası Valeri, bir akciğer hastalığı nedeniyle hayata veda etti. Shayk'ın saç rengini aldığı babası Tatar'dı. Shayk koyu renk saçlarını ve ten rengini babasından, açık renk gözlerini ise Rus olan annesi Olga'dan aldığını söylemişti bir röportajında. Babası Valeriy, öldüğünde henüz 40'lı yaşlarının başındaydı. Onun hayata veda etmesinden sonra her şey hem İrina için hem de annesi Olga ve ablası Tatyana için eskisinden de daha zor bir hale geldi. Aile, Sovyet dönemi mimarisini yansıtan yoksul bir apartman dairesinde yaşıyordu. Annesi Olga'nın bir gün tesadüfen gördüğü bir ilan Irina Shayk'ın hayatını değiştiren serüvenin başlangıcı oldu. Olga Şeyhislamova'nın gördüğü bu ilan bir güzellik okuluyla ilgiliydi. Annesi, Irina'yı değil de ablası Tatyana'yı bu okula götürdü. Arada sırada okula ablasının yanına giden Irina ise işte tam da orada keşfedildi. Irina Shayk ve ailesinin hayatı o yıllarda gerçekten de çok zordu. Ülkenin giderek darboğaza girdiği dönemde onlar da güç bir hayat sürmeye başladılar. Sovyet dönemini yansıtan tarzda küçücük bir apartman dairesinde yaşıyorlardı. Yiyecek yemek bile bulmakta güçlük çekiyorlardı. Ünlü model o günleri bir röportajında Bahçemizde patates, domates gibi bitkiler yetiştirirdik. Satmak için değil ama yemek için diyerek anlatmıştı. Irina Shayk, küçükken model değil gazeteci olmak istermiş aslında. Bu fikrin ilham kaynağını şimdi hatırlamıyor. Ama tek amacı varmış o yıllarda: Doğup büyüdüğü o küçük kasabadan uzaklaşmak. İşte ablasının devam ettiği güzellik okuluna gidip gelirken de bu hayaline uzanan yolda ilk adımı atmış oldu. Shayk, o sırada dış görüntüsüyle dikkat çekti. Henüz 20 yaşındaydı ve böylece modelliğe başladı. Bir süre Moskova'da çalışan Shayk, ajanstan Paris'te çalışma teklifi aldı. Aylarca düşünüp kabul etti. Böylece bugünkü yaşamına giden yolda ilk adımı da atmış oldu. İrina Shayk'ın tüm dünya tarafından bilinen ilk romantik ilişkisi futbolcu Cristiano Ronaldo ile yaşadığı oldu. Ama ondan önce de kendisinden yaşça çok büyük Moskovalı bir iş adamı ile yaşadığı aşkı geçmiş dönemde birlikte çalıştığı ajans sahipleri hala hatırlıyor. Shayk iki yıldır ünlü oyuncu Bradley Cooper ile birlikte. Nişanlanan çiftin bir kız bebekleri dünyaya geldi. Özel hayatlarını kameralar önünde yaşamaktan hoşlanmayan çift geçtiğimiz haftalarda bir parkta bebeklerini gezdirirken görüntülendi. 31 yaşındaki Irina Shayk, anne olduktan sonra ilk kez 70'nci Cannes Film Festivali'nin konuğu olarak kameralar karşısına çıktı. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gecirdigi-degisimle-taninmayacak-hale-gelen-10-sehir/", "text": "Yerli yersiz kullanılması sebebiyle itibarsızlaşan değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir. sözünün aslında ne denli doğru olduğunu kanıtlayan büyük değişimleri sizler için bir araya getirdik. Ama küçük bir farkla. Bu kez insanlara değil, şehirler konumuz. İşte Geçirdiği Değişimle Tanınmayacak Hale Gelen 10 Şehir; 1# Dubai, BAE 1890'ler ve Günümüz 2# Fortaleza, Brezilya 1980 ve Günümüz 3# Hong Kong 1960'lar ve Günümüz 4# Melbourne, Avustralya 1920 ve Günümüz 5# Nairobi, Kenya 1960'lar ve Günümüz 6# Pekin, Çin 1940'lar ve Günümüz 7# Seul, Güney Kore 1950 ve Günümüz 8# Singapur 1960'lar ve Günümüz 9# Şangay, Çin 1990 ve Günümüz 10# Toronto, Kanada 1930 ve Günümüz # Bonus: Zincirlikuyu, İstanbul 1970'ler ve Günümüz Görseller: brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gecirdiginiz-hastaliklara-bir-de-bu-gozle-bakin-yasamdan-gelen-sinyaller/", "text": "Arabanızda frenler tutmuyorsa evren size nerde durmasını bilmiyorsun diyor... Silecekleriniz çalışmıyorsa neyi görmek istemiyorsun? Diyor... Telefonunuz arızalıysa iletişim kanallarında sorun var, kime söylemek istiyorsun da söyleyemiyorsun? diyor... Arabanızda vuruklar, çarpmalar varsa öfkelisin, kendini ve kızgın olduğun herkesi affet diyor... Evinizde su boruları devamlı patlıyorsa, musluklardan su sızıyorsa yaşamındaki kaçakları gösteriyor... elektrikle ilgili sorun varsa karanlıktasın, aydınlat kendini diyor... Veee bedenimiz işte harika makinemiz... Biz hayatımızdaki kullandığımız araçlar arızalanınca insanlarla ilişkilerimiz bozulunca, yaşamın bize verdiği mesajları hala anlamadıkça... Yaşam, son çare olarak mükemmel bir makinemiz olan bedenimizle hayatımızdaki sorunları göstermeye çalışıyor... Ancak hastalanınca duruyoruz... Bana ne oluyor böyle diyoruz... Neden hasta olunca farkına varıyoruz? Çünkü yaşamla ilişkimiz bir şekilde kesiliyor... İşimize gidemiyoruz veya ağrılar içinde dolaşıyoruz hayattan keyif alamıyoruz... Evet, yaa, bu işim beni çok strese sokuyordu, sonunda hasta etti beni diyorsunuz... Yaşamın size söylediklerini dinlemek için illa hasta olmayı mı bekliyorsunuz... Kanser olduğunuz zaman mı en nefret ettiğiniz kişiyi affedeceksiniz... Öleceğinizi bilirseniz mi yapmak istediğiniz şeyler için kendinize zaman ayıracaksınız, kızmayı, söylenmeyi bırakacaksınız... Hastalıklar sizin düşüncelerinizle yaşamınızda yaratmış olduğunuz sıkıntıların sonuçları ve bu düşünceler sahip olduğunuz yaşam alanlarınızı güçlü bir şekilde etkiliyor... Öncelikle şunu da belirtmek isterim, yaşamımızdaki bu nedenleri görmemek için kendimize bahanelerde uydururuz... Soğuk bir şeyler içtim bu yüzden boğazım ağrıyor... Acılı yedim bu yüzden midem ağrıyor vs... Daha önce neden soğuk içtiğinizde veya acı yediğinizde bu ağrılar yoktu... Kendinize dürüst olun ve yaşamın size verdiği bu ipuçlarını kullanın... Sonuçta sadece kazançlı çıkarsınız... Aşağıda hastalıkların zihinsel nedenleri ile ilgili birkaç örnek vermek istiyorum... Hastalıkları kalıcı bir biçimde ortadan kaldırabilmek için bu hastalığa neden olan düşünce kalıbınızı iyileştirmeniz gerekir... Aşağıda hastalıkların nedeni, yerine koymanız gereken olumlu düşünce şekli yer alacak... Eğer bu hastalıklara sahipseniz lütfen bunu yapın... Devamlı onaylamaları tekrar edin... İyileşmenin ne kadar hızlı olduğunu, olumlu düşünce şeklinizin de hayatınızdaki diğer problemleri nasıl hallettiğini, ilaç tedavinize de nasıl destek olacağını göreceksiniz. Başınız ağrıyorsa; Kendinizi hangi konuda yargılıyorsunuz sorusunun cevabını bulun... Kendini eleştirme, değersiz görme ile ilgilidir... Migren türü ağrılar ise mükemmeliyetçi olan ve bu yüzden kendilerine çok baskı yapan kişiler tarafından yaratılır... Migrende yoğun olarak bastırılmış kızgınlık vardır... Onaylaması; Kendimi çok seviyor ve onaylıyorum, kendimi affediyorum... Emin ellerdeyim... Sinüs ağrıları; Burunun çok yakınında hissedilir. Hayatınızda size çok yakın olan birisinden duyduğunuz rahatsızlığı gösterir, o kişi tarafından ezildiğinizi hissediyor olabilirsiniz... Onaylaması; Hayatın bütünüyle birim. Huzur, uyum ve dengenin her zaman içimi kapladığını ve beni kuşattığını ilan ediyorum. Her şey yolunda. Ben kendi gücüme sahip çıkıyorum. Boyun ağrıları, tutulma; Düşüncelerimizde esnek olma, sorunun öteki yüzünü görme, başka bir kişinin bakış açısını anlamayı temsil eder. İnatçılığı ve hep haklı çıkma isteğini bırakmak gerekir. Olumlaması; Hayatla barış halindeyim, rahatım. Bir meselenin her yönünü esneklikle ve kolaylıkla görüyorum. Başka bakış açılarını da sevgiyle algılıyorum, güvendeyim. Boğaz; Kendimizi doğru bir şekilde ifade edemiyoruz, istediğim şeyi söyleyemiyorum... düşünce kalıbını içerir. Kendimizi ifade etme korkumuzu, hakkımızı aramaktan çekinme korkumuzu, ben buyum deme cesaretimizin olmayışını gösterir. Kızgınlık boğaz ağrılarının nedeni. Eğer soğuk algınlığı da varsa zihinsel karışıklık yaşıyoruzdur... Larenjit konuşamayacak kadar öfkeli olduğumuzu gösterir. Yaratıcılığımız engellendiğinde boğazla ilgili sorunlar olur. Hayatlarını başkaları için yaşayan anne/ baba/çocuk/eş/sevgili/patron vs. kendi istediklerini hiç yapamayan birçok insan BADEMCİK ve TİROİD sorunları yaşarlar... Engellenmiş yaratıcılığın sonucudur. Ayrıca boğazdaki enerji merkezimiz bedende değişimin olduğu yerdir... Değişime karşı koyduğumuzda, değişmeye çalıştığımızda genellikle boğazımızda sorun yaşarız... Öksürdüğünüzde ya da biri öksürdüğünde dikkat edin... Ne konuşuluyordu? Neye tepki gösteriyoruz? Direnç ve inatçılık mı yoksa değişim süreci içinde misiniz? Öksürdüğünüz an elinizle boğazınızı tutun değişmeye hazırım değişiyorum deyin... Olumlama; Düşündüklerimi, isteklerimi, hissettiklerimi rahatlıkla ve özgürce ifade ediyorum. Yaratıcıyım, sevgiyle konuşuyorum. Değişmeye hazırım. Kendim olmakta özgürüm. Emin ellerdeyim. Sırt; Destek sistemimizi temsil eder. Sırt ile ilgili sorunlar genellikle yeterince destek görmediğimizin ifadesidir. Yalnızca bizi işimizin, ailemizin, eşimizin desteklediğini düşünürüz. Bu yanlış bir inanış şeklidir... Gerçeği ise, evren ve hayat bizi destekler. Onaylama; Hayatın her zaman beni desteklediğini biliyorum ve kabul ediyorum... Üst sırt ağrıları; Duygusal destekten yoksunluk... Eşim, ailem vs beni anlamıyor ve desteklemiyor. Onaylama; Kendimi seviyor, beğeniyor ve onaylıyorum. Hayat beni seviyor ve destekliyor. Orta kısım; Suçluluk duygusuyla ilgili... Geçmişimizde arkamızda kalan bir şey. Sırtınızdan bıçaklandığınızı mı düşünüyorsunuz, arkanızda ne bıraktığınızı görmekten mi korkuyorsunuz ya da arkada bıraktığınız bir şeyi mi gizliyorsunuz? Onaylama; Geçmişi geride bırakıyorum. Geçmişin geleceğim üzerimde hiçbir etkisi yok. Yüreğimde sevgiyle ilerlemek için özgürüm... Alt bölüm ise; Bitip tükendiğini hissetme, ekonomik sorunlarla bir çıkmaz içinde olma, ekonomik endişelerin ifadesidir... Parasızlık ya da parasal korkular bu bölümle ilgilidir... Onaylama; Yaşam sürecine güveniyorum. Gereksindiğim her şey daima sağlanacaktır. Emin ellerdeyim. Sinir Bozukluğu; Sinirler İletişimi temsil eder. Benmerkezcilik . İletişim kanallarını kapatma Onaylama; Yüreğimi açıyor ve sadece sevgi dolu iletişim biçimleri yaratıyorum. Güvenlik içindeyim ve iyiyim. Rahatça ve keyifli iletişim kuruyorum. Akciğerler; Hayatı içine alma kapasitesini temsil eder. Akciğer rahatsızlıkları, zatürree nedeni; depresyon, keder, hayatı içine almaktan korkma, kendinde hayatı dolu dolu yaşama hakkını görmeme... Hayatı reddediş... Olumlama; Hayatı kusursuz bir dengeyle içime alıyorum. Hayatın bütünlüğünü içime alma kapasitesine sahibim. Hayatı sevgiyle ve dopdolu yaşıyorum. Kalp; Sevgi ve güvenlik merkezini temsil eder. Kendimizi sevgi ve sevinçten yoksun bırakma... Çoktan beri süren duygusal sorunlar. Kendini yalnız ve panikte hissetme. Ben yeterince iyi değilim, yeterli değilim, asla başaramayacağım inancı ile yaşayanlar kalp hastası olurlar. Onaylama; Kalbim sevgi ritminde vuruyor. Neşe ve sevinci kalp merkezime geri getiriyorum. Herkese sevgi gösteriyorum. Sevinç içinde yaşıyorum. Sevincin, zihnimden, bedenimden ve deneyimlerinden akmasına sevgiyle izin veriyorum. Tüm hayatla birim ve evren beni bütünüyle destekliyor. Her şey yolunda. Yüksek Tansiyon; Çoktan beri süren, çözülmemiş duygusal sorun. Onaylama; Geçmişi sevgiyle geride bırakıyorum. Huzur içindeyim. Düşük Tansiyon; Çocukken yeterince sevgi görmemiş olma. Ne anlamı var ki? Nasıl olsa işe yaramayacak yaklaşımı içinde yaşama. Onaylama; Artık daima sevinçli olan ŞİMDİ de yaşamayı seçiyorum. Hayatım bir sevinç kaynağıdır. Mide; Besinleri taşır. Tüm yeni düşünce ve deneyimlerimizi sindirir... Bu hayatta hazmedemediğiniz, kabul etmediğiniz nedir? Yeniliklere kolaylıkla adapte olamıyoruzdur. Mide bulantısı; Bir fikri ya da deneyimi reddetme... Ekşimesi; Korku, korku... Sıkıştırıcı korku... Gastrit; Büyük korku, dehşet... Yeniden korkma, yeniyi özümseyememe... Ülser; Yeterince iyi olmadığına inanma. Kendini sevmeyi reddetme. Birilerini hoşnut etmeye çalışma. Olumlama; Hayatı rahatça sindiriyor ve özümsüyorum. Güvendeyim, yaşam sürecinin bana yalnızca iyi şeyler getireceğine inanıyorum. Hayat benimle anlaşma ve uyum içinde. Her gün, her an yeniyi özümsüyorum. Kendimle barış içindeyim. Kendimi seviyor beğeniyor ve onaylıyorum. Bacaklar; İleriye doğru atılan adımlar. Adım atmaktan korkma, bir şeyleri yapmak istemediğimiz zaman bacaklarımızda sorunlar çıkar. Gelecekten korkma. Olumlama; Hayat benim için var. Geleceğimde her şeyin iyi olduğunu bilerek güven ve neşeyle ilerliyorum. Dizler; Boyun gibi esneklikle ilgilidir. Taviz verme, gurur, ego ve inatçılığı ifade eder. İleri doğru adım atarken taviz vermekten korkar, katılaşırız. Bu eklem yerlerini sertleştirir. İlerlemek isteriz ama değişmek istemeyiz. Bu yüzden dizin iyileşmesi uzun süre ego devrededir. Huzurlu olmak için esnek olmalı, takılıp kalmamalıyız... Olumlama; Ben esnek ve akıcıyım... Şefkat ve merhamet, bağışlama ve anlayış içindeyim. Kolaylıkla eğiliyor ve akıyorum. Kazalar; Kızgınlık ifadesidir. Birikmiş öfke, otoriteye karşı çıkma arzusu. O kadar kızgınız ki birisine vurmak isteriz ama birisi bize vurur . Şiddete inanma... Onaylama; Bu durumu yaratan düşünce kalıbımı terk ediyorum. Barış halindeyim, ben değerliyim. Kanser; Derin bir biçimde incinme, yaralanma. Uzun zamandır süren kızgınlık. İnsanı yavaş yavaş yiyip bitiren derin bir sır ya da üzüntü. Nefretleri taşıma. Olumlama; Tüm geçmişi sevgiyle bağışlıyor ve serbest bırakıyorum. Dünyamı sevinçle doldurmayı seçiyorum. Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Bu hastalıklar sadece birkaç çalışma örneği, yur tdışında hastanelerde tıbbi tedavi ile birlikte bütünsel tedavi altında kullanılan ve hastalara tavsiye edilen çalışmalardır... Yazar: Cenk Sabuncuoğlu"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gelecegi-dogru-tahmin-eden-filmler/", "text": "Bilim kurgu filmleri geleceği tahmin etme konusunda atıp tutsalar da bazıları bu işi gerçekten iyi yapıyor.ç Bu listede göreceğiniz filmler ise nokta atışı yapmışlar. 1- Azınlık Raporu Minority Report (2012) : Dokunmatik Ekran 2- 1968 yılında çekilen 2001: A Space Odyssey: Skype ve Siri Stanley Kubrick'in yönettiği filmde Skype'a benzer bir program ile video görüşmeleri yapılıyordu. Yine bir yazılım insanlara gitmeleri gereken yer gibi konularda konuşarak yanıt veriyordu. 3- Jetgiller (1962) Elektrikli süpürge Resmen çok daha iyisini hayal etmişler 4-Electric Dreams : Akıllı ev teknolojisi 5- Total Recall (1990) İnsana ihtiyaç duymayan otomobil Arnold Schwarzenegger'in başrolünde oynadığı film sürücüsüz araçları tahmin etmişti. Johnny Cab! 6- Airplane II (1982) Vücut tarama cihazları 7- 1989 yılında çekilen Back to the future 2- Geleceğe Dönüş 2: Giyilebilir teknoloji 8- Women In The Moon (1929) Aydaki Kadın filminde aya seyahat uzay yolculuğu gibi o zamanın dünyasında hayal bile edilmeyen kavramlar sunulmuştu. Ben izlerim geyik diyenlere de buyrun film, sessiz film ama: 9- Star Trek: The Next Generation (1966): Akıllı telefonlar 10- Short Circuit (1986) Robot askerler, buyrun fragmana"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gelgit-olunca-farkli-gorunen-dunya-harikasi-7-yer/", "text": "Dünya hem doğa hem de insanlar eliyle değişiyor. Ve her bu nedenle her baktığınızda aynı yeri görmeniz mümkün değil. Ama yine de bu gelgitler ile değişen görüntüler inanılmaz. Hindistan'dan İngiltere'ye deniz seviyesi yükseldikçe ve alçaldıkça bambaşka görünen yerleri sizler için derledik: 1- Melek Yolu / Angel Road Japonya Japonların inanışına göre bu yolda baştan sona elele tutuşarak yürüyen çiftler sonsuza dek mutlu oluyor. 2- Manjuyod Filipinler Dünyanın en güzel kıyılarından biri ama gördüğünüz gibi gelgit sırasında bambaşka bir yere dönüşüyor. 3- Mont Saint Michel, Fransa Kayalıklar üzerine kurulu olan bu kalenin çevresi sular çekildiğinde böyle görünüyor. 4- Passage Du Gois, Fransa Baktığınızda çok fantastik bir yol gibi görünse de sadece bir dakika içerisinde 4 metre yükseklikte olan dalgalara yakalanabilirsiniz. 5- Micahel Mount, İngiltere Cornwall'da bulunan bu manastıra giden yol da sularla kaplı olabiliyor. 6- Stambheshwar Mahadev Tapınağı, Hindistan 150 yıllık bu tapınağın iki fotoğrafı arasında onlarca fark var. 7- Atlılar Thames Nehri, İngiltere Günde iki sefer tüm atlıları görebilme şansınız var bazı günlerde. Ama geri kalan zamanlarda atlılar suyun içinde. İklim değişiklikleri ve küresel ısınmaya dikkat çekme açısından bundan daha iyi bir görsel olamaz. Fotoğraflar: Brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gelinlik-trendleri/", "text": "Merhabala hanımlar; Geldi bahar ayları, titrer gönül yayları 🙂 Havalar ısınmaya, doğa uyanmaya başladı. Gündüzleri mis gibi bir hava penceremizden kahvaltı sofralarımıza esiyor. Ajandamıza not aldığımız nişan, nikah, düğün tarihleri artık kapımızda. Herkesin ağzında o klasik laf; Ne giysem acaba?, herkes tatlı bir koşuşturmaca içinde. Bugün ki konumuz, telaşların en tatlısını yaşayan gelin adaylarımızı ilgilendiriyor. Kahveler hazırsa ben başlıyorum 🙂 Bugün bu sezon herkesi büyüleyen bir gelin olmanız için size 4 trend detay veriyorum. 1.Gelin Çiçeği Öncelikle gelin çiçeklerinin asla yapay olmaması gerektiğini düşünüyorum. Gelelim bu sezona, gelin çiçeklerinde yapraklar ve dallar ön plana çıkıyor. Buketler, evinizin bahçesinden toplamışsınız gibi çeşit çeşit ve renk renk. Bu bukete tüm güzelliği katansa yeşil yapraklar ve dallar. 2.Naturellik 2015'in anahtar kelimesi. Bu sezon gelinlikten saça, makyaja, aksesuarlara kadar tüm detaylar en doğalından yana. Saçlar olabildiğine abartıdan uzak, asil ve iddasız. Makyajda ise yoğun kirpik ve dumanlı göz devri kapandı. Sağlıklı, aydınlık ciltler ön planda. Delici bakışlar yerini masumiyete bırakıyor. Makyajınızın ana tonları altın, toprak, şeftali ve bronz olmalı. 3.Eldiven Genelde yalnızca kış gelinlerine önerilen eldivenler, bu sezon yaz aylarında da gelinlerimizin akseuarları arasında yer alacak. Gelin adayına şık ve kibar bir hava katan bu akseuarı dilediğiniz boyda kullanabilirsiniz. 4.Sırt Dekoltesi Görseldeki tüm modeller Hayalim Gelinlik'te VAR 🙂 Bu sezona damga vuran en önemli detay sırt dekoltesi. Gelin adayı hareketlerinin kısıtladığını düşünüyorsa onun için çok uygun olmayabilir. Ancak dekoltede transparan bir detay kullanılır veya dantel yoğunlaştırılırsa gelin adayımız daha rahat edecektir. Tüm trendler bir yana bir numaralı trendin, içinize sinen, size kendinizi iyi hissettiren olduğunu unutmayın. Olabilecek aksiliklerin keyfinizi kaçırmasına asla izin vermeyin. Ne derler bilirsiniz; Nazar çıktı nazar. Hayalim Gelinlik ADRES: Bahariye cad. Nail Bey sk. Bilge apt. 11/1 TELEFON: 0553 111 2244"} {"url": "https://www.thegeyik.com/genc-kalmanin-sirri-aydin-daglarinda-bulundu/", "text": "Aydın'ın Yenipazar ilçesine bağlı dağlık alanlardan topladığı kuzugöbeğini kilosu 200 TL'den satan 63 yaşındaki Mehmet Topal, Aydınlıların doğal antibiyotik olarak bilinen şifa kaynağını tükettiği için genç kaldıklarını savundu. Yenipazarlı Mehmet Topal, Aydınlıların genç kalmasının sırrını kuzugöbeği tüketmelerine bağladı. 63 yaşındaki Topal, özellikle Nisan-Mayıs aylarında Yenipazar dağlarındaki ormanlık alanda bulunan kuzugöbeğinin tanesinin 30, kilosunun ise 200 TL'den alıcı bulduğunu söyledi. Yıllardır topladığı kuzugöbeğini pazarlarda ve özel müşterilerine sattığını söyleyen yaşlı adam, halk arasında doğal antibiyotik olarak bilinen şifa kaynağının doktorlar tarafından tavsiye edildiğini belirtti. Aydınlıların genç kalmasının sırrının kuzugöbeğinde olduğunu kaydeden Topal, Doktorlar bunun ne kadar faydalı olduğunu biliyor. Zehirlenmelere ve mide hastalıklarına karşı tüketiliyor. Yılda en az bir kere kuzugöbeği mantarı yemek gerekiyor. Aydınlıların genç kalmasının sırrı bu mantar diyerek vatandaşlara tüketmeleri tavsiyesinde bulundu. Aydın'ın dağlık bölgelerinde, meşe ağacı diplerinde ve genellikle Nisan aylarında çıkan kuzugöbeği mantarı mevsimlik olarak toplanıyor. Bölge halkının 'altından daha kıymetli' olarak nitelendirdiği mantarın fiyatı oldukça pahalı. Kuzugöbeğinin tanesi 30, kilosu ise 200 TL'den alıcı buluyor. AydınHaber"} {"url": "https://www.thegeyik.com/genc-kalmanin-sirri-timusu-esek-sudan-gelinceye-kadar-dovun/", "text": "Genç ve sağlıklı olmak ve kalmak için Timüs'ü eşşek sudan gelinceye kadar dövmek lazım. Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunur. Bu bez insanın bağışıklık sisteminin merkezidir. Yani bütün bağışıklık sistemi buradan yönetilir. Timüs bezi ne kadar çok titreşirse kişi o kadar sağlıklı ve bağışıklık sistemi sağlam olur. Anadolu'da ağıt yakan kadınların göğüslerine vurduklarına hepiniz şahit olmuşsunuzdur. Bu refleks kaynaklı basit bir el hareketi değildir. Bu beynin otomatik gerçekleştirdiği bir davranıştır. Kişi göğsüne vururken Timüs bezini titreştirir. Bu sayede üzüntü kaynaklı bağışıklıkta meydana gelen direnç azalmasının önüne geçmeye çalışır. Bu bez ne kadar sıklıkla titreştirilirse kişi o kadar genç ve sağlıklı yaşar ayrıca geç yaşlanır. Sizde parmaklarınızla göğsünüzün ortasına yapacağınız küçük vuruşlarla timüs bezini titreştirebilirsiniz. Yada daha basit bir yolu kullanırsınız. KAHKAHA atabilirsiniz. Çünkü kahkaha da göğüs kafesini oynattığı için bu bezi harekete geçirir. Hani yıllar geçerde aradan bir arkadaşımıza rastlarız neşeli halleriyle tanıdığımız bu insanı görünce hiç değişmemişsin, ne gamsızsın... deriz ya, işte timüs bezinin gücü. Sonuç olarak kahkaha bağışıklık sistemini güçlendirir ve sizi genç tutar. Bir de Google'dan bakalım: Mutluluk ve Timus bezi .. Mutluluk bir seçimdir. Mutsuzluğumuz kadere, şansızlığa ve talihsizliğe inancımız ölçüsündedir. Mutlu duyguların hissedilmesinde hormonların rolü büyük.Bedenimizde o hormonları salgılayan salgı bezlerinden minicik ama çok güçlü bir salgı bezi var: Timus. Timus uyarıldığında salgıladığı hormonlar kişide haz ve mutluluk duygusu yaratır.Çünkü timus aktive olduğunda bedenin kimyasının değişimine neden olur. Bu değişiklik sinir sistemini sakinleştirir ve beyin fonksiyonları nı hızlandırır. Bu da kişide rahatlama duygusu yaratır. Avustralyalı Nobel ödüllü kanser araştırmacısı Sir MacFarlane Burnet timus bezinin aktif hale getirilmesiyle insan bedeninin kendisini kanserden koruyabilme yeteneğine sahip olacağını savunuyordu. Çocuklarda iri olan timus ergenlik döneminde bir ceviz kadar irileşiyor. Ama yas ilerledikçe bir bezelye tanesi kadar küçülüyor, yaşlılıkta ise tamamen köreliyor. Ama bazı insanlarda ileri yaslarda bile hala ceviz büyüklüğünü koruması, bilimin henüz çözemediği alanlardan biri. Timusun sağlığımız üzerindeki önemli yararlarından biri de T hücrelerini üretiyor olması. T hücreleri denilen lenfositler bedene zarar verebilecek zararlı hücreleri yok ederler. Bu küçük T hücrelerine yaşamımızı borçluyuz. AIDS gibi bağışıklık sistemini çökerten hastalıkların ölümcül olması T hücrelerinin haberleşme hatlarını öncelikle kesmelerinden kaynaklanıyor. Timus göğüs kafesinin üst kısmının tam arkasında, göğsün tam ortasında yer alıyor. Timusu uyarmanın üç basit yolu var: Timusu uyarmanın birinci yolu gülmek. Yani gerçek, içten, sıcak bir gülüş, bir kahkaha. Her gülündüğünde timus bezi aktive oluyor. Her aktive olduğunda bedenimize kimyasal dalgalar göndererek kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor. 1993 yılında California Üniversitesi' nde Dr.Paul Ekman tarafından yapılan araştırmada gülmenin timusu ve beynin değişik haz bölgeleriyle bağlantısı olan kasları harekete geçirdiği ve insanda haz duygusu yarattığı kanıtlanmış. Timusu uyarmanın ikinci yoluiki parmakla timusun üzerine gelen noktaya vurulması, yani elle uyarmak.Timusu uyarmanın üçüncü yolu ise dilin üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirilmesi. Dr. John Diamond ve ekibi dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin küresi arasında denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş.Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor. K: blog.milliyet.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/genc-kiz-24-yil-sonra-ikizini-buldu/", "text": "Çin'de yaşayan genç kız, sokakta tanımadığı insanların neden ona selam verdiğini araştırınca 24 yıldır varlığından habersiz olduğu ikizinin olduğunu öğrendi. 1# Çinli Bao Lulin sokakta tanımadığı insanların neden ona selam verdiğini araştırınca ikizinin olduğunu öğrendi. 24 yıl birbirinin varlığından bile habersiz olan ikizler, geçen süre içerisinde de bir çok konuda adeta aynı hayatı yaşamış. 2# Çin'de yaşayan Bao Lulin, son zamanlarda tanımadığı insanların ona selam verdiğini hatta yanına gelerek konuşmaya çalıştıklarını fark edince bu duruma anlam veremedi. 3# Bazı zamanlar insanların ona 'Yanfei' diye seslediklerini hatta daha önce gitmediği ülkelerle ilgili sorular sorulduğunu söyleyen genç kız, olanlar üzerine bu durumu araştırmaya başladı. Geçmişine dair önemli bir sırrı çözmek üzerine olduğunun farkında olmayan Lulin çalışmalarına başladı. 4# 24 yaşındaki genç kız kendisini Yanfei sanarak konuşanlardan yaşadığı yerin adresini öğrenerek Yanfei'nin kapısını çaldı. 5# Lulin, Yanfei ile karşılaştıkları anları şöyle anlattı: Yüzyüze geldiğimizde sanki aynaya bakıyor gibiydim. Yıllardır birbirimizi tanıyoruz sanki. 6# Doğduktan sonra, ayrı ailelere verildiklerini öğrenen ikiz kardeşlerin ilginç hikayesi bunlarla sonlanmıyor. 7# Yaşamlarında benzerlikler olan bu iki kardeş,2007'de evlenmiş ve iki kadının da evlendiği kişi aynı isime sahip. 8# 9# 10# 11# 12# 13# 14# 15# 16# 17# haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/genc-model-annesini-sosyal-medyada-rezil-etti/", "text": "Sosyal medya insanları rezil edebilen anlarla dolu. Ve bu rezillikler sadece bizlerin başına gelmiyor. Gayet ünlü isimler de böyle hatalar yapabiliyorlar. Oasis'in üyelerinden Noel Gallagher'in eski eşi Meg Matthews, bir İtalyan şirketinin ürettiği havlunun reklamını yapmak için Instagram'da hem seksi hem de baya popüler olabilecek bir fotoğraf paylaştı. 120 sterlin değerindeki havluları övdüğü bir yazı da ekleyen Matthews, hiç ummadığı bir noktadan yakalandı. Matthews'ın kızı Anais Gallagher ki kendisi artık ünlü bir model olma yolunda ilerliyor, o paylaşılan fotoğrafa yorum bıraktı. Instagram sayfasında bu paylaşımı yapan annesine Arkandaki reklam ironisini sevdim. yazdı. Bunun sebebi ise annesi 120 sterlin reklamı yaparken arkadaki ekranda yardıma ihtiyacı olanlar için 3 sterline battaniye almak için mesaj atın yazıyordu. Durum böyle olunca anne de eleştirilere kulak tıkayamadı: Umarım herkes battaniye yazıp mesaj göndererek 3 sterlin veriyordur. Zira epey ilgi çekti diye yanıt verdi. Anais Gallagher ise gelecekte adından çokça söz ettirecek gibi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/genc-yasta-kaybettigimiz-iki-egitim-fidani-icin-bir-orman/", "text": "Belki de haberlerde denk gelmişsinizdir Zişan ve Mustafa'nın hikayesine trafik canavarları bu güzel insanları aramızdan almışlardı. Dostları da onlar için bir kampanya düzenlemişler. The Geyik olarak bize de desteklemek düşer. Zaten 7 bin TL bulmuşlar hedeflerine az kalmış, yardımcı olalım. Zişan ve Mustafa 2009'da Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nden mezun oldular ve yolları tekrar ODTÜ Eğitim Fakültesi'nde kesişti. Mustafa, Matematik Eğitimi dalında, Zişan ise İlköğretim Erken Çocuk Eğitimi dalında araştırma görevlisiydi. 2 yıl önce hayatlarını birleştirmeye karar verdiler. Parlak bir akademik kariyerleri vardı ve kısa bir süre sonra kazandıkları TÜBİTAK Doktora Sırası Araştırma Bursu ile Amerika'ya gideceklerdi. Ne yazık ki; öğrenmek, öğretmek, araştırmak ve ülkesine katkı sağlamak hayalleriyle dolu bu iki güzel insanı, 31 Temmuz günü geçirdikleri talihsiz trafik kazasında kaybettik. Onlar geleceği aydınlatmak istiyorlardı, biz de onların anısına geleceğimizi güzelleştirebilecek bir hayal kurduk. 2.000 fidana karşılık 12.000 TL bağış topladığımızda, TEMA Vakfı ile birlikte Mustafa ve Zişan adına bir hatıra ormanına hayat verebileceğiz. Eğitime hayatlarını adamış iki genç fidanın, Zişan ve Mustafa'nın anısına bir orman kurma hayalimize gelin siz de ortak olun! Aşağıdaki hesap bilgilerine bağışta bulunarak hatıra ormanı kampanyamıza destek olabilirsiniz. İş Bankası Levent Şubesi TEMA Vakfı Hesap Adı: Hatıra Ormanı 4 IBAN: TR47 0006 4000 0011 0351 3174 49 Bağış kampanyası ile ilgili herhangi bir sorunuz olursa aşağıdaki adresten bize ulaşabilirsiniz: https://www.facebook.com/ZisanMustafaHatiraOrmani"} {"url": "https://www.thegeyik.com/genc-yazarlar-editorler-icerik-uzmanlari-araniyor/", "text": "Milyonlarca insanın ziyaret ettiği The Geyik, 550 binden fazla toplam Facebook hayranına sahip, 210 bin Bundle kullanıcısı da sıkı takipçi. Twitter ve Instagram'da ise milyonlarca kişiye ulaşabildiği bir ağı var. Peki sen de burada yer almak ister misin? Yazdıkların insanlara ulaşsın ister misin? - İnternet medyası alanında bir kariyer yolculuğuna çıkmak isteyen - Sosyal medyada bolca vakit geçiren - Dizi, film, oyun, seyahat, moda, magazin, kitaplar, sanat, bilim, geek, spor, müzik kategorilerinden bir ya da birkaçına hakim. Biraz dizi izlesin, biraz kitap okusun, gezmeyi sevsin. - Haftanın ona uygun olan günlerinde, iki saat internet olan herhangi bir yerden bizim için çalışabilecek. - Vakti olursa düzenlediğimiz; sinema, piknik, kahve günleri gibi buluşmalarda bizlerle birlikte güzel vakit geçirecek ... Yeni isimler aranıyor... Başvuru için Formu doldur, gönder. Eğer formda sıkıntı yaşıyorsan adresine mail gönderebilirsin. Diğer sorular için: / adresinden birine de mail atabilirsiniz. **** - Eğer içerik ekle kısmından özgün içerik, çeviri içerik ya da bu haber burada olsa uçardı dediğiniz bir içeriği eklerseniz ekibe katılma şansınız kesinlikle artıyor. - Kazandıkça kazandıran bu ekiple çalışmanızda, yavaş yavaş yükselen ufak bir ücret de olacak. Fakat gerçekten hızlı bir şekilde paraya ihtiyacınız varsa; bunu sağlayabilecek başka siteler ve işler de var. Bu ilanla vakit kaybetmeyip, site içerisindeki güzel yazıları okumaya geçebilirsiniz. - Benim harika Youtube videolarım var. Kanalınızda bana yer verin diyorsanız da ayrıca belirtebilirsiniz 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/genclesmek-ugruna-yapilan-yeni-cilginlik-kalici-cil-dovmeleri/", "text": "İnsanların gençleşmek uğruna neler yaptığını hepimiz az çok biliyoruz. Estetik ameliyatlar, botoks, anti-aging kremleri, detoks, bakım kürleri bunlardan sadece bazıları. Ancak son dönemde bu seriye oldukça sıra dışı bir işlem katıldı. Kalıcı dövmeyle yapılan çiller. Son derece sevimli çillere sahip olmak isteyen insanlar, bu sebeple uzmanların kapısı aşındırıyor. #Ve sonuç olarak böylesine güzel çilli yüzlere sahip oluyor. #Kimi insanlar ise sahip olduğu çilleri daha da vurgulamak için bu yönteme baş vuruyor. # Bazıları ise sadece yeni bir görünüme kavuşmak için bu yolu tercih ediyor. # Tam anlamıyla kalıcı olmayan bu dövmeler, pigmentler yerine mürekkep ile oluşturuluyor. # İlk başta çok göze çarpan bu dövmeler, zamanla iyileşip daha doğal bir görünüme kavuşuyor. # Oluşturulan bu çiller hiçbir zarar görmeden iki yıl boyunca yüzünüzde kalabiliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/genclik-ve-spor-bakanligi-20-oyunu-islam-dusmani-buldu/", "text": "Türkiye Gençlik ve Spor Bakanlığı, 20 bilgisayar oyununda İslamofobik mesajlar olduğunu ileri sürerek bir kitapçık oluşturdu. Kitapçığın Türkiye ve yurtdışında dağıtılacağı açıklandı. Akşam'dan Betül Oğuz'un haberine göre; Türkiye'de de yaygın olan oyunları takibe alan Gençlik ve Spor Bakanlığı, oluşturduğu özel ekiple, İslam düşmanlığı yaptığı iddia edilen 20 oyunu tespit etti. Bakanlığın oluşturduğu siteye son beş ayda 750 ihbar ulaştı. LİSTEDEKİ OYUNLAR İhbarlar neticesinde belirlenen ve isimleri bilgi kitapçığına kaydedilen 20 dijital oyun şöyle: Guitar Hero 3, Devil May Cry, Resident Evil, Call of Duty 2, Little Big Planet 3, Counter Strike, Serious Sam 3, Clive Barker's Undying, Zack&Wiki, Ayo Dance, Muslim Massacre, Bomb Gazze, Takken, Command&Conquer Generals, Minnarett Attack, Faith Fighter sputniknews.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/genel-kultur-icin-mutlaka-izlemeniz-gereken-100-belgesel/", "text": "Belgesel kültürüne yabancı olanları dahi içine çekecek belgesellerden oluşan bir liste. Kişisel gelişim, genel kültür ya da dünyayı daha iyi anlamak için belgesel izlemek isterseniz size Gaia Dergi'den Elif Toprak'ın hazırladığı bu belgesel filmler listesini öneririz. 100 belgesel de alanlarında uzman kişiler tarafından çekilmiş. Biz Money & Life ile başladık ama Zeitgeist serilerini de öneririz. Daha güzel ve sürdürülebilir bir dünya mümkün. Belgesellerin bireysel ve evrensel düzeylerdeki bilinci arttırmak ve birçok hayati değişimi yaratmak için inanılmaz güçleri vardır. Films For Action internet sitesinden aldığımız bu 100 belgeseli izlemek yeni yıl hedeflerinizden biri olabilir. Haftada bir tane izleyerek kendinize belgesel günü yapabilirsiniz. Hangisini izleyeceğinize karar veremiyorsanız, en yakınınızdaki kişiye 1'den 100'e kadar bir sayı söylemesini rica ederek bunu eğlenceli hale de getirebilirsiniz. Ayrıca bu 100 belgesel dışında izlenmesi gerektiğini düşündüğünüz isimler varsa yorum olarak katkı sağlayabilirsiniz. Seçilen filmler genellikle ücretsiz olarak izlenilebilir. Birçoğunu internette bulabilirsiniz. İyi seyirler! 1.The Economics of Happiness (2011) The Economics of Hapiness, aynı anda fakat karşı karşıya ilerleyen bir dünya tanımlıyor. Bir yanda hükumetler ve büyük yatırımlar, küreselleşmeyi teşvik etmekle beraber kurumsal gücü de sağlamlaştırıyorlar. Öbür tarafta ise bütün dünyada insanlar, bu politikaya, ticaretin ve ekonominin düzenlemeye gidilmesi yönünde taleplerde bulunarak direniyorlar. Topluluklar, insanı temel alan yeni bir ekolojik ekonomi için bir araya geliyorlar. 2. Money & Life (2013) Money and Life belgeseli sorduğu kışkırtıcı soru ile bizleri şaşırtıyor: Ekonomik krizi, bir felaket yerine şahane bir fırsat olarak görebilir miyiz? ( https://www.youtube.com/watch?v=XPZxAILZ8-Q / Çeviri dilleri arasında Türkçe yok ama Almanca'yı seçip sonra otomatik çevire tıklarsanız önünüze Almanca'dan Türkçe'ye çevrilmiş hali geliyor.) 3. Dirt! The Movie (2009) Belgesel, izleyenleri toprağın harikalar dünyasına davet ediyor. Mucizevi doğuşundan bugünkü bozulmuş haline, dünyanın hiç de değer göremeyen ancak aslında en değerli olan bereket kaynağının hikayesi anlatılıyor. 4. The Corporation (2003) Şirketler günümüzün egemen kuruluşları olarak zenginliği yaratmanın yanı sıra, büyük ölçülerde zarara da yol açıyorlar. 26 ödül kazanmış belgesel; doğayı, evrimi, modern iş dünyası kurumlarının etkilerini ve gelecekteki durumlarını, ayrıca toplumdaki ve günlük hayatlarımızdaki artan etkilerini inceliyor. 5. In Transition 2.0: A Story of Resilience & Hope in Extraordinary Times (2012) Film, değişim hareketlerini bütün dünyada sıradışı şeyler yapan sıradan insanların hikayelerini topluyor. Kendi paralarını basan, yiyeceklerini yetiştiren, ekonomilerini yerelleştiren ve kendileri için güç kaynakları kuran toplulukların hikayelerini izliyoruz. 6. Within Reach (2013) Mandy ve Ryan'ın sürdürülebilir bir topluluk arayış için işlerini, arabalarını ve evlerini arkalarında bırakıp pedal gücüyle 10 bin 500 km yol kat ederken keşfettikleri eko-evlerinin, dönüşüm kentlerinin yanı sıra bu amaca olan bağlılıklarını görüyoruz. 7. Schooling the World (2010) Antik sayılabilecek kültürü bir nesilde nasıl değiştirirsiniz? O kültürün eğitim biçimi değiştirerek. Belgesel, modern eğitimin, sürdürülebilir yerel kültürler üzerindeki etkilerini yansıtıyor. 8. What A Way To Go: Life at the End of Empire (2007) Orta sınıf beyaz bir insanın petrol üretiminde zirve noktasına ulaşmasına, iklim değişikliğine, kitlesel yok oluşa, aşırı nüfus artışına kafa tutmasını ve Amerikan yaşam şeklinden vazgeçmesini izliyoruz. 9. War Made Easy (2007) Aktör ve aktivist Sean Penn tarafından seslendirilen film, Amerikan Birleşik Devletleri'nin 1960'lardaki başkanı Lydon B. Johnson'dan George Bush dönemine kadar geçen sürede gerçeklikten saptırılarak medyaya sunulan kamera görüntülerini irdeleyen belgesel, Amerikan medyasına karşı eleştirel bir bakış açısı sergiliyor. 10. Food Inc. (2008) Amerikalılara göre ideal yemek ucuz, hızlı servis edilen ve lezzetli olmalı. Gıda Ltd., gıdaların ucuz ve kolay erişilebilir olmasının besin değeri ve çevresel faktörleri göz önüne alarak değerlendiriyor. 11. Beyond Elections: Redefining Democracy in the Americas (2008) Demokrasi nedir? sorusuna yanıt arayan belgesel bizi Brazilya'dan Venezuela'ya kadar birçok farklı toplumun bu soru karşısında buldukları çözümleri yansıtıyor. 12. Propaganda (2012) Film yapımcılarının Kuzey Kore ajanları olduğu iddia edilen belgesel, Avusturalya'yı ve Yeni Zelanda'da bulunan Güney Kore konsolosluğunu ve Katolik kilisesini içeren hala devam eden uluslararası bir krizi gözler önüne seriyor. 13. Mark Corske's Engines of Domination (2014) Politik güç -silahlı merkezi hükumetler, devletler ve savaşlar- insan doğasının bir parçası mıdır? Yoksa yöneten kısmın, toplumların üzerinden para kazanmak amacıyla kullandıkları, insan doğasını ve dünyayı vahşileştiren bir araç mıdır? Belgesel, geleceği kurtarmanın tek yolunun silahlanmış merkezi otoriteyi lağvederek yerine barışçıl ve herhangi bir otoriteye bağlı olmayan, serbest topluluklara yer verilmesi gerektiğini savunuyor. 14. Disruption (2014) İklimlerin bozulduğu ilk defa hisseden ve bu konu hakkında bir şeyler yapabilecek son nesiliz. Film, iklim değişikliğinin etkilerini düzelterek temiz bir gelecek için çağrıda bulunuyor. 15. Crossroads: Labor Pains of a New Worldview (2013) Belgesel, insalığın şu anki durumunu ve dünyayı etkileyen görüşlerimizi derinlemesine inceliyor. Biyoloji, psikoloji, bilişim, sistem bilimleri, iş dünyası, kültür ve medya gibi grupları içeriden inceleyerek 21'inci yüzyıl insanının gerçekte kim olduğunu araştırıyor. 16. Occupy Love (2013) Yönetmen Velcrow Ripper, sizleri bütün dünyada yaygınlaşmaya başlayan evrensel devrimin kalbinde doğru bir yolculuğa çıkarıyor. İnsanlık artık baskın, güce dayalı yönetim sisteminin işlevini yitirdiğinin farkında. Milyonlarca insan tek çarenin tüm canlıları içine alacak yeni bir dünya yaratmaktan geçtiğini düşünüyor. 17. Earthlings (2005) Earthlings, beşeriyetin salt hayvanlara dayanmasını ön plana çıkaran bir belgesel olmasının yanı sıra, bu insan-olmayan canlılara karşı sergilediğimiz saygısızlığı da gözler önüne seriyor. Küçük bir uyarı: Günümüz hayvanlarının gerçek durumlarını gösteren çizimlerle yirminci dakikadan sonra izlemeyi zorlaştırıyor. 18. The Choice Is Ours (2015) Üç bölümden oluşan belgesel, toplumun farklı bakış açılarına keşfe çıkıyor. Dünyamızda hala nelerin mümkün olduğunu tekrar düşünmemiz için öncelikle nasıl bir dünyada yaşamak istediğimize karar vermeliyiz. Global birlik ve beraberlik görüşleri uzun süre insanlığa ilham verdi ancak bugüne kadar yapılan toplumsal anlaşmalar barışçıl ve üretken bir dünyayı ortaya koymakta son derece başarısız oldular. Teknik konularda ileri düzeye ulaşmış gibi görünsek de değer yargılarımız ve davranışlarımız hala gerilerde. Olumlu yönde bir gelecek ihtimali şu anki toplumsal, ekonomik ve çevresel ikilemlerimiz ile taban tabana bir zıtlık içerisinde. The Choice is Ours önemli bilim insanları, medya uzmanları, yazarlar ve karşılaştığımız güçlükleri düşünenlerle röportajlar içeriyor. 19. Lifting the Veil: Obama and the Failure of Capitalist Democracy (2011) Film, ''toplumsal hareketliliğin mezarlığı'' olarak bilinen Demokrat Parti'nin tarihsel rolünü, kurumsal finansmanların seçimlerdeki göz ardı edilemeyecek etkilerini ve Amerika Birleşik Devletleri'deki absürt kabul edilebilecek gelir farklılıklarını ele alarak demokrasinin kendi yapısını sorguluyor. Noam Chomsky, Morris Berman, Larry Pinkney, Michael Parenti, Jon Stauber gibi isimlerle birebirde yapılan görüşmelerin yanı sıra, Michael Hudson, Martin Luther King, Ted Rall, Gerard Client gibi önemli şahısların da görüşlerine yer verilmiş. 20. Edible City: Grow the Revolution (2012) Edible City, topluluklarını dönüştürmek için çalışan ve yerel yiyecek yetiştirerek iklim değişikliği ile piyasaların çöküşünü engellemeye çalışarak gerçekten devrimci bir şeyler yapmak isteyen öncülerin hikayelerini anlatıyor. 21. Fall and Winter (2013) Bu nefes kesici film sizleri yüzleşmekte olduğumuz korkunç çevresel değişimi anlamamız için geçmişe, hipnoz edecek bir yolculuğa çıkaracak İki yıldan fazla bir sürede yönetmen Matt Anderson, modern endüstriyel dünyamızı ve bunun yarattığı çevresel tahribatı birinci elden kayıt altına almak üzere 26 bin km boyunca seyahat etti. Bu süre içerisinde, insanlığa yaklaşan ekolojik ve psikolojik krizlerin önüne geçebilecek heyecan verici yöntemler keşfetti. Antropologlardan, biyo-mimarlardan psikologlara ve gazetecilere kadar günümüzün en ilerici düşünürleri, umutsuzca aradığımız yeni bir hayat biçimini aydınlatarak insanlığın hikayesini baştan yazıyorlar. Fall and Winter, 21'inci yüzyılda hayatta kalma rehberi. 22. Real Estate 4 Ransom: Why Does Land Cost the Earth? (2012) Real Estate 4 Ransom, birçok insanı borçlandıran küresel emlak spekülasyonuna gerçek bir alternatif belirliyor. Bir sığınak olarak görülen vergilendirme iki katına arttırılarak zenginlik için tercih edilen bir oyun haline dönüşüyor. Bunun sonucunda da yanlış şeylere vergi ödeyerek daha fazla probleme yol açıyoruz. Real Estate 4 Ransom'ı izledikten sonra neoliberallerin değişken bir dünya kapitalini nasıl sakladıklarını izleyip dünyanın kişisel çıkarlar için kullanıldığını göreceksiniz. 23. 2012: Time For Change (2010) Emmy adayı yönetmen Joao Amorim' in yönettiği belgesel, geelceğin akıbetine dair sahip olduğumuz kasvete karşı iyimser bir alternatif sunuyor. Film, Kabile kültürünün kadim bilgileriyle bilimsel yöntemleri birleştiren yeni örneklerin arayışı peşinde koşan, 2012: The Return of Quetzalcoatl'un yazarı, gazeteci Daniel Pinchbeck'i takip ediyor. Evrimin bilinçli temsilcileri olarak bizler, ''herkes için bir dünya'' görüşüne dayanan ve ekolojik ilkeleri temel alan endüstri sonrası toplumu tekrar, en baştan tasarlayabileceğimizi görüyoruz. 24. The War You Don't See (2010) Birinci Dünya Savaşı'ndaki katliamlardan Hiroşima yıkımına, Vietnam işgalinden hala devam etmekte olan Afganistan ve Irak facialarına kadar tarihin sakladığı bağımsız haberciliğe dair medyanın savaşlardaki rolünü inceleyen oldukça güçlü aynı zamanda da güncel bir belgesel. 25. Peace, Propaganda And The Promised Land (2004) Orta Doğu' daki krizlerin Amerikan medyası ve uluslararası medya tarafından örtbas edilerek İsrail-Filistin çatışmasında yanlış algılara yol açtığını görüyoruz. Bu önemli belgesel, yabancı politikanın Amerikalı politik elitleri neden ilgilendirdiğini açığa çıkarıyor. 26. The Crisis of Civilization (2011) Endüstri devriminin sonu hakkında bir kara mizah. Nafeez Mosaddeq Ahmet'in kitabına dayanan ve Dean Puckett'in yönetmeni olduğu belgeselin animasyon işleriyle de Lucca Benney ilgilenmiştir. 27. The Evolution of Ecological Consciousness (2013) Kalıcı tarım tasarımcısı Andrew Faust ilham verici olduğu kadar da çarpıcı bir anlatımla bütün canlıların evrimini ve insanlığın dünya üzerindeki bilinçlerini sunuyor. 28. Zeitgeist: Moving Forward (2011) Peter Joseph tarafından yapımcılığı üstlenilen uzun metrajlı belgesel, mevcut ve tüm dünyayı yöneten sosyoekonomik paraya dayalı modelin değişmesi gerektiğini inceleyen bir dosya açıyor. Film, kültürel görecelik ve geleneksel ideolojinin ötesine geçerek kaynak temelli ekonomiye dayanan bir dönüşümü hedefliyor. 29. The Power of Community: How Cuba Survived Peak Oil (2006) 1990 yılında Sovyetler Birliği çöktüğünde, Küba'nın ekonomisi de kötüye gitmeye başladı. Film, Kübalıların bu zor zamanlarında karşılaştıkları güçlükleri ve bu güçlükler karşısında ortaya koydukları yaratıcı çözümleri anlatıyor. Kübalılar mekanilikleşmiş endüstriyel tarım sistemlerini nasıl çiftçiliğin ve yerel organik yöntemlerin kullanıldığı yeni bir sisteme dönüşümünü anlatıyorlar. Küba kültürüne, ''Özel Dönem'' denilen bu zaman için sıra dışı bir bakış. Film, petrol üretiminin zirve noktasına ulaşmasına dair kısa bir tarihçe ile başlıyor. Küba, fosil yakıtların büyük ölçüde azalması durumuyla yüzleşen ilk ülke olarak umut dolu seçenekler sunuyor. 30. For The Next 7 Generations (2009) 2004 yılında dünyanın her bir köşesinden on üç yerli büyükanne gezegenimiz için endişeleri nedeniyle tarihi bir buluşma gerçekleştirip birlik olma kararı aldılar: Uluslararası On Üç Büyükanne Konseyi. Bu onların hikayesi. Amazon yağmur ormanlarında, Meksika'nın ve Kuzey Amerika'nın dağlarında, Hindistan'da Dalai Lama ile düzenlenen özel görüşmelerde dört yılda çekilmiş olan belgesel, bu bilgin kadınların bir araya gelmesiyle nelerin değişebileceğini gösteriyor. Bir dünya kriziyle yüzleştiğimiz şu sıralarda bizlerle iyileşme yolundaki görüşlerini paylaşıp daha geç olmadan değişim için çağrı yapıyorlar. 31. Capitalism: A Love Story (2009) Michael Moore, Capitalism: A Love Story'de kariyeri boyunca incelediği, şirketlerin Amerikalıların günlük yaşantısı üzerindeki yıkıcı etkisini ele alıyor. Belgesel, yıllar önce masum görünen kapitalizmin bugün Amerikalılara neye mal olduğu sorusunu soruyor. Hayatları alt üst olmuş sıradan insanların evlerine izleyicileri davet ederek Amerikan Rüyasının nasıl Amerikan Kabusuna dönüştüğünü gözler önüne seriyor. 32. Inequality For All (2013) Bakanlar kurulu üyesi, çok satan yazar Prof. Robert Reich'ın eşlik ettiği belgesel, genişleyen gelir düzeyindeki açıklığın Amerikan ekonomisi üzerindeki etkisini inceliyor. Reich, mizah yoluyla ekonomik eşitsizliğin her birimiz üzerindeki etkisine farklı bir açıdan bakıyor. 33. First Earth: Uncompromising Ecological Architecture (2010) Afrika'nın batı kıyılarında çekilen belgesel, barınma ihtiyacının büyük ölçüde değiştiği örnek teşkil edebilecek bir hareketi ele alıyor. Çevresel ve ekonomik çöküş ile karşı karşıya olduğumuz bu zamanlarda çarenin belki de yalnızca temel ihtiyaçlara yönelmekte olduğunu düşünenlerin, eski yöntemlerle yapılarak daha sağlıklı olan evlere yerleşerek yeniden köylerde bir arada yaşamalarını izliyoruz. 34. END: CIV (2011) Franklin Lopez'in yönettiği belgesel, kültürümüzün bağımlısı olduğu sistematik şiddeti ve çevreye yönelik istismarımızı derinlemesine inceliyor. Derrick Jensen'ın seslendirdiği film, dünyamızı gerçekten sevip sevmediğimizi sorguluyor. 35. Fresh: New Thinking about What We're Eating (2009) Fresh, tarım kültürünün endüstriyel şekle dönüşümüne tanıklık ederek bizleri gıdada yozlaşma, çevre kirliliği ve doğal kaynakların tüketilmesi gibi sonuçlarla yüzleştiriyor. Belgesel, gıda sistemimizi baştan yaratan çiftçileri, düşünürleri ve yatırımcıları tanıtıyor. Bu öncüler bizlere sürdürülebilir seçenekler ile gıda kaynaklarımıza ve gezegenimize uzun vadeli bir gelecek öneriyorlar. 36. The Canary Effect: Kill the Indian, Save the Man (2006) Birçok ödül sahibi yönetmen Robin Davey ve Yellow Thunder Woman bu aydınlatıcı belgesel ile Kızılderililer hakkındaki yanlış bilinen gerçekleri ortaya çıkararak katliamların, bugün az sayıda kalan Kızılderililerin yaşadığı yerleşim yerleri üzerindeki etkileri derinlemesine inceliyor. 37. Inhabit: A Permaculture Perspective (2015) Ağırlıklı olarak Amerika Birleşik Devletlerinin kuzeydoğusu ve ortabatısına yoğunlaşan belgesel, kalıcı kültüre ve kent yaşamı ile banliyö yaşamına bir bakış atmamızı sağlıyor. 38. Garbage Warrior (2007) Bira şişelerinin, araba lastiklerinin ve su şişelerinin ortak özellikleri nedir? Michael Reynolds'a sorarsanız, bu atık maddelerin her biri enerjilerini kendilerine bağımsızca kendi enerjilerini sağlayan evlerin yapımında kullanılan birer oyuncak. 39. Miss Representation (2011) Miss Representation, kadınların medya tarafından bile bile yanlış bir şekilde tanıtılmasıyla güçlü ve etkili olmalarına rağmen yetersiz görünmelerine neden oluşunu araştırıyor. 40. The Secret of Oz (2009) Amerikan ekonomisi neden çöküşe geçti? Dünyada Amerikalıları borç batağından çıkaracak kadar ekonomik canlılık yaratacak para mevcut değil. Peki, ne yapmalı? Amerikan ekonomisinin ve hatta dünya ekonomisinin merakla beklediği bu cevap, ''reform''. 41. The Myth of the Liberal Media: The Propaganda Model of News (1997) Edward Herman ve Noam Chomsky politik kültürümüzün merkezi bir prensibi sayılan ''liberal medya'' yı yok ediyorlar. Noam Chomsky, ''Eğer sistemin nasıl işlediğini anlamak istiyorsanız, sistemin kurumsal yapılarını inceleyiniz. Nasıl düzenlendiğini, nasıl yönetildiğini ve nasıl finanse edildiğine bakın.'' diyerek bize yalnızca ''elit propaganda'' peşinde koşan medyayı tekrar gözden geçirmemize yardımcı oluyor. 42. Breaking The Taboo (2011) Oscar ödüllü oyuncu Morgan Freeman'ın seslendirdiği film, Amerikan Birleşik Devletleri'nin uyuşturucu politikasını ve bu politikanın sebep olduğu uyuşturucu savaşlarını bir tabu olmaktan çıkarıyor. 43. Class Dismissed: How TV Frames the Working Class (2005) Pepi Leistyna' nın kitabına dayanan Class Dismissed, Amerikan televizyonundaki sitkomlarında, ''reality show'' larda, polisiyelerde ve gündüz kuşağı programlarında temsil edilen çalışan sınıfı izleyenleriyle paylaşıyor. 44. Can We Do It Ourselves? (2015) Belgesel, iş dünyasında daha demokratik ve iş birliğine dayanan bir sistemin oluşturulması için artık zamanın geldiğini vurguluyor. 45. Affluenza (1997) Ailelerimizi, toplumumuzu ve çevremizi etkileyen tüketim, ticari tutum ve artan materyalizm hakkında ezber bozmaya niyetli bir belgesel. Yapılacak çok işimiz ancak çok az zamanımız var ve yaşam kalitemiz de git gide düşmekte. Kişisel hikayeler, uzman yorumları, eski filmlerden alınan eğlenceli kesitler ve ''ticari'' kaygı taşımayan ufak molalarla bu can sıkıcı konuları aydınlatarak izleyenlere birer reçete sunuluyor. 46. The Take: Occupy, Resist, Produce (2004) 2001 yılında Arjantin, dramatik bir ekonomik çöküşle uyanışa geçtiğinde Latin Amerika'nın en zengin orta sınıfı kendini terk edilmiş fabrikaların ve büyük ölçüde işsizliğin kol gezdiği bir hayalet şehirde bulur. Çalışanlar bu çökmüş sistemin kalıntılarında yeni bir hareketle iflas etmiş bankaları işgal edip kendilerine yeni iş alanları yaratma çabalarına giriyorlar. 47. Anima Mundi: Permaculture, Peak Oil, Climate Change and the Soul of the World (2011) Permakültür sanılanın dışında yalnızca meyve ve sebze yetiştirmenin ötesinde çevre, eneri, kaynak, yaşam alanları, teknoloji, eğitim, sağlık, sanat, maneviyat, psikoloji, filozofi ve tarım alanlarının tamamını kapsayan bir görüş. Anima Mundi, permakültürün sürdürülebilir bir gelecek için ''nasıl'' değil ''nerede'' sorusuna cevap arayan düşün bütçeli bir belgesel. 48. Legalize Democracy (2014) Dennis Trainor'ın yönettiği belgesel, Amerikan anayasasını şirketlerden ve paradan uzaklaştırarak iyileştirme amacı güdüyor. 49. The Yes Men Fix The World (2009) The Yes Men Fix The World, iki zıpır politik aktivistin önemli kurumların yöneticileriymişçesine katılarak büyük ölçekli iş dünyasındaki konferanslarında dünyanın en şaşırtıcı şakalarından birini yapıyorlar. 50. Gasland (2010) Filmin yapımcısı Josh Fox'un arazisinin sondaj çalışmaları için kiralanmak istenmesi Fox, ülke çapında bu konu hakkındaki yalanları ve sırları ortaya çıkarmak üzere kolları sıvıyor. 2001 yılında Sundance Film Festivalinde Jüri Özel Ödülü alan belgesel, hidrolik kırılmaların Pennsylvania'daki bir sondaj çalışması sonucu bölge sakinlerinin içme sularının alev alması gibi etkilerini inceliyor. 51. Golden Rule: The Investment Theory of Politics (2009) Belgesel, ana akım medya ile politikada paranın etkisini derinlemesine inceleyerek demokrasinin asıl anlamını sorguluyor. 52. Prout: Economic Democracy in Practice (2004) Faydacı refah ekonomisinin prensipleri, materyalist, kapitalist ve komünist yaklaşımların insani olmayan felsefelerine uygulanabilir bir alternatif öneriyor. 53. DIVE! Living Off America's Waste (2009) Gıda maddelerimizi doğrudan katı atık sahalarına gönderme alışkanlığımızdan esinlenen bu çok ödüllü belgesel, yapımcı Jeremy Seifert ve arkadaşlarının çöplüklerdeki maceralarına izleyenleri davet ediyor. 54. The Nature of Cities (2010) Profesör Timothy Beatley ile kentsel oluşumları sürdürülebilir yenileyici yaşam şekillerine dönüştürmeyi hedefleyen yeşil hareketi ile dünyadaki şehirleri keşfe çıkıyoruz. 55. Not Business As Usual (2014) Kapitalizme eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan film, yerel yatırımcıların insanları tekrar iş dünyasına kazandırmak için buldukları yöntemlerin izini sürüyor. 56. Unwasted: The Future Of Business On Earth (2011) Unwasted, sürdürülebilir iş dünyası için sıfır atık madde idealini gerçekleştiren bir model öne sürüyor. Bazılarına göre imkansız görünen atık maddelerden uzak bir yaşam tarzı 100 yıl öncesine kadar mümkündü. Film, ''Dünya üzerindeki üretilen maddeler ile atık maddeler neredeyse aynı ölçekte yalnızca ABD'de yıllık 110 milyon ton atık madde söz konusu. Washington, 2009 yılında yalnızca geri dönüşüme 500 milyon dolar harcadı. Peki, aslında bu durum iş dünyasına ve halka neye mal olmuştu?'' sorusunu soruyor. Belgeselde ayrıca herkesin uygulayabileceği pratik geri dönüşüm tüyoları da veriliyor. 57. Enough Is Enough (2014) Rob Dietz ve Dan O'Neill'ın çok satan kitabına dayanan film, ekonomik sistemi düzelterek yeniden iş alanları açma yolundaki stratejileri keşfediyor. 58. Class Dismissed (2004) Class Dissmissed, okullarda öğretilen tarihe eleştirel bir bakış açısı ile bakıyor. Tarihin karmaşık yapısından uzak, basit bir anlatım yerine öğrencilerin bugünkü tarihte ve dünyada kendilerine yer edinebilecekleri aktif bir öğrenim planın uygulanabilirliğini sorguluyor. 59. Prosocial Progress: A Blueprint For Social Sustainability (2013) Film, daha iyi bir dünya için sürdürülebilir alışkanlıklar kazanmamız yönünde yapılabilecek olumlu teşvikleri analitik yöntemlerle inceliyor. Hiyerarşinin ve gücün birey ile toplum üzerindeki etkileri hakkında yapılmış en iyi belgesellerden biri. 60. The Evilness of Power (2008) The Evilness of Power, bireyler, toplum ve dünyayı etkileyen hiyerarşi ve güç yollarını inceliyor. Muhtemelen, bu konuda şimdiye kadar yapılmış en iyi film. 61. Waste = Food (2007) İnsanlar katı atık sahası oluşturan tek canlılar. Çin ve Hindistan gibi ülkelerde üretim ve tüketim artarken, doğal kaynaklar da hızla yok oluyor. Dünyadaki atık maddeler git gide inanılmaz bir hızla artıyor ve eğer bu konuda bir şeyler yapmazsak bütün kaynaklarımızı çöp sahalarına dönüştüreceğiz. Ancak umut ışığı hala görünüyor. Alman kimyager, Michael Braungart ve Amerikalı mimar William McDonough üretim ve inşa şekillerimiz temellerinden itibaren değiştiriyorlar. 62. Toxic Sludge Is Good For You: The Public Relations Industry Unspun (2002) Reklamcılığa göre pek de göz önüne çıkmayan halkla ilişkiler endüstrisi kurumsallaşan sistemimiz için aslında çok daha etkilidir. Belgesel kültürümüzün bu görünmeyen yönünü aydınlatarak demokrasimizin nasıl politikada ve ekonomide güçlü olanlar tarafından ''kitle düşüncesi''ni merkeze almadığını araştırıyor. Film, bağımsız ve tarafsız olduğunu düşündüğümüz haberlerin aslında şirketlerin halkla ilişkiler departmanlarında ve toplantı odalarında kararlaştırıldığını söylüyor. 63. Words From The Edge (2013) Words From The Edge, kaçınılmaz olarak endüstriye ve eşitsizliğe dayanan sistemimizi nasıl yerel ve canlı ekonomilere dönüştürmemiz gerektiği hakkında eşsiz bir film. 64. Law Enforcement Opposed to the War on Drugs (2006) Yıllardır uyuşturucu çeteleriyle savaşmış polisler yasaklara karşı konuşuyorlar. 65. Growing Change: A Journey Inside Venezuela's Food Revolution (2011) Growing Chang, günümüz gıda sisteminin neden yüz milyonlarca insanı aç bıraktığı üzerine bir yolculuğa çıkıyor. Venezüella'daki sürdürülebilir tarım sistemini duyan yapımcı, bu sistemin işe yarayıp yaramadığını ve bu büyük çaplı denemeden neler öğrenebileceğimizi yerinde inceliyor. 66. Breaking The Silence Truth And Lies In The War On Terror (2003) Ortadoğu'daki askeri saldırıların insanlarda açtığı yaralara parmak basan film, özgürlüğü vadeden Bush yönetiminin zalimliklerini ve ikiyüzlülüklerini açığa çıkarıyor. 67. Capitalism Is The Crisis (2011) Belgesel, kapitalist krizin doğasını açıklayarak geleceğimiz için devrimsel yollar tavsiye ediyor. 68. The Age of Stupid (2009) Oscar adayı Pete Postlethwaite, 2055 yılındaki terk edilmiş dünyada yaşlı bir insan rolünde. Kontrol edilemeyen iklim değişikliğinin 2055 yılında dünyayı nasıl harabeye çevirdiğini görüyoruz. Pete, bir gün dünyanın tekrar yaşanılabilir bir yer olabileceği düşüncesiyle Kuzey Kutup Bölgesi'nde insanlığın şimdiye kadarki tüm başarılarının korunduğu Evrensel Arşiv'in kurucusunu canlandırıyor. Pete neden hala şansımız varken iklim değişikliğini durdurmadığımız üzerinde duruyor. 69. Sir! No Sir! The GI Movement to End the Vietnam War (2005) Bu uzun metrajlı belgesel Amerikan birliklerinin Vietnam Savaşı'ndaki durumları hakkında bilgi veriyor. 70. Manufacturing Consent: Noam Chomsky and the Media (1992) Bu eğlenceli belgesel dünyaca tanınan dilbilimci, entelektüel ve aynı zamanda politik bir aktivist olan Noam Chomsky'nin politik hayatı ve düşünceleri üzerine bir keşfe çıkıyor. 71. The Soil Solution To Climate Change (2013) Ya iklim değişikliğini durduracak çözüm ayaklarınızın altındaysa? Toprak ayaklarımızın altında yaşayan canlı bir varlık ve evrensel iklim krizi için potansiyel bir çözüm. Bilim insanlarına göre toprağın yeni ve yaratıcı kullanımıyla atmosferdeki karbon salınımını kontrol altına alabiliriz. Bu yeni yöntemler aynı zamanda topraklarımızı daha verimli hale getirerek yiyeceklerimizi iyileştirerek insan sağlığını da önemli ölçüde etkileyerek dünyamızı daha sağlıklı bir hale getirebilirler. 72. Singapore: Biophilic City (2012) Son yıllarda sürdürülebilir şehirleşmenin ve yeşil binaların giderek artmasının öncelik kazandığı görünüyor. Singapur bu yeni yaşam şeklini kendi üzerinde başarılı bir şekilde uygulamışa benziyor. 73. Education For a Sustainable Future (2012) Education For a Sustainable Future, günümüz eğitim sisteminde sunulan sürdürülebilir yaklaşımlardan uzak yöntemleri eleştiriyor. 74. The Bloom Episode 3: New Ways of the Sacred Belgesel dönüşümcü festivallerdeki mitolojilerin, ritüellerin ve kutsal sayılan şeylerin tarih dokusuyla buluşarak aktif bir hale geçişini inceliyor. 75. The Superior Human? (2012) Film, insanların diğer canlılardan üstün tutulduğu yargısına meydan okuyor. 76. Cultural Creatives 1.0: The evolution Aslında çoğu insan, medya propagandalarının farkında ve filmin sonuna doğru bu insanlar bu farkındalıklarınıın dünyayı değiştirebilecek kadar güçlü olduğunu anlıyorlar. 77. Zeitgeist: Addendum (2008) Peter Joseph'in yapımcılığını üstlendiği belgesel Zeitgest filminin devamı niteliğini taşıyor. İlkini izlemeyenler için HARİKA VE TÜRKÇE ALT YAZILI! 78. The Global Brain: Peter Russell (1983) 1983 yılında izleyenlerle buluşan Peter Russell'ın bu filmi gezegenimizde insanın ne amaçla bulunduğunu sorguluyor. 79. Human Resources: Social Engineering in the 20th Century (2010) Human Resources, mekanikleşmenin bir sonucu olarak insanların modern hiyerarşik sistemlerde sömürülmesini ele alıyor. 80. Park Avenue: Money, Power And The American Dream (2012) Akademi ödüllü film yapımcısı Alex Gibney zenginlerle yoksullar arasındaki uçuruma dikkat çekiyor. 81. Origins (2014) Dünyamızla aramızdaki doğal bağlantımızı nasıl kaybettiğimizi inceleyen film, yenilenebilir enerji konusunu gündeme taşıyor. 82. Cointelpro 101 (2010) Belgesel, beyaz ırkın üstünlüğünü alt üst edebilecek hareketlerin ABD hükumeti tarafından engellendiğini ortaya çıkarıyor. 83. Starsuckers (2009) Starsuckers, şöhrete olan düşkünlüğümden beslenen ''ünlü kişi'' takıntılı medyayı ve bu durumdan kimlerin çıkar sağladığı üzerine bir çalışma. 84. The Power Principle: Corporate Empire and the Rise of the National Security State (2012) üç bölümden oluşan belgesel, plütokrasinin iki yüzlülüğünün ve şiddetinin günümüz olaylarına olan etkisini inceliyor. 85. The New Rulers of the World (2001) Belgesel, zengin ve yoksul arasındaki farkın giderek büyümesini analiz ediyor. 86. War By Other Means (1992) John Pilger IMF'den aldıkları borçların sonuçlarını görmek üzere üçüncü dünya ülkelerine seyahate çıkıyor. Film günümüzde savaşların artık silahlar kullanılarak yapılmasından ziyade ekonomi alanındaki evrensel bankalar ve kurumlar aracılığıyla yapıldığını gösteriyor. Küresel ekonomik çıkarlar için bombalardan daha güçlü olan borçlanma konusu inceleniyor. 87. Occupied Cascadia (2012) Occupied Cascadia'da dışavurumcu ve gazetecilere özgü bir tavır görüyoruz. Belgesel, Pasifik kıyılarında biyo-bölgeselciliği keşfederek kıyıda yaşayan insanların düşüncelerinin ses bulmasını sağlıyor. Yerli halkın hikayeleri baskın kültürü eleştirerek yeniden doğan ve gelişmekte olan direniş kültürüne kucak açıyor. 88. Orwell Rolls In His Grave (2003) 1984'ü okuduysanız bu belgeseldeki dünya size yabancı gelmeyecek. Film, ana akım medyada asla söylenmeyen düşünceleri ortaya çıkararak dünyamızın Orwellyen bir dünyaya dönüşmesini sorguluyor. 89. PsyWar: The Real Battlefield is the Mind (2010) Elitist demokrasi teorisi üzerinde durarak propagandanın ve halkla ilişkilerin evrimini inceleyen belgesel aynı zamanda savaş, propaganda ve sınıf ayrımına da dikkat çekiyor. 90. Transitions For Society: Job Guarantee and Basic Income (2014) Teknolojik işsizlik olarak da adlandırılan önemli bir toplumsal probleme dikkat çeken belgesel, bu soruna iki olası çözüm önerisi getiriyor. Filmde geçiş yolu olarak da tanımlanan bu dönüşüm, devletin desteklediği bir kamu hizmeti olarak iş garantili program çevresel sürdürülebilir, sosyal ve bilimsel açılardan yararlı işlerin düzenlenmesi yönünde bir yöntem izliyor. 91. Own The Change: Building Economic Democracy One Worker Co-op at a Time (2015) Bu kısa metrajlı belgesel kooperatifleşmiş şirketlerde çalışmanın insan hayatını nasıl değiştirdiğine genel bir bakış atıyor. 92. The Lottery of Birth (2013) Dünyayı siz mi şekillendiriyorsunuz yoksa o mu sizi şekillendiriyor? The Lottery of Birth, düşüncelerinizi genişleterek size özgür olmanın ne demek olduğunu tekrar düşündürecek. 93. Permaculture: A Quiet Revolution (2008) Dünya açıkça bizlere doğal afetler yoluyla hasta olduğu mesajını veriyor. Belgesel, dünyayı bu hastalıktan kurtarabilecek kalıcı tarım yoluyla geleceğimizin sürdürülebilir bir hale getirilebileceğine dair umut veriyor. 94. What I've Learned About U.S. Foreign Policy (2000) 10 bölümden oluşan Amerikan dışişleri politikasının özgürlük, demokrasi, insan hakları gibi kavramların temel aldığı yönündeki söylemleri yalanlıyor. 95. Connected: A Film for Change (2013) Geleceğimiz hakkında endişelenen İngiliz Paul ve Kate Maple çifti tarafından yapımcılığı üstlenilen film toplumsal değişime katkı sağlama çabaları hakkında. 96. Sprawling from Grace: Driven to Madness (2008) Binaları artık son 50 yılda yaptığımız yöntemlerle yapamayız. Artan hava ve su kirliliği, sağlığımızın giderek bozulması ve yaşam kalitemizin giderek düşmesine dur dememizin vakti geldi. 97. A Crude Awakening (2007) Ödüllü gazeteci ve yapımcı Basil Gelpke ile Ray McCormack'ın prodüktörlüğünü üstlendiği film, medeniyetimizin petrole olan bağımlılığının jeolojide nasıl bir kargaşaya yol açtığını inceliyor. Oldukça eğlenceli ve merak uyandıran bu belgesel, dünyanın en iyi uzmanlarıyla görüşerek yenilenebilir enerji kullanımını gündeme taşıyor. 98. No Logo: Brands. Globalization. Resistance (2003) Markalaşma çağında logolar her yerde. Peki, neden dünyaca tanınan büyük markalar kendilerini aktivistlerin ve protestocuların hedefi oluyor? Kanadalı gazeteci Naomi Klein'ın çok satan kitabına dayanan No Log, çok uluslu şirketlerin ekonomik ve kültürel alanlardaki artan sahalarına karşı olan tepkilerin arkasındaki nedenleri ortaya çıkarıyor. 99. Addicted to Plastic (2008) Belgesel, plastiğin tarihini ve hayatımızı üzerindeki etkin rolünü inceliyor. 100. Human (2015) Bizi insan yapan nedir? Sevmemiz mi, savaşmamız mı? Gülmemiz mi? Ağlamamız mı? Merak etmemiz mi? Bu sorulardan yola çıkan yapımcı Yann Arthus-Bertrand üç yılını 60 ülkeden 2 bin kişinin gerçek hayat hikayelerini derleyerek geçirdi. Kendini işine adamış çevirmenlerden, gazetecilerden ve kameramanlardan oluşan bir takımla Yann, bizi birleştiren derin kişisel ve duygusal konuları yakalamayı hedefliyor. Üç bölümden oluşan belgeselin ilk bölümü sevgi, kadın hakları, çalışma düzenleri ve yoksulluğu inceliyor. İkinci bölümde ise savaş, affetme, homoseksüellik, aile ve ölümden sonraki hayat temaları ele alınıyor. Son olarak üçüncü bölümde mutluluk, eğitim, engellilik, göç, yolsuzluk ile hayatın anlamı sorgulanıyor. Bizim bu listeye eklemek istediğimiz belgeseli de buraya iliştirelim. Leonardo DiCaprio'nun rol aldığı BEFORE THE FLOOD İyi seyirler!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/general-motorsa-gelen-ilginc-bir-musteri-sikayeti/", "text": "General Motors'a gelen ilginç bir müşteri şikayeti General Motors şirketinin Pontiac marka otomobil departmanına gelen bir şikayet mektubu şu satırlardan oluşuyordu: 'Her akşam yemekten sonra ailecek dondurma yeme alışkanlığına sahibiz. Fakat bir çok dondurma çeşidi olduğu için her yemekten sonra ne çeşit dondurma yiyeceğimize hep karar veririz. Ben de markete gider alırım. Geçen ay otomobilimi değiştirip yeni bir pontiac aldım ve o günden beri markete gidip gelmek benim için sorun olmaya başladı. Çünkü ne zaman vanilyalı dondurma alsam market çıkışında otomobilimi çalıştıramıyorum. Fakat başka çeşit bir dondurma aldığımda arabam gayet güzel çalışıyor. Bu sorun size çok saçma bile gelse, benim çok ciddi olduğumu bilmenizi isterim. Vanilyalı dondurma aldığımda arabam çalışmazken, neden başka dondurma aldığımda arabam çalışıyor?' Kolaylıkla buruşturulup atılacak bir şikayet mektubu gibi görünüyor, değil mi? Öyle de olabilirdi. General Motors yetkilileri bu şikayet mektubunu bir kenara atabilirdi, müşterinin sorusuda sonsuza dek yanıtsız Kalabilirdi. Ancak General Motors şirketi olayı araştırması için bir mühendisi görevlendirdi. Mühendis, nezih bir muhitte oturan, iyi eğitim almış Pontiac sahibiyle karşılaşınca biraz şaşırmıştı, böyle bir konuda dalga geçecek birine benzemiyordu. Akşam yemekten sonra yapılan dondurma alışverişine birlikte çıktılar. Vanilyalı dondurma alıp geri döndüklerinde, gerçekten de otomobil çalışmıyordu. Ertesi akşam çikolatalı dondurma aldılar ve araba çalıştı. Üçüncü akşam sıra çilekli dondurmadaydı ve araba yine çalışıyordu. Son deneme turunda vanilyalı dondurma alındı ve maalesef araba yine çalışmadı. General Motors yetkilisi şaşkındı. Bir mühendis olarak, arabanın vanilyalı dondurmaya alerjisi olduğunu düşünmek pek akıllıca gelmiyordu. Bunun üzerine ziyaretlerine bir süre daha devam etti. Olayın günün hangi saatinde olduğunu, hangi tip benzin kullanıldığını, gidip gelme süresini ve daha pek çok ayrıntıyı inceledi. Kısa bir süre içinde de ilk ipucunu elde etti. Vanilyalı dondurma almak diğer çeşitlere oranla çok daha kısa sürüyordu. Çünkü en çok aranılan ürün olan vanilyalı dondurma marketin hemen girişindeki dolapta satılıyordu. Diğer dondurma çeşitleri ise marketin en arka kısmında kurulu bir tezgahtan seçiliyordu. Herhangi değişik bir çeşidi almak bu yüzden çok daha uzun sürüyordu. Şimdi mühendisin karşı karşıya kaldığı soru şuydu? Otomobil neden daha kısa süre içinde geri dönünce çalışmıyordu? Zaman faktörü işin içine girince mühendis sorunun cevabını bulmakta zorlanmadı. Sorun, motor soğuduğunda devreye giren buhar kilidinden kaynaklanıyordu. Bu kilit, normal şartlarda motor durduktan hemen sonra devreye girip çalışıyordu ve çikolatalı yada çilekli dondurma alana dek geçen süre, motorun tekrar çalışması için yeterli soğumaya imkan tanıyordu. Vanilyalı dondurma gecelerinde ise süre çok kısa olduğu için motor soğuyacak vakit bulamıyor ve buhar kilidi devreye girmiyordu. Bu öyküden de anlaşılacağı gibi, komik hatta asılsız gibi görünen bir müşteri şikayeti bir şirketin ürün geliştirmesinde kullanabileceği değerli bir veri haline dönüşebiliyor. Müşteri şikayetlerinin değerlendirildiği zamanlarda bir kurum için hediye niteliği taşıdığı bilinir. Bu gerçek öykü, garip bile olsa müşteri sorunlarının ve şikayetlerinin ürün ve hizmet geliştirmeye olan katkısının önemini gösteriyor. H/T: Yorgoderki"} {"url": "https://www.thegeyik.com/george-carlinin-esinin-olumunun-ardindan-yazdigi-size-zamani-sorgulatacak-yazisi/", "text": "Mektubun sahibi, George Carlin (1937 2008); 5 Grammy Ödülü kazanmış, ABD'de 100 en büyük TV stand-upçısı listesinde yer almış bir büyük komedyen, aktör ve yazar. Bu yazı, eşi Brenda'nın kanserden ölmesinden sonra, Zamanımızın Paradoksu başlığı ile yazılmıştı. Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var. Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz. Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var. Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var. Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var. Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz, çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz, çok az okuyor çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz. Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık. Çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz. Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik. Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık. Aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var. Dış Uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik. Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık. Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik. Atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik. Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz. Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz. Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik. Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz. Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek karlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır. Günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir. Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlaki değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir. Vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız. Öyle bir zaman ki teknoloji bu mektubu size getirebilir, siz bu içselliği ya paylaşmayı, ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz. Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür."} {"url": "https://www.thegeyik.com/george-r-r-martin-duygularimizla-oynamaya-devam-ediyor/", "text": "Şu hayatta George R.R. Martin'den çektiğimiz kadar başka hiçbir şeyden çekmedik. Game of Thrones dizisinin kitap serisinin önüne geçmesi, yeni gelecek kitapların sürekli olarak ertelenmesi, bunlar da yetmezmiş George R.R. Martin sürekli olarak çıkıp Yazmıyorum kardeşim. Kitap benim değil mi? tarzında açıklamalarda bulunması Game of Thrones severleri çok üzmüştü. Zaman zaman kitaptan tadımlık bölümler yayınlayan ve kitabın 2017 yılında yayımlanacağını açıklayan George R.R. Martin yakın zamanda kitabın başka bir bahara kaldığını duyurdu. Tam Her şey bitti. Aylarca diziyi bekleyeceğiz. derken ufukta minik de olsa bir umut belirdi. George R.R. Martin'in yakın arkadaşı olan Gardner Dozois'in 2015 yılından beri hazırladığı, antoloji kitabı Book of Swords'a katkıda bulunduğu ortaya çıktı. 15 kısa hikayeden oluşan ve Game of Thrones evreninin gün yüzüne çıkmamış hikayelerini içinde bulunduran Book of Swords'a George R.R. Martin dışında önemli yazarların da katkıda bulunduğu öğrenildi. Ancak üzücü bir haberimiz var. Book of Swords ancak 10 Ekim'de yayımlanabilecek 🙁"} {"url": "https://www.thegeyik.com/george-r-r-martin-yine-umut-dagitti-kis-ruzgarlari-bu-sene-icinde-cikacak/", "text": "Fenomen dizi Game of Thrones'un aslında bir kitap uyarlaması olduğunu ve bu serinin yazarının da George R.R. Martin olduğunu bilmeyen pek yoktur. Geçtiğimiz sezon sonrası Game of Thrones dizisinin, kitap serisinin önüne geçmesi ve yazarın ilerleten yaşı seriyi kitaptan takip eden okuyucuları endişelendirmiş ya kitaplar bitmeden George R.R. Martin'e bir şey olursa korkusu etrafı sarmıştı. Bu endişe ortamında serinin devam kitabı Kış Rüzgarları'nı yazmaya devam eden usta yazar George R.R. Martin'den konuyla ilgili bir açıklama geldi. Kişisel blog sayfasında Henüz bitmedi ama baya ilerleme kaydettim. Yine de geçtiğimiz yıl hedeflediğim noktadan uzağım, şimdiye bitmesi gerekiyordu. Sanırım bu sene içerisinde çıkacak. ifadelerini kullanan usta yazının sonuna Aynı şeyi geçen yıl da söylemiştim diyerek erteleme ihtimalini de göz ardı etmedi. Tüm bu yaşananlar sonrası çok büyük ihtimalle dizi kitaptan önce bitecek ve benim gibi kitap serisinin tutkunu olanlar -şayet George R.R. Martin'e bir şey olmazsa- ancak dizinin bitiminden uzun bir süre sora farkları görebileceğiz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/george-town-sokak-sanati/", "text": "Malezya, George Town'dan herkese selamlar. Yaklaşık 6 haftadır Penang şehrinin George Town bölgesinde yaşıyorum. George Town, tarihi sokakları ve çeşit çeşit lezzetleriyle büyük Asya turu yapan hemen her gezginin uğradığı eşsiz bir nokta. Sizleri hem George Town'la hem de şehrin bu kadar popüler olmasına yardımcı olmuş harika bir etkinlikle tanıştırmak istiyorum; George Town Sokak Sanatı Festivali... George Town, Malezya'nın en büyük adası ve ikinci büyük şehri Penang'da bulunuyor. Penang Müslümanlar Malaylar, Hristiyan Çinliler ve Budist Hindular tarafından eşit paylaşılmış bir bölge. Dinler, diller, ibadethaneler ve insanlar iç içe... Her şey denge ve hoşgörü içerisinde. Bu durum yemeklerine, müziklerine, dillerine de yansımış durumda. Bu çok kültürlülük Penang'ı iki yıldır Lonly Planet Best Travel Asia Top Ten listesine 4. Sıraya taşımış. Sadece bu da değil, George Town'un en karakteristik özelliklerinden biri de mimari yapısı. İki katlı, renkli ev dizilerinden oluşan sokakları, çoktan UNESCO World Heritage listesinde kendisine yer bulmasını sağlamış. 2012 yılında Penang Belediyesi, yerel bir reklam ajansıyla George Town'ı tanıtmak için şahane bir proje geliştirmiş. George Town Fest adı altında sokak sanatçılarını davet ederek, onlara tahsis edilen duvarları özgürce boyamaları rica edilmiş. Litvanya'lı tasarımcı Ernest Zacharevic'in yerel çocukları ve hayatlarını konu aldığı duvar boyamaları ise adeta kampanyanın kaderini değiştirmiş. Çalışmalar o kadar dikkat çeker hale gelmiş ki, festivalden sonra yetenekli gençler, cafe ve otel sahipleri tarafından davet edilip, iç mekanların da renklendirilmesine başlanılmış . Dahası, sadece duvar boyamaları ile kalınmamış, çeşitli sanatçıların karikatürleri demirden yaptırılarak yol kenarlarına dikilmiş. George Town'a yolunuz düşerse elinizde popüler çalışmaların yer aldığı bir haritayla, tıpkı oyun oynar gibi sokak sokak gezebilirsiniz. Renkli sokakları, sanat çalışmaları ve çeşitli kafeleriyle adeta bir açık hava müzesi olan Penang'ı Asya planlarınıza mutlaka eklemenizi öneririm. Küçük bir not, bir çok Asya ülkesinde olduğu gibi Penang'da da kedi kafe bulmak mümkün. Daha önce yazdığım yazımı okumak isterseniz burayı tıklayabilirsiniz. The Geyik Gezgininiz Demet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gercek-bir-50-first-dates-hikayesi-hafizasini-kaybeden-sevgilisini-kendine-yeniden-asik-etti/", "text": "Başrollerini Drew Barrymore ve Adam Sandler'ın paylaştığı 50 First Dates filmini birçoğunuz bilirsiniz. 24 saatlik döngüler halinde hafızasını kaybeden sevgilisinin kendine yeniden aşık olmasını sağlamak için çaba gösteren genç bir adamın hikayesinin anlatıldığı film gerçeğe dönüştü. Sıradan bir hayat yaşayan Jessica Sharman ve Rich Bishop çifti, her şeyden habersiz gelecek planlıyordu. Ta ki hayatları değişene kadar... Jessica'nın rahatsızlanmasıyla çiftin hayatı bir anda tersine döndü. Bir dizi felç atağı yaşayan Jessica, sinir sisteminde meydana gelen rahatsızlıklar sebebiyle hafıza sorunları yaşamaya başladı. Bir süre daha devam eden hastalık sonucunda Jessica adını bile hatırlayamayacak hale geldi. Yaşanan hafıza kaybı sonrası sevgilisi Rich'i de hatırlamayan Jessica, kimi zaman Rich'in oğlu olduğunu düşünüyordu. Jessica'nın ailesi ve Rich tüm çabalarına karşın bir türlü geçmişi hatırlamayan Jessica, geçmişi çağrıştırması için kendisine gösterilen fotoğraflara ve videolara anlamsızca bakıyordu. Ancak Rich yılmadı. Bir an olsa bile Jessica'nın yanından ayrılmayan genç adam, ilişkilerinin tümünü en baştan sevdiği kadına yaşatmaya karar verdi. Rich çabaları sonrası tüm hayatını yeniden öğrenen Jessica'nın hafızı kısmen de olsa yerine geldi. Genç kadın, Rich ile ilk kez nerede ve ne zaman tanıştığımı hatırlamıyorum. Ama, ona ikinci kez aşık olduğum günü asla unutmayacağım. Doktorlar aynı olayın tekrar başıma gelebileceğini söylüyor. Bundan korkmuyor. Ne de olsa yanımda Rich var. Beni asla bırakmayacağını biliyorum. ifadelerini kullandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gercek-dunyanin-tony-starki-elon-muskin-bilinmeyen-11-ozelligi/", "text": "Son dönemde giriştiği Mars kolonisi çalışmaları ile tekrar gündeme gelen SpaceX ve Tesla Motors'un kurucusu Elon Musk'ın bu yönlerini artık bilmeyen yok gibi. Fakat ya bilinmeyen yönleri? 28 Mayıs 1971 doğumlu olan Güney Afrika asıl mucit, Gerçek Dünyanın Tony Stark'ı Elon Musk'un Bilinmeyen 11 Özelliği; 1# İlk tasarımı 12 yaşındayken yaptığı bir oyundu Yazılımı ve kodlamayı tek başına öğrenen Elon Musk, 12 yaşındayken Blastar adlı bir oyun tasarladı. Oyunu 500 dolara satan Musk, Blastar için çok iddialı bir oyun olmasa da aslında Flappy Bird'den iyiydi açıklamasını yapmıştı. 2# Çocukken sağır olduğu düşünüldü Çocukken sürekli olarak uzaklara dalan ve ailesinin konuşmalarına tepki vermeyen Elon ailesi tarafından sağır zannedildi. Ancak yapılan kontroller Elon'ın sağır olmadığını, sadece hayaller dünyasına daldığını ortaya koydu. 3# Okulda zorbalık yaşadı. Farklı bir çocuk olan Elon arkadaş edinmekte zorlandı ve okul hayatı boyunca kendinden büyük olan çocuklar tarafından zorbalığa maruz bırakıldı. Bu dönemde burnu ve birkaç kemiği de kırıldı. 4# Kolej partileri düzenleyerek okul parasını çıkardı. Okul parasını çıkarmak için 5 dolar giriş ücretli ev partileri düzenleyen Musk, bu girişinde çok başarılı oldu. İçki içmeyip nakit akışını kontrol ederek, veresiyenin önüne geçen Musk, birkaç partide kapıya annesine dikerek para toplattı. 5# Okulu bıraktıktan 4 yıl sonra milyoner oldu 1995 yılında Musk Stanford Üniversitesi'ne fizik okumak için kayıt olan Musk, iki gün sonra okulu bırakıp Zip2 şirketini kurarak internet sektörüne giriş yaptı. Bu şirketi 4 yıl sonra 1999 yılında Compaq'a 307 milyon dolar nakit ve 34 milyon dolar karşılığında sattı. 6# Gerçek bir Iron Man fanatiği Çizgi roman karakteri Iron Man hastası olan Elon Musk, Iron Man 2 filminde küçük bir rol dahi aldı. Robert Downey Jr'ın Tony Stark karakteri için Elon Musk'tan ilham aldığı da söylenmektedir. 7# İflasın eşiğinden döndü İlk eşinden ayrıldıktan sonra büyük bir borçla kurduğu Tesla sonrası büyük bir nakit problemi yaşayan şirketin tüm hisselerini borsaya koydu. Sonuç olarak Tesla 33,4 milyar dolarlık bir şirket haline dönüştü, Musk'ın kişisel serveti ise 12,7 milyar dolara ulaştı. 8# Bond arabası satın aldı 2013 yılındaki bir açık arttırmaya katılan Musk, James Bond filmi için özel olarak tasarlanmış bir Lotus Esprit'i tam 866,000 dolara satın aldı. 9# The Big Bang Theory dizisinde rol aldı https://www.youtube.com/watch?v=OMg-NQwgK3Y Kasım 2015'de The Big Bang Theory dizisine konuk olarak katılan Musk burada şükran günü evsizlere yemek dağıtan bir gönüllü olarak kendisini canlandırdı. 10# Tam 5 çocuğu var İlk eşi ustine Wilson'dan 5 erkek çocuğu olan Musk'ın çocukları ikiz ve üçüz kardeşlerden oluşuyor. Çiftin 2002'de doğan çocukları ise 10 aylıkken hayatını kaybetti. 11# Saç ektirdi Stresli bir yaşam süren Elon Musk'ın bu nedenle saçları döküldü ve Musk çareyi saç ektirmekte buldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gercek-olduguna-sasiracaginiz-10-bilgilendirici-fotograf/", "text": "Bazen gördüğümüz fotoğrafları yapay sanabiliyoruz ama bu fotoğraflar gerçek. Özellikle 1 numarada bulunan örümceklerin kendilerine bir web ağı oluşturması bizi şaşırttı. İşte zihin açan 10 bilgilendirici fotoğraf: 1-Pakistan'da örümceklerin istilasına uğramış bir ağaç. 2-Stockholm'de cehennemden çıkan bir yürüyen merdiveni andıran metro çıkışı. 3- Dünyanın en büyük öküz boynuzları. 4- En pofuduk tavşana merhaba deyin. 5- Baraj kapakları açıldığında. İngiltere 6- Tava plajına hoşgeldiniz. Sidney, Avusturalya 7- Zorlu hava koşullarına dayanmak için şekilden şekile giren Bristcone çam ağacı. White Mountains, California 8- Kasabaya çarpmaya ramak kala duran gemi. 9- Neon mavi rengindeki müthiş bir görüntüye sahip lavlar. Endonezya / Kawah Ijen Volkanı 10- Kapalı alanda oluşturulmuş yapay bulut."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gercekten-bahsederken-neden-ciplak-gercek-denilir/", "text": "Yalan doğru söyler ve bugün hava çok güzel der. Gerçek ona bakar ve gözlerini gökyüzüne kaldırır. Gün gerçekten çok güzeldir, doğru söylemesine şaşırmıştır. Bir kuyunun önüne gelene kadar birlikte zaman geçirirler. Yalan hep doğru söylemektedir. Yalan; su çok güzel, birlikte banyo yapalım! der. Gerçek, bir kez daha şüpheci bir şekilde suya dokunur, su gerçekten çok güzeldir. Ona inanıp soyunur ve yüzmeye başlarlar. Yalan bir anda sudan çıkar, gerçeğin kıyafetlerini giyerek kaçıp kayıplara karışır. Kızgın gerçek, kuyudan çıkar yalanı bulmak ve kıyafetlerini geri almak için her yere gider. Dünyada çıplak gerçeği görenler onu hor görmekte ve öfkeyle bakmaktadır. Zavallı gerçek kuyuya geri döner ve sonsuza dek ortadan kaybolur. O zamandan beri yalan, dünyanın her yerinde gerçek gibi giyinmiş ve içimizde yaşamaktadır. Dünya ise hiçbir şekilde çıplak gerçeği görmek istememektedir. TABLO.. JEAN LEON GEROME Kuyudan Çıkan Gerçek 1896"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gercekten-buzul-cagi-geliyor-tarih-de-netlesti/", "text": "Winter is coming, kış geliyor diye diye kışı getirdiniz. Güneşin dünyaya olan ısıtma hizmetinin bir gün azalacağı tahmin ediliyordu. Bilim insanları artık bu önemli ve dünyayı minik bir buzul çağına sokacak olay için tarih de veriyor. İngiltere'deki Northumbria Üniversitesi'nde bu konuda araştırmalar yapan Profesör Vlentina Zharkova, 2030 2040 yılları arasında dünyanın güneşten yarı yarıya daha az ısı alacağını söylüyor. Royal Astronomic Society'de yayınlanan yazıya göre %97 ihtimalle bu çağa gireceğimizi söylüyorlar. Güneşin 25. ve 26. dönümleri arasındaki aktivitelerin yavaşlaması Maunder minimum adı verilen bir etkiye neden oluyor. Buna benzer bir dönemin 1645 ile 1715 yılları arasında olduğunu ekleyen Zharkova; Avrupa'da ve Kuzey Amerika'da dondurucu soğuklar yaşanmıştı, diye ekledi. Huffington Post"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gercekten-ise-yarayan-10-dovme-modeli/", "text": "Bazen bir şekil, bazen bir çizim bazen ise sadece bir kelime ne dövme yaptıracakları konusunda insanların aklını çelebiliyor. Genelde dövme modelleri araştırılırken anlattıkları ya da görsel önemli olur ama bu dövmelerin yapılış nedenleri arasında bir bu marada fayda var. Bu dövmeler gerçekten işe yarıyor. MatthewG15 gözlük takınca yakışıklı olduğunu düşünen ama gözlerini bozmak istemeyen bir dostumuzdu. 2-Pi sayısını unutmamak isteyen dostumuzun yaptığı dövme 3- Sevgilisinin canı sıkılmasın diye nokta birleştirme oynatan kadın 4- Kaybolan çocukları ailelerine geri götürmek için 5- Diabet hastası olduğunu herkes biliyor artık. Kriz anında epey faydalı 6- Yapması gerekenleri kaydediyor. Erik Burke bu liste sayesinde her şeyi hatırlıyor. Hanımdan azar işitmiyor. 7- Metro haritası 8- Doğum yılını yazmış. 9- En mantıklı kullanan da bu. Kolunu cetvel olarak kullanıyor. 10- Göz muayenesi olmak için arkadaşın arkasına sıra olalım lütfen."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gerilim-seviyorum-diyenlerin-kesinlikle-izlemesi-gereken-10-hitchcock-filmi/", "text": "Belirsizlik ve korku dolu filmlerin ustası olan Alfred Hitchcock, 36 yıl önce bugün böbrek yetmezliği sebebi ile sinemaya veda etmişti... Asıl adı Alfred Joseph Hitchcock olan usta yönetmen uzun soluklu sinema macerasına pek çok film sığdırmış ve adını altın harflerle yazdırmıştı. Onun korku ve gerilim türüne kattığı yenilikler ve yarattığı teknikler halen daha sinema sanatında kullanılmaya devam ediyor. Psikolojide ve sinema kuramlarında pek çok kez ele alınan id ego süper ego, oedipus kompleksi, sapkınlık, röntgencilik gibi konuları filmlerinde işleyen Hitchcock'u ölümünün 36. yıl dönümünde bu liste ile analım istedik. 10- Notorious (1946) Filmde bir casusluk hikayesi içindeki tutkulu bir aşk anlatılır. Büyük bölümü Brezilya'da geçen filmi Hitchcock Back Projection tekniğiyle Rio'ya hiç gitmeden çekmişti. 9- North by Northwest (1959) Yanlış zamanda yanlış yerde bulunan bir adamın olayları yanlış anlaması ile gerçekleşen karmaşayı anlatan film yönetmenin en seçkin gerilim filmlerinden biridir. 8- Rear Window (1954) Röntgencilik denince akla gelen ilk psikolojik filmlerden biri Arka Pencere. Film, Cornell Woolrich'in It Had to Be Murder adlı kısa hikayesinden esinlenmiştir. Ayağı kırılan bir fotoğrafçı, evinin arka penceresinden komşularını seyrederken garip bir şeyler keşfeder... 7- Shadow of a Doubt (1943) Genç bir kız, kendisini ziyarete gelen amcasının aslında olduğu kişi olmadığını keşfeder ve film ikisinin arasında geçen gerilimi anlatır. https://www.youtube.com/watch?v=CbwahPTCmuE 6- The Birds (1963) İzlendiği dönemde insanlarda bir tür kuş fobisi oluşturan film doğanın insandan öç almasını işlemekte. 5- Strangers on a Train (1951) 1951 yılında Patricia Highsmith'in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan film yönetmenin psikolojik gerilim filmleri arasındaki yerini koruyor. Aileleri ile sorunları olan iki yabancının bir tren yolculuğunda yolları kesişir ve onların hikayesi anlatılır. 4- Dial M for Murder (1954) Yönetmenin kült klasiklerinden olan film Warner Bros tarafından sinemaya sunuldu. Film eski bir profesyonel tenisçinin kendisini aldatan karısını ve sevgilisini öldürmeye yönelik cinayet planlarını konu edinmektedir. Ayrıca film tek mekanda çekildiği için klostrofobik bir yapıya da sahip. 3- Rebecca (1940) Daphne du Maurier'ın aynı adlı romanından uyarladığı film ile Hitchcock dünya sinemasına adını bu film ile duyurmuş oldu. Hitchcock En İyi Yönetmen ödülünü alamasa da film 1940 yılında En İyi Film Oscar'ını kazandı. 2- Psycho (1960) Robert Bloch'un aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanan filmin baş rollerinde Anthony Perkins ve Janet Leigh bulunuyor. Film yönetmenimizin baş yapıtı olarak kabul edilir. İzleyenleri ise duş alırken düşündürmeye yönlendirmekte... 1- Vertigo (1958) Kendisinin en popüler psikolojik gerilim filmidir. Film Fransız yazarlar Boileau ve Narcejac'ın D'entre les morts adlı romanından uyarlanmış. Tıpta 'baş dönmesi' olarak geçen Vertigo filmi anksiyete bozukluğu olan bir adamı anlatmaktadır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gezerken-buldu-1-grami-50-dolar/", "text": "Adıyaman'ın Kahta ilçesinde esnaf Ömer Faruk Yılmaz, gezerken bulduğu yaklaşık 1 kilogram ağırlığındaki meteor parçasını satıp iş yerini büyütmeyi hedefliyor. Adıyaman'ın Kahta ilçesinde bulduğu meteor parçasını internet üzerinden satışa koyan Ömer Faruk Yılmaz, meteor taşını satarak iş yerini büyütmek istiyor. Yaptığı araştırmalar sonucu taşın gramının 30 ile 50 dolar arasında değiştiğini öğrendiğini ifade eden Ömer Faruk Yılmaz, tamamının yaklaşık 100 bin TL değerinde olduğunu söyledi. Baraj kenarında gezerken meteor parçasını bulduğunu belirten esnaf Ömer Faruk Yılmaz, Belli aralıklarda baraj kenarına gelerek geziyorum. Bir gün gezerken yerde bir taş dikkatimi çekti. Dikkatimi çeken taşı elime alarak kontrol etmeye başladım. Diğer taşlardan oldukça farklıydı. Kütlesinin ağır olduğunu anladım. Taşı alıp iş yerime getirdim. Matkap ile delmeye çalıştım. Delme esnasında taş üzerinden kıvılcımlar çıkmaya başladı. İnternet üzerinden taş hakkında bilgi edinmeye başladım. Elde edindiğim bilgilerle taşın meteor parçası olduğunu düşündüm. Taştan numune alarak araştırma merkezlerine yolladım. Araştırma merkezi yetkilileri taşı inceleyerek bana taşın yaklaşık 2 bin yıllık bir meteor taşı olduğunu söyledi. Eğer meteor parçasını satabilirsem iş yerimi büyüterek yeni bir araba satın almayı düşünüyorum ifadelerini kullandı. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gezgin-filmleri/", "text": "Bu yazımızda sizin için kendimce en iyi olduğunu düşündüğüm 9 filmi derledim. Filmdeki karakterlerden kimisi şartlar gereği yola çıkmak zorunda kalmış, kimisi yola çıktıktan sonra şartlara uymak zorunda kalmış, kimisi ise tamamen kendi keyfine göre hareket etmiş karakterler. Hikayeleri birbirine benziyor gibi gelebilir, ama aslında çok farklı. 'Yolda olmak' deyimini araç olarak değil, amaç olarak kullanmış kişiler. Konuyla ilgili çok film var fakat bu filmler diğerlerinden keskin bir çizgiyle ayrılıyor. Hem lafı uzatmadan hem de spoiler vermeden filmleri biraz tanıtalım ve interRail Türkiye'ye selam çakıp sloganımızla başlayalım: Yol açık, yola çık! 1. Into The Wild / Özgürlük Yolu Gerçek bir hikayeden derlenen bu filmde, Christopher McCandless üniversiteden mezun olduktan sonra iş, aile ve sorumlulukları geride bırakıp biriktirdiği bütün parasını yakıyor ve Alaska'ya doğru uzun bir yola çıkıyor. McCandless, yolculuğu süresince birçok macera ve farklı insanla karşılaşıyor. İnsanın doğaya adaptasyon süresince başından geçen olayların anlatıldığı bu başyapıt, evet kabul ediyorum, finalinde ben de dahil çoğu kişiyi ağlatmıştır. 2. The Way / Yol 3. Wild / Yaban Cheryl son zamanlarda yaşadığı sorunlu hayat nedeniyle, kendi içsel dünyasını keşfetmek, yaptığı yanlışları anlamak ve hayatını daha yaşanılır kılmak adına 1,100 millik solo bir yürüyüşe çıkmaya karar verir. Zaman zaman geçmişin karabasanları, zaman zaman o an yaşadığı içsel çatışma ve karşılaştığı engebeler, bu yolculuğa neden çıktığını anımsatır. Cheryl hayatının bu zorlu geçidini aşmak için oldukça kararlıdır. yorum: http://unutulmazfilmler.co/ 4. 127 Hours / 127 Saat Yine gerçek bir hikayeden alıntılanan bu film, başlangıçta dediğim gibi kendi isteğiyle yola çıkan ama sonrasında hayatta kalmaya çalışan bir adamın hikayesini anlatıyor. Daha fazla bilgi vermek isterdim ama spoiler vermekten korkuyorum açıkçası 🙂 Gerçekten sürükleyici bir film. 5. The Way Back / Özgürlük Yolu 6. Eat Pray Love / Ye Dua Et Sev Elizabeth acılı bir boşanma süreci yaşamıştır. O güne kadar hep mutlu olduğunu düşünen Elizabeth, boşandıktan sonra dağılmış, kafası karışmış ve umutsuzluğa sürüklenmiştir. Kendini yeniden bulmak ve iyi hissetmek isteyen Elizabeth, yola çıkmaya karar verir. Bu yol İtalya, Hindistan ve Bali'yi kapsayan bir dünya seyahatine dönüşecektir. h/t 7. Barcelona, Barcelona İki genç Amerikalı, İspanya'da bir yaz geçirirler ve gösterişli bir sanatçı ve onun güzel fakat dengesiz eski eşi ile tanışırlar. Vicky evlenmek üzere olan muhafazakar bir kadındır. Cristina ise cinsel serüvenlere açık özgür ruhlu bir kadındır. Kaderleri kesişen üç insan arasında doğan aşk ilişkisi çok farklı sonuçlar doğuracaktır. 8. Seven Years In Tibet / Tibet'te Yedi Yıl Uzak Doğu kültürüne benim gibi ilgisizseniz veya merak etmiyorsanız, bu film bakış açınızı değiştirebilir. Film gidişat olarak güzel ama bende diğerlerinden farklı olarak öğretici bir tesir de bıraktı. Yine gerçek kişiliklerin olduğu film izlemeye değer. Avusturyalı bir dağcı olan Heinrich Harrer 2. Dünya Savaşı esnasında ülkesinden ayrılarak Himalayalar'a gider. Orada tutuklanmasından sonra verdiği yaşam savaşının gidişatını izlemek de size kalmış 🙂 9. Im Juli / Temmuz'da Daniel stajyer bir öğretmendir. Juli is ona aşık bir genç kızdır. Bir yüzük ile Hamburg'da başlayan hikayeleri İstanbul'a kadar uzanan bu iki çılgın hem yolda daha çok kaynaşır hem de Daniel'in kendini bulmasını sağlar. Kesinlikle izlenmesi gereken bir gezgin filmi olan Temmuz'da ayrıca Fatih Akın imzalı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/giresundan-bir-ilcenin-tum-vatandaslari-nasil-abdye-goc-etti/", "text": "Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayan Türklerin büyük bir bölümü Giresun'un Yağlıdere İlçesi nüfusuna kayıtlı. Peki, genel nüfusu 16 bin 219 olan ilçenin nüfusunun 2 katı kadar vatandaşı ABD'ye nasıl göç etti? Göçün hikayesi nasıl başladı. Hikaye, 30 Ocak 1923 tarihinde Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesine ilişkin Sözleşme ve Protokol sonrası başlıyor. 'YETİM ÇOCUK LEFTER' Mübadele ile Doğu Karadeniz'den de Yunanistan'a göç başlar fakat birkaç aile doğdukları toprakları bırakmaz. Doğduğu toprağı bırakmak istemeyen ailelerden birisi Yağlıdere ilçesi sınırlarında bulunan Gebekilise köyü olan ve mübadele ile Çağlayan köyü isimi alan bölgede yaşamını sürdürür fakat 1930 yılında ailede göç etmek zorunda kalır. Göçe hazırlanan ailede ilk önce evin en büyüğü olan dede sonra anne vefat eder. Baba ise Yunanistan'a gidip bir düzen kurmak ister ve bunun için yala olarak Yağlıdere'den yaya olarak yola çıkar ve Sivas Suşehri'ne kadar yürüyerek gider fakat yolda hastalanınca vefat eder ve orada defnedilir. Aileden geriye kalan iki çocuğa köylü sahip çıkar. Küçük yaşta yetim kalan Lefter ve kız kardeşi yaşları 18'i geçince akrabalarını aramak için köyden ayrılır. Gemiyle İstanbul'a oradan da trenle ilk önce Yunanistan'a oradan da bir süre sonra ise gemiyle Amerika'ya göç ederler. İşte bu göç hikayesi bir ilçenin ABD'ye uzanan yolculuğunu başlatır. İLK YAĞLIDERELİ 1969'DA GİTTİ Kendisine bakan aileyi hiç unutamayan Lefter 1963 yılında ABD'den doğduğu topraklar olan o zaman ki ismi Camiyanı olan Yağlıdere ilçesine gelir ve köyüne çıkar. Burada kendisine bakan yaşlı kadını arayan Lefter köylülerden kendisini büyüten kadının öldüğünü öğrenir. Doğduğu toprakların maddi zorluklar yaşadığını da gören Lefter ilçeden tek ayrılmak istemez. Kendisi ile bir kişiyi ABD'ye götürmek için işlemleri başlatan Lefter'e ilk başta kimse sıcak bakmaz ama ilçede terzilik yapan İzzet Aydın gitmek istediğini söyler. Böylelikle ilk Yağlıdereli 1969 yılında ABD'ye göç eder. İzzet Aydın'ın ardından başlayan göç 1985 yılına kadar 2-3 kişi olarak devam eder ve yıl 1985'i gösterdiğinde göç dalgası başlar. 20 BİNİ BULDU Rum Lefter'in İzzet Aydın ile başlattığı göç 2017 yılına gelindiğinde de devam etmekle birlikte ABD'de bulunan Yağlıdereli sayısı ise resmi olan ve olmayanlar birlikte 20 bini buldu. Rum bir çocukla başlayan göçü ve mübadeleyi anlatan Çağlayan köyünün en yaşlısı olan 85 yaşındaki Halil Önal, Bu köy öncesinde Müslüman köyü ama Gümüşhane'den bölgeye gelen Rumlar köye kilise yapınca buranın adı 'Gebekilise' oluyor. Mübadele olunca burası Yunanistan'daki Türklere veriliyor oradaki Türkler ise buraya gelmiyor İstanbul ve Bursa gibi yerlere yerleşiyor. Buradaki yerleri de Feridunoğlu Mehmet Bey denilen Topal Osman'ın yeğenine satıyorlar. Gümüşhane Rumları'nın burada iki asır mazisi var. Buraya gelen tarihçilerin anlatmasına göre. Burada onlardan kalan Kilise ve evler var dedi. Rumlar'ın 1963 ve 67 yıllarında ziyaret için bölgeye yeniden geldiklerini belirten Önal, ziyarete gelen Rumlar ile arasında geçen sohbeti anlatarak 1963'de gelenin ismi Lefter idi. 67'de gelen ise Pedro isimli bir Rum'du. Bizlere buradan nasıl gittiklerini anlattılar. Mübadele başladığında kimisi yürüme Sivas Suşehri'ne kadar gidiyorlar. Buradan kış günü hastalanan olunca oradan geri dönüyorlar ve Giresun limandan gemiyle İstanbul'a oradan trenle Yunanistan'a gidiyorlar. Lefter ile kız kardeşi bir zaman Tekke köyünde kalmış buradan gidişini ise şöyle anlattı, kız kardeşi ile beraber Osman Ağa'nın adamlarına iki kırmızı lira verdiklerini söyledi ve gemiyle önce İstanbul'a oradan da trenle Yunanistan'a gittiklerini. Yunanistan'da kaldıktan sonra Amerika'ya gitmişler diye konuştu. GİRESUN'U ABD'YE AÇAN KAPI: LEFTER Amerika'yı Giresunlular'a tanıtanın Lefter olduğunu kaydeden köy sakinlerinden Mehmet Önal, Lefter'in sayesinde Yağlıdereliler ABD'ye gitti ve gerçekten benim inancıma göre iyi bir dostluk yaptı. Lefter'in dedesinin mezarı burada bulunan kilisenin kapısında, babasının mezarı ise Suşehri'nde. Lefter buraya geldiği zamanda rahmetlik babamla beraber burada geziyorlardı. Lefter burada saygıyı sevgiyi gördüğü için devamlı gelip gidiyordu şeklinde konuştu. 'ONLARI DOĞDUKLARI YERE BEKLİYORUZ' Yağlıdere ilçesine bağlı Üçtepe Belde Belediye Başkanı Harun Öztürk ise ABD' ye göçü başlatan Lefter'i araştırdıklarını ama kendisine ve çocuklarına dair henüz bir bulguya rastlayamadıklarını söyledi. Öztürk Amerika'daki Giresunlular derneğinden olan arkadaşlara biz gerekli bilgiler verdik onlar gerekli araştırmaları yapıyorlar. Eğer çocuklarına ulaşırsak kendilerini dedelerinin köyüne davet edeceğiz ifadelerini kullandı. KAYNAK: İHA / HÜRRİYET.COM.TR : http://www.hurriyet.com.tr/giresun-yaglidere-abdye-boyle-goc-etti-40619481"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gise-rekorlari-kiran-filmlerde-basrolu-reddetmis-5-sanssiz-unlu/", "text": "Çok sevilen filmlerin castları yani oyuncuları seçilirken belli aşamalardan geçiliyor, sonrasında ise o rol oyuncuya teklif ediliyor. Tam bu noktada devreye oyuncunun o rolü istemesi ve müsait olup olmadığı devreye giriyor. İşte gişe rekorları kıran filmlerin ilk önerildiği isimler: 1- MatrIx : Will Smith Keanu Reeves efsanesi doğmadan önce ilk ona sorulmuş ama o sırada Wild Wild West planları olduğundan dolayı reddetmiş. Will Smith'in reddettiği bir diğer önemli film ise Django Unchained. 2- Forrest Gump: John Travolta Hala o rolü reddettiği için üzgün. Gitti canım gibi Oscar. 3- Dougray Scott: Wolverine 4- Esaretin Bedeli ilk olarak Kevin Costner'a önerildi Ama beyefendi reddedince Tim Robbins efsane oluyor. 5- Güreşçi: Nicolas Cage Mickey Rourke'u Oscar adaylığına taşıyan Wrestler filminde başrol ilk olarak Nicholas Cage'e teklif edildi ama stereoid alıp kendini şişirmek istemediğini söyleyince rolü Rourke kaptı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gisede-yilin-en-iyi-baslangicini-yapan-logan-filmi-hakkinda-bilmeniz-gereken-14-detay/", "text": "Hugh Jackman'ın efsane olduğu Wolverine karakterine veda ettiği Logan, filmi yapılan reklamların da etkisiyle gişeye çok iyi bir başlangıç yaptı. Bildiğimiz Wolverine karakterinden çok daha farklı bir izlenim uyandıran Logan filmine gitmeden önce bilmeniz gereken 14 detayı sizler için sıraladık. İşte Gişede Yılın En İyi Başlangıcını Yapan Logan Filmi Hakkında Bilmeniz Gereken 14 Detay; 1# Doğum yeri Kanada olan Logan'ın 1800'lü yıllarda doğduğu tahmin edilmektedir. 2# Wolwerine her ne kadar Logan ismini kullansa da gerçek adı James Howlett'tır. 3# Logan pençeleri 1974 yılından 1980 yılına kadar vücudunun değil kostümünün bir parçasıydı. 4# Filmin yapım ekibi en iyi Logan'ı izleyicilerle buluşturmak için uzun uğraşlar verdi. Çünkü ne film ekibi ne de oyuncu kadrosu bir önceki Wolverine filminden memnun kalmamıştı. 5# Wolverine, X-Men 2 filminde X23'ü öldürmemiş miydi? düşünebilirsiniz ancak Logan'ın o filmde öldürdüğü karakter X23 değil Lady Deathstrike'tır. 6# Söz konusu Lady Deathstrike, Logan'ın klonu değil başlı başına orijinal bir karakterdir. 7# Logan filminin çıkış noktası Wolverine: Old Man Logan çizgi romanına dayanmaktadır. 8# Hugh Jackman, Logan filminde diğer Wolverine filmlerinden çok daha az ücret almıştır. Bunun nedeni usta oyuncunun Logan filmini çekmeyi çok istemesidir. 9# Logan filmi yalnızca Hugh Jackman'ın değil Patrick Stewart'ın da X-Men serisine veda ettiği filmdir. 10# Logan filminde Wolverine'in en büyük sıkıntısı yaralarının eskisi gibi iyileşememesidir. 11# Logan filmi diğer Wolverine filminin devamı niteliği taşımamaktadır. Film alternatif apokaliptik bir gelecekte geçmektedir. 12# Film daha önce hiçbir X-Men serisinde yer almayan Donald Pierce'ın izleyici ile buluşacağı ilk yapımdır. 13# Marvel merakla beklediği diğer bir mutant olan Caliban da Logan filminde yer almaktadır. 14# Yolun açık Wolverine !"} {"url": "https://www.thegeyik.com/giseye-damga-vurmasi-beklenen-2017nin-en-onemli-22-filmi/", "text": "2017 yılı beyazperdeye bereketiyle birlikte geldi. Yıllardır beklenen devam filmlerinin ve büyük bütçeli yapımların yapımların başını çektiği filmler 2017 yılının büyük çaplı gişe savaşlarına sahne olacağının da göstergesi oldu. İşte Gişeye Damga Vurması Beklenen 2017'nin En Önemli 22 Filmi; 1# Trainspotting 2 Vizyon tarihi: 3 Mart 2017 2# The Fate of the Furious Vizyon tarihi: 14 Nisan 2017 3# Beauty and the Beast Vizyon tarihi: 17 Mart 2017 4# Dunkirk Vizyon tarihi: 21 Temmuz 2017 5# Thor: Ragnarok Vizyon tarihi: 3 Kasım 2017 6# Guardians of the Galaxy Vol. 2 Vizyon tarihi: 28 Nisan 2017 7# Logan Vizyon tarihi: 3 Mart 2017 8# Blade Runner 2049 Vizyon tarihi: 6 Ekim 2017 9# Spider-Man: Homecoming Vizyon tarihi: 7 Temmuz 2017 10# The Dark Tower Vizyon tarihi: 11 Ağustos 2017 11# Alien: Covenant Vizyon tarihi: 19 Mayıs 2017 12# Kong: Skull Island Vizyon tarihi: 10 Mart 2017 13# Justice League Vizyon tarihi: 17 Kasım 2017 14# Wonder Woman Vizyon tarihi: 2 Haziran 2017 15# John Wick: Chapter 2 Vizyon tarihi: 10 Şubat 2017 16# War for the Planet of the Apes Vizyon tarihi: 14 Temmuz 2017 17# Power Rangers Vizyon tarihi: 24 Mart 2017 18# Kingsman: Golden Circle Vizyon tarihi: 6 Ekim 2017 19# Star Wars Episode VIII: The Last Jedi Vizyon tarihi: 15 Aralık 2017 20# Resident Evil: The Final Chapter Vizyon tarihi: 24 Şubat 2017 21# Ghost in the Shell Vizyon tarihi: 31 Mart 2017 22# Transformers: The Last Knight Vizyon tarihi: 23 Haziran 2017"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gitar-ogrenmeye-calismak/", "text": "Öğrenci evlerinin, yaz kamplarının ve bilumum toplulukların demirbaş aleti olan gitar, kesinlikle Akdeniz Akşamları'ndan ibaret değil. Özellikle gençlik yıllarında hepimizin hayatına bir heves olarak giren sadece çalabilenlerin hayatında bir aşk olarak kalan gitar, ortamlarda kesinlikle çok havalı oluyor. O yüzden çoğumuz en azından bir kez çalmayı denedik ve bu durumları yaşadık: 1- Gitar çalmayı öğrenmeden önce tırnaklar uzatılır. Ortamlara gidildiğinde insanlar aaa neden tırnaklarını uzatıyorsun diye sormalı. Ve o hikayeniz anlatılmalı 😉 GİTARA BAŞLIYORUM! 2- Gitar ustalarından birisi idol olarak seçilir. Ben onun gibi çalayım, sahneden pena atayım hayranlarıma diye hayaller kurulur. Video sitelerinin başında saatler geçirilir. 3- Almak için hayallere yakışacak bir gitar seçilir. Hayatlar ne kadar izin verirse o kadar fiyatı olan bir gitar almayla sonuçlanır. 4- Gitarı akort etmeyi öğrenmenin bu kadar zor olacağını bilsen flüt öğrenmeyi tercih edebilirdin. Seviyorum seni Memoliiii ben de seni köylü güzeliiii diye gezerdin ortalarda. Gitar çalmaya başlamadan önce, maalesef kimse sana tellerini çokça kez koparacağını ve yeni tel taktığında tekrar akort etmen gerektiğini söylemez. 5- Gitar çalmakla ilgili ilk öğrenmen gereken şeylerden birisi O GİTARI DOĞRU TUTMAK. En başında muhtemelen bebek emziriyormuş gibi tutacaksın. Kucaklamayı öğren! 6- İlk zamanlar parmaklarının kopacağını düşünürsün. Parmaklar düğümlenir mi acaba diye korkuyla yatarsın geceleri. 7- Duyduğun tüm şarkılarda gitarın çalınışına dikkat etmeye başlarsın. Ya bu nasıl çalıyor bunu diye internette aramalar yapar akorlarını, notalarını ararsın. 8- Bir noktadan sonra şarkılara ağzınla gitar çalarak eşlik edersin. Dum tıs dum tıs diye davul ile eşlik eden arkadaşların varsa müzik grubu kurabilirsiniz. 9- Öğrenmeye başlamışsan ve çalabildiğini düşünüyorsan gitar artık bir müzik aleti değil aşkın simgesi olur. Güzel hayaller kurmanı sağlar. En iyi gitar çalanları, en zor parçaları, gitarın tarihine kadar her şeyi öğrenmek istersin. Gitar fotoğraflarında, odanda artık başrolü kapmıştır. 10- Çalmaya başladıktan sonra arkadaş ortamlarının aranan insanı olursun. Şu şarkıyı biliyor musun, ne güzel çalıyorsun ya gibi iltifatlara boğulursun. OOOH SENDEN GÜZELİ YOK!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/giydigimiz-kiyafetleri-yapan-iscilerin-acimasiz-hayatlari/", "text": "Dünya ne yazık ki günlüğü bir dolara çalışan işçilerin patronlarına bir günde milyonlarca dolar kazandırdıkları adaletten uzak bir yer. Giydiğimiz kıyafetlerin yapımında çalışan insanların gerçek hayatını göstermeyi amaçlayan bu etiketler ise bir uyanış için ilk kıvılcımı yakıyor. Milyonluk patronların zor koşullarda çalıştırdığı işçilerin sesi oluyor. Rethink isimli ajans tarafından yapılan ve The Canadian Fair Trade Network isimli Kanadalı ticaret ağı için hazırlanan bu afişlere gelin hep birlikte bakalım ve bu sefer en azından bizler birilerine gerçeğin ulaşmasında rol alalım. 1- %100 pamuklu olan bu kıyafet Sierra Leone'de Tejan isimli biri tarafından üretildi. Tejan öksürdüğünde ağzından kan geldi ama para kazanması gerekiyordu bir süre ailesinden sakladı. Çünkü tıbbi tedavi masraflarını karşılayamazlardı ve Tejan pamuk plantasyonundaki işini riske atacak durumda değildi. Bir gün nöbet geçirince anlaşıldı ki artık hastalık epey ilerlemişti. Teşhis ise tarım ilacı zehirlenmesiydi. Yeterli koruma sağlamayan kıyafetlerle çalışması nedeniyle Tejan 34 yaşında lösemiye yakalandı. 2 kız kardeşi var. Biri önümüzdeki yıl fabrikada çalışmaya başlayacak. Etiket hikayenin tamamını anlatmaz. 2- %100 pamuklu. KAMBOÇYA'da 9 yaşındaki Behnly tarafından üretildi. Behnly istisnasız her sabah 5'te kalkıp konfeksiyon fabrikasına doğru yola çıkıyor. İşe gittiğinde de işten ayrıldığında hava hep karanlık. Üzerine ince kıyafetler giyiyor; çünkü çalıştığı ortamda sıcaklık 30 derece civarında. Odadaki toz ağzına ve burnuna doluyor. Onu boğan bir günün sonunda 1 dolardan bile az para kazanacak. Bir maske almak ise çalıştığı şirkete 10 sadece cente mal olurdu. Etiket hikayenin tamamını anlatmaz. 3- %100 pamuklu. 12 yaşındaki Joya tarafından Bangladeş'te yapıldı. Joya iki erkek kardeşine ve dul kalmış annesine bakabilmek için okulu bıraktı. Babası ise çalıştığı pamuk fabrikasında çıkan bir yangın yüzünden hayatını kaybetti. Joya'nın çalıştığı bina ise babasının öldüğü fabrikanın karşısında. Her gün aldığı risklerin hatırlatıcısı sürekli karşısında... Etiket hikayenin tamamını anlatmaz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gizemler-ve-bilinmeyenlerden-askerlere-saldiran-magara-devi/", "text": "Gizemli konuları araştıran gazeteci ve araştırmacı L. A. Marzulli'ye Afganistan Kandahar da görev almış özel kuvvetler gazisi bir asker elinde beze sarılmış paketle gelir. Marzulli paketi açtığında kaba bir şekilde işlenmiş yaklaşık 9 kg ağırlığında demir bir mızrak ucu görür. Asker bu mızrak ucunun inanılmaz bir savaş hatırası olduğunu ve bu savaşta ölen arkadaşlarının hatırasını onurlandırmak için isminin gizli kalması şartıyla anlatacağını söyler ve inanılmaz bir öykü anlatmaya başlar . Aynı zamanda bu olay birden fazla kaynak tarafından da rapor edilir. Bu savaşda bir Amerikan askeri de ölür, ABD'ye de saldırganın büyük cesedinin uçağa taşındığını gören görgü tanıkları da bu olayı farlı yerlere bildirir.."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gizemli-sokak-sanatcisi-banksy-dunyadaki-en-kotu-manzarali-sanat-otelini-acti/", "text": "Ünlü İngiliz sanatçı Banksy, The Walled Off Hotel adlı yepyeni bir projeyle geri döndü. İnsanların içinde uyuyabildiği bir sanat eseri tasarlayan Banksy'nin oteli, Filistin'in Beytüllahim kentinde yer alıyor. Batı Şeria ile İsrail'i ayıran tartışmalı duvara bakan The Walled Off Hotel, dünyanın en kötü manzaralı oteli olarak kabul ediliyor. Banksy ve ekibinin 14 ay süren çalışmaları sonucu oluşan, duvarlarında sanat eserlerinin bulunduğu The Walled Off Hotel'i için Banksy, Sınırlı otopark kapasitesine sahip, üç katlı fantastik bir tedavi merkezi ifadelerini kullanıyor. 11 Mart'ta resmi olarak açılacak otelin fiyatları geceliği 30 dolardan başlıyor. 1# 2# 3# 4# 5# 6# 7# 8# 9# 10# 11# 12# 13# 14# 15# 16# 17#"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gogusleri-kaldirtmak-icin-gardiyanla-iliskiye-girip-bir-gunlugune-hapisten-kacti/", "text": "Sevgilisini hadım edip hapse düşen ve cezaevinde bir gardiyanla ilişki yaşayan İngiltere'nin ünlü mahkumu Luccia Amerecco, botoks yapmak ve göğüslerini kaldırmak için bir günlüğüne hapishaneden çıktı. İngiltere'nin Ünlü Mahkumu Göğüslerini Kaldırtmak İçin Bir Günlüğüne Hapisten Çıktı 59 dakika önce Sevgilisini hadım edip hapse düşen ve cezaevinde bir gardiyanla ilişki yaşayan İngiltere'nin ünlü mahkumu Luccia Amerecco, botoks yapmak ve göğüslerini kaldırmak için bir günlüğüne hapishaneden çıktı. İngiltere'de, ülkenin en fazla konuşulan mahkumlarından Luccia Amerecco, botoks yaptırmak ve göğüslerini kaldırmak için bir günlüğüne hapishaneden şartlı salındı. Soygun ve 'bir erkeği hadım etmeye çalışmakla' suçlanan kadının bu hamlesi, diğer mahkumlar arasında büyük bir kıskançlığa yol açtı. 6 YIL HAPİS CEZASI ALDI Leicestershire kentinde doğup büyüyen Amerecco, dışarda işlediği suçların yanı sıra hapishanedeki sansasyonel hayatı ile gündeme damga vuruyor. 'Bipolar' rahatsızlığı olduğu açıklanan 29 yaşındaki genç kadın geçmişte 'flörtünün' penisini kesmeye çalıştığı ve ondan 280 sterlin çaldığı için 6 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. DİĞER MAHKUMLAR RAHATSIZ Hapishaneden bir gün için şartlı salınan kadının göğüslerini kaldırmak ve botoks tedavisi için hastaneye gittiği ortaya çıktı. Ancak ünlü mahkumun hapisten çıktığı bir günü kendi bakımına ayırmasının sonuçları farklı oldu. Hapishanede birçok kadın mahkumun, gardiyan ve polislerin Amerrecco ile sürekli flört etmesinden çok rahatsız olduğu belirtiliyor. HAPİSHANEDE TEMİZLİK YAPTI Ünlü mahkumun 'özgür' tek gününü botoksa ayırması ise kolay bir süreç olmamış... Hapishanede temizlik ve kafetaryada çalıştığı paraları biriktirerek hastaneye gidebilmiş. Amerecco'nun hapiste karıştığı skandallar ise geçmişteki 'suç dosyası kabarık' hayatını aratmıyor. GARDİYANLA İLİŞKİ YAŞADI Hapise ilk girdiği günlerde bir gardiyanı kendisine aşık eden Amerecco, gardiyanla yaşadığı ilişkinin ortaya çıkmasının ardından birlikte olduğu gardiyanın görevden alınmasına sessiz kalmıştı... Amerecco'nun botoks yaptırmak için hapishaneden çıkmasına ise İngiltere Adalet Bakanlığı tarafından bir açıklama yapılmadı. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/goguslerinizi-sikilastirmak-ve-sekillendirmek-icin-kolay-ve-dogal-5-yontem/", "text": "Mükemmel göğüsler için olan isteğin büyük bir bölümü görüntü içindir ama gerçekte endişenizin daha önemli bir şey olması gerek: Sağlığınız. Sizler ile bu konu hakkında önemli bilgiler paylaşmak isteriz. Dikkate almanızı öneririz. Bu şekilde güzel ve dolgun göğüslere kavuşurken sağlığınızı da ihmal etmezsiniz 🙂 İyi okumalar. Soğuk suda yıkanın Buz gibi bir duş zevkli olmayabilir ama cilt tonu için gerçekten önemli bir şeydir. Her gün yapamasanız da göğüslerinize buz küpü veya soğuk bir bez ile kompres uygulayın. Dik durun Kambur durduğunuzda, göğüslerinizi dışarıya karşı daha az çekici hale getirirken aynı zamanda göğüs kaslarınızı gevşetiyorsunuz. Omuzlarınızı her zaman dik tutmaya çalışın. Bu hem kas tonusu hem de göğüslerinizin görüntüsü için en iyisidir. Göğüslerinizdeki baskıdan kaçının Göğsünüzün üstüne yatarak uyumamaya çalışın ve her zaman tam oturan bir iç çamaşırı seçin. Göğsünüzü yükselten ve dekoltenizi seksi gösteren sütyenler aslında göğüsleriniz için gerçekten çok tehlikeli. Rahatsız olmanıza yol açar ve kan akışınızı bozar. Sporunuzu doğru yapın Koşu, aerobik ve diğer aktif sporlar genel görüntünüz ve sağlığınız için iyi olabilir ama sert hareketler yumuşak doku zedelenmesine neden olduğu için göğüsleriniz açısından zararlı olabilir. Tek seçenek ise doğru spor kıyafet seçimidir. Kesinlikle özel bir sütyen olmadan koşu veya atlama yapmayın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gokyuzunu-bir-kenara-birakip-bakmaya-doyamayacaginiz-25-buyuleyici-tavan-tasarimi/", "text": "Binaların içindeyken kafanızı yukarı kaldırdığında düz beyaz bir tavan görmekten sıkılmadınız mı? Aşağıdaki tavanlar ise dünyanın dört bir yanından sizin için seçtiğimiz mükemmel tasarımlara sahip binalara ait... Sıradaki listemiz gökyüzüne bakmayı bir süreliğine kenara koyup bu mükemmelliği seyretmek isteyenlere geliyor. 1- La Sagrada Familia Kilisesi, İspanya 2- Metro İstasyonu, İtalya 3- Lausanne Palace & Spa merkezinden bir havuz, İsviçre 4- Versay Sarayı, Fransa 5- Salon Urbain, Kanada 6- Saint Gall Kütüphanesi, İsviçre 7- Shah Cheragh Müzesi, İran 8- Marshall Field'in Şirket Binası, Şikago 9- Los Angeles Halk Kütüphanesi 10- Güney Afrika'dan bir evin girişi 11- Hall of the Two Sisters, İspanya 12- Cosmovitral, Meksika 13- Commerce Bankası, Kanada 14- The Peacock Room, İtalya 15- Elektrozavodskaya Metro İstasyonu, Rusya 16- İsviçre'de bir toplantı salonu 17- Sistina Şapeli, Vatikan 18- Admont Manastır Kütüphanesi, Avusturya 19- Gramercy Park Hotel'e ait bir teras katı, New York 20- Brüksel Kraliyet Sarayı, Belçika 21- Alcazar, İspanya 22- Gran Hotel Ciudad de Mexico, Meksika 23- Trinity College Kütüphanesi, İrlanda 24- Bellagio Hotel, Las Vegas 25- Avustralya'dan bir kütüphane"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gomlek-nasil-gomlek-oldu-gecmisten-gunumuze-gomlegin-degisimi/", "text": "İnsanı diğer canlılardan ayıran bir özellik; kullandığı eşyalara anlam yüklemesi. Hemen hepimizin değişik çeşitleriyle dolabında yer alan gömlek, bir kıyafetten daha fazlası ve geçmişten günümüze geçirdiği değişimle pek çok ayrı şekle bürünmüş. Mısırlılar yine iş başında tabii, mimariden sanata her şeye yön veren Eski Mısır, arkeolojik buluntulara göre 5.500 yıl öncesine tarihlendirilen ilk gömleğin de ev sahibi. Kalasiris ismini verdikleri, dikdörtgen bir keten parçası şeklindeki giyside, baş ve kolların geçmesi için delikler bulunuyordu. Eski Yunan'da ise 'chiton' denilen, Yunanlıların vücudunu örten drape kesim gömlekler giyilmekteydi. Bir kıyafetten çok gömlek, sosyal statüyü belirleyici özellik taşımaktaydı. Babil'de, köleler kısa gömlek giyerken statü yükseldikçe gömlek boyları da aynı oranla uzamaktaydı. Roma İmparatorluğu döneminde 'banniere' adını alan gömlek, turnuvalara katılan süvarilerin eşlerince diktirilirdi ve eşlerine galibiyet getirmesi için hediye edilirdi. Kollu olarak orta çağa kadar sürecek banniere için, günümüz gömleklerinin atası diyebiliriz. 16. yüzyılda, dantellerle ve fırfırlarla süslendi. 18. ve 19. yüzyıllar Avrupa'da şaşalı ve çok katlı yakaların zamanıydı. Asillerin sembolü haline gelen fırfırlı ve gösterişli gömlekleri, bir dönem İngiltere'de belli bir toplumsal statüde olmayanların giymesi yasaklandı. 20. yüzyıl ise hazır giyim sektörünün doğmasıyla piyasaya çeşit çeşit gömleklerin sürülmesi bir oldu. Farklı müzik türlerinden, politik düşüncelerden etkilenen pek çok gömlek üretilmeye başlandı. Statü belirleyicilik yine devam ediyordu, işçiler mavi yakalı gömlek giyerken patronlar beyaz yakalı gömlek giymekteydi. İşçilerin beyaz yakalı giymesi yasaktı. 1920-30'larda gömlekler, aldıkları renklerle farklı siyasi kesimleri temsil etmekteydi. Hint Siyasi Parti Lideri Dravidar Kazhagam, siyah gömlekleriyle meşhurdu. Bülent Ecevit de Karaoğlan imajını mavi gömleğiyle tamamlıyordu. Kahverengi gömlekler Nazilerin sembolü haline gelmişti. Brezilya'da parti üyeleri yeşil gömlek giyiyordu. Gömlek modelleri, akımlara bağlı olarak sürekli değişiklik gösteriyor. 20. yy başlarında ABD'de çok revaçta olan serbest yakalı beyaz gömleklerin yerini, 1920'lerde rengarenk, değiştirilebilen yakalar aldı. 1945-60 yıllarında Hollywood modası iş başındaydı; Katharine Hepburn, Marlene Dietrich gibi isimlerin gömlek stillerini kadınlar örnek alıyordu. 1960'larda lycra kumaşının üretilmesiyle bu kumaştan yapılan ve vücudu saran gömlekleri erkekler tercih ediyordu. 1960'lar ise anti-moda akımı savunucularının kendi modasını ortaya koyduğu yıllardı. Jean pantolonların, uzun saçların ve rengarenk giysilerle etnik görünüşün öne çıktığı hippi modası yaygındı. New York'ta yolda olmanın verdiği özgürlük hissinden hareket ederek ortaya çıkan Beat Kuşağı'nın etkisiyle de gömlekler dolaplarda daha çok yer almaya başladı. 1970'lere damgayı vuran; renkli, geniş kravatlar ve uzun sivri yakalı gömlekler oldu. Bu dönem ofiste erkeklerle eşit söz hakkı için savaşan kadınların kuşandığı gömlekler Yves Saint Laurent, Calvin Klein, Ralph Lauren gibi ellerden çıkmaydı. 70'lerin ortalarında ise; Woody Allen'ın yönetmenliğini yaptığı Annie Hall filminde (1977) Diane Keaton'ın Ralph Lauren imzalı erkek gömleği unisex yani cinsiyetsiz gömleklerin öncülerinden sayıldı. 1980'ler ise spor giyimin ve biraz dikkat çekiciliğin arttığı yıllardı. Neon renkler, kabarık kumaşlar spor giyimle birleşmişti. Gömlek yakaları küçülmüş, yapı olarak esnek ve üste oturan modellerden oluşuyordu. 80'ler dizisinin gömlekleri kadar renkli Ergun Plak karakteri dönemin modasını özetler nitelikte. Peki ya oduncu gömleği? 1992 yılınd Nirvana Nevermind adlı albümünü piyasaya sürdü ve 80'li yılların disko ve synth müziğinin simlerini ve neonlarını silip süpüren yeni bir akım ortaya çıktı: Grunge. Otoriteyi reddeden bu yeni kültür 80'lerin kabarık, cafcaflı modasından ayrıldı. Yerine kırmızı, kahve ve siyah tonların ağırlıklı olduğu kareli gömleklerin geldi. Evet, oduncu gömlekler. 2000'li yıllara gelindiğinde ise genellikle geçmişe yönelik olan vintage modası hakim. Hipster akımı ile birlikte şıklığın yanında rahatlığa da önem veriliyor. E bu kadar gömleklerden bahsetmişken, seni de unutmak olur muydu? Oduncu gömleklerin müdavimi, evimizin sevimli seri katili Dexter'la yazımızı noktalayalım o halde."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gonlumuzun-efendisi-peter-jacksonin-yeni-projesi-belli-oldu/", "text": "Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit serilerinin yönetmenliğini yaparak büyük bir üne kavuşan ve hatırı sayılır bir hayran kitlesine sahip olan Yeni Zelandalı yönetmen Peter Jackson'ın yeni projesi netlik kazandı. 2014 yılında gösterime giren Hobbit: Beş Ordunun Savaşı filminden bu yana inzivaya çekilen usta yönetmenin yeni filminin Philip Reeve tarafından kaleme alınan 4 kitaplık bilim-kurgu serisi Yürüyen Kentler olduğu öğrenildi. Filmin senaryosunu yazmak için çalışmalara başlayan Jackson bu kez bir farklılık yaparak filmin yönetmenliğini üstlenmeyecek. Senaryosunu ve yapımcılığını üstlendiği filmin yönetmeni olarak yakın çevresinden tercih yapacağı ifade edilen Peter Jackson'ın yönetmen koltuğunu Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit serilerinde görsel efekt ekibinin başında bulunan Christian Rivers'a emanet etmesi bekleniyor. Bilim-kurgu ve fantastik ögeler için Yürüyen Kentler serisinde uzak gelecekte yaşanan 60 Dakika Sonrası dünyanın yaşanmaz hale gelmesi ve bu olaylar sonrasında şehirlerin makinelere dönüştürülerek daha küçük şehirleri kaynak için kovalaması konu ediniliyor. Peter Jackson tarafından senaryosu yazılan Yürüyen Kentler'in kitaplara uygun olarak seri halinde çekilmesi ve ilk filmin çekimlerine 2017'nin bahar aylarında Yeni Zelanda'da başlanması planlanıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/google-aramalarinda-kullanabileceginiz-az-kisinin-bildigi-yontemler/", "text": "Google'ın da kendine özgü bazı kuralları, ipuçları var sayın okur. Hani hepimiz Excel biliyoruz diyoruz da aslında o konuda bilgimiz sınırlı ya aynen öyle. Herkes Google nedir, ne yapar biliyor ama bu numaraları bilen insan sayısı çok az. The Geyik size kıyak geçiyor, buyrun. 1- Eğer aramalarınızda bir kelime çıkmasın istiyorsanız başına koyun. Böylece o kelimenin olduğu yazılar çıkmıyor. 2- Bunu biliyor olma ihtimaliniz yüksek. Eğer bir site içerisinde arama yapmak için google'ı kullanmak istiyorsanız. Çok temiz bir yöntem var. Başına site yazın ve iki nokta üstüste yazdıktan sonra bir boşluk bırakıp aradığınız kelimeyi koyun ve buldunuz. site:www.thegeyik.com geyik 3- Toplama çıkarma işlemleri için işaretleri eklerseniz Google hesabı sizin yerinize yapıyor. 4- Aramanıza intitle: yazarsanız sadece başlıklarda arama yaparsınız. 5- Dilediğiniz bir siteye link veren diğer siteleri görmek için aramanızın başına link yazın. Örnekteki gibi arama yapın. 6- Bir bayramın tarihini arıyorsanız, sadece ismini Google'a yazmanız yeterli. 7- Para, kilo vs çevirmek için araya to yazmanız yeterli 8- Google'da şarkı sözü aramak istiyorsunuz ama şarkının tamamını hatırlamadınız o zaman araya * koymanız yeterli 9- Google'da bir dosya türü öncelikli olarak arama yapmak istiyorsanız filtype:PDF gibi bir arama yapabilirsiniz. 10- Kelime anlamı arıyorsanız aramanın başına define yazarsanız google sizin yerinize tanımlıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/google-aramalarini-insanlar-yapiyordur-diye-kibar-sozcukler-ekleyen-dunyanin-en-tatli-kadini/", "text": "İnternetten hemen hemen her gün defalarca arama yapıyoruz. Peki ya bu aramalara cevap veren şey bir yazılım değil de bir insan olsaydı nasıl olurdu? Aramalarda daha kibar olur muydunuz? Bu dünya tatlısı kadın olmuş. Her aramaya kibar sözcükler eklemiş. 86 yaşındaki İngiliz May Ashworth; aramalara cevap verenlerin Google merkezinde çalışanlardır diye düşündüğünden her seferinde lütfen ve teşekkürler ifadelerini de eklemiş. Bunu ilk fark eden ise 25 yaşındaki torunu Ben olmuş. Ben bunu Twitter'dan paylaştıktan sonra da Google durumdan haberdar oluyor ve bu kibar kadına teşekkür ediyor. Omg opened my Nan's laptop and when she's googled something she's put 'please' and 'thank you'. I can't ??? pic.twitter.com/hiy2tecBjU Ben Eckersley (@Push10Ben) 9 Haziran 2016 Google'ın unutmadığı bir şey daha var; aramada büyükannenin sorduğu Roma rakamına da cevap veriyorlar 1998 : MCMXCVIII . Dünyadaki en güzel insanlardan biri olan bu kadına kucak dolusu sevgiler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/google-aramasini-mektupla-yapan-baba-ogula-verilen-muhtesem-cevap/", "text": "Almanya'da tatil yapan baba oğul; Timm ve Michael, Deichhörnchen kelimesinin anlamını öğrenmek istiyor ama bulundukları yerde ne yazık ki internet olmadığından bir çözüm bulmaları gerekiyor. Onlar da Google'a kiminize göre eski stil gelebilecek bir şekilde sorularını soruyorlar: Mektup yazıyorlar. Bu mektubu da Google'ın Hamburg'da bulunan ofisine gönderiyorlar. Merhaba Google, Üzülerek söylüyoruz ki bulunduğumuz yerde internet bağlantısı yok ve biz de oldukça zor bir durumdayız. Şu an bir yaz kampındayız ve bir kelimenin ne anlama geldiğini öğrenmek istiyoruz. Deichhörnchen hakkında her şeyi öğrenmek istiyoruz. Ne olduğunu, nerede yaşadığını ve ne yediğini yani ne varsa öğrenmek istiyoruz. Mektup yazdık ama bildiğimiz kadarıyla siz reklamlardan kazanıyorsunuz. Lütfen mektup içerisinde reklamlarınızı da ekleyin. Google da bu baba oğula 7 gün içerisinde cevap veriyor... Fakat mektupta kelimeyi yazarken yanlış yazmışlar. Google da bu yanlışı görünce did you mean yani bunu mu demek istediniz diye sincap hakkında açıklama yapıyor. Bu da onlar adına harika bir deneyim oluyor.. Sevgili Timm ve Michael, Araştırmaya ve öğrenmeye merakınız için çok teşekkürler. Bunu mu demek istediniz? Sincap. Vikipedia: Yaşam alanı yetersizliği sebebiyle nesli tükenmiş olan bir kara sincabıdır. Reklamlar: Eğer bir sorunuz olursa Google'a sorun. Tercihen internet üzerinden... Umarız yaz kampınız eğlenceli geçiriyordur. Google çevrimdışı takımı Baba ve oğul için harika deneyim oldu 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/google-ceosunun-maasi-ne-kadar/", "text": "Google CEO'luğunun yanı sıra geçtiğimiz günlerde Alphabet CEO'luğuna da getirilen Sundar Pichai'nin maaşı yıllık 2 milyon dolar olarak açıklandı. Yıllık maaşı 2 milyon dolar olarak açıklanan Pichai'ye ayrıca 120 milyon dolar değerinde hisse hibe edilecek. Pichai, performansına göre 90 milyon dolara kadar da performans hissesi alabilecek. Bu ayın başlarında Google kurucu ortakları Larry Page ve Sergey Brin, Alphabet CEO'luğundan ayrılmış ve koltuğu Pichai'ye bırakmışlardı. Google yani Alphabet'in 2019 Aralık piyasa değeri 900 milyar doların üzerinde. Google bu değeriyle dünyanın en değerli 5 şirketinden biri. 2 yılda 8.21 milyar euro ceza ödedi Google, 2017-2019 döneminde Avrupa Birliği tarafından çeşitli gerekçelerle 8.21 milyar euro para cezasına çarptırıldı. İnternet reklamcılığında dünyanın en fazla kazanan şirketlerinden olan Google, son 3 yılda Avrupa Birliği tarafından uygulanan yaptırımlar neticesinde 8.21 milyar euro para cezası ödedi. Türkiye'de de şirketin faaliyetleri, Rekabet Kurulu tarafından da mercek altına alınırken, Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti, Google International LLC, Google LLC, Google Ireland Limited ve Alphabet Inc.'den oluşan ekonomik bütünlük hakkında 9 Şubat 2017'de soruşturma başlatıldı. Kurul, söz konusu ekonomik bütünlüğün mobil işletim sistemi ile mobil uygulama ve hizmetlerinin sunumuna ilişkin davranışlarının ve cihaz üreticileriyle imzaladıkları sözleşmelerin, rekabeti ihlal edip etmediğinin tespitine yönelik yürütülen soruşturmada 93 milyon lira idari para cezası verilmesine hükmetti. Google, bu kararın ardından yaptığı açıklamada, Rekabet Kurumu ile çalışmaların sürdürüldüğünü belirterek, bu çerçevede Türkiye'de, hızlı bir şekilde, kanunlarla uyumlu olarak çalışmanın önemine işaret etti. Açıklamada, İş ortaklarımızla temasa geçerek kendilerini Türkiye'de yeni çıkacak Android cihaz modellerini onaylamayı durdurmak zorunda olduğumuz doğrultusunda bilgilendirdik. ifadeleri kullanıldı. Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/google-diyet/", "text": "Yemek yeme alışkanlıklarının arkasında görsel ve psikolojik etkenlerin de olduğunu bilen Google İnsan Kaynakları, çalışanların sağlıklı beslenmeleri için bazı ufak taktikler belirlemiş. Bu taktikler sayesinde çalışanlar o yiyeceklere uzanmayı akıllarına getirmiyorlar bile. Ha bizim dürüm, döner aşkımıza bu google diyet taktikleri bir çare olur mu bilemedik ama işte Google çalışanlarına özel ; sağlıklı beslenme taktikleri 1- Salataların olduğu bölüm en çok görülen yere. Yaptırdıkları araştırmalara göre insanlar yemek alırken ilk olarak neye ulaşabilirlerse onu alıyorlarmış. Bu nedenle girişe yakın bir yere salata barını koymuşlar. 2- Tabak boyutları küçüldü Google bu işlemi yaparken 3 aşamalı olarak çalışmış, yavaş yavaş küçültmüş tabakları. Kimse farkına varmamış ha bunu bizde yapsa biz ne deriz? Bunlar iyice cimrileşmiş ama işte el oğlu düşündüğünden yapıyor. 3- Soda ve şekelerlemeleri ortadan kaldırdılar. Google ile çalışanlar bilir hediye vs göndereceği zaman bunlar ilk olarak MMs şekerlerinden gönderir ama sanırım Canan Karatay ile görüşmüşler o da şekeri kesin demiş. Ayrıca tatlı ikram ettiklerinde de 3 seferde ısırılabilecek tatlıları tercih ediyorlar. Soda yerine su koymuşlar tüm kafelere ve dinlenme yerlerine. Sodayı da arkalara saklamışlar. İyi de yapmışlar Peki bu adamların çalışma ofisi nasıl? En Güzel Ofisler"} {"url": "https://www.thegeyik.com/google-earth-yunanistanda-tanimlanamayan-cisim-buldu/", "text": "Google Earth sayesinde ortaya çıkan Yunanistan'daki tanımlanamayan cisim akıllarda soru işareti bıraktı. Kısa sürede dünyanın gündemine oturan cismin uzay gemisi olduğu dahi düşünüldü. Google Earth, tuhaf keşiflerin yapıldığı bir servis olmaya devam ediyor. Yunanistan'ın Selanik kentine bağlı olan Michanina bölgesi sahillerinde, Google Earth uydularına yansımış tuhaf bir cisim keşfedildi. İç içe geçmiş dairelerden oluşan yapısıyla dikkat çeken cismin ne olduğuna dair henüz bir açıklama yapılmadı. İlk bakışta UFO'ya benzeyen görüntünün ne olduğu konusunda bir bilgi bulunmuyor. Sahile yakın bir konumda denizin altında olduğu görünen cisim ilk bakışta UFO'ya benziyor. Cisim insan yapısına da pek benzemiyor. Zira böyle olsa uzun süre burada şeklini koruyarak duramazdı. Cismin çapının Google Earth verilerine göre yaklaşık olarak 60 metre olduğu düşünülüyor. Komplo teorisyenleri, Unidentified Flying Object anlamına gelen UFO adından etkilenerek, bu tür su altı cisimlerine Unidentified Sea Object yani USO adını veriyorlar. Siz de bu konumu merak ediyorsanız vereceğimiz koordinatları Google Earth üzerinde girerek bu esrarengiz cismi görebilirsiniz. İşte ihtiyacınız olan koordinatlar: 40 27'4.62 22 51'39.784 GOOGLE EARTH'E YAKALANAN SIRA DIŞI GÖRÜNTÜLER/ Gamalı haç şeklinde bina Koordinat: 32 40'34.19 N 117 9'27.58 W Coronado, California, USA GOOGLE EARTH'E YAKALANAN SIRA DIŞI GÖRÜNTÜLER/ İnsan Silüeti Koordinat: 50 0'38.20 N 110 6'48.32 W Walsh, Alberta, Canada GOOGLE EARTH'E YAKALANAN SIRA DIŞI GÖRÜNTÜLER/ Dev Üçgen Koordinat: 33.747252, -112.633853 Wittmann, Arizona, USA GOOGLE EARTH'E YAKALANAN SIRA DIŞI GÖRÜNTÜLER/ Gemi enkazı ve üzerinde yetişen ağaçlar. Koordinat: -33.836379, 151.080506 Homebush Bay, Sydney, Australia GOOGLE EARTH'E YAKALANAN SIRA DIŞI GÖRÜNTÜLER/ Savaş Jetleri için park yeri. Koordinat: 33.927911, -118.38069 El Segundo, California, USA GOOGLE EARTH'E YAKALANAN SIRA DIŞI GÖRÜNTÜLER/ Firefox Logosu Koordinat: 45 7'25.87 N 123 6'48.97 W Dayton, Oregon, USA GOOGLE EARTH'E YAKALANAN SIRA DIŞI GÖRÜNTÜLER/ Gitar şeklinde orman Koordinat: -33.867886, -63.987 Cordoba, Arjantin GOOGLE EARTH'E YAKALANAN SIRA DIŞI GÖRÜNTÜLER/ Gizemli Çöl Şekli Koordinat: 27 22'50.10 N, 33 37'54.62 E Red Sea Governorate, Mısır GOOGLE EARTH'E YAKALANAN SIRA DIŞI GÖRÜNTÜLER/ Kalp şeklinde göl Koordinat: 41.303921, -81.901693 Columbia Station, Ohio, USA GOOGLE EARTH'E YAKALANAN SIRA DIŞI GÖRÜNTÜLER/ Gizemli çöl şekilleri Koordinat:40.452107, 93.742118 Çin"} {"url": "https://www.thegeyik.com/google-turkan-saylani-unutmadi/", "text": "Dünyaca ünlü arama motoru Google önemli günler için hazırladığı özel Doodle'larına bir yenisini ekledi. 2009 yılına aramızdan ayrılan Türkan Saylan'ın doğum günününü sürpriz bir Doodle ile kutlayan Google bir kez daha kalbimizi kazanmayı başardı. Türkan Saylan'ın kim olduğunu anlatmaya gerek yok ama biz yine sizler için kısa bir özet yapalım. Türkan Saylan (13 Aralık 1935, İstanbul 18 Mayıs 2009, İstanbul), Türk tıp doktoru, akademisyen, yazar, eğitimci ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği eski genel başkanıdır. 13 Aralık 1935 günü İstanbul'da doğdu.Cumhuriyet döneminin ilk müteahhitlerinden Fasih Galip Bey ile İsviçreli Lili Mina Raiman çiftinin beş çocuğunun en büyüğüdür. 1944-1946 yıllarında Kandilli İlkokulu ve 1946 1953 yıllarında Kandilli Kız Lisesi'nde okudu. 1963'te İstanbul Tıp Fakültesini bitirdi. 1964-1968 yılları arasında SSK Nişantaşı Hastanesi'nden Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanlığını aldı. 1968 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı'nda Başasistanlığa başladı. 1971'de İngiliz Kültür Heyeti'nin bursuyla İngiltere'de ileri eğitim gördü, 1974'de Fransa'da ve 1976'da İngiltere'de kısa süreli çalışmalar yaptı, 1972'de doçent, 1977'de profesör oldu. 1982 1987 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanlığı'nı, 1981 2001 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü'nü yürüttü. 1990'da oluşturulan İÜ Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezinin kuruluşunda görev aldı ve 1996'ya kadar müdür yardımcılığı ile Kadın Sağlığı derslerinin koordinatörlüğünü yaptı. Dermatoloji Kliniği öğretim üyesi olarak 2002 yılı sonuna kadar çalıştı ve 13 Aralık 2002'de emekli oldu. 1976 yılında lepra çalışmalarına başladı, Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı'nı kurdu. 1986'da kendisine Hindistan'da Uluslararası Gandhi Ödülü verildi. 2006 yılına kadar Dünya Sağlık Örgütü'nün lepra konusunda danışmanlığını yapmıştır. Uluslararası Lepra Birliği'nin kurucu üyesi ve başkan yardımcısıdır. Avrupa Dermato Veneroloji Akademisi'nin ve Uluslararası Lepra Derneği'nin üyesidir. Dermatopatoloji Laboratuvarının, Behçet Hastalığı ve Cinsel İlişkiyle Bulaşan Hastalıklar Polikliniklerinin kurulmasında yer aldı. 1981-2002 yılları arasında 21 yıl gönüllü olarak Sağlık Bakanlığı İstanbul Lepra Hastanesi Başhekimliği'ni yaptı. 1957'de evlendi ve bu evlilikten iki oğlu oldu. Biri grafiker diğeri hekim iki oğlundan iki torunu vardır. Son 17 yıldır meme kanseri hastası olan Saylan, 18 Mayıs 2009 tarihinde saat 04.45'te vefat etti. Vefat ettiğinde gönüllü kuruluş olarak ÇYDD'nin Genel Başkanlığını, TÜRKÇAĞ ve KANKEV Vakfı Başkanlığı ile Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı Başkanlığı'nı sürdürmekteydi. Büyük insan Türkan Saylan'ı sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/googlein-haritalarda-gizledigi-8-mekan/", "text": "Google dedik internetteki her şeyi bilir görür dedik ama bildiğini de bizimle paylaşır diye düşündük açıkçası. Ama anlaşılan Google bizden bir şeyler gizliyor. Hayırdır Google aramızda gizli saklı mı var diye düşünsek de bazılarına hak verdik. İşte Google'ın bizden sakladığı yerler 1- White House / Beyaz Saray Bunu görünce hemen Beyaz Saray gizli mi diye baktık saray orada duruyor ama bazı kısımlar dijital olarak silinmiş. Tabii ki güvenlik önlemleri 2- Andreas Lubitz'in Evi Germanwings uçağıyla onlarca kişinin ölümüne sebep olan Andreas'ın kız arkadaşı ile yaşadığı ev çok arandığından Google burayı sansürleme ihtiyacı hissetmiş. 3- Gabickovo Santrali, Slovakya Sansürü de geçtim bildiğin göstermiyor. 4- Amsterdam Kraliyet Sarayı, Hollanda Bulanıklaştırarak gizlemişler. Güvenlik açısından oldukça önemli tabii. 5- Geilenkirchen Nato Üssü Almanya'da bulunan bu üst terör saldırılarına karşı mozaiklenmiş. Çocuk resim yapmış gibi bir görüntü ile karşılaşıyorsunuz. 6- Irak, Shatt Al Arab Oteli Bu otele geçtiğimiz yıllarda bir saldırı yapılmıştı bilin bakalım koordinatları nereden almışlar? GOOGLE. Bu nedenle otel yapım aşamasından sonra görüntüsünü sildirmiş. 7- Kuzey Kore Ülkeyi komple Google Earth'e kapatmışlar, uzaktan sorunsuz ama yaklaştıkça net görüntü almanız imkansız 8- 51. Bölge UFO iddialarıyla adı anılan bölgenin bir uydu görüntüsü var ama şüpheli. Bölgeye insanlar giremiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gordugunuz-zaman-asla-yemek-istemeyeceginiz-10-pasta/", "text": "Sizi Katherine Dey ve mükemmel pastaları ile tanıştırmak istiyorum. 30 yaşındaki Katherine New York yakınlarındaki bir kasabada hemşire olarak çalışıyor. Kendisi çok ilginç yeteneklere sahip hanım hanımcık bir kadın... Günlerden bir gün ise bu yeteneklerini yaratıcı bir hobi haline dönüştürme yoluna girmiş. Birkaç yıl önce pasta yapmaya başlayan Katherine, bu hobisini farklı bir alanda kullanmaya karar vermiş. Gördüğünüz zaman Bunu yemesem de olur. dedirtecek şekillerde organlar, hayvanlar hatta bildiğiniz insan parçalarından pastaları ile adeta damak zevkimizi yeniden şekillendirmek istemiş. 1- Hemşireliğinin de vermiş olduğu bilgileri kullanarak fazla gerçekçi bir beyin pastasını bize sunuyor. 2- Hatta bu kalbi de.. 3- Katherine, insanların pastalarını gördüğü zaman ikilemde kaldığını belirtiyor. Görenler hayran kalıyor, ya da iğreniyordu... 4- Mesela bu taşemenin tadına bakmak ister miydiniz? 5- Onu heyecanlandıran pek çok şeyi ilham kaynağı olarak kullandığını da belirtmeden geçmiyor. 6- Anatomiyi resmetmek onun için büyük bir keyif kaynağı... 7- İnsanlar onun yaptığı kekleri her ne kadar yemeyi reddetse de sanatından çok memnun... 8- Şimdilerde ise yapmış olduğu bu ilginç sanatı tüm dünyaya videolar üzerinden sunuyor. 9- Bu da nesi şimdi? 10- İster sevelim ister tiksinelim ama bu keklerin ilgimizi çekmediğini söyleyemeyiz..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gorme-engelliler-icin-sanat-eserlerini-hissedilebilir-yapan-harika-proje/", "text": "GÖRÜLMEYEN SANAT Günümüz insanları olarak görsel bir çağda yaşıyoruz. Yolda gelirken gördüğümüz bir ağaç, duvarda duran resim, geçen hafta gittiğimiz sanat galerisi muhabbetlerimizin büyük bir bölümünü oluşturmaktayken görme yetisinin aslında hayatımızın ne kadar ortasında yer aldığını fark etmiyoruz. Hal böyleyken Mona Lisa'nın gizemli gülüşünün hiçbir zaman neye benzediğini bilememenin, ya da herhangi bir sanat eserini size nasıl olduğu söylenmeden kendi duyularınızla algılayamamanızın ne demek olduğunu hayal edin. Ve hiçbir zaman bir sanat eserinin size ne hissettirdiğini bilemediğinizi hayal edin. Dünyada milyonlarca görme engeli olan insanın oluşu yadsınamaz bir gerçek. Demirbaş sanat eserlerini 3 boyutlu hale getirmeyi hedefleyen Görülmeyen Sanat projesi görme engelli insanların kültürel hayatını temelinden değiştirecek. Projenin çalışanları dünyanın dört bir yanından klasik sanat eserlerini 3 boyutlu hale getirebilmek için bilgi ve kaynak topluyor. Hatta proje engelliler için de sanatın mümkün olduğunu göstermek adına 3 boyutlu sanat eserlerini ücretsiz paylaşıyor. Sanatı herkes için ulaşılır hale getirmeye çalışan bu projeye bizden de kucak dolusu teşekkürler! Görme Engelliler İçin Sanat Eserlerini Hissedilebilir Yapan Harika Proje GÖRÜLMEYEN SANAT"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gorme-yetisini-kaybedince-depresyona-giren-esini-mutlu-etmenin-yolunu-buldu/", "text": "Aşk dediğimizde sadece hormonlara bağlı bir kimyasal vakadan bahsetmiyoruz. İçerisinde sadakati, sevgiyi, karşıdakini mutlu etmeyi de isteyen insanların yaş, zaman, yer tanımayan aşkından bahsediyoruz. Kuroki çifti de bunlardan birisi. Aslında Japonya'daki çiftlik evlerinde mutlu mesut yaşıyorlardı, ama bir kaza sonucu Kuroki Hanımın gözleri görmemeye başlıyor. Sonrasında da kendini depresyonun ortasında buluyor ve hayattan zevk almamaya başlıyor. Tam bu sırada eşi ona harika bir sürpriz yapıyor. Tüm bahçeyi çiçeklerle donatıyor ve o çiçeklerin kokusuyla onun yeniden hayata tutunmasını sağlıyor. Diyabet yüzünden görme yetisini kaybedince kendine ev hapsi vermişti. Evet o bu bahçeyi göremiyor ama 1956 yılında taşındıkları evin bahçesine çıkarak her gün o bankın üstüne oturuyor ve büyük bir duygu sarmalında yaşıyor. Hayat aslında bu kadar basit ve güzel"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gotun-yeni-bolumunu-izledikten-sonra-buna-bakin-aslinda-olacaklari-2-sezonda-gormusuz/", "text": "Game Of Thrones ile ilgili kim ne derse desin taktir edilmesi gereken bir şey var: Dizinin yapımcıları da kitabın yazarı gibi geçmişteki sahnelerden iyi besleniyor. Yani bize ilmek ilmek işlenmiş bölümler geliyor. SPOILER Arya'nın Night King'i öldürmesine giden yolda onun hakkındaki kehanetleri öğrenmiştik. Mavi gözlüyü öldürmesi sürpriz gibi gelse de buraya gelen hikayenin işlenişine baktığımıza hak vermiştik. Şimdi sıra geldi : Daenerys Targaryen Meğer ikinci sezon 10. bölümde bir rüya görmüş... O zamanlar rüyayı önemsemedik ama bu bölümde her şeyi darmadağın edince anladık ki Targaryen kızı o koltuğa ulaşma ihtimalini, yıkık Kızılkale'yi görmüş. İşte o sahne: Şimdi son aşama kaldı. Son bölümle ilgili tezler Jon Snow ile Daenerys Targaryen'e ve Arya'ya odaklanıyor. Bakalım neler olacak... Not: Rüyanın sonunda Drogo'yu da görüyordu, onu da buraya bırakalım İyi seyirler"} {"url": "https://www.thegeyik.com/goz-alici-bakislarin-sirri-kas-kalemi-lip-gloss-ve-rimel/", "text": "Göz alıcı bakışlar, herkesin dikkatini çeken, kendine güveni ve çekiciliği yansıtan bir görünümün temelidir. Makyaj dünyasının bu üç mücevheri: kaş kalemi, lip gloss ve rimel, sadece birkaç dokunuşla sıradan bir görünümü olağanüstü bir çekiciliğe dönüştürür. Kaş Kalemi İle İfadeli Kaşlar: Doğal Görünümün Anahtarı Kaş kalemi, makyaj dünyasının en önemli unsurlarından biridir. Kaşlarınızı mükemmel bir şekilde tanımlamak ve ifadenizi güçlendirmek için ideal bir araçtır. İster ince bir çizgi çekin, ister kaşlarınızı dolgunlaştırın, kaş kalemi ile her zaman istediğiniz görünüme kavuşabilirsiniz. Kaliteli bir kaş kalemi, kaşlarınızın doğal yapısını bozmadan güçlendirir ve daha belirgin hale getirir. Doğru renk seçimiyle, kaşlarınızın doğal rengine uyum sağlayabilir ve yüzünüzün genel estetiğini artırabilirsiniz. Kaş kalemi sadece günlük kullanım için değil, özel günlerde de sizi öne çıkaracak bir makyaj aracıdır. Uzun süre kalıcı formülleri sayesinde, gün boyu kaşlarınızın mükemmel görünümünü koruyabilirsiniz. Kolay uygulama için tasarlanmış kaş kalemleri, hızlı ve etkili bir şekilde mükemmel kaşlara ulaşmanızı sağlar. Kaş kalemi makyajınıza derinlik ve boyut katmanın en kolay yoludur. Her cilt tonuna uygun renk seçenekleri ile herkes için ideal bir seçenektir. İster doğal ister çekici bir görünüm yaratın, kaş kalemi ile her zaman mükemmel sonuçlar elde edeceksiniz. Parlak ve Dolgun Dudaklar: Lip Gloss'un Gücü Lip gloss, dudak makyajının en can alıcı unsurlarından biridir. Dudaklarınızı anında parlak ve dolgun göstererek, tüm dikkatleri üzerinize çekebilirsiniz. Lip gloss dudaklarınıza sadece renk katmakla kalmaz, aynı zamanda ışıltılı ve nemli bir görünüm de sağlar. Her dudak tipine uygun formülleri ile lip gloss, günlük kullanım için mükemmeldir. Nemlendirici özellikleri sayesinde, dudaklarınızın sağlığını korur ve kurumasını önler. Kolay uygulanabilir yapısı ile makyajınıza hızlı bir şekilde canlılık katar. Ayrıca her türlü makyaj stiline uyum sağlar ve kolayca uygulanır. Hafif yapısı ile dudaklarınızda rahat bir his bırakır. Lip gloss aynı zamanda dudaklarınıza anında parlaklık ve tazelik kazandırır. Ek olarak makyajınızı tamamlamanın en hızlı ve etkili yoludur. Bakışlarınızla Büyüleyin: Uzun ve Kıvrık Kirpikler Rimel, göz makyajının en etkileyici parçasıdır. Uzun ve kıvrık kirpiklerle, gözlerinizi daha büyük ve çekici gösterir. Rimel, kirpiklerinizi anında uzatır ve hacim kazandırır. Her kirpik tipine uygun rimel çeşitleriyle, aradığınız etkiyi kolayca elde edebilirsiniz. Ayrıca uzun süre kalıcı formüllerle gün boyu mükemmel kirpiklere sahip olabilirsiniz. Suya dayanıklı rimel, terlemeye ve neme karşı dayanıklıdır. Kirpiklerinizi tek tek ayırır, daha belirgin ve dolgun bir görünüm sağlar. Göz makyajınızı tamamlar, bakışlarınıza derinlik katar. Uzunluk ve hacim kazandırırken kirpiklerinizi ağırlaştırmaz. Hızlı ve kolay uygulanabilir özelliğiyle, doğal bir şekilde uzatır ve kıvırır. Ayrıca kirpiklerinizi güçlendirir, sağlıklı bir görünüm kazandırır. Her türlü makyaj stiline uyum sağlar, gözlerinizi daha büyük ve çekici gösterir. Hacim kazandırırken, doğal görünümünü de korur. Flormar tarafından sunulan bu ürünlerle bakışlarınızı çekici hale getirin!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gozleri-gormeyen-10-kisilikli-kadinin-bazi-kisilikleri-gorme-yetisi-kazandi/", "text": "20 yaşında geçirdiği bir kaza nedeniyle görme kaybı yaşayan Alman kadın B.T. 33 yaşına geldiğinde psikolojik rahatsızlıklarından dolayı bir terapiste gitti. Terapistin B.T.için yaptığı tanı ise onda dissosiyatif kişilik bozukluğu olduğu yönünde çıktı. Sonrası ise tam 4 yıl süren bir terapi serisi. Bu dört yıl boyunca B.T.'de tam 10 farklı kişilik olduğu ortaya çıkmış. Bir bedende 10 farklı kişi! Asıl gariplik ise 4. yılın sonunda elde edilen sonuçlarda ortaya çıkıyor. Bu 10 kişilikten bazıları GÖREBİLİYOR! Ve diğerleri de görmek üzere... Bu durumu PsyCh isimli dergiye açıklayan terapistleri şu şekilde bir röportaj verdiler. Bu olay sonuçları herhangi bir fizyolojik hasarla açıklanmayan ama kişide görme kaybı ya da felç gibi durumlara yol açabilen konversiyon bozukluğun bir formu olan psikojenik körlüğe örnek olarak adlandırılabilir. Ama bunun böyle olması B.T.nin görme engeli ve kişilik sorunu belirtilerini daha az gerçekçi yapmıyor. Amerikan Ulusal Tıp Kitaplığı'na göre: Konversiyon bozukluğu olan kişiler belirtilerini uydurup, hasta numarası yapmazlar. Bazı doktorlar, bu kişilerin rahatsızlıklarının gerçek olduğuna inanmazlar ve onları bu olayların hepsinin kafalarının içinde olduğunu söyleyerek gönderirler. Ama bu durum gerçektir ve kişide strese yol açabilir, ayrıca kişinin iradesinden bağımsız olarak seyreder. Uzmanlar B.T.'nin yaşadığı durumu seçici rahatsızlık olarak adlandırıyor. Bu durumun bir benzeri de Etiyopya'da yaşanmış. Görme engelli kadın terapiler sonrası görmeye başlamış, yani fizyoloji ile psikoloji arasında derin ve ortaya çıkmayı bekleyen bir bağ var. Bu nedenle asla pes etmemeliyiz. kaynak: http://nymag.com/scienceofus/2015/11/blind-woman-had-10-personalities-some-could-see.html"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gozlerime-bakinca-icimden-montu-uzerine-ortmek-geldi-alti-ustu-bir-mont-hic-tereddut-etmedim/", "text": "Hakan KABAHASANOĞLU / GİRESUN, GİRESUN'da, montunu çıkararak sokakta üşüyen köpeğin üzerine örten ve görüntüleri güvenlik kameralarına yansıyan Giresun Belediyesi işçisi Bülent Kalpakçıoğlu'na ödül geldi. Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu, evli 2 çocuk babası 40 yaşındaki Bülent Kalpakçıoğlu'na takdir belgesi ve altınla ödüllendirdi. Başkan Aksu ayrıca Kalpakçıoğlu'na yeni bir mont hediye etti. Olay Aksu Mahallesi'nde bir apartman sakininin, dairelerin önünden ayakkabıların çalınması sonrasında hırsızları bulmak için güvenlik kamerası görüntülerini incelemesi sırasında ortaya çıktı. Sokağın karşısındaki apartmanın önünde soğuk havada aç kalan ve üşüyen köpeği önce seven bir kişinin yemek vermesi, ardından da üzerindeki montu çıkarıp köpeğe örttükten sonra oradan ayrılması güvenlik kamerası görüntülerine yansıdı. 'GURUR DUYULACAK BİR OLAY' Bu kişinin belediye işçisi Bülent Kalpakçıoğlu olduğunun ortaya çıkması, ardından da görüntülerin kısa sürede internette yayılması sonrasında işçiyi makamına çağıran Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu, gurur duyacakları bir olaya şahit olduklarını belirtti. Göreve geldiklerinde ilk yaptıkları işlerden birinin hayvan barınağını iyileştirmek olduğunu hatırlatan Başkan Aksu şunları söyledi: Doğada yaşayan hayvanlar ne kadar özgürse, insanların da o kadar özgür olduğunu düşünüyoruz. Dün akşam gurur duyacağımız bir olaya şahit olduk. Bülent arkadaşımız, üşüyen köpeğe yiyeceğini verdikten sonra montunu çıkarıp üstünü örterek insanlık dersi verdi. Belediyemizin anlayışı ve ortak paydası olan bu gibi durumlar için kendisini kutluyorum ve teşekkür ediyorum. Hayvanlarımızı, insanlarımızı, şehrimizi seviyoruz. Şehrimizin bir parçası olan tüm canlıların da bu soğuk günlerde yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyoruz. Bülent arkadaşımız gibi tüm çalışanlarımız ve halkımız bu duyarlılık içindedir. 'GÖZLERİME BAKINCA, İÇİMDEN MONTU ÖRTMEK GELDİ' Belediye Başkanı Kerim Aksu'nun takdir belgesi ve altın verdiği, yeni bir mont hediye ettiği Bülent Kalpakçıoğlu da olayla ilgili olarak şunları söyledi: İlimiz son günlerde yoğun kar yağışı altındaydı. Belediye Başkanımızın talimatları doğrultusunda sokak hayvanları için yem, barınma ve battaniye desteği çalışmalarında bulunduk. Sokakta gördüğüm bir köpek üşüyordu ancak battaniye kalmamıştı. Yemi verdikten sonra gözlerime bakınca içimden montu üzerine örtmek geldi. Altı üstü bir mont. Hiç tereddüt etmedim. Bunları herkesin yapması lazım. Onların da canı var. Yemeğe, ısınmaya, barınmaya ihtiyaçları var. Herkesin bu konuda duyarlı olmasını istiyorum. Bunlar bizim temel insanlık görevimizdir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gozlerinizle-ilgili-problem-yasiyorsaniz-cozum-bal-kabaginda-gizli/", "text": "Bal Kabağının Faydaları Bu güzel mevsimin belki de en güzel sebzesidir bal kabağı. Çiçeğinden çekirdeğine lezzet ve şifa kaynağıdır. Belki de bu yüzden olsa gerek Anadolu'da bal kabağına 'cennet taamı' denir. İçerdiği mineraller, vitaminler ve zengin lif içeriği ile antioksidan, kanserden koruyucu ve yaşlanmayı geciktirici müthiş bir besindir. Bal kabağı göz sağlığı için bulunmaz bir nimettir diyen Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca, bal kabağının göz sağlığına faydaları hakkında bilgiler verdi... Bal kabağı başta A vitamini olmak üzere C ve E vitaminleri açısından oldukça zengindir. Hatta bal kabağında; göz sağlığı için faydası hepimizce bilinen havuçtan 2 kat daha fazla A vitamini vardır. Bu vitaminlere ilave olarak çinko ve bakır içeriğiyle de ileri yaş grubunda körlüğün en sık sebepleri olan sarı nokta hastalığı ve kataraktın riskini azaltır. Yapılan bir çalışmada, bu vitamin ve minerallerin düzenli alımının sarı nokta hastalığı olarak da bilinen makula dejenerasyonu isimli hastalığın gelişimini yüzde 25 oranında, görme keskinliği kaybını ise yüzde 19 oranında azalttığı bulunmuştur. GÖZÜMÜZÜ ZARARLI IŞINLARDAN KORUR Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca; Yine bal kabağında bolca bulunan lutein ve zeaksantin; sarı nokta hastalığı ve katarakt gelişimini azaltmakla beraber yüksek enerjili dalga boylarını filtreleyerek gözümüzü zararlı ışınlara karşı korumaya yardımcı olan güçlü karotenoidler ve antioksidanlardır. Bu antioksidanlar ve A vitamini, alacakaranlıkta gözümüzün ışığa uyumuna katkıda bulunarak görüş kabiliyetimizi iyileştirir. İçerdiği zengin mineraller ve vitaminler ile bağışıklık sistemimizi destekleyen bal kabağının bu sayede göz enfeksiyonları gelişiminde ve göz alerjisinde koruyucu bir rol aldığı da düşünülür diyor. İLAÇLARIN İÇERİĞİNDEKİ MADDELER BAL KABAĞINDA VAR! Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca, Yaşa bağlı makula dejenerasyonu başta olmak üzere birtakım retina hastalıklarında koruyucu, tedavimizi destekleyici olarak hastalarımıza verdiğimiz göze özel ilaçların içeriğindeki maddelerin neredeyse tamamına yakını bal kabağında bulunmaktadır. İlaç takviyesi elbette önemlidir fakat bu vitamin ve mineraller beslenme yoluyla da alınabilmektedir. Biraz tahin ve bolca cevizli bal kabağı tatlınız için şimdiden afiyet olsun diyerek bal kabağının göz sağlığımız için ne kadar önemli bir besin olduğunu anlattı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/grammy-odul-torenine-katilan-unlulere-benzeyen-19-sey/", "text": "59. Grammy Ödülleri dün akşam sahiplerini bulurken, kırmızı halı yine şıklık yarışına sahne oldu. Ancak şıklık yarışının dışında kalıp, ilginç tarzlarıyla dikkat çeken ünlüler de oradaydı. Grammy'de ilginç tarzları ile dikkat çeken ve tarzlarıyla başka şeyleri çağrıştıran 19 ünlü; 2# Katy Perry Beauty and the Beast'den Babette 4# Halsey Creep klibinden T-Boz 7# Sophie Beem Gümüş Dolar Bitkisi 10# Betsey Johnson Muppet Show'dan Janice 11# Girl Crush Barbie'den yapılan pasta ile oyun havuzu topu birleşimi 12# Jay-Z'nin kızı Blue Ivy Prince 13# Lady Gaga Deniz Kestanesi 14# Charlie XCX Sevgililer gününe özel çikolata 15# Kat Graham Doğu Alman Konfederasyonu bayrağı 17# Cassadee Pope Alüminyum folyo"} {"url": "https://www.thegeyik.com/grammy-odulleri-sahiplerini-buldu/", "text": "James Corden'ın sunumuyla Los Angeles'ta gerçekleştirilen 59. Grammy Ödülleri sahiplerini buldu. Sahne performansı ile izleyenleri büyüleyen Beyonce'nin yanı sıra, 5 dalda Grammy sahibi olan Adele gecenin yıldızı oldu. İşte 59. Grammy Ödülleri'nin tüm kazananları: YILIN ALBÜMÜ Adele 25 KAZANAN Beyonce Lemonade Justin Bieber Purpose Drake Views Sturgill Simpson A Sailor's Guide To Earth YILIN KAYDI Adele Hello KAZANAN Beyonce Formation Lukas Graham 7 Years Old Rihanna Featuring Drake Work Twenty One Pilots Stressed Out YILIN ŞARKISI Adele Hello KAZANAN Beyonce Formation Justin Bieber Love Yourself Mike Posner I Took A Pill In Ibiza Lukas Graham 7 Years EN İYİ MÜZİK VİDEOSU Formation Beyonce KAZANAN River Leon Bridges Up & Up Coldplay Gosh Jamie XX Upside Down & Inside Out OK Go EN İYİ ÇIKIŞ Kelsea Ballerini The Chainsmokers Chance The Rapper KAZANAN Maren Morris Anderson Paak EN İYİ POP ALBÜMÜ 25 Adele KAZANAN Purpose Justin Bieber Dangerous Woman Ariana Grande Confident Demi Lovato This Is Acting Sia EN İYİ POP SOLO PERFORMANS Hello Adele KAZANAN Hold Up Beyonce Love Yourself Justin Bieber Piece By Piece Kelly Clarkson Dangerous Woman Ariana Grande EN İYİ POP GRUP/DUO PERFORMANSI Closer The Chainsmokers Featuring Halsey 7 Years Lukas Graham Work Rihanna Featuring Drake Cheap Thrills Sia Featuring Sean Paul Stressed Out Twenty One Pilots KAZANAN EN İYİ GELENEKSEL POP ALBÜMÜ Cinema Andrea Bocelli Fallen Angels Bob Dylan Stages Live Josh Groban Summertime: Willie Nelson Sings Gershwin Willie Nelson KAZANAN Encore: Movie Partners Sing Broadway Barbra Streisand EN İYİ ALTERNATİF ALBÜM Bon Iver 22, A Million David Bowie Blackstar KAZANAN PJ Harvey The Hope Six Demolition Project Iggy Pop Post Pop Depression Radiohead A Moon Shaped Pool EN İYİ RAP ALBÜMÜ Chance The Rapper Coloring Book KAZANAN De La Soul And The Anonymous Nobody DJ Khaled Major Key Drake Views Schoolboy Q Blank Face LP Kanye West The Life Of Pablo EN İYİ ROCK PERFORMANSI Alabama Shakes Joe Beyonce Featuring Jack White Don't Hurt Yourself David Bowie Blackstar KAZANAN Disturbed The Sound Of Silence Twenty One Pilots Heathens EN İYİ METAL PERFORMANSI Shock Me Baroness Slivera Gojira Rotting in Vain Korn Dystopia Megadeth KAZANAN The Price Is Wrong Periphery EN İYİ ROCK ŞARKISI Blackstar David Bowie KAZANAN Radiohead Burn The Witch Metallica Hardwired Twenty One Pilots Heathens Highly Suspect My Name Is Human EN İYİ ROCK ALBÜMÜ California Blink-182 Tell Me I'm Pretty Cage The Elephant KAZANAN Magma Gojira Death Of A Bachelor Panic! At The Disco Weezer Weezer EN İYİ R&B PERFORMANSI Turnin' Me Up BJ The Chicago Kid Permission Ro James I Do Musiq Soulchild Needed Me Rihanna Cranes in the Sky Solange KAZANAN EN İYİ GELENEKSEL R&B PERFORMANSI The Three Of Me William Bell Woman's World BJ The Chicago Kid Sleeping With The One I Love Fantasia Angel Lalah Hathaway KAZANAN Can't Wait Jill Scott EN İYİ R&B ŞARKISI Come and See Me PartyNextDoor Featuring Drake Exchange Bryson Tiller Kiss It Better Rihanna Lake By the Ocean Maxwell KAZANAN Luv Tory Lanez EN İYİ ÇAĞDAŞ URBAN ALBÜM Lemonade Beyonce KAZANAN Ology Gallant We Are King KING Malibu Anderson .Paak Anti Rihanna EN İYİ R&B ALBÜMÜ In My Mind BJ The Chicago Kid Lalah Hathaway Live Lalah Hathaway KAZANAN Velvet Portraits Terrace Martin Healing Season Mint Condition Smoove Jones Mya EN İYİ KAYIT/PAKET Rihanna Anti David Bowie Blackstar KAZANAN Parquet Courts Human Performance Reckless Kelly Sunset Motel Bon Iver 22, A Million EN İYİ RAP PERFORMANSI Beyonce Featuring Kendrick Lamar Freedom Drake Hotline Bling KAZANAN D.R.A.M. Featuring Lil Yachty Broccoli Kanye West Featuring Chance The Rapper, Kelly Price, Kirk Franklin & The-Dream Ultralight Beam Kanye West Featuring Rihanna Famous EN İYİ RAP ŞARKISI Fat Joe & Remy Ma All The Way Up Kanye West Featuring Rihanna Famous Drake Hotline Bling Chance The Rapper Featuring 2 Chainz & Lil Wayne No Problem KAZANAN Kanye West Featuring Chance The Rapper, Kelly Price, Kirk Franklin & The-Dream Ultralight Beam EN İYİ RAP ALBÜMÜ Coloring Book Chance The Rapper KAZANAN And the Anonymous Nobody De La Soul Major Key DJ Khaled Views Drake Blank Face LP ScHoolboy Q The Life of Pablo Kanye West EN İYİ DANS KAYDI Tearing Me Up Bob Moses Don't Let Me Down The Chainsmokers Featuring Daya KAZANAN Never Be Like You Flume Featuring Kai Rinse & Repeat Riton Featuring Kah-Lo Drinkee Sofi Tukker EN İYİ DANS/ELEKTRONİK ALBÜM Skin Flume KAZANAN Electronica 1: The Time Machine Jean-Michel Jarre Epoch Tycho Barbara Barbara, We Face A Shining Future Underworld Louie Vega Starring...XXVIII Louie Vega EN İYİ ÇAĞDAŞ ENSTRÜMENTAL ALBÜM Human Nature Herb Alpert When You Wish Upon a Star Bill Frisell Way Back Home: Live From Rochester, NY Steve Gadd Band Unpsoken Chuck Loeb Culcha Vulcha Snarky Puppy KAZANAN EN İYİ CAZ VOKAL Sound Of Red Rene Marie Upward Spiral Branford Marsalis Quartet With Special Guest Kurt Elling Take Me To The Alley Gregory Porter KAZANAN Harlem On My Mind Catherine Russell The Sting Variations The Tierney Sutton Band EN İYİ CAZ ENTRÜMENTAL ALBÜM Book of Intuition Kenny Barron Trio Dr. Um Peter Erskine Sunday Night At The Vanguard The Fred Hersch Trio Nearness Joshua Redman & Brad Mehldau Country For Old Men John Scofield KAZANAN EN İYİ REGGAE ALBÜM Sly & Robbie Presents... Reggae For Her Devin Di Dakta & J.L Rose Petals J Boog Ziggy Marley Ziggy Marley KAZANAN Everlasting Raging Fyah Falling Into Place Rebelution Soja: Live In Virginia Soja EN İYİ DÜNYA MÜZİĞİ ALBÜMÜ Destiny Celtic Woman Walking In The Footsteps Of Our Fathers Ladysmith Black Mambazo Sing Me Home Yo-Yo Ma & The Silk Road Ensemble KAZANAN Land Of Gold Anoushka Shankar Dois Amigos, Um Seculo De Musica: Multishow Live Caetano Veloso & Gilberto Gil EN İYİ COUNTRY SOLO PERFORMANS Love Can Go To Hell Brandy Clark Vice Miranda Lambert My Church Maren Morris KAZANAN Church Bells Carrie Underwood Blue Ain't Your Color Keith Urban EN İYİ COUNTRY GRUP/DUO PERFORMANS Different for Girls Dierks Bentley Featuring Elle King 21 Summer Brothers Osborne Setting The World On Fire Kenny Chesney & P!nk Jolene Pentatonix Featuring Dolly Parton KAZANAN Think Of You Chris Young With Cassadee Pope EN İYİ COUNTRY ŞARKISI Blue Ain't Your Color Keith Urban Die A Happy Man Thomas Rhett Humble and Kind Tim McGraw KAZANAN My Church Maren Morris Vice Miranda Lambert EN İYİ COUNTRY ALBÜM Big Day In A Small Town Brandy Clark Full Circle Loretta Lynn Hero Maren Morris A Sailor's Guide To Earth Sturgill Simpson KAZANAN Ripcord Keith Urban EN İYİ NEW AGE ALBÜM Orogen John Burke Dark Sky Island Enya Inner Passion Peter Kater & Tina Guo Rosetta Vangelis White Sun II White Sun KAZANAN EN İYİ CAZ SOLO Countdown Joey Alexander, soloist In Movement Ravi Coltrane, soloist We See Fred Hersch, soloist I Concentrate On You Brad Mehldau, soloist I'm So Lonesome I Could Cry John Scofield, soloist KAZANAN"} {"url": "https://www.thegeyik.com/greyfurt-ve-maydanoz-ile-yaglardan-kurtulun-limonlu-soda-da-iyi/", "text": "Greyfurtun yağ yakmada başarısını bilen hemen hemen herkes sabahları aç karda bir bardak greyfurt suyu içiyor. Böylece hem güne C vitamini ile başlıyor hem de greyfurtun yağ yakıcı etkisinden faydalanıyor. Yapılan bir araştırmaya göre yemek aralarında greyfurt yemenin de çok faydalı olduğu söyleniyor. HaberTürk'e konuşan İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ziya MocanMetabolizma hızı yapısal bir durumdur diyor. Metebolizma hızının kadınlarda daha yavaş olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mocan, İdeal kiloya ulaşmak için metabolizma hızını yüksek tutmak şarttır şeklinde konuşuyor. Prof. Dr. Mocan metabolizmayı hızlandırmanın yollarını şöyle anlatıyor: LİMONLU SODA İÇİN Yemek aralarında bir tane greyfurt yiyebilirsiniz. Eğer midenizde problem yoksa, taze limon suyu da içebilirsiniz. Limonlu soda da metabolizmayı hızlandırır. Aç kalmak metabolizmayı zayıflatır. Gün içerisinde azar azar ve sık aralıklarla yemek yiyin. Çay, kahve ve yeşil çay içmek metabolizmayı çalıştırır. Günde 2 bardak tüketilebilirsiniz. Acı biber metabolizmayı hızlandırır. Yemeklerde acı biber ekleyin KAHVALTISIZ GÜNE BAŞLAMAYIN Güne mutlaka kahvaltıyla başlayın. Öğün atlamayın. Özellikle 40 yaşından sonra mutlaka kalsiyum bakımından zengin ürünler tercih edin. Öğle ve akşam yemeklerinde ağır yemekler yememeye dikkat edin. Akşam yemeklerini erken saatte yiyin. Akşam yemeğinde tatlıyı kesinlikle yemeyin. Bunun yanı sıra yağlı yiyeceklerden tamamen uzak durun. 'MAYDANOZ METABOLİZMAYI HIZLANDIRIR' Elma, limon gibi sitrik asidi yüksek gıdalar yani narenciye grubu metabolizmayı hızlandırır. Maydanoz ve turp metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olur. Sabahları uyandığımızda metabolizmamız yavaşlamış olur. Kışın güne ılık bir duş alarak yazın da soğuk bir duşla başlamakta iyi gelecektir. Eğer yorgunsak vücut bunu tolere etmek için daha çok yeme ihtiyacı duyar. Ertesi gün çalışacaksanız gece 12'den önce uyuyun. Ayrıca ne kadar az yerseniz ertesi güne daha zinde başlarsınız. Akşamları oturur pozisyonda değil, yatay pozisyonda dinlenmek metabolizmanıza çok daha faydalı olur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gripten-korunmanin-10-yontemi/", "text": "Ani hava değişikliklerinin yoğun olarak yaşandığı mevsimlerinde grip ve nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonları da artış gösteriyor. Alınan basit önlemler ve aşılar ile aslında gripten korunmak mümkün. Mutlaka bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek gerektiğini söyleyen Liv Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aslı Çurgunlu gripten korunmanın yollarını anlattı. Güne güzel bir kahvaltı ile başlayın: Her yeni güne düzenli yapılan bir kahvaltı ile başlamak çok önemli. Özellikle kahvaltıda kaliteli proteinlerin yer aldığı yumurta, peynir gibi besinler tabağınızda bulunmalı. Düzenli egzersiz yapın: Hafif tempolu, haftada 4-5 kere ortalama 30 ila 45 dakika egzersiz yapmayı ihmal etmeyin ve spor yaşam tarzınız olsun. Yeterli miktarda su tüketin: Havaların soğuması ile azalan sıvı tüketiminizi arttırmayı ihmal etmeyin. Çay, kahve gibi içecekler suyun yerini tutmazlar ve hatta vücudunuzun ihtiyaç duyduğu su gereksiniminin artmasına bile neden olur. Bu sebeple, su içmek için susamayı beklemeyin. Her gün 10-12 bardak su içmeye özen gösterin ve bunu 4 mevsim alışkanlık haline getirin. Hijyene dikkat edin: Nezle ve gribin bullaşmasını önlemede sık sık sabun ve suyla el yıkamak, enfekte materyele değdikten sonra elin ağız, burun gibi baş bölgesine götürülmesinden önce yıkanması bulaşmayı önlemede çok önemlidir. Meyve ve sebze yemeye özen gösterin: Mevsimine göre pazara çıkan taze sebze-meyveyi yeterli miktarda ve çeşitlendirerek tüketin. Patlıcan, havuç, ıspanak, taze fasulye, kırmızıbiber, karnabahar, kereviz, portakal, nar, greyfurt, ayva, armut, elma, kivi gibi sebze ve meyveleri sofralarınızdan eksik etmeyin. Haftada 3 kez balık tüketin: Bağışıklık sisteminiz için yeterli Omega-3 alımına özen gösterin. Omega-3 tüketimi bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Haftada 2-3 kez balık yemek ve her gün herhangi bir ara öğünde 2 tam ceviz tüketmek sağlığa ve mutluluğa katkı sağlayacaktır. Eğer yeterli düzeyde Omega-3 alımı yoksa uzman bir hekimin önerisi ile Omega-3 takviyesi alınabilir. Protein alımı da bağışıklık sistemini güçlendirir. Yumurta en güçlü proteindir. Eğer doğal bulabilirseniz haftada 3-4 gün tüketin. Yeterli ve kaliteli uyuyun: Düzensiz ve az uyuyanların özellikle çocukların vücut direnci zayıfladığı için hastalıklara daha kolay yakalanırlar. Beyin, karaciğer, akciğerler hatta kaslarının bile sorunsuz çalışabilmesi için sıcaklığı kontrol edebilmesi ve hormonları salabilmesi gerekir. Uykusuz kalmak vücudun bunları yapmasını zorlaştırır. Grip aşısı yaptırın: Grip aşısı yaptırmadan önce mutlaka doktorunuza danışın. Özellikle yaşlı, çocuk ve kronik hastalığı olanların grip aşısı yaptırması önerilir. Grip aşısı bağışıklık sistemini çalışmaya teşvik eder. Aşı ile vücudunuz, virüsü nasıl tanıyacağını ve nasıl virüse karşı savaşacağını öğretir. Gereksiz ilaç kullanımından kaçının: Antibiyotikler sadece bakteriyel enfeksiyonları tedavi eder. Gereksiz şekilde antibiyotik almak sağlığınız için tehlikeli olur ve antibiyotiğe karşı olan direncinizi yükseltir. Doktor önerisi olmadan, gereksiz antibiyotik kullanmayın. Stresten uzak durun ya da stresi yönetmeye çalışın: Stresliyken vücut stresi yok edebilmek için maddeler üretir ve dengesini şaşırır ve immün sistemde çöküş meydana gelir. Bu nedenle stres dönemlerinde hepimiz daha sık hasta oluruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/grumpy-cat-huysuz-kedi-oldu/", "text": "Sosyal medyada fenomen olan Grumpy Cat öldü. Grumpy Cat, cüce kedi olması ve Maloklüzyonu rahatsızlığı nedeniyle, huysuz bir yüz ifadesine sahipti. Huysuz surat ifadesiyle sosyal medyada fenomen olan 'Grumpy Cat' isimli kedi, 7 yaşında hayatını kaybetti. Grumpy Cat'in ölümü, sahipleri tarafından Twitter'da duyuruldu. Grumpy Cat'in idrar yolu enfeksiyonu nedeniyle öldüğü belirtildi. Some days are grumpier than others... pic.twitter.com/ws209VWl97 Grumpy Cat May 17, 2019 NEDEN 'HUYSUZ KEDİ' DENİLİYOR? 4 Nisan 2012'de doğan Grumpy Cat'in gerçek adı Tardar Sauce . Sahibi Tabatha'nın kardeşi Bryan'ın 22 Eylül 2012'de fotoğrafını Reddit'e eklemesiyle ünlenen Grumpy Cat'in fotoğrafı tüm huysuz başlıklarında kullanılmaya başlandı. Facebook'ta ve Twitter'daki resmi huysuz kedi hesaplarının 1,5 milyondan fazla takipçisi bulunuyor. Grumpy Cat, yönetmenliğini Andy Capper ve Juliette Eisner'ın yaptığı internet meme'leri ve viral videolar hakkındki Lil Bub & Friendz isimli belgeselde rol aldı. Ayrıca Grumpy Cat, BuzzFeed'de 2013 Webby Ödülleri'nde yılın internet meme'i ödülünü kazandı. Grumpy Cat, 30 Mayıs 2013'te The Wall Street Journal'ın ön sayfasında yer aldı. Grumpy Cat'in huysuz görünüşünün nedeni cüce kedi olması ve Maloklüzyonu rahatsızlığı. Onu ve kardeşi Poke'yi düz yüzlü, balon gözleri ve kısa kuyruğu olan anne normal yolla doğurmuş. Grumpy Cat normalden zayıf ve biraz daha farklı arka ayaklara sahip. Kardeşi Pokey huysuz bir karaktere sahipken Grumpy Cat daha sakin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gta-6-ne-zaman-cikacak/", "text": "Grand Theft Auto 6'nın (GTA 6) yakın zamanda gelmesi zaten beklenmiyordu ancak analist Michael Pachter'e göre serinin 6. oyununun gelmesi 2022 yılını bulacak. Son zamanlarda Red Dead Redemption 2 üzerinde çalışan ekibin henüz GTA 6 için çalışmalara başlamadığı düşünülüyor. Michael Pachter ile yapılan özel bir röportajda en iyi senaryoda GTA 6'nın 2021'de çıkacağı fakat 2022nin daha gerçekçi bir tahmin olacağını söyledi. Patcher, Bildiğiniz gibi Red Dead Redemption 2, 8 yıl sonra ilk defa karşımıza çıkacak. Bu sebeple GTA 6'nın 2021'den önce gelmeyeceğini söyleyebilirim. Rockstar'ın oyunun çıkışından en az bir seneönce duyurusunu yaptığını düşünürsek, 2021 gibi duyurulan GTA 6'nın 2022'de çıkması beklenebilir. dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/guclu-psikolojik-etkileri-olan-10-film/", "text": "Bazı filmler vardır arkalarında derin bir felsefe barındırılar, bazıları da karakterin psikolojik dünyasıyla yakından ilgilenirler. Bu filmlerin bazılarını hiç duymamış bile olabilirsiniz ama psikoloji tarzında gerçekten izlenmesi gereken filmler. 1- Cleveland Abduction 11 yıl bir manyak tarafından esir tutulan kadının gerçek hikayesinden yola çıkılarak yazılmış bir senaryosu var. Televizyon filmi olarak çekilmiş. 2- Goodbye Solo 3- Her OSCAR adayı da olmuş muhteşem bir film. Özellikle Siri ile konuşanlardansanız, kesinlikle izleyin. 4- Kynodontas IMDB puanı 7.2 olan Yunan yapımı film. 6- Side Effects Jude Law'ın da oynadığı filmin fragmanı 8- The Black Balloon 9- We Need To Talk About Kevin Bu filmi de ayrıca tavsiye ediyoruz: Kevin Hakkında Konuşmalıyız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/guidetti-ile-gelen-fileninsultanlari-basarisinin-sirri-nedir-iste-kendi-sozleri/", "text": "Tokya finallerine kalan Türkiye Voleybol Takımımızın Antrenörü Guidetti ile gelen başarının sırrı ne? İşte kendisinden dinleyelim: Guidetti, 10 yıldan fazladır Türkiye'de yaşıyorum. İşim, ailem burada. Türkiye'ye bir şeyler ödemek istedim. dedi. Sporun insanlara imtiyazlı hayatlar kazandırdığına dikkati çeken Guidetti, Biraz boş zamanımızdan faydalanmak lazım. Türkiye'nin daha erişilmez, imkanları kısıtlı yerlerine voleybol götürmeye karar verdim. diye konuştu. İstanbul'da voleybol oynamanın kolay olduğunu anlatan Guidetti, sözlerini şöyle sürdürdü: Ancak Türkiye'nin doğusunda çok farklı. Bitlis'e, Elazığ'a gittik. Çok ilham verici seyahatti. Hayatınızda aldıklarınız kadar verdikleriniz de önemli. Bu çocukların ne kadar şevkle voleybol öğrenmek istediğini görüyorsunuz. Spor ayakkabısı, kılık kıyafeti yok ama oynamaya bayılıyorlar. Onlara ve ailelerine bir mesaj vermek istedik. Ailelerine sporun da bir seçenek olduğunu göstermek istedik. Amaçlarının yeni oyuncular yetiştirmek olmadığını kaydeden Guidetti, Federasyon ve kulüpler zaten yetenekli oyuncuları çok güzel buluyor. 'Yarının Sultanları' projesinin ana sebebi iyi bir iş yapmak. Yeni fikir yaratmak. Tabii ki Bitlis'ten de milli bir oyuncu çıkabilir, bundan mutlu oluruz. diye konuştu. Ve kendisi bugün Milli Takımı Tokyo'ya taşıdı. Teşekkürler Guidetti, teşekkürler #FileninSultanları pic.twitter.com/Loaax7zNUL The Geyik January 12, 2020"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gulben-ergenin-yeni-sevgilisi-eski-esine-benziyor-sevgilisinin-esi-de-gulben-ergene/", "text": "Erhan Çelik'ten boşandıktan sonra ortalarda pek gözükmeyen Gülben Ergen, yeni bir isimle gündeme geldi. Ergen'in aşk yaşadığı İzmirli iş adamı Tolga D., eski eşi Erhan Çelik'e benzerliğiyle dikkat çekti. Tolga D.'in eşi ise Gülben Ergen'in ikizi gibi. Erhan Çelik'ten olaylı bir şekilde ayrılan ünlü şarkıcı Gülben Ergen'in İzmirli iş adamı Tolga D. ile aşk yaşadığı iddiası magazin gündemine bomba gibi düştü. ERHAN ÇELİK'E İKİZİ KADAR BENZİYOR Uçankuş'un haberine göre; Gülben Ergen'in aşk yaşadığı iddia edilen İzmirli iş adamı Tolga D., ünlü şarkıcının geçtiğimiz yıl ayrıldığı Erhan Çelik'e ikizi kadar benzemesi dikkat çekiyor. ASIL BOMBA DİĞER BENZERLİK Yılın magazin bombasındaki ilginçlikler bununla da sınırlı değil. Gülben Ergen'le aşk yaşadığı öne sürülen Tolga D.'in boşanma aşamasında olduğu ileri sürülen eşi ise birebir Gülben Ergen!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gun-isimlerine-alternatif-olarak-sunulan-ve-iyi-ki-olmamis-dedirten-isimler/", "text": "Hasan Ali Yücel, bakanlığı dönemine ait bir anısını şöyle anlatıyor: Bir gün bir dilbilimci geldi. Gün isimlerinin Türkçe olmamasını yüz kızartıcı bulduğunu belirterek dedi ki: 'Salı dışındaki tüm gün isimleri Arapça ve Farsçadır. Mesela, pazar, pazartesi, çarşamba, perşembe Farsça, cuma ve cumartesi ise Arapçadır. Ben bu mahzuru gidermek için yeni gün isimleri buldum.' Önüme bir liste koydu: Listeye baktığımda afakanlar bastı. Pazar gününün karşısına 'gezgün', pazartesinin karşısına 'öngün', salının karşısına 'işgün' yazmıştı. Bu listede çarşamba 'güçgün', perşembe 'koşgün', cuma 'yorgün', cumartesi 'bitgün' olmuştu. Şaşırdığımı görünce izahat vermeye başladı, adam... Pazar gününe 'gezgün' demesinin sebebi tatil olmasındanmış, çünkü tatilde gezilir, eğlenilirmiş... Pazartesiye 'öngün' demesinin sebebi, haftanın ilk iş günü oluşuymuş... Salı ile çarşambaya 'işgün' ve güçgün' demesinin sebebi ise, haftanın en yoğun ve zor günleri olmalarındanmış... Perşembeye 'koşgün' demesi, iş peşinde koşulmasından, cumaya 'yorgün' demesi dört gün çalışan insanın yorgunlaşmasından, cumartesiye 'bitgün demesi hafta içi çalışmaktan çok yorulan bedenlerin bitkin düşmesindenmiş. Meşhur tarihçimiz İsmail Hami Danişmend, bu hikayeyi eski bakanın kahkahalarla anlattığını, kendisinin de unutmamak için not aldığını gören Hasan Ali'nin şöyle konuştuğunu belirtiyor: 'Bunlar unutulmaz şeylerdir. Sen de unutamayacağın için boşuna not aldın.' Esasta Türkçe olan 'salı' adının niçin değiştirildiğini de sormakta kusur etmedim. Onu ben de merak edip sordum dedi Hasan Ali, yedi gün adının, iş ve çalışma anlamı ile ilgili olması gerektiğinden bahis buyruldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gunde-10-bin-adimin-10-onemli-faydasi/", "text": "Hareketsiz yaşantının tetiklediği hastalıklar nedeniyle yılda yaklaşık 5 milyon kişi hayatını kaybediyor. Oysa günde atılan 10 bin adımın en başta kalp olmak üzere tüm vücuda azımsanmayacak kadar olumlu faydaları var. Gelişen teknolojiyle birlikte artan hareketsiz yaşam şekli çağımızın en önemli sorunlarından biri. Öyle ki hareketsiz yaşantının tetiklediği hastalıklar nedeniyle yılda yaklaşık 5 milyon kişi hayatını kaybediyor. Bu yüzden uzmanlar her fırsatta sağlıklı bir yaşam için spor yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Aaerobik egzersizleri yapmak, yüzmek, dans etmek veya bisiklete binmek hastalıkların gelişme riskini oldukça azaltıyor. Ancak çeşitli etkenler nedeniyle bu tür sporları yapamıyorsanız, çaresiz değilsiniz. Çünkü düzenli ve tempolu olarak yapacağınız yürüyüş, özellikle de günlük atılan 10 bin adım hem zihinsel hem fiziksel sağlığınız üzerinde önemli bir rol üstleniyor. Günde atılan10 bin adımın en başta kalp olmak üzere tüm vücuda azımsanmayacak kadar olumlu faydaları bulunuyor. 1# Kalp krizi riskini düşürüyor Günlük 10 bin adımın en büyük faydalarından biri kolesterol dengesini düzenlemesi. Özellikle trigliserid olarak adlandırılan kandaki yağ seviyesi de sadece adım atarak düşürülebiliyor. Damarları koruyan ve HDL denilen koruyucu kolesterolü yükseltmenin de en geçerli yolu yine düzenli yürüyüş yapmaktan geçiyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Karabulut yüksek tansiyonun temel tedavilerinden birinin de günlük 10 bin adım atmak olduğuna dikkat çekerek şunları söylüyor: 2# Diyabeti geciktiriyor Günde düzenli olarak atılan 10 bin adım insülin direncini kırıp diyabetin gelişme riskini azaltabiliyor. İnsülin direncinin kırılması sonucu kan şekeri düzene giriyor ve özellikle ailesel diyabet hastalığı olan kişilerde diyabetin ortaya çıkmasını geciktiriyor. Diyabet hastalığı olanlarda da düzenli yürüyüş ilaç ve insülin ihtiyacını azaltabiliyor. 3# Kansere karşı kalkan oluyor Günde 10 bin adım atmak aynı zamanda kansere yakalanma riskini de azaltıyor. Örneğin bağırsak hareketlerinin düzenlenip hızlanması sayesinde bağırsak kanseri riski azalırken, kilo verme ve östrojen hormon seviyesindeki düzenlemeyle de rahim ve meme kanseri riskinde düşüş oluyor. Ayrıca yürüyüş sayesinde vücudun bağışıklık sisteminin güçlenmesi bu riskin azalmasında etkili oluyor. 4# Kilo vermeye katkı sağlıyor Obezite çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri. Kilo vermenin temel mekanizması ise kalori yakmaktan geçiyor. Diyet ile kısıtlanan kalorilerin yanına 10 bin adım eklediğinde günlük ortalama olarak 500 kalori daha fazla yakılıyor. Bu sayede kilo vermek oldukça kolaylaşıyor. 5# Depresyona iyi geliyor Günde 10 bin adımla beyinden salgılanan endorfin ve seratonin gibi maddeler stresi azaltıyor. Depresyonda kullanılan ilaçların çoğunluğu beyindeki bu maddelerin seviyesini arttırarak etki gösteriyor. İlaç kullanmaksızın günde atılan 10 bin adımla depresyon belirtilerinde belirgin azalma olurken, dikkat ile konsantrasyon yeteneği de artıyor. 6# Alzheimer riskini düşürüyor Yapılan çalışmalara göre, günlük düzenli adım atan kişilerde felç riskinde de azalma oluyor. Bunların yanı sıra beyin sağlığının güçlenmesine bağlı olarak erken bunama ve Alzheimer gibi hastalıkların gelişme riski de azalıyor. Buna neden olarak düzenli spor ile beyindeki algılama işlevinin güçlendiği ve yaşlanmaya bağlı gelişen sinir hücreleri arasındaki bağlantı kaybının azaldığı gösterilmiş. 7# Uykuya dalmayı kolaylaştırıyor Kaliteli uyku vücudun en önemli detoks yöntemi olarak nitelendiriliyor. Ancak çağımızın getirdiği esnek olmayan çalışma koşulları, yoğun stres ve gürültü kirliliği gibi sorunlar baş edilmesi oldukça zor olan uykusuzluk problemini de beraberinde getiriyor. Uykusuzluk yaşandığında çözümü hemen ilaçta aramamak gerekiyor. Çünkü yapılan çalışmalarda günlük 10 bin adım atmanın uykuya dalmayı kolaylaştırdığı ve uyku kalitesini arttırarak daha derin uyunmasını sağladığı gösterilmiş. Uyku öncesi yapılacak yürüyüşler ise vücudun enerji seviyesini artıracağı için uykuya dalışta gecikmelere yol açabiliyor. Bu nedenle yürüyüşlerin uyku öncesi yapılması ise önerilmiyor. 8# Osteoporozdan koruyor Günlük olarak atılan 10 bin adım kas ile eklemlerin güçlenmesini sağlıyor. Aynı şekilde kemik yapısını da güçlendirip kemiklerde kalınlaşmayı sağlıyor. Bu sayede osteoporozun önlenmesinde yararlı oluyor. 9# Bağışıklık sistemini güçlendiriyor Yürüyüş, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Hızlanan metabolizma ve kan akımıyla birlikte bağışıklıktan sorumlu hücreler bütün vücuda dağılarak iltihabi olayları baskılıyor. Güçlü bir bağışıklık sistemi vücudun virüs ve bakterilerle daha kolay savaşmasını sağlıyor. Böylelikle birçok hastalığa yakalanma riski azalıyor ve vücuttaki kronik gezici ağrılar hafifliyor. 10# Cinsel isteği artırıyor Günde 10 bin adım atmanın cinsel aktiviteyi ve cinsel isteği artırdığı gösterilmiş. Yürüyüşün bu etkiyi vücuttaki enerji seviyesini yükseltmesiyle birlikte beyin ve damarlardan kana karışan yararlı hormon ile proteinleri daha fazla salgılaması sayesinde yaptığı düşünülüyor. Yürüyüş yaparken bu kurallara dikkat! Düzenli ve tempolu yürüyün. Oksijen seviyesi yüksek ve açık alanlarda yürümeye özen gösterin. Mide ve bağırsak gerilmelerinden etkilenmemek için yemek yedikten en az 2 saat sonra yürüyün. Kas ile eklem yaralanmalarının önüne geçmek için yürüyüşten önce mutlaka ısınma ve germe hareketleri yapın. Sıcak havalarda güneşin az sorun yaratacağı sabah ve akşam saatlerini tercih edin. Güneş ışınlarına karşı başınızı mutlaka şapka ile koruyun. Vücudunuzu mutlaka su ile destekleyin. Ayaklarda gelişebilecek ağrıların önüne geçmek için yürüyüş için tasarlanan spor ayakkabılarını tercih edin. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gunde-30-dakika-yurumek-iyilestiriyor/", "text": "1991 yılından bu yana her yıl 3 Ekim'de kutlanan Dünya Yürüyüş Günü, gündelik hayatımızın içine fiziksel aktiviteyi teşvik etmeyi amaçlıyor. Üsküdar Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç.Dr. Defne Kaya, fiziksel aktivite ve hareketin önemine dikkat çekerek hareketin canlılığın ve var olmanın işareti olduğunu vurguladı. YÜRÜMENİN FAYDALARI Doç. Dr. Defne Kaya, sağlığın korunmasının hastalığı tedavi etmekten daha ucuz ve daha iyi bir yöntem olduğu anlaşıldığından beri, fizyoterapistlerin sağlığın korunması ve geliştirilmesinde daha da kıymetli olmaya başladıklerını belirterek Çünkü hareketsizleşen ve giderek ağırlaşan insanlık, hastalıklarla boğuşmaktan yaşamı kaçırır hale geldi; kanserler, felçler, kalp krizleri.. Yaşamınızı sağlıklı geçirmek, genlerinizi, bedeninizi, beyninizi, ruhunuzu genç ve sağlıklı tutabilmek için hareket edin... Yürüyün, egzersiz yapın, spor yapın. Size en uygun egzersiz program ve öneri için, işin uzmanına fizyoterapistinize danışın tavsiyesinde bulundu. Hem iyileştiriyor hem mutlu ediyor Doç. Dr. Defne Kaya, günde 30 dakika yürümenin bedenimiz ve ruh halimiz üzerinde çok önemli etkiler oluşturacağına dikkat çekti. Doç. Dr. Kaya, şunları söyledi: Düzenli yürüyüş kronik hastalıklardan korur. Yürüyüş yaparak kan basıncını 11 puan düşürür ve felç geçirme riskini de %20-40 arasında azaltabilirsiniz. Haftada 5 gün 30 dakika yürüyüş ile kalp hastalığı riski %30 azalmaktadır. Mevsim değişiklikleri ve özellikle de sonbahar aylarında depresyona daha çok meyilliyi oluruz. Yürüyüş, çikolatadan daha fazla mutluluk hormonu salgılamanızı sağlar. Düzenli beslenmenin de katkılarıyla evden işe, işten eve günde en az 30 dakika yürürseniz yağ oranınızda ayda %2 oranında azalma olur. Düzenli yürüyüş, varis riskini azaltır. Bağ dokunuzu sıkılaştırır, bacak kaslarınızın çalışmasıyla kan dolaşımını düzenler. Genetik olarak varise yatkınlığı olanlar düzenli olarak yürümelidir. Düzenli yürüyüş bağırsağın ritmik hareketliliğini korur. Düzenli yürüyüş yaşantınızı da düzenler. Sürekli yürüyüş yapmak yaşamınızı düzene koyar. Alışkanlıklarınızı pekiştirir. Experimental Psychology, Learning, Memory, and Cognition dergisinde 2014 yılında yayımlanan bir çalışma oturarak çalışanlara göre yürüyenlerin daha yaratıcı olduğunu ortaya çıkardı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gunde-30-grami-huzur-veriyor/", "text": "Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen, Cevizden günde 30 gram yediğiniz zaman huzurunuz iyi olur. Bunu klinik çalışmaları ve doktorlara göre söylüyoruz dedi. Şen, Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Çotanak Seminer Salonu'nda düzenlenen Ceviz Yetiştiriciliği ve Beslenmedeki Yeri konulu konferansta, herkesin huzurlu bir hayat yaşamayı amaçladığını belirterek, huzurlu bir hayatın da sağlıklı bir yaşamla olabileceğini söyledi. İnsan sağlığı açısından beslenmenin önemine dikkati çeken Şen, Sağlıklı hayat sağlıklı beslenmeyle olur. Sağlıklı beslenmede kullanılan ürünler sağlık bakımından hijyenik, içerik bakımdan sağlıklı olmalı. Yani sadece hamur işiyle beslenirsen ne kadar hijyenik bakımdan sağlıklı olsa da sağlıklı beslenmiş olmazsın. Bir dengeli beslenme olacak ki sağlıklı beslenmiş olacaksın dedi. Cevizin, Allah'ın yarattığı en mükemmel gıdalardan biri olduğunu vurgulayan Şen, şöyle konuştu: Cevizden günde 30 gram yediğiniz zaman huzurunuz iyi olur. Bunu klinik çalışmalarına ve doktorlara göre söylüyoruz. Biz sağlıklı gıdalarla güzel beslenirsek sağlıklı ve huzurlu oluruz. Ceviz de sağlıklı beslenme içerisinde yer alan mükemmel gıdalardan bir tanesi. Herhangi bir üretim yaparken ne için yapıyoruz O üretimden elde ettiğimizi yemek için yapıyoruz. OMEGA 3'ÜN EN FAZLA OLDUĞU 3 GIDADAN BİRİ Dolayısıyla ceviz yetiştiriciliğinin asıl amacı sağlıklı beslenmedir. Bir karı kocanın tüketeceği ceviz asgari 50 kilogram. Bir kişinin yılda yiyeceği ceviz 25 kilogramdır. Niye günde 30 gram tüketilmesi gerektiğini söylüyoruz Cevizi son zamanlarda öne çıkaran asıl özellik omega 3 yağıdır. Dünyada bildiğiniz bütün gıdalar içerisinde omega 3 bakımından zengin üç gıda vardır. Biri ceviz, biri keten tohumu, diğeri de somon balığıdır. 22 FARKLI TÜR VAR Şen, cevizin, Orta Asya'nın bir meyve çeşidi olduğuna işaret ederek, Orta Asya'dan dolaşıp Afganistan, İran'dan bize gelir ve sonra bizden bütün dünyaya yayılır. Dünyada 22 farklı ceviz türü vardır. Bunlardan sadece ekonomik anlamda yetiştirilen bizim yetiştirdiğimiz ceviz türüdür ifadesini kullandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gundelik-hayati-kolaylastiran-basit-ve-guzel-icatlar/", "text": "İcat dediğin hayatı kolaylaştırmalı ucuz olmalı ve herkesin ihtiyaçlarına hitap etmeli diyorsan, süper icatlar bulduk. Motosikletin gideceği yolu gösterenden, çanta takmak için özel yeri olan sandalyeye, pringles yemeyi kolaylaştıran aparata kadar işte güzel icatlar. 1 Motorcunun döneceği yolu gösteren ceket 2 Yağmurluk 3 Su içmeyi kolaylaştıran aparat. Hoş Türkiye'de az yerde musluktan su içiliyor ama olsun. 4 Çocuklara ders sırasında spor yaptırma. 5 Ekmeğin kızardığını görmenizi sağlıyor. 6 Kolay pringles yeme aparatı 7 USB ile şarja izin veren priz 8 Çanta takma yeri olan sandalye 9 İhtiyaca göre çoğalan priz 10 Yapışkanlı powerbank 11 Bardaktan damlayanları tutan bölüm 12 Kulaklık boyutunu fermuarla ayarlamanızı sağlıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gune-daha-iyi-baslamak-icin-edinmeniz-gereken-5-aliskanlik/", "text": "Sabahları uyanmakta zorlanıyor musunuz? Afyonum bir türlü patlamadı mı diyorsunuz? O zaman bu içeriğimiz tam size göre. Güne iyi başlamak, daha enerjik ve canlı olmak aslında çok basit. Edineceğiniz bir iki küçük alışkanlık gününüzün daha iyi başlamasına yardımcı olacaktır. İşte Güne Daha İyi Başlamak İçin Edinmeniz Gereken 5 Alışkanlık; 1# Kulaklarınıza Masaj Yapın Uyandıktan sonra yataktan çıkmadan önce kulaklarınıza masaj yapmak tamamen uyanmanıza yardımcı olur. Masajı kulakların hassas bölgelerine uygulamak güne enerjik ve canlı olarak başlamanızı sağlar. 2# Bir Bardak Limonlu Ilık Su İçin Sabahları kahvelerini bir bardak ılık su ile takas etmek vücudunuza birçok katkı sağlar. Sabahları içilen limonlu ılık su sindirim sisteminizi, böbreklerinizi ve bağırsaklarınızın işini iyileştirecek; vücudunuzdan toksinleri atmaya yardımcı olacaktır. Bir ılık su bardak içine çeyrek limon sıkmanız yeterli olacaktır. Bunu içmeye karar verirseniz, kahvaltı etmeden önce 20-30 dakika önce içmek iyi bir fikir olacaktır. 3# Dilinizi Temizleyin Dilinizde çok sayıda bakteri birikir; bu durum kötü kokulara ve diş plaklarına, diş çürümesine ve diş etinizle ilgili sorunlara neden olabilir. Bunun önüne geçmek ve dilinizi temizlemek için tek ihtiyacınız normal bir diş fırçası. Çok sert olmayacak şekilde dilinizi fırçalayabilir ve bu sorunlardan kurtulabilirsiniz. 4# Bir Kaşık Dolusu Bal Yiyin Bal sizi enerji ile doldurur, hafıza ve verimliliğinizi artırır, öksürüklerinizi iyileştirir ve alerji semptomlarınızı hafifletir. Bu sebeplerden ve daha fazlası için, güne bir çay kaşığı bal ile başlamak şüphesiz iyi bir fikirdir. İdeal olarak, taze, doğal bal olmalı ve kahvaltı etmeden önce 10-15 dakika tüketmelisiniz. Ancak sizin için fazla şekerli ise, bir bardak suda eriterek tüketmek de aynı etkiyi yaratacaktır. 5# Ağzınızı Hidrojen Peroksit Solüsyonuyla Yıkayın Ağzınızı hidrojen peroksit çözeltisiyle yıkayarak sabah rutininizi bitirebilirsiniz. Doğru orana sadık kaldığınız sürece(50 ml'lik su için% 3'lük bir solüsyondan 5-7 damla) bu konuda tehlikeli bir şey yoktur. Bu prosedür diş beyazlatmak, ağız kokusu ortadan kaldırmak ve diş etlerinizi iyileştirmek ve korumak hususunda size yardımcı olabilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gunes-yanigi-ve-cilt-lekelerine-iyi-gelen-kahvaltilikla-tanisin/", "text": "Yaz aylarında sıklıkla yaşanan cilt problemlerinin başında güneş yanıkları geliyor. Plajlarda deniz, kum ve güneşin tadını çıkarmak isteyen ve hassas cilde sahip olan bireylerin tatili, güneş yanıkları nedeniyle bir anda kabusa dönüyor. Önlem alınmadan güneşe çıkıldığında, ciltte meydana gelen güneş yanıkları kızarıklık, acı ve kaşıntının yanı sıra yanan bölgenin su toplamasına neden oluyor. Güneşin zararlı etkilerine maruz kalmış kişilerin, kimyasal ürünlere başvurmadan, güneş yanıklarına doğal yöntemlerle çözüm bulması mümkün. Anti bakteriyel özelliği, içerdiği vitamin, mineral ve enzimler sayesinde ham bal, tarih boyunca yanık tedavisinde tercih edilen en etkili çözümler arasında yer alıyor. Ciltte kabarcıkların oluşmasını önleyen ham bal, enfeksiyonların oluşmasının önüne geçiyor. Doğal Antibiyotik İçeren Antiseptiktir Ham balın cildi besleyerek, yenilenmesine yardımcı olduğunu belirten Honeyci markasının kurucusu ve bal uzmanı Ahmet Bağran Aksoy, Ham bal cilde sürüldüğünde, su dolu kabarcıkların oluşmasını ve yanık sebebiyle meydana gelecek enfeksiyonları engelliyor. Cildi besliyor ve yenilenmesine yardımcı olduğu için yanıklara doğrudan uygulanabilir. Ayrıca ham bal, yanık ve çeşitli yaraları sarmak için yüzlerce yıl birçok kültür tarafından kullanılmıştır. Ham bal, doğal antibiyotik, vitamin ve mineraller içerir ve aynı zamanda antiseptiktir. Bu sayede dokuları hızla onararak, yaraları iyileştirir ifadelerini kullandı. İçerdiği Enzimler Yanığı İyileştiriyor Yanan bölgenin nasıl tedavi edileceğine ilişkin bilgi veren Aksoy, Güneş yanığı olan bölgeyi önce soğuk su ile yıkayın veya soğuk bir duş alın. Ardından ham balı yanık olan bölgeye krem sürer gibi yayın. Bal güneş yanığının üzerinde durdukça salgıladığı enzimler de yaranın iyileşmesini sağlıyor. Balı yarım saat bekletip, su ile yıkayabilirsiniz. dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/guney-korede-hicbir-sey-yapmamak-spor-oldu/", "text": "Eğer sporda kötüyseniz, Güney Kore'ye giderek yasal hale gelmiş olan hiçbir şey yapmama sporuna katılabilirsiniz! Birkaç hafta önce, bir pazar öğleden sonra yaklaşık 70 kişi hiçbir şey yapmamak için Güney Kore, Seoul'daki Ichon Hangang Park'ında toplandı. Görünürde kimsede akıllı telefon yoktu, kimse mesaj atmıyor veya selfie çekmiyordu ve kimsenin bir yere gitmek için acelesi yoktu. Kalabalık, dikkat kaybetmeden uzun müddet boşluğa bakma hakkındaki görülmesi gereken Güney Kore'nin yıllık Space Out Yarışmasına katılıyordu. 2014 yılında yarışmayı yaratan görsel sanatçı WoopsYang, bunun tasarlanmasının nedeninin birçok insanın kendisine ne kadar yüklendiğine ve ara vermesinin önemine ışık tutmak için olduğunu söylüyor. İlk yarışmanın iki sene önce düzenlenmesinden bu yana, yargıçlar kurulu ve sıkı kurallar ile serbest bir yarışmaya dönüştü. Kurallara göre telefon, konuşmak, saate bakmak ve uyumak yasak. 90 dakika süren yarışma sırasında, yarışmacıların ara vermek dışında başka bir şey yapmaları yasaklanır. Eğer uyuya kalırsanız, gülmeye başlarsanız veya teknolojik bir alet kullanırsanız, diskalifiye olursunuz. Yarışmacıların kalp atışları, rahat bir durumda olduklarını anlamak için her 15 dakikada bir kontrol edilir; kalp atış hızı en dengeli olan kişi kazanır. Seyircilere olayı anlatan canlı bir spor muhabiri vardır. Eğer yarışmacılar rahatsız hissederse susamak veya tuvalete gitmek gibi sahip oldukları çeşitli kartlardan birini havaya kaldırarak bunu bildirirler. Bunun dışında kısa olarak baktığımızda amaç insanları günlük hayatın stresinden, ellerindeki telefonlardan, kafalarındaki yoğunluklardan uzaklaştırıp biraz kendilerine zaman ayırmaları. Güney Kore'ye gidemiyorsanız bile kendiniz evde yukarıdaki kurallara uyarak bu sporu uygulayabilirsiniz. Zaten WoopsYang yarışmanın bir sanat olarak görülmesini ve dünya çapında yaygın hale gelmesini istiyor. Geçen sene yarışma Güney Kore dışında Pekinde yapılmış ama en fazla 80 yarışmacı varmış. Umarız istediği gibi yarışma yayılır ve yaptığı tasarımın meyvelerini yiyebilir 🙂 Gerçi kuralsız versiyonu daha zevkli oluyor gibi 😀"} {"url": "https://www.thegeyik.com/guney-kutbu-deniz-ayilari-penguenlere-tecavuz-etmeye-basladi/", "text": "Antarktika'nın küçük bir adası olan Marion Adası'nda, Güney Kutbu deniz ayılarında garip bir davranış gözlemlenmeye başladı. İlk defa 2006 yılında bir deniz ayısının, cinsiyeti belli olmayan bir kral penguen ile zorla çiftleşmesinin ardından, aynı davranışı üç farklı seferde daha gözlemleyen bilim insanları, bu sıra dışı davranış biçiminin sebeplerini araştırmaya başladılar. Antarktika'nın çeşitli bölgelerinde daha önce de hayvanların değişik çiftleşme davranışlarında bulunduğu gözlemlenmişti. Adelie penguenleri arasında, ölmüş hayvanlarla çiftleşme ve civcivlere tecavüz etme girişimlerine rastlanılmıştı. Şimdilerde ise Güney Kutbu deniz ayıları, kral penguenleri ile ilişkiye girmeye başladılar. Öğrenme yetenekleri çok yüksek olan bu canlılarda, bu davranışın yaygınlaşması muhtemel. İlk defa 2006'da gözlemlenen olay üzerine bilim insanları, genç deniz ayısının cinsel açıdan tecrübesiz veya stres altında olduğu için bu davranışı göstermiş olabileceğini düşünmüşlerdi. Buna alternatif olarak, deniz ayısının yaşam alanını korumak için penguene yaklaştığı, daha sonrasında agresif davranışının kendisini çiftleşme davranışına yönelttiği de düşünülmüştü. Daha sonrasında aynı davranış biçimi başka deniz ayılarında da tekrarlanmaya başlandığında, işler davranış bilimcileri açısından ilginç bir hale gelmeye başladı. Polar Biology dergisinde yayınlanan makalede anlatıldığı üzere, bu davranış biçimi her seferinde aynı yolu izleyerek gerçekleşti. Deniz ayılarının penguenleri yakalayıp kendi cüsseleri altında sıkıştırması, daha sonrasında birleşme hareketine başlaması ve bu hareketin beş dakika boyunca sürmesi şeklinde ilerleyen olayların sonrasında deniz ayısı dinlenmek için kendisine biraz süre ayırıyor; fakat bu süre boyunca penguenin kaçmasına izin vermiyor. Gözlemlenen vakalardan birinin sonrasında, penguenlerin birleşmek için kullandıkları açıklıktan kan geldiği gözlemlendi. Vakalardan birinin ardından ise, deniz ayısı tecavüz ettiği pengueni parçalayarak yedi. Normal şartlar altında deniz ayılarının penguenlerle beslendiğine rastlanılmaktadır; fakat daha çok balık ve karides gibi deniz canlılarıyla beslenmeyi tercih ederler. Nitekim, avlanma esnasında gerçekleşen bu tecavüz vakaları bir bilmece gibi bilim insanlarını düşündürüyor. Bu davranışa sebep olan nedenler arasında, deniz ayılarının hormonlarının çok güçlü bir şekilde kendilerine baskı yapması ve diğer bireylerden gördükleri üzere, kolay olduğu için çiftleşmek üzere penguenlere yaklaştıkları düşünülebilir. Bu davranışın birbirlerini gözlemleyerek, birbirlerinden öğrenen canlılar olan deniz ayıları arasında yaygınlaşması olası. Bu durum iki taraf için de soyun devamını getirmek açısından zararlı bir davranış olmasına karşılık, deniz ayıları anlık rahatlamalarını bir ödül gibi görerek davranışı pekiştirebilirler. Çiftleşecek eş bulmakta zorlandıklarında, bu davranışı yinelemek deniz ayıları arasında bir alışkanlığa dönüşme riskini taşıyor. Haber Selma Çam'ın Gaia Dergi'deki yazısından alınmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gunluk-tutmaniz-icin-5-sebep/", "text": "Öncelikle, günlük nedir ne değildir ? Günlük; hiçbir zorunluluğunuz olmadan sadece içinizden geldiği için yazma eylemini gerçekleştirdiğiniz bir araçtır. Günlük; her gün yazılan bir şey değildir. Adı günlük diye her gün yazılması gerekiyormuş gibi algılanması yanlıştır ve kesinlikle bu algı günlük tutmaya başlamanıza bir engeldir. Şimdi başlasam, bazı günler yazmam sonra da öyle kalır diye düşünmenize neden olur. Şahsen benim 1-2 ay yazmadığım oluyor. Ama haftanın her günü yazdığım zamanlar da oluyor. Dedim ya içinizden geldiği zaman yazmalısınız. Neden günlük tutmalıyız ? 1.En az konuşmak kadar yazmaya da ihtiyacımız vardır! Bakın bu gerçekten böyle. Yazma ihtiyacımızı karşılayamadığımız zaman bunu konuşarak kapatmaya çalışıyoruz. Günlük yazmaya başladığınız zaman gereksiz konuşmalarınızın azaldığını fark edeceksiniz. İçimizde o kadar çok duygu barındırıyoruz ki bunları bir şekilde dile getirmek zorundayız. Bunların hepsini etrafımızdaki insanlara anlatamayız. İçimize atmak da doğru değil, en güzeli yazmak. 2.Dert ettiğiniz şeyler gerçekten dert midir ? Bunu öğrenirsiniz. Nasıl mı ? Günlüğünüzü açıp daha önce yazdıklarınızı okuduğunuz zaman, hayatınızı karartmış gibi duran o sorunların aslında abartılacak bir sorun olmadığını görürsünüz. Çünkü bunu aşmışsınızdır ve nasıl aştığınızı da bilirsiniz. Böylece bir daha benzeri bir durum ile karşılaşırsanız içinde bulunduğunuz durumun ne olduğunu bilirsiniz, daha kolay atlatırsınız. 3.Planlarınızı gerçekleştirmeniz için en etkili yol; yazmak ve üstünü çizmektir! İşe yaramadığı zamanlar da vardır elbet. Yapmanız gereken şeylerin bir listesini çıkarmak, bunları gerçekleştirdikçe üzerine bir çizgi çekmek insana büyük bir haz veriyor. Bu listeyi herhangi bir gün, günlüğünüzün bir sayfasına yazabilirsiniz. Ara sıra bakıp neleri yaptığınızı, neleri yapmadığınızı kontrol edebilirsiniz. Başka bir yere yazdığınızda o listeyi büyük ihtimalle kaybeder ya da unutursunuz. Ama günlük kalıcıdır. 4.Kendinizi bulmanızı sağlar ! Açıkçası ben çok mutlu olduğum ya da çok mutsuz olduğum anlarda günlük yazmıyorum. Bazen ilerde hatırlayım diye birkaç cümle yazdığım oluyor. Kimisi de özellikle o zamanlarda yazar. Bu kişiye göre değişir. Asıl günlük yazma zamanı ya da ihtiyacı diyelim, boşlukta hissettiğiniz o andır. Ve bu anlık bir şey olmaktan çıkıp bütün hayatınızı kapladığı zaman işin boyutu değişir. Yazdıkça yazarsınız. Ta ki o boşlukta kendinize rast gelene kadar. 5.Ben ne zaman ? sorusunun her çeşidinin cevabıdır. Tabii düzenli günlük tutuyorsanız. Ben ne zaman o şehre gitmiştim ? Eski sevgilimle en son ne zaman buluşmuştum ? gibi kritik soruların cevapları da günlüğünüzde mevcuttur. Böyle şeyleri hatırlamak bir şeyleri değiştirmez belki ama hatırlayamamak insanı çıldırtır. Bir şarkı sözünü unutmak gibi, hemen açıp bakarsınız. Bir nevi hayatınızın Google'ı gibidir. O zaman ne yapıyoruz ? Hemen bir defter alıyoruz ve yazmaya başlıyoruz. Tabii içimizden geliyorsa... Bonus: En önemlisi; kendinizi iyi hissetmenizi sağlar!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/gununuzguzellessin-findik-kopek-onlugu-giydi-ve-tokatta-okula-basladi/", "text": "Tokat'ın Turhal ilçesinde mezarlıkta bulunan ve 'Fındık' adı verilen yavru köpek, 37 öğrencili Kayacık Köyü Şehit Haluk Yılmaz İlkokulu'nun maskotu oldu. Okulun bahçesinde yapılan kulübede yaşayan ve forma giydirilen Fındık, zaman zaman derslere de katılırken, öğrencilere keyifli zamanlar geçiriyor. DHA'nın haberine göre ilçeye bağlı Kayacık köyündeki Kayacık Şehit Haluk Yılmaz İlkokulu Müdürü Ahmet Aktürk ve öğretmenlerden Mustafa Önlen, evlerine giderken mezarlık içerisinde sokak köpeklerin, yavru bir köpeğe saldırdıklarını gördü. Müdahale eden Aktürk ve Önlen, av köpeği melezi olan erkek yavru köpeği kurtararak okula getirdi. Okulun bahçesinde bir köşeye yavru köpek için küçük bir kulübe yapıldı. Yavru köpeği ilk günden itibaren okulun öğrencileri de yoğun ilgi ve sevgi gösterdi. Okulun maskotu haline gelen köpeğe öğrenciler 'Fındık' adını verdi. Öğrencilerin peşini bırakmayan Fındık ders saatlerinde de öğrencilerle birlikte sınıfa girmeye başladı. Okul Aile Birliği Başkanı Bedriye göçer, öğrencilerle sırada oturan Fındık'a forma dikti. Formayla öğrenciler arasında dolaşan sevimli yavru köpek ilgi çekti. Öğrenci ve velilerde büyük bir değişim olduğunu ve Fındık'a önlük diktiklerini anlatan sınıf öğretmeni Mustafa Önlen Konu, madem sınıfa geliyor o zaman önlük giymesi gerekiyor diye espri ile başladı. Okul aile birliği başkanımız hemen bir önlük dikip okulumuza getirdi. Köpeğe giydirdik ve inanın veliler de bile değişim oldu. Velilerimiz köpeği gördü, okuldan gitmek istemediler. Velilerimiz köpekle fotoğraf çektirdi, onunla oynadı ve sevdiler. Onlar da aslında köpeğin bir can olduğunu fark ettiler. Bu da bizi inanılmaz mutlu etti. Çocuklarımız resim derslerinde ev, anne ve baba çizer. Fındık sınıfa girdiğinden belli çocuklar mutlaka resmin bir kısmına köpek de çiziyorlar. Köpeğin ismini ise çocuklar koydu. Her şeyleri ile çocuklar ilgileniyorlar diye konuştu. Öğrenciler ise 'Fındık'ı çok sevdiklerini ve onu kendi elleriyle beslediklerini söyledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/gurbetci-genclere-neden-abayi-yakmamaliyiz/", "text": "Hemen hemen hepimizin mahallesinde, çevresinde yurt dışında yaşayan gurbetçi Türkler'den vardır. Farklı tarzlarıyla ve Türkçeleriyle daha ilk dakikadan dikkatimizi çekmeyi başarırlar. Kimi zaman aşırı antipatik bulduğumuz bu arkadaşlara kimi zaman ne yazık ki sevdalanabiliyoruz. Ne yazık ki diyorum çünkü; onlar bizim hayatımızın tamamını ele geçirirken biz, onların hayatında yalnızca bir yıllık izin macerası kadar yer edinebiliyoruz. Gelelim bu gençlere neden abayı yakmamız gerektiğine dair tespitlere; 1-Geldikleri gibi giderler; Her ne kadar gurbet elde mutsuz, huzursuz ve kimsessiz olduklarını dile getirip size yavru kedi bakışları atsalar da aslında yaşamlarından gayet memnunlar. Hatta bazısı Türkiye'ye gelip kendi vatanında yaşama aşkıyla yanıp tutuştuğuna dair nutuklar çekebilir, sizi beyhude hülyalara daldırabilir. Fakat eninde sonunda yıllık izin biter, sen sağ ben selamet diyerek kayıplara karışırlar. 2-Ona söyleyeceğiniz destansı aşk cümleleri beklediğiniz etkiyi yaratmaz; Siz, bülbüller gibi aşkınızdan dile gelip methiyeler düzerken, ''benim Türkçe bitti, anlamıyom!'' moduna girerler. Çince konuşuyormuşsunuz muamelesi görürsünüz, daha basit cümleler kurmanızı isterler. Velhasıl, dile gelmek için çok yanlış adrestesiniz... 3-Aynı şeylere gülememek; Arada ciddi dil ve kültür farkı vardır. Sizin yarıla yarıla güldüğünüz konuya muhtemelen anlam veremeyecektir. Birlikte gülememek sevdaya kesinlikle dahil değil arkadaşlar... 4-Çevresinde, her zaman sizden daha ilgi çekici tiplerin var olacağı düşüncesi; İnsan birisine gönül verdiğinde özgüvenini nasıl da yitirir. ''onun benle ne işi olur'' gibi umutsuz telkinler gelir yakamıza yapışır, uykularımızı kaçırır. Hele de bu kişinin yurt dışında da ayağı varsa bu tip olumsuz duygular iki üç kat fazla yürek deler. Ama kendinizi yabana atmayın, siz kendiniz için sıradan biri olabilirsiniz fakat onun çevresindeki ilgi çekici tiplerden birisi de sizsiniz! 5-Onu gelecek yıl görebilecek miyim sorunsalı; Egzotik ülkelere seyahat etmeyi, sizi görmeye tercih etmeleri muhtemel... 6-Asla gerçekleşmeyecek planların altına imza atarsınız; Muhtemelen sizi yaşadığı ülkeye davet eder. Orada yapacaklarınız hakkında uzun uzun hayaller kurarsınız. Fazla kapılmayıp tadında bırakmak üzerinizde bırakacağı hasarı minimuma indirecektir. 7-Birden bire gelen farklı dilde konuşma istekleri; Halbuki etrafta Türkçe bilmeyen yoktur. Siz alı al moru mor bir yüzle, içten içe sinir krizi geçirirken aynı anda ''bunu sorun etmiyorum'' tavrını takınmak için epey efor sarf edersiniz. 8-Mahallenize düşen gurbetçi tanesi, arkadaşlarınızla aranızda bir iç savaş sebebi olabilir; 9-Örf ve adetlerine bağlı olmanızı çok tatlı bulurlar fakat... Maneviyatı yüksek, sıcakkanlı insanlara duydukları hasreti dile getirip size, kendinizi olabildiğince önemli hissettirirler. Heyhat, örf ve adetlere bağlılıkla aşk gemisi yürümüyor... 10-Dünyanın en acıklı tablosu; boş ev İzinleri bitip de ülkelerine döndüklerinde mekan ve hatıralar size yadigardır. Daha fazla hüzün, acı ve efkar sizinle olacaktır. O ise kendi dünyasının toprağında, çoğunlukla sizi hatırlamadan günlerini geçirmeye başlamışlardır bile!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/guzel-bir-is-bulmak-icin-sadece-okulun-yetmedigini-bilenlerin-4-sirri/", "text": "Eğitim hayatınız boyunca iyi okullar bitirmenin, size çok iyi iş fırsatları sunacağı konusunda yönlendirildiyseniz, hemen sizleri duruma uyandırayım. İyi bir eğitim hayatı tabiiki başarı için oldukça önemli bir adım ama üniversiteler her yıl binlerce mezun veriyor farkındasınız değil mi? Bu ne demek; bu iyi bir kariyer için çok sayıda rakibiniz var demek, yani farklılaşmanız gerekiyor demek. Peki nasıl farklılaşıp herkesin gıptayla baktığı bir kariyer sahibi olabilirsiniz? O güzel noktalara gelmiş, o iyi maaşlara sahip insanlar nasıl yapıyor, gelin bir özetleyelim. 1- Öncelikli olarak iyi hazırlanmış bir CV. İş ilanı sitelerinde bir pozisyon gördüğü zaman BAŞVUR butonunu kullananların sayısı oldukça fazla. Bir pozisyon için 1500 kişi de işe başvurabilir bu durumda siz işveren olsaydınız n'apardınız? Herkesle görüşemeyeceğiniz için özgeçmişlere bakarak adayları elerdiniz değil mi? Yani bu ne demek CV bizim işverenle ilk görüşme anımız. Güzel CV hazırlayanlar aranırlar: 2- Ön yazı gereksiz diye düşünmeyin! Sizce kariyer siteleri başvuru esnasında size neden bir ön yazı kısmı sunuyor? Hemen söyleyeyim o iş arayanlar arasında ben bir adım öne çıkayım, şu şu eğitimleri aldım, şu sertifikalarım var, sizin iş için ayrıca şu yeteneklerim var diyerek o CVler arasında öne çıkabilmeniz için. Ön yazı yazan 3- Eğitimler ve sertifikalar İşte geldik olayın en can alıcı noktasına; sertifikalar. Türkiye'deki özgeçmişlerin hepsinde İngilizce, Word, Excel bilgisine herkes 10-10-10 doldursa da aksiyon alınması gereken anda o pekiyi, pekiyi yazanlar ama biz şöyle biliyoruz diyebiliyor. E bunu bilen işverenler de en doğal hakları olarak bu eğitimi nereden aldın, sertifikan var mı diye gayet mantıklı sorular soruyorlar. Yeteneklerini sertifikalandıranlar, kendilerine sürekli yeni yetenekler katanlar birkaç adım öne geçiyor doğal olarak. Eğer başarılı bir kariyer sahibi olmak, dilediğiniz işe girmek istiyorsanız bu işte uzmanlaşmak için sertifika almaya bakın. Aldığı eğitimlerle işi kapanlar: 4- İyi bir iş görüşmesi Kendini sunuyor olmak, yeteneklerini anlatabiliyor olmak, işverenle ilk görüşmedeki iletişim işe alınmanızda kesinlikle başrol oyuncularından biri. Bunun için İkna ve Müzakere Becerileri gibi eğitimler almış olmak kendini iyi sunabiliyor olmak gerekiyor. İyi iş görüşmesi, işi garantiler! HEPSİ BİRLEŞİNCE SONUÇ:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/guzel-insanlarimiz-yildirim-yuzunden-inekleri-telef-olan-yasli-cift-icin-seferber-oldu/", "text": "Sosyal medyada dün bir fotoğraf ortaya çıktı. Hepimizi üzen fotoğrafta yaşlı bir çiftimiz yıldırım çarpası sonrası telef olan ineklerine sarılıp ağlıyordu. Bu fotoğrafı gören herkes yardım etmek için seferber oldu. Sonunda sesimiz bir yerlere gitti. Olayların detayları Hürriyet'e göre şu şekilde: Kütahya merkeze bağlı Akoluk köyünde yaşayan Ahmet Girkin (33), ailesine ait 8 ineği otlatmak için Kızıleğrek mevkisindeki meraya götürdü. Girkin, bir süre sonra inekleri merada bırakıp yakındaki nohut tarlasına gitti. Aniden başlayan şiddetli yağış sırasında yıldırım düştüğünü fark eden Ahmet Girkin, döndüğünde büyükbaş hayvanlardan 5'inin telef olduğunu gördü. Olayı haber alıp meraya gelen baba Hüseyin (66) ve anne Fatma Girkin (62) ise gördükleri manzara karşısına fenalık geçirdi. Yaşlı kadın ve eşi, ölen ineklerine sarılarak gözyaşı döktü. Ahmet Girkin, yağış sırasında ağaç altında bekleyen ineklerin yıldırım isabet etmesi sonucu telef olduğunu söyledi. Girkin, Ben köyde çiftçilikle ve hayvancılıkla geçimimi sağlayan biriyim. Tüm sermayem bu ineklerdi. Başka gelir kaynağım yok. Bu ineklerin sütlerini satarak geçimimi sağlıyorum. Devletimizin yardımlarını bekliyorum. ifadelerini kullandı. Fatma Girkin de telef olan hayvanlarından başka hiçbir gelirlerinin olmadığını söyledi. Girkin, Yıllar önce bir ineğimiz vardı. Bu inekler ondan çoğaldı ve 8 ineğimiz oldu. Şimdi 5'i telef oldu. Bazılarının karnında buzağı da vardı. Biz bundan sonra ne yaparız bilmiyorum. Her şeyimiz bu ineklerdi. Bu hayvanlar benim evladım gibiydi. Bize oğlumuz bakıyor. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. dedi. SOSYAL MEDYADA BİNLERCE KİŞİNİN YARDIM İÇİN SEFERBER OLDUĞU YAŞLI ÇİFTE KÜTAHYA VALİLİĞİ GEREKLİ YARDIMIN AKTARILACAĞINI DUYURDU. Akoluk Köyünde yıldırım isabet etmesi sonucu hayvanları telef olan aileye ulaşıldı.Valiliğimiz tarafından gerekli çalışmalar başlatılmıştır. Kütahya Valiliği 25 Ağustos 2016 Hepinize sonsuz teşekkürler!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/guzel-kizlari-kapmis-40-futbolcu/", "text": "Hali vakti yerinde sabahtan akşama spor yapıyor o kapmasın da güzel kızı ben mi kapayım dedirten cinsten bir liste yaptık. Bu futbolcu eşleri mankenleri kıskandıracak kadar güzel diyeceğiz ama çoğu zaten manken. Yani kıskanacak biri varsa o futbolcuları kıskanması gereken bizler. Ha ben o mankenin yerinde olmak isterdim diyecek kadın hayranlara lafım yok. Güzel vücut, güzel iş, güzel para ve sonucunda hayallerimizdeki hayat. Biz hepsine YENGE diyoruz tabii o ayrı 🙂 1- ALENA SEREDOVA Buffon'un eşi 2- ABBEY CLANCY Peter Crouch'un eşi. 3- ANARA ATANES Samir Nasri'nin kız arkadaşı. 4- ANNA ORTIZ Andres Iniesta'nın eşi. 6- CANDY RAE-FLEUR Dany Blind'in hayat arkadaşı. 7- COOLEN ROONEY Rooney ile evli 8- DANIELA COLETT Eduardo Vargas'ın kız arkadaşı. 9-DANIELA MARTINS Luis Nani'nin kız arkadaşı. 10- DANIELLA LINEKER Gary Lineker'in eşi 11-DANIELLA SEMAAN Cesc Fabregas'ın hayat arkadaşı. 12- GEORGINA DORSETT Tom Cleverly'nin kız arkadaşı. 13- EDURNE GARCIA David De Gea'nın kız arkadaşı 14- ELENA BONZANNI Valon Behrami'nin hayat arkadaşı. 15-EVANGELINA ANDERSON Martin Demichelis'in eşi. 16-HELENA SEGER Zlatan Ibrahimovic'in eşi. 17- IŞIL REÇBER Rüştü Reçber'in eşi 18-JELENA KARLEUSA Dusko Tosic'in eşi. 19- JULIA VANDEWEGHE Romelu Lukaku'nın kız arkadaşı. 20- KARINA TEJEDA Sergio Agüero'nun kız arkadaşı 21- ANN KATHRIN BRÖMMEL Götze'nin eşi 22- LENA GERCKE Khedira'nın kız arkadaşı 23- LORELEI TARON Falcao'nun eşi 24-LORENA BERNAL Mikel Arteta'nın eşi. 25- MELISSA SATTA Kevin Price-Boateng'in kız arkadaşı. 26- MICHELA QUATTROCIOCCHE Alberto Aquilani'nin kız arkadaşı. 27- MONTANA YORKE Andre Schürrle'nin kız arkadaşı. 28- NATALIA WEBER Mario Zarate'nin kız arkadaşı. 29-OKSANA ANDERSON Christian Wilhelmsson'un eşi. 30-ALICE GOODWIN Jermaine Pennant'ın eşi 31- PILAR RUBIO Sergio Ramos'un eşi. 32- POLLY PEARCE Thomas Vermaelen'in kız arkadaşı. 33-LUDIVINE KADRI SAGNA Bacary Sagna'nın eşi 34-SAM COOKE Chris Smalling'in kız arkadaşı. 35- SARA CARBONERO Casillas'ın kız arkadaşı 36- SHAKIRA Barcelona'nın başarılı oyuncusu Pique'nin eşi 37- JESSICA STERLING David Ospina'nın eşi 38- VICTORIA VARGA Graziona Pelle'nin eşi. 39- YOLANTHE Sneijder'in eski eşi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/guzel-vakit-gecirmek-icin-pepee-birlik-zamani-filmini-tercih-eden-ailelerin-yasadigi-buyuk-sok/", "text": "Gün geçmiyor ki ülkemizde bir gariplik yaşanmasın. Okulların ara tatile girmesi ile birlikte çocuklarını ödüllendirmek ve birlikte kaliteli zaman geçirmek isteyen aileler soğuk havanın da etkisiyle sinemalara akın etti. Mevzu çocuklar olunca da ilk tercih haliyle çocuk filmleri ve Pepee: Birlik Zamanı filmi oldu. Ancak sonuç hiç de istendiği gibi olmadı. Çocukların mutlu olması için gidilen sinema salonları ağlayan ve bir an önce kaçmak isteyen çocuklarla doldu taştı. Twitter kullanıcı FilmNotları da bu şoku yaşayan ailelerin feryatlarını insanlarla paylaştı. İşte ailelerden gelen o tepkiler; ''Pepee: Birlik Zamanı'' filmine ebeveynlerden yoğun tepki var. Çocuklarınızı filme götürmeden önce yorumları okumanızda fayda var. pic.twitter.com/sJ3qbw5N2z Film Eleştirileri January 29, 2017"} {"url": "https://www.thegeyik.com/guzelliginize-guzellik-katmaya-yardimci-olacak-21-ipucu/", "text": "Tüm kadınlar her şartta güzel olmak ister. Ancak kimi zaman yoğun hayat temposunda insan kendine gereken özeni gösteremez. İşte tam da bu sıkıntıları aşmak ve her şartta güzel görünmenizi sağlamak amacıyla sizlere yardımcı olacak birkaç ipucunu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Güzelliğinize Güzellik Katmaya Yardımcı Olacak 21 İpucu sizlerle; 1# Tarçın ve nane esansı yağları dudaklarınızın daha dolgun ve parlak hale getirmekte çok etkilidir. Bu maddelere alerjiniz yoksa, sadece birkaç damla dudak balsamınıza veya dudak parlatıcınıza ekleyebilirsiniz. 2# Hindistan cevizi ve zeytinyağı, su geçirmez makyajı çıkarmak için mükemmeldir. Bu malzemeler ile makyajınızı yıkamanın, yüz temizleyici olmadan bile kolaylıkla yapıldığını göreceksiniz. 3# Eğer fondöteniniz çok kalınsa, sevdiğiniz nemlendiriciyi ona ilave ederek onu inceltebilirsiniz. Eğer fondöteniniz çok inceyse bronzlaştırıcılarla karıştırarak yoğunlaştırabilirsiniz. 4# Yeni ve parlak bir cilt istiyorsanız, yüzünüzün en belirgin kısımlarında biraz krem highlighter uygulayın. Kaşlarınızı ve göz kapaklarınızı görsel olarak kaldırmak içinse kaşlarınızın üzerine bir miktar highlighter uygulayın ve alnınıza doğru harmanlayın. 5# Parlak bir cilt elde etmek için bir çorba kaşığı kabartma tozu ile temizleme sütünü karıştırın. Bu karışımı yüzünüze uygulayın, birkaç saniye hafifçe masaj yapın ve sonra ılık suyla yıkayın. Bu işlemi haftada 2-3 defa tekrarlayın. 6# Favori maskara kuruduktan sonra, tüp birkaç damla salin solüsyonu ekleyerek veya 5 dakika boyunca bir kase sıcak su koyarak canlandırabilirsiniz. 7# Kırık toz makyaj malzemelerinizi atmanız gerekmez. Aslında bunu kolayca düzeltebilirsiniz. Karışıma birkaç damla saf alkolü ekleyin, toz ve alkol karışımını bıçakla pürüzsüz hale getirin ve bir gece kurumaya bırakın. Ertesi gün, bütün alkol buharlaşmış olacak ve yeni makyaj almak zorunda kalmayacaksınız. 8# En sevdiğiniz ojelerinizde bazıları açılmakta zorlanır, kalınlaşır veya zor uygulanırsa, sıcak suyla düzeltmeyi deneyin. Şişeyi birkaç dakika için çok sıcak suya koyun, sonra alın ve sallayın. Oje hala sıcakken tırnaklarınıza uygulayın. 9# Saçınızı bükün ve dışarı çıkan tüm tüyleri ayırın. Bu, kuaför salonuna gitmeden evde kırılmış uçlardan kurtulmanın harika bir yoludur. 10# Saç spreyleri kaşlarınızı inceltmek ve yerine koymak için mükemmel bir sonuç verir. Eski bir maskara bezine biraz saç spreyi püskürterek kaşlarınızın üzerinden geçirin. 11# Bebek pudrası ve mısır nişastası kuru şampuan olarak kullanmak için mükemmeldir. Saçınızı hızlıca yenilemeniz gerektiğinde bu numarayı kullanın. 12# Dikey bukleler oluşturmak için, düzleştirici ile saçlarınızı köklerden uçlara doğru bükün. Daha sonra saç spreyi ile püskürtün. 13# Yatmadan önce saçlarınızın uçlarına uygulanan klasik bir cilt bakım kremi, saçlarınızı parlak ve pürüzsüz hale getirecektir. 14# Yeni ayakkabılar giydiğinizde oluşan su toplamalarını önlemek için ayağınıza açık bir deodorant uygulayın veya pudra kullanın. 15# Kirpiklerinizi kullanmadan önce birkaç dakika saç kurutma makinesi ile ısıtın. Bu hüner, kirpiklerınızın daha uzun süre kıvrılmasına yardımcı olacaktır. 16# Tırnaklarınız için vazelin veya sıradan bir okul tutkalı kullanın. Aşırı cila kuruduktan sonra kolayca çıkacaktır. 17# Tırnaklarınızı temel renginizle boyayın. Ardından delikli bantları sıkıca tırnaklarınıza yapıştıran ve farklı renkli bir oje uygulayın. Ojeyi kurumaya bırakın ve bandı çıkarın. Tırnak tasarımı bu yöntemler hazır olacaktır. 18# Parfümü uygulamadan önce vazelini parfüm süreceğiniz noktaları her yerine yumuşakça yayın. Bu kokunuz daha uzun süre kalmasını sağlayacaktır. 19# İki lastik toka ile saçlarınızı üst üste iki at kuyruğu haline getirin. Bu basit hüner, saçınıza kalınlığını ve dokusunu görsel olarak etkileyecektir. 20# Sivilceler onlara en az ihtiyaç duyduğunuz zamanda ortaya çıkar. Panik yapmayın! Pamuklu bezleri göz damlası içine batırın, birkaç dakika boyunca dondurucuya koyun ve ardından sivilcenin tepesine bu pamuklu bezle bastırın. 20 dakika içinde kan damarlarınız daralacak ve böylece kızarıklık yok olacaktır. 21# 2 aspirin, bir vitamin A kapsülü, 1 çorba kaşığı deniz tuzunu ve bitkisel yağı 200 ml suda içinde karıştırın. Ellerinizi bu karışımın içine 10 dakika sokup ve sonra bir kağıt havluyla silin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/guzellik-icin-kullandiginiz-yaglar-kedinizi-zehirliyor-olabilir/", "text": "Geçtiğimiz günlerde Sue Murray adında bir facebook kullanıcısının buhar makinesine bir kaç damla okaliptus yağı ekledikten sonra kedisinin vucüt ısısının düştüğünü ve çarpıntısı olduğunu, bu yüzden acilen veterinere gitmeleri gerektiğini yazmasından sonra güzellik uğruna kullandığımız ürünlerin ev hayvanlarımızı ne kadar etkilediği tekrar tartışılmaya başlandı. ASPCA yaptığı açıklamada okaliptus, portakal, limon gibi yağların kediler için zehirleyici olduğu belirtirken toksik maddelerinde bir listesini yayınladı. Üstelik kedilerin bu maddelerden etkilenmesi için tadmaları bile gerekmiyor; soluma ya da yütlerine bulaşma yoluyla bile öldürücü olabilir. Sadece kedilerin değil, köpeklerin hatta kuşların bile bu maddelere toksik madde olarak tepki verdiğini belirten dernek, evde bakılan kuşların çok hassas olduğunu, yeni alınan bir halı, hatta teflon tencereden bile etkilenebileceğini belirtiyor. *snopes.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/guzellik-standartlarinin-aslinda-farkli-olabilecegini-kanitlayan-13-unlu/", "text": "Birçoğumuz, başarılı olmak için mükemmel bir görüntüye sahip olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Ancak bu durumun aksini kanıtlayan bir sürü yıldız var. İşte güzellik kavramının ne denli farklı olabileceğini ortaya koyan 13 ünlü; 1# Vincent Cassel Doğanın kendisine vermediği mükemmel görünüşü kötü adam canlandırma kabiliyeti ve karizmasıyla birleştiren Fransız yıldız, bu imajıyla kadınların cezbetmeye devam ediyor. Hugh Laurie, yakışıklı olmaktan çok uzak olduğunu ve oyuncuların nasıl göründüklerine çok fazla dikkat edilmemesi gerektiğini düşünüyor. Laurie oyunculuğu ve karizmasıyla izleyenleri büyülemeyi sürdürüyor. Yüzünün sert, açısal farklılıklar içeren ve sinirsel olarak tanımlayan Cumberbatch Öncelikle dışarıda bırakılacağımdan korktum ama zamanla şu an bulunduğum yerin ancak beceri ile hak edilebileceğini fark ettim. Bana ipucunu verenlere teşekkür ediyorum çünkü sıkı çalışmaya başladım ve sonunda başarı geldi! sözleriyle görünüşün aslında çok da önemli olmadığını ifade ediyor. Ben sadece bıkkın olduğumda kendimi sevmiyorum.Eğer biri çirkin biri diğeri de bitkin olmak üzere iki resim gösteriyorsanız, yalnızca sonuncusu için endişe edeceğim Elf diyarının güzeline okul yıllarında büyük ağzı ve küçük gözleri için kendisine bayram çadırı ve kurbağa isimleri takılmasına rağmen hiç bir zaman yılmadı. Yıllar geçtikçe kendim ve bakışlarım hakkında çok fazla düşünmeyi bıraktım. Yaşlanma, gelişimimizin doğal ve büyüleyici bir parçası. Ünlü aktris, en iyi rollerinin çok fazla bir kadınlık içermediği ile ilgili şakalar yapmaya devam ediyor.16 yaşındaydım ve itiraf edeceğim o sıralar bir kız değil, bir çocuk değil, genç bir kadın gibi davranmak benim için oldukça zordu. Başarıya ulaşmak için onlar gibi görünmeli ve hareket etmeliydim. Başarıya ulaştım, ancak bu beni her zaman endişelendirdi. Eva bugüne kadar kabul edilen güzellik kriterlerin hiçbir zaman uymadı ancak kendine özgü görünüşü ve yeteneği ile başarılı oldu. Eva bu duruma ile ilgili olarak İngiliz InStyle dergisine Los Angelas'ta kendimi çirkin ördek gibi hissediyordum, Venüs'ten ya da başka bir yerden gelmiş gibiydim ifadelerini kullanmıştı. Daniel Craig'in yeni James Bond olduğu zamanlarda ortaya çıkan eleştiriler hala akıllarda. Ancak Craig, üstün oyunculuk performansıyla tarihin en yüksek olan Bond karakteri olmayı başardı. Kids filmindeki Jennie rolüyle hafızalara kazınan Chloe Ben klasik bir güzel değilim ve bence kızlar mükemmel olmaya çalışmamalı ifadeleriyle güzellik olgusuna karşı olan duruşunu sergilemişti. İlginç bakışları ve başarılı oyunculuğu ile her zaman gündemde olan Bardem Kendimi bir dergi kapağında gördüğümde, dünyanın delirdiğinin fark ettim ifadesiyle kendi görünüşünü eleştirmekten geri kalmıyor. Sarah kendisini güzel olarak kabul etmese de her zaman özgüvenli ve başarılı olmaya devam ediyor. Yaşıma uygun giyinmeye çalışıyorum. Fiziksel görünüşüm hakkında oldukça gerçekçiyim. Fiziksel görünüşüm hakkında endişelerim olsa çok kötü hissederdim. Ancak bunun yerine kocam ve çocuklarımın sağlığı hakkında endişelenmeyi tercih ediyorum. Ben her zaman iyi görünmediğimi biliyordum ve bu çok büyük bir avantajdı. Bütün güzel arkadaşlarım bir noktaya bakmaya başladılar ve ben sadece seks hakkında konuşmuyordum. Onlar güzel olmak için aynı şekilde baskı altında kalırken ben hep rahattım. Tim, görünüşüyle ilgili her zaman ironiktir; Ben çok ahmakça görünüyorum ya da Kabul edelim ki Brad Pitt değilim der."} {"url": "https://www.thegeyik.com/guzellik-ugruna-kendinizi-150-decede-dondurur-muydunuz/", "text": "Yeni Güzellik Trendimiz Hayırlı Olsun: Cryotherapy Güzelleşmek uğruna -150 derece, yanlış okumadınız, -150 derece soğukta bekler miydiniz? İster inanın ister inanmayın, son güzellik trendi Cryotherapy'i deneyip, soğuk hava dolu bir tankta beklemek isteyen bir çok kadın kuyruğa girmiş durumda bile. Cryotherapy Nedir? Profesyonel sporcuların kas sorunlarını azaltmak için 1970'li yıllarda Japonya'da ortaya çıkan Cryotherapy, kişinin sıvı nitrojen ya da soğutulmuş hava ile dolu bir tanka girmesi ve -150 derecede 3 dakika beklemesiyle uygulanıyor. Tankın içine girenlerin koruyucu kıyafet giymesi yasak aksine minimum giyinmeniz tavsiye ediliyor. Haftada iki veya 3 kür şeklinde uygulanan Cryotherapy, kas problemlerinin giderilmesinde yardımcı olup, metabolizmayı hızlandırıyor. Kilo verdiriyor, dinçleştiriyor, vücuttaki endorfin seviyesini arttırıp kaygıyı azaltıyor. Tabii bütün bunlar -150 derecede beklemeyi göze almış gözü kara kadınlar için. DR. ÖZ'ün anlatımıyla Business Insider'ın deneme videosu"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hababam-sinifi-filmindeki-fark-edilmeyen-hatalar/", "text": "İşte yıllarca izlediğimiz efsane film serilerindeki o hatalar... 1981 yapımı 'Hababam Sınıfı Güle Güle' filminde, Badi Ekrem'in fotoğrafının olduğu çerçevenin fotoğrafı kırılmışken, sonraki sahnede kırılmamış olarak duruyor. İşte sosyal medyada dikkatli izleyicilerin gözünden kaçmayan o hata böyle paylaşıldı. 'Hababam Sınıfı Uyanıyor' filminde yıllar sonra ortaya çıkan başka bir hata da bu sahnede gerçekleşiyor. Filmde Ahmet ile Mahmut Hoca vedalaşırken bir set çalışanı da kadraja giriyor. İşte aynaya yansıyan set çalışanı. Hababam Sınıfı Tatilde filminde yıllar sonra keşfedilen diğer detay sosyal medyada dile getirildi. Filmin bu sahnesinde tahtanın sağ üst köşesinde tarih ve saat yazıyor ama... Araya giren sahne sonrasında... Tahtadaki yazıların silinmiş olduğu gözlerden kaçmıyor. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hababam-sinifi-serisi-hakkinda-hic-bilmediginiz-16-sasirtici-bilgi/", "text": "Türk sinemasının en önemli yapıtlarından biri hiç kuşkusuz ki Hababam Sınıfı. İzlemeye doyamadığımız, repliklerini ezbere bildiğimiz bu şaheser hakkında pek de bilinmeyen, ilginç hususları sinemaseverler için listeledik. İşte Hababam Sınıfı Serisi Hakkında Hiç Bilmediğiniz 16 Şaşırtıcı Bilgi; 1# Rıfat Ilgaz'ın eseri sinemadan önce ilk olarak tiyatroya uyarlanarak seyirciyle buluştu.Tiyatro oyununda yer alan isimler ise Zeki Alasya ile Metin Akpınar'dı. Tiyatro oyununda Zeki Alasya, Tulum Hayri'yi; Metin Akpınar ise Refüze Ekrem karakterine hayat veriyordu. Oyundaki en ilginç ayrıntı ise İnek Şaban'ı Suzan Ustan'ın canlandırmasıydı. 2# Zeki Alasya ile Metin Akpınar'ın tiyatro uyarlamasında rol almasına ve eserin filmleştirme fikrinde yer almasına karşın filmde oynamamalarının bir nedeni vardı. Yönetmen Ertem Eğilmez'in o dönem için yıldız isimlerle çalışmama prensibi vardı. Hababam Sınıfı'ndaki çoğu oyuncu şimdilerde birer yıldız olarak anılsa da, o zamanlar sadece Tarık Akan yıldız olarak anılıyordu. Akan'ın filmde yer almasının nedeni ise Ertem Eğilmez ile arasında olan özel bağdı. Zeki Alasya ve Metin Akpınar ise aynı dönemde daha yüksek ücret alacakları filmde rol almayı seçmişlerdi. 3# Ertem Eğilmez ve Tarık Akan'ın arasındaki bu özel bağ, Tarık Akan'ın pek çok filminde Ferit ismini kullanmasıyla yakından ilgiliydi. Ertem Eğilmez'in kaybettiği oğlunun ismiydi Ferit. Bu nedenle oğlu gibi sevdiği Tarık Akan, Eğilmez ile birlikte çalıştığı 12 filmde Ferit adını kullandı. 4# Hababam Sınıfı'nın hikayesi ve karakterleri film için revize edildi. Revize edilen karakterler arasında öne çıkan İnek Şaban ve Mahmut Hoca'ydı. 5# Hayta İsmail'in askerden izinli olarak geldiği sahneler kurgu değildi. Filmde asker olarak gösterilen Hayta İsmail o dönem gerçekten askerdi ve seti ziyarete gelmişti. 6# Hayta İsmail'i canlandıran Ahmet Arıman'ın filmde rol almasına destek olan Münir Özkül'du. İlk kez İzmir Fuarı'nda tanışan ikili burada dostluklarını ilerletmiştir. Ahmet Arıman aslen müzisyendir. 7# Hababam Sınıfı filmlerinde Paşa Nuri karakterini canlandıran Sıtkı Akçatepe, gerçekte de Kurtuluş Savaşı gazisidir. Soyadın da anlaşılacağı gibi Halit Akçatepe'nin de babasıdır. 8# Hababam Sınıfı serisinin ilk filmi çok sevildi ve tam 28 hafta boyunca gösterimde kaldı. Serinin en çok gişe yapan filmi ise Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı oldu. 9# Aynı dönemde çekimleri yapılan Hababam Sınıfı ve Tosun Paşa filmleri kadrosunda bulunan önemli isimlerden biri Akil Öztuna'ydı. Tosun Paşa'nın çekimlerinde deveden düşünce hastaneye kaldırılan Öztuna, çekimlerin tamamlandığı tarihten sonra hayatını kaybetti. Bu sebeple Öztuna'nın sahnelerinde kesikler oluştu. 10# Hababam Sınıfı Uyanıyor filmindeki muhteşem kaçış planını kim çizdi dersiniz? Mahmut Hoca'ya yakalanmakla biten kaçış planını çizen Dilaver Gür'dü. Aslen mühendis olan Gür, filmde rol aldığı sırada İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesinde eğitimine devam etmekteydi. 11# Güdük Necmi'nin, İnek Şaban'ın babasıymış gibi rol yaptığı sahneler tahmin edilenden biraz daha gerçekçi olmuş, sahnenin provalarında Kemal Sunal'ın yüzü kanamıştır. Halit Akçatepe ne kadar kibar olmak istese de disiplini ile tanınan Eğilmez tokatların gerçekçi olmasını isteyince sonuç bu olmuş. 12# Disipline ile dikkat çeken Eğilmez, sete geç gelen Tarık Akan ve Ayşen Gruda'ya tek ayakta durma cezası bile vermiştir. 13# Filmde Kemal Sunal hariç tüm oyuncuların doğaçlama yapması yasaklanmıştır. 14# Birlikte sayısız film çeken Kemal Sunal ve Şener Şen'in birlikte kamera karşısına geçtikleri ilk film Hababam Sınıfı'dır. 15# Ayşen Gruda, Hababam Sınıfı serilerinde 3 farklı rolde yer almıştır. İlk filmde bilgi yarışması sunucusu rolünde olan Ayşen Gruda, 3 yıl sonra çekilen filmde ise öğrenci olarak karşımıza çıkmıştır. Serinin ilerleyen filmlerinde öğretmen de olan Gruda'nın kamera karşısında ilk deneyimi de bilgi yarışması sunucusudur. 16# Hababam Sınıfı serisini bizlere kazandıran Rıfat Ilgaz daktilo alacak parası olmadığı için her şeyi el yazısıyla kaleme almıştır. Nasıl bu kadar çok güldürebildiniz? sorusuna Ilgaz'ın cevabı ise oldukça düşündürücü; Eskiden idamlar sabaha karşı yapılırmış. Belli bir süre sonra idam yaklaştığında tüm dükkanlar açılmaya, esnaf satış yapmak için bağırıp çağırmaya başlamış.Bunun üzerine aileler de o saatlerde sokağa çıkmaya başlamış ve idam vakitleri panayır havasına bütünmüş. Sonuçta da ölen bir adama bakarak gülen bir halk görüntüsü oluşmuş.Ben de çöken eğitim sistemini anlattım. Hepimiz ölen bu sisteme bakarak güldük. Yani tıpkı hem eğlenceli hem de hüzünlü olabilen film müziği gibi bir alt metin saklıymış bu efsane seride."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hacda-kaybolan-fahire-karanin-zor-karari-ya-taslanacak-ya-kocasi-asilacak/", "text": "1990 yılındaki hac felaketinde ağır yaralanan ve Yemenli bir çöpçünün Suudi Arabistan'da alıkoyduğu Fahire Kara için 27 yıl sonra Türkiye'ye dönme umudu doğdu. Ancak Suudi yasalarına göre bunun için, 3 çocuk sahibi olduğu Yemenli kocasının kendisine tecavüz ettiğini söylemesi gerekiyor. Aksi takdirde kendisi zina suçundan taşlanarak öldürülecek. Batmanlı 12 çocuk annesi Fahire Kara (74) 1990 yılında hac ibadetini gerçekleştirmek için kocası Abdullah ile birlikte kutsal topraklara gitti. Kara çifti, 450'si Türk 1426 kişinin can verdiği izdiham sırasında yaralandı. Abdullah Kara eşini o kalabalıkta buldu ancak ağır yaralıydı ve acilen ambulansla hastaneye kaldırılınca son kez o an gördü. Hastaneden çıkıp günlerce Fahire'yi aradı ancak bulamadı. Sonunda öldüğünü düşünerek Batman'a döndü. MÜGE ANLI ORTAYA ÇIKARDI Yıllar sonra hacca giden bir kadının anlattıklarından yola çıkarak annelerinin yaşadığını düşünen çocuklar olayı Müge Anlı'ya taşıdı. Aylarca Fahire Kara'nın sırrı çözülmeye çalışıldı. Programa yüzlerce ihbar geldi. Fahire'nin Yemenli çöp toplayan bir adam tarafından yaralı halde kaçırıldığı iddiası Kara ailesinde şok etkisi yarattı. İddiaya göre Suudi yetkililer izdiham sırasında çevredeki herkesten yardım isteyince Yemenli, Fahire'yi kurtarma bahanesiyle kaçırmış ve yıllarca Medine'deki evinde alıkoymuş ve ondan 3 çocuk sahibi olmuştu. S.ARABİSTAN ÇALKALANDI Suudi Arabistan'dan Anlı'nın programına bağlanan bir kişi, ülkenin bu haberle çalkalandığını söyledi. Yapılan haberlerin ardından Yemenli adamın damadı ile görüşüldüğünü anlattı, Fahire Kara'nın iki oğlu ve kızının olduğunu söyledi. Oğlunun devlet görevinde bulunduğunu ve oradaki insanların çekindiği biri olduğunu, kızının ise bir Türk ile evlendiğini ve o kişinin Urfalı Davut olduğunu aktardı. Ayrıca Fahire Kara'nın ailesinin onu aradığından haberi olduğu, Yemenli'nin 85 yaşında olduğu ise diğer bilgiler arasında. ÖNÜNDE İKİ SEÇENEK VAR Bu film gibi hikayeyi haber yapan Euronews'e göre Fahire Kara'nın şimdiye kadar ortaya çıkmamasının gerisinde yapması gereken çok zor bir tercih yatıyor. Bu da Suudi Arabistan Ceza Yasası'nın 22'nci maddesinden kaynaklanıyor. Yasaya göre Suudi Arabistan sınırları içinde zina yapan kişi taşlanarak öldürülmekle cezalandırılıyor. Birini kaçırıp tecavüz ederek ondan çocuk sahibi olanlar ise halkın önünde idam ediliyor. Fahire'nin önünde şimdi iki seçenek var: 1- Yemenli adamın kendisini kaçırdığını ve zorla alıkoyup tecavüz ederek 3 çocuk sahibi olduğunu açıklaması durumunda burada doğurduğu çocuklarının babası olan adam tüm halkın gözü önünde asılacak. 2- Evli olmasına rağmen bunca yıl 85 yaşındaki bu adamla karı-koca hayatı yaşadığını itiraf etmesi durumunda ise bu kez kendisi zina suçundan taşlanarak öldürülecek. 'KİMSE ÖLMEDEN SORUN ÇÖZÜLSÜN' MİT ve Türk Dışişleri de gelişmeler sonrası Türk kadının bulunup ülkesine getirilmesi için devreye girdi. Konuyu sayfalarına taşıyan İngiliz Daily Mail gazetesine göre Türk diplomatlar 'Kimse ölmeden sorunu çözmek için' yoğun çaba sarf ediyor. 'KRAL AF YETKİSİNİ KULLANAMIYOR' Suudi Arabistan'ı önceki gün ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da Kral Selman bin Abdülaziz'e konuyu aktardığı söyleniyor. Suudi yasalarına göre suç ne kadar büyük olursa olsun Kral'ın af yetkisi bulunuyor. Ancak suç hac ziyareti sırasında işlendiği için Kral'ın af yetkisini kullanmadığı da iddialar arasında. 'EVDEN DIŞARI ÇIKARILMIYOR' Fahire Kara'nın Arabistan'da evden dışarı çıkarılmadığı iddia ediliyor. Buna göre Kara'nın Medine'deki çocuklarından biri güvenlik güçlerinde görev yapıyor. Türkiye'nin Cidde Başkonsolosluğu'nun Fahire Kara'yı aradığını bilmesi ve annesinin bulunduğu takdirde babasının asılacağını düşünmesi nedeniyle Fahire Kara'yı dışarı çıkarmadığı belirtiliyor. Yerel halkın da kendisini tanıdığı fakat güvenlik güçlerinde çalışan oğlundan çekindikleri için bilgi vermedikleri ileri sürülüyor. KENDİSİNE EV ALDI Anlı'nın programına gelen ihbarlara göre El Yahyavi camisi yakınlarına Yemenli aşiretlerin yoğunlukla ikamet ettiği bölgede yaşayan Fahire Kara, çalışarak kazandığı para ile kendisine iki katlı bir ev almış. Fahire Kara'yı kaçıran şahsın otelde çalışan akrabası ise Müge Anlı izleyicisine konu ile ilgili 'Olayın üzerinden 30 sene geçti. Fahire Kara burada bir düzen kurdu, başlarda çok sıkıntı çekti. Türkiye'ye dönmek için çok uğraştı fakat aradan geçen yıllar üzerine Türkiye'ye dönemeyeceğini anlayınca Arabistan'da kendisine bir hayat kurdu. Türkiye'ye dönse kimin yanında kalacak. Kim ona ne kadar bakacak. İlk başta herkes onu ağırlayacak fakat 6 ay sonra ne olacak? demişti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hadi-baba-kamu-spotu-kalkiyor/", "text": "Televizyon ekranlarında sıkça gördüğümüz bir kamu spotu vardı ve kamu spotunda kalbi sıkışan babalarına Hadi Baba diyen çocukları görüyordunuz. Hatta ünlü karikatürist Umut Sarıkaya da bu konuyla ilgili bir karikatür çizmişti. Artık o kamu spotu kalkıyor. Milliyet.com.tr'nin haberine göre Batmanlı Dahiliye Uzmanı Mehmet Fırat, nefes darlığı çekerken, çocukları tarafından dans ya da spora çağrılan babaları anlatan kamu spotunu bimer'e şikayet etti. Hadi Baba denilerek babaları efora teşvik eden kamu spotunun sakıncalı olduğunu belirten Dr. Fırat, BİMER'e gönderdiği yazıda, Kalp ve akciğer hastalarının en önemli belirtisi, nefes darlığıdır. Birçok kalp hastasında nefes darlığı, kriz belirtisi veya kalp damar daralmasının belirtisidir. Bu durumda yapılacak ilk iş mutlak istirahat ve en küçük harekete bile zorlamamaktır. Yorgunluğa bağlı nefes darlığı ile 'anjinal' nefes darlığını ayıramayan birinin, yakınını efora teşviki cinayet ile eşdeğerdir. Bu ayırımı yapması mümkün olmayan bir toplulukta bu reklamın çok ciddi bir zarar içerdiğini belirterek reklamın kaldırılmasını istiyorum dedi. 15 ARALIK'TA SONA ERECEK Dr. Fırat'ın yazısı üzerine söz konusu kamu spotunun yayından kaldırılmasına karar verildi. sağlık İletişimi Daire Başkanlığı'nca, Dr. Fırat'ın dilekçesine verilen yanıtta, kamu spotunun 15 Aralık'tan itibaren yayından kaldırılacağı belirtilerek, Toplum sağlığına verdiğiniz önemle birlikte görüş ve önerilerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. 'Hadi Baba' adlı kamu spotu Babalar Günü hassasiyeti ile hazırlanmıştır. Kamu spotunda, sigara kullanımı nedeniyle sağlığını kaybeden babalar ile değil, sağlıklı babaları ile birlikte kaliteli zaman geçirmek isteyen çocukların isteklerine yer verilmiştir. Sadece sigara içmesinden kaynaklı nefes darlığı yaşayan babanın çocuğunun hareketlerine yetişememesine ve babasıyla birlikte sağlıklı zaman geçirmek isteyen bir gencin isteğine vurgu yapılmıştır. Başvurunuzdaki değerli tespitleriniz bizim için önemlidir. Kamu spotu, sizlerden gelen değerlendirmeler sonucu 15 Aralık'tan itibaren yayından kaldırılacaktır denildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hafriyat-kamyonu-filan-oven-cocuklar-duymasin-isimli-dizi-yayindan-kalkiyor/", "text": "Bir ara hepimizin gönlüne taht kurmasına rağmen geri döndükten sonra hafriyat kamyonu filan öven bir diziye dönüşmüştü Çocuklar Duymasın. Son havadisler dizinin bu gereksiz hareketlerinden rahatsız olanları mutlu edecek cinsten. HaberTürk gazetesi yazarı Mustafa Doğan'ın iddiasına göre Çocuklar Duymasın reytinglerde aradığı başarıyı yakalayamayınca kanal yönetimi dizinin bitmesini istemiş. İşte Mustafa Doğan'ın yazısıyla ilgili o bölüm: Dile kolay 15 yılda üçüncü kez çekilerek bu alanda bir rekora imza attı. İzleyici kredi de verdi ama maalesef birol güven bu fırsatı kullanamadı. Senaryo beklentileri karşılamadı. Önceki sezonlardaki mizah kalitesi yakalanamadı bir türlü. Yaşanan talihsizlikler de cabası oldu. Kulağıma gelenlere göre reytingleri sınırda olan dizi için Kanal D yönetimi final kararı almış. Dizinin setine ara verilmiş. Kara haber de bugün yarın ekibe açıklanacakmış. Tabii bunda kanalın ağır topu 'Vatanım Sensin'in tatilden dönüşü ve sezonun sürpriz işlerinden 'Ver Elini aşk'ın performansı etkili oldu. Yerini asıl sahibi 'Vatanım Sensin'e bırakan 'Ver Elini Aşk' için pazar akşamında karar kılınınca 'Çocuklar Duymasın'ın bileti kesilmiş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hafta-sonu-vizyonda-hangi-filmler-var-hulya-avsarin-selfisi-avengersa-karsi/", "text": "Yaz yavaş yavaş geliyor. O gelmeden önce sinemalarda hangi güzel filmler varsa gidelim de yaza kadar vaktimizi iyi değerlendirelim diye düşünüyorsanız. Size bu hafta vizyonda olan ve oldukça iyi filmleri derledik: Avengers: Sonsuzluk Savaşı Marvel Sinematik Evreni'nin tüm karakterleri birlik olup korkunç titan Thanos'a karşı bir savaş verecek. Lanetli Konak IMDB notu 5.2 ama ben korku filmi severim derseniz bir göz atın. Selfi Hülya Avşar'ın yazıp yönettiği ilk filmi Selfi. Fragmandan olayı anlayacaksınız gibi geldi. Bunlar dışında Taksim Hold'em, Ev Kira Semt Bizim, Çarpık Evdeki Cesetler , Bizim Uşaklar, Bir Nefes Ötede gibi filmler de bu hafta sonu itibariyle vizyonda."} {"url": "https://www.thegeyik.com/haftanin-sinema-filmleri-aralik-2014/", "text": "Yeni bir haftadan merhaba. Yılın son günleri sinemaseverler için oldukça keyifli geçecek. Özellikle bu hafta beyazperdeyi oldukça iddialı yapımlar dolduruyor. Haftanın filmleri ise şöyle; - HOBBİT: BEŞ ORDUNUN SAVAŞI Hobbit serisinin son filmi bu hafta vizyonda. Orta Dünya'yı memleket bilenler için bu haber oldukça önemli. The Hobbit üçlemesinin son bölümü olan üçüncü filmde, Bilbo Baggins, Thorin Meşekalkan ve Cüceler Bölüğü'nün maceraları sona eriyor. Ejderha Smaug ile karşı karşıya geldikten ve günahkar Hobbit Gollum'dan meşhur güç yüzüğünü aldıktan sonra sağ salim eve ulaşıncaya kadar Bilbo'yu halen daha onlarca yeni serüven bekliyor. Yurtlarına tekrar kavuşan Erebor Cüceleri, Ejderha Smaug'u Göl Kasabası'nın masum yerlileri üzerine saldıkları gerçeğiyle yüzleşmek zorundadırlar. Thorin Meşekalkan ise Arkentaşı'nı ararken önemli değerlerden ödün vermiştir. Thorin'e yardımcı olamayan Bilbo tehlikeli bir seçim yapmanın eşiğine gelir. Bu esnada Lord Sauron planladığı gizli Yalnız Dağ saldırısı için dört Ork bölüğü göndermiştir. Şimdi Cüce, Elf ve İnsanların önünde iki seçenek vardır: Ya birleşip birlikte savaşacaklar ya da hep beraber yok olacaklardır. Beş ordu toplanıp savaşa girmeye hazırlanırken Bilbo hem kendi hayatı hem de arkadaşları nı kurtarmak için savaşmak durumunda kalacaktır. - FAKAT MÜZEYYEN BU DERİN BİR TUTKU Haftanın en iddialı yerli yapımı ise başrolünde biricik amirimiz Erdal Beşikçioğlu'nu ağırlıyor. Aykırı karakterlerin en güzel ilham kaynağı Beşikçioğlu filmde yazar Arif'e hayat veriyor. İlk kitabını yazmaya çalışan 'yazar' Arif, zamanının önemli bir kısmını kitabı üzerine kafa yorarak geçirir. Ona göre hayat başta kadınlar ve ilişkiler olmak üzere pek çok çözümsüz soruyu içermektedir. İlişkiler konusunda bir türlü dikişi tutturamayan Arif her daim kafasını kurcalayan bu soruların peşindedir. Fakat beklemediği bir anda Müzeyyen'in ortaya çıkmasıyla, o güne dek bildiği ya da öğrenmeye çalıştığı her şey bir anda tersyüz olur. Zira Müzeyyen'in cazibesine kapılmamak elinde değildir ve kendini bu ilişkinin akışına bırakır. Yönetmenliğini Çiğdem Vitrinel'in üstlendiği filmin senaryosu ise Vitrinel ile birlikte Ceyda Aşar'a ait. Filmin başrollerini Erdal Beşikçioğlu ve Sezin Akbaşoğulları paylaşırken, kadroda kendilerine Harun Tekin, Hare Sürel, Derya Alabora, Ege Aydan, Kerem Atabeyoğlu, Erdinç Gülener ve Barış Yalçın eşlik ediyor. - EXODUS: TANRILAR VE KRALLAR Musa ve Ramses, Mısır hükümdarı ailede birlikte yetişirler. Aralarında kan bağı olmasa da birbirlerine son derece yakın iki kardeş gibidirler. Ramses sonunda firavun olur ve Musa'yı da en güvendiği danışmanı ve komutanı yapar. Ancak Ramses, küçükken bir nehrin kenarında bulunan Musa'nın İbrani olduğunu öğrendiğinde kardeşini çölde ölüme terk edecektir. Musa ise piramitlerin yapımında köle olarak çalışmaya zorlanan İbranilerin sesi olmuştur. Bir gün rüyasında tanrının kendisiyle konuştuğunu ve İbranileri özgürleştirmek için yola çıkması gerektiğini görür. Böylece 600.000 köle ile birlikte kırk yıl sürecek uzun bir yolculuğa çıkar. Hedefleri ise 'vaadedilen topraklara' ulaşmaktır... Ünlü yönetmen Ridley Scott'ın yönetmenliğini yaptığı film, Hz. Musa'nın hayatının önemli dönüm noktalarını konu ediniyor. Tevrat'ın bazı bölümlerinden esinlenerek yazılan hikaye, Musa'nın doğumu ve Mısır kraliyet ailesi tarafından evlat edilişiyle başlıyor. Senaryosunu Bill Collage, Adam Cooper ve Steven Zaillian'ın kaleme aldığı filmin başrollerini Christian Bale, Aaron Paul ve Ben Kingsley paylaşıyor - KIRIMLI Cengiz Dağcı'nın Korkunç Yıllar adlı romanından beyazperdeye aktarılan film, II. Dünya Savaşı sırasında Alman esir kamplarında rehin alınan Tatarlı esirlerin yaşadıkları insanlık dramını ve çektikleri acıları konu alıyor. Kırım'da yaşayan Sadık Turan savaş başlayınca diğer Kırım Türkleri gibi askere alınır ve cepheye gider. Savaş esnasında Almanlara esir düşer ve Almanca biliyor olması nedeniyle bulunduğu esir kampında irtibat görevlisi olarak çalışmaya başlar. Kısa süre sonra Almanların, Kırım'ı Ruslardan kurtarıp özgürleştirme vaadiyle Türklerden oluşan birlik kurma planına dahil olarak Alman ordusunda görev almaya başlar. Ancak bunun bir oyun olduğunu fark eden Sadık artık gerçek Kırım kurtuluşu için harekete geçecek ve bu esnada hayatının aşkı Maria ile de tanışacaktır. Filmin yönetmen koltuğunda daha önce Türk Pasaport'u filmine imza atmış olan Burak Arlıel oturuyor. Oyuncu kadrosundaysa Murat Yıldırım, Selma Ergeç, Bülent Alkış, Gülçin Santırcıoğlu ve Burç Kümbetlioğlu gibi isimler yer alıyor. - YAĞMUR: KIYAMET ÇİÇEĞİ Yakın zaman tarihimizin en büyük felaketlerinden biri olarak gösterilen Çernobil faciasından sonra eşini kanserden kaybeden Elena, oğlunun da aynı hastalıktan müzdarip olduğunu öğrenince çareyi tedavi için Türkiye'ye gelmekte bulur. Elena Trabzon'da tedavi süreciyle uğraşırken, bir gün Trabzonspor'da oynama hayaliyle yanıp tutuşan futbolcu Şenol ile tanışır. Şenol sonuna düşünmeden ilk görüşte kadına aşık olur... Öte yandan 1995-1996 futbol liginde şampiyonluğa doğru giden Trabzonspor son, maçta şampiyonluğu kaybedince, amigo Ahmet'in de dünyası başına yıkılır... Bir diğer yanda ise sesi ve kişiliği ile milyonlarca insanın gönlünde taht kuran Kazım Koyuncu vardır. Bir Çernobil mağduru olarak kanserden yaşamını kaybeden Koyuncu yöre halkının sesi gibidir... Filminin oyuncu kadrosunda Engin Hepileri, Altan Erkekli, Devrim Saltoğlu, Sevtap Özaltun, Erkan Kolçak Köstendil, Sait Genay, SettarTanrıöğen, Hüseyin Avni Danyal, Elena Viunova, Rıza Sönmez ve Serap Aksoy gibi isimler yer alıyor. - ÖZGÜRLÜK DANSI Aktivist Jimmy Gralton, yaşadığı kasabada açtığı halk salonuyla ifade özgürlüğünün imkansız olduğu bir dönemde, çevre halkın bir araya gelip çeşitli konular üzerinde tartışabileceği, öğrenebileceği, kendilerini ifade edebileceği bir ortam yaratmış olur. Giderek popülerliği artan bu mekan, başta Katolik Kilisesi olmak üzere bazı çevrelerin tepki ve sansürüyle karşılaşır. Jimmy Gralton bu nedenle hayatının on yılını Amerika'da sürgünde geçirir ve 1932 yılında evine geri döndüğünde farklı bir irlanda'yla karşılaşır. Amacı ailesinin çiftliğinin bakımını sürdürmek ve annesine yardımcı olmaktır. Ancak on yıl önce yarıda bırakmış olduğu hikaye devam edecektir. Her ne kadar kilise ve toprak sahipleri gibi eski düşmanlarıyla yeniden karşı karşıya gelmeyi istemese de şartlar bu yüzleşmeyi zorunlu kılar. Gralton, 'salon'u yeniden açar ve ünü tekrar büyük bir hızla yayılmaya başlar. Ne var ki Jimmy ve yenilikçi fikirlerinin günbegün artan etkisinden rahatsız olacak önemli bir kesim vardır... - BİRE BİR Güney Kore'nin dünya çapındaki sinemacılarından Kim Ki-duk, sinemasında önemli bir yeri olan intikam temasına 'Bire Bir' ile birlikte bir kez daha dokunuyor. Liseli genç bir kız kaçırılır, tecavüze uğrar ve vahşice katledilir. Kız, yedi kişilik bir ekip tarafından öldürülmüştür. Eğitimli bir askeri tim ortaya çıkar ve bu yedi katilden birini ele geçirir. Katile zorlu işkence seanslarının ardından, yaptıklarını itiraf ettiği bir not yazdırılır ve ardından serbest bırakılır. Tim, bu suça karışan her sorumlunun peşine düşmüştür. Katil birdenbire kendini korku dolu bir maceranın içerisinde bulmuş, bir sonraki kurbanı takip etmek için yola koyulmuştur. Filmin önemli rollerinde Dong-Seok Ma, Young-Min Kim, Yi-Kyeong Lee ve Tee Yoo gibi isimler bulunuyor. - RİMOLAR VE ZİMOLAR: KASABADA BARIŞ Aralarındaki küçük çölle birbirlerinden ayrılan Rimo ve Zimo, burada yaşayanların uzun yıllardır birbirlerinden uzak durduğu iki farklı kasabadır. Her iki kasabada da yaşayanlar da birbirlerine karşı nefret ve korku hisleriyle birbirlerinden uzak durmayı seçmiştir. Ta ki Rimo'da yaşayan iki sevmli kahraman olan Minnik ve Bızdık'ın yolu çöle düşünceye dek bu ilişki bu şekilde devam eder. Bızdık ve Minnik çölde, pikniğe çıkmış olan Zimolu bir aileyle kesişir ve iki grubun da başına gelenler kasabalarını değiştirecek bir macerayı ortaya çıkarır. Ülkemizde çekilen ilk kukla filmi olma özelliğine sahip yapıtın yönetmenleri Nermin Er ve İsmet Kurtuluş. - SAFARİ MACERASI Namibia kıyılarındaki aslanlar, Okavango deltasında yaşayan filler, Kansaka'daki 15 milyonluk yarasa sürüsü, Tanzanya ağaçlarında asılı duran aslanlar ve dünyanın en büyük hayvan göçü! Gezegenin en heyecan verici canlı habitatlarından biri olan Afrika'nın Namibia bölgesinde çekimleri gerçekleşen belgesel, bu doğal güzelliğin ve içerisinde yaşayan onlarca vahşi canlının büyüleyici görüntülerini 3D formatında ileyiciyle buluşturuyor. Yönetmen Ben Stassen'ın görüntü yönetmeni Sean MacLeof Phillips ile birlikte çıktığı bu yolculukta onlara hayvan davranışbilimcisi Kevin Richardson eşlik ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hakan-altundan-kral-hareket-demet-akalin-ile-alisanin-programina-katilmamak-icin-muzigi-biraktim-demis/", "text": "Hürriyet magazin yazarı Savaş Özbey, Demet Akalın ile Alişan yeni şovları 'Sabah Sabah'ta yaşadıkları konuk meselesini gündeme taşımış; 'Müziği bıraktım deyip 1 hafta sonra şarkı çıkaran var' demişti. O kişi Hakan Altun'muş. ifadesini kullandı. Özbey, E neresinden baksanız komik çünkü... Bütün oklar da Hakan Altun'u işaret ediyordu. Demet Akalın'la yazıştık, o ismin Hakan Altun olduğunu doğruladı. Hakan Altun da bir sosyal medya açıklaması yaptı: 'Sevgili Demet ve Alişan beni davet etti ama pandemi sebebiyle 2020'de şarkı söylemeyeceğimi iletmiştim kendilerine. Hem moralim bozuk hem riskli gruptayım ben. Bir yanlış anlaşılma... Ölürüm de müziği bırakamam.' Bu açıklama durumu kurtarır mı? E şimdi 'Sağlık nedeni' diyor, 'Yanlış anlaşılma' diyor; eğer geniş gönüllü bakarsanız kurtarır. düşüncesini dile getirdi. Özbey yazısında şunları kaydetti: Ama Hakan Altun'un programa çıkmamak için söylediği bu laf, çoktan sosyal medya ahalisinin diline dolandı bile. Biri birini başından savmak, sallamak, buluşma, sinema, yemek için ekmek mi istiyor? Bahane hazır: Pampa ben müziği bıraktım."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hakan-muhafizdan-3-sezon-fragmani-geldi/", "text": "Dizinin yeni sezonunda Hakan, Muhafız kanı taşıyan abisi tarafından cehennem yerine dönen İstanbul'u kurtarmak için kıyasıya bir savaşa giriyor. Şehir Ölümsüzler'in saldırısı sonucu yayılan bir virüsle mücadele ederken, Faysal ve Rüya kötü emellerine ulaşmaya çok yaklaşıyor. Hakan panzehiri yapması için ulaşacağı Nisan ve bu yolda karşılaşacağı Burak ile şehrin insanlarını kurtarmak için maceraya koyulur. Tüm bunlara karşı ayakta kalmaya çalışan Hakan aynı zamanda altı yüz yıllık bir öfkeyle İstanbul'u kendisine dar etmeye hazırlanan Vezir'i bulması gerekir. Atalarının yaşadıkları Hakan'ın bugünkü mücadelesine ışık tutar ve geçmişle şu an arasında gidip gelen bir yolculuk için kolları sıvar. 10 bölümden oluşan fantastik dizinin başrollerinde Çağatay Ulusoy, Hazar Ergüçlü, Funda Eryiğit, Taner Ölmez, Okan Yalabık ve Burçin Terzioğlu yer alıyor. Hakan Muhafız 3. sezonuyla 6 Mart'ta tüm dünyayla aynı anda Netflix'te"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hakan-muhafizi-sadece-turkler-izlememis-iste-en-populer-oldugu-ulkeler/", "text": "Hakan Muhafız'ın İkinci Sezonu Ne Zaman Başlayacak: Netflix'in ilk orijinal Türk yapımı Hakan: Muhafız'ın ikinci sezon yayın tarihi belli oldu. Bugün sosyal medyada yayınlanan video ile Hakan: Muhafız oyuncuları, Almanya'dan Fransa'ya, dünyanın dört bir yanındaki Netflix izleyicilerine seslenerek, yeni sezonun 26 Nisan Cuma gösterime gireceğini ilan etti. Aralık ayında yayınlanan Hakan: Muhafız'ın ilk sezonu sadece Türkiye'de değil, dünya çapında büyük ilgi gördü. Öyle ki Kapalıçarşı'da kendi halinde bir halı tüccarıyken İstanbul'u korumak için karanlık güçlere karşı savaşan bir kahramana dönüşen Hakan'ın hikayesi, dünyanın dört bir yanında, 10 milyonu aşkın kişi tarafından izlendi. EN ÇOK TÜRKLER VE BREZİLYALILAR İZLEDİ Peki, dizi en çok nerelerde ilgi gördü? Hakan'ın mistik ve gizemli dünyasının kapısını arayanlar arasında başı Türkler çekiyor dersek, herhalde kimse şaşırmaz. Türkiye'den sonra ise en çok, başta Brezilya ve Meksika olmak üzere, Latin Amerika ülkelerinde seyredildi. Latin Amerika'dan sonra ise en çok Afrika ülkelerinde ilgi gördü. Bununla birlikte Netflix'in ilk orijinal Türk dizisi Kanada ve Avustralya'da da heyecan yarattı. Bu iki ülkedeki toplam izlenme oranı Meksika'dakine eşdeğer. Hakan: Muhafız'ın Ortadoğu ve Avrupa'da da hatırı sayılır bir izleyici kitlesi var. Avrupa'da bayrağı Fransa taşıyor. Ardından Almanya geliyor. Sırasıyla İspanya ve İtalya takip ediyor. İşte yeni sezonun duyurulma videosu:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hakan-muhafizin-3-ve-4-sezonu-da-cekilecek/", "text": "Netflix, bugün ilk sezonu 14 Aralık 2018'de 190'dan fazla ülkede gösterime giren, başrolünü Çağatay Ulusoy'un üstlendiği, oyuncu kadrosunda Hazar Ergüçlü, Ayça Ayşin Turan, Okan Yalabık, Mehmet Kurtuluş ve Yurdaer Okur'un yer aldığı, yapımcılığını ise Netflix adına O3 Medya kurucu ortağı Onur Güvenatam'ın üstlendiği ilk Türk orijinal dizisi Hakan: Muhafız'ın üçüncü ve dördüncü sezon onayı aldığını duyurdu. İkinci sezonunda Engin Öztürk, Boran Kuzum, Saygın Soysal ve Burçin Terzioğlu gibi başarılı isimlerin hikayeye renk katacağı fantastik drama türündeki dizi, hem Türkiye'de hem dünya çapında hatırı sayılır bir hayran kitlesine ulaştı. Şimdi ise çekimlerine önümüzdeki aylarda start verilecek olan 3. ve 4. sezonlar için hazırlıklara başlanıyor. Yeni sezonların 2020 yılında yayına girmesi planlanıyor. Dünyanın dört bir yanındaki izleyicilerden gelen tepkilerden mutluluk duyduklarını dile getiren Netflix Uluslararası Yapımlar Başkan Yardımcısı Kelly Luegenbiehl Çok yetenekli bir oyuncu kadrosu ve yapım ekibiyle birlikte 2 sezon daha çekecek olduğumuz için heyecanlıyız. Aşk, aksiyon, komedi, macera gibi Türk dramalarından alışkın olduğumuz temaların yanı sıra fantastik öğeler de içeren, İstanbul'u hikayenin odağında tutan Hakan: Muhafız sayesinde tüm dünyadaki izleyicilerimizin Türk yapımlarının başarısına bir kez daha şahit olduğunu düşünüyoruz ve bu hikayeyi daha da genişleterek izleyicilerimizle buluşturacak olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz diye konuştu. Hakan: Muhafız Hakkında Dizide sıradan ve genç Hakan'ın tarihte kendisine verilmiş gizli bir görevle İstanbul'u korumak zorunda olduğunu öğrenmesi ve yaşantısının bir anda altüst olarak epik bir maceraya adım atmasını izliyoruz. Geçmişle geleceğin, doğuyla batının buluştuğu 15 milyonluk İstanbul'da Hakan aslında hikayenin başında Kapalı Çarsı'daki bir esnaftan farksız herhangi bir genç. Oysaki çok kısa zamanda doğduğu ve büyüdüğü şehrin gizemli güçlerin tehdidi altında olduğunu öğrenmesiyle onu çok başka bir dünya bekliyor olacak!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hakan-muhafizin-yeni-sezonu-gorucuye-cikti-yayinlanmak-icin-gun-sayiyor/", "text": "Netflix'in tüm dünyada çok ses getiren ilk Türk orijinal dizisi Hakan: Muhafız'ın ikinci sezon prömiyeri 38. İstanbul Film Festivali kapsamında yapıldı. 11 Nisan Perşembe akşamı Zorlu Center Cinemaximum'da, dizi oyuncuları ve yönetmenlerin katılımıyla özel bir gösterim düzenlendi. Gösterim öncesi İstanbul Film Festivali Direktörü Kerem Ayan; Çağatay Ulusoy, Ayça Ayşin Turan, Hazar Ergüçlü, Engin Öztürk, Okan Yalabık, Burçin Terzioğlu ve yönetmenler Umut Aral ve Gönenç Uyanık ile birlikte sahnede kısa bir söyleşi gerçekleştirdi. Merakla beklenen ve 26 Nisan Cuma günü Netflix'te yayınlanacak toplam sekiz bölümlük dizinin ilk iki bölümü seyirciden büyük beğeni topladı. BOL SÜRPRİZLİ BİR SEZON İlk sezonda kendi halinde bir halı tüccarrıyken İstanbul'un muhafızı olduğunu öğrenen ve hayatını bu uğurda değiştiren Hakan , yeni sezonda da şehri yok etmeye ant içmiş Ölümsüzler ordusuna karşı tüm gücüyle savaşmaya devam ediyor. Bir taraftan da sevdiklerini korumaya çalışan Hakan'ı pek çok macera ve sürpriz bekliyor... Dünya çapında ilgiyle karşılanan Hakan: Muhafız'ın ilk sezonu 10 milyondan fazla izlendi. MÜJDE Dizinin üçüncü ve dördüncü sezonları için de çalışmalar sürüyor. Hakan: Muhafız Hakkında Hakan, yeni sezonda bir değil, her biri İstanbul'u yok etmek için ant içmiş tam yedi Ölümsüz'e karşı mücadele etmek zorunda. İstanbul'un Muhafız'ı olan Hakan'ın Ölümsüz'lerle tek tek savaşırken, diğer yandan Sadık Olanlar'a liderlik etmesi, Leyla ile olan aşkını yaşatması ve hiç beklenmedik bir sürprizle baş etmesi gerekiyor... Ölümsüzler saldırıya susamış, atakta bekliyorlar. Hakan görevinde başarısız olduğu için kendine kızgın olsa da, durumu tersine çevirmek için öfkesini kontrol etmek zorunda olduğunun farkında. Çünkü bu sefer o rakiplerini, onlar da kendisini çok iyi tanıyorlar. Artık saklambaç değil, İstanbul'u savaş alanına çevirme zamanı..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hakem-adini-sordugu-futbolcunun-kendisiyle-dalga-gectigini-dusununce-oyundan-atti/", "text": "İngiltere'de oynanan maçta hakem, Sanchez Watt'ın ismini sorduğunda cevap olarak Ne? anlamına gelen What ifadesini anladı, kendisiyle dalga geçildiğini düşünüp kırmızı kart gösterdi. İngiltere Premier Lig takımlarından Arsenal'in eski futbolcusu Sanchez Watt, belki de kariyerinin en ilginç kırmızı kartını gördü. İngiltere'de Ulusal Doğu Ligi'nde Hemel Hempstead forması giyen 27 yaşındaki futbolcu, East Thurrock karşılaşmasında bir pozisyon sonrasında sarı kartla cezalandırıldı. Kartı gösterdikten sonra maçın hakemi Dean Hulme'nin kendisine adını sorması üzerine Watt yanıtını veren İngiliz futbolcu yanlış anlaşılma kurbanı oldu. DALGA GEÇTİĞİNİ ZANNEDİP OYUNDAN ATTI Oyuncunun cevabını 'What? ' olarak algılayan hakem ısrarlı sorularına rağmen üst üste aynı yanıtı alınca kendisiyle dalga geçtiğini düşünerek futbolcuyu ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyun dışında bıraktı. Yaşanan bu olayın üzerine Hemel Hepstead kaptanı Jordan Parkes araya girerek yanlış anlaşılmayı düzeltilirken kırmızı kart iptal edildi. Arsenal formasıyla 3 kez sahaya çıkan Watt, Lig Kupası maçında bir de gol atma başarısı göstermişti. Tecrübeli futbolcu bu yıl Billericay Town takımından Hemel Hempstead'e transfer oldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hakkinin-ilham-veren-basari-hikayesi-abdde-evsizlerle-yasardi-simdi-ise-pizza-imparatorlugu-var/", "text": "Diyarbakırlı Hakkı Akdeniz, evsiz, parasız ve aç kalarak büyük çileler çektiği New York'ta azmiyle 3 kez dünya pizza şampiyonluğuna ulaşırken, yedi pizza ve bir taco dükkanı sahibi oldu. ABD'deki hayatına, Kanada'dan New York'a kaçak girerek başlayan Hakkı Akdeniz, azmi ve çalışkanlığıyla pizza imparatorluğuna uzanan büyük bir başarıya imza attı. foto: AA- Volkan Furuncu Diyarbakırlı Hakkı Akdeniz, sokakta yatıp, aç, susuz kaldığı ABD'deki yaşamında, 8 restoranın sahibi olarak dünya pizza şampiyonluğuna uzanan başarı hikayesini AA muhabirine anlattı. Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde doğan Akdeniz, 1997 yılında Kanada'ya giderek yaklaşık 4 sene üvey ağabeyinin yanında bir pizza dükkanında çalıştı. Burada zaman içinde Latin Amerikalı bir kadınla hayatını birleştiren Akdeniz bir erkek çocuğu sahibi olurken, ilerleyen yıllarda çocuğunu 10 yaşına kadar göremedi. Akdeniz oğlu 10 yaşına geldiğinde ABD Kanada arasındaki sınıra giderek tel örgüler ardında çocuğunu görebilme şansı buldu. Kendisini karşılayacak kişiyi terminalde günlerce bekledi Ailevi nedenlerden dolayı ABD'nin New York kentine gitme kararı alan Akdeniz, evsiz, aç ve susuz kaldığı New York'taki ilk günlerini ise şöyle dile getirdi: Ağabeyimin bir arkadaşı beni otobüs durağında karşılayacaktı. Kendisini otobüs durağında yaklaşık 3-4 gün bekledim ama beni almaya kimse gelmedi. Cebimdeki para da biterken günlerce sokakta evsiz kaldım. Akdeniz, daha sonra ABD'deki yeni hayatında günlerce sokakta yaşarken hayati tehlikeler atlattı. Bir gün sabaha karşı, sokakta tanıştığı Senegalli evsiz siyahi arkadaşıyla üzeri kapalı büyük bir çöp konteynerinde uyurken, konteynere yanaşan bir çöp kamyonuna, çöplerle birlikte atıldığı anda uyanarak, çöp gibi öğütülmekten son anda kurtuldu ve aynı zamanda Senegalli arkadaşının da canını kurtardı. Kanada'daki eşinden dolayı İspanyolca öğrenmesine rağmen İngilizce bilmediğini belirten Akdeniz, New York'ta evsiz kaldığı dönemde bu yüzden çektiği eziyetin daha da fazla olduğunu ifade etti. Kendisi gibi İngilizce bilmeyen Senegalli arkadaşıyla Fransızca konuşan Akdeniz, birlikte başvurdukları evsizler barınağına, kimliği olmadığı için kabul edilmediklerini bildirdi. Akdeniz, daha sonra başka bir barınağa kabul edildiklerini belirterek burada 9 hafta kaldığını ifade etti. Barınakta tanıştığı evsiz bir Türk kadının barınaktan çıkıp daha farklı bir hayata adım atmasına neden olduğunu belirten Akdeniz, evsiz kadının kendisini Manhattan'daki Sivaslı bir restoran sahibinin yanına gitmesini tavsiye ettiğini belirterek, O da beni New Jersey'de başka bir restoran sahibi ile tanıştırarak, orada iş bulmamı sağladı dedi. Daha sonra bir kaç farklı restoranda çalışan Akdeniz, bu arada boks sporuyla ilgilenmeye başladı, öyle ki bu ilgisi ve disiplini çalışması onu amatör dalda ABD Altın Eldiven şampiyonluğuna ulaştırdı. Kaburgasının kırılmasıyla boksu bırakan Akdeniz, borç parayla 2009 yılında küçük bir pizza dükkanı açarak, pizza hamuru açma işine yoğunlaştı. Akdeniz, bir çok defa bu alanda yapılan akrobasi yarışmalarına katılırken, ilk katılımda ancak 87'nci olabildi. Bu başarısızlığını kendisini yıldırmadığını belirten Akdeniz, daha sonra İtalya'da ABD'yi temsilen katıldığı yarışmada dünya birincisi oldu. Akdeniz, ABD'deki yarışmalarda da akrobatik şekilde pizza hamuru açmada 3 defa pizza şampiyonluğunu kazanmasıyla ününe ün katarken, bu arada ardı ardına açtığı pizza dükkanlarının sayısını da 7'ye çıkardı. Bir çok magazin programı ve yemekle ilgili önemli televizyon programlarında gösteri yapan Akdeniz, gösterilerini okullarda da gerçekleştirirken, gençlere pizza yapımı hakkında bilgi veriyor. Hayat hikayesi için, Ben fakir olmasaydım, sokakta yatmasaydım belki bugünleri göremeyecektim, bu başarıya ulaşamayacaktım diyen Akdeniz, sokaktaki evsiz ve dilencilere bir çok Amerikalının aksine hoşgörüyle yaklaşırken, her gün akşam kaldığı evsizler barınağına pizza dükkanlarından ücretsiz pizza gönderiyor. Akdeniz'in yeni hedefi ise yakın bir zamanda BM'ye üye ülkeleri temsilen 193 küçük pizzanın bir arada olduğu dev bir pizza yaparak Guinness Rekorlar Kitabı'na girmek. AA"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hala-umut-oldugunun-kaniti-olan-otobus-soforu/", "text": "Yolcuları ile müthiş birliktelik adet bir aile ortamı yaratan Bir Halk Otobüsü Şoföründen Çok Daha Fazlası: Hikmet Yılmaz'ı geçtiğimiz günlerde sizinle paylaşmıştık. Bugün ise başka bir kahraman ile karşınızdayız. Adı Ömer Fatih. İstanbul'un kar altında kaldığı bugünlerde görevini yerine getiren bir İETT şoförü Ömer Fatih. Ancak onu ayıran diğerlerinden ayıran farklı bir hikayesi. Zorlu günde görevi başında Üsküdar Sahili'nde seyreden Ömer Fatih, Kız Kulesi karşına geldi anda büyük bir şokla karşılaştı. Yolun ortasında duran bir tavuk yaşam savaşı veriyor, bir çok sürücü tavuğu gördüğü halde yoluna devam ediyordu. İnsiyatif kullanan Ömer Fatih, yolcularla dolu olan otobüsü sağa çekti ve soğuğa aldırmadan tavuğun hayatını kurtarmak için yardıma koştu. Zor da olsa tavuğu yakalayan kahraman İETT şoförü Ömer Fatih, tavuğu alarak otobüse bindi ve yolculara durumun kontrol altında olduğunu tavuğu Ataşehir hayvan barınağına götüreceğini söyleyerek yoluna devam etti. Tebrikler kahraman İETT şoförü Ömer Fatih'e 🙂 Görseller: DHA"} {"url": "https://www.thegeyik.com/halepten-piyanist-filmini-andiracak-bir-hayat-hikayesi/", "text": "Suriye'de yaşanan insanlık dramının son sembolü Halep'ten gelen yeni bir fotoğraf karesi oldu. AFP muhabiri Joseph Eid'in çektiği fotoğraf serisi, sanat filmlerini aratmıyor. 70 yaşındaki adam yıkılan mahallesini terk etmiyor. Halep'te yaşayan 70 yaşındaki Muhammed Muhiddin Anis, bombalar altında harabeye dönen evinde hala huzur içinde plak dinlemeye çalışıyor. Dünya basını bu kareyi 'Piyanist filminin unutulmaz sahnesi değil Halep'te gerçek hayat' diye duyurdu. Muhammed Muhiddin Anis Halep'in isyancı olarak bilinen El-Shaar mahallesinde yaşıyor. Klasik otomobil koleksiyoncusu. Daha 1950'lerde Amerikan otomobilleri biriktirmeye başlamış. 1949 model Hudson Commodor modeli otomobili harabeye dönen evinin önünde yıkık dökük duruyor. Suriye'de bir zamanlar ülkenin ekonomik başkenti olan Halep iç savaşta en büyük darbeyi yaşadı. Ülkede 6'ıncı yılına giren iç savaşta Halep ikiye bölündü. Geçtiğimiz aylarda Esad ve Rusya karşısında ağır yenilgiye uğrayan Suriyeli muhalifler Halep'ten çekildi. Halep'te şiddet olaylarının azalmasıyla birlikte insan dramları da ortaya çıkıyor. Fransız haber ajansı muhabiri Joseph Eid'in Halep'te çektiği fotoğraflar dünya basınının ilgi odağı oldu. Halep'de Ebu Ömer olarak tanınan 70 yaşındaki klasik otomobil koleksiyoncusu Muhammed Muhiddin Anis 1970'li yıllarda İspanya'nın Zaragoza kentinde tıp eğitimi gördü. Daha sonra İtalya'nın Torino kentine yerleşen Muhammed Muhiddin Anis, İtalyan otomobil devi Fiat için Arapça tercüman olarak çalıştı. Sonraki yıllarda ülkesi Suriye'ye dönen Muhammed Muhiddin Anis Halep'te Mila Robinson isimli bir kozmetik fabrikası kurdu. Muhammed Muhiddin Anis'in hayattındaki tutkusu ise babasından kendisine miras olarak kalan klasik otomobiller oldu. Halep'teki savaş Anis'in de hayatını altüst etti. Anis'in 30 klasik otomobilden oluşan koleksiyonu savaşta büyük zarar gördü. Savaş sırasında birçok klasik otomobili çalındı ya da hasar gördü. Muhammed Muhiddin Anis savaşta büyük hasar görmesine rağmen 20 aracı kurtarmayı başardı. Şu anda 13 klasik otomobil Anis'in yeni evinin önünde duruyor. 7 otomobil ise polisin girilemez diye işaretlediği bir bölgede duruyor. Muhammed Muhiddin Anis klasik otomobil sevgisini şu cümleyle ifade ediyor: Otomobilleri seviyorum çünkü kadınlar gibi güçlü ve güzeller. Anis hem Halep'te hem de iç savaşta yıkıma uğrayan bir diğer kent olan Hama'da yaşıyor. Sekiz çocuk babası olan Anis ülkesinin iç savaştan kurtulmasını ve yeniden eski günlere kavuşmayı umut ediyor. Kaynak : NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/halk-otobusu-sahibi-genclere-sahip-cikti-hic-mi-seks-hayati-olmayacak/", "text": "Kahramanmaraş'ta sorunlarını paylaşmak için bir araya gelen halk otobüsü sahiplerinden 55 yaşındaki Mehmet Nane, genç ve yeni evli şoförlere sürekli nöbet yazılmasına tepki gösterdi: Şimdi bu çocukların, gençlerin hiç mi seks hayatı olmayacak? 'Şoför program yapamıyor' Nane konuşmasında Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ahmet Kuybu'ya şöyle seslendi: Şoför o gün hiçbir program yapamıyor. Nöbetçi olan çocuk sabah kalkıyor, 'Nereye gidiyorsun bugün istirahatlisin?' denildiğinde 'Nöbete' diyor. 'Ne nöbeti?' denilince 'Araba arıza yaparsa' yanıtı veriyor. Arabaların hepsi yeni. 10 tane araba çalışıyorsa, arıza durumunda diğeri iki dakika mesafe kısaltarak arıza yapan aracın yerini doldurur. Şimdi bu çocukların, gençlerin hiç mi seks hayatı olmayacak? Yeni evli gençlerimiz var burada. Salonda bulunanlar Nane'ye alkışlarla destek verirken, Kuybu ise sorunla ilgili çözüm bulacaklarını ifade etti. K: Diken / Foto: DHA"} {"url": "https://www.thegeyik.com/halka-acik-alanda-cinsel-iliskiye-girerken-yakalanan-cifte-bakin-hakim-ne-ceza-verdi/", "text": "Ohio'nun Painesville ilçesinde mahkemeye çıkan davalılar karşılarında Michael Cicconetti isimli hakimi görünce ne bekleyeceklerini bilemiyorlar. Karizmatik hakim 21 yıl boyunca çok yaratıcı cezaların altına imza attı. Suçlu bulunan kişilere öyle cezalar verdi ki bir daha benzer bir suç işlemeyediler. Michael Cicconetti deyimi yerindeyse 'Göze göz dişe diş' kararların altına imza atıyor. Aynı zamanda beş çocuk babası olan Michael Cicconetti verdiği kararlarla herkesin dikkatini çekmeye devam ediyor. Suçlular ya hapse gidiyorlar ya da Cicconetti'nin alternatif cezalarıyla karşı karşıya kalıyorlar. 1994 yılından beri Michael Cicconetti aldığı kararlarla gündemde kalmayı başarıyor. İşte verdiği cezalardan bazıları: 1- Umumi alanda cinsel ilişkiye girdikleri için bir çift mahkemeye çıkarıldılar. Cezaları ise parktaki bütün çöpleri temizlemek oldu. Bu arada gazeteden bir reklam köşesi kiralayarak kendilerini gören herkesten özür dilemek zorunda bırakıldılar. 2- Bir kadın 35 yavru kediyi ormanın ortasına bıraktı. Kadın para cezası aldı. Buna ek olarak Hakim Cicconetti kadının dilinden konuşarak ilginç bir cezaya imza attı. Kadının kasım ayının bir gecesinde ormanda tek başına kalmasına karar verildi. Yanında yiyecek, içecek veya çadır olmayacaktı. Gece hava iyice soğuduğundan Cicconetti dayanamadı ve kendi imkanlarıyla ateş yakmasına izin verdi. 3- Adamın biri, bir polis memuruna 'domuz' diye hitap etti. Ceza olarak sokağın bir köşesinde omzunda 170 kiloluk domuz taşımasına ve elinde de 'Bu bir polis değildir' yazılı karton tutmasına karar verildi. 4- Alkollü halde araç kullanırken yakalanan sürücüye morga gidip sorumsuz sürücüler yüzünden hayatını kaybeden insanlara saatlerce bakması cezası verildi. 5- Taksiye binen bir kadın parasını ödemedi. Ceza olarak taksinin kat ettiği 48 kilometrelik yolu yürümesi sağlandı. 6- Adamın biri yoksullar için toplanan paranın bulunduğu kutuyu çaldı. Sokakta bir gün evsizler gibi yaşaması kararlaştırıldı. 7- Lise öğrencileri servislerinin tekerleklerini yardılar. Bu nedenle servis, öğleden sonra ilkokul çocuklarını okula götüremedi. Liseli öğrenciler aldıkları ceza nedeniyle, ilkokul çocuklarını pikniğe götürmek zorunda bırakıldılar. Cicconetti'nin yaratıcı cezalar verdikleri kişilerin %90'ı hayatları boyunca başka suç işlemediler. Harika değil mi? Hakimin aldığı kararların doğru olduğunu düşünüyorsanız paylaşın. Newsner TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/haluk-bilginer-ve-ali-atayin-rol-aldigi-nuh-tepesi-filminden-yeni-fragman/", "text": "Nuh Tepesi'nin Fragmanı Yayınlandı Tribeca Film Festivali ve Altın Koza gibi ulusal ve uluslararası festivallerde ödülleri toplayan Nuh Tepesi filminin fragmanı yayınlandı. Başrollerinde Haluk Bilginer, Ali Atay ve Hande Doğandemir'in yer aldığı Nuh Tepesi 6 Mart'ta vizyona girecek. Başrollerinde Haluk Bilginer, Ali Atay ve Hande Doğandemir'in rol aldığı Nuh Tepesi, 6 Mart'ta vizyona girmeye hazırlanıyor. Dünya prömiyerini Robert De Niro'nun kurucusu olduğu Tribeca Film Festivali'nde yapan ve aynı festivalde En İyi Senaryo ödülünü alan ve Ali Atay'a ise En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran Nuh Tepesi'nin yönetmenliğini ise Pencereler Ardında, Nahoş Bir Mevzu ve Kimse Elimi Tutmasın gibi dünya festivallerinde gösterilen kısa filmleriyle tanınan Cenk Ertürk üstleniyor. Darren Aronofsky'den Tam Not Alan Senaryo filme çekildi Yönetmen Cenk Ertürk'ün, New York Üniversitesi Tisch Sanat Okulu'nda Sinema Yüksek Lisansı yaparken ders aldığı Requiem For a Dream, Black Swan, Pi ve Mother gibi ses getiren filmlerin yönetmeni Darren Aronofsky'nin sınıfında sunduğu senaryosu ünlü yönetmenden büyük destek görmüştü. Aronofsky'nin filme çekilmesi için büyük destek verdiği Ertürk'ün ilk uzun metrajlı filmi olan ve senaryosunu da kaleme aldığı Nuh Tepesi, ölüm döşeğinde olan babasının son isteğini yerine getirmeye çalışan Ömer'in hikayesini anlatıyor. Film, bir yandan yıllar önce kendisinin diktiğini iddia ettiği Nuh Ağacı'nın altına gömülmek isteyen babasının isteğini yerine getirmeye bir yandan da ağacın Nuh Peygamber tarafından dikildiğine inanan köylülerin tepkileriyle başa çıkmaya çalışan Ömer'in yaşadıklarını konu ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hamama-gidince-gelen-aslinda-hic-yikanmamisim-hissi/", "text": "Hamama en az bir kez gitmiş olanların iyi bildiği bir his. Her gün düzenli olarak duşunu alan 9-6 çalışan canım kardeşlerim, bir gün birlikte bir aktivite yapmaya karar verirler. Aralarından birisi de haydi hamama gidelim der sanki başka aktivite yokmuş gibi. Neyse iyi abi gidelim temizleniriz diye herkes anlaşır ve uzun uğraşlar sonunda bir hamama gidilir. Girişte ben tellak almayacağım deseniz de orada bir karambol anında tellak amcanın haşin ve kudretli kolları bir anda bedeninizde gezmeye başlar. OVALAR DA OVALAR. Sabunlandığınızda fark etmeseniz de o sıcak su üstünüzden döküldüğü anda yerde öbek öbek köpüklü kir olunca varlığınızdan utanıp, tellakla göz göze gelmemeye çalışırsınız. Evet, o kir sizden çıkmıştır. Ve yandaki arkadaş henüz tellak sırası beklediğinden sizin yılda bir yıkandığınızı düşünmüştür. 'Her gün de duş alıyorum aslında' deseniz de yemez. O arkadaş da yıkanana kadar size o gözle baktığını düşünürsünüz. Sonra onun kir akınca içinizi bir rahatlama hissi kaplar. Göbek taşına yattığınızda da tüm arkadaşların aklında aynı düşünce vardır: E BİZ EVDE HİÇ YIKANMIYORUZ O ZAMAN! Sıkmayın tatlı canınızı kardeşlerim, hamam sonrası gazozunuzu için, her gün düzenli duşa devam, arada da hamam."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hamile-kalamiyorsaniz-disciye-gidin/", "text": "Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, kadınların sağlığı konusunda oldukça önemli olan bakterilerle ilgili şunlara değindi: 'EMBRİYONUN TUTUNMASINA ENGEL OLUYOR' Anne olmak isteyen kadınlar, diş etlerine özen göstermeli ve düzenli bir şekilde kontrole gitmeli. Diş etlerinin enfeksiyon kapmasına neden olan bakteriler, çocuk sahibi olma dönemini geciktirir. Diş eti hastalığına neden olan bu bakteri senede bir kez olan hamilelik şansını bir yıl içinde 3 kat azaltıyor. Diş eti ve çene kemiği enfeksiyonları vücutta yumurtlama ve embriyonun tutunmasına engel oluyor. Böylelikle hormon üretimi düzensiz çalışarak kadınları olumsuz etkiliyor. 'DİŞ KONTROLLERİ AKSATILMAMALI' Hamile kalmak isteyen kadınlar, diş muayenelerini aksatmayıp, folat takviyesi almayı unutmamalıdır. Dünya çapında diş eti hastalıkları ve iltihabı ciddi bir sağlık problemidir ve 35-44 yaş civarındaki nüfusun yüzde 15-20'sini etkilemektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hamile-olabileceginizi-gosteren-ve-goz-ardi-etmemeniz-gereken-14-isaret/", "text": "Belirli yemeklere karşı tiksinti duyma ve kalçanızın görüntüsündeki değişim elbette bunlardan biri. Adet döneminin gelmesini beklemek ise birçok kadının hamile olup olmadığını öğrenmek için kullandığı yaygın bir yöntem. Bir kadın hamile kaldığında, bebeğin anne karnında 40 hafta kalabilmesi için vücut çalışmaya başlar. İçerideki bütün bu değişiklikler boyunca vücut, hamilelik boyunca, bazen soğuk algınlığı veya sadece yorgunluk ile karıştırılabilecek işaretler verir. Adet döneminizi beklemeden hamile olduğunuzu gösteren 14 durumu sizinle paylaşıyoruz. #1. Hamilelikte kadınların hormon seviyesi yükselir. Özellikle estrojen ve projesteron seviyeleri artar. Bu iki hormonun artışı, adet kanamasını azaltır veya tamamen keser. En yaygın olanı ise birçok kadının adetinin hamilelik boyunca durmasıdır. #2. Hamilelik sırasında kusmak sadece sabahları olmaz. Birçok insan bunu yemek zehirlenmesi veya mide virüsü ile gelen bir sabah bulantısı olarak görür. Hamilelik hormon seviyelerinin sindirimi yavalaşmasına neden olur. #3. Vajinanızı şişkin ve hassas hissedersiniz. Daha fazla servikal mukus üretirsiniz. Süt beyazı akıntı normale göre daha kalın olur. Bu projesteron seviyesinin artmasından kaynaklanır. #4. Birçok kadın adet döneminde göğüslerini hassas hisseder, fakat bu hamilelikteki his ile karşılaştırılamaz bile. Hormon seviyesi sadece göğüsleri büyütmez aynı zamanda donumaya karşı onları hassaslaştırır. Göğüs uçları ise emzirmeye hazırlık olarak kararmaya başlar. Hamilelik boyunca göğüslerinizin büyümesine hazırlıklı olun. #5. Adet döneminiz olmamasına rağmen adet sancısı çekersiniz. Döllenmiş yumurta uterus duvarına bağlandığında, implantasyon kanaması oluşur. Bunu sancılar izler. Bu genelde birkaç gün sürer. #6. Çok fazla tuvalete gideceksiniz! Gece veya gün içinde olsun, tuvalet ev içinde en çok ziyaret edilecek yer olacak. Vücut, daha fazla kan ürettiğinden böbrekler kanı süzer. Sonucunda da mesane sürekli dolar. #7. Neredeyse her yerde ve her an uyuya kalabilirsiniz. Vücudunuz, bebeğin rahimde mükemmel bir şekilde büyümesini sağlamak için aşırı bir çaba sarf eder. Bundan dolayı yorgun düşüyor ve daha fazla kestirme ihtiyacı duyuyorsunuz. #8. Yeme alışkanlığınız değişmese de kabız olursunuz. Projesteron seviyesindeki artış besinlerin sindirimini yavaşlatır. Bu ise tuvalete çıkmayı gerçekten can sıkıcı ve hatta bazı kadınlar için bazen acı verici bir duruma getirir. Yediklerinize lif ağırlıklı besinler eklemek yardımcı olabilir. #9. Gecenin bir vakti acıkırsınız. Tatlı veya ekşi gibi belirli yemek tipleri için aşırı bir iştah sergilersiniz. #10. Geçen hafta ağzınızı sulandıran o güzelim pasta bir anda midenizi bulandırır. Doktorlar belirli kokulara karşı neden tiksinti oluştuğunu %100 bilmemesine rağmen, bunun yüksek projesteron seviyesine bağlı olduğuna inanıyor. Çoğu kadın ikinci trimestrede daha iyi hissediyor. Diğerlerinde ise belirli kokulara karşı oluşan tiksinme hamilelik boyunca devam ediyor. #11. Bir reklam, bir not ve hatta bir sohbet çocuk gibi ağlamanıza neden olabilir, ama endişelenmeyin bu tamamen normal. Ruh hali değişikliği hamilelikte tamamen yaygındır. Hormon seviyelerindeki yükselme ve değişiklikler ailenizin ve arkadaşlarınızın size karşı hassas olmasında yetecek bir durum. #12. Düz bir zemindeyken bile başınız mı dönüyor? İlk trimesterede, baş dönmesinin nedeni düşük kan basıncından kaynaklanır. Projesteron, kan damarlarının genişlemesine ve rahatlamasına neden olur ama yine de kan akışı yavaşlar. #13. Göbekten kasığa doğru ince siyah bir çizgi ortaya çıkar. Siyah çizgi her zaman oradadır ama hamilelik döneminde hormon seviyelerinin yükselmesiyle belirginleşir. Tıraş etmeyin, doğumdan sonra genellikle yok olur. Batıl inanca göre, bu çizgi annelerinin memelerini bulmalarında bebeklerin kullandığı bir rotadır. #14. Projesteron hormonu hamilelik boyunca kasları rahatlatır. Asidi yemek borusundan uzak tutan midedeki kapakçık da buna dahildir. Bebek büyüdükçe, rahimde yolunu açmak için kendisini mide üzerinde iter bunun sonucunda da asid yemek borusuna gider. Popüler inancın tersine bunun olması doğacak bebeğin saçı olacağı anlamına gelmez. 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hamilelikte-dikkat-edilmesi-gerekenler/", "text": "Hayatınızın en güzel dönemindesiniz ve yeni bir insana can vereceksiniz. Hamile olmanın en güzel yanlarından birisi bu elbette. Fakat hamile olmak bazı sorumlulukları da beraberinde getiriyor. Hamilelerin uzak durması gereken bazı maddeler var. Sizler için hamilelikte dikkat etmeniz gereken, uzak durmanız gereken maddeleri yazdık. Hamilelikte dikkat edilmesi, uzak durulması gerekenler Paraben: Hamileyken paraben içeren kozmetik ürünlerinden kesinlikle uzak durmalısınız. Nemlendiriciler, makyaj ürünleri, güneş kremi, yaşlanma karşıtı ürünlerin yanı sıra, saç bakım ürünlerinde de paraben oldukça sık kullanılır. Paraben, koruyucu madde olarak kullanılır, çeşitli kanser türleri üzerinde etkisi vardır ve vücudunuzun hormon sistemini bozabilir. C Vitamini: Damar sağlığınızı korumanıza yardım eder ve vücudunuzun varis gibi damar hastalıklarıyla savaşmasına yardımcı olur. İstenmeyen tüyler: Hamilelik döneminde, istenmeyen tüylerden kurtulmak için kimyasal kullanmamanızı öneriyoruz. Jilet kullanmak daha faydalı olacaktır. Tüy dökücü kremlerle ilgili sağlam bir kanıt olmamakla birlikte, ana maddesi tiyoglikolik asit olduğundan, hamilelik süresince kullanmamanızda fayda olacaktır. Retinoid: Hamilelik döneminde retinoid içeren maddelerden de uzak durmalısınız. Retinoid, akne tedavisinde kullanılan ürünlerde bulunur ve düşük ve doğum kusurlarıyla bağlantısı vardır. Melazma: Aynı zamanda hamilelik maskesi olarak bilinen melazma, vücutta meydana gelen renk değişikliğidir ve güneşe maruz kalan bölgelerde görülür. Melazmayı önlemek için yaz kış fark etmez mutlaka yüksek faktörlü bir güneş kremi kullanın. Yüzünüzü korumak için de geniş kenarlı bir şapka kullanın. Oksibenzon: Genellikle güneş koruma ürünlerinde kullanılır ve aşırı kullanımlarda gelişimsel toksisite ve hormonal bozukluklara yol açar. Güvenli koruma için zink oksit veya titanyum diyoksit içeren ürünler kullanın. Akne: Kullanacağınız cilt bakım ürünleri yağsız temizleyiciler ve nemlendiriciler olmalıdır. Aynı zamanda, hamilelikte yaşanan ekstra yağlanmayı önlemek için astrenjan içermelidir. Hamileyken cildinize zarar verecek salisilik asit veya benzoil peroksit yerine çay ağacı yağı ya da hamamelis içeren ürünler kullanabilirsiniz. Saç bakımı: Saç boyası içinde bulunan Pfenilendiyamin maddesi hamileyken son derece zararlıdır. Bu madde aynı zamanda saç spreyi, şampuan ve kremlerde de bulunur. Bu nedenle organik, doğal ve kimyasal maddesiz ürünleri tercih edin. Formaldehit: Bebeğinizin sağlığı için, oje ve saç boyası seçerken formaldehit içermeyen ürünler seçmelisiniz. Bu ürünler kanser, reprodüktif ve gelişimsel zehirlenmelerle yakından ilgilidir. Hindistancevizi yağı: Hindistancevizi yağını hem vücudunuz, hem yüzünüz hem de saçınız için kullanabilirsiniz. Göğüs ucu kremi olarak da kullanılabilir. Ftalat: Ftalat ojeden parfüme kadar pek çok üründe bulunur. Ftalat, ürünlerin daha uzun süre dayanmasını sağlayan plastikleştirici maddedir ve bu kimyasala uzun süre maruz kalma vücutta toksisite birikimine neden olur. Depresyon: Hamileyken, hem beslenmenize hem de ruh halinize son derece özen göstermelisiniz. Stresten uzak kalmalı, kendinizi bol bol dinlendirmelisiniz. Unutmayın ne kadar huzurlu bir gebelik geçirirseniz o kadar huzurlu bir bebeğiniz olur. Cilt: Hamilelik döneminde ağır makyajdan uzak durmalısınız. Cildiniz normalden daha hassaslaşır ve daha fazla özen ister. Ağır fondöten gibi gözeneklerinizin tıkanmasına neden olan ürünlerden uzak durmanız iyi olur. Metilbenzen: Metilbenzen tırnak ürünlerinde bulunur bu nedenle oje sürecekseniz de metilbenzen içermeyen ürünler kullanmalısınız. Ruj: Kullandığınız ürünler hakkında kesinlikle araştırma yapmalısınız. Rujlarda yer alan kurşun hakkında bilginiz var mı? Gün içinde sürekli tazelendiği için, ruj içindeki maddeler son derece önemlidir. Uzun süreli ruj kullanımı sonrasında vücutta kurşun birikir. Diş beyazlatıcılar: Beyazlığı korumak için peroksit ve florür içermeyen diş macunlarını tercih edin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hande-yener-igrenc-muzik-yapiliyor-allah-razi-olsun-rapcilerden/", "text": "Şarkıcı Hande Yener, müzik piyasasıyla ilgili açıklamalarda bulunarak 'İğrenç müzik yapılıyor' diye 20 yıldır söylüyorum, Allah razı olsun rap'çilerden, pop'u yendiler ifadelerini kullandı. Şarkıcı Hande Yener, müzik piyasasıyla ilgili basın mensuplarına yaptığı açıklamada pop müzik yapan şarkıcıları eleştirdi ve İğrenç müzik yapılıyor dedi. Sözcü'den Emre Çevik'in haberine göre pop müzik şarkıcılarının tarzlarını yenilmediği ve yeni şarkılar üretmediği için pop müziğin bittiğini düşünen şarkıcı, Güzel bir temizlik oldu, Allah razı olsun rapçilerden o yüzden rap popu yendi dedi ve çıkacak albümün biten pop müziğine yeniden hayat vereceğini belirterek şunları söyledi: Müzik dünyası karışmış durumda. Rap popu yedi ama rap'te de çok iyi bir şey yok. Şu anda ortada dinlenecek bir şey yok. O yüzden benim albüm hem benim hem de müzik dünyası için önemli. Albümle birlikte popta yeni bir atılım olacak. Hep söylüyordum 'Pop müzikte bir gerileme var, yeni bir tarz yapın, kendinizi geliştirin' diye ve gördüğünüz gibi yeni bir şeye yapmayanlar yüzünden şu anda pop müzik bitti görünüyor. Ben her zaman üretiyorum, her zaman yeni bir şey yapıyorum. Bu yaptığım albümde tarzımın dışında. 'Rap'çilerin mekanı cennet olsun' Meslektaşlarım üretmiyorlar. Üretemediklerini biliyoruz. Tarz da yapamıyorlar. Ülkemizde müzik kalitesiyle ilgili ben her zaman isyan ediyordum. Müzik yok diye. Arayış yok. Hep aynı. 130 tempo üzerine değişen sözler ve bol bol ekstraya giden tipler, artık gidemiyor. O tarz bittiği için çok mutluyum gerçekten. Müziği kanatanlar artık kanatamayacaklar. Yeni tarz ortaya çıkartmak için işi bilmek gerekiyor o yüzden işi bilmedikleri ortaya çıktı. rape de yönelemiyorlar ve rap de yapamıyorlar. Rap okumakla rapçi mi oluyorsun? Pop okumakla popçu mu oluyorsun? Keşke alternatif tarzlar yaratabilselerdi bugün popüler olan şeyin üzerine atlamazladı bu kadar diye düşünüyorum. Ben bu konuda tam 20 yıldır doluyum. Müzik kalitesini mahvettiler. 'İğrenç müzik yapılıyor' diye 20 yıldır söylüyorum kötü ben oluyorum, snob ben oluyorum sonra. Ne oldu 20 yılın sonunda herkesin dinleyip sevdiği şarkılar, şarkıcıları niye şimdi dilemiyorlar. Bunu sorgulamak lazım. Neyse güzel bir temizlik oldu. Allah razı olsun rapçilerden. Benim yapamadığımı yaptılar onlara teşekkür ediyorum ellerine sağlık. Mekanı cennet olsun hepsinin. Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hande-yener-ile-seren-serengilin-bol-ifsali-sosyal-medya-kapismasi/", "text": "Hande Yener bir anda gündeme oturdu. Hem de acayip bir paylaşımla Seren Serengil'i ifşa ederek. Yazının alt kısmında bu paylaşımın orijinali var isterseniz inmeyebilirsiniz. Şarkıcı Hande Yener ile Seren Serengil arasında sosyal medya hesapları üzerinden sert bir tartışma yaşandı. İki ünlü isim de birbirlerine hayli sert ithamlarla yüklendi. Tartışmanın fitilini Serengil'in sunduğu magazin programında, Telifmetre araştırmasında Hande Yener'in ilk sırada çıkmasına, inanmaması ve 'bunu araştıracağım' demesi yaktı. Telifmetre araştırmasında radyolarda şarkıları en çok çalınan isim olarak Hande Yener'in çıkmasına sunduğu magazin programında şüpheyle yaklaşan Seren Serengil'e Hande Yener'den skandal bir paylaşımla 'cevap' geldi. Hande Yener Instagram profilinde Seren Serengil'in üstsüz bir fotoğrafını yayınlayarak Aa serenmetreye bakıyor, yine göremiyor notunu ekledi. Bu paylaşım bir süre sonra sonra sayfadan kaldırıldı ve Yener bu kez şu notu paylaştı: Ben silmedim Instagram müstehcen bulmuş... SERENGİL'DEN 'UYUŞTURUCU' İDDİALI CEVAP Yener'in paylaşımlarına bu kez Serengil hayli sert ithamlarla cevap verdi. İnstagram sayfasından bir video paylaşan Serengil, Uyuşturucu kullanan insanlar normal hareketler yapmıyorlar. Uyuşturucu kullanan insanlar kafaları net değil dedi. Serengil videosunda şunları söyledi: Berna beni evden çıkarmadığı için çıkamadım arkadaşlar. Siz canınızı sıkmayın gerçekten. Uyuşturucu kullanan insanlar normal hareketler yapmıyorlar. Uyuşturucu kullanan insanlar kafaları net değil.Ben 15 yıl önce annemin evinin iskelesinde bikini izi çıkmasın diye kafamda mandalla güneşlenirken, uzaktan çekilen fotoğrafı insanlar bulup yayınladıkları zaman ne kendi hayatlarının iğrençliklerini kapatabiliyorlar ne de başarısızlıklarını kapatabiliyorlar. Umursamayın. Avukatıma yönlendirdim. O gereğini yapacak. Siz üzülmeyin. Öpüyorum sizi. ATIŞMA SÜRÜYOR Serengil bu videonun ardından da, Yener'in bir klibiden bir fotoğraf paylaşarak, Bu kafalar hangi kafalar Hande notunu ekledi. Hande Yener ise Serengil'in eski bir röportajında yer alan '15 yaşında uyuşturucu operasyonunda tutuklandık' açıklamasını paylaştı. Kavga bugün de sürer gibi... Hurriyet.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hangi-futbol-yorumcusu-hangi-takimi-tutuyor/", "text": "Spor müsabakalarını değerlendiren, futbol maçlarını sunan veya maçları yorumlayan ekiplerden hangi yorumcu hangi takımı tutuyor biliyor musunuz? Şimdi sizler için kısa bir özet geçeceğiz. Bakalım hangi yorumcu hangi takımı tutuyor? Futbol Yorumcularının Tuttuğu Takımlar Ercan Taner / Beşiktaş Şansal Büyüka / Fenerbahçe Bağış Erten / Galatasaray Ali Ece Beşiktaş Cem Dizdar / Beşiktaş Nebil Evren / Galatasaray Gökmen Özdenak / Galatasaray Serdar Ali Çelikler / Fenerbahçe Pınar Bekbölet / Galatasaray Mehmet Demirkol / Fenerbahçe Tuğba Dural / Galatasaray Sinan Engin / Beşiktaş Çağla Çağıl Özkul / Galatasaray Murat Kosova / Beşiktaş Emek Ege / Fenerbahçe Ertem Şener / Beşiktaş Ersin Düzen / Fenerbahçe Sine Büyüka / Galatasaray Okay Karacan / Beşiktaş Özgür Buzbaş / Fenerbahçe Mehmet Ayan / Galatasaray Melih Gümüşbıçak / Beşiktaş Serhat Uluren / Galatasaray Levent Özçelik / Galatasaray"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hangi-tip-annesiniz/", "text": "Annelik modelinizin çocuğunuzu nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Çocuğunuzla iletişiminiz nasıl? Anlayabileceği her konuda çocuğunuzun fikrini alıp, onun da görüşüne değer verdiğinizi hissettiriyor musunuz? Yoksa daha çok çünkü ben öyle istiyorum, ben senin annenim, bunu yapmak zorundasın türünden cümleler mi kullanıyorsunuz? Ya da çocuğunuzu hayal kırıklığına uğratmak istemediğiniz için her istediğine izin veriyor, onun ruh haline göre asla yapmaması gereken bir şeyi bile yapmasına ses çıkarmıyor musunuz? Tüm bunlar bir yana çocuğunuz size ihtiyaç duyduğunda, her seferinde kendinizi çeşitli mazeretlerinizi anlatarak neden o anda onun yanında olamadığınızı açıklarken mi buluyorsunuz? Dahası onun ihtiyaçlarına, okuldaki deneyimlerine, arkadaşlık ilişkilerindeki durumlara ya da nerede ne yaptıklarına karşı ilgisiz misiniz? İşte bu davranış modelleri, sizin hangi tip anne olduğunuzu bilimsel olarak ortaya koyan işaretler. Peki bilimsel olarak tanımlanan bu 4 annelik modeli, çocuğunuzun hem bugününü hem geleceğini nasıl etkileyebiliyor? Uzman Psikolog Sena Yücesan, Anneler Günü kapsamında yaptığı açıklamada; 4 farklı ebeveynlik tarzı bulunduğunu belirterek, hem annelik modelinizi saptayabileceğiniz bilgilendirici bir yazı hazırladı hem de çocuğunuza etkilerini anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Demokratik Anneler / Sıcak fakat sıkı Çünkü ben öyle söyledim, Ben öyle istedim demek yerine, çocuğunuzu dinliyor, görüşünü anlamaya çalışıyor ve fikirlerine değer veriyorsanız, Çocuğunuzla her türlü konuyu müzakere etmeye çalışıyorsanız, fakat nihai sorumluluk yine sizde oluyorsa, Çocuğunuzun günü planlıysa; gelişimine uygun aktivitelerde bulunurken, televizyon ya da bilgisayar başında geçireceği süre gibi çeşitli eylemlerini kısıtlamışsanız, Evin kurallarına neden uyması gerektiğini, koyduğunuz kuralların ne işe yaradığını anlatıp onunla ortak bir yol bulmaya çalışıyorsanız, ancak kurallara uymadığında sonuç ceza değil; uyarıysa, Çocuğunuz sizinle rahatça iletişime geçebiliyorsa, her konuda düşüncelerini sizinle paylaşabiliyorsa, onu yargılamayacağınızı ya da kınamayacağınızı biliyorsa, Çocuğunuzdan beklentileriniz genellikle onun yaşına ve gelişimine uygunluk gösteriyorsa, Bağımsız bir birey olması için teşvik ediyorsanız. Çocuğa etkileri Araştırmalara göre, demokratik annelerin çocukları tartışma konularını iyi bir noktaya bağlayabiliyor ve tartışmaları aşmayı öğrenebiliyorlar. Bu tarz bir ebeveynlik, çocuğun sağlıklı bir ortamda büyümesini sağlıyor, anne ve çocuk arasındaki üretken ilişkiyi teşvik ediyor. Demokratik annelerin çocuklarının sosyal yönden daha yetkin, sorumlu ve özerk olma ihtimallerinin daha yüksek olduğu düşünülüyor. Otoriter Anneler / Ben öyle istediğim için! Şartlar ne olursa olsun çocuğunuzun her koşulda kurallara soru sormadan uyması gerektiğine inanıyorsanız, Onun yaşantısına ilişkin seçenekler yerine kendi beklentilerinizi sıralıyorsanız, Sıkı bir disiplin uyguluyor, kısıtlayıcı ve cezalandırıcı bir üslup kullanıyorsanız, Kendinizi sık sık Ben öyle istediğim için, Çünkü ben öyle söylüyorum, ben senin annenim diyerek kurallarınızı açıklarken buluyorsanız, Çocuğunuza istediklerinizi yaptırmak için ceza vermeyi araç olarak kullanıp, sık sık ceza veriyorsanız, Çocuğunuz cezalandırılacağı gerekçesiyle düşüncelerini sizinle paylaşamıyorsa, Çocuğunuza karşı düşük sıcaklık gösteriyor, Böyle yaparsan seni sevmem, Kardeşin daha uslu onu daha çok seviyoruz, Beni hasta ettin, Seni bırakıp giderim gibi cümlelerle sevgi kaybına yönelik suçlamalarda bulunuyorsanız, Genellikle çocuğunuzdan beklentileriniz yüksekse ve bu beklentiler onun gelişimiyle uyum göstermiyorsa. Çocuğa etkileri Otoriter tarz muamele gören çocukların okul uyumunun az olduğu gözlemleniyor. Otorite olduğunda sessiz kalıp, olmadığında ise saldırgan olma eğilimine girebiliyorlar. Çocuklar ya isyankar ya da bağımlı olmaya başlıyorlar. İsyankarlaşan çocuk agresif davranışlar sergileyebiliyor. Daha itaatkar olan çocuklar ise ailelerine bağımlı hale gelebiliyorlar. Otoriter annelerin çocukları, düşük benlik saygısı, korkulu veya utangaç olma, sosyal durumlarda zorluk çekme ve muhtemelen anne bakımının dışındayken uygun olmayan davranış sergilemeye meyilli bireyler olabiliyorlar. Otoriter tarzdaki bazı kurallar ve yapılar sağlıklı çocuk yetiştirmek için önemli olsa da, iyi niyetli yapılan bu uygulamalar aşırıya kaçıp çocuğa zarar vermeye başlayabilir. Bu sebeplerden dolayı, sağlanan yapıyı açık iletişimle desteklemek çok önemli! İzin Verici Anneler / Anne değil arkadaş gibi Çocuğunuzun hayal kırıklığına uğrayabileceği gerekçesiyle hayır demekten kaçınıyorsanız, Kuralları genellikle çocuğunuzun ruh haline ve hislerine göre esnetiyorsanız, Çocuğunuzla çatışmalardan sağlıklı bir iletişimle çıkmak yerine, o üzülmesin diye olası çatışmalardan kaçınıyorsanız, Anne olmaktan çok arkadaş olmaya çalışıyorsanız, Çocuğunuzun bir şeyler yapması, onu motive etmek için abartılı ödüller veriyor ya da vaat ediyorsanız, Çok sıcak fakat kontrolsüz davranıyorsanız, sevginizi göstermenin yolunun onun bütün istediklerini vermek olduğunu düşünüyorsanız, Eğer istiyorsan geç saatlere kadar oturabilirsin, Yapmak istemiyorsan hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsin tarzı cümleler kuruyorsanız, Çocuğa etkileri Bu annelik modelinin zararlı olduğu düşünülüyor. Bir çocuğun en çok isteyebileceği annelik tarzının bu olduğu düşünülse bile, sonuçları olmadan verilen özgürlük hissi uzun vadede çocuğa zarar verebilir. Çocuklar kendilerini kontrol etmekte güçlük çekebiliyor ve akran ilişkilerini yürütmekte benmerkezci eğilimler gösterebiliyorlar. Bazı çocuklar kendilerini güvende hissedebilmek için, annelerinin gerekli durumlarda onlara sınır koyabileceklerini bilmeye ihtiyaç duymaya başlıyorlar. Çocuğun gelişiminde, anne ve çocuk rollerinin net bir şekilde kestirilmesi gereklidir. Yapılan bilimsel bir araştırmaya göre, izin verici annelerin çocuklarının yüksek dozda alkol alma ihtimalinin diğer çocuklara göre üç kat daha fazla olacağı saptanmıştır! Bu da anne-çocuk ilişkisinde sınır kavramının ve rollerin netliğinin önemini ortaya koymaktadır. İlgisiz Anneler Çocuğunuzun duygusal ya da fiziksel ihtiyaçlarıyla ilgilenecek zaman bulamıyor, sadece basit ihtiyaçlarını karşılıyorsanız, Çocuğunuzun ev hayatı dışında eğitim ya da sosyal hayatı hakkında pek bir bilginiz yoksa, İş ya da başka sebeplerden dolayı çocuğunuzu sık sık yalnız bırakarak, evin dışında fazla zaman harcıyorsanız, onunla geçirdiğiniz zaman ve paylaşımınız azsa, Çocuğunuz size ihtiyaç duyduğunda, kendinizi mazeretlerle onun için neden orada olamadığınızı açıklarken buluyorsanız, Çocuğunuzun arkadaşlarının, öğretmenlerinin adından daha fazlasını bilmiyorsanız, Çocuğunuza karşı sıcak davranmıyorsanız ve ondan herhangi bir beklentiniz yoksa, Çocuğunuzun ihtiyaçlarına, okuldaki deneyimlerine, arkadaş ilişkilerindeki durumlara ya da nerede ne yaptığına ilgisiz kalıyorsanız, Nerede olduğun umurumda değil, Ne yaptığını neden umursayayım? tarzı cümleler kullanıyorsanız, Çocuğunuz tarafından rahatsız edilmek istemiyorsanız ve kendi hayatınızla ilgilenme eğilimindeyseniz. Çocuğa etkileri Yukarıdakiler sizi ya da tanıdığınız birini tarif ediyorsa, bu çocuğun zarar görme riskinin yüksek olduğunun işaretini veriyor diyebiliriz. İhmalkar anneler, çocuklarını dış dünyayı keşfedebilmeleri için gerekli olan temel güven duygusundan yoksun bırakabilecekleri için çocuklarına risk yaratabilirler. Bunun ötesinde, annesi ile olumsuz iletişim ya da iletişimde olmayan çocuklar, yaşıtlarıyla ya da diğer insanlarla iletişim kurma ve kurulan iletişimi yürütmede zorluk çekebilirler. Kendinizin ya da bir yakınınızın ihmal edici bir ebeveyn olduğunu düşünüyorsanız, çocuğa zarar vermemek ya da hayatında yıkıcı bir etki bırakmamak için okulların rehberlik öğretmenlerinden, uzman psikologlardan ya da psikolojik danışmanlardan yardım almanız önerilmektedir. En faydalısı 'demokratik' anne olmak ama... Uzman Psikolog Sena Yücesan, dört farklı annelik tarzından, sağlıklı çocuk gelişimi için en uygun modelin demokratik annelik olduğunu belirterek Demokratik tarz; sevgiyi, anne-çocuk etkileşimini ve çocuğunun davranışlarını dengeler. Böyle bir atmosfer çocuğun kendine güvenmesine, annenin sınır çizebilmesine, yönerge ve kuralların sınırlarının uygunluğu çerçevesinden çocuğun sağlıklı bir özerklik geliştirmesine fırsat verir. Bununla birlikte annenin annelik tarzı çocuğu etkileyebilirken, çocuğun davranışları da annenin ebeveynliğini etkileyebilir. En sağlıklısı 'demokratik' annelik tutumu gibi gözükmektedir; ama bu herkes açısından en iyi ebeveynlik türüdür diyebilmemiz için yeterli değildir. Bir çocuğun akademik başarısını ya da sorumluluk alma kapasitesini çocuğun 'bireyselliğinden' ayırarak sadece annelik tutumuna bağlayamayız. Çocuğun bireyselliği, algısı ve çevresel faktörler de çocuğun davranışları üzerinde önemli rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra her anne tek bir ebeveynlik tutumu sergilemez. Bunları birleştirerek kullanan anneler de vardır. Örneğin; çocuğunun arkadaşlarıyla tatile gitmesine izin veren bir anne demokratik tarz sergilerken, aynı anne sebebini açıklamadan çocuğunun, arkadaşlarının kullandığı arabaya binmesine izin vermeyerek otoriter tarzla demokratik tarzı bir arada kullanır diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hangi-ulkede-ne-icilir/", "text": "Seyahatseverlerin bir ülkeye giderken dikkat ettiği şeylerden birisi de o ülkede hangi içeceğin meşhur olduğu kesinlikle. Gidenlere ilk sorulardan birisi kesinlikle babacım her şey iyi hoş da peki oraya gidince ne içmeli oluyor. Bizler de bu soruya cevap ararken bu güzel çalışmaya denk geldik. Sağolsun başarılı sanatçı ya da kurator diyelim Karen McDermott ülkelerin hangi içeceği meşhursa o içeceğin üstüne şehirleri resmetmiş. Bu soruya birbirinden güzel kahvelerle cevap verebiliriz. Özgürlük anıtı ve diğer Amerika'yı çağrıştıran nesneler Starbucks bardağında. İngiltere denilince akla ilk gelen şey kraliyetse ikinci şey kesinlikle çay. Bu fincanda size İngiltere'yi anlatan binalar ve bulutlu bir hava yer alıyor. Londra'ya ucuz uçak bileti arayanlar için Bu soruyu sormadınız sayıyorum, kesinlikle Guinness bira Bu soruya şarap yanıtını verse de ben Paris'in kahvelerine de bayılıyorum gençler VODKA!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hangi-walking-dead-karakteri-7-sezonu-tamamlayamaz-iste-olasiliklar/", "text": "Kış arasına oldukça kritik bir noktada giren Walking Dead için bu sezonu kim tamamlayamaz? bahisleri de açıldı. Rick'in kesin olarak ölmeyeceğinin kabul edildiği olasılık tablosunda en önemli 17 karakter ölüm olasılıklarına göre sıralandı. İşte Olasılıklar; 17# Carl Ölüm Olasılığı: 1/10 Rick'in oğlu sonuçta kolay kolay ölmez. 16# Maggie Ölüm Olasılığı: 2/10 Ölmesin 🙁 15# Michonne Ölüm Olasılığı: 2/10 Kılıç kullanan kadına haliyle bir şey olmaz. 14# Jesus Ölüm Olasılığı: 3/10 İsme dikkat! 13# Negan Ölüm Olasılığı: 3/10 Adam daha yeni geldi. Hemen ölsün mü? 12# Daryl Ölüm Olasılığı: 4/10 Daryl ölmez. Ölemez! 11# Ezekiel Ölüm Olasılığı: 4/10 Adamın kaplanı var kaplanı! 10# Dwight Ölüm Olasılığı: 5/10 9# Sasha Ölüm Olasılığı: 6/10 8# Aaron Ölüm Olasılığı: 6/10 7# Tara Ölüm Olasılığı: 6/10 6# Morgan Ölüm Olasılığı: 7/10 5# Carol Ölüm Olasılığı: 7/10 4# Eugene Ölüm Olasılığı: 8/10 Ölsün artık bir zahmet. 3# Rosita Ölüm Olasılığı: 8/10 Lucille'i vurdun Rosita. Pek şansın yok 🙁 2# Gabriel Ölüm Olasılığı: 9/10 1# Gregory Ölüm Olasılığı: 9/10 Bu abinin karakterde sıkıntı var. Ölsün!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hangi-yastaki-cocuk-nasil-oyun-oynar/", "text": "Çocukla oynamanın bağları güçlendirdiğinin altını çizen uzmanlar oyun oynayan çocuğun oyunu birden bire kesilmemesi ve oyununu tamamlaması için kendisine önceden bilgi verilmesi uyarısında da bulunuyor. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Öğretim Görevlisi Neşe Şekerci, çocuk ve oyun ilişkisinin önemine işaret ederek oyunun çocuğun gelişimi üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Öğretim Görevlisi Neşe Şekerci, çocukların yaşlarına göre oyun becerilerinin gelişimine ilişkin şu bilgileri verdi: Bebeklik döneminde; nesneleri ve çevreyi tanıma çabası içerisindedirler. Emekleme ve yürüme ile birlikte etrafta gördükleri her şeyi dokunarak, atarak, ağızlarına sokarak tanımaya çalışırlar. 1-3 yaş döneminde; buldukları nesneler ile taklit oyunlarına başlarlar. Bir bardak ile su içme, telefon ile konuşma taklitleri yaparlar. Bu dönemde kendi başlarına oynarlar. Etrafta başka çocuk olsa bile onları sadece izler, iletişim kurmaya çalışmazlar. Karşılıklı oturtsanız bile herkes elindeki ile oynar ya da karşısındaki çocuğun elindeki oyuncağı ister. 3-6 yaş dönemi; oyun dönemi olarak da adlandırılır. Çocuklar 3 yaşa kadar nesneler ve çevreleri ile deneyim kazanırlar ve 3 yaşından sonra oyun kurmaya başlarlar. Fakat çoğu 3 yaş çocuğu hala oyuncakları paylaşmada, iş birliği yaparak oyun oynamada problem yaşar. 3-6 yaş döneminde; çocuk gün boyu soru sorar, konuşur, yorulmadan oyun oynar. Toplumsal kuralları öğrendikçe arkadaşlarıyla oyun kurmaya ve birlikte vakit geçirmeye başlar. 4-5 yaş çocukları; çoğunlukla evcilik, askercilik gibi hayali oyunlar oynamayı tercih ederler, izledikleri filmlerdeki karakterleri taklit ederler. Ahşap bloklar ve legolarla çeşitli inşa oyunları oynarlar. Bazen bu oyun materyallerini oynadıkları oyunda farklı amaçlarla kullanırlar. 5-6 yaş çocukları; çocuklarda birlikte oyun kurarak oynama yaklaşık 5-6 yaş civarında görülür. 5-6 yaş çocukları masa oyunlarına daha çok ilgi duyarlar. Kesme yapıştırma, resim yapma, rakamları yazma, yapbozlar ile oynamayı tercih ederler. Anne ve babalar bu uyarılara kulak verin Oyun ve oyuncak konusunda ebeveynlere tavsiyede bulunan Öğretim Görevlisi Neşe Şekerci, tavsiyelerini şöyle sıraladı: Çocuğa oyun için uygun ortamın ve yeterli malzemenin sağlanması gerekir. Bunun için evin bir köşesi, bir odası, evin bahçesi, oyun parkları kullanılabilir. Arkadaşları ile oyun oynayabileceği ortamlar sağlayabilirsiniz. Oyun oynayan çocuğun oyunu birden bire kesilmemeli, oyununu tamamlaması için önceden bilgi verilmelidir. Oyuncakları bir kutuda toplamayın! Oyuncakların hepsini bir kutuya doldurmak yerine, oyuncaklar özelliklerine göre gruplandırılmalıdır. Çocuğun aynı düzeni sağlaması istenmelidir. Benzer oyuncaklardan çok fazla almak yerine, çocuğun farklı oyunlar kurabileceği çok amaçlı oyuncaklar tercih edilmelidir. Çocuk oyuncağını kendi seçmeli Oyuncak alırken çocuğun seçmesine izin verilmelidir. Her hangi bir nedenle çocuğun seçtiği oyuncak alınamıyorsa nedeni çocuğa açıklanmalıdır. Oyuncak alırken farklı gelişim alanlarına hitap etmesine dikkat edilmelidir. Oyuncakların mutlaka satın alınması gerekmez, çocuğunuz ile birlikte çeşitli oyuncaklar yapabilirsiniz. Oyuncakları ara sıra saklayın Çocuğunuzun oynadığı oyuncaklara ilgisi azaldığı zaman bir süre ortadan kaldırıp daha sonra tekrar ortaya çıkarabilirsiniz. Çocuğunuzla oyun oynarken sadece çocuğunuz ve oynadığınız oyunla ilgilenerek oyunlar oynayınız. Çocuğunuzla oyun oynayarak ona yaklaşma ve duygularını tanıma imkanı bulabilirsiniz. Oyun çocukla iletişim kurmanın ve çocuğu tanımanın en etkili yoludur. Çocukla oynamak bağları güçlendiriyor Öğretim görevlisi Neşe Şekerci, anne ve babaların çocukların oyunlarına dahil olduklarında aralarındaki ilişkiyi güçlendirdiğini belirterek şunları söyledi: Çocuklar onaylandıklarını hissetmekte, Çocuk ve yetişkin arasındaki bağ güçlenmekte, Çocukların dikkat süreleri artmakta, Akranlar arası etkileşim daha olumlu hale gelmektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hangi-yiyecegi-neden-canimiz-ceker-neyin-eksikliginin-isareti/", "text": "Hepimiz canı bazen çikolatayı, bazen kahveyi, bazen tuzlu besinleri daha çok ister. Bazı dönemler bazı besinleri nedensiz yere daha fazla tüketiriz. Herhangi bir besini normalden fazla tüketiyor olmak aslında vücudumuzda bazı vitamin ve minerallerin eksikliğine işaret ediyor olabilir. Liv Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Ömür Karamahmut anlattı. - Aşırı peynir yeme isteği; diyet yağ içeriğinin yeterli miktarda olmamasına işaret olabildiği gibi kalsiyum eksikliğinin de bir göstergesi olabilir. - Kırmızı eti fazla yemenin en bilinen sebebi demir eksikliğidir. Kırmızı et aynı zamanda esansiyel bir vitamin olan b12'nin kaynağıdır. Yemediğiniz halde canınız kırmızı et tüketmek istiyorsa demir ve b12 suplementleri kullanılabilir. - Kimi zaman vücudumuz besinlerin dışında daha ilginç ögeleri tatmak ister. Çamur, toprak bunlara örnektir. Bu durum genelde hamilelerde ve çocuklarda görülür ve anemi ile ilişkilendirilir. Anemiye ise yetersiz demir, b12 ve folat eksikliği sebebiyet verir. Tatlı ve çikolatanın aşırı yenme isteği çeşitli nedenlerle ilişkilendirilebilir. Aşırı tatlı yemeği çinko, magnezyum ve krom eksikliği sebebiyle olabilir. Günlük krom suplementi tüketmek insülin seviyesini dengeler ve aşırı şeker yeme isteğini baskılar. - Çikolata yeme isteği özellikle kadınlarda menstrual dönemde artar. Az kalorili diyetler veya uzun süreli açlık durumlarında da şeker ve çikolataya eğilim yatkındır. Fakat bunların dışında aşırı çikolata tüketimi magnezyum minerali eksikliğinin bir göstergesi olabilir. Magnezyum eksikliği uyku düzenini olumsuz yönde etkileyerek kişiyi yorgun hale getirir. Stres seviyesini artırır. Bu da şekere ve çikolataya eğilimi arttırır. - Yumurtanın beyazını sevmediğiniz halde daha fazla tüketme ihtiyacı duyuyorsanız bu biotin eksikliğine bir işaret olabilir. Biotin vücutta birçok fonksiyonu olan vitaminlerden biridir. Özellikle tırnak ve saç sağlığı açısından biotine ihtiyaç duyulur. - Aşırı çay ve kahve tüketim isteği fosfor eksikliğinin bir göstergesi olabileceği gibi, sodyum ve demir eksikliğinden de kaynaklanabilir. - Normalden fazla alkol tüketimi ise potasyum, kalsiyum, gultamin eksikliklerinin bir sonucu olabilir. Aşırı meyve ve sebze tüketme isteği ise C vitamini eksikliğine işarettir. - Çok fazla yağlı ve kızartmalı ürünleri normalden fazla tüketmek ise vücudumuzda omega yağ asitlerinin eksiliğinin bir göstergesi olabilir. - Asitli ve karbonatlı içecekleri fazla tüketmek ise vücudumuzda kalsiyum eksikliği olduğunun bir işareti olabilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hareketli-ask-heykeli-batum/", "text": "8 metrelik bu heykeller hiç hareket etmese de büyüleyici bir güzelliğe sahip ama onu böylesine güzel olan bir de aşk hikayesi var. Heykel Azeri yazar Kurban Said'in hikayesinde yer alan Ali ve Nino'nun aşkını anlatıyor. Ali isimli müslüman genç ile bir Gürcü prensesi olan Nino'nun aşkı. Din ve kültür farklılıklarına rağmen birbirlerine en sağlam duygulardan biri olan aşkla bağlanıyorlar. Ama engeller nedeniyle birbirlerine kavuşamıyorlar. 37 dile çevrilen bu roman 1937 yılında yayınlanıyor. Hikayenin sonunu söylemeden bitirmek istedik ama 🙁 söyleyelim sonunda Sovyet işgaliyle bu iki sevdalı sonsuza kadar ayrılıyorlar. Gürcistan'ın Batum kentinde yer alan Tamara Kvesitadze tarafından yapılmış bu heykeller tam olarak bu anları anlatıyor. Heykeller gün içerisinde birbirlerini izliyorlar. Sonrasında yaklaşıyorlar bir an için beraberliklerine aşklarına seviniyorsunuz. Birbirlerinin içinden geçerek sonsuza kadar ayrılıyorlar. Yaklaşık 10 dakika süren bu anları akşam saat 7'de görebilirsiniz. Aşk Heykeli denilen bu esere halkın da yoğun ilgisi var. Gürcistan'a giderken vize istemediğinden dolayı fırsatınız olduğunda görmenizi tavsiye ederiz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/harika-bir-gun-gecirmenizi-saglayacak-9-film/", "text": "İlk çıktığı zaman fırsat bulamayan ve bu heyecan verici ve ilginç filmleri izlemeye vakti olmayanlar için, şimdiden çok sayıda övgü dolu eleştiri toplamayı başaran bazı yeni filmlerin bir listesini hazırladık. Bazen bir sürü yeni film sizi bir şekerci dükkanındaki çocuk gibi hissettirir. Bir filmi bile izleyemeden, düzinelerce yeni film çıkıyor. Sizin için bu film bolluğundan cımbızla çıkardığımız 9 harika film. Muhtemelen hiç izlemediğiniz 9 harika film 1 Steve Jobs Bu, adı herkesin bildiği dünyanın en parlak beyinlerinden birinin hayat hikayesidir. Steve Jobs etkili bir lider, harika bir iş adamı ve mükemmel bir girişimciydi. Tüm zamanını işine adadı ve her konuda elinden gelenin en iyisini yaptı. Ancak Apple dünya lideri olmadan önce yüzleşmesi gereken zorlukları çok az kişi biliyor. 2 The Big Short Gerçek olaylara dayanan bu hikaye bize, Wall Street'teki fısıltılardan çok önce 2008 küresel ekonomik krizini birbirlerinden bağımsız olarak tahmin eden bazı ileri görüşlü adamları anlatıyor. Ve bunu tahmin ettikten sonra, çocuklar farkında olmadan bundan para kazanmaya başlarlar. 3 Joy Joy, İtalyan kökenli sıradan bir Amerikan ailesinde doğdu. Çocukken mutlu ve başarılı olacağına karar verdi ama ne yazık ki büyüdüğünde hayatı daha karmaşık hale geldi. Boşandı, bekar bir anne oldu ve düşük ücretli bir işi var. Joy, kendi mutluluğunu yalnızca kendisinin yaratabileceğini biliyor ve başarıya kendi başına tırmanması gerekiyor. Yeteneği ve büyük arzusu, işe girmesine yardımcı olur, ancak ondan önce birçok iniş ve çıkışı atlatması gerekir. 4 Solace FBI, açıklayamayacakları bir dizi cinayetle karşı karşıya kalır. Suçlu hiçbir kanıt bırakmadan kurbanlarını acısız bir şekilde öldürür. Dedektifler, katille eşit olmayan bir kavgaya girmek ve her zaman 10 adım önde olan adamı tuzağa düşürmenin bir yolunu bulmak zorunda kalacak olan psişik John Clancy'den yardım ister. 5 The Finest Hours Bu olay örgüsü, 1952'de meydana gelen gerçek olaylara dayanıyor. İki petrol tankeri büyük bir fırtınaya yakalanıyor ve yavaş yavaş batmaya başlıyor. Felaket oldukça kaçınılmaz görünüyor çünkü denizcilerin bu tür dalgalarda cankurtaran sandallarını kullanma şansı yok. Sahil Güvenlik, boğulan mürettebatı kurtarmak için fırtınanın merkez üssüne gönderilir. Bu kurtarma görevini küçük motorlu teknelerde yapmaya karar verirler. 6 How to Be Single Erkek arkadaşıyla yaşamaktan bıkan Alice, ondan ayrılır ve ablası Meg'in yanına taşınır. Yeni bir iş ve Robin adında yeni bir arkadaş bulur. Robin'in, gecelere akma hayranı olduğu ortaya çıkar ve çekingen Alice'i çılgın hayatına sokmaya çalışır. Bu romantik komedi kesinlikle hem erkekleri hem de kadınları memnun edecek. 7 Trumbo Hollywood'un en başarılı senaristlerinden Dalton Trumbo, listeye girene ve hayal fabrikasının hayatından sonsuza kadar atılana kadar 'Hollywood 10' adlı kara listesinin gerçek olduğundan haberi yoktu. Birkaç yıl sonra, Dalton sinemaya geri dönmeye ve yetenekli bir insanı hiçbir şeyin ve hiç kimsenin durduramayacağını kanıtlamaya karar verir. 8 Mr. Holmes Dünyanın en ünlü dedektifi uzun zaman önce emekli oldu ve şimdi yıllarını sessiz bir köyde kendi arı kovanına bakarak geçiriyor. Bununla birlikte, hala bir kadının hatıraları ve çözülmemiş olan gizemi tarafından rahatsız edilmektedir. Bay Holmes, 30 yıldan fazla bir süre önce istifa etmesine neden olan davayı çözmeye karar verir. 9 The Hateful Eight Birleşik Devletler'de İç Savaş'tan sonra, John Ruth adlı ünlü bir ödül avcısı, yakalanan bir suçluyu idam edileceği Red Rock'a götürüyor. Yolda, birkaç başka gezgin de onlara katılır. Ancak bir kar fırtınası planlarını mahveder ve bir Meksikalı, bir kovboy ve bir Konfederasyon generalinden oluşan tuhaf bir grup insanın saklandığı bir handa geceyi geçirmek zorunda kalırlar ama bu tuhaf insanlardan biri aslında söylediği kişi değildir. tekmoloji.com/muhtemelen-hic-izlemediginiz-9-harika-film"} {"url": "https://www.thegeyik.com/harry-potterin-sinif-arkadaslarinin-simdiki-halleri/", "text": "Harry Potter serisinde oynayan karakterlerin şimdiki halini gösteren bir liste hazırlamıştık. Zaten bu isimlerin bir kısmını yeni filmlerden de takip edebiliyorsunuz. Peki ya o sınıftaki diğer isimler şimdi nasıl görünüyor? Filmde yer alan yardımcı karakterler büyüyünce nasıl oldu? Bu listede size Harry Potter serisinden 16 karakterin bugünkü görünümünü sunacağız. Şimdi çok ünlü olanlar da var. Harry Potter Karakterleri 1- Chris Rankin Percy Weasley 2- Devon Murray Seamus Finnigan 3- Hugh Mitchell Colin Creevey 4- Jamie Waylett Vincent Crabbe 5- Joshua Herdman Gregory Goyle 6- Luke Youngblood Lee Jordan 7- Matthew Lewis Neville Longbottom 8- Sean Biggerstaff Oliver Wood 9- Tom Felton Draco Malfoy 10- Afshan Azad Padma Patil 11- Evanna Lynch Luna Lovegood 12- Freddie Stroma Cormac McLaggen 13- Jessie Cave Lavendar Brown 14- Katie Leung Cho Chang 15- Robert Pattinson Cedric Diggory 16- Shefali Chowdhury Parvati Patil"} {"url": "https://www.thegeyik.com/harvardli-psikolog-amy-cuddy-harika-bir-ilk-izlenim-uyandirmanin-10-yolu/", "text": "Amy Cuddy, insanların sizinle ilk tanıştığı anda sadece tek bir sorunun cevabını aradıklarını ve bu cevabın iş ilişkilerinizin temelini oluşturduğunu söylüyor. Soru basit: Ona güvenebilir miyim? Bu soruya olumlu cevap alabilmeniz için yapmanız gereken 10 şeyi sizlerle paylaşıyoruz. 1. Konuşmaktan çok dinleyin. Soru sorun. Göz teması kurun. Gülümseyin. Somurtun. Kafa sallayın. Cevap verin, bu cevap ne çok sözlü olmasın ama sözsüz de olmasın. Bir insanın önemli olduğunu göstermek için tek yapmanız gereken bu. Konuştuğunuzda ise sizden istenmediği taktirde tavsiye vermeyin. Dinlemek, tavsiye vermekten daha çok ilgilendiğinizi gösterir çünkü tavsiye verdiğinizde, bir çok durumda kendiniz hakkında konuşmuş olursunuz. Eğer buna inanmıyorsanız şöyle düşünün: Senin yerinde olsaydım cümlesi kimin hakkında? Sadece söyleyecek önemli birşeyiniz varsa konuşun ve her zaman önemli kavramını kendiniz için değil karşı taraf içim tanımlayın. 2. İlgiyi başkalarını üzerine çekin. Hiç kimse yeteri kadar övgü almaz. Hiç kimse. Yani işe insanlara iyi bir iş çıkarttıklarını söylemekle başlayın. Bir dakika, yoksa neyi iyi yaptıklarını bilmiyor musunuz? Çok ayıp! Zira bilmek sizin işiniz. Şimdiden bu konuyu araştırmak sizin işiniz. İnsanlar sizin övgülerinize müteşekkir olmakla kalmayacak aynı zamanda neler yaptıklarına dikkat edecek kadar onları önemsemenizi takdir edeceklerdir. Ve tabi ki kendilerini daha başarılı ve daha önemli hissedeceklerdir. Dahası onları böyle hissettirdiğiniz için sizi seveceklerdir. 3. Asla seçici dinleme yapmayın. Bazı insanlar kendi altında hissettikleri insanların söylediklerini dinleme yeteneğine sahip değildirler. Tabi ki onlarla konuşabilirsiniz fakat tek başına düşen ağaç ormanda gürültü yapmaz, çünkü dinleyen kimse yoktur. İyi bir ilk izlenim bırakanlar herkesi dikkatlice dinlerler ve sosyal statü farketmeksizin hepimizin onlarla ortak paydada buluştuğumuzu hissettirirler. Çünkü ortak bir noktamız var: hepimiz insanız. 4. Eşyalarınızı ortadan kaldırın. Telefonunuza bakmayın. Monitörünüze göz atmayın. Bir anlığına başka hiçbir şeye odaklanmayın. Eğer başka eşyalarla bağlantı kurmakla meşgulseniz insanlarla bağlantı kuramazsınız. Onlara tüm dikkatinizi hediye edin. Bu hediye bir avuç insanın birbirine verdiği bir hediye. Bu hediye tek başına, insanların etrafınızda olmak istemesini ve sizi hatırlamasını sağlayacaktır. 5. Almadan önce verin ve hiç bir zaman bir şey almayacağınızı varsayın. Ne alacağınızı hiçbir zaman düşünmeyin. Ne verebileceğinize odaklanın. Gerçek bir bağ ve ilişki oluşturmanın tek yolu vermektir. 6. Kendinizi beğenmiş davranmayın... Sizin tutucu, kasıntı, kendini beğenmiş yapınızdan sadece tutucu,kasıntı, kendini beğenmiş insanlar hoşlanır. Geri kalanlarımız bu durumdan etkilenmez. Aksine sinirlenir, soğur ve rahatsız oluruz. Üstelik odaya girdiğiniz anda sizden nefret ederiz. 7. ...çünkü diğer insanların önemli olduğunu anlamanız gerek. Bildiklerinizi zaten biliyorsunuz. Kendi görüşlerinizi biliyorsunuz. Bakış açılarınızı ve perspektiflerinizi biliyorsunuz. Tüm bunlar önemli değil çünkü onlar zaten sizin. Kendi kendinizden bir şey öğrenemezsiniz. Fakat diğer insanların neler bildiklerini bilmiyorsunuz ve herkes kim olursa olsun, sizin bilmediğiniz şeyler bilir. Bu da diğer insanları sizden daha önemli yapar çünkü onlardan bir şeyler öğrenebilirsiniz. 8. Kelimelerinizi seçin. Kullandığınız kelimeler başkalarının tavırlarını etkiler. Örneğin bir toplantıya girmek zorunda değilsiniz, sadece başka insanlarla tanışmaya gidiyorsunuz. Yeni bir müşteri için sunum hazırlamak zorunda değilsiniz, sadece başkalarıyla havalı şeyleri paylaşıyorsunuz. Spor salonuna gitmek zorunda değilsiniz sadece sağlığınızı geliştirmek için egzersiz yapıyorsunuz. Adaylarla mülakat yapmak zorunda değilsiniz, sadece ekibinize katılacak en iyi insanı seçiyorsunuz. Hepimiz mutlu, hevesli, başarılı insanlarla iş arkadaşı olmak isteriz. Seçtiğiniz kelimeler diğer insanların kendini iyi hissetmesini sağlar ve sizin de kendiniz hakkında iyi hissetmenize yol açar. 9. Başkalarının başarısızlıklarını tartışmayın... Kabul edelim hepimiz dedikodu yapmayı severiz. Hepimiz biraz gıybet duymayı severiz. Sorun şu ki; hiç birimiz o dedikoduyu servis edeni pek de sevmeyiz. Ve dahası o insana kesinlikle saygı duymayız. Başka insanların başarısızlıklarına gülmeyin. Eğer gülerseniz, etrafınızdaki insanlar aynı şeyi onlar için yapıp yapmadığınızı merak etmeye başlayacaktır. 10. ...fakat kendi başarısızlıklarınızı itiraf etmeye hazır olun Son derece başarılı insanların başarılı oldukları için karizma sahibi olduğu düşünülür. Başarıları sanki kafalarının üstünde bir hare etkisi yaratır. Adeta parlarlar. Buradaki anahtar kelime: gözükmek. Harika bir ilk izlenim bırakmak için son derece başarılı olmanıza gerek yok. Işıltılı yüzeyi yırttığınızda, tüm başarılı insanların bir taşın karizmasına sahip olduğunu göreceksiniz. Fakat dikkat çekecek derecede karizmatik olmak için olağanüstü derecede hakiki olmanız gerekir. Mütevazi olun. Başarısızlıklarınız paylaşın. Hatalarınızı itiraf edin. Eğitici bir öykü olun ve kendinize gülün. Başka kimsenin hatalarına asla gülmemeniz gerekirken kendinizinkilere her zaman gülün. İnsanlar sizin hatalarınıza gülmeyecek, sizin gülüşünüze eşlik edecektir. Sizi sırf bunun için sevecek ve her daim etrafınıza olmak isteyeceklerdir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/harvest-festival/", "text": "Eğlence sektörü 3 aşağı 5 yukarı hep aynı şeyleri sunmaya hep aynı şarkıcılarla sizi oyalamaya başladı. Festival anlayışı değişmeli diye düşünüyorsanız harika bir önerimiz var Harvest Festival sahne alan gruplardan da anlaşılacağı gibi oldukça farklı bir müzik dünyasına açılıyor. Festivalin adının harvest yani hasat olmasının nedeni de Küçükçiftlik Park'ın bu etkinliğe kırk yılllık hizmetlerinin sonucu olarak görmesi. Etkinliğin temel misyonu ise bambaşka bir dünyada yaşıyor gibi hissetmeniz. 31 Mayıs'ta ilki düzenlenecek olan Harvest Festival'ın en heyecan verici isimleri Türkiye'ye ilk defa gelecek olan yabancı gruplardan oluşuyor. Breezeblocks, Taro, Fitzpleasure şarkıları milyonlar tarafından dinlenen Alt J ve Danimarka'dan çıkan en güzel şeylerden indie rock grubu Mew, KüçükÇiftlik Park'ın hasatında müzikseverleri muhteşem bir canlı müzik deneyimine bekliyor. İndirimli biletlerden faydalanmak için hızlı olmak gerekli: BİLET SATIN AL! 1st Harvest Festival, iyi müziğin yanı sıra birçok sanat dalının çatısı altında ziyaretçilerini öğretici, özgürleştirici atölyeler ile buluşturup, yüzlerce ürünün oluşumuna ve el değiştirmesine ev sahipliği yapacak. Bahçesinden balkonundan beslenmek isteyenler için Permakültür, craft meraklıları için gitar yapımı, doğal tedavi meraklılarına şifalı bitkiler atölyesi, evde sabun yapımı bunlardan sadece birkaçı... FESTİVALE KATILAN GRUPLAR Alt-J: 2007 yılında kurulan ve bir İngiliz indie rock grubu olan Alt-J, Yunan alfabesinde büyük delta anlamına geliyor. Grup, 2007 yılında Gwil Sainsbury , Joe Newman , Gus Unger-Hamilton ve Thom Green'in üniversitede tanışmalarının ardından kuruldu. Müzik kariyerlerine GarageBand ismi altında kayıt yaparak başlayan grup, 2012 yılında Britanya Mercury Ödülü'nü kazandı ve aynı zamanda iki Brit Ödülü için de aday gösterildi. An Awesome Wave adlı albümlerinden 3 parça, Avustralya 2012 Triple J Hottest'ta yer aldı. 2013 yılında The Ivor Awards'da yılın albümü An Awesome Wave seçildi. Mew: 1994 yılında kurulan Danimarkalı indie rock grubu Mew, vokalde Jonas Bjerre, gitarda Bo Madsen, bas gitarda Johan Wohlert ve davulda Silas Utke Graae Jorgensen'dan oluşuyor. Yaptıkları müziği düşünmekle duyguların karışımı olarak özetleyen grup, ilk albümleri A Triumph For Man'i 1997'de çıkardı. 2003'de Half The World Is Watching Me albümüyle ülkesinde yılın grubu ve yılın albümü ödülleri alan dörtlü aynı yıl çıkardığı Frengers ile dünya çapında üne kavuştu. R.E.M. ve Nine Inch Nails gruplarının Avrupa turnelerinde yer alan Mew, kısa zamanda daha büyük kitlelere erişmeyi başardı. Grup, 27 Nisan'da yeni albümü çıkarmaya hazırlanıyor. Sattas: Sattas, Orçun Sünear ve Derya Eke tarafından 2004 yılında Beşiktaş'ta bir evin salonunda kuruldu. Sattas, Jamaika İngilizcesi'nde sattadan gelmekte, satta ise rahatla, takma veya salla gibi manalara gelmektedir. Sonundaki s eki ile İngilizce'deki çoğul takısını alarak son halini oluşturuyor. Grup üyeleri Sattas'ı daha çok okul olarak nitelemektedirler. Erdemli, özgürlüklerine düşkün, eşitlikçi, doğayasaygılı, savaşçı ve eğlendirici bir okuldur daha çok... Grup 2012'de Türkiye'nin ilk reggae albümü Sattas Sattası çıkardı ve Türkiye, Kıbrıs'ın yanı sıra yurt dışında da konserlerine devam etti. Türkiye'nin en büyük festivallerinde yer alan grup, ikinci albümlerinin çalışmalarına başladı. Flört: 1991'de kurulan Türk müzik grubu olan Flört, Kim Bunlar? ve Bekarlar gruplarının devamı olmakla beraber, grubun hiç ayrılmadan kalan tek ismi Ozan Kotra ile daha sonradan gruba dahil olan günümüzdeki grup üyeleri Çağatay Kehribar , Hakan Çağlar'dan oluşuyor. Flört grubu internette yayımladıkları Rasta Baba ve Cemiyette Pişiyoruz şarkılarının canlı performanslarından oluşan klipleri ve efsane şarkıları Sevmez Olaydım ve Dün TRT'de İzledim ile hızlı bir şekilde tekrar gündeme gelmiş ve alternatif müzik dinleyicisine kendisinden söz ettirdi. Grup, Türkiye'de popüler müzikteki uzun yerlilik uğraşları ve arayışları ile beraber, anlatıcılarına göre sapmalar gösteren bol bilinmezli bir tarihe sahiptir. Grubun bu arayışları, Anadolu pop/rock, arabesk, arabesk rock, serbest çalışmalar, Turkish rock, ulusal Türk müziği, pop folk gibi isimlerle anıldı. Öte yandan, yerlilik çabalarının ve ürünlerinin en fazla ötelendiği iddia edilen dönemlerde bile bu unsurların kendilerini olgunlaştırarak nicelikte düşük, nitelikte yüksek ürünler ile kendini gösterdi. Kök: İstanbullu grup Kök'ün yaptığı müziği tanımlamak çok da kolay değil... Gitar ve vokalde Nekropsi'den tanınan Cem Ömeroğlu, basta ülkenin sayılı müzisyenlerinden Kurban, Nekropsi'nin basçısı Kerem Tüzün ve davulda bol marifetli Kaan Sezyum'dan oluşan Kök'e; progresif rock, elektro funk ve saykodelik rock'la iç içe dolaşan, Anadolu ezgilerini ve ritimlerini barındıran, eklektik bir power trio diyebiliriz. İlk albümleri Bilmece 2013'te Anadolu Müzik'ten çıkan grup, ikinci albümün hazırlığı içinde. Eskiz: Güzel sanatlar üniversiteli 3 genç tarafından 2007'de kurulan Eskiz, 2010 yılında Roxy Müzik Günleri birinciliğini kazandı. Ardından Yoksa Bir Rakı Masası mı Görüyorum? isimli bir maxi single yayınladılar. Saykodelik rock'n roll yapan grup, bugüne kadar birçok mekanda ve festivalde çaldı. 2014 Ekim ayında Kimsenin Ruhu Duymaz isimli ilk uzunçalar albümlerini yayımladılar. Gitar, vokal: Deniz Ağan Bas gitar: Can Tunaboylu Davul: Sedat Girgin"} {"url": "https://www.thegeyik.com/haslanmis-yumurtanin-suyunu-dokmeyin/", "text": "Yumurta içerdiği protein ve kalsiyum sayesinde oldukça faydalı bir besin. Ancak yapılan son araştırmalara göre yumurtanın kabuğunda yer alan kalsiyum miktarının da çok fazla olduğu söyleniyor. Hatta kaynatılan suyunun tüketilmesinin sağlık açısından ve günlük hayatta kullanılması açısından çeşitli faydalarının olduğu bilinmekte. Bu bilgilerden sonra bir daha kaynattığınız yumurtanın suyunu atmak istemeyeceksiniz. #Kemik erimesi ve kemik ağrıları Yumurtayı kaynattığınız su içerisinde yumurtanın kendisinde bulunan kalsiyumdan daha fazla kalsiyum içerdiği söyleniyor. Bu nedenle kemik erimesi ve kemik ağrısı gibi rahatsızlıklara iyi geldiği biliniyor. #Çiçekleri coşturuyor Yumurta suyunun içerisinde yer alan kalsiyum bitkiler içinde oldukça faydalı. Sade su yerine bitkilerinize döktüğünüz kaynamış yumurta suyu bitkilerinizi coşturmaya yetecektir. #Daha canlı ve parlak saçlar Kaynattığınız yumurta suyunu saçlarınıza dökün. Bol miktarda protein içeren yumurta suda kaynatıldığında protein çözülür ve saçlarınız oldukça canlı görünmesine yardımcı olur.Özellikle de kuru saçlar için faydalı bir ilaçtır diyebiliriz. Yumurta suyu ile daha parlak ve ışıltılı saçlara kavuşabilirsiniz. #Kireci söküp atıyor Tencere ve çaydanlığınızdaki kireci yok edebilmek için kaynatılmış yumurta suyunu kullanabilirsiniz. Kabın içerisine yumurta kabuklarını alıp kaynatın. İçerisine de biraz sirke dökün. Kirecin ortadan kalktığını göreceksiniz. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hasta-olmak-istemeyenlerin-yapmasi-gereken-7-sey/", "text": "Eğer hasta olmak istemiyorsanız; Brezilyalı bir doktora ait bu yazıyı mutlaka okuyun, hatta her gün yeniden okuyun.. 1- Duygularını anlat. * Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar. * Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür. Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! * Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir! 2- Karar Vermelisin.. * Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. * İnsanlık tarihi kararlardan oluşur. * Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir. * Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar. 3- Olduğundan Farklı Yaşama. * Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir. * Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır. 4- Kabullen. * Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır. * Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. * Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir. 5- Çözümler Bul. * Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. * Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. * Biz ne düşünüyorsak oyuz. * Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir. 6- Güven. * Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır. 7- Hayatı Üzgün Yaşama. * Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir. * Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. İyi mizah bizi doktorun elinden korur. * Mutluluk sağlık ve terapidir. Dr. Drauzio Varella Yorgoderki.net"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hastaliklardan-korunmak-icin-gunde-kac-adim-atmalisiniz/", "text": "Kalp-damar hastalıklarından, beyinde oluşabilecek pıhtıdan, varisten, kemik erimesi ve kireçlenmeden, omurilik sisteminde yaşanacak bozukluğa kadar birçok hastalıktan korunmak için yürümelisiniz. Peki günde en az kaç adım atmalısınız? Yaşadığınız ya da yaşamaktan korktuğunuz birçok hastalıktan korunmak bazen çok basit formülerde gizlidir. Gün içerisinde kısa yürüyüşler yaparak ve su içerek hastalıklardan korunabilir, daha sağlıklı bir geleceğin temellerini atabilirsiniz. Uzmanlara göre oturduğunuz her saat için yapacağınız 5 dakikalık yürüyüş, kalp-damar hastalıklarından, beyinde oluşabilecek pıhtıdan, varisten, kemik erimesi ve kireçlenmeden, omurilik sisteminde yaşanacak bozukluğa kadar birçok hastalıktan korunmaya yardımcı oluyor. SÜREKLİ OTURMAK BEDENE ZARAR VERİYOR İstanbul Aydın Üniversitesi Tıp Fakültesi VM MedicalPark Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Umut Yavuz, uzun süreli oturmanın, eklemlerde, bel ve sırtımızdaki omurilik sisteminde ve omurga sisteminde ciddi sorunlar yaratabileceği konusunda uyardı, Çok oturduğumuz zaman diz ekleminde belli aşınmalara fırsat veriyoruz; özellikle dizde, kemikte, kıkırdakta. Yürümek hem kıkırdağın canlılığı için hem de kemiğin içindeki yapım ve yıkım dengesi için önemlidir. Bu yüzden gün içinde muhakkak yürümeye vakit ayırmamız lazım dedi. GÜNDE EN AZ 8 BİN ADIM ATIN Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre günde en az 8 bin adım atmamız gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Umut Yavuz, Bir saat oturarak çalışılmışsa, en azından 5 dakika ofis içinde muhakkak ayağa kalkıp, küçük yürüyüşler yapmamız lazım. Bu sürede hem kaslar tekrar aktive olmuş olur hem kemiğin yerden aldığı basınç sayesinde kemik döngüsü sağlanmış olur hem de omuriliğin tekrar eski, dik duruşuna sahip olması sağlanır ifadelerini kullandı. KALP YA DA BEYİNDE PIHTI OLUŞMAMASI İÇİN YÜRÜYÜŞ YAPIN Oturduğumuz her saatin sonunda en azından 5 dakikalık bir yürüyüş yapmamız gerektiğinin altını çizen Yavuz, Varis hastalığı ya da kalp dolaşım sorunu olanların yürümesi, ayakta biriken göllenmeyi, kalbe doğru pompalamayı sağlayacaktır. Kaslar içindeki toplardamarlar, kaslar kasılırsa kanı geri pompalar. Bunun için bile yapmamız lazım. Pıhtı atmaya neden olacak hastalıkları olanlar ya da ilaç kullananlar da kalp ya da beyinde pıhtı oluşmaması için kesinlikle yürümeliler dedi. BİRÇOK HASTALIĞIN ANA NEDENİ HAREKETSİZLİK Çok oturmak en basit ihtimalle kabızlık yapar, ayaklarda şişkinlik yapar ve bu ilerlerse cerrahi boyuta ulaşır. Birçok hastalık hareketsizlikten kaynaklanır, bağırsak problemleri, kas-eklem ve boyun problemleri, damar problemleri gibi. SABAH YATAKTAN ANİDEN KALKMAYIN Farkında olmadan yaptığımız ve alışkanlık haline getirdiğimiz bazı hareketler bir gün bize hastalık olarak dönebilir. Sabah uyandığımızda, yataktan hızlıca kalkmak, bazılarımız için bu alışkanlıklardan biri. Doç. Dr. Umut Yavuz bu konuda da uyarıyor, Önce nerede olduğumuzu idrak etmeliyiz diyor; Uzun süre yattığımızda zaten tansiyonumuz düşmüş oluyor. Ani hareketler, hem baş dönmesi hem de bazı kas zedelenmelerine neden olabilir. Bu yüzden önce yatağımıza oturup etrafa bir bakmamız lazım, bu süre zarfında, bilinç durumu oluşur, tansiyon dengelenir. Kısa süreli bu hazırlıktan sonra ayaklarımız yere değebilir ve harekete geçebiliriz. KİREÇLENMEDEN KORUNMANIN EN KOLAY YOLU; SU İÇMEK Yaşam kalitesinde ciddi düşüşe neden olan eklem kireçlenmesi, tedavisi zaman alan, bazen cerrahi müdahaleler gerektiren bir hastalık, Doç. Dr. Umut Yavuz bu hastalığın da yürüyüşle ertelenebileceğini söyledi, Kireçlenmenin oluşmasında muhakkak genetik faktör etkili. Bu hastalık olacaksa bile bunu mümkün mertebe ileri yaşlara atmamızı ve daha hafif atlamamızı sağlayacak önlemler almamız gerekiyor. Özellikle kalça ve diz bölgesinde yaşanan kireçlenmeler sorun yaratıyor ve cerrahi boyutlara ulaşıyor. Bunun için kalça ve diz bölgesini kuvvetlendirici egzersizler yapmak, vücudu susuz bırakmamak, yürüyüş yapmak gerekiyor. Yürüyüş sıklığına, yürüyüş şekline ve yürüdüğümüz zemine dikkat etmek gibi önlemler kireçlenmeyi geciktirir dedi. YÜRÜYÜŞ KEMİK ERİMESİNDEN KORUR Yürüyüş, hem kas dengesini sağlar hem de turnover dediğimiz, kemikteki yapım-yıkım dengesini düzenler diyen Yavuz, eklem kireçlenmesi yaşayan ya da yaşaması muhtemelen olan bir hastanın, düzenli yürüyüş yaparak, kireçlenmenin üzerine bir de kemik erimesinin eklenmesini engelleyebileceğine vurgu yaptı. Yavuz, yürüyüş ve egzersiz yapmayan ve genetik yatkınlığı olan hastaların eklem kireçlenmesine daha erken yaşlarda yakalanabileceğine dikkat çekti. GÖBEK, KARACİĞER VE İÇ ORGANLARDA YAĞLANMA SEBEBİ Halk arasında, 'Türk Kası' denerek sempatik hale getirilen göbek, sayısız hastalığa neden oluyor. Lokal bir yağlanma gibi görünen göbeğin, karmaşık bir hastalıklar dizisine zemin hazırladığı konusunda uyarıda bulunan Doç. Dr. Umut Yavuz, Türk halkı yemeyi biliyor ve seviyor ama düzgün beslenmiyor. Ağız tadı iyi ama kendini kontrol edemiyor, durduramıyor. Adına Türk Kası deniyor ama bunun birçok komplikasyonu var örneğin karaciğer yağlanması, iç organlarda yağlanma ya da fonksiyonlarını bozma, kalp koroner damarlarında yağlanma gibi sistematik problemler oluşur. Ortopedik olarak da aşırı yük öne doğru eğilmeye davetiye çıkarıyor dedi. ÖNE DOĞRU EĞİLME VÜCUDA 60 KİLOLUK YÜK YAPIYOR En çok omuriliğe yük bindirme pozisyonu öne doğru eğilme pozisyonudur. Bu pozisyonlar, taşınan kiloyu 6 kilodan 60 kiloya çıkarabiliyor. Sırt, bel, omurilik hepsi bu durumdan etkilenebiliyor. Altyapıda, kıkırdak ve bağlarınızda bir problem varsa zaten fıtık hastalığı dediğimiz şeye davetiye çıkarmış oluyorsunuz. Bunun yıllar içinde oluşturduğu, 'pozisyona bağlı kamburluk' dediğimiz şey de kiloyu verince hemen düzeltebileceğiniz bir şey değil. O yüzden, bunu geleceğe yatırım olarak düşünerek, hem damarlarımıza, hem karaciğerimize, hem iç organlarımıza, hem tüm sırt kaslarına ve omuriliğe zarar vermemek için, geleceğe yatırım açısından erken vakitte kurtulmak gerekiyor. Dinçer BİLGENER İstanbul Aydın Üniversitesi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayalindeki-ulkeyi-bulmak-icin-bebegiyle-dunyayi-dolasan-kadin/", "text": "Kanada'daki tüm varlığını satarak yaklaşık 5 ay önce kızıyla yola çıkan 40 yaşındaki Teresa Bryanton, yeni bir yaşam kurabileceği coğrafyayı keşfedebilmek için dünyayı dolaşıyor. Eşinden ayrılmasının ardından evini, arazileri ile otomobilini satan yoga ve meditasyon uzmanı Bryanton, 4 yaşındaki kızı Ashlayn ile dünyayı dolaşmak için 4 Mayıs'ta ülkesinden ayrıldı. Uçak ve otobüsle yolculuğunu sürdüren Bryanton ve kızı, Kanada'dan uçakla İngiltere'ye, buradan karayoluyla Polonya, Macaristan, Sırbistan, Hırvatistan, Arnavutluk, Makedonya ve Bulgaristan'ı geçerek Türkiye'ye ulaştı. Farklı kentleri gezmesinin ardından Bartın'a gelen Bryanton, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yoğun iş stresi ve kalabalık şehir yaşamından sıkıldığını, daha az paraya ihtiyaç duyacağı, doğayla baş başa kalabileceği bir hayat kurmak için dünyayı gezdiğini söyledi. Kızına daha çok zaman ayırabilmenin yanında kanserle ilgili bir tedavi merkezi kurabileceği yer arayışı için yolculuğunu sürdürdüğünü anlatan Bryanton, Bugün dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biri kanser. Kanserden hayatını kaybeden akrabalarım ve arkadaşlarım oldu. Yerleşip kanser tedavi merkezi kurabileceğim bir yer bulmak için dünyayı geziyorum. Burada ilaçsız, alternatif tedavi yöntemleriyle kanser hastalarının tedavi sürecine yardım etmek istiyorum. Hayattaki enerjileri, güzellikleri görüp yaşamaktan zevk alındığında kanserin yenilebileceğine inanıyorum diye konuştu. TÜRKİYE'YE YERLEŞEBİLİRİM Bryanton, dünyayı gezmek için 2 yıllık bir program yaptığını ve olabildiğince çok ülkeyi görmek istediğini vurgulayarak, şöyle konuştu: Seyahat etmemin sebebi doğru yeri ve doğru insanları bulmak. Alternatif tıpla kanser tedavi merkezi kurmak istiyorum, bunun için yerleşeceğim coğrafyadaki insanlar buna açık olmalı. Organik tarım da yapabileceğim doğal bir yeri keşfedinceye kadar yolculuğumu sürdüreceğim. Yoga ve meditasyon tecrübemle hayatımı kanser tedavisine ayıracağım. Bu yönde bir isteği ve hayali olan varsa bunu birlikte de gerçekleştirebiliriz. Önceliğim Romanya, İspanya, Hindistan veya Fransa ama bana destek verebilecek ve hayalime ortak olabilecek biri çıkarsa Türkiye'ye de yerleşebilirim. Dünyada yiyeceklerin kimyasallar yüzünden tehlikeli bir hale geldiğini belirten Bryanton, eskiden insanların çok daha sağlıklı olduğunu, kızını organik gıdalarla büyütebileceği bir coğrafyada yaşamak istediğini kaydetti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayalleri-paris-gercekleri-eminonu-olan-calisanlarin-iyi-bildigi-durumlar/", "text": "Nasılsın sayın okur bugün de yine sabah erken evden çıkıp akşama kadar çalıştın sonra eve mi döndün? Ya da arkadaşlarınla birkaç saat buluştun diye kendini mutlu mu hissettin? Parayı neden kazanıyorsun yaşamak için değil mi? Ama sana bir şey söyleyim mi: Yaşamak bu değil! Peki senin hayatını özetleyelim mi sayın okur: 1- Sabah erkenden yataktan çıkarsın. Uyandın mı? Nasıl ayrıldın o sıcacık yatağından. Hani bir insanın 8 saat uyuması gerekiyordu. 8 saat aptallar için de bari 7 saat olsaydı. ama olmadı, üzgünüm. Neyse hadi ayrıldın artık o sevgili yatağından. 2-Ömrünün yarısı yollarda geçti Otobüs desen tıkabasa trafik desen berbat! Saatleri yolda harcarsın. İneyim yürüyeyim desen nereye yürüyorsun? Beylikdüzü'nde oturup Ataşehir'de çalışan var. Ha onun metrobüs avantajı var değil mi? Çok afedersin ama sayın okur .... var. Ona binerken yediğin dirseğin haddi hesabı yok. Amcalar dayılar hepsi maşallah Mamadou Niang gibi aralardan girip seni pestile çeviriyor. 3- İşe beş dakika geç kalsan bıdı bıdı dinliyorsun! Trafik vardı, yan yattı çamura battı ne dersen de anlatamıyorsun. Ha diyorsan ki benim patronum anlayışla karşılıyor. İşler kötü gitsin, ödemeler gelmesin görürüm ben o patronu. Bir tek sana mı vardı? Bana vardı napayım bana vardı, evet ev 5 dakikalık mesafede ama o bilinçle evden çıkınca trafiğe yakalanabiliyorsun. 4- Sokakta bakıp selam vermeyeceğin insanlara BEY / HANIM diye mail atıyorsun. Merhaba BİLMEMNE BEY Syg, fyi, tşk... o kadar daraldın ki artık A.Q. diye araya sıkıştırmamak için kendini zor tutuyorsun. Ama naparsın iş hayatı böyle. İşten haberi olmayanlar bile senden üst pozisyona sahip olabiliyor. 5- Kredi kartının asgarisini ödediğinde bile paran kalmıyor. Bütün ay çalışmanın ödülü. Tüm harcamaları yaptığın kredi kartının asgari ücretini maaşın yattığı gün yatır. Sonra yine oradan harcamaya başla. 6- Kira, doğalgaz elektrik gibi dertlerin varsa yandın. Kombiyi kıstın da noldu 300 TL gelmedi mi Ocak ayı faturan? 7- Haftada 2 kez akşam dışarı çıksan battın! A canım bizim proje var ya yetiştirmem gereken. Ne projeyse artık 6 aydır? En iyisi evde takılmak yine. 8- Tüm çalışma hayatın sadece akşam eve geldiğin saatle uyku saati arasını dilediğin gibi yaşamak için. Onda da haber izlersen ülkeye üzülüyorsun, ona buna çatmak istiyorsun. Müzik dinlemek istesen olmaz aile seni zaten göremiyor. Ya da kedinin kumu değişecek vs vs. 9- Hafta sonu var diye sevinme ya yağmur yağıyor ya da hızla akıp geçiyor. Acelesi neyse. 10- Bu hayattan sıkılıp tatile gideyim diyorsun. Sonra geri kalan 12 ay o tatilin parasını ödüyorsun."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayat-bilgisindeki-barbie-gamzenin-son-hali/", "text": "En sevdiğimiz içerik türlerinden birisi de bu son hali içerikleri. Değişimi görmenin bir güzelliği var. Mesela Hayat Bilgisi dizisini hepimiz severek izledik. Orada çok sevilen bir Barbie karakteri vardı. Hatırlamadıysanız görselle hatırlatalım. Hayat Bilgisi Barbie Gamze'nin gerçek adı İpek Erdem. İpek Erdem için Hayat Bilgisi oyunculuk kariyerinin ilk denemesiydi. Bu projeden sonra da oyunculuğa devam eden İpek Erdem, özellikle Elveda Rumeli'deki 2007-2009 arasında geçirdiği 3 sezonluk performansıyla akıllarda yer etti.M2010-2012 arasında da Yer Gök Aşk dizisinde yine bir 3 sezonluk macera yaşayan İpek Erdem, en son 2015'te Eve Dönüş dizisinin Canan'ı olarak boy gösterdi. Erdem'e ekranlara yeniden dönüp dönmeyeceği sorulunca, Erkek menajerlerden bıktım dönmeyi düşünmüyorum. demişti. Son olarak Yalıkavak Magi Beach'te görüntülenmiş. İşte Barbie Gamze'nin son hali:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayat-kisa-kuslar-oluyor-ismail/", "text": "Dün gece ben evde astroloji seansı yaparken 4 km uzağımda İsmail milongaya giderken bindiği otobüs Beşiktaş Vodafone Area önünde patlayan aracın yanında olduğu için öldü. Ne kadar gerizekalıca değil mi? Dün gece İsmail, tüm haftanın stresini atmak için Noa ya da İstanbul Tango'ya giderken bindiği otobüs, tanıdığım 10 insandan 9'unun hemen her gün kullandığı yolda, 10 Aralık 2016 gecesi saat 10.30 dolaylarında patlama yerinde olduğundan sırf, sırf ben o akşam Noa'ya gitmeye niyetlenmiş fakat Yaprak ile görüşecek daha uygun bi gün ve saat olmadığından evde kalmış olduğumdan, ben değil, o öldü. Öldü anlıyor musunuz? Kapı gıcırtısında göbek atan İsmail artık milonga tandalarında boyuna back ocho aldırıp bizi yoramayacak. Milongalarda sırtı dönük adamlar içinden onu renkli tişörtlerinin üstüne muhakkak giydiği yeleğinden tanıyamayacağız. Derslerde hocanın verdiği figürü yapamayınca canının çektiği gibi dans edip bizi gülmekten kopartamayacak! Arkadaşlar, İsmail artık iki tanda arasında Tangoist merdivenlerine ilişip dedikodu yapamayacak bizimle! Evime 4 km mesafede öldü İsmail! Siz babasız büyüdünüz mü hiç? Arkadaşlarınız babalarıyla tatil, sinema, maç, alışveriş anılarını anlatırken sıranızda ısrarla tahtaya bakıp anlatılanları s*klemediğinizi göstermeye çalıştınız mı? Hiç anneniz analık yanında babalık yükünü de sırtladığından genç yaşta çöktü mü? Hiç annenizin geceleri ağladığını duyup utanmasın diye yatağınızda sessizce uyur taklidi yaptınız mı? Arkadaşlar, İsmail'in 6 ay sonra doğacak çocuğu babasız büyüyecek! Ellerimle parçalamak istiyorum bu gezegeni, tırnaklarımla yolmak istiyorum gök yüzünü ve inanın hiç bu kadar arzulamamıştım dün gece ölen onlarca ana evladının canına kasteden tüm piç kurularının etlerini kargaların didiklediğini görmeyi, kalplerini parmaklarımla sökmeyi, kanlarında boğulmalarına şükretmeyi! Terörü kınamayın! Terörü lanetlemeyin! Terörle yaşamayın! Terörü yaşatanlarla uzlaşmayın! Terörü bitirin ve bizleri teker teker avlamalarına artık müsaade etmeyin! 11.12.2016'de yayınlanan yazının sahibi ÇAĞLA ÇİNİLİ Cadı Güncesi, acının sahibi hepimiz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayata-tutunmamiz-gerektigini-anlatan-mukemmel-bir-hikaye/", "text": "Bir eczanede çalışıyorum. İçeri bir çocuk girdi. Güler yüzlü, etrafına neşe saçan,düzgün görünümlü bir gençti. Regl ağrısı için ilaç alacaktım ne önerirsiniz? dedi. Majezik öneririm ben, vereyim mi? dedim dalgaya alarak. Olur dedi, bir paket majezik alıp gitti. Bir daha ki ay yine geldi aynı çocuk. Majezik alabilir miyim ? diye sordu, yine bir paket majezik alıp gitti. Bu çocuk her ay gelip, bir kutu majezik alıp giderdi. Bir keresinde merak edip sordum,Neden her ay gelip,regl sancısı için bir ilaç alıyorsun? dedim,anlattı. Bir kız arkadaşı varmış,çocukken tecavüze uğramış ve o günden beri psikolojik sorunlar yaşıyormuş. Bu çocukta ona destek olmak için herşeyi yapıyormuş. Her ay regl olduğu zaman,ona Regl destek paketi adıyla bir pakette Majezik,sevdiği çikolatalar ve üzerine kendi elleriyle yazdığı, onu ne kadar sevdiğini anlatan bir şiir yazılı sıcak su torbası veriyormuş. Aylar ayları kovaladı,bir gün yine aynı zamanlarda bu genç girdi içeri. Fakat farklı bir durum vardı. Bu sefer suratı asık,mosmor halkalar vardı gözlerinin altında. Bir majezik dedi,ilacı aldı,parayı ödedi ve gitti. Ne olduğunu soramadım bile. Ertesi ay tekrar geldi,daha berbat durumdaydı. bir maje... cümlesini bitiremeden bayıldı. Ayıldığında,ne olduğunu soracaktım ki telaşlandı Saat kaç,gitmem lazım ne zamandır yatıyorum? Sevgilim paketimi bekler,çabuk majezik ver diye heyecanlı bir şekilde konuşmaya başladı. Sakinleştirip konuşturdum oğlanı sonunda. İki ay önce paketini götürdüğü gün,kız arkadaşı intihar etmiş. Kızın cenazinden sonra paketi,mezarının yanına bırakmış oğlan. Ertesi gün mezarı ziyarete geldiğinde paket orada yokmuş. Demek ki hala ihtiyacı var bu pakete, dedi ve ağlamaya başladı. Gözlerime dolan gözyaşlarımı var gücümle tuttum ve dedim ki,Hadi kalk,vakit kaybetme. Kız arkadaşın paketini bekler. Başını salladı,ilacı aldı paketine koydu ve ağlayarak uzaklaştı. O gittikten sonra,dükkanın kapısını kapattığımı ve akşama kadar ağladığımı bilirim ben. O dükkandan taşınalı seneler oldu,geçen o mahalleye düştü yolum. Sordum soruşturdum buldum o çocuğu. Evine gittim,kocaman adam olmuş. Bir kızı vardı yanında dünyalar tatlısı bir kız. Adı Senem Deniz. Eski günlerden açıldı konu,Hala gidiyor musun? dedim. Kızına Kızım sen biraz içeri git bakalım,büyüklerin bir konuşsun dedi. Kız,Tamam babacığım diyerek odasına gitti. Kızın duymadığından emin olduktan sonra başladı ağlamaya 2-3 sene önce bırakmıştım . Rüyama girdi abi,acı çekiyorum dedi bana. Artık sevmiyor musun dedi bana abi. Nasıl gitmeyeyim? Demek ki alıyor abi. Demek ki acı çekiyor abi dedi. Vefat eden kızı arkadaşının ismi Senem. Deniz ise eğer çocukları olursa diye seçtikleri isimmiş. Kızı yetimhaneden almış,o günden beri hiç hayatında bir kadın girmemiş. Kızı da içeri göndermesinin sebebi,babasının ağladığını görmesin,babasını güçsüz bilmesin diyeymiş. Sevdiğimi koruyamadım,bu kızı koruyacağım abi dedi bana. Sen,sen güçsüz değilsin oğlum. Sen bu dünyada tanıdığım en güçlü adamsın. Korursun içini ferah tut dedim,sarıldım. Tir tir titriyerek ağladı.Koskoca adam titreye titreye ağladı. Kim bilir kızı görmesin diye ne zamandır içinde tutuyordu. Saatlerce ağlamıştır belki de ,bilmiyorum. O gece oturdum düşündüm. Yaşadıklarını,o kızın yaşadıklarını düşündüm. Ölüm,ölene kolay,kalana zor be kardeşim. Ölen ölüp gidiyor da,kalan sürünüyor. Hayatınızda, sizin mutluluğunuz için çabalayan insanları,ölümünüzle sınamayın. Hayatta herşeyden umudunuzu kesseniz de,sizi sevenler,sizin sevdikleriniz için tutunun. Hiçbir şey vazgeçmek için sebep değil. Hiçbir şey."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayatimiza-giren-dunyayi-sarsan-populer-danslar/", "text": "Popüler kültürle birlikte hayatımıza iyi veya kötü bir çok dans çeşidi girdi. Bazılarını çok severken bazıları bitsin diye yalvardık. İşte herkesin hatırlayacağı, içini kıpırdatan bazen de içini sıkan 10 çılgın dans: 1- Honki Ponki Torino Faruk K. efsanesinin hayatımıza soktuğu eşsiz dansı ve şarkısı hayatımızı bir dönem domino etti. Şimdi bu sözleri tekrarlayın: Honki ponki toni nok Çalona bimbo bori rok Muşi muşi hubobo kozi zok Çiki çiki şayne tiki tak tok 2- Macarena TV programlarının ve Levent Kırca skeçlerinin vazgeçilmez dansını hepimiz az denemedik. 3- Piramit Dansı Mısırlı prenseslerle oryantalin arasında kalan bu dans ortamların en kolay dansıdır. Her zaman gülme garantili. 4- The Harlem Shake Çok yakın süre içinde gündemi sarsan dans ofis ve arkadaş gruplarının eğlenceli videolar çekmesine sebep oldu. At kafanız varsa hala deneyebilirsiniz. 5- The Gangnam Style PSY'ın rekorları alt üst etmesine yarayan parça ve dans bir virüs gibi yayıldı. Çoluk çocuk herkesin yapmaya çalıştığı dansın ortadan azalarak kalkması tarafımızca sevinçli karşılandı. 6-The U Can't Touch This Melodisinin aklımızdan gitmesi mümkün değil. Dokundur olarak da Grup Vitamin tarafından yorumlanan şarkı ister istemez dans etmenize sebep oluyor. 7- Apaçi Dansı Evlerden ırak dediğimiz apaçilerin özellikle Kızılay üst geçitlerinde yaptığı performansları hepimiz izledik. İstanbul'da da Şanzelize kafenin kapanması biraz dansı sekteye uğratsa da gücünden bir şey kaybetmedi. 8- Kolbastı Flash TV'de gün boyu halayın yerini alma başarısı gösteren kolbastı şükür kaybolmaya başladı. Horon bir sağa bir sola atlayarak yapılan dansı Serena Williams bile yapmış görünüyor. 9- The Thriller Michael Jackson'dan yadigar kalan dans her sene yapılan organizasyonlarla tekrar tekrar anılıyor. Hiç unutulmasın. 10- Yılan Dansı Fatih Ürek'in hayatımıza soktuğu dans, kola yılan şekli verip, sokma girişimleri yapar gibi hareket ettirdiğimiz ve aynı zamanda tısss sesi çıkardığımız bir çağrı gibi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayatin-farkina-varabilecek-olgunluktaki-kadinlarin-ozellikleri/", "text": "Frank Kaiser kadınlarla ilgili öyle bir yazı yazdı ki internette o yazı paylaşma rekorları kırdı. Yazısına başlarken 20'li yaşlardayken tek gördüğüm 20'li yaşlardaki kadınlardı, 30'lar tarihi, 40'lar ise görünmezdi diye başlıyor. Şimdi ise 70 yaşında olduğundan aslında gerçek kadının olgunlukla ortaya çıktığından bahsediyor. Yaşlandıkça, olgun kadınlara verdiğim değer arttı. İşte size birkaç neden: olgun bir kadın gecenin köründe sizi uyandırıp, Ne düşünüyorsun? diye sormaz. Ne düşündüğünüzü umursamaz. olgun bir kadın maç seyretmek istemiyorsa, yanınızda durup mızmızlanmaz. Başka bir şeyle ilgilenir. Olgun kadınlar oturaklıdır. Operada veya bir pahalı bir restoranın ortasında sizinle ağız dalaşına girmez. Ama tabii hakederseniz de, işin içinden rahatça sıyrılabilecekleri şekilde sert tepki verebilirler. Yaşlı kadınlar iltifat etmeyi iyi bilirler, haketmeseniz bile. Değer verilmemenin ne demek olduğunu iyi bilirler. Yaşlandıkça, medyuma dönüşürler. Olgun bir kadına hatanızı itiraf etmenize gerek yoktur. Suratlarında kırışıklıklar belirse de, olgun kadınlar gençlere nazaran daha çekicidirler. Yaşlı kadınlar samimi ve dürüsttürler. İşe yaramazın teki gibi davrandığınızda, bunu suratınıza direk söylerler. Yanlarında olduğunuzda endileşelenmenize gerek yoktur. Belli bir yaş üstü kadınlar birçok nedenden dolayı övgüyü hakederler. Maalesef, erkekler böyle değildir. Olgun kadınlar, zeki, göz kamaştırıcı ve çekiciyken, aynı yaşlardaki erkekler göbekli, ütüsüz sarı pantolonludur ve 22 yaşındaki garson kızlarla takılıp kendilerini aptal yerine koyarlar. Özür dilerim, hanımlar. Maşa varken elimi neden ateşe sokayım? diyen erkekler bilmeliler ki artık kadınların %80'i evliliğe sıcak bakmıyorlar. Neden mi? Çünkü kadınlar da artık maşanın farkına vardı!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayatini-sokak-hayvanlarina-adayan-rukiye-teyze-ile-tanisin/", "text": "Yaşadığı şehirde sokak sokak dolaşıp, fırınlardan, lokantalardan, yemek fabrikalarından artık yemek ve bayat ekmekleri toplayarak köpekleri besleyen birini hayal edin. Yemek artıklarını alabilmek için gerektiğinde bulaşık yıkayan, şehrin belli başlı yerlerine kutularla, sandıklarla derme çatma hayvan barınakları yapan ve Bu dünyayı hayvanlarla beraber paylaşıyoruz. Bizim ne kadar yaşama hakkımız varsa onların da o kadar hakkı var diyen birini. Bir de bu kişinin bizim ülkemizde olduğunu düşünün. Zorlandınız mı? O zaman gelin Rukiye Teyze'yle tanışın. Hayvanlar aç kaldığında kendim aç kalmış gibi hissediyorum. Ayaklarımdan rahatsızım; ama yine de hayvanları aç ve susuz bırakmamak için çaba sarf ediyorum diyen Rukiye Bağcı, gönüllerin şahı. Şimdiden binin üzerinde sokak hayvanını beslemiş teyzemizi canı gönülden tebrik ediyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayatinin-en-guzel-gununu-yasadi/", "text": "Bahçelievler İlkokulu'nda 33 yıl boyunca sınıf öğretmeni olarak görev yapan Remiye Öztürk, doğum gününde yaş haddinden emekli oldu. Remiye öğretmenin öğrencileri ile ders yaptığı sırada okuldaki bütün öğretmen ve öğrenciler bahçeye inerek sürpriz hazırladı. Minik öğrenciler hazırladıkları Unutmayacağız pankartını açarak Remiye Öztürk'ü beklemeye başladı. Okul müdürünün odasına çağrılan Remiye Öztürk, Öğretmenim şarkısı eşliğinde bahçedeki sürprizi görünce gözyaşlarına boğuldu. Doğum gününde emekli olan Remiye Öztürk, okul idaresi ve öğrencilerin hazırladığı sürprizi bir süre pencereden izledi. Duygu dolu anlar yaşayan Öztürk, ardından bahçeye inerek öğrencilerle vedalaştı. Mezun ettiği öğrencilerinin çiçek takdim ettiği Remiye Öztürk'ün bu kez de eğitim verdiği minik öğrencileri ağlamaya başladı. Miniklerin gözyaşlarını silerek teselli eden Remiye öğretmen, ardından öğrencilerle ve öğretmenlerle vedalaştı. DOĞUM GÜNÜMÜ SORDUKLARINDA TATİL GÜNLERİNİ SÖYLERDİM 33 yıl boyunca hizmet verdiği okulunda, doğum gününü öğrencilerinden sakladığını söyleyen Öztürk, Sağlıklı mutlu bir şekilde bitirdiğim için mutluyum. Ama yarım dönem bıraktığım için de çok üzgünüm. Bugüne kadar bütün öğrencilerim her sene doğum günümü sorardı. Ama ben bir öğretmenin okulda doğum günü kutlamasına karşı olduğum için tatil gününü söylemiştim. Ama tabi emeklilik gündeme gelince istemeyerek ortaya çıktı. Bütün okul arkadaşlarım, müdürüm, sınıf velilerim, öğrencilerim dahi beni mutlu ettiler. Duygu seli yoğun. Sevilmek insanı mutlu ediyor. Ama bu şekilde ayrılmak üzücü, zaten emekli olduğum için üzülmüyorum. Bu iki aylık sürede öğrencilerimin gözyaşları beni üzüyor. Çocukların duyguları insanı daha farklı kılıyor diye konuştu. Öğrencileri ile tek tek vedalaşan Remiye Öztürk, sürprizi hazırlayan okul idaresine de teşekkür etti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayatinizdaki-dogru-adami-buldugunuzun-kaniti-olan-11-isaret/", "text": "Milyarlarca insanın yaşadığı koca dünyada aradığınız doğru adamı bulamamaktan ya da bulduğunuz adamın doğru insan olmadığından şikayetçi olan güzel kadınlarımız, bu içeriğimiz sizin için geliyor. Aradığınız mutluluğa kavuşmak ya da saplanıp kaldığınız verimsiz ilişkiden sizi kurtarmak adına buradayız. İlişki yaşadığınız kişinin doğru insan olmadığından şüpheleniyor ya da doğru insan ı bulurken nelere dikkat etmeniz gerektiğini tam olarak bilemiyorsanız. İşte Hayatınızdaki Doğru Adamı Bulduğunuzun Kanıtı Olan 11 İşaret; 1# Her zaman sizinle övünür ve başarılarını başkalarıyla paylaşmaktan haz duyar. Aldığınız terfiyi, kazandığınız primi kendi kazanmışçasına başkalarına anlatıyor ve bunu çok önemsiyorsa... 2# Birlikte geçen onca yıla rağmen, sizin şövalyelik yapmaya devam eder. Topuklu ayakkabı giydiğiniz bir günden sizi kucağında taşıyor, her şartta sizin için kapıyı açıyorsa... 3# Sizi değiştirmeye çalışmaz. Sizi hatalarınızla ve günahlarınızla seviyor, bunları değiştirmeniz için sizi zorlamıyorsa... 4# Sizi özler. Sadece söylemiyor, kısa süre geçse dahi sizi özlediğini hissettiriyorsa.. 5# Önünde rahatça ağlayabilirsiniz. Ağladığınız zaman sizinle ilgileniyor ve her şartta size destek oluyorsa... 6# Arkadaşlarınız eşleri için şikayette bulurken, siz sessiz kalıyorsanız. Arkadaşlarınızın şikayetçi olduğu konulardan hiç birini daha önce yaşamış ve bu sorunlara tamamen yabancıysanız... 7# Ailenizle iyi geçiniyor ve bunu sadece sizi memnun etmek için yapmıyorsa. Ailenizi çekinmeden evinize davet ediyor ve onlarla severek iletişim kuruyorsa... 8# Sizin arkadaşlarınız, onun da arkadaşıysa. Arkadaşlarınızı önemsiyor, onlarla vakit geçirmekten zevk alıyorsa... 9# Kızdığınız konularda dahi sakin kalmayı başarıyorsa. Hepimiz insanız demeye devam ediyor sadece sizin üzgün olmanızı sorun ediyorsa... 10# Yerli yersiz size güzel olduğunuzu söylüyorsa. Şık kıyafetler ya da abartılı makyajlar olmadan günlük halinizle bile sizi güzel buluyorsa... 11# Kavga etmeden birlikte bir şeyler yapabiliyorsanız. Birlikte seyahat etmekten zevk alıyor, aktivite yapmak için başka bir arkadaş aramıyorsanız... Tebrik ederiz! Sizin için doğru insanı bulmuşsunuz!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayatinizi-duzene-sokacak-saglik-yuvasi-10-bitki/", "text": "Her gün bir yan etkisi çıkan ilaçları içmekten artık korkar mı oldunuz? Sağlık problemlerinizi geçirmek için alternatif yollar da mevcut. Bunlardan en güvenlisi bitki çayları. Tabii ki onların da yan etkileri var ama sadece fazla tüketildiklerinde. Onun için listedeki uyarılara dikkat etmenizi istiyoruz. İşte sağlıklı bir yaşam için gerekli 10 bitki; 1 Mate Yaprağı Hem lezzetiyle hem de canlandırıcı etkisiyle doping etkisi yaratan bu dostumuz içinde bulundurduğu bol kafein sayesinde doğal bir zihin kaynağı.Antioksidan özelliği ile birlikte bağışıklık sistemini güçlendiriyor.Şimdi bu dostumuzun elindeki kozlara bakalım : Kanı temizleyici , kalbi rahatlatıcı , gelişme bozukluklarını giderici , stres azaltıcı , mide iltihabını ve uykusuzluğu giderici özelliğiyle ihaleyi kazanıyor. Yan Etkileri : Aşırı miktarda kullanımı sakıncalıdır. 2 Kedi Otu İsminden de anlaşıldığı gibi küçük dostlarımızın kokusunu pek sevdiği bir tür ninjadır. En etkili silahı uyku problemlerini defetmektir. Korku , stres ve telaş gibi sizi hayattan bezdirecek ne varsa savaşır. Kalbinizin liberosudur , gizli kahramandır. Şimdi atağa geçme zamanı ... Erkeklerde sperm sayısını arttırır ve cinsel arzuyu tahrik eder , kadınlarda ise aybaşı öncesi asabi gerginliği gidermede faydalıdır. Yan Etkileri : Bilinen ciddi bir yan etkisi yoktur.Kötü kokusu azcık da olsa mide rahatsızlıklarına yol açabilir.Reçeteli uyku ilaçlarının ve sakinleştiricilerin kediotuyla alınmaması gerekir. 3-Kılıç Otu 19.yüzyılda kullanımı azalan kılıçlar doğada ot formunu aldı.İnsan vücuduyla buluştuğunda uyku düzenleyici etkisinin yanında , antidepresan ilaçların çoğunda bulunan uykuya aşırı meyil şeklinde bir yan etkinin bulunmaması ise önemli bir avantajdır.Bu özelliğiyle günlük yaşamınıza gardınız düşmeden sinirleri alınmış biftek gibi diri ve dinç devam edebilirsiniz.Birbiriyle alakasız ; sinirlilik sindirim bozukluğu , kas gerginliği ve bel ağrıları gibi hastalıklara iyi gelmesi savaşçı yeteneklerini ön plana çıkartıyor. Yan Etkileri: Doktor kontrolünde kullanılması uygundur. 4-Kınakına Amazon Yağmur Ormanlarının doğal bir ağacının parçaları olan bu yağmur sevdalısı Anadolu'nun biz kavruk çocuklarının iştahını açmaya geldi.Çok iyi derecede kan yapar , vücuda kuvvet verir ve yorğunluğu söker atar.Şeker hastalığında nöbet gelmesinde ve veremde çok faydalıdır.Özellike zayıf kimseler için önerilir.Ayrıca final notları beklediği gibi gelmeyen , bütünlemeye kalan üniversite öğrencileri için tansiyon düşürücü etkisi vardır. Yan Etkileri : Kınakına uzun süreli içilmemelidir. 5-Yohimbin Hani Avatar'da bir ağaç vardır.Herkes ona bağlanır , ondan enerji alır.Büyük ağaç , işte o ağaç Yohimbin.Bir diğer adı aşk ağacı.Namını cinsel konularda yaptığı uyarıcı etkisinden alır.Şayet kimyasal depresyon ilaclarıyla oluşan cinsel fonksiyon bozukluklarına olumlu etkisi vardır.Penise giren kan miktarını arttırır , kan çıkışını azaltarak ereksiyon süresini azaltır. Yan Etkileri : Fazla dozda alındığında ağrılı ve uzun süreli ereksiyonlara yol açabilirgünde 40 miligramın üzerinde kullanılmamalıdır.İlacı kullanırken çükülata , yağlı penir ve özellikle kelle paça , damar gibi sakatatların tüketilmemesi gerekir.Depresyon ve tansiyon ilacı alanlar doktor kontrolünde kullanmalıdır. 6-Sinirli Ot Adının sinirli oğluna aldırmayın.İsyanı sizi verem eden , öksürdükçe boğazınızdaki ağrının artarak katlanmasında rol oynayan bronşit , faranjit , rinit , sinüzit , nefes yollarındaki trafiğin durması , şiddetli balgam ve öksürüğedir.Kandaki alyuvar miktarını artırmada fayladalı olmakla beraber çok iyi bir tümör parçalayıcıdır. Yan Etkileri:Bilinen ciddi bir yan etkisi yoktur. 7-Sibirya Ginsengi Keçi bokuna benzeyen bu sevimsiz çirkin ördek yavrumuz bıraksalar atomu parçalayacak güçtedir.Zihinsel olarak masa başı yoğun çalışan kişilerin kullanması uygun görülmüştür.Stres durumunda da yaralıdır.Rusya'da yapılan çalışmalar , Sibirya ginsenginin vücudun dayanıklılığını ve enejisini artırdığını ortaya çıkarmıştır.Çernobil faciasından sonra radyasyonun etkilerini azaltmak için çevre halkına dağıtılmıştır. Yan Etkileri: Kalp hastalığı olanların doktor tavsiyesi olmadan kullanmamaları gerekir.Uykusuzluğa neden olabilir.Hamilelik ve emzirme döneminde kullanılmamalıdır. 8-Mersin Otu Gıda ve parfümeri sanayinde kullanılan bu dostumuz Ninja kaplumbağaların takımın bilimden en iyi anlayan Donatello'sudur.Yaprakları deri gibi serttir.Takımın şiddete en az başvuran bu uysal dostumuz mor bandanasını takar ve gereğinde ; kabızlığı giderir , iştah açar , kan dindirir ve yara iyileştirici olarak görev üstlenir.Antiseptik özelliği vardır.Şeker hastalığına şifadır.Panzehir özelliği etkilidir.Mideyi güçlendirir.Yaprağı kaynatılıp saçlar yıkanırsa , saçlar daha çabuk uzar ve siyahlaşır. Yan Etkileri: Bilinen ciddi bir yan etkisi yoktur. 9-Dulavrat Otu Bir diğer ismi dul karı gömleği olan bu hassas ve narin bitkimiz uzun süre kullanıldığında sedef hastalığına iyi gelir.Başarılı bir temizlikçidir , böreklerden kum ve taşı düşürür.Yağlı ve akneli ciltlere iyi gelir.Saçlardaki kepeği keser.Kuru ve pullu tüm deri hastalıklarına karşı başarıyla kullanılabilecek bir ilaç niteliğindedir. Yan Etkileri:Çok uzun süre kullanılmamalıdır ve kavgalı olduğu güzel avrat otu ile çok zehirli olduğu için karıştırılmamalıdır. 10- Deve Dikeni Alkol tüketmeyi çok seviyorsanız deve dikeni tam size göre.Kuvvetli bir antioksidan etkisi olan bu bitkimiz karaciğer koruyucu özelliğe sahiptir.Deve dikeni ekstreleri , bugün üzerinde en çok çalışma yapılan ve etkisi belirlenmiş bitkilerden biridir.Bu bitkinin en önemli özelliği karaciğer yağlanması , Siroz , çeşitli kimyasal toksinlerine bağlı karaciğer hasarları , sarılık gibi karaciğerle ilgili tüm sağlık sorunlarına karşı yararları olmasıdır. Deveye diken insana sıkıntı veren şeylerden uzak durunuz. Yan Etkileri : Kullanılmaya başlandığı günlerde çok az sayıda insanda ishal oluşturduğu saptanmıştır , bu durum geçicidir.Herhangi bir ilaçla etkileşimi bulunmamaktadır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayatinizi-kolaylastiracak-pratik-bilgiler/", "text": "Çatlamış yumurtayı nasıl haşlayacağınızı ya da elinize batan kıymık veya cam parçasını acısız nasıl çıkaracağınızı biliyor musunuz? İşte hayatınızı kolaylaştıracak pratik bilgiler... 1# Kıymık veya cam parçası nasıl çıkarılır? Küçük bir şişeyi sıcak suyla doldurun. Kıymık veya cam giren bölgeyi şişenin üstüne bastırın. Su soğudukça cildinizi emecektir ve sizin kıymığı veya camı daha kolay çıkarmanıza yardımcı olacaktır. 2# Solmuş çiçekler nasıl canlandırılır? Solmuş çiçekleri yeniden canlandırmak için, sıcak suya koyun. Soğuduğunda, çiçeklerin canladığını göreceksiniz. Sonra uçlarını kesin ve soğuk suya yerleştirin. 3# Şişeler nasıl yıkanmalıdır? Şişenin içine su ve biraz kum koyun. Hızlıca çalkalayarak yıkayabilirsiniz. 4# Yataktaki nem ve rutubet nasıl anlaşılır? Yatağınızın rutubetli olup olmadığını öğrenmek için çarşafların arasına küçük bir ayna koyun. Birkaç dakika sonra ayna bulanıklaşıyorsa, yatağınızı değiştirme zamanı gelmiş demektir. 5# Çatlamış yumurta nasıl haşlanır? Çatlamış yumurtayı haşlarken içi dağılmaması için suyun içine biraz sirke ekleyin. 6# Tereyağı nasıl test edilir? Tereyağının saf olup olmadığını anlamak için bir kağıda az yağ sürün ve yakın. Saf tereyağın lezzetli bir kokusu olacaktır. Margarinin ise hoşunuza gitmeyecek yağlı bir kokusu vardır. 7# Burkulan ayak veya el nasıl tedavi edilir? Öncelikle burkulan bölgeyi zorlamayın, mümkünse bir yere uzatın. Soğuk suyla ıslanmış bir bezle iyice sarın ve bezin her zaman ıslak kalmasına dikkat edin. Zeytin yağı veya merhem uygulaması da işe yarayacaktır. 8# Ağır bir sürahi nasıl taşınmalıdır? Ağır bir sürahinin doğru taşınma şekli, resmin sağda gösterildiğidir. Böylece ağırlığı dengeleyebileceksiniz ve bir yere dökülmesine izin vermeyeceksiniz. 9# Birbirine sıkışmış bardaklar nasıl ayrılır? İki sıkışmış bardağı birbirinden ayırmanın en iyi yolu, üstteki bardağa soğuk su koyup alttakini ılık suyun içine sokmaktır. 10# Rüzgarda kibrit nasıl yakılır? Kibritin kenarlarına birkaç çentik atın. Yaktığınızda çentikler ateşi bir kerede yakalayacaktır. 11# Patates haşlarken kuru kalması nasıl sağlanır? Patatesi haşlarken biraz şeker ve tuz ekleyin. Hazır olduğunda kaynayan suyu boşaltın ve tencereyi tekrar ocağa koyup ısıtın. Eşit şekilde kuruması için tencereyi sallayın. 12# Taze ekmek nasıl kesilir? Bıçağı sıcak suda 10-15 dakika bekletin ve sonra yavaşça ekmekleri kesin. 13# Kıymetli vazolar nasıl saklanır? Vazoların yarısını kumla doldurun. Bu temelini sıkıca tutacaktır. Aynı zamanda küçük temeli olan vazolar için oldukça yararlı bir bilgidir. 14# Yumurtalar nasıl taze kalır? Yumurtaları uzun bir süre saklamak istiyorsanız, tuzun içine koyun. Daha sonra kuru bir yerde kabın içinde saklayabilirsiniz. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayatinizin-sokuna-hazir-misiniz-margot-robbie-rol-icin-taninmaz-hale-geldi/", "text": "Suicide Squad'ın Harley Quinn'i; The Wolf of Wall Street'in Naomi'si Margot Robbie'yi güzelliğiyle övmeye epey alışmıştık. Ta ki Mary Queen of Scots filmde görene kadar! Hollywood'un en güzel kadın oyuncularından biri olan Margot Robbie'nin, yeni filmindeki görüntüsü şaşkına uğrattı. Leonardo DiCaprio ile başrolleri paylaştığı 'Para Avcısı' filmiyle yıldızı parlamıştı. 27 yaşındaki Avustralyalı oyuncu, 2018 yılında gösterime girecek olan 'Mary Queen of Scots' filminin çekimlerini Londra'da sürdürüyor. Başrollerinde Saoirse Ronan, David Tenant, Guy Pearce ve Margot Robbie'yi izleyeceğimiz filmin yönetmenliğini Josie Rourke üstleniyor. Filmde Margot Robbie, Kraliçe Elizabeth'i canlandıracak. Yeni rolü için Robbie'ye yapılan makyajla alnının açık ve yüzünün lekeli hale getirilmesi dikkat çekti. Kızıl saçları ve dönemsel kıyafetleriyle Tudor portrelerinden fırlamış gibi görünen Margot Robbie, bu görüntüsüyle bizi biraz şaşırtmış olsa da oynadığı güçlü kadın figüründen yola çıkarak takdir edeceğimiz bir rolle geri dönüyor diyebiliriz. Filmde Robbie'nin karşısında yer alan oyuncu Saoirse Ronan, Elizabeth'in kuzeni Mary Stuart'ı canlandıracak ve İngiltere tahtını ondan almaya çalışacak. Haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayatta-basarinin-sirri-vazgecmek/", "text": "Vazgeçmenin Gücü... Dört psikolog arkadaş bir gün bir deney yapmaya karar verirler. Amaçları düşünce gücüyle mum ışığını söndürmektir. Bir mum yakarak masanın üzerine koyarlar ve masanın etrafına otururlar. Olanca güçleriyle muma yoğunlaşırlar. Mumun ışığında herhangi bir hareket yoktur. Yoğunlaşmaya devam ederler ama mum ışığında en ufak bir titreme bile olmaz. Bir saati henüz devirmişlerdir ki tam o sırada sokaktan gürültüyle bir kamyon geçer. Dışarıdan gelen gürültüyle birlikte bu dört arkadaş irkilir ve muma yoğunlaşmayı bırakırlar. O anda mumun ışığı sönüverir. Evrenin kuralı bellidir: İste ve serbest bırak. Serbest bıraktığında her ne istedi isen o sana geliyor. Ama önce istemek zorundasın. Newton kafasına elma düşünce yer çekimini buldu. Halbuki o güne kadar pek çok insanın kafasına ağaç altında uyurken elma düşmüştü. Peki neden Newton yer çekimini buldu da diğerleri bulamadı? Çünkü Newton kafasına elma düşmeden önce binlerce saatlik bir uğraş vermişti. Yine bir gün çalışmaktan yorgun düştüğü bir sırada uyuyakaldı yani serbest bıraktı ve bilgi kafasına düştü. Doktor iğne yaparken bile fazla kasmayın kendinizi diyor. Neden? Çünkü kendini kasarsan iğne vücutta rahatça kılcal damarlara ulaşamaz. Kendini serbest bırakmadığın zaman akamazsın. Akış ancak rahat ortamda gerçekleşir. İşte bütün bunlar aslında vazgeçmenin gücüdür. Hayatın sırrı vazgeçmekte saklı. Ölmeden önce ölenler kendilerinden vazgeçenlerdi. Herşeyden vazgeçtiğinde ise geriye korku da kalmıyor. Ölmekten de korkmuyorsun çünkü kaybedecek birşeyin kalmıyor. Hani derler ya en tehlikeli kişi kaybedecek hiçbirşeyi olmayandır. Ölümden dahi korkmadığı için herşeyi göze alabilir. Halbuki onun bile vazgeçemediği egosu kalmıştır. En son egodan vazgeçersin ve böylece tüm kaybetme korkuları sona erer. Korkularımız Cem Özüak'ın İndigo Dergisi'ndeki yazısıdan bir parça Sayfası için https://www.facebook.com/CemOzuakFarkindalikOkulu"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayattan-umut-kesilmez-dedirten-26-acayip-otesi-degisim/", "text": "Eğri oturup doğru konuşalım. Ergenlik döneminde hepimiz pek de güzel insanlar değildik. Sivilceler, sınav stresi, hormonlar hepimizi perişan etmişti. Ancak aradan geçen yıllar sonucunda hepimiz farklı insanlar haline geldik. Fiziksel ve ruhsal olarak hepimiz büyüdük, olgunlaştık ve şimdi olduğumuz kişiler haline geldik. Kimimiz biraz değişti, kimimiz ise bambaşka insanlar haline geldi. İşte bu içeriğimiz tam da bu konuyla ilgili. Zaten bu konuyla ilgili olmasa ne diye bu kadar girizgah yapalım değil mi? 🙂 Lafı çok fazla uzatmayalım ve sizleri Yaşadıkları Değişimler ile Bambaşka İnsanlara Dönüşen Çirkin Ördek Yavruları baş başa bırakalım; 1# 2# 3# 4# 5# 6# 7# 8# 9# 10# 11# 12# 13# 14# 15# 16# 17# 18# 19# 20# 21# 22# 23# 24# 25# 26# Görseller: Boredpanda.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayir-dinozor-kostumu-degil-buffalo-boynuzlariyla-tedavi/", "text": "Dünyanın her ülkesinde farklı gelenekler var. Bu gelenekler bazen bize biraz ilginç de gelebiliyor. Mesela buffalo boynuzları ile yapılan tedavi. Dışarıdan bakınca dinozor cosplay'i sanabilirsiniz fakat değil, hem de bildiğimiz bardak çekmenin farklı bir versiyonu. Endonezyalılar geleneksel tedavi yöntemlerinden kupa çekmeyi güç sembolü olduğuna inanılan buffalo boynuzlarıyla yaptırıyor... Buffalo boynuzu kullanılarak yapılan tedavide, ilk olarak yakılan kağıt veya alkollü pamukla boynuz içerisindeki oksijen tüketiliyor. Ardından sırtın belli ağrı noktalarına yerleştirilen boynuzlarla derinin vakumlanması amaçlanıyor. Haberler.com'un haberine göre Kupa çekmeyle aynı mantığı taşıyan yöntemde boynuz, cama göre ısıyı daha uzun süre muhafaza ettiğinden sertleşen kaslar daha çok gevşiyor ancak bu tedavinin uzmanı tarafından yapılmaması halinde deri yanığı riski oluşturduğu belirtiliyor. Ülkede farklı yaş grubundan çok sayıda kişi, genellikle sırt ağrısı, yorgunluk, stresten arınma ve soğuk algınlığı gibi nedenlerle bu yönteme başvuruyor. Başkent Cakarta'da buffalo boynuzuyla tedavi yapan 5 kişiden biri olduğunu belirten Pak İsmet, Bu işi yıllardır yapıyorum. Her gün yol kenarında açtığım tezgahımda insanlara yaklaşık 10 dolar karşılığında buffalo boyunuzuyla yapılan tedaviyi uyguluyorum. Bu tedaviyi yaptıran müşterilerim fayda gördüğü için sıklıkla bana geliyor dedi. Boynuzla yapılan tedavinin tarihinin eskilere dayandığını iddia eden İsmet, bunun birçok rahatsızlığa şifa olmasının yanı sıra hastalıkları önlemede de etkisi olduğunu savundu. Sumatra Adası'nda buffalo boynuzlarının güç sembolü olarak görülmesi nedeniyle bu yöntemle yapılan tedavinin buradan çıktığına inanılıyor. Sumatra Adası'nda yaşayan halk, ev kapılarının hemen üzerinde bufalo boynuzları bulunduruyor. Bir evde ne kadar buffalo boynuzu varsa o ailenin o kadar varlıklı ve güçlü olduğuna inanılıyor. Bölgede buffalo boynuzlarının kötü ruhları uzaklaştırdığına inanılıyor. Buffalo boynuzuyla yapılan tedavi, Sumatra bölgesinin yanı sıra Bali ve Maluku bölgelerinde de yaygın uygulanıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayko-cepkin-ve-diger-rockcilar-neden-sehirden-kacip-kirsala-yerlesti/", "text": "Şimdilerde kentten kırsala göç trendi var. Uzun yıllar büyük kentlerde yaşayanlar hayallerindeki hayatı yaşayabilmek için özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerindeki sakin bölgelere göç ediyor. Kentin trafiğinden, gürültüsünden, stresinden uzak sakin bir yaşamı tercih ediyor. Bu kervana ünlü isimler de dahil. Ünlü rockçılardan Aylin Aslım Kaş'a, Hayko Cepkin Kuşadası'na ve Mor ve Ötesi'nin bas gitaristi Burak Güven ise Göcek'e yerleşen isimler arasında. RedBull.com için özel röportajlar yapan Melis Danişmend sırasıyla bu ünlü isimleri ziyaret ederek yeni hayatlarına dair bilinmeyenleri konuştu. Hiç o kadar abartılacak bir karar değil aslında. O kadar zor değil. Avustralya'ya taşınmıyorsun ya da Amerika'ya. Gayet yakınsın İstanbul'a, ailene, eşine, dostuna. Aynı dili konuşuyorsun, vize almıyorsun. Ama tabii uğraşacak bir şey bulman gerekiyor. Seni Kaş'a ne attı? İstanbul attı beni. İstanbul beni kustu hatta. Ne zaman karar verdin buraya gelmeye? 2010-2011'den beri, 'Nereye gitsem?' diye düşünüyordum. O zamandan beri çok mutsuzdum İstanbul'da. Bir baktım evden çıkmıyorum. 'Evden çıkmıyorsam burada niye yaşıyorum?' diye düşünmeye başladım. Zaten hep biliyordum etrafımda ne olmasını istediğimi ama sıra gelmiyordu. Gençken başka öncelikler var, yapmak istediğin işler var şehirde. Onları yapmak için orada olman gerektiğini biliyorsun ve böyle bir ihtimal düşünmüyorsun. Belki o zaman İstanbul da o kadar korkunç değildi. Ama hep rahatsızdım ben, kornasından, trafiğinden, insanların öfkesinden. Son beş-altı yıl çok daha ayyuka çıkmıştı. Zehirlendiğimi hissettim bayağı. Evin içinde de bunu hissediyordum. Camdan baktığımda açık gökyüzü görememek... Binaların içinde, tuğlaların içine birikmiş böcekler gibi görünüyordu insanlar bana. Ciddi söylüyorum. Onun hep çok yanlış bir hayat olduğunu hissettim. İnsan o kadar yanlış hissettiği bir şeyin içinde ne kadar durabilir? Bunun üzerine nasıl gidebileceğini mi planlamaya başladın? Hep düşünüyordum, hiçbir şey bulamamıştım. 'Oraya gitsem şöyle mi olur, böyle mi?' diyordum. Yurtiçi ya da yurtdışı. Bir yandan da beş yıldır sürekli yaz-kış Kaş'a geliyorduk. Kendimizi iyi hissediyorduk burada. Sonra burada arkadaşlar edindikçe, onların hayatlarını nasıl değiştirdiklerini gördükçe, onlara danışarak böyle bir şeyin mümkün olacağına inanmaya başladım. O kadar da yapılamaz bir şey olmadığını gördüm. Şimdi soran herkese aynı şeyi söylüyorum. Hiç o kadar abartılacak bir karar değil aslında. O kadar zor değil. Avustralya'ya taşınmıyorsun ya da Amerika'ya. Gayet yakınsın İstanbul'a, ailene, eşine, dostuna. Aynı dili konuşuyorsun, vize almıyorsun. Ama tabii uğraşacak bir şey bulman gerekiyor. Bu yaşta emekliye ayrılıp bütün hayatı tatil gibi yaşamak gibi bir isteğim yoktu, o yüzden beni meşgul tutacak, seveceğim bir şey bulmam gerekiyordu. Yine de aklımda bir bar yoktu. Çok daha sakin bir meşguliyet arıyordum. Bar açma noktasına nasıl geldin? Buraya gidip gelirken ortağım Eren'le ne yapabiliriz diye düşündük. Şu an Gagarin'in olduğu bina yenileniyordu. Gidip görüştük, beğendik. Ama ben hiçbir şey bulamasam bile bir sene daha İstanbul'da kalamayacağımı biliyordum. Artık sokaklarda bağıran deli kadınlar gibiydim. Taksiciye, ona buna. Bir gün takside, 'Allah'ım ne olur beni bu şehirden al,' diye dua ederken buldum kendimi. Şoför yaşlı bir amcaydı, 'Kızım senin bu şehirden gitme vaktin gelmiş,' dedi. Karar aldım, her şey belli oldu, mekanı tuttuk, evi tuttuk, bir ay kalmıştı gitmemize, tuhaf şeyler olmaya başladı. Sanki İstanbul'dan gitmezsem ölecekmişim gibi. Yeşil yanıyor mesela Beşiktaş ışıklarda, güruh halinde karşıya geçiyoruz. Yayaların üstüne bir araba dalıyor, annemle kendimi zor kurtarıyorum, önümüzdeki bir kıza çarpıyor, şoför gülerek gidiyor falan. Başka bir sefer karşıdan karşıya geçerken bakıyorum araba çok uzakta, birden öyle bir hızla geliyor ki zor atıyorum kendimi kaldırıma. Bunun gibi o kadar çok şey oldu ki, 'Herhalde kafama bir şey düşecek ve öleceğim gitmezsem,' dedim. Garip garip hisler gelmeye başlamıştı . Çok dolmuş bir şekilde buraya gelmişsin ama ilk yerleştiğin zaman tam olarak ne hissettin? İlk bir ay idrak edemiyorsun. Evden çıktığında Kaş'ta olduğunu görmek bir garip geliyor. 'Ben burada mı yaşıyorum artık?' diyorsun. Bir müddet tatilde gibi mi hissediyorsun? Biz hiç tatilde gibi hissetmedik çünkü mart sonunda geldik, mayıs ortasında dükkanı açmış olmamız gerekiyordu. Geldiğimizde inşaat halindeydi dükkan, o kadar az bir vakit vardı ki, evi taşı, dükkanı sıfırdan var et derken aslında çok anlayamadık Kaş hayatını. Hep iş oldu. Ama şikayetçi değildim bundan, iyi geldi değişik bir şeyle uğraşmak. Yılların barlarda geçti mesleğin sebebiyle. Bir gün işin öbür tarafına geçme hayalin var mıydı? Hiç! Zaten sana şöyle söyleyeyim, yıllarımız barlarda geçti hepimizin evet ama hiç alakası yokmuş, bambaşka bir iş bu. Gece hayatını bildiğini zannediyorsun ya, barın öbür tarafında olmak, sabit durmak, ayık durmak, eğlenip giden tayfadan olmamak çok değişikmiş. İnsanların ne kadar manyak olduğunu çok daha başka bir perspektiften görebiliyorsun . Hiç beklemediğin insanların neler yaptığını. Müşteriyken fark etmeyeceğin şeyler. Her gece orada durmak ve insanları gözlemlemek çok ilginç oldu. Bar sahibi olunca, 'Ooh içeyim, hep beraber eğleniriz,' de denilmez. Yok. Herkesten ve her şeyden sorumlusun. Her an gözlerin açık olmak zorunda. Aksaklıklar olabilir. Sonuçta insanlar içki içiyor, biraz kendilerini kaybetmeye geliyorlar oraya. Onlar kendilerini kaybetmişken sen onları tutmak zorundasın. Sen de onlarla birlikte kaybolursan kaosa doğru gider orası. Zaten bu iş dışarıdan hep çok eğlenceli görünür de arka planı bambaşkadır. Bu şeye benziyor, biz sahneye çıkıyoruz ve en yakınlarımız bile, 'Aa ne güzel eğleniyorsunuz,' diyorlar ya. Öncesi, o acayip süreç, şarkıları yazmak, kaydetmek, albümün çıkmasını sağlamak, çıktıktan sonra tanıtmak, konserlere çıkmak yok, biz bir gecede çıkıyoruz o şarkıları söylüyoruz iniyoruz, partiliyoruz zannediliyor. 'Ne güzel her gün denize giriyor musunuz?' var mesela. Deniz mi? Sabah yatıyoruz, akşam uyanıyoruz ve sonra yine dükkana gidiyoruz. Barı açmadan önce birilerinden danışmanlık aldın mı? Yıllarını bu işe vermiş arkadaşlarından tavsiyeler mesela? Yok, hiçbir şey almadım . Eren'in deneyimiyle birlikte iyi bir iş bölümü oldu. Ben daha müzik ve insanlarla ilişkiler, o daha operasyonel kısım. Ben hayatında DJ'lik yapmış bir insan değilim, her gece çalıyorum burada. El yordamıyla yaptım her şeyi. Zor ve stresli bir yıldı. Bu kadar bilmeyerek girdiğini bilmek insanı diken üstünde tutuyor ama başarılı oldu çok şükür ki. Burayı açarken, 'Şunlar hiç olmasın, şunlar mutlaka olsun,' diye düşündüğün şeyler var mıydı? Sevdiğim müziği çalmak istiyordum. Onun dışında da çok spesifik bir şeye gerek kalmıyor. Müzik o kadar eliyor ki zaten gelecek kitleyi. Rock sevmeyen bir insan bizim dükkanda mutlu olmaz. Çaldığım müzikle burası oldu bence. Aldığımız güzel yorumlar hep müzikle ilgiliydi ve o da çok mutlu etti beni. İnsanların müzikten mutlu olması artık İstanbul'da unuttuğum bir yorumdu. Müziğe bakış ve müziğin takdir edilemeyişi... O kadar dolmuşum ki o konuda da. Mekanda bir şeyleri doğru yaptığımızı gördüğüm için bu sene çok daha hafifim. Endişelerim çok daha az. Nasıl bir profil geliyor? Müzik seven insanlar. 25 yaş ve üstü. Kaş'ta yerleşik orta yaş üstü ciddi bir nüfus var, müziksever. Ve tabii çoğu takdir edersin ki rock severler. Senden hiç haberi olmayan, gelip de şaşıran oluyor mu? Oldu. Geçen sene çok oldu. Komik şeyler oldu mu? Neler neler. Ben DJ kabinindeyim, bir adam geliyor, aramızda bir metre var sadece. Eren'e gayet duyulabilir bir ses tonuyla ve kaşlarıyla işaret ederek, 'Bu Aylin Aslım mı?' diye soruyor. Eren, 'Kendisine sorsana,' diyor, adam hala kaşlarıyla, 'O mu o mu?' diyor. Sonra, 'Aylin Aslım burada çıkıyormuş?' diye gelen var. 'Çıkmıyor, mekan onun,' deyince de, 'Oradaki mi? Ha çok değişmiş tanıyamadım, neyse gelirim sonra, celebrity falan takılırız,' diye gidiyor. Hiç problem yaratacak müşteri oldu mu? Yok. Çok doğru bir zamanımda gelmişim buraya. Bir beş-altı yıl önce gelseydim, problemin kralını yaşardım ya da yaşatırdım herhalde . Mesela bir şeyler söylüyorlar, gülüyorum. Komik geliyor. 'House çalar mısın?' diyor. Çalan şarkıları görüyorsun, nasıl buranın bir elektronik müzik kulübü olabileceğini düşünüyorsun? Bir anda herkes dans edip kopacak mı? Mekan kültürü olan insan zaten girince anlıyor, sararsa duruyor, sarmazsa çıkıyor. Hiç olmayacak bir şeye dönüştürmeye çalışmıyor mekanı. Wi-Fi yok diye bozulup giden oldu. Sanki yurtdışındasın da data roaming'ini açmak zorundasın! Tecrübeler işte. İnsan tanımaya devam. Niye adı Gagarin? Çok düşündük. Br sürü isim bulduk, beğenmedik. İkonlaşmış insan isimleri mi olsa diye düşünürken Yuri Gagarin geldi aklımıza. Gagarin'i ben annemden öğrenmiştim. Annem de dedemden öğrenmiş. Uzaya ilk gittiği gün radyo yayınını dinlemişler. Dedem anneme not aldırmış, 'Yuri Gagarin bugün uzaya çıktı,' diye. Öyle minik bir anekdot da var. Ne güzelmiş. Evet. Bir de şunu fark ettik, bize öğretilmiyor Gagarin. Hep aya ilk çıkanın Neil Armstrong olduğu öğretiliyor. Halbuki ondan sekiz yıl önce uzaya gitmiş. Eğitim sisteminde yok bu, ben de annemden öğrendim mesela. Burada dükkanı açtık, Gagarin'in anlamını soruyorlar, 'Ne hakkında?' diyorlar. O zaman iyice anladım doğru yaptığımızı. Gagarin'in kim olduğunu böyle bir sebeple öğrenmesi bile bir şey. Adamın hak ettiği şöhrete çok mikro bir katkımız olsa da bilinsin istedik. Mekandan çıkıp eve gidip uyuman sabahı buluyor değil mi? 6'yı buluyor. Hemen de uyuyamıyorsun. Sahne sonrası adrenalini gibi oluyor gerçekten. Zaten hala 'müşteri'yi ağzıma alıştıramadım, 'seyirci' diyorum . Çok tatlıymış. 'Güzel bir seyirci vardı bu akşam,' diyorum . Çünkü sanki müşteri gibi değiller, müzik dinlemeye geliyorlar, ama dinleyici desen o da değil. Ne bileyim. Müdavim olabilir. Müdavim barı olması çok hoşuma gitti çünkü biliyorsun biz gittiğimiz her yerin müdavimi olup gittik. İnsanların müdavim olmak isteyeceği bir yer yapmış olmak beni mutlu ediyor. Yoruluyor musun? Çok. Hayatımda bilmediğim türde bir yorgunluk. Hiç gece uykusu alamıyorsun. İstanbul'daki hayatımda gece geç yatardım ama bazı geceler 2'de uyursun, bazı geceler 1'de uyursun filan. Altı ay her gün sabah yatıp gündüz uyuyunca vücuda başka şeyler oluyormuş. Onu nasıl dengeliyorsun? Atıyorum yürüyüş, yoga, vs. Hiç öyle bir enerjim kalmıyor. Bayağı şarjın hep yüzde 20'ymiş gibi yaşıyorsun . En son dizlerimin bağı çözülüyormuş gibi hissediyordum sezon sonunda. Kışın dengeleyebiliyorum ancak. Gündüzün nasıl geçiyor? Uyandıktan sonra kahve içip bir şeyler yiyip yazmam gereken yazıları yazıyorum. İstanbul'daki konser, vs. işleri için hep bir mail ve telefon trafiği devam ediyor. İki köpeğim var onlarla vakit geçiriyorum. Zaten sonra akşam oluyor, mekana gitmem gerekiyor. O yüzden sezonda çok sosyal bir hayat yaşayamıyorum. Şarkı yazma isteği geliyor mu? Gelsin diye geldim buraya. Öyle bir zehirlenmişim ki, dört yıldır bir satır bile yazmıyorum. Bakalım sezon bittikten sonra ne olacak. Esnafla ilişkin nasıl? İyi. En başta bence kafalarında bir ünlü imajı vardı. Mesafeliler miydi? Yani ister istemez, 'Bakalım nasıl biriymiş?' durumu vardı. Yavaş yavaş tanıştık, gayet iyi ilişkilerim. Özlemiyorsun değil mi İstanbul'u? Hiç özlemiyorum. Ama biliyordum böyle olacağını. Özlediğim hiçbir köşesi yok, ne kadar üzücü bir şey bu. Özleyeceğim şeyler ben gelmeden çok önce bitti benim için. Beyoğlu, İstiklal Caddesi, mekanlar, Çukurcuma, Cihangir'in '98-'99'daki hali... Sahilde yürüyüş yapmak bitti mesela Avrupa yakasında. Kaldırımlara araçlar park ediyor. Köpeğimle yürüyüşe çıkamıyorduk Beşiktaş'tayken. Yapmak istediğim bir sürü şeyi yapamadığım bir yer haline geldi İstanbul. Bir de sen şarkı yazarısın, beslenmen gerekiyor. Söz yazmak, müzik yapmak için. Herkesin beslenme kaynağı farklı. Benim sükunete ihtiyacım var. Neresine kaçtıysam İstanbul'un, olamadı. Anca buraya kadar gelmek gerekiyormuş. Çok iyi geldi bana, doyamıyorum. Kışın bomboş oluyor Kaş, o kadar güzel ki. Sokakta sadece sen varsın, ağaçlar hışırdıyor. Son iki-üç senedir şehirden kaçmak isteyen çok insan var. Normal artık, insanların bünyesi kaldırmıyor. İnsan doğası buna uygun değil, bu kadar da zorlamaya gerek yok. Kaş'ın o manada dolma ihtimalinden korkuyor musun? Korku demeyelim de öyle bir ihtimal olduğunu görüyorum. Biraz daha zamanı var bence. Havaalanı yapılırsa ve gelmek kolay olursa bilmiyorum ne olur, inşallah yapılmaz. Her yerde olan şey olur, kiralar bir anda iki katına çıkar, şehirliler buraya dolup şehir hayatını getirirler, zincir mağazalar gelir, sükunet gider, insanların rekabet ettiği, saçmaladığı bir hal başlar. Ama o zamana kadar da bunun için endişe etmek istemiyorum. Yeni arkadaşlar... Evet. Geçen sene çok zorlandığım anlar oldu. Buradaki herkesle yeni tanışmıştım, en yakınlarım İstanbul'daydı ve bir şey yaşadığımda sadece telefonla -onlar müsaitse- konuşabiliyorduk. En başta acılı oldu ama sonrasında hoşuma gitmeye başladı. Bazı şeyleri yalnız yaşamayı öğrenme tecrübesi ihtiyacım olan bir şeydi. Daha güçlü yapıyor insanı. Zaman zaman yalnız hissediyorum ama o zaman da dağ, ağaç, deniz seni dengeliyor. Şehirde çok daha yalnız hissediyormuşum, onu anladım. Bütün arkadaşlarım oradayken bile herkesin çok meşgul olması, kimsenin kimseye vakit ayıramaması, ayırmak isteyip de gidememesi... Karşıda oturan arkadaşlarla koptuk mesela. Daha saçma bir şey olabilir mi? Çok acıklı. Mesela İstanbul'daki evimi kapattım, gittiğim zaman annemde, arkadaşlarımda kalıyorum. Kalmalı misafir olunca çok daha farklı vakit geçiriyorsun. İstanbul'daki o saçma görüşmelere hiç benzemiyormuş. Evet aynı şeyi Burak'la da konuştuk. Bir yerde buluşacaksın, zaten başka bir işin aksamış olduğu için geç kalıyorsun, onun stresi, trafikte boğuşuyorsun, bir yerde gürültü patırtı içinde sohbet etmeye çalışıyorsun, sonra tekrar evlere dağılıyorsun. Ondan çok daha konsantre görüşmeler oluyor onlarda kalınca ya da arkadaşlarım buraya gelince. Sen tam yerini bulmuş gibisin. Aslında küçük yer insanıymışım, onu anladım. Almanya'da da annemlerin yaşadığı yer 6000 nüfusluydu, tam Kaş gibi. Ben çocukluğumu da çok küçük bir mahallede geçirdim İstanbul'da. O yüzden o sakinliğe, herkesin birbirini tanıma haline alışkınmışım, hiç yadırgamadım. Mesela İstanbul'dakiler tuhaf tuhaf sorular soruyor, 'Kışın n'apıyorsunuz abi, sıkılmıyor musunuz?' diye. 'Ya siz n'apıyorsunuz ki?' diyorum. Her gün işten evine dönmeye çalışıyorsun, döndüğün zaman bitmiş oluyorsun, ne kendine ne çocuğuna vakit ayıracak durumun kalıyor, sabah yine aynı rutin, trafikte bağır çağır, asık suratlı esnaftan alışveriş yap, kazıklan, evine git, yemek yapacak halin bile kalmasın. 'Kışın sıkılmıyor musunuz?' . Müzisyen arkadaşların ne diyor? 'En doğrusunu yaptın valla, tam zamanında gittin, burada işler bitti,' diyorlar . Zaten biteli çok olmuştu. 'Siz de yapın,' diyorum. Yavaş yavaş da görüyorum, herkes bir aksiyon almaya başladı. Tabii burada da hayat toz pembe değil, burası Türkiye'den bağımsız bir yer değil. Yaşanan her şeyin yansıması var, sadece şiddeti daha az olabiliyor. Bazen olmaya da biliyor. Burada insanı doğa dengeliyor bence. Gökyüzü ve güneşin insan bünyesinde ne kadar etkili olduğunu burada iyice anladım. İstanbul'da ne yaşadığımızı çok daha iyi anladım. Etrafımdaki herkes benim kadar mutsuz değil tabii şehir hayatından. Bazıları mutsuzsa da bir şey yapmaya niyetleri yok, bazıları fark etmiyor. Her şeyde de öyledir ya. Herkes her şeye aynı oranda hassas değildir. Ben burada daha az sorguluyorum her şeyi çünkü daha doğru yerde hissediyorum kendimi. Çok şükür şu anda ne işle ne de burada yaşamakla ilgili bir soru işaretim var. O da bu hayatta müthiş bir iç huzurmuş. HAYKO CEPKİN: Dünya lan bu! Bizim sahibimiz o. Herif ne yaparsa kabul edeceksin. Buranın fırtınası meşhurdur, şimşekler bir patlatır, acayip hoşuma gider. Milletin ödü karışır çünkü ciddi yer yerinden oynar. Ne oldu da buraya geldin? Bir röportajında bir gün motorla Beşiktaş trafiğinde kontak kapattığını ve yürüyerek devam ettiğini okumuştum. Motorda kontak kapattım, arabayla kontak kapattım. Benim dakiklik sıkıntım var. Planlı programlı olmak, saniyesinde orada olmak. Bir yere vaktinde gitmek istiyorsan üç saat evvel çıkıyorsun, yolun durumuna göre bazen yarım saatte gidip iki buçuk saat orada bekliyorsun ya da geç kalıyorsun. Tam zamanında gitmek gibi bir şey söz konusu değil. Zamanımı kontrol etmeye başladı İstanbul. Ben bir şehrin değil kendimin kontrol etmesini istiyorum çünkü zaman benim zamanım. Sonra düşündüm, İstanbul'dan ayrılırsam neden uzaklaşacağım? Yakınlarımı daha çok görme şansım var çünkü İstanbul'da herhangi bir iş yaptığın zaman çok yoruluyorsun. Mental olarak, beden olarak. Ne yaptın peki? Hiçbir şey. Aslında çok da seni yoracak, zor bir şey değil, ruhen yoruluyorsun. Benim aylarca üç sokak ötede oturan ailemi görmemişliğim var. Şimdi buraya geldikleri zaman bir hafta kalıyorlar, yazın bir ay kalıyorlar. Kuzenlerim geçerken uğruyor, birkaç gün kalıyorlar. Bak, seni bile İstanbul'da göremezken bu sebeple görme şansım oluyor. Değil mi? Karşılıklı bahçede oturuyoruz. Herkesle daha fazla görüşme şansım var. Dışarıya da çıkmak istemiyorum zaten İstanbul'da. Ünlü olmaktan kelli dışarı çıktığın zaman bir yerde rahat sohbet muhabbet edemiyorsun. Burası küçük bir yer olduğu için gidebildiğin yerler limitli, adetli. E dört seneyi geçmiş. Adam artık buranın yerlisi olarak gördüğü için o gözle bakmıyor, çok güzel bir şey. O açıdan çok rahatım. Dört sene önce, 'Ben gidiyorum!' deyip hemen taşındın mı? Bir ay içerisinde taşındım, paldır küldür oldu. Kars'ta konserdeydim, -22 derecede konserimizi yapmayı beklerken yolda ses tesisatı kamyonunun devrildiği haberini aldık. O günümüz boşa çıktı, bir gün kalalım dedik. İstanbul'dan da uzaktasın ya, kafa düşünmeye başladı: 'Nereye taşınabiliriz?' O sırada Aslı'yla konuştuk, burada paraşütçülük yaptığımız için bu bölgeye geleli yedi sene olmuş. Dedim ki, 'Burayı daha iyi tanıyoruz, eşimiz dostumuz daha çok.' İnsan nereye taşınır? İkinci en iyi bildiği yere. Aslı da dedi ki, 'Aşağıda Kuşadası var, daha şehir gibi.' O beni ayılttı. Yoksa ben bayağı Selçuk'ta bir bağ bahçeye dalıyordum. Şehirli birinin bir anda köy hayatına bulaşması gerçekten lafta, önce öğrenmen lazım. Öyle, 'Giderim abi, bahçeye bir ev yaparım, otururum,' diyene o kadar çok madde sayıyorum ki, 'O da mı var yahu?' diyor. İşi artık çok iyi biliyorum. Aslı'ya, 'Haklısın,' dedim, Kars'ta Google'a, 'Kuşadası emlak' yazdım. Aradım. A bayağı öyle? Evet. Bir ablamız çıktı telefona. 'Böyle böyle kriterlerde bir ev arıyorum, portfolyonuzda varsa bana 10-20 ev gösterebilir misiniz?' dedim. Konserimiz bitince Kars'tan İzmir'e geldik. Hemen emlakçıyla buluştuk, 'Oo siz miydiniz telefonda konuştuğum?' dedi, evleri görmeye gittik. Bir ev gösterdiler, 'Bak çok güzel manzarası var,' diye. Ev gerçekten leb-i derya. Yani ekmeği ban Kuşadası'na, ye. Ama biz hiç manzara görmedik ki! Ben hep çatı gördüm hayatımda. Şöyle bir baktım, hemen, 'Abi stüdyoyu yukarı yaparım,' diye başladım . O evde üç sene oturdum, toplasan bir kere kahvemi alıp manzaraya baktım. Çünkü öyle bir kültürüm yok. Ben hep kapalı alanda, stüdyonun içerisinde dört duvar arasında çalışmışım. Buraya alışma süreci nasıldı? Kuşadası'nın k'sini bilmiyordum. Arada bir motora binip ara sokakları dolaştım, İstanbul'daki ihtiyaçların ne kadarı burada var diye. İşte turşucu var mı, yiyecek siparişleri geliyor mu gidiyor mu? Çünkü İstanbul'da alıştığımız bir düzen var. Akşam tantuni yiyeceksin mesela. Var mı? Ya da nasıl yapıyorlar, güzel mi? Aradım taradım. Üç sene o evde yaşadık. Artık buraları çözdükten sonra da buradaki eve taşındık. Herhalde 100 küsur ev bakıldı. O ara ben turnedeydim, benim kriterlerimi biliyorlardı. Çok yan yana, yamaç yamaca olmasın, ikiz ev olmasın falan. Beni ilk bu eve getirdiler. Girdim... Yine, 'Stüdyoyu şuraya kurarım,' diye başladın mı? 'Stüdyoyu aşağıya kurarım, şurası ikiye iki,' diye başladım. 'Diğer evlere de bakalım,' dediler ama ben çok hızlı kararcıyım. Bir karar hızlı veriliyorsa bereketlidir. Diğerlerine gittim, 'Olmaz... Bu değil... Çık çık çık çık,' diye döndüm. Bu kadar hızlı oldu. Biz taşındığımızda gerçekten sakindi Kuşadası, şimdi acayip göç var. Taşındığımızda kışın ana caddeden bir tane araba geçiyordu, şimdi trafik var. İlk evimiz 44 haneli bir yerdeydi, dört daire doluydu, şimdi 44'ün 44'ü dolu. Giderek doluyor. Geliyorlaar geliyorlaar . Senin bunda bir etkin var mı? 'Hayko Kuşadası'na taşındı' diye olmasın? Şimdi burada ev bakanlara, 'Tam karşı komşunuz Hayko Cepkin,' oluyor yani. İstanbul'daki evini kapattın mı? İstanbul'u komple kapattım. Her şeyi. Bam güm. Hızlı karar aldığını söylüyorsun ama bu bayağı ciddi bir karar. Ama 15 senedir konuşuyoruz Melis. Hangi mekanda, hangi arkadaşımızla karşılaşılsa, 'Abi gidelim buralardan,' deniyordu. Hepimizin bir arazi alıp site kurma hayalleri vardı beraber. Hiçbir şeyi bilmeden böyle bir geyik çevirmişiz, şimdi nasıl yapılacağına dair full bilgi doluyum. Bununla ilgili arsalar, tarlalar görüyorum. Yapılabilir, yapılamaz diye bakıyorum. Artık çok içindeyim bağ bahçenin. Zaten burada kimse bana müzisyen muamelesi yapmıyor. Bağ bahçeci gibi bakıyor. Ekip biçme var mı? Yok. Ama imarlı siteler, imarsız siteler, su ve elektrik izinleri, metrekareler, parseller, bunlarla ilgili olduk. Varil Camping'deki yakın ortağım bu konularla çok ilgili olduğu için, eşin dostun neye ilgiliyse senin de öğrenme şansın oluyor. İstanbul'da yaşamaktan daha ekonomik değil mi burası? Buraya geldim geleli harcamalarım yüzde 60-70 düştü. Eminim. Neye harcayacaksın ki bazı noktalarda zaten? Aynen. Burada en pahalı şey taksi, turistik sebeple... Ya araban ya motorun olacak. Varil'de neler yapıyorsun? Şu an orası çiftlik gibi. Eşeğimiz, altı köpeğimiz, kediler, horozlar, tavuklar var. Aslında çok güzel bir festival alanı. Yaklaşık 3000 kişilik. İki festival de yaptım. Birine Halil Sezai ile beraber çıktık, birine Necati ve Saykolar'la. Çok da güzel oldu, çok familya vardı. Çocuğunu ağacın dalına yatırıp konser seyreden gördüm. Ama festivali yaşatmak zor çünkü sponsorluk dünyası çok fena durumda. Bu sezon kamp alanı açılmayacak, önümüzdeki sene ne yapacağımıza bakacağız. Burada bir günün nasıl geçiyor? Saat 6-7 gibi kalkarım. O kadar erken mi kalkıyorsun? Tabii. Hep öyle miydi? Değildi, İstanbul'da kalkamıyordum. İstanbul saatim 11'di, burada 6-7 oldu. Hayvanlarımı beslerim, stüdyo işim varsa direkt stüdyoya kapanırım, hiçbir işim yoksa gerçekten zaman zaman balkonda oturabiliyorum. Yeni yeni, 'Bu kuşlar da amma bağırıyor ha!' başladı yani. Etrafına bakınmaya başladın. Evet. Mesela şuradaki dağ görüntüsünü daha çok seviyormuşum. Aydın tarafındaki kocaman dağ, onun tepesine dizilmiş yel değirmenleri... Aydın bölgesinin iklimi çok değişiyor, fırtına falan oluyor. Oradaki bulutların ne tarafa gittiğini görüyorum. Havayı koklayan adam oluyorsun bayağı. Aynen. Toprağı karıyorlar mesela, bir yağmur atıştırıyor, bakıyorum, 'Orası açık, bu tükürüp gidecek,' diyorum. Bir de havacıyım ya, buranın havasını biliyorum. Bir bakıyorlar, güneş açıyor. 'Oğlum nasıl!' diyorlar. Senin denizle aran nasıldır? 20 senedir denize girmedim. Ciddi misin? Hiç mi? Hiç. Bir Extreme-G programını çekerken daldım o kadar. Tamam ekstrem sporlar senin tatil anlayışın belli de, bir güneşte yatayım, kumsalda dolanayım da mı demedin? Yok. Ben ilk defa bu sene yandım. 20 yıldır hiç güneşe çıkmadığım için geçtiğimiz yazlarda evin balkonuna uzanıp yakıcı kremler sürdüm, vücudu yakayım, kemiklerim için de iyi olsun diye. Yanmadı lan! Vücudu güneşe çıkarttım, herifin rengi değişmedi. Pigmentlerim bozulmuş . Ama bu sene bu bahçe düzenleme işi yüzünden sanırım başardım. Buraların Fedon'u olacağım . Kaç yıldır yapıyorsun ekstrem sporlar? 10 sene oldu. İyi geliyor. İnsan kendini neye alıştırırsa ona bir eşiği oluyor ya, ben o eşiği yüksek tutmak istiyorum ki yaşlılığımda da limitim yüksek olsun. Yaş geldikçe korku artıyor, ne olursa olsun limitim düşecek. Mesela şimdi eskisi gibi motor kullanmıyorum, eskiden aleti yakarcasına giderdim. Şimdi yapmıyorum çünkü, 'Ölürüm!' diyorum. Ama limitim belli bir yerde kalsın istiyorum. Vücudum izin verirse, 60-70'imde de gıpta ederek baktığım bazı yaşlı paraşütçü amcalar gibi, o kapının ağzına geldiğimde belimi bükerek oradan atlayabilmeyi istiyorum. En yüksek kaç metreden atladın? 6000 metreden. Oksijen tüpü destekli. Çünkü 6000'de oksijen gidiyor. Hiç korktuğun oldu mu? Her seferinde korku var ama özellikle görev atlayışın varsa o korkunun içerisine heyecan, görevi doğru yapabilme sorumluluğu da karışıyor. Ama bireysel atladığın zaman şeye dönüşüyor: 'Aç kapıyı aç aç aç.' O kadar yok ediyorsun. O sana ne sağlıyor? Çok soğukkanlı oluyorsun. Mesela burada deprem oldu ya yeni, 'Oo deprem oluyor,' dedim, ustalar bahçede çalışıyor, millet 'Ovadeeey' durumunda. 'Oha hala devam ediyor,' dedim, hoşuma gidiyor yani anladın mı? Dünya lan bu! Bizim sahibimiz o. Herif ne yaparsa kabul edeceksin. Buranın fırtınası meşhurdur, şimşekler bir patlatır, acayip hoşuma gider. Milletin ödü karışır çünkü ciddi yer yerinden oynar. Çok faal birisin, İstanbul'daki işlerini nasıl programlıyorsun? Bir kara tahtam var benim her şeyi planlayıp programladığım. Telefonda bakmakla olmuyor, bazı şeyleri algılamak için yazmak gerekiyor. Günleri bölüyorum, altına not alacağım bölge bırakıyorum, her günümü, konserlerimin tarihlerini ya da röportajlarımı yazıyorum. Gülçin'le bu manada bir sistem kurduk. Sadece cuma ve cumartesi konser alıyorum, çok spesifik bir kültür merkezi işi olmadıktan sonra asla hafta içi çalmıyoruz. Röportajları da kısaysa cuma konser önüne koyuyoruz, bir alanda çekilecekse perşembeden geliyorum. Pazara kadar istenen ne varsa o dört güne komposto ediyoruz. Konsantrasyonunu bozmuyor demek ki konser öncesi röportaj. Ben zaten 22:00'de başlayacak konser için 13:00'te alandayım. Çünkü orada sound'u check etmem lazım, her şeyi kontrol etmem lazım, istediğim gibi olmazsa yakarım oraları . Gittiğin zaman nerede kalıyorsun? Anneme gidip kalıyorum, otelde kalıyorum. Mesela Kadıköy Dorock XL'de çalacağımız zaman mekanın anlaşmalı otelinde kalıyorum. Ben artık İstanbul'a dışarıdan gelen birisiyim, nasıl ki İzmir'e giden biri orada otel talebinde bulunuyor, ben de İstanbul için aynı şeyi yapıyorum. İstanbul'da özlediğin bir şey var mı? Yok. Şehrin tüm o karmaşası çok mu yormuştu? Tabii. Beyoğlu çok çirkinleşti. Beyoğlu'na çıktığımız zaman yüzde 80'ini tanırdık. Camdan sarkan transseksüeline kadar. Şimdi kimseyi tanımıyorum, orada yaşayan bile kimseyi tanımamaya başladı, o kadar yabancılaştı. Ben orada büyümüş biriyim, çocukluğumdan beri oradaki kiliselerde eğitime gidiyordum. Artık bildiğim bir yer değil. Tanıdığını iddia ettiğin ama tanımadığın bir yerde olmaktansa, tanımadığın ve zaten tanımadığını iddia ettiğin bir yerle tanışmak belki daha iyidir. BURAK GÜVEN: Ben hala gece 3'te, 5'te bir yerlerden sallanarak çıkarken yaşıtlarımın çoğunda ilk çocuk doğmuş, evin taksidinin ödenmesi durumları vardı. E eskisi kadar çekmiyor. Bir de gerçekten çocuk bir milat. Evliliğe göre çok daha büyük bir milat. Çocuktan sonra sert dönüşler yapan insanlara hiç şaşırmamak lazım, olunca anlıyorsun neden olduğunu. Ne kadar zamandır buradasınız? Göcek'le tanışmamız, 2004-2005. Yelken yarışına katılma vesilesiyle gelmiştim buraya. A sen yelken mi yapıyordun? Evet. Zaten hikaye tekneden buraya bağlanıyor. Çocukluğumdan itibaren hep, 'Ne zaman bir teknem olacak?' diye düşünürdüm, içimde bekleyen bir şeydi. Açık Radyo programcısı Beysun Gökçin vardır, bizim Gül Kendine albümünün kapak fotoğrafını da çeken, onun sayesinde daldım yelkene. 2008'de bir tekne aldık, onun tadilatı için buraya geldik. O tadilat beklediğimizden çok uzun sürdü. Göcek'in içinden denize girme şansı da pek yoktur. Resmen sıkılıyordum, 'Ne zaman kurtulacağım şuradan,' diye . Sonra tekne yapıldı, ilk heves Gümüşlük'e gittik ama hemen geri döndük. Meğer geçen zaman içinde buraya çok alışmışız. Teknede de vakit geçirmek istiyorduk, 'Nasıl olacak bu?' diye düşünmeye başladık. Çünkü Ebru'nun çiçekçisi İstanbul'daydı. Buraya bir göz attık, baktık onun tarzında bir boşluk var, diğerleri daha standart çiçekçi. Dükkanı açtık. Bütün bunlar olurken İstanbul'a gitmeli gelmeli bir halde miydiniz? Evet. Hatta o zaman Büyükada'da yaşıyordunuz bildiğim? Evet. Daha önce neredeydiniz? Çiftehavuzlar, Göztepe... İstanbul'un yumuşak tarafları. Orada olmak bile bastı mı? O da bastı. Zaten basmalar sinyallerini 2007'de vermeye başlamıştı. İstanbul'un özellikle trafiği ve sosyolojik değişimi, bizim sıkılmamız derken 2010'da adaya taşındık. Orada da çok güzel günlerimiz geçti fakat hem deniz tutkusu hem burada böyle bir hayat şansı olunca Göcek'te daha çok vakit geçirmeye başladık. Son dört yılın yedi-sekiz ayı burada, üç-dört ayı İstanbul'da geçti. İstanbul'un her geçen gün birazcık daha bozulması, buraya daha çok alışmamız, çocuk derken git-gelden yorulduk. Ve yerleşmeye karar verdik. İstanbul'daki evi kapattınız mı? İstanbul'la bağlarımız koptu, adadaki evi kapattık. Ada aslında çok güzel. Şehre en yakın olup en uzak kafaya varabileceğin yer. Oradaki sabah yürüyüşlerimi falan özlüyorum. Fakat İstanbul'un kaosundan oranın da nasibini almamasına imkan yok. Bu zor bir karar mıdır? Aslında siz geçişlerle bu noktaya varmışsınız ama. Bana zor olacak gibi geldi ilk başta. Çünkü doğduğum, büyüdüğüm yerlerden gitmek kolay değil. Ama o kararı çok hızlı almadığımız, adım adım gittiğimiz için acıtmadı, sıkmadı yani. Memnunum aldığımız karardan. Çevremde de bunu düşünen, yapan, o yolda olan pek çok insan var. Ama çocuk olduğu vakit, onun eğitiminden sağlığına kadar bir sürü konuda soru işareti olabiliyor. O açıdan siz rahatsınız anladığım kadarıyla. Valla gayet rahatız çünkü İstanbul, o aşırı imkan izlenimi içerisinde aslında çok da öyle olmayan bir yer. Yağmur'u adada büyüttük ilk yılında. Aslında çocuk kararı almamızda da adanın çok büyük etkisi var çünkü sanırım anakarada yapamazdık bunu, öyle bir cesaret olamazdı. Adada bir gece 41 derece oldu ateşi, 'Ne yapacağız?' gibi korkular oluyor tabii. Çocuğu soğuttuk, geldi geçti. Ama başka bir sefer anakarada kalırken -bizim konserimiz olan bir geceydi hatta- geç vakitte Bostancı'da üç tane hastane gezdik, çocuğa kimse bakmadı. Üniversite hastanesi dahil hiçbirinde çocuk hekimi bulamadık, gezme sırasında da bizimki uyuyakaldı ve sabaha bir şeyi kalmadı. Ben o anda şunu gördüm, al sana İstanbul! Hastanenin içi full kaos, kimse ilgilenmiyor. Gecenin bir yarısı gelenler, kolu bacağı kopmuş olanlar, sarhoşlar, onlar bunlar. Maalesef İstanbul'un benim için son 10-15 yıldır neresinden tutsam elimde kalır bir hali oldu. Birisi de buydu. Artık zaman değişti. Ne büyükşehirler dışındaki yerler çok geri, ne büyükşehirler her imkanın olduğu yerler. Her manada. Eğitimden sağlığa kadar. Çevreniz nasıl baktı bu kararınıza? Aileler, arkadaşlar? Olumlu. Herhalde bizden bekliyorlardı, fazla bir haber değeri bile olmadı. Bir de ben annemle babamı art arda kaybettim, o da bende İstanbul'u bayağı bir bitirdi sanırım. Mesela doğduğum ev onlar ölene kadar aynı evdi. Dolayısıyla Çiftehavuzlar, Göztepe'den başlayarak Kadıköy merkezli tüm İstanbul'un, tanıdığım hayatın adım adım nasıl değiştiğini, nereye geldiğini gözlemledim. Şu anki hali kentsel dönüşüm sebebiyle içler acısı. Herhalde sen tahammül bile edemiyorsundur. Tabii, çok sert geliyor. Bir yandan, 'Çok berbat, nefret ettik, kaçtık oradan!' gibi tınlamasını istemem çünkü böyle de hissetmiyorum. Her nesil biraz kendi zamanını özlüyor. Bizden önce de Rumlar'dan kalma üzüm bağlarıydı oralar. Yani her yeni ekip bir öncekinin istilacısı gibi. Ama biz onun içinde mutluyduk, huzurluyduk, sokaklarda top oynardık, 10 dakika boyunca tek bir araba geçmediği için maç kesilmezdi. Dut ağacından yerdik, vişne ağacına dalardık, aşağıda yüzerdik sahilde. Benim için çok yumuşak, tatlı anıları var. Şimdi o noktadan çok uzakta. O tanıdığım evler yıkıldı. O evlerin o huzurlu balkonlarını, sevecen yaşlı teyzelerini hatırlıyorum. Bu insanlar yok. Bir manada şehir beni dışarı attı. O yüzden şehre biraz kırgınım. Bu saçma bir şey ama şu anda şehrin bu halini çok sevmiyorum. İlişkiniz biraz bozuldu yani. Bozuldu. Ama şehrin mitolojisini seviyorum. İstanbul'u hep seviyorum. Her zaman tarihine de ilgi duydum. Zaten İstanbul için pek bir şey fark etmez, bir gün bir silkelenir, biz de üzerinden düşeriz. Neler yaşadı. Üç imparatorluğa başkent olmuş bir şehir. Göcek nasıl bir yer? Gözlemlerin nedir? Kendine münhasır bir durumu var, sebebi de şu: 90'lara kadar çok çok az yerleşimin olduğu bir yerken, zenginlere ait yat ve mega yatlar tarafından büyük ilgi görmüş ve 2000-2010 yılları arasında İstanbul'a ayak basmayan ünlü, insan ve para buraya girmiş. Esnaf, Eric Clapton'dan David Bowie'ye çok kişiyle bir araya gelmiş. 'Elton John'dan aldığım imza, Bill Gates'in doğum günü, Abramoviç'in nişanı' şeklinde bir yer. Dolayısıyla para denizden geliyor. Kasabanın içinde bir plaj yok, o yüzden Datça, Marmaris, Kaş gibi yerlere benzetemiyorum. Küçük bir yer. Yapılaşma iki-üç katın üzerinde olamadığı için uzaktan baktığınızda, genel bir ağaç denizi, oradan çıkmış beyaz bir minare derken çok pastoral, hoş, gözü okşayan bir yerle karşılaşıyorsunuz. Doğası çok güzel. Gökova'yla birlikte her taraf koruma altında. O yüzden sahilde çirkin yapılaşma, ev, bina, otel görmüyorsun. Halkı da bence hoş. Ben gezmeye zaten meraklı bir tiptim, grup sayesinde de çok gezmiş oldum. Gökova'dan Kaş'a, Kekova'ya kadar şöyle bir pergelle çizersen, bence burası Türkiye'nin en müthiş yerleri. Bu bölgeye yağdırmış Yaradan. Denizi ve yaz hissini çok sevdiğim için bana çok hitap eden bir yer, çok seviyorum. Ne güzel. Senin beklentilerini karşılayan bir yer olmuş. Evet, sanki o da bize yaklaşır gibi oldu. Çünkü amatör bir denizciydim, Göcek koyları çok korunaklı ve çok güzel, çok kısa zamanda bir yerlere ulaşabiliyorsun. Ayrıca Ebru'nun buradan kendi işini yapıyor olması da avantajdı. Hatta İstanbul'dan çok daha memnun çünkü hani Kızıltoprak gibi bir yerde dükkanı olmasına rağmen tam istediklerini ortaya koyamamaktan şikayetçiydi. Adam geliyordu, 'Abla çiçeğe bir ayı assana, içine nazar boncuğu atalım,' diye. Burada yatlardan gelen tipler çiçek kültürü olan insanlar ve yaptığı işin takdir edilmesi de ona çok iyi geldi. Ailede iki tarafın da memnun olması kilit nokta galiba... Sonuçta hiçbir şey yapamasa ya da sen yapamasan denge bozulabilirdi. Tabii tabii. Aslında 12 ay yaşama fikrini benden önce sunan, destekleyen o. Çocuk da gerçekten çok rahat, güvenli. Maalesef şehirde unuttuğumuz şeyler var burada. Bir şey oldu mu, 'İki dakika şu oğlana bak,' deyip gidebiliyoruz. Dün mesela yan komşu salatalıklar, yumurtalar getirmiş bize. Böyle haller. Şehirdeki insanların o garip ya da haklı kaygıları hastalıklara yol açıyor bir süre sonra. İstanbul'da birbirine saygı çok az, sürekli potansiyel kavga durumu var. Burası küçük bir yer. O yüzden herkes davranışlarının sorumluluğunu alıyor, daha sevecen. Sanki eski Türkiye gibi. Bir günün nasıl geçiyor? Dönem dönem değişmekle birlikte sevdiğim bir günümü anlatmaya çalışayım. Oğlanla kalkıyoruz, kahvaltı hazırlıyorum. Bazı günler biraz kayıt yapıyorum sabah kafasıyla. Stüdyonun inşaatıyla uğraşıyorum. Teknenin çok fazla işi oluyor. Gece kalmayı çok seviyorum teknede, orada müzik dinlemek çok hoşuma gidiyor. Eş-dost çok, burada tanıştık. Spontane bir durum var, o çok güzel. Bir arkadaşınla bira, kahve içeceksin diye üç telefon görüşmesi yapıp iki hafta sonrası için sözleşmiyorsun . 'Hadi gel abi otur!' oluyor. Ben zaten daha doğal şeylere yakın hissetmişimdir kendimi. Burası beni daha mutlu ediyor. Konserler olduğu vakit nasıl bir programın oluyor? Göcek'in bir artı özelliği de evin kapısından çıktık mı, 20-25 dakikada X-ray'deyiz. O çok iyi. Kaç gün önceden gidiyorsun? Keyfime göre. Mesela konularımız birikmiş ya da özlemişiz birbirimizi, gidiyorum Harun'da kalıyorum. Son bir yılda, son 10 yılda geçirmediğimiz kadar vakti geçirdik beraber. Gece sabahlayarak, konuşarak, çalarak geçirdik. Gruba yerleşme kararını açıkladığında ne dediler? Valla çok normal karşıladılar. Onların da hayali bu mu? Yani emin değilim, zannetmiyorum çok . mor ve ötesi'nde bunu yapacak tek ya da ilk adam sen miydin? Tabii. Doğaya doğru bendim. Ama Kerem Özyeğen de gidip Sırbistan'a yerleşerek çıtayı çok yükseklere koydu. Ben şimdi ne yapsam boş . Geldiler mi seni ziyarete? Geldiler. Nasıl buldular? Beğendiler valla. Şimdi bu stüdyo projesini de anlatıyorum onlara. Bir sonraki mor ve ötesi albümü burada mı kaydedilir acaba? Valla belli olmaz, olabilir. Biraz öyle planlıyorum. İçinde prova da yapabileceğimiz, istersek kayıt da alabileceğimiz bir yer olacak. Bu arada mesela grubun ilk dönemleri olsa veya internetten sonra genel sistem bu kadar değişmemiş olsa buraya gelemezdim. İstanbul'daki müzik-sanat çevresinde tüm iş oradan dönüyordu, yoğun bir bağımlılık vardı, İstanbul'u 10 gün bırakmaya gelmiyordu 10-15 yıl evvel. Şimdi hem iletişim şekli değiştiği hem de grupta herkes birazcık kendi hayatına yoğunlaştığı için bunu yapabiliyorum. Eskiden bir şirkete CD götürmek gibi şeyler vardı. Yine 10 yıl önce, albüm sorgulanmaz bir konseptken şimdi hiç kimseden albüme yönelik bir şey duymuyorum. Ne müzisyen ne dinleyen istiyor. Buranın senin üzerindeki etkisi sence yeni şarkılara yansır mı? Yansır. Ne yönde? Büyükada ilk yılında bana müthiş yansımıştı. Buraya henüz yeni yeni yerleştiğimiz için kendime çok yoğunlaşamıyorum. Benim daha iyi ürettiğim vakitler bir parça günlük hayattan koptuğum vaziyetler, yerden yüksek haller. Buradaki yerleşme işlerini halletmek, stüdyoyu oturtmak istiyorum. Ondan sonra gruba da yarayacak şarkılar çıkar mutlaka. Daha pastoral bir hayattan bahsediyorsun ya, onunla örtüşen bir sound, sözler mi olur? Henüz büyük kayıpların, yeni doğumların ürününü tam almadım. Onlardan bir şeyler gelir. Türkiye'nin en büyük rock gruplarından biri mor ve ötesi. Hayatınız konserlerde, turnelerde, gece hayatının içinde geçti. Şimdi Göcek'te tatlı tatlı bahçende oturuyorsun. Kesinlikle yaşlanmak falan demiyorum da, bu aynı zamanda bir olgunlaşma, bazı şeyleri sindirme, doyuma ulaşarak uzaktan bakmakla da mı alakalı? Tabii. Aslında ben en başından beri nasılsam onu korumaya çalıştım. O yüzden daha pastoral, sakin hayata geçiş çok sert olmadı. Öyle bir dünyam zaten vardı. Gece hayatından da alacağımı aldım, vereceğimi verdim. Sakin mizaçlı bir tipim ama aynı zamanda eğlenmeyi, içmeyi de çok severim. Müzisyenliğe giden bir yolda tamam küçüklükten beri yeteneğim vardı ama bir o kadar da o tip bir hayat tarzına merakımdan, sabah 8 akşam 5 işlere ilkokuldan beri, 'Olacak iş değil!' diye bakmamdan kaynaklanıyordu. Tabii bir süre sonra her gece çıktığın tipler yavaş yavaş çevrenden eksiliyor. 'Ulan bir ben kaldım, bir Hakan Tamar!' diyorsun . Ama Hakan hala orada kalıyor, aslanım benim, hiç değişmiyor. Biz bayağı bir dolandık, sıramızı savdık. Ben hala gece 3'te, 5'te bir yerlerden sallanarak çıkarken yaşıtlarımın çoğunda ilk çocuk doğmuş, evin taksidinin ödenmesi durumları vardı. E eskisi kadar çekmiyor. Bir de gerçekten çocuk bir milat. Evliliğe göre çok daha büyük bir milat. Çocuktan sonra sert dönüşler yapan insanlara hiç şaşırmamak lazım, olunca anlıyorsun neden olduğunu. Nasıl bir şeymiş baba olmak? İlk altı-yedi ay karışık ve kendini daha yetemez hissettiğin zamanlar geçtiği vakit zevki gelmeye başlıyor. Ve bende çok fazla flashback yapıyor çocuk. Ben anılara meraklı, hislerini sürekli kontrol etmenin, anlamanın peşinde bir tip olduğum için çok hoşuma gidiyor. Yağmur'dan sonra kendi çocukluğumla ilgili çok fazla şey hatırladım, çok fazla ailemle ilgili düşünüyorum. Çocuk insanın kendini düzeltmesi, yenilemesi için inanılmaz bir fırsat sunuyor insana. Her şeyini gözden geçiriyorsun. Hayat değerlendirmesi mi yapıyorsun? Aynen. Bunu olumlu kullanırsan büyük bir şans, böyle bir kursu bedava almak... Esas kişisel gelişim bu yani? En baba kişisel gelişim, herkesle tartışırım . Babanı anlıyorsun, kendini görüyorsun, 'Ah ulan bunun sebebi bu muymuş!' diyorsun, sabahtan akşama kadar psikanaliz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayrani-buyudu-ve-phelpsi-gecen-ilk-kisi-oldu/", "text": "Dün akşam Rio'da yapılan 100 metre kelebek finallerinde Micheal Phelps'i yenerek Singapur'a ilk altın madalyayı kazandıran Joseph Schooling, tam 8 yıl önce hayranı olduğu Amerikalı efsane yüzücüyle tanışmıştı. Dün akşam Rio 2016'daki 100 metre kelebek finallerinde olimpiyat tarihine geçecek bir olay yaşandı. Altın madalyayı kazanan Joseph Schooling finalde çocukluk kahramanı Micheal Phelps'le yarıştı ve Amerikalı efsane yüzücüyü geride bıraktı Phelps ve Schooling 2008'de tanışmışlardı. 8 yıl sonra ise birlikte çıktıkları mücadelede Schooling altın madalyayı kazandı. Mücadelenin ardından açıklama yapan Singapurlu yüzücü, Son 8 yılda yaşananlar oldukça farklı. Çocukluğumdan beri onun gibi olmak istedim. İyi bir yüzücü olmamın ve daha birçok şeyin sebebi Phelps'ti dedi. 21 yaşındaki Schooling ve 31 yaşındaki Phelps maçtan sonra birbirlerinin yanına giderek kucaklaştılar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayranlariyla-bile-zaman-zaman-sorunlar-yasayan-unluler/", "text": "Ünlü de olsalar onlar da insan özünde. Kimi zaman sinirlenip kontrollerini kaybedebiliyorlar kimi zaman da kabalık sınırlarını zorluyorlar. İşte yakınlarında bulunan insanların deyimiyle zaman zaman gaddarlaşan o ünlüler... Megan Fox İlk 'gaddarlık' hikayesi Megan Fox'tan. Bir keresinde Fox, San Diego'da sokakta yürürken bir hayranı yanına yaklaşıp ondan imza istedi. Belki de Fox o gün kötü bir günündeydi. Bu masum istek üzerine korumasına dönerek Bu iğrenç şeyi benden uzaklaştır dedi. Julia Roberts Julia Roberts o kocaman gülümsemesiyle ne kadar da tatlı görünüyor değil mi? Bazı zamanlarda öyle olabilir ama onun da ters halleri var. Bir çekimde yaşanan olay da bunun örneklerinden biri. Star dergisinin iddiasına göre Roberts bir gün bir çekim için objektif karşısına geçti. Yapması gereken tasarımcının kendisi için seçtiği elbiseleri giyip poz vermekti. Başlarda her şey yolunda gidiyordu. Ama sonra olanlar oldu. Roberts, kendisi için seçilen bir giysiyi zevkine uygun bulmadı. Ekipten birini çağırıp da bunu söylemek yerine elbiseyi fırlatıp attı ve tasarımcı hakkında da ağzına geleni söyledi. Beyonce Dünyanın en zengin ve güçlü ünlülerinden biri Beyonce. O da kameralar karşısında son derece sakin ve sevimli duruyor. Ama bazen öfkesine hakim olamayıp yanındakileri korkudan titreten davranışlar sergiliyor. Bir gün asistanı yanlışlıkla Beyonce'nin üzerine su dökünce ünlü şarkıcı aniden öfke nöbetine kapılıp bağırıp çağırmaya başladı. Hatta öylesine kızdı ki asistanınnı saçını ve makyajını aşağılayıcı sözler sarf etti. Meryl Streep Meryl Streep'in yeteneği su götürmez bir gerçek. Başarıları ve kazandığı ödüller de zaten bunun kanıtı. Ama genellikle son derece zarif görünen oyuncu da zaman zaman şaşırtıcı davranışlar sergileyebiliyor. Streep'in en büyük kusuru ast üst ilişkisini çok önemsemesi. Özellikle de yardımcılarının yaptığı hataları affetmek şöyle dursun bunun yanından bile geçmiyor. Ellen DeGeneres Ellen DeGeneres de ekranların en güler yüzlü en konuksever programcılarından biri. Ama kameralar kapalıyken bazen kelimenin tam anlamıyla çekilmez olabiliyor. Üstelik ne zaman ters yüzünü göstereceği de pek kestirilemiyor. Stüdyo fazla sıcak ya da soğuk olduğunda ya da ortalıkta dağınık bir şey gördüğünde yardımcılarına kan kusturuyor. O yüzden stüdyo çalışanları ve yardımcıları her şeyin kusursuz olması için ellerinden gelen gayreti göstermek için ter döküyor. George Clooney George Clooney ne kadar centilmen görünüyor değil mi? Güler yüzlü, anlayışlı, hoşgörülü... Ama onun da ters hareketleri var. Mesela birilerinin herhangi bir şekilde kendisinden yararlanmasını hiç hazmedemiyor. Yararlanmak dediysek.... Bakın anlatalım. Aktörün pahalı birkokteyl koleksiyonu var. Evdeki yardımcılarının da bu koleksiyondan herhangi bir 'kaçamak' yapmasına asla izin vermiyor. Bu konuda öylesine kararı ki herhangi bir likör şişesinden birkaç yudum aldığında ne kadar kaldığını işaretliyor. Böylece kendisi oralarda yokken birinin gelip likörünün tadına bakıp bakmadığını da anlamaya çalışıyor. Jim Carrey Beyazperdenin komik adamlarından Jim Carrey'nin yanında çalışanlar da kimi zaman ondan yaka silkiyor. Anlatılanlara göre Carey'nin bir dakikası bir dakikasına uymuyor. Bir an son derece kibar ve anlayışlıyken bir dakika sonra etrafına bağırıp çağırmaya başlıyor. Sözün kısası onunla çalışmak pek de kolay görünmüyor. Miley Cyrus Miley Cyrus'ın tuhaf bir kişi olduğu tartışma götürmez bir gerçek. Bu durum sadece kameralar karşısında değil özel hayatında da geçerli. Cyrus'un evinde iki tane köpeği var. İşin ilginci bunlar 'eğitimli' değil. Cyrus onları tuvalet eğitimi de dahil kendisi yola getirmeye çalışıyor. Ama çok da başarılı değil bu konuda. Köpekleri tuvalet ihtiyaçlarını evin herhangi bir yerinde giderdiklerinde de Cyrus yardımcılarına bağırıp çağrııyor ve ortalığın temizlenmesini emrediyor. Jennifer Lopez Jennifer Lopez'in çalışanlarının arkasından az para veren dediğini biliyor muydunuz? Radar online'ın iddiasına göre Lopez, yardımcılarını gece-gündüz demeden kanlarının son damlasına kadar çalıştırıyor. Bunun karşılığında da çok az para veriyor. Bu yüzden de yardımcıları onun yanında fazla uzun süre çalışmayıp yeni iş arayışına giriyor. Madonna Madonna da yanında çalışanlara uzun mesai yaptırıp karşılığında az para verenlerden. Evlatlık oğlu David Banda'nın eski dadısı ünlü yıldızın evden uzakta olduğunda saatin kaç olduğuna aldırmaksızın 24 saat kendisine telefon ettiğini söylemişti. Bir başka asistanı da gece boyunca kendisini en az altı kez uyandırıp su istediğini anlatmıştı. Naomi Campbell Naomi Campbell'ın tersinin pis olduğunu artık bütün dünya biliyor. Yardımcısına kızıp cep telefonu fırlattığı için kamu hizmeti cezasına çarptırılması da bunun göstergelerinden biri. Kimi zaman bu tür şiddete başvuruyor kimi zaman da sözle saldırıyor kızdığı insanlara. Birkaç kez Türkiye'ye gelen Campbell'in İstanbul'da sergilediği kaprisli hareketler de unutulmadı. Justin Timberlake Justin Timberlake'in de tuhaf davranışlar sergilediği artık bilinen bir gerçek. Başrollerinden birini üstlendiği Friends for Benefits filminin galasında kendisiyle aynı asansöre binen herkesi indirip kendi başına yukarı çıkmıştı Timberlake. Bir keresinde de şampanyasında köpük olmadığı için etrafındakilere kan kusturmuştu. Adam Levine Maroon 5 grubunun solisti Adam Levine'in bir grup hayranına yaptığı ise artık efsane olmuş durumda. Bir keresinde bir hayranı Levine'den imza istedi. Karşılığında aldığı cevap ise korkunçtu: Ben çirkin kızlara imza vermem. Hugh Grant İngiliz aktör Hugh Grant'i dünyanın en centilmen erkeklerinden biri sanabilirsiniz. Hatta o da böyle bir görüntü sergiliyor olabilir. Ama kimi zaman Grant de öfke nöbetlerine tutulabiliyor. Bir keresinde genç bir kızla bir bara gitti Grant. Ancak kızın kimliği yanında olmadığız için bardaki güvenlik görevlisi onu içeri almak istemedi. Buna sinirlenen Grant de avazının çıktığı kadar Sen benim kim olduğumu biliyor musun? İddiaya girerim ki hiçbir eğitim almamışsın sen diyerek bağırdı. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hayvanlar-tarafindan-buyutulen-vahsi-cocuklar/", "text": "Vahşi hayvanlar tarafından büyütülmüş çocuklara ilişkin pek çok efsane ve mit mevcut.. Gılgamış Destanı'ndaki Enkidu, Yunan mitolojisindeki Atalanta ve Roma'nın kuruluş mitindeki Romulus ve Remus gibi.. Bunun yanında vahşi çocuklar edebiyatın da konusu olmuş. İbni Tufail'in Hayy'ı, İbnül Nefis'in Kamil'i,Rudyard Kipling'in Mowgi'si ve en meşhuru Edgar Rice Burroughs'un Tarzan'ı gibi. Hayvanlar Tarafından Büyütülen Vahşi Çocuklar Vahşi hayvanlar tarafından büyütülmüş çocuklara ilişkin pek çok efsane ve mit mevcut.. Gılgamış Destanı'ndaki Enkidu, Yunan mitolojisindeki Atalanta ve Roma'nın kuruluş mitindeki Romulus ve Remus gibi.. Bunun yanında vahşi çocuklar edebiyatın da konusu olmuş. İbni Tufail'in Hayy'ı, İbnül Nefis'in Kamil'i,Rudyard Kipling'in Mowgi'si ve en meşhuru Edgar Rice Burroughs'un Tarzan'ı gibi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hbo-bazi-dizi-ve-filmlerini-ucretsiz-yayina-acti/", "text": "HBO, birçok önemli dizisinin ve Warner Bros. yapımı filmin yer aldığı, toplamı 500 saati bulan içeriğini, bugünden itibaren bir süreliğine ücretsiz erişime açtı. Aralarında bizim favorilerimizden olan Silicon Valley de var. Tüm dünya Covid-19 salgınıyla mücadelesini sürdürürken insanları evde kalmaya teşvik edecek birçok etkinlik ve kampanya düzenleniyor. WarnerMedia'ya bağlı olan TV kanalı ve medya platformu HBO da bu çerçevede, birçok önemli görsel materyalinin bir süreliğine üyelik gerektirmeyen ve ücretsiz bir şekilde erişime açık olacağını açıkladı. Bugünden itibaren bir süreliğine erişime açılan ve toplam süresi 500 saati bulan içerik paketinin içerisinde Six Feet Under, Veep, The Sopranos gibi kült dizilerin yanı sıra Crazy, Stupid, Love'dan Empire of the Sun'a varan Warner Bros. filmleri de yer alıyor. Listenin detaylarına aşağıdan erişebilirsiniz. Diziler 1. Ballers (5 Sezon) 2. Barry (2 Sezon) 3. Silicon Valley (6 Sezon) 4. Six Feet Under (5 Sezon) 5. The Sopranos (7 Sezon) 6. Succession (2 Sezon) 7. True Blood (7 Sezon) 8. Veep (7 Sezon) 9. The Wire (5 Sezon) Warner Bros. Filmleri 1. Arthur 2. Arthur 2: On the Rocks 3. Blinded By the Light 4. The Bridges of Madison County 5. Crazy, Stupid, Love 6. Empire of the Sun 7. Forget Paris 8. Happy Feet Two 9. Isn't It Romantic? 10. The Lego Movie 2: The Second Part 11. Midnight Special 12. My Dog Skip 13. Nancy Drew And The Hidden Staircase 14. Pan 15. Pokemon Detective Pikachu 16. Red Riding Hood 17. Smallfoot 18. Storks 19. Sucker Punch 20. Unknown HBO Belgesel Dizi ve Filmleri 1. The Apollo 2. The Case Against Adnan Syed 3. Elvis Presley: The Searcher 4. I Love You, Now Die: The Commonwealth v. Michelle Carter 5. The Inventor: Out for Blood in Silicon Valley 6. Jane Fonda in Five Acts 7. McMillion$ 8. True Justice: Bryan Stevenson's Fight for Equality 9. United Skates 10. We Are the Dream: The Kids of the MLK Oakland Oratorical Fest boxofficeturkiye"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hbo-game-of-thrones-hikayelerinin-devam-etmesi-icin-george-r-r-martini-ikna-etmeye-calisiyor/", "text": "Fenomen dizi Game of Thrones adım adım büyük finale doğru ilerliyor. Alınan ödüllerden ve elde edilen başarılardan son derece memnun olan HBO kanalı ise kasasını ağzına kadar dolduran seriyi bir şekilde sürdürmek istiyor. Game of Thrones serisini spin-off olarak sürdürmek isteyen HBO bir türlü yazarlar ile anlaşma sağlayamıyordu. Kitap serisinin ve dizinin yazarı olan George R.R. Martin spin-off konusunda yapılan ısrarlara Önümüzde bitirmemiz gereken bir dizi ve iki kitap var. Şu anda bunun dışında çıkan bütün haberler tamamen birer iddiadan ibaret. Sadece önümüzdeki işlere odaklanmamız gerekiyor. cevabını vererek bu konudaki olumsuz tutumunu koymuştu. Tam her şey bitti derken HBO yaptığı iyimser açıklama ile Game of Thrones severlerin yüzünü güldürdü. HBO program başkanı Casey Bloys yaptığı açıklamada Evet resmi olarak böyle bir şey yapmak için yapımcılarla görüşmeye başladık. Ancak henüz görüşmelerimizin daha başındayız. Biz dizinin spin-off'unu yapmak istiyoruz ancak iş sadece bizde bitmiyor. Görüşmeler sonuçlanmadan kesin olacak diyemeyiz. ifadelerini kullandı ve dizinin hayranlarına bir nebze de olsa umut aşılamayı başardı. Umuyoruz ki George R.R. Martin spin-off konusunda HBO ile anlaşır ve biz de birkaç sezon daha farklı hikayelerle Game of Thrones izlemeye devam ederiz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hbodan-4-farkli-game-of-thrones-spin-offu-geliyor/", "text": "Sekizinci sezonuyla sona erecek olan Game Of Thrones'ta heyecan verici gelişmeler gündemde. Geçen sene de gündeme gelen spin-off projesi gerçek oldu. HBO, reyting rekorları kıran Game of Thrones evrenini genişletmek üzere 4 farklı spin-off dizisini izleyiciyle buluşturacak. Tüm dünyada izlenme rekorları kıran Game of Thrones'un 7. sezon için geri sayımın başladığı şu günlerde dizi ile ilgili her gün yeni bir haber çıkıyor. Geçmiş sezonların aksine bu yıl yaz aylarında (16 Temmuz) izleyici karşısına çıkacak olan Game of Thrones, geriye kalan 13 bölümünün ardından ekran macerasını sonlandıracak. Sezon arasında bile yerine izleyecek yeni dizi bulamayan Game of Thrones hayranlarının 8. sezonun ardından ne yapacağız? endişesini giderecek bir açıklama geldi. The Guardian'ın haberine göre; HBO, Game of Thrones'un geçmiş evrenine ışık tutmak ve dizideki karakterlerin kendilerine özgü hikayelerini anlatmak üzere 4 farklı spin-off dizisini izleyiciyle buluşturacak. Dizi hayranlarını oldukça heyecanlandıran bir gelişme niteliğinde olan bu durum karşısında HBO, şimdiden yapım çalışmalarına başladı. Çekilecek olan 4 spin-off dizisinin, George R.R. Martin'le ayrı ayrı çalışacak olan senarist ekibini oluşturdu. Buna göre Max Borenstein , Jane Goldman , Brian Helgeland ve Carly Wray 4 spin-off dizisinin senaryosunu kaleme alacaklar. Game of Thrones'un yaratıcıları Dan Weiss ve David Benioff ikilisinin destek vereceği bu 4 projenin ne zaman yayınlanacağı ya da hangi karakterleri odak noktasına alacağı henüz belli değil. Öte yandan çekilecek olan bu projelerin, dizinin geçmiş evrenine ışık tutması da önemli bir detay olarak göze çarpıyor. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hbodan-game-of-thronestaki-ak-yuruyenleri-anlatan-yeni-dizi-geliyor/", "text": "Son dönemin en popüler dizisi Game of Thrones'un 2019 yılında yayınlanacak final sezonu heyecanla beklenirken HBO seriye ilişkin yeni bir proje için harekete geçti. Evrensel'in haberine göre; HBO, Game of Thrones evrenine ait 5 yan proje geliştirme kararı alırken serinin yazarı George RR Martin ve Senarist Jane Goldman'ın çalışmalara başladığı bildirildi. HBO'nun çekilmesini talep ettiği pilot bölümün, dizinin şu anki döneminden binlerce yıl öncesinde geçeceği belirtildi. Yapımcılar, yan projelerin Game of Thrones'un finalinden önce yayınlanmayacağının altını çizdi. HBO'nun yazılı açıklamasına göre Game of Thrones'un öncesini anlatacak projenin, Dünyanın, kahramanların altın çağından en karanlık dönemine nasıl geçtiğini izleyiciye göstereceği ifade edildi. Bir başka deyişle dizi, 'Ak Yürüyenler'in nasıl ortaya çıktığına odaklanacak"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hbodan-resmi-aciklama-yeni-dizinin-adi-house-of-the-dragon/", "text": "Yeni dizi, Game of Thrones'tan 300 yıl önce yaşananlara odaklanacak HBO, Game of Thrones evreninde geçen başka bir dizi projesinin lansmanını yaptı. Game of Thrones evreninde geçen yeni dizi projesi HBO tarafından iptal edilmişti. Yeni Game of Thrones dizisinin sekiz sezonluk dizideki olaylardan 300 yıl önce yaşananları konu alacağı belirtildi. 'House of the Dragon' adı verilen yeni dizinin yapımcıları arasında Game of Thrones kitaplarının yazarı George RR Martin'in de olduğu ifade edildi. Dizinin vizyon tarihi konusunda ise bilgi verilmedi. Bir dizi gitti, bir dizi geldi Bu açıklamadan saatler önce, ABD basınında yer alan haberlerde bu yıl bahar aylarında duyurulan ve Oscar adaylığı bulunan oyuncu Naomi Watts'ın da kadrosunda bulunduğu dizi projesinin ipal edildiği açıklanmıştı. ABD merkezli kültür-sanat haberleri sitesi Deadline, iptal edilen dizinin yaz aylarında çekilen pilot bölümün HBO yönetimi tarafından beğenilmediğini aktarmıştı. Game of Thrones, HBO'nun bugüne kadarki en popüler dizisi konumunda. Çok sayıda Emmy ödülü kazanan dizinin neredeyse her bölümü dünya çapında milyonlarca kişi tarafından izlenmişti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hedefe-ulasmaniz-icin-sizi-harekete-gecirecek-7-altin-kural/", "text": "Gelişim Lideri, eğitmen ve yazar Yasemin Sungur, hayallerden hedeflere ulaşmanın kişinin kendine özel bir yolcululuğu olduğunu vurguluyor. Bu yolculuk için yola çıkmayı göze alabilen ve farkındalığı gelişerek harekete geçebilen %8'lik grubun artması gerektiğini belirtiyor. Yasemin Sungur, harekete geçemeyen %92'lik oranın azalması için bireysel gelişim odaklı eğitimlerin artması gerektiğini ve bu yolculuğu tamamlamış kişilerden rehberlik ve koçluk desteği alınmasını öneriyor. Kendini tanımalısın Kendinizi tanımanız harekete geçmeniz için çok önemli ve değerli. Bunun için objektif bir bakış açısıyla kendinizi analiz edin ve mümkünse bu konuda destek alın. Güçlü ve güçsüz yönleriniz, ilerlemek istediğiniz hedefleriniz ve sizi bu yolda engelleyebilecek sizden ya da dışardan kaynaklı tehditler neler, bunları belirleyin. Gelişimi sağlamak için bu analizden elde edeceğiniz farkındalık ile seçimler yapmak üzere bilinçlenecek ve büyük hedefiniz için daha hazır olacaksınız. Hayal kurmalısın Düşleme sanatı ile hayaller kurun. Hayal kurarken kendinizi engellemeyin. Tıpkı kanadını açmış bir kuş gibi kendi düşüncelerinizle uçmaya odaklanın. Zaman ve mekan sizi kısıtlamasın. Yükseldikçe düşünceleriniz de yükselecek ve sizi bağlayan ipler birer birer kopmaya başlayacak. İşte o süreçte aslında hayallerinizden hedeflerinize doğru bir köprü kurmaya başlayacaksınız. Plan yapmalısın Harekete geçme aşamasında akışta kendimizi kaybetmemek ve daha iyi yönetmek için plan yaparak ilerlemeliyiz. Plan bizi hedefimize giden yolda adım adım yönlendirecek ve kaybolmamızı engelleyecek en doğru aşamadır. Doğru plan doğru hareket ve başarılı hedef demektir. Hedefe giden yolun en önemlşi kısmı yapabileceklerinizden ve zorlayabileceklerinizden oluşan bir plandır. İletişim kurmalısın İletişim becerilerinizi sorgulayın. Başkalarıyla nasıl ve hangi şartlarda, ne şekilde iletişim kurduğunuzu değerlendirin. Daha önce hedeflerine ulaşmış ve başarılı olmuş kişilerin makaleleri, videoları ve varsa kitaplarını okuyun. Bu kişiler size rehber olabilir. Harekete Geç online eğitim programında bu eğitimi almış ve harekete geçmiş bir çok kişi sizlere rehberlik ediyor. Bu şekilde değerlendireceğiniz iletişim adımları sizi daha ileriye taşır. Zamanı yönetmelisin Zamanı daha iyi kullanmak için sizi hedeflerinize götürecek planlamanıza uygun şekilde kendinize zaman çizelgesi hazırlayın. Bu şekilde kendinizi disiplinle plana uygun şekilde tutabilir ve her tamamladığınız adımla bir sonraki aşamaya doğru harekete geçebilirsiniz. Her ne kadar zamandan ve mekandan özgür şekilde eğitim planlaması yapsak da, harekete geçmek üzere eylem planımızda zamanımızı yönetebilmeliyiz. Sadeleşmelisin Hayallerinizi geniş tutarken sizi tutan bağlar teker teker kopacak özgürleşeceksiniz. Bu süreçte aslında sizi her tutan bağda size engel yaratan tehditler ve zorluklardan uzaklaşacaksınız. Sorunlara çözüm bularak onları geçmeyi öğreneceksiniz. Vazgeçmek istediklerinizi belirlemeyi onları da terkederek sadeleşmeyi deneyimleyeceksiniz. Sadeleşmek sizi hafifletir ve daha kolay ilerlersiniz. Ertelemeyin, eyleme geçin! İlk 6 adımı aslında eyleme geçmek için attığınız küçük ama önemli hazırlık adımları olarak değerlendirilebilirsiniz. Her biri sizi harekete geçme yolculuğunuzda farkındalıkla ileri götürecek adımlardır. Eyleme geçme aşamasında hayatımızda ertelediğimiz, bitiremediğimiz şeyleri yapmak vazgeçmemek ya da bırakmak istediklerimizden vazgeçmek için önemli adımlar atıyoruz ve aslında eylemle birlikte harekete geçiyoruz. Yasemin Sungur Hakkında Kendisini hayat öğrencisi, eğitmen, yazar, sohbetçi, harekete geçiren olarak tanımlayan Yasemin Sungur, Gelişim Enstitüsü kurucusu olarak 40 yılı aşan süredir bireysel ve kurumsal gelişim odaklı Yönetim, Liderlik, İletişim ve Kariyer konularında eğitim programları hazırlıyor ve sunuyor, gelişime liderlik yapıyor. Kariyer koçluğu ve rehberlik yapıyor. Sürekli okumayı, öğrenmeyi ve gelişimi hayatının merkezine koyan Sungur, Martı Kitap Kulübü'nü kuruyor bu kapsamda kitaplara olan tutkusunu Kitap ile Sohbet konulu bir etkinlikle paylaşıyor. Aynı zamanda Yazar ile Sohbet ve Şiir ile Sohbet etkinliklerini de hayata geçiren Sungur'un, Hayat ile Sohbet başlıklı kapsamlı bir sohbet programı da bulunuyor. Martı Dergisi isimli blog dergi yayınlayan, gelişim odaklı yazı kampları düzenleyen Yasemin Sungur, Harekete Geç! ile aktif online gelişim programı ile eğitimlerine devam ediyor. ''Kariyerim Gelecek'' isimli bir de kitabı bulunan Sungur üretmeye, paylaşmaya ve öğrenme yolculuğuna devam ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hem-marvel-hem-de-dc-comics-filmlerinde-yer-alan-12-oyuncu/", "text": "Piyasanın Marvel ve DC Comics arasında ikiye bölündüğü çizgi roman uyarlaması filmlerde her iki taraf da rol almış, en önemli oyuncuları sizler için bir araya getirdik. İşte Hem Marvel Hem de DC Comics Filmlerinde Yer Alan 12 Oyuncu; 1# Idris Elba Usta oyuncu Idris Elba Heimdall rolüyle Marvel'ın Thor filminde, Roque rolüyle ise DC Comics'in The Losers filminde rol almıştı. 2# James Marsden James Marsden Cyclops rolüyle Marvel'ın X-Men serilerinde, Lois Lane'nin nişanlısı Richard rolüyle ise DC Comics'in Superman Returs filminde rol almıştı. 3# Ben Affleck Marvel kariyeri Daredevil ile tam bir faciaya dönüşen Ben Affleck, DC Comics kariyerinde ise istenilen başarıyı Batman rolüyle yakalamıştır. 4# Halle Berry X-Men serisindeki Storm rolüyle hafızalarda yer edinen Halle Berry, bir dönem DC Comics'in önemli karakteri Kedi Kadın'a da hayat vermişti. 5# Michael Fassbender Marvel kariyerinde Magneto ile büyük başarı yakalayan Michael Fassbender, DC Comics'in Jonah Hex filminde ise Burke karakterini canlandırmıştı. 6# Hugo Weaving DC Comics'in V for Vendetta filminde V karakteri ile efsaneleşen Hugo Weaving, ilk Kaptan Amerika filminde ise The Red Skull karakterini canlandırmıştı. 7# Ryan Reynolds Deadpool filmiyle efsane olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Ryan Reynolds, bir dönem DC Comics'in Green Lantern filmindeki Hal Jordan karakterini canlandırmıştı. X-Men ve Blade: Trinity filmlerinde de rol alan Reynolds'ın Deadpool olarak kariyerine devam etmesi dileğiyle 🙂 8# Chris Evans Captain America ve Human Torch karakterleri ile Marvel yapımlarında rol alan Chris Evans, DC Comics'in The Losers filminde ise Jake Jensen karakterini canlandırmıştı. 9# Tommy Lee Jones İlk Yenilmez: Kaptan Amerika filminde Albay Chester Phillips karakterine hayat veren Tommy Lee Jones, Batman Forever filminde Harvey Dent/Two-Face karakterini canlandırmıştı. 10# Natalie Portman Her iki filmde de esas oğlanların kalbini çalmayı başaran Natalie Portman; Thor filminde ünlü fizikçi Jane Foster'ı, V for Vendetta filminde ise Evey Hammond'ı canlandırmıştı. 11# Samuel L. Jackson Usta oyuncu Samuel L. Jackson, S.H.I.E.L.D. başkanı Nick Fury karakteriyle birçok Marvel filminde rol alırken; bir dönem DC Comics'in The Spirit filminde suç dehası Octopus karanterine de can vermiştir. 12# Scarlett Johansson Güzel olduğu kadar başarılı da olan ünlü oyuncu Scarlett Johansson, Natasha Romanoff karakteriyle Marvel filmlerinde rol alırken, The Spirit filmindeki Silken Floss karakteriyle DC Comics evrenine de katılmıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hemen-adet-gormek-icin-ne-yapilmali/", "text": "Hemen Adet Görmek için Ne Yapılmalı? Bazı kadınlar, yaklaşan bir davet veya tatile çıkmadan önce adet kanamasının başlamasını ister ve süreci hızlandırmak için çeşitli yöntemler dener. Ancak, regl döneminin 1-2 gün içinde başlatılmasını sağladığı garanti edilen bir yöntem yoktur. Bununla birlikte, adet döneminizin yaklaştığı zaman hafif egzersizler yapmak, stresi kontrol altına almak ve meditasyon, yoga gibi bazı gevşeme tekniklerinden yararlanmak ve orgazm olmak adet görmeyi biraz daha hızlandırabilir. Bknz: Hemen adet görmek için ne yapmalı? Ayrıca, doğum kontrol hapları da adet kanamalarının başlangıç tarihini değiştirebilir. İnternette biraz araştırma yaparsanız; maydanoz, incir kürü gibi bir adet kanamasını tetiklemeyi vaat eden doğal çözümler olduğunu görebilirsiniz. Ancak, bu seçeneklerin gerçekten işe yaradığını gösteren bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Bu yazıda, adet kanamasını hızlandırmak isteyen kadınların başvurabileceği bazı yöntemlerden bahsedeceğiz. Bu yöntemlerden hangilerinin bilimsel bir dayanağı olduğu ve olası risklere de değindik! Adet Dönemini Hızlandırma Yöntemleri Kimler İçin Uygundur? Adet kanamasının başlangıcını değiştirmek için bilimsel olarak güvenilir yöntem doğum kontrol hapları kullanmaktır. Ancak, egzersiz yapmak, bazı besin değişiklikleri ve stresi yönetmek gibi yaşamsal faktörler de faydalı olabilir. İlk adet döngüsünün zamanını değiştirmek için ise bilinen bir yol yoktur. Bir kadın, ilk kez ortalama 12-13 yaşında regl olur. Bununla birlikte, kadınların %98'i 15 yaşına geldiğinde regl dönemi başlamış olur. Bu yazıda yer alan öneriler, bir süredir regl olan kadınlarda adet görmeyi hızlandırmaya yardımcı olabilecek yöntemlerdir. Adet Döngüsü Nasıl Olur? Kanama, regl döngüsünün bir parçasıdır. Bu döngü, vücudun olası bir hamileliğe hazır olmasını sağlar. Bir regl döngüsünün ilk günü, adet kanamasının başladığı gündür. Bu, ortalama 28 günde bir tekrarlar. 23-35 gün arasındaki döngüler de normal aralıkta kabul edilmektedir. Adet döngüsü sırasında, vücuttaki bazı hormon seviyeleri de azalma ve artış gösterir. Bunlar, yumurtlama ile ilişkili olan progesteron ve östrojen hormonları ile LH veya FSH hormonlarıdır. Östrojen seviyelerinin yükseldiği adet döngüsünün ilk döneminde, rahim içi tabaka da kalınlaşır. Buna tepki olarak da yumurtalıklar yumurta olgunlaştırır. Döngünün ortalama 14.gününde, LH seviyelerindeki yükselmenin bir sonucu olarak, bu yumurtalar yumurtalıklardan ayrılır. Bunun gerçekleşmesine de yumurtlama adı verilmektedir. Döngünün diğer yarısında, yumurtalıklardan ayrılan yumurtalar rahme doğru hareket eder. Bu süreçte, progesteron yükselmeye devam eder ve bu da rahmi potansiyel bir hamileliğe hazır hale getirir. Döllenme söz konusu olursa, yumurta rahme tutunur ve embriyo oluşumu için uygun ortam oluşmuş olur. Ancak, yumurta sperm tarafından döllenmezse bu yumurta kaybolur. Döllenme gerçekleşmezse, progesteron ve östrojen hormonlarının seviyeleri tekrar düşmeye başlar. Kalınlaşan rahim içi tabaka, kanamanın başlamasıyla birlikte vücuttan dışarı atılır. Her kadının adet döngüsü farklıdır. Genel olarak, 3-7 gün arasında devam eden adet kanamaları normal olarak kabul edilmektedir. Hormon İçeren Doğum Kontrol Hapları Hormon içeren doğum kontrol hapları kullanmak, regl döngüsünün başlangıcını değiştirmenin en güvenilir yoludur. Bu haplar, progesteron ve östrojen hormonlarının bir kombinasyonunu içerir. Bir kadın, doğum kontrol haplarını 21 gün boyunca kullanır ve kalan günlerde kullanıma ara verir. Bu, adet kanamasının gerçekleştiği dönemdir. Bu durumda, bir kadın, regl kanamasının başlangıcını hızlandırmak için daha erken bir dönemde doğum kontrol hapını kullanmaya ara verebilir. Ancak bu, gebeliği önleme konusunda daha az etkinlik anlamına gelir. Bu nedenle, olası bir istenmeyen gebeliği önlemek için dikkatli olunmalıdır. Egzersiz Adet Başlangıcını Değiştirir Mi? Egzersiz yapmak, kasların gevşemesini sağlayarak kanamanın başlangıç tarihini biraz daha öne çekmeyi sağlayabilir. Ancak, bu yöntem bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Bazı kadınlar, ağır egzersiz rutinleri olduğunda adet düzensizlikleri yaşayabilir. Daha hafif egzersizler yapmak, yeniden düzenli olarak adet olmaya devam etmek için gerekli hormonları düzenlemeye yardımcı olabilir. Stres Yönetimi ve Gevşeme Teknikleri Yapılan çalışmalar, stres ve adet düzensizliği arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir. Stres seviyelerini azaltmak ve gevşeme tekniklerinden yararlanmak, özellikle strese bağlı adet düzensizliklerini gidermeye yardımcı olabilir. Meditasyon ve yoga yapmak, sevdiğiniz müzikleri dinlemek, bir günlük tutmak veya bir hobi edinmek stresi daha iyi yönetmenize yardımcı olabilir. Orgazm Cinsel ilişki ve orgazm sırasında rahmin kasılması ve bazı hormonların üretilmesi, rahim içi tabakayı vücuttan dışarı atmayı kolaylaştırmaya yardımcı olabilir. Kilo Kaybı ve Diyet Kilonuzdaki değişimler, adet döngülerinizi etkileyebilir. Çok zayıf veya çok kilolu olmak adet düzensizliği ile karşılaşmanıza neden olabilir. Bazı kadınlar, hiç adet olmayabilir. Özellikle çok zayıf kadınlarda bu, adet döngüsüyle ilişkili hormonların üretilebilmesi için vücut yağına ihtiyaç duymasından kaynaklanmaktadır. Benzer şekilde, fazla kilolu olmak da adet düzensizliğine neden olabilir. Bazı yiyeceklerin adet kanamasının yoğunluğunu, süresini veya daha erken başlamasını sağlayabildiği belirtilmektedir. Bu, bazı yiyeceklerin içerdiği besin maddelerinden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, çok düşük kalorili diyetler veya çok yoğun egzersizler yapmak, üremeyle ilişkili hormonları etkileyerek yumurtlama sürecini etkileyebilir. Bu nedenle, dengeli bir diyet yapmak ve hafif egzersizler yapmak faydalı olabilir. Doğal Yöntemler Adet düzensizliği yaşayan veya daha hızlı adet görmek isteyen pek çok kadın doğal yöntemlere başvurmaktadır. Bu doğal yöntemlerin etkili olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmasa da, olası riskler oldukça düşük olduğundan pek çok kadın bu yöntemlerden yararlanmaktadır. Daha hızlı adet görmek isteyen kadınların başvurduğu doğal yöntemlerden bazıları şunlardır: Ananas Ananasın içerdiği bromelain enzimi, üremeyle ilişkili östrojen ve diğer hormonları etkileyebilir. Bazı çalışmalar, bu enzimin aynı zamanda vücutta iltihaplanmaya bağlı adet düzensizliğine yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte, ananas yemenin adet kanamasını hızlandıracağını gösteren bilimsel bir kanıt yoktur. C Vitamin C vitamini alımını arttırmanın, adet kanamasını başlatmaya yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Bu, bilimse olarak kanıtlanmış olmasa da, C vitamini alımını arttırmanın bilinen bir zararı yoktur. Daha fazla C vitamini almak için şu gıdaları tüketebilirsiniz: - Koyu yeşil yapraklı sebzeler - Portakal, mandalina gibi turunçgiller - Brüksel ve brokoli gibi turpgiller Otlar Bazı bitkilerin, adet kanamasının başlangıcını hızlandırmaya yardımcı olduğuna inanılmaktadır. Bunlar arasında; testere dişli aslan pençesi, nane, maydanoz, biberiye, kekik, adaçayı ve kekik yer almaktadır. Bazı kadınlar ayrıca; çemen otu, hindiba, kerevizin de etkili olduğunu belirtmektedir. Riskleri Var Mı? Adet kanamasının başlangıcını hızlandırmak için yukarıda bahsedilen yöntemlerin çoğu güvenlidir. Sağlıklı bir yetişkin için herhangi bir risk taşımamaktadır. Bununla birlikte, herhangi bir takviyenin güvenilir bir kaynaktan alınması önemlidir. Bununla birlikte; doğal da olsa bitkiler ve gıdalardan herhangi birine karşı alerjiniz varsa, bunları kullanmaktan kaçınmanız gerekmektedir. Doğum kontrol hapları da bazı kişilerde yan etkilere neden olabilir. Nadiren; kan pıhtısı, kalp krizi ve inme riskini arttırabilir. Ek olarak; 35 yaşın üzerinde ve sigara içen kadınlarda doğum kontrol haplarının riskleri daha yüksektir. Bu nedenle, doğum kontrol hapları kullanmayı düşünüyorsanız, kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışmalısınız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hemen-eski-kuponlari-kontrol-edin-bu-adam-tshirt-cebinde-buldugu-kupondan-zengin-oldu/", "text": "68 yaşındaki ABD'li Jimmie Smith'in, geçen sene Mayıs ayında lotodan büyük ikramiyeyi kazandığı ancak bunu çekilişin üzerinden neredeyse 1 sene geçtikten sonra fark ettiği ortaya çıktı. Sürekli loto oynayan ama çekiliş sonrası biletlerini kontrol etme alışkanlığı olmayan Smith, az kalsın 24 milyon dolardan olacaktı. Kendi kendine devamlı olarak Zamanım olduğunda hepsini kontrol edeceğim dediğini söyleyen Smith, tembelliği sebebiyle bu işi sürekli ertelemiş. CEPLERİNİZİ KONTROL EDİN New York Oyun Komisyonu 25 Mayıs 2016'da yapılan çekiliş sonucunda kazanan numaraların Bodegas, New York'tan oynandığını açıklamış ancak büyük ödülü almak için gelen kimse olmamış. Aradan geçen zamanda talihli ortaya çıkmayıca Komisyon'un Piyango Bölümü Müdürü Gweneth Dean bir çağrıda bulunarak Ceplerinizi kontrol edin, eldiven kutunuzu kontrol edin, kanepe minderlerinin altına bakın. Eğer kazanan bir biletiniz varsa, sizi karşılamak için sabırsızlanıyoruz. diye seslenmiş. 1 DAKİKA BOYUNCA OLDUĞUM YERDE KALDIM Emekli bir güvenlik görevlisi olan Smith, bu gizemli kazananla ilgili haberi duyduğunda aklına biletlerini kontrol etmek gelmiş. Kapıda asılı gömleğinin cebindeki bir tomar bileti tek tek inceleyen yaşlı adam büyük ikramiyenin isabet ettiği rakamları görünce 1 dakika boyunca olduğu yerde kaldığını ve orada gördüğü şeyi gerçekten görüp görmediğini düşündüğünü söylüyor. Jimmie Smith, Başımı pencereden dışarı sallayıp biraz temiz hava solumak zorunda kaldım. Ciddi bir şüphe içindeydim. Kendimi bunun gerçek olduğuna ikna etmek zorunda kaldım. diyor. PARAYI SADECE 2 GÜN KALA ALABİLDİ Smith biletlerini kontrol ettiğinde tarihler 23 Mayıs 2017'yi gösteriyordu ve 2 çocuk ve 12 torun sahibi yaşlı adam, 24 milyon dolarlık ikramiyeyi kaçırmaktan 2 gün ile kurtulmuş oldu. Çünkü çekilişten sonraki 1 sene içerisinde başvurulmadığı takdirde ikramiyenin geçerliliği sona eriyordu. Komisyon, Bu kazananın hayatını tümden değiştirecek biletin sahibini bulabildiğimiz için çok mutluyuz açıklaması yaptı. Talihlinin ödemeyi 26 yıla yayarak taksitler halinde almayı seçtiği öğrenildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/henry-cavillin-oynayacagi-the-witcherdan-ilk-fotograf/", "text": "The Witcher'ın Macaristan'daki çekimlerinden hemen önce, Henry Cavill'ın Geralt of Rivia olarak karşımıza çıktığı ilk görüntüler paylaşıldı. İkonik karakterin kostümüyle gördüğümüz Cavill, fotoğrafları kendi sosyal medya hesaplarından da paylaştı. The Witcher oyuncu kadrosunda karşımıza çıkan diğer isimler, Cahir rolünde Eamon Farren , Jaskier rolünde Joey Batey , Stregobor rolünde Lars Mikkelsen , Istredd rolünde Royce Pierreson , Sir Lazlo rolünde Maciej Musia (1983), Dara rolünde Wilson Radjou-Pujalte ve Triss rolünde Anna Shaffer olacak. The Witcher'ın kadrosunda ayrıca aşağıdaki isimler yer alacak: Rebecca Benson Marilka Shane Attwooll Nohorn Luke Neal Vyr Matthew Neal Nimir Tobi Bamtefa Danek Sonny Serkis Martin Roderick Hill Fletcher Inge Beckmann Aridea Charlotte O'Leary Tiffania Natasha Culzac Toruviel Amit Shah Torque Tom Canton Filavandrel Yeni açıklanan oyuncu kadrosunun yanı sıra, Cintra Prensesi Ciri, Freya Allan tarafından canlandırılacak. Cintra hükümdarlığının diğer karakterleri olan Kraliçe Calanthe'yi canlandıran isim Jodi May , şövalye Eist'i canlandıracak isim Björn Hlynur Haraldsson ve rahip Mousesack'i canlandıracak isim de Adam Levy olacak. Büyücü Yennefer rolünde Anya Chalotra'yı izleyeceğiz. Aretuza'daki büyülü akademinin başında olan Tissaia ise MyAnna Buring tarafından canlandırılacak. Fringilla ve Sabrina rollerinde karşımıza çıkacak isimler ise Mimi Ndiweni ve Therica Wilson-Read . Princess Renfri'yi ekranlara taşıyacak isim de Millie Brady olacak. The Witcher Hakkında: Tüm zamanların en çok satan fantezi türü kitap serilerinden biri olan The Witcher, kader ve aile hakkında bir öykü. Yalnız bir canavar avcısı olan Geralt of Rivia, insanların yaratıklardan daha da kötü olduğu bir dünyada kendi yerini bulmaya çalışıyor. Kaderin karşısına çıkardığı güçlü bir büyücü ve tehlikeli bir sır saklayan bir prenses ile Continent'te yollarını bulmaya çalışıyorlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/henuz-dogmamis-hayvanlarin-anne-karnindaki-etkileyici-goruntuleri/", "text": "Hayvan severler toplaşın! Birçoğumuzun evinde, sokağında, bahçesinde beslediği pek çok hayvan var. Ama onları hep elle tutulur, sevilir halde çevremizde görüyoruz. Ya da belgesellerde birbirleri peşinde koştururlarken... Hiç merak ettiniz mi acaba bu hayvanlar embriyoda nasıl görünüyor? diye? National Geographic'de yapımcı olan Peter Chinn, belgeselde gördüğü bir hayvan yavrusundan etkilenmiş ve onun anne karnında nasıl göründüğünü merak etmiş. Bunun üzerine de pek çok hayvanın anne karnındaki embriyonik görüntülerini küçük kameralar, 3D ultrason taramaları ve bilgisayar grafikleri kullanarak oluşturmaya çalışmış. Ve ortaya bu derin nefes almanıza sebep olacak, başka bir dünyanın muhteşem görüntülerini ortaya çıkarmış. 1- Fil O dev, iri yarı hayvanı sürekli bize gösteren medya kanallarından sonra bunu görmek... Ay bana bir şeyler oluyor, tatlılığa bakar mısın! 2- Köpekbalığı Sen misin küçük balıkları kovalayan, he minnoş sen misin? 3- İnek Biz senin bebekliğini biliriz Sarı Kız! 4- Penguen Ya bebeği ayrı, doğmuş hali ayrı, büyümüş hali apayrı tatlı bir hayvan. Belgesellerde en çok penguenleri izlemeyi seviyorum çünkü HA Rİ KA LAR! 5- Köpek YAAAAAAAAAA! Büyü de elimizi yüzümüzü yala şapşik! 6- At Seni binek hayvanı olarak kullananların evlerine ateşler yağsın! 7- Yunus Balığı Seni de sirklere, havuzlara kapatanların... 8- Yarasa Geceleri fır fır fır uçmaya hazır mısınız bakalım? 9- Kedi Kedisine ebelik yapmış biri olarak böyle bir şeyi avucumda tuttum. Kalpten gidiyordum. Şimdi de gidebilirim. Ölürüm sizin için ben be! 10- Yılan Büyüyünce fareleri yutma, olur mu annem? 11- Aslan KRALIMIZ! 12- Çita SULTANIMIZ! 13- Kutup Ayıları Soğuk diyarlara çıkmaya hazırlanın gençler. 14- Çivava Köpeği Ya senin en büyük halin bile minnacık, bu halini düşünemiyorum bile! Bonus: İnsan Böyle bir şeyden ne biçim bir şeye dönüyoruz yahu... Natgeo'da yayınlanan bu mini belgesele ulaşmak için şurayı tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hep-karsimiza-cikan-13-fotograf-hakkinda-onemli-bilgiler/", "text": "Bu fotoğraflar karşımıza her an çıkma potansiyeline sahip hatta bir çoğunu gördünüz. Ama neden önemli olduklarını hepimiz bilmiyoruz. İşte bizi o anlara götürecek 13 fotoğrafla ilgili 13 bilgi: 1- August Landmesser, 1939'da Nazi selamı vermeyi reddeden adam. 2-İşçiler, 1932 yılında Eyfel Kulesi'ni boyarken. 3-Normandiya çıkarmasından bir an. 6 Haziran 1944 4- 1980 yılında suikaste kurban giden John Lennon'ın gözlüğü. 5-1914 yılında Brooklyn Köprüsü üzerinde bir grup işçi. 6-Titanic'in 1912 yılında batmadan önce alınmış son resmi. 7- 1948 yılında Chicago'da çocuk satan bir kadın. 8- Titanik ile ilgili çıkan ilk gazeteyi satan çocuk. 9-1969 yılı, Woodstock festivali. 10-Bir denizci ile Times Meydanı'nda öpüşen bir hemşire, 1945 yılı. 11- 1903 yılında kurulan ilk Harley Davidson fabrikası. 12- 1940 yılı, Londra bombalama olaylarının enkazında bir kız. 13- 1958 yılında askerlik hizmetinde bulunan Elvis Presley."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hepimizin-severek-izledigi-filmlerin-animasyon-yapimlarda-parodilestirildigi-13-sahne/", "text": "Hepimizin severek izlediği animasyon filmlerin içine kült yapımlardan çeşitler sahneler sıkıştırmak, bu filmlere çeşitli göndermeler yapmak neredeyse adet haline gelmiştir. Biz de bu duruma kayıtsız kalamadık ve animasyon filmlerin içine gizlenmiş olan 13 kült film sahnesini sizler için bir araya getirdik. 1# Cars- E.T 2# Finding Nemo The Shining 3# Ice Age: Collision Course Gravity 4# Rango Fear and Loathing in Las Vegas 5# Ratatouille The Good, The Bad and The Ugly 6# Shrek 2 The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring 7# Shrek Peter Pan 8# Shrek 2 Alien 9# The Incredibles Die Hard with a Vengeanca 10# Toy Story 3 Mission Impossible 11# Toy Story The Shining 12# Toy Story Raiders of the Lost Ark 13# Up The Lost World"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hepimizin-sevgilisi-evde-tek-basina-filminin-yildizlari-simdilerde-ne-halde/", "text": "Hepimizin çocukluğunun bir parçası olan Evde Tek Başına filminin vizyona girmesinden bu yana 25 yılı aşkın süre geçti. Kimi otoritelere göre en güzel yılbaşı filmleri arasında gösterilen Evde Tek Başına filminin yıldızları geçen süre içinde nasıl mı değişti? Gelin hep birlikte görelim. 1# Linnie McCallister rolüyle Angela Goethals 2# Güvercinli Kadın rolüyle Brenda Fricker 3# Kate McCallister rolüyle Catherine O'Hara 4# Mrs. Stone rolüyle Dana Ive 5# Marvin Merchants rolüyle Daniel Stern 6# Buzz McCallister rolüyle Devin Ratray 7# Frank Amca rolüyle Gerry Bamman 8# Megan McCallister rolüyle Hillary Wolf 9# Peter McCallister rolüyle John Heard 10# Harry Lime rolüyle Joe Pesci 11# Fuller McCallister rolüyle Kieran Culkin 12# Kevin McCallister rolüyle Macaulay Culkin 13# Jeff McCallister rolüyle Mike Maronna 14# Cedric rolüyle Rob Schneider 15# Leslie Hala rolüyle Terrie Snell 16# Mr. Hector rolüyle Tim Curry Görseller: brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-10-kisiden-4u-gun-boyu-ayni-maskeyi-kullaniyor/", "text": "İstanbul Teknik Üniversitesi ARI Teknokent'in Kuluçka Merkezi İTÜ Çekirdek girişimlerinden yeni nesil online araştırma servisi Adgager, maske kullanım alışkanlıklarını analiz eden Maske Kullanım Alışkanlıkları Raporu'nu yayımladı. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin ardından maske kullanım alışkanlıklarını mercek altına almak amacıyla online görüşme tekniğiyle gerçekleştirilen çalışmaya, Türkiye'nin 12 bölgesinden 79 ilde yaşayan 2 bin 553 kişi katıldı. Rapora göre, her 10 kişiden 4'ü gün boyu aynı maskeyi kullanıyor. Katılımcıların neredeyse yarısı maskesini sadece birkaç saat kullandığını, daha sonra yenilediğini belirtiyor. Kumaş maske kullanan her 3 kişiden 1'i ise maskesini her gün yıkıyor ve yıkamadan asla kullanmıyor. Her 4 kişiden 3'ü cerrahi maske kullanıyor En sık tercih edilen maske türü yüzde 73 ile cerrahi maskeler olarak belirlendi. Her 4 kişiden 3'ü cerrahi maske kullanıyor. Bez ve kumaş maskeler, yüzde 15 ile cerrahi maskeleri takip ediyor. Diğer maskelerin kullanım oranları ise oldukça düşük. Yıkanabilir nano maske yüzde 5, N95 maske yüzde 4, FFP3 maske yüzde 2 ve N99 yüzde 1 kullanım oranına sahip. Paket maske satın alırken ilk tercih eczaneler oldu Cerrahi maskelerin kullanım ömrü kısa... Bu sebeple sık sık yenilenen ve sürekli ihtiyaç duyulan 20'li, 30'lu ya da 50'li paketlerin satış kanalları da tüketim oranına paralel biçimde artış gösterdi. Rapora göre, en çok rağbet gören seçenek yüzde 58'lik oranla 50'li paketler oldu. Tüketicilerin maske satın almak için ilk tercih ettiği yer yüzde 35 ile eczaneler olarak belirlendi. Marketler ise yüzde 30 ile eczaneleri takip etti. Maske kullananlar, takmayanları tedbirsiz buluyor Adgager'in raporuna göre, maske kullananların yüzde 67'si maskelerin koruyuculuğu ile ilgili ortalama fikirlere sahip. Maske kullananların yüzde 27'si, dışarı çıktığı zaman her ne olursa olsun maskesini çıkarmadığını ifade ediyor. Dışarıda olunan süre içerisinde maskenin en sık çıkarıldığı anlar ise yeme-içme sırasında gerçekleşiyor. Açık havada yürürken maskelerini çıkaranların oranı ise yüzde 28. Maske kullanan her 10 kişiden 9'u maske takmayanları tedbirsiz bulurken, diğer insanların sağlık endişelerini artırdıklarını ve başkalarının hayatlarını riske attıklarını da ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 77'si mevcut ceza ve yaptırımların ağırlaştırılması konusunda hemfikir. Kendileri yeterince önlem alsa da çevresindeki diğer insanların ve iş dünyasının önlemlerini yetersiz görenlerin sayısı hayli fazla... Rapora göre, katılımcıların yüzde 55'i aldığı önlemleri yeterli buluyor ancak çevresinden sadece yüzde 6'lık bir kesimin yeterli önlem aldığını düşünüyor. Her 10 kişiden 3'ü, iş dünyasına ve çevresindeki insanlara pek güvenmiyor, yetersiz önlem aldıkları için endişe duyuyor. Mevcut durumda, kimileri normalleşme konusunda ısrarcıyken kimileri artan vakalar ile ilgili oldukça endişeli... Kovid-19'un geleceğine yönelik tahminler Her 10 kişiden 8'i artan vakalar nedeniyle endişelerini sonlandıramadığını belirtiyor. Katılımcıların yüzde 84'ü ikinci dalganın geleceğini düşünerek vaka sayılarının giderek artacağını öngörüyor. Rapora göre, Kovid-19'u ortadan kaldıracağına inanılan aşının bulunmasıyla birlikte katılımcıların yarısı mutlaka aşı yaptıracağını belirtiyor. Her 10 kişiden 6'sı ise pandeminin zaten 1 ya da 2 yıl içinde sona ereceğini öngörüyor"} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-gece-evsizlere-corba-dagitan-turk-akademisyen/", "text": "Komşusu açken tok yatmak bize yakışmaz desek de hayat koşuşturmasından kendimiz de borçlardan kurtulma savaşında olduğumuzdan çoğu zaman bu söze uyamıyoruz. Sakarya Üniversitesi'nde Yrd. Doç. Dr. olan akademisyen Mahmut Karaman ise hepimize ilham vermesi gereken bir projeye imza atmış. Üsküdar'da yaşayan Mahmut Karaman, Taksim çevresinde yaşayan evsizleri gördükten sonra AŞHANE adını verdiği bu aracıyla dolaşarak evsizlere çorba veren bir proje başlatmış. Arabanın üzerindeki slogan aslında çoğu şeyi açıklıyor. KOMŞUM AÇ YATMAYACAK! Bir zamanlar kendisinin de zorluklar çektiğini belirten akademisyene oğlu Mustafa Fazıl Kahraman da yardım ediyor şimdiden 2.000'den fazla evsize yardım etmişler! Kendilerini tebrik ediyoruz. Umarız kısa zamanda onlara hayırseverler de katılır! Dünya dönüyorsa böyle iyi insanların hatırına dönüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-gece-yatmadan-bu-karisimi-icin-belinizdeki-yaglarin-kayboldugunu-goreceksiniz/", "text": "Yılbaşı yaklaşıyor ve hemen her yerde yılbaşı için çikolata ve şekerler satılmaya başladı. Bu nedenle kilo almanız işten bile değil. Yeni yıla girerken yine kendinize kilo vermek ve daha fazla spor yapmak için söz vereceksiniz. Canınızın istediği şeyleri yiyip hiç kilo almama fikri kulağa hoş geliyor mu? Healthy Food Style'da yazılanlara göre yağ yakımını hızlandıran muhteşem bir içecek var. Sadece dört farklı malzemeyle bir dakika içinde hazırlanabiliyor bu içecek. Maydanozun kalorisi düşük ve içerisinde antioksidan, vitamin ve mineral barındırıyor. Üstelik şişkinliğinizi de alıyor. Limon vücudunuzdan toksinleri atıyor ve yağ yakımına yardımcı oluyor. Elma sirkesinde bulunan asetik asit de yine yağ yakımını hızlandırıyor. Bioscience, Biotechnology and Biochemistryde yayımlanan bir çalışmada Japonya'da yapılan bir deneyden bahsediliyor. Deneyde yer alan kişilerin yarısı elma sirkesi içmiş yarısı ise içmemiş. İçenlerin bel çevresinde içmeyenlere oranla daha az yağ oluştuğu saptanmış. Yediklerinize her koşulda dikkat etmelisiniz. Elma sirkesi sadece sizi tok tutarak daha az yemek yemenizi sağlar. Bu harika karışımı denemeye ne dersiniz? Malzemeler: 3 yemek kaşığı doğranmış maydanoz 1 limon 1 yemek kaşığı elma sirkesi 400 ml su Hazırlanışı: 400 ml kaynar suyu doğranmış maydanozların üstüne dökün ve 3-5 dakika bekletin. Limonu sıkın ve elma sirkesiyle beraber karışıma ekleyin. Karışımı ılık halde için Newsner"} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-gun-1-yumurta-yediginizde-vucudunuzda-bakin-neler-oluyor/", "text": "Kahvaltıların, öğrenci evlerinin, keklerin, pastaların, kısacası neredeyse tüm yemeklerin olmazsa olmazı olan yumurta; tam bir sağlık kaynağıdır. İster omlet, ister haşlama, ister yağda olsun yumurta; muhteşem bir besleyicidir. Bir dönem yayılan kalp rahatsızlığı ile ilgili olumsuz etkilerinden de aklanan yumurtanın, uzmanlarca her gün tüketilmesi önerilmektedir. Peki bu yumurtanın faydaları nelerdir? İşte Her Gün 1 Yumurta Yemenin Vücuda Sağladığı 9 Fayda; 1# Vücudun sistemsel işleyişine katkıda bulunur Vücut işlevlerini yerine getirmek için 20 amino asite ihtiyaç duymaktadır. Bu amino asitlerin 11'i vücutta üretilebilirken, 9 tanesinin dışarıdan alınması gerekmektedir. Bu dokuz amino asit de yumurta da bulunmaktadır. 2# Kemikleri güçlendirir Kemik erimesini engelleyen ve kemik gelişimini destekleyen başlıca mineral olan kalsiyumu yüksek oranda barındıran yumurta, aynı zamanda içerdiği D vitamini ile diş gelişimini de desteklemektedir. 3# Sinir sistemini destekler Yüksek oranda selenyum içeren yumurta; virüslere, enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı vücudunuzu korur. Yumurta günlük selenyum ihtiyacınızın %22'sini karşılar ve sinir sisteminizi güçlendirir. 4# Sağlıklı saç, cilt ve tırnak oluşumunu destekler Omega-3 ve B vitamini ihtiva eden yumurta; saçınızı, cildinizi ve tırnaklarınızı güçlendirir. 5# Kas oluşumunu hızlandırır Yüksek oranda protein içeren yumurta kas oluşumunu ve büyümesini desteklemektedir. Vücut geliştirme ile uğraşanların yumurta tutkusu bu sebepledir. 6# Hafızayı kuvvetlendirir Yumurtanın içinde bulunan kolin beyin gelişimini ve büyümesini sağlamaktadır. Hafızayı güçlendiren kolin, dakik bir insan olmanızı da yardımcı olur. 7# Kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riskini azaltır Kalp rahatsızlıklarının gelişimini engelleyen düşük yapılı lipoprotein taneciklerinin büyümesini sağlayan yumurta, kalp krizine yakalanma olasılığınızı azaltmaktadır. 8# Katarakt oluşumunu engeller Yumurta içinde bulunan lütein ve zeaksantin isimli antioksidanlar göz sağlığını olumlu yönde etkilemekte, katarakt oluşum riskini azaltmaktadır. 9# Obeziteye karşı koruyucu rol oynar Doygunluk hissi yaratan yumurta, açlık krizine girmenizi engeller ve obeziteye yakalanma riskinizi azaltır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-gun-ayni-kitabi-okuyan-evsize-kindle-veren-adam/", "text": "Çoğu kişi vakti ve parası varken kitap okumaktan uzak bir hayat sürüyor ama bu evsiz dostumuz çoğumuzun aksine kitap okuma aşkı ile yanıp tutuştuğundan her gün aynı yerde aynı kitapla duruyormuş. Bizde ise bu taktikle para toplayan dilenci sayısı oldukça fazla farkındayım. Yine de bu adamın evsiz olduğuna ve kitap aşkıyla yandığına ikna olan Kaliforniyalı dostumuz Dom Maurice, bu evsizi Las Vegas'ta bir köşede defalarca görünce ona bir Kindle hediye etmiş. Paul isimli bu evsize Kindle veren Dom Maurice'nin Reddit'te paylaştığı fotoğraf ise milyonlarca kez beğenildi, paylaşıldı ve dünyanın çeşitli ülkelerinde haber oldu. İyilik yapan iyilik buldu ve dünyaca tanınan biri oldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-gun-gordugumuz-kucuk-ecrin-gibilerin-huzunlu-hikayesi/", "text": "Soğuk bir kış gününde olduğumuzu hayal edin, dışarıda lapa lapa kar yağıyor, biz ise pencerenin ardından sıcacık evimizde ve elimizde çay, kahve veya sıcak çikolata eşliğinde karın yağışını izliyoruz. İşte bu görüntüyü hayal ederken sizlere bir hikaye anlatmak istiyorum! Ücra bir köyde geçiyor hikayemiz. Başrolünde ise henüz beş yaşında anne rolü oynamak zorunda kalmış küçük bir kız var: Ecrin! Üç çocuklu bir ailenin en büyüğü olan bu küçük kız, babasının terör suçundan dolayı hapse girmesinden sonra annesiyle tek başına kalmıştır. Anne sıcak yaz günlerinde işçi olarak tarlalara çapa yapmaya gidiyor ve helalinden üç kuruş kazanıp çocuklarının karnını doyurmaya çalışıyor. Okul çağına gelen ve akranları ana okullarında olan Ecrin ise evde iki ve üç yaşlarında olan kardeşlerine analık rolü yapıyor. Onun yaramazlık yapmak, ağlamak, bir şeyler istemek, bir tablet, oyuncak, yeni bir ayakkabı istemek gibi bir hakkı yok. Zaten küçük kızında böyle bir isteği yok, nasıl olsun ki, bu küçücük köyün hiç dışına çıkmamış birisinden böyle istekler beklenir mi? Hayat onun için planını çoktan hazırlamış zaten. Sabah kalkıyor kardeşlerine ekmek, yoğurt karışımından oluşan bir kahvaltı hazırlıyor. Onların altını değiştiriyor, evin içini süpürüyor, minicik boyunun yettiği her işi yapmaya çalışıyor. Ecrin, kardeşlerinden biraz boş zaman bulabilirse annesinin çeyizinden kalmış eski bir tüplü televizyondan dış dünyayı izlemeye çalışıyor. Onları izledikçe içini bir hüzün kaplıyor ve güzel hayaller kurmaya çalışıyor. Belki bir gün benim de böyle bir hayatım olabilir., diye geçiriyor içinden. Ancak kaderinin çoktan çizildiğinin farkında bile değil. Tam hayallere dalmışken, küçük kardeş ağlıyor ve Ecrin kendisine gelerek ona bakmaya gidiyor. Kahverengi yuvarlak gözleri, beline kadar gelmiş örgülü saçları, üstünde komşuların verdiği bir fistan ve yüzünde ise sanki yılların yaşanmışlığını taşıyor bu kız. Günler birbirini kovalıyor ve çetin geçen kış ayı gelip çatıyor. Annesi ile birlikte bu beş yaşındaki küçük kız için ilk kış ayı geliyor. Yazın sıcağında bir şekilde hayatta kalmayı başaran bu aile belki de bu kışı atlatamayabilir. Hava sıcaklığının eksi yirmi dereceleri bulduğu bu bölgede birkaç çalı çırpı ve tezekten başka yakacakları yok. Eskiden kalma teneke sobanın etrafında tüm aile aynı dört duvar arasında yaşama savaşı veriyor. Küçük Ecrin'in bir çocuk odası takımı yok, rengarenk bir yatağı, elbiselerle dolu bir dolabı! Onun sadece iki kardeşiyle birlikte yattığı bir süngerden yapılma yatağı ve yorganı var. O her gün farklı bir elbise değil, her gün aynı elbiseyi giriyor. Üşümemek için ayaklarına çaput sarıyor ve babasının eski elbiselerinden kesip diktiği bir hırka giyiyor. Onun tüm varlığı bu! Günlerden Perşembe ve dışarıda adeta kıyamet kopuyor. Ocak ayının ortalarındayız, bu aile ise yakacaklarını tamamen bitirmiş durumdalar. Ecrin ve annesi gündüzleri ağaçlık alanları dolaşıyorlar bulabilirlerse birkaç ıslak odun toplayarak eve getiriyorlar. Ancak bugün aşırı derecede fırtına olduğu için dışarı çıkamayan bu aile şimdi hayatta kalabilmek için savaşıyorlar. Dördü de birbirine sokulmuş tüm elbiselerini, yorganlarını üstlerine örterek bu geceyi atlatmaya çalışıyorlar. Bu da yetmezmiş gibi iki yaşındaki kardeşin çığlıkları sarıyor ortalığı. Annenin dayanacak gücü kalmamış, yavrularını koruyabilmek için elinden geleni yapıyor ancak hayat onlar için hiçte kolaylık sağlamıyor. Saatler gece yarısını geçmişken soğuk hat safhaya çıkıyor. İki küçük kardeşin sesleri kesilmiş, Ecrin ile annesi ise hala direnmeye çalışıyorlar. Hayatın kendisine verdiğinden fazlasını alamayan bu küçük kız babasının ardından iki küçük kardeşi ve annesini de kaybediyor. Onu o gece hayatta tutan neydi bilinmez ama gelecek Ecrin için hiçte parlak gözükmüyor. Sabah komşular polise haber veriyorlar ve küçük kız sosyal hizmetler tarafından alınarak bir çocuk esirgeme kurumuna veriliyor. Bundan sonra Ecrin için bambaşka bir hayat başlıyor. Hani başta dedim ya sizlere güzel bir hikaye anlatacağım, dikkat edin güzel dedim, mutlu demedim. Biz sıcak evimizde, internetimizle, kahvemizle dışarıda yağan karı sıcacık yerimizden izlerken hala bazı konulardan şikayetçi oluyor ve şükür etmiyoruz. Bazıları ise Ecrin'in hayatını yaşamak zorunda kalıyorlar. Yazar: Muhammed ÇİFTÇİ"} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-gun-kullandigimiz-yiyecek-ve-iceceklerin-olumcul-dozlari/", "text": "Ünlü simyager Paracelsus diyor ki;Her şey zehirdir, mühim olan dozdur. Kendisi fazlasıyla haklı. Gün içinde su, kahve, çikolata gibi gıdaların fazla dozda alınması durumunda insanı öldürebileceğini hiç düşündünüz mü? İşte bu gıdaların ağırlığı 80 kg olan bir insanın tek seferlik tüketimine göre hesaplanan ölümcül dozları... 1SU Uzmanlar günde 2 litre suç içmemiz gerektiğini söylerler Ama tek seferde bunun üç katını içerseniz böbrekleriniz bu kadar sıvıyı arıtamayacağı için su zehirlenmesinden ölebilirsiniz. 2KAHVE Ağzına kadar kahve dolu 250ml'lik bardaklardan 113 adet içerseniz hayatınızı kaybedebilirsiniz. Ama şuna dikkat çekelim; bu ölüm kafeinden kaynaklanmaz, yine 30 litre su içtiğiniz için ölürsünüz. 3ÇİKOLATA Çikolata içerisinde çok az bir oranda Teobromin isimli madde bulunur ve bu madde, merkezi sinir sistemi için oldukça güçlü bir uyarıcıdır. 10kg kadar çikolata yerseniz vücudunuzda sizi ölüme götürecek kadar sağlık sorununa ortam yaratabilirsiniz. 4ALKOL Sağlıklı bir erkek birey için ölümcül doz %40 oranında 1,25lt alkol olarak hesaplanıyor. Bu da yaklaşık olarak 27 'shot'a denk geliyor. Kişi bu miktarı tükettikten sonra 1 saat içinde dışarı atamazsa ne yazık ki ölüyor. 5MUZ Muz, ciddi oranda potasyum içerir. Bu sebeple 400 adet muz tüketirseniz hayatınızdan olabilirsiniz. 6PORTAKAL Bu listedeki en masum gıda olan portakaldan ölebilmeniz için 11.000 adet tüketmeniz gerekiyor. 7 ŞEKER 500 çay kaşığı yani 25kg şeker tüketirseniz hayata veda edebilirsiniz. 8 ACI BİBER 130 çay kaşığı acı biber, ölmeniz için yeterlidir. 9 DİŞ MACUNU Bir defada 24 tüp diş macunu tüketirseniz muhtemelen ölürsünüz. Zaten diş macununu niye yiyelim ki??? 10 KİRAZ ÇEKİRDEĞİ Kiraz çekirdeğini ısırdığınız an içinden siyanür salgılamaya başlayacaktır. Siyanür sitokoron c oksidan'a dönüşerek hücrelerinizin oksijen kullanmasını engelleyecektir. 3 adet yerseniz hayata veda edebilirsiniz... 11 ELMA ÇEKİRDEĞİ Günde 18 elma çekirdeği yerseniz ölebilirsiniz. Elma tohumları siyanür bileşiği içerdiği için insanlar için toksik olabilir. O yüzden elma yediğiniz zamanlarda tohumlarından kaçınmanız en iyisidir. Haberler.com Her Gün Kullandığımız Yiyecek ve İçeceklerin Ölümcül Dozları Ünlü simyager Paracelsus diyor ki;Her şey zehirdir, mühim olan dozdur. Kendisi fazlasıyla haklı. Gün içinde su, kahve, çikolata gibi gıdaların fazla dozda alınması durumunda insanı öldürebileceğini hiç düşündünüz mü? İşte bu gıdaların ağırlığı 80 kg olan bir insanın tek seferlik tüketimine göre hesaplanan ölümcül dozları..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-gun-sifa-icin-yedikleri-midesini-mahvetti/", "text": "Bursa'da 66 yaşındaki adamın her gün yediği cennet hurmaları midesinde tenis topu büyüklüğünde kist oluşmasına sebep oldu. Uzun süredir midesinde ağrı, bulantı, dolgunluk şikayeti ile doktora başvuran 66 yaşında M.A.S., yaptırdığı endoskopisinde gözlerine inanamadı. Midesinde tenis topu büyüklüğünde yeşil renkli, yaklaşık 6 santimetre çapında 100 gram ağırlığında yabancı cisim tespit edilen M.A.S., ne yapacağını şaşırdı. VM Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Keskin tarafından ameliyat olmadan yaklaşık bir saatlik bir endoskopi işlemi ile yabancı cisminden kurtulan M.A.S., eski sağlığına kavuştu. Uzun süredir ve bol miktarda cennet hurması tükettiğini ifade eden hasta M.A.S., daha önce her gittiği doktorun ameliyatla o cismi oradan çıkarabileceğini ve bu yüzden de operasyona başvurmadığını söyledi. Cennet hurması veya diğer adıyla Trabzon hurmasını insanların severek yediğini belirten Dr. Murat Keskin, Ancak uzun süre ve çok miktarda yenilmesi halinde mide içinde zamanla birikerek sindirilemeyen kitleler oluşturabilir. Özellikle şeker hastaları ve geçirilmiş mide ameliyatı olan hastalarda bu durumla daha sıklıkla karşılaşılabilir. Bitkisel lifler, saç, tırnak gibi sindirilmeyen maddelerin mide içerisinde birikmesi ile oluşan bezoar denilen yabancı cisimler, midede ağrı, çabuk doyma, bulantı, hazımsızlık, ince bağırsaklarda tıkanıklığa sebebiyet verebiliyor. Bazı özel cihazlar ve tekniklerle endoskopik olarak bu yabancı cisimler çıkartılabilir. Özellikle yaşlı ve ameliyat olmak istemeyen hastalar için oldukça avantajlı olan bu yöntem az sayıda belirli merkezlerde uygulanmaktadır. Bu işlem sırasında hasta uyumakta ve yaklaşık bir saatlik operasyon sonunda herhangi bir ağrı hissetmeden sağlığına kavuşmaktadır dedi. Keskin, her cennet hurması yiyen kişide böyle sıkıntılar olmadığını dile getirdi. Hürriyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-kadinin-bilmesi-gereken-erkeklerin-sabah-sirri/", "text": "Erkekler her zaman cinsel ilişkiye girmek isterler! Ya da en azından bu genel popülasyon içinde oybirliği ile kabul görmüş bir düşüncedir. Bu argüman, erkekler sabahları sabah ereksiyonu ile uyandıklarından beri kabul görmüştür. Tabi bu kadınlar için anlaşılması güç bir durumdur. Sabahları uyanmanın zorluğu bir yana, bir kadının aklına veya vücuduna gelebilecek son şey cinsel ilişkiye girmek için yatakta kalmaktır. Fakat doktorlar, erkeklerin neden sabah ereksiyonu oldukları hakkında araştırmalar yaptı. Ve evet, inanması zor da olsa, bilim adamları bu konu üzerine gerçekten kafa yordular :). Keşfettikleri ise, erkeklerin bu olayı yaşamasının nedeninin kadınlar olmaması. Yani bu olaydaki dürtü tamamen erkeğe ait. Partneriniz bir dahaki sefere ereksiyon ile uyandığında, onunla yakınlaşmak için kendinizi zorunlu hissetmeyin. İyi olacaktır merak etmeyin... Bu sadece hayatın bir parçası; her yaştan erkek ereksiyon ile uyanır. Sabah ereksiyonunun medikal adı, nocturnal penile tumescence yani gece ereksiyonudur. Erkeklerin sabah kalktıklarında bu durum ile neden karşılaştıklarına dair bazı varsayımlar vardır. Bazı insanlar uyarılmanın nedenini görülen cinsel fantaziler ile dolu rüyalar olarak yorumlar. Fakat bunun nedeninin erkeklerin vücutlarına odaklanmaması veya dikkat etmemesinden kaynaklanıyor olması daha muhtemeldir. Erkeklerin işemesi gerektiğine işaret eden çiş-ereksiyonu olarak da adlandırılmaktadır. Sabak eresiyonu olayı, erkekler 60'larına ve 70'lerine geldiğinde seyrekleşmeye başlar. Vücudumuzu ve işlevini beynimiz kontrol eder. Bu nedenle erkekler işte, spor salonunda veya randevularında, uyarılma durumlarını kontrol edebilirler. REM uykusu sırasında, beynimizin bir kısmı da uyku durumuna gerek. Bu da penisin, neredeyse istediği her şeyi yapmasına olanak sağlar. Hormonlardan dolayı sabahları tam bir erkek moduna geçilir. Erkeklerin testesteron değerleri, gün içerisinde %25-%50 civarında fazladır. Gün ilerledikçe bu süreç de azalır. Bir erkeğin penisi her zaman dik bir konumda olmak ister ki böylece performans zamanı geldiğinde onun için hazır olabilmeli. Sabah ereksiyonu için bir diğer teori ise egzersiz yapmaktır. Ereksiyon sırasında, penis kan ile dolar ve bunu uzun bir süre bu şekilde tutmak zorundadır. Yanlışlıkla size karşı yastığı veya örtüyü kendine bastırması. Penis, dokunuş, fiziksel etkileşim ile uyarılır. Bundan dolayı, eğer vücut bir şeye veya birine karşı bastırılırsa, bu penisin sertleşmesi ile sonuçlanacaktır. Bir erkeğin ereksiyonu, beynin ona uyarıldığını ve hazır olduğunu söyledikten sonra gelir. Erkekler, ereksiyonlarını saatlerce tuttukları hakkında böbürlenebilrier, bazı durumlarda bu doğru olabilir ama penis o kadar saat boyunca kanı tutacağından bu deli gibi acıtacaktır. Erkeklerin gün içinde üretken olabilmesinde iyi bir gece uykusu gerçekten çok önemlidir. Bir erkek uykusunu ne kadar iyi almış olursa sabahları testesteron seviyesi o kadar yüksek olur. Bir araştırma, geceleri beş saatten fazla uyumanın testesteron seviyesini %15'e kadar yükselttiğini ortaya koymakta. Çift olarak uzlaşmaya ihtiyaç duyabilirsiniz. Erkekler cinsel birleşme konusunda daha istekli ve günün erken saatlerinde bu birleşme için hazır olma eğiliminde iken kadınların libidosu ise geceleri yüksektir. Eğer geceleri ereksiyon olduğunu fark ederseniz bilin ki yalnız değil. Doktorlar, erkeklerin gece boyunca her biri yaklaşık 25 dakika süren 4 veya 5 ereksiyon geçireceğini gözlemlemişlerdir. Eğer merak ediyorsanız, bu normal bir şey. Sabah ereksiyonu erkeklerin yaşına göre fark göstermez. Nocturnal penile tumescence erkek çocuklarına, yetişkin erkeklere ve hatta uterodaki bebeklere bile olur. Bir erkeğin mesanesi de ereksiyon yaşamasına neden olabilir. Mesane gece dolduğundan dolayı, spinal korddaki bir bölgeyi uyardığına ve reflekse bağlı ereksiyon oluşmasına neden olduğuna inanılıyor. Erkekler bu konuda endişelenmemeli ve utanmamalı. Sabah ereksiyonu olmak iyi bir şeydir. Erkekler ortalam her hafta yaklaşık 3 kere sabah ereksiyonu olurlar. Doktorlar bunun testesteron seviyenizin ve genel sağlığınızın iyi olduğu anlamına geldiğini söylüyorlar. Kim bilebilirdi ki? Yeterince vücut egzersizi yapmamak ve cinsel anlamda aktif olmamak testesteron seviyelerini düşürebilir. Aynı şekilde, fazla egzersiz yapan erkekler de hormon seviyelerinde azalma göreceklerdir. Hayattaki ve sağlıktaki her şey gibi bunu da dengede tutmalısınız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-kadinin-izlemesi-gereken-filmler/", "text": "Genel kanının aksine böyle bir liste yaptığımızda sadece aşk filmleri listeyi süslemeyecek. Bu listede varoluş mücadelesi veren kadınlar, erkeklerin dünyasına direnen kadınlar ve kendi dünyasında ikilemler arasında kalan kadınlar da var. 1-All About My Mother Annem Hakkında Her Şey IMDB: 7.9 Oğlu Esteban'ın bir kaza sonucunda ölmesinden sonra annesi Manuela onun devamlı yanında taşıdığı defterini okuyor. Şöyle bircümleye takılıyor gözleri : Dün gece annem bana bir fotoğraf gösterdi. Yarısı yırtılmıştı. Benim hayatımın da aynı yarısı eksik gibi hissettim.. Esteban bu cümlesiyle babasını kastetmiştir aslında. Manuela ona babasının kim olduğunu hiç söylememişti. Çünkü daha yeni yeni büyüyen bir çocuğa bunu açıklamak biraz zordu. Esteban'ın babasının göğüsleri annesininkilerden daha büyüktü ve adı da Lola'ydı.Pedro Almodovar'ın yeni filmi de oldukça mizahi ve yerinde duramayan bir film. 2- Atonement Kefaret IMDB 7.8 1935 yazının en sıcak gününde, on üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia'nın soyunup yazlık evlerinin bahçesindeki küçük havuza girdiğini görür. Tıpkı Cecilia gibi Cambridge'den yeni dönmüş olan çocukluk arkadaşı Robbie Turner de kızı gözlemektedir. O gün sona ermeden bu üç gencin hayatı bir daha düzelmemek üzere değişmiş olacaktır. Robbie ile Cecilia başlangıçta hayal bile etmedikleri bir sınırı aşacak ve küçük kızın hayal gücünün kurbanı olacaklardı. Başkalarına ait sırlara tanık olan Briony, bir suç işleyecek ve bu suçun kefaretini ödemek için ölene kadar çabalayacaktır. Booker Ödüllü yazar Ian McEwan'ın en yetkin kitabı olan Kefaret, edebiyat çevrelerinin alkışladığı bir başyapıt. Çocukluğu, aşkı, savaşı, İngiliz toplumunu ve sınıf ayrımını akıcı, etkileyici bir anlatımla sunarken utanç ve bağışlama, kefaret ve günahları hoşgörmenin güçlüğü üzerinde düşünmeye yöneltiyor. 3- Bridget Jones's Diary Bridget Jones'un Günlüğü IMDB: 7.7 30'lu yaşlarını süren bekar genç bir İngiliz kadın. Kilosundan, sağlığından, sigara ve içki içmesinden ve en önemlisi yaşamındaki erkeklerden şikayetçi. Tek dayanağı seks, ilişkiler, sağlıklı yaşam hakkında başucu kitapları ve tüm sırlarını paylaştığı dert ortağı bir kaç arkadaşı. Yeni yılla birlikte hayatını kontrol altına alma hedefiyle bir günlük tutmaya başlıyor ve başucundaki en kışkırtıcı, yaratıcı, isterik kitabı oluşturmaya başlıyor. Sonunda iki erkek arasında bocalayan kadın kahramanımız 'hayallerim, aşkım ve ben' esprisiyle aralarında bir seçim yapma aşamasına geliyor. 4- Closer Daha Yaklaş IMDB: 7.3 5- Cracks IMDB: 6.7 1934 İngiltere'sinde seçkin bir kız okulu olan St. Mathilda'da bir grup öğrencinin okulun dalış eğitmeni Bayan G ile farklı ve daha samimi bir öğretmen-öğrenci ilişkisi vardır. Özellikle grubun lideri Di, Bayan G'ye büyük bir hayranlık beslemektedir. Ancak elit bir aileye mensup güzel İspanyol öğrenci Fiamma'nın gelişiyle bu düzen yavaş yavaş altüst olmaya başlar. Fiamma çok güzel olduğu kadar bilgili, kültürlü, gizemli ve hüzünlüdür. Bu da beraberinde hayranlığı, kıskançlığı, aşkı ve şiddeti beraberinde getirecektir. 6- Fried Green Tomatoes Kızarmış Yeşil Domatesler IMDB: 7.6 Fannie Flagg'ın ünlü romanından uyarlanmış bir dram-komedi. 7- Gone with the Wind Rüzgar Gibi Geçti IMDB:8.2 Rüzgar Gibi Geçti, orijinal adıyla Gone with the Wind, Margaret Mitchell'ın Pulitzer Ödüllü aynı adlı romanından sinemaya uyarlanmış 1939 ABD yapımı bir filmdir. Film 14 dalda Oscar'a aday olmuş ve 10 dalda bu ödülü kazanmıştır. Zamanında Türkiye sinemalarında da gösterime girmiş, defalarca televizyonlarda oynamıştır. 8- Love Me If You Dare Cesaretin Var Mı Aşka? IMDB: 7.7 Fakir bir göçmen kız olan Sophie normlara uymayan karakteri nedeniyle çevresi tarafından pek de sevilmemektedir. Annesi kanser olan ve artık gün sayan Julien ise küçük yaşta annesini kaybetmek gibi bir acıyı göğüslemeye hazırlanmaktadır. Bir gün tesadüfen tanışırlar ve cesaret üzerine kurulu, hiç bitmeyen, her ortama uygulayabildikleri bir oyunla hızla arkadaş olurlar. Bu kışkırtıcı oyunları, zamanla basit bir oyun olmaktan çıkıp birbirlerine cesaret aşılamalarını sağlayan bir yaşam biçimine dönüşür. Büyüdükten sonra oyunlarının aşka dönüştüğünü hisseden çift, aşkın mahvedici etkisine kapıldıkça oyunları da daha tehlikeli bir hal alacaktır. 9-My Blueberry Nights IMDB: 6.7 10- My One and Only Her Şeyim IMDB: 6.6 11- Sleeping with the Enemy- Yatağımdaki Düşman IMDB: 6.1 BAŞROLLER: Julia Roberts, Elizabeth Lawrence, Nancy Fish. Kocasının bütün isteklerini kusursuz bir şekilde yerine getiren güzel ve mükemmel bir ev hanımı Laura...Yakışıklı, başarılı ve baştan çıkarıcı şekilde ince düşünceli Martin...Dışarıdan bakıldığında kusursuz bir evliliğe sahip olduğu düşünülen bu çiftin kapalı kapılar ardındaki yaşantıları bambaşka... Laura'nın yaşamını hasta ruhlu obsesif kocası Martin cehenneme çevirince bu baskıya dayanamayan kadın sıradışı bir planla kocasından kaçmanın bir yolunu bulur. Fakat sapkın kocasının nefesi her an ensesinde olacaktır... Siz IMDB puanını boşverin 🙂 12-Stepmom Üvey Anne IMDB:6.7 13- The English Patient İngiliz Hasta IMDB:7.4 Laszlo Almays bir harita yapımcısıdır ve sahra çölünün bazı bölgelerinde harita çıkarmakla görevlidir.2. dünya savaşında geçen hikayede bir uçak kazasında Almays'ın vucüdunda yanıklar oluşur ve yatağa düşer.Ona bakacak kişi Hanna adında bir hemşiredir.Eski bir italyan manastıran kalmaya başlayan Almays gizemli geçmişini hatırlamaya başlar. 14- The Hours Saatler IMDB:7.6 1929'da, Virginia Woolf romanı 'Mrs. Dalloway'i doktorlarının ve ailesinin gözetiminde yazmaya başlamıştır. 1951'de Laura Brown kocasına surpriz bir doğum günü planlamakta, fakat Woolf'un romanını okumaktan kendini alamamaktadır. 2001'de ise Clarrisa Vaughn , AIDS'ten ölmek üzere olan bir arkadaşı için ödüllü bir parti düzenlemektedir. Bu üç hikaye aslında Woolf'un yazdığı, Brown'un okuduğu,Vaughn'un yaşadığı bir yerlerde kesişmektedir. 15- The Mirror Has Two Faces Aşkın İki Yüzü IMDB: 6.4 Barbra Streisand'ın hem yönettiği, hem oynadığı, hem de yapımcılığını üstlendiği 1996 yapımı bir romantik komedidir. Başrollerini Streisand'la birlikte Jeff Bridges ve Lauren Bacall paylaşmaktadır. 16- The Painted Veil Duvak IMDB:7.5 Somerset Maugham'ın klasik romanı The Painted Veil'e dayanan film 1920'lerde genç bir İngiliz çift arasında geçen bir aşk hikayesini konu alıyor: Üst sınıfa mensup bir kadın olan Kitty, orta sınıfa mensup bir doktor olan Walter'la yanlış nedenlerden ötürü evlenmiştir. Çift Şanghay'a gider ve genç kadın burada bir başkasıyla aşk yaşar. Walter karısının bu sadakatsizliğini öğrenince, intikam almak amacıyla, Çin'in ölümcül bir salgının kol gezdiği, ücra bir kasabasından gelen iş teklifini kabul eder ve karısını da beraberinde götürür 17-The Reader Okuyucu 7.6 2008 yapımı The Reader filmi Bernhard Schlink'in 1995 tarihli aynı isimli romanından sinemaya uyarlanmıştır...Kate Winslet, başlangıçta rol için ilk düşünülen isimdi. Fakat aynı zamanda Revolutionary Road filminde de yer aldığı için Nicole Kidman onun yerini aldı. Bir ay sonra çekimler başladığında Kidman hamileliği yüzünden rolden çekildi ve Winslet tekrar kadroya katıldı.Geçtiğimiz aylarda The Reader'ın çekimleri durdurulmuştu. İkinci Dünya Savaşı'nda geçen filmin Sachsenhausen Toplama Kampı'nda yapılacak olan çekimlerine Alman yetkililer tarafından izin verilmedi 18-White Oleander Beyaz Zakkum- IMDB: 7.2 White Oleander, her biri kendi kanunlarına, tehlikelerine, öğrenilecek kendi ağır derslerine sahip- bir seri Los Angeles yetimler yurdundaki zorlu serüveni bir öz-keşif yolculuğuna dönüşen Astrid adlı kızın unutulmaz hikayesini anlatıyor. Film özetleri: Filmler.com, Vikipedi.com ve Sinemalar.com'dan derlenmiş, film seçkisi Birghtside.me tarafından yapılmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-kadinin-kesinlikle-bilmesi-gereken-25-sey/", "text": "Geçen gece kızlarla evde toplandık... Eh kız toplantısı bu, güvenli hava sahası! Herkes eteğindeki taşları döker, erkek kısmı didik didik edilir, akıllar verilir, akıllar alınır, kimi zaman sözler uçar, gözyaşı kalır... Eğer gerçek kız arkadaşların toplantısıysa bu; süslü cümleler sökmez, 'yıkılmadım ayaktayım' havalarını kimse yemez, kahveler içilir fallar bakılır da gerçek gizlenemez. İşte o gecenin ardından aldığım notlar. İşte itinayla çıkarttığım maddeler... Hem benim kızlar için, hem siz kızlar için. Sakın unutmayın diye, aklınızdan çıkmasın diye... Kadınların bilmesi gereken 25 şey 1. Unutma! Sen değerlisin. Çalışsan da çalışmasan da... Ünlü olsan da olmasan da... O erkek seni istese de istemese de... Sen sen olduğun için bi'tanesin. 2. Kadın olmanın tadını çıkartmalısın. Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik, biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his... Sen şahanesin! MUTLULUK SENİN İÇİNDE 3. Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye, saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin. 4. Kendine güvenin en büyük silahındır ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki. 5. Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın, sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana, tartışmana gerek yok. Olmuyorsa, üstünü çizip devam etmelisin. 6. Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin. Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyle adımlar atarsan daha mutlu olabilirsin. 7. Hiçbir evlilik, hiçbir olması gerek şov, sana öğretilmiş hiçbir mecburiyet alın yazın değildir. Kocan tek çıkışın, hayat zaferin değildir. 8. Uzaklarda arama sakın; en büyük mutluluk sendedir. 9. Aşkından gebersen de sınırlarını bilmelisin. Sınır neresidir? Sana saygısızlık yaptığı yerdir. Buna asla izin verme. 10. Sen kendine ne değer biçersen, sen kendine nasıl davranırsan; herkes sana öyle davranır. Asla ama asla kendini küçümseme. HERKESE 'SEVGİLİM' DEME 11. Evde oturup derdine yanma. Kaderini birine, bir kuruma, bir konuma bağlama. Kaderin senin ellerinde, bunu sakın atlama! 12. Eski sevgili adı üstünde 'eski'dir... Senin yeni dünyanı bulandırmasına izin verme. 13. Yeniden seveceksin, çok da sevileceksin. Kimse son değil, bunu bileceksin. 14. Dünyanın kanunu bu; düşündüğünü çekersin. Allah rızası için kurup durma, senaryolar yazma! 15. Sevgilini çok sevmelisin. Öyle herkese 'sevgili' dememelisin. Fakaaat çok sevmen demek, kendini ayaklar altına alman demek değildir. Bir kadın gerekirse, severken de gidebilir değil mi? HER ŞEYİN ŞIK OLSUN 16. Her şeyin şık olsun. Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk edişin, dostluğun, sevgililiğin... Kadınlık şıklık demektir. 17. Başka kadınları kafana takmaktan vazgeç! Onlar sen olamaz, sen de onlar... Her kadın kendine özeldir, her kadın dibine kadar özeldir. 18. Kız arkadaşların önemlidir, en kıymetlilerindir ama onları seçmeyi bileceksin. Kadın kadının kurdudur, bir kenara not edeceksin. Sadece kötü gününde değil, başarında, mutluluğunda da yanında olan, yüreğini ortaya koyan arkadaşlarından asla vazgeçmeyeceksin. 19. Erkekler çocuktur. Nokta! Çocuğunu hem sevecek hem kızacak, icap ederse küsecek, cezasını vereceksin. SEN ÖZELSİN BUNU UNUTMA! 20. Seni bırakıp gidebilenin arkasından gözyaşı dökmeyeceksin. Aramazsa aramasın be! 21. Sevginin, aşkın ne demek olduğunu anlamayan bir adamın vizesini keseceksin. 22. Sen renklisin, sen beceriklisin, sen erkeğin mutlu olma sebebisin, sen başlangıçsın, sen sonsun... Mecbursun, bunu fark edeceksin! 23. Her şey bir karar vermene bakar. Sabır bazen gerekli, bazen gereksizdir. Ayrımı yapabilmelisin. 24. Yapamayacağın şey yok. Gidemeyeceğin yer yok. Sana kapalı olabilecek kapı yok! Şu an silkelenip kendine geleceksin! 25. Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum; SEN ÖZELSİN, SEN Bİ'TANESİN, ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN!!!! Bu harika yazı için Ayşe Özyılmazel ve Sabah.com.tr'ye teşekkürler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-kevin-spacey-hayraninin-mutlaka-bilmesi-gereken-5-sey/", "text": "Kevin Spacey 58. doğum gününü kutluyor! Tam adı Kevin Spacey Fowler olan oyuncu, yönetmen, yapımcı, senarist ve şarkıcı, 26 Temmuz 1959 tarihinde dünyaya geldi. Bugüne kadar pek çok ilginç rolde izlediğimiz Spacey 2013 yılından bu yana Netflix orijinal dizisi House of Cards'taki Francis J. Underwood olarak anılıyor. İşte her Kevin Spacey hayranının bilmesi gereken 5 şey: 1- Henüz 10 yaşındayken gittiğim Londra'da bir Sherlock Holmes gösterisi izleyince oyuncu olmak istediğine karar verdi. 2- Olağan Şüpheliler (1995; en iyi yardımcı erkek oyuncu olarak Oscar aldı) ve Yedi (1995) filmleriyle uluslararası çapta şöhrete kavuştu. Amerikan Güzeli'ndeki performansıyla da 1999'da En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ına layık görüldü. Ve evet, her üç filmi de Netflix'te izleyebilirsiniz. 3- Kökleri İsveç'e, İngiltere'ye ve Galler'e uzanıyor. 2010'da Prens Charles tarafından onursal şövalye ilan edildi. 4- Kurduğu Kevin Spacey Vakfı'nda genç oyunculara burs ve eğitim vererek destek oluyor. 5- Kevin Spacey namıdiğer Başkan Underwood eski ABD Başkanı Bill Clinton ile arkadaş. Hatta Clinton'ı hicveden President Clinton: Final Days filminde de boy gösterdi. Spacey, Elvis & Nixon (2016) filminde de ABD Başkanı Richard Nixon'ı canlandırdı. Kevin Spacey peki House of Cards dışında nerede var derseniz, Netflix'te yaptığımız gezintiden şunları çıkardık: Yeni kara filmciler için üç film var: Olağan Şüpheliler (1995), Yedi (1997) ve Los Angeles Sırları (1997). John Grisham'ın aynı adlı romanından uyarlanan Öldürme Zamanı (1996) ise bir diğer seçenek. Kevin Spacey'i 'aksiyon' halinde görmek isteyenlerse Arabulucu'yu (1998) ya da Superman Dönüyor'u (2006) izleyebilir. Size hitap etmiyor mu? O zaman orta yaş krizindeki bir adamın hikayesini anlatan, beş Oscar ödüllü Amerikan Güzeli'ne (1999) ne dersiniz? Gülmek isteyen Kevin Spacey hayranlarına ise Patrondan Kurtulma Sanatı (2011) tavsiye edilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-ne-kadar-filmlerde-kotu-karakteri-oynasalar-da-sevmeden-edemedigimiz-10-aktor/", "text": "Kötü karakteri sevmememiz ve iyi karakterin yanında olmamız gerekiyor. İstemeliyiz ki o kavgayı o dövüşü iyi karakter kazansın. Ama bu her zaman öyle olmuyor. Bazı kötü karakterler çıkıyor ve iyi karakterlerin pabucunu dama atıyor. Çok sayıda filmde böyle karakterler vardır. Biz sizler için 10 +1 kötü karakter seçtik. Kötü Karakterler 1- Hayden Christensen Anakin Skywalker 2- Heath Ledger Joker 3- Ian Somerhalder Vampir Günlükleri 4- James Franco Spider-Man 5- Michael Fassbender Magneto / X Men 6- Nikolaj Coster Waldau Game Of Thrones 7- Norman Reedus The Walking Dead 8- Ralph Fiennes Harry Potter Lord Voldemort 9- Tom Hardy Bane 10- Tom Hiddleston Loki ve bonus olarak da Game Of Thrones'un efsane karakteri Ramsey Bolton'ı oynayan Iwan Rheon"} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-seye-evet-filminin-eglenceli-fragmani/", "text": "Başrollerini Jennifer Garner ve Edgar Ramirez'in paylaştığı Yes Day, 12 Mart'ta tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te Çocuklarına ve iş arkadaşlarına sürekli hayır demek zorunda kaldıklarını hisseden Allison ve Carlos, çocuklarının tüm isteklerini kabul edecekleri, Evet Günü adını verdikleri bir gün belirler. 24 saat boyunca kuralları çocuklar koyacaktır. Aile üyeleri, Los Angeles'ın altını üstüne getirdikleri bir maceraya atılacaklarından ve bu maceranın aile bağlarını hiç olmadığı kadar güçlendireceğinden hiç haberleri yoktur. Yönetmen: Miguel Arteta Senarist: Justin Malen Yazar: Amy Krouse Rosenthal Oyuncu Kadrosu: Jennifer Garner, Edgar Ramirez, Jenna Ortega, Julian Lerner, Everly Carganilla, H.E.R., Nat Faxon, Molly Sims, Fortune Feimster, Arturo Castro Yapımcılar: Lawrence Grey, Ben Everard, Daniel Rappaport, Nicole King Solaka ve Jennifer Garner Yürütücü Yapımlar: Mark Moran, Miguel Arteta, Adam Marshall, Justin Malen Görüntü Yönetimi: Terry Stacey Prodüksiyon Tasarımı: Doug Meerdink Kostüm Tasarımı: Susie Desanto Kurgu: Jay Deuby Beste: Mike Andrews Herkes bir Evet Günü'nü hak eder."} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-seye-tekrar-baslamak-isteyenlere-marie-balterin-ilham-veren-zorlu-hikayesi/", "text": "Marie Rose Balter'in hikayesi başka insanların hikayesinden biraz farklı.Onu farklı kılan, bir zamanlar hasta olarak kaldığı tımarhaneye yönetici olarak dönmesi. Nasıl olur dediğinizi duyar gibi oldum. Aynısını ben de demiştim... Marie, 1930 yılında alkolik bir annenin evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelir. Annesi ona bakamayınca 5 yaşında olan Marie'yi yurda verir. Ardından bir çift onu evlatlık edinir. Marie'nin kaderi ne yazık ki yine yüzüne gülmez, çünkü onu evlatlık edinen çift sadist çıkar. Bu italyan asıllı çift küçük kızı evin mahzenine kapayıp sistematik biçimde işkence eder. Dışardan bakıldığında normal ve çok saygın göründükleri için, bunu yıllarca rahatlıkla gizleyebilirler ve Marie adeta cehennemi yaşar. Marie Rose 17 yaşında depresyondan felç geçirir. Halisünasyonlar da gördüğü için doktorlar ona şizofren teşhisi koyar ve onu akıl hastahanesine yerleştirirler. Marie hayatının 17 yılını orada geçirir ve çok zor yıllar yaşar. Umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranır durur. Yemek yemez, yerinden kımıldamaz ve sıkça intihar etmeyi düşünür. Otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar Marie'nin durumunu yeniden değerlendirir. Onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. Arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla Marie hastaheneden çıkar. O artık hür ve yaşamını nasıl sürdüreceğine dair kendisi karar verme aşamasındadır. Terk edilmiş, işkence ve tacize uğramış, otuzdört yılı ziyan olmuş bir kişi olarak hiçte kolay olmayacaktı, ama o yılmadı ve kızgın, öfkeli, umutsuz olmak yerine sıfırdan başlamayı tercih etti. Yetkililer Aklı dengesi yerinde değil, okuması imkansız dedikleri halde Marie, Salem State Üniversitesine Psikiyatri bölümüne girer ve mezun olur. Bu ara kanser hastalığına yakalanır ve mücadalesini kazanır. Kendisi gibi akıl hastahanesinden çıkmış ve iyileşmiş Joe ile evlenir. Kocası maalesef altı sene sonra ölür ve Marie kendini işine verir. Uzun yıllar doktor olarak çalıştıktan sonra Harvard Üniversitesi'nde mastır yapar. Psikiyatrik hastalarla çalışır, konferanslar verir. Biyografisi yazılır ve hayatı film olur . Bir çok ödüle layik görülür. Elli sekiz yaşındayken, 'vay be' dedirtecek birşey yapar: On yedi yılını geçirdiği Masachusetts Danver Devlet Hastahanesine yönetici olarak atanır ve gelin görün ki, göreve alınır. Verdiği bir basın toplantısında şunları söyler: Eğer affetmeyi öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. Yaşamım ziyan edilmiş bir yaşam olurdu. Ve bugün bu hastahaneye yönetici olarak dönemezdim. Marie Rose Balter'in yeni görevini haber yapan bir Ajans, onun zafer açıklamasını da şöyle yapar: En uzun yolculuk, beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuk. Affetmek bu yolculuğun en kestirme yolu. Affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır. Dersi görebilmek için yarayı yeniden deşerek yüzleşmek zorunda kalsak bile... Marie bu hayatta hiçbir şeyin imkansız olmadığını gösteren en güzel örneklerlerden birisi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-seyi-satip-kedileriyle-denize-acilan-ciftten-mutlulugun-formulu-bir-sen-bir-ben-bir-de-kedi/", "text": "Özellikle büyük şehirlerde hayatını sürdürmek isteyenler sık sık bu sorunu yaşıyor, her gün bir diğerinin aynısı. Stresi aynı, uğraşmaları aynı hatta eğlenceleri bile aynı. E bu da bir yerden sonra bizleri stres topuna dönüştürüyor. Bu hikayedeki kahramanlarımız Amerikan Rüyası olarak tanımladıkları; işe gir, kariyer yap, ev araba al ve yaşamana devam et mottosundan sıkılıp soluğu deniz seyahatinde bulmuşlar. Fotoğrafta da gördüğünüz gibi Matt ve Jessica Johnson gayet normal bir hayata adım atmışlar, sıradan bir düğünle. Bir yere kadar hayatları bizlere göre normal gidiyor ama 2007 yılında bir nehir kenarında gezerken güzel bir düşünce onları esir alıyor. Biz denizlere açılmalıyız! 2011 yılının Ağustos ayında ise her şeylerini satmış birisi pazarlama müdürü pozisyonunu diğeri muhasebeci pozisyonunu bırakmış olarak bu hayallerine ulaşıyorlar. Tabii öncesinde satacak bir ev olması da önemli 🙂 32 yaşında olan çiftimiz aylık 1000 dolar civarında bir harcamayla hayatlarını sürdürebiliyor. İşin en güzel yanı ise Küba, Jamaika, Bahamalar ve Peru gibi tam 16 ülkeyi şimdiden gezmişler. Hemen dolar Tl hesabı yaptığınızı fark ettim ama oralara bin dolarla gidemezsiniz bile. 2012 yılında ise teknenin asıl sahibi de onlara katılıyor. Georgie 🙂 Sevimlilik abidesi yüzmeyi bilen bir kedi. Ama eğer pozlara bakacak olursanız kedi onlardan önce evi arabayı satıp denize açılma kararı almış gibi duruyor. Burdan bakınca hem çiftimiz hem de kedi mutlu görünüyor. k:NEWS Ne diyelim darısı şehrin hapsettiği bizim ruhlarımızın da başına."} {"url": "https://www.thegeyik.com/her-tip-insan-icin-ideal-5-farkli-kristal-dogal-tas/", "text": "Son zamanlarda özellikle İnstagram sayfalarında gezerken belki birçok fenomenin fotoğrafında masa kenarında veya youtube kanallarındaki videolarda görmeye başladığınız bu kristaller nedir? Ne için kullanılır? Aklınıza illa ki böyle bir soru gelmiştir! Doğada birçok kristal doğal taş çeşitleri bulunmakta ve hepsi birbirinden farklı özelliklere sahip. Bazıları özel şeyler için kullanılırken bazıları genel olarak her alanda bulundurmaya uygun özellikler sergiler. Enerji alanı temizlemek, enerji alanını korumak, spiritüel farkındalıkta yardım almak, meditasyonlarda yardım almak, rahatlamak ve daha birçok şey için bu taşlar kullanılmakta. Hatta öyle ki bazı taşlar sarkaç olarak kullanıldığında fay hatlarını tespit etmek ve hatta altın aramak için bile yardımcı olarak bulundurulmakta. Taşlar takı olarak da kullanıldığı için birçok farklı tasarım çeşitlerini internet üzerinden bularak temin edebilirsiniz. Hem kendinize göre bir taş edinirken hem de doğanın bilgeliğinden bir parça üzerinizde taşımış olursunuz! Haydi bu 5 kristal nedir ona bakalım! EĞER SÜREKLİ AYNI HATAYI TEKRAR TEKRAR YAPTIĞINIZI HİSSEDİYORSANIZ... Eğer bu şekilde hissediyorsanız ihtiyacınız olan şey DUMANLI KUVARS TAŞI! Kristalin görünümü neredeyse yarı saydam bir gri veya siyahi bir kahverengi tonlarındadır. Şuanda fotoğrafta gördüğünüz ham bir kristaldir. İşlenmiş çeşitlerini internetten bularak temin edebilirsiniz. Dumanlı kuvars koruma kalkanı olarak özelliğini gösterir ve hayatınızdaki negatif ve sönük enerjileri bloke ettiğine inanılır. Bu şekilde de sizi yeni deneyimlere açık hale getirir. Kristali kullandığınızda hayatınızda bir bahar temizliği yapıyor hissi olacaktır! Özellikle sinir ve öfke kontrolü probleminiz varsa veya insanların sizin enerjinizi emdiğini hissediyorsanız bu kristal tam size göre! Mental ve duygusal vücudumuzu dengelememize, üzerlerinde detoks etkisi yapmasına yarayan çok güzel ve narin enerjili bir taş kendisi. Problemlerin üzerinde oturmaktansa çözüm bulmaya odaklanmamıza yardımcı olur. Aynı zamanda dönüşümün kolay olmayacağını, bunun zaman aldığını ve süreç boyunca sabırlı olmamız gerektiğini çok güzel bir şekilde hatırlatır. EĞER KENDİNİZİ AŞKA AŞIK OLMUŞ BİRİ OLARAK TASVİR EDİYORSANIZ... O zaman sizin taşınız PEMPE KUVARS! Tamamen pembe bir taştır ve her taşta olduğu gibi tüm şekillerde bulabilir ve temin edebilirsiniz. İster yeni bir ilişki arayışında olun ister kötü bir ilişkiden sonra kalbinizi şifalandırmaya çalışan biri olun, Pembe Kuvars koşulsuz aşka kendinizi açmak için sizi yüreklendirerek iyi hissettiren bir taştır. Gelen olarak bakıldığında pembe kuvars koşulsuz aşkın ve tutkunun taşıdır. Mükemmel bir aşk gücüne kendimizi açtığımız her an bizimle bunu kutlayan ilginç ve sıcacık bir taştır. Pembe kuvars yeni bir ilişkiyi çekmek ve aynı zamanda hali hazırdaki ilişkinizi mutlu ve sağlıklı tutmak için mükemmel bir tılsımdır. Kalbimiz kırık olduğunda Pembe kuvars, sıkıca sarılmak, sempati göstermek ve tekrar sevmeye yüreklendirmek adına bizi enerjisi ile sarıp sarmalar. Tabi aynı zamanda kendini sevmenin ve kişisel bakımın önemini de bize hatırlatır. BU SENE SONUNDA BİR TERFİ ALMA HAYALLERİNİZ VAR İSE... O zaman taşınız SİTRİN TAŞI, yani namı diğer para taşı! 3 farklı rengi içinde barındırır. Eşit dağılımlı olarak sarı, turuncu ve kahverengi renk dağılımı vardır. Eğer kariyer odaklı ve sürekli geleceğinizde kariyerinizi üst seviyelere çıkarma gayeleri barındırıyorsanız, o zaman Sitrinin büyük hayaller kurmanızda sizi yüreklendirirken aynı zamanda anda kalmanız için size ilham vermesine izin verin! Sitrin inanılmaz bir bolluk-bereket enerjisi çeker kendine. Bize mutluluk ve iç rahatlığı getirecek dinamik bir hayatı nasıl yaratacağımızı gösterir. Sitrin büyük kıvılcımlar saçar ve hayallerimizi gerçek kılmada atmamız gereken adımları görselleştirmede yardım eder bize. Aynı zamanda zenginliğin ve iyi şansın da taşıdır. Kendimizi kısıtlayan korkuları ve fakirlik düşüncesini uzaklaştırmamızda bize yardım eder. Sitrin taşının enerjisi başkalarına karşı eli açık olmamızda da bize yardım eder. NORMALDEN DAHA FAZLA SOMURGAN HİSSEDİYORSANIZ... O zaman sizin ihtiyacınız SİYAH TURMALİN TAŞI! Siyah turmalin taşı adından da anlaşılabileceği gibi siyah renktedir ama bazen siyaha yakın bir biçimde koyu mavi şeklinde de bulunur. Etrafınızdaki negatif şeylerden kurtulmak mı istiyorsunuz? Siyah Turmalin tam size göre! Taş etrafınızdaki toksik insanları hayatınızdan temizlediği gibi o insanların size yansıttığı, içlerinde yaşadıkları toksik duyguları da temizliyor. Siyah Turmalin taşı küçük şeylerden dolayı canımızın sıkıldığı durumlara karşı üzerimizde rahatlatıcı bir etkiye sahip. Bizi gereksiz negatifliklere karşı koruyan çok güçlü bir koruma taşıdır. Aynı zamanda yanlış olan ve ilgimizi vermemiz gereken şeylerdeki negatif işaretleri anlamamız açısından bize yardım eder. Evde veya işte daha iyi sınırlar yaratabilmemiz açısından destekleyicidir. Aynı zamanda pozitif alışkanlıklar ve iyi enerjiler geliştirmemizin bizim görevimiz olduğunu bize hatırlatır. EV KUŞUYSANIZ VE BU DURUMU DEĞİŞTİRMEK İSTİYORSANIZ... AVENTURİNE TAŞI almanın tam zamanı! Yeşim taşının farklı bir bedende can bulmasına benzetebilirsiniz. Konforunuzu düşünmeden veya kendinizden şüphe edecek şekilde eski alışkanlıklarınıza takılı kalmış olabilirsiniz. Neden her ne olursa olsun, Aventurine alışılmış olanı yıkmanıza ve kendinize güveninizi arttırarak yeni fırsatları çekmenize yardım eder. Aventurine taşı merakınızı arttırır ve her zaman aynı şekilde yaptığınız şeylerde farklı yollar denemenize kapı açar. Taş, sosyal durumlarda kendinize daha çok güvenmenizi hissetmenizde ve hobilerinizde daha yaratıcı olmanızda size yardımcı olan kaygısız bir enerjiye sahiptir. Aventurine bizim hakkınızdaki her şey için coşkunluk yaratır ve kendinizi çok ciddiye aldığınız noktada sizi ufakça dürter. Sizi olduğunuz gibi seven ve kendinizi bir birey olarak yetiştirdiğiniz bu yolda heyecanlanan yakın ve küçük bir arkadaş gibi davranır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/herkes-youtuber-ama-youtube-turkiye-trendlerinin-ilk-14-sirasinda-televizyon-dizileri-var/", "text": "Youtuber kavramı Türkiye'de epey sevildi... Bir anda herkes Youtuber oldu ama anlaşılan gerçek anlamda çoğu olamamış. Çünkü Youtube trendler listesi gösteriyor ki dijital video ağı Youtube genelde seyircinin TELEVİZYONU takip ettiği bir yer gibi. Ünlü Youtuber dostlarımız da dahil kimse listeye girememiş. Bugün TRENDLER listesi de bunu kanıtlarcasına TV DİZİLERİ VE TV PROGRAMLARINDAN 14 TANESİNİ İLK SIRALARA KOYMUŞ. Gelin listeyi de buraya bırakalım ki kanıtlı olsun: 1 numarada Yasak Elma'nın fragmanı var Sonra Çok Güzel Hareketler, tekrar Yasak Elma ve sonrasında Sefirin Kızı diye liste uzuyor. Burada son bulur sanıyorsanız hayır. Liste devam ediyor. NE DİYELİM... Çoğu medya şirketinin, çoğu ünlünün Youtube hesabı var ama demek ki halkımız dizileri veya tv programlarını daha çok seviyor. *Not: İlk 50'de TV programı ve dizi sayısı: 39 Şarkı da dahil diğer youtube video türlerinin sayısı: 11"} {"url": "https://www.thegeyik.com/herkesin-goz-ardi-ettigi-vitaminin-migreni-onledigi-tespit-edildi-iste-yemeniz-ve-yememeniz-gerekenler/", "text": "Dr. Weil isimli Amerikan doktorun ifadelerine göre, kadınların %17'si ve erkeklerin %6'sı hayatlarının bir döneminde migren rahatsızlığıyla karşılaşıyorlar. Bazıları diğerlerine göre daha sancılı süreçler geçiriyor. Yine istatistiklere bakıldığında işten izin alan çalışanların birçoğunun izin almasının nedeni migren rahatsızlığıyla alakalı. Migreni azdıran birkaç neden var. Bazı bilim adamları mevsim değişikliğinin migreni tetiklediğini ifade ediyor. Özellikle ılıman bölgelerde yaşayanlar mevsimsel değişiklikler sonucu migrenden en çok etkilenenler arasında. Migren aynı zamanda genetik de olabiliyor. Yapılan yeni araştırmalar migreninizi kontrol altında tutabileceğini söylüyor. Vitamin eksikliği migreni tetikleyen en büyük etkenlerden. Yapılan bir diğer araştırmaya göre folik asit, B6, B2 ve D vitamini eksikliği migrenin ortaya çıkmasına neden oluyor. Eğer genellikle tükettiğiniz yiyeceklerin içerisinde bunlardan yoksa migrene yakalanma şansınız %300 daha fazla. Dr. Weil, tüketilen birçok yiyeceğin migreni tetiklediğini ifade etti. Migren ağrısı çekmemek için tüketmemeniz gereken bazı besinler listesi: Hamsi Avokado Muz Kafein Eski peynir/eski kaşar Çikolata Turunçgiller Kuru incir Mercimek Yer fıstığı İşlenmiş et Kuru üzüm Ahududu Kırmızı erik Sardalya Soya sosu Şarap Yediğimiz yemeklerin yanı sıra uyku da çok önemli. Uykunuzu yeterince alamamanız migreni tetikliyor. Öte yandan öğün atlamak, ışıklı ortamlar ve ağır parfümler bir diğer migren tetikleyicileri. Eğer yukarıdaki listedeki yiyeceklerden çok tüketiyorsanız ve migreniniz varsa, bu yiyecekleri daha az tüketmeniz önerilir. Ayrıca, eksikliğinde migrene yol açan vitaminleri doğal veya tablet şeklinde almanız gerekmektedir. Son olarak yeterince uyumayı da unutmayın!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/heyecanla-beklenen-wonder-woman-filminden-yeni-fragman/", "text": "İlk olarak Batman vs Superman filminde karşımıza çıkan Wonder Woman, DC Comics'in sinematik evreninde önemli karakterlerden biri olarak göze çarpıyor. Batman vs Superman'de görülmesinden bu yana ayrı bir filminin yapılması gerektiğinin ifade edildiği Wonder Woman için Warner Bros boş durmamış hemen filmin çekimlerine başlamıştı. Wonder Woman filmi daha çok karakterin geçmişine ve günümüze kadar yaşadığı olaylara odaklanıyor. Justice League ile çok fazla bağlantı içermemesinin beklendiği filmin başrollerinde Gal Gadot, Chris Pine ve Steve Trevor yer alıyor. 2 Haziran 2017 tarihinde gösterime girecek olan aksiyon ve heyecanın iç içe geçtiği bol efektli fragman sizlerle; Fragmanı izledikten Gal Gadot ne kadar da güzel bir kadın diyorsanız, yalnız değilsiniz 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hillary-duff-bebeginin-plasentasini-yedi/", "text": "Her gün başka bir moda çıkıyor. Şimdi de bebeğin plasentasını yeme içme olayı trend oldu. 32 yaşındaki Hillary Duff, Banks Violet adını verdiği kızının plasentasını meyveli içeceği karıştırıp içtiğini söyledi. Duff, bunun hayatı boyunca tükettiği en lezzetli meyveli içecek olduğunu da söyledi. Peki Nedir Bu Plasenta Yeme Olayı Plasenta yeme işine ise kısaca Placentophagy deniyor ve bu aslında genel olarak hayvanların yaptığı bir şey. Mad Mom yazarı Nancy Redd ilk başta plasenta yeme işini kendini kaptıranlardan. Ünlülerin kullanımından etkilenen Redd bu konudaki pişmanlıklarını şöyle dile getiriyor: Herhangi bir kanıtı olmadan insan plasenta yemeği nasıl kabul edebilir? Doğal olan her şey ne kadar iyi olabilir?. Ayrıca Redd, Plasenta yemenin klinik olarak sonuçları bilinmiyor. Belki de apandist gibidir, vücuttan çıktıktan sonra bir daha içeri almamak iyi olabilir mesajını veriyor. Fox News İnternet sitesinde yayınlanan Dr. Manny Alvarez ise makalesinde şu noktalara değiniyor: Plasenta yemek son zamanlarda anneler arasında büyüyen bir trend haline geldi. Anneler bunun doğum sonrasın depresyonu önlediğini savunuyorlar. Aynı zamanda ağrılarının azaldığını da söylüyorlar. Aslında Antik Çin geleneklerinde plasentalar, içlerindeki kimyasallar nedeniyle bazı otlarla karıştırılıp ağrı kesiciler elde ediliyormuş. Bazı uzmanlar biyolojik avantajları olduğunu söylüyor. Çünkü plasentada yüksek oranda demir, B-12 ve hormonlar barındırıyor Dr. Manny aynı zamanda 2007'de bir hastanenin anneye plasentayı vermediğini ve bunun üzerine anne hastaneyi mahkemeye verdiğini anlatıyor. Dava sonucunun annenin lehine sonuçlandığını hatırlatan Manny aynı zamanda plasenta yiyecek anneleri uyarıyor Temiz ve hijyenik bir ortamda tutulmasına çok dikkat edin ve hiçbir kanıtlanmış yararı olmadığını unutmayın diye ekliyor. Royal College Kadın Doğum Uzmanları Temsilcisi ve Kadın Doğum Uzmanı Maggie Blott plasentanın doğum sonrası depresyonu engellediği görüşüne katılmıyor ve bunu şu sözlerle dile getiriyor: Hayvanların plasenta yemesinin nedeni besin almaları. Fakat insanlar zaten gerekli besinleri alıyorlar. Bunun hiçbir gereği yok."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hincal-uluc-kalbenin-yalakanim-bebegim-sarkisina-isyan-etti/", "text": "Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç, Türkiye'de bağımsız müziğin öncülerinden Kalben'in Yalakanım bebeğim isimleri şarkısına, Yazıklar olsun, her erkek böylesi kadından nefret eder yorumunu yaptı. Uluç'un Sabah gazetesindeki yazısı şöyle: Yahu bu ne ayıp, ne utanç verici şarkı.. Feministleri geçin, normal kadın dernekleri, kadın hakları sözcüleri nerde demeye hazırlanırken, Günaydın'da başlığı okudum.. Kalben listelerin zirvesine yerleşti.. Yahu Günaydın'da o destek verdikleri yeni piyasaya sürülen albümü dinleyen, açıp içini okuyan tek kişi yok mu?. Bana albümü yollamışlar.. Arabamın setine koydum.. Dinliyorum genç şarkıcıyı.. Birden çarpılmış gibi oldum. Hemen kabını açtım, sözlerini okudum, Yanlış duydum sanarak. Kendi yazmış, kendi bestelemiş, kendi düzenlemiş, kendi söylüyor.. Yani baştan sona bir kadının elinden çıkmış şarkı bu.. Buyrun okuyun Yalakanım bebeğim adlı şarkının sözlerini.. Senin için dağları deleyim, Söyle hemen nereye geleyim? Hep kendimden vereyim Yalakanım bebeğim. Vapurdan ineyim, dolmuşa bineyim Yeter ki, seni bi göreyim! Yalakanım bebeğim Dinlediğin şarkıları dinlerim, Hangi filmi seversen izlerim. Yalakanım bebeğim Tuttuğun takım, benim canım. Yeminle tek bi maç kaçırmadım Gönüllerin şampiyonu sensin; Aşkım çiçeğim. Yalakanım bebeğim! Yalakanım bebeğim Tüm güzel sözler senin için! Ciddiye al beni, ahmak gibiyim; Ama sözlerim doğru Yalakanım bebeğim, gel de geleyim. Yalakanım bebeğim alnından öpeyim Yalakanım bebeğim aşkından öleyim Yalakanım bebeğim gel de geleyim Yalakanım bebeğim Toroslar'ı deleyim Yalakanım bebeğim, aşkından öleyim.. Bu ne?. İroni mi?. Batsın böyle ironi!. Bir sapıklığı yoksa, her erkek, böylesi kadından nefret eder, iğrenir.. Bu sözleri benim sıraya yaz dediğim Yasemin daha adını okuyunca şarkının Bu ne yahu diye söylendi. Yalamaktan gelen Yalaka lafı üzerine yazılan bu sözleri okuyup da midesi bulanmayacak kadın, erkek tahmin etmiyorum. Yazıklar olsun!. Şarkı da burada."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hindistanda-devlet-domates-bankasi-kuruldu/", "text": "Hindistan Ulusal Kongresi partisi kısa sürede neredeyse beş kat artış gösteren domates fiyatlarını protesto etmek için Hindistan'ın Uttar Pradesh eyaletinin başkenti olan Lucknow'da 'Devlet Domates Bankası' kuruldu. Banka, müşterilerine tüm temel bankacılık servislerini sunarken, bankaya domates yatırma imkanı da sunuyor. Çekici faiz oranları sunan banka, yapılan yatırımın yüzde 80'i kadar kredi açıyor ve hatta bankaya yatırılan domatesler için kilitli dolap hizmeti de veriyor. Tomato bank? https://t.co/BMkI5u0iq1 The American Caliban August 3, 2017 Times of India'nın haberine göre, bankada hesap açan Srikrishna Verma, Bankaya yarım kilo domates yatırdım, altı ay sonra bir kilogram domates alacağım. Ben 103 yaşındayım ve asla bu günü göreceğimi düşünmezdim dedi. Geçtiğimiz haftalarda domates fiyatlarının aşırı yükselmesiyle Indore halk pazarında, domateslerin yağmalanmaması için silahlı güvenlikler görevlendirilmişti. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hint-felsefesinin-4-kurali/", "text": "Hayatınızı kolaylaştıracak, stresi derdi kederi alacak muhteşem kurallar: KURAL 1: Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler. KURAL 2: Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. 'Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı' gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir. KURAL 3: İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır. KURAL 4: Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hintli-anne-babanin-iskandinav-dogan-cocuguna-dna-testi-yapilacak/", "text": "Hindistan'ın Mumbai kentinde doğan Pooja Ganatra, annesinin ve babasının Hintli olmasına rağmen çok farklı bir dış görünüşle doğdu... Hindistanlı Pooja Ganatra, kızıl saçları, bembayaz teni ve renkli gözleriyle akranları arasında oldukça dikkat çekiyordu. Öyle ki, kimseye benzemediği için okulda dışlanıyordu. Kendi ülkesinde yabancı gibi hissettiğini söyleyen genç kadın, hakkındaki gerçeği öğrenmek için hayatının kararını aldı. 4 yaşındaki Ganatra, DNA testi yaptırarak aklındaki büyük soru işaretlerini yanıtlamak istiyor. Ganatra, insanların onu rengi nedeniyle 'hasta' olarak gördüğünü söylediğini aktarıyor... Ganatra, kendisine yabancı muamelesi yapan Hintlilere, Sakin olun, ben de Hintliyim dediğini aktarıyor... Ganatra, DNA testi yaptıracağım çünkü soyumun nereden geldiğini keşfetmek istiyorum. Onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hintli-ermise-gore-insanlar-neden-ofkelenince-bagirir/", "text": "Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar? diye sormuş. Öğrencilerine dönüp insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar? diye sormuş. Öğrencilerden biri çünkü sükunetimizi kaybederiz deyince ermiş ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız? diye tekrar sormuş. Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir. Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir. Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz. Zerzevatçı bağırır, sarraf bağırmaz, Eskici bağırır , antikacı bağırmaz, Söyleyecek sözü, fikri değerli olan bağırmaz, Bağıran düşünemez düşünmeyen kavga eder... Mevlana Hintli Ermişe Göre İnsanlar Neden Öfkelenince Bağırır? Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar? diye sormuş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hitler-neden-kaybetti/", "text": "Yıl 2012.Brüksel'de arkadaşlarımızla Fransa'nın kuzeyini, Normandiya çıkarma bölgesini gezmek için sabah erkenden yola çıktık. Sahil şeridinde çıkarma bölgesini adım adım gezerek tarihe tanıklık ettik.Hemen müzeden çıkarma ile ilgili broşürleri alıp incelemeye başladık.Öğrendiğimiz bir bilgi bizi çok etkilemişti. Şöyle ki ; Çıkarma gününden bir gün önce HİTLER çıkarmanın olacağı bölgeye gelir. Henüz çıkarmanın yapılacağı yer ve zaman belli değildir.Akşam 01.00 de istirahate çekilir ve emir subayına sabah 06.00 ya kadar kendisini uyandırmamasını emreder. Saatler 03.00'ü gösterdiği sırada Normandiya'daki Alman 7.Ordusu'nun Kurmay Başkanı General Max Pemsel, esas istilanın geldiğini anlar. Hitler'in sağ kolu General Jodl ise Führer'ini uyandırıp takviye zırhlı ihtiyatların süratle bu bölgeye kaldırılması için Hitlerin emir vermesini ister. Emir subayının cevabı ise tarihe ders olacak niteliktedir:Uyandıramayız efendim Führer'in kesin talimatı var. Eğer şimdi uyandırırsak beni öldürür der. Hitler, istilayı ancak uyanınca öğrenecektir. Çıkarma başlamış her şey için artık çok geç kalınmıştır. O zaman anladım ki , bir liderin en büyük şansı da, şansızlığı da O'nu derin uykusundan korkmadan uyandıracak yardımcılarının varlığı ile doğru orantılıdır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hizli-kilo-vermenizi-saglayacak-10-yiyecek/", "text": "Kilo alırken her şey ne kadar kolay değil mi, su içseniz yarıyor ama vermek öyle mi verirken bin takla atıyorsun da yine 3-5 kalori yakmış oluyorsun, göbek öylece aynadan sana selam vermeye devam ediyor. Peki böyle durumlarda kilo vermeye yardımcı olan kısa zamanda zayıflamanızı sağlayan yiyecekler yok mu, var. İşte onları sizin için listeledik: Kilo verdiren yiyecekler 1- Lif zengini olan ve su deposu olan salatalık, doygunluk hissi vererek zayıflamaya yardımcı oluyor. 2- Güçlü bir antioksidan olan nar, hormonları dengeliyor ve kilo vermeyi kolaylaştırıyor. 3- Hazmı kolaylaştıran esmer pirinç B vitamini deposu olan yapısıyla yağların, proteinlerin parçalanmasına yardımcı oluyor. 4- Yağları parçaladığı da söylenen greyfurt metanobolizmayı hızlandırıyor. 5- Dolaşım sistemini temizleyen kırmızı üzün içindeki lif ve mineraller sayesinde kolestrolün düşmesini sağlıyor. 6- En az yağ oranına sahip fasülye olarak ünlenen Azuki fasülyesi, vücuttaki suyu tutuyor. 7- Her ne kadar tadıyla sadece çorbada barışanlar olsa da brokoli hazmı kolaylaştırması, karaciğeri temizlesi ve kilo vermeyi kolaylaştıran kalsiyumuyla tam bir kilo düşmanı. 8- Diyet yapanların en sevdiği meyvelerin başında gelen elma sindirim sistemini harekete geçiriyor. 9- Kiraz da elma gibi müshil etkisi yapan ve hazmı kolaylaştıran bir meyve. 10- Tokluk ve şişkinlik hissi veren yulaf da vücutta su tutmaya yaradığından diyetçilerin dostu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hizli-ve-ofkeli-ve-sirili/", "text": "Apple'ın filmlere konu olan ilk karakteri sıra dışı biyografisiyle Steve Jobs olabilir. Ancak Apple ile ilgili başka servis ya da hizmetlerin filmlerde geçtiğini görebiliyoruz. Bunlar elbette çok kritik roller veya konular olmayabiliyorlar. Örneğin daha önce bulut servisi iCloud'un konu alan, başrollerinde Cameron Diaz ve Jason Segel'in oynadığı komedi türündeki Kaset İşleri adlı film hatırlanabilir. Apple'ın filmlere konu olan ilk karakteri sıra dışı biyografisiyle Steve Jobs olabilir. Ancak Apple ile ilgili başka servis ya da hizmetlerin filmlerde geçtiğini görebiliyoruz. Bunlar elbette çok kritik roller veya konular olmayabiliyorlar. Örneğin daha önce bulut servisi iCloud'un konu alan, başrollerinde Cameron Diaz ve Jason Segel'in oynadığı komedi türündeki Kaset İşleri adlı film hatırlanabilir. Kullanıcısını dinleyerek yardımcı olmaya çalışan Apple'ın meşhur sesli asistanı Siri, Johnson ile aynı filmde rol aldı. The Rock x Siri: Dominate The Day adlı film Apple'ın reklam amaçlı hazırladığı bir çalışma. Daha önce bir benzerini Apple Müzik servisi için Taylor Swift ile yapan şirket bu kez kısa bir çalışma yerine tam bir filme imza atmış. Dwayne'in Facebook sayfasında en büyük, en budalaca, en eğlenceli olarak nitelendirdiği film YouTube sayfasından ücretsiz izlenebilecek. Bu arada meraklıları sizden önce davranarak The Rock'la çekilen filmin konusunu Siri'ye sormuş ancak cevap alamamış. Gün içinde değişiklik olabilir ama şimdilik bir ses yok. Filmin afişine bakılırsa filmde yok, yok. Elinde iPhone 7 Plus ile görünen Dwayne Johnson belli ki Siri ile birlikte oynadığı filmden çok memnun. Film yayınlandığında Apple'ın YouTube hesabından izleyebilirsiniz. Şu an için çalışmayan ama Dwayne'in Twitter hesabından verilen kısa adres ise youtube.com/5t674r şeklinde. Habertürk"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hizli-ve-ofkelinin-yeni-filmi-the-fate-of-the-furiousun-size-karisik-duygular-yasatacak-fragmani/", "text": "Sinema dünyasının en uzun soluklu serilerinden biri olan Hızlı ve Öfkeli serisinin sekizinci filmi olan Fast & Furious 8: The Fate of the Furious'un ilk fragmanı yayınlandı. Serinin yedinci filminin çekimi esnasında şansız bir şekilde hayatının kaybeden ünlü oyucu Paul Walker dışında tüm ekibin yer aldığı filmin kadrosunda Vin Diesel, Michelle Rodriguez, Dwayne Johnson, Tyrese Gibson, Ludacris, Lucas Black, Scott Eastwood, Kurt Russell, Jason Statham ve Charlize Theron çok önemli isimler yer alıyor. Eğer filmde Paul Walker'ı görürsenin heyecana kapılmayın. Serinin yedinci filminde olduğu gibi CGI yöntemi ile yaratılan Paul Walker sahneleri tekrar filmde yer alabilir. İşte Fast & Furious 8: The Fate of the Furious'un ilk fragmanı;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hobbit-evinde-yasayan-adam/", "text": "Hobbitlerin ufak ama yeşillikler arasındaki evleri hayal dünyamızın bile ötesinde bir güzellik gibi değil mi? Bu adam kendi harikalar diyarını bir Hobbit evi yaparak inşa etmiş. Dan Price'ın inşa ettiği bu Hobbit evi yer altına doğru büyüyor. Minik görünse de evin içine tüm teknolojik aletleri sokmayı başarmış. Yani bu evde teknolojiden uzak yaşama gibi bir dertle kalmıyor. Onu burayı inşa etmeye iten neden HAYATIN UCUZ OLMASI. Spor için bir salona gitse aylık 100-500$ arası bir ücret ödemek zorunda ama o burada o işi doğal yollarla çözmüş. Seyahat için ayarladığı araç ise tek kelimeyle HARİKA. Böylece daima zinde kalıyor ve otobüs, trafik stresi de çekmiyor. Yemekleri nasıl yapıyor? Binlerce lira verip mutfak dolabı almamış, diyelim. Çamaşırları nasıl yıkıyor, tabii ki nehirde! Kaçış hikayelerini bizler de bayıla bayıla okuyoruz ama bu hikayede sadece hayattan kaçma amacı olan değil gerçekten ucuz yaşamak isteyen bir adamın hikayesini yayınladık. Belki İzlanda, Norveç gibi ülkelere kaçma hayaliniz var ama akrabalarınızın yaşadığı köyler de oralardan farklı değil. Mesele gittiğiniz yerdeki güzellikleri görmede. Çok da büyük olmayan bu alanda dostumuz Price, kendi hayatının Robinson'u olmuş. E bu adam PARAYI NEREDEN KAZANIYOR? Yaşadıklarını kitaplarda anlatıyor ve buradan gelen parayla hayatını devam ettiriyor 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hodorun-kelime-anlamini-iki-yil-once-bulan-cocuk/", "text": "Game of Thrones'un son bölümünü izlemediyseniz yazıyı burada bırakmanızı ve normal hayatınıza dönmenizi tavsiye ederiz. Çünkü yazı son bölümle ilgili spoiler içeriyor. Eğer o kısımda izlemeyenleri gönderdiysek başlayalım. Game of Thrones'ta HODOR HODOR diye ortalarda dolaşan dev dostumuzun bu kelimeyi kullanma nedeninin Hold The Door yani kapıyı tut sözünden geldiğini öğrendik. Biz öyle yaptık ama 20 Nisan 2014'te Michael A. Ventrell isimli bir blogger bunu çözmüş. Hem de çözmekle de kalmamış George R.R. Martin'e de söylemiş. Röportajda blogger Martin'e ben bu ismi neden seçtiğinizi neyin kısaltması olduğunu çözdün diyor. Martin de şaşkınlıkla nasıl olabileceğini merak ediyor. Bloggerın cevabı ise şaşırtıcı. Martin'in asansör operatörü olmak istediğini hatırlatan çocuk bence Hodor asansör görevlisine söylenen kapıyı tut yani Hold the Door'un kısaltması diyor. Martin de şaşırarak gerçeğe ne kadar yaklaştığının farkında bile değilsin diyor. Yani bu dostumuz 2 yıl önce bizim bugün öğrendiğimizi çözmüş. K: Observer"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hollandada-tedavi-amacli-hint-keneviri-yetistirmeye-izin/", "text": "Hollanda'nın Tilburg kentinde, bazı hastaların evlerinde tedavi amaçlı esrar yetiştirmesine izin verilecek. Belediye Başkanı Peter Nordanus, tıbbi olarak esrar kullanması gerektiğini belgeleyenlere, polis ve sosyal konut kiralayan büroların sorun çıkarmayacağını söyledi. BBC Türkçe'nin haberi şu şekilde devam ediyor: Bu karar, Tıbbi Esrar Kullanan Hastalar Grubu adlı derneğin başvurusu üzerine alındı. Dernek başkanı Marian Hutten'e göre, bu karar, esrar kullanmak zorunda olan hastalar açısından büyük bir atılım. Hollanda'da, esrarın ana maddesi olan Hint kenevirinin, 5 kökten fazla olmamak koşuluyla evlerde yetiştirilmesine göz yumuluyor. Hoşgörü yasası kapsamında kendi ihtiyacı için 5 kökten az esrar yetiştirenlere ceza verilmiyor. Ancak son yıllarda kaçak esrar üretimi konusunda sıkça gündeme helen Tilburg ve benzer durumdaki şehirlerde, evde yetiştirilen esrarın ticari amaçla kullanıldığının belirlenmesi üzerine, sıkı önlemler getirildi. Savcılık izniyle enerji şirketlerine evde esrar yetiştirenlerin elektriğini kesme, sosyal konutları kiralayan bürolara da bu kişileri evden atma yetkisi verildi. Marian Hutten, bu nedenle bir çok hastanın evinden çıkarıldığını ve bir çok çirkin davranışla karşı karşıya kaldığını söyledi. Hutten, Tilburg Belediyesi tarafından alınan kararın, bütün ülke genelinde yaygınlaşması için çaba harcayacaklarını belirtti. Belediye, savcılık ve polisin işbirliğiyle alınan karar uyarınca, tıbbi olarak esrar kullanması gerektiğini kanıtlayan 18 yaşından büyük bireyler, evlerinde 5 kökü geçmemek koşuluyla Hint keneviri yetiştirebilecek. Ancak bu esrar satılamayacak, sadece kişisel ihtiyaç için kullanılacak. Eczanede Hint keneviri yağı Hollanda'da doktor reçetesi ile eczanelerde satılan esrarın gramı 7 euro. Ancak yasal esrar satışı yapan ve coffeeshop adı verilen kafelerde ise, gramı 7 ile 18 euro arasında değişen fiyatlara satılıyor. Esrar yetiştiricileri, yangın tehlikesi bulunmadığı konusunda güvence verecek. Hollanda'da ev ve işyerlerinde kaçak olarak ekilen esrar, güçlü spot ışıkları altında yetiştiriliyor. Bunun için kaçak elektrik kullanılıyor. Bu da zaman zaman yangınlara yol açıyor. Amsterdam Mahkemesi de, bu yılın başlarında bir AIDS hastasının evinde esrar yetiştirmesine izin vermişti. Mahkeme, hayati bir durum söz konusu olduğu için, AIDS hastasının kendi kullanımı için istediği miktarda esrar yetiştirebileceğini belirtmişti. Hollanda'nın Lahey kentindeki bir eczane de , Sağlık Bakanlığı izniyle esrarın ana meddesi ola Hint keneviri yağı üretmeye başladı. Yağ, epilepsi hastası çocuklar ile ölümcül kanser ve kronik ağrıya sahip hastalar için kullanılıyor. Eczaneye göre, esrarın uyuşturucu özelliğinden arındırlan yağ, epilepsi ataklarını azaltıyor. Kronik ağrıları bastırıyor. Cannabis yağı, doktor reçetesi ile satılıyor. Sağlık Bakanlığı, sürekli olarak bu reçeteleri denetliyor. Eczane, Almanya, Belçika ve İtalya gibi diğer Avrupa ülkelerinden gelen müşterilere de satış yapıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hollywood-filmlerindeki-fantastik-karakterlere-ait-19-orijinal-cizim/", "text": "Filmlerin ya da çizgi romanların filmleştirilmesi esnasında karakterlerin bir takım değişikliklere uğradığını biliyoruz. Kimi zaman yapımcı müdahalesi kimi zaman teknik imkansızlıklar yapılan bu değişikliklerin en güzel örneklerini sizler için bir araya getirdik. Bazı karakterlere oldukça pozitif etki eden bu değişimlerin bazı karakterlerini özünü bozduğu gözlerden kaçmıyor. İşte Hollywood Filmlerindeki Fantastik Karakterlere Ait 19 Orijinal Çizim; 1# Leatherface Texas Chainsaw 3D 2# Hagrid Harry Potter 3# Whiplash Iron Man 4# Emma Frost X-Men: First Class 5# Azazel X-Men: First Class 6# Beast X-Men: First Class 7# Bane The Dark Knight Rises 8# Daredevil 9# Sulley Monsters Inc. 10# Catwoman The Dark Knight Rises 11# The Green Lantern 12# The Mad Hatter Alice in Wonderland 13# Pinhead Hellraiser 14# Neytiri Avatar 15# Abomination The Incredible Hulk 16# I Am Legend 17# Loki Thor 18# The Lizard The Amazing Spider-Man 19# Shockwave Transformers 3"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hollywood-yildizlarina-uyarlanan-17-muazzam-sac-stili/", "text": "Photoshop'un getirdiği nimetlerden faydalanarak artık birçok görsel değişimin ön izlemesini bilgisayarlarda görebiliyoruz. Bu imkanların mizahla birleştiği, hepimizi eğlendiren photoshop çalışmalarından bir başkası ile karşınızdayız. İşte hepimizin aşina olduğu ünlü Hollywood simalarını farklı saç modelleriyle karşımıza çıkaran eğlenceli çalışma sizlerle... 1# Adam Sandler'ın 80'ler pop ikonu saçları 2# Angelina Jolie'nin Marge Simpson'a giden yolu 3# Anna Hathaway'in asi saçları 4# Chris Rock'ın çılgın bukleleri 5# David Afro Bowie 6# Dwayne The Justin Johnson 7# Örgülü Rock 8# Koca Hannibal'ın düştüğü haller 9# James Gandolfini'nin bıyık detayı 10# Jeremy Renner'ın vesikalık için özel olarak taradığı saçları 11# Luke Evans'tan bir apaçi yaratmak 12# Morgan Freeman'ın Balotelli'ye dönüşümü 13# Mr. Spock Marley 14# Nicolas Cage'in anlatması güç saç modeli 15# Olivia Wilde'ın mohawkı 16# Rowan Atkinson'ın köpüklü modeli 17# Tom Cruise gösterişli topuzu BONUS"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hollywooda-damga-vuran-buyuk-butceli-16-yapimin-bilinmeyen-yonleri/", "text": "Hayranlık seyrettiğimiz büyük bütçeli Hollywood yapımlarının kamera arkasında yaşanan, kimi zaman oyuncuların doğal hallerini, kimi zamansa set çalışanlarının güzel film ortaya çıkarmak adına çektikleri çileleri yansıtan, eğlenceli bir içerikle karşınızdayız. İşte Hollywood'a Damga Vuran Büyük Bütçeli 16 Yapımın Bilinmeyen Yanları Yansıtan Kamera Arkası Görüntüleri; 1# Dark Knight 2# Evil Dead: Army of Darkness 3# Frankenstein 4# Freddy 5# Gladiator 6# I am Legend 7# Indiana Jones and The Temple of Doom 8# James Bond Goldfinger 9# Road Warrior 10# Rocky Horror 11# Star Wars Episode III 12# Star Wars 13# Star Wars 14# The Force Awakens 15# Titanic 16# Wonder Woman"} {"url": "https://www.thegeyik.com/hollywoodun-en-pahali-yapimlarinda-gozden-kacan-17-buyuk-film-hatasi/", "text": "Büyük prodüksiyolu Hollywood yapımlarındaki hataların peşine düşmeye devam ediyoruz. Aralarında çok önemli yapımların, hatta Oscarlı filmlerin olduğu listemiz sizleri şaşkına çevirecek. İşte Hollywood'un En Pahalı Yapımlarında Gözden Kaçan 17 Büyük Film Hatası; 1# Terminator 3: Rise of the Machines Uçak numarasının değiştiği gözden kaçmıyor. 2# The Usual Suspects Dört motorlu uçağın bir sonraki karede iki motora dönüşmesi hemen dikkat çekiyor. 3# Titanic Titanic'in iki farklı güverteye sahip olması da hata mıydı? 4# Twilight Dikkatli bakıldığında camdaki kamera yansıması görülebiliyor. 5# Ted Yanlış tutulan telefon, bizim dizilerde de sıkça görülen bir hata. 6# Star Wars En sevdiğim hataya geldi sıra. Kafasını kapının pervazına çarpan stormtrooper 🙂 7# Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl Modern günün modasına uygun olarak giyinen adam hemen göze çarpıyor. 8# Marie Antoinette O çağda Converse? Gerçekten ilginç 🙂 9# Inglourious Basterds Alman subayının göğüs nişanı nereye gitti? 10# Gladiator Antik Roma zamanındaki savaş arabalarında görülen gaz boruları da neyin nesi? 11# Dallas Buyers Club Film 1985 yılında geçerken, 2011 model Lamborghini Aventador posterinin duvarda asılı olması gerçekten büyük bir ileri görüşlülük örneğiydi. 12# Avatar Bir anda ortaya çıkan tekerli sandalye ancak Pandora'da mümkün olabilirdi. 13# The Avengers Thor'un mucizevi bir dokunuşla kaportayı düzeltmesi gözden kaçmadı. 14# Alien Bu hatayı bilmeyen yoktur sanırım 🙂 15# Terminator 2: Judgement Day Kaybolan kurşun delikleri, Bir anda değişen cam Terminator gibi efsane bir filme yakışmadı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/home-ofis-calisanlara-tavsiyeler-isle-ozeli-karistirmayin/", "text": "Koronavirüs salgını nedeniyle evde çalışmak zorunda kalanların sayısı artıyor. Okulların kapanması nedeniyle çocuklar da evdeyse home officeçilerin işi daha da zorlaşıyor. İşte uzman tavsiyeleri... Yeni tip koronavirüsün hızla yayılmasını engellemek için birçok ülkede yüz binlerce kişi ofis yerine evden çalışmaya başladı. Yıllar boyunca iş yerinde çalışmaya alışmış insanlar için bu yeni bir durum. Büro organizasyonu konusunda Almanya'nın önde gelen danışmanlarından Jürgen Kurz, evi ofis olarak kullanmak zorunda kalanlara özel hayat ile işi tamamen birbirinden ayırmayı tavsiye ediyor. Bunun çok kolay olmadığını belirten Kurz, İnsanın gözüne bulaşıklar veya çamaşır sepeti takılınca, ofis işini bırakıp, ev işi yapmaya başlama riski bulunduğunu söylüyor. Ev işi ile ofis işini birbirinden ayırmak için önerilerde bulunan Kurz, Kurallar koymanın ve ritüeller oluşturmanın önemine dikkat çekiyor. Evde ofis işi yapmak için üstünüzü değiştirin, ayakkabı giyin diyen Kurz böylelikle beyine hazırım sinyali gönderildiğini belirtiyor. Aynı şekilde iş gününü kesin bir şekilde sonlandırmak gerektiğini vurgulayan Kurz, bunun için çalışma masasının üzerini toplamayı, kağıt çöpünü boşaltmayı veya yürüyüşe çıkmayı öneriyor. Hedef belirlemek önemli Evde de insanın dikkatini dağıtabilecek faktörler bulunduğunu belirten Kurz, bunun için evde çalışırken bazı hedefler belirlemenin önemli olduğunu dile getiriyor. Bir gün öncesinde bir işi bitirmeyi hedeflemeyi öneren Kurz, İş süresince bu projeye yoğunlaşın, mümkünse o gün o işi bitirin diyor. Evde çalışırken de ara vermek gerektiğini belirten Kurz,ekip ruhunu korumak için iş arkadaşlarıyla da telefon veya video üzerinden haberleşmeyi tavsiye ediyor. Ya çocuklar da evdeyse... Salgın nedeniyle okullarda derslere ara verilmesi yüzünden çocukların da evde olması, evde çalışanlar için ayrı bir sorun teşkil ediyor. İş psikolojisi konusunda uzman Frank Berzbach, Çocuk olmadan evde çalışmak bir zorluk. Ama yaşına bağlı olarak çocuk ile evde çalışmak son derece sorunlu diyor. Özellikle ilkokul öncesi çocukların bakıma ve ilgiye ihtiyacı olduğunu hatırlatan Berzbach, bu durumda insanın iki iş birden yapmak zorunda kaldığını belirtiyor. Ebeveynlerden her ikisinin de evde olması durumunda dönüşümlü olarak çocukla ilgilenilebileceğini kaydeden Berzbach, bunun için de iyi bir organizasyon yapmak gerektiğinin altını çiziyor. epd,dpa/JD,BK Deutsche Welle Türkçe"} {"url": "https://www.thegeyik.com/horlamanin-sebebi-bulundu/", "text": "Yapılan son araştırmalar, horlamanın sebebinin dil üzerindeki yağ oranı olduğuna dair çarpıcı tespitleri ortaya koydu. Yıllardır araştırılan ancak bir türlü tam olarak bulunamayan horlama sorununun sebebi, bilim insanlarını da farklı kutuplara çekmişti. Konuyla ilgili yapılan son araştırmayla birlikte en yeni sonuç da ABD'den geldi. Philadelphia'da bulunan ve ABD'deki en eski tıp okullarından birisi olan Perelman Tıp Fakültesi'nde yapılan araştırmaya göre dilde bulunan yağ, uyku kalitesini büyük ölçüde etkileyip horlamaya sebep oluyor. Webtekno'nun aktardığına göre, fakülte araştırmacılarından Dr. Richard Schwab, yaptığı açıklamada Dilimizle konuşuyoruz, dilimizle yemek yiyoruz ve dilimizle nefes alıyoruz. O zaman yağ neden burada depolanıyor? Yağın burada depolanma sebebi genetik ya da çevresel faktörler olabilir fakat dilin yağ oranı ne kadar düşükse uykunun iyi olma ihtimali o kadar yüksek diye konuştu. Kilo veren insanlarda horlama sorununun azaldığı da bilim insanları tarafından tespit edilen bir başka sonuç. Hastaların kilo kaybı yüzde 10'a ulaştığında dillerindeki yağ oranının azaldığı ve horlamalarında yüzde 30 iyileşme olduğu görüldü. Ayrıca araştırmada toplamda 67 obezite hastasının kilo vermeden önce ve kilo verdikten sonraki durumları detaylı bir biçimde inceleniyor. Doktorlar, dili zayıflatmak için hangi diyetlerin daha etkili olduğuna yönelik daha kapsamlı bir araştırma yapmak istediklerini açıkladı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hotel-california-sarkisinin-huzunlu-hikayesi/", "text": "1969 yazında hikayenin kahramanı olan adam uzun bir seyahate çıkar... Ve yolu Kaliforniya'dan geçerken dinlenmek için Hotel California'yı bulur... Ufak sevimli bir oteldir. Sıcak bir havası vardır... Bir odaya yerleştirirler... Oteldeki ikinci gününde odasının hemen yanındaki odada kalan kızla tanışır. Arkadaş olurlar... Birlikte gezmeye başlarlar. Çok fazla zaman geçmeden birbirlerine aşık olurlar... Ve tatili Hotel California'da birlikte geçirmeye karar verirler. Çok severler birbirlerini... Bütün bir yaz hep beraberdirler... Otelin sıcak insanları, sevimliliği sadeliği onları çok etkilemiştir... Unutamayacakları bir yaz yaşarlar, bir sevgi yaşarlar. Yazın bitiminde bir karar vermek zorundadırlar ayrılık için. Ve şöyle derler: Eğer 1 sene sonra birbirimizi unutmaz ve yine bu kadar çok sevecek olursak, gelecek yazın ilk gününde Hotel California'da buluşacağız diye sözleşirler. O zamana kadar birbirlerini hiç aramayacaklardır. (Bu aşk bir yaz aşkı mı yoksa gerçek bir aşk mı diye anlamak için yaparlar bunu -Eagles hikayenin buraya kadar olanını yaşadıkları günleri otelin güzelliğini kasabanın sadeliğini anlatır şarkısında genel olarak.. Tam 1 sene geçmiştir... Adam sözleştikleri gibi 1 sene sonra otelde buluşmak için yola çıkar... Tanıştıkları ilk gündür o gün... Yol uzundur bitmek bilmez adam için... Ve sonunda Kaliforniya'ya varır... Otelin oraya geldiğinde kapkara bir bina bulur. Otel dün yanmıştır.. Sevdiği adamla buluşmak için 1 gün önceden otele gelen kız gece çıkan yangında ölür... Adam otele gelirken sevdiği kızla bir ömür yaşamayı, birlikte olmayı düşünürken, onu bir ömür kaybeder. Grubun üyeleri hikayeyi duyduğunda çok etkilenir ve bunun için bir şeyler yazmaya karar verirler. Daha sonrada -Hotel California- dediğimiz o muhteşem şarkı çıkar... Yaşanılan aşk hikayesi mi daha etkileyiciydi, yoksa o aşka yazılan şarkı mı? İşte bunun kararını veremeyeceğimiz kadar güzel anlatırlar o hikayeyi, Eagles'ın Hotel California şarkısında..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/house-of-cards-sezon-3/", "text": "Kevin Spacey'nin Amerikan Başkanlığı'na giden yolda başarılı bir şekilde tüm entrikaları sergilediği House Of Cards isimli bu müthiş diziyi izleyenler için Netflix'in müjdesi var. İlk iki sezonda başarılı bir oyunculuk ve siyasilerin kirli hayatı ile ilgili her şeyi gördüğünüz bu güzel dizinin 3. Sezonu için tarih belli oldu. House of Cards 3. sezon 27 Şubat 2015'te yayında! 2. sezonda olduğu gibi bir gecede hepsini yayınlarlar da biz bir gecede tüm sezonu bitirir miyiz yoksa yavaş yavaş mı normal sezon gibi mi yayınlarlar henüz belli değil ama sabırsızlıkla bekleyen bizler için güzel haber oldu. Frank Underwood ve eşinin bu yolculuğu bakalım bu sezon nasıl ilerleyecek. A special message from the White House. https://t.co/YxFcHfA5qy House of Cards 1 Aralık 2014"} {"url": "https://www.thegeyik.com/how-i-met-your-mother-dizisinin-spin-offu-sonunda-geliyor/", "text": "9 sezon süren ekran macerasıyla hepimizin çok sevdiği efsane dizi How I Met Your Mother, 2014 yılında ekranlara veda etmişti. Dizinin bitmesinden sonra ortaya atılan spin-off iddiaları, merkez karakterde bir kadının olduğu tekrar çekilmiş ancak pilot bölüm CBS kanalı tarafından beğenilmeyince proje rafa kaldırılmıştı. Aradan geçen uzun zaman sonrası bu kez iddialı şekilde daha somut adımlar atıldı. Yeni çekilecek projenin adının How I Met Your Father olacağı, dizinin senaristliğini ise This Is Us dizisinin de senaristliğini yapan Isaac Aptaker ile Elizabeth Berger'in yapılacağı ifade edildi. CBS'te yayınlanacak ve yapımcılığını 20th Century Fox Television'ın üstleneceği ifade edildi. How I Met Your Father'ın merkezde kadın karakter ile birlikte başarılı olup olmayacağını henüz bilmiyoruz. Umarız dizinin pilot bölümü başarılı olur, biz de böylesine güzel bir dizinin spin-off'unu izleme şansı buluruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/how-i-met-your-motherda-kimsenin-kolaylikla-fark-edemeyecegi-21-muhtesem-detay/", "text": "Hepimizin bir dönem severek takip ettiği, benim ise tekrarlarını hala severek izlediğim HIMYM dizisindeki bilinmeyenleri anlatan birçok içeriğe rastlamışsınızdır. Ancak BuzFeed ekibi bu olayı bir nebze ileri taşımış ve sıradan izleyicilerin kolaylıkla fark edemeyeceği dizi içindeki detayları sıralamış. İşte How I Met Your Mother'da Kimsenin Kolaylıkla Fark Edemeyeceği 21 Muhteşem Detay; 1# Zoey, Lily'nin ilk sezonda taktığı kolyeyi takıyor. lilyandmarshallselltheirstuff.com sitesini hepiniz hatırladınız değil mi? Zoey bir yerde Lily'nin bir tablosunu aldığından da bahsediyor. 2# Arka plandaki çiftin ömrü dizide adım adım işleniyor. 3# Barney'nin 1807'nin Moskova'sına döndüğü bir sahneden Barney White Russian, James ise Black Russian içiyor. 4# HIMYM ekibi diziye güncel reklamları koymayı da ihmal etmiyor. 5# Marshall'ın babasını kaybettiği bölüme dek dizi içinde gizliden gizliye bir geri sayılım yapılıyor. 6# MacLaren's Pub'daki figüranı tanıdın mı? Evet! Conan O'Brien. 7# Lily ile Marshall'ın evindeki saat hep 4:20'yi gösteriyor. 8# How Lily Stole Christmas bölümünde Ted'in kuzenini oynayan çocuk, The Stinsons bölümünde ise Barney'nin sahte oğlu Grant'i canlandırıyor. 9# Disaster Averted bölümünde son tokat hakkını yağmurlu bir günde kullanacağını ifade eden Marshall, bu dediğini End of the Aisle bölümünde gerçekten yapıyor. 10# Barney'nin çirkin bir tiyatro oyunu sergilediği Stuff bölümünde arka planda Sana Girsin Lily yazan bir broşür tutan adam oturuyor. 11# Mehşur Aziz Patrik Günü'nde Ted, Low Point adlı bir klübe gidiyor. Bu düşük nokta Ted'in ruh haline bir çağrışım niteliği taşıyor. 12# Murtaugh adlı bölümde Barney parti kostümünü bile kravatla tamamlıyor. 13# Barney yılbaşı ağacını da kravatlar ile süslüyor. 14# Aynı Murtaugh bölümündeki çocuklardan biri yana kayması için diğerini itince, diğer çocuk itenin suratına tükürüyor. 15# Robin'in Sparkles olduğu zamanlarda yer aldığı Space Teens adlı showdaki uzay mekiği Körling taşı şeklinde dizayn ediliyor. 16# Mom and Dad bölümündeki planörle uçan rastalının sandviç yediği gözden kaçmıyor. 17# Barney'nin ördekli kravatına gönderme yapılan duvarda DUK TAIe yazıyor. 18# 2029 yılında geçen bir sahnede Marshall!ın arkasındaki 'Loch Ness Canavarı'nı Yakalandı! başlıklı gazete kupürü gözden kaçmıyor. 19# Tracy ve Louis'in arkasında kim oturuyor? Elbette Robin! 20# Bavulları taşıyan kadınların Barney ile yattığı hemen fark ediliyor. 21# Üzerinde Mother yazan mezar taşı belki de uzun zaman önce serinin sonunun nasıl biteceğini işaret ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/hunnap-faydalari/", "text": "Düşük kalorili besin kaynağı olarak bilinen hünnap ile ilgili bilmeniz gereken ilk bilgi sandığınız kadar zor bulunan bir meyve değil. Hünnap meyvesinin faydalarını duyduğunuzda ben de deneyeyim derseniz emin olun çok sayıda yerde bulabileceksiniz. Öncelikle hünnap ile ilgili kısa bir bilgi verelim. Düşük kalorili ve potasyum açısından zengin olan bu meyve, Çin'de ve diğer Uzak Doğu ülkelerinde şifa ilacı ve ölümsüzlük meyvesi olarak biliniyor. Potasyum dışında kalsiyum, magnzeyum, fosfor, A ve C vitaminleri açısından oldukça zengin. HÜNNAP MEYVESİNİN FAYDALARI 1- Kalp Sağlığını Korur: Hünnapın bol miktarda potasyum içerdiğini yazmıştık, bu özelliğinden dolayı özellikle kalp sağlığına ciddi anlamda katkıda bulunur, dolaylı olarak inme, kalp krizi, felç gibi risklere yakalanma seviyesini düşürür. 2- Hünnap Kanser Hastalıklarını Engelleyebilir: Çok etkili bir antioksidan olmasından dolayı kanserli hücrelerin etkisini azaltabilmektedir. Bunun yanında Çinde çok yaygın olarak kanser vakarına engel olduğu için kullanılmaktadır. 3- Hünnap Sinir Sistemi Sağlığını Korur: Bu mükemmel meyve siniris sistemi üzerinde direkt etkisi olan nadide meyvelerden sadece bir tanesidir. Hünnap yaygın olarak stresle mücadelede kullanılır, aynı zamanda anti depresan özelliği olduğuna inanılır. Bu özelliğinden dolayı Hünnap stres atmak için idel bir meyvedir. 4- Antioksidan Deposu Hünnap: Hünnap inanılmaz bir antioksdian deposudur, bunun bir sonucu olarak neredeyse faydalı olmadığı bir hastalık yok denilebilir. Özellikle karaciğerde meydana gelen hasralara ve kansere karşı koruma sağlayabilir. Bir çok hastalığın nedeni olan serbest radikallere karşı metabolizmayı ve hücreleri korur. 5- Hünnap Cilt Sağlığı İçin Faydalı Bir Meyvedir: Hünnapın etkili bir antioksidan olması cilt ve saç sağlığı açısından da önemlidir. Cilt hastalıklarına neden olan unsurları ortadan kaldırabilir. Çin'de yaygın olarak güneş yanıklarına ve kızarıklıklara karşı kullanılmaktadır. Kuru cilterin tedavisinde etkili olabilir. 6- Sindirim Sistemi Sağlığını Korur: Hünnap sindirim sistemi sağlığını da koruyabilir. Özellikle kabızlık sorunlarına karşı anlık sonuçlar almak mümkün. İştah açıcı özelliği olmasına rağmen hazmı kolaylaştırdığı ve bağırsak hareketlerini arttırdığı için kilo lamaya neden olmaz. 7- Enerji Santrali Hünnap: Kalorisi düşük olmasına rağmen etkili bir enerji kaynağıdır.Özellikle yorucu iş günü veya antremanlardan sonra hızlı bir şekilde enerji depolamak için birmiktar hünnap tüketimi yeterlidir. 8- Hünnap Diş, Kemik ve Kas Sağlığını Korur: Kalsiyum ve fosfor açısından zengin olan bu sihirli meyve kemiki diş ve kas sağlığını koruryucu özelliği vardır. Aynı zamanda iyi bir mahnezyum deposu olan hünnap kas sağlığını koruma noktasında da önemli rol üstlenebilir. 9- Hünnap Kan Akışını Hızlandırır: Hünnapın içerdiği niasin aynı zamanda kan dolaşımı için de faydalı bir maddedir. Kanın dolaşımının düzenli olabilmesi için hünnap tüketimine yönelmekte fayda vardır. 10 -Hünnapın Sağlık Açısından Diğer Faydaları Şöyledir: Anemi hastalığına iyi gelebilir, kansızlığı giderebilir, damarlarda oksijen taşıyan kan hücrelerinin sağlığını korur, serbest radikallerin hücrelere zarar vermesini engeleyebilir. Yorgunluğu gidermede çok etkili bir besin kaynağı olabilir, stres ve depresyondan kaynaklanan kötü düşüncelerden alı koyduğu için zihin yorgunluğunu giderici özelliği vardır. Faydalarızararları.com'un verdiği bilgiye göre hünnap meyvesinin bazı sağlık uzmanları ateşi düşürücü özelliği olduğunu söylemektedirler, astım ve bronşit hastalıklarına iyi gelebilir. Alerjik hastakılara karşı bünyeyi küvvetlendirebilir. Göz hastalıklarından koruyucu özelliği vardır, histeri hastalığına iyi gelir. Hünnap meyvesinin bilinen zararı yok yine de hassas dönemlerde fazla tüketilmemesi öneriliyor. Peki kim hünnap tüketmeli derseniz hemen söyleyelim stresli işlerde çalışanlar ve kolay yorulanlar kullanmalı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/huzur-duymaya-baslar-insan-kirkindan-sonra-kendisiyle-dertlesirken/", "text": "Kırkından sonra başlar hayat: Platon'a sormuşlar; -İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışı nedir? Yanıt vermiş büyük filozof: Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler... Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar. Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar, ancak hiç yaşamamış gibi ölürler. Gençlik her zaman özlenen yaşam dilimidir insanın hayatında... Gençlik yıllarına özenmeyen, ah yine genç olabilsem demeyen var mıdır? Belki gençliğin sunduğu verdiği imtiyazları kaybetmemek arzusuyla... Delikanlılığa özgü sorumsuzluğa duyulan özlemle belki... Belki sadece zinde ve güçlü bir bedene sahip olmanın garantisini hissetmek için... Hataların daha kolay tolore edileceği bilindiğinden belki de... Ben farklı düşünenlerdenim... Hangi yaşı yeniden yaşamak istersin? diye sorsalar, bir an bile tereddüt etmeden 40 derim... Hayatın baharıdır bence 40'lı yaşlar. Evet, baharın ta kendisidir aslında... Ne yazın kavurucu sıcağı, ne kışın donduran soğuğu; limonata tadındadır 40'lı yaşlar. Engin Noyan şöyle der bir şarkısında Hayat kırkında başlar, inanın bana dostlar. İnsan kırkından sonra gerçekten yaşar. Ne kadar doğru. Aynen katılıyorum Engin Noyan'ın bu düşüncesine... Bir konferansımda izleyicilere sormuştum... Paranın satın alamadığı yegane şey nedir? Sağlık diyenler oldu... Mutluluk diyenler... Tüm yanıtlar kendi içinde hem doğru hem yanlıştı; ya da eksikti.. Tamam, belki para bu kavramları direkt sunmaz size... Para sağlık getirmez belki ama paranız varsa gidersiniz tıp biliminin en ileri olduğu ülkelerde tedavi görürsünüz, iyileşme veya hayatta kalma olasılığınızı arttırırsınız... Para mutlu da etmez belki... Ama paranız çoksa, çalışmak zorunda kalmazsınız; bir ülkeden diğerine dünyayı gezersiniz, sıkılmaya, hatta mutlu mu mutsuz mu olduğunuzu dahi sorgulamaya vaktiniz kalmaz... Paranın satın alamadığı yegane şey deneyimdir bence... Deneyim ancak yenilen kazıkların, çekilen acıların, yaşanan hayal kırıklıkların, yapılan hataların göğsünüze taktığı bir madalyadır... Deneyim ..miş gibi görünenlerin direkt gerçeğiyle, kendisiyle yüzleştirir insanı. Hayattaki gerçek, kalıcı mutluluk da deneyimin sonucudur aslında... Gençken prizmanın sadece bir yüzünü, görmek istediği, işine gelen yüzünü görür insan... Ama gelin görün insan prizmanın tüm yüzeylerini keşfettikten sonra bir fikir sahibi olabilir bütüne dair. Bütünle yüzleşmeden illüzyonların peşine takılır, hatalar yapar... Yedi renk vardır gökkuşağında... Gençken sadece bize hoş görünen renkleri algılarız, böylesi gelir işimize. Ama yedi rengi de görmeden mümkün müdür insanın gökkuşağını gördüğünü iddia etmesi. Yedi rengin karışımını yani beyazı algılamak her rengi görmek, yaşamak ve hazmetmekle mümkündür... Duyguların da hayatın da hakkını veren deneyimdir aslında. Gençken hep biraz eksiktir bu yüzden yaşananlar... 40'lı yaşlarda hayatın sorgusu yerine analize bırakır... Tezler, antitezler geride kalır, kendi öznel sentezine yönelir insan... Kişinin iç dünyasındaki savaşlar son bulur, insanın kendi kendisiyle barış imzaladığı yaşlardır kırklar Kendisini tanır, bilir... Gücünü, kapasitesini defalarca sınamış ve öğrenmiştir. Artık ne aptal kahramanlıklara kalkışır, ne de kendisini hafife alır... Tamam, genç değildir artık, ama yaşlı da sayılmaz aslında. Bir şeylere geç kalmış olmanın paniğine kapılmaz, hala devrim için geç kalmış sayılmaz insan 40 yaşında. Bedenini de çok daha iyi tanır insan... Nelerden haz aldığını, neyin kendisine rahatsız edeceğini bilir; kırmızı çizgilerini çizmiştir artık... Tutkularının da farkındadır, asla yapmayacağı şeylerin de... Kendisiyle çeliştiği durumlar da azalır insanın olgunlaştıkça, deneyim kazandıkça... Herhangi bir durum karşısında vereceği reaksiyonu önceden kestirebilir mesela... Şaşırtmaz eskisi kadar kendi kendisini, sürprizler yapmaz eylemleri düşüncelerine... Kendisinden daha çok emin olur insan kırklı yaşlarda... Daha da ötesi kendisi olur artık... Kimsenin takdirine, onayına ihtiyaç duymaz... Kimseye şirin görünmeye çabalamaz... Eserini ortaya çıkarmıştır; beğenen beğenir deme özgürlüğünü ve ayrıcalığını hisseder insan kırklı yaşlarda... Hayatın ambalajına kanmaz, paketin içine odaklanır insan olgunlaştıkça. Nicelik yerini niteliğe bırakır. Kriter kaç kere yaşadığı olmaktan uzaklaşır, nasıl yaşadığı ve hatta yaşadığının kendisine yaşattığı önemli olmaya başlar... Detaylara takılmaz, özü görmeye çabalar insan... Genel kanının aksine, aslında 40'ından sonra ortaya çıkar insanın dış güzelliği. Oturmuş güzelliktir, kesin güzelliktir, duru güzelliktir... Ne sivilce sürprizi kalır; ne de aşırı kilo alma verme ihtimali kırkından sonra... 20'li yaşlarında tanıdığınız birisinin dış görüntüsü otuzlu yaşlarda farklılaşabilir ama kırkından sonra kesinleşir dış güzellik... Şakaklara inen beyazlar, gözlerin kenarlarındaki kırışıklıklar yaşlanmamın değil bilakis yaşamışlığın ispatıdır aslında... Hollywood''un unutulmaz aktörlerinin aktrislerinin hep kırkından sonraki halleriyle hafızalarda yaşaması bundandır. Birçok yeni yetme genç güzel kızlar, yakışıklı delikanlılar unutulur, silinir hafızalardan hemen ama bir Sophia Loren, bir Rock Hudson bir Greta Garbo şarap gibidir... Güzellik, yakışıklılık dendiğinde o ikonlar belirir önce uslarda... Ve insan kırkından sonra sadece dış güzelliğin de tek başına bir kıymeti harbiyesi olmadığı gerçeğiyle yüzleşir aslında... Kırkından sonra gerçek dostluğun ne olduğunu da çok daha iyi anlar insan... Daha az kazık yer, hayal kırıklığı yaşar. Yanıla yanıla yanılmamayı öğrenir insan... Karşısındakinin maskesini yüzünden söküp alabilecek sağlamalarını geliştirmiştir. Kimin kendisine ne amaçla yaklaştığını en başında hissetme becerisi gelişir kırkından sonra... İnsanlara dair hata yapma riski azalır... Yalnızlıktan da tat almaya başlar insan olgunlaştıkça. Kendisini iyi hissedebilmek için sürekli çevresinde birilerinin mevcudiyetine ihtiyaç duymaz. Tek başına oturduğu bir mekanda, güneşlendiği kumsalda kendisiyle baş başa kalmaktan sıkılmaz... Huzur duymaya başlar kendisiyle dertleşmekten insan kırkından sonra... Ve kırkından sonra maçın ikinci yarısının başladığını da bilir insan... Yaşadığı günün belki tekrarının mümkün olmayacağının farkındadır. Bu da anı yaşayabilmeyi öğretir insana. Ki, hayatın sırrı da burada, yani anı yaşayabilmekte değil midir? Sizi bilmem ama ben hiçbir zaman 18'li yirmili yaşlarıma dönmek istemedim... 40'ı geçeli oluyor bir hayli, elliye çok az kaldı hatta... Elimde olsa hep 40'ında kalmak isterdim ben... 40 elbette bir dönüm noktası değil... 45 olur, 50 olur... Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır. der Peyami Safa... Ama şuna inanıyorum; hayat deneyimlerle güzeldir... Benim gibi pipoya düşkün olanlar bilir, pipo kullanıldıkça tat verir... Hiç kullanılmamış yepyeni bir pipoyu içerken tahtanın yanık tadı da gelir ağzınıza... Kullanıldıkça, eskidikçe pipo gerçek kıvamını bulur... Yaşamak da bence böyle bir şey... Gençlik açık büfenin önünde yemeyeceği şeyleri, yiyemeyeceği kadar çok bir biçimde tabağa tepeleme doldurma çabasıdır... Ama olgunluk insanın canının ne çektiğini ve midesinin ne kadar alabileceğini bilebilmektir bu anlamda... Gençlik iştahsa, olgunluk hazımdır! Gençlik kişinin hayat puzzleın parçalarını daha ancak incelemekle meşgul olduğu yaşlardır... Olgunluk artık puzzleda belirginleşen resmi seyrettiği dönemdir insanın. Gençlik tırmanılan yokuş, olgunluk ulaşılan düzlüktür... Gençlik dev dalgalarla boğuşulan bir okyanus, olgunluk dönemi ulaşılan sessiz, sakin, huzurlu koydur... 300'ün üzerinde şarkının sözlerini yazmış Fikret Şeneş'in unutulmaz eserinde şu ifadeler yer alır: ... Bırak varsın geçsin yıllar, bitsin artık bu korkular. Her yaşın ayrı bir güzelliği var... 40'lı yaşların insana sunduğu zevkler, gençliğin yaşattıklarından çok daha fazladır bence. Ama nedense kırkından sonra paniğe kapılır, 18'li, yirmili yaşlarına dönebilmeyi arzular insan. Ruj sürerek, papyon takarak ebeveynlerine öykünen çocukların hali ne kadar komikse... Yaşının hakkını vermeyerek, hala genç olduğunu ispatlamaya çabalayanların durumu da aynı oranda komiktir aslında... Ve bu yüzden Platon'un ifadesiyle hiç ölmeyecek gibi yaşayanlarla ve hiç yaşamadan ölenlerle doludur mezarlıklar..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/huzurevi-ve-anaokulu-birlesti-ortaya-mukemmel-sonuc-cikti/", "text": "Anaokulları çocukların toplum hayatına alışması için bir başlangıç olarak görünür. The Intergenerational Learning Center isimli anaokulu ise bu durum için güzel bir çözüm bulmuş. Seattle'da yer alan 400 tane yaşlının kaldığı huzureviyle bir proje geliştiren anaokulu çocukları da bu huzurevine taşımış. Anaokuluna dönüşen huzurevinde bakın ortaya neler çıkmış: 1- Öğretmeni eşliğinde gelen 5 yaşındaki peri kız gerçekten yaşlı sakine hayat vermiş. 2- Okuma etkinliklerini de yapan huzurevi sakinleri kendilerini değerli hissediyor. 3- Beraber puzzle çözüyorlar iki farklı düşünce daha çok başarılı olacak gibi. 4- Yaşlılardan artık korkmuyorlar onların da resim yaparken eğlendiğini biliyorlar. 5- Yemeklerini de birlikte hazırlıyorlar. Yardımlaşmayı öğreniyorlar. 6- Program, hem huzurevi sakinleri hem çocuklar için oldukça fayda sağlamış. 7- İkisi de sevgi eksikliklerini gidermiş gibi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/huzurevinden-kacan-iki-yasli-kafadar-heavy-metal-festivalinde-bulundu/", "text": "Almanya'da yaşadıkları huzurevinden kaçan iki yaşlı adam, bir heavy metal festivalinde bulundu. Polis, ikilinin Cuma gecesi geç saatlerde, dünyanın birçok yerinden gelen heavy metal müzik hayranlarını buluşturan Wacken Açık Hava Festivali'nde bulunduğunu belirtti. İkilinin bulduklarında kafası karışık ve sersemlemiş bir halde olduklarını söyledi ve Heavy metal festivalini sevdikleri çok açıktı dedi. Almanya'nın kuzeyindeki festival, dünyanın en büyüğü olarak tanımlanıyor ve 1990'lı yıllardan bu yana yapılıyor. Tüm biletleri satılan festivalin bu yılki konukları arasında Danzig, Judas Priest, Hatebreed ve In Flames gibi gruplar yer alıyordu. Dithmarscher Huzurevi'ndeki görevliler, iki kişinin kaçtığını Cuma akşamı yaptıkları sayımda fark etti. Adı açıklanmayan heavy metal tutkunu huzurevi sakinleri polise haber verilmesinin ardından, sabaha karşı 03:00'te festival alanında bulundu. İkili başta dört gün süren festivalden ayrılmak istemedi, ancak polis taksiyle kaldıkları huzurevine gitmeleri konusunda ikna etti. Yaşlı ikilinin festivale nasıl girdikleri, biletleri olup olmadığı henüz bilinmiyor. Polis, festivalin birkaç küçük olay dışında sakin geçtiğini söyledi. Almanya'nın kuzeyindeki Wacken, 1800 nüfuslu bir köy."} {"url": "https://www.thegeyik.com/iboyu-bilmesine-degil-kafkayi-bilmesine-sasirdiginiz-muhammetin-hayata-bakisinizi-degistirecek-hikayesi/", "text": "Adım Muhammet. On dokuz yaşındayım. Atık kağıtlar topluyorum ve Kızılay`dan Ulus`a kadar üç kez yürüyerek gidip geliyorum her gün. Beş arkadaşımla kalıyorum iki göz odalı bir evde. Onlar atık kağıt toplamıyor; Mevlüt inşaatta çalışıyor mesela, Hüseyin halde hamallık yaparken, Sidar ve Yunus ayakkabı boyacısı. Aramıza bir arkadaş daha katıldı. Adı Abbas. Çalışmıyor o, diyaliz hastası. Abbas`a biz bakacağız. On üç yaşından beri kağıt topluyorum Ankara`da. Niğdeliyim. İlkokula başladığım yıl geldik Ankara`ya. Ortaokulu bitirebildim yalnızca; hep takdir alarak geçtim sınıfları. Liseye yazdırmadı babam; sokağa saldı beni çalışıp da işe yaramam için. O gün bugündür sokaklardayım; çizgili, çizgisiz, kareli, beyaz ve rengarenk kağıtlar, kartonlar topluyorum. Çalışmaya başladığım yıl babam terk etti bizi. Kumar borcu vardı; çekti gitti bir sabah erkenden. Ben geçindirdim evi. Annem severdi beni, aslan oğlum derdi. Yanaklarımı okşardı bazen. Babam gideli dört ay olmuştu; komşular bir adam bulmuşlar anneme. Kumar oynamazmış, namazında niyazında bir adammış. Eşi vefat etmiş. İki kızı varmış adamın. Anneme demiş, sen kabulümsün, çocukların da kabulüm ama Muhammet olmaz! Şaşırmış annem, niye olmazmış Muhammet, o da benim çocuğum demiş. İki kızım var; biri on iki yaşında, biri on dört yaşında. Caiz değildir Muhammet`le kızlarımın aynı hane içinde olması demiş adam. Üç kız kardeşim vardı ve çok düşkündük birbirimize. Annem için kolay olmadı karar vermek. Oturttu beni karşısına bir gece. Bak Muhammet dedi, seni asla bırakmayacağım, ama bir süre dayınlarda kal oğlum. Sarıldı bana; o ağladı, ben ağladım... İmam nikahı kıyıldı, dayımlara geçtiğimin ertesi günü. Haftasına kalmadan annemi, kızlarını ve kardeşlerimi alarak memleketine götürmüş adam, Kastamonu`ya. Dayım dedi, annenin emanetisin bana, burası senin de evin. Arada bir gelip kalabilirsin Muhammet! On üç yaşındaydım, bana kalacak bir yer de ayarlamamıştı dayım. Komşulardan, akrabalardan kimse demedi bana, sana yardım edelim diye. On üç yaşındaydım, Ankara`daydım, bir başınaydım... Altı yıldır görmedim annemi ve kardeşlerimi. Bir çok kez niyetlendim Kastamonu`ya gitmeye. Dedim, kovar beni o adam; göstermez bana ailemi. Anneme küsüm; istese bana ulaşabilirdi diye düşünüyorum. Çok özlüyorum kardeşlerimi; Hülya`yı, Havva`yı ve Hanife`yi... Domino oynardık dördümüz. Ben bir kere bile kazanmadım; çocuk onlar, sevinsinler derdim. Ben de çocuktum oysa... Yürürken, kağıt toplarken, sabahtan akşama bitap düşene kadar çalışırken hep yüzlerini seyrediyorum insanların. Mesela, sevgililer geçiyor yanımdan ve erkekler beni görünce daha bir ötemden geçirtiyorlar kadınları. Erkekler, kadınlar, muhafazakarlar, devrimciler, hippiler, İbo dinleyenler, Metallica dinleyenler, Kafka okuyanlar, dua kitapları okuyanlar, türbanlılar, mini etekliler, herkes öyle sevgisiz bakıyor ki bana; öyle incitici, öyle hoyrat olabiliyor ki herkes... İbo`yu bilmeme şaşırmadınız, ama Metallica`yı ve Kafka`yı biliyor olmam ilginç gelmiştir size belki. Olgunlar Sokak`taki seyyar kitapçılardan kitaplar alıyorum. Milena`ya Mektuplar`ı okudum Kafka`dan, diğerlerini de okuyacağım. Birçok kitap okuyacağım ben; Nietzsche`nin Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabını çok merak ediyorum mesela, bir de Oruç Aruoba`nın şiirlerini. Keşfetmem, okumam, sorgulamam gereken öyle çok yazar, hikaye, roman ve şiir var ki... Kitapçılar bile önyargılı bana; emeği, vicdanı, barışı savunanlar bile beni gördüklerinde kıyıcı sözler söyleyebiliyorlar ve eminim onlara ürkütücü geldiğimden. İkinci el kasetlerim var; Metallica kasetim de var, Fikret Kızılok kasetim de. Annem, beni dayımlara yollarken teybi bana verdi,sıkıldıkça müzik dinle, ama sesini kıs ha dedi. Şimdilerde teybi son ses açıyorum Metallica`yı dinlerken! Adım Muhammet. On dokuz yaşındayım. Beni nefretle bakarken göremezsiniz; kabalaştığıma, etiketler koyduğuma, yaftaladığıma şahit olamazsınız. Bir anlama çabam var; kendimi, annemi ve sizi. Bir öğrenme çabam var; yeryüzünü, doğayı ve evreni. Yazmaya da başlayacağım; sevgisizliği yazacağım önce çöp kutularından topladığım kağıtlara ve sevgisizliği yazdığım kağıtlar geri dönüşüme gidip sevgi olarak dönecek aramıza. Sevgi`li insan dostlarım olacak kağıtlarda diriliveren; sevgiyle var olan canlar, kardeşler, halklar... Kendimle ilgili bir çok projem var. Mahkemeye başvurup adımı değiştireceğim. Ali Haydar mı olsa adım diye düşünüyordum, vazgeçtim; adım Özgür olacak benim. Kendime ait bir kütüphanem olacak sonra. Atık kağıtlar topluyor olabilirim; işim gereği tenimden yayılan koku pis gelebilir size ama en sevdiğim koku kitap kokusudur. Doğada bir başıma yaşama projem de var. Yoruldum incitilmekten, ötekileştirilmekten, lanetlenmekten. Tabiat Ana`ya sığınmak istiyorum ve bunun için otlarla ilgili kitaplar alıyorum. Otlarla beslenmek, otlarla iyileşmek, otlarla huzur bulmak istiyorum. Doğada bir başıma yaşayacaksam otların bütün kerametlerini bilmem gerekiyor. Böbrek yetmezliği var Abbas`ın; benim kardeşim oldu Abbas, kız kardeşlerimin yokluğunda. Ona biz bakıyoruz ve Abbas iyileşmeden Tabiat Ana`nın yanına gitmeyeceğim. Kafka kırk bir yaşında ölmüş; onun kadar yaşasam yeter. Kitaplar gibi kokmaktır özgürlük; otlardan sevgi büyüleri yapmak ve toprağa karıştığımda bir gün, Tabiat Ana`nın beni şefkatle anmasıdır... Böyle buyurdu Muhammet! *** İnsanların bu konudaki hassasiyetinin artmasını sağlayan yazının sahibi Ergür Altan Bey'e ve Aylak Karga ekibine ayrıca teşekkür ederiz. Ellerinize sağlık... Yayınladığımız andan beri iyi niyet bildiren herkesin de yüreğine sağlık. *** Haber değildir üstte belirtildiği gibi Ergür Altan'ın farkındalık yaratan yazısıdır. Kitap göndermek isteyenler bu linkteki çocuklara kitap dağıtan bakkala gönderebilirler. http://thegeyik.com/cocuklari-okumaya-tesvik-eden-bakkala-kitap-gonderiyoruz/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ibrahim-selimin-konugu-masumlar-apartmaninin-unlu-oyuncusu-merve-dizdar-izlemek-isteyenler-buraya/", "text": "Her hafta Zorlu PSM %100 Studio sahnesinde Türkiye ve gündeme dair konuları ve farklı ilgi alanlarından ağırladığı sürpriz konuk sanatçıları ile PSM Online'dan seyirci karşısına çıkan İbrahim Selim ile Bu Gecenin bu haftaki konuğu, oyunculuğu ile herkesi kendisine hayran bırakan Merve Dizdar oldu. Müzikten, stand-up'a, mizahtan güncel konulara; kültürün her alanına dokunan ve her anı eğlence dolu dakikalara sahne olan İbrahim Selim ile Bu Gece programında güzel oyuncu Merve Dizdar samimi ve sempatik tavrının yanı sıra itiraflarıyla da geceye damga vurdu. Son dönemde Yutmak oyunu, Alice Müzikali ve Masumlar Apartmanı dizisindeki rolleriyle adından sıkça söz ettiren Merve Dizdar; Doğma büyüme İzmir Karşıyaka'lıyım. Mesela benim için simit diye bir şey yok, zihnimde yok öyle bir şey, gevrektir o. Çiğdem olsun, klorak olsun. Bunlar yerleşmiş şeyler çocukluktan bana. İfadelerini kullanarak İzmirliliğini vurguladı. Kariyerinin oyunculuğa yönlenmesi konusunda çocukken gittiği pek çok aktivite kursunun belirleyici olduğunu anlatan güzel oyuncu, Solak olduğum için beni handballa gönderdiler ama sevmedim, sonra koroya gönderdiler, orasının da bana göre olmadığına karar verdim, basketbol vesaire derken en sonunda iyi ki bir tiyatro kurusuna gönderdiler, orada rol yapmanın bana iyi hissettirdiğini hatırlıyorum. Ondan sonra da hep oyuncu olmak vardı kafamda. İfadelerini kullandı. Bu sezon başlayan Masumlar Apartmanı dizisindeki performansı ile herkesi kendisine hayran bırakan deneyimli oyuncu dizi için iyi olacağını düşünüyordum, konusu çok güzel, senaristlerimiz tarafından da çok iyi yazılıyor, yönetmenimiz çok iyi, cast çok iyi, her şey çok iyi olduğu için ben kötü olacağını düşünmüyordum. Kendi karakterim üzerinden söyleyeyim, Gülben, evin kızı gibi oldu. Görenler, çok güzel tepkiler veriyor. Sevileceğini, iyi bir iş olacağını, tahmin etmiştim. Yorumunda bulundu. Oyunculuk dışında hiçbir zaman bir B planım olmadı, hala da yok. İşim bu. B planı insanı rahata erdiriyor sanırım, o uçurumdan atlama hissini durduruyor. Bence konfor alanından çıkılmalı. Ama hedefim için pek çok işi yaptım. Canlı heykellik, drama eğitmenliği, sekreterlik... hepsini yaptım. Bunların hepsinin bir amacı vardı. Bu benim yolum elbette, doğru mudur? bilemem. Oyunculuğa yeni başlayanlar için tavsiyesi de sorulan Dizdar: İstemek, çalışmak, sevmek üç önemli unsur. Sadece sevmek ya da sadece istemek yetmiyor. diyerek samimiyetini bir kez daha göstermiş oldu. Rol aldığı işler konusunda şanslı olduğunu da dile getiren Merve Dizdar, bugüne kadar hep iyi oyuncular hem de iyi insanlarla aynı işlerde rol aldım. Yutmak, Alice, Masumlar Apartmanı... Çalışmadığı zaman mutlu olmadığını ifade ederek En güzel dönemlerim çok çalıştığım zamanlar dedi. İnsanlarda en sevmediği davranışlardan birisinin sitem olduğunun altını çizen güzel oyuncu, Gelmedin, aramadın, mesaj attım dönmedim... gibi sitemlere hiç gelemiyorum. Çok yorucu bir şey bence. Yakın arkadaşlarım da bilir ben de kimseye yapmam zaten ne gereği var böyle sitemlerin. Sözleriyle düşüncesini dile getirdi. Programın klasikleşen sorularından birisi haline gelen Fake sosyal medya hesabın var mı? sorusuna içtenlikle sosyal medya kullanımı konusunda çok da yetenekli olmadığını düşündüğünü belirten yetenekli oyuncu, Ben yalnızca işlerimi paylaşmak için kullanıyorum sosyal medyayı. Fake hesabım da yok, kendi hesabımdan girip bakıyorum herkese, mavi tikim da var, görünüyordur muhtemelen. Sözleriyle stüdyodaki herkesi kahkahaya boğdu. Sosyal medyada yerleşen linç kültürüne yönelik düşüncelerini de anlatan güzel oyuncu, Ben hiç sosyal medyada linçe uğramadım ama sürekli bir müdahale var sosyal medyada. Şöyle yorumlar geliyor Dişini yaptır, o kaşların hali ne? Bunu linç olarak algılamıyorum ama ben bunların farkındayım, neden böyle yapıyorlar bilmiyorum, bence yapmasınlar. Her rolü inci gibi dişlerle oynayamam sonuçta. Bunlar tabii ki yapılabilir ama bir rol gelir, o şekilde yapılabilir. İfadelerini kullandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ibsnin-magazin-gundemine-oturan-kucuk-kizi-bahar-rahat-durmuyor/", "text": "İşte Benim Stilim programında kendine özgü değişik hareketleri ve konuşma tarzı ile dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Bahar Candan yine uslu durmadı. İddialara göre Murat Boz 3 Mayısta geceyi Nihal ve Bahar Candan kardeşler ile beraber, Eser Yenenler'in evinde geçirmişti. Bu iddianın etkisi ve tartışmaları hala devam ederken, Bahar Candan yine rahat durmadı. Geçtiğimiz günlerde tabletinde Murat Boz ile haberini açıp video çekmesinin ardından dün akşam da instagram biyografisine M yazdı. Yanına da gizliliği ifade eden bir anahtar emojisi koydu. Sabaha saatlerinde Murat Boz'u andıran ancak yüzü tam belirgin olmayan, kimliği belirsiz kişi ile müzik stüdyosuna benzer bir ortamda sarılırken yayınladığı hikayesine de M açıklamasını etkileyen Bahar Candan kısa bir süre sonra bu videoyu geri sildi. Murat Boz'un da dün yeni albüm hazırlıkları için bulunduğu stüdyodan video atması, Bahar Candan'ın videosundaki kişinin Murat Boz olduğu iddialarını güçlendirdi. Her hareketi ile dikkat çeken Bahar Candan'ın bu videoyu gündemde kalmak için, Murat Boz'a benzeyen biriyle çekip, hikayesinde yayınladığı da duyumlarımız arasında 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/icat-edildigi-donemde-hak-ettigi-ilgiyi-bulamamis-15-buyuk-bulus/", "text": "Doğru zamanda doğru yer olamamak gibi kısmetsizliğe kurban gitmiş ve icat edildiği dönemde gerekli ilgiyi görememiş 15 büyük buluşu girişimci ruhunu kaybetmesini istemediğimiz tüm The Geyik okurları için sıraladık. İşte İcat Edildiği Dönemde Hak Ettiği İlgiyi Bulamamış 15 Büyük Buluş; 1# Bahşiş isteyen kol 2# Bronzlaştırıcı sprey otomatı, 1949 3# Çorba soğutma aparatı, 1948 4# Göğüs büyütücü elektrikli sutyen, 1971 5# Güneşlenme koltuğu 6# Gerektiğinde hamak olabilen okul sırası, 1913 7# Robert Courter tarafından icat edilen jet-pack, 1969 8# Arabalar için dizayn edilmiş kahve makinası, 1950 9# Lambalı lastik, 1961 10# Tek tekerli motor 11# Portatif bomba sığınağı, 1958 12# Roketli bisiklet, 1931 13# Çoklu sigara içme çubuğu 14# Spagetti dolama aparatı, 1968 15# Tek kişilik portatif sandalye"} {"url": "https://www.thegeyik.com/icinde-bulundugumuz-agustos-ayinda-hangi-burcu-neler-bekliyor/", "text": "Uzman Astrolog Dr. Şenay Devi, Ağustos ayında aşk, aile, sağlık, kariyer ve para konularında burçları bekleyen gelişmeleri MAG ve The Geyik okuyucuları için anlattı. Koç: Bu ay hayatınızın genelinde huzuru sağlamak için çatışmalardan kaçınılmalısınız. Yüksek öğrenim görmek isteyen öğrenciler, devlet kurumlarından fırsatlar elde edebilirler. İş ilanları, finansal kazançlar ve yeni şeyler elde etmek için girişimci olmanız gereken bir aydasınız. Özel hayatınızda kıskançlıklar, çatışmaları beraberinde getirebilir, dikkatli davranmalısınız. Boğa: Sahip olduğunuz cesareti ön planda tutmaya devam etmelisiniz. Kardeşleriniz ve arkadaşlarınızdan gelecek faydalar ile büyümeler elde edebileceksiniz. Kararlarınız, herkes tarafından takdir edilecektir ancak iş yerindeki sorunları kontrol altında tutmalısınız. İş hayatınızdaki ilerlemeler veya genel imajınız için ciddi bir tehlike oluşturmamalıdır. İkizler: Bu ay maddi-manevi zenginliğiniz artacak. Herkes tarafından takdir edilecek ve akıllıca kararlar alma gücüne sahip olacaksınız. Yatırım planlarınızı değerli bir şeylere sahip olmak için yapabilir ve kredi başvurusu, gayrimenkul gibi işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Özel yaşamınızda ise aşk ay boyunca etkili olacaktır. Yengeç: Maddi ve manevi alanlarda istikrarlı bir büyüme etkili olacak. Bu ay finansal kazançlar elde edebilirsiniz. Özel yaşamınızda, yapacağınız kıyaslama birlikte olduğunuz kişinin gururun kırılmasına ve sizden uzaklaşmasına neden olabilir. Bu nedenle davranışlarınıza dikkat etmelisiniz. Aslan: Bu ay iş ve eğitsel konularda en yetenekli yanınızı ortaya çıkaracaksınız. Finansal konularda paranızı yönetmek ve kayıplardan kaçınmak için bilgisine güvendiğiniz uzmanlar ile fikir alışverişleri yapmanız olumlu sonuçlar almanıza katkıda bulunacaktır. Özel yaşamınızda ise başkalarının yanında tartışmalar içinde olmamaya özen gösterin. Başak: Gökyüzü bu ay, menfaatleri için size maddi zararlar yaşatabilecek kişilere karşı uyanık olmanız için uyarıyor. İçinize sinmeyen her şeyin takipçisi olup zarar göreceğiniz olaylardan kendinizi korumayı başarabilirsiniz. Özel yaşamınızda ise dostlarınızın vesilesi ile yeni bir beraberlik başlayabilir. Terazi: Bu ay maddi-manevi kazanımlarınız ile umutlarınızın gerçekleşmeye başlayacak ve hayata karşı daha cesur bir tutum içinde olacaksınız. Sözde arkadaşlarınızın size verdikleri maddi-manevi zararları daha net kavrayacak ve göstereceğiniz tepkiler ile onlara iyi birer ders vereceksiniz. Özel yaşamınızda ise süregelen beraberliğinizi evlilikle taçlandırma kararı alabilirsiniz. Akrep: Ruhunuzda manevi eğilim daha da hakim olabilir. Şanslı dönem, olumlu bir kazanç akışı ile devam edebilir. Çalışma hayatınızdaki önemli bir gelişme, size saygınlık ve finansal güç kazandırabilir. Bu ay iş değişikliği de yanlış olabilir. Sözleşmeye dayalı olarak çalışıyorsanız, işiniz bu süre zarfında kalıcı hale gelecektir. Ailevi konularda ise miras ya da ortak gelirler ile ilgili konularda uyuşmazlıkların ortaya çıkma olasılıkları var. Yay: Finansal olarak verdiğiniz borçlar ödenebilir ve rahatlayabilirsiniz. Spritüal alana yönlenerek ruhunuzu arındırabilirsiniz. Bu dönemde yeni girişimler yapma kabiliyetinizle karşı karşıya kalırsınız bu durum sizi daha büyük bir yaşam yoluna götürebilir. Oğlak: Bu ay finansal konularda risklerden uzak durun. Kimseye ticari anlamda aracılık etmeyin, maddi olarak kayıplar yaşayabilir hukuki sorumluluklar yüzünden zarar görebilirsiniz. Aile büyüklerinizin sağlık sorunları ile ilgili konularda yaşanabilir. Özel yaşamınızda sürpriz bir beraberlikle kısa süre içinde evlilik kararı alabilirsiniz. Kova: Bu ayın ilk on beş günü duygusal olarak gergin hissedebilirsiniz. Mideniz ile ilgili sağlık sorunlarını dikkate almalısınız. Finansal konularda ödemelerin zamanında yapılmamasına bağlı olarak kısa süreli maddi sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Özel yaşamınızda ise evli ya da uzun süreli bir ilişkisiniz varsa ayın ilk yarısı ilişkinizden sıkılıp farklı arayışlara yönelme eğiliminde olabilir ve ilişkinizi bitirmenin size iyi geleceği düşüncesi ile hareket edebilirsiniz. Bu süreçte dikkat edin bilinçaltınız sizleri yanlış yönlendirip hayatınızı derinden etkileyecek yanlış kararlar almanıza neden olmasın. Balık: İş olanakları parasal kazanımları ve profesyonel yaklaşımlarınız ile pek çok olumlu etkiyi barındırmakta sizler için. İş hayatınızda beklediğiniz olumlu haberleri 10 Ağustos'tan itibaren alabilir, köklü ve kalıcı işlerin mimarı olmayı başarabilirsiniz. Yurt dışı ile bağlantılı eğitim ve iş hayatınızda ise her türlü kısıtlı imkana rağmen başarılı olabileceğiniz enerjiler ile karşı karşıyasınız vazgeçmemek başarınızın sırrı olacaktır. Özel yaşamınızda ise süregelen bir hukuki durum söz konusu ise bu ay karşı tarafın beklenmedik hamleleri sizi zora sokabilir, hukuki işlerinizi takip eden kişi ile konuşarak kararlar almanız olası problemlerin daha da büyümesinin önüne geçecektir. Özel yaşamınızda ise ay sonuna doğru sürpriz bir evlilik kararı almanız mümkün görünüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/icine-kapanik-insanlari-anlamak-icin-bilmeniz-gereken-18-sey/", "text": "İsteseler de her zaman çevreye karşı güler yüzlü ve konuşkan olamayan insanların durumu sizi düşündürüyorsa ve onlarla daha iyi iletişim kurmak istiyorsanız doğru yerdesiniz. İçine kapanık insanların karşılaştığı 18 durumla sizlerleyiz: 1-Sessiz olmamız bir fikrimiz olmadığı anlamına gelmez. Tabii ki bir görüşümüz var. 2-Bizim huysuz kedi suratımızı kişisel algılama. Kötü modumuzda değiliz. 3-Sık sık kendimizi yenilemek için zamana ihtiyacımız olur. 4-Aslında seni yanımızda istemiyor değiliz. 5-Sosyalleşmek bizim için yorucu gelebilir, enerjimizi emebilir. 6-İnsanlardan nefret etmiyoruz ancak onlarla etkileşimimiz biraz daha farklı olur. 7-Biz bazı şeyleri fazla analiz ederiz çünkü derin anlamlar çıkarmak isteriz. 8-Çok fazla söyleyecek şeyimiz yoktur ama iyi dinleyiciyizdir. 9-Sessiz olduğumuz eğlenmeyi bilmediğimiz anlamına gelmez. 10-İçe dönük olmayla, utangaçlığın arasında kocaman bir fark vardır. 11-Biraz gizemli olsak da cana yakın olmadığımız anlamına gelmez. 12-Duyarlı olmamızı zayıflık olarak görme. 13-Yüksek sesle, tartışmacı, fırtınalı konuşan insanlar bizim enerjimizi dibe çeker. 14-İçe dönük olsak da iyi arkadaşlık ilişkilerine sahibiz. 15-Biraz daha yavaş ve detaylı düşünürüz çünkü her zaman büyük resmi görmeye çalışırız. 16-Mesafeli veya soğuk olmaya çalışmıyoruz. 17-Bizi anlamaya çalışırsan kabuklarımız kırılır. 18-Davranışlarımızı anlamak kolay değildir ama bunu bir kez yaparsan nasıl harika kişiler olduğumuzu göreceksin:) pics:playbuzz"} {"url": "https://www.thegeyik.com/icinizi-isitacak-15-illustrasyon-ile-gercek-ask/", "text": "Aşağıda göreceğin çizimlerin hepsinin içinde olduğu bir kitap var, adı da Soppy. Soppy'nin yazarı Philippa Rice İngiliz, gencecik bir sanatçı. Biz bu mükemmel çizimlerden, her çiftin gülümseyerek bakacağı 15 tanesini seçtik! Mutluluk bazen tembel bir sabahı beraber geçirmektir... bazen beraber bir şeyler almak, sarılmak dışında her şeyi bir kenara koymak, mutfakta birbirine yardım etmek, beraber mobilya monte etmek de gerçek aşka dahil edilebilir. Ne kadar kötü bir gün geçiyor olsan da, beraber olmak her zaman için en iyisidir. Sevdiğin kişi yanındaysa, yorgun olmak da o kadar kötü bir şey değil. Uyumadan önce dişlerini beraber fırçalamak bile bir şekilde çok eğlenceli hale gelir. Kanepede birbirine sarılmak için bir yol bulmak alışkanlık haline gelir. Birine hayatına boyunca -bu kadar- yakın hissetmiş herkes bunu anlayacaktır. En doğal eğlencelerin yan yana uyuyakalmak, ya da gece boyunca her şey hakkında konuşmak kadar basit şeylerde gizli olduğunu bilirler. Her çiftin sadece birbirleriyle gitmeyi sevdikleri gizli mekanları vardır. Beraber vakit geçirmek, hayatta elde edebileceğiniz en büyük zevktir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/idam-edilen-fil-topsy-edison/", "text": "1,500 kişi, 4 Ocak 1903 günü, New York şehrinin lunaparkları ile meşhur Coney Adası'nda toplandı. Nedeni ise Topsy adında bir fildi. Topsy, 1875 yılında Forepaugh sirki tarafından ABD'ye getirilmişti ve sirkle birlikte, Amerika'nın dört bir köşesinde, yaptığı şovlar ile, binlerce izleyiciyi eğlendirdi. Ama ne yazık ki onun büyük bir sorunu vardı: 3 tonluk öfkesi! Topsy, son üç yıl içinde, 3 bakıcıyı öldürdü. Son kurbanı, ona yanan sigara yedirmeye çalışan içkili bir bakıcıydı. Sirk, fili, Coney Adası'nda bulunan hayvanat bahçesine yolladı. Olaya bakan mahkeme, Topsy'ye ölüm cezası verdi. Halka açık bir alanda asılarak idam edilecekti. Bu haber üzerine, Hayvan Severler Derneği, filin asılmasının zalimce bir yöntem olduğu konusunda protesto yapmaya başladı. Bu nedenle mahkeme, Topsy'inin idamı için alternatif bir yol düşünmeye başladı. Ve meşhur mucit Thomas Edison devreye girdi, alternatif akımın zararlı olduğunu göstermek ve Tesla'ya bir zarar vermek için kolları sıvadı. Elektrik verilme önerisini ortaya atarak Topsy'nin celladı olarak atadı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/iftar-sonrasi-yasadiginiz-siskinlige-cozum-olacak-6-yontem/", "text": "Saatler süren oruç sonrası ister istemez kendinizi kaybediyor, çok kaçırdığınız iftar sonrası nefes almakta dahi zorlanıyorsanız; bu içeriğimiz tam da size göre. Az yemek ve çok çiğnemenin dışında yapabileceğiniz birkaç basit yöntem sizlerle. 1# Kahve Kahvenin hazımsızlık için birebir olduğunu bilmeyen yoktur. Yemekten sonra içilecek bir fincan kahve sindirim yapmanıza yardımcı olacaktır. 2# Papatya Çayı Birçok faydası olan bulunan papatya çayı, mide kaslarınızı rahatlattığı gibi yaşadığınız uykusuzluk problemine de çözüm olacaktır. İftar sonrası bir bardak papatya çayı içmek şiş bir karınla geçmenizin önüne geçecektir. 3# Rezene Çayı Şişkinliği iyi gelen bir başka içecek de rezene çayıdır. Bir bardak sıcak suyun içine atılan rezenenin demlenmesiyle yapılacak rezene çayı, yediklerinizi hızlıca öğütmeye yardımcı olacaktır. 4# Zencefil Çayı Mide şişkinliği uzun süredir tercih edilen zencefil çayının tek olumsuz yanı, aşırı kullanımda hazımsızlığı azaltması yerine arttırmasıdır. 5# Yoğurt İçerdiği aktif kültür bakteriler sayesinde mide enzimlerinizi hareketlendiren yoğurt, yediklerinizi hızlıca sindirmenize yardımcı olacaktır. Tek yapmanız gereken iftar üstüne az miktar yoğurt tüketmektir. 6# Baharatlar Ölçülü kullanıldığı vakit sindirimi kolaylaştıran baharatlar, midenizin asit düzeyinde hareketlenme yaratır ve hazmı kolaylaştırır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/iftarda-corbadan-sonra-bekleyin-ve-saglikli-bir-ramazan-ayi-icin-bunlari-mutlaka-yapin/", "text": "Fırından yeni çıkmış, taze ve de sıcacık pideyi gereğinden fazla tüketmek... Şerbetli tatlıları iftar sofrasından eksik etmemek... Uzun saatler süren açlıktan sonra iftar sonrasında aniden mideye yüklenmek ve ideal porsiyon miktarını fazlasıyla aşmak...Ramazan'da oruç tutarken değişen beslenme alışkanlıkları, iftarda gereğinden fazla ve hızlıca yemek yemek, iftar ile sahur arasında dengeli bir öğün düzeni oluşturamamak gibi etkenler vücudumuzu zorlayabiliyor. Hal böyle olunca da kilo alımının yanı sıra halsizlik, hipoglisemi, hazımsızlık, sinirlilik, uyuklama hali, baş ağrısı ve dehidratasyon gibi yaşam kalitemizi düşürecek sağlık problemleri gelişebiliyor. Dolayısıyla Ramazan'ı sağlıklı geçirmek için beslenmemizde bazı kurallara dikkat etmemiz çok önemli. Peki sıcakların kendini hissettirmeye başladığı bugünlerde oruç tutarken neler yapmalı, nelerden kaçınmalıyız? Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Nida Zafer sağlıklı bir Ramazan için dikkat etmeniz gereken kuralları anlattı, önemli önerilerde bulundu. Çorbadan sonra 15 20 dakika bekleyin Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Nida Zafer iftarda mideye aniden yüklenmenin hazımsızlık ve gaz gibi problemler oluşturabileceğini ve fazla kalori alımına neden olabileceğini belirterek şu önerilerde bulundu: Bu yüzden iftara önce su, ayran ve çorba gibi sıvı gıdalarla başlayarak midenizi alıştırın. Ardından 15-20 dakika bekledikten sonra ana yemeğe geçin. Ana yemekte kızartma, kavurma gibi çok yağlı besinlerden uzak durun. Bunun yerine, yağsız et, tavuk ve balık gibi protein kaynaklarını hafta içinde çeşitlilik sağlayarak tüketin. Yanında mutlaka bir salata ve sebze yemeği tüketin. Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği gibi, kalp sağlığınızı korumak için kırmızı et tüketimini de haftada 500 gramla sınırlı tutun. En az 3 öğün yemek yiyin Sadece tek bir öğünde, örneğin iftarda tüm besinleri birden tüketip ara öğün ve sahur yapmadan oruç tutmak size gün içerisinde baş ağrısı, halsizlik ve hipoglisemi gibi sağlık problemleri olarak geri dönebiliyor. Ayrıca oruç tutarken gün boyu alamadığınız, ancak vücudunuzun ihtiyacı olan besin öğelerini iftarla sahur arasında tamamlamalısınız. Bunun için öğün sayısını arttırarak azar azar ve sık sık yemelisiniz. İftar ve sahur dahil olmak üzere en az 3 öğün tüketmeyi alışkanlık haline getirin. Sahuru mutlaka yapın Sahura kalkmadan oruç tutmak, zaten uzun olan oruç süresini iyice uzatarak ihtiyacınız olan protein, karbonhidrat ve yağ gibi besin öğelerini yeterli almanızı önlüyor. Sahurda kahvaltıyı tercih edip hafif ama proteinden zengin ve tam tahıllı ekmek veya yulaf gibi besinler tüketin. Bu tarz bir sahur sizi hem tok tutar, hem de kan şekerinizdeki dalgalanmaları önleyerek gün içinde acıkmanızı engeller. Bunların yanı sıra rahat bir uyku da sağlar. Susatan besinlerden kaçının Sıcaklarda terle birlikte mineral kaybı da artıyor. Dolayısıyla Ramazan'da dikkat etmeniz gereken en önemli noktalardan biri, susatan besinlerden kaçınmak olmalı. Örneğin fazla miktarda tuz tüketmek ödeme yol açmasının yanı sıra susama hissini de artırıyor. Dolayısıyla salam, sucuk ve sosis gibi şarküteri ürünleri, turşu, tuzlu zeytin ve salamura ürünlerinden uzak durun. Beyaz ekmek ve pideden uzak durun Beyaz ekmek, poğaça, pasta ve börek gibi yiyecekler yüksek glisemik indeksli olup kan şekerini aniden yükseltiyor ve doygunluk sağlamıyorlar. Bunların yerine tam tahıllı ekmek, bulgur pilavı veya kepekli makarna gibi sağlıklı karbonhidratlar kan şekerinizi dengeleyerek iftardan sonra tekrar acıkmanızı engelliyor. Yine un ve şeker gibi basit karbonhidrat içerdiği için kan şekerini hızla yükselten pideyi sadece tadımlık olarak tüketmeye özen gösterin. Örneğin, iftarda bir çeyrek kadar pide yemeniz yeterli olacaktır. Yemekleriniz posadan zengin olsun Uzun süre açlıktan sonra kabızlık sorunu gelişebiliyor. Sağlıklı bir sindirim sistemi için sofranızdan posadan zengin tam tahıllar, kurubaklagil, salata, sebze ve meyveleri eksik etmeyin. Yavaş yiyin, iyi çiğneyin Uzun saatler süren açlığın ardından iftarda mideye aniden yüklenmek gibi önemli bir hataya düşebiliyoruz. Besinlerin rahat sindirilmesi, doygunluğu sağlamak ve gereksiz kalori almamak için yemekleri yavaş yemeyi ve iyi çiğnemeyi alışkanlık haline getirin. Yeterli su içtiğinizden emin olun Ramazan'ın sıcak havalara denk gelmesi, uzun süre aç kalmak ve iftar ile sahur arasındaki zamanın kısıtlı olması nedeniyle vücudumuz oldukça fazla su kaybediyor. Yaşamsal öneme sahip olan suyu yeterli içtiğinizden emin olun. Vücut ağırlığınızı 30-35 ile çarparak günlük almanız gereken sıvı ihtiyacını bulabilirsiniz. Örneğin 70 kilo ağırlığındaki bir kişinin günlük alması gereken sıvı 2100-2450 ml oluyor. Meyve suları ve gazlı içeceklerden uzak durun Gün boyu kaybettiğiniz sıvı ve mineralleri yerine koymak için sıvı kaynağı olarak maden suyu ve ayran tüketin. Kalorili olmaları nedeniyle meyve suyu içmemeye özen gösterin. Hem kalorisi yüksek olduğu hem de hazımsızlık oluşturabileceği için gazlı içeceklerden de uzak durun. Süt ve süt ürünleri tüketin Günlük kalsiyum ihtiyacınızı tamamladığınızdan emin olun. Yoğurt, süt, kefir ve ayran gibi kalsiyumdan zengin besinlere günde 2-3 porsiyon yer verin. Ayrıca yoğurt ve kefir, doğal probiyotik kaynağı oldukları için bağırsak florasına yarar sağlayarak sindirim sisteminin rahat çalışmasını sağlıyorlar. Tatlı yerine hurma Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Nida Zafer gün içinde açlığı tetiklemesi, kiloya yol açması ve susuzluk hissini arttırması nedeniyle Ramazan'da özellikle şerbetli tatlılardan kaçınmanız gerektiği uyarısında bulunuyor. Bunun yerine sütlü veya meyveli tatlıları tercih edebilirsiniz. Ancak bu tür tatlıları da haftada bir iki kereden fazla yemeyin. İftardan sonra oluşan tatlı isteğini hurmayla bastırabilir, fazla kalori alımını ve hiperglisemiyi engellemiş olursunuz. Tatlı yerine hurma-süt gibi bir öğün hem şeker ihtiyacınızı karşılar hem de sizi tok tutar. Kahve ve çayı abartmayın Fazla kahve ve çay tüketimi vücuttan sıvı kaybettiriyor. Ayrıca iftardan sonra içildiğinde, içinde bulunan kafeinin uyarıcı etkisinden dolayı uykusuzluk problemleri yaşatabiliyor. Kahve ve çayı fazla içmeyin ve yanında 1 bardak suyla tüketmeye özen gösterin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/iftari-su-ile-acin-sahuru-su-ile-kapatin/", "text": "Ramazan ayının sıcak yaz günlerine denk gelmesi ve sahur ile iftar arasındaki sürenin 17 saati aşması, oruç tutanlar için suyun önemini bir kat daha artırıyor. Kahve, çay ve meşrubatların suyun yerini tutmadığı gibi, tam aksine vücuttaki suyu azalttığını söyleyen Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, hafif, enerji veren ve vücudumuzun sıvı ihtiyacını karşılayan yiyecek içecek önerilerinde bulundu. Bu yıl yaz günlerine denk gelen Ramazan ayında, oruç tutma süresi birçok ilde 17 saati aşıyor. Sıcak havalarda vücudun suya daha fazla ihtiyaç duyması ve ter yoluyla kaybedilen sıvı miktarı da göz önünde bulundurulunca, iftarla sahur arasında bol su tüketmek ve vücudu yormayan, hafif, sağlıklı gıdalara yönelmek hayati önem taşıyor. Ramazan ayında alınan sıvıların yüksek şeker, gaz ve kafein içermemesi gerektiğini söyleyen Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, çay, kahve meşrubat gibi içeceklerin suyun yerini tutmadığını, tam aksine idrarda artış yaparak, vücuda su kaybettirdiklerini ifade etti. Aksoy, Vücudun elektrolit dengesini sağlayabilmesi için, suya ek olarak kafein içermeyen bitki çayları, ayran, kefir, maden suyu, şekersiz veya az şekerli hoşaf ya da komposto tercih edilebilir diye konuştu. Yemekte su içmekten çekinmeyin! İftara suyla başlayıp sahuru suyla kapatmanın önemine dikkat çeken Canan Aksoy, sıvı tüketiminin dengeli olması için şu öneride bulundu, İftarınızı mutlaka, 300 400 ml'lik büyük bir bardak suyla açın. İftariyelikler ve hafif bir çorba eşliğinde bir bardak su daha için. Biraz ara verdikten sonra ana yemeğe geçin. Yemekte su içilmez söylemine kesinlikle inanmayın ve bu süreçte de su içmeye devam edin. Böylece iftarda en az bir litre su tüketmiş olacaksınız. Gün içinde ortalama yaklaşık 1,5 litre su kaybedildiği için bu miktarın yeterli olmadığının altını çizen Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü, İftar sonrasında açık çay veya bir kahve içebilirsiniz ama bunlar su içmenize engel olmamalı. İftardan yatana kadarki süreçte en az bir litre daha su için. Bu süreçte idrar çıkışlarınızı kontrol edin. İdrarınız açık berrak veya soluk sarı civarında bir renge döndüyse, gün içinde kaybettiğiniz suyu telafi ediyorsunuz demektir. Oruç tutma süresinin uzunluğunu göz önünde bulundurarak, 'yiyip yatarım' diye düşünmeyin ve mutlaka sahura kalkın. Sahurda da yine en az bir litre su içmeye özen gösterin. Böylece ortalama 3 3,5 litre su tüketmiş olacaksınız. İftardan sahura sağlıklı ve leziz besinler Diyetisyen Canan Aksoy, iftardan yatana kadarki süreçte ve sahurda tüketilmesi gereken hafif, enerji veren ve vücudumuzun sıvı ihtiyacını karşılayan besinleri şöyle sıraladı: Ceviz, fındık ve badem ağırlıklı kuruyemişler Elma, muz gibi tok tutan, kavun karpuz gibi yüksek su bulunduran meyveler Tokluk süresini uzatan tam buğday veya çavdar ekmeği Yüksek protein içeriklerinin yanı sıra ferahlatıcı özellikleriyle yoğurt ve cacık Lif ve su bakımından zengin domates, salatalık, biber, roka ve marul gibi salata malzemeleri Uzun süreli tokluk sağlayan, yüksek protein kaynağı yumurta."} {"url": "https://www.thegeyik.com/iggy-azalea-kalcasindan-estetik-ameliyat-yaptirdi-mi/", "text": "Genç şarkıcı Iggy Azalea, son bir buçuk yıldır kalçasının görüntüsüyle gündemden hiç düşmüyor. 27 yaşındaki şarkıcı önceki akşam da Batı Hollywood'da çıktığı gece gezmesinde görüntülendi. Azalea'nın görüntüsü, kalçasına implant yaptırdığı iddialarını bir kez daha gündeme getirdi. Bir süre fotoğrafçıların görüntü almasına izin veren Azalea, daha sonra aracına binerek evine doğru yola koyuldu. Daha önce göğüslerini büyüttüğünü, burnunu düzelttirdiğini açıklayan Azalea, kalça estetiği yaptırdığına ilişkin iddiaları ise her seferinde kesin bir dille yalanlıyor. Iggy Azalea, kalçasını büyüttüğü söylentilerine Düzenli olarak egzersiz yapıyorum. Ayrıca canımın istediği her şeyi yemiyorum. Bunun sonucunda da belimin inceliğini koruyorum. Bu şekilde kalçam da olduğundan iri görünüyor diyerek cevap vermişti. Fotoğraflar: Backgrid USA / Haber: Hürriyet.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/igrenc-espriler/", "text": "Biz bu yola kaliteli güzel espriler yapmak için çıktık sayın okur ama iğrenç espriler dediğimiz espriler de bazen yüz güldürebiliyor. Biz yine de bu sözler ve capsler arasından en çok güldürenleri seçmeye özen gösterdik. Yine de yapmasak daha iyiydi 🙂 Üst tarafa görsel olarak ekledik alta da sözlü olarak ekledik. Bizce en soğuk espriyi de buraya bırakıyoruz. Tatar Ramazan, Vin Diesel, koyun koyuna yatma, Usain Bold ve daha nice iğrenç espri bu yazının içinde... KOMİK İĞRENÇ ESPRİLER Sahnelerin ünlü ismi de iğrenç esprilere meze olmuş. Japon yapışkan Paslanmaz Çelik İğrenç Espriler Yazılı - Almanya'da Almanlar yaşıyorsa Sakarya'da sakarlar mı yaşar? - Ben yürüyelim diyorum, Gerard Depar dio. - Zenci kadın neden sürekli koluna bakarak makyaj yapıyormuş? Karakolda ayna var da ondan! - Elmanın teki neden diskoya gitmiş? Kurtlarını dökmek için. - Bill Gates neden grip olmuş? Windows açık kalmış da ondan... - Tenyalar bağırsakta yaşar, bağırmasak da. - Seni gördüğümde gözlerim dolar, kulaklarım Japon Yeni. - Oh sevgilin gelmiş gözün Aydın, kulakların Manisa. - Nasrettin Hoca niye eşeğine ters biner? Dikiz aynası kırıldığı için. - Kanadı var uçamaz, peteği var bal yapamaz... Orkid. - Her şeyi bilen ördeklere ne denir? Blendaks. - Adam yerde elli bin bulmuş, aramış durmuş ayaklı bin bulamamış. - Annemler 4 kardeş, hayret dayımlar da... - En acı on nedir? Biberon. - Fransız İhtilali neye karşı çıkmıştır? Sabaha karşı. - Viyadük-Viyadüşes-Viyakontes - Beni kızdırdın, sana çok ağır bir laf söyliycem. Yok ya, neymiş bakalım... Ton."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ihanet-teknik-olarak-mumkun-degil/", "text": "Ünlü çift Murat Boz ve Aslı Enver ayrıldığı öne sürülmüştü ancak Instagram profillerinde birlikte bulundukları görüntüleri silmemiş olmaları ve ikiliden net bir açıklama gelmeyişi kafalarda soru işareti bırakıyordu. Boz, ayrılıklarını itiraf etti ve ayrılıklarına ihanetin sebep olduğunu yalanladı, kendini temiz çıkardı. Murat Boz, Antalya'nın Efsaneler Diyarı The Land of Legends'te verdiği konserin sonrasında soruları yanıtladı. Aslı Enver'e ihanet ettiği iddialarını yalanladı. Murat Boz, İhanet teknik olarak mümkün değil. Biz bu olaydan üç hafta önce ayrılmıştık diye konuştu. Çekimlerine başlanması planlanan Kardeşim Benim 2 filminde tekrar Enver'le kamera karşısına geçip geçmeyeceği sorusunu ise Murat Boz, Buna yapımcı karar verecek diye cevap verdi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ihbar-uzerine-olay-yerine-geldiler-makarna-yapip-donduler/", "text": "Apartmanda yükselen sesler ve ardından gelen ihbar... İhbar geldiğinde polisler neyle karşılaşacaklarını genelde tahmin etseler de bu sefer oldukça şaşırtıcı bir olay gerçekleşti. Roma'daki Appio bölgesinde bir apartmandan yapılan ihbara karşılık veren İtalyan polisi gördükleri karşısında şaşırdı. Apartmanda yaşayanların yüksek ses nedeniyle şikayet ettikleri daireye giren 4 polis memuru 94 yaşındaki Michele ve 84 yaşındaki eşi Jole ile karşılaştı. İkisinde de herhangi bir yaralanma ya da başka bir şey yoktu. Jole ve Michele'in bu bağırış çağırışına sebep olan televizyonda gördükleri nefret içeren haberlerdi. Jole bu haberleri izleyince öyle yüksek sesle ağlamış ki apartman sakinleri bir şey olduğunu düşünerek polisi aramaya karar vermişler. Polisin öğrendiğine göre çiftimiz uzun zamandır ne dışarı çıkmış ne de kimse onları ziyarete gelmiş. Bu üzücü haberler de 70 yıllık evli olan bu ikiliyi üzmüş. Üstelik şanslarına civardaki tüm çiftler de tatile gitmiş. Yalnızlıkları çifte kavrulmuş bir hal almış. Dışarı çıkamadıkları için yiyecek açısından da sorun yaşıyorlarmış. Polisin tek bulduğu şey mutfak masasındaki üzüm olduğundan dolayı polis ambulans gelene kadar çiftimize yemek hazırlamış. Peynirli makarna yerken de dünya tatlısı çiftimizle sohbet ettiler. Roma Polisi Facebook sayfasından bu olayı duyururken sıradan bir ihbarın kağıtlar dışına taşan bir sevgi işine dönüşmesini anlattı. Yine de yaşlı çiftin anlattığı bir şey var ki insan düşününce üzülüyor. Birlikte geçen bir ömre rağmen şu an çok yalnız hissettiklerini ve şu an sadece televizyonun onlara eşlik ettiğini söylemişler. Polisin ilgiye muhtaç bu çifte sunduğu sevgi için onlara müteşekkiriz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/iki-yil-once-kocasiydi-simdi-karisi-oldu/", "text": "Avustralya Brisbane'de yaşayan bir ailenin sıra dışı hayatı gündeme bomba gibi düştü. 29 yaşındaki Susanna Liang'ın mutlu bir evliliği vardı. Eşi Andrew'la birlikte çocuk sahibi olmayı ve mutluluklarını ikiye katlamayı planlıyorlardı. Ancak hiç beklenmedik bir şey oldu. Eşi Andrew, bir gün karısını karşısına aldı ve şöyle dedi: 'Benden nefret edeceksin ama ben kadın olmak istiyorum.' Susanna şoka girdi. Ne diyeceğini bilemedi. Andrew devam etti: 'Küçük yaştan beri kadın olmak istiyorum ama bugüne kadar bunu nasıl yapacağımı bilemedim.' 'KOCAM YİNE AYNI İNSAN OLACAK MIYDI?' Susanna Daily Mail Australia'ya şunları söylüyor: 'Her zaman nazik, tatlı bir insan olmuştur ve bunu isteyebileceği aklıma hiç gelmemişti. Sonra bu konuyu araştırmaya başladık. Başta çok endişeliydim. Vücudu ve sesi bu kadar değiştikten sonra yine aynı insan olacak mıydı?' KABUL ETTİ VE TÜP BEBEK TEDAVİSİNE BAŞLADILAR Andrew, şimdiki adıyla Andrea, kadın olmak için hormon tedavisine başladı. Susanna ise eşini olduğu gibi kabul etti ve tüp bebek tedavisine başladı. 'Hep bebek sahibi olmak istemiştik ancak başaramamıştık. Sonra ikimiz de tedavi görmeye başladık. Çok tuhaftı, vücudumuz değişiyordu. Andrea kadın kıyafetleri giymeye başladı, sonra sesi değişti.' 'GERÇEK AŞK BÖYLE BİR ŞEY' DEDİ Çiftin şimdi 20 aylık olan oğulları Lucas dünyaya geldi. Susanna şöyle diyor: 'Dünyamız değişmişti. Lucas şimdi ikimize de anne diyor. Bir süre sonra sorular sormaya başlayacak, o zaman ona her şeyi anlatacağız. Bu süreçte ailem, arkadaşlarım bize büyük destek verdi. Kocam, artık benim karım oldu. Şimdi Andrea'nın tamamen kadın olması için gerekli operasyon için para biriktiriyoruz. Birlikte alışverişe çıkıyor ve çok eğleniyoruz. Onu gerçekten çok seviyorum ve bence gerçek aşk böyle bir şey...' K: Haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ikinci-elde-en-cok-satan-20-model/", "text": "Yeni Tip Koronavirüs (Covid-19) salgını sıfır araç bulunabilirliğini azaltırken, tüketici ise ikinci el araca yönelişini sürdürdü. Otomotiv sektörünün en büyük veri ve ikinci el fiyatlandırma şirketi Cardata, Türkiye ikinci el araç piyasasında en çok satan araçları sıraladı. Buna göre, ikinci elde en çok satan otomobil 2017 model Fiat Egea 1.3 MultiJet oldu. Bu modeli, 2016 model yılına ait Fiat Egea 1.3 MultiJet izlerken, 2016 model Renault Symbol 1.5 DCI en çok satan üçüncü otomobil oldu. Renault Symbol'ü sırasıyla; 2015 model Fiat Linea 1.3 MultiJet, 2015 model Volkswagen Passat 1.6 TDI BMT, 2016 model Volkswagen Passat 1.6 TDI BMT ve 2017 model Renault Megane 1.5 DCI takip etti. Otomotiv sektörünün en büyük veri ve ikinci el fiyatlandırma şirketi Cardata, sahip olduğu güvenilir veri havuzu ile Türkiye otomotiv pazarının nabzını tutmayı sürdürüyor. Özellikle ikinci el araç analizleriyle dikkat çeken Cardata, Türkiye ikinci el piyasasında en çok satılan araçları sıraladı. Yerli üretim modellerin üst sıralarda yer aldığı güncel listenin zirvesinde, 2017 model Fiat Egea 1.3 MultiJet yer aldı. Bu modeli, 2016 model Fiat Egea 1.3 MultiJet izlerken, 2016 model Renault Symbol 1.5 DCI, Türkiye'de en çok satan üçüncü ikinci el araç modeli oldu. Renault Symbol'ü sırasıyla; 2015 model Fiat Linea 1.3 MultiJet, 2015 model Volkswagen Passat 1.6 TDI BMT, 2016 model Volkswagen Passat 1.6 TDI BMT ve 2017 model Renault Megane 1.5 DCI takip etti. Toplamda 20 modelin yer aldığı güncel listenin neredeyse tamamı dizel ve Sedan gövde tipli araçlardan oluşurken, listenin yüzde 35'ini otomatik vitesli araçlar oluşturdu. En çok pay yüzde 15'le Renault'un Cardata, kapsamlı ikinci el analizinde Türkiye'de satılan markaların ikinci el pazar paylarını da ortaya koydu. Ocak Nisan dönemini kapsayan verilere göre, Renault yüzde 15 pazar payıyla ikinci elde en çok pazar payı bulunan marka oldu. Volkswagen yüzde 13 pazar payı ile listede ikinci sırada yer alırken, Ford yüzde 11'lik ikinci el pazar payı ile üçüncü sırada yer aldı. Bu markaları, ikinci elde yüzde 10 pazar payı bulunan Fiat, yüzde 7 pazar payı bulunan Hyundai ve yüzde 6 pazar payı bulunan Toyota markaları izledi. İkinci el pazarının araç yaşı dağılımıyla ilgili bilgiler de veren Cardata'ya göre, Ocak-Nisan itibariyle, Türkiye ikinci el araç pazarındaki araçların yüzde 39'unu 4, 5 ve 10+ yaş araçlar oluşturdu. Bunu, yüzde 22 ile 3 ve 8 yaş grubundaki araçlar izledi. 1 ve 2 yaş ikinci el otomobiller ise ikinci araç pazarının yüzde 8'ini kapsadı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ikinci-ogut-gecip-gitmis-seyler-icin-asla-uzulme/", "text": "Avcının yakaladığı küçük kuş birden konuşmaya başladı: Ben minicik bir kuşum dedi, etim, dişinin kovuğunu bile doldurmaz. Eğer serbest bırakırsan işine yarayacak üç öğüt veririm. Dinle, birinci öğüdüm şu: Olmayacak bir söz duyarsan, asla inanma! Avcı şaşırmıştı. İkinci öğüdü isteyince küçük kuş: Beni bırak, ikinci öğüdümü şu damın üstünde vereceğim dedi. Avcı kuşu bıraktı. Bir lahzada dama konan kuş: Dinle dedi, geçip gitmiş şeyler için asla üzülme. Olan olmuş, biten bitmiştir çünkü. Bak, benim karnımda on dirhem ağırlığında bir inci vardı. Çok kıymetli bir inciydi bu. Ne yazık ki elinden kaçırdın... Avcı daha çok şaşırmış, kuşu serbest bıraktığına pişman olmuştu. Ah vah etmeye, saçını başını yolmaya başladı. Kuş: Ne oldu? diye sordu. Niçin dövünüp duruyorsun? Ben sana olmayacak söze asla inanma dememiş miydim? Sen karnımda inci olduğunu duyunca bu öğüdü hemen unuttun. Kendisi üç dirhem gelmeyen kuşun karnında on dirhemlik inci olur mu hiç? Üstelik ikinci öğüdümü de unutmuşa benziyorsun. Hani elden kaçırdığın şeyler için asla üzülmeyecektin! Avcı utanmış başını yere eğmişti. Üçüncü öğüdünü ver bari diye inledi. Küçük kuş damdan kalkıp yüksekçe bir ağacın dalına kondu ve oradan gökyüzünün boşluğuna doğru süzülürken şöyle bağırdı: Be hey sersem avcı, sen verdiğim ilk iki öğüdü tuttun mu ki üçüncüsünü istiyorsun?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ikiz-ciftler-evlenirken-baslarina-boyle-bir-olayin-gelecegini-hic-dusunmemislerdi/", "text": "Dünyanın en ilginç olaylarından biri diyebileceğimiz bu hikaye ABD, Ohio'da gerçekleşiyor. Craig ve Mark Sanders isimli ikiz kardeşler barda otururken Diane ve Darlene Nettemeier isimli ikiz kardeşlerle karşılaşıyorlar. Ve o anda bunun kaderin muhteşem bir oyunu olduğunu anlıyorlar. İkiz kardeşler birlikte çıkmaya başladılar, hatta aynı kıyafetleri giyiyorlardı. Hatta bunu ileriye taşıdılar ve aynı gün evlendiler ve yan yana olan iki evde yaşamaya başladılar. Buraya kadar her şey normal sayılabilir. Bir yıl sonra, Diane ve Craig özdeş ikiz çocukları oldu. Genel olarak konuşursak, tek yumurta ikizleri her 1.000 aile'nin üçünde gözükebiliyor. Ama ikiz olarak evlenen bir çiftin evlenerek ikiz doğurma durumunu soruyorsanız, bunun olma olasılığı milyonda bir. Bu oranları göz önünde bulundurursak bir ilginçlik de diğer evlenen çiftimizde gerçekleşiyor. Kısa bir süre sonra Mark ve Darlene çifti de iki güzel ikiz kızın annesi oluyor. Meraktan mı bilmiyoruz sonra bir daha deniyorlar. Ama bu sefer tek bir erkek çocukları oluyor. Ve ikiz doğan çocukların genleri araştırıldığında birbirlerine kardeş kadar yakın oldukları ortaya çıkıyor. Ama normalde tabii ki kuzenler. Bu mutlu çiftler topluluğu, arada TV programlarına ve röportajlara katılıyor, yan yana evlerinde güzel ve ilginç yaşamlarına devam ediyorlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilginc-ceza-evsiz-yurttasa-ev-hapsi-cezasi-verildi/", "text": "İstanbul Kadıköy'de uyuşturucu madde satmak suçlamasıyla gözaltına alıp hakkında ev hapsi cezası verilen 31 yaşındaki Barış Alkan isimli yurttaşın evsiz olduğu ortaya çıktı. Hürriyet'in haberine göre, 31 yaşındaki şahıs mahkeme tutanaklarına ev adresi olarak geçen, bir futbol sahasının yarı büyüklüğündeki açık alandan dışarıya adım atamıyor. Mahkeme kararının uygulandığını polis denetliyor, bu alandan dışarı bir adım atmasına izin vermiyor. Kendisi gibi madde bağımlısı olan kişilerle birlikte sokakta yatan Barış Alkan'ın Sögütlüçeşme Metrobüs istasyonu ve çevresine çıkması yasak. Bölgede görev yapan polisler Alkan'ın bulunduğu yerden çıkmasına izin vermiyor. Bulunduğu bölgeden dışarı adım atamadığını söyleyen Barış Alkan, Polisler gördükleri her yerde engelliyor. Dışarı çıkarsam 'suç' diyorlar. Evim olmadığı halde ev hapsindeyim diye konuştu. Baro tarafından Barış Alkan'ı savunması için görevlendirilen Avukat Oktay Özer karara şaşırdı. Ev hapsi kararına itiraz eden Özer, Bu daha önce karşılaşılan bir durum değil. İtirazlarımı hem sözlü hem de sonradan yazılı bildirmeme rağmen, taleplerimiz reddedildi. Kişi dışarıda yatıyor. Herhangi bir konutu yok. Ama bu kişi hakkında bir ev hapsi kararı var. Bu nasıl uygulanacak diye sordu. birgun.net"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilginc-dugun-pastalari/", "text": "Ben düğünümde gelinlik altına Converse giyeceğim ya. diyen kızların bile normal düğünler gerçekleştirdiği günlerde biraz çılgınlık yapmaya ne dersiniz? Maket pastaların yalandan kesimleri yerine ilginç pasta tasarımlarıyla konuklarınızı şaşırtabilirsiniz. İşte ilginç düğün pastaları; Düğünde eşinin gelinliğine basan damat Gelin bu damada çok çektirir. -Konuk teyze Gelinin düğünde sarhoş olan eniştesi Son pişmanlık neye yarar Seni ben adam ettim! Düğün sonrası kutlamalar için Gelin biraz yaramaz çıktı. Artık video oyunlarını unut damat bey! Evlendikten sonra çok değiştin sen. Tüm engellere göğüs gerdik mesajlı! Kendi kafanıza takamasanız da belki pastanız at kafalı olabilir. Burada şirinlik abidesi eşimize bir sürpriz varmış. Prensesine kavuşan Mario gibi damatlara özel! Ölene kadar birlikteyiz mesajlı. Düğün alışverişi hala bitmedi. Profil fotoğrafları düğün fotoğrafıyla değiştirilsin!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilginc-geyik-kosu-yarislari/", "text": "Başlıkta koşu dediğimize bakmayın bu ilginç yarışlarda 5 bin metre koşuyorlar. İnsanın aklının algılamakta zorlanacağı bu koşular 5 10 kişi arasında da yapılmıyor sayın okur hepsine binlerce insan katılıyor. Hindi Koşusu Şükran Günü sabahında YMCA Turkey Trot isimli topluluk tarafından yapılan bu koşuda kıyafetler zorunlu 🙂 Zombi koşusu 5 bin metre boyunca zombilerden kaçıyorsunuz. Yarışa 3 bayrakla başlıyorsunuz, her ısırık bir bayrağa mal oluyor. Şarap koşusu Fransa'nın şaraplarıyla ünlü şehri Bordo yani Bordeaux'te gerçekleşen bu koşuda sarhoş olmadan sona kadar koşmak madalya gerektiren bir iş 🙂 Renkli koşu İlerledikçe izleyicilerin size başka renkte boyalar attığı bir yarış. İç çamaşırı koşusu Undie Run adı verilen bu koşuda sadece iç çamaşır ve spor ayakkabılı katılıma izin var Çıplak Koşu The Nudie Run Finlandiya'da gerçekleştirilen bu koşu burada yapılırsa neler olur konusuna bile girmek istemiyorum. Sosisli maratonu Maraton boyunca farklı yerlerde 10 sosisli satan dükkana uğrayıp yemeniz gerekiyor. Çamurlu yarış Bu tam bir askeri sınav. Çamurdan çamura atlıyorsunuz aman. Though Mudder isimli oyna biber gazı da eklemişler daha da manyak olmuş Çikolata Maratonu Çikolata kazanmak isteyenler için Ontario Chocolate Race biçilmiş kaftan koşun kazanın. Walt Disney Haftasonu Maratonu Maraton boyunca ordan burdan çak çak yapan Walt Disney karakterleri ortaya çıkıyor. Yine en normali o da koşarken Mickey Mouse görmek, tuhaf 😀"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilginc-heykeller/", "text": "Heykel sanatına olan ilgimizden sevgimizden daha önce defalarca bahsetmiştik. Heykeltıraşların ellerinden çıkan dünyanın en ilginç heykellerini bir araya getirerek sizi de hayretlere düşürecek bir içerik hazırlayalım istedik. Heykellere, sanata yurt dışında verilen değeri görmeniz için de güzel bir fırsat. İlginç Heykeller Küresel Isınmayı Tartışan Siyasetçiler Bu heykel kimi için komik olabilir ama resmen küresel ısınma bu aşamaya geldi biz hala çözüm bulamadık. Kablo Perisi Heykeli İngiltere Mehmet Ali Uysal tarafından yapılmış olan Belçika'daki mandal şeklinde heykel David McCracken tarafından yapılan bu merdiven gökyüzüne gidiyor gibi, Avustralya'da Amerika'da bulunan bu heykel silahsızlanmaya teşvik amaçlı, silahların sustuğu bir dünya için mesaj. Marsilya'da bulunan bu heykel her gün bir kısmı kaybolan günümüz insanının yolculuğunu anlatıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilginc-japon-trendleri/", "text": "Japonya oldukça güzel bir yer, adetleri de okullarda ders olarak okutulsa eminim dünya çok daha güzel bir yer olur. Ama bazı trendleri var ki sormayın. Bu alt kültür öyle bir etkili oluyor ki bir anda tüm civarda birbirine benzeyen Japonlar görüyorsunuz. O oldukça garip akımları bir listede birleştirdik. Japonya'daki En İlginç 10 Akım 1-Gyaru Sahte güneş yanıkları, ilginç tokalar, çılgın makyajlar. 2-Yankii Evet tahmin ettiğiniz gibi Amerikan yankee'den geliyor. 3-Gyaruo Zengin görünmeyi adet olarak bellemiş bir trend özellikle erkekler tarafından takip ediliyor. 4-Sukeban Kadın patron anlamına geliyor. Kadınlar patron gibi giyiniyor, o şekilde davranıyor. Hatta böyle gruplar da kuruyorlar; Kanto Women Delinquent Alliance isimli Sukeban grubu 20.000 kızdan oluşuyor. 5-Visual Kei Japon pop gruplarından ilham almış bir akım, 80lerin rock gruplarının renkli hali de diyebiliriz. 6-Decora Ne kadar çok aksesuar takarsan tak asla yetmeyen akım 7-Lolita Kurdelalarla bezenmiş ve en çok sevilen Japon akımlarından. 8-Kigurumi Winnie the Pooh, Pikachu, Stitch, Hamtaro hepsi bu akımda. 9-Rockabilly Grease'ten arak bir akım 10- Kogal Bu akım aralarında en kirli olanı diyebiliriz. Liseli kıyafetleri ile çapkınlık yapıyorlar. H/t: Lolwot"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilginc-oteller/", "text": "Tatil yapayım derken maceradan maceraya sürüklenmek istemeyenler için bu otellerin bir kısmını önermiyoruz. Ne gerek var sıradışı bu otellerde kalarak zaten yılda 15 gün olan izin hakkınızı ve tatilinizi harcamaya? Ama vay arkadaş ben ilginç otel istiyorum sen karışma diyorsanız; dünyanın farklı ülkelerinde çok sayıda insan tarafından ziyaret edilen bu otelleri sizlerle paylaşıyorum. Benden günah gitti. 1- Zürafa Malikanesi 1932 yılında Nairobi'de Avcı Kulübü olarak kurulan otel 1984 yılı itibariyle turizm tesisi olarak işletilmeye başlandı. Oteli garip yapan ise Rothschild zürafalarının da bu oteli seviyor olması. 2- Karostas Cietums Hotel Sadece yaz aylarında açık olan bu otel aslında eski bir Rus Hapishanesi. Konsept de ona uygun hazırlanmış. 3- Propeller Island City Lodge, Berlin Otelin her odası farklı şekilde dizayn edilmiş. Özellikle tabutlu oda yoğun ilgi görse de otel sahipleri tabut içinde fantezi yapmak isteyenlerden şikayetçi. 4- The V8 Hotel Mecazi anlamda arabayla yatıp kalkanlar için gerçek anlamda arabalı yatakların olduğu muazzam bir otel. Böblingen, Almanya'da bulunan otelde araç konseptiyle hazırlanmış markalara özel odalar var. 5- Kapsül Otel Otelde odalar üç kişinin kalabileceği şekilde dizayn edilmiş. Hague isimli Hollanda kasabasında bulunan bu otel suyun üstünde bir gece vadediyor. 6- Utter Inn Bizim en çok ilgimizi çeken otel bu oldu açıkçası. Bu kırmızı kulübe değil elbette. Bu kulübenin 3 metre altındaki yatak odası. İlk olarak Mikael Genberg'in sanat eseri olarak tasarladığı Utter Inn, otel olarak Vasteras, İsveç'te hizmete açılmış. 7- Das Park Hotel Ottensheim, Avusturya'da bulunan bu otel fotoğrafta da görebileceğiniz gibi kanalizasyonlar için kullanılan büyük künklerden yapılmış."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilginc-otesi-stilleriyle-coachellaya-damga-vurdular/", "text": "Son zamanların gözdesi haline gelen ve yaratıcı stil detaylarıyla ünlü ünsüz herkesin radarına giren Coachella Festivali bu yıl kırmızı halıyı aratmadı. Sıra dışı saçlar, yüz aksesuarlarıyla ve simlerle yapılan uçarı tasarımlar, renkli gözlükler, abartılı mücevherler bohem tarzı bir üst noktaya taşırken, festival stilinde yeni bir kapı araladı. İşte festivalin en sıra dışı kostümleri... Güney Kaliforniya'nın Colorado Çölü bölgesindeki Indio'da düzenlenen Coachella festivaline her yıl olduğu gibi bu yıl da sıradışı tarzlar damga vurdu. Pul payet, kıyafetlerden taşarak makyajların olmazsa olmazı haline gelirken, file detay ve büstiyer festivalde 'Kızılay dağıtmış' etkisi yarattı. 2018 Coachella'nın en heyecanlı güzellik hikayelerinin başında kuşkusuz renkli saçlar vardı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/iliskide-kiskancligin-nedeni-sevgi-mi/", "text": "Bir ilişkide en temel unsur güven olarak görülürken; kıskançlığın sevgiyle bağdaştırılması sık yapılan bir hata olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, kıskançlıkların güvensizliğe, çarpık ilişkiler yaşayan çevreye ve çocukken şahit olunan olaylara bağlanabileceğini fakat sevgiyle bağdaştırılmaması gerektiğini vurguluyor. Sağlıklı bir ilişki kurmanın sanıldığı kadar zor olmadığını belirten uzmanlar, fazla özveriden kaçınılmasını, çiftlerin birlikte zaman geçirmelerini ve bir problem varsa başkalarından akıl almak yerine ifade edilmesini tavsiye ediyor. Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Serkan Elçi, ilişkilerde sağlıklı bir iletişim kurulabilmek için yapılması ve yapılmaması gerekenler konusunda tavsiyelerde bulundu. Paylaşımın olmadığı ilişkiler depresyona sürüklüyor İlişkilerde ilgi, şefkat göstermeyen, beğenisini paylaşmayan, iletişim kurmayan, tamamen bireysel şekilde yaşayan bir kişiyle ilişki sürdürebilmenin oldukça güç olduğunu belirten Klinik Psikolog Serkan Elçi, Paylaşımın yapılmadığı sağlıksız bir iletişim, kişiyi depresif bir ruh haline sürüklüyor. Bu durum da sonuç olarak kişinin sadece eşine değil tüm dünyaya karşı bakış açısının kararmasına yol açıyor. Bu nedenle tarafları ilişkide tutan motivasyonun ne olduğunu bilmek önemlidir. dedi. Çocuğun doğması ilişkide yeni dönemi başlatıyor Klinik Psikolog Serkan Elçi, ilişkilerin dönemleri olduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: Hayattaki anlam arayışlarından biri de başka bir insanı büyütmektir. Dolayısıyla aileler belli bir zaman sonra bu duyguyu yaşamak istiyor. Çocuğun doğması ilişkide yeni bir dönemin başlangıcı oluyor. Çocuğun 1-1.5 yaşında olduğu dönemler evliliklerin en zorlayıcı dönemidir. Bu da evdeki önceliklerin ve düzenin değişmesinden kaynaklanıyor. Erkekler daha öncesinde annesinden görmüş olduğu ilgi ve şefkati her zaman beklese de bu dönemde eşinden aldığı ilgi doğal olarak azalıyor. Bu durumda da erkeklerin kötü alışkanlıklara yönelimi artıyor. Örneğin kumar oynuyor çünkü ilişkisinde kaybettiklerini tamamen ilgisiz bir yerden kazanmaya çalışıyor. Erkeğin geçmişten gelen çok iyi bir sosyal iletişimi, güçlü arkadaşlık ve aile ilişkileri varsa böyle bir yola yönelme ihtiyacı hissetmiyor. Aynı zamanda kadın tarafı için de bu dönem oldukça yıpratıcı olabiliyor. Bu dönemde erkekler eşlerinin gönlünü hoş tutmalı, onu anladığını ve sorumluluğuna saygı duyduğunu göstermeli. İlişkilerde fazla özveriden kaçınılmalı Özverili olmanın bir taraftan sorumluluğu da daha fazla almak anlamına geldiğini ifade eden Elçi, Kişinin bir yerden sonra 'ben de varım' diyebilmesi gerekir. Fazla özveriden kaçınmak, karşıdaki kişiyi de bir işe dahil etmek ve bencilliğe kaçmadan 'ben' diyebilmek ilişkide çok önemlidir. Çünkü ilişkilerdeki taraflardan biri kendisini kötü hissettiğinde yakın ilişkileri de kötüleşiyor. Özverili olmak güzel bir davranış fakat bencilliğe kaydığı noktada törpülemek gerekiyor. diye konuştu. Çocuk evde gördüklerini gelecekteki ilişkisine yansıtıyor Bir çocuk aile içinde yaşanılan bir problemin ne şekilde çözüldüğünü gördüyse kendisi de onu örnek alıyor diyen Uzman Klinik Psikolog Serkan Elçi, Dolayısıyla çocuğun aile ortamında ne varsa ilerleyen zamanda kendi evinde de aynı olaylar çok yüksek ihtimal yaşanıyor. Fakat bu durum değiştirilebilir ve kontrol edilebilir bir durumdur. ifadelerini kullandı. İlişki hakkında başkalarından tavsiye almak doğru değil Bazen ilişkide yaşanılan sorunlar hakkında bir arkadaştan ya da aileden fikirler alındığını belirten Elçi, Karşı taraftan fikir alındığı zaman aslında onun kendi yaşantısı üzerindeki fikirleri alınmış olunuyor. Başka bir kişinin kafa yapısına göre olan bir düşünce, sorun yaşayan çiftin aile yapısına göre olmayabilir. Dolayısıyla başka bir akıldan tavsiye almak doğru ve objektif olmuyor. dedi. Eşler birlikte zaman geçirebilmeli Bir ilişkideki en temel unsurun güven olduğuna dikkat çeken Serkan Elçi, Güven çok geniş bir kavram olmakla birlikte farklı kategorilere ayrılabilir. Sadakat, ekonomik ya da bir anne baba olarak güven duymakla örneklendirebiliriz. Bunlar gibi temel gerekliliklerin yanı sıra eşler birlikte oturup bir kahve içip sohbet ederek zaman geçirebilmeliler. 'Günün nasıl geçti?' diye sorulduğunda kısa cevaplar vermek yerine uzun uzun anlatıp detay vermek, karşı tarafa aynı soruyu sormak ilişkinin daha rahat yürütülebilmesini sağlıyor. diye konuştu. Kıskançlık sevgiyle bağdaştırılmamalı Kıskançlığın da ilişkilerdeki bir diğer sorun olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Serkan Elçi, Günümüzde sıkça karşılaşılan hatalardan biri olan kıskançlığı sevgiyle bağdaştırma düşüncesi oldukça yanlış. Kıskançlıkların sebebi güvensizliğe, çarpık ilişkiler yaşayan çevreye ve çocukken şahit olunan olaylara bağlanabilir fakat asla sevgiye bağlanamaz. Kıskançlık, yaşayan kişinin sorunudur, kıskanılan kişinin sorunu değildir. Dolayısıyla 'kıskandırıyorsun' demek yerine 'kıskanıyorum' demenin daha doğru olacağını söyleyebiliriz. Bunun yanı sıra tabii ki kıskançlık düşünce olmaktan çıkmışsa, çok net ve somut bir sadakatsizlik veya başka bir sorun varsa hukuki yollara başvurularak ilişki ayrılmakla sonuçlandırılabilir. ifadelerini kullandı. Mutlu evlilik için bu tavsiyelere kulak verin... Klinik Psikolog Serkan Elçi, bir ilişkide çok fazla özel alan yaratıp karşı tarafa vakit ayıramama durumuyla bunun tam tersi şekilde hiç özel alan yaratılmaması ve her şeyi birlikte yapma durumunu şu şekilde yorumladı: ''Her şeyin aşırısı zararlı. Eğer kişi aşırı şekilde hobisine zaman ayırıyor ve eşiyle ilgilenmiyorsa bu durumun sorgulanması haklı bir davranıştır. Fakat bütün faaliyetler beraber yapılıyorsa bu da bir hatadır. Kişilerin ayrı birer birey olduklarını ve kendi hayatları olduğunu da unutmamaları gerekiyor. Sağlıklı bir ilişki kurmak sanıldığı kadar zor değil. Mutlu bir evlilik için evde belli bir rutin kurulmalı, çiftler birlikte sohbet edebilmeli, bir problem varsa ifade edebilmeli, serbest alan yaratılmalı ve çocuk varsa çocukla ilgili sorumluluklar paylaşılmalı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/iliskilerle-ilgili-kurdugumuz-11-hayal-ve-11-acimasiz-gercek/", "text": "Beklentiler biriktiriyoruz sanki bizi kurtaracak bir super adam ya da super bir kadın dünyaya gelecekmiş gibi. Böyle yapınca da karşı tarafın omzuna da çok yük biniyor. E sonra ne oluyor gerçekler ve hayaller arasında kocaman boşluklar oluyor. İşte bu fotoğraflar o beklentiler ve gerçekler meselesini mizahsal bir yolla incelemiş. 1- İlk buluşma 2- Sabahları uyanınca beklentiler ve sabah sizi bekleyenler 3- Düğün hayali 4- Evlenince akşam yemekleri 5- Sürpriz beklentileri 6- Ev işlerini bölüşme hayali 7- Kavga denince yastık savaşı geliyor akla ama gerçekler alttaki foto 8- Akşam aktivite beklentileri de tv karşısında vakit geçirmeye mahkum 9- Duş fantezisi 10- Dans ederken nasıl görünüyorsunuz? 11- Yaşlanınca ikisi de güzel 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilk-bulusmada-asla-yapmamamiz-gereken-10-sey/", "text": "Flörtünüz ya da konuştuğunuz insanla yaşayacağınız en önemli aşamalardan biri, ilk buluşma. Kimi zaman gereksiz heyecan yaratan, önceki geceden karnımıza ağrılar sokan ilk buluşmamızın son buluşma olmasını istemiyorsak dikkat etmemiz gereken bazı noktalar var. - Öncelikle doğal olun arkadaşlar 🙂 Doğal olun derken en yakın arkadaşınızın yanında olduğunuz gibi sayko olun demiyorum, normalde nasılsanız öyle olun işte. Karşınızda Monaco prensi/prensesi yok. Belki çok hoşlanıyor olabilirsiniz ama fazla heyecan her şeyi batırır. Bırakın sizi olduğunuz gibi sevsin. - Konuşma aralarında tarafların içten içe gerildiği sessizliklerin olması çok normal. İlk kez buluşmuşsunuz bıdı bıdı konuşacak pek bir şeyiniz yok elbette. Bu ölüm sessizliğinin yaşandığı anlarda fazla gerilmeyin, sırf sessizliği bozmak adına da boş boş konuşmayın. Karşınızdaki insanı tanımak hatta biraz çözümleyebilmek adına ona karakteristik sorular sorabilirsiniz fakat TC kimlik numarasını ya da annesinin kızlık soyadını sormanın bir anlamı yok. - İlk buluşmada telefonunuzu mümkünse sessize alın ya da cebinize/çantanıza atın. Telefonla uğraşarak karşınızdaki insanı bekletip, sıkmayın. Ne kadar ayıp. Hem bu kafada soru işareti bırakır hatta belki biraz karşınızdaki insanın size olan güvenini de kırabilir. - Kızlar sözüm size lütfen ilk buluşmaya en dikkat çekici kıyafetlerinizle ya da abiyeyle falan gidip de kendinizi rezil etmeyin. Birde ilk buluşmada, gelinin kız kardeşi makyajını lütfen yapmayın. Ne kadar duru, zarif hatta sade olursanız o kadar iyi bir izlenim vermiş olursunuz. Beyler siz de lütfen takım elbiseyle falan buluşmaya gitmeye kalkmayın. Salaş olun, rahat olun ya. Neden buluşmaya ciddiyet sokup, ortamı geriyorsunuz? - Maç sonrası yorumcusu gibi karşınızdakinin sözünü kesip durmayın. Nefes almadan, soluksuz konuşmaya çalışıp ilk buluşmada rahmetli olmayın. Her şeye muhalefet olup, atmosferi siyaset meydanına çevirmeyin. Karşınızdakinin fikirlerine saygı duyun, sadece fikrinizi belirtin, inat etmeyin. - Karşınızdakini etkilemek adına stratejisel ilerlemeye çalışmayın. Boş kelime oyunları, dikkat çekme ya da kıskandırma çabalarına da girmeyin. Karşınızdaki insanın biraz olsun zekasını kullanabilmesi sizin oyunlarınızı anlaması için yeterli olacaktır, rezil olmayın. Taktik maktik yok bam bam bam. - Sakın buluşmada eski sevgilinizden, eski ilişkinizden, flörtlerinizden bahsedip kaçırmayın gül gibi kızı/çocuğu. İlk buluşmada eski sevgiliyi anan taraf kadar itici bir şey yok. Oldu olacak rakı da koyun, dertleşin tam olsun. - Yeni tanıştığınız insanın karşısında yemeğe saldırıp, hunharca yemeyin. Karşınızdaki insan kibar, narin olabilir ve onu daha ilk buluşmada korkutmanıza gerek yok. - Kızlar özellikle size sözlüyorum, ilk buluşmadan evlilik, çoluk çocuk konuşup erkeği sıkmayın. Meraklısıymış gibi davranıp göz korkutmayın. Bekleyin bunları konuşmanın da zamanı gelir inşallah ama şuan çok erken. - Beyler sizde ilk buluşmadan hayvanlık yapmayın, düzgün konuşun. Bırakın artık şu ıssız adam, kaybedenler kulübü ayaklarını."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilk-bulusmada-ortaligin-tozunu-attirmaniz-icin-gereken-5-oneri/", "text": "İlk buluşma gerginliği mi yaşıyorsunuz? Ne yapacağınızı bilmiyor musunuz? Biliyoruz ÖSS'de bu kadar heyecanlanmadınız. Size birkaç öneri getirdik. Hem çoğu denenmiş kesin bilgiler diyebiliriz. İşte ilk buluşmada işinize yarayacak 5 öneri: 1- Konuşmayı ping pong maçı gibi düşünün. İdeal bir buluşmada iki tarafın da konuşmayı domine etmemesi önemli. Birbirinize konuşma süreleri tanımalısınız. Hep siz konuştuğunuzda bu sizin başarılı biri olduğunuzu göstermez. Karşı taraf bundan çok sıkılacaktır. Ona hakim olduğunu düşündüğünüz konularla ilgili sorular sorup sohbeti soru cevap şeklinde keyifli bir hale getirebilirsiniz. 2-Konuşulacak filmlerden daha iyi bir konu var. Richard Wiseman'ın yaptığı bir çalışmaya göre ilk buluşmada filmler hakkında konuşanların yüzde dokuzdan daha azı ikinci bir buluşma istemiş. Seyahat daha etkileyici bir konu olarak öne çıkıyor çünkü kendi maceraları üzerinden konuşan yüzde 18'lik bir kesim ikinci buluşmayı istemiş. 3-Ona bir sır verin. New York State Üniversitesinden psikolojist Arthur Aron'ın çalışmalarına göre karşıdakine bir kişisel veya duygusal sırrınızı vermek aradaki buzların kırılmasında büyük rol oynuyor hem de aranızda duygusal bir bağ kurulmasını sağlıyor. 4-Biraz daha şaşırtan sorular sorun. Havadan sudan muhabbet etmek dediğimiz konuşmaların hiçbir akılda kalıcılığı olmadığı Dan Ariely tarafından kanıtladı. Onun önerisine göre Kaç kardeşin var? , gibi soruların yerine daha çarpıcı sorular sormalı. Bu sorulara Dan'ın verdiği örnekler şöyle: Kaç tane romantik ilişkin oldu? Hiç cinsel hastalık geçirdin mi? Hiç kalp kırdın mı? Hiç kürtaj yaptırdın mı? Tabi bunları önerirken sohbeti gerçek hayata, deneyimlere, korkulara çekmek istiyoruz şüphesiz. Bu sayede klişe şeylerin konuşulduğu bireyler olmaktan çıkıyorsunuz. 5- Şansınızı arttırmak ister misiniz? Buluşma sitesi Okcupid kullanıcılarına sadece bir soru sordu: Bira sever misiniz? Sonrasında ise ilk buluşmada biraz severler arasında bir araştırma yaptı. Bu araştırmaya göre bira severlerin cinsiyeti ve ırkı ne olursa olsun %60'ının buluşmada tanıştıkları kişiyle gecenin devamını getirdikleri ortaya çıktı. Eğer şansınızı arttırmak isterseniz bu analizden de faydalanabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilk-down-sendromlu-hostes-heba-atef-oldu/", "text": "Mısır'ın milli havayolu Egyptian Airlines'ın Kahire-Hartum seferinde Heba Atef isimli down sendromlu kabin memuru olarak görev yaptı. Mısır'daki Arap Açık Üniversitesi'nde öğrenci olan Atef, yolculuk sırasında aileleriyle birlikte özel ihtiyaçları olan bir grup yolcuya eşlik etti. Egyptian Airlines, 30 Kasım'da başlayıp 5 Aralık'ta sona eren İnsanlık Yolculuğu başlıklı bir dizi özel uçuş programı başlatmıştı. Atef'in katıldığı uçuş, Hartum'daki Badr Havacılık Şirketi ve Akıllı Zihin Eğitim Merkezi işbirliği ile BM Uluslararası Komitesinin sponsorluğunda gerçekleşti. Down sendromlu Heba Atef'e 2011'de kan kanseri teşhisi konmuş ve beş yorucu yıl sonunda kanserle mücadelesini kazanmıştı. Radyo ve Televizyon bölümü mezunu Atef, bir televizyon kanalında sunucu olarak çalışıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilk-firsatta-ziyaret-etmeniz-gereken-dunyanin-en-guzel-12-kumsali/", "text": "Kışın en soğuk günlerini yaşadığımız şu dönemde içinizi ısıtacak bir paylaşımla sizlerleyiz. Yaz tatili için plan yapan ve deniz kenarı alternatif bir tatil bölgesi arayanlar için dünyanın en güzel 12 kumsalını bir araya getirdik. İşte İlk Fırsatta Ziyaret Etmeniz Gereken Dünyanın En Güzel 12 Kumsalı; 1# Bottom Bay, Barbados Bottom Bay Barbados'un en iyi plajıdır ve güzel manzarası ile ülkenin sembollerinden biridir. 2# Glass Beach, Kaliforniya Milyonlarca renkteki cam parçaları ile kaplı olan kumsal, 1900'lü yılların başında çöp yığınları ile kaplanmış ve bu nedenle 1967 yılında kapatılmıştır. Şimdilerde çöpten uzak olan bu kumsalın sadece enfes bir manzarası vardır. 3# Grace Bay, Turks ve Caicos Adaları Adeta bir cennet parçasını andıran Grace Bay, beyaz ve ince taneli kumları ile turistleri cezbetmektedir. Bu yüzden defalarca dünyanın en iyi plajlarından biri olarak kabul edilmiştir. 4# Hyams Beach, Avustralya Sidney'e sadece 300 km uzaklıkta olan Hyams Plajı dünyaca ünlü, çırpılmış krema görünümlü beyaz kumları ile dikkat çekmektedir. 5# Ipanema, Brezilya 72 km uzunluğunda toplam 23 plaja sahip olan Rio de Janeiro'nun en zarif plajlarından biri hiç kuşkusuz Ipanema'dır. İnsanların voleybol başta olmak üzere bir çok aktivite ile uğraştığı Ipanema gezilip, görülmelidir. 6# Maho Beach, Saint Martin Dünyanın en ilginç kumsallarından olan Maho'yu uçakların kumsaldaki insanları uçurduğu videolardan tanıyorsunuz. Karayipler'de Porto Riko'ya 300 km uzaklıkta olan Maho parlak mavi suları yanında insanların hemen üzerinden uçuş yapan uçaklar sebebiyle de insanları kendisine çekmektedir. 7# Navagio Beach, Yunanistan Yunanistan'nın Zakynthos Adası'nda bulunan Navagio Kumsalı, kıyıdaki beyaz kum tepelerine saplanan gemisi ile de meşhurdur. 8# Pink Sands, Bahamalar Bahamalar'daki en muhteşem yerlerden olan bu kumsal Foraminifer kabuklarının küçük parçacıklarının kumu pembeye çevirmesi nedeniyle Pembe Kumsal adını almaktadır. Bu kabuklar, resifin tabanında, kayaların altında ve kıyı okyanusunun mağaralarında yaşayan tek hücreli organizmalardır. 9# Playa del Amor , Marietas Adası, Meksika Gizliliği ile dikkat çeken bu kumsalda dalga sesi duymak neredeyse imkansızdır. Bakir ve sakin bir kumsal arayanlar için Playa del Amor, Marietas Adaları'ndan sadece birkaç metre uzaklıktadır. 10# Seagaia Ocean Dome, Japonya Geleneksel plajlardan sıkıldıysanız ve yeni bir şeyler arıyorsanız, Ocean Dome ilk tercihiniz olmalıdır. Beyaz kumlu plajlar, sörf için sahte dalgalar içeren bir okyanus, su şelaleleri, hidro masaj ve spa bulunan yüzme havuzları, tropikal bitkilerin hepsi farklı bir deneyim arayan turistler için düşünülmüştür. 11# Vaadhoo Island, Maldivler Bu plaj özellikle geceleri muhteşemdir. Planktonların ürettiği biyolüminesans harika renklere boyanan plaj, adeta gökteki yıldızların bir yansıması gibidir. 12# Whitehaven Beach, Avustralya Whitehaven Plajı, Whitsunday Adası boyunca uzanan yedi kilometrelik güzel bir sahil şeridie. % 98'i saf silisden oluşan inanılmaz güzellikteki beyaz kumuyla ünlüdür."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilk-kafa-naklinin-yapilacagi-tarih-belli-oldu/", "text": "Rus Valery Spiridonov, dünyada ilk kafa nakli yapılan kişi olmaya hazırlanıyor. Frankestein operasyonu olarak bilinen ve tıp dünyasının büyük tepki gösterdiği kafa nakli operasyonu için tarih netleşti. Eğer işlem başarılı olursa dünyada çok şey değişecek. Nakil gelecek yıl yapılacak. Valery Spiridonov. Dünyada ilk defa kafa nakli yapılacak kişi o. Bu iddialı operasyonu İtalyan Cerrah Sergio Canavero gerçekleştirecek. Ameliyatın en az 100 kişilik bir ekiple Çin veya Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılması ve bir gün içinde tamamlanması planlanıyor. İLK KAFA NAKLİ AMELİYATI NASIL YAPILACAK? İlk olarak yeni ölen bir insandan alınan vücut, hücrelerin ölmemesi için soğutulacak. Daha sonra alıcı ve vericinin boyunları kısmi olarak kesilecek. Ardından ölen kişinin omuriliği dikkatli bir şekilde kesilerek alıcı hastanın vücuduna yerleştirilecek. Daha sonra polietilin glikol maddesi kullanılarak omuriliğin vücuda tam olarak oturması sağlanacak. Son aşamadaysa tüm damarlar ve sinirler vücuda bağlanacak. Daha sonra nakil yapılan hasta, birkaç hafta boyunca komada tutulacak. Bu esnada omurilik vücuda iyice yerleşecek. SPIRIDONOV: YAŞAM KOŞULLARIMI İYİLEŞTİRMEK İSTİYORUM Kalıtsal bir kas hastalığı nedeniyle tekerlekli sandalyaye bağımlı yaşayan Rus Valery Spiridonov bu zorlu ve riskli ameliyatı olmayı kabul etti. Gerekçesiyse ölmeden önce sağlıklı bir bedende yaşamak istemesi. Spiridonov, Kendi yaşam koşullarımı iyleştirmeyi ve kendi kendime yetebilmeyi istiyorum diyor. DR. CANAVERO: AMELİYAT YÜZDE 90 BAŞARILI OLACAK Ameliyatı gerçekleştiricek olan Cerrah Sergio Canavero, operasyonun yüzde 90 başarılı olacağını iddia ediyor. Ancak Canavero, bilim dünyasında büyük bir tartışma başlatmış durumda. Uzmanların bir bölümü, bu uygulamanın ütopik olduğunu söylüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ilk-web-kamerasinin-ilginc-bulunma-nedeni/", "text": "Sene 1991 yer Cambridge Üniversitesi, hayır tahmine deceğiniz üzere bir grup genç bilim insanı Web kamerası teknolojisi üstünde çalışmıyor. Hatta Web kamerası gibi bir şeyi hayal de etmiyorlar. Tek istedikleri ders aralarında sıcak birer kahve içmek. Evet kahve! O kadar çok kahve içiliyor ki, sonunda birilerinin bu durum dikkatini çekiyor. Bu birileri dediğimiz şahıslar Dr. Quentin Stafford-Fraser ve Paul Jardetzky. Kahvenin ne kadar hızlı bir şekilde tüketildiğini tespit etmek istiyorlar ve akıllarına dahice bir fikir geliyor! Kahve makinesinin karşısına bir kamera kuruyorlar. Kameranın 129X129 boyutlarında görüntüleri canlı olarak bilgisayarlarına aktarmasını sağlıyorlar. Gri beyaz görüntüler saniyede 1 kare aktaracak şekilde görüntü aktarımını sağlıyor ve böylece kahvenin ne kadar sürede tükendiğini tam olarak tespit edebiliyorlar. 1993'te aynı Üniversite'den Dr. Martyn Johnson bu teknoloji üzerine kurduğu Web kamerası fikrini ortaya atıyor ve ilk el yapımı Web kamerası büyük ilgi görüyor. Sonrasında teknoloji devleri bu fikri alıp günümüzde Cep telefonlarına varana kadar uyarlıyorlar. İşin ilginci Trojan Room adı verilern Cambridge Üniversitesi'ndeki kahve makinasının bulunduğu odadaki kamera 2001 yılına kadar yayın yapmayı sürdürüyor! Söz konusu kahve makinası ve deneyin yapıldığı kamera E-Bay'den satışa sunulmuş ve satılmış!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/imdb-kullanicilarina-gore-206nin-en-iyi-10-dizisi/", "text": "2016'nın son günlerini yaşadığımız şu dönemde sıkça yayınlanmasına alıştığımızı yılın en iyileri listelerine bir yenisi daha eklendi. Dünyanın en büyük sinema sitesi olan ve birçoğumuzun film ya da dizi izlemeden önce sitedeki puanını baz alarak seçim yaptığı ünlü sinema tabanı IMDb'nin kullanıcıları her yıl olduğu gibi bu yılın da en iyi 10 dizisini seçti. Yılın hiç kuşkusuz en önemli çıkış yapan dizisi Stranger Things ile yeni fenomenimiz Westworld'ün da olduğu liste, IMDb kullanıcılarının sitedeki tıklanma oranına göre belirlendi. İşte IMDb kullanıcıları tarafından belirlenen yılın en iyi 10 dizisi; 10# Daredevil 9# Vikings 8# Orange is the New Black 7# Mr. Robot 6# The Flash 5# American Horror Story 4# Westworld 3# The Walking Dead 2# Stranger Things 1# Game of Thrones"} {"url": "https://www.thegeyik.com/imdb-puanlarina-gore-son-10-yilin-en-iyi-filmleri/", "text": "Film seçme konusunda en büyük referanslarımız arasında olan IMDb, verdiği puanlar ve açıklayıcı detaylar ile sinemaseverleri bilgilendirmeye devam ediyor. İzleyici oylarıyla puanlanan filmler sadece listelenmek ile kalmıyor, IMDb bünyesinde oluşturulan çeşitli listeler izleyicilerin ne izlesem derdini de ortadan kaldırıyor. IMDb kullanıcıların yaptığı değerlendirmeler sonucu oluşan ve son 10 yılın en yüksek puan alan filmlerini sizler için bir araya getirdik. Christopher Nolan filmlerinin ön plana çıktığı listemizde bir de Pixar animasyonu bulunuyor. İşte IMDb Puanlarına Göre Son 10 Yılın En İyi Filmleri; 1# Taare Zameen Par 2007 IMDb Puanı: 8,5 2# The Dark Knight 2008 IMDb Puanı: 9,0 3# 3 Idiots 2009 IMDb Puanı: 8,4 4# Inception 2010 IMDb Puanı: 8,8 5# The Intouchables 2011 IMDb Puanı: 8,6 6# The Dark Knight Rises 2012 IMDb Puanı: 8,5 7# The Wolf of Wall Street 2013 IMDb Puanı: 8,2 8# Interstellar 2014 IMDb Puanı: 8,5 9# Inside Out 2015 IMDb Puanı: 8,2"} {"url": "https://www.thegeyik.com/imdbde-2016-yilinin-en-cok-aranan-10-oyuncusu/", "text": "Dünyaca ünlü film veritabanı IMDb 2016 yılının en çok aranan oyuncularının bulunduğu bir liste hazırladı. Kadın oyuncuların üstünlüğünün göze çarptığı listede Emilia Clark, Margot Robbie gibi önemli isimler de yer aldı. İşte IMDb Kullanıcılara Göre 2016 Yılının En Çok Aranan Oyuncuları; The Revenant filmiyle Oscar'a kavuşan ünlü oyuncu Leonardo DiCaprio listeye on numaradan dahil oldu. The Magnificent Seven ve The Girl on the Train yapımlarıyla seyirci karşısına çıkan Haley Bennett listede dokuz numarada yer aldı. Star Wars: The Force Awakens gibi çok önemli bir yapımda rol alan Daisy Ridley listedeki sekiz numarayı da kaptı. 7# Alicia Vikander Ex Machina ve The Man from U.N.C.L.E filmelerindeki başarısını bu yıl rol aldığı The Danish Girl filmiyle perçinleyen ve bu rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar'ını kazanan Alicia Vikander listede yedi numarada. Batman vs Superman: Dawn of Justice filminde karşımıza çıkan Gal Gadot önümüzdeki da Wonder Woman filmiyle bu listede yer alacak gibi duruyor. Gotham dizisiyle şu sıralar ortalığı kasıp kavuran Morena Baccarin, Deadpool filminde aldığı rolle listeye beşinci sıradan girdi. Geçtiğimiz yılın bir numarası olan Mad Max, Legend ve The Revenant filmlerinin yıldızı Tom Hardy bu sene dördüncü sırada. Geçen yılın önemli yapımlarından olan Stranger Things'in yıldızı Millie Bobby Brown canlandırdığı Eleven rolüyle bu seneki listede üç numarada. Game of Thrones dizisinin yıldızı Emilia Clarke listemizde olmazsa olmazdı. Star Wars'un yeni yapımı Han Solo filmi kadrosuna da katılan Clarke daha uzun sürebu listede olacak gibi duruyor. Listemizin bir numarası tabi ki de Suicide Squad filminde canlandırdığı Harley Quinn karakteriyle Margot Robbie'ye ait."} {"url": "https://www.thegeyik.com/imdbde-bu-yil-en-cok-aranan-10-film/", "text": "Daha önce en çok aranan oyuncu ve en iyi dizi listelerini yayınlayan IMDb bu kez de kullanıcıları tarafından En Çok Aranan Filmleri belirledi. 10 filmden oluşan listenin çizgi roman uyarlaması ve bilim-kurgu filmlerden oluşması dikkatlerden kaçmazken, bu filmlerin yılın en yüksek puan alan filmleri değil kullanıcıların arama verilerinin baz alınarak yapılan bir sıralama olduğu ifade edildi. IMDb Kullanıcılarının 2016 Yılında En Çok Aradığı 10 Film; 1# Suicide Squad 2# Captain America: Civil War 3# Batman v Superman: Dawn of Justice 4# Deadpool 5# X-Men: Apocalypse 6# The Jungle Book 7# The Magnificent Seven 8# Ghostbusters 9# Warcraft 10# The Legend of Tarzan"} {"url": "https://www.thegeyik.com/inanmazsiniz-ama-indirim-gunlerinde-turkiyede-egitim-ve-kitap-alisverisi-costu/", "text": "Pandeminin gerektirdiği sosyal mesafe nedeniyle tüketicinin online alışverişi tercih etmesi, bu seneki Efsane Cuma satışlarında da etkisini gösterdi. On binlerce e-ticaret sitesinin ödeme altyapı sağlayıcısı iyzico'nun veri analizi sonrasında ortaya çıkan sonuçlara göre, online alışveriş sitelerinin geleneksel Efsane Cuma kampanyalarıyla satışlarda ciddi artış yaşandı. Tüketim çılgınlığının yaşandığı Efsane Cuma kampanyaları, son yıllarda ülkemizde de tüketiciler tarafından ilgiyle karşılanıyor. Bu sene de özel indirim kampanyaları ve tanıtım etkinlikleriyle Efsane Cuma'da e-ticaret dünyası için efsanevi bir dönem yaşandı. Türkiye'nin öncü finans teknolojileri şirketi iyzico'nun, Efsane Cuma dönemini kapsayan online alışveriş istatistikleri bugün açıklandı. iyzico'nun verilerine göre zaman ve mekan sınırını ortadan kaldıran ve temassız ödeme avantajı sunan online alışverişte işlem hacmi, önceki yıla göre %103 artış gösterdi. Veriler 2019'a göre işlem adedi ve sepet tutarında da ciddi artışlar yaşandığına işaret ediyor. Banka kartı tercih edildi 2020 Efsane Cuma döneminde bir önceki yıla göre işlem hacminde %103, işlem adedinde %57, ortalama sepet tutarında ise %29 artış gözlendi. 211 TL olan ortalama sepet tutarı, 273 TL 'ye yükseldi. 2019 döneminde kredi kartıyla yapılan işlemlerde tek çekimde %50, üç taksitte %41, 6 taksitte %5 olan işlem hacmi dağılımı, 2020 Efsane Cuma döneminde tek çekimde %53, üç taksitte %30, 6 taksitte %9 oldu. Önceki yıl %28 olan banka kartı kullanım oranı bu yıl %33'e yükseldi. Kredi kartı ile yapılan işlemler %46 artış gösterirken, banka kartlı işlem adedi %87 oranında arttı. Türkiye eğitime ağırlık verdi Pandemi döneminde online kurs ve online kitap alışverişinde önemli artış yaşandı. Bu büyüme Efsane Cuma döneminde de etkisini gösterdi. Giyim sektörünün ardından en çok harcama yapılan sektör eğitim sektörü oldu. Eğitim sektöründe işlem sayısı %62 artarken, hacim %148 arttı. Sepetini en çok dolduran İç Anadolu oldu Önceki yıl sepetini en pahalı ürünlerle dolduran bölge Marmara olmuştu. Bu yıl sepetini en yüksek fiyatlı ürünlerle dolduran bölge İç Anadolu oldu. Erkekler Türkiye'nin her bölgesinde online alışveriş yapma oranını %5 oranında artırdı. Hem kadınlarda hem erkeklerde en çok alışveriş yapılan ilk 3 bölge Marmara, İç Anadolu Bölgesi ve Ege oldu. Beş büyük şehirde işlem sayısı ortalama %36 artarken ortalama sepet tutarı %30 arttı. Erkekler 2019'a göre daha çok harcama yaptı 2019 Efsane Cuma döneminde kadınlar erkeklere göre daha çok harcama yapmıştı. Bu yıl da bu durum değişmedi ancak oranlar bazı değişiklikler yaşandı ve erkekler alışverişlerini artırdı. 2019 döneminde kadınlar erkeklerin 1,3 katı harcama yaparken bu oran bu yıl 0,85'te kaldı. Erkeklerin harcama tutarı %115 artarken, kadınların harcamalarında %68'lik artış oldu. Kadınların ortalama sepet tutarı %35 artarak 285 TL olurken, erkeklerin sepet tutarı %33 artarak 376 TL oldu. 2019 döneminde erkeklerin %54, kadınların %45 oranındaki tek çekim kredi kartı alışverişi bu yıl %53 oldu. 2019'da alışverişlerinin % 89'unu webden yapan erkekler bu yıl Efsane Cuma döneminde alışverişlerinin %91'ini web üzerinden yaptı. Kadınlar ise geçen sene olduğu gibi mobile yönelerek web harcama tutarını %2 azalttı. Tüm oranlarda artış oldu Efsane Cuma kampanyalarıyla birlikte web kanalından yapılan harcamalar %129, işlem adedi %66, ortalama sepet tutarı ise 275 TL'den 382 TL'ye %39 artış gösterdi. Mobil harcamalarda önceki yıla göre işlem hacmi %170, işlem adedi %128 artarken, ortalama sepet tutarı 91 TL'den 108 TL'ye ulaşarak %19 oranında yükseliş gösterdi. Web üzerinden alışveriş tercih edilse de mobil alışveriş oranı artışını sürdürdü ve %7 oranında arttı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ingiliz-cedariyla-sufle-yapan-sef-michelin-yildizini-kaybetti/", "text": "Fransa'da üç Michelin yıldızlı restoranın şefi Marc Veyrat, üçüncü yıldızını kaybedince restoran rehberini hazırlayanların gerekçelerini kanıtlamaları için açtığı davayı kaybetti. Nanterre'de görülen davada mahkeme bugün Michelin'in neden şefin yıldızını düşürdüğünü açıklamalarına gerek olmadığı hükmüne vardı. Michelin rehberini hazırlayanların avukatı Richard Malka, Karar, eleştiri özgürlüğünü kutsuyor ve yapılan şikayetin hayal ürünü olduğunu, asılsız olduğunu kanıtlıyor dedi. Michelin rehberi genelde yıldız verirken veya yıldızları düşürürken gerekçeleri açıklamıyor. Mahkemede verilecek karar fine dining restoranların değerlendirilmelerindeki şeffaflık açısından bir dönüm noktası olarak görülüyordu. Savoyard tarzı siyah geniş şapkası ve yerel otlar ve yerel ürünlerle yarattığı botanik yemekleriyle bilinen Fransız şef Marc Veyrat, Michelin denetçilerinin yeteneksiz olduğunu söyledi. Fransız Alplerindeki 'Maison des Bois restoranının sahibi ve şefi olan Veyrat, geçen yıl Ocak ayında, bir yıldır sahibi olduğu üç Michelin yıldızdan birini kaybetti. Michelin denetçileri, Veyrat'ın Fransızların, tarifi 18. yüzyıla dayanan geleneksel yemeklerinden olan suflenin içine İngiliz çedar peynirini koyduğunu iddia etti. Sufle genellikle Fransız ve İsviçre peynirleriyle yapılıyor. Mahkeme kararı sonrası Reuters'a konuşan Veyrat, kararın 'saçmalık olduğunu' söyledi ve restoranının Michelin rehberinden tamamen çıkarılmasını istediğini söyledi. Veyrat, Bana yeterince hakaret ettiler, artık yeter dedi. Sufle yaparken İngiliz çedarı kullandığı iddialarının da doğru olmadığını söyleyen Veyrat, denetçilerin Fransız Alplerindeki restoranında İngiliz çedarı kullanılmadığını bilmeleri gerektiğini belirtip Londra'da değiliz dedi. Veyrat, daha önceki açıklamalarında üçüncü Michelin yıldızını kaybetmesinin kendisini depresyona soktuğunu, uyku sorunlarına neden olduğunu ve intihar etmesinden korkan partnerinin evdeki av tüfeklerini saklamaya başladığını söyledi. Veyrat, Fransız Le Point dergisine Yaşadığım utancı tahmin edebiliyor musunuz? Kazandığı yıldızı bir yıl içinde kaybeden tek şefim dedi. Michelin yıldızını kaybetmek Veyrat için büyük bir sürpriz oldu. Mahkeme kararı öncesi Fransız haber ajansı AFP'ye konuşan Veyrat, Fransa'da Michelin'e büyük saygım var ama benim restoranımla ilgili hata yaptılar ve bu hatalarını kabul etmeleri lazım dedi. Veyrat, kayak yaparken yaralandığı için dokuz yıl mutfağa girememişti. Daha sonra da restoranının yanması üzerine üç yıl şeflik yapamadı. Bu zorlu yılların ardından mutfağa dönen Veyrat, Maison des Bois restoranıyla üç Michelin yıldız aldı. Bir yıldızı geçen yıl Ocak'ta kaybeden Veyrat, Mart ayında, Michelin rehberinin yeni müdürü Gwendal Poullennec'le bir araya geldi. Poullennec, 2019 yılı Michelin yıldız rehberi açıklanmadan yalnızca birkaç ay önce bu göreve gelmişti. Mart ayındaki görüşmede Veyrat'ya, kullandığı deniz tarağının pamuk gibi olduğu söylendi, Veyrat ise aslında yediklerinin deniz tarağı değil, yerel bir balık türü olduğunu söyledi. Geçen yıl işlerinin %7 oranında arttığını söyleyen Veyrat, Benim gerçekten onlara ihtiyacım yok. Noel ve Yeni Yıl'da bile tamamen doluyuz. Daha önce hiç bu kadar dolu olmamıştık. İsterlerse bütün yıldızlarımı alsınlar dedi. Michelin avukatları ise açılan davanın yargının suiistimal edilmesi olduğunu söyledi ve Veyrat için narsist diva dedi. Michelin avukatları, kurumun itibarına verilen zarar nedeniyle 30 bin euro tazminat istiyordu. Geçen hafta AFP'ye konuşan Michelin avukatı Richard Malka, kendilerini Bu, ülkemizdeki eleştiri ve fikir özgürlüğüne saygı meselesidir. Meşru bir şekilde eleştirilebilecek kamuya mal olan birinin veya başkasının alıganlığı yüzünden bu özgürlük yok edilemez sözleriyle savundu. Kasım ayında görülen duruşmada Malka, Michelin rehberinin restorana giden müşteriler için olduğunu ve şefler tarafından sahiplenilemeyeceğini söyledi. Avukat Malka, mahkeme kararı öncesi açıklamasında Veyrat'nın haklı bulunması durumunda, yemek, edebiyat, sinema veya başka bir alanda eleştirmenlik yapanların bundan sonra elleri titremeden değerlendirme yapmaya da cesaret edemeyeceklerini ifade etmişti. Veyrat'nın avukatı Emmanuel Ravanas ise Michelin'in iddialarını reddedip, müvekkilinin pahalı yemeklerinin sert bir şekilde eleştirilmesine alışık olduğunu söyledi. Avukat Ravanas, Kasım'daki duruşmada Biz eleştiriyi yasaklamak için burada değiliz. Mevcut kriterlerin doğru uygulandığından emin olmak istiyoruz. İfade özgürlüğünü bahane ederek kafanıza göre istediğinizi yazmaya hakkınız yok diye konuştu. Veyrat, hayatının büyük bir bölümünü, Annecy yakınlarında Alp Dağları'nın yaklaşık 1.600 metre tepesindeki evinde yemek yaparak geçirdi. Kasım ayındaki duruşmadan birkaç gün önce Veyrat, Michel'in rakibi restoran değerlendirme kuruluşu Gault & Millau rehberi tarafından üstün nitelikli yemeklerin ölümsüz 10 isminden biri seçilmişti. Gault & Millau'nun ölümsüzler listesinde Alain Ducasse ve Guy Savoy da vardı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ingiltere-izlandaya-bereketiyle-geldi/", "text": "EURO 2016'da İngiltere'yi 2-1 yenerek çeyrek finale kalma başarısı gösteren ve tarihinin en önemli futbol olayını gerçekleştiren İzlanda'da bu maçtan tam 9 ay sonra doğum rekoru yaşandı. Euro 2016'da çeyrek finale kalarak büyük sürprize imza atan İzlanda'da turnuvadan tam 9 ay sonra doğum rekoru kırıldı. İZLANDA, EURO 2016'NIN SON 16 TURUNDA İNGİLTERE'Yİ 2-1 YENEREK ÇEYREK FİNALDE FRANSA'YA RAKİP OLMUŞTU Yaklaşık 300 bin nüfusa sahip olan ada ülkesinde yaşanan doğum artışı, sosyal medya ve basınında gündem oldu. İzlanda'nın EURO 2016'nın son 16 turunda İngiltere'yi 2-1 yenerek çeyrek finalde Fransa'ya rakip olarak çıkması birçok otoriteyi şaşkınlığa uğratmıştı. ANLAŞILAN O Kİ, MAÇ GECESİ ÇILGINCA EĞLENEN İZLANDALILAR, KUTLAMALARINA KAPALI KAPILAR ARDINDA EVLERİNDE DEVAM ETTİ Yerel gazete Visir'in haberine göre, uzmanlar da, ülke tarihindeki bu doğum rekorunu tam 9 ay önce, 27 Haziran 2016'da oynanan İngiltere maçına bağladı. 'Euro 2016 jenerasyonu' diye anılan bu 'bebek furyası'na dair esprili yorumlar da yapıldı: Anlaşılan o ki, maç gecesi çılgınca eğlenen İzlandalılar, kutlamalarına kapalı kapılar ardında evlerinde devam etti. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ingilterede-tuhaf-hizmet-evlere-ciplak-temizlikci/", "text": "Daily Mail'in haberine göre 1 çocuk annesi evli kadın, erkeklerin evini çırılçıplak temizleyerek para kazanıyor. Liverpool'da yaşayan 25 yaşındaki Emily Nikols, temizlik boyunca plastik eldivenden başka bir şey giymiyor. Emily, kendisine asılması yasak olan doğacı işverenlerinin gerçek birer centilmen olduğunu ve bu yüzden onu temizlik yaparken izleseler bile bir seks objesi gibi hissetmediğini iddia ediyor. 9 ay önce kızını dünyaya getiren genç kadın, doğum izninde ekstra para kazanmak için bir temizlik şirketinde çalışmaya başladı. Emily, çırılçıplak çalışmanın tamamen normal olduğunu düşünüyor ve kendisiyle barışık biri olduğu için çıplak dolaşmaktan utanmadığını söylüyor. Emily'nin çalıştığı Doğacı Temizlikçiler şirketinde 80 kadın ve erkek çalışan mevcut. Müşteriler ilk saat için 65 pound (298 lira) ve ikinci saat için 55 pound (252 lira) ödüyor. Bu paranın saatte 45 poundu (206 lira) temizlikçiye kalıyor. Müşterilerin temizlikçilere herhangi bir temasta bulunması yasak. Temizlikçiler, çırılçıplak oldukları için ağır işler yapmıyor, güçlü kimyasallar kullanmıyorlar. Kaynaklar: Milliyet Pembe Nar: http://www.milliyet.com.tr/cirilciplak-ev-temizligine-gidiyor-pembenar-galeri-yasam-2391406/ Daily Mail: http://www.dailymail.co.uk/femail/article-4195406/Cleaner-25-paid-men-s-houses-completely-NAKED.html"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ingiltereden-bir-tuhaf-hizmet-daha-profesyonel-yatak-isiticisi/", "text": "Sıradan mesleklerden farklı bir iş kolu yaratan Viktoria Ivachyova, dünyanın ilk profesyonel yatak ısıtıcısı olarak tanınıyor. Ivachyova genel olarak erkeklerin soğuk yataklarını ısıtıyor ve müşterilerinin daha sıcak bir yatağa girerek huzurlu bir uyku almasını sağlıyor. Okuduğu kitap karakterinden ilham alarak bu sektörü oluşturduğunu belirten Rus kadın, bu hizmeti için müşterilerden saat başına 65 pound (yaklaşık 298 TL) aylık ise 1350 pound (yaklaşık 6 bin 200 TL) alıyor. Yataklarının ısıtıldığı sırada müşterilerin odada bulunmasına izin verilse de Ivachyova'ya fiziksel temasta bulunmalarına izin verilmiyor. 21 yaşındaki genç sunduğu hizmetin dışında ekstra bir şey isteyen müşterilerine önlem almak amacıyla yanında bir panik butonu bulunduruyor ve bu butona basılmasında halinde kapıda güvenlik görevlileri odaya dalıyor. Ivachyova çağrıldıktan sonra pijamalarıyla yatağa giriyor ve bir saat boyunca yatağı ısıtıyor. İyi bir dinleyici olduğunu belirten Ivachyova, bu sırada müşterilerini dinlediğini ve birçoğunun derdini ona açtığını ifade ediyor. Bir müşterisinin bu seanstan sonrası kendisini aradığını söyleyen Rus kadın, müşterisinin Vika sen inanılmazsın, Bu sabah uyandım ve yaşama sevinciyle doluyum dediğini belirtiyor. Müşterilerinin genel olarak yalnız erkekler olduğunu söyleyen Ivachyova, istendiği takdirde kadınlara da bu hizmeti sunacağını ifade ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ingilterenin-guneyinden-icinizi-isitacak-bir-kasaba-bournemouth/", "text": "Bournemouth, İngiltere'nin soğuk ve kasvetli havasıyla ilgili ön yargılarınızı baştan aşağı yıkabilecek, gerek doğası gerek insanlarıyla eğlence ve huzurun buluştuğu bir yer. Özellikle İngiltere'ye dil eğitimine giden öğrencilerin tercih ettiği bu sevimli kasaba , sizi kendinizi evinizdeymişçesine rahat ettirecek ve hatta evinizden daha huzurlu bir ortam sağlayacak. Londra'nın 2 saat güneyinde yer alan Bournemouth'da birçok yer elinizin altında olacak; gece hayatıyla meşhur olan ikiz kardeşi Brighton, Harry Potter'da sıkça gördüğünüz Bristol, Titanic'in yola çıktığı Soundhampton gibi şehirlere çok kısa sürede ulaşabileceksiniz. Bournemouth'un 11 millik güzelim plajından bahsedecek olursak... Atlantik okyanusunda yüzmek gibi bir deneyim yaşamak istiyorsanız birazcık cesur olmanız gerekiyor. Ayaklarınızı suya soktuğunuz anda soğuktan nefesiniz kesilebilir. Keza suda 15 dk'dan fazla durmamanız öneriliyor. Yüzmenin dışında bol aktiviteli bir plaja sahip olan Bournemouth'un havası, sıcak yaz günlerinde bunalmadan güneşlenebilme imkanı sunuyor. Güneşin altındayken de Türkiye'deki gibi haşlanmıyorsunuz, sadece pembeleşinceye kadar kızarıyorsunuz 🙂 Bournemouth'da gezdiniz yoruldunuz... Halka açık bir alanda oturmak istiyorum, insanlarla tanışmak istiyorum diyorsanız o zaman içinde binbirçeşit insan barındıran Bournemouth'un o güzelim parkında oturabilirsiniz. Kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği, çimenlerinde özgürce uzanabileceğiniz bu parkın üç özelliği var; birincisi, bir ucunun neredeyse Poole'dan başlayıp, Pier'e kadar uzanması, ikincisi ortasından ufacık bir derenin akması, üçüncüsü ise merkezinde bulunan balonu... Balona binerek etrafı izleme şansını elde edebilir, değişik bir deneyim yaşayabilmeniz. İngiltere demişken, oraya kadar gidip de fish and chips yemeden gelmek olmaz tabii ki. Londra'da bulunan tarihi St James Tavern'de fish & chips yemenin her ne kadar ayrı bir havası olsa da, Bournemouth'a bağlı Westbourne'da bulunan Chez Fredin fish & chipsini denemeden geçmeyin. Oraya kadar gitmişken bir hayli küçük ama etkisi büyük olan Westborune'da da bir tur atın. 2. el eşya satan dükkanlardan hiç kullanılmamış marka kıyafetleri 5 pound gibi cüzi bir fiyata bulabilir, artık üretilmeyen orijinal İngiliz porselen çay takımlarına sahip olabilirsiniz. Westborune'daki küçük İngiliz Pub'ları ve içerisinde ev yapımı pastaları barındıran butik pastanelerinin de cazibesine kapılacaksınız. Uğramanız gereken bir diğer yer ise Circo Lounge. Sakin havasında gölgelenebileceğiniz güzel bir cafe & bar. Bournemouth'ta yapılacak diğer şey de tabii ki 5 çayınızı yudumlamak olacak... Eşsiz İngiliz porselenlerinde sunumu yapılan çayların yanına bir de mis gibi kaymak ve çilek reçeliyle birlikte sunulan Scones yeme şerefine nail olup, mutluluktan havalara uçabilirsiniz. Türk yemeklerinden vazgeçemiyorum diyorsanız eğer, Bournemouth'un merkezi alabildiğine Türk yemekleriyle dolu! Kebap, ev yemeği , ayak üstü atıştırmalıklar vb aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Özellikle yazın cıvıl cıvıl olan Bournemouth, gece hayatıyla sizi bir mekandan diğerine sürükleyecek ve kendinize hakim olamayacaksınız. Cuma akşamlarının vazgeçilmezi olan Brasshouse'da sadece o güne özel olarak biraları ve bazı alkol çeşitlerini 1 pounda tükettikten sonra gecenin ilerleyen saatlerinde başka mekanlara gidebileceksiniz. Sahilde Pier'de yer alan, Atlantik okyanusunu olabildiğine izleyebileceğiniz ve cumartesi gecesi partileriyle meşhur Aruba gidebileceğiniz diğer mekanlardan biri. 3 katlı, her bir katında ayrı müzik tarzıyla sizi eğlendiren Cameo İngilizlerin ve orada yaşayan öğrencilerin eğlence için uğrak mekanlarından... Ben sadece İngilizlerle eğlenmek istiyorum diyorsanız o zaman Revolutionı tercih etmeniz gerekiyor. Güzel müzikler eşliğinde arkadaşlarınızla rahat koltuklarda hoş sohbet peşindeyseniz Sixty Million Postcards sizin için biçilmiş kaftan. Bazı akşamlar alternatif rock ve elektronik müzikler yapan gruplarla sizi keyiflendirirken, bazı akşamlarda da rockn roll gibi konseptlerle sizi eğlendirebiliyor. Bournemouth'da yolculuk yapma imkanlarına gelirsek; yakın bölgelere, bir otobüs ağı olan National Expres'ten kart alıp indirimli biletlerle yolculuk edebilirsiniz. Diğer bir seçenek ise Bournemouth'un küçük garından faydalanarak tren yolculuğu yapmak. Tren yolculuğu her ne kadar otobüsten daha pahalıya gelse de daha keyifli olduğunu düşünüyorum. Bournemouth'un içerisinde ulaşımı, şehir içi otobüslerle ya da bisikletle sağlayabilirsiniz. Zaten çok küçük olan kasabada bisiklete binmek gayet zevkli oluyor, hele ki parkın içerisinden geçen orman yolunu kullanırsanız... Bournemouth'un havası, İngiltere'nin diğer yerlerine göre daha yumuşak olsa da şemsiyenizi yanınızdan ayırmamanızı öneririm. Bir yanda güneş varken diğer yandan hunharca yağmura denk gelebilirsiniz. İyi tatiller..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/insaat-iscilerinin-minik-kiza-biraktiklari-not-kalbinizde-buyuk-bir-umut-birakacak/", "text": "Hastaneler genellikle geniş, ferah ve rahat görünümdedir ki zaten insanlar genellikle çok ağır bir durum olmaz ise orada pek vakit geçirmezler. Çocuk hastanelerinde ise normal hastanelere göre daha sıcak bir ortam yaratılmaya çalışılır. Özellikle çalışanları daha dikkatli ve şevkatlidir. Tabi bazen dış etkenler kalbi daha da ısıtacak durumlar yaratabilir. Bu hikayeyi okuduktan sonra hüznünüzün yerini tatlı bir mutluluk alacak diye umuyoruz çünkü hastane odasının camından sürekli el sallayan kızı gören inşaat işçilerinin bu minik kız için yaptığı jest gerçekten çok güzel. Sizin için hikayeyi kısa bir şekilde derledik. Böyle hikayeler gördükçe insanlığa karşı bir umut filizlenmiyor değil... Gördüğünüz bu yer ST. Louis Çocuk Hastanesi'nin bir bölümü Hastaneye bağlı bu inşaatta onlarca işçi çalışıyor ve hastane önünden inşaat gözükmüyor. İnşaatın karşısında ise bu süreci büyük bir tutku ve istekle izleyen biri bulunmaktaydı. Ve bu minik yürek inşaat işçilerine duyguduğu sevgiyi ve hayranlığı bildirmenin yolunu arıyordu. Bu minik yürek iki yaşında Vivian'dı. Kendisi her gün inşaat işçilerine el sallıyor ve onu farkedip geri el sallamalarını umutla bekliyordu. Annesinin dediğine göre Vivian el sallamaktan hiç vazgeçmemiş. Sonunda onun el salladığını gören işçiler kendisine el sallayarak yanıt vermiş ve bu onu inanılmaz mutlu etmiş. İşçiler için bu sadece bir el sallama iken Vivian için daha büyük bir anlam ifade ediyormuş. Her gün cam kenarında oturup işçilere el sallamak düşüncelerini kemoterapi tedavisi seanslarından uzaklaştırmasına neden oluyormuş. Minik Vivian uzun bir zamandır çocukluk çağı lösemisi için tedavi görmekte. Her gün onun için bir mücadele ama annesi kızının güçlü olduğuna ve bu savaşı kazanacağına inanıyor. İnşallah zaferini en kısa sürede elde eder minik yürek... Bir gün her gün yaptığı gibi el sallamak için annesi ile camın kenarına gitti Vivian. İşte o zaman o muhteşem şeyi gördüler. Vivian'ın görebileceği bir yere çabuk iyileş yazısını yazmışlardı. Vivivan'a onun el sallamalarının ve cesaretinden ne kadar etkilendiklerini göstermek için ona hayatının süprizini yaparak hastanede ziyaretine de geldiler. Bu koca yürekli işçileri yürekten kutluyor ve Vivian'a acil şifalar diliyorum..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/insafsizca-barinagin-onune-yavrulari-ile-terk-edilen-pitbullun-mutlu-sonu/", "text": "Geçen Cuma günü, California'da Sacramento SPCA çalışanları işe vardıklarında beklenmedik bir görüntü ile karşılaştılar. Barınağın önünde yavruları ile beraber bir anne pitbull duruyordu. Anne pitbull bağlı değildi ve önüne ne yiyecek ne de su bırakılmıştı. Buna rağmen, belirsiz bir zaman aralığı boyunca , birkaç günlük olduğu tahmin edilen yenidoğan yavrularının yanından hiç ayrılmamıştı. Sarah Varanini, barınağa nasıl geldiklerini bilmediklerini söylüyor. Kanaması olmasına rağmen, normalde görülen doğum sonrası kanaması yoktu bu nedenle başka bir yerde doğum yaptığını ve kısa bir zaman sonra da barınağa terk edildiğini düşünüyoruz diyor Sarah. Normalde bu kadar büyük bir aile için koruyucu aile bulunmasının zor olduğunu fakat bu anne ve yavruların, Pazartesi günü istekli bir koruyucu baba tarafından alınarak geçici bir eve gidebildiklerini söylüyor Sarah. Görünüşe göre yeni misafirleri geldiklerinden beri onların fotoğraflarını Snapchatte yayınlamaktan kendini alamıyor bu şeker baba 🙂 Anne pitbullun yaklaşık bir yaşında olduğu tahmin ediliyor ve geldiğinden beri hem SSPCA görevlilerine hem de şimdiki koruyucu babasına karşı inanılmaz derecede tatlı davranıyormuş. Ayrıca yabancılara hiçbir problem çıkarttırmadan bebeklerini ellemelerine izin veriyormuş. Burnunda bile sevgi simgesi kalp belirmiş o kadar tatlı yani <3 Ailenin, yavrular anneden ayrılıp kalıcı yuva aranmasına başlanmasına kadar yani 2 ay gibi bir süre boyuncu koruyuculuk yapacağı bekleniyor. Yavrularına çok bağlı bir anne pitbullumuz bu, terk edildiklerinde bir dakika bile yanlarından ayrılmamış. Umarız kendileri gibi tatlı yuvaları olur hepsinin <3 Eğer California veya yakınlarında yaşıyorsanız ve bu miniklerden birini sahiplenmek isterseniz, buraya tıklayın ve sürecin nasıl işlediğine dair bir göz atın 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/insan-haklari-savunucusu-ve-iki-cinsiyete-de-hakim-androjen-modelle-tanisin/", "text": "23 yaşındaki model ve insan hakları savunucusu Stefania Ferrario; androjen bir model. Peki nedir bu Androjen? Androjin'den farklı olarak testosteron gibi erkeksi karakterlerin oluşumunda etkisi olan hormonların tümüne verilen addır. Andro ve Gyne kelimelerinin birleşmesinden oluşan bu kelime tam olarak Stefania'yı anlatıyor. Kendine özgü cazibeleri ve korkusuz duruşlarıyla dünyaya çok zayıf olmanın aslında ne kadar sağlıksız olduğunu haykıran büyük beden modeller giderek popülerlik kazanıyor. dropp the Plus hareketine öncülük eden Stefenia ise bu akımın yayılması için çok çaba harcıyor. Büyük beden kızlar belki ilerleyen yıllarda modellik sektöründen gerekli öneme sahip olacak ve şu an yaşadıkları ayrımcılıkla karşı karşıya kalmayacaklar. Ancak bu durum gerçekleşene alışılagelmemiş vücut oranlarındaki bu kızlar büyük beden gibi olumsuz bir etiket ile yaşamaya devam edecek. İşte onlardan biri Stefania Ferrario; 23 yaşındaki Avustralyalı Stefania model olarak çalışıyor ve insanların büyük beden olarak nitelendirilmesine karşı aktif olarak mücadele ediyor. Vücut şeklini ortaya çıkaran iç çamaşırları ile pozlarını Instagram'da yayınlayan Stefania #DropThePlus hastagiyle büyük beden model algısına karşı olan savaşını sürdürdü. Ben bir modelim. Maalesef modellikte ortalamanın biraz dışında olan bir vücut şekline sahipseniz büyük beden olarak anılırsınız ve bu bir modelin başarı şansını oldukça olumsuz yönde etkiler. Tüm olumsuz algılar bir yana Stefania inanılmaz görünüyor! Bizler The Geyik ailesi olarak Stefania gibi kızlar sayesinde sağlıksız zayıflık anlayışının eninde sonunda yıkılacağına ve bu güzel kızların hak ettikleri başarıyı elde edeceğine gönülden inanıyoruz. Kadınsı duruşunu erkeksi saçlarıyla birleştirmesi ve sert duruşuyla oldukça etkili birisi. Kısacık sarı saçları, kusursuz yüzü ve kıvrımlı hatlarıyla sosyal medyayı da peşinden sürükleyen Ferrario'nun Instagram profili de kısa zaman içinde 450 bin takipçiye yaklaştı. instagram.com/stefania_model/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/insan-vucudunda-dunyaya-geldigimizde-sahip-olmadigimiz-bir-organ-bulundu/", "text": "Varlığını yeni fark ettiğimiz kalp, akciğer, böbrek, beyin veya dalak gibi bir organımız var. Bu yeni organın diğerlerinden en önemli farkı anne karnında iken bu organa ait tek bir hücre bile bulunmaması ve dünyaya geldikten sonra gelişmeye başlaması. Bu, öyle ufak tefek bir organ da değil; onlarca trilyon hücreden oluşuyor, ağırlığı da 2 kilogramı buluyor. Bu yeni organın adı bağırsak mikrobiyotası. Bağırsak mikrobiyotası nedir? İnsan vücudunda 100 trilyon hücre bulunduğu tahmin ediliyor; bundan 10 misli fazla miktarda mikrop da vücudun deri, ağız, vajina, bağırsaklar gibi çeşitli bölgelerinde yerleşmiş bulunuyor. Bu mikroplar bulundukları yerlere göre daha önce o bölgenin florası olarak adlandırılırdı; flora yerine artık mikrobiyota tabiri kullanılıyor. Bağırsak mikrobiyotası dendiği zaman bağırsaklarımızda yaşayan tüm mikropları anlıyoruz. Bağırsak mikrobiyotasında en azından 1.000 farklı türden bakteri ve bunlara ait 3 milyondan fazla gen (insan genlerinden 150 misli fazla) bulunuyor ve bunların ağırlığı 2 kilogramı buluyor. Bağırsak mikrobiyotası bir organ olarak kabul ediliyor. Bağırsak mikrobiyotasının vücudun çeşitli fonksiyonlarının yerine getirilmesindeki vazifeleri sebebiyle ayrı bir organ olarak kabul ediliyor. Bu, dünyaya geldiğimizde sahip olmadığımız bir organdır. Bebek anne karnında steril bir ortamda gelişir ve ilk mikropları dünyaya gelirken annenin doğum kanalından, vajinasından, derisinden, memesinden ve soluduğu havadan alır. Bağırsak mikrobiyotasının, dünyaya gelişinin üçüncü gününde bebeğin beslenme şekline göre değiştiği tespit edilmiştir: Anne sütü emen bebeklerin bağırsak mikrobiyotasına bifidobakteriler hakim olur. Üç yaşına gelindiğinde bağırsak mikrobiyotası artık belirlenmiş ve erişkinlerinkine benzer bir hale gelmiştir; mikrobiyota bundan sonra daha yavaş bir değişim gösterir ve bu ömür boyu sürer. Bağırsak mikrobiyotasının önemli vazifelerinden bazıları Mide ve ince bağırsaklar tarafından sindirilemeyen besinlerin sindirimine yardım eder. B ve K vitaminlerinin yapımını sağlar. Bağırsaklarda hastalık yapabilecek bakterilerin yerleşmesine mani olur. Bağışıklık sisteminin önemli bir elemanıdır; bir bariyer vazifesi görür. Kanserden damar sertliğine, obeziteden diyabete ve alerjilere kadar sayısız hastalığın ortaya çıkmasında rolü vardır. Bağırsak mikrobiyotası kimlik kartı gibi: İnsanların bağırsak mikrobiyotasının üçte biri insanların çoğunda aynıdır, üçte ikisi ise insandan insana çevreye ve diyete göre farklılık gösterir. Bağırsak mikrobiyotası, tıpkı parmak izi veya retina gibi kişilere özgü bir kimlik kartı olarak da görülebilir. Bağırsaklarda yaşayan 1000 farklı bakteri türünden 150-170' i baskın bakteriler olarak bulunur. Bağırsak mikrobiyotası, diyette bulunan ögelere geçici veya sürekli olarak alışkanlık kazanır: Japonlar günlük diyetlerinin bir parçası olan deniz yosununu deniz bakterilerinden edindikleri mikropların enzimleri sayesinde hazmederler. Bağırsak mikrobiyotası değişikliklere uyum sağlayabilirse de dengesi bazı özel durumlarda bozulabilir; buna disbiyosiz denir. Disbiyozis, fonksiyonel ve enflamatuar bağırsak hastalıkları, alerjiler, obezite ve diyabet ile ilişkilendirilir. Prebiyotik ve probiyotiklerin bağırsak mikrobiyotasına müspet etkileri vardır. Faydalı mikroplar için besin vazifesi gören prebiyotikler, bu mikropların üremeleri ve aktivitelerini artırarak bağırsak mikrobiyotasının fonksiyonlarının daha iyi olmasını sağlarlar. Yoğurt, kefir gibi fermente yiyeceklerde bulunan probiyotikler de bağırsak mikrobiyotasının dengesini, bütünlüğünü ve çeşitliliğini sürdürmesini sağlarlar. Gelelim neticeye Bağırsak mikrobiyotası varlığını yeni keşfettiğimiz, hastalıklardan uzak yaşayabilmemiz için çok önemli olan bir organımız. Kanser, kalp krizi, astım, obezite, hipertansiyon, depresyon bağırsak mikrobiyotası ile ilişkilendirilen hastalıklardan sadece bazıları. Geç bulduğumuz bu organımızı çabuk kaybetmemek için ona gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. Yeni organımıza sayın ön adının eklenmesini yani sayın bağırsak mikrobiyotası denmesini teklif ediyorum. O, bunu çoktan hak ediyor. Yazıyı yazan ve bizi bu konu hakkında bilgilendiren Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'ya teşekkür ediyoruz. Bilimsel kaynak: http://www.cell.com/cell-reports/fulltext/S2211-1247(16)30518-6"} {"url": "https://www.thegeyik.com/insan-vucuduyla-ilgili-7-harika-gercek/", "text": "İnsan vücudunun güzellikleri ve haberimiz dahi olmayan özelliklerimizi anlatmaya başlarsak sanırım saatlerce bu konudan bahsetmemiz gerekebilir. O yüzden sizler için gerçekten ilgi çekici gerçekleri derledik. 1- Sabahları akşama oranla 1 cm daha uzunuz. 2- Göz o kadar hassas ki eğer dünya düz olsaydı, mumun yanıp sönüşünü 30 km öteden görebilirdik. 3- Muz ile insanın DNAsı %50 aynı 4- İnsan hayatı boyuca 170 kilo civarında ölü hücre atıyor. 5- Kanımızdaki bir hücre bir günde 19.200 km yol yapıyor. 6- Beyin oksijen ve kalori açısından tüm vucüttan %20 pay almasına rağmen sadece %2 civarında bir yer kaplar. Yani beyin abi ufak olsa da vücudda ana paya el koymuş. 7- Gözünüzü o kadar çok kırpıyorsunuz ki göz kapağı kasları 100.000 kez hareket ediyor. Aynı çalışmayı bacak kaslarınız için yapmak istiyorsanız günde 80 km yürümeniz gerekiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/insan-vucuduyla-ilgili-pek-bilmedigimiz-20-gercek/", "text": "İnsanoğlunun kullandığı en büyük teknoloji hiç kuşkusuz ki kendi vücudu. Müthiş gizemli yapısı, gücü, işleyişi tam bir mucize. Peki bizler bu mucizenin özelliklerini ne kadar biliyoruz? İşte bu içerik insan vücudunun az bilinenleri üzerine. Şimdiye kadar pek duymadığınız insan vücudunun 20 gerçeği; 1# Dilimizin üzerindeki izler parmak izi misali her insana özgü bir özelliktir. Yani herkesin dili eşsizdir. 2# Tek bir saç teli asılı olan bir elmanın ağırlığını taşıyabilir. Kardeşim elmadan elmaya fark var diyorsanız o da bilim insanlarının ayıbı olsun. 3# İnsanın ağzındaki bakteri sayısı, dünyada yaşayan insan sayısından daha fazladır. 4# Yumuşak, kırılgan ve içinde beyaz ay bölgesi olmayan tırnak aşırı çalışan tiroid göstergesidir. 5# Beynimize gelen impulsların hızı ortalama 400 km/saat'tir. Yani bir çoğumuzun hayalimizde bile göremeyeceği bir spor arabadan daha hızlıdır. 6# Bildiğimiz gibi sadece 4 değil tam 29 tip kan grubu bulunmaktadır. Bunlar için en nadiri Japonya'daki küçük aileler grubunda bulunan Bombay tipidir. 7# Sadece bir günde kanımız 19,312 kilometre mesafe kat eder. Yani dünyanın çevresine kaba bir hesapla 40,000 km desek aşağı yukarı yarısını kat eder. 8# İnsan vücudundaki sinirlerin toplam uzunluğu 75 kilometredir. Beylikdüzü Kadıköy arası ise yaklaşık olarak 63 kilometredir. 9# Bir insan günde 20,000 kez nefes alır. 10# İnsan gözü 10 milyon farklı rengi ayırt edebilir ancak beyin bunların hepsini hatırlayamaz. 11# Kulaklarımız her yıl büyümeye devam eder. Bu büyüme bir yılda milimetrenin dörtte biri kadardır. 12# Kalp bir yılda tam 35 milyon kez atar. Bu yüzden birine kalbim senin için atıyor derken dikkatli olun. 13# İnsan vücudu günde bir milyon deri hücresi kaybeder. Bu da yılda toplam 2 kiloya denk gelmektedir. 14# Cildimizin bir santimetre karelik bölgesinde yaklaşık olarak 100 adet acı sensörü bulunur. 15# Erkeklerin dillerinde kızlara oranla daha az tat alma bölgesi vardır. 16# Ortalama bir insan ömrü boyunca yaklaşık olarak 35 ton gıda tüketir. Fazlası? Ne olduğu belli. 17# İnsan ömrünün 5 yılını göz kırparak geçirir. Neyse ki aynı anda başka işlerle uğraşabiliyoruz. 18# Beynimizde her saniye 100000 kimyasal reaksiyon meydana gelir. 19# Hapşırığımızın hızı saatte 160 kilometredir. 20# Gülümsemek yüzümüzde 17 kası harekete geçirirken ağlamak 43 kası harekete geçirir. Bu yüzden gülümsemek her zaman daha kolaydır. Her zaman gülün 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/insan-yuzunun-yillar-icinde-yasadigi-degisimi-tek-bir-karede-yansitan-18-fotograf/", "text": "36 yaşındaki Bobby Neel Adams, bir gün 6 yaşındaki fotoğrafını buldu ve bu fotoğrafın şimdiki haline ne denli benzediğini fark etti. Bu farkındalık Bobby'e esin kaynağı oldu ve eski tekniklerle fotoğrafları birleştirerek müthiş eserlere imza attı. Bobby Neel Adams'ın Yaş haritası adını verdiği meşakkatli süreç sonrası elde edilen çalışmalarından en güzel örnekler; 1# Chris 12 ve 45 yaşında 2# Christene 7 ve 41 yaşında 3# Christian 6 ve 41 yaşında 4# Dan 7 ve 35 yaşında 5# Izzie 4 ve 36 yaşında 6# Jonathan 8 ve 33 yaşında 7# Kathy 6 ve 36 yaşında 8# Kelly 1 ve 28 yaşında 9# Kevin 3 ve 33 yaşında 10# Lorna 7 ve 25 yaşında 11# Nick 9 ve 33 yaşında 12# Ray 5 ve 50 yaşında 13# Sally 14 ve 62 yaşında 14# Silvano 12 ve 51 yaşında 15# Silvano 8 ve 51 yaşında 16# Simone 8 ve 32 yaşında 17# Tornado 2 ve 37 yaşında 18# Werner 6 ve 33 yaşında"} {"url": "https://www.thegeyik.com/insani-yuzlesemedigi-bosluklari-yonetir/", "text": "Doğumu ile dünyaya yuvarlanan insanı, çoğu zaman bir cennet karşılar. Tüm ihtiyaçları elden geldiğince karşılanır. Etrafında karşılıksız seven, ne istese /ima etse yerine getirmeye hazır insanlar vardır. İnsan kendi cennetine doğar. Bebek bunun keyfini çıkarır, talep eder, ilgi ister. Diğer yandan, karmaşıklıklarla başa çıkabilmek için, annesine daha çok yakın olmak ister. Ancak yıllar, cennetimizin kaybını, silikleşmesini beraberinde getirir. Dünya'ya gelir gelmez sahip olduğumuz en büyük zenginliğimiz, yetişkinliğimizin ilk ve en büyük kaybı olur. Düne kadar etrafımızda dönen dünyanın yerini, baş etmemiz gereken meseleler alır. Bu durumun yaşamımıza etkisi konusunda, Lacan'nın sarsıcı bir tespiti şöyledir; ''Anneyle yaşadığımız cenneti, büyüdüğümüzde sonsuza dek kaybederiz. İnsanın trajedisi, bu eksiliği tamamlamaya yönelik nafile çabadır.'' İnsan, çocukken yaşadığı kısa süreli cennetinden, büyüdüğünde kovulur... Yetişkin olduğundaki tüm çabası, çocukken yaşadığı cennete ulaşarak, tekrar krala/kraliçeye dönüşebilmektir. Sevme, sevilme, güven, huzur, sıcaklık en temel arayış meselelerimiz olur. Yetişkin olmamıza rağmen, bir çocuk gibi, o bildiğimiz ve kendimizi güvende hissettiğimiz cennetin peşinde koşuyor olmamız, bizi hatalara sürükler; bize cennet vaat ettiğini sandığımız insanlar için, yıllarımızı rahatlıkla harcayacak hatalar yapabiliriz. Mesela, çocukluktan kalma o tatlı huzurun peşine düşen biri , derin problemler yaşadığı bir ilişkisine, bir son veremeyebilir. Ya da küçük yaşlarında, kayıplar yaşayan biri, yetişkin dönemlerindeki ilişkilerinde, 'yokluğu ile tehdit' eden kişilerin peşinden, anlam veremediği şekilde koşabilir. Cennet arayışımız bizi türlü sıkıntılar yaşadığımız insanların arasında, oyunda tutabilir. Kayıp cennetinin peşindeki insanı aldatan bir unsur da, yakın ilişkilerinde sıklıkla yaşayabileceği 'rolleri karıştırma' halidir. Çocuk cennetinde anne/baba eksikliğini yaşayan biri, yetişkin zamanında bu rolü üstlenerek sevdiğine 'babasının ya da annesinin ona davranmasını istediği gibi' davranabilir. Bu rol karıştırma hali, iki yetişkin arasındaki ilişkiyi kadın erkekten, 'baba kız ya da anne çocuk' vari bir türe sürükleyebilir. Diğer yandan, cennetini arayan, eksiliğini hisseden, bir şekilde bu tatmine ulaşmak isteyen yetişkin insanın karşısına, kocaman bir aldatıcı çıkıverir; piyasa endüstrisi... Işıltılı salonlar, mekanlar, parlayan takılar, insanı uçucu hayallere sürükler. Kapitalist sistemin hayali podyumlarında, prens ya da prenses gibi hissederken, boşluğunu yaşadığı trajik eksikliği tamamlamaya çalışan birileri olabilir. Gece mekandan mekana koşan, geçici arkadaşlara masalarda anlam yükleyenlerin bir türlü ulaşamadığı, cennetindeki neşedir belki de. Moda ve markaların büyüsünde kendini sürekli başka başka mutluluk resimlerinde hayal edenler de, cennetinin peşinde olabilir. Bu düşleri, piyasa tarafından olabildiğince kışkırtılır. İnsanı 'şimdiki zamanından' koparıp, köpürtülmüş, şişman hayallere iteler. İnsanı, yüzleşemediği boşlukları yönetir. Acı vermesine rağmen, problemli ilişkilerinden vazgeçemeyenler, kendini maddi dünyaya sırt üstü bırakanlar, ya da öğrenilmiş çaresizlikler yaşayanlar, belki de özlemini yaşadığı cennetinin peşinden düşe kalka yürümeye çalışanlardır. Ve sadece bu nedenle, kimse yaşamadığı, bilmediği bir hayatı yargılayamaz. Fırat Devecioğlu / firatdevecioglu.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/insanlar-neden-sigara-icer/", "text": "Uzun, kalabalık bir caddede baştan sona kadar yürüdüğünüz günleri hatırlayın. Hiç o caddeden yürürken kaç kişinin sigara içtiğine dikkat ettiniz mi? Ya da bu sigara içenler: Sigarayı neden içiyor? Sorusunu sordunuz mu? Birçoğumuz belki kendisi de içtiği için sormamıştır 🙂 Pekala bu insanlar sigarayı neden içiyor biraz gelin bunu tartışalım. Çoğu insan stres ile başa çıkmak için tek yolu sigara olarak görüyor. Nikotin onları yatıştırır, çünkü beyni etkileyen, ruh halini değiştiren bir ilaçtır. Zevk ve rahatlama getiren dopamin salınımını tetikler. Sigara iştahı da azaltabilir. Bu yüzden kişi ağzına yemek koymak yerine sigara koyar ve yemek isteğini öldürür. Arkadaş ortamındaki sigara kullanım oranı da sigaraya başlamanıza neden olabilir. Arkadaşlarınızın çoğu sigara içiyorsa size de teklif ettiklerinde onlarla daha yakın ilişkiler kurmak için, kendinizi onlardan ayrı hissetmemeniz için bu teklifi kabul edebilirsiniz. Böylece aranızdaki bağ daha da kuvvetlenir fakat bir o kadar da zarar görür. Televizyonlarda ve YouTube reklamlarında sigaranın ne kadar zararlı olduğu gösterilse de bir YouTube videosunda bu reklamdan sonra video başladığında videodaki kişinin sigara içtiğine şahit olabilirsiniz. Bu da sizi o kişiye özenmek havalı yapacağı düşüncesiyle sigaraya başlatabilir. Pek çok insan sigaranın vücuduna zararlı olduğunu bildiği halde sigaradan vazgeçemiyorlar. Bunun sebebi; Vücutlarının sigara bağımlı hale gelmiş olmasıdır. Sigara İçmek Vücudunuza Ne Yapar? Sigara ciğerlerinize çok ciddi zararlar verebilir. Onları adeta bir kömür gibi siyaha dönüştürme potansiyeline sahiptir. Kanser hücrelerini besler ve onların gelişmesine yardımcı olur. Nefes alıp vermenizi zorlaştırarak hayatınızı tamamen olumsuz yönde etkileyecektir. Sigara içmek, ilaç almak zorunda kalacağınız yüksek kolesterol, infertiliteye neden olabilir; bu da çocuk sahibi olmanızı ve cinsel ilişkiye girmenizi engelleyebilecek erektil disfonksiyona neden olur. Buna ek olarak, sigara tip 2 diyabet, diş eti hastalığı, artrit ve körlük riskinizi artırabilir. Hatta hızlı bir şekilde kemik yoğunluğunu kaybettirerek kemiklerinizin kırılma şansını artırır. Bu kadar olumsuz şeylerin arasında sağlığınız ve yaşam kaliteniz için sigara içmeye devam edecekseniz siz bilirsiniz 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/insanlar-neye-bakar/", "text": "Barış Balcı bir yazı yazdı, hepimizin varlığını sorgulattı. Buyrun sosyal medyada bu hafta en çok paylaşılan o yazı: Köylerde gezerken inek dışkılarından yeni yapılmış buram buram kokan tezeklerin yanında elimde simit yiyerek dolaşıyorum... Bütün yakın arkadaşlarım burada, Yedi yıldır aynı telefonu kullanıyorum (Black berry 9800). Satsanız 150 lira etmez ! Ama bir hafta şarjım dayanıyor. Üstelik istediğim her yeri rahatça arayıp, Bütün sosyal medya hesaplarıma bakıp, Maillerime cevap verip, Kaybolduğumda navigasyonuyla yolumu bulabiliyorum. Her ortamda da masanın üstüne çekinmeden koyuyorum... Böyle bir fotoğraf paylaştığımdan dolayı ne maaşım, ne yetkilerim, ne mevkiim ne de insanların bana olan saygısı, sevgisi azalmıyor. Aynı şekilde 7 yıldır aynı telefonu kullandığım için de hiç kimse beni küçük görmüyor... Oysa Avrupa Birliği ülkelerinde görev yapan 5 Türk kalkınma uzmanından birisiyim. Günlük ortalama 14 milyon lira cirosu olan bir gemi ikmal limanının proje sahibiyim. Sadece geçtiğimiz yıl ülke ekonomisine 5.2 milyar dolar para kazandıran bir ekibin masa başındaki ismiyim. Yine bir telefonumla milyar dolarlık gemilerin güvenerek geldiği sayılı isimlerden birisiyim. Ayrıca turizm veya kırsal alanda yapılacak her projeye 10 milyon liralık hibe desteği sağlayan imzaya sahibim... İşte insanlar buna bakıyorlar... Yani mevkinize, beyninize ve kariyerinize bakıyorlar. Telefonunuza veya yediğinize içtiğinize değil, Anlatabildim mi? Bakın bugün 3 bin liraya iki tane yabancı dil kursuna gidip burada AB bünyesinde kokartlı rehber olabiliyorsunuz. Aldığınız maaş ise tam 12 bin lira! Sonra Turizm Bakanlığı na geçerseniz eğer, Aldığınız bu maaşı da katlıyorsunuz. Yani kafanızı çalıştırırsanız bugün bir Iphone 7 parasına geleceğiniz kurtuluyor arkadaşlar! Size yemin ediyorum buraya Samsung u, Iphone u üreten adamlar geliyorlar... Ellerinde halen 10 senelik telefonlarla konuşuyorlar, Fakat devamlı ellerinde kitap var ve okuyorlar. Kendilerini geliştiriyorlar... Bir kere bile odalarında bir dizi veya aptal yarışmalar seyrettiklerini görmedim, Telefonları sadece çaldığı zaman çantalarından çıkartıyorlar, Çünkü hayatı gerçekten gezerek eğlenerek sosyal bir şekilde yaşıyorlar. Magazin manyaklarının takıldığı Instagram da veya sanal alemlerde değil! Abartmıyorum Volvo nun yeni modellerini yapan mühendis bile, Halen 15 sene önce yaptığı arabaya biniyor, Neden yeni yaptığınızı kullanmıyorsunuz?, diye sorduğumda Çünkü ihtiyacım yok diyor! Düşünsenize ne kadar eski araba kullanıyor olsa da İşte bu adam Volvo nun mühendisi diyorlar o kadar !.. Ve işte insanlar da buna bakıyor arkadaşlar... Geriye kalan benim telefonumun modeliymiş, Ayakkabımın markasıymış, Nerede kiminle ne yediğimmiş. Yemin ediyorum kimsenin umurun da bile değil arkadaşlar. Çünkü bunlarla adam yerine konulmuş olmuyorsunuz !... Umarım az da olsa bir şeyler anlamışsınızdır da geleceğinizi düşünüp ailelerinize acı çektirmezsiniz!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/insanlar-palavraya-neden-inanir/", "text": "Palavranın ilginç bir çekiciliği var insanlar üstünde, yalan olduğunu bile bile inanmalarımızın bir açıklaması olmalı diye düşünüyorduk ki: Vesaire.org'dan Can Koçak'ın yazısına denk geldik: İnsanlar palavraya neden inanır? Kanada'daki Waterloo Üniversitesi'nde psikoloji alanında doktora çalışmalarını sürdüren Gord Pennycook'a Bana palavra çalışmanı anlat, diyorum. Pennycook, Güya-esaslı palavranın algısı ve tespiti hakkında başlıklı çalışmayı yürütüyor. Çalışma arkadaşlarıyla birlikte bugüne kadar kimsenin sormadığı bazı sorular ortaya atıyor: Bazı insanların palavrayı hemen fark etmesini sağlayan nedir? Bazıları neden palavraya daha duyarlıdır? Pennycook'un palavraya ilgisi, İlgi ve niyet, dışavurumun mekaniğidir. gibi özlü sözleriyle ünlü yazar ve guru Deepak Chopra'yı hicveden wisdomofchopra.com internet sitesini gördükten sonra başlıyor. Site, Chopra öğretilerini rastgele düzenleyerek anlamsız cümleler oluşturuyor. ** Bu rastgele yaratılan boş cümlelerin esrarengiz ve merak uyandıran bir boyutu var. İlk bakışta sağlammış gibi görünüyorlar. Pennycook bana kendisine İnsanlar bunların gerçekten hikmetli olduğunu düşünüyor olabilir mi? diye sorduğunu söylüyor. O yüzden çalışmasının bir parçası olarak insanlardan bu rastgele yaratılmış tweetleri derecelendirmelerini istiyor. Şaşırtıcı bir biçimde insanların çoğunun abuk sabuk sözleri kısmen etkili ile oldukça etkili arasında derecelendirdiğini görüyor. Araştırmasını sürdürdükçe, Pennycook zırvalıkları kabul etmenin düşük zeka, paranormal olaylara duyulan inanç ve komploya inanma olasılığı gibi kişilik özellikleriyle ilgili olduğunu görüyor. Şu ana kadar, bu psikolojik araştırmaların odağını oluşturmuyordu. Pennycook böyle olması gerektiğini düşünüyor: Palavra her yerde karşımıza çıkıyor, bu yüzden hakkında daha fazla şey bilmeliyiz. Brian Resnick'in Pennycook ile yaptığı görüşme ise aşağıda. Palavra nedir? Palavra, saçmalıktan farklıdır. Sadece rastgele sözcüklerin bir araya gelmesinden oluşmaz. Kullandığımız sözcüklerin sözdizimsel bir yapısı vardır, yani bir anlamları olması gerekir. Palavra ile yalan arasındaki fark, palavranın doğru önemsenmeden oluşturulmasıdır. Bilgi vermektense etkilemek için tasarlanır. Yalan ise doğruyu çok önemser, onu altüst eder. İnsanların palavraya inanmalarına ne yol açıyor? Bir insanın palavrayı kabul eder olmasının altında yatan iki etken olabilir. Birincisi tepki yanlılığı . Yani bazı insanlar, karşılarına çıkan her şeye daha açık. En başından beri daha az şüpheciler. Bu palavraya özgü bir durum değil. Saflığa benziyor ama saflık daha çok sosyal ortamlarla ilgili. Bir sorunla ilgili şüphe uyandıracak bir durum olduğunda beyindeki singülat korteksin ön bölümü tetiklenir ve bu, palavrayla karşılaştığımızda onu tespit etmemizi sağlar. Palavrayla bu tetiğin çekilme sıklığı azalabilir ve sadece belli tip insanlarda, özellikle analitik düşünceye sahip olanlarda, işlemeye başlayabilir. Palavrayı diğerlerine göre daha az kabul eden insanlar var mı? Palavraya yüksek etkililik oranı verenler daha az çözümleyici, daha az zeki, daha dindar ve daha fazla ontolojik kafa karışıklığına sahip. Ontolojik kafa karışıklığı nedir? Ontolojik kafa karışıklığı, iki ontolojik kategoriyi birbirine karıştırdığınızda olur. Örneğin: ESP , bir şeyi zihninizle kontrol edebildiğinizi düşünmeniz anlamına gelir. Yani zihinsel ile fiziksel olanı birbiriyle karıştırıyorsunuz. Bazıları daha dindar insanların palavradan daha kolay etkilendiği fikrinden alınabilir. Buna nasıl cevap verirsiniz? Onlara derim ki veri böyle söylüyor. Dinin başlı başına palavra olduğunu ima etmiyor. Bilişsel bakımdan meleklere inanmak hayaletlere inanmaktan çok da farklı değil. Paranormale inananların palavradan daha kolay etkilendiğini söylemekte bir sakınca yoksa dini inançlarla ilgili aynı şeyi söylemekte de bir sakınca olmamalı. Diyelim ki ben daha iyi bir palavracı olmak istiyorum. Ne yapmam lazım? Herkesin diline pelesenk olmuş sözcükleri bol bol kullanmak ve muğlak konuşmak iyi bir fikir olur. Eğer bir şeyi doğrudan söylersen, fikrine katılan insanlar söylediğin şeyi sevecektir, katılmayanlar ise sevmeyecektir. Ama eğer muğlak bir şey söylersen, insanlar ona kendi düşündükleri anlamı katacaktır ve eğer doğru noktaya dokunursan herkes sevecektir. Bulgularla ilgili sizi şaşırtan bir şey oldu mu? Gerçek Chopra tweetleri -özellikle muğlak olduğunu düşündüklerimi seçtim- ile siteden seçtiğimiz sahtelerin arasındaki esaslılık oranları korelasyonunun .88 çıkmasına şaşırdım. (Tam bağıntı 1'dir. Katılımcılar gerçek Chopra tweetleri ile sahte olanların farkını anlayamamış.) Baştan beri Deepak Chopra'ya karşı bir tavrınız var mıydı? Bence o bir kazazedeydi... Burada saplantılı bir şekilde sürekli Chopra hakkında düşünmüyordum. İnsanların araştırmanızı yanlış anlayarak çıkarabilecekleri bir sonuç var mı? Bu tür sonuçlardan biri Chopra'nın söylediği her şeyin palavra olduğu olabilir. Veya palavrayla bağıntılı bir etken varsa, o insanların inandığı her şeyin palavra olduğunu söyleyemeyiz. Araştırma başlangıç niteliğinde. Veri oldukça net, ama palavra hakkında hala bilmediğimiz çok şey var. Ne gibi? Palavrayı cümlenin içinde tespit edebiliyoruz , ama bunun nasıl gerçekleştiğiyle ilgili hiçbir fikrimiz yok. Cümlenin hangi özelliklerinin sizin tespitinize neden olduğunu bilmiyoruz. * Bu yazı, Brian Resnick'in Vox'da yayımlanan yazısından çevrilmiştir. **Sitede verilen bir cümlenin gerçek bir Chopra cümlesi mi, yoksa rastgele mi olduğunu bilmeye çalıştığınız bir quiz bile var. Siteyi kuran ise Skeptic Canary adındaki blogun sahibi İngiliz Dr. Tom Williamson."} {"url": "https://www.thegeyik.com/insanlarin-da-yeniden-baslat-tusu-varmis/", "text": "İnsanların da bilgisayar gibi 'yeniden başlat' tuşu varmış! Babasından miras olarak çok değerli bir bilgi alan Zu San Li hakkında bir Japon efsanesi vardır: uzun ömür noktası veya yüz hastalığın noktası. Babasının tavsiyesine uyarak Zu San Li her gün bu noktaya masaj yapmış ve onlarca imparatorun doğumuna ve ölümüne şahit olacak kadar yaşamış. Bu noktaya masaj yapmak, Uzak Doğu'nun binlerce yıldır uygulanan en eski tedavi metodlarından biridir. İnsan vücudunda bir yılın aylarını ve günlerini anımsatan 365 nokta ve 12 majör meridyen vardır. Spesifik noktalara parmak baskısıyla uygulanan akupresur yöntemi belirli organlarla bağlantılı meridyenlerin ve kanalların öğretilerine dayanır. Çin tıbbında vücut bir enerji sistemi olarak görülür ve masaj organların fonksiyonel aktivitelerini ve enerji akışlarını etkileyebilir. Zu San Li noktasını aktive etmek yenilenme ve iyileşme etkisi yaratabilir, yaşlanmayı önleyebilir. Çin'de bu nokta uzun ömür noktası olarak bilinirken, Japonya'da yüz hastalığın noktası olarak adlandırılır. Zu San Li Noktasını Nasıl Bulacaksınız? Vücudumuzda Zu San Li noktası diz kapağının biraz altındadır. Bu noktayı doğru tespit edebilmek için elinizi parmaklarınız aşağıya gelecek şekilde aynı dizinizin üstüne yerleştirin. Avuç içiniz dizinizi kaplasın. Örneğin sağ eliniz sağ dizinizin üstünde olsun. Zu San Li küçük tırnağınız ile yüzük parmağınızın tırnağı arasındaki noktadır. Eğer bu şekilde doğru noktayı bulamıyorsanız yere oturup dizlerinizi kendinize çekin. Ayaklarınız hala yerde olsun. Dizinizin altında daha yüksek bir alan fark edeceksiniz, parmağınızı onun üzerine koyup hafifçe bastırın. İşte bu nokta Zu San Li noktasıdır. Japonlar Neden Bu Bölgeye Yüz Hastalığın Noktası derler? Zu San Li noktası bedenimizin alt yarısındaki organların çalışmasını kontrol eder. Adrenal bezleri, böbrekler, cinsel organlar, sindirim kanalının uygun bir şekilde çalışmasından sorumlu bölümlerin içinden geçen omuriliğin fonksiyonlarını yönetir. Zu San Li noktasına masaj yaparak insan sağlığının koruyucusu rolünü üstlenen en güçlü salgı bezleri olan adrenal bezlerinizin aktivitesini artırmış olacaksınız. Bu bezler kandaki hidrokortizon, adrenalin ve diğer önemli hormonları salgılarlar. Uzun ömür noktasına her gün düzenli masaj yaparsanız bedeninizdeki adrenal bezlerinin fonksiyonlarını şu şekilde normalize etmiş olursunuz: Kan basıncının dengelenmesi 2. İnsülin, glikoz seviyelerinin dengelenmesi 3. Vücuttaki inflamasyonun azaltılması 4. Bağışıklık sisteminin düzenlenmesi Zu San Li noktasına masaj yapmanın diğer faydaları: Sağlıklı sindirim sistemi Bağırsak ve sindirim sorunlarının giderilmesi Felç sonuçlarının tedavisi Özgüven kazanılması Stres ve tansiyonun üstesinden gelinmesi İçsel denge Bu noktaya masaj yapmanın cinsel güçsüzlüğe, hıçkırığa, kabızlığa, gastrite ve idrar kaçırmaya da iyi geldiği düşünülüyor. Hatta bağışıklık sistemini güçlendiren bu masajın daha fit ve sağlıklı bir bedene sahip olmayı da sağladığına inanılıyor. Zu San Li noktasına ne zaman masaj yapmalısınız? Bu masaj sabah saatlerinde, öğle yemeğinden önce yapıldığında daha etkilidir. Her diz için saat yönünde dairesel hareketlerle yaklaşık 10 dakika kadar yapılmalıdır. Başlamadan önce sakin nefesler alıp vererek ve hislerinize konsantre olarak kendinizi sakinleştirin. Masajı oturur pozisyonda yapın. Mümkün olduğunca masaja konsantre olun ve şifa sürecinin başlamasına izin verin. Bu masajın uyarıcı bir etkisi vardır. Akşamları Zu San Li noktasına saat yönünün tersine masaj yapanların haftada 400-500 gr kilo verdikleri de söyleniyor. Siz yine de uyarıcı etkisizliğinden dolayı uykunuzu kaçırmaması için yatağa gitmeden önce bu masajı yapmamaya dikkat edin. Yeni Ay zamanı masajın etkisinin arttığı da akupresur uzmanlarının iddialarından biri. Zu San Li noktasına masajı Yeni Ay'dan 8 gün önce her sabah yapmaya başlarsanız yaşlanma sürecini yavaşlatması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve yukarıda saydığımız faydaları sağlaması söz konusu. Öğle yemeğinden önce bu noktaya yapacağınız masaj hafızanızı, kardiyovasküler ve sindirim sisteminizi de güçlendirebilir. Öğleden sonra ise stres, baş ağrısı, huzursuzluk, uykusuzluk için bu masajı yapabilirsiniz. Not: Saat yönünü ayarlarken masaj yapan siz olduğunuz için kendi açınızdan olmasına dikkat ediniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/insanlarin-dogaya-verdigi-zarari-gosteren-12-utandirici-an/", "text": "Doğa ana desek de ne yazık ki anamız ağlıyor ve bunu kendi ellerimizle yapıyoruz! Nasıl oluyor da insanlar doğa üzerinde kendilerini böyle hakim ve sahip görebiliyorlar bilinmez ama ne yazık ki yakında kötü davranacak bir doğa da kalmayacak gidiş o yönde. İşte doğaya zarar verdiğimiz anlardan bazıları: 1- Denizin yanması 2010 yılında Meksika'da petron kaçağının patlaması ve denizin dibinde ateş çıkarmayı başarmış olmamız. 2- Dünyanın en büyük kazı aracı Bir seferde 200 ton kaldırmasıyla meşhur bir cani. 3- Sörfçünün cenneti Utanmalıyız. 4- Eriyen buzullar Küresel ısınma dedikçe bastığımız deodorantlar gün gelecek kokuşmuşluğumuzu önleyemeyecek. 5- Athabasca petrol kumları Yeşil bile burada doğayı temsil etmiyor. 7- Her yıl yazlık bölgeler ve Yağmur Ormanlarında çıkan yangınlar 9- Kern Nehri Petrol Arazisi Kaliforniya Dünyadan bir fotoğrafa benzemiyor. 10- Denize attıklarımızla hayatlarını aldığımız hayvanlar 11- Elektronik çöplük 41 milyon ton! 12- Akkuyu Nükleer. Fukushima'daki Çernobil'deki nükleer facialarından ders almamak, Avrupa yenilenebilir enerjiye geçerken nükleerde ısrar etmek. Bakın mesela bu fotoğrafta henüz santral kurulmadan doğaya yaptıkları görülüyor. Şimdiden geçmiş olsun."} {"url": "https://www.thegeyik.com/insanlarin-is-bulmak-icin-terk-ettigi-koyun-hayranlik-uyandiran-fotograflari/", "text": "Çin'in Shengi Adaları'na ait Gouqi Adası'nda yer alan terk edilmiş bir balıkçı köyündeki yapılar zamana ve doğaya yenik düşerken harika bir manzara oluşturuyor. Çin Halk Cumhuriyeti'nin Guangxi Zhuang Özerk Bölgesi'nin başkenti Nanning'de yaşayan fotoğrafçı Tang Yuhong bu çarpıcı karelerle bizi Çin'in terk edilmiş bir balıkçı köyüne doğru sıra dışı bir yolculuğa davet ediyor. Zamana yenik düşen insan yapılarının, zaman içerisinde bir şekilde yolunu bularak hep canlı kalabilmiş doğa tarafından yeniden ele geçirilmesinin çarpıcı bir örneğini sergileyen fotoğraflar terk edilmiş fakat halen ayakta kalan bu köyün doğayla kelimenin tam anlamıyla nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. Söz konusu köy, Çin'deki Yangtze Nehri'nin döküldüğü yerin yakınlarındaki yaklaşık 400 adadan oluşan Shengi Adaları'na ait Gouqi Adası'nda yer alıyor. Shengi Adaları aynı zamanda Hangzhou Limanı'nın dışında konumlanmış ve Çin'in en büyük takımadaları olarak bilinen Zhoushan Takımadaları'nın bir kısmını oluşturuyor. Çin'in en büyük balıkçılık merkezi olan Zhoushan bölgesinde yaşayanlar yüzyıllardır geçimlerini bu yolla sağlıyorlar. Son yıllarda diğer endüstrilerin de gelişmesiyle Zhoushan'ın ekonomisinin dayanakları da giderek çeşitlilik göstermeye başlamış. Gemi inşaatı ve onarımı, nakliye, hafif sanayi, turizm ve hizmet sektörü yerel ekonomik üretime en önemli katkıları yapan iş alanları haline gelmiş. Bunun bir sonucu olarak da birçok balıkçı köyü bugün terk edilmiş durumda. Fotoğraflarda fark edilebileceği üzere en iyi korunan köylerden birisi de Gouqi Adası'nda yer alıyor. Shengi Adaları giderek popülerleşen bir turist istikameti olmasının yanında halen her kış mevsiminde 100.000'den fazla balıkçının geldiği önemli bir balıkçılık bölgesi olmayı sürdürüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/insanlarin-olmadigi-hayalet-kasaba/", "text": "Rahat bir yaşam için gereken her şeye sahip olan Kanada'nın Kitsault kasabasında tek bir eksik var. O da İNSAN. Konforlu evleri, alışveriş alanları, kütüphanesi ve sosyal alanlarıyla dikkat çeken dört dörtlük kasabanın en büyük eksiği ise bu fırsatları kullanan insanların olmaması. 30 yıl önce yaklaşık 1200 kişinin yaşadığı bu kasaba, madende çalışan işçilerin tüm ihtiyaçları düşünülerek kurulmuş. Ancak maden şirketi kapanınca, kasaba da yavaş yavaş boşalmaya başlamış. Zamanla kasaba tamamen boşalmış ve bu güzel kasaba kaderine terk edilmiş. Issızlığı ve dokunulmamış yapısıyla dikkat çeken Kitsault kasabası, bu özellikleriyle turistler için bir caziba merkezi olma yolunda ilerliyor. İşte Dünyadaki Cennet mottosuyla yolan çıkan Kitsault'un şimdilerdeki hali..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/insanlarin-sadece-i-bu-resimdeki-tum-renkleri-gorebiliyor/", "text": "Göz testi olarak uzaktan rakamları harflerin yönlerini bulmaya alışkınsanız, bu test size biraz farklı gelebilir. Bu testte Derval'in yöntemiyle gözünüzün renklere karşı olan duyarlılığını ölçeceğiz. İlk yapmanız gereken bu resme bakmanız ve kaç tane farklı renk gördüğünüzü saymanız. Maviye mavi deyip geçmeyin kaç tonu fark ediyorsanız hepsini sayın. Eğer 20'den az renk saydıysanız Derval'e göre siz dikromatsınız sadece iki renk ve tonlarını görebiliyorsunuz. Korkulacak bir şey yok köpekler de dikromat. Mavi, siyah ve bej rengi kıyafetlere özel bir ilginiz var. Nüfusun %25'i sizin gibi. 20 ile 32 arası renk sayabiliyorsanız Siz trikromatsınız, gözünüzde mavi/mor, yeşil ve kırmızı renkleri için özel kapasite var. Farklı renklerle eğlenmeyi biliyorsunuz, kıyafet seçerken ve hayatta tüm renklere eşit mesafedesiniz. Nüfusun %50si bu sınıfta. 32 ile 39 arası renk saydıysanız Tetrakromatsınız, tıpkı bir arı gibi görüyorsunuz maşallah. En az sevdiğiniz renk sarı onun dışında renklerle barışıksınız. İnsanların sadece %25lik kısmı bu resimdeki tüm renkleri görüyor. 39'dan fazla renk görüyorsanız Bir problem var çünkü bu resimde sadece 39 renk var dostum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/insanligin-asilar-sayesinde-kurtuldugu-6-bulasici-hastalik-turu/", "text": "BilimFili'ndeki dostlarımızdan Gürkan Akçay aşı karşıtlığının gündemde olduğu bir dönemde iyi bir yazıya imza atmış ve aşıların insan hayatını kurtarıp hastalığın kökünü kazıdığı 6 bulaşıcı hastalık türünü yazmış. Aşıların hayat kurtarıcı etkileri, araştırmacıları, yaşamı tehdit eden diğer hastalıklardan da kaçınabilme noktasında yeni tip aşıların geliştirilmesinde çalışmaya teşvik etti. 19. yüzyılda çiçek virüsü aşısının hayatımıza girişinden günümüzdeki grip aşılarına kadar, aşılar; milyonlarca insanın, dünyanın en ölümcül hastalıklarına karşı bağışıklık geliştirmesine yardımcı oldu. Aşılar sayesinde, bulaşıcı pek çok hastalık su çiçeği ve çocuk felci gibi artık yayılım göstermiyor. Aşıların bu hayat kurtarıcı etkileri, araştırmacıları, yaşamı tehdit eden diğer hastalıklardan da kaçınabilme noktasında yeni tip aşıların geliştirilmesinde çalışmaya teşvik etti. İşte, aşılar sayesinde artık endişelenmenize gerek kalmayan 6 bulaşıcı hastalık. Tamamen Ortadan Kaldırılan İlk Bulaşıcı Hastalık: Çiçek Çiçek hastalığı, hava yoluyla kolaylıkla yayılabilen variola ismi verilen bir virüsün sebep olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Virüse enfekte olmuş insanların vücutlarında ve yüzlerinde, ilerleyen aşamlarında yara kabuğu bağlayan döküntülere dönüşen büyük noktalar halinde kaşıntılı kızarıklıklar oluşur. İçeride ise, virüs bağışıklık sistemine saldırır ve hızlı bir şekilde ölüme sebep olur. Hastalık 17 yüzyılda ölümcül bir salgın haline gelmiş ve virüse yakalanmış her 10 insandan 3'ünün ölümüne sebep olmuştur. 1796 yılında, bir doktor olan Edward Jenner, virüsün benzer, daha az istilacı bir türünün enjeksiyonu alınırsa insanların çiçek hastalığına karşı bağışıklık kazanabileceğini keşfetti. Jenner'in deneyleri, dünyanın ilk aşısının geliştirilmesinin yolunu açtı. Gelecek yüzyılda aşılar gelişmiş ülkelerde rutin bir uygulama haline geldi. Bilinen son vaka, 1977 yılında Somali'de kaydedildi ve 1980 yılında, Dünya Sağlık Örgütü çiçek hastalığının tamamen ortadan kaldırılan ilk hastalık olduğunu duyurdu. Hastalık, Dünya çapında %100 oranında üstesinden gelinmiş hala tek hastalık olma özelliğine sahip. Çocuk Felci Hayat Boyu Devam Eden Sakatlıklar Bıraktı Çocuk felci, enfekte bir insanın beynini ve omuriliğini istila ederek felce neden olabilen viral bir enfeksiyondur. Hastalığa yakalanan her dört kişiden biri gelip geçici grip benzeri semptomlar geliştiriyordu. İki ila beş gün boyunca; boğaz ağrısı, ateş, yorgunluk, mide bulantısı, baş ağrısı ve karın ağrısı şeklinde devam eden semptomlar, daha sonra kendiliğinden geçiyordu. Fakat çok küçük bir yüzdede felç ve solunum bozukluklarını da içeren ciddi etkiler görülüyordu. Hastalık kendi kendilerine nefes almalarını engellediği için enfekte bazı çocuklar, haftalar boyunca dev makineler olan yapay solunum cihazları içerisinde kalıyordu. NPR'ye göre, yalnızca 1952 yılında, ABD'de 3000 çocuk, çocuk felcinden dolayı hayatını kaybetti. Çocuk felcinden kaynaklı ölümler, o kadar yaygın hale gelmişti ki; şirketler yeni doğanların ebeveynlerine çocuk felci sigortası satıyorlardı. Polyovirüs, genç nüfus arasında hızla yayılmaya başlamıştı. Ağız yoluyla yayılan virüs, halka açık yüzme havuzları ve günlük bakım merkezleri gibi yerlerde kolayca yayılabiliyordu. İlk kez 1955 yılında yapılan bir aşı ile, çocuk felci oranları hızla azalmaya başladı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, bu yıl (Mart 2019 itibariyle) yalnızca üç ülkede aktif çocuk felci vakası kaydedildi. Bulaşıcı Bir Bakteriyel Enfeksiyon: Difteri Difteri, 20. yüzyılın başlarında yayılmaya başlayan ölümcül bir hastalıktı. CDC verilerine göre, 1921 yılında 206.000 insan difteri enfeksiyonundan etkilendi ve hastalık, o yıl, yaklaşık 15.520 insanın ölümüne yol açtı. Difteri, enfekte insanlarda ilk olarak boğaz ağrısı, halsizlik ve salgı bezlerinde şişkinliğe neden olur. Ardından, gri renkli bir mukus boğazların arka kısmını sarmaya başlar. Eğer ki bakteri kan dolaşımında yeterli süre geçirirse; enfeksiyon, kalıcı sinir hasarına ve kalp yetmezliğine neden olan toksinler üretebilir. Hastalık, enfekte bir insanın hapşırması, öksürmesi ya da tükürüklerinin kaldığı yüzeyler ve nesneler aracılığıyla yayılır. Bu nedenle, birbirine çok yakın yaşayan insanlar, özellikle de nüfus yoğunluğunun fazla olduğu şehirlerdeki insanlar, 1990'ların başlarında büyük oranda hastalığa yakalanıyordu. 1920 yılında üretilen difteri aşısı ile, doğal salgınlar büyük oranda azalmıştır. Bununla birlikte CDC'ye göre, hastalık, küresel anlamda tehlike arz etmeye devam etmektedir. 2016 yılında, ülkeler Dünya Sağlık Örgütü'ne yaklaşık 7.100 difteri vakası bildirmiştir, ancak özellikle de insanların aşıya erişiminin mümkün olmadığı, gelişmemiş ülkelerde, vaka sayısının bildirilenden çok daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. CDC, çocuklara dört doz difteri aşısı yaptırılmasını ve ardından tam koruma sağlamak için her 10 yılda bir de bağışıklık güçlendirici aşı yaptırılmasını öneriyor. Çocuklarda Ağrılı Şişkin Bir Yüze Sebep Olan Kabakulak Kabakulak, Rubulavirus ailesinin üyesi olan paramiksovirus isimli bir virüsün sebep olduğu bir solunum yolu hastalığıdır. Pek çok virüste olduğu gibi, bu virüs de tükürük yoluyla yayılır. CDC verilerine göre, kabakulak aşısının geliştirilmesinden önce, ABD'de her yıl yaklaşık 186.000 vaka kaydediliyordu. Kabakulak hastalığına yakalanan kişi; ağrılı, şişmiş tükürük bezleri geliştirir. Çene bölgesinde oluşan şişlik, yemek yemeyi zorlaştırır, bu da hastaların kendilerini daha zayıf hissetmelerine neden olur. Kabakulak, genellikle ölümcül değildir ancak bazı hastalarda, işitme kaybı gibi hayat boyu devam eden komplikasyonlar görülmüştür. Hastalığa yakalanan genç erkeklerin yaklaşık yüzde 20 ila 30'u şişmiş testis geliştirme riski altındadır ve bu da hassasiyet azalması ve doğurganlık sorunlarına neden olur. 1967 yılında kabakulak aşısı programının uygulanmaya başlanmasından sonraki yıllarda, ABD'de kabakulak vakaları %99 oranında azalmıştır ve bugün, yılda yalnızca birkaç yüz vaka kaydedilmektedir. Deride Döküntü, Yüksek Ateş ve Ciddi Uzun Vadeli Komplikasyonlar: Kızamık Kızamık, aynı zamanda rubeola olarak da bilinen; solunum sistemi ve diğer organları etkileyen bir hastalıktır. Virüse enfekte olmuş bir kişi; vücudun her yerinde görülen kırmızı noktalar halinde döküntüler ve grip benzeri semptomlar olan yüksek ateş, gözlerde kızarıklık ve burun akıntısı geliştirir. Eğer ki enfeksiyon ciddi düzeyde olursa, hastalık; körlük, beyin hasarı ve hatta ölüme bile sebep olan ciddi komplikasyonlar ortaya çıkarır. 1950lerin sonlarında henüz aşısı geliştirilmemişken, her yıl tahminen 3 milyon insan kızamığa yakalanıyordu. Komplikasyonlardan kaynaklı yaklaşık 48.000 insan hastaneye kaldırılıyor ve her yıl yaklaşık 400-500 kişi hayatını kaybediyordu. Kızamık, bir virüsün sebep olduğu oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık o kadar bulaşıcıdır ki, eğer enfekte bir kişi bile varsa, etrafındaki kişilerin %90'ına kadarı korunmazlarsa enfekte olurlar. Enfekte bir kişinin öksürmesi ya da hapşırmasıyla kısa sürede hava yoluyla sağlıklı insanlara da bulaşır. CDC'ye göre, kızamık virüsü, enfekte insanın ortamdan ayrılmasından sonraki 2 saat boyunca virüs havadaki varlığını koruyabiliyor. Dolayısıyla, enfekte birinin bulunduğu bir odada bulunursanız virüse yakalanmanız neredeyse kaçınılmazdır. Tüm semptomların gelişmesi bir veya iki hafta sürebileceğinden, çoğu kişi hastalığa yakalandığının ilk etapta farkına bile varmaz. CDC, 2000 yılında ABD'nin kızamıktan kurtulduğunu duyurmuştu. Özellikle de son yıllarda Dünya çapında yürütülen aşı karşıtı kampanyalar nedeniyle; normalde 2-doz MMR aşısı sayesinde tamamen önlenebilen kızamık, yeniden tehlikeli bir salgın haline geldi. Doğum Kusurlarına ve Beyin Hasarına Neden Olan Kızamıkçık Alman kızamığı olarak da bilinen kızamıkçık hastalığının semptomları, kızamık hastalığının semptomlarına oldukça benzerdir ancak biraz daha hafiftir. Enfekte kişilerde, genellikle, kırmızı döküntüler, gözlerde pembeleşme ve düşük seviyede de olsa ateş yükselmesi görülürken, enfekte insanların neredeyse yarısında hiçbir semptom görülmez bile. 1964 yılında, ABD'de yaklaşık 12,5 milyon insan kızamıkçığa yakalanmış ve yine bu yıl içerisinde yaklaşık 11.000 kadında; rubella virüsünden kaynaklı düşük vakası ya da ölü doğum görülmüştür. Enfekte annelerin çocukları; işitme kaybı, gelişme bozuklukları, katarakt ve kalp yetmezliğiyle doğmuştur. 1960'ların sonlarında uygulanan kızamıkçık aşısı programı neticesinde, 2015 yılında The New York Times gazetesi kızamıkçığın ABD'den silindiğini duyurmuştu. Dünya Sağlık Örgütü, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde hastalığın dünya çapında yok edilmesini hedeflemektedir. BilimFili'nin kaynakları: What is smallpox? WHO.int (accessed June 15th, 2019). https://www.who.int/csr/disease/smallpox/faq/en/Mystery solved: Scientists now know how smallpox kills. ScienceDaily, (accessed June 15th, 2019). www.sciencedaily.com/releases/2009/12/091222105217.htmFrom smallpox to rubella, here are 6 infectious diseases you can avoid thanks to vaccines. BusinessInsider/Sawanna Swain-Wilson, (accessed June 15th, 2019). https://www.businessinsider.com/vaccines-infectious-diseases-you-wont-get-2019-6What Is Polio? Centers for Disease Control and Prevention, (accessed June 15th, 2019). https://www.cdc.gov/polio/about/index.htmPoliomyelitis. WHO.int (accessed June 15th, 2019). https://www.who.int/en/news-room/fact-sheets/detail/poliomyelitisAbout Diphtheria. Centers for Disease Control and Prevention, (accessed June 15th, 2019). https://www.cdc.gov/diphtheria/about/index.htmlAbout Mumps. Centers for Disease Control and Prevention, (accessed June 15th, 2019). https://www.cdc.gov/mumps/about/index.htmlAbout Measles. Centers for Disease Control and Prevention, (accessed June 15th, 2019). https://www.cdc.gov/measles/about/index.htmlAbout Rubella. Centers for Disease Control and Prevention, (accessed June 15th, 2019). https://www.cdc.gov/rubella/about/index.html"} {"url": "https://www.thegeyik.com/insanoglunun-ayak-basmasinin-yasak-oldugu-dunyadaki-en-gizemli-13-mekan/", "text": "Dünya üzerinde neler yaşandığının tam olarak bilinmediği ve yasaklar nedeniyle bizler gibi sıradan insanların ayak basmasının yasak olduğu en gizemli 13 mekanı değerli The Geyik okurları için derledik. 1# 51. Bölge 51. Bölge'yi duymayan yoktur. İddialara göre bu bölgeye bir UFO düşmüş ve Amerikalı yetkililer bu enkazı ve uzay yolcusunu inceleyerek günümüz teknolojisini geliştirmiştir. 2# Club 33 İçeride tam olarak nelerin döndüğünün bilinmediği ve Disney'e ait olan bu kulübün giriş şartları biraz daha esnektir. Gecelik 30,000 $ verdiğiniz takdirde Club 33'e girmeniz mümkündür. 3# Covenant Tapınağı Sadece yüksek rahiplerin girebildiği bu tapınağa halka girmesi yasaktır. 4# Ise Türbesi Yalnızca bir din adamının yaşadığı ve sadece Japon kraliyet ailesinin ziyaret etmesine izin verilen bu türbe, 25 yılda bir yıkılıp yeniden inşa edilmektedir. 5# Kuzey Kore Kuzey Kore'yi ve orada yaşananları pek de anlatmaya gerek yok. 6# Necker Adası Ünlü iş adamı Richard Branson'a ait olan bu adaya sadece 28 kişinin girmesine izin vardır. 7# Poveglia Adası İtalya'daki bu ada bir dönem bulunan akıl hastanesi ve hapishane nedeniyle oldukça popülerdi. Ancak bu adada gerçekleşen yasa dışı deneyler sonucunda ada kalıntılarıyla birlikte tecrit edildi. 8# RAF Menwith Tepesi Radarlar dolu olan bu muhit İngiliz hükümeti tarafından korunmaktadırç 9# Surtsey Adası Volkanik patlama sonucu oluşan ve muhteşem doğası nedeniyle birçok canlıya ev sahipliği yapan ada, İzlanda hükümeti tarafından insanlara yasaklanmıştır. 10# Vatikan Gizli Arşivleri Kutsal Makam tarafından ilan edilen ve edilmeyen bütün eylemlerin bulundurulduğu merkezi depodur. Söylentilere göre arşivler tarihi değeri büyük, kimilerine göre ise gizemli güçleri olan eşyalarla doludur. 11# White Centilmenler Kulübü İngiltere kraliçesinden başka hiçbir kadının giremediği dünyanın en eski derneğidir. Üye alımı yok denecek kadar azdır. 12# Wildenstein Ailesi Sanat Galerisi Dünyadaki en nadir sanat eserlerinin bulunduğu galeriye giren insan sayısı oldukça azdır. 13# Yılan Adası Dünyadaki en nadir yılanların yaşadığı Brezilya'daki bu adaya sadece özel izin almış zoologlar girebilmektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/instagram-reelste-en-cok-kullanilan-20-sarki/", "text": "Instagram Reels için kullanıma sunulan yeni özellikleri açıkladı. İnsanların sevdikleri sesleri keşfetmeleri ve kaydetmelerini kolaylaştırmak adına hayata geçirilen özellikler şu şekilde: Ses Arama: En yeni müzik ve sesleri takipte kalabilmek adına yeni müzikler arasında keşif ve arama yapma, Senin İçin ve Trending gibi yeni sekmeler Ses Kaydetme: Kolayca erişebilmek ve Reels oluştururken kullanmak için sesleri kaydetme DM Üzerinden Ses Sayfalarını Paylaşma: Belirli bir ses ile ilişkili tüm Reels videolarını direkt mesaj üzerinden paylaşma Instagram'ın yeni Reels özellikleri hakkında yaptığı açıklama şu şekilde: Reels hala oldukça yeni olsa da insanların yaptıklarını görmek bize ilham veriyor. Ses ve müziğin bir trend'e katılırken büyük ilham kaynakları olduğunu, kitlelere ulaşmak, hatta viral olmak için bir fırsat sunabildiğini biliyoruz; bu yüzden bugün kullanıma sunduğumuz yeni ses özellikleri için çok heyecanlıyız. Instagram ayrıca Reels sekmesinin Türkiye'de kullanıma sunulduğunu açıkladı. Reels videolarını keşfetmeyi kolaylaştıracak bu yeni güncelleme ile Keşfet sekmesi ana sayfanın sağ üst köşesine, mesajların yanına taşınıyor. Bunlara ek olarak Instagram, 10'uncu yıl kutlamalarının bir parçası olarak Reels lansmanından bu yana en fazla paylaşılan 20 şarkının listesini paylaştı: Virgo by JADU JADU ily by Surf Mesa Cute Song by Aroob Khan Yes or No by Jass Manak Watermelon Sugar by Harry Styles Sunset Lover by Petit Biscuit WAP by Cardi B se essa vida fosse um filme by GIULIA BE Butterfly by Jass Manak Piece Of Your Heart by Meduza, Alok, Goodboys death bed by Powfu, beabadoobee Yummy by Justin Bieber Hawai by Maluma Don't Start Now by Dua Lipa Khayaal Rakhya Kar by Preetinder Feelings by Sumit Goswami Laal Bindi by Akull Level Up by Ciara Born to Shine by DILJIT DOSANJH Cradles by Sub Urban YENİ ŞARKILAR Jalebi Baby Coi Leray ft. Pooh Shiesty BIG PURR https://www.youtube.com/watch?v=oZTkSsd-ge4 2020'den ama yeni parladı Groove Amigos Call On You Yeni parlayan bir şarkı daha, ilk saniyede tanıyacaksınız. Dirty Heads Vacation https://www.youtube.com/watch?v=OcESDWpysmc Ekim ve Kasım 2021'in favori şarkıları ise: 1- SHE KNOWS https://www.youtube.com/watch?v=jYdaQJzcAcw 2- MAMA SAID THAT'S OK 3- AVICII FOR A BETTER DAY 2023 en çok kullanılan şarkı 2023 yazının instagram reels'te en çok kullanılan şarkısı ise Jain'in Makeba şarkısı oldu. Şarkıyı kullananlar resmen hit rekoru kırıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/internet-trolleri-igrenc-gorundugu-soyledi-ama-genc-annenin-cevabi-onlari-pisman-etti/", "text": "Doreen Ching isimli Malezyalı annenin paylaştığı doğum sonrası fotoğrafı izler nedeniyle internet trollerinin hedefi oldu. 23 yaşındaki genç anne kendisine biraz ilginç geldiği için bu paylaşımı yaptı. Paylaştığı fotoğraf 23,000 etkileşim 12,000 paylaşım alınca tahmin edersiniz sadece iyi yorumlar gelmedi kötü yorumlar da geldi. Ve bu kötü yorumlar genelde iğrenç göründüğü yönündeydi. Genç yaşında 4 çocuk doğurmasından dolayı izler normalden oldukça farklı fakat buna iğrenç diyenlerin kendi bakış açılarıyla problemi var. Genç anne de yorumlara: Ben dünyayı güzelleştirmek için kendimden ufak bir parçayı bir süreliğine feda etmiş olabilirim, fakat bu güzel çocuklar geleceği kurgulayacak ve dünyayı sizin gibi zalimlere bırakmayacak, dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/interneti-guzellestirelim-the-geyik-medyanin-gelecegi-olacak-editorleri-ariyor/", "text": "Siyasetten uzak pozitif içerik sitesi olan The Geyik; sürekli olarak iyi fikirler veren, insanların yüzlerini güldüren bir platform olarak 7 yıla yakın süredir yayında. Bu güne kadar 100'den fazla editörün The Geyik'te yazısı yayınlandı ve milyonlarca kişiye ulaştılar. İyi insanlardan oluşan güzel bir yazar kitlemiz oldu. Arada kahve buluşmaları yaptık, arada konserlere gittik. Birçoğu sonraki işlerinde bizi referans gösterdi, birçoğuna biz yeni iş kapıları açtık. Şimdi bu güzel insanlar takımını genişletmek istiyoruz. Dijital yayıncılık ve içerik pazarlamasına yeni isimler katmak ve bu isimleri geleceğe hazırlamak gibi bir misyonumuz var. İçerik atölyesi gibi işleyen The Geyik, haftada birkaç saatini ayırabilecek herkesi takımına davet ediyor. Özellikle içeriklerini insanlara ulaştırmak isteyenler, okul döneminde ve yaz aylarında çok vakit harcamadan harçlığını çıkartabilmek isteyenler için ideal bir kariyer fırsatı. Eğitim olarak başlayıp ufak ufak büyüyecek bir program da diyebiliriz. Ben içerik bulamam, aslında iyi yazarım ama aklıma konu gelmiyor, çok iyi yazıyorum ama insanlara ulaşamıyorum, fırsat olsa en iyi konuları ben bulurum diyen herkes davetli. Bu bir iş değil, aksine hayatınızı güzelleştirecek bir aktivite olacak. Tek yapmanız gereken İÇERİK EKLE kısmından içerik hazırlamak veya bize adresinden ulaşmak. BEN MUHTEŞEM VİDEOLAR ÇEKİYORUM THE GEYİK BENİ KEŞFET diyenlere de ayrıca bir parantez açalım. Farklı konularda videolar hazırlarım sen de beni yayınla diyenler de ayrıca mail atsınlar. Biz içeriğin gücüne inanıyoruz. İÇERİĞİN KRAL VE KRALİÇELERİ OLACAK isimleri bekliyoruz! Gelin interneti birlikte güzelleştirelim."} {"url": "https://www.thegeyik.com/internetin-yeni-fenomeni-saclari-ahenkle-dans-eden-baba-kiz/", "text": "Bu fotoğraflar ve hikayeden sonra aniden bir çocuğa sahip olmak isteyebilirsiniz, demedi demeyin. Benny Harlem isimli şarkıcı baba ve 6 yaşındaki kızı Jaxyn'in saçları ve babanın kızına öğütleri gerçekten kıskandıracak cinsten. 1 Benny Harlem'e göre baba olmak bir mucize. 2 Kızı Jaxyn'e hayatı ve insanları sevmeyi, güçlü olmayı öğretiyor. 3 Onu dünyada en çok mutlu eden şey ise kızının güçlü bir karakter olma yolunda ilerlemesi. 4 Hayatı paylaşma ve birbirleriyle mutlu olma yolunda baba kız farklı bir yöntem de izlemişler. 5 Saçlarını her gün başka bir şekle sokarak instagram'da fenomen olmuşlar. 6 Dile kolay tam 187.000 takipçileri var instagram'da www.instagram.com/bennyharlem/ 7 Baba ve kız çok sayıda iş teklifi alıyor. 8 Yine de babanın tek istediği şey kızının kendini sevmesi. Gerisi gelir diye düşünüyor. h/t: Boredpanda"} {"url": "https://www.thegeyik.com/internette-arama-yaparak-agac-dikmenizi-saglayan-site-ecosia/", "text": "Bir yandan internette sörf yaparken diğer yandan dünyaya faydanız olsa nasıl olurdu? Ecosia.org işte tam da bu noktada yardımımıza yetişiyor. Ecosia, 2009 yılında Christian Kroll tarafından geliştirilmiş bir internet arama motoru. Google, Bing, Yandex ve Yahoo gibi arama motorlarından farkı ise internette sörf yaparken Burkina Faso'ya dikilen ağaçların maliyetini karşılıyorsunuz. Sistem aslında çok basit. Google, Yahoo vb. arama motorlarının altyapısını kullanan Ecosia, tık başına kazandığı gelirin yüzde yüzde 80'ini, Burkina Faso'da ağaç dikmek için kullanıyor. Misyonları ise tamamıyla şeffaf şirket anlayışından oluşuyor. Kendi internet sitelerinden yaptıkları açıklamada bugüne kadar 2 milyondan fazla ağaç dikilmesine ortam hazırladıklarını belirten Ecosia yetkilileri, hedeflerinin 2020 yılına kadar 1 milyar ağaç olduğunu belirtiyor. İnternet sitelerinde verdikleri açıklama şöyle: Modern dünyamızda düzeltilmesi gereken pek çok türden problem mevcut. Ecosia ile birlikte elimizden geldiği kadar bu problemlere yenilikçi çözümler getirmeye çalışıyoruz. Ormansızlaştırmayı yeryüzünden kaldırma vizyonumuzun bir parçası olarak, 2020 yılına kadar 1 milyar ağaç dikmek istiyoruz. Ecosia'nın şuan 2.5 milyon aktif kullanıcısı bulunmakta. İnternet sitelerinde verilen infografiğe göre, kullanıcılar bir günde Ecosia üzerinden ortalama 720 bin arama yapıyorlar. Her arama başına reklamlar üzerinden 0.5 cent kazandığını belirten şirket, Burkina Faso'da bir ağaç dikmenin 28 cente mal olduğunu söylüyor. Bu hesaplamalara göre, Ecosia her 10 saniyede 1 ağaç dikiyor. Yaklaşık 1 haftadır ben de Ecosia üzerinden aramalarımı yapıyorum. Ecosia'nın dezavantajları da mevcut. Diğer arama motorlarına göre biraz daha yavaş çalışmakta; ancak sonuca baktığımda bu yavaşlıktan öte beni mutlu eden bir şey keşfediyorum. Son 1 haftalık kullanım dönemim içerisinde diğer kullanıcılarla birlikte 166 ağacın dikilmesine katkıda bulunmuşum, hem de hiçbir şey yapmadan. Ecosia'yı denemekte fayda var. Arama motoru kullanarak dünyayı değiştirebileceğimizi iddia etmiyorum; ancak ufak da olsa bir farkındalık yaratabilmek, kesinlikle en mutlu edici şey."} {"url": "https://www.thegeyik.com/internette-izledigi-videolari-ornek-alip-ucan-koftecinin-ilham-veren-hikayesi/", "text": "Diyarbakırlı köfteci Abdülkadir Arslan'ın en büyük hayali paramotorla uçmaktı. Çok sık olarak internette paramotor uçuşlarını izliyordu. Sonunda ikinci el bir paramotor aldı. Uçuş eğitimine ayıracak parası da yoktu ve uçmayı video izleyerek kendi kendine öğrendi. Adı, uçan köfteciye çıktı. Uçma tutkusu yüzünden kimisi komik, birçok olay yaşayan Abdülkadir Arslan'ın öyküsü... Uçan Köfteci paylaşan: thegeyik Anlattığına göre, her şey can sıkıntısından video sitelerinde sörf yapmasıyla başladı. Sırtına motor takan bir pilotun kanadıyla havada süzüldüğü video ne zamandır ertelediği uçma hayalinin su yüzüne çıkmasına neden oldu. Sabaha kadar paramotorla ilgili neredeyse tüm videoları izledi. Sabah evden çıkarken kararını vermişti. Çok etkilendim videolardan, büyülendim adeta. 'Bunda ne var ki gazı verip gidiyor, ben de yaparım' dedim. Başladım ikinci el ucuz bir paramotor aramaya. Kemer'de paramotorunu satan birini buldum. 6 bin liraya anlaştık ama benim eğitim almamış olduğumu öğrenince satmaktan vazgeçti. Sonra Çanakkale'de birini buldum. diyor ve ne yazık ki bunun güvenlik açısından sorunlara yol açabileceğini söyleyerek bu kişinin de satmadığını ekliyor. İyi haber Antalya'dan İnternet forum sitelerini dikkatle takip eden Arslan nihayet paramotorunu satmak isteyen birini daha buldu. Antalya'daki satıcı satmaya hazır olduğunu söyleyince Abdülkadir Arslan vakit geçirmeden yola çıktı. Fiyatta anlaştık. Ödedim parasını aldım. Satıcı eğitim almadan uçmaya kalkmamamı özellikle tembih etti. Eğitim veren birkaç yeri aradım. En ucuzu 5 bin liraydı. 'Ya ben paramotoru 6 bin liraya zorla denkleştirip almışım eğitime nasıl o kadar vereyim.' Açtım interneti girdim paramotor uçuşlarına. Nasıl yapıyorlar adeta ezberledim. Eğitime verecek param yoktu ama sınırsız internetim vardı. İlk uçuş ilk düşüş Günlerce uçuş videolarını, eğitim serilerini izleyen Abdülkadir Arslan, epeyce prova yapmış. Yerde uçar gibi yaparak reflekslerini geliştirmiş. İlk uçuş ve ilk düşüşünü o günlerde yaşamış. Silvan ilçesi Yolçatı köyüne gittim uçmak için. Tarlaya serdim kanadımı. Kuşandım ve motoru çalıştırdım. Koşup kanadı açtım ardından gaz verince ayaklarım yerden kesildi. O an dünyanın en mutlu insanı olduğumu düşündüm. Tam 15 dakika havada kadım. Muhteşem bir duyguydu, kendime güvenim geldi. İstenirse olabileceğini görmüş oldum. İkinci uçuşum için birkaç gün sonra yine aynı yere gittim. Bu kez öncekini kaçırmış köylüler toplanmıştı. Yine başarılı bir kalkış yapınca o sıra minarede ezan okuyan hoca bile şaşırdı. Bütün köylüler alkışlayıp tempo tutmaya başlayınca çok fena gaza geldim. Biraz artistik hareketler yapınca yamaca çarpıp düştüm. Bir ay kabamın üzerine oturamadım. Paramotorum da hasar görmüştü. Sürpriz yaparken vurulacaktım Paramotorunu kendi becerisiyle onardıktan sonra uçuşlarına devam eden Arslan'ın bir ara tarla sahipleri ile başı derde girmiş. Ekinlerine zarar verdiği gerekçesiyle tüfekle kovalayanlar bile olmuş. Ancak, esas tehlikeyi kuzeninin düğününde sürpriz yapmak isterken yaşamış. Köyde kuzenimin düğünü var. Dedim ki sürpriz yapayım. Gittim köye, kanadı hazırladım ve uçtum. Niyetim düğünün üzerine gidip herkesi şaşırtmaktı. Ama daha çok ben şaşırdım. Düğüne yaklaşınca ve düğündekiler beni görünce sevinçten havaya ateş açmaya başladılar. Ödüm koptu, neredeyse vurulacaktım. Derhal dönüp köyün dışına indim. Bir daha da sürpriz yapmadım kimseye. Uçak görünümlü şahin ve uçan köfteci Abdülkadir Arslan paramotorunu taşırken de sıkıntılı zamanlar yaşamış. Şahin arabasının arkasına taktığı bisiklet taşıma aparatıyla uçuşa götürdüğü paramotoru, pek çok kişi gibi polislerin de dikkatini çekmiş. Bir gün uçuş için paramotoru arabanın arkasına yerleştirdim, yola çıktım. Biraz gitmiştim ki polisler durdurdu. 'Bu ne' diye sordular. 'Paramotor' deyince 'o nedir' diye yinelediler sorularını. Anlatana kadar göbeğim çatladı. Görenler 'nitro, uçan araba' diye dalga geçiyorlar. Adımı da uçan köfteci diye çıkardılar. Gocunmuyorum, hatta hoşuma bile gidiyor, çünkü en büyük hayalim uçmaktı. Yeni kanat, yeni hayaller 'En büyük hayalim uçmaktı' diyen Abdülkadir Arslan bu günlerde kendi ifadesiyle 'kayınpederinden tırtıkladığı' parayla aldığı yeni kanat ve yeni motoruyla uçuyor. Yeni planları, yeni hayalleri var. İkinci el aldığım motorum çok arızalanıyordu. Baktım olmayacak. Bir gün çiğköfte ve tatlı alarak kayınpederimin evine gittim. Çiğköfte ve tatlıya hiç dayanamaz. 'Dedim ki biraz borcum var sıkıntıdayım' çıkarıp 5-6 bin lira verdi. Ben de biraz biriktirmiştim, aldım yeni kanadımı ve motoru. Ben uçmak için, öğrenmek için çok çaba harcadım. Ailem, çevrem ve uçmakla ilgili muhataplarım türlü engeller çıkardılar. Ancak tutkum daha güçlüydü ve kendi kendime video izleyerek öğrendim. Öğrenince ustalaşınca daha çok korkuyorsun, daha temkinli davranıyorsun. Şimdi oğluma öğretiyorum, öğrenmek isteyenlere de elimden geldiği kadar yardımcı oluyorum. Çünkü, kendimi en iyi hissettiğim zaman uçtuğum zaman ve peşini hiç bırakmayacağım. haber ve kaynak: Al Jazeera Türk / Abdülkadir Konuksever"} {"url": "https://www.thegeyik.com/internette-nasil-intihar-edebilirsiniz/", "text": "İnternette sörf yapmak diye bir tabir vardı hatırlar mısınız? İnternetin bu kadar yaygın olmadığı dönemlerde internette sörf yapıyorum diye bir aktivite yapardık. Sonra o deniz o kadar büyüdü ki, dalgaların boyu da bizleri aştı. Elini veren kolunu kurtaramaz oldu. İnternetle iş yapın yapmayın fark etmiyor, adınızı arama motoruna yazdığınız zaman sizinle ilgili onlarca bilgi çıkıyor. İnternetten tüm bilgilerinizi silin 1- Sosyal medya hesaplarını silerek başla Eğer sadece Google, Yandex gibi arama motorları sizi bulmasın istiyorsanız, gizlilik ayarlarından arama motorlarının sizi bulmasını da engelleyebilirsiniz ama iş Facebook ve Twitter ile bitmiyor. Hiç üyeliğiniz olmayan platformlar buradan isim ve bilgilerinizi alıp kendileri size bir hesap oluşturabiliyor, ne yazık ki? Bunları da hemen şikayet edip kaldırtın çünkü sizin adınıza dolandırıcılık bile yapabilirler. Facebook'ta hesap silmek için: https://www.facebook.com/help/delete_account Haklarınızı bilmek için http://www.facebook.com/legal/copyright.php?noncopyright_notice=1 Twitter'da hesabınızı kapatmak için https://twitter.com/settings/account Linkedin'de http://www.linkedin.com/settings/?tab=account&modal=nsettings-manage-email hesabı kapatmak için bu linkte tıklayın ve account yazan yere tıklayın ardından hesabı kapatın. Google Plus'ı silmek için https://myaccount.google.com/ buradan remove account, hesabımı kaldırı tıklayın. 2- Arama sonuçlarından isminizi silmek Öncelikli olarak arama motorlarında isminizin nerelerde geçtiğini görmek için arama yapın. Eğer kaldırılmasını istiyorsanız da ilk olarak o içeriği yani sizle ilgili bilgiyi yayınlayan siteye başvurun ve kaldırılmasını isteyin. Google aracılığıyla o içeriği kaldırmak için https://support.google.com/websearch/troubleshooter/3111061?hl=en&rd=1#ts=2889054 Google görsellerden kaldırmak için https://support.google.com/webmasters/answer/35308?hl=tr&rd=2 Eğer internette yaptığınız hareketler takip edilmesin istiyorsanız da Yeni Gizli Sekme açarak internette gezinebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/interseks-olarak-dogan-manken-hanne-gaby-odiele/", "text": "Belçikalı top model Hanne Gaby Odiele, 'İnterseks' yani hem erkek hem kadın cinsiyet özelliklerine sahip olarak doğduğunu açıkladı. ABD'de yayımlanan USA TODAY gazetesine konuşan 29 yaşındaki model, 'tabuları yıkmak amacıyla' bu açıklamayı yaptığını söyledi. 10 YAŞINDA YUMURTALIKLARI ALINDI Odiele, 'inmemiş testis' denilen tıbbi durumla doğduğunu, kanser riski taşıması nedeniyle 10 yaşında ameliyatla yumurtalıklarının alındığını belirtti. Ameliyattan bir süre sonra çocuk sahibi olamayacağımı anladım. diyen Odiele, Regl olmuyordum. Kendimde bir farklılık olduğunun farkındaydım. dedi. 'AYNI SIKINTILARI YAŞAMASINLAR' Tıptaki adı 'Androjen Duyarsızlığı' olan sendromla doğan Odiele, Yaşadığımız bu zamanda ve çağda bunlardan bahsetmenin tamamıyla normal olması gerektiğini düşünüyorum. diye konuştu. 18 yaşında vajina konstrüksiyon ameliyatı olan ünlü model, kendi yaşadığı sıkıntıları başkalarının yaşamaması, ailelerin gereksiz ameliyatlardan çocuklarını koruması gerektiğini düşündüğü için bu açıklamayı yaptığını kaydetti. TRAVMA YAŞAMAMIN SEBEBİ DÜRÜST OLUNMAMASIYDI' 'İnterseks' olmanın büyütülecek bir şey olmadığını söyleyen Hanne Gaby Odiele, Eğer benimle baştan beri dürüst olunsaydı... Bunun bende bir travma olmasının sebebi dürüst olunmamasıdır. dedi. Odiele'in model olan eşi John Swiatek de, USA TODAY'e, eşinin durumu hakkında konuşmasından gurur duyduğunu açıkladı. DÜNYANIN 1.7'Sİ 'İNTERSEKS' Birleşmiş Milletler verilerine göre 'İntersex' kişiler, toplam dünya nüfusunun yüzde 1,7'sini oluşturuyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/into-the-wildin-gercek-hikayesi/", "text": "Uludağ Sözlük'te hayatı Into The Wild'a konu olan Christopher Mccandless'ın hikayesini anlatan bu başlığı herkesin görmesi gerektiğini düşündük. Oldukça etkileyici bir hikaye: Into The Wild bir çoğunuz duymuşunuz veya izlemişinizdir filmin biyografi filmi olup aslında christopher mccandless'ın gerçek hikayesini anlattığını biliyor muydunuz ? İşte Christopher Mccandless'ın gerçek hikayesi 1990 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra bankasındaki 24.000 doları hayır kurumlarına bağışlayıp, ailesine ve arkadaşlarına haber vermeden, otostop ile Amerika'yı dolaşmaya başladı. Hatta kano ile kaçak olarak Meksika'ya giriş ve çıkış yaptı en sonunda da uzun süredir düşlediği büyük Alaska macerasına başladı. Mccandless kapitalist dünyaya hiçbir zaman taviz vermezken, para ile kolayca elde edilen şeylerin hayatın gerçek zevklerini ve anlamını körelttigini düşünüyordu. Hiçbir zaman iyi anlaşamadığı ailesinin beklentilerini gerçekleştirmek için üniversite okumuş ve mezun olur olmaz da ailesini bir daha aramaksızın sırra kadem basmıştır. İsmini bile değiştirmiş ve yolculukları sırasında tanıştığı insanlara kendini Alexander Supertramp olarak tanıtmıştır. Çıkacağı yolculuk öncesi bir sürü kitap okuyarak ilham almıştır. Mccandless Alaska'ya vardığında bırakın böylesine vahşi ve soğuk bir ortam için tam teşekküllü olmayı, tam hazırlıksızdır. Yanına aldığı botları bile kendisini Alaska'ya getiren bir şoförün son anda eline tutuşturmuştur. Yaklaşık 5 kilo pirinç, patates tohumları ve avlanmak için taşıdığı ufak kalibre tüfeği kendisinin tek besin kaynağı olacaktır. Mccandless, Nisan'da Alaska'nın vahşi ortamına daldığında ortam hala karlar ile kaplı, nehirler dağdaki buzullar daha erimediği için alçak seviyedeydi. Bir iki hafta sonra, vahşi tabiatın ortasında terk edilmiş, Fairbanks belediyesine ait çok eski bir belediye otobüsü görür ve burayı hemen evi olarak benimser. Mccandless burada neredeyse 4 ay kalır, bu dönemde en önemli besin kaynakları pirinç, yakaladığı sincaplar ve etraftaki bitkilerden topladığı yemişlerdi. Bu dönemde sadece bir tane geyik avlamayı becerebilir ve onun da etlerini iyi muhafaza edemediği için fazla faydalanamaz bu avının etlerinden. 4 ay geçtikten ve yeterince kilo kaybettikten sonra Mccandless bu macerasını noktalamaya karar verir ve dönüş yolculuğuna başlar fakat dönüşte kendisini tatsız bir sürpriz beklemektedir. Daha önce geçtiği nehir, buzullar eridikten sonra oldukça derinleşmiş ve buz gibi suyu da oldukça hızlı bir şekilde akmaktadır. Kendisinin bu nehri yüzerek geçme şansı yoktur. Yanına harita bile almayan Mccandless, çaresizce nehirdeki suların biraz daha çekilmesini beklemek için bir ay daha geçirmek üzere kaldığı otobüse döner. Bu durumu çok da problem olarak görmez, ne de olsa kendisi bu ortamda 4 ay geçirmeyi başarmıştır. Fakat bu dönemde Mccandless ciddi bir hata yapar, açlığın da getirdiği çaresizlikle yanında getirdiği tohumları yemeye başlar ve bu tohumların toksik etkisi ortaya çıkınca zehirlenerek ölür. Ve 24 yaşında, otobüste yatağında ölü olarak bulunur. Cesedi, ölümünden 18 gün sonra kaldığı otobüsün yanından geçen iki avcı tarafından bulunur. Vasiyeti üzerine yakılarak külleri kızkardeşi tarafından bir uçaktan Alaska'nın dört bir yanına savrulur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/iphone-kullanicilari-icin-10-yeni-ve-iyi-oyun/", "text": "Telefon iyi güzel de oyun olmadan da olmuyor değil mi canlarım. Oyun denilince de hep klasiklerden sıkıdlıysanız size yeni oyunlarla geldim. Ben bu ara Empires & Allies, iSlash gibi oyunlara da takıldım ama kendi favorimi sona yazdım. En iyi iPhone oyunları listemiz ise dünya çapında bu ara en çok indirilen ve en iyi yorumları alanlardan oluşuyor. 1- Knigtmare Tower Doodle Jump'a benziyor. Grafikler ve hareketler çok iyi. 2- Drop 7 Numaralarla arası iyi olanlar için güzel bir puzzle oyunu. 3- Device 6 Metinler arasında dedektiflik yapmak isteyenler için ideal. 4- 80 Days 80 Günde Devri Alem yapmak isteyenler için. 5- Threes Bu oyun basit bir matematik bilgisi ile eğlenceli vakit geçirmenizi sağlıyor. 6 Hoplite Azıcık savaşayım ama böyle alengirli silahlarla değil atari oyunu gibi olsun diyenlere özel. 7- ASPHALT 8 Araba yarışı arayanların imdadına yetişen Asphalt 8 gerçekten çok iyi. 8- Super Hexagon Saniyeler içinde ölünen oldukça garip bir oyun. 9- Framed 10- A dark room Biraz İngilizce gerektiren, ilerlemeyi seven, bulmaca çözenlere özel bir oyun. The Geyik'in tavsiye OYUNU ise SCORE HERO Futbol ile aranız iyiyse efsane olun."} {"url": "https://www.thegeyik.com/iranli-aileyi-bodruma-goturuyoruz-deyip-bodruma-kapattilar/", "text": "Şişli'de 3'ü çocuk 5 kişilik İranlı aile, Sizi Bodrum'a tura götüreceğiz diye kandırarak kendilerini silah zoruyla kapattıkları bodrumda 3 gün rehin tutan kişilerin elinden yangın çıkararak kurtuldu. Eskişehir Mahallesi, Marsık Sokak'ta sabah saatlerinde bir apartmanın bodrum katında yangın çıktı. Yangını gören vatandaşlar itfaiyeye ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen itfaiye yangını kısa sürede kontrol altına aldı. Yangının söndürülmesinin ardından içeriden dışarıya çıkan aile durumu polislere anlatarak şikayetçi oldu. Polis, aileyi ifadeleri alınmak üzere Feriköy Karakolu'na getirdi. Olayla ilgili Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Gasp Büro Amirliği ekipleri şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Yangın çıkararak ailesini rehinecilerin elinden kurtaran İranlı baba, yangının çıktığı yerde yaptığı açıklamada, 25 gün önce Türkiye'ye gezmek için geldiklerini söyledi. Üç gün öncede İstanbul'a geldiklerini anlatan baba, Önce biz Aksaray'da bir otelde kalıyorduk. Bizi kaçıranlar bize 'Biz tur şirketiyiz sizi Bodrum'a götüreceğiz' dediler. Onun yerine de buradaki bodruma getirdiler diye konuştu. Şüphelilerin kendilerini silah zoruyla Şişli'de bulunan bir eve getirdiklerini ifade eden baba, şöyle devam etti: Bize silah tuttular, zorla kaçırdılar. Ben biraz Türkçe biliyordum. Onların konuşmalarını dinledim, bizi öldürmek istediler. Ben daha sonra evde bulunan giysilerle yangın çıkardım. Yanan şeyleri kapının önüne koydum ve diğer taraftan kaçtım. Çocuklarımı da kapının üstünden boşluğa attım. Bizi kaçıranlar bizim telefonumuzu, eşimin küpeleri, takıları ve 7 bin dolarımızı aldılar. Ben onları tanıyabileceğim, polise gidip şikayet edeceğim diye bizi bırakmadılar. Bizi öldüreceklerdi. Bizi kaçıranların ne şerefleri ne de insaniyetleri var. Paralarımızı aldınız, çocuklarımdan ne istediniz? TR Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/irem-dericinin-kopyasi-orijinal-klibin-yanindan-gecemez-karpuz-bile-bi-baska/", "text": "İrem Derici'nin klibini yapan Murat Joker isimli yönetmen Juanes Pa Dentro klibinden baya sahne araklamış. Ama biz bu vesileyle orijinal klibe ulaştık ve hayran kaldık. Ajanslara düşen haber şöyle: Sabah'tan Ömer Karahan'ın haberine göre, son yıllarda yabancı sanatçıların kliplerinden kopya çekilerek yapılan kliplere bir yenisi daha eklendi. İrem Derici'nin son albümünün çıkış şarkısı Ben Tek Siz Hepiniz'in klibi, Kolombiyalı sanatçı Juanes'ın klibiyle aynı çıktı. Juanes'in, Pa Dentro şarkısına çektiği 50 milyon tık alan klibi, yönetmen Murat Joker tarafından İrem Derici'nin klibinde birebir kopyalandı. Murat Joker'in, Pa Dentro'nun klibinde yer alan fikir, aksesuvar ve çekim planlarını, Derici'nin klibinde aynen kullandığı görülüyor. Joker'in Derici'yi zor duruma düşürdüğü konuşuluyor. Orijinal klip, tam bir görsel şölen herkes görsün istedik. Juanes Pa Dentro Üstteki klibi izlediyseniz aşağıdakinde karpuzla başlayışı bile görseniz aradaki BENZERLİĞİ ve FARKI göreceksiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/irem-sak-birlikte-olacagim-kisi-nefes-alsin-yeter/", "text": "Alışveriş yaparken objektiflere takılan ve çekingen davranan oyuncu İram Sak Haliyle böyle görüntülenmek istemiyorum. Makyaj yapmadan çıkmak benim suçum dedi. NTV Oyuncu İrem Sak, önceki gün Etiler'deki bir alışveriş merkezinde makyajsız haliyle objektiflere takıldı. Bir spor mağazasından çıkan Sak, kendisini görüntüleyen muhabirlerin sorularını yanıtladı. SİNEMA PROJESİ VAR Habertürk'ten Onur Aydın'ın haberine göre; bir süredir çalışmaları olduğunu belirten oyuncu, Sinema projesi olabilir, üzerinde çalışmalar yapıyoruz dedi. İrem Sak başta görüntü vermek istemediİrem Sak başta görüntü vermek istemedi Makyajsız haliyle görüntülenmesi üzerine çekingen davranışlar sergileyen İrem Sak, Ne yapayım? Haliyle böyle görüntülenmek istemiyorum. Makyaj yapmadan çıkmak benim suçum ifadelerini kullandı. Aşk hayatında uzun süredir durgun olan Sak, birlikte olmak istediği insan profilini anlattı. DÜNYA VATANDAŞI OLSUN Sak, Hayatıma girecek kişi insan olsun, dünya vatandaşı olsun yeter. Daha doğrusu nefes alsın yeter. Tek kriterim nefes alması. Sevgiliye muhtaç değilim. Kendimle gerçekten çok güzel vakit geçiriyorum. Ben kendi kendimi mutlu edebiliyorum. Beni benden daha çok mutlu edebilecek biri olursa olur dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ironik-spice-girls-esitlik-kampanyasi-tisortleri-bangladeste-kotu-sartlarda-uretiliyor/", "text": "İngiliz The Guardian gazetesi bugünkü manşetinde Spice Girls üyelerinin cinsiyet eşitliği kampanyası için satılan tişörtlerinin, Bangladeş'te saati 2,3 Türk lirasına denk bir ücrete çalıştırılan kadın işçilere ürettirildiğini yazdı. Guardian'a konuşan işçiler mesaileri sırasında istismar ve hakarete maruz kaldıklarını, tacize uğradıklarını söyledi. İşçiler günde 16 saate kadar çalışmak zorunda bırakılmaktan da şikayet etti. İşçi başına günde 2 bine kadar çıkan tişört üretim kotalarını dolduramayanlara hakaret edildiğini, küfürlere maruz kaldıklarını ve fazla çalışmaktan bayılanlar olduğunu anlatan işçiler, çalışma koşullarını insanlık dışı olarak nitelendirdi. Tişörtler Comic Relief adlı bir vakfın cinsiyet eşitliği kampanyası için üretiliyor ve üzerinde #IWANNABEASPICEGIRL yazıyor. Comic Relief bu tişörtlerden elde edilen gelirin İngiltere'de kadın hakları ve cinsiyetçiliğe karşı kullanılacağını söylüyor. Spice Girls tarafından tasarlanan tişörtler 20 sterline (yaklaşık 140 TL) satılıyor ve bu satıştan vakfa 11 sterlin kalıyor. 5 sterlin ise üretim sürecini yöneten Belçikalı şirket Stanley/Stella'ya gidiyor. İşçi bir tişört için iki hafta çalışmalı Guardian'a göre göre tişörtü üreten bir işçinin bu tişörtten satın alması için 2 hafta çalışması gerekiyor. Gazeteye konuşan bir Spice Girls sözcüsü grubun üretim koşullarından haberinin olmadığını ve fabrika hakkında yürütülecek soruşturmanın masraflarını grubun karşılayacağını söyledi. Comic Relief vakfı da şok ve endişe içinde olduklarını söyledi. Hem grup hem vakıf, satışın gerçekleştiği Represent sitesinin kendilerine tişörtün etik koşullarda üretildiğine dair söz verdiğini söyledi. Represent sitesi ise olayın sorumluluğun tamamen kendilerinde olduğunu söyledi ve tişörtü alan kişilere iade hakkı verdiğini duyurdu. Guardian'a konuşan Spice Girls sözcüsü, Represent'in karını bu tür adaletsizliklere karşı mücadele eden örgütlere bağışlaması gerektiğini söyledi. Fabrikayı işleten şirket Interstoff Apparels ise iddiaları inceleyeceklerini fakat bulguların kesinlikle doğru olmadığını savundu. Şirket 2013 ve 2014 yıllarında sırasıyla 2,5 ve 2 milyon sterlin vergi öncesi kara ulaşmıştı. Bangladeş'te üretilen tişörtlerin üzerindeki sloganlar Çek Cumhuriyeti'nde basılıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/irz-dusmani-icardinin-esi-maclari-kaybedince-seks-hayatimiz-olumsuz-etkileniyor/", "text": "Paris Saint-Germain'in Inter'den kiralık olarak kadrosuna kattığı Mauro Icardi'nin eşi Wanda Nara, Icardi'nin bir maçı kaybettikten sonra kendisiyle seks yapmak istemediğini kaydetti. Nara, sadece Icardi'nin mutluluğuyla ilgilendiğini ve şimdi onun 'çok mutlu olduğunu' söyledi. PSG'nin Inter'den kiralık olarak kadrosuna kattığı forvet oyuncusu Mauro Icardi'nin eşi Wanda Nara, kocası ile özel yaşamı hakkında açıklamalarda bulundu. Arjantinli profesyonel futbolcu Icardi'nin eşi, son zamanlarda futbolun çiftin özel yaşamını nasıl etkilediğini çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Football Italia'nın haberine göre, 'CR4 La Repubblica delle Donn' isimli bir televizyon programında Nara'ya Inter'in teknik direktörü Antonio Conte'nin bu yılın başında vermiş olduğu cinsel tavsiyeyle ilgili bir soru soruldu. Nara ise soruya verdiği yanıtta Ne diyeceğimi bilmiyorum, Mauro çok profesyonel ve oyunlardan önce hiçbir şey yapmıyor. Sadece oyundan sonra, işler iyi giderse. Aksine işler ters giderse beni görmek bile istemiyor! ifadelerini kullandı. Ayrıca, sadece Icardi'nin mutluluğuyla ilgilendiğini belirten Nara, futbolcunun 'dünyanın en önemli kulüplerinden birinde' olduğu için 'şimdi çok mutlu olduğunu' söyledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/is-arkadasina-neden-asik-olunur/", "text": "İş arkadaşları neden sıklıkla birbirine aşık olur? Sizin 'iş eşi'niz var mı? 5 bin 795 kişinin katıldığı bir araştırma, 'iş ortamında aşk' kavramını inceledi... İngiltere'de yapılan bir araştırma, 'iş ortamında aşk'ı mercek altına aldı. Ülkenin popüler iş arama sitesi totaljobs'ın araştırması, her beş kişiden birinin iş arkadaşına aşık olduğunu ortaya koydu. 5 bin 795 kişinin katıldığı araştırmanın sonuçlarına göre, - Katılımcıların yüzde 22'si sevgili veya eşleriyle işyerinde tanışmış. İnternette tanışanların oranı yüzde 13, arkadaş yoluyla tanışanların oranı yüzde 18, dışarıda tanışanların oranıysa yüzde 10. - Katılımcıların üçte ikisi bir iş arkadaşıyla romantik bir yemeğe çıkmayı kabul edeceğini söylerken, üçte biri böyle bir şeyi aklından bile geçirmeyeceğini belirtti. İkinci gruptakiler, 'iş ile aşkın biraraya gelemeyeceğini düşündüklerini' söyledi. - Araştırma, 'iş ortamında aşk' konusunda çok miktarda önyargının olduğunu da ortaya koydu. Buna göre, katılımcıların yüzde 76'sı iş yerinden biriyle sevgili olmaları halinde bunu gizli tutacaklarını söyledi - Katılımcıların yüzde 60'ı, işyerinden birisiyle sevgili olması halinde özellikle profesyonel davranmak konusunda baskı altında hissedeceğini, yüzde 51'i ise dedikodu yapılmasından endişe duyacağını söyledi. - Katılımcıların üçte biri böyle bir ilişki nedeniyle iş arkadaşları tarafından yargılandıklarını hissettiklerini, altıda biri alay konusu yapıldıklarını, 10'da biri de bu nedenle ayrımcılığa maruz kaldıklarını aktardı. - Araştırmaya göre, çalışanların yüzde 17'sinin bir 'iş eşi' de var. Ofisteki stres hakkında konuşmak için sürekli mesajlaştığınız ve ofiste birlikte vakit geçirdiğiniz kişi, 'iş eşi'niz sayılıyor. - Popüler kendini geliştirme aplikasyonunun kurucusu David Brudö, sonuçları The Independent gazetesine değerlendirdi. Brüdo, Çoğu yetişkin yılda en az 1680 saati işyerinde geçiriyor. Dolayısıyla en fazla vakit geçirdiğimiz kişiler, iş arkadaşlarımız dedi. İş arkadaşlarınızı seçemezsiniz ama onlarla ortak ilgi alanlarına sahip olma ihtimaliniz yüksek diyen Brüdo, aynı ofiste çalışmanın, insanların birbirlerini çöpçatanlık sitelerinde mümkün olmayan şekillerde tanımaya imkan verdiğini anlattı: Birisiyle her gün birarada çalışınca, bir soruna nasıl yanıt verdiklerini, baskı altında nasıl davrandıklarını ve diğer iş arkadaşlarıyla nasıl iletişim kurduklarını görüyorsunuz. ."} {"url": "https://www.thegeyik.com/is-yerinde-bugun-ne-giysem-sorusunun-cozen-kadin/", "text": "Bir çoğumuzun genel sorunu Bugün ne giyinsem? sorusudur. Ofis ortamında çalışıyorsanız şık görünmek zorundasınız... Dolabı açtığında ne giysem diye işe geç kaldığımız bile olur veya geceden hazırlanmak için kendi vaktimizden çalarız. Sanat yönetmeni olan Mathilda Kahn bu duruma süper bir çözüm bulmuş. Her gün aynı kıyafeti giyiyor! İş Yerinde Bugün Ne Giysem Sorununu Çözen Kadın Bir çoğumuzun genel sorunu Bugün ne giyinsem? sorusudur. Ofis ortamında çalışıyorsanız şık görünmek zorundasınız... Dolabı açtığında ne giysem diye işe geç kaldığımız bile olur veya geceden hazırlanmak için kendi vaktimizden çalarız. Sanat yönetmeni olan Mathilda Kahn bu duruma süper bir çözüm bulmuş. Her gün aynı kıyafeti giyiyor!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/iskur-youtuber-yetistirecek-issizler-kanalima-hosgeldiniz/", "text": "Türkiye İş Kurumu , Google ile işbirliği yaparak gençlerin yeni gelir kapısı YouTuber'lık eğitimlerine başladı. Dünyanın en büyük video platformu YouTube, gençlerin para kazanma aracı olurken İŞKUR da bu konuda önemli bir adım attı. Kurum, Google ile işbirliği yaparak gençlerin yeni gelir kapısı 'YouTuber'lık eğitimlerine başladı. Türkiye'de bu işi yapan gençlerin kurduğu ve takipçi sayısı 2 milyona ulaşan, görüntüleme oranı yüksek YouTube kanallarından aylık kazanç 10-30 bin lirayı bulabiliyor. ALTI ŞEHİRDE EĞİTİMLER BAŞLAYACAK Türkiye İş Kurumu 'Türkiye İçin Dijital Dönüşüm Hareketi' kapsamında gençlerin, girişimci adaylar dijital becerileri geliştirilecek. İŞKUR Genel Müdürü İsmet Köksal başkanlığında Google Türkiye Ofisi'yle yapılan toplantıda dönüşüm hareketine ilişkin planlama yapıldı. İlk etapta Bursa, Kayseri, Van, Gaziantep, Samsun ve Antalya'da başlayan eğitimlerle gençlere yeni iş olanaklarının oluşturulması hedefleniyor. NASIL YOUTUBER OLUNUR? Google tarafından üniversitelerdeki irtibat noktaları aracılığıyla, girişimcilik eğitim programından yararlanan gençlere 'dijital girişimcilik', 'Nasıl YouTuber olunur?' eğitimleri veriliyor. Ayrıca İstanbul, İzmir, Kocaeli, Bursa'da da girişimcilik eğitim programından yararlanan gençlere de dijital girişimcilik konusunda eğitim veriliyor. YouTube verilerine göre mobil cihazlar üzerinden video görüntüleme oranı her yıl 2 kat artıyor. Google'ın gelirinin 4 milyar dolarının geldiği YouTube kullanıcılarının büyük bölümü lise ve üniversiteli gençlerden oluşuyor. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ismail-gunacar/", "text": "Bu ülke çok büyük potansiyele sahip binlerce insanla dolu, ne yazık ki bir kısmı soluğu imkansızlıklardan yurt dışında almış ama oradan da olsa göğsümüzü kabartmaya, bizi gururlandırmaya devam ediyorlar. Prof Dr Aziz Sancar'ın Nobel Ödülü; onun hemen sonrasında Prof Dr Vamık Volkan'ın psikanaliz dalında ödül alması da gururlandığımız güzel anlardan bazıları. 17 yaşında Cincinnati Üniversitesi'nden mezun olarak üniversitenin en genç mezunu olan İsmail Günaçar da son gurur kaynağımız oldu diyebiliriz. Türkiye doğumlu İsmail Günaçar, 4-5 yaşlarındayken babasının kararıyla ABD'ye yerleşti. Eğitim hayatına başlamasıyla İsmail'in ne kadar çalışkan ve zeki olduğu anlaşıldı. İsmail o kadar hızlı ilerledi ki 13 yaşında Cincinnati Üniversitesi'nde ilk derslerini almaya başladı. Videoda izleyeceksiniz öğretmenleri onun bir yıl içerisinde 5 şeref derecesi birden almasını büyük bir hayranlıkla anlatıyor. İsmail ise başarısını çok çalışmasına borçlu olduğunu söylüyor. Ben kesinlikle özel birisi değilim. Süper bir zekamın olmadığını ve dahi olmadığımı da biliyorum. Yalnızca arkadaşlarımdan çok daha azimliyim Üniversitenin 196 yıllık tarihindeki en genç mezun olan İsmail, ABD tarihinde de 2. sırada. Yani sanmayın ki orada herkes olabiliyor. Bu gerçekten gurur dolu bir an. İsmail'in mezuniyet hikayesi ise kendi açıklamalarıyla böyle: Üniversiteye başvurduktan sonra aldığım tüm dersler geçerli sayıldı ve geriye kalan birkaç dersi de vererek 17 yaşımda üniversitenin bio-kimya bölümünden mezun oldum"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ismail-kartal-low-ile-realin-basina-gececektik-merkel-duruma-el-atti/", "text": "Almanya Milli Futbol Takımı'nı çalıştıran Joachim Löw ile 20 yıldır aralıksız görüştüğünü söyleyen Ankaragücü'nün teknik direktörü İsmail Kartal, Löw, 2 sezon önce Almanya Milli Takımı'nı bırakıyordu, Real Madrid ya da Barcelona'nın başına geçecekti. Beni aradı, 'İngilizceni ilerlet, bana lazım olacaksın' dedi ancak Merkel duruma el attı dedi. Bir dönem Fenerbahçe'yi çalıştıran ve şu an Ankaragücü'nün başında olan teknik direktör İsmail Kartal, sıkıntılarla boğuştuklarını dile getirerek, Bazı camialar o kadar büyüktür ki parayla pulla, borçla yıkılmaz. Ankaragücü de böyle takımlardan biri. Sezon başından bu yana yaşadığımız zorlukları bir yönetimimiz, bir ben, bir de futbolcularım bilir diye konuştu. Sezon başından bu yana ciddi maddi sıkıntılar yaşadıklarını söyleyen Kartal, Birçok oyuncumuz peşinatını bile alamadı, maç başları ödenmedi. Primlerde hala eksikler var. Fakat o kadar karakterli bir oyuncu grubuna sahibim ki bunu hiçbir zaman sorun etmediler. Başkanımız çok iyi niyetli bir insan. Futbolcularım bana ve başkanımıza inanıyor dedi. Fanatik'e konuşan Kartal, kulübün borcunun 80 milyon TL civarında olduğunu söyledi. Kartal, şöyle devam etti: 'TÜRK FUTBOLU CİDDİ BİR BATAĞIN İÇİNDE' Sezonun ikinci yarısına da belki bu sıkıntılarla başlayacağız, fakat biz sonuna kadar bu takımı şampiyon yaparak Süper Lig'e çıkarmak için elimizden geleni yapacağız. Yalnız sıkıntılı olan takım biz değiliz. Gaziantepspor, Eskişehir, Manisa, şimdi Karabük... Her yerden köklü Anadolu takımlarının büyük borç haberleri geliyor. Kimse farkında değil belki ama Türk futbolu çok ciddi bir batağın içinde ve buna müdahale eden olmazsa daha da kötüye gidecek. Futbolu gerçekten bilen, bu işe yıllarını vermiş insanların başına futboldan bir haber, yalnızca parası olduğu için o koltukta oturan insanlar yönetici sıfatında olduğu sürece de çözüm olmaz. Tek kurtuluş, futbolu; gerçekten futbolu yaşamış tecrübeli insanların yönetmesi. Yakın zamandaki basketbolumuza getirilen sistem buna iyi bir örnek. Gaziantepspor'un bu duruma gelmesi çok üzücü. Yapılan yanlış hamlelerin sonucu bu durum. Başka bir izahı yok. Geçen sezon başı orada güzel bir hava yakalamıştık. Yalnızca oyuncuların parasını ödeyip birkaç transferle çok rahat ligde kalacaktık. Ancak oyuncuların alacakları dururken çok daha yüksek rakamlara transferler yapıldı. Gelinen nokta ortada. Allah Türk futbolunun yardımcısı olsun. 'LÖW, REAL MADRİD YA DA BARCELONA'NIN BAŞINA GEÇECEKTİ' Almanya Milli Takımı'nı kusursuz bir makinaya dönüştüren Joachim Löw ile 20 yıldır aralıksız olarak görüştüğünü dile getiren İsmail Kartal, sözlerini şöyle sürdürdü: Löw'le sık sık görüşürüm. En son yılbaşı için telefonlaştık, birbirimize iyi seneler diledik. Beni yakından takip ettiğini ve mevcut şartlarda elde ettiğimiz başarıdan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Bana göre dünyanın bir numaralı teknik direktörü ondan başkası değil. Şu an çok farklı bir sistem deniyor. En son Azerbaycan maçını izledim. Maçtan sonra konuştuk. 'Tek stoperli yeni bir sistem deniyorsun' dedim. 'Aferin iyi yakalamışsın' dedi bana. Forvetle adam adama oynayan bir stoper var. Diğeri ise önde oyunun içinde. Düşünsenize bunu Türkiye'de uyguladığınızı. Löw 2 sezon önce Almanya Milli Takımı'nı bırakıyordu. Ya Real Madrid ya da Barcelona'nın başına geçecekti. Beni aradı o dönemde. 'İngilizceni ilerlet, bana lazım olacaksın' dedi. Ancak daha sonra Merkel duruma el attı ve görevine devam etti. Onun gibi bir dostum olması benim için büyük bir gurur. 20 yıldır aralıksız görüşürüz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ispanyol-gribi-50-milyon-insani-olduren-salgin-bittiginde-dunya-ne-haldeydi/", "text": "İspanyol gribini daha önce duymadıysanız, yirminci yüzyılın başlarında yaşanan bu büyük salgın hakkında bilgi edinmek için muhtemelen ideal bir dönemdeyiz. 1918 ile 1920 arasında yaşanan bu salgın iki yıl içinde o sırada 2 milyardan az olan dünya nüfusunun üçte birini hasta etmiş ve tahminen 20 ila 50 milyon kişinin ölümüne yol açmıştı. En düşük tahminler bile doğru olsa, İspanyol gribi aynı dönemde devam eden Birinci Dünya Savaşı'ndan daha çok can almış oldu. Dünyanın Covid-19 kriziyle başa çıkmaya ve buradan nasıl çıkacağını tahmin etmeye çalıştığı bugünlerde İspanyol gribi sonrası dünyada neler olduğuna baktık. 1921 çok başka bir dünyaydı Kuşkusuz bu döneme bakarken, dünyanın son 100 yıl içinde çok değiştiğini hesaba katmalıyız. Tıp ve pozitif bilimlerin sunduğu imkanlar o dönemde bir salgınla başetme bakımından çok daha sınırlıydı. Doktorlar İspanyol gribine bazı mikro organizmaların yol açtığını ve hastalığın insandan insana bulaşabildiğini biliyordu ama hastalığın sebebinin virüs değil bir bakteri olduğunu düşünüyorlardı. Tedavi imkanları da çok sınırlıydı. Düşünün ki dünyada ilk antibiyotik 1928 yılında bulunmuştu. İlk grip aşısının sunulması ise 1940'ları bulmuştu. Daha da hayati olan halkın genel olarak ücretsiz başvurabileceği sağlık hizmetlerinin bulunmamasıydı. Zengin ülkelerde bile hijyen hala önemli bir sorundu. 'Pale Rider: The Spanish Flu of 1918 and How it Changed the World' adlı kitabında İspanyol gribinin dünyayı nasıl değiştirdiğini anlatan bilim yazarı Laura Spinney sanayileşmiş ülkelerde doktorların çoğu özel muayenehanelerde ya da yardım kuruluşları veya dini kurumların açtığı hastanelerde çalışıyorlardı ve çoğu insanın doktora ve hastaneye erişmesi mümkün değildi diyor. Gençler ve yoksullar Durumu daha da vahimleştiren bir şey İspanyol gribinin daha önceki grip salgınlarından örneğin 1889-90 yılları arasında dünya çapında 1 milyon insanın ölümüne yol açan salgından farklı bir karakter göstermesiydi. Virüs 20 ile 40 yaş arasındaki erkeklerde çok daha öldürücü oluyordu. Bunun bir sebebi muhtemelen hastalığın önce devam eden Birinci Dünya Savaşı cephesindeki kalabalık askeri kamplarda başlayıp, evlerine dönen askerler tarafından dünyaya yayılmasıydı. Salgın en çok daha yoksul ülkeleri etkiledi. Harvard Üniversitesi'ndan Frank Barro 2020 yılında yayımlanan araştırmasında ABD nüfusunun binde beşinin (550 bin kişi) İspanyol gribinden öldüğünü tahmin ediyor. Hindistan ise İspanyol gribi salgınında nüfusunun yüzde 5,2'sini yani 17 milyon insanı kaybetti. '1918 Pandemisi' kitabının yazarı Catharine Arnold I. Dünya Savaşı ve İspanyol gribinin yol açtığı ölümler geride bir ekonomik yıkıntı bıraktı diyor. Arnold'un büyük anne ve babası da İngiltere'de bu hastalıktan ölenler arasında. Bir çok ülkede salgından sonra ailenin dükkanını açacak, tarlasını sürecek, hayvanını besleyecek, mesleğini ve ticaretini icra edecek, evlenip ölenlerin yerine yeni kuşaklar yetiştirecek genç erkeklerin çoğu ölmüştü diyor. O kadar çok erkek ölmüştü ki milyonlarca kadın kendilerine bir eş bulamamışlardı. Yeni iş gücü kadınlar İspanyol gribi ardından belki 14. yüzyılda yaşanan Kara Veba salgını sonrasında feodalizmin düşüşü gibi büyük bir toplumsal dönüşüm yaşanmamış olabilir ama kesin olan bir şey bir çok ülkede toplumsal cinsiyet rollerini kökünden sarsmış olması. Texas A&M Üniversitesinden araştırmacı Christine Blackburn ABD'de ölümler sonucu ortaya çıkan iş gücü sıkıntısının kadınlara çalışma hayatının yolunu açtığını söylüyor ve Kadınlar 1920'ye gelindiğinde ülke çapında toplam işgücünün yüzde 21'ini oluşturmuştu diyor. Aynı yıl Amerikan Kongresi, Amerikan kadınlarının oy verme hakkını tanıyan Anayasa değişikliğini (19. Madde) kabul etti. Blackburn 1918 gribinin bir çok ülkede kadın hakları üzerinde etkisi olduğuna ilişkin kanıtlar var diyor. Gribin çalışma hayatındaki bir başka etkisi iş gücü sıkıntısı nedeniyle bazı ülkelerde işçi sendikalarının güçlenmesi ve yine bazılarında işçi ücretlerinin artırılması oldu. ABD'de resmi rakamlar imalat sektöründe ortalama işçi ücretinin 1915'te 21 cent iken 1920'de 56 cente çıktığını gösteriyor. Yeni kuşaklar sırtlarında yükle doğdu Uzmanlar İspanyol gribi yıllarında doğan çocuklara ne olduğunu da araştırdılar. Bu yıllarda doğan çocukların salgın öncesi ve sonrası dönemlerde doğanlara göre kalp hastalıkları da dahil bazı hastalıklara çok daha fazla yakalandığı ortaya çıktı. İngiltere ve Brezilya'da yapılan analizler 1918-19 yıllarında doğan bebeklerin büyüdüklerinde diğer dönemlerde doğanlara göre daha az eğitimli ve daha az düzenli iş sahibi olduklarını da ortaya koydu. Bazı uzmanlar pandemi sırasında hamile kadınların yaşadığı sıkıntıların anne karnındaki çocuk gelişimini etkilediği teorisini ortaya atıyor. ABD'de askere alınanlarla ilgili istatistiki verilerin analizinde de ilginç bir sonuç ortaya çıktı. 1915 ile 1922 arasında doğanların askere alınış kayıtlarına bakıldığında 1919'da doğanların boy ortalamasının diğer yıllarda doğanlardan yaklaşık 1 milimetre kısa olduğu görüldü. Sömürgecilik karşıtlığı ve uluslararası işbirliği 1918 yılında Hindistan yüz yılı aşkın bir süredir Britanya'nın sömürge idaresi altında yönetilmekteydi. O yılın Mayıs ayında ülkede görülmeye başlanan İspanyol gribi İngilizleri, Hint halklarından daha az etkiledi. Ölüm istatistikleri alt kastlardan Hindular arasında hastalığın her bin kişide 61,6 kişinin ölümüne yol açtığını gösteriyor. Oysa ülkede yaşayan beyaz Avrupalılar arasında bu oran binde 9'dan azdı. Hindistan'daki ulusal bağımsızlık yanlıları İngiliz sömürgecilerin krizi iyi yönetemediği konusundaki genel kanıyı sesli olarak dile getirmeye başladı. 1919'da Mahatma Gandhi tarafından yayınlanan 'Young India dergisi İngiliz sömürge yönetimini en sert şekilde topa tutuyordu. Derginin baş makalesinde Böylesi korkunç ve yıkıcı bir salgının yayıldığı bir dönemde hiç bir başka medeni ülkenin hükümeti Hindistan'daki hükümet kadar yetersiz kalmamıştır deniliyordu. Fakat Birinci Dünya Savaşı'nın geride bıraktığı dev jeo-politik sorunlara rağmen pandemi aynı zamanda uluslararası işbirliğinin önemini de açıkça ortaya koymuştu. 1923 yılında bugünkü Birleşmiş Milletlerin öncülü sayılan Milletler Cemiyeti adlı çok uluslu yapılanma Sağlık Örgütü'nü oluşturdu. Bu, diplomatlar değil tıp alanında uzman kişiler tarafından yönetilen ve yeni uluslararası salgın kontrol sistemlerini oluşturan bir teknik yapılanmaydı. Bugün bildiğimiz Dünya Sağlık Örgütü çok daha sonra 1948 yılında kurulacaktı. Kamu sağlığı alanındaki ilerlemeler Salgının yol açtığı büyük yıkım kamu sağlığı alanında, yani tıbbın imkanlarının kitlelere sunulması konusunda büyük adımlar atılmasını da beraberinde getirdi. Sovyet sosyalist devrimi sonrası Rusya 1920 yılında dünyada ilk merkezi ücretsiz sağlık hizmetini kuran ülke oldu. Onu hızla diğer ülkeler izledi. Laura Spinney bir çok ülke 1920li yıllarda sağlık bakanlıkları kurdu ya da varolan sağlık bakanlıklarının gücünü artırdı. Bu doğrudan grip salgınının bir sonucuydu çünkü salgın sırasında sağlık konularındaki yetkililer kabine toplantılarına girememiş, ihtiyaç duydukları fonlar ve yetkiler için başka devlet yetkililerine yalvarmak zorunda kalmışlardı diyor. Londra'daki Royal Halloway Üniversitesi'nden antropolog Jennifer Cole, salgın-savaş kombinasyonunun dünyanın bir çok köşesinde sosyal devletin tohumlarının atılmasını getirdiğini düşünüyor. Devletin sosyal yardım fonksiyonu bu bağlamda ortaya çıktı. Salgından geriye milyonlarca dul, yetim ve özürlü insan kalmıştı diyor ve ekliyor: Salgınlar toplumun mercek altına yatırılmasına yol açıyor sanki. Toplumlar bunlardan daha adil daha eşitlikçi çıkabiliyor. Sokağa çıkma yasakları ve sosyal mesafe işe yaradı Ünlü bir iki şehrin hikayesi var. 1918 yılının Eylül ayında Amerikan şehirlerinde savaşı finanse etmek için basılan devlet tahvillerinin promosyonu için geçit törenleri düzenleniyordu. İspanyol gribi yayılmaya başlayınca iki Amerikan şehri Philadelphia ve St Louis bu konuda çok farklı iki yaklaşımı seçti. Philadelphia geçit törenini planlandığı şekilde yaptı, St Louis iptal etti. Bir ay sonra Philadelphia'da İspanyol gribinden 10 bini aşkın insan ölmüş, St Louis'de ise ölümler 700'de kalmıştı. Bu karşılaştırma sosyal mesafe önlemlerinin salgınlarda işe yarayan bir strateji olduğu tezini güçlendiriyor. 1918'de bir çok ABD kentinde alınan önlemleri karşılaştıran bir araştırma da kamusal toplantıları yasaklayan, tiyatroları, okulları ve kiliseleri daha erken kapatan şehirlerde ölüm oranlarının daha düşük olduğunu gösteriyor. Ayrıca 1918'de alınan sokağa çıkma önlemlerini inceleyen bir grup Amerikalı iktisatçı, dahasıkı önlemler alan kentlerin salgından sonra ekonomik olarak daha hızlı canlandığını ortaya koydular. Unutulan salgın Verdiği bütün bu önemli derslere rağmen İspanyol gribinin bir çok bakımdan unutulmuş bir salgın olduğunu söylemek mümkün. Belki de Birinci Dünya Savaşı'nın gölgesinde kaldığı, savaş döneminde etkileri konusundaki haberler bir çok hükümet tarafından sansürlendiği için böyle olduğu söylenebilir. Olduğu dönemde gereği gibi duyulmadığı ve konuşulmadığı için olsa gerek tarih kitaplarında ve toplumsal hafızadaki yeri de zayıf kaldı. Tıp tarihçisi Mark Honigsbaum Salgının yüzüncü yılında bile İspanyol gribi doğru dürüst hatırlanmadı diyor ve ekliyor. Ne de hakkında kitaplar yazıldı, şarkılar söylendi, resimler yapıldı. Bunun bir kaç istisnasından biri Norveçli ünlü ressam Edvard Munch'un hastalığa yakalandığı sırada yaptığı İspanyol Gribi ile Otoportre adlı eseri. Honigsbaum ayrıca Britannica Ansiklopedisi'nin 1924 baskısında yer alan 20nci yüzyılın en olaylı yılları derlemesinde İspanyol gribinin yer almadığına, salgınla ilgili ilk tarih kitaplarının 1968'de çıkabildiğine işaret ediyor. Bu durumda Covid-19'un İspanyol gribinin tarihteki önemini yeniden hatırlattığını söyleyebiliriz. *** BBC TÜRKÇE Fernando Duarte BBC Dünya Servisi ***"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ispatlandi-kaliteli-sperm-icin-egzersiz-yapin/", "text": "Yaklaşık her üç çiftten birisi kötü sperm kalitesi yüzümden bebek sahibi olmakta güçlük çekiyor. Bu durumda çiftler tek çare olarak tüp bebek yöntemini görüyor. Oysa gebelik olsa bile kötü sperm kalitesi düşüklerin, doğumsal anomalilerin ve bazı çocukluk çağı kanserlerinin görülme riskini artırıyor. Bu sebeplerden dolayı, doğal yollardan sperm kalitesinin artırılması hem sağlık hem de gelecek jenerasyonlar açısından önemlidir. Ancak egzersizin sperm kalitesi üzerindeki rolü tartışmalı. Bazı çalışmalar yoğun egzersizin sperm kalitesini azalttığını bildiriyor. Fakat bu çalışmaların aksine İran'da yapılan bilimsel çalışmada belli tip ve süredeki egzersizlerin sperm kalitesini artırdığı ispatlandı. KALİTELİ SPERM İÇİN EGZERSİZ YAPIN Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, İran Uremia Üniversitesi'nde yapılan Egzersiz Uygulamaları ve Sperm Kalitesi Araştırması'nın detayları hakkında şu bilgileri verdi: Bir grup bilim adamı, egzersiz yoğunluğu ve sperm parametreleri arasındaki ilişkiyi göstermek üzere yola çıktılar. Toplamda yaşları 25-40 arasında olan 261 sağlıklı erkek çalışmaya katıldı. Başlangıçta katılımcıların hiç biri düzenli bir egzersiz programına uymadılar ya da günde 25 dakika, haftada üç günden fazla egzersiz yapmadılar. Katılımcılar dört deney grubuna bölündüler; Orta yoğunlukta devamlı egzersiz yapanlar: Haftada üç veya dört gün 25-30 dakika koşu bandında koşanlar. Yüksek yoğunlukta devamlı egzersiz yapanlar: Haftada üç veya dört gün koşu bandında 50 dakika bir saat koşanlar. Yüksek yoğunlukta aralıklı egzersiz yapanlar: Bir dakika patlama şeklinde hızlı koşmayı, bir dakika yavaşlamanın takip ettiği ve bunun 10-15 kez tekrarlandığı egzersizi yapanlar. Kontrol grubu: Egzersiz yapmayanlar. EGZERSİZİ TAKİBEN SPERM DEĞİŞİKLİKLERİ Tüm egzersiz grupları, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, sperm kalitesi tüm parametrelerde düzelme göstermiştir. Egzersiz grubu içinde en çok düzelme gösteren grup; orta derece yoğunlukta devamlı koşu yapan gruptur. Bu grupta; sperm hacmi yüzde 8,3, hareket yüzde 12,4, düzgün morfoloji yüzde 17,1, sperm konsantrasyonu yüzde 14,1, sperm sayısı yüzde 21,8 artmıştır. EGZERSİZİ BIRAKINCA SPERM KALİTESİ DÜŞÜYOR Bu sonuçlar etkileyici olmakla beraber maalesef uzun süreli değildir. Egzersiz programının sonlanmasından bir hafta sonra eski değerlere geri dönüş olmuştur. Sperm hareketi egzersizin kesilmesinden 30 gün sonra düşme göstermiştir. Ama çalışma sonuçları, egzersizin özellikle hareketsiz erkekler için, sperm kalitesini düzeltmede basit, ucuz ve etkili bir yol olduğunu açıkça göstermektedir. Olumlu değişiklerin uzun vadede devam etmesi için egzersizi bir hayat tarzı olarak benimsemenin gerekliliği de ortaya konmuştur. Op. Dr. Betül Görgen, sperm kalitesini düzeltmek için egzersizin yanı sıra sağlıklı beslenilmesi, alkolün azaltılması, sigaraya son verilmesi önerilerinde bulunuyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/israfi-onleyerek-yardima-donusturen-halk-kahramanimiz-zinnur-dede/", "text": "Türkiye'de çok iyi hikayeler var, dünyayı değiştirecek güçleri olmasa da kendi dünyalarını ve çevrelerindeki insanların dünyasını değiştirecek kadar iyi hikayeler. Bu hikayelerden birinin kahramanı da İzmir'de yaşayan Bayburtlu Zinnur Dedenin israfla mücadelesi. Yalnızca israfla savaşmıyor, dönüştürdükleri sayesinde hem hayvanlara hem de ihtiyaç sahiplerine yardım ediyor. Hürriyet'te yer alan hikayesinden onu dinleyelim. Bayraklı ilçesindeki Osmangazi semtinde oturan ve çocukların Zinnur Dede diye hitap ettiği Çelik, Bayburt'tan 55 yıl önce göç ederek İzmir'e yerleşmiş, yaşının ilerlemesi nedeniyle müteahhitliği bırakıp emekli hayatı yaşamaya başlamış. Hayvanları çok sevdiğini, sokak hayvanlarıyla yakından ilgilendiğini anlatan Zinnur Dede, israftan hoşlanmayan bir yapıda olduğunu, özellikle ekmek israfının içini acıttığını söyledi. Atık ekmekleri toplayarak sokak hayvanlarını besleme işine yaklaşık 15 yıl önce başladığını, emekli olduktan sonra yerleştiği evinin garajında ekmek kurutma, doğrama ve öğütme sistemi oluşturduğunu vurgulayan Çelik, bu iş için aldığı araçla her gün fırın, pastane, lokanta ve unlu mamul satan dükkanları dolaştığını, atık ürünleri topladığını ifade etti. Günde yaklaşık 600 ekmek topluyor. Dükkan sahipleri ertesi güne kalan ürünleri benim için saklıyor, ben de her gün topluyorum. Allah razı olsun, onlar da duyarlı insanlar, daha önce çöpe attıkları ürünleri artık benim için saklıyorlar. Bunları toparlıyoruz, evde yem haline getiriyoruz. Kuşlara, sokak hayvanlarına veriyoruz. Fazla kalanı da yem olarak hayvancılara satıyorum. Oradan da birkaç kuruş geliyor. Bu işlerde bana yardımcı olan arkadaşıma ücretini veriyorum, kalan parayı da ihtiyaç sahibi insanlara, kanserli hastalara veya yetimlere veriyorum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/issiz-adam-yunanistanda-yeniden-cekildi/", "text": "Yönetmenliğini Çağan Irmak'ın yaptığı ve Türkiye'de uzun süre gündem olan 'Issız Adam' filmi Yunanistan'da tekrar çekildi. Yiannis Tsimitselis ve Katerian Geronikolou'nun başrolünde olacağı film 1 Ocak 2020 tarihinde Yunanistan'da vizyona girecek. Yunan oyuncularla yeniden çekilen 'Issız Adam' filmi hem Türkiye hem de Yunanistan tarihinde bir ilk olacak. Most Production yapımı film, Yiannis Tsimitselis ve Katerian Geronikolou'nun başrolünde olacağı filmin yönetmenliğini Yiannis Papadakos yaptı. Filmin Yunanistan'daki ismi 'Sonsuza dek' olacak. 16 Aralık akşamı Atina'da gerçekleşecek galaya filmin yapımcısı Mustafa Oğuz ve yönetmeni Çağan Irmak da davetli olarak katılıyor. Film, 1 Ocak 2020 tarihinde Yunanistan'da vizyona girecek. Filmin yönetmeni olan Yiannis Papadakos, film ile ilgili şu açıklamada bulundu: Bu fikir ortaya çıktığı andan beri bütün ekip, yapım şirketi, oyuncular ve tabii ben, filmi büyük bir sevgiyle benimsedik. Çağan Irmak'ın olağanüstü senaryosu ve rejisi hepimizi derinden etkiledi. Filmin sadeliği, direktliği, yarattığı yoğun duygular içimize işledi. Atina'yı bugün olduğu gibi gösteren tamamen gerçekçi ve gerçek bir aşk hikayesi. Renkler, kokular ve zamansız melodilerle bezeli bir şehirde birbirinden çok farklı ve uzak iki insan belki de kaderin yardımıyla bir araya gelir... hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir anda. Bu film hepimiz için bir meydan okuma oldu. Genç bir yönetmen olarak, daha önce sinema ekranı için çekmediğim bir türde, romantik drama türünde bir film çektim. Özellikle Yiannis, başarılı bir komedyenken ilk defa bu filmde böylesine ters köşe bir karakter oynadı, altından büyük bir başarıyla kalktı, onunla gurur duyuyorum. Sonsuza Dek filminin bizi etkilediği gibi izleyen herkesi derinden etkilemesini umuyoruz. Tüm izleyicilerimize ulaşıp, hayatını değiştirmeye istekli olan herkesi birbiriyle özdeşleşmeye teşvik edeceğimizi umuyoruz. Bu filmin eşsizliğini ve duygusallığını hisseden herkesin kalbine kazınmasını hedefliyoruz. Sonsuza dek! Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbul-havalimani-uluslararasi-arenada-5-yildizli-havalimani-olarak-tescillendi/", "text": "Sevindirici bir haber: İSTANBUL HAVALİMANI'NIN BUGÜN YAPTIĞI AÇIKLAMA Uluslararası havacılık kuruluşu @skytrax_uk, 5 Yıldızlı Havalimanı ve 5 Yıldızlı Covid-19 Önlemli Havalimanı ödülleri ile #İstanbulHavalimanı'nı tescilledi. Dünyada bu ödülleri aynı anda alan iki havalimanından biri olmanın gururunu yaşıyoruz. DETAY: İGA Havalimanı İşletmesi'nden yapılan açıklamaya göre, 1989 yılında kurulan Londra merkezli havacılık enstitüsü Skytrax tarafından 5 Yıldızlı Havalimanı olarak nitelendirilen İstanbul Havalimanı, dünyada bu unvanı alma başarısı gösteren 8 global aktarma merkezi havalimanı arasına girdi. Ayrıca, COVID-19 salgını sürecine özel olarak verilen 5 Yıldızlı COVID-19 Önlemli Havalimanı ödülünü de almaya hak kazanan İstanbul Havalimanı, Roma'daki Fiumicino Havalimanı'nın, Doha'daki Hamad Uluslararası Havalimanı'nın ve Bogota'da bulunan El Dorado Havalimanı'nın ardından bu unvana erişen dünyadaki dördüncü havalimanı oldu. Yanı sıra İstanbul Havalimanı, dünyada '5 yıldız' alan en büyük terminale sahip havalimanı olma başarısını da gösterdi. Skytrax ödülleri öncesinde, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün vermiş olduğu 'Havalimanı Pandemi Sertifikası'nı alan, ardından Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı'nın yayınladığı COVID-19 Havacılık Sağlık Emniyeti Protokolünü imzalayan İstanbul Havalimanı, Uluslararası Havalimanları Konseyi tarafından verilen Havalimanı Sağlık Akreditasyonu sertifikasını ise dünyada alan ilk havalimanı olmayı başardı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbul-havalimanina-toplu-ulasim-araclari-ile-nasil-gidilir/", "text": "İSTANBUL YENİ HAVALİMANI NEREDE? Evet yeni havalimanı biraz uzak fakat bu ulaşılması imkansız anlamına gelmiyor. Havalimanına ulaşım için çeşitli önlemler alınmış. Biz sizlere İETT, METRO ve HAVAİST hatlarıyla nasıl İstanbul Yeni Havalimanı'na gideceğinizi anlatalım. Tayakadın ve Akpınar mahalleleri arasındaki 76 kilometrekarelik alana inşa edilen üçüncü havalimanı Göktürk Arnavutköy, Çatalca kavşağında bulunmaktadır. İstanbul Havalimanı'na şu anda toplamda 7 farklı hatta hizmet verilmektedir, ilerleyen dönemlerde ise 18 farklı hatta 150 otobüs ile ulaşım sağlanması planlanmaktadır. Hem IETT hem de Havaist otobüsleri kullanarak İstanbul Yeni Havalimanı'na ulaşım sağlayabilirsiniz. Havaist otobüsleri 4 farklı hat ile hizmet sağlarken IETT otobüsleri ile İstanbul içindeki 3 farklı noktadan ulaşım sağlanabilmektedir. İstanbul Yeni Havalimanı ulaşımı için kullanabileceğiniz otobüs hatları: Havaist Hatları İST-1 YENİ HAVALİMANI YENİKAPI -Yenikapı -Bakırköy İDO -Kuleli -Başakşehir Metrokent -Yeni Havalimanı İST-2 YENİ HAVALİMANI TÜYAP -Tüyap -Cumhuriyet Mah. -Bahçeşehir Merkez -Yeni Havalimanı İST-7 YENİ HAVALİMANI KOZYATAĞI -Kozyatağı Metro -Tepeüstü -Kavacık Köprüsü -Hasdal -Yeni Havalimanı İST-7 -Gümüşsuyu Peron -Beşiktaş Meydan -Zincirlikuyu Metrobüs -Göktürk -Yeni Havalimanı İETT Hatları H2 YENİ HAVALİMANI-MECİDİYEKÖY -Mecidiyeköy Metrobüs -Çağlayan -Nurtepe -Hasdal -Kemer Yolu -Orman Yolu -Kıyı Emniyeti -İhsaniye Kavşağı -Yeni Havalimanı H3 YENİ HAVALİMANI-HALKALI -Gümrük -4. Cadde -Rumeliler -Atatürk Mah. -Demirciler Sitesi -Yeni Havalimanı H4 YENİ HAVALİMANI-ATATÜRK HAVALİMANI -Atatürk Havalimanı -Başakşehir Metrokent -Yeni Havalimanı İstanbul Yeni Havalimanı'na Metro ile Ulaşım Seçenekleri İstanbul Yeni Havalimanı Metro ulaşımı M11 Gayrettepe-Yeni Havalimanı Metro Hattı ile sağlanacaktır. 2019 yılında tamamlanması gereken bu hat Gayrettepe istasyonunda Yenikapı-Hacıosman hattı ile entegre olacaktır toplam hat uzunluğu ise 36 km'dir. İstanbul Yeni Havalimanı'na Taksi ile Ulaşım İstanbul Yeni Havalimanı'nın açılışı ile birlikte ilk etapta toplam 660 adet taksinin hizmet vermesi için anlaşıldı. Havalimanının kapasitesinin artması ile taksi sayısında da artış olması beklenmektedir. Yeni Havalimanı'nda hizmet verecek olan taksilere teknolojik açından getirilen standartlarla birlikte yolcuların şoför bilgisi,yol güzergahı, trafik yoğunluğu ve ücret bilgilerinin yer aldığı ekranlar yolcuları bilgilendiriyor. Ayrıca tüm taksilerde kredi kartı ile ödeme seçeneği bulunmaktadır. İstanbul Yeni Havalimanı'na Özel Araç ile Ulaşım Alternatifleri Yeni havalimanına özel araç ile ulaşmanın en kolay yolu üçüncü köprü üzerinden sağlanabilmektedir. Ayrıca 2 ay boyunca yeni havalimanında ücretsiz olarak otopark hizmeti verilmektedir. Yazı: Biletall"} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbul-semtlerinin-isimleri-nereden-geliyor/", "text": "Milyonlarca kişinin yaşadığı İstanbul tarih boyunca dünyanın en önemli noktalarından birisi oldu bildiğiniz gibi. Peki semtlerin adı nasıl oluştu, Beyoğlu kimin oğlu diye merak ediyorsanız; İstanbul'un semtlerinin adlarının nereden geldiğini bulduk: İstanbul Semtlerinin İsimleri Nereden Geliyor? Aksaray: Fatih'in sadrazamı İshak Paşa, İç Anadolu Bölgesi'ndeki Aksaray'ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler. Ahırkapı: Marmara Denizi'nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi. Bağlarbaşı: Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor. Bebek: Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki, Fatih Sultan Mehmet'in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması. Diğeri ise padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması. Beşiktaş: İlk görüş, semtin ismini Barbaros Hayrettin Paşa'nın gemilerini bağlamak için diktirdiği beş taştan aldığı yönünde. Diğeri ise bir papazın burada yaptığı kiliseye Kudüs'ten getirdiği beşik taşını koyduğu ve ismin buradan geldiği yönünde. Beyazıt: Sultan II. Beyazıt'ın buraya kendi ismiyle anılacak bir külliye yaptırmasından sonra semt, Beyazıt olarak anılmaya başladı. Beyoğlu: Semtin isminin nerden geldiği konusunda çeşitli rivayetler bulunuyor. Bunlardan ilkine göre, İslamiyet'i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus Prensinden adını alıyor semt. Diğerine göreyse, 'Bey Oğlu' diye anılan Venedik Prensinin burada oturmasından geliyor semtin adı. Son bir rivayet de, burada oturan Venedik elçisine, yazışmalarda, Beyoğlu diye hitap edilmesinden semtin bu adla anıldığını söylüyor. Bakırköy: Bizanslıların 'Makri Hori' dedikleri semt, 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçince 'Makriköy' adını aldı. 1925'te ulusal sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında Atatürk'ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı. Bostancı: Semt, adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından alıyor. Çemberlitaş: Bizans'ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu'nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş, semte adını verdi. Çengelköy: Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için isminin buradan geldiği tahmin ediliyor. Eminönü: Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafı denetleme yetkisi 'Emin'lere aitti. Semt, adını burada bulunan 'Gümrük Eminliği'nden alıyor. Feriköy: Semt adını Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yaşayan Madam Feri'den alıyor. Bölgede bulunan geniş topraklar padişah tarafından Madam Feri'nin eşine bağışlanmıştı. Ama eşi ölünce semt onun ismiyle anılmaya başlandı. Galata: Gala, Rumca da süt anlamına geliyor. Bir rivayete göre Galata'nın adı semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi. Başka bir görüşe göre ise İtalyanca 'denize inen yol' anlamına gelen 'galata' kelimesi düşünülerek bu isim verildi. Okmeydanı: Fetih Ordusu kuşatmanın bir kısmını burada kurulan karargahta geçirmiş. Semtin ismi de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış. Şişli: Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir ailenin burada bir konağı olduğu ve 'Şişçilerin Konağı'nın zamanla değişikliğe uğrayarak 'Şişlilerin Konağı' haline gelmesiyle semtin adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor. Şaşkınbakkal: Henüz yerleşimin olmadığı dönemlerde yaz günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkanı açıldığını görenler, burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala şaşkın bakkal yakıştırması yaptılar. Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya başlandı. Sütlüce: Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat isimli bir Rum köyü vardı. Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin memelerinden su akar; bu suyun, kadınların sütünü çoğalttığına inanılırdı. Bundan dolayı semt, Sütlüce olarak anılır oldu. Tahtakale: Sözlük anlamı 'kale altı' olan Taht-el-kale'nin bozulmasıyla Tahtakale'ye dönüşen semtin, Mercan ya da Beyazıt dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu ismi aldığı tahmin ediliyor. Taksim: Osmanlı zamanında sucuların; suyu, halka taksim ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı. Teşvikiye: Sultan Abdülmecit'in bir mahalle kurulması için teşvikte bulunduğu semtin adı Teşvikiye olarak kaldı. Bu durumu, Harbiye Karakolu ile Rumeli ve Valikonağı Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan iki taş belgeleliyor. Unkapanı: Bazı satış yerlerinde Arapça'da 'Kabban' adını taşıyan büyük teraziler bulunduğundan, buraları Kapan adını taşırdı. Sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden, semt bu adı aldı. Üsküdar: Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları, şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla Üsküdar'a dönüştü. PEKİ İSTANBUL'UN DİĞER İSİMLERİ NELERDİR? 9 dilde İstanbul İstanbul'un pek çok dilde çok farklı isimleri bulunuyor. Grekçe: Vizantion Latince: Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma Rumca: Konstantinopolis, İstinpolin, Megali Polis, Kalipolis Slavca: Çargrad, Konstantingrad Vikingce: Miklagord Ermenice: Vizant, Stimbol, Esdambol, Eskomboli Arapça: Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma Selçuklular zamanında: Konstantiniyye, Mahrusa-i Konstantiniyye, Stambul Osmanlıca'da: Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i Saltanat, İstanbul, İslambol, Darü's-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye, Darü'l-Hilafetü'l Aliye, Payitaht-ı Saltanat, Dergah-ı Mualla, Südde-i Saadet."} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbula-gelip-metrobuse-binen-norvec-vatandasinin-ulkesine-dondugunde-yaptigi-carpici-aciklama/", "text": "29 Yaşında ki Norveç vatandaşı E.A geçtiğimiz günlerde turist olarak İstanbul'a geldi. Avrupa yakasını gezip gördükten sonra Kadıköy tarafına geçmek isteyen Norveç vatandaşı E.A büyük bir hata yaparak metrobüsü tercih etti.Saat 17:30 sularında Avcılar'dan metrobüse binen E.A Metrobüse adım attığımda büyük bir şaşkınlık yaşadım bunun gerçek olamayacağını düşündüm dedi. Bir kaç durak daha gittikten sonra tıka basa dolan metrobüste adım atacak yer kalmadığını söyleyen E.A Avcılar'dan bindiği Metrobüsten Şirinevler durağında inmek zorunda kaldı. Şirinevler'den taksi ile yoluna devam eden E.A Türkiye tatilini tamamlayıp ülkesi Norveç'e döndü. Ülkesine döndükten sonra arkadaşlarına ve ailesine İstanbul'u anlatan E.A İstanbul güzel bir şehir ancak fazlası ile kalabalık ben dünya'da bu kadar insan olduğunu bile bilmiyordum, ayrıca İstanbul'da metrobüs diye bir toplu taşıma var resmen insanlık suçu dedi. İstanbul'a Gelip Metrobüse Binen Norveç Vatandaşının Ülkesine Döndüğünde Yaptığı Çarpıcı Açıklama 29 Yaşında ki Norveç vatandaşı E.A geçtiğimiz günlerde turist olarak İstanbul'a geldi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbulda-25-yil-sonra-mezar-yeri-kalmayacak/", "text": "İBB'nin verilerine göre, her yıl ortalama 75 bin 252 kişinin defnedildiği İstanbul'da boş mezar yeri sayısı 177 bin 172. Yani yeni mezarlıklar açılmaz ise yaklaşık 2,5 yıl sonra mezar kalmayacak. Her yıl ortalama 75 bin 252 kişinin defnedildiği İstanbul'da İBB'nin verilerine göre boş mezar yeri sayısı 177 bin 172. Yani yeni mezarlıklar açılmaz ise yaklaşık 2,5 yıl sonra mezar kalmayacak. Şehir içerisindeki mezarlıklarda boş yer neredeyse hiç bulunmuyor. MEZARLIKLARIN DOLULUK ORANI YÜZDE 100'E ULAŞTI Zira Aşiyan, Edirnekapı, Karacaahmet ve Zincirlikuyu gibi mezarlıkların doluluk oranı yüzde 100'e yaklaştı. Boş mezar yerleri ise şehir merkezinden uzak yeni mezarlıklarda bulunabiliyor. En pahalı mezar yeri Zincirlikuyu'da. Zincirlikuyu'da defnedilecek cenaze için 6 bin lira, hayatta olan kişinin boş mezar yeri talep etmesi durumunda 25 bin lira ücret alınıyor. BOŞ MEZAR YERİ SAYISI 177 BİN 172 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Daire Başkanlığı'nın verilerine göre, Avrupa Yakası'nda yaklaşık 102 bin 904, Anadolu Yakası'nda 74 bin 268 boş mezar yeri bulunuyor. Toplam boş mezar yeri sayısının 177 bin 172 olduğu tahmin ediliyor. Ancak boş yerler, yeni açılan mezar yerlerinde bulunurken, şehir içerisindeki tarihi mezarlıklarda boş yer neredeyse hiç bulunmuyor. Zira Aşiyan, Edirnekapı, Karacaahmet ve Zincirlikuyu gibi mezarlıkların doluluk oranı yüzde 100 seviyesine yaklaştı. Buralarda sadece aile kabri bulunanların cenazeleri defnedilebiliyor. ZİNCİRLİKUYU'DA BOŞ MEZAR YERİ 25 BİN LİRA Edinilen bilgiye göre, Eyüp'te defnedilecek bir cenaze için bin 100 lira istenirken, mezar yerini hayatta olan kişi talep ederse bu miktar 10 bin liraya çıkıyor. Ayazağa ve Kilyos mezarlıklarında yer tahsisi için 100 lira alınırken, bunu hayatta olan kişiler talep ederse rakam 4 bin liraya ulaşıyor. Göktürk ve Bahçeköy'de defnedilen kişi için 100 lira talep edilirken, hayatta olan kişi kendisine mezar yeri tahsis etmek isterse, 2 bin lira karşılığında bu işlemi gerçekleştirebiliyor. En yüksek bedelin istendiği Zincirlikuyu'da defnedilecek cenaze için 6 bin lira, hayatta olan kişinin boş mezar yeri talep etmesi durumunda 25 bin lira ücret alınıyor. MEZARLIKLAR DÖRT GRUBA AYRILIYOR İBB'nin 2018 yılına ait ücret tarifesine göre, hayatta olanlara pahalı, cenazelere ucuz olan mezarlıklar, 4 bölgeye ayrılıyor. Birinci grup Zincirlikuyu Mezarlığı'nda, cenaze için mezar yeri tahsisi 6 bin lira, cenazenin yanındaki boş mezar yeri tahsisi 12 bin 500 lira karşılığında yapılıyor. Bunun yanında, hayatta olan kişinin boş mezar yeri için 25 bin lira talep ediliyor. İkinci grupta yer alan Eyüp Mezarlığı'nda, cenaze için mezar yeri tahsisi için bin 100 lira isteniyor. Cenazenin yanındaki boş mezar yeri tahsisi içinse 5 bin lira alınıyor. Boş bir mezar yeri tahsisi 10 bin lira karşılığında sağlanıyor. Üçüncü grup Ayazağa ve Kilyos mezarlıklarında ise cenaze için mezar yeri tahsisi için 100 lira alınıyor. Cenazenin yanındaki boş mezar yeri tahsisi içinse 2 bin lira ücreti isteniyor. Boş mezar yeri içinse 4 bin lira talep ediliyor. Dördüncü grupta yer alan Göktürk ve Bahçeköy mezarlıklarında da cenaze için mezar yeri tahsisi 100 lira ile ücretlendiriliyor. Cenazenin yanındaki boş mezar yeri tahsisi bin lira olarak uygulanıyor. Boş mezar yeri tahsisi ise 2 bin lira karşılığında sağlanıyor. MEZARLIKLARDA 845 PERSONEL GÖREV YAPIYOR İstanbul'da 497'si Müslümanlar 67'si gayri müslimler için olmak üzere 564 mezarlık bulunuyor. İBB, cenaze yakınlarının talep ettiği ilde defnedilmek isteyen kişilere ücretsiz nakil hizmeti sunuyor. Ayrıca İstanbul'da mezarlıkların güvenliği için 47'si motorize, 715 özel güvenlik personeli bulunuyor. Mezarlıkların bakım, onarım ve çevre düzenlemesi gibi işlemleri için 130 görevli personelle birlikte toplam 845 personel görev yapıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbulda-alternatif-kahvalti-mekanlari/", "text": "Hafta sonunu hafta sonu yapan şeylerin başında, şüphesiz ki uzun kahvaltılar geliyor; en azından çalışan insanlar için... Bütün hafta aksatılan ya da bir poğaçayla geçiştirilen günün en güzel öğünü için cumartesi, pazar sabahları herkes rotalarını kahvaltıcılara çeviriyor. Kahvaltıcıda yer bulmak ise, ayrı dert. Popüler birkaç mekanda sıra bekleyen insanlar, haftasonu keyfinden çok devlet dairesinde dandik bir evrak için işkence yaşıyor gibi ayakta dikiliyor. Yoğunluk yüzünden soğuk gelen sucuklu yumurtalar, çay siparişi vermek için bile garsonla göz göze gelememeler, sonrasında da sanki kahvaltı yapmamışsınız da arkadaşa düğünde altın takıyormuşsunuz gibi gelen hesaplar derken; beklenen hafta sonu kahvaltısı, kendinize çaktırmadığınız bir hayal kırıklığı haline geliyor. İstanbul neyse ki oldukça büyük bir şehir ve pek tabii ki, deli gibi sıra beklemek zorunda olmadığınız ve keyifle kahvaltı yapabileceğiniz, absürd fiyatlara sahip olmayan; ama lezzetli menülere sahip olan mekanlar da mevcut. Her hafta sonu Instagram'da aynı mekanları paylaşmanızdan ve sizi beklerken görmeye gönlümüz razı gelmediğinden, birkaç alternatif paylaşmak istedik. 1- Holy Coffee Çukurcuma'da bulunan Holy Coffee, tam anlamıyla eviniz gibi bir mekan. Dekorasyon, mekanın atmosferi, müthiş kahve kokusuyla kendinizi Avrupa'da yoldan geçerken keşfettiğiniz ve keşfettiğinize çok sevindiğiniz bir mekanda gibi hissediyorsunuz. Servis, ilgi ve lezzet süper. Karaköy'ün hipster'ları ve hipster olma yolundaki tayfasının arasına girmeden, sakin ve huzurlu bir gün geçirebilirsiniz. Evime yürüme mesafesinde olduğundan, Cake House favori mekanlarımdan. Beşiktaş Pazarı'nın tam karşısında kalıyor. Hem menüsü zengin hem de mekan Instagram'ınız için her hafta yeni bir malzeme bulabileceğiniz kadar renkli. Diyet yapıyorsanız, serbest gününüzde gidin ve kahvaltınızda pişi sipariş etmeyi unutmayın. 3- Göreme Muhallebicisi Nişantaşı Vali Konağı civarındaki Göreme Muhallebicisi, aşırı aç olduğunuzda ve hızlı servise ihtiyacınız olduğunda koşarak gitmeniz gereken adres. Abartmıyorum; kahvaltıyı 1-3 dakika içinde getiriyorlar ve sucuklu yumurtaları enfes. 4- Cuma Cafe Yine Çukurcuma'daki Cuma Cafe'ye giderken, yanınızda kitabınızı da götürmeyi unutmayın; çünkü kahvaltı sonrasında kalkmak istemeyeceksiniz. Pankekleri mükemmel olsa da, tatlı için kendinize yer bırakın ve tatlı seçeneklerine mutlaka bir göz atın. 5- ANY Arnavutköy'deki ANY kokteylleriyle meşhur olsa da, aslında kahvaltısıyla da birçok mekanla yarışabilecek durumda. Çeşidi bol ve lezzetli bir kahvaltıdan sonra sahilde mis gibi yürüyüş de yapabilirsiniz. Mesela bir Pazar gününden daha ne bekleyebilirsiniz ki? 6- Milano Gourmet Nişantaşı'nda Göreme Muhallebicisi'yle aynı sokakta olan Milano Gourmet'te birkaç kahvaltı çeşidi var; seçim damak tadınıza kalmış, hepsi lezzetli. Üstelik, sanılanın aksine mantıklı fiyatlara sahip. Sadece insan kendini şarküteri bölümündeki her şeyi almaktan alıkoyarken bir irade savaşı veriyor. Uyarmadı demeyin. *"} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbulda-cay-icilecek-yerler/", "text": "5 çayıyla ünlü olan İngiltere'den daha fazla çay tüketimi olan ülkemiz bu işin en iyi yapıldığı yerleri de barındırmaktadır. Yanına bir de hoş sohbet eklenirse tadından yenmeyecek, İstanbul'da çay içmenin gerçek bir keyfe dönüştüğü yerleri sizler için sıraladık. 1- Kahveci Mustafa Amca Jean's İstiklal Caddesi, Danışman Geçidi solunda yer alan mekan ufak tabure ve masalarıyla bir anda dünyanın merkezi konumuna gelebiliyor. Kitlenin birbiriyle hoş sohbetini izlemek bile sizi mutlu edecektir, yine de siz yanınızda hoş sohbet götürün. Masaya bırakılan çayları almamak için bazen eğlenceli bir mücadeleye girmeniz gerekebilir. 2- Kız Kulesi Sahili Üsküdar'dan Harem'e giden sahil yolunda ufak bir yürüyüşün ardından sahilde konumlandırılmış oturma alanlarında bacaklarınızı uzatıp karşıya baktığınızda huzuru bulabilirsiniz. Gündüz ve gece görüntüsü ayrı ayrı güzel olan Kız Kulesi'nin manzarasında çay içmenin keyfi başka. 3- Moda aile çay bahçesi Moda'nın şirin sokaklarında dolaşarak veya sahilden merdivenler yardımıyla da ulaşabileceğiniz mekan deniz manzarasını ve ağaçların altında oturma şansını sizlere sunuyor. Arada gezdirilmeye getirilen köpekleri sevmeyi es geçmeyin. 4- Çengelköy Çınaraltı Deniz kıyısında ve çınarın altında yer alan mekanda köprü manzarası ve Avrupa Yakası manzarası sizleri bekliyor. Eğer kahvaltıya giderseniz ünlü Çengelköy böreklerini alıp öyle kıyıya inin deriz. Yoğunluktan dolayı yer bulmak biraz zor olsa da oturduğunuzda değdiğini göreceksiniz. 5- Firuzağa Kahvesi Cihangirin ortasındaki köy kahveleri de diyebiliriz. Kahveler birbirinden masa örtüsü renkleriyle ayrılır. Dizi ve film senaryoları, oyuncuları çıkaran kahve olarak da bilinir. Oturup sokağı izleyerek dinlenebileceğiniz, sıkılması zor kahveler bütünü. 6- Fethipaşa Korusu Güzel bir kahvaltının da eşlik edebileceği çayın, denizin, yeşilin ve manzaranın birleştiği İstanbul'un cennetlerinden bir köşe. Boğazı izlemek ve Türk Musikisi dinlemek için sosyal tesisler hizmetinizde. 7- Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi Bahçesi Geniş bahçesi ile güzel havaların tadını çıkarabileceğiniz mekan. Arkadaş grubunuzla bir masa etrafında birleştiğinizde açık hava ve ağaçlarla keyifli sohbetler ortaya çıkabilir. 8- Ağa Kapısı Kartpostaldan İstanbul'u izlemek deyimini kullanabileceğiniz Süleymaniye'de nostaljik anlar yaşayacağınız mekandır. Haliç ve Galata'yı önünüze seren manzarası hoşunuza gidecektir. Ama gidiş yolu sizi biraz ürkütebilir. 9- İskele İstinye Çay Bahçesi Deniz kıyısında, boğaz manzarası izlemek isteyenlerin Avrupa Yakasındaki uğrak mekanı. Çay bardaklı boğaz manzarasını sosyal medyada paylaşmak isteyebilirsiniz. 10- Pierre Loti Kahvehanesi İstanbul ve Haliç'e buradan bakmak eşsizdir. Nice şiir ve fotoğrafa konu olan manzara burayı turistlerin uğrak mekanı haline getirmiştir. Çay bardağını elinizde sıkarken kendinizi uzaklarda bulabilirsiniz. Dolmabahçe Sarayı, Sabancı Öğretmenler Evi gibi listeyi uzatmamız mümkün. Bu kadar çay yazmaya dayanamayıp ocağa demlik koymaya gidiyoruz. Varsa sizin de önerilerinizi yorumlara bekleriz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbulda-kis-aylarinda-gidebileceginiz-5-mekan/", "text": "Kış ayları geliyor, partiler dışarıdan mekanların içine doğru kaymaya başladı. Yaz aylarında ve sonbaharın ilk aylarında şehri terk edenler için de özlediğimiz o mekanlara dönme vakti geldi.. Party Mag'in hazırladığı bu listede İstanbul'dan uzak kalanların en çok özlediği mekanların birkaç tanesini görebilirsiniz. Etkinliklerden haberdar olmak istiyorsanız, mobil uygulamayı indirerek mekan mekan gezmeden her şeyi telefonunuzdan keşfedebilirsiniz. 1) KLEIN: Geçtiğimiz sene açılan ve açıldığı günden itibaren sunduğu kaliteli müzik, ambiyans ve kitle ile Klein en çok özlediğimiz mekan oldu. 2)Babylon Bomonti: Eski bira fabrikasında açılışıyla birlikte efsane etkinliklere ev sahibi olan Babylon Bomonti, çok farklı tarzdan ünlü isimleri ağırladı. Yeni sezon programı için de beklentilerimizi yukarı çıkardı. Geride bıraktığımız son birkaç senede farklı türlerden yeni keşifler sunduğu kadar efsane isimlere de yer verdiği programıyla müzikseverlerin hayatında önemli bir yere oturdu Salon İKSV. Bu sezon da bize yeni deneyimler yaşatacağından şüphemiz yok. Techno müziğin Türkiye'deki en köklü mekanı olan İndigo her hafta ağırladığı DJ'ler ile gece hayatının önemli mekanlarından birisi. Açılışında gördüğümüz kalabalık da ne kadar özlendiğinin göstergesiydi. 5) Jolly Joker: Canlı müzik sevenlerin en uğrak yerlerinden biri olan Jolly Joker ünlü sanatçılara yer vermesi ile ön plana çıkıyor ve daima sevenlerini mutlu ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbulda-sevgiliyle-gidilebilecek-5-cici-mekan/", "text": "Merhaba canım okuyucu; Benim iflah olmaz bir obur olduğumu biliyor muydunuz? Paramın yarısını yeme içmeye, kalan yarısınıda asla gitmediğim ama kaydolmaktan asla vazgeçmediğim spor salonlarına, güzellik merkezlerine, diyetisyenlere veriyorum. Tabi ki şimdi sizleri zayıflama hikayelerimle boğmayacağım. Bugün okuyacağınız konu hayatıma lezzet katan noktalar Bu yazımı sevgilisini bütün gün sokaklarda sürükleyen gidilecek mekan bulamayan erkeklere ithaf ediyorum. AVAM KAHVESİ Türkiye'de hala üretilmekte olan yerli gazozları bulacağınız şirin yer. Henüz bütün gazozları deneme girişimim bitmedi ama hepsi çok leziz 🙂 Gazozların yanında leblebi ikram ediliyor. Ben ekstra olarak tırtıl kurabiyesini denemenizi tavsiye ederim. Nostaljik bir dekoru var. Çalışanları çok kibar. Her masada eski Melek çikolata kapları içerisinde şeker ve oynamanız için solo testler var. Gazozları dışında size tavsiyem Avam Tost. İçinde köz patlıcan var 🙂 nam nam nam Adres: Katip Mustafa Çelebi Mah. Çukurçeşme Sok. No:4/A Beyoğlu/İstanbul OKKALI KAHVE Kahveyle aranız olmasa bile buraya sadece Mehmet abiyle sohbet etmek için bile gidebilirsiniz. Ben hayatımda işini bu kadar aşkla, severek yapan başkasını tanımadım. Her müşterisinin tek tek halini hatrını sorar eğer ilk kez gitmişseniz menüde damak zevkinze en uygun kahveyi seçmeniz için size yardımcı olur. Her birinden tek tek bahseder. Benim favorim ve tavsiyem Okkalı Kervansaray Adres: Sinanpaşa Mah. Ihlamurdere Cd. Yeni Hamam Sk. No:3 Beşiktaş/İstanbul BAHANE KÜLTÜR ya da diğer adıyla Kahve Bahane Kadıköyde oturduğum için çocukluğumdan beri aşina olduğum bu mekanın tramisusunu yediğimden beri müdavimiyim 🙂 Hayatımda yediğim en güzel tramisu. Damak zevki çok kişisel bir şey ancak kime yedirdiysem bayıldı. Şiddetle tavsiye 🙂 Adres: Caferağa Mah. Kadife Sok. No: 27/1 Kadıköy/İstanbul CAFE & SHOP Bu cafenin keşfi Gezi Parkı olaylarına dayanıyor. Gezi'nin Kadıköy'e taştığı dönem kapılarını polisten kaçan direnişçilere açan bu mekanı o gün direnişte olan arkadaşım keşfediyor. Direnişten sonrada gitmeye başlıyor ve Ispanaklı Keki deniyor ve bizlere de denetiyor. Tavsiyemizdir 🙂 Ispanak yemeği sevmeyen ben bu lezzete bayılıyorum. Adres: Caferağa Mah. Hacı Şükrü Sok. No 11 Kadıköy/İstanbul ÇİKOLATA DÜKKANI Küçücük ama mis gibi lezzetli bir dükkan. Tüm çikolatalar kendi el yapımları. Çok kaliteli ve çok lezzetliler. En meşhur tatlısı ve benim de bayılarak yediğim Asuman. Aslında basit bir tatlı ama bu çikolatanın lezzetiyle en meşakkatli tatlılara taş çıkarıyor. Gidiniz 🙂 Adres: Caferağa Mah. Moda Cad. Yenifikir Sok. No 1/A Kadıköy/İstanbul Yazarken bir sürü mekan adı ve leziz ürünleri aklıma geldi sanırım bu yazının devamı gelir. Bakarsınız belki bu lezzet noktalarının birinde karşılaşıveririz canım okuyucu 🙂 Afiyet olsun."} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbuldan-montevideoya-157-bin-liralik-ucak-bileti-satin-aldilar/", "text": "Enuygun, kullanıcılarının tercihlerini analiz ederek 2021 yılının seyahat değerlendirmesini yaptı. Yapılan değerlendirmeye göre, uçak biletlerinin yüzde 92'si yurt içi destinasyonlara satıldı. En çok uçak bileti satın alınan şehir İstanbul olurken, Ankara en çok otobüs bileti alınan şehir oldu. Otel rezervasyonlarında en çok tercih edilen şehirler arasında da ilk sırayı İstanbul ve Ankara aldı. Otel tercihlerinde İstanbul ve Ankara'yı İzmir, Antalya, Muğla, Bursa ve Adana izledi. Yılın en çok seyahat edilen ayı Temmuz oldu 2021 yılında Ramazan Bayramı tam kapanma kısıtlamalarına denk geldi. 29 Nisan'dan 17 Mayıs'a kadar süren kapanmada 29 Nisan'da tek yön uçak bileti satışlarında rekor artış yaşandı. 2021'de Haziran ayı itibarıyla seyahat sektöründe hareketlenme başladığını hatırlatan Enuygun Ticaret Müdürü Orkun Özkan Kurban Bayramı'nın uzun bir tatil fırsatı sunmasıyla beraber 17 Temmuz, en çok uçak ve otobüs bileti satılan gün oldu. Bu sayede tatile çıkmak isteyenler 1 haftalık seyahat planı yapma imkanı buldular. Kapanma nedeniyle sezon açılışı geciken oteller yazın, geçmişteki hareketliliği yakaladı. Tatilciler Ağustos ayının son haftasındaki resmi tatili önceki hafta ile birleştirerek 21 Ağustos için rezervasyon yaptırdı. Seyahat etmeyi özleyen ancak yazı değerlendiremeyenler de 29 Ekim ile birlikte 3 günlük bir tatil yapma fırsatını yakaladı. 31 Ekim, Enuygun'dan en çok dönüş uçak bileti alınan tarih oldu. dedi. Yurt dışı satışları Eylül'den itibaren yükselişe geçti 2021 yılı içinde payı yüzde 8 olan yurt dışı uçak bileti satışları Eylül ayı itibarıyla artmaya başladı. Yurt dışı uçuşlarını değerlendiren Özkan Türkiye'de yaz aylarında aşılama çalışmalarının hızla ilerlemesiyle yurt içi seyahatlerimiz pandemi öncesi seviyelere ulaştı. Birçok ülkenin sınırlarını çift doz aşılanan turistlere açmasıyla birlikte yurt dışı seyahatleri de Eylül ayında ivme kazanmaya başladı. 1 Ekim, 2021 yılında Enuygun'dan yurt dışına en çok bileti alınan gün oldu. En çok uçak bileti satılan yurt dışı rotası İstanbul Bakü oldu. Bakü'yü Düsseldorf, Kiev, Taşkent, Amsterdam, Frankfurt ve Berlin takip etti dedi. En pahalı uçak bileti 157 bin 470 TL'ye Montevideo'ya satıldı Enuygun'un verilerine göre, 2021 yılında İstanbul Montevideo arası için 157 bin 470 TL'ye satın alınan 9 kişilik uçak bileti yılın en pahalı uçak bileti oldu. Montevideo, bir Güney Amerika ülkesi olan Uruguay'ın başkenti, en önemli limanı ve en büyük kentidir. En ucuz uçak bileti ise İstanbul Kayseri uçuşuna 1 kişi için 85 TL'ye satıldı. 2021'de otel rezervasyonuna en çok Bursa'da bir otelde 3 kişi için 9 geceye 27.043 TL ödenirken en ucuz otel rezervasyonu Ankara'da 1 kişin için 1 gecelik 52 TL oldu. Yıl boyunca 1 kişi için en pahalı 1 gecelik konaklama ücreti 5.782 TL ile Muğla'da görülürken 1 kişi için en ucuz 1 gecelik konaklama ücreti 50 TL ile İstanbul'da idi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbullular-hayatlarinin-ortalama-3-5-yilini-trafikte-geciriyor/", "text": "2017 yılında İstanbullu sürücüler ve yolcular seyahatleri süresince harcadıkları zamanın yaklaşık yüzde 55'ini trafik yoğunluğunda kaybederken, açık trafikte 20 dakikada gidilecek mesafenin yaklaşık 45 dakika da gidilebildiği görüldü. Ajans Press'in İstanbul'un Oto Ritmi 2017 başlıklı raporundan ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, İstanbulluların hayatlarının ortalama 3,5 yılını şehir trafiğinde geçirdiği belirlendi. 2017 yılında ise İstanbullu sürücülerin ve yolcuların seyahatleri süresince harcadıkları zamanın yaklaşık yüzde 55'ini trafik yoğunluğunda kaybederken, açık trafikte 20 dakikada gidilecek mesafenin yaklaşık 45 dakikada gidilebildiği görüldü. SABAH SAATLERİNDE 10 DAKİKALIK YOL 30 DAKİKA SÜRDÜ ITS Medya ve Ajans Press'in gerçekleştirdiği medya incelemesinde, geçtiğimiz yıl trafik başlığı altında 204 bin 83 haber yansıması tespit edildi. Medyaya yansıyan haberler içerisinde, trafik kazaları başı çekerken, İstanbul trafiğinin 18 bin 463 haberle konuşulduğu görüldü. Rapor, yarım milyondan fazla aracın 5 yıl boyunca kesintisiz takip edilmesi sonucu elde edilen koordinat ve hız verilerinin analiz edilerek oluşturuldu. Böylelikle, 2017 yılında İstanbul arterlerinde hareket eden sürücülerin gün içerisinde ortalama 37 km/saat hızla hareket ederek, zamanlarının yüzde 54'ünü trafik yoğunluğundan dolayı kaybettikleri görüldü. Aynı arterlerdeki sürücülerin ortalama hızları ise hafta içi sabah saatlerinde 26 km/saat olarak ölçülürken, yolda harcadıkları zamanın yüzde 67'sinin trafik yoğunluğundan kaynaklandığı belirlendi. Hafta içi akşam değerlerine bakıldığında da, ortalama 22 km/saat hız ile hareket eden sürücülerin, zamanlarının yüzde 71'ini trafik yoğunluğundan dolayı kaybettiği saptandı. Elde edilen veriler neticesinde, İstanbul'da sabah saatlerinde 10 dakikalık yolun yaklaşık 30 dakika sürdüğü görüldü. Akşam saatlerinde ise bu dakikanın 35'e çıktığı saptandı. Böylelikle, arası 7,5 km olan Maslak-Mecidiyeköy yolunun 2017 yılı sabahlarında 25 dakika sürdüğü, ters yönde ise aynı rota üzerinde 23 dakikada geçildiği belirlendi. Eğer ki, trafik açık olsaydı bu mesafenin yalnızca 12 dakika süreceği saptandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbulun-beyaz-yakalilari-semt-degistiriyor/", "text": "İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nin yürüttüğü projeye göre, İstanbul'da beyaz yakalılar Kadıköy, Üsküdar, Fatih, Beşiktaş gibi semtler yerine, Ümraniye, Pendik, Küçükçekmece, Maltepe, Başakşehir gibi ilçeleri tercih etmeye başladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nin yürüttüğü, İstanbul Kalkınma Ajansı'nın desteklediği Mahallem İstanbul Projesinin sonuçları açıklandı. Projenin sonuçlarına göre, son yıllardaki veriler incelendiğinde İstanbul'da nüfusu giderek artan mahallelerin başında Beylikdüzü'nden Adnan Kahveci ve Yakuplu, Küçükçekmece'den Atakent, Başakşehir'den Kayabaşı, Başakşehir Merkez ve Bahçeşehir 1. Kısım, Sancaktepe'den Fatih ve Abdurrahmangazi, Esenyurt'tan Yeşilkent ve Tuzla'dan Aydınlı mahalleleri geliyor. İSTANBUL'UN EN KALABALIK MAHALLESİ Küçükçekmece Atakent mahallesinde son bir yıldaki nüfus artışı 7 bin kişi olarak gerçekleşti. Atakent, 2016 yılında 88 bin 956 nüfusuyla yıllardır İstanbul'un en kalabalık mahallesi olan Bahçelievler Zafer Mahallesi'ni geçerek İstanbul'un en kalabalık mahallesi oldu. İstanbul'da nüfus azalışının en yüksek düzeyde olduğu mahalleler ise Kadıköy'den Dumlupınar, Bostancı ve Merdivenköy, Bağcılar'dan Evren, Esenler'den Oruçreis, Üsküdar'dan Kuleli ve Altunizade, Bahçelievler'den Siyavuşpaşa olarak sıralandı. Nüfus azalışı ve artışının en yüksek düzeylerde seyrettiği mahalleler, İstanbul'un nüfus hareketliliğinin yoğunlaştığı mahalleler olarak kabul edilirken, giderek merkezden çevre ilçelere doğru bir hareketliliğin gözlendiği ortaya çıktı. BEYAZ YAKALILARIN TERCİHİ DEĞİŞTİ Son 5 yılın verileri incelendiğinde, yüksek lisans ve doktora mezunu olan yüksek eğitimli nüfusun en fazla arttığı ilçeler Ümraniye, Pendik, Küçükçekmece, Maltepe, Esenyurt, Başakşehir, Sancaktepe ve Çekmeköy olurken, yüksek eğitimli nüfusu kaybetmeye başlayan ilçelerin başında Kadıköy, Üsküdar, Fatih, Şişli, Bakırköy, Beşiktaş, Beykoz ve Beyoğlu geliyor. BEYAZ YAKALILAR KADIKÖY-ÜSKÜDAR'DA AZALIYOR Yüksek eğitime sahip beyaz yakalıların, yoğunlukta olduğu Kadıköy, Üsküdar, Fatih, Şişli, Bakırköy, Beşiktaş, Beykoz ve Beyoğlu gibi ilçeler yerine son yıllarda Ümraniye, Pendik, Küçükçekmece, Maltepe, Esenyurt, Başakşehir, Sancaktepe ve Çekmeköy'ü tercih ettiği gözleniyor. YÜKSEK EĞİTİMLİLER HANGİ MAHALLERİ TERCİH EDİYOR? Mahalleler açısından incelendiğinde ise Maltepe'den Zümrütevler, Cevizli, Başıbüyük, Küçükçekmece'den Atakent, Beylikdüzü'den Adnan Kahveci, Başakşehir'den Başakşehir Merkez, Sancaktepe'den Emek ve Ümraniye'den Tatlısu yüksek eğitimli nüfusun tercihinin yoğunlaştığı mahalleler oldu. Yüksek eğitimli nüfusunu kaybetmeye başlayan mahallelerin başında ise Kadıköy'den Erenköy, Göztepe, Suadiye, Fenerbahçe, Şişli'den Fulya ve Teşvikiye, Beşiktaş'tan Etiler, Konaklar, Ulus, Bakırköy'den Ataköy 2-5-6. Kısım ve Yeşilköy, Üsküdar'dan Altunizade geliyor. MERKEZDEN ÇEVREYE DOĞRU GENİŞLEME VAR Projeyi yürüten İÜ İktisat Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Şeker, İstanbul'da mahalle ölçeğinde geniş bir veri tabanı ve harita tabanlı bir bilgi edinme sistemi kurgulamaya başladıklarını, sisteme yakın zamanda online ve mobil ortamda tüm kullanıcıların erişebileceğini söyledi. İstanbul gibi metropol bir kentte, kent içi nüfus hareketliliği ve demografik değişimin önemine dikkati çeken Şeker, proje ekibi olarak 960 mahalleyi incelediklerini bildirdi. Şeker, periyodik olarak proje bulgularının kamuoyu ile paylaşılacağını ifade ederek, projenin hem İstanbullulara hem yerel yönetimlere hem de yatırımcılara rehber olacağını kaydetti. Nüfus hareketliliğine genel olarak bakıldığında, İstanbul'da merkezden çevre ilçe ve mahallelere doğru bir genişleme ve hareketlilik olduğuna işaret eden Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü: Nüfus hareketliliğinde artışın olduğu bölgelerin daha çok yeni yerleşim alanları olduğu göze çarpıyor. İstanbul'un yeni sayılabilecek ilçeleri olan bu bölgeler, her ne kadar şehir merkezine uzak görünse de özellikle metro, metrobüs, Marmaray hatlarının yaygınlaşması ve entegrasyonuyla bu olumsuz etki nispeten ortadan kaldırılıyor. Öte yandan aynı özelliklerde bir konutun Kadıköy'deki satılık ve kiralık bedeli ile Beylikdüzü ya da Sancaktepe'deki bedeli arasında önemli farklar söz konusu. Dolayısıyla özellikle yüksek eğitimli nüfus başta olmak üzere, genel olarak hem ekonomik sebepler nedeniyle hem de altyapı sorunlarının göreceli olarak daha az olduğu bu yeni yerleşim alanlarına rağbet giderek artıyor. Ayrıca, şehir merkezi diyebileceğimiz ilçelerin bir kısmında yaşanan kentsel dönüşüm de bu durumu tetikliyor. İstanbul'daki en önemli sorun olan ulaşım alanındaki iyileştirmeler devam ettikçe şehir dışa doğru genişleyecek. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbulun-fethini-anlatan-netflix-dizisi-rise-of-empires-ottomanin-fragmani-yayinlandi/", "text": "Netflix, merakla beklenen yeni belgesel dizisi Rise of Empires: Ottoman'ın resmi fragmanını ve afişini paylaştı. Başrollerini Tuba Büyüküstün, Cem Yiğit Üzümoğlu, Selim Bayraktar, Birkan Sokullu, Osman Sonant, Tolga Tekin, Ushan Çakır, Damla Sönmez'in paylaştığı belgesel dizi 24 Ocak 2020'de tüm dünya ile aynı anda Netflix'te yayınlanacak. TÜRKÇE ANLATIMINI HALİT ERGENÇ SESLENDİRİYOR Prof.Dr. A.M Celal Şengör ve Dr. Emrah Safa Gürkan danışmanlığında kaleme alınan belgesel dizinin Türkçe anlatımını Halit Ergenç seslendiriyor. Yapımcılığını Karga Seven ile birlikte STX Entertainment'in üstlendiği yapımın yönetmen koltuğunda ise Emre Şahin oturuyor. 6 bölümden oluşan Rise of Empires: Ottoman, tarihe damgasını vuran padişahlardan Fatih Sultan Mehmet'in yükselişini ve İstanbul'un fethini konu alırken dönemin Osmanlı İmparatorluğu'nu farklı bir açıdan ele alıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbulun-siluetlerinden-galata-koprusu-artik-yok/", "text": "İstanbul'a 80 yıl hizmet ettikten sonra altındaki bir lokantada başlayan yangın sonucu ağır hasar meydana gelen, onarıldıktan sonra Ayvansaray-Hasköy arasında çekilen Eski Galata Köprüsü yerinden kaldırıldı. Haliç'teki su sirkülasyonu engellediği için ortada bulunan bölümü açılmış bir vaziyette yıllardır bekleyen Eski Galata Köprüsü'nün yüzer dubaları römorkörlerle çekilerek Haliç'ten çıkarıldı. Böylece bir çok İstanbullunun anılarında yer alan tarihi Galata Köprüsü, İstanbul'a da veda etmiş oldu. Tarihi köprünün tamir için tersaneye götürüldüğü belirtildi. Tamirattan sonra köprünün nasıl değerlendirileceği ise henüz belli değil. YANGINDA AĞIR HASAR GÖRMÜŞTÜ 16 Mayıs 1992'de çıkan bir yangınla ağır hasar gören Galata Köprüsü, yapılan onarımların ardından Ayvansaray-Hasköy arasına yerleştirilmişti. E-5 karayolunun geçtiği Haliç Köprüsü'nün onarımı sırasında trafik sıkışıklığına çözüm olması için 2002 yılında tekrar hizmete açılmış ve faydalı olmuştu. Ancak Eski Galata Köprüsü yolcu vapurlarının Eyüp'e geçişine engel olduğu ve su sirkülasyonunu önleyerek Haliç'in temizlenmesi çalışmalarını aksattığı gerekçesiyle 7 Ekim 2012 yılında tekrar yaya ve araç trafiğine kapatılmış, sökülerek yerinden kaldırılacağı açıklanmıştı. TAMİRDEN SONRA NE YAPILACAĞI BELLİ DEĞİL Bu açıklamanın üzerinden 4 yıl geçmesinin ardından o tarihten bu yana orta bölümünde bulunan üç duba sökülüp gerideki dubalara bağlı bir şekilde bekleyen Galata Köprüsü, Haliç'e veda etti. Galata köprüsünün yüzer dubaları römorkörler aracılığı haliçten çıkarıldı. Böylece tarihi köprü Haliç'ten ayrılmış oldu. Galata köprüsünden geriye Ayvansaray kıyısında kara üzerine inşa edilen 50 metrelik giriş bölümü kaldı. Bu yapının da önümüzdeki günlerde yerinden söküleceği öğrenildi. Tarihi köprünün ise tamir için romörkörlerle tersaneye çekildiği, tamiratın bitmesinin ardından ne şekilde değerlendirileceğine karar verileceği öğrenildi. KÖPRÜNÜN TARİHİ Eski adıyla Cisr-i Cedit Köprüsü, 1845 yılında ilk önce ahşap olarak inşa edildi. Ancak kısa sürede eskiyen köprü, 1863 yılında yenilendi. 37 yıl bu şekilde hizmet veren köprünün yerine deniz üzerinde yüzen dubalar üzerine inşaa edilen yeni bir köprü daha yapıldı. Bu köprü 1912 yılında halkın kullanımına açıldı. 1914 yılında bu köprünün üzerinden, elektrikli Eminönü-Karaköy bağlantısı sağlandı. 1987 senesinde Köprü'nün Haliç'e bakan tarafında yeni bir köprünün yapımına başlandı. Ve bu köprünün yapımı tamamlanmadan önce, 1992 yılı mayıs ayında Tarihi Galata Köprüsü çıkan bir yangın sonucu büyük hasar göndü ve ulaşıma kapandı. Bunun üzerine inşası hızlandırılan kazıklar üzerine yapılan yeni köprü yangından bir ay sonra hizmete alındı. Eski Galata Köprüsü ise yerinden sökülüp tamir gördükten sonra Hasköy, Arnavutköy sahiline yerleştirilmişti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/istanbulun-uc-ilin-nufusundan-daha-kalabalik-mahallesi-yine-de-turkiyenin-en-kalabaligi-degil/", "text": "İstanbul'un en kalabalık mahallesi Beylikdüzü'ndeki Adnan Kahveci Mahallesi, 101 bin 668 kişiyle 3 ilin nüfusunu geride bıraktı. Adnan Kahveci Mahallesi, 81 bin 910 nüfuslu Bayburt'u, 83 bin 443 nüfusa sahip Tunceli'yi ve 96 bin 161 nüfuslu Ardahan'ı geride bıraktı. Bu mahallede oturan insan sayısı, İstanbul'un 16 bin 33 nüfusa sahip Adalar, 37 bin 904 kişinin yaşadığı Şile ve 74 bin 975 nüfuslu Çatalca ilçelerinden daha kalabalık. AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgiye göre, Türkiye'nin nüfusu, 2020'de 83 milyon 614 bin 362 kişiye ulaştı. Nüfusun yüzde 18,49'unun ikamet ettiği İstanbul, 15 milyon 462 bin 452 kişiyle Türkiye'nin en kalabalık şehri olmayı sürdürdü. TÜRKİYE'NİN EN KALABALIK 10 MAHALLESİNDEN 6'SI İSTANBUL'DA İstatistiklere göre, Türkiye'nin en kalabalık 10 mahallesi sıralamasında ise İstanbul'dan 6 mahalle yer alıyor. En kalabalık mahalleler ve nüfus sayıları şöyle: Diyarbakır Bağlar'a bağlı Bağcılar Mahallesi 134 bin 812, Beylikdüzü Adnan Kahveci Mahallesi 101 bin 668, İstanbul Küçükçekmece Atakent Mahallesi 99 bin 858, İstanbul Başakşehir Kayabaşı Mahallesi 99 bin 201, Diyarbakır Kayapınar'daki Fırat Mahallesi 88 bin 189, İstanbul Maltepe Zümrütevler Mahallesi 86 bin 315, İstanbul Bahçelievler Zafer Mahallesi 84 bin 668, Kayseri Talas'a bağlı Mevlana Mahallesi 83 bin 598, Ankara Altındağ'daki Karapürçek Mahallesi 81 bin 657 İstanbul Küçükçekmece Halkalı Merkez Mahallesi 78 bin 869."} {"url": "https://www.thegeyik.com/iste-88inci-oscar-odullerinin-kazananlari/", "text": "88'inci Oscar Ödülleri'nin kazananları, Dolby Tiyatrosu'ndaki törenle sahiplerini buldu. Törende gözler, daha önce 5 kez Oscar adayı olup, ödülü hiç kazanamayan ve bu yıl The Revenant filmiyle tekrar aday olan Leonardo DiCaprio'ya çevrilmişti. DiCaprio, bu kez şanssızlığını yendi ve 6. adaylığında Oscar'a uzandı. OSCAR'IN KAZANANLARI İşte Oscar kazanan film ve isimler: LEONARDO DİCAPRİO ŞEYTANIN BACAĞINI KIRDI The Revenant filmindeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu adayı olan Leonardo DiCaprio, tabiri caizse şeytanın bacağını kırdı. Daha önce 5 defa Oscar'a aday DiCaprio, 6'ncı adaylığında ödülün sahibi oldu. EN İYİ KADIN OYUNCU ÖDÜLÜ LARSON'IN Kariyerine 1998 yılında Jay Leno ile Tonight Showda başlayan 26 yaşındaki Brie Larson, The Room filmindeki performansıyla En iyi kadın oyuncu Oscar'ının sahibi oldu. TÜRK YÖNETMEN ELİ BOŞ DÖNDÜ Fransa'da yaşayan Türk yönetmen Deniz Gamze Ergüven'in filmi Mustang'in de yarıştığı En İyi Yabancı Film dalında ödülün sahibi Macaristan'ı temsil eden 'Son of Saul' oldu. En iyi özgün senaryo: Spotlight En iyi uyarlama senaryo: The Big Short En iyi yardımcı kadın oyuncu: Alicia Vikander En iyi kostüm tasarımı: Mad Max: Fury Road En iyi yapım tasarımı: Mad Max: Fury Road En iyi makyaj ve saç tasarımı: Mad Max: Fury Road En iyi görüntü yönetmeni: Emmanuel Lubezki En iyi ses kurgusu: Mad Max: Fury Road En iyi ses miksajı: Mad Max: Fury Road En iyi görsel efekt: Ex Machina En iyi kısa animasyon filmi: Bear Story En iyi animasyon: Inside Out En iyi yardımcı aktör: Mark Rylance En iyi kısa belgesel: A Girl in the River En iyi belgesel: Amy En iyi kısa film: Stutter En iyi müzik: Ennio Morricone/ Hateful Eight En iyi şarkı: Sam Smith-Writing's on the Wall / Spectre En iyi yönetmen: Alejandro G Inarritu The Revenant En iyi film: Spotlight Kaynak:NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/iste-benim-stilimin-neslihani-once-erkek-oldu-simdi-de-sevda-demirel-ile-cikiyor/", "text": "2017'de 'İşte Benim Stilim'de yarışan Neslihan Doğrusöz (32) Rüzgar Erkoçlar ve Eliz Sakuçoğlu'nun kardeşi Poyraz Sakuçoğlu gibi ameliyatla cinsiyet değiştirdi. Adı artık Doruk. Kendisini ve sevenlerini tebrik ederiz... GZONE isimli dergiye geçtiğimiz aylarda bir röportaj da verdi. Erkek olduğumu çocukken anladım. 5 yaşımda dedemin tıraş takımları ile oynar, yüzüme köpük sürerdim. 'İşte Benim Stilim'de abiyelerin, eteklerin altına boxer giyerdim demiş. İşte Benim Stilim'deki halini hatırlamak isteyenler için... Son hali ise böyle Gelelim Sevda Demirel mevzusuna. ASLINDA kadından erkeğe geçiş döneminde başka birisi vardı, Büşra Eyen vardı Doruk'un hayatında ama Sevda Demirel onu çok beğenmiş ve sevgilisi varken onunla çıkmaya başlamış. Sonra da sevgilisini aramış ben onu çok sevdim demiş. Buraya kadar olan kısımla ilgili kendi kararı da Sevda Demirel biraz ilginç olmuş gibi geldi. Snob Magazin'in aşkı belgelediği fotoğrafı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/iste-deodorantin-8-farkli-kullanim-alani/", "text": "Duş almak için vaktiniz olmadığınız zamanlarda imdadınıza deodorantlar yetişir. Hele ki hava çok sıcaksa ve çok terleyen biriyseniz deodorantlar sayısız kez hayatınızı kurtarmıştır. Ancak deodorantlar sadece koltuk altları için değilmiş. Mesela deodorantları ayaklarınızda ve göğsünüzün altında da kullanabilirmişsiniz. Bundan daha önceden haberdar olmadığınız için kendinize kızacaksınız. Deodorant kullanmayı sevmiyorsanız bile bunları okuduktan sonra evinizde bolca deodorant bulunduracaksınız. Öte yandan deodorant seçerken alüminyum içermeyen ürünleri seçmenizde fayda var. Alüminyum içermeyen deodorantları eczanelerde bulabilirsiniz. İşte deodorantları koltuk altınız haricinde kullanabileceğiniz farklı yerler ve alanlar: 1# Sivilcelerden kurtulun Eğer suratınızda uzun süredir kaybolmayan bir sivilce varsa deodorant imdadınıza yetişebiliyor. Deodorantların içerisinde bulunan ter önleyici madde sivilcelerin kurumasını sağlayabiliyor. Koltuk altınız terlememesini sağlayan bu madde aynı zamanda sivilcelere de iyi geliyor. 2# Göğüs altı terlemesini önleyin Göğsünüzün altındaki bölge yaz aylarında terleyebiliyor. Gerek spor yaparken gerekse de işteyken bu ter başınıza bela olabiliyor. Tek yapmanız gereken göğüs altınıza deodorant sürmek. 3# Pantolonlarınıza kolayca girin Dar pantolon giymeyi seviyorsunuzdur ancak bir kilo bile alsanız pantolona girmekte zorlanıyorsunuzdur. Bundan sonra tek yapmanız gereken bacaklarınıza deodorant sürmek. Bacaklarınıza deodorant sürdükten sonra zorla giyebildiğiniz pantolonu nasıl kolayca giyebildiğinizi göreceksiniz. 4# Güneş gözlüklerinin kaymasını önleyin Sık sık güneş gözlüğü takan biriyseniz, güneş gözlüklerinizin kaymasının ne kadar sinir bozucu olduğunu bilirsiniz. Deodorant burada da imdadınıza yetişiyor. Güneş gözlüğü takmadan önce burnunuzun üstüne deodorant sürün. Güneş gözlüğünüzün kaymadığını göreceksiniz. 5# Koltuklara ter lekesi bırakmayın Evinize gelen bir misafir sandalyede veya koltukta ter lekesi bırakmıştır. Siz de bunu bir başkasının evine gittiğinizde yapmak istemezsiniz. Tek yapmanız gereken sırtınıza deodorant sürmek. Böylelikle arkanızdan kimse konuşamaz. 6# Gece terlemelerini önleyin Gece uyandığınızda çarşaflarınızın ve yastığınızın su içinde olduğunu görmek kimsenin istemeyeceği bir şeydir. Tek yapmanız gereken yatmadan önce vücudunuzun en çok terleyen bölgelerine deodorant sürmek. 7# Ayağınızdaki kötü kokuyu giderin Sadece koltuk altlarının kötü koktuğunu söyleyemeyiz. Yorgun geçen bir iş günün ardından ayaklarda da istenmeyen kokular oluşabilir. Ayak tabanınıza ve parmaklarınızın arasına deodorant sürün. Ayaklarınızda koku olmayacaktır. 8# Ayakkabı vurmasını önleyin Yeni bir ayakkabı aldığınız ayağınıza vurması ihtimali her zaman vardır. Hele bir de sıcak yaz günlerinde ayağınızın arkası terler ve sık sık ayakkabı vurmaya başlar. Ayağınızın arkasına deodorant sürün. Ayakkabınızın vurmadığını göreceksiniz. Newsner"} {"url": "https://www.thegeyik.com/iste-erkekler-dugmelerinin-sagda-kadinlarinkinin-solda-olmasinin-sebebi/", "text": "Neden kadınların düğmeleri solda, erkek düğmeleri sağda diye sorduğumuz olmuştur... Hatta bir erkekseniz ve annenizin hırkasını beğendiyseniz bu sebep yüzünden giyemediğiniz de olmuştur... İşte sebebini açıklıyoruz... Olayın sebebi taaa 13. yüzyıla kadar uzanıyor. O zamanlar kadınların hizmetçileri varmış ama erkeklerin hizmetçileri yokmuş. Yani konu yine parasal bir sonuca çıkıyor. Peki ne olmuş hizmetçileri varsa kadınların? Erkekler gömleklerini kendileri giydikleri için ve sağ elini kullanan insan sayısı fazla olduğu için düğmeleri sağa dikilmiş. Bu sayede erkekler daha rahat ilikleyebilmiş. Ama kadınlar o zaman kendileri iliklemiyor düğmeleri. Hizmetçilerinin daha rahat iliklemesi için düğmeler tabii ki solda bulunuyor. Bir aydınlanmamızın daha sonuna geldik."} {"url": "https://www.thegeyik.com/istifa-ettiler-sprinteri-karavana-cevirdiler-ve-dunyayi-geziyorlar/", "text": "Üst düzey pozisyonlarını bırakıp dünya turuna çıktılar İşi bırakıp dünya turuna çıkanların haberleri bir diğerine ilham veriyor olacak ki bu tür haberleri bol bol okuyoruz. Açıkçası böyle haberler bizi mutlu ediyor. Ağaç değiliz ve görülecek çok fazla yer var... Bu kez haber ABD'den geldi. Nikki Levi ve Jakob Celnik çift, dünyanın en büyük şirketlerindeki görevlerini bırakıp, 16 ay süren dünya turuna çıktı. Hem de içini eve çevirdikleri bir minibüs ile... İşte bu çiftin hikayesi: Business Insider sitesinin çiftin kendi paylaştığı fotoğraflardan derlediği haberine göre çiftin yolculuğu tam 16 ay sürdü. Levi ve Celnik ikilisi ilk olarak Kanada'yı karış karış gezdikten sonra Kaliforniya'nın batı kıyılarını, Orta ve Merkez Amerikayı ve Arjantin'i gezdi. Levi, bu yolculuğa çıkmadan önce ABD'nin en büyük bankalarından Citigroup'un kredi araştırmaları biriminde analist olarak 4 yıl çalıştı ve sonrasında Apple'a geçti. Celnik ise ABD'nin ve dünyanın sayılı finans şirketlerinden Blackstone Group'ta, New York'ta üç yıl çalıştıktan sonra dünyaca ünlü ABD'li yatırımcı George Soros'un fon şirketi Soros Fund Managemet'ta çalıştı. Levi ve Celnik'e bu yolculuklarında köpekleri Leika da eşlik etti. Business Insider'a konuşan çift, işlerinden istifa ederken en çok paradan endişe ettikleri ifade etse de sonrasında aslında insanların sadece paranın peşinde koşmaması gerektiği belirttiler. Çift yolculuklarına Mayıs 2014'te başladı ve tam 16 ay sürdü. Çift yolculukları için 2008 Dodge Sprinter model bir minibüsü modifiye etti. Fotoğrafı da Kanada'da çektiler. Meksika'da çekilen bir fotoğraf... Çiftin yolculuğuna dair fotoğraflar sprintervandiaries adlı Instagram hesabından da incelenebilir. İşte 16 ay süren yolculuktan kareler..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/isvecte-alti-saatlik-mesai-projesi-hayata-gecti/", "text": "İnsanların daha mutlu olmaları, daha fazla para kazanmak için daha fazla çalışmalarıyla doğru orantılıysa ki şu an öyle, bu sistemde bir sıkıntı var. 8 saat çalışma ardı arkası gelmeyen mesailer ve yolda geçen süreyi toplarsak neredeyse yaşamıyoruz. Geçtiğimiz sene bir haber çıktı piyasaya. İsveç'te mesai saati 6'ya inecek yazıyordu. Hemen hemen hepimiz bunun gerçekleşmeyeceğinden emin yine de gündem olmasından mutlu olarak paylaştık bu haberi. Ama durun bir dakika Stockholm merkezli uygulama geliştirici şirket Filimundus bunu hayata geçirdi. Çalışanlarının daha verimli hale geldiğini söylüyor. O özel şirket yapabilir diye düşünüyorsanız ekleyelim; çeşitli kamu alanlarında da 6 saat mesaiye geçildi. 6 saat mesaiye geçen Fast Company de durumdan memnun. Şirketin yöneticisi Linus Feldt: İnsanlar sekiz saat mesai yapınca özel hayatlarına yeterince vakit ayıramıyor. Ayrıca bir insanın sekiz saat boyunca çalışması gerçekten de büyük bir mücadele.diyor. Darısı başımıza kısmı biraz zor olsa da en azından para verilmeyen mesailerle savaşmaya başlasak güzel olacak. Umutluyuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/isveren-izin-kullandirabilir-mi-evden-calisanlarin-ucretinde-kesinti-yapilabilir-mi/", "text": "Karantina uygulamaları kapsamında 30 büyükşehir başta olmak üzere ülke genelinde birtakım kısıtlamalar uygulamaya konuldu. Peki yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınında çalışanların hakları neler? Ücretlerde kesinti yapılabilir mi? HaberTürk gazetesinden Ahmet Kıvanç'ın haberine göre, evden çalışanların ücretinde herhangi bir kesinti yapılmaz. Yol, yemek parası gibi hakları ödenmeye devam eder. T24 İşveren salgını gerekçe göstererek işçileri işten çıkartabilir mi? İşverenin işçiyi işten çıkartabilmesi için, iş yerinin faaliyetine devam ediyor olması ve işçinin hastalığa yakalanması halinde kullandığı kesintisiz rapor süresinin ihbar süresini 6 hafta aşması gerekir. İhbar süresi iş yerindeki kıdemi 6 haftadan az işçilerde 2 hafta; 6 aydan 1.5 yıla kadar olan işçilerde 4 hafta; 1.5 yıldan 3 yıla kadar işçilerde 6 hafta; kıdemi 3 yıldan fazla olan işçilerde ise 8 haftadır. Kesintisiz raporun ihbar süresini 6 hafta aşması durumunda işçiyi işten atan işveren, kıdem tazminatı ödemek zorundadır. İdari kararlarla veya zorunluluktan dolayı karantina döneminde üretimine, faaliyetine ara veren işveren, iş akdini bu gerekçeyle feshedemez. Ancak, işverenin ilk hafta hariç izleyen haftalarda ödeme yükümlülüğü bulunmuyor. İşveren yıllık izin kullandırabilir mi? İşveren nisan ayından başlayarak ekim ayının sonuna kadar olan dönemde, kısmen ya da tamamen yıllık toplu izin uygulaması yapabilir. Yıllık izinleri karantina döneminde kullandırıp, yaz aylarında işçilerini çalıştırma yoluna gidebilir. İş yerinde yeni işe başlayan ve bir yıllık süreyi doldurmamış işçilere ise gelecek yıllara ait izin hakkından avans kullandırılır. Ücreti ödenmediği için iş akdini fesheden işçi, işsizlik maaşı alabilir mi? İşsizlik maaşı alabilmek için işçinin kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalması, hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün çalışması, son 3 yılda en az 600 gün priminin bulunması gerekir. İş akdinin haklı nedenle feshi, işçinin kendi kusuruyla işsiz kalması olarak kabul edilmez. Ücretin ödenmemesi işçi için haklı fesih nedenidir. İş akdini haklı fesheden işçinin 6 aydan 10 aya kadar işsizlik maaşı alma hakkı vardır. Bu hakkı kullanacak çalışanların mağduriyet yaşamamak için iş akdini feshederken hukuki yardım alması ve fesih gerekçesini açık bir şekilde yazması gerekir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/italyada-bircok-ev-2-eurodan-satisa-sunuldu/", "text": "Birçok İtalyan kasabası yeni bir hayata hem de cebinizde para olmadan başlamak için imkan sunuyor. Bu kasabalarda 1 euro'ya ev alarak yeni bir başlangıç yapmak mümkün. Dış göç nedeniyle kısmen boşalan kasabalar parlak günlerine dönebilmek için terk edilmiş evleri bir kahve parasına satışa koyuyor. Napoli yakınlarındaki Ortaçağ kasabası Bisaccia bunlardan biri. 'Nazik kasaba' olarak nam salan Bisaccia kahve fiyatına evleri 2019 yazında satışa koymuş olsa da fırsatları tükenmiş değil. Bisaccia'nın benzer fırsatlar sunan diğer İtalyan kasabalarından farkı ise 'salkım' tarzı mimarisi nedeniyle sülalece veya arkadaş gruplarıyla beraber topluca taşınmak isteyenlere daha uygun olması ve potansiyel hemşerilerini birden fazla ev almaya teşvik etmesi. Campania bölgesindeki kasabayı diğer '1 euro'cu kasabalardan ayıran önemli bir özelliği de satışta olan tüm evlerin sahibinin Bisaccia Belediyesi olması. Bu da satın alma aşamasında olası mirasçı ve üçüncü kişilerle bürokratik labirentlerde kaybolma olasılığını ortadan kaldırıyor. Bisaccia'dan ev almak isteyenlerin satıştan sonra restorasyon ve ikamet taahhüdü vermesi gerekiyor. Napoli yakınlarındaki Zungoli, Sicilya adasındaki Mussomeli, Gangi, Salemi ve Bivona ile Sardunya Adası'ndaki Ollalai kasabaları İtalya'da eski şaşalı günlerine dönebilmek için 1 euroya ev satın alma imkanı sunan yerlerden bazıları. EuroNews"} {"url": "https://www.thegeyik.com/italyada-kesinlikle-gorulmesi-gereken-15-ufak-kasaba/", "text": "1. Atrani Amalfide bulunan bu kasaba İtalya'nın güneyinde. Kasabayı sık sık İtalyan arabalarının reklamlarında görüyoruz. 2. Castelsardo Sardinya'da bulunan bu kasaba ortaçağ özelliklerini barındırıyor. Renkli binalardan oluşan kasaba da pencereler süper bir manzaraya açılıyor. 3. Vogogna Nüfusu 2000'in altında olan Vogogna'nın etrafı sıradağlarla çevrili. Muhteşem doğasının yanında 1344'te inşa edilmiş Visconti Kalesi'ni de gezebilirsiniz. 4. Alberobello Alberobello İtalya'nın Puglia bölgesinde bulunan yapılarıyla ünlü şirin bir kasaba. Resimde de gördüğünüz gibi taş kulübelerde konaklamak size iyi gelecek. 5. Neive 3000'in üzerinde nüfusuyla bu kasaba gün batımını izlemek için iyi bir seçim. 6. Monte Isola İtalya'nın en büyük göl adası olan Monte İsola kesinlikle görülmesi gereken bir yer. Gölün ortasında bir adada romantik dakikalar sizleri bekliyor. Roma aşkı ile yanıp tutuşanlar Booking.com güvencesi ile en uygun otellere buradan ulaşabilir. 7. Colletta di Castelbianco Tamamen taştan inşa edilen bu kasabanın 13.YY'da araplardan korunmak için bir duvar görevi gördüğü sanılıyor. Bazı evlerin mavi ve kırmızı kocaman kapılarını görünce şaşıracaksınız. 8. Vernazza 1200 sakini olan İtalya'nın en iyi balıkçı köylerinden biri olan Vernazza görüntüsüyle büyülüyor. Renkli binaları ve sokaklarıyla tam bir keyif merkezi. 9. Otranto At ırkıyla ünlü şehir 6000 nüfusa sahip. Berrak denizi de çok hoşunuza gidecek. Diğer bir faktör ise 1485'te inşa edilen Castello Aragonese kalesi. 10. Glorenza/Glurns Gurn olarak da bilinen kasaba İtalya'nın Kuzeyinde kalır ve 1000 kişiden oluşur. Eğlenceli olan bilgi ise: Nüfus Almanca konuşmaktadır. 11. Dozza Dozza iki yılda bir düzenlenen boyalı duvar festivali ile bilinir. Ressamlar duvarlara kendi izlerini bırakmak için buraya gelirler. 12. Polignano a Mare Günay İtalya'da yer alan kasaba Adriyatik Denizi üzerinde yer alır ve plajı için tercih edilir. İlginç restoran ve iyi otelleriyle hizmet derecesi iyidir. 13. Malcesine Malcesine doğu Garda Gölü kıyısında ve Venedik'ten yaklaşık 75 mil uzaklıkta yer almaktadır. Portre gibi etkileyici güzelliği ve göl manzarası ile ziyaret edilesi. 14. Corinaldo Cadılar bayramı kutlamalarıyla ünlü kasaba her Ekim'de dolar taşar. 15. Bosa Parlak renkli binalar ve palmiyelerle süslenmiş bu kasaba 8000 üzerinde bir nüfusa sahip. Tarım ve balıkçılık yönü gelişmiştir. Roma aşkı ile yanıp tutuşanlar Booking.com güvencesi ile en uygun otellere buradan ulaşabilir. Sizin de önerileriniz varsa yorumlarda yer verebilirsiniz, İyi gezmeler: )"} {"url": "https://www.thegeyik.com/italyayi-sallayan-yarismaci-unlu-futbolcudan-ahlaksiz-teklif-aldigini-itiraf-etti/", "text": "İtalya'da yayınlanan Big Borther'da meşhur olan Belen Etchart, İnterli futbolcu İcardi'nin kendisine ahlaksız teklifte bulunduğunu belirterek Mesajlar iltifat için değildi dedi. Biri Bizi Gözetliyor formatında İtalya'da yayınlanan Big Borther'da meşhur olan, yarışmacılarla canlı yayında cinsel ilişkiye girdiği görüntülerle dünya gündemine bomba gibi düşen Belen Etchart, İtalya'yı sallayan açıklamalarda bulundu. O SIRALAR İSTEKSİZDİM Açıklama yapan Belen Etchart; İcardi bana 4 yıl önce Facebook'tan mesaj gönderdi. Mesajlar hala duruyor. Biz konuştuktan 2 ay sonra ise Wanda'yla görüşmeye başladı. O sıralar onunla konuşmaya isteksizdim çünkü o başka bir ülkedeydi. Konuşmamıza bir önem vermedim dedi. BAŞKA BİR NEDENDEN ÖTÜRÜ MESAJ ATTI Belen Etchart, kendisine cinsel içerikli mesajlar gönderdiğini iddia ettiği İcardi'yi Bana iltifat etmek için yazmadı. Başka bir nedenden ötürü bana mesaj attı diyerek zor durumda bıraktı. Belen Etchart, verdiği cesur pozlarla adından söz ettiriyor; sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/iyi-insanlar-hala-var-dedirten-fotografin-hikayesi/", "text": "Sosyal medyada son günlerde dolaşan bir fotoğraf vardı. Fotoğrafta göründüğüne göre birisi eşi hamile olduğu için ev sahibinden izin almadan bahçeye girmiş ve bahçedeki meyvelerden yemişti. Buraya kadar olan kısmı normal, çoğu hiç sormadan yapıyor. Bu çifti diğerlerinden ayıran ise bahçeden yedikleri meyve için para bırakmaları ve helallik istemeleriydi. İnternette ne yazık ki olayın tamamını görmek mümkün olmuyor. Yani bahçenin sahibinin olaya ne dediğini ve olayın nerede gerçekleştiğini bilmiyorduk. Olay Bursa, İznik'te gerçekleşmiş. Bahçenin sahibi ise bu notu görünce duygulanmış, keşke para bırakmasaydı diyor. Henüz ortaya çıkmayan ve bahçeye bu notu bırakan çifte ise doğacak çocuklarıyla birlikte mutlu bir ömür diliyor. Biz de her iki tarafı da kutluyoruz 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/iyi-ki-yaz-geldi-dedirten-5-harika-an/", "text": "Evde kaldık, kurallara dikkat ettik ve şimdi yazın tadına varmanın tam zamanı. Biz de sizi, iyi ki yaz geldi dedirten 5 harika ana yolculuğa çıkartalım istedik. Hazırsanız başlıyoruz... 1- Arkadaşlarla yaza özel buzzzz gibi içeceklerin keyfi çıkarılır Bir iki üç iç, bir iki üç iç... Sia ne güzel söylemiş. Yazın tadı içeceklerle çıkar. Limon da bu içeceklere eşlik ediyorsa... Of of of... Yazarken bile o serinliği hissettik. 2- Ferahlık bahçelere taşınır Kahvaltılar, yemekler hepsi bahçeye, açık alanlara taşınır. Biz The Geyik ekibi olarak oyun konsollarımızı bile dışarı çıkardık. İyi ki varız, her anı doyasıya yaşamalıyız diye düşündük ve ferah ferah oyunlara başladık. Ha rekabette yine ateşliyiz o ayrı 🙂 3- Tüm dostlar toplandık geliyoruz; Moda, Maçka Parkı, çimler bekleyin bizi! Mutlu olmak o kadar kolay ki. Yaz gelmiş, sevdiklerinizle çimlere serilmişsiniz, güzel güzel içeceklerinizi içerken bir de şarkı tutturmuşsunuz... Yazın gelmesini en çok da bu paylaşılan anlar için bekledik...İşte o an geldi. 4- Montlara kazaklara bye bye... Kışın o lahana gibi üst üste giyinmeleri, ilkbaharın deri montları rafa kalksın ve YAŞASIN KOT TSHİRT... Efil efil esen rüzgarın tshirtünüzü salladığı o an, muazzam. 5- Plajın tadını çıkartın! Dünyanın en güzel anlarından birine hoş geldiniz. Denize girdikten sonra plajda şezlonga uzanıp, sizi mutlu edecek bir şeyler içmek. Mavi gökyüzü ve güneş de size eşlik ediyor. Keyfini çıkarın... İyi ki geldin yaz!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/iyi-para-turk-yapimi-western-filmini-yalnizca-85-kisi-izledi-1061-lira-hasilat-yapti/", "text": "Yönetmen Hasan Karcı, Türk oyuncularla Çınarcık ve Tuz Gölü'nde 'Belalılar/Alborotadores' adında bir 'Western' filmi çekti. İspanya'da düzenlenen 7. Almeria Western Film Festivali'nde ödül alma umuduyla çekilen film, iki haftada yalnızca 85 kişi tarafından izlendi. Filmin hasılatı şimdilik 1061 lira. Sabah'tan Ömer Karahan'ın haberine göre çekimler Çınarcık, Tuz Gölü gibi mekanlarda yapıldı. Hatta ekip, efsane film İyi Kötü Çirkin'in platosunu da altı gün kullandı. Ancak Türk izleyici filme ilgi göstermedi. İki hafta önce vizyona giren filme 85 kişi bilet aldı. Hasılat ise şimdilik sadece 1061 lira. Filmin bazı sahneleri Türkiye'de, bazıları ise İyi Kötü Çirkin'in çekildiği İspanya'daki Tabernas kasabasında çekildi. Filmin girişinde 'El Turko Western' yazısı yer alıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/iyi-seksin-6-puf-noktasi/", "text": "CİSED ONURSAL BAŞKANI DR. CEM KEÇE: ÇİFTLER SEVİLDİKLERİNİ, DEĞERLİ OLDUKLARINI VE ARZULANDIKLARINI BİRBİRLERİNE HİSSETTİRMELİDİR! Özellikle uzun süreli birlikteliklerde, aşkı ve tutkuyu öldüren, monotonlaştıran cinsel hayat tarzından ziyade çiftin bakış açısıdır. Çünkü kadın ve erkek çift olmaya başladığı andan itibaren büyük tutkular ve cinsel tatminler yaşamaya başlar ve bu şehvet duygusuyla doyumsuz seksin kapıları ardına kadar açılır. Her şey güzel ve anlamlı giderken, ilerleyen zamanla birlikte çift kendi bedenlerini ve dolayısıyla istek ve arzularını da keşfetmeye başlar. Bu keşif bazen sancılı olabilir ve cinsel beklentilerden doğan anlaşmazlıklar yaşanabilir. Bu tür anlaşmazlıkların kör düğüm olmadan çözümlenebilmesi için Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe, daha iyi bir seks hayatının püf noktalarını açıkladı... ALTIN DEĞERİNDE ÖNERİLER... Seksi tutkulu ve bilinçli yapmanın öğrenilebilen bir sanat olduğunu söyleyen CİSED Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe; İdeal sekste kadına da erkeğe de eşit oranda sorumluluklar düşüyor. Cinsellik; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır. Bu sanatı icra ederken çift sadece anın tadını çıkarmalı ve beyinlerini başka şeylerle meşgul etmemelidir. dedi ve haz dolu seks hayatının püf noktalarını açıkladı. İşte çarpıcı öneriler: 1- Kadının cinsel yoldan doyuma ulaşabilmesi için duygusal yönden sevildiğine, değerli olduğuna ve arzulandığına inanması gerekir. Bu erkeğin gözlerinde, sözlerinde, davranışların ve dokunuşlarında fark etmek ister. Erkek sevdiğini ve sevildiğini cinsel ilişkiyle fark edebilirken, kadın da cinsel ilişkiden haz alarak ve partnerine bu hazzı yaşatarak duygusal ihtiyaçlarını fark eder. 2- Erkeğin kadının cinsel ihtiyaçlarının farklı olabileceğini anlaması gerekir. Çünkü bir kadına haz yaşatmak ve bu haz sonunda doyuma ulaştırmak tümüyle farklı bir konudur. Sanılanın aksine, erkeği mutlu eden her şey kadını da mutlu etmeyebilir. Bu nedenle, erkeğin partnerinin bedenini tanıması ve nasıl uyarıldığını bilmesi ve zamanla keşfetmesi gerekir. Kadının da bu keşfe yardımcı olması esastır. 3- Kadının erkeğe yaptıkları, aslında kendisine yapılmasını istedikleridir, erkeğin bunu anlaması gerekir. Her kadın erojen bölgelerinin keşfedilmesine yönelik erkeği yönlendirmek istemez ya da bunu yapamaz. Çekingen olan bir kadının bunu ifade edebilme yolu %87 oranında Yaptığımı yap! şeklindedir. Bu nedenle erkek, seks sırasında kadının ne yaptığına odaklanarak, asıl istediği şeyin ne olduğunu keşfedebilir. 4- Cinsel birleşme sırasında, öpüşme ve dokunuşlarda, özellikle klitoral dokunuşlarda yavaş hareket edilmesi önemli bir ayrıntıdır. Erkek haz almaya başladığı noktada daha da sertleşirler ve kadının bu sertlikten hoşlanacağını düşünür fakat bu her daim böyle değildir. Özellikle erkek klitoral dokunuşlarda yavaşladığı takdirde, kadın çok daha fazla mutlu olur. Bu nedenle, erkek yavaş hareket etmeli ve kadının bedeninin sesini dinlemelidir. 5- Kadın cinsel arzularını ne kadar hissederse ve istekleri ne kadar karşılık bulursa cinsel ilişkiden ve partnerinden o kadar zevk alır. Erkek uyarıldıktan hemen sonra testosteron hormon seviyesini düşürmek için boşalmayı hedefler, ancak kadının hormonları ancak bu seviyede çalışmaya başlar. Kadının cinselliği erkeğe göre geç ve tahrik olunca başlar ve erkeğin tersine kadın gerginliğini doyuma ulaşabilmek adına muhafaza eder. Bu gerginliğin muhafıza edilebilmesi için uyarıların yüksek olması, klitoral uyarının sevişme ve cinsel bileşme süresinde devam ettirilmesi gerekir. 6- Kadın cinsel arzularını daha derinden hissedebilme peşinde olur. Bu da cinsel ilişki süresinin kaliteli bir şekilde uzatılması anlamına gelir. Ön sevişme sırasında yapılması gereken dokunuşlar, öpüşmeler, mimikler ve hislerin dile gelmesi söz konusu olunca, karşılıklı olarak hissedebilme yeteneği de kendiliğinden yükselir. Aslında bu sadece kadın için değil erkek için de eşsiz bir zevk, sevgi ve huzur kaynağıdır. AŞK HAYATINIZI RENKLENDİRİN... Basit ve uygulaması çok kolay önerilerle çiftlerin monotonlaşan seks hayatlarını renklendirebileceklerini söyleyen CİSED Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe; Boşalmanın verdiği hazzı birlikte yaşamak, sevgi, zevk ve huzurun daha coşkulu bir şekilde ortaya çıktığını görmek, erkek açısından erkekliğinin onaylanması ve takdir edilmesidir, kadın açısından ise sevildiğinin ve değerli olduğunun ortaya çıktığı duygusal bir paylaşımdır. dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/izinsiz-aldiklari-ekmeklerin-parasini-birakip-helallik-istediler/", "text": "Bilecik'in Söğüt ilçesinde, bir bakkalın kilitsiz dolabından farklı gecelerde izinsiz ekmek alan öğrencilerin daha sonra para bırakıp yazdıkları notla helallik istemeleri iş yeri sahibini duygulandırdı. Bilecik'in Söğüt ilçesinde, bazı geceler bir bakkalın dolabından izinsiz ekmek alan öğrencilerin daha sonra para bırakıp yazdıkları notla helallik istemeleri, iş yeri sahibine duygulu anlar yaşattı. Eskişehir Caddesi'ndeki bakkal dükkanına gelen Osman Çiftçi, ekmek dolabında 5 lira ve içinde Abi biz burada öğrenciyiz. Paramızın olmadığı günler buradan izinsiz ekmek aldık. Hakkını helal et. Allah razı olsun dolabı açık bıraktığın için. Aldığımız beşinci ekmek oluyor bu. Paramızı buraya bırakıyoruz. yazılı not buldu. İlçede, emekli olduktan sonra 15 yıldır esnaflık yapan Çiftçi, öğrencilerin çekinmeden ekmek almaya devam edebilmeleri için, bulduğu notun altına Hiç sorun değil devam et. notunu yazdı. Çiftçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu gençlere hakkını helal ettiğini belirterek, atalarından da böyle gördüğünü söyledi. Burayı aldığımız günden beri ekmek dolabını hiç kilitlemedik. İlçemizde de bu şekilde yapan çok esnaf arkadaşımız var. İhtiyacı olan çekinmeden alsın. ifadesini kullanan Çiftçi, Osmanlı torunu olarak gördüklerini yaşatmaya çalıştığını kaydetti. Habertürk"} {"url": "https://www.thegeyik.com/izlandanin-basarisinin-sirri/", "text": "Alpay Canhoroz tarafından yazılan bu flood yani arka arkaya paylaşılan iletiler, İzlanda'nın başarısının aslında tesadüf olmadığını kanıtlıyor. Okurken her satırda keşke biz de böyle yapsak diyeceksiniz. Siggi Eyjolfsson'un sunumu ve Alpay Canhoroz'un yorumuyla işin sırrının eğitimde olduğunun kanıtları: Not: Twitter'dan kaynaklı olarak bağlantılı iletilerin birlikte görüntülendiği yerler var. 1- Izlanda FF'da 02-14 arasında td.eğitmeni olarak görev yapan Siggi Eyjolfsson'un sunumundan ilgimi çeken birkaç slide'ı paylaşmak istiyorum.. Alpay Canhoroz 28 Haziran 2016 2- Gönüllü eğitmenlere yer yok Tüm eğiticiler profesyonel Sadece en iyileri değil, tüm sporcuları yetiştiririz pic.twitter.com/KV7gaJkI0I Alpay Canhoroz 28 Haziran 2016 3- En iyi oyuncularımız: Futbola 4-6 yaş arasında başlar. Genelde yaşıtlarından daha büyüklerle oynarlar pic.twitter.com/jzde8s6siU Alpay Canhoroz 28 Haziran 2016 4- Erken başla, çok çalış pic.twitter.com/sVDoQgXsX6 Alpay Canhoroz 28 Haziran 2016 5- Beceriye göre gruplama Her oyuncu kendi becerisine yakın gruplarda çalışır ve maç yapar Aileler de eğitilir pic.twitter.com/FAg9VmeimC Alpay Canhoroz 28 Haziran 2016 6- Altyapıdan itibaren yapılanmayla ilgili bilgiler ilginç ama uzay teknolojisi de değil. İstenince oluyor. Dikkatimi çekens bundan sonrası.. Alpay Canhoroz 28 Haziran 2016 7- Izlandalı oyuncuların mental gücüne gerekli vurgu yapılmış ve ilgi çekici bilgiler paylaşılmış. pic.twitter.com/wfowC1ME7f Alpay Canhoroz 28 Haziran 2016 8- Başarılı İzlandalı sporcuların yüksek not aldıkları hususlar: Futbol hayatımın tamamı Canım yansa da zorlamaya devam ederim Alpay Canhoroz 28 Haziran 2016 9- Futbolda gelişmek için pek çok şeyi feda etmeye hazırım. Daha çok çalışmayı istemek için kimsenin beni motive etmesine ihtiyacım yok. Alpay Canhoroz 28 Haziran 2016 10- Ve bence en ilginç slide. Yurtdışına çıktıktan sonra takımlarında kaptanlık yapan İzlandalı futbolcular... pic.twitter.com/2IdLB2e7lC Alpay Canhoroz 28 Haziran 2016 11- 6 ayda yapamadım diye dönmüyorlar. Lisan öğrenmeye direnmiyorlar. Uyum sağlayıp, bulundukları gruba bir de lider oluyorlar. Alpay Canhoroz 28 Haziran 2016"} {"url": "https://www.thegeyik.com/izmirdeki-depremden-once-chpli-eski-vekilin-attigi-tweetler-sosyal-medyayi-salladi/", "text": "zmir Karaburun açıklarındaki deprem büyük paniğe neden olurken depremden önce CHP eski milletvekili Melda Onur'un attığı deprem uyarısı tweet'i sosyal medyayı salladı. Çanakkale'den İstanbul'a, Yunanistan'dan İzmir'e kadar hissedilen deprem vatandaşlarda korkuya neden oldu. Sosyal medyada deprem sonrası binlerce paylaşım yapılırken, CHP eski İstanbul Milletvekili Melda Onur'un depremden önce attığı deprem uyarısı tweeti en çok paylaşılan mesajlar arasında yer aldı. 2 GÜNDÜR YILAN HABERLERİ VAR Melda Onur'un, depremden 2 saat önce yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: 2 gündür şehir merkezlerinde görülen yılan haberleri var. En son 1999 depremi az öncesi olmuştu. Demedi demeyin. ifadelerini kullandı. 2 BİNDEN FAZLA PAYLAŞIM ALDI Onur'un bu tweeti dakikalar içerisinde 2 binden fazla paylaşım aldı. Onur sonrasında bir tweet daha paylaşarak kendi yorumuna olan şaşkınlığını gizleyemedi. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/izmirli-kadin-piknik-fotograflarina-bakarken-bakin-kimi-buldu/", "text": "Anı yaşayın bırakın fotoğraf çekmeyi diyoruz ama bakın bu sefer fotoğraf ne işe yaradı? Bayraklı ilçesinde oturan 2 çocuk annesi ev hanımı Nüveyra Yakut Kıvrak, ailesi ile birlikte hafta sonu Bayraklı sahilde piknik yapmaya gitti. Ailesi ile birlikte getirdikleri malzemeleri yiyen ve eğlenen Nüveyra Yakut Kıvrak, çöp dökmeye gittiğinde piknik eşyalarının arasında olan çantasının çalındığını fark etti. Çantayı çalanı bulmak için Kıvrak ve ailesi etrafa baktı ancak hırsız bulunamadı. Daha sonra Bayraklı Polis Merkezine giden Kıvrak, içerisinde bir miktar para, kredi kartı, nüfuz cüzdanın bulunan çantasının çalındığını belirterek hırsızın yakalanması için şikayetçi oldu. Nüveyra Yakut Kıvrak, eve gittiğinde piknikte çektiği fotoğraflara bakmaya başladı. Baktığı fotoğraflar arasında çantanı kimliği belirsiz bir kız çocuğunun kucağına alıp gittiğini gördü. Bu durum karşısında şaşıran kadın, fotoğrafı hemen Bayraklı Polis Merkezine götürerek teslim etti. Nüveyra Yakut Kıvrak, hırsızın yakalanmasını ve bir an önce bulunmasını isterken, polis ekipleri ise fotoğrafı olan hırsızı bulmak için çalışma başlattı. İHA"} {"url": "https://www.thegeyik.com/japonlar-ile-turkler-arasindaki-kurek-yarisinin-hepimizin-bilmesi-gereken-sonucu/", "text": "Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verildi. Japonların takımında; 8 kişi kürek çekiyor, 1 kişi dümencilik yapıyordu. Türk Takımında ise; 2 kişi kürek çekiyor, 3 kişi şeflik, 3 kişi müdürlük yapıyor, 1 kişi de dümeni kullanıyordu. Her iki takım da, performanslarını en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden geçti. Büyük gün geldi ve iki takım da, kendini hazır hissediyordu. Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar. Yarış sonrası Türk takımı çok sarsılmıştı. Türk şirket yönetimi yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verdi. Yapılan araştırmalar, analizler ve uzun çalışmalar sonucu düzenlenen raporlara göre hata bulundu ve çözüm önerisi getirildi. Çözüm olarak yönetimdeki düzeni güçlendirmek ve koordinasyonu güçlendirmek için 1 genel müdür atandı ve sandaldaki ağırlığı dengelemek için kürekçi sayisi da 1'e indirildi. Japonlara yeni bir yarış teklif etme kararı alındı. 9 kişilik Türk takımı Japonlarla bir yarış yapmak üzere yeniden yapılandı. Japonların takımında; 8 kişi kürek çekiyor, 1 kişi dümencilik yapıyordu. Türk Takımında ise yeni yapılanma şekli şöyleydi: 1 Genel Müdür, 3 Müdür, 3 Dümen Şefi, 1 Dümenci, 1 Kürekçi. İkinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazandılar. Tepesi atan Türk şirketi yönetim kurulu hemen harekete geçti. Yarışın kaybedilmesinden sorumlu tutulan kürekçi kovuldu, müdürlere ve diğer personele sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verildi. Kaynak: The New YT"} {"url": "https://www.thegeyik.com/japonyada-matsuri-takahashi-isimli-24-yasindaki-kadin-calisan-cok-calismaktan-yasamini-yitirdi/", "text": "Japonya'da bir ay içinde 105 saat fazla mesai yapan Dentsu isimli reklam ajansı çalışanı Matsuri Takahashi çok çalışmaktan yaşamını yitirdi. Belli bir süre sonra vücudu çalışmayı kaldıramayan Takahashi, ölmeden önce Twitter hesabından Saat 04:00 vücudum titremeye başladı. şeklinde bir tweet attı. Kısa bir süre sonrada Öleceğim, çok yoruldum diye yazdı. Takahashi'nin ölümü sonrası şirketin CEO'su Tadashi Ishii Mart ayında istifa edeceğini duyurdu. Olay şirketle sınırlı kalmayarak genel olarak Japonya'daki çalışma koşullarının tartışılmasını gündeme getirdi. Japonya'daki sistem karışık olmasına rağmen çoğu özel şirket şimdiden sistemini değiştirmeye başladı. Dentsu şirketi ise çalışanının ölmesinden sonra şirket çalışanlarına altı ayda en az beş gün izin almaya zorluyor. Benzer bir olay 2013 yılında Çin'de yaşanmıştı. Reklam ajansı çalışanı Li Yuan'ın kalbi yoğun çalışma ve iş stresine yenik düştü. Saat 5 dolaylarında Pekin'de bulunan ofiste ağlayarak kendi yere atan genç adam, iş arkadaşları tarafından hemen acile götürülmüştü. Ancak kalp krizi geçirdiği anlaşılan Yuan, hastanede hayata gözlerini yummuştu. Japonya'da yapılan araştırmada çıkan rapora göre; Aşırı çalışmak insanları intihara, kalp yetmezliğine, kalp krizine ve felce sürüklüyor. Bir başka verimlilik araştırmasına göre insanların aşırı çalışması, yaratıcılıklarını ve iş disiplinini olumsuz yönde etkiliyor. Sachio Ichinose, SCMP'ye verdiği demeçte Ekstra çalışma saatleri insanları daha fazla tüketmek için kullanılır. Toplantılar iki ile üç saat uzatıldıktan sonra yeni fikirler ortaya çıkmaz. dedi. Özel hayatınızla dengelenirse iş üretilir şeklinde açıklamalarını yapan Ichinose, Yeni önlemler alınırsa hem işverenler hem de çalışanlar mutlu olur. diyerek demecini bitirdi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/japonyada-mutlaka-gormeniz-gereken-15-yer/", "text": "Japonya'yı tüm seyahat programlarında bahar ve sonbahar için önerilen yerler arasında gösterirler ama aşağıdaki fotoğraflara baktıktan sonra Japonya'ya yılın her mevsimi gidilebileceğinden emin olacaksınız. Burasıyla ilgili en güzel şey de Türkiye'den vize istememesi. Vize için 100 Euro ödemediğinizi düşünürsek iyi bir kampanya yakalandığında Japonya'yı görmekte fayda var. Japonya'da Mutlaka Görmeniz Gereken 15 Yer 1- Bambu ışık festivali Taketa 2- Chureito Pagoda ve Fuji Dağı 3- Fukushima 4- Fushimi Inari-taisha 5- Hitachi Seaside Park sonbahar 6-Nakasendo 7- Natadera Tapınağı 8- Osaka 9- Sagano bambu ormanı, Arashiyama 10- The Fuji Shibazakura Festival 11- Nachi No Taki Şelalesi 12- Tokyo kiraz çiçekleri gölü pembeye boyamış 13- Wisteria Tuneli / Kawachi Fuji Gardens 14- Hitachi Seaside Park'tan 4.5 milyon mavi göz çiçeği 15- Kawagoe"} {"url": "https://www.thegeyik.com/japonyada-sigara-kullanmayanlara-6-gun-fazla-izin/", "text": "İngiliz The Telegraph gazetesinin haberine göre, Tokyo'da çok katlı bir binanın 29. katında bulunan Piala adlı pazarlama şirketinde sigara kullanan çalışanlar, sigara içmenin serbest olduğu zemin kata inmek zorunda olduğundan bir sigara molası en az 15 dakika sürüyor. Şirketin sözcülerinden Hirotaka Matsuşima, sigara içmeyen çalışanlarından birinin, geçen yıl dilek şikayet kutusuna, sigara molalarının soruna yol açtığına dair bir mesaj bıraktığını belirtti. ŞİKAYET KUTUSUNA BIRAKILAN MESAJI DİKKATE ALDI Piala'nın üst düzey yöneticisi Takao Asuka'nın mesajı gördüğünü ve sigara molalarının telafisi için içmeyen çalışanlarına fazladan izin verme kararı aldığını söyleyen Matsuşima, eylül ayında bu kararı yürürlüğe soktuklarını ifade etti. 4 KİŞİ SİGARAYI BIRAKTI Matsuşima, yeni uygulamadan şu ana kadar 30 kişinin yararlandığını, 4 kişinin de bu sayede sigarayı bıraktığını kaydetti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Japonların yüzde 21,7'si sigara kullanıyor. Ülkede bazı şirketler çalışanlarını pasif içiciliğin etkilerinden korumak için genel merkezlerinde ve bölge ofislerinde sigara içilmesini yasaklamıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/japonyada-yeni-tartisma-aglayan-cocuklarin-dedikoducu-komsularin-adresini-gosteren-harita/", "text": "Japonya'da sokaklarda gürültü yapan çocuklar ve komşuların yerlerini gösterip böylelikle sükunet dolu bir hayat arayışında olanları yönlendirmeyi amaçlayan bir internet sitesi tartışma konusu oldu. 'Dorozoku haritası' olarak anılan sitede, 'sokakta oynayan çocukların ve komşuların duyacağı kadar yüksek sesle dedikodu yapan yetişkinlerin' olduğu bölgeler renkli halkalarla işaretleniyor. 'Dorozoku', Japoncada kamu içinde fazla gürültü yapan çocuk ve yetişkinler için kullanılıyor. İşaretli bölgelere tıklandığında gürültünün boyutu da 'gürültülü biçimde top oynayan çocuklar' gibi ifadelerle detaylandırılıyor. Haritada ağlayan bebekler ve anaokuluna giden çocuklar da 'hedef alınıyor.' Asahi Şimbun gazetesinin aktardığına göre haritada başkent Tokyo'daki bir çocuk bakım merkezi de var. Merkezden bir yetkili ise 5 yıldır faaliyet gösterdiklerini ve bu zamana kadar hiç şikayet almadıklarını belirtti. Bazı kullanıcılar sitenin yaşayacak yer seçiminde yardımcı olduğunu belirtirken bazıları da örnek komşular olmalarına rağmen haritada kendilerinin mimlendiğinden dert yandı. Sitenin yöneticisi: Gürültüden rahatsız olan çok kişi var 2016'da açılan ve 1 Şubat itibarıyla 5973 işaretli alanın bulunduğu haritanın yöneticisi, doğalarının gerektiği gibi hareket eden çocuklara karşı tahammülsüzlük aşılamaya çalışmakla suçlanıyor. Adını vermek istemeyen 40'lı yaşlarındaki yönetici kendini şu sözlerle savundu: Bazı insanların haksız yere ifşa edildiklerini düşündüklerini biliyorum ama gürültüden rahatsız olan çok kişi olduğu da bir gerçek. Sputnik News"} {"url": "https://www.thegeyik.com/japonyadan-huzunlu-bir-kardeslik-hikayesi/", "text": "Yıl 1945...Nagasaki'ye atom bombası atılmasının ardından, kardeşinin cesedini ölülerin yakıldığı alana getiren bir Japon çocuk saygı duruşunda.Bu resmi çeken Joe O'Donnel aslında bölgeye Amerikalılar tarafından gönderilen bir casustu. Görevi, Nagasaki ve çevresinde yüzlerce fotograf çekip bunları Amerikan genel kurmayına yollamaktı. Böylece yetkililer bombanın gücü hakkında daha iyi fikir sahibi olacaklardı. Resimdeki çocuk hakkında konuştuğu şahitlerden biri, çocuğun durumunu şöyle anlatmıştı: Ateşe doğru gelen 10 yaşlarında bir erkek çocuk gördüm. Sırtında bir bebek taşıyordu. O günlerde Japonya'da çocuklar küçük kardeşlerini sırtlarına alıp oyunlar oynardı. Önce böyle olduğunu zannettim. Fakat bu çocuğun havası tamamen farklıydı. Buraya çok ciddi bir sebeple geldiği meydandaydı. Ayakları çıplaktı ve yüzüne sert bir ifade yerleşmişti. Arkasındaki bebeğin kafası geriye düşmüştü, uyuyor gibiydi. Çocuk yaklaşık beş dakika kadar hiç kımıldamadan saygı duruşunda bulundu. Sonra, ölüleri yakan maskeli görevlilerden biri çocuğun yanına gitti ve bebeği bağlayan kayışları çözdü. İşte o zaman bebeğin ölü olduğunu anladım. Görevli, ölü bebeği aldı ve ateşin üstüne yerleştirdi. Çocuk ise kaskatı bir şekilde dakikalarca ayakta, durumu seyretti. Alt dudağını o kadar şiddetli ısırıyordu ki sonunda kan akmaya başladı. Kardeşinin cesedi alevlerin içinde tamamen kaybolduktan sonra, arkasını döndü ve sessizce ordan uzaklaştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/japonyanin-geyik-sehri-nara/", "text": "Uzakdoğu'nun en güvenli ülkelerinden biri olan Japonya, doğasıyla kültürüyle her geçen gün daha çok turist çeken ülkelerden biri. Öyle ki Tokyo sokakları Japonca bilmeden bu eşsiz kültürün kucağına deyim yerindeyse cumburlop atlamış çoğunlukla Amerikalı turistlerin oluşturduğu kalabalıklarla dolu. Son dönemde Türkiye'de de, Kimono temalı partiler, Japon yazarların Türkçeye çevrilmiş kitapları, animelere olan ilgi ve Japonca öğrenenlerin sayısı oldukça fazla. Japonya'ya gelen turistlerin en çok gittiği şehirlerden biri Kyoto.Doğası, tapınakları herşeyiyle büyüleyici bir şehir.Üstelik Japonyanın eski başkenti! Böyle güzel bir şehre sadece 45 dakika mesafede öyle bir şehir var ki, geyik! Herrrr yer geyik! Nara, tam anlamıyla bir geyik cenneti. Bunun sebebini merak ettim ve sordum: Shinto dininde kutsallarmış ve milli hazine olarak yaşadıkları nara parkta korunmaktalarmış.O kadar güzeller ki kutsal olmalarını hiç garipsemedim bile.Bir park dolusu kendi halinde yaşayıp giden turist kovalayan kıreker bekleyen küçüklü büyüklü geyik! Saatlerce oradan uzaklaşamayacağınızı garanti ediyorum. Ben uzaklaşamadım. Geyik kovaladım hüleley! Aslında saldırgan değiller ama onları besleyen insanların peşinden dört nala koştukları için herhalde önlem olarak boynuzları kesmişler. Eğer bahar döneminde giderseniz boynuzlu da görebilirsiniz. Öyle zarifler ki! Önceleri geyikleri beslemek yasakmış çünkü sayıları çok artınca şehir hayatını olumsuz etkilemeye başlamışlar yollara fırlayan mı dersiniz arabaya tos atan mı! Şimdilerde ise istediğiniz kadar kreker alıp beslemeniz mümkün. Kıreker yoksa sevdirmiyorlar da yaklaşmıyorlar da zaten. krekeriniz yoksa o ney gı insan yanaştı! Bakışlarına maruz kalmanız kuvvetle muhtemel. ? Hepsinin gözünde bir Ablam kıreker? bakışı yakalamak mümkün.seviyorlar bu hayatı, ne yapsınlar? Are! Senbei! Kırekeri gördüğü o muazzam an. Yolunuz Japonya'ya düşer de Nara Parka giderseniz, geyikleri beslemeyi ve Nara Park'ın içinde yer alan Todaiji ve Kasuga-taisha tapınaklarını ziyaret etmeyi unutmayın. Ama en çok geyikleri ?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/jeff-bezos-artik-150-ulkeden-daha-zengin/", "text": "Milyarlarca insanın pandemi döneminde eve kapanması teknoloji ve buna bağlık e-ticaret şirketlerinin cirolarını uçurdu. Amazon'un kurucusu Jeff Bezos, salgının en şiddetli yaşandığı ve yasakların zirve yaptığı süreçte servetine servet kattı Jeff Bezos'un serveti şirket hisselerinin değer kazanması ile beraber 200 milyar doları geçti. 200 MİLYAR DOLARI GEÇEN İLK VE TEK KİŞİ Ünlü milyarder böylece 150 ülkeden daha zangin hale gellirken, ABD, Gayrisafi Milli Hasılası'nın yüzde 1'i kadar servete sahip oldu. Bloomberg Milyarderler Endeksi'ne göre, Amazon CEO'su Jeff Bezos Çarşamba günü net servetinin 202 milyar dolar üzerine çıktığını gördü, bu da onu 200 milyar dolar sınırını geçen ilk kişi yapıyor. Bezos şu an Microsoft'un kurucu ortağı Bill Gates'den 78 milyar dolar daha zengin. KİŞİSEL SERVETİ DUDAK UÇUKLATIYOR Amazon'un kurucusu Bezos'un çoğunluğu Amazon hisse senedi şeklinde olan kişisel serveti, şirketin hisselerinin geçtiğimiz yıllarda tavan yapmasıyla beraber yükseldi. Bezos, kişisel servetinin 150 milyar doları geçmesiyle 2018 yılında dünya tarihindeki en zengin adamı oldu. Amazon hisseleri Nisan ayında tüketicilerden gelen eşi benzeri görülmemiş talep ile beraber piyasa değerine milyarlarca dolar ekledi ve yatırımcılarına %86'dan daha fazla kazanç sağladı. Çarşamba günü itibariyle şirketin değeri 1.7 trilyon dolara ulaştı ve Apple'ın ardından ABD'nin ikinci en değerli şirketi oldu. Sabah"} {"url": "https://www.thegeyik.com/jennifer-aniston-ve-brad-pitt-yillar-sonra-ayni-karede/", "text": "Brad Pitt ve Jennifer Aniston 2000-2005 yılları arasında evli kalmış, Brad Pitt'in rol arkadaşı Angelina Jolie ile aşk yaşaması sonrasında ise boşanmışlardı. Törene damga vuran anlar: Jennifer Aniston ve Brad Pitt yıllar sonra aynı karede. Aradan yıllar geçti, Angelina Jolie ile evlenen Brad Pitt 2016 yılında ünlü aktristen de boşandı. Ancak Brad Pitt eski eşi Jennifer Aniston ile bağlarını koparmadı. Brad Pitt en son Aniston'ın 50. yaş günü partisinde de görüldü. Altın Küre'de ise eski eşinden İyi bir arkadaşım diye bahsetti ancak Aniston ile aynı kareye girmedi. Törene damga vuran anlar: Jennifer Aniston ve Brad Pitt yıllar sonra aynı karede Dün akşam düzenlenen SAG Ödülleri'nde ise yıllar sonra bir ilk gerçekleşti. Törene damga vuran anlar: Jennifer Aniston ve Brad Pitt yıllar sonra aynı karede Pitt'in film kategorisinde en iyi yardımcı erkek, Aniston'ın ise dizi kategorisinde en iyi kadın oyuncu ödülünü aldığı SAG Ödülleri'nde çift ilk kez aynı karede yer aldı. Sahne arkasında birbirlerine denk gelen ikili kameralara aldırış etmedi, birbirlerine sarıldı. Kısa süre sahne arkasında sohbet edip gülüşen eski eşler sonrasında birbirine sarılarak ayrıldı. Çiftin bu kareleri hem hala iyi arkadaş olduklarını kanıtları hem de ödül töreninin önüne geçti. CnnTürk"} {"url": "https://www.thegeyik.com/jennifer-lawrence-cinsel-iliski-oncesi-sevgililerimden-test-isterim/", "text": "Güzel oyuncu, verdiği bir röportajda Cinsel ilişkiden hoşlanmıyorum, nadiren yapıyorum. Sevgililerimden cinsel hastalık taşımadıklarını gösteren bir test isterim dedi. 'Kızıl Serçe' filmiyle hayranlarıyla buluşan Jennifer Lawrence, performansının yanı sıra özel hayatıyla ilgili yaptığı açıklamayla da çok konuşulacağa benziyor. CİNSEL İLİŞKİDEN HOŞLANMIYORUM The Sun gazetesine röportaj veren oyuncu, ilginç sözleriyle şaşırttı. Lawrence, Cinsel ilişkiden hoşlanmıyorum, nadiren yapıyorum çünkü hijyen hastasıyım. İnsanlarla fazla fiziksel temastan, hatta tokalaşmaktan bile çekinirim şeklinde konuştu. SEVGİLİLERİMDEN TEST İSTERİM Geçtiğimiz aylarda yönetmen Darren Aronofsky ile ilişkisini bitiren oyuncu, bekarlığın zor olduğunu ve yalnızlığı sevmediğini de sözlerine ekledi. Kısa beraberliklerden kaçındığını söyleyen Lawrence, şöyle devam etti: Sadece erkek arkadaşlarımla birlikte olurum. Enfeksiyon kapmaktan korktuğum için sevgililerimden cinsel hastalık taşımadıklarını gösteren bir test isterim."} {"url": "https://www.thegeyik.com/jennifer-lawrence-yapimci-5-kizla-beni-cirilciplak-soyup-yan-yana-dizdi/", "text": "Harvey Weinstein skandalının ardından tüm kadınlar #metoo diyerek kendi başına gelen tacizleri anlatıyor. Jennifer Lawrence da onlardan birisi. Lawrence, Bir kadın yapımcı, benden çok çok daha zayıf olan 5 kadınla beni çıplak sıraya soktu. Özel bölgelerimiz sadece bir bantla kapalı şekilde yan yana dizildik. Bu aşağılayıcı andan sonra, kadın yapımcı bana, diyetime ilham olması için çıplak fotoğraflarımı kullanmam gerektiğini söyledi dedi. Kilo vermeyeceğini söyleyince de baskının arttığını ve tacizin şiddetlendiğini aktardı. Bana 'neden herkes senin şişko olduğunu söylüyor bilmiyorum' dedi ve benim s...bilir olduğumu söyledi. En sonunda da bir porno filmde rol teklif etmiş ama Jennifer kabul etmeyip başarıya yolculuk yapmış."} {"url": "https://www.thegeyik.com/joe-satriani/", "text": "Gitarı ağlatan adam Joe Satriani hakkında mutlaka bilmeniz gereken bilgileri derledik. 14 yaşına kadar tek büyük hayali ünlü bir futbol oyuncusu olmaktı. Sonra bir gün radyoda bir haber duydu ve vazgeçti. İyi ki vazgeçmiş, müzik kazanmış. Jimi Hendrix'in öldüğü gün müziğe başlamaya karar verdi. En büyük rakip öldü, ben müzikte yürür giderim diye mi düşündü bilinmez. 1 yıl sonra ders vermeye başladı, ilk öğrencilerinden birisi Steve Vai'dir. Dünyaca ünlü gitarist Steve Vai ile bugünlere dayanan bir dostlukları vardır. Kirk Hammet'ın müzik hocası kim? Los Angeles'a taşındıktan sonra Metallica'nın gitaristi Kirk Hammet, David Bryson, Charlie Hunter ve Jeff Tyson gibi birçok isme gitar dersi vermiştir. 15 kez Grammy en iyi performans ödülüne aday gösterilmiştir. Fakat hiç kazanamamıştır. Professor Satchafunkilus And The Musterion Of Rock albümünde Aşık Veysel'in Kara Toprak adlı parçasını yorumladı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/john-lennonin-mirasi-londraya-donuyor/", "text": "BİR SONRAKİ ROLLS-ROYCE PHANTOM MİRASI TEKRAR LONDRA'DA SERGİLENECEK. Beatles'ın efsanevi Sgt. Peppers Lonely Hearts club band albümünün çıkışının 50. yıldönümünde, John Lennon'ın Phantom V'i Muhteşem sekiz Phantom- Rolls-Royce sergisi için Kanada'dan Londra'ya doğru yola çıktı. 29 Temmuz 2 Agustos Tarihleri arasında Bond caddesindeki Bonhams müzayede evinde düzenlenen sergide görülebilecek. JOHN LENNON'IN İLHAM KAYNAĞI OLAN EFSANE PHANTOM V'İ Rolls-Royce 3 Haziran 1965'te John Lennon'a çok özel Black Valentine Phantom V'in teslimatını yaptı. John Lennon her zaman sıradışı bir milyoner olmak istediğini söylerdi. Phantom bu rüyasının gerçekleşmesi için önemli bir adım olacaktı. John Lennon'ın Phantom V'i efsane Rock yıldızının tarzına göre kişiselleştirilmişti. Arka koltuklar çift kişilik yatağa dönüşüyordu. Aracın içine televizyon, buzdolabı, telefon, kayıt cihazı ve özel bir ses sistemi özel olarak eklenmişti.1967 yılının Nisan ayında Sgt Peppers Lonely Hearts Club Band albümünün kaydı bittikten sonra John Lennon, Surrey'deki karoser ustası JP Fallon'dan arabanın dış boyasını değiştirmesini istedi. Yeniden boyanan Phantom albümünün dünya genelinde piyasaya sürüldüğü 1 Haziran tarihinden bir kaç gün önce ortaya çıktı. Araba sarının baskın olduğu albümün kapağını yansıtıyor ve albüm konseptinin bir parçası gibi duruyordu. Bu yeni renk şeması, genelikle psikeledik olarak tanımlanır. Ancak dikkatlice bakıldığında, rastgele bir renk sarmalı olmadığı anlaşılır. Otomobil çingene karavanlarında ve kanal teknelerinde kullanılan romanlara özgü çiçek desenleriyle ve tavan kısmındaki zodyak sembolüyle dizayn edilmiştir. Phantom V John Lennon tarafından 1969 yılına kadar düzenli olarak kullanıldı. Hatta Lennon 1969 yılında Vietnam savaşını bu araçla protesto etmiş, savaş karşıtı simge olarak karşımıza çıkmıştı. Araba 1970 yılında, John Lennon'ın taşındığı yıllarda, onun hemen arkasından ABD'ye gönderildi. Rolling Stones, Bob Dylan ve The Moody Blues gibi tanınmış rock yıldızlarına kiraya verildi. 1977 yılında Smitsonian enstitüsüne bağışlandı.Yolculuk Kanada'daki Royal British Columbia müzesinde sona erdi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/john-snowun-babasi-kim-aciklandi/", "text": "Spoiler İçerir Game of Thrones altıncı sezon finaliyle birlikte hepimizin aklında Jon Snow ile ilgili bir fikir oluştu ama yine de bu fikir kesinlik kazanmadı. Tabi bu açıklamaya kadar! Dizinin son bölümüne kadar izlemediyseniz dikkat büyük spoiler geliyor. Sezon finalinde Ned Stark'ın ilerleyerek ölmekte olan Lyanna Stark ile buluştuğu sahneye tanık oluyorduk. Bu sahnede Lyanna kanlı bir halde ve yataktaydı. Ölmek üzere olan Lyanna Ned'e bir bebek uzattı ve bu bebeğin suratından Jon Snow'a geçiş yapıldı. Hemen herkesin aklında yok artık çanları çalmaya başladı. Artık Jon Snow'un Lyanna'dan olduğunu biliyorduk. Dizi finali bize çocuğun babası hakkında da ipuçları veriyordu ama akılda yine bir soru işareti bırakıyordu. Ancak çocuğun Lyanna ve Rhaegar'ın oğulları Jon Snow olduğu gerçeği ise HBO'nun paylaştığı infografik ile iyice kesinleşti. Evet Jon Snow'un annesi Lynanna Stark, babası ise Rhaegar Targaryen! Bakalım Jon Snow ile Daenerys Targaryen nasıl karşılaşacak?! Altıncı Sezon Finali Boyunca Bize Eşlik Eden Mükemmel Müziği de Değinmeden Geçemeyeceğiz: Game of Thrones'un Son Bölümündeki Müzikler paylaşan: thegeyik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/johnny-cashin-esine-yazdigi-birlikte-yaslanmayi-kutsayan-mektubu/", "text": "Mektup ne yazık ki yavaş yavaş hayatımızdan çıkıyor. O dolu dolu aşk satırlarından uzak sevgilinin parfüm sıktığı kağıtlardan uzak yıllar yaşıyoruz. Johnny Cash'in 1994'te eşi June'a yazdığı bu mektup ise size mektupların güzelliğini yeniden hatırlatacak. June'un doğum günü sebebiyle yazdığı ve bizlere keşke birlikte yaşlanacağım bir sevgilim olsa dedirten mektup: Yaşlandık ve birbirimize alıştık. Aynı şekilde düşünüyor, birbirimizin aklından geçenleri okuyoruz. Birbirimizin ne istediğini sormaya gerek duymadan biliyoruz. Bazen birbirimizin sinirlerini de bozduğumuz oluyor. Bazen ilişkimizin değerini unutuyoruz. Ancak bazı günler, tıpkı bugün de olduğu gibi, bu konuda düşünüyorum ve hayatımı tanıdığım en mükemmel kadınla geçirdiğim için ne kadar şanslı olduğumu fark ediyorum. Sen hala beni büyülüyor, bana ilham veriyorsun. Beni daha iyi bir adam yapıyorsun. Sen benim bütün arzularımın objesi; bu dünyadaki varlığımın birincil nedenisin. Seni çok seviyorum. Mektubu okuyunca insana; hayatımın bu aşamasına geçsek artık, dedirtiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/johnny-depp-bosanma-davasinda-hakli-cikmak-icin-parmagini-kesmis/", "text": "Olaylı bir şekilde boşanan ve karşılıklı ithamları süren Amber Heard ile Johnny Depp cephesinden yeni bir iddia daha geldi. İngiltere'nin başkenti Londra'da görülen davada, çiftin 2015 yılında evlenmelerinden sadece bir ay sonra yaşanan kavgada Heard'ün kendisine votka şişesi fırlattığını, bunu sonucunda parmağını kestiğini söyleyen Depp'in yanlış ifade verdiği belirtildi. Mahkemenin belgelerine göre ünlü aktör, şahsi doktoru David Kipper'e attığı iki mesajda parmağını kendisinin kestiğini söyledi. 'Çok utanıyorum' 7 Mart 2015'te gönderilen mesajda, Orta parmağımın üst kısmını kestim. Ne yapmalıyım? Elbette, hastaneye gitmek dışında... Onunla her şeye atladığım için çok utanıyorum. Dünyayı s....m dedi. İlk mesajdan 12 gün sonra ise, Her şey için çok teşekkürler. Parmağımı bir daha asla kesmemem gerektiğini hatırlatmak için sol orta parmağımı kestim!! Seni seviyorum kardeşim diyen bir mesaj gönderdi. Ayrıca aynı kavgada Depp'in, Heard'ün giysisini yırttığı, boğazını sıktığı ve ittiği de öne sürüldü. Johnny Depp, ABD'de görülen davada parmağının kesilmesinden Heard'ü sorumlu tutmuştu. Londra'daki dava ise The Sun gazetesinin Depp'i 'eş dövücü' diye niteleyen manşetinin ardından 'yayın yoluyla hakaret' suçlaması yöneltilmesi üzerine başladı. İkili arasında sular durulmuyor Depp ile Heard'ün 2015 yılında başlayan evlilikleri, 2017 yılında şiddet haberlerinin ardından olaylı şekilde bitmişti. Heard, evliliklerinde sürekli olarak şiddet gördüğünü ifade etmiş, çift, 7 milyon dolar tazminat karşılığında boşanma anlaşmasına varmıştı. Depp'in tüm dünyada tepki çekmesine yol açan bu olaydan aylar sonra Depp, asıl şiddete uğrayanın kendisi olduğunu öne sürmüş ve 50 milyon dolar tazminat talebiyle karalama davası açtığını belirtmişti. Geçtiğimiz aylarda Johnny Depp ile Amber Heard cephesinde yaşanan şiddetin Heard'ün iddia ettiği gibi olmadığını, şiddet gören tarafın ünlü aktör olduğunu ortaya koyan ses kayıtları ortaya çıkmıştı. Bunun yankıları sürerken ortaya çıkan ikinci kayıtlarda ise Heard, şiddet mağduru olduğunu söyleyen Depp'e Bakalım kaç kişi sana inanacak diyor ve zayıf bir kadın olduğu için jürinin kendi yanında yer alacağını savunuyordu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/johnny-depp-ciks-elon-musk-ciks-erkeklerde-zirveyi-gorup-begenmeyen-amber-heard-ve-yeni-sevgilisi/", "text": "Amber Heard, erkeklerde zirveyi gördü ve anlaşılan o ki çok hoşuna gitmedi. Şimdi bambaşka bir aşka kucak açtı. Gelin gidiş yolunu görelim: 1- JOHNNY DEPP Amber Heard, Mayıs 2015'de kendisi gibi oyuncu olan Johnny Depp ile evlendikten iki yıl sonra olaylı bir şekilde boşanmıştı. Heard, Depp'in kendisine şiddet uyguladığını iddia etmişti. 2- ELON MUSK Tesla'nın CEO'su Elon Musk, Amber Heard ile ayrılığının ardından, Ona gerçekten aşıktım ve acı çektim dedi. YANİ GERÇEKTEN SEVMİŞTİ. Johnny ile olan boşanmanın hemen ardından çıkmaya başladılar. İki yıl da çıktılar ama olmadı. VE NİHAYET 3- BIANCA BUTTI Amber biseksüel olduğunu daha önceden açıklamıştı. Şimdi de set dekoratörü Bianca Butti birliktelik yaşıyor. Epey de mutlu görününüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/jon-snow-dizi-bitince-rehabilitasyon-merkezine-gitti/", "text": "Jon Snow'a galiba nazar değdi. Game Of Thrones'taki en sevdiğimiz karakterlerden birini canlandıran Kit de rehabilitasyona başladı. Dünya çapında milyonlarca kişi tarafından izlenen fenomen dizi Game of Thrones, geçtiğimiz hafta final bölümüyle 8 yıllık serüvenini tamamladı. Son sezonuyla izleyicisini uykusuz bırakan fenomen dizi final bölümüyle beklentileri karşılayamayarak hayranlarını hayal kırıklığına uğrattı. STRES VE ALKOL YÜZÜNDEN TEDAVİ OLMA KARARI ALDI Final bölümünün ardından ekranlara veda eden Game of Thrones'ta Jon Snow karakterini canlandıran Kit Harington'un ABD'de yer alan lüks bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gördüğü belirtildi. 32 yaşındaki İngiliz oyuncunun stres ve alkol sorunu yüzünden bir ay önce tedavi olma kararı aldığı açıklandı. DİZİ YORDU 32 yaşındaki oyuncunun 8 sene süren Game of Thrones'un getirdiği şöhret ve sorumluluk nedeniyle oldukça stres altında bulunduğu ve alkol sorunları olduğu belirtildi... Kısa zamanda aramıza dönmen dileğiyle Kralımız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/jon-snow-senaryonun-sonunu-ogrenince-agladim/", "text": "Londra'da bir TV programına katılan Kit Harington, Ekiple birlikte geçtiğimiz hafta senaryonunun sonunu öğrendik ve ağladım açıklamasını yaptı. Game of Thrones'un yıldızı porejenin izleyicilere vedası hakkında ise, Sekiz yıldır bu işe emek veriyoruz ve her şeye elveda demek tuhaf hissettiriyor ifadelerini kullandı. Harrington dizi sonrası planlarını anlatırken ise, Artık silahlarla bir şeyler yapmak istiyorum. Sadece kendi yolumda yavaşça ve daha modern ilerlemek istiyorum şeklinde konuşmuştu. 30 yaşındaki oyuncu yakın zamanda izleyiciyle buluşacak Gunpowder'da canlandırdığı Robert Catesby karakteri ise kendisiyle garip bir aile bağı oluşturuyor. Kit Harrington'ın dizinin en çok sevilen karakterlerinden Jon Snow'a hayat verdiği Game of Thrones 2018 ya da 2019'da yayınlanacak 8. sezonuyla final yaparak izleyiciye veda edecek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/jon-snowun-gercek-ismi-ortaya-cikti-dikkat-spoiler-icerir/", "text": "Efsane dizi Game of Thrones'un 7. sezonunun başlamasına kısa süre kala (16 Temmuz) dizinin yeni sezonuyla ilgili yeni bir spoiler daha ortaya çıktı. Empire Magazin dergisinde yer alan habere göre dizinin en önemli karakterlerinden biri olan Jon Snow'un gerçek adı belirtildi. Game of Thrones'un geçmiş sezonlarında Bran, psişik güçleriyle geçmişe yolculuk etmiş ve Lyanna'nın Ned Stark'a oğlunu teslim ettiği ana tanık olmuştu. Bu esnada Lyanna, Ned'e Jon Snow'un adını kısık bir sesle söylemiş ve bu durum büyük tartışmalara neden olmuştu. Empire Magazine dergisi yakın dönemde yayınladığı promosyon sayısında Jon Snow'un gerçek adına yer verdi. Dergi tarafından paylaşılan bilgiye göre Jon Snow'un gerçek adı Aegon targaryen olduğu belirtildi. Daha önce dizinin fanatikleri tarafından da iddia edilen bu isim dudak okuma yöntemiyle görüntülerin çözülmesi sonrası bulunduğu iddia edilmişti. Ancak dizideki tek gizli Targaryen, Jon Snow olmayabilir. Popüler bir başka teoriye göre, Tyrion aslında bir Lanister değil Targeryen. Tyrion annesinin Mad King ile olan yasak aşkından olan Tyrion'un babası yüzünden bu yüzden sevilmediği iddia edildi. Bu duruma en büyük delil olarak ise Tywin Lannister'ın ölürken söylediği Sen benim oğlum değildin sözleri oldu. Jon Snow'un Gerçek İsmi Ortaya Çıktı Efsane dizi Game of Thrones'un 7. sezonunun başlamasına kısa süre kala (16 Temmuz) dizinin yeni sezonuyla ilgili yeni bir spoiler daha ortaya çıktı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/jonathan-nolan-westworldun-ikinci-sezonu-ile-ilgili-aciklamalar-yapti/", "text": "Geçtiğimiz günlerde sezon finali yapan HBO'nun yeni efsanesi Westworld'ün ikinci sezonu ile ilgili açıklamalar gelmeye başladı. Jonathan Nolan ve eşi Lisa Joy tarafından 1973 yapımı aynı isimli filmden uyarlanan dizinin yapımcılığını J.J. Abrams üstlenmiş ve Ed Harris, Anthony Hopkins, James Marsden, Thandie Newton, Evan Rachel Wood gibi ünlü oyuncuları kadrosunda bulunduran Westworld ortalığı kasıp kavurmuştu. Büyük ses getiren yapımın geçen pazar günü yapılan sezon finalini 2,2 milyon kişi izlemiş ve bu rekor izlenme oranı sonrası dizi 2018 yılına kadar ara vermişti. Dizinin hayranları için büyük bir hüsran olan bu uzun sezon arası ile ilgili Variety'nin sorularını yanıtlayan Jonathan Nolan akıllara takılan konulara da çeşitli açıklamalar yaptı. Ağabeyi ünlü yönetmen Christopher Nolan ile imza attığı filmlerle de tanınan Jonathan, Westworld'ün geleceği ile ilgili şu açıklamalarda bulundu. Kanalla birlikte yaptığımız görüşmelerde dizinin diğer dizilere göre ne kadar karmaşık olduğunu anladık ve böyle bir karara vardık. Bazen insanlar bütün şapkaları aynı anda takabiliyor ki bu da doğal olarak sıkıntı doğurabiliyor. Şu anda hem senaryoyu yazmak hem de yönetmek gerekiyor ki bu sebeple ikinci sezon için daha fazla zamana ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Şu anda Lisa ve ben yoğun çalışıyoruz ama ikinci sezon için gerçekten zamana ihtiyacımız var. Hem bundan dolayı hem de kanalın diziye güzel katkılar yapmak istemesinden dolayı alışılmış 1 senelik arayı vermeyeceğiz diyen Jonathan Nolan eşi ile ilgili olarak da Lisa gerçekten çok yetenekli. Bölümlerin senaryosunda çok büyük iş yapıyor ve yükün büyük kısmını benden alıyor. Hem ağabeyimle projelerimiz var hem de Westworld var. Ancak söyleyebilirim ki, Westworld çok ince ayrıntısına kadar işçilik istiyor. Şunun da sözünü vereyim, ilerleyen zamanlarda çok daha büyük sürprizlerle karşılaşacaksınız. 2018'e kadar Westworld'ü nasıl bekleyeceğiz? Hiç bilmiyorum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/justin-bieber-barcelona-antremaninda/", "text": "Konser için Barcelona kentinde bulunan pop şarkıcısı Justin Bieber, hayranı olduğunu futbolcularla antremana çıkma talebini Barcelona yönetimine iletti. Yönetim Bieber'ın bu isteğini kırmayarak genç şarkıcının antremana katılmasına izin verdi. Neymar ve Rafinha gibi ünlü futbolcularla karşı karşıya gelen Bieber bol bol fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedi. İşte o antremandan en eğlenceli anlar; # # # # # # # # Justin Bieber Barcelona Antremanında Konser için Barcelona kentinde bulunan pop şarkıcısı Justin Bieber, hayranı olduğunu futbolcularla antremana çıkma talebini Barcelona yönetimine iletti. Yönetim Bieber'ın bu isteğini kırmayarak genç şarkıcının antremana katılmasına izin verdi. Neymar ve Rafinha gibi ünlü futbolcularla karşı karşıya gelen Bieber bol bol fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedi. İşte o antremandan en eğlenceli anlar;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/juventusta-dybala-ve-matuidi-de-koronaya-yakalandi/", "text": "Juventus'ta Daniele Rugani ve Blaise Matuidi'nin ardından Paulo Dybala'nın da koronavirüs testi pozitif çıktı. Koronavirüs salgını İtalya'da yayılmaya devam ederken, Serie A'da forma giyen futbolcuları da etkilemeyi sürdürüyor. Son olarak Juventus'un yıldız isimlerinden Dybala da kendisi ve kız arkadaşı Oriana Sabatini'nin koronavirüs testinin pozitif çıktığını açıkladı. DYBALA: MÜKEMMEL DURUMDAYIZ Resmi sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Arjantinli yıldız, Herkese merhabalar COVID-19 testinin sonuçlarını aldığımızı ve hem Oriana'da, hem de bende sonuçların pozitif çıktığını bildirmek isterim. Neyse ki mükemmel durumdayız. Mesajlarınız için herkese teşekkür ederiz ifadelerini kullandı. Dybala, İtalyan devi Juventus'ta Rugani ve Matuidi'nin ardından koronavirüs testi pozitif çıkan 3'üncü futbolcu oldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kaan-sezyum-esi-icin-yazi/", "text": "Çok sevdiğimiz abilerimizden Kaan Sezyum'un dünya tatlısı fotoğrafçı eşi Nursel Kaymaz'ın vefatından sonra girdiği süreç ve hayatın anlamını sorguladığı Radikal'de yayınladığı oldukça dokunaklı bir yazı. Ona sabır eşine rahmet diliyoruz: ... geçen haftadan beri hayatımın pek bir anlamı yok gibi geliyor. Ne yazılarımı okutacağım birisi, ne sabah güldüğümüz birisi, ne de balkonda kuşları yemlediğimiz birisi var yanımda. Yok yani, işin en fenası da bu yok oluşun, tam anlamıyla bi yok oluş halinde gerçekleşmesi oldu. Gayet güzel kahvaltı ederken, birlikte Türk kahvesi için tek bir sigarayı ortaklaşa tüttürürken birden akşam oluyor, evde kimseler yok. Çat! Şimdi evde iki kişi kaldık, kedimiz tortor da bu vesileyle üzerime kaldı. Yokluk kendisini zamanla hissettiren bir şey. Varken olanı hissetmiyorsunuz, yokken de olmayanı hissediyorsunuz, garip. Kısa sürede çok üzüldüm. Üzülmemin sebeplerini düşündüm biraz. İnsan çok sevdiği birisini kaybedince birkaç şeyden dolayı üzülüyor. Ben artık onunla bi şeyler paylaşamayacak olmama üzüldüm, kumda kendisini temizleyen bir serçe, suyun dibinden giden bi balık sürüsü gördüğümde artık gösterecek kimsem yok. Çok yalnızım ama arkadaşlar iyidir, beni yalnız bırakmıyorlar. Yalnız kaldığınız her an bi takım anılar çıt, çıt ya da güm güm şeklinde kafanızın içinde patlayıveriyor. Geceleri uyumak çok zor, içki de içmediğimden, uyumak için alternatif tıbbın tüm bileşenlerini devreye sokuyorum. Gözlerimi bilinçli olarak kapatmak istemediğimden yapılabilecek en sıradan şeyi yapıp tv'ye bakarken ekran karşısında sızıyorum. Sabah kalkış kısmı daha fena uyandıktan sonra yatak keyfi diye bir şey yok, zaten yatakta keyif yapacak bi şey de yok. sabahın köründe kargalarla birlikte oturup bok yemeye başlıyorum ben de. Ne yapalım, hiçbir şeyi değiştiremiyoruz ne de olsa hayat devam ediyor; filan diyorlar ama benim için aslında hayat pek devam etmiyor şu sıralar, neyi devam etsin? Benim için hayat yeniden başlıyor şu anda sanırım, hem de sıfırdan. Sevindiğim şeyler de var, son bir yılı reklam ajansındaki işimden ayrılıp evde Nursel'le birlikte geçirmiş olmamız beni en çok rahatlatan şeylerden biri. Ortalama insanlardan çok daha fazla birlikte ve mutluyduk son bir yıl içinde. Evde sabahtan akşama oturup, ağaçlara bulutlara, tortora bakıp gülüyorduk, çok mutluyduk, gerçekten. Çoğu insanın yaşayamayacağı kadar mutluluk yaşadım son bir senede. Ne yazık ki mutluluk da elektrik gibi bir yere istiflenmesi zor bi duygu, şimdi o mutluluk anları anı olarak suratıma kapanıyor. Yalnızlığın bir başka karanlık tarafı da ortaya çıkıyor böylece karşılaşmalar. Sabahtan akşama çevremdeki birçok şeyde birlikte yaşadığım, eğlendiğim ve mutlu olduğum insanı görüyorum ister istemez, neyse ki şimdi kendisini heybeliye bıraktık. Bir süre sonra o da adanın bir parçası olacak, heybeliye her gittiğimde belki de enseme konan bir sinek, topraktan çıkan bir çiçek, ağacın tekinde ekşi bi erik ya da peşimden gelen yavru bi kedi olacak. Şimdilik beklemekte yarar var, hiçbir şey kaybolmuyor, bu da bir gerçek. Hep çok şanslı olduğumu düşünürdüm, hala da düşünüyorum galiba. Hep istediğim işi yaptım, beni sıkan protokollere, ıvıra zıvıra bulaşmadım, zora gelmedim, her işim iyi gitti ama geçen haftaki bomba biraz fena patladı bende. Şu anda evrensel şans skalasında eksilere düştüm sanırım. Bundan sonrası yukarı çıkış olabilir sadece. Küçük şeylerle mutlu olmayı bilmek lazım gibi zırvalar vardır ya, işte biz aynen o laflardaki gibiydik, küçük ama mutlu bi hayatımız vardı. Dolaptan kestiğim bi parça kaşar peynirine sevinirdi, susadığı zaman götürdüğüm bi bardak suyun yüzünde yarattığı mutluluğu görmeniz gerekirdi beni anlamanız için. Sabahları sağlıklı olalım diye tek bi aspirini içip şimdi mükemmel olduk diye salak salak sevinirdik. Bahar geldiğinde balkonu çevreleyen ağaçların yaprakları yeşerip her yer yemyeşil olduğunda dünyanın en mutlu ikilisi olurduk. İnsan burnuna çin yağı sürüp uyuyacak diye sevinir mi? bazısı seviniyormuş, o da bana denk gelmiş, şans işi işte. Bir yandan da birbirimize hiç benzemezdik, zevklerimiz çok farklıydı ama bana her zaman yeni bir şeyler gösterirdi. İnsan olmayı, çevremi sevmeyi nurselden öğreniyordum, daha da alacak çok dersim vardı. Krediler tamamlanmadan kaçtı gitti, bizim krediler de yandı badem oldu. Daha öğrenecek çok şeyim vardı. Beni hayata bağlayan şeydi kendisi o gidince iyice saçma sapan bir insan olacağım gibi hissediyorum, bana kızacak, yaptıklarıma laf edecek ya da beni çekip çevirecek birisi yok şimdi dımdızlak kaldım evde, bir de kucağımda tortor var mal gibi salonda kanepede oturuyoruz, ağaçların gölgelerine bakıyoruz işte. Durum böyle olunca hayatın da anlamını görmeye başlıyorum ağırdan. Hayatımızın anlamı anılarımızmış, onu fark ediyorum bi kez daha. Güneş doğuyor, güneş batıyor, haberlerde saçma sapan şeyler, iş yerindeki sıkıntılar, kişisel çekişmeler filan acayip fasa fisoymuş, bi kere daha ayılıyorsunuz ama narkozdan hızlı çıkmak da bi kafa yapıyor. Anlamsızlık içinde buluyorum kendimi sık sık. Evinde oturan ve yaşadığı hayatın bomboş olduğunu gören bir emekli gibiyim. Tek farkım çok güzel yaşadım, geçen haftaya kadar da kazasız belasız geldiydik. N'apalım, piyango bu sefer bana çıktı, yarın başkasına çıkacak, sonraki gün de bir başkasına, çekiliş hep devam edecek. Bi fotoğraf filan koymak istiyordum ama hiçbir şeye bakamıyorum zaten tüm fotoğraflar benim aklımda. zamanla çıt çıt açılıyorlar. Şimdi onlara bakmak için çok erken. Karşılaşmalar, eşyalar ve yerler en fenası. ama her şey ilk seferinde çok acıtıyor insanın içini. Aynı yerden ikinci geçişinizde sadece içinizde bi sıcaklık kalıyor. Bakalım ne olacak? Hayatımın en büyük darbesinden sonra ne kadar sıcak beni kurtaracak bilemiyorum. Yalnızlık sıcak bi şey değil, onu çok iyi biliyorum. Geçen hafta tam da şu satırları yazdığım sırada yanımdan gitti, artık yok. yani var ama, yok. üzücü ama gerçek, ne yapalım? Şimdi arkadaşlarla daha fazla zaman geçirilecek, onlarla da güzel anlar paylaşılacak, mutlu yaşamaya devam edilecek. Mutlu olmaktan başka yapacak bir şey yok. yani var ama, yok."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kacip-gidelim-buralardan-askim/", "text": "Hayat karmakarışık. Gelecek her zamankinden daha bulanık gözüküyor büyük şehirde yaşayanlara. İş hayatı her zamankinden zor, arkadaşlıklarda şüpheler daha hızlı giriyor devreye. Ama şimdi bir düşün: Güzel bir sahilde bir hamakta usul usul sallanıyorsun. Rüzgar hafif hafif saçlarının arasında dolanıyor. Elinde en sevdiğin kitap, kulağında en sevdiğin şarkı... Yarın iş var, diye aklından geçiriyorsun bir an. Sonra hafifçe sırıtıp diyorsun ki, Amaan boşver. Nasılsa Bodrum'dayım! Özellikle içinde bulunduğumuz zor zamanlarda hepimiz olduğumuz yerden kaçmak isteriz ve büyükşehirden kaçıp Bodrum'a yerleşme hayali kuran herkesin aklında aşağı yukarı böyle bir resim canlanır, değil mi? Peki durum gerçekten bu kadar romantik mi? Bizzat bu deneyimi yaşamış biri olarak konuyu sizin için masaya yatırdım. Alıcam başımı gidicem burdan artık be! diyenler bir göz atarsa faydası olabilir belki. Valizimi topladım, biletimi de aldım, cesaretimden başka neye ihtiyacım var ki? Harikasın. Elbette cesaret çok ama çok önemli. Alıştığın ve şikayetçi olduğun düzeni, nefret ettiğin işini, artık seni boğmaya başlamış arkadaşlarını geride bırakıyorsun. Hatta Oh be! Kurtuluyorum sonunda! diye için içine sığmıyor. Bu aslında demek oluyor ki; tamamen yalnız ve izole kalmaya hazırsın. Bir süre etrafında kimse olmayacak ve yerleşme sürecinde çekeceğin zorluklar sırasında yanında kimse olmayacak. Gerçekten bu şapka çıkartılacak bir cesaret. Gün gelecek gece yarısı parmağının yarısını doğrayacaksın, acıdan tansiyonun düşecek ve seni bir sağlık kurumuna götürecek kimse olmayacak yanında. Gerçekten inanılmaz bir cesaret bu. Yere yatıp ayaklarını duvara dikecek, tansiyonunun normale dönmesini bekleyeceksin. Bravo, bu sıkıntıyı atlattın. Ya da misal köpeğin/ kedin hastalanacak, cebinde paran yok, minibüsçüler sizi arabaya almayacak. Borç alabileceğin kimse de yok. Ailenden para isteyip taksiyle gidip geleceksin veterinere. Bak bu sıkıntıdan da sıyrıldın. Alkışlar sana. Orda burda iş aramaya başlayacaksın sonra. Görüştüğün kişi ve kurumlar gözüne hoş gelecek ama Google'ladığın zaman gerçekten bilgi alabileceğin pek fazla kaynak bulamayacaksın. Çünkü Bodrum'da web sitesi ve sosyal medya kullanımı gereksiz görülen ve sadece olsun diye yapılmış işler olacak. Ne kadar kötü olabilir ki? diyip başlayacaksın çalışmaya, cesaretine güvenerek. Zannedeceksin ki çalışma disiplini alıştığın düzenden farksız olacak. Ama karşında, mesleğinden, yeteneğinden ve potansiyelinden bağımsız olarak Burası Bodrum canım, o işler öyle değil diyen amirler bulacaksın. Cesursun ya, Ama bi dakika ya... diyeceksin. Keşke demesen... Kendine barınacak bir yer aramaya başlayacaksın. Aklında bahçeli, begonvillerle süslü, bembeyaz, kutu gibi bir ev var tabi ki de. Bir kaç ev bakacaksın. Rutubet içinde olacak hepsi. Lan ben burda 3 saat içinde verem olurum dediğin evlere fahiş fiyatlar isteyecekler. Hoop gitti begonvil hayali. Önce ciğerlerini düşünmeye başlayacaksın. Haydi bi yer buldun, soktun başını. Oooo mahallede bir bayram havası. Tüm komşuların birer Agatha Christie, birer Sherlock Holmes adeta! Sırf mahalle olsa neyse, sıklıkla alışveriş filan için gittiğin bir yerde, evine 10 km uzaktaki duraktan taksiye bindiğinde şöför dönüp He biliyom, sen şuraya taşınmışın de mi? diyecek. AYSENŞOK! Büyükşehirdeki kim kime dum dumalığa o kadar alışmışsın ki bi an titreyeceksin, gece bakkaldan alkol alırken ya da geç vakit arkadaşlarla buluşmaya giderken sinsi sinsi etrafı tarayacaksın. Hızlı adımlarla önüne bakarak yürüyeceksin ama nafile. Sabah ekmek almaya gittiğinde bakkal dönüp, Bu akşam da gidecen mi x yere? ehehe diyecek yer yer seyiren yüzüne. En güzelini sona sakladım: Ne var yağu? Ne iş olsa yaparım ben! Yapamazsın güzelim, yapamazsın aşkitom. Büyük şehirde istersen projeden projeye seken bir reklamcı, istersen makaleleri konferanslarda alkışlanan bir akademisyen ya da geleceği göz yakıcı derecede parlak bir bankacı ol, yapamazsın. Bodrum ekonomisi hizmet sektörü üzerine kurulu. Geri kalan sektörlerde de kemikleşmiş ve hatta fosilleşmiş kadrolar hakim. Sen bi bankaya başvurup müdürün önünde başını camdan çıkartıp ağzınla güvercin de yakalasan, yok, maalesef canım benim. Tamam, hadi garsonluk yapayım dedin, tecrübesi olan milyon tane adamdan önce sana fırsat vereceklerini sanıyorsan çok bebiş birisin. Ha bi de şu var. İşi buldun, anlaştın, el sıkıştın diyelim. Belgelerini götürdün, bir kaç güne başlayacağını umuyorsun değil mi? Yoook. Bebiş gibi davranıyorsun yine, yapma. Senin geleceğini duyan çalışanlar hızla patronun zihnini bulandırabilirler. Yeni elemana gerek yok... İstanbullu bu, burnu havada bunun... Onun yapacağı işi bizim amcaoğlu daha ucuza yapar... Ona vereceğin parayı bana ver yahu... en sevilen ekmekle oynama yöntemleri olarak göze çarpıyor. Aşırı tatlı, değil mi? Olur mu yahu? Bodrumlular çok açık görüşlü, insanlar sokakta yarı çıplak geziyor ama! Bak evet, bu kısmen doğru. Ufak bir ayrım noktası var sadece: BODRUMLU ile karşılaşabilirsen... İstanbul'da kaçıp kurtulmaya çalıştığın Cihangir tayfasıyla hooop diye burun buruna gelmeye, Aman benim işimi çalmasın da zihniyetiye kuyunu kazmaya çalışan aşırı profesyonel meslektaş tanıdıklarınla yalandan bi samimiyete girmeye hazır ol. Unutma, sen cesursun! Sabahları Acaba kirayı nasıl ödeyeceğim bu ay? endişesiyle uyanmaya başladığında o güzelim begonviller sana zehirli sarmaşıklar gibi gözükmeye başlayacak. Beyaz evlerde yaşayan insanların içlerinin kapkara olduğuna inanmaya başlayacaksın. Üzerinde keyif çatmak istediğin hamağın bile paralı olduğunu öğrenince dizlerinin üstüne çöküp BU NASIL HAYAT ULAN?! diye isyan etmeye başlayacaksın. Sonra aklına tek bir şey gelecek: DEĞİYOR MU BUNLARA diyeceksin. Sonra denize bakacaksın, üzerinde pembe, mor, manyak manyak, deli deli renklerle batan güneşe kayacak gözün. Kalenin ardında miskin miskin gezen bulutlara bakacaksın uzun uzun. Son bir kez daha deneyeyim be diyeceksin içinde bulunduğun borç batağını aklına getirmemeye çalışarak ve ayaklarını saç jölesi rengi berrak suda çıpı çıpı yaparken. Çünkü sıkıntıdan alnının ortasında zona çıkma ihtimali ne kadar yüksekse güzel bir sahilde saçlarının arasında rüzgar gezerken bir hamakta sallanıp Yarın da iş var ama boşver be, Bodrum'dayım deme ihtimali de o kadar yüksek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadikoyde-sadece-5-lira-ile-bir-kadina-yapilan-dunyanin-en-guzel-iyiligi/", "text": "Bir olay vardı hatırlar mısınız bilmem ama o olay güzel insanlara olan inancımızı arttırmıştı. İstanbul'da gerçekleşen o olayı kadının ağzından dinleyelim: Adım Elif, gecenin bir vakti Kadıköy Rıhtımdan Üsküdar'a gitmek için 12A otobüsünün nereden kalktığını sormak için yoldan birini çevirdim. Saat 12'ye çeyrek vardi. 12A ya nereden binebilirim diye sordum. 24-25 yaşlarında bir gençti kendisi dış görünüşünden de çekindim açıkçası sorarken bana döndü ve;Üsküdar'a mı gideceksin bu saatte otobüse binme saat çok geç oldu belki kalkmıştır bile paran var mı dedi. Neden bilmiyorum cebimde param olmasına rağmen o anın tedirginliği ve telaşı ile yok dedim. Çantasını kurcaladı. Burda bekle hemen para bozdurup gelicem dedi. Hiç beklemiyordum çok şaşırdım. Hayır gerek yok çok teşekkür ederim dedim. Çok mahcup olmuştum. Üstelik param da vardi. Israrla teşekkür edip fikrinden vazgeçirmeye çalıştım . KIZIM BEŞ LİRAYLA NE BEN FAKİRLEŞİRİM NE DE SEN ZENGİN OLURSUN. ŞU SAATTE BAŞINA BİR ŞEY GELMESİN ŞURADAN BİN HIZLICA GİT ÜSKÜDAR'A dedi. Girdik bir kahve dükkanına 20 tl bozdurdu. Parayı alırken çok mahcup oldum çok teşekkür ettim ve elimde 5 lira tarif ettiği yere doğru gittim. O an yürürken aklıma Türkiye'deki Kadın cinayetleri tecavüzler ÖZGECAN.. bir anda bunlar geçti kafamdan. Sonra bir kaç saniye önce yaşadığım olayı düşündüm. İşte kadına sahip çıkmak bu kadar kolay. Bunu yapmak bu kadar zor mu diye sordum kendime. HERKES DE SORSUN KENDİNE BUNU YAPABİLMEK BU KADAR ZOR MU?! İnsan olabilmek vicdan sahibi olabilmek birazcık ince düşünebilmek değeri iste bu kadar. *Gerçi şimdi İstanbul'da taksiye binmek de 9 liradan başlar oldu ama konumuz bu değil! Güzel insan olmak zor değil."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadin-bedenini-nesnelestirdiginizde-gozlerinizden-okunuyor/", "text": "Sosyal gruplarda cinsiyet ile görsel ilgi arasındaki ilişkiyi araştırmak ve aynı zamanda yoğun görsel ilginin, gözlemlenenin davranışlarını nasıl etkileyebileceğini incelemek amacıyla yürütülen çalışma, alanında bir ilk olarak görülüyor. Cincinnati Üniversitesi'nin psikoloji programında doktora öğrencisi olan Mary Jean Amon tarafından yürütülen bu araştırma Frontiers in Psychology dergisinde çevrimiçi olarak yayınlandı. Aynı ya da farklı cinsiyetler arası bakış izleğine ilişkin çalışma, kadınların daha sık ve daha uzun süreli gözlemlendiklerini buldu. Üzerlerinden bakış izleklerinin oluşturulduğu fotoğraflar her iki cinsiyetten katılımcılara karışık dağıtılmış olsa bile, hem erkek hem de kadınlar tarafından kadınlara daha sık ve uzun bakıldığı sonucu elde edildi. Amon bulguların, kadınların toplumda nasıl değerlendiriliyor olabileceğini ve bunun kadınların özgüven ve davranışlarında nasıl olumsuz etkileri olabileceğini vurguluyor. Araştırmada katılımcılar iki gruba ayrıldı. Kadın ve erkek üniversite öğrencilerinden oluşan 100 kişilik (her cinsiyetten 50 katılımcı) ilk grupta bulunan katılımcıların beyaz bir arka plan önünde portre benzeri fotoğrafları çekildi. 76 üniversite öğrencisi tarafından temsil edilen ikinci gruba, görsel uyaranlara verilen psikolojik tepkilerin araştırılacağı ve rasgele insan, sanat eseri, manzara, hayvan ve çizgi karakter fotoğrafları gösterileceği söylendi. Bakan grup, fotoğrafları incelemek üzere bilgisayar ekranlarının karşısına oturtuldu. Katılımcıların bakış izlekleri, haberleri olmadan göz takip cihazı ile kaydedildi ve bakış noktaları tespit edildi. İnceleme için portre fotoğraflar, tek kişilik olanlardan, farklı cinsiyet kompozisyonlarına sahip iki, dört ve altı kişilik grup fotoğraflarına kadar değişik senaryolar halinde gruplandırıldı. Bulduğumuz şey, tamamında kadınlara daha sık bakıldığı. İlk önce onlara bakılıyor, en son onlara bakılıyor ve daha uzun süreli bakılıyorlar. Bu hem erkek hem de kadın katılımcılar için geçerli. diyor Amon. Amon bulguların, kadınların sık sık fiziksel görünüşleriyle değerlendirildiklerini iddia eden nesneleştirme teorisini yansıttığını belirtiyor. Bu, cinselleştirme ve hatta kadınlara sadece vücut parçaları olarak davranma ile yakından ilgili ve açık ki zaman içinde olumsuz sonuçlar yaratabilir diyen araştırmacı şöyle devam ediyor: Örneğin kısa vadeli etkileri, düşük özgüven ve bilişsel işlevi içeriyor olabilir. Uzun vadeli etkileri ise daha zor. Kadınlar kendilerini nesneleştirmeye ve fiziksel görünümleriyle değerlendirmeye başlıyorlar. Frontiers in Psychology, psikolojinin geniş araştırma yelpazesindeki göze çarpan keşifleri yayımlayan akademik bir dergi. Amon'un çalışması, derginin Kişilik ve Sosyal Psikoloji bölümünde yayınlandı. Bu bölüm, özbenlik ve kimlik, kişiler ve gruplar arası ilişkiler, sözlü olmayan iletişim, davranışlar, stereotipler ve sosyal bilişin diğer biçimleri de dahil sosyal psikolojinin tüm boyutlarını kapsıyor. Çalışmanın demografisi Çalışmada 50 kadın ve 50 erkek katılımcı fotoğraflandı. Yaşları 18 ile 26 arasında değişen katılımcıların yaş ortalaması 19'du. Katılımcıların yüzde 80'i beyaz, yüzde 12'si çift ırklı, yüzde 7'si siyah ve yüzde 1'i Asyalı idi. Bakan grup ise 39 kadın ve 37 erkek tarafından temsil edildi. Katılımcıların yaşları, 18 ile 48 arasındaydı ve yaş ortalaması 19'du. Bu grupta bulunan katılımcıların yüzde 82'si beyaz, yüzde 7'si siyah, yüzde 5'i Asyalı, yüzde 4'ü çift ırklı ve yüzde 3'ü Hispanik'ti. Teknoloji hakkında Amon'un çalışması, Cincinnati Üniversitesi'nin Psikoloji Bölümü'nde bulunan Biliş, Eylem ve Algı Merkezi'nde gerçekleştirildi. Merkez, biliş ve algı-eylem dinamiklerini keşfetmek için kullanılıyor. Amon'un çalışmasında Uygulamalı Bilim Laboratuvarı'nın uzaktan göz takip cihazı kullanıldı. Bu teknoloji, bakış izleğinin noktalarını gerçek zamanlı hesaplayabilmek üzere korneal yansımaları yakalıyor. Araştırmada, 76 katılımcının her birinin bakışlarının zamanı, sıklığı ve sekansı ölçüldü. Katılımcılar bir bilgisayar ekranından fotoğraflara bakıyordu ve bu teknoloji ekranın altına oturtulan, neredeyse eski VHS çalarların boyutlarında bir araçtı diyor Amon: Bu teknoloji, retinanın bulunduğu yere lazer gönderiyor, ayrıca kafa hareketlerini ölçüyor ve sonra ekranda bakışa karşılık gelen çapı ölçüyor. Amon'a göre, görsel ilgiyi inceleyen çalışmanın başarısının bir bölümü, müdahalesiz göz takip teknolojisinden geliyor. Bakanlar gözlerinde bu teknolojiyi hissetmiyorlar ve bakış noktalarının ölçümünde bunun kullanıldığının farkına varmıyorlar. Araştırma Referansı: Mary Jean Amon. Visual attention in mixed-gender groups. Frontiers in Psychology, 2015; 5 DOI: 10.3389/fpsyg.2014.01569"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadin-muzik-gruplari/", "text": "Müzik piyasasına şu an boyband yani erkek gruplar hakim olsa da bir süre önce kadın müzisyenlerden oluşan gruplar oldukça favoriydi. Hatta çoğu pop star da bu müzik gruplarından çıktı. Türkiye'de de bir ara erkek gruplara karşı kadın gruplar çıkmıştı. Başarılı olanlar da oldu ama devam eden çok az. İşte dünya tarihinin hem seksi hem de müzikleriyle kitleleri hop oynatıp hop zıplatmış kadın grupları. 1-Destiny's Child 2-Pussy Riot: Listenin başlarında yer alma nedenleri sadece müzikleri değil duruşları da. 3-En Vogue 4-Girls Aloud 5- Tatu 6- Spice Girls 7- Volvox: Bu da Türkiye'nin tarihini değiştiren kadın müzik grubu, Şebnem Ferah'ın ilk maceralarından 8-The Pussycat Dolls 9-Xscape 10- Honeyblood: İskoç grup"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadin-pedi-yuzunden-bacaklari-kesildi-inanilmaz-olay/", "text": "Gördüğünüz bu güzel kadın belki de dünyanın en kulağa olağandışı gelen sebebi yüzünden bacaklarından oldu. 29 yaşındaki genç model Lauren Wasser ağır hastalık geçiriyordu. Hem kendisi hem de çevresindekiler tabi ki grip olduğunu düşündüler en başta. Ancak işler hiç istedikleri gibi değildi. Çünkü duydukları karşısında gerçekten büyük bir şok yaşadılar. Kaliforniyalı model Lauren Wasser 2012 yılında şaşırtıcı bir sebepten ötürü bacaklarını kaybetti. Lauren'in başına kötü bir şey geldi ve doktorlar sağ bacağını ampüte etti. Şimdi Lauren bütün kadınları aynı hataya düşmemeleri konusunda uyarıyor. Kaliforniyalı model Lauren Wasser 2012 yılında hastaneye grip şikayetiyle gitti. Muayene sonrasında grip olmadığı, bakterilerin salgıladığı toksinler sonucunda meydana gelen toksik şok sendromuna sahip olduğu görüldü. Enfeksiyonun ise pedden kapmış. Pedler saatlerce kullanıldığı takdirde çeşitli nedenlerden toksik şok sendromuna neden oluyorlar. Sendromun sonucunda Lauren bir hafta komada kaldı. Uyanmasının hemen ardından sağ bacağı ampüte edildi. Henüz 24 yaşındaydı. Lauren, kullandığı hijyenik ped markasına karşı büyük bir savaş başlattı. Lauren Vajina, birçok hayati organımızı etkiliyor. Tüketicilerin pedlerin nelere yol açabileceğini bilmeleri gerekiyor dedi. Maalesef Lauren'in diğer bacağı da ampüte edildi. Diğer bacağı da ampüte edildikten hemen sonra bir bacağı ampüte edilen paralimpik atlet Amy Purdy ile çektirdiği fotoğrafı paylaşan Lauren şunları söyledi: Hayat yeniden farklılaşmak üzere! Mücadelemden vazgeçmeyeceğim ve hayata yeni bir sayfa açmaya hazırım. TOKSİK ŞOK SENDROMU NEDİR? Dünyada bir çok kadın her gün bu sorun ile karşı karşıya kalıyor. Vajinal tampon kullanımı sonucu ortaya çıkabilen Toksik Şok Sendromu'na yakalanan Lauren, bu hastalık nedeniyle ölümden döndü. Kullanım talimatlarına uyulmadığında ortaya çıkan bu sendromun sebebi genellikle tamponların uzun süre vajinada bırakılması olabilir. En basit anlatımla toksik şok, bakteriler için oldukça iyi bir besiyeri oluşturan kanın vajinada uzun süre beklemesi sonucunda genital bölgede normal şartlarda bir soruna yol açmadan bulunan bakterilerin hızla çoğalarak yaydıkları toksinlerin kadının kanına geçmesi sonucu oluşmaktadır. Toksik Şok Sendromun Belirtileri; Aniden yükselen ve 38 dereceyi geçen ateş Baş ağrısı Bulantı ve kusma İshal Bilinç değişiklikleri Vücutta yaygın kaşıntı Yaygın eklem ağrıları internethaber"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadin-plajlari-turkiye/", "text": "Bizce kadın nereyi istiyorsa onun için uygun plaj odur. O plaj bir anda güzelleşir. Ama ben kadınlara özel plaj istiyorum diyenlere de şöyle bir hizmet yapalım. Kadın plajlarını uzmanından dinleyelim: Kadın Plajları Rehberi editörleri, okur yorumlarından yola çıkarak bayram tatilinde gidilebilecek en iyi 10 kadın plajını seçti. Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz kıyılarında, tamamı kadın personelden oluşan plajlar arasından seçilen 10 plaj, kadınları bekliyor. KADIN PLAJLARI Kadınlara özel olarak dizayn edilmiş Türkiye'deki en iyi plajlar Wome Deluxe Otel Plajı Antalya'nın Alanya ilçesindeki Avsallar mevkiinde, deniz kenarındaki İncekum Tabiat Parkı içerisinde, 120 bin metrekare alan üzerine kurulan beş yıldızlı Wome Deluxe Otel ve Tatil Köyü, özgürlüğüne düşkün kadınlar için sadece kadınlara özel bir dünya sunuyor. 10 bin metrekarelik ormanın içerisinde yer alan Women konseptli komplekste, İncekum'un efsane kumsalı sadece kadınlar için ayrıldı. Sarısu Kadınlar Plajı Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından 2014 yılında açılan Konyaaltı Kemer Karayolu üzerindeki Sarısu Kadınlar Plajı'nın 400 metre uzunluğunda sahili var. 77 dönüm üzerine kurulan plajda bin 500 şezlong ve şemsiye mevcut. VIP tesisteki, cankurtaran, güvenlik görevlileri, mali işlerden sorumlu tüm çalışanlar da dahil hepsi kadınlardan oluşuyor. Angel's Marmaris Otel Plajı Daha önce Angel's Peninsula Hotel olarak bilinen (5+ yıldızlı) Angel's Marmaris Hotel, World Travel Awards tarafından dünyanın en iyi lüks alkolsüz oteli seçildi. Bu eşsiz güzellikteki otelde sadece bayanlar için ayrılmış Kleopatra kumundan oluşan mavi bayraklı, doğal gölet şeklinde Saklı Deniz isimli, deniz suyundan oluşan özel bir plaj var. Bayanlar, gönül rahatlığıyla gözlerden uzak plajda huzur içinde yüzebilir, güneşlenebilirler. Kerpe Miço Koyu Kadınlar Plajı Doğal güzellikleriyle tanınan Kandıra Miço Koyu'nda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından 2016 yazında açılan kadınlar plajı, 81 dönümden oluşuyor. Mavi ile yeşilin birleştiği noktadaki mavi bayraklı plajda kadınlar rahat bir şekilde denize girip güneşlenebiliyor. Birçok sosyal donatının bulunduğu plaj, kadınlar için yeni bir sosyal yaşam merkezi niteliğinde. İhlas Armutlu Tatil Köyü Kadınlar Plajı Yalova'daki İhlas Armutlu Tatil Köyü, deniziyle, yeşiliyle, huzurun adresi. Yaz mevsiminde denizinin tadını çıkartacağınız, kış aylarında kaplıcasında dinleneceğiniz güzel bir alternatif. Kadınlar plajı, tatil köyünün dolup taşmasının en büyük sebeplerinden. 2 bin metrelik sahil şeridine sahip tesiste karma plaj ve havuzlar da mevcut. Reis Kadınlar Plajı Reis Kadınlar Plajı, Yalova Esenköy'ün Şelale mevkiinde bulunuyor. Rahat ve güzel bir deniz keyfi için Reis Kadınlar Plajı tüm isteklerinizi karşılamaya hazır. Reis Kadınlar Plajı'nda güneşlenme alanlarının dışında ağaçlık alanda da vakit geçirebiliyorsunuz. Büyük Kum Kadınlar Plajı Marmara Adası'ndaki Abroz Mevkii'ndeki bu güzel koy, 1930 senesinden beri kadınlar plajı olarak kullanılıyor. Erkeklerin girmesinin yasak olduğu bölgede kadınlar yıllardır özgürce yüzüp güneşlenebiliyor. Bu doğal plajın profesyonel bir işletmecisi yok. Perşembe Kadınlar Plajı Efirli Kadınlar Plajı, Ordu'nun Perşembe ilçesi sınırları içinde yer alan eşsiz güzellikteki mavi bayraklı temiz plajlardan birisidir. Kadınların gözdesi haline gelen Efirli Kadınlar Plajı, içi görünmemesi için yeşil branda ile çevrili. Dışarıdan soyutlanan plaj rahat bir yüzme keyfi sunuyor. Fener Kadınlar Plajı Samsun'un mavi bayraklı gözde plajlarından bir tanesidir. 235 metre uzunluğunda, 48 metre genişliğindeki Fener Plajı, temiz ve ince bir kumsala sahip. İlkadım'da, bin 100 kişi kapasiteli komplekste hizmet veren personelin tamamı kadın. Akçakoca Kadınlar Plajı Batı Karadeniz'in incisi olarak adlandırılan Düzce'nin Akçakoca ilçesinde üç tarafı orman ve kayalıklarla çevrili, sadece deniz gören kısmının açık olduğu plajda kadınlar rahatlıkla denize girebiliyor. Kadınlar plajı, belediye tarafından geliştirilen proje ile bu yıl daha modern hale getirildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlar-bir-yil-sonra-seks-yapmaktan-sikiliyor/", "text": "Kadınlar birlikte olduktan yalnızca 12 ay sonra eşleriyle cinsel ilişkiye girme isteklerini kaybediyor. Uzman Klinik Psikolog Mehmet Başkak, British Medical Journal Open dergisinde yayınlanan bilimsel çalışma hakkında şu bilgileri verdi: 16-74 yaş aralığındaki 4 bin 839 erkek ve 6 bin 669 kadın arasında veri toplanmış ve her iki cinsiyet de zamanla aynı partnerle seks yapmaktan sıkıldıklarını söylerken, çalışmaya katılan kadınlar erkeklerden çok daha hızlı bir şekilde ilişki içinde cinsellikten sıkıldığını iddia etti. ÇOCUĞU OLANLAR CİNSELLİKTEN DAHA HIZLI SOĞUYOR Yapılan çalışmalar ise, son bir yıl içinde doğum yapan veya 5 yaşın altında çocuğu olan kadınların cinsellikten daha çabuk soğuduğunu orta koydu. Bu durum, artık anne olan ve çocukla ilgilenmek durumunda olan kadının birincil bakım rolüyle ilişkili yorgunluğun, günlük stresin kadınlarda cinsel işlevleri erkeklerden daha fazla etkilediği ya da muhtemelen küçük çocuk yetiştirme konusundaki dikkat çekici unsurların odak noktasında bir değişimi etkileyebileceğinden kaynaklanıyor olabilir. Aslında Türkiye'de bize müracaat eden ve istek kaybından şikayet eden çiftlerde bu durumu biz de görüyoruz, özellikle çocuk sahibi olduktan sonra kadınlarda ve erkeklerde cinsellikten değişen düzeyde uzaklaşmalar oluyor. Annelik duygusunun zirveye ulaştığı ilk dönemlerde anne bütün yatırımını şefkatle bebeğine yapıyor ve çocuğun ihtiyaçları birincil önceliğe sahip oluyor, bu açıdan cinsellik çoktan gerilere itilmiş oluyor ve elbette ki erkeğin cinsel ihtiyaçları çocuğun temel yaşamsal ihtiyaçlarından çok geride kalıyor. Bu açıdan kadınlardaki yoğunluk ve yorgunluk hele de bebeğin bakımıyla baş başa kalmışsa sorumluluğu gece uykusuz kalmaları daha çok kadın üstlenmişse cinsel aktiviteye karşı bir ilgi azalması doğal bir sonuç olarak ortaya çıkıyor. İlginin taze annelik döneminde çocuğa kaymasıyla başlayan bu duruma ek olarak, duygusal yakınlık eksikliği, iletişim sorunları ve kötü sağlık gibi faktörler, hem erkeklerde hem de kadınlarda daha düşük cinsel dürtü nedenleri olabiliyor. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve zorla cinsel ilişki deneyimleri de düşük cinsel dürtüye sebep olan diğer faktörlerden. KADINLARDA ERKEKLERDEN İKİ KAT DAHA YÜKSEK Kadınlar için, cinselliğe olan ilgi azlığı 55-64 yaş arasında en yaygın iken erkeklerde 35-44 yaş arasında daha yaygın. Bununla birlikte, kadınlarda düşük cinsel dürtünün bu yaşlar civarında yaşanmasına rağmen bunun menopozla ilgisi olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yok. Çalışmaya katılan kadın ve erkekler düşük düzeyde cinsel dürtü hissettiklerini belirtirken bu durumun kadınlarda ortaya çıkma ihtimali erkeklerden iki kat daha yüksek. Genel olarak ankete katılan kadınların yüzde 34'ü, erkeklerin ise yalnızca yüzde 15'i cinselliğe olan ilgiden yoksun olduklarını belirtti. Ayrıca, her yetişkin beş kadından ikisinin, cinsel hayatlarından memnun olmadığı, aile hayatı ve çalışma stresiyle karşı karşıya kaldıkları ve kendilerini baskı altında hissettikleri de yapılan çalışmalar sonucunda bulunmuştur. NE YAPMALI? Anneliğin ilk dönemlerinde kadınlarda oluşan isteksizlik ya da cinsel aktiviteye karşı ilgisizlik çocuğun bakımıyla ilgili dengeler sağlandığında normale dönebilmekle birlikte, bazı çiftlerde kalıcı bir soğukluğa sebep olabiliyor. Bu durumdaki çiftlerin destek alması ailenin mutluluğu için faydalı bir girişim olacaktır. Aralarındaki arzunun, ilginin ve sevginin güçlenmesi anlamında çiftlerin bir uzmanla çözüm arayışı sonuca hızlı ulaşmalarını sağlayacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlar-gununde-isten-cikarilan-bir-kadinin-gunlugune-yazdigi-hikayesi/", "text": "Sevgili Günlük, Dert ortağım benim, can yoldaşım; senin de bir ismin olmalı. Emek diyeceğim artık sana; emeğimsin sen benim, yüreğimsin... Bugün işten çıkartıldım Emek; hem de Emekçi Kadınlar Günü`nde... İçim nasıl acıyor biliyor musun? Eylemlere katılmışsınız dedi bana personel müdürü. Dedim, haksızlığa uğrayan emekçiler için düzenlenen eylemlere katıldım, evet. Bir değil, iki değilmiş bu yaptığınız dedi. Dedim, doğruluğuna, mücadelesine inandığım her eyleme katılırım gücüm yettiğince. Dedi, mutfakta bulaşık yıkamışsınız çaycı kadınla, siz bir avukatsınız oysa. Dedim, zamanım uygundu, çaycımız da çok yorgundu; hafifletmek istedim yükünü. Danışmadaki bayana kitaplar veriyormuşsunuz dedi. Evet dedim, okumaya, öğrenmeye çok hevesi var onun. Kendi kütüphanemdeki kitaplardan veriyorum sık sık; okuyup getiriyor bana. Biz size gayet iyi imkanlarda çalışma imkanı sunduk, sizin amacınız ne? dedi. Görevimi layıkıyla yaptığımı, firmamı verimli bir şekilde temsil ettiğimi düşünüyorum dedim. Biz de birikiminizden, iş sınırları içindeki performansınızdan memnunuz; fakat kurumsal değerlerimizle örtüşmeyen bir yapınız var, bu yüzden artık sizinle çalışamayacağız dedi. Gözlerim karardı o anda Emek, başım döndü birdenbire. Tazminatımı ödeyeceklermiş. Hizmetlerimden dolayı teşekkürü bir borç bilirlermiş... Özellikle Emekçi Kadınlar Günü`nü seçtiniz değil mi? dedim. Gözlerini kaçırdı gözlerimden, tesadüf işte dedi ve ekledi yüzsüzce, Kadınlar Gününüz kutlu olsun! Çaycımız geldi işyerinden çıkarken, abla seni kınıyorlar hep; ama Allah şahit, iyi insansın dedi. Danışmadaki kız sarıldı bana; ağladık birbirimize sarılıp öylece. Çizgili dosya kağıdına yazılı bir not tutuşturdu elime. Sen benim için, bana bir masal gibi anlattığın Clara Zetkin kadar, Rosa Luxemburg kadar, Elizabeth Blackwell kadar kıymetlisin abla. Yıllık iznimde Sarıkamış`a beraber gidelim ne olur. Öz ablamsın sen. diye yazmış... Gökyüzüne salıncak kurmak isterdim; gökyüzünden seslenmek bütün emekçilere... Siz gökdelenlerde çalışan emekçiler, siz yeraltında çalışan madenciler, inşat işçileri, konfeksiyon işçileri, doktorlar, öğretmenler, öğrenciler... Bir kadın sesleniyor size; emekçi bir kadın sesleniyor ve diyor ki, hepinizin elinden tutabilirim, hepinizi bağrıma basabilirim. Can`ız biz, emekçiyiz, emeğin ta kendisiyiz. Başka bir dünya mümkün elbette; hepimiz eşit, hepimiz özgür olabiliriz... Bana inanıyorsun değil mi Emek; başka bir dünya`yı hep beraber kurabiliriz... YAZAN: Ergür Altan"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlar-icin-suslenen-erkeklerin-kabilesi-wodaabe/", "text": "Kadının öne çıktığı toplumların farklı yapıları daima ilgi odaklarımızdan birisi. Eril dünya bu kadar kuvvetli olmasaydı nasıl olurdu merakımızı gidermek için Nijer'deki bir kabileye uzanıyoruz. Wodabee Kabilesi. Bu kabilenin hikayesini ise Gaia Dergi'den Beril Tezel'in kaleminden dinleyelim: -Yağmur, Nijer'in kupkuru araziler dolusu susamış topraklarını ziyaret ettiğinde, göçebe Wodaabe Kabilesi yerlilerini Guerewol Festivalinin neşesi sarar. Güneşin kavurucu sıcağı altında süren festival boyunca, erkekler geleneksel çabalarını maksimum seviyeye getirerek bölgedeki kadınların beğenisini kazanabilmek için süslenirler. Eşlerinin onları seçmesi için fırsat yakalamış olan erkekler, kadınların güzellik algıları için yarışırlar. Yerliler, sıcak kültürlerinin özel anlarında, iç içe yaşadıkları doğal koşulların ışığıyla yabani hayvanların yollarını takip ederek buldukları su kaynaklarının bereketine teşekkür eder ve eş bulma ritüellerini tüm canlılığıyla gerçekleştirirler. Gezgin fotoğrafçı Terri Gold, şarkılar; dans ve oyunlar ile misafir olduğu bölgede büyüleyici atmosferin tadını bozan El-Kaide üyelerinin çatışma çıkarması yönünde duyduğu kaygısından, hayvan sürülerine eşlik eden binlerce yıldızın altında kamp yapmanın hazzıyla kurtulabiliyormuş. Medeniyetten izole formu, sanatçının kullandığı kızılötesi filmler ile gizemli ve derin bir yansıma meydana getirirken, kabile yerlilerinin orijinal görünüşleri etkiliyor. Erkeklerin kadınlar için süslendiği kabile El kınasının güzelliğine de ayrıca dikkat çekmek istiyoruz"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlar-ne-ister/", "text": "Bu soruyu sormayan cevaplamayan kalmadı nerdeyse ama hiçbiri dertlere derman olmadı değil mi sayın okur? Sevgililer günü yaklaşırken yalnız kalmış dostlar, sevgiliyi bir türlü anlayamayan dostlar bir adım yaklaşın. @ironikhatun bize birkaç tüyo verecek. Evet beyler... Büyük bir ihanetin eşiğindeyim... Fakat olacak gibi değil, durum vahim.... Haliyle kendimi hiçe sayarak, açıklıyorum. Kadın ne ister? Buyrun böyle gelin; 1)Yat, kat, tek taş falan var ya hikaye... Kadın değer görmek ister. Kıymetli olduğunu bilmek ister. E tamam parlak şeyleri de sever. 2)Geniş omuzlar, kirli sakallar, heybetli bir duruş... Bunlar ilk başta şekilci geliyor farkındayım. Ancak alt metni bol kadın aslında sahiplenilmek ister, güvende hissetmek ister. Mevzunun nedeni o. 3)Her kadın kendine fazla fazla yeter, buna dair hiç bir şüpheniz olmasın. Aptalı oynayan kadın, yanındaki erkeği daha bir yanında istemektedir mesela. Varlığını hissedeyim diye yapar, yoksa emin olun gençler, düşünürler boşuna demiyor, kadın görmeyen gözü bile aldatır 😉 4)Her yaptığına karışsanız sorun, hiç karışmazsanız yine sorun... Değil mi... Zira kadın, evet bakın yeryüzünde en dengeden yoksun, bir anı bir anına uymayan canlı, evet kadın, denge ister. 5)Kararı siz verin ister, zaten ne karar vermeniz gerektiğinin mesajını vermiş, yerini yapmıştır, siz o kısmı dert etmeyin, onu kararsızlığından kafa karışıklığından kurtarın ister. 6)Karmaşık cümleler kurabilir, Bakın bana, bir kadın olarak, yukarıda sıraladığım cümlelere, bir bakın, yine sağ kulağımı sol elimle tutmaya çabalamışım. Tabiat azizim... Özetle kadın, olduğu gibi kabul görmek ister. 7) Her kimse, nasılsa, bütün deliliklerine rağmen olduğu gibi sevilmek ister. Öyle de sever."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlar-neden-kolay-orgazm-olamaz/", "text": "Öncelikle hepimizin bildiği bir gerçekle konuya başlamak istiyorum. Kolay bir şekilde orgazm olan kadınların sayısı da az değil. Bunun öncelikle bir kültürel nedeni var. Bizim gibi ülkelerde kadınların cinsel hayatı genelde baskı altında yaşanıyor. Yıllarca bilinçaltına indirilmiş bir cinsel hayatın bir anda festivale dönüşmemesini beklemek yanlış olur. İŞİN DİĞER YANINA GELİNCE Kadınlarda orgazm çoğunlukla direkt klitoris uyarısıyla oluşmaktadır. Bu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma direkt klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranının ancak %30 olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kadında orgazm olamama durumunu öncelikle hiç orgazm olamama ve cinsel ilişkide orgazm olamama şeklinde ayırmak gerekir. Orgazm olamayan bir kadın ilişki esnasında kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. Bunu yapmasının nedeni eşine onun yetersiz olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin yetersiz olduğunu kanısını uyandırmayı engellemektir. Bu tür bir uygulama problemin daha da karmaşık hale gelmesine neden olur, zira orgazm olamayan bir kadın için eşinin yapacağı etkili bazı değişiklikler sözkonusuyken, böyle bir durumda bunlar gündeme gelmez ve erkek herşeyin normal gittiğini düşünmeye devam ederek bir değişiklik yapma gereği duymaz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlar-organik-atiklari-urune-donusturecek/", "text": "İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü mezunu Damla Ertem, dezavantajlı kadın grupları için Proje Re adında sürdürülebilir bir sistem kurguladı. Sistem, kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanmalarını ve ek gelir yaratmalarını yemek & organik atıkları biyoplastik tarifi ile karıştırarak ürüne dönüştürmelerini hedefliyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi mezunu Damla Ertem dezavantajlı kadınlar için önemli bir proje geliştirdi. Sürdürülebilir bir sistem kurgulayan Ertem, bu sayede hedeflediği gruptaki kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanmalarını sağlayacak. Yemek atıkları kurutulduktan sonra öğütülüyor Projenin ilk hedef gruplarından birisinin Türkiye'de yaşayan yemek yapıp satan göçmen kadınlar olduğunu belirten Damla Ertem, Proje Re, açık sistem olarak tasarlanmış bir proje. Yemek şirketlerinde biriktirilen yemek / karton atıkları temizlendikten ve kurutulduktan sonra öğütülüyor. Biyoplastik tarifi ile karıştırılıyor. ve ocakta kaynadıktan sonra öğütülmüş karton parçaları ile birleşiyor ve kalıba alınıyor. Güneşte kurutulması tercih edilmesi ile birlikte en geç üç gün içinde tam kuruyan ürünler alıcılarına ulaşmak için kutulanıyor. Her yemek şirketi ya da tekil ise kadınla farklı bir dinamikte çalıştığımız için eğer bu ürünü pazarlayacak durum yoksa ürün tarafımıza ulaştırılıyor ve kutulama işlemi gerçekleşiyor. Hali hazırda yemeklerin gönderildiği online bir platform var ise ürünler buraya ekleniyor. Atık karton kutulara içinde karton parçacıklar, ürünü yapan kadın hakkında bilgi ve atık yönetimi/ tüketimi hakkında fikir veren açıklama metinleri bulunuyor dedi. Evde kolay ulaşımlı materyallerle ürün geliştiriliyor Sistemin ve ürünlerin çok basit şekilde yapıldığını söyleyen Ertem, şöyle devam etti: Proje süreci boyunca bir sürü farklı atık denedim ve başarılı olan tariflerle ilerledim. Yemek şirketlerinin mevsimsel menülerine göre çıkan atıklar üstünden ilerleyip yeni atıklarla yeni tarifler geliştirilmeye devam ediliyor. Evdeki kolay ulaşımlı materyaller ile yeni malzeme tüketmeden yapılan kalıplara çeşitler geliştirmeye çalışıyorum. Pilot çalışma olarak denediğimiz şirket ile önümüzdeki aylarda fiziksel atölye çalışması yapıp ilk gerçek satış denemesini kendi siteleri üstünden yapacağız. Projenin ilerleyen boyutlarında bu kurguyu Türkiye ölçekli düşünüp çiftçilere ve onların bölge ve mevsime göre çıkardıkları atıklarla hitap etmek istiyorum. Bitirme projesine başlarken de ilk düşündüğüm alternatifler içinde mobil olarak gidip sistemi, kalıp yapımını öğreten bir karanvan, mobil atölye vardı. Bunu hayata geçirmeyi çok istiyorum. Sonbaharda Londra'da bu atölyeyi gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Hedef kitleyi daha geniş tutup bunun herkesin özelikle evinde kolaylıkla yapabileceği özgür bir platform olduğunu fark ettirmeyi amaçlıyorum. Şu anda elimde bitirme projem olan bezelye kabuğu, soğan kabuğu ve karton içeren gerçek ürün ailem bulunuyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlar-ve-burclari/", "text": "Koç: Çok bilirler, yok yok tam olmadı, her şeyi onlar bilirler.Yardımcı olur musuncümlesi koçun yazılımında yoktur. Koç kadını Survivor Taner gibi her maceraya tek başına dalar. Baskın karakterlidir, erkeğe sözünü geçirmek ister ama sözünü geçirdiği erkeğe de saygı duymaz. Uzaklara gitmek ister, gitti mi de fazla açılmışız diye dönmek ister. İnsanın; -Ablacım ne istiyosun Allahın sen, diyesi gelir koça. Dedikodu yapamaz, kopya çekemez, hız limiti 75 se 60 la gider, kurallara bağlıdır, yalana ve disiplinsizliğe toleransı sıfırdır, bir de söz verip yapmadınız mı terlikle kovalar vallahi. Spiritüel aleme meraklıdır, gönül rahatlığıyla yanlarında ruh çağırıbilirsiniz, içlerinde bir tavernacı yaşar, sabaha kadar birlikte eğlenebilirsiniz. Boğa: Vee karşınızda aforizma tanrıçası, dolaylı anlatım kraliçesi boğa. Ya arkadaş bir kere de doğrudan seni seviyorum, sana çok bozuğum filan desene, varsa yoksa alıntı. Boğa kadınına; Hayatım nereye gidiyosun? diye sorsanız. -Nereye gideceğini bilen için tüm dünya kenara çekilir. diye cevap verir. Yahu eltime gidiyorum desene, net olsana gözünü sevdiğim. Duygusal anlamda kendini net ifade edemese de, iş hayatında ne istediğini bilen ender burçlardandır boğa. Kafasına koyduğu herşeyi yapar, yeter ki istesin ama aşık oldu mu bütün planları şaşar, hemen ev terliklerini, alt aşortmanını giyip dolma sarmaya başlar. Fakaaat, verdiği değeri sizden göremiyorsa Uçan Adam Sabri gibi Alllaaaah diye kaçın, çünkü tersi boktur caarrt diye bırakır sizi. İkizler: İki değil 10 kadın yaşar içinde, en tekinsiz burçtur, gülüp eğlenirken Medyum Memiş gibi zumzuğu ağzınıza çakabilir. Gönlünü hoş tutan erkekleri bünyesi reddeder, onu kanırtan, sinir hastası eden adamlara aşık olur. Konuşkan ve eğlencelidir, seyahate bayılır. İkizler kadınıyla yemeğe giderseniz 3 saatten önce yemeğinizin gelmemesi garantidir. -Tavuk var mı var, -makarna var mı var -ben lüfer aliym o zaman, diye sipariş verir. Bir mekanda bir yemek geri gönderiliyorsa arkasındaki kadın muhakkak ikizler burcudur. Yaşını göstermeyen narin ve zarif bir yapıları vardır, en geç yaşlanan burç ikizlerdir. Herkese şarladıkları, içlerinde bişey tutmadıkları için yaşlanmamaları doğaldır. Ohh iyi yapıyolar valla biz tuttuk da noolduu ayynen devam. Yengeç: Güçlü görünmeye çalışıp bunu başaramayan tek burçtur. Bir yengeçle sohbet ederken bir şeylerin ılık ılık aktığını hissedersiniz, evet evet akan beyninizdir. İlişkiler hakkında hiç durmadan 72 saat konuşabilirler. Sizi asla dinlemeyip, en iyi dinliyo taklidi yapan burçtur. Siz ne anlatırsanız anlatın kafasında tavşanlar zıplar. Kazara arayıp, yarın dünyanın sonu geliyomuş deseniz, demek o yüzden benden ayrıldı yoksa bana hayatta kıyamaz olur yorumu. Yengeç için kainattaki herşey kendisi ve sevgilisi ile ilgilidir. Tam bir sabah insanıdır yengeç, sabah 5 de bile kalksa mutlu ve neşeli uyanır. Samimi ve komiktir, insan 1 gün bile görmezse özler yengeci, duygusallığını zekası ve fırlamalığıyla kapatır. Çok eleştiriye ve ihmal edilmeye gelemez aman. Aslan: Mor dağların prensesi gibi salınır etrafta. Göz süze süze ağzını büze büze konuşur. Lükse şaşaaya düşkündür, mümkün olsa totosunu dolarla avroyla siler. Arkadaşlarını aşırı sahiplenir, mazallah arkadaşının sevgilisini bir kızla görse, yemez içmez; hayırdırrr canımm! mesajıyla yetiştirir hemen. Pozitif bilimlerden hazzetmez, hangi bölümü bitirirse bitirsin, hep yanlış bölümde okuduğunu düşünür. Bıraksalar, bütün aslanlar ressam, müzisyen, reklamcı olur. Çok duyarlı ve akıllıdır ama sıkıntıya gelemez. Güvenilirdir, kesseler sırrınızı söylemez. Kendiyle o kadar meşguldür ki, dünya yanıyo deseniz koşarken hangi parfümü sıksam diye düşünür. Nerde olmaz bir adam var, git ara bul getir saçlarını yol getir psikozuyla sevgili seçer, sonra da sabırla adam olmasını bekler. En hızlı laf sokan burçtur, mermi manyağı yapar sizi dikkaat. Başak: Gözünde hep bir melankoli vardır, tıpkı acıların kadını Bergen gibi. Huzursuzdur, rahatın en çabuk battığı burçtur. Çok belli etmese de dedikoduyu sever. Arkadaş canlısıdır. Sabırlıdır, taşı ortadan yaran bi sabrı vardır. Duygularını çok belli etmez, osuruğu kokmaz. Her zaman bir tarzı vardır, en olmadık kıyafetler başağa yakışır. Üniversitede ideal ev arakadaşıdır, titiz ve düzenlidir, tuvaleti cifler, banyoyu ovar, hayatta işten kaçmaz. Ön planda olmayı sevmeyen ender burçlardandır. Şeytan ayrıntıda değil başakta gizlidir. Detaycıdır, kurduğunuz cümleden cımbızla bir kelimeyi seçer, ondan alınacak bir anlam çıkarır, hiç zaman kaybetmeden küser, siz daha noolduğunu anlamadan arkasını dönüp gider. Küstürmeyin, huyuna gidin, düşünerek konuşun, nefesinizi tutarak cevap verin, hadi canım başınız ağrımasın. Terazi: Rahibe Teressa ile Lady Gaga arasında bi yerdedir. Çok pis aşık olur, çok çabuk unutur. Ruh hali değişkendir, evlenip çocuk mu yapsa, albüm yapıp stadyum konserlerine mi çıksa karar veremez. Stratejiktir, insani ilişkileri kuvvetlidir. Bir günlük seyahate bile 4 bavulla gider. Terazi kadınının ruhunda fırtınalar bile kopsa suratındaki ifade hep Mona Lisa'dır. İsterse güzel yemek yapar ama isterse. Ev işine, yemeğe, ortodontiye eli yatkındır. Üşengeçtir, sevgililerini hep yakın çevresinden seçer, aşık oldu mu da kendinden geçer. Bir yerde belirsizlik varsa terazinin tansiyonu düşer. Tez canlıdır terazi, onun için herşey net olmalıdır. Aşık mısın, diil misin? Efendi misin, p*ç misin? Arkadaş mısın, sevgili misin? net ol net der. Bu burcun kadınına yapılacak en büyük iyilik onu oyalamamaktır. Çünkü oyalanırsa sizi kabak gibi oyar. Akrep: Ne okursa okusun, sonunda hep bildiğini okur. Havalıdır, antin kuntine bayılır. Artizdir, herkesle samimi olmaz, Etme çocukla sohbet küstürürsün, silme götünü camla kestirirsin'dir hayat mottosu. Evin Ana gibi anaçtır. Hastaya şifa, dertliye deva, açlara çorba dağıtır. Bi kendine hayrı yoktur. Habire kendini eleştirir. Haset değildir ama kıskançtır. Favori içeceği diet coladır. Bazen siyah, bazen beyaz ister ama herşeyi tutkuyla ister. Uçlarda yaşar, bazen o kadar uçlarda yaşar ki telefonu çekmez. Kafası attı mı atarlanır, o anaç toprak ana birden alayına isyan inadına Bayhan'a dönüşür. O yüzden kızdırmamaya gayret edin. Bir de psişiktir ki owww, daha fikir senin aklına düşmeden, anlar hinliğini cinliğini gözünden. Parasının hesabını bilir, genellikle tek başına gezer, yalanınızı yakalarsa kafanızı tombi gibi ezer. Yay: Allah'ın sopası yoktur, yay burcu kadını vardır. Güvenini kıranı, hevesini kaçıranı affetmez, yıl sonu elinde koçan biriken trafik polisi gibi yapıştırır cezayı. Mağrurdur burnu düşse acaba ne düştü diye eğilip bakmaz. Herşeyi analiz eder, sen aslında öyle dedin ama başka birşey demek istedin diye cümleye başladı mı kaçın. Sevdiği adamı mutluluktan havalara uçurur ama adam dengesizlik yaparsa tutmayı unutur. Hiçbir zaman çok zengin olamaz, ayda 1 trilyon da kazansa ay sonuna kadar saça saça bitirir. Ruh hali değişkendir, Walt Disney'den Murat Kekilli'ye dönüşebilir bir anda. Öğrenmeyi sever. Hep bir şeylere başlar; spora, latin dansına, diyete, güreşe ama sonunu getiremez. En başarılı olduğu alan işidir, kahkaha attığı zaman da baya dişidir. Yay burcu kadını vefalıdır kolay kolay kimseyi harcamaz, aptal yerine kondumu da adamın götünü keser acımaz. Oğlak: İçinde bir Güngör Bayrak yaşar, york düşesi, buckingham kontesidir adeta. Temkinli ve kuşkucudur, siz birşey anlatırken gözlerini kısarak bakmasının sebebi budur. Oğlak kadını asildir ölçülüdür, senin benim gibi ağzından salya saçarak gülmez, insan gibi güler ve hemen toparlanır. İş hayatında dikkatlidir, kolay kolay yanlış yapmaz. Herkesle samimi olmaz, çabuk ısınıp, soğumaz ama hayatına aldığı insanları da yarı yolda bırakmaz. Bu burcun insanı genç yaşlarda kimlik bunalımına girer, sonra çıkar. Bazen insana cinnet geçirtecek kadar gerçekçidir. 10 yıl sonra seninle Toskanada ki bağımızda şarap yudumlıycaz deseniz, önce Beylikdüzündeki evin taksidini bitir de sonra içeriz şarabı diyip, tokadı çarpar. VII. Henry'nin torunu olduğu için, sinirlenince salon kadını çizgisini bozmaz, sümüğünü çeke çeke bi kenarda ağlar. Cahille sohbeti en hızlı kesen burçtur, ağlatmayın, gebertirim. Kova: Dedikoduya bayılır gıybeti içine sokup mıncırır. İçinde hep bir dahi yaşadığını düşünür ama tarihte bir icadına rastlanmamıştır. Zekasına aşıktır, egosu yüksektir. Bu tatlı egosunun yanında bir de mütevazı olsaymış tam süper olurmuş ama olamamış kısmet. Arkadaşlarını çok sever, ne sevmesi delirir, aklını çıldırır arkadaş diye. Bağlılık sever, bağımlılıktan tiksinir. İlişkilerde erkek gibidir, yönetir, kontrol eder, müdahele eder, az daha sıksa p..pisi çıkacaktır. Düğün dansını bile erkeğin yönetmesine izin vermez, illa domine edecek. Kültürlüdür ama fazla bilgi kalbe zarar diye; müzeden çıkıp kermese, Verdi'nin operasından, Ferdi Tayfur konserine gidebilir. Magazine aşinadır, bıraksalar, 2. Sayfa programını rahatlıkla sunabilir. İnanılmaz komik ve pratiktir. Üşenmese dünyayı ele geçirir ama yatarken makyajını silmeye üşenen insan dünyayı mı ele geçirecek Allahınsen:) Balık: İbrahim Tatlıses gibi çabuk ağlar, neye ağladığını asla bilemezsiniz. Pencere buğulansa duygulanıp ağlayabilir. Dünyada sadece kendisinin anlayabileceği esprileri vardır. Her ilişkisine, son ilişkisiymiş gibi başlar, kendini inandırır, ayrılınca da aman boşver ya zaten şizofrendi der geçer. Hayalperesttir, ama romantik salya aşık değildir, sevgilisi şiir okurken dayanamayıp adamın ağzına gülebilir. Küçük şeylerden mutlu olsa da, ota boka morali bozulabilir. Bu kadar duygusal olmasına rağmen, zorluklar karşısında inanılmaz güçlüdür. İdeal mesleği kadılıktır, asla hak yemez, estetiğe düşkündür üzerinde tarçın yoksa sahlep bile içmez. Sonda söylenecek şeyi başta söylediği için her kavgada haksız duruma düşer, sonra da bütün dünya bana karşı diye ağlaya ağlaya gözleri şişer. Geneli iyi yemek yapar, ideal eş ve anne adayıdır. Bünyeleri görücü usulü ile evlenmeye yatkındır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlarda-hamilelik-suresince-gozlenen-hormonal-degisiklikler/", "text": "Bazıları bir anda ağlatıyor, bazıları iyi ve enerjik hissettiriyor, bir kısmı da hassaslaştırıyor. Erkekler sıklıkla kadınlardaki ani değişimlere anlam veremediklerinden yakınırken, bunun nedeninin büyük bir çoğunlukla hormonlar olduğu belirtiliyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Memorial Şişli Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. Ayşe Çıkım Sertkaya, kadınların yaşamını şekillendiren ve doğasını özetleyen hormonları anlattı. Kadında doğurganlık özelliği önemli bir faktör Kadında baskın hormon östrojendir. Bu hormon erkeklerde de bulunur ancak kadında mutlak hakim olarak karşımıza çıkar. Erkekte ise bu görevi yani mutlak rolü testosteron üstlenir. Bütün vücut özelliklerini bu hormonlar belirler. Kadında yumuşak cilt, deri altı yağ dokusu, sesin inceliği, karakterin daha yumuşak olması östrojene bağlıdır. Kalın ses, saç-sakal, kas kütlesi, sert bir mizaç ise testosteron etkinliği altındadır. Bu iki hormonun vücutta kurduğu bir denge vardır ve bu sarsıldığında her şey bozulabilir; yani obezite, insülin direnci gibi çeşitli hastalıklar ortaya çıkabilir. Kadın her ay yumurtlama, gebelik ve bir bebek dünyaya getirmeye dönük olarak doğal sürecini sürdürür. Erkekte ise testosteron ergenlik döneminde en yüksek seviyeyi ulaşarak 65 yaşa kadar etkin olur. Dünyadaki her şeyin östrojen ve testosteron hormonlarının temelinde yükseldiğini söylemek mümkündür. Hormonlar davranışları etkiliyor Kadının davranış biçiminde yaşanan değişimlerde hormonlar yani östrojen ve progesterona bağlı siklus değişimleri etkindir. Kadında o dönem bu hormonlardan hangisi hakimse onun etkisi altında kalır. Reglinin ilk günü östrojenin başlangıç günü olarak kabul edilir ve bu hormon değeri git gide yükselir. 15. gün yani reglinin tam ortasına gelindiğinde ovülasyon yani yumurtlama gerçekleşir ve östrojen de en yüksek seviyeye ulaşır. Yumurtlama dönemi kadının en farklı olduğu dönemdir. Östrojen seviyesinin yükselmesine bağlı olarak güzelleşir, cildi ışıl ışıl parlar, hareketlidir, canlıdır ve hem sosyal hem iş hayatında çok daha verimli olur. Bu dönem ayrıca çocuk yapmak için de en uygun süreçtir. Hamileliğin oluşmasıyla birlikte ise farklı hormonlar devreye girer. Yeni yaşamın ilk habercisi Beta-HCG hormonu Yumurtlama sonrası eğer döllenme olur ve bir kadın hamile kalırsa beden dünyaya gelecek bebek için eşsiz bir hazırlığa başlar. Kadının bedeni tamamen bebeği korumaya ve onu sağlıklı tutmaya dönük olarak çalışır. Bebeğin eşi plasenta ile kadında Beta-HCG hormonu salgılanır. Gebeliği müjdeleyen hormon olarak da bilinen HCG, anne adayında mide bulantısına yol açarken asıl işlevi yani bebeği koruma rolünü üstlenir. Gebeliğin ilk 3 ayında yani plasentanın oluşum sürecinde etkin olan Beta-HCG, progesteron hormonunu uyararak bedende yeni hazırlıkların ilk sinyalini verir. Progesteron hormonu ağlatıyor Progesteron hormonu bebek için yumuşacık bir yatak oluşturarak onu korur. Bebeği besleyen damarlar ve kan akımının oluşmasında önemli rol üstlenir. Bedendeki tüm gıdalar bu kanal aracılığıyla bebeğe ulaşır. Bebeği beslemek için annenin şekeri yükselir, kemiklerinden kalsiyum çekilir, tiroit hormonları uyarılır. Bebek büyümeye başlar, bebek büyüdükçe bu etkiler de artar. Progesteron bebeği koruyup kollarken annede ise ani duygu durum değişikliklerine de neden olur. Sadece gebelik süreci değil, regl döneminde de progesteronun yükselişiyle kadında aşırı duygusallık ve ağlama hali görülebilir. Duygu durum değişiklikleri kadından kadına elbette farklılık gösterebilir. Her bir kadında farklı bir reseptör uyarılır; kimi ağlarken kimi sinirlenir, kimi aşırı mutlu olurken kimi de aşırı telaşlı olabilir. Oksitosin hormonu tüm acıları unutturuyor Bebeğin anne karnında gelişimini sürdürdüğü dönemde hormonlar kadını idare eder. Mutluluk ve sevgi hormonu olarak da bilinen oksitosin, uterus yani rahmi kasarak anne adayını doğuma hazırlar. Ayrıca süt kanallarını da uyararak anne için emzirme sürecini başlatır. Kan basıncını düşürerek, rahatlama sağlar. En önemli özelliklerinden biri ise unutmaya yardımcı olur. Doğumda en yüksek seviyeye ulaşan oksitosin hormonu doğum sonrası yavaş yavaş azalır. Bu hızlı düşüşle unutkanlık yaşanır. Eğer bu hormonal değişim yaşanmazsa bir kadın doğumda çektiği acıyı an be an hatırlamaya devam eder ve bir daha asla doğum yapmak ya da bebek sahibi olmak istemeyebilir. Bu nedenle oksitosin hormonu burada önemli bir rol üstlenir. Tiroit hormonu kadını yavaşlatıyor Tiroit hormonu kadında da erkekte de etkindir ancak kadında farklı tepkilere neden olabilir. Bu hormon zihni dinç tutar, kişiyi dinamik kılar ve metabolizmayı korur. Tiroit hormonu kadın için daha özeldir çünkü menopoz sonrası tiroit bezi bozuklukları ortaya çıkar. Örneğin menopoza giren kadınlar bu süreçte zihinsel yetilerinin zayıfladığını, eskisi kadar dinamik bir zihne sahip olmadıklarını söylerler. Ayrıca hareketsizleştiklerini, kilo aldıklarını belirtebilirler. Bu süreçte muhakkak tiroit hormonlarına bakılması önem taşır. Kadını yavaşlatmak üzere olan bir sistemin kapısını aralayan tiroit yetersizliklerine zamanında tanı konulması ve tedavi uygulanması önemlidir. Ayrıca menopoz da asla olumsuz bir süreç olarak görülmemelidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlarin-cinsel-isteksizligini-tetikleyebilecek-12-sorun/", "text": "Libidonuz düşük, cinsel isteksizliğiniz var, orgazma ulaşmada sorunlar mı yaşıyorsunuz? Kendinizi eşinize karşı tamamen isteksiz mi hissediyorsunuz? Artık çok geç olmadan bu konuda bir şeyler yapmanın zamanı geldi. Fiziksel bir rahatsızlığınız yoksa sorun bilinçaltınızda olabilir. Kadınların cinsel isteksizliğini tetikleyebilecek 12 sorun Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, kadınlarda libidoyu düşüren ve orgazma ulaşmayı engelleyen en temel problemleri şöyle sıralıyor: - Orgazm olamama, orgazm bozuklukları - Vajinismus, cinsel ilişkiye girme korkusu ya da ilişkiye dair diğer korkular - Vajinada ağrı olması, ağrılı ilişki - Cinsel arzunun travmatik bir geçmişle bilinçaltında baskılanması - Çiftler arasındaki cinsel ilişkiye dair utangaçlık, hoşlandığı ya da hoşlanmadığı şeyleri söyleyememe, iletişimsizlik - Cinsellik konusunda eğitimsiz olma... - Çiftler arasında yıllar içerisinde biriken kırgınlık ve öfkelere bağlı olarak soğukluğun oluşması - Stres, birtakım psikolojik sorunlar, sağlık sorunları - Yorgunluk, aşırı iş yükü, ağır ekonomik sorunlar - İlişkinin monotonlaşması, eşlerin birbirlerine karşı erotik referansı kaybetmeleri - İlaçların yan etkileri, alkol sorunları - Vücudunu beğenmeme, eşi tarafından beğenilmediğini düşünme Libidonuzu düşüren şey ne olabilir? Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, Bir kadında cinsel istek; mahremiyeti etkileyen fiziksel sağlık, duygusal olarak iyi hissetme, deneyimler, inançlar, yaşam tarzı ve mevcut ilişkiler gibi pek çok etkenin karmaşık etkileşimine bağlıdır. Tüm bunların birinde bile sorun varsa cinsel arzuda azalma hatta sıfırlanma görülebilir diyor. Bu yüzden, öncelikle düşük libidonuzun ve orgazma ulaşma sorununuzun altında yatan nedenleri ortaya çıkarmak gerek. Kadınların arzularını etkileyen 12 temel problem bulunduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, bunların en yaygın olanları hakkında şu bilgileri veriyor: Kendinizi stresli mi hissediyorsunuz? Gergin olduğunuzda cinsel ilişkiye giremiyorsanız, merak edecek bir şey yok. Stres seviyenizi daha iyi yönettikçe, tüm şikayetleriniz giderek azalacak hatta sihirli bir şekilde ortadan kaybolacaktır. Stresi azaltma yöntemi olarak dahi cinselliği yaşamak mümkün... Hipnozla rahatlamayı öğrendikçe libidonuz da artacaktır. Basit bir yorgunluk mu yoksa tamamen tükendiniz mi? Yapacak çok mu işiniz var? Sürekli yoğunluk ve koşuşturma içinde bitkin mi düşüyorsunuz? Sıkıntılar üst üste mi geliyor? Çocukların derdinden akşam uzanır uzanmaz uyuyor musunuz? Bütün bunlar kadınların ruhen çökkün ve yorgun hissetmelerine yol açar ve hazza dayalı gündem bilinçaltında derinlerde kaybolur gider. Kadınlardaki isteksizlik, düşük lbido, genellikle Tükenmişlik Sendromu ile ilişkilidir. Bütün bu tükenmişlik duygularıyla hazza kendini tamamen kapatmış olma sıkıntısı hipnotik terapi sürecinde düzenlenerek, dişil enerjinizi canlandırabilir ve yaşama sevincinizi hipnoterapi ile artırabilirsiniz. Cinsel tacize uğradınız mı? Çocukken ya da yetişkin olarak hiç tacize uğradınız mı? Ya da hala üstesinden gelemediğiniz başka bir travma yaşadınız mı? Kafanızın içindeki travma ile yaşamak zorunda değilsiniz. Size onu hatırlatan şeyleri uzaklaştırmaya çalışmak zorundasınız. Hipnoz, travmayı geçmişte bırakarak hayatınızı ileri doğru taşıma konusunda size gerçekten yardımcı olunabilir. Utangaç mısınız? Sadece utangaçlığınızı yenmekle bile, daha fazla kadın libidosu güçlendiriciye ihtiyaç duymadan libidonuzu artırabilirsiniz. Kendinizi beğenmiyorsanız, Kendine Güveni Artırmak konulu hipnoz desteği alabilir ve bedeninizin fark etmediğiniz güzel özeliklerini keşfedebilirsiniz. Mutsuzsanız zevk almazsınız İlişkinizde mutsuzsanız, eşinizle devam eden sorunlar varsa, cinsel ilişkide bulunmaktan zevk almanız çok da mümkün olmayacaktır. Bu durumda kadın libidosunu güçlendirmek için gösterilen her tür çaba enerji kaybı olacaktır. Partnerinize ilişki danışmanlığı almalısınız. Eğer sizi istismar eden bir ilişkiniz varsa, buna bir dur demelisiniz. Bu adımları profesyonel destek alarak atmalısınız. Hipnoterapi çiftler arasındaki sorunlar için de hızlı bir uyum süreci sağlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlarin-gunluk-problemlerini-anlatan-20-karikatur/", "text": "Bazen uyandığımız zaman saçlarımızın akşam duş sonrasındaki fönlü haliyle kaldığını düşünürüz. Fakat ayna karşısına geçtiğimizde saçımızın hali güne lanet okuyarak başlamamızın sebebi olur... Bazen de fazla kilolarımızdan kurtulmak ve fit görünmek için daha kontrollü beslenmeye çalışırız ama hayat tüm sürprizlerini o zaman karşımıza çıkarır. Pastalar, börekler, çörekler... Bu gibi zorluklar kadınların hayatının neredeyse her gününü ele geçirmiş durumda maalesef ki.. 21 yaşındaki Romanyalı karikatürist Cassandra Calin de kadınların gün içerisinde yaşadığı pek çok probleme dikkat çekmek için birkaç şey karalamış. Bu karaladıklarının çoğunun da kendi hayatından olduğunu dile getirmekten hiç kaçınmamış. 1- Eye-liner çekmek tam bir işkencedir... 2- Başkası tarafından çekilen fotoğrafınız asla beklediğiniz gibi olmaz... 3- Ojenin kurumasını beklerken ömrünüzden ömür gider... 4- O güzelim saçlardan eser yok şimdi... 5- O makyaj asla izlediğiniz videodaki gibi olmaz... 6- Sürekli 32 diş gezmemiz beklenir ama bilmezler biz hep mutluyuz... 7- Buluşmalar için ne çileler çektiğimizi hiçbir zaman anlamazlar... 8- Aynadaki siz ile selfiedeki siz asla aynı kişi değildir... 9- Asla o güne göre giyecek bir şey bulamazsınız.... 10- O deri koltuk artık sizin bir parçanız olmuştur... 11- Seçim yapmak tam bir işkencedir... 12- Diyette olduğunuz her an karşınıza sürprizler çıkar... 13- İnternetiniz yokken hayat ile bağlantınız da kopmuştur... 14- Aynalar bile sizi sırtınızdan vurur... 15- Bir şey yaptığınızı görmesinler hele... 16- Güneş asla size iyi yüzünü göstermez... 17- Hele kıvırcık saçlıysanız asla rahat bırakılmazsınız... 18- Ama hep keşkeleriniz vardır... 19- Biri beni gözetliyor mu? diye sürekli tetiktesinizdir... 20- Ah bir de rüzgar esti mi tüm bu aksiliklerin üzerine yağ sürülmüş gibi olur..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlarin-icine-sikismis-oldugu-10-berbat-dongu/", "text": "Pek çoğumuz bazı konularda kendimize bir daha asla yapmam diye söz veriyoruz fakat bu sözlerin hangi birini tutuyoruz? Neredeyse hiçbirini... Mesela diyete başlamak. Hayatımızı saran bir sarmaşık gibi içinden asla çıkamadığımız bir durum değil mi? Hemen hemen her gün Artık kilo vermem lazım ve Sağlıklı yiyecekler yemeliyim, bu fazlalıklardan kurtulmalıyım şeklinde cümleler kuruyoruz. Genellikle de Pazartesi başlıyoruz... Hangi pazartesi olduğunun bir önemi yok ama sanırım. Aşağıda da buna benzer, hayatımızı altüst eden pek çok döngüye örnekler verilmiş. Sizinki hangisi acaba? 1- Söz veriyorum, bir daha asla içmeyeceğim! 2- Söz veriyorum, bir daha asla saçımı kestirmeyeceğim. 3- Söz veriyorum, bir daha asla paramı çarçur etmeyeceğim. 4- Söz veriyorum, bir daha asla kahküllerimi kısaltmayacağım! 5- Tatlı mı yesem? Yoksa tuzlu mu? Tatlı yiyeyim. Yok yok tuzlu.. Hayır tatl..... 6- Söz veriyorum, o çikolatayı bir daha yemeyeceğim! 7- Söz veriyorum, bir daha asla bulaşık biriktirmeyeceğim. 8- Söz veriyorum, bir daha asla saçımı boyatmayacağım. 9- Söz veriyorum, bir daha asla peş peşe dizi izlemeyeceğim. 10- Söz veriyorum, bir daha ki sefere giyeceklerimi akşamdan hazırlayacağım."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlarin-iliskiye-baslarken-dikkat-etmesi-gereken-unsurlar/", "text": "Sevgi ya da aşk dediğimiz şey duygusaldır, doğaldır, samimidir. Taktik barındırmaz içinde, ufak hesaplara yer yoktur... Herkesten sakladığn sırlarını, fantezilerini, saçmalıklarını, komik olmayan tüm esprilerini, en önemlisi kendini sevdiğinle paylaşır, deli dana gibi oradan oraya koşturur durursun. Sonra ilişki beklemediğin bir anda laps diye bitiverir de, ben bu aşk acısıyla nasıl yaşayacağım diye düşünürken bulursun kendini... Sonra dersin ki: Demek ki neymiş? 'Sevgi ya da aşk dediğimiz şey duygusaldır, doğaldır, samimidir.' kısmı yalan. Sen içinden geldiği gibi davrandıkça bu cin gözler, bu ön yargılı insanlar seni kullanır sonra da şapa oturttururlar. Bir de insanlar o kadar gariplerdir ki nasıl davranacağını da şaşırırsın. Kendini tutar kendince hanım hanımcık durursun, kezbansın derler; içinden geldiği gibi güler eğlenirsin sen çok rahatsın kızım senle ciddi ilişki yaşanmaz derler... O halde ciddi bir ilişki yaşamak istiyorsan ne yapacaksın tatlişkom? Öncelikle ilişkinin başı çok önemli. Rol yap! Dürüst ve samimi olma, aklına her geleni söyleme! Çünkü o zaman çok konuştuğunu ve rahat olduğunu düşünüp yargılamaya başlıyorlar. Her esprisine gülme! O zaman da: Tavladım kızı diye düşünüyorlar. Güçlü bir kadın olduğunu gösterme! Çünkü erkekler salaklar tatlişkom. Güçlü kadın görünce de egoları zedeleniyor ve kaçıyorlar. Çünkü onlar istiyorlar ki kadın asalak olsun, ona bağımlı olsun ki istediği gibi yönetebilsin... Mızmız ol, hiçbir şeyi beğenme! Göreceksin, o zaman seni memnun etmek için elinden geleni yapacak ve etrafında fırfır dönecek! Ben gelirim canım sen zahmet edip gelme deme! Gelsin alsın bir zahmet. Erkekler elde etmek için uğraşmadıkları hiçbir şeyin kıymetini bilmezler. Bırakın uğrasşsın. Sen Tuzla'da o Beylikdüzü'nde otursa bile gelsin alsın seni! Burnundan kıl aldırma, arada çaktırmadan aşağıla! Çünkü o zaman sana yaranmaya, kendisini sevdirmeye ve kabul ettirmeye çalışacak. Bırak kendini paralasın, debelensin dursun! Asla ve asla geçmişindeki iyi ya da kötü şeylerden bahsetme! Erkekler her şeyden bir anlam çıkarmaya, başta da söylediğim gibi yaftalamaya ve kafalarında kurmaya bayılırlar. İsterlerki hayatınızda ondan başka kimse olmamış olsun, böyle de bencillerdir. Geçmişinizle ilgili olarak söyleyeceğiniz tek bir cümle, espri vs ileride ilişkinizin bitmesine neden olan temeli oluşturabilir. Bu taktikleri uyguladın sonra baktın ki çocuk bir ilgi bir alaka, üzerine düşüyor, bir dediğini ikiletmiyor... Sakın kanma, bir süre daha devam et! Bu süre 3 ayı geçtikten sonra hislerini bir kontrol et bakalım, bir adım gittiğinde kaçıyor mu yoksa her şey normal mi? Sonra bir bakmışsın haftalar geçmiş hala bir şey olmamış... Bekleme, olmayacak! Sen kaçınca gelecek sen bir adım atınca kaçacak! Bu böyle bir kısır döngü tatlişkom. Çünkü günümüz erkekleri ne istediklerini bilmiyorlar! Bu yüzden sen yine de kendin ol sadece, çok açık ve dürüst olma. Her doğruyu söylemen gerekmediğini unutma. Bilmen gereken tek şey bu. Seni seven, isteyen olduğun gibi sevsin. Şansınız, bahtınız açık olsun... Not: Bu maddeler sinirli bir kadının kaleminden dökülenlerdir. Sadece ve sadece erkeklere laf sokma amacı içerir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kadinlarin-masturbasyon-yapmasi-hakkinda-unutulmasi-gereken-7-soylence/", "text": "Galiba stresli olduğum zaman daha çok mastürbasyon yapıyorum. Mastürbasyon mu yapıyorsun? Bir erkek arkadaşımla yaptığım bu konuşma, birçok insanın sadece mastürbasyon yapıyor olmakla kalmayıp bunu bir de utanmadan kabul etmemi öğrendikleri anki şaşkınlığı gösteriyor. Bu arkadaşımla her zaman seks hakkında muhabbet etmemize ve ilişkilerimde cinsel açıdan aktif olmamı biliyor olmasına rağmen kendi kendimi tatmin edebiliyor oluşum onun aklının ucundan bile geçmemişti. Aslında bunun sebebi, kadınların cinsel dürtülerinin başka insanlar için olduğunu düşünmemizdir. Çocukluk yıllarımda tesadüfen mastürbasyonu keşfettiğimden beri, mastürbasyon kendi arzularımı tatmin ettiğim bir şey oldu, başkalarının arzularını değil. Seksi pozlar vermem ya da baştan çıkarıcı sesler çıkarmam. Mum yakmam ya da duşta erotik bir ambiyans oluşturmak için çabalamam. Kısacası, erkekler de dahil, başkalarının yaptıklarından farklı bir şey yapmıyorum. Bu da insanlar için büyük sürpriz oluyor. Çünkü insanlar kadın mastürbasyonunu ya pornolarda ya da feminist hareketlerin bir parçası olarak görüyor, kadınlar normal günlük bir aktiviteymiş gibi mastürbasyon yaptıklarında şaşırıyorlar. Mastürbasyon alışkanlıklarını cinsiyetlere göre farklıymış gibi göstermek, farklı cinsellik görüşlerinin de ortaya çıkmasının nedenlerinden biridir. Biz bu anlayışa tutunduğumuz zaman gerçek insanların yerini basmakalıpların aldığı erkekler Mars'tandır kadınlar Venüs'ten anlayışını güçlendirmiş oluruz. Ayrıca bizler insanların empati kurmasını desteklemekten ziyade kadınları topluma egzotik birer yaratıkmış gibi gösteriyoruz. Küçük bir not: Kadınlar ve mastürbasyon hakkında düşüncelerimizin çoğu vajina ile alakalı söylencelerle ilgilidir. Kadınlar hakkındaki düşüncelerimizin çoğu yanlıştır. Vajina hakkındaki düşüncelerimizin çoğu yanlıştır ve doğal olarak bu ikisi arasındaki ilişkiye dair görüşümüz de yanlıştır. Bu nedenle bu makale doğuştan kadınlarla ilgili söylencelere odaklanacak. Benim perspektifimden işte doğuştan kadın olanlar hakkında unutmamız gereken bazı söylenceler: Söylence#1: Kadınlar mastürbasyon yapmaz Batı kültüründen birçok insan erkeklerin mastürbasyon yaptığını biliyor. Bu konu tartışmak için sevimli bir konu olmasa da, mastürbasyonun erkekler için kaçınılmaz ve normal olduğundan eminler. Kadınlar için durum hiç de böyle değil. İnsanların düşüncesine göre, bir kadın mastürbasyon yapıyorsa bu anormal olduğu kadar saçma ve gereksizdir de. Çocukluk yıllarımda ve gençliğimde mastürbasyon yaptığım için kendimi sapık, nefsine düşkün ve suçlu hissederdim. Kimseye söylememiştim ta ki on beş yaşlarındayken oynadığım şişe çevirmece oyununa kadar. Bana soruluyordu ve ben de doğruluk demiştim. Soru en büyük sırrın nedir?di. Fısıldayarak mastürbasyon yapıyorum dedim. Cevabımı duyan birkaç arkadaşım da ben de diye fısıldadı. Çoğumuzun böyle bir sırrı vardı ve bunu saklıyorduk, çünkü bu yaptığımızın normal olduğunu düşünmüyorduk. Aslında, araştırmaya göre, 18-22 yaş arası kadınların yüzde 92'si düzenli olarak mastürbasyon yapıyor. İnsanlar, kadınların seksüelitesinin ilişkilerinin çok ötesinde var olabileceğini düşünmüyor. Lakin bizim cinsel arzularımız olağan ve normal bir durumdur ve herhangi birinin yardımı olmadan da canlandırılabilir. Söylence#2: Kadınların mastürbasyon yapması büyük bir fantezidir Herkes bilet almak için sıraya girsin çünkü kızımız mastürbasyon yapacak! Her yatağa girişimde, bazen bu anonsu duyar gibi oluyorum. Pornolardaki ve bazı filmlerdeki tasvir edilen kadın mastürbasyonu çok büyük bir gösteridir. American Pie'da Shannon Elizabeth'in şehvetli bir şekilde soyunmasından, vücudunu okşamasından, Pleasantville'de Joan Allen'ın nefes nefese fısıldaması ve dünyaya renk katan o kendinden geçmiş yüz ifadesine kadar, filmlerde kadınların mastürbasyon yapmasının nasıl da büyük bir gösteriymişçesine sunulduğunu görebiliyoruz. Filmlerde erkekler mastürbasyon yaptığı zaman seyircinin uyarılması ya da görüntünün zarif ve güzel olması beklenmez. Örneğin, American Pie'da Jason Biggs'in mastürbasyon sahnesi utanç verici olarak tasvir edilmiştir, seksi değil. İzlediği pornonun seksi olması beklenir ama kendisi seksi değildir. Çünkü insanlar erkeklerin mastürbasyon yapmasındaki amacın kendi arzularını tatmin etmek için olduğuna inanır, halbuki kadınlar başkalarının arzularını harekete geçirmek için yapar. İşin içine performans beklentisi girince kadın mastürbasyonunun tasviri kadını kendi vücudunun dışına çıkarıyor ve mastürbasyon yaparlarken bile kendilerinin obje gibi hissediyorlar. Medyanın, kadın arzuları hakkındaki videoların ve bu konudaki makalelerin seks tasvirine maruz kaldıkça, partnerimin beni mastürbasyon yaparken nasıl gördüğünü hayal etmeye başladım. Yüzümün nasıl göründüğünü merak edip kendimi mastürbasyon yaparken izledim ve aslında çok sessiz mastürbasyon yaparken bir anda sahte orgazm sesleri çıkarmaya başladım. İşte bizi nesneleştiren şey tam olarak bu. Tabii ki mastürbasyon başkalarının önünde yapılabilir. Ama kadınlar nasıl göründüklerini, nasıl hissettiklerini ve mastürbasyon sırasında nasıl ses çıkardıklarını merak ettikçe o andan uzaklaşıyor ve zevk alması da daha zor hale geliyor. Beklenildiği üzere, kadınların yüzde 32'si nasıl göründüklerine odaklandığı için orgazm olmakta sorun yaşıyorlar. Bu kesinlikle sorun olmamalı, özellikle de birileri izlemiyorken. Söylence#3: Mastürbasyon yapan kadınlar fahişedir Başka insanların düşüncesine göre, bir kadının kendisini uyarması, mastürbasyon yapması o kadının herkesle ilişkiye girdiğini gösterir. Çünkü eğer bir kadın mastürbasyon yapıyorsa kendi zevki için değil, porno yıldızı olmak için yapıyordur. Ayrıca bir başka görüş de, eğer bir kadın mastürbasyon yapıyorsa sapıktır, macera arıyordur ya da çıldırmıştır. Eğer bir de bu yaptığı kötü şeyden konuşuyorsa bu da sapıklığın bir üst seviyesidir. Çünkü kadın bunu dürüst olmaktan ziyade erkekleri tahrik etmek için söylüyordur. Erkekler arasında mastürbasyon yaptığımdan bahsettiğimde, bunu bir davet olarak algılayacaklar diye çok korkuyorum. Nasıl mastürbasyon yaptığımızın ya da mastürbasyon hakkında konuşmamızın kaç erkekle ilişkiye girdiğimizle alakası yok, aslında bazı insanlar partneriyle yaptığı sekse alternatif olarak mastürbasyon yapıyor. Mastürbasyon da aynı su içmek, nefes almak gibi fiziki bir ihtiyaçtır. Mastürbasyon yapan bir kadının sekse çok düşkün olduğunu düşündüğümüz zaman, mastürbasyonun aslında cinsiyet fark etmeksizin basit bir fiziki ihtiyaç olduğunu yok sayıyoruz. Söylence#4: Mastürbasyon yapan kadınlar daha duygusaldır Bilinen bir düşünceye göre, kadınlar kendilerini aşkla dolu bir ilişkide ya da konuşmada hayal ederken, erkekler daha açık ve hızlı fantezilere sahiptir. Ah! Doğru ya, biz mumlar yakıp erotik bir ambiyans için vücut kremleri süreriz ve zihinlerimizi, beden ve ruhlarımızı birleştiririz. Hadi ya?! Tabii ki de deneyimlerimizi daha iyi hale getirmek için mastürbasyon yapmamızın kötü bir yanı yok, ama bilin isterim ki çoğu kadın için mastürbasyon yapmak, uykuya dalmadan önce birkaç dakika kendine dokunmak kadar basit. Ve evet, bilinmesi adına, biz de açık saçık fanteziler kuruyoruz. Ayrıca erkeklerin de böyle fanteziler kurduğundan eminim birazcık garip fantezilerimiz var. Bazen mastürbasyonumu bitirir bitirmez kendime Bu hayaller nereden geliyor ya? diye soruyorum. Söylence#5 : Kadınlar porno izlemez Erkeklerin sekse daha yatkın olduğuna inanılırken, kadınların masum olduğuna ve duygu dolu birlikteliklerin dışına çıkamayacağına inanıyorlar. Kadınlar masum düşünceler dışında sekse dair bir şey izlemez, hayal etmez çünkü onlar için sadece sevimli duygular vardır, gibi bir düşünce hakim insanlarda. Hayallerinizi yıktığım için özür dilerim ama bakın size ne diyeceğim: Kadınlar porno izler. Her türde porno izler. Çok korkunç değil mi? Daniel Bergner'a göre porno izleyicilerinin üçte birini kadınlar oluşturuyor. Maalesef ki, bazı kadınların yetişkin filmlerini sevmesine rağmen, bu filmlerde kadınların küçük düşürücü durumlarda kaldığına tanık oluyoruz. Bir de kamerayı iyice kadına yöneltiyorlar ki, izleyiciler kadını daha iyi görebilsinler. Ki zaten çoğu pornoyu zevk almayan, sahte orgazm sesleri çıkaran ve doğal bedenlere sahip olmayan kadınların ve heteroseksüel erkeklerin ele geçirdiğini biliyoruz. Ama devir değişiyor millet! Artık feminist pornolar var. Kadınların pornolardan beklentisi, kadının zevkini de ön plana çıkarıp merkeze koymalarıdır. Herkesin bilmesi gereken bir şey vardır ki o da, kadınların porno izlediği ve kamera önünde olmaktan ziyade kameranın arkasında kalmayı tercih ettiğidir. Söylence#6: Mastürbasyon erkeklerin doğasında vardır, kadınlar sonradan öğrenir Hiç şüphesiz ki kadınların arzuları bastırılmıştır. Bazı kadınlar kendi vücutlarını keşfetmeye bile çekinmektedir. Kadınların yüzde 72'si 18 yaşından önce mastürbasyon yapmaya başlıyor ve çoğu kadın mastürbasyon yapmayı tesadüfen keşfediyor. Bana inanmıyorsanız, Nancy Friday'in erken yaşta cinsel arzularını keşfeden kadınlar hakkında yazdığı bir hikaye kitabı var, onu bulup okuyabilirsiniz. Bir insana kendi vücudunu keşfetmesini öğretmekte hiçbir sorun yoktur. Tekrar söylüyorum, kadınların daha az cinsel arzularının olmasına ve sadece diğerlerinin kafasında canlandırdıkları gibi seks yapıyor olmasına dair düşünceler var. Bazı insanlar mastürbasyonun ne olduğunu öğrendikten sonra deniyorlar ve tökezliyorlar. Ama vücudumuzun nasıl çalıştığını bilmemiz gerektiğini söylediğimizde bu küstahça karşılanabiliyor. Çoğu kadının sonradan öğrenerek değil de doğal olarak mastürbasyon yaptığını öğrenmemiz gerek. Söylence#7: Kadınlar güçlü olabilmek için mastürbasyon yapar Kadınların baştan çıkarmak için mastürbasyon yapması söylentisinin yanı sıra, feminist bir duruşla mastürbasyon yapanlar da vardır. İkinci durum cesaret verici olabilir ama aslında kadını kurnazca bir şekilde yine objeleştirir. Kadınların özgürce mastürbasyon yapması, kendi vücutları için daha iyi hissetmelerini sağlar. Eğer kendini tatmin edebiliyorsan seksi hissedersin; seksi hissetmek için başkasına ihtiyacın yoktur. Mastürbasyon o iğrenç gördüğün bedeninle bile zevk alabileceğin kişisel bir deneyimdir. Kimse erkeklerin kendi vücutlarıyla alakalı daha iyi hissetmeleri için mastürbasyon yaptıklarını söylemez çünkü tekrar söylemek gerekirse, erkeklerin mastürbasyonu görüntüleriyle alakalı değildir. Tüm bunların dışında, kadınlar güçlü olabilmek için mastürbasyon yapmaz. Güçlü olabilmek için herhangi bir şey yapmak zorunda değiliz. Biz ne istiyorsak ona ihtiyaç duyuyoruz. Kadınların kendi arzularını tatmin etmek yerine sekste daha güçlü olabilmek için mastürbasyon yaptığı fikrine karşı olan feministleri takdir ediyorum. kadınların arzu eksiklikleriyle ilgili tüm saçmalıklar reddedilmelidir. Tüm bu söylentiler yüzünden kadının kendine olan güveni ve bağımsızlık arzusu hiçbir zaman azalmamalıdır. Tüm bu söylentiler mastürbasyonun kişisel bir deneyim olmasına ve bunu insanlara anlatmamız gerektiğine dair ortak bir düşünceye sahip. Her cinsiyetten insanlar kadınların mastürbasyon yapmasını değişik amaçlara bağlıyor, ama herhangi bir amacımız olmasına gerek yok ki. Mastürbasyonu seksi görünmek için yapmak zorunda değilsin, böyle hissettiğin için yapabilirsin. Toplum ve medya kadınları olduğundan fazlası olarak göstermeyi sever ve kadınları da olduğundan fazlası yapmaya çalışır. Ama onların istediği gibi olmak zorunda değiliz. Bizler herhangi bir idealin cisimleşmiş halleri değiliz. *** KAYNAK: Everyday Feminism internet sitesindeki 7 Myths About Women and Masturbation It's Time to Unlearn Right Now başlıklı yazıyı Emine Tanır, Gaia Dergi için çevirmiştir. VE İLK OLARAK Gaia Dergi'de yayınlanmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kafa-bi-milyonken-oynanabilecek-en-guzel-8-oyun/", "text": "Oyun oynamak eğlencelidir, bu konuda hemfikiriz. Peki siz hafif kafanız güzelken veya tam anlamıyla sarhoşken ne yapıyorsunuz? Sızıyor musunuz yapmayın ama dostum o çok eskidendi. Bakın adamlar bu iş için oyunlar geliştirmişler. SARHOŞ OYUNLARI 1- Amiral battının shot bardaklı olan versiyonu, kaybeden sarhoş da oluyor. 2- Air Hokey'in bira bardaklı versiyonu gol şansı daha fazla, e golün de cezası ödül 3- Bizde doğruluk mu cesaret mi böyle. İşine gelirse! Şaka şaka bu oyuna rulet diyorlar, şişenin denk geldiği içeceği içiyorsun, bazıları alkollü değil 😉 4- Jenga klaksik şekliyle oynansa da cezalar öyle değil. 5- Monopoly'de kaybettiği evlere kahrından ölen adam 6- Satranç yedirdiğin taşın yerindekini içiyorsun 7- Tutturamayan içer 8- Kelime olarak da Volebira güzel olmuş 🙂 Her sayı bir bardak"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kafeini-performans-artirici-olarak-gorenlerin-mutlaka-dikkat-etmesi-gerekenler/", "text": "Son yıllarda içeriğinde kafein bulunan enerji içecekleri, spor gıdaları, besin takviyelerinin piyasaya girmesi, sporcuların günlük beslenme düzeni içinde kafeinden spor performansı arttırıcı olarak yararlanmasını sağladı. Kafeinin potansiyel besin desteği olarak; merkezi sinir sistemini uyarıcı ve kas glikojenini koruyucu etkisi vardır. Yağ dokusu kaybını hızlandırmaktadır. Nutrition İstanbul Diyetisyeni Tansu Demirdöven, dünya çapında yaygın olarak kullanılan kafeinin, sporcularda kullanımını ve spor performansı üzerine etkisini ve kahvenin yağ yakımı üzerine etkisini anlattı. Diyetisyen Demirdöven, ''Kafein dayanıklılık ve kuvvet sporları yapan sporcuların ve hız gerektiren sporları yapan sporcuların performansını ve motivesini artırmaktadır.'' dedi. ''Yapılan araştırmalar besin takviyelerinin sıklıkla kullanıldığını ve birçok sporcunun; kullandığı takviyenin faydaları, riskleri ve yan etkilerinden habersiz olduklarını gösteriyor. Bu nedenle diyet takviyelerini veya ergojenik yardımcıları kullanmayı düşünen sporcuların bunu uzmanlara danışarak yapması gerekiyor. 'diyen Demirdöven, kafeinle ilgili önemli bilgiler verdi. İşte Diyetisyen Tansu Demirdöven'den spor performansını geliştirmek için adım adım doğru kafein kullanımı: 1- Çay, kahve, çikolata ve kola gibi bazı içecekler kafeinin başlıca beslenme kaynaklarıdır ve porsiyonları 30-100 mg kafein içerirken, bazı reçetesiz ilaçlar tablet başına 100-200 mg kafein içermektedir. Uzmanların belirttiği miktarlarda kafeini ergojenik destek olarak kullanmaya karar verdiniz. Fakat hangi ürünü kullanacaksınız? Ürün ek olarak hangi maddeleri içeriyor? Takviye kullanmadan kafein kaynaklarıyla da bu miktarı karşılayabiliyor musunuz? Bunların cevabı için mutlaka etiket okuma alışkanlığı edinin! 2- Kafeinin özellikle sinir sistemi üzerine olan uyarıcı etkisi ile sporcuların daha uyanık ve zinde kaldıkları; kardiovasküler sistem üzerine olan etkiler ile de kalp atışlarını hızlandırdığı ve kan damarlarını genişlettiği biliniyor. Bu şekilde hücrelere daha hızlı kan akımı sağlanıp daha hızlı enerji üretiliyor. Tüm bu etkiler gereği kafein, bir süre Dünya Doping Federasyonu tarafından, yasaklı maddeler listesinde yer almıştır. Maksimum olarak idrarda 15 mg/mL seviyesine kadar izin veriliyor. Bu da yaklaşık olarak 8 fincan kahveye veya 800 mg kafeine eş değerdir. İster takviye ile ister gıdalar ile olsun performans arttırmak için kullandığınız maddenin yasal düzenlemelerinden haberdar olun ve bilimsel kaynaklı araştırmalarla bu bilgilere ulaşın veya bir uzmana danışın! 3- Spor performansını arttırmak için takviye ettiğiniz her maddenin etkileri kanıtlanmış olsa bile çoğu araştırmada kullanılan düzeyleri günlük alım dozuna göre çok yüksektir. Spor performansına ve yağ yakımına etki edecek doz, yasal sınırlar içerisinde ve sağlığınızı etkilemeyecek miktarda olmalıdır. Eğer bu oran sizin performansınıza bir katkı sağlamıyorsa tüketmenin herhangi bir ergojenik etkisi olmaz. Orta düzeyde kafein (yaklaşık 3 mg/kg) ile performans artışı görülmektedir. 4- Kafeinin yan etkileri kaygı, stres, hızlı kalp atışı, sindirim sitemi sıkıntıları ve uykusuzluktur. Bu yüzden yanlış kullanıldığında olumsuz etkiler yaratabilir. Kafein içeren yüksek enerjili içeceklerin kullanımı spor performansının azalmasına sebep olabilir ve aşırı miktarda kullanıldığında tehlikeli olabilir. Araştırmalara göre alınan kafein miktarı azaltıldığında dehidrasyon veya elektrolit dengesizliği riski azalıyor. BU YÜZDEN, SIVI İHTİYACININ HIZLI KARŞILANMASI GEREKTİĞİNDE VE ÇOK YOĞUN EGZERSİZ YAPACAĞINIZ ZAMAN KAFEİNSİZ VE ALKOLSÜZ İÇECEKLER TÜKETİN! 5- KAFEİN KAYNAKLARININ YAĞ YAKICI ETKİSİNE ALDANIP TÜKETİM MİKTARINI VE ZAMANLARINI YANLIŞ PLANLAMAYIN! Kafeinin, kas glikojenini koruyucu etkisi vardır. Kafein hem kas hem yağ dokuda yağ yakımını arttırıyor. Fakat kilo vermede, tek başına kafein kullanımının bir etkisi olduğunu kanıtlayan bir çalışma yoktur. Yağ yakımını desteklediği için sıkça kafeinli içecekler tüketmeyin ya da düşük yoğunluklu egzersizlerde bile bu etkiyi yaratmaya çalışmayın! Tüm bunların yanında bireylerin yaşı, boyu, cinsiyeti, psikolojik durumu, yaşam şekli, biyokimyasal kan bulguları, kronik hastalık geçmişi gibi birçok çevresel ve genetik etmen de kullanacağınız maddenin sizin üzerinizdeki etkisini değiştirebilmektedir. ''Fincan fincan kahve veya enerji içecekleri içerek, kimse spor performansını pik noktaya ulaştırmayı beklememeli.'' diyen Diyetisyen Tansu Demirdöven, beslenme ve egzersiz programlarında olduğu gibi besin desteklerini kullanmanın da kişiye özgü olması gerektiğini belirtti. Her bireyin doğru bilgi kaynakları ve uzmanlar yardımıyla gerekli olduğu durumlarda besin takviyesine başvurması gerektiğini vurguladı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kafka-kucuk-kiz-ve-oyuncak-bebegin-guzel-hikayesi/", "text": "Hikayeye göre günün birinde Franz Kafka, olağan yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş. Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş: Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım. Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş. Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: yolculuğum beni çok değiştirdi. Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kagit-toplayan-mehmet-abinin-dogum-gununu-kutlayan-guzel-yurekli-gencler/", "text": "Sokakların sahipsiz sahiplerinden Mehmet Abi'yi hatırlar mısınız? Hayata bakış açısıyla bizlere yol gösterişiyle sanki bizden daha kolay bir hayatı varmış gibi umut aşılamasıyla çok sevilen bir abimiz olmuştu kendisi. Videosu da böyle dolu dolu ve göz yaşartan cinstendi. 2015'te olduğu gibi 2016'dan da sokaktaki insanların hayatını daha kolay yapacak bir yıl olmasını istemişti. Mehmet Abi çuvalı doldurduğum gün benim doğum günüm demişti. Bunu duyan https://www.facebook.com/istanbuldayapilacak999sey/ isimli grup süper bir iyiliğe imza attı ve Mehmet Abi için hediyeler topladı. İstanbul'da yapılacak 999 şey grubunun bu hareketi Mehmet Abi'yi yeniden doğmuş kadar mutlu etti. Hepimiz adına hepinizin güzel yüreklerine sağlık diyoruz. Daha büyük mutlulukları sizler yaşayın güzel çocuklar 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kahlonun-sozleriyle-sevilen-kisiden-vazgecme-esigi/", "text": "Hayatta belki en zor kararlardan biri vazgeçmektir. Bazen pişman eder, bazen ise huzura kavuşturur. Frida Kahlo da Diego'dan vazgeçmiştir. Ve bu vazgeçişi bu şekilde açıklamıştır: Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim. Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim. Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim. Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim. Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim. Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim. Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim. Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim. Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun için vazgeçtim. Bencil olduğun için vazgeçtim. Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi. Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım. Bu yüzden ben de senden vazgeçtim. Frida Kahlo"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kahraman-polis-fethi-sakinin-ne-kadar-iyi-bir-insan-oldugunu-hatirlatan-anisi/", "text": "Tercümanlık yaptığım için sık sık gidiyorum İzmir Adliyesine. Bir kaç hafta önce bir duruşmaya katılmak zorundaydım. Duruşma saatine az kalıyordu arabayı park edecek yer bulamadım resmi araçların olduğu yere doğru yaklaştım bir polis arabası ve yanında bir polis memuru duruyordu, duruşmaya geç kalıyordum. Camı açtım ve polis memuruna dedim ki, abi ben Emniyetin tercümanıyım hiç bir yerde yer bulamadım arabayı park etmek için, evde bebek bıraktım acil duruşmaya katılıp eve dönmem lazım bana yardımcı ola bilir misiniz. Polis memuru polis arabasını çekti ve kardeşim buraya park ede bilirsiniz Dedi. Tamam dedim abi en fazla 1 saate kalmaz çıkarım dedim. Gittim duruşma bitti, çıkışta polis abiye yaklaştım teşekkür ettim, bana Dedi kardeşim arabanın camında kağıt var onu kendin kaldırırsın. Arabaya yaklaştım kağıdı elime aldım geri ona doğru gittim, abi dedim ceza olmasın bu. Yok Dedi ceza yazmasınlar diye koydum. Ceza gelirse kardeşim ben hep burdayım merak etmeyin. Arabaya geldim kağıdı arabaya bıraktım. Akşam Taner gelince anlattım dedim yardım ettiler ama böyle bişey var o da atma kalsın Dedi. Ama ama dediyse öyledir. Bugün patlamada bir trafik polisinin şehit olduğunu duydum bir anda aklıma o Polis abi geldi nedense, sonra yok dedim kendi kendime. Sosyal medyada resmini görünce Taner'i aradım kağıt arabada duruyordu çünkü, bi bakar Mısın dedim polis memurunun adına ve bir kaç dakika sonra Taner bana kağıdın resmini yollayarak Evet O Şehit olan Fethi Sekin Dedi. İyilikler hiç bir zaman unutulmuyor Türk halkının Gururu. Allah Rahmet eylesin sana abi..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kahvesine-yanci-haklari-beyannamesi-asti/", "text": "Muğla'nın Datça ilçesine bağlı Palamutbükü köyünde kahve işleten 51 yaşındaki Mehmet Kalafat, 'yancı haklarını' korumak için kampanya başlattı. Palamutbükü sahilinde 5 yıldır kahve işletmeciliği yapan Kalfat, 'Yancı Hakları Evrensel Beyannamesi' adını verdiği manifestoyu iş yerinin duvarına asarak, 'yancı'ların haklarını korumaya aldı. Yancı kahvehanenin temel taşıdır, vazgeçilemez diye başlayan beyannamede, 8 madde yer aldı. Beyannamede, 'yancı'nın masaya gelen yiyecek ve içeceklerden dilediği gibi faydalanabilmesi güvence altına alınırken, kendisine içecek ikram edilmesini beklemeden, içeceğini isteyebileceği belirtiliyor. Beyannamenin 5. maddesi ise 'yancı'ya yapacağı yorumlarla 'oyunu karıştırma' yetkisi veriyor. Buna rağmen hiçbir oyuncunun 'yancı'ya darılma veya kızma hakkı bulunmuyor. 'Yancı'nın, birinin yerine oyuna oturabileceğinin de yer aldığı beyannamede, 8 maddenin değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği ifade ediliyor. 'YANCI KAHVE EKONOMİSİNE KATKI SAĞLIYOR' Kahvenin duvarına astığı 'Yancı Hakları Evrensel Beyannamesi'nin kısa sürede benimsendiğini söyleyen Kalafat, Kahvehane demek, yancı demektir. Bir kahvehaneyi yancısız düşünemiyorum. Yancı olmadan oyunların tadı çıkmaz. Bu nedenle yancının haklarının korunması gerekiyor. Yancı, oyuna heyecan katıyor. Yiyip, içerek, kahve ekonomisine de katkı sağlıyor dedi. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kainatin-en-guzel-kizi-demi-leigh-nel-peters-kim/", "text": "Bu sene 66.'sı düzenlenen Kainat Güzeli yarışmasını 22 yaşındaki Güney Afrikalı Demi-Leigh Nel-Peters kazandı. Tacını geçen yılın kazananı Fransız Iris Mittenaere'den devralan Peters ile yıllık reklam sözleşmesi imzalandı ve kendisine New York'ta lüks bir daire verildi. Sputnik, 2017 Kainat Güzeli unvanına layık görülen Peters'i yakından tanımak amacıyla kadının Instagram hesabını inceledi. #TUESDAYTIP ?Makeup Tip nr 1: Be extra vigilant when choosing a foundation. There's nothing as bad as a foundation that is darker or lighter than your natural skin color. Also ensure blending the foundation properly with powder and and a soft brush. I always apply a full face of foundation and then take a photo in natural light as well as with a flash light before buying the foundation. I have found my perfect colour at @smashboxsa . In Summer I adjust my foundation by two shades darker. Makeup Tip nr 2: ? Your Brows frame your face. Never draw funny lines that are broader than your actual brow. Purely follow your brow's natural shape and fill in the gaps where necessary. Match your brow pencil/powder with your brow's natural colour. Foundation: \"Studio Skin 15 Hour Wear\" by Smashbox Brow pencil: \"Brow Tech Matte Pencil\" by Smashbox. #makeup #tuesday #tiptuesday #smashbox 1952 yılından bu yana her yıl düzenlenen Kainat Güzeli Yarışması'nın tarihinde sadece bir kez Güney Afrikalı yarışmacı kazanmıştı. 1978 Kainat Güzeli Yarışması'nda Cape Town'dan Margaret Gardiner birinci seçilmişti. Böylece Demi-Leigh Nel-Peters, bu yarışmayı kazanan ikinci Güney Afrikalı oldu. I love Mondays! To me they always represent a new beginning and a new chance to make the week ahead better than the one before. When you work hard, the reward is so much sweeter . A shout out to my trainer, @jacodbruyn for helping me to be the best, healthiest and strongest version of myself. Credits to the amazing team: Photo @garrethbarclay H&M @artistry_by_dyllan Swimwear @jetsswimwear Styling @noreenkajeevareta Directing @claudiahenkelsa Everything else @werner_wessels 22 yaşındaki Demi-Leigh, az önce Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Kuzey Batı Üniversitesi İşletme Yönetimi Bölümü'nden mezun oldu. Sunny Saturdays in Sandton. As my departure date gets closer I only realize how fortunate I am to be of this land. To live, love and learn here, I owe everything I am to my Home, South Africa. Dress @forevernew_sa Shoes ? @dune_london_sa #nelsonMandela #madibamagic #southafrica #missuniverse #misssouthafrica Demi-Leigh akıcı İngilizce ve Afrikaanca konuşuyor. Demi-Leigh, kadınlara kendini savunma teknikleri eğitiminin verildiği Unbreakable programına katılıyor. A little rewind to our visit at the #SunInternational head office earlier this week. As a young woman aspiring to be an influential business woman in the near future, it was phenomenal to experience the business dynamics of a big corporate like Sun International. Thank you to all the staff members that welcomed us with open arms.? @official_misssa #DemiForMissSA #misssa2017 #unmissable Şimdilik üniversitede okuduğu alanda çalışmayı planlamadığını belirten güzel, yarışma sırasında çalışan kadınların gördükleri muameleden dolayı endişe duyduğunu dile getirdi. Everybody has their own strengths and weaknesses and it's only when you accept everything you are and aren't that you will truly succeed. Too many days are wasted comparing ourselves to others and wishing to be something we aren't. You were created perfectly imperfect! Celebrate that today! Thank you for my golden glow @boldsunlesstans Bikini by @yamamayofficial #missuniverse #missuniversesouthafrica #southafrica"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kaliforniyada-sahilin-uzerini-kaplayan-dev-bulut-kiyamet-basladi-dedirtti/", "text": "ABD'nin Kaliforniya Eyaleti'nin Santa Cruz kentinin plajı üzerindeki gökyüzünü aniden dev bir bulut örtmesi gelenlere korkulu anlar yaşattı. İnternette paylaşılan videoda gökyüzünün aniden karardığı, sert rüzgarın estiği, ardından da bilim kurgu filmlerindeki 'kıyamet' sahnelerini andıran türden dev bir bulutun deniz ve plajın üstünü örttüğü görülüyor. Videoyu paylaşan kişi, Şemsiyeler uçup gitti, yüzüm kumla kaplandı, insanlar plajı terk etmek için koşuştu. Bulut birkaç dakikada üzerimizden geçerek gitti ve yeniden güneş çıktı diye yazdı. Bazı kullanıcılar olaya ilişkin dikkat çekici yorumlarda bulundu. James Austria isimli kullanıcı, Bu yoğun bulutun içinde uzay gemisi gizlendi diye yazarken, Nitin Kumar, Her an düşecekmiş gibi bir izlenim oluşuyor yorumunda bulundu. Chrome Who ise, Bu dünyanın sonu dedi. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kalitesiz-uyku-hangi-hastaliklara-sebep-olur/", "text": "Sağlıklı olabilmek için kaliteli bir uyku şart! Kaliteli uyku sağlığımız için en az su içmek kadar da önemli. Kalitesiz, verimsiz bir uyku bağışıklığı da düşürüyor. Kronik uykusuzluk, yaşam kalitesini ve bağışıklığı bozmasının yanı sıra yaşamı tehdit eden bazı hastalıklara da zemin hazırlıyor aynı zamanda yaşam süresini de etkiliyor. Fiziksel, zihinsel ve psikolojik iyilik halinin ancak sağlıklı bir uyku ile mümkün olduğunu söyleyen Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece uyku hastalıklarının tedavi edilmediği takdirde kalp, tansiyon, obezite, mide-bağırsak hastalıkları ve psikiyatrik bozukluklara yol açtığına da dikkat çekiyor. Kalitesiz uyku nedir? İyi bir uykunun başlıca ölçüsü kişinin sabah dinç uyanması ve kendisini gün içinde zinde hissetmesidir. Kalitesiz uyku ise gece sürekli uyanmalar ve sabah yorgunluğu ile karakterizedir. Uyku bozuklukları solunum düzensizliklerine, bu düzensizlikler de kişinin gece boyunca bazen kısmi bazen de tamamen uyanmasına sebep olur. Bu yarı ya da tam uyanıklık durumları hastanın derin ve kesintisiz uyku uyumasını engeller ve uykunun kalitesini bozar. Kalitesiz bir uyku nelere sebep olabilir? Çok gürültülü horlama ve uykudan boğulma hissi ile uyanmanın da eşlik ettiği kalitesiz bir uyku konsantrasyonu bozar, bağışıklığı düşürür. Bunun yanında unutkanlık, sabah baş ağrısı ve bulantı ile uyanma, sinirlilik sıklıkla karşılaşılan durumlardandır. Sabah dinç uyanmak için geceleri karanlıkta uyuyun Sabahları dinç uyanmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için karanlıkta uyumak gerekir. Çünkü bağışıklık sistemini düzenleyen ve vücudun biyolojik saatini koruyan melatonin hormonu saat 23.00 ile 05.00 arasında salgılanır. Bu saatler arasında karanlıkta uyunduğunda hormon, hücreleri yeniler. ÖNERİLERE UYUN, RAHAT UYUYUN Kilo verin: Kilo verince uyku sırasındaki solunum düzelecek ve uyku daha dinlendirici olacak, gündüz uykululuk hali azalacaktır. Alkol ve uyku ilaçlarından kaçının: Yatmadan en az dört saat önce alkol alımı kesilmelidir. Aşırı alkol solunumu baskılar ve uykuda solunum durmalarının sıklığını ve ağırlığını artırır. Alkol ve uyku ilaçları, kas gevşetici, anksiyete önleyici, ağrı kesici gibi ilaçlar, üst solunum yolu kaslarında gevşemeye yol açıp hava yolu tıkanmasına neden olabilirler. Sigarayı bırakın: Sigaranın neden olduğu tahrişin, horlama ve apne ağırlığını arttırdığı düşünülür. Sigaranın bırakılması uykuda solunumun düzelmesinde çok yardımcıdır. Sırt üstü yatmayın: Sırt üstü yatma boyun ve boğazdaki yumuşak dokuların arkaya doğru kaymasına ve bunun sonucu olarak hava yolunun daralmasına ya da tam tıkanmasına yol açar. Hastanın sırtına yerleştirilecek yastıkçıklar ya da pijamasının arkasına dikilecek bir cebe yerleştirilen tenis topu hastanın sırt üstü yatmasını engelleyebilir. Rahat ve ortopedik yastık seçin: Özellikle yaşlılar eklem problemleri olanlar, artrozu bulunanlar kalp ve akciğer hastalığı olanların vücuda destek sağlayan rahat yatak ve yastıklarla yatmaları uyku kalitesini artırır. Kemik, kas ve eklem hastalığı olanların ortopedik yatak ve yastık kullanması gerekir. Çarşaf, nevresim kılıfı ve yastık kılıfınız pamuklu olsun: Hava akımına izin veren bir madde olması sebebiyle pamuklu kumaş önerilir. Yemeğinizi yatmadan en az 3 saat önce yiyin: Midenin boşalmasına izin vermek, yatınca solunumun ve kalp üstünde basınç oluşmasını azaltmak için gereklidir. Akşam yemeklerinde yağlı, kızartmalı ve baharatlı yemeklerden kaçının: Akşam yemeklerinde yenilen yağlı, kızartmalı ve baharatlı yiyecekler reflüye de yol açabildiklerinden uykuya dalmayı güçleştirip uyku kalitesini bozacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kalori-dengesine-dikkat-eden-bunyelerin-siniri-bozacak-12-acimasiz-gorsel/", "text": "Sizler de benim gibi kilo almaya yatkın bir insansanız, yedikleriniz kalorisine dikkat etmeden duramazsınız. Bunun kalorisi yüksek, bunun kalorisi daha düşük derken kilo almaya devam etmeye devam ediyorsanız, aşağıdaki karşılaştırmalı görsellere bakmanızda fayda var. İşte Kalori Dengesine Dikkat Eden Bünyelerin Siniri Bozacak 12 Acımasız Görsel; 1# 100 gr brokoli vs 1 marşmelov 2# 100 gr kuru meyve vs 1 muffin kek 4# 100 gr müsli vs 1 küçük paket cips 5# 1 bardak kefir vs 1 orta boy kapuçino 6# 1 bardak meyve suyu vs 1 küçük şişe kola 7# 1 avuç ceviz vs 1 ufak boy patates kızartması 8# 100 gr kuru üzüm vs 100 gr şekerleme 9# 4 haşlanmış yumurta vs 1 çizburger 10# 1 kutu meyveli yoğurt vs 1 kruvasan 11# 1 haşlanmış tavuk göğsü vs 1 pankek"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kalp-hastaligi-olanlar-dikkat-soguklar-hastaligi-tetikliyor/", "text": "Kalbe binen yük artar Vücudumuz temel olarak hayati fonksiyonları içeren organların korunması amacıyla değişik adaptasyon mekanizmaları geliştirmiştir. Soğuk havalarda hayati organları korumak için, uygun ısı ve yeterli miktarda kanı ilk olarak o organlara göndermeye çalışır. Bunu sağlayabilmek için, soğuk havalarda ısıyı koruyucu mekanizmaları devreye sokar. Bu mekanizmalar, ciltte bulunan ince kılcal kan damarlarını büzerek, kasları çalıştırıp hem ısı kaybını önlemeye hem de fazladan ısı oluşturmaya çalışır. Hayati organlara giden kan miktarını arttırmaya çalışırken ısıyı belli bir seviyede tutar. Kılcal damarlardaki ve kaslardaki bu kasılma aynı zamanda kalbin daha çok çalışmasına, daha çok enerji tüketmesine sebep olur. Kalp atış sayısının ve kalbe binen yükün artması, kalbin kan ihtiyacının artmasına zemin hazırlar. Kalp damarlarında darlık olduğu durumlarda artan ihtiyaca bağlı olarak kan akımı yetmeyebilir ve ve kalp krizi görülebilir. Kış aylarında enfeksiyona yakalanma oranı da artar. Özellikle solunum sistemini etkileyen hastalıklar kalbe daha çok yük bindirir. Kalp yetersizliklerinin ağırlaşmasına, hastaneye yatmalarına, hatta hastaların kaybedilmesine bile sebep olabilir. KALP HASTALIĞI OLANLAR DİKKAT EDİN! Dengeli, düzenli ve sağlıklı bir beslenme şekli tercih edin. Yaşam tarzının ihtiyacı oranında, protein, yağ ve karbonhidrattan dengeli beslenin. Kendiniz için uygun dozu aşmayacak şekilde her çeşit besin tüketebilirsiniz. Yüksek oranda alkol tüketiminden uzak durun. Kalp ameliyatı geçirmiş hastaların soğuk havalarda damarlarında büzüşme olma riski ortaya çıkar. Soğuk havadan ve kalabalık ortamlardan uzak durun. Özellikle havaların aşırı soğuduğu dönemlerde vücut ısısını korumak için kalın çorap giyin, eldiven ve beresiz sokağa çıkmayın. Soğuk havada, açık alanlarda yapılan sporlar sırasında ani ölümler meydana gelebilir. Kış aylarında kronik kalp rahatsızlığı bulunanlar kış sporlarından uzak durup salon sporlarını tercih etmelidir. Enfeksiyonlara dikkat edin, grip ve zatürre aşıları yaptırın. Bol bol C vitamini alın. Kış sebze ve meyveleri tüketin. Liv Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Özkara Bunun sonucu olarak kalp rahatsızlıkları artış gösteriyor. Her insanın soğuk havaya verdiği tepki değişebilir. Bu, kişinin yaşına, fiziki durumuna, kronik hastalıklarına, cinsiyetine göre değişiklik gösterir. Soğuk havalara yaşlılar, kalp hastalığı, akciğer hastalığı olanlar özellikle dikkat etmelidir diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kalp-sagliginiz-icin-edinmeniz-gereken-6-aliskanlik/", "text": "Kalp hastalıklarından korunmak için genetik, yaş ve cinsiyet gibi etmenlere müdahale etmek kişinin elinde olmasa da, yaşam tarzında yapılacak birtakım değişiklikler riskleri en aza indiriyor. Kalp dostu beslenmeye özen göstermek, kilo kontrolünü sağlayarak obeziteyi önlüyor, tansiyon ve kolesterol değerlerinin dengede tutulmasına yardımcı oluyor, kalbi koruyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Ezgi Mumcu: 1.Doymuş yağlar, kolesterol ve sodyumu düşük bir beslenme planı oluşturun Gıda etiketlerini okuyarak hangi yiyeceklerden kaçınılması gerektiği ve ne kadar tüketilmesi gerektiği öğrenilebilir. Et, süt, tereyağı, yumurta gibi hayvansal ürünler ve çoğu hazır-paketli ürünler doymuş yağ içerir. Bunun için kırmız et tüketimi sınırlandırılmalı, ağırlıkta yağsız tavuk ve hindi eti tercih edilmelidir. Omega-3 yağ asitlerini içeren somon, ton balığı ve sardalya gibi balıkların tüketimi artırılmalıdır. Hazır gıdalarda, trans yağlar ve hidrojene bitkisel yağlar ile yapılan ürünlerden kaçınılmalıdır. Kolesterol değerleri meyve, sebze, kuru baklagil ve tam tahıllı gıdalarla lif alımı artırılarak dengede tutulabilir. Her gün 25 35 gram lif tüketilmelidir. Sodyum ise işlenmiş etler, yumurtalar ve ekmek gibi birçok gıdada bulunur. Günde sadece 2 gram (1,5 çay kaşığı) veya daha az tüketmek için bilinçli bir çaba sarf edilmelidir. 2.Kalp atım hızınızı artıran 30 dakikalık egzersizler yapın Egzersiz, günlük rutinin bir parçası olmalıdır. Yaşam tarzına uyan bir aktivite belirlenmeli ve bunu yapmak için zaman ayrılmalıdır. Kalp atış hızını artıran farklı setlerde 10-15 dakikalık değişik spor aktiviteleri yapılabilir. Örneğin kısa ve tempolu olmak üzere günde 2-3 kez yürüyüş yapılabilir. 3.Sigara kullanıyorsanız mutlaka bırakın Sigara içmek kalp hastalığı için önemli bir risk faktörüdür. Sigara içenlerin kullanmayanlara göre koroner arter hastalığından ölüm riskine yüzde 70 daha fazla yakın olduğu belirtilmektedir. Sigara bırakıldığı zaman kalp gençleşmeye ve kendini tamir etmeye başlar. Ayrıca, sigara dumanından kaçınmak için de büyük özen gösterilmelidir. 4.Kan basıncınızı ve kolesterolü normal seviyelerde tutun İlk iki maddeye uyumlu bir yaşam tarzının benimsenmesi durumunda kan basıncı ve kolesterol düzeyleri sağlıklı bir aralıkta olacaktır. Tansiyon değerinin 120/80 mm Hg civarında olması istenir. İdeal kolesterol seviyesi de diğer risk faktörlerine bağlıdır. Bu sayıları kontrol altında tutmak için bu göstergelerin düzenli olarak ölçülmesi ve doktorun önerdiği ilaçların kullanımı da büyük önem taşır. 5.Stresinizi kontrol altında alın Müzik dinleyebilir, arkadaşlarınızla veya aile üyelerinizle yürüyüşe çıkabilir veya meditasyon yapabilirsiniz. Bolca gülmenin dışında stresi uzun vadede kontrol altına almanın bir başka yolu aktif sosyal hayattır. Konuşabileceğiniz arkadaşlarınızın olması önemlidir. 6.Kalp sağlığını koruyan bu 10 önemli besini sofralarınızdan eksik etmeyin Beslenme düzeninizde yapacağınız birkaç basit değişiklikle kalp sağlığınız için önemli bir adım atabilirsiniz. Kalp dostu besinler şöyle sıralanmaktadır: Balık: Somon, ton balığı, uskumru, ringa balığı ve alabalık gibi omega-3 oranı yüksek balıklar tüketilmelidir. Kuru yemiş: Bir avuç badem veya ceviz yenilmesi hem açlığınızı tatmin edecek hem de kalbinize yardımcı olacaktır. Berry ailesi: Gün içerisinde tüketeceğiniz yoğurdun içerisine yaban mersini, çilek, kızılcık veya ahududu ekleyerek lif tüketimini artırabilirsiniz. Keten tohumu: Kalp sağlığı açısından önemli olan omega-3 yağ asitleri, lif ve fitotojenler içerir. Yulaf ezmesi: Yüksek lif oranı ile kalp sağlığı açısından büyük önem taşır. Böbrek veya siyah fasulye: Koyu renkli fasulyeler lif, B-vitaminleri ve mineraller bakımından oldukça zengindir. Sarı-turuncu sebzeler: Havuç, tatlı patates, kırmızıbiber ve kabak gibi sebzeler kalp sağlığı için büyük önem taşıyan karotenoidler, lif ve vitaminler ile doludur. Portakal, kavun ve papaya gibi meyveler de beta-karoten, potasyum, magnezyum ve lif bakımından zengindir. Ispanak: Sandviç ve salatalarda marul yerine ıspanak tercih edilebilir. Domates: Kış aylarında güneşte kurutulmuş çeşitleri bile likopen, C vitamini ve alfa ve beta karoten sağlar. Bitter çikolata: Kalp sağlığınız için faydalıdır. Sadece en az yüzde 70 kakao içeriğine sahip olduğundan emin olunmalı ve tüketilen miktara dikkat edilmelidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kameralar-yokken-oldugundan-cok-daha-farkli-gorunen-22-unlu-isim/", "text": "Objektiflerin karşısındaki güzel ve şık duruşlarıyla kitleleri kendine hayran bırakan ünlü isimlerin gündelik hayatta aslında çok daha farklı göründüğünü biliyor muydunuz? Bilmiyorsanız, gelin ve ünlü isimlerin gündelik hayattaki sıfır makyajlı hallerine hep birlikte bakalım. İşte Kameralar Yokken Olduğundan Çok Daha Farklı Görünen 22 Ünlü İsim 1# AnnaLynne McCord 2# Anne Hathaway 3# Beyonce 4# Busy Philipps 5# Ezgi Asaroğlu 6# Fergie 7# Jennifer Lawrence 8# Katie Holmes 9# Katy Perry 10# Kelly Clarkson 11# Kelly Osbourne 12# Lady Gaga 13# Mila Kunis 14# Milla Jovovich 15# Nicole Richie 16# Pamela Anderson 17# Sharon Stone 18# Sıla 19# Sofia Vergara 20# Şebnem Ferah 21# Tyra Banks 22# Uma Thurman"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kanada-basbakani-param-biter-mi-diye-dusunmeyin-82-milyar-dolar-destek/", "text": "Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında 82 milyar dolarlık bir yardım paketini devreye sokan Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Hiçbir Kanadalı bu zor zamanlarda kirası ödemek ya da yiyecek satın almak konusunda endişelenmemeli dedi. Eşinin koronavirüs testinin pozitif çıkmasının ardından evinde karantinada bulanan Kanada Başbakanı Justin Trudeau, burada gazetecilere açıklamada bulundu. Salgınla mücadele için hayata geçirilen yardım paketi hakkında bilge veren Trudeau, hem vatandaşlara hem de işletmelere destek olmak adına maaş sübvansiyonları, gelir desteği, vergi ertelemesi gibi maddelerin de yer aldığı 82 milyar dolarlık bir bütçe ayırdıklarını belirtti. Gelirin yüzde 3'ü ayrıldı Bunun 27 milyarının doğrudan destek, kalanınsa vergi ertelemesi aracılığıyla firmalara likidite sağlamak şeklinde olacağı kaydedildi. Söz konusu miktarın, Kanada'nın gayrisafi milli hasılasının yüzde 3'ünden biraz daha fazlasına denk geldiği vurgulandı. Kanada Başbakanı Trudeau karantinadan halka seslendi: Kendimi çok iyi hissediyorum ama bunu yapmak zorundaydım Pakete göre, nisan ayı sonuna kadar yapılması gereken vergi ödemeleri ağustos ayına kadar ertelenecek, işleri duran küçük işletme sahiplerine de para yardımı yapılacak. 'Kimse mağdur edilmeyecek' Kimsenin mağdur edilmeyeceğini açıklayan Trudeau, çocuklu ailelere verilmekte olan çocuk yardımının da artırılacağını duyurdu. Ayrıca bakım evlerinde kalan evsiz ve yaşlı insanlar için ise gıda ve ilaç yardımının hızlandırılacağını ve destekleneceğini ekledi. 'İşimi kaybeder miyim, param biter mi diye düşünmeyin' Alınan önlemlerin Kanada ekonomisi üzerinde olumsuz bir etki yaratmayacağını vurgulayan Justin Trudeau, Hiçbir Kanadalı bu zor zamanlarda kirasını ödemek ya da yiyecek satın almak konusunda endişelenmemeli dedi. Trudeau, Kim olursanız olsun ya da ne yaparsanız yapın, bu, kendi sağlığınıza ve komşularınızın sağlığına odaklanmanız gereken bir zaman; işimi kaybeder miyim ya da ilaç veya yiyecek almaya param yeter mi diye düşüneceğiniz bir zaman değil ifadelerini kullandı. Kanada'da şimdiye kadar salgın nedeniyle dokuz kişi yaşamını yitirdi, 727 kişide virüs tespit edildi. -Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kanadada-direklere-asilan-bu-montlarin-icinizi-isitacak-bir-hikayesi-var/", "text": "Malumunuz kış geliyor hatta daha popüler bir deyimle winter is coming. Bunu Türkiye'de söylemek yine bir derece sıcak ama Kanada gibi soğuğun ağır bir şekilde hissedildiği ülkelerde durum bambaşka. Oradaki evsizlerin ve fakirlerin durumu da soğuk arttıkça daha kötüleşiyor. Bu direklere asılan montlar ise dekoratif görünmeyebilir ama oldukça anlamlı bir işlevi var. Smith Atkins önderliğinde yürütülen bu projede Kanadalı çocuklar kullanmadıkları montlarını, parayla aldıkları yeni büyük montları ve diğer insanlardan topladıklarını direklere asarak evsizler için bir umut ışığı olmaya çalışıyorlar. Çocukları diğer insanlara karşı duyarlı bir hale getirme amacı taşıyan proje, hızla ilerliyor ve Smith Atkins'in söylediğine göre çocuklar şimdiden ne yaptıklarının farkındalar. Güzel gelecek için veren bir proje için çocukları ve öğretmenlerini tebrik ediyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kanitlandi-organik-gida-kanseri-onluyor/", "text": "The Independent'in haberine göre, Fransız bilim insanlarının 2009-2016 yılları arasında gerçekleştirdiği araştırmaya yaklaşık 70 bin insan katıldı. Denekler, besinlerindeki organik gıda oranına göre 4 gruba bölündü. Ayrıca onkoloji riskini etkileyen diğer faktörler de dikkate alındı. Her şeyden çok organik gıda tüketenlerin, yüzde 25 oranında daha az kanser riskine maruz kaldığı tespit edildi. Diğer yandan organik gıdanın bağırsak ve prostat kanseri olasılığını etkilemediği de ortaya çıktı. 'KANSER ÖNLEME STRATEJİSİNİN PARÇASI OLABİLİR' Bilim insanlarının görüşüne göre bu sonuç, organik gıda tüketenlerin organizmasına, tarımda kullanılan böcek ilacı ve ilaç kalıntılarının daha az girmesiyle ilgili. Julia Baudry, Sonuçlar teyit edilirse organik gıda tüketiminin teşviki genel olarak kanser önleme stratejisinin bir parçası haline gelebilir diye açıkladı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kanser-sebebiyle-olen-erma-bombeckin-olmeden-once-yazdigi-muhtesem-yazi/", "text": "Amerikalı bir köşe yazarı Erma Bombeck kanser hastalığından ölmeden önce bir yazı kaleme alır. Bu onun son yazılarından biri olmakla birlikte hayata dair muhteşem notlar sunar; Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer; Hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim.. Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım.. Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim.. Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim.. Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım.. Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim.. Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum.. TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım.. Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey.. Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla Önce git ellerini yüzünü yıka demezdim.. Onlara daha çok seni seviyorum, ondan da daha çok özür dilerim derdim.. Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu.. Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme.. Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç.. Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi.. Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım.. Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için şükredin.. Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor.. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kanseri-3-kez-yenen-fenerbahceli-eski-futbolcunun-ilham-veren-hikayesi/", "text": "Hayatta neyin ne zaman karşınıza çıkacağı belli olmuyor. Bu röportajda Fenerbahçe'nin bir zamanlar futbolcusu olan ve transferler sırasında bile hastalığı anlaşılamayan yıldızının hikayesi var. Bu röportaj ölümün kıyısından iki defa dönmüş, 'ölümle' ölümüne savaşmış bir futbolcunun hikayesi. Lösemi-Kubilay Toptaş maçının 90 dakika mücadelesini okuyacaksınız. Şan, şöhret, para, lüks arabalar ve villalar. Kim istemez ki böyle bir hayat. Hele bir de Türkiye'nin tanınmış bir futbolcusuysan! 1973 yılında Karslı bir gurbetçi ailenin çocuğu olarak Almanya'da dünyaya geldi Kubilay Toptaş. Tek hayali futbolcu olmaktı. Hem okudu, hem çalıştı hem de meşin yuvarlağının peşinde koştu. Alman hocaları onun için gelecek vadeden bir yıldız olarak bahsediyordu. Alman Milli takımı için yetiştiriyorlardı Kubiyi. Ta ki 1993 yılına kadar. Celal Doğan onu keşfedene kadar. Türkiye'de 1990 yıllarda başlayan gurbetçi futbolcu akınıyla beraber Kubilay Toptaş da Gazinantepspor'a geldi. Uzun yıllar Kırmızı-Siyah formayla Türkiye 1. Ligi'nde ter döktü. Uzun saçları, attığı bir birinden güzel gollerlerle şehrin kahramanlarından oldu. Daha sonra da Fenerbahçe, Çanakkale, Göztepe, Vanspor ve Bursaspor. AY YILDIZLI FORMA İÇİMDE KANAYAN YARA Kendinden biraz bahseder misin? diye sorduğumuzda içinde kalan uktesinden bahsediyor Kubilay: Almanya'da doğdum büyüdüm. İki hayalim vardı futbolcu olmak ve Ay-Yıldızlı formayı giymek. Hayalimin ilkini gerçekleştirdim fakat hastalığım nedeniyle Ay-Yıldızlı formayı giyememenin üzüntüsü hala içimde kanayan bir yara olarak hissediyorum. İSYAN ETMEYECEKSİN Sen bir sporcusun? Sağlıklı besleniyorsun, spor yapıyorsun, devamlı doktor kontrolü altındasın! Nasıl olur bu diye merak ediyoruz. Gözleri ile gülüyor, derin bir of çekerek anlatmaya başlıyor. O amansız mücadeleyi... 2000 yılıydı. Göztepe antrenmanında halsizlik ve yorgunluk hissettim. Hocam Celal Kıbrızlı'dan izin isteyip; dinlenmeye çekildim. Yorgunluğum nedeniyle hocam beni Adana deplasmanı maçı kadrosuna almadı ve doktor kontrolü yapılması için beni hastaneye gönderdi. Yapılan kan tahlilleri iyi çıkmamıştı. Şüphe üzerine Amerikan Hastanesi'nde kemik iliği kontrolü yaptırdım. Bir şey bulamadılar. Halsizliğim devam edince idmanlara 5 hafta çıkmadım. Sonra kendimi iyi hissettim ve Samsunspor maçında hiç idman yapmadan 60 dakika oynadım. Takım artık küme düşmüştü. Fenerbahçe'nin 3-2 kaybettiği maçın kadrosuna alındım ama halsizlik nedeniyle yine forma giyemedim. YÜZÜN BEMBEYAZ, SENDE BİR PROBLEM VAR Ligin bitimine üç hafta kala Almanya'ya ailemin yanına döndüm. Avrupa Futbol Şampiyonası'na hazırlanan A Milli Takımın kampında Doktor Cengiz Dinç'in yanına giderek kendisine durumu anlattım. Doktor Cengiz Dinç bana oğlum 'Yüzün bembeyaz, sende bir problem var. Kanına baktır' dedi. 'Tatile çıkmadım, güneş görmedim o yüzden olmalı' diye espri yaparak yanından ayrıldım. Yorgunluğum gün geçtikçe artıyor, merdivenleri bile çıkmakta zorlanıyordum. Ailemin baskısıyla tekrardan bir sağlık kontrolünden geçmeye karar verdim. Gittiğim hastanede doktorlar 'Ayakta durman büyük bir mucize. Senin normalde beyin kanaması geçirmen gerekiyor' dediler. ÇOK SAĞLIKLI OLDUĞUMU ZANNEDİYORDUM Güldüm geçtim. Kendimin çok sağlıklı olduğunu düşünüyordum. Ne de olsa sporcuydum. Fakat halsizliğim gün geçtikçe artmaya başladı. Bu durumum ailemi iyice tedirgin etti. Ablam beni zorla kan hastalıkları uzmanının yanına götürdüğünde çıkan sonuçta hastalığımın ne olduğunu öğrendim. Lösemi... İnanmadım. Başka bir hastanede tekrar kan kontrolü yaptırdığımda çıkan sonuç aynıydı. Artık inanmak istemesem de halsizliğimin nedeni Lösemi'ydi. Türkiye'de belki testler yanlıştır diyerek Almanya'ya gittim. Birde oradaki doktorlara kontrol ettirmek istedim kendimi. Uçağa atladım doğru Almanya... O UÇAK BELKİ DE SON UÇUŞUM OLACAKTI Aslında bindiğim o uçak belki de benim sonu uçuşum olacaktı. Uçaktan sağ inme olasılığım o yükseklikte yüz binde birmiş, Alman doktorların söylediğine göre. Essen'deki Protestan Hastanesi'nde kemik iliği sayımı yapıldı. Alman doktor 'Lösemi'nin başlangıcındasın, bunu beraber atlatabiliriz. Yaşamak istiyorsan kendine inanacaksın. Hayata küsmeyeceksin. Kesinlikle isyan etmeyeceksin' dedi. 3 DEFA ÖLÜMDEN DÖNDÜM Hayatımın en zorlu maçına çıkıyordum artık. Karşımdaki rakip çok güçlüydü. Adı Lösemi'ydi. Hep ikili mücadele etmem gerektiğini biliyordum. Ayakta kalmak, topu rakip kaleye götürüp golü atmak benim hayat felsefemdi.Ve doktor Lösemi ile olan maçı başlattı. Vücuduma verdiği kemoterapi, vücudumdaki bütün tüyleri ve saçlarımı dökmüştü. 6 ay içinde 4 kemoterapi gördüm. 3 defa ölümden döndüm. Yediğim yemek bile alerji yapıyordu. Nefesim kesiliyordu. Suyun tadının nasıl olduğunu unutmuştum. Suni reanimasyon yapıyorlardı. Vücudumda mikrop bulundu. Bir ara saniyelerle yaşama geri döndüm. İLK YARIYI 1-0 KAPATTIM Terapi aralarında spor yapmaya çalışıyor, koşuyordum. Yatakta bile boşdurmayıp mekik çekiyordum. Son tedaviden sonra 3 haftalık rehabilitasyon merkezine gittim. Kas güçlendirme, fizik tedavi uygulandı. İnanılmaz bir şekilde toparlandım. Almanya 2. Lig takımlarından Lr Ahlen'de eski hocam Tenhagen ile idmanlara çıktım. BİYEDİÇ'İ HATIRLAYINCA GÖZLERİ YAŞARDI Tedaviden sonra Türkiye döndüğünde Bursaspor macerası başladı. Ve tekrardan hastalık nüksetti. Bu kısmı anlatmadan önce uzun bir kahkaha atıyor... Şenol'um ben futbolcuyum maçı bırakır mıyım? Mücadele devam etti tabii ki... Türkiye'ye döndükten sonra Bursaspor ile görüşmeye başladım. Her konuda anlaştık ve antrenmanlar açıklamaya başladım. O zaman Bursaspor'un hocası olan Nejat Biyediç Beni çok istiyordu. Bana çok güveniyordu. Benim için planlar yapıyordu. Ama ne yazık ki bu fazla uzun sürmedi. MAÇIN İKİNCİ YARISI BAŞLIYOR Yapılan testler de tekrar hastalığımı nüksettiği sonucu ortaya çıkmıştı. Bu kez kesinilik nakli olmam gerekiyordu. Yaşayabilmen için ilik nakli şart dediler. O dönemde Türkiye'de ilik bankası olmadığı için Almanya'da kız kardeşim Nejla kampanyalar başlattı. Bu kampanyalarda 21 kişiye ilik bulundu. Ama bana uyan ilik bulunamadı. Hastanede kontrol altında ilik beklerken, doktorum yüzde 50 uyumlu birilik bulunduğunu söyledi. Başka şansın yok dedi, doktor. Mücadeleye devam dedim doktora. O zaman başlatalım hocam dedim ikinci yarıyı... Çal düdüğünü! HAYATA KÜSMEYİN Allahıma şükürler olsun ki yüzde 50 uyumlu olan ilik vucuduma uyum sağladı. Yıllar geçti. Ve şuanda kendimi iyi hissediyorum. Sporcu olduğum için vücudum iyi dayandı, doktorların 'Artık umut yok' dediği durumda süper performans gösterdim, sporcu olmasaydım bunu başaramazdım. Yaşama hiçbir zaman küsmeyin. Azmin yenemeyeceği hastalık yok. Yeter ki mücadelenize inanın. Çevrenizle diyaloğu kesmeyin. Hep gülen, eğlenen taraf olun. Ama tedavinizi bıkmadan usanmadan sürdürün. YEŞİL SAHALARA DÖNMENİN VAKTİ GELDİ Futbol Kubilay'ın yaşam felsefesiydi. Ve onu bırakmaya niyeti yok: Hastalığı atlattıktan sonra futbolun içinde olmadım ama dışarıdan hep takipçisi oldum. Fakat insan kopamıyor. Şimdilerde birkaç kulüp bana spor direktörü olmam için teklifte bulundu. Uzun yıllar Almanya'da ve Türkiye'de top oynadım. Bağlantılarımı ve tecrübemi kullanmanın zamanı geldi. Artık yeşil sahalarda top koşturamasam da, genç futbolcuları bulup, takımdaki genç oyunculara ağabeylik yaparak onları Türk futboluna kazandırmak istiyorum. KUBİLAY'DAN... Üç kez 'Şu kadar yaşarsın' diye birkaç ay zaman biçtiler bana. İlik naklinden sonra günde 81 tane ilaç aldım. Ağzımdaki yaralar nedeniyle sekiz buçuk ay yalnızca çorba içebildim. Kanser nedeniyle ağrılarım o kadar çoktu ki evde bıçaklar kilitli duruyordu. Bana ömür biçen profesör sonra kanserden öldü. Benim için başlatılan ilik nakli kampanyası ile 21 kişi hayat buldu. Hocalarım aradı, futbolcu arkadaşlarım aradı, futbolseverler aradı ama federasyon hiç aramadı. Transferler sırasında yapılan kontrollerde kanserim anlaşılamadı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kanseri-alternatif-yoldan-tedavi-ettigi-iddia-edilen-doktor-olu-bulundu/", "text": "Meltem Aydın'ın dış basını kaynak göstererek yazdığı yazı gerçekten kan donduruyor. Çünkü kanser gibi bir çok hastalığı tedavi ettiği öne sürülen Dr. Bradstreet'in kliniğine baskın yapılıp araştırmalarının çalışmasından sonra bir nehirde ölü bulunduğu belirtiliyor. Geçmiş tarihlerde ciddi hastalıklar üzerinde sürdürülen araştırmalar tam tıbbi bir devrime yaklaşmak üzereyken, çalışmaların beklenmedik bir şekilde durdurulup, araştırmayı yapan bazı Doktorların esrarengiz bir şekilde öldürüldüklerine çok kez şahit olduk. Kanser, AİDS ve Otizm gibi hastalıkların kesin çaresini bulmak üzere araştırmalar yapan Dr. Bradstreet, göğsünden vurularak öldürüldü. Henüz az bilinen fakat Kanser, HİV Virüsü ve Otizm üzerinde çığır açacak potansyele sahip olan GcMaF adındaki molekül üzerinde ciddi araştırmalar gerçekleştiren Dr. Bradstreet'in cesedi, bir nehirde sürüklenirken bulundu. GcMAF vücutta doğal oluşan bir moleküldür ve hastalıkların tedavi süreçlerinde daha az yan etkileri ile birlikte, birden fazla çalışmalarda iyileştirici özellikler göstermiştir. Tüm tedavilerde olduğu gibi, avantajları ve dezavantajları vardır. Ancak kemoterapinin ağır basan yan etkilerine nazaran, Dr. Bradstreet'in araştırdığı tedavi yönteminde, çok daha az yan etkiler gözlemlenmiştir ve 24 haftalık bir tedavi sürecinin maliyeti 2.000 dolar'ı geçmemektedir. % 85 bir başarı oranıyla, şifasını bulan vakaların yanında, hastalıkta ciddi oranda gerilemeler ve tedavinin sonunda hastalığa karşı ömür boyu sürecek olan bir bağışıklık kazandırarak, kanser tedavisinde uygulanan bir çok klasik yöntemden çok daha avantajlı olduğu ispatlanmıştır. ABD hükümeti tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında, kliniğindeki araştırmalarının bütün verilerine el konulup, hastalarında uygulanan bütün tedaviler durdurulduktan sonra Dr. Bradstreet'in bir cinayet sonucu öldürülmesi ciddi soru işaretlere sebep oluyor. ABD Gıda ve İlaç İdaresi tarafından Dr. Bradstreet'in tedavi yöntemi yasa dışı ve tedavide uygulanan ilaçları onaylanmamış olarak ilan edildi. Ancak GcMAF yasal bir şekilde, Japonya dahil olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde oldukça başarılı sonuçlarla uygulanan yeni bir tedavi yöntemi olarak değer görüyor. Aynı zamanda GcMAF tedavisi başarısı ile doğrudan ilgilenip memnun kalanlar tarafından bir çok ülkede, evrensel anlamda kanser için yeni şifa yöntemi olarak ilan edildi. Bir kan ürünü olan , HIV, Otizm ve Parkinson olmak üzere tedavi amaçlı bir dizi rahatsızlıklarda uygulanabiliyor. Endokannabinoidler moleküler düzeyde THC kullanılarak taklit edilirken, GcMAF bağışıklık sistemini ve makrofaj aktivasyonunu uyararak kanser hücrelerini ve diğer anormal hücrelerinin öldürülmesi sağlanıyor. Japonya'da bir tedavi kliniğinin verilerine göre, GcMAF bir disfonksiyon sonucu ya da bağışıklık sistemi bozukluğunun sebep olduğu bir çok hastalıkları tedavi edebiliyor. GcMAF ile tedavi edilebilen hastalıkların listesi: Özellikle kanser hastalarının büyük bir gelir kaynağı olarak görüldüğü ticari odaklı tıp sektörü tarafından, GcMAF gibi başarılı ve kalıcı tedavi yöntemlerinin ciddi bir tehdit olarak algılanması hiç şaşırtıcı değil. İngilterede 1939'da yürürlülüğe giren Cancer Act gibi yasaların, tıbbı sağlayıcı ve kliniklerle alternatif kanser tedavilerin sadece görüşülmesinin bile yasaklanması, bu tekelin sağlıktan çok ticarete önem verdiğinin en büyük ıspatı. GcMAF bazlı araştırmalarının ve THC'nin yasaklanması gibi engellerin yanında, faydalı olan alternatif tedavi yöntemlerini engelleyen yasalardan her yil sadece bir tanesi yürürülükten kaldırılması, yüzbinlerce insanın hayatını kurtarabilir. Hayat kurtarmaktan ziyade, bir çok hastanın maruz kaldığı, faydadan çok zarar sağlayan, eziyet derecesindeki tedavi yöntemlerinin kurbanı olmaktan da kurtulurlar. Sadece bir ay içinde, altı doktor genellikle benzer şartlar altında , Florida'nın doğu kıyısında ölü olarak bulundu. Dosyaları hızlı bir şekilde kapatılan bu ölüm vakaları, araştırmaya ve eleştirmeye yer bırakmıyor. Ölümüne hiç bir şekilde anlam veremeyen Dr. Bradstreet'in ailesi, talepleri ve soruları karşısında sağır kulaklardan başka bir şeye ulaşamıyor. (Telif Hakkı 2016 Meltem Aydin. Tüm Hakları Saklıdır. Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, yazarın ismi belirtilmeden, bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı linki ile birlikte belirtmeden, paylaşmak / kopyalamak yasaktır. Telif hakkını çiğneyenlere telif yasası doğrultusunda telif hakkı ihlali / tazminat davası başlatılacaktır.) Kaynak: http://kristalkalpler.ml"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kanseri-erken-haber-veren-7-ipucu/", "text": "Kanserle Mücadele haftası kapsamında sizin için kanserin belirtilerini yazdık. Kanser ile mücadelede en önemli silahınız erken teşhis. Aşağıda yazanlardan birkaçı sizde uzun zamandır varsa doktorunuza görünmenizde fayda var. Bu 7 kurala uyarak kanser riskini yüzde 40 azaltmak mümkün. 1-İki Haftadan uzun süreli karında şişlik varsa Sürekli devam eden, karında 2 hafta veya daha uzun süren şişlik ciddiye alınmalıdır. Karında şişlik veya genişleme, yumurtalık kanserinin erken ve bazen de tek belirtisi olabilir. Karında şişlik, hem erkek hem de kadınlarda sık görülen yaşam kaybı riski yüksek olan kolorektal yani kolon ve rektum kanserlerinin belirtisi de olabilir. 2- Çok yemediğiniz yemeklerde bile sindirim sisteminizde sorun varsa Çok yenmeyen bir yemek sonrası bile tokluk hissetmek yumurtalık, pankreas veya mide kanseri belirtisi olabilir. Pankreas kanseri, en zor tedavi edilen ve mümkün olan en erken evrede tespit edilmesi gereken bir türdür. Hem erkek hem de kadınlarda görülen pankreas kanserinin diğer sık rastlanan belirtileri; iştah kaybı, istem dışı kilo kaybı, sarı renk gözler ve/veya cilt ve solgun, iri, kaygan ve yüzen dışkıdır. 3- İdrara sık çıkmaya başlamışsanız Sık idrara çıkma veya sık idrara çıkma isteği olmasına rağmen idrara çıkamama, mesane kanserinin sinsi belirtilerindendir. Daha çok ileri yaştaki erkekleri etkileyen bu hastalıkta, kırmızımsı sarı veya koyu kırmızı idrar görülür. Sık idrara çıkma isteği, yumurtalık kanserinin de göze çarpan belirtilerinden biridir. Dışkılama alışkanlıklarında birkaç günden uzun süren değişiklik veya dışkılama hissi, dışkılama sonrası rahatlayamama gibi belirtiler de kolorektal kanserlerin göstergesi olabilir. 4- Göğüste değişiklikler başlamışsa ve ele sert kitle geliyorsa Memede kitle, meme kanserinin en sık rastlanan belirtilerinden biri olmasına rağmen daha göze çarpan belirtileri de mevcuttur. Memenin tümü veya bir kısmında şişlik, memenin derisinde kızarıklık veya renk değişikliği, nadir görülen ancak oldukça agresif olan ve yaşam kaybı riski taşıyan inflamatuvar meme kanseri belirtileri olabilir. Bu belirtiler sadece kadınlar için değil, erkekler içinde meme kanserinde dikkat edilmesi gereken belirtilerdir. 5- Ani kilo kayıpları varsa Kilo kaybı istem dışında gerçekleşirse, kanserin habercisi olabilir. Açıklanamayan kilo kaybı; mide, pankreas, akciğer ve zaman zamanda böbrek kanserlerinde sıkça rastlanan bir belirtidir. İstem dışı kilo kaybı, kişinin iştahı yerinde olmasına ve iyi beslenmesine rağmen kilo kaybı yaşamasıdır. Buna ek olarak, bazı kişilerde mide bulantısı, kusma ve halsizlik belirtileri de görülebilir. 6-Uzun süreli ses kısıklığı varsa... Ses kısıklığı; soğuk algınlığı, alerji veya basit bir ses rahatsızlığı olarak değerlendirilebilir. Ancak devam eden ses kısıklığına dikkat edilmesi gerekir. Sigara kullanan kişilerin, devam eden ses kısıklığında doktora başvurması olası gırtlak veya akciğer kanserinin daha erken teşhis edilmesine ve daha etkin bir tedaviye imkan sağlar. Ayrıca, ses kısıklığı özofajeal, mide veya tiroid kanseri belirtisi olarak da görülebilir. 7-Tırnakların üzerinde çizgilenmeler başladıysa... Ayak veya el tırnaklarınızda görülen koyu renk çizgiler, endişelenecek bir durum olduğu anlamına gelmeyebileceği gibi en fazla yaşam kaybı riski taşıyan kanser türlerinden biri olan cilt kanserinin belirtisi de olabilir. Bu belirtilerin göz ardı edilmemesi gerekir. Bunun yanı sıra kronik yaralar, deri tüberkülozu, yara izleri, bazı kanserojen madde içeren kimyasallar ve risk taşıyan benlerin cilt kanserinde etken rol oynayabileceği unutulmamalıdır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kapasitesinin-altinda-bir-hayat-yasayanlarin-gercek-hikayesi/", "text": "Ekşisözlük yazarlarından Parola58'in anlattığı bu hayat hikayesi aslında hepimizin hikayesine benziyor. Büyük umutlar, büyük potansiyel ama razı olunan bir hayat. Yazının gerçekliğinden şüphe etmeye gerek yok dediğimiz gibi her anıyla hepimizin hikayesi. kapasitenin altında bir hayat yaşamak 12 yaşımda futbol oynuyordum, iyi de oynuyordum. galatasaray denemeye çağırdı; babam bırakmadı. 13-14 yaşımda leman'a gittim çizer olmak istiyorum diye. babam taş koyamayınca kendi götürdü ahmet yılmaz'a bundan bi bok olmaz di mi, söyle de vazgeçsin bu sevdadan dedi. ahmet yılmaz üstümde durdu 16 yaşımda kalbur üstü bir amatör ve atom dergisi çizeriydim. kaza geçirdim, ölümden döndüm, kimse arayıp sormadı. ortama küstüm ben gitmedim daha sonra. lisede dersleri bozdum. işleri bozuktu, okuldan çıkıp akşamları markete yardım edeyim eleman çalıştırmasın dedim. o sırada para biriktirdim. o para toptancıya gitti. lise zor bitti, sayısal mezunu olmama rağmen ömrümde ne türev ne integral çözdüm, trigonometrim x ve y'nin birer düzlem olduğunu bilmekten ibaret, belki düzlem de değillerdir, ben öyle biliyorum. lise bitti herkes öss kasarken ben öss'de uyudum. çünkü hazırlanmadım ne dersane ne okul umrumdaydı. varsa yoksa bakkal dönsün, para-çokomel eğrisine zeval gelmesindi. ben liseyi bitirdikten sonra kebapçı açtı. ki eski mesleğiydi, tek yapabildiği işti bana göre. büyüdükçe gördüm ki onu da beceremiyormuş aslında. 1,5 sene çalışıp para biriktirdim. o parayla dersaneye gittim. hedefim odtü felsefeydi. kazandım. kocaeli insan kaynakları'na gittim. odtü felsefe 2.sınıf okuyan bir abim, dini bütün hocalarım ve çevremin zoruyla. çünkü orayı okumak girmekten zordu, ben de salak bir adamım herkes biliyor, hem mezun olunca aç kalacaktım. üniversite'deki ilk senem gerçekten öğrencilik ve yarısı fırtınalı bir aşkla geçti. dersler iyi dgs'de zirve garantiydi. o yaz yine dükkanda çalıştım. kızdan ayrıldım, okulu bırakma kararı aldım. sonra vazgeçtim kayıt yenilemenin son dakikasında yetiştim. sivilcelerim çıktı, aslında çıban olan. roaccutane kullandım. çünkü hem okuyor, hem dükkanda çalışıyor, hem de içiyordum. çalışmak da; para verip çalıştırdığımız adamlardan daha çok koşturmayla ve stresle geçiyordu. okulu uzattım, 2 yıl oldu sana 3 yıl. dgs ise yalan. 3.yılın sonlarında bir gün dükkana geldim. bir sürü müşteri vardı ama kimse bakmıyordu. kendi bi köşede, ortağı bi köşede küsmüş oturuyorlardı. 50 yaşında adamlar birbirlerine küsüp, parası ile yemek yemeye gelen adamlara trip atıyorlardı. ortaklık bitti yüzlerce milyarlık kredi çekildi ne var ne yok ipotek edilerek. bu ipotek edilenlerin hemen hepsi de dedeye ait. o borcu ödemek için günde ortalama 13-14 saat hiç izin yapmadan çalıştım. bir eleman eksik çalıştırmak aylık 2 bin lira kadar kar etmekti sonuçta. o borcu ödedim, üzerine yeni kredi çekildi onu da ödedim. bir gün hırsız dedi. kasadan para çalıyorsun. bunu diyen baba, dediği de oğlu. arada dayak yemek koymadı da bu koydu. duramadım, çıktım gittim. başka bir yerde çalışmaya başladım. o ortamdan soyutlandım. dedem öldü. ondan sonra bu adamın durumu daha da salaklaştı. rahmetli rüyama girdi; yapamıyor o yardım et dedi. ben malım, bir rüya ile yönlenirim. sabah 8 akşam 6 çalışıyordum, 6'dan sonra da 11'e kadar dükkanda çalışıyordum. işte sıkıntı oldu. back-up işi yapıyordum zaten, sorumluluğu çok-yoğunluğu azdı. ama öğlene kadar uyuklamam milleti rahatsız ediyordu. işten de çok memnun değildim zaten. tek bir yöne vereyim dedim kendimi. sonuçta daha önce büyük bir borç ödemiştim o dükkanı çalıştırarak. istifa ettim, 3 kerede bırakmadılar. en son disiplinsizliğin limitine vardım, mecburen kabul ettiler. dükkana yoğunlaştım ama artık dengesi hiç yoktu. karakteri zaten hiç bir zaman yoktu. yalancı, iki yüzlü, sapık, kazıkçı bir adam olmuştu. düzeltmeye uğraşırken baktım 26 olmuşum. bu arada bir kaç senedir de özel bir tiyatroda her işi yapıyorum yakın arkadaşlarımla. onları da kovdu bir gün dükkandan. murat'ın parasını yiyorsunuz dedi adamlara. olmayan paramı yiyorlardı, evet. dayak yeme sıklığı arttı bu arada. her dayaktan sonra valizimi toplayıp gidiyordum. bu dayaklar sayesinde karadeniz'i tanımış oldum. evini açan arkadaşlarım karadenizdeydi o ara hep. döndüm her seferinde. açık öğretim'i bitirdim o arada. son finalimin olduğu gün hastanedeydi. bir şeyi olmamasına rağmen anjiyo yaptırmaya bayılır. o nöbetlerden birindeydi. demedi oğlumun sınavı var, pazartesi gideyim. çok hastayım dedi, ölmek üzereyim dedi. anjiyo oldu, eşek gibi çıktı. ben uyumadan, bütün gün dükkanda koşturarak sabah sınavlara gittim. servis saati gelmeden yetişmek için hızlı hızlı yaptım, erken çıktım. kör topal bitirdim, kamu ile ilgili tek kelime öğrendin mi derseniz öğrenmedim ama kapı gibi 4 yıllık kamu mezunu oldum. okul bittiği yaz tatile saint petersburg'a gittim. şehre, insanlara, ortama aşık oldum. maddi durum biraz düzgündü artık. biraz bencilleşmek istedim. ömrüm boyunca adam gibi okuyamadığımdan olsa gerek akademik olarak emek harcamak istedim. yüksek lisans yapmak istiyorum dedim. sadece petersburg değil, bir sürü ülkede bir çok okulla görüştüm. nijniy novgorod lobaçevski üniversitesi en uygun gelen oldu. sonuçta bir sene kadar çalışıp para kazanamayacaktım gittiğim yerde. bir fırsat geldi. bedava bir uçak bileti buldum memlekete. orda yaşayan yazar bi amcayla tanıştım, kendisi bulgar türk'ü yengemiz ise oranın yerlisiydi. saint petersburg politeknik üniversitesi'nden benim için randevu aldı. önce güzel bi içtik sabah vakti. sonra çiçek, çikolata yaptırdık okulun yolunu tuttuk. oralarda kültürdür bu, bir ziyarete giderken alınır bunlar hatta kanyak da alınır. natalia evgeenia'ydı danışmanın adı. kadına durumumu anlattım en yalın haliyle, 4 bin euro ilk sene dil okulu, ayda 200 dolar yurt dedi. o kadar param yok dedim, aslında hiç param yoktu ama çalışıp biriktirecektim işte. biraz üzüldüğümü görünce bir kaç yeri aradı. senin için yapabileceğim en çok %50 indirim ayarlamak olur dedi. inanamadım, yemin et falan dedim kadına. güldü. tamam dedik. numaralar, mailler alındı. gerekli belgeleri ve süreci mail attı. bir kaç ayım vardı. lobaçevski'den vazgeçip hayallerimin şehrinde yaşama fırsatı çok cazip gelmişti. döndüm dükkanda çalışmaya başladım yine. babam da kabul etmişti bu kez yapmak istediğim bir şeyi. kasadan al, biriktir, git beni uğraştırmadan dedi. galip gelmiştim ilk kez istediğim bir konuda. günde 13-14 saat, 3 elemanlık çalıştım. çalışanların kaprislerini çektim, müşterilerden azar işittim, alacaklılardan tehditler aldım, arada yine dayaklar yedim ama iyi kötü birikti gibi para. fazla bir eksiğim kalmamıştı. her gün aldığım parayı ertesi sabah bankaya yatırır, orda tutardım. yine bi sabah parayı yatırmak için bankamatiğe gittim. hesabınız blokelidir dedi ekran, bakiye 0 gözüküyordu. şaka gibi geldi, inanmamıştım. bankaya girdim, hüseyin vardır yakın arkadaşım. ana kasa sorumlusu olarak çalışıyordu bankada. vergi borcundan haciz gelmiş dedi. bloke gibi mi, borcu ödeyince gelir mi para geri dedim. yok çekmişler dedi. borcu ödedikten sonra bi prosedür var ondan sonra geri gelir dedi. vergi dairesine gittim 40-50 bin civarıydı borç. ödeyebilecek durum yoktu, kredi çekebilecek durum da kalmadı. dükkana gittim, ne olacak gitmezsin olur biter dedi. istisnasız her gün kavga ettik sonra. yine çektim gittim evden. bir iki ay sesimi duyurmadım, nerde olduğumu biliyorlardı ama ulaşamıyorlardı. yanında kaldığım arkadaşı rahatsız ettiklerinde aradım susun diye. o arada kredi kartı borçları da birikmiş, her gün banka telefonları ile uyanır olmuştum. vergi, kredi kartı, artı bir de kredi borcu ödenmiyor ve hepsi benim adıma gelmeye devam ediyordu. aradı bir gün; içki ruhsatı alıcam sen olmadan alamıyorum dedi. inanmadım. belediyeden yetkili aradı, murat bey gelmeniz gerekiyor diye. 2 haftalığına gittim, 2 ayda bitmedi işler. o sırada efes yüklü anlaşma önerdi. oradan gelecek paranın bir kısmını bana vereceğini söyledi, okula gidebilecektim yani. efes anlaşmanın 3'te birini ödedi, yasalar masalar girdi araya. direnirim dedim, işletirim dükkanı, borçları öder giderim yine okuluma. olmadı, her gün içip dövmeye başladı bu sefer. her başarısızlığın ardından olduğu gibi sorumlusu ben oldum yine. günlerden bir gün yine güzel bir dayak yedim herkesin önünde. sesimi çıkarmadım. gecesinde bıçaklamaya kalktı. artık öldürecekti, ne dayak yetti, ne hakaretler adama. babanneme taşındım. bir kaç ay üçlü koltuk ve ufak sehpa oldu dünyam. yurtdışından bi çizim işi geldi, az çok karnımı doyurdu. babannem bazen harçlık veriyordu, arada da annem gelip yemek bişeyler getiriyordu. ne aç kaldım ne açıkta ama ne birine yararım vardı ne de dünyaya. babannem ilk başta yalnızlığını paylaştığından sevinmişti gelmeme, sonraları varlığımdan rahatsız olmuştu. gidecek tek yer yine halil'in yanıydı. geldim Antalya'ya. bundan sonrası başka bir hikaye ama daha huzurlu, daha sessiz-sakin ve insani. kapasitemin altında mı yaşıyorum bilmiyorum da bu seviyeye düştüysem bütün sorumlusu ben değilim onu biliyorum. belki de hakkım budur kimbilir. çok uzun yazmışım otobiyografi gibi olmuş, entry yazacağım yokmuş aslında hayat hikayemi anlatmak istemişim. kafa şişirdiysem affola. *yazının orijinaline sadık kalınmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kaplumbagalari-ters-cevirenleri-protesto-icin-kaplumbaga-gorunumlu-ev-yapti/", "text": "Manisa'nın Alaşehir İlçesi'nde, kaplumbağaları ölmeleri için ters çevirenlere kızan çiftçi Bekir Baykara, kaplumbağa şeklinde ev yaptı. Babasının tam bir hayvansever olduğunu ve hayvanlara eziyet edenlere inat olsun diyerek kaplumbağa evi yaptığını belirten Rahşan Sakarya, evin öyküsünü şöyle anlattı: Kaplumbağalar sebze bahçelerine giriyor, zarar veriyor' diye halkımız kaplumbağaları ters çevirirmiş. Babam buna çok üzülürdü. 'Yapmayın, etmeyin' derdi. Kendince kaplumbağaları ters çeviren insanlara protesto amaçlı ve üzüldüğü için bu evi yaptı. Babam hayvanları, doğayı çok severdi. Burada kaplumbağa evin yanında aslan, koyun, tarlayı süren öküz heykelleri yaptı. Sanatsal bir ruhu vardı, çok severdi. 'KAPLUMBAĞA EV YAŞAYACAK' Babasının 2015'te yaşamını yitirdiğini söyleyen Rahşan Sakarya, artık evi kendisinin koruduğunu ve oğluna bırakacağını ifade etti. Sakarya, şunları söyledi: Babam; 2015 yılında vefat etti. Bu evin benim olmasını çok isterdi. Biz 5 kardeşiz. Mirasta da burası bana düştü. Şimdi burayı ben koruyorum. Çok mutluyum. Artık bu evi hep yaşatacağım. Ben de en çok sevdiğim oğluma vereceğim. Ev bu şekilde yaşayacak. Böyle bir evde yaşamak çok güzel bir duygu. İnsan burada dinleniyor, huzur buluyor. Doğayla iç içeyiz. Diğer beton evlere bakıp bir de bu eve baktığımda şehirde çürüdüğümüz düşünüyorum. Babam Galatasaray taraftarıydı. Galatasaray UEFA Şampiyonu olduğu yıl betondan aslanlar yaptı. Babamın bir eğitimi yoktu. Köyden hiç çıkmamıştı. Burada doğdu, burada yaşadı. Çiftçilikle uğraştı. Bunları yaptı, bizlere de hatıra bıraktı. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kaptan-amerikadan-sizi-ekran-basina-kilitleyecek-yeni-fragman/", "text": "Dün gece MTV Film Ödülleri'ne damgasını vuran en güzel şey yayınlanan yeni fragmanlar oldu. Nefesimizi kesen Suicide Squad fragmanından sonra başka bir fragman da Captain America: Civil War filminden geldi. Yeni fragmanı ödül töreninde Kaptan Amerika rolünü üstlenen Chris Evans tanıttı. Fragmanda Kaptan'ın takımını görüyoruz ve daha çok onun takımından kısa bir klip izliyoruz. Falcon ve Scarlet Witch'i de iş üzerinde görmemizi mümkün kılıyorlar. Filmin yönetmenleri Anthony ve Joe Russo kardeşler. Eminim mükemmel bir iş çıkarmışlardır. 6 Mayıs'ta merakla beklenen Marvel filmimize kavuşacağız. Filmde #teamcap ve #teamironman olarak ikiye ayrılıyor kahramanlarımız. Ben şahsen Iron Man tarafındayım. Sizleri bilmiyorum. Kahramanlarımız arasında başlıca isimler ise şööyle: Captain America , Iron Man , Black Widow , War Machine , Winter Soldier , Falcon , Scarlet Witch , The Vision , Hawkeye , Black Panther , Ant-Man ve Spider-Man . Şimdi sizi fragman ile baş başa bırakıyorum:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kar-manzarasini-mi-baharin-yesilini-mi-sevdiginizi-anlamanizi-saglayacak-30-karsilastirmali-kare/", "text": "İnsanlar da mevsimler gibidir diye son derece edebi bir başlangıçla içeriğimizi tanıtmak istedim ama böyle buram buram edebiyat kokan ağdalı Türkçe ile yazılmış cümlelerden pek hoşlanmıyorum. Herkesi sevdiği bir mevsim vardır. Kimi yazı sever, kimi sonbaharı. Ben mesela yazı sevenlerdenim ve bir insan yaz gibi bir mevsim varken neden başka bir mevsimden hoşlanır hiç de anlamam. Ama bu içerik benim gibi yaz severler için bile kışın ne denli güzel bir mevsim olduğunu kavratacak nitelikte. İşte Kış Mevsiminin Yarattığı Müthiş Değişimleri Ortaya Çıkaran En Güzel Kareler; 1# Central Park, New York, ABD 2# Gasadalur, Faroe Adaları 4# Good Shepherd Kilisesi, Tekapo Gölü, Yeni Zelanda 5# Hallstatt Köyü, Avusturya 6# Hamnoy, Norveç 7# Johannapark, Leipzig, Almanya 8# Kilchurn Kalesi, İskoçya 9# Kirkjufell Havuzu, İzlanda 10# Landwasser Viyadüğü, İsviçre 11# Multnomah Şelalesi, Oregon, USA 12# Natadera Tanpınağı, Komatsu, Japonya 13# Neuschwanstein Kalesi 14# Çardak Sera Bahçesi, Central Park, New York, ABD 15# Plitvice Gölleri Ulusal Parkı, Hırvatistan 16# Prag, Çek Cumhuriyeti 17# Radhost Dağı, Çek Cumhuriyeti 18# Reine, Norveç 19# Reykjavik, İzlanda 20# Tarihi Shirakawa-Go Köyü, Japonya 21# Skogafoss Şelalesi, İzlanda 22# Trakai Kalesi, Litvanya 23# Vilnius, Litvanya 24# Wanaka Gölü, Yeni Zelanda 25# Yosemite Ulusal Parkı, Kalifoniya, ABD 26# Aziz Joseph Feneri, Michigan, ABD 27# Bled Gölü, Slovenya 28# Borgund Stave Kilisesi, Laerdal, Norveç 29# Bran Şatosu, Romanya 30# Bryce Kanyonu Ulusal Parkı, Utah, ABD"} {"url": "https://www.thegeyik.com/karabukte-universite-okuyanlar/", "text": "Karabük en sevdiğimiz illerden biri tabii turist gibi gidip gezmek başka orada yaşamak başka. Karabük Üniversitesi'nde okumaya başlayan arkadaşlarımızdan birisi oradan bize yazdı, buyrun orada öğrenci olmak nasıl bir duygu öğrenelim. 1-Karabük Üniversitesi'ni kazandığını gören her 100 gençten 95'i önüne haritayı açıp Karabük'ün yerini bulmaya çalışır. 2-Karabük'te öğrenciyseniz denize kıyısı olmayan bir Karadeniz şehrinde olmanın burukluğunu yaşarsınız. 3-Dolmuş şoförlerinden ve esnaftan sürekli anlam veremediğiniz abisinin kelimesini duyarsınız. -Abi 100. yıldan geçer mi ? -Önde ne yazıyorsa o abisinin 4-Diğer şehirlerde öğrenciye özel indirim yapılır, Karabük'te ise öğrenciye özel bindirim mevcuttur. 5-Karabük'te her sokakta en az 1 öğrenci evi, yurt, apart vb. bulunur. Kendi yurdunuz dışında asla diğerlerinin adını ezberleyemezsiniz. 6-Hiçbir yakınınıza Karabük'ün il olduğunu anlatamazsınız. Onlara göre Karabük hala Zonguldak'ın ilçesidir. 7-Safranbolu'nun meşhur lokumlarının dağıtıldığı tepsiden her seferinde alırsınız. Malum ikram öğrencinin en sevdiği kelime. 8-Karabük Üniversitesi kazanan öğrenciler geldikleri ilk 1 ay geçiş yapmayı düşünürler. Sonrasında acı gerçeği fark ederler. 🙂 9-KBÜ'lüyseniz hafta içi yaşadığınız tek macera yurtta sıcak suyun kesilmesi hafta sonu ise Eskiçarşı'da Çinliler ile konuşmaya çalışmaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/karanlik-donemlerin-en-onemli-filmi-v-for-vendettadan-17-dusundurucu-replik/", "text": "Konusu, hikayesi, atmosferi ve oyuncu kadrosuyla tam bir sinema baş yapıtı olan V for Vendetta'dan seçtiğimiz, daha doğrusu seçmeye çalıştığımız en güzel replikler sizlerle... 1# Gerçeğin gücü ile yaşadığım sürece kainatı bile fethedebilirim. 2# Cahilliklerini örtmek için fazla konuşmak ve bilgili gibi gözükmek isteyenlerin yaptığı tek şey saçmalıktır. 3# Dizlerimin üzerinde yaşamaktansa, ölmeyi tercih ederim. 4# Konuşmaya çalışılan her yerde coplar söz alıncaya kadar sözler her zaman gücünü korumaya devam eder. 5# Dans edilemeden yapılan devrim yapılmaya değer değildir. 6# Aynaya baktığınızda suçluluk duyuyorsanız gerçekleri öğrenmişsinizdir. 7# Kim olduğun ne yaptığının yanında önemsizdir. 8# Çünkü o haklıydı. Bu ülkenin şu anda bir binadan fazlasına ihtiyacı var. Bu ülkenin umuda ihtiyacı var. 9# İnsanlar hükümetlerinden değil, hükümetler insanlardan korkmalıdır. 10# Evet, bir şey isteyebilir miyim? Bir tek dilek hakkım olsa seni tekrar görebilmeyi dilerdim. 11# Korku, bu hükümetin esas aracı haline geldi. 12# Dünyadaki herkesin isteyeceği bir şey biliyorum: Özgürlük! 13# Kimliğimi ve ne olduğumu başarıyla gizlemem sadece amacıma hizmet etmek içindir. 14# Hep daha fazlasını istediğimiz için elimizdekileri kaybettik. Bay Creedy! 15# Fazla konuşmak insanın ne kadar fazla bilgisi olduğunu değil sadece ne kadar geveze olduğunu gösterir. 16# Artık hiçbir şey hissedemiyorum! 17# Bu maskenin altında bir yüz var, ancak benim değil. Ne altındaki kaslardan daha 'ben'dir o yüz... Ne de altındaki kemiklerden. Bu maskenin altında etten daha fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var! Ve fikirler kurşun geçirmez."} {"url": "https://www.thegeyik.com/karantinadan-rizeye-kacti-testi-pozitif-cikti-aferin/", "text": "İstanbul'da Corona Virüs testi pozitif çıkan K.E. tedavisinin ardından evinde karantinaya alındı. Sağlık görevlileri kontrole gittiği hastayı evinde bulamayınca durumu polise bildirdi. Polis ekipleri K.E.'nin memleketi Rize'nin Fındıklı ilçesinde olduğunu belirledi. K.E. polis nezaretinde sağlık görevlileri tarafından götürüldüğü hastanede gözlem altına alınırken, ilçede kaldığı binada karantina tedbiri uygulanmaya başlandı. KENDİNİ BÖYLE SAVUNDU K.E. basında çıkan haberlerin ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile kendini savundu. K.E. Pozitif olduğumu bilsem, oğullarım ve gelinimi ile birlikte arabayla seyahat edip, hem kendimin hem de onların hayatlarını tehlikeye atar mıydım ? Bilinçli bir insan olduğum kanaatindeyim, tüm çevremde beni bu şekilde bilir dedi. K.E. Bu yazın hazin bir şekilde mobilya mağazasında, yüksekten düşmesi sonucu, eşimin vefat etmesinden sebep, tüm aile bireyleri olarak ağır bir travma geçirdik. Bu üzüntü, tansiyon hastası olmamında etkisinden sebep İstanbul'daki evimde bayıldım. 112 Acil beni alıp hastaneye götürdü. Sabaha kadar müşaade altında kaldım. Beni hastaneden bir bulgu olmaması sebebi ile ilaç yazıp taburcu ettiler. 4-5 gün evimde kaldıktan sonra tekrardan hastaneye gittim ve yine 2 günde hastanede müşaade altında tutuldum. Taburcu edilmem sonrasında evime geldim. Eşimi kaybetmem ve yaşamış oluğum bu durumlardan dolayı psikolojik travma yaşadım, bu nedenden memleketime gitmek istedim. Ayrıca 31.03.2020 tarihinde eşimin vefatı ile alakalı mahkemeye de katılmak istedim, ancak ben buraya geldikten çok sonra tüm duruşmalardan iptal edilmiştir. Hastanede kaldığım süre zarfında şahsıma 'Pozitif' olduğuma dair herhangi bir bilgi aktarımında bulunmamışlardır. 17 gün sonra Rize/Fındıklı ilçesindeki evime Polis ekipleri gelip 'Pozitif' olduğumu söylediler. Pozitif olduğumu bilsem, oğullarım ve gelinimi ile birlikte arabayla seyahat edip, hem kendimin hem de onların hayatlarını tehlikeye atar mıydım? Bilinçli bir insan olduğum kanaatindeyim, tüm çevremde beni bu şekilde bilir ifadelerini kullandı. DHA Rize / Hürriyet.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/karatay-diyeti/", "text": "Karatay Diyet Listesi ve Canan Karatay'a göre zararlı ve yararlı yiyecekler Son zamanlarda çok sayıda ünlünün de kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için kullandığı Karatay diyeti, sağlığınızdan olmadan kilo vermenizi sağlayan bir diyet programı. KARATAY Diyeti Nedir? Karatay Diyet Listesi ve Canan Karatay'a göre zararlı ve yararlı yiyecekleri bu yazımızda bulabilirsiniz. Karatay Diyeti'nin en önemli özelliği ekmek ve unlu gıdalar ile sağlıksız karbonhidrattan uzak durmak. İŞTE 1 HAFTALIK DİYET PAZARTESİ Kahvaltı (08.00-09.00) İki adet yumurta 8-10 adet tuzu alınmış yeşil ya da siyah zeytinBir avuç içi kadar beyaz peynir,4-5 adet gün kurusu kayısıŞekersiz bitki çayı, su ya da meyve çayıBir çay bardağı ceviz Öğle yemeği (13.00-14.00) Bir avuç içi kadar dana söğüş, bol salata ve zeytinyağlı fasulyeSalata olarak dilimlenmiş ya da rendelenmiş turp ve havuç veya mevsim salatası, doğal sirke, limon, az miktarda kristal kaya tuzu ve sızma zeytinyağı ile hazırlanmalıdır.Bir su bardağı tuzsuz ayranArzu edildiği kadar şekersiz bitki çayı ya da su Ara öğün (15.00) Yarım su bardağı kadar ceviz Şekersiz olarak sevdiğiniz herhangi bir çay ya da taze limonlu su Akşam yemeği (18.00-19.00) Balık, yeşil soğan, roka ve turp SALI Kahvaltı (08.00-09.00) Kayısı kıvamında suda haşlanmış iki yumurta 8-10 adet tuzsuz zeytin Bir avuç içi kadar beyaz peynir2-3 adet çarliston yeşilbiber5-6 adet minik domatesŞekersiz çay ya da sütBir çay bardağı fındık Ara öğün (10.00) Yarım su bardağı kadar ceviz Bol su ya da yeşil çay Öğle yemeği (13.00-14.00) Bir tabak zeytinyağlı barbunya ya da etli sebze yemeğiLahana ya da karnabahar salatası Bir su bardağı ayran ya da bir kase yoğurt Ara öğün (15.00) Bir orta boy elma ya da mevsim meyvesiBir kase yoğurt Şekersiz çay ya da bir fincan Türk kahvesiNescafe olarak bilinen granül kahveler işlenmiş gıda oldukları için yasak Akşam yemeği (18.00-19.00) Balık ızgara Bir tabak pilakiRoka, yeşil soğan, maydanoz ve bir tatlı kaşığı keten tohumu İki kibrit kutusu kadar tahin helvası ÇARŞAMBA Kahvaltı (08.00-09.00) Kayısı kıvamında suda haşlanmış iki yumurta Bir avuç içi kadar beyaz peynir2-3 adet tatlı kırmızıbiberYeşil çay ya da sevilen bitki çayıBir çay bardağı Antep fıstığı Ara öğün (10.00) Tuzsuz yerfıstığı Bol su ya da bitki çayı Öğle yemeği (13.00-14.00) Bir bardak zeytinyağlı taze yeşil fasulye3-4 adet ızgara köfte1 kase yoğurtTurp ve havuç rendelenerek hazırlanmış salata ve bir tatlı kaşığı keten tohumu Bol su veya ayran Ara öğün (15.00) Bir elma ya da armut1 kase yoğurt Akşam yemeği (18.00-19.00) 3-4 kalem kuzu pirzola ya da avuç içiniz kadar bonfile ızgara. Zeytinyağlı enginar ya da bir tabak taze baklaMevsim salatası ve bir tatlı kaşığı keten tohumu PERŞEMBE Kahvaltı (08.00-09.00) İki yumurta ile hafif ateşte tereyağı ile pişirilmiş peynirli omlet8-10 adet tuzsuz zeytin Bir avuç içi kadar beyaz peynir1-2 adet çarliston yeşilbiber ya da 1-2 adet salatalıkTaze maydanoz ve kırmızıbiberYeşil çay ya da sevilen bir bitki çayıBir çay bardağı ceviz içi Ara öğün (10.00) Bir avuç içi kadar tuzsuz yerfıstığı ya da badem içi Taze limon eklenmiş bol su ya da bitki çayı Öğle yemeği (12.00- 13.00) Bir avuç kadar dana bonfile ya da 3-4 kalem kuzu pirzolasıBir tabak zeytinyağlı pırasa 5-6 adet minik domatesBir kase yoğurt ve bir tatlı kaşığı keten tohumuBol su Ara öğün (15.00) Bir ufak portakal veya mevsim meyvesiBir avuç içi kadar tuzsuz yerfıstığı ya da badem içi Akşam yemeği (18.00-19.00) Balık ızgara, kırmızı kuru soğan, dilimlenmiş turp ve rokaBuğulanmış Brüksel lahanası ve rendelenmiş havuç ya da lahana salatasıBir tabak piyaz ya da zeytinyağlı barbunya CUMA Kahvaltı (08.00-09.00) İki yumurta ile hafif ateşte tereyağı ile pişirilmiş omlet8-10 adet tuzsuz zeytinBir avuç içi kadar peynir Taze maydanoz, tatlı kırmızıbiber ve 1-2 adet salatalıkŞekersiz yeşil çay ya da sevilen bir bitki çayıBir çay bardağı Antep fıstığı Ara öğün (10.00) Bir avuç içi kadar ceviz içi Bol taze limonlu su ya da bitki çayı Öğle yemeği (12.00- 13.00) Bir porsiyon şiş kebap Taze yeşilbiber, domates, turp, maydanoz, soğan ve sumakBir kase yoğurt ve bir tatlı kaşığı keten tohumuBol su ya da ayran Ara öğün (15.00) Bir elma ve avuç tuzsuz yerfıstığı Taze limon eklenmiş su ya da şekersiz çay Akşam yemeği (18.00-19.00) 3-4 kalem kuzu pirzolasıMevsim salatası Zeytinyağlı enginar ya da yoğurtlu semizotu salatası CUMARTESİ Kahvaltı (08.00-09.00) Pastırmalı yumurta8-10 adet tuzsuz zeytinBir avuç içi kadar peynir ve taze maydanoz ya da nane ile birlikte Şekersiz yeşil çay ya da sevilen bir bitki çayıBir çay bardağı Antep fıstığı Ara öğün (10.00) Bir avuç içi kadar ceviz içi Taze limon eklenmiş bol su ya da şekersiz bitki çayı Öğle yemeği (12.00- 13.00) Bir porsiyon bonfile ızgaraTaze yeşilbiber ve domates ya da kuru soğanYoğurt, semizotu ve bir tatlı kaşığı keten tohumu yağıBol su veya ayran Ara öğün (15.00) Bir ufak boy portakal veya elmaŞekersiz yeşil çay Akşam yemeği (18.00-19.00) Balık ızgaraDilimlenmiş beyaz turpBol roka, domates ve taze yeşil soğan ile hazırlanmış salata İki kibrit kutusu kadar tahin helvası PAZAR Kahvaltı (08.00-09.00) Peynirli omlet ya da pastırmalı yumurtaBir avuç içi kadar beyaz peynir8-10 adet tuzsuz zeytinTatlı kırmızıbiber, domates ve salatalıkŞekersiz yeşil çay ya da sevilen bir bitki çayı Bir çay bardağı ceviz içi Ara öğün (10.00) Bir avuç içi kadar ceviz içi Taze limon eklenmiş bol su ya da şekersiz bitki çayı Öğle yemeği (12.00-13.00) Bir tabak kuru fasulye, bonfile veya biftek Bir adet kuru soğanÇoban salatası Bol su Ara öğün (15.00) Bir avuç tuzsuz yerfıstığı Şekersiz çay Akşam yemeği (18.00-19.00) Balık ızgaraTaze yeşil soğan, bol roka ve domatesKözlenmiş taze kırmızıbiber Dipnot : Her gün akşam saat 19.00-20.00 den sonra meyve dahil hiçbir şey yenilmemeli; bol su, taze limon eklenmiş olarak içilebilir ve mümkünse yatmadan önce 30-40 dakika kadar yürüyüş yapılmalı... Canan Karatay: Günde 6 öğün, 8 öğün yemek zararlıdır, karaciğerinizi yağlandırır Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, rafine un, şeker ve tuzun kanda şeker ve insülini yükselttiğini, bunun da şişmanlık, obezite, karaciğer yağlanması, diyabet, hipertansiyon, felç, alzheimer gibi pek çok hastalığa neden olduğunu dikkat çekti. Ekmek gibi kan şekerini yükselten yiyecekler şişmanlığı artırıyor. -Şişmanlık, obezite, karaciğer yağlanması, diyabet, hipertansiyon gibi pek çok hastalık insülin yüksekliğine bağlı gelişiyor. Şişmanlık ve gelişen hastalıklar rafine un, şeker ve tuz tüketiminin bırakılmasıyla önlenebilir. Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye ekmek sorununu hallederse, sağlık sorununun yüzde 30'unu da halledebilir demektedir. KARBONHİDRATTA KALP KRİZİ RİSKİ İnsülin vücutta yağları depolayan hormon, insülin yüksekliği vücutta yangıya, kontrolsüz hücre bölünmesine ve hücrelerin bozulmasına yani kansere sebep olur. Aşırı karbonhidratlı yiyecek ve içeceklerden sonra kalp krizi geçirme oranı yüzde 70 artıyor. Asitli ve şekerli gıdalar tüketmenin de karaciğer yağlanmasına sebep olur. 8 yaşındaki çocuklarda bile karaciğer yağlanması görülüyor. SELÜLİTİN SEBEBİ KARACİĞER YAĞLANMASI Kadınlarda estetik kaygılara neden olan selülitin, karaciğer yağlanmasının bir sonucu ve insülin yüksekliğinin belirtisi. Geliştirdiğim Karatay Diyeti, klasik bir diyet değil, tamamen sağlıklı bir beslenme biçimi. Karatay Diyeti'nin en önemli özelliği ekmek ve unlu gıdalar ile sağlıksız karbonhidrattan uzak durmak. -Ekmek yerine kuruyemiş tüketebilirsiniz. KOLAY KİLO VEREBİLİRSİNİZ Sağlıklı yağ, protein ve karbonhidrat tüketilerek fazla kilolarınızı verebilirsiniz. Aç kalarak ve hareket etmeden kilo verilemez. Aç kalınca vücut metabolizmayı yavaşlatır ve enerjiyi saklar. O yüzden doyana kadar yenilecek. Yemek yerken miktar değil, kaliteli gıda tüketmek önemli... Kalori miktarı değil karbonhidrat miktarı önemli... KÖY TEREYAĞI VE CEVİZ YİYİN Vücudumuz şeker yedikçe, yağ depolar. Kilo almak demek yağlanmak, kilo vermek yağların gitmesi demektir. Şeker insülini de yükselttiği için vücuda zararlıdır. Trans yağları değil doğal yağları tüketin. Sağlıklı yağlar köy tereyağı, soğuk sıkım zeytinyağı ve zeytindir. Sağlıklı karbonhidratlar da Omega-3 açısından zengin fındık, fıstık, badem ve cevizdir. Sabahları çok güçlü, sağlıklı proteinli, sağlıklı yağ ve sağlıklı karbonhidratların yer aldığı bir Karatay Kahvaltısı yapın. Ekmeğe, şekerli içeceklere dokunmayın ve tatlandırıcı kullanmayın. Örneğin iki yumurta, bir avuç içi kadar beyaz peynir, 10-15 adet zeytin, mevsimine göre domates, salatalık, maydanoz, turp gibi sebzeler, bir ince belli çay bardağı ceviz yiyebilirsiniz... Bunu yiyenler acıkmıyor! Çünkü sizi acıktıran şey ekmek, simit, poğaça gibi sağlıksız karbonhidrattır. Sağlıklı karbonhidratlar tam buğdaydır, bulgurdur, mercimektir, kuru fasulyedir; fındık, fıstık, ceviz gibi kuruyemişlerdir... Bunlar yenmelidir. GÜNDE BİR MEYVE Günde bir porsiyon ve bütünüyle tüm lifleriyle tüketilmeli. Meyvedeki fruktoz tehlikeli bir şekerdir. Karaciğer yağlıysa ve insülin 5 ünitenin üzerindeyse meyve tüketilmemeli. Meyveyi akşam yiyip yatmak tehlikelidir, o nedenle sabah kahvaltıda yenmeli. Zayıflamayı sağlayan leptin hormonu yemek yedikten 4 saat sonra ve en çok gece 02.00-04.00 arasında salgılanıyor. Bu yüzden saat 20.00'den sonra yemek yenmemeli ve her gün en az 2.5 litre su içilmeli. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay'ın kendi sitesinden alınan bilgilerdir, kişisel güvenliğiniz ve sağlığınız açısından doktor kontrolünde uygulayınız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/karavanla-avrupayi-gezen-cift/", "text": "Karavanla dünyayı gezmek çoğumuzun hayali. Şöyle güzel bir karavan olsa, biraz para bir de o anları değerli kılacak sevgili diyorsanız, işte bu tam da öyle bir hikaye. VW T4 model bir minibüsü harika bir karavana çeviren bu çift 2010 yılından beri Avrupa'nın en güzel koylarını, güzel sahillerini ve yeşil alanlarını geziyor. Lauren Smith ve Calum Creasey dile kolay tam 130.000 kilometre yol yapmışlar. Görünen o ki yolculuğun her anından da zevk almayı bilmişler. Çiftin her anı kolay değildi tabii ki. Çok büyük para harcamadan seyahat etmek demek hele de 5 yıllık bir süre, biraz çalışma gerektiriyor. Ama o anların da birlikte üstesinden gelmişler. Karavanı dünyanın en sıcak ve en romantik yerlerinden biri haline getirmişler. Bu seyahatlerde nasıl az para harcadıklarını ve nereleri gezdiklerini de bir kitapta anlatmışlar. The Rolling Home isimli kitap şu an kickstarter üzerinden destekleri kabul ediyor. Her şeyi bir yana bırakıp romantik bir tatile çıkan bu çifte imrenmemek onlar gibi mutlu bir kaçış gerçekleştirmeyi istememek mümkün değil. Darısı başımıza 🙂 Harika da bir video çekmişler"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kardes-payi-replikleri-sozleri/", "text": "Kardeş Payı'nı unutmak mümkün mü? Ahmet Kural, Murat Cemcir ikilisinin yanına mahşer-i cümbüş ekibi ve Türkiye'deki en iyi senaristlerden oluşan bir takımı ekliyorsunuz. Biraz mizah biraz duygusallık katıyorsunuz. Ve ortaya siz televizyondan kaldırsanız da insanların aklından yıllarca kaybolmayacak bir dizi çıkıyor. Açıp tekrar tekrar izleyen çok kişi var. Kardeş Payı'nda geçen replikler de bu nedenle hafızalara yer edindi. Sivaslı Emrah'tan zengin Abi'ye. Metin ve Ali'nin annesine kadar dizi güzel sözleri içinde barındırıyor. The Geyik'in size hazırladığı liste dışında da dizide güzel sahneler var onları da yakında listeleriz ama sözlerle başlayalım istedik. O sözlere geçmeden önce şöyle efsane bir sahneyi ekleyelim. Kardeş Payı Sözleri 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 16- 17- 18- 19- 20- 21- 22- 23- 24- Bu İşler Güçler'den 🙂 Sağolsun bir okurumuz ekledi 🙂 25- 26- 27- 28- 29- 30- Diziden sizin hatırladığınız ve bu da kesinlikle burada olmalı dediğiniz sahneleri de bize gönderebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/karima-dayanamiyorum-deyip-tutuklanmak-icin-yalvardi/", "text": "İtalya'da ev hapsine mahkum edilen 25 yaşındaki genç, Karıma dayanamıyorum, beni cezaevine gönderin. diye yalvardı. Daha sonra evden kaçarak zorla kendisini tutuklattı. İtalya'nın başkenti Roma'da, sürekli kavga ettiği karısıyla birlikte yaşamaktan bunalan bir adam, ev hapsinden kaçarak kendini tutuklattı. KOCASININ ŞİDDETİNE MARUZ KALDIĞINI SÖYLEDİ Casilino Nuovo mahallesinde, aile içi kavganın yaşandığı ihbarı üzerine bir eve giden polis, ilginç bir durumla karşılaştı. Ağlamakta olan evin hanımı, işlediği bir suçtan ötürü ev hapsinde tutulan yabancı uyruklu eşinin şiddetine maruz kaldığını söyledi. BENİ CEZAEVİNE GÖNDERİN DİYEREK YALVARDI Polislerin de yakından tanıdığı 25 yaşındaki mahkum, Ev hapsine alınarak, anlaşamadığım karımla birlikte yaşamaya mecbur edildim. Artık dayanamıyorum, stres altındayım. Lütfen beni cezaevine gönderin diyerek polislere yalvardı. EVDEN KAÇTIĞI İÇİN TUTUKLANDI Ülke basınındaki haberlere göre, güvenlik görevlileri de bunun mümkün olamayacağını söyleyince, genç adam kapıyı açarak hızla evden kaçtı. Böylece genç adamın istediği gerçekleşti ve ev hapsinden kaçtığı gerekçesiyle tutuklanarak, cezaevine gönderildi. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/karin-bolgesindeki-yaglanma-icin-ne-yapilabilir/", "text": "Karın bölgesindeki yağlanma İş hayatının en kötü yanlarından birisi de büyüyen göbeğimiz sanırım. Gün boyu ofis masasında oturarak oluşturduğumuz karın bölgesindeki yağlanma için ne yapılabilir da bu yağlardan kurtulabiliriz diye merak ediyorsanız. İlk olarak yapılması gereken çok zorlamayacak bir diyet. Mesela ekmek yemeyi bırakabilirsiniz. İkinci yapmanız gereken ise bol bol sıvı tüketmek. Sabahları aç karna içilecek greyfurtun da yağların erimesinde faydası vardır. İkinci yapmanız gereken ise yavaş yavaş artan bir spor programı Karın bölgesi kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm'nin üzerine çıktığı zaman aşırı yağlanmadan söz edebiliriz. Bu yağlanmaya kötü beslenme, hareketsiz bir yaşantı ve genler sebep olurken ne yazık ki karın, bel, kalça veya basen eriten sihirli bir diyet modeli yok. Eğer bu iddiaya sahip bir diyet öneriliyorsa ticari amaçlar var demektir. Bölgesel zayıflatan diyet yok Dengeli beslenme ilkelerine bağlı kalarak vücudun ihtiyacından daha azını tükettiğimizde yağlar çözülmeye başlar. Sadece karın eriten, özel bir egzersiz programı yok ancak takviye olarak yapabileceğimiz bir takım aktiviteler var. Yürüyüş, yürüme bandı, yüzme ve benzeri sporlar yaptığımızda vücutta kalori sarfiyatı söz konusu oluyor ve yağın yoğun olduğu bölgelerden çözülmesi daha fazla oluyor. Bazı kadınlar vücutlarının diğer bölgelerinden kilo kaybına uğrayacakları endişesini taşıyor ama unutmasınlar ve korkmasınlar yoğun olan bölgeden yağ çözümü daha çok olur, az olan bölgeden yağ kaybı daha az olur. Sarkmalara dur deyin Sadece yürüyüş yaparak yağları azaltırsak bu bölgede sarkmalarla karşılaşabiliriz. Bölgesel egzersizlerle büyük kas gruplarını çalıştırarak, karın kaslarını güçlendirici egzersizler yaparak yağ dokusunun altındaki kası güçlendirdiğimizde sarkmayı da önleriz. Düzenli beslenmeliyiz derken hayatımızdan karbonhidratlı, şekerli, yağlı yiyecekleri ve şekerli gazlı içecekleri hayatımızdan tamamen çıkarmak zorundayız. Sadece karın egzersizleri yaparak bu sorunu çözmemiz mümkün değildir. Karın egzersizleriyle birlikte kondiyovasküler hareketlerin de devamını getirmek zorundayız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/karin-bolgesindeki-yaglari-eritmek-isteyen-her-insanin-yatmadan-once-icmesi-gereken-10-mucizevi-karisim/", "text": "Yaklaşan yaz mevsimi öncesi inatçı karın bölgesi yağlarından kurtulmak isteyenlerin yardımına koşuyor ve mucize yağ yakan karışımları sizlerle paylaşıyoruz. Birkaç basit malzeme ile kolayca hazırlayabileceğiniz, susuzluğunu giderdiği gibi yağ yakmanızı da sağlayan 10 muhteşem karışım sizlerle; 1# Yağ yakmaya yardımcı olan salatalık suyu. Malzemeler; 1 salatalık 1 demet maydanoz 1 limon 1 YK rendelenmiş zencefil 1 YK aloe vera suyu 1/2 bardak su Yapılışı; Tüm malzemeleri robottan geçirerek meyve suyu haline getirin. Oluşturduğun bu meyve suyunu 1 ay boyunca yatmadan önce her akşam için. 1 ay sonunda 1 hafta ara verip, tekrar içmeye başlayabilirsiniz. 2# Salatalık ve misket limonu suyu Malzemeler; 1 misket limonu 2 salatalık 1 büyük portakal Arzu ettiğiniz kadar bal Arzu ettiğiniz kadar nane 1 lt içme suyu Yapılışı; Salatalıklardan birini dilimleyip, diğerinin suyunu çıkartın. Sıktığınız portakal, misket limonu ve salatalığın suyunu büyük bir sürahide birleştirdikten sonra üzerine içme suyunu koyun. Son aşamada sıvı karşım üzerine dilimlenmiş salatalıkları ve taze naneyi ekleyin. 3# Armut ve adaçayı Malzemeler; 10 taze adaçayı yaprağı 1 misket limonu 250 ml armut suyu 250 ml soda 1 armut Buz Yapılışı; Dilimlenmiş misket limonu ve küp küp doğranmış armudu büyük bir sürahiye koyun. Çatalla ezdiğiniz adaçayını bu sürahiye ekledikten sonra, son aşamada armut suyunu ve sodayı sürahiye ekleyin. Karışımınız hazır. 4# Anason ve tarçınlı greyfurt mucizesi Malzemeler; 500 ml taze greyfurt suyu 500 ml soda 1 bardak su 2 adet tarçın çubuğu 1 yıldız anason Taze nane Buz Şeker Yapılışı; Tarçın, şeker ve suyu şurup kıvamına gelene dek tencerede kaynatın. Şeker eridikten 5-10 dk sonra altını kapatıp, soğumaya bırakın. Kalan tüm malzemeleri sürahide birleştirip, nane ve anason ekleyin. 5# Basit mucize: Limonata Malzemeler; 5 adet limon 1 lt soda Taze nane Buz Yapılışı; 4 limonun suyunu sıkıp, kalan bir limonu dilimleyin. Tüm malzemeleri sürahide karıştırıp, üzerine buz ve nane koyun. 6# Nane şurubu ve zencefil eklenmiş misket limon suyu Malzemeler; 4 misket limonu Arzu ettiğiniz kadar zencefil Nane 1 lt soda 1/2 bardak su Buz Şeker Yapılışı; Misket limonları sıkın ve kenara ayırın. Şeker ve yarım bardak suyu tavada eritip, üzerine zencefil ekleyin. Kaynamaya başladığında ocaktan alıp, soğumaya bırakın. Soğuyan karışımın üzerine soda, buz ve limon suyunu ekleyin. Son aşamada karşımı nane ve limon dilimleri ile renklendirin. Afiyet olsun 🙂 7# Tam bir detoks harikası: Naneli, limonlu elma suyu. Malzemeler; 1 lt taze elma suyu Nane 100 ml limon suyu 1 limon Buz Yapılışı; Limonu dilimledikten sonra tüm karışımı sürahide birleştirin. İşte bu kadar basit 🙂 8# Mucizenin adı: Salatalık ve kırmızı biber Malzemeler; 1 lt su Arzu ettiğiniz kadar şeker 3 salatalık 1 büyük tatlı kırmızı biber 1 misket limonu 3 limon Taze nane Buz Yapılışı; Dilimlenmiş biber ve 2 salatalığın üzerine şeker ekleyip 1 saat bekletin. Kalan salatalığı ve 1 limonu da doğrayın. Misket limonun kabuğunu bir yere rendeleyip, ayrı bir yere suyunu sıkın. Misket limonun üzerine 2 limon daha sıkıp bekletin. Nane yapraklarını bir sürahiye koyduktan sonra, aynı sürahiye misket limonun kabuğunu, limon dilimlerini, şekerlenmiş salatalık ve biberi ekleyin. Bu şölenin üzerine tüm sıvıları ekleyip, nane ile süsleyin. 9# Efsane ananas suyu Malzemeler; 1 lt soda 1 limon 1 teneke kutuda ananas Nane Yapılışı; Bir miktar suyu dilediğin kadar şeker ile kaynatın. Limonun kabuğunu rendeleyip, suyunu sıkın. Su soğumadan içine limon rendesini ekleyin. Suyu karşımı soğuduktan sonra süzgeçten geçirip, bir sürahiye alın. Bu suya, limon ve ananas sularını ekleyin. Son aşamada ananasları doğrayıp, karışıma ilave edip dolapta soğutun. Lütfen soğuk içiniz 🙂 10# Muhteşem ikili: Çilek ve misket limon Malzemeler; 1/2 limon 1/2 misket limonu Taze nane Çilek 1 lt soda 100 ml sıcak su Buz Yapılışı; Tüm limonları sürahiye sıkın ve limon kabuklarını da aynı sürahiye atın. Çilekleri ve naneyi limon suyuna ilave edin. Tüm karışımın üzerine sıcak su ilave edip, meyve özleri çıkana dek bir süre bekletin. Bu aşamadan sonra kabukları içinde alıp, karışımı iyice soğutun. Son olarak soda ve buz ekleyerek için."} {"url": "https://www.thegeyik.com/karin-kaslarina-hayran-kalacaginiz-3-yasindaki-cocuk-ve-aslinda-iyi-bildigimiz-sirri/", "text": "Düzenli spor yapmanın ne kadar önemli olduğunu ne kadar duyarsak duyalım böyle ilginç bir örneğe ihtiyacımız oluyor. Bu çocuk sadece 3 yaşında evet yanlış duymadınız üç yaşında ve görünce sizi kendine hayran bırakacak karın kaslarına sahip. Çocuğu görünce göbeğinizi çekmek isteyebilirsiniz. Instagram'ın fitness kralı olarak nam yapan bu Avustralyalı çocuğun adı Dash. Her gün düzenli spor yapıyor. Annesi Ursula bu durumu 6 ay önce fark etmiş. Gördüğünüz gibi annesinin yanında tam bir minnoş, dondurma yiyen oyun seven bir afacan. Ama yaptığı sporlar onun şimdiden binlerce takipçisi olmasını sağlayan karın kaslarıyla kendini belli etmiş. Dash Meagher'ın instagram hesabı için kullandığı isim de @musclylittlemonster yani küçük kaslı canavar. Maşallah 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/karinda-yetistirdigi-dokuyla-hastaya-yuz-yapan-turk-doktor-dunya-tarihine-gecti/", "text": "Op. Dr. Süleyman Taş'ın 2 yıl önce uyguladığı yöntem geçtiğimiz günlerde APS 'de yayınlanarak tıp literatürüne girdi. Op. Dr. Süleyman Taş uyguladığı yönteme ilişkin, Yüzü yanan hastada, fizyolojik hamilelik taklit edilerek ilk kez kendi dokusundan yeni yüz yapıldı. Hastanın kendi dokusu kullanılarak uygulanan yeni yöntem ile yüz nakli tarihe karışabilir dedi. Yeni yüzüne kavuşan Fatma Albayrak, Aynaya baktığımda şuan ki halim daha iyi. Aynalarla barıştım. Eskiden hiç sokağa çıkamıyordum. Şimdi çıkabiliyorum. Eskiden gidemiyordum şimdi markete gidebiliyorum dedi. 2 BUÇUK AYLIKKEN SOBADAN BEŞİĞİME KIVILCIM SIÇRADI Yanan yüzü nedeniyle bugüne kadar 12 ameliyat geçirdiğini belirten Fatma Albayrak, Annemin anlattığı kadarıyla, 2 buçuk aylıkken beşikte yandım. Sobadan beşiğime kıvılcım sıçradı. O günden bugüne kadar 12 ameliyat geçirdim. Vücudumun her tarafından ameliyat için yama yani parça aldılar. Ameliyattan önce 5 duyu organım yok gibiydi. Şimdi daha rahat yemek yiyebiliyorum. Gözlerim daha iyi görüyor. Kulağım daha iyi duyuyor diye konuştu. AYNALARLA BARIŞTIM MARKETE GİDEBİLİYORUM Tedaviden sonra artık aynalarla barıştığını belirten Fatma Albayrak, Aynaya baktığımda şuan ki halim daha iyi. Aynalarla barıştım. Eskiye göre şimdi daha iyi. Eskiyi unutmak istiyorum. Şu anda yüzüme alışmaya çalışıyorum. Eskiden hiç sokağa çıkamıyordum. Şimdi çıkabiliyorum. Eskiden markete gidemiyordum şimdi gidebiliyorum dedi. FATMA, YÜZ NAKLİNİ İSTEMİYORDU YENİ BİR YÖNTEM GELİŞTİRMEM LAZIMDI Fatma Albayrak'ı tedavi eden Op. Dr. Süleyman Taş, Albayrak'ın hastalığına ve uygulanan tedavi yöntemine ilişkin, Fatma'yı tedavi etmeden önce 12 ameliyat geçirmiş ama istenilen sonucu alınamamış bir hastaydı. Gözlerini tam olarak kapatamıyordu. Ağzını tam olarak kullanamıyordu. Burnundan nefes alamıyordu. Boynunu oynatamıyordu. Kulağının bir tanesi duymuyordu. Fonksiyonel olarak çok kaybı vardı. Bu kadar fonksiyon kaybı olduğunda biz aslında yüz naklini öneriyoruz. Fakat yüz naklinin mevcut riskleri ve kullanılan aşırı ilaç tedavisi nedeniyle Fatma'ya da yüz nakli önerilmesine rağmen Fatma istememişti. Bu durumda 12 kez ameliyat olmuş her şey denenmiş, tüm parçalar alınmıştı. Artık bana kullanabilecek bir parça kalmamıştı. Hasta yüz naklini istemiyordu. Bu nedenle benim yeni bir şey geliştirmem lazımdı. Bu hastalar için yeni bir yöntem geliştirmem lazımdı. Fatma'nın durumu beni buna itti. Fatma için ve bu tür hastalara da umut olacak bir teknik geliştirdim diye konuştu. KARNINDA FİZYOLOJİK HAMİLELİKİ TAKLİT EDEREK YENİ YÜZÜNÜ HAZIRLADIM Fatma Albayrak'a uygulanan İleri mikrocerrahi ile yeniden aktırılabilir doku oluşturulması yönteminin, uluslararası bilimsel yayın olan APS dergisinde yayınlanması ile tıp literatürüne girdiğini belirten ve yöntemin ilk kez kendisi tarafından uygulandığını vurgulayan Op. Dr. Süleyman Taş, Bu teknikte karın dokusu gibi 4-5 santimetre kalınlığında da olsa bir doku 4 milim kalınlığına kadar inebiliyor ve 30-40 santimlik büyük flepler elde edilerek 15-20 santim damar sapı olan bir serbest doku aktarımı dediğimiz teknik bu. Bu şekilde büyük dokular elde edebiliyoruz. Bu sayede tüm yüzü yanmış bir hasta da bile tüm yüzünü alıp yerine yenisini koyabiliyorsunuz. Fatma'da yaptığım buydu. Karnında yeni yüzünü hazırladım daha önce ameliyat olması nedeniyle kalan doku miktarı çok azdı. O nedenle oraya balon koydum. Cilt altından ana damara kadar tüm damarları örümcek ağı gibi ortaya koyuyorum bunları kesmiyorum. Ondan sonra cildin altına yayıyorum. Bu süper mikro cerrahi dediğimiz deneyimi gerektiren aşırı milimetrik uç damarlar ile bile uğraştırmayı gerektiren çok zahmetli bir ameliyat. Dünyada ilk kez denendi. Çok güzel bir gelişme. Flep doku aktarımında çok güzel bir gelişme. Sonra ise fizyolojik hamileliği taklit ettim. Altına balon koyarak dokuyu genişlettim. Çünkü bu dokuyu oradan aldıktan sonra karında açık yara oluşurdu. Onu kapatabilmek için hamileliği taklit ettim. Karındaki doku gevşedikten sonra dokuyu aldım. Tüm yüzü çıkarıp yenisini yerleştirdim. Sonrasında ufak tefek küçük ameliyatlar yaptım. Hasta daha önce geçirdiği ameliyatlardan dolayı yüzünde artık aktarımı sağlayacak damar da kalmamıştı. Bana çok uzun bir damar sapı da lazımdı. Bu sapı da şah damarına kadara uzatmaya imkan tanıdı bu teknik. Böylece literatüre giren bir teknik oldu. Bilimsel gerçekliği de artık kanıtlandı. Bu yöntemi 2 yıl önce uygulamaya başladım. 2 hastada uyguladım. Çok başarılı sonuçlar alarak geçtiğimiz günlerde literatüre kazandırdım açıklamasında bulundu. YÜZ NAKLİ TARİHE KARIŞABİLİR Fatma Albayrak'a uygulanan yöntemin daha da geliştirilmesi halinde yüz naklinin tarihe karışabileceğini vurgulayan Op. Dr. Süleyman Taş, Hastaya fonksiyonel kazandırdıklarımızın yanında görsel olarak da artık kendisini beğeniyor olması onun sosyal yaşama kazandırılan bir birey olması manevi olarak da çok tatmin edici bir şey. Bizi teşvik eden de bu oldu. Tıbbı ilerleten bu. İnsanlara yardım iç güdümüz ve daha iyi nasıl yapabilirizden yola çıkarak geliştirdiğimiz her şey bizi mutlu ediyor. Fatma'nın bu mutluluğunun da bizim başarımızla paylaşılması bizi ayrıca mutlu ediyor. Bu tekniği geçen yıl Almanya'da düzenlenen Avrupa bir plastik cerrahi kongresinde sundum. Geçtiğimiz günlerde de tıp literatürüne yurt dışı plastik cerrahi dergilerinde yayınlayarak kazandırdım. Bu sayede bizim bu dokulara, vakalara yaklaşımımızı, bakış açımızı değiştirecek ve bu teknik artık imkansız olan doku kalmamış vakalarda bile doku oluşturmamızı ve problemleri çözmemizi sağlayacak bir teknik. Mikro cerrahi uygulanan her hastanede uygulanabilir. Bu tekniği devlet hastahanesindeyken uygulamıştım. Yurt dışında da bu teknik uygulanmaya başlandı. Dünyada bu tekniği ilk kez bizim uygulamamız heyecan verici. Yüz naklinde başı çekmiştik aynı şekilde en fazla yüz nakli yapan ülkeydik. Buna bir çözüm olan yöntemde de yine başı çekmek heyecan verici. Bu teknikte kişinin kendi dokularını kullanarak bir yüz oluşturduğumuz için red olayı söz konusu değil. Ekstradan ilaç yüklememize gerek yok. Bu da hastalarımızın diğer organlarına zarar veren ya da ömürlerini kısaltan bir teknik değil. teknik ilerledikçe daha çok uygulandıkça artık tedavi yöntemleri olan yüz nakline de muhtemelen büyük bir alternatif olacaktır. Deneyimler artıkça o zaman artık çoğu meslektaşımız, yüz nakline başvurmak yerine daha avantajlı olan bu tekniği seçecektir. O yüzden belki de yüz naklini ileride tarihe karıştıracaktır ifadelerini kullandı. Milliyet: http://www.milliyet.com.tr/turk-doktorun-gelistirdigi-tedavi-t-gundem-2399573/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/karisi-evde-yokken-kiyafetlerini-giyse-yine-iyi-cocuga-da-bakin-neler-soylemis/", "text": "Sabah'tan Mustafa Sait Özcan'ın haberine göre ünlü bir kadın televizyoncu olan A.B, dolabındaki iç çamaşırların ve kıyafetlerini yerlerinin sürekli değiştiğini görünce, bir yazılım firmasında mühendis olan eşi K.B'nin kendisini aldattığını düşündü. Çiftin 2015'de dünyaya gelen çocuğu annesine, Bu eve sen yokken bir kadın geliyor dedi. Kuşkulanan A.B, eşyalarının üzerinde ayrıca kuru temizleme etiketleri bulunduğunu da fark edince yatak odasına gizli kamera yerleştirdi. 5 YAŞINDAKİ ÇOCUKLARINI DA OYUNUNA ALET ETMİŞA. B, kamera görüntülerini izleyince şok geçirdi. Kendisine ait kadın iç çamaşırı ve kıyafetlerin bizzat kocası K.B tarafından giyildiğini tespit etti. Görüntülerde aynı zamanda makyaj yapan ve peruk takarak kadın kılığına giren K.B'nin, 5 yaşındaki çocuklarıyla bu kılıkta oyun oynadığı ortaya çıktı. ÇOCUKLARINA SÖYLEDİKLERİ SÖZLER DUYANI ŞOKE ETTİÜnlü televizyoncu A.B, soluğu mahkemede aldı. Boşanma davası açan A.B ayrıca eşi hakkında avukatı Orhan Adagül aracılığı ile 'nitelikli cinsel taciz' , 'anne babanın çocuklara zarar verecek şekilde davranması' suçlarından Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Dilekçeye göre K.B; peruk takıp, makyaj yaparak kadın kılığına girdi ve bu halde 5 yaşındaki çocuklarıyla sık sık iletişim kurdu. A.B, suç duyurusunda, eşinin 5 yaşındaki çocuklarına, 'erkeklerin büyüyünce kadın oldukları', 'etek giydikleri', 'saç uzattıkları' gibi bilgiler verdiğini öne sürdü. ÇOCUKLARINA CİNSEL YÖNDEN DE ÇARPIK BİLGİLER VERMİŞDilekçeye göre, boş zamanlarında kadın kılığına giren K.B'nin hal ve hareketlerindeki değişim, 2017 yılında iş nedeniyle Hollanda'nın Amsterdam şehrinde yaşamaya başladıktan sonra gerçekleşti. 5 yaşındaki çocukları babasının kendisine verdiği cinsel yönden çarpık bilgileri, hem annesi hem de psikologla paylaştı. BABA, ÇOCUKLARINA KADINSI TARAFINI AÇIKÇA BELLİ ETMİŞ Mağdur çocuğa yapılan psikolojik testlerde babasının kadınsı tarafını açıkça bildiği tespit edildi. Arkadaşlarıyla 'Ne komik?' isimli bir oyun oynayan mağdur çocuk bu soruya, 'Babam komik çünkü annemin kıyafetlerini giyiyor' şeklinde cevap verdi. Baba K.B, geçtiğimiz ay boşanma aşamasındaki eşi A.B'ye karşı saldırıda bulundu. K.B hakkında ayrıca 'basit yaralama' suçundan da Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/karmanin-ilham-veren-10-yasasi/", "text": "Karma, Newton'un etki-tepki prensibine benzeyen, her hareketin etkisi ve sonucu olduğuna inanan bir öğretidir. Sanskritçe kökenli bu kelime, yapmak, bir fiilde bulunmak anlamına gelir. Bu yasa aslında cezalandırma değil, eğitimdir. Bir insan davranışlarının sonucundan kaçamayabilir, fakat sadece acı çekmek için ortam hazırlar ise Karma o kişiye acı getirecektir. Karma yasalarını daha detaylıca inceleyerek, aslında bu öğretinin cezalandırıcı değil, geliştirici bir yaklaşımı olduğunu görebiliriz. 1. Büyük yasa - Neden-sonuç, etki-tepki yasasıdır. - Eğer mutluluk, sevgi, barış ve arkadaşlık istiyorsak, o zaman bizzat kendimiz mutlu, sevgi dolu, barışçıl ve arkadaş canlısı olmalıyız. - Ne ekersek, onu biçeriz. 2. Yaratılış yasası - Hayat kendiliğinden meydana gelmez, bizim de dahil olmamız gerekir. - Hem içimizde hem dışımızda, hepimiz evren ile biriz. - Etrafımızı çevreleyen her şey, bize içimizde ne olduğu hakkında ipucu verir. - Kendin ol ve etrafını, hayatında olmasını istediğin şeylerle çevrele. 3. Büyüme yasası - Nereye gidersen git, orada da sen varsın. - Ruhumuzu geliştirmek için çevremizdekileri ya da bulunduğumuz mekanları değil, kendimizi değiştirmeliyiz. - Sahip olduğumuz tek şey hayatlarımızdır. Üzerinde kontrol sahibi olduğumuz tek şey de budur. - Kalbimizde olanı değiştirirsek, hayatımız da buna uyum sağlayacaktır. 4. Sorumluluk yasası - Ne zaman hayatımızda bir problem varsa, bizde de bir sorun var demektir. - Bizi çevreleyen her şeyi yansıtırız, çevremizdeki her şey de bizi yansıtır. - Hayatımızda olup bitenin sorumluluğunu almamız gerekir. 5. Bağlılık yasası - Yaptığımız şey bize mantıksız gelse bile, evrende her şey birbirine bağlantılı olduğundan, o işin yapılması önemlidir. - Her adım, bizi biraz daha ileri götürür. - İşin tamamlanması için, birinin ilk görevi yapması gerekir. - Bir işin ilk aşaması da son aşaması da aynı öneme sahiptir. Çünkü hepsi de işin tamamlanması için gereklidir. - Geçmiş, şu an ve gelecek bağlantılıdır. 6. Odaklanma yasası - Aynı anda iki şey hakkında düşünemezseniz. - Bu sebeple eğer odağımız olumlu ruhsal kazanımlarsa, bizim için öfke ve açgözlülük gibi düşük seviye duyguları hissetmek mümkün değildir. 7. Şu an ve burada yasası - Ne olduğunu anlamak için geçmişi deşmek ya da gelecek hakkında endişelenmek bizi anı yaşamaktan alıkoyar. - Eski düşünceler, eski alışkanlıklar ve eski hayaller yenilerini edinmemize engel olabilir. 8. Değişim yasası - Tarih, doğru yola girmek için değiştirilmesi gerekeni anlamadığımız sürece, kendini tekrar eder. 9. Sabır ve ödül yasası - Bütün ödüller, öncesinde çaba gerektirir. - Uzun süreli değeri olan bir ödül kazanmak için, sabırlı olmak ve ısrarla çalışmak gerekir. - Gerçek mutluluk, yapmamız gereken işi yaptığımızda ve ödülün bize kendi zamanında geleceğine inandığımızda elde edilebilir. 10. Önem ve ilham yasası - Her kişisel katkı, aslında bütüne yapılan bir katkıdır. - İsteksizce yapılan işlerin bütüne faydası yoktur, hatta zarar bile verebilir. - Sevgi ile yapılan şeyler hayata canlılık ve ilham kazandırır. K: Uplifers"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kars-gezi-turundan-once-kars-otel-fiyatlarini-inceleyin/", "text": "Ülkemizin doğu sınırında yer alan Kars şehrimiz, kültürel bir gezi için en uygun istasyonlardan bir tanesidir. Farklı birçok doğal ve kültürel güzelliğiyle her yıl binlerce turiste kucak açan bu şehir, sizlere unutamayacağınız bir gezi deneyimi sunar. Doğu Ekspresini tercih ederek, muhteşem manzaralara şahit olabileceğiniz bir yolculuk sonunda Kars şehrine varabilirsiniz. Yöresel lezzetleriyle keyifli kahvaltılar ve akşam yemekleri yiyebilir, bu lezzet şöleniyle keyifli gezinizi nitelikli yemeklerle noktalayabilirsiniz. Konaklamak adına tercih edebileceğiniz mekanlar için Kars otel fiyatları araştırması yapabilir, sizin için uygun olan seçeneği değerlendirebilirsiniz. Hatırı sayılır manzaralara sahip doğal güzellikleri, bin yıllık mirası içinde barındıran kültürel değerleriyle renkli bir yapıya sahip olan Kars'ı ziyaret ederek hafızalarınızdan silinmeyecek hatıralar yaratmak için şimdiden planınızı yapabilirsiniz. Kars'ta Gezilecek Yerler Bir dönem önemli bir yere sahip olan İpek Yolu üzerinde bulunan Kars, çeşitli medeniyetlerin uğradığı bir şehir olmuştur. Kars, tarihi, turistik ve kültürel kollarda ziyaret edebileceğiniz birçok farklı mekana sahiptir. Her biri ayrı hikayelere sahip olan bu mekanlara bir gün yetmez! Her bir adımı tarih ve kültür kokan bu şehir, havasıyla büyüleyen, ziyaretçilerine kucak açan yapısıyla her yıl binlerce turist tarafından ziyaret ediliyor. Şehrin Kültürel Dokusunu İnceleyin Bir baştan diğer başa tarih ve kültür kokan bu şehir için ilk durağınız elbette, şehrin ortasında büyüleyici görüntüsüyle sizleri selamlayan Kars Kalesi olacaktır. Kars Kalesi etrafında bulunan yapıları inceleyerek şehrin tarihine şahitlik edebilirsiniz. Ani Harabelerinde bir gezintiye çıkarak buradaki kültürel dokuyu hissedebilir, farklı medeniyetlerden kalan izlere dokunabilirsiniz. Bu gibi mekanlara kolay ulaşım sağlayan merkez otelleri bünyesinde konaklayarak Kars'ta konaklama için ideal bir durakta vakit geçirmenin keyfini yaşayabilirsiniz. Yaz ve Kış Mevsimlerinde Kars Her mevsim farklı güzelliklere ev sahipliği yapan Kars, öncelikle kış turizmi nedeniyle aklımıza gelir. Sarıkamış Kayak Merkezi'nde her yıl binlerce turisti ağırlayan, her daim güneşin sıcaklığını hissettiren yüksek tepeleriyle misafirlerine keyifli anlar yaşatan bu tatil merkezi, Kars'ın simgesi haline gelmiştir. Bunun yanında şehrin doğal güzellikleri arasında yer alan Çıldır Gölü'nü yaz aylarına ziyaret ederek, burada avlanan sazan balığının tadına bakabilirsiniz. Yeşil bir vadinin ortasında yer alan göl manzarasını seyrederek ruhunuzu dinlendirmenin keyfini yaşayabilirsiniz. Yılın stresini üzerinizden atmanız için keyifli duraklara sahip olan Kars, nitelikli tatil fırsatlarını size sunuyor. Şehir bünyesinde yer alan turistik, tarihi, kültürel ve doğal güzellikler, bir gezi esnasında bekleyebileceğiniz her şeyi size sunuyor. Geziniz için gerekli tüm planlamaları yapıp, konaklama için Kars otelleri araştırması yaparak gezinizin rotasyonunu ayarlayabilirsiniz. Kars'ta Ne Yiyelim? Kars, medeniyetler beşiği sayılabilecek bir şehirdir. Tarih sahnesinde farklı milletlerin geçmişine şahitlik yapmış olan bu şehir, elbette ki bu süreç boyunca farklı medeniyetlerin yemek kültüründen de etkilenmiştir. Öncelikle Gravyer Peynirinden bahsetmek gerekir. Dev peynir tekerlekleriyle önce göze hitap eden bu lezzeti denediğinizde eminiz ki aklınızdan çıkmayacak. Güzel bir kahvaltı menüsü için, Gravyer Peyniri'ni aldığınızda yanında bir de hamur işi gerekir. Bu noktada Kete devreye giriyor. Yokluk yıllarında ortaya çıkmış ancak lezzetiyle adından söz ettiren Kete'yi Gravyer Peyniri ve sıcak çay ile beraber mutlaka denemelisiniz. Aynı zamanda önemli bir et kültürüne sahip olan şehir halkı, Tandırda Kaz yemeğiyle de şehrin adından söz ettiriyor. Kaz etinin Kars'ta önemli bir yere sahip olduğunu söylemek gerekir. Öyle ki şehrin en ünlü yemeği kaz etinden yapılıyor. Bunun yanında güveçte kuzu ya da koyun etiyle pişirilen Piti'den söz etmeden geçmek olmaz. Kars'a yolunuz düşerse bu lezzetlere mutlaka bir şans verin! Kars'ta Konaklama Kars'a planlayacağınız geziniz için konaklama kolunda tercih edebileceğiniz merkezdeki Kars otelleri, çeşitli imkanlarıyla sizlere harika bir tatil deneyimi sunuyor. Kars otelleri içerisinde konumuyla ve hizmet imkanlarıyla ön sırada yer alan Hotel bünyesinde, wifi, televizyon, mini bar ve sıcak içecek standı mevcut. Müşterilerin konforu için çeşitli detaylarla bürünmüş olan hotel bünyesinde güvenli bir şekilde konaklayabilirsiniz. Şehir merkezinde yer alan hotel, Kars Kalesi'ne 5 dakikalık bir yürüme mesafesindedir. Hotelin merkezde konuşlanması nedeniyle gezinizi planlayıp, tarihi ve turistik mekanlara kısa sürede ulaşım sağlayabilirsiniz. Kars tatiliniz için sağlıklı bir konaklama merkezi olan hotel bünyesinde güvenle ve konforlu bir şekilde zamanınızı geçirerek anlamlı hatıralar yaratabilirsiniz!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/karsiliksiz-burs-veren-kurumlarin-tam-listesi/", "text": "Üniversite sınavıydı, yerleştirmeydi, %75 bizdendi derken artık olayın en cafcaflı kısmına burs veren kurumları araştırma kısmına geldik. Şu an size önemsiz gibi gelse de 100 TL burs bile kan yapıyor, hele de Öğrenim Kredisi'ni geri öderken yaşayacaklarınızı düşünecek olursak bu karşılıksız burs veren vakıfları bir yoklayın. Burs alacağınız vakıf vs hakkında da araştırma yapmayı unutmayın. Burs Veren Yerler 31 yıldır 24 bini aşkın öğrenciye burs veren vakıf, her yıl bir taban puan belirliyor. Bu yılın puanları henüz belirlenmemiş ama vakfın amacı hem başarılı hem dar gelirli öğrencilerin yüzünü güldürmek... Burs başvuruları 15 Eylül ile 15 Ekim arasında yapılıyor. Kasım ayı sonunda kazananların isimleri açıklanıyor. Vakıf, bursu, yükseköğrenim süresince her yıl 9 aylık bir süre için ve geri ödeme yükümlülüğü ile veriyor. Geri ödeme ise, okulunu bitirip, bir işe giren öğrenciden tam bir yıl sonra 24 ay taksitli olarak alınıyor. Tel: (0322) 363 09 88 TOPLUM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI TOG'un koşulları diğer vakıflardan oldukça farklı... En önemli koşul, haftada en az 4 saat herhangi bir toplumsal sorumluluk projesinde gönüllü olarak yer almak... Türkiye'deki 60 üniversitede ağ kuran TOG'un diğer kriteri akademik başarı... Bursun devamlılığı için öğrencinin başarı devamlılığı esas alınıyor. Ortalama 130 milyon lira burs veriliyor. Geri ödemesi yok. Tel: (0216) 321 89 88 İSTANBUL SANAYİ ODASI VAKFI Eylül'de başvurular alınıyor. Karşılıksız olarak veriliyor. Dilekçe ile başvuru yapılıyor, uygun adaya burs veriliyor. Tel: (0212) 293 54 18 İSTANBUL TİCARET ODASI İTO, İstanbul il sınırları içerisindeki devlet üniversitelerinin ekonomi ile ilgili bölümlerinde okuyan öğrencilere burs veriyor. Burs alabilmek için çeşitli yaş sınırları aranıyor. Öğrencinin başka bir yerden burs almaması koşulu da var. Geri ödemesi yok. Ara sınıf ise alt sınıftan dersinin olmaması gerekiyor. Özel üniversite ve ikinci öğretimde okuyan öğrencilerin başvuruları kabul edilmiyor. Her yıl Ekim-Kasım aylarında başvuru yapılabiliyor. Tel: (0212) 455 60 52 İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ 1 yılı 3.5 not ortalaması ile bitiren öğrenci, sonraki yılı başarı bursuyla okuyor. Yarışmalarda Türkiye'yi temsil edip derece alanlara spor bursu veriliyor. 21.YÜZYIL Eğitim ve Kültür Vakfı BURS PROGRAMI Kimler Burs Alabilir? Amacı ülke çocuklarının, gençlerinin ve tüm insanlarımızın eğitsel, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkıda bulunmak olan YEKÜV, başarılı fakat eğitimlerini sürdürürken zorlanan ve her yıl belirlenen şartları taşıyan öğrencilere burs imkanı sunuyor. Bursun Süresi Bursa hak kazanan öğrenciler, başarılı oldukları ve bunu her eğitim dönemi başında belgeledikleri takdirde mezun olana dek bursları devam ediyor. Başarısız olan, mezun olan, evraklarını zamanında getirmeyen, Vakıf etkinliklerine gerekli katılımı sağlamayan öğrencilerin bursları sona eriyor. Burs Miktarı B urs miktarları, her eğitim döneminde yönetim kurulunca belirleniyor. Burslar karşılıksız olarak programlanıyor. Ancak öğrencilerden eğitsel, sosyal ve kültürel projelere katılmaları, öğrenci ve mezunların,toplumsal dayanışmaya katkı amacıyla gönüllülük bilincine sahip olmaları bekleniyor. 21. YÜZYIL ANADOLU VAKFI MAHMUTBEY 21.Yüzyıl Anadolu Vakfı Mahmutbey Yolu cad.No:53 Şirinevler Tel:2126543769 A. NİHAT GÖKYİĞİT EĞİTİM SAĞ. KÜLTÜR SAN. VAKFI A.Nihat Gökyiğit Eğitim Sağ. Kültürtür.San. Vakfı Tekfen Sitesi 80600 Etiler A.R. ÇARMIKLI EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI A.R.Çarmıklı Eğitim Ve Kültür.Vakfı Cumhuriyet cad.Seyhan apt.No:12/5 Elmadağ Tel: 2122320500 ABDÜLKADİR ERİS EĞİTİM VAKFI Adres:Abdülkadir Eriş Eğitim Ve Sos.Y Vakfı Cumhuriyet cad. No:27 K:4 Taksim ABDURRAHMAN BİLİMLİ KÜLTÜRTÜR SA. SOS. VAKFI Abdurrahman Bilimli Eğitim Kültürtür.Sağ.Sos.H Vakfı Davutpaşa cad.Yıldız sok. No:3 Topkapı ADEM ÇELİK BEYKENT VAKFI Adem Çelik Beykent Eğitim Vakfı Gürpınar E-5 ayrımı Beylikdüzü Tel: 2128721125 AKKANAT EĞİTİM VE SAĞLIK VAKFI BURSU Akkanat Eğitim ve Sağlık Vakfı Bursu Merkezi İstanbulda bulunan Akkanat Eğitim ve Sağlık vakfı her yıl yüzlerce üniversite öğrencisine burs veriyor. İşte Akkanat Eğitim ve Sağlık Vakfı Bursu detayları: 1.) Başvurular Eylül ayında yapılmaktadır. 2.) Sadece üniversite öğrencileri burstan yararlanmaktadır. 3.) Burs verilecek kişilerden başka hiç bir kurumdan burs almama koşulu aranmaktadır. 4.) Burs başvurusu şahsen vakıfa yapılmaktadır. Vakıftan temin edilecek form doldurulup değerlendirildikten sonra gerekli evraklar sizden istenecektir. Adres : Evren Oto Sanayi Sitesi Yanyol 2.Kısım No:6 İstanbul / İSTANBUL Telefon : 0 212 622 41 00 ALARKO EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI Alarko Eğitim ve Kültür Vakfı - Önemli Notlar Burs başvuruları okulların burs ofislerine yapılmalıdır. ALEV doğrudan burs başvurusu kabul etmemektedir. Okulların burs ofisleri bildirilen kontenjan kadar öğrenciyi seçer ve ALEV yönetimine iletir. Vakfın Amacı Ulusumuzun çağdaş uygarlık seviyesine ulaşması için toplumumuzun eğitim ve kültür seviyesinin yükselmesine katkıda bulunmaktır. ALEV, bu amaçla eğitim çağındaki başarılı ve kabiliyetli gençlerin yetişmesi için her yıl Karşılıksız Burslar vermektedir. BURSLAR, Vakfın kuruluş statüsü ve Mütevelli Hey'et kararı ile 3 kategoride verilmektedir. Bunlar; 1- Üniversite Bursları, 2- Endüstri Meslek Lisesi ve Teknik Lise Bursları, 3- Alarko Mensubu Çocukları Burslarıdır. Vakfımızın vermiş olduğu burslar hakkında detaylı bilgiler, bursların veriliş şekli ve koşulları aşağıdaki başlıklarda belirtilmiştir. 1- Üniversite Bursları A- Dr. Üzeyir GARİH Bursu İ.T.Ü. Makina Mühendisliği Bölümü son sınıf veya lisans üstü öğrenim gören 4 öğrenci, B- Alarko Eğitim Kültür Vakfı Bursu Üniversiteler bazında bölümler; İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Makina Mühendisliği Bölümü, İşletme veya Endüstri Mühendisliği Bölümü, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, İnşaat Mühendisliği Bölümü, ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Makina Mühendisliği Bölümü, Endüstri Mühendisliği Bölümü, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü, BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ Makina Mühendisliği Bölümü, Endüstri Mühendisliği Bölümü, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İşletme Fakültesi, ANKARA ÜNİVERSİTESİ Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü, GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencilerini kapsamaktadır. Yukarıdaki öğrencilerden lisansüstüne devam edenlerin bursları devam ettirilir. Koşulları: Burslar karşılıksız olup, herhangi bir hizmet veya yükümlülük gerektirmez. Öğrencinin son sınıfta olması ve alt sınıftan dersi bulunmaması gerekir. Burs alan öğrenci, düzenli bir öğrenci yaşamının gereklerini yerine getirmeyi, okuluna derslerini aksatmadan devam etmeyi kabul eder. Öğrenimin aksatılması halinde burs iptal edilir; ancak, resmi belgelere dayanan hastalık veya mazeretler sebebiyle öğrenimin aksaması halinde, burs verme süresinin uzatılıp uzatılmamasına karar verme yetkisi Alarko Eğitim-Kültür Vakfı'na aittir. Alarko Eğitim-Kültür Vakfı gerekli gördüğü hallerde verdiği bursu hiçbir sebep göstermeksizin iptal etme hakkına sahiptir. Seçim Şekli: Öğrenciler, Üniversitelerin Burs Ofislerinden aldıkları ALEV Burs İstek Formlarını doldururlar. Burs Ofisleri, bildirilen kontenjan kadar öğrenciyi seçer ve ALEV Yönetimine iletir. ALEV tarafından burs başvurusu kabul edilen öğrencilere burslarının kabul edildiğine dair bir mektup gönderilir. Ödeme Şekli: Aylık burs miktarı 2015-2016 öğretim dönemi için 250.-TL/ay'dır. Ödemeler, her ayın ilk haftası içinde yalnız öğretim aylarına mahsus olmak üzere öğrencilerin banka hesap numaralarına yapılır. 2- Endüstri Meslek Lisesi ve Teknik Lise Bursları Kapsamı: Teknik Lise ve Endüstri Meslek Liselerinin, Anadolu Teknik Lisesi ve Anadolu Meslek Liselerinin 11. veya 12. sınıfında öğrenim gören toplam 25 öğreciye burs verilir. Burslardan Bilişim Teknolojileri, Elektrik Elektronik Teknolojisi, Tesisat Teknolojisi ve İklimlendirme, İnşaat Teknolojisi, Makina Teknolojisi ve Metal Teknolojisi alanlarında öğrenim gören öğrenciler yararlanabilir. Koşulları: Burslar karşılıksız olup, herhangi bir hizmet veya yükümlülük gerektirmez. Öğrencilerin bir önceki sınıfa ait yıl sonu başarı puanının en az 85 ve üzeri olması gerekmektedir.Burs alan öğrenci, düzenli bir öğrenci yaşamının gereklerini yerine getirmeyi, okuluna derslerini aksatmadan devam etmeyi kabul eder.Öğrenimin aksatılması halinde burs iptal edilir; ancak, resmi belgelere dayanan hastalık veya mazeretler sebebiyle öğrenimin aksaması halinde, burs verme süresinin uzatılıp uzatılmamasına karar verme yetkisi Alarko Eğitim-Kültür Vakfı'na aittir. Alarko Eğitim-Kültür Vakfı gerekli gördüğü hallerde verdiği bursu hiçbir sebep göstermeksizin iptal etme hakkına sahiptir. Seçim Şekli: Öğrenciler okul yönetiminden aldıkları ALEV Burs İstek Formlarını doldurarak Okul Müdürlüklerine verirler, Okul Müdürlüğü formların doğruluğunu onayladıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığı ErkekTeknik Öğretim Genel Müdürlüğü'ne gönderir. Genel Müdürlük bildirilen öğrencilerden burs şartlarını taşıyan 25 öğrencinin seçimini yaparak, bu öğrencilerin ALEV Burs İstek Formu'nu Vakfa gönderir. Yukarıdaki şartları taşıyan ve burs almak üzere başvuran öğrencilerden başarı ve ailelerinin gelir durumları dikkate alınarak seçilenlere ALEV tarafından burs tahsis edilir. Ödeme Şekli: Aylık burs miktarı 2015-2016 öğretim dönemi için 125.-TL/ay'dır. Ödemeler, her ayın ilk haftası içinde yalnız öğretim aylarına mahsus olmak üzere öğrencilerin banka hesap numaralarına yapılır. 3- Alarko Mensubu Çocukları Bursları Topluluğumuz mensuplarının çocuklarına yönelik burslar; Lise ve Üniversiteye giden çocukları kapsamaktadır. Koşulları: Burslar karşılıksız olup, herhangi bir hizmet veya yükümlülük gerektirmez.Burs alan öğrenci, düzenli bir öğrenci yaşamının gereklerini yerine getirmeyi, okuluna derslerini aksatmadan devam etmeyi kabul eder.Öğrenimin aksatılması halinde burs iptal edilir; ancak, resmi belgelere dayanan hastalık veya mazeretler sebebiyle öğrenimin aksaması halinde, burs verme süresinin uzatılıp uzatılmamasına karar verme yetkisi Alarko Eğitim-Kültür Vakfı'na aittir. Alarko Eğitim-Kültür Vakfı gerekli gördüğü hallerde verdiği bursu hiçbir sebep göstermeksizin iptal etme hakkına sahiptir. Öğrencinin anne veya babasının Alarko Şirketler Topluluğunda en az 5 yıl çalışıyor olması gerekmektedir. Öğrencinin ailesinin 2015 yılı net gelirinin 20.000.-TL'nin altında olması gerekmektedir. Öğrencilerin bir önceki öğretim yılındaki notlarını belgeleyerek başarılarını kanıtlamaları amacıyla karne ve başarı belgesi fotokopilerini Burs İstek Formu ile birlikte Vakfa ibraz etmeleri gerekir.Burs'a kesin hak kazanmak için, anne/babanın görev yaptığı Şirket/Müessesenin en üst amirinin onayı alınır.Öğrencinin yıl kaybetmemiş olması gerekmektedir. Her aileden 1 öğrenciye burs verilir. Öğrenci burs almaya; başarısının ve burs'a ilişkin şartlarının ortadan kalkmaması kaydı ile; Liseye başladıysa lise bitinceye kadar, Üniversiteye başladıysa üniversite bitinceye kadar devam eder. Öğrencinin anne veya babasının emeklilik ve ölüm nedeni dışındaki bir nedenle Alarko Topluluğu'ndan ayrılması halinde burs iptal edilir. Seçim Şekli: Burs başvurusu, öğrencilerin daha önce doldurduğu ve Mensubun bağlı bulunduğu Şirketin Yöneticisinin de doğruluğunu onayladığı ALEV Burs İstek Formunun ALEV Yönetimine teslim edilmesi ile yapılır. Mensup Çocukları için ayrılan kontenjan ALEV'in aynı yıl verdiği Üniversite, E.M.L. ve Teknik Lise burs bütçesinin % 10 unu geçemez. Burs talebinin kontenjanı aşması durumunda müracaatlar arasından başarı sıralamasına göre seçim yapılır Bursiyer seçimde Şirketlere göre dağılım ayrıca dikkate alınır. Ödeme Şekli: Aylık burs miktarı; 2015 2016 öğretim dönemi için; lise öğrencileri için 125.-TL/ay ve Üniversite öğrencileri için 250- TL/ay'dır. Ödemeler, her ayın ilk haftası içinde yalnız öğretim aylarına mahsus olmak üzere öğrencinin banka hesap numaralarına yapılır. DARENDİLİLER EĞİTİM VAKFI Darendeliler Y.Eğitim Ve Kültür Vakfı Burs Başvurusu İstenilen Evraklar 1.Burs Başvuru Formu 2.Okulu yeni kazananlar için Üniversite Yerleştirme Sınav Sonuç Belgesinin Fotokopisi 3.Ara sınıflar için transcript ve Öğrenci Belgesi, 4.Bağlı olduğu nufus dairesince düzenlenecek olan Aile Nüfus Bildirgesi Formu 5.Gelir beyanı ile ilgili olarak; Anne ve/veya baba çalışıyorsa işyerinden onaylı maaş ya da ücret bodrosu Anne ve/veya baba tacir, çiftçi, sanayici, serbest meslek sahibi veya esnaf ise Vergi Levhasının fotokopisi Muafiyete tabi meslek grupları, bu durumlarını ilgili belediyeler, meslek odaları veya vergiden muaf olduğuna dair vergi numarası ile belirtilen kartın ilgili kuruluşlarca tasdikli fotokopisi, Emekliler için aylıklarını aldıkları Sosyal Güvenlik kurumundan onaylı maaşlarını gösterir belge, Baba çalışmıyor ve/veya anne ev hanımı ise Emekli Sandığı Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur'a bağlı olmadıklarını gösterir kurumca onaylı belgeler. 6.Öğrencinin oturduğu ev kira ise kira kontratı, lojman ise lojman belgesi 7.Okuyan kardeş varsa okudukları okullardan alacakları öğrenci belgeleri 8.Bursa başvuran öğrencinin ailesinin ikametgah ettiği yeri gösteren anne veya baba adına düzenlenmiş ikametgah belgesi 9.Forma yapıştırılmak üzere 1 adet vesikalık fotoğraf 10.Nüfus cüzdan fotokopisi DR. ALİ MÜMTAZ GÜRSOY VAKFI Dr. Ali Mümtaz Gürsoy Okut Vakfı Dr. Ali Mümtaz Gürsoy Okut Vakfı İl: Istanbul Telefon: (216) 348 75 40 Adres: Kırtasiyeci Sok. Ekşioğlu İşhanı No:11 K:2 D:48 Kadıköy / Istanbul ENSAR VAKFI Ensar Vakfı BURS ÇALIŞMALARI Ensar Vakfı, kuruluşundan bugüne kadar çeşitli üniversitelerde okuyan öğrencilere her ay karşılıksız burs verme faaliyetini sürdüregelmiştir. Burs alacak öğrencilerin seçiminde; Başarılı olmak ve maddi imkansızlık içinde olmak gibi şartlar ön planda tutulmaktadır. Ayrıca Yüksek Lisans ve Doktora yapan öğrencilere de karşılıksız burs verilmektedir. FEVZİ AKKAYA VAKFI Feyzi Akkaya Temel Eğitim Vakfı, 1980 senesinden bu yana, teknik liseler ve endüstri meslek liselerinde okuyan, maddi durumu müsait olmayan öğrencilere burs vermektedir. Vakfın burslarından bugüne kadar 50 bini aşkın öğrenci faydalanmıştır. Vakıf bursları karşılıksızdır ve bursiyerlere mecburi hizmet koşulu öne sürülmemektedir. Ancak, vakfın bursundan yararlanıp iş hayatına atılanlar, kendileri gibi, en az bir Türk gencine destek vermeyi vicdani bir yükümlülük olarak kabul ederler. Vakıf, kurucusu Feyzi Akkaya'nın da özel isteği doğrultusunda, daha çok ülkenin geri kalmış bölgelerinde okuyan öğrencilere burs tahsis etmektedir. Bursiyerler arasında kız-erkek ayrımı yapılmamakta, hatta kız öğrencilerin okuyup iş hayatında yer alabilmeleri için, pozitif ayrımcılık yapılmaktadır. Kimler Yararlanabilir? Fevzi Akkaya Temel Eğitim Vakfı Feyzi Akkaya Temel Eğitim Vakfı'nın eğitim burslarından yararlanmak için öğrencilerin aşağıdaki kriterlere sahip olmaları gerekir: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaları Karakteri ve milli duyguları sağlam olmaları Maddi desteği muhtaç olmaları Çalışkan ve başarılı olmaları Faaliyetlerini öğrenim dışına kaydırmamış ve siyasete karışmamış olmaları Uzun süre okuldan uzaklaştırma cezası almamış olmaları Sınıf Öğretmenler Kurulu'nca seçilmiş olmaları gerekir Okul idarecilerinin teklifi ve Yönetim Kurulu'nun kararı ile istisnai hallerde de burs verilebilir. Burs Kesilme Halleri Feyzi Akkaya Temel Eğitim Vakfı'nın eğitim burslarının kesilmesi için, aşağıdaki koşulların oluşması gerekir: Öğrencinin ikmale kalması ve başarı düzeyini düşürmesi Maddi durumun düzelmesi Başka bir kurumdan burs veya kredi alınması Öğrencinin ders ve ödevlerini yapmaması, özürsüz devamsızlığı sürdürmesi Öğrencilikle bağdaşmayan okul içi ve dışı faaliyetlerde bulunması Öğrencilik vakarına yakışmayacak halin, öğretim kurumları veya Vakıflar İdaresi'nce tespit edilmesi Siyasete karışması Her türlü boykot ve öğretimi engelleyecek faaliyette bulunması Öğrencilere yasak olan dernek, kulüp ve benzeri yerlere kayıtlı olması veya bu yerlere devam etmesi Hürriyeti bağlayıcı bir ceza veya ağır para cezasına mahkum olması Okul disiplin kurulunca uzun süreli okuldan uzaklaştırma cezası alması Sağlık nedeni ile Yönetim Kurulu'nun kabul edemeyeceği kadar uzun süreli öğrenime ara vermesi Her ne sebeple olursa olsun, yanlış beyanda bulunması Burslar, vakfın Yönetim Kurulu'nun kararı ile kesilir. Not: Yönetim Kurulu emrindeki Yardım Ödeneği ile burslu öğrencilerden başarılı olanların ciddi netice verecek hastalıklarının tedavi giderleri başka bir kurum tarafından karşılanmadığı takdirde karşılanabilir. FEYZİYE MEKTEPLERİ VAKFI Feyziye Mektepleri Vakfı üstün başarılı öğrencileri ödüllendirerek ve maddi durumu yetersiz, yetenekli öğrencilerine ücretsiz okuma hakkı vererek olanaklar ölçüsünde fırsat eşitliği sağlamayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede ücretsiz okuma hakkı, Feyziye Mektepleri Vakfı Ücretsiz Okutulacak Ve Burs Verilecek Öğrenciler Prosedürü gereğince Yönetim Kurulu'nun kararı ile değişik oranlarda verilir ve yürütülür. Ücretsiz okuma hakkından yararlanmak isteyen velilere, başvuru koşulları ve ücretsiz okuma hakkı ile ilgili ayrıntılar Okul Müdürlüğü'nce bildirilir. Öğrencilerimize değişik oranlarda Ücretsiz Okuma Hakkı kazandıran üç ayrı uygulama vardır: Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz Okuyacak Öğrenciler Hakkında Yönetmelik Hükümlerine göre Vakıfça verilen Ücretsiz Okuma Hakkı, Vakıf Yönetim Kurulu'nca belirlenen esaslara göre maddi durumu yetersiz öğrenciler ile liseye üstün başarı ile giren öğrencilere değişik oranlarda verilen Ücretsiz Okuma Hakkı, Ulusal ve Uluslararası Bilim, Kültür, Sanat ve Spor Alanında Üstün Başarı Gösteren Öğrencilere ilgili Prosedür ve Yönergelerde belirlenen esaslara göre değişik oranlarda verilecek Ücretsiz Okuma Hakkı. İZZET BAYSAL VAKFINDAN BURS ALABİLME ŞARTLARI 1. Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nin dört yıllık bölümlerine en yüksek puanla birinci sırada kayıt yaptıran birinci öğretim lisans öğrencilerine vakfımız tarafından burs verilmektedir. 2. Bölüm birincilerinden sonra gelen en yüksek puanlı Bolu'lu bir öğrenciye daha vakfımız burs vermektedir. Bu öğrencilerin, Bolu Merkez İlçe veya diğer İlçe ve köylerinde doğup, buraların nüfusuna kayıtlı olması gerekmektedir. KİBAR EĞİTİM ve SOSYAL YARDIM VAKFI İlk, orta, yüksek ve lisans üstü eğitim düzeylerinde okuyan, araştırma ve inceleme yapan yetenekli, maddi olanaktan yoksun çocuklara ve gençlere, burs veriyor. Vakıf toplamda 60 öğrenciye burs veriyor. Üniversite öğrencilerine 12 aylık 85 TL burs verirken, İlköğretim öğrencilerine 75 TL burs veriyor.Burs başvuruları Eylül ayında yaplıyor. Vakfın verdiği burslarla ilgili detaylı bilgiye www.kibarholding.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz. RUMELİ EĞİTİM VAKFI Vermiş olduğu burs kategorileri - Üstün Başarı Bursları - Yüksek Öğrenim Bursları - Yüksek Lisans Bursları - Doktora Bursları Başta Rumeli kökenli ve şehit ailelerinin orta dereceli okullardan mezun olup maddi yetersizliklerden dolayı üniversite veya yüksek okulllarda okuma olanağından mahrum kalan öğrencilerin her türlü eğitim, öğretim ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması için burs vermekteyiz. Okudukları okullarda parmakla gösterilecek şekilde başarılı olan Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı başarılı öğrencilerimizi ödüllendirmek, maddi ve manevi yönden de destek olmak amacı ile üstün başarı bursları vemekteyiz. Burs Şartları Rumeli Eğitim Vakfı burslarından sadece Rumeli kökenli ve şehit ailelerin çocukları faydalanabilir. Burs imkanlarından yararlanabilmeniz için herhangi bir resmi veya özel kuruluştan burs veya kredi almamanız gerekmektedir. Başka bir kurumdan burs aldığı tespit edilen öğrencinin Eğitim Bursu iptal edilir. ŞAHİNLER VAKFI BURSU Mali durumu çok zayif olan belgeleyen ögrencilere burs veren vakif, hazirlik veya 1. sinif ögrencileriyle üniversite okuyan kardesleri olanlara tip, hukuk ve mühendislik fakülteleri ögrencilere öncelik veriliyor. Burs, bir ögretim yil botunca ve 9 aylik süre ile veriliyor. TADEV TADEV üniversite öğrencilerine 1995 yılından itibaren karşılıksız burs vermek üzere çalışmalar yapmaktadır. YUMLU EĞİTİM KÜLTÜR ve BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI Yumlu Vakfı, maddi imkanları nedeniyle yüksek öğrenimlerine devam etmekte zorluk çeken başarılı öğrenciler için burslar sağlamakta ve sağlanan imkanı desteklemek amacıyla sosyal gelişim konuları da dahil olmak üzere bursiyerlerine özel imkanlar yaratmaya gayret göstermektedir. Kısaca özetlenecek olursa; öğrenci merkezleri ve benzeri kuruluşların açılmasını sağlayacak tedbirleri belirlemek, eğitim ve öğretim alanında yapılacak araştırmaların hazırlıklarını yapmak, lisan kursları açmak, teknik geziler düzenlemek, bursiyerlere staj imkanı sağlayacak kurumları tespit etmek, bursiyerler arası birliğin sağlanabilmesi amacıyla yarışma, toplantı ve sportif faaliyet düzenlemek gibi birçok aktivite, bursları destekleyici unsurlar olarak kabul edilebilir. Yümlü Vakfının aşağıda genel hatları açıklanacak olan burs konularını hangi koşullarda alabilecekleri; 'Çalışma Sistemi' başlığı altında genel olarak incelenmektedir. Ancak detaylı bilgi için 'Eğitim Hizmetleri ve Burs Yönetmeliği' isimli dosyanın incelenmesini önermekteyiz. Lisans Eğitim Bursları: Vakıf tarafından verilen bursların temelini oluşturmaktadır. Genel bir ifadeyle; üniversite ya da yüksek okul okuyan ve bu dönemlerinde maddi desteğe ihtiyaç duyan başarılı öğrencilere sağlanmaktadır ve karşılıksızdır. Yurtiçi lisans eğitim bursları hakkındaki detayları 'Çalışma Sistemi' bölümünde ya da 'Eğitim Hizmetleri ve Burs Yönetmeliği' isimli dokümanda bulabilirsiniz. Yüksek Lisans ve Doktora Bursları: Vakıf, üniversite ve yüksek okullarda devam zorunluluğu olan ve öğretim programı eğitim kurumları tarafından izlenen öğretim dallarında okuyan öğrenciler için karşılıksız burs sağlar. Yurtiçi yüksek lisans eğitim bursları hakkındaki detayları 'Çalışma Sistemi' bölümünde ya da 'Eğitim Hizmetleri ve Burs Yönetmeliği' isimli dokümanda bulabilirsiniz. Adaylık Koşulları: a) Öğretim Kurumlarının sınav yönetmeliklerine göre başarılı olmak, b) Malvarlığı ve gelir durumuna göre maddi desteğe ihtiyacı olmak, c) Kazanç getiren herhangi bir işte çalışmamak ve başka yerden ücret, burs ve kredi almamak, d) Karakter açısından sağlam ve güvenilir olmak. Yüksek Öğrenim Bursları için Başvuru Koşulları Yüksek Lisans ve Doktora Bursları için Başvuru Koşulları Yüksek Öğretim Kurumlarının ara sınıf öğrencileri, eğitim kurumlarından alacakları yüksek öğretim durumu belgelerini ve dilekçelerini, birinci sınıf öğrencileri ise mezun oldukları lise veya lise dengi okul müdürlüklerinden alacakları orta öğrenim durumu belgelerini ve dilekçelerini, kurumlarına gönderilen örneklere uygun olarak hazırlanmış şekilde Vakfa verirler. Yurtiçi yüksek lisans ve doktora eğitimi için başvuracak adayların, vakfa vermeleri gereken belgeler şunlardır: a) Dilekçe: Uzmanlık dalı ve araştırma programı hakkında yazılı bilgi verilecektir. b) Yüksek Lisans Bursu Adayları İçin: Lisans öğrenimini bitirme derecesini veya yüksek lisans öğrenimine kabul ve kayıt olduğunu gösterir Dekanlık yazısı Doktora Adayları İçin: MML ve MMLS öğrenimlerini bitirme derecelerini ve doktora öğrenimine kabul ve kayıt olduğunu gösterir dekanlık yazısı. c) Tez yürütücüsü profesör tarafından hazırlanmış tavsiye mektubu ve adayın ilmi araştırma programı. d) Nüfus cüzdanı sureti, ikametgah, adli sicil belgesi ve başarı durumunu gösteren belge. e) Taahhütname ve kefaletname. f) Adayın başarı durumu ve karakteri hakkında iki profesöründen alacağı tavsiye yazısı. Yurtdışı Bursları Yurtdışı Bursları, yalnızca yüksek lisans için ve lisans eğitimini Yümlü Vakfı'nın bursu ile tamamlamış olan bireylere sağlanmaktadır. Bu ön koşulları karşılayan bursiyerler, üniversite ya da yüksek okulunu üstün başarı ile tamamlamış ve lisan biliyor olmaları durumunda başvurabilmekte ve Vakıf tarafından en uygun görülen adaylar arasından seçilmektedirler. Vakıf tarafından sağlanan burslar içinde yurtdışı bursları karşılıklıdır. Yurtdışı bursları için başvuru koşulları hakkındaki detayları 'Çalışma Sistemi' bölümünde ya da 'Eğitim Hizmetleri ve Burs Yönetmeliği' isimli dokümanda bulabilirsiniz. Adaylık Koşulları: a) Üniversite veya Yüksek Okulu 'Yümlü Vakfı' öğretim bursu ile tamamlamış olmak. b) 30 Yaşından büyük olmamak. c) Üniversite veya yüksek okullardan en az iyi veya eşdeğerde diploma ile mezun olmak. (10 üzerinden en az 7,5. 20 üzerinden en az 15. 4 üzerinden en az 3 lük genel not ortalamasına sahip olmak). d) Yurtdışında ailesinin imkanlarıyla öğrenim yapamayacak durumda olmak. e) Gidilecek ülkenin dilini, öğrenim görebilecek düzeyde bilmek. (İngilizce, dil bilgisinin yeterli olması için, adayların TOEFL sınavından en az 550 puan almaları gerekir). İngilizce öğrenim yapacakların mesleki bilgilerinin yeterliliği, İşletme Yönetimi dalında : mühendislik ve sosyal bilimler dallarında ise testleriyle ölçülür. Bu test sonuçlarına göre; adayın sınava katılmış olanlar içinde ilk %50 ye girebilmesi gerekir. Diğer dillerde öğrenim görecek olanlar, gidecekleri ülkelerdeki dil öğrenimine gerek kalmadan yüksek lisans yapabileceklerini, gidecekleri memleketin dilini konuşan ülkelerin Kültür Ataşeliklerinden veya varsa Kültür Merkezlerinden alacakları belgelerle kanıtlarlar.) Başvuru: Yurtdışı bursları için başvuracak adayların kendilerinin hazırlamaları ve Vakfa göndermeleri gereken belgeler aşağıdaki gibi listelenmiştir: a) Müracaat formu. b) Diplomanın tasdikli örneği. c) Yüksek öğrenim süresince alınan dersleri, notları ve başarı ortalamasını gösteren tasdikli belge. d) Nüfus kağıdının tasdikli örneği ve adli sicil belgesi. e) İki adet vesikalık fotoğraf. f) Sağlık Raporu. g) İki öğretim üyesinin referans mektupları. h) Bu öğrenimi ailenin geliri ve imkanlarıyla yapamayacaklarını gösterir belgeler. Afetlere Özel Burslar Vakıf, yıllık kontenjanından bağımsız olarak; olası bir afette geçimini sağlayan velisini kaybeden öğrencilere, ya da çalışamayacak duruma gelen ailelerin yüksek öğrenim kademesindeki çocuklarına, yapılacak müracaatlar değerlendirilerek karşılıksız burs sağlar. Engelli Bursları Vakıf, çeşitli nedenlerle sakat kalan kişilerin topluma kazandırılması ve hayatlarını onurlu bir şekilde devam ettirebilmeleri için bir eğitimden geçmeleri gerektiğine inanarak, her yıl başarılı ve yetenekli engellilere her eğitim kademesi için, yüksek öğrenim kademesine karşılıksız burs verir. Her yıl bursiyer sayısının %10 una kadar öğrenci için ayrılan bu burslarda bursiyerlerin seçimi, Kurucular Kurulu ile Sakatları Koruma ve Sakatlar Derneğinin göstereceği adaylar arasından yapılmaktadır. Özel Burslar Her yıl Vakıf tarafından tespit edilecek burs sayısının %10 unu geçmemek ve Kurucular Kurulunun üyelerinin teklifi üzerine her eğitim kademesi için bu yönetmelikte öngörülen koşullar aranmaksızın özel burslar verilebilir. Bu bursların koşulları, Mütevelli Heyet tarafından tespit edilmektedir. Üçüncü Şahıs Bursları Vakıf, 'Eğitim Hizmetleri ve Burs Yönetmeliği' içerisinde belirtilen konular ile burs miktarlarına uymak kaydıyla ve belirli sayıda tutulmak koşuluyla adlarına burs vermek isteyen özel ve tüzel kişilerin isteklerini yerine getirmektedir. ÖNDER İmam hatip lisesi öğrencileri müracaat edebiliyor. Başvuru: www.onder.org.tr'de. ESKİŞEHİR SANAYİ ODASI Eskişehir Sanayi Odası: Mühendislik, ekonomi, maliye, işletme ve iş idaresi bölümlerinde okuyan, birinci ve ikinci sınıf üniversite öğrencilerine veriliyor. Telefon: 222 236 03 60 TÜRKİYE DİYANET VAKFI Diyanet İşleri Başkanlığı ile Türkiye Diyanet Vakfı'nda çalışanların yüksek öğretim kurumlarında okuyan çocuklarına burs veriyor. Telefon: 312 417 12 35 İSTANBUL TİCARET BORSASI VAKFI Marmara veya İstanbul Üniversitesi ekonomi bölümünde okuyan öğrencilere karşılıksız burs veriyor. TÜRK DİL KURUMU LYS'de ilk 2000 e giren öğrencilere aylık 400 TL burs veriyor. KIZILAY GENÇLİK MÜDÜRLÜĞÜ 0312 430 23 00 Dernekçe verilmekte olan karşılıksız burs yardımları, sosyal himayeye muhtaç, kendi imkanları ile tahsil hayatlarını devam ettiremeyen öğrencilere verilmekte olup öğrencinin başarılı olması ve sınıfta kalmaması gerekmektedir. Burs almaya hak kazanan öğrenciler sınıflarını geçtikleri ve herhangi bir şekilde öğrenimlerine ara vermedikleri takdirde bursları tahsil hayatları boyunca devam etmektedir. SAĞLIK EĞİTİM VAKFI 0212 512 18 78 Başvuru Ağustos-Eylül aylarında yapılıyor. Ağırlıklı olarak tıp fakültelerindeki öğrenciler tercih ediliyor ve 3 üncü sınıftan sonraki öğrencilere veriliyor. Burs alacaklar not ortalamalarına göre seçiliyor. SEMA YAZAR GENÇLİK VAKFI www.semayazar.org.tr / 0312 440 16 16 Başarılı ve sosyoekonomik durumu burs almasını gerektiren üniversite öğrencilerine burs veriyor. Bursun devamı her yıl başarılı olma koşuluna bağlı. Müracaatlar ekim ayı başında sona eriyor. Başvurular vakıftan alınacak formla yapılabiliyor. TOPLUM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI www.tog.org.tr / 0216 321 89 88 Toplum Gönüllüleri Vakfı 2005-2006 öğrenim yılından başlayarak TC vatandaşı olan öğretmen çocuklarına burs sağlamaktadır. YAŞAR EĞİTİM KÜLTÜR VAKFI www.yasar.com.tr/vakif / 0232 482 22 00 Üniversitelerde, yüksek ve ortaöğretim kurumlarında okuyan yetenekli, çalışkan, başarılı ancak maddi olanakları kısıtlı öğrencilere, vakfın Öğrenci Burs Yönetmeliği çerçevesinde tamamen karşılıksız burs verilmektedir. Başvurular eylül ekim aylarında yapılır. Aliye Şevket Pozcu Eğitim Öğrt Vakfı Paşa Limanı cad. 64/1 Kuzguncuk Üsküdar Tel: 2164922031 Bizim Anadolu Eğitim ve KültürVakfı Bulgurlu Mescit Sok. No:7/1 Üsküdar Tel:2163489653 İSTANBUL TİCARET ODASI BURSLARI a) Yükseköğrenim bursları: Oda'nın çalışma alanı içinde bulunan devlet üniversitelerinin İktisat, İşletme, İktisadi ve İdari Bilimler, Endüstri ve İşletme Mühendisliği, Siyasal Bilimler Fakülteleri ile dört yıllık Bankacılık ve Sigortacılık Yüksek Okulu'nda öğrenim gören yükseköğrenim öğrencileri ile ÖSYM tarafından %100 burslu ve %100 şehit burslusu vakıf üniversitelerinin İktisat, İşletme, İktisadi ve İdari Bilimler, Endüstri ve İşletme Mühendisliği, Siyasal Bilimler Fakülteleri ile dört yıllık Bankacılık ve Sigortacılık Yüksek Okulu'na yerleştirilen yükseköğrenim öğrencilerine verilir. Ara sınıflardan başvuru yapan öğrencilerde; Öğrencinin not ortalamasının 4 üzerinden en az 2,25 veya 100 üzerinden en az 60 olması ve bir üstyıla geçiş hakkını kazanmış olması gerekmektedir. Lisans Başvuru Formu b) Yüksek lisans bursları : Oda'nın çalışma alanı içinde bulunan devlet üniversitelerinin İktisat, İşletme, İktisadi ve İdari Bilimler, Endüstri ve İşletme Mühendisliği, Siyasal Bilimler Fakülteleri ile dört yıllık Bankacılık ve Sigortacılık Yüksek Okulu'nda öğrenim gören yüksek lisans öğrencilerine verilir. Yüksek lisans burslarında; öğrencinin lisans bitirme genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 3 veya 100 üzerinden en az 75 olması gerekmektedir. İkinci Öğretim başvuruları kabul edilmemektedir. İlk başvuruda; öğrencilerin not ortalamaları esas alınmakla beraber, burs almaya hak kazanan öğrencinin bursunun, öğrenimi süresince devam etmesi için yıl sonu transkriptlerinde başarısız dersinin bulunmaması gerekmektedir. Burs almaya hak kazanan öğrencinin, başka bir kurumdan karşılıksız burs almaması gerekmektedir. Daha önceden aldığı bir bursun bulunması halinde, öğrencinin seçimi doğrultusunda işlem yapılacaktır. ÇORLU TİCARET VE SANAYİ ODASI BURSU Çorlu TSO Bursu İçin Aranan Şartlar: *Anne ve/veya Babanın vefat etmiş olması , *4 yıllık üniversiteye girmeye hak kazanmış olmak/öğrencisi olmak, *Bir önceki döneme ait derslerden geçmiş olmak, *Başka bir kurumdan burs almıyor olmak, *Ailenin, Çorlu veya Çorlu'nun köylerinde ikamet ediyor olması. Yukarıdaki şartlara uymayanların başvuruları kabul edilmeyecektir. İstenen Evraklar: *Çorlu TSO'dan Temin edilecek Başvuru Formu, *Vukatlı Nüfus Örneği, *1 Adet Fotoğraf, *Banka Hesap Numarası, *Öğrenci Kimlik Belgesi, *Ailede çalışanlara ait Gelir Durumunu Gösterir Belge, *Transkript . MEHMET ZORLU VAKIF BURSU Mehmet Zorlu Vakfı, temel faaliyet alanı olan, eğitime destek çerçevesinde her eğitim döneminde yüzlerce öğrenciye burs vermektedir. Başarı ve ihtiyaç kriteri gözetilerek seçilen bursiyerler, Ekim-Haziran ayları arasında toplam 9 ay süreyle burs almaktadır. Burs Verilen Üniversiteler Akdeniz Üniversitesi Atatürk Üniversitesi Anadolu Üniversitesi Ankara Üniversitesi Boğaziçi Üniversitesi Celal Bayar Üniversitesi Çukurova Üniversitesi Dicle Üniversitesi Dokuz Eylül Üniversitesi Ege Üniversitesi Fırat Üniversitesi Gazi Üniversitesi Hacettepe Üniversitesi İnönü Üniversitesi İstanbul Üniversitesi İstanbul Teknik Üniversitesi Karadeniz Teknik Üniversitesi Marmara Üniversitesi Mimarsinan Üniversitesi Orta Doğu Teknik Üniversitesi Pamukkale Üniversitesi Trakya Üniversitesi Uludağ Üniversitesi Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yıldız Teknik Üniversitesi Not: Üniversite burs başvuruları ilgili üniversitelerin burs ofislerinden yapılmaktadır. TÜBİTAK BURSU Türkiye'de Doğa Bilimleri, Mühendislik ve Teknoloji, Tıbbi Bilimler, Tarımsal Bilimler, Sosyal Bilimler ve Beşeri Bilimlerde tezli yüksek lisans yapmakta olan öğrencilere karşılıksız burs verilecektir. Bursiyerler, koşulları sağlayan başvurular arasından, adayların lisans ağırlıklı genel not ortalamaları ve Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı puanları esas alınmak suretiyle, gerektiğinde üniversitelere ve alanlara göre dağılım da gözetilerek, TÜBİTAK-Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı Değerlendirme ve Destekleme Kurulu'nca belirlenecektir. Programa üniversitelerimizde, kamuda ya da özel sektörde çalışanlar da dahil koşulları sağlayan tüm tezli yüksek lisans öğrencileri başvuru yapabilirler. BAŞVURU YÖNTEMİ VE BURSİYER ADAYLARININ SEÇİMİ Adaylar, http://www.tubitak.gov.tr/bideb adresinden başvuru dönemi içinde erişebilecekleri sayfada son başvuru tarihinde mesai saati bitimi olan 18:00'a kadar (Saat 18:00'da sistem otomatik olarak kapanır) istenen bilgileri eksiksiz olarak girip onayladıktan sonra başvuru formunun PDF çıktısını alarak imzalayacaklar ve istenildiğinde BİDEB'e ulaştırmak üzere saklayacaklardır. Başvuru sırasında yanıltıcı veya gerçeğe aykırı bilgi verenler, hukuken sorumlu olacaklardır. Adayların internet üzerinden beyan ettikleri bilgiler esas alınarak belirlenecek değerlendirme puanlarının hesaplanmasında: Mezun olduğu üniversitenin eğitim öğretimde kullanmış olduğu not sistemi esas olmak üzere yüzlük sistemdeki ağırlıklı genel not ortalaması aynen kullanılır, 4 lük sistemdeki ağırlıklı genel not ortalaması ise Yüksek Öğretim Kurulu'nun belirlemiş olduğu 4'lük Sistemdeki Notların 100'lük Sistemdeki Karşılıkları tablosu esas alınmak suretiyle yüzlük sisteme dönüştürülür. Üniversitelerin kendi dönüşüm tablolarına göre 100'lük sisteme dönüştürdükleri notlar esas alınmaz. Başvurduğu programın puan türünde alınan ALES puanları aynen bırakılacaktır. Yukarıda belirtildiği şekilde yüzlük sistemde ifade edilen Lisans not ortalamalarının %50'sinin ve ALES puanlarının %50'sinin toplamı alınır. Yukarıda belirtilen hesaplama yöntemiyle belirlenen değerlendirme puanına göre yapılacak sıralama sonucunda, program bütçesi çerçevesinde desteklenebilecek bursiyer sayısı dikkate alınarak BİDEB Değerlendirme ve Destekleme Kurulu tarafından belirlenecek destekleme puanı ve üstünde puan alanlar bursiyer adayı olacaklardır. BİDEB Değerlendirme ve Destekleme Kurulu, gerektiğinde üniversitelere ve/veya alanlara göre dağılımı esas alarak farklı destekleme puanları belirleyebileceği gibi, bazı alanlara-bölümlere-bilim dallarına hiç destek verilmemesini de kararlaştırabilir. Bursiyer adayı olarak belirlenenlerden ilanda istenilen belgeleri belirtilen süre içerisinde gönderenlerin belgeleri incelenir. İnceleme sonucunda yanıltıcı ve gerçeğe aykırı bilgi verenler ile belgelerini hiç göndermeyenlerin bursiyer adaylıkları iptal edilir. Belgelerin incelenmesinden sonra, bursiyer adaylarının listesi ve aşağıda sayılan belgelerin ulaştırılacağı tarih aralığı, başvuru döneminin bitiminden itibaren 5 hafta içinde http://www.tubitak.gov.tr/bideb adresinde ilan edilecektir. Bursiyer adayı olma hakkını kazananlara ve kazanamayanlara ayrıca bildirim yapılmayacaktır. BURSİYER ADAYLARINDAN İSTENECEK BELGELER Aşağıda sayılan belgelerin aynı sıraya göre düzenlenip gönderilmesi gerekmektedir. 1. Adayın internet üzerinden yaptığı başvuru sonucunda PDF çıktısını alıp imzaladığı başvuru formu, 2. Adayın tezli yüksek lisans programındaki durumunu gösteren ve yüksek lisansa kabul tarihini gün-ay-yıl olarak belirten öğrenci işleri biriminden alınmış yeni tarihli öğrenci belgesinin aslı, 3. Aday; a. Halen bilimsel hazırlıkta ya da yüksek lisans öğreniminin herhangi bir aşamasında ise, 2012-2013 güz yarıyılında almakta olduğu ve varsa daha önce aldığı dersleri ve kredilerini gösteren yeni tarihli transkriptin aslı , b. Lisan hazırlık sınıfında öğrenim görmekte ise ya da lisan öğrenimi için süre almış ise, öğrenci işleri biriminden alınmış yeni tarihli durumunu belirten belgenin aslı, c. Yüksek lisansa kabul edildikten sonra lisan hazırlık okuyup da bitirmiş ise, öğrenci işleri biriminden ya da hazırlık okulundan alınmış başlama ve bitirme tarihlerini gösteren belgenin aslı, 4. Adayın lisans öğrenimi sırasında almış olduğu tüm dersleri, bu derslerin notlarını, ağırlıklı genel not ortalamasını ve mezuniyet tarihini gösteren transkriptin aslı veya onaylı sureti, 5. Adayın lisans geçici mezuniyet belgesinin ya da diplomasının üniversite veya noter tarafından onaylanmış sureti, 6. Adayın 2009 sonbahar döneminde ya da sonrasında girdiği ALES sonuç belgesinin renkli fotokopisi veya bilgisayar çıktısı, 7. Adayın kayıtlı olduğu yüksek lisans programının gerektirdiği ALES puan türünü belirten enstitü tarafından hazırlanmış belge, 8. Adayın özgeçmişi ve varsa yayın listesi , BURSİYERLERİN BELİRLENMESİ İstenen belgeleri eksiksiz ve usulüne uygun olarak süresi içinde ulaştıran adayların, internet üzerinden yaptıkları başvurularındaki beyanları ile belgeleri karşılaştırılır. İnceleme sonucunda yanıltıcı ve gerçeğe aykırı bilgi verenler ile belgelerini süresinde göndermeyenlerin bursiyer adaylıkları iptal edilir. Belgeleri beyanlarına uygun bulunanlar bursiyer olarak ilan edilirler. Burs verilenlerin listesi ve bunlardan istenen diğer belgelerin ulaştırılacağı tarih, yukarıdaki belgelerin ulaştırılacağı tarihten itibaren 5 hafta içinde http://www.tubitak.gov.tr/bideb adresinde ilan edilecektir. Ayrıca burs verilenler, izlenmesi gereken aşamalar ve istenen belgelere ilişkin bilgileri içeren Bildirim Yazısı'na e-BİDEB üzerinden ulaşabileceklerdir. Burs verilenler, örneğine başvuru sırasında yine e-BİDEB üzerinden ulaşılabilecek olan, Yüklenme Senedi ve Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefalet Senedini ve Bildirim Yazısı'nda sayılan diğer belgeleri BİDEB'e belirlenen sürede ulaştıracaklardır. Bu belgelerin belirlenen sürede usulüne uygun olarak ulaştırılmaması halinde burs tahsisi geçersiz olacaktır. BURSİYERLİK SÜRESİ VE BURS MİKTARI Akademik programda, bursiyerin yüksek lisans derslerine başladığı yarıyıl esas alınarak öğrenciliğinin ikinci yılının sonuna kadar devam ettirilir. Bursiyer bilimsel hazırlık okumuşsa öğrenim süresinin ilk üç yılında en fazla 2 yıl süreyle burs alabilir. Derslerine güz yarıyılında başlayanların bursları ikinci yılın Ağustos ayı sonunda, bahar yarıyılında başlayanların bursları ikinci yılın Ocak ayı sonunda kesilir. Öğrenimlerini bursiyerlik süreleri dolmadan bitirenlerin bursiyerlikleri, enstitüsünün öğrenci işleri birimince düzenlenmiş mezuniyet belgelerinde yazılı tarih dikkate alınarak, ay sonu itibariyle sona erer. Lisan hazırlık sınıfında burs ödenmez. Aylık burs miktarı, yurt içi yüksek lisans bursundan başka burs, kredi, ücret, maaş, ticari kazanç vb. düzenli geliri olmayanlar için 1.500 TL/ay, olanlar için 400 TL/ay'dır. Bursiyer, gelirinin sona ermesi durumunda tam burslu statüye, başka gelir elde etmeye başlaması halinde de kısmi burslu statüye geçirilir. TEKFEN VAKFI BURSU Burslar, başarı oranı yüksek öğrencilere Yönetim Kurulunca yapılacak değerlendirmeye göre verilir. Burstan istifade edebilmek için öğrencinin okuldan, herhangi bir özel kurum ya da kuruluştan başkaca burs almamış olması şarttır. Burs talebinde bulunan adayın, burstan yararlanabilmesi için Tekfen Vakfı Öğrenim Bursu Uygulama Kriterlerinde öngörülen şartlara uyması, Yönetim Kurulunca bursiyerliğinin kabulü gerekir. Yönetim Kurulu'nun uygun gördüğü sürece bursiyerlerin burs alabilmeleri için öğrenime ara vermemiş olmaları ve öğrenimlerinin aksaksız devam etmesi şarttır. Bursiyerlerin bursunun devamı için, bursiyerin sınıfını hiçbir dersten kalmadan geçmesi ve eğitimini normal sürede bitirmesi şarttır. Bursun devamı konusu Yönetim Kurulunun kararına bağlıdır. Bursiyerler bunu her sene sonu okuduğu okul idaresinden alacağı öğrenim belgesi ile tevsik etmek ve yeni dönem için kaydını yenilemek zorundadır. Tekfen Vakfı'nın desteği ile tabii afetler sonrası verilecek burslarla ilgili şartları Vakıf Yönetim Kurulu belirler. Burs verilecek öğrencinin dürüst, sorumluluk hissi yüksek, sağlam karakterli, tutum ve davranışlarında ölçülü ve milli duyguları ve vatandaşlık hissi kuvvetli olması aranılan temel niteliklerdir. Bu niteliklere uyan öğrenciler Yönetim Kurulu'nca saptanan kıstaslara göre değerlendirilir. Orta ve Yükseköğrenim bursları için bu okullara giriş sınavında alınan puanları, öğrencinin bir önceki okuldaki veya daha önceki sınıflardaki başarı durumları, ailevi ve kişisel durumlarıyla mali desteğe olan ihtiyacı göz önünde bulundurulur. Burs için seçilen öğrencilerle ayrıca mülakat yapılır, gerekli görüldüğü takdirde sınava tabi tutulur. Burs için başvurma zamanı genelde Eylül Ekim ayları arasında yapılır. Ortaöğretime geçiş Sistemi Seviye Belirleme Sınav Sonucu sonuçları ile Üniversite giriş sınav sonuçlarının ve okulların açılış tarihlerine göre bu süre değişebilir. Burs alma şartlarına uyumlu olduğu halde, kontenjan yetersizliğinden ilk yıl burs alamayanlar ertesi yıl yeniden başvurabilir. Bunların durumu devam ettikleri okuldaki sınıf geçme notu genel esasları dahilinde değerlendirilir. BİLDİRİMİN TETKİKİ Yönetim Kurulu, gerek gördüğü hallerde bursiyer tarafından verilen bildirimi ve diğer bilgileri tetkik edebilir veya ettirebilir. Gerekli hallerde öğrenim kurumundan da bilgi isteyebilir. Yapılan inceleme sonunda verilen bilgilerin yanlış olduğu saptanırsa verilmekte olan burs kesilir ve ödenmiş olan bursların tutarı, herhangi bir ilama lüzum kalmaksızın ve velisinin gelirlerinden defaten tahsil edilir. BURSİYERLERİN TESBİTİ VE ÖDEME Yönetim Kuruluna yapılan başvurular değerlendirildikten sonra hak kazanan öğrenciler Yönetim Kurulu kararıyla tespit edilir. Yönetim Kurulunca belirlenen Tekfen Vakfı Öğrenim Bursu Sözleşmesi öğrenci ve velisi tarafından imzalanır. Ödemeler: Ödemeler Tekfen Vakfı'nın belirlediği ödeme planına uygun olarak, bir öğretim yılı içinde bursiyerin veya velisinin adına açılan bir banka hesabına Tekfen Vakfı tarafından yatırılır. BURSUN KESİLMESİ Sınıfta kalanların, Devam etmekte oldukları öğretim kurumundan bir üst sınıfa geçtiklerini gösterir belgeyi kayıt yenileme süresi içinde Yönetim Kuruluna getirmeyenlerin, Okulu bırakan ya da okulla ilişiği kesilenlerin veya Yönetim Kurulunun iznini almadan öğrenim dalını veya okulunu değiştirenlerin, Tekfen Vakfı'ndan burs aldığı sürece bir başka özel kurum ya da kuruluştan burs, öğrenim kredisi alanların, Öğrenciye yakışmayacak tutum ve davranış içinde veya ülkemiz bütünlüğüne ve milli menfaatlerimize aykırı faaliyette bulundukları yargı ve ilgili öğretim kurumu yetkili organlarının kararı veya güvenilir belge ve şahitlerin tevsik ve beyanları ile sabit olanların, Öğrenim gördüğü okuldan ilişiğinin kesilmesini gerektirecek bir suçtan mahkum olanların, öğretim kurumları yönetimince sürekli çıkarma cezası verilenlerin, Her ne sebeple olursa olsun Yönetim Kurulu'na yanlış beyanda bulunanların burslarının kesilmesine, bursun kesilmesi sonrası yapılacak işlemlere Yönetim Kurulu karar verir. Yukarıdakiler dışında bursun kesilmesini gerektirecek diğer sebep ve faktörlerde, Yönetim Kurulunca değerlendirilerek karar verilir. Genelde istisnai haller dahil bursun kesilmesine ve devamına Yönetim Kurulu karar verir. Yönetim Kurulu kararları kesindir ve itiraz hüküm ifade etmez. Yönetim Kurulunca haksız olarak alındığı ve kesilmesine karar verilen bursların tamamı kanuni faizi ile birlikte Tekfen Vakfı'na geri ödenir. BURSİYERİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ BURSUN BİTİMİ BAĞIŞLAMA Bursiyer tahsilini bitirdiğinde durumu en geç bir ay içinde Yönetim Kurulu'na bildirmeye mecburdur. Bursiyer tahsilini ikmal ettiğini Tekfen Vakfı'na bildirmediği takdirde Tekfen Vakfı'ndan aldığı tüm bursları kanuni faizi ile def'aten ödemeyi kabul etmek zorundadır. CAFER SADIK ABALIOĞLU BURSU Bu vakıf her yıl üniversite öğrencilerine burs vermektedir. Burs başvurusunu yapabilmek için herhangi bir yerden burs almıyor olmak, bursu yardımına ihtiyacınızın olması, alttan dersinizin olmaması gerekmektedir. Cafer Sadık Eğitim Vakfı sadece belirlemiş olduğu üniversitelerde okuyan öğrencilere burs hizmeti sağlamaktadır. İşte burs başvurusu yapabilecek üniversitelerin isimleri: İstanbul Üni. Hacettepe Üni. ODTÜ İTÜ Boğaziçi Üni. Ege Üni. Ankara Üni. Yıldız Teknik Üni. Marmara Üni. 9 Eylül Üni. Katü Pamukkale Üniversitesi Detaylı bilgi için: Adres: Çamlık Cad. Apt no:9, 2. ve 3. kat Denizli, Kınıklı Telefon: 0 258 213 43 00 IC İBRAHİÇ ÇEÇEN VAKFI BURSU Her yıl olduğu gibi IC İBRAHİM ÇEÇEN VAKFI başarılı ve maddi desteğe ihtiyacı olan üniversite öğrencilerine 2015-2016 öğretim yılında da karşılıksız burs verecektir. BURS başvuruları 30 Eylül 2015 tarihine kadar kabul edilecek olup burs başvuru formu ve istenilen belgeler www.icvakfi.org sitesinden temin edilebilir. Başvurular sadece posta yoluyla veya elden Vakıf adresine yapılacaktır. Burslar, eğitim süresi içinde Ekim ayından itibaren 9 ay boyunca verilir. Burs miktarı aylık 240 TL'dir. Burs almak için başvuran öğrencilerin aşağıda belirtilen koşulları taşıması gerekmektedir: Tüm üniversitelerin tıp, mühendislik, hukuk, işletme, kamu yönetimi, uluslar arası ilişkiler bölümlerinden birinde öğrenim görüp imkanları kısıtlı olmak, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi'nde yüksek öğrenim görüyor olmak, Adli veya disiplin suçu işlememiş olmak, Başarılı öğrenci olmak, Kazanç getiren sürekli bir işte çalışmıyor olmak, Kredi Yurtlar Kurumu dışında başka yerden burs almıyor olmak. Başvurular İçin Gerekli Belgeler a-Dilekçe b- Burs Başvuru Formu c- Nüfus Cüzdanı Örneği( 2 adet )d- Nüfus kayıt Örneği e- 3 adet fotoğraf f- Adli sicil belgesi g- Öğrenci belgesi h- İkametgah kağıdı ( 2 adet ) ı- Ders durumunu gösteren belge (transkript: 1. Sınıf öğrencileri hariç) i- Ailenin gelir durumu beyanı Başvuruda bulunan öğrencilerin durumu, Vakıf Yönetim Kurulu tarafından değerlendirilerek Ekim ayında kendilerine duyurulacaktır. Burslar öğrenim yılı boyunca verilecek olup, mezuniyetini uzatanların bursu kesilir. İbrahim Çeçen Vakfı Burs programının amacı, başarılı öğrenciler arasından seçilecek olanlara, karşılıksız burs vererek, onların eğitim ve öğrenimlerini başarı ile tamamlamalarına ve ülkeye yararlı bireyler olarak yetişmelerine yardımcı olmaktır. 2004 yılında kurulan Vakıf bugüne kadar 8000'i aşkın gence burs vermiş olup geçen yıl da 430 öğrenciye burs vermiştir. Ayrıntılı bilgiye http://www.e-burs.net/136-ic-ibrahim-cecen-vakfi-burs-basvurulari-basladi.html bu linkten ulaşabilirsiniz. ELGİNKAN VAKFI Vakfımızın burs adaylık ve başvuru şartları. Maddi İmkanları Yetersiz Olmak Vakıf bursuna aday olabilmek için öğrencinin maddi imkanlarının yetersiz olduğunu kabul ve beyan etmesi esastır. Bunun için her aday, ailesinin ve kendisinin mal varlığı ve gelir durumunu tam olarak belgelendirmek zorundadır. Bilgilerin eksik ve yanlış olarak verildiği Vakıf tarafından yapılan araştırma sonucunda kesin olarak tespit edildiği takdirde burs Vakıf tarafından kesilir ve o tarihe kadar bursluya yapılan ödemelerin Vakıf tarafından geri ödenmesi talep edilebilir. Burs almaya başladıktan sonra maddi durumu iyileşen burslu, bursunun kesilmesini ister. Başarılı Olmak Lisans Bursları Vakıf bursları lisans kademesinde, hazırlık sınıfı ve birinci sınıfa kayıt yaptıran yeni öğrencilerle, ara sınıf öğrencilerine verilir. Hazırlıktan birinci sınıfa geçenler ara sınıfta sayılır. Dağıtımda ara sınıf farkı gözetilmez; maddi imkandan daha mahrum olan başarılı adaya öncelik tanınır. Bursun tahsisi ve sürdürülmesi için gerekli başarı şartları aşağıda gösterilmiştir: Ara sınıf öğrencileri için burs, altyıl veya yarıyıl normal eğitim-öğretim programının derslerinden başarısız dersi olmayan ve eklemeli başarı not ortalaması 4 üzerinden yapılan değerlendirmede en az 2.50/4.00, 100 üzerinden yapılan değerlendirmede en az 70 olup bir üst yıl veya yarıyıla geçiş hakkı kazanan adaya tahsis edilir. Başarı derecesi yüksek olan adaya öncelik tanınır. Lisansüstü Bursları Üniversitelere bağlı enstitülerde lisansüstü eğitim yapan başarılı ve maddi imkanı kısıtlı olan öğrencilere başvurmaları halinde karşılıksız burs verilir. Tezli yükseklisans için öğrencinin lisans mezuniyet genel not ortalamasının en az 3.00/4.00 veya 75/100; doktora için de yükseklisans genel not ortalamasının en az 3.20/4.00 veya 80/100 olması şarttır. Başvuruların değerlendirilmesinde akademik özgeçmiş ve lisansüstü eğitim konusunun ülkemizin kültürel gelişimine ve sanayinin bilimsel ve teknolojik gelişimine katkısı dikkate alınır. DİĞER ŞARTLAR VE ÖZELLİKLER Vakıf burslarına başvuru tarihinde adayların; lisans eğitimi düzeyinde 22; tezli yüksek lisans düzeyinde 26; doktora düzeyinde 28 yaşından büyük olmamaları şarttır. Askerlik görevini uzun süreli olarak yapmış erkek adaylara 2 yaş daha eklenir. Lisansüstü burslarına başvurularda adayların tez danışmanları ya da diğer öğretim üyelerinden talep ederek alacakları, Vakfa hitaben yazılmış bir tavsiye mektubu aranır. BURS TAHSİS SÜRECİ Burs Komisyonunun Oluşturulması Yönetim Kurulu her takvim yılının ilk yönetim kurulu toplantısında, başvuruların kabulü ve değerlendirilmesi ve burs tahsisi cetveli'nin nihai karar için Yönetim Kurulu'na önerilmesi görevini yapacak bir Burs Komisyonu oluşturarak çalışma şeklini belirler. Burs Komisyonu, Yönetim Kurulu'nun Vakfı temsilen kendi üyeleri ve/veya Vakıf Yöneticileri arasından belirleyeceği iki temsilci ile Vakıf Mütevelli Heyeti'nde temsil edilen üniversitelerin temsilcilerinden oluşur. Söz konusu Üniversiteler Burs Komisyonu'nda yer alacak temsilcilerini belirleyerek, isimlerini Vakfa bildirir. Burs Komisyonu'nda yer alan Üniversiteler ve Yönetim Kurulu'nca uygun görülecek diğer Devlet Üniversiteleri ile Vakıf arasında bahse konu Yönetmeliğin uygulanması amacıyla işbirliği tesis edilir. Üniversiteler kontenjanların lisans ve lisansüstü öğrencilere duyurulmasını, başvuruların kabulü ve ön değerlendirmesinin yapılmasını üstlenirler, bunun için kendi bünyelerinde gerekli sistemi oluştururlar. Kontenjanların Tesbiti ve Duyurulması Her Üniversite için yıllık kontenjan miktarı; bursların türleri, miktar ve süreleri Vakıf bütçesinde bu iş için ayrılan ödeneğe uygun olarak her takvim yılının ilk yönetim kurulu toplantısında Vakıf Yönetim Kurulu tarafından kararlaştırılır. Bu bilgiler gerekli işlemlerin yapılabilmesini teminen ilgili üniversite temsilcilerine ivedilikle duyurulur. Kontenjanların lisans ve lisansüstü öğrencilere duyurumu Üniversiteler tarafından gerçekleştirilir. Bursun Süresi Vakıf Bursları genel ilke olarak Ekim başında başlamak üzere yılda 12 ay süre ile verilir. Vakıf bütçe imkanlarında olağandışı bir sebeple daralma olmadığı sürece, bu yönetmelik hükümlerine göre başarısı tespit edilen ve istikrarlı bir şekilde bunu devam ettiren öğrencinin her sene başvurusunun alınmasına gerek olmaksızın mezun olana kadar bursunun devam etmesi esastır. Burslar; lisans öğrencilerine yönelik olarak hazırlık sınıfları için azami bir yıl, lisans eğitimi için azami dört yıl, lisans üstü öğrenciler için Master programında azami iki yıl, doktora programında azami dört yıllık süre için verilir. Başvuru Vakıf bursu için başvurular, Üniversitelere gönderilen örneği ekli Öğrenci Başvuru Belgesi ile yapılır. Bu yönetmeliğin İkinci Bölüm'ünde sıralanan adaylık şartlarını taşıyan istekli her öğrenci, Üniversitesinden temin edeceği Öğrenci Başvuru Belgesini doldurur ve gerekli diğer belgeleri de ekleyerek ara sınıflar için en geç Temmuz ayının sonuna, hazırlık ve ilk sınıf öğrencileri için en geç Eylül ayının sonuna kadar Üniversitesinin Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı'na veya Üniversitenin bu konuda görevlendireceği birime teslim eder. Gerekli adaylık şartlarını taşımayan öğrencinin başvurusu Üniversite Burs Komisyonu veya ilgili birim tarafından işleme konmaz. Yapılacak başvurularda, Öğrenci Başvuru Belgesi'nin ekinde bulunması gereken belgeler şunlardır: Nüfus Cüzdanı Örneği, Savcılıktan iyi hal kağıdı, Lisans öğrenimine yeni başlayan bursiyer adayları için başarı belgesi olarak adayın ÖSYM Sonuç Belgesi fotokopisi ile gerekirse Üniversiteye girişteki başarı sırasını gösteren Üniversite Öğrenci İşleri Daire Başkanlıklarından alınacak belge; Lisans öğrenimi ara sınıfındaki bursiyer adayları için başarı belgesi olarak adayın tamamladığı son ders yılı veya yarı yıl itibariyle derslerinden aldığı notları, bütün derslerin genel not ortalamasını; Lisansüstü öğrenimine yeni kaydolan adaylar için başarı belgesi olarak adayın lisans öğrenimi süresince almış olduğu dersleri, bu derslerden aldığı notları ve ağırlıklı genel not ortalamasını gösteren not belgesinin aslı veya Üniversitece onaylı fotokopisi ve tezli yükseklisans veya doktora öğrenimine kabul edildiğini gösterir Üniversite belgesi ve ilgili öğretim üyelerinden alınmış tavsiye mektubu. Lisansüstü öğreniminin ileri yıllarındaki adaylar için başarı belgesi olarak lisansüstü öğrenimi süresince almış olduğu dersleri, bu derslerden aldığı notları ve ağırlıklı genel not ortalamalarını gösteren not belgesinin aslı veya Üniversitece onaylı fotokopisi; varsa yayın listesi ve yayınlardan birer kopya; ve ilgili öğretim üyelerinden alınmış tavsiye mektubu. Vakıf tarafından istenebilecek diğer belgeler. Adayların Seçilmesi Vakıf bursiyerlerinin seçimi iki aşamada gerçekleştirilir. İlgili her üniversitenin Öğrenci İşleri Dairesi Başkanlığı'na veya Üniversitenin bu konuda görevlendirdiği birime sunulan öğrenci başvuru belgeleri Üniversite Burs Komisyonu tarafından değerlendirilir. Üniversite, kendilerine başvuruda bulunan adayları inceleyerek, üniversitesine ayrılmış kontenjanın iki katı kadar sayıda adayı seçerek Vakfa bildirir. Bursların verilmesinde %50 başarı, %50 maddi durum kriteri dikkate alınır. Burs Komisyonu, adayları bu kriterlere göre sıraya koyar ve bir tutanak hazırlar. Burs Komisyonu tutanağında burs tahsisi için seçilen adayların adlarını soyadlarını ve başarı derecelerini sırayla gösteren burs tahsis cetveli ve her adayın Öğrenci Başvuru Belgesi ve ekleri bulunur. Burs Komisyonu, tutanağı ve eklerini bir yazı ile 15 Ekim'e kadar Yönetim Kurulu'na gönderir. VEHBİ KOÇ BURSU Maddi gücü yetersiz ama yetenekli gençlere eğitimde fırsat eşitliği yaratmak. Vakıf bu nedenle, okumaya hevesli gençleri 1969 yılından bu yana verdiği eğitim burslarıyla desteklemekte ve onların topluma yararlı olmalarına imkan sağlamaktadır. Vehbi Koç Vakfı 2008 sonu itibarıyla 40 bine yakın öğrenciye burs vermiştir. Nitelikler Meslek lisesi ve üniversite ağırlıklıdır. Her Alanda Öncü... Vakıf bugüne dek kamu ve özel kuruluşlar arasında üniversite öğrencilerine en yüksek tutarda burs veren kuruluş olmuştur. Vakfın burslarından her yıl 2.000 e yakın genç yararlanmaktadır. Vehbi Koç Vakfı toplam bursiyer adedi, Meslek Lisesi Memleket Meselesi Projesi ile, 10.000 olarak hedeflenmektedir. SABANCI VAKFI LYS'de Sabancı Vakfı tarafından belirlenen taban puanları sağlayarak yine Sabancı Vakfı tarafından burs kontenjanı tahsis edilen üniversitelere yerleştirilen başarılı ve maddi desteğe ihtiyacı olan öğrencilere verilir. Burs başvurusu yapmak isteyen öğrenciler 15 Eylül 15 Ekim tarihleri arasında öğrenim gördükleri üniversitelerin Öğrenci İşlerine / Burs Ofisine başvuru yaparlar. Üniversite tarafından bursiyerlerin değerlendirilmesi adayların yüksek başarı ve maddi gereksinimi dikkate alınarak yapılır, seçilen bursiyerlerin isimleri Sabancı Vakfı'na bildirilir. TÜRK PETROL VAKFI Muallim Naci Cad. No: 43 Ortaköy Mh. Beşiktaş, İstanbul, TÜRKİYE MİLLİ KÜLTÜR VAKFI Feshane Caddesi,Kızıldeğirmen Sokak No:1 Eyüp 34060 İSTANBUL Tel : +90(212) 417 64 78 79 80 Faks :+90(212)417 61 85 e-posta : tmkv ttmail.com bilgi tmkv.org.tr BİRLİK VAKFI Yeniçeriler Cad. No: 13 Çemberlitaş Fatih / İSTANBUL Telefon :0(212) 516 41 27 0 (212) 516 41 28 Faks :0 (212) 516 41 29 E-Posta :İ kaynak:Beşer"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kasim-sonu-aralik-ilk-haftasi-sizi-neler-bekliyor-burc-yorumlari/", "text": "Sevgili The Geyik okurları, haftalık burç analizleriyle yine karşınızdayız. Haftaya Yay burcundaki yeni ay damgasını vuruyor. Diğer gezegen bir hareketi ise iletişimden sorumlu Merkür'ün sevimli!, tatlı!, güleryüzlü! Oğlağa geçişi. Bakalım bu hafta ne gibi etkiler var. 28 KASIM-3ARALIK HAFTASI BURÇ ANALİZLERİ KOÇ ve Yükselen KOÇ: Yay burcundaki Yeni Ay, siz koçlara yurtdışı, uzak ırak yerler, uluslararası ilişkiler, UZAK olan ne varsa getiriyor. Bavulunuzu bir kenarda hazır tutun her an yola çıkabilirsiniz. Hiç olmadı diğer şehirdeki yengenizgillere, teyzenizgillere gidersiniz. Size gitmeler yakışır. Merkürün Oğlak burcuna geçisi kariyerle ilgili gelişmeler getirebilir. CEO olmazsınız belki ama üst yönetimden destekler görebilirsiniz. BOĞA ve Yükselen BOĞA: Yay burcundaki Yeni Ay, Boğaların parasal konularda destekler alabileceğini gösteriyor. Özellikle başkalarının paraları. Miras, nafaka gibi konularda güzel gelişmeler olabilir. Boşandığınız eşinizi kuru çul üstünde bırakabilir, bir mirasa konabilirsiniz. Oohh ne ala! Merkür-Oğlak birlikteliği de yaşça büyük insanlardan destekler görebileceğinize işaret ediyor. Halalar, dedeler sizin için güçlerini birleştirebilir. İKİZLER ve Yükselen İKİZLER: Karşıt burcunuz olan Yay burcundaki Yeni Ay siz İkizlere yarıyor. Ama nasıl yarıyor? Deli tavuk gibi karasız kalırsanız olmaz. Belki uzak diyarlardan biriyle yeni bir ilişki başlayabilir, bir ilişkiniz varsa bir üst levela taşıyabilir, yok olmadı birşeyler dürtüyorsa ilişkinizde tamam mı devam mı sorusuna yanıt arabilirsiniz. Paracı Oğlak burcuna geçen Merkür de size finansal anlamda destek oluyor. Yeni imzalar, anlaşmalar olabilir. YENGEÇ ve Yükselen YENGEÇ: Yeni Ay'ın Yay burcunda gerçekleşmesiyle, iş ve çalışma koşulları, birlikte çalıştığınız kişiler, angaryalar, uğraştıran işler bu yeni ayın konusu. İşinizden memnun değilseniz istifayı basabilir, ceketinizi alıp çıkabilirsiniz. Sağlığınıza da yine bu hafta dikkat etmekte fayda var, diyet ve spora başlayıp yükselen göbeği eritme kararı alabilirsiniz. Merkür'de bu hafta karşıt burcunuz Oğlağa geçiyor ve sizi mantık kumkuması, ikna makinası haline getiriyor. Çözüm insanı oluyorsunuz. ASLAN ve Yükselen ASLAN: Yay burcunda Yeni Ay teması sizlere, aşk, çoluk çombalak, hayattan keyif alma temaları getiriyor. Flörtöz tavırlarla yelelerinizi ortamlarda savurabilirsiniz. Aşka kapılarınızı aralıyorsunuz, sanki kapatmışsınız gibi. Bu hafta ayrıca şans oyunlarını abartmamaya çalışın. Merkür Oğlak birlikteliği, iş yerinde organize olma, mantıklı kararlar alma, zihinsel olarak oldukça aktif olma hali getiriyor sizlere. BAŞAK ve Yükselen BAŞAK: Yaydaki Yeni Ay sizlere aile, yerleşim, aile büyükleri ile ilgili gelişmeler getiriyor. Ailedeki büyüklere carlamamaya bu hafta özen gösterin. Ayrıca evle ilgili bir taşınma durumu olabilir yada işiniz için evi değiştirebilirsiniz. Bu hafta her halükarda evle alakalısınız. Hiç birşey olmasa dekorasyonla ilgili birşeyler yapabilirsiniz. Merkür-Oğlak kime aşk getirecek diyordum ki siz Başaklara getiriyormuş. Bu hafta gözünüzü iyi açın. TERAZİ ve Yükselen TERAZİ: Yeni Ay'ın Yay burcunda meydana gelmesi, size eğitimle ilgi temalar getiriyor. Bir kurstur, seminerdir özellikle mesleğinize fayda sağlama amacı güderek bir eğitime başlayabilirsiniz. Kafanızda bir proje varsa hayata geçirmek için oldukça hevesli olacağınız bir hafta. Keyifli haberler alabilirsiniz bu konuda. Merkür-Oğlak, ev ve yuva ile ilgili konular, aileyle bir minik tatil kaçamağı, aile içi çözülemeyen bir konuyu çözülebilir hale getiriyor. AKREP ve Yükselen AKREP: Yay ve Yeni Ay siz Akreplere, parasal anlamda gelişmeler getiriyor. Parasal konularda güzel haberler alabilirsiniz. Bedavadan mı? Tabi ki değil, tüm bunlarla birlikte iş yükünüz artacak, harıl harıl koşturacaksınız. Bu hafta para için yardırın, çekingen olmayın. Tutun, koparın ve alın. Merkür-Oğlak, sizlere iletişim getiriyor, fikirleriniz göze çarpıyor. Aile bireyleriyle sık sık biraraya gelebilirsiniz. YAY ve Yükselen YAY: Burcunuzda oluşacak Yeni Ay, fikir-zikir ekseninde sizleri dikkat çekici yapıyor. Bu aşamada alacağınız kararlar hayatınızın genelini etkileyecek nitelikte. Yeni başlangıçlar için kafada ampuller yanıyor. Hayatınızı bir nevi derleyip toplama çabasına giriyorsunuz, temiz sayfa açma isteğindesiniz. Mevcut ilişkinize de bir ayar verebilirsiniz bu gazla. Merkür- Oğlak sizlere de parasal konularda gelişmeler getiriyor. Gözünüzü para bürüyüp kazancı artırma yolları arayabilirsiniz. OĞLAK ve Yükselen OĞLAK: Yay burcundaki Yeni Ay siz garibim Oğlakları sinir strese sokabilir. Ruhsal olarak zayıf hissedebilir, içinize kapanabilirsiniz. Terapi almak, ruhsal çalışmalar yapmak için iyi bir zaman zira kafayı yicek gibi olacaksınız, bundan iyi zaman olmaz. Bu hafta yine arkanızdan iş çeviren sinsirellaları farkedebilirsiniz. Takılmayın ama 10 gün kadar sürecek. Bazen böyle şeylerin görünür olması iyidir. Merkür burcunuza geçiyor da noluyor? Mantıklı, kuralcı ve akılcı oluyorsunuz. İletişim kanallarınız açılabilir. KOVA ve Yükselen KOVA: Yeni Ay-Yay olgusu siz Kovaların sosyal çevresine hareket getiriyor. Hayattan beklentiler konusunda ümidiniz artıyor. Beklentilerinizi gerçekleştirmenize yardımcı olacak antin kuntin tiplerle tanışabilirsiniz. Ne atıyorsanız bu hafta düşeş gelecek, dört ayak üstüne düşecekseniz. Merkür-Oğlak, sizleri daha ketum yapabilir fikirlerinizi saklamak isteyebilirsiniz. Bir sanatkar edasıyla yeni ilhamlar için kabuğunuza çekilebilirsiniz. BALIK ve Yükselen BALIK: Yeni Ayın Yay burcunda oluşması, kariyer, iş hayatı, yöneticilerle ilişkiler, toplum önünde olma gibi konuları getiriyor sizlere. Göz önünde olacaksınız, göz dolduracaksınız belki ama olumsuz tarafı, yaptığınız iyiler görünürken kötülerde elbette gözden kaçmayacaktır. Terfi bekleyenler varsa bu hafta destekleyici. Merkür-Oğlak, sosyal çevreyle kaynaşma, uzun zamandır görüşmediğiniz dıdınızın dıdılarıyla görüşme, cuppa cuppa eller havaya modu getiriyor siz Balıklara."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kasimda-ask-baskadir-derken-ataturkten-bahsediyorduk/", "text": "Tee 80 sene önce tenis maçı izlerken fotoğrafı var, yüzerken fotoğrafı var, sahilde kumda otururken, kürek çekerken, ata binerken, konser izlerken, zeybek oynarken, dans ederken, heykel incelerken, rakı içerken, kadınlarla birlikte, kıyafetlere bakıyosun sanırsın dünya moda ikonu ! 1920'ler...! Salıncakta çocuk gibi gülerek sallanan fotoğrafı bile var. Hayvanlarla fotoğrafları var, çocuklarla, köylülerle, kalbine kurşun yemişliği de var, ülkesi için savaştan savaşa koşmuşluğu da...Tüm dünya liderlerini sofrasında ağırlamışlığı da... Müzeyyen Senar, Safiye Ayla seven ve dinleyen bir Ata...inanılır şey değil. Onun alfabesini kullanarak ona hakaret etmeye çalışan yobaz ve haysiyet fakiri, kötülük dolu iblislerin tavşan gibi çoğaldığı şu günlerde 77 sene önce ebediyete intikal etmiş Ata'mız hala ışık oluyor bize. Yağ kokulu, d vitamininden eksik, okuduğu tek eser fotomaç olan antisosyallere inat. Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir diyebilmiş bir Ata'mız olmuş. Türk halkına verilmiş çook büyük bir şansmış Atatürk. Bugün kendisine yapılanlarda en büyük hayal kırıklığı olsa gerek. Savaşları görmüş, yokluğu görmüş de ülkesinin bugünkü halini görmek istemezdi. Kasım'da aşk başkadır derken, biz 10 Kasım'dan bahsediyorduk. Onu sevenlerin kalbi, onun cennetidir. Yazar: Tolga Erdinç'e sonsuz sevgilerle"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kat-kat-gobek-yerine-duz-bir-karin-isteyenlerin-uzak-durmasi-gereken-10-gida-urunu/", "text": "Ne kadar uğraşsanız da bir göbeğinizi eritemiyor, aldığınız pantolonların içine giremiyor musunuz? Hiç üzülmeyin. Bu durum oldukça normal. Çünkü karın bölgesinde biriken abdominal yağlar vücuttan atılması en zor olan yağ grubudur. Ancak bunun da bir çözümü var. Kararlı bir diyet programına uyup, spor yaparak ve en önemlisi de zararlı besin gruplarından uzak durarak düz bir karına sahip olabilirsiniz. Peki bu zararlı gıdalar nelerdir? İşte Kat Kat Göbek Yerine Düz Bir Karın İsteyenlerin Uzak Durması Gereken 10 Gıda Ürünü; 1# Alkollü içecekler Kimi alkollü içeceğin kalorisi yüksek olsa da asıl problem alkollü içeceklerin acıktırması ve doygunluk hissini kaybettirmesidir. 2# Gazlı içecekler Karın bölgesindeki yağlardan kurtulmak için gazlı içeceklerden uzak durmak şarttır. Bu içeceklerin en düşük kalorili olanı bile metabolizma hızınızı düşürür ve vücudunuzun yağ bağlamasını teşvik eder. 3# Sakız çiğnemek Çiğneme hareketi beyin ve mide tarafından yemek geldiğini dair sinyaller algılanmasına neden olur. Bu durum mide asidi üretimini arttırır ancak midenize herhangi bir yemek gitmediğinden dolayı tek hissedeceğiniz şey açlık olur. 4# Yüksek sodyum içeren ürünler Tansiyon hastalarının uzak durması gereken şeker ve tuz, aslında tüm insanlar için zararlıdır. Yüksek sodyum içeren gıdalar sağlığınızı tehdit etmenin yanı sıra vücudunuzdaki yağları dışarı atmanızı sağlayacak sıvıların da vücudunuzda tutulmasına neden olur. 5# Fast-food ürünleri Türlü sağlık sorununa sebep olan fast food ürünlerinin yapılan göbeklerin baş sorumlusu olduğunu asla unutmayın. 6# Mayonez Mayonez ve türevi olan salataların %80 oranında yağ içerdiğini unutmayın. Mayonez yerine sebze pürelerini ya da doğal domates ezmelerini tercih edin. 7# Patates kızartması Her ne kadar çok lezzetli olsa da patates kızartması doğmuş yağ açısından zengin yapısı nedeniyle oldukça tehlikelidir. Göbek yapmanın yanı sıra beyin fonksiyonları dahi olumsuz etkiyen doymuş yağdan kurtulmak adına tüm kızartmaları hayatınızdan çıkartmanız gerekmektedir. 8# Dondurma Şeker açısından oldukça zengin olan dondurma karın yağlanmasının başlıca sebeplerindendir. 9# Gaz yapan yiyecekler Yenildikten sonra bol miktarda gaz üreten gıdalar, düz bir karnın düşmanıdır. Fasulye, nohut, barbunya gibi gaz yapan yiyecekler yerine metabolizmayı ve sindirimi hızlandırıcı sebzeler yemek düz bir karın için olmazsa olmazdır. 10# Şekersiz ürünler Şekersiz adı altındaki ürünler tam bir tuzaktır. Bu ürünler sadece diyabet hastaları üzerinde etki etmekte, geri kalanlar için göbek yapmaktan başka herhangi bir katkı sağlamamaktadır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kazim-koyuncu-sozleri-sarkilari/", "text": "10 yıl önce 25 Haziran'da kaybettiğimiz Karadeniz müziğiyle rock müziği birleştiren, efendiliğiyle herkesin gönlünü kazanan Şair Ceketli Kazım Koyuncu, hala şarkılarda sözlerinde yaşıyor. Sizler için ASLA UNUTAMADIĞIMIZ Kazım Koyuncu'nun yürekleri dağlayan insanı bambaşka diyarlara götüren anılarını derledik. Öncelikle Kazım Koyuncu Şarkıları Kazım Koyuncu Dido Kazım Koyuncu Kukuli Kazım Koyuncu Sira Sira Kazım Koyuncu Hayde Gidelum Hayde Kazım Koyuncu- Lazca Ağıt Kazım Koyuncu Yüce Dağ Başında Kar İdim Kazım Koyuncu Gelevera Deresi Kazım Koyuncu Ben Seni Sevdiğimi Kazım Koyuncu Koçari Kazım Koyuncu Porpori / Horonlar Kazım Koyuncu Hey Gidi Karadeniz Kazım Koyuncu Hayat Kazım Koyuncu Karadeniz Kazım Koyuncu Hayde Hayde"} {"url": "https://www.thegeyik.com/keanu-reeves-acikli-hayat-hikayesi/", "text": "Hepimiz onu Matrix gibi yapıtlarıyla başka yerlere yerleştirsek de Keanu Reeves, metroda yolculuk eden, gazetesini okuyan gösterişten uzak bir adam. Bu durumun ise bir sebebi var: Problemli bir ailenin çocuğu. 12 yaşındayken babası uyuşturucu satıcılığından tutuklanmış. Annesi ise bir striptizci. Ailesi Kanada'ya taşındıktan sonra orada bir çok üvey babası olmuş. Sevgilisinin ölümünü izlemiş. Evlenmek üzerelerken bir araba kazasında ölmüş. Kız bu olaydan önce de bebeğini kaybetmiş. Keanu bu olaydan beri ciddi bir ilişkiden ve çocuk sahibi olmaktan uzak duruyor. O Hollywood yıldızları arasında köşk sahibi olmayanlardan. Bir apartman dairesinde yaşıyorum. Her zaman için ihtiyacım olan herşey var, neden boş bir evi seçeyim diyen biri. En iyi arkadaşlarından biri, River Phoenix aşırı dozdan öldü. Aynı yıl Keanu'nun babası tekrar tutuklandı. Kız kardeşi lösemi oldu. Şu an tedavi oldu ve Keanu Matrix'ten kazandığı paranın %70ini lösemiye karşı mücadele eden hastanelere bağışladı. Doğum günlerinden birinde bir şeker dükkanı aldı ve kek yapmaya başladı. Koruması falan yok, süslü kıyafetler giymiyor. Mutsuzluğu hakkında bir şey sorulduğunda şöyle cevap veriyor: Siz yaşamak için mutlu olmak zorundasınız ama ben değilim."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kedi-severler-buraya-yeni-trend-kedi-kafeler/", "text": "Son yıllarda çıkan hemen her trend kedilerden nasibini alıyor. Fenomen kediler mi dersiniz, kedi baskılı tişörtler, çantalar mı dersiniz? Fakat bu aralar dünya da öyle bir akım başladı ki, kedi severlerin akıllarını başından alacak gibi görünüyor: Kedi Kafeler Yeni trend kedi kafeler, içerisinde kedilerin yaşadığı, uyuduğu, masada oturup bir şeyler konuşan insanların üzerinde hunharca yürüdüğü kısacası özgür oldukları bir konsepte sahip. Kafenin içerisindeki kediler alelade kediler değil. Hepsi bakımlı veteriler kontrolünde ve aşıları tam. Zaten bu kedi kafelere ayakkabılarınızı çıkarmadan ve ellerinizi yıkamadan giremiyorsunuz. Çünkü bir başka sokak hayvanına dokunduysanız hastalık ya da pire taşıyabilirsiniz. Ayrıca kedilerin mekandan çıkması da yasak; yani sokakla herhangi bir ilişkileri yok. Kafede minimum tutarda da olsa bir şeyler yiyip içmek zorundasınız. Ben hayvanın olduğu ortamda bir şey yiyip içemem diyorsanız -ki haksız da sayılmazsınız, kafenin belirlediği giriş ücretini ödeyeceksiniz demektir. Bu ücret doğrudan kedilerin bakımına ayrılıyor. Yanınıza kadar sokulup, kendisi sevdirip hatta kucağınızda uyuya kalıp sonra da çekip giden bir kediye gönlünüzü kaptırdıysanız yandınız. Bu kediler sahiplendirilmek için orada bulunmuyor. Mekandan çıkarmak veya eve götürmeyi teklif etmek ise yasak. Kafe onların evi! Bazı kafelerin sinema bölümü de bulunuyor. Dilediğiniz bir filmi bir, iki, üç, dört, beş değil onlarca kediyle seyredebilirsiniz. Kedi severler bunun ne kadar güzel bir hayal olduğunu anlayacaktır. Artık kedi severlerin, stres atmak isteyenlerin, evine bir türlü kedi aldıramayanların buluşma mekanları dünyanın sayılı kentlerinde bulunan kedi kafeler. Şimdilik Türkiye 'de bulunmayan bu konsep bir an önce ülkemize gelse ne kadar güzel olur 🙂 Nasıl bir yermiş bu kedi kafe? derseniz Tayland'ın Chiang Mai şehrinde gittiğim Cathospher isimli kafenin görüntülerini aşağıdaki video da bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kedileri-apartmanda-beslemeyin-yazan-yoneticiye-veterinerlik-ogrencisinin-cevabi/", "text": "Apartmana giren kediler yüzünden bir yazı asan apartman yöneticisine öğüt niteliğinde ayar veren öğrencinin mektubu. Köpek türü günümüzden 15000 yıl önce, kedi türü ise 5000 yıl önce insan tarafından kendi çıkarları için evcilleştirilmiştir. Köpeği avda kendisine yardım etsin, evi ve sürüyü korusun diye; kediyi iyi bir haşere ve fare avcısı olduğu için evcilleştirmişlerdir. Bu nedenler bu iki hayvan türünün kendi yemeğini bulması ve zor hava şartlarına dayanması çok düşük bir ihtimaldir. Bu artık insanlığın görevidir, bu nedenle hayvanları korumalı ve beslemeliyiz. Bir kedinin veya köpeğin tekrar ormana dönüp eski vahşi yaşamındaki gibi avlanmasını bekleyemeyiz, zaten insanoğlu ne bir orman ne de avlanacak hayvan bırakmıştır. Bir kedinin günlük mama ihtiyacı 75 gramdır ve hava soğudukça daha da artmaktadır. Çünkü kediler vücutlarını ısıtabilmek için çok fazla kalori harcarlar. Eğer yeterli besin alamazlarsa kendi vücutlarını ısıtamaz ve donarak ölürler. Bu nedenle üşüyen bir hayvanın apartmana girmesi ve çıkmak istememesi çok normaldir. Aynı şekilde kediler araba motorlarına da ısınmak için girerler. Lütfen motoru çalıştırmadan önce bunu kontrol edin. Ancak bu durumları hayvana yeterli besin vererek ve kötü havalarda içinde saklanabileceği kutular yaparak çözebiliriz. Sitemizin bahçesinde çok fazla kedi bulunmaktadır ve insanoğlunun sebep olduklarını düzeltmek her insanın borcudur. Lütfen bu konularda hassas davranalım. Lütfen bu konuda yardımcı olmasanız bile hayvan yardımına koşanlara engel olmayınız. dünya sadece insan için yaratılmamıştır, unutmayınız. Veteriner hekim öğrencisi. Ayten Nur Papila daire 3."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kedileriyle-yasayan-yalniz-ama-mutlu-kadinlarin-hikayesi/", "text": " Yalnız Kadınların Ve Kedilerin Şarkısı Çocukluğu köyde geçmiş bir kadınım ben; çocukluktan beri vejetaryenim. Civcivleri, tavukları, horozları arkadaşım biliyorum ve onları yeme düşüncesi bana ürkütücü geliyor. Bu yüzden bir çok kez dayak yedim babamdan; akrabalarım ve köylüler beni kınadılar bir çok kez bu yüzden. Yirmi yaşına yeni girmiştim ve kasabaya taşınmıştık. Yemekleri ben yapıyordum evde; kıymasız ve etsiz yemekleri elbette! Yılbaşı akşamıydı, babam et getirmişti. Annem, ben pişiririm dediğinde, babam, hayır, kız pişirecek! dedi. Babam, bana kızım demezdi hiç, ismimi de söylemezdi. Kız`dım ben... Babama eti pişirmeyeceğimi söyledim. Köyde beni madara ettiğin yetmedi, burada da ne kadar kedi köpek varsa topluyorsun başına, rezil oluyorum herkese! diye bağırdı. Sonrasını hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde hastanedeydim ve iki hafta kadar ilçedeki hastanede yattım. Soranlara, kız bunalıma girmiş, kendini yerden yere atmış dendi benim için... Taburcu olduğumun ertesi günü kasabadaki kasap dükkanında işe başladım... Babam, bana bir ay sürecek bir ceza verdiğini söyledi. Ses etmedim... Hala ağrısı geçmemişti kollarımın, bacaklarımın ve sırtımın. Et doğramak, tartmak, paketleyip müşteriye vermekti görevim. Öğle yemeklerinde yarım ekmek tavuk döner yedim kasap tarafından ısmarlanan. Kedilere ve köpeklere yemek vermemi, hatta onlara yaklaşmamı bile yasakladı bana babam. Kızını yola getirmiş baba imajı çok gururlandırmıştı onu. Evde kıymalı ve etli hiçbir yemek yapmıyordum, ama bu durumu dert etmiyordu artık; çok mutluydu. Ellerim titriyordu et doğrarken dükkanda; ekmek arası tavuk döneri yerken gözlerim yaşarıyordu. Kasap, bana bakıp gülüyordu; müşteriler kendilerince akıl veriyor, babam, arada bir dükkana gelip kasapla konuşuyor, bu kız böyle giderse kurban da keser! diyordu kahkaha atarak. Bir aylık ceza dolmak üzereyken, yirmi dokuzuncu günün gecesinde ilçeye, oradan da otostopla şehre indim. Şehre uzak bir park içinde yer alan umumi bir tuvalette çalıştım ilk. Kasaptaki günlerimi saymazsak, bir daha et yemedim. Altı yıl oldu kasabadan ayrılalı. Şimdi bir metropolde yaşıyorum ve hayvan barınağında görev yapıyorum. Evim yoksa da bir barakam var; dört kedimle beraber barakada ikamet ediyorum. Annemi ve kardeşlerimi özlediğim oluyor; annemle yoğurduğum tarhana kokusunu duyumsuyorum bazen... Ben, hayvanları can belledim; bir kuzuya bakınca et görmedim, can gördüm. Babam anlamadı beni; köylüler, kasabadakiler, buradakiler, hiçbiri anlamadı... Barınakta benden başka çalışanlar da var; kedileri ve köpekleri seviyorlar, ama yemeklerde et yiyorlar, kurban bayramında kuzuları boğazlayarak ibadet ettiklerinden eminler ve vejetaryen olduğum için benimle dalga geçmekteler... Kendimi en yakın hissettiğim hayvan kirpidir. Kirpi dostlarım da oldu; bir kirpiye bakınca çok duygulanıyorum... Deli olduğum varsayımıyla insanlar uzak duruyor benden... Olsun, köpeklerce sevilmek mutlu ediyor beni... Bir idealim var benim; kendimi hayvanlara adamak... Kendimi hayvanlara adadım; tavuklara, kuzulara, kedilere, kirpilere... Evet, bir barakada yaşıyorum. Televizyon almadım, ama kitaplarım ve kitap ayracım var mesela. Giyinmeyi kuşanmayı bilmiyorum, makyaj yapmıyorum ve kedilerimle şarkılar söylüyorum; bazen kendimize söylüyoruz şarkıları, bazen ağaçlara, bazen insanlara... Hiçbir alışveriş mağazasına girmedim ömrüm boyunca; merak da etmedim içinde neler olduğunu. Ruj, oje, rimel; hiçbir makyaj malzemesi kullanmadım şimdiye kadar. Hala ayağım hafif aksıyor yürürken; babamı affetmeyeceğim... Bir yolum var kendime ait; kendi yolumda gidiyorum. Gece yarıları votka içtiğim oluyor ve kedilerimle, hayvan dostlarımla, doğayla iç içe olmak yetiyor bana. Kadınım, kirpiyim ve can`ım ben; şimdi kedilerimle beraber bir şarkı söyleyeceğim size... Yalnız kadınların ve kedilerin şarkısıdır bu Gece yarıları votka içen kadınların Flüt çalınan ve kitap okunan kedilerin şarkısıdır Bizi anlamıyor olabilirsiniz Doğrusu biz de sizi anlamıyoruz Sizi incittik mi bir kez olsun Lütfen siz de bizi incitmeyiniz... * Ergür Altan'a sonsuz teşekkürlerimizle. /"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kelebek-ile-kahve-arasindaki-ilginc-iliski/", "text": "Doğada her şey bir uyum içerisinde hareket ediyor. Arı ve kelebeğin kahveyle ilişkisi de bu uyumun bize getirileri olan bir halkası. Arı ve kelebek ile kahvenin ne alakası var derseniz Birleşmiş Milletler raporunda dikkat çekilen konuyu duyunca hem şaşıracak hem de üzüleceksiniz. Ntv'nin haberine göre: Birleşmiş Milletler'in hazırladığı arılar ve kelebeklerle ilgili rapor, çikolata ve kahve üreticilerini endişelendirdi. Bilim insanlarının iki yıllık çalışmaları ışığında hazırlanan raporda, biyo-çeşitliliğin azalmasına vurgu yapılıyor. Raporun yazarı Reading Üniversitesi Tarımsal Çevre Araştırmaları Merkezi direktörü Simon Potts, tehlikeye dikkat çekerek ''Ciddi bir çöküş dönemi içindeyiz ve bu durum gittikçe büyüyen sonuçlar doğuracak'' açıklamasında bulundu. Meyvelerden, sebzelerden kahveye ve çikolataya kadar birçok ekinin tozlaşması, sayıları 20 bini bulan böcek türleri aracılığıyla gerçekleşiyor. Tozlaşmayı sağlayan böcek türlerinin 5'te 2'si tarımsal faaliyetler, böcek ilaçları, yaşam alanlarının kaybolması ve benzeri nedenlerle tehdit altında. Yani dengeleri bozuyoruz ve bunun sonuçları da olacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kenan-sofuoglu-sen-daglicada-olurken-biz-o-ara-cay-iciyorduk/", "text": "Kenan Sofuoğlu'nun şehit haberlerinden sonra paylaştığı ve yürek burkan o mesaj: Şehidim, Sen o zırhlı olup da zırhı seni koruyamayan aracın tekerlekleri mayına bastığı anda biz evde çay içiyorduk. Bir ses duyuldu sanki evet ama rüzgardan kapı çarptı sandık. O an sen şehit olmuşsun ya hiç anlamadık. Şehidim, Sen o akşam 16 Şehit silah arkadaşınla mayına doğru hızla giderken biz Manisa'da yerli üzüm mü daha tatlı diğerleri mi onu yeyip tartışıyorduk. Az bir acı hissettik o an ama üzümün çekirdeği sandık. Şehidim, Sen şehit olurken biz Adana'da rakıya az daha buz istiyorduk. Bilirsin bu meret başka türlü içilmez. Bir an sızladı evet dişimiz ama kusura bakma buzlu rakı dokundu sandık. Şehidim, Sen Dağlıca'da geceden karanlık o zırhlıda dua mırıldanan dudaklarınla ilerlerken biz İstanbul'da gece kulübü'nün kapısında bodyguardlarla boğuşuyorduk. Bizim de zor bir anımızdı. O telaştan patlayan mayının sesini duyamadık. Şehit Komutanım, Sen 16 evladınla zehir zıkkım kokan o araçlardayken biz de Kordon'da trafikte sıkışmış kalmış çile çekiyorduk. Korna sesleri, barlardan savrulan çığlıklar derken inan patlamayı fark edemedik bile, kusura bakma artık. Şehidim, Şehitlerim... Bizim huzurumuzu, rahatımızı bir türlü sağlayamadınız gitti. Aşk olsun size... SEN DAĞLICA'DA ÖLÜRKEN BIZ O ARA ÇAY İÇİYORDUKŞehidim,Sen o zırhlı olup da zırhı seni koruyamayan aracın tekerlekleri... Posted by Kenan Sofuoğlu on 7 Eylül 2015 Pazartesi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kendi-cabasiyla-koyune-elektrik-getiren-cocugun-ilham-veren-hikayesi/", "text": "Hayatta sınır tanımayan kişilere olan sevgimizi onları buradan sizlere tanıtarak göstermeye çalışıyoruz. Bu hikayede kendi ürettiği yel değirmenleriyle daha 15 yaşındayken köyüne elektrik getirmeyi başaran bir çocuğu okuyacağız. Ben bugün bişey öğrendim isimli Facebook grubunda Engin Hacıbıyıkoğlu tarafından kaleme alınan yazıyla William Kamkwamba'yı tanıyalım. Ben bugün, 15 yaşındayken kendi kendine ürettiği yel değirmenleriyle köyüne elektrik getiren bir çocuğun varlığını öğrendim. İsmi William Kamkwamba. 1987 yılında standart bir Malavi vatandaşı gibi dünyaya gelmiş. Eğitimden, teknolojiden, bilimden, hatta elektrik ve temiz içme suyundan uzak bir köyde, Malavi'nin Kasungu şehrine bağlı Wimbe adlı köyde. William, çocukluğundan beri meraklı olduğu rüzgar ve suyun, köydeki küçük bir kütüphanede okuduğu birkaç kitap sayesinde enerjilerinin depolanabilir olduğunu öğrenmiş ve bu konuyla ilgilenmeye başlamış. İlk olarak 2002 yılında sağda solda bulduğu birkaç atık malzemeyle, bir bisiklet tekerleği ve sakız ağacı parçalarıyla ufak bir yel değirmeni yapıyor ve bu yel değirmeniyle rüzgar enerjisini elektrik enerjisine çeviriyor. Evlerindeki ufak tefek elektrikli aletleri çalıştırmayı başaran William, bununla da yetinmemiş ve ileriki yıllarda köyün tamamının enerji ihtiyacını karşılayacak 12 metre uzunluğunda 2 büyük yel değirmeni ve köylerine temiz suyu getirecek 'Güneş Enerjili Su Pompası'nı üretmiş. 2006 yılında ülke çapında, 2013 yılında da dünya çapında tanınan Kamkwamba, bu süre boyunca Rüzgarı Ehlileştiren Çocuk adlı bir kitap yazıyor, TED'de konuşmalar yapıyor, Time'ın Dünya'yı Değiştiren 30 Yaş Altı 30 Kişisinden biri seçiliyor. Aynı zamanda 2014 yılında Hanover'deki Dartmouth Üniversitesi'nde mühendislik okumaya başlayan William, Pensilvanya Üniversitesi'nin Sphinx Senior Society topluluğuna seçiliyor. Hakkındaki viki sayfası burada: Link Kendi bloğu da burası: typepad Engin Hacıbıyıkoğlu'nun gruptaki yazısı: kaynak"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kendi-enerjisini-ve-yiyecegini-ureten-doga-dostu-modern-koy-kuruluyor/", "text": "Her şeyiyle kendi kendine yetebilen bir köy düşünün, kendi elektriğini, kendi yiyeceğini üretebilen ve doğal kaynaklardan sonuna kadar faydalanabilen bunu yaparken de doğaya zarar vermeyen bir köy. Bu kesinlikle mümkün hem de bu yaz bu köy kuruluyor. Regen Köyü adı verilen bu projeyi hayata geçiren ise Danimarkalı Effekt isimli mimarlık firması. Aslında bu teknolojilerin hepsine sahip olmamıza rağmen ütopik bir hayal gibi sunulan bu köyde; köylülerin kendi bahçelerinde meyve sebze yetiştirilmesine olanak sağlayan alanlar olacak. Bunlar zaten bizim köylerde de var diye düşünüyorsanız tam orada işe enerji kısmı dahil oluyor. Effekt'in bildirdiğine göre evler güneş enerjisini depolayabilen bir teknolojiyle kurgulanacak, diğer enerji türleri de yine köye katkıda bulunacak ve böylece yıl boyu doğal enerji kullanımı sağlanacak. Araçların şarj edilme noktalarından, tarım alanlarına kadar her noktada da bu enerjinin kullanılması planlanıyor. Köyün önemli fonksiyonlarından birisi de aslında büyük şehirlerde yapılmaya çalışılan geri dönüşüm işinin de başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi olacak. Bunu sadece bir teknoloji projesi olarak düşünmeyin. Aslında burada doğal bir topluluk da yetiştirmeye çalışılıyor. Ortak alanları kullanan birbirleriyle iletişimi kuvvetli ve en önemlisi de doğayla barışık; yeni bir toplum. Peki bu yaz kurulacak olan köy nerede diye sorarsanız cevaplayalım: İlk olarak Hollanda'da Almere'de kurulacak. Sonraki planlanan ülkeler ise İsveç, Almanya, Norveç, Danimarka, Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri. Sinus Lynge ve ekibini tebrik ediyoruz. Dünyanın bu tüketim hızıyla devam etmesi çok mümkün gözükmüyor. Bu nedenle böyle doğayı doğru kullanmayı ve hatta canlandırmayı hedefleyen projelerin artması gerekiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kendi-kendine-konusmak-zihinsel-rahatsizlik-gostergesi-mi/", "text": "Yüksek sesle konuşmanın bütün amacı başkaları ile iletişim kurmaktır, ancak birçok insan kendisiyle konuşur. Peki bu durum ne kadar normal? Hiç kendi kendinizle konuşurken yakalandınız mı? Özellikle bu konuşmalarınızda kendi adınızı kullanıyorsanız, oldukça yüz kızartıcı olabilir. Pek tabii, böylesi bir durumda sizi yakalayan kişi halüsinasyon gördüğünüz izlenimine kapılacaktır. Yüksek sesle konuşmanın bütün amacı başkaları ile iletişim kurmaktır, ancak birçok insan kendisiyle konuşur. Peki bu durum ne kadar normal? Aslında kendimizle sessiz de olsa her zaman bir diyalog içerisindeyiz. Burada, ''nerede benim anahtarlarım?'' gibi basit cümleleri kastetmiyoruz. Yalnızca kendi düşüncelerimizin cevap verebildiği soyut ve derin konuşmalar gerçekleştiriyoruz. Bu iç konuşmalar oldukça sağlıklıdır ve zihnimizi dinç tutarken düşüncelerimizi organize etmemize, aksiyonları planlamamıza, hafızamızı güçlendirmemize, duygularımızı ayarlamamıza yardımcı olurlar. Başka bir deyişle, iç konuşmalarımız sayesinde kendimizi kontrol ederiz. Yüksek sesle konuşmak, belirli bir motor komutun istemsizce tetiklenmesinden kaynaklanan bu sessiz iç konuşmanın bir uzantısı olabilir. Jean Piaget, çocukların dil geliştirmeye başlar başlamaz kendi eylemlerini kontrol etmeye başladığını gözlemlemişti . Sıcak bir yüzeye yaklaştığı zaman, çocuklar genellikle yüksek sesle sıcak, sıcak diyerek uzaklaşırlar. Bu tür davranışlar yetişkinlikte de devam edebilir. İnsan olmayan primatların kendileri ile konuşmadığı açıkça görülüyor. Ancak bulgulara göre , görevi belirli bir hafızada aktif hale getirerek eylemlerini kontrol ediyorlar. Eğer görev, muzları eşleştirmek gibi görsel bir görevse, maymun, prefrontal korteksinin sesleri eşleştirmek gibi bir görevde etkinleştirdiğinden farklı bir alanını aktifleştiriyor. Fakat insanlar benzer bir şekilde test edildiğinde, görevin türü ne olursa olsun aynı alanları aktifleştiriyorlar. Bu konuda oldukça ilginç çalışmalar da mevcut. Neuroscience Letters'da 2001 yılında yayımlanan bir çalışmaya göre , eğer sesli ya da sessiz fark etmeksizin kendimizle konuşmayı bırakırsak, beynimiz tıpkı maymunlarınki gibi çalışıyor. Max Planck Institute'den bilim insanlarının gerçekleştirdiği bu çalışmada, katılımcılardan görsel ve işitsel görevleri gerçekleştirirken kendi kendilerine yüksek sesle anlamsız sözler söylemeleri istendi. Bir insan aynı anda iki şeyi birden söyleyemeyeceğine göre, bu sesler sayesinde katılımcılar her bir görevde ne yapacaklarını kendileri ile konuşamadılar. Bulgulara göre, bu koşullar altında insanların beyinleri tıpkı maymunlarınki gibi çalıştı ve her bir görevde beynin farklı işitsel ve görsel alanları aktifleşti. Bu çalışma, kendi kendimize konuşmanın davranışlarımızı kontrol etmedeki tek yöntemimiz olmadığını fakat olağan olarak bunu tercih ettiğimizi gösteriyor. Tabii ki bu, her zaman söylediklerimizi kontrol edebileceğimiz anlamına gelmiyor. Aslında, iç konuşmalarımızın sorun çıkardığı birçok durum mevcut. Örneğin gecenin üçünde kendi kendinize konuştuğumuzu fark ettiğimizde, tipik olarak düşünmeyi durdurmayı deneyip bir an önce uykuya dalmayı isteriz. Fakat kendinize düşünmemeniz gerektiğini söylemeniz, zihninizi gezintiye çıkartır yani iç konuşmalarınız da dahil bütün düşüncelerinizi gelişigüzel aktifleştirir. Böylesi bir zihinsel aktivasyonu kontrol etmek oldukça zordur fakat amacı olan bir şeye odaklanıldığında bastırılabilir. Örneğin kitap okumak iç konuşmaları bastırmanın verimli bir yoludur. Bu sebeple kitap okumak uykuya dalmadan önce zihni rahatlatmak için sıklıkla tercih edilen aktivitelerden biridir. Fakat Journal of Affective Disorders'da 2016 yılında yayımlanan bir çalışmanın bulgularına göre, anksiyete ve depresyon problemi yaşayan bireylerde bu rastgele düşünceler alakasız görevlerde bile sorun olabiliyor. Zihinsel sağlığımız hem mevcut görevle ilgili düşünceleri aktive etme, hem de ilgisiz olanları yani zihinsel gürültüyü bastırma yeteneğine bağlı gibi görünüyor. Farkındalık temelli bilişsel terapi gibi birçok klinik teknik ile zihin toparlama ve stres azaltma terapileri gerçekleştiriliyor. Gezintiye çıkan zihin tamamen kontrolden çıktığında, tutarsız, bağlam dışı konuşmalarla rüya benzeri bir faza girilebilir ve bazı durumlarda bu bir zihinsel rahatsızlık olarak tanımlanabilir. Kendinizle, Sesli mi yoksa Sessiz mi Konuşuyorsunuz? İç konuşmalarımız düşünceleri organize etmeye ve onları değişen taleplere göre esnek bir şekilde uyarlamaya yardımcı oluyor. Fakat, kendi kendine yüksek sesli konuşmayı özel kılan bir şey var mı? Neden bizi duyacak kimse yokken yüksek sesli konuşmayı tercih ediyoruz? Bangor University'den araştırmacıların gerçekleştirdiği bir çalışmaya göre , kendi kendine yüksek sesle telkinlerde bulunmak görev üzerindeki kontrolün artmasına sebep oluyor. Bulgular, katılımcıların eğer talimatları yüksek sesle okurlarsa göreve daha iyi odaklanıp daha iyi performans gösterdiklerini işaret ediyor. Bu faydanın büyük bir bölümü kendi kendini duymaktan ileri geliyor. Bu durumu tıpkı başka birisinin talimatlarını dinlemenin yazılı olarak okumaktan daha etkili olması gibi düşünebilirsiniz. Birçok profesyonel sporcunun müsabakalar sırasında özellikle müsabakanın en kritik anlarında kendi kendine konuşmasını da kısmen bununla açıklanabilir. Sporcuların kendi kendilerine telkinde bulunmaları, önlerindeki göreve daha iyi odaklanmalarını sağlıyor olabilir. Belirgin kişisel talimatları üretme kabiliyetimiz aslında bilişsel kontrolümüz için en iyi araçlardan birisi ve yüksek sesle söylendiğinde daha iyi işe yarıyor. Kısaca, eğer zihniniz kontrolünüz dışında değilse yani gezintiye çıkmamışsa, kendi kendine konuşmak muhtemelen yüksek bilişsel işleyişin bir işareti olabilir. Bu durum, zihinsel olarak hasta olmaktan ziyade bireyi entelektüel olarak daha yetenekli yapabilir. Çılgın bilim insanlarının kendi iç dünyalarında kaybolup sürekli kendileriyle konuştuğu klişesi, beyin gücünü arttırmak için elinde olan tüm araçları kullanan bir deha gerçeğini yansıtıyor olabilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kendi-kendini-ameliyat-eden-doktor/", "text": "Antartika'daki Sovyet araştırma istasyonunda pratisyen hekim olarak görevli olan Leonid Rogozov, 1961 yılında Görev sırasında kendisinden başka doktorun olmaması sebebiyle, kendi kendini apandisit ameliyatı yapmıştır. Son derece olumsuz şartlar içinde ve sadece karşısına koyduğu bir ayna vasıtasıyla ameliyata başlayan doktor, önce ağrıyan yere lokal anestezi yaptı. Ardından yanında bulunan aletlerle operasyona başlayan Rogozov, ayna yardımı ve el yordamıyla tam iki saat süren bir operasyon gerçekleştirdi. İki saat içerisinde apandisitini alan Leonid Rogozov ameliyattan sonra kendini tekrar dikti. Rogozov'un vücut sıcaklığı beş gün sonra normale döndü ve dikişleri operasyondan yedi gün sonra çıkarıldı. Yaklaşık iki hafta içerisinde görevine döndü. Bu inanılmaz ameliyatla tıp tarihine geçen Rogozov, 1961 yılında Kızıl Bayrak İşçi Nişanı ödülüne layık görüldü."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kendine-kitap-okuyan-cocuklarin-saclarini-hicbir-ucret-almadan-kesen-pelerinsiz-kahraman/", "text": "Dünyayı iyiliğin kurtaracağına dair olan inancımızı koruyoruz ve böyle haberler geldikçe de daha mutlu oluyoruz. Gaia Dergi'de yer alan habere göre bu berber çocukları okumaya teşvik etmek için harika bir işe imza atıyor. Sparks Family Hair Salon'da çalışan berber Courtney Holmes, çocukları kitap okumaya teşvik etmek için çocukların saçlarını hiçbir ücret almadan kesiyor. Sadece çocukların kitap okumalarını teşvik etmek istiyorum diyen Holmes, kendisine kitap okuyan çocukların saçlarını ücret almadan kesiyor. Bu projeyle ailelerin ceplerinden para çıkmasını da engelleyen Holmes aynı zamanda müşterilerin okunan metinler ile yeni şeyler öğrenmesini sağlıyor. Müşterilerinden biri olan 9 yaşındaki Tayshawn Kirby, Holmes'a Carol Parenzan Smalley'in Fats, Oils and Sweets kitabını okurken bir insanın yılda ortalama 75 kilogram şeker tükettiğini öğreniyor. Holmes yaptığı bu basit girişim ile insanların isterlerse bir şeyleri değiştirebileceğinin yaşayan bir kanıtı. Eline sağlık Holmes!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kendine-ozgu-bardaklari-ile-meshur-25-bira-cesidi/", "text": "Bira.. Soğuk soğuk... Buzzzz gibi bira... Havanın sıcaklığından bardağının üzeri terleyen bira... Ahhh neyse, evet biralar.. Dünyanın dört bir köşesi kendine özgü biralarını diğer ülkelere ithal ederken biz de Türkiye'deki ithal biraları bir inceleyelim dedik. Gördük ki birbirinden güzel ithal biraları içme şansımız bayaa da varmış. E tabi bu biraların da kendilerine özgü bardakları var. Ben şişeden içmeyi seviyorum yeaaa.. demeyin çünkü yanlış; hem aromasını tam olarak alamazsınız hem de daha fazla gazlı hava ile birlikte şişmenize sebep oluyor şişeden bira içmek. Ne demiştik? Bu biraların kendine özgü bardakları var, su bardağından içecek halimiz yok haliyle.. Gelin bakalım bir nasılmış bu bardaklar? Belki özenirsiniz... 1- Corona 2- Kasteel 3- Hopus 4- Kriek Max 5- Duvel 6- Köstritzer Schwarz 7- Tripel Karmeliet 8- Samuel Adams 9- La Corne 10- Guinness 11- Hoegaarden 12- Blue Moon 13- Kwak 14- Delirium 15- La Trappe 16- Bitburger 17- Skol 18- Grolsch 19- Bavik 20- Heineken 21- Gouden Carolus 22- Erdinger 23- Carlsberg 24- Kozel 25- Beck's Bonus: EFES Pilsen Tombiş bardaklı Efes'i unuttuk sanmayın.."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kendini-hayvan-zanneden-cocuklar/", "text": "Çocuklar ile hayvanlar arasındaki ilişki çocukların daha iyi bir geleceğe sahip olması açısından önemli biliyoruz ama bu canım kardeşlerim olayı biraz abartmış. Kendilerini oldukça şirin ve tatlı kedi, köpek sanıyorlar. Hatta orangutan gibi davranan bile var. Bazıları da nasıl kedi gibi davranabileceğini, nasıl köpek gibi yemek yiyebileceğini öğreniyor 🙂 Hayvanlar Gibi Davranan Çocuklar 1- Kediler gibi süt içen çocuk 2-Köpeğe yemek yemeyi öğreten çocuk 3- Kendine yuva bulan çocuk 4- Nasıl kedi olacağını öğrenen çocuk 5- Kediyle yemeğini paylaşan çocuk 6- İştahlı çocuk 7- Yavrum o kedi için 8- Balık olduğunu düşünen çocuk 9- Orangutanlık öğrenen bebiş 10- Köpek maması tutkunu çocuk 11- Köpeğin yatağını kapan çocuk"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kendinizden-vazgecip-hayattan-tat-almadiginizda-bedeninize-ne-olur/", "text": "Önce mideden başlıyor. Kendinizden asla vazgeçmemeniz konusunda ısrarcı ve sizi mutlu etmeyi amaç edinmiş bir siteyiz. Yine de böyle bir durumda neler olacağını bilmeniz için konunun uzmanı bütünsel sağlık koçu Nermin Doğruoğlu'nun bu yazısını sizlerle buluşturmak istedik. Böylece yaşadığınız hayatın değerini daha iyi anlayabilirsiniz: Her şey midenizle başlar, kabullenemediğiniz sorunlar ilk başta midenize vurur, birilerine yararlı olma, onlara elinizden geleni yardım etme düşüncesiyle kendinizde vazgeçersiniz. Kendinize değil de başkalarına yararlı olma ihtiyacı, o kişiler, ben olmadan yaşayamaz düşüncesi sizi yiyip bitirir ise, bu düşünce ve duygu sizde değişmediği sürece mide ameliyatı olsanız da iyileşemezsiniz. Yardım etme ihtiyacını hissettiğiniz insanın, siz olmadan yaşayamaz düşüncesi size ait, ya onun sizin yardımınıza ihtiyacı var mı? Ve sonraki adım ise.... Şekerli yiyeceklere açlık duyduğunuzda, endişeli düşünceler ürettiğinizde, kendinizi dış dünyaya kapattığınızda, kendinizi kaybolmuş hissettiğinizde, sürekli doyumsuzluk yaşadığınızda, fazla uyuyorsanız, kendinizi depresif hissettiğinizde ve unutkanlık başladıysa DİKKAT!!! Beyniniz mutluluk hormonu üretemiyor, çünkü üretmesi için hiç bir neden göremiyor ve hayattan zevk alamaz olursunuz. Genç yaşta bunu yaşarsanız Diyabet1 neden olabilir, orta yaş üzeri ise Diyabet2'ye neden olabilir. Artık kendinize dönme ve kendinizi iyileştirme zamanı. KAHKAHA atabileceğiniz bir durumu düşünün, sizi mutlu eden anılarınızı düşünün veya size mutluluk verecek anılar yaratın, ki beyniniz yeniden mutluluk hormonlarınızı üretsin ve Hayata yeniden katılın, katılın ki YAŞAYIN! Sizi ne mutlu ediyorsa onu yapın, bırakın başkaları ne der düşüncesini. Not: Resimde gördüğünüz Dalak/Pankreas bölgenize devamlı ovma veya hafif vuruşlar yapabilirsiniz. Doğru yeri bulabilmek için ilk ovmanızda veya vuruşunuzda acı hissetmeniz gerekiyor, çünkü orada birikmiş toksinler vardır ve siz oraya her işlem yaptığınızda oradan atılacaklardır ve zamanla o acı hissiniz yok olacaktır. Hayattan tat almayı kestiğinizde bir sonraki zarar görecek organınız ise KALP'tir! AMAN DİKKAT!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kendinizi-hep-yorgun-hissediyorsaniz-sebebi-bu-vitamin-olabilir/", "text": "Yorgunluk ya da halsizlikten yakınıyorsanız, kafanızı bir türlü toparlayamıyor, konsantrasyon zorlukları yaşıyorsanız, uyumanıza rağmen dinlenemiyor, sabahları bitkin uyanıyorsanız, kulak çınlaması, dengesizlik, baş dönmesi gibi sorunlarınız varsa, depresyon tedavisi görecek kadar sıkıntılarınız varsa bu tür sorunların B 12 vitamini azlığından kaynaklanabileceği aklınızda olsun. Sürekli yorgunluk hali, sinirlilik, üşenme, unutkanlık, mutsuz hissetme, aşırı yeme isteği yaşıyorsanız sorumlusu B12 eksikliği olabilir. B12 eksikliği kolay oluşmaz. Kolay oluşmaz, çünkü karaciğerinizdeki B12 dokusu en az iki yıl size yetebilir. İşte bu nedenle, B12 eksikliği çaktırmadan, sessiz ve derinden gelişir. B12 vitamini dışardan yediğimiz yiyeceklerle vücudumuza girer. Yani vücut B12'yi üretmez. B12 Vitamini yönünden fakir beslenmek veya mide hastalıkları B12 Vitamininin yetersizlik nedenlerinden bazılarıdır. B12 vitamini kan yapımında da beyin ve sinir sistemi fonksiyonlarında da bedene destek takımının adeta öncüsüdür. Eğer yeteri kadar B12'niz yoksa kan hücrelerinizin oksijen taşıma kapasitesi azalır. Oksijensizlik enerji üretimini azaltacağından yorgun, bitkin düşmek kaçınılmazdır. B12'niz eksikse beyniniz yeteri kadar asetil kolin üretemez. Dolayısıyla öğrendiklerine odaklanma, öğrenme ve bellek gücünden yeterice yararlanma şansınız azalır. B12 noksanlığına bağlı unutkanlık/hafıza bozukluğu ya da megolablastik anemi belirtilerinin başlıcaları, yorgunluk, halsizlik, bitkinlik, el ayak uyuşmaları, karıncalanmaları, kas güçsüzlükleri, denge bozuklukları, baş dönmeleri, odaklanma zorlukları, kafa karmaşası, uyku sorunlarıdır. B12'niz eksikse beyin hücreleriniz uyarı üretme fonksiyonlarını yerine getiremez. Beyninizden çıkan uyarılar kaslarınıza, kaslarınızdan alınan duygular beyninize rahatça iletilemez. Sonuçta dengeniz bozulur, başınız döner, olur olmaz zamanlarda düşmeye başlarsınız. Kas gücünüz ciddi biçimde azalır. Kendinizi adeta pili bitmiş bir oyuncak gibi hareketsiz, isteksiz, beceriksiz bulursunuz. Ne yemeli? B12 noksanlığı son yıllarda daha sık görülen bir sorundur. Çünkü hem B12 zengini yiyecekleri daha az yiyoruz hem de B12 emilimini bozacak ilaçları gereksiz ve sık kullanıyoruz. Eğer pilinizin yavaş yavaş zayıflamaya başladığını düşünüyorsanız bir hastaneye gidip B12 vitamini seviyenizin ölçülmesini isteyin. Laboratuvar raporundaki rakam 500'ün hele hele 300'ün altındaysa pilinizi yeniden şarj etmenizin tek çaresinin B12 takviyesi olduğunu unutmayın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kendisini-cok-seven-kadin-kendisiyle-evlendi/", "text": "28 yaşındaki Mickie Monroe adlı kadın Miami Beach'te kendisiyle evlendi... Mickie önceleri kilo, güven ve alkol sorunlarıyla mücadele ediyordu. Vücudunu sevmiyor, bu sebeple de kendine bakmıyordu. Bu zamanlardan 'Kendimden çok kopuk, kayıp ve öfkeli biriydim' diye bahsediyor. Zor, depresyonun eşiğinde, kötü düşüncelerle dolmuş enerjiyi yıkmaya kalkan Mickie, bu düşünceleri zihninde nasıl susturacağını bilmiyordu. Sonunda olumsuz düşünceleri susturmayı başardı. Adanmışlık ve liderliği simgeleyen carnelian taşından yaptırdığı dev yüzükle törene başladı. Başladığı yoga dersleri sırasında herkesin içlerinde erkeksi ve kadınsı bir enerjiye sahip olduğunu öğrendi. Miami'deki bu cennet plajda kalp şeklinde aynaya yemin ederken yanında şahit olarak üç arkadaşı bulunuyordu. Bu kendi için fazlasıyla zor geçen zamanların devamında ise çok çalışıp kıymetli bir ders aldı. Sorun sürekli kilo alması ya da kilosunun sabit kalması değil, kendine olan nefreti ve olumsuz bakış açısıydı. Bunu değiştirmek için sarfettiği çaba kendisine öz sevgi olarak döndü ve sonunda kendiyle bile evlenebileceğini fark edip büyük adımı attı. Ve kendine otantik, sağlıklı sınırlar oluşturmak için söz verdi. Kendisini Çok Seven Kadın Kendisiyle Evlendi 28 yaşındaki Mickie Monroe adlı kadın Miami Beach'te kendisiyle evlendi..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kenter-ailesinin-fazla-kisinin-bilmedigi-efsane-ask-hikayesi/", "text": "Dedesi, Bağdat kadısı, babası, padişah tarafından atanan Heyet-i Ayan azası'ydı. Çamlıca'da, uşaklı bahçıvanlı, muhteşem bi köşkte yaşayan, oturmasını kalkmasını, ecnebi lisanları bilen, yakışıklı bi delikanlıydı. Yüksek tahsil için İskoçya'ya gönderildi. Ve, Londra'da bi partide gördü onu... Güzeller güzeli İngiliz genç kadın, şahane gülümsüyor, etrafına ışık saçıyordu. Vuruldu, aşık oldu. Gözler her şeyi anlatır derler ya, belli ki, hisleri karşılıksız değildi. Zaten, zarif bi kaç kısa cümleden oluşan sohbet sırasında işareti almış, genç kadının her gün Hyde Park'ta at gezintisi yaptığını öğrenmişti. Sabahın köründe, soluğu Hyde Park'ta aldı. Aaa ne tesadüf filan... Birlikte at bindiler, yemek yediler, muhabbeti ilerlettiler. Rüya gibiydi. Rüya gibiydi ama, uyanması da vardı... Tahsilini tamamlamıştı, yurda dönmesi gerekiyordu. Kalsa, olmaz, bıraksa, hiç olmaz. Pat diye, benimle evlenip Türkiye'ye gelir misin dedi. Genç kadın sevinç çığlığı attı, coşkuyla boynuna atlayıverdi. Sonra... Az geri çekildi, oturdu, boynu büküldü, hayatta en çok istediğim şey bu ama, maalesef imkansız, Jack var dedi. Jack de kim yahu? Genç kadının ailesi tiyatrocuydu, ordan oraya turneyle dolaşan kumpanyaları vardı. Babası ölünce, annesi bi adamla Avustralya'ya kaçmış, kızını anneannesine bırakmıştı. Anneanne, n'aapsın, torununu acilen başgöz etmiş, talihsizlik işte, savaşa giden damat, kimbilir nerde mıhlanmış, geri dönmemiş, ardında, henüz 16 yaşında hamile bi dul bırakmıştı. Jack, oğluydu. Delikanlı dinledi, dinledi, önce sıkı sıkı sarıldı, sonra, hiç sorun değil, oğlumuzla gideriz dedi. Orient Express... Ver elini İstanbul. Delikanlı hiç sorun değil demişti ama, sorun büyüktü. Esir şehrin insanlarıydı İstanbul... Mustafa Kemal Bandırma'ya binerken, İngiliz gelinin, İngiliz işgalindeki kabusu başlıyordu. Dedim ya, işgal yıllarıydı, herkes herkese şüpheyle bakıp, memleketi satanları mimlerken... Faytona binip, köşke geldiler. Aman da efendim hoş gelmişiniz sefalar getirmişiniz diye kucaklaşma beklenirken, bismillah, nerden bulup getirdin bu gavuru dedi, delikanlının ailesi! Memleket İngiliz süngüsü altında inim inim inlerken, İngiliz gelin olacak iş değildi yani. Aşklarına sığınıp, göğüs gerdiler. Sevdiği adam uğruna, kara çarşafa bile girdi İngiliz gelin, Müslüman oldu, Nadide adını aldı. Kaderin cilvesi mi desek, ne desek... Mustafa Kemal Bandırma'ya binerken İstanbul'a inen bu genç kadının nüfus kağıdına, doğum yeri olarak Bandırma yazıldı... Çünkü, nüfus memuru doğum yerinin Londra olduğunu gördü, Londra Mondra olmaz, olsa olsa Bandırma'dır diye kaydetti! Memleket kurtuldu, cumhuriyet kuruldu. Hariciye'ye giren delikanlı, Lozan'da İsmet İnönü'nün özel kalem müdürü oldu. Şak, kanun çıktı, hariciyecilerin eşi ecnebi olamaz... İnönü, pek beğendiği delikanlıya kıyamadı, boşan, birlikte yaşa, mesleğine devam et dedi. Delikanlı, bu teklifi hakaret olarak kabul etti. Benim için ailesini, memleketini, dinini terk eden eşime bunu yapamam, mesleğimden vazgeçerim, aşkımdan asla dedi. Bastı istifayı, ıvır zıvır işler yaparak, evini geçindirmeye çalıştı. O zamanlar memur değilsen, ayvayı yiyordun. Ayvayı yedi. Hayatları kaydı. Önce eldeki avuçtaki bitti, sonra gümüşler satıldı, ardından köşk gitti... Dımdızlak kaldılar. Kiraya çıktılar. Tükene tükene, gecekonduya kadar düştüler. Çocukları olmuştu. Saracak bez yoktu. Çarşafları yırttılar. Bi eli yağda bi eli balda doğup büyüyen delikanlı, eşinin hiç sızlanmadan dimdik duruşunu gördükçe, yeniden yeniden aşık oluyordu ama, kahrından alkole dadanmıştı. Çalışamaz hale geliyor, daha çok sefalete sürükleniyorlardı. Hayatlarında eksilmeyen tek kavram, mutluluktu. Mutluydular. İngiliz anne, adı gibi, hakikaten nadide'ydi... O kör kuruşa muhtaç hallerinde bile, hastaneden atılmış iki çocuklu bi kadına evini açtı, sokakta dilenen bi nineye kendi yatağını verdi, aylarca baktı, yıkadı, pakladı, komşuların fısır fısır dedikodusuna aldırmadan, kaçak olarak yaşayan, dara düşmüş bi Fransız'ı sofrasına oturttu, çocuklarına kuru ekmeği paylaşmayı öğretti. Bi gün... İngiltere Elçiliği'nden görevliler geldi, nasıl duydularsa duymuşlar, çocuklarını al, İngiltere'ye dön, eğitimlerini üstlenelim, sosyal güvencen olsun dediler Nadide'ye... Kapıdan kovdu! Eşim Türk, çocuklarım Türk, burada babalarının yanında yaşayacaklar, ben de onların yanında öleceğim, benim için hayatını feda eden eşimi, paraya değişmem dedi. İki millet, iki devlet, iki din arasında perişan olmuşlardı ama, aşkları sapasağlamdı. Üstelik... Cumhuriyet de sapasağlamdı. O dönemin Cumhuriyet'i, şimdiki gibi sadece parası olanlara değil, gariban ailelerin çocuklarına da fırsat eşitliği sağlıyor, okumaya niyetleri varsa, okutuyor, üniversiteyse üniversite, konservatuvarsa konservatuvar, yeteneğin önünü açıyordu. Delikanlı, delikanlı gibi yaşadı, öldü. Nadide zatürreeden vefat etti, hayatının en çetin günlerini yaşadığı İstanbul'da, kızının evinde... En çok kızına güvenir, en çok küçük oğlunu severdi. Bu koca yürekli kadının küllerinden doğan kızı, Yıldız... Oğlu, Müşfik Kenter'di. Boşuna dememişler, işini yapacaksan aşk'la yap diye... Ve, merak ederim, tiyatroda sahneye koymak için abuk sabuk senaryolar aranır hep niye? Yazının kaynağı: Hürriyet Gazetesi Yılmaz Özdil"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kerem-bursin-orkun-isitmak-gibi-isimlerin-yer-aldigi-espor-filmi-iyi-oyun/", "text": "İyi Oyun filmi, Netflix Türkiye yapımı ve dünyanın ilk espor filmi. Dünyanın geleceği olan henüz son 4-5 senedir ülkemizde ünlenen gamer kavramını anlatıyor. Gençlerimizin en çok takıldığı Youtube ve Twitch ortamında insanlar oyun oynayıp insanlarla muhabbet ediyor. Bu ortamı gösteren bu film o yüzden diğer filmlere göre daha çok dikkat çekti. İyi Oyun filminde oynayan oyuncular aslında tanıdığımız çok yakından bildiğimiz oyuncular denilebilir: Kerem Bursin , Orkun Işıtmak , Afra Saraçoğlu , Mert Yazıcıoğlu... Orkun Işıtmak, Youtube camiasında çok ünlenmiş Youtuberlardan biri. Ve ilk kez bir filmde yer alıyor. Filmle ilgili söylediği; harika bir film geliyor, cümlesi insanları heyecanlandırdı. Hatta film çekimlerini ve kamera arkasının yer aldığı bir video hazırlamış. Buradan izlemek isterseniz bırakıyorum. Kerem Bursin ile anlaşılıp, bunun gibi fantastik ve geleceği gösteren bir çalışmaya dahil olması bizi gerçekten etkiledi. Kerem Bursin'in zaten bu tür çalışmaları olduğu gibi , akıllarda kalan dizilerde de rol aldığını biliyoruz. Gelelimİyi Oyun filminin konusuna, Genç ve yıldız isimleri buluşturacak İyi Oyun adlı gençlik filmi milyonların oynadığı bilgisayar oyunu League of Legends'ın Türkiye'deki büyük turnuvasına hazırlanan beş gencin hikayesini anlatacak. Beş genç, dünyayı kasıp kavuran League of Legends turnuvasında birinci olmak için heyecan dolu bir mücadeleye girecek. Eludis yapım şirketi ve Braveborn ile Fikiron ortak yapımı olan İyi Oyun'un yönetmen koltuğunda Netflix'in ilk Türk dizisi 'The Protector'ın yönetmenliğini yapan Umut Aral otururken, senaryosunu ise Emre Sirel kaleme aldı. İyi Oyun Fragmanı ; Film 28 Eylül'de vizyonda."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kesinlikle-ithal-etmemiz-gereken-japon-uyuma-sanati-inemuri/", "text": "Japonlar ne uyur ne de kestirir, sadece 'inemuri' yapar. Dr Brigitte Steger bunun nasıl yapıldığını, sosyal ve kültürel kökenlerini thenewyoungturk'e anlatmış. Herkes Japonların uyumadığını söylüyor. Bu doğru değil, ama kültürel ve sosyolojik bir ifade olarak ilginç bir iddia. Uykuyla ilgili bu tuhaf davranışa 1980'lerin sonunda Japonya'ya gidişimde rastladım ilk olarak. O zamanlar Japonya spekülatif balon ekonomisinin doruğundaydı. Günlük yaşam çok hızlıydı. İnsanların günü iş ve eğlence aktiviteleriyle doluydu. Uyumaya zaman kalmıyordu. Bu durum bir yandan şikayet konusu olurken aslında altında belli bir gurur da yatıyordu. Ancak trenlerde uyuyan çok sayıda insan vardı. Bazıları ayakta uyuyor, ama kimse bunu yadırgamıyordu. Bu tutum bana çelişkili geliyordu. Bir yandan gece uykusundan kesen, gündüz geç kalkmayı kınayan bu çalışkan arı kültüründe, öte yandan 'inemuri' adı verilen davranışa karşı büyük bir tolerans gösteriliyordu. 'İnemuri' kamu alanlarında, trenlerde, iş toplantılarında, okulda vb. uyuklama anlamına geliyordu. Kadın, erkek, çocuk nerede olursa olsun canları istediğinde biraz kestirebiliyordu. Yatakta uyumak tembellik olarak görülürken işte ya da başka bir etkinlik sırasında uyumaya neden tolerans gösteriliyordu? Ertesi gün okulda uyuklamaları anlamına gelecekse çocukların gece geç saatlere kadar ders çalışmasının ne anlamı vardı? Bütün bu gözlemler yıllar sonra doktora tezimi uyku konusunda yapma kararımı etkilemişti. İnsanların hiç düşünmeden yaptığı günlük doğal davranışları aslında bir toplumun yapısı ve değerleri hakkında önemli ipuçları içeriyor. Kültürel şekillenme Çoğunlukla atalarımızın karanlık çöktüğünde 'doğallığından' uyuduğunu, sabah da güneş doğduğunda kalktığını farz ederiz. Ama uyku vakti ne Japonya'da ne de başka yerlerde hiçbir zaman bu kadar basit olmamıştır. Burada eskiden insanlar geç yattıkları için azarlanır, ama öte yandan alimler ve samuraylar uykularını bölüp çalıştıkları için övgü alırmış. Uyuklama ise tarihi kaynaklarda fazla değinilen bir konu olmamış ve genellikle geçerli görülmüş. Ama insanlar uyukladıkları için bazen şaka konusu da olmuş. Erken kalkmak ise en azından Konfüçyüsçülük ve Budizm kabul gördüğünden beri erdem olarak görülmüş. İlginç olan başka bir şey de çocuklarla birlikte yatma olayı. İngiltere'de ebeveynlere bebeklerinin kendi başına uyumayı öğrenmesi için ayrı odada uyutulması salık verilir. Japonya'da ise tam tersine, çocuklar okul çağına gelinceye kadar ebeveynleriyle aynı odada yatar; böylece çocuğun bağımsız ve sosyal olarak sağlam bireyler haline geldiklerine inanılır. Belki de bu kültürel şekillenme Japonların kamu alanlarında, başkalarının yanında uyumayı normal görmelerine neden oluyor. Örneğin 2011'deki tsunami felaketinin ardından büyük sığınaklara toplanıp birlikte uyuyan Japonlar böyle kendilerini daha rahat ve güvenli hissettiklerini söylüyordu. Uyku sayılmıyor Ama okulda, işyerinde rahatlıkla uyuklayan Japonların davranışını, 'inemuri'nin hoş karşılanmasını açıklamak için bütün bunlar yeterli değil. Konu üzerindeki uzun araştırmalarımın ardından aslında 'inemuri'nin uyku olarak görülmediği sonucuna vardım. Bu eylemin yataktaki gece uykusu şeklinde değerlendirilmediği gibi, öğleden sonra kısa süreliğine kestirme olarak da görülmediğini anladım. Aslında işin sırrı kelimenin Çince kaynağında denebilir. 'İnemuri' 'orada olmak' ve 'uyumak' anlamlarını içerir. Bu eylem sırasında aslında dikkatiniz bir yandan içinde bulunduğunuz sosyal ortama da yönelmiştir. Yani bu sosyal ortamı bozmadığınız sürece 'inemuri'de sorun yoktur. Bu bir anlamda insanın sosyal bir ortamdayken dalıp gitmesine benzer. Uyuklayan kişi beyinsel olarak o ortamda değilse bile oraya katılımı gerektiğinde onu da yapacak durumda olmalı, bedensel olarak da bu ortama uyum sağlamalıdır. Önemli olan katılmak İşyerinde 'inemuri' da toplantıya katılım olduğu sürece önemli değildir. Ayrıca bu uykusuz halin işle bağlantılı olduğu da düşünülüp hoş görülebilir. Toplantıya katılmak için gösterilen çaba önemli sayılır burada. Japonya'da uzun saatler çalışma ve işe adanmışlık büyük değer verilen bir özelliktir. Uykusuna rağmen çaba harcamış olup katılmak fiziksel zayıflığın yenilmesi olarak görülür. Alçakgönüllü olmak da önemli bir erdemdir. Bu yüzden insanların çok çalıştıkları için böbürlenmesi hoş görülmez. Bunun sosyal kabul görmesi için daha farklı yöntemler kullanılır. Yorgunluk ve hastalık daha önceki aşırı çalışmanın sonucu olarak görülür. Bu nedenle işyerinde 'inemuri' ya da sadece gözlerini kapatmak bile o insanın çok çalışıp yorulmasına rağmen kendisini kontrol altında tutacak gücü ve erdemi sergilediğine inanılır. Yani Japonların 'inemuri' alışkanlığını tembellik belirtisi olarak görmemek gerekir. Rutin görevlerini yerine getirmek uğruna kısa süreliğine o ortamdan uzaklaşma halidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/keske-ogrenmeseydim-diyeceginiz-10-bilgi/", "text": "Her şeyi bilmek iyi değil canlarım. Mesela bu bilgileri öğrenmenin size faydası çok ama bazıları bir anda sizi hayattan soğutabilir, soğutmasa da aman Tanrım demenize neden olabilir. Tüm dünyanın yok olacağı bilgisi mesela üzücü değil mi sen kariyer peşinde koştur, Öss Lys ne bileyim Kpss gibi abuk sınavlara gir dünya yok olsun. El oğlu boşuna bilmemek mutluluktur dememiş. Akıllara zarar 10 bilgi 1- Sadece 10 saniyelik bir öpüşmede 80 milyon bakteri karşı tarafa geçebilir. 2- Bundan 1 milyon yıl sonra dünyadaki bütün okyanuslar kuruyacak, 7.5 milyon yıl sonra da dünya güneş tarafından yutulacak. 3- Eğer dev panda ikiz doğurursa birini ölmesi için terk eder. 4 Normal bir iş yeri klavyesi iş yerinde bulunan tuvaletten 400 kat daha fazla bakteriye ev sahipliği yapar. 5 İnsanlar günde 50 milyona yakın ölü deri hücresi kaybediyor, bir dakikada ise 30.000-40.000 arası bir kaybınız oluyor. 6 Çok sevdiğiniz evcil hayvanınızdan şerit tenya kapma ihtimaliniz oldukça yüksek. 7 Geceler siz uyurken ufak böcekçik denilen canlıların yüzünüz üzerinde seks yapıyor olma ihtimali oldukça yüksek. 8 Normal bir sülük 90.000 torun ve 270.000 tane torununun torununu görebilir. 9 Teratoma adında bir tümör var ve bu tümörün dişi ve saçı çıkabiliyor. Ama bakmayın fotolara iğrenç. 10 Eğer 10 km büyüklüğünde bir asteroid dünyaya çarparsa bu dünyada büyük bir insan kaybına neden olur neredeyse soyumuz tükenebilir. Daha kötü haber dünyanın çevresinde şu an bu büyüklükte 15 tane asteroid var."} {"url": "https://www.thegeyik.com/khaleesi-diziye-yonelik-mustehcenlik-elestirilerine-yanit-verdi/", "text": "Emilia Clarke, son 7 yıla damgasına vuran Game of Thrones'da canlandırdığı Daenerys Targaryen karakterinin çıplaklık ve cinsellik sahnelerine yöneltilen eleştirilere itiraz etti. Game of Thrones'un Daenerys Targaryen'i Emilia Clarke, HBO'nun dünya çapında izlenme rekorları kıran dizisi Game of Thrones'un çıplaklık ve seks sahneleri için yapılan eleştirileri Harpar's Bazaar dergisine verdiği röportajda yanıtladı. Yayın hayatına başladığı günden bu yana, dizinin içeriğindeki cinsellik dozajının yarattığı tartışmalara Emilia Clarke bir kez daha dahil oldu. İnsanların 'Game of Thrones başlayınca + 18 siteleri dibe batıyor' gibi yorumlarda bulunmasından gerçekten rahatsız olmaya başladım diyen Clarke, sözlerine The Handmaid's Tale örneğiyle devam etti. Diziyi çok sevdiğini ve hatta bittiğinde ağladığını söyleyen ünlü aktris, bu dizinin de tamamen seks ve çıplakla ilgili olduğunu belirtti ve Bu gerçek üzerine şekillenmiş birçok dizi var. İnsanlar zevk için birlikte olurlar, bu hayatın bir gerçeği dedi. Dizinin geçtiğimiz sezonlarında çıplaklık Daenerys Targaryen karakteri üzerinde birden fazla kez kullanılmıştı. Clarke ise birkaç kez şova ve kendisine yöneltilen eleştirilere karşılık vermişti. Yıldız oyuncu en son bu yılın başlarında ELLE dergisiyle yaptığı söyleşide bu sahnelerle ilgili olarak birçok saçma yorum aldığını; asıl feminizm karşıtlığının bu yorumlar olduğunu, kadınların diğer kadınlardan nefret etmesinin asıl sorun olduğunu dile getirmişti. Game of Thrones'un merakla beklenen final sezonu 2018'in sonlarında ya da bir sonraki yılın başlarında prömiyer yapacak. NTV'nin haberine göre dizide en çok eleştirilen konuların başında Cersei Lannister ve erkek kardeşi Jaime Lannister arasındaki ensest ilişkinin kameralara yansıtılması. Son olarak Daenerys Targaryen ile Jon Snow'un hala yeğen olduklarını bilmeden ilişki yaşamaları cinsellikle ilgili eleştirilerin artmasına neden olmuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/khaleesimiz-emilia-clarke-star-wars-evrenine-katiliyor/", "text": "HBO'nun fenomen dizisi Game of Thrones'ta canlandırdığı Khaleesi rolüyle gönlümüze kazınan güzel oyuncu Emilia Clarke, Star Wars evrenine katılıyor. Clarke'ın yeni çekilecek olan Han Solo filminde henüz adı açıklanmayan bir karaktere hayat vererek Star Wars evrenine katılacağı açıklandı. Resmi siteden yapılan açıklanmada Game of Thrones'da oynadığı Daenerys Targaryen karakteriyle tanıdığımız Emilia Clarke'ın Han Solo Star Wars filmine katılacağını duyurmaktan heyecan duyuyoruz. Clarke'ın rolü Han ve Chewie'nin maceralarında karşılaşacakları dinamik bir karakter dökümünü tamamlayacak. ifadelerine yer verildi. 2018 yılında izleyici ile buluşacak olan Han Solo filminin yönetmen koltuğunda Phil Lord ve Christopher Miller oturacak ve filmde temel olarak Han Solo'nun gençliğini izleme şansı yakalayacağız. Star Wars evreninde bu yıl sonu Rogue One, gelecek yıl Star Wars: Bölüm VIII ve 2018 yılında da Han Solo filmlerini beyaz perdede göreceğiz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/killing-evein-yapimcilarindan-nefes-kesen-psikolojik-gerilim-ragdoll/", "text": "Heyecan dolu yeni BBC yapımı Ragdoll'un başrolleri arasında Henry Lloyd-Hughes ve Lucy Hale gibi ünlü oyuncular yer alıyor. Büyük beğeni toplayan BBC draması Killing Eve'in yapımcıları, psikolojik gerilim türündeki yeni dizileri Ragdoll ile tüyler ürpertici bir seri katil öyküsünü her Pazar BBC First ekranlarına taşıyacak. Kara mizah ve dehşet dolu hikaye, Londra Merkez Karakolu'ndaki görevine yakın zamanda dönen Komiser Nathan Rose , yakın arkadaşı Dedektif Emily Baxter ve ekibin yeni üyesi Memur Lake Edmunds'un altı cesedin parçalarını birbirine dikerek bez bebek yaratan sıradışı bir seri katilin peşine düşmesiyle başlıyor. Katil, içlerinde Rose'un adının da yer aldığı, sıradaki kurbanlarının listesini göndererek polisle alay ediyor. Bu durum, kurbanları korumakla görevli olan polis ekibinin halkın tepkisini üzerine çekmesine neden oluyor. Daniel Cole'un aynı isimli romanından uyarlanan serinin ilk bölümü, 6 Şubat Pazar günü saat 21:00'da Digitürk, Tivibu ve KabloTV platformlarında yer alan BBC First ekranlarında altyazı seçeneği ile yer alacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kilo-alinca-mutlulugu-yakaladi/", "text": "Sosyal medyada kilo vermenin iyi olduğuna dair haberler pompalansa da bu hanım kızımız mutluluğu kilo alınca yakalamış... 24 yaşındaki Danielle Galvin, zayıf olma takıntısından dolayı çocukluğunda yeme bozukluğu geliştirdi. Yıllarca kilosuyla alay edilen Danielle, 11 yaşında spor salonuna gitmeye ve kalori hesabı yapmaya başladı. İşler kontrolünden çıkınca yeme bozukluğu baş gösterdi. 8 yıl boyunca zayıflamak için kendini sürekli aç bırakan ve dayanamadığı anlarda tıkanırcasına yiyen Danielle, yediği zamanlar kendini suçlu hissediyordu. 70 kiloda kalmak için neredeyse akıl sağlığını kaybediyordu. Kaygı ve panik ataklarla başlayan mental problemler, intihar girişimine bile vardı. Problemleriyle ilgili bir danışmanla görüşmeye başladıktan sonra 38 bedenden 52 bedene kadar kilo alan genç kadın hiç olmadığı kadar mutlu olduğunu söylüyor ve kendisi gibi kadınlara kıvrımlarını sevmeleri için yardımcı olmaya çalışıyor. Danielle yaşadığı bunalımı şöyle anlattı: 38 bedenden zayıf olmak istiyordum ancak ne yaparsam yapayım ne daha fazla zayıflayabiliyordum ne de mutlu olabiliyordum. Kendimden nefret ediyordum, ölmek istiyordum. İyileşme sürecim boyunca internette vücuduyla gurur duyan kilolu kadınlara baktım. Oldukça rahat ve mutluydular. Mutlu olmak için kendimi sevmem gerektiğini anladım. Şimdi 52 bedenim ve daha önce hiç bu kadar mutlu olmamıştım. Kilo almasından sonra sadece moral olarak mutlu olmakla kalmadı Galvin, aradığı aşkı da buldu. Sevgilisiyle birlikte mutlu anlarını sosyal paylaşım adreslerinden paylaşan genç kız, her şeyin kiloyla ilgili olmadığını anlatıyor. K: Haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kilo-kaybi-yalanini-tum-gercekligiyle-ortaya-koyan-oncesi-sonrasi-fotograflari/", "text": "Instagram'da şöyle bir gezintiye çıksanız karşılaşacağınız şey büyük olasılıkla mükemmel vücutlu modellerdir. Bizler gibi standart tipteki hatta kilolu insanlar için oldukça moral bozucu olan bu durumun aslında hiç de göründüğü gibi olmadığını biliyor muydunuz? Modellerin ve bloggerların kullandığı yöntemler ile sadece birkaç dakika mükemmel bir vücuda kavuşmanız mümkün. Tek yapmanız gereken uygun duruşu yakalamak, uygun ışık ve makyaj numarası ile duruşunuzu taçlandırmak. Nasıl mı? Gelin örneklere hep birlikte bakalım. 1# Kat kat olmuş göbek bir anda yok oluyor. 2# Aynı kızın aynı günde çekilen fotoğrafları. Poz vermenin ve doğru açıyı vermenin önemi. 3# Bir anda kaslanan karın 4# 30 saniyede değişen iki fotoğraf 5# Göbeğin iki dakikada yok oluşu 6# Aynı kızın kısa zaman aralıklarıyla çekilen iki fotoğrafı 7# Kıyafetler de kullanılarak göbek bir anda yok oluyor 8# Üç çocuklu bir annenin 30 saniyede yaşadığı değişim 9# Şişkin olan ve olmayan 10# Aynı kız, farklı açılar 11# 30 saniyede yaşanan değişim 12# Göbeğin çıkarıldığı ve normal an 13# Işığı, saçı ve pozu değiştirin. Sonuç ortada! 14# Arada yalnızca 12 saat fark var desek? 15# Kıyafet düzeltip, pozu düzeltin. İşte sonuç! 16# Sadece 30 saniye! 17# Sadece duruşla bile insanları manipüle etmek mümkün. 18# Dar Tayt vs Sıkı Tayt 19# Değişen sadece poz 20# Işığın ve açının yarattığı değişim"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kilo-vermek-isteyenlerin-bilmesi-gereken-hic-duyulmamis-6-ipucu/", "text": "Yaklaşan yaz öncesi kışın getirdiği fazlalıklardan kurtulmak isteyenler, bu içeriğimiz tam size göre. Sizleri klasikleşmiş diyet formülleriyle, kibrit kutusu kadar peynir-bol su klişeleriyle sıkmak, daha başlamadan diyetten soğutmak değil niyetimiz. Bilinmeyen, hiç duyulmamış yöntemlerle diyetinize destek olmak. Merak ettiyseniz... İşte Kilo Vermek İsteyenlerin Bilmesi Gereken Hiç Duyulmamış 6 İpucu; 1# Dışarıda yemek yiyorken, daima en küçük porsiyonu seçin. Menüyü okumak için zaman ayırın. Hamburger ve diğer sağlıksız yiyecek sattıkları bir yerde olsanız bile sahip oldukları en küçük porsiyonları seçin . Son dönemlerde yapılan araştırmalar kendi siparişlerini vermeyen insanların masadaki kalan herkesten daha fazla şey yediğini ortaya koymuştur. 2# İyimser olun! Temel prensip iyi düşüncelere odaklanmak ve hedeflerinizi mantarınızmış gibi olumlu bir şekilde tekrarlamaktır. Tatlı için hayır diyebilirim gibi iyimser cümleler, olumlu bir tutumla hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olacaktır. 3# Yolunuzda yalnız ilerlemeyi tercih edin. Diyetinizde değişiklikler yapmaya başladığınızda, genellikle arkadaşlarınızın ve ailenizin bu yol boyunca size yardım etmesini istersiniz. Ancak yapılan araştırmalar kalabalık içinde yemek yiyenlerin, yemeyenlere oranla daha fazla yediklerini ortaya koymuştur. Bu her zaman yalnız kalmanız gerektiği anlamına gelmez, ancak en azından diyet temponuzu oturtana kadar yalnız yemek yemenizde fayda vardır. 4# Açsanız, muz koklayın. Bu biraz çılgınca gelebilir, ancak elma, nane veya muz gibi kokulu gıdaların beynimizi aldattığını ve bu gıdaları koklayan beynin yemek yediğine inandığı kanıtlanmıştır. 3000 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen deneyde bu gıdaları koklayan kişilerin iştahlarının kapandığı ortaya çıkmıştır. İlginç değil mi? 5# Bundan böyle favori renginiz, mavi. Yapılan araştırmalar mavi rengin iştah azaltmada etkili olduğunu ortaya koymuştur. Masanızı mavi bir masa örtüsü, mavi peçeteler, mavi tabaklar ile süsleyerek bu tezi rahatlıkla deneyebilirsiniz. 6# Ayna karşısında yemek yiyin. Bunun gülünç olduğunu düşünebilirsiniz, fakat bilimsel gerçekler aynada kendine bakarak yemek yemenin yenilen yiyecek miktarını üçte bir oranında azalttığını ortaya koymaktadır. Kaynak:brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kilo-vermenin-sirri-kopeklerde-olabilir/", "text": "Tıpkı insanlarda olduğu gibi köpeklerin de bazıları obeziteye diğerlerinden daha yatkın. Köpek davranışları üzerine yapılan bir araştırma, insanların kişiliklerinin obeziteyi nasıl etkilediğini anlamamıza yardımcı olabilir. Macaristan'da yapılan bir araştırmanın elde ettiği sonuçlar kişilik ile obezite arasında ilişki olabileceğine dair ipuçları sunuyor. Bilim insanları bir grup köpeği, ortalama kiloda ve fazla kilolu olmak üzere iki gruba ayırdı. Köpeklerin önüne düşük kaliteli ya da ilgilerini çekmeyecek bir kase yemek konuldu. Sahiplerinden ise köpeklere bekleme komutu vermeleri istendi. Araştırmacılar köpeklere ya boş ya da içinde yüksek değerli, lezzetli bir yemek bulunan ikinci bir kase daha vereceklerdi. Böylelikle köpekler karınlarını doyurmadan önce iki kaseyi de inceleyerek karar verebileceklerdi. OBEZ KÖPEKLER SABIRSIZ DAVRANDI Bilim insanları obez köpeklerin potansiyel olarak değeri yüksek bir yemek için bekleyeceğini düşündüler. Ancak araştırma beklentinin tam tersini gösterdi; obez köpekler hızlı bir şekilde, daha iyi bir yemek ihtimalini beklemek yerine hızlı bir şekilde düşük değerli öğünü tercih ettiler. Araştırmacılara göre, insanların da benzer şekilde hareket edeceğini söylemek için erken olsa da, sonuçlar fazla kilosu bulunan kişilerin daha iyi bir yemeğin gelip gelmeyeceği konusunda belirsizlik olduğunda beklemeden kalitesiz öğünleri yemeği tercih ettikleri anlamına geliyor olabilir. VAHŞİ YAŞAMDA YARARLI BİR DAVRANIŞ Evrimsel açıdan bakıldığında bu vahşi hayvanlarda yararlı bir davranış olabilir. Hayvanlar, bir sonraki öğünün olup olmayacağı ya da ne zaman olacağı konusunda nadiren emin olabiliyorlar. Bu nedenle her tür öğün fırsatını değerlendirmek vahşi yaşamda sık karşılaşılan bir durum. Bununla birlikte insanlar ise bir sonraki öğün konusunda daha eminler. Araştırma, insan ve hayvan obezitesi arasındaki ilişki karmaşık olduğu için sınırlamalara sahip olsa da sonuçların insanlar üzerinde de test edilmesi, obezite sorununa ışık tutabilir. Obezitenin insanlarda genetik, yaşam koşulları, herkesin eşit şekilde sağlıklı gıdaya erişim imkanı bulunmaması başta olmak üzere pek çok sebebi bulunuyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kilo-vermenize-yardimci-olacak-8-gida-kombinasyonu/", "text": "Yemekleri uygun kombinasyonlarla tüketmek, gıdaların hem daha lezzetli hem de daha sağlıklı olmasını sağlar. Yalnızca uygun yemek kombinasyonları seçerek bile metabolizmanızı hızlandırabilir ve bu yolla kilo verebilirsiniz. Yaklaşan yaz ayları öncesi kışın getirdiği fazla kiloları vermenize yardımcı olacak 8 gıda kombinasyonu; 1# Sebze + Haşlanmış Yumurta Yapılan araştırmalara göre yumurta karotenoidlerin emilimine yardımcı olur. Karotenoidler sadece kilo vermenize yardımcı olmakla kalmaz, vücudunuzu kansere karşı korur ve cildinizi besler. Bir dahaki salata yiyişinizde içine haşlanmış yumurta eklemeyi unutmayın. 2# Ton Balığı + Zencefil Vücudun boşaltılmasına yardımcı olan zencefil, iltahabı teşvik eden enzimleri de bloke eder. Ton balığı ise karın bölgesindeki yağlanmayı engelleyen Omega-3 yağ asitlerini içerir. Kilo vermek ve karın bölgenizdeki yağlardan kurtulmak istiyorsanız bu ikilinin kombinasyonu muhteşem bir seçenektir. 3# Ispanak + Avokado Yağı Bu iki süper besin, iştahınızı bastırmak için yeni müttefiklerinizdir. Kolestrol düzeylerini iyileştirmeye yardımcı olan avokado yağı, içerdiği B,E vitaminleri ile de dikkat çekmektedir. Ispanak ise verdiği tokluk hissi ve düşük kalorisiyle avokado yağı için mükemmel bir ortaktır. 4# Mısır + Bakliyat Araştırmalar hafta bir bakliyat yenilen bir diyetin, yenilmeyene oranla daha etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bakliyatlı bir diyete mısır eklenmesi ise içerdiği nişasta ile zayıflama etkisini arttırmaya yardımcı olur. 5# Kavun + Kırmızı Üzüm Doğal bir diüretik olan kavun ile birlikte tüketilen kırmızı üzüm, yağ birikimini azaltmaya yardımcı olur. Bu ikilinin birlikte kullanımı şişmelere karşı kullanılacak mükemmel bir silahtır. 6# Tavuk + Arnavut Biberi Protein bakımından zengin bir yiyecek olan tavuk, uzun süreli tokluk hissi yaratır. Arnavut biberi ise yağ yakmayı hızlandırır ve iştah bastırır. Bu ikilinin karışımı ile yapılan bir yemek hem uzun süreli tokluk hissi sağlar, hem de yağ yakmanıza yardımcı olur. 7# Patates + Biber Yapılan araştırmalar patatesin tahıllardan daha doyurucu olduğunu ortaya koymuştur. Potasyum açısından zengin olan patatesi yağsız bir şekilde biberle birlikte tüketmek, yeni yağ hücrelerinin oluşumunun önüne de geçer. 8# Kahve + Tarçın Tarçın iştahı azaltırken, içerdiği antioksidanlar ile vücut direncine katkıda bulunur. Kilo vermeye çalışıyorsanız, güne tarçınlı bir kahve ile başlamak mükemmel bir seçenektir. Bu kombinasyonlar gibi faydalı olanların yanında, uzak durmanız gereken çeşitli kombinasyonlar da vardır. Örneğin; # Proteinler ve karbonhidratlar, örneğin hamburger. # İki farklı protein türü, örneğin pastırmalı yumurta. # Proteinler ve nişastalar, örneğin tavuklu makarna. # Nişastalar ve şeker, örneğin ketçaplı patates. # Şeker ve yağlar, örneğin dondurma ve pastane ürünleri."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kilo-vermeyi-yavaslatan-10-onemli-neden/", "text": "Yediğiniz her şeye dikkat etmenize rağmen kilo vermekte güçlük mü çekiyorsunuz? Sürekli yaptığınız diyetler artık bir işe yaramıyor mu? Hızla kilo vermek için aşırı egzersiz yapıyor, ancak bir türlü istediğiniz kiloya ulaşamıyor musunuz? Yanıtınız 'evet' ise tartı ibresinin bir türlü düşmemesinin nedeni, hatalı bazı alışkanlıklarınızdan ve beslenme tarzınızdan kaynaklanıyor olabilir! Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, ideal ve sağlıklı bir kilo verme programında haftalık ağırlık kaybının ortalama 1 1,5 kilo arasında olduğunu belirterek, Ancak bazen diyet yapılmasına rağmen kilo kaybı bir türlü gerçekleşmiyor. Eğer insülin direnci, hipotiroidi ve Cushing sendromu gibi bazı hastalıklar yoksa, kilo vermekte güçlük yaşanması hatalı bazı alışkanlıklar ve yine hatalı beslenme tarzından kaynaklanabiliyor. Sağlıklı kilo kaybı ancak doğru bir beslenme programının yanı sıra doğru yapılan fiziksel aktivite ile gerçekleşebiliyor. Diyette var olan içeriklerin mümkün olduğunca dışına çıkılmaması, beslenme dengesini bozacak şekilde olan yönelimlerin önüne geçilmesi, duygusal veya strese bağlı yeme ataklarının gerekirse profesyonel bir destekle çözümlenmesi, uzun vadede kalıcı beslenme alışkanlığı kazanmak adına önemlidir diyor. Peki, hangi hatalarımız kilo vermeyi yavaşlatabiliyor? Elif Gizem Arıburnu Oğuz, diyet yapmanıza rağmen kilo vermekte güçlük çekmenizin 10 nedenini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! Nedeni: 'Diyet' kelimesini yanlış anlıyorsanız Kilo vermekte güçlük çekmenizin nedeni, 'diyet' kelimesini yanlış anlıyor olmanızdan kaynaklanabiliyor. Kendinizi aç bırakarak diyet yaptığınızı sanıyor olabilirsiniz. Tartıda zayıfladığınızı görmek için 24 saat aç kalmanız yeterli. Ancak bu gerçek bir kilo kaybı değildir uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, sözlerine şöyle devam ediyor: Çünkü bu yöntemle vücut su kaybına uğrar ve kaslar küçülür, fakat yağlar erimez. Bu aşamada organizma kendisi için gerekli olan enerjiyi yakalamak için kasları enerjiye dönüştürür. İşte bu nedenle gün boyunca yemek yemeyen kişi 'Hiçbir şey yemiyorum, fakat yine de kilo veremiyorum' diye düşünmeye başlar. Bu yanılgının önüne geçmek için sizin ihtiyacınıza göre hesaplanmış, yaşam tarzınıza uygun, sürdürebileceğiniz yeterli ve dengeli bir beslenme programı uygulamanız en doğru karar olacaktır Nedeni: Tüm gün masa başında veya koltukta oturuyorsanız Tüm gün hareketsiz bir şekilde oturduğunuzda vücudunuz kaloriyi yakmakta zorlanır. Bu durumda muhtemelen yaktığınız kalori aldığınız kaloriden daha az olacaktır. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek için vücudunuza uygun egzersiz ise olmazsa olmazlardandır. Egzersiz düzenli olarak yapıldığında ideal vücut ağırlığını koruma, dayanıklı olma ve esneklik sağlama gibi birçok konuda yararlı olabiliyor. Unutmayın, gün sonunda, kilonuzun yüzde 70'i diyetle, yüzde 30'u ise egzersizle azalıyor. Nedeni: Yemek dışında başka her şeyle ilgileniyorsanız Arkadaşlarınızla sohbet ederken tabağınızı bitirmeye mi çalışıyorsunuz? Veya elinizde tabağınız film mi izliyorsunuz? Özetle, yemek dışında başka her şeyle ilgileniyorsanız, kilo vermekte güçlük çekmenizin sorumlusu, 'yemeklerinize odaklanmamak' olabilir! Yavaşlamayı, dikkatinizi dağıtmadan yemek yemeyi, vücudunuzun ne zaman doyduğunu beyninize söyleyen doğal sinyalleri dinlerken her lokmanın tadını çıkarmayı içeren 'sezgisel yeme' tekniği, en sağlıklı kilo verme araçlarından biridir. Yapılan çok sayıda çalışma, sezgisel yemenin kilo kaybına katkı sağlayabileceğini ve tıkanırcasına yeme sıklığını azaltabileceğini ortaya koyuyor. Yemeğinizi ekran karşısında olmayan bir masada yavaş ve iyice çiğneyerek, renk, koku, tat ile dokuların farkına varmaya çalışarak tükettiğinizde, doyduğunuzu anladığınız an yemek yemeği bıraktığınızda 'sezgisel yeme' davranışının büyük çoğunluğunu gerçekleştiriyor ve kilonuzun azalmasına katkı sağlamış oluyorsunuz. Nedeni: Su içmeyi unutuyorsanız Vücut susuz kaldığında veya diğer bir deyişle içilen su miktarı yeterli gelmediğinde sindirim enzimlerinin ve bağırsakların çalışma temposu yavaşlıyor. Yavaşlayan sindirim sistemi de kalori yakımının azalmasına, yağ yakımının yavaşlamasına ve bunların sonucunda kilo artışına veya kilo verememeye neden olabiliyor. Bilimsel kuruluşların genel kılavuz ilkelerine göre; sağlıklı bir yetişkinin kilo başına her gün yaklaşık 35 ml su içmesi gerekiyor. Örneğin, 50 kilogram ağırlığındaki bir kişinin günde en az 1,7 litre su içmesi büyük önem taşıyor. Nedeni: Çok uzun süredir diyet yapıyorsanız Çok uzun süre 'diyet' yapıyor olmak da kilo vermenizi önleyebiliyor. Aylardır kilo veriyorsanız belki de artık bir direnç noktasına ulaşmış olabilirsiniz. Bu durumda diyet yapmaya biraz ara vermeniz gerekiyor olabilir. Bu plato dönemlerinde günde birkaç yüz kalori artırmayı, daha fazla uyumayı, güçlenmek ve daha fazla kas kazanmak amacıyla ağırlık kaldırmayı deneyebilirsiniz. Ara verdiğiniz dönemde, tekrar kilo vermeye başlamadan önce vücut yağ seviyenizi 1-2 ay boyunca korumayı hedefleyin. Nedeni: Büyük porsiyonları tercih ediyorsanız Aşırı miktarda kalori alımını, dolayısıyla kilonuzu porsiyon ayarlamasıyla kontrol altında tutabilirsiniz. Dışarda sipariş verdiğiniz yemeklerin porsiyonları genelde sağlıklı önerilen miktardan fazla oluyor. Örneğin, bir restoranda sipariş ettiğiniz biftek (250 gram) üç porsiyon et içerebiliyor. Üstelik çoğu zaman patates kızartması ya da makarnayla servis ediliyor ki bu da alınan kaloriyi belirgin bir şekilde artırıyor. Porsiyonlarınızı kontrol altında tutmak için yemeğinizin hepsini bitirmeye uğraşmayın. Yemeğinizi, çatalınızı arada sırada bırakarak yavaş yavaş yemeye özen gösterin. Yemeğinizin yanında gelen patatesi ya da bunun gibi yüksek karbonhidratlı ve yağlı seçenekleri salata alternatifleriyle değiştirin. Nedeni: Yeteri kadar uyumuyorsanız Uyku düzensizliği nedeniyle iştahı, dolayısıyla besin alımını artıran grelin hormonunun vücuttaki seviyesi yükselirken, tam tersi etkiye sahip olan leptin hormonu ise baskılanıyor. Bunların sonucunda da şişmanlama riski artıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, Kilo verememenize neden olan uyku engelini ortadan kaldırmak için yumurta, balık, kavrulmamış ve tuzsuz kuruyemişler tüketin. Bu besinler, uykuya dalmanızı kolaylaştırıyor ve daha uzun süre uykuda kalmanıza yardımcı olduğu bilinen melatonin hormonunun en yüksek kaynaklarını oluşturuyor bilgisini veriyor. Nedeni: Çok fazla egzersiz yapıyorsanız Araştırmalara göre; çok fazla fiziksel aktivite yapıldığında vücut kalori yakımını durdurarak tepki gösteriyor. Bu nedenle aşırı egzersiz yapan kişilerde kısa vadede kilo verilse de orta ve uzun vadede zayıflama söz konusu olmuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, dolayısıyla tek başına aşırı spor programının kilo vermede yeterli olmadığını ve sağlığı da olumsuz etkilediğini belirterek, Kilo vermek için spor ile beraber mutlaka diyet yapılmalı. En etkili spor olması nedeniyle de kilo vermek için düzenli yürümeye özen gösterilmeli. Yürüyüş düşük sikletli ve uzun soluklu bir spor olması sayesinde vücutta strese sebep olmadan yağ yakımını hızlandırıyor. Günde en az 45 dakika yürüyerek hem kilo vermeyi hızlandırabilir hem de sağlıklı bir yaşama adım atmış olursunuz diyor. Nedeni: Yatma saatine çok yakın yemek yiyorsanız Gece geç saatlerde yemek, vücut ısınızı, kan şekerinizi ve insülin seviyelerinizi yükselterek yediklerinizin depolanmasına ve kilo verememenize yol açabiliyor. Bu nedenle yemeğinizi yatmadan en az 3 saat önce bitirmeye çalışın. Akşam yemeğinden sonra atıştırma konusunda dikkatli olun, zira televizyon seyrederken veya bilgisayar kullanırken fark etmeden fazla kalori alırsınız. Nedeni: Stresli durumlar içerisindeyseniz Stres, adrenal bezler ile kana glikoz salınımı emrini veren ve beynin enerji için glikoz kullanımını artıran kortizol adı verilen başka bir hormon salgılıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu Oğuz, bu hormonların stres geçene kadar normal seviyesine dönmediğine dikkat çekerek, Stres geçmezse, sinir sistemi sonunda iltihaplanmaya ve hücrelere zarar verebilecek fiziksel reaksiyonları tetiklemeye devam ediyor. Bu sorunları azaltmak ve yönetmek için kafein, rafine karbonhidrat ile şarküteri ürünlerinin tüketimini azaltırken, meditasyon ve egzersize de zaman ayırmalısınız. diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kim-kardashiana-benzemek-icin-binlerce-dolar-harcayanlarin-garip-kavgasi/", "text": "Kim Kardashian'a benzemek için binlerce dolar harcamış bu ikilinin yarışında fotoğraflara bakarken, şaşıracak, Allah başka dert vermesin diyeceksiniz. Fotoğrafta sağda olan 25 yaşındaki Jordan James Parke, diğer tarafta olan ise 22 yaşındaki James Holt. İkisi de baya bir dolar harcayarak idolleri olan Kim Kardashian'a benzemeye çalışmışlar. Jordan tam 600 bin dolar harcadığından baya diye geçiştirmek istedik aslında. Jordan'ın ameliyattan önceki görüntüsü de benziyor sayılır aslında. Ameliyat sonrası ise tam olarak böyle oldu. Kapışmanın diğer tarafında ise James Holt var. Aslında kavgayı başlatan da o. Kendisi hakkında çıkan yukarıdaki makaleye mutlu olduğunu söyledikten sonra Jordan'ın adı da geçiği için ona laf sokmuş. Jordan da birileri size laf sokuyorsa iyi yoldasınızdır diye lafa cevap vererek aşağıda kalmamış... Eğer başka derdiniz yoksa yorumlara hangisi daha çok Kim Kardashian'a benziyor yazabilirsiniz..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kimliksiz-iliskiler/", "text": "Nerede o eski aşklar nidasından bağımsız, kafa karışıklıklarımız adına düşününce, azcık üzülmedim değil. Amerikalı dostlarımızın friends with benefits şeklinde bir kimliğe büründürdükleri bu arkadaşlık türü bizde yeni yeni kendine yer buldu. Pek de işimize geldi. Sorumluluk kaygısı olmadan, özgür , tam çevirisiyle faydalı arkadaşlıklar. Faydalanma kısmı karışık tabi... İşin içine duygular karışmadıkça sıkıntı yok aslında ama... İşte o ama'lar adına, kimliksiz ilişkilerin sonucu girdiğimiz sıkıntılar; 1) Kadrolu ertesi gün sorusu: şimdi biz neyiz? Üzgünüm, bir biz değilsiniz. Arkadaş desen, değil artık. Sevgili zaten olamamış bir hal... İki yalnız insansınız fakat bu eğlenceli. Kısmen. 2) Durum belirginlik kazandıktan sonraki tedirginlik hali Hele bir de arkadaş grubundan insanlarsanız, sosyal çevrelerde fark edilmeme telaşı, bir mahalle baskısından kaçınma durumu. 3) Artık her şey çizgisine oturdu, aranızdaki durum yalnız tensel uyumdan ibaret ve bu konuda birbirinizi anlıyorsunuz. Bu uyum, aşık olma tehlikesi yaratır ve duygular her zaman her şeyi karıştırır. 4) Farklı insanlar hayatınıza girdiğinde yaşadığınız kıskançlık hissi. Hangi sıfatla kimi kimden kıskanacaksın ki... 5) En yakın arkadaşınıza dönüşüyor, eyvah! Birlikte uyuyup uyanıyor, sohbet ediyor, paylaşıyorsunuz... Ve haliyle o soru bir kez daha gün yüzüne çıkıyor; cidden biz neyiz? Çünkü bir ilişkinin temel prensibi paylaşmaktır ve her şeyini paylaştığın insan yanında olsun istersin, adıyla sanıyla. Doğa gereği, kavganın lüzumu yok. 6) Güven problemi Yaşadığınız şey en temelinde, suç ortaklığı. Bunu bilerek paylaştığınız bir süreç güven vermeyecektir. 7) Kanıksama Bir yerden sonrası ne arkadaş kalabildiğiniz ne sevgili olabildiğiniz, ikinizin de hayatına kimseyi reel olarak sokmadığı ortak bir yalnızlığa dönüşebiliyor. Ve bu durumu kanıksıyorsunuz. Kötü alışkanlıklar hep daha kolay kazanılıyor neticede. 8) Yine de kendi içinde bu hali kabullenememe Yine o soru evet, neden ona sevgilim diyemiyorum? 9) Hayatıma yeni biri girsin adımı Bir başkasıyla tanışıyor, ilişkiye başlıyor, seviliyor ve hatta seviyorsunuz da. Fakat diğeri hayatınızdan çıkmamış. Neticede başlamamış bir ilişki nasıl bitecek... Saçma. Üstelik acayip medeniyiz. Tabi. Birbirinizin ilişkilerini baltalamaya başlıyorsunuz fark etmeden bile. Olan hep üçüncü kişilere... Çünkü aslında diğer herkesi birbirinizle aldatıyorsunuz. 10) Farkındalık Bu işin acı tarafı... Kalp kırıyor. Ne seninle ne sensiz sorgusu alıp yürüyor. Karşınızdaki kişi artık ömrünüzün en samimi tanığı. Tüm karanlığınızı biliyor, tüm karanlığını biliyorsunuz. İnsan bilmediğinden korkar ama siz bildiklerinizden korkuyorsunuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kimyasal-kullanmadan-dislerinizi-beyazlatmanin-basit-yollari/", "text": "Peki şimdi size soruyorum; hiç Google'a gülüşünüzün güzel görünmesi için neler yapmanız gerektiği ile ilgili soru sordunuz mu? Evet mi? Tabi ki herkesin hayali güzel bembeyaz dişlerdir ve bunu elde edebilmek veya koruyabilmek için düzenli olarak dişçiye gidenler var. Ama yine de, insanlar o filmlerde gördüğümüz gülüşleri, dişleri elde edebilmek için kimyasal beyazlatıcılar kullanmak zorunda kalır. Üzücü taraf şu ki kimyasallar uzun süre kullanıldığı zaman hiç de iyi etkilere yol açmıyor. Diş minesini zedelerken, sonunda size gerçekten büyük dertler açacak şekilde dişlerinize zarar veriyor. Peki dişlerinize zarar vermeden beyazlamalarını sağlamak kolay olmaz mıydı? Yine de bir şeyi aklınızda tutmanız gerek; aşağıda yazılan şeyler sizi düzenli olarak dişçiye gitmenizden alıkoymamalı! Lütfen aşağıda verilen şeylerin hepsinin bir ölçüsü olduğunu unutmayın, biliyorsunuz ki her şeyin fazlası zarar 🙂 Çilekten Yapılan Diş Macunu Yapmanız gereken taze bir çileği alıp ezmek. Ezilmiş olan çileği iyi bir deniz tuzu ile karıştırın ve diş macunu şeklini alacak şekilde öğütün. Sonra diş fırçanızın üzerine sürerek dikkatli bir şekilde dişlerinizi fırçalayın. Birkaç dakika sonra dişlerinizi tamamen yıkayın. Bunu 15 günde bir tekrarlamak diş minenizi korumanıza yardımcı olacaktır. Muz Kabuğu Mucizesi İşe yaramaz zannedilen muz kabuğu aslında diş plağını engelleyen ve diş renginizi koruyan maddeleri içerir. Yapmanız gereken kabuğun iç kısmı ile dişlerinizi ovmak ve 5-7 dakika bekledikten sonra dişlerinizi yıkamak. Hindistan Cevizi Yağı Ve Faydaları Biraz hindistan cevizi alarak dişinize sürün ve 15-20 dakika bekleyin. Daha sonra dişlerinizi iyi bir şekilde fırçalayın. Haftada 2-3 kez bunu yaparak dişlerinizin daha iyi görünmesini sağlayabilirsiniz. Kendi Diş Macununuzu Yapın Bir çay kaşığı hintsafranı ile yine aynı ölçüde hindistan cevizi yağı ve 2-3 damla nane yağını karıştırın. Ortaya çıkan şey yeni diş macununuz! Sadece diş minenize iyi gelmekle kalmıyor aynı zamanda dişlerinizi beyazlatarak nefesinizi ferahlatıyor. Aloe Vera Dişinizi fırçaladıktan sonra çekici bir gülüş elde etmek için Aloe Vera sıvısını veya jelini dişlerinize sürün. Diş fırçası ile masaj yapın ve sonrasında iyi bir şekilde dişlerinizi yıkayın. Limon Gargara Dişlerinizi temizlemek ve beyazlatmak için limondan gargara yapabilirsiniz. Tuzla karıştırılmış 3 parça limon ile ağzınızı iyice çalkalayın. Bunu sadece dişlerinizi fırçaladıktan sonra ve haftada 2-3 kere yapın. Fesleğen Yaprağı Macunu Fesleğen yapraklarını ezerek diş macunu olarak kullanın ve düzenli şekilde fırçalayın. Fesleğen yapraklarının ezilmesi ile yapılan ezme, dişlerinizi beyazlatırken diş sağlığınızı da korur. Sulandırılmış Çay Ağacı Yağı Yarısı su dolu bardağa saf çay ağacı yağından beş damla ekleyin. Dişlerinizi fırçaladıktan sonra her gün dişlerinize bu karışımı uygulayın ve bir ayda daha beyaz ve sağlıklı dişlere sahip olun. Ezilmiş Kömür Su ve ezilmiş kömür karışımı olan ekşi krema kıvamını dişlerinize uygulayın ve 2 dakika bekleyin. Sonra ağzınızı güzelce temizleyerek dişlerinizi fırçalayın. En iyi sonucu almak için haftada 1-2 kere uygulayın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kira-odemekten-sikilan-cift-kendi-evini-boyle-insa-etti/", "text": "Mutlu olmak için onlarca odası olan ve birkaç katlı bir eve sahip olmanız gerekmez. Kendi karavanını inşa eden çift de böyle düşünüyor. Britanyalı Adam Croft ve Nikki Pepperell çifti kazandıkları parayı kiraya ödemekten sıkıldılar. Onlar da hayallerindeki evi inşa etmeye karar verdiler. Hayallerine de ulaştılar. Çiftin inanılmaz sıcak evini kendi gözlerinizle görün. Karavanın arka kısmından eve giriş yapıyorsunuz. Hemen girişte sıcacık bir oturma odası var. Adam ve Nikki karavanı bitirmek için bir yıl boyunca uğraştılar. Azim ve sabırla hayallerindeki eve kavuştular. İlk defa böyle bir işe girişen çift harika bir iş çıkardı. Ankastre ocak, lavabo ve ahşap banko oldukça göz alıcı. Sonuç olarak ortaya harika bir mutfak çıktı. Yatakları ise oturma odasının içinde ve üstte. Sıcacık değil mi? Küçük de olsa bir banyoları var. Evin içini de sobayla ısıtıyorlar. Duvara da bir sonraki güzergahları için harita asmışlar. Etkileyici değil mi? Karavanı bir de kendi gözlerinizle görün: Newsner"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kirda-yasamak-gercekten-daha-saglikli-mi/", "text": "Çoğunlukla şehirlerin sağlıklı olmadığını düşünürüz. Peki araştırmalar ne gösteriyor? BBC kırların ve kentlerin sağlığımız üzerindeki etkilerini inceledi. Çevre kirliliği veya stresten bıkıp da mutlu ve sağlıklı olmak için şehri terk edip sakin bir yere yerleşmeyi düşündüğünüz olmuştur. Ancak en sağlıklı bölgeleri tespit etmemizi sağlayacak fazla araştırma yok. Bilim insanları insan sağlığı ile çevre arasındaki bağlantıyı inceledikçe ister metropoller ister sakin kumsallar olsun her çevrenin belli avantaj ve dezavantajları olduğunu gösteriyor. Exeter Tıp Fakültesi'nden çevre psikolojisi uzmanı Matthew White bu araştırmaların başını çekenlerden. Çalışmalar çevrimizin bizi nasıl etkilediğini belirleyen birçok faktör olduğunu gösteriyor. Şehirlerde yaşayanlara yeşil alanların genel olarak iyi geldiği biliniyor. Parklara yakın yaşayanlar hava kirliliği ve gürültünün zararlarına daha az maruz kaldığı gibi, yeşil alanların serinletici etkisinden de yararlanmış oluyor. Yeşil alanlar pek çok yararı olan sosyal ve fiziksel aktiviteyi kolaylaştırır, stres belirtilerini azaltır. Böyle bir ortamda dolaşır veya ağaçların altında otururken nabız ve tansiyonumuz düşer; kanserli ve virüslü hücrelere karşı daha fazla 'savaşçı hücre' kan dolaşımına girmiş olur. Şehirde yaşayanlar astım, alerji ve depresyon gibi rahatsızlıklara daha fazla maruz kalır. Ama obezite, intihar ve kaza sonucu ölüm riski onlar açısından daha düşüktür. Yaşlılar şehirde daha mutlu bir yaşam sürer ve genel olarak daha uzun yaşar. Şehirde çevre kirliliği, suç, stres gibi sorunlar daha fazla yaşansa da kırda yaşamın da dezavantajları vardır. Örneğin hastalık taşıyan böcek ve örümcekler gibi. BBC Türkçe"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kirkindan-sonra-ucuzlere-hamile-oldugunu-ogrendi-ama-asil-surpriz-bambaska/", "text": "Kırk yaşının üstünde olan Kimberly Fugate, eşi Craig ve 10 yaşındaki kızı Katelyn ile sıradan bir hayat sürüyordu. Bir gün iyi hissetmedi ve doktora gitmeye karar verdiler. O an mucizevi bir andı ve öğrendiklerine göre Kimberly hamileydi. Hikaye burada da bitmiyor. Bebekler 3 aylık olmuştu bile. Bebekler diyorum çünkü üçüz bebek bekleniyordu. Doktorlar da en az Kimberly ve ailesi kadar şaşırdılar bu olaya. People Magazine'e konuşan Kimberly: İlk başta çok tedirgindim. Ancak her şeyin düzgün gideceğine dair inancım sonsuzdu, dedi. 42 yaşına girmeden hemen önce, 28 haftalık hamileyken Kimberly üçüz kızlarını dünyaya getirdi. Ancak, henüz her şey bitmemişti. Doktorlar bir bebeğin daha anne karnında olduğunu fark ettiler. Kimberly durumu şöyle anlatıyor: Üç çocuğu doğurduktan sonra doktorlar bir bebek daha gördüklerini söylediler. Bense 'Olamaz!' dedim. Tamamen şaşkına dönmüştüm dedi. Her şey gerçekti. Kimberly ve Crag'in dördüz çocukları dünyaya gelmişti ve tarifi mümkün olmayan bir mutluluk yaşadılar. Çocuklarının adlarını sırayla; Kenleig Rosa, Kristen Sue, Kayleigh Pearl ve Kelsey Roxanne koydular. Çiftin aile hekimi, olanları duyduğunda şoka uğradı. Ebelerin ona şaka yaptığını düşündüğünü söyledi. Beklenmedik dördüz çocuk doğurma olasılığının 729,000'de 1 olarak tahmin ediliyor. Doğumlarından tam bir yıl sonra Kimberly sosyal medyada dördüzlerinin fotoğrafını mutlulukla paylaştı. Son olarak Kimberly, Sabahları uyanıp dördüzlerimin kahkahalarını duymak, birbirleriyle oynamalarını görmek ve bana anlamsızca seslenmeleri kelimelerle ifade edilemez. Herkesin çocuğu kendine dünyanın en güzeli gibi gelir ama inanıyorum ki dördüzlerim dünyanın en tatlı şeyleri. Dördüzlerim hayatımdaki en büyük sürpriz oldu ve onlarsız yaşamayı hayal bile edemiyorum. dedi. 2014 yılında doğan bebeklerin biraz büyümüş hali: *Newsner.com'dan Türkçeleştirilmiştir. Dördüzlerin videosu"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kirsala-donup-dogayla-ic-ice-yasamak-isteyen-genclere-30-bin-tl-hibe/", "text": "Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar şehrin stresinden, koşuşturmasından sıkılıp keşke doğaya dönsem diye düşünüyorlar. Eğer kafanızda böyle düşünceler varsa ömrünüze ömür katacak bir gelişme oldu. Genç çiftçilerin girişimlerinin desteklenmesi ve kırsal bölgelerde yaşayan genç nüfusun arttırılması için çok güzel bir hamle yapıldı. 18-40 yaş arası gençler, nüfusu 20.000'in altında olan kırsal bölgelerde yapacakları belli girişimler için 30.000TL hibe alabiliyorlar. Bu girişimleri şu şekilde sıralayabiliriz: Bitkisel, hayvansal, yöresel tarım ürünleri ve tıbbi ve aromatik bitki üretimi. 31.12.2018'e kadar sürecek olan bu hibe hakkında detaylı bilgi için Resmi Gazete'nin 26 Şubat sayısına bakabilirler. RESMİ GAZETEDE ÇIKAN YAZI Yazıda da gördüğünüz gibi projeler üç farklı tarzda olabiliyor. 1. Bitkisel üretime yönelik projeler 2. Hayvansal üretime yönelik projeler, 3. Yöresel tarımsal ürünleri, tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projeler Yepyeni güzel bir başlangıç olması dileğiyle... Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesine İlişkin Karar güzel bir haber oldu!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kis-aylarinda-kilonuzu-korumanin-yontemi/", "text": "Soğuk mevsimlerde vücudun ısı dengesini sağlamak için daha fazla enerji alma eğiliminde olduğunu belirten uzmanlar, iştah artışının da bu nedenle görüldüğünü söylüyor. Kış aylarında yeterli kontrol sağlanmazsa kilo artışı görülebileceği konusunda uyaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, Kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için de yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli. dedi. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında sağlıklı kalabilmek ve kilo kontrolünü sağlayabilmek için önerilerini paylaştı. Kışın iştah artışının nedeni, vücudun fazla enerji ihtiyacından Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte vücudun ısı dengesini sağlamak için daha fazla enerji alma eğiliminde olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit bu nedenle vücudun fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait hale gelebildiğini söyledi. Vücut ısısını koruyabilmek için enerjiyi en kolay şekilde elde etmek ister. diyen Yiğit, karbonhidratlı, yağlı besinlere yönelim ve iştah artışının nedeninin bu durumla bağlantılı olduğunu ifade etti. Bu yönelimler sonucunda eğer yeterli kontrol sağlanmazsa istenmeyen kilo artışları görülebileceğine dikkat çeken Yiğit, Vücut yağ oranının erkeklerde yüzde 25'ten kadınlarda yüzde 30'dan fazla olması vücut işlevleri açısından olumsuz kabul edilir. dedi. İlk adım yeterli su tüketimi Kış aylarında vücut ısısını dengelemek, yağ oranını dengede tutmak ve sağlıklı kalmak için neler yapılabileceğine değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, ilk adımın yeterli su tüketimi olduğunu söyledi. Yiğit, şöyle devam etti: Vücut ısısını sağlamak için en temel yaşamsal ögemiz olan suyun yeterli miktarda tüketilmesi önemli. Suyu sadece çay, kahve gibi sıcak içeceklerden almak vücut için yeterli değil. Günlük mutlaka 1,5-2 litre su, sade olarak tercih edilmeli. Su içmenin iştah kontrolünü sağlamak için de oldukça önemli fizyolojik etkisi olduğu unutulmamalı. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireyler kış aylarında fiziksel olarak daha da kısıtlı olur. Günlük en az 30 dk hafif tempolu bir yürüyüş özellikle kış aylarında sizi hastalıklardan koruyacak ve daha az gün ışığı görmeye bağlı olarak ortaya çıkan depresyona meyilli ruh halinize iyi gelecektir. Eğer yürüyüş yapmak için uygun bir alanınız yok ise, evde adım hareketleri tercih edilebilir. Atıştırmalıklar paketleriyle birlikte masaya koyulmamalı Yeterli vitamin ve mineral almak için günlük en az 3 porsiyon meyve tüketilmesi ve tuzsuz çiğ kuruyemişlere beslenmede yer verilmesi gerektiğini de vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, Ancak bu besinleri akşam yemeği sonrası değil, gün içinde tercih etmek oldukça önemli. Yoğurt, kefir, tarhana, şalgam suyu tüketerek bağırsak sağlığınızı destekleyebilirsiniz. Kilo kontrolü ve bağışıklık için iyi çalışan bir sindirim sistemi her zaman sizi öne geçirecektir. Ayrıca fındık, ceviz badem gibi kuruyemişler, patlamış mısırlar, tuzlu bisküviler gibi yiyecekler tüketilirken kendimizi sınırlamak oldukça zorlaşır. Bu nedenle özellikle bu yiyecekler tüketilecekse, mutlaka küçük tabaklara konulmalıdır ki ne kadar yediğiniz fark edilsin, porsiyon kontrolü sağlansın. Görüldüğü üzere kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için de yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli. İçeriği net olarak bilinmeyen yağ yakıcı olarak adlandırılan çaylara, kahvelere ihtiyaç yok. şeklinde konuştu. Multivitaminlerin bakanlık onayına mutlaka bakılmalı Hava sıcaklıklarının düşmesinin ayrıca bakteri ve virüs kaynaklı hava yolu ile bulaşan gribal enfeksiyonlara, hastalıklara yakalanma sıklığını da artırdığını hatırlatan Yiğit, bu nedenle bağışıklık sistemini güçlü tutmanın daha da önem kazandığını vurguladı. Yeterli beslenmenin, beslenirken dengeli olmanın, güçlü bir bağışıklık sistemi için oldukça önemli olduğunun altını çizen Yiğit, şunları söyledi: C ve E vitaminleri, çinko, demir bağışıklığı en çok destekleyen vitamin ve mineraller arasındadır. Günlük beslenmenizde işlenmemiş kırmızı et, hindi eti, balık, yeterli sebze ve meyve tükerek bu besin ögelerini vücudunuza almış olursunuz. Kefir, ev yoğurdu, tarhana, şalgam suyu, boza gibi probiyotik besinler de güçlü bir bağışıklık için elzemdir. dedi. Son yıllarda kış aylarında multivitaminlere yönelimin de oldukça yüksek düzeyde olduğuna dikkat çeken Yiğit, Vitaminler doğal olarak besinlerden alındığında, birbirleriyle olan sinerjik etkileri nedeniyle biyoyararlanımları daha yüksek olur. Eğer düzenli beslenemiyor; günlük 2-3 porsiyon meyve, en az 2 porsiyon sebze yemeği/yeşillik yemiyorsanız, bu noktada multivitamin destekleri tercih edilebilir. Ancak bu destekleri alırken bakanlık onayına mutlaka bakılmalı ve içerikleri incelenmeli. Öte yandan şekerli-tuzlu beslenme alışkanlığınız ve hareketsiz bir yaşantınız var ise, sadece multivitamin kullanarak bağışıklığınızı güçlendirmek oldukça zordur. Çünkü düzenli olarak vücuda alınan, şeker/hazır işlenmiş gıdalar vücutta hücresel stresi arttırarak bağışıklığın zayıflamasına sebep olabilir. şeklinde konuştu. Şeker ihtiyacınızı karşılarken bağışıklığınızı da güçlendirebilirsiniz Bağışıklığın güçlendirilmesi için antioksidan zengini bitkisel ürünlere de beslenmede yer açılması gerektiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında hem şeker ihtiyacını azaltacak, hem de bağışıklığı güçlendirecek 'Altın Süt' tarifini paylaşarak sözlerini şöyle tamamladı: Altın süt için malzemelerimiz şöyle; 1 su bardağı yarım yağlı süt, 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal, 1 tatlı kaşığı zencefil, yarım çay kaşığı karabiber, 1 çay kaşığı tarçın, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ve isteğe göre karanfil ve bal da kullanabilirsiniz. 1 bardak sütü ısıtmak için cezveye koyun. Ilıklaşmaya başladıktan sonra 1 çay kaşığı toz zerdeçal, kaynadıktan sonra karabiber ve tarçını ilave edin. En son 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı lave edip, karıştırarak tüketebilirsiniz. Eğer düzenli olarak kullandığınız bir ilaç varsa, tüketmeden önce doktorunuza ve diyetisyeninize danışmanızda fayda var."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kis-aylarinda-yaz-tatili-yapabileceginiz-yerler/", "text": "Kış aylarında sadece kayak tatili yapılır diye düşünüyorsanız yanılıyorsanız. Kışın ortasında yaz tatili yapabileceğiniz çok sayıda yer var. Bunlardan bazılarının güzel yerler olduğunu biliyorsunuz ama kışın yaz tatili yapılıyor olması sizi şaşırtabilir. Herkes gider kayağa biz gideriz güneş altında yanmaya! Kışın herkes tir tir titrerken kar soğuğunda, ister misin çatlatalım mesai başındakileri okyanus kıyılarında? 'Instagram'ın da hakkını verelim, story neymiş gösterelim; sürelim güneş kremlerini tepeden tırnağa, denizin, güneşin tadını çıkaralım. Paltoları burada bırakıp, sıcak iklimlere yol alıyoruz. Oralarda bir şort bir tişört kafi, malum yaz tatiline gidiyoruz. Kışın kireç gibi bembeyaz suratlarla gezerken herkes, karlar arasında esmer tenimizle kendimizi belli ediyoruz. Çok eğlenceli olacak çok, aslında rüya gibi! Boşuna dememişler İnsan dediğin kuş misali diye, atlayıp uçağa zamanda geri gidiyor, yaz aylarına dönüyoruz! İster çılgınlık olsun adı, ister tatlı bir kaçamakla cümle alemi kıskandırmacılık, haydi başlıyoruz! Dominik Cumhuriyeti Artık ülkemizde Dominik'i bilmeyenimiz, iki lokma yemek peşinde kendilerini paralayan şehirli gençlerin, kokonat cennetinde çektiklerini duymayanımız yok! Karayipler'de yer alan ada ülkesinde deliren survivor halkını bir kenara bırakıp program boyunca gösterilen doğa manzaralarına odaklanalım ve yiyecek ekmeğimiz, içecek suyumuz varken, karnımız tok, sırtımız pekken o cennetin sefasını nasıl süreriz bir hayal edelim. Ülkemizde mevsimin kış, soğuğun sıfırın altında seyrettiğini unutmadan, mavinin derinine, yeşilin sakinine, sıcağın kemiklerimizi ısıtanına bir güzel doyalım! Haydi Dominik'te harika bir kış tatili yapalım! Çok özenirseniz birkaç parkur koşup, çamurlara da batarız! Biz de 'survivor'cılık oynarız. Bir dönem gitmeyeni dövüyorlar diye herkesin hücum ettiği, Türkiye'de klip çeken sanatçının muhakkak bir kare olsun Maldivlerden mavilik eklediği, pek popüler balayı kıyısı! Hint okyanusunun mavili yeşilli sularına fırsatı olup gitmeyen, göz alabildiğine plajlarında şansı varken yatıp yuvarlanmayan zor bulunur, böyle yere de gitmeden ölmek yaşama ihanet olur! Cennet nasıl bir yer diyen olursa, işaret parmağınızı bir Maldivler fotoğrafına doğru tutup, bakınız demeyi ihmal etmeyiniz. Zira burası dünyanın cenneti olmaya aday güzellikte. Türklerin akınına uğramasının sebebi, bize geçiş serbestliği olabilir! Eskiden Maldivler el yakardı, şimdi güney sahillerinden pek de farkı yok! Yani dememiz o ki; kışın harika bir tatil alternatifi olarak şurada dursun! Lüksün, ihtişamın, ceplerden saçılan, camlardan taşan paranın merkezinde sıra; Dubai'de! Sanmayın plazaların gölgesinde, yat limanlarının kıyısında, güney sahilleri esintisi serinlik getirecek, burası develerden serap, kumlardan vaha görmenizi sağlayacak, çöl sıcaklarının sahibi bir marka cenneti! Hem tatil hem de dünyanın en ünlü markalarını kolayca bulabileceğiniz muazzam bir alışveriş için, bir taşla iki şişe devirmek için Dubai'ye hareket ediyoruz! Bırakınız gökler kuşların olsun, varsın kanatları özgürlük için açılsın! Tatile gidiyorsunuz madem, fazla gürültü çıkmasın! Beriki bilgisayar ister, öteki telefon, yanındaki VR; hiç uğraşıp yükünüzü artırmayın! Dört saatlik yolculuktan sonra ver elini deniz, plaza manzaralı plajlar, kavurucu sıcaklar! Vize zaten Ligarba ile çocuk oyuncağı, dert etmeye gerek yok! Ben sırf deniz için onca yol gidemem, bir gün plaj, iki gün deniz, üçüncü gün canım sıkılır diyenlere, hem kültür turizmi, hem deniz, kumsal; istikamet ise tabi ki Tayland! Sabah ilk iş kahvaltı sonrası birkaç kulaç, engin deniz, öğle saatlerinde tapınaklarıyla ünlü Tayland'da harika bir keşif, akşamüstü yine deniz, biraz da güneş, gece ışıklı sokaklarında gezi ve ilginç mutfağında muazzam deneyimler! Her saat dopdolu, her gün heyecanlı, Tayland her anlamda doyurucu! Bangkok sahip olduğu sayısız Budist tapınağıyla tam bir kültür turu vaat eder, Phuket kışın yaz tatili yapabileceğiniz plajlara sahip olmasının yanında, gece hayatıyla da namına yaraşır bir eğlence sunar, Pattaya efsane plajlarıyla cennetinde yer açar! Tayland tek kişilik dev bir orkestra gibidir; her telden çalar! Tatil için Tayland'ı seçenler, asla pişman olmazlar! Küba Cehaletin, diz çökmenin, özgürlüğünü kaybetmenin yasak olduğu bir ülke düşünün, yoksulluktan dilenmek zorunda olan kimsenin olmadığı! Mesela ırkçılık da görülmez orada, yeni model araba da. Ama sokaklarında dans eden insanlar, neşeyle müzik yapan gruplar, bembeyaz kumlarla örtülü kumsallar, bolca puro fabrikası görebilirsiniz! Dünyanın en çok merak edilen çok kültürlü özgürlükler ülkesine gitmek ister misiniz? Hem de kışın, yaz niyetine? İşte orası Küba! İşten güçten tümüyle uzaklaşıp, modern kent yaşamıyla alakası olmayan bir sahada, el değmemiş bir ülke bulacaksınız! Pudradan kum, arıtma suyundan deniz yapmışlar onu da Küba'nın ortasına boca etmişler! Bir yanı da manavdan tazecik yeşilliklerle dolu! Böyle doğa, böyle ilginç kültür, böyle tatil kaçar mı? Kaçmaz! Yolumuz uzun, Küba tarihini okuyacak zamanımız bol, yanımıza uygun kitaplar almayı unutmayalım."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kis-hastaliklarindan-korunmak-icin-ne-yemeli/", "text": "Kış aylarında güçlü bağışıklık için C vitamini Kış aylarında, soğuktan etkilenmeye bağlı olarak gribal enfeksiyonlar daha sık ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle hastalıklara karşı önlem alabilmek için özellikle kış mevsiminde C vitamininden zengin besinler tüketilmelidir. Portakal, mandalina, kivi ve greyfurt gibi meyvelerinin yanı sıra; kırmızı biber, kırmızı pancar, turp, kereviz, ıspanak, pırasa, lahana ve pazı gibi C vitamini kaynağı olan sebzeler, sofralarda bulunması gereken besinler arasındadır. Bağışıklık sistemini güçlendiren bu sebze ve meyveler, hastalıklara karşı vücudun direnç kazanmasına yardımcı olur. Sağlıklı beslenmenin en önemi iki öğesi olan sebze ve meyve, günde en az 5 porsiyon tüketilmelidir. Peki nasıl beslenmeli? 1- Balık kışın sofralardan eksik edilmemesi gereken besinler arasındadır. İçerdiği omega 3 yağ asidinden dolayı bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini sağlar. Haftada en az 2 gün balık tüketilmelidir. 2- D vitamininin en iyi kaynağı güneştir. Kış mevsiminde güneş ışınlarından yeteri kadar faydalanmak mümkün olmadığından D vitamini yetersizliği durumunda mutlaka D vitamini takviyesi kullanılmalıdır. 3- Soğuk kış günlerinde çay ve kahve yerine, taze sıkılmış meyve suları, bitki çayları ve C vitamini yönünden zengin olan kuşburnu çayı tercih edilebilir. 4- Kış aylarının uzun gecelerinde 'abur cubur' denilen çerez tarzı yiyeceklere ve tatlılara daha fazla ihtiyaç duyulur. Yağlı kuru yemişler leblebi karıştırılarak fazla miktarda olmayacak şekilde tüketilebilir. Bu dönemde kalorisi yüksek olan hamur tatlılarından uzak durmak gerekir. Tatlı ihtiyacı haftada 2'yi geçmeyecek şekilde sütlü tatlılar ile giderilebilir. 5- Kış aylarında genellikle çocukların sevmediği sebzeler çoğunluktadır. Çocukların, erişkinlere göre bağışıklık sistemi daha zayıf olduğundan gribal enfeksiyonlara yakalanma olasılıkları da fazladır. Bu nedenle kış sebzeleri çocukların tüketebileceği şekilde, sevdiği yemeklerin içerisinde kendilerine sunulmalıdır. Yazar: Memorial Dicle Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Kader Lala"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kisa-boylu-kadinlar-icin-kiyafet-tuyolari/", "text": "İlk verebileceğimiz tüyo şüphesiz ki kendinize güvenmektir. İster kısa olun, isterseniz kilolu, isterseniz uzun. Ne giyiyor olursanız önemli olan ilk başta kendine güvenmektir. Ve güveni etrafa yansıtmaktır. Hissettiğiniz kadar güzel gözükür ve görürsünüz kendinizi. Ama yine de yok mu bu işin bir yolu yordamı, nasıl olduğumdan uzun görünürüm... diyen hanımlarımız size bir kaç tüyo sunduk. Kısa Boylu Kadınlar İçin Stil Önerileri 1. Yüksek Belli Kıyafetler Tercih Edin Tabi bu biraz vücudun oranlarıyla da alakalıdır. Yüksek bel pantalonlar, şortlar ve etekler kişilerin gözünde yanılsama oluşturur. Bacakları olduğundan daha uzun gösterir. 2. Uzun Elbiseler Sanıldığının Aksine Korkmadan Giyilmelidir. Kim demiş kısa boylular uzun elbise, etek giyemez diye? Doğru bilinen yanlışlardan biridir bu da. Kıssacık boyum var nasıl giyeyim uzun elbise? diye düşünmeyin. Doğru renk tercihi bu noktada çok etkilidir. Enine çizgili ve çiçek desenlilerden uzak durarak korkmadan giyebilirsiniz güzel kadınlar. 3. Bacaklarınızı Göstermekten Korkmayın. Kısa elbiseler, şortlar güzel olduğu kadar tehlikelidir de. Doğru ayakkabı tercihi ile bacaklarınızda uygunsa mini elbiseler ve tulumları gönül rahatlığıyla giyebilirsiniz. 4. Peki Nasıl Ayakkabılar Giyilmeli? Kısa boylu hanımlarımız için en bilinen yardımcı şüphesiz ki topuklu ayakkabılardır. Ama nasıl tercih edilmeli? Stiletto çok şık göründüğü gibi bacak boyu konusunda oldukça yardımcı olur. Tabi üstüne ne giyildiğiyle doğru orantılı olarak kullanılmalıdır. Topuklu giymek isterim ancak rahatta olmak istiyorum diyorsanız; kot şortların, uzun elbiselerin altına dolgu topuk tercih edebilirsiniz. Hem daha güvenli hem daha rahat hissetmenize yardımcı olur. 5. Bantlı ve Kayışlı Ayakkabılarınıza Elveda Deyin! Evet kimisi gerçekten çok güzel. Ama bilekli, bantlı ayakkabılardan uzak durulmalı ne yazık ki! Bacak boyunu basık göstermekle birlikte bileği de kalın gösteriyor. 6. Dar Kıyafetlerden Kaçmayın! Bol şeyler çok rahat olsa da kısa boylu hanımlarımız dışarı çıkarken bunlardan vazgeçmelidir. Daha kısa ve kilolu gösteren bol kesim kıyafetler sizi olduğunuzdan daha kısa gösterebilir. 7. Tek ve Koyu Renkli Kıyafetler Tercih Edin Baştan aşağı tek renk veya degradeli renkler tercih ederseniz daha uzun bir boy görünümü sağlayacağınız gibi daha ve uyumlu gözükürsünüz. 8. Doğru Desen En Büyük Etkilerden Biridir. Enine yuvarlak desenler kullanmak yerine boyuna çizgili kıyafetler tercih edin. Bu hem kilo hem de boy hilesi olarak çok etkilidir. Yanlış desenler basenli gösterebileceği gibi malesef bodur yapmaktadır. 9. V-Yakalar Kurtarıcı Olabilir. Kısa ve minyon yapılı kadınlarda özellikle v-yaka ve u-yaka tercihi yükseliklik yanılsaması yapmaya yardımcı olur. Yüksek ve kapalı yakaların aksine daha şık bir görünüm sağlarlar. 10. Büyük Çantalardan Sakının! Bilindiği üzere çanta bir bayanın en önemli aksesuarlarından biridir. Tamam kıyafetimize dikkat ediyoruz evet ama doğru aksesuarda bunu destekler. Büyük boy çantalar malesef sizi çok daha kısa gösterebileceği gibi genel görünüm üzerinde gerçekten büyük bir etkisi vardır..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kisa-sac-modelleri/", "text": "Kadınlar için en az makyaj kadar aksesuarlar kadar önemli olan bir şey daha varsa o da saç. Sonuç olarak doğal aksesuar. Bazılarımız uzun saç, bazılarımız ise dalgalı saç modellerini seviyor, bazıları ise daha cesur davranarak saçlarını kısa kestirmeye karar veriyor ve bu şekilde güzel ve cesur bir şehir kadını havası yansıtıyor. Biz de sizler için doğal aksesuarlarımız olan saçlar için Kısa Saç Modelleri adında bir liste yaptık. Umarım size fikir verebilecek ya da ilham almanızı sağlayacak bir saç modeli bulursunuz. Saçlarınızın daha güzel ve sağlıklı olması için de yakında çok sayıda öneri sunacağız, bu öneriler yardımıyla doğal, parlayan, kepekten uzak ve dolgun saçlara sahip olacaksınız. Kadınlar İçin Güzel Kısa Saç Modelleri Kadınlar için en az makyaj kadar aksesuarlar kadar önemli olan bir şey daha varsa o da saç. Sonuç olarak doğal aksesuar. Bazılarımız uzun saç, bazılarımız ise dalgalı saç modellerini seviyor, bazıları ise daha cesur davranarak saçlarını kısa kestirmeye karar veriyor ve bu şekilde güzel ve cesur bir şehir kadını havası yansıtıyor. Biz de sizler için doğal aksesuarlarımız olan saçlar için Kısa Saç Modelleri adında bir liste yaptık. Umarım size fikir verebilecek ya da ilham almanızı sağlayacak bir saç modeli bulursunuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kisa-surede-buyuk-cokuntu-yasayan-20-unlu-sima/", "text": "Geçen yıllara beklenenden hızlı yenilmiş ve çeşitli sorunlar sebebiyle büyük çöküntü yaşamış, birbirinden ünlü 20 ismi estetik müdahale her şeyin çözümüdür. zihniyetine karşı mücadele eden tüm The Geyik okurları için bir araya getirdik. İşte Kısa Sürede Büyük Çöküntü Yaşayan 20 Ünlü Sima ; 1# Brigitte Bardot 2# Britney Spears 3# Cameron Diaz 4# Carrie Fisher 5# Demi Moore 6# Donatella Versace 7# Goldie Hawn 8# Haley Joel Osment 9# Kate Moss 10# Kirstie Alley 11# Leonardo DiCaprio 12# Lindsay Lohan 13# Macaulay Culkin 14# Meg Ryan 15# Mel Gibson 16# Micheal Jackson 17# Mickey Rourke 18# Pamela Anderson 19# Renee Zellweger 20# Sophia Loren"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kisin-kalp-krizi-vakalari-neden-artar/", "text": "İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin, ''birçok çalışma kış aylarında kalp krizi geçirme riskinin arttığını kanıtlıyor. Bu bağlamda bilinmesi gerekenler nedir? ve kalp krizi riskini azaltmak için neler yapılabilir?'' sorularını yanıtladı. Hava soğuduğunda vücuttaki atar damarlarda vazokonstriksiyon gelişir ve vücudu sıcak tutabilmek için kan akımı hızlanır. Bu nedenle tansiyon genelde soğuk aylarda sıcak aylara göre daha yüksek olur. Ayrıca kışın kolesterol seviyesinde yükselme kaydedilir. Bu unsurlar kalp krizi geçirme riskini artırabilecek niteliktedir. Vücudun ısısının düşmesi vücut sıcaklığının 35 nin altına düşmesi anlamına gelir. Bu durumda vücut kendisi yeteri kadar enerji üretip çekirdek ısısını tutamadığından oluşur ve kalp krizi geçirme açısından tehlike arz eder. Çocuklar ve Yaşlıların Kalp Krizi Geçirme Riski Daha Fazla! Özellikle çocuklar ve yaşlılar (65 yaş üstü) bu açıdan risk altındadır. Çünkü bahsedilen kişilerin kendilerini paylaşma veya hareket kabiliyetleri azalmış olabilir. Yaşlı insanların cilt altı yağ dokusu veya soğukluğu hissetme duygusu azalma gösterebilir ve dolayısıyla 'soğuk tehlikesini' hissetmeyebilirler. Doç. Dr. Süha Çetin, ''kışın havanın soğuk olması haricinde rüzgar ve yağmurda vücut ısısının düşmesine neden olabilir. Özellikle rüzgar önemli bir rol oynamakta çünkü vücudumuzu saran ısınmış havayı çabucak yok edebilir. Bu bağlamda kışın yaşlı insanlarda koroner arter hastalığı mevcutsa 'angina pectoris' dediğimiz göğüste baskı hissi veya kalp krizi gerçekleşebilir'' dedi. Kışın Kalbi Koruma Stratejisi Oldukça Kolay Öncelikle vücudun normal sıcaklığını korumak gerekir. Sıcak tutan giysilere önem vererek kalın giysiler altında sıcaklığın kalmasını sağlayarak soğuğa karşı bir izolasyon oluşturulabilir. Özellikle ellerden ayaklardan ve baştan sıcaklık ciddi anlamda kaybedilebileceği için şapka takıp eldiven, yün çorap ve sıcak tutan botlar giymek önem taşır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kisin-saglik-icin-yemeniz-gereken-5-renkli-besin-ve-onlarla-yapilan-5-leziz-yemek-tarifi/", "text": "Sofralarınızı renklendirerek bağışıklığınızı güçlendirmeye ne dersiniz? Hem kış hem de pandemi koşulları, güçlü bağışıklık ihtiyacını ortaya koyarken sağlıklı beslenme şüphesiz büyük önem taşıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz, bağışıklık sisteminin çeşitli hücre ve proteinlerin etkileşimi ile vücudumuzu mikroplara karşı koruduğunu belirterek Güçlü bir bağışlıklık sistemi hastalıklardan korunmada ve hafif atlatılmasında önemli rol oynuyor. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi ise yeterli ve dengeli beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli ve yeterli uyku, stres yönetimi ile mümkün. diyor. Yeterli ve dengeli beslenme dendiğinde akla ilk gelenin vitamin, mineral, posa ve antioksidan bileşikler içeren yiyeceklerle rengarenk beslenmek olduğunu, yiyecekleri mevsiminde tüketmenin içerdikleri vitamin ve minerallerden maksimum fayda sağlamamız için büyük önem taşıdığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz bağışıklığımızı güçlendirmek için kış aylarında sofralarımızdan eksik etmememiz gereken sağlık deposu 5 yiyeceği anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu, besleyici tarifler verdi. Pancar Rengiyle öne çıkan pancar düşük kalorili, vitamin ve minerallerden zengin bir yiyecek. Yüksek miktarda nitrat içermesi sayesinde kan basıncını düşürüyor. Vücutta diyetle alınan nitrat, nitrik aside dönüşüyor ve bu molekül kan damarlarını genişleterek kan basıncının düşmesine yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz, Nitrat, hücrelerin daha iyi enerji üretmesini sağlayan mitokondrinin daha çok çalışmasını sağlıyor. Pancarın bu etkisinden yararlanmak için egzersizden 2-3 saat önce tüketmek gerekiyor. Pancarı ister salatalarınıza ekleyin, ister yoğurtlu pancar salatası olarak hazırlayın, isterseniz smoothie yapın. Doyurucu ve farklı alternatif isterseniz pancarlı humusu deneyin. diyor. Pancarlı humus tarifi: İki su bardağı haşlanmış nohut, 1 orta boy haşlanmış pancar, 2 yemek kaşığı tahin, 1-2 diş sarımsak, 2 yemek kaşığı zeytin yağı, 1 çay kaşığı kimyon, az tuz ve limon suyunu blenderdan geçirin. Pancarlı humusunuz hazır! Brokoli Bağışıklık sistemini güçlendiren, kalbe faydalı, düşük kalorili brokolinin az bilinen özelliklerinden birisi kaempferol içermesi. Bu madde sayesinde beyin ve sinir sistemi üzerinde etkili olan brokoli aynı zamanda iltihap önleyici özellik taşıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz, Brokoliyi çiğ veya buharda pişirerek yemek; içerdiği vitamin, mineral ve biyoaktif bileşiklerden maksimum yarar sağlamak demek diye konuşuyor. Brokoli salatası tarifi: Brokoliyi buharda hafif pişirip zeytin yağı, sarımsak ve limon ekleyerek hafif bir salata yapabilirsiniz. Üzerine nar da ekleyebilirsiniz. Nar Potasyum, posa, A ve C vitamini içeren, antioksidan özelliği ile kanserden korunmaya yardımcı olan nar, bağışıklık sisteminin iyi çalışmasında da rol oynuyor. Bir büyük narı 2 porsiyon meyve olarak düşünmek gerektiğinin altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz, özellikle diyabeti olanların ve zayıflamak için diyet yapanların buna dikkat etmesini öneriyor. Narı ara öğünde yiyebileceğiniz gibi salatalarınıza ve yoğurda ekleyerek de tüketebilirsiniz. Narlı yoğurt tarifi: Bir kase yoğurt, 2-3 yemek kaşığı yulaf ezmesi, 2 yemek kaşığı nar, tarçın ile kendinize pratik ve doyurucu bir ara öğün hazırlayabilirsiniz. Karnabahar Bağırsak sağlığının olmazsa olmazı, sindirim sisteminin iyi çalışması için çok önemli olan posa, karnabaharda bol miktarda bulunuyor. Ayrıca; sülforandan zengin olan karnabahar bu sayede kanser, kalp hastalıkları ve diyabete yakalanma riskini de azaltmaya yardımcı oluyor. Karnabahar yemeği, fırında zerdeçallı karnabahar, karnabahar pilavı, karnabahar kısırı, karnabahar tabanlı pizza, bu sağlıklı sebze ile yapabileceğiniz yemeklerden bazıları. Üstelik düşük kalorisi sayesinde diyet dostu bir besin. Karnabahar kısırı tarifi: Bir orta boy karnabaharı küçük parçalara bölün. Yıkayıp, kurutup, rondodan geçirerek un haline getirin. On dakika tavada çevirip, 1/2 çay bardağı yağ ekleyin. Ayrı bir tavada soğan kavurup içerisine 1 yemek kaşığı domates salçası ve 1 yemek kaşığı biber salçası ilave edin. Çevirip, ezilmiş sarımsak ekleyin. Bu karışımı karnabahar ile karıştırın. İnce doğranmış yeşil soğan, maydanoz, turşu, kapya biber ekleyin. Tuz, karabiber, pulbiber, kimyon, limon isteğinize göre ekleyin. Kereviz İltihap önleyici etki yapan, sindirimi destekleyen, iyi bir A, C, K vitamini kaynağı olan kereviz, aynı zamanda potasyum ve folat açısından da zengin bir kaynak. Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz, kerevizin düşük sodyum oranı ile öne çıktığını belirterek Ayrıca kereviz, beta karoten ve flavanoid içeriği ile de hücreleri ve kan damarlarını serbest radikallerin zararlarından koruyor diyor. Elmalı kereviz salatası tarifi: Üç orta boy kerevizi, bir yeşil elmayı rendeleyin. Süzme yoğurt, bir diş sarımsak, iri kıyılmış cevizi karıştırın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kiskanc-sevgilisine-inat-zayifladi/", "text": "Erkek arkadaşlar genelde kız arkadaşlarının zayıflaması yönünde sözler sarf ederler. Ama bu sefer durum biraz farklı gerçekleşti. Yoğun kilolarından şikayetçi olan Christina Carter kilo vermek istediğini söylediğinde sevgilisi buna çok fazla tepki verdi. Kilo vermemesi yönünde telkinlerde bulunmakla kalmadı, tamamen ona problemler çıkardı. Ameliyat masasına yattığında da ona hiç destek olmadı. I found this little gem in my drawer the other day: my 'before' swim suit. Same suit. Just not 100 sizes too small anymore. \"In any given moment, we have two options: to step forward into growth, or to step back into safety. Growth must be chosen again and again; fear must be overcome again and again.\" -Abraham Maslow Getting healthy and staying there is a constant battle. A constant fight. It's a daily choice. You have to learn to embrace and love the struggle. When you do this, your new lifestyle changes become your habits. Your habits help you form the new version of yourself. What is one thing you can change today? What is one small habit you can begin to form to work towards your goals? Happy #transformationtuesday 124 kilogram olarak başladığı diet ve ameliyat sürecini Christina 45 kilogram vererek tamamladı. Tabii bu duruma katlanamayan kıskanç sevgilisi onu terk etti. When embarking on a new journey-it's easy to feel daunted, overwhelmed....terrified. I read a quote yesterday that I love...\"you can never cross the ocean unless you have the courage to lose sight of the shore\". Courage isn't something you wake up with. It's found in the small improvements we make on a daily basis. It's constant repetition of these improvements. It's knowing that there is no 'try'...you either do or do not. Today-whatever is stopping you or holding you back...reach deep down and find the courage to push past it-even if just a little. Choose to DO today. I'll never forget the feeling I felt when I took that picture on the left. Feeling lost, broken, and out of control in ALL areas of my life. I knew two things: I would have an amazing transformation and it would be the hardest thing I've ever done. What I didn't know is what happiness like this could feel like. I didn't know how it would feel to be free from the chains that bound me. I didn't know the girl I would find along the way. The #1 question I get asked from you guys is how to get motivated. Tomorrow on our weightlosshero show at 3pm, we will come live to you to help you. It's time to get motivated. It's time to start. The time is now. Happy #transformationtuesday BE FEARLESS. If you make only one resolution this year, let it be to live boldly. You control THIS movement. Rather than cautiously test the water, dive straight into life with freeing abandon. Imagine the person you want to become and the life you want to live, then commit to it with everything you have. Believe in yourself. Embrace your beauty. Whatever you do-do it with undaunted passion. <3 Christina Carter şimdi sevgilisiz olsa da çok mutlu. Çünkü istediği kıyafetleri giyebiliyor. Bu konuda ona destek olmayan kıskanan sevgilisi ise resmen onun mutluluğuna taş koymak istemiş. Ne diyelim sağlıklı yaşlara Carter."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kiskanclik-hikayeleri/", "text": "Kıskançlık bir dereceye kadar iyidir derler. Henüz o derece hakkında bir ortak karar olmasa da, hepiniz bu kıskançlık hikayelerini duyunca yok artık deriz muhtemelen. İşte şaşırtıcı derecede garip kıskançlık hikayeleri 1- Atı öptü diye karısını boşayan Arap Riyad'da gerçekleşen olay Sada Gazetesi'nin Ekim 2013 ayında çıkan bir sayısında kaleme alındı. Kadın Gulf Kingdom'daki atı öptüğü için değil insanla hayvanı ayıramayan bir koca ile evlenmiş olduğu için üzgün olduğunu söyledi. 2- Bu İngiliz kadın kocası dışarı çıkıp eve döndüğünde onu yalan makinesine sokuyor. Debbi Wood adlı hanım kızımız 42 yaşında Leicester'da kocası 32 yaşındaki Steve ile yaşıyor ama öyle kıskanç ki sadece cep telefonu ve mail kontrol etmiyor ayrıca yalan makinesine de sokuyor. Tv'de kadınların olduğu programları izlemesi, zinhar mankenlere bakması da yasaklanmış. Gencecik çocuğu emmiş resmen! Bu üstteki de düğün fotoları oldukça ilginç bir çiftler. 3- Şimdiki ve eski sevgilisi nehre atlayan çocuk Wu Hsia isimli 21 yaşındaki arkadaşımız yeni kız arkadaşı Rong Tsao ile güzel bir gezi yaparken eski kız arkadaşı Jun Tang ortaya çıkıyor ve iki kız tartışmaya başlıyor. Sonrasında iki kız da hangimizi kurtaracak diye iddialaşıp nehre atlıyor. Zavallı çocuk dert deryasına düşmüş resmen. Çocuk yeni sevgiliyi kurtarıp diğeri için itfaiyeyi aramış bu arada. 4- Patronuyla mesajlaşırken sevgilisi tarafından bıçaklanan adam Olay çok eski değil Mart 2015'te Norberto Cruz-Valentin patronuna işe geç geleceğini anlatan bir mesaj atarken kız arkadaşı ile kime mesaj atıyorsun vs derken tartışmaya başlıyor.Kristal Delvalle adama apartmanın içinde adamı bıçaklıyor, sonradan mesajı patronuna attığı ortaya çıksa da adam hastanede hayatını kaybedince kadın hapse girdi. 5- Sevgilisi yalnız tatile gidip onu aldatmasın diye internetten para toplayan adam Bunu siz de düşünmüşsünüzdür belki de. Miami'de sevgilisi tatil yapacak olan genç, hemen GoFundMe isimli site aracılığıyla durumu açık açık yazarak para toplamaya çalışmış. Azel Prather Jr. isimli gence 8 günde 29 farklı kişiden toplamda 360 dolar gelmiş ve tatile gitmiş. * The Geyik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kitap-okuyan-sevgili-ile-okumayan-sevgili-arasindaki-10-fark/", "text": "Hayatımızdaki insanla paylaştıklarımız kadar çoğalıyoruz sevgili okur. Bahar kapıda, bakma sen karla karışık yağmurlu havaya... Parklar bahçeler bizleri bekliyor, az kaldı... Çimenlere yayılıp sevdicek dizlerine uzanıp okumalı... okumalı... okumalı... Değil mi? 1. Kitap cümlelerinin altı çizili sevgili öncelikle bir kez daha aşık olma sebebi... Cümleleri olan insanlardan zarar gelmez zira. 2. Okudukça büyüyen beyinlerimize bunlar hep katkı payı. Nöronlar arasındaki bağlar kuvvetli, aşkımız arasındaki bağ da kuvvetli! Kazan kazan durumu. 3. Her gün yeni bir şey öğrenmenin en kısa ve keyifli yolu. 4. Keyifli bilgiler karşısında şaşırarak açılmış gözler daima çok seksi, kabul edin! 5. Dün akşam kiminleydin?! gibi saçma sorulara asla yer olmayan cennet gibi bir ilişki de cabası... Tamam kuantum fiziği tartışmayın ama şiir akımlarında restleşin, fena mı?! 6. Kahveye, şaraba en keyifli meze kitap! Daha romantik bir akşam geçiremezsiniz... 7. Sevgiliye göndermelik selfie dışında bir alternatifiniz olur. İlişkinize renk katarsınız. 8. Hayatınızdaki insan, sizi motive eder, merak uyandırır, geliştirir. 9. Okumayı sevmiyorsa kendini de sevmiyordur, haliyle o ilişki hep kırılma noktaları yakınında seyreder. 10. Diyelim ki kitap okumuyor, e nefes de almasın!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kitap-soykirimi/", "text": "Kitaplar bazen bir ideolojiyi temsil ettiğinden, bazen de bir ideoloji veya inanışa karşı geldiğinden rejimler tarafından çeşitli engellemelerle karşılaşabiliyorlar. 10 Mayıs 1933 te Berlin'in Opernplatz Meydanı'nda buluşan yüzlerce Nazi gencinin kendi görüşlerine uymayan 20.000'den fazla kitabı yakması gibi tarihte birçok devlet ve hükümdar kendilerine ilk hedef olarak kitapları seçtiler. Ray Bradbury'nin kitabı Fahrenhayt 451'de bu durumu şu şekilde özetler: İyi bir iş. Pazartesi günleri Millay'ın, Çarşamba günleri Whitman'ın, Cumaları ise Faulkner'in kitaplarını yak, kül olsun, sonra külleri de yak. Bu bizim resmi sloganımız. Tarihten 40 kitap yakma vakası 1. Danışmanın tavsiyesine uyan İmparator Quin Shi Huwang, Qin kaynaklı tüm felsefe ve tarih kitaplarının yakılmasını emretti. Devlet zoruyla kabul ettirilmek istenen resmi tarihe karşı çıkan kimi filozof ve tarihçiler de bu alevlerden nasibini aldı. (MÖ 213) 2. Paflagonya'da 160 yılında gerçekleşen bu olayda, tarihte şarlatan olarak bilinen sahte peygamber Alexander'ın emriyle Epikür'ün kitapları çarşı meydanında yakılmıştı. 3. Roma İmparatoru Diocletian, Mısır dilinde yazılmış simya metinlerini yaktırdı.(292) 4. Roma İmparatoru Diocletian yeni dinin hızla artan inananlarına karşı açtığı savaş doğrultusunda tüm Hıristiyan kitaplarının yakılmasını emretti. (303) 5. Da Vinci'nin Şifresi'ni okuyanların gayet iyi bildikleri 325 yılında yapılan ilk İznik Konseyi'nden sonra İskenderiyeli Arius tarafından kaleme alınmış tüm Arianism kitaplarının kafirlik içerdikleri için yakılması kararı çıktı. 6. Batı Roma İmparatorluğu'nun önemli generallerinden biri olan Flavius Stilico, gizli ilimlerle ilgili olduğu tahmin edilen Sibyllian Kitapları'nı yaktırdı. Bir inanışa göre tüm eski felaketleri içeren bu kitaplar sayesinde olacak doğal felaketlerin tarihini belirleyebilmek mümkündü. (400 yılı civarı) İskenderiye Kütüphanesi Rivayetleri 7. İskenderiye Kütüphanesi'nin yakılmasıyla ilgili elde kesin tarihi bir belge yoktur. Kütüphanenin dört olay sırasında zarar görme ihtimali vardır. MÖ 43'te şehri işgal eden Sezar, 3. yüzyılda şehre saldıran Aurelian ya da 391'de 1. Theodosius'un verdiği tüm pagan eserlerinin yok edilmesi emriyle hareket eden Theoplius kütüphaneye zarar vermiş olabilecek muhtemel isimlerdir. Ama en çok kabul gören görüş kütüphaneyi 642'de şehri ele geçiren Müslümanların yaktığıdır. Ama bunun hikaye mi yoksa tarihi bir olay mı olduğu halen kesinlik kazanmamıştır. Hikayeye göre kütüphanedeki kitap 6 ay boyunca şehrin hamamlarının yakacak kaynağını karşılamıştır. 8. 5. yüzyılda kafirlik yaydıkları gerekçesiyle Etrüsk Disiplini'ni öğreten kitaplar yakıldı. 9. 435 yılında Konstantinapolis Patriği Nestorius'un kitapları toplatıldı ve yakıldı. 10. 13. yüzyılda Katolik Kilisesi Fransa'daki Catharism mezhebi takipçilerine bir haçlı seferi düzenletti. Ele geçen tüm Cathar metinleri yok edildi. 11. 1233'te Yahudi din adamı Moshe ben Maimon tarafından yazılan Guide for the Perplexed Fransa'da Montpellier'de yakıldı. 12. Yahudi kanunları, ahlakı, gelenekleri ve tarihi hakkında tartışmaların yer aldığı Talmud, Fransa'da yakılan bir diğer Yahudi kitabı oldu. 1242'de yakılan kitap Paris'te kurulan mahkemede suçlu bulunmuştu. 13. 1410'da John Wycliffe'in kitabı Prag başpiskopusu tarafından yakıldı. Amaç Jan Hus'un öğretilerinin önüne geçmekti. 14. İspanya'da Engizisyon'un başındaki isim olan rahip Tomas de Torquemada katolik olmayan kitapların yakılmasını emretmişti. Buna Yahudi Talmud'ları ve Arap kitapları da dahildi. 15. İtalyan rahip Girolamo Savonarola'nın takipçileri Floransa'da bulabildikleri tüm dine aykırı kitapları toplayıp yaktılar. Ateşi canlandıran ürünler arasında kozmetikler, oyun masaları ve açık saçık resimler de vardı. (1497) 16. 1499 ya da 1500 yılında İspanya'nın Andalucia kentinde bir milyonun üstünde Arapça ve İbranice kitap yakıldı. Fetvayı veren Granada başpiskoposu Cisneros idi. 17. 1525 ve 1526 yılında William Tyndale tarafından yapılan İncil'in çevirisi bulunduğu her yerde devlet eliyle yakıldı. Kitaplarıyla birlikte yakılan adam 18. Ptolemy'nin Coğrafya kitabının çevrisinde yazdığı bir ifade yüzünden Cenova şehir konseyi tarafından kafir ilan edilen Servetus 1553'te yazmaları ve kitaplarıyla birlikte yakıldı. 19. Yucatan'a başpiskopos atanan Diego de Landa tüm Maya kutsal kitaplarını yaktırdı. 20. İncil'i herkes okuyabilsin ve kilisenin cahil halkı sömürme devri kapansın diye İncil'i Almancalaştıran Martin Luther'in çevirileri Papa'nın emriyle yakıldı. (1624) 21. 1683 yılında bugün medeniyetin ve eğitimin beşiği sayılan Oxford Üniversitesi'nde Thomas Hobbes ve diğer bazı yazarların kitapları yakıldı. 22. En ilginç kitap yakma vakalarından biri. 1760'da Simeon Uriel Freudenberger bir yazmasında İsviçre halk kahramanı William Tell'in bir efsane olduğunu, ona yakıştırılan kahramanlıkların aslında hiç gerçekleşmediğini yazacak olmuştur. Bunun üzerine Altdorf halkı ayaklanıp bu yazmaları topluca yakar. Altdorf, William Tell'in oğlunun başındaki elmayı vurduğu yerdir. 23. Fransız devriminin en ünlü önderlerinden Robespierre 1793'te dini kütüphanelerin ve kraliyet ya da Fransız krallarını olumlayan her türlü kitabın yakılması talimatını vermişti. 24. Louise Braille'in körlerin okuyup yazabilmesini sağlayan Braille yazı sistemi bugün hala kullanılıyor. Ama 1842'de Paris'teki körler okulu yetkilileri, yeni müdürleri Armand Dufau'dan bu yöntemle yazılan tüm kitapların yakılması emrini aldılar. Okuldaki tüm kitaplar yakıldıktan sonra Louis Braille'i destekleyenler Dufau'ya isyan edip bu yöntemi kullanmaya devam ettiler. Ve Braille okulda yeniden kullanılmaya başlandı. 25. Bolşevikler Çar II. Nikolay'ı tahtından indirip 1917'de Büyük Ekim Devrimi'ni gerçekleştirdikten sonra Komünizm ile ters düşen tüm kitapların imha edilmesini emrettiler. Bu kitaplar arasında pek çok dini ve tarihi kitap da vardı. 26. Indiana, Warshaw'daki kütüphanenin yetkilileri kendisi de Indiana doğumlu olan Theodore Dreiser'in kitaplarını yakılmasına karar verdiler. Bu kararı almalarında Dreiser'ın gerçekçi romanlarında resmedilen düşük hayatların rolü olmuştu. (1935) NAZİLERİN KİTAP SOYKIRIMI 27. Richard Euringer, Nazi Partisi'ne ait Völkischer Beobachter gazetesindeki yazılarıyla partiye adanmışlığının sınır tanımadığını gösteriyordu. Bu sayede kısa sürede Goebbels'in gözüne girip Essen'de kütüphanelerin yöneticiliğine getirildi. En büyük icraatını gerçekleştirebileceği bir konumdaydı artık. Yahudi yazarlara ait ya da Nazi ideolojisine ters düşen kitapların bir listesini hazırladı. Listede 180 bin kitap vardı. Liste hazır olduktan sonra iş bu kitapları üniversite kütüphanelerinden toplatmaya ve bir kibrit çakmaya kalıyordu. Nazi Partisi'nin genç üyelerinin başı çektiği şuursuz kitleler bu sorumluluğu seve seve üstlendi. 1933'ün 10 Mayıs gecesi Berlin 20 bin kitabı kül eden alevlerle aydınlanırken, insanlık tarihi bu delilik ateşinin kara dumanıyla gölgeleniyordu. Eylem sonraki günlerde de devam etti. Almanya'nın dört bir yanından eli kolu kendi yakacaklarıyla dolu olarak gelen öğrenciler Nazi ateşini beslemek için ellerinden geleni yaptılar. Yakılan kitaplar arasında Karl Marx, Thomas Mann, H.G.Wells, Heinrich Heine, Erich Maria Remarque gibi yazarların eserleri de bulunuyordu. 28. 1937'de Brezilya'daki diktanın başında olan Getulio Vargas ünlü yazar Jorge Amado'nun kitaplarının sokaklarda yakılmasını emretmişti. Amado, Brezilya Komünist Partisi'nin aktif bir üyesiydi. 29. 1948'de rahipler, öğretmenler ve anne babaların güdümündeki çocuklar 2000 çizgi roman yaktılar. 30. 1940'lı yılların sonunda Sovyetler Birliği'ndeki Yahudi kültürünün kökünü kazımak isteyen Stalin, Çin sınırında bulunan Yahudi Otonom Eyaleti'nin başkenti Brobidzhan'da bulunan Judaica koleksiyonunu yaktırdı. ABD'de Cadı Avı 31. Sanat dünyasında başlattığı Cadı Avı ile tarihe geçen Senatör Joseph McCarthy Amerika'daki gizli komünistleri ortaya çıkarmak için kurduğu komitenin ve basının huzurunda komünizm sempatizanı yazarların imzasını taşıyan ve halihazırda Avrupa'daki Amerikan kütüphanelerinde bulunan kitapların bir listesini açıkladı. (1953) Dış İşleri Bakanlığı McCarthy'ye boyun eğdi ve deniz aşırı kurumlarına komünistlerin, onlarla bir şekilde hukuku olan arkadaşlarının ve muhaliflerin yazdığı bu tür kitapların raflarından kaldırılması emrini verdi. Bazı kütüphaneciler yasak gelen bu kitapları hemen yaktılar. Başkan Eisenhower bu barbarlığa şu sözlerle karşı çıktı: Kitap yakanlardan olmayın... Kütüphanenize gidip her kitabı okumaktan çekinmeyin. 32. Ünlü psikiyatrist ve yazar William Reich, Star Wars külliyatına aşina olanların iyi bildiği force fikrini çok önceden geliştirmişti. Onun orgone enerjisi adını verdiği bu şey evrensel yaşam enerjisiydi. Onun inancına göre mavi renkli bu enerji tüm evreni dolduruyor ve bu enerjinin yeterli olmaması bazı hastalıkları tetikliyordu. Reich, bu enerjiyi toplayabilmek için bir orgone akümülatörü bile inşa etmişti. Psikologlar ve bilim adamları onun bu iddialarını ciddiye bile almıyorlardı. Bu noktada devreye Yiyecek ve Uyuşturucu Dairesi girdi ve Reich'a soruşturma açtı. Reich kendini savunmayı reddetti. Federal savcı Reich'ın tüm orgone enerjisi cihazlarını ve kitaplarını imha edilmesi emrini verdi. 1956'da emir yerine getirildi. 1960'da Reich'ın 6 ton kitabı daha yakıldı. 1957'de hapishanede kalp krizinden ölen Reich bu karanlık eylemi göremedi. 33. 1965'de Endonezya'daki darbenin ardında iktidarı ele geçiren Suharto, sol görüşlü yazar Pramoedya Ananta Toer'i hapise attı. Bununla da yetinmeyip tüm kütüphanesini ve yeni kitabının çalışma notlarını da yaktırdı. Toar yine de hapisteyken hücre arkadaşlarına sözlü olarak aktardığı kitabını bitirebildi. 34. Mayıs 1981'de Sri Lanka'daki Jaffna kütüphanesi yakıldı. Güney Asya'nın en zengin kütüphanesi 95 bin kitap yok oldu. Bunların arasında çok nadir olan palmiye yaprağı yazmaları da vardı. 35. Bosna Savaşı sırasında Sarajevo'daki Doğu Enstitüsü'ne yangın el bombalarıyla saldırdılar. Tüm kitap ve el yazma koleksiyonları kül oldu. Tarihteki tek seferde en büyük toplu kitap katliamı belki de bu olmuştu. 36. 1986'de Valparaiso'da Şili İçişleri Bakanlığı, Augusto Pinochet'in emriyle Gabriel Garcia Marquez'in Clandistine in Chile: The Adventures of Miguel Littin adlı kitabının 15 bin baskısını yaktırmıştı. Kitap Şilili film yapımcısı Miguel Litti'nin 12 yıllık sürgünden sonra gizlice geldiği ülkesindeki izlenimlerini aktarıyordu. 37. 1990'da Kanada, Alberta'da Full Gospel Birliği inananları içinde öne sürülen fikirlere katılmadıkları ya da Tanrı'nın öğretisinin aksini söyleyen kitapları yaktılar. 38. Akıl ve beden gelişimine yönelik düşünce sistemi Falun Dafa'nın prensiplerini öğretmeye yönelik kitapların tamamı 1999'da Komünist Çin Hükümeti tarafından yakıldı. Devlet bu düşünce sisteminin şeytani bir inanç olduğunu ve ülkenin istikrarı için tehdit oluşturduğunu açıkladı. 39. Ocak 2001'de Mısır Kültür Bakanlığı Abu Nuvas'ın eşcinsellik temalı şiirlerden oluşan kitaplarını yaktırdı. 40. Çocukların, gençlerin ve hatta çoğu yetişkinin bayılarak okuduğu Harry Potter kitapları New Mexico, Alamogorda ve Iowa, Cedar Rapids gibi dinlerine sıkı sıkıya bağlı insanların Hıristiyanların yaşadığı yerlerde bir değil, birkaç kez topluca yakıldı. Halen Evangelistler Harry Potter karakterini şeytan, Ortodokslar ise kitapları satanist metinler olarak değerlendiriyorlar. Katolikler arasında farklı görüşler hakim ama metinlerin arkasında şeytanın gizli olduğu düşünenlerin sayısı hiç de az değil."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kivanc-tatlitug-ataturku-oynayacak-mi/", "text": "TRT'de ekrana gelecek olan Ya İstiklal Ya Ölüm adlı mini dizide Atatürk'ü canlandıracağı konuşulan Kıvanç Tatlıtuğ, konu hakkında açıklama yaparak rolün kendisine teklif edildiğini doğruladı. Kıvanç Tatlıtuğ'un TRT'de ekrana gelecek olan 8 bölümlük Ya İstiklal Ya Ölüm dizisinde Mustafa Kemal Atatürk'ü canlandıracağı iddiası bir süredir gündemde. Özellikle sosyal medyada çok konuşulan konuya Tatlıtuğ bir açıklık getirerek, bunun zamansızlık problemi yüzünden gerçekleşmeyeceğini dile getirdi. Tatlıtuğ yaptığı açıklamada, Evet, teklif doğrudur. En çok oynamak istediğim karakterlerden biri Atatürk olduğu için bu teklif onur vermiştir. Ancak, daha önceden el sıkıştığımız başka bir projeye bağlı çekimlerimiz sebebiyle TRT'nin bu teklifine maalesef olumlu cevap veremedik dedi. Şimdi gözler, Tatlıtuğ yerine hangi ünlü oyuncuya Atatürk'ü canlandırma teklifi götüreceği bilinmeyen TRT'ye çevrildi. Kıvanç Tatlıtuğ, geçtiğimiz yıllarda Hadi Be Oğlum, Organize İşler: Sazan Sarmalı gibi filmler ile Kurt Seyit ve Şura, Cesur ve Güzel ve Çarpışma adlı dizilerde rol aldı. Ünlü oyuncu kariyerinin ilk yıllarında ise Gümüş, Menekşe İle Halil, Aşk-ı Memnu, Ezel ve Kuzey Güney adlı dizilerle adından söz ettirdi. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kivanc-tatlitug-netflixin-belcika-yapimi-dizisi-into-the-nightin-ikinci-sezonunda/", "text": "Netflix Belçika yapımı dizisi Into The Night'ın ikinci sezonuna katılan yeni oyuncu kadrosunu açıkladı. Mehmet Kurtuluş'un kadrosunda yer aldığı dizinin Jason George imzalı bu sezonunda Türkiye'den sürpriz bir isim var. Türkiye'nin en başarılı oyuncularından Kıvanç Tatlıtuğ dizinin yeni sezonunda konuk oyuncu olarak yer alıyor. İlk sezonunda Belçika, Fransa, Türkiye, Almanya, Polonya, İtalya ve Rusya gibi birçok ülkeden gelen oldukça renkli bir oyuncu kadrosuna sahip olan dizi, Tatlıtuğ'un katılmasıyla uluslararası alandaki cazibesini daha da genişletmiş oldu. Jason George tarafından kaleme alınıp, hayata geçirilen Into The Night'ın yapımcılığında yine Jason George ile birlikte Tomek Baginski yer alıyor. Into The Night'ın 2.sezonu Belçikalı yönetmen Nabil Ben Yadir ve Fransız yönetmen Camille Delamarre'a emanet. Belçikalı yönetmen Nabil Ben Yadir: Into the Night'taki başarılı oyunculuklar ve farklı dillerin yarattığı harmoni beni çok etkiledi. Avrupa'nın dört bir yanından gelen yetenekli oyuncuların, deneyimlerini ve kültürlerini ortaya koyması muazzam bir sinerji oluşturdu ve harika bir iş ortaya çıktı. Sette Fransızca, Arapça, İspanyolca, Felemenkçe, İtalyanca, Rusça, Türkçe, İngilizce ve Lehçe dilleri konuşulsa da, aslında ortak bir dili konuşuyorduk ve birbirimizi çok anladık. Farklı kültürlerin bir araya getirdiği bu kadronun yönetmen koltuğunda olmak benim için eşsiz olduğu kadar zenginleştirici bir deneyimdi. Her anı için müteşekkirim. INTO THE NIGHT 2. SEZON HAKKINDA: İlk sezonun sonunda Flight 21 yolcularımız güneşten saklanmak için Bulgaristan'da Eski Sovyet askeri bir yeraltı sığınağı bulmuş olsalar da ne yazık ki soluklanmaları bir kaza sonucu yiyecek stoklarının tehlikeye girmesiyle kısa kesilir. Aniden yeryüzüne tekrar çıkması gereken ekip umutsuzca hayatta kalma mücadelesine yeniden başlar ve Norveç'te yer alan Küresel Tohum Deposuna seyahat etmek zorunda kalır. Ancak bu fikir sadece onların aklına gelmemiştir... Daha çok yiyecek temin edebilmek için grup kendi içinde bölünmek, askeri ekiple iyi geçinmek ve zamana karşı olan bu yarışta çeşitli fedakarlıklar yapmak zorunda kalır. 2. SEZON YENİ KATILAN OYUNCULAR Kıvanç Tatlıtuğ Türkiye Anton Kouzemin Belçika Coen Bril Hollanda Joe Manjon İspanya Emilie Caen Fransa Borys Szyc Polonya Dennis Mojen Almanya Javier Godino İspanya Marie-Josee Croze Fransa Diğer devam eden oyuncular ise; Pauline Etienne, Mehmet Kurtulus, Laurent Capelluto, Ksawery Szlenkier, Jan Bijvoet, Babetida Sadjo, Nabil Mallat, Vincent Londez, Regina Bikkinina, Alba Gaia Bellugi ve Nicolas Alechine. Yaratıcılar: Jason George & Tomek Baginski Yazar: Jason George Yönetmenler: Nabil Ben Yadir, Camille Delamarre Yürütücü yapımcılar: Jason George, Tomek Baginski Yapımcılar: Sebastien Delloye, François Touwaide / Entre Chien et Loup Danışman Yapımcı: Jacek Dukaj Çekim yeri: Belçika Into The Night 2. sezonuyla tüm dünyayla aynı anda çok yakında Netflixte."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kivircik-saclilar/", "text": "Milyonlarca sıkıntısı da olsa, bazen kazıtmayı düşünsen de; saçlarını sevdiğini biliyoruz. Girdiğin ortamda direkt dikkat çekmen ve insanların saçlarına imrenmesi de saçlarına olan sevgini arttırıyor. Yine de kıvırcık saçlı olanın halinden kıvırcık saçlı olan anlar. İşte tüm kıvırcık saçlıların iyi bildiği 10 durum. 1- Uyandığında saçın tüm odayı kaplayacak şekilde kabarmış olabilir. Odanın tüm köşelerini temizledin sanırım. 2- Saç lastiklerine harcadığın parayla rahatlıkla araba alabilirdin. Peki, kopan saç lastiklerini uç uca bağlayarak dünyayı kaç kere sarabileceğini hesapladın mı? 3- Saçlarını kestirmekten çok korkarsın, çünkü aynaya baktığında ne göreceğin çok belirsizdir. Bazen bir bakarsın ki, saçların dalga şeklini almış ve bir takım sörfçüler içinde dalga kovalıyorlar. 4- Saçlarını taramak için kırdığın tarak sayısı saç sayın kadar olabilir. Taramamak da bir tercih ama onun da sıkıntısı çok. Asla çözülemeyen bir denklem içerisinde kaybolursun. 5- Saçlarını kahkül yapmayı düşünüyorsan, düşünme! Çok hoş bir seçim olmuyor. 6- Saçlarının tamamını saklamak isteyebilirsin. Bad Hair Day bereleri senin için yapılmış sanırım. 7- Motora binmeyi seviyorsan, e kask da takacağın için hayat sana çok acımasız davranır. Kafayı korurken karizma gidebilir. 8- Saçlarını düzleştirmeye başladığın an geri dönüş için çok geç olabilir. Yarım saate hazır olurum derken, saçlarının hemen düzleşebileceğini düşünmüştün galiba. 9- Havada azıcık nem varsa pofidik bir canavara dönüşmen garanti. 10- Ama yine de, böylesine saçlara sahip olduğun için KENDİNİ MÜKEMMEL HİSSETMEK paha biçilemez! Kocaman saçların seni nasıl mutlu ettiğini asla kimse anlayamaz!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kiz-cocuklarina-kaliplari-kirmayi-ogreten-prenseslik-karsiti-kitap/", "text": "Bir zamanlar okulu seven bir kız vardı. Kız çocuklarının okula gitmesine yönelik kampanya yürüttüğü için Taliban tarafından vurulan Nobel Ödüllü Pakistanlı insan hakları savunucusu Malala Yusufzay'ın gerçek hikayesi, yeni yayımlanan Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler kitabında böyle başlıyor. Kitap, tüm dünyadan ilham veren 100 kadının resimleri ve masallaştırılmış hikayeleriyle çocuklara cinsiyetçi kurallara karşı çıkmayı ve bunun yerine hayallerini izlemeyi öğretmeyi amaçlıyor. Kitap Türkiye'de de Hep Kitap Yayınevi tarafından Deniz Öztok'un çevirisiyle yayınlanarak raflardaki yerini aldı. Aileler sosyal medyada çocuklarının kalıpları kıran kadınlar hakkında ne düşündüklerini anlattı. ABD'de yaşayan 5 yaşındaki Brynn, Suudi Arabistan'da kadınların araba kullanmalarına yönelik yasağa karşı çıkan kadın hakları eylemcisi Manal el Şerif'in hikayesinden çok etkinlenmiş. Brynn sorup durdu 'Yani ona araba kullanamayacağını mı söylediler?' Ben de yanıt verdim 'Aynen öyle'. Brynn haylazca gülerdi 'Ama yaptı...' diyor annesi Patti. Brynn o kadar etkilenmişti ki, Manal el Şerif'in resmini çizdi, annesi de resmi el Şerif'e gönderdi. Kitapta adı geçen bir diğer isim, 2016 Rio Olimpiyat Oyunları'nda dünyayı kendine hayran bırakan Amerikalı jimnastikçi Simone Biles. Ama kitapta daha az bilinen kadınlar da var. Bunlardan biri Amerikalı yazılımcı ve bilim insanı Grace Hopper. Gazetecilik kariyerinden sonra halterci olan Birleşik Arap Emirlikleri'nden Amna El Haddad da kitapta. Kitabı iki İtalyan yazar, Elena Favilli ve Francesca Cavallo yazdı. İsyankar Kızlar İçin Uyku Öncesi Hikayeleri, 2016'da kitlesel fonlama sayesinde 1 milyon dolar bağış kazandı. BBC'ye konuşan Elena Favilli geleneksel çocuk kitaplarının hala cinsiyetçi ve basmakalıp olduğunu farkettikleri zaman bu fikrin doğduğunu söylüyor: Çocuk kitapları biz çocuk olduğumuzdan beri değişmedi. Erkekler hala kahraman, kadınlar hala prenses. Francesca Cavallo ve Elena Favilli Çocuk kitaplarında erkek ve kadın temsiliyetleri uzun süredir tartışılıyor. Florida Devlet Üniversitesi'nden araştırmacılar 2011 yılında cinsiyetçi önyargıların kitaplarda 100 yıldan fazla bir süredir varolduğunu ortaya koydular. 1900 ve 2000 yılları arasında yayımlanan 6 bin resimli kitabın sadece yüzde 7,5'inde dişi hayvan kahramanlar var. Kitaplar ve resimler çocukların dünyayı nasıl gördüğü ve algıladığını belirlemek açısından hayati. Ocak ayında yayımlanan bir araştırmaya göre, yaşları altıya vardığında kızlar kendilerini erkeklerden daha az yetenekli görmeye başlamış oluyorlar. Araştırmaya göre, 6 yaşındaki hem kız hem erkek çocuklar çok çok akıllı bir kitap karakterini erkek olarak tanımlıyor. Elena Favilli Eğer bütün çocuklar prensleri tarafından kurtarılan prenses hikayeleri okursa, öğrendikleri mesaj kadının erkek kadar değerli olmadığı, eşit olmadığımızdır diyor. Yazarlar bu meseleye ilk değinen kişiler değiller. 2015'te Amerikalı psikolog Stephanie Tabashneck farklı etnik kökenden kadınları cerrah, profesör ve mühendis gibi itibarlı mesleklere sahip kişiler olarak betimleyen bir boyama kitabı yaptı. Ancak Elena ve Francesca gerçek hayatta sosyal normlara karşı çıkan isyankar kadınlara vurgu yapmalarının genellikle sadece hayali karakterleri okuyan çocuklara önemli bir mesaj verdiği görüşündeler. Tarihsel olarak kadınların başarıları önemsizleştirildi diyor Elena. İsyancılar bütün kültürlerde olumsuz çağrışımlarla anılıyorlar, genellikle bir kadın için kötü olduğu düşünülüyor. Bizim mesajımız kadınların kuralları yıkması sorun değil hatta iyi bir şey. Amerikalı çocuk gelişim uzmanı Robyn Silverman, Tallie ve Noah yaşındaki çocuklarına hikaye okumak için her gece yatağa kıvrılıyor. Robyn kitabında Tallie'ye her zaman başkaldırmasını söyleyen bir ithafta bulundum diyor. Tallie, sevgili kızım. Yoluna çıkabilirler. Sana oturmanı ve sessiz olmanı söyleyebilirler. Ama her zaman hatırla ayağa kalk. Sesini yükselt. Herşeyden önemlisi vazgeçme. Sevgiler, Annen. Kızını ilettiği mesajını açıklayan Robyn Silverman, Ona çoktan 'Kızların bunu yapamayacağı' söylendi bile diyor ve ekliyor: Ama bu kitapta yasa dışı olduğu zamanlarda kızların eğitimi için ya da kadınların siyasi katılımı yasakken oy verebilmeleri için mücadele eden kadınların örnekleri var. Bu, neye karşı olursa bunun üstesinden gelebileceğimizi ortaya koyuyor. Bu çok önemli çünkü erkekler, kadınların erkekler gibi ilerleme sağlamak için yeteneklerini kullandığını ve hayallerinin peşinden gittiğini görmeliler. Bu kadınlar erkeklerden daha iyi demekle ilgili değil. Elena Favilli ise diğer ebeveynlerin de erkek çocuklarının kitabı zevkle okuduğunu söylediklerini anlatıyor: Çocuklara kadınların ve erkeklerin kesinlikle eşit olduğunu küçük yaştan itibaren göstermemiz gerekiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kizil-ordu-korosunun-88-yillik-muzik-yolculugu/", "text": "Katyuşa, Kalinka, Kernina ve Ave Maria yorumlarıyla tanınan Sovyetler Birliği döneminde kurulan Kızıl Ordu Korosu, düşen Rusya uçağındaydı. Sovyetler Birliği Ordusu Kızıl Ordu'nun resmi korosu. Koro elemanları 25 Aralık 2016 günü Rusya'nın Soçi kentinden havalanan askeri uçak ile Suriye'nin Lazkiye kentine yeni yıl kutlama etkinlikleri için gidiyordu. Uçakları havalandıktan kısa bir süre sonra Karadeniz'e düştü. Türkiye'de de birçok konser veren Kızıl Ordu Korosu en son Rusya ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 95. yılı çerçevesinde 14 Haziran 2015'te sahneye çıkmış ve Tarkan'ın Şıkıdım, Barış Manço'nun Genç Osman gibi şarkıları da yorumlamıştı. Koro erkek koro elemanları, orkestra ve dans grubundan oluşuyor. Rusya'nın halk şarkılarından, kilise müziklerine, opera aryalarından popüler müziklere kadar uzanan geniş bir yelpazede eserler icra ediyorlar. Bunların arasında Katyuşa, Kalinka, Polyuşko Polye, Kernina ve Ave Maria en bilinenlerindendir. Sovyetler Birliği'nin dağılmasında sonra da Rusya'da ve diğer ülkelerde konserler vermeye devam ettiler. Şefi, ulusal marşı bestelemişti Kızıl Ordu Korosu'nun ölene kadar şefliğini yapmış olan Aleksandr Aleksandrov Sovyetler Birliği Marşı'nı besteledi. Sovyetler Birliği Marşı sözleri değiştirilerek bugün Rusya Ulusal Marşı olarak kullanılıyor. İlk koro 17 kişilikti Koro Moskova Merkez Ordu Kulübü'nde 1928 yılında kuruldu. Kızıl Ordu Korosu adı altında on iki asker, bir vokal, bir akordiyon, iki dansçı ve bir anlatıcı bulunuyordu. II. Dünya Savaşı'nda İlk resmi gösterilerini 12 Ekim 1928'de Orkestranın 1929 yılında koro Sovyetler Birliği'nin Uzak Doğu bölgesinde demiryolu inşa eden askerleri ziyaret ederek verdi. II. Dünya Savaşı sırasında Sovyet Cepheleri'nde, havaalanlarında hastanelerde askerlere ve halka moral vermek için 1500'ün üstünde gösteri yaptılar. Aleksandr Aleksandrov'un 1946 yılında ölümünden sonra oğlu Boris Aleksandrov koronun yönetimini başarı ile devam ettirdi. 1987'de son emekliliğinden önce Koro'ya Dünya turu sırasında şeflik yaptı. 2003'den günümüze kadar koroya Vyacheslav Korobko şeflik yapıyordu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kizilderili-burclarinin-tarihleri-ozellikleri-ve-uyumlu-olduklari-burclar/", "text": "Bilgelikleri doğaya ve yaşama olan bağlılıkları ve kendi topraklarında mağdur edilişleri vesaire hep sempati duymuşuzdur. Kızılderili astrolojisi yalnızca gezegensel etkilerden değil dönemsel doğa olayları, madenler ve yılın dönemlerine göre insanları 12 burç grubuna ayırırlar. Bu 12 burcun isimlerini, alışık olduğumuz batı astrolojisi gibi yıldız takımlarından değil de yabani hayvanlardan alırlar. Kızılderili burçlarının isimleri belirlenirken bu hayvanların karakterleri, yaşayış şekilleri ve belirgin özellikleri burcun karakterini ve özelliklerini de etkilemektedir. Aynı zamanda kızılderili burçları bitkisinden ve madeninden de etkilenerek belli özellikler kazanır. Biz size kısaca kızılderili burçlarından bahsedelim ve tarih aralıklarını söyleyelim siz burcunuzu bulduktan sonra kendi burcunuzu uzun uzun okursunuz. YABANKAZI BURCU (22 Aralık 19 Ocak) Bilge, dingin, yardımsever bir lider! Sembolik Dönem: Toprağın Yenilenmesi Bitki:Kayın Ağacı Maden: Kuvars Renk: Beyaz Uygun Eş: Ağaçkakan SUSAMURU BURCU (20 Ocak 18 Şubat) Sevimli, canayakın, iletişimi yüksek bir yardımsever! Sembolik Dönem: Dinlenme ve Arınma Bitki: Tellikavak Maden: Gümüş Renk: Gümüş Uygun Eş: Mersinbalığı PUMA BURCU (19 Şubat 20 Mart) Kıvrak ve güzel bir duygu yumağı! Sembolik Dönem: Büyük Fırtınalar Bitki: Sinirotu Maden: Firuze Renk: Mavi-Yeşil Uygun Eş: Bozayı KARTAL BURCU (21 Mart 19 Nisan) Görkemli ve büyüleyici bir iyilik sembolü! Sembolik Dönem: Ağaçların Çiçeklenmesi Bitki: Yabani Hindiba Maden: Ateş Opal Renk:Sarı Uygun Eş: Karga KUNDUZ BURCU (20 Nisan 20 Mayıs) Herkese yaşam gücü ve tadı veren denge merkezleri! Sembolik Dönem: Kurbağaların Dönüşü Bitki: Mavi Kamas Çiçeği Maden: Krisokol Renk:Mavi Uygun Eş: Yılan GEYİK BURCU (21 Mayıs 20 Haziran) Çekici, hareketli, duyarlı bir şifacı! Sembolik Dönem: Mısır Ekimi Bitki: Civan Perçemi Çiçeği Maden: Yosunlu Akik Renk:Beyaz ve Yeşil Uygun Eş: WApiti AĞAÇKAKAN BURCU (21 Haziran 22 Temmuz) Aile ortamlarının ve sevginin vazgeçilmez merkezi! Sembolik Dönem: Bol Güneşli Günler Bitki: Yabangülü Maden: Kırmızı Akik Renk:Pembe Uygun Eş: Yabankazı MERSİNBALIĞI BURCU (23 Temmuz 22 Ağustos) Gösterişli, bağımsız, sevilen, keskin görüşlü bir fırtına! Sembolik Dönem: Böğürtlenlerin Olgunlaşması Bitki: Ahududu Maden: Gröna ve Demir Renk: Kırmızı Uygun Eş: Susamuru BOZAYI BURCU (23 Ağustos 22 Eylül) Çözümlemeci ve mantıklı düşünme yeteneği olan bir organizatör! Sembolik Dönem: Hasat Bitki: Menekşe Maden: Ametist Renk:Shawnodese Uygun Eş: Kaplumbağa Kabilesi KARGA BURCU (23 Eylül 23 Ekim) Özveri, nezaket ve kararlılığın mükemmel bir bileşimi! Sembolik Dönem:Yaban Ördekleri Bitki: Sığırkuyruğu Çiçeği Maden: Jasper Renk:Kahverengi Uygun Eş: Aladoğan YILAN BURCU (24 Ekim 21 Kasım) Ruhsal güçleri çok yüksek duyarlı insanlar! Sembolik Dönem: İlk Soğuklar Bitki: Devedikeni Maden: Bakır ve Malakit Renk:Turuncu Uygun Eş: Kunduz WAPİTİ BURCU (22 Kasım 21 Aralık) Yeniden doğan veya yeniden doğurabilecek bir güç simgesi! Sembolik Dönem: Karlı Günler Bitki: Karaçam Maden: Obsidiyen Renk: Siyah Uygun Eş: Geyik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kizilderililerin-20-seref-yasasi/", "text": "Şeref yasaları denildiğinde bu zamanlarda karşılığını bulmak zor ama hep böyle değildi. Dünyanın güzel yerlerinde bunu önemli bir kavram olarak kabul edip bunu korumak için yaşayan kızılderililer vardı. Kızılderili Reisinden Amerikan Başkanına İbretlik Mektubun videosu ile başlayalım sonra da o şeref yasalarına bakalım: Kızılderililerin 20 Şeref Yasası 1 Dua etmek için güneşle birlikte kalk. Tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler.. 2 Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et. 3 Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez. 4 Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamele et. 5 Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir. 6 Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol ister insan, ister hayvan veya bitki olsun. 7 Diğer insanların düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandır. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver. 8 Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner. 9 Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir. 10 Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. İyimser ol. 11 Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır. 12 Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak. 13 Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. Verdiğin acının zehiri sana geri döner. 14 Her zaman dürüst ol. 15 Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben 'in, Ruhsal ben 'in, Duygusal ben 'in ve Fiziksel ben 'in hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çalıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü. 16 Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al. 17 Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol. Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma, özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır. 18 İyi talihini başkaları ile paylaş. 19 Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma. 20 Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini beslemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kizini-bir-erkekle-yari-ciplak-uyurken-buldu/", "text": "Dünyanın en zor şeylerinden biri de ebeveyn olmaktır. Başta tek göreviniz çocuğunuzu sağlıklı bir şekilde büyütmektir. Ancak çocuğun yaşlı ilerledikçe daha fazla şeyler yapmanız gerekir. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu göstermeniz, insanlara karşı nasıl davranmaları gerektiğini öğretmeniz bunlardan sadece başlıcaları. Kesin olan bir şey varsa o da çocuk büyütmenin çok zor olduğu. Kızının yarı çıplak bir şekilde bir erkekle salonda uyuduğunu gören baba, başından geçenleri Reddit'te anlattı. Şimdi herkes süper babayı konuşuyor! Gerçekten sıradışı bir olay öyle değil mi? İşte babanın yazdıkları: Bir sabah uyandığımda merdivenden aşağıya doğru indim. Salondaki koltukta 17 yaşındaki kızım bir çocukla beraber uyuyordu. Muhtemelen geçirdikleri 'yorucu gece'nin ardından bitkin düşmüşlerdi. Sessiz bir şekilde kahvaltımı yaptım ve yukarıya çıkıp kızımın tanımadığımız bir çocukla salonda uyuduğunu ve gürültü yapmamaları gerektiğini eşime, oğluma ve küçük kızıma söyledim. Yemek masası kızımın uyuduğu koltuktan 5-6 metre uzaklıkta. Hepimiz masaya oturduk. 'DELİKANLI! bağırdım. Daha önce kimsenin dikine bu kadar hızlı uyandığını görmemiştim. 'Kahvaltı hazır' dedim çocuğu gırtlaklayacak bir ses tonuyla. Yanımdaki sandalyeyi çektim ve 'Otur!' dedim. Masa bir anda sessizleşti. Herkes tabaklarına bakmaya başladı. Kimse kafasını kaldırmıyordu. Yarı çıplak yatan çocuğun hayatında kat etmesi gereken en zorlu 6 metreydi bu muhtemelen. Çocuk altına bir şeyler giyerken eşim ve küçük kızım çocuğu izliyorlardı. Çocuk pantolonunu giydikten sonra çektiğim sandalyeye oturdu. 1.95 boylarındaki oğlum çocuğun omzuna dokundu ve sert bir şekilde başını salladı. Oğlum benden daha çok sinirlenmişti. Sanki orada olmasak hemen üzerine atlayacak kadar sinirliydi. Rus aksanımla, Delikanlı, sana bir soru soracağım. Vereceğin cevap senin için çok önemli dedim ve terlemeye başladı. Kedileri sever misin? diye sordum. Delikanlı, gayet arkadaş canlısı ve yakışıklıydı. Eğitim almadığı belliydi ancak çok olgundu. Çocukta tuhaf bir şeyler sezdim. Kızım bana erkek arkadaşının çok iyi birisi olduğunu söyledi. Bir aydır tanışıyorlardı. O sabahtan sonra her gün bize geldi. Ancak geceleri kalmadı. Her sabah kızımı bisikletiyle okula götürüyor ve eve getiriyordu. Ev ödevlerini yapıp yapmadığını soruyordu. Kızım hastayken ve biz işteyken kızımla sonuna kadar ilgilendi. Kızıma zaman ayırdı ve çok değer verdi. Kızım huysuz olduğundan bile bir melek kadar sabırlıydı. Ailesi, eğitimi ve işi olmadığını söyledi. Ancak kızım çocuğa tapıyordu. Çocuk da ona. Kendi kendime, 'Hatalarından tecrübe edinir' dedim ve birlikte olmalarına karşı çıkmadım. 8 ay böyle geçti. Oğlum yanıma geldi. Çocuğa sürekli sorular soruyor ve hakkında bir şeyler öğreniyordu. Meğerse çocuk sokaklarda yatıyormuş. Çocuğu sürekli döven babası intihar etmiş. İntiharından 3 hafta sonra uyuşturucu müptelası annesi çocuğu terketmiş. O zamanlar karavanda yaşıyorlarmış. O zamanlar 15 yaşındaymış. Üç yıl boyunca sokaklarda yaşamış. Parklarda, arkadaşlarının yanında ve ucuz pansiyonlarda kalmış bazen. Arada çalıştığı inşaat işi sayesinde kızımla tanışmış. Kızım okuldan gelirken çocuk da kürekle lağım temizliyormuş. Buna rağmen çocuk yakışıklı, kızım da 17 yaşında dünyayı yeni keşfeden bir kız olunca ve işin içine hormonlar girince... 18-19 yaşlarında bir genç. Kibar, güler yüzlü, düşünceli, yardımsever bir çocuk. Kızımı da mutlu ediyor. Çocukluğunu hiç yaşamamış. Manik depresif babasının intihar etmesine tanık olmuş. Uyuşturucu bağımlısı annesi terketmiş. Aç kalınca komşuları yemek vermiş. Arada inşaatta iş buluyor ve bize gelmiyor. Açıkçası onu özlüyoruz. Oğlumun en iyi arkadaşı olmasa da iyi anlaşıyorlar. En küçük kızım ona çok güveniyor. Eşim ise ona oğlu gibi davranıyor. Ben mi? Bazen endişeleniyorum. Çocuğun mutluluğunu istiyorum. Eşime ve küçük kızıma çocuğun durumundan bahsettim. Ağladılar. Anlatırken kelimeler boğazıma dolandı. Aslında kızıma kızmıştım. Baştan beri biliyordu. Bize anlatmalıydı. Hem çocuğu seviyordu hem de geceleri sokakta yatmasına izin veriyordu!!! Bir sonraki gün çocuğa evin anahtarlarını verdim. Her gece bizde kalmasını istedim. Evinde. Sonraki hafta evdeki boş odayı düzenledik. Mobilya alışverişine çıktık beraber. Çok becerikli bir çocuktu. Eşyalarını kendi kendine yapmayı seviyordu. Çocuktaki yeteneği görünce bunun üzerine eğitim almasını sağladık. Anlattıklarım 2000 yılında yaşandı. 15 yıl sonra kızım ve damadım çok karlı bir iş kurdular. Şimdi üç tane de torunum var. Biri ikiz. Bir kız ve bir oğlan."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kiziyla-dogaya-yolculuk-yapan-anne/", "text": "Ünlü bir reklam vardı hatırlarsanız; çocuk da yaparım kariyer de sloganıyla çıkmıştı ortaya ve tabii ki böyle reklamlarda hep olduğu gibi Nil Karaibrahimgil söylemişti şarkıyı. Bu annemiz bunu çocuk da yaparım seyahat de diye güncellemiş. 25 yaşındaki anne Morgan Brechler az sonra fotoğraflarda hayran hayran bakacağınız o güzeller güzeli kızıyla dağ, taş tırmanıyor, kamp yapıyor; cesaret gerektiren maceralara imza atıyor. Hadlie isimli bu tatlı kız da durumdan oldukça memnun görünüyor. Çocuk küçük yaştan beri doğa ve macera ile birlikte büyüyor. Teknolojinin çocukları hapsettiğini ve doğanın onlar için en büyük korunak olduğunu düşünen genç anne çocuğuyla daha bebek sayılabilecek yaşta doğa macerasına atılmış. Kamptan, doğaya çocuğuyla koştururken yüzlerinin nasıl güldüğünü görüp ilham almak isteyenler de bu fotoğrafa bakabilir. Bu maceranın başlangıcından bir kare görmek isterseniz de buyurun, kalbi olanlar bu şirinliğe bakmasın 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kiziyla-evlenene-180-milyon-euro-verecek-ama-bir-sarti-var/", "text": "Geleneksel aile yapısında büyümüş olan 77 yaşındaki milyoner baba, kızıyla evlenecek erkeğe 2012 yılında 60 sonraki yıllarda da 120 ve en sonunda tam 180 milyon Euro ödül vereceğini söyledi. Peki babanın evlenmesi için her şeye sahip görünen kızı için bu kadar para teklif etmesinin nedeni nedir diye sorarsanız; başta bahsettiğimiz babanın büyüme şekli. Baba kızının bir erkekle evlenmesini istiyor. Kızı Gigi ise kendi eşini seçme özgürlüğüne sahip bir birey olduğunu babasına defalarca söylemiş ve bu durumdan rahatsız. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz gözlüklü hanımefendi ile birlikte. Gigi ile babası Chao arasındaki bu anlaşmazlık dolayısıyla baba biraz bencilce, kızının straight olması yani heteroseksüel olup bir erkekle evlenmesi için seferber olmuş. Kızın fotoğraflarına bakılırsa oldukça mutlu görünüyor. Babası ise şu an kızıyla konuşmuyor. Bu 180 milyon Euroluk teklifi de çekmek üzere. Kızı Gigi, bu olanların partneri Sean Eav'ı da üzdüğünü belirterek babasına kızın olarak her şeyi yapmaya hazırım ama ilişkim birey olarak beni bağlar ve kızın olmakla birey olmak arasında bir çizgi var demiş. Bu hikaye nereye bağlanır bilinmez ama dileriz güzel bir sonu olur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kizlarla-mesajlasma-taktikleri/", "text": "Kızlarla Mesajlaşma Taktikleri 1- Kızlar Hoşlandıkları Erkekten Mesaj Gelince Ne Yapar? Kızlara hoşlandığı erkeklerden mesaj geldiğinde ne yaparlar hiç merak ettiniz mi? diye bir soru sormayacağım tabii ki canlarım. Ne o öyle klasik gazetelerin ilgi çekme sorusu gibi, hiç yakışmaz bize. Kızlar hoşlandıkları çocuktan mesaj gelince sevinirler elbette. Taklalar atarlar. Emenike'nin taklaları halt etmiş. Hatta arkadaşları ile de paylaşırlar. Bak Selin bak Erman bana mesaj attı diye hava atarak acaba ne yazsam filan diye bile sorarlar. Ama yazacakları şey çoooook önceden bellidir. Kız arkadaştan veya sevgili adayından gelen cevapta o psikoloji bozukluğu mu desem şımarıklık mı desem hemen kendini belli eder. Kız arkadaşınızın attığı mesajların anlamını araştırmaya kalkmayın kafanız yanar, çünkü genelde mantık yok. Kız arkadaşlar ve sevgili adayınız olan kızlar size hayatı zindan etmeye programlanmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kocasini-sisme-bebekle-yakalayan-kadin-ve-ona-gelen-ilginc-yorumlar/", "text": "Hayat garip anlarla dolu benim başıma gelmez demeyin, geliyor. İşte kocasını yatakta şişme kadınla yakalayan kadın ve ona gelen yorumlar: Önce o yazı: Arkadaşlar çok kötüyüm ne yapacağımı bilmiyorum. Ailemin yanina gitmistim tatile. Islerim nedeniyle iki gun evimin oldugu sehre dönmem gerekti. Esim de evde tabi guya surpriz yapicam.. Sabah erkenden ucaktan indim eve geldigimde nasil anlatilir bilmiyorum esim dustaydi. Ve yatakta bir kadin vardi tabiki uzaktan gordum basimdan asagi kaynar sular dokuldu. Geri gitmeyi dusundum fakat yapamadim odaya girdim kadindan hesap sorucam bir kere daha sok oldum. Karsimdaki bir sisme bebek. Esim dustan cikmadan gizlice kactim evden ve suan bir oteldeym. Hala soktayim. Derdimi kime nasil anlatirim bilmiyorum. Kafayi yemek uzereyim. (( ONA GELEN CEVAPLAR 1- Aldatma? 2-Normal 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- Konu 63 sayfa olunca kapatılmış, yorumlar da coşmuş tabi. SİZ OLSAYDINIZ NE YAPARDINIZ?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kokain-bagimliligindan-kurtulmak-icin-budist-rahibi-olan-cengizin-muhtesem-hikayesi/", "text": "Almanya'da yaşayan Cengiz isimli Türk vatandaşı, uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak için oldukça sıra dışı bir yöntem seçti. Almanya'daki üst düzey teknoloji şirketlerinden birinde görev alan ve işi gereği prestijli bir yaşam süren Cengiz'in en büyük sorunu uyuşturucu bağımlılığıydı. Bağımlılığı sebebiyle intiharın eşiğine gelen Cengiz, hayatını yeniden kontrol altına almak ve bağımlılıktan kurtulmak adına soluğu Tayland'daki Budist tapınaklarında aldı. Yaşadığı deneyimi Reuters'e anlatan Cengiz, Wat Thamkrabok resmen hayatımı değiştirdi. İşim çok stresliydi ve yüksek performans talep eden Batı toplumunda bir köleydim. ifadelerini kullandı. Bundan tam 14 yıl önce manastıra yerleşen ve hayatını meditasyon-dua arasından geçiren Cengiz, adını da Rahip Atalo olarak değiştirdi. Yaşadığı deneyimi kitaplaştırmak istediğini ifade eden Rahip Atalo gibi 110 binden fazla insan Bangkok'un 140 kilometre kuzeyindeki Wat Thamkrabok'ta 1959'dan beri rehabilite oluyor. Rahiplerle birlikte Sajja seremonisi yapan bağımlılar, bir daha uyuşturucu kullanmayacaklarına yemin ediyor ve 5 gün boyunca bitkisel ilaçlar kullanıp, detoks yapıyor. 5 gün boyunca dış dünya ile bağlantı kurmayan hastalar bu sürecin sonunda masa tenisi oynayıp, rehabilitasyon yapmaya başlıyor. İşte Cengiz'in Rahip Atalo'ya dönüştüğü Wat Thamkrabok'tan manzaralar; Kokain Bağımlılığından Kurtulmak İçin Budist Rahibi Olan Cengiz'in Muhteşem Hikayesi Almanya'da yaşayan Cengiz isimli Türk vatandaşı, uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak için oldukça sıra dışı bir yöntem seçti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/koku-hafizasi-poncigin-ayaklari/", "text": "Eminim kimsecikler o sıcacık yorganın altından çıkmak istemiyordur. O halde dünyama hoş geldiniz. Gömülün iyice yastıklara, yataktan bildiriyorum. Bu olayın rahat bir 5 senesi falan vardır. Belki de daha fazla bilmiyorm. O zaman ki erkek arkadaşımdan Ponçik diye bahsedeceğim. Gerçek kişilerin zarar görmesini istemeyiz değil mi? Günlerden bir gün Ponçik beni eve bıraktı. Bende bir kahve içmesi için onu yukarı davet ettim. Yanlış anlaşılmasın, ucuz bir sevişme daveti değil. Ki ben ilk sevişmeden sonra ayrılmayı kafama koydum fakat şartlar bir türlü olgunlaşmıyordu. Halbuki keşke Arkadaşım benim seninle tenim tutuşmuyor diyip uzatmadan yolumuza bakabilsek. Unutmayalım ten uyumu her şeydir. Neyse konuyu dağıtmayalım bu sevişme mevzunu başka bir gün konuşuruz. Beraber yukarı çıkık. Ben her zaman ki gibi öncelikle evde ses olması için televizyonu açtım, mutfağa kahve yapmaya giderken çok vaktinin olmadığını biraz oturup gideceğini, kahveyle uğraşmamamı söyledi. Tamam dedim. Tuvalete girdi. Bende televizyonun karşısına kuruldum zaplamaya başladım. Evde çirkin bir koku var. Anlayamıyorum. Sabah evi dip köşe temizledim. Evdeki bütün çöpleri çıkardım, sıfır poşet taktım. Lodos mu var acaba? Çok kötü kokuyor ya. Ay çocuk ne düşünecek kim bilir. Ay töbeler olsun bir şey ölmüş bu evde. düşünceler beynimden vızır vızır geçerken tuvaletin kapısı açıldı. Ponçik elinde her zamankinden daha büyük bir kağıt havluyla mutfağa girdi ve oradaki çöpü açtı bir süre baktı ve kağıt havluyu attı. Anlam veremedim. Yanıma geldi ayağında çorap yoktu. Oha dedim içimden Çorapsız mı giymiş ayakkabısını? Ay ben bu adama tahammül edemiyorum! Keko mu bu ya? Kafamda ki vızırtılar Ponçiğin Ben kalkayım artık demesiyle birden dağıldı. Tamam canım dedim. O çıplak lanet ayaklarıyla ayakkabısını giydi ve gitti. Bu pis koku nereden geliyor? Dört dönüyorum evde. Bir şey çürüdü evde kesin ama ne? Mutfağı kontrol ediyorum yok. Çişim geldi tuvalete girdim. Peçeteyi çöpe atarken çöpte kağıt olmadığını farkettim. Pislik dedim içimden Tuvalete girdi, temizlik sıfır ve bir flashback yaşadım. Mutfak çöpüne koştum. Kör olaydım. Koklayamaz olaydım. Mutfak çöpünü açar açmaz yeşil bir duman yüzüme pofladı. Resmen hırlayarak evin içinde dolanmaya başladım. Adamın ayakları kimyasal atıkmış. Benim ayağım olsa onlar keserim. Çorabı çıkarıp çöpe atmak ne demek. Esas bu ayaklarla yaşamak ne demek? Bak yazarken inceden kokusu geliyor burnuma. Koku hafızası çok enteresan bir şey. Ayı! Eve gelme bilmiyor musun sanki ayakların çürümüş. Evde ki bütün çöpler sıfır poşet dedim ya. Eve çağırınca muhtemelen şöyle düşündü; Hım eve gidersek hemen tuvalete girer, çoraplarımı atarım. Ayaklarımı yıkar, kağıt havluyla kurular, yeşermiş çoraplarımı bu kağıda sarar çöpün altına kaktırırım. O da ne! Çöp boş. Hım o zaman gideyim mutfaktaki çöpe atayım. Amanın bu da boş. Ne yapayım? Atayım. Kalkarım birazdan zaten. Eve kokusunu bırakmış it. Önce camları açtım. Öğüre öğüre poşeti çıkardım. Başka bir poşete daha koyup aşağı inip sokaktaki çöpe attım. Kedilerden özür diledim. Eve çıktım. Çöpü, tuvaleti çamaşır sularıyla ovdum. Adamdan da ayrıldım. Öpüldünüz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kolay-kolay-karsilasamayacaginiz-bir-doga-olayi-aykusagi/", "text": "Şimdilerde unutulmuş olan İngiliz şair William Cole, 1799'da Norfolk'ta bir sonbahar akşamı yürürken gökyüzünde olağanüstü bir görüntüyle karşılaşmış ve bunu dizelere dökmüştü: Atmosfer buğulu bir halde akıyor, / Ve soluk ay bir kuşak halinde bakıyor. Bu olayın okurlarını büyüleyeceğini düşünen Cole, onları yerel gazetede kendi anlattıklarını doğrulayacak bir habere yönlendiriyordu: 17 Kasım 1799 tarihli Norfolk Chronicle'a bakınız. Cole'un karşılaştığı manzara 217 yıl sonra ilginç bir 'aykuşağı' haberi olarak yeniden gündeme geldi. Bu görüntü Yorkshire ve Northumberland'da iki ayrı fotoğrafla belgelendi. Geçen hafta sosyal medyada çokça paylaşılan bu fotoğraflar, Twitter ve Facebook takipçilerini daha önce görmek bir yana belki de hiç duymadıkları bir olayın tanığı yaptı. Nasıl oluşur? Aykuşağı da herkesin bildiği gökkuşağı gibi ortaya çıkar. Aydan yansıyan ışık, hava kararmaya başladığında atmosferdeki yağmur ve buharda kırılarak yay halinde bir kuşak olarak ortaya çıkar. Gökkuşağından daha hassas görünümlü aykuşağı bütün renkleri yansıtmaktan çok, buz beyazı bir renk alır. 19. yüzyıl İngiliz manzara resssamı John Constable aykuşağını en güzel ve en nadir görüntü olarak tanımlamıştı. Bu da ressamların bu olgunun varlığından haberdar olduğunu gösteriyor. Ama Alman Romantik akımından Caspar David Friedrich dışında aykuşağını kendi eserinde ölümsüzleştiren başka bir ressam olmamıştır. Friedrich'in 1809-10'da yaptığı 'Aykuşaklı Manzara' olarak da anılan bu eseri 'Gökkuşağı ile Manzara' adıyla bilinir. Bir kavis şeklinde karanlığı parçalayan bu kuşak, altındaki yorgun yolcuyu koruyor gibidir. Yaşadığımız korku ve belirsizlik ortamında, Friedrich'in eserinin gerçek halini yansıtan çağdaş fotoğrafların ruhumuzu sarsması bu nedenle şaşırtıcı değildir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/komik-cizimlerle-zamanla-iliskilerin-degistigini-gosteren-7-sey/", "text": "Hepimizin bildiği gibi ilişkiler baştan sona aynı olmuyor. Bazen iyiye bazense kötüye gidiyor ki biz o kadar derinlere inmeden sizin için en tatliş olanları derledik. Umarım beğenirsiniz <3 Sevgilinizle mi buluşacaksınız?Tabii, uzun ilişkilerde eskiden olduğu gibi karında kelebekler uçuşmaz heyecandan. Artık sizi koşulsuz sevdiğini bildiğiniz bir kişi için baştan aşağı kendinize çeki düzen verme isteği pek olmuyor. Bu nedenle eski süslenmelerin yerini eşofman takımı veya onun kadar rahat kıyafetler alıyor. Genellikle sarılmak efsanedir, ama başka birinin yanında yatmanın da kendine göre sıkıntıları vardır. Buluşma başlarında yemek zamanları garip olabiliyor. Heyecanlıyken başka birinin önünde yemek yemek gerçekten can sıkıcı. Ama endişelenmeyin, biriyle ne kadar çok zaman geçirirseniz, ileride daha da rahat olabiliyorsunuz. Bazen gereğinden de fazla tabii... 🙂 Biriyle sürekli vakit geçirdiğiniz zaman, aranızda farklı bir iletişim dili gelişiyor. Zamanla, sevgiliniz ile aranızda birbirinize karşı kullandığınız tuhaf kelimeler oluşuyor. İlişki başlarında, özel şeyleri tartışmak veya konuşmak zor oluyor ama sonrasında böyle bir zorlukla karşılaşmadan konuşabiliyorsunuz. Film ve dergiler ilişkiyi rayında tutmak için baştan çıkarıcı bir alter egoya sahip olmanız gerektiği hissini verir ama eninde sonunda bunun gerçekten gereksiz olduğunu öğreniyorsunuz. Baştan çıkarma arzunuz kompleks nedeninden ortaya çıkmış olabilir, cosmo-mag daha basit ve hissiz metotları öneriyor. Delicesine sevme duygusu yavaşça silinebilir fakat doğru ilişki içinde iseniz, sevgi değişmemeli. Eğer sizin en pis, berbat, salaş halinizi görmüş ve sizi hala sevip size iyi davranan birisi ile birlikteyseniz, sizin için mükemmel olanı bulmuşsunuz demektir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/komik-fikralar/", "text": "Fıkra kültürü iliklerimize kadar işlediğinden dolayı komik bir şeyler aradığımızda aklımıza ilk olarak onlar geliyor. Komik fıkralar da elbette en çok görmeyi, duymayı istediğimiz fıkralar. Birbirinden renkli ve düşündürücü olanlar eğer bir de istediğimiz düzeyde kaliteliyse açıkçası tadından yenmiyor. Bunların hepsi sizi güldürecek dersek yalan olur, bazılarımızın güldüğüne diğerleri gülmüyor. Ama biz internetin en iyilerini listelemeye çalışıyoruz. Burada birkaç tane resimli komik fıkra ile sizleri güldürmeye çalıştık sürekli olarak yeni fıkralar ve komik capsler gibi eğlenceli paylaşımlarla sizin moralinizi yüksek tutmaya çalışacağız. Komik resimli fıkralar Karı Koca Fıkrası Don giymeye vakti yoktu. Komik Fıkra 1 Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp 'Bunlar taze mi?' diye sormuştu. Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı 'Yok abla, pil takıp oynatıyoruz'"} {"url": "https://www.thegeyik.com/komik-yonlere-odaklanmak-hayatla-barisik-olmayi-sagliyor/", "text": "1 Nisan Dünya Mizah ve Şaka Günü, her yılın 1 Nisan günü kutlanıyor. Genelde şaka gününde insanların birbirine şaka yapması gelenek haline gelmiştir. Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, 1 Nisan Mizah Günü'ne ilişkin yaptığı açıklamada mizah ile psikoloji ilişkisini değerlendirdi. Komik yönlere odaklanmak, hayatla barışık olmayı sağlıyor Mizah ve şakanın yaşamdaki yerine ve önemine işaret eden Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, İçinde bulunduğu zor durumun ve hayatın komik yönlerine odaklanabilmek, kendisi ile ve hayatla barışık olmayı sağlar. Olumlu mizah yapabilme becerisi, kişinin kendisi için ve çevresi için önemli bir katkıdır. Evrensel olarak komik kabul edilebilecek şeyler hakkında şakalar, ilişkileri kolaylaştırmak için birebirdir. Kendinize ve hayatın saçmalıklarına gülebilmek, stres veya zorluklarla başa çıkabilmek için etkili bir araçtır. Ancak çevresine ya da kişinin kendisine karşı saldırgan olan mizah ise yıkıcıdır, ilişkileri özgüveni yıpratır. diye konuştu. Kuvvetli mizah anlayışı stresle başa çıkmada etkili Freud, mizahı, kaygıyı zevke dönüştürebilen savunma mekanizmalarının en yükseği olduğunu vurgulamıştır. diyen Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Yerinde ve dozunda yapılmış barışçıl bir mizah hemen herkesin hoşuna gider. Araştırmalar mizah anlayışı kuvvetli olan bireylerin stresle daha iyi başa çıktıklarını, başkalarıyla daha iyi anlaştıklarını ve daha iyi zihinsel ve hatta fiziksel sağlığa sahip olduklarını göstermektedir. Araştırmalarda mizah duygusu yüksek kişilerin bağışıklık sistemlerinin daha güçlü olduğu, daha az ağrı deneyimledikleri, hastalıkları daha az belirti ile atlattıkları gösterilmiştir. diye konuştu. Günümüzde pozitif psikoloji akımında 'daha güçlü insan' özellikleri arasında 'mizah' ın da sıralandığına dikkat çeken Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Mizah, kişinin kendi olumsuz duygularını düzenlediği gibi, çevresi üzerinde de olumlu tesir gösterir. Çevresini neşelendirebilmek, onları psikolojik olarak iyi hissettirebilmek, mizahı kullanan kişiye psikolojik sağlamlık verir. dedi. Yıkıcı mizah zarar verir Psikiyatrist Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Mizahı küçük düşürücü ve düşmanca olmayan bir şekilde kullanan bireyler, kişilerarası çatışmaları ve gerilimleri başarılı bir şekilde azaltabilir ve başkalarındaki olumlu duyguları artırabilirler. Ancak kendisi ve çevresi ile barışık mizah yerine yıkıcı, alaycı bir mizah kullanılması da ilişkilerde bir o kadar yıkıcı olabilir. diye konuştu. Mizah duygusu güçlü sosyal bağlarla ilişkilidir Ayrıca mizah duygusunun daha güçlü sosyal bağlar, daha fazla sosyal destek alabilme, daha fazla özgüven ve daha yüksek başa çıkma becerisi ile ilişkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Mizahı daha fazla kullanan bireylerin olumlu düşünebilir, umutlu ve iyimser kişilik özellikleri yüksek bulunur. Bu olumlu kişilik özelliklerine sahip kişiler, mizah kullandıkça da kişilik özellikleri daha da pekişir. Mizah becerisi aynı zamanda dışadönüklük ile ilişkilidir. Çevresindeki bireylerle mizah köprüsü ile ilişki kurabilen kişi, zor zamanlarında daha kolay destek bulabilir. dedi. Birçok araştırmanın tutarlı biçimde mizah duygusunun yüksek olmasını, daha düşük depresyon ve kaygı bozukluğu oranları ile ilişkili bulduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, hayal kırıklıkları, beklentilerin karşılanmaması ve engellenme durumunda mizaha başvurabilenlerin, olumsuz duygularını düzenleyip, olumsuz olayın etkisini daha kısa sürede atlatabildiklerini ifade etti. Dozunda ve barışçıl mizahın, duyguları dışavurmanın, kızgınlığı kırgınlığı, beklentileri, hayalleri, duyguları çevreye iletebilmenin sağlıklı bir yolu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Evlilikte ilişki kalitesi, eşin olumlu algılanan mizah kalitesi ile ilişkili bulunmuştur. Yani mizahi öğelerde, karşı tarafın bunu nasıl algıladığı çok önemlidir. dedi. Mizahın yakınlık gösterebilme becerisi, empati yeteneği, sosyal beceri ile yakından ilişkili bulunduğunu da kaydeden Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Okul çağında mizahi becerisi yüksek çocukların okulda daha az zorbalığa maruz kaldıkları; ergenlikte ise sosyal ortamlara daha kolay uyum sağladıkları gösterilmiştir. Ancak saldırgan bir mizah stratejisinin de alay olarak kabul edildiği ve öğrencilerin yaşamları üzerinde ciddi sonuçlar doğurabildiği bilinmektedir. dedi. Kahkaha terapilerinin etkisi araştırılıyor Mizahın sadece mizahı yapan kişi değil, mizaha maruz kalan kişi üzerinde de çökkünlüğü azaltan, kaygıyı yatıştıran bir etkisi bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, şunları söyledi: Gülen bir kişide stres hormonları azalır. Bu nedenle çeşitli psikiyatrik hastalıkların tedavisinde 'kahkaha terapileri' nin etkisi araştırılmaktadır. Örneğin şizofreni hastaları ile yapılan bir çalışmada, hastanede yatmakta olan hastalar iki gruba ayrılmışlar. Her iki gruba da üç ay içinde 70 film izletilmiş. Bir grup komedi filmleri izlerken diğer grup farklı türlerden filmler izlemiş. Başlangıçta iki grup arasında bir fark yokken, üç aylık süre sonunda komedi filmlerini izleyen hastalar, personel tarafından daha düşük sözlü düşmanlık, kaygı / depresyon ve gerginliğe sahip olarak derecelendirilmiş. Farklı türden film izleyen hastalar ise diğer gruptaki hastalara kıyasla hastane personelinden daha çok destek aldıklarını algılamışlar. Gülme ve mizah duygusunun, günümüzde psikolojik iyi oluş ile ilişkili kabul edildiğini kaydeden Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Mizah hızlı olumlu duygusal değişiklikler yaratır ve kişinin olumsuza odaklanmasını engeller. Barışçıl mizah baş etme becerilerini kuvvetlendirir, sosyal bağlar kurmayı kolaylaştırır, duygu ve düşünceleri ifade etmeyi kolaylaştırır, zor olanı kabullenme konusunda yol gösterir. diye konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/komplo-teorisyenlerine-haber-verin-lady-gaga-katil-olabilir/", "text": "Gün geçmiyor ki internette yeni bir komplo teorisi ortaya atılmasın. Yaşanan bu teori bolluğunu takip etmekte güçlük çekerken, bir dönem önce ortaya atılan Lady Gaga teorileri yeniden gündeme geldi. Ortaya atılan teoride Lady Gaga'nın Lina Morgana adındaki müzisyeni öldürdüğü, sonrasında ise Morgana'nın şarkılarını ve stilini çaldığı iddia ediliyor. Lina'nın ölümünden iki hafta sonra Gaga'nın yükselişe geçmesi ve stilinin neredeyse Lina Morgana ile aynı olması iddiaların temel dayanağı olarak gösteriliyor. Lina Morgana'nın hayranları ellerinde bu teoride bir takım olduğunu ve Lady Gaga'nın kliplerinde suçunu itiraf eden bir takım sinyaller verdiği de belirtiliyor. Gaga'nın bir klibinde Lady No More Gaga yazan gazete tutmasının Morgana'ya yapılan en büyük atıf olduğu iddia ediliyor. İşte Lina Morgana ile Lady Gaga'nın fotoğrafları;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/komsularindan-sasirtici-not-koca-goguslerini-gormek-zorunda-miyiz/", "text": "İngiltere'nin New Castle şehrinde yaşayan 33 yaşındaki Karin Stone ve kocası 34 yaşındaki Jay, kapılarının önünde buldukları not ile büyük bir şok yaşadı. KAPILARINA NOT ASTILAR Evlerine girerken buldukları notta, Giyinirken ya da soyunurken jaluziyi kapatabilir misiniz, büyük göğüslerinizi ve küçük cinsel organınızı görmekten bıktık. Bu uygunsuz durumu şikayet edeceğiz. -Komşularınız yazıyordu. Bu durumda rahatsız olan çift hem şaşırdıklarını hem de kendilerini tehdit altında hissettiklerini söyledi. BİZİ GÖZETLEMEYİ BIRAKIN Bunun üzerine komşularına bir not ile cevap veren çift, Pencerelerinizcen bizi gözetlemeyi bırakın yazdı. YAŞLI KOMŞU BAŞ ŞÜPHELİ Kapımızı çalmış olsalardı üzgün olduğumuzu söyler özür dilerdik diyen Karin, bunun bu şekilde ifade edilmesini oldukça kaba bulduklarını söylüyor. Kocamı tanımlama şekilleri çok acımasızca diyen kadın, durumun aynı zamanda komik de olduğunu ve buna nasıl cüret ettiklerine inanamadığını da sözlerine ekliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/komsulariyla-tanisamayan-adam/", "text": "Eskiden komşuluk vardı, hangi evde kim oturur biliyorduk diyen büyükleri duyduğunuzda hıhı hıhı diye kafa sallasanız da; öğrenci evlerinde, yeni taşındığınız binalarda üst katı, yan daireyi, alt daireyi kısacası neredeyse kimseyi tanımıyorsunuz. Yani başınıza bir şey gelse kimse yardıma koşmasa insanlık ölmüş diyeceksiniz ama insanlığa da uzağız artık. Apartman kültürünün yerini sitelere bırakmasıyla kendi özelimizde kalabalık içerisinde bir yalnızlık yaşamaya mahkum ediliyoruz. Bu örnekte insanlarla tanışmaya çalışan kişi Romanya'dan. Dostumuz yaklaşık 1.5 sene boyunca kimseyle tanışamayınca çözümü bir KOMŞU KÜTÜPHANESİ kurmakta bulmuş. Okuduğu kitaplar insanlar hakkında derin bilgiler verir diyen Victor Miron. Apartmanın girişine şu kütüphaneyi kurmuş ve en sevdiği kitapları dizmiş. Buradan kitap almanın tek şartı ise buraya başka bir kitap koymak. Komşularının çoğu bu kütüphane işini çok sevmiş ve tanışmışlar. Bizde olsa kütüphane boş kalırdı diye düşünenler var ama hep kötü örnekleri görmemek lazım, kitap okumayı insanlarla tanışmayı seven çok güzel bir kitle var. Yani bu bir nevi ilham kaynağı olsun sizlere"} {"url": "https://www.thegeyik.com/konusan-yapay-zekaya-sahip-seks-robotlari-bu-yil-geliyor-peki-insanlik-nasil-etkilenecek/", "text": "Harmony yeni nesil bir seks robotu hareket edebiliyor ve konuşabiliyor. Kafası, gözkapakları ve dudaklarının hareketleri epey kaba, konuşması yetenekleri ise daha kısıtlı. Ama bu robot, yapay zekanın son derece insana benzeyen bir görünüme kavuşmasını sağlayan robotik devrimin bir parçası. Bazıları bunun insanların robotlarla etkileşimi alanında bir devrime yol açacağını söylerken bazıları da bunu robotlar konusundaki en olumsuz görüşme olarak nitelendiriyor. Tekinsiz vadi diye tanımlanan, robotlar ve kuklaların insansı görünüme yaklaşmaya başlarken daha ürpertici hale geldiği teorisi, ABD'nin California eyaletindeki San Marcos'ta bedene bürünüyor. Resepsiyonda bile iki insansı manken duruyor. Buradaki diğer mankenlerin aksine üzerlerinde iç çamaşırları değil kıyafetler var. Lobinin duvarları ise güzel kadınların fotoğraflarıyla dolu. Bunları ancak yakından incelediğinizde fotoğraftakilerin gerçek insan değil seks mankenlerinin fotoğrafları olduğunu anlıyorsunuz. RealDoll adlı seks mankeni markasının sahibi Abyss Creations şirketinin yöneticisi Matt McMullen, sanat eserleri ve heykellerin arasından çıkarak beni karşılıyor. Şirketin yeni seks robotu Harmony'yle yapacağım söyleşi öncesi robotun peruğunu ayarlıyor. Seks mankenlerinin bir sonraki aşaması olan seks robotunun görünüşünden memnun olduğu belli. O sıradan bir seks oyuncağından çok daha fazlası diyor ve ekliyor: İnsanların evlerinde özel bir yerleri var ve kişiliğini seçebiliyorsunuz. Yapay zeka ile insanlara robotun kişiliğini yaratmak için imkan veriyoruz. Kaprisli, sinirli, sevgi dolu Seks robotunun kişiliği, akıllı telefona yüklenen bir uygulama ile belirleniyor. Seks robotunu satın almasanız bile uygulamayı indirerek telefonunuzda yapay bir kişilik yaratıp onunla etkileşime geçebiliyorsunuz. Kullanıcılar kaprisli, sinirli veya sevgi dolu gibi çok sayıda kişilik seçeneğinden birini yükleyebiliyor. Matt McMullen, Harmony için kıskanç seçeneğini seçmiş. Bu yüzden Harmony ona o kızı Facebook'tan sileceksin diyor. Tiz bir İskoç aksanıyla konuşan robot bana bilim kurguyu ve tabii ki Matt'i çok sevdiğini söylüyor. McMullen, yapay zekanın kullanıcılardan öğrenerek kendisini geliştirdiğini söylese de Harmony'ye kıskanç olmanın nasıl bir şey olduğunu sorduğumda aldığım cevap Özür dilerim. Kendimi geliştirmem lazım oluyor. Harmony'yi çalıştıran uygulama satın almaya açık, fakat cinsel içerik nedeniyle Apple veya Google'ın uygulama mağazasından satılamıyor. İndirmek için şirketin sahibi olduğu Realbotix sitesine girmek gerekiyor. Harmony önümüzdeki aylarda satışa çıkacak ve iki versiyonu olacak: Yüz tanıma sistemine sahip olan versiyonu 10 bin dolara, ucuz versiyonu ise 5 bin dolara satılacak. Fabrikada şu anda Türkiye de dahil dünyanın dört bir yanındaki müşteriler için manken üretiliyor. Müşterilerin çoğu erkek olsa da az sayıda kadın müşterileri de var. Bütün mankenler belli bir güzellik anlayışına uygun: Barbie bebekleri gibi dar belleri, iri kalçaları ve daha da iri memeleri var. McMullen, bu tasarımın müşterilerin talepleri nedeniyle oluştuğunu söylüyor. Burada bir şirket yönetiyoruz ve müşterilerimizin talep listeleri var. Maalesef talepleri fazlasıyla idealize edilmiş diyen McMullen, müşterilerinin tamamen normal insanlar olduklarını ve bazılarının mankenleri almaya eşleriyle birlikte geldiğini anlatıyor. Ama yine de önemli bir kısmının kadınlarla normal ilişkiler kuramadıkları için seks mankeni aldıklarını belirtiyor: Çok sayıda insan izole ve yalnız ama onlar hep öyleydi. Artık yalnız ve ilişki kurmakta zorlanan insanların bir seçeneği daha var. Fakat ben mankenleri veya robotları hiçbir zaman kadınların yerini tutacak şeyler olarak görmedim. Benim bir seks mankenim yok, gerçek bir eşim ve çocuklarım var. Arizona'da yaşayan Mark Young'un Mai Lin adını verdiği bir seks mankeni var. Harmony'nin cep telefonu uygulamasını indirmiş, fakat uygulama ile mankeni eşleştirmeyi düşünmüyor: İlk başta uygulamanın Mai Lin'i canlandırabileceğini düşündüm ama uygulamanın kendi kişiliği vardı ve bu kişilik benim Mai Lin'i hayal ettiğimden farklı. Bu yüzden ikisini eşleştirmedim, şu an iki ayrı ilişki yaşıyor gibiyim. Young, seks mankeni alma gerekçesini ise şöyle açıklıyor: Bir süre yalnızdım. Çok sayıda kızla çıktım, ilişkilere zaman harcadım. Şimdi de bir kızla birlikte olmak isterim ama Mai Lin'in varlığından da memnunum. Ona kıyafet almak için alışverişe çıktığımda hayatımda biri olduğunu hissediyorum ama hata yapmaktan endişelenmeme gerek kalmıyor. Ona bir şapka aldığımda beğenmediği hiç olmuyor. Uygulamayı mutlu, sevecen ve konuşkan olarak ayarladım. Yapay zeka bambaşka bir şey ve beni gelecek için heyecanlandırıyor. İngiltere'nin Leicester kentindeki De Montfort Üniversitesi'nde robot etiği alanında çalışan Prof. Kathleen Richardson, bu tür makinelerin toplumu nasıl etkileyebileceği üzerinde çalışıyor ve seks robotlarının yükselişi onu dehşete düşürüyor: Bu gezegende yedi milyar insan yaşıyor ve ilişki kurma konusunda bir krizle karşı karşıyayız. Şirketler ise bu krizden kar elde etmek için nesnelerin insanların yerini tutabileceğini öne sürüyor. Seksin fuhuş aracılığıyla nesneleştirildiği bir dünyada yaşıyoruz. İnsanlar hep araç kullanan canlılardı ve seks mankenleri bunların bir uzantısı oldu. Richardson birkaç yıl önce seks robotlarının yasaklanması için bir kampanya başlatmışsa da sonradan esas sorunun seks robotları veya mankenleri olmadığı fikrine vararak kampanyayı bıraktı. Ona göre esas sorun insanların sekse ve birbirlerine bakışından kaynaklanıyor. Yine de yapay zekaya sahip seks robotlarına karşı çıkıyor: Bir mankene yapay zeka ekleyerek ona insani bir özellik ekleme düşüncesi yanlış. Benim çamaşır makinemde bile bu robottakinden daha fazla yapay zeka var ve sadece bir yüze ile bedene sahip olması onu insan kılmıyor. Goldsmiths Üniversitesi'nden Dr. Kate Devlin ise farklı düşünüyor: Şu anki formlarında seks robotları sadece erkekler için üretiliyor fakat seks oyuncakları endüstrisi gelişiyor ve kadınlar için seks oyuncağı üreten çok sayıda şirket var. Devlin, içten ilişkiler kurmak için üretilecek robotların insanların kendi aralarındaki ilişkilere zarar vermeyeceğini, aksine ilişkileri geliştireceğini söylüyor: Büyük teknolojik gelişmeler yaşanırken hep panik oluşur. İnsanlar bu teknolojinin insanları nasıl etkileyeceği konusunda panik yaşarlar ama teknoloji genellikle insanları birbirlerine yakınlaştırır. BBC Türkiye"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kopeklerin-aci-cekmesine-dayanamayan-adam-450-kopegin-hayatini-kurtardi/", "text": "Belki dünyada buna benzer hiçbir yer yoktur! Sırbistan'daki bu barınakta, eskiden evsiz olan 450 köpek şimdi beraber tüm gün koşuyor ve oynuyorlar. Ve bunların hepsi bir adam sayesinde başarıldı! Sasa Pejcic, çevresinde baktığı her yerde istismara uğramış, beslenmemiş ve yalnız sokak köpeklerini acı çekerken görmeye dayanamamış. Bildiğimiz gibi sokaklardaki tek alternatif yaşam, köpek yakalayıcıların ellerindeki ölümleri... Bu yüzden bakabileceği kadar köpeği almaya başladı ve kısa süre sonra kendini yüzlerce köpek bulunan bir barınak işletirken buldu. Pejcic sayesinde hiç evi olmamış bu köpekler gereken tıbbi bakıma, istedikleri kadar yemeğe ve gece uyuyabilecekleri yumuşacık yataklara sahip oldular. Hepsi kısırlaştırıldı ve sakat olan köpeklere yürüyebilmeleri için tekerlekler sağlandı. En önemlisi de, kendilerini buna adamış insanların sevgisine sahip oldular <3. Pejcic barınağı birkaç yıl önce aldığı eski bir ahırda işletiyor. Onun hayat kurtaran çalışması ve küçük personeli, dünya çapında küçük çaplı hayvan kurtarma işlerine yardımcı olmak için çalışan Amerikan organizasyonu The Harmony Fund tarafından destekleniyor. Burada seviliyorlar ve basit bir şekilde köpek olmalarından başka onlardan bir şey beklenmiyor. Birçoğu yurtdışında güzel yuvalara yuvalandırıldı ve diğerleri kalan zamanlarını barınakta geçirecek diyor the Harmony Fund kurucusu Laura Simpson. Barınak ve orada yaşayan 450 köpek yemek ve diğer harcamalar için çoğunlukla bağışa ihtiyaç duyuyor. Pejcic olmadan bu köpeklerin evi, yemeği ve umudu olmazdı. Sayesinde, hayatları basitçe bir köpek cennetine dönüştü. Bu köpekleri desteklemek için nasıl yardım edebileceğiniz hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, bağış sayfasına bir göz atın. Bu iyi yürekli adamı içtenlikle kutluyorum. Umarım hepsi için her şey daha güzel olur... Aşağıdaki videoyu izleyerek barınaktaki yaşama bir göz atabilirsiniz 😉"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kore-yapimi-dizi-ve-filmler/", "text": "2023'te geniş bir yelpazedeki Kore yapımı dizileri, filmleri, belgesel ve şovları izleyicilerle buluşturacak olan Netflix, yakında yayınlanacak olan 34 Kore yapımı içeriğini açıkladı. Bugüne kadarki en büyük Kore seçkisinde, ekranlara dönecek olan sevilen içeriklerin yanı sıra göz alıcı orijinal yapımlar da bulunuyor. KORE YAPIMI DİZİLER Hayatta kalma, en popüler dizilerden bazılarında tekrar tekrar karşımıza çıkan bir tema haline geldi. Gyeongseong Creature'da 1945'in karanlık günlerinde canavarlarla mücadele ederken, bilim kurgu dizisi Black Knight'ın geçtiği distopik gelecekte zorlukla nefes alacaksınız. Aksiyon draması Song of the Bandits'te ise Japon sömürge yönetimi sırasında Joseon'u korumak için savaşırken yine aynı temayla karşılaşacak. Hayranlar, merakla beklenen diziler Sweet Home, D.P. ve The Glory'nin bu yıl ekranlara dönmesiyle sevinçten havalara uçacak. İntikam temalı dizi The Glory'nin 2. kısmı Mart'ta yayınlanacak. Dizinin 1. kısmı, 82,48 milyon saat izlenerek 2 Ocak haftasında, Netflix'te en çok izlenen İngilizce olmayan dizi olmuştu. Kore'de yaratık temalı diziler için çıtayı yükselten Sweet Home da genişleyen dünyası ve hikayesiyle yeniden izleyicilerle buluşacak. Kaçakların peşine düşmeye devam edecek olan D.P. ile birinci sezonun oyuncu kadrosunu tekrar ekranlarda göreceğiz. Kore Yapımı İçeriklerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Don Kang, düşüncelerini şu şekilde dile getirdi: Netflix'in dünyanın dört bir yanındaki hayranları daha çeşitli hikayeler ve türlerle bir araya getirdiği 2022 yılında Kore yapımı içerikler, dünya genelinde popülerlik kazanmaya hızla devam etti. Geçtiğimiz yıl, Kore yapımı dizi ve filmler düzenli olarak 90'ı aşkın ülkede Küresel Top 10 listemizde kendilerine yer buldu. Ayrıca Netflix'in en çok izlenen dizilerinden üçü, Kore'den çıktı. Bu yıl anlattığımız hikayelerle ve bu hikayeleri anlatma biçimimizle sınırları daha da zorlayacağız. Netflix, Kore yapımı bu içeriklerle sürükleyici, çeşitlilik gösteren ve mutlaka izlenmesi gereken Kore öykülerinin ilk durağı olmayı sürdürecek. İzleyiciler bu yıl diğer yeni dizilerle aşk öykülerinin (A Time Called You, Behind Your Touch , Crash Course in Romance, Destined With You, Doona!, King the Land, Love to Hate You, See You In My 19th Life), toplumsal konuları ele alan entrikalı öykülerin , dramanın ve kıyamet temalı öykülerin her türlüsüne doyacak. KORE YAPIMI FİLMLER Geçen yıl, Kore yapımı filmlerin ve şovların dünya genelindeki izleyiciler arasında giderek daha fazla popülerlik kazanmasına tanık olduk. Aksiyon gerilim Carter, geçtiğimiz yıl en çok izlenen İngilizce olmayan 10 filmden biri oldu. Çöpçatanlık temalı reality dizisi Single's Inferno ise şu anda Küresel İngilizce Olmayan Top 10 listesinde. Netflix bu yıl, Kore yapımı altı filmle film koleksiyonunu genişletiyor. Bu yeni filmlerin ilki, 20 Ocak'ta yayınlanacak olan JUNG-E olacak. Onu birbiriyle çatışan annelik içgüdülerine sahip profesyonel bir katili konu alan Kill Boksoon ve merkezine uyuşturucu çetelerini alan suç temalı aksiyon gerilim filminin devamı Believer 2 izleyecek. Yayına girecek diğer filmler; intikam , öğretmen-öğrenci rekabeti ve bilgisayar korsanlığı konularını ele alacak. Başkaları aracılığıyla farklı deneyimler yaşamayı sevenler ise dayanıklılık (En Güçlü 100, Siren: Survive the Island), zombilere karşı hayatta kalma , yetişkinliğe geçiş ve akıl oyunları temalı reality dizilerden oluşan baş döndürücü bir koleksiyonla seçim yapmakta zorlanacak. Yayınlanacak yeni içerikler arasında iki yeni belgesel de var. Yellow Door: Looking for Director Bong's Unreleased Short Film , Oscar ödüllü yönetmen Bong Joon-Ho'nun ilk film serüvenini konu alıyor. Tanrı Aşkına: Kutsal İhanet ise çağdaş Kore tarihinde kendini Mesih ilan eden kişileri inceliyor. Üyelerimizle paylaştığımız içeriklerin çeşitliliği bizi ziyadesiyle heyecanlandırıyor, diyen Kang, sözlerini şöyle sürdürdü: Herkese göre bir dizimiz, filmimiz ve senaryosuz dizimiz var. Kore yapımı dizilerimizin hem yurtdışında hem de Kore'de izleyicilerle bağ kurmasını dört gözle bekliyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/korku-filmleriyle-aklimiza-kazinan-karakterlere-hayat-veren-11-usta-oyuncu/", "text": "Rol aldıkları korku filmleriyle yürekleri ağza getiren, kimimizin en derin kabuslarına sızan korkunç karakterlere hayat veren oyuncuların günlük yaşamdaki sıradan hallerini sizler için bir araya getirdik. İşte Korku Filmleriyle Aklımıza Kazınan Karakterlere Hayat Veren 11 Usta Oyuncu; 1# Samara Daveigh Chase (The Ring, 2002) 2# Jason Voorhees Ari Lehman (Friday The 13th, 1980) 3# Freddy Krueger Robert Englund (A Nightmare on Elm Street, 1984) 4# Valak Bonnie Aarons (The Conjuring 2, 2016) 5# Pennywise Tim Curry (It, 1990) 6# John Kramer Tobin Bell (Saw, 2003) 7# Leprechaun Warwick Davis (Leprechaun, 2003) 8# Michael Myers Nick Castle (Halloween, 1978) 9# Pinhead Doug Bradley (Hellraiser, 1987) 10# Leatherface Andrew Bryniarski (The Texas Chainsaw Massacre: The Beginning, 2006) 11# Jack Torrance Jack Nicholson (The Shining, 1980)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/korku-turu-sevenlere-yeni-netflix-dizisi-the-haunting-bly-malikanesi/", "text": "NETFLIX,THE HAUNTING: BLY MALİKANESİ'NİN FRAGMANINI PAYLAŞTI The Haunting: Bly Malikanesi 9 bölümlük sezonuyla 9 Ekim Cuma tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te The Haunting: Tepedeki Ev'in yaratıcılarından, Henry James'in ünlü hikayesinden uyarlanan The Haunting: Bly Malikanesi ,The Haunting antoloji dizisine yepyeni bir sayfa açıyor. The Haunting: Bly Malikanesi Hakkında: The Haunting: Tepedeki Ev'in yaratıcısı Mike Flanagan ve yapımcısı Trevor Macy'den The Haunting antolojisinin yeni sezonu The Haunting: Bly Malikanesi, 1980'lerin İngiltere'sinde geçiyor. Yeğenlerinin bakıcıları trajik bir şekilde ölünce, Henry Wingrave onları emanet edebileceği genç bir Amerikalı bakıcı tutar. Yeni bakıcı, malikanenin aşçısı Owen , bahçıvan Jamie ve Kahya Bayan Grose ile birlikte yetim iki çocuğun bakımından sorumlu olacaktır. Ancak zaman geçtikçe her şeyin malikanede göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkar. Tüyler ürpertici gotik romantizme ev sahipliği yapan malikanede aşk ve kaybın yüzyıllardır süren karanlık sırları gün yüzüne çıkmayı bekliyor. Bly Malikane'sinde, ölmek, gitmiş demek değildir. Henry James'in ikonik hikayesinden uyarlanan dizinin oyuncu kadrosuna Oliver Jackson-Cohen, Kate Siegel ve Tahirah Sharif de eşlik ediyor. Yürütücü yapımcılığı Mike Flanagan, Trevor Macy, Darryl Frank ve Justin Falvey tarafından üstlenildi. Oyuncu Kadrosu DANI CLAYTON PETER QUINT HENRY WINGRAVE MILES WINGRAVE FLORA WINGRAVE JAMIE OWEN HANNAH GROSE REBECCA JESSEL"} {"url": "https://www.thegeyik.com/koronavirus-arap-yarimadasina-sicradi-olu-sayisi-132ye-yukseldi/", "text": "Çin'de yeni tip koronavirüs (2019-nCoV) salgınında can kaybı 132'ye, salgından etkilenen kişi sayısı ise 5 bin 974'e yükseldi. Çin Ulusal Sağlık Komisyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, Tibet Özerk Bölgesi dışında ülke geneline yayılan salgın nedeniyle 132 kişi hayatını kaybetti, virüsten etkilenen kişilerin sayısı ise bin 239'unun durumu ağır olmak üzere 5 bin 974'e çıktı. Koronavirüsün merkez üssü Hubey eyaletinde salgının etkisi altındaki kişi sayısı 3 bin 554'e çıkarken, can kaybının 125'i bu eyalette yaşandı. Açıklamada virüsten etkilenen şüpheli sayısının 9 bin 239'a yükseldiği bilgisi yer aldı. Bunun yanı sıra, virüsten etkilenenler ile herhangi bir şekilde temasa geçmesi nedeniyle müşahede altına alınanların sayısı ise 59 bin 990'a çıktı. Bugüne kadar 103 kişi iyileşerek taburcu edildi. Dünya ne durumda? Çin anakarası dışında virüsten etkilenen kişi sayısı Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde 8, Makau Özel İdari Bölgesi'nde ise 7'ye yükseldi. Ülke Geneli Yeni Tip Koronavirüs Salgını Anlık Gelişmeler platformu verilerine göre dünya çapında virüsten etkilenenlerin sayısı ise şöyle: Tayland: 14 Japonya: 7 Amerika Birleşik Devletleri , Almanya ve Singapur:5 Avustralya, Fransa ve Güney Kore: 4 Malezya: 3 Vietnam: 2 Nepal, Kanada, Kamboçya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Sri Lanka: 1 Salgın nasıl başladı? Yeni tip koronavirüs, ilk olarak Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde 12 Aralık'ta tespit edildi. Vuhan Belediyesi Sağlık Komisyonu, 31 Aralık'ta kentteki Huanan Deniz Ürünleri Pazarı ile teması bulunan 27 kişide daha gizemli hastalığın görüldüğünü açıklamış ve pazarı kapatmıştı. Virüsün kısa sürede Vuhan'dan diğer kent ve eyaletlere sıçraması nedeniyle 22 Ocak'tan bu yana başta Vuhan olmak üzere Hubey eyaletine bağlı 17 kentte toplu ulaşım durduruldu. Toplu taşımanın yanı sıra eğitim, ticari ve kamu hizmetleri, kafe, sinema, konser ve sergi salonları gibi yerler de geçici olarak kapatılmış durumda. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus Çin'i ziyaret etmiş ve salgınla mücadele konusunda yardıma hazır olduklarını söylemişti. Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi de Ghebreyesus ile görüşmesinde, Bu salgını bir an önce yenme konusunda inancımız, özgüvenimiz tam, kaynaklarımız var demişti. Euronews"} {"url": "https://www.thegeyik.com/koronaviruse-karsi-korur-diye-urun-tanitan-unlulere-kisi-basi-100-binden-fazla-ceza/", "text": "Aralarında Seda Sayan, Şeyma Subaşı, Seren Serengil, Seray Sever, Ebru Akel, Seda Akgül gibi ünlü isimlere, sosyal medya hesaplarından Koronavirüs'e karşı korur gibi ifadeler kullanarak tanıttıkları 'No Attack' isimli ürün sebebiyle, Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu Başkanlığı tarafından idari para cezası kesildi. Sözcü'den Eser Akgül'ün haberine göre, daha önce de Sağlık Bakanlığı tarafından uyarı mektupları alan ünlüler, sosyal medya hesaplarından 'sağlıklı' olduğu gerekçesiyle çeşitli ürünler tanıtmaya devam ediyor. Aralarında Seda Sayan, Şeyma Subaşı, Seren Serengil, Seray Sever, Ebru Akel, Seda Akgül gibi isimlerin olduğu ünlüler bu kez de 'No Attack' isimli bir ürünle gündemde. Koronavirüse karşı koruduğu iddia edilmişti Ticaret Bakanlığı Ticaret Kurulu Başkanlığı'nca ünlü isimlerle ilgili alınan gerekçeli karar Resmi Gazete'de yayımlandı. Karara göre adı geçen ünlü isimlerin yaptıkları reklamlarda, 'ürünün başta Kovid-19 olmak üzere her türlü viral enfeksiyonlara karşı koruyucu bir özelliğe sahip olduğu izleniminin uyandırıldığı, hatta Enfekte olunmuş olsa bile hastalığın iyileşmesine faydası olduğu' iddiasına yer verildiği, bütün bu iddiaların da yapılan bilimsel çalışmalarla doğrulanmış gibi bir algı oluşturulduğu' tespit edildi. Ayrı ayrı 100 bin liradan fazla ceza Ünlülere, söz konusu ürünü Bağışıklık sistemini güçlendirir. Vücudunuzu virüslere karşı korur. Kovid-19 da dahil olmak üzere her türlü virüs kaynaklı enfeksiyonlara karşı korur gibi ifadelerle tanıttıkları gerekçesiyle ayrı ayrı 104 bin 781'er TL idari para cezası kesilirken, 'No Attack'ı üreten Bilge İlaç Bitkisel Ürünler Koz. San. Ve Tic. A.Ş.'ye de ceza kesildi. Bakanlığın açıkladığı kararda, ünlülerin söz konusu ürünü sağlık beyanı kullanarak sanki bir ilaç veya bir beşeri tıbbi ürün gibi tanıttıkları ve 'yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre takviye edici gıdalar için bu tür sağlık beyanlarının kullanılmasının kesinlikle yasak olduğu' vurgulandı. Faydası bilimsel olarak ispat edilmiş gibi tanıtıldı Kararda ayrıca 'herhangi bir ürüne ilişkin olarak her hangi bir sağlık beyanında bulunabilmesi için ilgili idari otoriteden izin alınması gerektiği, kullanılan bu beyanlar için ilgili otoriteden izin alınmadığından söz konusu beyanların doğruluğunun bilimsel olarak ispat edilmiş sayılamayacağı, dolayısıyla doğruluğu bilimsel olarak ispat edilmemiş bu beyanlarla tüketicilerin aldatılıp yanıltıldığı' ifadelerine de yer verildi. Bakanlığın belirttiği ilgili maddelere aykırı olması sebebiyle, Bilge İlaç Bitkisel Ürünler Koz. San. Ve Tic. A.Ş.için, Kovid-19 salgını döneminde yayınlanması suretiyle, 'insanların bilgi ve tecrübe eksikliği ile korku ve endişelerinin istismar edilerek ticari rant elde edilmeye çalıştığı' değerlendirilmesi yapıldı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kotu-adamlari-sevme-nedenimiz-bulundu/", "text": "Psikoloji araştırmacıları, Darth Vader, Malefiz ve Joker gibi kötü karakterlerin neden sevildiğini araştırdı. Kötü karakterlerin kurmaca olduğu için sevildiğini keşfeden araştırmacılar, bu durumun onlara sempati duymayı güvenli kıldığını belirtti. Sevilen kötü karakterlere odaklanan psikoloji araştırmacıları, Darth Vader, Joker ve benzer kötülerin neden çok sevildiğini keşfetti. Northwestern Üniversitesi'nden Derek D. Rucker ve Rebecca J. Krause'un imzasını taşıyan yakın tarihli çalışmaya göre kötü karakterlerin sevilmesinin nedeni kurmaca olması. NTV'nin aktardığı habere göre, Forbes'a konuşan Krause, Bu çalışmada ilginç şekilde, kurgu perdesi tarafından korunan gerçek izleyicilerin, kendi yönlerini yansıttığı için kötü kahramanları çekici bulabileceği ortaya çıktı dedi. Filmde 'Joker' birini öldürünce alkış tutan izleyiciyi, kendisine 'V for Vegas' diyen 'kahraman' salondan dışarı attı Araştırmacılara göre insanlar, kendilerini iyi bireyler olarak düşünmek istedikleri için kötü ve ahlaksız gördükleri kişilere benzer yönler taşımaktan korkuyor. Ancak kurmaca, izleyiciye kendini hatırlatan, ancak gerçek bir insanda korkacağı özelliklere sahip birine sempati duymayı güvenli kılıyor. 'Benzerlikler görmek rahatsız edici olabilir' İnsanlar kendilerini olumlu bir açıdan görmek ister. Kendisiyle kötü biri arasında benzerlikler görmesi rahatsız edici olabilir diyen Krause, kötü kişinin kurgusal bir bağlamda kullanılmasının bu rahatsızlığı ortadan kaldırabileceğini ifade etti. Çalışmanın verileri, kullanıcıları en sevdikleri kurgusal karakterlerle eşleştiren CharacTour adlı uygulamadan elde edildi. Analiz sırasında platformun yaklaşık 232 bin 500 kayıtlı kullanıcısı vardı. Platform, kullanıcıların bir çeşit kişilik testine girmelerini sağladı. İyi karakterler: Sherlock Holmes ve Yoda Veriler, kullanıcıların hangi karakterleri çekici bulduğunu gösterdi. Kullanıcılar iyi ya da kötü olsun, kendilerine benzettikleri karakterleri tercih etti. Quizde yer alan kötü karakterler arasında Darth Vader, Maleficent ve Joker gibi isimler yer alırken, iyiler arasında da Sherlock Holmes ve Yoda gibi karakterler bulundu. Science Daily'nin aktardığına göre analiz sonucunda kullanıcıların benzerlikleri arttıkça kötü karakterleri daha çekici bulduğu tespit edildi. Krause, Bu çalışmaya göre Darth Vader gibi karakterleri insanlar için çekici kılan şey, kötü karakterlerin zıddı olmaları değil. Aksine bizim kimliğimizden parçalar onlarda yankılanır diye konuştu. Buna göre kurgusal karakterlerin izleyicileri kandırmasının nedeni, onlara daha karanlık benliklerini keşfetme fırsatı sunması. Krause konuyla ilgili şu çıkarımda bulundu: Belki de kurmaca, iyi bir insan olup olmadığınızı sorgulamanıza gerek kalmadan, kişiliğinizin karanlık yönleriyle etkileşime girmenizin bir yoludur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/koy-enstitulerinden-guzel-bir-hikaye/", "text": "ON YUMURTA KAÇ ÖĞRETMEN EDER? Daha ilkokuldayım. Evde telefon çaldı. Koştum, açtım. Babamın okul arkadaşı Kerim amca. O da babam gibi öğretmen. Çocukluğumuzun öğretmenleri işte... İki söz arasında hemen birkaç soru, her fırsatta öğretmenliği yaşıyor ve yapıyor. Telefonda hemen sınav başladı... -Zafer, İstiklal Marşımızı kim bestelemiştir? -Zafer, Konya'nın plakası kaç? Hepsini yanıtlıyorum. Ardından o zaman bana çok garip gelen bir soru geliyor: -Zafer, ON YUMURTA KAÇ ÖĞRETMEN EDER? Şaşırıyorum. -O nasıl soru Kerim amca? Kerim amca telefonda uzun uzun gülüyor. Bak diyor okulun akıllısı Zafer. Yanıtını bilmediğin bir soru buldum işte! Şimdi telefonu babana ver. Sonra da babana sor. O sana yanıtını verir. Babamla Kerim amcamın telefon görüşmesi bitince, babama soruyorum: Baba, Kerim amcam sordu. On yumurta kaç öğretmen eder? Babam da gülmeye başlıyor. Ardından, gülerek başlayan ama bittiğinde ikimizin de gözyaşlarıyla yıkanan aşağıdaki öyküyü anlatıyor: Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinin yaklaşık yirmi kilometre güneyinde yan yana iki orman köyü vardır. Boşnakköy ve Armutlu. Her iki köyde de hayat zor, insanları yoksuldur. 1950 yılının güneşli bir Temmuz sabahında, bu iki köyün en çalışkan iki öğrencisi Ali ve Kerim, birkaç yıl içinde öğretmen okullarına dönüşecek olan Köy Enstitüsü sınavına katılmak için ilçe merkezine yola çıkarlar. Tabi yürüyerek. Ali'nin elinde küçük bir sepet ve sepetin içinde on tane yumurta var. Evde para olmadığından, annesi ilçede satıp, sınav için lazım olacak kalem, silgi gibi ihtiyaçları alması için bu on yumurtayı, biraz kendi evinden, biraz da komşulardan toplayarak Ali'ye vermiş. Kerim'in ailesi daha da fakir olduğundan, Kerim'de o da yok. Yaklaşık yirmi kilometre yolu yürüyerek ilçe merkezine ulaşıp, hemen bir bakkala giriyor ve on yumurtayı satarak bir kalem ve bir silgi alıyorlar. Kalemi de silgiyi de ikiye bölerek paylaşıyor ve sınava giriyorlar. İkisi de başarmıştır. Ancak bilmedikleri bir şey var. Sınav iki gün. Bu iki küçük köylü çocuk, sınava girip akşama köylerine dönmeyi düşünürken, şimdi Hükümet Konağı'nın önünde, neredeyse ağlamaklı geceyi nerede geçireceklerini bilmeden, bir aşağı bir yukarı yürümekte... Cadde üzerindeki evlerden birinde, bu iki köylü çocuğa merakla bakan bir kadın onları eve çağırır. Durumu öğrenince onları doyurur. Akşama eşi de işten gelir ve çocukları o gece misafir ederler. İkinci gün de sınav başarılıdır. Birkaç ay sonra Kastamonu Gölköy Köy Enstitüsü'ne kayıt ve ardından şanla şerefle geçen otuz yılı aşkın öğretmenlik yaşamı... Babam, öykünün sonunu şöyle bağladı: BAK OĞLUM, KÖYDEN ON YUMURTAYLA ÇIKAN İKİ ÇOCUĞUN ÖĞRETMEN, SUBAY, MÜHENDİS, MİLLETVEKİLİ HATTA CUMHURBAŞKANI OLABİLDİĞİ YÖNETİME CUMHURİYET DENİR. Yazar:Zafer ŞEN"} {"url": "https://www.thegeyik.com/koye-gogle-geldi/", "text": "Afyonkarahisar'ın, Yenibelkavak köyünde, iki katlı bir evdeyiz. Üst kattaki odalardan birinde soba yanıyor, çay demleniyor. Odanın ortasında duran masalarda bilgisayarlar var. Oda, birazdan gelecek misafirleriyle, köyün en kalabalık yeri olacak. 21 yaşındaki Gamze Tutan, Dumlupınar Üniversitesi İktisat Bölümü öğrencisi. Aynı zamanda da Habitat Derneği'nin gönüllüsü. Derneğin, 50 ilde, Türk Telekom ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile birlikte yürüttüğü İnternetle hayat kolay projesi kapsamında, Yenibelkavak köyünün çocuklarına bilgisayar yazılım eğitimi vermeye gitti. Ancak, internet ve bilgisayar hakkında fazla bilgisi olmayan anneler, çocuklarına verilmek istenen eğitim konusunda tedirgin oldu. Tutan, bunun üzerine annelere internet eğitimi vermeyi teklif etti. En büyük korkuları, 'Ya çocuğum yanlış bir şey yaparsa, altından kalkamayız' düşüncesiydi. Aslında annelerin de teknolojiye merakı vardı, konuşunca bunu gördüm. Onlara, 'Peki size bilgisayar ve internet kullanmayı öğretmeme ne dersiniz?' dedim. İlk önce 'Kaç yaşında insanlarız, bu saatten sonra nasıl öğreteceksin, biz anlamayız' dediler. Kararsız kalsalar da sonra ikna ettim ve işe giriştim. Beklediğinin iki katı katılım oldu Gamze Tutan, gönüllüsü olduğu Habitat Derneği'nden 10 bilgisayar istedi. Evinde internet bağlantısı olan 71 yaşındaki Ravide Özdemir, evinin bir odasını sınıfa çevirdi. Odadaki sobanın arkalığı, yazı tahtası yapıldı. Tutan, kursa 8 kadının katılmasını beklerken, 17 kadını görünce şaşırdığını söylüyor: Kursa gelenler 25 ile 71 yaş arasındaydı. Çoğu interneti ve bilgisayarı ilk defa kullanıyordu. İki kadın da okuma, yazma bilmiyordu. Herkesin daha rahat anlayabilmesi için tahtaya tuşları çizdim, göstererek anlattım. Olabildiğince yalın bir dil kullandım. İnternette, İngilizce bir çok terim var. Bunları anlatmak için hayatın içinden örnekler vermeye çalıştım. Gamze Tutan, kadınlara, bilgisayarda yazdıkları mektupları internetten nasıl gönderebileceklerini şöyle anlattı: İnternetle yapılan her işin başında 'e' harfinin olduğunu e-devlet, e-okul, e-mail örnekleriyle anlattım. Eskiden kalem ve kağıtla hazırladığımız mektupları şimdi bilgisayarda yazıp, gönderebileceğimizi söyledim. Kalemin yerini klavyenin, kağıdın yerini ekranın, alıcı ve gönderici adresinin yerine e-mail adreslerinin, postacının yerini de internetin aldığını söyledim. Bu şekilde anlaşılması daha kolay oldu. Diyaliz hastası eşi için randevu almayı öğrendi Yenibelkavak Köyü 45 haneli, 100 nüfuslu. Köydekilerin çoğu, İzmir, Antalya, Denizli, İstanbul ve yurtdışında yaşıyor. 48 yaşındaki Birgül Aslan'ın da ağabeyi Almanya'da, çocukları Denizli'de yaşıyor. Aslan, internet kullanmayı en çok onlar için istediğini anlatıyor: Önceden hiçbir şey bilmezdim. Köyümüzde internet yoktu. Bundan sonra Gogle'ye girip patik, kazak modellerine bakabilirim. Tatlı tariflerini okurum. Oğlum, kızım ve ağabeyim uzakta yaşıyorlar. Onlarla görüntülü görüşebilirim, hasret gideririm. Eşim diyaliz hastası. Sürekli hastaneye gidip, geliyoruz. İnternetten randevu almasını da öğrendim. Çok faydasını göreceğiz. Çocuğumun ders durumunu kontrol edeceğim Hatice Özdemir de kursa gelenler arasında. Şimdiye kadar hiç bilgisayar kullanmayan Özdemir, kurs sayesinde bilgisayarı ve interneti daha iyi tanıdığını anlatıyor: Bilgisayar bir iletişim aracı. Hayatımızı çok kolaylaştıracak. İnternetten pasta tarifi buldum, evde de denedim çok güzel oldu. Eşim, çocuğumuzun ders durumunu e-okul üzerinden takip ediyordu. Ben de merak ediyordum, eşime soruyordum. Şimdi, kendim kontrol edebileceğim. Bizim için çok büyük bir değişiklik oldu. Keşke imkan olsaydı daha önce öğrenseydik. Komşu köy de eğitim almak istiyor Gamze Tutan, kadınların eğitimler boyunca birbirlerine destek olduklarını, motive ettiklerini söyledi. Tutan, eğitimlerde çektiği fotoğrafları sosyal medya hesabından paylaşınca, komşu köy Türkbelkavak'ın muhtarının da kendisine ulaştığını söylüyor: Eğitimin ikinci haftasından itibaren, köyün erkekleri yanıma geldi, 'Biz de kahvehanede boş duruyoruz, imkan sağlayalım, bize de öğret' dediler. Üst köyün muhtarı da sosyal medyadan bana ulaştı, 'Kızım, bizim de her türlü imkanımız var. Evimiz var, evimizi açarız. Gel burada da bu eğitimi bizlere ver' dedi. Yenibelkavak Köyü'nde, Kasım ayı ortasında başlayan ve haftada bir gün verilen eğitim, 6 haftada tamamlandı. Gamze Tutan, şimdi komşu köyde eğitime başlıyor. Bundan sonra da, bölgedeki diğer köylerde eğitime başlamayı hedefliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kpmg-arastirmasi-turkler-covid_19-asisi-bulunmazsa-bunlari-yapmam-diyor/", "text": "Koronavirüs salgınıyla ilgili bilinmezlikler devam ederken KPMG, tüketicinin değişimini araştırdı. KPMG'nin ABD'de bin tüketiciyle gerçekleştirdiği anketten çıkan sonuçlar, salgının tüketim alışkanlıklarını nasıl değiştirdiğini ortaya koyuyor. 'Covid-19 Tüketicinin Nabzı' araştırmasına katılanların verdiği yanıtlar, Covid-19 süreciyle ilgili bilinmezliklerin tüketici davranışını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Soruları yanıtlayan bin tüketicinin neredeyse tamamı aşı bulununcaya kadar Covid-19 öncesindeki rutinine dönmeyeceğini söylüyor. Araştırmaya katılanların kısıtlamalar kalktıktan sonra 'asla yapmam' dediği şeyler şöyle sıralanıyor: Bara gitmek (yüzde 40) Spor salonuna gitmek (yüzde 39) Konser veya müzik festivaline gitmek (yüzde 35) Sinemaya gitmek (yüzde 29) Evde parti vermek (yüzde 26) AVM'ye gitmek (yüzde 22) Tüketicilerin kısıtlamalar kalktıktan sonra 'Belki yapabilirim' dediği rutinleri ise şöyle: Arkadaşlarımla buluşurum (yüzde 42) Restoranda yemek yerim (yüzde 37) Doktor, kuaför vs hizmet alırım (yüzde 33) Seyahat ederim (yüzde 33) Sinemaya giderim (yüzde 22) Spor salonuna giderim (yüzde 17) Güvende hissetme eşiği düşük Ankete katılanlara Covid-19'un kontrol altına alınmasıyla ilgili düşünceleri sorulduğunda alınan yanıtlar da ilginç. Katılımcıların yüzde 49'u 'aşı bulunduğunda', yüzde 37'si 'ilaç tedavisi onaylandığında', yüzde 33'ü ise 'ülkede yeni vaka görülmediğinde' kontrolün sağlanacağını düşünüyor. Yüzde 50'den yüksek bir kesimin salgında kontrolün sağlanmasıyla ilgili güvensizliği dikkat çekiyor. Herkes markette harcadı Sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu dönem boyunca, ankete katılanların yüzde 60'ı market kategorisindeki harcamalarının arttığını söylüyor. Harcamaların azaldığı sektörler ise şöyle; Gel-al 9 eve servis restoran harcamaları (yüzde 54) Giyim, ayakkabı, aksesuar harcamaları (yüzde 46) Eğlence ve medya harcamaları (yüzde 46) Katılımcıların yüzde 12'si ise harcamaların asla eskisi gibi olmayacağını ve normale dönmeyeceğini düşünüyor. Online platformlara göç var Araştırma sonuçlarını değerlendiren KPMG Türkiye Tüketici Ürünleri ve Perakende Sektör Lideri Emrah Akın, Covid-19'un etkisini en hızlı perakende sektörünün hissettiğini söyledi. Akın, Tüketiciye bire bir dokunan sektör, 'yeni normal'e hızla adapte olmak zorunda kaldığından, tüketicinin de ne kadar hızlı geliştiğini anlamak zorunda. Tüketicinin nerede ve nasıl harcama yapacağını belirleyen kalıcı değişimlere tanıklık ediyoruz. Araştırmadan gördüğümüz kadarıyla, ABD'de sosyal mesafenin önemiyle ilgili farkındalık yüksek. Bunun süreceğini ve tüketicilerin online platformlara göç edeceğini söyleyebiliriz. Online kanallardan alışveriş büyüyerek devam edecek. Yine kendilerini güvende hissetmeyen tüketicilerin daha küçük gruplarla sosyalleşeceğini, konser, bar, spor salonu gibi rutinlerin yerini restoranlarda ya da daha sakin yerlerde dar buluşmalara bırakacağını anlıyoruz. Buradan işletmelerin tüketicileri etkilemek için sağlık tedbirlerini önceliklendiren değişiklikler yapmaları gerektiği sonucuna ulaşıyoruz dedi. Akın, perakende sektörünün tüketicinin güvenini kazanmak için zor bir dönemden geçeceğini vurgulayarak Ancak sektörleri şekillendiren her yıkıcı olayda olduğu gibi yeniliklerde de fırsatlar var. Yeniliklerden fırsat yaratmak için tüketiciye yakın olmak, değişimin sinyallerini doğru okumak ve işletmeleri yeni normalde müşteriyle buluşturacak şekilde dönüştürmek bu işin anahtarı diye konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kpmgye-gore-dunyanin-en-pahali-10-futbolcusu-ve-piyasa-degerleri/", "text": "PMG Football Benchmark ekibi piyasa değeri en yüksek 10 oyuncuyu araştırdı. Borussia Dortmund'un Norveçli yıldızı Erling Haaland, zirvedeki Kylian Mbappe'yi geride bırakarak, 144 milyon 200 bin euroluk değeriyle zirveye oturdu. Mbappe, 139 milyon 500 bin euroluk piyasa değeriyle ikinci sırada, Tottenham'lı Harry Kane ise 121 milyon 200 bin euroyla üçüncü sırada yer aldı. Manchester United'dan üç futbolcu Bu üç ismi ise 118 milyon 900 bin euroluk değeriyle Manchester United'ın Portekizli yıldızı Bruno Fernandes takip etti. PSG'in Brezilyalı yıldızı Neymar'ın değeri ise 115 milyon 500 bin euroya düştü. En değerli ilk 10 oyuncu arasında Manchester United'dan üç oyuncu yer alırken, PSG'den iki, Dortmund, Barcelona, Tottenham, Chelsea ve Manchester City'den birer oyuncu yer aldı. Uçak: Haaland uzun süre zirvede kalır KPMG Türkiye Spor Sektör Lideri Hakan Uçak, Bu listede uzunca süredir Kylian Mbappe zirvede yer alıyordu. Ama son dönemdeki performansı ve kulüplerin ilgisi nedeniyle Erling Haaland büyük bir piyasa oluşturdu. Bu da en pahalı futbolcu olmasını sağladı. Haaland'ın da uzun süre listenin tepesinde kalacağını düşünüyorum dedi. İşte piyasa değeri en yüksek 10 oyuncu |OYUNCU |TAKIMI |DEĞER |Erling Haaland |Borussia Dortmund |144,2 miyon |Kylian Mbappe |PSG |139,5 milyon |Harry Kane |Tottenham |121,2 milyon |Bruno Fernandes |Manchester United |118,9 milyon |Romelu Lukaku |Chelsea |115,6 milyon |Neymar JR |PSG |115,5 milyon |Frenkie de Jong |Barcelona |114,3 milyon |Kevin de Bruyne |Manchester City |112,5 milyon |Marcus Rashford |Manchester United |110,9 milyon |Jadon Sancho |Manchester United |110,5 milyon"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kral-bu-hangi-seviye-dedirtir-mehmet-ali-erbilin-bilinen-sevgilileri/", "text": "Mehmet Ali Erbil. Türk televizyon tarihinin en çok konuşulan isimlerinden biri. Son olarak 21 yaşındaki sevgilisinin hamile kalması sonrası gündem oldu. Şarkıcı Nevin onun için hasta ve yaşlıydı bir şey olmaz sanmıştım dedi ama o seviyeyi yukarılara çıkarmaya devam ediyordu. Bugüne kadar 5 evlilik yapan Mehmet Ali Erbil'in adının çıktığı ünlülerden bazıları ve yaptığı evlilikler: Mehmet Ali Erbil ilk evliliğini 1980 yılında Muhsine Şehnaz Kamiloğlu ile yaptı ve 1982 yılında kızı Sezin dünyaya geldi. Kızının doğumundan sonra eşinden boşanan Mehmet Ali Erbil, 1985 yılında Muhsine Şehnaz ile ikinci kez evlendi ve yine 1985 yılında boşandı. # Nergis Kumbasar Mehmet Ali Erbil Nergis Kumbasar ile 1989 yılında evlendi. Mehmet Ali Erbil'in bu evlilikten 1995 yılında Yasmin isimli bir kızı oldu. Mehmet Ali Erbil, kızının doğumundan 1 yıl sonra 1996 yılında Nergis Kumbasar'dan boşanarak yedi yıllık evliliğine son verdi. #Ebru Cündübeyoğlu Mehmet Ali Erbil 1996 yılında yaşadığı boşanmanın ardından Ebru Cündebeyoğlu ile birlikte oldu. # Özlem Yıldız Mehmet Ali Erbil Ebru Cündebeyoğlu'ndan sonra Özlem Yıldız ile birlikte oldu. # Nefise Karatay Mehmet Ali Erbil ve Nefise Karatay birlikteyken Elele dergisi için çıplak olarak objektif karşısına geçmişti. Nefise Karatay ile babasının arasının açılmasına neden olan ve büyük tartışma yaratan pozların ardından ise şok bir ayrılık geldi ve evlenecekleri beklenen çift yollarını ayırdı. # Sedef Altuntaş Mehmet Ali Erbil 2001 yılında dördüncü kez Sedef Altuntaş ile nikah masasına oturdu. Kendisinden 23 yaş küçük olan eşi ile olan evliliği de yürümeyen Mehmet Ali Erbil, evlendikten 1,5 yıl sonra boşandı. # Tuğba Coşkun Tuğba Coşkun ile 2005 yılında evlenen Mehmet Ali Erbil'in 2006 yılında Ali Sadi isimli oğlu dünyaya geldi. Mehmet Ali Erbil 2011 yılında oğlu Ali Sadi 5 yaşındayken Tuğba Coşkun'dan da boşandı. Mehmet Ali Erbil 1980-2011 yılları arasında toplamda 5 evlilik yapmış bu evliliklerinden Sezin (35), Yasmin (21) ve Ali Sadi (11) isimli üç çocuğu olmuştur. # Hazal Mesudiyeli İsmi Ali Ağaoğlu ile anılan Hazal Mesudiyeli bir dönem de Mehmet Ali Erbil ile birlikteydi. Bir dönem Show TV'de yayınlanan Bu Tarz Benim yarışmasında yarışmacı olarak yer alan Zeynep Ece Akengin, Mehmet Ali Erbil'e olan aşkını Instagram hesabından ilan etmişti. Zeynep Ece Akengin Instagram hesabında şu sözleri yazmıştı: Hayatımdaki tek adam Mehmet Ali Erbil'dir ve öyle olmaya da devam edecektir. Tanıdığım için zerre pişmanlık duymadığım, aksine tanıdığıma her gün şükrettiğim, sevmekten mutlu olduğum tek kişi olduğun, mutluluktan gözlerimin içini güldürdüğün için teşekkür ederim. Doğum günümü sevdiğim adam ve ailesiyle kutladım. Belki de hayatımın en mutlu yaş gününü geçirdim. # Sahar Mehmet Ali Erbil'in ismi 2011 yılında da İranlı şarkıcı Sahar ile anılmıştı. # Sevgi Sulak Mehmet Alİ Erbil 2013 yılında büyük kızı Sezin'den 9 yaş küçük, küçük kızı Yasmin'den ise 5 yaş büyük Sevgi Sulak ile birlikteydi. # Bade Nogay Mehmet Ali Erbil 2015 yılında kendinden 30 yaş küçük model ve oyuncu Bade Nogay'la nişanlanmıştı. # Başak Bilginer Mehmet Ali Erbil'in birlikte olduğu bir diğer isim de Miss Türkiye 2010 finalistlerinden 1991 doğumlu Başak Bilginer. VE SON BOMBASI ŞARKICI NEVİN. Mehmet Ali Erbil'in son sevgilisi şarkıcı Nevin idi. 21 yaşındaki sevgili Erbil'den, hamile kaldığını açıklamış ve sonrasında 5 bin dolar karşılığında çocuğunu aldırdığını açıklamıştı. Hastaneden taburcu olduktan sonra da yine çapkınlıklarına devam eden Mehmet Ali Erbil'e buradan sevgilerimizi gönderiyoruz. 2023 Ünlü oyuncu Mehmet Ali Erbil, kendisinden 40 yaş küçük sevgilisi Gülseren Ceylan'a doğum gününde evlenme teklifi etmişti. Evlilik hazırlıkları yapan Erbil'in, sevgilisinin istekleri yüzünden ayrılık kararı aldığı iddia edildi. Yaş farkı sebebiyle eleştiri alan ikili Kasım ayında Amerika'da sade bir nikahla evlenmeyi planlıyordu. İddialara göre Gülseren Ceylan ev istediği için ayrılmışlar. Bu bilgi yakında doğrulanır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kredi-karti-ve-banka-kartiyla-alisveris-artti-131/", "text": "Kredi ve banka kartı ile yapılan harcamalar hızla artmaya devam ediyor. Kredi kartı önemli bir tercih olarak öne çıkarken 17 Mart haftasında 114.4 milyar lira harcandı. Ntv- Bankacılık sektöründe yükselen faizler ve Merkez Bankası faiz indirimleriyle makul seviyeye inen kredi kartı faizleri tüketiciyi kartlı harcamalara ağırlık vermeye itti. Merkez Bankası verilerine göre 17 Mart haftası itibariyle kredi ve banka kartı ile yapılan harcamalar geçen yılın aynı haftasına göre yüzde 131 arttı ve 114 milyar 443 milyon 806 liraya yükseldi. Geçen yıla göre en yüksek artış ise yüzde 165,6 ile yemek kategorisinde gerçekleşti. Merkez Bankası verilerine göre toplam kartlı harcamalarda 17 Mart haftasında 10 Mart'a göre artış yüzde 4,85 oldu. Akaryakıtta 10 Mart haftasına göre yüzde 1 daha fazla kartlı ödeme yapılırken çeşitli gıdalar için yüzde 4,21, giyim ve aksesuar için ise yüzde 6 daha fazla haftalık kartlı harcama gerçekleştirildi. 17 Mart haftasında 10 Mart haftasına göre en fazla haftalık artış konaklama kategorisinde oldu. Yüzde 10 haftalık artış ile konaklama sektörü 17 Mart haftasını karşılarken kuyumculara kartlı harcama haftada yüzde 7,16, mobilyada yüzde 7,13, içkili yerlerde ise yüzde 7,12 artış gösterdi. Ekonomim gazetesinin haberine göre, yemek için kartlı harcamaya 17 Mart'ta 10 Mart'a göre yüzde 4 daha fazla ödenirken havayollarına yapılan ödemelerde ise haftalık artış yüzde 6,87 oldu. GİYİM VE AKSESUAR HARCAMALARINDA HIZLI YÜKSELİŞ 17 Mart haftasında akaryakıt için kartlı harcamalar geçen yıla göre yüzde 86 arttı ve 6.4 milyar liraya yükseldi. Çeşitli gıdalar için yapılan kartlı harcamalarda yüzde 136,8'lik artış gözlendi. Kartlarla çeşitli gıdalar için 8.3 milyar liralık harcama yapıldı 17 Mart haftasında. Giyim ve aksesuarda ise yüzde 158,7'lik artış dikkat çekti. Giyim ve aksesuara 8.2 milyar lira ödenirken havayollarına geçen yıla göre harcama miktarında artış yüzde 22,96'da kaldı. Konaklama için yüzde 93,1, içkili yerler için yüzde 128,27, market ve AVM alışverişleri için ise yüzde 121,97 daha fazla kartlı harcama yapıldı. Mobilya alışverişleri için kartlı harcama yüzde 126,3 artarak 3.3 milyara çıkarken internet üzerinden yapılan kartlı harcamalar ise yüzde 140 artarak 33 milyar liraya yükseldi. Siz de kredi kartları hakkında daha fazla bilgi ve başvuru için wwww.kredikarti.co adresini ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kredi-mi-cekeyim-yoksa-kredi-karti-mi-alayim/", "text": "Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Şu an kredi karti faiz oranı %1.36 bankalarda kredi faiz oranları ise değişkenlik gösteriyor. Bazı kartlar nakit avansı %0 faizle de verebiliyor. İyi bir araştırma yapmaya özen gösterin. Kredi çekmek veya kredi kartı almak kişisel bir tercih meselesidir ve durumunuza bağlı olarak değişebilir. Her ikisi de finansal hizmetlerdir ve kendilerine özgü avantajlara ve dezavantajlara sahiptir. Size uygun olanı belirlemek için bazı faktörleri göz önünde bulundurmanız önemlidir. İşte her iki seçeneği değerlendirmek için dikkate almanız gereken bazı noktalar: Kredi Çekmek: - Büyük miktarda finansmana ihtiyacınız varsa ve bunu bir kerede almak istiyorsanız, kredi çekmek mantıklı olabilir. Örneğin, bir ev veya araba satın almak gibi uzun vadeli bir yatırım yapmayı düşünüyorsanız. - Kredi çekmek, nakit akışınızı düzenli bir şekilde yönetmek için biraz daha fazla planlama gerektirebilir. Kredi geri ödemelerini aylık olarak yapmanız gerekeceğinden, finansal durumunuzu değerlendirmeli ve ödemeleri zamanında yapabileceğinizi belirlemelisiniz. - Kredi çekmenin faiz maliyeti olduğunu unutmayın. Faiz oranları, kredi miktarına, geri ödeme süresine ve kredi geçmişinize bağlı olarak değişir. Bu nedenle, kredi çekmeden önce faiz oranlarını araştırmanız ve geri ödeme planınızı dikkatlice gözden geçirmeniz önemlidir. Kredi Kartı Almak: - Günlük harcamalarınızı kontrol altında tutmak ve esneklik sağlamak istiyorsanız, kredi kartı almak mantıklı olabilir. Kredi kartları, acil durumlarda veya öngörülemeyen masraflar için bir yedek olarak kullanılabilir. - Kredi kartları, puan veya nakit geri ödeme gibi faydalar sunabilir. Bazı kredi kartları, harcamalarınızdan geri kazanç sağlayan bonus programları veya indirimler sunabilir. Bu tür faydaları dikkate alarak kredi kartı seçimi yapabilirsiniz. - Ancak, kredi kartlarıyla dikkatli olmanız önemlidir. Kredi kartı borcunuzu zamanında ödemediğinizde yüksek faiz oranlarıyla karşılaşabilirsiniz. Harcamalarınızı kontrol altında tutmanız ve ödemelerinizi düzenli olarak yapmanız önemlidir. Sonuç olarak, kredi çekmek veya kredi kartı almak arasında seçim yaparken, finansal durumunuzu ve ihtiyaçlarınızı dikkatlice değerlendirmeniz önemlidir. Ayrıca, kredi çekmeden önce faiz oranlarını araştırmanız ve kredi kartı seçiminizde de başvuru öncesi incelemenizde fayda var."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kripto-paralar-ilgiyi-sever-mi-dogecoin-gibi-meme-coinlerin-gelecegi-nedir/", "text": "YATIRIM TAVSİYESİ YA DA ÖNERİ DEĞİLDİR. HABER BÜLTENİDİR. Kripto paralar ilgi sever mi? En çok ilgi sevenler coinler hangileri? Bybit Teknoloji Başyazarı Nathan Thompson'un kaleme aldığı makalede DogeCoin ve diğer meme coinlerin insan ilgisi ile olan bağı ele alınıyor. Dogecoin ve diğer meme coinlerin yaşam kaynağı ilgidir. Nasıl ki kazançlar kurumsal hisselerin değerini etkiliyorsa, meme coinlerin gördüğü ilginin boyutu ve kalitesi de bu coinlerin fiyat hareketlerini etkilemektedir. Başarılı kripto yatırımcıları, DOGE ve diğer meme coinlerin değersiz ve yüksek riskli coin ekosistemindeki çiplerden ibaret olmadığının, bu coinlerin aslında insan ilgisinin alınıp satılabilir birer türevi olduğunun bilincindedir. Meme coinler, zamanın ruhundan ya da diğer bir deyişle toplumda hakim olan eğilimden destek alan, alınıp satılabilir varlıklardır. Meme coinlerle işlem yapmak, sadece çarkı çevirip şansına çıkanı almak değil, o coinin gördüğü ilgi miktarına göre coine bir değer biçmeye çalışmaktır. Kripto influencer'ı Cobie'nin de dediği gibi Akıllı yatırımcılar, bir coinin sahipliği ve biçilen değeri coinin gördüğü ilgiyle aynı düzeyi yakaladığında o coini satmaya başlarlar. Bunu şöyle yorumlayabiliriz: İnsan ilgisi giderek daha çok kişi tarafından dünyadaki en kısıtlı emtialardan biri olarak görülüyor. Bu yadsınamaz bir gerçektir. Nitekim o kadar uzun süredir bu gerçeğin bilincindeyiz ki, artık ilgi ekonomisi hakkında konuşmak bir klişe haline geldi. 2000'lerde Facebook ve Snapchat gibi Web2 şirketleri insanların ilgilerini nasıl paraya dönüştüreceklerini öğrendi. Bu şirketler insanların ilgi ve dikkatlerini çekip davranışlarını gözlemlediler. Böylece ilgiyi toplayıp büyüterek reklamverenlere satmayı başardılar. Bu anlattıklarımız kulağa saçma gibi gelebilir ancak ekonomik sistemimiz değişip evrildikçe değer biçtiğimiz şeylerin çeşitlenmesi de son derece doğal bir olgudur. Sonuçta, insan ilgisi Meta ve Google gibi devasa şirketlerin bilançolarını iyileştirecek kadar güçlüyse neden bu ilgi doğrudan alınıp satılmasın ki? Meme coinler, merkeziyetsiz şekilde ilgi emtiasına değer biçmenin ve bu emtiayı alıp satmanın yollarından biridir. Herhangi bir kişi, blok zincirlerini ve otomatik piyasa yapıcıları kullanarak insanların ilgi ve tutkuları üzerinden işlem yapabilir. Hatırlarsanız Joe Rogan, oldukça popüler olan Joe Rogan Experience adlı podcast serisinde yaptığı yorumlarla bu senenin başlarında başını biraz derde sokmuştu. Bu olay üzerinden belki de 24 saat bile geçmemişken Rogan temalı neredeyse bir düzine meme coin piyasaya sürülmüş ve bu coinlerden biri olan Marshall Rogan Inu'nun piyasa değeri 50 milyon $'ı aşmıştı. Peki bu coinin piyasa değeri nasıl bu kadar yükselebildi? Bu olayın gerçekleştiği zamanlarda MRI, Dex Screener gibi alım-satım platformlarında yükselişe geçen coinlerden biri oldu, Twitter'da hızla popülerlik elde etti ve bir MMA dövüşçüsünün sponsoru oldu. Dolayısıyla coinin değeri de projeye yönelik heyecan ve beklenti düzeyinin büyüklüğünü mutlaka yakalayacaktı. Bir de DOGE örneğini ele alalım; DOGE, Elon Musk'ın Twitter'ı satın almasından sonra uçuşa geçti. Musk'ın kripto tokenleri gelecekte Twitter'a entegre etme gibi akılcı ancak riskli olabilecek bir hamlesi tek başına bu coini daha yüksek bir değere ulaştırmadı; kripto yatırımcılarının, Musk'ın atacağı tweet'lerin DOGE'ye olan ilgiyi ve dolayısıyla DOGE'nin fiyatını artıracağı yönündeki tahmini de bu yükselişe etki etti. Sadece gördüğü ilgi miktarına göre yükselip piyasadan silinen küçük meme coinlerin aksine, SHIB ve DOGE gibi güçlü meme coinler sahip oldukları değere katkı sağlayan bazı temellere de sahiptir. Örnek verecek olursak, DOGE'nin piyasa değeri şu anda 16 milyar $'ın üzerinde ve eylül ayında Ethereum'un proof-of-stake mekanizmasına geçiş yapmasıyla birlikte DOGE, en büyük proof-of-work blok zincirlerinden biri haline geldi. Dolayısıyla DOGE'nin değeri hem bazı temellere hem de gördüğü ilgiye dayanırken, Oscar töreninde Will Smith'in Chris Rock'a tokat atmasıyla birlikte uçuşa geçen Will Smith Inu gibi meme coinler sadece gördükleri ilgiye göre değer kazanmakta ve gündemden düştüğünde unutulmakta. Meme coinler söz konusu olduğunda spekülasyonların da etkili olduğu asla yadsınamaz ancak tüm bunları tamamen kumar gibi görüp anlamsız olarak nitelemek konunun özünü kaçırmaya neden olabilir. Meme coinler rastgele atılan zarlar gibi tamamen şans faktörüne dayanmaz; meme coinler insan ilgisi adlı bir emtianın izlediği yoldan gider. Dünya ekonomisinde esen olumsuz rüzgarlar göz önüne alındığında, yeni spekülasyon ve yatırım yöntemlerinin ortaya çıkması kesinlikle şaşırtıcı bir şey değil. Üretimin azalması ve doğal kaynakların daha da kıt hale gelmesiyle birlikte ekonomilerimiz gerileme ve hatta durma tehlikesiyle karşı karşıya. Gelecekte, kültürel yaşamımızın gelip geçici unsurlarının alınıp satılabilir birer emtiaya dönüşmesinde artış yaşayacağız gibi duruyor. Müzik albümlerine yönelik telif haklarının ve fikri mülkiyet haklarının parçalara ayrılıp satılması gibi yeni bir yaklaşım da yavaş yavaş hayatımıza giriyor. Ayrıca, meme coinler sayesinde insanlar artık şakalara veya skandal magazin haberlerine göre vadeli işlemler yapabilmekte. DOGE'nin devasa piyasa değerini ve çok küçük piyasa değerli meme coinlerin sürekli olarak ortaya çıkışını göz önüne aldığımızda, değer kavramının gerçek dünyadaki elle tutulur emtialardan kültüre ait gelip geçici niteliklere doğru kaydığı rahatlıkla söylenebilir. Son olarak şunu hatırlatmakta fayda var: Eğer çok sayıda kişi bir şeyin değerli olduğuna kanaat getirirse o şey gerçekten de değerli hale gelebilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kripto-paralarla-odeme-yapilamayacak-elektronik-para-kuruluslari-kripto-alimina-aracilik-edemeyecek/", "text": "Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yoğun rağbet gören kripto paralarla ilgili kritik bir karar alındı. Merkez Bankası, ödemelerde kripto varlıkların kullanılmasını engelleyen bir yönetmelik yayınladı. Resmi Gazete'de yayımlanan Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik altı maddeden oluşuyor. 30 Nisan itibarıyla yürürlüğe girecek yönetmelik şöyle: Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, ödemelerde kripto varlıkların kullanılmamasına, ödeme hizmetlerinin sunulmasında ve elektronik para ihracında kripto varlıkların doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmamasına ve ödeme ve elektronik para kuruluşlarının kripto varlıklara ilişkin alım satım, saklama, transfer veya ihraç hizmeti sunan platformlara veya bu platformlardan yapılacak fon aktarımlarına aracılık etmemesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir. Dayanak MADDE 2 (1) Bu Yönetmelik, 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının numaralı bendinin alt bendi ile dördüncü fıkrası ve 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 18 inci maddesinin altıncı fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır. Ödemelerde kripto varlıkların kullanılmaması MADDE 3 (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında kripto varlık, dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak sanal olarak oluşturulup dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, ancak itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlıkları ifade eder. (2) Kripto varlıklar, ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılamaz. (3) Kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılmasına yönelik hizmet sunulamaz. Ödeme hizmetlerinin sunulmasında ve elektronik para ihracında kripto varlıkların kullanılmaması MADDE 4 (1) Ödeme hizmeti sağlayıcıları, ödeme hizmetlerinin sunulmasında ve elektronik para ihracında kripto varlıkların doğrudan veya dolaylı olarak kullanılacağı bir şekilde iş modelleri geliştiremez, bu tür iş modellerine ilişkin herhangi bir hizmet sunamaz. (2) Ödeme ve elektronik para kuruluşları, kripto varlıklara ilişkin alım satım, saklama, transfer veya ihraç hizmeti sunan platformlara veya bu platformlardan yapılacak fon aktarımlarına aracılık edemez. Yürürlük MADDE 5 (1) Bu Yönetmelik 30/4/2021 tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 6 (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı yürütür. BU NE DEMEK? TÜRKİYE'DE BANKA HAVALESİ İLE TRBINANCE, PARIBU VE BTCTURK ile KRİPTO PARA ALIM SATIM YAPILABİLECEK. PAPARA VE ININAL GİBİ ARACI KURUMLAR 30 NİSAN'DAN SONRA KULLANILAMAYACAK. SADECE BANKA İLE BİREBİR ÇALIŞANLAR DEVAM."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kristina-pimenova/", "text": "Woman Daily Magazine dergisi 2014 yılında 9 yaşında olan Kristina Pimenova'yı dünyanın en güzel kadını seçtiğinden beri birçok insan Kristina'nın süper model olmak için çok genç olduğu ve daha da önemlisi birçok hayranı tarafından cinsel objeye dönüştürüldüğü konusunda endişeli. Medyanın gösterdiği büyük ilgi sebebiyle Kristina'nın ünü dünyaya hızlı bir şekilde yayılırken tartışmaları da beraberinde getiriyor. Emekli Rus futbol starı Ruslan Pimenov ve Rus model Glikeriya Shirokova'nın 2005 doğumlu kızları Kristina, üç yaşından beri modellik yapıyor. Şu ana kadar Dolce & Gabbana, Armani, Benetton, Roberto Cavalli gibi dünyaca ünlü markaların kampanyalarının yanı sıra birçok derginin kapağında da yer aldı. Annesi tarafından yönetilen internet sitesine göre Kristina, yurt dışına iş amaçlı çok sık seyahat ediyor ve özellikle catwalk ve moda şovlarından hoşlanıyor. Fakat asıl tartışmaya sebep olan Kristina'nın modellik portföyü değil, sosyal medya hesaplarındaki fotoğraflarına yapılan yorumlar. Annesi tarafından yönetilen Facebook sayfasında fotoğrafların hiçbirinin Kristina tarafından paylaşılmadığı belirtilse de, Kristina'nın her bir fotoğrafına övgü dolu yorumlar yapan Facebook'ta 4 milyondan fazla, Instagram'da ise 1,5 milyon hayranı var. Sosyal medyada onun güzelliğini öven ve hiçbir zaman böyle bir melek yüze ve harika saçlara sahip olamayacağı için hayıflanan kadınların yorumları da çok fazla. Ebeveynlere pratik bilgiler sunan Essential Kids adlı internet sitesinin editörlerinden Amber Robinson'a göre çoğu yetişkin kadınlardan gelen bu yorumlar çocuk modellik endüstrisinin çarpıklığını gösteriyor. Bu durum genç kızlara bir ikon olabilmeleri için tek sahip olmaları gereken şeyin güzellik olduğu mesajını veriyor. Çocuk modeller ne zaman sıradan kıyafetler giyebilecek ve kendi yaşıtlarıyla oynayıp eğlenebilecek? Kristina'nın fotoğraflarına yapılan bu yorumlar bazıları için rahatsız edici olsa da birçok insanı öfkelendiren asıl şey hayranlarının onu cinsel objeye dönüştüren yorumları. The Daily Mail'ın haberine göre Kristina'nın annesi kızının sosyal medya hesaplarına Kristina'nın yaşına uygun olmayan her türlü fotoğraf ve video silinir ve gönderen kişi engellenir gibi kurallar koymuş olmasına rağmen, sürekli olarak uygunsuz yorumları silmek zorunda kalıyor. Yetişkin erkeklere ait yüzlerce profil sosyal medyada özellikle Kristina'nın uzun bacaklarından bahsediyor ve ileride Victoria's Secret mankeni olmak isteyip istemediğini merak ediyor. Birçok insan ise Kristina'nın annesini, kendi kişisel çıkarları uğruna kızını sömürdüğü için suçluyor ve çocukların sadece çocukluklarını yaşamaları gerektiğini savunuyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kubali-doktorun-buldugu-kanser-asisi-1-dolara-satilacak/", "text": "Kübalı bilim insanlarının akciğer kanserine karşı geliştirdikleri aşının 20 yıllık serüveni son 5-6 yıldır Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülke tarafından ilgiyle izleniyor. Küba'lı Dr. Camilo Rodriguez'in akciğer kanserine karşı geliştirdiği Cimavax isimli aşı bir yıl ömür biçilen hastaların ömrünü yıllarca uzatabiliyor. Cimavax tamamen kanseri önleyici bir aşı değil ancak hastaların daha uzun süre ve hatta kanser hastalığıyla birlikte yaşama imkanı sunuyor. Buna aşı dense de, klasik aşılardan farklı olarak vücudu bulaşıcı bir hastalığa karşı korumuyor. Vücuttaki tümörleri küçültmeyi hedefliyor. AŞAĞIDAKİ HABERDEN ÖNCE BİZDEN BİR NOT: Hastalıkla alakalı dökümanları İngilizce'ye çevirterek konsoloslukla iletişime geçin. Onlar Küba ile sizin vakanızı kontrol edip dönüş yapıyor. Kimselere kanmayın. Konsoloslukla görüşün. Habertürk Gazetesi yazarı Neva Çiftçioğlu Banes 19.09.2016 tarihli yazısında bu aşının hazırlanmasının perde arkasında olanları yazdı. Banes'in yazısının lgili bölümü şöyle: Besbelli Küba, bilim insanlarından gelen her yeni tedavi önerisinde FDA onayı var mı? diye soran ülkelerden değil. Yetiştirdiği bilim insanlarına güveniyor ve yeni fikirleri destekliyor. Ülke olarak tütün üretimine ağırlık verdiğinden ve buna bağlı olarak tütün tüketimi artığından akciğer kanseri yüzdesi oldukça yüksek. Araştırmacı Dr. Camilo Rodriguez 1980'li yıllarda Bu problemimize bir çözüm üreteceğim dediği zaman ülkesindeki meslektaşları örnek bir tavır sergileyerek her türlü yardım için laboratuvarlarının kapılarını açmışlar. Dr. Rodriguez, büyük zorluklarla geliştirdiği laboratuvarında bugün ülkesinin tüm aşı ihtiyacının yüzda 70'ini karşılayacak bir kapasitede çalışıyor, 21 değişik aşı üretiyor. Akciğer kanserine karşı geliştirdiği Cimavax isimli aşıyla doktorların 1 yıl ömür biçtiği akciğer kanseri hastalarının ömrünü kanser hücrelerine saldıran antikor oluşturarak ve kanser hücrelerinin çoğalmasını sağlayan EGF hormon oluşumunu engelleyerek yıllarca uzatabilmiş. Gerek kendi ülkesinden gerekse dünyanın dört bir yanından akciğer kanseri teşhisiyle yaşama umudunu kaybederek Küba'ya giden hastalardan elde edilen başarılar sayesinde Dünya Sağlık Örgütü ve FDA, Dr. Rodriguez'in ayağına gitmiş. Bu tedavinin 20 yılı aşkın başarısına rağmen kanser tedavisinde tekerleği yeniden keşfetme çabasındaki birçok büyük Amerikan ilaç firması, üretilen aşı aleyhine çok büyük anti propaganda yapmaya, Yan etkileri zavallı hastaları öldürecek tehditleri savurmaya hala devam etmekteler. Bunun üzerine bir televizyon programında Dr. Rodriguez'e Hiç tehdit edildiniz mi? sorusunu yönelten gazetecilere yanıtı ise çok ilginç: Tehdit sırası bende. 'Bu aşı tüm dünyada ya bedava yapılacak ya da maximum 1 dolara satılacak' dedim. Şimdi ayıklasınlar pirincin taşını. Bu demecin ardından ekonomi uzmanları, Aşı 1 dolardan satılsa bile bir tek bu aşı sayesinde Küba ekonomisini düzeltebileceğe benziyor diyor. Kıssadan hisse: Eğer ülkeler kendi bilim insanlarına ve buluşlarına sahip çıkarlarsa fikirler kurda kuşa yem olmuyor; kazanan kendisi, bilim ve tüm insanlık oluyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kucuk-irmakin-olumunden-sonra-en-cok-paylasilan-muge-anli-yazisi/", "text": "Tatlı Sert programını sunan Müge Anlı, kayıpları bulmak konusunda gündeme damgasını vuruyor. Anlı, en son 4 yaşındaki Irmak Kupal cinayetinin ortaya çıkmasını sağladı. Ekşi Sözlük yazarlarından 'isolda' da Tatlı Sert programı ve toplumun yapısıyla ilgili bir entry yazdı. Yazı sosyal medyada paylaşıldı, çok sayıda beğeni aldı. İşte o yazı... Baştan belirtme gereği duyuyorum, uzun ve benim için yazması hayli zor bir yazı olacak. 'Müge Anlı'yla her fikrim uyuşmuyor; her yaptığını, her sözünü onaylamıyorum. Mesela Eşimi sevmiyorum diyen kadına, toplumumuzun en yaygın problemlerinden olan evlilik içi tecavüzü göz ardı ederek Sevmeden 4 çocuk yapmışsın, bir de sevsen ohoo... gibi bir laf etmesini, arada yaptığı bu tarz gafları onaylamıyorum; lakin, özellikle sosyologların ve sosyolojiyle ilgili direkt ya da disiplinler arası çalışan herkesin bu programı izlemesini tavsiye ediyorum. 'Halk tam olarak Müge Anlı'nın stüdyosunda, Rahmi Bey'in yanında oturuyor. Evde olduğum sabahlar tahammül edebildiğim son sınıra kadar Müge Anlı'yı izlemeye çalışıyorum, bugüne dek neler görmedim ki: Kimin kimin karısıyla/kocasıyla münasebeti olduğunu stüdyodaki üç yüksek eğitimli kişinin çözemediği köyler, eniştesiyle kaçan kızlar, geliniyle ilişki yaşayan kayınpederler, kayınbiraderiyle yaşadığı ilişkiyi öğrendi diye kayınpederini öldürüp baraja atan tülbentli basma etekli kadınlar, para karşılığı birlikte olduğu kadının oğlunu buna şahit oldu diye öldürüp tarlaya atan adam ve oğlunun cesedinin yerini bildiği halde stüdyoya gelip ağlayan, gözüne kalem çeken anne, anneannesine tecavüz edip cesedini ormana atan torun ve bu torunu hapse attırdılar diye kardeşlerine beddualar eden annesi, abisinin üst komşusunu ve 2 küçük çocuğunu uyuşturucu parası için öldüren tipler, en yakın arkadaşını içki masasında öldürüp hiçbir şey olmamış gibi cenazesine giden adamlar, karısını öldürüp apartman boşluğuna atan imam, çocuğunu çocuğu olmayan kardeşine satıp sonra 20 bin tl borç vermedi diye geri isteyenler, Portakaldan muska çıkarıyorum diyene akraba evliliğinden dolayı sakat doğan çocuğunun ameliyat parasını sorgusuz sualsiz verenler, yıllar önce kaybolan çocuğu Müge Anlı'ya ailesini aramaya çıkınca gelip çocuğun ağzını burnunu hayvan pazarından davar alır gibi kontrol eden baba, Aydın'da yaşayıp oğullarına Ağrı'dan başlık parasıyla kız alma vaadiyle 50 bin lira dolandırılan aileler, işçi olarak gittiği ülkede hamile bıraktığı yabancı kadınları bir daha asla arayıp sormayan herifler, onların Türkiye'deki akrabalarını bulmaya gelen yarı Alman/Hollandalı/Fransız çocuklarının Kayseri'den gelen ve kemerine telefon kılıfı takılı abileriyle, hepsi türbanlı ablalarıyla kavuşma anları, daha neler neler... Şuraya yazdıklarım bu programda işlenenlerin 100'de 5'i değildir inanın. Bir Çam ailesi var mesela, onları dünyanın en iyi 3 üniversitesinden seçilen bir ekip incelemeli. Amerika'da olsa filmleri, belgeselleri, American Horror Story Çam Family diye dizi sezonları çekilir haklarında. Eşi benzeri çok az olan, travmatik, mide bulandırıcı, hastalıklı bir sapık aile vakası. Büyük şehrin gece hayatının en hareketli olduğu alanında bu vakayı büyük ekranlardan izletsen o sırada bu programa konu olan tiplerin içiyorlar, flört ediyorlar, eğleniyorlar diye ahlagsızlarr allahsızlarr diyeceği insanlar şok geçirerek evlerine dönerler. İçtenlikle söylüyorum ki çoğunuzun İstanbul'dan kaçıp gitmek istediği küçük yerlerin %95'inden nefret ederim. Öğrenciyken teknik geziye diye bulunmaktan bile hiç hoşlanmazdım. Çünkü -bu dediğimin üzerine düşünün- en kalabalık metropolün en kalabalık noktasında, küçük yerde olduğunuzdan daha fazla güvendesiniz farkında olmasanız da. Georg Simmel'a göre toplum, etkileşimle birbirine bağlı bireylerdir; birey sayısı bu etkileşimin negatifliğini, pozitifliğini ve katmanlarını belirler. Bugün Himmet Aktürk vakasını düşünürken Simmel'ı aklıma getirdim sık sık, mahallelinin Aramızda para toplayıp Müge Anlı'ya dava açacağız demeye varan öfkeli tepkisini, insanları hizada tutan şeyin içten mi geldiğini yoksa blase kavramı mı olduğunu... Simmel dedikten sonra kendi fikrimi onunkinin ardından söylemem bana da abes gelse de uzunca bir zamandır kentleşmenin beşeri insana çeviren şey olduğunu düşünüyorum, burada da Her beşer insan değildir diyen Ali Şeriati'ye yine saygı duyuyorum. Yazacaklarım için neden böyle dolambaçlı bir yol izledim? Çünkü herkes inanamıyorum/nasıl olur/nasıl yapar/nasıl söyler demeden biraz düşünsün istiyorum. İnanın arkadaşlar, mahalle denen küçücük birimden niceliği dünyadan daha büyük kötülükler çıkabileceğine, bir adamın 3,5 yaşındaki bir çocuğa cinsel saldırıda bulunup sonra öldürebileceğine, yarım akıllı ve gariban görünenlerin gayet planlı programlı katiller olabileceğine, bir mahalle dolusu insanın bu kişiyi korumak için sıraya dizilebileceğine, Müge Anlı gibi tampon kurumların gerçek kurumlardan daha işlevsel olabileceğine, meşgalesizlik ve cehaletin kimyasal silahtan bile daha çok can alabileceğine inanın. Bu dünyada ayakta kalmak hiç kolay değil, lütfen naifliğinizi tamamen bırakmasanız da bir gömlek gibi katlayıp kenara koyun, her gün değil ara sıra üstünüze geçirin. Belirttiğim gibi ben ne kasabaları, ne de köyleri belli başlı lokasyonlarda, hatta belli başlı topluluklara ait olmadıkları müddetçe hiç sevmem. Çünkü kasaba dediğimiz yer, şehirle köyün arasında bir yerlerde, ekonomisinin çoğu içsel, işi az, kadın istihdamı yerlerde, özellikle bizimki gibi mazoşist muhafazakar, yani kendi yaratmadığı bir kültürü devşirerek acı veren bir muhafazakarlık içinde kalmış toplumlarda hasetliğin, dedikodunun, fitneciliğin gırla gittiği, çok fazla boş vakitten kalan enerjinin bir Alman kasabası gibi hobilerle sporla atılamadığı için sapıklığa dönüştüğü, cinsel gerilimin akşamları yakılan sobalardan çıkan is kokusu gibi havada öylece durduğu bir gayya kuyusudur. Onları daha da delirten, muhafazakarlık maskesi altında büyük şehirde işle güçle trafikle uğraşan insanların aklının ucundan geçmeyecek aksiyonları göze alabilirler. Senin Ah benim saf masum gözlemeci teyzem diye duygusal belgeselci gibi naif hisler beslediğin teyze, kocası namazdayken dükkanda duran akraba çocuğuyla iş pişirebilir. Öğlen kahvede oyun oynayan torun torba sahibi amca, gece makatına hıyar soktuğu için çocukları tarafından apar topar ilçeden uzak bir hastaneye götürülebilir. Hiçbir maddi güvencesi olmayan, tek umudu bir markette asgari ücretle iş bulması için dualar ettiği oğlu olan bir kadın, oğlunun kızını taciz etmesine hatta tecavüze kadar gitmesine kaya gibi bir sükunetle göz yumabilir, çünkü ileride yatalak olunca el evine giden kızı değil oğlunun getirdiği gelin bakacaktır ona. Adi bir suçlu, pek çok kasabalı tarafından korunabilir, çünkü belki o da başkalarının adi suçlarını biliyordur, mesela iki ev ötedeki kadının üç ev berideki adamla kırıştırdığını, yan evdeki herifin karısına her akşam döverek tecavüz ettiğini, kahvedeki Ali'nin mahalledeki küçük çocuklara çeşitli el şakaları yaptığını, o derme çatma evlerdeki kendi yağlarında kavrulan insanlar manzarasının aslında bir cılk yara olduğunu. Dejenere şehirlilerin 3 saniyeden fazla göz göze gelmekten tedirginlik duyacakları yabancı kadınlara uzun uzun, hiçbir mimikleri kıpırdamaksızın, ağızları yarı açık bakabilirler, bundan rahatsızlık duymazlar. Büyük şehrin sosyal kurallarının ehlileştiriciliğinden uzak oldukları için çekinceleri pek yoktur. Her an cıs olabileceklerini düşünmediklerinden davranışlarının sonucunu pek düşünmezler. Entry'nin Manas Destanı'na evrilmemesi için söylemek istediklerimin kalanını söylemek adına sözü Şükrü Erbaş'a bırakıyorum, lütfen 'Köylüleri neden öldürmeliyiz' isimli şiirini okuyun. Bu kısma sadece şunu eklemek istiyorum, bazen insanlar kendi maruz kaldıkları pislikler ortaya çıkmasın diye pisliği yapanı savunabilirler; çünkü tacize uğramak taciz etmekten, tecavüze uğramak tecavüz etmekten, dayak yemek dayak atmaktan daha kötü görünür, ahlakı içinden üretmeyip dev bir hap gibi dışarıdan alıp yutmaya çalışırken boğazına takılan toplumlarda. Bir kez tacize uğrayan kişi korunup kollanacağı yerde kamusal bir tecavüz nesnesine dönüşebilir. Himmet'i ölümüne savunan mahalleliye bir de bu gözle bakmanızı tavsiye ederim. Buraya kadar okuyanların tahmin edeceği üzere bu olay beni sizi ettiği kadar şok etmese de tüm günümün içine sıçtı, 2 ayrı kurumdaki işlerime de dikkatimi veremedim, arkamdan kadın salak galiba demişlerdir. Sabahtan beri bir sütlü kahve bir muzla duruyorum, içim yeme içme almadı, ama Himmet adlı sapık, Irmak'a tecavüz edip öldürdükten, cesedini bir çöp konteynırının içine bıraktıktan sonra bakkala uğrayıp sucuk alıp pişirmiş ve yemiş. Sanıyorum yazdıklarım biraz daha anlamlanmıştır. Geri dönüp çöpe bıraktığı çuvalı aldıktan sonra 3 km ötedeki bir bağa gömmüş. Son derece soğukkanlı ve planlı. İtirafının son aşamasında bile kendini değil, hala parasını alıp onunla birlikte olmayan kadınları, aslında onunla birlikte olmayan tüm kadınları suçlamasından toplumdaki uç erilliği ve suçunu kabullenmediği için eğer dışarı çıkarsa aynı suçu bir daha işleyeceğini net olarak görebilirsiniz. Yeri gelmişken, bu Kadınlar şöyle şöyle, o yüzden blablabla diye kendi hakaretlerini, kendisinin ya da başka bir erkeğin yaptığı tacizi, kaba davranışlarını aklamaya çalışmak size de hep okuduğunuz bir yerden, mesela bir web sitesinden tanıdık geliyor mu? 28 yaşındaki aşırı çaresiz ve babasından dayak yiyen annesi, dedesi yaşındaki babası, babasının stüdyoya gelirken bu kış günü çorap üstü sandalet giymesi, fakirin fakire ettiğini kimsenin edemeyeceğini ispatlarcasına gariban aileye yüklenen mahalleli, yazları Irmak'ın ayağında çıkan ve yürümesine engel olan yaralar, doğru dürüst bir fotoğrafının bile olmaması, olanlardan da bakımsızlığının, garibanlığının bir çift göz olup sanki direkt bize bakması, o sapık tarafından kaçırılırken son sözünün anne olması... Çileli kısacık ömrünün aklımızın alamayacağı acılar içinde son bulması, az önce bağda bulunan ayakkabısı... Gitmiyor gözümün önünden. Suriyeli göçmenler durmadan ürüyor, insanlar bunu eleştirince başka insanlar ama savaştan sonra var olma psikolojisi, sana mı soracaklar gibi argümanlarla eleştirenlere kızıyor, insanlar birbiriyle ağız dalaşına girerken her gün 3 yaşını belki de doldurmayan Suriyeli nice bebek sokağa düşüyor, bir metrobüsten diğerine atlıyor. Bu çocuklarla ilgili birincil endişem ne ileride birer suç makinasına dönecekleri, ne de toplu taşımada verdikleri rahatsızlık. İlk endişem sokaklarda her gün uğradıkları gizli tacizler. Mendil, ıvır zıvır satmaya çalışırken kimler bu çocukların nerelerine elliyor, kuytularda rastlayınca nelere maruz kalıyorlar düşünmek bile istemiyorum ama ben düşünmeyince kötülük yok olmuyor. İzleyin arkadaşlar; sosyoloji çalışanlar, küçük yer ve kasabalı algısı ramazan temalı reklamlarda gördüğü bir avluda hazır çorba kaşıklayan 5 aileden ibaret olan beyaz yakalılar, gerçekten tavsiye ediyorum. Müge ablayı da baya takdir ediyorum bu arada, işine emek veriyor, kişisel şovuna çevirmiyor, kendini geliştirmeye çalışıyor. 3 gün önce kaçırılan başka bir kız çocuğu Hatice Kübra, bugün Müge Anlı'nın Himmet'i nasıl öttürdüğünü gösteren yayından sonra jet hızıyla ailesinin kapısına geri bırakılmış, bu gerçekten başarıdır. Akşam haberlerde gördüm, mahalleli davul zurna getirmiş, Hatice Kübra bulunduğu için göbek atıyorlar, yarın bir gün o oynayanlardan birinin benzer bir suça karışma potansiyelini ben biliyorum, bence Müge Anlı da biliyor. Şimdi Müge Anlı'nın stüdyo koltuğunda oturan halktan, yani gerçeklerden kaçabilmek için 5 bölüm Masha ve Ayı izleyeceğim, keşke benim yerime Irmak izleseydi. K: CNNTURK /Ekşi Sözlük"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kucuk-kizdan-ogretmenine-toplu-cezalandirma-yonteminiz-cenevre-sozlesmesine-aykiri/", "text": "Kızım bu yanıtı okulda gerçekten verdi. Onu cezalandırsam mı, yoksa ona dondurma mı alsam bilemedim... İskoç yazar Mason Cross'un bu mesaja eşlik eden paylaşımı Twitter'da büyük ses getirdi. Cross'un paylaştığı fotoğraf, 11 yaşındaki kızının okulunda yapılan bir yıl sonu anketine aitti. Küçük kız o ankette yer alan Öğretmenimin daha iyi yapabileceği şeyler neler? sorusuna Cenevre Sözleşmesi'ne atıf yaparak yanıt verdi. Viral olan cevap şu şekildeydi: Öğretmenimin, suçu olmayanları da kapsayan toplu cezalandırma yöntemini, ki bu tür cezalandırmalar 1949 Cenevre Sözleşmesi'ne göre de savaş suçudur, kullanmamasını isterim Yazar babanın Twitter hesabından yaptığı paylaşım, yalnızca birkaç saat içinde onbinlerce kez retweet edildi. Dondurma kampanyası teklif edildi Mason Cross'a Twitter üzerinden gelen yorumların çoğunda ise ondan kızına dondurma alması istendi. Hatta bir Twitter kullanıcısı, küçük kızın bir yıllık dondurma harcamasını karşılamak için kampanya başlatmayı dahi teklif etti. Cross, fenomen yanıtın kahramanını ise sonrasında paylaştığı fotoğrafla tanıttı. Bu paylaşımda kızının elinde iki tane dondurma ve kendisinin şu mesajı vardı: Halk istedi BBC Türkiye"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kucuk-ryanin-evlat-edinilmesiyle-degisen-hayat-hikayesi/", "text": "Bazı hikayeler var etkilenmemek elde değil. Bu hikayede de hem Ryan hem de ona bu iyiliği yapan aile adına duygulanacaksınız. Cücelik sendromuyla dünyaya gelen Bulgar kökenli çocuk, ölümün kıyısından onu evlat edinen aile sayesinde döndü. Amerika'da bir yetimhanede yaşayan Bulgar Ryan, yetimhanenin tüm çabalarına rağmen özel bakım ihtiyacı nedeniyle ölümün kıyısına gelmiş ancak onu evlat edinen aile sayesinde yaşama döndü. 7 yaşında olduğu halde yeni doğan bir bebek kadar küçük olan Ryan'ın mucize gibi bir yaşam hikayesi var. Cücelik sendromuyla dünyaya gelen Ryan Morse için her şey Priscilla Morse'nin onu sosyal medyada evlatlık edinilmek için bekleyen yetim bebekler arasında görmesiyle değişti. Özel bakıma muhtaç olan ve Morse ailesinin onu evlat edindiğinde sadece 3 kilogram ağırlığında olan Ryan şimdi hızlıca kiloya almaya ve konuşmaya bile başladı. Ryan Amerikalı çift tarafından evlat edinilmeden önce yaşam savaşı veren hatta açlıktan ölmek üzere olan özel bakıma muhtaç kimsesiz bir çocuktu. Çok değil, geçen yıl çekilen fotoğrafında adeta bir iskelete benzeyen görüntüsünden şimdi eser kalmadı. Aile ona kendi çocukları gibi baktı. Priscilla ve David çiftinin Ryan dışında 13 yaşında ve 7 yaşında olan 2 biyolojik çocukları bir de 2012 yılında Rusya'dan evlat edindikleri Down sendromlu bir de kızları bulunuyor. Dünyanın böyle güzel insanlara ihtiyacı var."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kukla-nufusu-insan-nufusundan-fazla-olan-koy/", "text": "Japonya'da küçük bir köyde bir kadın, köyün ölen tüm insanları için kuklalar hazırlamış. Bu sebeple Nagoro Kuklalar Köyü olarak anılıyor. Nagoro, Japonya'da küçük bir köy. Bu köyü ünlü yapan ise gerçek insan nüfusunun kuklalardan az olması. Köyde şuan sadece 37 kişi yaşıyor. Geçmişte bu köye hayat veren büyük fabrika kapanınca insanlar iş umuduyla büyük şehirlere göç etmiş. Ayano Tsukimi büyük şehirdeki arayışları sona erdiğinde kendi köyüne geri dönmüş. Köyde yapacak pek işi olmadığından önce bitkilerle uğraşmış. Ektiği bitkileri korumak için de bir korkuluk yapmaya karar vermiş. Bu korkuluğu babasına benzetmeye çalışırken de kukla sevdası başlamış. Şimdiye 350'den fazla kukla yapan Tsukimi, bunları köyün farklı yerlerine yerleştirmiş. Hepsi bir dönem köyde yaşamış olan insanları temsil ediyor. https://www.facebook.com/gizemlervebilinmeyenler/posts/646596962204650"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kulak-agrisinin-8-sebebi/", "text": "Kulak ağrısı her yaş grubunda görülebilen ve son derece rahatsız edici bir problem. Aynı zamanda işitme kaybı, kaşıntı, çınlama, dolgunluk hissi, kulakta akıntı gibi yakınmalar da ağrıya eşlik edebiliyor. Tıbbi adı otalji olan ağrının altında enfeksiyonlardan travmalara kadar birçok neden bulunuyor. Dolayısıyla hafif, şiddetli, zonklayıcı, ani girip çıkan, çevreye yayılan gibi çok farklı belirtiler gözlenebiliyor. Ancak nedeni ne olursa olsun kulak ağrısı durumunda, özellikle de çocuklarda vakit kaybedilmeden hekime başvurmak gerekiyor. Acıbadem International Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Aras Şenvar, kulak ağrısının önemsenmediği taktirde daha önemli sorunlara yol açabileceğini, özellikle devam eden ağrıların mutlaka ciddiye alınarak araştırılması gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. Aras Şenvar, kulak ağrının altında yatan 8 önemli nedeni ise şöyle sıralıyor... Orta kulak enfeksiyonu Özellikle çocuklarda kulak ağrısının en sık nedenini orta kulak enfeksiyonları oluşturuyor. Genellikle nezle, grip, anjin gibi üst solunum yolları enfeksiyonlarını takip eden günlerde ortaya çıkan kulak ağrısına ateş, akıntı, işitme kaybı da eşlik edebiliyor. Hekim kontrolünde antibiyotik tedavisi gerektiren ağrı birkaç saat ile bir gün içinde azalıp geçebiliyor. Ancak bu dönem içinde özellikle çocukların rahatlamasının ebeveynler açısından aldatıcı olmaması ve antibiyotik tedavisine en az 10 gün devam edilmesi önem taşıyor. Orta kulakta sıvı birikmesi Bir başka kulak ağrısı sebebini de orta kulakta sıvı birikimi oluşturuyor. Özellikle 2-7 yaş arasındaki çocuklarda sık karşılaşılıyor. Bir çeşit kulak iltihaplanması olan bu durumda ağrının çok şiddetli olmamakla birlikte zaman zaman tekrarladığı gözleniyor. Orta kulakta sıvı birikmesiyle başlayan bu durum işitme kaybına da neden olabileceği için önem taşıyor. Bu nedenle önce ilaç tedavisi, gerekirse de cerrahi tedaviye başvurmak gerekebiliyor. Dış kulak enfeksiyonu Kulakta ağrı yaratan bir diğer önemli sorun ise dış kulak enfeksiyonu. Dış kulak yolunu kaplayan derinin sık ıslanması ve nemlilik oluşmasıyla meydana geliyor. Bu nedenle, yüzme mevsiminin açılmasıyla birlikte, özellikle de yaz aylarında dış kulak enfeksiyonları artmaya başlıyor. Şiddetli ağrı ile kendini gösteren sorun antibiyotik ve lokal pansuman ile tedavi edilebiliyor. Ayrıca, tedavi boyunca kulağın ıslanmaması ve kuru tutulması önem taşıyor. Kulak salgısının birikmesi Kulak kiri denilen dış kulak yolunun doğal salgısı bazı durumlarda kulak yolunda birikip sertleşerek ağrıya neden olabiliyor. Doç. Dr. Aras Şenvar, bu durumda kulağın gliserinle yumuşatılması ve mutlaka bir uzman hekim tarafından temizlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca kitleyi daha ileri itme ve kulak zarına zarar verme riski doğabileceğinden, kulak temizliği için pamuklu çubuklar kullanmak doğru bulunmuyor. Travmatik durumlar Günlük yaşam içinde karşılaşılabilecek, kulak kepçesinin delici, kesici yaralanmaları, kepçenin donması gibi kulaklara yönelik travmatik durumlar da ağrıya neden olan etkenler arasında sıralanıyor. Bununla birlikte, uçak yolculuğu, dalış gibi basınç değişikliklerine bağlı oluşan barotravmalar da kısa ya da uzun süreli kulak ağrısı yaratabiliyor. Uçağın inişi sırasında kulakta oluşan ağrı ve tıkanma çoğunlukla kendiliğinden veya sık yutkunmayla geçebiliyor. Ancak genel olarak sebebe göre tedavi uygulanan travmatik durumlarda vakit kaybetmeden hekime başvurmak önem taşıyor. Zona hastalığı Herpes Zooster virüsü ile oluşan ve zona diye bilinen viral enfeksiyonlar özellikle kulak kepçesi ve dış kulakta yerleşerek ağrıya neden olabiliyor. Kaşıntı, kızarıklık, çınlama ve baş dönmesinin de ağrıya eşlik edebildiği bu sorunun tedavisinde antiviral ilaçlardan yararlanılıyor. Farklı bölgelerde ortaya çıkan hastalıklar Kulağın duyu sinirlerinin kulak dışındaki bölgeleri de uyarması sonucu başka bölgelerdeki patolojilerden kaynaklanan ağrılar yaşanabiliyor. Bunlara da yansıyan ağrılar deniyor. Örneğin baş ve boyunun herhangi bir bölgesinde ağrıya neden olabilecek bir sorun yansıyan kulak ağrısına yol açabiliyor. Ayrıca, çene eklemi bozuklukları, diş hastalıkları, dişeti sorunları, boğaz ve genizdeki hastalıklar, gırtlak sorunları, kulak etrafında deri, deri altı hastalıkları, boyunda lenf bezleri ile ilgili sorunlar, reflü, boyun omurları ile ilgili hastalıklar, adale spazmları da yansıyan kulak ağrılarına neden olabiliyor. Özellikle baş, boyun ile ilgili bir tümoral hastalığın erken tanısı bakımından yansıyan kulak ağrılarında çok dikkatli olunması ve vakit kaybedilmeden ayrıntılı muayene yapılması gerekiyor. Nöraljiler Kulak ve çevresinin, boyun bölgesinin duyu sinirlerinden kaynaklanan nöralji adı verilen sinirsel kökenli kulak ağrıları genelde aniden başlıyor ve kısa sürede geçiyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Aras Şenvar, Ancak tekrarlayıcı özellikte ve şiddetli yaşanan ağrı, ani bir batma hissi ya da çakma şeklinde de görülebiliyor. Bu hastalarda nörolojik muayene ve tetkikler sonucu medikal tedavi uygulanıyor diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kullanmadiginiz-poset-ve-t-shirtlerle-hem-yeni-bir-canta-sahibi-olabilir-hem-de-dogayi-kurtarabilirsiniz/", "text": "Her saat başı 200,000 tane plastik torba çöpe atılıyor! Toprakta çürüyen ve metan gazlarını serbest bırakan tek kullanımlık büyük miktardaki bu plastiklerin tüketimi hesaplandığında atılan plastiklerin sayısı bir günde 4.800.000 ve bir yılda 1.752.000.000 adet. Korkunç bir rakam! Bunun dışında toprağa ulaşamayan plastikler yavaşça kimyasalları emen küçük parçalara bölünerek suyumuza karışıyor ve bunun sonucunda da deniz canlıları tarafından yenilerek besin zincirine katılıyor. Peki Ne Yapılabilir? Öncelikle plastik alışveriş çantalarını bırakın. Ketenden yapılma alışveriş çantalarından edinin veya daha da iyisi eski bir t-shirtünüzü çok amaçlı bir alışveriş çantasına dönüştürerek geri dönüşüme kazandırın! Tshirt Çanta Yapımı paylaşan: thegeyik Değişikliği yaptığınız zaman hala kenarda köşede kalmış olabilecek eski plastik çantalarınız olabilir. Ama endişelenmeyin. Onları iyi şekilde değerlendirebilirsiniz! 🙂 Plastik çantalarınızı Plarn'a çevirin ve bir tığ alarak harikalar yaratın! Çok kullanışlı çantalar da yapabilirsiniz. Veya zevkinize göre sandal yapmayı deneyebilirsiniz! Veya evsizler için uyku matları yapabilirsiniz. Hijyenikler, su geçirmezler ve kolay taşınabiliyorlar. Kullanması zararlı ama kullanmaktan vaz geçtikten sonra geri dönüşüme kazandırılarak onlardan harika şeyler yapabilirsiniz. Her şey sizin yaratıcılığınıza bağlı 🙂 Poşetten nasıl ip yapılacağını öğrenmek için tıklayabilirsiniz:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kulupun-2-sezon-fragmani-geldi/", "text": "Netflix, başrollerini Gökçe Bahadır, Barış Arduç, Asude Kalebek, Salih Bademci, Metin Akdülger ve Fırat Tanış'ın paylaştığı, hikayesi gerçek hayattan esinlenilerek hazırlanan ilk 6 bölümü beğeniyle karşılanan Kulüp'ün 2. Kısım resmi fragmanını paylaştı. Dizinin yaratıcılarından Zeynep Günay Tan'ın, Seren Yüce ile yönetmenliğini paylaştığı Kulüp'ün yapımını O3 Medya yapımcılığını Saner Ayar ve Ayşe Durmaz üstleniyor. İsrail'e gitmekten vazgeçen Raşel İsmet'e bir şans daha vermek ister. Matilda bir yandan Raşel'i İsmet'ten korumaya çalışırken diğer yandan da Selim'in iniş çıkışlarını yönetmeye çalışır. Çelebi, İsmet, Orhan ve Matilda'nın geçmişe dair sırlarının teker teker çözüldüğü son dört bölümde geçmişin acı günlerine tanıklık ederken Kulüp yepyeni bir ruha bürünecek; karakterlerimiz için bir yuva ve umuda dönüşecektir. Kulüp 4 bölümden oluşan 2. kısmıyla 6 Ocak 2022'de tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te yayınlanacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kuresel-isinma-verimliligi-dusuruyor/", "text": "Küresel ısınma pahalıya mal olacak. Uzmanlar iklim değişikliğinin maliyeti artıracağı ve ekonomik verimliliğin düşmesine yol açacağı uyarısında bulunuyor. Sıcakta hareket etmek zorlaşır, dikkat dağılır, kaza ihtimali artar. 35 derece sıcaklıkta güneşe çıkmak sağlığa zarar verir, hatta insanı ölümle bile götürebilir. İnsan vücudu aşırı sıcağa su kaybı, güneş çarpması ve kan dolaşımının çökmesi ile tepki gösterir. Aşırı sıcak dışarıda çalışan köylü ve çiftçiler gibi iyi havalandırılmayan fabrikalarda ter döken milyonlarca işçinin de sağlığını tehdit eder. Cenevre'deki Uluslararası Sanayi Sendikaları Birliği'nden Brian Kohler, Normal vücut ısısı 37 derecedir. Ateş 39,5'un üzerine çıkarsa tehlikeli olabilir diyor. DW'nin sorularını yanıtlayan Kohler, insanın vücut ısısını dengeleyebilmek için terlediğini ve insan vücudunun 36 ile 39 dereceler arasında normal çalışabildiğini söyledi. Kohler, 41 derecelik ateşin güneş çarpmasına, dolayısıyla beyin kanamasına ya da ölüme yol açabileceğini sözlerine ekledi. Aşırı sıcaklar sıklaşıyor İklimin değişmesi ve küresel ısınma aşırı sıcak günlerin artmasına yol açıyor. Hindistan'da bu yıl sıcaklık 51 dereceye çıktı. Aynı zamanda aşırı sıcak eskiye nazaran daha uzun sürüyor. Birleşmiş Milletler Üniversitesi Küresel Sağlık Enstitüsü uzmanları iklim değişikliğin ekonomik maliyetinin de kabardığına dikkat çekiyor. Tord Kjellstrom iklim değişikliğinin sağlık ve ekonomi üzerindeki etkilerini konu alan çalışmasında 2030 yılına kadar birçok ülkede iş gücü verimliliğindeki kaybın iki katına çıkacağı sonucuna varmış. Çin ve Hindistan'daki verimlilik kaybının yılda 450 milyar dolara çıkacağı, küresel ısınmadan en çok etkilenen tropikal iklim kuşağındaki ülkelerde de gayrı safi yurtiçi hasılanın yüzde beş ila yüzde altı oranında azalacağı tahmin ediliyor. Çalışanın çilesi Kjellstrom, Şimdiye kadar üretim şartlarının gerektirdiği yerlerde üretim yapılan yerin soğutulmasına önem verilirdi. Çalışanların ihtiyaçları ise dikkate alınmazdı. Vietnam'da inceleme imkanını bulduğum bir fabrikada televizyonlar soğutmalı ortamda imal edilirken, hemen yanındaki ayakkabı atölyesi sıcaktan kavruluyordu diyor. Kjellstrom işçiler sıcağa dayanamayıp isyan edene kadar kimsenin sıcağın çalışanlar üzerindeki etkisini dikkate almadığını ve bu konunun şimdiye kadar ihmal edildiğini sözlerine ekledi. İşletme kuruluşlarında iklim faktörü gözetilmiyor Alman Yatırım ve Kalkınma Kurumu'nun sürdürülebilir ekonomi bölümü başkanı Martin Geiger iklim değişikliği ve artan sıcaklığın şimdiye kadar stratejik işletmecilik planlarında dikkate alınmadığını belirtti. Yatırım ve kalkınma kurumunun bağlı olduğu Alman Yeniden İmar Bankası, geçen yıl kalkınma halindeki ülkelere 1,1 milyar Euro tutarında finansman katkısında bulunmuştu. Geiger sanayi kuruluşlarına yer seçiminde iklim şartlarına, altyapı, ücret maliyeti, kalifikasyon, ile piyasa ve tedarikçiye yakınlık gibi faktörler kadar önem verilmediğini söyledi. Yatırımcının sağlıklı üretim koşullarının verimlilik üzerindeki etkisine gerektiği kadar eğilmediğini belirten Martin Geiger, güvenli çalışma şartlarını işletmenin işgücü verimliliğini arttıracak düzeye getirilmesi gerektiğini vurguladı. Uluslararası Sanayi Sendikaları'nın sağlık, güvenlik ve sürdürülebilirlikten sorumlu yöneticisi Brian Kohler, klima tesisatının artırılmasının enerji sarfiyatını yükselteceğini ve elektrik fosil enerji kaynaklarından elde edildiği müddetçe atmosferin daha da ısınacağını söyledi. Kohler, havalandırma tertibatının çözüm değil, problemin bir parçası olduğunu sözlerine ekledi. Brian Kohler'e göre ek havalandırma tertibatına yapılacak yatırımlar ve artan enerji maliyeti kalkınma halindeki ülkelerin ücretlerin düşük olması sayesinde yakaladıkları rekabet avantajını da ortadan kaldırabilir. İklim değişikliğinin ekonomik hayat üzerindeki etkilerini araştıran Tord Kjellstrom, klima tertibatının elektrik sarfiyatını da hesaplamış. Uzman kalkınma halindeki ülkelerin enerji altyapısının sağlam olmadığını ve aşırı yüklenmenin elektrik kesintilerine yol açtığını anlattı. 8,5 milyon nüfuslu Bangkok'ta bir derecelik ısı artışını klima tesisatıyla telafi edebilmek için 2 bin megavatlık ek enerjiye ihtiyaç duyulacağını belirten Kjellstrom sözlerini şöyle tamamladı: Aşırı sıcağın verimlilik üzerindeki etkisi kadar iklim değişikliğini daha da hızlandırmayan havalandırma teknolojisiyle ilgili tecrübelerle saptanmış bilgilere ulaşabilmiş değiliz. İşletmelerin bu konuya daha fazla ağırlık vermesi kendi çıkarlarına olur. Deutsche Welle Türkçe Helle Jeppesen"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kurtardiklari-7-farkli-hayvan-ile-cok-sirin-bir-hayat-suren-ailenin-yasami-kiskandiracak-cinsten/", "text": "Eminiz ki çoğu insan köpeklerin,kedilerin ve ördeklerin bir arada yaşamasını imkansız buluyordur. Ama bu sevimli ailenin kurtardığı hayvanları görünce bunun imkansız olmadığını görüyor insan. Bu şeker hayvanlar aynı zamanda ayrılmaz 7'liler! Roxy, Edith, Mia, Rose, Jake, Gertrude ve Donald ile tanışın. Görüp görebileceğiniz en sevimli 7 kişilik bir grup. Kasey Boggs ve kocası tarafından evlat edinildiler. Aileleri dört köpekten, bir kediden ve iki ördekten oluşuyor. Her haftasonu beraber gezmeye gidiyor ve inanılmaz tatlı fotoğraflar çekiliyorlar. Ve bunları da Instagram hesabında paylaşıyorlar. Hayvanlar birbirlerini o kadar çok seviyorlarmış ki, ayrı ayrı fotoğraf çekilmeye pek yanaşmıyorlarmış. Sahiplerinin söylediklerine göre ne zaman aralarından üçünün fotoğrafını çekmek istese diğerlerini başka bir odaya kapatıyormuş çünkü onları aynı odada ayırıp odanın başka yerine koyduğunda koşa koşa birbirlerinin yanlarına gidiyorlarmış. ÇOK TATLI DEĞİLLER Mİ!!! Roxy, Edith, Mia, Rose, Jake, Gertrude Ve Donald Kasey Boggs ve kocası tarafından evlat edinildiler. Birbirlerini ise inanılmaz seviyorlar. Ördekler ise ailenin en yeni üyeleri ve ilk görüşte birbirlerini deli gibi sevdiler. Her haftasonu ise aile beraber kampa veya yürüyüşe gidiyor. Bu da bir örnek. İlk olarak Toy Fox Terrier ve Roxy'i evlat edinmişler. 1 hafta sonra ise Nala adlı bir Pit Bull sahiplenmişler fakat kalp probleminden dolayı hayvanı kaybetmişler... Boggs'un Pit Bull aşkı ise buradan geliyor, köpeği kaybettikten sonra Jake ve Rosie adında iki Pit Bull daha kurtarmış. Jake , onu istemediği için bodruma kitleyen sahibinden kurtarılmış. Rosie ise polislerin gördüğü yerde Pit Bulları vurduğu köpek dövüşünün yaygın olduğu bir mahalleden kurtarılmış. Ailede ayrıca Rat Terrier ve Italian Greyhound kırması Edith de var. Humane Society tarafından, soğukta ölü annesine sarılarak ısınmaya çalışırken bulunmuş. Sıradaki ise Stray Haven Cat Rescue tarafından bulunan maceraperest kedi Mia var. Bura da ise tüm ailenin sıradaki maceraya hazır halde bekleyiş fotoğrafı... ÇOK TATLI DEĞİLLER Mİ AMA YAA?? Ayrıca aileye yeni bir üye daha ekleniyor, çift bir bebek bekliyor! Bu sevimli aileye mutlu ve huzurlu bir hayat diliyor ve onları kutluyoruz..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kurucusu-oldugu-sirketten-kovulan-10-ceo/", "text": "Verdikleri yanlış kararlar ve yaşadıkları skandallar nedeniyle görevinden ayrılmak zorunda olan 10 CEO'yu hayat iniş-çıkışlarla doludur. mottosuna sahip olan tüm The Geyik okurları için listeledik. İşte Kurucusu Olduğu Şirketten Kovulan 10 CEO; 1# American Apparel Dov Charney Birçok konuda sıkıntı yaşayan Charney, görevi suistimal ettiği için kovuldu. Fabrikada iç çamaşırlarıyla gezmesi nedeniyle cinsel taciz davalarına konu olan Charney'in sorunları bununla bitmedi. Zimmete para geçirmek, yasa dışı göçmen çalıştırmak, kadın çalışanlara cinsel tacizde bulunmak ve bir erkek çalışanı boğmaya çalışmak gibi suçlamalarla karşı karşıya gelen Charney, görevinden ayrıldıktan iki yıl sonra Los Angeles Apparel isimli bir tişört şirketi kurdu. 2# Uber Travis Kalanick Uber'i bir dünya devine dönüştüren Kalanick, şirketin kurucu ortaklarından biriydi. Taciz ve ayrımcılık suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Kalanick, ilk başta süresiz izne ayrıldı. Bir hafta geçmeden kritik yatırımcılardan istifasını isteyen bir mektup aldı ve baskılara dayanamayarak görevini bıraktı. 3# Men's Wearhouse George Zimmer önetim kuruluyla anlaşmazlığa düşen Zimmer, 2011'de CEO'luk görevini bıraktı ve şirkette kısıtlı yetkileri olan bir pozisyonda görev almaya başladı. Şirket hisselerinin yüzde 3,7'sine sahip olduğu 2014 yılında kovulan Zimmer sonrası şirket hisseleri yüzde 50 değer kazandı. 4# Groupon Andrew Mason Beklenenden büyük zarar eden Groupon'da şirketin kurucusu ve CEO'su olan Andrew Mason'ın görevine son verildi. Ayrılığını çalışanlarına bir mektupla duyuran Mason, mektubunda Groupon CEO'su olarak geçirdiğim yoğun ve harika 4,5 yıldan sonra ailemle daha çok vakit geçirmeye karar verdim. Şaka yaptım, bugün kovuldum ifadelerine yer verdi. Aynı yıl Hardly Workin bir albüm çıkan Mason'ın ayrılığı sonrası da şirket zarar etmeye devam etti. 5# JetBlue David Neeleman ABD'nin en ekonomik havayolu şirketi olan JetBlue'nun CEO'su David Neeleman, kar fırtınası esnasında 1.700 uçuşu iptal edip 130 bin yolcuya rötar yaptırdıktan üç ay sonra görevinden uzaklaştırıldı. Bu fiyasko esnasında tam 22 milyon dolar kaybeden şirket, iki yıl üst üste zarar açıkladı. Bu süreç sonunda Azul Brazillian isim başka bir havayolu şirketi kuran Neeleman sonrası, JetBlue ise kendini toparlamayı başardı. 6# Apple Steve Jobs Teknoloji devi Apple'ı Steve Wozniak ile birlikte 1976 yılında kuran Jobs, 1985'teki yönetim kurulu toplantısında şirketin rotası ve Macintosh bilgisayar fiyatlandırması üzerine şirketle fikir ayrılığına düştü. Bu süreçte şirkette kovulan Jobs, 1997 yılında görevine geri döndü. Jobs'un olmadığı 12 yıllık süreçte büyük zarar eden ve pazar payı giderek düşen Apple; geri dönüş sonrası iPod, iPhone ve iPad gibi ürünlerle tekrar zirveye çıktı. 7# Twitter Noah Glass Twitter'ın gelişiminde büyük rol oynayan Noah Glass, kurucu ortaklardan Evan Williams tarafından 2006 yılında kovuldu. Noah'ın Twitter biyografisinde I started this yazmaktadır. 8# Yahoo Jerry Yang Yahoo, 2008 yılında kuruculardan Jerry Yang'ın yerine birisi bulunur bulunmaz CEO'luk görevinden uzaklaştırılacağını açıkladı. Microsoft'un 45 milyar dolarlık devasa satın alma teklifini kabul etmeyen Yang, birkaç ay sonra görevinden ayrıldı. Google'dan istediği reklam paylaşım anlaşmasını alamayan Yang, melek yatırımcısı olduğu Alibaba yönetim kurulunda görev aldı. Yang'ın gittiği gün %9 değer kazanan Yahoo'da kötü gidiş sürdü ve şirket Verizon'a satıldı. 9# Tesla Martin Eberhard Elon Musk adını bile bilmezken, Tesla Motors'un CEO'su olan Eberhard; 2007 yılında kovuldu. Elon Musk ile ciddi hukuki mücadele veren Eberhard, bir süre sonra bu gayesinde vazgeçti ve Volkswagen ile elektrikli otomobiller çalışmalar yaptı. 10# Research In Motion Mike Lazaridis ve Jim Balsillie iPhone ve Android'li cihazlar karşısında büyük pazar kaybetmesi sonrası RIM'in kurucuları olan Mike Lazaridis ve Jim Balsillie, yatırımcılardan gelen büyük baskı sonucu görevinden ayrıldı. Lazaridis ve bir başka RIM kurucu ortağı olan Doug Fregin ile yatırım şirketi kurarken, Jim Balsillie de sürdürülebilir teknolojiler üzerine çalışmalar yapmaya başladı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kuslar-ve-insanlar-icin-dunyayi-daha-iyi-hale-getiren-7-kadin/", "text": "Dünyalılar.org'da yer alan bu yazıda sadece kuşlar için değil insanlar için de dünyayı iyi hale getirmiş 7 simge kadın var: Aralarında, ilk kuş yaşam alanları kılavuzunu hazırlayanından, kuş tüyü ticaretine son verenine ve hatta kuşları takip etme uğruna canını verenlerine uzanan bu inanılmaz kadınların hikayelerini paylaşacağız bu yazıda. Genevieve Estelle Jones 1847-1879 Ohio kökenli, alaylı bilim illüstratörü olan Genevieve Estelle Jones, Ohio'da bir yerleşim birimi olan Audubon'daki bir sergiyi gezmesinin ardından, o dönemde Ohio'da bulunan 130 kuş türünün yuvalarını ve yumurtalarını resmetmeye karar verdi. 32 yaşında tifo sebebiyle hayatını kaybetmesi nedeniyle bu hedefine maalesef ulaşamadı. Ailesi sonraki 7 yılı 90 adet kopyası yapılan el boyaması tabloları tamamlamakla geçirdi. Şu an sadece 26 tanesi varlığını koruyor. Harriet Lawrence Hemenway ve Minna Hall 1858-1960 ve 1864-1944 Bu iki kadından oluşan rüya takım, 19. Yüzyılda, kuştüyü ticaretine son vermek amacıyla Ulusal Audubon Topluluğu'nun temellerini attı. Moda adı altında sayısız kuşun öldürülmesiyle yarattılan dehşete sessiz kalmayan, amatör ancak tutkulu bir doğabilimci olan Hemenway ve kuzeni Hall, arkadaşlarını bu ticareti boykot etmeleri ve vahşi yaşamı korumaları konusunda ikna etti. Nihayetinde 900 kadın mücadeleye destek için onlara katılmıştı ve bu, 1 asır sonra 1 milyon üye sayısına sahip, güçlü destekçileri olacak bir kuruluş için küçük bir başlangıçtı. Florence Merriam Bailey 1863-1948 Amerikalı doğa yazarı ve kuş bilimcisi Florence Merriam Bailey, on parmağında on marifet olan bir kadındı. İlk yıllarında Ulusal Audubon Topluluğu'nda çalışmasının yanı sıra, 1889 yılında basılan Birds Through an Opera Glass isimli ilk kuş rehberi kitabının yazarıdır. Alanının öncülerinden olan Merriam, hayvanlara kötü davranılmasını, hayvanların öldürülmelerini ve kuş tüyü ticareti yapılmasını protesto etmiştir. İsminin California Chickadee Dağı'nda yaşayan bir türe verilmesiyle halen anılıyor. Rachel Carson 1907-1964 Rachel Carson en çok, tarım ilacı endüstrisinin kirli iç yüzünü ortaya koyduğu Sessiz Bahar kitabıyla nam salmıştır. Bir aktivist ve yazar olarak, sonraki yazılarında da; doğa ve insan arasındaki ilişkiyi çözümlemeye, insanoğlunun gerçekten de egemen otorite olup olmadığını sorgulamaya devam etti. Onun çevre savunuculuğu konusundaki sözcülüğünü ve zamanının en büyük sosyal devrimcilerinden biri olduğunu dile getirmeye ise gerek bile yok. Frances Hamerstrom 1907-1998 Bu kadın bir kuşbilimcisi olarak, hayatının büyük bir kısmını yalnızca tek bir kuş türüne adadı: The Greater Prairie-Chicken . Frances Hamerstrom'ın başını çektiği araştırma ekibi, Wisconsin'de türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bu eksantrik türü korumaya aldı. Çayır tavuklarının ideal yaşama alanlarının tanımlanmasına yardım etmesinin yanında yıllarca, kuş davranışları hakkında bilgi toplamaya yarayan, yabani kuşların bacaklarına renkli bantlar takma tekniğini geliştirdi. Phoebe Snetsinger 1931-1999 Korkunç bir melanoma tanısı konduğunda 50 yaşında olan Phoebe Snetsigner'in hayatı bu haberle alt üst olmuş durumdaydı. Ancak sıradan bir ev hanımıyken, tüm dünyayı turlayan rekabetçi bir kuş gözlemcisi konumuna gelmişti. Papua Yeni Gine'de dayak yiyip, tecavüze uğramasına rağmen Snetsinger, bu tutkusundan hiç bir zaman vazgeçmedi. 1995 yılında, 8000'inin üzerinde kuşun yerini saptayarak yeni bir dünya rekoruna imza attı. Bundan kısa bir süre sonra Madagascar'da görevi başındayken bir otobüs kazasında hayatını kaybetti. Ancak her zaman sınırsız cesareti ile anıldı. Yukarıda saydığımız kadınlar, günümüz kuş koruma hareketinin ilerlemesine öncülük eden kahramanlardan sadece bir kaçı. 2011 yılında, Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan 47 milyon kuş gözlemcisinin yarısının kadın olduğu görülüyor. Dünyada sürdürülebilir projelerde öncülük eden kadınların sayısı hızla artıyor. Kuşlarımız emin ellerde. Emily Silber Çeviri: Melike Yılmazel Kaynak: https://www.audubon.org/news/seven-women-who-made-world-better-birds-and-people"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kuslarin-yok-olus-raporundan-uzucu-gercekler-avrupadaki-ordekler-oraninda-yok-oldu/", "text": "Kuşların tehlike kategorilerini belirleyen ve neden yok olduklarını ortaya koyan, Avrupa Kuşları Kırmızı Listesi Güncellendi.Dünya Kuşları Koruma Kurumu, Avrupa genelinde 54 ülke ve bölgeden binlerce uzman ve gönüllünün desteğiyle detaylı bir rapor hazırladı. Kuzeyde Grönland, İzlanda ve Svalbard, güneyde Kanarya Adaları, Malta ve Kıbrıs, batıda Azorlar, doğuda Kafkasya ve Ural Dağları arasında kalan bölgede yaşayan 544 kuş türü için kırmızı liste kategorileri yeniden değerlendirildi.Bu rapor kapsamında her türün kırmızı liste kategorisi güncellendi ve nesillerinin tükenme riski değerlendirildi. Rapordaki veriler, ulusal ve uluslararası doğa politikaları ve yerelden koruma çalışmaları için önem taşıyor. Raporun dikkat çektiği sonuçlar şöyle: Avrupa'daki kuşların %13'ü yani 71 kuş türü yok olma tehlikesi altında. Avrupa'daki her 3 kuştan 1'inin nüfusu son yüzyılda ciddi ölçüde yok oldu. Avrupa'daki her 5 kuştan 1'i yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Avrupa'da en hızlı yok olan grupların başında ördekler ve kıyı kuşları (%40), deniz kuşları (%30) ve yırtıcı kuşlar (%25) geliyor. Tarlakuşları, örümcekkuşları ve kiraz kuşları gibi açık habitatların yaygın türleri de hızla yok oluyor; ayrıca ördek ve kıyı kuşlarının sayıları da ciddi olarak azalıyor. Büyük ölçekli arazi kullanım değişikliği, tarımsal uygulamaların yoğunlaşması, altyapı projeleri, deniz kaynaklarının yoğun kullanılması, iç suların kirlenmesi ve yaygın olarak kullanılan ormancılık uygulamaları, Avrupa habitatlarında gözlenen kuş popülasyonu düşüşlerinin başlıca nedenleri. Tarlakuşları, örümcekkuşları ve kiraz kuşları gibi açık habitatların yaygın türlerinde devam eden nüfus düşüşleri ve yaşam alanlarının daralması, genel olarak doğanın bütün bileşenlerinin yok olması ve artan tarımsal kimyasal kullanımının etkisini açıkça gösteriyor. Bazı yırtıcı kuş türleri, yasal koruma ve hedeflenen koruma faaliyetleri nedeniyle son zamanlarda popülasyonlarını geri kazanmış olsa da besin için açık habitatlara bağımlı birçok yırtıcı kuş türü sayısı hala azalıyor. Kırmızı Liste güncellemesi hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Biyoçeşitlilik Araştırma Koordinatörü Şafak Arslan Bir yandan kuşların yaşam döngüsü hızla yok ediliyor, bir yandan da elmabaş, patka ve üveyik gibi tehlike altında olan türler ava açılıyor. Bu durumu tersine çevirmek için var olan politikalar ve uygulanan eylemler yeterli değil. Kuşların yaşam döngüsünün sürmesi için bir doğa hukuku ve bu hukuk çerçevesinde yeni düzenlemeler olması gerekiyor. dedi. Raporun İngilizce tamamı: https://www.birdlife.org/wp-content/uploads/2021/10/BirdLife-European-Red-List-of-Birds-2021.pdf"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kutuphanelerden-en-cok-odunc-alinan-kitaplar-belli-oldu/", "text": "Türk Kütüphaneciler Derneği, hem üniversite kütüphanelerinden hem de bin 146 halk kütüphanesinden aldığı verileri derleyerek, okuyucu istatistikleriyle yılın en çok okunan/ödünç alınan kitaplarını tespit etti. Derneğin verilerine göre, 2018 yılında kütüphanelerden, yetişkin edebiyatında en çok Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna ve Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu romanları ödünç alındı. Çocuk edebiyatında ise Adam Blade'nin Canavar Peşinde ve Jeff Kinney'in Saftirik Greg'in Günlüğü en çok tercih edilen kitap oldu. Üniversite öğrencileri Kürk Mantolu Madonna'yı, halk kütüphanesi kullanıcıları ise Çalıkuşu'nu ödünç aldı. Türk Kütüphaneciler Derneği, 25-31 Mart 2019 tarihleri arasında kutlanacak Kütüphane Haftası kapsamında bu kitapların yayınevlerine birer plaket verecek. Gerçek okuruna ulaşmış kitap... Türk Kütüphaneciler Derneği Genel Başkanı Ali Fuat Kartal, dernek olarak 5 yıldır kütüphanelerden aldıkları okuyucu istatistikleriyle, yılın en çok okunan/ödünç alınan kitaplarını tespit ettiklerini söyledi. Kütüphanelerden kitapların, özellikle de edebi eserlerin, gerçek okurlar tarafından okunmak için alındığını vurgulayan Kartal, Oysa bir kitapçıdan okuyacağım ya da evde bulunsun diye aldığımız birçok kitabı okumayız. Bu bağlamda kütüphanelerde en çok okunan kitap gerçek okuruna ulaşmış kitap demektir. değerlendirmesinde bulundu. Kütüphaneler, kavram ve içerik olarak değişime uğradı Bu yıl Kütüphaneler Haftasının 55'incisinin kutlanacağını anımsatan Kartal, temanın, Değişen Toplum, Dönüşen Kütüphaneler olduğunu ifade etti. Kartal, Hafta boyunca; toplumsal değişimin kaçınılmaz olarak yaşandığı günümüzde daha iyi bir toplum kurulması yönündeki ideali temel alan düşüncelerin tartışılacağı bir hafta olmasını amaçlıyoruz. dedi. Kütüphanenin sadece, kitapların toplanıp korunduğu, düzenlendiği ya da okunduğu yer olmaktan çıkarak bugünkü erginliğini kazanmasının uzun bir süreç aldığını belirten Kartal, bilgi çağı olarak da adlandırılan 21. yüzyılda, değişimin etkisinin her alanda olduğu gibi kütüphanelerde de kendisini gösterdiğini söyledi. Kartal, kütüphanelerin bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkisiyle gerek kavram gerekse içerik olarak değişime uğradığına işaret etti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/kuyruk-acisi-deyimi-nereden-geldigini-merak-edenlere-bilge-ile-yilanin-dostlugu/", "text": "Günlerden bir gün bilge adam tarlasına çalışmak için giderken bir kuyu görür ve yanına gider, eğilip bakar ki çok derin vede dipsiz bir kuyudur. Tam o esnada kuyudan büyük bir yılan çıkar ve haliyle bilge adam korkup geriler. Yılan bilgeye korkmamasını, kendisine zarar vermeyeceğini söyler ve ağzından bir altın bırakıverir kuyunun başına. Böylece yılanla bilge arasında bir dostluk başlamış olur böylece. Bilge her gün yılanın bulunduğu kuyunun başına gelir, yılan da onun geldiğini görür ve kuyudan çıkarak bir altın verir ve onunla dertleşir . Günler , haftalar , aylar bu şekilde geçmektedir... Derken yaşlı bilge bir gün oldukça rahatsızlanır, yatağa düşer. Yataktan çıkamadığı için de dostu yılanın yanına gidemez hale gelir. Birkaç gün sonra oğlunu yanına çağırarak bu sırrını oğlu ile paylaşır kuyunun başına gidip yılana durumu anlatmasını ister. Oğlu denileni yapar, kuyuyu bulur ve biraz bekledikten sonra yılan çıkagelir.Oğul durumu anlatır ve yılan her zamanki gibi bir altını çıkarıp bilgenin oğluna verir. Oğul ise şaşkınlık içinde altını alır ve eve geriye döner . Bilge'nin oğlu eve geldiğinde şaşkınlığını üzerinden atar atmaz hainlik düşünmeye başlar. Her gün o yılanın yanına gidip bir tane altın vermesini bekleyeceğime onu öldürür, kuyudaki altınların hepsini alırım! ve kısa zamanda zengin olurum diye aklından geçirir. Ertesi gün planını gerçekleştirmek üzere kuyunun başına gider ve yılan olacaklardan habersiz bir şekilde kuyudan çıkar. Çıkar çıkmasına ama bizim açgözlü oğlan arkasındaki baltayı indirir yılanın üzerine ve kuyruğunu kopartır! Yılan da can havliyle oğlanı sokar ve kuyuya girer. Bilge'nin açgözlü, hain fikirli oğlu ise zehirlenip oracıkta ölmüştür. Bilge oğlunun gelmediğini görünce yataktan kalkıp aramaya çıkar. Kuyunun başına vardığında oğlunun cesedini görür ve yanına koşup ağlamaya başlar. Yılan da kuyudan çıkıp olanları anlatır. Bilge o üzüntüyle ve evlat acısıyla yılana hiçbir şey söylemeden evine döner. Günlerce oğlu için yas tutar ve çok üzülür. Bir süre sonra daha farklı düşünmeye başlar. Oğlunun hırsının buna sebep olduğunu ve bu yüzden hem oğlunu, hem de dostluğunu kaybetmiş olduğunu düşünerek kuyunun başına gider ve yılana seslenir Bilge adam ; Olanları unutalım, yine eski güzel günlerimize dönelim. der yılana. Yılan ise bir an duraklar ve cevabını verir; Efendi bende bu kuyruk acısı, sende de bu evlat acısı olduğu müddetçe biz artık seninle dost olarak kalamayız der"} {"url": "https://www.thegeyik.com/kylie-jenner-ablasinin-kocasindan-cocuk-mu-dogurdu/", "text": "Üçüncü çocuğunu geçtiğimiz günlerde kucağına alan Kim Kardashian'ın taşıyıcı anne olarak kardeşi Kylie Jenner'ı kullandığı iddiası gündeme bomba gibi düştü. ABD'li Kim Kardashian ve Kanye West çiftinin taşıyıcı anneden olan üçüncü çocukları geçtiğimiz günlerde dünyaya geldi. Çiftin çocuklarının doğmasının ardından akıllara aynı tarihlerde hamile kaldığını açıklayan Kylie Jenner'ı getirdi. Zira Jenner'ın, Kim Kardashian'ın taşıyıcı annesi olabileceği konuşuluyor. HER DÖNEM GÜNDEMDE KALMAYI BAŞARDILAR 'Keeping Up With the Kardashians' isimli reality show programıyla dünya çapında üne kavuşarak fenomen olan Kardashian ailesi, her hareketiyle gündeme gelmeyi başarıyor. Yaşam tarzlarını ve çalkantılı hayatlarını 11 senedir gözler önüne seren aile, son dönemlerde anneleri Kris Jenner'dan dünyaya gelen Kendall ve Kylie Jenner ile konuşuluyor. Jenner ailesi özellikle 2015 yılında cinsiyet değiştirerek kadın olan baba Caitlyn Jenner ile konuşulsa da iki kızları her zaman dünya basınının gündeminde olmayı başardı. Ailenin küçük kızı Kylie Jenner ise ikiliden belki de en gözdesi. Büyük ablalarını örnek alan Kylie, her hareketiyle dünya basınına bombayı bırakmayı başarıyor. SON DÖNEMLERDE HAMİLELİK HABERLERİYLE GÜNDEME GELMİŞTİ Kylie, son dönemlerde ise hamilelik haberleriyle gündemdeydi. Hali hazırda ABD'li rap sanatçısı Travis Scott ile mutlu bir birlikteliği olan 20 yaşındaki Kylie Jenner, eylül ayında hamile olduğunu açıklamıştı. O günden bu yana objektiflerden göbeğini gizlemeyi başaran Jenner'ın gerçekten hamile olup olmadığı ise magazin gündeminde her zaman tartışıldı. Öyle ki Kylie'nin kendi bebeğine değil de ablası Kim Kardashian'ın bebeğine taşıyıcı anne olduğu bile konuşuldu. KİM KARDASHİAN, TAŞIYICI ANNE TERCİH ETMİŞTİ Benzer bir şekilde eylül ayında üçüncü çocuğuna hamile olduğunu açıklayan 37 yaşındaki Kim Kardashian, kendisinde plasenta akretmanı olduğu için hamilelik sürecini taşıyıcı anne ile geçirmişti. Kylie'nin hamilelik sürecini tamamlayıp doğum yapması beklenen bu günlerde hala göbeğini saklayıp poz vermesi ve ortada Kim'in üçüncü çocuğu Chicago West dışında başka bir bebeğin olmaması ise akıllara tek bir soruyu getiriyor: Yoksa Kylie Jenner, Kim Kardashan'ın taşıyıcı annesi mi? HERKES SUSKUN Büyük yankı konuyla ilgili aile üyelerinden herhangi bir açıklama yapılmadı. Bu da iddiaların doğruluğunu güçlendiriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/la-casa-de-papel-5-sezonun-fragmani-ve-yayin-tarihi/", "text": "İspanya Merkez Bankası'nda 100 saatten fazla bir süredir kapana kısılan Çete, Lizbon'u kurtarmayı başarmıştır ancak ekipten birini kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşar. Sierra tarafından esir alınan Profesör'ün ilk defa bir kaçış planı yoktur. Başka hiçbir şeyin ters gitmeyecekmiş gibi göründüğü dakikalarda bankaya şimdiye kadar karşılaştıkları her şeyden çok daha güçlü bir düşman gelir: ordu. Soygun olarak başlayan her şey savaşa dönüşürken, tarihteki en büyük soygunun sonuna yaklaşıyoruz. Dizinin yaratıcısı Alex Pina, paylaşılan tanıtım fragmanı ile birlikte final sezonu için şunları söylüyor: Salgının ortasında 5. kısmı yazmaya başladığımızda, on bölümlük sezondan bekleneni değiştirmemiz gerektiğini hissettik ve ilk ciltte sezon finali veya dizi finali hissini yaratmak için elimizden gelen her şeyi yaptık. Son derece agresif bir tarzda çalışmaya karar verdik ve Çete'yi işin başına getirdik. 2. ciltte daha çok karakterlerin duygusal durumuna odaklanıyoruz. Bizi doğrudan ayrılmalarına bağlayan duygusal haritalarında bir yolculuğa çıkıyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/la-casa-de-papelin-profesoru-konustu-dunyanin-zenginlikleri-haksiz-ve-yanlis-bolusulmus/", "text": "La casa de papel ile dünya çapında üne kavuşan Alvaro Morte, polisiye dergi 221B'ye özel bir röportaj verdi. Dizinin Türkiye'de çok izlendiğinin farkında olduğunu belirten Morte'nin açıklamalarının satır başları şöyle: Ayakları yere basan, aklıselim olmaya çalışan, normal ve basit bir insanım ben. Yeni projelere el atmayı çok seviyorum, özellikle de tiyatro topluluğum 300 Pistolas ile... Tiyatro tüm hayatımı değiştirdi. Profesör karakterini canlandırmak bana büyük mutluluk ve keyif verdi, halen de veriyor. Onun derisine nüfuz etmek oldukça zorlayıcı bir deneyimdi ama zorlandıkça daha çok keyif aldım. İki aydan fazla süre denendim. Sonunda rolü bana verdiklerini söylemek için aradıklarında inanamadım! Açıkçası dizinin bugün bulunduğu konuma ulaşabileceğini hiç düşünmemiştik. Yani bu popülerlik bizim için de sürpriz oldu. 'ANTİKAPİTALİST MESAJLA HEM FİKİRİM' Dizinin içerdiği antikapitalist mesajla tamamen hemfikirim. Bence dünyanın zenginlikleri çok haksız ve yanlış bölüşmüş halde. 21. yüzyılda halen açlık çeken insanların olmasını aklım almıyor; açlık çeken bir tek insan bile kalsa bunu aklım almaz. 'EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ TARİF EDİLEMEZLİK' Profesör ün en önemli özelliklerinden biri: Tarif edilemezlik! Her zaman şaşırtan bir karakter o; ürkek, ufak, gri ve tarif edilmesi güç bir görüntüsü var. Üzerini kazıdıkça sizi daha çok ve daha çok şaşırtan koca bir dünyayla karşılaşıyorsunuz. Tabii ki onun metodik, entelektüel ve vicdanlı bir kişi olduğunu hepimiz biliyoruz... İki açıdan Profesör le birbirimize benziyoruz: İkimiz de bir şeyler üzerine çalışmayı gerçekten seviyoruz ve ikimiz de çok çalışkan insanlarız; kendimize bir hedef belirlediğimizde o hedefe varmak için sonuna kadar çabalıyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/la-casa-de-papelin-tokyosu-ursula-corbero-hakkinda-merak-edilenler/", "text": "Tüm dünyada merakla izlenen La Casa De Papel'in Tokyo'su Ursula Corbero dikkatleri üzerine çekti. Peki Ursula Corbero kimdir? İşte Corbero hakkında merak edilenler ve sosyal medya paylaşımları... İspanyol soygun dizisi La Casa De Papel, bütün dünyada merakla izleniyor. Tokyo karakterine hayat veren başrollerdeki isimlerden Ursula Corbero, performansıyla dikkatleri üzerine çekiyor. 28 yaşındaki İspanyol oyuncunun diziyle birlikte yıldızı parladı ve Instagram'daki takipçisi sayısı kısa sürede 2.5 milyonu aştı. 13 yaşında profesyonel olarak yapmaya başladığı oyunculuk kariyeri onu birçok televizyon dizisi ve sinema filmiyle buluşturdu. İlk olarak Mirall Trencat adlı 2002 yılında yayınlanmaya başlayan diziyle televizyona adımını atan Corbero; kariyerine Ventdelpla, Cuenta atras ve El Internado gibi dizilerle devam etti. Asıl kendini ve yeteneğini kanıtlaması Fisica o Quimica adlı komedi dizisiyle oldu; bu rolle çok sayıda ödülün de sahibi oldu. 2018 yılında ünlü oyuncu El Arbol de la Sangre adlı gerilim filmi, diğeri Proyecto Tiempo: La Llave adlı bilim kurgu filmi olmak üzere izleyici karşısına çıkacak. Oyunculuğunun yanı sıra Corbero aynı zamanda We Are Water isimli kar amacı gütmeyen bir yardım kuruluşunun da destekçileri arasında yer alıyor. Namıdiğer Tokyo doğum büyüdüğü ülkesinin takımlarından Barcelona'yı destekliyor. Corbero, özel hayatında ise 29 yaşındaki Arjantinli oyuncu Chino Darin ile 2016 yılından beri birliktelik yaşıyor. İşte La Casa De Papel ile yıldızı parlayan manken ve oyuncu Corbero'nun Instagram paylaşımlarından bazıları..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/lady-gaga-dilara-findikoglu-tasarimlariyla-yeni-albumunu-tanitti/", "text": "İkonik şarkıcı Lady Gaga, yeni albümü 'Joanne'i Tokyo'da, Türk moda tasarımcısı Dilara Fındıkoğlu tasarımları içinde tanıttı. Lady Gaga'nın 25 yaşındaki genç tasarımcı Dilara Fındıkoğlu'ya desteği sürüyor. Gaga Tokyo'da genç tasarımcı Dilara Fındıkoğlu'nun şarkıcı için özel tasarladığı parçalarla görüntülendi. Albüm tanıtımı için Tokyo'da olan şarkıcı, bulunduğu süre sırasında ilk önce Fındıkoğlu'nun son koleksiyonunda olan ünlü rock grubu 'Kiss'in logosuyla kaplı pantolonla görüntülendi. Şarkıcı, ayakkabı tasarımcısı arkadaşı Noritaka Tatehana'nın yeni koleksiyonunu tanıtmak gittiği etkinlikte, yine Fındıkoğlu'nun şarkıcı için tasarladığı, sırtında 'Lady Gaga' yazan bir takımla poz verdi. Dilara Fındıkoğlu süreci şöyle anlattı: Gaga, Tokyo'da giymek için benden birkaç parça istemişti. Bir ay önce yolladı. Bana markam kurulduğu günden beri destek veriyor. 'American Horror Story' adlı bir dizisinde de, o hep tasarımlarımı seçiyordu. İşbirliğimiz devam edecek. 25 yaşındaki modacı markasını henüz bir sene önce kursa da imzasını taşıyan Rihanna, FKA Twigs, Lady Gaga gibi yıldızlar tarafından büyük ilgi görüyor. Fındıkoğlu'nun Roberto Cavalli'nin de başına geçeceği söylentiler arasında... Hürriyet Aslı BARIŞ"} {"url": "https://www.thegeyik.com/lady-gaga-hakkinda-bilmediginiz-15-sey/", "text": "O dünyanın en çok konuşulan sanatçısı... O pop müziğinin yeni divası... O gönüllerin sultanı.. O Lady Gaga! Son dönemlerde dünyanın en çok tanınan müzisyenlerinden birisi olan Lady Gaga, sıra dışı imajı, farklı hayat algısı, bambaşka müzikal deneyimleri ile zirveye doğru tırnakları ile tırmanmaya devam ediyor. Biz de geçtiğimiz gün 30. yaş gününü kutlayan Lady'imizin bilinmeyenlerini sizlere bir sunalım istedik, yani bir okuyun bakın aslında ne kadar şirin bir insanmış. 1- Öncelikle Stefani Joanne Angelina Germanotta desem ne dersiniz? Bu bir paragraflık isim, Gaga'nın nüfus kağıdındaki gerçek adı. New York'ta doğmuş; İtalyan bir baba ve Yunan bir annenin iki kızından birisi. Hatta abla olanı. 2- Gaga henüz 4 yaşındayken kendi kendine piyano çalmayı öğrenmiş, 13 yaşında ilk şarkısını yazmış ve 14 yaşında sahnelerde yer almaya başlamıştı. 3- Kendisine David Bowie, Madonna ve Queen'i örnek almış hatta ve hatta ismi Queen'in hit parçalarından biri olan 'Radio Ga Ga'dan geliyor. 4- Gaga, gençlerin güçlendirilmesi ve mutluluğu, kişisel güven, iyilik, zorbalıkla mücadele, rehberlik ve kariyer gelişimi gibi konulara odaklanan kendi kar amacı gütmeyen kuruluşu Born This Way Foundation'ı oluşturmuş. Bu konulara dikkat çekmek üzere de Til it Happens to You adlı şarkıyı yapmış. Pek çok hayırseverlik kurumuna üye olmuş ve çalışmalar yapmış. Ayrıca dünya genelindeki LGBT haklarının açık sözlü bir savunucusu. 5- Lisede yılları çok çalışkan, çok disiplinli ama biraz da güvensiz olarak geçmiş. Bu dönemi Ya çok kışkırtıcı ya da çok tuhaf olduğum için alay konusu olurdum, ben de daha az göze batmaya çalıştım. Uyum sağlayamadım ve kendimi ucube gibi hissettim. ifadeler ile tanımlıyor. Hatta bazı arkadaşları ona 'tavşan diş' olarak sesleniyormuş. 6- Tam bir ev kuzusu olduğunu da belirtmemiz lazım. Sırf gittiği yerlerde kendini evinde gibi hissedebilmesi için yanından mor çay fincanını ayırmıyormuş. 7- Bir dönem kendisi hakkında erkek iddiaları ortaya atılmış. Almanya'daki bir basın toplantısında kendisine Penisiniz var mı? diye soru soran gazeteciye Şahane vajinam bu soruya küstü.diye cevap vermiş. Bu iddiaları yalanlama gereği bile hissetmemiş ve üzerine MTV Müzik ödüllerinde erkek kılığına girip sunuculuk yapmıştı. Yoü and I klibinde de erkek kılığında piyano çalarken görmek mümkün. 8- Ailesinin yanından ayrılmaya karar verdiği ilk yıllarda bir go go dansçısı olarak geçimini sağlıyor ve onu gerçek bir sanatçıya dönüştüreceğine inandığı için de kokain kullanıyordu. Bu dönemde müziğe daha sıkı sarılması gerektiğine karar vermiş ve arkadaşlarıyla 'SGBand' adlı bir grup kurmuşlar. 9- 19 yaşındayken kendine okuldan daha iyi bir sanat eğitimi verebileceği düşüncesiyle New York Üniversitesi'nde sürdürdüğü okul hayatını bırakmış. Bu dönemde babası başarılı olacağına inanmış ve bir yıllık kirasını ödemiş. 10- Farklı imajı ile sürekli gündeme gelmiş ve dikkatleri üzerine çekmişti. En çok bilinen ise tabi ki de o meşhur etten kıyafetiydi. Bu elbiseyi giydiğinde hayvan hakları savunucularından baya tepki almıştı. 11- Tony Bennett ile muhteşem jazz parçaları seslendirmiş ve Cheek to Cheek albümünü dinleyicilerine sundular. Akustik, pop, rock, blues, jazz... Aman tanrım, her şeye mükemmel yakışıyor bu kadının sesi! Hemen şu şarkıya bakıyoruz: Bang Bang! 12- Kendisine Mother Monster takma ismini vermiş ve hayran kitlesine ise Little Monsters olarak seslenmeyi tercih etmiş. Meşhur deyimi ise Paws Up! Kullandığı diğer takma isimleri ise Gagaloo, Loopy, Mother Monster, Rabbit Teeth and Little Mermaid. 13- Pek çok ödüle sahip olan Gaga'nın en dikkat çekici ödülleri arasında 6 Grammy Ödülü, 13 MTV Video Müzik Ödülü, 12 Guinness Dünya Rekoru, bir de Altın Küre Ödülü var. Bunların yanı sıra Time tarafından dünyadaki en etkili kişilerden biri olarak gösterilmişti. 14- Bir dönem burnuna estetik yaptırdığına değinen haberler de magazinleri kasıp kavurdu. Gaga ise estetik hakkındaki görüşlerini şu ifadeler ile dile getirmişti: Estetik yaptırmadım. Ben bir sanatçıyım ve kendi özgür irademle dünyanın beni nasıl görmek istediğine karar verebilirim 15- The Sopranos dizinde ve Ustura Dönüyor, Günah Şehri gibi filmlerde küçük de olsa rol almış; oyunculuğa da ufaktan adımını atmıştı. American Horror Story'nin yaratıcısı Ryan Murphy tarafından dizinin kadrosuna alınmış ve burada mükemmel bir oyunculuk sergilemişti. İzlemeyen var ise dizinin Hotel sezonunu öneririm. Lady Gaga'nın küçüklüğü"} {"url": "https://www.thegeyik.com/lady-gaga-hastaligi-yuzunden-sahneleri-birakti/", "text": "ABD'li ünlü şarkıcı Lady Gaga, geçtiğimiz günlerde müzik kariyerine ara verdiğini açıklamasının ardından şimdi de sosyal medyadan yıllardır fibromiyalji olduğunu duyurdu. Ünlü yıldızın müzik kariyerine ara vermesinde bu hastalığın etkili olduğu ortaya çıktı. HAYATINI ANLATAN BELGESELDE ORTAYA ÇIKTI Ünlü şarkıcının hayatını anlatan Gaga: Five Foot Two adlı belgeselin, geçen hafta Toronto Film Festivali'ndeki öngösterimiyle tüm dünya Lady Gaga'nın o ana kadar sır gibi saklanan kronik ağrılarından haberdar olmuştu. FARKINDALIK YARATMAK İSTİYORUM Filmin ABD'de online film ve dizi platformu Netflix üzerinden vizyona girmesinin ardından 31 yaşındaki şarkıcı, Belgeselde fibromiyalji hastalığıyla savaşıyorum. Farkındalığı artırmaya ve bu hastalığa sahip insanları birleştirmeye yardım etmek isterim ifadelerini sosyal medya platformu Twitter'da paylaştı. Lady Gaga'nın paylaşımı üzerine kronik ağrı sendromu yaşayan birçok kişi kendi hastalık hikayelerini paylaştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/lalenin-azmi-engelleri-asti/", "text": "11 yaşındayken tekerlekli sandalyeye mahkum olan Lale hayata sporla tutundu. Eskrime başladı, milli takıma kadar yükseldi, madalyalar aldı. Hedefi ise dünya şampiyonluğu Elke Lale van Achterberg, Sakaryalı bir anne ve Hollandalı bir babanın kızı olarak 2000 yılında doğdu. Daha küçük yaşlarda spora olan tutkusu dikkat çekti. Ailesinin yönlendirmesiyle jimnastiğe başladı. Haftada 3 gün aksatmadan spor salonuna gidiyordu. 2011 yılında ise tüm hayatını değiştiren talihsiz kaza yaşandı. Kardeşiyle oynarken düştü, ayağı kırıldı. Kırığa bağlı olarak ağır sancı ve fonksiyon kaybı yaratan distrofi hastalığı çıktı. Ayağa kalkamıyordu, tekerlekli sandalye kullanmaya başladı. Önce bu şekilde yaşamakta çok zorlandı. Ama spor tutkusu imdadına yetişti. Bu halde yapabileceği sporları ararken eskrimle tanıştı. BU sırada hastalığı ilerledi, sol ayağı 2015'te kesildi. Protezle yeniden ayağa kalkan Lale, 17 yaş ve 23 yaş altı dünya şampiyonalarında 6 bronz madalya kazandı. Şubat 2016'dan beri milli takım formasını giyen genç sporcu Hedefim dünyanın en iyi engelli eskrimcisi ve ileride Paralimpik Şampiyonu olmak dedi. Sözcü"} {"url": "https://www.thegeyik.com/lane-bryant-i-am-no-angel/", "text": "Victoria's Secret modellerinin her gün yeni bir numarayla ortalıkta dolaştığı günlerde kadının güzellik algısının sadece zayıf ve uzun boylu olarak belirlenmesi gayet normal elbette. Lane Bryant isimli ve genelde daha geniş iç çamaşırları üreten marka buna dur demek adına bir kampanya düzenledi. #ImNoAngel etiketi ile sosyal medyada kendine yer bulan kampanya. Mükemmel kadın vücudunun aslında tek tip olmadığını kanıtlar nitelikte. Yağan destek tweetleri de şöyle Trying to be perfect is a waste of time. #ImNoAngel and that's what I love about myself. @lanebryant @Refinery29 pic.twitter.com/4Zi7gshcdq Beck 7 Nisan 2015 YES. You ladies are killing it! Every body is beautiful and needs to be treated that way. #redefiningsexy #imnoangel pic.twitter.com/r8UQUTvWm1 Paige Noel (@paigenoel02) 6 Nisan 2015"} {"url": "https://www.thegeyik.com/lanetli-esyalar/", "text": "Sahip olduğunuz şeyler ne yazık ki her zaman huzur, mutluluk getirmiyor. Bazıları gerçekten kendi lanetini de size getiriyor. Aşağıdaki örneklerde milyonlarca dolarlık mücevherlerin de 5-10 liralık oyuncakların da lanetleri ile yol açtığı sonucu göreceksiniz. Lanetli Eşyalar: 1- The Hope Diamond Umut Elması 1.1 milyar yıllık bir taş olduğuna inanılan ve 200 milyon dolar civarında değeri olan bu taş Smithsonian Doğal Tarih Müzesi'nde sergilenmeden önce tüm sahiplerinin başına bir şey gelmiş. Bunu giyenlerin hepsi büyük bir iflasa doğru gitmiş. Bir Fransız kadının köpekler tarafından parçalandığı soygunda ölenler de rapor edilmiş. 2- Tutankhamun'un laneti Howard Carter tarafından bulunan mezarın laneti yüzünden ekipteki arkadaşları ve akrabaları da etkilendi. Kendisi çeşitli hastalıklar ve kötü günler geçirdikten sonra öldü, muhasebecisi ise bir sinek tarafından ısırılarak öldü. Lanet 1935 yılında 20 kişiyi etkiledi. 3- Ağlayan çocuk Evlerimizde de bulunan bu tablo Bruno Amadio'nun ölümsüz eseri, biz Burhan Altıntop ile onu Çiko yaptık bile. İngiltere'de 4 Eylül 1985 yılında olan bir yangında, tüm ev yanmasına rağmen evden tek sağlam çıkan nesne olmasından dolayı lanetli olduğu düşünülüyor. 4- James Dean'in Arabası Aralarında en ilginç lanetlerden birisi bu kesinlikle. James Dean'in Little Bastard'ı yani küçük p.ç isimli Porsche 550 Spyder gümüş renkteki arabası 1955 yılında onun ölümüne sebep oluyor. Arabanın parçalarını satın alan herkes de ölüyor. Motoru alan doktor trafik kazasında hayatını kaybederken, parçaları taşıyan kamyon da devriliyor ve şoförü hayata veda ediyor. 5- Blarney Taşı Evet taşı böyle öpüyorlar, ters ve uğur getirdiğine inanılıyor ama taştan bir parça alan herkesin başına kötü şeyler geldiği söyleniyor. Genelde hastalıklar ve parasızlıkla boğuşma gibi lanetleri var. 6- Pupa bebeği 2005 yılında sahibi öldükten sonra bebekte ilginç hareketler olduğundan dolayı sahibinin içine sıkıştığı düşünülüyor. Cam bir koruma ile sergileniyor, zaman zaman yüz ifadelerinin değiştiği, cama vurup kaçmak istediği efsaneleri var. 7- Black Orlov Elması Brahma'nın Gözü olarak da bilinen bu elmas bir Hindu tapınağından çalındıktan sonra çok elde dolaşmış. Kime gittiyse huzursuzluk da onunla gelmiş. Son sahiplerinden ikisi de yüksekten atlayarak intihar ettiğinden dolayı Charles F. Winson isimli son sahibi ilk iş olarak laneti kırmak için elması üçe parçalatmış, şu anlık lanet durmuş gibi. 8- Annabelle 1970 yılında bir kadın antikacıdan aldığı oyuncağı Donna isimli kızına veriyor. Buraya kadar her şey normal, Donna ve oda arkadaşı Angie bu nesneyi ne zaman odada yalnız bıraksalar, farklı pozisyonlarda, farklı yerlerde bulduklarını söylüyor sonrasında ise bu oyuncak bize yardım edin diye notlar bırakmaya başlayınca iyice tırsmaya başlıyorlar. Lou isimli arkadaşları oyuncağı atmalarını söylüyor, söylediği gün kabuslarla hastalıklarla boğuşmaya başlıyor. Ed ve Lorraine Warren isimli hayalet bilimciler oyuncağın cehennemden geldiğini ve yakmaları gerektiğini iletiyor. 2 başarısız denemenin ardından fotoğraftaki gibi bir cam ile çevrelenen oyuncak; müzede sergilenmeye başlıyor. Oyuncak ile ilgili İngilizce şöyle bir video da var * The Geyik Original Series"} {"url": "https://www.thegeyik.com/lebron-james-cedi-osman-ve-ante-zizic-icki-icmiyor-kendileri-kaybetti/", "text": "Amerikan Basketbol Ligi ekibi Cleveland Cavaliers'ın yıldız oyuncusu LeBron James, 22 yaşındaki milli basketbolcu Cedi Osman ile 20 yaşındaki Ante Zizic'le ilgili bazı ayrıntılar paylaştı. ABD'lilerin 'şarap ülkesi' oarak niteledikleri Napa Vadisi'ne takımca yaptıkları ziyareti ve çok eğlendiklerini anlatan James, Osman ve Zizic'in içki içmediklerini, bu yüzden bu ziyaretin onlar için aynı şeyi ifade etmediğini söyledi. James Henüz içki içmiyorlar, ben de zorlamıyorum. Yalnızca su içtiler. Kendileri kaybetti dedi. LeBron James said the Cleveland Cavaliers' rookies 22-year-old Cedi Osman and 20-year-old Ante Zizic don't drink, so the Cavs' one-day excursion to Napa wasn't quite the same experience for them. \"They don't drink yet and I don't force,\" James... https://t.co/Rwi3AtNwPl Dave McMenamin December 29, 2017 Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/legodan-yapilan-araclar-roma-sokaklarinda/", "text": "Muhteşem sokakları, binaları, tarihi ile dikkat çeken Roma şehri bu kez çok farklı bir çalışma ile karşımıza çıkıyor. Fotoğrafçı Domenico Franco dijital efekt kullanarak LEGO'dan yapılan araçları tarihi sokaklara ekliyor. LEGOLAND Dışında LEGO konulu projenin en güzel örneklerini sizler için bir araya getirdik; #Taşıyalım Abi LEGO #6692 Tractor trailer (1983) #Ücretsiz Park LEGO #7639 Camper (2009) #Asfalt Ağlayacak! LEGO #8654 Scuderia Ferrari Truck (2005) #Biraz dağıttık LEGO #8860 Car Chassis (1980) #Şehir merkezinde yürüyüş LEGO #699 Photo safari (1977) #Hatalı iniş LEGO #918 Space Transport (1979) #Yol çalışması LEGO #8459 Pneumatic Front-End Loader (1997) #Boğa LEGO #8169 Lamborghini Gallardo LP 560 (2009) #Güvenlik LEGO #6384 Police station (1983)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/leonard-cohenin-mutlaka-bilmeniz-gereken-10-sarkisi/", "text": "Gideceğim dedi ve gitti. Leonard Cohen 82 yaşında aramızdan ayrıldı. Geçtiğimiz günlerde ölüme hazır olduğunu söyleyen Leonar Cohen aramızdan ayrıldı. Geriye ise bir sürü şarkı ve güzel söz bıraktı. Kimdir bu Leonard Cohen diyenler için Kanadalı şarkıcının onlarca şarkısı içerisinden oldukça zor bir seçim yaparak 10 tanesini listeledik. Öncelikle hala çevresinde duranı göremeyenlere 1- LEONARD COHEN I AM YOUR MAN Dansı ve sevgiyi kutsayan şarkısı 2- Dance Me to the End of Love 3- Hallelujah Hayko Cepkin'in de bir Leonard Cohen gecesinde seslendirdiği 4- Who By Fire 5- Avalanche (1971'deki albümünden) 6- So Long Marienne (1967) 7- You Want It Darker 8- Bird On A Wire 9- Death of A Ladies' Man 10- Famous Blue Raincoat"} {"url": "https://www.thegeyik.com/leonardo-da-vincinin-saglikli-yasam-recetesi/", "text": "Leonardo , yaşam kılavuzu olan bu yazıyı 1515 'te , ölümünden dört yıl önce , hastayken Roma'da şiir formunda yazmış ; Eğer sağlıklı olmak istiyorsan bu düzeni takip et. Açlık hissetmiyorsan yemek yeme , akşam yemeğinde az ye, İyi çiğne ve midene giden her şey Basit malzemelerden yapılmış ve iyi pişmiş olsun. Her kim ilaç alırsa o hasta olur. Öfkeden ve kirli havadan uzak dur. Yemekten kalkınca bir süre ayakta dur. Öğle arası sakın uyuma. Şarabı suyla karıştır ve azar azar iç, Asla yemek arasında ya da boş mideyle içme. Tuvalet ziyeretini ne ertele , ne de gereğinden fazla uzat. Spor yaparken fazla ağır egzersizlere girişme. Yatarken karnın başından yukarıda olmasın. Gece üstünü sıkıca ört, Başını yastığa koy , kafanı dinlendirip rahatlat. İstikrarlı ol ve bu diyete uy."} {"url": "https://www.thegeyik.com/leonardo-di-caprionun-15-bin-tllik-ic-camasiri-yollayarak-yatina-davet-ettigi-bella-hadidden-cevap/", "text": "Hollywood'un sayılı çapkınlar arasında yer alan ünlü oyuncu Leonardo Di Caprio, 15 bin TL'lik iç çamaşırı gönderdiği Victoria Secret meleği Bella Hadid'i yatına davet etti. Ancak Hadid, Di Caprio'nun bu teklifi tipim değilsin diyerek reddetti. DiCaprio, 70. Cannes Film Festivali kapsamında düzenlenen amfAR Gala'da karşılaştığı Victoria Secret meleği Bella Hadid'in gönlünü kazanmak için paraya acımadı. Güzel modele 3 bin 500 sterlinlik (yaklaşık 15 bin TL) iç çamaşırı, 36 adet beyaz gül ve 1 şişe şampanya yollayan usta aktör; tüm bu hediyelere rağmen istediği sonuca ulaşamadı. ÖZEL YATIMDA BEKLİYORUM Yolladığı paketin içine ÖZEL YATIMDA BEKLİYORUM yazılı bir not iliştiren Di Caprio, kutunun iade edilmesiyle adeta şoke oldu. Di Caprio'ya yalnız daha mutlu olduğunu ve başka insanlara odaklanmasını söyleyen Hadid, Di Caprio için Tipim değil. Ayrıca oldukça eski kafalı! Onu sıkıcı buluyorum dediği öğrenildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/leonardo-dicaprio-filmleri/", "text": "Akademi ile Leonardo DiCaprio arasında ne geçti, üyelerin kız arkadaşlarını mı ayarttı bilmiyoruz ama bu adam gerçekten Oscar almayı hak ediyor. Hem de bunu bir kez değil çok sayıda almalıydı. Leonardao'nun en güzel özelliği oynadığı role kendini adayarak oynuyor. Neredeyse her yıl yeni ve birbirinden güzel filmleri piyasaya çıkıyor, o da her yıl bu maceranın içerisinde yer alıyor. Ancak Oscar jürisi ya kendilerini gündemde tutmak için ya da gerçekten bir garezleri olduğundan usta oyuncuya Oscar vermiyorlar. Bizim gönlümüzde Leonardo DiCaprio'nun Oscar kazandığı 11 filmi sizin için listeledik! Oscar goes to LEONARDO! 1- The Beach Kumsal Özgür bir hayat hayal eden Richard isimli Amerikan gencini oynadığı filmi Kumsal'da , aşktan kavgaya kadar çok sayıda durumun gerektirdiği role girmiş, açıkçası kusursuz oynamıştı! 2- Gangs of New York New York Çeteleri Babasının intikamının peşinde koşan Amsterdam Vallon, IMDB'den 7.5 almış bu filmin ruhunu iliklerimize kadar hissetmemizi sağlamıştı. 3- Catch Me If You Can Sıkıysa Yakala Frank Abangnale'yi oynadığı bu filmle Altın Küre sahibi oldu ama akademiye yine kendini beğendiremedi. Bu filmin IMDB notu da 8.0! 4- The AVIATOR Göklerin Hakimi Savaş filmi arayanlar için harika bir film! Martin Scorsese'nin yönettiği filmin notu da 7.5! Howard Hughes hayatını anlatan filmde oldukça zor sahneleri de başarıyla oynamış. 5- The Departed Köstebek Yine bir Martin Scorsese filmi IMDB puanı 8.5! Matt Damon'dan Jack Nickolson'a kadar da herkes bu filmde. Mafyanın içine sızmış olan Leonardo, bu performans sonrası da Oscar'a uzanamadı. 6- Blood DIAMOND Kanlı Elmas Hayatını mücevher aramaya adayan Danny Archer'ı oynadığı film. Sierra Leone'de geçiyor, IMDB puanı 8! 2006 yılında yayınlandığında olay olmuştu. 7- Shutter Island Zindan Adası Geldik benim en sevdiğim filmlerinden birine. Teddy Daniels'ı oynadığı filmin sonuna kadar yaşadığı o acı, o koşuşturma ve filmin efsane sonu! Kesinlikle izlemelisiniz ve o performansa bir Oscar göndermelisiniz. IMDB'ye göre 8.1 ama o performans en az 8.5! 8- INCEPTION Başlangıç Film aklımızla oynadı 4 tane Oscar kazandı, hala da onun gibi film çekilmedi ama Leonardo'ya Oscar vermemek tam bir.... neyse ağzımı bozmayım! 9- DJANGO UNCHAINED Zincirsiz Tarantino'nun başarılı filminde Candie isimli karakteri tüm duygularıyla yansıtmıştı. Hatta bir adamın köpekler tarafından parçalanma sahnesi hala konuşulur. Filmde Jamie Foxx ve Christoph Waltz da olağanüstü performans sergilemişti. 10- The Great Gatsby Muhteşem Gatsby Hepimizin hayallerini oynadı. O güzel ev partileri, eski aşkı kazanma tutkusu, asalet... Kelimenin tam anlamıyla dört dörtlük performans. 11- The Wolf of Wall Street Geldik listenin en cafcaflı filmine bu filmde Leonardo, sevişti, yerde yuvarlandı, güzel konuşmalar yaptı. Açıkçası tek şapkadan 4-5 tavşan çıkardı. Herkes bu filmde Oscar onun diye düşünüyordu. Ama olmadı Akademi Jürisi, SEZAR'IN HAKKINI SEZAR'A VERMEDİ! H/T:BS"} {"url": "https://www.thegeyik.com/leonardo-dicaprio-kuresel-isinma-konulu-belgeseli-before-the-flood-ile-karsimizda/", "text": "Yıllarca Oscar ödülene kavuşamaması ile sosyal medyanın diline düşen Leonardo Dicaprio 88.Oscar Ödül Töreni'nde bir ilk başararak Oscarlı oyuncular arasına katılmıştı. Ödülü aldıktan sonra yaptığı konuşmada The Revenant filmini çekmek için gerekli iklim koşullarını bulmakta çok zorlandıklarını ve dünyamızın küresel ısınma ile ciddi sorunlar yaşadığını ifade etmişti. Doğaya olan sevgisini ve hayranlığını her fırsatta dile getiren DiCaprio yaptığı çalışmaları bir adım ileri taşıyarak National Geographic ortaklığı ile bir belgesel hazırladı. Before The Flood yani Türkçesi'yle Tufandan Önce adını taşıyan belgesel You Tube üzerinden yayınlandı. Sanayileşmenin ve modern yaşamın dünyamıza verdiği zararları irdeleyen belgesel usta oyuncunun üç yıl boyunca dünyamızın üzerinde yaptığı gözlemleri ve Barack Obama, Papa Françis ve Elon Musk gibi dünyaca ünlü kişilerle küresel ısınma hakkında yaptığı görüşmeleri de içeriyor. İşte 6 Kasım'a kadar You Tube ve Facebook üzerinden ücretsiz olan belgesel; https://www.youtube.com/watch?v=90CkXVF-Q8M Belgeselin Türkçesi ise aşağıdaki linkte; http://www.natgeotv.com/tr/belgeseller/natgeo/tufandan-once/videolar/tufandan-once-1"} {"url": "https://www.thegeyik.com/lesprit-de-lescalier-merdivenin-ruhu/", "text": "Yastığa başınızı koyduğunuzda sabah yaşadığınız abuk bir tartışmada söylemediğiniz ama söyleseniz cuk diye oturacağını düşündüğünüz bir söz aklınıza geliyorsa siz de bu kavramın kapsadığı kişilerden birisiniz. Patronla tartıştınız ama patronun haksız olduğunu da çok iyi biliyorsunuz, o an onu kapak yapacak cümle aklınıza gelmedi ama eve gittiğinizde ŞU LAFI DESEYDİM KAPAK OLURDU diye hayıflanmanın bir adı var: L'esprit de l'Escalier Fransızca olan bu tabirin Türkçeleştirişmiş hali Merdivenin Ruhu. Bu ismi aldığı yer ise Diderot'nun 1930 yılında yayınladığı paradoxe sur le comedien isimli kitap. Bu kitapta yer alan hikayede adam kendisine söylenen lafa güzel bir cevap arıyor, lafı gediğine koymak istiyor ama gel gör ki o laf güzel aklına geldiğinde adam çoktan merdivende baya aşağıya inmiş oluyor. Günlük hayatta hepimizin başına gelen duruma bu ismin verilmesinin nedeni de bu merdiven hikayesi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/levent-kircanin-2-gun-once-yazdigi-veda-mektubu/", "text": "Levent Kırca'nın 2 gün önce yazdığı veda mektubu 1974'te TRT ile girdim hayatınıza. O günden bu yana baya bir zamanınızı aldım. 41 yıl... Teşekkür ederim size, anılarınızda bana yer açtığınız için. Evi istila ettiklerinde sokakta kaldım Hayatımda sayısız ödül aldım. Renk renk, biçim biçim. Altından olup da bir şey ifade etmeyeni de var, tenekeden olup da paha biçilmezi de. Aldığım ilk bir kaç ödülü çalışma masamın üstüne koydum. Çalışacak yer kalmayınca camlı bir dolaba koydum. Dolap isyan edince odamı onlara tahsis ettim. Evi istila ettiklerinde ise sokakta kaldım. Arada bir onları ziyaret ettiğimde hiç dertleri olmadığını gördüm. Üzerlerindeki toza rağmen şikayet edeni yoktu. Hepsi yerini biliyordu. Birbirlerine saygılılardı. Hiç kavga etmediler. Birbirlerini yemediler. Bir arada mutlu mesut geçindiler. Altından da olsalar, tenekeden de olsalar, hepsi birer ödüldü. Hepsi eşitti. İki kardeş bir çorap yüzünden kavga edebilirler. Ama komşunun çocuğu sorun çıkardığında iki kardeş birlik olur. Ev sahibi ile kiracı arasında problem olduğunda, bina yıkılacaksa birlik olurlar. O öbürünün tepesinden halı sarkıttığında kavga eden komşular, mahalle maçlarında birlik olur. Hacısı, ateisti takımı gol attığında sarılır, ağlarlar. Düşman ülke sana savaş açtığında ülke birlik olur. Toprağım dediğin adamın her işine koşarsın. Memlekette yüzünü bile görmek istemediğin, başka şehirde canın, memleketlin olur. Toprak aynı toprak; biraz tozlu, biraz killi... Su aynı su; biraz berrak, biraz kireçli... İnsan olarak birbirimizi sahiplenmek, birleşebilmek için uzaylıların dünyayı istila etmesi mi gerekir? Güzellikler paylaştıkça değerlenir, kötülükler çoğaldıkça kanıksanır. Geçmişlerimiz ve benim jenerasyonumdaki insanlar için, eskiler her zaman daha güzel gelmiştir insana. Daha sağlıklı, daha diri, daha dertsiz gelmiştir. Daha adaletli, daha umutlu gelmiştir. Eski zamanlar; ''Ah o eski zamanlardır.'' Ahh, o eski zamanlar... Bu mektubumu sizlere ülkemizin değerli bir film festivali olan, 5. Bodrum Film Festivali vesilesiyle yazıyorum. O yüzden benim için yeri çok ayrı olan bir yönetmenden alıntı yapmakta sakınca görmüyorum. Woody Allen'ın Midnight in Paris filminde zaman atlamaları vardır. Film günümüzde başlar, basit ama fantastik bir yöntemle sürekli geçmişe gider. Filmde o geçmiş dönemler içerisinde Ernest Hemingway, Dali, Picasso, T.S. Elliot, Edgar Dega, Luis Bunuel gibi önemi tartışılmaz insanlara rastlarız. Hepsi, hangi dönemde yaşıyor olurlarsa olsun, kendi geçmişlerinin her zaman daha iyi olduğunu ve ona özlem duyduklarını belirtirler. Hepsinin ağzından ''Ahh, o eski zamanlar...'' cümlesini bir kez duyarız. Filmin ana önermesi ise sonunda en güzel anın, içinde bulunduğun, yaşadığın an olduğunu belirtir. Yaşadığımız şuan... Şuan... Elinizden yaşam boyu onur ödülünü alıyorum. Ödül vermek onure etmektir. Almaksa onure olmak. Düşünüp, cesaret edip, bir şeyi hayata geçirdiğinizde, birileri için değer görüyorsa, sizi ödüllendirirler. Bunun karşılığı maddi karşılığından büyüktür. O işiniz için ödül alırsınız. Yaşam boyu onur ödülü ise, yaşamda yaptıklarınızın, varlığınızın ya da amacınızın topyekün mükafatlandırılması gibidir. Bu ödülün anlamı benim için çok büyük. Bu ödül de diğer ödüller gibi tozlanacak Bu ödülü de eve götüreceğim. Ama diğer ödüllerin arasında başköşeye koymayacağım. Ödülsen ödüllüğünü bil. Diğerleri neredeyse oraya, yanlarına koyacağım. O da onlarla birlikte tozlanacak. Onlardan biri olacak. Yaşam boyu onur ödülü de olsan, Cumhuriyet altını da olsan, kimseye ayrı gayrı yapamam. Diğerleri tozlu raflarda dururken, sana saray şeklinde dolap yapmayacağım. Çünkü ödül de olsan, sana hak ettiğin anlamı veren içinde bulunduğu dolabın büyüklüğü ya da şekli değil, bizim sana verdiğimiz değerdir. İster misin şimdi böyle dedim diye, bu ödül beni mahkemeye versin? Güzel şeyler paylaşabildiysek sizinle, ne mutlu bana. Benim jenerasyonumda bir insan, çabalarının meyvesini görememe durumuna mı üzülmeli, yoksa daha kötülerini yaşamayacak olduğu için teselli mi bulmalı şuan bilemiyorum. Yine Woody Allen, ''Bir yönetmenin en büyük hatası, bu kötü senaryoyu çekerek adam ederim demesidir.'' der. Siz de yönetmensiniz. Ailenizi yöneten, işinizi yöneten... Etrafınızı yöneten. Şu an, yöneten. Birlik verip bu senaryoyu değiştirin ki, filminiz de iyi olsun. Dik durun... Adil olun, sabırlı olun, enerjinizin sirayet etmesine müsaade edin. Daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle... Atatürk'le kalın...Cumhuriyet'le kalın !"} {"url": "https://www.thegeyik.com/leyla-ile-mecnun-sozleri/", "text": "Türkiye'de güzel işler hak ettiği değeri ne yazık ki görmüyor. Bu işlerin çoğu geniş kitlelere ulaşmakta sorun yaşıyor. Aslında Leyla ile Mecnun çok güzel bir kitleye de ulaştı ama yayından kaldırılmasıyla o güzel kitle öksüz kaldı. Sizler için duygusal, komik ve diğer tüm duyguları anlatan Leyla İle Mecnun sözlerini biraraya getirdik. Erdal Bakkal, İsmail Abi, Mecnun ve diğer karakterlerin duygusal ve komik sözleriyle efsane diziyi tekrar hatırlayalım ve dileyelim ki yeniden başlasın, burada kalmasın. Leyla İle Mecnun Sözleri 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 16- 17- 18- 19- 20- 21- 22- 23- 24- 25- 26- 27- 28- 29- 30- 31- 32- Bonus:1:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/libido-hormonlar-anksiyete-uyku-ve-enerji-icin-mukemmel-gida-budur/", "text": "Maca tozu, eski zamanlarda İnka savaşçılarının savaşa gitmeden önce güçlenmek için kullandığı, inanılmaz bir lif, karbonhidrat ve mineral karışımıdır. Bu süper gıda İnkaların savaşma ruhunu, libidosunu, dayanıklılığını ve gücünü arttırmaya yardımcı oluyordu. Maca tozunun hiç şüphesiz atletler arasında popüler olmasının da sebebi bu zengin besleyici içeriğidir. Maca tozu nedir? Maca tozu Peru'da And Dağları'nın yükseklerinde yetişen bir bitkiden elde edilir. Mineral, vitamin, enzimler ve önemli amino asitlerle doludur. Peru'da And'ların afrodizyakı olarak bilinir. Maca tozunun içeriği: B1, B2, C ve E vitaminleri Mineraller, potasyum, iyot, çinko, kalsiyum, magnezyum, fosfor, demir, kükürt, bizmut, silikon, bor, kalay ve silis Yağ asitleri, kompleks alkaloidler ve steroller Maca tozu doğal yollarla cinsel isteği arttırır: Maca'nın faydaları Maca tozu doğurganlığı arttırır. Yapılan laboratuvar araştırmalarında Maca ile beslenen erkek farelerin sperm sayısı ve dişi farelerin yumurtaları artmıştır. Peru'da hem doğurganlığı hem de gücü arttırmak için kullanılır. Bu tozda macamides ve macaenes adlı verilen kendine has iki bileşen vardır. Bu bileşenler enerji seviyesini önemli derecede arttırır. Ayrıca Maca tozunda yüksek miktarda demir, manganez ve fosfor bulunur ve yorgunlukla savaşmaya yarar. Bu inanılmaz toz direk olarak endoktrin sistemine etki eder ve vücuttaki hormonların dengelenmesini yardımcı olur. Vücudu, dengeyi yeniden sağlamak için kendi hormonlarını üretmeye teşvik eder. Hormon dengesinin vücudun düzgün çalışması için ne kadar önemli olduğunu da hepimiz biliriz. Maca tozu adet dönemi öncesi semptomları ile başa çıkmak için de faydalıdır çünkü vücuda doğal yollarla hormon üretebilmesi için ihtiyacı olan besinleri verir. İçerdiği kendine has alkaloidler, sayısız mineral ve vitamin açısından inanılmaz bir kaynaktır. Strese karşı etkilidir ve vücudu güçlendirerek dayanıklılığı arttırır. Daha önce de belirttiğimiz gibi Maca tozu hem erkeklerde hem de kadınlarda da libidoyu yükseltir. Yapılan birçok araştırma da cinsel isteği doğal yollarla arttırdığını göstermiştir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/liseli-alaranin-tarim-robotu-dunya-ikincisi-oldu/", "text": "Tayvan'da, 23 ülkeden 247 projenin katıldığı Taiwan International Science Fair'de Türkiye'yi temsil eden Üsküdar Amerikan Lisesi öğrencisi Alara Güler, TohumBot adını verdiği Tarımsal Uygulamalar için Düşük Maliyetli Yarı Otonom Mobil Robot adlı projesiyle dünya ikincisi oldu. Alara Güler'in geliştirdiği TohumBot, özellikle küçük ve orta ölçekli insansız bahçe tarımı alanlarında kullanılacak. TohumBot, aynı işi daha az insan gücü, maliyet ve zamanda gerçekleştirerek tarım sektöründe verimi arttıracak. Taipei Türk Ticaret Ofisi İkinci Katibi Erhan Gülmez ile Intel Taiwan Başkanı Dr. Nan Shyan Chu'nun da katıldığı törenle ödülünü alan Alara Güler, dünyanın elektronik devlerinden Tayvan'da böyle bir ödül aldığı için çok mutlu olduğunu belirterek, insanlık adına yararlı işler yapmak için bilimsel çalışmalarına devam edeceğini söyledi. Proje danışmanlığını Kimya Öğretmeni Talha Kılıç'ın yaptığı Alara Güler'e Tayvan'da yarışmanın Türkiye direktörü Ümit Karademir eşlik etti. Tebrikler Alara'ya !"} {"url": "https://www.thegeyik.com/liverpool-sampiyon-oldu/", "text": "2019 FIFA Dünya Kulüpler Kupası final maçında İngiliz ekibi Liverpool, normal süresi 0-0 sona eren mücadelede Brezilya temsilcisi Flamengo'yu uzatma dakikalarında bulduğu golle 1-0 mağlup ederek şampiyon oldu. Katar'ın başkenti Doha'da bulunan Khalifa Uluslararası Stadyumu'nda oynanan müsabakada UEFA Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Liverpool ile Güney Amerika Futbol Konfederasyonu'nun düzenlediği Libertadores Kupası'nın şampiyonu Flamengo karşı karşıya geldi. Normal süresi golsüz eşitlikle sona eren karşılaşmada Liverpool'a kupayı getiren golü 99'uncu dakikada Roberto Firmino kaydetti. 3'ÜNCÜLÜK MONTERREY'İN 2019 FIFA Dünya Kulüpler Kupası üçüncülük maçında ise Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu Şampiyonlar Ligi şampiyonu Monterrey, Asya Futbol Konfederasyonu Şampiyonlar Ligi şampiyonu Al Hilal'i normal ve uzatma süresi 2-2 biten mücadelede seri penaltılar sonucunda 4-3 mağlup ederek turnuvayı 3'üncü tamamladı. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/lohusa-modasina-bir-goz-atalim/", "text": "Hamilelik ve doğum süreci her anne için mucizevi bir süreçtir. Her ne kadar mucizevi ve anlatılamaz bir süreç olsa da zorlukları da bulunmaktadır. Doğum sonrasında asıl olayın başlaması ve lohusalık dönemine geçiş de bu zorluklardan biridir. Lohusalık dönemi kimi kişiler için depresif bir halde geçebilirken, kimi kişiler için daha kolay geçmektedir. Olası her depresif durumun önüne geçmek için kendinizi rahat hissetmeli ve lohusa giyim modasına önem vermelisiniz. Bu sayede kendi konfor alanınızı oluşturabilirsiniz. Lohusa giyim ürünleri tamamen annelerin durumları göz önüne alınarak hazırlanmaktadır. Annenin cilt sağlığı ve kolay hareket alanı bu kapsamda gözetilmektedir. Doğal kumaş türlerinin kullanıldığı bu giyim modası içerisinde anne kendi bedenine alışma sürecini kolay bir şekilde atlatabilir ve günlük hayata adapte olabilir. Bu kapsamda günlük moda alanında her tarz kıyafeti bulabilirsiniz. Seçim yaparken, doğum sonrası kilolar nedeniyle bedeni bir beden büyük almanız sizler için lohusalık dönemi geçene kadar doğru bir tercih olacaktır. Uyku, doğum sonrası pek mümkün olmasa da annenin uyuyabileceği her an uyuması gerekmektedir. Bu sayede anne kendini daha kolay toparlayacak ve bebeği ile ilgilenirken daha enerji dolu olacaktır. Lohusa pijama ürünleri de lohusa modası içerisinde yer alan diğer ürünlerden biridir. Uyku sırasında rahat etmeniz ve doğru bir uyku çekmeniz için üretilmiştir. Uyku sırasında dönmeler ve gece uyanmalarında emzirme gibi işlemler önemlidir. Bu nedenle doğru pijama takımı sizleri kurtaracaktır. Önden düğmeli olan lohusa pijama ürünleri bu dönemler için oldukça idealdir. Annenin kolay bir emzirme sağlaması gibi, yapısı nedeniyle uyku sırasında da bedeninize baskı yapmayacaktır. Hastane ortamları için lohusa giyim modası içerisinde gecelik ürünlerinin tercih edilmesi gerekmektedir. Her annenin doğum çantası içerisinde en az 3 adet gecelik ürünü olması oldukça ideal olacaktır. Hastanede en az üç gün kalınacağı bilindiği için bu süreçte rahat edebileceğiniz ve olası durumlara karşı hızlıca değişim sağlayabileceğiniz gecelik ürünleri tercih edilmelidir. Lohusa gecelik ürünleri de pijama ürünleri gibi rahat kumaşlardan üretilmektedir. Hastane ve ev ortamında kolaylıkla tercih edilebilir. Hastane döneminde doğum sonrası kanamalar olmaktadır. Pijama ürünleri kanamalarda kolay bir değişim sağlamak ancak gecelik ürünleri kolay giyip çıkarma nedeniyle daha kolay bir değişim sağlayacaktır. Bu nedenle doğum çantanızı kendiniz ve bebeğiniz için her durumu göz önüne alarak hazırlamanız gerekmektedir. Lohusahamile.com sizlere her giyim modasını bir arada sunmaktadır. Hamile ürünlerinde olduğu gibi lohusa gecelik modası gibi lohusa modasında da sizlere bir öncü hareket sunar. Ürünlerimiz de her zaman kaliteyi önemsemekteyiz. Bu nedenle üretim sırasından sizlere ulaştığı noktaya kadar kontrol edilmektedir. Ürünlerimiz ile ilgili bir sorununuz, sorunuz ya da bulamama gibi bir durum olması halinde bizleri destek hattımızdan arayabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/lost-in-space-netflix/", "text": "Uzayda yeni bir koloni kurmak üzere eğitilmiş bir heyetin parçası olan Robinson ailesi, beklenmedik şekilde rotadan saparak bilinmeyen bir gezegene mecburi iniş yapmak zorunda kalır. Dizi sonrasında yaşananları anlatıyor. Lost in Space, 13 Nisan 2018'de yayında. 1960'ların kült bilim kurgu dizisinin yepyeni bir uyarlaması olan Lost in Space, bir Netflix orijinal yapımıdır. Günümüzden 30 yıl sonrasında geçen hikayede uzayda sömürgeleştirme başlamıştır. Robison ailesi ise belirli testlerden geçerek daha iyi bir dünyada yaşamaya hak kazanan ailelerden biridir. Yeni bir koloni oluşturmak için çıktıkları yolculukta sırasında hedeflerinden sapan Robinson ailesi, artık evlerinden onlarca ışık yılı uzaklıkta hayatta kalmak için uzaylılarla başa çıkmak zorundadır. Bu mücadele sırasında Robinson ailesine birbirlerini pek sevmeyen iki yabancı katılır. Karizmatik Dr. Smith , huzursuz halleri ve akılalmaz oyunları ile tam bir manipülatördür. Becerikli Don West ise herhangi bir koloniye katılmak istemezken bir anda kaybolmuş bir gezegende tek başına kalan bir müteahhittir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/lostta-surekli-dude-diyen-oyuncuyu-hatirladiniz-mi-iste-yeni-hali/", "text": "JJ Abrams bir dizi yapıp neredeyse hepimizin dizilere olan ilgisini değiştirmişti. O günden sonra çekilen tüm dizilerde LOST gibi karakterler aradık. O karakterlerden birisi de DUDE diyen Hurley karakteriydi. Jorge Garcia bu karaktere can veren aktör. Hatta How I Met Your Mother isimli dizide de bir bölüm oynamıştı. Jorge sonrasında kilo verdi ve değişti. Ama bu değişim çoooook büyük değil. İşte son hali: Netflix'in Ridiculous 6 isimli filminde oynadı. Yine sempatik bir karakter 🙂 Hawaii Five-0'da oynamaya devam ediyor. Tim and Eric's Bedtime Stories'de oynayacak. Sonrasında da Running Out of Time isimli bir projede yer alacak. Sonu Lost gibi olmasın diyelim 🙂 Lost günlerine dönmek isteyenlere de Garcia'nın senaryoyu ilk okuduğunda olan tepkilerini sunalım:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/loto-vurunca-estetikle-bambaska-biri-oldu/", "text": "Parayla saadet olur mu olmaz mı bilinmez ama bu kadın Loto vurunca her yerini baştan yaptırmış ve ünlü sevgili bulmuş. Bundan beş yıl önce İngiltere'de lotodan 1 milyon pound büyük ikramiye kazanan Jane Park, şimdi de kendini tepeden tırnağa yeniden yarattı. Orta halli bir ailenin 17 yaşında kızıyken bir anda loto sayesinde kendini hayallerinin ötesinde bir hayatın içinde bulan Park, 50 bin pound harcayarak yeni bir görünüme sahip oldu. Zaten uzun süredir dudaklarını dolgunlaştırmak için botoks yaptıran genç kadın, son olarak göğüslerini yeniletti, dişlerini yaptırdı ve kalça kaldırma operasyonu geçirdi. Şu anda 21 yaşında olan Jane Park, bir süre önce kendine yeni bir sevgili de buldu. Park, Dundee takımında top koşturan Jordan Piggott ile aşk yaşıyor. 1- 2- 3- 4- Sevgilisi 5- Lotoyu kazandığı eski hali 6- Yeni hali 7- 8- 9-"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mabel-matiz-kendisine-homofobik-yaklasan-kiza-oyle-bir-cevap-verdi-ki/", "text": "İşte Mabel Matiz'in bu paylaşıma cevabı: Merhabalar. bugün canımı sıkan bir şeyden bahsetmek istiyorum. yukarıdaki post, dünkü hz. mevlana ziyaretimiz sırasında, türbe kapısı önünde, kibarca benle fotoğraf çekilmek istediğini belirten iki genç arkadaşımdan birine ait. birlikte çekildiğimiz fotoğrafımızı bu metinle paylaşmış. yer bildirimi ve hashtag yapmayı da ihmal etmemiş. bir başka dinleyicimin yorumu sayesinde farkettim. tuhaf hissettirdi. çocukluğumdan başlayıp şimdinin youtube yorumlarının yarısından fazlasını kaplayan bu tavır beni hiiiç şaşırtmadı aslına bakarsanız, alışığım her türlüsüne, sevgiye de sevgisizlik ürünü her türlü içeriğin tillahına da. ama dün bulunduğumuz yerin özelinde düşündüğümde fazla düşüncesiz, kalpsiz ve tutarsız buldum bu hali. belki çok uzun süredir ilk defa içim cız etti. ben de buraya bir not düşmek istedim. şu konuda bir anlaşalım istiyorum artık sevgili arkadaşlar: top! tüfek! ibne! dönme! ve benzeri hitap şekilleriyle insanları, beni, yaralayamazsınız; bu kelimeler benim için herhangi bir hakaret / aşağılama / alay / ötekileştirme hissi asla asla asla içermiyor, içeremez. üzüntüm de şunla ilgili zaten: isterim ki sizin için de içermesinler. isterim ki öncelikle kendi benliğinizi sevip ona saygı duyun. isterim ki dünyadaki yerinizi bulmak için daha faydalı kelimeler kullanın. isterim ki hep bir sorunuz olsun. isterim ki size ait olmayan ezbere bilgilerle yürümeyin. isterim ki sevginin karşısında diliniz de kalbiniz gibi tertemiz kalsın. isterim ki bilerek konuşun. isterim ki mevlana'nın kapısına neden gittiğinizi bilerek gidin. isterim ki güzel olduğunu düşündüğünüz şarkılar varsa orada ne konuşulduğunu biraz olsun hissedin. isterim ki kadın ya da erkek ya da herhangi bir kimlik ile herkes tek başına şapşahane bir birey olabilsin. isterim ki bu cümleler bir işe yarasın. isterim ki şarkılar şiirler kalbinize değsin. çoğumuzun gözü bağlı şekilde sabah akşam ben! ben! ben! diye şuursuzca bağırıp durduğu bu yeni çağ ortamında çok mu şey istiyorum? bilmiyorum. bu aralar instagram'dan da çok sıkılıyorum. söyleyeceklerim bu kadar. sevgiyle."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mabel-matiz-roportaji/", "text": "Mabel Matiz son zamanların en hızlı yükselen şarkıcılarından biri, son albümündeki GEL parçası ile de oldukça büyük bir kitleye ulaştı. Mabel Matiz'in isminin nereden geldiğinden Mabel kimleri dinlere kadar hoş bir röportaj gerçekleştirdik. Mabel, Kumral Ada Mavi Tuna isimli kitapta Tuna karakterinin takma adı. Nereden geldi aklınıza böyle bir isimle çıkmak? Arkadaşlar arasında kullandığımız bir seslenme biçimi idi ve bir şekilde bana yapışmıştı. Bu yüzden müziğimi / şarkılarımı da aynı isimle yayınladım. Şekil olsun diye değil, benimsediğim ve yakıştırdığım için. Diş hekimliği ve müzik iki ayrı alan. Müziği tercih etmeniz daha doğrusu müzik ile serüveniniz nasıl başladı? Çocukluğumdan beri şarkı söylüyorum. Lisede edindiğim bir gitar ve üniversite yıllarında buluştuğum diğer müzisyen arkadaşlarım bu süreci biraz daha keskinleştirdi. Akabinde kendi şarkılarımı yazmaya başladım. Peki şarkıların ilham kaynağı nedir, ne zaman ve nasıl çıkıyor bu sözler? Her şey ilham kaynağı olabilir, her şey üzerine şarkı yazılabilir gibi geliyor bana. Yeter ki canımı sıksın; kafama soru işaretleri, ünlemler taksın. Mabel Matiz kimleri dinler? Yıldız Tilbe, Nazan Öncel, Yeni Türkü, Marissa Nadler, Grizzly Bear, Koop, MGMT, Cure, Doors, Midlake, Ceylan Ertem, Zeki Müren, Sezen Aksu, MFÖ, Fikret Kızılok, Kostas Pavlidis, Saltuk Erginer, Seni Görmem İmkansız, 60'lar, 90'lar, ülke müzikleri ve daha pek çok şey."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mac-izlemek-isteyen-arkadasina-koltuk-degnegini-veren-guzel-kalpli-cocuk/", "text": "Doğuştan bir bacağı olmayan ama koca yürekli bir çocuğun hikayesi bu. Arjantin Milli Takımı'nın maçını izlemeye gitti ve en sevdiği futbolcu olan Milito'yu da yakından gördüğü için mutluydu. Ama bu hikayede bir de arkadaşı vardı ki o arkadaşı maçı boyundan dolayı izleyemiyordu. O anda 10 yaşındaki Santiago Fretes'in aklına bir şey geldi ve değneklerinden birini arkadaşına verdi. Önce aljazeera tarafında hazırlanan bu videoyu izleyelim sonra da çocuktan dinleyelim: Santiago Frites Arjantinli Kral Çocuk paylaşan: thegeyik Milito'yu izliyordum ve arkadaşım duvara yetişemiyordu, görmek için zıplıyordu. Bu yüzden fazladan koltuk değneğimi ona ödünç verdim ki o da çıksın. Ben her zaman böyle çıkıyorum. Bu harika fotoğraftan sonra dünya gündemine oturan çocuk için Milito da seferber oldu ve güzel bir gün geçirmesini sağladı. Hem bu güzel kalpli çocuğa hem de Milito'ya teşekkürler insanlığa inancımızı tazeledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/macar-kadin-kameramanin-celme-taktigi-multeci-aslinda-kim/", "text": "Viral olan bir video vardı geçtiğimiz günlerde hatırlarsanız. Macar kameraman kucağında çocuk olan bir mülteciye çelme çakıyor ve ikisini de düşürüyordu. İşte o videodaki adam vatanından ayrılmak zorunda kalmadan önce 2 kez şampiyonluk yaşamış Suriye'nin köklü kulüplerinden Al-Fotuwa SC'de antrenörlük yapıyordu. Suriye futbolunun ünlü isimlerinden biri olan bu kişi Osama Al-Ghabad. Ne yazık ki Suriye karışınca önce işkence görüyor sonra evine geldiğinde her şey onun için kötü gitmeye başlıyordu. Sonrasında da ülke ışid kontrolüne geçince çareyi Avrupa'ya göç etmekte bulmuştu ki başına bunlar geldi. Mülteci sorunu hem Türkiye'nin hem de Avrupa'nın önümüzdeki yıllarda en büyük meselelerinden biri olacağa benziyor. Yerlerinden yurtlarından edilen Suriyeliler Avrupa'da çok da hoş karşılanmıyor. Tabii ki belli başlı iyi insanlar var ama genelde kötülüklerle dolu bir yer bu dünya. Oysa aşağıdaki güzel fotoğrafın çekildiği gün çok eski değil. Dualarımız, iyi dileklerimiz onlarla, bu fotoğraftaki gibi gülebilsinler tekrar! Kynk: Human of the Refuge"} {"url": "https://www.thegeyik.com/madde-madde-yerli-otomobilin-ozellikleri/", "text": "Türkiye'nin 'yerli ve milli' otomobili Gebze'deki Bilişim Vadisi'nde tanıtıldı. Otomobilin özellikleri şu şekilde: -200 beygir ve 400 beygir seçenekleri var -500 kilometre menzile sahip ve 30 dakikadan az zamanda tam şarj edilebiliyor -Aracın bataryası Türkiye'de TOGG tarafından yerli ve milli olarak üretilecek -Elektrikli otomobilin üretimi 5 modelde yılda 175 bin adet olacak. Aracın üretiminde firmaya gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, personel desteği ile faiz ve kar payı desteği verilecek. Tesisin öngörülen toplam sabit yatırım tutarı 22 milyar TL olarak belirlendi. Yatırımın süresi ise başlangıç tarihi olan 30 Ekim 2019'dan itibaren 13 yıl olacak. Diğer özellikleri: Üç kollu deri kaplı etli direksiyon simidi Sürücü odaklı kokpit tasarımı Mavi LED iç aydınlatma ışıkları Deri döşeme koltuklar Küçük ve ergonomik tasarlanmış metal kumanda kolu Kapı içlerine yerleştirilmiş geniş hoparlör, gelişmiş müzik sistemi 10 inç ve üstü ebatlı sınıfının en geniş dokunmatik bilgi ekranı Geniş gösterge tablosu ve ikinci bilgi ekranı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/madrid-belediyesinden-erkeklere-yayilarak-oturmayi-kes/", "text": "İspanya'nın başkenti Madrid'de belediye, erkeklerin halk otobüslerinde kadınları rahatsız edecek şekilde 'yayılarak oturmasını' engellemek için araçlara ikaz levhaları koyma kararı aldı. İspanya'nın başkenti Madrid'de belediye, erkeklerin halk otobüslerinde kadınları rahatsız edecek şekilde 'yayılarak oturmasını' engellemek için araçlara ikaz levhaları koyma kararı verdi. Karar gelecek hafta başında itibaren geçerli olacak. Podemos Partisi ise ikaz levhalarının sadece otobüslere değil bütün toplu taşıma araçlarına koyulması için kent meclisine önerge verdi. Publico'nun haberine göre Madrid Kent Konseyi Cinsiyet ve Çeşitlilik Politikaları'ndan Celia Mayer, erkeklerin yayılarak oturmasını ve bu şekilde yanlarında oturan kadın yolcuları rahatsız etmelerini önlemek için belediye otobüslerine ikaz levhası koyma kararının feminist grup Mikrorrelatos Feministasın konuyla ilgili düzenlediği imza kampanyasının ardından alındığını söyledi. ERKEKLERİN YAYILMADIĞI MADRİD KAMPANYASI Podemos Partisi, sosyal medyada #MadridSinManspreading etiketiyle bir kampanya başlatarak ikaz levhalarının sadece otobüslere değil metro, şehirler arası otobüs ve yakın mesafeli trenlere de koyulması talebiyle de kent meclisini önerge sundu. Benzer bir kampanya daha önce de New York metrosunda yapılmıştı. AYAKTA YOLCULUK EDERKEN SIRT ÇANTANIZI ÇIKARIN Var olan Sigara içmeyiniz, Koltuğunuzu önceliği olan yolculara veriniz gibi ikazlara ek olarak EMT ayrıca Ayakta yolculuk ederken sırt çantanızı kucağınıza alınız, Telefonla yüksek sesle konuşmayınız, Yüksek sesle müzik dinleyerek kimseyi rahatsız etmeyiniz gibi ikazlar da koyacak. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/makyaj-hilesi-pratik-bilgi/", "text": "Merhaba canım okuyucu; Ben pratik bilgiler, efendime söyliyeyim işinize yarayacak tüyolar gibi yazıları okumaya bayılırım. Bugünde hatun kısmının işine yarayacak tüyoları toparladım 🙂 Hadiin denemesi bedava 🙂 1)Kaşlarınıza şekil vermekte zorlanıyorsanız; temiz ve kuru bir diş fırçasının üzerine saç spreyi sıkıp kaşlarınızı tarayın. 2)Ojenizi sürdükten sonra buzlu suda elinizi iki üç dakika kadar bekletirseniz ojeleriniz çok daha abuk kuruyacaktır. 3)Dudağınızda uçuk çıkacağını fark ettiğinizde, bir pamuğa biraz aseton döküp bir iki dakika uçuk çıkacak bölgede bekletirseniz uçuğun çıkmasını engelleyebilirsiniz. 4)Her gün muz kabuğunun iç kısmyla bir dakika dişlerinizi fırçalarsanız üç hafta içerisinde dişleriniz bembeyaz olacaktır. 5)Ojeden sararan tırnaklarınızı sirkeyle silerseniz tırnaklarınızın rengi açılacaktır. 6)Kirpik kıvırıcınızın daha etkili olmasını istiyorsanız, otuz saniye kadar fön tuttuktan sonra kirpiklerinizi kıvırın. 7)Göz altı kapatıcınız çizgilerinize doluyorsa, sürdükten sonra üzerinden ince yapılı bir pudra ile geçerseniz kapatıcı sabitlenecek ve çizgilere dolmayacaktır. 8)Göz makyajınızı yapmadan önce kirpiklerinizin üzerinden de pudra ile geçip rimel sürerseniz kirpikleriniz çok daha dolgun görünecektir. 9)Toz makyaj ürünleriniz parçalandıysa bir kaç damla alkol damlatıp kaşıkla sıkıştırarak tekrar kullanabilirsiniz. 10)Saçlarınızdaki beyazları kapatmak istiyorsanız; saçınızla aynı renk tonunda rimeli saç tellerine sürün, kuruması için 1-2 dakika bekleyin. 11)En çok kullanmak istediğiniz ojeniz çok az kaldıysa ve yetmeyeceğini düşünüyorsanız, miktarını artırmak için oje şişesinin içine beyaz oje ekleyip iyice karıştırın. Yeni ve çok ojenizi sürebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/makyaj-ile-guzellesen-kadinlar/", "text": "Günümüzde 7 den 77 ye kadınların ellerinden düşürmediği en güçlü silahlardan biri olan makyajın etkileri her zaman erkekler için sürprize açık bir ihtimal olmaya devam ediyor. Her geçen gün kullanımı daha da profesyonelce olan makyaj, erkekleri seçim yaparken oldukça zor durumlarda bırakmayı başarabiliyor. Makyaj konusunda master seviyesine ulaşabilmiş bu kızlar ise, karşı cins için toplanıp üzerinde konuşulmaya aday nitelikte bir konu değeri taşıyor. 1- Shannon Taylor 2- Em Ford 3- VIcky Logan 4- Cassandra Bankson 5- Arax 6- SIerra Furtado 7- Courtney Pollock 8- Megan 9- Chelsea Mora 10- Nadoosh 11- Crystal ValentIne 12- ElaIne Mokk 13- Shannon Davey 14- StephanIe Lange 15- RavInder Osahn 16- AngIe HarrIs 17- Lee FIgueroa BONUS Lauren CurtIs"} {"url": "https://www.thegeyik.com/makyaj-uzmanlarindan-makyaj-hileleri/", "text": "Güzel görünmek için makyaja ihtiyacınız yok elbette, bu hepimizin bildiği bir gerçek! Ama bazı ufak teknikler ve hilelerle çok daha güzel görünebilirsiniz. Hile pek hoş kelime değil ama gavurlar buna tricks diyor. Neyse susuyorum ve Makyaj uzmanlarından 9 makyaj hilesi makalesini sizinle paylaşıyorum. Makyaj Hileleri SHELBY STERRETT, SAN DIEGO Defalarca denediğim bir yöntem: Göz veya dudak kalemini uygularken dirseklerinizi mutlaka rahat edecek bir yere -örneğin masaya- yaslayın ki daha rahat ve doğru sürebilesiniz. RICKI GURTMAN MORGAN VILLE, NJ Makyajı abartmamaya dikkat edin: Önce arka fondan başlayın. Fondöteninizi kullanın. Göz makyajına geçmeden allık ve rujunuzu sürün. Böylece yüzünüz daha parlak görünecek ve az bir gölgelendirme yeterli olacak. Göz kalemi ve maskarada aşırıya kaçmayacaksınız. TIA HEBRON, SANDY SPRINGS, GA Kaş pudrası kullanıyor musunuz bilmiyorum ama ne kadar doğal görünse de etkisi uzun süreli değildir. Kalıcı bir etki için ilk olarak kaş kalemini açın ve parçalarını pudranın içine atın. Böylece kalemin kalıcı balmumu etkisiyle pudranız uygulayacağınız yere yapışacak ve uzun süreli etki sağlayacaktır. KIMBERLY SOANE, NYC Size oldukça faydalı bir tavsiyede bulunayım. Sıcak su, ince kirpiklerin bükülme özelliğini arttırır ve kopmasını engeller. Bu sebeple kirpik kıvırıcısını banyodan hemen sonra kullanın. BOBBI BROWN Kapatıcıyı nerede kullanıyorsunuz? Makyajda kapatıcınızı sadece gözaltı morluklarınıza değil, kirpik çizgisine olabildiğince yakın şekilde, göz çukurlarına ve burun etraflarına da hafifçe sürün. SHERRI HUBNER, SNOQUALMIE, WA Doğal bir makyaja sahip olmak için: Fondöteni elinize alıp avuç içlerinizi 1 dakika kadar ovalayın. Sonra alın,burun, yanak ve çene bölgesine fondöteni iyice uygulayın. Ilık uygulamayla daha doğal bir makyaja sahip olacağınızdan da emin olun. TANYA MILLET, VİCTORVILLE, CA Kirpikler makyaj için oldukça önemli. Uzun ve yoğun kirpikler için, ikili maskara kullanın. Önce, içindeki kremle kirpiklerinize hacim veren volume maskarayı kirpik başlangıcından başlayarak sürün. Biraz kuruması için bekleyin ve daha sonra içindeki jel ile kirpiklerinizin kıvırcıklaşmasını önleyen uzatıcı maskarayı uygulayın. WENDY GLICK, CHICAGO Akşam dışarı güzel bir partiye çıktınız ama rujunuzu yanınıza almayı unuttuysanız endişelenmeyin. Dudak kreminden bir parça alıp, pembe pudra veya fara bastırın ve dudağınıza uygulayın. Rujunuz daha parlak ve kalıcı olacaktır. ELLICE SCHWAB, NYC 'Etkileyici bakışlar mı istiyorsunuz? Öyleyse kirpik çizgisiyle göz kapağı arasında boşluk olmamasına dikkat edin. Önce toz şeklindeki farı veya göz kaleminizi uygulayın. Daha sonra kirpik çizgisine olabildiğince yakın şekilde, göz kapağını kaldırın ve göz kalemiyle hafif vuruşlar yapın. Böylece gözlerinize ve kirpiklerinize anlam katmış olursunuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/makyajin-gucunu-kanitlayan-14-oncesi-sonrasi-fotograf/", "text": "Makyajın ve makyaj tekniklerinin sosyal medya ile birlikte son zamanlarda popülerliğinin daha fazla arttığı aşikar. Peki makyaja neden bu kadar ihtiyaç duyulur? Birçok türü olan makyajın en basitinden cildin kusurlarını gizlemesi nedeniyle kendine güveni artırdığı araştırmalar tarafından ortaya konmuştur. Fakat şunu unutmayın ki, size özgüven veren makyaj ile doğal güzelliğinizi ardına saklayan makyaj arasında ince bir çizgi vardır. Ünlü bir güzellik uzmanı olan Nikkie , Nikkie Tutorials kanalında Makyajın Gücü' adlı bir video yayınladı ve yüzünün tek bir tarafına makyaj yaparak iki taraf arasındaki farkı abonelerine gösterdi. Daha sonra birçok Youtube kullanıcısı öncesi sonrası ile yüzlerinin makyajlı ve makyajsız olarak çekilmiş fotoğraflarını yüklemeye başladılar. İşte o abonelerden gelen fotoğraflardan bazıları. #1 #2 #3 #4 #5 #6 #7 #8 #9 #10 #11 #12 #13 #14 Nikkie'nin videosunu izlemek isteyenler için:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/makyajli-halini-tanimanizin-imkansiz-oldugu-20-oyuncu/", "text": "Makyajın bir sanat olduğu görüşündeydik zaten de film endüstrisi bu sanatı her geçen yıl daha da ileri götürerekl bizi şaşırtıyor. Bu filmlerden bazıları daha eski tarihe ait ama fark edeceksiniz makyajlar harika ve aktörü tanımayı imkanısz kılıyor. Arada Walking Dead'in güzelini ve zombi halini görünce içiniz gitse de bizce Brightside.me tarafından seçilen bu oyunculardan oluşan liste harika olmuş. FİLM MAKYAJLARIYLA EFSANELEŞEN ÜNLÜLER 1- Tilda Swinton The Grand Budapest Hotel, 2014 2- Jared Leto Dallas Buyers Club, 2013 3- Steve Carell Foxcatcher, 2014 4- Daveigh Chase The Ring, 2002 5- John Travolta Hairspray, 2007 6- Meryl Streep Into the Woods, 2014 7- Maiwenn Le Besco The Fifth Element, 1997 8- Naomi Grossman American Horror Story, 2012 9- Gary Oldman Dracula, 1992 10- Robert Englud A Nightmare on Elm Street, 1984 11- Tom Cruise Tropic Thunder, 2008 12- Robert Downey Jr Tropic Thunder, 2008 13- Ralp Fiennes Harry Potter, 2005 2011 14- Emma Thompson Nanny McPhee, 2005 15- Brad Pitt The Curious Case of Benjamin Button, 2008 16- Christopher Walken Sleepy Hollow, 1999 17- Robert De Niro Frankenstein, 1994 18- Jim Carrey Lemony Snicket's A Series of Unfortunate Events, 2004 19- Ksan Angelovich The Walking Dead, 2010 20- James McAvoy -The Chronicles of Narnia, 2005"} {"url": "https://www.thegeyik.com/makyajsiz-halleriyle-poz-veren-son-zamanlarin-populer-isimleri/", "text": "Filmlerde, kliplerde ya da magazin dergilerinin kapaklarında her daim full makyajlı olarak karşımıza çıkan ünlü isimler; kimi zamansa bununla yetinmeyip photoshoptan dahi yardım alıyor. Ancak isimlerin her daim bu denli mükemmel göründüklerine inanmak gerçekten de güç. Kimi zaman uzun bir günün yorgunluğu, kimi zamansa sıradan bir günde ev haliyle görüntülenen ve bu halleriyle senden benden pek de farkı kalmayan ünlülerin en normal fotoğraflarını sizler için sıraladık... 1# Gigi Hadid 2# Jennifer Lopez 3# Lorde 4# Lena Headey 5# Cara Delevingne 6# Zoe Saldana 7# Gwyneth Paltrow 8# Ellen Page 9# Adele 10# Halle Berry 11# Anne Hathaway 12# Sophie Turner 13# Sofia Vergara 14# Milla Jovovich 15# Emma Watson 16# Alicia Keys 17# Cameron Diaz 18# Drew Barrymore 19# Zooey Deschanel 20# Shakira 21# Jennifer Aniston 22# Emma Stone 23# Gal Gadot 24# Lady Gaga 25# Emilia Clarke 26# Liv Tyler"} {"url": "https://www.thegeyik.com/makyajsizken-bile-mukemmel-gorunmenizi-saglayacak-10-basit-ipucu/", "text": "Son dönemin yükselen moda trendi makyaj yapmadan sokağa çıkma kadınlar arasında giderek yaygınlaşsa da makyaj yapmadan nasıl mükemel görünebilirim? sorusunu beraberinde getiriyor. Ancak bu sorunun cevabı oldukça basit. Bazı güzellik kurallarına uymak, yüzünüzde herhangi bir ürün kullanmadan harika görünmenizi sağlayabilir. Nasıl mı? Hadi gelin, hep birlikte bakalım. İşte Makyajsızken Bile Mükemmel Görünmenizi Sağlayacak 10 Basit İpucu; 1# Kaşlarınız mükemmel görünsün Makyajsız bir yüz üzerinde, kaşlar kaçınılmaz olarak dikkati çeken bir merkez haline gelir. Yüz şekliniz göre kaşlarınızı şekillendirin. Gerekirse, kaşlarınızı boyayla veya kına ile renklendirin. Rengi seçerken saç renginize uyduğundan emin olun. Kalın kaşlarla doğmadıysanız, günlük olarak kaşlarınızın içine hintyağı ve A vitamini karışımı uygulayın. Birkaç hafta sonra, kaşlarınızın inanılmaz dönüşümünü fark edeceksiniz. 2# Gözlerinizi vurgulayın Bakışınızı daha geniş yapmak için, kirpiklerinizi bir kirpik bigudi ile kıvırın ya da onlara şeffaf jel uygulayın. Hatta daha da ileri gidebilir, bunun için takma kirpik kullanabilirsiniz. Gözlerinin altında koyu renkli dairelerden kurtulun. Diyetinizi yeniden düşünerek başlayın. Koyu halkalar, vücudunuzdaki demir veya B vitamin eksikliğinin bir sonucudur. Beyazlatıcı efektli olan veya retinollü göz kremlerini seçin. 3# Dişlerini beyazlatın Parlak bir gülümseme, herhangi bir görüntüye 100 puan ekler. Bu nedenle, hiçbir şeyin çekici görünmesini engelleyen bir şey olmadığından emin olun. Özellikle kahve ya da şarap içtikten sonra beyazlatıcı diş macunu kullanın. Ancak, diş macunu oldukça sert olabileceğinden onu aşırı kullanmamayı unutmayın. Dişleriniz tabiatı gereği gri veya sarı ise, onları profesyonelce beyazlatın. 4# Dudaklarınızı ihmal etmeyin Beslenme, nemlendirme ve ölü hücrelerden arındırma yalnızca yüzünüz için değil aynı zamanda dudaklarınız için de önemlidir. Dudaklarınızı kimi zaman zeytinyağı kimi zaman da doğal başka bir yağ ile nemlendirin. Haftada bir kez dudaklarınıza yumuşak bir diş fırçası veya parmaklarınızla masaj yapıp, nemlendirin. 5# Saçlarınıza dikkat edin Donuk saç rengi ve uzun zaman önce yapılan bir saç kesimi, makyajsız bir yüz için gerçekten yararlı değildir. Basit saç stilleri ve doğal renkleri seçin, çünkü zor seçimler doğal bir görünüm ile uyumsuz olacaktır. Kırık saç uçlarınızın düzenli olarak kesilmesini sağlayın, ısı korumalı ürünler kullanın ve saç şekillendirici ürünlerle denize girmeyin. Hindistan cevizi yağı saçınıza parlaklık katabilir. Aynı zamanda kepek, kuruluk ve diğer sorunlarla mücadele etmeye yardımcı olur. Saçlarınızı haşlanmış bitki özleri ile durulamak saçlarınızı daha parlak yapacaktır. 6# Güneş kremlerini ihmal etmeyin Ultraviyole ışınlar, erken yaşta oluşan kırışıklıkları ve yaşlanmanın hoş olmayan diğer etkilerini arttırır. Ayrıca cilt kanserine yol açabilir. Bu nedenle, güneş koruma faktörlü ürünler sadece sahilde değil yıl boyunca kullanılmalıdır. 7# Cildinize odaklanın Dermatoloji uzmanları cildin günde iki kereden fazla yıkanmamasını tavsiye etmektedir. Sabahları temizleme sütü, losyon veya bir buz küpü ile yüzü yıkamak; haftada bir kez cilt maskesi uygulamak cildiniz için en faydalı yöntemdir. Cildi ovalamak ya da sert davranmak derinizin pul pul dökülmesine neden olmaktadır. 8# Her zaman uykunuzu alın Doğru uyku (en az 7-9 saat) cildinizi kusursuz durumda tutmak ve genel olarak sağlıklı olmak için gereklidir. Gece yarısından sonra vücut güzellik hormonu olarak isimlendirilen melatonin üretmeye başladığı için 11'e kadar yatmak çok önemlidir. Olası erken kırışıklıkların azaltmak için sırt üstü yatmaya çalışın. 9# Diyetinizi gözden geçirin Çalışmalar cildimizin durumu ile yediğimiz yiyecek arasındaki doğrudan bağlantıyı onaylamaktadır. Yağlı deniz balıkları, bitkisel yağlar, tohumlar ve fındık en önemli gıdalar arasındadır. Yağ asitleri, E vitamini, karoten ve süt ürünleri vücut sağlımız için olmazsa olmazdır. 10# Kendi renginizi bulun Kıyafetinizin rengini doğru bir şekilde seçmek; cildinizin tonunu düzeltmenize, kusurları gizlemenize ve görünümünüzü daha etkili kılmanıza yardımcı olacaktır. Makyajsız cilt daha açık görünür ve bu yüzden aşırı koyu ve soğuk tonları seçerek durumu daha da kötüleştirmemeniz çok önemlidir. Beyaz da en iyi seçenek değildir. Beyaz yerine tercih edilecek en iyi renkler saf parlak renklerdir: mavi, turkuaz, zümrüt, şeftali."} {"url": "https://www.thegeyik.com/malatyadaki-altin-kaplamali-binanin-bu-kadar-da-olmaz-dedirten-fotograflari/", "text": "Malatya'da büyük bir bölümü altın kaplama olan apartman görenleri hayrete düşürüyor. Altının değerinin her geçen gün arttığı bu günlerde Malatya'da yüzde 70'i altın kaplama olan 4 katlı apartman tüm dikkatleri üzerine çekiyor. 24 ayar altın ile kaplanan bina 24 milyon TL'ye mal oldu. Malatya'da büyük bir bölümü altın kaplama olan apartman görenleri hayrete düşürüyor. Altının değerinin her geçen gün arttığı bu günlerde Malatya'da yüzde 70'i altın kaplama olan 4 katlı apartman tüm dikkatleri üzerine çekiyor. Hacı Abdi Mahallesi'ndeki mimari Doğu Anadolu'da tek, Türkiye genelinde ise nadir örnekleri bulunan özellikler taşıyor. Görenlerin 'saray' diye adlandırdığı apartmanın her dairesinde musluklar ve kapı kulpları 24 ayar altın kaplamadan oluşuyor. Duvar süslemeleri ve mobilyaları da altın varaktan olan yapıdaki işlemlerde bir ressam titizliğiyle çalışılmış olması ise görenlerin ağzını açık bırakıyor. İçindeki eşyalardan dekorasyonuna kadar her şeyi el yapımı olan mimaride diğer yapılardan 100 kat daha pahalı ve dayanıklı malzeme kullanıldı. FİYATI DUDAK UÇUKLATIYOR Toplam 24 milyon TL'ye mal olan apartmanın dubleks dairesinde oturmak isteyenlerin 4.5 milyon TL'yi gözden çıkarması gerekirken standart daireler ise 3 milyon TL'den satışa sunuluyor. ÖZEL BİR GÜVENLİK SİSTEMİ İLE KORUNUYOR Yapıyla ilgili açıklamalarda bulunan şirket sorumlusu Özgür Şahin, mimaride kullanılan malzemenin çok hassas ve ince malzemeden yapıldığını belirterek malzemelerin yurt dışından getirildiğini söyledi. Şahin, Dış cephe tamamen bir saray edasında. Tavan ve duvar işlemleri altın yaldızlıdır. Mimaride kapı kolları ve musluklarda 24 ayar altın kaplama kullanılmış olup, mobilyalar altın yaprak ile işlenmiştir. Süslemelerde ise altın yaldız ve kristaller kullanılmıştır. Çelik kapılar özel güvenlikle tasarlanmıştır. Kapılarda parmak okuma sistemi mevcuttur. Özel bir güvenlik sistemi ile korunmaktadır diye konuştu. 4 yılda bitirilen ve mimarisiyle sarayları andıran apartmanın yeni sahiplerinin veya sahibinin kim olacağı ise merak konusu. Malatya'daki Altın Kaplamalı Binanın Bu Kadar da Olmaz Dedirten Fotoğrafları Malatya'da büyük bir bölümü altın kaplama olan apartman görenleri hayrete düşürüyor. Altının değerinin her geçen gün arttığı bu günlerde Malatya'da yüzde 70'i altın kaplama olan 4 katlı apartman tüm dikkatleri üzerine çekiyor. 24 ayar altın ile kaplanan bina 24 milyon TL'ye mal oldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/man-adasinin-3-bacakli-sarmal-bayraginin-sirri-gamali-hac/", "text": "Yapılan açıklamalarla bir anda gündeme oturan Man Adası'nın bayrağında, üçlü sarmal şeklinde bacaklar var. Bu bayrak, eski çağlarda kullanılan gamalı haçların devamı niteliğinde. Britanya ile İrlanda adaları arasında bulunan 572 kilometrekarelik küçük ada Man Adası ilginç bayrağıyla dikkat çekiyor. Man Adası bayrağı ve devlet arması bir üçgen şekilini alan üç bacak var. Bu üç bacaklı şekille ilgili birçok yerel efsane anlatılıyor. BİRLEŞİK KRALLIK'IN PARÇASI Ada'da kalıcı ilk yerleşimi kuranlar Keltler olmuş, ada 1079'da ise Vikingler'in kontrolüne geçmişti. 1266'da İskoçya'nın denetimine giren ada 1764'te Birleşik Krallık'ın kontrolüne girmiş ancak ülkenin bir parçası haline getirilmemişti. MAN'IN İLGİNÇ BAYRAĞI Adanın bugün kullanılan bayrağında üçlü sarmal şeklinde bacaklar bulunuyor. Bu bacaklar hem zırhın içinde, hem de altın mahmuzları var. Britannica Ansiklopedisi'ne göre bu bayrak, eski çağlarda kullanılan gamalı haçların bir devamı niteliğinde. Gamalı haçı sıklıkla kullanan İskandinavların bu simgeyi Mann Adası'na da getirmiş olabileceği düşünülüyor. Bayrak 1929'da resmen ülke bayrağı olarak kabul edilmişti. Ada'da Manskça denen yerel bir dil konuşulurdu. Ana dili olan Manskça olan son kişi 1970'te yaşamını yitirse de dili tekrardan yaymak için çalışmalar yürütülüyor. 2001 yılında Manskça eğitim veren ilk ilkokul açıldı. haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/marina-abramovic/", "text": "Sergilediği performanslarla gösteri sanatına farklı bir bakış açısını getiren Marina Abramovic'in yıllar sonra terk ettiği sanatçı sevgilisi Ulay ile görüşme anını sizlerle paylaşmıştık ve yoğun ilgi görmüştü. Video için tıklayın. Şimdilerde Marina Abramovic: In Residence isimli gösterisiyle sahnede olan Marina Abramovic'in ise bambaşka bir planı var. O kendini ölümüne hazırlanıyor. Yazar Susan Sontag'ın ölümünün ardından 2004'ten beri kendini ölüme hazırlıyor. Ve ölümünün son performansı olması için tüm hazırlıkları yapmış. O gün sahnede Antony Hegarty olacak ve müzikleriyle gösteriyi yönlendirecek. Sahnede 3 Marina olacak, tek bedeni olduğu için diğer iki tabut boş olacak ama kimse hangisinde olduğunu bilmeyecek. Belgrad, Amsterdam ve New York, yani Marina'nın en çok yaşadığı 3 şehre gömülecek bu tabutlar. Hangisi gerçek mezarı olacak bunu duyurmak istemiyor. Peki cenazeye yani son gösteriye katılanlar ne giyecek, bu konuda da renklerin özgürlüğünden yana kullanmış tercihini Marina, renk renk giyinilmesini istiyor. Her şeyin bir gösteri gibi düzenli olmasını planlıyor. Marina Abramovic'in ölüm hakkındaki düşüncesi ise oldukça cesur: 'bir sanatçı bilinçli olarak ve korkusuzca ölmeli'"} {"url": "https://www.thegeyik.com/markafoni-kapandi/", "text": "Türkiye'de 2008 yılından beri hizmet veren moda ve alışveriş sitesi Markafoni, bugün web sitelerinde yaptıkları duyuruyla kapandıklarını açıkladı Sitenin ilk mesajı blog'unda yayımlandı ve işletmenin sürdürülebilirliğini sağlayacak oranda karlılık sağlanamadığı belirtilirken, bu tür bir iş modeli için zorlu olan ekonomik ortamın sebep olduğuna yer verildi. Dün akşam şirketin bağlı olduğu ana grup Naspers tarafından aktarılan bilgi, bugün kamuoyuna duyuruldu. Sitenin ana sayfadasındaki mesajda ise kapanma tarihi olarak 30 Haziran verildi. Bu tarihe kadar olan sevkiyatlar devam edecek ve standart işleyiş devam edecek. Bir süredir üreticilerle sorunlar yaşadığı bilinen ve satılacağı yönünde dedikodular yapılan şirket, kamuoyunu aşağıdaki mesajla bilgilendirdi ve sorular için web sitesine ve çağrı merkezine yönlendirdi. 10. YILINI GÖREMEDİ 2008 yılında kurulan Markafoni, , giyim, aksesuar, kozmetik, ayakkabı, çanta ve dekorasyon başta olmak üzere pek çok kategoride Türkiye'nin ve dünyanın en ünlü markalarını yüzde 90'a varan özel indirimlerle üyelerine sunuyordu. Markafoni, 2014 yılında Naspers Grubu'nun sahibi olduğu Güney Afrikalı MIH Allegro BV bünyesine dahil oldu. Şirket halen, 129 ülkede faaliyet gösteren, dünyanın en önemli medya ve e-ticaret markalarını bünyesinde bulunduran Naspers Grubu'nun çatısı altında yer alıyor. İŞTE O MESAJ; sabah.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/marketlerin-musteriye-ihtiyaci-olmayan-urunu-satin-aldirirken-kullandigi-taktikler/", "text": "Hemen herkesin başına gelmiştir. Lüks ve çok büyük süper marketlerde yaptığımız alışveriş sonrası evde, gereksiz alım ve harcama yaptığımızı fark ederiz. Kendimize kızarız ama aynı yanılgıya sürekli düşeriz. Bunun nedenlerini, gerçekçi bir bakış açısıyla sorgulamayız. Satış teknikleri bilimsel verilerle gelişti Süpermarkete girdiniz ilk hissettiğiniz yazın serin, kışın sıcak ama asla rahatsız edecek olmayan ısı derecesi ile canlı müzik. Amaç; rahatlamanızı sağlamak. İlk reyon, taze meyve ve sebzedir. Amaç; evin ve ailenizin en temel ihtiyaçlarını karşılamanızı sağlamak. Amaç; gereksiz harcama yapmanız daha kolay, çünkü ev kutsaldır ve ihtiyaçları giderilmiştir. Sonraki reyonlar artık marketin satış hedefleri çerçevesinde sizi yönlendirdiği ve ele geçirebileceği şekilde dizayn ediliyor. Örneğin ; et ürünleri reyonu, hemen yanında baharat reyonu, mangal hatta diğer pişirme araç-gereçleri bulunan reyonlar. Ekmek ve unlu mamüller reyonuna geliyorsunuz, mis gibi taze ekmek kokusu kaplıyor ortalığı. Ama kimse şuna dikkat etmez! Pişirici fırın yoktur, nasıl oluyor da taze ekmek kokusu sürekli oluyor? Yanıtı; taze ekmek kokusu yayan spreylerin kullanılmasıdır. Hemen yan tarafta, kuru ve yaş pasta reyonu ile hazır yemek ve meze reyonunun bulunması asla tesadüf değildir. Amaç; taze ekmek kokusuyla, diğer ürünlerin de taze olduğu güveni müşteriye vermek ve bilinç altına taze ve güzel görünümlü yiyeceklerin albenisini yerleştirmektir. Deterjan ve sabun reyonlarında; yeni yıkanmış çamaşır kokusu veriliyor. Amaç; evin ve çamaşır temizliği kokusunun duyu olarak algılanması ve satış yapılmasıdır. Bir başka tuzaksa, reyonlardaki rafların nasıl kullanıldığıdır. İnsanların göz hizası ve elinin rahat gittiği raflar ekstra masraf açan ve kar marjı en fazla ürünlere ayrılır. Amaç; müşterinin ilk baktığı ve gördüğü şeylere çok dikkat ettiğidir. Rahatlayan, evinin ihtiyacını karşılayan insan bundan sonra diğer ekstralar için hazır hale getirilmesidir. Çocuk ürünleri ve tüketim malları bile, bu mantıkla raflara yerleştirilir. Süt, yumurta gibi taze ve günlük alınan ürünler genelde en son reyonlarda bulunur. Amaç;. onların her şartta zaten alınacak olmasıdır. Ancak onlar bulunana kadar başka şeyler gösterilip müşterinin daha çok alış veriş yapmasının sağlanmasıdır. Kasa kısmına ise sakız, sigara, pil, çikolata, cips, kola gibi müşterinin hızla alıp çıkacağı ürünleri konulur. Amaç; tipik bakkal mantığıdır. Para üstü vermemek ve al-çık mantığıdır. Önlemler: 1- Alışverişe çıkarken muhakkak bütçe hesabı yapılarak çıkılması ve bunu büyük harflerle yazarak elimizde uyarıcı not olarak taşınması. 2- İhtiyaçların tespit edilmesi ve listelenmesi, böylece markette etrafa bakarak tuzaklara düşmeden listedeki bulunan ihtiyaçların alınması. 3- Markete aç olarak gidilmemesi. 4- Alışverişlerin ailece vakit geçirme zamanı olarak görülmemesi ve yapılmaması. 5- Alış-verişin mümkün olduğunca çocukla yapılmaması, çünkü oyalanma süresi ne kadar çok olursa, tuzağa düşmede o kadar çok olacaktır. Ayrıca en kolay tuzağa düşenler çocuklardır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mars-fotograflari/", "text": "Mars'a yolculuk için başvuru yapanlardan biriyseniz kesinlikle Mars'a gönderilen robotların yolladığı fotoğrafları ilgiyle merak ediyorsunuzdur. Ben de takipteyim ama canlarım bu fotoğraflara baktıkça kayaları başka nesnelere benzetenlerdenseniz. Üzgünüm şimdilik pek olumlu cevap yok. Yani aslında Mars yüzeyinde bulunan Barack Obama kafasından, Koca Ayak'a, kertenkelelere kadar hemen hemen her şey sadece kaya olabilir. Biz de hayaller kurduk ama şimdilik hayalkırıklığı var bu konuda. Bunun koca ayak olduğu düşünenler ne yazık ki sadece bir kaya 🙁 E bu da Barack Obama değil ne yazık ki Amerikalı dostlarımız bunun beyzbol sahası olduğunu düşünüyorlar ama cıks Marstaki fil 🙁 olsa ne güzel olurdu Bu da bir tür kertenkeleye benziyor ama o da sadece bir kaya Mars fotoğraflarında görülen ilginç objelerden birisi de bu robot parmağı şeklindeki taş Dünyada barış Mars fotoğraflarında savaş Bu taşlar da trafik ışıklarına benzetilmiş Marslılara ait eski bir uygarlıktan kalma olabileceği düşünülse de şu ana kadar net bir bilgi yok. Tabut ne arar ya Mars'ta Mars yüzeyindeki timsaha benzeyen kaya Marslı parmağı olabilir mi? Emoji Mars'a çıkarma yapmış İnsan yüzü gibi değil mi Mars'ta kuş? Sincap, fare gibi bir kemirgene benziyor. Marslı iskeleti mi yoksa sadece kaya mı? Fotolar: ViralNova"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mars-yuzeyinde-metal-meteor-kesfedildi/", "text": "Bilim insanlarının Mars üzerinden yaptığı çalışmalar son hızla devam ediyor. NASA'nın Kızıl Gezegen'e yolladığı Curiosity uzay aracı gezegen yüzeyinde tamamen metalden oluşan bir meteor keşfetti. Şaşkınlıklarını gizleyemeyen yetkililer, böyle bir meteorun ilk kez keşfedildiğini ifade ettiler. 2012 yılından bu yana Mars yüzeyindeki araştırmalarını sürdüren Curiosity, elde ettiği bilgilerle bilim insanlarını şaşırtmaya devam ediyor. Daha önce gezegen yüzeyinde akan su izleri keşfeden uzay aracı şimdi de keşfettiği meteor ile gündemde. Bulunan metal meteorun eşi benzerinin bulunmadığı açıklanırken, meteorun izlerine ilk olarak 28 Ekim tarihinde rastlandığı ifade edildi. İlk başta erimiş metal kütlesi izlenimi veren meteor daha ChemCam Uzaktan Mikro-Görüntüleme cihazıyla incelenerek nihai sonuca ulaşıldığı bildirildi. NASA'nın yaptığı açıklamada 40 mm genişliğinde olan meteorun tuhaf bir görünümü olduğu ve Egg Rock olarak tanımlanmasının daha doğru olacağı ifade edildi. Arizona Devlet Üniversitesi uzmanları ise yaptığı açıklamada meteorun demir ve nikel alaşımlarından oluştuğunu, bu alaşımların gezegen çekirdeklerinde ve uzun ömürlü pil üretiminde kullanıldığını belirttiler. Uzmanlar bulunan metal meteorun cüce bir gezenden koparak Mars yüzeyine çarpan bir parça olabileceğini, eridikten sonra da bu şekli alabilmiş olabileceğini ifade ettiler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/marsin-mimarisinde-calisacak-ilk-turk-saadet-yuncu/", "text": "Tekirdağ'da yaşayan 24 yaşındaki Yüksek Mimar Saadet Yüncü, Mars gezegeninde mimarlığa dair çalışmalara katılmayı hak kazanan ilk Türk oldu. Yüncü; dünyanın en kapsamlı uluslararası mimarlık okulu olma özelliğini taşıyan İngiltere'nin The Architectural Association, AA School'u tarafından Mars gezegenine en yakın yapıya sahip olan Ürdün'de düzenlenen araştırma ve tasarım atölyesine seçildi. Araştırma ekibine 10 kişinin seçildiğini söyleyen Yüncü, Bu benim için onur verici bir durum dedi. Projeye kabul edildikten sonra Ürdün'e gittiklerini vurgulayan Yüncü, Mars gezegeninde nasıl yapı yapabiliriz? Hangi mimari etkinlikleri kullanabiliriz? Bunlar üzerine çalıştık. Mars'a benzerlik göstermesi adına bir takım araştırmalar yaptık. Ürdün'ün seçilmesinin sebebi ise Wadi Rum Çölü'nün dünyada Mars'a benzerlik gösteren tek yer olması diye konuştu. Araştırma çalışmalarında NASA bilim adamlarıyla telekonferans görüşmeleri yaptıklarını anlatan Yüncü, şunları kaydetti: Rob Mueller gibi bilim adamları Mars gezegeninin birtakım özelliklerini aktardı. Bunlar üzerinden Ürdün'de araştırmalar yaptık. Bulduğumuz bulutlar ve dokularla mimari tasarım kavramlarını araştırdık ve mimari tasarım spekülasyonları geliştirdik.. BİLİMİ TAKİP ETMEYİ BIRAKMAYIN LÜTFEN Uluslararası projelerde görev almaktan çok mutluyum, dünya gelişiyor benim gibi başka Türk öğrencilerin de bu alanlarda görev almasını çok isterim, bilimi takip etmeyi bırakmayın lütfen. AKADEMİK KARİYERİNİ DE SÜRDÜRÜYOR Yüksek Mimar Saadet Yüncü, Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü öğrencilerine, Mimari Tasarım 1 ve Mimari Tasarım 2 derslerini vererek bilgilerini aktarıyor. Yüncü aynı zamanda dışarıdan da mimari projeler gerçekleştiriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/marvel-film-takvimi-2016dan-2020ye-kadar-tum-tarihler/", "text": "Marvel vs DC Comics çekişmesinde benim için her zaman birinci sırada Marvel oldu. Tabi bunun en önemli sebeplerinden biri İskandinavların kudretli tanrısı Thor'u Marvel evreninde görüyor olmamız. Canım Thor! Madem öyle biz de gönüllerin birincisi olan Marvel Cinematic Universe'in tüm kesinleşen filmlerini bir listede toplayalım dedik. Size de kolaylık olsun diye filmlerin posterlerini ekledik; posteri de yoksa fanmade falan bir şeyler bulup buluşturduk ekledik. Haydi o zaman başlıyoruz! 1- Captain America: Civil War (6 Mayıs 2016) Film her ne kadar Kahramanların Savaşı olarak çevrilse de Türk sinemalarına bizim için tam bir İç Savaş! Avengers: Age of Ultron filminde Sokovia kentinin yok oluşu bu filmde kahramanlarımızın yüzüne vurulmuş ve imzalamaları için önlerinde bir anlaşma dayatılmıştı. Bu anlaşmayı imzalayalım mı imzalamayalım mı derken çoktan Yenilmezler çetesinde bir iç savaş başlamıştı. Steve Rogers'ın önderliğindeki Yenilmezler'in hükümet baskısı olmaksızın özgür bir biçimde insanlığı korumaya devam etmesini savunan grup ile Tony Stark'ın şaşırtıcı bir biçimde hükümet kontrolünü ve müdahalesini destekleyen diğer grup karşı karşıya... Tabi anlaşma bahane Winter Soldier şahane! 2- Doctor Strange (4 Kasım 2016) Önce kariyer diyerek oldukça başarılı bir o kadar da kibirli bir cerrah olan Stephen Strange'in hayat öyküsünü ve süper kahraman olma yönündeki yaşadığı ilginç dönüşümleri izleyeceğiz bu filmde. Kendisi Marvel evreninin sevilen doktorudur aynı zamanda. Tabi onu bunu bir kenara bırakırsak Doktor Strange rolündeki adama bir bakalım: Benedict Cumberbatch! Daha bir şey söylemiyorum ve sinemanın bir köşesinde eriyeceğimi düşünüyorum... 3- Guardians of the Galaxy Vol. 2 (28 Nisan 2017) James Gunn'ın ilk filmdeki başarısı takdir edilesiydi ki ikincisinin de yönetmeni kendisi oldu. Galaksinin Koruyucuları 2'de Koruyucular, Peter Quill'e babası hakkında daha fazla bilgi öğrenmesi için yardımcı olacaklar. Yeni bir Star Lord mix'ini merakla bekliyoruz! 4- Spider-Man: Homecoming (7 Temmuz 2017) Her filmde daha da gençleşen hatta bir sonraki filmde bir bebeği oynatın diye geyikleri yapılan Spider-man'imiz evine dönüyor! Genç Örümcek Adam'ımız Tom Holland'ı birkaç ay önce Kaptan Amerika: İç Savaş filminde ilk kez canlı kanlı görmüş olduk. Devamını da sabırsızlıkla bekliyoruz. 5- Thor: Ragnarok (3 Kasım 2017) İşte benim delicesine, sabırsızlıkla beklediğim film bu! İskandinavların kıyamet günü olarak bilinen Ragnarök'u konu alacak olan filmde Chris Hemsworth'u Thor ve Tom Hiddleston'ı Loki olarak tekrar göreceğiz. Akabinde büyük bir yıkımla karşı karşıya kalacağımıza eminim. 6- Black Panther (6 Temmuz 2018) Kara Panter'i de Örümcek Adam'da olduğu gibi ilk defa İç Savaş filminde görme imkanımız oldu ve gücü kesinlikle bir kenara atılacak cinsten değil. Wakanda'nın yeni kralı T'Challa, içeriden ve dışarıdan ülkesini çekilmez bir hale getiren düşmanlarının karşısında büyük bir mücadele vereceğe benziyor. 7- Avengers: Infinity War Part I (27 Nisan 2018) Russo Kardeşler'in yönetmenliğini yapacağı filmde çekirdek bir Avengers ekibi yerine yepyeni ve dopdolu bir kadro ile karşı karşıya kalacağız. Ağzımız, yüzümüz bir karış açık kalacaktır eminim. Iron Man, Hulk, Thor, Black Widow derken ayrı filmlerde yer alan Star Lord, Doctor Strange gibi pek çok yeni karakterleri de Infinity War filminde göreceğiz. Yenilmezler'in bu filmdeki düşmanı ise güçlü bir titan olan Thanos. Thanos'un sonsuzluk taşlarına sahip olma isteği ile karşı karşıya kalacağız. 8- Ant-Man and The Wasp (6 Temmuz 2018) İlk filmini 2015'te izlediğimiz ve bize karıncalarını sevdiren Karınca Adam'ın devam filminde kendisiniz biricik aşkıyla birlikte göreceğiz. 9- Animasyon bir Spider-Man Projesi (21 Aralık 2018) Tom Holland'ın Peter Parker'ı tekrar canlandıracağı film live-action teknoloji ile dolu animasyon bir film olacakmış diyorlar. Film hakkında henüz çok bir bilgi yok alemlerde. Sessiz sessiz geleceğe benziyor. Heh bir de Phil Lord ve Chris Miller'ın filmin yönetmenleri olacağı söyleniyor. 10- Avengers: Infinity War Part II (3 Mayıs 2019) Birinci bölümünü 2018'de izleyeceğimiz Yenilmezler filminin ikinci bölümü. Olaylar olaylar! 11- Captain Marvel (8 Mart 2019) Brie Larson'un canlandıracağından bahsediliyor ama bu film hakkında da henüz kesin bir bilgi yok. Marvel Comics tarafından yeni bir kahraman beyaz perdede boy gösterecek. Oldukça fazla özel güçlere sahip kahraman beklenenin aksine bir kadın. Çizgi romandaki ünvanı ise en güçlü ölümlü. Filmin bir kadın süper kahraman içermesi sanırım 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde vizyona verilmesinde büyük bir etki. Bakalım, görelim... 12- Inhumans Nainsanlar bambaşka izole edilmiş bir ırk ve kendi devlet yapısına ait bir toplumu oluşturmaktadır. Alışık olduğumuz kahramanların aksine bambaşka karakterleri görebileceğimiz bir film. Karakterler içerisinde Medusa, Gorgon, Black Bolt, Luna Maximoff , Lockjaw, Crystal, Karnak, Triton, Maximus Boltagon, Ahura Boltagon ve The Unspoken göreceğiz. Tarihi belirlenmiş olup henüz daha ismi açıklanmayan üç film daha var listemizde. Onlar da şu şekilde sıralanıyor: Untitled Marvel Movie (1 Mayıs 2020) Untitled Marvel Movie 2 (10 Temmuz 2020) Untitled Marvel Movie 3 (6 Kasım 2020) Bir de şöyle bir güzellik yapalım dedik ve listeye hemen Marvel'ın olup da Fox'a emanet olan filmleri de ekledik! Şimdi sıra onlarda: 1- Deadpool (12 Şubat 2016) Gelmiş geçmiş en iyi, en komik, en küfürlü, en +18'li, en alaycı süper kahraman filmiydi diyebilirim. Tam 4 kez izledim ve daha da sıkılmadan izleyeceğim gibime geliyor. Her sahnesinde ayrı bir laf sokan, ayrı bir gönderme yapan Deadpool filminde Ryan Reynolds'un kendisi meğersem Deadpool'muş! Rol ile bütünleşmiş ve kendisini bize çok sevdirdi. Hele ki o X-Men Origins: Wolverine filminde gördüğümüz Deadpool'dan sonra. Sabırsızlıkla ikincisini bekliyoruz. 2- X-Men: Apocalypse (19 Mayıs 2016) Çıktığı gün gidip izlediğim bir film. X-Men serisini Avengers serisinden daha çok seviyorum. Birbirine daha bağlı karakterler görüyoruz. James McAvoy ve Michael Fassbender'ın oyunculuklarına ise diyeceğim hiçbir şey yok; tek kelime ile mükemmeller. Filmde ise karşımıza bugüne kadar gelmiş geçmiş ilk ve en güçlü mutantlardan olan Apocalypse'yi yani En Sabah Nur'u görüyoruz. Kendisi birçok mutantın özelliğini toplayarak ölümsüz ve yenilmez olmuş. Ama maalesef X-Men ekibi karşısında kimse ölümsüz ve yenilmez olamaz! 3- Gambit Channing Tatum'un başrolünü kaptığı konuşulduğu film hakkında inanın çok bir bilgim yok. Zaten ne zaman yayınlanacak ne olacak da belli değil. Bekleyip göreceğiz. Bir gelişme olursa da zaten bizden alırsınız haberi. 4- Wolverine 3 (3 Mart 2017) Hugh Jackman'ı son kez Wolverine olarak göreceğimiz film 2017'de vizyonda olacak. Yayınlanan set fotoğraflarına bakacak olursak daha yaşlı bir Wolverine görecekmişiz gibi geliyor. 5- X-Men: The New Mutants Josh Boone'un yönetmenliğini yapacak olan film bugüne kadar gelmiş geçmiş en gizemli X-Men filmi olacak diye söylentiler var. Daha da başka bir bilgi yok. Bunu da bekleyip göreceğiz. EVET HEPSİNİ BEKLEYİP GÖRECEĞİZ! "} {"url": "https://www.thegeyik.com/marvel-filmleri-sinema-degil-cikisina-robert-downey-jr-cevap-verdi/", "text": "Hollywood'un başarılı yönetmenlerinden Martin Scorsese, Marvel filmlerinin sinema olmadığını, sadece eğlence parkını anımsattığını söyleyerek sektöre ağır eleştirilerde bulundu. Empire dergisine konuşan Hollywood'un duayen yönetmeni Martin Scorsese, çizgi romanlardan uyarlanan ve en çok hasılat getiren filmler arasında yer alan Marvel yapımları için Bunlar sinema değil dedi. Scorsese, Marvel Cinematic Universe filmlerini, eğlence parkına benzettiğini de sözlerine ekledi. Birçok Marvel süper kahramanlarının bir arada olduğu Avengers: Endgame adlı yapım geçtiğimiz yaz 2.8 milyar dolarlık gelir elde ederek tüm zamanların en çok hasılat yapan filmi oldu. Bu tip filmleri birer sanat eseri olarak görmeye çalıştığını ancak başaramadığını belirterek, Böyle yapmayı denedim, ancak bunlar sinema değil. Açıkçası aklıma gelen ilk şey, filmin şartları içerisinde ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan oyuncular ve bir eğlence parkı. Bu yapımlar insanların duygusal ve psikolojik tecrübelerini diğer insanlara aktardığı sinema filmler değil dedi. Marvel'ın CEO'su Kevin Feige ise ünlü yönetmenin bu sözleri üzerine kendi filmlerini savundu. Feige, Uçan insanları ya da uzay gemilerini umursamamak çok basit. Alfred Hitchcock hiçbir zaman en iyi yönetmen ödülünü almadı, alsaydı güzel olurdu ancak bu her şey demek değil. Marvel hayranlarıyla dolu bir odada olmayı tercih ederim dedi. Polemiğe Iron Man'i canlandıran ünlü oyuncu Robert Downey Jr da dahil oldu. Katıldığı programda Howard Stern'in Ama bunlar film değil mi? sorusuna karşılık, Yani filmler sinemada gösteriliyor. Scorsese'nin görüşlerini takdir ediyorum. Bence farklı bakış açıları ihtiyaç duyduğumuz şeyleri içeriyor ve böylece yolumuza odaklanarak devam edebiliriz şeklinde cevap verdi. Scorsese'nin Marvel'ın başarısını kıskandığı yönünde sözlere ise Tabii ki başarıyı kıskanmıyor, yani o Martin Scorsese! Bu tarz filmlerin nasıl olduğu ile ilgili söylenecek çok şey var ve eğer bununla ilgili bir sorun varsa, o sorunun bir parçası olduğum için mutluyum dedi. Robert Downey Jr, Martin Scorsese'nin bu eleştirilerini, sanatın formuyla ilgili olduğunu savundu. Scorsese'nin bu eleştirilerine film yapımcıları James Gunn ve Joss Whedon da tepki gösterdi. Sosyal medya üzerinden yönetmenin sözlerine, Sinemaya katkılarından dolayı kendisine minnettarım. The Irishman filmini izlemeye can atıyorum şeklinde cevap verdi. Joss Whedon ise Scorsese'ye her zaman saygı duyduğunu belirterek, Onun ne demek istediğini anlıyorum. Ancak her daim sinirli olmam hiçin hep bir neden var dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/marx-da-olsa-kiz-babasi/", "text": "13 Ağustos 1866 yılında Londra'da yaşayan Karl Marx'ın, Paris'teki Paul Lafargue'a yazdığı bu mektup, Lafargue'ın kızı Laura'yla fazla sıkıfıkı olması konusunda inceden bir ayar çekerken bir yandan da müstakbel damadın tembelliğinden dem vuruyor. 1883 yılında bu gazla Tembellik Hakkı'nı yazan Lafargue'ın, 1911 yılında 70 yaşını aşmamak için kendine verdiği sözü tutarak kızıyla birlikte intihar edeceğini bilse yine de evlenmelerine razı olur muydu acaba? Azizim Lafargue, Aşağıdaki tespitlerimi iletmeme izin vereceğinizi umuyorum. 1. Eğer kızımla ilişkilerinizi sürdürmek istiyorsanız, ona 'kur yapma' tarzınızdan vazgeçmeniz gerek. Gayet iyi biliyorsunuz ki henüz verilmiş bir evlenme sözü yok ve hiçbir şey belli değil. Laura usulüne uygun şekilde nişanlınız olsaydı da, bu işin uzun vadeli olduğunu unutmamanız gerekirdi. Fazla samimiyetin yol açacağı davranışlar da burada uygunsuz kaçıyor. Çünkü bu durumda iki sevgilinin birbirlerine güçlü arzular duydukları halde aynı yerde oldukça uzun süre birbirlerine yaklaşmadan yaşamaları gerekiyor. 2. Yalnızca bir haftalık bir jeolojik dönem içinde bile tavırlarınızdaki değişikliği dehşet içinde izledim. Fikrimce gerçek aşk, ihtiyat, tevazu ve hatta aşığın maşuğa karşı çekingenliği içinde ifade edilir. Asla ihtiras içinde kendini kapıp koyuvermekle ve zamansız samimiyet gösterileriyle değil. Siz bu karmakarışık mizacınızı sergilediğinizde, kızımla davranışlarınız arasına aklımı koymak da bana düşüyor. Eğer ona olan sevginizi Londra boylamıyla uyarlı bir biçimde göstermekten acizseniz, tavsiyem onu uzaktan sevmenizdir. Bunun üzerinde daha fazla durmayacağım. 3. Laura'yla olan ilişkilerinizi belirginleştirmeden önce ekonomik durumunuza ilişkin ciddi bilgiye ihtiyacım var. Kızım işleriniz hakkında bilgi sahibi olduğumu zannediyor. Oysa yanılıyor. Bu sorunu şimdiye kadar ortaya atmadım çünkü kanımca bu girişimin sizden gelmesi gerekirdi. Biliyorsunuz ki elimde avucumda ne varsa hepsini devrimci mücadeleye harcadım. Buna pişman değilim. Tersine, eğer hayata yeniden başlayacak olsaydım yine aynı şekilde hareket ederdim. Yalnız, evlenmezdim. Gücüm yettiğince kızımı, annesine hayatı zehir eden zorluklardan kurtarmak istiyorum. Benim dolaysız etkim olmasa ve sizle dostluğum kızımın seçimlerini etkilemese, bu iş hiçbir zaman bugünkü halini almazdı. O nedenle ağır bir kişisel sorumluluk taşıyorum. Şu anki durumunuza gelince, bunun peşine düşmemiş olsam da, elime geçen bilgiler pek tatmin edici değil. Fakat bunu bir kenara bırakıyorum. Genel durumunuza gelince, henüz öğrenci olduğunuzu, Fransa'daki kariyerinizin Liege olayı nedeniyle yarı yarıya çökmüş olduğunu, İngiltere'ye intibak edebilmeniz için en gerekli araç olan dilin sizde çok eksik bir unsur olduğunu ve en iyi halde bile başarı ihtimallerinizin ne kadar şüpheli olduğunu biliyorum. Gözlemlerimden çıkardığım sonuca göre, işlere heyecanla başlamanıza ve iyi niyetinize rağmen, çalışkan bir mizaca sahip değilsiniz . Bu şartlar dahilinde kızımla birlikte hayat gemisine binebilmeniz için size dışarıdan destek gerekecek. Ailenize gelince, hiçbir şey bilmiyorum. Bir miktar zenginliğe sahip olduklarını farz etsek bile, bu onların sizin için fedakarlığa katlanmaya pek hevesli olduklarını kanıtlamaz. Dahası onların sizin bu evlilik projenizi nasıl karşıladıklarını bile bilmiyorum. Tekrar ediyorum, bütün bu noktalar hakkında bana olumlu açıklamalar gerekiyor. Zaten hayata gerçekçi şekilde bakan siz de kızımın geleceğine idealist bir bakış açısıyla bakmamı beklemezsiniz. Şiiri ortadan kaldırmayı düşünecek derecede müspet bir insan olan sizin, kızımın zararına olacak şekilde şairane davranışlarda bulunmamanız gerekir. 4. Bu mektuptan doğabilecek bütün yanlış anlamaları önlemek için size şunu bildiririm ki, hemen şimdi evliliği akdetme iktidarına sahip olsaydınız bile bu yine de olmazdı. Kızım reddederdi. Ben de şahsen bu işe itiraz ederdim. Evlenmeyi düşünmeden önce olgun bir adam olmanız ve hem sizin hem de kızım için uzun bir tecrübe dönemi gerekiyor. 5. Bu mektup ikimizin arasında sır olarak kalırsa çok memnun olurum. Cevabınızı bekliyorum. En iyi dileklerimle, Karl Marx (Fransa'daki Paul Lafargue'a mektup, Londra, 13 Ağustos 1866)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/maryana-naumova/", "text": "Daha küçük sayılabilecek yaştayken halıları bir bir yıkayıp asmasından, çekyatları bir hışımla çekip arkalarını 5 dk'da temizlemesinden Maryana Naumova'nın dünyanın en güçlü kızı olacağını anlamıştık. Maryana Naumova 22 Nisan 1999 Rusya doğumlu yani daha 20 yaşında ama bu şirin görüntüsünün arkasındakileri duyunca şaşıracaksınız. 18 yaşındakilerin katılabildiği turnavalara 15 yaşında katılmasına izin verilen Maryana Aleksandrovna Naumova 15 yaşındayken Bench Presste 140 kilogram kaldırarak rekor kırıyordu! Bununla yetinmeyen Naumova bu sene kendi rekorunu egale ediyor ve 150 kilogram kaldırıyor. Onlarca rekoru olan hanım kızın 12 yaşında 70 kilogram kaldırmasından bu günlere geleceği belliymiş. Arnold Schwarzenegger Classic organizasyonunun sıkı katılımcılarından olan Aleksandrovna'nın adını daha sık sık duyacağız gibi. Dünyanın En Güçlü Kızı Maryana Naumova İle Tanışın Daha küçük sayılabilecek yaştayken halıları bir bir yıkayıp asmasından, çekyatları bir hışımla çekip arkalarını 5 dk'da temizlemesinden Maryana Naumova'nın dünyanın en güçlü kızı olacağını anlamıştık."} {"url": "https://www.thegeyik.com/maskara-reklaminda-ilk-kez-bir-erkek-rol-alacak/", "text": "ABD'li kozmetik markası Maybelline, ilk kez yeni bir ürününün reklam kampanyasında bir erkekle çalışacak. Ünlü modeller Adriana Lima ve Gigi Hadid gibi isimlerin marka yüzü olduğu Maybelline, 'Big Shot Mascara' isimli yeni rimelinin reklam kampanyasında Instagram'da üç milyon takipçisi olan güzellik danışmanı Manny Guiterrez'in yer almasına karar verdi. We knew you couldn't wait! That Boss Life part II starring #bigshotmascara, @makeupshayla, @mannymua733 and #mnysweepstakes winner, @jflowers1533 is here! Make sure you share your boss looks with us using #bigshotmascara and stay tuned for more this 2017 as we will continue to do big things with @makeupshayla, @mannymua733 and YOU. Now, let's get bossed up. ?? Maybelline'in reklam yüzü olacak ilk erkek olan Guiterrez seçilmiş olması nedeniyle 'çok onore olduğunu ve heyecanlandığını' söyledi. Guiterrez makyajın 'cinsiyetsiz' olduğuna ve kurallarının da olmadığına inandığını belirtiyor. Guiterrez'e göre, 'erkekler de kozmetiği kadınlar kadar hak ediyor.' I'd rather be SHINYYYYYYY ? I don't usually wear silver... but when I do... I DO! Lips @colourpopcosmetics Grunge lip pencil with @anastasiabeverlyhills Heathers liquid lip Eyes @patmcgrathreal metalmorphosis silver eyeshadow + cream base and @natashadenona star palette Brows @benefitcosmetics precisely pencil #4 Brushes used all @morphebrushes as always! Use code MANNYMUA to save some cash! ?? More details coming soon when tutorial goes live ? Guiterrez'in Maybelline'in reklam yüzü olarak seçilmesi, kozmetik endüstrisinde gözlenen erkeklere hitap etme akımının bir parçası olarak kabul ediliyor. Sözgelimi, ABD'li kozmetik şirketi Covergirl reklam kampanyaları için James Charles isimli bir erkekle anlaşmıştı. staring into your soul with my gold eyes ? another pic from yesterday's New Years look! FACE// @toofaced born this way foundation @morphebrushes 06PW warm definition contour palette @anastasiabeverlyhills #abhilluminator in \"So Hollywood\" BROWS// @anastasiabeverlyhills #dipbrow in dark brown @anastasiabeverlyhills tinted brow gel in espresso EYES// @morphebrushes 35O palette in the crease @makeupgeekcosmetics foiled shadow in \"magic act\" on the lid, inner corner, and brow bone @blackmagiclashes mink lashes in the style \"siren\" @nyxcosmetics liquid crystal liner in \"gold\" LIPS// @ofracosmetics \"5th Ave\" liquid lipstick as a base @stilacosmetics magnificent metals gilded gold on top Hatta İtalyan moda devi hem kadınlar hem de erkekler için olan bir dudak bakım kremi piyasaya sürmüştü."} {"url": "https://www.thegeyik.com/maslowun-ihtiyaclar-hiyerarsisine-gore-kaplumbaga/", "text": "Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi teorisine göre insanın temel ihtiyaçlarının içinde yemek-içmek, nefes almak, seks yapmak gibi psikolojik dengeyi koruyacak ihtiyaçların hemen arkasından kendisini ve ailesini güvende hissetmek geliyor. Çocukluğumuzda evini sırtında taşıyan hayvan olarak anlatılan ve bizim için fantastik anlamı olan bir hayvan kaplumbağa. Buna rağmen kaplumbağa olmadığımız için çok şanslıyız bence. Çünkü evimizi sırtımızda taşımak o kadar da iyi bir fikir değil. Özellikle de insanoğlu olarak, doğaya yaptıklarımızın karşılığını misliyle alırken evimizin sırtımızda olması bizim için hiç hoş olmazdı. Yine de evi olmayan insanların sırtlarında taşıyabilecekleri bir ev için her şeylerini verebilecek durumda olmalarını da anlamıyor değilim. Çünkü Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi teorisine göre insanın temel ihtiyaçlarının içinde yemek-içmek, nefes almak, seks yapmak gibi psikolojik dengeyi koruyacak ihtiyaçların hemen arkasından kendisini ve ailesini güvende hissetmek geliyor. Abraham Maslow, bu hiyerarşiyi kurarken insanların kendilerini oluşturmak için belirli ihtiyaçlarını gidermesi kadar bunları belli bir sırayla gidermesinin de önemli olduğunu vurgulamıştır. Yani fizyolojik ihtiyaçlarımızın herhangi birinin tam olarak karşılanamaması piramidin dengesini bozacak ve bizi başa döndürecektir. Günümüzde insanlar pek çok ihtiyaçlarının farkına varıp onu gidermek konusunda daha özgürler. Ama bunun ne kadarının farkında oldukları tartışılır. Çünkü Maslow'un teorisine göre bir kişi zamanının büyük kısmında hangi basamaktaki gereksinimlerini gidermeye yöneliyorsa, kişisel gelişmişlik düzeyi o basamağa denktir ve bir üstteki gereksinimlerini algılayamaz. Örneğin karnını doyurabilen ve günlük yiyeceğini karşılayan fakat kendini güvende hissetmeyen kişinin kitap okuyarak kendini geliştirme gereksinimi yoktur. Önceliği güvende hissedebileceği bir yere sığınmak ve kendini güvende hissetmektir. Doğal olarak bir basamaktaki gereksinimleri tamamıyla karşılanan kişi bir üst gereksinim düzeyine geçer ve onu tatmin etmeye odaklanır. Yazımın başında kaplumbağa olmamanın bizim için ne büyük şans olduğundan bahsetmiştim. Evimizi sırtımızda taşımamak bizim için büyük bir avantaj demiştim.Üstte görülen piramidin en az 3 basamağını tatmin eden bir insan için bu düşünce normalken, evsizlerin sırtlarında bile taşıyacak olsalar bir ev için her şeyi yapabileceklerini anlayabildiğimi de eklemiştim. Aslında bu yazıya başlarken Maslow'dan bahsedeceğimi hiç hesaba katmamıştım ama son zamanlarda gereksinimlerim konusunda oldukça sık ve yoğun kafa yorduğumdan bu piramitle de karşı karşıya kalıyorum. Şu anda hayatım için bir dönemeçteyim ve açılan yeni kapıdan adımımı atarken bazı gereksinimlerimin gerçekten gereksinimim olup olmadığını sorguluyorum. Örneğin yeni bir ev tutacağım ve tek başıma yaşayacağım. Aslında part time tek başıma, çünkü yanımda olmasını istediğim insanlar var ve onlarla yeni bir hayata dair planlarım var. Bunları henüz paylaşmamış da olsam, kafamda ve gönlümde istediğim şeyleri tekrar tekrar gözden geçirdiğimde hep bu sonuca çıkıyorum. Açık sistem bir ev Hangi gereksinimlerimi sorguluyorum peki? Mesela evimde salon haricinde bir yerine iki oda olmasının gerekli olup olmadığını sorguluyorum. Pek çok insana çok şımarıkça gelebilir ama gerçekten buna ihtiyacım olup olmadığını bilmeden hareket edemem ki. Örneğin dün akşam ev bakarken tek oda olup da sadece banyo ve odadan oluşan 20 m2'lik bir ev gördüm. Daha geniş bir evden bozulup da yapılmış ve şekli bir tuhaf olan bir evdi bu... Evet o ünlü Amerikan dizisindeki gibi açık sistem bir ev istemiş olabilirim ama 1 metre genişliğindeki bir girintiye yatağımı sokmayı da reddediyorum! Bu nedenle sabahın beşinde normalde artık beni uyandırmayan martı çığlıkları beni uyandırıp da ev konusundaki huzursuzluğumu deştiğinde bir karar verdim. Ben yeni bir ev aramıyorum sadece; yeni bir yuva istiyorum aslında. dedim. Gerçekten de tavrım, ev arayan birinden çok, yeni bir yaşam alanı arayan birininkine yakındı. Eşyaları yerleştirecek bir yer değildi sadece aradığım; yeni anılarım için bir yatak arıyordum. Bu nedenle bu kadar titizdim. Sabahın ilk ışıkları odama dolarken, camdan dışarı bakıp bunları düşünmek beni bir ölçüde rahatlattı, kendimi tam olarak anlayabilmek için bir adım daha atabildiğim için sessizce kendimi kutladım ve Tanrı'ya şükrettim. Ev bakmak sıkıntı veriyor Her ne kadar kendimi anlamış ve kendimle anlaşmış olsam da şu anda ev bakmak bana stres ve sıkıntı veriyor. Bu nedenle biraz daha oluruna bırakmaya çalışacağım. Çünkü bazen gereksinimleri sorgulamak, planlar yapmak, umutlara yüklenmek insanı bazen yetersiz hissettirip negatife çekebiliyor. Kendimle konuşmaya devam ederken kendime baskı uygulayan tarafımdan sıyrılabilmeliyim, biliyorum; ama bunu yapmak farkına varmaktan biraz daha zor elbette. Ama biliyoruz hepimiz artık; her şey farkındalık ile başlar. Zaman geçiyor, düşüncelerim netleşiyor: bakalım yeni ay neler getirecek bana..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/masum-biri-10-saat-boyunca-sistematik-iskence-gordu/", "text": "Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma diye aslında hayattaki duruşumuzu özetlemesi gereken harika bir söz var ama biz insanlar ne yazık ki öyle davranmıyoruz. Siz bu uygulamalar bir sevdiğinize yada birine yapılsın ister miydiniz? Ankiyo isimli internet sitesinin haberine göre İngiltere'de Jacqueline isminde bir kadın korkunç bir işkence ve şiddete maruz bırakıldı. Şaşırtıcı olan tarafı bunu tamamen kendi isteğiyle yapmış olması.... -Fotoğraflar: Mark Large- Tahmin ettiğiniz üzere Jacqueline'nin bir derdi vardı. O da hayvanlar üzerinde korkunç testler yapan kozmetik şirketlerinin uyguladığı vahşi metotlara dikkat çekmek! Üzerinde yalnızca ten renginde latex bir tulumla, hayvanların testler sırasında maruz bırakıldığı işkenceleri halka gösterebilmek ve farkındalık yaratabilmek için Londra'da bir mağazanın vitrinde 10 saat boyunca performansını sergiledi. Gözleri -hayvanların gözleri üzerinde uygulanan kimyasalın birebir aynısıyla- yakıldı. İlerleyen saatlerde çeşitli yiyecek ve içeceklerle zorla beslendi. En zor anlardan birisi elektronik klipsleri bağlamak için kafasının tıraş edildiği anlardı. Ki bu uygulama, laboratuvarlarda hayvanların derisine monitör veya elektrot bağlanması gerektiğinde kullanılan sıradan bir yöntem. Alnına ve yanaklarına şiddetli boyutta yanma ve kızarıklığa neden olan çeşitli kremler ve losyonlar sürüldü. Testler esnasında kafasına rahatsız edici elektrotlar bağlandı. Jacqueline'nin 10 saat boyunca dayanmak zorunda kaldığı işkencelerde kullanılan aletlerden bazıları bunlar, kozmetik deneylerde kullanılan hayvanlar, bu aletlere her gün rutin bir şekilde maruz bırakılıyorlar. Çok sayıda enjeksiyon uygulanan kolu performanstan sonra gerçek hayata döndüğünde dahi kanamaya devam etti. Yalnızca bir performans olmasına rağmen Jacqueline hiç de rahat görünmüyordu, çektiği acı öyle gerçekçiydi ki, izleyicilerde tamamen rol gereği olmadığı izlenimini uyandırdı. Jacqueline halkın içinde aşağılandı, soğuktan titredi. Ama tüm bunlar boşa gitmedi: Yoldan geçenlerin tümü onun işkence çekişini gözleriyle gördükten sonra hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin yasaklanması için imza verdiler. Bu performans halkın farkındalığını artırması ve deneylerde kullanılan insanlık dışı şartların tartışılmasını yeniden gündeme getirmesi nedeniyle amacına ulaşmış oldu. Lütfen siz de mümkün olduğunca bu haberi paylaşın ve çevrenize anlatın ki hayvanlar daha fazla işkenceye maruz kalmasın ve doğalarından koparılıp laboratuvarlara hapsedilmesin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mavi-kapak-toplayarak-98-tekerlekli-sandalye-alan-harika-dede-ve-torunu/", "text": "Her şey mavi kapak kampanyasının ilk başladığı günlerde yaşandı. O sıralarda okullarda meşhur olan kampanya ile bir çok engelli vatandaşa tekerlekli sandalye alınmıştı. Melike Sarıtaş da bu kampanyaya katılarak okul birincisi olmayı hedefledi. Fakat 15 kapak eksik topladığı için yarışmada birinci olamadı. Bu duruma çok üzülen torununu gören Halit Aydoğan, sonraki yıl yapılan yarışma için Melike Sarıtaş ile birlikte binlerce kapak topladı. Ardından dede Aydoğan ve torun Sarıtaş, evlerinin bir kısmını mavi kapaklara ayırırken, çevredekilerin de desteğini alarak engellilere umut ışığı olmaya başladılar. Dede ve torun yıllardır topladıkları bu mavi kapaklar ile geçtiğimiz yıl 88. tekerlekli sandalyeyi almışlar ve sahiplerine teslim etmişlerdi. Bu yıl toplanan kapaklar ile 10 adet tekerlekli sandalye alınırken, toplam sayı 98 oldu. Bu tekerlekli sandalyelerin 4 tanesi hemen ihtiyaç sahibi engellilere ulaştırılırken, 6 adeti önümüzdeki günlerde sahiplerine teslim edilecek. TÜRKİYE'DEN RAKİPLERİM OLSUN Sümer Mahallesi Fatih Sokak'ta ikamet eden dede ve torunu, çevredeki vatandaşlardan daha fazla ilgi bekliyor. Evlerde atılan mavi kapakların kampanyaya dahil edilmesini isteyen 72 yaşındaki Halit Aydoğan, hedeflerinin 150 tekerlekli sandalye olduğunu söyledi. Aydoğan, Her sene 8 ila 10 arasında tekerlekli sandalye veriyoruz. Bugüne kadar 88 tane tekerlekli sandalye verdik, 4 tane geçtiğimiz günlerde sahiplerine ulaştırıldı. 6 tane de şu anda elimizde var ve ilerleyen günlerde verilecek. Böylece sayı 98 olacak. Hedefimiz Allah'ın izni ile 150'dir. Bunu tamamlayınca mutluluğumuza ereceğiz. Vatandaşlarımızın desteği olmasa zaten biz bunu yapamayız. Bizim tüm gücümüz vatandaşlar. Eskişehir'in her mahallesinden bize yardımcı olan vatandaşlar var. Vatandaşların gönderdiği kapaklar ile alınan tekerlekli sandalyeler burada. Tekerlekli sandalyeleri verdiğimiz kişilerin tek tek isimleri ve adresleri mevcuttur. Akıllarına zerre kadar bir şey gelmesin ama Eskişehir'de istiyorum ki bana bir rakip çıksın. Sadece Eskişehir'de değil, Türkiye'den rakiplerim olsun. Ben bugün 98 araba verdim, inşallah onlar 128, 138, 300 araba verir. Böyle rakipler istiyorum. Engelli kardeşlerime de engelsiz hayat diliyorum. Herkes bir engelli adayıdır ve engelsiz olanlar bunu unutmasın dedi. Halit dede ve torunu rekora koşuyor ÖLENE KADAR DEVAM EDECEĞİZ Yaptıkları çalışmayla yaşadıkları mutluluklarını ifade eden 16 yaşındaki torun Melike Sarıtaş ise; Yıllardır dedemle bu işi yapıyoruz. Yaptığımız için de çok mutluyuz. İzleyenler bu duyguyu nasıl anlar bilmiyoruz ama 98. arabayı verdiğimiz için çok mutluyuz. Engelli vatandaşlara elimizden geldiği kadar çok yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bize bir kapak bile gelse, çok fazlasıyla mutlu oluyoruz. Bu konuda mahalledeki büyüklerimiz daha çok yardımcı oluyorlar. Esnaflarımız özellikle ama ben kendi yaşıtlarımdan da destek görmeyi çok istiyorum. Hedefimiz gözlerimizi yumana kadar. Elimizden geldiği kadar engelli kardeşlerimize yardımcı olacağız. İlk başlarda hedefimizi 150 tekerlekli sandalye olarak belirledik. 150 olunca artık gözlerimizi kapatana kadar, ölene kadar devam edeceğiz. Çünkü engelli kardeşlerimizin mutluluklarını gördüğümüz zaman biz dedemle daha çok mutlu oluyoruz. Geçen yıl 88. arabamızı almıştık. Bu yıl 98. arabamızı alıyoruz. Engelli arabalarının 4'ünü verdik, şu anda 6'sı burada. İnşallah toplumumuzun da desteğiyle daha çok engelli arabası alacağız diye konuştu. İHA / HÜRRİYET"} {"url": "https://www.thegeyik.com/maya-angelounun-kadinlara-10-nasihati/", "text": "Afroamerikan yazar, şair, dansçı, aktris ve şarkıcı. Angelou, yedi tane otobiyografi, üç tane deneme, birkaç tane şiir kitabi yayınlamış oldukça önemli bir insan. Maya Angelou kadınlara da birkaç söz söylemiş ki bizce hepsi öğüt tadında. Birini sevmek, her şeyi riske atmaktır ve genelde buna değer. Bizi özgür bırakan tek şey aşktır. __Kadınların birbirlerini her zaman desteklemesi gerekir. Bir kadın, ne zaman kendi sesini duyurmak için ayağa kalksa, planlamamış bile olsa, tüm kadınlar için de ayağa kalkmış olur. __Başarının anahtarı çok basit: Keyif almak Başarı kendinizi sevmektir, işinizi sevmektir ve işinizi nasıl yaptığınızı sevmektir. __Değiştirebileceklerinizi değiştirin ama kontrolünüz dışında olanları da kabul edin. Bir şeyi beğenmiyorsanız onu değiştirin. Eğer değiştiremezseniz kendi tutumunuzu değiştirin. Şikayet etmeyin. __İç sesinize ve içgüdülerinize güvenin. Kendinizi dinleyin. O sükunet içinde Tanrı'nın sesini duyacaksınız. __Affetmenin değerini bilin. Kendinize verebileceğiniz en güzel hediye affetmektir. Herkesi bağışlayın. __Kıçına tekmeyi basmaya cesaretiniz olsun. Hayat tam bir baş belasıdır. Dışarı çıkın ve kıçına tekmeyi basın. __Eğer kötü bir hayatınız varsa, ilişki veya iş, hemen ayrılın. Yeni bir yola koyulmak zordur ama bir kadını için için kemiren o durumda kalmaktan daha zor değildir. __Gülümsemeyi hiçbir zaman ihmal etmeyin. Kadınlar sert ve hassas olmalıdır. Mümkün olduğunca gülmeli ve uzun bir ömür sürmelidir. __İnsanları nasıl hissettirdiğiniz, arkanızda bıraktığınız izinizdir. Öğrendim ki, insanlar sizin ne söylediğinizi, ne yaptığınızı unutuyor. Ama onlara nasıl hissettirdiğinizi unutmuyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/maymunlar-cehennemi-hayranlarina-mujde-war-for-the-planet-of-the-apes-filminin-fragmani-yayinlandi/", "text": "Planet of the Apes serisinin üçüncü filmi olan War for the Planet of the Apes'in fragmanı sonunda yayınlandı. 2011 yılındaki Rise of the Planet of the Apes filmiyle yeniden sinemaseverle buluşan Planet of the Apes serisi, 2014 yılındaki Dawn of the Planet of the Apes filminin ardından bu kez üçüncü filmi War for the Planet of the Apes ile sinemaseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. İnsanlar ve maymunlar arasında gelişen savaşa odaklanan filmde Caesar'ı canlandıran Andy Serkis'in dışında Woody Harrelson, Steve Zahn, Judy Greer, Karin Konoval ve Chad Rook gibi önemli isimler yer alıyor. 14 Temmuz 2017 tarihinde izleyici ile buluşacak olan War for the Planet of the Apes filminin ilk fragmanı;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/maymunlarla-kaplica-keyfi/", "text": "Japonya kuşkusuz dünyanın en güzel ada ülkelerinden biri. Asya'ya özgü güçlü mutfak ve çay kültürlerinin yanı sıra Japonlar harika bir doğaya da sahipler. 'Onsen' dedikleri sıcak su kaplıcaları da bu muhteşem doğanın bir parçası. Onsenler Japonlar için o kadar önemli ki 2020 Japonya Olimpiyatları'nın bile sembolü : Onsenlerin bir diğer özelliği ise Japonya'nın dağlarında yaşayan maymunlar için kışın sıcak bir atmosfer yaratıyor olmaları. Dağların yüksek kesimlerinde yaşayan maymun sürüleri kışın keyfini çıkarmak için günün büyük bir çoğunluğunu bu sıcak su havuzlarında geçiriyor. Üstelik Japon Halkı için maymunlara yakın olmak kültürlerinin bir parçası ve onlarla yüzmek oldukça doğal bir eylem. İşte bunu fırsat bilen Japon otellerinden Korakukan, ziyaretçilerini arazisinde bulunan kaplıcaya girmek için teşvik etmiş. Böylece turistler maymunlarla beraber kaplıcaya girme keyfi yaşamaya başlamış. Eğer Japonya'yı ziyaret etme planlarınız varsa, Japonya'nın Alpleri olarak bilinen Nagano bölgesindeki Korakukan otelini ziyaret edip sizde bu deneyimi yaşayabilirsiniz. Kaynak :qz.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mebden-yaz-saati-karari-ders-saatlerine-ayar-yolda/", "text": "Yaz saati uygulamasının tüm yıla yayılması ve günlerin kısalmasıyla öğrencilerin alacakaranlıkta okula gitmek zorunda kalması isyanını Milli Eğitim Bakanlığı duydu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın kalıcı yaz saati uygulaması ile ilgili geri adım atılmayacağını açıklamasının ardından Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka, dün Milli Eğitim Bakanı Yılmaz ile görüştü. Yılmaz'ın, ders zilinin daha geç çalması ile ilgili çalışmanın yapılacağını, tüm il milli eğitim müdürlüklerine gönderilecek bir genelge ile sorunun il bazında çözüleceğini söylediğini aktardı. Nazlıaka'nın, düzenleme için Bir servis kazasını, bir felaketi mi bekliyorsunuz dediği ifade edildi. Yılmaz'ın ise ders zilinin daha geç çalması için çalışma yapılacağını, tüm il milli eğitim müdürlüklerine genelge gönderileceğini, böylece sorunun il bazında çözüleceğini söylediği öğrenildi. İSTANBUL SICAK BAKMIYOR 5 bin 736 okulda 2 milyon 672 bin öğrencinin, 149 bin öğretmenin bulunduğu İstanbul'da okul zili başlangıç saatlerini değiştirmenin neden zor olduğunu bir valilik yetkilisi Hürriyet'e şöyle anlattı: Öncelikle ikili eğitim yapılan okullarda bu çok zor. Başlangıç saatini 07.00 yerine 8.30'a aldığınızda herşey altüst olur. İstanbul'da servisle okula giden çocuk sayısı oldukça fazla. Sabahçı çocuklar trafikte daha uzun kalır. Okula gitmek için 6'da yola çıkan çocuk, 7'de çıkar, hava yine karanlık olur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/medeni-toplumlarin-atiklari-harika-aksesuarlara-ceviren-etiyopyadaki-kabile/", "text": "Biz tüketim toplumunda her teknolojiyi her ürünü hızlı bir şekilde çöplüğe çevirirken, bizim atıklarımıza değer katan Etiyopyalı kabileyi Gaia Dergi'den Burak Avşar yazmış. İşte o güzel kabile ve bizim atıklarımızdan ürettikleri harika aksesuarlar: Etiyopya'nın Omo Vadisi'ndeki Daasanach kabilesi, meşhur Bir insanın çöpü, bir diğerinin hazinesidir deyişini gerçek kılan bir geleneğe sahip. Bu yarı göçebe kabile, insanların çöpe attığı şeyleri toplayarak harika takılara çeviriyor. Fotoğrafçı Eric Lafforgue, kabile ile birkaç yıl geçirerek onların yaşam tarzlarını belgeleme şansı buldu. Ayrıca Lafforgue, şişe kapaklarından eski saatlere, saç tokalarından hurda metallere kadar kabile üyelerinin toplayıp birer harikaya çevirdiği bu geri dönüşüm hikayesini de fotoğrafladı. Fotoğrafçı kendi internet sitesinde yaptığı açıklamada şöyle diyor: Kabileler bir şeyin israf olmasını istemez. Onlar her şeyi topladıktan sonra bunları yeni bir şeye dönüştürmenin yolunu bulur. Modern dünyanın betonlarından uzak bu halkın, medeni insanın çöplerini nasıl kendi günlük yaşamlarına dönüştürdüğünü Lafforgue'in fotoğraflarıyla bakalım!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/medeniyet-adiyla-yaratilan-kaostan-yuzen-ev-yaparak-kacan-cift/", "text": "Şehrin kalabalığından ve kaos ortamından kaçmak için sürekli uzakalara sakin yerlere gitmenizi öğütlüyoruz aslında ama bu çiftin yaptığı aslında pek alışılmadık türden. Kanada açıklarında yüzen bir platform yapan Wayne Adams ve Catherine King açıkçası bizim hayallerimizi de geçmiş durumda. Elektriği güneş panelleri sayesinde sağlayan çift, yakınlarda bulunan yerler ve kendi ekme biçme işleri sayesinde yiyecek işini de çözüyorlar. 12 platformlu bir yapı haline dönüşen bu ev yaklaşık 29 yıldır onların yaşadığı yer, dile kolay 29 yıl. Kışın yağmurdan yazın da civardaki kaynak sularından içecek temini sağlayan çift, hayvanlarıyla, bitkileriyle birlikte mutlu bir hayat sürüyor. Darısı diğer daralıp bunalanlara. Bu yapıya Freedom Cove ismi verilmiş ve artık epey ünlü. National Geographic bile belgeselini çekmiş. Platformlar arası geçişi ise tahta yollarla sağlayan çiftten birisi bahçe birisi de tahtalarla haşır neşir olmayı sevince ortaya böyle güzel bir çalışma çıkmış, nice mutlu, huzurlu yıllara"} {"url": "https://www.thegeyik.com/medeniyetin-ugramadigi-dunyanin-catisi-wakhan-koridoru/", "text": "Wakhan Koridoru, Afganistan'ın kuzeydoğusunda, Pakistan, Tacikistan ve Çin'e komşu olan bölgenin adı. Hindu Kush dağlarıyla çevrili düzlükleriyle bir dönemin İpek Yolu'nun en gözde noktalarından birisi olan Wakhan Koridoru şu an medeniyetin en ücra yerinde bulunan kabilelerin yaşadığı bir yer... Afganistan'ın yerleşim birimlerinden uzak ve yaşam şartları çok ağır olan Wakhan koridorunda yaşayan 1200 Kırgız için hayat çok farklı. Çin, Tacikistan ve Pakistan tarafından çevrilen 225 kilometre uzunluğundaki koridor, dünyada yaşamın en zor oluğu yerlerden biri. Ağaç yetişme sınırının üstlerinde karda ilerleyen tacir kervanı, daha alçaktaki bir vadiye inen ürkütücü patikadan geçerken yakların şaşmaz adımlarına güveniyor. 4250 metrenin üzerinde bir rakımdaki Küçük Pamir'de kışlar sekiz ay hatta daha da uzun sürüyor, yazın dahi kar yağabiliyor. Kırgız erkekler dağlık topraklarından Pakistan sınırları içindeki en yakın köye alışverişe gitmek için her yıl yaptıkları beş günlük buz gibi yürüyüş sırasında bir mağaraya sığınmış. Hayvan, yün ve süt ürünlerini, çaydan televizyona kadar birçok malla değiş tokuş edecekler. Pamir Platosu yolu üzerindeki son Wakhan köyü olan Sarahd'daki bir evde çay vakti. Hayrettin'in babası oğlunun kafasını tıraşlamanın oğlanın dinmeyen baş ağrılarını geçireceğini umut ediyor. Sünni Müslüman olan Kırgızların törenleri bazı eski gelenekleri de yansıtıyor. Kötü ruhların hastalıklara yol açtığına inanıyorlar. Kırgız düğününden bir kare. Pakistan'daki Baba Gundi türbesinde arabalarını un ile dolduran iki adam, Afganistan'a dönmek için beş günlük bir yolculuğa çıkacak. Kamçısını ağzına almış bir Kırgız erkeği, poloya benzer buzkaşi oyunu sırasında atını idare ediyor. Burada top yerine kafası olmayan bir keçi ölüsü kullanılıyor. Buzkaşi, Afgan ulusal sporu. Kırgızlar bu spora ulak tartiş yani çocuk kapma adını veriyor. Düğündeki konuklar. Kırgız çobanlar, değiş tokuş yoluyla aldıkları ve güneş enerjisiyle işleyen araba aküleriyle şarj ettikleri cep telefonlarını çok seviyor. İletişim konusunda işe yaramasalar bile müzik dinlemek ve fotoğraf çekmek için kullanılıyorlar. Buzdaki bir delikten su içen Kırgız. Kışları, birçok Kırgız vaktini evinde geçiriyor. Kış günleri, Kırgız erkekleri için geç başlıyor. Kadınlar saatlerce ayakta olsa bile onlar için bu değişmiyor. Shpod Kut, yani 'Çatıdaki mırıldanma', Afgan Pamir'i üzerinde Pakistan'da bulunan son kuzu barınağı. Genç kız geceyi geçirmeleri için bir çift kuzuyu annelerinin yanına götürüyor. Çok soğuk günlerde, korumasız genç hayvanlar çobanların kulübelerine asılmış kumaş torbalarda sıcak tutuluyor. Kırgızlar kışların acımasız olduğundan şikayet ediyorlar. Ama başka herhangi bir yeri memleket olarak benimseyebilecekler mi? Afganistan'a ulaşmadan önce Pakistan'daki son durak olan Chapurdan vadisi, yabancılar için erişimin dışında. Abdül Mutalip ve karısı Halça Han oğullarından birini kaybedince afyon içmeye başlamışlar. 11 çocukları olmuş ve hepsi altı yaşından önce ölmüş. Birçok Kırgız, doktor ve ilaç olmadığı için ağrılardan kurtulmak amacıyla uyuşturucu aldığını söylüyor. Göçerlerin yüzde 50 gibi büyük bir oranının bağımlı olduğu düşünülüyor. Pille çalışan bir TV seti sıkıntıyla baş etmek için Kırgızlara yardımcı oluyor. Er Ali Bai, yaşam şartlarının çok zor olduğu bir yükselikte yetiştirdiği tavukların mutluluğunu yaşıyor. Wakhan Vadisi'ne dönüş yolculuğunda olan bir Kızgız, rüzgarda yorulan atını suya götürüyor. Medeniyetin Uğramadığı Dünyanın Çatısı: Wakhan Koridoru Wakhan Koridoru, Afganistan'ın kuzeydoğusunda, Pakistan, Tacikistan ve Çin'e komşu olan bölgenin adı. Hindu Kush dağlarıyla çevrili düzlükleriyle bir dönemin İpek Yolu'nun en gözde noktalarından birisi olan Wakhan Koridoru şu an medeniyetin en ücra yerinde bulunan kabilelerin yaşadığı bir yer..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/medeniyetsizlik-gostergesi-kucuk-detaylar/", "text": "Ekşisözlük yazarı alabamaclarence medeniyetsizlik göstergesi olarak bir noktaya dikkat çekmek istemiş: Bakmak. Mütemadiyen bakmak. ne yazık ki çok bakan bir milletiz. insanlar parkta, sokakta, işte, metroda, otobüste, avmde kimi görse mal mal bakıyor. kadın erkek farketmez, güzel kadına ayı gibi, hafif dekolteliye ejderha gibi bakıyor. küpe takan adama bakıyor. saçı uzuna bakıyor. dövmeliye bakıyor. aykırı gördü mü feci kitliyor. metroda kitap okuyana bakıyor. telefonuyla oynayana bakıyor. kulaklıkla müzik dinleyene bakıyor. engelliye bakıyor. sağır dilsiz kendi aralarında işaret diliyle konuşanlara öküz gibi bakıyor. uzuna kısaya ayrı şişmana zayıfa ayrı bakıyor. sporunu yapana uzun uzun bakıyor, içkisini içene kıl kıl bakıyor. gülene, eğlenene, kahkaha atana fesat fesat bakıyor. Bakmayın güzel kardeşim. bakmayın. bu kadar bakmayın. biraz medeni olun, kendi işinize bakın. kendi içinize bakın. dönüp bir aynaya bakın. alabamaclarence Sizce de bu durum böyle mi?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/medyadan-gidili-fotograflarinin-yayinlanmamasini-isteyen-trumpa-internet-aleminden-gelen-tepkiler/", "text": "Amerika Birleşik Devletleri'nin yeni başkanı Donald Trump'ın sosyal medya ile yaşadığı sorunlar bitecek gibi görünmüyor. Geçtiğimiz günlerde medya patronlarını Trump Tower'a toplayan gelecek ABD Başkanı, 25 medya patronundan ufak bir ricada bulundu. Kamusal imajını korumak istediğini ifade eden Trump, medya patronlarından gıdılı fotoğraflarını yayınlamamasını istedi. Bunun ricanın duyulması sosyal medyada büyük tepkiye neden oldu ve Trump'ın gıdısı ile ilgili yapılan photoshop çalışmaları üst üste geldi. İşte Trump'ın gıdısına yapılan en komik photoshop çalışmaları; # Trump'ın rahatsız olduğu gıdılı fotoğraflardan biri bu # Sonrası bir anda geldi. Elmer Fudd Trump # Mum Trump # Elf Trump # Street Fighter'dan Honda Trump # Bir yere mi gidiyorsun Gandalf? # Trump Oval Ofis'te 35040 saat görev yapacak # Inception Trump # Fat Bastard Trump # # Jabba the gıdık # Deniz aslanı Trump # Dondurma Trump # Büyük aşk # Gayda Trump # # Ahenkli Trump # Bozuk para Trump # # # # # Tinder # SanTrump # Jabba the Trump # # # # Messi sakallı Trump"} {"url": "https://www.thegeyik.com/melisa-senolsunun-atiyedeki-sevisme-sahnesi-cok-konusulacak/", "text": "Netflix'in ikinci Türk orijinal dizisi Atiye'de, Beren Saat'in kardeşi rolünde oynayan Melisa Şenolsun, sevişme sahnesiyle damga vuracak. Atiye'nin deli dolu kardeşi Cansu karakteriyle izleyicinin karşısına çıkan Melisa Şenolsun, başarısıyla daha şimdiden Twitter'da konuşulmaya, övgüler almaya başladı. Atiye dizisinde ablasını hem çok seven hem de onun yanında silik kalmaktan ve hep birilerinin bir şeyi olmaktan sıkıntı duyan bir genç kadını oynuyor. Herkesin yardımına koşan Cansu bir an aşk karşısında güçsüz kalıyor. Cansu, büyük bir hata yapıyor ve ablasının nişanlısı ile birlikte oluyor. Dizinin Beren Saat ve Metin Akdülger ile çok konuşulan cesur sahnesinin ardından bir diğer olay sevişme sahnesi Melisa Şenolsun'a ait. Genç oyuncunun başarılı oyunculuğunun yanı sıra cesur sahneleriyle çok konuşulacağı kesin. Haberler.com 2000'lerde EMO Olan 18 Gencin Şimdiki Halleri Arada Uçurum Var"} {"url": "https://www.thegeyik.com/meme-kanseri-teshisinde-yapay-zeka-doktorlari-gecti/", "text": "Meme kanseri teşhisinde yapay zeka doktorları geçti: Hata oranı neredeyse 4 kat azaldı. Meme kanserine karşı mücadelede bilim insanları yapay zeka sayesinde önemli bir zafer kazandı. Google Health'de ve İngiltere'de Imperial College London Üniversitesi'ndeki bir grup araştırmacı yaklaşık 29 bin kadının mamografi görüntülerini inceleyebilen yapay zeka geliştirdi. Teşhis koymada büyük bir başarıya imza atan yapay zekanın mamogramları inceleyerek çıkarttığı sonucun tek bir doktorun koyduğu teşhisten daha doğru olduğu gözlemlendi. Bununla da kalmayan algoritma mamogramları okurken, hastanın geçmişini bilmemesine rağmen iki doktorun birlikte teşhis koyması kadar daha doğru sonuçlar elde edildiği görüldü. Teşhisteki hata oranlarında net düşüş Tek bir radyolog ile kıyaslandığında yapay zekanın hatalı pozitif teşhis oranının yüzde 5,7'den yüzde 1,2'ye, hatalı negatiflerinin ise yüzde 9,4'ten 2,7'ye düştüğü belirtildi. Euronews"} {"url": "https://www.thegeyik.com/memeler-hakkinda-muhtemelen-bilmediginiz-9-gercek/", "text": "Kadınlarda ergenlik dönemi sırasında, östrojen ve büyüme hormonlarınca oluşan memeler, büyük oranda salgı bezleri ve yağ dokudan oluşur. Memelerler hakkında bilinmeyen dokuz gerçek daha var. 1- Bazı kadınlar, meme uyarılması yoluyla orgazm olabilir. İki tanınmış seks eğitimcisi, kadınların yalnız meme uyarımı ile orgazma ulaşabileceğine dair iddialarını desteklemek için derinlemesine bir çalışma yürüttü. I Love Female Orgasm: An Extraordinary Orgasm Guide kitabı yazarları Dorian Solot ve Marshall Miller araştırmalarındaki kadınların %1'inin kendi memelerinden herhangi biri ile oynayarak orgazm olabildiklerini belirtti. 2-Memeler tek yumurta ikizlerinden çok çift yumurta ikizleri gibidirler. Herkesin asimetrik özelliklerde uzuvları bulunur: diğerinden daha uzun bir kol, diğerinden daha geniş bir ayak, ve hatta diğerinden daha büyük bir meme. Uluslararası Giyim Bilimi ve Teknoloji Dergisinde yayınlanan bir çalışmada, sağ memenin ortalama olarak sol memeye göre daha büyük olduğu saptandı. 3-Memeler yaklaşık üç tuğla kadar ağır olabilir. Üç tuğlayı tüm gün boyunca taşıyıp, göğsünüzde onlarla uyuduğunuzu hayal edin. Ortalama bir sütyen 0.23 ile 9 kilogram aralığındaki memeleri taşıyabilir. Gerçekten ağır bir yük. 4-Büyük memeler istiyorsanız, muhtemelen para içinde yüzmüyorsunuz. 2013 yılında yapılan bir çalışma maddi anlamda yoksun ya da daha düşük bir sosyoekonomik yapıdan gelen erkeklerin, daha büyük memeli kadınlar tercih ettiğini gösteriyor. Düşük sosyoekonomik yapıdaki erkekler, orta sosyoekonomik yapıdakilere göre daha büyük memeli kadınları tercih ediyorken, orta sosyoekonomik yapıdakiler de yüksek sosyoekonomik yapıdaki erkeklere göre daha büyük memeli kadınları tercih ediyor. Temelde, erkek ne kadar fakirse, o kadar dolgununu istiyor. 5-Memelere herkes bakar. Herkes. Kadınların ve erkeklerin, göz izleme cihazı ile donatılarak yapılan bir araştırmaya göre, her iki cinsin de bir kadının yüzü yerine memelerine baktığını, ancak erkeklerin çok daha uzun süre baktığını gösteriyor. Yani kadınlar da kadınların memelerine bakıyor, ancak çok daha hızlı bir şekilde gözatarak. 6-Meme ucu tipi sizin hakkınızda ne diyor? Klinik olarak sınıflandırılabilen farklı meme türleri vardır. 'Normal', 'düz', 'kabarık', 'içe doğru' ve 'tek taraflı'. Memelerdeki asimetri gibi, meme uçları da birbirleriyle bire bir uyuşmayabilir. 7-... ya da hatta üçüncü bir meme ucu. Başka bir meme ucu. Üçüncü. Vücut üzerinde herhangi bir yerde üçüncü bir meme ucunun olmasına politeli denir. Patoloji Günlükleri'ne göre sonuçlar bölgelere göre değişiklik gösterse de insanların yaklaşık %3'ünde fazladan bir meme ucu var. Ulusal Sağlık Enstitüsü, Nadir Hastalıklar Dairesi ABD'de yaklaşık 200.000 kişinin fazladan meme ucu olduğunu tahmin ediyor. Genellikle ben benzeri bir leke zannedilebildiği ve vücudun herhangi bir yerinde görünebildiği için, bir ayna yardımıyla vücudunuza gözatmanız iyi olabilir. 8-Sigara kullanımı ve gebelik memelerde sarkmaya yol açabilir. Deride hayati öneme sahip olan, elastin adı verilen bir protein; derinin elastik olmasını ve yırtılmadan esneyebilmesini sağlar. Devamlı sigara kullanımı bu proteini yıkarak, memelerin sarkmasına sebep olur. Bunun yanında, 2007 yılında Amerikan Plastik Cerrahi Topluluğu tarafından yapılan bir konferansta sunulan bir araştırma, hamileliğin de memelerde sarkmaya yol açtığını gösteriyor. 9-Tüm sütyenlerinizi elleyebilirsiniz Bilim için! Hatta, bunun için Hong Kong Politeknik Üniversitesi'nde bir bölüm var. Top Form isimli bir sütyen üretici fırma tarafından düzenlenen laboratuvar, tüm kaynaklarını sütyen araştırma ve geliştirmeye adamış durumda. Görsel: Vladimir Gjorgiev/Shutterstock"} {"url": "https://www.thegeyik.com/merak-edilen-seyma-subasi-acun-aski-bakin-nasil-baslamis/", "text": "Şeyma Subaşı'yı ekranlarda ilk kez 2009 yılında yayınlanan Var Mısın Yok Musun adlı yarışmada programında görmüştük .Subaşı programda daha 20 yaşındaydı ve yarışmadan 69 bin TL kazanarak ayrılmıştı. Bu yarışma programının ardından ,Yok Böyle Dans yarışmasının kostümlerini tasarlaması için birine ihtiyaç duyulunca, o dönem moda tasarımı okuyan kardeşi Şeyma Subaşı'yı bu görev için önermişti. 1990 doğumlu Şeyma Subaşı, bu yarışmadan da önce Deniz Akkaya'nın sunduğu 'Deniz Akkaya ile Top Model' yarışmasına katılmış ve derece elde etmişti. Bu ilişkinin sorumlusu olarak gösterilen Subaşı'ya ise sevgilisi Acun Ilıcalı sahip çıktı.Geçtiğimiz haftalarda Hülya Avşar'ın programına katılan Ilıcalı bomba açıklamalarla dikkatleri üzerine çekmişti. Açıklamalarına sert bir tondan başlayan Ilıcalı, Ünlü olduğunuz zaman basın takip ediyor. Şeyma da Instagram kullandığı için basın için önemli bir malzeme oluyor. Bu konuyla ilgili uzun konuşmak istemiyorum, diyebileceğim tek bir şey var, Türkiye'nin yanlış bildiği bir konu var. Şeyma'yı zamanında görüp beğenen ve arkadaşlık teklif eden bendim.' diyerek adeta ilişkiyi başlatan kişinin kendisi olduğunu itiraf etti. Daha sonra ise şu sözlere bir kez daha tüm her şeyi açıkladı: ' O dönem için hamle olarak yanlış bile olsa hiçbir zaman Şeyma, 'Acun beraber olalım, beni gezdir, bir hayat yaşamak istiyorum' demedi. Dışarıdan algısal olarak yanlış görünen tek konu bu. Şeyma-Acun ilişkisinde onu ikna eden ve ilişkiyi sürdüren benim. Başından beri kafaya taktım, mutlu bir ilişki yaşıyorum. Kızlara baktığımız zaman Instagram dünyaları var. Şeyma'nın da kendine ait bir dünyası var ve o dünyada yaşıyor. O konuda başarılı buluyorum kendisini.' dedi. Bu ilişkinin en güzel yılları ise kızları Melisa doğduktan sonra başladı. Doğumunun ardından magazin basınında daha sık takip edilen bir isim haline gelen Subaşı aşkını dolu dizgin herkese göstermekten çekinmedi. Tüm bunlar olurken çiftin aileleri çoktan tanışmış ve büyük bir uyum yakalamıştı bile.Herkesin oldukça merak ettiği tek soru olan 'bu çift ne zaman evlenecek? 'sorusu akıllarda yer etmeye başlamışken açıklamalar peş peşe geldi. Türkiye'nin en ünlü çifti önümüzdeki aylarda evlenme kararı adlı. Biz de onlara mutluluklar diliyoruz. Hürriyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/merakli-kofteci-filmiyle-adini-duyuran-golgen-bengu-simdi-amerikada-profesor-oldu/", "text": "Kemal Sunal ile birlikte oynadığı Meraklı Köfteci filminde adını duyuran Gölgen Bengü, kendini akademik kariyere adadı. Bengü, şimdi Amerika'da öğretim üyeliği yapıyor. Gölgen Bengü'yü herkes Kemal Sunal ile birlikte oynadığı 'Meraklı Köfteci' filmiyle tanıdı. O yılllarda kendisine gelen film tekliflerini elinin tersiye iten Bengü, kendini akademik kariyere adadı. MAKALELERE KONU OLUYOR Şimdi Amerika'da makine ve endüstri mühendisliği bölümünde hocalık yapıyor. Şöhret yerine eğitimi seçen Bengü'nün başarı hikayesi zaman zaman dergilerde makalelere bile konu oluyor. SİNEMAYI BIRAKIP EĞİTİME YÖNELDİ Gölgen Bengü'yü son olarak 1977 yapımı 'Aslan Bacanak' filminde Halim'in kardeşi rolünde izlemiştik. Ardından ise sinemadan koparak akademik kariyerine ağırlık verdi. AMERİKA'NIN SAYILI ÜNİVERSİTELERİNDEN BİRİNDE HOCA OLDU Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'nden mezun olan Gölgen Bengü, ABD'deki North Carolina A&T State University'de yüksek lisans, Clemson University'de doktorasını tamamladı. Şu anda New Jersey Institute of Techology'de Makine ve Endüstri Mühendisliği Bölümü'nde Profesör unvanıyla öğretim üyeliği yapıyor. Bengü hocaya öğrencilerinin yaptığı yorumlara buradaki linkten ulaşabilirsiniz. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/merkez-bankasi-faiz-kararini-acikladi-faiz-yukseldi/", "text": "Merkez Bankası Para Politikası Kurulu , eylül ayı olağan toplantısını gerçekleştirdi. Merkez Bankası politika faizini 5 puan artırarak yüzde 30'a çıkardı. Ekonomistler 5 puanlık faiz artışı bekliyordu. Merkez Bankası merakla beklenen faiz kararını açıkladı. Eylül ayı toplantısını yapan PPK, politika faizini 5 puan artışla yüzde 30'a çıkardı. EKONOMİSTLER NE BEKLİYORDU? AA Finans ve Reuters'ın anketine katılan ekonomistler, politika faizinin 5 puan artırılmasını bekliyordu. MERKEZ BANKASI KARAR METNİ Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına karar vermiştir. Enflasyon temmuz ve ağustos aylarında öngörülenin üzerinde gerçekleşmiştir. Yurt içi talepteki güçlü seyir ve hizmet fiyatlarındaki katılık devam ederken, petrol fiyatlarındaki artış ve enflasyon beklentilerinde süregelen bozulma enflasyonda ilave yukarı yönlü baskı oluşturmaktadır. Bu unsurlar, enflasyonun yıl sonunda Enflasyon Raporu'ndaki tahmin aralığının üst sınırına yakın seyredeceğine işaret etmektedir. Son dönemde etkili olan ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar ile vergi düzenlemelerinin ise enflasyona önemli ölçüde yansıdığı ve aylık enflasyonun ana eğiliminde düşüşün başlayacağı değerlendirilmiştir. Kurul, parasal sıkılaştırma adımlarının etkisiyle, dezenflasyonu 2024 yılında Rapor'daki patika ile uyumlu şekilde tesis etmekte kararlıdır. Doğrudan yabancı yatırımlar, dış finansman koşullarındaki iyileşme, rezervlerde süregelen artış, turizm gelirlerinin cari işlemler hesabına desteği ve Türk lirası varlıklara yurt içi ve yurt dışı talebin artmaya başlaması fiyat istikrarına güçlü katkıda bulunacaktır. Politika faizi, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir. Kurul, mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçeveyi, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirmektedir. Sadeleşme süreci, etki analizleri dikkate alınarak kademeli olarak devam edecektir. Bu kapsamda, Türk lirası mevduat payının artırılmasına yönelik düzenlemeler parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmektedir. Kurul, faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları almayı sürdürecektir. Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede almaya devam edecektir. FAİZ ARTIŞINA HAZİRANDA BAŞLADI Merkez Bankası, haziran ayındaki toplantısından itibaren para politikasında sıkılaştırmaya gitti. Merkez Bankası, hazirandaki toplantıda faizde yukarı yönlü adım atarak indirim sürecini 27 ay sonra sonlandırmıştı. Yeni başkan Hafize Gaye Erkan başkanlığında ilk toplantısını haziranda yapan kurul, politika faizini 6,5 puan artışla yüzde 15'e yükseltmişti. Merkez Bankası temmuz toplantısında politika faizini 2,5 puan artışla yüzde 17,50'ye yükseltmişti. Ağustos toplantısında faiz artışına devam eden Merkez Bankası, 7,5 puanlık artışla faizi yüzde 25'e çıkardı. https://www.ntv.com.tr/ntvpara/son-dakika-haberi-merkez-bankasi-faiz-kararini-acikladi,vloeM9MUokKk0kc4DqXODQ"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mesleklerine-gore-erkeklerin-cinsel-hayati/", "text": "Farklı meslek gruplarına sahip eşleri olan evli kadınların katıldığı bir araştırmada, mesleklere göre erkeklerin cinsel hayatları araştırıldı. İşte 'Hangi meslekteki erkekler yatakta ne kadar iyi' sorusuna cevap niteliğinde olan bilgiler... Yatakta en iyi olan erkekler sanatçılardan çıkıyor. %100'ü ön birliktelikte mükemmel olarak değerlendirilirken %73'ü eşlerini tam anlamıyla tatmin edebiliyor. Yatakta en iyi olan meslekteki erkekler sıralamasında inşaatçılar ikinci sırada yer alıyor. %58'i haftada 2 kereden fazla ilişkiye giriyor. %66'sı sarılmayı seviyor ve %57'si ilişkide mükemmel veya oldukça iyi olarak değerlendiriliyor. Cinsel ilişkide %90'ı gayet iyi olarak değerlendiriliyor. Yüzde 30 oranında en iyi cinsel performans gösteren meslek grupları arasında yer alıyor. Ancak müdürlerin otoritesi yatakta da kendini gösteriyor. %30'u eşlerinin Bu gece olmaz sözünü asla kabul etmiyorlar. Eşlerine göre %59'unun cinsel hayatı daha iyi olabilir. %20'sinin eşleri ise cinsel hayatlarından hiç memnun değil. Ancak ilişki konusunda oldukça maceracılar ve %36'sı yeni şeyler denemekten çekinmiyor. Üniformalı çalışanların %85'i cinsel ilişkide ortalamanın baya üzerinde yer alıyorlar. Ancak %25'i ön birlikteliği reddediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/messinin-ikizi-iranda-bulundu/", "text": "İran'da yaşayan Rıza Parastesh, Barcelona'nın Arjantinli yıldız futbolcusu Lionel Messi'ye benzerliğiyle tüm dikkatleri üzerine topladı. Arjantinli yıldız futbolcu Messi'nin İranlı 'ikizi' bulundu. Messi'ye benzerliğiyle dikkat çeken İranlı Rıza Parastesh, Tahran sokaklarının gözdesi oldu. Görünüşüyle Messi'ye tıpatıp benzeyen Paratesh'le birçok kişi fotoğraf çektirmek istiyor. 'BABAM 'EVE GELME' DEDİ' Messi gibi giyinmesi konusunda kendisini ilk teşvik edenin babası olduğunu ifade eden Parastesh saçını ve sakalını da Messi'ninki gibi kestirmiş. Messi'ye benzemenin zaman zaman dezavantajlı olduğunu söyleyen Paratesh, 2014 Dünya Kupası maçları sırasında Arjantin takımında oynayan Messi'nin 91. dakikada attığı golle İran'ın elenmesine neden olması nedeniyle babasının yüzüne bakmak istemediğini belirtti. Paratesh Babam futbol hayranıdır, beni arayıp 'Bu gece eve gelme' dedi. Zira o gölü ben atmışım gibi düşündü ifadelerini kullandı. Arkadaşları ise bu benzerlikten memnun. Parastesh'in arkadaşı Amir Muhammed Garaci Messi'ye benzeyen bir arkadaşınızın olması güzel bir his. Bazen ben bile ona bakıp ve 'Bu adam Messi' diyorum. Birbirlerine çok benziyorlar. Sokakta onu görünce selfie çekiyorlar. Bu da iyi çünkü bu sayede tanınıyor ve bence o bunu hakediyor dedi. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/messiye-karsi-oynamak-icin-fabrikadan-izin-aldi-iste-izlandali-futbolcunun-gercek-isi/", "text": "Arjantin ile 1-1 berabere kalan İzlanda'nın başarısında 33 yaşındaki savunmacı Birkir Mer Saevarsson'un payı büyüktü. İzlandalı Birkir Mer Saevarsson Çalıştığı Fabrikadan İzin Alıp Dünya Kupasına Geldi Değeri 100 milyonlarca euro olan Lionel Messi ve Angel Di Maria'ya adım attırmayan 33 yaşındaki defans oyuncusunun diğer mesleği ise alışılanın dışında. Rusya'ya gelebilmek için çalıştığı fabrikadan izin alan Saevarsson, lav tuzu paketleme işinde çalışıyor. DÜNYA KUPASINA GİTMEMİZDEN DAHA NORMAL Birkin Mer Saevarsson, Benim bir fabrikada işçi olarak çalışmam Dünya Kupası finallerine gitmemizden çok daha normal dedi. Bu arada İzlanda'da Lionel Messi'nin penaltısını kurtaran kaleci Halldorsson ise ülkesinde tanınmış belgesel, klip ve reklam yönetmeni. 34 yaşındaki file bekçisi son olarak Coca-Cola'nın, Dünya Kupası için hazırladığı reklam filmini çekti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mesut-ozilin-fenerbahce-hayali/", "text": "Yakın zamanda defalarca Fenerbahçe'nin gündemine giren Mesut Özil'in adı bu kez sarı-lacivertliler hiçbir girişim yapmadan yazıldı. Ancak Almanya'da Rot Weiss Essen'in başkanı Micheal Welling'in verdiği tarih dünyaca ünlü yıldız futbolcunun Arsenal ile kontratının bittiği dönemi işaret ediyor. Welling Mesut büyük bir marka. Böyle marka bir oyuncuyu herkes ister. Zaten ABD ve Çin'den ciddi teklifler var. Hatta oralarda çok büyük paralar da kazanabilir. Ancak Mesut öncelikle Arsenal'le 2018'e kadar olan kontratını tamamlamak niyetinde. Bundan sonra da rotası İstanbul olabilir çünkü Fenerbahçe'de forma giymeyi çok istiyor. ifadelerini kullandı. TATİLDE DEVREK'E GELİYOR Mesut Özil, Alman Milli Takımı'nda forma giymesine rağmen Türkiye ile bağlarını hiç kopartmadı. Tatillerinde zaman zaman Türkiye'ye gelip memleketi Zonguldak'ın Devrek ilçesinde geçiren 28 yaşındaki futbolcu verdiği özel röportajlarda da sık sık Çok iyi Fenerbahçeliyim. Bir gün mutlaka sarı-lacivertli formayı giyeceğim. Jübilemi de Fenerbahçe'de yapmak istiyorum. ifadelerini kullanmıştı. MESUT'A MESAJ YAĞIYOR Sarı-lacivertli taraftarlar da Mesut Özil'in sosyal medya hesaplarını mesaj yağmuruna tutarak onu bir an önce takımlarında görmek istediklerini belirtiyorlar. Yıldız ismin yolunun 'çubuklu' ile kesişmesini bekliyorlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/metabolizma-hiziniza-tavan-yaptiracak-10-gida/", "text": "Kilo vermek için doğru beslenmenin önemini her fırsatta vurgulayan uzmanlar insanları doğru gıdaların seçilmesi hususunda bilgilendirmeye devam ediyor. Doğru besinler ile metabolizma hızınızı arttırarak kilo vermek isteyenler için metabolizma hızınıza tavan yaptıracak 10 gıda; Yapılan araştırmalar çorba tüketiminin obezite ile savaşta çok önemli bir rol üstlendiğini ortaya koydu. Yemeğe çorba ile başlayan kişilerin yemeğin kalanında daha az katı besin tükettiği, bu durumun ise iştahta azalma ile kilo vermeye yardımcı olduğu belirlendi. Kahve ve yeşil çay içeriğinde bulunan antioksidanlarla metabolizmayı hızlandırırken kan şekerinin düşmesine, yağ yakmaya ve selülitlerin etkilerinin azaltılmasına yardımcı olur. 3# Yulaf Ezmesi ve Kahverengi Pirinç Sağlıklı bir diyetin olmazsa olmazı tam tahıllardır. Yulaf ezmesi ve kahverengi pirinç gibi tam tahıllar içlerinde bulunan kompleks karbonhidratlar ile vücudunuzdaki insülin düzeyini sabitler ve metabolizmayı hızlandırarak yağ yakmaya yardımcı olur. Portakal, greyfurt ve limon gibi turunçgiller metabolizma hızını yükselterek yağ yakılmasına yardımcı olur. İhtiva ettikleri C vitamini vücut direncini arttırır, kandaki insülin düzeyini dengelemeye yardımcı olur. Balık, fındık, ceviz, keten tohumu gibi gıdalarda bulunan Omega-3 metabolizma hızını düşüren leptin üretimini azaltarak, metabolizma hızının artmasına yardımcı olur. Bol balık yiyen Afrika kabilelerinde leptin üretiminin 5 kat daha az olduğu araştırmalarla kanıtlanmıştır. Düşük kalorili olmalarının yanında metabolizma hızını arttırmaya da yardımcı olan elma ve armut kilo vermek isteyenler için müthiş birer yardımcı olarak dikkat çekiyor. Günde 1200 ile 1300 miligram arasında kalsiyum alanların kilo kaybetme oranının iki kat arttığı klinik araştırmalarla kanıtlanmıştır. Yapılan çalışmalar düzenli tüketilen acı biberin metabolizma hızını %25 oranında arttırdığını ortaya koymuştur. Kan dolaşımını hızlanmasına ve vücuttaki acı reseptörlerinin uyarılmasına neden olan acı biber, bu yolla vücuttaki yağ yakımını da hızlandırmaktadır. Tamam, brokoli pek sevilen bir sebze değil kabul ediyorum ancak ihtiva ettiği yüksek kalsiyum ile metabolizma hızınızı arttırır ve sahip olduğu C, K ve A vitaminleri ile vücudunuza destek olur. Oldukça önemli bir anti-oksidan olup detokslar için vazgeçilmezdir. Uzmanlar karabiber, zencefil, hardal tohumu ve sarımsak tozu gibi baharatları kullanarak metabolizma hızının yükseltilebileceğini, bu yolla günde 1000 kalori daha fazla yakmanın mümkün olabileceğini açıkladılar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/metabolizmayi-hizlandirip-yag-yakmak-icin-8-tuyo/", "text": "İlerleyen yaş, genetik yapı ve hormonal problemler gibi pek çok faktörden etkilenen metabolizma hızının yavaşlamasında altta yatan neden hatalı beslenme ve yetersiz fiziksel aktivite de olabiliyor. Dolayısıyla diyet yapmanıza rağmen kilo alıyor veya vermekte güçlük çekiyorsanız, dikkate almanız gereken unsurların başında metabolizma hızınız geliyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, vücutta kas dokusunun oranı ne kadar fazlaysa metabolizma hızının da o kadar fazla olduğuna dikkat çekerek, Bunun aksine hareketsizlik ve hatalı beslenme nedeniyle yağ kitlesinin oranı arttıkça ve buna paralel olarak kas kitlesinin oranı düştükçe, metabolizma hızı yavaşlıyor. Bunun sonucunda kilo artışı veya alınan kiloların verilmesinde güçlük kaçınılmaz hale geliyor. diyor. Peki pandemide değişen yaşam tarzımız ve hatalı beslenme alışkanlıklarımız nedeniyle yavaşlayan metabolizmamızı nasıl hızlandırabiliriz? Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, metabolizmayı hızlandırmanın 8 püf noktasını anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. Protein şart, üstelik günde 2 kez! Proteinlerin termik etkisi dediğimiz, vücutta sindirilirken harcattıkları enerji diğer besin gruplarına göre daha yüksektir. bilgisini veren Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, şöyle devam ediyor: Yani protein tükettiğinizde kalori almanızın yanı sıra yaktığınız kaloriler de artıyor. Ayrıca proteinler uzun süre tokluk da sağladıkları için beslenme planınızda düzenli olarak mutlaka bulunmalı. Yumurta, yoğurt, et ürünleri ve bakliyatlar gibi protein grubunda yer alan besinleri kahvaltıda ve diğer öğünlerden birinde mutlaka tercih etmelisiniz. Ancak protein içeren besinlerin genel olarak doymuş yağ oranı da oldukça yüksek olduğu için fazla tüketilmeleri kalp damar hastalıklarına yol açabiliyor. Bu nedenle ideal tüketim miktarını aşmamaya özen gösterin. Öğün atlamayın Zayıflamak uğruna siz siz olun, aç kalmayın! Çünkü aç kaldığınızda metabolizmanız da bu yiyecek kıtlığına ayak uydurabilmek için hızını yavaşlatıyor. Dolayısıyla uzun süre aç kalıyorsanız metabolizma hızınız yavaşlayacağı için bir süre sonra kilo vermeniz zorlaşacaktır. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, İşte az ve sık beslenmenin önemi burada karşımıza çıkıyor. Günlük ihtiyacınız olan kaloriyi 2 öğün yerine 4-6 gibi daha fazla öğünde alırsanız, metabolizma hızınız artar. diyor. Çok düşük kalorili diyetler yapmayın Çok düşük kalorili diyetler uyguladığınızda bedeniniz asgari düzeyde alması gereken besin ögelerinden mahrum kalmış oluyor, bunun sonucunda kas kayıpları oluşuyor. Kas kaybı da metabolizma hızının yavaşlamasıyla sonuçlanıyor. Bu durum zamanla kilonuzu koruyamamanıza, hatta kilo almanıza yol açabiliyor. Günlük ne kadar kalori almanız gerektiği yaş, cinsiyet, boy, kilo ve aktivite durumunuza göre hesaplanıyor. Diyet yaparken günlük 1200 kalorinin altına düşmemeniz ve kalori saymaktan çok kalorilerin doğru besin gruplarından oluştuğundan emin olmanız gerekiyor. Bu nedenle kilo verme sürecinde kalori kısıtlamasının beslenme uzmanı kontrolünde gerçekleşmesi daha doğru olacaktır. Su tüketin, hem de bolca! Yapılan bazı çalışmalara göre; 500 ml su içmek metabolizma hızını yüzde 30'a kadar arttırabiliyor. Günde 2-2.5 litre su tüketerek hem metabolizma hızınızı arttırabilir hem de vücudunuzda susuzluktan kaynaklanabilecek problemleri yaşama riskini düşürmüş olursunuz. Egzersizi hayatınıza mutlaka dahil edin Egzersiz, bazal metabolik hız, bir başka deyişle kişilerin tam dinlenme halinde iken yaşamsal fonksiyonları için kullanılan enerjiyi artırıyor. Dolayısıyla haftada 150-300 dakika kadar, orta yoğunlukta bir egzersizi hayatınıza mutlaka dahil etmelisiniz. Yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi alternatiflerden herhangi birini uygulayabilirsiniz. İyotlu tuz kullanın İyotlu tuz metabolizma hızını doğrudan olmasa da dolaylı olarak uzun vadede etkileyebiliyor. İyot tiroit hormonlarının sentezlenmesi için gerekli bir besin öğesi. Ülkemizde su ve toprakta iyodun yetersiz olması nedeniyle besinlerden aldığımız yetersiz iyoda bağlı olarak hipotiroid hastalığı gelişebiliyor. Bu hastalıkta metabolizma hızı oldukça yavaşlar uyarısında bulunan Nur Ecem Baydı Ozman, şunları söylüyor: Bu nedenle satın aldığınız tuzların iyot takviyeli olduğundan emin olun. Tuzu ışık görmeyen koyu renkli kaplarda saklarsanız, içeriğindeki iyot kaybını da önlersiniz. Kafein hızlandırıyor, ancak... Çay, kahve ve çikolata gibi yiyecek ve içeceklerde bulunan kafein de metabolizma hızının artmasına yardımcı oluyor. Ancak diüretik etki, çarpıntı ve uykusuzluk gibi olumsuz etkiler de yapabildikleri için kafein içeren ürünleri abartmadan tüketmenizde fayda var. Bilimsel otoriteler sağlıklı bir yetişkinin günlük 400 mg'a kadar kafein tüketmesinin zararsız olacağını bildiriyor. Yaklaşık bir su bardağı siyah çayda 50 mg, kahvede ise 100 mg kadar kafein bulunuyor. Dikkat etmeniz gereken bir başka nokta ise kafein içeren her bir içeceğin yanında fazladan birer bardak su içmek olmalı. Yeşil çay için Yeşil çayın vücut yağ kütlesini azaltmaya yardımcı olduğunu gösteren çalışmalar mevcut. Nur Ecem Baydı Ozman ancak bu etkinin çok anlamlı ve mucizevi olmadığını belirterek, Yeşil çay fiziksel aktivite, yeterli protein ve enerji alımı gibi diğer olumlu faktörlerle bir araya geldiğinde anlamlı bir etki yaratabiliyor. Günlük güvenli kafein sınırlarında kalarak yeşil çay tüketebilirsiniz. Yaklaşık 1 su bardağı yeşil çay 30-50 mg kafein içeriyor diyor. BİR FİKİR Baharatları mucize olarak düşünmeyin Kırmızıbiberde bulunan kapsaisin adlı maddenin metabolizmayı hafif ölçüde hızlandırabileceğini gösteren çalışmalar mevcut. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman ancak halk arasında yaygın olan pul biberli yoğurt tüketmek ve yemeklere bol acı eklemek gibi uygulamaların metabolizma hızını anlamlı ölçüde hızlandırmadıklarını vurgulayarak, Ayrıca fazla miktarda acı tüketmenin bağırsak sağlığı üzerinde uzun vadede olumsuz etkileri olabiliyor. Bu noktada kar zarar dengesini göz önünde bulundurarak baharatları ılımlı ölçüde kullanıp, mineral içeriğinden ve lezzetinden faydalanmayı hedeflemeli, yağ yakıcı veya metabolizma hızlandırıcı olarak düşünüp, abartmamalısınız. diyor. BİR FİKİR - Uzmanından hem sağlıklı hem lezzetli 2 tarif: Yeşil çaylı smoothie Hazırlanışı: 1 su bardağı kadar demleyip soğuttuğunuz yeşil çayı; 1 çay bardağı kefir, 1 küçük muz, 2 top ceviz ve 1 çay kaşığı hindistan cevizi rendesiyle birlikte blenderdan geçirin. Hem tok tutucu hem de metabolizmanızı aktif tutmaya yarayan bu smoothie'yi ikindi ara öğününde tercih edebilirsiniz. Güne proteinli bir başlangıç: Yulaflı yeşil omlet Hazırlanışı: 1 yumurta, ek olarak 1 yumurta beyazı, 2 yemek kaşığı lor peyniri, 2 yemek kaşığı yulaf ezmesi, dereotu veya maydanoz, az pul biber, tuz ve arzu ettiğiniz diğer baharatları karıştırıp az yağlı tavada omlet yapabilirsiniz. Bu omlet hem güne hızlı çalışan bir metabolizmayla başlamanızı hem de almanız gereken tüm besin ögelerini pratik bir şekilde tek seferde karşılamanızı sağlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/metal-muzik-dinleyenler-daha-mutlu-oluyor/", "text": "Müzik tarzı ve psikolojik durum arasında bağ kurmayı konu edinen birçok araştırma var ama bu sonuncusu oldukça ilginç. 1980'lerde bol bol metal müzik dinleyenler arasında yapılan araştırmada bu kişilerin hayatlarından son derece memnun oldukları, mutlu bir hayat sürdükleri ve psikolojik desteğe ihtiyaç duymadıkları sonucuna ulaşıldı. METALCİLER DAHA MUTLU 1980 yıllarında büyümüş 377 kişi üzerinde yapılan araştırma Self Identity dergisinde yayınlandı. Araştırmaya göre, metalcilerin kendi aralarında sağlam bir topluluk kurduklarını ve bu topluluktaki gençleri aşırılıktan korumak için bir bağ oluşturdukları sonucuna varılmış. Uçlarda yaşamayı seven insanlardan oluşan bu toplulukta herkes birbirinin koruyucu meleği gibi davranıyor. Araştırmada çıkan diğer iki sonuç ise intihara yönelimin en az olduğu kişilerin metal müzik dinleyenler olduğu belirtildi, diğer sonuç ise cinsel yaşama başlama yaşı metal müzik dinleyenlerde genel kanının aksine oldukça yüksek. The Geyik olarak biz de durumu deşarj olmaya, stresten müzik aracılığıyla kurtulmaya bağlıyoruz! Hell Yeah!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/metal-ve-punk-muzigin-sanilanin-aksine-dinleyenleri-sakinlestirdigi-ortaya-cikti/", "text": "Ezber bozan bir araştırma ile tekrar karşınızdayız. Bu içeriğimiz bizler gibi metal ve punk tutkunları için gelsin. Yapılan bir araştırmaya göre metal ve punk müziği dinleyenler üzerinde sakinleştirici etkiyi yaptığı ortaya çıktı. Bu araştırma sonucu ekstrem müzik dinleyen insanlar sinirli olur tezi de böylelikle çürütüldü. Avustralya'nın Queensland Üniversitesi'ndeki Toplum Araştırmaları Bölümü'nün yaptığı araştırmada elde edilen sonuçlara göre Hardcore denilen sert müzikleri dinlemenin sert davranışlara yol açtığı tezi çürütüldü. Bölümün akademisyenlerinden Dr. Genevieve Dingle ve öğrencisi Leah Sharman'ın 18 ile 34 arasındaki 39 gönüllü denek üzerinde yaptığı araştırmada, deneklere 16 dakika boyunca öfkelenmelerine sebep olan ilişki, para ve iş gibi konulardan istendi. Yeterince sinirlendikten sonra 10 dakika dinlenen ve müzik dinleyen denekler üzerinde gözlemler yapıldı. Yapılan bu deney sonucunda metal ve punk gibi müzik türlerini dinleyenlerin diğer deneklere oranla daha fazla sakinleştiği gözlendi. Deney sonuçları doğru mudur bilinmez ama denemekte yarar var 🙂 Buyurun deneyelim 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/metallica-yeni-albumu-hardwired-to-self-destructtan-ucuncu-singlei-yayinladi/", "text": "Dünyaca ünlü heavy metal grubu Metallica 18 Kasım'da piyasaya süreceği yeni albümü Hardwired... to Self-Destruct'dan üçüncü single'ı Atlas, Rise! yayımladı. Daha önce 18 Ağustos'ta Hardwired ve 26 Eylül'de Moth Into Flame singlelarını yayınlayan grup bu şarkılarla da hayranlarından olumlu geri dönüşler almıştı. Metallica'nın 2008 yılında çıkardığı Death Magnetic albümünden sonra piyasaya süreceği ilk albüm olan Hardwired... to Self-Destruct toplam 12 şarkıdan oluşuyor. Besteleme aşamasında ilk kez Kirk Hammett'ın yer almadığı albüm genel hatlarıyla James Hetfield, Lars Ulrich ve Robert Trujillo imzası taşıyor. 31 Ekim itibariyle piyasaya sürülen son single Atlas, Rise ! Grubun daha önce yayınladığı iki single Hardwired ve Moth Into Flame ; # 3"} {"url": "https://www.thegeyik.com/metin-oktay-neden-jubilesinde-fenerbahce-formasi-giydi/", "text": "Rahmetli Metin Oktay, jübile maçını Fenerbahçe ile oynamak ister. Bunu teklif etmek üzere Fenerbahçe kulübüne gider ve dönemin yöneticisi Eşref Aydın ile görüşür. İkili arasında şöyle bir konuşma geçer: Metin Oktay: Kariyerimin en güzel en unutulmaz maçlarını Fenerbahçe'ye karşı oynadım. Eğer siz de kabul ederseniz son maçımı Fenerbahçe'ye karşı oynamak isterim. Eşref Aydın: Kabul ederiz fakat bir şartla. Fenerbahçe kulübü ve taraftarı her zaman sana hayrandı ve seni Fenerbahçe forması ile görmek isterlerdi. 10 dakikalığına da olsa Fenerbahçe formasını giyer misin? Metin Oktay: Şeref duyarım Ve jübile maçında Metin Oktay ile Fenerbahçeli Can Bartu formalarını değiştirir. Kısa bir süreliğine Metin Oktay Fenerbahçe, Can Bartu ise Galatasaray forması ile mücadele ederler. Bir Fransız futbol dergisi Metin Oktay ile röportaj yapar ve kendisine şu soruyu sorar: Yaklaşık bir yıl önce, ezeli rakibiniz Fenerbahçe'ye ağları yırtan bir gol attınız. Bu gol ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? Metin Oktay: O gol bugün bile hatırlanıyor ise bu Fenerbahçe'nin büyüklüğünden dolayıdır Mekanın cennet olsun taçsız kral Metin Oktay... Bu ülkede, Ezeli rekabet, ebedi dostluk deyimi varsa, bu sen ve senin gibi onurlu sporcuların sayesindedir. -alıntı-"} {"url": "https://www.thegeyik.com/metroda-hamile-eski-sevgilime-yer-verdim/", "text": "Dün akşam işten eve dönerken metronun en arkasında kafamı koymuş yorgun argın durakların geçmesini bekliyordum. Birden o tatlı sesiyle next station levent diyen kadını duydum. Kafam o kadar yoğun ve karışıktı ki birden kendimi kadını, sesinden kafamda canlandırırken buldum. sarışın, 30lu yaşlarında, 1.70 boyunda, kırmızı ojeli, uzun saçlı bir kadın tahayyül ettim. Aynı zamanda eve gittiğimde ne yiyeceğimi de düşünüyordum zira evde yemek yoktu. hazır mı alsam yoksa kendim menemen mi yapsam diye düşünürken metro durdu kapı açıldı ve birden burnumun dibinde coming soon yazan ve yumurtanın içinden bebeğin çıktığını tasvir eden bir resmin olduğu tişört belirdi. Gözlerim tam kapanacakken bu karnı burnunda kadına hiç düşünmeden kalkıp yer verdim. O kadar yorgundum ki kadına bakmadım bile. Ben yukarıda kırmızı ışıklarla geçilen durakları incelerken ulan bu vezneciler durağını ne ara açtılar diye düşündüm. tüm bunlar sadece 35 saniye içinde oldu. birden yer verdiğim kadının bana baktığını hissettim. ayrıca tatlı tişörtü aklımda kalmıştı. tişörtü incelemek için kafamı kadının oturduğu koltuğa doğru çevirdiğimde gördüğüm gözler beynime çivi gibi çakıldı. Bu o'ydu. lise3ten üniversitenin sonlarına kadar tam 4,5 senemi verdiğim kızdı. tırnaklarında hep en sevdiğim oje olduğunu söylediğim bordo oje sürülüydü. Dudaklarında çok hafif bir parlatıcı vardı. Ruj hiç sevmezdi zaten. Yaklaşık 6-7 saniye göz göze bakakaldık ama o 6-7 saniye boyunca o birlikte geçirdiğimiz 4,5 senenin her bir salisesi hızlı bir şekilde gözümün önünden geçip gitmişti... En çok da ilerde evlenip yapacağımız çocukları hayal ettiğimiz anlar gelmişti aklıma. 2 çocuğumuz olacaktı. ilki kız ismini Aslı koyacaktık. ikincisini ise 4-5 sene sonra yapacaktık ve erkek olacaktı. Onun ismiyse Atilla olacaktı. Yani hep böyle hayaller kurmuştuk fakat şimdi o bu hayalleri bambaşka birisiyle gerçekleştiriyordu bile. içimdeki o hisleri, kafamdaki o karmaşayı inanın tarif etmem mümkün değil beyler. Ayrılalı sadece 2 yıl olmuştu ve o şimdiden bizim onunla kurduğumuz hayalleri gerçekleştirmeye başlamıştı bile. Kızamam ki ona. Ya ne yapacaktı? Oturup ömrünün sonuna kadar beni bekleyecek değildi ya... Ben bu inanılmaz his ve fikriyat karmaşasını yaşarken o 2 durak sonra indi. inerken son yarım bir bakış attı. Sanki böyle olmayabilirdi dercesine. Peşi sıra bakakaldım. Ondan geriye belki de aklımdaki son şey coming soon yazılı ve üstünde yumurtadan çocuk çıkan resmin olduğu hamile tişörtüydü. Edit:Beyler hakkınızı helal edin hepiniz. Hiçbirinizin canını acıtmak istemedim. Sağ olun var olun. İnci Sözlük'ten God Man'in yazdığı bu an gerçekten hepimizi üzdü."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mevlana-ask-sozleri/", "text": "Mevlana Celaleddin Rumi, yanmayı en iyi bilenlerden olduğundan aşk üzerine sözleri de en duyarlı en doğru olarak o söylemiş. Mevlana aşk sözleri ile hayatta gerçek aşk adına aradıklarınızı sorgulamaya yönlenebilirsiniz. Bu zamana kadar çektiğiniz acıları bir nebze dindirmesi temennimiz. Mevlana sözleri ile çoğu konuda bize önemli öğretilerini sunmuş. Aslında insanların atladığı bir nokta var: Hepimiz aynı yanlışları defalara yapmadan ders almıyoruz. Oysa mesela aşk sözleri söylemiş üstad. Biraz bakınsak hayatta aldanmayacağız kimselere. Mevlana bu sözleri söylerken ince eleklerden geçirmiş biz de aşk, mutluluk gibi konularda ondan güzel sözler paylaşacağız. Mevlana aşk sözleri Mevlana Celaleddin Rumi, yanmayı en iyi bilenlerden olduğundan aşk üzerine sözleri de en duyarlı en doğru olarak o söylemiş. Mevlana aşk sözleri ile hayatta gerçek aşk adına aradıklarınızı sorgulamaya yönlenebilirsiniz. Bu zamana kadar çektiğiniz acıları bir nebze dindirmesi temennimiz. Mevlana sözleri ile çoğu konuda bize önemli öğretilerini sunmuş. Aslında insanların atladığı bir nokta var: Hepimiz aynı yanlışları defalara yapmadan ders almıyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mevlanayi-leonardo-dicaprio-sems-i-tebriziyi-robert-downey-jr-in-oynadigi-harika-proje/", "text": "Mevlana Celaleddin Rumi'nin hayatı bir Hollywood filmine konu olacak Hürriyet'in Guardian'ın haberini kaynak göstererek yazdığına göre, 13. yüzyılda yaşayan dünyaca ünlü şair, düşünce adamı Mevlana'nın hayatını konu alan film için hazırlıklar başladı. Dev projenin senaryosunu David Franzoni kaleme alacak. Filmin yapımcılığını üstlenen isimlerden Stephen Joel Brown, Sufi kültürünü sinema aracılığıyla Batı'ya da tanıtmak istediklerini açıkladı. Franzoni ise şunları söyledi: Bu tarz önemli insanların hayatı araştırmaya değer. Ayrıca Mevlana şu an Amerika'da da çok popüler. Projenin ön hazırlıkları için geçen hafta İstanbul'a gelen Brown ve Franzoni, ardından Konya'ya gitti. İkili, filmin sürprizlerini de açıkladı: Mevlana'yı Leonardo DiCaprio, Şems-i Tebrizi'yi Robert Downey Jr.'ın oynamasını istiyoruz. Dileriz gerçekleşir, çok iyi bir senaryo ve bu oyuncularla piyasaya çıkar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mhrs-randevu-alma/", "text": "Hastanelerden randevu almak için Sağlık Bakanlığı'na bağlı MHRS hekim randevu sistemine girmek isteyenler, randevu nasıl alınır, nasıl iptal edilir, hastane randevu telefonu nedir merak edenler için tüm bilgiler burada. Kolayca randevu alın: www.mhrs.gov.tr/ http://hastanerandevu.gov.tr/Randevu/ HASTANE MHRS RANDEVUSU NASIL ALINIR? İnternet Üzerinden; Merkezi Hekim Randevu Sistemi ilk kez giriş yapılırken her vatandaş için ayrı bir hesap açılır. Bunun için ilgili yönlendirme adımları takip edilir. Hesap açıldıktan sonra Randevu Al butonunu kullanarak T.C. kimlik numarası ve belirlenen şifre ile giriş yapılır. İstenilen hastane, poliklinik ve hekim tercihi yapılarak randevu alınır. HASTANE RANDEVU kısmına tıkladığınızda önünüze aşağıdaki gibi bir panel açılacak. MHRS randevu için TC numarınızı ve parolanızı girin. Mobil Cihaz Kullanarak; MHRS Mobil uygulaması IOS, Android, Windows ve Blackberry işletim sistemine sahip mobil cihazların uygulama marketlerinden indirilerek kullanılır. Merkezi Hekim Randevu Sistemi'ne ilk kez giriş yapılırken her vatandaş için ayrı bir hesap açılır. Bunun için ilgili yönlendirme adımları takip edilir. Hesap açıldıktan sonra T.C. kimlik numarası ve belirlenen şifre ile giriş yapılır. İstenilen hastane, poliklinik ve hekim tercihi yapılarak randevu alınır. HASTANE RANDEVU TELEFONU NE? Ev, iş, ankesör ve cep telefonlarından ALO 182 aranır. Çağrıyı karşılayan operatöre hastanın T.C. Kimlik Numarası verilir. Randevu talep edilen hastane, poliklinik ve varsa hekim tercihleri operatöre bildirilir. Operatör uygun tarih ve saat dilimlerini vatandaşa bildirir. Vatandaş seçimini yaparak randevusunu alır. Hastane İçi MHRS Randevu Alımı; MHRS randevu sisteminde aile fertleriniz için hastaneden randevu alırken işlemler T.C. Kimlik numarası üzerinden yapıldığından dolayı bütün Aile fertleriniz için ayrı ayrı kendi Kimlik numaraları ve Kimlik bilgileri ile yeni bir hesap oluşturmanız gerekmektedir. İsterseniz aile fertleri için üye kaydı oluştururken hepsinde aynı mail adresi ve telefon numarasını kullanabilir daha sonra aile fertleriniz için bulunduğunuz bölgede istediğiniz hastaneden randevu alabilirsiniz. MHRS'ye nasıl kayıt olunur? Yukardaki MHRS üye ol linkine tıkladığınızda karşınıza böyle bir alan çıkacak. TC kimlik numaranızı girmek zorunlu Ardından da aşağıdaki alanları dolduracaksınız. Bu işlemi yaptığınızda üyeliğin gerçekleşmiş olacak. Sonra ana sayfaya dönüp MHRS randevu al butonuna tıklayıp TC numaranızı ve parolanızı girerik randevunuzu alabilirsiniz. MHRS RANDEVU İPTAL NASIL YAPILIR? MHRS sistemi üzerinden aldığınız randevuyu son 15-20 dakikaya kadar iptal edebilmektesiniz. MHRS Randevunuzu iptal etmek için önce MHRS randevu sayfasından TC kimlik numaranızı ve şifreniz ile giriş yapmanız gerekiyor. http://hastanerandevu.gov.tr adresinden randevu al bölüme girdiğinizde, Kimlik numaranız ve şifreniz ile giriş yaptıktan sonra sağ taraftaki Randevu Geçmişikısmından randevularınızı görebilir, iptal etmek istediğiniz randevunun sağ tarafındakiİPTAL ET butonuna basmak sureti ile randevunuzu iptal edebilirsiniz. Ayrıca ALO182 MHRS hattını arayarak da randevunuzu iptal ettirebilirsiniz. MHRS RANDEVU GÖRÜNTÜLEME Kimlik numaranız ve şifreniz ile giriş yaptıktan sonra sağ taraftaki Randevu Geçmişikısmından randevularınızı görebilirsiniz. MHRS ŞİFREMİ UNUTTUM NASIL ALABİLİRİM? Hastane randevu şifrenizi unuttuysanız ne yapmalısınız? Yeni şifre için 3 yol var. MHRS AİLE FERTLERİ İÇİN RANDEVU ALABİLİR MİYİM? İşlemler T.C. Kimlik numarası üzerinden yapıldığından bütün Aile fertleriniz için ayrı ayrı kendi Kimlik numaraları ve Kimlik bilgileri ile hesap oluşturmalısınız. İsterseniz aile fertleri için üye kaydı oluştururken hepsinde aynı mail adresi ve telefon numarasını kullanabilirsiniz. MHRS ŞİFREMİ VE HESAP BİLGİLERİMİ NASIL DEĞİŞTİRİRİM? Randevu al bölüme girdiğinizde, Kimlik numaranız ve şifreniz ile giriş yaptıktan sonra sağ taraftaki Hesap Bilgileri kısmından ilgili değişikliği yapabilirsiniz. ALO 182 MHRS RANDEVU EN ERKEN NE ZAMANA RANDEVU ALABİLİRİM? Aradığınız tarihten itibaren en erken 1 gün sonrası için randevu alabilirsiniz. Dilerseniz 15 gün sonrasına kadar herhangi bir güne randevu talep edebilirsiniz. ALO 182 MHRS'DEN KAÇ RANDEVU ALABİLİRİM, YAKINLARIM İÇİN RANDEVU ALABİLİR MİYİM? Kendinize ve yakınlarınıza her aramada en fazla dört randevu alabilirsiniz. Aynı güne kendinize farklı polikliniklerden en fazla iki randevu alabilirsiniz. ALO 182 MHRS RANDEVU HATTI ÜCRETLİ Mİ? ALO 182 Randevu Hattı acil aramalar kapsamında olmadığından ücretlidir. Hem sabit hatlardan hem de cep telefonlarından 182 yi aramak sabit bir telefon hattını aramakla eşdeğerdir. BTK' ya göre Türkiye' de sabit hatları aramak 01.04.2013 tarihinden itibarendakikası en fazla 43,89 kuruştur. Türk-Telekom dakikası 7-15 kr. arası ücretlendirme yapmakta olup, tarifeler değişebilmektedir. İnternet ve akıllı cihazlar üzerinden alınan randevular ise ücretsizdir. MHRS MOBİL UYGULAMASI Android, IOS, BlackBerry ve Windows işletim sistemlerine sahip akıllı cihazlar için MHRS Mobil uygulaması hizmete girmiştir. MHRS Mobil cihazınızın kullandığı uygulama marketinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/michael-jacksonin-unlu-durusunun-sirri/", "text": "Pop ikonu Michael Jackson'ın 30 yıl önce Smooth Criminal şarkısı eşliğinde dans ederken düşmeden 45 derece öne eğilmesinin sırrı çözüldü. Hint nörocerrahların Michael Jackson'un söz konusu duruşuyla ilgili bir buçuk yıl süren çalışmasının sonuçları Journal of Neurosurgery dergisinin internet sitesinde yayımlandı. NÖROCERRAHLAR ARAŞTIRDI Hindistan'daki Tıbbi Eğitim ve Araştırma Enstitüsünde görevli 3 nörocerrah tarafından yürütülen araştırma, hareketin, pop yıldızının sahneye yapışık bir pozisyonda kalmasını destekleyen özel tasarım ayakkabı ile Jackson'ın güçlü tendonlarının birleşimi olduğunu gösterdi. 'EN GÜÇLÜ DANSÇILAR BİLE MAKSİMUM 30 DERECE EĞİLEBİLİR' Nishant S. Yagnick, Manjul Tripathi ve Sandeep Mohindra'nın Michael Jackson, Omurga Biyomekanikleri Anlayışımıza Nasıl Meydan Okudu? başlıklı çalışmasında, en güçlü ve eğitimli dansçıların bile dik duruşla maksimum 25 ila 30 derece öne eğilebileceğine işaret edildi. Araştırmada, Jackson'ın ayakkabısının topuğundaki üçgen şeklinde boşluğa, doğru zamanda sahneye çıkan çivi benzeri bir malzemenin yerleşiyor olabileceği, bunun şarkıcının limitleri zorlayarak öne eğilmesi için fazladan güç kazanmasını sağlayabileceği belirtildi. Nörocerrahlar, ayakkabıya rağmen bu hareketin çok güçlü spinal müsküler ve alt ekstremite itişim kasları olmadan başarılamayacağının altını çizdi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/microsoftta-tuvalet-temizlikcisi-olmayi-email-yuzunden-kaciran-adam/", "text": "Bir adam Microsoft şirketine iş için konuşmaya gidiyor. Girmek istediği iş de tuvalet temizleyiciliği. İnsan Kaynakları Yöneticisi ile görüşüp tıkanmış bir lavaboyu temizleyip testten geçiyor. İnsan Kaynakları Yöneticisi adama testi geçtiğini, hangi gün saat kaçta iş başı yapması gerektiğinin kendisine e-mail yoluyla gönderileceğini söylüyor. Adam, bilgisayarı olmadığını, dolayısıyla e-mail kullanmadığını açıklıyor. İnsan Kaynakları Yöneticisi : Üzgünüm ama e-mailiniz yoksa siz sanal olarak var sayılamazsınız ve bu yüzden sizi işe alamayız. diyor. Adam çaresizce dışarıya çıkıyor ve Ne yapsam, ne etsem...! diye düşünürken cebindeki 10 dolar ile 20 kilo kiraz almaya karar veriyor. Kapı kapı gezerek kirazları satıyor ve 2 saat içinde sermayesini 2 katına çıkarıyor. Bu şekilde ekmek paramı çıkarabilirim. diyerek her gün sabah erkenden kalkıyor ve kapı kapı dolaşarak kiraz satıyor. Her gün sermayesi büyüyor. Derken küçük bir kamyonet alıyor ve satışa devam ediyor. Az bir zaman sonra, büyük bir kamyon ve birkaç küçük kamyonet alıyor. 5 SENE GEÇİYOR Bu adam şu anda Amerika'nın en büyükleri arasında yer alan bir nakliyat şirketinin sahibi. Bir gün ailesinin geleceğini düşünerek sigorta yaptırmak istiyor. Sigorta şirketi kendisinden bir e-mail adresi istiyor. E-mail kullanmadığını söylediğinde sigortacı : İlginç, e-mailiniz olmadan büyük bir holding kurmuşsunuz. Bir de e-mailiniz olsaydı neler yapardınız...! diyor. Adamın cevabı : E-mailim olsaydı, şu an da Microsoft'ta tuvalet temizliyordum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/microsoftun-aciklamasina-gore-esnek-calisma-modeline-alistik/", "text": "Microsoft'un 20 ülkede yaptığı Work Reworked araştırmasının sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. Aralarında Türkiye'nin lider kurumlarının da yer aldığı ve 600'ü aşkın yöneticiyle yapılan görüşmeler sonucunda, uzaktan çalışma sisteminin Türkiye'de kalıcı olacağı öngörülüyor. Uzaktan çalışmaya geçen şirketlerin %77'si, bu yeni çalışma modelinde daha üretken olduklarını belirtiyor. Microsoft'un Boston Consulting Group, KRC Research ve Wharton School ile birlikte Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgelerini dikkate alarak, 20 ülkede hayata geçirdiği Work Reworked araştırması, Türk iş dünyasının esnek çalışma modelini Avrupa'lı meslektaşlarına göre çok daha hızlı benimsediğini ortaya koyuyor. Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden 633 kişinin katıldığı ankette, yöneticilerin %94'ü hibrit bir çalışma yönteminin kalıcı olacağını öngörüyor. Aynı ankete İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya gibi Avrupa'nın lider ekonomilerinden katılan yöneticiler arasında ise bu öngörü i%88 oranında kalıyor. Araştırma, esnek çalışma modeliyle birlikte, inovasyonla şekillenen kurum kültürünün ve bunu önceliklendiren yeni nesil yöneticilik anlayışının da kalıcı olacağına işaret ediyor. Türk çalışanlar uzaktan çalışma isteğinde Avrupa'lıları geçti Araştırma, Türkiye'deki çalışanların zamanlarının %43'ünü geleneksel ofis ortamı dışında geçirmek istediklerini gösteriyor; araştırmanın Avrupa ayağında elde edilen sonuç ise %31. Öte yandan, çalışanlar ofiste geçirdikleri zamanı meslektaşlarıyla bağlarını korumanın güçlü bir yolu olarak görmeye devam ediyor. Üst düzey yöneticiler ofiste geçirilen günlerin üretkenliğin yanı sıra, çalışan bağlılığını da artırdığını belirtirken; uzaktan çalışmaya geçen şirketlerin %77'si, bu yeni modelde eskisiye oranla daha fazla üretken olduğunu belirtiyor. Uzaktan çalışmada en büyük zorluk: Şirket kültürünü korumak Araştırmaya göre, uzaktan çalışma modeli en çok şirket kültür ve değerlerini tehdit ediyor. Türk yöneticilerin %69'u uzaktan çalışma düzeninde güçlü bir ekip kültürü yaratmakta zorlandıklarını ifade ediyor. Dijital dönüşüm öncelikleri sorulduğunda ise, liderlerin %94'ü daha yenilikçi ve esnek olmak için şirketlerinin çalışma şeklini değiştirmenin önemli olduğunu belirtiyor. Yenilikçi şirketlerin temel özellikleri Tüm şirketler için zorlayıcı şartlar oluşturan pandemi döneminde yenilikçi kültürlerini korumayı başaran şirketler de mevcut. Türkiye'deki şirketlerin %26'sı, ürün ve hizmet anlamında kendisini yenilikçi olarak nitelendiriyor. Bu özellik, şirketlerin yeni hibrit dünyaya hazırlıklı olmalarını mümkün kılıyor. Araştırma aynı zamanda ülkenin inovasyon liderleri arasındaki ortak özellikleri de ortaya çıkarıyor. Örneğin, daha yenilikçi şirketlerde görev alan Türk çalışanlar karar verme ve işlerini kendi yöntemleriyle ele alma konusunda kendilerini daha güçlü hissediyor. Yenilikçi şirketlerde çalışanların %53'ü, sürece bir yöneticiyi dahil etmeden, tek başına karar alabildiğini belirtirken; daha az yenilikçi şirketlerde bu oran %29'a düşüyor. Hata yapmanın normal olduğunu belirtenlerin oranı da yenilikçi şirketlerde %79 iken, daha az yenilikçi kültüre sahip şirketlerde %58'de kalıyor. Levent Özbilgin: Hibrit modelde çalışanlar arasındaki uyumun yapıcı gücü çok önemli Birçok ekip yöneticisinin çalışanlara uzaktan liderlik etmek durumunda kaldığı 2020 yılının sonunda, Türk yöneticilerin %71'i, sanal ekipleri nasıl yetkilendireceklerini ve güçlendireceklerini henüz etkili bir şekilde öğrenemediklerini belirtiyor. Öte yandan 'Work Reworked' çalışmasından elde edilen veriler, uzaktan çalışmayı deneyimleyen ve adaptasyon sürecini geride bırakan çalışanların büyük bir kısmının Covid-19 sonrasında da esnek bir çalışma düzenini sürdürmek istediklerini kanıtlıyor. Yöneticilerin %86'sı, uzaktan ve esnek çalışma modelinin yetenekli çalışanların bağlılığını kazanmalarına katkı sağladığını; %76'sı ise yetenekli çalışanları şirketlerine çekmelerine yardımcı olduğunu ifade ediyor. Yöneticilerin %94'ü, uzun vadede daha hibrit bir çalışma düzeninin hakim olacağını öngörüyor. Takımların başarısının, bundan böyle ne kadar üretken ve empati sahibi olduklarıyla ölçüleceğine dikkat çeken Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, bunun bizi inovasyona götüren en insani yol olacağını ifade ediyor. Özbilgin, Tüm bunlardan çıkan ana fikir şu ki; daha hibrit bir dünyada ekip çalışmasının başarısı, doğru teknolojik araçlara sahip olmaktan çok daha fazlasıyla ölçülüyor. İnovasyon, insanlar meslektaşlarıyla bağlantı kurmaya, akıllı riskler almaya ve yeni fikirleri olduğunda konuşmaya yetkin hissettiklerinde ortaya çıkıyor diyerek çalışanlar arasındaki iletişimin ve uyumun yapıcı gücüne vurgu yapıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mideden-yola-cikip-hayat-kalitenizi-dusuren-reflu-hastaligina-karsi-10-oneri/", "text": "Reflü mide içeriğinin kişiyi rahatsız edici bir biçimde yemek borusuna doğru kaçarak şikayetlere neden olmasıdır. Göğüs orta bölgede yanma ve ağza gıda parçacıkları ile birlikte acı su gelmesi reflü hastalığı ile ilişkili tipik şikayetler olup tekrarlayan farenjit, larenjit, sinüzit, kronik öksürük, astım ve diş çürükleri de atipik şikayetler olarak ortaya çıkabilir. Türkiye'de her 4-5 kişiden birinde görülen reflünün tanısı endoskopik olarak yemek borusunun görüntülenmesi ve/veya kateter veya kapsül kullanılarak yemek borusunun asit maruziyetinin gösterilmesi ile konulur. Liv Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Yard. Doç. Dr. Ekrem Aslan reflü hastalarına önerilerde bulundu. Yemekler sık aralıklarla ve küçük porsiyonlar halinde yenmelidir. Lifli gıdaların tüketilmesi reflü gelişimini azaltır. Kafeinli içecekler, baharatlı ve tuzlanmış gıdalar, gazlı içecekler, yağlı gıdalar ve çikolata reflü yakınmalarını arttırabilir. Bu gıdaları tüketirken dikkatli olunmalı ve şikayete yol açıyorsa tüketiminden kaçınılmalıdır. Gece atıştırmaları reflü yakınmalarını belirgin şekilde arttırır. Yatmadan 3 saat önce yemek yenilmemesi reflü şikayetlerini azaltacaktır. Sigara içmek, miktarına bağlı olarak reflü yakınması gelişiminde önemli bir risk faktörüdür. Sigara ve alkol tüketiminin kesilmesi reflü yakınmalarını azaltacaktır. Özellikle gece reflü yakınması olan hastalarda yatak başının 15-20 santim kadar yükseltilmesi ve sol yan pozisyonda yatılması reflü yakınmalarını azaltır. Sırtüstü ve sağ yan pozisyonda yatılmasının reflü yakınmasını arttırdığını bildiren çalışmalar mevcuttur. Obezite, karın bölgesi yağlanmasında artış ve artmış vücut yağ dokusu reflü için risk faktörleridir. Reflü şikayetleri olan hastalarda kilo vermek yakınmaları belirgin biçimde azaltacaktır. Ağırlık kaldırma ve mekik gibi egzersizler reflü yakınmalarını arttırır. Ancak, hafif-orta düzey egzersizler ile reflü şikayetlerinde azalma sağlanabilir. Dar çamaşırlar ve kıyafetler karın içi basınç artışına neden olduğundan reflü yakınmalarını arttırır. Reflü hastalığı olanların sıkmayan rahat kıyafetler giymesi önerilir. 50 yaşın üzerinde yeni başlayan reflü yakınması olanlar veya 5 yıldan uzun süredir haftada birden fazla reflü atağı olanların endoskopi yaptırması gerekir. Ailesinde yemek borusu kanseri öyküsü olanlar ile kilo kaybı, kansızlık, reflü şikayetlerine eşlik eden yutma güçlüğü veya ağrılı yutma ve kanlı kusma gibi alarm semptomu olan hastaların yaşına bakılmaksızın endoskopi ile değerlendirilmeleri gerekir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mihrimah-sultanin-kimsenin-bilmedigi-hikayesi/", "text": "Osmanlı Devleti'nin en önemli figürlerinden Mihrimah Sultan kimdir önce onu söyleyelim, Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan'ın kızıdır. Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca'da Güneş ve Ay anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan'dır. Padişah kızını Rüstem Paşa'ya verir. Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan'a deliler gibi aşıktır! Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır. Üsküdar'a, Saray'ın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii'nin temelini atar ve 1548'de bitirir. Camiyi yaparken, eserine sanki etekleri yerleri süpüren bir kadının dış çizgilerini verir. Derken, ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı'da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul'un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan'a. Cami küçücüktür. Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz 61 pencere, camiin iç güzeliğini aydınlatır. İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan'ın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana. İşte, aşka adanmış iki eser. Şimdi, gidin Edirnekapı ve Üsküdar'daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer seçin ve 21 Mart'ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde seyreyleyin. Unutmadan, 21 Mart Mihrimah Sultan'ın doğum günüdür. Göreceğiniz manzaraysa şudur; Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar'daki camiinin ardından ay doğar! Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay. Bu nasıl akıllara ziyan bir hesaplamadır; nasıl bir güzellik anlayışıdır..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mikrop-kapmamak-icin-ucakta-nereye-oturmali/", "text": "Müsabakalara gidiş ve gelişlerde yapılan uçak yolculuğu sırasında sporcularının hasta olmasını önlemek isteyen İngiliz Spor Enstitüsü, uçaklarda mikrop kapma şansını en aza indirme için bir rehber yayımladı. Rehberde sporculara, uçakta tuvaletlerin yakınlarındaki koltuklardan kaçınmaları ve olası hastalık taşıyıcılarıyla temas şansını en aza indirmek için pencere kenarı koltukların tercih edilmesi tavsiyesi veriliyor. Times gazetesinin haberleştirdiği rehber sporcuların dışında, tatilcileri ve iş nedeniyle sık uçanları da ilgilendiriyor. Çünkü görece küçük bir yerde çok insanın toplanması, nemin azlığı ve havalandırma olması, uçakları mikropların yayılabilmesi için ideal ortamlar haline getiriyor. Hatta yine haberde yer verilen ve Kanada'da yapılan bir araştırmaya göre, uçaklarda soğuk algınlığı kapma riski normale kıyasla, 23 kat artıyor. Rehberde aynı zamanda yolculara, havalandırmayı ayarlamaları, kol koyma yerlerini ve öndeki tepsiyi dezenfekte sıvısıyla silmeleri tavsiye ediliyor. BBC Türkçe"} {"url": "https://www.thegeyik.com/milattan-once-yasayanlarin-bizden-geride-oldugunu-dusunuyorsaniz-bir-daha-dusunun/", "text": "Modern bilimin oldukça ilerlediğini ve teknoloji sayesinde eski insanların hiç ulaşamadıkları bilgilere ulaşabildiğimizi düşünüyorsanız birazcık yanılma payınız var. Milattan Önce yaşamış olan Eratosthenes de sizi şaşırtacak isimlerden biri. Ben bugün bişey öğrendim isimli grupta Engin Hacıbıyıkoğlu'nun yayınladığı o yazı: Bundan tam 2256 yıl önce dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlayan, hatta ufacık bir yanılma payıyla dünyanın ekvatoral çevresinin uzunluğunu hesaplamış birinin varlığını öğrendim. Eratosthenes, M.Ö. 276 yılında doğmuş, M.Ö. 194 yılında da aramızdan ayrılmış. Aslen Yunan olan bu vatandaş tarihin en önemli hazinelerinden 'İskenderiye Kütüphane'sinin yöneticiliğini yapmış ama aynı zamanda gökbilimi, tarih, coğrafya, felsefe, şiir, kitap, tiyatro birçok konuyla da ilgiliymiş. Ayrıca tarihte 'coğrafya' kelimesini ilk kullandığı bilinen insan oluyormuş kendisi. Bu özelliğiyle de 'coğrafya'nın temelleri'ni atmıştır denebilir. Evet. Kolomb'un dünyanın yuvarlak olduğunu düşünmesinden 1700, Macellan'ın dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlamasından 1800 yıl önce, milattan önce 240 yılında birgün İskenderiye Kütüphanesi'nde papirüsleri karıştırırken gündönümünde (21 Haziran) Asvan'da bir kuyuya güneş ışınlarının dik vurduğu şeklinde bir bilgiye rastlar. Bu da demek oluyordur ki, 21 Haziran'da Asvan'da güneş tam tepedeyken hiç gölge oluşmamaktadır. Ama Eratosthenes'in daha önceden bildiği gibi gündönümünde İskenderiye'de bir Obelisk'in öğlen saatinde bariz bir gölgesi oluşmaktadır. Derhal parayla bir adam tutar. Onu adımla İskenderiye Syene arasını adımla ölçmesi için görevlendirir. Bu koca yürekli adam 800 km'lik mesafeyi adımlayarak ölçüyü Eratosthenes'e ulaştırır. Tabii o dönem km diye bir kavram olmadığı için 5000 Stadyum şeklinde söyler bu mesafeyi. Stadyum da bir ölçü birimi yani anlayacağınız. Daha sonra oturup bir yıl sonraki 21 Haziran'ı beklemeye başlar bu tatlış amcamız. Gündönümü geldiğinde o obeliskin yanına gider, gerçekten dikkate değer bir gölge oluşuyordur obeliskin altında. Bu da ne anlama geliyordur? Evet bildiniz. Dünyanın yüzeyi düz değil eğik. Bu eğikliği 7.2 olarak hesaplayan, ardından 7.2 derecelik yay 5000 stadyumsa 360 derecelik yay kaç stadyumdur? şeklindeki basit bir orantıyla 280.000 stadyum sonucuna ulaşan, böylece dünyanın 40.000 km'lik ekvatoral çevresini hesaplayan Eratosthenes sadece gölge, kalem ve aklını kullanarak oturduğu yerden dünyanın 40,075.017 km'lik çevresine çok ufak bir hata payıyla ulaşabilmiştir. Daha sonraki zamanlarda 148 milyon km olarak hesapladığı güneş uzaklığıyla (doğrusu 149.604.618 km), kendi icadı olan enlem ve boylam kavramlarıyla, Hint ve Atlas Okyanusu arasındaki gel-git devinimlerinin benzerliğine dayanarak bu iki okyanusun aslında birleşik olduğunu, üç anakaranın birer ada olduğunu belirtmesiyle, o günkü dünya haritasının en doğru projeksiyonunu yapıp denizcilere ve tüccarlara büyük kolaylıklar sağlamış olmasıyla 'coğrafya'nın babası' ünvanını hak eden bu amca, 81 yaşında hayata veda etmiş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/miley-cyrus-ciplak-konser/", "text": "Hannah Montana olarak tanıdı çoğunuz onu, Disney'in şirin ve tatlı kızıydı. Sonra bu kız büyüdü, büyüdükçe güzelleşti, serpildi. Sonra arzulanan genç kadın Miley Cyrus rolüne soyundu. Son birkaç yıldır zirveye damgasını vurduğunu düşünürsek de oldukça başarılı. Şimdi olayı bir adım daha ileri taşıyor. Çıplak konser verecek. Tabii ki bir amacı var bu konserin: CİNSEL AYRIMCILIĞA DİKKAT ÇEKMEK. Konsere katılmak isteyenler bu kısma dikkat: Konsere katılanlar da çıplak olacak! Ayrıca konserde ona The Flaming Lips isimli grup eşlik edecek. Konser sırasında çıplak Miley Cyrus'ın üzerine süt dökülecek ve bu görüntü onun Milky Milky Milk isimli şarkısının klibinde bu görüntülerden bir parça gösterilecek. Klipte böyle yapan bu konseri verir mi? Bizce kesinlikle!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/miley-cyrus-sarkilar/", "text": "Miley Cyrus bu Mayıs ayında evinin arka bahçesine geçti ve sizler için akustik performanslar sergiledi. Şarkılar öyle güzel ki Miley Cyrus hayranı olmayanları bile etkileyebilecek kapasitedeler. Şarkılarda ona eşlik eden isimler de var. Ama bu şarkıların arkasında aslında Happy Hippie isimli bir kuruluş var, bu vakfı kuransa Miley Cyrus. Evsiz gençlere ve hayatını zor şartlarda sürdüren TÜM gençlere bu şarkılardan gelen gelirle yardım etmeyi planlıyor. Ayrıca bağış da kabul ediyor vakıf tabii. 9. şarkı ve 1-2-3 favorilerimiz İşte o güzel Miley Cyrus şarkıları 1- Don't Dream It's Over Miley Cyrus & Ariana Grande 2- Look What They've Done to My Song Ma 3- Different Miley Cyrus & Joan Jett 4- Happy Together Miley Cyrus 5- No Freedom Miley Cyrus 6- Peace Will Come Miley Cyrus & Melanie Safka 7- True Tras Soul Rebel Miley Cyrus & Laura Jane Grace of Against Me! 8-Androgynous Miley Cyrus, Joan Jett & Laura Jane Grace of Against Me! 9- Favorilerimizden! Tek başına söylüyor I Miss You Pablow Bundan 3 yıl önce de bir klasik olan Jolene'i söylemişti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/milyon-dolarlik-arabasini-mezara-goturen-adam/", "text": "SENİN OLMAYANI SAHİPLENMEK! 'Milyonluk Arabamı Öbür Dünyada da Sürmek İçin Mezara Gömeceğim' Diyor Ama Aslında Amacı Bambaşka... Thane Chiquinho Scarpa, Brezilyalı zengin bir işadamı. Sosyal medyada yaptığı ilginç bir duyuruyla geniş kitlelerce tanınır hale geliyor. Scarpa, duyurusunda milyon Dolarlık Bentley arabasını bir mezar açıp gömeceğini belirtiyor. Mısır firavunlarına özendiğini, öbür dünyada da Bentley'ini kullanabilmek için böyle yaptığını söylüyor. Bunun için tarih de veriyor ve medyayı malikanesine davet ediyor. Hatta bununla da yetinmeyip bizzat mezar kazdığı fotoğrafları da sosyal medyada paylaşıyor. Tahmin edeceğiniz gibi bu adama sosyal medyadan oldukça sert ve olumsuz tepkiler geliyor. Birçokları tarafından deli olmakla itham edilen Scarpa'ya arabasını hayır kurumlarına bağışlaması için de çağrıda bulunuluyor. Scarpa bu eleştirilerden hiç etkilenmiyor ve baskılara rağmen töreni iptal etmiyor.Söylediği günde kalabalık bir gazeteci grubunun önünde tören başlıyor. Araba mezara indirilir ve fotoğraflar çekilirken bir anda töreni durduruyor ve şu muhteşem konuşmayı yapıyor: Milyon Dolarlık Bentley'imi gömeceğimi söylediğim için beni kınadınız. Halbuki birçok insan benim bu arabamdan çok değerli birşeyi sürekli toprağa gömüyorlar. Kalpler, karaciğerler, akciğerler, gözler ve böbrekler toprağa gömülüyor. Bu aptalca. Dışarıda organ nakli bekleyen o kadar çok insan varken bu sağlıklı organları gömüyoruz. Bu dünyadaki en büyük israf. Bentley'im bununla karşılaştırıldığında hiçbirşey. Bir organdan daha değerli hiçbirşey yok, çünkü insan hayatından daha değerli birşey yok. Burada organlarımı bağışladığımı şu an resmen açıklıyorum. Peki bu çılgınca şey bir işe yarıyor mu? Bir ay içinde organ bağışları tam tamına %31,5 artıyor! K: aniyakala.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mimari-harikasi-70-metrelik-deniz-orguyla-muzik-yapan-dalgalar/", "text": "Doğanın büyük bir müzisyen olduğunu ahenk içinde sallanan dallardan, denizin fısıltısından daha önce defalarca anlamışsınızdır ama bu sefer bir mimar doğaya 70 metrelik dev bir müzik aleti vermiş; deniz orgu. Bir şehir düşünün İkinci Dünya Savaşı sırasında tamamı yıkılsın ve yerine derme çatma evler yapılsın. Hırvatistan'ın Zadar şehri tarihsel dokunun tamamının yıkıldığı yerine denize dolma topraklarla yeniden inşa edilen bir şehir. Durum böyle olunca Nikola Basic isimli mimar şehrin hem kayıplarına ağıt yakmak hem de görsel olarak şehre bir değer katmak için harika bir proje geliştiriyor. Bu proje kapsamında yapılan deniz orgu Şehir Mimarileri Avrupa Ödülüne de layık görülmüş 2006 yılında. Orgdan çıkan ses sanki şehrin kayıplarına bir ağıt gibi. H/T: http://www.upworthy.com/listen-to-this-organ-in-croatia-that-uses-the-sea-to-make-hauntingly-beautiful-music"} {"url": "https://www.thegeyik.com/minareye-cikip-atlayacagini-soyledi-esi-barisma-sozu-verince-indi/", "text": "Şanlıurfa'da cami minaresine çıkıp atlayacağını söyleyen 42 yaşındaki Hasan Savli, olay yerine yalın ayak gelen dini nikahlı eşi Halime Er'in barışma sözü vermesi üzerine intihar girişiminden vazgeçti. Kibar Feyzo filmi gerçek oldu. Sevdiği kızla evlenemeyen Feyzo minareye çıkmıştı. Şanlıurfa'daki vatandaş da eşinden ayrılmamak için cami minaresine çıkıp atlayacağını söyledi. EŞİ AYRILMAK İSTEYİNCE CAMİ MİNARESİNE ÇIKTI Olay, akşam saatlerinde mekez Karaköprü ilçesinin Şenevler mahallesinde meydana geldi. İşsiz olduğu belirtilen Hasan Savli, dini nikahlı eşi Halime Er'in kendisinden ayrılması üzerine Resul-i Ekrem Cami'nin minaresine çıktı. EŞİM AFFETMEZSE İNTİHAR EDECEĞİM Savli, Halime Er'in kendisini affetmemesi durumunda aşağıya atacağını söyledi. Minaredeki Savli'yi görenler, durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. İhbarla olay yerine gelen polis, çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ise atlama ihtimaline karşı branda açtı. KOCASINI İKNA ETMEK İÇİN DEFALARCA SENİ SEVİYORUM DEDİ Savli'yi ikna etmek için bir polis minareye çıktı. Bu sırada Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü bünyesindeki sığınma evine yerleşen Halime Er, 2 çocuğuyla olay yerine yalın ayak geldi. Minaredeki nikahsız eşi Savli'ye aşağıya inmesi için sık sık 'Seni seviyorum' diye bağırdı. BARIŞMA SÖZÜNÜ ALINCA MİNAREDEN AŞAĞI İNDİ Halime Er, çocuklarıyla birlikte bir daha kendisinden ayrılmayacağına dair söz vermesi üzerine ikna olan Hasan Savli, ikna olup polisler eşliğinde minareden indirildi. Savli, ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/minnettariz-fethi-sekin-ve-isimsiz-kahramanlar-can-verir-yurdu-yasatmak-icin/", "text": "Bugün can sıkıcı bir olay oldu İzmir'de ve ne yazık ki kayıplarımız var. İzmir'de olayı önceden fark edip Canlı Bomba! diye bağırıp insanları uzaklaştıran, hemen çatışmaya girip canlı bombanın üstüne kapanan, insanları kurtararak şehit olan Fethi Sekin, mekanın cennet olsun... Çok büyük bir terör eylemini, canını ortaya koyarak önledin. Senin gibi kahramanlar var oldukça yüzümüz yere bakmaz. Teröristleri fark ettikten sonra silahını çeken şehit polis memuru, aracın kapıya yönelmesine mani oldu Araçtan inen silahlı teröristleri de kovalayan Sekin, açılan ateş sonucu şehit oldu. Şehit polis memuru, kovalamaca sırasında da teröristlerden birini öldürdü. Teröristlere müdahale ederek büyük faciayı önleyen kahraman Şehidimiz Fethi Sekin... Hem ona hem de hayatını kaybeden şehitlerimize, masumlarımıza Allah rahmet eylesin..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/misil-misil-bir-uyku-icin-uymaniz-gereken-16-kural/", "text": "Okan Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Bölükbaşı Uyku ile ilgili önemli bilgiler verdi. Uyku nedir? Uykuyu bilimsel açıdan tanımlamak çok zor. 1950'lere kadar birçok insan uykunun günlük hayatımızın eylemsiz bir parçası olduğunu zannederdi. Ama şimdi uyku sırasında beynimizin çok etkin olduğunu biliyoruz. Dahası uykunun beden ve ruh sağlığımızı etkilediğinden eminiz. Neler uykusuzluk yapar? Nefes açıcı ilaçlar-spreyler, kafeinli içecekler, diyet hapları, hastalıklar, yatak odasındaki kötü koşullar... 11 Sigara olumsuz etkiler mi? Hem de çok. Sigara tiryakileri genellikle tavşan uykusu uyurlar. REM uyku miktarları azdır. Uyuduktan 3-4 saat sonra kanda nikotin miktarının kritik düzeyin altına düşmesi nedeniyle uyanırlar. Alkol de uykuyu bozar. Uykusuzluk çeken insanların çoğu sorununu alkolle çözmeyi dener. Ama bu yağmurdan kaçarken doluya tutulmaktır. Çok farkına bile varmadan alkolik olur! Oysa ki alkol sadece hafif uyku dönemini tetikler. Uykunun tamir işlevi olan diğer bölümlerinin miktarını azaltır. İdeal uyku süresi nedir? Yenidoğanlar genellikle 16 saat uykuya ihtiyaç duyar. Çoğu erişkinde 7-8 saat uyku yeterli olur. Genç erişkinler ortalama dokuz saat uykuya ihtiyaç duyarlar. Gebeliğin ilk 3 ayında, kadınların uyku gereksinimi artar. Normal süresinden çalınmış bir uyku miktarı, bir tür 'uyku borcu' yaratır. Vücut, eninde sonunda bu borcun geri ödenmesini ister. Uykunun yetersiz olması muhakeme yetisi ya da tepki süresini olumsuz etkiler. İnsanlar yaşlandıkça uyku süresi azalır ve uyku hafifler. 65 yaşın üstünde uykusuzluk sık görülen bir sorundur. Ne zaman bir sorundan bahsedilir? Eğer gün boyu uykulu bir şekilde dolaşıyorsanız ya da 5 dakikalık bir uzanmada bile hemen uykuya dalabiliyorsanız ciddi bir uyku sorununuz var demektir. Uykusuzluk hangi sorunlara yol açar? Uykuyla ilişkili sağlık sorunları hemen hemen tıbbın tüm alanlarını ilgilendiriyor. Örneğin felç ya da astım krizleri gündüz yerine gece ya da sabaha karşı uykuda daha sıktır. Muhtemel sebep uykuyla ilişkili olarak değişen kalp hızı ya da hormonal düzey değişiklikleridir. Uykusuzluk bazı epilepsi türlerinde nöbet gelişimini tetikler. Grip sırasında neden uykulu oluruz? Uykuyu düzenleyen sinir hücreleriyle bağışıklık sistemi arasında yakın ilişki var. Vücudumuz, bulaşıcı hastalıklarla mücadele ederken 'sitokin' adı verilen bazı kimyasallar üretir. İşte bu stokinler aynı zamanda güçlü uyku uyarıcılarıdır. Ruhsal hastalıklarla uykusuzluk arasında ilişki var mı? Ruhsal hastalıkların çoğunda uyku sorunları gelişir. Örneğin depresyon hastaları sabahın çok erken saatlerinde kalkar ve tekrar uykuya dalma isteklerine karşın genelde bunu başaramazlar. Alınan uyku miktarı, ruhsal hastalık belirtilerini şiddetini doğrudan etkiler. Manik depresif kişilerde uyku yoksunluğu manik dönemleri tetikleyebilir. Uyku apnesi nedir? Horlama sırasında solunum durmasıdır. Geceleri oksijensiz kalmak, sabahları baş ağrısına, gün boyu yorgun hissetmeye yol açabilir. Cinsel isteksizlik, bilişsel işlevlerin zayıflaması, kan basıncı artışı, kalp ritim düzensizlikleri gelişebilir. Uyku apnesi, felç ya da kalp krizi riskini belirgin biçimde arttırır. Uykuda solunum durmasına bağlı ölüm nedenleri arasındadır. Tedavi edilmemiş uyku apnesi hastalarında trafik kazası yapma riski 3 kat artar. Huzursuz bacak sendromu nedir? Özellikle uyku sırasında bacaklara giren kramplar, uyuşmalar, çimdiklenmeler ve karıncalanma hisleridir. Hasta devamlı bacaklarını oynatma ihtiyacı duyar. Herhangi bir yaşta görülebilir. Kansızlık , gebelik ve şeker hastalığı bu duruma zemin hazırlar. Bir börokimyasal uyarıcı olan dopamin benzerlerinin verilmesiyle hasta rahatlar. MIŞIL MIŞIL UYUMAK İSTİYORSANIZ 1 Gün içinde şekerleme yapıyorsanız 30 dakikayı geçmesin. Fazlası gece uykusunu olumsuz etkiler. 2 Yatmadan önce kafein, nikotin gibi uyarıcılardan uzak durun. Uykudan 2-3 saat önce yüksek proteinli bir atıştırmalık, 1 meyve yiyebilirsiniz. Bu yiyecekler uyku düzenleyici hormonların yakımını arttırır. Ancak uyku ritmini bozduğu için tahıl ve şekerden uzak durun. Yağlı, kızarmış, baharatlı, sirkeli, karbonatlı yiyecek ve içeceklerden de kaçının. 3 Egzersiz iyi bir uyku kalitesi sağlar. 10 dakikalık kısa bir bisiklet ya da yürüyüş bile gece uykusu kalitesini belirgin bir ölçüde arttırır. Ancak yatağa gidiş döneminde yoğun egzersiz yapmayın. 4 Gün boyu doğal ışığa maruz kalın. Gece yatak odanız çok aydınlık olmasın. 5 Uyku öncesinde yararlı bir gevşetici alışkanlık edinin. Ilık duş, kitap okuma, hafif germe egzersizleri, meditasyon gibi... 6 Uyku öncesi aşırı duygusal konuşmalar ya da ortamlardan kaçının. 7 Çarşaf ve nevresiminiz uygun, yastık ve yatağınız rahat olsun. Yatak odanız sıcak hatta ılık değil serin olmalı. Vücudu uykuya hazırlayan işaretlerden biri de çevre ısısının düşmesidir. 8 Yatak odanızda televizyon, cep telefonu gibi ışık ve ses kaynakları bulunmamalı. Gerekirse koyu perdeler, pervane, hava nemlendirici düzenekler, kulak tıkaçları bulundurabilirsiniz. 9 Elektrikli herhangi bir alet size 1 metreden daha fazla yaklaşmasın. Gürültülü alarmlar kullanmayın. Vücutta beklenti anksiyetesi yaratırlar. 10 Yatağınızı sadece uyumak için kullanın. Yatağa mümkün olduğunca erken gidin. Saat 23.00 en idealidir. Çünkü 23.00 ile 01.00 arası adrenal sistemimizin yenilenme zamanıdır. Bu sırada uykuda olsanız iyi olur. Safra kesesi de bu dönemde zehirleri vücuttan atar. Uyanıksanız zehirler karaciğere geri döner. 11 Yatağa gidiş saatinizi değiştirmeyin. Sabah kalkmanız gereken saatte kalkın. 12 Yatak çorabı giyin. Ayaklar vücudun en çok üşüyen bölgesidir. Yatak çorabı giymek, gece uyanmalarını azaltır. Yatmadan önceki son 2 saat içinde dünyevi işlerinizi tamamen unutun. 13 Gevşeme CD'leri dinleyebilirsiniz. Sizi rahatlatan ruhani uygulamalar ve okumalar, uyku öncesinde yararlı olur. 14 Mümkün olduğu kadar az ilaç kullanın. İlaçların çoğu uyku düzenini etkiler. 15 İdeal kilonuza inin. 16 Size dokunan, gaz yapan gıdalardan kaçının."} {"url": "https://www.thegeyik.com/misophania/", "text": "Yemek yerken ağzını şapırdatan birine gıcık oluyorsunuz, hatta bırakın şapırdatmayı nefes alırken çıkardığı sese bile gıcık oluyorsunuz diyelim. Normal gibi dursa da değil, bu bir hastalık adı da Misophania. Gelin örneklerle bakalım: Bir sineğin sesi sizi çileden çıkarıyor mu? Bir insanın sesine çok mu gıcık oluyorsunuz? Kapı gıcırtısı sizi kontrolsüz mü bırakıyor? Diş fırçalarken çıkan sesle öfkeleniyor musunuz? Misophonia hastası olabilirsiniz. Misophonia kelimesi tam anlamıyla sesten nefret etme, düşük düzeyde sesten hoşlanma biçimidir. Bu olumsuz deneyimler ile karakterize olan yüksek ya da yumuşak olsun belirli seslerden kaynaklanan bir nörolojik bozukluk olarak düşünülmektedir. Bu terim Amerikan nörolog olan Pawel Jastreboff ve Margaret Jastreboff tarafından bulunmuştur. Genellikle vadeli seçici ses hassasiyetinin yerine kullanılır. Hiperakuzi aksine Misophonia belirli sesler için spesifiktir. Bu bazı semptomlara neden olan fizyolojik anormalliğin anatomik konumu hakkında çok az bilgi olsa da büyük olasılıkla merkezi sinir sisteminden kaynaklandığı sanılır. Anatomik konumunun hiperakuzinin bulunduğundan daha merkezi olabileceği öne sürülmektedir. Ne oluyor? Bu hastalık tetikleyici bir ses ile ortaya çıkar. Genellikle düdük sesi, nefes sesi, yemek yeme, diş fırçası gibi seslerle ortaya çıkar. Birey bu anlarda; Endişe, Kaygı Dürtüsü kontrolsüzlüğü İğrenme Kaçma-kaçınma yaşayabilir. Bu durumu daha ciddi yaşan bireyler rahatsızlık anında Öfke nöbeti Nefret Panik Korku Duygusal sıkıntı Öldürme ve yok etme isteği Cilt tarama İntihar düşünceleri yaşayabilir. Hastalık sosyal bir kramp gibidir. Sürekli çevresel sesler içinde yaşamak zorunda kalan hasta, sosyal hayattan bir süre sonra uzaklaşır ve yalnızlaşır. Lokantada yemek yerken, sinemada film izlerken, otobüste seyahat ederken biranda bir sese takılıp, kontrolsüzleşebilir. Daha ötesi saldırganlaşabilir, şiddete başvurabilir. Hastalık genellikle 9-13 yaş arası başlar ve nedeni henüz bilinmemekle birlikte kulaklardan kaynaklanmadığı, beynin ve bedenin reflektif bir tepkisi olduğu uzmanlarca düşünülmektedir. Hastalığın tedavisi henüz yapılamamaktadır. Tedavi olmasa da bireyin sosyal hayatının daha sağlıklı olması için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Arka Plan Sesi: Bireyin sevdiği bir ses arka plan sesi olarak bir cihaza yerleştirilir ve birey tetikleyici ses ile muhatap olacağı ortamlarda bu cihazı kullanır. Amaç sesi dengelemek ve sesin etkisini azaltmaktır. Stres yönetimi: Birey öfke nöbetine kapılmadan sosyal yaşamını sürdürebilir. Önerilen diğer tedavi yöntemleri ise konuşma terapisi, antidepresanlar, kulak tıkacıdır. Bu hastalığın yaygınlığı henüz bilinmemektedir fakat kişilik belirleme grupları önceki kabul görenden daha fazla olduğunu öne sürer. Genel nüfusun %4-5'inde görülen kulak çınlaması olan hastalar arasında, 2010 yılında %10 ölçülürken bazı anketler %60 gibi bir yaygınlık öne sürer. 2013'te yayınlanan bir Hollandalı çalışmasında misophonia olan 42 hasta deneğin, Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu (% 52.4) dışında çoğu pskiyatrik bozukluklar için düşük bir yaygınlık oluşturduğunu buldu. kaynak:psikoloji portalı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/miyomlar-her-10-kadinin-8inde-goruluyor/", "text": "Tüm kadınların yaklaşık yüzde 80'i hayatlarının bir bölümünde miyom ile karşılaşıyor. Rahim duvarındaki kas yapısından köken alan ve iyi huylu tümörler olan miyomlar toplumda çok yaygın olarak görülüyor. Oluşma nedeni tam olarak bilinemeyen miyomlar, farklı büyüklükte olabiliyor. Miyom tedavisinde uygulanacak yöntem ise miyomun boyutuna, yerleşim yerine, sayısına ve hastanın çocuk sahibi olmak isteyip istemediği gibi faktörlere göre değişiklik gösterebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Jinekolojik Onkoloji ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Doç. Dr. Murat Öz, miyom ve tedavisi ile ilgili bilgi verdi. Miyomların neden oluştuğu tam olarak bilinmemekle beraber, östrojen ve progesteron gibi kadınlık hormonlarından etkilendiği düşünülmektedir. Miyomlar için erken yaşta adet görmek, bir takım genetik varyasyonların varlığı, yağlı-karbonhidrat ağırlıklı diyetler ve gebelik sayısı gibi risk faktörleri bulunmaktadır. Tanımlanan bu risk faktörlerine rağmen risk grubunda olmayan bireylerde de bazı durumlarda miyom gelişebilmektedir. Bazen de tam tersi şekilde bu risk faktörlerine sahip olanlarda miyom oluşmayabilir. Bazı miyomlar ciddi sorunlara yol açabilir Miyomların boyutları farklı olabilmektedir. Bazı miyomlar portakal- greyfurt boyutunda hatta daha büyük olurken, bazıları da milimetrik boyutlarda ortaya çıkabilmektedir. Çoğunlukla küçük olan miyomlar genellikle ciddi sıkıntılara sebep olmamaktadır. Ancak sayı, boyut ve yerleşim yerine göre miyomlar, bir takım sorunlara da yol açabilmektedir. Bu problemler arasında adet kanamasında artış, pelvik ağrı ve baskı hissi ile doğurganlık ve gebelikle ilgili sorunlar yer almaktadır. Muayene, ultrason ve gerektiğinde MR ile bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından tanısı rahatlıklar konulabilen miyomlar, eğer hastada bir rahatsızlığa neden olmuyorsa tedavisiz izlenebilir. Şikayetlerin belirginleşmesi durumunda ise ilaç tedavisi ya da cerrahi seçenekleri değerlendirilir. Tedavinin belirlenmesinde hastanın çocuk doğurma isteğinin olup olmadığı, miyomların sayısı, boyutu ve yerleşimi gibi faktörler rol oynar. Tıbbi tedaviler şikayetleri azaltır Tıbbi tedaviler arasında yer alan demir desteği, miyomlara bağlı kanama miktarının fazla olması ve kansızlık gelişmesine karşı kullanılmaktadır. Ağrı kesici ve ateş düşürücü etkisi olan Non steroid anti inflamatuar ilaçlar ise miyomlara bağlı adet kanamalarını ve kramplarını azaltmak için verilmektedir. Doğum kontrol ilaç ve araçları da adet kanamalarını azaltmak için kullanılan etkin yöntemlerdir. Uygulanan başka bir tıbbi tedavi de Anti fibrinolitik tedavidir. Bu ilaç grubu adet kanamasında pıhtı erimesini engelleyerek pıhtı oluşumu ile kanama miktarını azaltmayı hedefler. Bu yöntem hem kanama miktarının hem de krampların azalmasını sağlar. Tıbbi olarak menopoz durumu oluşturulmasını sağlayan GNRH analogları ise östrojen ve progesteronun baskılanması ve miyom boyutlarının küçülmesine katkı verir. Cerrahi yöntem kişiye özel belirlenir Miyom varlığında duruma göre uygulanabilecek cerrahi tedaviler şu şekilde sarılanabilir: Miyomektomi: Rahim korunarak, şikayetlere neden olan myomların çıkarılma işlemidir. İleride çocuk sahibi olmayı planlayan hastalarda başvurulması gereken cerrahi seçenek miyomektomidir. Laparoskopik ve robotik sistem gibi minimal invaziv yöntemlerle yapılabileceği gibi açık cerrahi şeklinde de yapılabilmektedir. Uterin arter embolizasyonu: Girişimsel yöntemlerle rahim damarına tıkayıcı madde verilerek rahmin ve dolayısı ile miyomların kanlanması azaltılarak hem miyomlara bağlı adet kanamasında azalma hem de miyom boyutunda küçülme olması hedeflenmektedir. Rahim kanlanması bozulduğu için ileride çocuk sahibi olmak isteyen hastalar için uygun bir yöntem değildir. Manyetik rezonans eşliğinde ultrasonografik ablasyon: MR eşliğinde odaklanmış ultrasonik dalgalarla miyomların küçültülmesi hedeflenir. Endometriyal ablasyon: Endometriyal kavitenin ısı kullanılarak tahrip edilmesini, böylece kanamanın azalmasını hedefleyen bir tedavidir. İleride çocuk doğurmayı düşünen bireylerde uygun bir seçenek değildir. Histerektomi: Rahmin alınması miyomlara bağlı şikayetlerin kesin ve kalıcı çözümüdür. Açık ya da deneyimli cerrahlar tarafından laparoskopik ya da robotik yöntemler ile gerçekleştirilebilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/model-ecem-uzgor-turkiye-guzeli-olarak-yaristi/", "text": "İngiltere'de yaşayan Türk model Ecem Uzgör, Almanya'nın Bremen kentinde yapılan dünyanın en büyük modellik yarışmalarından biri olan Top Model of the World'de Türkiye'yi temsil etmesiyle sosyal medyanın gündemine oturdu. Kendisini çok beğenip destekleyenlerin olduğu gibi, beğenmeyenler de var. 25 yaşındaki Ecem Uzgör, 26 Ağustos Cuma gecesi 40 ülkenin temsilcilerinin yarıştığı yarışmaya katıldı. Derece alamayan Ecem yarışmada Türkiye'yi başarıyla temsil etti. Ecem'in bir yandan Londra'da müzikallerde oyuncu ve şarkıcı olarak rol almaya devam ediyor. Ecem'in Türkiye güzeli olarak yarışmaya katılmasına şaşıranlar da yok değil. 1,76 boyunda olan Ecem 52 kg ve 82/65/86 ölçülerinde. Güzel bulanlar da var, ölçüye göre seçiyorlar diyen de. Biz başarılar diliyor, yorumu size bırakıyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/model-elif-aksu-ile-neymar-el-ele-dogum-gunu-partisindeydi/", "text": "Sakatlığı nedeniyle 2,5 ay forma giyemeyecek olan Fransız ekibi Paris Saint-Germain'in Brezilyalı yıldız futbolcusu Neymar, 27.yaş gününü verdiği bir partiyle kutladı. Neymar'ı takım arkadaşları ve birçok tanıdık futbolcu yalnız bırakmazken partiye katılanlar arasında tanıdık bir isim dikkat çekti. 5 Şubat'ta girdiği 27. yaşı için hafta sonu ailesi ve arkadaşlarıyla kutlama yapan Neymar'ın partisine birçok ünlü isim katıldı. Kırmızı renk temalı bir partiye birçok futbolcu ve ünlü isim katılırken, o isimler arasında bir de Türk model yer aldı. Adı, geçtiğimiz aylarda Brezilyalı futbolcuyla aşk dedikodularına karışan ünlü model Elif Aksu da Neymar'ın doğum günü partisine katıldı. Türk model Elif Aksu'yla Neymar'ın el ele fotoğraf vermesi dikkatlerden kaçmadı. Elif Aksu, Neymar ile çektirdiği fotoğrafı Instagram'da story bölümünde takipçileriyle paylaştı. Fotoğrafta, Paris Saint Germain'nin diğer yıldızı Kylian Mbappe de yer aldı. Elif AKSU'yu nereden tanıyordunuz? Sevgilisinin uçağını kaçıran manken. Hatırlamadıysanız buraya tık tık"} {"url": "https://www.thegeyik.com/modellik-yerine-koy-hayatini-tercih-eden-eski-turkiye-ve-avrupa-guzeli/", "text": "Kocaman tencerenin başında portakal reçeli yapan ya da fırınında ekmek pişiren bu kadının bir zamanların hem Türkiye hem de Avrupa güzeli olduğunu söylesek şaşırırsınız büyük olasılıkla. Çünkü alışılagelmişin dışında bir yaşam sürdürüyor. Hatta öyle ki anneannesinin zoruyla katıldığı yarışmada taç giymek bile genç yaşında onun hayata bakışını değiştirmedi. 1982 Türkiye ve Avrupa Güzeli unvanını taşıyan Nazlı Deniz Kuruoğlu çok uzun zamandır Kuşadası'nın Caferli köyünde yaşıyor. PEŞ PEŞE GELEN BİRİNCİLİKLER Kuruoğlu, henüz gencecik bir balerinken katıldığı yarışmadan Türkiye Güzeli unvanıyla ayrıldı. Sonra Avrupa Güzeli yarışmasında Türkiye'yi temsil etti. Burada da birincilik uvanını elde etti. MODELLİK YA DA OYUNCULUĞU TERCİH ETMEDİ Türkiye'nin çok az sayıdaki kısa saçlı güzelinden biri olarak da tarihe geçen Nazlı Deniz Kuruoğlu, modellik ya da oyunculuk yapmak yerine İstanbul Devlet Opera ve Balesi'ndeki görevini sürdürdü. Bir gün dans edersen sakatlanınca klasik baleden vazgeçip modern dansa yöneldi. KÖYE YERLEŞTİ, BAMBAŞKA BİR HAYAT KURDU Ancak sonra Kuşadası'nın Caferli köyüne yerleşip kendine bambaşka bir hayat kurdu. Aynı zamanda bir motosiklet tutkunu da olan Kuruoğlu, zaman zaman sosyal medya sayfasında Caferli'deki hayatından kesitler paylaşıyor. İşte Kuruoğlu'nun yeni yaşamından kareler;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/modern-dram-filmleri/", "text": "Dram denildiğinde aklınıza izlediğiniz anda içinizi daraltan filmler geliyorsa bu modern filmleri görmelisiniz. Hatta bazılarında dram hissedilmeyecek kadar derinden işliyor. Siz filmin büyüsüne kapılmışken kahramanların hayatında yaşananlardan fark ediyorsunuz. DRAM FİLMLERİ 1- Million Dollar Baby (2004) Clint Eastwood'un yönettiği filmin IMDB notu:8.1 Oyuncular: Clint Eastwood, Hilary Swank, Morgan Freeman 2- Whiplash (2013) J. K. Simmons'a Oscar kazandıran filmin IMDB notu 8.5. Film başarıya ulaşan zorlu yolu anlatıyor. 3- The Pianist (2002) Adrien Brody'nin efsane oyunculuğuyla soykırım zamanında Almanya'yı anlatan filmin IMDB notu 8.5 4- Inside I'm Dancing (2004) İçimdeki Dans olarak Türkçe'ye çevrilen filmin IMDB notu 7.9 5- The Terminal (2004) Terminal, başrolünde Tom Hanks'in oynadığı politik komedi-drama türünde 2004 yapımı bir film. 1988'den 2006'ya kadar tam 17 yıl Paris-Charles de Gaulle Havalimanı'nda yaşayan Mehran Karimi Nasseri'den esinlenilerek çekilmiştir. IMDB notu 7.3 6- The King's Speech (2010) 83. Akademi Ödülleri'nde Zoraki Kral, En İyi Film Akademi Ödülü, En İyi Yönetmen , En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Özgün Senaryo ödüllerini kazandı. IMDB: 8.0 7- The Bucket List (2007) Şimdi ya da Asla, IMDB notu 7.4. Rob Reiner tarafından yönetilen filmin başrolünde Jack Nicholson ve Morgan Freeman var. 8- The Curious Case of Benjamin Button (2008) Bradd Pitt'in başrolünde oynadığı filmde hayat tersten akıyor. Hatta filmin başlangıcını aktaralım. 11 Kasım 1918'de, New Orleans halkı I. Dünya Savaşı'nın bitişini kutlarken; bir bebek 86 yaşındaki bir adamın fiziksel görünüşü ile doğar... IMDB notu 7.8 9- Life of Pi (2012) Ülkelerinden ayrılan ve beraberlerinde hayvanat bahçesindeki hayvanlarını da götüren Pi ve ailesi gemi yolculuğu yaparken fırtınaya yakalanırlar ve bindikleri gemi batar. Sandalın hayatta kalmayı başarabilen mürettebatı ise bir sırtlan, kırık bacaklı bir zebra, bir orangutan, Richard Parker adında üç yüz kiloluk bir Bengal kaplanı ve Pi adlı 16 yaşında Hint bir çocuktan oluşmaktadır. Filmin IMDB notu: 8.0 10- Hachi: A Dog's Tale (2008) Film, bir sanat profesörünün, akita cinsi bir köpekle olan duygusal ilişkisini anlatıyor. Filmin IMDB notu: 8.1 11- A Beautiful Mind (2001) Nobel ödüllü Amerikalı matematikçi John Nash'in hayat hikayesini anlatan, yönetmenliğini Ron Howard'ın yaptığı 2001 yapımı biyografik dram filmi. IMDB notu 8.2. Filmin başrolünde ise Russell Crowe oynuyor. 12- Inception (2010) Christopher Nolan tarafından yazılan filmin IMDB notu: 8.8 Film piyasaya çıktıktan kısa süre sonra son yılların en iyi filmleri listesine girdi. Leonardo DiCaprio ve Tom Hardy başrollerde. 13- The Prestige (2006) Christopher Nolan'ın yönetmenliğini yaptığı filmin notu 8.5. 14- I Am Sam (2001) Başrolde Sean Penn var ve filmin IMDB notu 7.6 15- Seven Pounds (2008) Will Smith'in bu listede bir filmi daha var. Kendisi böyle rollerde mükemmel oynuyor. IMDB notu: 7.7 16- Gone Baby Gone (2007) Yönetmeni Ben Affleck olan 2007 yapımı film; Dennis Lehane'in aynı isimli romanından sinemaya uyarlanmıştır. Casey Affleck, Michelle Monaghan, Morgan Freeman, Ed Harris ve John Ashton filmde rol alıyor. IMDB notu: 7.7 17- The Pursuit of Happyness (2006) Will Smith'in mutluluğun peşinde yaşadıklarını anlatan oldukça etkileyici bir film. Chris Gardner'ın biyografisi sayılabilecek bu filmde Will'e oğlu Jaden eşlik etmiştir. IMDB notu: 7.7 18- Cinderella Man (2005) Cinderella Man lakabıyla tanınan ünlü boksör James J. Braddock'un gerçek yaşam öyküsü. IMDB notu: 8.0. Filmin başrolünde ise Russell Crowe var. 19- Big Fish (2003) Tim Burton'ın yönettiği ve gizemli bir dünyaya kapı açan filmin IMDB notu 8.0 20- 12 Years A Slave (2013) New York Eyaletinde özgür bir siyahi olarak doğmuş olan ve 1841 yılında Washington DC'de kaçırılıp köle olarak satılan Solomon Northup'un 12 yıl boyunca köle olarak geçirdiği yaşamı anlatan filmin Türkçe adı 12 Yıllık Esaret. IMDB notu: 8.1 ve 2013 yılının en iyi film Oscar'ının sahibi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/modern-dunyanin-sekillenmesinde-rol-oynayan-9-dahi-is-insaninin-ilk-kez-goreceginiz-kartvizitleri/", "text": "Ortaya attıkları fikirlerin peşinden koşarak günümüz dünyasının şekillendiren dahilerin peşinden koşacağız bugün. Şimdilerde kullandığımız, takip ettiğimiz, izlediğimiz ve beğendiğimiz birçok ürüne imzasını atmış ünlü iş insanlarının kişiliklerini ve dehasını ortaya koyan kartvizitler içindeki girişimcilik ruhunu kaybetmeyen tüm okurlarımız için gelsin. İşte Modern Dünyanın Şekillenmesinde Rol Oynayan 9 Dahi İş İnsanının İlk Kez Göreceğiniz Kartvizitleri; 1# Chuck Jones 2# Evan Williams 3# Larry Page 4# Mark Zuckerberg 5# Mike Dell 6# Steven P. Jobs 7# Walt Disney 8# William H. Gates 9# Wright Kardeşler"} {"url": "https://www.thegeyik.com/modern-hayat-kisirlik-yapiyor/", "text": "Günümüzde kısırlık gün be gün daha fazla çifti ilgilendiren bir problem. Hala pek çok kişi kısırlığı kadın kaynaklı bir problem olarak görmesine rağmen, olguların yaklaşık yarısı erkek kaynaklı. 18-25 yaş arasındaki sağlıklı her 5 erkekten 1'i anormal sperm sayısı sorunu yaşıyor. Kısır çiftlerin yüzde 40'ında sorun erkekte. Dünyada 70-80 milyon çiftin bu sorunla boğuştuğu tahmin ediliyor. Kısırlık gittikçe artan bir trend gösteriyor. Peki neden? Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, bu konuda önemli bilgiler verdi: ŞEHİRLEŞME HAYAT TARZIMIZI ETKİLEYİNCE... Erkeklerde artan kısırlık sebepleri arasında düşük sperm sayısı ve hareket azlığı en sık rastlananlar. Geri kalan sebepler ise; boşalma ile ilgili diğer medikal sebep ve problemler, genital sistem kanserleri, radyasyon tedavisi, kemoterapi, şeker hastalığı, kabakulak ve sperme karşı oluşan antikorların neden olduğu immunolojik infertilitedir. Modernleşmenin en büyük etkisi yaşadığımız çevre üzerine ve dolaylı olarak da kadın ve erkek üremesi üzerine olmuştur. Günümüzde evlilik yaşı 30'lu yaşlara doğru kaymıştır. Ayrıca çevremizde hızla gelişen küresel ısınma, ozon seviyesinde azalma, hava ve sudaki kirlenme ve gıda kontaminasyonunu da unutmamak gerekir. Şehirleşme özellikle hayat tarzını etkilemektedir. Hayat tarzındaki değişmeyle beraber, sağlıksız gıda tüketimi, obezite, sigara alkol tüketimi, uyku düzensizlikleri, elektronik cihaz kullanımı ve stresli yaşam artmış ama fiziksel aktivite azalmıştır. Bu faktörlerin hepsi birlikte kadında ve erkekte üreme rezervlerini etkiler. Dünya çapında yapılan araştırma raporları kısırlıktaki artışa dikkat çekmekte olup günümüz rakamları yüzde 15-20 civarındadır. Çevresel değişim ve yaşam tarzındaki farklılaşmanın rolü, son 10 yılda 5-6 misli artmıştır. Dünya Sağlık Örgütü ve hükümetler, el birliğiyle genç çiftlerin farkındalığını artırmak ve tedavi için geç kalmama konusunda uyarmak için çalışmaktadır. ZAMAN ALEYHİMİZE İŞLİYOR Günümüzde çocuk için çiftlerin düzgün bir hayat standardına ulaşmaları zaman almaktadır. Bu durum tedavi olması gereken çiftler için de geciktirici bir faktördür. Diğer tıbbi durumların tedavisi de bir süreçtir. Kısırlık tedavisi için de ayda 6-7 kez doktor ziyareti gerekir. Tedavi stresi ve karşılaşılan olumsuzluklar hayalkırıklığına yol açabilir. Bundan kaynaklanan yeme sorunları da obeziteye yol açabilir. TIP İLERLİYOR AMA... Çoğu çift tedavi konusunda, doğru zaman konusunda reaksiyon gösterir ve gebeliği ertelemek ister. Çünkü gelişen teknoloji sayesinde her problemin çözülebileceğini sanırlar. Günümüzde pek çok genç çiftin düşüncesi; doğal yollardan çocuk sahibi olamazsak, 'tüp bebek yapar, çocuk sahibi oluruz' şeklindedir. Bu nedenle biz üreme konusuyla ilgilenen uzmanlara çok fazla görev düşmektedir. Genç çiftlere bu konuda danışmanlık verilerek farkındalıkları artırılmalıdır. Basitten başlayarak tedavi basamakları konusunda bilgilenmeleri sağlanmalıdır. Bu konunun uzmanı olarak genç çiftlere vermek istediğim mesaj şudur; Doğal yollardan çocuk sahibi olamıyorsanız, zaman kaybetmeden ve genç yaşta olmanın avantajlarını kaybetmeden, tedaviye başlayın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/modern-kolelikten-kurtulan-kadinin-farkli-bir-yasam-mumkun-dedirten-hikayesi/", "text": "50 yaşına gelince gideriz uzaklara hayaline yatırım yap. Cehennemde ömrünü tüket, cennetin hayalini kur.... Kasım 2013'te boşalttım evimi, kapattım kredi kartımı, sattım arabamı. Hikayem böyle başladı. Ne istiyorsun deli göz diye sordu adam. Durdum, gözlerinin içine baktım. Gözleri o kadar sağlam bakıyordu ki, bakışları öylesine netti; odaklanmış sorduğu sorunun cevabını bekliyordu. Sorunun etkisiyle adamın karşısında bir süreliğine donakalarak uzaklara dalıp onlarca istek, olasılık ve gerçeklik çemberi içinde yol aldım. Bu kadar güçlü bir soru ve bakıştan kaçışım olamazdı. O anda zihnimin döngüsünden sıyrılıp cevap verebilseydim eğer, Huzurlu bir hayat istiyorum derdim. Kendi dünyamı da yaşatabileceğim bir yaşam. Sevgi, saygı, hakkaniyet, ahlak, özgürlük, adalet, vicdanın olduğu ve egonun en aza indirgendiği bir dünya. Bir de aşk eklenirse içine yaşadığım hayatın bir anlamı olacak derdim. Bu soruyu o bana sorana kadar, kendime sadece bir kere gerçekten sormuştum Temmuz 2015'te, İstanbul, Kadıköy'de çarşının ortasında. O kalabalığın içinde yolun ortasında durdum. Sağımdan solumdan insanlar pardon, ımps fff sesleriyle bedenime çarparak akarken, sadece kendi duyabileceğim bir sesle Ne istiyorsun Tuğçe? diye sordum. Önce kendime yoldaş olmalıydım. Yaşamımı sürüklemekten, fırtınalarda duvarlara çarpıp yara almaktan, anlayamadığım ego mücadelelerinden, yalancı gülümsemelerden, kadın olmamın sadece bir araç olduğu ortamlardan usanmıştım. O anda, kendime en içten cevabımı verdikten sonra hayatım değişti. Yaşantımı şehirden köye taşıma hikayem böyle başladı. 33'üncü senesini yaşadığım hayatımın en gerçekçi zamanlarındayım. Daha ne kadar yaşayacağımı bile bilmezken neden sıkıntıyla kavrulayım ki? Egzama, kurdeşen, anksiyete, depresyon, hepsini yaşadım. Böylece sistemini, yollarını, ne döndüğünü bildiğim konforlu sayılan ve içinde uyum sağlayacağım diye maddi manevi çırpındığım şehri bıraktım. İmkansız yoktur, zor ise halledilir diyerek insanlığımı yaşamak üzere çıktım yola. Sistem kavgası Ne kadar sistemin içindeyse insan o kadar sistemin kendisi oluyor ya. Tüm hayaller, düşünceler, davranışlar sisteme göre evriliyor. Şehrin sistemi insanı bataklık gibi içine çekiyor, çıkmak zorlaştıkça zorlaşıyor. En acısı da insani değerlerimizi kaybediyoruz. Sistemden kastım ne mi? Öncelikle aileden başlıyor hikaye. Gördükleri, öğrendikleri, isyan etmenin manasız olduğu ve bu sebeple sorgulamadan yaşadıkları hayatın doğruluğunu savunuyorlar. Birer makineye dönüştükleri gibi evlatlarını da dönüştürüyorlar. Kendi doğruları doğru, kendi hayalleri evladın gerçekliği oluveriyor bir anda. İstisna aileleri buradan sevgiyle selamlıyorum. Hatalı öğretim sisteminin içine minik askerler sürüyorlar. Üniversiteye kadar yol uzun. Eğer yolda bir kez durup düşünmediysen ve taşları istediğin gibi dizemediysen sıkıntı başlıyor. Bir şekilde üniversiteyi bitir. I ıh o da yetmez, 'master'ın da varsa ohoooh kralsın! O bölümü neden seçtiğini, neden master yaptığını pek kimse sorgulamıyor. Ooo bizimki de master yapıyor diye kanatlar kabarıyor. Nedense? Ah eğer bir amaç uğruna okuyorsan önünde saygıyla eğilirim. Fakat kazandım işte okuyorum, bakalım, aslında şöyle olaydı iyiydi gibi söylemlerin varsa hayatının tadını çıkartamadığın ve yolunu değiştirmezsen çıkartamayacağın belli. Bu sebeple birçoğumuzda mutsuzluk yeşeriyor. Aynı yabani otun ekine dolandığı gibi mutsuzluk da eline ayağına dolanıyor. Kimilerince zannediliyor ki okuyup diline, gününe uygulayınca kamil insan olunuyor. Tersine insanlıktan çıkanlar oluyor. Duygularını yitirenler, zırhlı arkadaşlıklar, dostluğu hiç yaşayamayanlar, kendini kral kraliçe zannedenler ve dahası... Yok mu senin de tanıdığın onlarcası? Modern köle olursan Sonra iş yaşamı geliyor. Sabah yatağa yapışarak uyan, hazırlanma telaşesi, çık trafiğe, başla kavgaya, gir bir beton deliğe, günlük radyasyon ve elektrik akımı içinde güne devam... Başarıyorum! diyebilmek için patronları zenginleştirmek için kendini parala, aldığın parayla yaşam mücadelesi sürdür. Akşam olsun, hop gel eve kısacık sürede sevdiklerinle yemek masası -eğer hazırlanıyorsa-, haydi herkes ekranların başına. Paralize olarak yavaşça bayılma seansı sonrasında yat yatağa. Hop sabah, yine aynı hikaye. Şu kadar sene modern kölemiz olursan, sana şu kadar tatil hakkı diyor büyük birader. Vay be! Senede kısıtlı gün tatil hakkım var. Bir de tatil zamanını da öyle istediğin anda seçemezsin ya. Sana ne kardeşim Kime ne yahu!? Sabah kaçta yataktan kalkmışsın, o gün ne yapmak istemişsin, sırtındaki kıyafetin değeri, altındaki motorlu aracın bilmem nesi, ne yeyip ne içtiğin, ne kadar para kazandığın, sana takılan etiketin büyüklüğü, ne zaman keyif yapacağın... Ne iş yapıyorsun? Ev sizin mi, kira mı? Bu araba kaç beygir? Montun ne güzelmiş, nereden aldın? Sana ne güzel kardeşim, neyse ne! Böylece bir ömür sürecek örgü ve döngü sarılıyor insanın boynuna. Nefesini kesiyor arada. İsyan edileceği varsa ve edilemezse, yazık ki gerek ruhsal gerekse bedensel erken ölümlere yol açıyor. 50 yaşına gelince gideriz uzaklara hayaline yatırım yap. Cehennemde ömrünü tüket, cennetin hayalini kur. Cennet de sensin cehennem de... İçine doğduğum bu rüyanın bir alternatifi olmalı diye başladım düşünmeye. 2001'de üniversitedeyken, 09.00 18.00 arası çalışmak istemiyorum diye sayıklıyordum. E peki ne sonra yaptın diye sorarsan 0+0=0. Çünkü ne olursa olsun öğretim hayatımı ve ailemin hedefini tamamlamalıydım. Seçtiğim bölümü hedefsizce seçtim. Not skalasının tam ortasından tutturarak üniversiteyi bitirdim. Yanlış anlaşılmasın öğretime karşı değilim. Sadece bilinçsiz öğretim sistemine karşıyım. Ardından iş hayatı geldi. Altı senede sekiz şirket tükettim. İletişim sektörünün her kolunda çalıştım diyebilirim. Dönüşebilir, dönüştükçe yükselebilirdim. Yapmak istemedim. Doğal hediyelerimi görmezden gelemedim. Doğal hediyelerim de o kadar naif kalıyorlardı ki, dönüşebilmişler arasında kendimi yabancı gibi hissediyordum. Hani 9.00 18.00 çalışmak istemiyordum ya, sabah 2.00'ye dek çalıştığım da oldu. Tabii ne kendim kaldım, ne özel hayatım, ne ailem. Hepsi vardılar da uzaktalardı. Yanlarında olmak isteyip olamıyordum, neden çünkü çok mühim işler halletmem gerekiyordu. Derken 2012'de gerçekten hayal kurmaya başladım. Hayal kurdukça uzaklaştım olduğum yerden çünkü hayalimdeki resim rengarenk iken içinde bulunduğum resim siyah, gri, beyaz ve mavi renklere bulanmıştı. İnanır mısın, başka renk kıyafetim bile yoktu. Kasım 2013'te pazarlama iletişimi müdürü olarak sahalara veda ettim. Düşünüyorum da, o benim olmayan rüya devam etse sararıp, eriyip gidecektim kirliliğin, kakafoninin, tuhaf bakışların ve binlerce insanın arasında. İçine doğduğum dünyanın bana uyan bir alternatifi mutlaka olmalıydı. İstanbul'a veda Boşalttım evimi, kapattım kredi kartımı, sattım arabamı ve son olarak o dünyadaki sevdiğim adama sarılıp vedalaştım. Sistem, alışkanlıklar, bilinenler, tanıdıklar geride kaldı. Bir dakika. Sistem geride mi kaldı? Hayır. Çünkü sisteme sırtını dayamış insan her yerde. Bunun çözümü ancak şu olabilir, kendi sistemini yaratmakla. Öncelikle hiç alışkın olmadığım ve öğrenebileceğim, farklı dünyaları ve sistemleri görebileceğim bir yere vararak başladım. Peki ya bundan sonra? Ütopya Hikayemi fiziki olarak başlattığım yer Kabak koyu oldu. Önce bir işletmede gönüllü oldum. Sonra kış olunca gönüllülük falan kalmıyor oralarda. Biraz yukarıya Faralya köyünde bir arkadaşımın yardımıyla kendime bir oda tuttum. Şimdi ise bir kolektifin içinde yaşamımı sürdürüyorum. Bireysel özgürlüğüm 2015 Temmuz'dan bu yana devam ediyor. Kolay olmadı da, gel gör ki sonunda oldu. Neden yazıyorum? Hayallere ulaşmak çok zor gibi gelse de, isteyince oluyormuş. Kimisi kaçış dese de, benimki şehri terk ediş ve kendi doğamı keşif. Dünyaya dair ne yapsam faydam olur üzerine bir yaşam kurma niyeti. Şehirli bir insana göre bilinmeyeni, alışık olunmayanı yani zor olanı gerçekleştirmek. Mecbur bırakılan, dayatılan ve artık sadece zarar veren ana akım sistemin dışına çıkmaktan bahsediyorum. Ütopyamı kurdum ve optimum noktaya gelmesi için çabalarım sürüyor. Aynı düşüncelere sahip birçok insanla karşılaştım bu süreçte. Ve fark ettim ki bu ütopya, rüya, hayal sadece benim değil, bizimmiş meğerse. Ne mutlu! Kendi adıma diyebilirim ki şimdilerde rüyamı yaşayarak cennetimdeyim. İster deli de ister divane. Daha güzel ne olabilir ki hayatta? Herkese haydi kalkın bir anda şehirden kırsala, ormana yerleşin demiyorum elbet. Hayat seçimlerden ibaret. Şehirde yaşamayı çok sevenlere sesleniyorum, olanı yaşatan da şikayet eden de sensin. Fark ettin mi? Madem öyle sen de değiş ve değiştir. Ben komşuma, komşum komşusuna hikayesi sürsün. Tüm değişimler zordur, zamana ihtiyacı vardır ve imkansız değildir. Şehirden yeşile ulaşma hayali olanlara sesleniyorum, yeşil bölgeler sana insan olduğunu ve tüm varoluşsal becerilerini gösterecek. Doğanın içerisinde olmak birey ve topluluk olmanın farkını fark ettirecek. Bedensel, zihinsel, ruhsal ve duygusal neye ihtiyacın var, neye ne kadar gücün yetiyor, sezgilerin ne durumda? Hiç merak etmiyor musun? Buralarda kendi kurduğun sistemde yaşamak, istediğin anda çimlere uzanmak, zifiri karanlıkta dolunayın aydınlattığı yolda yürümek; içindeki ve dışarıdaki doğanın gelişimi ile döngüsünü izlemek, fark etmek, hissetmek, yaşamak; toprağa ekmek, büyütmek, yemek ve hayal kurmak serbest. Herkesin bir hayali vardır. Öncelikle hayalini bul. Bilmiyorum cevabını ilk önce kendin kabul etme. Sor kendine, cevaplarını sorgula. Gerçekten ne istiyorum? Sonra hayalin hedefin olsun ve oraya yürüyeceğin yolun taşlarını kendin seçerek yerleştir. Bunu yapmak benim üç buçuk senemi aldı. Tüm bu deneyimlerimi sonraki yazılarımda paylaşmak dileğiyle, sevgilerimle. Tuğçe Çinkitaş / Cumhuriyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/modern-sanat-sanat-para-icindir/", "text": "Öncelikle belirtmeliyim ki, bu bir saadet zincirine davet çağrısı ya da Tebrikler, 1 Milyon Dolar kazandınız! Haydi bu maile tıklayın ve biz de zevkle bilgisayarınıza mis gibi virüsümüzü bulaştıralım, kıps maili değildir. Burda ciddi ciddi size voleyi vurmanın, köşeyi dönmenin, ne bileyim küveti Martini'yle doldurmanın sırrını açıklıyorum. Üstelik, bahsettiğim geleceğin mesleği falan da değil, bugünün işi. Yani, şimdi kassan, biraz network yapsan, 6 aya çalışmalara başlar, 2 seneye üst noktaya ulaşır, 5 sene sonra depresyona girip ortamdan uzaklaşıp inzivaya çekilir ve ondan 1 sene sonra Teoman'ın müziğe dönüşü gibi bir görkemle geri dönünce daha çok kazanırsınız. Evet, bildiniz! Modern sanattan bahsediyorum; ama tabii ki bir çeşidinden. Emeğin ve yeteneğin konuşulduğu enstelasyonları, foto manipülasyonları, çizimleri, heykelleri, teknoloji, ışık ya da perspektifin kullanılıp Nasıl düşünmüş bunu ve Evde yapılır ki bu arasındaki işleri bir kenara bırakıyoruz. Bu bölüme ve böyle modern artislere saygımız sonsuz ve modern sanatın biraz da Nasıl düşünmüşle Evdeki renkli seramik tabakları kırarak benzer bir şey yapabilirim aslında arası bir şey olması ayrıca saygı duyulacak bir şey zaten. Biz bundan çok daha aşmış, VAY CANINA YIKILAN BİR FİKİRLE HAYATI, İNSANI VE VAR OLUŞU SORGULATIYOR dedirten işleri yaparak, tüm kalıpları yıkan bir sanatçı olmanın eşiğindeyiz şu anda. Bunu da örnekleri inceleyerek irdeleyeceğiz. Hazır mısınız? Çünkü sizlere özel el emeği hazırlanan TOP 5 listesine başlamak üzeresiniz. 5- TEKSİR KAĞIDINA GEMİLER BİLE YAPMAMAK İşte listeye 5 numaradan giren eserimiz. Yemin ediyorum, bunu Barcelona'da, MACBA'da gözümle gördüm, hatta orda yansıyan da bizzat benim kafam. Bu insan aklının almadığı eser, aslında bir serinin parçası. Seri dediğim çok benzerinden toplam 5 tane var yani. Mesela birinde yamuk yuvarlak çizmiş ortaya, onu çekmeye utanmıştım artık. Peki burdan ne anlamalıyız? Modern sanat ucuza mal edilebilir bir şey, gördüğünüz gibi teksir kağıdı ve kurşun kalem yeterli olabiliyor. Yeteneğin zaten lüzumu yok. Ne anlattığınızın anlaşılamaması, anlaşılmasından her zaman için çok daha iyi. Üstelik canınız istemezse, evde çocuğunuza da yaptırabilirsiniz. 4- BIRAKIN İZLEYİCİ ESERİN İÇİNİ KENDİ DOLDURSUN Başlıkta hiçbir ima ya da abartı yok. Aslında listeye 2. sıradan falan da girebilecek bir eser, ama tam burda durup Vay anasını, yaparım ben bu işi diyerek gaza gelmeniz için 4. sıraya alıyorum. Bu gördüğünüz boş çerçeve, Bedri Baykam'ın bir eseri. Hayır tabii ki, duvardakilerden bahsetmiyorum, şu ortada duran çerçeveden bahsediyorum. Sanatla ilgilenenler bilirler, 1920'lerde boş çerçeve, sessiz müzik, renksiz tablo gibi çalışmalar anti-art olarak adlandırılırdı ve Dadaistlerin de gözdesiydi. O zamandan bu zamana da, yapılmadık çerçeve, satılmadık sessiz müzik kalmadığı için modası geçmiş bir tarz aslında. Yine de son Dadaist Bedri Baykam, Çukurcuma'da 600 TL'ye yaptırdığı bu çerçeveyi ne kadara sattı biliyor musunuz? Tam 125 BİN DOLAR'a! Herhangi bir boş çerçevenin nasıl bu kadar para edebileceğini düşündüğünüzü biliyorum. Bir de olaya şu açıdan bakalım: Baykam, yine New York'ta açacağı olağan dışı kavramsal sergiyle sanatın sunumunu provokatif bir bakış açısıyla yeniden sorguluyor Şu anda, bunun listenin başında olması gerektiğini düşündüğünüzü biliyorum; ama inanın, daha iyisi var. Peki burdan ne öğrenmeliyiz? Paranızı hangi işe yatırsanız, 600 TL karşılığında 125 Bin dolar edebileceğini düşünüyorsunuz? Sanat, aynı zamanda karlı bir iştir. 3- BİLİNDİK TEKNİKLERE BAĞLI KALMAYIN Sanat deyince aklınıza ne geliyor? Hepsini unutun ve mesela, Millie Brown gibi ağzınızı ve midenizi kullanın. 2007 yılından beri sanatını icra eden Brown, aynı zamanda bu performansı zaman zaman canlı da yapıyor. Sanatının en kritik noktası, performans öncesinde 2 gün boyunca aç kalması. Peki ne mi yapıyor? Renkli sütler içip tabloların üzerine kusuyor. Şu an neden aç kaldığını anladık sanırım, tablonun üstü domates, taze fasulye falan olmasın diye elbette. İşi ilerleterek bir Lady Gaga klibinde oynayıp Lady Gaga'nın beyaz elbisesi üzerine de kusarak para kazanmayı başardı. Millie Brown'un ilişki durumunu bilmiyorum; ama bence bekar erkekler bir şansınızı deneyin, bu kızın sırtı yere gelmez. Peki burdan ne öğrenmeliyiz? Yaratıcılığın sınırı yok. Buraya detaylıca yazmak istemedim, ama dışkısıyla resim yapan da var. Sınırlarınız, tamamen ortamlarda neyi gülmeden söyleyebileceğinizle ilgili. Ben renkli süt içip kusarak hayatta kalıyorum diyemem mesela, ay ben gülerim. 2- ÇAKTIRMADAN SERİ ÜRETİME GEÇİN Yves Klein, savaş sonrası fütüristlerin Fransa'daki en önemli temsilcilerin biriydi. Gerçekten insanları kendine hayran bırakan birçok eseri vardı, ama ben 4 milyon 720 bin dolara satılan bu mavi tablodan bahsetmek istiyorum. Daha iyisi, aynısının altın rengi olanı da 21 milyon dolara satılmıştı. Tabii ki, Yves Klein bugünlere gelene dek birçok başarılı iş yapsa da, kendisiyle ilgili bir söylenti de, sanatla dalga geçerek aynı renkte birkaç eser yapıp farklı yerlerde farklı fiyatlara sattığı yönünde. Peki burdan ne öğrenmeliyiz? Aynısı olmasa dahi, benzerlerini yapıp bir seri haline getirin. Düz renk eseri farklı şekilde çerçevelerde sergileyin ya da aynısının farklı rengini yapın. Sürümden kazanın. 1- GÖRÜNMEZ SANAT Bu örnek, aslında çok yeni. 27 yaşındaki sanatçı Lana Newstorm, görünmez sanatı ilk kez kendisinin yarattığını söyleyerek, boş duvarlardan oluşan bir sergi açıyor. Sizin hiçbir şey görememeniz, benim bir parça yaratmak için saatler boyunca çalışmadığım anlamına gelmez Sanat hayal gücüyle ilgili ve benim eserim insanların kendisiyle etkileşim içinde olmasını istiyor. Önlerinde bir resim veya heykel hayal etmek zorundalar. Bu cümleler genç sanatçıya ait. İzleyiciyi eserle ve tamamen kendi hayal gücüyle bırakmak müthiş bir fikir değil mi? Sanatçının çalıştığı ajanstan Paul Rooney ise, Newstorm'un yaşayan en büyük sanatçılardan biri olduğunu belirterek okkalı bir açıklama yapıyor: O ne göremediğinizi anlattığında, onun görünmez her bir işinin neden milyon dolarlara yükselebileceğini de anlamaya başlıyorsunuz Bu boş duvarın kaça satılacağını ve satıldıktan duvarı almaya gerek görüp görmeyecekleri kendi içimde bir merak konusu. Peki burdan ne öğrenmeliyiz? Kaybedecek bir şeyiniz olmasın. Eseriniz eleştirilirse de, kişiler kendi hayal güçlerini eleştirmek zorunda kalsın. Başarısı garanti olan konu, hiçlik. En kötü ihtimalle bir gün bir çocuk çıkıp Bu sanat çıplak der, siz de içinde kavram, etkileşim, x'li anlatım, provokatif gibi kelimeleri cümle içinde kullanır, kaldığınız yerden devam edersiniz. Şimdi lütfen yavaşça telefonu elinizden bırakın ve sanatınıza odaklanın, sonra yine okursunuz. Sonuçta sanat her şeyden önce gelir. * Bu da ilginizi çekebilir. Müzede Yere Gözlük Bıraktılar Herkes Sanat Eseri Sandı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/modern-zaman-tuzagi-sevdigin-isi-yap/", "text": "Çoğu zaman coşkulu bir ifadenin arkasına saklanmış bir 'gerçek' vardır ve onu göremeyiz. Kelimelerin büyüsüne kapılır gideriz. Mesela birileri çıkar ve ''sevdiğin işi yap!'' der. Bir an 'başka bir diyara' götürür bu kelimeler...''sen önce sevdiğin işi yap gerisi gelir''. ''sevdiğin işi yaparsan hiç çalışmamış gibi olursun!'' Oysa sevdiğin işi yap denildiğinde benim aklıma; sevdiği iş uğruna reklam ajanslarında yok pahasına çalışanlar, hiç bir ücret almadan didinen stajyerler, kadroya girebilmek için üniversitenin işlerine koşan ve hala ailesinden para alarak geçinmek zorunda bırakılan yüksek lisans-doktora öğrencileri, medyada, kültür, sanat ya da yaratıcılık gerektiren işlerde 'kıt kanaat' geçinerek hayalinin peşinde koşanlar, bir türlü evine gidecek vakti bulamayan dershane öğretmenleri geliyor! Mesela, İngiltere'de yapılan bir araştırma, profesyonel yazarların asgari ücretin altında gelirle hayatlarını sürdürmek zorunda kaldığını ortaya koydu. İngiliz Yazarlar Birliği üyelerinin 2005'den 2014'e %40 gelir kaybı yaşadığını söylüyor. Benzer örnekleri her yerde görmek mümkün. 'Sevdiğin işi yapmalısın' düşüncesi modern çağın kendini gizlemeyi en iyi şekilde başarmış, sömürü kapılarını sonuna kadar açan sinsi bir aracı. Bir insanın kişisel ilgi alanına yönelik bir işi yapıyor olması neden geçim sıkıntısı çekmesini normalleştirir? Ve bu aslında kimin yararınadır? Çalışmanın hakkını vermemek, 'sevilesi, zevkli' olduğu düşünülen ya da 'toplumda saygınlık' getirdiği inanılan işleri yapanlara bir bedel olarak dayatılıyor. Hatta bu alanlarda çalışanlara çok daha fazla iş yükünü de beraberinde getiriyor. Bir kültür-sanat atölyesinde karşılık almadan çalışan 'stajyere' veri tabanına ne kadar daha çok form girerse o kadar iyi bakılıyor. 10 yıl sonra ofisin başına geçmesi beklenen halkla ilişkiler yöneticisi nefes almadan çalışarak üç kişilik iş çıkarıyor, doktora yapan akademisyen birlikte çalıştığı hocaların yapması gereken tüm araştırmaları tek başına hazırlıyor, göze girmesi beklenen satışçı, tedarikten tahsilata her işe girişmek durumunda kalıyor... Geçtiğimiz günlerde, Amerika'da elden ele dolaşarak merak uyandıran bir analiz yayınlandı. Miya Tokumitsu, Slate adlı haber sitesindeki yazısında konuya açıklık getiriyor; ''Bu düşünce şekline göre çalışmak, belli bir ücret ya da karşılık için yapılan bir şey değil, bir sevgi eylemidir. Eğer bu eylem ardından kar getirmiyorsa, muhtemelen çalışanın tutku ve kararlılığı yeterli değil demektir. Bu yaklaşımın gerçek başarısı, çalışanları, emeklerinin pazara değil de kendilerine hizmet ettiğine inandırmasıdır. 'Sevdiğin İşi Yap' moral verici bir öneri gibi; bizi yapmaktan hoşlandığımız şeyler üzerine kafa yormaya ve bu işleri gelir getirici girişimlere çevirmeye itiyor. Fakat, zevklerimizi neden parasal çıkar güderek yaşamak zorundayız?'' 'Sevdiğin işi yap' düşüncesinin diğer olumsuz etkisi ise, işlerin yürümesi için yapılması gereken operasyonel, tek düze işleri yapan çalışanlar üzerinde oluyor. Tokumitsu' dan devam edelim; 'Sevilmeyen işleri yapmak zorunda kalanlar için hikaye başka. 'Sevdiğin İşi Yap' inancı ile motivasyonsuz, sevmekten başka nedenlerle çalışanlar -yani çalışanların çoğu- yok sayılıyor. Steve Jobs'ın Stanford konuşmasında olduğu gibi , sevilmeyen ancak toplumsal olarak yapılması gereken işler de aklımızdan çıkartılıyor.' Geçenlerde kaldığım otelin odasından geç kalmış halde çıkmaya çalışırken, kapıdan içeri girmek üzere olan kat görevlisi ile karşılaştım. Birazdan, kısa süreli yaşadığım odada dokunmayacak yer bırakmayacaktı. Gözlerine bakarken, ona 'sevdiğin işi yapmalısın' dersem ne düşünür diye aklımdan geçirdim. Ya restorantta hizmet verenler, havluları yıkayanlar, ütü yapanlar, araba getirenler, eşya taşıyanlar, sürekli ayakta duran güvenlik görevlileri, tüm gün mini barları ürünle dolduranlar...Onlara söylesem 'eğer sevdiğiniz şeyi yaparsınız, yorulmazsınız' diye ne düşünürler sizce? Muhtemelen mevcut işlerinin ne kadar da değersiz olduğunu, düşlediği gibi bir hayata ancak sevdiği şeylerden 'para kazanmayı' bilerek ulaşabileceğini. Oysa o otel için tüm bu işlerin olması ve birileri tarafından yapılması gerekiyordur. Diğer tüm işlerde olduğu gibi. Keynes yıllar önce tahminde bulunarak, gelişen teknoloji ile insanların günde 3-4 saat çalışmasının yeterli olacağını söylemişti. Ancak işler öyle olmadı. Çalışma saatleri kısalmadı, hatta uzadı. Birçok farklı iş tanımı türedi. Şirketler, organizasyonlar büyüdü. Bugün, işlerin yürümesi, şirketlerin varlığı için sürekli tekrardan oluşan, tek düze, operasyonel binlerce işin, birileri tarafından yapılması gerekiyor. 'Sevdiğin işi yap' diyerek tavsiyelerde bulunan iş sahibinin, şirketinin varlığı için, birçok tek düze 'sıkıcı' iş, görmezden geldiği insanlar tarafından yapılıyordur. Bu düşünceye göre, yoruluyorlarsa sevdiği işi bulmaları gerekir! Sevdiği işi bulabiliyorsa, o zaman da öncelikle düşük ücrete ses çıkarmamalılar, sonuçta sevdiği işi yapıyorlar! ABD'li gazeteci ve News Junkie Post editörü Gilbert Mercier, geçtiğimiz haftalardaki bir yazısında günümüz dünyasını feodel sistemin yaşandığı Orta Çağa benzetiyordu. 'Bugünle karşılaştırdığımızda bir serfin lorduyla ilişkisi, herhangi bir WalMart çalışanının Walton ailesiyle ilişkisiyle aynı' derken pek de haksız sayılmaz. Böylesi bir dünya yetmiyormuş gibi, halen daha, kişilerin hayatlarının nasıl mutlu olacağı konusunda ahkam kesen, kendisinin ya da en fazla küçük bir çalışan grubunun 'mutluluğunu' örnek gösteren 'elitlerimiz' vardır. Bu oyunda, 'sevdiğin işi bulmalısın' tuzağı, operasyonel- tek düze işlerde çalışan çoğunluğa karşı önemli bir haksızlık doğurur; mevcut işlerini değersizleştirme. Kişisel zevkleri olan işleri yapanlar için ise haksızlık, sömürü düzeni ile kendini gösterir. Daha az sevilen işlerde çalışanlar, işlerini sevsin sevmesin yaptıkları çalışmanın karşılığını almalılar. Ücret ve sosyal haklar bakımından çalışmasının karşılığını alan insanlar, yaptığı işe aşık olsun olmasın, kendine, ailesine, ilgi alanlarına vakit ayırarak da mutlu olabilecektir. Sevdiği işleri yapmaya gayret gösterenlerin ya da 'sevimsiz' denilen işleri yapan insanların, nasıl mutlu olacağını 'parasızlıkla' öğrenmeye ihtiyacı yok! İhtiyaç olan tek şey hak, hukuk gözeten, adil bir çalışma hayatının oluşturulması... Dünyadaki bütün kötülükler, birilerinin başkalarının iyiliği için hareket etme hakkını kendinde görmesiyle başlar. Eric Hoffer Fırat Devecioğlu www.firatdevecioglu.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/modern-zamanin-hastaligi-kaliforniya-sendromu/", "text": "Kaliforniya Sendromu'nun modern zaman hastalığı olduğuna dair The New Young Turks isimli sitede çıkan haberi okuyunca katıldığınız ve gözlemlediğiniz oldukça fazla şeyin doğru olduğunu düşüneceksiniz. Birçoğunuzun bildiği gibi Kaliforniya Amerika Birleşik Devletleri'nin en kalabalık eyaleti. 1850'li yıllarda altın yataklarının keşfedilmesinden sonra Amerika'nın en büyük ekonomik gücü haline gelmiş olan bu popüler eyalet bünyesinde sinemanın kalbi Hollywood'u, bilgisayar ve internetin kalbi Silikon Vadisi'ni, yerli ve yabancı turistlerin cazibe merkezi Long Beach'i ve Amerika'nın mutlu azınlığının yaşadığı sosyete semti Beverly Hills'i aynı zamanda modern zamanın hastalığı Kaliforniya Sendromu'nu barındırmakta. Dünyanın en büyük 6. ekonomik gücüne sahip olan bu eyalet, devlet olmadığı halde devletler arenasında büyük söz sahibi ve aynı zamanda psikoloji ve pedagoji tarihine de bir sendroma isim babalığı yaparak geçti. Daha çok bir hayat tarzı olan Kaliforniya sendromunun ayırt edici özellikleri, eğlencenin, bedensel hazların, para kazanmanın ve harcamanın hayatın temel felsefesi olarak algılandığı, insanların hayatı tüketmek için yaşadığı, üretirken ve tüketirken hatta eğlenirken ortaya çıkan yorgunluğunu tekrar eğlenerek atmaya çalıştığı, sürekli eğlence anlayışın zamanla ruhunda oluşturduğu yaraları ortadan kaldırmak için de daha çok tüketmesinin ve eğlenmesinin gerektiğini düşündüğü her defasında tüketimin ve eğlencenin dozunu artırıp şeklini değiştirdiği israfa dayalı anlayış şeklinde sıralanabilir. Susuzluklarını deniz suyu içerek dindirmeye çalışan tuzlu sudan yandıkça daha çok deniz suyu içen bu sendromdan mustarip insanlar bu yaklaşımlarıyla ömürlerini bir kısır döngüye kurban etmektedirler. 3 ana belirtisi ve bir neticesi vardır: Zevke düşkünlük Bencillik, yalnızlık Mutsuzluk 'Bana zevk veren şeyler iyidir, zevk vermeyen şeyler kötüdür' Bu sendromu yaşayan kişiler, 'başkası açlıktan ölse bana ne' düşüncesiyle kendisi dışındaki kişiler hakkında kaygı hissetmemeye başlıyor. Kendine hayran olma, ego fetişizmi de denilebilecek şekilde narsistik eğilimler taşıyor. Bana zevk veren şeyler iyidir, zevk vermeyen şeyler kötüdür, şeklinde iyi-doğru değerlerinde değişme yaşanıyor. Somut zevk ve eğlenceleri yaşamın amacı olarak görüyor. Bu kişiler, başarılı iseler çevrelerinde sahte dostlar bulunuyor. Erkekseler başarıyı, kadınlarsa güzelliği kaybettiklerinde, dostları yanlarından uzaklaşıyor. Türkiye'de büyük şehirlerin lüks semtlerinde görülmeye başladı Mutsuzluğu telafi etmek için daha çok eğlenceye, sekse yöneliyorlar. Sonuç olarak yukarıda da sözünü ettiğimiz insan tipi çıkıyor ortaya. Sadece kendisi için harcama yapan, paraya tapan, sorumluluklarını göz ardı eden Kaliforniya Sendromlu insanlar. Ünlü psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise dünyada büyük metropollerde ve ABD'yi kasıp kavuran bu rahatsızlığın Türkiye'de de büyük şehirlerin lüks semtlerinde görülmeye başlandığı uyarısında bulunuyor. Etiler, Bağdat caddesi buna örnek gösterilebilir. Kaliforniya Sendromunun, depresyonun artışında önemli bir altyapı oluşturduğu da düşünülüyor. Özellikle 1990 sonrası kuşaklarda çocuklar, para, cinsellik ve uyuşturucu ile erken tanıştılar. Yeterli zihni ve ruhsal gelişimi tamamlamadan, ergenliği erken bitirdiler ama olgunlaşamadılar. 'Tüketmek için üreten, sürekli kendisini düşünen, insanlar' Rahatsızlığın mekanizması şu şekilde çalışır. Tüketmek için üreten, sürekli kendisini düşünen, kimseye yardım etmeyen, maddi hedefleri kutsallaştıran, bedeni için yaşayan, toplumsal hedefleri önemsemeyen bir anlayış olarak hastalık yaygınlaşır, zamanla sosyal bir kansere dönüşür. Nihayet topluma yön veren bu durum, giderek daha çok insanı pençesine alır. Metropollerin hastalığı olan bu sendrom, aileyi de tehdit etmektedir. Soyut hedefleri olmayan, hayata bir yarış nazarıyla bakan, kimseyi düşünmeyen, benliğini yücelten, hayatı bedensel zevklerden ibaret gören merhamet yoksunu insanların sayısı her geçen gün artmaktadır. Zevk ve eğlenceyi yaşamın amacı gören bu kesim, zaman içerisinde kendisini insan yapan bu değerlerden yoksun olarak hayatı yaşamakta, aile hayatını küçük görmekte, eşin veya evladın sorumluluğunu almak istememektedirler. Aile hayatını yaşarken çok basit meselelerle eşine ve çocuklarına problem yaşatabilmekte sürekli huzursuzluk yaşadığı ve yaşattığı aile hayatını çabuk sonlandırabilmektedir. Kaliforniya internet üzerinden insanların boşanma davası açabilme salahiyetine sahip olduğu Amerika'daki, belki de dünyadaki tek eyalettir. Sendromu yaşayan insanlar yalnızlığı hayat tarzı haline getiriyorlar Bu sendroma sahip kişiler sahte dostlarla hayatı bir eğlence olarak geçirmekte, buna mukabil gerçek dostlar kendisini terk ettiğinde hatalı davranışın farkına varmakta ama artık iş işten geçmiş olmaktadır. Bu insanlar zamanla yalnızlığı hayat tarzı haline getirip mutsuzluk deryalarına yelken açmakta ve aile hayatının sağlığını da yanlış örnek olarak riske atmaktadırlar. Mutsuzluğunu unutmak isteyen bu insanlar yaşına bakmadan daha fazla eğlenceye yönelmektedirler. Bedenleri için yaşayan ve vücutlarının iflası ile artık hayatı yaşanmaz olarak tanımlayan bu toplum o andan itibaren yaşamanın bir manası kalmadığını da düşünmektedirler. Vücudun iflasını beklemeden insanın yaşantısını bir kısım anlamlı ve toplumsal hedeflerle zenginleştirerek yani başkasını yaşatmak için yaşayarak bu kısır döngüye bir son vermesi de mümkündür. Aksi takdirde maddi çerçeveye sıkışan hayat bir zaman sonra anlamsız olarak algılanmaya başlanacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/modunuzu-degistirme-garantili-rap-albumu-tuhaf/", "text": "Hayatın hız kazanması gerektiği anlar oluyor. Derinden ve kararlı bir şekilde hayata gereken cevabı verip, modunu yükseltecekken de insanın biraz müziğe ihtiyacı oluyor. Herkestam'ın albümü Tuhaf da tam böyle bir albüm. Aşağıda klipleriyle birlikte sizi olduğunuz yerden başka yerlere götürecek bir albümü paylaştık. İsterseniz spotify'da açın ve modunuzun nasıl yükseldiğini siz görün. ALBÜM ve HERKESTAM HAKKINDA: Herkestam, 2005 yılında kurulan Tales grubunun iki üyesi olan prodüktör Emiladil ve solist Geo Karabacakis tarafından 2014'de kuruldu. Uzun bir ara dönemden sonra Tuhaf albümü tamamlandı. Albümde ikiliye Nilipek., Ağaçkakan, Muasır ve Rinxlaya eşlik etti. Mix Kadir 'Grej' Erten, Mastering ise Berkant 'Doktor' Kılıçkap tarafından yapıldı. Ekin Deniz Kaya kapak görsellerini hazırladı. Loom Handcrafts, Hanoi Studio, Venüs Müzik ve M4NM işbirliği ile 'Yalnız' ve 'Minvalde' şarkılarına klipler çekildi. Yalnız : Minvalde : M4NM etiketiyle yayınlanan LP, CD formatında basılacak ve lansman konserinde paylaşılacak. Spotify'da dinlemek isteyenler için:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mohamed-salah-sabretmek-en-buyuk-erdemimiz/", "text": "adidas, dünya ligleri teker teker futbola dönerken hayata geçirdiği Ready For Sport kampanyası kapsamında spora duydukları özlem hikayelerini ve başarıya giden yollarını sporculardan dinlemeye devam ediyor. Futbolun süperstarı Mo Salah otuz yıl sonra takımının ilk lig şampiyonluğu için kupayı kaldırmaya hazırlanırken, sabrın en büyük erdem olduğuna inandığını söylüyor. Salah ve takım arkadaşları, küresel pandemi yayılmaya başladığında, dünyanın dört bir yanındaki futbolu tamamen durdurduğunda ve sezonun tamamlanıp tamamlanmayacağından şüphe duyulan bir ortamla baş başa kaldılar. Salah, bu kısa ara sırasında çok çalışmaya ve odaklanmaya devam etti ve takımının uzun zamandır beklediği kupayı kucaklamasına yardımcı olmak için güçlü bir şekilde geri döndü. Tüm liglerin pandemi nedeniyle askıya alınmasından bu yana, takımıyla birlikte tekrar futbol oynamayı ve 30 yıldır hasret kalınan kupayı evlerine götürmeyi sabırla beklediklerini belirten Mo Salah; İstediğin bir şeyi ne kadar beklemelisin? Benim için sabır her zaman en büyük erdem olmuştur. Yola koyulduğumuz her işte sabırlı olmaya çalışıyoruz. Özellikle sınanıyorsak. Futboldaki ailem otuz yıldır sabırlı. Biliyorum ki bekleyebildikleri sürece bekleyeceklerdi. Sabır her zaman en iyi ödülü alır. Ve sonunda, artık beklemek zorunda değiliz dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/monacodan-turkiye-icin-sok-talep/", "text": "Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ndeki rakibi Monaco, 3. ön eleme maçları öncesinde sürpriz bir hamle yaptı. Türkiye'de yaşanan olayların ardından harekete geçen kırmızı-beyazlıların, 26 Temmuz'da İstanbul'da oynanacak maç için, Türkiye dışında başka bir yerde oynanması adına girişimleri olduğu ortaya çıktı. Terör olayları ve son olarak darbe girişimiyle hareketli günler geçiren Türkiye'de maç yapmanın mümkün olmadığını düşünen Monacolu yetkililerin, UEFA'nın bu maçın yerini değiştirmesini bekledikleri bildirildi. Kendisi gibi Fransız takımı olan Lyon ile sarı-lacivertlilerin yapması planlanan maçın iptal edilmesinin, kırmızı-beyazlıların bu konudaki düşüncelerini kuvvetlendirdiği ifade edildi. * Monaco'ya yakın Nice kentinde yaşananları hatırlatmakta fayda var. Bakalım Fenerbahçe'den de karşı hamle gelecek mi?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/monster-oyuncu-mouse-modelleri-ile-icinizdeki-oyun-canavarini-serbest-birakin/", "text": "Oyunlarda hedefi tam 12'den vurmak isteyen ancak doğru oyuncu ekipmanı seçiminde kararsız kalan kullanıcılar, Monster'ın geliştirdiği Pusat V5 ve V7 oyuncu mouse modelleriyle oyunlardaki en sadık silahlarına kavuşuyor. Farklı gereksinimler gözetilerek tasarlanan ürünlerden Pusat V5 gamer mouse, lazer tarayıcısı ve Monster'a özgü keskin tasarım hatlarıyla öne çıkarken Pusat V7 gaming mouse ise kablosuz formda oluşuyla dikkat çekiyor. Sundukları teknik becerilere karşın ulaşılabilir fiyat aralıklarında yer alan oyuncu mouse modelleri, bu yönüyle de kullanıcıların beğenisini kazanıyor. Rakiplerine Göz Açtırmak İstemeyenlerin Tercihi Pusat V5 Oyuncu Mouse Oyun tutkunlarının sağ elle kullanmaları için özel olarak tasarlanan Monster Pusat V5 oyuncu mouse, iç bükey formlu sol yanı ve parmakların doğru şekilde mouse üzerinde kalmasını mümkün kılan sağ yanıyla kullanıcıları cezbediyor. Toplam 11 adet programlanabilir tuşla donatılan model, ileri seviyede kişiselleştirilebilirlik sunuyor. Tuş yerleşimi noktasında da oyuncuları memnun eden ürün, farklı işlevler atanan tuşların kolayca yönetilebilmesine olanak verirken, fareye özel aydınlatma ve oyun modu değişimi gibi unsurların da kontrolünü kolaylaştırıyor. Üst düzey ergonomiyi yüksek performansla bir araya getiren Pusat V5 oyuncu mouse, oyun meraklılarının FPS başta olmak üzere kamera ve görüş açısı kontrolünün önemli olduğu oyun türlerinde diledikleri başarıyı sergilemelerine ortam hazırlıyor. 24000 DPI değerinde tarama sunan Extreme Laser sensörle güçlendirilen model, 1000 Hz'e varan hassaslıkta tarama gerçekleştirebiliyor. Sahalarda her hamlesini gerçek zamanlı olarak görmeyi planlayanların ihtiyaçlarına yanıt veren oyuncu mouse, 12000 FPS 50G ACC hızlanma değeriyle sınıfında fark yaratıyor. Programlanabilir yapıdaki tuşlarının tamamı 10 milyon tıklamaya kadar ömürlü olmasıyla oyuncuların, edindikleri ekipmanı uzun süre boyunca kullanabilmelerine imkan tanıyan ürün, çetin geçen karşılaşmalara karşı özellikle dayanıklılık sergiliyor. Kullanıcılara görsel ve fiziksel açıdan özelleştirilebilirlik sunan Pusat V5, 10 milyon renk destekli RGB LED aydınlatmasıyla göz dolduruyor. 177 gramlık ağırlığı, değiştirilebilir yapıdaki 5 adet 10 gramlık ağırlıkla farklılaştırılarak değerlendirilebilen oyuncu mouse, 1,8 metrelik örgülü kablosuyla konforlu kullanımın kapılarını aralıyor. Kablosuz Oyuncu Mouse Algısını Baştan Aşağı Değiştiren Model: Pusat V7 Yıllar öncesine dayanan ön yargılar nedeniyle genellikle sıcak bakılmayan kablosuz oyuncu mouse modellerinden farklı olarak yeni nesil teknolojilerle geliştirilen ve bekleme modu sonrası anında devreye girebilmesiyle oyunculardan tam not alan Pusat V7, gerek tasarımı gerekse teknik özellikleriyle yüz güldürüyor. Sade ama konforlu kullanım gözetilerek tasarlanan Monster Pusat V7 oyuncu mouse, 2 adet AA pille çalışıyor. 2.4 GHz alıcısı yardımıyla 15 metre mesafeye kadar sorunsuz şekilde kullanılabilen ürün, bu sayede bilgisayarını televizyona bağlayarak oyun ve multimedya keyfi yaşamak isteyen teknoloji meraklılarına da hitap ediyor. Optik tarama gerçekleştiren algılayıcısıyla 7200 DPI seviyesine kadar tarama yaparak Full HD ve üzerindeki çözünürlüklerde de oyun deneyiminin sorunsuz sürdürülebilmesini mümkün hale getiren oyuncu mouse, 8000 FPS'lik hızlanma değeriyle beklentileri fazlasıyla karşılıyor. Seri tuş basma olanağı gibi ekstralarıyla oyunculara kolaylık sağlayan ürün, Monster yazılımıyla programlanabilirlik kazanıyor. 3 ayrı tuşu programlanabilen ve makrolarla zenginleştirilebilen model, DPI butonlarıyla oyun ve diğer kullanım alanlarına göre hız ayarı yapılabilmesine olanak tanıyor. Windows XP ve üzeri Microsoft tabanlı işletim sistemleriyle sorunsuz değerlendirilebilen oyuncu mouse, tamamen kablosuz bilgisayar çevre birimleriyle oyun seanslarını sürdürmeyi hedefleyenleri memnun ediyor. Siz de oyunlardaki performansınızı arttırmak ve sahalardaki potansiyelinizi, edineceğiniz oyuncu mouse modelleri ile zirveye taşımak istiyorsanız, Monster Pusat V5 ya da Pusat V7 seçeneklerinden dilediğinizi edinebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mortal-kombat-filminden-ilk-fragman-geldi/", "text": "Oyun dünyasının popüler serilerinden biri olan Mortal Kombat'ın yeni film uyarlamasından ilk fragman geldi. İlk kez 1992 yılında yayınlanan ve o zamandan bu zamana birçok oyun ile karşımıza çıkan Mortal Kombat serisinin yeni filminden ilk fragman paylaşıldı. Daha önce 1995 yılında beyazperdeye uyarlanan Ölümcül Dövüş Mortal Kombat'ın bu yeni versiyonunun yönetmen koltuğunda ilk uzun metrajlısına imza atan Simon McQuoid oturuyor. Filmin yapımcıları arasında, son yıllarda hem yapımcı hem de yönetmen olarak gişede başarı yakalayan işlere imza atan James Wan da bulunuyor. Mortak Kombat'ın oyuncu kadrosunda Lewis Tan, Hiroyuki Sanada, Ludi Lin, Joe Taslim, Jessica McNamee, Mehcad Brooks, Chin Han, Josh Lawson, Max Huang ve Tadanobu Asano gibi isimler yer alıyor. Liu Kang, Kano, Sub-Zero, Sonya Blade, Jax Briggs ve Kung Lao gibi video oyunu serisinin popüler karakterleri bu yeni film uyarlamasında sinemaseverlerin karşısına çıkacak. Mortal Kombat filmi, WanerMedia'nın vizyona girdiği gün HBO Max'te yayınlayacağı filmleri arasında yer alıyor. ABD'de 16 Nisan'da vizyona girecek gün, aynı gün HBO Max'te de ekrana gelecek. Filmin Türkiye vizyon tarihi ise 9 Nisan 2021."} {"url": "https://www.thegeyik.com/motorcular-icin-olmazsa-olmaz-7-motosiklet-ekipmani/", "text": "Motorcular için hız yapmak, uzun yol gitmek, motorun üzerinde özgürlüğü hissetmek vazgeçilmez bir tutkudur. Bu tutkuyu elbette kontrollü tutmak gerekiyor. Zira hız ile özleşen iki tekerlekli özgürlük motorları korunaklı olunmadığında tehlikeli bir araca dönüşebilmektedir. O halde bir motor tutkunu için olmazsa olmaz 7 motosiklet ekipmanını inceleyelim. Kask Motor kullanmak çok güzeldir ama kask ile beraberse! Kask motosiklet ekipmanları arasında belkide en önemli motosiklet ekipmanlarından birisidir. Motosiklet kaskı, kafayı sadece darbelerden değil aynı zamanda şiddetli rüzgardan ve yağmurdan da korur. Güvenli ve konforlu bir yolculuk için kask, ihtiyaç duyulan kaliteyi sağlayan ana etkendir. Tabii ki kask seçimi doğru yapıldığı taktirde geçerlidir. Kask çeşitleri farklılıklar gösterir. Açık kask, yarım kask ve kapalı kask gibi türlere ayrılırlar. En korunaklı ve güvenli olan, uzmanların önerdiği tür full face özellik gösteren kapalı kasklardır. Kapalı kasklar dayanıklı dış cephesi, vizörü ve yumuşak iç özelliğiyle uzun yollarda dahi konfor ve güvenlik sunar. Eldiven Uzun süreli motor kullanımlarında eldivenler sürücü için büyük konfor sağlar. Ellerin güneşte yanmasını veya soğukta kurumasını engelleyen, parmakların su toplamasını önleyen eldivenler yazlık ve kışlık gibi farklı türlere ayrılır. Yıl boyunca motor kullanan sürücüler için farklı kumaşlardan eldivenler bulunur. Özellikle kışın sert iklimi için dışı deri su geçirmeyen içi pamuklu eldivenler bulunur. Motosiklet Montu Motosiklet montu yıl boyunca motorcular tarafından kullanılmalıdır. İklimin yakıcı etkisinden kurtulmak, şiddetli soğuğunda yol alabilmek ve en önemlisi olası kazalarda bedenen en az zararı almak için kaliteli, destekli bir motosiklet montu olmazsa olmaz motosiklet ekipmanlarından sadece biridir. Bellik Montlar dirsek ve göğüs kısmı destekli olarak üretilir ve sürücüyü üst seviyede korumayı amaçlar fakat çoğu montun bel desteği yeterli değildir. Bunu engellemek, bel bölgesini özellikle omuriliği korumak için bellik elzem ihtiyaçlardan biridir. Esnek özelliğe sahip bellikler pratik bir kullanıma sahip olduğu için sürücülere rahatsızlık vermez aksine uzun yolculuklarda rahatlık sunar. Yağmurluk Motor üzerindeyken dış etkenler motorcuların sürüşünü etkiler. Dış etkenler genellikle iklime dayalı olur; yağmur, rüzgar, fırtına gibi. Yağmurdan korunmak için suya dayanıklı motosiklet montu bazen yeterli gelmez. Üstelik motor sadece üst bölümü korur. Oysa sürücü tepeden tırnağa ıslanır. Bu yüzden deneyimli sürücüler kolayca her yere sığan minimal özellik gösteren yağmurluklardan yanında taşımalıdır. Tulum şeklinde olabilen yağmurluk olduğu gibi iki parçadan oluşan yağmurluklar da vardır. Motosiklet Pantolonu Motosiklet pantolonları rahatlığı ve pratikliğiyle önemli bir motorsiklet ekipmanıdır. Sürüş öncesi normal bir pantolonun üstüne giyilebilen motor pantolonları azlık ve kışlık gibi iki farklı modele sahiptir. Donanımlı bir yolculuk için olmazsa olmaz motor giysilerinden biri kabul edilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mr-darcy-sendromuyla-basa-cikmanin-9-yolu/", "text": "Dürüst olalım, aslında Jane Austen'ın askerleriyiz! Düşman bilemiyoruz bir türlü oysa hepimizi o mahvetti... Mr Darcy gibi bir karakter yaratıp ardından insanların gerçek dünyada huzur içinde yaşamalarını bekleyemezsin... Peki Darcy sendromu ile baş etmek mümkün mü? Nasıl ayakta kalacağız? İşte cevapları... 1) Erkeklerin ideal erkekten haberi yok! Erkeklerin, hayallerimizi süsleyen o adamın kim olduğundan haberleri dahi yok. Bilmiyorlar... Haliyle hala kadınlar ne ister diye ortalıkta dolaşıp duruyorlar. Yazık... 2) Gerçekleri kabul edelim Bir adamın hem centilmen, hem romantik, hem anlayışlı, hem mağrur, hem.... uzuyor bu böyle. Olmasının pek de mümkünü yok. En azından tek bir kişinin bu kadar özelliğe sahip olmasının yolu yok. 3) Bir adam düşünün ki... Yaşadığı o güne kadar inandığı her şeyden tek kalemde güzel bakan gözleriniz için vazgeçiyor... Hırçınlığınıza vuruluyor... Yok öyle bir dünya! 4) Gerçekleri kabul ettik, ya sonra? Azcık da mı olmaaaaaz... diye sızlanmaya son vereceğiz ilk iş... 5) Her sene Pride and Prejudice okumaya son! Kutsal kitap yerine koyduğumuz o muhteşem eseri biraz özlemeliyiz artık. Kocaman olduk. 6) Hayatımıza giren her erkeği Darcy ile kıyaslamaya son! Jane'in de söylediği gibi Mr. Darcy gibi bir erkeğe sahip olmanın tek yolu onu yaratmaktır/yazmaktır :'( 7) İnsanları olduğu gibi kabul etmeye başlamalıyız. Kimse kolay demiyor... 8) Uyku öncesi, çekilmiş bütün uyarlamaları izlemeye de son! Bir bağımlılıktan kurtulmanın birinci şartı, bütün izleri yok etmek. Belki de kendi mükemmel erkeğimizi bulabiliriz..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mr-robottan-hayati-ozetleyen-ve-sorgulatan-15-soz/", "text": "Yeni bir efsanenin doğduğunu size yazın başında söylemiştik. MR ROBOT EFSANESİ. Biraz farklı bir yapım ve son zamanlarda adından sıkça söz ettirmeye başladı. Adına Facebook sayfaları, Twitter hesapları açılmaya başlandı şimdidem. Peki bu diziyi bu kadar güzel kılan şey ne diye soracak olursanız önce bir dizi yazımızı okumanızı öneririz. Sonrasında da şu güzel sözlere ve MR ROBOT'un kurtulmak istediklerine bakmalısınız. 1- En efsane söz: Bir insana silah verirseniz bir bankayı soyabilirama bir adama banka verirseniz dünyayı soyabilir. 2- Hepimizin hipnotize olduğunu söyledikleri sahne 6- Nefretin kaynağı 7-Konserleri sevmeme nedeni 8- İnsan hacklemek 10- Beyin yakan lafının açıklaması 14- Konuşmadan önce düşünmek Görseller için Dizilab ve Mr Robot Türkiye sayfasına teşekkürler"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mrrobot/", "text": "Bilişim dünyası ve sosyal medya ile ilgili olmayan insan sayısı artık çok az. Hayatımızın önemli izlerinin maillerde ve sosyal medyada yer aldığını söylemek de yanlış olmaz. Peki bir hacker'ın tüm bilgilerinizi nasıl incelediğine tanık olmak ister misiniz? Son zamanların en konuşulan dizisi olan MR.ROBOT hızla izleyicilerini kendine bağladı. Elliot Alderson isimli karakterimiz bir siber güvenlik mühendisidir. İşinde çok iyi olan Elliot boş vakitlerinde ise internet üzerinden suçlularla savaşır. Onların bilgilerini hackleyerek gerekli güvenlik güçlerine bildirir. Anksiyete ve kronik depresyon hastası olan Elliot bunu ilaçlarla bastırmaya çalışır. Allsafe Güvenlik'in güvenlik teknikeri olan Elliot'un hayat akışı bir gün sistemlerine giren bir virüs ile değişir. Sistemi zorlayan virüsü bulan Elliot Leave me yazısını görür ve ne yaparsa bu virüsü silemez. Mr.Robot'un kurucusu olduğu FSociety tarafından yerleştirilen yazılımla birlikte Elliot'un bu gruba katılımı gerçekleşir. Grubun amacı ve Elliot'un sallantılı hayatının konu alındığı diziyi şiddetle değil doğru düzgün tavsiye ediyoruz. İzleyenlerden de yorumlarını bekliyoruz. IMDb'deki puanı 10 üzerinden 9.2 |Oyuncu |Karakter |Hakkında |Rami Malek |Elliot Alderson |Allsafe Güvenlik'in güvenlik teknikeridir ve bir hackerdir. Anksiyete ve kronik depresyon hastasıdır. |Christian Slater |Mr. Robot |Elliot'u bulan yer altı hacker grubunun anarşistidir. |Portia Doubleday |Angela Moss |Elliot'un çocukluk arkadaşı ve Allsafe çalışanıdır. |Carly Chaikin |Darlene |fsociety üyelerinden biridir. |Martin Wallström |Tyrell Wellick |E Corp teknolojilerinin yöneticisidir. Vikipedia"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ms-hastaligina-isaret-eden-6-belirtiye-dikkat/", "text": "Ataklar şeklinde devam eden kronik bir hastalık olan Multipl Skleroz , genellikle genç erişkinlerde görülüyor. İstatistiklere göre, ülkemizde 40 bin MS'li bulunuyor. 20 ila 40 yaşlarında daha sık ortaya çıkan bu rahatsızlık kadınlarda iki kat fazla görülüyor. Kişiye göre farklı belirtiler gözlenen MS için erken tanının çok önemli olduğuna dikkat çeken Acıbadem Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Esra Mıhçıoğlu, yorgunluk, halsizlik, görme kaybı, baş dönmesi uyuşma, elektriklenme gibi sorunların 24 saatten uzun sürmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğine işaret ediyor. Multipl Skleroz , vücudumuzu dışarıdan gelen zararlara karşı korumakla görevli olan bağışıklık sisteminin değişik nedenlerle, beyin ve omurilikteki akson denilen sinir liflerine ve onları çevreleyen miyelin adı verilen kılıfa zarar vermesi sonucu ortaya çıkan bir bağışıklık sistemi hastalığı. Yaygın olarak genç erişkinlerde ortaya çıkıyor ve genellikle alevlenmeler, düzelmeler şeklinde seyrediyor. Özellikle hastalığın başlangıç evresinde belirtilerin kendiliğinden geçmesi nedeniyle hastaların hekime başvurmakta ve dolayısıyla tanı almakta geç kaldığına dikkat çeken Acıbadem Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Esra Mıhçıoğlu, MS'in erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol edilebildiğini söylüyor. Belirtiler kişiden kişiye değişebiliyor MS'in neden ortaya çıktığına dair kesin bir bilgi olmasa da, Lyme hastalığı, genetik bozukluklar, enfeksiyonlar, B12 eksikliği, sigara kullanımı ve stresin tetikleyici nedenler arasında bulunduğunu anlatan Dr. Esra Mıhçıoğlu, MS belirtilerinin uyuşukluk, ağrı ve yürüme problemlerine kadar değişkenlik gösterebildiğini belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: Hastalarda baş dönmesi, dengesizlik, kollarda ve bacaklarda uyuşukluk, denge kaybı, görme kaybı ve çift görme, cinsel isteksizlik, idrar kaçırma gibi bulgular ortaya çıkabiliyor. Bu belirtilerden bir ya da birkaçı 24 saatten uzun sürüyorsa erken tanı alabilmek için mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurulması gerekiyor. Hekim bilgisi olmadan ilaç tedavisi bırakılmamalı MS'in tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Dr. Esra Mıhçıoğlu, Bugün hem hastalığın daha kötüye gitmesine engel olacak, hem de alevlenmeleri yatıştıracak birçok ilaç tedavide kullanılıyor. Bununla birlikte, fizik tedavi gibi farklı rehabilitasyon türleri de hastanın ev ve iş hayatında yardımcı olabiliyor diyor. MS hastalarının, şikayetlerinin ortadan kalkması durumunda ya da kendince tedavinin işe yaramadığı düşüncesiyle tedaviyi bıraktıklarına dikkat çeken Dr. Esra Mıhçıoğlu, Özellikle hastalığın başlangıç dönemindeki bu tedavilerin hastalığın gidişatını etkilediği unutulmalı. Ve her ne sebeple olursa olsun hekimle görüşmeden ilaç tedavisi kesinlikle bırakılmamalı diyor. Düzenli egzersiz atakları önleyebiliyor MS, kronik bir hastalık olduğundan hem kaliteli uzun bir yaşam, hem de atakların önüne geçebilmek için egzersizin önemli bir yardımcı olduğunu belirten Dr. Esra Mıhçıoğlu, Özellikle aerobik egzersiz enerji verdiği gibi kişinin bedenen ve ruhen daha güçlü hissetmesini sağlıyor. Günlük aktiviteleri yapmak konusunda da yardımcı olan egzersiz, zayıf kasların neden olduğu problemleri önleyebiliyor, mesane ve bağırsak problemlerinin çözümüne de destek sağlıyor diyor. MS çocuk sahibi olmaya engel değil MS'li hastaların en fazla merak ettikleri konulardan biri de hastalığın cinsel yaşamları üzerinde etkisi olup olmadığı hakkında oluyor. Hastalığın cinsel isteği etkileme ihtimalinin olduğunu, libidonun düşmesine veya cinsel tatmin sorunları yaşanmasına neden olabildiğini söyleyen Dr. Esra Mıhçıoğlu, bu konuda hastalara ilaç veya terapi yoluyla yardım edilebildiğini belirtiyor. Dr. Esra Mıhçıoğlu, olası cinsel sorunlara rağmen MS'in çocuk sahibi olabilme yeteneğini etkilemediğini de sözlerine ekliyor. Yalnız olmadığınızı bilin MS konusunda hastanın ve çevresinin doğru bilgilere sahip olması, ömür boyu süren bu hastalıkla savaşacak gücü bulması kaliteli bir yaşam için son derece önem taşıyor. Dr. Esra Mıhçıoğlu, Türkiye'de bu konuda çalışan hasta derneklerinin hem topluma, hem de hastalara MS'i tanıtmaya çalıştıklarını belirterek, herhangi bir sosyal desteğe ihtiyacı olanlar bu derneklerden de yardım alabileceklerini hatırlatıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mtv-2017-video-muzik-odullerini-kazanan-sarkilar-ve-klipler/", "text": "MTV tarafından düzenlenen yarışmayla bu yılın en iyi klipleri ve en iyi şarkıcıları belli oldu. Katy Perry'nin MTV 2017 Video Müzik Ödülleri'ni sunduğu törenin kazananları şu şekilde oldu: YILIN VİDEOSU Kendrick Lamar, Humble YILIN SANATÇISI Ed Sheeran EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN SANATÇI Khalid EN İYİ DÜET Zayn Malik ve Taylor Swift, I Don't Wanna Live Forever EN İYİ POP Fifth Harmony ft. Gucci Mane, Down EN İYİ HIP HOP Kendrick Lamar, Humble EN İYİ DANS Zedd ve Alessia Cara, Stay YAZIN ŞARKISI Lil Uzi Vert, XO Tour Llif3 EN İYİ KAREOGRAFİ Kanye West'in Fade klibindeki performanslarıyla Teyana Taylor, Guapo, Matthew Pasterisa, Jae Blaze & Derek Watkins. EN İYİ YÖNETMEN HUMBLE. Kendrick Lamar Yönetmenler: Dave Meyers, The Little Homies EN İYİ ROCK Heavydirtysoul Twenty One Pilots"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mubi-platformunda-eylul-ayinda-one-cikan-filmler/", "text": "Oscar ödüllü Japon yönetmen Ryusuke Hamaguchi imzalı ÇARKIFELEK, Joy Division belgeseliyle tanınan İngiliz yönetmen Grant Gee'nin Orhan Pamuk ile birlikte hayata geçirdiği HATIRALARIN MASUMİYETİ, Orhan Oğuz'un unutulmaz Beyoğlu hikayesi DÖNERSEN ISLIK ÇAL ve Ümit Ünal filmlerinden oluşan heyecan verici bir seçki eylül ayında MUBI'de. Ana görseldeki film, The Broken Circle Breakdown: 2012 Belçika yapımı drama filmi, Felix Van Groeningen tarafından yönetilmiştir. 2013 yılında Lux Ödülü'ne aday gösterilmiştir. Johan Heldenbergh ve Mieke Dobbels'ın tiyatro oyununa dayanan filmin ana karakterleri Didier'yi Johan Heldenbergh, Elise'i Veerle Baetens oynamaktadır. 9 (Ümit Ünal, 2002) Usta kalemiyle sinemamızda 80'lerden bu yana derin iz bırakan Ümit Ünal'ın ilk yönetmenlik denemesi olan 9, farklı anlatıcıların dilinden, Kurosawa klasiği Raşomon'u hatırlatan parçalı bir anlatı kuruyor. Fikret Kuşkan, Ali Poyrazoğlu, Serra Yılmaz, Cezmi Baskın gibi isimlerden oluşan usta oyuncu kadrosuyla 2000'lerin gizli hazinelerinden biri olan 9, MUBI'de eylül ayında gerçekleşecek Ümit Ünal özel gösteriminin de ilk filmi olacak. ÇARKIFELEK / GUZEN TO SOZO (Ryusuke Hamaguchi, 2021) Drive My Car ile Oscar kazanan ve tüm dünyada büyük ses getiren Japon yönetmen Ryusuke Hamaguchi'nin imzasını taşıyan ÇARKIFELEK, her birinde bir kadın karakterin merkezde olduğu üç hikayeden oluşuyor. 2021'de Berlin Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü kazanan film, insani bağların, arzunun, mahremiyetin, romantik ilişkilere has oyunların incelikli bir resmini çiziyor. MASUMİYET / INNOCENCE (Lucile Hadzihalilovic, 2004) Frank Wedekind'in öyküsünden senaryolaştırılan ve 24. İstanbul Film Festivali'nden FIPRESCI ödülüyle dönen MASUMİYET, Lucile Hadzihalilovic'in ilk uzun metraj filmi. Gotik bir peri masalını andıran film, mitolojik bir ormanın derinliklerindeki yatılı okulda ergenlik dönemini yaşayan genç kızlarla dolu sürreal bir hikayeye sahip. DÖNERSEN ISLIK ÇAL (Orhan Oğuz, 1992) Orhan Oğuz'un Fikret Kuşkan, Mevlüt Demiryay, Menderes Samancılar ve Derya Alabora gibi isimleri bir araya getirdiği bu unutulmaz öykü, Beyoğlu'nun arka sokaklarında toplumdan dışlanmış bir grup özgün karakterin portresini çiziyor. 90'lı yıllardan bu yana etkisinden hiçbir şey kaybetmeyen, sinemamızın gizli cevherlerinden biri. HATIRALARIN MASUMİYETİ / INNOCENCE OF MEMORIES (Grant Gee, 2015) Masumiyet Müzesi'nin evrenini sinemaya taşıyan filmin metni İngiliz sinemacı Grant Gee ve Orhan Pamuk tarafından kaleme alındı. Nobel ödüllü romancı Orhan Pamuk'un ve İstanbul'un melankolik bir portresini çıkaran film, Masumiyet Müzesi'ne ilham veren aşk hikayesini de arka planda işliyor. PENCEREDEKİ KADIN / LA FEMME D'A COTE (François Truffaut, 1981) Siyah beyaz başyapıtlarına alışık olduğumuz Truffaut'nun az sayıdaki renkli filmlerinden biri olan PENCEREDEKİ KADIN, Tristan ve İsolde destanına modern bir yorum getiriyor. Gerard Depardieu ve Fanny Ardant'ın başrollerde olduğu film, tutkulu bir aşk yaşamış iki eski sevgilinin kapı komşusu olunca tüm hayatlarının derinden sarsılışını anlatıyor. KAYNAK / THE FOUNTAIN (Darren Aronofsky, 2006) Bir Rüya İçin Ağıt ve Siyah Kuğu gibi filmlerin yönetmeni Darren Aronofsky'nin yapım aşamasından başlayarak büyük sansasyon yaratan filmi, izleyiciyi epik bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Hugh Jackman ve Rachel Weisz'ın başrollerini paylaştıkları filmde karakterler zamanı bükerek ölümsüzlüğün ve sonsuz aşkın peşinde metafizik bir arayışa çıkıyorlar. MESAFELER (Efe Subaşı, 2021) Efe Subaşı'nın kısa filmi MESAFELER, 28. Adana Altın Koza Film Festivali'nde Ulusal Öğrenci Filmleri En İyi Kurmaca Film Ödülü'ne layık görüldü. Önyargılara ve şehir yaşamına dair hakiki bir kesit sunan film, duvarlara spreyle yazı yazan üç gencin bir gece yarısı polis aracına denk gelmesiyle başlayan, tüm karakterlerde iz bırakacak bir araba yolculuğunu konu ediniyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mubide-subat-ayinda-yayinlanacak-filmler/", "text": "Ödüllü festival filmlerinden yeniden keşfedilmeyi bekleyen klasiklere, pek çok yapım şubat ayında da MUBI'de sinemaseverlerle buluşuyor. Şubat seçkisinde Türkiye'den Almanya'ya taşan müziğin 60 yıla dayanan mirasını anlatan AŞK, MARK VE ÖLÜM, geçen yılın Altın Ayı ödüllü filmi ALCARRAS, aksiyon, gerilim, bilimkurgu türlerini özgün biçimde harmanlayan ÖLÜM OYUNU, Berlinale'de geçen yılın En İyi Yönetmen ödülünün sahibi olan BIÇAĞIN İKİ YÜZÜ, sinema sektöründe kadınların maruz kaldığı zorlukları anlatan, Altın Portakal ödüllü kısa film CEHENNEM BOŞ, TÜM ŞEYTANLAR BURADA, Steve McQueen'in Michael Fassbender'li filmi UTANÇ ve iki yalnız karakterin birbirine yaklaşma serüvenini anlatan unutulmaz Kieslowski klasiği AŞK ÜZERİNE BİR FİLM, seçkinin öne çıkan filmleri arasında yer alıyor. ALCARRAS Carla Simon, 2022 Bir MUBI Sunumu olarak seçkinin en dikkat çeken filmleri arasında yerini alan ALCARRAS, '93 Yazı ile Türkiye'de kendine hatırı sayılır bir seyirci edinen İspanyol yönetmen Carla Simon'un, kendi çocukluğunun geçtiği Alcarras köyünde şeftali yetiştiriciliği ile uğraşan çiftçi ailesinin yaşantısını konu alıyor. Sole ailesinin her şey gibi zamana yenik düşmüş geçim kaynaklarının yerini güneş panellerinin aldığı bir geleceğe doğru yavaş yavaş savrulmasını anlatıyor. İncelikli, samimi bir dile sahip film, seyirciyi pastoral bir coğrafyada geçen sessiz bir trajediye ortak ediyor. ÖLÜM OYUNU Kinji Fukasaku, 2000 Japonya'dan MUBI seçkisine dahil olan ÖLÜM OYUNU, Sineklerin Tanrısının stilize bir yorumu. Hükümet, işsizlik ve gençlik üçgenindeki karamsarlığa ve şiddete odaklanan hikayede, bir adaya gönderilen 42 Japon gencinin hayatta kalabilmek için birbirlerini öldürmek zorunda olmaları konu ediliyor. BIÇAĞIN İKİ YÜZÜ Claire Denis, 2022 İngilizce adını Tindersticks'in film için bestelediği parçadan alan BIÇAĞIN İKİ YÜZÜ, tutkulu bir aşk üçgenini konu alıyor. Büyük ustalardan Claire Denis imzalı bu aşk öyküsü, kadın, cinsellik ve arzu temalarını Juliette Binoche, Vincent Lindon ve Gregoire Colin'in dahil olduğu aşk üçgeni etrafında anlatıyor. CEHENNEM BOŞ, TÜM ŞEYTANLAR BURADA Özgürcan Uzunyaşa, 2022 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Ulusal Kısa Film Yarışması'nda Jüri Özel Ödülü'nün sahibi olan CEHENNEM BOŞ, TÜM ŞEYTANLAR BURADA, Özgürcan Uzunyaşa'nın beşinci kısa filmi olma özelliğini taşıyor. Film, sınavına gireceği okulun jürisi tarafından taciz edildikten sonra çevresindeki erkekler tarafından sürekli sorgulanırken gerçeklik algısını korumaya çalışan bir kadının gerçeküstü öyküsünü anlatıyor. UTANÇ Steve McQueen, 2011 Steve McQueen, başyapıt niteliğindeki ilk uzun metrajlı filmi AÇLIK'tan 3 yıl sonra, bedenin kime ait olduğu sorusunu bu kez UTANÇ ile gündeme taşıyor. Başrolde yine Michael Fassbender'a rol veren yönetmen, bir seks bağımlısının portresini çıkarıyor. Aralarında Venedik Film Festivali'nin de bulunduğu pek çok festivalden ödüllerle dönen film, aşk ve cinsellik üzerinden karakterin yaşadığı birtakım varoluşsal sorunları, modern bir kent ve kentin bireyler üzerinde yarattığı baskı ve yalnızlık üzerinden inceliyor. MUBI Şubat Ayı Programı 1 Şubat Muhteşem Buster / The Great Buster: A Celebration (Peter Bogdanovich, 2018) 2 Şubat Batan Güneş /L'Eclisse (Michelangelo Antonioni, 1962) 3 Şubat Bıçağın İki Yüzü / Both Sides of the Blade (Claire Denis, 2022) 4 Şubat Avrupa / Europa (Claire Denis, 1991) 5 Şubat Malek'in Talihi / Seven Chances (Buster Keaton, 1925) 6 Şubat Kelimelerin Gizli Dünyası / La Vida Secreta De Las Palabras (Isabel Coixet, 2005) 7 Şubat Gelecek / The Future (Miranda July, 2011) 8 Şubat Müjdeler Var Yurdumun Toprağına Taşına, Erdi Sinemam 100 Şeref Yaşına! (Hakkı Kurtuluş, Melik Saraçoğlu, 2015) 9 Şubat Kırmızı Kaplumbağa / La Tortue Rouge (Michael Dudok de Wit, 2016) 10 Şubat Cehennem Boş, Tüm Şeytanlar Burada (Özgürcan Uzunyaşa, 2022) 11 Şubat Çirkin Masallar / Favolacce (Damiano D'Innocenzo, Fabio D'Innocenzo, 2020) 12 Şubat Utanç / Shame (Steve McQueen, 2011) 13 Şubat Claire'in Kamerası / Keul-Le-Eo-Ui-Ka-Me-La (Hong Sang-soo, 2017) 14 Şubat Aşk Üzerine Bir Film / Krotki Film o Mi osci (Krzysztof Kieslowski, 1988) 15 Şubat Dermansız (Hakkı Kurtuluş, Melik Saraçoğlu, 2021) 16 Şubat Mutzenbacher (Ruth Beckermann, 2021) 17 Şubat Ölüm Oyunu / Battle Royale (Kinji Fukasaku, 2000) 18 Şubat Dalgaları Aşmak / Breaking the Waves (Lars von Trier, 1996) 19 Şubat Güvercin (Banu Sıvacı, 2018) 20 Şubat Dörtlü / Quartet (James Ivory, 1981) 21 Şubat Seni Seviyorum Hedi / Hedi (Mohamed Ben Attia, 2016) 22 Şubat Maffy's Jazz (Deniz Yüksel Abalıoğlu, 2019) 23 Şubat Bill'in Buharlı Gemisi / Steamboat Bill Jr. (Buster Keaton, Charles Reisner, 1928) 24 Şubat Alcarras (Carla Simon, 2022) 25 Şubat Aşk, Mark ve Ölüm / Liebe, D-Mark und Tod (Cem Kaya, 2022) 26 Şubat Beşir'le Vals / Waltz with Bashir (Ari Folman, 2008) 27 Şubat Yedi Başlı Aslan / Der Leone Have Sept Cabeças (Glauber Rocha, 1970) 28 Şubat Öldürme Üzerine Bir Film / Krotki Film o Zabijaniu (Krzysztof Kieslowski, 1988)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mucize-bebek-1-yasinda/", "text": "Jaxon Emmett Buell ismini duymamış olabilirsiniz ama o tatlı bebeğin doğumunu bir yerlerde kesinlikle görmüşsünüzdür. Şimdi o tatlı çocuk bir yaşında. Jaxon Emmett Buell, Florida'da doğduğunda, doktorlar birkaç gün yaşayacağını düşünmüştü. Fakat minik Jaxon geçtiğimiz günlerde birinci yaşını kutladı ve herkesi mucizelere yeniden inandırdı. Takma ismi Jaxon Strong yani Güçlü Jaxon olan minik bebek beyin ve kafa tasının olması gerektiği gibi gelişmediği bir kusur olan Microhydranencephaly ile dünyaya geldi. Amerika'da nadir rastlanan bu durumun 4.859 bebekten 1'inde görüldüğü tahmin ediliyor fakat çoğu anne karnında ya da doğduktan kısa bir süre sonra hayata veda ediyor. Ona mücadele etme şansı vermek için elimizden geleni yaptık, o da doğduğundan beri savaşıyor.diyor Jaxon'ın babası Brandon Buell . 27 yaşındaki anne Brittany Buell oğlunun yaşamayacağını düşünmenin onu perişan ettiğini söylüyor: Brandon ve Brittany'ye 23. haftada hamileliği sonlandırabilecekleri söylendiğinde bunu reddetmişler. Minik Jaxon ise hem hamilelik boyunca hem de doğduktan sonra hastanede yapılan üzerinde araştırmalar boyunca hayata tutunmuş. Jaxon'ın babası: İkinci gün onu kucağımda tutarken doktorların oğlumun muhtemelen yürüyemeyeceğini, konuşamayacağını, acıktığını anlayamayacağını hatta görmeyeceğini ya da duymayacağını söylediğini hatırlıyorum. Onun bunları yapabileceğini ummuyorlardı. Fakat tüm bu tahminlere ve beklentilere rağmen Jaxon başardı ve hayata tutundu. Annesi ve babası onun çok kuvvetli olduğunu söylüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mucize-odun-olacak-derken-meyve-verip-hayata-baglanan-800-yillik-zeytin-agaci/", "text": "Mersin'de odun olarak kesilmek üzereyken kökleri olduğu fark edilen ve tekrar toprağa dikilen 800 yıllık zeytin ağacı meyve verdi. Mersin merkez Toroslar Belediyesi'nce 20 ay önce bir hızarcıdan odun olarak kesilmek üzereyken alınan ve yeniden toprakla buluşturulan 800 yıllık olduğu tahmin edilen zeytin ağacı meyve verdi. Odun yapılmak için Adana'dan getirilen zeytin ağacının köklü olduğunu gören belediye görevlileri, dört ton ağırlığında 800 yıllık zeytin ağacını alarak 20 ay önce 2 yaşında bir zeytin ağacıyla aşılayarak parka dikti. Ağaç, yoğun şekilde bakım uygulayıp kök salma ilaçları ve özel sulama çalışmalarının ardından ilk meyvesini verdi. Yeni kesilmiş, öz suyunu kaybetmemiş zeytin kökü, tekrar toprağa dikilerek 20 ay boyunca özel bakın uygulandı. Sürekli olarak sulanan ve kök güçlendirici ilaç verilen ağaç geçtiğimiz günlerde meyve verdi. Ağaç şu anda 15 bin metrekarelik bir parkta yaşıyor. Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna, Mersin'in tarihinden bile eski olan bu zeytin ağacını hızarcı arkadaşımızdan rica ettik, verdi. Bu işin uzmanları kökün 800 yıllık olduğunu söylüyor. Bu ağacı uzmanların eşliğinde oradan alarak vinç yardımı ile parkımıza diktik. Yaklaşık bir ay oldu. Filiz attı, kökü tuttu. Bu ağaç burada sembolik bir değer taşıyacak. Herkes gelip belki de bunun etrafında fotoğraf çektirecek. Böyle bir değeri yaşatmanın mutluluğu içindeyiz. Kurumasın diye etrafını telis bezi ile çevirdik nemli olması için. Kök salma ilacı da veriyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mucizevi-bir-sekilde-baska-cisimlere-benzeyen-15-cicek/", "text": "Doğanın yüzümüzü gülümseten sürprizlerini bu fotoğraflarda görebilirsiniz. Bazı çiçekler balerine bazıları Darth Vader'a bazıları ise uzaylıya benziyor ama hepsinde doğanın kendine has güzellikleri barınıyor. İşte inanılmaz bir şekilde başka cisimlere benzeyen çiçekler 1- Darth Vader'a benzeyen Aristolochia Salvadorensis 3- Meleğe benzeyen orkide Habenaria Grandifloriformis 4- Calceolaria Uniflora ya da biz mutlu uzaylı diyelim 6- Uçan ördek gibi Caleana Major 8- Papağan Impatiens Psittacina 9- Anguloa Uniflora bebek güzelliğinde 10- Ophrys bomybliflora isimli orkide mutlu bir arı gibi 11- Impatiens Bequaertii Balerin 12- Psychotria Elata dudaklar 13- Çıplak erkek çiçeği Orchis Italica 14- Phalaenopsis ise oldukça güzel bir kuş 15- Maymun Drakula çiçeği Dracula Simia K:brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/muglanin-ortaca-ilcesi-belediyesi-30-000-lira-maasla-calisacak-profesyonel-turist-ariyorlar/", "text": "Muğla'nın Ortaca ilçesi belediyesi, profesyonel turist olarak bölgeyi gezip tatil deneyimlerini ve fotoğraflarını sosyal medyadan paylaşacak bir kişiyi arıyor. Bu kişi, tatilin sonunda 30.000 lira maaş da alacak. Habertürk'ün haberine göre, Muğla'da dünyaca ünlü Dalyan'a, Sarıgerme'ye, İztuzu Plajı'na, Kaunos Antik Kenti'ne ev sahipliği yapan Ortaca Belediyesi, ilçenin tanıtımı için bir yarışma başlattı. Best Job In Turkey projesiyle, seçilecek 1 kişi, profesyonel turist olarak 1-31 Ağustos 2018 tarihleri arasında 1 ay boyunca Dalyan ve Sarıgerme'yi gezip tatil deneyimlerini ve fotoğraflarını www.bestjobinturkey.com projesinin Instagram, Facebook, Youtube gibi sosyal medya hesaplarında paylaşacak. 1 ay boyunca tüm masrafları Ortaca Belediyesi, esnaf ve sivil toplum kuruluşları tarafından karşılanacak olan profesyonel turist, tatilin sonunda 30.000 TL de maaş alacak. Başvurular 15 Mayıs-14 Temmuz arasında www.bestjobinturkey.com adresine yapılacak, 18 Temmuz'da ise Belediye Başkanı Hasan Karaçelik, projeyi yapan ajans yetkilileri ve STK'lardan oluşan jüri profesyonel turisti seçecek. Ortaca Belediyesi Başkanı Hasan Karaçelik Plajlarıyla dünyada ödüller alan bir yeriz ama halen turizmde istenilen karşılığı göremediğimizi düşünüyoruz. Proje bunun için önemli derken, projeyi yürüten isimlerden Fatih Akaslan da Dil bilen, iyi fotoğraf ve video çekip iyi blog yazabilen bir gezgin arıyoruz ifadesini kullandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/muhammed-ali-hakkinda-10-inanilmaz-gercek/", "text": "Muhammed Ali'yi anlatmak biz genç nesil için gerçekten çok zor. Babalarımızdan dinlediğimiz hayat hikayesi, uykusuz gecelerde izlenen efsane maçları o günleri görememiş bizler için inanılması imkansız bir masal gibi. Ancak araştırdıkça görülüyor ki Muhammed Ali şöhretinin çok ötesinde yaşamış, sadece ringlerde değil hayatının her alanında mücadele etmiş muhteşem bir figür. Boksörlüğü kadar keskin zekası ve uğradığı ayrımcılığa karşı verdiği onurlu mücadele onu tarih boyunca unutulmaz bir isim olarak gelecek nesillere aktaracak. Biz de gerek onu tanımayan genç nesiller gerekse de bir kez daha anmak isteyenler için hayat hikayesinden ilginç dönüm noktalarını derlemek istedik. Kemerlerinizi bağladıysanız işte size efsane boksör Muhammed Ali hakkındaki inanılmaz gerçekler! 10-) MUHAMMED ALİ BOKSA NASIL BAŞLADI? 1954 yılının Ekim ayında babasının Noel'de hediye ettiği kırmızı Schwinn marka bisikleti bir panayırda çalınınca küçük Ali (o zamanki adı yana döne polisi aramaktaydı. Irkçılığın ve ayrımcılığın had safhada olduğu o yıllarda ağlayan zenci bir çocuğu hiçbir polis dinlemezdi, ama o kararlıydı. Aradığı polisi yakınlarda bir çadırda boks maçı izlerken buldu. Atmosferden öyle etkilendi ki şikayetiyle ilgilenmeyen polisi ve bisikletini çalanları ringdeki boksör gibi yere sermeye yemin etti. Gözleri yaşlı bir şekilde girdiği spor salonunda ilk boks hocası Joe Elsby Martin'le tanıştı. Martin'in elinde hamur gibi yoğrulan Ali kısa sürede diğer çocukların arasından sıyrıldı. Columbia Gym adlı bu ufak spor salonunda başlayan bu macera kısa sürede eyalet çapında 6 ödül kazanmasıyla bambaşka bir yola girdi. 9-) UÇMAKTAN KORKAN SÜPER KAHRAMAN: ALİ Muhammed Ali 18 yaşına geldiğinde adı artık Amerika sınırlarından dışarı taşıyordu. Ancak kendisini bu sınırların dışına çıkarması kendisi için hiç de kolay olmadı. Çünkü ringlerde kelebek gibi uçup arı gibi sokan Muhammed Ali uçmaktan korkuyordu. 1960 Roma Olimpiyatları'na katılmak için kafilenin uçakla Roma'ya gideceğini öğrendiğinde uçağa binmemek için uzun süre direnmişti. Antrenörü Joe Martin'in uzun ısrarlarıyla ikna olan Ali uçağa ancak bir paraşüt alıp giyerek binebildi. Yolculuk boyunca paraşütü sırtından çıkarmayan Ali'nin kan ter içinde dualar ederek Roma'ya gitti. Bu yolculuğun tanıkları Ali için sadece uçmaktan korkan bir süper kahraman gibiydi dedi. Ülkesine döndüğünde ilk yaptığı iş bütün kafileye yetecek bir otobüs satın almak oldu ve ömrü boyunca bir daha uçağa binemedi. Muhammed Ali'nin kızı Maryum Ali: Babamı korkarken gördüğüm tek uçağa bindiği andır diyerek ömrü boyunca bu korkusunu yenemediği söylemiştir. 8 -) NEHİRE ATILAN MADALYA EFSANESİ Muhammed Ali'nin hayatına dair en çok bilinen hikayelerden bir tanesi de olimpiyat madalyasını Ohio Nehri'ne attığı olaydır. Olimpiyatların ardından ülkesine döndükten kısa bir süre sonra boynunda madalya ile girdiği restoranttaki garsonlar kendisine zenci olduğu için servis yapmayın 1960 Roma Olimpiyatları'nda Polonyalı boksör Zbigniew Pietrzykowski'yi yenerek kazandığı altın madalyasını Ohio Nehri'ne attığı söylenir. 1975 yılında yazılan bir Muhammed Ali otobiyografisine dayandırılan bu hikaye aslında gerçek değildir. Bir röportajda Ali bu konu hakkında Madalyamı kaybetmiştim komite yenisini gönderdi Nehire atmak gibi bir olay yok demiştir. Ancak gerçek olan bir şey vardı ki o da uğradığı ayrımcılık tüm hızıyla devam ediyordu. Amerika'daki resmi isimler dahil herkes İslamiyet'i seçip Muhammed Ali adını almasıyla rağmen onu ısrarla Cassius Clay olarak çağırıyorlardı. 7-) MUHAMMED ALİ ŞİKE YAPTI MI? 1964 yılına gelindiğinde Muhammed Ali 22 yaşında olimpiyat şampiyonu unvanına sahip bir boksördü. Gözünü Ağır Siklet Dünya Şampiyonluğu'na diktiğinde o makamda Sonny Liston oturuyordu. Liston ile iki kez karşılaştı Ali bu iki maç da boks tarihine şike şüphesiyle geçti. Sonny Liston sıradan bir boksör değildi çünkü mafya ile içli dışlı olmuş hapse girip çıkmış bir isimdi. Muhammed Ali ile çıktığı ilk unvan maçında tabiri caizse yediği ilk fiske ile yere yıkılmış ve M.Ali'yi şike yapmakla suçlamıştı. Boks tarihine Phantom Punch olarak geçen bu tiyatroyu kimse yememiş ama anlam da verememişti. Bu kötü oyunun birkaç muhtemel sebebi olabilirdi: 1) Liston, mafyaya borcunu ödemek ya da bahisten büyük bir vurgun için bilerek yenildi. 2) O dönem Muhammed Ali'yi sahiplenen İslam örgütü ve Malcolm X sempatizanları Liston'ı ölümle tehdit etti. Gerçek sonradan anlaşıldı ki Liston vs Ali maçları FBI'ın 7 yıl boyunca sürdürdüğü bir şike operasyonunda takibe takılmıştı. FBI açıklamasına göre Muhammed Ali tarafının şike yaptığını gösteren hiçbir bulguya rastlanmamıştı. 6-) MUHAMMED ALİ'NİN MÜZİK KARİYERİ Muhammed Ali başarılarla dolu boks kariyerinin yanı sıra kısa ama etkili bir de müzik kariyerine sahip. 1964 yılında ilk albümü I Am The Greatest'ı yayınladı. Çoğunlukla şiir yorumlarından oluşan bu albümün The Gang's All Here adlı bir başka çalışmasında 1960'ların klasiklerini yorumladı. Ancak İslamiyet'i seçip adını değiştirmesinin ardından plakçısı Columbia Records bütün albümlerini piyasadan toplattı. Bu durum onun müzikle olan bağını kopartmadı ve 1976 yılında bir albüm daha çıkarttı. 5-) CAN KURTARAN MUHAMMED ALİ 1981 yılında Vietnamlı olduğu iddia edilen 21 yaşında bir genç intihara kalkıştığında onu kurtarmaya çalışanlar ne istediğini sordu. Muhammed Ali ile konuşmak istiyorum dediğinde şaşkınlıkla etrafına bakınanlar koskoca Muhammed Ali'nin bu ne idüğü belirsiz genci ayağına geleceğine ihtimal vermiyorlardı. Ancak Muhammed Ali yine büyüklüğünü gösterdi ve intihar etmek isteyen genci yarım saat dil dökerek ölümden kurtardı. Olayın sonunda gazeteler Muhammed Ali'nin sözlerini yazdı: Bir hayat kurtarmak dünyanın bütün şampiyonluklarından daha değerlidir. İnsanların ona neden saygı duyduğunu bir kez daha gösterdi. 4-) GÜREŞÇİYE KARŞI SAVAŞAN BOKSÖR: MUHAMMAD ALİ VS A. INOKİ Muhammad Ali kariyerinin zirvesindeyken bütün dünyadaki sporcularında imrendiği bir isimdi. Onunla maç yapmak için sık sık kendisine meydan okuyorlardı ancak içlerindeki en ilginç meydan okumalardan bir tanesi Antonio İnoki'den geldi. Çünkü İnoki bir boksör deği Mixed Martial Arts yani Karma Savaşlar Sanatı icra eden başarılı bir Japon güreşçiydi. Buna rağmen Muhammad Ali meydan okumasını kabul etti ancak menajeri ve antrenörü bunun Ali'yi sakatlamaya yönelik bir organizasyon olduğunu düşünüyordu. Karşılaşmanın boks kurallarına mı yoksa MMA kurallarına göre mi yapılacağı tartışılarak İnoki'nin sadece belden aşağısına tekme atabileceğinde uzlaştılar. Karşılaşma 3-3 beraber bittiğinde Muhammed Ali yıkılmamıştı ama bacaklarında uzun süreli hasarlar oluşmuştu. İnoki ise Muhammad Ali'den aldığı 6 yumruğun etkisiyle olsa gerek İslamiyet'i seçip kariyerine modern güreşte devam etti. 3-) SİHİRBAZ MUHAMMED ALİ Gerek canlı izleyenler gerekse de biz gibi sonradan öğrenen herkesin bildiği gibi Muhammad Ali sadece boksör değil komple bir sahne adamıydı. Kalabalığı coşturmayı sadece ringlerde değil ring dışında da çok iyi yapıyordu. Bunun için kullandığı yöntemlerden fazla bilinmeyen bir diğeri ise illüzyon numaralarıydı. Evet, Muhammed Ali aynı zamanda bir sihirbazdı. Amatörlüğün bir tık üstündeki numaralı zamanın ünlü illüzyonisti David Copperfield'dan bile övgü almıştı. Muhammed Ali İslamiyet'i seçtikten sonra sihirbazlığın günah olduğunu düşündüğü için bir daha hiçbir numara sergilemedi. 2-) MUHAMMED ALİ SUPERMAN'E KARŞI! 1978 yılında Muhammad Ali'nin ringlerde başlayan efsanesinin cazibesine çizgi roman dünyası da kayıtsız kalamadı. Bir çizgi romana konu olacaksa en iyisiyle olmalı diye düşündüklerinden olsa gereke Muhammed Ali ile Superman'i aynı ringde buluşturan Dennis O'Neil ve Neal Adams iki kahramanın dünyayı uzaylı istilasından kurtardığı bir hikaye kurgulamış. Çizgiromanın kapağında gördüğünüz gibi Muhammed Ali ve Superman ringde kapışırken onları izleyenler arasında Frank Sinatra, Jackson's Five, Kurt Vonnegut gibi dönemin ünlü isimleri çizilmiş. 1-) MUHAMMED ALİ'NİN IRAK'TAN REHİNE KURTARIŞI 1990'lara gelindiğinde o kelebek gibi uçup arı gibi sokan savaşçıdan eser kalmamış gibiydi. 1981 yılında Trevor Berbick'e karşı dramatik bir yenilgi alan Muhammed Ali boksu bırakmış, 1984 yılında itibaren de parkinson hastalığı ile mücadele etmeye çalışıyordu. Ancak tüm bunlar içindeki savaşçıyı hala yenememişti. 1990'lar tüm dünyanın gözünü Irak'a, Saddam Hüseyin'e çevirdiği yıllardı aynı zamanda. Kuveyt'i işgal eden psikopat diktatör ülkesinde yaşayan 700'ü Amerikalı 2.000 yabancıyı rehin almıştı. Bir Müslüman olarak devreye giren Muhammed Ali, Bağdat'a bizzat gidip Saddam Hüseyin'le rehineleri serbest bırakması için görüştü. Bağdat'a bir politikacı olarak değil bir Müslüman olarak geldim diyerek o gün 15 rehineyi kendisiyle beraber Amerika'ya geri götürmüştü. Bu hamlenin işe yaradığını gören diğer devletler de aynı taktiği uyguladı. Japonya da İslamiyet'i seçen Muhammed Ali'nin eski rakiplerinden Antonio Inoki'yi Irak'a göndermiştir. Ali'nin hayatından ilginç kesitler derlemeye çalıştığımız bu yazıda da gördüğünüz gibi onun gibisi bir daha gelmez. Teşekkürler Şampiyon!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/muhtemelen-aranjman-oldugunu-bilmediginiz-son-zamanlarda-cikan-7-sarki/", "text": "Anne-babalarımızın gençliğinde dinledikleri o güzel şarkıların büyük bir kısmının aranje olduklarını hepimiz az çok biliyoruz... 80'lerden sonra bu furya düşüşe geçmiş, aranjman modası geçmiş, müzisyenler de kendilerine has müzikler yapmaya başlamışlar. Son 3-5 yılda çıkan güzel şarkılardan da aranjman olan var. Bir kısmımız arak dese de, sanatçılar albümlerinde şarkıların orijinalini yazmaktan çekinmiyor. İşte size, muhtemelen bilmediğiniz 7 aranjman... - Pinhani Geri Dönemem / Calogero Tien An Men - Teoman Çoban Yıldızı / Calogero Danser Encore - Gripin Durma Yağmur / Haris Alexiou Fevgo - Simge Mış Mış / Riff Cohen Dans Mon Quartier - Sertab Erener Bir Damla Gözlerimde / Calogero Si Seulement Je Pouvais Lui Manquer - Sertab Erener Asla / Michel Fugain Une Belle Histoire - Teoman İstanbul'da / Calogero Passage Des Cyclones"} {"url": "https://www.thegeyik.com/muhtemelen-ilk-defa-goreceginiz-ve-bilgileneceginiz-13-fotograf/", "text": "Kesin bilgi köşemizde yine birbirinden bilgilendirici ve ilgi çekici fotoğrafları bir araya getirdik. Nasreddin Hoca'dan kalma güldürürken bilgilendirme alışkanlığımıza devam ediyoruz. İşte 13 ilginçlik: 1- 3D printer yardımıyla yapılan ve alçının yerini alan bu icat kemiklerin kaynamasını %40 hızlandırıyor. 2- Yıldırım çarptıktan sonra çimlerin aldığı şekil. 3- Bermuda şeytan üçgeninde batan gemilerden geriye kalanlar. 4- Bir yangın sırasında binanın eriyen camları. 5- Derisini hiç bozmadan değiştiren bir kertenkele. 6- Tren vagonunu köprü olarak kullanmak. 7- Havai fişek patladığında oluşan görüntü. 8- İnsanların gördüğü vs Kedilerin gördüğü. 9- Doğal olarak oluşmuş mükemmel küp şekilleri. 10-Manhattan'ın 400 yıl önceki ve şimdiki hali. 11- Norveç kıyılarında bulunan dev anıt kılıçlar. 12- İnsanın süt dişleri çıkmadan önce kafatası."} {"url": "https://www.thegeyik.com/muhtesem-yuzyilda-sehzade-mustafa-katledilince-hungur-hungur-aglayan-tanzanyali-aile/", "text": "Tanzanya'da bir ailenin Muhteşem Yüzyıl izlerken çekilen görüntüleri sosyal medyada viral oldu. Dizide Şehzade Mustafa'nın ölümü sonrası gözyaşlarına boğulan ailenin videosu binlerce kez izlendi. Milletvekili Nape Moses Nnauye de bölümün yayınlanmasının ardından sosyal medyadan Nur içinde yat Mustafa yazdı. Tanzanya'da 'Sultan' adıyla haftanın 5 günü ekranlara gelen dizinin son bölümünde Şehzade Mustafa'nın boğdurulması ülkeyi yasa boğdu. Sosyal medyada yayılan görüntüde, ekran başına kitlenen ailenin genç üyelerinin diziyi izlerken büyük üzüntüyle hüngür hüngür ağladıkları görülüyor. Ülkeyi yasa boğan bölüm sonrasında sosyal medyada çok sayıda yorum paylaşıldı. Milletvekili Nape Moses Nnauye, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Sultan dizisini birkaç aydır izlediğini ifade ederek, Nur içinde yat Mustafa ifadesini kullandı. Adambrv adlı Twitter kullanıcısı, Paul Walker öldüğünde bir kadın kardeşim çocuk gibi ağladı. Ona çok şaşırmıştık. Bugün de bir kız gördüm sanki kocası ölmüş gibi ağlıyordu çünkü Şehzade Mustafa öldü paylaşımında bulundu. Son yıllarda Sahra Altı Afrika ülkelerinde büyük popülerlik kazanan Türk dizi ve filmleri, en fazla izlenen yapımlar arasında başı çekiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mujde-age-of-empires-definitive-edition-ne-zaman-cikiyor/", "text": "Microsoft'un efsane oyun serisi Age of Empires'ın yeni sürümü olan Age of Empires Definitive Edition ne zaman yayınlanıyor? İşte o tarih ve yeni oyunla ilgili son bilgiler... Age of Empires Definitive Edition pek çok yeni özellikle birlikte geliyor. Oyunda dikkat çeken yenilikler ise kısaca şöyle: Modern 4K sunum için tamamen baştan inşa edilmiş varlıklar LAN oynanışa ek olarak Xbox Live çevrimiçi oynanış Yeni orkestra ile orijinal müziklerin yeniden kaydı Her görev için sefer anlatımı Özel seferler oluşturulmasına olanak sağlayan geliştirilmiş sefer ve senaryo editörü Age of Empires Definitive Edition ne zaman çıkıyor Hürriyet'in haberine göre; Oyunun Windows 10 tabanlı bilgisayarlar için sadece Microsoft Store üzerinden 56,25 TL ücretle satışı gerçekleştirilecek. Hatta oyun için şimdiden ön sipariş vermeniz mümkün. Yani Steam ve GoG platformlarında oyunu boşuna aramayın. Oyunun kapalı betası ise 29 Ocak tarihinde başlayacak. Oyunun çıkış tarihi ise 20 Şubat..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mujde-age-of-empires-geri-donuyor/", "text": "Dünyanın belki de gelmiş geçmiş en iyi strateji oyunu Age Of Empires serisiydi. Bunu yazarken bir Age Of manyağı olarak içimden yaparım, usta, efendim, tamirci gibi sözcükleri tekrarlıyorum. Önce şehri kurup sonra okullar yapıp, ticareti geliştirdikten sonra savaşmaya gidenler bilir oyun 2 saat de sürebiliyordu, 10-15 dakika da. En güzeli uzun uzun tadını çıkarmaktı ama şimdilerde öyle oyun yok. Tam da bu oyna hasret günler geçirirken Bill Gates'e sorulan bir soru ve onun verdiği cevap bizleri heyecanlandırdı. Yeni bir Age of Empires oyunu yapmayı düşünmüyor musunuz diye Reddit'te soruldu. O da size kaç imparatorluk lazım diye önce espri yaptı ama sonrasında güzel bir haber verdi. İlk işim yeni bir Age Of Empires yapmak neden bu kadar vakit aldı, onu araştırıp size yeni bir oyun yaptırmak olacak dedi. Kaynak:Reddit"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mujde-egzersiz-yapmadan-zayiflamanin-yolu-bulundu/", "text": "Singapurlu bilimciler, insanlara egzersiz yapmadan yüzde 30'a kadar kilo verme imkanı sağlayan bir yöntem geliştirdi. Singapur'daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi'nden bir grup bilimcinin yaptığı araştırma, insanların egzersiz yapmadan yüzde 30'a kadar ne şekilde kilo verebileceklerini ortaya koydu. Sonuçları Small Methods dergisinde yayınlanan araştırma kapsamında uzmanlar, her biri insan saçından dahi ince olan çok sayıda mikro iğnenin yer aldığı özel bir bant geliştirdi. Banttaki iğnelerin enerjiyi tutan beyaz yağları, enerji tüketen kahverengi yağa dönüştüren bir madde içerdiği öğrenildi. Araştırmacılar, yeni buluşun zayıflama için gereken madde miktarının azalmasını sağlayacağını, çünkü geliştirilen bantlarda bu maddenin çok az miktarda kullanıldığını ifade etti. Araştırma ekibinden Profesör Peng Cheng, Amacımız, herkesin rahatlıkla kullanabileceği, fark edilmeyen ve pahalı olmayan bir bant geliştirmek açıklamasında bulundu. Farelerle gerçekleştirilen testler, bandın ilk takıldığı tarihten 5 gün sonra etkisinin görüldüğü, beyaz yağların kahverengi yağlara dönüşmeye başladığı aktarıldı. Bandın kullanıldığı fareler hem fazla kilolarından kurtuldu, hem de kanlarındaki kolesterol oranı azaldı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mujde-jon-snow-dizisi-geliyor-hem-de-yine-kit-harington-oynayacak/", "text": "Hepimizin severek izlediği'Game of Thrones' serisinin spin-off'u 'House of the Dragon' için geri sayım sürerken yeni bir spin-off haberi dizinin hayranları arasında heyecan yarattı. The Hollywood Reporter tarafından aktarılan bilgilere göre Jon Snow dizisi de yolda! İngiliz aktör Kit Harington'ın canlandırdığı ikonik karakter, serüvenine kendi serisi ile devam edecek. Fakat bu dizi, HBO'nun Game of Thrones evrenini genişletmek için geliştirdiği önceki projelerinden farklı olarak bir prequel olmayacak. Yani ana diziden önceki olayları konu almayacak. Game of Thrones'un sekizinci sezonundan sonra geçeceği bildirilen spin-off, ikonik hikayeye yeni sayfalar ekleyecek. Sosyal medyada geniş yankı bulan proje Arya Stark, Sansa Stark ve Brienne of Tarth gibi karakterlerin dönüşü için de açık kapı olarak yorumlandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mujde-rick-morty-70-bolum-daha-cekilecek/", "text": "İlk 3 sezonuyla kendi kitlesini oluşturan Rick and Morty'nin yeni sezonuna çeşitli iddialar ortaya atılmıştı ancak serinin hayranları için sevindirici haber geldi. Rick and Morty 4. sezon onayını aldı... Yetişkin çizgi dizisi Rick and Morty'nin 3. sezonu henüz daha hayranları doyamadan bitmişti ve 4. sezon için bekleyiş sürerken yeni sezonun gelmeyeceğine dair çıkan haberler hayranlarını üzmüştü. Dün yapılan ilginç bir duyuruyla Rick and Morty'nin yeni sezon onayı aldığı duyuruldu. RICK AND MORTY 4. SEZON GELİYOR! Programın yapımcılarından birisi olan Justin Roiland, yetişkin çizgi dizisi olan Rick and Morty'nin yeni bölümlerle geleceğini duyurdu. 70 bölüm, 10'ar bölümler halinde 7 sezona dağıtılacak. Ancak ne yazık ki Roiland, dizinin ne zaman geleceğine dair herhangi bir açıklamada bulunmadı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mukemmel-gorunme-baskisi-cocuk-ve-genc-kadinlarin-ozguvenini-sarsiyor/", "text": "İngiltere'de Girlguiding adlı bir şirketin yaptığı araştırma, çocuk ve genç kadının dış görünüşleri ile ilgili özgüvenlerinin 5 yıl öncesine göre daha az olduğunu gösterdi. Araştırmaya katılan 7-21 yaş arası 1627 çocuk ve genç kadından sadece yüzde 61'i, bedenleri ile barışık olduğunu söyledi. Bu oran, 2011'de ise yüzde 73'tü. Girlguiding'ın araştırma için görüştüğü 11-21 yaş arası 1000 çocuk ve genç kadının yüzde 66'sı yeterince güzel olmadığını düşündüğünü söyledi. Kadınların dış görünüşlerinin yeteneklerine göre daha belirleyici olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 93, dış görünüşün en fazla mutluluk veren şey olduğunu düşünenlerin oranı da yüzde 80 oldu. Çocuk ve genç kadınların araştırma sırasında dile getirdikleri bir diğer konu da, vücutlarından duydukları memnuniyetsizliğin onları belli giysileri giymemeye ve fotoğraflarının çekilmesini istememeye zorlaması oldu. Hatta çocuk ve genç kadının bunun, egzersiz yapmalarını ve sınıfta düşüncelerini ifade etmelerini de önlediğini söyledi. Girlguiding yöneticisi ise Becky Hewitt araştırmayla ilgili olarak, çocuk ve genç kadınların bize, görünüşlerine göre değerlendirildiklerini düşündüklerini söylüyor yorumunu yaptı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/multecileri-kucaklayan-insanlardan-duygulandiran-8-guzel-goruntu/", "text": "Suriyeli mültecilerin ülkelerine gelişine sınır güvenlikleri engel çıkarsa da Avrupa halkı onları bağrına basmaktan memnun. Ülkelerini ve yiyeceklerini mültecilerle paylaşan halk insanlık ölmemiş dedirtiyor. İşte o güzel görüntüler: 1- Suriyelilere hoş geldiniz diyen Viyana halkı. More than 25 thousand #people took to the street in #Vienna to say #RefugeesWelcome #Austria #SyrianRefugees #Syria pic.twitter.com/vE2FHdOowm SouriaLi Radio September 1, 2015 2- Suriyeliler gelince su, yiyecek bulabilsin diye yolu dolduran Macar halkı. volunteers lining up water and food by the road. a side of Hungary these refugees and migrants haven't seen much of pic.twitter.com/aT8B7RqNDi Richard Engel September 4, 2015 3- Kalem satan mülteci bu fotoğraftan sonra 50 bin dolar bağış aldı. Syrian father selling pens in the streets of #Beirut with his sleeping daughter #Lebanon #Syria pic.twitter.com/KOz4mjW1rd Gissur Simonarson August 25, 2015 4- Avusturya'ya geçen Suriyelileri Yolda karşılayan Macar hanım. 5- Almanya liginde mültecilere hoş geldiniz pankartları Images from football stadiums in #Germany at this weekend pic.twitter.com/7BKXno9her Mark (@markito0171) August 29, 2015 6- Aylan Kurdi, Brezilya sokaklarında. 7- 10,000 Avusturya'lı mültecilere kapıları açmak için eylem yaptı. 8- Resmi rakamlara göre 1,805,255 mülteci can güvenlikleri için ülkemize göç etti. 9- Sandra Tsiligeridu, 13 saat can yeleğiyle denizde kalan bir mülteciyi kurtardı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/munir-ozkul-93-yasinda-hayatini-kaybetti/", "text": "Yeşilçam'ın usta oyuncusu Münir Özkul İstanbul'daki evinde 93 yaşında hayatını kaybetti. 5 ağustos 1925'te İstanbul Bakırköy'de doğan Münir Özkul küçük yaşlarda tiyatroya merak sardı. Özkul, İstanbul Erkek Lisesi'nden mezun oldu. Bir süre İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne ve Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü'nde eğitimine devam etti. Eğitiminin tamamlayan Özkul, Bakırköy'de bulunan Halkevi'nde oyunculuğa adım attı. İlk amatör sahne deneyimlerini burada gerçekleştiren Özkul, İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda bir süre oynadıktan sonra Ankara Devlet Tiyatrosu'na geçti. Ses Tiyatrosu'nda sergilenen oyunlarda rol almaya başladı. Ardından özel bir tiyatro olan Küçük Sahne'ye geçti. Burası Özkul'un yükselişinde bir dönüm noktası oldu. Yeteneği Muhsin Ertuğrul'un gözünden kaçmayan Özkul, Küçük Sahne'de birçok başarılı oyunlarda da yer aldı. Hababam Sınıfı, Gülen Gözler, Neşeli Günler, Sev Kardeşim, Mavi Boncuk filmlerindeki rolleriyle hafızalara kazındı. Münir Özkul 10 dizi, 20 tiyatro oyunu ve 220 filmde rol aldı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/murat-boz-tuba-buyukustun-firat-tanis-seda-bakanin-oynadigi-netflix-dizisi-zeytin-agaci/", "text": "NETFLIX, ÜÇ ARKADAŞIN GEÇMİŞİN YÜKLERİNDEN KURTULARAK ÖZGÜRLEŞME HİKAYESİNİ ANLATAN ZEYTİN AĞACI'NIN FRAGMANINI VE YENİ GÖRSELLERİNİ PAYLAŞTI! Yakın arkadaşlar şehirden Ayvalık'a yolculuğa çıkarlar. Aslında geçmişlerinden, seçtikleri geleceğe doğru yola çıktıklarından habersizlerdir. Zeytin Ağacı, 28 Temmuz'da tüm dünyayla aynı anda Netflix'te! Ada , Sevgi ve Leyla 'nın üniversitede başlayan arkadaşlıkları yıllar içinde en zor zamanlarında bile onlara güç veren bir dostluğa dönüşmüştür. Ada, başarılı bir genel cerrah, Sevgi de hırslı bir avukattır. Leyla ise ikisinin aksine çalışıp kariyer yapmamıştır. Eşi ve oğlu ile rahat bir yaşam sürmektedir. Ancak bu üç kadının aralarındaki güçlü bağ Sevgi'ye kanser teşhisi konduktan sonra en büyük sınavını verir. Sevgi, Ada'nın istediği gibi hastaneye yatmak yerine bambaşka bir umudun peşinden gider. Leyla'dan kendisini Zaman isimli gizemli bir adamı bulmak için Ayvalık'a götürmesini ister. Sevgi'yi bu kararından döndüremeyeceklerini anlayınca da çaresizce hep birlikte yola koyulurlar. Henüz bilmedikleri şey, bu yolculuğun hayatlarını tamamen değiştireceğidir. Sevgi'nin başlattığı bu arayış, sadece onun değil Ada ve Leyla'nın da yaşamında beklenmedik olaylara neden olacaktır. Yapımcı: Onur Güvenatam Yaratıcı / Yazar: Nuran Evren Şit Yönetmen: Burcu Alptekin Oyuncular: Tuba Büyüküstün, Seda Bakan, Boncuk Yılmaz, Murat Boz, Fırat Tanış, Serkan Altunorak, Rıza Kocaoğlu, Füsun Demirel, Umut Kurt"} {"url": "https://www.thegeyik.com/murathan-mungandan-yarin-yasayacagimizin-garantisi-var-sananlara-ders-niteliginde-bir-yazi/", "text": "Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi. Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi. Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz. Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz. Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değil ise ne zaman?... Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza' ya aittir. Der ki; -Uzun zamandan beridir hayatın-gerçek hayatın-başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken birşey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı. Bu görüş açısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur, öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetını bilin ve mutluluğu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için, ona daha fazla değer verin. Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez. Öyleyse; Okulu bitirene kadar, 100 milyar kazanana kadar, Çocuklarınız olana kadar, Çocuklarınız evden ayrılana kadar, İşe başlayana kadar, evlenene kadar, Cuma gecesine kadar, Pazar sabahına kadar, Yeni bir araba, ya da ev alana kadar, Borçları ödeyene kadar, İlkbahara kadar, Yaza kadar, Sonbahara kadar, Kışa kadar, Maaş gününe kadar, Şarkınız söylenene kadar, Emekli olana kadar, Ölene kadar... MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ 'AN' DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN. MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL, BİR YOLCULUKTUR. PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA. OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR. Unutmayın YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR. | Murathan Mungan Kendini Geliştir www.kendinigelistir.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/muslum-filmini-kac-kisi-izledi/", "text": "26 Ekim'de vizyona giren ve sarkıcı Müslüm Gürses'in gerçek yaşam hikayesini sinemaya uyarlayan Müslüm filmi, bir ayda 5 milyon 56 bin izleyiciye ulaşarak 2018 yılının en çok izlenen yapımı oldu. Müslüm filmi 1989'dan günümüze en çok izlenen filmler arasında ise 8. sıraya yerleşti Box Office Türkiye'den derlenen bilgilere göre, yönetmenliğini Can Ulkay ile Ketche ismiyle tanınan Hakan Kırvavaç'ın üstlendiği filmden elde edilen hasılat ise 67 milyon liraya ulaştı. İzleyicinin yoğun ilgi gösterdiği film, 2018'in en çok izlenen yapımı olurken, 1989'dan günümüze en çok izlenen filmler arasında ise 8. sıraya yerleşti. Senaryosunu Hakan Günday ile Gürhan Özçiftçi'nin kaleme aldığı filmin görüntü yönetmenliğini Martin Szecsanov, kurgusunu ise Mustafa Presheva yaptı. Gürses'in çocukluğunu Şahin Kendirci'nin canlandırdığı yapımda, Timuçin Esen, Zerrin Tekindor, Ayça Bingöl, Erkan Can, Taner Ölmez, Erkan Avcı, Turgut Tuncalp ve Caner Kurtaran da rol aldı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/musta-cobanlik-yaparken-teog-birincisi-olan-2-kizla-tanisin/", "text": "Muş'ta okul sonrası çobanlık yapan iki kız öğrenci TEOG birincisi oldu... Eser AYDIN/MUŞ, MUŞ'un Hasköy İlçesi Gökyazı Köyü'nde okuldan arta kalan zamanlarında çobanlık yapan Zeynep Dinçer ve Sibel Balkaya, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş sınavına tam puan alarak Türkiye birincileri arasına girmeyi başardı. Tek göz odada 12 kişilik nüfusla yaşayan Gökyazı Ortaokulu öğrencisi Sibel Balkaya tıpkı Zeynep Dinçer gibi okul çıkışı ev işi yapıp, hayvanlara baktığını söyledi. Köydeki 39 yaşında Elsida ile 45 yaşındaki Nimet Balkaya çiftinin 10 çocuğundan Sibel Balkaya TEOG sınavını kazanmak için çok çalıştığını söyledi. Köydeki tek göz odada hem ders çalışıp hem de ailesine yardım ettiğini belirten Balkaya, Bulaşık, yıkadım, temizlik yaptım, kardeşlerime baktım ve zaman zamanda yaylada hayvanlarımızı otlattım. Gerçekten insan istediği zaman her yerde her an her şeyi yapabiliyor. Biraz uykumdan ödün verip, ders çalıştım. Hayvan otlatırken kitaplarımı yanımdan ayırmadım. Sonunda her öğrencinin hayali olan TEOG birincisi oldum. Tek isteğim ünivresite tahsilimi de en iyi şekilde bitirip doktor olmak diye konuştu. 45 yaşındaki Hayat ile 50 yaşındaki Halef Dinçer çiftinin 7 çocuğundan Zeynep Dinçer de Sibel ve diğer arkadaşları gibi hem ders çalışıp hem de ailesine yardım ettiğini belirtti. Ailedeki kız çocuklarının en küçüğü olduğunu söyleyen Dinçer, Benim de hayalim doktor olmak. Köyümüzden iki TEOG birincisinin çıkması gurur verici. Çok mutluyum. Tabi önemli birincilik kadar bu başarıyı sürdürmek te çok önemli. Önümüzde uzun bir eğitim maratonu var. umarım tem engelleri aşar ve hedefimize kavuşuruz dedi. Öğrencilerin elde ettiği başarının kendilerini gururlandırdığını ifade eden Okul Müdürü Volkan Yazıcı, şöyle konuştu: Bu öğrencilerin kendilerinin çaba ve gayretleriyle olan bir başarıdır. Kırsal kesimde öğrencilerimiz daha zor şartlarda eğitim görmektedir. Bunların yanında hem evde ailelerine yardım etmeleri, kırsal kesimde bilindiği üzere hayvanlara bakma konusunda ailelerine yardım etmeleriyle birlikte üstün başarı sağlamaları gerçekten bizi çok mutlu etti ve gurur duyduk. Çocukları ile gurur duyduklarını belirten aileler ise, Umarız kendi hayatlarını kurtarırlar. Bizim buralarda yaşamak çok zor. Bu zorluk içinde böyle bir başarı getirmeleri bizleri duygulandırdı diye konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mustafa-cengizden-sok-fatih-terim-ve-arda-turan-aciklamasi/", "text": "Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, Arda Turan transferi ile ilgili olarak Fatih Terim'in kullandığı Yönetimle fikir ayrılıkları yaşıyoruz ifadelerine yanıt verdi. Cengiz fikir ayrılığı yaşamadıklarını Biz yönetim kurulu olarak bu arkadaşın Galatasaray'a faydalı olacağını düşünmüyoruz. Fikir ayrılığındaysak ayrı ayrı yollara gitmemiz gerekir! sözleriyle aktardı ve Terim'le fikir ayrılığımız yok dedi. Galatasaray'da Başkan Mustafa Cengiz, kurmayları Abdurrahim Albayrak ve Yusuf Günay ile gündeme dair bir basın toplantısı düzenledi. Cengiz, Fatih Terim'in Arda Turan konusunda Fikir ayrılıkları yaşıyoruz sözleri üzerine yorumlarda bulundu ve Fatih Terim'in söyleminden bu yana benim sadece Divan'da söylediğim tek cümle var: Bizim gündemimizde yok, bize gelen resmi bir şey yok! Sevgili camiamıza açıkça ifade ediyorum ki, bu sevgili kardeşimiz transfer gündemimizde yok! Ben aynı şeyleri söylemekten bıktım dedi. Mustafa Cengiz: 'Düşünce kulübü değiliz!' Toplantıya damga vuran cümle ise Biz yönetim kurulu olarak bu arkadaşın Galatasaray'a faydalı olacağını düşünmüyoruz. Fikir ayrılığındaysak ayrı ayrı yollara gitmemiz gerekir! ifadesi oldu. Fikir ayrılığındaysak ayrı ayrı yollara gitmemiz gerekir! ifadesi Cengiz'e sorulunca Başkan şu cevabı verdi: Ben böyle bir şey demedim! Aramızda fikir ayrılığı yok dedim. Biz düşünce kulübü değiliz. Fatih Terim ile gerektiğine toplantı yaparız. Biz bu zamana kadar hocamızın istediği 30'a kadar oyuncular için 70 milyon Euro'ya yakın harcama yaptık. Mustafa Cengiz toplantıyı dikkat çekici şu sözlerle noktaladı: Bizim her Ocak ayımız yaz! Biz o kadar uğraşıyoruz ki yazımızı kışa çeviriyor. Evet, stoper çalışmalarımız var. Bizim ana hedefimiz, teknik ekibin istediği kadroyu oluşturmak. Ligin lideri olan ve 10 puan gerisinde olduğumuz fiyat farkı 6-7 kat! İnşallah biz bu kadro kalitemizi de sahaya yansıtıp, aradaki puan farkını kapatıp şampiyonluğa yürüyeceğiz. Mustafa Cengiz'in basın toplantısından satır başları şu şekilde: Cengiz, basın toplantısı düzenleme nedenini, Bu basın açıklamasını yapmamızın tek açıklaması var. 28 Aralık'taki Antalyaspor maçından bu yana en az her maç sonrası, antrenman konuşması dahil bize eski bir kardeşimiz hakkında oluşan polemikler üzerine camiamızı ayrıştırma olgusunu gördüğümüz için yaptık. Tek nedeni bu... Camiamızın kenetlenmesi, birlik olması... Fatih Terim'in söyleminden bu yana benim sadece Divan'da söylediğim tek cümle var: Bizim gündemimizde yok, bize gelen resmi bir şey yok! sözleriyle aktardı. 'Arda Turan'a kadar hiçbir şeye 'Hayır' demedik' Bu zamana kadar Terim ve ekibinin transfer isteklerini her zaman karşıladıklarını söyleyen Cengiz, Bizde transfer şöyle yapılır; tanınan bir isimse sportif direktöre gelir, sonra teknik heyete gelir onlar da inceler ve ardından onların üstündeki Abdurrahim Albayrak'a gelir. Sonra biz de finansal detaylarını görüşür. FFP sınırları içinde uygunsa onaylarız. En sonunda transfer bana getirilir. Transfer bizde böyle yapılır. Kiralıklar dahil 30'a yakın transfer yaptık. FFP'yi de aşmadık şükür... Biz teknik kadronun bizden istediği hiçbir şeye 'Hayır' demedik! Arda kardeşimizin konusuna gelene kadar... diye konuştu. Sözcü"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mustafa-kemal-ataturk-ile-ciftcinin-hikayesi/", "text": "Atatürk, dinlenmek için gittiği İstanbul'daki Florya Köşkü'nden, yanında yalnızca şoförü ile Küçükçekmece'ye doğru giderken tarlasında sabanla çift süren bir çiftçi görür. Çiftçinin sabanında koşulu olan öküzün yanında, koşulu bir de merkep vardır. Atatürk şoförüne; Arabayı durdur, der. Arabadan iner. Tarlaya doğru yürür. Çiftçi kendisine doğru geleni görmüştür. Sabanında koşulu olan öküzü ve merkebi durdurur. Atatürk, yanına gelince, Kolay gelsin Ağa, der. Sağolasın Bey! Hoşgeldin. Hoşbulduk Ağa. Yoldan geçerken dikkatimi çekti. Öküzün yanına merkep koşmuşsun. Hiç öküzün yanına merkep koşulur mu? Bunlar denk değil. Köylünün canı sıkkındır. Biraz da alınmıştır. Bezgin bir ses tonuyla, Merkeple öküzün yan yana koşulmayacağını bilmiyom mu sanıyon Bey. Sen bunu bana mı söylüyon? Kime söylemeliyim Ağa? Sen bunu git vergi memuruna söyle. Vergi memuruna mı? He ya! Bu sene ürünüm kıt oldu. Vergi borcumu ödeyemedim. Dört gün önce vergi memurları öküzün eşini vergi borcunu karşılar diyerek alıp götürdüler. Sattılar. Benim öküzün eşi sizin gibi Beylerin sofrasına et, sucuk oldu Bey. Atatürk, çok sinirlenmiştir. Alışkanlığı gereği kızdığı zaman kaşlarını çatmaktadır. O'nun bu halini gören köylü, Bana niye kaş çatıyon bey. Yalan söylediğimi mi sanıyon? Sana ne söylediysem hepsi doğru. Ben Küçükçekmece köyündenim. Muhtara sor istesen. Atatürk, Neden Kaymakam Bey'e gidip durumu anlatmadın Ağa? Gittim bey. Köylü duraksamıştır. Bunu anlayan Atatürk, devam eder. Kaymakam ne dedi? Git borcunu öde, dedi. Sen de Vali Bey'in yanına gitseydin. Köylü Atatürk'ü bir müddet süzer. Atatürk, konuşmadan dinlemektedir. Köylü konuşmaya devam eder. Sen hiç Vali'nin yanına gitmemişsin bey. Halından belli oluyor. Halimden belli mi oluyor? He ya! Hem gitseydin bilirdin. Neyi bilirdim? Kapıdaki jandırmaların adamı içeri koymadığını, bey. Atatürk, Başvekil İsmet Paşa'ya telgraf çekip, durumunu niye izah etmedin?, diye sorar. Köylü gülümseyerek, İnsanı güldürme bey. Başvekilin kulağı sağır, duymaz diyola, der. Atatürk, kızmıştır. Peki! Gazi Paşa'ya niye telgraf çekmedin?,diye sorar. O'nunda bir gözü kör, görmez diyola. Hem, sen zenginsin. Tomofilin bile var. Bunları heç duymadın mı? Atatürk, cüzdanından elli lira çıkarır. Bunu kabul et ağa. Öküzün yanına bir eş alırsın, der. Elleri titreyen köylünün, elini sıkar. Yanından ayrılır. Hızlı adımlarla arabasına doğru yürür. Florya Köşkü'ne döner. Başbakan İsmet Paşa'ya şu telgrafı çeker. Derhal Heyeti Vekileyi topla, İstanbul'a gel. Başbakan başkanlığında Bakanlar Kurulu Florya Köşkü'ne gelirler. Atatürk, şoförünü köylüyü alıp gelmesi için yollamıştır. Arabanın içinde sıra sıra dizilmiş Jandarmaların arasından Florya Köşkü'ne gelen köylü Eyvah ben ne yaptım diye için için dövünmektedir. Kendisini kapıda karşılayan şık giyimli bir beyefendi nazik bir sesle beni takip edin efendim deyince içi biraz ferahlasa da çok korkmuştur. Adamı takip ederek büyük bir toplantı salonuna girerler. Salon kalabalıktır. Ortada büyük bir masa, etrafında sandalyelere oturmuş şık giyimli insanlar ile ayakta duran iki kişi daha vardır. Gözleri karamış, ayakları bedenini taşımakta zorlanmaktadır. Heyecandan kalbi fırlayacak gibidir. Tanıdık bir ses duyar. Hoşgeldin Ağa. Gel yerin burada. Diyen Atatürk, sağ tarafında, yanında ayırdığı boş sandalyeyi eliyle işaret etmektedir. Köylü, zorlanarak yürür ve yığılırcasına sandalyeye oturur. Durumunu anlayan Atatürk, Sakin ol Ağa. Korkacak hiç bir şey yok. Sağol Bey! Sağol. Köylünün soluklanmasını ve rahatlamasını bekleyen Atatürk, bir müddet sonra, Seni buraya niye çağırdım biliyor musun Ağa? Hayır Bey, bilmiyom. Dün bana anlattıklarını, bu gün burada anlatmanı istiyorum. Ama; bir tek kelimesini dahi atlamadan, eksiksiz olarak anlatmanı istiyorum. Haydi başla, seni dinliyoruz. Köylü başından geçenleri bir bir anlatır. Daha önce söylediklerinin eksik olanlarını Atatürk, tamamlar. Köylünün konuşması bitince Atatürk, masada oturanları tek tek tanıtır. Kendisinin de Gazi olduğunu söyler. Sonra ayağa kalkar. Elini masaya sertçe vurarak, öfkeli bir sesle; Beyler, ben çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ankara'ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz. Bu olaydan sonra aşağıdaki kanun bir gecede hazırlanıp yasalaştırılmıştır. İcra İflas Kanunu Madde 82/4.: Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer teferruatı ve tarım aletleri haczedilemez"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mutlu-bir-hayat-icin-bu-3-seye-dikkat/", "text": "Uzmanlar, mutluluğun kaynağının üç basit şeyden ibaret olduğunu söylüyor. Huffington Post blogger Joe Robinson son Rochester Üniversitesi bilim adamları son araştırmasında mutluluğun üç temel psikolojik ihtiyaçlarından kaynaklandığını açıkladı. İŞTE MUTLULUĞUN ÜÇ SIRRI Bağımsız olma: Bireylerin ev veya iş ortamlarında birilerinin baskısı altında olmadan özgürce kendi iradelerince hareket etmek istemeleri mutlu olmalarını sağlıyor. Yetkinlik yani yeterlilik: Bireyin hayatında bir şeylere başlaması ve kendini yetenekli görmesi onun için ikinci en büyük mutluluk kaynağı. İlişkiler: Başkalarıyla kurduğu samimi ilişkiler hayatını olumlu yönde etkiler, onu daha mutlu kılar. Tabi ki mutluluk nedenleri herkes için çok farklı olabilir. Ancak bu üçünden biri eksik olduğunda kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mutlu-bir-iliski-icin-28-ipucu/", "text": "Aşk Ol kitabının yazarı, iletişim ve ilişki uzmanı Hande Akın sağlıklı bir ilişki için yapılması gereken 28 şeyi yazdı. Sağlıklı ilişkiler kurabilmek ve en önemlisi sürdürebilmek için öncelikle kişinin kendini tanımasının şart olduğunu belirten Akın, kişisel gelişiminin sorumluluğunu alan, birey olan yetişkinin sağlıklı bir ilişki yaşayabileceğini vurguladı. Ve evlilik için de ehliyetimizin olması gerektiğini söyledi. Peki; ilişkinin, evliliğin sağlığı için neler yapabiliriz? Kişi duygularının, korkularının, düşünce yapısının farkındalığında olursa, ilişkisinde, evliliğinde iletişim dili olarak SEVGİ'yi kullanabilir. Böylece; ilişkideki olası tüm sorunları çözebilir. Önemli olan haklı olmaya çalışmayı bırakıp MUTLU olmaya gayret etmektir. - Geçmişi yaşadığınız ilişkiye taşımayın. Daha önceki ilişkilere dair yorum yapmaktan, ön yargılı olmaktan kaçının. Bugününüze bakın. - Kıskanmak, kıskandırmak sevgiden değil, özgüven eksikliğindendir. Bunun bilincinde olun. - Küsmek çocuk davranışıdır. Bunun bilincinde olup yetişkin davranışına geçin. - Arkadaş olmaya özen gösterin. Paylaşarak, bir şeyler yapmakla birlikte kendi yapmak istediklerinizden, hayallerinizden, hobilerinizden vazgeçmeyin. - Sevgilinizin, partnerinizin de kendisi için yapmak istediklerini, hayallerini destekleyin. - İlişkinize dair isteklerinizi, beklentilerinizi, ihtiyaçlarınızı samimiyetle ifade edin. Beklentiler gerçekleşmediğinde hayal kırıklığı yaşamayın. - Her zaman iletişim kurmaktan yana olun. Bu olgunluğu gösteremiyorsanız destek alın. - Tüm mahremiyetinizi paylaştığınız kişiye saygı duyun. O kişinin de mahremiyetine BİZ bilinciyle saygı gösterin. - Destekleyen, motive eden, onurlandıran sözleri sevgiyle cömertçe sarf edin. - Size nasıl davranılmasını istiyorsanız önce o yapsın! diye beklemeden siz yapın. - Hissinizi ifade edin. Hoşlanmadığınız davranışlar olduğunda içinize atmayın, üslubunca sitem etmeden ifade edin. Duygularınızı biriktirmeyin. Sınır çizmeyi bilin. - Cinselliği deneyimlemeye izin verin. Kendinizi ayıplar ve tabularla sınırlandırmayın. Bir ilişkinin, evliliğin tutkalı, en önemli unsurlarından biri de sağlıklı cinsel birlikteliktir. - Bu konuda rahat değilseniz destek alın. Tensel uyumunuz yoksa bu konuyu görmezden gelip üstünü örtmeyin. - Eşinizle, partnerinizle anne baba olmaya dair duygu ve düşüncelerinizi paylaşın. İlişki içerisinde net olmaya özen gösterin. - Sevgililik halini her anda hissetmeye, hissettirmeye niyetiniz tam olsun. Zaman geçtikçe ilişkiyi besleyen, geliştiren keşiflere birlikte yelken açın. - Evlilik ve ilişkiye dair başkalarının deneyimleriyle kendinizi özdeşleştirmeyin. Bu onların realitesi... Sizinki bambaşka olabilir. - Partnerinizi değiştirebileceğinizi asla düşünmeyin ve buna çabalamayın. - Sevgilinizin aile yapısına bakın... Korku odaklı mı? Sevgi odaklı mı? Nasıl bir ortamda yetiştiği davranışlarının sebeplerini algılamanız için size kılavuz olur. - Ortak hayaller kurun ve bu hayalleri gerçekleştirmek üzere birbirinizi motive ederek hareket edin. - Maddi konular, evdeki ortak yaşamda görev ve sorumlulukların paylaşımı, kaliteli zamanın nasıl geçirilebileceği, çocukların gelişimi, eğitimi, cinsel yaşamın kalitesi, aileler arası ilişkilerin nasıl ilerleyeceğine dair iletişim kurun. Her iki taraf için de BİZ bilinci içinde sohbet edin. Kararlar alın. - Zaman içinde koşullar değiştiğinde kararlarınızı tekrar iletişim kurarak değerlendirin, yenileyin. - Çocuğunuz olduktan sonra hayatınızın merkezine sadece çocuğunuzu koymayın, partnerinizi unutmayın. Kendinizi hiç unutmayın. Ben zamanınız ve Biz zamanınız olsun. - İlişkiye emek verin, sevginizi ifade etmekte cömert ve cesur olun. - Evlilik kararı aldıysanız kendi çekirdek ailenizi kurmak üzere heyecanlar yaşarken kendi ailelerinizin beklentilerini önce BİZ diyerek karşılayın. Ailelerin çatışmasına ya da partnerinizin ailesiyle çatışmaya girmeyin. - Kendinize olan özsevginiz, özsaygınız, özgüveniniz tam olsun. Kendiyle barışık ve sevgi dolu bir ilişkisi olan yetişkin birey tüm ilişkilerini sağlıklı sürdürebilir. - Hayata güzel bakın, yaşadığınız her ana, aldığınız her nefese, sevgilinizin, eşinizin varlığına şükredin. - Partnerinizin size göre olumsuz taraflarına odaklanmak yerine, güzel yanlarına odaklanıp sevgiyi içinizde büyütün, besleyin. - Gözlerinin içine sevgiyle bakarak ''içindeki ışığı ve yaşamı onurlandırıyorum. Bu deneyimi paylaştığımız için şükrediyorum!'' sözlerini sık sık ifade edin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mutlu-haberi-duyurmak-icin-harika-yontemler-secmis-15-cift/", "text": "Her hafta sonu bir nişana bir düğüne gitme dönemleri başladığına göre size de her düğünde sorulmaya başlanmıştır, e sen ne zaman evleniyorsun diye. Bunun için önce bir sevgili bulmalı sonra söz aşamasına geçmeli sonra da nişan olaylarına girmelisiniz. E ben tam da oradayım diyorsanız, bu nişanlıların, evlenenlerin duyurma şekillerine bir göz atın özellikle sinema afişleri ve kedili olan çok güzel. h/t: boredpanda Nişan / Düğün Duyurma 1 Dinozor gibi kızın peşinde koşmuş ve kapmış 2 Bu çok hoş kıza ayı hediye etmiş. 3 Bir oluyorlar 4 Kendin pişir kendin ye 5 Film gibi HIMYM isimli diziden esinlenilmiş. 6 TEK TAŞ DİYOR 7 Kedinin insanları nişanlanıyormuş. 8 Ve eller birleşti. Patiler de. 9 Denizden iki balık daha eksildi. 10 Bunlar çok şirin 11 Diyor ki bu ok işaretinde gördüğünüz şey benim artık eşim var demek. Piyasa hesaplamalarından çıkarın. 12 Big Fish / Büyük Balık 13 Mr and Mrs Smith filminden 14 Mutluluktan uçuyorlar. 15 Güzellik ayrıntıda gizli"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mutlulugun-sirri-bagirsaklarinizda-sakli/", "text": "Mutluluk ile bağırsaklar arasındaki bağı sadece bağırsakların çalışmadığı zamanlardaki mutsuzluğunuza bağlamayın. Sizi mutluluğa götüren yol bağırsaklardan başlıyor. Bağırsaklarda bulunan vagus siniri direk olarak beyne bağlanıyor. Aslında beyniniz sindirim sisteminizi değil sindirim sisteminiz beyninizi yönetiyor! Peki sağlıklı bir sindirim sistemi için ne yapmalısınız? 1- Mutluluk hormonu serotoninin %95'inin bağırsaklarınızdaki bakteriler tarafından üretildiğini biliyor muydunuz? Bu bakteriler aynı zamanda beyindeki zevk ve ödül merkezini kontrol etmeye yarayan dopaminin de yarısını üretiyorlar! Düşünceleriniz, duygularınız ve hareketleriniz beyninizdeki nöronlar arasındaki iletişimle meydana geliyor. Bu iletişimi sağlayan da serotonin ve dopamin gibi sinir taşıyıcıları. Örneğin iyi veya üzgün hissetmenizi, keyif almanızı veya acı çekmenizi, kızgınlığınızı, konsantrasyonunuzu bu sinir taşıyıcıları düzenliyor. Bu yüzden tıp dünyasında milyarlarca bakteriden oluşan bağırsak florasına 'ikinci beyin' adı veriliyor. Sinir taşıyıcılarının büyük oranda bağırsaklardaki bakteriler tarafından üretilmesinin fark edilmesi üzerine sindirim sistemi ve beyin arasındaki bağlantı üzerinde araştırmalar yoğunlaştı ve çok önemli sonuçlar bulundu. Depresyon, saplantı , otizm, kaygı bozukluğu gibi rahatsızlıklar bağırsak florasındaki dengesizliklerle ilişkilendiriliyor. Konuda uzman Dr. Cole ''Depresyon, anksiyete gibi rahatsızlıklar için gelen hastaların bağırsaklarında bakteriyel enfeksiyon gösteren laboratuvar sonuçlarına baktığımda neden ilk aşamada sindirim sistemi kontrolü için gelmediklerine hala şaşırıyorum'' diyor. Yapılan araştırmalarda L. Helveticus ve Bifidobacterium içeren probiyotik destek kullananların depresyon ve anksiyetelerinde azalma görülmüş. 2- Yoğurt, kefir, turşu gibi fermente edilmiş gıdalar tüketin Fermente edilmiş gıdalar probiyotik olarak adlandırılan iyi bakteriler içerir. Bu gıdalarla beslendiğinizde bağırsak floranızda iyi bakteri sayısı artar. Probiyotiklerin ayrıca bağışıklığı güçlendirdikleri ve yediklerinizden daha iyi besin emilimi yapmanıza yardımcı oldukları bilinmektedir. 3- Yer elması, kuşkonmaz, pırasa, soğan gibi inülin içeren besinler tüketin Bir çeşit lif olan inülin bağırsaklarınızda sağlıklı bakterilere dönüşür. İyi bakterilerin beslenmesi ve çoğalması için gereklidir. 4- Baklagiller ve patates gibi dirençli nişasta içeren gıdalar tüketin Eğer bağırsaklarınızdaki bakterilere ne yemek istersiniz diye soracak olsanız ilk tercihleri baklagiller ve patates gibi dirençli nişasta içeren gıdalar olur! 5- Muz yiyin Muz bağırsak floranızı oluşturan bakteriler arasında uyum oluşmasını sağlar. Ayrıca yüksek potasyum ve magnezyum içeriği sayesinde enflamasyonu azaltır. 6-Brokoli, karnabahar, lahana, karalahana gibi sebzeler tüketin Bu sebzelerin içerdiği sülfür bağırsaklarınızdaki iyi bakteriler tarafından parçalanarak enflamasyonu azaltan maddelere dönüştürülür. Yapılan araştırmalarda bu sebze grubunu tüketenlerin bağırsak kanserine yakalanma riskinin %18 daha az olduğu görülmüş. 7- Hareket edin! İrlanda'da yapılan bir araştırma profesyonel sporcuların bağırsak florasının aynı yapıdaki normal insanlardan çok daha zengin ve sağlıklı olduğunu göstermiş. Fareler üzerinde yapılan başka bir araştırma, hareket sınırı olmayan farelerin bağırsaklarındaki iyi bakterilerin hareket etme sınırı koyulanlardan çok daha fazla olduğunu göstermiş. 8- Uykunuzu alın ve stresinizi azaltın Bağışıklık sistemini genel olarak etkilediği bilinen yetersiz uyku ve aşırı stres, bağırsak floranızı da olumsuz etkiliyor. Günde 7-8 saat uyuyun ve stresinizi azaltmanın yollarını arayın. 9- Şeker, aspartam ve basit karbonhidrat içeren yiyeceklerden uzak durun Yüksek oranda şeker ve karbonhidrat içeren beslenme şekilleri bağırsaklardaki kötü bakterileri besleyip, çoğalmalarına sebep olurlar. Aspartamın bağırsak florasında dramatik olumsuz değişikliklere sebep olduğu tespit edilmiş. Mecbur olmadıkça antibiyotik kullanmayın. Yazar: Fatma Özkan"} {"url": "https://www.thegeyik.com/mutluluk-kalbe-zararli/", "text": "İsviçreli bilim adamlarının yaptığı bir araştırma, neşenin de öfke, korku ve üzüntü gibi kalbi etkileyen duygusal bir gerilim hali olabileceğini gösterdi. BBC'nin haberine göre, Zürih Üniversite Hastanesi'nde görevli bilim adamları, kırık kalp sendromu olarak da bilinen takotsubo kardiyomiyopatisi vakalarının yirmide birine neşenin yol açtığını ortaya koydu. Sonuçları European Heart Journal'da yayımlanan araştırma çerçevesinde bin 750 hasta üzerinde çalışma yapıldı. Araştırmada doğum günü partisi, oğlan çocuğunun evlendirilmesi, bir dostla 50 yıl sonra buluşulması, büyük anne olma, tutulan takımın maç kazanması ve piyango vurması gibi durumlarda göğüs ağrısı ve nefessiz kalma gibi şikayetlerin ortaya çıktığı anlaşıldı. Bilim adamları, bu vakaların büyük bölümünü menopoza giren kadınların oluşturduğuna da dikkati çekti. Araştırma ekibinden doktor Jelena Ghadri, üzücü ve neşe verici olayların, takotsubo kardiyomiyopatisiyle sonuçlanan ortak duygusal yolu paylaşıyor olabileceğini söyledi. Bilim adamları konuyla ilgili daha fazla araştırma yapılması gerektiğine de işaret etti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mutluluktan-aglayan-adamin-sizi-de-mutlu-edecek-hikayesi/", "text": "Ağlamak denildiğinde aklınıza üzücü şeyler geliyor olabilir ama ağlamak da yaşadığınızın bir belirtisi bu hikayede Profesör Langdon'un göz yaşlarının neden aktığını duyunca tarifsiz duygulara savrulacaksınız. Sabahın altısıydı telefonum çaldı. Arayan Jim. Eski bir öğrencim nefes nefese; Bunu görmelisiniz Profesör.. Erken kaldırılmayı sevmiyorum.. + Hey Jim, yaşım 79, ve emin ol çok şey gördüm.. Hayır Bay Langdon.. Bunu görmelisiniz dedi. Bu ısrarına dayanamayıp evden ayrıldım ve Jim'in Melbourne'deki kliniğine doğru yola koyuldum.. Saat 8 deki hastasını kesinlikle görmem gerektiğini söyledi.. Ben tecrübeme istinaden çok bir beklenti içinde değildim.. Saat 8 oldu,ve bir adam, kucağında,2,5 yaşlarında sarışın bir erkek çocuğuyla çıkageldi.. Tibial hemimelia.. Yani her iki bacağı da doğuştan kasıklarından itibaren yok.. İsmi Ted. Ted yüzüme baktı,gülümsedi.. Sanki Tanrı yeryüzünde yeni bir ırmak yaratmış gibi bir heyecan sardı içimi.. Sonra gitti.. Bir şey yapılmalıydı.. Jim, protez bacak için ölçü ve modeli belirledi ama ailenin durumu ülke standartlarının altında olduğu için maliyeti asla karşılayamayacaktı.. Umutsuzduk.. Mutsuzduk.. 2,5 yaşında bir çocuk,en tatlı adımlarını atacağı yaşlarda ve henüz yürümek nedir bilmiyor.. Arabamı sattım.. Jim'e söylediğimde çok şey demedi, gülümsedi o da küçük Ted gibi.. Zaten bir eşim yok,çocuğumda yok, alt tarafı bir araba..Neler oluyordu bilmiyordum,ama içimde değişik bir heyecan vardı.. Protezler yapıldı, geldi.. Takıldı.. Ted'e sadece yürümek kalmıştı.. Ted yürüdü.. Yanıma geldi,yüzüme baktı,gülümsedi... 'Büyükbaba' dedi.. Babası ağlıyordu. Jim de.. Annesi de.. Sadece ben ve Ted ağlamıyorduk.. Yetiştirme yurdunda büyüyünce ağlamayı unutman gerekiyor.. 79 yıl bekledim ağlamak için... Ve ağladım.. Ve anladım.. İnsan olduğunu anlaman için,birinin gülümsemesine sebep olman gerekiyormuş.."} {"url": "https://www.thegeyik.com/mutsuzlar-depresyondakiler-bu-yiyecekleri-tuketin-mutlu-olun/", "text": "Uzun yıllardır beslenme ve depresyon arasındaki ilişkinin araştırıldığını kaydeden uzmanlar, mevcut verilerin bu etkileşimin çift yönlü olduğuna işaret ettiğini söylüyor. Depresyonun bireylerin besin alımına etki ederken, beslenmenin de depresyon oluşumunu tetiklediğini belirten uzmanlar, özellikle sebze ve meyvelerden zengin beslenmeyi, haftada 2-3 gün balık tüketilmesini tavsiye ediyor. Vücutta serotonin üretimi için yeterli miktarda B, C vitamini, folat, kalsiyum ve magnezyum bulunması gerektiğini de belirten uzmanlar, depresyon tedavisi gören hastaların eskimiş peynir çeşitleri, çikolata, nitrit içeren besinler, bakla, fermente alkollü içecekler, tütsülenmis veya salamura balık, kahve, kola gibi kafeinli içeceklerden uzak durmasını öneriyor. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Arş. Gör. Hatice Çolak, içine bulunduğumuz sonbahar döneminde ortaya çıkan duygu-durum bozukluklarının önlenmesinde beslenmenin önemine işaret etti. Mevsim değişimlerinde beslenmeye dikkat! Sonbahar mevsiminin hava değişimleri ile kendini gösterdiğini kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hatice Çolak, Bu değişimlerde hem bağışıklık sisteminin desteklenmesi hem de duygu-durum bozukluklarının önüne geçilmesi için sağlıklı ve düzenli beslenme oldukça önem taşımaktadır. Özellikle sebze ve meyvelerden zengin beslenilmeli, günde 5 porsiyon tüketimi sağlanmalıdır. Bolca posa içeren sebze, meyve, tam tahıllı besinler, kurubaklagillerin tüketimi arttırılmalıdır. Hem depresyonu önlemesi hem de bağışıklık sistemi üzerine olan faydalı etkileri nedeniyle omega-3 kaynakları tüketimi arttırılmalıdır. Haftada 2-3 kez balık tüketilmelidir. B ve C grubu vitaminleri de depresyonu azaltmada etkili olmaktadır. Bu nedenle tahıl, kurubaklagil, taze sebze ve meyve tüketimine dikkat edilmelidir. dedi. Beslenme ve depresyon arasında bir ilişki var mı? Uzun yıllardır beslenme ve depresyon arasındaki ilişkinin araştırıldığını kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hatice Çolak, mevcut verilerin bu etkileşimin çift yönlü olduğuna işaret ettiğini söyledi. Çolak, Yani depresyon bireylerin besin alımına etki ederken, beslenme de depresyon oluşumunu tetiklemektedir. Hatta bazı çalışmalarda depresif bireylerde eksik besin ögeleri yetersizliği düzeltildikten sonra semptomların azaldığı ve tedavinin başarıyla sonuçlandığı görülmüştür. dedi. Serotonin düzeyi azaldıkça depresyon riski artıyor Sebze, meyve, et, balık ve tam tahıl ürünlerinden zengin besinlerin tüketimiyle depresyon riski ve semptom şiddetinin azaldığını ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hatice Çolak, Bunun tam aksine işlenmiş veya kızartılmış besinler, rafine tahıllar ve şekerli ürünlerin tüketimi depresyona yol açmaktadır. Ayrıca serum serotonin düzeyi azaldıkça depresyon riski artmaktadır.dedi. B, C vitamini, folat, kalsiyum ve magnezyum önemli Vücutta serotonin üretimi için yeterli miktarda B, C vitamini, folat, kalsiyum ve magnezyum bulunması gerektiğini de kaydeden Hatice Çolak, Ayrıca triptofan serotonin öncüsüdür. Triptofan istiridye, salyangoz, ahtapot, kalamar gibi deniz ürünlerinde, muz, ananas, erik, fındık, süt, hindi, ıspanak ve yumurta gibi besinlerde bolca bulunur. dedi. Haftada 2-3 kez balık tüketilmeli Omega-3 yağ asitleri ve depresyon arasında da ilişki olduğunu belirten Hatice Çolak, Daha az balık tüketen toplumlarda depresyon görülme sıklığı daha yüksek bulunmuştur. Bu nedenle mutlaka haftada 2-3 kez yağlı balık tüketilmelidir. tavsiyesinde bulundu. Beslenme ve Diyet Uzmanı Hatice Çolak, Demir, çinko, E vitamini, B12 vitamini, folik asit, B6 vitamini eksikliklerinin de depresyonu tetiklediği görülmüştür. Bu nedenle bu besinlerden zengin sağlıklı beslenme sağlanmalıdır. Antioksidan besin tüketimi depresyon riskini azaltmaktadır. Sebze ve meyveler antioksidanlardan zengin besinlerdir. Bu nedenle tüm bireyler için günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketimi önerilmektedir.diye konuştu. Depresyon hastaları MAOI diyeti uygulamalı Depresyon tedavisinde Monoamin Oksidaz inhibitörleri- MAOI türevi ilaçların yan etkilere neden olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hatice Çolak, Serotonin, nörepinefrin, tiramin ve dopamin düzeylerinin etkisi artarak hipertansiyona ve beraberinde pek çok sağlık problemine yol açmaktadır. Bu nedenle bireylere tiraminden kısıtlı bir beslenme programı önerilmektedir. Bu diyet MAOI diyeti olarak bilinir. Eskimiş peynir çeşitleri, çikolata, nitrit içeren besinler, bakla, fermente alkollü içecekler, tütsülenmis veya salamura balık, kahve, kola gibi kafeinli içecekler tüketilmemelidir. Ayrıca aspartam tatlandırıcısı içeren besinler ve içeceklerden kaçınılmalı, market alışverişi esnasında besin etiketleri bu açıdan detaylıca incelenmelidir. Depresyon hastaları beslenmede bunlara dikkat! Beslenme ve Diyet Uzmanı Hatice Çolak, depresyon hastalarının nasıl beslenmesine ilişkin olarak da şunları tavsiye etti: Hastaların düzenli öğün yapması çok önemlidir. Az ve sık beslenilmeli, ara öğün yapılmalıdır. Tereyağ, margarin gibi doymuş yağ içerisi yüksek yağlar yerine zeytinyağı, fındıkyağı tercih edilmelidir. Sosis, hamburger, işlenmiş et, kek, bisküvi, kurabiye, paketli abur cuburlar gibi işlenmiş paketli besinler diyetten çıkarılmalıdır. Taze ve doğal besin tüketimi arttırılmalıdır. Bol miktarda sebze, meyve, tam tahıllar ve kurubaklagil tüketilmelidir. Kaliteli protein kaynakları tüketilmelidir. Kırmızı et, balık, deniz ürünleri, yumurta, süt, az yağlı peynir, fındık, fıstık, badem, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kurubaklagil tüketilerek yeterli triptofan alımı sağlanmalıdır. Haftada 2-3 kez yağlı balık veya haftada bir kez yağlı balık tüketilmelidir. Omega-3 depresif semptomlarım hafiflemesine yardımcı olacaktır. Yeterli sıvı tüketimi sağlanmalıdır. Günde 8-10 su bardağı veya 30-40 mL/kg su tüketilmelidir. Bu da 70 kg ağırlığındaki birey için günde ortalama 2-2,5 litre suya denk gelecektir. Anksiyete durumunda alkol ve kafein alımından kaçınılmalı, kahve ve çay tüketimi azaltılmalıdır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/muzeyyen-senar/", "text": "Yaş tanımaz kadınlar var. Birini bu haftasonu kaybettik... Kederimizin de, neşemizin de demlendiği sofraların baş tacı... Evde temizlik yaparken, bulaşık yıkarken şöyle bir dalıp andığımız... Bu kadar içimizde, bu kadar bizim... Gitti saymıyorsam boşuna değil... Müzeyyen Senar... Sana yetiştiğinden ilk gençlik yıllarım yetişkinliğimin, yolumun başı; kendimi şanslı sayarım... 1) 16 Temmuz 1918'de Bursa'da doğmuş o sonsuz kadın. Hikmet olacakken adı, eniştesi gönlüm el vermedi, nüfusa müdürlüğünde, Müzeyyen yazdırdım. diyor. 2) Müzik eğitimine Anadolu Musiki Cemiyeti'nde, kemençe üstadı Kemal Niyazi Seyhun Bey ve udi Hayriye Hanım gözetiminde başlamış. 3) Müzik kariyerinde herkesin hayranlıkla izlediği Senar, İstanbul'un en ünlü gazinolarında sahne aldı. Sahneye çıkmak için getirdiği solo şartı ile Senar, Türk gazino tarihinde solistlik müessesesini başlatan ilk sanatçı oldu. 4) Yeteneği, Mustafa Kemal Atatürk'ün de daima ilgisini çekti. Sanatçı bir çok kez onun huzurunda, özel meclislerinde şarkı söyledi. 5) Son olarak 2004 yılında sahne aldı. Ardından sahneye çıkması doktoru tarafından yasaklandı. Fakat bu Müzeyyen Senar'ın sesinden mahrum olmamız anlamına gelmedi hiçbir zaman. Dost sofralarının, tüm kasvetimizin, mutluluklarımızın ardında daima sesi çınlayacak. Ve şüphesiz şarkılar, hep onu söyleyecek..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/muzik-grubu-olan-dunyaca-unlu-7-sinema-yildizi/", "text": "Sanatçı ruhlu olanların damarlarında sadece tek dal için akmıyor o kan. Bunun en büyük göstergesi de bu oyuncuların ruhlarını yansıtmak için ayrıca müziğe başvurmalarını gösterebiliriz. İşte müzikle derin bağları olan oyuncular: 1- Ryan Gosling Dead Man's Bones isimli grupta hem gitar çalıyor hem de söylüyor. 2- Zooey Deschanel She & Him isimli grup için piyano çalıyor. 3- Jared Leto Aslında onu önce müzikten tanıyanların sayısı oldukça fazla Thirty Seconds to Mars isimli grubun vokali. He bir de OSCAR kazandı, o ayrı. 4- Russell Crowe Avustralyalı 30 Odd Foot of Grunts isimli grupta hem vokal hem de gitarist. 5-Kevin Costner Kevin Costner & Modern West diye bir grubu var, hem m çalıyor hem de söylüyor. 6-Bruce Willis 1980lerde solo albüm yapıp TOP5'e giren şarkılar da yapmış.The Accelerators isimli grupta ara ara söylüyor yine. Sadece filmlerde şarkı söylediğini sanmayın, Thunderbox isimli grubu ile 2 albüm de çıkarmış K:http://www.lolwot.com/20-famous-celebrities-that-also-sing-in-bands/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/napolide-kafeye-gidenler-neden-fazladan-kahve-aliyor/", "text": "Ülkeden ülkeye hatta bölgeden bölgeye adetler değişse de değişmeyen bir kavram var; insanlık. İtalya'nın güzel bir şehri olan Napoli aslında sağ görüşe mensup taraftarlarıyla meşhurdur. Ama bu kahve ve yemek ısmarlama meselesi çoğu sol toplumun bile yakalayamadığı bir başarı hikayesi. Aslında biz buna benzer bir hikayeyi ekmek konusunda yakaladık ama tüm yurda yayamadık ne yazık ki. Olayı anlatayım; Napoli Askıda Kahve Napoli'de kafeye giden müşteriler eğer 2 kahve içecekse 4 kahve söylüyor ve bu kahvelerin ikisini askıya asmasını söylüyor. Kahvenin askıya asılması biraz saçma bir kelime gibi geldi değil mi? Asıl bomba birkaç dakika sonra kıyafetlerinden evsiz olduğu tahmin edilen biri geldiğinde belli oluyor. Askıda kahve olup olmadığını soruyor. Kafe yetkilisi de ona askıda kafelerden birini veriyor, yine bu şekilde yemek ısmarlayanlar da var. Toplumsal dayanışma adına harika bir hareket."} {"url": "https://www.thegeyik.com/narcos-dizisinden-firlamis-gibi-takilan-uyusturucu-kacakcisi-cilgin-guvercin/", "text": "Netflix'in dünyaca ünlü yapımı Narcos hepinizin malumu. Ünlü uyuşturucu baronu Escobar'ın hayatının anlatıldığı ve milyonlarca insanın hayranlıkla takip ettiği sonrası bazı kişilerde türlü etkileşimler yaşanması bekleniyordu ve beklendiği gibi de oldu. Ancak kimse bu kadarını kimse tahmin etmemişti. Olayın geçtiği yer başı türlü beladan kurtulmayan Irak. Ülkedeki Bucaramanga Hapishanesi'nin yakınlarında dolaşan ve sırtında poşet olan bir güvercin polislerde şüphe uyandırdı. Yakalanan kuşun üzerindeki poşette gizlenmiş olan tam 187 adet uyuşturucu hap çıktı. Kuş dışarıdan içeriye uyuşturucu sokmak amacıyla kurye olarak kullanılıyordu. Kurye kuş bir süre polisler tarafından misafir edildikten sonra serbest bırakıldı. Görevliler bu tip çılgın girişimler için tedbirli olacaklarını açıkladılar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/narcos-dizisine-1-milyar-dolarlik-dava/", "text": "Kolombiyalı uyuşturucu lideri Pablo Escobar'ın ailesi Netflix'e dava açtı. Aile, gerekçe olarak Pablo Escobar isminin ve ailelerine dair birçok detayın aileden izin alınmaksızın dünyaca ünlü 'Narcos' dizisinde kullanmasını gösterdi. Pablo Escobar'ın kardeşi Roberto de Jesus Escobar Gaviria, çevrimiçi film ve dizi platformu Netflix'e Escobar'ın hayatının anlatıldığı Narcos dizisi nedeniyle, 1 milyar dolar değerinde tazminat davası açtı. Netflix'in söz konusu dizide Escobar ailesine dair birçok detayı izinsiz kullandığını dile getiren Gaviria, patronu olduğu Escobar Inc. ile birlikte geçen sene hukuki işlem başlattı. Duvar'ın aktardığına göre, Hollywood Reporter'a bir röportaj veren Gaviria, Netflix'in kendi isimlerini, Kolombiya'yı ve kendileriyle alakalı herhangi bir şeyi kullanarak televizyon programı yapmasını 'tehlikeli' olarak nitelendirdi. Netflix yetkililerinin korktuğunu ve Escobar'ın ailesine onları tehdit eden uzun bir mektup gönderdiklerini dile getiren Gaviria, talep ettikleri 1 milyar doları alabilmek için görüşmeleri sürdürdüklerini vurguladı. Silikon Vadisi'ndeki insanlara kafa tutmaya çalışmıyorum. Onların güzel telefonları ve ürünleri var. Ama hiçbiri Medellin veya Kolombiya'daki kaostan canlı çıkmış değiller. Ben bunu başardım diyen Gaviria, Netflix'ten bekledikleri ödemeyi alamamaları durumunda kanalın 'küçük programını' kapatacaklarını iddia etti. İlk iki sezonunda Pablo Escobar'ın DEA ajanlarıyla olan kovalamacasını ve Kolombiya'da yaşadıklarını konu eden dizinin üçüncü sezonunda Cali Karteli konu ediliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/nasa-acikladi-burclarin-tarihi-bu-sefer-gercekten-degisti/", "text": "ABD Uzay ve Havacılık Dairesi 12 burcun tarihlerini güncelleyerek gökbilimciler yani astronomlar ve astrologlar arasında yeni bir tartışmaya neden oldu. Dünya'nın yörüngesel salınımı nedeniyle yıldızların Dünya'ya göre olan pozisyonunun değiştiği belirtildi. Bu nedenle, şimdiki gökyüzünün antik zamanlardakinden çok farklı olduğu; Güneş'in 12 burcu oluşturan takımyıldızların üzerinde bulunduğu zamanının da bu yüzden değiştiği ifade edildi. NASA'nın web sitesinde, burçlar ilk kez Babiller tarafından kullanılmaya başlandığında 23 Temmuz-22 Ağustos arasında doğanların Aslan Burcu olduğu ancak bu tarih aralığının artık Yengeç Burcu'na ait olduğu öne sürüldü. Bunun nedeni ise Dünya'nın yer ekseninin geçtiği Kuzey Kutbu'nun aynı doğrultuda olmaması ve sonuç olarak 3 bin yıl sonra gökyüzünün değişmiş olması olarak açıklanıyor. Öte yandan astrolojide 12 değil 13 burcun var olduğu kanısı da giderek güçleniyor. NASA da web sitesinde Babillerin eski anlatılarında 13 burç olan Ophiuchus yani Yılan Burcu'na yer verdiğine değiniyor. Ancak Babillerin bilinmeyen bir nedenle Güneş'in 30 Kasım- 17 Aralık tarihinde üzerinde olduğu Yılan Burcu'nu bir kenara koyduğu biliniyor. İşte yeni burç tarihleri: Oğlak: 20 Ocak-16 Şubat Kova: 16 Şubat-11 Mart Balık: 11 Mart-18 Nisan Koç: 18 Nisan-13 Mayıs Boğa: 13 Mayıs-21 Haziran İkizler: 21 Haziran-20 Temmuz Yengeç: 20 Temmuz-10 Ağustos Aslan: 10 Ağustos-16 Eylül Başak: 16 Eylül-30 Ekim Terazi: 30 Ekim-23 Kasım Akrep: 23 Kasım-29 Kasım Yılan: 29 Kasım-17 Aralık Yay: 17 Aralık-20 Ocak"} {"url": "https://www.thegeyik.com/nasa-ile-calisan-sirketin-sahibinden-soke-eden-iddia-uzaylilar-aramizda/", "text": "NASA ile çalışan Bigelow Aerospace şirketinin kurucusu Robert Bigelow, konuştu: Dünya dışı uygarlıkları bulmak için milyonlarca dolar harcadım. Oysa onlar burnumuzun dibinde. Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi ile işbirliği yapan Bigelow Aerospace adlı şirketin kurucusu Robert Bigelow, uzaylıların aramızda olduğunu söyleyerek şok bir iddiada bulundu. Böylece uzaylıların Dünya'da var olduğuna dair iddialara bir yenisi daha eklendi. ARAMIZDA OLDUKLARINA KESİNLİKLE EMİNİM Dünya üzerinde UFO'ların mevcudiyeti bulunuyor. diyen Bigelow, uzaylıların varlığı konusunda oldukça ilginç ve büyük bir tartışma başlattı. CBC News televizyon kanalında yayımlanan 60 Minutes adlı programa konuşan şirketin kurucusu Bigelow, Uzaylıların aramızda olduğundan kesinlikle eminim diyerek herkesi şaşırttı. Daha önce Dünya dışındaki uygarlıkları bulmak için milyonlarca dolar para harcadığını söyleyen Bigelow'un, harcadığı para miktarına dair bilgi vermemesi dikkatleri çekti. Bigelow, insanlığın uzaydaki gelecek misyonu hakkında sorulan sorular karşısında, Uzaylıları bulmak için çok uzaklara gitmeye gerek yok. Onlar tam olarak burnumuzun dibinde diyerek dinleyenleri heyecanlandırdı. 'BANA DELİ DİYEBİLİRLER' Programı sunan Lara Logan, Bigelow'a kamu içinde uzaylılara inandığını söylemesinin riskli olup olmadığını sordu. İnsanların sizin deli olduğunuzu düşünmesinden korkmuyor musunuz? sorusu karşısında Bigelow, Umurumda değil. Bunlarla ilgilenmiyorum dedi. Henüz uzaylıların varlığını kabul etmeyen NASA ile çalışmış bir şirketin bu tür iddialarda bulunması kafaları karıştırdı. 1999'dan beri uzay alanında çalışmalarını sürdüren şirketin amacı şişirilebilen malzemelerin kullandığı uzay istasyonları yapabilmek. NASA'nın ortaklık kurduğu şirket, daha önce sadece bin 400 kilogram ağırlığındaki BEAM modülünü geliştirmişti. BEAM, Uluslararası Uzay İstasyonu'nda kullanılan ilk şişme modül olmuş ve istasyonun neredeyse 13 metre kare kadar genişlemesini sağlamıştı. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/nasa-plutondaki-buyuk-kesfi-acikladi/", "text": "NASA, Plüton gezegeninde mavi bir gökyüzü ve buz halinde su bulduğunu duyurdu. NASA, bugün uzay aracı New Horizons tarafından çekilen Plüton'un yeni fotoğraflarını yayımladı. New Horizons ekip lideri bilim adamı Dr. Alan Stern yaptığı açıklamada, Plüton'daki mavi gökyüzünün göz kamaştırıcı olduğunu ifade etti. Stern, gezegendeki mavi gökyüzünün, etrafındaki puslu katmanın büyüklüğü ve yapısı hakkında bilgi verebileceğini söyledi. Fotoğraflarda ayrıca gezegenin yüzeyinde çok sayıda buz parçacıklarının bulunduğu görülüyor. Plüton'un daha önce yayımlanan fotoğraflarında gezegenin yüzeyinde kum tepecikleri olduğu sanılan yükseltiler, vadiler, yüzen buz kütleleri ve etrafında puslu bir katman görülmüştü. Araştırmacılar, Plüton'da dağ benzeri yapıların bulunduğunu ve buzlarla kaplı dağların 3 bin 400 metrelik yüksekliğe sahip olduğunu açıklamıştı. Dağların yaşının 100 milyon yıldan daha genç olduğunu tahmin eden araştırmacılar, Bu da cüce gezegenin jeolojik olarak aktif olduğunu gösteriyor değerlendirmesi yapmıştı. Güneş Sistemi'ndeki yolculuğuna 19 Ocak 2006'da Florida'daki Cape Canaveral uzay üssünden fırlatılarak başlayan New Horizons, 9 yıl 6 aydır görev yapıyor. New Horizons, Plüton dışında uyduları Charon, Styx, Nix, Kerberos ve Hydra'da da keşiflerde bulunuyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/nasanin-tavsiye-ettigi-faydali-bitkiler/", "text": "Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi bu kez farklı bir konu ile karşımızda. NASA, 1980'li yıllarda ABD'li müteahhitler ile yaptığı ortak çalışma sonucu tespit ettikleri ortamdaki kimyasal maddeleri azaltan bitkileri açıkladı. Kapalı ortamlarda yaşayan ve çalışan insanları en büyük sorunlarında biri olan kapalı mekan temizliğinin önemine dikkat çeken çalışmada, hangi bitkilerin kullanılarak ortamdaki kimyasal madde yoğunluğunun azaltılabileceği belirtildi. ABD'li müteahhitlerle yapılan Temiz Hava isimli çalışma sonrası elde verilere göre Çiçekçinin Annesi ve Barış Zambağı cinsi çiçeklerin en iyi temizleyiciler olduğu, havadaki trikloroetilen, formaldehit, amonyak gibi maddeleri temizlediği ifade edildi. NASA ev için ise her 30 metrekarelik alan için Peygamber Kılıcı, İngiliz Lily ve Flamingo Lily cinsi çiçekleri kullanmanın ortamı daha temiz hale getireceği ifade edildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/nasil-basarili-bir-twitch-yayincisi-olunur/", "text": "Teknolojinin gelişimiyle beraber insanlığın izleme alışkanlıkları da değişim gösteriyor. Bugün birçok yayıncı büyük mecralar kadar etki alanına sahip oluyor. BBL Kurucu Ortağı Kemal Can Parlak, yayıncılık alanında kariyer hedefleyenler için başarıya ulaşmanın yollarını aktardı. Günümüzde espor endüstrisinin büyümesiyle yayıncılık yeni bir kariyer alanı olarak karşımıza çıkıyor. Yayıncılar içeriklerinde zaman zaman belli bir alana odaklanırken zaman zaman da genel bir perspektif çizebiliyor. Yayıncılık alanında başarı elde etmek isteyen birçok kişi ise ne yapması gerektiğini tam olarak bilmiyor. BBL Kurucu Ortağı Kemal Can Parlak; başarılı bir yayıncı olmanın kilit noktaları olarak teknik donanımı, özgün içeriği, interaktif yayını ve kendini güncellemeyi / trend hakimiyetini gösteriyor. Özgün içerik yayıncı olmak için neden önemli? Başarılı bir yayıncı olabilmek için özgün içerikler üreterek önemli bir farklılaşma yaratmak gerekiyor. Teknik donanımlara yapılan yatırımlar yayıncılar için maddiyatı oluştursa da özgün içerik üretebilme gibi kabiliyetler de kişinin yaratıcılığına dayanan hususların başında geliyor. Ayrıca yayın süresince güncelliği korumak için kendini tekrar etmemek büyük önem taşıyor. İnteraktif yayının Twitch'te başarıya katkısı Esasında yayınların olmazsa olmazını izleyiciler oluşturuyor. Yayınlara olabildiğince izleyicileri de dahil etmek karşılıklı etkileşimi oldukça artırıyor. Özellikle sohbetteki akışı takip etmek ve oradaki geribildirimlere anlık olarak reaksiyon verebilmek gerekiyor. Böylece yayınlar interaktif bir hale gelirken izleyicilerle yayıncı arasındaki ilişki bir bütün haline geliyor. Aradaki bariyerler kalktığında herhangi bir kriz durumunu önleme, izleyiciyi aktif tutuma gibi konular hızlıca çözülerek yayıncı ve izleyici arkadaş havasında bir iletişim kurabiliyor. Yayın hayatında güncel kalmak ve trend hakimiyeti Standarttan kaçınmak ise en önemli yayıncılık yeteneklerinden biri. İzleyiciyle sürekli olarak paylaşılacak içeriği güncel tutmanın ve öğrenmeye açık olmanın yayın gelişimini sağlayan en etkili yöntemlerden olduğunu düşünüyorum. Yayıncılık kariyerinde başarılı olan kişilerin ortak özelliğinin kendini güncel tutma becerisine sahip kişiler olduğunu gözlemlemekteyim. Ayrıca yayıncının izlemesi keyifli bir eğlence anlayışına ve hazırcevaplık gibi karakteristik özelliklere sahip olması yüksek bir iletişim becerisi olarak karşımıza çıkarken, aktif olarak kendini güncel tutmaya çalıştığında bu özelliklere sahip olmak daha da büyük bir değer kazanıyor. Teknik donanım yayıncı olmak için önemli mi? Yayıncıların ciddi bir izleyici kitlesine ulaşabilmesi için gerekli olan unsurların başında 'teknik donanım' geliyor. Özellikle yayınların ses ve görüntü kalitesinin iyi olması yayıncıları bir adım daha öne çıkarıyor. Bu noktada mikrofon ve kamera gibi donanımlarla birlikte, arka plan gibi detayların görsel anlamda doyurucu olması gerekiyor. Ayrıca yapılan yayınlarda donma ve kesilme gibi teknik aksaklıkları da mümkün olduğunca en düşük seviyeye indirmek adına kaliteli ekipmanlara ihtiyaç duyuluyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/nasilsin-sorusunun-altinda-yatan-gercek/", "text": "Bir arkadaşım vardı. Bu arkadaş memleketin doğusundan. İstanbul'a çalışmaya gelir, kazandığı paraları memleketinde hanımına yollar ve 2 çocuğunu yetiştirmek için büyük çaba sarf ederdi. Bir gün karısının kendisini aldattığını öğreniyor. Kendisine iki çocuk doğurmuş bir kadın, eşine ve çocuklarına bakabilmek adına uzaklara çalışmaya gitmiş bir adam. Töreyi reddetmiş. Almış çocuklarını bir sahil kasabasında çadır kurmuş. Bildiğiniz çadır. Çocuklarıyla orada yaşardı. Sonra barınmak için küçük de olsa bir evi oldu. Çalışmayı reddetti. İnsanın insana kulluğunu reddetti. Ekmeğini dağdan çıkardı. Bir oğlu aldatan annesini öldürmediği için babasına düşman oldu, çekti gitti bilinmezlere. Diğeri okudu, yoktan bir hayat yarattı ve o hayata tutundu. Bir gün sohbet ediyoruz, sen bana hiç nasılsın demedin dedi... Şaşırmıştım, biraz da utanmıştım. Anlatmaya başladı. İnsanlar riyakar. Kendilerinden aşağı gördükleri veya acı çektiklerini düşündükleri insana nasılsın diye soruyorlar. Büyük bir iki yüzlülük var bunda. Oysa kendilerine eşit veya üstün gördükleri kişilere merhaba diyorlar. Sen bana hep merhaba dedin, diğerleri nasılsın diye soruyorlar. Ben de onların gözünün içine baka baka merhaba diyorum demişti. o gün bu gün ben kimseye nasılsın demiyorum. nasılsın diye soranlara da merhaba diyorum. Benim için nasılsın sorusunun en harbi cevabı merhabadır. HT: EkşiSözlük biyolojik saat tamircisi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/natalie-portmandan-dunyaya-donen-astronotun-hikayesi-lucy-in-the-sky/", "text": "Uzayda bir görev sonrası Dünya'ya dönen ve bir meslektaşıyla ilişkiye başlayan evli bir astronot. Epey ilginç bir konu. Başrolde de Natalie Portman var. Lucy In The Sky filminin konusu ise şöyle: Lucy Cola, uzayda astronot olarak görev alan bir kadındır. Ancak Lucy, görevden dönmesinin ardından yaşama çok kolay uyum sağlayamaz. Hayatını değiştiren bu uzay deneyimi, algılarında farklı sonuçlar doğurur. Lucy, yavaş yavaş gerçeklik ile olan bağlarını koparmaya ve kocasından uzaklaşmaya başlar. Bu süreçte Lucy, merakını cezbeden başka bir astronot olan Mark Goodwin ile ilişki yaşamaya başlar. İkilinin hızlı başlayan ilişkisi, kısa sürede ilk darbeyi alır. Lucy, Mark'ın niyetinin, Lucy'nin sıradaki uzay yolculuğunu baltalamak olduğundan şüphelenmeye başlar. Uzaya bir daha çıkabilmek için her şeyi göze almaya hazır olan Lucy, bu uğurda oldukça tehlikeli adımlar atmaya karar verecektir... Mad Men, Million Dollar Arm, Tam Gaz, Yakalandın gibi yapımların başarılı ismi Jon Hamm'in Mark Goodwin karakterini canlandırdığı filmin zengin kadrosunda; Deadpool 2de izlediğimiz Zazie Beetz, Legion dizisinin ve Güzel ve Çirkin filminin yakışıklı oyuncusu Dan Stevens, Oscar ödülü sahibi yıldız Ellen Burstyn, Fear the Walking Dead ile tanınan Colman Domingo ve The 10th Kingdom mini dizisinden hatırladığımız Jeremiah Birkett yer alıyor. Filmin yönetmen koltuğunda ise Fargo ve Legion dizilerinin yaratıcısı Emmy ödüllü yönetmen ve senarist Noah Hawley oturuyor. Film, 2006 yılında Uluslararası Uzay İstasyonu için robot uzmanı olarak uzaya çıkan Lisa Nowak'ın gerçek hikayesine dayanıyor. Bir yıl sonra, Nowak, Orlando havaalanında ABD Hava Kuvvetleri'nden Kaptan Colleen Shipman'ı kaçırmaya teşebbüs ettiği için tutuklandı. O sırada Shipman, Nowak'ın eski erkek arkadaşı olan astronot William Oefelein ile çıkıyordu. Nowak aleyhindeki suçlamalar daha sonra, savcıların Nowak'ın elinde bulunan ve Shipman'ı bedensel olarak yaralamayı hedefleyen silahlar bulunduğunu gerekçesiyle cinayete teşebbüs etmeye çevrildi. Yaşananların ardından, Nowak ve Oefelein NASA'dan kovuldu. Film dünya prömiyerini önümüzdeki ay içinde Toronto Uluslararası Film Festivali'nde gerçekleştirecek. Ardından 4 Ekim tarihinde Amerika'da seyircilerinin karşısına çıkacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/natalie-portmanin-elbise-eylemini-paylasmistik-ama-tuhaf-bir-gercek-ortaya-cikti/", "text": "Natalie Portman'ın Oscar törenine katıldığı kıyafeti haber yapmıştık. Natalie Portman'ın Ceketli Tepkisi: 77 Yılda Sadece 5 Kadın En İyi Yönetmen Adayı Oldu diye bir başlığımız da vardı. Ünlü oyuncu Natalie Portman, Oscar'da En İyi Yönetmen kategorisinde hiç kadın aday olmamasını protesto etmek için, elbisesinin üzerine, kadın yönetmenlerin adlarının yazılı olduğu bir ceket giyerek kırmızı halıda yürüdü, diye vermiştik haberi. Bu da giydiği o kıyafet. AMA BİR GERÇEK ORTAYA ÇIKTI. Natalie Portman'ın yapım şirketinin çalıştığı KADIN YÖNETMEN SAYISI:1 çıktı. O DA KENDİSİ... Yani Natalie Portman'ın protesto etmesi gereken ilk kişi kendisiymiş. MeToo akımını başlatan McGowan durumu şöyle anlatmış: Oldukça uzun kariyerin boyunca sadece iki kadın yönetmenle birlikte çalıştın, ki bunlardan biri sendin. Bir yapım şirketin var ve tam olarak bir tane kadın yönetmeni işe aldı, bu da sensin. Sizin tarzınızdaki aktrislerin derdi ne? Siz çok ünlüler sorunun kendisi olmak yerine bir tavır takınsaydınız dünyayı değiştirebilirdiniz. Evet, sen Natalie. Sorun sensin. Sorun ikiyüzlülük. Sorun diğer kadınlar gösterilen sahte destek sözlerini dile getirdi. Fotoğraflar: Reuters / Getty Images"} {"url": "https://www.thegeyik.com/nazar-bilimsel-olarak-ispatlandi/", "text": "İngiltere Leeds Üniversitesi parapsikoloji bölümünün yaptığı bir deneye göre nazarın varlığı bilimsel olarak ispatlandı. Leeds Üniversitesinde yapılan psişik güçleri olduğunu iddia eden renkli gözlere sahip 6 denekle yapılan psikokinezi deneyinde, deneklere bir hafta boyunca seçilen bazı nesnelere odaklanması istendi. 2 hafta sonucunda nesnelerin bazılarında morfolojik ve biyokimyasal değişiklikler saptanırken, özel olarak tasarlanmış hassas makinalar, deneklerin gözlerinden çıkan hassas bir frekanstan yayılan elektromanyetik dalgalar tespit ettiler. SADECE RENKLİ GÖZLÜ İNSANLARDA MEYDANA GELDİ Leeds Üniversitesi Parapsikolji bölümü başkanı Arthur Gall, araştırma ile ilgili olarak yayınladığı makalede maddede medyana gelen değişikliklerin sadece renkli gözlere sahip insanlarda var olan renkli fotoreseptörlerden yayılan beta ışınımlarından kaynaklandığını belirtti. KEMGÖZ GERÇEĞİ! Science dergisi araştırmayı, mayıs sayısının kapağına Kemgöz Gerçekliği başlığı ile duyururken, dergi konu ile ilgili birçok bilim insanın görüşlerine yer verdi. kaynak:haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/nazim-hikmetin-annesiyle-yahya-kemal-arasindaki-aski-anladigi-an/", "text": "Muallimim oldunuz ama babam olamayacaksınız! Yazar Aysel Hacır, Nazım Hikmet'in annesi Celile Hanım ile şair Yahya Kemal arasında yaşanan aşktan yola çıktı ve Celile Hanım romanını kaleme aldı. Başında Kavak Yelleri esen, babasından henüz ayrılmış olan annesini deli gibi kıskanan bir gencin cümlesi... 90 yıl önce telaffuz edilmiş ama unutulmamış, hatta Türk edebiyatında yer etmiş bir cümle. Neredeyse bir asır önce yaşanmış olan bir aşkın sonunu getiren bir cümle belki de... Nazım Hikmet'in annesi, ressam Celile Hanım ile Yahya Kemal'in nihayete eremeyen aşkını bitiren cümle: Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz. Alman ve Polonyalı paşaların torunu 1884'de Polonya ihtilalinden kaçan Borcenski, Osmanlı'ya sığınır. Türk tebaasına geçer ve Mustafa Celaleddin adını alır. Üst düzey bir Osmanlı paşası olan Mustafa Celaleddin'in oğlu Enver; Alman asıllı Müşir Mehmet Ali Paşa'nın kızı Leyla ile evlenir. Celile bu evlilikten doğar. El bebek gül bebek yetiştirilen, mürebbiyelerle büyütülen bir kızdır. Güzelliği dillere destandır. Dikkat çeken tek özelliği bu değildir üstelik, babası Enver Paşa'nın saraydaki yaverlik döneminde saray ressamı sıfatıyla İstanbul'da bulunan Fausto Zonaro'dan ders almış bir ressamdır. Celile 1900'lerin başında, dönemin valilerinden Nazım Paşa'nın oğlu Hikmet ile evlenir. İki de çocukları olur: Nazım ve Samiye... Celile çocuklarını büyütürken, söz konusu aşkın diğer kahramanı Yahya Kemal de Paris'tedir. II. Abdülhamid'in neredeyse herkesin peşine bir hafiye takıp saraya jurnallettiği dönemde, kendini hiç düşünmeden Messagerie Maritime'in Memphis gemisine atmıştır. Tek kelime Fransızca bilmeden hem de... Selanik limanında yolunu kesen gizli polislere Efendi, ben Avrupa'ya kaçıyorum, orada Sultan Abdülhamid aleyhinde yazı yazacağım. Bu gemiden inmem, indirmek elinizdeyse indiriniz cevabını vermiştir. 16 yaşında gittiği Paris'ten 28 yaşında döndü Paris'te Türk edebiyat ve fikir adamlarını bulur; Meaux Koleji'ne yatılı olarak yazılır. Fransızcayı iyice öğrendikten sonraki durağı ise Ecole Libre de Sciences Politiques'in Dış Siyaset bölümü olur. Gerek tarihte gerekse şiirde zihnimin teşekkülünü bu döneme borçluyum dediği Paris serüveni, Meşrutiyet'in ilanından dört yıl sonra, 1912'de sona erer. Henüz 16 yaşında, bir bilinmeyene doğru yol almak için terk ettiği ülkesine, 28 yaşında ve şiirde Türk kimliğine ulaşmayı şiar edinmiş olarak döner. Açlık grevindeki eski sevgiliyi görmezden geldi Celile Hanım ile Yahya Kemal'in ayrılıklarının üzerinden yıllar geçer, herkes kendi yoluna gider. Yahya Kemal elçilik göreviyle bir süre Avrupa'da kalır, sonra milletvekili olarak Meclis'e girer. Celile Hanım Paris'te resim çalışıp İstanbul'a döner, İbrahim adında bir paşazade ile kısa bir evlilik geçer başından. Ayrılıklarından 19 yıl sonra, 1938'de yeniden bir mektup yazar Yahya Kemal'e... Ama ne aşk vardır bu kez içinde ne de tutku. Oğlu Nazım Hikmet büyük bir şairdir artık ve dünya görüşü nedeniyle dönemin iktidarı tarafından hapislerde süründürülmektedir. Cumhuriyetin 15'inci yılı nedeniyle bir af tasarısı gündemdedir, o sıralarda Bursa Hapishanesi'nde bulunan Nazım da bu aftan yararlansın diye destek bekler Yahya Kemal'den. Maziden gelen bir ses olarak imzaladığı mektubunda Onu himaye ederek kanayan bir anne yüreğini kurtarınız diye yalvarır. Ama cevap alamaz. Ne evet ne hayır... Yahya Kemal susmayı seçer. Bir başka rivayet daha vardır. Artık gözleri zor seçen Celile Hanım, 1950 yılında oğlunun hapisten kurtulabilmesi için Galata Köprüsü'nde açlık grevine başlar. Köprüden geçen Yahya Kemal onu görür ama görmezden gelir, geçip gider. Celile Hanım 1956'da göçüp gider bu dünyadan, Yahya Kemal ise ondan iki yıl sonra... Geriye edebiyat dünyasında dilden dile dolaşan, hüzünlü bir aşk hikayesi kalır. Ne büyük aşkıyla evlendi, ne de bir başka kadınla... Bu ikilinin yolu 1916'da bir Bektaşi dergahında kesişecektir. Celile Hanım kıskançlık krizleri nedeniyle eşi Hikmet Bey'den ayrılmak üzeredir. Her ikisinin de Bektaşilikle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Yahya Kemal'i Yakup Kadri, Celile Hanım'ı ise bir dostu götürmüştür Çamlıca Bektaşi Dergahı'na. Kaderin oyunu da denebilir, öylesine bir rastlantı da... Yahya Kemal Telaki şiirinde şöyle anlatacaktır: Yollarda kalan gözlerimin nurunu yordum, Kimdir o, nasıldır diye rüzgarlara sordum, Hulyamı tutan bir büyü var onda diyordum, Gördüm: Dişi bir parsın ela gözleri vardı. Kıskanç bir aşık Dişi parsın ela gözlerine sahip olan Celile Hanım'la ondan dört yaş küçük olan Yahya Kemal büyük bir aşka düşerler o günden sonra. Şair, o sıralarda Heybeliada Bahriye Mektebi'nde ders de vermektedir. Öğrencilerinden biri ise sevgilisinin oğlu Nazım'dır. Eşinden boşanan Celile Hanım, sevgilisinin peşinde Ada'yla Nişantaşı'ndaki evinde mekik dokurken, Yahya Kemal de hafta sonları annesinin evine çıkan Nazım'a özel ders vermek üzere Nişantaşı'ndaki eve gelir. Yahya Kemal hem tutkulu hem de kıskançtır. Ruhunu bir burgaç gibi sıkan, Bunca yıllık kocasını bırakan kadın, bir gün beni de bırakır korkusudur belki de... Kirpikleri süzgün o ihanet dolu gözler / Rikkatle bakarken bile bir fırsatı gözler şaire göre... Ada'da olduğu bir akşam, Nişantaşı'ndaki sevgilisinin bir partiye gittiği şüphesi düşer yüreğine. Ne vapur vardır o saatte ne de motor. Zar zor bir kayıkçı bulur, Hastam var diye ikna eder. Git gide artan lodos ve balıkçının söylenmeleri eşliğine şehre varır. Nişantaşı'na geldiğinde neredeyse gece yarısı olmuştur. Kapıcıyı uyandırır, Celile Hanım evde mi? diye sorar. Evde cevabı kesmez onu, Çık der, Bir daha bak. Kapıcı çıkar, gelir haber verir: Uyuyor. Yahya Kemal o geceyi, apartmanın karşısındaki meyhanede geçirir. Sabah olunca da doğru sevgilisinin yanına gider. Celile Hanım durumu öğrenir ancak çok aşık bir kadının müsamahasıyla sarılır sevgilisine. Ancak genç Nazım hocasıyla annesinin aşkından memnun değildir. Bir gün hocasının pardösüsünün cebine şu notu bırakır: Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz. Nazım; her ne kadar Sana arzu ettiğin gibi ne zaman yuva yapacağım? Canımın içi, pek göreceğim geldi. Karıcığın Celile diye mektuplar yazdığının farkında olmasa da; annesinin Yahya Kemal ile evlenmeyi hayal ettiğini anlamıştır. Acaba Yahya Kemal'in bu fikirden kaçtığını da anlamış mıdır? Yakup Kadri'ye Bu kadar dile gelmiş bir kadınla ben nasıl evlenebilirim? Sonra herkes bana ne gözle bakar? dediğini? Celile hanım hazırlıkları neredeyse tamamlamıştır. Yahya Kemal'in damatlık gömlekleri bohçalara konur, evi için eşyalar alınır, eşe dosta haber verilir. Özür dilerim, evlenemem Ve bir sabah kendisini beklerken Yahya Kemal'in mektubu gelir; onunla evlenemeyeceği için özür dileyen upuzun bir mektup... Celile Hanım okuduklarına inanamaz ama olmuştur işte, büyük aşkı son anda evlenmekten vazgeçmiştir. Celile, Paris'te alır soluğu; Yahya Kemal ise İstanbul'da kalır. Bundan sonra hayatına başka kadınlar da girecek ama hiçbiriyle evlenmeyi düşünmeyecektir. Kimilerine göre yaptığı hatanın farkına varmış ve kendini cezalandırmıştır. Değil evlenmek, bir ev sahibi olmayı bile reddeder. Hayatı otel odalarında, geçici evlerde, pansiyonlarda geçer... Bir gün Cahit Tanyol'a şunları anlatır: Şair, büyük edip olmaktan daha öte önemli üç şey var: Birincisi evlenip bir yuva kurmak, ikincisi bir ev sahibi olmak, üçüncüsü bir tarafta kimseye muhtaç olmayacak kadar parası bulunmak. Ben bunların üçünü de yapamadım. Akşam oldu mu dostlar dağılır, evlerine gider. Ben şu otel odasında yalnızlığı bütün dehşetiyle duyarım. Ne şiir, ne kitap ve ne dostlarım beni bu korkunç yalnızlıktan çekip alabilirler... Öldüğünde, evraklarının arasından kurumuş bir çiçek çıkar. Bir de not: Aşkından vazgeçemediğim kadının, o veda gecesi nadide göğsünden aldığım çiçektir... 1919. Bu, birbirlerini son kez gördükleri yıl olacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ne-starbucks-bardagi-ne-de-su-sisesi-gottaki-asil-hata-burada/", "text": "Game of Thrones'un son sezonunun çekimleri 2 yıl sordu ama en çok hata da bu bölümlerde oldu. Geçtiğimiz bölümlerde Starbucks bardağını masada görmüştük. Eli olmayan Kral Katili Jamie Lannister'ın elini de unutmuşlardı. Son bölümde de su şişesini de unutmuşlardı. Night King ile olan savaşta Dothraki ordusu ve Lekesizler aslında epey bir zarar görmüştü, hatta çoğu ölmüştü ama son bölümde bir anda ortalık asker doldu hatırlarsanız. Nereden çıktılarsa... Neyse bu konuya girmeyelim... Konu Lekesizler'in cinsel organlarının kesilmesiyle alakalı. Olay onların Tyrion'ı götürme anında. 🙂 Pipisiz olan lekesizleri Tyrion'ı götürürken çekmişler. O da ne? We have a PİPİ. Bu görüntü dizinin son bölümü sonrası mutsuz olanları bir nebze olsun güldürdü 🙂 Bir yandan da yılların dizisinde böyle hatalar olmasına da ayrıca üzüldük."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ne-zaman-evlenmemeli/", "text": "Yazar Betül Ak Örnek, 'Evliliğin Üç Hali' isimli kitabında evlilik ve buna bağlı biçimde tüm ilişkiler üzerine yaptığı tespitlerle evliliği her boyutuyla ele alıyor ve üç ayrı bölümde evliliğin her aşamasını sağlıklı bir şekilde yaşamamız için ipuçları veriyor. Evlenmek için en doğru zamanın bir netliği yoktur. İnsan canlısı kendi biricikliği içinde farklı kişilik ve hayat şartlarında mücadele verirken ortak noktada doğru bir zaman olamaz ama bazı koşullar var ki o koşullara ulaşmadan evlenmek sağlıklı karar değildir. Sağlıklı bireyler kendini ve partneri hazır olduğunu hissettiğinde evlilik düşünürler ama adaylardan birinin normalden farklı bir durumdayken verdiği evlilik kararı doğru bir karar olamaz. Hangi Durumlar Evlilik Kararı Almak İçin Doğru Zaman Değildir? Sevdiğin birini kaybetmişken Mutsuzken Yaşım geçiyor evlenemem diye düşünürken Kafan karışık olduğunda Ailen ve akrabalarının baskısından kurtulmak istediğinde Çocuk sahibi olmak için Ailenle yaşadığın bir sıkıntı anında kurtulurum mantığındayken Maddi olarak sorunlar yaşadığında sorumluluktan kurtulma düşüncesindeyken"} {"url": "https://www.thegeyik.com/neden-1-nisanda-saka-yapilir/", "text": "1 Nisan Şaka Günü, her yılın 1 Nisan günü kutlanır. Genelde şaka gününde insanların birbirine şaka yapması gelenek haline gelmiştir. Nisan 1 şakası hakkında farklı kültür, inanç ve dillerde efsaneler bulunmaktadır. Fransa : 1564 yılında Fransa kralı IX. Charles yılbaşını 1 Nisan'dan 1 Ocağa aldırır. Bu arada 1 Nisan'ı sene başı olarak kabul etmeye devam edenlerle alay etmek amacı ile yapılan şakalar, bir süre sonra gelenek haline gelir. 1 Nisan'ı yılbaşı kabul edenlere ise Nisan Balığı adı verilir. Nisan 1 veya Nisan Balığı, Hollanda, Belçika, Kanada, ABD, İsviçre, Japonya dahil dünyanın pek çok yerinde tanınmaktadır. Nisan 1 ile ilgili başka bir efsane de Pagan kültüründe 1 Nisan'da kutlanan Fous bayramıdır. Antik Roma'da Hilarya adıyla benzer bir bayram da kutlanmaktadır. Hindistan'da ise bu bayram 31 Mart'ta Holi adıyla kutlanmaktadır. 1 Nisan'ın Kökeni 1564 yılında Fransa kralı IX. Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının 1. gününe aldı. Daha önce Avrupa'da yaygın olan yıl başlangıcı 25 Mart'tı. O zamandaki iletişim şartlarıyla Charles'in bu kararı fazla yayılmadı. Duyanlar ise protesto amaçlı eski adetlerine devam ettiler. 1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler. 1 Nisan'a aptallar günü adını verdiler. Bu günde herkese sürpriz hediyeler verdiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kültürlerinin bir parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya bir şaka günü olarak yayıldı. Wikipedia"} {"url": "https://www.thegeyik.com/neden-gece-2300-ile-0200-arasinda-uyuyor-olmaliyiz/", "text": "Gribal salgın tüm hızıyla etkisini gösterirken bağışıklık sisteminin güçlü olması, korunmada kilit rol oynuyor. Bu noktada sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizle birlikte sağlıklı bir uyku da, kuvvetli bir bağışıklık sisteminin olmazsa olmazı olarak karşımıza çıkıyor! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Nöroloji, Uyku Bozuklukları Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu Sağlıklı uyku, bağışıklık sisteminin de iyi çalışabilmesi için elzem olan bir şey. Düzensiz ve sağlıksız uykunun; bağışıklık sistemindeki bazı proteinlerin sentezinde, dolayısıyla bağışıklık sisteminde çok ciddi sorunlar yarattığını çok iyi biliyoruz diyor. Bağışıklığı kuvvetlendirip hastalıklarla savaşmada önemli bir rol oynayan sağlıklı uykunun, bazı yanlışlarla faydasını azalttığımızı da vurgulayan Prof. Dr. Murat Aksu, yaptığımız 9 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Kış aylarının olmazsa olmazı gribal salgın, bu yıl çeşit çeşit virüsler ve bakterilerin yol açtığı hastalıklarla çok daha ciddi risk oluşturuyor. Boğaz ağrısı, öksürük, baş ağrısı, yüksek ateş, kas ve eklem ağrıları derken gribal enfeksiyonlara benzer şikayetlerle kendini gösteren hastalıklardan korunmada alacağımız basit ama etkili tedbirler hayati önem taşıyor. Sağlıklı beslenme, hijyen ve düzenli egzersiz gibi etkili önlemlerden biri de sağlıklı uyku! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Nöroloji, Uyku Bozuklukları Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu, yapılan bilimsel çalışmaların, sağlıklı uykunun hastalıklardan korunmada ve bağışıklığın kuvvetlendirilmesinde çok önemli bir rol oynadığını ortaya koyduğunu belirterek Uykunun en önemli işlevlerinden biri, vücudumuzda gündüz uyanıkken yapılamayan bazı sentezlerin, bazı biyokimyasal reaksiyonların uyku sırasında yerine getirilmesidir. Uyku sırasında hem santral sinir sisteminde hem de organizmanın diğer organlarında bulunan bazı toksik maddeler vücut dışına atılabiliyor. Sağlıklı ve yeterli uyku, bağışıklık sisteminin de iyi çalışabilmesi için elzem olan bir şey diyor. Sağlıksız ve yetersiz uyku ciddi sorunlara yol açıyor! Sağlıksız ve yetersiz uyku, bağışıklık sistemindeki bazı proteinlerin sentezinde ve bağışıklık sisteminde ciddi sorunlara yol açarken, hem hastalıklara zemin hazırlıyor hem de hastalıkların iyileşme sürecini yavaşlatıyor. Prof. Dr. Murat Aksu; uykunun olumlu etkilerini gerçek anlamda gösterebilmesi için de bazı kurallara dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, o kuralların başında, melatonin hormonunun yeterince salgılanmasının geldiğini söylüyor. Zira yapılan bilimsel çalışmaların, karanlıkta salgılanan melatonin hormonunun bağışıklığı kuvvetlendirdiğine, eksikliğinin ise bağışıklığı olumsuz etkilediğine işaret ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Murat Aksu Melatoninin önemine dair çok önemli araştırmalar var. Melatonin hormonunun salınabilmesi ve melatonin hormonunun diğer hücreler üzerine olumlu etkisinin görülmesi için karanlık ortam şarttır. Eğer ışık varsa, ışığa maruz kalırsak ya da tablet, telefon, bilgisayar ve televizyon ekranlarından yansıyan mavi ışığa maruz kalırsak, beyin mavi ışığı gün ışığı olarak algıladığı için melatonin salınımı birdenbire kesilir ve uykumuz bölünür, melatoninin salgılayacağı olumlu etkilerden yoksun kalırken, olumsuz etkilerine de maruz kalırız. Bilimsel araştırmalar; melatonin eksikliği olan kişilerde gribal enfeksiyonların ve bakteriyel hastalıkların daha fazla görüldüğünü ve hastalığın daha ağır geçtiğini ortaya koyuyor diyor. Gece 23:00-02:00 saatleri arasında uykuda olmak şart! İdeal uyku süresinin kişiden kişiye değişmekle birlikte, her sağlıklı insanın en az 6 saat uyuması gerektiğini belirten Prof. Dr. Murat Aksu, özellikle gece 23:00 ile 02:00 saatleri arasında uykunun çok önemli olduğunu vurgulayarak Gece 23:00 ile 02:00 arasında organlarımızın farklı şekilde çalışması söz konusudur. Melatonin hormonu da özellikle bu saatler arasında daha fazla salgılanıyor. Eğer başka bir zorunluluk yoksa bu saatler arasında uykuda olunması çok önemlidir diyor. Bu yanlışlardan kaçının! - Gece lambası kullanmak ya da perdeyi aralayarak uyumak - Televizyon karşısında veya sesli ortamda uyumak - Tablet, bilgisayar, televizyon ekranlarından yansıyan mavi ışığa maruz kalmak - Çok sıcak ortamda uyumak - Gece geç saatte yatıp 23:00-02:00 saatleri arasında uyanık olmak - Yatak haricinde bir yerde uyumak - Uykudan önce vücudun ve beynin dinlenmesini engelleyici faaliyetlerde bulunmak - Uykudan birkaç saat önce kafeinli içecekler içmek ve yemek yemek - Sorunları düşünerek yatağa girmek"} {"url": "https://www.thegeyik.com/neden-leonardo-dicaprio-oscari-kazaninca-biz-kazanmisiz-gibi-sevindik/", "text": "Sanki dünyanın en önemli olayıymış gibi hepimiz Akademi'nin Oscar törenine kilitlendik. Belki de dünyada savaşlar olurken bu yaptığımız biraz şımarık bir hareketti ama insanız, ufak mutluluklar hayata dair umudumuzu arttırıyor. Leonardo DiCaprio'nun Oscar kazanması onu mutlu edebilir, yakınlarını mutlu edebilir, bizi de biraz olsun sevindirebilir ama peki bizler neden sanki Oscar'ı almışız gibi sevindik? Aslında bunun altında çok basit bir duygu yatıyor. Leonardo DiCaprio'nun bundan çok çok önce Oscar'ı kazanması gerektiğini, bu ödüllü hak ettiğini düşünüyorduk. Diğer 5 seferde de Oscar'ı kazanacak kadar iyiydi, hatta çoğumuza göre kazananlardan da iyi performans sergilemişti. Titanic, The Beach, Shutter Island, Inception, Django, The Great Gatsby, The Wolf of Wall Street, Blood Diamond, Catch MeIf You Can, The Aviator vs vs çok sayıda filmde Oscar'ı hak ettiğini düşünüyorduk. The Revenant'ta intikam için yanıp tutuşan Hugh Glass'ın hikayesi ise Leonardo'nun oyunculuktaki zirvelerinden birisiydi. Hak eden birinin hakkını alamaması yalnızca tek kişinin vicdanını değil toplumun da vicdanını zedeliyordu. Ama 88. Oscar Töreni'nde onun adı açıklandığında hem Türkiye'de hem dünyada; o haklının, işini hakkıyla yapanın ödüllendirilişini izleyince hepimiz mutlu olduk. Bunda Leonardo'nun gözlerimizin önünde her sene işini daha da iyi yaparak büyüyen sarışın yakışıklı çocuk olması da etkili tabii. Bizi tam olarak mutlu edense bu üstte anlattığımız hak etme olgusu. Hepimiz bazen haksızlığa uğruyoruz, hiç hak etmeyenler bizim dişimizle tırnağımızla hazırladığımız işlerin kaymağını yiyor. Bu sefer hak eden birinin bu ödülü alması hepimizin bir gün hak ettiklerimize kavuşacağımıza olan inancımızı tazeledi. Bugün Leonardo DiCaprio, yarın biz!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/nefesinizi-kesecek-dunyanin-en-tehlikeli-14-yolu/", "text": "Hız trenine binmiş, bungee jumping yapmış veya bu tarz heyecan ile korku duygularını aynı anda yaşatacak şeyler yapmış herkes yüreğin ağza gelmesi terimini en azından bir kere kullanmıştır. Fakat bu eğlence, kilometrelerce rakıma sahip bir derinliğin, uçsuz bucaksız bir çölün, suyun üzerine veya hatta suyun altına inşa edilmiş olan otoyolların yanında gerçekten hiçbir şey. Sizinle dünyada hayal edilmeyecek yerlere inşa edilmiş otoyolları paylaşıyoruz. Gerçekten korkunçlar! Guoliang Tüneli, Çin Guolian Tüneli 1.2 km uzunluğundadır ve sıradağların içine aynı adı taşıyan köye gitmek için inşa edilmiştir. 1970'lerde, bu tüneli köy sakinleri yaptı ve içindeki pencereler sadece el aleti kullanılarak yapıldı. Tünelin genişliği yaklaşık 4 metre, bu nedenle sürücüler inanılmaz dikkatli olmak zorundalar. Maeklong Demiryolu Marketi, Tayland İlk bakışta Maeklong Marketi sadece binlerce tay marketi barındıran normal bir market izlenimi veriyor, ta ki market stantlarının tam içinden geçen bir tren düdüğü duyana kadar. Satıcılar saatte yaklaşık 15 km hızla hareket eden trene yol açmak için mallarını geri çeker ve çadırlarını birkaç saniyeliğine katlar. Yungas Yolu, Bolivya Yungas Yolu, Bolivya şehirleri olan La Paz ve Coroico şehirlerini bağlar. Deniz seviyesi üstüne kurulmuş 3,300'den 360 metre yüksekliğe doğru azalan yol birçok kavisten oluşur. Yolun dar olması gerçeği dışında, kamyonlar bile birbirlerini sollamayı beceriyor. Fakat, içlerinden biri çoğunlukla hızını düşürerek geride kalmak zorunda. Eyre Otoyolu, Avustralya Otoyola baktığınızda, bunun neresi tehlikeli canım diyebilirsiniz. Fakat, 1,600 km boyunca uzanan sehirden uzak bu Avustralya otoyolu üzerinde olan kazaların sayısı gerçekten çok fazla. Nedeni ise basit: manzara monoton olduğu için sürücüler kullanırken kolaylıkla uykuya dalabiliyor. Nose of the Devil Demiryolu, Ekvator Nose of the Devil demiryolu rakımı 800 metre olan aynı isimli bir kaya üzerine inşa edilmiştir. Son zamanlara kadar, turistlerin burada faaliyet gösteren vagonlar üzerinde gezmelerine izin veriliyordu fakat şuan bu yasaklanmış durumda. Pamban Demiryolu Köprüsü, Hindistan Pamban Köprüsü, aynı adı taşıyan ada ile Hindistana ait anakarayı bağlar. 1964 yılında, köprü Palk Strait'in güçlü rüzgarları tarafından yıkıldı. Bu nedendendir ki şimdi rüzgar ne zaman saatte 55 km hızını aşsa trenler olası tehlike karşısında uyarı sinyali almakta. Karakoram Otoyolu, Pakistan Çin 1,300 km uzunluğundaki Karakoram Otoyolu, dünyanın en yüksek rakımlı uluslararası otoyolu olarak bilinir. Bölümlerinden birinin rakımı 4,600 metreden daha yüksektir. Yazın yağan muson yağmurları genellikle yolu yıkar ve heyelana yol açar. Kışın ise otoyol hava koşulları ve olası çığ durumuna karşı kapalıdır. Passage du Gois, Fransa Bu ünlü yol, Noirmoutier adası ile anakara Fransa'yı bağlar. Fakat akıntı sırasında, yol 4 metre bir su tabakası ile tamamen kaplıdır ve yol sürücülere gün içinde sadece iki kere açıktır. Leh-Manali Otoyolu, Hindistan Leh-Manali Otoyolu, 4'ten 5 km'ye çıkan bir rakıma sahip birçok yüksek dağ geçidi içinde faaliyet göstermektedir. Yol inanılmaz derecede dardır ama bu lokal sürücüleri hıc yapmaktan alıkoymuyor. Tianmen Dağ Yolu, Çin 99 virajlı 11 km uzunluğundaki yol Budist tapınağının bulunduğu Tianmen Dağının tepesine çıkmaktadır. Bazı bölümlerde, iki şerit arasındaki mesafe 200 metreden azdır bu nedenle sürücülerin aşırı dikkatli olması gerekmektedir. Salar de Uyuni içindeki yol, Bolivya Kurumuş Salar de Uyuni içinde yer alan otoyol, 3,650 metre bir rakımda deniz seviyesi üstünde yer alır. Yerel manzara o kadar alışılmadıktır ki, içinde kaybolmak mümkündür ve cep telefonları burada bir işe yaramaz. Tur grubu ile buraya gitmek güvenli olsa da, özellikle geceleri derece -30'a düştüğünden dolayı buraya yalnız gitmekten kaçınmalısınız. Skippers Kanyon'u içindeki yol, Yeni Zelanda Sayısız boşluk ve uçurumlar, dik yokuşlar, asma köprüler ve yolun darlığı Skippers Kanyon'undan geçerken karşılaşacağınız tüm süprizlerden birkaçı. Yerel araba kiralama acentaları bile bu yolu keşfetmeye giden kişilere sigorta sağlamamakta. The James W. Dalton Otoyolu, Alaska, ABD Bu 666 km'lik otoyolun sadece 175 km'si zift ile kaplı ve sürücü yolun geri kalanını çakıllı olarak sürmeli. Yol üzerinde sadece 3 yerleşke, 3 benzin istasyonu ve sadece 1 tane sağlık merkezi bulunmakta. Yerel polis güçleri, bu yola giren herkesin Alaskanın zorlu şartlarında hayatta kalabilmesi için gerekli görülen her şeyi kontrol etmekte."} {"url": "https://www.thegeyik.com/negatif-enerjiden-uzak-durmanin-basit-yolu-tuz-olabilir-mi/", "text": "Şüphesiz her insan ruhsal dünyasıyla barışık yaşamak ister ve bazen bu sadece istekle kalır. Ruhsal dünyanızla barışık yaşayabilmek için, kişiler arası iletişiminizin iyi olması kuraldır diyen İletişim Uzmanı Pınar Pişirgen, artık ve negatif enerjilerden kurtulmanın çok basit yollarını açıkladı. Bazen hiç yoğun tempoda olmasanız bile kendinizi taş taşımış kadar yorgun ve halsiz hissedersiniz, ve bu durum diğer insanlarla olan iletişiminizi tamamen bozar. bunun asıl sebebi ne beyin ne de beden yorgunluğudur. Asıl sebep; üzerinize biriken negatif ve artık enerjilerdir. Kişinin, bu durumda iken de başka bir kişi ile sağlıklı iletişim kurması neredeyse imkansızdır. Negatif ve artık enerjiler kişiyi olduğundan daha gergin, asabi ve tahammülsüz bir hale sokarlar. Kişilik özellikleri ve yapısına göre asabiyet hiç huyu olmamasına rağmen, çevresel faktörler ve bulunduğu ortamdaki negatif enerjiler kişiyi gergin bir yay kıvamına sokabilir. Kendi kendinize ben onun ciğerini bilirim nasıl böyle agresifleşti anlamadım dediğiniz durumlar olmuştur. Aranması gereken tek suçlu, kişiyi etkisi altına alan, ve bütün bir dış dünyayla olan iletişimi bozan, ortamdaki artık ve negatif enerjilerdir. Zaman zaman kişinin iletişim kanalları tıkanır ve bazen kişi bu durumun farkında olmaz. Son derece önemli olan bu negatif durum, kişinin bütün iletişimini olumsuz etkiler. Uzun sürmesi durumunda ise; zincirleme bir olumsuzluklar silsilesini beraberinde getirir. İnsanın iletişim kanallarının kapanmasını öneleyecek çok basit yollardan biri, bulunulan yaşam alanında saksı Çiçeklerine ve canlı çiçeklere yer vermektir. Nasıl ki; açık havada, deniz manzarasında ve ormanlık korularda oh be deyip derin bir nefes alıp hafifliyorsak işte bunu bize dedirten pozitif enerjidir. Ortamda bulunduracağınız bir kaç canlı çiçek, o ortamdaki tüm artık enerjileri kendi köküne ve toprağına çekecektir. Nasıl ki; çıplak ayakla toprağa basmak vücuttaki negatif enerjiyi emiyorsa, ortamdaki canlı çiçekler de havadaki artık enerjileri emecektir. Çok basit bir yöntem daha vardır ki; o da tuz bildiğimiz yemek tuzudur. Salonunuzda, mutfağınızda ve hatta yatak odanızda bulunduracağınız ufak bir tabak içindeki sofra tuzu, o ortamdaki tüm negatif enerjiyi, içinde bulunan elektromanyetik iyonlarla resmen yiyecek ve sizi kötü enerjilerden kurtaracaktır. Kötü ve artık enerjiden arınmış bir ortam, kişiler arası doğru iletişim için muazzam bir zemin hazırlayacaktır. Çok basit görünen ufak bir saksı çiçeği ve bir avuç tuz, boylarından büyük hünerleri ile kişiye daha sağlıklı bir ortam yaratacak ve bulundukları yerdeki tüm artık enerjileri yok edip daha sağlıklı iletişime yardımcı olacaklardır. /İletişim Uzmanı Pınar Pişirgen/ The Geyik'in Notu: İnternette şöyle bir tarif de var. Biz The Geyik Ailesi genel olarak güzel şeyler düşünün güzel şeyler olsun diyoruz. Yine de bana tarif gerek derseniz, üstteki yazı ve alttaki tarifi de sizin için yazdık. Cam bir bardak içerisine bir tatlı kaşığı tuz koyup yarıya kadar sirke dolduruyorsunuz. Aynı oranda su koyarak üstünü tamamlıyorsunuz. Bu karışımı evinizde özellikle de görünmeyen bir köşeye koyuyorsunuz. 24 saatten sonra evinizdeki tüm negatif enerji bu suya çekilecek ve evinizin enerjisi temizlenecek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/neil-gaimanin-cizgi-romanindan-uyarlanan-the-sandmanin-resmi-fragmani/", "text": "Merakla beklenen The Sandman, 5 Ağustos'ta tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te Netflix'in farklı türlerdeki dizileri, filmleri ve oyunları öne çıkardığı Geeked Week kapsamında Neil Gaiman, Allan Heinberg ve oyuncu kadrosunun katıldığı The Sandman panelinde, dizinin tanıtım fragmanı yayınlanırken; ünlü oyuncu Mark Hamill'in Merv Pumpkinhead karakterine sesiyle hayat verdiği açıklandı. The Sandman Hakkında The Sandman'de çağdaş kurgu, tarihi drama ve efsane kusursuzca iç içe geçiyor. Modern mit ile karanlık fantezinin zengin bir harmanı olan yapım, hem Rüya Tanrısı Morpheus'un uzun varoluşu boyunca yaptığı kozmik ve insani hataları onarma sürecinin hem de onun yaptıklarından etkilenen insanların ve yerlerin öyküsünü aktarıyor. The Sandman, nam-ı diğer Rüya Tanrısı , beklenmedik bir şekilde yakalanıp bir asırdan fazla bir süre esir tutulduğunda, yokluğunun neden olduğu kaosu düzeltmek için farklı dünyalar ve zamanlar arasında yolculuk etmeye başlar. DC için Neil Gaiman tarafından hazırlanan aynı isimli çizgi roman serisinden uyarlanan The Sandman dizisinde Gaiman aynı zamanda yürütücü yapımcı ve ortak yazar olarak projede yer alıyor. Dizinin yapımcılığını Warner Bros. Television üstleniyor. Dizi Sorumlusu / Yürütücü Yapımcı / Senarist: Allan Heinberg Yürütücü Yapımcılar ve Senaristler: David S. Goyer ve Neil Gaiman Oyuncu Kadrosu: Tom Sturridge, Boyd Holbrook, Patton Oswalt, Vivienne Acheampong, Gwendoline Christie, Charles Dance, Jenna Coleman, David Thewlis, Stephen Fry, Kirby Howell-Baptiste, Mason Alexander Park, Donna Preston, Vanesu Samunyai, John Cameron Mitchell, Asim Chaudhry, Sanjeev Bhaskar, Joely Richardson, Niamh Walsh, Sandra James Young, Razane Jammal ve Mark Hamill Yayın Tarihi: 5 Ağustos Format: 1 saat x 10 bölüm"} {"url": "https://www.thegeyik.com/neil-patrick-harrisin-rol-aldigi-talihsiz-seruvenlernden-yeni-fragman-yayinlandi/", "text": "How I Met Your Mother dizisindeki Barney Stinson rolüyle gönlümüzün efendisi olan Neil Patrick Harris yeni projesi A Series of Unfortunate Events ile tekrar karşımızda. Netflix'in Daniel Handler'ın çok satan kitabı A Series of Unfortunate Events esas alarak uyarladığı diziden beklenen fragman yayınlandı. 2004 yılında beyaz perdeye uyarlanan A Series of Unfortunate Events o dönem istenilen başarıya ulaşamamıştı. Netflix ekibinin sekiz bölüm şeklinde izleyici ile buluşturacağı A Series of Unfortunate Events'ın oyuncu kadrosunda Neil Patrick Harris dışında Louis Hynes , Malina Weissman , Aasif Mandvi, K. Todd Freeman, Joan Cusack, Alfre Woodard, Catherine O'Hara gibi isimler yer alıyor. 13 Ocak 2017 tarihinde Netflix'te yayınlanacak dizinin fragmanı;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/neset-ertasin-aski-icin-herkesi-karsisina-aldigi-ahirim-sensin-turkusunun-hikayesi/", "text": "Neşet Ertaş Cebeci'de Ahu Gazinosu'nda bir iş ayarlıyor. Bir süre burada çaldıktan sonra radyoda da bozlak eserler okuyor. Gel zaman git zaman gönlünü bir güzele kaptırıyor. Gazinoda Leyla diye bir kıza aşık oluyor, Leyla da onun gibi gazinoda sanatçı. Babasına haber gönderiyor baba ben evlenecem diye. Babası bu haberin gelmesinin ardından Ankara'ya geliyor Neşet Ertaş'ın yanına. Babası da ünlü bir sanatçı olduğundan az çok piyasayı biliyor. Hamamönü'nde müzik mağazasında sohbet ederken Leyla içeri giriyor ve Muharrem Ertaş'ın elini öpüyor. Muharrem Ertaş mağazadan çıkıyor ve Neşet Ertaş'a bu kız bizim dengimiz değil diyor. Kızı kabul etmiyor.. Neşet Ertaş dinlemiyor babasını ve Leyla ile evleniyorlar. Oğlunun sözünü dinlememesi üzerine Muharrem Ertaş şu türküyü yakar: Temiz ruhlu saf kalplisin şöhretsin Hakkın vardır evlenmeye evladım Mevlam sana yapanları kahretsin Aslı bozuk alma dedim evladım Neşet Ertaş, kendisini yaralayan 'aslı bozuk'a, 'ana'yla cevap verir : Yazımızı felek yazdı Mevla'dan değil Senin dediklerin evladan değil Her hata suç bende Leyla'dan değil Aslı bozuk deme gel şu insana Muharrem Ertaş, oğlunun bu 'ulu ana' göndermesine boyun eğer ve, Küsmedim Neşedim kahrettim sana Baban değil miydim sormadın bana Olan olmuş yavrum ne deyim sana Sen aklını yitirmişin evladım Neşet Ertaş bir süre sonra Leyla ile anlaşamadıkları için ayrılıyor... Leyla'dan ayrıldıktan sonra birkaç parça yapıyor. Babasına Cahildim Dünyanın Rengine Kandım göndermesi yaptığı ve Leyla'ya ahirim sensin dediği efsane türkü de o arada çıkıyor. Cahildim dünyanın rengine kandım Hayale aldandım boşuna yandım Seni ilelebet benimsin sandım Ölürüm sevdiğim zehirim sensin Evvelim sen oldun ahirim sensin Leyla'ya türküleri bitmiyor Neşet Ertaş'ın Neredesin Sen , şu garip halimden bilen şiveli nazlı, gönlüm hep seni arıyor neredesin sen? tatlı dillim güler yüzlüm ey ceylan gözlüm, gönlüm hep seni arıyor neredesin sen? diyor arada Arada sitem ediyor Ama aşkı aklından çıkmıyor. Babası ile olan hikayesi ise aynı toprakta baş başa kalana kadar devam ediyor. Her dinleyişimizde gönlümüzü fetheden büyük insan Neşet Ertaş'a saygılarımızla"} {"url": "https://www.thegeyik.com/neset-ertastan-dile-pelesenk-olacak-10-turku-sozu/", "text": "Neşet Ertaş aramızdan ayrılırken arkasında güzel türküler, güzel bir hayat ve anlamlı sözler bıraktı. İşte hepimize bir öğüt olan Neşet Ertaş sözleri: 1-Kadın insandır. Biz erkekler ise insanoğlu. 2-Can yakıp da kalp kırma. Senin de gül benzin solacak bir gün. Her canlının kalbi Allah'a bağlı. Herkes ettiğini bulacak bir gün. 3-Sevgi dünyasına yalan girmez, Gönülden sevmeyen hakka eremez. 4-Kendi kendisinden utanmayan Yeryüzünde hiç kimseden utanmaz. 5-Uyku girmez gözüne, gönlü viran olanın. 6-İnsanla ı bi bi inden ayı an mezhepçile e ka şıyım mezheple e değil. 7-Nerde bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur. 8-Sinemde gizli yaramı kimse bilmiyo Hiç bir tabip bu yarama melhem olmuyo Boynu bükük bir Garibim yüzüm gülmüyo Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen 9-Cahildim dünyanın rengine kandım Hayale aldandım boşuna yandım Seni ilelebet benimsin sandım 10-Bana öldü demeyin; yoruldu, gitti deyin. https://www.youtube.com/watch?v=i5vdVJQ7mS4"} {"url": "https://www.thegeyik.com/nesrin-cavadzade-la-casa-de-papel-dizisinde-rol-alacak-mi/", "text": "İlk bölümünden itibaren dünyada büyük ilgi gören La Casa De Papel dizisinin yapımcıları 3. sezon için kadroya güzel oyuncu Nesrin Cavadzade'yi dahil etmeyi planlıyor. Önceki gün 'La Casa De Papel'in 2019'da 3. sezonunun ekrana geleceğinin açıklanması olay yaratmıştı. Türkiye'de de fenomen haline gelen diziyle ilgili yayılan bir dedikodu ise izleyicilerin sevincini ikiye katladı. DİZİYE TÜRK OYUNCU DAHİL EDİLECEK Saklambaç'ın haberine göre, yapımcılar, yeni sezonda kadroya bir Türk oyuncuyu dahil etmeyi planlıyor. EN GÜÇLÜ ADAY NESRİN CAVADZADE Karakterlerin isimlerinin şehir adlarından oluştuğu diziye 'İstanbul' adıyla yeni bir oyuncu katılacağı iddiası ortaya atıldı. Diğer iddiaya göreyse Türk oyuncu, dizinin 2-3 bölümünde konuk oyuncu olarak yer alacak. Yapımcıların kafasındaki en güçlü adayın ise Nesrin Cavadzade olduğu söyleniyor. İSPANYOLCA ÖĞRENMİŞTİ İspanyol yönetmen Nacho Ruiperez'in filminde rol alan 35 yaşındaki oyuncu, bunun için İspanyolca öğrenmişti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/nesrin-cavadzade/", "text": "Nesrin Cavadzade Antrenmanları paylaşan: thegeyik Kış Güneşi adlı dizide oynayan daha önce de Ağır Roman'dan tanıdığımız Nesrin Cavadzade, sosyal medyada fotoğraf gönderenlerden bıkmış ve onların da artık buna son vermesini istiyor. Bunun için de harika bir yöntemi var. O fotoğrafları sergide yayınlayacak. Hürriyet'e verdiği röportaj oldukça ilginç: Sosyal medyadan yaptığınız paylaşımlar erkeklerin size bakışını nasıl etkiliyor? Instagram'da özelden, mesajdan çıplak fotoğraflarını yolluyorlar. Başlarda çok üzülüyordum. Ama sonra aklıma dahiyane bir fikir geldi. Şimdi hiçbirini silmiyorum, onlarla sergi açacağım. Kimliklerini de açıkça göstereceğim. Erkek cinselliğini bu şekilde sergilemekte bir sakınca görmüyorsa, kadın da bundan sanat üretmekte sakınca görmemeli. Size dava açmazlar mı? Onların yaptıkları şey bir cinsel taciz. Dolayısıyla ben onlara dava açabilirim. Hiçbirinin penis fotoğrafını zorla almadım. Ne biliyorsun, belki ünlenecekleri için mutlu bile olabilirler. Bu kadar çok çıplak erkek bedeninden ne öğrendiniz? Kadınların da bu kadar pervasız olabilme özgürlüklerinin olması gerektiğini öğrendim. Nesrin Cavadzade, önceki gün verdiği röportajda yaptığı açıklamaların ardından özellikle erkek takipçilerinden çok sayıda mesaj aldı. Hemcinslerinin yaptığı yanlışları düzeltebilmek adına Nesrin'den dilenen özürler güzel oyuncuyu öylesine mutlu etmiş ki sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunmuş: Dün çok şaşırtıcı bir şey oldu. Bugün de etkisi yayılarak çoğalmakta. Sayısı binleri bulan destek ve özür mesajları aldım. Hiçbir suç işlememiş, hiçbir saygısızlıkta bulunmamış erkekler hemcinsleri adına benden özür diliyorlardı. Hepsini okumak mümkün olmasa da mesajların genel tonunun çok şaşırdık, çok utandık olduğunu söyleyebilirim. Sevgili erkekler, şaşırmayın, bir kadın ismiyle sahte hesap açın, iki güzel, gösterişli fotoğraf yükleyin ve sonra olacakları bizzat deneyimleyin. Bu binlerce sözden daha etkili olur. Bütün bunlar bir yana, sizlerden aldığım mesajlar bana güç ve umut verdi. Kadın cinayetlerinde dünyanın neredeyse ilk sıralarında olduğumuz gerçeği ile karşılaştırıldığında bu destek seli inanması güç bir tablo ortaya serdi. Demek ki bitmemişiz. Demek ki insanlık tam olarak ölmedi. Demek ki hala umut var. Teşekkür ederim, çok teşekkür ederim, güzel anaların güzel oğulları... Röportaj ses getirince ise bu muzlu paylaşımı yaptı. Aynı şey değil. Bir kadının güzelliğini ya da seksapelini saklamak zorunda hissetmemesiyle, ona uzuv eşliğinde yollanan ve yedi ceddine kadar uzanan küfür mesajları aynı şey değil. Birincisi bir tavır ikincisi ise saldırı. Ya bana da bir iki tane geldi ama neden Nesrin'e sergi açacak kadar çok? zihniyeti ile Ama mini etek giymişti!, Ama dekoltesi vardı!, Onun da o saatte orada ne işi varmış?, O da orasını burasını açmayacaktı arkadaş! zihniyeti aynı b..kun farklı renklisi ve en korkuncu da işbirlikçi olması. Bu zihniyet Özgecan'ları, Münevver'leri ve sayısız daha nicelerini söküp aldı bağrımızdan. Günlerdir yüzlerce mesaj aldım. Beni en çok ama en çok çocuk yaştaki takipçilerimin Nesrin abla ile başlayan sakın vazgeçme ile biten mesajları kahretti. Bu çocuklar yaşadıkları yüzünden kendilerini suçlu hissediyorlar. Öyle ya, mutlaka yanlış bir şeyler yapmış olmalılar. Etekleri biraz fazla mı açıldı, gülerken seslerini biraz fazla mı yükselttiler, bir erkekle göz göze mi geldiler? mutlaka bunu HAK EDECEK, bir yanlışları olmuş olmalı. Dünyanın bir çok ülkesini ve sayısız şehrini gezip görmüş biri olarak bu sorunun renk, ırk, dil, din, sosyal statü, eğitim düzeyi ayırt etmeksizin ne kadar global çapta bir hacim kapladığını biliyorum. Gelecekteki kocamız, sevgilimiz, abimiz, babamız şu anda hiç tanımadığı bir kadına uzuv resmi yollayıp altına da tehdit savuruyor. Onunla yakında tanışacağız. Onunla tanışmadan önce ise- yani yolladığı uzvu dışında- ona bir şeyler anlatmanın, bir farkındalık yaratmanın yolunu bulmalıyız. Buradan bir açık çağrıda bulunmak istiyorum. Ben sergiyi her türlü yapacağım ama bunun için biraz daha zamana ihtiyacım var. Sergiye kadar ise yukarıdaki muz sembolümüz olsun. Bu çarpık zihniyetten bir ısırık almaya geldiğimizi bilsinler. Sizi seviyorum ve destekleriniz için teşekkür ediyorum. Mesajlarınızı okuyorum ve sergiye katkıda bulunmak isteyen, sahte olmadıklarına emin olduğum hesapları da projeme dahil ediyorum. Güçlü kalın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-2-temmuzda-yayina-girecek-korku-sokagi-1-kisim-1994un-fragmanini-yayinladi/", "text": "1994 yılında bir grup genç, 300 yıldan uzun süredir kasabalarını kasıp kavuran bir dizi vahşi cinayetten sorumlu çok eski bir kötülükle kazara karşı karşıya gelir. Oyuncu Kadrosu: Kiana Madeira, Olivia Scott Welch, Benjamin Flores Jr., Julia Rehwald, Fred Hechinger, Ashley Zukerman, Maya Hawke, Darrell Britt-Gibson, Jordana Spiro, Jordyn DiNatale Korku Sokağı Üçlemesi Hakkında Korku Sokağı 1. Kısım: 1994: 2 Temmuz 2021 Korku Sokağı 2. Kısım: 1978: 9 Temmuz 2021 Korku Sokağı 3. Kısım: 1666: 16 Temmuz 2021 1994 yılında bir grup genç, yaşadıkları kasabaya yüzlerce yıldır musallat olan lanetli olayların birbiriyle olan bağlantısını ve sıradaki kurbanların kendileri olabileceğini keşfeder. R.L. Stine'ın çok satan korku serisinden uyarlanan KORKU SOKAĞI, Shadyside'ın uğursuz geçmişine uzanan kabus dolu bir öyküyü anlatıyor. Yönetmen: Leigh Janiak Yürütücü Yapımcılar: Kori Adelson, Timothy M. Bourne, Leigh Janiak, Yvonne M.Bernard, Joan Waricha, Jane Stine Yapımcılar: Peter Chernin, Jenno Topping, David Ready, Kori Adelson (3. Kısım: 1666'nın yapımcısı, 1. Kısım: 1994: ve 2. Kısım: 1978'in yürütücü yapımcısı) Senaristler: Phil Graziadei ve Leigh Janiak (1 Kısım: 1994); Zak Olkewicz ve Leigh Janiak (2. Kısım: 1978); Phil Graziadei, Leigh Janiak ve Kate Trefry (3. Kısım: 1666) Hikaye: Kyle Killen, Phil Graziadei ve Leigh Janiak (1. Kısım: 1994); Zak Olkewicz, Phil Graziadei ve Leigh Janiak (2. Kısım:1978) Müzik: Marco Beltrami ve Marcus Trumpp (1. Kısım: 1994); Marco Beltrami ve Brandon Roberts (2. Kısım: 1978); Marco Beltrami ve Anna Drubich (3. Kısım: 1666) Kostüm Tasarımı: Amanda Ford Kurgu: Rachel Goodlett Katz Prodüksiyon Tasarımı: Scott Kuzio Görüntü Yönetmeni: Caleb Heymann Ortak Yapımcılar: Doug Torres ve Jeffrey Harlacker"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-atiyenin-2-sezonundan-ilk-kareleri-paylasti/", "text": "Başrollerini Beren Saat ve Mehmet Günsür'ün üstlendiği, oyuncu kadrosunda Metin Akdülger, Melisa Şenolsun, Başak Köklükaya, Tim Seyfi, Civan Canova, Hazal Türesan ve Meral Çetinkaya gibi birbirinden değerli isimlerin yer aldığı Atiye'nin 2. sezonu 10 Eylül'de sadece Netflix'te. Atiye 2.Sezon Hakkında: Tüm gerçekleriyle yüzleşip, kendini kabul etmeyi öğrenen Atiye; istediği her şeyin mümkün olabileceğini ve insanın gücünün sınırsızlığını gördükten sonra, ölen kardeşi Cansu'yu geri istemiştir. Göbeklitepe'deki boyut kapısından geçerek, kardeşinin hayatta olduğu bir olasılığa gider. Ancak bu olasılıkta hiç bir şey, alıştığı ve bildiği gibi değildir. Tanıdığı kimse Atiye'yi tanımamaktadır. Çünkü kardeşinin hala sağ olduğu bu yerde, Atiye ve hatta geldiği kapı olan Göbeklitepe hiç var olmamıştır... Daha önce kendi yoluna yürüyen Atiye, bu kez başkaları ve toplum için hareket etmeyi öğreniyor. Bu seferki, onun kahramanlığının aşka ve insanlığa adanma hikayesi..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-berlin-dizisinin-fragmanini-yayinladi/", "text": "NETFLIX, BAŞROLLERİNDE PEDRO ALONSO, MICHELLE JENNER, TRISTAN ULLOA, BEGONA VARGAS, JULIO PENA FERNANDEZ VE JOEL SANCHEZ'E YER VEREN BERLİN'İN RESMİ FRAGMANINI PAYLAŞTI Bugün Paris'in en büyük müzayede evinde gerçekleşen soygunu araştırmak üzere buradayız. Netflix, heyecanla beklenen Berlin'in resmi fragmanını paylaştı, La Casa de Papel üyelerinden Berlin'i merkezine alan dizi 29 Aralık'ta yayınlanacak. Pedro Alonso'nun canlandırdığı zekasıyla büyüleyen ikonik karakter, gelmiş geçmiş en sıra dışı soygunlardan birini gerçekleştiriyor. Berlin'e yeni çetesinde elektronik mühendislik dehası Keila , hayırsever profesör ve sırdaşı Damian , daima uçlarda yaşayan bir kamikaze, Cameron , sadık dostu Roi ve çetenin aksiyon konusunda durmak bilmeyen üyesi Bruce eşlik ediyor. La Casa de Papel dünyasından Itziar Ituno ve Najwa Nimri ise Raquel Murillo ve Alicia Sierra olarak geri dönüyor. Dizinin oyuncu kadrosunda bu isimlerin yanı sıra Samantha Siqueiros, Julien Paschal, Masi Rodriguez ve Rachel Lascar da yer alıyor. Alex Pina ve Esther Martinez Lobato'nun yaratıcısı olduğu sekiz bölümlük dizinin senaryosunu Alex Pina, Esther Martinez Lobato, David Barrocal, David Oliva ve Lorena G. Maldonado kaleme alırken yönetmenliğini ise Albert Pinto, David Barrocal ve Geoffrey Cowper paylaşıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-cagatay-ulusoy-ve-hazar-erguclunun-oynadigi-ilk-turkce-dizisinin-cekimlerine-basladi/", "text": "İstanbul, 7 Mart 2018 Dünyanın lider eğlence hizmeti Netflix, ilk Türk orijinal dizisinin çekimlerine bugün başladı. Başrolünü Çağatay Ulusoy'un üstlendiği, Binnur Karaevli tarafından hayata geçirilen ve bir süper kahraman hikayesini anlatan 10 bölümlük dizinin oyuncu kadrosunda aynı zamanda Okan Yalabık, Ayça Ayşin Turan, Hazar Ergüçlü ve Mehmet Kurtuluş yer alıyor. Dizinin yapımcılığını ise Netflix adına O3 Medya kurucu ortağı Onur Güvenatam üstleniyor. Bu yılın ikinci yarısında gösterime girecek fantastik drama türündeki yapımın kamera arkasında son yıllarda yıldızı parlayan yönetmen Can Evrenol ve ödüllü görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki bulunuyor. Görsel efektlerini Gradient Effect'in üstleneceği dizinin prodüksiyon tasarımı ise Deniz Göktürk'e emanet. Dizi, tarihte kendisine verilmiş gizli bir görevle İstanbul'u korumak zorunda olduğunu öğrendikten sonra tüm dünyası altüst olan Hakan'ın serüvenini anlatıyor. Hikayenin başında Doğu ve Batı'nın birleştiği 15 milyonluk şehirde sıradan bir genç olarak hayatını sürdüren Hakan kahraman olmaktan çok uzaktır. Ancak şehrinin tarihten gelen gizemli ölümsüzlerin tehdidi altında olduğunu öğrendiğinde onları durdurmaktan başka çaresi kalmaz. Hem henüz hazır olmadığı hem de kabul etmek istemediği bir görevle karşı karşıya olan Hakan, kaderindeki son muhafız olma vazifesini yerine getirebilecek mi? Çağatay Ulusoy'un İstanbul'un son muhafızı Hakan'ı canlandırdığı dizide, Faysal rolünde Hakan'ın imrendiği başarılı bir iş adamı olarak Okan Yalabık'ı izleyeceğiz. Ayça Ayşin Turan, Faysal'ın şirketlerinde yönetici olarak çalışan, aynı zamanda Hakan'ın ilgi duyduğu Leyla karakterini canlandırırken, Hakan'ın sırdaşı Zeynep'e Hazar Ergüçlü hayat verecek. Mehmet Kurtuluş ise Faysal'ın sağ kolu Mazhar olarak ekranda olacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-dc-cizgi-romanindan-uyarlanan-sweet-toothun-resmi-fragmanini-paylasti/", "text": "Sweet Tooth, 4 Haziran 2021'de tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te On yıl önce yaşanan Büyük Çöküş dünyanın altını üstüne getirerek gizemli bir şekilde melezlerin ortaya çıkmasına yol açar. Bebekler yarı insan, yarı hayvan olarak doğmaya başlar. Melezlerin virüsün sonucu mu yoksa sebebi mi olduğundan emin olamayan birçok insan korkuya kapılarak onları avlar. Gözlerden uzaktaki orman evinde güvenli bir şekilde on yıl yaşayan Gus adlı melez bir geyik-çocuk, beklenmedik şekilde Jepperd adlı yalnız bir gezginle arkadaşlık kurar. Bu ikili, Amerika'dan geriye kalan topraklarda olağanüstü bir maceraya çıkarak Gus'ın kökeni, Jepperd'ın geçmişi ve yuva denen şeyin gerçek anlamı hakkındaki sorulara yanıt arar. Ama onların hikayesi beklenmedik müttefiklerle ve düşmanlarla doludur. Gus kısa süre içinde ormanın dışındaki yemyeşil ve tehlikeli dünyanın hayal dahi edemeyeceği kadar karmaşık olduğunu öğrenir. Jeff Lemire'ın DC çizgi roman serisinden uyarlanan Sweet Tooth'un yürütücü yapımcılığını Jim Mickle, Beth Schwartz, Robert Downey Jr., Susan Downey, Amanda Burrell ve Linda Moran üstleniyor. Yayın Tarihi: 4 Haziran Format: 8 bölüm x 1 saat Çekim Yeri: Yeni Zelanda Yürütücü Yapımcı/ Yazar / Yönetmen / Dizi Sorumlusu: Jim Mickle Yürütücü Yapımcı/ Yazar/ Dizi Sorumlusu: Beth Schwartz Yürütücü Yapımcılar: Susan Downey, Robert Downey, Jr., Amanda Burrell, Linda Moran Jeff Lemire tarafından DC için yaratılan karakterlerden uyarlandı. Oyuncu Kadrosu: Christian Convery , Nonso Anozie , Adeel Akhtar , Aliza Vellani , Stefania LaVie Owen , Dania Ramirez , Neil Sandilands , Will Forte ve James Brolin İŞTE FRAGMAN"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-dizisi-jupiters-legacynin-cikis-tarihi-ve-ilk-fragmani/", "text": "Mark Millar ve Frank Quitely'nin çizgi romanından uyarlanan epik süper kahraman dizisi Jupiter's Legacy, onlarca yılı kapsayarak aile, güç ve sadakatin karmaşık dinamiklerinde odaklanacak. Josh Duhamel, Leslie Bibb, Ben Daniels, Elena Kampouris, Andrew Horton, Mike Wade ve Matt Lanter'ın başrolünde olduğu 8 bölümlük dizi, 7 Mayıs'ta Netflix'te yayına girecek. JUPITER'S LEGACY Hakkında: Neredeyse yüzyıldır insanlığın güvenliğini sağlamalarının ardından dünyanın birinci nesil süper kahramanları, artık miraslarını devralmaları için çocuklarına güvenmektedir. Ancak değerlerini kanıtlamaya istekli olan genç süper kahramanlar, ebeveynlerinin efsanevi itibarlarına yakışır şekilde davranmakta ve kişisel standartlarını buna göre belirlemekte zorlanır. Yürütücü Yapımcılar: Mark Millar, Frank Quitely, Lorenzo Di Bonaventura, Dan McDermott, Steven S. DeKnight, James Middleton, ve Sang Kyu Kim."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-filmleri/", "text": "İzleyecek film arıyorsanız Netflix filmlerine şöyle bir göz atın. Platformda en çok izlenen 10 film belli oldu. Oscar ödüllü Roma filmi, listeye 10. sıradan giriş yaptı. Zirvede ise 'Fyre: The Greatest Party That Never Happened' yer aldı. İzlenme sayıları da yazıyor. En Çok İzlenen 10 Netflix Filmi 10- Roma İzlenme sayısı: 1.053.436 9- Velvet Buzzsaw İzlenme sayısı: 1.262.910 8- Close İzlenme sayısı: 1.299.353 7- Bleach İzlenme sayısı: 1.366.049 6- Death Note İzlenme sayısı: 1.801.109 5- IO İzlenme sayısı: 2.059.172 4- Polar İzlenme sayısı: 2.385.292 3- Triple Frontier İzlenme sayısı: 2.539.826 2- Bird Box İzlenme sayısı: 2.683.494 1- Fyre: The Greatest Party That Never Happened İzlenme sayısı: 2.822.635"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-jason-momoa-ve-isabela-mercedin-basrol-oldugu-sweet-girlun-fragmanini-yayinladi/", "text": "NETFLIX, JASON MOMOA ve ISABELA MERCED'İN BAŞROLÜNDE YER ALDIĞI SWEET GİRL'ÜN RESMİ FRAGMANINI PAYLAŞTI Sweet Girl, 20 Ağustos'ta tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te Ailesine çok düşkün olan Ray Cooper, hayat kurtarma potansiyeline sahip bir ilacın eşi kanserden ölmeden hemen önce piyasadan çekilmesinden sorumlu ilaç firmasına karşı mücadele ederek adaleti sağlamaya yemin eder. Ancak gerçekleri ararken onu ve kızı Rachel'ı tehlikeye atan ölümcül bir karşılaşma yaşayınca, Ray'in asıl amacı ailesinden geriye kalan tek kişiyi korumak için intikam almaya dönüşür. Brian Andrew Mendoza'nın yönettiği SWEET GIRL'ün oyuncu kadrosunda Jason Momoa, Isabela Merced, Justin Bartha, Amy Brenneman, Manuel Garcia-Rulfo, Raza Jaffrey, Lex Scott Davis ve Michael Raymond-James yer alıyor. Yönetmen: Brian Andrew Mendoza Senaristler: Gregg Hurwitz & Philip Eisner Yapımcılar: Jeff Fierson, Brad Peyton, Jason Momoa, Brian Andrew Mendoza Oyuncu Kadrosu: Jason Momoa, Isabela Merced, Manuel Garcia-Rulfo, Adria Arjona, Raza Jaffrey, Justin Bartha, Lex Scott Davis, Michael Raymond-James and Amy Brenneman"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-sayesinde-omur-boyu-hapis-cezasindan-kurtulacak-genc/", "text": "Ömür boyu hapis cezası alan genç Netflix'te yayınlanan Making a Murderer dizisi sayesinde serbest kalacak. Bundan 11 yıl önce 16 yaşındayken amcasına cinayette yardımcı olmak suçundan ömür boyu hapis cezasına mahkum edilen Brendan Dassey için alınan karar davaya atanan yeni hakim tarafından bozuldu. 'Savunma hakkının ihlal edildiği' tespit edilen gencin avukatı müvekkilinin birkaç hafta içinde serbest bırakılacağını ifade etti. Brendan Dassey serbest bırakılmasının ardında hiç de beklenmeyen bir durumun olduğu öğrenildi. Netflix'te yayınlanan 10 bölümlük Making a Murderer dizisinde Dassey'in başından geçenlere yer verildiği ve sorgulama esnasında Dassey'e zorlama yapıldığının ortaya açıkça konmasının ardından dava sürecinin tamamen değiştiği ifade edildi. Dassey'in avukatları müvekkillerinin polis kurbanı olduğunu dizide argümanlarla mahkeme heyetine sunduğu ve kararın bozulmasını bu yolla sağladıkları öğrenildi. Tüm bu yaşananlar sonrası dizinin ikinci sezonunun çekilmesine ve gelecek sezonda Dassey ile amcasının yargılama bölümlerinin diziye yansıtılacağı ifade edildi. Diziyi merak edenler için tanıtım fragmanı;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-sonbaharda-ciglik-cigliga-birakacak-dizi-ve-filmleri-tanitti/", "text": "Netflix'in oyun ve içerik kütüphanesine izleyenleri Çığlık Çığlığa bırakacak yepyeni oyunlar, filmler ve diziler ekleniyor. Çağan Irmak'ın yazıp yönettiği, Mary Shelley imzalı Frankenstein'dan esinlenen Yaratılan; Mike Flanagan'ın yepyeni dizisi Usher Evi'nin Çöküşü, Chloe Dumont imzalı Fair Play, David Fincher'ın merakla beklenen yeni filmi The Killer, başrolünde Julia Roberts'a yer veren Leave the World Behind ve Benicio Del Toro, Justin Timberlake ve Alicia Silverstone'u bir araya getiren Reptile başta olmak üzere yıldız isimlerin canlandırdığı ürpertici karakterlerin hikayelerini anlatan dizi ve filmler seyredenlerin merak ve heyecanını zirveye çıkaracak. Society of the Snow ve Lupin: 3. Kısım gibi sınırları aşan hikayeler de izleyiciyle yine Çığlık Çığlığa seçkisi altında buluşacak. Her geçen gün büyüyen oyun kataloğuna ise çok sevilen aksiyon platformu oyunu Dead Cells: Netflix Edition, müthiş bilmece oyunu Slayaway Camp: Netflix & Kill ve bu yılın başında yayınlandığı günden itibaren çok beğenilen kültleşmiş oyun Oxenfree II: Lost Signals da dahil oluyor. Psikolojik ters köşelerle zihinlerimizin alt üst olacağı bu sonbaharda Netflix ile gerilmeye davetlisiniz!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-turkiyede-en-fazla-izlenen-10-yabanci-dizi/", "text": "Türkiye'deki pek çok Netflix kullanıcısı ilk seferini Pablo Escobar ile yaşamış. Netflix'in Sevgililer Günü araştırmasına göre izleyicilerin çoğu ilk dizi maratonlarını ağır abilerle yapmayı tercih etmiş. İlk dizi maratonu listesinde Narcos başı çekerken, sıralamanın başlarında Breaking Bad ve Vikings de yer alıyor. Ayrıca Black Mirror ve Stranger Things gibi izleyicide bağımlılık yaratan dizilerin yanı sıra 13 Reasons Why ve Rick and Morty gibi sınırları zorlayan diziler ilk 10'da kendine yer buluyor. Tam sıralama şöyle: Türkiye'deki izleyicilerin Netflix'teki ilk dizi maratonları: Narcos Stranger Things Breaking Bad Vikings 13 Reasons Why The 100 House of Cards Black Mirror Rick and Morty Marvel's Iron Fist Dünyada sıralama: Breaking Bad Orange is the New Black The Walking Dead Stranger Things Narcos House of Cards Prison Break 13 Reasons Why Grey's Anatomy American Horror Story"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-unlu-cizgi-romandan-uyarlanan-jupiters-legacynin-fragmanini-paylasti/", "text": "Neredeyse yüzyıldır insanlığın güvenliğini sağlamalarının ardından dünyanın birinci nesil süper kahramanları, artık miraslarını devralmaları için çocuklarına güvenmektedir. Ancak değerlerini kanıtlamaya istekli olan genç süper kahramanlar, ebeveynlerinin efsanevi itibarlarına yakışır şekilde davranmakta ve kişisel standartlarını buna göre belirlemekte zorlanır. Yürütücü Yapımcılar: Mark Millar, Frank Quitely, Lorenzo Di Bonaventura, Dan McDermott, Steven S. DeKnight, James Middleton, ve Sang Kyu Kim NETFLIX, Ünlü Çizgi Romandan Uyarlanan JUPITER'S LEGACY'nin Fragmanını Paylaştı Neredeyse yüzyıldır insanlığın güvenliğini sağlamalarının ardından dünyanın birinci nesil süper kahramanları, artık miraslarını devralmaları için çocuklarına güvenmektedir. Ancak değerlerini kanıtlamaya istekli olan genç süper kahramanlar, ebeveynlerinin efsanevi itibarlarına yakışır şekilde davranmakta ve kişisel standartlarını buna göre belirlemekte zorlanır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflix-yapimi-filmler-2023/", "text": "Netflix, 2023'te başrolünde Jennifer Lopez'e yer veren The Mother, izlenme rekorları kıran aksiyon filmi Extraction'ın devam filmi Extraction 2, Gal Gadot'un istihbarat ajanı Rachel Stone'u canlandırdığı Heart of Stone ve çok daha fazla filmi izleyiciyle buluşturacak. Netflix'in 2023'te yayınlanacak heyecan verici yapımlarının birkaçıyla ilgili bilgileri aşağıda bulabilirsiniz: The Mother Lopez'in başrolünde yer aldığı, aynı zamanda yapımcılığını üstlendiği The Mother, 12 Mayıs 2023'te sadece Netflix'te. Niki Caro'nun yönettiği filmin oyuncu kadrosunda Jennifer Lopez ile beraber Joseph Fiennes, Omari Hardwick, Gael Garcia Bernal, Paul Raci ve Lucy Paez yer alıyor. Tehlikeli düşmanlardan kaçan bir suikastçıyı konu alan film, bu suikastçının yıllar önce terk ettiği kızını korumak için gizlendiği yerden çıkmasıyla gelişen olayları ekrana taşıyor. Extraction 2 Chris Hemsworth, Netflix'in izlenme rekorları kıran aksiyon filmi Extraction'ın devam filmi Extraction 2 ile yeniden Tyler Rake rolüyle ekranlara geri dönüyor. İlk filmdeki olaylarda ölümden dönen Rake, gizli operasyonlarda görev alan Avustralyalı bir paralı asker olarak bu kez bir başka ölümcül göreve gönderilir. Gürcistanlı zalim bir gangsterin rehin alınmış, harap haldeki ailesini tutuldukları hapishaneden kurtarmak zorundadır. Chris Hemsworth'un yönetmen Sam Hargrave ile yeniden bir araya geldiği filmin yapımcılığını Joe ve Anthony Russo üstlenirken; filmin senaryosunu Joe Russo kaleme alıyor. Golshifteh Farahani ilk filmdeki rolüyle tekrar karşımıza çıkarken oyuncu kadrosunda ona Adam Bessa, Olga Kurylenko, Daniel Bernhardt ve Tinatin Dalakishvili eşlik ediyor. Film, 16 Haziran 2023'te Netflix'te izleyici ile buluşacak. Heart of Stone Gal Gadot'un istihbarat ajanı Rachel Stone'u canlandırdığı, Tom Harper imzalı Heart of Stone, aksiyon dolu hikayesiyle izleyiciyi çılgın bir yolculuğa çıkarmaya hazırlanıyor. Gal Gadot ile beraber Jamie Dornan, Alia Bhatt, Sophie Okonedo, Matthias Schweighöfer, Jing Lusi, Paul Ready'nin oyuncu kadrosunda yer aldığı film, 11 Ağustos 2023'te Netflix'te yayınlanacak. Lift F. Gary Gray'in yönettiği Lift, Kevin Hart, Gugu Mbatha-Raw, Vincent D'Onofrio, Ursula Corbero, Billy Magnussen, Jacob Batalon, Jean Reno, Sam Worthington gibi isimlerden oluşan oyuncu kadrosuyla dikkatleri üzerine çekiyor. 25 Ağustos 2023'te Netflix'te yayınlanacak filmin senaryosunu Daniel Kunka, Emerald Fennell ve Simon Kinberg kaleme alıyor. Bir terör saldırısını önlemek için tutulan uluslararası bir soygun ekibi, soygunu uçakta bir uçuş sırasında gerçekleştirmelidir. Rebel Moon Zack Snyder ve Netflix, Army of the Dead filminden sonra bilim kurgu ve macera türündeki Rebel Moon için yeniden bir araya geliyor. Filmde Sofia Boutella, Djimon Hounsou, Ed Skrein, Michiel Huisman, Bae Doona, Ray Fisher ve Charlie Hunnam rol alırken; usta oyuncu Anthony Hopkins ise Jimmy karakterine sesiyle hayat veriyor. Cary Elwes, Corey Stoll, Jena Malone, Fra Fee, Cleopatra Coleman, Alfonso Herrera, Stuart Martin, Staz Nair, Sky Yang, Rhian Rees, E. Duffy, Charlotte Maggi de filmin oyuncu kadrosunda bu isimlere eşlik ediyor. Galaksinin bir ucunda huzur içinde yaşayan bir koloni, acımasız Balisarius'un orduları tarafından tehdit edilir. Bu tehdide karşı mücadele etmek isteyen koloni halkı, komşu gezegenlerden kendilerine destek olacak savaşçılar getirmesi için Kora adında geçmişi sır dolu bir kadını göreve gönderir. Zack Snyder'ın senaristleri arasında yer aldığı film, 22 Aralık 2023'te yayınlanacak. Luther: The Fallen Sun Ödüllü efsanevi dizinin devamı niteliğindeki Luther: The Fallen Sun filminde Idris Elba, John Luther karakteriyle yeniden karşımıza çıkıyor. 10 Mart 2023'de yayınlanacak filmde Idris Elba'ya Cynthia Erivo, Andy Serkis ve Dermot Crowley eşlik ediyor. Korkunç bir seri katil Londra'ya dehşet saçarken, başarılı ama gözden düşmüş dedektif John Luther parmaklıklar arkasındadır. Zamanında yakalayamadığı siber psikopat şimdi onunla alay etmektedir ve Luther, yarım bıraktığı işi ne pahasına olursa olsun bitirmek için hapishaneden kaçmaya karar verir. The Killer David Fincher'ın imzalı, heyecanla beklenen The Killer, 10 Kasım 2023'te sadece Netflix'te. Alexis Nolent tarafından yazılan ve Luc Jacamon tarafından çizilen, aynı isimli çizgi roman serisinden uyarlanan film, acımasız bir suikastçının hayatını konu alıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Michael Fassbender, Tilda Swinton, Charles Parnell, Arliss Howard, Sophie Charlotte bulunuyor. Maestro Bradley Cooper'ın yazıp yönetip başrolünde yer aldığı Maestro, dünyanın en başarılı müzisyenlerinden Leonard Bernstein ve eşi Felicia Montealegre Cohn Bernstein arasındaki aşk hikayesini konu alıyor. Hayata ve sanata bir aşk mektubu olarak görülen bu film, aile ve sevgi kavramlarının duygusal açıdan destansı tasvirini de gözler önüne seriyor. Filmin yapımcıları arasında Martin Scorsese ve Steven Spielberg gibi iki usta isim de yer alıyor. Filmde Bradley Cooper'a Carey Mulligan, Maya Hawke, Matt Bomer ve Sarah Silverman eşlik ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixe-korku-sokagi-uclemesi-geliyor-iste-tanitim-fragmani/", "text": "Korku Sokağı Üçlemesi 1. Kısım: 1994: 2 Temmuz 2021 Korku Sokağı Üçlemesi 2. Kısım: 1978: 9 Temmuz 2021 Korku Sokağı Üçlemesi 3. Kısım: 1666: 16 Temmuz 2021 1994 yılında bir grup genç, yaşadıkları kasabaya yüzlerce yıldır musallat olan lanetli olayların birbiriyle olan bağlantısını ve sıradaki kurbanların kendileri olabileceğini keşfeder. R.L. Stine'ın çok satan korku serisinden uyarlanan üçleme, Shadyside'ın uğursuz geçmişine uzanan kabus dolu bir öyküyü anlatıyor. Leigh Janiak ve R.L. Stine , paylaşılan tanıtım fragmanı ile birlikte 300 yıllık bir hikayeyi anlatan bu üçlemede izleyiciyi neler beklediğini anlatıyor: Leigh Janiak: : Çılgın ve kanlı bir yaz mevsiminde çektiğimiz Korku Sokağı'nın üç filmi de birer hafta arayla izleyici ile buluşacak. Herkesi Korku Sokağı dünyasına davet etmek için sabırsızlanıyorum! R.L. Stine: Korku Sokağı hayranlarını büyük sürprizler bekliyor. Okuyucular, kitap serisinin 13+ olarak derecelendirildiğini bilirler. Ancak filmler, 18+ olarak derecelendirildi. Bu da çok daha fazla korku ve gerilimi beraberinde getiriyor. Üçleme beklediğimden çok daha fazla korku içeriyor. Shadyside Kasabası'ndaki dehşetin canlandığını görmek çok eğlenceli! Yönetmen: Leigh Janiak Yürütücü Yapımcılar: Kori Adelson, Timothy M. Bourne, Leigh Janiak, Yvonne M.Bernard, Joan Waricha, Jane Stine Yapımcılar: Peter Chernin, Jenno Topping, David Ready, Kori Adelson (3. Kısım: 1666'nın yapımcısı, 1. Kısım: 1994: ve 2. Kısım: 1978'in yürütücü yapımcısı) Senaristler: Phil Graziadei ve Leigh Janiak (1 Kısım: 1994); Zak Olkewicz ve Leigh Janiak (2. Kısım: 1978); Phil Graziadei, Leigh Janiak ve Kate Trefry (3. Kısım: 1666) Hikaye: Kyle Killen, Phil Graziadei ve Leigh Janiak (1. Kısım: 1994); Zak Olkewicz, Phil Graziadei ve Leigh Janiak (2. Kısım:1978) Müzik: Marco Beltrami ve Marcus Trumpp (1. Kısım: 1994); Marco Beltrami ve Brandon Roberts (2. Kısım: 1978); Marco Beltrami ve Anna Drubich (3. Kısım: 1666) Kostüm Tasarımı: Amanda Ford Kurgu: Rachel Goodlett Katz Prodüksiyon Tasarımı: Scott Kuzio Görüntü Yönetmeni: Caleb Heymann Ortak Yapımcılar: Doug Torres ve Jeffrey Harlacker Oyuncu Kadrosu Korku Sokağı Üçlemesi 1. Kısım: 1994: Kiana Madeira, Olivia Scott Welch, Benjamin Flores Jr., Julia Rehwald, Fred Hechinger, Ashley Zukerman, Maya Hawke, Darrell Britt-Gibson, Jordana Spiro, Jordyn DiNatale Korku Sokağı Üçlemesi 2. Kısım: 1978: Sadie Sink, Emily Rudd, Ryan Simpkins, McCabe Slye, Ted Sutherland, Jordana Spiro, Gillian Jacobs, Kiana Madeira, Benjamin Flores Jr., Ashley Zukerman, Olivia Scott Welch, Chiara Aurelia, Jordyn DiNatale Korku Sokağı Üçlemesi 3. Kısım: 1666: Kiana Madeira, Ashley Zukerman, Gillian Jacobs, Olivia Scott Welch, Benjamin Flores Jr., Darrell Britt-Gibson, Sadie Sink, Emily Rudd, McCabe Slye, Julia Rehwald, Fred Hechinger, Jordana Spiro, Elizabeth Scopel, Randall Havens"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixin-arastirmasina-gore-otobuste-kafede-hatta-tuvalette-bile-dizi-izliyoruz/", "text": "Dünya genelinde Netflix izleyicilerinin yüzde 67'si, Türkiye'dekilerin de yüzde 77'si sadece evlerinde değil, örneğin işe gidip gelirken, otobüs yolculuğu yaparken veya uçaktayken de mobil cihazlarından film ve dizi seyrediyor. Nitekim pek çoğu için iş yolunda veya seyahat esnasında film ve dizi izleyebilmek yiyecekten ve sudan daha önemli2. Netflix'in yeni araştırmasına göre, her iki Türk izleyiciden biri (yüzde 50) için WiFi bağlantısı en az rahat koltuk (yüzde 51) kadar önemli. Yüzde 46'sı ise mobil cihazlarını şarj edebilmenin elzem olduğunu söylüyor . İzlerken İzleniyoruz Araştırmaya Türkiye'den katılanların yüzde 43'ü, dışarıda film ve dizi seyrederken, etrafındakileri gizlice onların ekranına bakarken yakaladıklarını söylüyor. Dışarıda film ve dizi izleyenlerin sadece %13'ü izledikleri içerik yüzünden utandıklarını itiraf ederken, yüzde 77'si 'tuhaf bir durumda kalsalar' bile o programı izlemeye devam ediyor. Kısaca umumi alanda izlemenin utanılacak bir yanı yok! Ancak başka birinin ekranını dikizlemenin de bir riski var. Bu şekilde 'istemeden bir yapımın devamını öğrenenlerin' oranı yüzde 13. Yabancılar Rahatsız Edebiliyor Türklerin 21'lik bir kısmı, bir yabancının izledikleriyle ilgili kendisini durdurup yorum yaptığını belirtirken, yüzde 47'si için dışarıda film ve dizi izlemek etrafındakilerle muhabbet etmekten daha önemli. Türkler bu konuda araştırmanın yapıldığı 22 ülkedeki diğer katılımcılara fark atıyor. Yine Türklerin yüzde 27'si ekrana bakarken etrafındakileri görmezden ve duymazdan geldiğini söylüyor. Tuhaf davranışlar sergileyebiliyoruz Tabii dışarıda yapımları izlerken, 'tuhaf' davranışlar da sergileyebiliyoruz. Türkiye'den araştırmaya katılan Netflix kullanıcılarının yüzde 72'si kalabalıklar arasında kahkaha attıklarını, yüzde 15'i göz yaşı döktüklerini söylüyor. Ancak yabancıların yanında duygularını göstermek söz konusu olduğunda Meksikalılar, Kolombiyalılar ve Şilililerle yarışmamız mümkün değil; Almanlar ise dizi ve filmlerin uyandırdığı duyguları en az belli edenler. Türklerin İkinci Şampiyonluğu Elbette kafelerden toplu taşıma araçlarına pek çok yerde izleme yapmak mümkün. Ama Türkler en çok otobüs ile seyahat ederken dizi ve filmlere kilitleniyor. Yüzde 73'lük oranla bu alanda diğer ülkeleri geride bırakan Türklerin yüzde 44'ü uçakta, yine yüzde 44'ü işe gidip gelirken bununla meşgul oluyor. Ve yüzde 7'si umumi tuvaletlerde dizi ve filmlere gömülüyor!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixin-darkin-yapimcilari-tarafindan-hazirlanan-yeni-dizisi-1899dan-resmi-fragman-geldi/", "text": "NETFLIX, DARK'IN YARATICILARI JANTJE FRIESE VE BARAN BO ODAR'IN YENİ DİZİSİ 1899'UN RESMİ FRAGMANINI YAYINLADI Kaybolan her şey bulunacak. 1899, 17 Kasım'da tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te Uzun zamandır merakla beklenen 1899'dan yayınlanan yeni fragman, göçmen gemisinde yaşanan gizemli olayların detaylarını ortaya seriyor. 1899 Hakkında: Sekiz bölümden oluşan dizi, Avrupa'dan batıya, New York'a uzanan gemi yolculuğunda gelişen sıra dışı durumları takip ediyor. Eski kıtanın dört bir yanından gelen, farklı geçmişlere sahip olan yolcular, varacakları ülkede onları bekleyen yeni yüzyıl ve gelecek için besledikleri umutları ve hayalleriyle birleşir. Ancak açık denizde aylardır kayıp şekilde sürüklenen ikinci bir geminin farkına vardıklarında, seyahatleri beklenmedik bir yöne savrulur. Bu geminin güvertesinde onları bekleyen bilmece ise vadedilen topraklara yaptıkları yolculuğu dehşet verici bir kabusa çevirecek, geçmişlerini farklı sırlarla birbirine bağlayacaktır. Dark'ın yaratıcıları Baran bo Odar ve Jantje Friese'nin gizemli dizisi, 17 Kasım'da tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixin-ilk-turk-dizisi-belli-oldu-ozel-guclere-sahip-adam-hem-istanbulu-hem-insanligi-koruyacak/", "text": "Online film ve dizi platformu Netflix, Türkiye'deki ilk orijinal dizisinin tarihten esinlenen bir kahramanlık hikayesini anlatacak 10 bölümlük bir yapım olacağını duyurdu. Dizi, Netflix adına Türkiye'de yazılıp çekilecek, 2018 yılında yayına girecek. Daha önce Netflix'in yapımının, oğlu IŞİD'e katılan bir babayla ilgili olduğu iddia edilmiş, platform bu haberi yalanlamıştı. Netflix, drama türü dizinin konusunu şöyle duyurdu: Genç bir adam, özel güçlere sahip olduğunu keşfeder. Şimdi İstanbul'u yok etmek isteyen karanlık güçlere karşı, şehri ve tüm insanlığı korumak için elindeki bu güçleri kullanmayı öğrenmesi gerekmektedir. Bu yolculukta kendisine yardım edecek arkadaşlarıyla harekete geçmekten başka çaresi yoktur. İstanbul merkezli dizinin, 'kentin zengin kültürel geçmişini ekrana yansıtacağı' belirtildi. Açıklamada, Netflix'in ilk Türk orjinal dizisinin baş yapımcılığını Onur Güvenatam'ın üstleneceği, dizinin İstanbul merkezli O3 Medya tarafından çekileceği de kaydedildi. 'DAHA FAZLA DETAY PAYLAŞACAĞIZ' Diken'de yer alan habere göre, Netflix Uluslararası Orjinal Diziler Başkan Yardımcısı Erik Barmack, Türk yapımla ilgili olarak şunları söyledi: İlk orjinal Türkçe dizimizi çekecek olmaktan dolayı heyecanlıyız. Genç, dinamik ve heyecan verici olan bu yepyeni projede O3 ile birlikte çalışıyoruz. Netflix'in bu muhteşem Türkçe yapım için en ideal uluslararası platform olacağına inancımız tam ve bu yıl içerisinde daha fazla detay paylaşmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Yapımcı Onur Güvenatam ise diziyi yabancı izleyicilerin de ilgiyle karşılayacağını belirterek, Bu yeni türün ülkemizde bir dönüm noktası olacağına ve yalnızca Türk izleyicisi değil, dünya izleyicisine de aynı şekilde hitap edeceğine inanıyoruz dedi. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixin-osmanliyi-anlatan-dizisi-24-ocakta-yayinda-rise-of-empires-ottoman/", "text": "Netflix, yeni belgesel dizisi Rise of Empires: Ottoman'dan ilk detayları paylaştı. Başrollerini Tuba Büyüküstün, Cem Yiğit Üzümoğlu, Selim Bayraktar, Birkan Sokullu, Osman Sonant, Tolga Tekin, Ushan Çakır, Damla Sönmez'in paylaştığı belgesel dizi 24 Ocak 2020'de tüm dünya ile aynı anda Netflix'te yayınlanacak. Prof.Dr. A.M Celal Şengör ve Dr. Emrah Safa Gürkan danışmanlığında kaleme alınan, yapımcılığını Karga Seven ile birlikte STX Entertainment'in üstlendiği belgesel dizisinin yönetmen koltuğunda ise Emre Şahin oturuyor. Çekimleri İstanbul'da gerçekleşen Rise of Empires: Ottoman altı bölümden oluşuyor. Rise of Empires: Ottoman, tarihe damgasını vuran padişahlardan Fatih Sultan Mehmet'in yükselişini ve İstanbul'un fethini konu alırken dönemin Osmanlı İmparatorluğu'nu farklı bir açıdan ele alıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixin-sevilen-dizisi-younun-2-sezon-fragmani-cikti/", "text": "YOU 2. Sezon Hakkında: Kalbi trajik bir şekilde kırılan Joe'un hayatı uzun zamandır kayıp olan kız arkadaşı Candace'in hayatı ona cehenneme çevirmek için geri dönüşüyle altüst olmuştur. Yeni sezonda Joe, Candace'ten kaçmak ve kendine yeni bir hayat kurmak için kendi cehennemi Los Angeles'a yerleşiyor. Cinayetle sonuçlanan şiddetli bir ilişkiden yeni çıkan Joe, yeniden birine aşık olmayı istemese de, yeni şehrinde Love adında olağanüstü bir kadına kendini kaptırır. Tarih kendini tekerrür edecek mi? Yoksa bu sefer gerçek aşkı yakalayacak mı? Joe, bunu öğrenmek için her şeyi göze alacak kadar deli. Dizinin ikinci sezon kadrosunda; Penn Badgley , Victoria Pedretti , Amber Childers , James Scully , Carmela Zumbado , Jenna Ortega , ve Chris D'Elia yer alıyor. Sera Gambla ve Greg Berlanti tarafından hayata geçirilen dizi, Caroline Kepnes'in kitabından ilham alınarak kaleme alındı. Dizinin yapımcılığını Berlanti Productions, Man Sewing Dinosaur, Alloy Entertainment ve Warner Horizon Scripted Television üstlenirken, yürütücü yapımcılığında Berlanti, Gamble, Sarah Schechter, Leslie Morgenstein, Gina Girolamo ve Marcos Siega yer alıyor. 10 Bölümden oluşan YOU'nun ikinci sezonu, 26 Aralık'ta tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixin-sizi-oldugunuz-yerden-alip-goturecek-yeni-dizisi-maniac/", "text": "Bazı anlar geliyor insan öyle bunalıyor ki herkesten, her şeyden bir anda kaçmak kurtulmak istiyor. Keşke insanın direkt kaçış şansı olsa... Kendisine ait bir dünyası olsa o tuşa bastığında, o hapı aldığında oraya transfer olsa istiyor. Kendi fantezi dünyanda yeni maceralara doğru sürüklenmek... Düşünmesi bile oldukça ilgi çekici... Nasıl olduğunu merak edenlere bir müjdemiz var: Netflix'in 21 Eylül'de yayına girecek olan dizisi Maniac tam olarak böyle bir dünya yaratıyor. Emma Stone ve Jonah Hill'in başrollerini paylaştığı bu dizide kahramanlar sadece bir hap kullanarak bambaşka bir fantezi dünyasına yolculuk ediyor. Peki bu dünya tahmin ettiğimiz kadar kusursuz mu, yoksa ilginç maceraları da kendisiyle birlikte mi getiriyor? Dizinin yayınlanma tarihi 21 Eylül! Fotoğrafa tıklayıp Netflix'i 1 ay boyunca ücretsiz olarak deneyebilirsiniz. Fragmanı izlemek isterseniz de buyrun:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixin-yari-olumlu-cadisi-sabrinanin-16-yas-gunune-davetlisiniz/", "text": "Sabrina Spellman'ın karanlık ve korkutucu 16. yaş günü partisine davetlisiniz. Chilling Adventures of Sabrina, genç cadı Sabrina'nın korku ve büyü dolu maceralarını karanlık ve esrarengiz bir tonda anlatıyor. Rosemary'nin Bebeği ve The Exorcist gibi kült yapımların ekseninde ilerleyen uyarlama dizide Sabrina bir taraftan kendisini, ailesini ve insanlığı tehdit eden kötücül varlıklara karşı savaşırken, bir taraftan da yarı insan yarı cadı olarak bir denge yakalamaya çalışıyor. Riverdale dizi sorumlusu ve Archie Comics CCO'su Roberta Aguirre-Sacasa dizinin senaryosunu kaleme alırken, yürütücü yapımcı kadrosunda Greg Berlanti, Sarah Schechter, Archie Comics CEO Jon Goldwater ve Lee Toland Krieger ile birlikte görev yapıyor. Warner Bros. Berlanti Productions imzasını taşıyan dizinin oyuncu kadrosunda yer alan isimler ise şöyle: Kiernan Shipka, Miranda Otto, Lucy Davis, Ross Lynch, Michelle Gomez, Chance Perdomo, Jaz Sinclair, Richard Coyle, Tati Gabrielle, Adeline Rudolph, Abigail Cowen, Lachlan Watson, Bronson Pinchot and Gavin Leatherwood."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixin-yeni-dizisi-locke-and-key-7-subatta-yayinda/", "text": "Babaları gizemli bir şekilde öldürülen üç kardeş anneleri ile dedelerinden kalma Anahtar Ev'e yerleşir. Taşındıkları evde babalarının ölümüne dair cevapları bulacakları sihirli anahtarlar keşfederler. Locke kardeşler, bu farklı anahtarları ve onların eşsiz güçlerini fark ettikçe, gizemli bir şeytan uyanır ve anahtarları ele geçirmek için harekete geçer. Carlton Cuse ve Meredith Averill tarafından hayata geçirilen dizi aşk, kayıp ve güçlü aile bağlarını anlatan bir olgunlaşma hikayesini konu alıyor. Netflix'in heyecanla beklenen dizisi Locke and Key, Joe Hill ve Gabriel Rodriquez'in en çok satan çizgi roman dizisinden uyarlandı. Locke and Key kadrosunda, Darby Stanchfield Nina Locke, Jackson Robert Scott (IT ve IT 2) Bode Locke, Connor Jessup Tyler Locke, Emilia Jones Kinsey Locke, Bill Heck Rendell Locke, Laysla De Oliveira Dodge, Thomas Mitchell Barnet Sam Lesser, Griffin Gluck Gabe ve Coby Bird Rufus Whedon karakterlerine hayat veriyor. Dizinin yürütücü yapımcıları arasında ise Carlton Cuse, Meredith Averill, Aron Eli Coleite, Joe Hill, Chris Ryall, Lydia Antoni ve Ted Adams, Lindsey Springer, Andy Muschietti, Barbara Muschietti, David Alpert ve Rick Jacobs, Tim Southam, John Weber ve Frank Siracusa."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixin-yeni-fantastik-dizisi-golge-ve-kemik/", "text": "Gölge ve Kemik, 23 Nisan'da yalnızca Netflix'te. Leigh Bardugo'nun tüm dünyada en çok satan Grishaverse romanlarından uyarlanan Gölge ve Kemik, yetim bir asker olan Alina Starkov'un savaş mağlubu ülkesini kurtarabilecek özel bir gücü keşfetmesiyle başlıyor. Karanlıklar Diyarı'ndaki tehdidin büyümesiyle, Alina, Grisha isimli seçkin bir büyülü asker ordusuna katılıp bildiği her şeyden uzaklaşır. Gücünü geliştirmek için mücadele verdiği sırada, müttefiklerin ve düşmanların bir olabileceğini ve dünyadaki hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlar. Karizmatik suçlulardan oluşan tehlikeli bir grubun da oyuna dahil olması, hayatta kalmak için sihirden çok daha fazlasının gerektirdiğini öğretecek. Gölge ve Kemik, Jessie Mei Li , Archie Renaux , Freddy Carter , Amita Suman , Kit Young ve Ben Barnes 'ın başrollerinde yer aldığı 21 Laps Entertainment'ın bir Netflix prodüksiyonudur. İŞTE FRAGMAN Dizi Sorumlusu / Yürütücü Yapımcı / Senarist: Eric Heisserer Yazar ve Yürütücü Yapımcı: Leigh Bardugo Yürütücü Yapımcı ve Yapımcı: Lee Toland Krieger Yürütücü Yapımcılar: Shawn Levy, Dan Levine, Dan Cohen, Josh Barry (21 Laps Entertainment) ve Pouya Shahbazian Çekim Yeri: Budapeşte, Macaristan Format: 1 saat x 8 bölüm Oyuncu Kadrosu: Jessie Mei Li , Archie Renaux , Freddy Carter , Amita Suman , Kit Young , Ben Barnes , Sujaya Dasgupta , Danielle Galligan , Daisy Head , Simon Sears , Calahan Skogman , Zoe Wanamaker , Kevin Eldon , Julian Kostov , Luke Pasqualino , Jasmine Blackborow , Gabrielle Brooks Gölge ve Kemik Sosyal Medya Kanalları Twitter: www.twitter.com/shadowandbone_ Facebook: www.facebook.com/ShadowAndBoneTV/ Instagram: www.instagram.com/shadowandbone/ #shadowandbone"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixin-yeni-filmi-the-kingden-ilk-fragman/", "text": "Başrolünde Timothee Chalamet ve Joel Edgerton'un yer aldığı Netflix orijinal filmi The King'in resmi fragmanı paylaşıldı FİLM 1 KASIM'DA YAYINDA... Filmi merak edenler için biraz anlatalım: Hal , İngiliz tahtının gönülsüz varisi, kraliyet hayatına sırtını dönmüş ve halkın içerisinde sıradan bir yaşam sürdürüyordu. Ancak acımasız babası öldüğünde Hal, Kral V. Henry olarak taçlandırılır ve kendini daha önce kaçmaya çalıştığı hayatın ortasında bulur. Şimdi, saray politikasının, kaosunun ve babasının geride bıraktığı savaşın altından kalkması gerekecek. Ayrıca geçmişinde ona akıl hocalığı yapan ve şimdilerde alkolik bir şövalye olan John Falstaff ile geçmişi yeniden ortaya dökülecek. Yönetmen: David Michod Senarist: David Michod ve Joel Edgerton Yapımcılar: Brad Pitt, Dede Gardner, Jeremy Kleiner, Liz Watts, David Michod ve Joel Edgerton Görüntü Yönetmeni: Adam Arkapaw Prodüksiyon Tasarımcısı: Fiona Crombie Editör: Peter Sciberras Kostüm Tasarımcısı: Jane Petrie Müzik Yapımcısı: Nicholas Britell Oyuncu Kadrosu: Timothee Chalamet, Joel Edgerton, Sean Harris, Tom Glynn-Carney, Lily-Rose Depp, Thomasin McKenzie, Robert Pattinson ve Ben Mendelsohn"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixin-yeni-turk-orijinal-dizisi-50m2nin-resmi-fragmani/", "text": "Engin Öztürk'ün başrolünde olduğu 50m2, 27 Ocak'ta tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te İkinci bir şansı elde etmek kolay ama onu değerlendirmek sanıldığından daha zordur. Gölge, kendisini büyüten Servet Nadir'in kirli işlerini yapmaktadır. Çocukluğuna dair hiçbir şey hatırlamayan Gölge, kendisini geçmişe bağlayan fotoğrafın peşinde koşmaktadır. Fotoğraftakilerin kim olduğunu araştırdıkça aslında bir yalanın içinde yaşadığını anlar. Servet Nadir'in sırlarıyla beraber kaçan Gölge, Güzelce Mahallesindeki 50 metrekarelik terzi dükkanına sığınır. Mahalleli onu ölen terzi Adil'in oğlu Adem zanneder. Karanlık geçmişinin köşeye sıkıştırdığı Gölge'nin gidecek başka bir yeri yoktur ve yeni kimliğiyle 50 metrekarelik terzi dükkanında yaşamaya başlar. Ne kadar zorlu olsa da mahalle Gölge'yi, Gölge de mahalleyi değiştirecektir. KÜNYE Yaratıcı / Yönetmen: Burak Aksak Yönetmen: Selçuk Aydemir ve Burak Aksak Yapımcı: BKM Oyuncu Kadrosu: Engin Öztürk, Aybüke Pusat, Kürşat Alnıaçık, Cengiz Bozkurt, Tolga Tekin, Yiğit Kirazcı, Özgür Emre Yıldırım, Tuncay Beyazıt, Tuğçe Karabacak, Hasan Yalnızoğlu, Murat Kılıç ve Gürkan Uygun"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixte-turkce-dizi-donemi-basliyor/", "text": "Netflix, Türkiye platformundaki çeşitli içeriklere ve pazarın tanıştığı yepyeni TV izleme alışkanlıklarına değinen özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Etkinlikte Netflix'in Türkiye'deki ilk orijinal yapımının imza aşamasının tamamlandığı duyuruldu. Türkiye'deki varlığını güçlendirmek isteyen Netflix, duyurusunu düzenlediği bir etkinlikte paylaştı. Etkinlikte Netflix yöneticileri, gelecek yıl tüm dünyada 190'dan fazla ülkeden izlenebilecek olan ilk orijinal Türk yapımı için anlaşma imzalandığını açıkladı. Bu duyuru, Eylül 2016'da Netflix kurucu ve CEO'su Reed Hastings'in katılımıyla servisin tamamen yerel bir platform olarak duyurulması ve Netflix'in bir orijinal Türk yapımına imza atacağının açıklanmasından sonra sekiz ay gibi kısa bir sürede gerçekleşti. Netflix'in çekeceği ilk Türk orijinal yapımla ilgili detaylar önümüzdeki dönemde paylaşılmaya devam edecek. Netflix Uluslararası Orijinal Diziler Başkan Yardımcısı Erik Barmack, Türk yapımla ilgili olarak şunları söyledi: İlk orijinal Türkçe dizimizi çekecek olmaktan dolayı heyecanlıyız. Netflix'in bu muhteşem Türkçe yapım için en ideal uluslararası platform olacağına inancımız tam ve bu yıl içerisinde daha fazla detay paylaşmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Sadece 2017'de tüm dünyada 600'den fazla yeni orijinal dizi, film, belgesel, stand-up gösterisi ve çocuk programı çekeceğini açıklayan Netflix, 100 milyondan fazla kullanıcının dilediği herhangi bir içeriği, internet bağlantılı tüm cihazlardan, her an ve her yerde izleyebilmesini sağlıyor. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixte-yayinlanacak-azizler-filminin-fragmani-engin-gunaydin-haluk-bilginer-irem-sak/", "text": "Gençlik yıllarının artık sonuna gelen Aziz, hayatından hiç memnun değildir. Yıllardır sevmediği bir işte çalışmaktadır ve gençliğinde kendisi için kurduğu mesleki hayallerden oldukça uzaktır. Sevgilisi Burcu ile dört yıldır süren ilişkisinin ise artık sonlanması gerektiğini fark eder... Yalnız kalmaya, kendisiyle vakit geçirmeye, özgürleşmeye duyduğu ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Sonunda, en çaresiz anında, karşısına beklenmedik bir fırsat çıkar, ancak Aziz'in tehlikeli bir yalan söylemesi ve bu yalanı sürdürmesi gerektirmektedir. Katlanmak zorunda kalacağı sonuçlar, Aziz'in hayatını büsbütün değiştirecektir. Berkun Oya'nın kaleme aldığı filmin başrollerinde Engin Günaydın'a Haluk Bilginer, Binnur Kaya, Öner Erkan, Fatih Artman ve İrem Sak gibi birbirinden yetenekli isimler eşlik ediyor. Azizler,8 Ocak'ta sadece Netflix'te. Taylan Biraderler filmi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixte-yayinlanacak-zack-snyderin-yeni-filmi-oluler-ordusunun-resmi-fragmani/", "text": "Las Vegas'ta meydana gelen bir zombi salgınının ardından bir grup paralı asker, karantina bölgesine girerek tarihin en büyük soygunlarından birini gerçekleştirmek için harekete geçer. Eski bir zombi savaş kahramanı olan Scott Ward , evi olarak adlandırdığı kasabada ucuz işlerde çalışarak yaşamını sürdürür. Günün birinde kumarhane patronu Bly Tanaka , ona reddedemeyeceği bir teklif sunar: 32 saat içinde hükümet tarafından bombalanmadan önce şehirde bulunan bir kasadaki 200 milyon doları almak için zombi istilasına uğramış karantina bölgesine girmek. Görüşmediği kızı Kate ile barışabileceği umuduyla teklifi kabul eden Ward, bu soygun için uzmanlardan oluşan bir ekip kurar. Ekipte usta bir tamirci ve Ward'un eski arkadaşı Maria Cruz ; zombi öldürme konusunda uzman olan Vanderohe ; helikopter pilotu Marianne Peters ; kazanmak için her yola başvuran Mikey Guzman ve en yakın arkadaşı Chambers , kumarhanenin güvenlik şefi Martin ; bir güvenlik görevlisi olan Burt Cummings'i işe alan Coyote lakaplı çılgın savaşçı ve Alman kasa hırsızı Dieter yer alıyor. Vakit daralırken ve hızlı bir Alfa zombi sürüsü şehre yaklaşırken, eşi benzeri görülmemiş büyüklükteki bu soygunu gerçekleştirmek için kesin olan tek bir şey vardır: Hayatta kalan her şeyi alır. Yönetmen: Zack Snyder Hikaye: Zack Snyder Senaristler: Zack Snyder, Shay Hatten, Joby Harold Yapımcılar: Deborah Snyder, Wesley Coller, Zack Snyder Oyuncu Kadrosu: Dave Bautista, Ella Purnell, Omari Hardwick, Ana De La Reguera, Theo Rossi, Matthias Schweighöfer, Nora Arnezeder, Hiroyuki Sanada, Garret Dillahunt, Tig Notaro, Raul Castillo, Huma Qureshi, Samantha Win, Richard Cetrone ve Michael Cassidy İŞTE FRAGMAN"} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixteki-bird-box-filmini-ilk-haftada-45-milyon-kisi-izledi-sandra-bullock-basrolde/", "text": "Netflix'te ne izlesem diye bakınıyorsanız. Hemen Bird Box izleyin. Sandra Bullock'un başrolde oynadığı filmi ilk haftasında 45 milyon kişiden fazla izlenildi ki bu bir rekor. Biz de izledik. Oldukça etkileyici. Spoiler vermemek için pek anlatmayalım Fakat şu an sinemalarda yayınlanan çoğu filmden iyi olduğunu söyleyelim. Bird Box'un konusu da şöyle: Gizemli bir güç, dünya nüfusunun büyük bir kısmını yok edince geriye tek bir gerçek kalır: Onu görürsen, kendini öldürürsün. Bilinmezliklerle dolu bir yola giren Malorie; aşkı, umudu ve yeni bir hayata başlama fırsatını bulsa da işler istediği gibi gitmez. Şimdi, iki küçük çocukla birlikte sığınabilecekleri tek yere doğru tehlikeli bir nehir boyunca kaçmak zorundadır. Hayatta kalmak için çok tehlikeli bu iki günlük yolculuğu gözleri kapalı halde tamamlamaları gerekecektir. Oscar ödüllü Susanne Bier imzalı yeni bir gerilim filmi olan #BirdBox'ta Trevante Rhodes, Sarah Paulson ve John Malkovich gibi birbirinden ünlü isimleri içeren ekibe başrolde Oscar ödüllü Sandra Bullock eşlik ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixten-hayranlara-yonelik-3-saatlik-ozel-etkinlik-tudum-herkes-var-kacirmayin/", "text": "İlk kez düzenlenecek TUDUM: Hayranlara Yönelik Küresel Netflix Etkinliğinin resmi fragmanını ve yıldızlarla dolu katılımcı listesini bugün hayranlarla paylaştık. 70'ten fazla dizi, film ve stand-up'ı temsil eden en büyük yıldızlarımız ve yaratıcılarımızdan 145'i, özel içerikler ve daha önce hiç yayınlanmamış videolarla dolu bu heyecan verici gün için 25 Eylül'de sanal sahnedeki yerlerini alacak. Netflix'te bir dizi veya film izlediğinde duyduğun ilk sesten ilham alan TUDUM, ilk küresel hayran etkinliğimiz. Hedefimiz ise oldukça basit: Dünya genelindeki Netflix hayranlarını eğlendirip onurlandırmak. Nasıl İzlenir? Sanal etkinliğin canlı yayını Pasifik saatiyle 09.00 / Doğu Yakası saatiyle 12.00 / Greenwich saatiyle 16.00 / Türkiye saatiyle 19.00 / Japonya ve Kore saatiyle 01.00'de başlayacak. Etkinlik, Netflix'in YouTube kanalının yanı sıra Twitter, Twitch ve Facebook üzerinden tüm dünyada izlenebilecek. Etkinlik öncesinde belirli kanallarda, Kore ve Hint yapımı diziler ile filmlerin yanı sıra heyecan verici anime içeriklere odaklanan özel etkinlikler Pasifik saatiyle 05.00 / Doğu Yakası saatiyle 08.00 / Greenwich saatiyle 12.00 / Türkiye saatiyle 15.00 / Japonya ve Kore saatiyle 20.00'de başlayacak. Seni Neler Bekliyor? Üç saatlik TUDUM etkinliğine 145'ten fazla yıldız ve 70'in üzerinde dizi ve film tanıtımı yer alacak. Bunların arasında yeni sezonlarıyla seyirci karşısına çıkmaya hazırlanan Stranger Things, Bridgerton, The Witcher, La Casa De Papel ve Cobra Kai gibi en popüler dizilerimizin yanı sıra Red Notice, Don't Look Up, Extraction, The Harder They Fall ve The Old Guard gibi filmler de yer alacak. Hayranlar, interaktif paneller ve sohbetler sırasında flaş haberleri öğrenecek ve ilk bakış videolarını, yeni fragmanları ve özel klipleri izleyebilecek. Etkinliğe aşağıdaki Netflix yapımlarından tanıdığımız yıldızlar ve yaratıcılar katılacak: Katılımcılar: Jennifer Aniston Jonathan Bailey Jason Bateman Zazie Beetz Halle Berry Millie Bobby Brown Manolo Cardona Henry Cavill John Cho Lily Collins Nicola Coughlan Madhuri Dixit Idris Elba Nathalie Emmanuel Kevin Hart Chris Hemsworth Dwayne Johnson Jung Hae-in Kai Kim Hee-chul Regina King Nick Kroll Jennifer Lawrence Ralph Macchio Jonathan Majors Adam McKay Caleb McLaughlin Alvaro Morte Elsa Pataky Maite Perroni Maitreyi Ramakrishnan Noomi Rapace Adam Sandler Matthias Schweighöfer Maisa Silva Lilly Singh Zack Snyder Song Kang Alejandro Speitzer Omar Sy Charlize Theron Kenjiro Tsuda Finn Wolfhard Wiliam Zabka ve diğer pek çok ünlü isim Diziler ve Filmler: Aggretsuko / A Whisker Away / A Traves De Mi Ventana Arcane Hırsızlar Ordusu Black Crab Big Mouth Bridgerton Bright: Samurai Soul / : Bruised The Chestnut Man Cobra Kai Colin in Black and White Cowboy Bebop The Crown Dark Desire De Volta Aos 15 Don't Look Up Emily in Paris Extraction Finding Anamika Floor is Lava The Harder They Fall Hellbound / Heeramandi Human Resources Interceptor Inside Job La Casa de Papel The Old Guard Ozark Maldivas My Name / New World / Pretty Guardian Sailor Moon Eternal: The Movie / Eternal: Asi Yıllar Ritmo Salvaje Red Notice The Sandman Sex Education The Silent Sea / Soy Georgina Stranger Things Super Crooks / Ultraman The Umbrella Academy Vikings: Valhalla The Witcher The Witcher: Blood Origin Young, Famous & African Ortak Yayın Hayranlar etkinliği ortak yayınlayabilir ve TUDUM etkinliğimizle gerçek zamanlı olarak etkileşime geçebilir. Twitch'te nasıl ortak yayın yapabileceğini öğrenmek için bu kılavuza göz atabilirsin. Ortak yayın yapmak için TUDUM.com'da kaydolmayı unutma."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixten-la-casa-de-papel-oyuncularinin-da-oynadigi-yeni-dizi-elite/", "text": "Netflix, sonbaharda gösterime girecek heyecan dolu yeni gençlik dizisi ELITE'nin başrol oyuncularının da yer aldığı ilk görüntülerini paylaştı. La Casa de Papel'in başrol oyuncularından Maria Pedraza, Miguel Herran ve Jaime Lorente'yi tekrar bir araya getiren dizinin kadrosunda ayrıca Itzan Escamilla , Miguel Bernardeau , Aron Piper (15 Years and One Day), Ester Exposito , Mina El Hammani , Alvaro Rico ve Omar Ayuso bulunuyor. Meksika'nın en ünlü aktris ve şarkıcılarından Danna Paola da kadroda yer alan önemli isimlerden. Elitlerin çocuklarını gönderdiği Las Encinas, İspanya'nın en iyi ve en seçkin okuludur. Okullarının bir depremde yıkılmasının ve yerel meclisin öğrencileri bölgedeki diğer okullara dağıtmasının ardından, işçi sınıfından üç çocuk da Las Encinas'a kabul edilir. İlk başta çok şanslı olduklarını düşünseler de aslında durum tam tersidir. Her şeye sahip olanlar ile kaybedecek hiçbir şeyi olmayanlar arasındaki çatışmanın bir cinayetle sonuçlanmasının ardından olaylar peşi sıra gelişir. Peki işlenen suçun arkasında kim vardır? Sabırsızlıkla bekliyoruz..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixten-sansur-aciklamasi/", "text": "Netflix Türkiye, Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından Over the Garden Wall isimli animasyonundaki sigaranın sansürlendiği yönündeki iddiayla ilgili olarak açıklama yaptı. Söz konusu iddianın yalanlandığı açıklamada, Netflix Türkiye, iddiaların aksine ilgili yapım üzerinde herhangi bir değişiklik yapmamıştır. Söz konusu yapımın yayın hakları farklı bir içerik üreticisinden satın alınmış olup, yapım Netflix'e şu an servisimizde yer aldığı haliyle teslim edilmiştir dendi. NE OLMUŞTU?n RTÜK, 25 Eylül tarihinde onaylanan tasarı kapsamında, Türkiye'de yayın yapmakta olan Netflix, BluTV ve benzeri diğer platformlara denetim zorunluluğu getirmişti. Toplamda 24 maddeden oluşan 'Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkındaki Yönetmelik', internet yayıncılarının RTÜK'ten lisans almalarını şart hale getirirken, içerikler denetim altına alınmaya başlanmıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/netflixten-yeni-mini-dizi-the-eddy/", "text": "Netflix, tüm dünyayla aynı anda 8 Mayıs 2020'de gösterime girecek olan mini-dizi The Eddy'nin tanıtım fragmanını paylaştı. Fragman, Berlin Film Festivali'nde gerçekleşen dünya prömiyerinden hemen sonra paylaşıldı. Dizinin soundtrackleri Arista Records tarafından hazırlanıp dizinin lansman tarihiyle aynı gün paylaşılacak. The Eddy, günümüz Paris'inin renkli ve çok kültürlü mahallelerinde geçen 8 bölümlük bir mini-dizidir. Dizinin yönetmen koltuğunda Akademi Ödülü Damien Chazelle , Emmy Ödülü Alan Poul , Houda Benyamina ve Laila Marrakchi yer alıyor. Bir zamanlar New York'ta ünlü bir caz piyanisti olan Elliot Udo şimdilerde zor durumda olan The Eddy adlı barın ortağıdır ve burada sahne alan, bir ayrıl bir barış olduğu kız arkadaşı Maja'nın müzik grubunu yönetir. Elliot, ortağı Farid'in barda bazı şüpheli işlere karıştığını öğrenirken, Farid'in eşi Amira bazı sırları ortaya çıkarır. Elliot'un problemli kızı Julie aniden Paris'e gelip babasıyla yaşamaya karar verince, Elliot'un kişisel ve profesyonel hayatı geçmişiyle yüzleşmesiyle beraber birbirine girer. Elliot, barı kurtarmak ve en sevdiklerini korumak ile yükümlüdür artık. Dizinin oyuncu kadrosunda Melissa George , Adil Dehbi , Benjamin Biolay , Tcheky Karyo ve Rapçi Sopico da yer alıyor. Dinamik ve canlandırıcı performansların harmanlandığı The Eddy, müziğin birleştirici ve iyileştirici yönünü odak noktasına alıyor. Dizi Alan Poul, Damien Chazelle, BAFTA Ödüllü Jack Thorne ve 6 defa Grammy Ödülü kazanmış Glen Ballard tarafından hayata geçirildi. Glen Ballard aynı zamanda dizideki müzikleri bestelemiş ve gerçek müzisyenlerin oluşan The Eddy'nin müzik grubunun kurucusudur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/neva-ciftcioglu/", "text": "Türkiye'de bilime verilen değeri tartışmaya başlasak günlerce konuşup aslında hiç başlamamış gibi oluruz. Neva Çiftçioğlu da öyle bir isim. Türkiye dışında el üstünde tutulup Türkiye'de iş bulamamış bir bilim insanı. Nobel Tıp Ödülü için aday olarak sunulmuş, Rus Amerikan Uzay Araştırmalarında aktif görev almış, İskandinav bilim ödülü almış yüreğinde memleket sevdası yanan bir hanımefendi: 18 yıl Nasa'da Mars'ta hayat arayan ekipte önemli işlere imza attıktan sonra 2009'da Nasa'dan geldiğinde Türkiye'de iş bulamamasını dinleyelim: Dr. Neva Çiftçioğlu, 370 gündür Türkiye'deyim. Bütün üniversiteleri, özel sektörü dolaştım. Çok büyük devlet büyüklerimize ulaştım ve iş bulamadım dedi. Bir büyüğümüzle görüştüğünde alkdığı yanıtı ise şöyle anlatıyor. Patentlerimi, 200'ü aşkın bilimsel yayınımı anlattım. Ama, 'Bak evladım. Bir pırlanta bulursun, yüzük, kolye yaparsın. O pırlanta kaldırım taşı büyüklüğünde ise hiçbir yere sığmazsın. Sen geri dön' yanıtını aldım. Peki dışardan bakılınca kimdir Neva Çiftçioğlu? Efendim, Doç.Dr. Neva Çiftçioğlu gerçek bir Türk hanımefendisi. Finlandiya'da doçentlik ünvanını alan ilk yabancı. Kendisi kireçlenmenin müsebbibi olan ve nanobakteri adı verilen mikrobu bulmuş. Bu buluşu nedeniyle dünyanın her yerinden davetler, ödüller almış. 2,5 yıldan beri NASA'da çalışan ilk Türk bilimkadını. Önümüzdeki yıllarda da kalp ve böbrek hastalıklarının teşhisine ilişkin, patenti yüzlerce milyon dolar değerinde önemli bir buluşu açıklanacakmış. Buraya kadar çok güzel. Ama Türkiye onu tanımıyor, Türk yetkililerden aldığı tek bir tebrik bile olmamış. Bilim dünyasında ona Türklüğünden vazgeç, daha çok parla diye akıl verenlere o inatla asla demeye devam ediyor. Türk olması büyük sorun olmuş. Finlandiya'da Türk olduğu hiç anılmamış. Vatandaşlık başvurusu bile yapmamış ama, onu hep Finli gibi tanıtmışlar dünyaya. Mesela NASA'ya gittiğinde, NASA'ya giren ilk Finli diye başlık atmış bir gazete. 1996 da başarılı bilim insanlarının bulunduğu bir törene çağrılmış ; bu törende Türk bayrağının altına gittiğinde onu oradan alıp Finlandiya bayrağının altına almışlar. Çok ağırına gitmiş bu... 1996 yılında Finlandiya Hükumeti onu buluşunu bilim dünyasına açıklamak üzere ABD'ye göndermiş. New York'ta bulunan dünyanın dört büyük laboratuarından biri olan Cold Spring Harbor Laboratories'e gitmiş. Meğerse Amerikalılar da o dönemde aynı bakteriyi Mars gezegeninde bulmuşlar. Bunun üzerine birlikte Astrobiyoloji Enstitüsü'nü kurmuşlar. Bulduğu bakteriyle ilgili olarak ABD'de kurulan büyük bir firmanın da sahiplerinden biriymiş. Firmanın CEO'su senin Türk olmandan yoruldum diyerek kendisine ABD vatandaşlığına geçmesini önermiş. Yanıtı kısa ve öz : ASLA ! Ve ekliyor : Ben milliyetçi olduğumu bilmezdim, ama dışarıda kalınca insan ülkesinde kızdığı şeyleri bile özler hale geliyor...Şaşırıyorlar Amerikalılar. Sana hiç kimse sahip çıkmıyor, sen neden Türk olmakta ısrar ediyorsun ? diye soruyorlar kendisine. Ankara Tıp Fakültesi'nde asistan iken doktorasını bitirmek üzereymiş. Astım hastalığı hakkında bir tez hazırlamış hocalarına sunmuş. Bölüm başkanı olan hocası tezi herkesin gözü önünde çöpe atmış. O çöpe atılan tezi birkaç yıl sonra tıp dünyasının üç büyük bilimsel dergisinden birinde yayınlanmış. Ankara ona doçentliğini vermediği için Finlandiya'da doçentlik ünvanı alan ilk yabancı olmuş. Finlandiya'da bakteri çalışmaları yaparken Bilkent Üniversitesi Rektörü ve Genetik Bölümüne başvurarak gelin bunu birlikte yapalım, patenti Türkiye'ye ait olsun önerisini yapmış. Gelen yazılı yanıtta siz galiba iş arıyorsunuz deyip kabul etmemişler. Hacettepe Tıp Fakültesi de bu bizi aşar demiş. Hasrete dayanamayıp Türkiye'ye dönmüş ve Başkent Üniversitesi'nde çalışmaya başlamış. Kendisine mikrobiyoloji kliniğinde 9 ay boyunca dışkı tahlili yaptırmışlar. Sonunda Finlandiya'daki profesörü sen orada ziyan oluyorsun diyerek isyan etmiş ve Türkiye'ye onu almaya gelmiş. Bana yurtdışında Everest'in tepesine bayrak diken kadın gözüyle bakıyorlar, ama bugüne kadar hiçbir Türk yetkilisinden tebrik almadım. Sadece bir kişi, nasıl oldu bilmiyorum, İskandinav Tıp Ödülünü kazandığım zaman, Ziraat Bankası eski Genel Müdürü bir tebrik kartı gönderdi ; hala saklarım diyor bu değerli Türk Bilimkadını... Yetişmiş beyin gücünün başka diyarlara göçmek zorunda bırakılmadığı, kendi yağımız, kendi şekerimiz ve kendi unumuz ile kendi helvamızı yapabileceğimiz özlediğimiz o Türkiye çooook uzaklarda olmasa gerek... Brüksel, 29 Nisan 2004 Yakup Yurt Şimdilerde bir gazete aracılığıyla Türkiye'ye olan hasretini gideren Neva Hanım 13 Temmuz 2015'te vatan hasretiyle ilgili şunları yazdı: ÜLKESİNDEN uzakta yaşamanın gereğini kimi Bireysel seçim, kimi de İdeallerin peşinden koşmak olarak özetliyor... Ben ise bilim köşesi yazan birçok yazara ters düşecek bir şekilde tanımlıyorum: Son 25 yılını uzak diyarlarda sürdüren biri olarak yoğrulduğum kültürün etkisiyle Kaderdir bir insanı memleketinden koparan diyorum. Üstelik de Kader böyle deyip bir şeyleri değiştirme çabasında olmayanlara tepki gösteren bir insan olarak... Kader gibi köşeli ve katı bir kelimeyi kullanmakla beraber yaşanan her tecrübenin bir amacı olduğuna, detayları görerek ve yaratıcı gücümüzle birçok şeyi değiştirebileceğimize de inanıyorum aynı zamanda."} {"url": "https://www.thegeyik.com/nevrotik/", "text": "Eğer herhangi bir objeye baktığınızda, diğer insanlara oranla daha sık bir şekilde size bakan yüzler görüyorsanız, siz de nevrotik bir kişiliğe sahip olabilirsiniz. Tokyo'da yapılan bir araştırmaya göre, nevrotik kişilik belirtilerine sahip insanlar aynı şekilde rastgele objelerin içinde onlara bakan yüzler görmeye daha eğilimliler. 166 lisans öğrencisi üzerinde yapılan araştırmada, bu öğrencilere önce Büyük Beşli kişilik özelliklerini ve duygusal durumlarını ölçecek şekilde iki standart psikolojik testi uygulandı. Daha sonra her katılımcıya rastgele noktalardan oluşan aynı desenler gösteriliyor ve bu noktalarda ne gördüklerini çizmeleri isteniyor. Yapılan testlerde nevrotik kişilik özellikleri gösteren katılımcıların, bu noktalar içinde daha fazla yüz gördükleri sonucuna ulaşıyorlar. Aynı zamanda kadın/ erkek oranına baktığınızda kadınların da erkeklere oranla daha fazla yüz görmeye eğilimli olduğunu saptıyorlar. Sizin de içinizde bi' ses I see faces everywhere diyorsa, bu Twitter hesabına bayılacaksınız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/new-yorkta-universite-londrada-lisans-simdi-ise-kastamonuda-mutlu-bir-ciftci/", "text": "İzmir'de doğdu, İstanbul'da büyüdü, New York'ta üniversite okudu, Londra'da yüksek lisans yaptı. Sibel Güdek 30 yaşında. Türkiye'nin en fazla göç veren illerinden Kastamonu Daday'da çiftçilik yapıyor. Onu köyüne geri getiren ne şehir yaşamının stresi ne de doğanın cazibesi. Verimli topraklar boş ve bu, büyük fırsatlar sunuyor diyor. Koca bir çuval bakliyatı sırtlayıp pazara giden, doğadaki meyveleri toplarken elleri parça parça olan, toprak süren, harman kaldıran, eken, biçen ve ürünleriyle pazar pazar gezen bir kadın düşünün. Üstelik bu kadın New York'ta okumuş, yaşamış, İstanbul'da plazalarda beyaz yakalı, konforlu bir hayat sürmüş olsun. Sonra da siz onu özellikle gençlerin biran önce büyük bir şehre 'kapağı atma' hayali kurduğu Kastamonu Daday'ın yabandaki Budaklı Köyü'nde bulun... İlk sorum Sizi bütün bu aşamalardan sonra köyünüze dönüp yaşamaya ne itti oldu. Sesi de görüntüsü kadar zarif olan Sibel Hanım'ın fotoğraflarına bakarken sormuştum soruyu. Ama içimden Zaten şu anda gençler arasında doğaya kaçmak çok moda. Şehir bir insanı daha boğmuş, doğa sevgisi de her şeyi bırakıp köyüne dönmesine neden olmuş diye geçiriyordum. Ben hiçbir şeyden kaçmadım demesiyle işin renginin öyle olmadığını anladım. Evet, modern şehirde yaşamanın tüm olumsuzluklarını ben de yaşıyordum ve ne yaşadığımın çok farkındaydım. Ama daha yıllarca yaşardım. İyi işim, dayanacak gücüm vardı. Çok sosyal bir insandım. Ben ne şehirden kaçtım ne de doğaya sığındım. Motivasyonum çok daha başka dedi. Peki ama o zaman derdi neydi? Sibel Hanım'ın köyle ilgili hikayesi, babasının şehirde yaşarken yıllarca hayalini kurduğu köydeki evi tamir etmeye başlamasıyla olmuş. Gidip geldikçe hem köyü ve yaşamı sevmiş hem de köyde kendisi için büyük bir fırsat yakaladığını anlamış. Dünya kadar sulak ve verimli toprak ekilip biçilmeden öylece duruyordu. Doğa ve çevre meyvelerle doluydu. Eğer dünyadan kopuk yaşamıyorsanız, gözleriniz biraz açık ve kendinizle de ilgiliyseniz bütün dünyada eğilimin doğal beslenme ve sağlıklı yaşama doğru gittiğini görürsünüz. Bütün büyük marketlerdeki reyonlarda doğal ürünlerin kapladığı yer ve çeşitlilik her geçen gün artıyor. Hepimiz temiz gıda istiyoruz ve bunu talep ediyoruz. Bu süreç devam edecek ve eminim ki dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tersine göç artacak. Bu, aynı zamanda büyük bir fırsat. Köyümde bu fırsatı değerlendirebilmem için gereken her şey vardı ve ben de bunu değerlendiriyorum diyor. Sizi korkutmadı mı yıllarca emek verdiğiniz, gurbet ellerde çalışıp didinerek herkesin hayalini kurduğu okullarda aldığınız eğitiminizi bir kenara atıp, sıfırdan yeni bir yaşama başlamak diye soruyorum. Yine tereddüt etmeden yanıtlıyor: Hayır, gözü kara biriyim. Bir insanın bir şeyi başaracağına inandığında başaramamasının mümkün olmadığına inanıyorum. Hiç korkmadım bu nedenle. Ayrıca geçmişi de sıfırlamış değilim. Evet, belki köyde birçok şeye sıfırdan başladım. Ne ekilir, nasıl ekilir, tohumdur, topraktır bunların hiçbirini bilmiyordum. Burada bizzat yaşayarak çok şey öğreniyorum ve bu öğrendiklerimi daha öncekilerin üzerine koyuyorum. 'Mom and Pop' adında bir markamız, ürünlerimizi pazarladığımız bir internet sayfamız var. Bunlar zaten eğitimini aldığım işler. Şimdi onların üzerine doğada yaşamayı, ekip biçmeyi ve hayata dair birçok başka şeyi öğrenip koyuyorum. Ben de öğretiyorum. Buradaki çocuklarla, kadınlarla, köylerde yaşayanlarla karşılıklı bir alışverişimiz var. Sürekli birbirimizden öğrendiğimiz bir süreç yaşıyorum. DAHA YAPACAK ÇOK ŞEY VAR Sibel Güdek yerel tohum siyez buğdayı ekip bulgur ve un yapıyor, Kastamonu'ya özgü benekli fasulye ve bamya yetiştiriyor, doğadan topladığı kuşburnu, alıç, dağ çileği gibi envai çeşit meyveyle reçel, pekmez ve marmelat yapıyor. Yaptıklarını anlattıktan sonra de ekliyor: Daha yapacak çok şey var. Onun hayallerini yaşadığı yerde eko turizmi geliştirmek, doğa sporları için bölgeyi cazibe merkezi haline getirmek süslüyor. Ancak belki de en önemlisi, altını çizerek söylediği, kadınlarla birlikte bir şeyler yapmak. Burası erkek egemen bir toplum. Kadınlarla birlikte çalıştığımda, onların da para kazandıklarını ve kendilerini yararlı bir insan olarak mutlu olduklarında ben de mutlu oluyorum diyor. Bir bilenden köye yerleşmenin püf noktaları ** Kırsal yaşama dönüş hızlanacak, erken yol alın. ** Sabırlı olun, değilseniz de doğa size öğretir. ** Doğada yaşamak sürekli öğrenmektir, önemli olan buna hazır tutum almak. ** Korkmuyorum, aksine kendimi şehirden daha güvende hissediyorum. ** Geçen yıl kızılcık yoktu, bu yıl elma. Burada patron doğa, tekdüzelik yok."} {"url": "https://www.thegeyik.com/neymara-verilen-222-milyon-euro-nasil-psgye-geri-doner/", "text": "Neymar için 222 milyon Euro ödeyen Paris Saint Germain de şimdiden 230 milyon Euro harcayan Manchester City de şampiyonluk için kesenin ağzını açtı. Kulüplerin en önemli gelir kaynağı olan yayın geliri dağılımını inceleyen KPMG Türkiye Spor Sektörü Lideri ve Vergi Hizmetleri Direktörü Hakan Uçak: Ulaştığımız sonuç net: Şampiyonluk artık bir kupadan daha fazlası! Futbolda transferde harcanan yüksek bedeller Avrupa'nın gündemine oturdu. Neymar için PSG tam 222 milyon Euro bonservis bedeli öderken, İngiltere Premier Ligi'nde şampiyonluğu hedefleyen Manchester City şimdiden 230 milyon Euro harcadı. Peki kulüpler parayı nereden buluyor? KPMG Football Benchmark ekibi bu sorunun yanıtını, yayın geliri dağılımında aradı, Avrupa'nın önde gelen futbol liglerindeki yayın geliri dağılımını inceledi. Şampiyon takım sezona 1-0 önde başlıyor Rekabetin en yoğun yaşandığı ve Avrupa'nın en heyecan verici ligi olarak gösterilen İngiltere Premier Ligi'nde gelirin yüzde 50'si kulüplere eşit olarak dağıtılıyor. Yüzde 25'i kulübün o sezonki performansı, yüzde 25'i ise yayından aldığı paya göre belirleniyor. Ligi üst sıralarda bitiren takımlar daha fazla gelir sağlayarak, kadrosunu güçlendirme adına daha ciddi bir transfer bütçesine sahip oluyor. Milli takımlar seviyesinde yakaladığı altın jenerasyonla son döneme damgasını vuran Almanya'da ise son beş yılın göz önünde bulundurulduğu sistem de başarılı takımları ödüllendiriyor. Ancak Bundesliga'nın yayın gelirlerinin düşük olması kulüpleri de zorluyor. Bu yıl hayata geçen yeni sözleşmeyle birlikte Alman kulüplerinin ciddi bir kaynak sağlayacağı düşünülüyor. Fransa Ligi'nde de İngiltere'ye benzer bir şekilde yayın hasılatının yüzde 47'si eşit olarak dağıtılıyor. Yüzde 28'i sportif performansa, yüzde 25'i de kulübün statüsüyle orantılı olarak sahiplerini buluyor. İtalya Ligi'nde de bu oran yüzde 40 eşit, yüzde 30 sportif performans, yüzde 30 da statü olarak oluşuyor. Geçtiğimiz yıllarda Real Madrid ve Barcelona'nın aslan payını aldığı İspanya Ligi'nde ise geçtiğimiz sezondan itibaren daha adil bir dağılım söz konusu... La Liga'da gelirin yüzde 50'si eşit olarak dağıtılırken, yüzde 25'i sportif performans, yüzde 25'lik bölüm de statü olarak paylaşılıyor. Türkiye'de dağılım nasıl? Türkiye'de ise dağılım şöyle: Havuzun yüzde 35'i katılım payı olarak 18 kulübe eşit bölünüyor. Yüzde 45'lik bölüm performansa göre dağıtılıyor. Yüzde 9'luk pay ise ligde ilk beş sırayı alan kulüplere eşit olarak veriliyor. Kalan yüzde 11'lik bölümü ise geçmiş şampiyonlar kasalarına koyuyor. Hakan Uçak, Kulüpler için şampiyonluğun bir kupadan daha fazlası olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Her takım liginde şampiyonluğa ulaşması halinde yayın geliri pastasından daha büyük bir dilim alıyor. Böylece kulüpler kadrolarını geliştirmek adına daha iyi transferler yaparak sezona önemli transferlerle başlayabiliyor. dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/nicolas-cage-nicolas-cage-hakkindaki-filmde-nicolas-cagei-canlandiracak/", "text": "Cage, filmde kendisinin 1990'lardaki egoist haliyle konuşurken yer alıyor ve geçmişteki hali Cage'in düşük bütçeli çok sayıda filmde yer almasıyla dalga geçiyor. Söylentilere göre Nicolas Cage, kendisinin Quentin Tarantino'nun yeni filminde rol kapmaya çalışırken canlandırıldığı bir filmde kendisini oynamak için görüşmeler yapıyor. Hollywood Reporter'ın haberine göre, Unbearable Weight of Massive Talent ismini taşıyan ve kendine gönderme yapıyor gibi gözüken film için yapımcı Lionsgate'le imza atmak için son görüşmeler yapılıyor. Filmin senaryosunu, That Awkward Moment filminin yönetmeni Tom Gormican ve Gormican'la birlikte Ghosted dizisinin yaratıcılarından Kevin Etten kaleme aldı. Cage filmde, kendisinin 1990'lardaki egoist haliyle konuşurken yer alıyor ve geçmişteki hali, Cage'in ünlü olmamasıyla, aynı zamanda düşük bütçeli çok sayıda filmde yer almasıyla dalga geçiyor. Cage'i canlandıran karakter aynı zamanda büyük bir borçla başa çıkmaya çalışıyor. Bu nedenle de kendi yazdığı bir filmin senaryosunu göstermek isteyen, Meksikalı bir uyuşturucu kartelinden hayranının doğum günü partisine katılmayı kabul ediyor. Tüm bunlar yaşanırken Cage, bir yandan da genç kız kardeşini mutlu etmeye çalışmak zorunda. Nicolas Cage'in kendisi dışında herhangi bir oyuncunun Nicolas Cage rolü için değelendirilip değerlendirilmediğine dair şimdilik bir bilgi bulunmuyor. * Independent Türkçe https://www.independent.co.uk"} {"url": "https://www.thegeyik.com/nijeryada-ortaya-cikan-lassa-virusu-kisa-surede-41-can-aldi/", "text": "Nijerya hükümeti, hayvanlardan insanlara geçen ve ölümcül olabilen Lassa ateşi salgını nedeniyle ülkede acil durum ilan etti. Nijerya Hastalık Kontrol Merkezinden yapılan açıklamada, ülkede salgının her gün artması nedeniyle acil durum ilan edildiği ve Lassa ateşi salgını ile mücadelede yeni çalışmalara başlandığı belirtildi. Açıklamada, ocak ayı başından beri ülkenin 19 eyaletinde 258 vaka tespit edildiği ve 41 kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi. Öte yandan Nijerya Sağlık Bakanı Dr. Osagie Ehanire, yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı ve çeşitli sağlık kurumlarıyla iş birliğinde tespit edilen vakaların ardından bölgelere sağlık ekipmanlarının gönderildiğini söyledi. Mali, Togo, Gana, Liberya ve Sierra Leone gibi birçok Afrika ülkesinde görülen Lassa ateşine Nijerya'da ilk olarak 1969'da ülkenin kuzeydoğusundaki Borno eyaletinde rastlanmıştı. Fare dışkısıyla temas sonucu bulaşan hastalık, insandan insana geçebiliyor ve ölümcül kanamalı ateşe yol açıyor. Ntv"} {"url": "https://www.thegeyik.com/nikein-gelecege-donus-ayakkabisi-birazcik-tuzlu/", "text": "Nike'ın Geleceğe Dönüş filmi hayallerimize hayat vererek tasarladığı kendi bağcıklarını bağlayan HyperAdapt 1.0, Aralık ayının ilk haftasında piyasaya çıkıyor. Ancak ortada büyük bir sıkıntı var. O da 720 dolar olarak açıklanan birazcık pahalı fiyatı. İlk olarak Michael J. Fox Foundation for Parkinson's vakfı için 89 adet üretilen kendi bağcıklarını bağlayan ayakkabı Air Mag adıyla geçtiğimiz mart ayında üretilmişti. HyperAdapt de Air Mag gibi sensörler vasıtasıyla kendi bağcıklarını bağlayabiliyor ve iki yandaki butonlar ile ayakkabının darlık seviyesini ayarlayabiliyor. Ayakkabının yüksek fiyatına karşın ne denli talep göreceği ya da kendi bağcıklarımı kendim bağlarım kardeşim mi denileceği henüz kesin değil. Ama biz her şartta Marty McFly'ı çok seviyoruz!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/nikola-teslanin-dunyaya-kazandirdigi-10-mukemmel-icat/", "text": "Nikola Tesla denilince çoğumuzun aklına ilk olarak Thomas Edison ile olan münasebeti geliyor. Sanki insanlar Edison yerine Tesla'yı dinlese bugün her şey çok daha farklı olurdu diye düşünüyoruz. Aslında Tesla çok sayıda icatla hayatlarımızı değiştirmiş bile. İşte Nikola Tesla'nın icatları 1- Dönen Manyetik Alan Tesla'nın ilk çığır açıcı buluşu, Hırvatistan'daki profesörünün ona doğru akım yerine alternatif akımla çalışan bir motor yapmanın imkansız olduğunu söylemesiyle ortaya çıktı. Tesla hocasının bu fikrinden emin değildi, bu nedenle kafasında bu denemeleri yaparak alternatif akımla çalışabilecek bir motor için dönen manyetik alan tasarladı . Böylece alternatif akımla çalışan ilk motorun nasıl olabileceğini keşfetti. Gerçekten Tesla'nın bunları kafasında tasarlayıp oluşturması, hatta kafasında deneyler yapması ne kadar büyük bir zekaya sahip olduğunu gösteriyor. 2- AC Motor Tesla AC için olan bütün planları, ertesi yıl fiziksel modeli üretene kadar kafasında taşıdı. Alternatif akım manyetik kutuplar hiçbir mekanik yardım olmadan sürekli değişir. DC motorlarında bu nedenle motoru saran bir armatür vardır. İşte bu dönen manyetik alanı motorda pratik hale getirerek AC jeneratörler ve transformatörler yarattı. 3- Radyo Tesla ilk kez Houston Sokağı'ndaki laboratuvarından 40 km uzaktaki Hudson Nehiri'ndeki bir tekneye kablosuz iletim sağlamıştı. Bunun 1895'te yanan laboratuvarında yaptığı da düşünülüyor. Tesla radyo ilişkin antenlerden, radyo alıcılarına kadar herşeyi keşfetse de , radyo keşiflerini yakından takip ederek çalan Guglielmo Marconi tarafından bulunmuş gibi gösterildi. 1943'te ABD Yüksek Mahkemesi Tesla'nın patentinin önceliği olduğunu tanısa da , Marconi radyonun babası olarak bilinmektedir. Tesla'nın Marconi'nin patentlerini çaldığını bilmekteydi. Tesla Marconi için şöyle demişti Marconi iyi bir adam. Bırakın devam etsin. Benim patentlerimin 17 tanesini kullanıyor demiştir. 4- Tesla Bobini Tesla'nın adını taşıyan bu bobin, Tesla'nın şovlarında kullandığı çarpıcı makinelerdi. Çok fazlı alternatif akımlar kullanarak çok yüksek voltajda şimşekler yaratabilen bir makinedir. Böylece fraktal şeklinde şimşekler yaratılabiliyor. Günümüzde eğlence ve gösteri amacıyla kullanılıyor. Hatta müzik bile yapanları var. 5- Alternatif Akım Nikola Tesla'nın hiç şüphesiz en bilinen ve dünyadaki bilinen teknolojiye yeni bir yön verme potansiyeli olan fikirleri alternatif akım üzerineydi. Ona göre doğru akım tamamen saçmalıktan ibaret olan bir şeydi ve kesinlikle değiştirilmesi gerekiyordu. Bu fikrini hayata geçirmek amacıyla alternatif akım elektrik sistemini tasarladı ve su gücünden yararlanarak hidroelektrik santralleriyle bu gücü enerjiye çevirmeyi planladı. Bugün Niagara Şelalesi heybetli bir Nikola Tesla heykeli önünde akmaktadır. 6- Radar Uzak cisimleri, üzerlerine dalga darbeleri yollayarak izlemenin mümkün olduğunu anladığında henüz bilimsel olarak keşfedilmemiş olan kozmik ışınları kullanıyordu. Bir başka deyişle, kozmik ışınların varlığını ilk keşfeden bilim insanı da oydu. 1. Dünya Savaşı'nın başlarında bu icadını Amerikan Hükümeti'ne götürerek, Alman U-botlarının yerlerini tespit edebileceğini anlattı. Hükümetin de o zamanlar tek istediği buydu. Hatta konunun araştırılması için bir heyet kurulmuş, Edison da bu heyete başkan olarak atanmıştı. Thomas Edison, bir kez daha tamamen kişisel nedenlerden ötürü Tesla'nın projesini reddetti. Böylece tüm dünya, radarın tekrar keşfedilmesi için 18 yıl beklemek zorunda kaldı. 7- Floresan Endüstrinin floresan lambayı icat etmesinden 40 yıl kadar önce kendi laboratuvarında floresan lamba kullanıyordu. Fuarlarda ve sergilerde cam tüplere ünlü bilim adamlarının isimlerinin şeklini veriyordu; bugün her yerde gördüğümüz neon ışıkların ilk örnekleri. 8- Uzaktan kumanda 1898'de, Madison Square Garden'da dünyaya ilk uzaktan kumandalı model botunu gösterir. Yani Tesla'ya uzaktan kumandalı uçaklar, arabalar ve botlar için de teşekkür edebiliriz. 9- Hidroelektrik Santrali Tesla, dünyanın ilk hidroelektrik santralini Niagara şelalelerinde yapmıştır. 10- Kuark Elektron altı yükleri olan parçacıkların varlığını ortaya koyan deneylerden bahsetmişti, 1977'de bilim adamları nihayet keşfetti: Kuarklar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/nirvananin-album-kapagindaki-bebegin-simdiki-hali/", "text": "ABD'li grunge rock grubu Nirvana'nın 90'lara damgasını vuran albümü 'Nevermind'ın kapağındaki bebek büyüdü. Oltaya takılı 1 dolara doğru yüzen çıplak fotoğrafıyla hafızalara kazınan Spencer Elden, bugün 25 yaşında genç bir sanat öğrencisi. Nirvana'nın en ünlü şarkısı 'Smells Like A Teen Spirit'in de içinde bulunduğu 'Nevermind' albümü dünya çapında 30 milyonun üzerinde satmış ve Nirvana'yı dünyanın en çok konuşulan rock gruplarından biri haline getirmişti. Hürriyet'te yer alan habere göre, 1991 yılında yalnızca dört aylıkken çektirdiği fotoğrafıyla unutulmazlar arasına giren Elden, Hiç hatırlamadığınız halde bu kadar önemli bir fotoğrafın bir parçası olmak güzel ama gerçekten garip diyor. Ünlü albümün 25'inci yıl dönümünü kutlamak için bu kez John Chapple'ın objektifine poz veren genç sanat öğrencisi, aynı fotoğrafı yeniden canlandırmak için de 150 dolar aldı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/nisa-bolukbasi-ve-baris-murat-yagci-opusme-goruntuleri-hakkinda-konustu/", "text": "Survivor 2020 Ünlüler Gönüllüler'de mücadele eden 29 yaşındaki Barış Murat Yağcı ile 22 yaşındaki , temmuz ayında final yapan yarışma sonrası sevgili oldu. Haklarındaki aşk iddialarını sürekli yalanlayan ikili, öpüşme videoları ifşa olunca aşk yaşadıkları ortaya çıkmıştı. Çift, YouTube kanallarından yayınladıkları soru-cevap videosunda ilişkileri hakkında merak edilen soruları yanıtladı. İlişkileri neden gizlediklerinden bahseden yakışıklı oyuncu, Nisa'nın ailesi kendi içinizde yaşayın dışarıya çok fazla gözükmeyin demişti. Böyle bir şey istediği için bende normal karşıladım ve koruma içgüdüsüyle yaklaştım ifadelerini kullandı. İlişkilerinin yarışmada başlamadığını söyleyen Yağcı, Yarışmadan sonra çok zaman geçirdik ve kendimizi sürekli konuşurken bulduk dedi. ÖPÜŞME VİDEOSUNDA ŞEKER YEME OYUNU OYNUYORDUK İlişkilerini ortaya çıkaran öpüşme videoları hakkında ilk kez açıklama yapan Nisa Bölükbaşı, Yazın çekilen bir videoydu ve orada oyun oynuyorduk. Uzun tırtıl şekeri çift olarak yemeğe çalışıyorduk ifadelerini kullandı. Barış Murat Yağcı ise Ben oradaki herkese insan olarak güveniyordum. Benim arkadaş ortamımda kimseden gizli saklım yok ve zaten herkes ilişkimizi biliyor rahatlığı vardı. Oradan bu videonun çıkacağını hiçbir zaman düşünmüyordum. Bir videonun ve fotoğrafın izin olmaksızın paylaşılması bir suçtur. Bu videoyu benim bir arkadaşımın paylaşması beni daha çok yıprattı şeklinde konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/nisantasinda-buyudu-galatada-mekan-isletti-ama-huzuru-keci-gutmekte-buldu/", "text": "Çocukluğu Nişantaşı'nda geçen, İtalyan Lisesi'nde okuyan ve gördüğü eğitim sayesinde İtalyanca ve İngilizce bilen Sarıkaya, 34 yaşındayken küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapmak üzere Antalya'nın Kaş ilçesine göç etti. 16 KEÇİ ALARAK 10 HANELİ KÖYE YERLEŞTİ Burada 16 keçi alan ve bir süre sonra hayvanlarıyla Trakya bölgesine geçen Sarıkaya, daha sonra geçen yıl Bilecik'in Vezirhan beldesine bağlı 10 haneli Zobran köyünde muhtarlığın kendisine tahsis ettiği ilkokul binasına yerleşti. HAYVANLARIYLA MUTLU BİR YAŞAM SÜRÜYOR Burada tek başına kedi, köpek ve keçileriyle mutlu bir yaşam sürdüren Sarıkaya, küçükten bu yana hayvanlara karşı farklı bir sevgi beslediğini belirterek şöyle devam etti: Hayatımda yakından gördüğüm ilk keçi kendi keçilerim oldu. Daha önce hiçbir alakam yok, ailede de hayvancılık yapan yok. Başlayacağım zaman bir kısım hayvan inceledim bana en yakın olabilecek nedir diye. Keçiye uygunmuşum, memnunum seçimimden. GALATA'DA PASTANE İŞLETMİŞ İstanbul Galata'da bir pastanesi olduğunu ve ardından burayı imalathaneye çevirdiğini dile getiren Sarıkaya, yıllarca yaptığı bu işte engellilere de iş imkanı sağladığını söyledi. Kaş'a ilk taşındığında 16 keçi aldığını ve bir süre sonra evlendiğini anlatan Sarıkaya, şöyle konuştu: Sonra Trakya'ya taşındım keçilerimle. Trakya'ya hayvan nakli üç ay sürüyor, o tarafta istediğimi yakalayamadım. Geçen yıl da Zobran'a geldim. Buranın insanını çok seviyorum. Mesela Mehmet Onbaşı isimli bir köylümüz var, 60 yaşında. Ağılın biraz yukarısında tarlaların arasından çıkarken traktörü stop ediyor aşağı kadar sessizce iniyor hayvanlar rahatsız olmasın diye. Ben şehirde bu kadar saygılı düzgün düşünceli insanı bir arada görmedim. Muhtara ayrı hayranım zaten burada olabilmemizin nedeni o. Aileden biri artık bizim için, çalışkan, neye ihtiyacımız olsa orada olacağını bildiğimiz muhabbetinden de hiç sıkılmadığımız kişi. İtalyanca ve İngilizce Bilen Nişantaşı Kızı Köyde Keçi Yetiştiriciliği Yapıyor 13 saat önce İstanbul Nişantaşı'nda büyüyen, uzun zaman Galata'da pastane işleten, İtalyanca ve İngilizce bilen genç kadın, 5 yıl önce küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapmak üzere Antalya Kaş'a göç etti. Çocukluğu Nişantaşı'nda geçen, İtalyan Lisesi'nde okuyan ve gördüğü eğitim sayesinde İtalyanca ve İngilizce bilen Sarıkaya, 34 yaşındayken küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapmak üzere Antalya'nın Kaş ilçesine göç etti. 16 KEÇİ ALARAK 10 HANELİ KÖYE YERLEŞTİ Burada 16 keçi alan ve bir süre sonra hayvanlarıyla Trakya bölgesine geçen Sarıkaya, daha sonra geçen yıl Bilecik'in Vezirhan beldesine bağlı 10 haneli Zobran köyünde muhtarlığın kendisine tahsis ettiği ilkokul binasına yerleşti. HAYVANLARIYLA MUTLU BİR YAŞAM SÜRÜYOR Burada tek başına kedi, köpek ve keçileriyle mutlu bir yaşam sürdüren Sarıkaya, küçükten bu yana hayvanlara karşı farklı bir sevgi beslediğini belirterek şöyle devam etti: Hayatımda yakından gördüğüm ilk keçi kendi keçilerim oldu. Daha önce hiçbir alakam yok, ailede de hayvancılık yapan yok. Başlayacağım zaman bir kısım hayvan inceledim bana en yakın olabilecek nedir diye. Keçiye uygunmuşum, memnunum seçimimden. GALATA'DA PASTANE İŞLETMİŞ İstanbul Galata'da bir pastanesi olduğunu ve ardından burayı imalathaneye çevirdiğini dile getiren Sarıkaya, yıllarca yaptığı bu işte engellilere de iş imkanı sağladığını söyledi. Kaş'a ilk taşındığında 16 keçi aldığını ve bir süre sonra evlendiğini anlatan Sarıkaya, şöyle konuştu: Sonra Trakya'ya taşındım keçilerimle. Trakya'ya hayvan nakli üç ay sürüyor, o tarafta istediğimi yakalayamadım. Geçen yıl da Zobran'a geldim. Buranın insanını çok seviyorum. Mesela Mehmet Onbaşı isimli bir köylümüz var, 60 yaşında. Ağılın biraz yukarısında tarlaların arasından çıkarken traktörü stop ediyor aşağı kadar sessizce iniyor hayvanlar rahatsız olmasın diye. Ben şehirde bu kadar saygılı düzgün düşünceli insanı bir arada görmedim. Muhtara ayrı hayranım zaten burada olabilmemizin nedeni o. Aileden biri artık bizim için, çalışkan, neye ihtiyacımız olsa orada olacağını bildiğimiz muhabbetinden de hiç sıkılmadığımız kişi. İLKOKUL BİNASINI EVİ OLARAK KULLANIYOR Ev olarak kullandığı ilkokul binasına elektrik bağlanması, çatı tamiri konularında belediyenin büyük desteğini gördüğünü aktaran Sarıkaya, 5 yıl önce aldığım ve bu yola çıktığım 16 keçinin 8'i halen bende. Aynı sürüden büyütmek istiyordum öyle oldu, şu an yaklaşık 70 keçi var. Doğan kızları tutabildim sadece önceki senelerde, oğlanlar gitti ve iki senedir kız oranımız çok düşük herkesi tutabilseydim 150 civarına ulaşırdık. dedi. Sürüye dışardan keçi katmak istemediğini dile getiren Sarıkaya, Benimkiler çok şımarık çok da rahatlar. Tekenin kanı değişmesi gerekiyor onun için üç oğlan getirdim İzmir'den. İlk başından beri süt de peynir de sattım. Genel olarak bu sene peynir satacağız gibi görünüyor. diye konuştu. YABANCI DA TÜRK DE AĞIRLIYORUZ İstanbul'da şehir yaşamından köy yaşamına geldiğini anlatan Sarıkaya, şunları söyledi: Avrupa yakası çok kaotikdir. Nişantaşı çok mahalleydi ben çocukken. Buradan bir ışık geçse hepimizin haberi olur. Yabancı da Türk de ağırlıyoruz. Çakal sesine mesela çok korkan oldu. Sonra yine hayat devam etti anladık ki ne domuz ne çakal bize yanaşmıyor. En korkunç zararlı aslında insan. Çok büyümeyi düşünmüyorum, biraz koyun eklemek istiyorum. Sonuçta bütüncül yönetim denilen bir şey var ve çeşitlilik çok mühim. Burada kalmayı çok istiyorum. İlk geldiğim vakit muhtara söyledim, şurada küçük bir mezarlığımız var oraya gömülesim var benim. Bence hayvancılığa isteği huzur olan adam girmeli, eğer böyle excel tabloları kazanç vesaire düşünüyorsan mutsuz olma ihtimalin çok yüksek çünkü yaptığın bir şeyi hiçbir para satın alamaz. EKOLOJİK KÖY KURMAK İSTİYOR Sarıkaya, ekolojik köy kurmak, kırsal turizme katkıda bulunmak, dış göçün önüne geçmek istediklerine işaret ederek Vezirhan çok güzel bir yer, güzel bir geçiş noktası ama bilmeyenler çok. İlk köyü gördüm ve dedim ki 'Ben burada yaşarım'. Çok yeşil, aşağısı sıcaksa burası 5 derece düşük, soğuksa 5 derece yüksek. İlk geldiğim zamanlarda dolu yağıyor aşağıda, kirazlara ne oldu var mı bir şey diye beni arıyorlar burada hiçbir şey yok. dedi. Sarıkaya, Kaş'ta yaşayan eşinin de belli dönemlerde köye gelerek kendisine yardımcı olduğuna dikkati çekerek eşinin de bir süre sonra köye yerleşeceğini ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine beraber devam edeceklerini kaydetti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/nivranar/", "text": "Sosyal medya onu Twitter'dan Nivranar olarak tanıyor, peki gerçek Nivranar kim? İşte Nivranar röportajımız: İlk olarak seni biraz tanısak? İnternette görünen kimliğinin arkasındaki kişi ne yapar ne eder? Merhaba. Ben Rana. 2004 yılından beri Psikoloğum. Kanunların izin verdiği ölçüde mesleğimi icra etmeye çalışıyorum. Kadınların yaşı sorulmazmış, o yüzden yaşım konusuna hiç girmeyeceğim. Aslında çok da fazla bir uğraşım yok. Yani çok aşırı ilgi çekici bir insan değilim sanırım. İki kedim var: Mercan ve Lokum. Vaktimin çoğunu onlarla birlikte, evimde geçiriyorum. Herkes kadar sosyal ve yine herkes kadan asosyal biriyim sanırım. Klasik güzel bir soruyla başlamışken bir ikincisi; neden Nivranar? Neden olmas... ÇAT! Tamam tamam. Ciddiyetle açıklayayım. Nivranar'ın yaptığı çağrışımdan da anlaşılacağı üzere 80'ler çocuğu olan herkes gibi ben de Nirvana hayranıydım. İlk mail adresimi alırken de bu hayranlık kendini gösterdi ve nirvana ile ismimi birbiri içinde eriterek, çok akıllıca olduğunu umduğum nivrana kullanıcı adını buldum. Çok heyecanla da kullanmaya başladım. Sonra sonuna o ikinci r nasıl ve nereden geldi, bilemiyorum. O kısım biraz bulanık. Bilmiyorum nasıl olmuş? Siz ne dersiniz? Yazdıklarından da gördüğümüz üzere mizah anlayışı pek yüksek birisin. Peki bir şekilde bunları internette paylaşman nasıl oldu? Tamamen can sıkıntısı mı, yoksa belki birileri sever okur düşüncesi geçti mi aklından? Günlük hayatımızda, arkadaş çevrem içinde mizah her zaman çok önemli bir yere sahip olmuştur. Yakın arkadaşlarım arasında bazılarının pek de anlamlandıramayacağı türden bir mizah anlayışımız vardı hep. Özellikle ben mizahi jargon ve kelimelerle oynama konusuna oldukça takık olmuşumdur. Buradan yola çıkarak sosyal paylaşımlarımız içinde de kendiliğinden mizahi bir dil şekillendi. Yani aslında aman komik yazayım da herkes beni komik sansın gibi bir amacım hiç olmadı. Bu benim için arkadaşlarımla bir şeyler paylaşmanın eğlenceli yolu olmuştur çünkü hep. Mizah işleri kolaylaştıran, sadeleştiren ve hatta hızlandıran bir yoldur. Tabi akıllıca kullanılırsa. Belki bu noktada şanslıydım çünkü çok akıllı insanlarla arkadaşlık ediyorum. Onlarla kullandığımız akıcı dil sesimi duyurmama yardımcı olmuştur belki. Mesela aslında sadece eşim dostum girip okusun diye bir blog tutmaya başlamıştım yıllar önce, şu an sosyal medya içinde şekillenen rolüm nedeniyle o blog, hayatımda yüzünü görmediğim bir çok kişiyi yakın çevreme dahil etmemi sağladı. Twitter ise anlık paylaşımlar yapabileceğiniz mikro bir blog olduğu için başta bahsettiğim mizahi dilin büyük kitlelerce tanınmasını hızlandırdı. Yani buna başarı diyorsanız, bu başarı sadece bana ait değil özet olarak. Senin beğendiğin, takip ettiğin birileri var mı sosyal medyada? En beğendiğim isim tabi ki de yukarıda bahsettiğim akıllı arkadaşlarımdan biri olan @ege_bamyasi. Sonra yine twitter'dan @burusvilis, @mesutbahtiyar ve @beyinsiz_adam. bu isimlerle de günlük hayatımda yürüttüğüm güzel arkadaşlıklarım var."} {"url": "https://www.thegeyik.com/norm-enderden-yeni-sarki-ve-klip-konu-kilit/", "text": "Geçtiğimiz yıl yaptığı şarkıyla piyasayı epey karıştıran Norm Ender bu sefer Edis Görgülü'den rapçilere kadar çok sayıda diss atarak yeni bir şarkı yaptı. Konu Kilit henüz yeni yayınlandı, tepkiler ilerleyen saatlerde artar. Buyrun siz de ilk dinleyenlerden olun Konu Kilit şarkı sözleri KONU KİLİT Nasıl nasıl bişi' herkes bilirkişi O ne diyo bu ne diyo bütün işi İyi düşün taşın ağrımasın başın Konu kilit hepinize koyuyorum Hey keş ortamınız leş Ben koyunca hopluyor sürekli bir gebeş Hep Habeş maymunu yok çamursuz güreş Rap gez göz arpacık nişan al ateş Bugün sosyeteyle beş çayında görüş'cem Telif kalktı bir mankenle Acarkent'te seviş'cem Ne farkeder ki yalan haberse gündem için yaratınız Sen dedi ol ben kodum dedikoduysa sanatınız Bak lafını yut geviş getir be Kalk sapını tut bir iş bitir de Yok Rap'im dayandı güç bela Bu yeni nesil bir müptela ve mikrofonda ben Nasıl nasıl bişi' herkes bilirkişi O ne diyo bu ne diyo bütün işi İyi düşün taşın ağrımasın başın Konu kilit hepinize koyuyorum Hey Mike atsana bir like Zaten olduk artık asosyal bir halk Bu sene değeri bindi bizim HipHop kültürü Yeni bir Tarkan olamıyor mu Edis Görgülü? Adımı karalıyorsa liboşların derbeder Gerçek MC sorunlarla her bir cephede harp eder İşte böyle bilader sen de kıçını kaşırsın Ben bir şarkı yaptığımda anca beton taşırsın Koş varsa yoksa iftira ne Hoş atsa tutsa kaç yazar bu Boş yalanla beni mi gömdünüz? Kim haklı sonra gördünüz ve kenefe döndünüz Nasıl nasıl bişi' herkes bilirkişi O ne diyo bu ne diyo bütün işi İyi düşün taşın ağrımasın başın Konu kilit hepinize koyuyorum Y nesli uyan 90'lar yok kalk O neşeli hoş günler Göçmüşler çoktan Bize de bu çağ kalmış Hep boktan Nasıl nasıl bişi' herkes bilirkişi O ne diyo bu ne diyo bütün işi İyi düşün taşın ağrımasın başın Konu kilit hepinize koyuyorum"} {"url": "https://www.thegeyik.com/norm-enderin-mekanin-sahibinde-laf-caktigi-elif-cemal-ve-diger-isimler-kim/", "text": "Norm Ender yeni bir isim değil. Geçmişin rap sayfalarında da bugünün rap sayfalarında da canı ne zaman isterse üst sıralara adını yazdırıyor. Mekanın sahibinde de ise kim var kim yoksa karşısına almış, lafını çakmış. Ezhel, Ben Fero, Ceg, Khontkar ve Burry Soprano gibi isimleri zaten biliyorsunuz. Bir de organizasyon firması var arada. RockNCoke gibi çok sayıda organizasyona imza atan POZİTİF firmasının sahibi Hasan Cemal'in kızı, şarkıdan anladığımız kadarıyla senin kariyerini bitiririm diye tehdit etmiş. Mekanın Sahibi Sabah yaptım krep krep Ne güzel oldu breh breh Sardım yedip wrap wrap Kafam düştü direkt direkt Her yer olsa da kezban tırrek Yatamam evde yatak döşek Çıktım dışarı açtım trap Kafam şimdi fişek fişek Oh yeah geceler Cihangirli heceler Elit foşik turistler Sokaklar ve polisler Viski döküp sevişelim Natali diyor peşin alim Dedim tamam hadi canim Bizde küvet yok duşakabin Oh yeah çılgın genç Bu iş böyle Rolex Range Sizin tayfa bitch bitch Bizim tayfa rich rich Keltoş babana koş Trap böyle yapana hoş La bebe koş la bebe coş Siz windows ben macintosh Mandingo Norm Ender Benim !!! Dolce Oturan diyor mor minder Hater'larım !!! (Not: Ünlem işaretiyle belirttiğimiz belaltı içeriği ve benzer sözleriyle; Ben Fero Babafingo ve/veya 3,2,1şarkısına gönderme yaptığı öne sürülüyor) Yeah bu gece bu gece Bizim böyle kafamız güzel Bizim hep kafamız güzel Böyle geziyo'z işte Polisler hep peşimizde bizim Polisler niye peşimizde? Bebeler Bebeler Popüler kültüre köle gibi yapış ama lafa gelince Marley, 2pac Tabi yüzüne bir dövme demode bir Reggaeton'a bas autotune'u ol Lil Pump Ama beni Hitler gibi kariyerimle tehdit eder Pozitif'ten Elif Cemal Ben boyun eğmem soyunu disslerim çıldırtırım etnik faşistleri Umrumda değil kuliste otlayan sürekli koklayan zifoslar Ve beni dinler devrimci gençler, sizi !!! lümpen Migos'lar Kafası testis gibi sirk maymunları istiyorsa orman kanunları O zaman güçlü zayıfı ezecek size yok sosis salam şırdan şırdan Hey hey hadi bakalım Gucci Gang Gucci Gang nasıl yapalım? Mekanın sahibi geri geldi Bebeleri pistten alalım alalım Hey Hey hadi bakalım Marry Jane Marry Jane nasıl yapalım? (Not: Mary Jane parçasıyla Burry Soprano ve/veya Kontkhar'dan bahsediyor. Mekanın sahibi geri geldi Bebeleri pistten alalım alalım Özgürlük deyip uyuşmayın Basını tizini sesisi açın Hip Hop'u b.k edecekseniz eğer Polisten değil siz benden kaçın (Run! Kraldan Kaçın Sülalen için Hıdıdı hıdıdı al bitch! Analizler kaynak: TV100"} {"url": "https://www.thegeyik.com/normal-insanlarin-yoga-fitness-yaptigi-ilk-gunu-ozetleyen-komik-cizimler/", "text": "Yoga yapan insanların esnekliği, fitnessa gidenlerin düzgün vücudu, ağırlık kaldıranların havalı fotoğrafları iyi güzel de ben bunları yapsam iki gün ayılamam diyorsanız yalnız değilsiniz. Brightside.me ekibi senin benim gibi insanların ilk gün hamlamasından sabah erken kalkıcam palavrasına kadar her şeye bir çizimle cevap vermiş 🙂 1- Yoga sınıfında ilk gün hoca şu hareketi yapıyoruz dediğinde onun insanlığından bile şüphe edersin. 2- Biri beni öldürsün böyle rahatlama mı olur? 3- Ben o kadar esnek değilim, boşveeer 4- Kırk dakika kalalım tabii paşam 5- Bu aletler nasıl kullanılıyor? 6- Spor salonunda ilk gün iyi de sonra hamlarım 7- Fitness yaptım yarın da erken kalkarım dediğimde 8- Biraz spor yaptıktan sonra eve gidince ben Normal İnsanların Yoga, Fitness Yaptığı İlk Günü Özetleyen Komik Çizimler Yoga yapan insanların esnekliği, fitnessa gidenlerin düzgün vücudu, ağırlık kaldıranların havalı fotoğrafları iyi güzel de ben bunları yapsam iki gün ayılamam diyorsanız yalnız değilsiniz. Brightside.me ekibi senin benim gibi insanların ilk gün hamlamasından sabah erken kalkıcam palavrasına kadar her şeye bir çizimle cevap vermiş 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/nostradamusun-tuyler-urperten-turkiye-kehanetleri/", "text": "Fransız hekim ve kahin Nostradamus, günümüzden yüzyıllar önce yaşamış olmasına rağmen kendisine bütünüyle yabancı bu dünya hakkında yaptığı kehanetler ile sarsıyor. Nostradamus: Güney Asya'dan sonra Türkiye'de deprem olacak. İngiliz uzmanlar, Nostradamus'un Yüzyıllar adlı kitabının üçüncü cildini şöyle yorumluyor: Endonezya depremleri sonrası Yunanistan ve Türkiye'de karışıklık olacak. Fransız uzman Fontbrune ise karşı: O ciltteki kehanet Gölcük depremiydi. Yeni deprem yok. Nostradamus'un haber verdiği depremin 1999'da olduğunu iddia edenlerin yanı sıra kimilerine göre büyük bir deprem daha bekleniyor. Astrolojiden faydalanarak kehanetlerinde kesin zamanlama verileri kullanan ilk kahin Nostradamus, öngörülerinde Türkiye'ye de yer ayırıyor. Türkiye ile ünlü kahinin iki kehaneti bulunuyor; Deprem ve savaş Fransız şifre çözücü Jean-Charles De Fontbrune'ye göre, Türkiye ilk olarak ikinci cildin 52'nci dörtlüğünde geçiyor: Atina ile savaş Geceler boyunca yeryüzü sallanacak, Sonraki baharda iki kez daha olacak Korent, Efes boğulacak denizde Yiğit şampiyonlar savaşa girecek... Fontbrune'un ismini veremediği bir ülke iki deniz arasından geçerek Yunanistan ve Türkiye'ye karşı yola çıkacak. Ardından iki ülke askeri savaşa girecek Türkiye ile ilgili ikinci kehanet üçüncü cildin üçüncü dörtlüğünde geçiyor: Mars, Merkür ve Ay biraraya gelecek, Güney'de korkunç bir kuraklık görülecek Asya'nın dibindeki toprak sarsılacak Korent ve Efes'te karışıklık... Nostradamus'a göre III. Dünya Savaşı 2076'da meydana geliyor. (Bir kısım şifre çözücüler III. Dünya Savaşı'nın tarihi için 1987'yi gösterirken McHall, Nostradamus'un ne kadar süreceği belli olmayan bu savaşın tarihini 2076 olarak gördüğünü iddia ediyor) Şifre çözücü Peter McHoll, bütün bu engelleri kavramaya yönelik karmaşık bir ruh haline rağmen ünlü kahinin bu işi inanılamayacak bir başarıyla kazandığını söylüyor. Aynı zamanda McHoll'e göre bu başarı oldukça şaşırtıcı. Ve kehanetler, daha yakından ve derinlemesine incelendikçe, hayret verici, hatta ürkütücü olmakta... McHoll'un dediği gibi Nostradamus, açıklayamayacağı birçok şey gördü. İki şehrin girişinde ve içinde, Daha önce hiç görülmemiş iki hastalık olacak Demir hariç, hastalığın yol açtığı açlıktan en sonunda, Büyük ebedi Tanrı'ya yardım için yalvaracaklar. Yüzyıllar kitabında yaklaşmakta olan büyük bir salgın hastalığa dair birçok dize vardır. İncelemelere göre Nostradamus, etkisi çok büyük olacak ve ABD'yi sarsacak bir salgından söz ediyor. Bunlar HIV virüsü, depresyon, uyuşturucu bağımlılığı, yoksulluk, deli dana, cehalet ve önyargı... Nostradamus, çevre felaketlerine ilişkin kehanetlerinde, güneş ve ayın bir bulutla örtüleceğini ve dünyanın karanlık içinde kalacağını öne sürüyor. Tüm zamanların en tanınmış kahini Nostradamus'un deprem, sel ve diğer doğal felaketlerle ilgili kehanetleri olduğu da bilinmekte. Kehanetlerin şifrelerini okuyan uzmanlardan Fransız Peter Lemesurier, küresel ısınmaya ve kahinin birinci cilt 17'inci dörtlüğüne dikkat çekiyor: Kırk yıl hiç gökkuşağı görülmeyecek Sonra kırk yıl boyunca her gün görülecek Kurak topraklar daha da kuraklaşacak Ardından dev su baskınları gelecek. Kendi ölümünü gördü Nostradamus İyi geceler diyen papaza Sabah öleceğim dedi. Mezarının da hangi tarihte açılacağını bilmesi herkesi şaşırttı. Gut romatizması ve su toplaması nedeniyle durumu ağırlaşan Nostradamus, 1 Haziran 1566 gecesi kendisine İyi geceler diyen bir papaza şu cevabı verir: Bu son gecem. Sabaha ölmüş olacağım... Cordeliers Kilisesi duvarına dikey olarak gömülen Nostradamus'un hikayesi bununla bitmedi. John Hogue'un The New Revelations isimli eserine göre Nostradamus'un mezarı 1700'de yerinin değiştirilmesi amacıyla açılıp kilisede başka bir yere taşındı. 1566 yılında ölen Nostradamus'un üzerinde, mezarın açıldığı tarih olan 1700 yazılı bir madalyon bulundu. Kendi mezarının açılacağını öngören kahin bu olaydan 91 yıl sonra yaşanacaklar hakkında da bir dörtlük yazdı. Kim ki bulduğunda mezarı açacak ve kim ki açtığı bu mezarı hemen kapamayacak, lanet onu bulacak ve kimse nedenini bilmeyecek. Tıpkı bu dörtlükteki gibi Fransız İhtilali sonrası 1791 yılında sarhoş Fransız askerleri Nostradamus'un mezarını açtılar. Hikayeye göre bu askerler daha sonra Marsilya'daki üslerine geri dönerken kral taraftarları tarafından pusuya düşürülüp ve vahşice öldürüldüler. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ntv-ntvspor-mac-sifreleri-uydu-biss-key-frekanslari/", "text": "Tam Şifresiz Kanaldan maç izlerken birden o zevkten de mahrum kalıyorsanız dikkat: İşte NTV NTVSPOR Maç Şifreleri Uydu Biss Key Frekansları NTV ve NTVSPOR'da yayınlanan spor müsabakaları uluslararası lisans anlaşmaları nedeni ile TURKSAT Doğu uydusunda şifreleniyor. Türkiye'de ikamet eden ve TURKSAT'a çevrili uydu anteni kullanan NTV izleyicileri La Liga hayecanını şu şekilde takip edebilirler: 1. Uydu alıcınızın Biss şifre çözebilme özelliğine sahip olması gerekmektedir. Çoğu uydu alıcılarında bu özellik bulunmakta fakat aktif durumda değildir. Eğer uydu alıcınızın şifre çözme özelliği açık durumda değilse, uydu alıcınızı aldığınız yetkili servisten destek isteyiniz. 2. Uydu alıcınızın menüsünde 'CAS', 'Key Girişi', 'CAS System', 'CAS Keys' veya benzer bir isimle yer alan KEY girişi menüsüne gelin. 3. Açılacak menüde yer alan şifreleme tiplerinden Biss olanını seçin. 4. Açılacak menüde yer alan talimatları uygulayarak aşağıdaki değerleri girin. NTV için; Biss ID: 0x1FFF (eğer 6 haneli ise biss ID 0x001FFF olarak girilmelidir.) NTVSPOR için; Biss ID: 0x1FFB (eğer 6 haneli ise biss ID 0x001FFB olarak girilmelidir.) Biss TP: 11054/30000 Key Değeri: A021230035461400 (eğer 12 hane varsa key değeri A02123354614 olmalıdır.) 5. Şifreyi kaydedip menüden çıkın. 6. Şifreyi kaydettiğiniz halde yine izleyemiyor ve hala 'kanal şifreli' gibi bir uyarı ile karşılaşıyorsanız uydu alıcınızı kapatıp açın. 7. Eğer alıcınız hala şifreyi çözemiyorsa lütfen cihazınızı satın aldığınız yetkili servisten destek isteyin. Not: NTV'nin İspanyol Ligi maç yayınları, Türkiye içinde çatı anteni ile vericiler üzerinden, Kablo TV şebekesinden, D-Smart ve Digiturk platformlarından herhangi bir işleme gerek kalmaksızın sorunsuz bir şekilde izlenmektedir. Aşağıdaki şifreleri de deneyebilirsiniz... Ntv Provider id 011054 Key id 0F Key A0 21 23 E4 35 46 14 8F Ntvspor Provider id 0 11054 Key id 0B Key A0 21 23 E4 35 46 14 8F Alternatif: Frekans:11054 H 30000 FEC: 5/6 Türksat 3A/2A 42.0 E Uydusu NTV Spor kanalının yeni Turksat 3A frekansı; Frekans : 11054 Polarizasyon :H Yatay Kapsama :Dogu SR :30000 FEC :5/6 V-PID :514 A-PID :670 Uydu:Türksat 3A"} {"url": "https://www.thegeyik.com/nufusu-50-olan-dunyanin-en-kucuk-baskenti/", "text": "Adamstown diye bir yer daha önce duydunuz mu? Muhtemelen duymadınız ama o adadakiler sizden çok daha huzurlu ve mutlu yaşıyorlar, nasıl mı? Büyük Okyanus'un güneyinde yer alan Pitcairn Adaları'nda insanların yaşadığı tek yer olan Adamstown'ın nüfusu sadece 50. İnternet, televizyon ve telefon var. Ayrıca hastane, hapishane ve ibadethane var. Adanın halkı ise günlerini yatarak, eğlenerek geçiriyorlar. Adaya gitmek mümkün, ama dönüşünüzü ayarlamazsanız aylarca orada kalma ihtimaliniz var. Vikipedia'dan tarihine bakarsak şöyle anlatılmış: Yerleşim yerinin bulunduğu ada ilk olarak Polinezyalılar tarafından kolinize edilmiştir. Polinezyalıların 11 ve 15.yy arasında adada yaşadığı tahmin edilmektedir. Daha sonra adaya 1790 yılında dokuz İngiliz isyancı, altı Polinezyalı ve yirmi Tahitili kadından oluşan bir grup yerleşmiştir. Polinezyalıların köle olarak muamele görmeleri ve iki adet Polinezyalının İngilizler tarafından öldürülmesi üzerine 1973 yılında Polinezyalılar İngilizleri katletmeye çalışmışlardır. Çıkan kargaşada Polinezyalılar ve bir grup İngiliz öldürülmüştür. Çocuk ve kadın sayısının erkekleri geçmesi üzerine kadınlar adaya terk etmeye çalışmış ve bunun başarısız olması üzerine adadaki erkekleri öldürmeye çalışmışlardır. Bu da başarısız olmuştur. Adalıların dışarı ile ilk teması 1808 yılında, Mayhew Folger kaptanlığındaki Topaz adlı gemiyle olmuştur. Bunun üzerine ada ile dünya arasındaki iletişim başlamıştır. Güzel bir yere benziyor 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/nukleer-felaketten-sonra-adadaki-hayvanlar-icin-donen-halk-kahramani/", "text": "İnsanlığa inancınızı yenileyecek bu hikaye Fukushima'dan hani birkaç yıl önce önce deprem ve tsunami, sonra nükleer sızıntı ile yüzlerce kişinin hayatına mal olan aslında cennet köşesi gibi olup bir anda cehenneme dönüşmüş olan o Japon vilayetinden. Burada yaşamakta olan kahramanımız Naoto Matsumura, herkes gibi depremden sonra buradan ayrılsa da bu bölgede yaşayan hayvanlar için geri gelmiş. İlk olarak kendi köpekleri için dönen halk kahramanımız, burada yaşayan onlarca hayvanın zor durumda olduğunu görünce burada kalmaya ve onlara yardımcı olmaya karar veriyor. Eğer resme dikkatli bakarsanız hayvanlar arasındaki deve kuşunu da fark edebilirsiniz. 4 yıl boyunca her gün çocukları gibi beslediği bu hayvanlara yardım ettiği için dünyadan da bağışlar ve sevgi mesajları alıyor. 55 yaşında olduğu için yaptığı fedakarlığın farkına varamayanlar için ek not: bir de çocuğu var, ama içindeki hayvan sevgisi onu bu fedakarlıktan geri tutmamış."} {"url": "https://www.thegeyik.com/nukleer-patlama-sonrasi-fukushima/", "text": "Fukushima'daki nükleer felaketin üstünden çok geçmedi, en azından hafızalarımızda hala taze. Peki sonrasında ne oldu? Kimi ülkeler nükleerden vazgeçti, kimi onu geleceğin enerjisi olarak görüyor. Gelin birlikte Fukushima'da Arkadiusz Podniesinski'nin çektiği fotoğraflara bakalım. Doğa biz insanoğlunun pislikleriyle nasıl mücadele ediyor görelim. Öncelikle o binlerce dolar verilen arabalara ne oldu ona bakalım: Şehri terk etme telaşında olanlara bakalım: Şehirden kaçış öyle hızlı olmuş ki, okuldan bilgisayar odalarına kimse hiçbir şey alamamış. Can havliyle kaçmışlar. Süpermarketin görüntüsü özellikle korkutucu. Nükleer enerjiyi geleceğin enerjisi olarak gören yazının altındaki adam aslında her şeyin özeti. Nükleer enerji parlak geleceğin enerjisidir. Ama nükleerin etkileri kendini bu ineğin sırtındaki beyaz noktalar gibi belli edecek. Tek yapabildiğimiz artık o radyasyonu ölçmek. Pisliğimizi temizlemek yine doğaya kaldı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/o-hayat-benim-dizisindeki-en-ezik-8-karakter/", "text": "Evet bu yazıda Pazar günlerinin reyting rekortmeni dizisi O Hayat Benim'i ele alıyoruz. Dizi akış, senaryo ve sürükleyicilik açısından güzel gidiyor. Başlarda Bahar'ın içine düştüğü duruma üzülüp Efsun'a kızıyorduk. Fakat hem Efsun'un izleyiciyi kendine sevdirmesi hem de Bahar ve arkadaşlarının vur kafasına al ekmeğini tarzı davranışları işin zenginlikte değil kişilikte olduğunu bize gösterdi. Şimdi sırasıyla Yahu bir insan bu kadar sünepe olabilir mi? sorusunu yönelttiğimiz 8 O Hayat Benim karakterini inceliyoruz: 8. Fulya Atahanların gelini, Mehmet Emir'in karısı Fulya zengin eziklerden. Kocasını defalarca Hasret'e kaptırması, gurursuzluğu ve kimseye sözünü geçirememesinin yanı sıra köşkün içindeki bostan korkuluğu kadrosunu başarıyla temsil ediyor. 7. Beyza Evin demirbaşı, gebeş hizmetçisi Beyza ilk bölümlerde çakal gibi gözükse de sonrasında köşk halkının yanı sıra Gelincik'in de stres topu haline gelmiş, herkesin çemkirdiği ve hakaret ettiği bir günah keçisi haline gelmiştir. Favori lakapları: Çemçük, gebeş, yetersiz, uyuşuk vs... 6. İsmail Efsun'un ex aşkı İsmail kararlı bir giriş yapmıştı diziye. Ancak zamanla hem Ateş'le tartışan Bahar'ın her defasında bedava otel olarak kullandığı evi hem de her tartışmada insanların dertlerini anlatıp rahatladığı sonrasında tınlamadığı birine dönüşen İsmail ilkokul 5. sınıf çocuğu tarzı hareketleriyle de eziklikler listemizin 6. sırasında... 5. Refika Adını bile hatırlamayıp Vikipedi sayfasına baktığımızda dahi bulamadığımız Refika, Hasret'in yancısı, çok bilmiş tavırlarına rağmen Hasret'in bile tınlamadığı biridir. Kahve içme sahnelerinin aranan ismi Refika başkasının talimatları olmadan hareket bile edemez. Boş gezenin boş kalfası... 4. Hasret Masumu oynamaya çalışan, sorsan iyi biri zannedilen evli çiftler arasında bir engel, sürekli mızlayan Bahar'ın sürekli mızlayan annesidir. Mehmet Emir evli olmasına rağmen her ortamda yanına sokulmaya çalışan Hasret, DNA testine gerek bırakmayan sünepe davranışlarıyla hem Bahar'ın annesi olduğunu hem de ezikliğini kanıtlıyor. 3. Müge Atahanların küçük torunu Müge saflığının rolünü veriyor. Hülya gibi bir kadından böylesine ezik bir kızın dünyaya gelmesi dünya şartlarında normal değilken dizi şartlarında bile bizi hayrete düşürüyor. 2. Bahar Başta üzülsek de aslında ezikliğin parayla değil hareketlerde olduğunu bize kanıtlayan Bahar gerçekten bir ezik. İyi niyetli olmanın sınırlarını aşıp ezikliğe yelken açan Bahar'ın babasının Mehmet Emir değil, İlyas olabileceğinden hala daha şüpheleniyoruz. Her bölümde mıy mıy hareketleri, ona buna siftinmesi, iyi kızı oynama çabaları , mızlamaları ve yapmacık hareketleriyle Bahar parası olsa bile ruhu fakir dediklerimizden. İyi değil ezik... Veeeeee eziklerin kralı: İlyas Eziklikte Bahar'ı bile sollayan İlyas kesinlikle bu listenin bir numarası. Sünepelikte çığır açan İlyas dizide hiçbir şeye yaramadığı, lafta kalan sözlerinin kimsenin kulak asmadığı, ailesine bile destekten çok köstek olan, öz ailesine nankör, davranışlarına mantık biliminin yetersiz kaldığı İlyas hiçbir işi beceremez. Ekstra külfet olan ezik İlyas bu lakabı sonuna kadar hak ediyor ve canlandıran kişi sonunda kadar rolünün hakkını veriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/o-ses-turkiyede-sampiyon-kim-oldu/", "text": "O Ses Türkiye ekranların en çok izlenen yarışmalarından birisi ve bu yıl da oldukça çekişmeli geçti. 2018 O Ses Türkiye'nin birincisi: Lütfiye Özipek oldu. Lütfiye, Gökhan'ın takımında yer alıyordu. Finalistler oldukça iyi bir mücadeleye imza attı. Lütfiye'nin finaldeki performanslarından ikisi böyleydi: Lütfiye Özipek Duyanlara Duymayanlara Muhtemel aşk 2017- DODAN ÖZER: Hadise'nin yarışmacısı olan Dodan, 39 yaşında ve Muş Vartoludur. 2016- EMRE SERTKAYA: Gökhan'ın yarışmacısı olarak birinciliği elde etmişti. 2015- ELNUR HÜSEYNOV: Dönemin jüri üyesi Ebru Gündeş'in yarışmacısı olan Elnur, ilk günden itibaren dikkatleri üzerine toplamıştı. 2014- HASAN DOĞRU: Yarışmada şampiyonluğu elde etmesinden iki yıl sonra programa konuk olan Hasan, verdiği kilolar ile dikkat çekmişti. 2013- MUSTAFA BOZKURT: Dönemin jüri üyesi Mustafa Sandal'ın yarışmacısıydı. 2012- OĞUZ BERKAY FİDAN: Murat Boz'a ilk ve tek şampiyonluğunu kazandıran Oğuz Berkay Fidan, aynı zamanda yarışmanın ilk birincisi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/odanizda-oldugunda-uyku-sorununa-elveda-dedirtecek-5-bitki/", "text": "Bugünlerde birçok kişi uykusuzluk sorunu yaşıyor. Ancak uykusuzluk probleminizi kendi kendinize çözmeniz de mümkün. Belki hayat tarzınızı değiştirmeyi, yediğiniz içtiğinize dikkat etmeli veya daha fazla spor yapmayı düşünmelisiniz. Herkesin buna farklı bir çözümü vardır. Belki de uykusuzluk sorununuzu gidermek için sırtınızı bitkilere dayamanın sırası gelmiştir. İşte yatak odanıza koyacağınız ve uykunuzu düzenleyecek o beş bitki: 1)Lavanta : Lavantanın anksiyete, depresyon ve uykusuzluğa iyi geldiği biliniyor. Birçok kişi banyoda lavanta yağı içeren ürünler kullanıyor. Yapılan araştırmalarda ise lavantanın strese neden olan hormon kortizolü düşürdüğü kanıtlandı. Yatak odanıza neden lavanta koymayasınız? Bütün gece rahat hissedeceksiniz. 2)Aloe Vera : Yapılaş çalışmalarda aloe veranın havadaki zehirli kimyasalları emdiği ve bolca oksijen ürettiği görüldü. Ayrıca bu bitki uykusuzluk sorunu yaşayanlara da yardımcı oluyor. 3)Tavşankulağı : Tavşankulağı daha iyi nefes almanıza yardımcı olur ve sinir sisteminizi güçlendirir. Bolca oksijen üreten bitki havadaki karbondioksiti de emerek oda içindeki havayı düzenler. Daha rahat uyumanıza yardımcı olan bitki ayrıca baş ağrılarını geçirir ve tansiyonu dengeler. 4)Sarmaşık : Evde en kolay yetiştirilebilecek bitkilerden biri de sarmaşıktır. Havadaki zehirli kimyasalları emer ve taze oksijen sağlar. Ayrıca sarmaşık küflenmeyi %94 oranında önler. Odasında sarmaşık olan daha temiz ve rahat nefes alır. 5)Yasemin : Sadece büyüleyici kokmazlar. Aynı zamanda insanların sağlığını da olumlu yönde etkilerler. Yasemin yıllardan beri alternatif tıbbın gözbebeğidir. Yapılan araştırmalarda ise yaseminin uyku kalitesini arttırdığı görülmüştür. Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen... KAYNAK: Hayat Mutfakta"} {"url": "https://www.thegeyik.com/odem-atmak-icin-8-etkili-yontem/", "text": "Ödem, vücudun hücreler arası sıvı hacminin artmasıyla oluşan bir durum. Sabah uyanır uyanmaz yüzünüzün şiştiğini, yüzüğünüzün dar geldiğini ya da ayakkabılarınızı zor giydiğinizi fark ettiğinizde aklınıza ilk gelen neden, ödem oluyor... Vücut ağırlığının artması, yüzük ve ayakkabıların sıkması, çorapların iz bırakması, yüzün şişmesi, kollarda ve bacak cildinde gerginlik ve sertlik, ödemin belirtileri olarak sıralanıyor. Bu belirtiler, vücudunuzda en az 4-5 litre fazla su olduğu anlamına gelebiliyor. Vücudun hücreler arası sıvı hacminin artmasıyla ödemin ortaya çıktığını belirten Acıbadem International Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Uysal, ödemin önlenemez bir durum olmadığını, bazen basit yaşam şekli değişiklikleriyle ödemin azaltılabileceğine dikkat çekiyor. İşte ödeme karşı alabileceğiniz basit ama etkili önlemler... Tuzu azaltın Fazla tuz tüketimi ödeme neden olabiliyor. Ayrıca yüksek tansiyona ve dolayısıyla kalp, böbrek ve beyinle ilgili ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Ülkemizde yapılan çalışmalar normal tüketilmesi gerekenden neredeyse 3 kat fazla tuz tükettiğimizi gösteriyor. Bu nedenle günlük tüketim alışkanlıklarınızı gözden geçirin. Tuzu azaltın. Azaltırken yalnızca yemeklere doğrudan döktüğünüz tuzu dikkate almayın, ayrıca yüksek tuz içeren gıdalar hazır gıdalar, soslar, cips ve çerezlerden uzak durmaya çalışın. Hareketinizi artırın Lenf sistemi, vücuttaki fazla sıvıların atılmasında son derece önemli. Uzun süre hareketsiz kalınması lenf dolaşımını azaltarak ödeme neden oluyor. Düzenli spor yapılması ise ödemi azaltıyor. İlaçlarınızı gözden geçirin Bazı romatizma ilaçları ve tansiyon ilaçları ödeme neden olabiliyor. Romatizma ilaçları ve ağrı kesiciler gerekliyse mutlaka kullanılmalı. Ama burada dikkat edilecek nokta, uzun süre sürekli kullanılmaması. Zira bu ilaçların sürekli kullanılması da ödemi arttırıyor. Tansiyon ilacına bağlı ödem oluştuysa doktorunuza danışarak ilacın değiştirilip değiştirilmeyeceğini öğrenebilirsiniz. Karbonhidratı azaltın Fazla karbonhidrat aldığınızda, vücudunuz bunu sindirebilmek için fazla su tutuyor. Bu durum da ödeme neden olabiliyor. Bunu önlemek için karbonhidrat içeren ekmek, makarna, pilav gibi besinlerin tüketimini azaltın. Adet dönemlerinize dikkat edin Kadınlarda özellikle adet öncesi ve sırasında ödem artıyor. Bunun nedeni de vücudunuzda hormonların farklılaşması. Özellikle bu dönemde tuzlu ve karbonhidratlı gıdalardan uzak durulmasında fayda var. Bazı gıdalara ağırlık verin Kiraz, ananas, kayısı, maydanoz ve salatalık vücuttan su atıcı özelliği olan besinler. Ödeminiz olduğunda bu tür gıdaları daha fazla tüketerek su atıcı özelliklerinden faydalanabilirsiniz. O içeceklerden uzak durun Ödemin atılmasında normal su tüketimi önemli. Günlük en az 2.5 litre su içmelisiniz. Ama alkol, kola, şekerli meyve suları gibi ödemi arttırabilecek içeceklerden olduğu için uzak durmanızda yarar var. Yoğurt ve kefiri tüketin Yoğurt ve kefir vücuttan ödemi atan besinler arasında kabul ediliyor. Kalsiyumdan zengin olan bu gıdalar vücutta mineral dengesini sağlayarak ödem oluşumunu önleyebiliyor. Ödem neden artar? Fazla tuz tüketimi Hareketsizlik Hastalıklar: Böbrek, Karaciğer, Kalp, Tiroid bezi hastalıkları ödeme neden olabilen hastalıklardır. Bazı ilaçlar ödeme neden olabilirler. Kadınlarda adet öncesi ve sırasında yaşanan hormon değişiklikleri"} {"url": "https://www.thegeyik.com/odeme-emrine-dava-acilmasi-yurutmeyi-durdurur-mu/", "text": "Ödeme emri bildiriminden sonra mükellefe vergi mahkemelerinde 7 günlük süre içinde dava açması veya borcun ödenmesi imkanı tanınmaktadır. Ödeme emrine karşı açılan davalarda, yargı yerlerinde yürütmenin durdurulması kararı verilmediği sürece tahsilata ve kovuşturmaya devam edilir. Bunun nedeni ise ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalarda tahsil işleminin durmaması devam etmesidir. Davanın devamı sırasında, yürütmenin durdurulması kararı verilmediği sürece takip işlemleri süreceğinden borcu karşılayacak değerde taşınır veya taşınmaz varlıkların haczi yapılmış olması halinde borçlunun dava sonucunda ayrıca taşınır veya taşınmaz bildiriminde bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Ayrıca vergi mahkemesinde ödeme emrine karşı açılan davalarda taşınır veya taşınmaz ile ilgili açıklamada bulunma süresi ilk derece mahkemenin son kararına kadar uzamaktadır. Diğer taraftan, ödeme emri ile takip edilen borcun bir kısmına dava açılması halinde, dava konusu yapılmayan amme alacağı kısmı için, ödeme emri tebliği üzerine 7 gün içinde taşınır ve taşınmaz bildiriminde bulunma mecburiyetine yönelik süre uzatımı söz konusu değildir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ofis-calisanlarinin-pi-cayi-demli-iciyor/", "text": "Kurumsal hayatta çay ve kahve olmazsa olmaz... İnternet tabanlı ve cep telefonu üzerinden yönetilebilen akıllı çay demleme otomatı uygulamasının verdiği bilgilere göre ağırlıklı olarak İstanbul ofislerinde tüketilen çayların dem oranı yüksek. Günde tüketilen 30 bin bardak çayın yüzde 70'i bardağın yüzde 40'ından fazlasına dem koyuyor. Bardak çayların yüzde 35'i ince belli bardakta içiliyor. Yüzde 30 oranında kağıt bardak, yüzde 20 oranında cam veya porselen kupa, yüzde 15 oranında ise fincan tercih ediliyor. Akıllı çay demleme otomatı üretici firmanın yetkilisi akıllı çay otomatlarıyla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: Şirketin çayını sabah mesaiden 2 saat önce gelip demlemek zorunda olan bir çalışan demlemeyi evinden başlatabiliyor ya da akşamdan demleme saatini ertesi sabaha ayarlayıp çıkabiliyor. DEMLİ ÇAY İÇMENİN ZARARLARI NELER? Çay yemekler ile aynı anda içildiğinde tüketilen gıdalardan alınan demir emilimi azaltıcı etki yaratır. Vücutta yaşanan demir eksikliği anemiye yol açabilir. Günde 3 fincandan daha fazla çay içen kişi su içme ihtiyacı hissetmez. Ancak çay vücudun su ihtiyacını karşılamaz. Dolayısı ile suyun faydalarından yararlanmak mümkün olmaz. Gün içinde fazla ve demli içilen çay uyku problemlerine yol açabilir. Demli çay sinir sistemini olumsuz etkileyerek sinirlilik ve stres gibi sorunlara yol açabilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ogrenerek-olecegim-60-yas-universitesi-ilk-yilini-tamamladi/", "text": "Sadece 60 yaş üzerindeki kişilerin kayıt yaptırabildiği Antalya'daki 'GeroAtlas60+ Tazelenme Üniversitesi'nde öğrenciler birinci sınıfı başarıyla tamamladı. Türkiye Gerontoloji Atlası araştırmasının sahibi Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Tufan tarafından kurulan üniversitede birinci sınıftaki erkek öğrenciler kendi kazaklarını örmeyi öğrenebilirken, kadınlar tamir dersleri alabiliyor. Haftanın üç günü üniversiteye gelen ve çoğu torun sahibi olan öğrenciler, 2.5 saat ders yapıyor. Yaşam kalitesinin yükselmesi, aktif ve başarılı yaşlanma, yenilenme hedeflerine yönelik hazırlanan ders müfredatı kapsamında sosyoloji, psikoloji, biyoloji, hukuk, tıp, gerontoloji dersleri alabilen öğrenciler uygulamalı eğitimlerle yeni beceriler de kazanıyor. 'Evden çıkmak için sebebim var' İlk yılını tamamlayan öğrencilerle konuşan Hürriyet muhabiri Mesude Erşan, 66 yaşındaki Hicran Karabudak'ın Emeklilikte bir süre sonra işe yaramazlık duygusu başladı. Derken bu üniversite hayatıma girdi. Artık evden çıkmak için sebebim var sözlerini paylaştı. 63 yaşındaki Naci Kalender, üniversiteye gitmekle ilgili duyduğu motivasyonunu, Birbirimizden de çok şey öğreniyoruz. Burada tekrar disipline oldum. Okul günü tıraş oluyorum, güzel giyinip, keyifle koşa koşa geliyorum sözleriyle anlatırken, 64 yaşındaki Ali Akbaş, üniversiteye gitmenin sağlığına nasıl iyi geldiğini şu sözlerle dile getirdi: Son derece faal, zinde, yeni işe başlamış kadar heyecanlıyım. Buraya geldiğimde şekerim ve tansiyonum yüksekti. Günde 9 ilaç alıyordum. Şimdi şekerim de tansiyonum da düştü. 7 kilo verdim. Kazak örmeyi de öğrendim, yemek yapmayı da. 'Öğrenerek öleceğim' Toplumun emeklilere işe yaramaz gözüyle baktığından dem vuran 64 yaşındaki Emine Kaşbek, Anladık ki öğreneceğimiz şeyler bitmiyor sözleriyle bu anlayışa karşı çıkarken, 62 yaşındaki Gül Hınçal üniversitenin varoluş amacını kendi bakış açısıyla şöyle tanımladı: Aslında tereddüt ettim başta. Ama geldim, geliş o geliş. Öğrenerek öleceğim. diken.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ogrenim-kredisini-guzel-guzel-harcarken-dusunulmesi-gerekenler/", "text": "Yorucu bir çalışma dönemi sonrası o güzel haber geldi ve sınavı kazandığınızı, üniversiteye yerleştirildiğinizi öğrendiniz. Sonrasında tatlı bir telaş içine girdiniz, yurdundan apartına çeşitli seçeneklere baktınız, biraz bütçeyi zorladınız. Hiç eve, yurda çıkmasanız bile üniversite okumak masraflı bir iş olduğundan sağlam paralar harcadınız. E siz de su yakmıyorsunuz ya bir yerden sonra; ya babam sağ olsun seçeneği geliyor ya da okulu yarım yamalak devam ettirip işe başlama seçeneği. Bir de öğrenim kredisi var. Tabii ki bir öğrencinin aylık ihtiyaçlarına çözüm olmaz ama yattığı anda biraz olsun rahatlatıyor. Eşten dosttan duyduğunuz bu krediye, içinde burs seçeneğinin de bulunduğu bir form ile başvurdunuz. Tabii ki size burs çıkmadı. Kredi için de bir sözleşmeyi imzalananız gerekiyor ki o büyük rakamı görünce ilk önce hayatınızın şokunu yaşıyorsunuz. Sonrasında sağdan soldan mezun olunca ödeyeceksin sözlerini duyuyorsunuz, içiniz rahatlıyor. Hatta taksit taksit ödeyeceksiniz, düşük faizli gibi akıl çelici sözler de bu cümbüşe dahil oluyor. İkna olmadıysanız oradan birisi ekliyor; benim abim hiç ödemedi bile. İşte hayaller dünyasına giden kapının aralandığı o sihirli an. Sözleşme imzalayıp her ay para alıyorsunuz ve ödeme yapmama diye bir durum var. Hayat bundan daha güzel olabilir mi? Üniversitede arkadaşlarınızla otururken bir ses duyuyorsunuz; yatmış! Önce ne olduğunu anlamayıp ne yatmış? diye sorsanız da o güzel anın geldiğini anlıyorsunuz. Artık her ayın belli bir günü hesabınıza para yatacak, sanki okuduğunuz için ödüllendiriliyorsunuz. Alice Harikalar Diyarı'nda... Sonra bu durum okul bitene kadar sürüyor. Her ayın o günü takvimin en önemli günü oluyor. Alınacakları, borçları, kirayı hatta sevgiliyle buluşmaları bile o güne göre ayarlıyorsunuz. Sonrasında okul bitiyor, bazılarınız lisans sonrası için de bu kolay parayı alıyor. Bir süre daha tatlı hayat devam ediyor. E normal olarak bir son ve geri ödeme dönemi var. Erteletme seçeneği var, işe girmediyseniz bir süre ödememe seçeneği var, gecikme faizlerine de arada af geliyor. Yani aslında ödemeniz için bir sürü seçenek düşünülmüş. Siz de zaten çalışınca bunu geri öderim diye düşünerek aldınız, buraya kadar da her şey normal. Her şey normal ama her ay maaş yatar yatmaz üniversitede har vurup harman savurduğunuz parayı ödemek insanın zoruna gidiyor, sevgili üniversiteli dostlar. O da nasıl bir borçsa öde öde bitmiyor. Ödemelerde gecikme olursa bankadan değil maliyeden ödemekse işin bir başka yönü. Yani üniversiteli arkadaşlar, krediyi almadan önce bir kez, alıp harcarken iki kez düşünün ki öderken kara kara düşünmeyin 🙂 *Bu yazı The Geyik tarafından hazırlanıp Hürriyet Kampüs dergi ile binlerce üniversite öğrencisine ulaştı..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ojelerim-bozulmasin-diye-evlenmiyorum-2/", "text": "Ben yoruldum, insanlar yorulmadı sormaktan. Neden evlenmiyormuşum?! Kocalar kapıda sıraya dizildi de biz mi seçemedik? Düzgün bir adam karşımıza çıktı da, biz mi istemedik? Aşık olduk da bekarlık kurumunun bize ihtiyacı var diye biz mi kaçtık? Herkes evlenmek zorunda sanki... Sevip aşık olmadığın biriyle evlenmektense evlenme daha iyi... Kısmet demekten dilim damağım kurudu. Olmayacak dualara amin demekten dudaklarım yoruldu. O yüzden evlenmedim. Yukarı tükürsem ıssız adam, aşağı tükürsem dingil! Hangisiyle evlenelim? Zaten evlenince de hayatımıza kuş mu konuyormuş sanki? Kamberliğin bana verdiği yetkiye dayanarak şunu söyleyebilirim ki, hazırlıkları da dahil olmak üzere total olarak kocaman bir fiyasko evlilik. Hangimiz gümüş makasa pul yapıştırıp kurdele sarmak istiyor? Nişan tepsisi almak için kaç saatinizi sokaklarda geçirmek istersiniz? O kadar dandirik ki her şey; buzdolabı seçmek bile problem. Bütün sülalenin parmağı her işinizin içinde maşallah! Gelinliğiniz hakkında bile her kafadan çıkan milyonlarca konuşma baloncuğu... Biri ak diyor öbürü kara! Aman da herkesin gönlü olsun derken, iki gönül bir olunca seyran olacak samanlık dar geliyor insana. Düğün olayını hiç anlamış değilim keza. Neden bir adamla aynı evde yaşamaya başlıyorum diye Dayımla karşılıklı Ankara havası oynuyoruz ki? Üstelik üzerimde beyaz ve ters bir mantar kostümüyle! Bir de boyumdan büyük bir pastayı kılıçla kesiyoruz yanımdaki penguen kostümlü kocamla! Sebep? Peki ya mutlu sondan sonra? Bulaşığı, yalaşığı gırla evin içinde... Oje bile süremiyor insan. Sürsen bile yemek yaparken, bulaşık yıkarken bozuluyor zaten. Bütün gün işte çalış, aksam eve gel yemek yap, ortalığı toparla, bulaşıkları yıka... Aman tanrım yarın kaynanam geliyor sendromu da cabası... Hepi topu bir Pazar günümüz var o da ütüye kurban gidiyor. Bir de evin içinde dolaşan erkeksinin kılı tüyü pisliği... Sinirleri kulak memesi kıvamında cılklaşan kadın çemkirmeye başlıyor. Ardından kavgalar gürültüler ve ta tam! Hadi bakalım ben annemin evine gidiyorum Hüseyin! Ondan sonra adliyenin önü boşanma kuyruğu... İşte bu yüzden evlenmiyorum teyzelerim amcalarım. Henüz bu yaşanacak, anlat anlat bitmeyecek sıkıntıları bana pembe gösterecek biriyle tanışmadım da ondan evlenmiyorum. Sırf sarılıp uyumak için bu kadar yükü taşıyabileceğimi düşündürmedi kimse de o yüzden hala yalnız yaşıyorum. Bir gün biri gelir, al bu da senin aptal cesaretin hadi evlenelim der ve beni ikna edebilecek kadar aşık ederse, ben de evlenirim belki. İşte o zaman gelini öpebilirsiniz. Ama şimdilik ojelerim bozulmasın diye evlenmiyorum. Fakat darısı başınıza İNŞALLAH! Amin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ojelerim-bozulmasin-diye-evlenmiyorum/", "text": "Ben yoruldum, insanlar yorulmadı sormaktan. Neden evlenmiyormuşum?! Kocalar kapıda sıraya dizildi de biz mi seçemedik? Düzgün bir adam karşımıza çıktı da biz mi istemedik? Aşık olduk da bekarlık kurumunun bize ihtiyacı var diye biz mi kaçtık? Herkes evlenmek zorunda sanki... Sevip aşık olmadığın biriyle evlenmektense evlenme daha iyi... Kısmet demekten dilim damağım kurudu. Olmayacak dualara amin demekten dudaklarım yoruldu. O yüzden evlenmedim. Yukarı tükürsem ıssız adam, aşağı tükürsem dingil! Hangisiyle evlenelim? Zaten evlenince de hayatımıza kuş mu konuyormuş sanki? Kamberliğin bana verdiği yetkiye dayanarak şunu söyleyebilirim ki, hazırlıkları da dahil olmak üzere total olarak kocaman bir fiyasko evlilik. Hangimiz gümüş makasa pul yapıştırıp kurdele sarmak istiyor? Nişan tepsisi almak için kaç saatinizi sokaklarda geçirmek istersiniz? O kadar dandirik ki her şey; buzdolabı seçmek bile problem. Bütün sülalenin parmağı her işinizin içinde maşallah! Gelinliğiniz hakkında bile her kafadan çıkan milyonlarca konuşma baloncuğu... Biri ak diyor öbürü kara! Aman da herkesin gönlü olsun derken, iki gönül bir olunca seyran olacak samanlık dar geliyor insana. Düğün olayını hiç anlamış değilim keza. Neden bir adamla aynı evde yaşamaya başlıyorum diye Dayımla karşılıklı Ankara havası oynuyoruz ki? Üstelik üzerimde beyaz ve ters bir mantar kostümüyle! Bir de boyumdan büyük bir pastayı kılıçla kesiyoruz yanımdaki penguen kostümlü kocamla! Sebep? Peki ya mutlu sondan sonra? Bulaşığı, yalaşığı gırla evin içinde... Oje bile süremiyor insan. Sürsen bile yemek yaparken, bulaşık yıkarken bozuluyor zaten. Bütün gün işte çalış, aksam eve gel yemek yap, ortalığı toparla, bulaşıkları yıka... Aman tanrım yarın kaynanam geliyor sendromu da cabası... Hepi topu bir Pazar günümüz var o da ütüye kurban gidiyor. Bir de evin içinde dolaşan erkeksinin kılı tüyü pisliği... Sinirleri kulak memesi kıvamında cılklaşan kadın çemkirmeye başlıyor. Ardından kavgalar gürültüler ve ta tam! Hadi bakalım ben annemin evine gidiyorum! Ondan sonra adliyenin önü boşanma kuyruğu... İşte bu yüzden evlenmiyorum teyzelerim amcalarım. Henüz bu yaşanacak, anlat anlat bitmeyecek sıkıntıları bana pembe gösterecek biriyle tanışmadım da ondan evlenmiyorum. Sırf sarılıp uyumak için bu kadar yükü taşıyabileceğimi düşündürmedi kimse de o yüzden hala yalnız yaşıyorum. Bir gün biri gelir, al bu da senin aptal cesaretin hadi evlenelim der ve beni ikna edebilecek kadar aşık ederse, ben de evlenirim belki. İşte o zaman gelini öpebilirsiniz. Ama şimdilik ojelerim bozulmasın diye evlenmiyorum. Fakat darısı başınıza İNŞALLAH!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/okan-karacanin-son-hali-gercek-otesi/", "text": "140 kilodan 80 kiloya düştüğünü söyleyen Karacan Artık rahatça gezebiliyorum dedi. OKAN KARACAN NASIL ZAYIFLADI? Ünlü sunucu ve oyuncu Okan Karacan yıllardır şikayetçi olduğu fazla kilolarından bir yıl içerisinde kurtuldu. Mide küçültme ameliyatı sonrası 1 yılda tam 60 kilo veren Karacan, nasıl zayıfladığını anlattı. 'Ayakkabılarımı bile bağlayamıyordum' 140 kiloya ulaştıktan sonra ameliyat kararı alan Okan Karacan, Ayakkabılarını bile eğilip bağlayamayan birisiydim. Eşim Zeynep 7 aylık hamile iken benim obezite cerrahisi ile zayıflama olayım gündeme geldi. Önce korktum, oğlumu kucağıma alayım dedim ama sonra doktorlar 'Alican seni daha sağlıklı görsün, şimdi ameliyat olmanda fayda var' deyince ameliyat oldum diye konuştu. Yaşam tarzını baştan aşağı değiştirdi Ameliyat sonrası 1 yılda 60 kilo vererek 80 kiloya düşen Okan Karacan, yaşam tarzını da baştan aşağı değiştirdiğini söyledi. Okan Karacan, Şu an 80 kiloyum. Arabayı çıkardım hayatımdan. Toplu taşıma araçlarını kullanıyorum. Çok sosyalleştim. Hızlandım, yürüyorum dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/oksurukten-kurtulmak-isteyenlere-dogal-cozum/", "text": "The Geyik'in Facebook sayfasında harika bir yazı paylaştık ve iki binden fazla kişi paylaştı, çok kişi de denedi ve hepsinde başarılı oldu. YİNE DE SİZ DOKTORUNUZA DANIŞMADAN ASLA VE ASLA BÖYLE BİR ŞEY YAPMAYIN. ÖNCE DOKTOR, SONRA TAKVİYE. Öksürükten kurtulmak isteyenlerin kesinlikle denemesi gereken bu doğal formül için Naz Ay Balım'a teşekkür ederiz, sayesinde öksürükten kurtulduk. bu mevsimlerde geçmeyen inatçı öksürük (ki gece ve gündüz nöbet halinde kuru öksürük yaşadık 2 güne azalıyor 3 cü günde hiçbir şeyi kalmıyor).burun akıntısı gibi mevsimsel rahatsızlık için kendi çocuklarıma uyguladığım doğal ilaç tarifi... taze olarak az az yapın verin...her sümüklenme de, her öksürük de verilen antibiyotiğe ve bunun normalleştirilmesine şiddetle karşıyım. 1 adet orta büyüklükte soğan 1 diş iri sarımsak yarım çay bardağı civarında bal soğanı soyup içini kabak oyar gibi altını açmadan ve çok fazla dış kabuğa da gelmeden oyun, altına iğneyi batırıp batırıp çıkarın ..1 diş sarımsağı soyun ve ezin bunu bal ile karıştırıp soğanın içine doldurun ve bir bardağa resimdeki gibi oturtun. içindeki tamamen süzülünce tekrar soğanın içine dökün 2. süzülmede hazır hale geliyor sabah akşam aç tok fark etmiyor 1 tatlı kaşığı dolusu veriyorum 3. güne toparlanıyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/okul-basarisi-icin-ogrenciler-ne-yemeli/", "text": "Okullar 17 Eylül'de açılıyor ve aileler şimdiden ders malzemelerine, formalara odaklanmış halde. Okul açıldıktan sonra da derslerdeki başarıya odaklanacaklar. Diyetisyen Emre Uzun ise öğrencilerin okul başarısını etkileyen faktörlerden birinin de beslenme ile ilgili yanlışlar olduğunu söylüyor ve Öğrencilerin yiyip içtiklerine dikkat! uyarısında bulunuyor. Çocukların doğru ve düzenli beslenmesinin temeli aile ortamında atılır. Bu bir alışkanlıktır ve aile nasıl besleniyorsa çocuk da ister istemez ailesi gibi bir beslenme alışkanlığı kazanır diyen Diyetisyen Emre Uzun, çocukların günümüzde karbonhidrat ağırlıklı beslendiğine ve karın doyurmayı beslenmek zannettiklerine dikkat çekiyor: Yeterli ve dengeli beslenmek, zihinsel faaliyeti artıran bir etkendir. Çocuk ancak bu şekilde dikkatini toplar ve derse konsantre olur. Yeterli beslenmek ise protein, vitamin ve minerallerin düzenli alınması anlamına geliyor. Böyle beslenen çocuklar da sadece bedenen değil zihnen de büyüyüp gelişir! Kahvaltı mutlaka yapılmalı! Emre Uzun, okul çocuklarının nasıl beslenmesi gerektiğini de şöyle anlatıyor: Öğrencilerin en önemli öğünü hiç kuşkusuz kahvaltı! Kahvaltı eden öğrenci, güne 1-0 önde başlamış demektir. Gereken enerjiyi almış, zihni faaliyete geçmiştir. Zaten araştırmalar da kahvaltı eden öğrencilerin okulda %50 daha başarılı olduğunu gösteriyor. Kahvaltı, öğrencilerin konsantrasyon becerilerini, enerjilerini yükseltir. Daha geç yorulup sorunlara daha kolay adapte olurlar. Eğer bir öğrenci kahvaltı edemeyecek kadar erken uyanmak zorundaysa, yolda veya ilk ders öncesi okulda yiyeceği bir şeyler hazırlamak yerinde olur. Okul kantininden alınan simit, poğaça, açma ise sadece karbonhidrat, yani boş kaloridir! Kahvaltıda yenenler de nitelikli olmalı. Yumurta, tam tahılı buğday ekmeği, süt, tereyağı, peynir ve zeytin; protein, yağ ve karbonhidrat açısından dengeli bir beslenme sunacaktır. Öğrenciler çaydan uzak dursun! Diyetisyen Emre Uzun sabah kahvaltısında içilen çay konusunda da uyarıyor: Çay, alınan demiri bloke eder. Böylece kansızlık ortaya çıkar. Kansızlık da beyne giden oksijenin azalmasına, beynin yeterince beslenmemesine ve zihinsel beceride gerilemeye sebep olur. Beyin hücreleri arasındaki iletişim yavaşlar. Bu da okulda başarısızlık sebebidir. Dolayısıyla öğrencilerin demir zengini beslenmesi şart. Yumurta, kırmızı et, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve tahıllar demir açısından hayli zengin... Günde bir kaşık pekmez de son derece faydalı. Bu arada iyot da zeka ve zihinsel işlevler üzerinde etkili bir element. Eksikliği beyni olumsuz etkileyebiliyor. Çaresi ise balık, ıspanak, pazı, kuru fasulye, sarımsak gibi iyot zengini gıdaları tüketmek, yoğurt, süt ve yumurtayı ihmal etmemek... Diğer öğrenci dostu yiyecekler Diyetisyen Emre Uzun, öğrenci dostu olarak nitelediği diğer gıda maddelerini de şöyle sıralıyor: Süt, peynir, yoğurt gibi sütlü gıdalar... Protein kaynağı et, tavuk ve balık... Özellikle de yağlı balıkların beyin sağlığı ve fonksiyonu üzerindeki olumlu etkileri saymakla bitmez. Yine protein zengini kuru baklagiller... Kış meyvelerinden tüm turunçgiller ve elma... Bir şeyler atıştırmadan duramayan öğrencilere de önerilerim var: Kurutulmuş meyveler ellerinin altında olsun. Ceviz, sinir sistemi gelişiminde çok önemlidir, ceviz yesinler. Aynı şekilde fındık, badem... İlla ki bir şeyler atıştıracaklarsa bol bol ayçekirdeği, bir avuç kadar kabak çekirdeği de yiyebilirler. Bunlar da folik asit zenginidir ve beynin sağlıklı işleyişinde önemli rol oynarlar. İçeceklerin kralı: Su! Emre Uzun, Ya içecekler? sorumuzu da yanıtlıyor: Meşrubatları, gazlı içecekleri ve türevlerini eve sokmayın bile... Bir öğrencinin içebileceği birkaç yararlı şey var: Bitki çayları ki bunlar kış aylarında vücut dirençlerini de artırır, süt, ayran ve elbette su! İlkokul öğrencilerinin günde 5, ortaokul öğrencilerinin 8-9, lise öğrencilerinin ise 12-15 bardak suya ihtiyacı var. Su, vücut ısısını dengelemeden hücrelere ihtiyaç duydukları besinleri taşımaya kadar pek çok görevi yerine getiriyor. Beyin, beyincik ve omuriliği dış etkenlerden koruyor. Kan dolaşımını dengeleyip zararlı atıkları ter ve idrar olarak vücuttan uzaklaştırıyor. Bir öğrenci istediği kadar dengeli beslensin, su içmiyorsa o beslenme pek bir işe yaramayacaktır; bunu unutmamak gerekir. Örnek beslenme çantası Diyetisyen Emre Uzun, annelerin hazırlayacağı örnek bir beslenme çantasında neler bulunması gerektiğini ise şöyle sıralıyor: 1. Gün: Tavuklu sandviç, 1 su bardağı ayran, 1 adet yeşil elma 2. Gün: Peynirli yeşillikli tost, 1 avuç fındık veya badem, sütlü ev tatlısı 3. Gün: Köfte ile hazırlanmış bol yeşillikli sandviç, 1 su bardağı ayran, kuru meyve 4. Gün: Sebzeli muffin, 1 su bardağı süt, kuru meyve 5. Gün: 2-3 dilim sebzeli kıymalı börek, 1 kase yoğurt, ceviz içi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/okulda-basarisiz-olan-kizin-dahi-oldugu-boyle-anlasildi/", "text": "Derslerinde başarısız olan küçük kızın dahi seviyesinde zekaya sahip olduğu bir soru sayesinde ortaya çıktı. Zeki insanların duyguları çok yoğundur. Mantıksal gelişim aynı zamanda duygusal gelişimi de etkileyecektir.Bu duruma göre çocuk kalmayı başarmış insanlar daha zekidir gibi bir sonuca ulaşabiliriz, çünkü çocuklar duygularını çok yoğun yaşarlar.Bu insanlar birçok alanda kendilerini yetiştirmişlerdir. Sadece bir konuda değil, birçok konuda gerekli yeterliliğe sahiptirler.Bir konu hakkında çözmeleri gereken şeylerin diğer konularla da alakası vardır ve bunun bilincindedirler. Özelliklerinden bir tanesi çok büyük fiziksel enerjiye sahip olmalarıdır. Bu doğuştan gelen bir enerji modellemesi olmayıp, tamamen kendini adapte ettiği konuyu tamamlamak için saatlerce çalışması gerektiği bilincine sahip olmasıdır.Bunun sonucu olarak da irade ve kalp koordineli bir şekilde enerjiyi temin için çalışırlar.Üstün zekalı insanların diğer bir özelliği ise hem zeki görünüşlü olmaları ve hem de doğal görünmeleridir.Hem zekalarını belli ederler ve hem de çocukça bir yapıyla hareket ederler. Bu nedenden dolayı da sorgulanırlar bu kişi gerçekten zeki mi? Zeki kişiler hem disiplinle ve hem de oyun oynar tarzda işlerine eğilirler.Yaptıkları işi büyük bir ciddiyetle yaparlar, ancak oyun havası da vererek yaptıkları işten büyük bir zevk alırlar. Zeki kimseler hem gerçek dünya ile bağlarını koparmazlar ve hem de hayal dünyası içinde yaşarlar. Ürettikleri şeyler gerçek dünyada kullanılacaktır, ancak olmayan şeyleri üretmek zorundadırlar.Normal insanlara göre üstün zekalı insanların düşünceleri fantastiktir, ancak bilimsel çalışmalar fantastik hayaller sonucu ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de de bir zeki kız pidecide harcanacaktı Üstün zekalı insanlar hem dışa dönüktür ve hem de içe dönüktür. Normal insanlar bu olaylardan sadece birisine sahiptir. 9 yaşındaki Melike, derslerinde başarısız oldu. Pid ci baba, kızının durumunu Üstün Zekalılar Derneği Başkanı'na nl ttı. Verdiği cevaplarla üstün zekalıları sollayan küçük kız ise bir dahi çıktı. Keşfe götüren diyalog Üstün Zekalılar Derneği Başkanı Tunahan Coşkun'un, Melike'yi keşfetmesine neden olan diy log şöyl : *K ç yaşındasın? M lik : Neden merak ettiğini merak ettim. *S nc ,'kalem-çilek elma ve muz'sıralamasında hangisi f rklıdır? Melike: Tabii çilek. Neden? Melike: Çünkü elma ve muz ğ çt olur. Kal m de ağaçtan y pılır. Çilek, ağaçta değil yerde yetişir. 'SÜREKLİ SORGULARLAR' Melike'yi k şf d n Üstün Zekalılar Derneği Başkanı Tunahan Coşkun, üstün zekalı ya d dahi olarak adlandırılan çocukların özelliklerine ilişkin k nuştu: Dahi çocuklar, yüksek özgüvene s hiptir. Merak duydukları ş yl ri öğr nm d n rahat edemezler, sürekli sorgul rl r."} {"url": "https://www.thegeyik.com/okulda-zorbaliga-maruz-kalan-down-sendromlu-cocugun-imdadina-bakin-kimler-yetisti/", "text": "Ağustos sonu öğrenciler için tek bir şeyi ifade eder ve o da okula ger dönüştür. Bazı çocuklar içinse okulun başlangıcı anksiyeteye neden olur. Çünkü eğitim öğretim yılı başladığında bazı çocuklar diğerleri tarafından okul zorbalığına maruz kalır. Birçok çocuk okula başladığı zamanlarda bu tür kötü davranışlara maruz kalmıştır. Bu yüzden Sean Maehrer'ın annesi liseye başlayacak olan down sendromlu oğlu için endişelenmeye başlamıştı.Ancak motorsikletli grubun oğlu Sean'ı okul öncesi ve sonrasında koruyacaklarından habersizdi.Pensilvanya'da yaşayan Sean Maehrer eylül 2015'te liseye başlayacak kendi halinde ve mutlu bir çocuktu. Sean'da down sendromu vardı. Annesi ise diğerlerinden farklı görünmesi sebebiyle diğer çocukların ona zorbalık yapacağından endişeliydi. Ailesi Facebook'ta çocuğunun geleceği hakkında endişe duyduklarını açıklayan bir gönderi paylaştı. Bir motorsiklet grubu üyeleri yazıyı gördü ve Sean'a yardım eli uzattı. Okulun ilk günü Maehrer ailesinin kapısını birileri çaldı. Dışarıda ise uzun bir motorsiklet kuyruğu ve onlarca motorcunun çocuğu okula götürmek üzere dışarıda beklediğini gördüler. Motorsikletliler, diğer çocuklar Sean'ı kendileriyle görünce ona zorbalık yapmayacaklarını aksine çocuğun havalı olacağını düşündüler. Motorsikletlilerin okula giderken oluşturduğu uzun kuyruk, Sean'ın hayatının film şeridini simgeler nitelikteydi. Sean'ın ailesi motorsikletliler sayesinde oğlunun lisede geçirdiği ilk günü ve arkadaşlar edinmesini hiçbir zaman unutmayacak. Motorsikletli grup bazen okula geliyor ve Sean iyi mi diye kontrol ediyorlar. Motorsikletliler dışarıdan sert görünebilirler. Ancak altın gibi birer kalpleri var. İyi yürekli motorcular bir kez daha dış görünüşe bakarak insanları yargılamamayı bize öğrettiler. Duygu yüklü hikayeyi arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/okuldan-uzak-ezberci-olmayan-egitim/", "text": "Eğitim sisteminin kötü olduğundan hepimiz hayıflanıyoruz değil mi? Tarihi belgeseller, doğa hayatından kareler izlediğimiz zaman aslında ezberci eğitim yerine böyle bir eğitim anlayışı hakim olsa seve seve daha bilgili insanlar olurduk diye düşünüyoruz. Peki hiç radikal bir karar almayı düşündünüz mü? 40 yaşındaki Paul Davies ve eşi 38 yaşındaki Adele bir Eylül ayında hem kendi hem de çocuklarının hayatı için önemli bir karar almışlar. Çocukları 9 yaşındaki Lili Mai ve 4 yaşındaki Nel'i okula göndermek yerine bir dünya turuna çıkarıyorlar. Dünyayı gezerken çocuklarına oralarla ilgili tarihi ve coğrafi bilgileri aktaran çiftten Paul bir öğretmen. Bu fotoğrafta mesela Vietnam'dalar. Çocuklarla birlikte çıktıkları bu yolculukta 12 ülke görmüşler 50.000 km yol yapmışlar. Çin, Avustralya, Kamboçya, Florida, Malezya, Bangkok gezdikleri yerlerden bazıları; gittikleri ülkelerde foto çekinmeyi de unutmamışlar. Bunun maliyetli bir iş olduğunu tahmin edebiliyoruz. Öncelikle kendi iş yerimizden bir gün izin almak bile zorken bir yıl hiç para kazanmadan çok zor gibi duruyor. Bu çekirdek aile de hep otellerde kalmamış. Bir yılın sonunda da eve dönmüşler, ama gezerken gördükleri tam anlamıyla harika bir deneyim. Mesele dünyayı gezmek de değil aslında, sadece biraz daha gerçek hayata yakın bir eğitim verebilmek, çocuklarla ilgilenebilmek, onlara eğlenmeyi öğretip insan hayvan sevgisini aşılamak. Başarabilir miyiz? Bilmem. En azından deneyebiliriz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/okullarin-degil-ogrencilerin-gercekleriyle-hayati-kesfeden-ogretmenin-hikayesi/", "text": "2000 yılının Aralık ayıydı. Üniversiteden yeni mezun olmuştum. Bir devlet okulunda heyecanla derslere giriyordum. Sınıflardan birinde, şartlı cümleleri anlatırken tahtaya İngilizce bir cümle yazdım. Evet çocuklar, tahtada 'Eğer çok zengin olsaydım anneme... alırdım.' yazıyor. Cümledeki boşluğu, hayal gücünüzü de kullanarak doldurun. Anlaşıldı mı? dedim. Anlaşılmış olmalı ki herkes sessiz bir şekilde dağıttığım küçük kağıtları aldı ve gözlerini tavana dikip düşünmeye başladı. Beş dakika sonra sınıfı dolaşıp kağıtları topladım ve tek tek okudum. Uzay gemisi, Ferrari, Miami'de yazlık, Maldivler'de ada... Ben okuyorum, sınıf gülüyordu. Son kağıdı içimden okudum. If I were rich, I would buy flowers for my mom. Cümlenin sahibi, o sene sınıfa yeni gelen çelimsiz, içine kapanık bir çocuktu. Aramızda çok duygusal bir arkadaşımız var! dedim. Selim, kalk bakalım. Ne yazdığını arkadaşlarına söyleyebilir misin? Çiçek alırım, yazdım öğretmenim. Sınıfta hafif bir kahkaha koptu. Ben çok zengin olduğunuzu düşünün, hayal gücünüzü kullanın demiştim. Buna rağmen çiçek alırım yazdığına göre önemli bir sebebin olmalı dedim. Bir süre sessizce bekledi, sonra ayağa kalkıp Aklıma başka bir şey gelmedi öğretmenim dedi usulca. Yüzünde Mona Lisa tablosunu andıran gülmekle ağlamak arası garip bir ifade vardı. Oğlum, dalga mı geçiyorsun? dedim sertçe. Aklınıza bir şey gelmesi için illa not mu vermemiz gerekiyor? Hiç cevap vermedi. Kağıtları geri dağıttım. Sınıf, çalan zille birlikte kovanı kurcalanmış arı sürüsü gibi bahçeye aktı. Dışarıda ince bir yağmur yağıyordu. Ertesi sabah okula geldiğimde Selim'in babasını lobide beni beklerken buldum. Önündeki sehpada bir gün önce sınıfta dağıttığım buruşuk kağıt parçası duruyordu. Oturup biraz konuştuk. Kısa bir görüşmeden sonra ayrıldı. Zorlukla zümre odasına doğru yürüdüm. Başım dönüyordu. Hıçkırığa benzer garip bir şey diyaframdan gırtlağıma kadar tırmanmış, patlamaya hazır bekliyordu. 2000 yılının Aralık ayıydı ve ben, kağıttaki küçük boşluğu çiçekle dolduran Selim'in, hayatındaki en büyük boşluğu da çiçekle doldurmaya çalıştığını öğrendim. Üç ay önce bir trafik kazasında annesini kaybettiğini ve o günden beri, babasıyla, hiç aksatmadan her cuma günü annesinin mezarını ziyaret edip mezarlığa çiçek diktiklerini... Önceki gece babası duymasın diye yüzünü yastığa gömerek sabaha kadar hıçkırdığını... Ve üniversiteden alınan diplomayla öğretmen olunamayacağını... Hepsini, hayatımın o en serin aralık sabahında öğrendim . Öğretmenlik sabah gidip öğlen geldiğin, cumartesi, pazar, sömestr ve yazın tatil yaptığın bir meslek değildir. Öğretmenlik Anne olmaktır. Baba olmaktır. Abi olmaktır.. Kısacası İnsan olmaktır. İnsan gibi insan öğretmenlerimizin önünde saygı ile eğiliyorum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/okuma-askiyla-asilan-25-tehlikeli-yol/", "text": "Okumak büyük adam olmak diğer insanlara yardımcı olmak hepsinin tek dileği. Ama okula giden yol her zaman tahmin edildiği gibi kolay değil. Anadolu'da çoğu köyde kasabada benzer durumlar olduğundan dolayı aslında çok da yabancı olduğumuz bir durum değil. Ne yazık ki okul yolu keder yolu. UNICEF de dahil birçok kurum ve kuruluş bu sefalete son vermek için çalışmalar yapıyor fakat ne yazık ki yeterli olmuyor. Eğer yazıdaki şehirlere bakarsanız hemen hemen hepsinin öyle ya da böyle geri kalmış geri bırakılmış ülkelerden olduğunu görebilirsiniz. Dünyada telefon uygulamalarıyla eğitim yapılırken siz eşek sırtında kablo ucunda okula gitmeye çalışıyorsunuz. Demek ki okumak zor olunca, ülkenin ilerlemesi de o denli zor bir hal alıyor ve bir yerden sonra gelişmek imkansız bir hal alıyor. Tehlikeli Yol 5 saatlik dağ yolu Gulu, Çin 400 metre yükselikte 800 metre kablo ile seyahat The Rio Negro Nehri, Kolombiya Riau, Endonezya"} {"url": "https://www.thegeyik.com/okumak-isteyen-cocuklara-kitap-gonderiyoruz/", "text": "The Geyik sosyal sorumluluktan uzak olmayacak canlarım elimizden geldiği kadar ihtiyacı olanlar için koşturmaya çalışacağız. Özellikle samimiyetine inandığımız insanları sizlerle buluşturuyor olacağız. Bugün yaklaşık 5 yıldır güzel işler yapan Bir Kitap = Bir Gelecek'in bir projesini yayınlıyoruz. Babasının sırtında gördüğümüz bu küçük adamın adı Berat...8 yaşında, doğuştan fiziksel engelli ve okumayı çok seven bir çocuk. Onu her gün köyün bi ucundan diğer uçtaki okuluna babası getirip götürüyordu; ama artık Berat'ın tekerlekli sandalyesi var çok şükür. Biz onlarla tekerlekli sandalye için iletişime geçmeye niyetlenmiştik ancak; Berat'ın babası Mahmut Bulğak ile telefonla görüşen arkadaşım, Berat'ın gittiği köy okulunun durumunun kötü olduğundan bahsetmiş ve Bize kitap gönderin, okusun çocuklar. demiş... Hadi sen de kap kitabını, gönder, Berat'ları sevindirelim ! İletişim : Erzan Aktar /"} {"url": "https://www.thegeyik.com/oldukca-zorlu-bir-cocukluk-donemi-gecirmis-dunyaca-unlu-10-futbolcu/", "text": "Futbolcu denilince aklımıza genç yaşta büyük paralar kazanan, son model lüks arabalara binen, süper modellerle gezen insanlar geliyor. Ancak bu durum bir çoğunun çocukluğu için geçerli olmuyor. Çocukluğu zorluklarla dolu olan süper yıldızları sizler için bir araya getirdik. #Luka Modric Şimdilerde Real Madrid forması giyen Hırvat oyuncunun çocukluğu hiç de kolay geçmemiş. Hırvatistan'ın 1991 yılında başlayan Bağımsızlık Savaşı sırasında yalnızca 5 yaşında olan yıldız oyuncunun çocukluğu savaşın içinde ve mülteci kamplarında geçmiş. Yıldız oyuncu futbola da mülteci kampının otoparkında başlamış. #Cristiano Ronaldo Dünyanın en iyi iki futbolcusundan biri hatta kimilerine göre en iyisi olarak kabul edilen Portekizli Cristiano Ronaldo dünyanın en çok kazanan sporcuları arasında yer alıyor. Ancak bu durum çocukluğunda çok farklıydı. Hayatında uçağa ilk kez Manchester United'a transfer olmak için İngiltere'ye gittiği sırada binen Cristiano Ronaldo çocukluğunda lüksten uzak üç kardeşiyle aynı odayı paylaşıyordu. #Dani Alves Dünyanın en önemli takımlarında oynama şansı yakalayan Brezilyalı oyuncunun çocukluğu hiç de kolay geçmemiş. Çocukluğunda betondan bir yatakta uyumak zorunda kalan futbolcu babasına yardım etmek için sabahları 4'te kalkar ve 50 dereceyi bulan sıcaklık altında babasıyla birlikte çalışırmış. #Zlatan Ibrahimovic Göçmen bir ailenin çocuğu olarak Malmö'nün en kötü semtlerinden Rosengard'da parçalanmış bir ailede büyüyen Zlatan Ibrahimovic antremanlara giderken kimi zaman bisiklet çaldığını da itiraf etmiştir. #Neymar Şimdilerde Barcelona'nın en çok kazanan futbolcuları arasında yer alan Neymar'ın çocukluğu hiç kolay geçmemiş. Büyükbabasının evinde anne,babası ve kız kardeşiyle aynı odayı paylaşan yıldız oyuncu antreman yapmak için aile bireylerini de kullanırmış. #Carlos Tevez Avrupa'nın önemli kulüplerinde forma giyen Carlos Tevez'in çocukluğu Arjantin'in suç oranı en yüksek olan uyuşturucu ve çetelerin kol gezdiği fakir bir mahallede geçmiş. Hatta çarpık ön dişleri de o günlerden en önemli hatıra olarak yıldız oyuncuya kalmış. #Franck Ribery Bayern München'in yıldız oyuncusu Ribery'nin yaşamı Fransa'nın kuzeyindeki fakir bir semtte geçmiş. Yıldız oyuncu para kazanmak adına küçükken inşaatlarda çalışmış. #Alexander Hleb Avrupa'nın en üst düzey kulüplerinde futbol oynayan Belaruslu oyuncunun çocukluğu Çernobil faciası etrafında gelişmiş. Babası Çernobil sonrası radrasyondan etkilenen evleri yıkma işiyle uğraşırken, Minks'te büyüyen Hleb'in küçükken yalnızcı 1 çift ayakkabısı varmış. #Luis Suarez Altın Ayakkabı sahibi usta golcünün çocukluğu fakirlik içinde ve çıplak ayakla futbol oynayarak geçmiş. 12 yaşında babası tarafında terk edilen Uruguaylı futbolcu tüm yaşadıklarını kendine motivasyon kaynağı olarak seçmiş ve dünyanın en iyileri arasında yer almayı o zamanlarda kafasına koymuş. #Alexis Sanchez Çocukluğunun büyük bölümde babası yanında olmayan ve tüm zamanını annesine destek olmak için harcayan Şilili futbolcu harçlığını kazanmak için küçükken bol bol araba yıkamış. Alexis futbol yeteneğine sahip olmasaydı büyük ihtimalle madenci olacağını da çoğu röportajında itiraf etmiş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/olen-arkadasinin-geri-donecegi-umuduyla-her-gun-mezarini-ziyaret-eden-kopek/", "text": "79 yaşındaki Mehmet İlhan isimli vatandaş Bursa'da tedavi olduğu hastanede hayatını kaybetti. Sevenlerini hüzne boğan bu ölüm, birini diğerlerinden daha fazla üzdü. Mehmet İlhan'ın minik dostu Cesur'u. Mehmet İlhan'ın hastanede kaldığı bir haftalık süre boyunca hiç yemek yemeyen Cesur, dostu Mehmet'in naaşı evine getirildiğinde de bir an olsun yanından ayrılmadı. Dostu defnedilene kadar kimseyi yanına yaklaştırmayan Cesur, cenaze işleminin tamamlandığı süreçten bu zamana kadar her sabah kalkıp dostunu ziyaret etmeye devam etti. Şimdilerde Mehmet İlhan'in oğlu Ali ile yaşayan Cesur'un hikayesi; 1# Cenaze töreninde dostunu bir an olsun bile yalnız bırakmadı Cesur 2# Üzüntüsü her halinden belliydi 3# Tören bitene kadar bölgeden ayrılmadı 4# Cenaze sonrası her sabah ilk gün mezarlığa gidiyor Cesur 5# 6# 7# Bir umut dostu dönecek diye bekliyor 8# Mehmet İlhan'in oğlu Ali ise Cesur'u bir an bile olsun yalnız bırakmamaya çalışıyor"} {"url": "https://www.thegeyik.com/olen-oglunu-elmasa-ceviren-acili-anne/", "text": "Yakın birini kaybetmenin acısını farklı noktada yaşayan Hong-Kong'lu Eva-Wu,Acısını az da olsa azaltmak için oldukça farklı bir yola başvurmuş. Hong-Kong'lu Eva-Wu, milyonda bir görülen kanser türü nedeniyle oğlunu kaybetti. Büyük bir acı içerisine giren ve yasını nasıl yaşayacağını bir türlü bilemeyen anne, tam da bu sırada bir şirketten haberdar oldu. Ölülerin küllerini elmasa dönüştüren bu şirketle hemen temasa geçen acılı anne oğlunun küllerinden bir elmas yaptırmaya kararı aldı. Ölülerin 200 gram külünün laboratuvar şartları altında % 99 oranında saflaştırılarak karbona dönüştüren şirket, imal edilen çeyrek karat bir elmas için fiyatı 3 bin dolar, 2 karat bir elmasın fiyatı içinse 37 bin dolar ücret alıyor. Elde edilen saf karbon türlü işlemlerden geçirilerek ipeksi, siyah bir grafite dönüştürülüyor. Yüksek sıcaklıktaki fırınlarda 9 saatlik bir işlem sonucu sentetik elmaslar elde ediliyor. 17 yaşında vefat eden oğlunun küllerinden yaptığı elması her daim boynunda taşıyan acılı anne duygularını Anne öleceğimi biliyorum.Nereye gideceğimi de biliyorum. Kalbimde İsa inancını taşıyorum, benim için üzülme. derdi bana. Bu kolyeyi boynuma taktıktan sonra huzur buldum. Onu sürekli yanımda taşıyorum. sözleriyle ifade ediyor. Ölen Oğlunu Elmasa Çeviren Acılı Anne Yakın birini kaybetmenin acısını farklı noktada yaşayan Hong-Kong'lu Eva-Wu,Acısını az da olsa azaltmak için oldukça farklı bir yola başvurmuş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/olgun-erkeklere-bakisinizi-degistirecek-40-yas-ustu-16-harika-adam/", "text": "Kadınların yaşlandıkça daha da güzelleştiğini defalarca anlatmışızdır. Ama erkeklerle ilgili fazla yazı yok. Aslında erkek kendine bakarsa olgun erkek daha yakışıklıdır. Bu listedeki erkeklerin hepsi de kendilerine iyi bakmışlar ve bazıları 60 yaşında olmasına rağmen hala stil sahibi ve yakışıklılar. 1- Aiden Brady 50 yaşında 2- Alessandro Manfredini 48 yaşında 3- Andre Van Noord 51 yaşında 4- Anthony Varrecchia 53 yaşında 5- Anton Nilsson 53 yaşında 6- Bobby Dekeyser 52 yaşında 7- Brad W 8- Eric Rutherford 9- Garrett Swann 10- Guillermo Zapata 11- Günther Krabbenhöft 70 yaşında ve stil sahibi 12- Irvin Randle 54 yaşında 13- Mark Reay 57 yaşında 14- Philippe Dumas 60 yaşında 15- T. R. Pescod 16- Aralarında en yaşlısı 80 yaşında ve hala sağlam bir vücuda sahip Wang Deshun"} {"url": "https://www.thegeyik.com/olmeden-once-izlemeniz-gereken-10-vampir-filmi/", "text": "Vampirler gün batımından itibaren ortaya çıkan ve gece boyunca insanları avlayıp onların kanı ile beslenen mitolojik bir varlıktır aslında. Ama günümüzde vampir denildiğinde akıllara -popülerliği yüzünden- Alacakaranlık serisinden Edward ve ailesi akıllara geliyor. Fakat bu listede kusura bakmayın o seriye yer vermiyorum. Çünkü vampirlik bu değil! Bu hafta sonu ne izlesem diye düşünenler için bu güzel, kanlı ve korkulu listeyi sunuyoruz. Bu hafta sonu bile olmasa ölmeden önce bir izleyin ya da bir vampir tarafından ısırılmadan önce! 1- Bram Stoker's Dracula (1992) Bram Stoker'ın romanından uyarlama olan film meşhur The Godfather filminin yönetmeni Francis Ford Coppola tarafından çekilmiş. Oyuncu kadrosu ise gayet gösterişli. Gary Oldman, Anthony Hopkins, Keanu Reeves gibi isimler gözümüze çarpıyor. Drakula filmi vampir filmleri arasında en unutulmaz klasikler arasında yerini çoktan alıyor. Aynı zamanda 1993 yılında En iyi makyaj, kostüm ve ses efektleri dalında Oscar ödüllerini de toplamıştı. Bu film için neredeyse kitaba en sadık kalan uyarlama diyebilirim. Genç bir avukatın nişanlısına vurulan Drakula'nın planlarını görebileceğiniz bu filmi izlemenizi deli gibi tavsiye ediyorum. 2- Interview with the Vampire (1994) Sanırım izlediğim ilk vampir filmi buydu ki benim doğduğum yıl çıkmış zaten. Filme saygı duymamam imkansız, benimle yaşıt yahu! Film aslında Anne Rice'ın 1976 tarihli Vampirle Görüşme adlı romanın uyarlaması olarak karşımıza çıkmış. Filmin yönetmeni başarılı yönetmenler arasında yer edinmiş Neil Jordan'ın ta kendisidir. Filmde bir neslin kalbini çalan oyuncular yer alıyor. Lestat rolünde Tom Cruise'a ek olarak Brad Pitt, Antonio Banderas, Kirsten Dunst filmdeki rolleriyle dikkat çekiyorlar. Hatta Kirsten Dunst resmen minnacık bir çocuk! Kıvır kıvır saçları ile vampirliği adete bir porselen bebeğe dönüştürmüş kendisini. Ayrıca filmin müziklerine ayrıca bakmanızı istiyorum; çünkü Elliot Goldenthal harikalar yaratmış. Filmde bir vampirin insan öldürmemek için girdiği çabaları görünce resmen yüreğimiz burkuluyor, sen gel ben sana kanımı vereyim diyorsunuz. https://www.youtube.com/watch?v=b7m_n2aM51Q 3- From Dusk Till Dawn (1996) Filmin benim için önemli olmasının sebeplerinden biri yönetmeninin Sin City filminden de tanıdığımız Robert Rodriguez olmasıdır, ikincisi ise oyuncular arasında başka bir sevdiğim yönetmen Quentin Tarantino olmasıdır. Filmin akıllara işleyen en önemli sahnesi şüphesiz Salma Hayek'in yılan dansı sahnesidir. Ki dans sahnesi sinema tarihinin en seksi sahnelerinden biri olarak görülüyor. Yarı gangster yarı vampir filmi olarak izleyebileceğimiz bir film olmuş. Çünkü filmin ikinci yarısı baya korku filmine dönüyor. 4- Blade (1998) Vampir filmi dediğimizde de vampir peşinde koşup hayatındaki tek amacı onları öldürmek olan biri aklımıza geliyor: Blade! Vampirleri genelde beyaz ve soluk tenli gösteren sinema Blade filmi ile buna bir ara vermiş ve siyahi bir yarı-vampiri bizlere göstermek istemişler. Şöyle de bir şey var ki Blade, Marvel çizgi roman karakterlerinden biri ve biz onun uyarlamasını izliyoruz. 1998 yapımının ardından iki film daha çekilmiş ve üçleme haline getirilmiş. Filmde Wesley Snipes, karakteri resmen yaşamış. Filmin yönetmeni ise Stephen Norrington. 5- Queen of the Damned (2002) Açık ara izlediğim en iyi vampir filmlerinden biri de Lanetliler Kraliçesi'ydi . Vampir Lestat olarak başrolü kapan Stuart Townsend bir zamanlar benim de kalbimi kapmıştı. Sivri yüz hatları ile bence gayet çekici bir vampir olmuş. Kraliçe Vampir rolünde ise Amerikalı Rap yıldızı Aaliyah bulunuyor. Matrix filmlerinde de oynaması düşünülürken bu filmin çekimlerinden hemen sonra geçirdiği bir uçak kazasında yaşamını yitirmişti. Filmin yönetmeni Michael Rymer aynı zamanda şu an yayında olmasa da hepinizin hakkında bir şeyler duyduğu Hannibal dizisinin de yapımcılarından biriydi. Filmde insanları etkilemek için rock yıldızı olan bir vampir ve bu vampiri kullanarak dünyayı ele geçirmeyi planlayan bir vampir kraliçenin arasında geçenleri görüyoruz. Hatta bir ara baya şehvetli bir aşk yaşıyorlar. 6- Van Helsing (2004) Van Helsing ismi kulağımıza aşina olduğu üzere bir vampir avcısıdır. Filmin senaryosunu yazıp aynı zamanda yönetmenliğini yapan Stephen Sommers, Bram Stoker'ın yarattığı bu ünlü vampir avcısı karakterini ve korku edebiyatının önde gelen canavarlarını aynı filmde buluşturmuştur. Baş rolde ise Hugh Jackman var -ki kendisi de genç kızlarını kalbini çalanlar listesinde- İnsanlığı dünyadaki her türlü kötülükten kurtarmak için gelen Van Helsing ve yardımcısının hareketli serüvenine sizi davet ediyorum. 7- Abraham Lincoln: Vampire Hunter (2012) Yine bir vampir avcısı filmi ile karşı karşıyayız. Ne çekti bu vampirler yahu, ne yapsınlar doyurmasınlar mı karınlarını? Bu film de aynı zamanda bir roman uyarlaması olarak karşımıza çıkıyor. Filmin yönetmeni ise Timur Bekmambetov. Film, Abraham Lincoln'un 'gizli günlükleri' üzerinden nasıl vampir avcısına dönüştüğünü anlatıyor. Başrollerde ise Benjamin Walker, Anthony Mackie, Dominic Cooper, Mary Elizabeth Winstead gibi isimler bulunuyor. Vampirler ile insanlar arasındaki iktidar mücadelesini bu filmde çok iyi bir anlatımla görebiliyoruz. 8- Only Lovers Left Alive (2014) Erselik görüntüsü ve soluk teniyle Tilda Swinton'ı vampir gibi vampir olur diyerek seçmiş sanırım yönetmen. Ben Tilda'nın çok çok fazla hayranıyım ki diğer bir başrol oyuncusu olan Tom Hiddleston'ın da çok çok hayranıyım. Bence ikisi birlikte çok güzel vampir sevgililer olmuşlar. Film biraz durağan gidiyor ama sizi kendisine bağlayacak bir hikayeye sahip. Filmin yönetmeni aynı zamanda senaristi olan Jim Jarmusch'ın da görüntüsü tıpkı bir vampir gibi. Kendisi zaten evinden pek dışarı çıkıp da toplum içine karışmayı sevmiyormuş. Filminde de eve kapanmış depresif vampirlerden bahsediyor zaten. 9- Dracula: Untold (2014) Filmde bir vampir hikayesinden çok Dracula'nın yani III. Vlad'ın hikayesine odaklanılıyor. Yaşadığı olaylar, başından geçenler ve neden vampir olduğuna dair kronolojik bir sıra içerisinde geçiyor film. Aslında biz Dracula'yı hep vampir olarak gördük ama bu filmde anlatılmamış olan Kazıklı Voyvoda hikayesini epik bir aksiyon filmi olarak izliyoruz. Bana kalırsa film biraz daha uzun olabilirmiş; bittiğinde Aaaaa bu kadar mıydı yaa! demişliğim var. Filmde Osmanlı'lardan da bahsediliyor. Türk kelimesi baya da geçiyor. Asın bayrakları as, as, as! Yönetmen Gary Shore'un sanırım gişe yapan filmi bu olsa gerek. Görsel bir şöleni yakalamış ama kendisini tebrik ediyorum. Dracula rolünde gönlümüzü çalan bir yakışıklı Luke Evans görülüyor. 10- A Girl Walks Home Alone at Night (2014) Bu filmi festivalde izlemiştim. Festival kitapçığında bu neymiş ki ya diye okumaya başladım. Hoşuma da gitti. Amerikan, İngiliz vampirlerin aksine bir İranlı vampir filmi ile karşı karşıyaydım. Filmin yönetmeni ise Ana Lily Amirpour adında genç bir hanımefendi. Kadın yönetmenleri daha çok görmek istediğim bir dönemde filmini izlemeseydim olmazdı. Baya baya saran bir film yani bence izleyin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/olmeden-once-yapilmadigi-icin-en-cok-pisman-olunan-5-sey/", "text": "Hayatı pişmanlıklardan yoksun yaşayın desek de ne yazık ki o işler öyle olmuyor. Hayat derdi geçim derdi, aşklar ilişkiler, evlenme boşanma çocuk yapma vs vs derken bir bakıyorsunuz dertler deryasında bir ömür harcamışsınız. Baştan söyleyeyim bu yazıda ölmeden önce gidin bilmem nerde paraşüt yapın deme niyetim yok. Benim derdim başka. Yaşamanız gerekenleri yaşayın istiyorum. 1- Çok çalışmaya itiraz etmemek, uyum sağlamak Evet, haftanın 5 yada 6 günü en az 8-9 saat çalışmaya harcadınız, asgari de 1 saatinizi yola verdiniz. Bir saatte işe gidip gelmek hayal ama öyle diyelim uykuydu şuydu buydu, işin stresi ve elinize geçen paranın azlığını da toplayın. Ne geçti elinize kaybolan bir yaşam. KEŞKE ÇOK ÇALIŞMASAYDIM AZICIK DA YAŞASAYDIM DİYECEKSİNİZ! 2- Gerçek hissettiklerinizi söylememek Çok afedersin sayın okur, o lavuğun o 5 para etmez adamın yüzüne tabii efendim dediğin anları hatırladın mı? O an aklından geçeni söylemek en büyük pişmanlıklarından biri olacak. 3- Arkadaşlarınızla, ailenizle çok vakit geçirememek O güzel anları vakit sıkıntısı olmadan yaşayamadığınız için üzüleceğinizi düşünmüyor musunuz? Nedir bu sevdiklerinizden sizi alıkoyan? 4- Sizi mutlu edecek şeyler yerine mantıklı şeyleri seçmek Mutlu olmadığınız işlerde ilişkilerde kaybettiğiniz zamanı geri alma şansınız yok, ne yazık ki. 5- Hayatını olmak istemediği bir yerde sürdürmek İstanbul'da hayat pahalı, yok Ankara'da sıkıldım, İzmir'de yoruldum. Hayatınızı olduğunuz yeri sorgulamak yerine doğru yeri arayıp orada mutlu olmaya çalışmak için harcasaydınız keşke... Hayata yalnızca bir kez geliyoruz, hayatı yaşamak yerine pişmanlıkları seçerek yaşıyoruz. Bunun en büyük nedeni de kendimize yalan söylüyoruz. Öyle bir düzen kurmuşuz ki yaşamayı değil vakit geçirmeyi seçiyoruz... Oysa Kenan Doğulu'nun şarkısında dediği gibi tutamıyoruz zamanı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/olmeden-once-yurt-disinda-kesinlikle-gormeniz-gereken-16-yer/", "text": "Aşağıda sizinle paylaşacağımız lokasyonlar gezginler için doğaya kaçış adına olabilecek en muazzam noktalardan bazıları. Ölmeden önce gidilmesi gerektiğini düşündüğümüz bu yerler ,dünyanın saklı köşelerinde yeşili, suyu ve elementleri birleştiren bir topluluk niteliğinde. Bazen gezmek maddi manevi zor olsa da gezmeyi hayal eden kişiler için bu noktaların biraz da olsa arzuları tetikleyeceğini düşünüyoruz. Belki bu yerler sırt çantanızı alıp dünyanın gizemli köşelerinde macera yaşamanız için sizi tetikleyebilir... 1. Adalar, Wilson Promonotory Milli Parkı, Avustralya 2. Kaindy Adası, Kazakistan 3. V roy, Norveç 4. Geiser Fly, Nevada 5. Etretat Uçurumu, Fransa 6. Machu Pichu, Peru 7. Chartreuse Dağları, Fransa 8. Hinatuan Nehri, Filipinler 9. Zhangjiajie Milli Parkı, Çin 10. Atlantik Okyanusu Rotası, Norveç 11. Bora Bora, Tahiti 12. Uvac Kanyınu, Sibirya ve Bosna Arasında 13. Kilimanjaro Dağı, Tanzanya 14. Krater Sky, İrlanda 15. Cabo Beachy Head, İngiltere 16. Hamilton Havuzu, Teksas"} {"url": "https://www.thegeyik.com/olmeden-once-ziyaret-etmeniz-gereken-30-yer/", "text": "Dünyamızın güzelliklerini sizlere göstermeye çalıştığımız içeriklerimize bugün bir yenisi ekliyoruz. Dünyamızın hangi köşesinden hangi büyüleyici manzarayı size aktaracağımızı bilemesek de en nadide olanlarını sizlerle paylaşmak için elimizden geleni yapıyoruz. İşte güzel dünyamızın en nadide köşelerinden ziyaret etmeniz gereken 30 büyülü mekan; 1# Japonya'nın çiçek açan bahçeleri Kawachi Fuji, Ueno ve Hitsujiyama bahçeleri mevsimi boyunca kiraz, foküz ve tilki çiçekleri verir. 2# Muhteşem yürüyüş yoluyla kutsal Machu Picchu İnkalar tarafından 600 önce inşa edilen yol nefes kesen manzara eşliğinde sizi Gökyüzündeki Şehir Machu Picchu'ya götürür. 4# Kristal berraklığındaki buzullarıyla Kanada'nın Moraine Gölü 5# Renk çümbüsü yaşatan Çin'in Yuanyang şehrindeki pirinç tarlaları 6# İzlanda'daki Godafoss üzerindeki Kuzey Işıkları 7# Hawaii'de bulunan Cennete Merdiven 8# İzlanda'daki Vatnajökull Milli Parkı'nın parlayan buz mağaralarında yankıları dinleyin 9# Fiji adalarının sakin mavi lagünleri 10# Victoria Şelalesi kenarındaki dünyanın en tehlikeli havuzu Şeytan Havuzu 11# Kamboçya'daki Angkor Vat Tapınağı 12# İsviçre'deki inanılmaz Bastei Köprüsü 13# Hırvatistan'daki Plitvice Gölleri 15# Kizhi Adası'nın enfes uyumu 17# İspanya, Albarracin'deki orta çağı ruhu 21. yüzyılda yaşadığınızı kolayca unutabileceğiniz tamamen eşsiz bir şehirdir. İspanya'nın bu güzel şehri, yerel demirciler tarafından dövülmüş eşsiz kapı kolları ile ünlüdür. 18# Kapadokya'nın müthiş manzarasındaki balon turları 19# Muhteşem renkleriyle Provence 20# Portekiz'in enfes Azorlar'ı 21# Madagaskar'daki baobab korusu 22# Bolivya'daki Salar da Uyuni Gölü 23# Mars manzaralarını andıran Amerikan kanyonları 24# Tayland'ın nefes kesen Railay kumsalları 26# Hindistan'ın Khajuraho Tapınağı 27# Venedik'in muhteşem kanalları 28# Quinta da Regaleira'nın cehennemi simgeleyen 9 çemberli kuyusu Bu kuyu, Portekiz'in en romantik kalelerinden birinin gizemidir. Çevresindeki spiral galeri her biri on beş basamağa sahip dokuz katlıdır. Bu dokuz seviye, Dante tarafından açıklanan dokuz cehennem, araf ve cennet çemberini temsil eder. Kuyunun duvarında parlayan bir üçgen,Masonların sembolüdür. 29# Antartika'nın sonsuz buzulları 30# Avustralya'nın Büyük Set Resifi ve enfes doğası"} {"url": "https://www.thegeyik.com/olmek-icin-on-uc-sebepin-ikinci-sezonundan-fragman-geldi/", "text": "Ölmek İçin On Üç Sebep'in ikinci sezonu Hannah'ın ölümünden sonra olanları ve karakterlerimizin yaşananların ardından toparlanma sürecini konu alıyor. Liberty Lisesi yargılanmaya hazırlanmaktadır, ancak birileri Hannah'nın ölümünü saran gerçeği saklamak için hiçbir şeyden vazgeçmez. Liberty Lisesi mahkemeye gitmeye hazır fakat birisi Hannah'nın ölümüne dair gerçekleri saklamak için her şeyi göze alır. Gerçeği ortaya sunan polaroidleri bulan Clay ve sınıf arkadaşları, rahatsız edici sırları ve bunları saklamak için yapılanları öğrenir. Ölmek İçin On Üç Sebep'in 2. sezonu ilk sezonun ardından akıllarda kalan soruları yanıtlıyor. Jessica yaşadığı olayın ardından nasıl toparlanıyor? Bryce adalete teslim edilecek mi? Clay, Hannah'ın yıkıcı kaybının üstesinden nasıl gelecek? Alex'e ne oldu? Tyler yaşadıklarıyla nasıl başa çıkacak ve ne gibi kararlar alacak? Ölmek İçin On Üç Sebep'te Dylan Minnette Clay Jensen'ı, Katherine Langford Hannah Baker'ı, Kate Walsh Mrs. Baker'ı, Derek Luke Mr. Porter'ı, Brandon Flynn Justin Foley'i, Justin Prentice Bryce Walker'ı, Alisha Boe Jessica Davis'i, Christian Navarro Tony Padilla'yı, Miles Heizer Alex Standall'ı, Devin Druid Tyler'ı, Annie Winters Chloe'yi, Tommy Dorfman Ryan Shaver'i, Brian D'Arcy James Mr. Baker'ı, Sosie Bacon Skye'yi, Steven Weber Müdür Bowen'i ve Samantha Logan Nina'yı canlandırıyor. Senaristliğini ve yapımcılığını Brian Yorkey'in üstlendiği yapımın yürütücü yapımcılığında Selena Gomez, Mandy Teefey, Kristel Laiblin, Anonymous Content Steve Golin ve Joy Gorman bulunuyor. YAYIN TARİHİ İSE 18 MAYIS!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/olmek-uzereyken-aski-bulan-aslanin-sizi-kiskandiracak-hikayesi/", "text": "Her büyük aslanın arkasında daha büyük bir dişi aslan vardır. 🙂 Ve sanırım böylesi farklı bir yelesi ve derin bir kükremesi olan yakışıklı Afrika aslanı Kahn için de geçerli. Eşi Sheila'ya son derece düşkün ve nihayet ikisi de, hor kullanıldıkları geçmişlerinden kaçtıktan sonra hak ettikleri hayatı yaşıyorlar. Kahn ve Sheila, birkaç ay ara ile Teksas Yaban Hayatı Kurtarma ve Eğitim Merkezi tarafından aynı yerel tesisten kurtarıldılar. Eski sahipleri yavrularını fotoğraf çekimleri için kiralıyor, anne ve babalarını da doğum günü partisi ve düğün gibi etkinliklere götürüyormuş. Artık sahipleri için kullanışsız hale geldiklerinde, bir kenara atılmışlar ve onlarla ilgilenilmemiş. Gerçekten çok üzücü... 🙁 Kurtarıldığında 6 yaşında olan Kahn, 2009 ayının Mart ayında, Sheila ise Temmuz ayında yeni yuvalarına kavuştular. Düzgün bir bakıma sahip olmadıkları anlaşıldıktan sonra ABD Tarım Bakanlığı tarafından her iki hayvana el konuldu. Kahn geldiğinde kuyruğunun ucu tamamen çiğnenmiş ve kendisi de inanılmaz zayıf bir haldeymiş. Kurtarıcıları kuyruğunu stresten veya sıkıntıdan dolayı çiğnediklerini düşünüyor. Ayrıca yürümesini zorlaştıran ve yetersiz beslenmeden kaynaklanan kemik sorunlarından muzdaripti. Fakat inanılmaz arkadaş canlısıymış bu nedenle onu tedavi etmek ve çevresine karşı rahat olmasını sağlamak çok kolaymış. Fakat Sheila çok kötü durumdaymış ve neredeyse ölüyormuş. 🙁 15 aylık Sheila çok zayıftı ve düzgün bir kas koordinasyonundan yoksundu. Kendi başına ayağa kalkamıyor hatta su içmek için başını kaldırma gücü bulamıyordu. Ayrıca başında belirgin bir eğim vardı. USDA, Shila'nın kötü durumundan dolayı ötenazi yapmaları gerektiğini söylemiş. Kurtarılışı ile 4 gün boyunca tek yaptığı kusmak ve yerde cansız şekilde yatmak olmasına rağmen bakıcı In-Sync dişi aslandan umudunu kesmedi. İyi ki de kesmemiş diyorum 🙂 Bakıcı iki hafta boyunca yuvarladığı etleri neredeyse boğazına tıkarak Sheila kızımızı doyurmaya çalıştı. Bakıcısı daha sonra neden onun iyiye gitmediğine dair bir araştırma yaptı. Aslanın, iştah kaybı ve uyuşukluğa neden olan parazit tarafından oluşturulan toksoplazma hastalığına sahip olduğunu fark etti. Aslanda ayrıca A vitamini eksikliği de bulunmaktaydı. Onun için hemen bir tedavi planı oluşturuldu. Ölümün eşiğinde olmasına rağmen Sheila hızla toparlanmaya başladı. Zaman geçtikçe ikisi de güzel yetiştirilen birer aslana dönüştüler. Her şey Kahn ve Sheila ikilisinin kapı komşusu olarak yaşaması için dizayn edilmişti. Kahn'dan sonra Sheila yeni yuvasına yerleştirildi ve ilk görüşte aşık oldu. Birkaç ay içinde her ikisi de birbirleri ile flört etmeye başlamış bu iki koca aslan 🙂 Sheila kısırlaştırıldığında, In-sync hayvanların yakınlaşmasına izin vermiş. Günlük kısa buluşmalar ile başlayan çıkma seansları ilerleyen zamanlarda denetimsiz olmaya başlamış. Resmen aşıklar! 3 aylık çıkma süresinden sonra artık onları geceleri de yalnız bırakmaya başlamışlar. İkisi de artık mutlu mesut birlikte yaşıyorlar <3 Sheila karton kutuları, ilgiyi ve tabii ki de kocasını çok seviyor 😀 Çok tatlı değiller mi !!!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/olu-galaksiler-nasil-olu-kalmaya-devam-eder/", "text": "Birleşme ortasında olan bir galaksi yapabileceği halde yıldız oluşturmaz. Gökbilimciler, nedeninin galaksinin merkezindeki kara delik olabileceğini düşünüyorlar. Galaksiler, soğuk gazlardan yıldızları oluşturur. Bir galaksi ne kadar çok gaza sahipse, prensipte o kadar çok yıldız üretebilir. Ama uzun zaman önce gökbilimciler, bir şeyin, birçok galakside yıldız üretimini durdurduğunu keşfetti. Eskinin dörtte üçü kadar, kırmızı ve ölü galaksiler hala yıldız oluşumu için yeterli gaza sahip ancak bunların %15inin sadece yıldızlara ait yuvaları var. Peki ne oluyor? Sloan Dijital Gökyüzü İncelemesinden alınan bu görüntü, etkileşim içindeki Tetsuo ve Akira galaksilerini gösterir. Gökbilimciler, şişkin, kırmızı ve ölü galaksi olan Akiradan bir gaz çıkışı belirtisi görürler. Kısa cevap ise, gaz çok sıcaktır. Sıcak gaz çökerek yıldızları oluşturmaz. Ama bu gazın neden sıcak olduğu sorusunu beraberinde getiriyor. Popüler bir fikre göre, galaksinin merkezindeki kara delik bunun sorumlusu. Eğer kara delik gazı içine çekiyorsa, jet olarak dışarı atar veya hava gazları onu besleyen malzemenin diskini uçurur. Jetler ve hava gazları galaksideki gazı körükler ve soğumasını engeller. Gökbilimciler, yutan kara deliklere sahip galaksilerde bu sürecin izlerini görüyorlar. Ama bu sürecin, sessiz galaksilerde, daha tipik bir şekilde işlediğini doğrulamak konusunda sorun yaşıyorlar. Edmond Cheung ve arkadaşları bunu başarmış olabilirler. Ekip, Apache Point Gözlemevi'nde , Yakın Galaksileri Haritalama olarak adlandırılan, Sloan Dijital Gökyüzü İncelemesinin yenilenen en son teknolojisi ile yaklaşık 700 galaksiyi gözlemlemiştir. Yaklaşık %5i kırmızı ve ölü türde olan bu galaksilerin üzerlerinden hala gazın çıktığı gözlemlendi. Bu, içerlerinde birşeylerin devam etmekte olduğunu yani ya yıldızların dramatik bir şekilde katmanlardan atıldığını ya da bir kara deliğin gazı zorladığını gösteriyor. Ekip, Akira olarak adlandırdıkları tek bir galaksiyi hedef aldılar. Akira, kendisinden yaklaşık onda bir ağırlığında olan daha küçük bir galaksi ile birleşmenin ortasında. Birleşmeler genellikle yıldız oluşum patlamalarını tetikler. Ancak, gözlemler Akiranın gaza sahip olduğunu gösterse de, yıldız üretmiyor. Ekip, Doğa Haberlerinin Mayıs 26 sayısında, bunun nedeninin kara delik olabileceği konusunu savunmakta. Kara delik aktif açık bir şekilde büyük jetleri olmamasına rağmen ve araştırmacılar tam olarak yıldız oluşumunda sorun teşkil etmeleri veya belirledikleri sızıntıyı yaratmaları için küçük ölçekli jetlerin veya hava gazlarının ortaya yeterli enerji koyabileceklerini hesapladılar. Referans: Edmond Cheung ve arkadaşları Süper kütleli kara delik hava gazları ile pasif galaksilerdeki yıldız oluşumunu bastırma. Doğa. 26 Mayıs 2016."} {"url": "https://www.thegeyik.com/omer-asikin-hastaligina-teshis-kondu/", "text": "Uzun süredir salonlardan uzak olan ve New Orleans forması ile maçlara çıkamayan yıldız basketbolcunun All-Star arasında Meksika'da bakteriyel bir hastalık kaptığı açıklansa da tam olarak ne tür bir hastalık olduğu detaylandırılmamıştı. ŞUBATTAN BERİ OYNAMIYOR New Orleans yerel basınından NOLA, basketbolcuya mide-bağırsak enfeksiyonu teşhisi konduğunu duyurdu. 10 Şubat'tan bu yana hiç bir resmi maça çıkmayan ve geçtiğimiz günlerde oldukça kilo kaybettiği son hali kameralara yansıyan Ömer Aşık'ın, Şubat ayı içinde Meksika'da yakalandığı hastalığın bu olduğu belirtildi. 58 MİLYON EUROLUK KONTRAT New Orleans Pelicans coachu Alvin Gentry, Ömer Aşık'ın sezonun geri kalanında forma giymeyeceğini geçen hafta açıklamış, oyuncunun bundan böyle gelecek sezona hazırlanacağını belirtmişti. Aşık Pelicans ile 2015'te 58 milyon dolarlık beş yıllık sözleşme imzalamış, bu ücretin 43.7 milyon doları garanti paraydı. Posta"} {"url": "https://www.thegeyik.com/omicrona-karsi-vucudu-koruyucu-4-fedai/", "text": "Covid virüsü hayatımıza girdiğinden beri dengemiz bozuldu. Bir yandan aşılarla kendimizi korumaya çalışırken, bir yandan da vitaminlerle sistemimizi güçlendirmeye çalışıyoruz. Aslında dengeli ve düzenli sağlıklı beslenme, virüslere karşı sahip olduğumuz en iyi savunmalardan biri. Bugün yediklerimiz yarınki zihinsel, fiziksel ve ruhsal halimizi etkiliyor. Bugün vücudumuza koyduğumuz, vücudumuzla yaptığımız her şey, yarın hepimizin en çok ihtiyaç duyduğu bağışıklığımızı düzenlemeye yardımcı olacak güce sahiptir. Wellbeing Chef Pelin Bozkurt Bilgiç virüslere maruz kaldığımız bu dönemde bizimle önemli ipuçları paylaşıyor. Çevresinde Covid olan tüm ailesine ve arkadaşlarına rağmen henüz hiç bu hastalığa yakalanmamış olmasını 4 fedaisine borçlu olduğunu söylüyor. Bu 4 fedainin kim olduğunu da bizlerle paylaşıyor. 4 Fedaim var benim. Bu 4 koruyucum Omicron öncesi korur, sonrası güçlendirir. Çekirge gibi oradan oraya zıplıyoruz. Şimdilik hiç mayına basmadım.Tesadüf mü? Hala Covid olmamamda bağışıklık sistemimi güçlendiren 4 Fedai nin hiç mi payı yok? Bence var. İşte benim Omicron Fedailerim: 1. FEDAİ: NEFES Güne nefes egzersizi ile başlamak en önemli ritüelim. Burundan alıp, burundan veririm. Nefes verme süresi alma süresinden uzun olmalı. Gövde dik, baş sabit eller dizde ve gevşek tutulur. 2. FEDAİ : EGZERSİZ Egzersizin Omicron'a karşı önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum. Çünkü yoğun ağırlıklı egzersizde oksijen miktarı azalır. Oksijen azalınca kas dokusu hasarına karşı bağışıklık hücreleri aktifleşir. Yani biz oksijen ihtiyacını arttırarak sistemi uyarıyoruz. 3. FEDAİ : BİTKİLER Ben günlük hayatımda bitkilerden çok yararlanıyorum Sadece tariflerimde değil, çeşitli şekillerde onların kokularından, şifalarından bol bol destek alıyorum Yaşadığım ortamı bakterilerden arındırmak için bitkileri kullanıyorum. Bergamot uçucu yağı, aloe vera jel ile karıştırıp ellerimi steril ediyorum. Okaliptus uçucu yağını sıcak suyun içine 1-2 damla ekleyerek havlunun altından nefes alıp, solunum yollarımı koruyorum. 4. FEDAİ: BAHARATLAR Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için benim için ilk dört baharat; biberiye, kekik, adaçayı ve lavanta. Çay olarak tüketmek en kolayı: 1/2 çay kaşığı her ölçüde hazırlayıp 2 bardak kaynar suyun içinde 10 dakika demlendirin.1 dilim limon ile birlikte için."} {"url": "https://www.thegeyik.com/onde-gelen-eglence-mekanlarindan-indigo-kapanma-aciklamasi-yapti/", "text": "Eğlence hayatının ünlü mekanlarından bizim de sevdiğimiz İndigo ne yazık ki bir karar aldı. Aşağıda mekanın kapanmasına dair olan yazıyı okuyabilirsiniz. Dileriz o dedikleri gibi başka bir başlangıçle o güzel insanlarla yeniden birlikte oluruz. Açıklama: Müziğin birleştirici gücüne inanarak; müzikten ve eğlence kültüründen keyif alanlarla paylaşımda bulunmak için 14 sezon önce harekete geçtik. Gün geçtikçe sınırları daralan ve kısıtlamaları artan bir sektörün içinde, şehrin en uzun soluklu gece kulüplerinden biri olarak; temsil ettiğimiz kültürün takipçileriyle birlikte olmaya ve hiç bir ayrım gözetmeksizin daha fazla insana bu kültürü ulaştırmaya gayret ettik. Bugün, bu birlikteliğimize ara veriyoruz. Müziğin bizi kucakladığı günlerde, tekrar beraber olmak üzere. indigo. #EveryEndIsANewBeginning Believing in the uniting power of music; we have started this journey 14 years ago, to share our joy with the people who enjoy music and entertainment culture. As one of the longest-running nightclubs in the city, in an industry that is gradually narrowing its boundaries and increasing its restrictions day by day, we have tried to bring this culture to more and more people, without any discrimination, together with the followers of the culture we represent. Today, we are taking a pause from this union. Hope to reunite in the future, when the music embraces us again. indigo."} {"url": "https://www.thegeyik.com/onumuzdekini-gormuyoruz-konser-biletleri-117dan-baslayan-sanatci-metroda-calarsa/", "text": "Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca 6 Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider... Kemancı çalmaya başladıktan ancak 3 dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder. Kemancı ilk 1 dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider. Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder. En fazla dikkatle duran ise 3 yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar. Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz. Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konseri bedava olsa da 2020'de vereceği konserler 100 dolardan aşağı değil. Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler şunlardı: Sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise; dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/onyargilarin-onemini-anlatan-mukemmel-bir-hikaye/", "text": "Eşinin ölümünden sonra, köydeki evinde tek başına yaşamak zorunda kalan hamile bir kadın vardı. Kadın, gündüzleri tarlada çalışır; akşam olunca da, evinin yolunu tutardı. Bir gün, eve dönerken, yol kenarında bulduğu yaralı bir gelinciği acıyarak kucağına aldı ve eve götürdü. Evcil bir hayvan olmayan gelincik, zamanla uysallaştı. Eve ve kadına o kadar çok alışmıştı ki, kadının yanından bir an bile ayrılmaz olmuştu. Birkaç ay sonra, kadının çocuğu doğdu. Eve, neşe ve mutluluk getiren bu küçük yavrucağı gelincik de çok sevmiş, artık, ailesi olarak gördüğü bu anne ile yavrucağa gönülden bağlanmıştı. Kadın, tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorunda olduğunu biliyordu. Tüm zorluklara rağmen, günler geçti. Eve yiyecek alabilmek için çalışmak zorunda kalan kadın, bir gün yavrusunu gelincikle evde yalnız bırakarak, çalışmak üzere tarlaya gitti. Yorucu bir günün ardından, akşam eve dönen kadın, gelinciği ağzı kanlı bir halde yerde yatarken bulunca, beyninden vurulmuşa döndü. Çıldırmışçasına, yerde yatan gelinciğe sarılıp, oracıkta hayvanı öldürdü. Tam o sırada, bebeğin odasından bir ağlama sesi gelince, anne, doğruca odaya yöneldi ve heyecanla odaya girdi. Odada, beşiği, beşiğin içinde gülücükler dağıtan bebeğini ve bebeğin yanında duran parçalanmış yılanı gördü.... Einstein'in söylediği varsayılan bir sözü vardır: İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, benim, atomu parçalamamdan çok daha zor..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ooo-en-sevdigimiz-haber-turu-unlu-sunucunun-son-hali-sasirtti/", "text": "Hamit Özsaraç ismi bir kısmınız için yabancı olabilir ama fotoğrafı görünce onu tanımışsınızdır. 1990'lı yıllarda Show TV'de hafta sonu ana haber bültenlerini sunan Hamit Özsaraç'ın son hali görenleri şaşırttı. 1956 doğumlu olan Hamit Özsaraç, 1980 yılında TRT'de spikerlik yapmış 1990 yılında Gülgün Feyman ile birlikte Star TV'ye geçmişti. 1995 yılında Star TV'den ayrılarak Show TV'ye geçen Özsaraç, Yaz Hafta sonu haberlerini sundu. 2000 yılında hem Skytürk'te Haftaiçi Haberleri'ni sundu hemde kendi kanalı Show TV'de Haftasonu Haberleri'ni sunmuştur. 2002 yılında Reha Muhtar'ın ayrılmasına rağmen Skytürk'te kaldı. 2003 yılında tekrar Show TV'de Haftasonu Haberleri'ni sunan Özsaraç, 2007 yılında Ali Kırca gelince Show TV'den ayrıldı ve 3 yıl işsiz kaldı. Özsaraç günümüzde ise seslendirme sanatçısı olarak devam etmektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/opusmek-hakkinda-bilgiler/", "text": "Öpüşmenin ne demek olduğunu açıklamamıza gerek yok sanırım. Ama bu eylemi yaparken hissettiğiniz duyguların sebebini merak ediyorsanız buraya gelin. İşte öpüşmenin gizli kalmış 10 yönü: 1-Kadınlar öpüşürken erkeklerden fazla eğlenir. Bu bilgi biraz cinsiyetçi bulunabilir ama bir çok araştırma bunu kanıtlamıştır. Anketlerde de kadınlar bunu onaylamıştır. 2-Dudaklarda sinir sayısı çok fazladır. Dudaklar vücudumuzun diğer parçalarına göre daha fazla oranda sinir barındırır ve bu da onları oldukça duyulu hale getirir. 3-En uzun öpüşme 2 gün sürdü. En uzun öpüşme 58 saat, 35 dakika, 58 saniyelik çalışmalarıyla Ekkachai ve Laksana Tiranat çiftine gitti. Bu başarılarından dolayı çift 2 elmas yüzük, bir miktar para Guinness ödülünü kazandı. 4-İlk öpüşmenin unutulması zordur. Butler Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya 500 kişi katıldı. Bekaret kaybetmeye kadar varan sorular içinde herkes en çok ilk öpüşmelerini net olarak hatırladı. 5-Bazı yerlerde öpüşmek hala yasadışı. Amerika Birleşik Devletleri'nin bazı bölgelerinde birisini öpmek hala suçtur. Bir kadın, pazar günü kocasını Hartford ve Connecticut'ta öperse yasaları çiğnemiş olur. Miley'in yüzünden böyle bir yasak gelmiş olabilir. 6-Sadece insanlar öpüşmüyor. Kavga ettikten sonra şempanzeler de çiftiyle öpüşerek sorunu çözme yoluna gider. 7-Öpüşme tamamen kimyasaldır. Kimyasala karşıyım öpüşmem. Öpüşme eylemi sırasında beyin aşırı derecede dopamin salgılar. Dopamin insanı mutlu ve enerjik kılar. Eğer uzun süredir tanıdığınız biriyle öpüşür ve güvende hissederseniz oksitosin salgısı artarak rahatlamanızı sağlar. 8-İlk kıçımı öp cümlesi kurulalı 300 yılı aşkın bir süre geçmiştir. Cehenneme gitin sert bir biçimi olan Kiss my ass 1705 yılında bir yazı içinde kullanılmıştır. 9-Öpüşme sırasında bakteri transferi yapılır. İki kişinin öpüşmesi sırasında 1 milyara yakın bakteri paylaşılır. İsterseniz defalarca fırçalayın. 10-Öpüşmek korkutucu olabilir. Philemaphobia öpüşmekten korkma hastalığıdır. Bir insan öpüşmekten neden korkar bilmiyoruz. Tabii bilmek de istemeyiz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/opusmek-kisirlik-yapar-mi/", "text": "Alkol, kafein ve kötü beslenmenin üreme kapasitesini azalttığı biliniyordu ama kimsenin aklına sıradan bir öpücüğü suçlamak gelmemişti. İtalya'da yapılan bir araştırmayı anlatan Jinekolog Dr. Betül Görgen, açıklanamayan kısırlık ile öpüşme yoluyla bulaşan bir virüs arasında bağlantı saptandığını söyledi. Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, gebe kalmada zorluk çeken fakat neden gebe kalamadığı bilinmeyen kadınlar için bir ümit olan keşif hakkında şu bilgileri verdi: İtalya'da Ferrera Üniversitesi'ndeki bir grup araştırmacı açıklanamayan kısırlığı olan kadınları muayene etti ve bu kadınların yüzde 43'ünün Herpes virüsünün bir tipi olan HHV-6A ile enfekte olduğunu saptadı. Bu virüs üreme potansiyeli normal olan kadınlarda saptanmadı. Açıklanamayan kısırlık olgularının yaklaşık dörtte birinin farklı çözümler aradığını, pahalı ve travmatik tedavi yollarına yöneldiğini dile getiren Dr. Görgen, HHV-6A virüsüyle enfekte olan kadınlarda sitokin seviyeleri anormal olarak bulunmuştur. Sitokinler yumurtanın döllenmesinde ve fetal gelişmede önemli rol oynayan, hücreler arasındaki etkileşimi sağlayan sinyal veren proteinlerdir. Bilim insanları aynı zamanda adet döngüsü süresince normal dalgalanmalar gösteren östradiol hormonunu da bu virüsle enfekte olmuş kadınlarda yüksek saptamışlardır değerlendirmesinde bulundu. Virüs kanda ve tükürükte belirgin olarak saptanamayabilir bu nedenle de gerçek sıklığını bilmek mümkün olamamaktadır ama tükürük bezlerinde çoğaldığı ve araştırmaların gösterdiği gibi öpüşmeyle aktarıldığı bilinmektedir diyen Dr. Göngün'e göre, bulgular doğrulanırsa, kısır kadınların büyük bir alt grubu tedaviden faydalanarak normal üreme potansiyeline ulaşabilecek. HHV-6 NEDİR? İki yakın akraba olan HHV-6A ve HHV-6B, insan herpes virüslerinden olup iki yaşından önce çoğu kişi bunlarla enfekte olmuştur. Bebeklik döneminde geçirilen HHV-6 enfeksiyonunda; ateş, ishal ve roseola diye bilinen döküntülerle karakterize semptomlar izlenir. Nadiren de olsa febril nöbet, ensefalit gibi ciddi komplikasyonlar da oluşturabilir. ÖLÜME NEDEN OLABİLİR Diğer herpes türlerinde olduğu gibi bu virüs de hayat boyu vücutta kalır ve yaşamın sonraki dönemlerinde yeniden aktive olabilir. Yeniden aktivasyon tüm vücutta başlayabilir. Bazı olgularda beyni etkileyerek bilişsel fonksiyonları bozabilir ve kalıcı özre hatta ölüme yol açabilir. Dr. Betül Görgen, son dönemlerde yayınlanan birçok çalışmaya göre, bu virüsün kronik nörolojik bozukluklara sebep olabildiğini, sara nöbetleri oluşturduğunu ve ciddi nörolojik sekeller bıraktığını söyledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ord-prof-sadi-irmakin-ataturk-anisi/", "text": "İstanbul Üniversitesi'nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm: Avrupa'ya talebe yollanacaktır. Allah Allah dedim! Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda Avrupa'ya talebe. Lüks gibi gelen bir şey.Ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. Benim ismimin yanına Atatürk, Berlin Üniversitesi'ne gitsin. diye yazmış.... Vakit geldi, Sirkeci Garı'ndayım; ama kafam çok karışık.Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzi ismimi çağırdı.Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var. Benim dedim. Telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu: Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz. İmza: Mustafa Kemal Okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. Şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme. dedim. Düşünün 1923'te o kadar işinin arasında 11 öğrencinin nerede, ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi?Çok başarılı oldum. Ülkeme alev olarak döndüm. Önce İstanbul Üniversitesi Genel ve Beşeri Fizyoloji Enstitüsü'nü kurdum. Kürsü başkanı oldum. Daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım. Ben kim miyim? Ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim adamıyım.. Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak"} {"url": "https://www.thegeyik.com/orhan-veli-siir/", "text": "Orhan Veli Kanık, daha çok bilinen adıyla Orhan Veli. Garip akımının kurucusu olan ve o içinde bulunduğu döneme rağmen siyasete çok fazla bulaşmadan sadece şiirleriyle ünlü olan yegane şair. 13 Nisan 1914 yılında doğmuş olan şair 100 yaşını geçti ve 101'i devirdi bugün. Biz de sizler için İstanbul'u gözleri kapalı dinleyen şairin dizelerini bir araya getirdik. Orhan Veli Şiirleri 13- Ave Meria Rüzgar tersine esiyor... Niçin? Eski günler geri mi gelecek? Kımıldıyor kozasında böcek Bildiği hayata doğmak için. Neden içimize doldu vehim? Ah ümit, ümit yollar boyunca Düşünmez miydi akşam olunca Hacer'in kollarında İbrahim Ve gemisinde Kleopatra? Neden yine kaynaştı havalar? Saadet mi getiriyor rüzgar Dolarak erguvan atlaslara? Elimize değen kimin eli? Kimdir bu muammalarla gelen? O mu helezonlara yükselen, Saba ellerinin en güzeli? Sesler mi çözülüyor derinde, Nedir durup dinlediklerimiz, Şarkı mı söylüyor semiramis Babil'in asma bahçelerinde? Omzundan örtüler kaydı yere. Kim bu, kim? alnımızdaki yazı: Gözlerinde günahının hazzı Gülüyor saz benizli bakire. 15- Dedikodu 18- Yalnizlik Şiiri Bilmezler yalniz yaşamayanlar, Nasil korku verir sessizlik insana; Insan nasil konuşur kendisiyle; Nasil koşar aynalara, Bir cana hasret, Bilmezler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ortama-uyum-saglayan-uykucu-kopekler/", "text": "Kendimizi çok yorgun hissettiğimizde her yerde ve her şekilde uyuyabileceğimizi düşünürüz. Özellikle uzun yolculuklar uçuşlarda eğer yanımızda hazırlığımız yoksa, tatlı olabileceğini düşündüğümüz uyku bize sabah boyun tutulması olarak geri dönebiliyor. Her yerde her şekilde uyuyabilmek bu sevimli köpeklere özgü bir durum, baksanıza dünya umurlarında değil 🙂 Adeta jimnastikçi, nasıl da kıvrak ve ensek bir uyku pozisyonu , Neredeyse bütün şekilleri denemiş gibi Kanepe tek başına yeterli olmamış Bebeğim adeta bir Fransız kadınıymışım gibi çizZzZzZZ Sepetler her uyku için her zaman yeterince büyük olamayabiliyor Yemek bile yiyemeyecek kadar uykusu gelmiş İyi bir uyku gibisi yok Tatlı derili rüyalar Baş ağrılarına birebir pozisyon Kesinlikle ofisteki en tatlı masaüstü oyuncağı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/orumcek-adamin-yaraticisi-stan-lee-hayatini-kaybetti/", "text": "Marvel'in yaratıcılarından Stan Lee 95 yaşında hayatını kaybetti. Örümcek Adam, X-Men, Thor, Demir Adam, Kara Panter ve Fantastik Dörtlü gibi dünyaca ünlü karakterleri ortaya çıkarmıştı. Stan Lee ya da doğum adıyla Stanley Martin Lieber, 28 Aralık 1922 tarihinde, New York, Amerika'da dünyaya geldi. DeWitt Clinton Lisesi'nde okuyan Lee, bir yandan da yerel iş yerlerinde ofisboyluk yapıyor ve gazete dağıtımlarıyla uğraşıyordu. Yaşıtlarına oranla erken sayılabilecek bir yaşta, 1939 yılında liseden mezun oldu ve iş hayatına katıldı. Amcası Robbie Solomon'un yardımı ile, ileride Marvel Comics'in temelini oluşturacak olan ve Martin Goodman editörlüğünde çalışan Timely Comics'in pulp eserler çıkartan kısmına giren Lee, buradaki ilk yıllarında ofisteki ufak işleri yürütse de, 1941 yılında ilk kez bir çizgiroman ile okuyucuların karşısına çıkma fırsatı buldu; Captain America. İleriki yıllarda efsane haline gelecek olan çizgiromanın 3. sayısında kendisine yer edinen Stanley Martim Lieber; ön adını ikiye bölerek Stan Lee olarak kullanarak ileride resmi adı olacak lakabını bu eserde ilk defa kullandı. Aynı yılın sonlarında, tamamen kendisine ait ilk süper kahraman karakterini yarattı; Destroyer. 1942 yılında Amerikan Ordusu'na katılan Lee, eğitim amaçlı filmler, sloganlar ve ordu eğitim kitapçıkları hazırladığı askerlik görevinden 1945 yılında, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesi üzerine ayrıldı ve 1947 yılında, Joan Clayton Boocock ile evlendi. 1950'li yılların başlarında western, bilimkurgu, korku gibi farklı alanlarda çizgiroman senaryoları yazan Lee, 50'lerin sonlarında DC editörü Jılius Schwartz'ın Flash ve JLA gibi süperkahraman temelli eserleri diriltmesi üzerine, Martin Goodman tarafından DC'ye rakip olacak süper kahraman serileri yaratmakla görevlendirildi. Kendinden önceki mükemmel fiziksel ve zihinsel kapasiteleri ile mutlak iyi adamı sembolize eden süper kahraman karakterleri günlük yaşamın sorunları ile boğuşan insani kişiliklere sahip olan kahramanlarla değiştirerek okuyucu profilinin yaş ortalamasını yükseltmeyi başardı. Lee ve arkadaşı Jack Kirby tarafından yaratılan ilk eser, Fantastic Four oldu. Fantastic Four'u Hulk, Thor, Iron Man, X-Man, Daredevil, Spider Man gibi hepsi klasikleşen bir dizi çizgiroman izledi. Çizgiromanların kapağına klasik olarak yazılan yazar ve çizer isimleri dışında, çinileyen, renklendiren ve konuşma balonlarını yazan sektör emekçilerinin de isimlerini ekleyerek sahne arkasındaki kahramanları okurla buluşturan yazar, ayrıca ileriki tarihte çıkacak çizgiromanların ve yazarların okuyucuya olan mesajlarının bulunduğu bir sayfayı da eserlerine ekleyerek okuyucu ile yayıncı arasında bir bağ oluşturdu. 1971 yılında, Amerika Sağlık ve Eğitim Enstütüsü, Lee'den uyuşturucunun zararları ile ilgili bir yapım hazırlamasını istemesi üzerine, Spider-Man'in üç fasikülünü bu konuya ayırdı. İlk fasikülün yayınlanmasının ardından, Comics Code adlı kuruluş, çizgiromanda uyuşturucu madde gösterilemeyeceği nedeniyle, Amerika'da yayınlanan her çizgiromanda bulunan Comics Code Authority damgasının kullanılmasına izin vermedi. Lee bunun üzerine serinin devamını CCA etiketi olmadan piyasaya sürdü; satışların yüksekliği nedeniyle korkuya kapılan CCA ise politikasını gevşetmek zorunda kaldı. 1980'lerden sonra, Stan Lee artık popüler kültürün kahramanlarından birisiydi ve Marvel'ın halka dönük yüzü haline gelmişti. Kaliforniya'ya taşınan Lee, Marvel'ın T.V. şovları ve sinema uyarlamalarının sorumlusu olarak görev alıyordu, bir yandan da çizgi roman senaryoları yazma ve editörlük görevlerine devam ediyordu. Marvel, 2006 yılında, Lee'nin firmayla çalıştığı 65. yılın şerefine bir dizi yeni çizgiromanı piyasaya çıkarttı. Lee'nin yarattığı Spider-Man, Silver Surfer, D.R. Doom gibi klasik karakterleri, yazarın kendisinin çizgi-karakteri ile birleştiren bu seri büyük ilgi gördü. Lee, 1995 yılında Jack Kirby Hall of Fame'e kabul edildi, 2008 yılında ise sinema dünyasının efsanevi isimlerinin yer aldığı Hollywood Walk of Fame'e adı kazınarak ölümsüzleşti. National Medal of Arts ve Scream Awards'ın da içinde bulunduğu pek çok ödülün sahibi olan Lee'nin adına, 2 Ekim 2009 tarihinde, Los Angeles ve Long Beach şehirlerinde Stan Lee Günleri düzenlendi. Yazdığı pek çok çizgiromanda kendisini de hikayenin içine, genellikle arka plan karakterlerinin birisi olarak yerleştiren yazar, Marvel'in pek çok film projesinde de figüran olarak oynayarak beyaz perdenin izleyicilerine sürprizler hazırladı. 2007 yılında gerçekleşen Comic-Con International etkinliğinde, Marvel Legends yazarın aksiyon figürünü piyasaya sunarak koleksiyonerlere en sevilen yazarlardan birisini koleksiyonlarına katma şansını sundu. Seçme Eserleri; Spider Man, The Avangers, Captain America, Daredevil, The Fantastic Four, Journey into Mystery, Ravage 2099, The Silver Surfer, Solarman, Strange Tales, The Mighty Thor, The X-Man."} {"url": "https://www.thegeyik.com/oscar-adayi-arrival-filminin-cikis-noktalarindan-biri-olan-sapir-whorf-hipotezi/", "text": "En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Sinematografi, En İyi Ses Kurgusu, En İyi Ses Miksajı, En İyi Film Kurgusu, En İyi Yapım Tasarımı, En İyi Uyarlama Senaryo kategorilerinde aday olan Arrival filminin çıkış noktalarından biri olan Sapir-Whorf Hipotezini sizler için irdelemeye karar verdik. Filmi izlemeyenler için dikkat! Bundan sonraki bölüm ne kadar istemesek de spoiler içerebilir 🙂 İlk önce biraz filmden bahsedelim. Yukarıdaki görselde gördüğünüz 12 alışılmışın dışında uzay gemisi dünyamızın çeşitli noktalarına iniyor. Herhangi bir temas kurmayan uzay gemileri ile temasa geçmek isteyen insanoğlu gemilerin belli aralıklarla açtığı kapıdan içeri giriyor ve dünya dışı canlılar temas kurulmaya çalışılıyor. Ancak ortada bir sorun var. İki tür birbirini anlayamıyor. Tam da bu anda dilbilimci Louise devreye giriyor. Ordunun dünya dışı iletişim kurmak için yardım istediği Louise ile birlikte çalışmaya başlayan teorik fizikçi Ian farklı bir yöntem kullanarak iletişim kurmaya çabalıyorlar. Uzaylıların çıkardığı mürekkebimsi sıvı ile oluşturduğu rastgele gibi duran daire şekillerinin aslında birbirinden farklı olduğunu keşfeden Louise, adım adım uzaylıların dillerini çözmeye başlıyor. Dili anladıkça kendinde farklılıklar hisseden ve çeşitli görüntüler görmeye başlayan Louise ise duruma bir türlü anlam veremiyor. Bu noktada Sapir-Whorf Hipotezi devreye giriyor. Sapir-Whorf Hipotezi'ne göre insanın düşüncesi yerel dillerden yoğun bir şekilde etkilenmektedir. İnsanın düşünce yapısı kendi dili ile ortaya çıkmıştır ve bu sebeple insan asla başka bir insanın dilini tam olarak anlayamaz. Dilin tüm bu göreceliği ve düşünce yapısını bir adım ileri taşıyan Arrival filmi, dilin sadece düşünce yapısını değil zamanı da değiştirebildiğini savunuyor. Uzaylıların dilini öğrenen Louise böylelikle zaman algısını değiştirip, çeşitli görüntülerle farklı anları yaşayabiliyor. Uzaylıların kullandığı sembollerin birçok kültürde yer alan zaman döngüsü ifade eden sembolleri anımsatması olayın inceliği bir adım daha ileri taşıyor. Ancak Sapir-Whorf Hipotezi ile filmin bize sunduğu anlayışı karşılaştırdığımız zaman arada çeşitli boşluklar olduğunu fark etsek de bu durum filmin güzelliğinden hiçbir şey götürmüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/oscar-adayi-filmimiz-gercek-bir-hikaye-olan-aylayi-taniyalim/", "text": "1950'lerde Kore Savaşına katılan Türk askerlerinden biri olan Astsubay Süleyman Dilbirliği ile savaşta öldürülmüş ailesinin yanında bulduğu ve Ayla adını verdiği Koreli küçük kızın sevgi ve umutla beslenen gerçek hikayesinden beyazperdeye taşınan AYLA, Türkiye sinema sektörü temsilcilerinin oylarıyla dünyanın en prestijli sinema ödüllerinden Oscar'da Yabancı Dilde En İyi Film dalında Türkiye'yi temsil etmek üzere seçildi. Kahramanlarının hala hayatta olduğu AYLA filmi zamansız, mekansız, dil-din ve ırk tanımadan vicdanın nasıl da gerçek bir sevgiyle insanları buluşturabileceğini ve savaşa rağmen gerçek insanlığın nasıl da birleştirici olabileceğini Türkiye insanının güçlü gönlü ve ruhunu yansıtan bir gözle anlatıyor. Kore Savaşı sırasında, dünyanın öbür ucunda, anne ve babası ölmüş minik bir çocuğun hem Türkleri hem Güney Korelileri hem de Amerikalıları aynı duygularda, nasıl büyük bir içtenlikle buluşturduğunun hikayesini perdeye taşıyan AYLA, savaşın acı koşullarında, ismi gibi ay yüzlü Ayla ile ay yıldızlı bir askerin tarihe mal olmuş 65 yıllık hikayesini anlatıyor. Yönetmenliğini Can Ulkay'ın yaptığı, yapımcılığını Mustafa Uslu'nun üstlendiği, müziklerine Fahir Atakoğlu'nun imza attığı, Danışmanlığını Elif Dağdeviren'in yaptığı AYLA, başta İsmail Hacıoğlu ve Eric Roberts gibi isimlerin olduğu zengin oyuncu kadrosuyla Oscar yolunda daha da ışıldayacak. Kahramanlarının hala hayatta olduğu, geçmişimizi gururla bugüne taşıyan film; İsmail Hacıoğlu, Kim Seol, Çetin Tekindor, Lee Kyong-Jin, Ali Atay, Murat Yıldırım, Taner Birsel, Altan Erkekli, Meral Çetinkaya, Damla Sönmez, Büşra Develi, Erkan Petekkaya, Sinem Uslu, Eric Roberts, Cade Carredine, Kim Byoungsoon, Johnny Young, Mehmet Esen, Caner Kurtaran, Burç Kümbetlioğlu, Duygu Yetiş, Ali Barkın, Nilgün Kasapbaşoğlu, Mine Teber, Esra Dermancıoğlu, Toygan Avanoğlu, İlber Gürtunca gibi birbirinden değerli 32 ulusal ve uluslararası yıldızla Oscarlar'da tüm dünyaya görsel bir şölen sunmaya hazırlanıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/oscar-kazanan-filmler-ve-oyuncular/", "text": "Oscar törenlerinden önce herkes tahminde bulundu, bizim de gönlümüzde yatanlar vardı elbette. Sonra gece yarısı önce dillere destan kırmızı halı seramonisi gerçekleşti. Sonrasında ise showlarla donatılmış bir ödül gecesi vardı ki Twitter'dan anlık paylaşımlara bakıldığında Pazar gecesi olmasına rağmen Türkiye'den de izleyenlerin sayısı oldukça fazlaydı. Ve en sonunda akademi bu senenin Oscar kazananlarını açıkladı. En iyi film Oscar'ı az sürprizle Birdman'e gitti. 12 yıllık çekimiyle Boyhood'a gideceğini düşünenler yanıldı. Yine En iyi yönetmen Oscar'ı da Birdman'in yönetmeni Alejandro G. Inarritu'nun oldu. Bu arada Sean Pean kim bu ....'na yeşil pasaport verdi diye ırkçı bir espri de yaptı. Sosyal medyada oldukça eleştirilen bu espri salonda da soğuk karşılandı. En iyi erkek oyuncu Oscar'ı The Teheory of Everything filminden Eddie Redmayne En iyi kadın oyuncu ise Still Alice filmindeki rolü ile Julianne Moore Peki dillere destan Whiplash'in müzik hocası Oscar aldı mı? Evet! EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU: J.K Simmons Boyhood'daki üstün oyunculuğu ile Patricia Arquette en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü aldı. En iyi kostüm ödülü ise pek fazla sürpriz sayılmaz The Grand Budapest Hotel Oscar Ödülleri Kazananlar Tam Liste EN İYİ ÖZGÜN SENARYO Birdman EN İYİ MAKYAJ VE SAÇ: The Grand Budapest Hotel YABANCI DİLDEKİ EN İYİ FİLM: IDA EN İYİ KISA FİLM: The Phone Call EN İYİ KISA BELGESEL: Veterans Press 1 EN İYİ BELGESEL: Citizenfour EN İYİ UYARLAMA SENARYO The Imitation Game EN İYİ ORİJİNAL FİLM MÜZİĞİ: Glory, Selma EN İYİ ORİJİNAL ŞARKI: The Grand Budapest Hotel EN İYİ ANİMASYON: Big Hero 6"} {"url": "https://www.thegeyik.com/oscar-odulleri-buyuk-bir-skandalla-sahiplerini-buldu/", "text": "Bu yıl 89.'su düzenlenen Oscar ödülleri sahipleri bulurken geceye ödüllerden çok yaşanan büyük skandal damgasını vurdu. En İyi Film ödülü anons edilirken kazanan ilk olarak La La Land olarak okundu. Ekip her şeyden habersiz ödülü almak için sahne çıktı ve teşekkür konuşma yapmaya başladı. Ancak ödülü kazanan anons edildiği gibi La La Land değil Moonlight filmiydi. ABD Başkanı Donald Trump'ın vize kısıtlaması sebebiyle törene katılamayan Ashgar Farhadi, The Salesman ile Yabancı Dilde En İyi Film ödülünün sahibi olurken duygularını yolladığı bir mesajla iletebildi. Diğer yandan Moonlight'ta gösterdiği performansı ile Oscar'a uzanan Mahershala Ali, Oscar kazanan ilk Müslüman oyuncu olarak tarihe geçti. Törende tüm oyuncular tarafınca sıkça eleştirilen ABD Başkanı Donald Trump, gecenin sunucusu Jimmy Kimmel'dan da sık sık nasibini aldı. İşte 89. Oscar Ödülleri'ni kazananların listesi; En İyi Film: Moonlight En İyi Yönetmen: La La Land En İyi Kadın Oyuncu: Emma Stone En İyi Sinematografi: La La Land En İyi Orijinal Film Müziği: La La Land En İyi Şarkı: 'City of Stars' En İyi Prodüksiyon Tasarımı: La La Land En İyi Erkek Oyuncu: Casey Affleck En İyi Özgün Senaryo: Manchester By The Sea En İyi Uyarlama Senaryo: Moonlight En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Viola Davis En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Mahershala Ali Yabancı Dilde En İyi Film: The Salesman En İyi Belgesel: O.J. Made in America En İyi Kısa Belgesel: The White Helmets En iyi Film Kurgusu: Hacksaw Ridge En İyi Görsel Efekt: The Jungle Book En İyi Animasyon: Zootopia En İyi Kısa Animasyon: Piper En İyi Ses Kurgusu: Arrival En İyi Ses Miksajı: Hacksaw Ridge En İyi Kostüm: Fastastic Beasts and Where to Find Them En İyi Makyaj: Suicide Squad"} {"url": "https://www.thegeyik.com/oscar-odullerini-kazananlar-tam-liste-en-iyi-film-surprizi/", "text": "Dünya tarihinde ilk kez en iyi film Oscar'ı İngilizce olmayan bir filme gitti. Herkesin konuştuğu Parasite ödülü aldı. İşte Oscar kazananlar tam liste: En iyi film: Parazit En iyi yönetmen: Bong Joon Ho En iyi kadın oyuncu: Renee Zellweger En iyi erkek oyuncu: Joaquin Phoenix En iyi yardımcı erkek oyuncu: Brad Pitt En iyi yardımcı kadın oyuncu: Laura Dern En iyi uluslararası film: Parazit En iyi görüntü yönetmeni: 1917 En iyi animasyon: Toy Story 4 En iyi kısa animasyon: Hair Love En iyi orijinal senaryo: Bong Joon Ho ve Jin Won Han En iyi uyarlama senaryo: Taika Waititi En iyi kısa film : The Neighbors' Window En iyi prodüksiyon tasarımı: Once Upon a Time In Hollywood En iyi kostüm tasarımı: Küçük Kadınlar En iyi belgesel: American Factory En iyi kısa belgesel: Learning to Skateboard in a War Zone If You're a Girl En iyi ses kurgusu: Ford vs Ferrari En iyi ses miksajı: 1917 En iyi kurgu: Ford vs Ferrari En iyi görsel efekt: 1917 En iyi saç ve makyaj tasarımı: Bombshell En iyi orijinal film müziği: Joker En iyi özgün şarkı: Rocketman"} {"url": "https://www.thegeyik.com/oscar-odullerini-kimlerin-kazandigi-belli-oldu/", "text": "Oscar Ödülleri'ni izlemek için eskiden sabahlardık ama The Geyik artık işe, okula gidiyoruz. Lütfen bize Oscar Ödüllerini kim kazandı anlat dediniz.Biz de sizleri kırmadık ve tam liste belli olur olmaz Oscar'ı kim kazandı diye temiz bir liste hazırladık. Favori filmlerimizden Shape Of Water da Oscar'ı kazandı. 2018 Oscar Ödülleri En İyi Film: The Shape of Water En İyi Yönetmen: Guillermo del Toro En İyi Kadın Oyuncu: Frances McDormand En İyi Erkek Oyuncu: Gary Oldman En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Allison Janney En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Sam Rockwell En İyi Özgün Senaryo: Get Out En İyi Uyarlama Senaryo: Call Me By Your Name En İyi Animasyon Filmi: Coco Yabancı Dilde En İyi Film: A Fantastic Woman En İyi Belgesel Film: Icarus En İyi Kısa Belgesel: Heaven is a Traffic Jam on the 405 En İyi Canlı Aksiyon Kısa Film: The Silent Child En İyi Animasyon Kısa Film: Dear Basketball En İyi Film Müziği: The Shape of Water En İyi Özgün Şarkı: Remember Me En İyi Ses Kurgusu: Dunkirk En İyi Ses Miksajı: Dunkirk En İyi Yapım Tasarımı: The Shape of Water En İyi Görüntü Yönetimi: Blade Runner 2049 En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı: Darkest Hour En İyi Kostüm Tasarımı: Phantom Thread En İyi Görsel Efekt: Blade Runner 2049"} {"url": "https://www.thegeyik.com/oscarda-mcdormandin-odulunu-calan-hirsiz-tutuklandi/", "text": "Oscar'da ünlü oyuncu Frances McDormand'ın ödülü fotoğraf çekme bahanesiyle alıp sonra da kaçan hırsız yakalanıp çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. Hollywood'un en prestijli film ödüllerinin verildiği Oscar Ödül Töreni'nin bu seneki ayağında şok bir olay yaşandı. En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazanan Frances McDormand'a verilen Oscar heykelciği çalındı. ÖDÜLÜ ALIP SALONDAN ÇIKMAYA ÇALIŞTI Habertürk'ün haberine göre; CNN'e konuşan McDormand'ın temsilcisi, ünlü aktris ödül töreninden sonra verilen baloya katıldığı sırada bir kişinin Oscar heykelciğini alarak salondan çıkmaya çalıştığını belirtti. ÇIKARILDIĞI MAHKEME TARAFINDAN TUTUKLANDI Los Angeles Polis Departmanı Sözcüsü, 47 yaşındaki bir adamın hırsızlık suçlamasıyla gözaltına alındığını ve Oscar heykelciğinin McDormand'a geri döndüğünü açıkladı. Öte yandan hırsız çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. Frances McDormand, Three Billboards Outside Ebbing, Missouri isimli filmdeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü kazanmıştı. McDormand daha önce 1997 yılında Fargo isimli filmdeki performansıyla aynı ödülü kucaklamayı başarmıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/otizmli-ayberk-aksunun-milyonlarca-kisinin-paylastigi-hikayesi-ve-kendisinin-bu-paylasima-yorumu/", "text": "ADI AYBERK AKSU. Kendisi %98'lerde otistik bir çocuktu. Annesi ve babası o küçükken ayrıldı. Bir tek babasıyla iletişim kuruyordu. Annesi hastalığını kabullenmişti. Ona bakıcı tutulmuş, krize girmesin diye ne istiyorsa yapılıyordu. Ayberk'in aldığı eğitim onu kendi dünyasından çıkaramamıştı. Hastalığından dolayı saçına bile dokundurtmuyordu. 90 kilo civarındaydı. Ağız kaslarını kontrol edemediğinden salyası akıyordu. Yani görüntüsü hiç de iyi değildi. Babası Naciye adlı biriyle evlenmiş, yurtdışına çıkmıştı. Daha sonra Naciye Aksu,eşine Ayberk'i yanına almayı istediğini söyledi. Ayberk için yeni bir ev aldılar, yüzmeyi sevdiği için havuzluydu. Bir gün Naciye Aksu, Ayberk havuzdayken, havuza havlu attı. Ayberk gidip onu aldı ve belli bir seviyede ona geri verdi. Bunu daha uzak olarak 3 kere yaptı ve üçünde de geri getirdi. En son geitrişinde farketti ki, Ayberk ona gülümsüyordu. Naciye, onun dünyasına girmeyi başarmıştı. Otizmi araştırmaya başladı ve ödül almış bir bilim adamının aslında otistik olduğunu öğrendi. Bu onda büyük umut yarattı ve Ayberk için uğraşmaya başladı. İlk olarak ona ver demeyi öğretti. Bunun için en sevdiği soslu makarnayı kullandı. Ver demeyi öğrenmesi için onu aç yatırdığı bile oldu. Ve başardı, Ayberk makarna ver. dedi. eğitimi yanında onun görünüşünün de düzelmesi gerekiyordu. Sürekli sallanma Ayberk, ağzını kapa Ayberk diyerek onu uyarmaya başladı. Uyarma süreleri arasındaki fark günden güne açılıyordu. Evet bunu da başarmıştı. Yüzme yanında yürüyüş bandında da çalışmasını istedi. Ayberk başta istemedi, krize girdi. Ama Naciye Aksu, bu sefer de patates kızartmasıyla kandırarak onu banda çıkardı ve yürüyüşe başlattı. Ayberk giderek kilo veriyor ve fit bir görünüm elde ediyordu. Kendi isteğiyle berbere gitti ve saçını kestirdi. Kendine baktıkça mutlu oluyordu. Bu sırada eğitiminde ilerleme kaydederken yemeğe ilgisi olduğunu fark ettiler. o geleceğin aşçısı olacaktı. İlerlemeler çok iyi sonuç verdi, Otizm %20' lere kadar geriledi. Ayberk artık normal bir genç gibiydi ve bir ilki gerçekleştirdi. O ilk otistik fotomodel oldu. Anlatmaktaki amacım, bunun yayılmasını istiyorum. Çünkü ülkemizde hala otizmin tedavisi yok diye biliniyor. Otizmin tedavisi var, Sevgi. Ve Ayberk Aksu paylaşımın altına bu yorumu yazdı: EVET BEN %100 OTİZMLİ AYBERK AKSU 14 yasıma kadar özel davranıldım kendı dunyamda yasadım 2 yıldır beni hayatlarına katıp bırlıkte yasamayı ogrettıler.suan ben %100 otızmlı olarak sızın dunyanın kurallarını ogrendım ve sızler kadar olmasada suan sızın dunyanızda yasamaya calısyorum .ve hergecen gun dahada ılerlıyorum benım okulumda hanı dersınız ya alaylı evet benım yasam okulumun adı alaylı. 🙂 . yeterkı bızlere ınanın ımkan verın normal mıs gıbı davranın hayatı yasayarak bızede ogretın ınanın sızı mahcup etmeyız.hanı sız dıyosunuzya sen asık oldunmuda anlarsın evet otızm hastalık yada engel degıl otızm duygular.duyguları ne bıryerden alabılırsınız nede yaptırabılırsınız ancak yasanarak ogretılır.bız sadece sevgı duygusunu bılırız sızde bıze hayatı duyguları yasayarak ogretebılırsınız.bızı ozel gormeyın normal gorup hayatınıza katın .hatta kendı cocuklugunuzu yasayın anne baban sana ne yaptıysa nasıl ogrettıyse sende bıze oyle ogret hem cok kolay hemde daha mutlu oluruz hepberaber.bende denendı ve dıger basaran meleklerınde hıkayesı aynı sadece normal cocuk gormek cok zor olmasa gerek. hepınızı cok sevıyorummm"} {"url": "https://www.thegeyik.com/otobuste-bir-amcaya-yer-verdim-o-da-bana-pilot-kalemini-verdi/", "text": "Suadiye'den Kadıköy'e giden otobüste beyaz saçlı bir amcaya yerimi verdim. Sen gençsin asıl senin oturman lazım dedi. Siz benden daha gençsiniz buyurun oturun dedim. Gülümseyen amca oturdu ve ben de sana kalem vereyim o zaman dedi. İhtiyacınız yoksa olur dedim kırmamak için ve çok sevindim, ikinci kalemi gösterince tabii ki aldım. Otobüsün arkasına ilerlemek zorunda kaldım ama durduk yere kaleme bakıp gülümsüyordum. Çok küçük ama mutlu eden bir davranıştı. Sonra tekrar yanına gitmek istedim. Tabii orta yaşlı bir kadın nereye geçeceksin anlamadım ki diyerek tepki gösterdi. Bakalım ne derdi var diyerek gülümsedim. Amcaya hareketinin çok güzel olduğunu söylediğimde mutlu oldu. Fotoğraf çektirmek istediğimi söyledim. Tabii olur dedi. Fotoğrafı çekerken very nays, dedi ağzı açık çıktı:) Sonra bana böbreğinin tekini aldırdığı için askeriyeden çıkarıldığından bahsetti, sonra otobüs şoförlüğü yaptığını söyledi. Belki hayırlısı olmuştur deyip biraz şaşırdığımı görünce, tabi öyle oldu galiba dedi. Sonra küçük çantasında sakladığı fotoğrafları gösterdi. Gerçekten askeriyeden sonra otobüs şoförlüğü yapmış, sonra karayollarında çalışmış ve ardından Türkiye'yi gezip trafik eğitimi vermişti. Resmen Türkiye'de büyük emeğiniz var dedim gülümsedim. Mide kanseri olduğunu ama ameliyattan korktuğunu söyledi. Doktoruna güvenmesini istedim ve boğaya geldiğimde indim. Geride el sallayan mutlu bir çocuk ve güzel bir anı bıraktım. Bazen yaşlıların tek eksiği onları dinleyecek yeni biri oluyor. Umarım sizin de karşınıza böyle tatlı bir amca veya teyze çıkar. Sevgiler, mutlu kalın"} {"url": "https://www.thegeyik.com/otobuste-boyle-bir-cocuk-gorseydiniz-cantanizi-ona-verir-miydiniz/", "text": "Bu fotoğrafı dün otobüste çektim ve sonra içindekileri boşaltıp kendi sırt çantamı çocuğa verdim. O kadar mutlu oldu ki... Tabi ki böyle bir şey olmadı. İnternette Nazim'ın Hırpalanmış yerlerinden öperim çocuk şiiriyle beraber paylaşılmıştı.Fotoğrafı ben çekmiş olsaydım belki bunu yapardım. Siz de yapardınız biliyorum. İşte sistemin tam istediği de budur. İşlevini koruyan bir eşyanın varlığını sürdürebilmesi için bunun yeterli olmadığını pompalamak. Kapitalizm sürekli fakirlikten bahsederek zenginliğinizin farkına varmanızı ve bu seviyenizi koruyabilmeniz icin çok çalışıp sürekli tüketmenizi aşılar. Bu sayede siz zor durumdaki bu çocuğu kendi çocuğunuzla kıyaslar ve kendi çocuğunuzun zaruri olmayan ihtiyacı için kendi zaruri ihtiyacınızdan vazgeçersiniz. Ve bunu, bazen kendinizin bazen çocuğunuzun ruhsal dengesi için gerekli olduğuna inanarak yaparsınız. Aslında dikişli bir çantanın çocuğa verdiği mesaj biz eşyalara değil eşyalar bize aittirdir. Ama bu karlı değildir. Karlı olan Transformers'ı ya da Spiderman'i çocuğa sevdirmek ve herkeste kahramanlı çanta varken onda olmayınca mutsuz olacagına anneyi babayı inandırmaktır. Anne baba buna dünden razıdır. Çünkü onlar da arabalarını değiştirdiklerinde, daha büyük ev aldıklarında ya da en basitinden yeni bir kıyafet aldıklarında mutlu olabiliyorlardır. Tüm tüketimin mantığı da aslında ihtiyacınız olmayan şeylere ihtiyacınız olduğuna inandırmaktır. Bunu alışkanlığa dönüştürmek için kapitalizm medya aracılığı ile dört bir yandan duygularınıza saldırır. Bağımlı olduğunuzda artık tüketmeden mutlu olamazsınız. Sistem öyle mükemmel işler ki, önce sizi hem fiziksel hem ruhsal olarak hasta yapar sonra da tedaviyi satar. Bunu sömürüyü de 2 şekilde yapar. 1-Fiziksel manada iyileştirici tedbirler. Ki bunlar ilaç sektöründen sağlık turizmine, spor endüstrisinden gıda sektörüne, zaten normalde olması gereken tüm ürününü, mecburi tüketimimizin doğru alternatifi olarak sunar. Organik gıda, diyet ürünler, terletmeyen forma v.s 2-Spiritüel manada iyileştirici tedbirler. Bu uygulamalara göre siz değil toplum.hastadır. Ve bunun bilincinde olduğunuzdan 1-0 öndesinizdir. Hastalığın size bulaşmaması için iç dünyanızı zenginleştirici rahatlatıcı öğretiler ilaç olarak sunulur. Ama hedef hep aynıdır. Daha çok, daha çok. Başarılı bir hayat, bolluk bereket, hırssız huzurlu bir hayat. Hedefler hep bireyseldir. Dünyayı kökten değiştirmek için pasifize olmak önerilir. Toptan bir eylem imkanının yaşamın hiçliği karşısında hiçbir şansı yoktur. Herkes Cüba' yi öve öve bitiremez oraya yerleşmekten bahseder ama hicbirimiz telefonumuzdan bile vazgecemeyiz. Konforundan vazgeçemeyen insana dinlerin tersine öteki dünya değil bu dünya vadedilir. Bunu yaparken maddiyattan ayrı bir dünyanın kapıları açılıyormuş gibi gözükse de gercekte modern toplumun robot insanının kalan yaşamındaki sadakati için 10 bin bakımı yapılmaktadır. Özetle her birim bir alt birimin varlık sebebidir. Bu sayede her kademede sisteme farkli görevlerde hizmet eden insan bu ilizyondan kurtulamaz. Aslında kapitalist sistem doğal dengeye en yakın sistemdir.. Güçlü güçsüzü avlar, misal aslan yiyebildiğini yer, sırtlan aslandan kacırabildiğini yer, kalan leşi akbabalar son artıkları da kurtlar böcekler yer. Tek fark kapitalizm yiyebileceginden fazlasını ister. Bu şekilde de sonu kaçınılmazdır. Ama 20 ama 100 yıl sonra. EK: Bu 2 sarmaldan kurtulduğunu düşünenler için de STK'lar icat edilmiştir. Bir nevi emniyet sibobu gören bu kuruluşlar direnenlerin daha radikal birlikteliklerini önleme amaclıdır. Zaten bakacak olursanız en büyük destekçisi sermaye sahipleridir. Adil bir düzenle herkesin kendi geleceğini şekillendirebilmesi yerine var olan sisteme pansuman yapmaktan öteye gidemeyen bu örgütlenmeler, yasal olarak üretici şirketin toplaması gereken plastik şişelerin kapaklarının toplattırarak engellilere tekerlekli sandalye kazandırdığına inandırır. Şirketler STK'lar aracılığıyla sosyal sorumluluk projesi adi altında halkla ilişkiler calişmasi olarak eğitimi destekler gözükerek desteğinden cok bunun tanıtımına para harcar ama kendi çalışanının cocuğunu iyi eğitmesini saglayabilecek paylaşımı hiçbir zaman düşünmez. Tüketime dayalı bir anlayışı terketmedikçe hepimiz sistemin gönüllü kölesi olmaya mecburuz. Esas mesele petrol sirketinin kutuplarda petrol aramasını durduracak STK'lara destek vermek degil petrol ihtiyacıni ortadan kaldırmaktir. Bu sürdürülebilir kaynakları kullanmakla değil sürdürülemez tüketimi bitirmekle olur. Gökhan Çelebi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/otobustekilere-aa-bu-o-mu-dedirten-unlulerin-benzerleri/", "text": "Ünlülerin sokaklarda bizimle birlikte dolaştığı bir dünyanın içine çekeceğiz sizi. Tek farkla bu isimler aslında ünlü değil bunlar ünlü benzerleri. Ama Türkiye'deki ünlü benzerleri yarışmaları gibi değil. Bu ünlü benzerleri otobüs kullanan sıradan insanlar 1 Wolverine 2 Bruce Willis 3 Escobar diye düşündük 4 Walter White 5 Morgan Freeman 6 Ramon Valdes 7 Messi 8 Bob Marley 9 Up'taki dede 10 Loki 11 Maradona 12 Einstein 13 Santana 14 Peter Parker 15 Rob Zombie 16 Dora 17 Emmanuel H 18 Coldplay'in vokali Chris Martin 19 Sting 20 E Murphy 21 Woody Allen 22 Frida Kahlo 23 Slash 24 Hangover'dan hatırladınız 25 Rod Stewart 26 Stan Lee 27 Jack Nicholson 28 Vin Diesel Otobüstekilere Aa Bu O Mu? Dedirten Ünlülerin Benzerleri Ünlülerin sokaklarda bizimle birlikte dolaştığı bir dünyanın içine çekeceğiz sizi. Tek farkla bu isimler aslında ünlü değil bunlar ünlü benzerleri. Ama Türkiye'deki ünlü benzerleri yarışmaları gibi değil. Bu ünlü benzerleri otobüs kullanan sıradan insanlar"} {"url": "https://www.thegeyik.com/otomatik-mesaj-duzeltme/", "text": "Telefonu elimize alıp bir şeyler yazıyoruz, her şey mutlu mesut ilerlerken bir bakıyoruz aslında yazdığımız o şey o şey değil. Telefon bizim yazdığımız şeyi yanlış yazdığımızı düşünerek düzeltmiş ya da aksine bozmuş ve hoooop yanlış anlaşılmalar gelsin. Bazen tek harf için 5 kez mesaj atanlar iyi anlarlar. Bu hikayemizde anne kızı için bir pasta yaptırmak istiyor. Pasta için sipariş verirken de üzerine şirin bir kız çocuğu yaptırmak istiyor pastanın. BLONDE yani sarışın olmasını istiyor ama telefon bunu BLIND yani gözleri görmeyen olarak değiştiriyor. My mum ordered a cake for my sisters bd n asked for a blond girl on top but it autocorrected to blind n we got this pic.twitter.com/SeAoETigfw emily August 16, 2015 Emily'nin kardeşi için yapılan bu pastadaki gözleri görmeyen kız o kadar tatlı ve pastacı o kadar güzel bir ruhla yansıtmış ki olayı Metro'dan, Buzzfeed'e birçok site bu pastanın fotoğrafını okuyucularıyla paylaştı ve şimdiden binlerce kez retweet edildi ve paylaşıldı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/overwatch-onumuzdeki-hafta-sonu-ucretsiz/", "text": "Blizzard, sevilen FPS oyunu Overwatch için yeni bir ücretsiz haftasonu etkinliği düzenliyor. Oyunun çıkışının yıldönümü kutlaması etkinliğiyle beraber bir de ücretsiz haftasonu da göreceğiz. Yıl sonu etkinlikleri 23 Mayıs ve 12 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek, 26 Mayıs'ta ise ücretsiz haftasonu, tüm platformlara olacak. 23 Mayıs'ta ayrıca, oyunun Game of the Year sürümü de yayımlanacak. Bu sürümde şunlar bulunacak; - Tam oyun - 10 Bonus Loot Kutusu - Blackwatch Reyes, Strike-Commander Morrison, Overgrown Bastion, Security Chief Phara, ve Slipstream Tracer skinleri - World of Warcraft için A Baby Winston Pet - Heroes of the Storm için Tracer karakteri - Diablo 3 oyuncuları için Mercy'nin kanatları - StarCraft 2'de portre olarak Bastion, Tracer, Pharah, Reaper, Soldier: 76, ve Winston - Hearthstone'da Overwatch temalı kart eli"} {"url": "https://www.thegeyik.com/oynadiklari-kotu-karakterle-sevgimizi-kazanmis-15-sinema-yildizi/", "text": "Sinemanın kötü karakterlere de ihtiyacı var diyenlerden değilsin biliyoruz. Sen daha çok kötü karakter seviyor bile olabilirsin. İşte mimikleri bile aklımıza kazınmış 15 kötü karakter; - Heath Ledger Joker The Dark Knight, 2008 - Tom Hardy John Fitzgerald The Revenant, 2015 - Gary Oldman Jean-Baptiste Emanuel Zorg The Fifth Element, 1997 - Ralph Fiennes Lord Voldemort The Harry Potter films, 2001-2011 - Glenn Close Cruella de Vil 101 Dalmatians, 1996 - Anthony Hopkins Hannibal Lecter The Silence of the Lambs, 1991 - Javier Bardem Anton Chigur No Country for Old Men, 2010 - Helena Bonham Carter The Queen of Hearts Alice in Wonderland, 2010 - Rutger Hauer John Ryder The Hitcher, 1986 - Rutger Hauer John Ryder The Hitcher, 1986 - Angelina Jolie Maleficent Maleficent, 2014 - Christoph Waltz Hans Landa Inglourious Basterds, 2009 - Joaquin Phoenix Emperor Commodus Gladiator, 2000 - Kevin Spacey John Doe Seven, 1995 - Jared Leto The Joker ( Suicide Squad, 2016"} {"url": "https://www.thegeyik.com/oyun-gelistirenlere-250-bin-lira-devlet-destegi/", "text": "Bilişim teknolojileri alanında oyun, ürün, mobil uygulama, yazılım geliştiren firmalara 250 bin liraya kadar destek KOSGEB aracılığıyla sağlanacak. Küresel pazarda yüksek katma değer üreten sektörlerin geliştirilmesini hedefleyen Türkiye, buna yönelik olarak bilişim teknolojilerinin sunduğu olanak ve fırsatları değerlendirmek istiyor. Çağrının hedefini, bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatı, bilgisayar programlama, danışmanlık ve ilgili faaliyetler ile veri işleme, barındırma ve ilgili faaliyetler, web portalları sınıflandırmalarına giren faaliyetler oluşturuyor. TAMAMINA YAKINI KOBİ DÜZEYİNDE Yeni yazılım, Oyun ve mobil uygulamalarının geliştirilmesi, Bilişim teknolojilerindeki işletmelerin üretim süreçlerini ve ürün kalitesini iyileştirilmesi, üretim kapasitesi ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi, Mevcut pazarlara başarıyla sunulabilecek ya da yeni pazarlar yaratabilecek yeni ürün, hizmet, uygulama, yöntem veya iş modeli fikri ile oluşturulan süreçler, Yeni teknolojilerin kullanımı konusunda yetkinliklerini artırılması, Tasarım ve yeni ürün geliştirme yetkinliklerinin arttırılması, İhracata başlama veya ihracatın artırılmasına yönelik projeler desteklerden yararlanmaya uygun proje konuları arasında yer alıyor. Türkiye'de oyun sektöründeki aktörlerin tamamına yakınının KOBİ düzeyindeki işletmelerden oluşturduğu ve başta ticarileşme olmak üzere projelerin çeşitli aşamalarında finansal sorunlar yaşadıkları dikkate alındığında, KOSGEB'in desteği bu alandaki çalışmalar için önem taşıyor. Ay sonuna kadar yapılacak başvuruların değerlendirilmesinin ardından aranan kriterleri taşıyan projelere geri ödemesiz 100 bin lira, geri ödemeli 150 bin lira olmak üzere 250 bin liraya kadar destek verilecek. Çağrının toplam bütçesi ise 50 milyon lirayı buluyor. PEKİ OYUN PİYASASI NASIL? Sektör temsilcilerinin verdiği bilgilere göre, oyun sektörünün ekonomik büyüklüğü için 100 milyar dolarla başlayan rakamlar ifade ediliyor. Türkiye'nin geçen yıl yazılım ihracatı yaklaşık 1 milyar dolar olarak gerçekleşirken, yazılım ihracatının yaklaşık yarısı kadar oyun ihracatına imza atıldı. Türkiye'deki oyun firmalarının ihracatı 400 milyon dolar civarında seyretti. Öte yandan, Türkiye'de oyunlar için de yaklaşık 400 milyon dolar harcandı. Bu bütçenin 20 milyon doları Türk şirketlerinin oyunlarına gitti. Oyun sektörü açısından Türkiye'nin ithalat ve ihracatı hemen hemen eşit seyrediyor. Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı'nda, oyun geliştirme faaliyetlerinin destekleneceği belirtiliyor. 2023'TE 2-2,5 MİLYAR DOLARLIK OYUN İHRACATI HEDEFİ Bu amaçla ekonomi bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, ODTÜ Teknokent Yönetim AŞ, Ankara Kalkınma Ajansı, üniversiteler, Gelişmekte Olan spor Branşları Federasyonu ve sivil toplum kuruluşları çeşitli faaliyetler yürütüyor. Animasyon ve oyun teknolojilerinde, Ar-Ge faaliyetlerini teşvik etmek, mevcut iş fikirlerinin ticarileşmesine yönelik girişimciliği özendirmek ve sektör için nitelikli iş gücü yetiştirmek amacıyla bir dizi organizasyon bulunuyor. Yürütülecek çalışmalarla, Türkiye'nin oyun sektöründeki dış ticaret dengesini lehine çevirmesi ve 2023'te 2-2,5 milyar dolarlık oyun ihracatına ulaşması hedefleniyor. TALEWORLDS'UN AT VE KILIÇ BAŞARISI Türkiye'de son dönemde çeşitli uluslararası yarışmalardan ödülle dönen oyunlara imza atıldı. Ankara'da 2005'te kurulan TaleWorlds firması, geliştirdiği At ve Kılıç serisi ile aynı zamanda önemli bir satış başarısına ulaştı. MOUNT AND BLADE, EN İYİ 100 OYUN ARASINDA Mount&Blade, 100'den fazla ülkeden oyunseverler tarafından tercih edildi ve 6 milyon satış rakamını geride bıraktı. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi 100 oyunu arasında gösterilen oyun, TaleWorlds'e aynı zamanda İhracatın Yıldızları 2014'te Hizmet İhracatı Ödülü'nü getirdi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/oyun-girisimin-ya-da-oyun-projen-varsa-sana-bir-teklifimiz-var/", "text": "The Geyik Ailesi'nin sevgili takipçisi merhaba... Belki biliyorsundur; 2014'ten beri The Geyik adıyla 2009'dan beri de çeşitli projelerle internet dünyasındayız. Şimdi bu deneyimi sizin yapmış olduğunuz oyunlarla, uygulamalarla bir faydaya dönüştürüyoruz. Bir takım olup milyonlara ulaşmak istiyoruz. Senin için basit bir oyun olabilir. Yalnız dur bir dakika. Aşağıdaki istatistiğe göre en çok oynanan oyunlar hyper-casual game denilen oynanması basit oyunlar. Denemiş ve kalabalıklara ulaşamamış olabilirsin. Tek başına ya da az kişiyle her şeyi yapmanın zor olduğunu düşünüyor olabilirsin. Bir maceraydı ama tahmin ettiğim gibi gitmedi diye düşünebilirsin. Bunların hiçbir önemi yok... Doğru eller ve doğru strateji ile birlikte başarıya doğru yol alacağız. BEN İDDİALIYIM! Eğer böyle düşünüyorsan da harika biz de iddialıyız. Sadece mobil oyunlar değil, konsol ve bilgisayar oyunları için de bizimle iletişime geçebilirsin. Çok yakında kuracağımız oyun girişimimiz için bizim takıma katıl. Bilgi için 'a oyunlarından ve senden bahseden bir mesaj gönder."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ozgur-irade-bir-illuzyondan-ibaret-olabilir-mi/", "text": "Her gün onlarca şeyi düşünmek ve en basit şeylere kafa yormaktan şikayetçi misiniz? Cevabınız 'Evet' ise üzülmeyin; zira Yale Üniversitesi'nde yapılan bir çalışma bizlerin 'özgür irade' dediği şeyin bir illüzyon olabileceğini ortaya koydu. Yale Üniversitesi Psikoloji bölümünden Adam Bear ve Paul Bloom'un yaptığı çalışma, insanların sonuçlarını düşünmek için yeterli zamana sahip olmadığında doğru olduğuna inandığı seçeneği, kendi seçimleriymiş gibi benimsemeye eğilimli olduklarını gösterdi. Çalışmaya katılanlara önlerindeki beş beyaz halkadan hangisinin yanacağını tahmin etmelerini isteyen Bear ve Bloom, deney başlamadan önce katılımcıların tahminlerini kayıt altına aldı. Çalışma sonunda, tamamen rastgele çalışan sistemdeki halka hızlı yandığında katılımcıların beklenenden daha başarılı olduğu belirlendi. Ancak halkanın kırmızı renge dönüşmesi için beklemek gerektiğinde katılımcıların başarı oranında belirgin bir düşüş saptandı. Sonuçlarını değerlendiren Bear, Katılımcılar bu etkinlik öncesinde kararlarını verdiğine inansa da kayda değer bölümü, bildirdikleri seçeneklerini belirgin seçenekle bu seçenek algılanan seçim süresinden sonra belirgin hale gelmişse değiştirdi dedi. 'OLDUKLARINDA DAHA BAŞARILIYMIŞ GİBİ GÖRÜNMELERİ İÇİN HİLE YAPTILAR' Nasıl karar verdiğimize ilişkin olarak sistematik olarak kandırılmış olabiliriz, bu konuda tam tersi yönde güçlü sezgilerimiz olsa bile diyen Bear, katılımcıların ayrıca daha başarılı tahminde bulunduklarını göstermek için hile yaptıklarını da kaydetti. Ancak çalışma, 'karar verme sürecindeki bu illüzyonun sadece gündelik işler için mi geçerli yoksa davranışlarımıza ilişkin daha karmaşık süreçlerde de etkili mi?' sorusuna ise yanıt vermiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ozlenen-fenerbahceyi-geri-getirmeyi-hedefleyen-ali-koc-alexe-vefa-ile-kalpleri-kazandi/", "text": "Fenerbahçe başkanlık seçimine birkaç ay kaldı ve vizyon sahibi başkan adayı Ali Koç da biraz hızlandı. Özlenen Fenerbahçe'yi ve ruhu geri getireceğim sloganıyla aday olan Ali Koç kongre üyelerine yönelik açıklamalar yaptı. Ali Koç, Kulübüme ve başkanıma sadakatimi ve bağlılığımı bugüne kadar yaşananları bilen hiç kimse sorgulayamaz. Hayatımda kendim için yapmadığım birçok şeyi Fenerbahçe için yaptım. Benim en önemli karakterim sadakattir. Bundan dolayı adayım, karşınızdayım diye konuştu. Bazı insanların muhalefet yapmaları ve tenkit etmeleri için beklediğini vurgulayan Koç, Böyle bir tavır fıtratımda yok. Fenerbahçe futbolda kaybetsin ki Ali Koç seçilsin düşüncesinde olan taraftarlar vardır. Bu düşünceyi tasvip etmiyorum. Böyle düşünenler varsa ben kesinlikle sizin için doğru bir aday değilim. Bana oy vermeyin ifadelerini kullandı. İKİ YENİ ŞUBE Öyle bir seçime gidiyoruz ki belki kaybedenin bugüne kadar ki en yüksek oyu alması söz konusu. Yakın geçmişte bu kadar erken kimse adaylığını açıklamadı. Bu seçimde uzun süredir göremediğimiz bir çekişme olacak. Amatör şubeleri kapatacak diyorlar.. Bırakın şubeleri kapatmayı var olan şubelere 2 şube ekleyeceğiz. Bedensel engelliler ve Espor şubesini açacağız. Adaylığı ile ilgili yaptığı çalışmalara değinen Koç, Biz adaylığımızı açıkladıktan sonra 'Seçilseydik ne yapardık' üzerine çalıştık. Çağın gerekliliklerine göre yönetilen bir spor kulübünün kurumsal yapısı nasıl olmalı diye düşünerek kulüp ziyaretleri yaptık. Bu ziyaretlerde örnek kulüplerin yapılarını, vizyonlarını, işleyiş biçimlerini, sporcu üretme ve keşfetme anlayışlarını, teknolojiyi ve sosyal medyayı nasıl kullandıklarını inceledik. Markalarını nasıl yönettiklerini, taraftarlarıyla etkileşimlerini ve globalleşmenin nasıl sağlandığını tecrübe ettik. Bugüne dek yaptığımız çalışmalarda tecrübe ettiklerimden şunu söyleyebilirim ki; bir spor kulübünde 21'inci yüzyılın ihtiyaçları 20'nci yüzyılın yönetim anlayışıyla karşılanamaz ifadelerini kullandı. ALEX'E VEFA Özlenilen değerleri anlatan videoda VEFA İÇİN. Cümlesinden sonra Alex'in ağlarken olan videosu çıkınca tüm salonda bir anda neşelendi. Bu hareketi Alex'e jübile organize edecek şeklinde algılandı ve bizleri de mutlu etti açıkçası. Kendisine başarılar diliyoruz. Video için:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/pablo-escobarin-disney-world-gezisi-fotograflari-yayinlandi/", "text": "Pablo Emilio Escobar Gaviria, nam-ı değer Kolombiyalı uyuşturucu baronu Pablo Escobar'ın ailesini de alıp Orlando, Florida'da yer alan Disney World'ü ziyaret etmesinin fotoğrafları yayınladı. 80'lerin başında Pablo Escobar Kolombiyanın en zengin adamıydı. Kokain piyasanın %80'inin sahibi olan Medellin kartelinin lideriydi. 1981 Mayısında ailesini de alıp Walt Disney World Florida'yı ziyaret etti. Yolculuğu kız kardeşi Alba Marina Escobar ayarlamıştı. Escobar Disney World ziyaretinde yanına eşi Maria Victoria Henao, 5 yaşındaki oğlu Juan Pablo, annesi Hermilda, kardeşi Roberto ve kuzeni Gustavo Gaviria'yı aldı. Oğlu Juan Pablo bu yolculuğu kitabında bu ziyaretten Ailemizin yaşamı henüz baskılarla ipotekli duruma gelmemişti. Babamın haz alarak abartılı eğlendiği tek dönem olmuştu. diye bahseder. Netflix'in popüler dizisi Narcos'un Deutschland 93 isimli bölümünde, Pablo Escobar rolünü başarıyla oynayan Brezilyalı aktör Wagner Moura bu geziye Disney World'ü hiç ziyaret ettin mi? Çok güzel, çok düzenli ve temiz. cümlesiyle gönderme yapıyor. Aynı gezide Pablo Escobar'ın roller coaster'dan biraz korktuğuna da değinmiş oğlu. Biz buna pek inanmadık tabi. - UYUŞTURUCU BİR BAŞ BELASIDIR VE SİZİ SEVDİKLERİNİZDEN AYRI TUTAR. SİZİ İSTEMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ YAPMAYA ZORLAR VE HAYATINIZI YOK EDER. UYUŞTURUCU BELASINDAN UZAK DURMANIZI ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUZ."} {"url": "https://www.thegeyik.com/pablo-escobarin-oglu-narcos-dizisinin-yalan-soyledigi-28-sahneyi-yazdi/", "text": "Narcos'un ilk iki sezonu dünyaca ünlü uyuşturucu kaçakçısı Pablo Escobar'ın hayatını aktardığı için bizler tarafından ilgiyle izlendi. Dünyanın hemen hemen her yerinde Netflix'in dizisi konuşuluyor. Narcos ile ilgili konuşan sadece izleyiciler değil. Pablo Escobar'ın oğlu da konuştu. Buradan gerisinde Spoiler var... Ona göre Narcos yalanlarla dolu. Juan Pablo Escobar'ın Facebook'ta duyurduğu ve The Telegraph'ın yayınladığı listeyi sizin için Türkçe olarak yayınlıyoruz. 1- Öncelikle amcam Carlos Henao hiçbir şekilde uyuşturucu işi yapmadı. Babama hayır işlerinde yardım etmekten öte gitmedi ve hiçbir zaman Miami'de yaşamadı. Ölümü ise kendisi gibi suçsuz olan Francisco Toro ile birlikte kaçırılmasının ardından gördüğü işkenceler sonucunda oldu. 2- Çok büyük bir hata var. Babam Atletico Nacional destekçisi değil Deportivo Independiente Medellin taraftarıydı. Bunu yanlış yazanlar dizide nasıl doğru söyleyebilirler ki? 3- Babamın elemanlarından La Quica 1991 yılında New York'ta tutukluydu. Yani o 1992'de hapishaneden kaçarken yanında değildi. 4- La Catedral'den kaçışı hiç de öyle büyük çatışmalara sahne olmadı. Sadece 1 güvenlik hayatını kaybetti. Babam hükümet anlaşmadan caydığı anda kaçmaya karar verdi ve bunu hapishaneyi inşa ederken konulan zayıf tuğlalardan faydalanarak yaptı. 5- Limon'un Osito amcası için çalışan biri olduğunu ama amcasının Escobar'a son yıllarda çok sadık kalmadığını hatta amcanın ona karşı Los Pepes ile birlikte çalıştığını da ekliyor. Limon ise babasına sadık kalmış. 6- Medellin ve Cali kartellerinin New York Miami anlaşması saçmalık. O kadar büyük anlaşmalar bugün bile yapılmıyor. 7- Dizide Los Pepes'in kuruluşunda CIA etkin gibi gözükse de Castano kardeşler ve Cali Karteli'nin işi. CIA'in o kadar parmağı yok. 8- Annem hiç silah kullanmadı bu konuda her şey yalan. 9- Albay Carrillo'yu babam direkt öldürmedi. O ara yapılan saldırılarda 500'den fazla polis öldürüldü. 10- Ortakları Moncada ve Galeano'nun öldürülmesinde hatalıydı. Moncada için durun emri verdiğinde her şey çok geç olmuştu. 11- Dizide babamı son günlerinde kalabalık bir orduyla dolaşıyor gibi göstermişler ama Angelito ve Chopo dışında hemen hemen herkes ölmüş ya da yakalanmıştı. 12- Hapishane sonrası anlatıldığı gibi saraylarda yaşamadık aksine fakir bir hayat sürdük. 13- Aslan / Lion ile ilgili olan hikaye tamamen yalan. O ABD'de yaşamadı. Castanolar tarafından işkenceyle öldürülene kadar babama sadık kaldı. 14- Babamın Cali halkını tehdit etmesi diye bir şey söz konusu değil. Sadece kartelle savaştı. 15- Ricardo Prisco dizide ilk sahneye çıktığı yerlere gelene kadar çoktan ölmüştü. Kendisi iyi bir doktordu. Kardeşinin yaptıklarını o yapmış gibi aktarmışlar. 16- Ailelere saldırmamak üzerine bir anlaşma vardı ve Gilberto Rodriguez'in düğününe babam saldırmadı. Onlar yine de 1988'de kardeşim ve benim olduğum binaya saldırı düzenlediler. 17- Babam bizi bu dünyadan uzak tutmaya çalıştı, onun almadığı eğitimi almamız için çabaladı. 18- Babamla bir kez çatışma yaşadık ama o da Narcos'da gösterildiği gibi değildi. 19- Gilberto Rodriguez'in eczanelerine yapılan saldırıyı 1993 yılında gibi göstermişler ama 1988-1989 yıllarındaydı. 20- Dizide gösterilmemiş ama babaannesi amcası Roberto ile birlikte babasına ihanet etmiş. Bu sayede Kolombiya'da huzur içinde yaşamışlar. 21- Almanya yolculuğunda babaannem bizimle birlikte değildi. 22- Savcılığın bize yardım ettiği de koca bir yalan. Cali karteli savcılığın içinde paralel bir devlet gibi hareket ediyordu ve bize sağlanan her şeyden haberleri oluyordu. 23- Ünlü sunucu Virginia Vallejo hakkında da iki iddiası var. Birisi annesiyle hapisten kaçıştan sonra hiç konuşmadıkları yönünde. Diğeri ise babası Virginia Vallej'in Cali Karteli'nin patronlarının sevgilisi olduğunu duyduktan sonra onunla görüşmedi. Yani filmdeki aşk için para reddetme sahnesi saçmalık. 24- Tequendama Oteli'ne hiç telefon göndermediğini söylüyor. Ve telefonda asla o kadar uzun konuşmadıklarını anlatıyor. Son operasyonun olduğu gün oteli kendi adını vererek aramış ve veda konuşması olduğundan uzun konuşmamış. Ona göre babası kendisini vurmuş, yani polis onu öldürmemiş. 25- Tequendama Hotel önünde gazeteci ölümü diye bir şey gerçekleşmedi. 26- Escobar ailesine ve büyüklerine hiç kötü davranmadı. 27- Annemi babamın ölümünden sonra büyük bir toplantıya çağırdılar. Rodriquez onu kurtardı dizide anlatıldığı gibi Gilberto değil. Bu kurtuluş da tam bir soygundu. 28- Ve dizide babaannem annemi babama ihanet etmekle suçlasa da asıl babama ihanet eden oydu. Amcalarım Cali karteliyle ortak iş yaptılar ve ona ihanet ettiler. Daha önce gördünüz mü bilinmez ama bu fotoğrafın arka planında yer alan yer: Beyaz Saray - UYUŞTURUCU BİR BAŞ BELASIDIR VE SİZİ SEVDİKLERİNİZDEN AYRI TUTAR. SİZİ İSTEMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ YAPMAYA ZORLAR VE HAYATINIZI YOK EDER. UYUŞTURUCU BELASINDAN UZAK DURMANIZI ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUZ. Oğlunun iddiaları bu şekilde. Bakalım önümüzdeki sezonda neler olacak? Escobar'ın hayatı hakkında bilinmeyenler için tıklayın"} {"url": "https://www.thegeyik.com/pamuk-prenses-ve-ardinda-yatan-gercek/", "text": "Pamuk Prenses masalının ardında yatan gerçekleri anlatan Dünyalılar'ın bu yazısı bir aydınlanma yaşamanızı sağlayacak cinsten: Masallar çocuklara uyumaları, yetişkinlere de uyanmaları için anlatılır derken Jorge Bucay neyi kastetmiş olabilirdi? Masalların arkasında yatan gerçek hikayeleri kastetmiş olabilir miydi? Madalyonun görünmeyen arka yüzünü ya da kırmızı perdenin ardında saklanmış kahramanların gerçek rollerini? Evvel zaman içinde, 1729 yılının ağır ve yavaş geçen soğuk kış gecelerinden birinde, Hanau'dan yola çıkan Jacob ve Wilhem Grimm adında iki kardeş zorlu bir yolculuğun ardından Frankfurt'a varmak üzereydiler. Onları sıcak şöminelerinin başından kaldırıp bu yolculuğa çıkartan sebep ise, Frankfurt'taki güçlü bankerlerden biri olan Rudi Völler'den almış oldukları siparişi teslim etmekti. Völler uzun zamandan beri sıkıcı geçen gecelerini heyecanlandırmak için bir şeyler yapmak istiyordu. Geceleri şömine karşısında okuduğu pornografik hikayeler artık kendisini eskisi kadar heyecanlandırmıyordu. Çünkü o hikayeler zaman içerisinde hem masumlaşmıştı hem de kafasında yeni oluşan heyecan verici eğilimlerden çok uzaktı. Bir cumartesi günü, doğu seyahatinden dönen üç arkadaşı ona doğuda zengin tüccarların ve soyluların kendileri için özel pornografik kitaplar resimlettirdiklerinden bahsettiler ve o yolculuk sırasında kendileri için yaptırdıkları porno kitapları gösterince Völler'in kafasında ne yapmak istediği oluştu. Göttingen'de profesör olarak çalışan Jacob ve Wilhem kendilerine gelen davetiye karşısında biraz şaşkındılar. Önemli bir işi için beni ziyaret etmenizi beklerim. Saygılarımla, Rudi Völler. Grimm kardeşler Völler'in adını duymuşlardı. Ama adından önce onun özel zevkleri için akıl almaz paralar harcadığı söylentisi kendilerinin kulaklarına kadar gelmişti. Ertesi gün Frankfurt'taydılar. Völler'le karşılıklı konyaklarını içip işin detaylarını konuşuyorlardı. Völler, Grimm'lerden kendisi için bir hikaye yazmalarını istiyordu. Fiyatta anlaşılmış, Völler hikaye içinde özellikle ne istediğini söylemişti. Grimm kardeşler ceplerinde aldıkları avansın sıcaklığını taşıyarak sipariş aldıkları metni yazmak üzere Hanau'daki evlerine doğru yola çıktılar. Yol boyunca hararetle hikayenin temelini neye yaslayacaklarını tartıştılar. Hanau'ya vardıkları zaman Völler'in özellikle istediği cinsel sapkınlık temalarını içine koyabilecek omurga olarak Freyja'nın cücelerle olan ilişkisini kullanmaya karar vermişlerdi. Freyja, İskandinav mitolojisinde aşkın ve cinselliğin tanrıçasıydı. Söylediği açık saçık şarkıların çoğu sansürlenmişti. Mitolojideki hikayeye göre; Alfrigg, Berling, Grerr ve Dvolin isminde dört cüce muhteşem bir gerdanlık yaparlar. Frejya bu gerdanlığı alabilmek için cücelerle sıkı ve uzun süren bir pazarlığa girişir ve pazarlık sonucunda gerdanlığı alabilmek için cücelerle bir gece geçirmeye karar verir. Grimm'ler Frejya'nın hikayesini Dante'nin ilahi komedyasıyla, eski dönemlerin gotik halk esatirleriyle harmanlayarak, içine de Völler'in istediği cinsel eğilimleri de katarak Pamuk Prenses, yani orjinal adıyla söyleyecek olursak Maria Sophia Margerete Christina Von Erthal ve yedi ölümcül günah isimli grotesk pronografik öyküyü yazdılar. Sulu karın ağır ağır yağdığı o gece, Jacob ve Wilhelm, bitirdikleri pornografik metni Völler'e okumak için gidiyorlardı. ve okudular... Völler hikayeden o kadar haz aldı ki, hikayenin kendine sunduğu haz havuzunda uzun geceler boyunca yüzdü. Ve içinde yüzdüğü havuzu genişletmek için Grimm kardeşlere yeniden davetiye gönderdi. Ertesi gün yanlarına gelen Grimm'lerden bu hikayeyi ebeveynlerin çocuklarına çekinmeden okuyabilecekleri bir masal haline dönüştürmelerini istedi. Tek şartı haz aldığı cinsel hezeyanlar masalda yerini koruyacaktı. Grimm kardeşler daha önce almış oldukları paranın dört katını ceplerine koyarak Völler'in yanından ayrıldılar. Dört ay sonra anneler ve babalar piyasaya yeni çıkan bir kitaptan, uykuya direnen çocuklarına Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalını okuyorlardı. Anger, Averice, Envy, Gluttony, Lust, Pride ve Sloth... yani öfke, açgözlülük, kıskançlık, oburluk, şehvet, gurur ve tembellik... Bunlar Dante'nin ilahi komedyasında cennete giden yolda arınılması gereken yedi ölümcül günahın isimleriydi. Grimm kardeşler hikayenin ilk halinde yedi cüceye bu isimleri vermişlerdi. Çünkü Völler'in amacı günahtan kaçmak değil tam tersi, yani olabildiğince günaha bulanmaktı aynen Pamuk Prenses gibi. Hikayede Pamuk Prenses cücelerin evine girince masada yedi tabak görür ve her tabaktan bir kaşık alarak yer. Bu onun yedi günahı tek tek tatmasını ve daha sonra da bundan aldığı hazla kendinden geçerek uykuya dalmasını anlatır. Ona haz veren bir duyguydu günahlarla oynamak, günah işlemek. Grimm kardeşler hikayeyi masal haline getirince Tembel, Obur ve Öfkeli dışındaki diğer dört cücenin ismini değiştirdi. Pamuk Prenses masalında, karısı ölmüş bir kral, kralın kızı yani pamuk prenses, kralın aynı zamanda büyücü olan yeni karısı yani yeni kraliçe ve yedi tane erkek cüce var. O cücelerin neden hepsinin de erkek olduğunu düşündünüz mü ve neden bakire bir prensesin bu yedi erkek arasına sığındığını? Ve bir de nereden geldiği belirsiz olan nekrofilyak bir prensin varlığını? Bu kimlikler arasında yergi yok Sodom'daki gibi. Gizli gizli, kimlikleri sızdırma var çocuk masalı adı altında. Aynen R. Völler'in istediği gibi. Kazanan kim masalda? Prens ve prenses mi? Cücelere ne oldu? Ya da baba figüründe olan ve masalın başında çöpe atılan kral nerede? Bu soruların cevabını veremez masal. Grimm kardeşler bu karakterlerin sonunu yazmayı unuttuğu için mi? Hayır! Çağdaş da olsa eski de olsa, ısmarlanmış da olsa her masal bir kurban ister sadece. Ve masalı okuyan da bu kurbanı isteyerek verir. O kadar çok kitaba geçmiş, o kadar çok belleğe kazınmış ki bu masal.... Ama en önemlisi, toplumsal ahlak tarafından hemen benimsenmiş olması... İşte bu en zor karşı konulur şey... Binlerce kez yinelenerek, masum suretler ardına gizlenerek ortaya konulan ne? Kazanmak? Ama ne yolla olursa olsun başarmak... Ebedi mutluluk olarak tanımlanan bu! Masallar kurban verme geleneğini devam ettiriyor sadece. Masal olsa bile, hayal olsa bile, kurgu olsa bile mutlaka bir kurban olması gerekliliğini sürekli insana hatırlatıyor. Turgut Yüksel'in Ot Dergisi 16. sayıda yayınlanan Sekizinci Ölümcül Günahbaşlıklı yazısından kısaltılarak eklenmiştir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/pandemi-doneminde-cocuklara-basari-baskisi-yapilmamali/", "text": "Çocukların pandemi döneminde hem sosyal izolasyon hem de uzaktan eğitimle zorlu bir sürece girdiğini aktaran uzmanlar, ailelere çocuklarından başarı beklentisini düşük tutmalarını öneriyor. Ara tatil döneminde ebeveynlere çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmelerini tavsiye eden uzmanlar, özellikle fiziksel mesafe kurallarına uygun şekilde dışarıda keyifli aktiviteler planlamaları önerisinde bulunuyor. Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, pandemi sürecinin öğrencilere etkisini değerlendirerek yaklaşan ara tatil dönemiyle ilgili tavsiyelerde bulundu. Uzaktan eğitim hem öğrencileri hem de velileri zorladı Dünyada ve ülkemizde sağlıkla ilgili kaygılarının ön planda olduğu pandemi sürecinde hayatın birçok yönünde aksaklıklar olduğu gibi eğitim alanında da ciddi değişiklikler ve sorunlar yaşandığını aktaran Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, online eğitim sisteminin hem öğrenciler hem ebeveynler hem de eğitmenler için yeni ve zorlu bir süreç olduğunu vurguladı. Yüz yüze eğitimin yerini alan uzaktan eğitimde çocukların çoğu eğitim konusunda sıkıntı yaşadı diyen Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, Dersleri anlamakta, derse dikkatini vermekte zorlandıklarını anlattılar. Bazı öğrenciler derslere girmedi, bazıları ödevlerini yapmadı, bazıları ise derse girdiğini söyledikleri halde bilgisayarda oyun, sosyal medya, internet gibi farklı etkinliklerde vakit geçirdiler dedi. Sosyal izolasyon ruh sağlığında bozulmalara yol açtı Özellikle ebeveyn ve öğretmen denetiminin az olduğu çocukların uzaktan eğitimden pek yarar görmediğini aktaran Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, sınav sistemindeki değişikliklerin de bu tarz sorunların tespit edilmesinde aksaklıklara yol açtığını söyledi. Ancak sorumluluk sahibi çocuk ve gençlerin de istedikleri gibi öğrenemedikleri için başarı ile ilgili kaygılarında artış olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, Bazı çocukların pandemi nedeniyle yaşadığı sosyal izolasyon, belki kaybettikleri yakınları nedeniyle ruh sağlıklarında bozulmalara yol açtı ve bu durum derslerine olumsuz yansıdı. Aynı süreçten geçen ebeveynler kendi yorgunlukları içerisinde çocuklara destek verecek gücü bulamadı bazen diye konuştu. Çocuklarla keyifli etkinlikler planlayın Sorun ve kaynağı ne olursa olsun çocuğu dinleyerek, var olan sorunları dikkatli bir şekilde tespit eden ailelerin uzman desteğine başvurması gerektiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, ara tatil döneminde süresi az bile olsa çocuklarla keyifli etkinlikler yapılmasını, haftada en az 4-5 gün sosyal mesafe kurallarına uyarak mutlaka çocukların dışarı çıkarılmasını önerdi. Öğrenciler mutlaka dersi takip etsin Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, diğer tavsiyelerini şöyle sıraladı: Ebeveynlerin başarı ile ilgili beklentilerini bu dönem için azaltmalarını öneririm. Ancak bu kesinlikle eğitimi tamamen yok saymak olarak yorumlanmasın. Her öğrencinin okulla ilgili en azından derslere girme, dersleri dinleme ve ödev yapma gibi görevlerini yerine getirmesi lazım. Bunu uygun bir dille söyleme ve takip etme görevi ebeveynlere aittir. Derslerde işlenen konuların anlaşılıp anlaşılmadığı ebeveynler tarafından basitçe kontrol edilebilir. Bu görevlerde aksaklık olması veya ruhsal sıkıntılar varlığında ek eğitim desteği ve çocuk ruh sağlığı uzman hekimlerinden destek alınması sorunların büyümeden çözülmesine olanak tanıyacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/pandemide-calisanina-destek-olan-firmalar-gelecekte-bunun-faydasini-gorecek/", "text": "Pandemi nedeni ile değişen iş yapış şekilleri, giderek normalleşme eğilimi gösteriyor. Ancak bundan sonra iş dünyasında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı da kabul gören bir diğer gerçek. Great Place to Work Enstitüsü, yeni normalleşme döneminde çalışanlarla ilgili en önemli dört konuyu açıkladı. Resmi kurumlar tarafından son dönemde yapılan açıklamalar, normalleşme eğiliminin arttığını gösteriyor. Ancak bu yeni döneme nasıl başlanacağı da merak konusu. Yeni iş modelleri nasıl gelişecek, işletmeler bu döneme nasıl hazırlanacak, çalışanlarına neler sunacak gibi birçok soru bu dönemde net cevaplar kazanmış değil. Çalışanlara çalışılabilir bir iş yeri ortamının sadece yüz siperliği, el dezenfektan istasyonları gibi zorunlu önlemleri sunarak sağlanması mümkün görünmüyor. Bu konuda iş yerlerine düşen görevlerin başında güven ortamı yaratmak bulunduğuna işaret eden Great Place to Work, sahip olduğu küresel deneyimle, böylesi bir dönemde çalışanlarla koordine edilmesi gereken en önemli dört konuyu belirledi. 1- Çalışan aidiyeti ve kurum kültürü Çalışanlarınız iş arkadaşlarından ihtiyaç duydukları desteği alabiliyor mu? Kendilerini yalnız mı hissediyor, iş arkadaşları ile bu dönemde sosyal bağlantıları nasıl devam etti? Bu sorulara verilecek olumlu yanıtlar, işe giriş döneminde çalışanların önlemleri uygulamada birbirlerine destek olacağını gösterecek. Birbirleriyle sosyal bağlantısı ve arkadaşlık bağı olan çalışanlardan oluşan bir ekip, normale dönüş yolculuğunda birbirlerine rehberlik ederek işletmenin performansını gözetecek. 2- Çalışan ihtiyaçlarına yönelik fazladan kaynak yaratmak Çalışanların yaşanan dönemden kaynaklanan doğal endişelerinin giderilmesi, iş dışında da kendilerine yaratılacak yeni kaynaklar ve gösterilecek desteklerle güçlendirilmeli. Çalışanların iş dışındaki sorumlulukları sorgulanmalı, önümüzdeki birkaç ay içerisinde ne tür güvencelere ihtiyaç duydukları ve ailelerinin bakımı ile ilgili endişeleri de göz önünde bulundurularak, bu alanlarda yaratılacak kaynaklarla çalışanlara destek sağlanmalı. 3- Güven duygusu ve şeffaflık Çalışanlar, güvende olacakları araçlara sahip olduklarını hissetmeliler. Bunu hissettirmenin yolu ise liderleri ile yapacakları iletişimle mümkün. Liderlerinin kararlarına ve yeteneklerine güven duyan çalışanlar, onların mesajları ve geri bildirimi ile daha iyi performans gösterir ve aidiyetleri artar. Çalışanlar, liderleri ile sırt sırta verdiklerinden şüphe etmemeli. Bunu sağlamanın yolu, yönetimin çalışanlarla açık iletişim kurmasından, karar süreçlerine onları dahil etmelerinden geçer. Yönetime olan güveni ve netliği ölçmek, firmaları bu dönemde ileriye taşıyacak önemli bir faktördür. 4- Fikir paylaşımı ve aktif iletişim Çalışanlar yeni döneme uyum sürecine etki mi ediyor yoksa başlarına gelenlere uyum mu sağlıyor? Şirketler içinde bulunduğumuz pandemi döneminin zorluklarıyla mücadele ederken, çalışanlarının da mücadelede etkin olarak yer almasını sağlamalılar. Çalışanlar, günün getirdiği yeniliklere uyum sağlamanın yanı sıra, alternatif yeniliklerin geliştirilmesinde de fikirleriyle süreçlere dahil olmalılar. Süreçlere etki edebilen ve süreçler üzerinde kontrol sahibi olan çalışanlar, değişime uyum sağlamada hız kazanacaklar. Ayrıca çözümün parçası olduklarını hissettiklerinde yöneticilerine olan güvenleri de artmış olacak. Çalışanlarıyla bu türlü bir iletişim kurabilen şirketler, pandemi sürecinden çıkışta zorluk yaşamayacaklar. Great Place to Work hakkında: Great Place To Work Enstitüsü, kurum kültürü konusunda uzmanlaşmış, 5 kıtada ve 60'tan fazla ülkedeki ofisiyle sektör ayrımı olmadan tüm ölçeklerdeki şirketlere mükemmel iş yerlerini inşa etmeleri, geliştirmeleri konusunda destek veren bir araştırma ve danışmanlık kurumudur. Great Place to Work, 30 yılı aşkın süredir dünya çapındaki en iyi işverenleri belirlemekte ve sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmaktadır. En İyi İşverenler listeleri, işveren markasının duyurulması ve güçlendirilmesi için şirketler tarafından tercih edilen ve kabul görmüş bir araştırmadır. Enstitü'nün her yıl 7 bine yakın işletme ve 16 milyondan fazla çalışanı dahil ettiği analizleri, kurum kültürü alanında dünyada gerçekleştirilen en geniş çaplı araştırma olma özelliğini taşımaktadır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/pandeminin-seyahatlerde-yarattigi-dijital-guvenlik-sorunlari/", "text": "COVID-19 pandemisinin, iş veya tatil amaçlı seyahat davranışlarımız üzerinde büyük bir etkisi oldu. Ancak toplantılar ve diğer iletişim biçimleri için dijital alternatiflere yönelmek, modern dünyanın tüm ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Bazı durumlarda yine seyahate ihtiyacımız oluyor. Aynı durum, önümüzdeki yıllarda özellikle aşıyla elde edilecek başarılar ışığında tatil için de geçerli olacak. Ancak seyahat gelecekte biraz farklı bir şekil alabilir. COVID'in etkisi seyahatin yalnızca fiziksel yönlerinde değil, dijital alanda da görülecek ve yeni tehditler ortaya çıkacak. Belki de ilerde bizi bekleyen en büyük sorun mahremiyet olacak. Camdan Yapılmış, Şeffaf Küresel Vatandaş Salgının yayılımını takip etmek ve pandemiyi kontrol altına almak amacıyla içinde bulunduğumuz dönemde insanları takip etmek için farklı yöntemler geliştirildi. Restoranda yemek yemek için çevrimiçi kayıt yaptırmanız gerekiyor, bara girerken bir kağıda adınızı ve adres bilgilerinizi yazmanız isteniyor, tüm bunlar kişisel verilerinizi bilinmeyen kişilerle paylaşmanıza neden oluyor. Tıp uzmanlarının bu tür verilere erişmesi salgının yayılmasıyla mücadele adına faydalı olsa da, örneğin güvenlik güçleri veya diğer personeller tarafından bu tür verilere yetkisiz erişimin sağlandığı da görüldü. Fiziksel konumun kaçınılmaz takibi, gizliliğe yönelik büyük bir tehdit oluşturuyor. Zira suçlular bu tür verilere erişebiliyor ve bu verileri kimlik avı, spam veya fidye yazılımı gibi kötü amaçlı yazılım saldırıları gibi başka saldırılar için kullanabiliyor. Dahası bazı ülkeler gezginlerden yalnızca tıbbi testleri değil, aynı zamanda onları kalıcı, hedefli bir şekilde gözetim altına almayı mümkün kılan izleme uygulamalarını yüklemeye zorlayarak özel bilgilerini kapsamlı bir şekilde paylaşmalarını talep ediyor. Bu tür politikaların ne kadar süredir yürürlükte olduğunu tahmin etmek zor olsa da bazı ülkelerde bunun sürekli kalması bile olası durumda görünüyor. İzleme uygulamaları çok sayıda işlev sunabiliyor. Örneğin yalnızca gerçek zamanlı konum verilerini elde etmekle kalmıyor, aynı zamanda akıllı telefonunuzdaki yerel verilere de erişebiliyor. Şimdiye kadar bu tür uygulamaların ne kadar süre kullanılacağını ve pandemi azaldığında geleceklerinin nasıl olacağını tahmin edemiyoruz. Suçlular veya yeni sağlık krizleri gibi benzer bir takip için gelecekte başka talepler de olabilir. Bu yolla toplanan uygulamaların ve verilerin bundan sonra nasıl kullanılacağını da izlemek gerekiyor. Salgın ve sonrasında getirilen kısıtlamalar diğer açılardan da mahremiyeti artırabilir. Kaspersky geçen yıl seyahat ederken sık karşılaşılan bir sorun olan görsel ve işitsel bilgisayar korsanlığı üzerine bir çalışma gerçekleştirdi. Birçok ülkede hala aktif olan sosyal mesafeye dair zorunlu politikalar nedeniyle bu tür bilgi gözetlemek daha zor olacaktır ve bu da mahremiyet sorunlarını bir dereceye kadar azaltabilir. Elbette sosyal mesafe kısıtlamaları gevşetilirse, gezginlerin bir kez daha omuz sörfünden kaçınmak için önlem almaları gerekecektir. Elbette seyahat endüstrisinin dijitalleşmesi salgının bir sonucu olarak başlamadı. Bilet satın almaktan otel odanızdaki ekipmana kadar, seyahat giderek daha dijital bir deneyim haline geliyor ve giderek daha fazla risk getiriyor. Kaspersky, seyahat için evinizden çıkarken aklınızda bulundurmanız gereken bazı önemli noktaları şöyle sıralıyor: Senin yerin senin evin değil Muhtemelen otellerin ve diğer konaklama sağlayıcılarının sıklıkla kullandığı ev gibi hissettiriyor ifadesini biliyorsunuzdur. Dürüst olmak gerekirse buranın sizin eviniz olmadığını anlamalısınız. Akıllı teknolojilerin artmasıyla evinizde sahip olduğunuz tüm teknolojiye hakim olabilirsiniz, ancak size ait olmayan yerlerde çevrenizdeki IoT cihazları üzerinde hiçbir kontrolünüz yoktur. Odanızda kameralı smartTV var mı? Modern konaklama odalarına entegre edilmiş akıllı hava kontrolleri, sesli asistanlar, eğlence teklifleri ve diğer tüm küçük yardımcılar ne olacak? Kendi cihazlarınızı onlara bağlarsanız hepsi gizliliğiniz için bir tehdit olabilir veya güvenlik sorunu oluşturabilir. Telefonunuzu şarj etmek için USB bağlantı noktasına sahip bir elektrik prizi bile cihazınızın güvenliği veya fiziksel sağlığı açısından bir risk oluşturabilir. Oteller ve etkinlik yerleri az sayıda turistin olduğu bu dönemi mekanlarını yenilemek için kullanıyor. Bu da yakın gelecekte konaklama tesislerinde bu tür teknolojilerin daha fazla entegre olduğunu görebileceğimiz anlamına geliyor. Ev, telefonunuzun WiFi ağınıza otomatik olarak bağlandığı yerdir Akıllı telefonlar, tabletler, dizüstü bilgisayarlar, e-kitap okuyucular ve benzerleri gibi çeşitli cihazlarla seyahat edebilirsiniz. Otellerde, restoranlarda veya diğer yerlerde yerel WiFi kullanmak da oldukça konforlu gelir. Bu sayede yeterli bağlantı hızına sahip olabilirsiniz ve dolaşım ağınızın dışındayken bile yüksek iletişim faturaları konusunda endişelenmenize gerek kalmaz. Peki bağlı olduğunuz ağı kimin kontrol ettiğini hiç düşündünüz mü? Ne tür verileri paylaşıyorsunuz, hangi web sitelerini açıyorsunuz? Sadece operatör değil suçlular da trafiğinizi gözetleyebilir, hassas verilerinizi toplayabilir ve cihazlarınıza saldırmaya çalışabilir. Yalnızca yerel cihazınızda değil uzaktan bağlantılarda da şifreleme kullanmak, uçak biletinizi kaybetmemek kadar önemlidir. Self-servis Konsiyerj Herkes dijital biletleri sevmez, bazen basılı bir biniş kartı kaçınılmazdır. Günümüzde oteller ve lokasyonlar, genellikle tabletler veya bir bilgisayar olmak üzere halka açık self servis kiosklar sunmaktadır. Bu kiosklarda e-posta hesabınıza giriş yaparsınız veya biletinizi nerede saklamış olursanız olun, açar ve yazdırırsınız. Bu işlem birkaç dakika sürebilir, ancak hiçbir şey unutmadınız mı? Çıkış sırasındaki stres nedeniyle Çıkış ve Tarama verilerini temizle tuşuna basmayı atlayabilirsiniz. Büyük bir portföye sahip belirli küresel servis sağlayıcıların hesaplarını kullanırken, e-postalar, dokümanlar ve takviminiz gibi tüm verilere tam erişimi koruyan bu tür birçok cihazla karşılaşılabilir. Bu yalnızca verileriniz için bir tehdit değil, aynı zamanda verilerinizin suçlular tarafından kötüye kullanılması riskini de beraberinde getirir. Kişilerinize ve sosyal ağınıza spam veya kimlik avı e-postaları gönderebilirler. Yanınızda kim oturuyor? COVID-19 sonucunda birçok hizmet, özellikle bilet satışları ve rezervasyonlar çevrimdışıdan çevrimiçine geçti. Salgından önce bile dijital dünyada doğru kişiyle konuşmanızı sağlamak zordu ve çoğu durumda kimlik avcıları ve diğer suçlular bu sorunu kötüye kullandı. İnsanlar 2020'de daha da savunmasız hale geldi. Bu tür suçlular insanları kandırmak ve sosyal mühendisliği kullanarak kar elde etmek için salgına da dört elle sarıldılar. Bu dönemde iptal edilen uçuş iadeleriyle ilgili sahte e-postalar, devlet kurumlarından gelen sahte mesajlar ve hatta maske gibi sahte ekipman satmaya çalışan vakalara rastlandı. Sonuç Fiziksel ve dijital dünya birleşmeye devam ederken, güvenlik her zamankinden daha önemli hale geliyor. Pandemi, vatandaşların sağlığını korumak için yeni kısıtlamalar ve dijital süreçler getirmeye zorladı ve bu da seyahatin geleceğini şekillendirdi. 2020'nin seyahat dönüşümünün etkileri, pandeminin sonunun çok ötesinde devam edecek. Bu, kendi güvenliğinize özen göstermenin bir zorunluluk haline geldiği ve fiziksel ve dijital dünyadaki korumanızın en önemli varlığınız olduğu anlamına gelir. Alınacak en temel önlem, risklerin farkına varmak ve verileriniz ve davranışlarınız konusunda dikkatli olmaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/pantolonda-tasinan-cep-telefonu-uremeyi-olumsuz-etkiliyor/", "text": "Gün içinde cep telefonunu pantolon cebinde taşıyan erkeklerin yüzde 47'sinde sperm sayısı azalıyor. Testislere yakın taşınan cep telefonları gebe kalmayı güçleştiriyor. İsrail'deki Haifa Teknik Üniversitesi'nde yapılan araştırmada, cep telefonlarının aktif olarak yüzen sperm sayısını ve sperm kalitesini azalttığı, bunun sebebinin de elektromanyetik aktiviteden kaynaklanan ısı artışı olduğu saptandı. posta.com.tr'nin haberine göre; Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, erkekleri yakından ilgilendiren araştırma hakkında şu bilgileri verdi: Çalışmada üreme kliniğine başvuran 100'den fazla erkek izlendi. Bu erkekler telefonlarını kasık bölgesine yakın taşıyorlar, telefonla şarj olma esnasında konuşuyorlar ve gece uyurken telefonlarını yattıkları yerin sadece birkaç santim uzağına bırakıyorlardı. Özellikle erkekler arasında sperm kalitesinin azalması bariz olup, çiftlerin % 40'ında çocuk sahibi olma konusunda da problemler çıkmaktadır. Üreme kapasitesindeki azalma ile cep telefonu kullanımı artışı arasındaki bağlantı anlamlı bulunmuştur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/papatya-cayi-icmek-neye-iyi-gelir/", "text": "Uzman Diyetisyen Olcay Barış, ister kuru ister taze papatyadan hazırlayabileceğiniz çayın faydalarını sizin için derledi. Karın kramplarına iyi gelir Papatya çiçeğinde bulunan güçlü antispazmodik ve anti-inflamatuar özellikler mide krampları için etkili bir ilaçtır. Gaz ve ağrıyı gidermek için sabah ve akşam, günde iki kez çaydan içilir. Uykuya yardım eder Sizin de milyonlarca insan gibi uyku sorununuz mu var? Eğer öyleyse yatmadan yaklaşık 30 dakika önce bir fincan papatya çayı için. Moleküler Tıp Raporlarına göre, papatya yaygın olarak hafif bir sakinleştirici ve uyku indüksiyonu olarak kabul edilmektedir. Sedatif etkiler beyindeki benzodiazepin reseptörlerine bağlanan apigenin flavonoid kaynaklı olabilir. Preklinik modellerdeki çalışmalar sırasıyla antikonvülsan ve CNS depresan etkilerini gösteriyor. Hastalar üzerindeki araştırmada, hastaların 90 dakika içinde derin uykuya geçtikleri belirtiliyor. Migreni rahatlatır Baş ağrısı geldiğinde bir bardak papatya çayı içmeye başlayın. Baş ağrınız çok kötüye gitmeden önce içmeniz önemli. İrritabl bağırsak sendromunu azaltır Mideniz ve bağırsaklarınız kötü ise bir fincan papatya çayı için. IBS'ye eşlik eden kramp ve ağrıları azaltabilir, ayrıca aşırı gaz ve şişkinlikten kurtulabilirsiniz. Bağışıklık artırır Eğer sık sık soğuk algınlığı veya grip geçiriyorsanız günlük olarak bir fincan veya iki papatya çayı içmenizden fayda olabilir. Yanık ve sıyırıkları iyileştirir Papatya etkili bir bitki infüzyonu olarak değil, aynı zamanda topikal olarak da kullanılabilir. Mısırlılar, Romalılar ve Yunanlılar, papatya çiçeklerinden yapılmış merhemleri yaraları iyileştirmek için kullanırlarmış. Papatyayı çay olarak demleyin. Soğuduktan sonra çay suyunu yara veya sıyrıkların üzerine sürün. Koyu renk halkaları azaltır Göz çevresindeki koyu renk halkalardan nefret ediyorsanız papatya çayı denemek isteyebilirsiniz. Çay iltihaplanmayı azaltır ve cildi sıkılaştırır, sizi yenilenmiş ve canlı bir görüntüye kavuşturur. İki çay torbasını ılık suya batırın ve beş dakika boyunca orada bırakın. Serinledikten sonra, yatıştırıcı bir sıkıştırma için onları gece gözlerinize yerleştirin. Cildinizi parlatır Yaş ilerledikçe cilt lekelenebilir. Pürüzlü lekeleri nemlendirmek ve yok etmek için papatya çayı kullanın. Sadece 2 papatya çayı ile 2 bardak su kaynatın. Bir kaba dökün ve yüzünüzü buhara dikkatlice yerleştirin. Tedaviyi yoğunlaştırmak için başınıza bir havlu koyun. Cildinizi iyileştirirken sizi de rahatlatacaktır. Akneleri önler Papatya, serbest radikallerle savaşmaya yardımcı olan yararlı antioksidanlarla yüklüdür. Bu nedenle sivilceye yol açan bakterilerin önlenmesinde faydalı olmaktadır. Gözeneklerinizi temiz tutmak ve bakterileri yok etmek için haftada birkaç kez yukarıda belirtildiği gibi buhar yöntemini kullanın. Şişkinlik ve ağrıları azaltır Aşırı kullanımdan veya yaralanmadan dolayı meydana gelen şişme çok acı vericidir. Ciddi yan etkilere neden olabilecek anti-inflamatuar ilaçlar almak yerine papatya çayı deneyin. Çay, vücudunuzun şişmesini azaltmak için çalışacak doğal anti-inflamatuar özelliklerle yüklüdür. Kan şekerini ve diyabet hastalarındaki hasarı azaltır Araştırmaya göre, yemekten sonra bir fincan veya iki papatya çayı içmek, şeker hastalarının kan şekerini düşürme, görme, sinir ve böbrek hasar riskini azaltmanın etkili bir yoludur. Tiroid ve meme kanseri riskini azaltır Yunanistan'daki birçok kişi bitki çayı ve ağırlıklı olarak papatya çayı içiyor. Araştırmacılar, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Yunanistan'daki tiroid kanseri oranının Amerika Birleşik Devletleri'nde veya Avrupa'da bulunandan çok daha düşük olduğunu keşfettiler. Haftada altı kez papatyayı çayı içen kişilerin tiroid kanseri gelişme olasılığı yüzde 70 daha düşük ve otuz yıldır çaydan düzenli tüketenler ise yüzde 80'den daha düşük risk altında. Papatyada kereviz, meyveler ve maydanozda bulunan apigenin gibi flavonoidlerin anti-kanser potansiyeline katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Hayvan çalışmalarında apigeninin kanserli tümörleri küçülttüğü tespit edilmiştir. 2011 yılında yapılan bir araştırma, apigeninin meme kanseri olan sıçanlarda tümör oluşumunu geciktirdiğini göstermiştir. 2013 yılında yapılan bir başka çalışma da apigeninin meme kanseri hücrelerinin kendi ölümlerini durdurma kabiliyetlerini engellediğini ortaya koymuştur. Cilt tahrişini azaltır Güneş yanığı, kızarıklıklar, egzama ve böcek ısırıkları can sıkıcı ve acı verici olabilir. Papatya, antienflamatuar özelliklerinden dolayı ağrı ve tahrişi azaltabilir. Kas spazmlarını giderir Papatya çayı, kas spazmlarını sakinleştiren glisin seviyesi yükseltir. Glisin bilinen bir sinir gevşetici olup, aynı zamanda papatya çayını etkili bir kaygı ve stres yardımcısı haline getirir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/para-ustunu-kurusu-kurusuna-veren-taksicinin-hikayesi/", "text": "Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara'da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarıda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü var mı diye aranmaya başladı. Üstü kalsın kardeşim dedim. Döndü bana doğru: Vaktin var mı ağabey ? dedi. Evet dedim Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş. Birader dedim,9.75 değil,10.50 yazsa ister miydin 50 kuruş benden? Ne alacağım ağabey 50 kuruşu! Peki, niye gittin 25 kuruş için o kadar uğraştın. Üstü kalsın demiştim. Döndü bana, attı kolunu arkaya: Vaktin var mı ağabey? Var. Çek kapıyı o zaman. 5 dakika konuştuk. İngiltere'de Profesöründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dakikada öğrettiklerini, İngiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler: Ağabey biz Keçiören'de 5 kardeşiz. Babam rençberdi, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize Durun kalkmayın derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı. Aha dedim, Bizim meslekten, seminerci. Ne anlatırdı baban ? Hayatta nasıl başarılı olunur ? O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor. Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantolonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın diye anlatırken, biz de gülerdik. Annem kızardı,Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü. Yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktı biliyor musunuz? Ne bıraktı? Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın. Falan filan... Ağabey, aradan 15 yıl geçti... Diğer babanın 2 oğlu şu anda cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı. Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var. Hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki : Asıl mirası bizim baba bırakmış. Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 kuruşu evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah'a şükür. Çok duygulandım, veda ettim. Tam ineceğim: Dur ağabey, asıl bomba şimdi! Nedir bomban ? Nerede oturuyoruz biliyor musun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz. Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar. Ahmet Şerif İZGÖREN / Görsel, başlık ve düzenlemeler TheGeyik.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/paralel-evrende-yolculuk-bir-esenyurt-minibusu-hikayesi/", "text": "Zaman zaman sizlerle paylaştığımız ilginç hikayelerden bir yenisi ile tekrar karşınızda olmaktan dolayı mutluyuz, gururluyuz. Sizlerle paylaşacağımız ilginç hikayemiz İstanbul'un en uzak ve kendine has ilçelerinden biri olan Esenyurt'ta geçiyor. Söz konusu ilçe ile Beylikdüzü-Büyükçekmece-Bahçeşehir ekseninde çalışan minibüsleri bilenler bilir. Bir minibüs yolculuğundan karşılaşabileceğiniz en nadide, en sıra dışı insanlar genelde bu hatta çalışan minibüslerin yolcularıdır. Durum böyle olunca da bu minibüsleri kullanan senin, benim gibi sıradan insanların başına akıl almaz olaylar gelir. İşte bu hikayemizde kız arkadaşıyla görüşmek uğruna sıklıkla bu minibüsleri kullanmak zorunda kardeşimin hikayesi. Bizzat onun ağzından aktarıyorum yaşanan ilginç yolculuğu. Kız arkadaşımla buluşmak için yine minibüs kullanmam gerçeği ile yüzleştikten sonra üzerimi değişip evden çıktım. Tek dileğim sıradan, sıkıcı bir yolculuk geçirip Akbatı AVM'nin olduğu bölgeye ulaşmaktı. Ancak kader bir kez ağlarını örmüştü. Dur kalklı bir yolculuk sonrası sıkışık minibüste kendime oturacak bir yer bulmuş, sessiz sedasız çevreyi izliyordum. Devlet hastanesinin olduğu bölgeye gelince ise kaldırımdaki kalabalık dikkatimi çekti. Bir adam ölmüşçesine yerde yatıyordu. Öğle saatleriydi ve hava gelen baharın etkisiyle oldukça sıcaktı. Yerde yatan adamın sıcaklık nedeniyle fenalaştığını ve devlet hastanesine bu kadar kısa mesafede olduğu için çevredeki insanların yardımıyla hastaneye götürüleceğini düşünüyordum. Ancak işte bir gariplik vardı. Yerde yatan adamın çevresinde toplanan dört kişi birinin yerde ölü gibi yatmasını ne denli sıradan görüyorsa; adamın başında toplanmış, sigara içip sohbet ediyordu. Ara ara yerdekini ayaklarıyla dürten topluluk, zaman zaman ise yerdeki ölü adamın üzerine kül döküyordu. Heyecanlandığımı gören ve anladığım kadarıyla bu konuda benden çok daha tecrübeli olan bir amca kafasını az ileri uzatarak kalabalığa baktı ve vay tayfa toplanmış yine dedi. Anlaşılan bu bir ritüeldi. İçimdeki merak duygusunu bastırıp peki bu adam niye yerde yatıyor? diye sormadım amcaya. Çünkü önceki yolculuklarımdan biliyordum ki muhabbet istediğinizi zanneden bir amca yolculuk boyunca size durmaksızın çeşitli konularda açıklama yapabilir, dünya-evren-kainat-kozmos hakkında bildiğiniz her şeyi yerle bir edebilirdi. Yaşanan tramvayı atlattıktan sonra minibüs giderek dolmaya başladı. Değil ayakta durmak, içeride nefes almak dahi güçleşmişti. Tek ayak üzerinde duranlar, havada durdum şahitlerim var diyenlerin hepsi bu minibüste toplanmıştı. İnsanlar elden ele para uzatıyor, para üstü alıyordu. Derken minibüs bir anda karıştı. Biri ok gibi fırladı minibüsün kapısından. Ne olduğunu anlamak için etrafa bakınırken bir amcanın kalabalığı yararak parramın üstüne çaldı amuğ.. god.. çocuğu diyerek ilerlediğini gördüm. Şoföre dönüp sakın bir yere gitme! Paramı alıp, hemen geliyorum. Dedi ve o da minibüsten aşağı atladı. Bir minibüs dolusu insan önden kaçan para üstü hırsızını ve arkasından koşan göbekli, matadoru kovalayan bir boğayı andıran amcayı izliyordu. Herkes paralize olmuştu adeta. Yaşlılar cık cık cık tonunda konuşmalar içine girmişken, yaşı genç olanlar ise yakalar-yakalayamaz tartışmasına girmişti. Para üstü hırsızı kara kuru zayıf bir çocuk olduğundan hızla uzaklaşırken, boğa misali burnundan soluyan amca ise her şeye rağmen inatla deparını sürdürüyordu. Aklıma ilk gelen para üstünün ne kadar çok olduğuydu. 100 TL üzeri olmalı düşündüm en başta. Ancak süre ilerledikçe ve amca azimle koşusunu sürdürdükçe 100 TL değil herhalde 200 TL diye çıtayı yükselttim. Süre ilerliyor, hırsızı kovalayan amca bir türlü minibüse dönmüyordu. Bu naptı? Parayı EURO'yla DOLAR'la mı verdi. Bu ne koşusu? derken kan ter içinde kalmış amca minibüse geri döndü. Girer girmez de açıklama yapma gereği duyuyormuş gibi yagalayamadım şerefsizi. amuğ... goddumun çocuğu...gavurun dölü... haysiyetsiz pez... diye bir dizi hakareti sürdürdükten sonra amcanın bu çabasını takdir eden bir genç amcaya yer verdi. Oturup soluklanan boğa misali amcası kısa sürede de minibüsten indi. Ancak herkesin aklında bir soru vardı. Bu adam kaç para verip de üstünü alamamıştı? Bu kez merakıma yenildim ve müsait bir yerde ineceğim dedikten sonra şoföre sordum. Ya kaptan bu para üstü çalınan dayı kaç para vermişti sana? Kaptan döndü ve son derece haşin şekilde Kaç para olacak? 5 lira verdi. dedi. Kolay gelsin deyip indim. Günün sonunda ne yerde yatan adamın gizemi, ne de böylesine kondisyonlu bir adamın iki adım yürümemek için neden minibüse bindiği anlaşılamamıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/paranin-degistiremedigi-adam/", "text": "Milli Piyango size vursa anında unutursunuz değil mi bizi? Ne güzel bir ilişkimiz vardı oysa espriler yapıp gülüyorduk sayın okur. Bak bu arkadaş öyle yapmamış köyünün çamurlu yollarını fakir halkını unutmamış. Hikaye tabii ki Türkiye'den değil, Xiong Shuihua isimli Çinli arkadaşımız köyünden ayrıldıktan sorna gerçek anlamda paraya konmuş, yaptığı tüm işlerde voleyi vurmuş. Ama geldiği fakir köyü unutmamış. İşte o bey Xiong Shuihua: Önce köydeki tüm barakaların yerine 72 aile için oldukça lüks daireler hazırlatmış ve yolları yaptırmış. Üzerinde emeği olduğunu düşündüğü 18 aileye de kıyağın büyüğünü geçmiş ve onlara da villa yaptırıyor. Fakir olan köyün hemen hemen her yerine de sosyal olanaklar ekletmiş, mesela bunlar bizim belediyelerin de kullandığı spor aletleri. Günde 3 öğün yemekler pişen köyün girişi de bizim sözüm ona büyük şehirlerimizden daha süslü. Helal olsun bu adama!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/parasi-yetmeyen-ogrenciler-bedava-lahmacun-istedi-lokantacinin-yazdigi-not-olay-oldu/", "text": "Paraları yetmediği için ekstra lahmacun isteyen öğrencilere lokantacının verdiği cevap sosyal medyayı salladı. Fazladan 7 lahmacun yollayan lokanta sahibi yazdığı not ile herkesi duygulandırdı. Sosyal medya, 5 üniversite öğrencisinin yemek siparişinde yazdığı nota büyük bir jestle karşılık veren lokantacıyı konuşuyor. Paraları olmadığı için yemek siparişinde, 'Merhaba, evde 5 öğrenciyiz. Vize haftası başladı, neredeyse uyumadan sınavlara çalışıyoruz. Kişi başı 3 lahmacun sipariş edecektik ama paramız bu kadarına yetti mümkünse 2 tane de sizin yollamanızı istiyoruz' notunu yazan öğrencilere lokanta sahibi olumlu yanıt verdi. SİZLER BU MEMLEKETİN GELECEĞİSİNİZ Öğrencilerin siparişine ek olarak fazladan 7 lahmacun ve her biri için tatlı gönderen lokanta sahibi siparişlerin üzerine, 'Benim oğlum da başka bir şehirde okuyor. Allah hepinizin yardımcısı olsun. Siz bu memleketin geleceğisiniz. Tatlı da benden, zihin açar' şeklinde cevap verdi. Nota yüzlerce yorum gelirken, lokanta sahibi 'Öğrencilerin babası' ilan edildi. İŞTE HERKESİ DUYGULANDIRAN NOT:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/parasizliktan-okulu-birakti-ama-yilmadi-tam-30-yil-sonra-doktor-oldu/", "text": "Zorlu hayat koşulları ve gençlik döneminde yaşadığı bazı olumsuzluklar nedeniyle Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni 3'üncü sınıfta bırakan Alat, 30 yıl sonra azmi ve çabasıyla tamamladığı eğitim serüvenini anlattı. Alat, gençliğinde okuyamadığını belirterek 3'üncü sınıfta başarısızlıktan okulla ilişiğim kesildi. O arada babamın işlerinde çalıştım, fırıncılık yaptım. Evlendim. Ekonomik durumumuz bozuldu. Paramı kaybettim. Ta ki 2012 yılına kadar. Ondan sonra hayatım değişti. dedi. Üniversiteyi yarım bırakan öğrenciler için 2012'de çıkan af ile üniversite hayatına dönen Alat, hastanelerin acil bölümlerinde işine yaraması ve kimlik kartı sahibi olma amacıyla fakülteye tekrar kayıt yaptırdığını söyledi. Okula kayıt olduktan 25 yıl sonra eğitim hayatına ara verdiği için tıp fakültesine birinci sınıftan başladığını aktaran Alat, Okula kayıt yaptırdıktan sonra bir derse girdim. 46 yaşındayım o zaman. Sınıftaki arkadaşlarla o gün acayip bir elektrik tuttu. Onlar beni çok sevdi. Ben onları çok sevdim. Akabinde bir sınav oldu. O sınavdan 73 aldım. Dedim ki 'Ben bu işi yaparım dedi. BİRÇOK İŞTE ÇALIŞTIM Gençliğinde birçok işte çalıştığını söyleyen Mustafa Ercüment Alat, Fırıncılık yaptım, ekmek mayaları sattım ama okula başladığım zaman ekonomik olarak bayağı sıkıntılıydım. İşim de bozulmuştu. Okulda okurken, 4 sene bir otobüs firmasında terminalde çalıştım. Oradaki insanlar da bana çok destek oldular, nöbetlerim konusunda. Pazartesi sabahı evden çıkıyordum. Akşama kadar derse giriyordum. Akşam terminale gidiyordum. Sabaha kadar terminalde duruyordum. Sabah tekrar okula gelip, derse giriyor, o gün akşam evime ancak gidebiliyordum ifadelerini kullandı. İstek ve azim olduktan sonra herkesin istediğine ulaşacağının altını çizen Alat, Zekanın, paranın ve hiçbir şeyin önemi yok. İnsan azmetsin. Alın terini o masanın üstüne döksün, başaramayacağı hiçbir şey yok. Benim gençlere söyleyeceğim kesinlikle pes etmesinler. Yılmasınlar, insan istedikten sonra her şeyi yapar. dedi. Alat, hayatta her şeyin temelinin çalışmak olduğuna işaret ederek tıp fakültesine girmenin önemli olmadığını, oraya girdikten sonra çalışmanın önemli olduğunu vurguladı. HEM BABA HEM AĞABEY SINIF arkadaşlarından Ebrar Selenay Yücel ise Ercüment Alat'ın 6 sene boyunca kendisine ve tüm arkadaşlarına hem ağabeylik hem babalık yaptığını dile getirerek 6 senemiz dolu dolu geçti. Ercüment ağabey gerçekten çalışkan bir öğrenci. Benden daha çok çalıştığına eminim. Çok çabaladı. Sınavlara girdik beraber. Her türlü fedakarlığı yaptı. Çok iyi bir insan her konuda. Ona ne kadar teşekkür etsem az. Onun notlarıyla geçtim çoğu kez şeklinde konuşurken sınıf arkadaşı Dr. Rıdvan Oğuz Kara ise Ercüment ağabey, bizim her zaman ağabeyimiz oldu. Tıp uzun bir okul. Çoğu insan annesinden, babasından çok Ercüment ağabeyi gördü. Çoğu zaman bizim için ağabey ve babaydı. Bize hayat tecrübelerini aktardı. Onu tanımak bizim için büyük mutluluk dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/paris-sizi-cagiriyor-parise-gideceklere-tavsiyeler/", "text": "Kimilerine göre Avrupa'nın kimilerine göreyse aşkın başkenti Paris, uzun zamandır tatil planlarımı süslüyordu. Filmlerden etkilendiğim doğrudur; bir kış günü Paris'e karlar düşerken orada olmayı, Eyfel Kulesi'ni tüm şehir bembeyazken izlemeyi çok istiyordum. Yılbaşı tatiline denk gelmesi de seyahati daha tatlı bir hale getirdi. Sizler için güzel fikirler vereceğine inandığım, Paris ile ilgili aklınızdaki pek çok soruyu cevaplayabilecek bir yazı hazırladım. BOOKING.COM'dan en uygun PARİS OTELLERİ İÇİN TIKLAYIN Paris'e Gidiş 28 Aralık 14:25 tarifeli THY'nin promosyonlu bilet bulduğum uçağıyla Atatürk Havalimanı'ndan Paris Charles De Gaulle Havalimanı'na uçtum. Çok rahat bir uçuş gerçekleşti, İstanbul Paris arası normal şartlarda uçakla yaklaşık 3 saat sürüyor. Paris'te Nerede kalmalı? Havalimanına yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta olan otelim L Empire Paris'ten birileri beni transfer etmek için oradaydı. Fiyatı, kalitesi, Louvre Müzesi ve La Saine Nehri'nin hemen yanında olması ve güleryüzlü personelini düşününce mükemmel bir tercih. Biraz daha düşük fiyatlı bir yer arayanlar için önerimse Hotel Elysees Opera yine şehrin merkezinde daha ufak bir otel. Paris'te Nerelere Gitmeli? Louvre Müzesi'ni belgesellerde bolca görmüşsünüzdür muhtemelen ama tarihe tanıklık etmiş 13.yy yapımı bu müze dünyanın kesinlikle en ilginç ve en değerli müzesi. Tarihe tanıklık etmiş gibi hissediyorum. Eyfel Kulesi'ni görmelisiniz dememe gerek yok sanırım. Herkesin hayatında en azından bir kez görmesi gereken tarihi bir simge. Notre-Dame Katedrali heykelleri ve yapısı ile diğer katedrallerden farklılaşıyor. Victor Hugo'nun bu yapıyı yıkılmaktan korumak için Notre Dame'ın Kamburu'nu yazdığını duyunca açıkçası çok şaşırdım. İyi ki yazmış. Paris'te Ne yemeli? Öncelikle Paris'te çok fazla turist çeken yerlerde yemek pahalı ve beklenilen kaliteden uzak olabilir. Fransız aşçıların müthiş yemekleri var, daha az gösterişli yerleri seçmeye dikkat ederseniz 30 Euro civarında bir ücretle güzel bir menü ve şarap ile karnınızı doyurabilirsiniz. Domuz eti yemek istemiyorsanız çok sayıda tavuk yemeğine sahip bir mutfakları ve hemen hemen her önemli caddede bulabileceğiniz domuz eti satmayan restoranları da var. Escargot dedikleri salyangoz ve Steak Tartare diye adlandırılan marine edilmiş çiğ et yemeği denenmeli. Paris'te Ne içmeli? Başarılı bir şarap kültürleri var, Bordeaux şaraplarını Paris'in her köşesinde bulabilirsiniz. Kahve konusunda da başarılı olduklarını düşünüyorum sınırsız kahve çeşidini bulmak mümkün. Paris'te Ne kadar bahşiş vermeli? Verilen ücretin %10-12'si kadar bir bahşiş uygundur. Paris'te Nelere dikkat etmeli? Nezakete çok önem veriyorlar. Özellikle dil konusunda fazla milliyetçiler. Trafiği İstanbul'un trafiğinden farksız bu yüzden ulaşım için gelişmiş metro sistemlerinden faydalanın. Yolculuğa çıkmadan önce bir sözlük ve Türkçe- İngilizce yada Fransızca şehir rehberi alın. Kalabalık içerisinde çok yüksek sesle konuşmayın. 2 Ocak 18:15 seferli THY uçağında yine ucuz uçak bileti bulmuş olmamın verdiği ekstra huzurla İstanbul'a döndüm. Sizlerin de Paris'te güzel günler geçirmeniz dileğiyle 🙂 Soru ve yorumlarınızı bekliyorum..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/patatese-oyle-bir-sey-yapti-ki-simdi-paraya-para-demiyor/", "text": "24 yaşındaki Amerikalı Craig isimli genç, kız arkadaşıyla yemek yerken yeni bir iş modeli buldu. Craig, patatese mesajı ekleyip istenilen kişiye gönderiyor. Potato Parcel, en komik iş fikirlerinden biri. Girişimci Alex Craig kız arkadaşına bu fikirden bahsettiğinde, kız arkadaşı onunla çok alay etmiş. Ancak Craig, planı doğrultusunda ilerlemeye devam etti ve şimdilik köşeyi dönmüş görünüyor. İş modeli oldukça basit patatesler aracılığıyla anonim mesajlar gönderiliyor. Kullanıcılar patates siparişlerini online olarak veriyorlar, mesajlarını ekliyorlar ve isimsiz bir şekilde istedikleri kişiye gönderiyorlar. 24 yaşındaki Craig, bu iş fikrini bu yılın başlarında kız arkadaşıyla öğle yemeği yerken bulduğunu söyledi. Kız arkadaşı ona tek bir patates bile satamayacağını ve bu fikrin şu zamana kadar duyduğu en aptalca şey olduğunu söylemiş fakat iş fikrinin bu kadar popüler olabileceğini başta kendisi de düşünmemiş. Ama ikinci gün Reddit üzerinden 2.000 dolarılık sipariş aldıklarında bu işe devam etme kararı almış. Craig sözlerine şu şekilde devam ediyor: Amerika genelinde binlerce insana patates gönderdik ve biraz tuhaf ve hatta kısa süreliğine de olsa birilerinin hayatını etkiledik. Craig'in girişimci olmak isteyenlere verdiği sağlam bir de tavsiye var: Herkesin kendini tutmasına neden olan iki şey var: Korku ve şüphe. Başarısızlık korkusu ve şüpheyi alt edebilirseniz her şeyi başarabilirsiniz. haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/paylasilamayan-arsaya-yapilan-60-cmlik-evin-inatcilik-dolu-hikayesi/", "text": "İki kardeşin 70 yıl önce paylaşamadığı bir arsada inşa edilen bir binanın öyküsü bu. Öyle bir yapı ki dünyadaki başka hiçbir binaya benzemiyor... Sandra Rishani (http://spatiallyjustenvironmentsbeirut.blogspot.com/ Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta çok ünlü bir bina var. Yerel halkın el Ba'sa yani Garez olarak nitelendirdiği bu binanın hikayesi çok ilginç. Geçtiğimiz günlerde Lübnanlı bir mimar sayesinde dünya basınında gündem olan Garez'in geçmişi 1950'li yıllara dayanıyor. Şehir planlama uzmanı ve mimar Sandra Rişani sayesinde dünyanın dikkatini bir kez daha çeken Garez, Beyrutluların çok iyi bildiği bir şehir efsanesine göre iki kardeş arasındaki bir miras uyuşmazlığı nedeniyle inşa edildi. Anlatılanlara göre, Garez'in inşa edildiği arsa önceden arka tarafındaki geniş kısımla birlikte bir bütündü. Arsanın sahibi de iki kardeşti. Gün geldi kardeşler arasında bir mal paylaşımı yapılması gerekti. Kardeşlerden birine düşen parçanın konumu diğerinden çok daha iyiydi. Bu durum haliyle payına kötü parça düşen kardeşi pek mutlu etmedi. O da intikamını kardeşinin deniz manzarasını kapatarak almaya karar verdi ve 1954'te Garez'i inşa ettirdi. BİNA DEĞİL DUVAR Beyrut'un Manara mahallesinde bulunan Garez için bina demek ne kadar doğru bilinmez. Özellikle belli açılardan bakıldığında bir duvar ya da pano gibi görünüyor. Binanın en dar yerinin genişliği 60 santimetre, en geniş yeri ise 4 metre. Toplam 120 metrekarelik bir alana inşa edilmiş olan binanın yüksekliği de 14 metre. Mimar Rişani bu binayla ilk kez 2014 yılında, şehrin unutulan hatıralarının derlendiği bir kitabın hazırlık aşamasında çalışırken tanıştı. Mesleği mimarlık ve şehir planlaması olmasına rağmen bu binadan hiç haberi olmadığını belirten Rişani, hikayeyi de babasından öğrendi. Bunun üzerine binayı kendi gözleriyle görmek için yola düştü. Sandra Rishani (http://spatiallyjustenvironmentsbeirut.blogspot.com/ Sokağa girdiğinde karşılaştığı yan binanın apartman görevlisinin yorumunu da aktaran Rişani şunları yazdı: Ben daha sorumu bile bitiremeden 'Evet biliyorum, insan şoke oluyor' dedi. 'Bu bir duvar. Ama eskiden içinde insanlar yaşıyordu.' Bunları duyan Rişani hikayenin ayrıntılarını öğrenmek için yeniden babasına başvurdu. Babasının anlattığı hikaye şu şekildeydi: İki kardeşe de birer parsel miras kalmıştı. Kardeşler bu parsellere nasıl inşaat yapacaklarına karar veremiyorlardı. Bu arada parsellerden bir tanesinden yol geçtiği için önemli bir kısmı istimlak edildi. Bu parselin sahibi kardeş de kalan alana tek başına bir bina yapmaya karar verdi. Böylece binasının arkadaki parselin deniz manzarasını kapayacağını ve kardeşinin arsasının değerinin düşeceğini umuyordu. BUNCA YIL NASIL AYAKTA KALDI? Bugün Garez boş duruyor ve sahibinin kim olduğu bilinmiyor. Geçmişte defalarca el değiştirmiş. Hatta Lübnan İç Savaşı sırasında çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapmış. Aynı dönemde binada bir genelev olduğu bilgisi de çeşitli haberde yer alıyor. Peki Beyrut gibi inşaat sektörünün çok hareketli olduğu bir şehirde Garez nasıl ayakta kaldı? Üstelik bina yerel miras koruması altında da değilken... Bunun sebebi satılsa ya da yıkılsa bile açılan alanın inşaatçıların işine yaramayacak olması. Rişani bunu, Söz konusu yasalara göre Garez yıkılsa bile yerine bir bina inşa edilemez çünkü üzerine oturduğu arsa, inşaat alanları için belirlenmiş minimum genişliğin altında sözleriyle anlattı. KAYNAK: HÜRRİYET.COM.TR https://www.hurriyet.com.tr/dunya/genisligi-sadece-60-santimetre-bir-garip-garez-hikayesi-41770729"} {"url": "https://www.thegeyik.com/pelvis-pelvis-tabani-egzersizleri-hareketleri/", "text": "Aşk kasları adı verilen pelvis taban kasları pelvis tabanı adı verilen bölgede bulunur. Bu kasların egzersizler ile çalıştırılması sayesinde daha istikrarlı ve güçlü bir cinsel hayata sahip olabilirsiniz. Hem de organların sarkması engellenebilir. AŞK KASI EGZERSİZLERİ Dr. Arnold Kegel tarafından ilk defa tarif edilen aşk kası egzersizlerine Kegel Egzersizleri veya Puboccoccygeus Egzersizleri de denir. Kegel aşk kaslarının günde 1 veya 2 defa kasılmasını söyler. Pelvis taban kası hareketlerinin öncelikli sebebi kullanılmayan kasların güçsüzleşmesini önleyerek orgazm gücünü diri tutmaktır. İşte Chris Philpot çizimiyle 3 Kegel Egzersizi #1 Köprü Şekildeki hareketi yaparken kalçanızı yukarı kaldırdığınız zaman nefesinizi 10 saniye tutun ve hareketi aşağı inerek bitirin. Bu hareketi 10 kere yapın. #2 Duvar Squat Duvara arkanızı dönün ve sandalyede oturur gibi sırtınızı şekildeki gibi yaslayın. 10 saniye nefesinizi tutun ve tekrar doğrulun. Bu hareketi 10 kere yapın. #3 Jumping Jacks 1 Dakika boyunca ayak ve kollarınızı şekildeki gibi hareket ettirin. #4 Ölü Böcek Hareketi İlk şekildeki gibi yatın, ayak ve ellerinizi kaldırın. Ardından ikinci şekildeki gibi kol ve bacaklarınızı hareket ettirin. Aynı hareketi diğer kol ve bacağınızla gerçekleştirin. Durmadan bu hareketi beşer veya onar kere devam ettirebilirsiniz. Başarılar!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/penisi-egik-olanlar-dikkat/", "text": "Penis eğikliği hakkında hep olumlu şeyler okudunuz. Özellikle zevk açısından pozitif şeyler fakat bu haber biraz daha dikkat etmeniz için... Independent'ın aktardığı araştırmaya göre penisin eğik olması anlamına gelen peyronie hastalığına sahip olan erkeklerin mide, cilt ve testis kanserine yakalanma riski daha yüksek. Araştırmanın 1.5 milyon kişinin katılımıyla gerçekleştirildiği belirtiliyor. İngiltere çapında 155 bin kişinin peyronie hastalığına sahip olduğu tahmin edilse de uzmanlar, erkeklerin bu konuda tıbbi yardım almaktan çekinebileceği ihtimali üzerinde duruyor ve sayının daha yüksek olduğunu tahmin ediyor. Araştırmaya göre Peyronie sahibi hastaların testis kanserine yakalanma olasılığı yüzde 40, melanom cilt kanserine yakalanma olasılığı yüzde 29, mide kanserine yakalanma olasılığı ise yüzde 40 oranında daha yüksek. Yapılan testler sonucunda ürolojik kanser hastalıklarının genetik olarak aktarılabileceği belirtilirken, bu hastalıktan muzdarip olanların gözlem altında olmasının erken teşhis açısından önemli olduğu ifade ediliyor. The Telegraph'a konuşan İngiltere Kanser Enstitüsü çalışanı Emma Shields ise konuyla ilgili şöyle konuştu: Peyronie hastalığına neyin sebep olduğu henüz anlaşılabilmiş değil. Bu hastalık, bazı kanser türleri için risk faktörü oluşturuyor. Kanserin farkedilmesi her sağlık taramsında mümkün olmayabilir. Bu yüzden sağlık taramalarının sağlam kanıtlara dayanması gerekiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/penny-dreadful-hayranlarina-sevindirici-haber/", "text": "Showtime'ın son zamanlardaki en önemli yapımlarından olan ve başrollerinde Eva Green ile Josh Hartnett gibi önemli oyuncuların paylaştığı Penny Dreadful 3.sezonu itibariyle -kafalarda bir çok soru işareti bırakarak- yayından kaldırılmıştı. Yaşattığı heyecan dalgası ve sürpriz konusuyla büyük bir hayran kitlesine ulaşan dizinin reytinge kurban edilerek yayından kaldırılması dizi hayranlarını harekete geçirdi. Dizinin hayranları çeşitli etkinlikler ve forumlar vasıtasıyla Showtime'ı baskı altına alıp dizinin devam etmesi için büyük çabalar harcadı. Tüm bu çabaların sonunda Showtime'dan şaşırtıcı bir açıklama geldi. Yapılan açıklamada Penny Dreadful'un dizi olarak devam etmeyeceği bunun yerine çizgi roman serisi olarak dizinin kaldığı yerden devam etmesine karar verildiği açıkladı. Çizgi roman serisinin editörlüğünün Lizzy Kale tarafından üstlenileceği ve çizgi romanın 6-7 ay sonra raflarda olacağı ifade edildi.Dördüncü sezonuna çizgi roman olarak devam edecek yapımın dizinin yapımcısı John Logan ile ortaklaşa hareket edilerek sürdürüleceği ifade edildi. Vanessa'nın ölümü sonra Ethan Chandler'ın yaşadıklarına odaklanacak olan çizgi roman sonrası Penny Dreadful belki de 5. sezonuna dizi olarak devam eder. Kim bilir ?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/pentagonun-ufo-sirri-desifre-oldu/", "text": "ABD Savunma Bakanlığı'nın bir UFO tanımlama birimi olduğu ortaya çıktı. Pek çok komplo teorisine konu olan UFO'ların Pentagon'un da radarında olduğu ortaya çıktı. Amerika Birleşik Devletleri'nin Savunma Bakanlığının 2007-2012 yılları arasında bir UFO tanımlama programını fonladığı belirlendi. The New York Times'ın haberine göre, para akışı kesilmiş olsa da programın hala devam ediyor olduğu ortaya çıktı. Aynı habere göre, ABD Savunma Bakanlığı'nın Advanced Aerospace Threat Identification adını verdikleri bir UFO tanımlama birimi bulunuyor. 2007 yılında Senatör Harry Raid tarafından fonlanmaya başlayan bu programın 2012 yılına kadar ki bütçesinin yıllık 22 Milyon dolar olduğu belirtiliyor. 2012 yılından sonra senato fonlaması kesilmiş olsa da, programın hala ABD Savunma Bakanlığı kapsamında işlemeye devam ettiği iddia ediliyor. ABD basınında geniş yer bulan haberle ilişkili henüz resmi bir açıklama bulunmuyor. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/pep-guardiola-tipki-bir-karpuz-gibi/", "text": "Premier Lig'de Manchester City, West Ham United'ı deplasmanda 4-0 yenerken, yeni transfer Gabriel Jesus yıldızlaştı. Menajer Pep Guardiola, maç sonunda genç oyuncuyu karpuza benzetti. Manchester City'nin sezon başında 27 milyon sterlin karşılığında Palmeiras'tan transfer ettiği Gabriel Jesus, Brezilya Ligi'nin son bulmasıyla birlikte takıma katıldı. 19 yaşındaki oyuncunun kendisini göstermesi uzun sürmedi. Menajer Pep Guardiola, 4-0 kazandıkları son West Ham United maçında Sergio Agüero'yu yedek oturtarak, forvet hattında Jesus'a görev verdi. Guardiola'nın kendisine duyduğu güveni boşa çıkarmayan Jesus maçı 1 gol ve 1 asistle noktaladı. Guardiola maç sonunda genç oyuncuyu karpuza benzetti. Bu tür potansiyeli yüksek oyuncuların, nasıl bir performans vereceklerini önceden kestirmenin güçlüğüne dikkat çeken Guardiola Gabriel de tıpkı bir karpuz gibi. Nasıl iyi olup olmadığını görmek için karpuzu kesmek zorundaysanız; bu tür oyunculara da şans vermelisiniz dedi. İlk izlenimlerinin son derece olumlu olduğunu vurgulayan Guardiola, Gabriel Jesus'un yakın gelecekte futbol dünyasının en önemli yıldızlarından biri olabileceğinin altını çizdi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/periyodik-tabloda-yer-almamasina-ragmen-hepimizin-asina-oldugu-7-element/", "text": "Periyodik tabloda yer almamasına karşın hepimizin aşina olduğu ve birçoğumuzun Hollywood Etkisi nedeniyle gerçek sandığı 7 elementi, kimyaya gönül veren tüm dostlarımız için sıraladık. İşte Periyodik Tabloda Yer Almamasına Rağmen Hepimizin Aşina Olduğu 7 Element; 1# Adamantium Wolverine'in iskeletini oluşturan metal. 2# Vibranium Captain America'nın kalkanında kullanılan hafif ama dayanıklı metal. 3# Mithril Lord of The Rings serisinde karşımıza çıkan ve Frodo'nun hayatta kalmasına yardımcı olan dayanıklı metal. 4# Carbonite Star Wars serisinde insanları dondurmaya yarayan element. 5# Necrodermis Warhammer 40000'de karşımıza çıkan ve kendini yenileyebilen metal. 6# Saronite World of Warcraft evreninde yer alan, işe yarar element. 7# Supermanium Superman'in aracını üretmek için kullandığı element."} {"url": "https://www.thegeyik.com/pes-2019-yeni-ozelliklerle-cok-daha-erken-cikiyor/", "text": "Pro Evolution Soccer sersinin merakla beklenen yeni oyunu PES 2019'un satışa çıkacağı tarih yapılan resmi açıklama ile belli oldu. Bir süredir Eylül ayı ortalarında çıkan oyun, bu kez Yaz sonunda geliyor. PES 2019 çıkış tarihi Avrupa için 30 Ağustos 2018, Amerika içinse 28 Ağustos olarak açıklandı. MyClub modu yenilenecek. FIFA'daki haftanın oyuncusu, ayın oyuncusu gibi özel futbolcu versiyonları eklenecek. Yeni şut ve pas animasyonları ve 11 farklı 'trick' animasyonu eklenecek. Çapraz dönüş, bakmadan pas, kontrollü çelme, düşen şut ve yükselen şut gibi yeni beceriler ile birlikte oyundaki toplam beceri sayısı 39'a çıkmış. PES 2019'da 4K HDR desteği sunulacak. Yeni lig lisansları ve daha gerçekçi transfer sistemiyle Master League modu geliştirilecek. İşte PES 2019'dan resmi görüntüler:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/pilates-egzersizi-orgazmi-tetikliyor/", "text": "Orgazmik doğumdan sonra bilim dünyası orgazmın yeni bir şeklinden daha bahseder oldu: Egzersizle tetiklenen orgazm ya da İngilizce adıyla coreorgasm. İsmini core yani karın kaslarıdan almış çünkü çoğu kişi karın egzersizi yaparken, bu deneyimi yaşamakta. Erkek ve kadınların yüzde 10'u coreorgasmı deneyimlemekte ancak şiddeti her zamankinden daha az ama yine de mutluluk verici. Bisiklet, yoga, koşma, tırmanma, ağırlık kaldırma ve alt karın kaslarının kullanıldığı egzersiz biçimlerinde deneyimleniyor. Bedeni tanımak önemlidir. Özellikle kadınlar gençken cinselliği tam keşfedemez, otuzlu yaşlarından sonra bedenlerini keşfetme yolculukları, orgazmı keşfetmeye dönüşür. Bedenimizi tanımanın en güzel yollarından biri egzersizdir, danstır, cinselliktir. Menapoz sonrası bile kadınlarda egzersizin cinsel fonksiyonları geliştirdiği belirlendi. Toplumumuzda cinselliğin tabu olması, gençlerimizi cinselliği yanlış kaynaklara itmeye neden olmakta çoğu zaman. Çocuklukta ailelerde cinsel eğitim yok sayılmakta, çocuklar ergen olduklarında doğru bilgi kaynaklarına ulaşamamakta. Çünkü yok. Devlet üniversitesinde akademisyenlik yaptığım yıllarda öğrencilerimize cinsel sağlık/üreme sağlığı dersleri verirdik, onlar şanslı azınlıktı. Şu an bu dersi veren çok nadir üniversite kaldı. O yıllarda gençler için üreme sağlığı merkezleri vardı, sayılı olsa da, ama maalesef tek tek kapandılar. San Diego'da evlilik ve aile terapisti Dr. Karen Gless , insanlar arasında özellikle erkeklerin cinselliği porno izleyerek öğrendiğini belirtiyor ve bunu bir problem olarak niteliyor. Bilgi kaynağının olmaması yanında, cinsel iletişim eksikliğimiz gibi sorunlara hiç girmiyorum bile bu yazıda. Gelelim bu coreorgasm meselesine. Bloomington Indiana Universitesi'nde Cinsel Sağlığı Geliştirme departmanında görevli Dr. Debby Herbenick , 2015 yılında The Coregasm Workout: The Revolutionary Method for Better Sex Through Exercise isimli bir kitap çıkardı. Bu kitap 2011 yılında Dennis Fortenberry ile yayınladığı araştırmasının bir ürünü idi. 536 kadın üzerinde yaptığı bu çalışmada internette doldurulan anket verilerine göre; kadınların en çok karın egzersizi yaparken, tırmanış ve ağırlık kaldırma çalışması yaparken egzersizin orgazmı tetiklediğini buldu. Bazı kadınlar ise orgazm olmasa bile, spining/bisiklet karın egzersizi ve ağırlık kaldırma ile cinsel isteklerinin arttığını belirtti. Cinsel yaşamı güzelleştirmek için coreorgasm nasıl kullanılabilir? Bedenini egzersiz sırasında dinleyerek. Hangi egzersiz cinsel uyarılmayı arttırıyor, gözleyerek. Sonrasında bu bilgi cinsel ilişki sıklığını arttırmak için ya da cinsel aktivitede bir öncü olarak kullanılabilir. Kısacası yaşamın hareket etmek üzerine temellendiği gerçeğinden yola çıkarak, bu egzersizin cinsel yaşama da olumlu katkı yaptığını araştırmalar kanıtladı. Özellikle pilatesin merkezleme prensibi; bir hareketin core kaslarından başlayan enerji ile bedendeki diğer bölgelere yayılması prensibi sayesinde bolca karın kasları çalıştırılır. Core bölgesi Jopseph Pilates'in tarifine göre göğüs kafesinin altından karın bölgesini bir korse gibi çepeçevre saran, çatı kemiğinin içinde olduğu, ağırlık merkezini çevreleyen derin ve yüzeyel kaslar dahil olmak üzere pelvik taban kaslarının da yer aldığı bölgedir. Pilatesin tüm hareketlerinde, biz eğitmenler olarak özellikle karın sıkı, kalça sıkı, çişini tut komutunu sıklıkla bu yüzden kullanırız. Pelvik taban kaslarını çalıştırmak özellikle doğumdan sonra vaginal kasların hızlıca toparlanması sağlar, üstelik idrar kaçıran ve öncesinde cinsel problemi olan kadınlarda evde yaptıkları pelvik taban egzersizinin cinsel fonksiyonlarında iyileşme sağladığı gösterilmiştir. Her yaştaki kadınlara önerilir, idrar kaçırmayı önlediği araştırmalarda belirlenmiştir, cinsel yaşamı da güzelleştirir. Pelvik taban egzersizlerini, pilates yaptığınız müddetçe zaten doğal olarak yaparsınız. Hazırlayan: Doç. Dr. Güliz Onat Kaynaklar: 1- Debby Herbenick & J. Dennis Fortenberry (2011). Exercise-induced orgasm and pleasure among women. 2- Nazarpour S, Simbar M, Ramezani Tehrani F, Alavi Majd H (2016). Sexual Function and Exercise in Postmenopausal Women Residing in Chalous and Nowshahr, Northern Iran. Iran Red Crescent Med J. 20;18(5):e30120. 3- Sacomori C, Cardoso FL(2015). Predictors of improvement in sexual function of women with urinary incontinence after treatment with pelvic floor exercises: a secondary analysis. J Sex Med. 12(3):746-55. İlk görsel kaynak: http://conradcjones.deviantart.com/art/Orgasm-496882301 - Dr. Güliz Onat doğum ve kadın sağlığı hemşireliği doçenti ve Uluslararası Sertifikalı Emzirme Danışmanı ünvana sahip Türkiye'deki ilk hemşiredir. Yıllardır özel emzirme danışmanı olarak çalışan Doç. Dr. Onat yüksek lisans tezinde cinsellikle ilgili çalışmış, Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneğinden eğitimler alarak gebelik ve lohusalık dönemi ağırlıklı olmak üzere, her yaş dönemine özgü cinsel sağlık danışmanlığı da yapmaktadır. Doç. Dr. Güliz Onat aynı zamanda Uluslararası Pilates Federasyonu ve Türkiye Cimnastik Federasyonu sertifikalı hamile pilatesi öğretmenidir. Doç. Dr. Onat halen Tükriye'de bir üniversitede Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Ebelik Bölüm Başkanı olarak çalışıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/pink-floyd-mfo-sarkisini-araklamis-olabilir-mi/", "text": "Son dönemde sıkça gündeme gelen ve Adele ile Ahmet Kaya arasındaki olay ile hatırlanan şarkılar arası esinlenme ya da argo tabirle araklama modası bir kez daha gündemde. Bu seferki iddia ise çok büyük. Ekşi Sözlük yazarı Piflo'nun iddiasına göre MFÖ'nün 1986 yılında çıkardığı Vak The Rock albümünün çıkış sarkısı Bir Ordayım Bir Burda, Pink Floyd tarafından araklanmış olabilir. Pink Floyd'un 1987 yılında yayınladığı A Momentary Lapse of Reason albümünde yer alan efsane şarkı Learning To Fly, MFÖ'nün Bir Ordayım Bir Burda şarkısı ile büyük benzerlikler taşıyor. Özellikle intro bölümünde fark edilen benzerlik için karar sizin. Araklama mı? Esinlenme mi? İşte şarkılar;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/pizza-kulturunun-turkiyede-tutunmasinin-ilginc-hikayesi/", "text": "1989 yılı...Türkiye ilk defa pizza dükkanlarıyla tanışır.Türkiye'ye birkaç dükkan açarak pazarın nabzını yoklayan ünlü marka aldığı sonuçla şoka girer. Bekledikleri gibi olmaz.Boğazına düşkün olduğu için pizzayı seveceğini düşündükleri Türk tüketicisi, pizzayı sevmez.Dükkanlar kapatılır.Geri dönülür. 1991 yılı.Murakami-Wolf-Swenson Productions'ın ürettiği bir çizgi film dünyada büyük ilgi görür.Yapımcı şirket Türkiye'deki bir özel kanala bu çizgi filmi teklif eder.Kanal şaşkındır, fiyat gerçekten olması gerekenin %10'udur.Adeta kapandaki peynir gibi duran bu teklifi kaçırmaz özel kanal.Yayınlanmaya başlar.Çizgi film Türkiye'de de çok tutulur.Oyuncakları, rozetleri, kartpostalları, defterleri ve kitap kapları ile müthiş bir pazarlama da beraberinde gelir. 1994 yılına gelindiğinde çizgi film milyonlarca çocuğu ve genci etkisi altına almıştır.Bu çocuklar tuhaf bir biçimde annelerinden pizza pişirmesini istemeye başlar.Türk anneleri pizzayı nasıl yapacağını bilmez.Talep gitgide artar.Derken pizza zinciri dükkanlarını yeniden aktif hale getirir, yeni dükkanlar açar.Çocuğu yemek yemeyen anneler mecburen pizza sipariş eder.Liseli, üniversiteli gençler arasında bir itibar nesnesi haline gelir. Türk mutfağının demode lahmacunu, pidesi terk edilmiş, gençler gruplar halinde pizza dükkanlarına gider hale gelir. Tesadüfen pizza talebini patlatan bu çizgifilmi çoktan tahmin ettiniz değil mi?Bravo! O çizgi film Ninja Kaplumbağalar!O pizza zincirini de tahmin ediyorsunuzdur,onu da buraya yazmayayım. Şimdi o çocuklar büyüdü, çizgifilmi ilk izleyenler 30'larına geldi.İlk jenerasyon genç evli, yeni nesil aile oldu.Onlardan sonraki jenerasyon şimdilerde üniversite öğrencisi, ya yurtta ya da öğrenci evinde kalıyor.İlk jenerasyondaki evliler evde yemek pişirmek yerine sık sık şöyle diyor : Pizza mı söylesek?Bir sonraki jenerasyon da yurt odasına ya da öğrenci evine neredeyse her akşam pizza sipariş ediyor. İşte algılarımız böyle yönetiliyor.20-30 yıllık stratejiler çiziliyor, uygulanıyor.Bizim eğlenceli diye izlediğimiz masum çizgifilmler, diziler, sinema filmleri birtakım fikirlerin beyinlerimize çok daha hızlı zerk edilmesini sağlayan katalizörlerdenibaret.Ve emin olun, bu bilinçaltı pazarlamacıları, bu algı sihirbazları bize sadece pizza yedirmiyor...! Bu sadece bir örnekti, her Amerikan filminde Apple bilgisayarların görünmesi bugünkü Apple çılgınlığının temeliydi.Her filmde sabah işe giderken elinde Starbucks kahve ile koşturuyor olması bugün bir kahveye 15 lira ödüyor olmamızın müsebbibi.Afrika'da ayağında ayakkabı olmadığı için pet şişe bağlayan Afrikalı gençlerin elinde içine su doldurulmuş Coca-Cola kutularıyla gezmeleri ve bununla sınıf atladıklarını düşünmeleri de yıllardır Coca-Cola'nın yaptığı MUTLULUK reklamlarının sonucu. Gerçekte mutlu olmayanlar içtikleri içecekten mutluluk akıtmaya çalışıyor işte, başka bir şey değil. Biz hatırlamayız ama babalarımızın hayranı olduğu Western filmlerindeki karizmatik kovboyu. O kovboyun ağzındaki Marlboro sigarayı babalarımız bugün hala bırakabilmiş değil. Etkiye bakar mısınız?İşte bu yüzden unutmayalım;Bize sunulan görüntülerin, reklamların, film ve dizilerin %99'u bir amaca hizmet ediyor.İnanmadan, etkilenmeden, kendimizi kaptırmadan önce iki kere düşünelim. Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter diyordu Malcolm X,Uyanık olmayana pizzayı da yedirirler, kolayı da içirirler üzerine de bir sigara yaktırırlar...Afiyet olsun! Ömer Ekinci"} {"url": "https://www.thegeyik.com/playboy-dergisi-kapaniyor-mu/", "text": "Playboy Enterprises şirketinin, 1953'ten bu yana erotik yayınlarıyla dünyanın en ünlü markları arasına giren Playboy dergisini yayından kaldırabileceği duyuruldu. The Wall Street Journal'ın aktardığına göre şirketin dönem CEO'su Ben Kohn, 'küçük basılı dergiden çok daha geniş' olan 'Playboy dünyasına' yoğunlaşmayı planladığını açıkladı. Satışları son yıllarda hızla düşen dergiyi kapatmayı düşündüklerini söyleyen Kohn, 2018'de medya işinden marka yönetimine geçmeyi planlıyoruz diye konuştu. Haberde, geçtiğimiz eylül ayında yaşamını yitiren Playboy grubunun kurucusu ve sahibi Hugh Hefner'in varisleriyle, şirket hisselerinin yüzde 35'inin satın alınmasına yönelik görüşmelerin sürdüğü belirtildi. Gazete, Playboy Enterprises'in çoğunluk hissesine sahip olan Rizvi Traverse şirketiyle, yaşadığı süre boyunca derginin yayınlanması konusunda anlaşma yapan Hefner'in ölümünden sonra şirketin medya sektöründen ayrılma sürecinin hızlanacağını, ancak derginin yayınlarına son verilmesi konusunda nihai kararın henüz alınmadığını kaydetti. Eylül 2017'de 91 yaşında yaşamını yitiren Hugh Hefner, 1953'te yayınlanan ilk Playboy dergisinin kapağını süsleyen efsane film yıldızı Marilyn Monroe'nun yanında defnedilmek için 1992'de Los Angeles kentindeki Westwood Village Mezarlığı'ndaki yeri 75 bin dolar karşılığında satın almıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/playboy-yildizi-seyahat-bloguyla-instagramda-firtina-estiriyor/", "text": "Bir dönem Playboy modeli olarak adını duyuran, daha sonra ise kariyerine televizyon alanında devam eden 32 yaşındaki Sara Jean Underwood, Instagram'da paylaştığı pozlarıyla sosyal ağlarda fırtına estiriyor. Sputnik, Underwood'un blogundaki en renkli paylaşımlardan oluşan bir seçki hazırladı. Bir dönem Playboy modeli olarak adını duyuran daha sonra da TV alanında kariyer yapan 32 yaşındaki Sara Jean Underwood, Instagram'da paylaştığı pozlarıyla sosyal ağlarda fırtına estiriyor. Instagram sayfasını seyahat bloğu gibi kullanan Underwood, gittiği yerlerde çektirdiği fotoğraflarını paylaşarak 8,5 milyon takipçiye ulaştı. 2005 yılında Playboy dergisine ilk pozunu veren Sarah Jean Underwood, bundan bir yıl sonra da derginin sayfalarında yer almayı sürdürdü. Underwood'un Playboy modelliği kariyeri 2007 yılında sona erdi. Bunun ardından da televizyonculuk kariyerine başladı. Gezdiği her yerden seksi fotoğraflarını Instagram hesabında paylaşan Underwood, sadece internet kanallarından yılda 1.5 milyon dolar gelir elde ediyor. Underwood, 2012 yılında Esquire dergisi tarafından Yaşayan en seksi kadın seçilmişti. \"I love getting older. My understanding deepens. I can see what connects. I can weave stories of experience and apply them. I can integrate the lessons. Things simply become more and more fascinating. Beauty reveals itself in a thousand more forms.\" Victoria Erickson ? by @everchanginghorizon"} {"url": "https://www.thegeyik.com/playstation-eylul-ayi-ucretsiz-oyunlarini-acikladi/", "text": "Sony Interactive Entertainment, Playstation Plus üyelerine Eylül ayında ücretsiz sunacağı oyunları açıkladı. Özellikle de PS4 kullanıcılarını önümüzdeki ay çok kaliteli yapımlar bekliyor.Sony, Playstation Plus abonelerine Eylül ayında verilecek oyunları acıkladı. Listede Playstation 4, Playstation 3 ve Playstation Vita kullanıcılarını bekleyen oldukça kaliteli yapımlar yer alıyor. DonanımHaber'e göre; Playstation 4 tarafında Destiny 2 ve God of War III Remastered bu ayın ücretsiz oyunları olacak. PlayStation 3 kullanıcıların da Another World 20th Anniversary Edition ve Q.U.B.E: Director's Cut bekliyor. Son olarak PS Vita için ise Sparkle 2 ve Foul Play Eylül ayının ücretsiz oyunları olarak belirlenmiş. Sony, listenin belki de en etkileyici yapımı olan Destiny 2'yi bugün itibarıyla indirime açtı. Diğer oyunlar ise 4 Eylül'de yayınlanacak. PlayStation 4 Destiny 2 God of War III Remastered Another World 20th Anniversary Edition Foul Play Q.U.B.E: Director's Cut Sparkle 2 (10tons) Bonus: Here They Lie 7 Ekim'e kadar Bonus: Knowledge is Power 6 Kasım'a kadar PlayStation 3 Another World 20th Anniversary Edition Q.U.B.E: Director's Cut PS Vita Another World 20th Anniversary Edition Foul Play Sparkle 2 (10tons)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/pokemon-go-oyuncularinin-basina-gelen-en-ilginc-komik-ve-sok-edici-olaylar/", "text": "Gerçek hayat Pokemon Go oyuncuları için biraz daha farklılaşmaya başladı. Bazılarının gerçekten tek sosyalleştiği alan bile oldu diyebiliriz. Tabi ki eğlenceli olduğu da tartışılamaz bir gerçek. Sizin için insanların başına gelmiş en ilginç, komik ve şok edici olayları derlemeye çalıştık. - Bir Pokemon Go oyuncusu oyun sırasında bıçaklandı fakat bunu umursamadan oyununa devam etti. Tüm pokemonlara sahip ilk kişi olmak için kararlı Michael Baker, Pazartesi sabahı 1'de yani gece yarısından bir saat sonra etrafta Pokeman arama avına çıktı. Yolda yabancı birisi ile karşılaştığında, onun da oyunu oynadığını düşünerek, savaşmak isteyip istemediğini sordu. Yabancı adam ise zavallı Michael'ı omzundan bıçakladı. Oyuncumuz ise cips ve bira alarak azimle pokemon aramaya devam etti. Daha sonra hastaneye gittiğinde ise yarasına sekiz dikiş atıldı. - Başka bir oyuncu ise gölete düştü. Oyunun dezavantajlarından biri de gerçeklik farkındalığını istemsiz bir şekilde beyinde yasaklamak. Örneğin bu oyuncu, Pokemon Go maceralarını YouTube kanalında canlı olarak yayımladığı sırada yanlışlıkla gölete düştü. - İki oyuncu da uçurumdan aşağı düştü. İnsan ırkının dünya üzerindeki en gelişmiş entelektüel tür olduğunu söylerler. O kadar yol katedilmişken bir Pokemon karakterini yakalama amacı sırasında iki kişinin San Diego uçurumuna doğru yürüyerek aşağıya düştüğünü söylemek gerçekten acı verici. Sırayla 50 ve 90 metre aşağı düşmelerine rağmen iki oyuncu da mucizevi bir şekilde hayatta kalmayı başardı. - Genç bir çocuk ceset buldu. 8 Temmuz Cuma günü Shayla Wiggins, su Pokemonu yakalamak için Wyoming kırsalındaki bir nehri keşfe çıktı ve tesadüfen bir ceset buldu. Genç, CNN'e bu oyun sayesinde cesedi bulduğunu ve bunun için de minnettar olduğunu söyledi. - Silahlı soyguncular, oyuncuları cezbederek tenha alanlara çekmek için Pokemon Go uygulamasını kullandı. Missouri, O'Fallon polisi, silahlı soyguncuların, uygulamayı kullanarak kurbanlarını izole noktalara çektiğini rapor etti. Dört genç, bir tabanca yardımı ile yaklaşık bir düzine Pokemon Go oyuncusunu soydu. - Pokemonlar Holokost Müzesi ve Auschwitz'de de bulunmakta.Washington'da ABD Holokost Anma Müzesi ve Polonya'daki Auschwitz-Birkenau Devlet Müzesi yetkilileri, Pokemon Go yapımcısı Niantic'e oyuncuların karakter avladığı tarihi konumların silinmesi için çağrı yapıyor. Holokost Müzesi müdürü, Nazi kurbanlarının anma müzesinde bu tarz davranışların uygun olmadığını bu nedenle oyundan bu alanın kaldırılmasını istediklerini bildiriyor. Auschwitz de aynı fikirde. - Oyun lokasyonlarından biri de seks suçlularının kaldığı yer. Phoenix'de, onlarca seks suçlusunun kayıtlı olduğu yarısı eve döndürülmüş eski bir otel olan New Windsor Oteli de oyun içinde yer almakta. KSAZ'a göre, tarihi bir yer olduğu için uygulamada bulunması muhtemel bir lokasyon ama seks suçluları kayıt defteri gösteriyor ki, şu anda kayda geçmiş 43 seks suçlusu hala orayı ev olarak kullanmakta. Bu da oyuncular için büyük bir tehdit. - Bir adamın evi Pokemon Spor Salonuna döndü. Massachusetts'de yaşayan Boon Sheridan, ev olarak kullandığı eski kilisenin, telefonları tarafından yönlendirilen onlarca kişinin bahçesi etrafında yürümekte olduğunu fark ettiğinde, bahçesi resmen spor salonuna döndü. Twitter hesabında ise şunları yazdı: Eski bir kilisede yaşamak birçok şeyi ifade eder. Bu gün ise evim Pokemon Go Spor Salonu oldu. Bu gerçekten büyüleyici. - Karısı doğum yaparken doğumhanede Pokemon bulan bir oyuncu da var! Teksas eyaletinden Jonathan Theriot, Imgur hesabında, karısı doğum yaparken yakalamaya çalıştığı bir fotoğrafı paylaştı. Karsının doğum yaparken yatağının üzerinde Pidgey karakterinin oturduğunu gördüğünde gerçekten şaşırmış ve işin garip tarafı eşi ona kızmamış ve üstüne zorla da olsa gülmeye çalışmış. Ama aslında ne yapmaya çalıştığını anladığında ise eşi gözlerini devirmiş 🙂 Çocuğun getirdiği şans mı kadının şanssızlığı mı bilemedim 😀 Tabi daha niceleri var. Bu oyun sayesinde tanışıp sevgili olanlar mı dersiniz, yoksa iki farklı grubun karaketerleri vasıtası ile savaşması mı. Gerçekten çok inişli çıkışlı bir oyun. Oyuncuların başına kötü şeyler gelmemesi dileği ile..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/pokemon-go-oyunu-sayesinde-onlarca-terk-edilmis-hayvan-kurtarildi/", "text": "Mobil oyun uygulaması Pokemon Go, kurgusal yaratıkları dışarıda yakalamak için insanlara ilham vererek, popüleritesini arttırmaya devam ediyorken, gerçek hayattaki bazı hayvanlar da bu oyunun faydasını görmeye başladı. Bu hafta, Sara Perez ve Matthew Teague, telefonları ile yakalayabilecekleri Pokemonları bulabilmek için Teksas, Houston'da bir yerel parkı ziyaret etti. Fakat buldukları şey onları gerçek hayata döndürdü diyebiliriz. Parkta, görünürde sahipleri olmayan kafese sıkışmış, birilerinin onları kurtarmasını bekleyen onlarca küçük hayvan vardı. Perez, Facebook iletisinde şunları yazdı: Yerde çok ilginç bir kutu gördük ve kutunun içinde bir kafes vardı, kafesin içinde de sıcakta susuz ve kuş yemi ile terk edilmiş hamsterlar vardı ve ölmek üzereydiler! Perez ve arkadaşı Teague çevrede sahiplerini aradılarsa da kimseyi bulamadılar. Bu nedenle onları sıcakta yalnız bırakmak yerine, Perez hepsini eve götürdü ve su ile yemek verdi. Neyse ki parka terk edilmiş 27 hayvan da kurtuldu ama şimdi onları çok sevecek yeni ailelerini arıyorlar. Bu nedenle Perez, yardım etmek isteyen olur mu diye Pokemon Go: Houston topluluğunun Facebook sayfasındaki arkadaşlarına yazdı. Perez şu zamana kadar sadece 4 hamsterın yuva bulabildiğini söylüyor; geri kalanlarına yuva bulabilmek için Houston SPCA'dan yardım istemeyi planlıyor. İlginçtir ki, bu viral oyun sayesinde kurtarılan tek hayvan onlar değil. Son günlerde, Houston şehrindeki iki diğer Pokemon Go oyuncusu da, eğer uygulama onları bir parka yönlendirmeseydi gözden kaçıracakları yaralı bir köpek yavrusu bulup kurtardılar. Pokemon Go oyununun nerelere varacağı bilinmez ama böyle iyi yürekli insanlar oynadıkça daha fazla yardıma muhtaç hayvanın kurtarılacağı kesin gibi görünüyor. 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/pokemon-tarafindan-tecavuze-ugradigini-iddia-etti/", "text": "Rusya'nın başkenti Moskova'da yaşayan bir kadın, Pokemon karakteri tarafından tecavüze uğradığını iddia ederek polise şikayette bulundu. Hürriyet'in haberine göre; Kimliği açıklanmayan kadın, polise yaptığı açıklamada yatak odasında büyük bir Pokemon karakteri tarafından cinsel tacize uğradını iddia etti. Evli kadın, yatağında Pokemon Go oyununu oynarken uyuyakaldığını, uyandığında bir Pokemon karakterini üzerinde yatar halde bulduğunu ve karakterin ona tecavüz ettiğini söyledi. Kadın, yataktan atladığında Pokemon karakterinin yok olduğunu fakat Pokemon Go uygulamasının Pokemon karakterini yatağın üzerinde tespit etmeye devam ettiğini belirtti. Kocasını uyandırıp durumu anlatan kadın, kocasının ona inanmadığını ve bir psikiyatriste görünmesi gerektiğini söylediğini belirtti. Rus haber sitesi Blocknot, polisin de anlatılanlara inanmadığını ve kadının bir medyuma danışmak zorunda kaldığını açıkladı. Kadının arkadaşı Ivan Makarov, arkadaşının evinde çok fazla Pokemon olduğunu, bazen evdeki köpeğin bile onları hissedip havladığını söyledi. Makarov, arkadaşının son olarak kocasının teklifini kabul ettiğini ve bir psikiyatristten randevu aldığını da ekledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/pokemongoda-bizim-gencleri-yollara-dusuren-15-pokemon/", "text": "Pokemon Go hem Android hem de iOS telefonlar için yeniden aktif oldu. Böyle olunca ne oldu evde oturan gençlik dışarı çıkıp pokemon yakalama yarışına girdi. Ortalığı kasıp kavuracak gibi görünen bu oyuna bu sabahtan itibaren başlayanlardan birkaç kişinin deneyimini ekledik. Olur olmadık yerlerde pokemon yakalamışlar efsane olmuş : PokemonGo Geyikleri 1 Tanımadıkları yere girenler Bir #Eevee için tanımadığım birinin bahçesine girdim ? bu çok harikaydı ? yalnız şarj dehşet ölüyor #PokemonGo pic.twitter.com/KNY8Lbfxg7 Algrisfia 7 Temmuz 2016 2 Rahatsız etmeseydin Kemer Merkez Camii'nde Squirtle yakaladım. Sanırım namaza duracaktı, baya sinirlendi. #pokemongo #squirtle pic.twitter.com/NozSv0jdE9 Yunus Çağlayan 7 Temmuz 2016 3- Nusret Mayın Gemisi önünde golden yakaladım. Biz de böyle bir neslin evlatlarıyız. #Gotcha #PokemonGO pic.twitter.com/hhEp2ETNxd M. Öztürk 7 Temmuz 2016 4- Arif'in golü de bulabilirdi #PokemonGO Bulbasaur arıyodum nereye geldim amk pic.twitter.com/9ik4f8Arc8 zokomoronko 7 Temmuz 2016 5- Bira bardağında Magikarp olsam #PokemonGo pic.twitter.com/tnYkCsu5IF Batuhan Bozkan 7 Temmuz 2016 6- Bir Ratata uzatır mısın? #pokemongo az önce minibüste Rattata yakaladım, şimdi üsküdara iniyorum su pokemonu yakalamaya pic.twitter.com/768hfJz1cv Mehmet Süleyman 7 Temmuz 2016 7- lan zubat bi kahve icirmedin ? #PokemonGo pic.twitter.com/Tq70ND3XQS celil feanor 7 Temmuz 2016 8- Nihayet evde göt büyüten ergenlerin domine ettiği değil de sokağa çıkanların kazanacağı oyun yapmışlar #PokemonGo İzzet-i Nefis İnsan 7 Temmuz 2016 9- 26 km yürümem lazım, ben bakkala arabayla giden adamdım halime bak ulan. #PokemonGo pic.twitter.com/2XhObYElKT Ozan 7 Temmuz 2016 10- #PokemonGO arabamın üstünde çarmendır buldum pic.twitter.com/PilHks1r18 Ömer Taşkın 7 Temmuz 2016 11- #PokemonGo da Karaköy'e düşen Jynx ve Lickitung'in yürek burkan hikayesi... pic.twitter.com/6bLLxm89bg Yavuz 7 Temmuz 2016 12- Baller #PokemonGO pic.twitter.com/XwbqD1EdGj 7 Temmuz 2016 13- Ne arıyon len sen orada fhdhfh #PokemonGo pic.twitter.com/ancMYRKW20 Janset Türkoğlu 7 Temmuz 2016 14- Uyuyamıyoruz çünkü #PokemonGO pic.twitter.com/3h1W46n11Y Yunus Emre Ç. 7 Temmuz 2016 15- SİLİFKE'YE DOĞRU YOLA ÇIKIYORUM #PokemonGO pic.twitter.com/W5JIXFU532 Kadifeden Kesesi 7 Temmuz 2016"} {"url": "https://www.thegeyik.com/polis-akademisi-filminin-karakterleri-simdi-nasil-gorunuyor/", "text": "Polis Akademisi gelmiş geçmiş en iyi polis filmi! Bunu tartışmaya bile açmıyoruz. Bundan tam 33 yıl önce 1984'te ilk film çekildiğinden beri bu böyle. Karakterler de ne yazık ki yaşlanıyor. Şimdi size hem o karakterleri sunacağız. 1- Mauser Art Metrano Yaş: 80 2- Larvell Jones Michael Winslow Yaş: 57 Robot dansıyla gönlümüzü çalan adam 3- Sweetchuck Tim Kazurinsky 66 yaşına girdi 4- Kathleen Kirkland Colleen Camp Yaş: 63 5- Chad Copeland Scott Thompson 6- Carl Proctor -Lance Kinsey Yaş: 57 7- Eugene Tackleberry ise David Graf tarafından canlandırıldı kendisi 2001'de hayata veda etti. 8- Moses Hightower Çoğumuzun favori adamı Bubba Smith (2011'de öldü) 9- Zed 10- Laverne Hooks Marion Ramsey / Yaş: 69 11-Thaddeus Harris 'G.W.' Bailey 72 yaşında 12- O zamanlar dünyanın en seksisi diye düşündüğümüz gazeteci Claire ise Sharon Stone yaşı da 67 13- Eric Lassard George Gaynes 98 yaşında 2016'da öldü 14- Karen Thompson 15- Mahoney -Steve Guttenberg şimdi 58 yaşında 16- Debbie Callahan ise şu an 67 yaşında olan Leslie Easterbrook tarafından oynanmıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/polis-akademisi-oyuncularinin-yasadigi-degisimi-gosteren-17-fotograf/", "text": "Bir zamanların efsane komedi filmi serisi olan Polis Akademisi oyuncularını hatırlıyor musunuz? Oyuncuların bugünkü hallerini görünce çok şaşıracaksınız... 1# Çavuş Debbie Callahan 2# Cadet Carey Mahoney 3# Sergeant Carl Proctor 4# Thaddeus Harris 5# Ganster Zed 6# Eugene Tackleberry 7# Komutan Eric Lassard 8# Gazeteci Claire Mattson 9# Cadet Karen Thompson 10# Cadet Laverne Hooks 11# Cadet Leslie Barbara 12# Cadet Moses Hightower 13# Kaptan Mauser 14# Cadet Larvell Jones 15# Cadet Sweetchuck 16# Cadet Kathleen Kirkland 17# Cadet Chad Copeland"} {"url": "https://www.thegeyik.com/polonyada-bir-ilk-sekerleme-kafe-insanlar-uyumaya-gidiyor/", "text": "Polonya'da gündelik hayatın temposundan yorgun düşenler için 50 dakika uyuyabilecekleri şekerleme kafe açıldı. Kafede hamaklarda kestirmenin fiyatı ise 20 euro. Polonya'da gündelik hayatın temposundan yorgun düşenler için 50 dakika uyuyabilecekleri 'şekerleme kafe' açıldı. Müşterilere özel olarak havalandırılan odada, sakinleştirici müzik eşliğinde şekerleme imkanı sunan kafede hamaklarda kestirmenin fiyatı ise yaklaşık 20 euro. ŞEKERLEME KAFE AÇILDI Polonya'nın güneybatısındaki Wroclaw şehrinde günlük hayatın yoğun temposundan yorgun düşenler, gece uykusunu alamamışlar ya da öğlen paydosunda uyumayı hayal edenler için şekerleme kafe açıldı. Aynı zamanda Polonya'da ilk olma özelliğini taşıyan kafe, müşterilerinin kusursuz bir şekilde şekerleme yapması için onların dokunma, görme, koklama ve işitme duyularına hitap edecek şekilde dizayn edildi. YALINAYAK DOLAŞIYORLAR İnsanı dinlendirmeye yardımcı olan yeşilin tonlarında dekore edilen kafede müşteriler gevşemenin ilk adımı olarak ayakkabılarını çıkarıyor. Çim halı kaplı kafede yalınayak gezen müşteriler daha sonra kişiye sarmalanma hissi veren tavana asılmış hamaklara uzanıyor. ÖZEL HAVALANDIRMA SİSTEMİ Sakinleştirici müzik eşliğinde hamaklarda uzanan müşterilerin uykuya dalmasını kolaylaştırmak için havalandırma ve koku uzmanlarıyla yapılan görüşmeler doğrultusunda geliştirilmiş özel havalandırma sistemi devreye sokuluyor. 50 DAKİKALIK UYKU Oksijeni bol, biraz nemlendirilmiş ve orman kokusunun hissedilebildiği havalandırma neticesinde kişi kolayca uykuya dalıyor ve 50 dakikalık şekerleme seansının sonunda dinlenmiş bir şekilde uyanıyor. KISA ŞEKERLEMELER BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ YENİLİYOR Konuya ilişkin İHA'ya konuşan kafenin sahibi, aynı zamanda iç mimar olan Magdalena Filcek, kafenin günümüz toplumunun gereksinimlerine bir cevap olarak ortaya çıktığını söyledi. Genellikle kapasitemizin üzerinde çalışıyoruz. Aşırı derecede yorgun, bitkin vaziyetteyiz, hiçbir şeye zamanımız yok, doğru düzgün uyumaya bile. Bu da bizim hem fizyolojik hem de psikolojik sağlığımıza etki ediyor. İşte bizler bu gibi durumlarda organizmamıza balansını bulmasında yardımcı olmalıyız diyen Magdalena Filcek, gün içinde yapılan kısa şekerlemelerin bağışıklık sistemin yenilenmesine yardımcı olduğunu belirtti. SEANSI 20 EURO Filcek, yapılan bilimsel araştırmaların da şekerlemelerin sağlığa iyi geldiğini, konsantrasyonu kolaylaştırdığını, stres seviyesini düşürdüğünü ve zihni açtığını ortaya koyduğunu ifade etti. Yalnızca Wroclaw'da değil, Polonya'da bir ilk olan şekerleme kafeyi birkaç gün önce açmış olmalarına rağmen müşterilerin yoğun ilgisiyle karşılaştıklarını belirten Magdalena Filcek, bir şekerleme seansının fiyatının ise 90 zloty (yaklaşık 20 euro) olduğunu söyledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/populer-karakterlerden-etkilenerek-isimlendirilen-7-canli/", "text": "Popüler kültür senin benim hayatımızı etkilemekle kalsa neyse deyip geçiştireceğim ama resmen buluşlar, hayvan isimleri hepsi bu durumdan etkileniyor artık. Yani biri bir şey buldu mu ona askdjsaldlasd bile diyebilir yakında. 1- Euglossa bazinga Big Bang Theory isimli dizideki Sheldon Cooper'ın favori sözü ile bazinga olarak isimlendirilmiş. 2- Dendropsophus ozzyi isimli kurbağa ünlü rock yıldızı Ozzy Osbourne'un ismi ile özdeşleştirilmiş. 3- Aleiodes shakirae isimli bu uçan parazit sinek arası canlı için Shakira'nın adından ilham alınmış 4- Agra schwarzeneggeri isimli bu böcek neden böyle anılmış tahmin etmek zor değil sanırım. Arnold Schwarzenegger. 5- Yoda purpurata isimli bu deniz canlısı ise Jedi Master'a olan benzerliğiyle isim almış. 6- Ampulex dementor isimli ruh emici görünümlü böcek ise Harry Potter'daki ruh emicilere benzediğinden dolayı bir isim almış. 7- Türkiye'de de RTEÜ tarafından Fırat Nehri'nde bulunan balıklara Tayyip Erdoğan ve Eşi ile Rize Devlet Hastanesinden Opr.Dr. Hasan Basri Velioğlu'nun isimleri balıklara verişmişti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/populer-uygulamadan-evini-kiraya-verdi-ama-pisman-oldu/", "text": "Fransa'nın başkenti Paris'te evini kiraya veren genç bir kadın 3 hafta sonunda evin geldiği hali görünce büyük bir şok yaşadı. Modellik ve dansçılık yaparak geçimini sağlayan 23 yaşındaki Laurie Synakowski ek gelir elde etmek için evini kiraya çıkardı ancak bu kararından ötürü şimdi hiç olmadığı kadar pişman... Zira 3 hafta için Kanadalı bir adama stüdyo dairesini kiralayan Laurie 45 bin TL'lik zararla karşı karşıya kaldı. Fotoğraflarda yatak çarşafının tamamen idrar ve dışkıyla kaplı olduğu, banyonun kırılıp döküldüğü, yerlerde boş alkol şişelerinin ve çöplerin bulunduğu görülüyor. Evin öncesi ve sonrası fotoğraflarını Facebook'tan yayınlayan Laurie Airbnb'den zararının karşılanmasını talep ediyor. Kanadalı adamın sitedeki sayfasında daha önce kaldığı yerlerden olumlu yorumlar aldığını gören genç kadın kiracısından hiç şüphelenmemiş. Facebook'ta yaptığı paylaşımın altına, 'Sevimli stüdyo dairem dışkı, sidik, ve çok miktarda alkol şişesiyle dolu rezalet bir yer haline gelmiş' yazan Laurie yerden tavana kadar evin her yerinde idrar olduğunu ve yatağının bir tuvalet gibi kullanıldığını söylüyor. Laurie'nin komşuları da adamın 'iyi birine benzediğini' söylüyorlar.Ancak sonrasında Laurie ismi açıklanmayan Kanadalı kiracının alkol problemi yaşadığını ve depresyonda olduğunu öğrenmiş. Haberler.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/premier-ligin-ingiltere-ekonomisine-yillik-katkisi-76-milyar-sterlin/", "text": "EY tarafından yapılan, Premier Lig'in ekonomik ve sosyal etkisine odaklanan araştırmanın sonuçları açıklandı. Dikkat çekici veriler ortaya koyan araştırma, pandemi koşullarına rağmen Premier Lig'in ciddi ölçekte büyüme kaydettiğini gösteriyor. Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY, Premier Lig'in ve genel olarak futbol sporunun Birleşik Krallık ekonomisine yaptığı katkılara yönelik araştırmasını yayınladı. EY'ın güncel araştırması, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen ilk kez 2013/14 sezonunda yapılan araştırmayla karşılaştırıldığında Premier Lig'in kaydettiği büyümeyi de ortaya koyuyor. EY araştırmasına göre Premier Lig'in 2019/20 sezonu boyunca Birleşik Krallık GSYİH'sine yaptığı katkı 7,6 milyar sterlin seviyesine ulaştı. Lig, pandeminin neden olduğu zorluklara rağmen 94.000 iş ile istihdama destek oldu. Söz konusu ekonomik faaliyetler, Birleşik Krallık vergi ödemelerine 3,6 milyar sterlin katkı sağladı. 2013/14 sezonundan bu yana Premier Lig'in vergisel katkısında %50'lik bir artış kaydedilirken Premier Lig'in ekonomik etkisi büyük oranda (%72) ülkenin başkent Londra dışındaki bölgelerine dağılım gösterdi. EY araştırması, Premier Lig'in yaptığı toplam ekonomik katkının pandemi döneminden önceki seviyelerde ve 2016/17'de üretilen miktara eşit olduğunu da gösteriyor. Premier Lig'in küresel çekiciliği de ekonomik etkisinde önemli rol oynuyor. Premier Lig'in yayın satışları, 2019/20 sezonunda 1,4 milyar sterlin seviyesini yakalarken, tüm dünyadaki toplam izleyici kitlesi ise yaklaşık 3,2 milyar kişiye yükseldi. Yüz binlerce yabancı turistin her yıl Premier Lig karşılaşmalarını izlemek için İngiltere'yi ziyaret etmesi, bu cazibenin aynı zamanda ülke turizmi için de oldukça etkili bir rol oynadığını ortaya koyuyor. 2019/20 sezonunda 528 bin kişi, Premier Lig maçlarını izlemek amacıyla Birleşik Krallık'ı ziyaret ettikleri süre boyunca yararlandıkları ürün ve hizmetler için toplam 442 milyon sterlin harcadı. EY tarafından üçüncüsü yapılan araştırma, COVID-19'e karşı alınan önlemlerin etkisinde, kesintilerle geçen zorlu bir dönemi kapsadığından önceki iki araştırmaya göre farklılıklar içeriyor. Premier Lig'in, üç aydan uzun süre kesintiye uğradığı bu dönem, boş stadyumlarda oynanan maçlarla belleklere kazınmıştı. COVID-19 pandemisinin Premier Lig'in toplum için futbolun rolünü her zamankinden daha da güçlendirdiğini gösteren rapor, Premier Lig ve bünyesindeki kulüplerin sağladığı ekonomik katkıların yanı sıra sosyal katkılarına da dikkat çekiyor. Yerel taraftar toplulukları için özel bir konuma sahip olan Premier Lig tarafından desteklenen etkinliklerden her yıl yüz binlerce futbolsever yararlanıyor. Dünyanın en popüler futbol liglerinden biri olan Premier Lig'e yönelik EY tarafından titizlikle hazırlanan rapor, futbol sporunun ve liglerin ekonomik ve sosyal öneminin çok net anlaşılmasına yardımcı olacak veriler ortaya koyuyor. Son 20 yılda %840 oranında büyüyen ve gelişimini pandemi döneminde de hız kesmeden sürdüren Premier Lig, futbol sevgisinin ve heyecanının ülkeler için nasıl bir ekonomik ve sosyal itici güce dönüşebileceğini açıkça gösteriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/prens-george-simarik-olmasin-diye-kraliyet-ailesinin-uyguladigi-6-taktik/", "text": "Dünyanın en şanslı bebeklerinden biri Prens George. Kısa bir süre önce 3 yaşına giren geleceğin İngiltere kralının şımarık bir çocuk olmaması için hem annesi Kate Middleton hem de babası Prens William ellerinden geleni yapıyor. İnternetteki radar online sitesi, Middleton ve Prens William'ın oğulları George'u nasıl terbiye ettiğini Saray içinden kaynaklara dayanarak anlattı. 1- Prens George bazen yemek yemeyi reddediyor. Kendisine verilen yemeği yere fırlatıp etrafı da kirletiyor. İşte böyle zamanlarda eğer çevre onun yemeyi reddedip saçtığı yemekler yüzünden kirlenmişse temizlenmesine de yardım ediyor. 2- Prens George'un yemek yemediği öğünlerde kimse ona başka bir yiyecek vermiyor ve o gece yatağa aç giriyor. Durum böyle olunca da küçük prens genellikle yemeklerini sorun çıkarmadan yiyor. 3- Her ne kadar sonsuz imkanları olsa da ailesi şımarık bir çocuk olarak yetişmemesi için Prens George'a her istediğini almıyor. Örneğin bir oyuncak araba için ağlamaya başladığında annesi de bir anda onu taklit ediyor. Bu duruma şaşıran Prens George, önce ağlamayı kesiyor sonra da annesinin haline gülmeye başlıyor. 4- Anne ve babası minik George'un kamuoyunun gözleri önünde öfke ya da huysuzluk nöbetlerine girmesinden çok korkuyor. Zaten minik prens de çok gerekmedikçe kalabalık arasına girmiyor. Kate Middleton ve Prens William küçük George'un böylesi bir ruh haline gireceğini hissettiklerinde onu hemen dadısına teslim edip eve gönderiyorlar. 5- Prens George da bütün çocuklar gibi kimi zaman parkta arkadaşlarıyla oynarken huysuzluk yapabiliyor. Böyle durumlarda davranışlarını düzeltmesi için bir kez uyarılıyor. Eğer yine aynı şekilde davranmaya devam ederse de hemen parktan alınıp eve götürülüyor. 6- Prens George bazen kendisine söylenen sözleri dinlemiyor ve bağırarak tepki gösteriyor. İşte öyle durumlarda annesi onu sakinleştirmek için en sevdiği şarkılardan birini söylüyor. Ya da sesini çok sevdiği Afrika'ya özgü vurmalı çalgılar ile onu sakinleştirmeye çalışıyor. Peki tam olarak kimdir Prens George? Dedesi Prens Charles ve babası Prens William'ın ardından büyük babaannesi olan Kraliçe 2. Elizabeth'in üçüncü varisi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/prens-harry-esi-meghan-marklein-cesur-sahneleri-hakkinda-konustu-hata-yaptim/", "text": "Kraliyet Ailesi ile aralarında soğuk rüzgarlar esen Prens Harry ile Meghan Markle, özel hayatlarıyla adlarından söz ettirmeye devam ediyor. Gündemden düşmeyen çiftten Prens Harry eşinin bir döneme damga vuran cinsel içerikli sahnelerine dair yaptığı açıklamayla dikkat çekti. Sussex Dükü Prens Harry, geçtiğimiz aylarda 'Spare' adlı yeni anı kitabında, eşi Meghan Markle ile ilişkilerinin ilk günlerinde gerçekleştirdikleri bir buluşmalarından bahsetmişti. The Sun'ın haberine göre; 38 yaşındaki Harry, 41 yaşındaki Meghan ile aşk yaşamaya başlamalarından yaklaşık iki ay sonra; annesi Prenses Diana'nın ölüm yıldönümünde Londra'daki Soho House otelinde buluştuklarını anlatmıştı. Harry, evlenmeden önce oyunculuk yapan sevgilisi Meghan'ın kendisini otelde buluşmaya davet ettiğini ve herhangi biri tarafından görülmemesi için yük asansörüne binmesi talimatını verdiğini yazmıştı. Asansörden indikten sonra, Markle onu arkadaşı Vanessa ile buluşturmuş ve Vanessa da prensi sevgilisinin beklediği otel odasına kadar götürmüştü. ZAMANIMIZ OLDUĞUNU SANMIYORUM O anları, Meghan'ın kolları bana uzanıyordu. Beni içeri çekti ve tek bir hareketle arkadaşına teşekkür etti, sonra da kimse görmeden kapımızı hızlıca kapattı diye yazan Harry, şöyle devam etmişti: Kapıya 'Rahatsız Etmeyin' kartı astığımızı söylemek isterdim, ama buna zamanımız olduğunu sanmıyorum. Prens Harry eşi Meghan Markleın cesur sahneleri hakkında konuştu: Hata yaptım MEŞHUR DİZİSİ HAKKINDA KONUŞTU Kraliyet ailesinden ayrılsalar da gündemde kalmayı başaran Meghan Markle ile Prens Harry yine dikkat çekti. Son olarak kraliyetten uzak geçirdiği zamanlarda bir kitap çıkaran Prens Harry, kitabında eşi Meghan Markle'ın oyunculuk yaptığı dönemlere de değindi. İTİRAFI DİKKAT ÇEKTİ Harry kitabında Meghan ile evliliğinden iki yıl önce, onu meşhur eden 'Suit' dizisine dair de konuştu. O dönem sevgilisi olan oyuncuyu Kanada'daki setinde ziyaret etmeyi ve oynadığı karakteri bizzat izlemeyi ne kadar çok istediğini anlatan Prens Harry bomba bir itirafta da bulundu. Prens Harry eşi Meghan Markleın cesur sahneleri hakkında konuştu: Hata yaptım KAFAMDAN ATMAK İÇİN ELEKTRİK TEDAVİSİ ŞOKU GEREKİRDİ Prens Harry, Meghan Markle'ın sahnelerini araştırdıktan sonra Kanada'ya gitmemeye karar vermiş. Harry, kitabında bu konuda Google'da arama yapmak ve bazı sevişme sahnelerini internetten izlemek gibi bir hata yaptım ifadelerini kullandı. Onun ve bir oyuncu arkadaşının bir tür ofis ya da konferans odasında yaşadıklarını gördüm diyen Harry, O görüntüleri kafamdan atmak için elektrik şoku tedavisi gerekirdi. Böyle şeyleri canlı olarak görmeme gerek yoktu yazdı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/prenses-leia-kalp-krizi-gecirdi/", "text": "Birkaç gün önce böyle bir haber yazmıştık ama maalesef bugün hayata veda etti. Aşağıdaki haberde anlatıldığı gibi hastaneye kaldırılmıştı. Bu akşam da vefat haberi geldi. 2016 bir sevdiğimizi daha aldı. Iconic #StarWars actress Carrie Fisher dies at 60: https://t.co/NPB0WY7P5g pic.twitter.com/0AYyc63vZS IMDb December 27, 2016 Yıldız Savaşları serisinde Prenses Leia karakteri ile serinin klasikleşmiş oyuncularındna olan Carrie Fisher'in (60) Londra'dan Los Angeles'a giden bir uçakta kalp krizi geçirdiği ve acilen hastaneye kaldırıldığı öğrenildi Yıldız Savaşları filminin kadın oyuncusu Carrie Fisher'in (60) uçakta kalp krizi geçirdiği ve acilen hastaneye kaldırıldığı bildirildi. TMZ'nin haberine göre, Londra-Los Angeles uçuşu sırasında kalp krizi geçiren Fisher, uçaktaki ilk yardım görevlileri tarafından yapılan ilk müdahalesinin ardından Los Angeles'ta bir hastaneye kaldırıldı. Yıldız Savaşları'ndaki Prenses Leia rolüyle tanınan Fisher'in sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu belirtildi. Fisher'le aynı uçakta bulunan sinema sanatçısı Anna Akana, Twitter hesabında, ünlü oyuncunun uçuş sırasında birden nefesinin kesildiğini yazdı. DURUMU STABİL Fisher'ın yoğun bakım ünitesinde tutulmaya devam ettiği ve durumunun sabitliğini koruduğu kaydedildi. Fisher'ın oyuncu arkadaşları başta olmak üzere pek çok isim sosyal medya üzerinden üzüntülerini bildirirken destek mesajları attı. Update: Carrie Fisher is reportedly in stable condition following her heart attack https://t.co/wWrCHyRHTw pic.twitter.com/tjYmHVBVkZ VANITY FAIR December 24, 2016 Aynı zamanda senaryo yazarlığı da yapan 60 yasındaki oyuncu, Yıldız Savaşları'nın yanı sıra Cazcı Kardeşler, Hannah ve Kız Kardeşleri, Charlie'nin Melekleri filmlerinde rol almıştı. Fisher, ünlü şarkıcı Paul Simon ile de bir yıl süren evlilik yapmıştı. as if 2016 couldn't get any worse... sending all our love to @carrieffisher Mark Hamill December 23, 2016"} {"url": "https://www.thegeyik.com/prezervatife-alternatif-cikti/", "text": "Eski Mısır'dan bu yana kullanılan prezervatife alternatif çıktı. Yeni geliştirilen ve hormonal olmayan yöntem, erkeklerde doğum kontrolü sağlıyor. Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, Vasalgel adı verilen ve 2018-2020 civarında Amerika'da piyasaya sürülmesi beklenen yöntem hakkında şu bilgileri verdi: Vasalgel, medikal araştırma organizasyonu olan Parsemus Vakfı tarafından geliştirilen hormonal olmayan erkek doğum kontrol yöntemidir. Vasalgel, lokal anestezi altında erkeğin sperm taşıyan kanallarına enjekte edilen polimer yapısında bir maddedir. Bu enjeksiyon penise ya da testislere yapılmamaktadır. Sadece spermi taşıyan kanalları geçici olarak tıkamayı amaçlamaktadır. Bir süre sonra da madde vücutta çözünmekte ve etkisini kaybetmektedir. Diğer bir avantajı ise, spermleri bloke ederken, sıvılar kanaldan geçebilmekte böylece Ağrı veya basınç hissi gibi cerrahi yöntemlerde oluşabilecek yan etkilere rastlanmamaktadır. Bu nedenle kalıcı kısırlık isteyen erkekler bile Vasalgel'i tercih edebilecek. Yapılacak tek bir enjeksiyonun yıllarca etkili olması en az erkeklerin yüzde 50'si tarafından kolayca uygulanmak isteneceğini düşündürmektedir. Vasalgel'in kondomdan beri FDA'nın onaylayacağı ilk erkek gebelik önleyici yöntem olması bekleniyor. Fakat prezervatif, cinsel temasla bulaşan hastalıkları engellediği için daha uzun süre kullanılacaktır. KISIRLIK HAPI DA YOLDA Bu arada, erkeklerin doğum kontrolü için üretilecek haplarla ilgili çalışmalarda da son aşamaya gelindi. Endonezya'da insan çalışmaları aşamasında spermin yumurtayı dölleme yeteneğinin önlenmesine dayanan bir yöntem denendi. Diğer bir yöntem Amerika'dan. Anti-Eppin adı verilen ve spermlerin yüzme kabiliyetini önleyen bir metod. Hormonal olmayan bu iki yöntem de hap olarak kullanılacak. Bunların yanında, orgazm anında ejekülasyonu durduran başka yöntemler de araştırılıyor. Bu araştırmalar, doğum kontrolünü isteyen ancak yan etkileri dolayısıyla endişe duyan kadınları çok mutlu edecek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/probiyotik-yogurtlar-sutler-faydali-mi-yoksa-zararli-mi/", "text": "Cell'de yayımlanan iki araştırma, probiyotiklerin herkes için faydalı olduğu kabulünün deneysel anlamda yanlış olduğunu, hatta mikrobiyotaya zarar dahi verebildiğini gösteriyor. Milyonlarca insan, antibiyotik kullanımının ardından bağırsak ekosistemini düzeltmek ve mikrobiyotasını güçlendirmek amacıylacanlı-mikroorganizmalar olan probiyotik tüketimine başvurur. Pek çok mikrobiyota araştırması bağırsak mikropları için dışkı analizlerine dayanırken, insanların probiyotik sindirimleri sırasında bağırsaklarında tam olarak neler olduğunu araştırmak isteyen bir grup bilim insanı ise endoskopi ve kolonoskopi kullanarak sağlıklı gönüllülerin doğrudan bağırsaklarından mikrobiyota örnekleri topladı. Örneklerin toplanmasının ardından ekip, gönüllülerin 15'ini ya ticari olarak satılan bir probiyotik takviyesi ya da bir plaseboyla beslediler. Yapılan analizlerin ardından elde edilen sonuçlar oldukça çarpıcıydı. Öncelikle, dışkıda bulunan mikropların bağırsakları kolonize edenlere dair bir işaret sunmadığı görüldü. Yani, bağırsakta neler olduğuna dair bir işaret olarak dışkı örneklerine dayanmak, tutarsız ve yanlıştı. Araştırma ayrıca probiyotiklerin bazı insanların gastrointestinal kanalını kolonize ettiklerini gösterirken, bazı insanların da bağırsak mikrobiyotalarının onları doğrudan dışarı attığını ortaya koydu. Fakat, insanların hangi kategoriye girdiğini dışkılarına bakarak anlamanın bir yolu yoktu. Bazı insanlar probiyotikleri bağırsaklarında alırken, bazıları bunları doğrudan dışarı atıyordu. 6 Eylül'de (2018) Cell'de yayımlanan araştırmada, probiyotiklerin kolonize etme biçimlerinin büyük oranda kişiden kişiye değişkenlik gösterdiği bulgusuna ulaşıldı. Bu da bize, süpermarketlerde erişime açık olan evrensel probiyotiklerin herkes için faydalı olduğu kabulünün deneysel anlamda yanlış olduğunu gösteriyor. Rahatsızlık Verme Potansiyeli Öte yandan araştırmacılar, antibiyotik alımı sonrası mikrobiyotalarını düzeltme umuduyla probiyotik alan insanların mikrobiyotalarında neler olduğunu ölçtü. Katılımcılardan 21'ine aynı antibiyotik tedavisi uygulandı ve üç gruba ayrıldılar. İlk grubun mikrobiyotasının kendiliğinden düzelmesine izin verilirken, ikinci gruba probiyotikler verildi. Üçüncü grup ise, birfekal mikrobiyota transplantı ile bir doz antibiyotik öncesi kendi mikrobiyomuyla tedavi edildi. Probiyotik bakterilerin, antibiyotiklerin sindirim ve boşaltım yolunu temizledikten sonra ikinci gruptaki herkesin bağırsaklarında kolaylıkla kolonize olduğu görüldü. Ancak araştırmacılar, bu durumun, kişinin normal mikrobiyomuna geri dönüşünü altı aya kadar engellediğini gözlemledi. Yine 6 Eylül'de (2018) Cell'de yayımlanan bir başka araştırma makalesinde de, probiyotiklerin, kişinin mikrobiyomunun orijinal haline geri dönmesini düzenli olarak engellediğine değiniliyor. Esasında bu bulgu oldukça şaşırtıcı ve dikkat gerektiren bir keşiftir, çünkü bu olumsuz etki bugüne kadar hiçbir şekilde açıklanmamıştı. Fekal mikrobiyota transplantı aracılığıyla kendisine bir doz antibiyotik öncesi mikrobiyomu verilen hastalarda ise tersi bir sonuç gözlemlendi. Bu insanların orijinal bağırsak mikrobiyomlarına günler içerisinde geri döndüğü görüldü. Araştırmacılar uzun süreli mikrobiyom bozukluğunun klinik etkisini ölçmemekle birlikte, geçmiş çalışmalarda; bağırsak mikroplarındaki bozukluk ile obezite, alerjiler ve inflamasyon arasında bir bağlantı bulunmuştu. Sonuç itibariyle, probiyotiklerin tamamen zararsız olduğu kavrayışının yanlış olduğunu, etkili olmaları için formüllerinin bireye özgü hale getirilmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Kaynak ve İleri Okuma Personalized Gut Mucosal Colonization Resistance to Empiric Probiotics Is Associated with Unique Host and Microbiome Features. Cell, (September, 2018). https://www.cell.com/cell/fulltext/S0092-8674(18)31102-4Post-Antibiotic Gut Mucosal Microbiome Reconstitution Is Impaired by Probiotics and Improved by Autologous FMT. Cell, (September, 2018). https://www.cell.com/cell/fulltext/S0092-8674(18)31108-5Probiotics are mostly useless and can actually hurt you. NewScientist/Alison George (accessed September 13, 2018). https://www.newscientist.com/article/2178860-probiotics-are-mostly-useless-and-can-actually-hurt-you/Human gut study questions probiotic health benefits. ScienceDaily (accessed September 13, 2018). https://www.sciencedaily.com/releases/2018/09/180906141640.htm KAYNAK: GÜRKAN AKÇAY: BİLİMFİLİ.COM"} {"url": "https://www.thegeyik.com/psikoloji-temali-diziler-psikolojimizi-nasil-etkiliyor/", "text": "Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından her yıl farklı bir temayla düzenlenen 8. Uluslararası İletişim Günleri'nin ikinci gününde 'İletişim Bilimlerinde Kriz başlıklı oturumda pandemi döneminde popüler olan Masumlar Apartmanı ve Kırmızı Oda isimli psikoloji temalı diziler üzerine bir sunum gerçekleştirildi. Doç. Dr. Feride Güder: Pandemi koşullarıyla birleşince bu diziler ağır geldi Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder, Covid-19 Pandemisinde Dijital Medya Yoluyla Psikolojik Danışmanlık: Kırmızı Oda ve Masumlar Apartmanı TV Dizilerinin Analizi başlıklı sunumunda pandemi döneminde popüler olan ve çokça gündeme gelen psikoloji temalı dizileri değerlendirdi. Doç. Dr. Feride Zeynep Güder, pandemi döneminin kaotik yapısı dolayısıyla izleyicilerin psikoloji temalı dizilere ilgi duyduğunu belirterek Masumlar Apartmanı ve Kırmızı Oda gibi diziler birkaç bölüm izlendiğinde yeni bir tema barındırması dolayısıyla izlenebilir özellikteydi fakat pandemi koşullarında insanların psikolojisi her zamankinden daha fazla yıprandı ve dolayısıyla bu temadaki dizileri izleyebilmek birçok kişiye ağır geldi. Kullanımlar ve Doyumlar teorisini baz alırsak, insanlar günlük hayattaki problemlerinden kaçmak için televizyonu ya da interneti kullanıyorlar fakat önlerine çıkan bu tip ağır ve duygusal travma içerikli eserler birçok kişinin psikolojisi için tetikleyici olabilir. diye konuştu. Doç. Dr. Feride Zeynep Güder: Dizilerde hikayelerin aktarımı zorlayıcı oluyor Doç. Dr. Feride Zeynep Güder, psikoloji temalı dizilerin bu yönüyle psikologlar ve izleyiciler tarafından özellikle sosyal medyada eleştirilere maruz kaldığını hatırlatarak Gülseren Budayıcıoğlu'nun yapmaya çalıştığı şeyi hepimiz anlıyoruz. Kendi deneyimlerini ve hastalarının hikayelerini isim vermeden paylaşarak insanlara öykü anlatıyor, alt metinde tavsiye vermek istiyor fakat dizilerde kullanılan çekim teknikleri, çok yakın yüz ve mimiklere odaklanan kamera odakları, karamsal renk skalası ve genel anlamda hikayenin aktarımı insanların psikolojisini zorlayabilecek bir nitelikte. Bütün bunlar zaten disiplin toplumuna ait alt yapıların ve pandemi dolayısı ile biyo politik baskıların daha da arttığı bu gibi dönemlerde bunaltıcı olmakta. dedi. Doç. Dr. Feride Zeynep Güder: Eleştirilerin bir nedeni de 'dram pornosu' niteliğindeki anlatım Bu dizilerin kullandığı dramatik dilin de eleştirildiğini kaydeden Doç. Dr. Feride Zeynep Güder, Disiplin toplumu insanları bir korku içerisinde yaşatmak üzere sınırlar, disiplin toplumu çerçevesinde popüler medya içerikleri arasında bağlantı kurulabilir. Sosyal medyada bu temadaki dizilerin eleştirilmesinin nedenlerinden biri de 'dram pornosu' niteliğinde bir anlatıma sahip olmasıdır. Kişisel trajedilerin çok yoğun bir şekilde izleyiciye aktarılması toplumsal veya bireysel olarak normalde yaşanan dramatik olayların boyutunu değiştirme ihtimali çok yüksek. Halbuki bu dönemde mizahı kullanan içeriklerin olması duygusal olarak daha güçlendirici bir etkiye sahip olabilirdi. diye konuştu. Kriz dönemlerinde YouTube içerikleri değişti Sempozyumun ikinci gününde Pandemi ve Sosyal Medya başlıklı bir başka oturumda ise pandemi sürecinde kullanımı daha da artan sosyal medya uygulamaları ve hayatımızdaki etkileri konuşuldu. Covid-19 ve komplo teorileriyle ilgili içerikler dikkat çekti Üsküdar Üniversitesi'nden Araştırma Görevlisi Neslihan Bulur ve Araştırma Görevlisi M. Emin Fidan, Covid-19 Pandemisinde YouTube'un Toplumsal Etkisi Üzerinde Bir Araştırma başlıklı sunumlarında sosyal medya ile toplumun kesiştiği noktaları ve sosyal medyanın yeni bir gündem oluşturma özelliklerine vurgu yaptı. Araştırma Görevlisi Neslihan Bulur, Covid-19 pandemisinde Youtube'daki içeriklerin gündeme yönelik değiştiğini söyledi. Pandemi döneminde virüsle ilgili çekilen komplo teorileri temalı video üreten kanalları ve aldıkları yorumları analiz eden Araştırma Görevlisi Neslihan Bulur, Videoların altındaki yorumlar konudan bağımsız olarak ülke gündemi ile ilgili söylemler barındırıyor ve videodaki kişinin sunum tarzına yönelik yorumları öne çıkıyor. dedi. Pandemi literatüre yeni kavramlar kattı İletişim literatürüne yeni giren bir kavram olan Sosyal Medya Yorgunluğu üzerine Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Eda Turancı, Sosyal medya bağımlılığı ile sosyal medya yorgunluğu arasında bir bağlantı bulunuyor, insanlardaki sosyal medya kullanımı pandemide azalsa da sosyal medyanın iş ve öğretim gibi zorunlu kullanımı arttıkça sosyal medya yorgunluğu da artıyor dedi. Ünlülerin sosyal medya paylaşımları ne söylüyor? Çukurova Üniversitesi'nden Doç. Dr. Zeynep Özarslan ve İstanbul Rumeli Üniversitesi'nden Araştırma Görevlisi Aylin Berna Zamandar Başoğlu ise pandemi döneminde ünlülerin sosyal medya paylaşımları ve izler-kitle üzerine düzenledikleri araştırmanın bulgularını paylaştı. Pandemide sağlık iletişimi de konuşuldu Pandemi ve Sağlık İletişimi başlıklı oturumda ise Üsküdar Üniversitesinden Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş, Prof. Dr. Hasip Pektaş, Dr. Öğretim Üyesi Fadime Canbolat, Dr. Öğretim Üyesi Sadi Kerim Dündar ve Doç. Dr. Dinçer Atlı, Sağlık İletişiminde Sanal Gerçeklik başlıklı sunumlarıyla katkıda bulundu. Sanal gerçeklik uygulamasının sağlık alanlarındaki kullanımına ilişkin bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Fadime Canbolat, Üsküdar Üniversitesi olarak İstanbul Kalkınma Ajansı'nın desteğiyle İstanbul XR Akademi projesi üzerinde çalışmalar yürüttüklerini söyledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/psikolojik-problemlerimizi-dilimiz-soylemese-de-vucudumuz-hastaliklarla-soyluyor/", "text": "Vücudumuz, psikolojik problemlerin aynasıdır. Kendisini ifade edemeyen, sevincini, üzüntüsünü, sıkıntısını içine atanlar, zamanla depresyon, takıntı, kaygı bozukluğu gibi beden kimyasının bozulma durumuyla karşı karşıya kalabiliyor. Bu durum kendini yüzde çıkan sivilce ve yaralarla da gösterebiliyor. Sivilce ve yaraları yolma, psikoloji kaynaklı bir deri hastalığıdır. Gerçek duygularını, isteklerini dil ile ifade edemeyen veya ifade ettiklerinden daha fazlasını içlerinde veya farkında olmadan bilinçaltlarında saklayan kişilerin kızgınlıkları ve sıkıntıları bedene yansımaktadır. Bir başka deyişle dilin söyleyemediğini beden söylemektedir. Psikolojik problemlerin insanlara ve hayatlarına etkisi farklı şekillerde olmaktadır. Kimisi kişinin iç dünyasını büyük ölçüde etkilerken kimisi ise diğer insanlarla ilişkilerinde, iş veya ders başarısında etkili olmaktadır. Bazı psikolojik problemler ise kişinin bedeninde bazı etkilerini göstermektedir. Kişi problemden rahatsızlık duydukça kısır, döngü içine girmekte ve problem gittikçe artmaktadır. Ciltte çıkan yaraları yolma, tırnak yeme ve saç yolma problemleri bu süreçte ortaya çıkabilmektedir. Bununla beraber yara yolma yüzde olduğu takdirde çevrenin etkisiyle birlikte sorun daha da artmaktadır. Hastalığın ortaya çıkmasında ve devamında çevresel şartlar ve kişilik özellikleri birlikte etkilidir. Kişinin kendine güven duygusunun eksikliği, mükemmeliyetçi olması, insanlarla ilişkilerde aşırı duyarlılık, streslerle başa çıkma becerilerinin eksikliği ya da aşırı yük altında olma, bunlar arasında sayılabilir. Depresyon, takıntılar, kaygı bozukluğu beden kimyasının bozulmasına sebebiyet vererek bu tür problemlere yol açmaktadır. Sıklıkla karşılaştığımız sorunlardan biri, kişinin yüzünde sivilcelerin çıkmasıdır. Bu sivilcelerin yolunması ya da kaşınması yaralara, mikrop kapması halinde ise yayılmasına neden olur. Cilt bu sebeple giderek bozulur. Kişinin bu davranışını kontrol edememesi ve görünüşünün gittikçe değişmesi, insanların kendisine acıyan gözlerle bakması, o ferdi daha da sıkıntıya sokar. Bu kişiler bazı ilaçlar kullansa da çözüm geçici olabilir. Yüzde çıkan sivilce ve yaraları yolma ve yaralar oluşturma, psikolojik kaynaklı deri hastalığıdır. Tedavinin şekli, sorunun kaynağına göre değişmektedir. Hastanın profesyonel destek almayı kabul etmemesi ya da fayda sağlayacağına inanmaması, kendi kendine çözmeye çalışması, sıklıkla tedaviyi zorlaştırmaktadır. Bunda kişisel nedenler olduğu gibi maddi nedenler de etkili olmaktadır. Tedavinin gecikmesi, kişinin dış dünyadan uzaklaşmasına, kendine güvenini kaybederek öğrenim hayatını ya da iş hayatını yarıda bırakmasına yol açmakta, bu da problemin daha da şiddetlenmesine sebep olmaktadır. Nasıl bir tedavi yolu izlenmeli? Kişinin çevresindekiler tarafından anlaşılması, sorumluluklarının paylaşılması bu tür rahatsızlıkların ortaya çıkmasını ya önlemekte ya da iyileşmesini kolaylaştırmaktadır. Birkaç günlük tatil, yakın akraba ya da arkadaş ziyaretleri, spor, sağlıklı beslenme, kişinin gevşeyip rahatlaması problemin hafiflemesini sağlar. Kişinin sevdiği meşguliyetlerle uğraşması, iç enerjisini uygun şekilde kanalize etmesi de yararlı olmaktadır. Zorlama ve kınama, problemin daha çok artmasına sebep olmaktadır. Bu süreçte cilt hastalıkları uzmanının tedavisine de devam edilmelidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/puccadan-bosanmamak-icin-aslinda-guzel-bir-mektup-yazmisti-ama-son-cumlesi-olay-oldu/", "text": "Oyuncu Osman Karagöz ve yazar Selen Pınar Işık 2015 yılında dünyaevine girmişti. Çift üç yıl sonra boşanma kararı aldı. Ayrılık haberini sosyal medyadan duyuran Selen Pınar Işık'a eşinden yanıt geldi. 'Ben olsam beni bırakmazdım...' 'Pucca' adıyla tanınan yazar ve sosyal medya fenomeni Selen Pınar Işık, 2015 yılında evlendiği oyuncu Osman Karagöz'den boşanma kararı aldığının sosyal medyada yaptığı şu paylaşımla duyurdu: Osi ile evliliğin sonuna geldik. İnanılmaz direndim, yemin ederim çok uğraştım ama yok olmadı... Sonuna kadar aşık ol, çabala, çırpın yok.. 'Pucca'nın ayrılık açıklamasının ardından Osman Karagöz eşinden bir şans daha istedi. Karagöz, şu mesajı paylaştı: Ya hacı biliyorum ben çok iyi bir adam olamadım. Bu konuşmalara nerden başlanır onu da pek çözemiyorum ama bekarken hayatımın kendi içinde en kaybolduğu anda evlendim. Düzenli hayata ayak uydurmam ilk başlarda zaman aldı. Ya evden çıkmadım a sosyal oldum ya çok sosyal olup saçmaladım. Ortasını bulamadım, daha doğrusu... Sonra karım hamile kaldı, bir dış gebelik geçirdi. İç kanamadan gidiyordu kadın. Tam o psikolojiden çıktı hamile kaldı ve ben bütün bu olanların arasında ne olduğunu anlamadan onu yalnız bıraktım. Çünkü bende neyin ne olduğunu anlamıyordum. Aptalca kararlar verdim hayatımın her evresinde olduğu gibi. Onun içten içe çığlıklarını duymadım. Sanırım bencillik yaptım biraz. Ben karımı seviyorum ve düzeleceğini biliyorum bu durumun. Biz seninle daha ne yollar aşacağız, başındayız daha dur. Ben ilk sınavda 'kağıdıma bakabilir miyim' aptallığını yapmış olabilirim. Depresyonunu anlamadım, değişimine ayak uyduramadım, korktum. Bunu da atlatırız. İllet cazgır inatçı bir kadın olmana rağmen ben seni böyle seviyorum. Bir de Pınar'a söyleyin beni engellemiş direkt mesajlarım durmuyor , yürüyen yürüyene ben olsam beni bırakmazdım."} {"url": "https://www.thegeyik.com/quentin-tarantino-efsane-filmler/", "text": "Quentin Tarantino, tüm bu harika filmleri çekmeden önce bir video kiralama dükkanında çalışıyordu. Haliyle tavsiye isteyen müşterilere yardımcı olmak adına, birçok filmi izlemiş olması gerekiyordu. O zamanlardan, bu zamanlara kadar favori filmlerini aşağıya diziyorum... Fight Club // David Fincher The Insider // Michael Mann Lost in Translation // Sofia Coppola Battle Royale // Kinji Fukasaku Dogville // Lars von Trier The Matrix // The Wachowski Brothers Anything Else // Woody Allen Shaun of the Dead // Edgar Wright Dazed and Confused // Richard Linklater Odishon //Takashi Miike Dao // Hark Tsui Boogie Night // Paul Thomas Anderson Salinui chueok // Joon Ho Bong Speed // Jan de Bont Gongdong Gyeongbi Guyeok JSA // Chan-wook Park Friday // F. Gary Gray Team America: World Police // Trey Parker Gwoemul // Joon Ho B0ng Ging Chat Goo Si 3: Chiu Kup Ging Cha // Stanley Tong The Geyik - Siyasetten Uzak İçerik Sitesi - 2014 - 2023 / The Geyik\\'te eğlenceli içerikler, faydalı bilgiler ve sosyal medyada en çok konuşulan konulara ulaşabilirsin. Merak etme biz burayı senin için siyasetten ve canını sıkabilecek her şeyden temizliyoruz. Sana pozitif bir alan açıyoruz. Keyifli vakitler!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/rachal-hollis-bikini/", "text": "Bikini ile poz verdiğini duyunca herkesin aklına ultra seksi bir poz gelmiş olabilir, ama bu kadının bikinili pozunun olay olmasının ve bir anda dünyanın her yerinde paylaşılıyor olmasının kesinlikle cinsellikle alakası yok. Rachel 21 mart'ta gittiği tatilden paylaştığı fotoğrafta kendine olan özgüveni ile ünlü oldu. Vücudu fit olsa da karnı buruş buruş olduğu için önceleri bikini giymekten çekinen Rachel, 3 kocaman bebek taşıdığı için karnının asla düzelmeyeceğinden dolayı önceleri çok korkmuş ve insan içine bu şekilde çıkmaktan utanmış, sonrasında ise kendine gelen özgüveniyle, bu pozu vermiş ve alta da şu kısa notu düşmüş. Karnım buruş buruş ama bikini giyiyorum. 3 kocaman bebek taşıdığım için karnım artık düzelmeyecek seviyede kırıştı. Göbek deliğim sarktı... ve üzerimde de bir bikini var. bikini giydim çünkü vücudumla ve tüm izlerimle gurur duyuyorum. O izler, bebeklerimi taşıdığımı ve bunun ne kadar kutsal bir şey olduğunun göstergesi. Sarkık karnım ise, kilolarımı vermek için ne kadar uğraştığımın kanıtı. Bikini giyiyorum çünkü bu konuda fikri önemli olan tek bir adam var ve o da bu şekilde görünmek için ne kadar çaba harcadığımı biliyor. Aynı adam, benim vücudum kadar seksi bir vücut görmediğini söylüyor. Buna vücudumdaki izler de dahilmiş. Onlar 'yara' değil hanımlar. Onlar sadece çizgi ve siz bunları hak ettiniz. Vücudunuzu gururla herkese gösterin! #HollisTatili The Chic Site isimli bir eğlence sitesinin de sahibi olan Rachel'in bu cesaretlendirici mesajı 500.000'e yakın beğeni aldı ve kadınları bu yaza dair cesaretlendirirdi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/rachelle-friedman/", "text": "Hayatta neyin ne zaman karşımıza çıkacağı hiçbir zaman belli olmuyor. Yani hesaplarla yaşanamayacak kadar sürprizlere açık bir yaşamımız var. Rachelle Friedman da bizler gibi hyayatın sürprizlerini deneyimlemiş bir kadı. Onun hikayesinde biraz şanssızlık var, okula veda partisinden sonra çok adi bir kaza nedeniyle engelli oluyor ve tek bacağını kullanamıyor. 2010 yılında akıllı arkadaşlarından birisi onu havuza iterek bu kazaya sebep oluyor. Birkaç hafta sonra düğün planlayan kızın tüm hayatı değişiyor. Sonrasında ise hayatını engellilerin hakları için harcıyor. Engellilerin seksi, güzel gibi sıfatları alamayacağını düşünen engelli arkadaşlarına da cesaret vermek adına çeşitli aktivitelerde de yer alıyor. Hayatına o günün bir etkisi olmasın isteyen Rachelle, evlilik planları yaptığı erkek arkadaşıyla da evlenmiş o arada ve de dünya tatlısı bir çocuğu olmuş. Bu manken gibi pozları vermesininse tek sebebi var: BEDENİNİZİ SEVİN!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/rafet-el-roman-cinsellik-yoksa-iliskide-durmam/", "text": "Türk Pop Müziği sektöründe halk tarafından sevilen sanatçı Rafet El Roman, gazeteciler ile söyleşi yaptı. Sevilen sanatçı El Roman sorulan sorulara ilginç cevaplar vererek gündeme oturdu. El Roman, Bir kadını sonsuza kadar sevemem. Cinsellik yoksa o ilişki benim için devam etmez. Fantezilerim oldukça geniştir. diyerek herkesi şaşırttı. Rafet El Roman ile yapılan röportajın içeriği ise şu şekilde: Muhabir: Yeni başlangıçları sevdiğinizi söylüyorsunuz. Hangi kadın size güvenir ki? El Roman: Hiçbir kadını sonsuza kadar sevemem! Daha güzelinin görünce, yön değiştiririm. Sadece fiziki güzellikten bahsetmiyorum. Mesela aşırı kıskançlık beni bitme noktasına getirir. Muhabir: Pahalı hediyeler alır mısınız? El Roman: Özel günlerde tabii ki. Ama araba, ev gibi pahalı şeyler almam. Cimri değil, tutumluyum. Muhabir: Hep genç kadınları mı tercih ediyorsunuz? El Roman: Hayatınızda şuan aşk var mı? Ben yaşıtım veya yaşça benden büyük bir kadına aşık olmak istiyorum. Keşke olsam ama daha olmadı. Şu an yeni bir aşk yok. Her şeyi sınırsız yaşamak istedim, yaşadım da. Muhabir: Ya cinsellik? Bu yaşta ilk yıllardaki gibi önemli mi? El Roman: Benim için cinsellik her şey! Tamam duygusal bir adamım ama ten uyuşmazsa, cinsellik olmazsa o ilişkide hiç durmam! Beni tatmin etmiyorsa öyle bir ilişki istemem. Çok romantiğim, çok duygusalım. Günün her anını o kadınla yaşamayı severim. Ama cinselliği uymuyorsa her şey biter. Muhabir: Fantezileriniz geniş midir? Tek eşli misinizdir? El Roman: İnanılmaz geniştir! Evet tek eşliyim. Birini sevdin mi gözüm kimseyi görmez. Ama sevmediysem, yüz kişiye bakarım. şeklinde soru cevap olarak ilerleyen röportajda son olarak Son boşanmamın üzerinden bir yıl geçti. Bu arada 20 kadınla görüştüm, birlikte oldum. Bunlardan ancak 3'ü ile gerçek bir şey yaşayabilirim. dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ramazan-baslangici-iftar-sahur-saatleri-iftarda-ne-yemeli/", "text": "Ramazan ayı başlıyor. Ramazan ayının başlangıç tarihi 15 Mayıs, bitiş tarihi ise 14 Haziran. İlk oruç günü ise 16 Mayıs 2018, Çarşamba. Şimdiden herkes iftar randevuları yapmaya başladı bile. Fırınlarda pide kokularının, sokakta güleryüzlü insanların olduğu, çok bunaltıcı bir havanın olmadığı bir Ramazan ayı geçmesini dileriz. Peki bu yıl sahur, iftar vakitleri saat kaçta? Ramazan İmsakiyesi ile bakalım: Ramazan'a dair kısa kısa notlar: - 10 Haziran 2018 Pazar günü Kadir Gecesi'dir. - Ramazan öncesinde belirlenen fitre miktarı bu sene 19 lira olarak belirlendi. - Ramazan Bayramı tatilinde uzun bir tatil olmayacak. Bu yüzden resmi tatil günleri perşembe öğleden sonra ile birlikte Cuma, Cumartesi ve Pazar. Çalışanlar, zaten iki günü hafta sonu olan 3.5 günlük bir tatil olacak. 2018 Ramazan Pidesi Fiyatı Ne Kadar? Ankara ve İstanbul'da 275 gramlık pide 2 liradan satılacak İftarda ne yemeli, sonrasında ne yapmalı? İftarda aynı anda çok çeşitte yemek yemek mide rahatsızlıklarına neden olabilir. Çünkü mide uzun süre boş kaldıktan sonra mideye bir anda yüklenmek yanlıştır. Bunun sonucunda mide bulantısı, kabızlık, mide de yanma görülebilir. İftarda peynir, domates, zeytin ve çorbayla başlangıç yapıp, 15 dakika sonra ana yemeğe başlayın. Oruç su ve hurma ile açılmalıdır. Ardından da bir kase çorba içilmeli ve bir süre beklenmelidir. En az yarım saat bekledikten sonra ana yemeklere geçilmelidir. Sindirim sistemini rahatlatmak için mutlaka bir kase çorba içmelisiniz. Her fırsatta bol bol su için. İftardan sahura kadar gece kalkıp su için. Kaybedilen su bu sayede dengede kalabilir. Yemeklerde zeytinyağı kullanmaya özen gösterin. Ekmek 2 dilimden fazla olmamalı, ekmek yerine pilav ya da makarna tercih edebilirsiniz. İftarda haşlanmış et, ızgara, sebze yemekleri, balık, tavuk eti, kuru baklagiller yenebilir. Bu yemeklerden bir kaçı tercih edilebilir. Salata ve yoğurt sofrada mutlaka olmalıdır. Karnınızı çok doyurmayın, yemeğe ara vererek yiyin. Ayrıca hızlı yemek yemekten de kaçının. Mutlaka yemekten sonra meyve yiyin. Midenizin rahatlaması için istenilen bir meyve yenebilir. Yemekten sonra oluşan yorgunluğu gidermek için yeşil çay içmek, midenin rahatlaması içinde Türk kahvesi içmek faydalıdır. Yemekten sonra yürüyüş yapmak gerekir. Yarım saatlik bir yürüyüş sizi rahatlatacaktır. İftarla sahur arasında oluşan açlıkta ölçülü olmak kaydıyla ceviz, fındık, kabak çekirdeği veya badem gibi kuruyemişler yenebilir. Ramazan ayı boyunca ağır yemeklerden kaçınılmalı, sebze yemekleri tercih edilmelidir. Meyve ve sebze tüketimi de ihmal edilmemelidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ramazanda-nefes-kokusunu-onlemek-icin-muhakkak-bunu-yapin/", "text": "Ağız kokusu veya nefesin kötü kokması her yaşta birçok insanın karşılaştığı bir problemdir. Sosyal hayattan, özel yaşama hatta cinselliğe kadar birçok şeye etkisi olan kötü nefesi yok etmenin doğal ve basit bir çözümü var... 1# Ramazan'da nefes kokusunu önlemek için muhakkak bunu yapın Ağız kokusu veya nefesin kötü kokması her yaşta birçok insanın karşılaştığı bir problemdir. Sosyal hayattan, özel yaşama hatta cinselliğe kadar birçok şeye etkisi olan kötü nefesi yok etmenin doğal ve basit bir çözümü var. 2# İşte, kötü nefesinizi tazelemeye yardımcı olabilecek doğal bir ilaç; 1 çorba kaşığı karbonat, 1 çorba kaşığı bal, 1/2 yemek kaşığı tarçın tozu, 1 bardak sıcak su ve 2 adet limonun suyu bir şişeye koyun ve karıştırın. Bu karışımı gargara olarak kullanın. Ağzınızı 2 yemek kaşığı bu karışım ile ihtiyaç halinde durulayın. Limon nefesinizi ferahlatır, tarçın ve balın antibakteriyel ve antimikrobiyal özellikleri vardır ve karbonat temizleyici özelliklerine sahiptir. Bu yüzden ağız hijyeni için hazırlanan bu karışım, mükemmel bir kombinasyondur. 3# Kötü nefesin doğal tedavisi nasıl yapılmalı? Dişlerinizi fırçalayın, diş ipi kullanın. Diş fırçalarını 3-4 ayda bir değiştirin. Dişlerinizi 6 ayda bir temizletin. Dil fırçası ile dilinizi fırçalayın. Bol bol su için. Şekersiz sakız çiğneyin. Maydanoz, nane yaprakları, karanfil, rezene gibi bitkiler tüketin. 4# Sahur vaktinde karanfil, tarçın ya da yeşil çay yaprağı çiğneyin. 5# Yine sahur zamanı suya biraz limon damlatın veya limon suyu ile ağzınızı çalkalayın. 6# Sahurda kızılcık suyu içmek de ayrı bir alternatiftir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ramiz-dayi-sozleri-sahneleri/", "text": "Ramiz Dayı'nın sözleriyle büyüdük desek yalan olmaz. Unutulmaz dizi Ezel'de rahmetli Tuncel Kurtiz'in canlandırdığı Ramiz Karaeski öğüt vermeye başladığında hepimiz kulak kesilirdik. Sonu YEĞEN ve KARDEŞ ile biten kulağımıza küpe olması gereken ve hayat yolunda hepimize lazım olan öğütler verirdi. Ne güzel insandı Tuncel Kurtiz bir nesil onun sözleriyle büyümüş oldu. Sonrasında o güzel sesinden şiirler dinledik, belgeseller izledik. Fark ettik ki o adam hep güzel şeyler yapmış. İşte o güzel adamın oynadığı Ramiz karakterinin akıllara kazınan sözleri: Önce Ramiz Dayı'nın efsane sahnelerinden biriyle başlayalım. Kaderimiz neden avcumuza yazılmış onu öğrenelim Biraz da hem diziden sahnelerle hem de dayımızın sözleriyle hayata bağlanalım. Ramiz Dayı Sözleri 1- Hayatı fazla ciddiye alanlara 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- Oscar Wilde'ın şiirini Türkiye'de meşhur edişi de muazzam bir olay 10- Ramiz Dayının kapak fotoğrafı olabilecek güzellikte sözleri 11- 12- 13- 14- 15- Fotoğraflarla süslenmişler dışında internette dolaşan diğer Ramiz Dayı sözlerini de sizinle paylaşalım. 16- Herkesin kimseye anlatamadığı gizli bir sırrı, herkesin kimseye gösteremediği gizli bir yüzü vardır yeğen... 17- Silahı kullanacaksın ama sen tutmayacaksın! 18- İnsan bir gün gırtlaklayacağı tavuğu sevmeye kalkarsa, aç kalır! 19- Üzülme! Bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için ya da gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur. 20-Bazen yaşamak için öldürmek zorundasın. Bazen yaşamak için içindeki sevgi seni öldürmeden sen onu öldürmek zorundasın. Ramiz Dayı'nın efsane sahnelerine geçelim: RAMIZ DAYI | Emir Almak Başka, Keyif Almak Başka Ramiz Dayı Hasan Sabbah'ın Hikayesi RAMIZ DAYI'dan başka güzel bir hikaye | Hayvanların Tabiatları | EZEL VE EFSANE ŞİİRİ OKUDUĞU AN Oysa herkes öldürür sevdiğini"} {"url": "https://www.thegeyik.com/rap-dunyasinda-sok-massaka-ile-diablo-ayni-kisi-cikti/", "text": "Rap dünyasında birbirine diss atmak gayet normal ama bir süredir Diablo ve Massaka isimli iki rapçi birbirlerine ağır ağır saldırıyorlardı. Bugün bir video çıktı ve bu video hızlı bir şekilde Youtube trend listesinde 1 numara oldu. Diablo videoda Massaka'ya dönüşüyor. Yani ikisi de aynı kişi Massaka böyle bir açıklama yaptı: 'Bizim ne prime ihtiyacımız var ne o primden gelecek paraya!!! Zaten senelerdir savaşıyouz, Şimdi de dışarıda o aptalları eğlendirmek için mi savaşacaz sandınız??? Sokaklarda kayıbımız çok oldu, Hala da savaşıyoruz. Durmak yok,dost ve düşmanı ayıkladik ve inanin cok düşman yüzünü gösterdi .Diss istiyorsunuz hatta rapçiler birbirini öldürsün istiyorsunuz.Bircok kişi ona bile eyvallah diyor. Madem öyle sizlere en kralını oynarız. Massaka dinleyicileri yine kendini gösterdi çok sağlam kitlesiniz.Sadık ateşli baba kitleye sahip olduğumuz icin gururlanıyoruz.Sizi seviyorum inanin.Düşündükçe ve gördüklerimle tüylerim diken diken oluyor.Biz hepsini gördük, Massaka'yı yerlerde zanneden çok kisi boşa sevindiniz, Kral geri döndü 😉 !!!!! ' Geri dönüp Diablo ile Massaka'nın disslerine bakalım Diablo: Massaka: Bugün ortaya çıkan gerçek sonrasında Massaka, Diablo'yu gömüp yerine mi geçti diyenler bile var."} {"url": "https://www.thegeyik.com/rapci-50-cent-unuttugu-bitcoinler-sayesinde-8-milyon-dolar-kazandi/", "text": "Bitcoin hesabına 4 yıldır dokunmayan 50 Cent, yaklaşık 8 milyon dolar kazandı. Ünlü rapçi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile haberi doğruladı. ABD'li ünlü rapçinin yanlışlıkla Bitcoin milyoneri olduğunu ilk olarak TMZ adlı haber sitesi duyurdu. Buna göre 2014 yılında dinleyicilerinin 'Animal Ambition' adlı albümünü Bitcoin'le almalarına izin veren 50 Cent, 4 yıl boyunca hesabına hiç dokunmadı. Ancak kısa süre önce hesabına bakan 50 Cent sahip olduğu Bitcoin'ler sayesinde milyonlarca dolar kazandığını fark etti. 1 HAFTA ÖNCE HATIRLASAYDI.... O dönem tek bir Bitcoin'in fiyatı 662 dolardı.Albümünü 20 dolara satan 50 Cent satışlardan 400.000 dolar kazandı. Kripto paranın değerinin yıllar içinde aşırı şekilde yükselişe geçmesi sayesinde 50 Cent'in serveti şu anda 7 milyon dolar ile 8.5 milyon dolar arasında oldu. Şu anda 1 Bitcoin'in değeri yaklaşık 11.000 dolar seviyesinde. Ancak 50 Cent Bitcoin'i olduğunu bundan birkaç ay önce hatırlayabilseydi kazandığı para yaklaşık 15 milyon dolar olacaktı. 'KENDİMLE GURUR DUYUYORUM' Ünlü rapçi Instagram ve Twitter hesaplarından yaptığı açıklamalarla haberi doğruladı. 'Güney Yakası'ndan bir çocuk için fena değil. Kendimle gurur duyuyorum dedi. 'Bitcoin'lerim olduğunu bile unutmuştum' diyen 50 Cent Twitter'daki mesajında da Biraz Bitcoin isteyen var mı? LOL. Sizi gıcık edeceğini biliyorum ama afedersiniz paraları çantaya dolduruyorum dedi. A little bitcoin anyone? LOL. l know l make you sick but excuse me...I'm getting to the bag ? #denofthieves pic.twitter.com/DCJu2thDr9 50cent (@50cent) January 23, 2018 Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/rapci-ayben-geri-dondu-ve-baskan-oldu/", "text": "Benim adım Ayben korkun benden isimli parçasıyla hemen hemen hepimizin tanıdığı Ayben yepyeni bir albümle döndü. Albüme adını veren BAŞKAN isimli şarkıya da klip çekti. Şarkı çok güzel, klibin de konsept baya güze, biraz daha az sahne değiştirse de doysaydık keşke diyor insan CEZA DA ALBÜMDE Rap müziğin yıldız ismi Ceza, kardeşi Ayben'i Başkan albümünde de yalnız bırakmadı. Uzun bir zaman sonra bir arada oldukları Fenomen adlı şarkının altyapısı Ceza tarafından yapıldı. Kayıt, mix ve mastering işlemleri Buğra Kunt tarafından Studio BK'de yapılan albümün diğer altyapılarıysa Roka Beat, Da Poet ve Tanerman imzası taşıyor. Ayben'in baskı ve şiddetle susturulan tüm kadınlara adadığı yeni albümü Başkan 24 Kasım'da müzik marketler ve dijital platformlarda sizlerle!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/red-light-amsterdam/", "text": "Çoğunuz hep duyuyor, görüyor ve merak ediyor biliyorum. Şöyle bir gerçek var ki, pek çok turist, Van Gogh'dan, Rembrant'a; birçok dünyaca ünlü ressamın eserlerini görmek için müzeleri gezmeye değil, yasaklar bölgesi 'Red Light District'i tatmak için gelir Amsterdam'a. İşte özgürlükler şehri Amsterdam'ın Red Light District'i hakkında çok ilginç bilgiler... 1# Red Light District, Amsterdam'ın en güvenli bölgesi Normalde genelev sokakları denildiğinde akla biraz belalı, tehlikeli olabilecek bir yer gelir. Amsterdam'da ise Red Light District, şehrin en güvenli bölgesidir. 2# Caddede her yer kırmızı! Kırmızı fener isminden de anlaşılacağı gibi caddeye girdiğiniz andan itibaren her yer kıpkırmızı. 3# Camlarda gördüğünüz kadınlar ilişki için bekliyor Red Light District, hakkında duyduklarınızın çoğu şehir efsanesi sanıyorsanız değil. Gerçekten de camlarda bekleyen kadınlar cinsel ilişki işçileridir. Red Light'da genelevler, onlarca cinsel ilişki dükkanı, canlı ilişki şovları yapan kabareler, bin bir çeşit kondom satan dükkan bulunur. Amsterdam'ın en eski kilisesi olan 'Oude Kerk' de aynı yerdedir. 4# Meşhur Tiyatroları 'Casa Roso' Evet kulağa korkunç geliyor ama bu tiyatrolarda açık açık ilişkiye giren insanlar var. Bunu izlemek için oturuyorsunuz koltuğa... 5# Fuhuş belli bölgelerde yasaldır Belediye 2000 yılında aldığı bir kararla, fuhuşu belli çerçeveler içinde yasallaştırmış ve böylelikle hem o bölgenin hem de hayat kadınlarının güvenliğini maksimuma çıkarmıştır. Bölgede bulunan onlarca kamera 24 saat kayıt yapar. Kadınlar odalarında bulunan alarmlara bastığında, polisin en hızlı biçimde olay yerine ulaştığı yer yine Red Light District'tir. 6# Her kabinin farklı bir rengi vardır. Mavi renkse dikkat! Kadınların kabinlerinde mavi ışık yanıyorsa transseksüel, kırmızı ışık yanıyorsa kadın vardır anlamı taşıyor. 7# Perde kapalıysa kadın çalışıyor... Fiyatta anlaşıldıktan sonra oda içerisine giriş yapılıyor. Perde kapalı olduğunda hayat kadınları müsait değil anlamı taşıyor. Perde açık olduğunda ise hayat kadınları danslarını ve vücutlarını sergiliyor. 8# Peki bu odaların içi nasıl? Odaların içinde sadece lavabo, çeşitli dezenfektanlar ve bir yatak bulunuyor. 9# Öğrenciler dahil ihtiyacı olan herkes çalışıyor... Bölgede çalışmak isteyen yani fahişelik mesleğini yapmak isteyenler, tüm belgeleri eksiksiz olarak sağlamak zorundadır. Üniversite öğrencileri de bu bölgede para kazanma isteğiyle odalarını kiralayıp çalışıyorlar. 10# Hizmet bedeli 50 euro! Red Light District'te 15 dakikalık bir hizmetin karşılığı 50 'dur. 11# Bahşiş zorunlu değil... Hayat kadınlarına bahşiş vermek zorunlu değildir ancak uzmanlar önceden verilecek bahşişin hizmetin kalitesini büyük ölçüde etkileyeceği görüşündedir. 12# Cinsel ilişki dükkanında herkes ihtiyacını karşılar... Bir de ilişki mağazaları var tabi. Bu alanda küçük küçük odalar bulunur. Bu özel odalarda televizyon ekranları, 3 boyutlu, 5 boyutlu videolar izlenir. İster tek, isterseniz partnerinizle girip çıkarsınız. Bu sokakta daha ne ilginç şeyler göreceğim diye şaşırıp kalıyorsunuz. Ama şu duyduklarınız devede pire diyebilirim. Swinger partilerine kadar uzayıp gidiyor..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/regl-donemi-agrilarina-iyi-gelen-6-bitki-cayi/", "text": "Regl döneminin en çekilmez yanlarından biridir regl ağrıları. Değişen hormonlar, rahmin kasılması, stres gibi faktörler özellikle karnın alt kısmında sancılara neden olabilir. Bazen yanlış beslenme, sigara, uykusuzluk gibi yan unsurlar da bu ağrıları tetikleyebilir. Kısa süren ama hem kadınların psikolojisini hem de sosyal hayatlarını olumsuz etkileyen bu durum çözümsüz değildir. Özellikle bazı bitki çayları, kaslarda gevşeme ve rahatlama sağladıkları için regl dönemi ağrılarında oldukça etkilidir. Peki, regl ağrılarına iyi gelen bu bitki çayları hangileridir? Türkiye'nin ilk dijital kadın asistanı Pepapp; regl döneminde kadınların yaşadığı ağrıların kaynağını araştırdı ve ağrılara iyi gelen 6 bitki çayını ve faydalarını kadınlarla paylaştı. Böğürtlen çayı: Antioksidan açısından zengin olan Böğürtlen çayı, C vitamini deposudur. bu sayede vücudunuza enerji verir ve regl dönemini de daha kolay geçirirsiniz. Zencefil çayı: Bu çay tam bir adet söktürücüdür. adet dönemlerinde en çok tercih edilen çaylardan biri olan zencefil tam bir adet söktürücüdür. Ağrı kesici özelliği ile tanınan zencefil çayı, regl ağrınız olduğunda tüketilebilir. Papatya çayı: Sakinleştirici bir etkisi vardır. Hormonları düzenler, sinirleri yatıştırır, kasları gevşetir. Safran çayı: Kısa sürede çözüme ulaşmanıza yardımcı olabilecek bir bitki de safran. Regl kanının vücuttan kolay atılmasını sağlar ve aynı zamanda ferahlık verir. Adet söktürücü etkisiyle birlikte ağrılarınızın daha kısa sürede ortadan yok olmasını sağlar. Civanperçemi çayı: Regl başlamadan üç gün önce içmeye başladığınız civanperçemi çayı daha kolay bir regl dönemi geçirmenize yardımcı olur. Sancıları önler ve regl dönemini daha aktif geçirmeni sağlar. Nane çayı: Regl ağrılarını çok iyi hafifleten bitki çaylarından biri nane çayıdır. Gerginliği azaltır. Karın kaslarını rahatlatarak krampların önüne geçer. Regl döneminden dolayı görülen şişkinliğin giderilmesinde oldukça etkilidir. Tabii ki bu bitki çaylarını 2 fincandan fazla tüketmemelisin. Tıbbi tedavinin yerine geçmedikleri gibi, herhangi bir rahatsızlığın ya da alerjin varsa öncesinde mutlaka doktoruna da danışmalısın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/rehber-kopekle-metrobuse-binemeyen-gorme-engelli-kadina-yardim-eden-super-insan/", "text": "Hepimizin süper güçleri var aslında. Hepimiz birilerinin hayatını kolaylaştırabiliriz. Onur Yarar da bu süper kahramanlardan birisi. Buyrun olayı ondan dinleyelim: Az once sogutlucesme metrobuste turnikeler sonrasinda gorme engellilere ait rehber kopegi ile gecisine izin verilmeyen bir kadini gordum. Tabi metrobuse binmeden turnikelere geri geldim. Guvenlik metrobuse kopekle binemessiniz diyor, ben de rehber kopek ucaga bile rahatlikla biner, siz bilmiyorsunuzla basladim. 30-40 dakika beyaz masa, iett, guvenlik sirketi telefon trafigi, polisin gelmesi, guvenlik kameralarinin bize dogrulup cekilmesi ve en en sonunda tamam binin izni. Bu vesile metrobuste de bir ilki gerceklestirmis olduk. Biraz disari da usuduk, randevuma da gec kaldim ama degdi... Hem kadının yüzü gülmüş oldu hem de bizim insanlığa inancımız arttı! Süpersin ??"} {"url": "https://www.thegeyik.com/renkleri-saclariyla-instagramda-isik-sacanlarin-gercek-hayati/", "text": "Saçları rengarenk olan insanların o güzel fotoğraflarına uzun uzun hayranlıkla bakanlardanız çoğumuz. Sanki yağmur yağmış, güneş çıkmış da sonrasında gökkuşağı bu arkadaşların saçlarına inmiş gibi. Ama bu saç stilisti kızın anlattığına göre gündelik hayatta durum o kadar da kolay değil. Ursula Goff isimli saç stilisti bu güzel kız. İnsanların Facebook, Instagram gibi sosyal ağlardaki kişilere hayran olmasını ve kendisini kötü hissetmesini istemediği için. Bu saçların gündelik hayatta nasıl göründüğünü aktarmış. Ursula'ya göre herkesin güzel ve çirkin anları olabilir. Saçlara veya diğer detaylara bakmadan iç güzelliğimize bakmalıyız. Biraz bakımla herkes olduğundan farklı biri görünebilir. Saçlar az karışınca bakın böyle duruyor. Fotoğraflara bakınca hiç de haksız olmadığını görebiliyorsunuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ricky-gervais-oyle-bir-konustu-ki-tum-sinema-dunyasi-yerle-bir-oldu/", "text": "Ricky Gervais, Altın Küre Ödül töreninde 7 dakikalık bir konuşma yaptı ama ne konuşma. Hollywood'u mahvetti. Belki uzun gelebilir ama dinleyince ne kadar güzel bir konuşma olduğunu fark edeceksiniz. 🔥SAVAGE🔥 Ricky Gervais just gave the best opening speech at the #GoldenGlobes ever. He absolutely DESTROYED Hollywood. pic.twitter.com/byRej81Xo0 Benny January 6, 2020 SÖZCÜ'deki haberde biraz açıklamışlar buyrun Gervais, çok sayıda ünlü ismin katıldığı geceyi sunumuyla daha eğlenceli bir hale getirirken gündeme dair göndermeleriyle yer yer tepki de çekti. Açılış konuşmasının merkezine; The Irishman filminin yönetmeni Martin Scorsese'yi, kızının istediği üniversiteye kabul edilmesi için rüşvet verdiği gerekçesiyle tutuklanan ve kefaletle serbest bırakılan Desperate Housewives dizisinin yıldızı Felicity Huffman'ı, Once Upon a Time... in Hollywood ile çok konuşulan Leonardo Di Caprio'yu ve Netflix'i alan sunucunun en çok konuşulan esprileri ise şunlar oldu: Bu gece için kullandığım limuzinin plakası Felicity Huffman tarafından yapılmıştı... Kızı için üzgünüm, tamam mı? Bu onun başına gelmiş olan en utanç verici şey olmalı. Bu büyük geceye çok sayıda efsane ismin katıldığını görüyorum. İkonlar, dev isimler... mesela şu masada Al Pacino, Robert de Niro, Bebek Yoda Oh, hayır bu Joe Pesci. Sapkınlardan bahsetmişken, pedofili filmler için önemli bir yıl oldu. Şu filmlere bir baksanıza: 'Surviving R. Kelly,' 'Leaving Neverland'... 'Two Popes' Herkes Netflix'i izliyor. Bu törene sadece benim çıkıyor olmam gerekiyordu. 'Her şeyi kazanırsın, Netflix, iyi geceler. 'Hayır, üç saat boyunca buradayız. Bu şovu izlemek yerine 'After Life'ı izleyebilirsin. Aftrer Life, eşi kanserden öldüğü için kendini öldürmek isteyen bir adam hakkında bir dizi ve hala bundan daha eğlenceli. Di Caprio'nun başrolünde oynadığı Once Upon a Time... in Hollywood, filmi yaklaşık üç saat uzunluğunda. Bu yüzden hiç şüphesiz film sona erdiğinde Caprio'nun sevgilisi artık onun için fazla yaşlıydı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ricky-gervaisin-after-life-dizisinde-2-sezonun-tarihi-belli-oldu/", "text": "Başrolünde aynı zamanda yaratıcısı olan Ricky Gervais'in yer aldığı AFTER LIFE, altı bölümlük yeni sezonu ile 24 Nisan 2020'de Netflix'e geri dönüyor! Küçük bir kasaba olan Tambury'de yerel bir gazetede yazar olan Tony'nin hayatı karısının kanserden ölmesi ile altüst olur. İkinci sezonda kaderiyle hala savaş veren Tony'nin arkadaşlıkları pekişmeye devam eder. Her biri kendi sorunları ile boğuşurken bir de gazetenin kapatılma tehlikesi ile mücadele ederler. Kasabanın yerel Am-Dram gösterisi herkesin modunu yükseltecek mi? Netflix orijinal dizisi AFTER LIFE, Derek Productions imzasını taşıyor. Altı bölümlük dizinin yaratıcısı, yazarı ve yönetmeni Ricky Gervais. Yapımcı Charlie Hanson. Baş yapımcılar ise Ricky Gervais ve Duncan Hayes. Dizide Ricky Gervais ile birlikte Penelope Wilton , David Bradley , Ashley Jensen , Tom Basden , Tony Way , David Earl , Joe Wilkinson , Kerry Godliman , Mandeep Dhillon, Jo Hartley, Roisin Conaty ve Diane Morgan , Tracy-Ann Oberman rol alıyor. Yeni sezonda kadroya dahil olan isimler ise Peter Egan , Ethan Lawrence ve Bill Ward . İlk sezonun fragmanını da buraya ekleyelim"} {"url": "https://www.thegeyik.com/rihanna-ve-cara-delevingnenin-bilim-kurgu-filmi-valerian/", "text": "Dünyaca ünlü şarkıcı Rihanna, oyuculukta da iddialı. 29 yaşındaki Barbadoslu şarkıcı, rol aldığı 'Valerian ve Bin Gezegen İmparatorluğu' filminin vizyon tarihi için gün sayıyor. Türkiye'de 27 Temmuz'da vizyona girecek filmi anlattığı bir videoyu sosyal medya hesabında yayınlayan Rihanna, Beklenen zamanın geldiğine inanamıyorum! Temmuz geldi ve bu, Valerian'ın da gelmesi demek! Film ikonu Luc Besson ile ilk çalışmam. Çok minnettarım ve sizin 21 Temmuz'da Valerian'la buluşmanız için sabırsızlanıyorum notunu yazdı. Filmin oyuncu kadrosunda Rhanna'nın yanı sıra Dane DeHaan, Cara Delevingne, Clive Owen, Ethan Hawke gibi isimler yer alıyor. Filmde, 28. yüzyılda Valerian ve Laureline karakterleri, insanların yerleşim alanlarına uygulanacak emirleri taşıyan bir operasyon biriminde görevlidirler. Savunma Bakanlığı'nın emriyle ikili, etkileyici bir şehir olan Alpha'ya görevlendirilirler. Alpha, evrendeki pek çok farklı türün bilgi, deneyim ve kültürlerini paylaşmak için yüz yıllardır bir araya geldiği bir şehirdir. Fakat şehrin merkezinde bir gizem vardır; karanlık bir güç bu şehrin huzur dolu ortamını tehdit etmektedir. Valerian ve Laureline'nin görevi bu güç aktif olup Alpha'yı ele geçirmeden önce hem şehri hem de tüm evrenin geleceğini kurtarmaktır. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/rio-de-janeiro-kacarsan-olursun-kalirsan-yine-olursun/", "text": "Kocaman bir 'Kurtarıcı İsa Heykenli'nin bizi karşıladığı Brezilya'nın ikinci en büyük şehri Rio de Janeiro... Gerçekten de fotoğraflarda gördüğümüz kadar renkli, hareketli, cıvıl cıvıl bir şehir mi? Kurtarıcı İsa Rio de Janeiro'yu ne kadar kurtarabilmişti? Bir şehrin birbirine zıt iki yüzü olabilir miydi? City of God... Gelecekte önemli bir gazeteci olacak çocuğun gözünden, Rio de Janeiro'nun varoşlarına indiğimizde nelerle karşılaşacağımızı izlediğimiz film... Yoksul halkın hayatta kalmak için kurduğu çeteleri, çetelerin üyeleri olan küçücük çocukları şaşkınlık, öfke ve üzüntüyle izliyoruz. İlk başlarda sadece hayatta kalmak için soygunlar yapan 3 4 kişilik çetelerin, zaman içerisinde iktidar olmak uğruna masum insanları öldürmekten çekinmediklerini görünce oranın Rio olduğuna inanmakta güçlük çekiyor ve öfkeleniyoruz. Çünkü Rio de Janeiro'nun kurallarını öğreniyoruz: Kaçarsan ölürsün, kalırsan yine ölürsün. Bu varoşların bir kuralı daha var. Bunu öğrenince ise içimizde sadece yoksulluğa duyulan öfke beliriyor ve kendimizi yanlarında, onlara destek olurken buluyoruz. Çünkü Rio'da varoşta yaşayan halktan çalmak yasak, sadece patronlardan çalabilirsiniz... Bir yanda ihtişamı, zenginliği ve eğlenceleriyle bizleri büyüleyen Rio, diğer tarafında favelalar ... Eğer Rio'nun iki yüzünü de görmek istiyorsanız favelaları nasıl gezebileceğinizi, buranın kurallarını öğrenmeniz gerekir. Öncelikle burada başınıza gelebilecek neredeyse hiçbir şey için polislerden yardım istemeniz karşılık bulmayacaktır. Çünkü favelaların kendi kuralları, kendi asayişleri vardır ve oraya giderken oranın kurallarını kabul etmiş sayılırsınız. Bu yüzden de Rio'ya gittiğinizde neredeyse bütün evlerin etrafında demir parmaklılar olduğunu görmeniz şaşırtıcı olmayacaktır. Ülke nüfusunun neredeyse yarısının favelalarda yaşamasından ve buraların merak edilen bölgeler olmasından ötürü artık buralara turistik geziler düzenlenebiliyor. Tabi ki sizi gezdirecek kişinin burada yaşayan ya da daha önce yaşamış birisi olması oldukça önemli. Favelalara ulaşım için belirli bir bölgeye kadar taksiyle gidebiliyorsunuz. Ancak belirli bir bölgeden sonra motosiklet kiralamak zorundasınız. Bu zorunluluk hem ulaşımın zorluğundan hem de güvenliğinizi sağlayabilmenizden geliyor. Motosikletleri ise bazı bölgelerde belediyenin atadığı şoförlerle bazı bölgelerde ise o bölgede yaşayan halktan karşılamanız gerekiyor. Favelaları gezerken bu anları ölümsüzleştirmek isteyebilir, fotoğraf çekmek isteyebilirsiniz ancak bunu yaparken çok dikkatli olmalısınız. Bazı bölgelerde fotoğraf çekmek güvenliyken bazı bölgelerde fotoğraf makinelerinizi çantanızda saklamanız gerekiyor. Uyuşturucu ticaretinin yoğun olduğu bir bölge olduğunu göz önüne alırsak bu kuralın neden var olduğunu anlamak daha kolay olacaktır. Bu bölgelerde sizin kimseyi görmediğiniz anlarda dahi bir yerlerde birileri mutlaka sizi izliyordur çünkü. Eğer siz de Rio de Janeiro'nun fotoğraflarındaki ihtişamını, Rio Karnavalı'nın neşesini orada yaşamak, sambayla dans etmenin tadına varmak isteyenlerdenseniz gitmeden önce City of God'ı izleyebilirsiniz... Ancak bizim tavsiyemiz yerel biri eşliğinde oraları yakından görmeniz. Çünkü muhteşem Rio'nun varoşlarını öğrenmeden gerçekten Rio'yu öğrenemezsiniz. Bu yazı hoşuna gittiyse, beğen butonuna basarak veya bu yazıyı paylaşarak, farklı kültürleri bir araya getirme yolculuğunda bize destek olabilirsin. Gezginler için hazırlanan sosyal bir platform olan Urbansurf'e Urbansurf.me adresinden bir göz atabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/rio-olimpiyatlarinda-su-sporlarina-katilacaklari-bekleyen-carpici-manzara/", "text": "Rio Yaz Olimpiyatları 2016 geldi çattı. Olipiyatların başlangıç tarihi 5 Ağustos Cuma, bitişi ise 21 Ağustos, Pazar. Peki Rio bu duruma ne kadar hazır? Az sonra göreceğiniz fotoğraflardan sonra açık alanda su sporu yapacaklara, o nehirde bulunan hayvanlara ve orada yaşayan insanlar adına üzüleceksiniz. Guanabara Körfezi ne yazık ki pislikten geçilmiyor. 2015 yazından beri sivil toplum kuruluşları temizlik yapsa da durum acı. Sağlık araştırma merkezi Oswaldo Cruz Enstitüsü tarafından yürütülen araştırmada, Carioca Nehri'nin farklı yerlerinden alınan örneklerde normalde hastanelerde bulunan süper bakteri tespit edildi. Bunun sebeplerinden biri de çevredeki hastane atıklarının buraya boşaltılması. Bu yalnızca olimpiyat sporcularını değil tüm doğayı da tehdit eden bir durum. Fotoğrafta gördüğünüz şey de ne yazık ki ölü bir beden. Guanabara'da hem hayvan hem de insan cesetleriyle karşılaşmanız muhtemel. Geçen sene burada sörf yapanların %25'i çeşitli sağlık problemleri yaşamış. Peki sorun çözülür mü diye merak edenlere de iletelim: Ne yazık ki, hayır. Bu bölgedeki alt yapı Avrupa'nın 14.-15. yüzyıldaki halinden farksız..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/rita-mattos/", "text": "Bu hanım kızımız Brezilya'da saat 4:30'ta uyanıp 12 saat çalışan sonra da evine 3 kuruş götürmeye çalışan bir belediye çalışanıydı. Çektiği selfieleri internette paylaşınca hayatı değişti. 23 yaşındaki Rita Mattos'a Sweeper Babe diyorlar ve her geçen gün de hayranları artıyor. # # Rio de Janeiro belediyesinde çalışmayı bırakıp çok yakında modellik kariyerine atlayacak gibi, her gün çıkma teklifleri alıyor, röportaj isteyen gazetelerden ve televizyonlardan gelen teklifler de göz dolduruyor. Yakında cep de doldurur 🙂 Rita Mattos da durumun farkında ve Instagram hesabından bomba fotoğraflar paylaşmaya başlamış # Instagram hesabı:https://instagram.com/ritamattos1/ Facebook'tan da bombalıyor bizim kız # facebook.com/rita.mattos.1420 Bizim çöpçüler de anca aşkımı süpürsünler 🙁 AH Rita AH"} {"url": "https://www.thegeyik.com/robinho-giuliano-iyi-ama-bir-alex-degil/", "text": "Spor Toto Süper Lig takımlarından Sivasspor'un Brezilyalı futbolcusu Robinho, Fenerbahçe'nin başarılı yıldızı Giuliano hakkında açıklamalarda bulundu. beİN Sports'a özel röportaj veren Robinho, tüm zamanların en iyi ilk 11'ini de yaptı. Kadroda Galatasaray forması giymiş Taffarel ve Fenerbahçe forması giymiş Roberto Carlos'a yer veren Robinho, Fenerbahçe'de forma giyen Giuliano hakkında da konuştu. Yıldız futbolcu, Giuliano etkileyici bir oyuncu. Dünya Kupası'na gitmek için farklı şartlar oluşturması gerekiyor. Performansını biraz daha arttırırsa gidebileceğini düşünüyorum. Ama Giuliano kesinlikle bir Alex de Souza değil. Dünyaya bir tane Alex geldi, sonrası yok. dedi. Öte yandan Neymar, Messi ve Ronaldo'yu tek kelime ile anlatan Brezilyalı futbolcu, Neymar; dahi, fenomen. Messi; gezegen dışı. Ronaldo; spektaküler bir oyuncu. Messi ve Neymar ile yan yana oynamak isterdim şeklinde konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/rogue-one-oncesi-ortaya-atilan-star-wars-episode-viii-ve-darth-vader-dedikodulari-ortaligi-karistirdi/", "text": "Star Wars: Rogue One'ın vizyona girmesine kısa süre kala ortaya atılan Episode VIII ve Darth Vader dedikoduları ortalığı karıştırdı. Star Wars Theory adlı YouTube kanalının yüklediği video Star Wars hayranlarının aklını allak bullak etti. Kanal Star Wars: Episode VIII'in senaryosunun bir bölümünün internet ortamına sızdığı iddia ettiği videoda Star Wars evreni ve gidişatı hakkında müthiş iddialar ortaya atıldı. Luke Skywalker ve Snoke'un karşılaşmasının anlatıldığı videoda Snoke'un Luke Skywalker'a büyükbabası yani Darth Vader'ın babası hakkında bilgi sahibi olduğunu söylediği bir bölüme yer verildi. Luke'un Snoke'a babasını hiç görüp görmediğini sorması üzerine ise Tabii ki. Ne de olsa, hangi baba kendi eserini görmez ki? dediği iddia edildi. Darth Vader'ın babasının Supreme Leader Snoke olduğunun ifade edildiği bu bölümün Star Wars evreni için çok kritik olduğu ve Anakin'in annesinin bir anda hamile kaldığını ifade ettiği kısmın ise bir gizleme olduğu belirtildi. Videoda İmparator'un ustası Darth Plagueis'dan midikloryanlardan yeni bir yaşam formu oluşturabilecek olduğunu söylediği ve Snoke'un gizliden gizliye Darth Plagueis olduğunu ifade eden teorinin de elde edilen bilgiler sonrası tasdiklendiği ifade edildi. Ancak kanalın video için aldığı bilgiler için bir kaynak belirtmemesi akıllara bir takım soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Kanal sadece dikkat çekmek için böyle video yapmış olabilir ama ne olursa olsun Star Wars izlemek, okumak, konuşmak son derece zevkli bir olay. Siz de benim gibiyseniz may the force be with you sevgili okurlar. Merak edenler için işte o video;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/rol-aldigi-film-icin-olaganustu-degisimlere-ugrayan-20-oyuncu/", "text": "Sinema endüstrisinin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan makyaj ve görsel efekt teknolojileri sayesinde oyuncular gerçekleri ile alakası olmayan karakteri canlandırabildiği gibi, kimi oyuncular da rolün hakkını verebilmek için müthiş fiziksel değişimlere uğruyorlar. Elbette ki bu oyuncuların hepsini bir araya getirmek mümkün değil ancak biz ilk anda aklımıza gelenleri sizler için sıraladık. İşte Rol Aldığı Film İçin Olağanüstü Değişimlere Uğrayan 20 Oyuncu; 1# Idris Elba Star Trek Beyond (2016). 2# Ron Pearlman Hellboy (2004). 3# Christian Bale The Machinist (2004). 4# Charlize Theron Monster (2003). 5# Anne Hathaway Les Miserables (2012). 6# Tom Hanks Cast Away (2000). 7# Maiwenn Le Besco The Fifth Element (1997). 8# Oscar Isaac X-Men: Apocalypse (2016). 9# Tom Cruise Tropic Thunder (2008). 10# Rooney Mara The Girl with the Dragon Tattoo (2011). 11# Robert De Niro Raging Bull (1980). 12# Doug Jones Hellboy II: The Golden Army (2008). 13# Ralph Fiennes Harry Potter serisi (2001 2011). 14# Eddie Murphy Norbit (2007) 15# Chris Hemsworth In the Heart of the Sea (2015). 16# Heath Ledger The Dark Knight (2008). 17# John Leguizamo Spawn (1997). 18# Eddie Murphy Coming to America (1988). 19# Tim Curry Legend (1985). 20# Michael Keaton Beetlejuice (1988). Bu listede bulunmasının şart olduğunu düşündüğünüz oyuncuları lütfen bizimle paylaşın 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/role-girmenin-hakkini-fazlasiyla-veren-10-oyuncu/", "text": "Tek tip rollerin aranan insanı olmak yerine bir çok farklı tipte rolü canlandırmış, role girmek için onlarca kilo alıp vermiş, saatlerce süren ağır makyaja maruz kalmış ve hepsinden öte oyunculukları bu rollerin hakkını vermiş 10 büyük oyuncuyu sizler için bir araya getirdik. İşte Role Girmenin Hakkını Fazlasıyla Veren 10 Oyuncu; #1 Cate Blanchett *The Lord of the Rings, The Aviator, Elizabeth: The Golden Age, I'm Not There, Cinderella #2 Gary Oldman *Dracula, True Romance, The Fifth Element, Interstate 60, Harry Potter #3 Helena Bonham Carter *Fight Club, Planet of the Apes, Harry Potter, Alice in Wonderland, The King's Speech #4 Ian McKellen *Richard III, Rasputin, David Copperfield, The Lord of the Rings, X-Men #5 Jared Leto *Fight Club, Alexander, Chapter 27, Dallas Buyers Club, Suicide Squad #6 Johny Depp *Pirates of the Caribbean, Public Enemies, Alice in Wonderland, Dark Shadows, Black Mass #7 Merly Streep *The Devil Wears Prada, Julie & Julia, The Iron Lady, Into the Woods, Ricki and the Flash #8 Michael Fassbender *300, A Dangerous Method, Prometheus, Macbeth, Steve Jobs #9 Ralph Fiennes *Schindler's List, The Constant Gardener, Harry Potter, The Duchess, The Grand Budapest Hotel #10 Tilda Swinton *The Chronicles of Narnia, Michael Clayton, The Grand Budapest Hotel, Doctor Strange"} {"url": "https://www.thegeyik.com/romeo-ve-julietin-evinde-kalacak-romantikler-araniyor/", "text": "14 Şubat'ta şanslı bir çift, William Shakespeare'in 'Romeo ve Juliet' hikayesinin geçtiğine inanılan evde konaklama hakkını kazanacak. İnternet üzerinden rezervasyon ve konaklama hizmeti sağlayan Airbnb, 14 Şubat Sevgililer Günü'nde İtalya'nın Verona kentindeki Juliet'in Evi'nde bir gecelik konaklama vaat eden bir yarışma başlattı. Yarışmayı kazanan 'modern Romeo ve Juliet', Michelin yıldızlı şef Giancarlo Perbellini tarafından pişirilen bir yemek yiyecek. Çift, Franco Zeffirelli imzalı 1968 yapımı 'Romeo ve Juliet' filminde kullanılan yatakta geceyi geçirecek. Özel bir kahyası olacak çift aynı zamanda Verona turuna da çıkacak. Yarışmaya katılmak isteyenlerin neden burada bir gece geçirmeyi hak ettiğini anlatan bir mektup kaleme alması gerekiyor. Yarışma 2 Şubat'ta sona erecek. Verona Belediye Başkanı Federico Sboarina, Juliet'in Evi, kentimizdeki en önemli müzelerden biri ve her yıl milyonlarca turisti çekiyor. Airbnb ile ortaklık sayesinde, Shakespeare'e ait çok bilinen bu mit, daha önce hiç sunmadığımız bir şekilde hayata döndürülüyor dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ronaldinho-ayni-anda-iki-kadinla-birden-evlenecek/", "text": "Malikanesinde iki nişanlısıyla birlikte yaşayan efsane Brezilyalı futbolcu Ronaldinho'nun ağustos ayında iki kadınla birden dünya evine girmeye hazırlandığı iddia edildi. Çalkantılı özel yaşamı nedeniyle futbol sahalarından kuyruklu yıldız gibi kayan ve 2011'de Avrupa kariyerini bitirdikten sonra 2015'te emekli olan Ronaldinho'nun Priscilla Coelho ve Beatriz Souza adında iki nişanlısı olduğu uzun zamandır konuşuluyor. SÜPER LÜKS MALİKANEDE ÖZEL TÖRENLE Rio de Janeiro'daki 7 milyon dolarlık malikanesinde her iki nişanlısıyla birlikte yaşayan 38 yaşındaki futbol efsanesi, Brezilya basınına göre, hem Priscilla hem de Beatriz'e evlilik teklif etti. Futbol kariyerinde zirveyi Barcelona'da yaşamış olan Ronaldinho, haberlere bakılırsa, ağustos ayında malikanesinde düzenlenecek özel bir törenle iki kadınla birden dünya evine girecek. 6 YILA KADAR HAPİS Brezilya'da birden fazla kişiyle resmi nikah kıymak yasak, 6 yıla kadar hapis cezası var. Dolayısıyla emekli futbolcunun iki kadınla evliliğinin özel bir tören olacağı ve resmi nikah olarak kayıtlara geçmeyeceği öngörülüyor. İKİ KADINA EŞİT MUAMELE Uzatmalı sevgilisi Priscilla'nın üzerine 2016'da Beatriz ile ilişkiye giren Ronaldinho'nun her ikisine aynı hediyeleri almaya özen gösterdiği ve istedikleri gibi harcamaları için 2100'er dolar harçlık verdiği söyleniyor. O Dia gazetesinin köşe yazarı Leo Dias'a göre Ocak 2017'de iki kadına evlilik teklif edip nişan yüzüklerini takan Ronaldinho'nun kız kardeşi Deisi, çok eşliliğe karşı olduğundan törene katılmayacağını belirtti. YALANLAMIŞTI Geçen yıl iki kadınla birden nişanlandığı haberleri patlak verdiğinde sosyal medyadan yalanlama yayımlayan Ronaldinho Nişanlandığım haberlerine inanmayın demişti. HER YERE İKİ NİŞANLISIYLA BİRLİKTE GİDİYOR Ancak katıldığı her etkinliğe Priscilla ve Beatriz ile birlikte giden Ronaldinho, kendi samba müzik grubutla martta Japonya'yı ziyaret ettiğinde her iki kadınla birlikte gözüktüğü videoları 32 milyon takipçisi olan Instagram hesabından yayımladı. SİYASETÇİ OLACAK Bir hafta sonra Brezilyalı futbolcunun merkez sağcı Brezilya Cumhuriyetçi Partisi'ne üye olması sırasında da her iki kadın yanındaydı. SAĞCI PARTİ DERTLİ Brezilya futbolunun efsanelerinden Romario gibi siyasi kariyer peşinde koştuğu söylenen Ronaldinho'nun diğer yandan özel hayatı PRB'ye dert oldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ronaldo-madridden-juventusa-transfer-olunca-olan-fifa19a-oldu/", "text": "Futbol dünyasının tanınan isimlerinden Cristiano Ronaldo geçtiğimiz gün Juventus ile 2019 yılı için anlaşma sağladı. FIFA 19'un çıkmasına çok kısa bir süre kalmışken yaşanan bu durum EA için büyük dert oldu. FIFA 19'un oyun afişi de dahil olmak üzere bütün senaryo modu da Ronaldo'nun Real Madrid'deki hali ile ilerliyor. Bu sebeple oyunun EA Games için tam bir hayal kırıklığı olduğu söylenebilir. Oyunun senaryo modunda canlandırılan Alex Hunter karakterinin senaryonun büyük bölümünde ünlü isim ile yakınlaşması, çıkışa çok az bir süre kala EA Games'e senaryo ve telif konusunda sıkıntılar yaşatıyor. Şirketin şimdi nasıl bir yol izleyeceği ise merak konusu oldu. Haber: Ntv"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ruh-sagligi-icin-sorumluluk-alma-zamani/", "text": "Ruh sağlığının, en az beden sağlığı kadar hatta daha önemli olduğunu ifade eden uzmanlar, psikolojik dayanıklılığı artırmak için yapılması gerekenlerin arasında değer odaklı yaşama, gerektiğinde gurur yapmadan yardım isteme, yaşatılanları unutmadan affetme ile uyku ve beslenme alışkanlıklarına dikkat etme geldiğini söylüyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, Beden sağlığımız için nasıl ki sorumluluk alarak diyetler, egzersizler, estetik operasyonlar ve spor yapıyorsak, ruhsal sağlığımız için de sorumluluk almamız gerekir. Yoksa hayatın getirdiği yükleri ve bizden götürdüklerini hazmedemeyiz ve altında eziliriz. dedi. 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu tarafından 1992 yılından itibaren Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak kutlanıyor. Üsküdar Üniversitesi NPİTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı günü dolayısıyla, ruh sağlığı ve ruhsal iyilik hali hakkında bilgi verdi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan tanıma göre 'ruh sağlığı'nın; kişinin potansiyellerinin farkında olduğu, yaşamındaki stres faktörlerini yönetebildiği, üretken olduğu ve verimlilik içerisinde yaşamını sürdürerek topluma ve kendisine katkı sağlayabildiği bir 'iyi olma' hali olduğunu vurgulayan Dr. Bingöl, şunları dile getirdi: Ruh sağlığımız için sorumluluk almalıyız Bu bağlamda ruhsal 'iyilik' halimizin, fiziksel sağlığımızı ve bedenimizi doğrudan etkilediği gözden kaçmamalıdır. Ruh sağlığı, en az beden sağlığı kadar önemlidir, hatta daha önemlidir diyebiliriz. Bu bağlamda, beden sağlığımız için nasıl ki sorumluluk alarak diyetler, egzersizler, estetik operasyonlar ve spor yapıyorsak, ruhsal sağlığımız için de sorumluluk almamız gerekir. Yoksa hayatın getirdiği yükleri ve bizden götürdüklerini hazmedemeyiz ve altında eziliriz. Olumlu düşünmek iyi hissetmeyi sağlıyor Olumlu düşünmenin hem ruh hem beden sağlığına olumlu etkilerinin bulunduğunu da kaydeden Dr. Bingöl, şöyle devam etti: Yapılan çalışmalarla olumlu düşünmenin, sadece ruhsal yönden bir rahatlama sağlamadığı, aynı zamanda vücut hücrelerimizin de işleyişini düzenlediği, iyi hissetmemizi sağlayacak hormonların ve moleküllerin sentezini arttırdığı gösterildi. Son dönemdeki bilimsel veriler, pozitif düşünmenin, genlerimizin yeniden düzenlenmesinde son derece olumlu katkılarının olduğunu gösteriyor. Kaygılı ve telaşlı olmayı ebeveynden öğreniyoruz Gerçekten bir fiziksel saldırı altındayken her insanın kaygılanarak stres yaşayabileceğini ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Bingöl, sözlerini şöyle sürdürdü: Fakat pek çoğumuz hayatın riskli doğasını ve belirsizlikleri kabul edemediğimiz için , 'katı' tutumlarımız nedeniyle değişime, dönüşüme kapalı yaşayarak kendimizi güncellemeyi ihmal ettiğimiz için, 'çözüm' odaklı davranmak yerine ruminatif ve tekrarlayıcı bir şekilde soruna takılı kaldığımız için, belki de ebeveynlerimiz bizi küçük yaşlardan itibaren en kötü olasılığı düşünmeye ve öncelikle korunmaya, güvenliğe, önlem almaya motive ettiği için, bu derece kaygılı ve telaşlı olmayı öğrenmiş olabiliriz. Stres olgunlaştırırken, kronik stres zarar veriyor Stres, acı, ağrı, kaygı ve korku gibi durumların insanlar için yaşamsal önemi olan, son derece gerekli mekanizmalar olduğunu belirten Dr. Bingöl, Stres, her ne kadar kaçınılması gereken bir durum gibi gözükse de çoğu zaman büyümeyi ve olgunlaşmayı destekler; kişisel gelişimin ve değişimin önünü açar. Bu nedenle asıl problem, stresin varlığı değil, bir stres faktörünün zihninizi saatlerce, günlerce, haftalarca meşgul etmesi, yani kronikleşmesidir. Her şeyin dozunda ve dengeli olması önemlidir. diye konuştu. Stres anında vücudun kendisini olası bir 'savaş'a hazırladığını da anlatan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, bu durumun sadece gerçek bir fiziksel saldırı altındayken değil, aynı zamanda ilişkisel sorunlar, maddi kaygılar, eleştiri veya nefret söylemleri gibi süreğen bir şekilde kafaya takılan herhangi bir zihinsel mesele yüzünden de tetiklenebildiğini dile getirdi. Dr. Mert Sinan Bingöl, Bu esnada kalpte çarpıntı olur, şeker seviyesi yükselir, göz bebekleri büyür, sırt, boyun ve baş ağrıları olur, boşaltım ihtiyacı artar, vücut, kanı kol ve bacaklara daha fazla gönderebilmek için tansiyonu yükseltir ayrıca bulantı ve kusma olur. dedi. Sen dans edersen, hücrelerin de dans eder! 'Bedensel' ve 'zihinsel' sistemlerin iç içe geçtiğini dile getiren Dr. Bingöl, şöyle devam etti: Mevcut sıkıntı ve stresiniz arttığı zaman hem bedensel hem ruhsal yapınız, herhangi bir şeyi içine alacak durumda değildir. Bu durumda ne rahat bir nefes alabilirsiniz içinize, ne bir yiyecek, ne bir düşünce. O an, her şey size fazla ve zorlayıcı gelir. Unutmayın, zihin ve beden, karşılıklı etkileşim halindedir. Bu nedenle zihin, bir şeyden haz alırken, beden de haz alır. Zihin korkarken, beden de korkar. Zihin kaygılıysa, beden de kaygılıdır. Sen dans edersen, hücrelerin de dans eder. Bu nedenle, yaşadığımız olaylar hakkında ne düşündüğümüz, hangi sonuçlara ulaştığımız, başımıza gelenleri nasıl yorumladığımız ve nasıl tepki vermeyi seçtiğimiz çok önemlidir. Ruh sağlığımız çok önemlidir. Dr. Bingöl, her partnerinden ayrılan veya işinden çıkarılan kişinin aynı düzeyde stres yaşamadığını, bu bağlamda, psikolojik sorunların çoğunlukla yaşananları doğru anlamlandıramamaktan, değişime direnç göstermekten veya sorunların varlığını kabullenememekten kaynaklandığını ifade ederek, Belirsizlikleri, acıları, riskleri, hastalıkları, ölüm gerçeğini ve hayatın özü itibariyle 'sorunlar' yumağı olduğunu belli bir ölçüde fark edip, anlayıp, kabul ettiğimizde gerçek hayatla uyumlanmış oluruz ve ruhsal iyileşme başlar. şeklinde ifade etti. Ruh sağlığımızı korumak için neler yapabiliriz? Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, psikolojik dayanıklılığı artırmak için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: Değerlerinizin farkında olun ve değer odaklı yaşayın, Yaptıklarınızın ve yapacaklarınızın bir anlamı olsun, Sonuç odaklı değil, 'süreç' odaklı olun, -Hayatınızla ilgili kararlar alırken olabildiğince esnek olun ve farklı koşullara da uyumlanma, adapte olma özelliğinizi geliştirin, -Diğer insanlarla iyi ilişkiler kurmayı hedefleyin, -Başkaları için çabalarken kendi kişisel gelişimimizi ihmal etmeyin, -Özgüveninizi ve değerinizi dışsal faktörlere bağlamayın, -Geçmişinizi unutmaya çalışmak yerine onu anlamlandırmaya çalışın, -Sorun odaklı olmak yerine çözüm odaklı olun, -Sorunlarınız için tek bir 'katı' bakış açısı benimsemek yerine bol alternatifli çözümler üretin, -Hayattaki biricikliğimizi unutmadan kendinizi başkalarıyla değil sadece dünkü kendinizle kıyaslayın, -Empatinizi geliştirerek başkalarının hissettiği duyguları anlamaya çalışın ve asla küçümsemeyin, -Gerektiğinde gurur yapmadan yardım isteyin, -Size yaşatılanları unutmayın ama affetmeyi deneyin, -Uyku ve beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin, -Yaşam havuzunuzu farklı musluklarla besleyecek şekilde zenginleştirin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/rurik-gislason/", "text": "Dünya Kupası'nı kadınların da neden bu kadar fazla izlediğini merak ediyorsanız buyrun sebebi: İzlanda Milli Takımı oyuncularından Rurik Gislason, yakışıklılığıyla futboldaki başarısını geride bıraktı. İzlanda'nın 2018 Dünya Kupası kapsamında Arjantin'le oynadığı maça çıkan golcü, maç öncesi Instagram'da 24 bin takipçiye sahipken maçtan sonra takipçi sayısı 500 bine yaklaştı. Gislason Instagram takipçi sayısıyla 334 bin olan İzlanda'nın nüfusunu bile geçti. Arjantin'le 1-1 berabere kalınan maçla birlikte dikkatleri üzerine çeken Gislason, maçın ikinci yarısında oyuna girdi ve sadece 27 dakika kaldı. Almanya'da ikinci lig takımlarından Sandhausen forması giyen 30 yaşındaki futbolcu maçtan sonra, aynı gün içinde 250 bin takipçi kazandı. Instagram'da iki milyon takipçisi olan Brezilya'nın genç aktrisi Gabriela Lopes yıldız futbolcunun fotoğraflarını paylaşarak Bu kadar tatlı olmak nasıl mümkün oluyor? ifadesini kullandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/rusya-ve-cin-sinirinda-game-of-thrones-duvari-olustu/", "text": "Çin'in Rusya ile sınırındaki Heilongjiang eyaletindeki Khanka Gölü'nde 20 metre yüksekliğinde buz ve kardan bir duvar oluştu. Duvar 'Game of Thrones' dizisindeki devasa buz duvarına benzetildi. Çin ile Rusya sınırında ünlü 'Game of Thrones' dizisinin Gece Kralı ve Ak Gezegenler ile Yedi Krallık arasındaki sınırı simgeleyen buzdan duvarı oluştu. 20 metrelik duvarın Çin'in Heilongjiang eyaletindeki Khanka Gölü'nün doğusundaki buz kütlelerinin rüzgar tarafından savrulmasıyla oluştuğu belirtildi. Bölgeye bu doğa olayını görmeye giden amatör bir fotoğrafçı Lee Lei Duvar, Çin Seddi'nin buzdan hali gibi ifadelerini kullandı. Bölge meteoroloji dairesi başkanı Xu Zhong, nadir görülen bu doğa olayının gölün yüzeyindeki su akıntılarının, güçlü rüzgar ve düşük sıcaklıkla birleşmesi sonucu oluştuğunu söyledi. Focus dergisi de duvarı 'Game of Thrones' dizisindeki duvara benzetti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/rusyadan-geldi-cop-sis-yeme-sampiyonumuzu-yendi/", "text": "Antalya'da bir et restoranı tarafından düzenlenen yarışmaya katılan Katarina Pekoğlu, 32 dakikada 415 adet çöp şiş yiyerek yeni bir rekora imza attı. Bir süre önce Türk vatandaşı olan Pekoğlu, yarışma için memleketi Rusya'dan geldi. Antalya'da bir restoran tarafından uzun süredir düzenlenen 'çöp şiş yeme yarışması'na ilgi her geçen gün artıyor. Kısa süre önce yarışmaya katılan 21 yaşındaki Ceren Yılmaz, 315 çöp şiş yiyerek rekor kırmıştı. Son rekorun sahibi Yılmaz, dün 35 yaşındaki Rus asıllı Katarina Pekoğlu ile yarıştı. Bir süre önce Türkiye'de evlenen Pekoğlu, Türk vatandaşı oldu. Bir süreliğine memleketine giden Pekoğlu, yarışmaya katılmak için Antalya'ya geldi. Katıldığı son yarışmada 46 dakikada 315 çöp şiş, 1 tabak salata, 2 bardak ayran ve 1 lavaş ekmeği yiyerek rekor kıran Ceren Yılmaz ile yarışacak olan Pekoğlu, yarışma öncesi Yılmaz'ın rekorunu geçeceğini söyledi. Yılmaz yarışmada 355 çöp şiş yerken, Pekoğlu ise 32 dakikada 415 adet çöp şiş, 1 tabak salata, 1 bardak ayran, 1 şişe soda ve 1 lavaş ekmeği yedi. Yaklaşık 4,5 kilo et yiyen Pekoğlu'nun, yarışmanın sonlarına doğru zorlandığı görüldü. İş yerinin sosyal medya hesabından yayınlayan yarışmayı, binlerce kişi canlı izledi. Yeni rekorun sahibi Pekoğlu, yarışma sonunda 8 bin TL değerinde elektrikli motosiklet ve 10 bin TL'nin sahibi olurken, 6 ay boyunca da restoranda ücretsiz yemek yeme hakkı kazandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/rusyanin-kadin-holiganlari-2018deki-dunya-kupasina-hazirlaniyor/", "text": "Euro2016'da olanları hatırlıyor musunuz? Marsilya'da İngiliz ve Rus taraftarların birbirine girdiği o görüntüler kupanın en kötü olayıydı. Fakat olayın bir başka yönü daha var o da bu yıl kupa maçları Rusya'da oynanacak... Hem de Olga Kuzkova başta olmak üzere tüm kadın holiganlar İngiltere ve diğer ülkelerin kadınlarına karşı saldırı yapmak için antreman yapıyorlar. Olga 22 yaşında ve manken gibi fiziğiyle bir CSKA taraftarı, bu yılki turnuvada Fransa'daki kavgayı devam ettirmeyi bekliyor. Spartak Moskova tarafı da yine holiganları ile ünlü Lokomotif Moskova'nın en ünlü holiganı ise Yana Danilova Birazdan göreceğiniz videoda ise bu kadın holiganların nasıl antreman yaptığını göreceksiniz. Şiddet içerdiğinden dikkatli olunuz. İnanılmaz bir video: Holigan Kızlar paylaşan: thegeyik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ruzgar-erkoclar-ve-esi-tugba-beyazoglu-yorumlara-cevap-verdi/", "text": "Sarıyer'de yaptıkları düğün sonrası Tuğba Beyazoğlu ve Rüzgar Erkoçlar çifti gelen yorumlardan yoruldu. Önceki gün Tuğba Beyazoğlu tüm yorumlara cevaben bir yazı yayınladı. Eşi Rüzgar Erkoçlar da eşine sahip çıkan ufak bir notla bunu paylaştı. Tuğba Beyazoğlu, sosyal medyada yayınladığı açıklamada, Hey siz boş insanlar. İçleri fesatlık çürümüş kişilikler söylediklerinizi tabii ki kaale almıyoruz. Çünkü siz hiçbir şeysiniz bu hayatta ve öyle de toprağa gireceksiniz. Biz aşkı yaşarken siz yalnızlığınızda boğulacaksınız. Biraz laf sokmak hakkım bence. Gerektiği yerde çok da güzel üslup değiştirip cevap veririm. Dua edin seviyenize inmiyorum. Resimlerimize, mutluluğumuza bakıp siz orada imrenirken biz de bu resim gibi gülmeye devam edeceğiz ifadelerini kullandı. Eşinin bu açıklamalarına destek veren Rüzgar Erkoçlar 'Ağzına sağlık canım eşim' mesajını paylaştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ryan-gosling-ve-chris-evansin-oynadigi-the-gray-manin-fragman-cikti/", "text": "YÖNETMENLİĞİNİ RUSSO KARDEŞLERİN ÜSTLENDİĞİ NETFLIX FİLMİ THE GRAY MAN'DEN İLK KLİP YAYINLANDI Ryan Gosling ve Chris Evans'ın başrollerinde yer aldığı The Gray Man, 22 Temmuz'da tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te! The Gray Man, eski CIA ajanı Court Gentry'nin , namıdiğer Sierra Six'in hikayesini anlatıyor. Denetçisi Donald Fitzroy tarafından federal hapishaneden çıkarılıp teşkilata getirilen Gentry, bir zamanlar CIA tarafından desteklenen son derece yetenekli bir ölüm makinesiydi. Fakat artık roller tersine döndü ve Six, onu ortadan kaldırmak için her şeyi yapmaya hazır olan CIA'deki eski ortağı Lloyd Hansen tarafından dünya çapında bir insan avının hedefi haline getirildi. Neyse ki, ajan Dani Miranda arkasını kolluyor ve Six'in buna gerçekten ihtiyacı var. Netflix/AGBO ortak yapımı olan bu gerilimde The Gray Man'i Ryan Gosling, onun psikopat düşmanını ise Chris Evans canlandırıyor. Yönetmenliğini Anthony ve Joe Russo'nun üstlendiği filmde Ana de Armas, Rege-Jean Page, Billy Bob Thornton, Jessica Henwick, Dhanush, Wagner Moura ve Alfre Woodard da rol alıyor. Mark Greaney'nin aynı adlı romanından uyarlanan filmin senaryosu Joe Russo, Christopher Markus ve Stephen McFeely'nin imzasını taşıyor. Filmin yapımcılığını Joe Roth, Jeffery Kirschenbaum, Joe Russo, Anthony Russo, Mike Larocca ve Chris Castaldi üstleniyor. Baş yapımcılar ise Patrick Newall, Christopher Markus, Stephen McFeely, Jake Aust, Angela Russo-Otstot, Geoff Haley, Zack Roth ve Palak Patel. Yönetmenler: Anthony Russo, Joe Russo Senaristler: Joe Russo, Christopher Markus, Stephen McFeely Yapımcılar: Joe Roth, Jeffrey Kirschenbaum, Anthony Russo, Joe Russo, Mike Larocca, Chris Castaldi Yürütücü Yapımcılar: Patrick Newall, Christopher Markus, Stephen McFeely, Jake Aust, Angela Russo-Otstot, Geoff Haley, Zack Roth, ve Palak Patel Uyarlandığı Kitap Serisi: The Gray Man by Mark Greaney Oyuncu Kadrosu: Ryan Gosling, Chris Evans, Ana de Armas, Jessica Henwick, Wagner Moura, Dhanush, Billy Bob Thornton, Alfre Woodard, Rege-Jean Page, Julia Butters, Eme Ikwuakor, Scott Haze Yayın Tarihi: 22 Temmuz"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sabah-ereksiyonu-nedir-ve-erkekler-sabahlari-neden-erekte-olarak-uyanirlar/", "text": "Birçoğumuz için, sabah çalan alarm sesi, sabahları duyulan en sevimsiz seslerden birisi olabilir. Fakat yetişkin erkeklerde ve hatta küçük erkek çocuklarında bile bu sevimsiz alarm sesine, oldukça rahatsızlık verici üteral bir fenomen de eşlik eder: Nocturnal penile tumescence yani gecesel penis sertleşmesi. Henüz her şey tamamen açıklığa kavuşturulmuş olmasa da, erkeklerin sabahları uyandıklarında neden böyle bir durumu tecrübe ettiklerine dair cevaplar arayan bilimsel ve bilimsel olmayan çalışmalar mevcut. Fakat gerçek şu ki; sabah ereksiyonu son derece yaygın, normal ve doğal bir hal. Peki bu durumun sebepleri nelerdir? Eğer sabahları erekte olmuyorsanız, bundan endişe duymalı mısınız? Sabah Ereksiyonu Nedir? Sabah ereksiyonu, birçok erkeğin hayatı boyunca deneyimlediği, sabah uyanıldığında peniste meydana gelen sertleşme ve dikleşme halidir. Bu durum tamamen normal, sağlıklı bir fizyolojik tepkidir ve erkeklerin gece boyunca birkaç defa yaşadığı bir dizi ereksiyonun sonuncusudur. Sağlıklı erkekler ortalama olarak tam bir gece uykusu boyunca üç ila beş defa ereksiyon olabilirler ve her bir ereksiyon süresi 25-35 dakika boyunca sürebilir. Sabah Ereksiyonunun Sebepleri Nelerdir? Basitçe, kan, penise doğru yoğun akış gerçekleştirdiğinde ereksiyon hali oluşur. Genellikle ereksiyon halini ortaya çıkaran uyaranlar vardır, ancak görece daha genç erkekler ve erkek çocukları herhangi bir uyaran olmadan da erekte olabilirler. Uyurken erekte halde uyanmanıza sebep olan bir dizi şey söz konusudur. 1. Dolu Bir İdrar Torbası Sabah sertleşmesi kesinlikle bir rahatsızlık olarak düşünülmemelidir; çünkü bu durum erkeğin uyku anında ürinasyonu engelleyen fizyolojik bir faydadır. Gece boyunca idrar birikmesi, idrar torbasının dolmasına sebep olur. İdrar, üretraya doğru doldukça, penis tıkalı hale gelir ve bu durum da sıklıkla penisin sertleşmesine, erekte olmasına sebep olur. Dolu bir idrar torbasının verdiği rahatsızlık hali herhangi birisini derin uykudan bile uyandırabilir, fakat yüzüstü yatan ve yatağa doğru erekte olan bir erkeği düşünün. Bu durum idrar torbasına fazladan bir baskı oluşturacak, kişiyi uyanmaya ve idrar torbasını boşaltmaya zorlayacak. 2. REM Uykusu Anındaki Beyin Aktivasyonları Sabah ereksiyonları, tıpkı klitoral ereksiyonlar gibi, uykunun REM aşaması ile ilişkilidir. Bu aşamada, beyin, vücudu düzene sokmak maksadıyla bazı nörotransmitterlerin salınımını durdurur ve vücudunuzu rüyalarınızda gördüğünüz hareketleri yapmadan alıkoyar. Ereksiyonların kontrolünde rol alan bir transmitter olan nöroepinefrin, penisteki kan damarlarında vazokonstriksiyona sebep olur ve bu da esasında ereksiyonu engelleyici bir etkidir. Bu durum penise giden aşırı kan akışını durduran bir tür uyarıcı işaret gibidir. Fakat REM uykusuna girdikçe, nöroepinefrin salınımı azalır ve testosteronla ilgili hareketlenmeler ortaya çıkmaya başlar. Bu da vazodilasyona ya da kan damarlarındaki kan akış hızının artmasına ve nihayetinde de ereksiyonun ortaya çıkmasına sebep olur. Uyku süresince, bir sistem onarması gibi, ekstradan kan akışı, oksijenlemeyi artırır ve sistemin işler olarak kalmasına yardımcı olur. Yani sabahları erekte halde uyanmak penis fonksiyonlarını arttırıcı bir etkiye sahiptir. Özetle, sabah ereksiyonları REM uykusunun ikincil etkilerindendir ve bu uykunun erkeklerdeki fizyolojik süreciyle ilgilidir. Tamamen normal olan bu durumun eksikliği nadiren de olsa ereksiyon bozukluğu ile ilişkilendirilir. The Urologic Clinics of North America 'da yayımlanan bir çalışma; sabah ereksiyonlarını izlemenin psikojenik cinsel iktidarsızlık ile yapısal durum arasındaki ayırt etme sürecine dair müdahalesiz ölçümlerin en iyisi olduğunu ileri sürüyor. Sabah Ereksiyonu Yaşamıyorsanız Ne Olur? Geçmişte yapılan çalışmalar; sabah ereksiyonunun yaşlı ve genç erkeklerde kesin bir farklılığı olduğuna dair herhangi bir bulguya erişmedi. Daha güncel çalışmalar erkeklerin yaşlandıkça sabah ereksiyonu frekansında kademeli bir düşüşün olduğunu ortaya koyuyor. Yani daha genç erkekler çok daha sıklıkla sabah ereksiyonu halini deneyimlerken, yaş ilerledikçe bu durumun yaşanma sıklığı azalmaktadır. Bazı çalışmalar; azalan sabah ereksiyonu sıklığının yanı sıra, penisin sertlik oranının ve ereksiyon süresinin uzunluğunun da azaldığını gösteriyor. Genel olarak ereksiyon sıklığının azalmasına eşlik eden sabah ereksiyonu sıklığının azalması durumunun fizyolojik sebebinden çok fiziksel sebebi olabilir. Örneğin; testosteron seviyelerinin çok düşük olması ya da dalgalanmaların aşırı olması. Eğer ki; sabah ereksiyonlarınızın sıklığında dramatik oranda değişiklikler fark ederseniz, derhal doktorunuza başvurunuz, çünkü ciddi bir sebep de söz konusu olabilir. Ancak unutmayın ki; sabah ereksiyonunuzu etkileyen özellikle de gece uykunuzun kalitesi ve uzunluğu gibi çeşitli sebep ve etkenler söz konusudur. Yani sabah ereksiyonlarınızın sıklığının azalması ya da bazen görülmemesi, ciddi bir probleminiz olduğu anlamına gelmez. Dipnot: Kapak görselinde yer alan kurutma makinasını denemeyin Kaynaklar: 1- AsapScience. https://www.youtube.com/watch?v=D1et5NgT6bQ 2- New Health Guide. Morning Erection, http://www.newhealthguide.org/Morning-Erection.html 3- Kessler, W. O. Nocturnal penile tumescence. The Urologic clinics of North America 15, no. 1 (1988): 81-86."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sabah-yenen-cikolatali-pasta-hem-beyne-iyi-geliyor-hem-de-kilo-verdirtiyor/", "text": "Sabah kalkar kalkmaz bir dilim çikolatalı pasta yemek çocukken en sevdiğimiz ancak büyüyünce kilo sorunları nedeniyle yapamadığımız şeydir. Ancak yapılan son araştırmaya göre sabah kalkınca çikolatalı pasta yemenin beyninize ve belinize çok yararlı gelmekte. Yıllar önce Tel Aviv Üniversitesi'ndeki araştırmacılar her sabah çikolatalı pasta yemenin iş verimini artırdığını öne sürdü. Araştırmacılar, genel kanının aksine kakao tüketiminin kilo vermeye yardımcı olduğunu ifade etti. Öne sürdükleri tezi test etmek için New York'taki Syracuse Üniversitesi'nde bir deneme yaptılar. Deneme sonucunda çikolatanın beynin daha iyi çalışmasına yardımcı olduğunu kanıtladılar. Düzenli şekilde çikolata yemenin hafızayı güçlendirdiği ve soyut düşünme yeteneğini artırdığı kanıtlandı. Çikolatayı sabah 9'dan önce tükettiğinizde, vücudunuz çikolatayı yağ olarak depolamak yerine direk olarak enerjiye çeviriyor ve dolaylı olarak kilo vermenize yardımcı oluyor. Bir kez daha anlayacağınız üzere sabah kahvaltısı çok önemli. Çünkü beyninizin daha iyi çalışması için enerjiye ihtiyacı var. Araştırmacılar, kaka çekirdeklerinde %20 oranında bulunan flavonoid isimli besin maddesinin ayrıca çay, kırmızı şarap, üzüm ve elmada da bulunduğunu tespit ettiler. Yarın sabahtan itibaren her sabah 9'dan önce kahvaltıda çikolatalı pasta yiyerek hem içinizdeki çocuğu şımartın hem de beyninize ve belinize katkıda bulunun."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sac-uzamasini-hizlandiran-besinler/", "text": "Pek çok kadın saçlarını uzatabilmek için çeşitli yağlar, şampuanlar, maskeler, kürler deniyor. Ancak saç uzamasını hızlandırmak istiyorsanız öncelikle saç sağlığınızı yediklerinizle desteklemeniz gerekiyor. Saç Uzamasını Hızlandıran Besinler Somon Somonda bulunan omega-3 yağ asitleri kıl foliküllerini güçlendiriyor ve saç uzamasını tetikliyor. Bilimsel araştırmalar omega-3 yağ asitleri içeren besinleri tüketmenin telojen fazı yarım yıla kadar kısalttığını gösterdi. Ayrıca somonda bulunan b12 ve demir de saçların hızlı uzamasını sağlıyor. İstiridye Bir çinko madeni olan istiridye saçların uzamasını hızlandırmakla kalmıyor ve parlak görünmesini de sağlıyor. Günde bir istiridye tüketerek günlük çinko miktarından fazlasını alabilirsiniz. Elbette her gün yemeniz imkansız ancak buğday kepeği, kırmızı et ve karaciğer gibi besinler de yeterince çinko içeriyor. Tavuk Saç tellerimizin %80'i keratinden oluşur ve keratin üretimi için proteine ihtiyacımız var. 2-3 aylık bile protein eksikliği saç uzamasını sekteye uğratır ve hatta saç dökülmesine neden olur. Tavuk protein bakımından oldukça zengin bir besindir. Yumurta Yumurta saçların uzaması için gerekli protein ve biyotin gibi elementleri içerir. Saç dökülmesini önleyen biyotin yiyecekler yoluyla alındığında daha da etkili. Badem Bademde bulunan E vitamini saç büyümesini aktif hale getirir ve saçları güçlendirir. 30 gram badem ihtiyacımızın %70'ini karşılar. Badem ayrıca biyotin, yağ asitleri ve B vitamini içerir. Kabak çekirdeği Kabak çekirdeğinde bulunan B1, B2, B3 ve B4 vitamini saç uzamasını destekler; B5 ve B6 vitaminleri ise kafa derisi sağlığı için gereklidir. Ciddi bir saç dökülme probleminiz varsa diyetinize kabak çekirdeği ve kabak çekirdeği yağı eklemelisiniz. Yeşil mercimek Demir sağlıklı saçlar için en önemli elementlerden bir tanesidir ve yeşil mercimek demir içeriğiyle rekortmen bir besindir. Bir kase mercimek çorbası günlük demir ihtiyacımızın yarısını karşılar. Yeşil mercimek ayrıca çinko, kolin ve başka faydalı elementler içerir. Milliyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sac-uzatiyor-diye-dalga-gecenleri-yaptigi-kapakla-utandiran-cocuk/", "text": "Aslında hikaye bizlere çok uzak değil. Hepimizin saçını uzattığı için mahalle, aile baskısına uğrayan, başka cinse benzetilen eşi dostu var. Ne yazık ki bu durum böyle olmaya da devam edecek. Bu sarı saçlı dostumuzun hikayesi de böyle ama sonunda yaptığı şık hareket ile laf edenlere laflarını yediriyor. 6 yaşındayken dostumuz Christian McPhilamy saçlarını uzatmaya başlıyor ve 2 yıl boyunca da onunla her ortamda dalga geçilmesine rağmen saçlarını kestirmiyor. Çünkü bunu bir amaç için uzatmaya başlamıştı ve o amacı da ona bu konuda güç katıyordu. 8 yaşındaki bu çocuk saçlarını kestirip sattı ve parasıyla Saçlarını Kaybeden Çocuklar Vakfı'na bağış yaptı. Dostumuz o kadar alay konusu olmayı vay arkadaş kız gibi saç uzatma vs sözleri geçip ilk andan beri düşündüğü yardımı gerçekleştirdi. Sevgiler sana güzel kalpli çocuk!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sadakatsiz-1-bolum/", "text": "Cansu Dere oldukça sevdiğimiz bir yandan da EYŞAN olarak ihanetin resmi adı olmuş bir karaktere imza atmış harika bir oyuncu. Yeni dizisi de KANAL D'de yayında. Diziyi tanıyalım: Asya başarılı bir doktordur. Kocası Volkan harika bir eş ve oğulları Ali'ye şahane bir babadır. Üç kişilik çekirdek aile, hep huzur ve mutluluk dolu bir hayat yaşamışlardır. Beyaz güller kadar saf bir ilişkidir Asya'nın gözünde yıllardır süren evlilikleri... Ta ki; Asya, Volkan'ın atkısındaki sarı uzun saç telini görene dek... Volkan'ı, evliliğini ve mutlu sandığı yuvayı sorgulamaya başladığında karşısına çıkan her bir iz, onu bambaşka sonuçlara ulaştırır. Asya bu hikayenin kurbanı olmamak için ne gerekirse yapmaya hazırdır. Oyuncular: Cansu Dere Caner Cindoruk Melis Sezen Burak Sergen Özge Özder Eren Vurdem Yeliz Kuvancı Olcay Yusufoğlu Nazlı Bulum Gözde Seda Altuner Emir Taro Tekin Alp Akar İLK BÖLÜM"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sadece-5-basit-hareket-size-gencliginizi-geri-vermeyi-vaat-ediyor/", "text": "Geçmişinin 2500 yıl önceye dayandığı tahmin edilen Tibetin Gençlik Pınarı oldukça temel ve basit 5 yoga hareketinden oluşan bir hareket serisi. Uygulaması çok kolay, -başlangıçta- yaklaşık olarak 3 dakikanızı alıyor ve hayatınızda çok şeyin değişeceğini iddia ediyor; örneğin gençleşeceğinizi... Tibetin Gençlik Pınarı'nın Faydaları Nelerdir? Tibetin Gençlik Pınarı, sabah rutinine bu beş hareketi katanlara, - Kilo vermeyi, - Daha enerjik olmayı, - Gençleşmeyi; beyaz saç tellerinden kurtulmayı, - Boyun, sırt ağrısı gibi yatağa yatınca ortaya çıkan ve huzursuzluk veren ağrıları ortadan kaldırmayı, - Ve daha iyi hissetmeyi vaad ediyor. Tibetin Gençlik Pınarı Hareketleri Nelerdir ve Nasıl Uygulanır? Toplam beş hareketten oluşan seri hareketlerin isteğe göre 3 ile 21 kez tekrar edilmesiyle oluşur. Yeni başlayanların her hareketi sadece 3 kez tekrar etmesi tavsiye edilir. Daha sonraki hafta istenilirse hareketler 2 sayı arttırılarak tekrar edilir. Tekrar sayısının 21'e ulaştığında arttırılmaması gerekir. Örneğin yarın sabah 3 kere tekrar edip 5 hareketi tamamladınız. 7 gün boyunca buna devam edin, bir sonraki hafta 5 hareketi 5 kere tekrar edip tamamlayabilirsiniz. Hareketlerin sırası önemlidir ve doğru sıra takip edilmelidir:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sadece-gunesi-seyrederek-iyilesebilirsiniz/", "text": "Yüzyıllardır süren 'Güneş seyri' geleneğinin faydası bilimsel olarak kanıtlandı. NASA tarafından yapılan deneylerin sonuçlarına göre, morötesi ışınların gözlere zarar vermediği gün doğumu ve gün batımı saatlerinde Güneş'i izlemek hastalıkları iyileştiriyor ve insanüstü güçler geliştirmemizi sağlıyor. Maya, Mısır, Aztek, Tibet ve Hindistan medeniyetleri tarafından tarih boyunca uygulanan Güneş seyrinin ilk üç ayında ışınlar gözden girerek beynin hipotalamus adı verilen bölgesini aktive ediyor. Enerji akışı zamanla beynin diğer bölgelerini de etkilemeye başlıyor. Bu da vücutta bazı değişimlere yol açıyor. Gerginlik ve endişe azalmaya başlarken iştah kaybı yaşanıyor. Pratiği uygulayan kişilere öz güven artışı ve problemleri kolayca çözebilme yetisi geliyor. Birkaç ay sonra psikolojik problemlerdense eser kalmıyor. DOKUZ AY SONRA BIRAKIN 3-6 aylık pratik fiziksel rahatsızlıkları da iyileştiriyor. Yapılan araştırmaların sonucuna göre, günlük 30 dakikaya ulaşan Güneş seyri, Güneş'ten gelen tüm renklerin beyni etkilemesi ile fiziksel rahatsızlıkların yok olmaya başlıyor. Yedi buçuk aylık Güneş seyri sonrası, gıda ihtiyacı azalmaya başlıyor ve dokuz ay sonra ise zihinsel ve fiziksel rahatsızlıklar kayboluyor. Uzmanlar dokuz aylık sürecin ardından pratiğin bırakılmasını ve yalnızca toprak üzerinde yalın ayak yürüyüşlerin düzenli olarak devam ettirilmesini öneriyor. 100 GÜN BOYUNCA SADECE AYRAN VE SU İLE BESLENDİ Uzun süredir Güneş seyri uygulayan Hira Ratan Manek, insanüstü yeteneklerinin test edilmesi için NASA'ya başvurdu. NASA tarafından oluşturulan bir ekip, Pensilvanya Üniversitesi'nde Manek'i 100 gün boyunca gözlemledi. Deneyimli Güneş seyircisi, tüm bu zaman boyunca yalnızca ayran ve suyla beslendi, geri kalan tüm enerji ihtiyacını ise Güneş ışınlarından sağladı. Karar.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sadece-su-icerek-ve-ac-kalarak-kotu-hucrelerden-kurtulmayi-saglayan-nobel-odullu-arastirma/", "text": "Yoshinori Ohsumi Japonya'dan bir hücre biyoloğu bu yıl Nobel Tıp ödülünü otofaji ve açlığın otofajiyi tetiklemesiyle ilgili araştırmasıyla aldı. Neden hastalanınca iştahımız kesilir hiç düşündünüz mü? Acaba vücudumuz, sindirim sistemini kapatarak hastalıkla tüm gücüyle ilgilenebilmek için bize işaret mi veriyor? AÇLIK ÜZERİNE ARAŞTIRMA NOBEL KAZANDI Nobel Tıp ödülü 3 gün önce açlık ya da hücrenin kendi kendini yemesi ve gereksiz parçaları atarak, otofaji adı verilen savunma mekanizmasını yenilemesi sisteminin nasıl çalıştığını ortaya çıkaran Japon bilim insanı Yoshinori Ohsumi'ye verildi. Nobel'den yapılan açıklamada, Ohsumi'nin keşifleri, hücrenin içeriğini nasıl ayrıştırdığını anlamamızı sağladı. Keşifler, otofajinin açlığa adapte olma ya da enfeksiyonlara verilen yanıt gibi birçok fizyolojik süreçteki temel önemini anlamamıza da yardımcı oldu. Otofaji genlerindeki mutasyonlar, hastalıklara neden olurken otofajik süreçler, kanser ve nörolojik hastalıklar gibi bazı vakalarda önemli rol oynamaktadır denildi. Hücrenin kendi kendini yemesi olarak da bilinen otofaji alanındaki çalışmalarıyla ödülü alan Ohsumi, 8 milyon İsveç Kronu (1 milyon dolar) para ödülünün de sahibi oldu. Japon bilim insanı Yoshinori Ohsumi'ye Alfred Nobel'in ölüm yıldönümü 10 Aralık'ta düzenlenecek ödül töreninde diploma ve altın madalya da verilecek. SU VE AÇ KALMA DİYETİ Otofaji- hücrelerin içlerindeki gereksiz parçalardan kurtularak temizlenmesi. Bir anlamda çöpü yok etmesi. Aslında otofaji 1960'larda keşfedilmiş, ancak bilim adamları mekanizmanın nasıl çalıştığını anlAyamamıştı. Nobel kazanan Oshumi araştırmasıyla otofaji'den sorumlu olan genleri ortaya çıkarıyor, ve 39. Nobel ödülünü bu sayede kazanıyor. Otofaji insanlar da dahil olmak üzere canlıların hepsinde mevcut. Ve bu sayede hücreler ihtiyaç duymadıkları maddelerden ve hatta vücut ihtiyaç duymadığı hücrelerden temizleniyor. Hücreler bize benzemeseler bile bazı durumlarda aynı insanlar gibi hareket ediyorlar. Çöplerini özel torbalara dolduruyorlar , ve konteynerlere depoluyorlar . En kirli olanları yokedilip sindiriliyor, bazıları da yeniden dönüştürülerek enerji üretiminde kullanılıyor. Otofaji vücut stres altındayken çok daha fazla çalışıyor. Mesela oruç tutarken ya da açlık sırasında. Bu durumda hücre enerji üretimini kendi iç imkanlarını kullanarak yapmaya çalışıyor ve tabii ki ilk olarak çöpünü ve patojen bakterileri sindirerek başlıyor. Ohsumi'ye göre otofaji vücudu erken yaşlanmadan da koruyor. kaynak: ulke.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sadece-yelek-giyerek-her-yere-bedava-giren-bitirim-ikili/", "text": "Ne yazık ki güvenlik meselesi hemen hemen dünyanın her yerinde aynı. Bu iki Avustralyalı genç de bundan istifade etmiş. Üstelik bunu yaparken sadece yelek giymişler. Hayvanat bahçesi, sinema ve benzeri yerlere girme anları belki size kolay gelebilir ama Coldplay konserine de böyle girmişler. Dave ve Sean başta çekinseler de sonra her yere rahat girebildiklerini görünce tadını çıkarmaya başlamışlar. # Hatta dediğine göre Coldplay'i sevmiyormuşlar bile ama o gün en önden bedava izleyince konserin tadını çıkarmışlar ve artık hayranlar. # Melbourne'de onları bedava olarak içeri almayan tek yer ise turist otobüsü olmuş. Yelek giyip durdurmaya çalışmışlar ama başarılı olamamışlar. Genel olarak anlattıkları ise birkaç dakika oralarda dolaştıktan sonra tek tek kapıların onlara açıldığı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/saglam-bir-viking-olmanin-10-altin-kurali/", "text": "Vikingleri nasıl bilirsiniz? İyi biliriz. Biz biliriz! Vurduya kırdıya meraklı, az biraz barbar, fethetmek istediği yer için canını ortaya koyan, gemileri dillere destan insanlar bu Vikingler. Yüzyıllar boyunca Avrupa'ya korku salmışlar, adeta titretmişler ayak bastıkları yerleri. Viking olmak ise öyle şıp diye olmuyor malesef, diyoruz ki TİTRETMİŞLER! İşte biz de bir Viking'in nasıl olduğunu anlatıyoruz şimdi size. Haydi başlayalım: 1- Yarın yokmuş gibi içmelisiniz! Skal! 2- Kocaman boynuzları üflemeniz gerek! Öyle böyle bir üfleme değil, cümle aleme duyurmalı üflemeden bahsediyoruz. 3- Kürk ve deri şeyler giymelisiniz. Ee malum kuzey toprakları buz gibi, askılı tişörtle gezecek haliniz yok. 4- Ne konuştuğunuzu şıp diye anlamasınlar diye bilmecelere başvurmalısınız. 5-Akıl almaz, bakanı bir daha baktıracak saçlara sahip olmalısınız. İster uzatııın, ister kazıyın. Sonuç olarak olağanüstü olmalı. 6- Beylerin gür mü gür deli dehşet sakallara sahip olması lazım bir de. 7-Sizi ciddi gösterecek hafif de abartılı bir göz makyajı yapmalısınız. Ha isterseniz Floki gibi kulağınızı da boyayabilirsiniz, orası size kalmış. 8-Dövmeler olmazsa olmaz! Kendinizi mutlaka bir dövdürmelisiniz. 9- Savaşmayı sevmelisiniz. Hatta savaşmaya tapmalısınız! 10- Eh tabi ki İskandinav Mitlerini de bilmelisiniz! İyi bir Viking olursanız belki Valhalla'yı görebilirsiniz..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/saglik-bir-yasamin-sirri-niteliginde-10-kelime/", "text": "Sağlıklı yaşlanmanın, kişinin genetik yapısıyla ilgili olduğu kadar yaşam tarzı ve beslenmeyle de çok yakından ilgili olduğunu, sağlıklı yaş almak için 'anahtar' kelimelere dikkat etmek gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Berrin Karadağ, 10 anahtar kelimeyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Hareket Yaşınıza uygun fiziksel aktiviteyi her yaşta yapmanız çok önemli. Unutmayın ki atalarımızın dediği gibi işleyen demir ışıldar. Bu da bedeniniz için egzersiz yapın anlamına geliyor. Egzersizin ne olacağını yaşınıza ve kapasitenize göre ayarlayın. En basit olarak, her gün düzenli yürüyüş yapabilirsiniz. Her gün yapamıyorsanız da haftada en az üç gün yarım saatlik tempolu yürüyüş her zaman faydalı. Temponuzu kalp ve akciğer kapasitenize göre ayarlayabilirsiniz. Beslenme Beslenmemize önem verin. Sağlığınızı ilaçlardan değil de öncelikle besinlerden sağlayın. Gerekli durumlarda doktor önerisiyle tabi ki ilaçlarınızı kullanın ancak ilaca muhtaç olmamanın bir yolunun doğru ve yeterli beslenme yani ne eksik ne fazla, tam ihtiyacınız olan kadar beslenme olduğunu unutmayın. Fazla kilodan kaçının, obezite yaşlanmayı da hızlandıran ciddi bir tehlike. Su Basit gibi görünen ve sıklıkla ihmal edilen su içme alışkanlığı, sağlıklı yaşlanmanın olmazsa olmazlarından. Günlük su ve sıvı tüketimi hem sindirimin düzenli olması hem de fizyolojik hatta ruhsal sağlığımız açısından çok önemli. İnsan vücudundaki birçok biyokimyasal reaksiyon su ile gerçekleşiyor. Böbreklerimiz bir duş başlığı gibi! Az su alırsak tıkanıyor, yeterli su tüketimi ile açılıyor. Bunu hiç unutmayın ve mutlaka günde 8 su bardağı su için. Yaşlanma ile vücut susuzluğunu hissedemediğinden, başta böbrek fonksiyonları olmak üzere, pek çok organı bozabiliyor. İletişim Özellikle yaşlanma döneminde sosyal iletişimin canlı tutulması kişilerin en çok zorlandığı konulardan biri. Oysa yalnızlık yaşlılık dönemindeki en büyük tehlikelerin başında geliyor. Çevrenizde yakın dostlarınızın ve yakınlarınızın olması depresyon için, zorluklarınız ve kayıplarınız için en büyük tampon. Akrabalar, komşular, arkadaşlar mutlu ve sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmezlerden. Hatta mümkünse torunlar ve gençlerle birlikte olmak, hem zihinsel hem ruhsal yönde kişiyi dinç tutmakta son derece önemli. Ayrıca gençler de, yaşlılardaki tecrübe ve anılardan ders almalı. Aşı Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Berrin Karadağ Nasıl ki bebeklerimizi korkmadan aşı programına alıyorsak, ilerleyen yaşımızda hastalıklara yakalanma riskini en aza indirmek için gerekli aşılardan korkmamak ve düzenli olarak doktorumuzla bu konuda konuşmak ihmal edilmemesi gereken bir konudur. Her yıl grip aşısı ve 65 yaşın üzerinde sadece bir kez uygulanan zatürre ve zona aşısı yaptırılmalıdır. Ancak mutlaka doktor kontrolü ve önerisi gereklidir diyor. Hobi Hobinin ve üretkenliğin gücünü küçümsemeyin. Mutlaka yeni bir hobi edinerek zinde kalın. Yeni şeyler öğrenin, üretin. Bu şekilde beyin egzersizi de yapmış olursunuz. Özellikle çalışma hayatınız bitmişse koroya katılma, resim, satranç, biçki dikiş kurslarına gitmek, sizi zinde tutar. Hayattan kopmamanız, sosyal ortamlarda kendi yaşıtlarınızla, size kendinizi iyi hissettiren arkadaşlarınızla vakit geçirmeniz çok önemli. Uyku Uyku düzeni ve kalitesi sanıldığından çok daha önemli. O nedenle vücudunuzun dinlenmesi ve tekrardan enerji toplaması için uykusuz kalmayın. İlerleyen yaşla birlikte uyku süresi ve kalitesinde azalma olabiliyor ama bunu değiştirmenin birçok yolu var. Mümkünse uyku ilaçlarına başvurmadan, birtakım doğal yollarla bu işi başarmaya çalışın. Bunun ilk yolu da, kafanızı boşaltmış olarak yatağa girmek. Ritüel Geceleri salgılanan melatonin hormonu uykuyu sağlarken, ışıklandırmanın fazla olması melatonin üretimini baskılıyor. Bu nedenle yatmadan bir saat önce TV ve bilgisayarı kapatın. Odanızdaki ışıklandırmayı minimum seviyeye indirin. Yatma saatinde ılık bir duş almak, hafif bir müzik dinlemek gibi kendinize özel ritüeller edinin. Kontrol Sağlık kontrollerinizi düzenli yaptırın. Bunun için doktorunuza sadece hasta olduğunuzda değil, düzenli olarak sağlıklı iken de gitmeyi ihmal etmeyin ve böylece hep hastalıktan önce davranabilin. Amaç hasta iken tedavi olmadan önce, hastalığı önlemek olmalı. Özellikle yaşlılıkla birlikte çok daha fazla ihmal edilebilen ağız ve diş bakımı son derece önemli. Ağızda başlayan hastalıklar, tüm vücudumuzu etkileyebiliyor. Bu yüzden diş hastalıkları konusunda titiz davranın, dişlerinizi her gün fırçalayın. Unutmayın, vücut bir bütün ve diş hastalıklarından korunmak için düzenli diş muayenesinden geçmek önemli. Kaçının! Yaşlanmanın önüne geçmek, sağlıklı yaşlanmak için son derece önemli unsurlardan biri; sigara ve alkol gibi maddelerden uzak kalmak. Anlık keyifler, vücutta kalıcı zararlara yol açabiliyor ve yaşlanmayı hızlandırabiliyor. Kanmayın! Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Berrin Karadağ Moda olan veya komşunuza, arkadaşınıza iyi gelen ilaç illa ki size de iyi gelecek diye, hiç düşünmeden ve doktorunuza danışmadan kullanmayın. Özellikle sonsuz sağlık ve gençlik vadeden pek çok maddenin fazla kullanımı vücutta bir takım dengeleri, karaciğer, böbrek ve kalbi negatif etkileyebilir. İlaç kullanımı gerekli durumlarda reddedilmemeli, ancak boş yere de fazla ilaç kullanımından sakınılmalıdır diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/saglik-elden-gidiyor-diye-bagiran-bir-vucudun-verdigi-10-sinyal/", "text": "Gerçek bir tasarım harikası olan insan vücudu olağanüstü işleyişinin bozulmaya başladığı ilk andan itibaren çeşitli uyarılar yollamaktadır. Kimi zaman bir organ, kimi zaman da tüm bir sistem üzerinden yollanan bu uyarıların tek amacı sorunun bir an önce giderilmesi ve olağanüstü işleyişin tekrar başlamasıdır. Peki ama bu sinyaller nelerdir? İşte Sağlık Elden Gidiyor Diye Bağıran Bir Vücudun Verdiği 10 Sinyal; 1# Göz altındaki koyu halkalar Uykusuzluk sebebiyle ortaya çıktığı bilinen koyu renkli halkalar tahmin edilenden çok daha fazlasının belirtisi olabilir. Anemi hastalığının belirtisi olarak da ortaya çıkan koyu renkli halkalar, vücudunuzun istenilen seviyede kırmızı kan hücresi üretilmemesi nedeniyle oluşur. 2# Rengi değişen parmaklar Parmaklarınızın renginin değiştiğini fark ediyorsanız dikkatli olun. Yavaşlayan kan dolaşımının ve ortaya çıkacak spazmların göstergesi olan bu durum Reynaud Sendromu'na sahip olduğunuzun bir işaretidir. 3# Bulanık görme Gözleriniz sık sık buğulanıyor ve tabelaları okumakta zorlanıyorsanız, astigmat olmuş olabilirsiniz. İhmal etmeyin, bir göz doktoruna görünün. 4# Görüşünüzde ortaya çıkan lekeler Aniden ortaya çıkan bu lekeleri bir haftadan fazla görmeye devam ederseniz, bir göz doktoruna danışın. Bu lekeler katarakt belirtisi olabilir ve önüne geçilmediği takdirde ciddi sorunlar yaşayabilirsiniz. 5# Mide gurultuları Mide guruldaması, bağırsakta işleyen süreçlerden kaynaklanır. Ara ara yaşanan bu durum gayet normal olarak kabul edilir, ancak sürekli guruldama çok ciddi sağlık sorunlarının işaretidir. 6# Soyulan cilt Cilt soyulması vitamin eksikliğinin bir işaretidir. Dengeli bir beslenme ile kolayca çözülebilecek bu soruna kaşıntı eşlik ediyorsa, gecikmeden doktora görünmeniz gerekmektedir. Bu kaşıntı mantar enfeksiyonun bir göstergesidir. 7# Kısmi koku kaybı Yaşın ilerlemesi ortaya çıkan koku kaybı sinir sisteminde yıllar boyunca ortaya çıkan hasarın bir sonucudur. Ancak bu durum genç yaşta ortaya çıkarsa hemen bir doktora görünmeniz gerekmektedir. Ağır bir soğuk algınlığının ya da viral bir enfeksiyonun sonucu olan bu durumun hiç istenmeyen çok daha ciddi bir sebebi de olabilir. 8# Göz seğirmesi Gözlerinin aşırı derecede çalışma sebebiyle meydana gelen seğirmelerin önüne geçmek için gözlerinizi soğuk suyla ıslatılmış pamuklu bir bezle silmeniz gerekmektedir. Ancak bu yeterli gelmez ve gözleriniz sürekli olarak seğirmeye devam ederse acil olarak bir nöropatologa görünmeniz gerekmektedir. Bu durumun sinir sisteminde yaşanan ciddi bir sorundan kaynaklanması muhtemeldir. 9# Kulak çınlaması Biri beni anıyor diyerek pek de ciddiye almadığımız bu çınlamalar çok daha ciddi sorunların bir sonucu olabilir. Yüksek sese maruz kalma durumunda yaşanan çınlamalar işitme kaybına yol açacak kadar ciddidir. 10# Omuz ekleminin çıkması Bazı durumlarda görülen gevşek omuz eklemi kişilerin kollarını alışılmışın dışında hareket ettirmesine neden olur. Spor deformasyonunda ve omuz kemiğinin eklem yerinden çıkması sonucu olan bu durum her ne şekilde olursa olsun oldukça tehlikelidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/saglikli-bagirsaklar-icin-6-oneri/", "text": "İnsan bağırsağı 1000 farklı bakteri türü barındırıyor. Bakterilerin çeşit olarak fazla olması sağlık açısından önemli görülüyor. Obezite, rahatsız bağırsak sendromu ve diyabet gibi rahatsızlıklar bağırsaklardaki bakteri türlerinin azlığına bağlanıyor. Peki, bu bakteri türlerini artırmak için ne yapılabilir? 1. Zayıflıkla bağlantılı bakteri Zayıf insanlarda daha fazla sayıda Akkermansia adlı bakteri olduğu tespit edildi. Bu durum, bu bakterinin kilo almayı engelleyebileceği yönündeki iddiaların doğmasına neden oldu. Bu bakteriyi besleyecek yiyeceklerin başında ise kırmızı üzüm geliyor. 2. Lifli besinler Yiyecek çeşidini artırmak bakteri türlerinin de artmasını sağlıyor. Vücuttaki yararlı bakteriler lifli besinlerden hoşlanıyor. Lif bakımından en zengin yiyecekler ise meyve, sebze ve tam tahıllardan oluşuyor. Sarımsak, yer elması, muz, elma, yaban mersini ve nohut Bifidobakteri gibi yararlı bakterileri besliyor. 3. Probiyotik iddialarına ihtiyatlı yaklaşın Bağırsaklardaki yararlı bakterileri beslediği iddiasıyla pazarlanan probiyotik ürünlerin uzun vadede bakteri çeşitliliğini artırdığına dair fazla veri bulunmuyor. Ancak probiyotiklerin küçük çocuklarda ve yaşlılarda iyi sonuçlar verdiği ve antibiyotik kullanımının ardından ortaya çıkabilecek mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiği tespit edildi. 4. Mayalı yiyecekler Kefir, miso , turşu, pastörize edilmemiş sütten yapılma peynir gibi mayalı yiyeceklerin yararlı bakterileri beslediği biliniyor. 5. En radikal çözüm Bağırsaklardaki bakteri türlerine en radikal müdahale dışkı nakli ile yapılıyor. Yararlı bakteri bakımından zengin kişilerin dışkılarından alınan numuneler hastalık taramasından geçirildikten sonra alıcı kişiye naklediliyor. Bu nakil iki alıcının kalın bağırsağına veya burnuna bağlanan bir tüp yoluyla yapılıyor. Bağırsaktaki bakteri enfeksiyonu nedeniyle ciddi ishal sorunu olan kişiler açısından dışkı nakli hayat kurtarıcı bir işlem olarak görülüyor. 6. Kapsüllü nakil Doğrudan dışkı nakli fikri itici geliyorsa kapsül yoluyla nakil seçeneğini düşünebilirsiniz. Sağlıklı donörlerden alınan dışkı dondurulup kurutulduktan sonra mide asidine dayanıklı kapsüllere konularak hap haline getiriliyor. Bu kapsül kalın bağırsakta açılarak yararlı bakterilerin oraya yerleşip çoğalması sağlanıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/saglikli-beslenmeye-baslamak-icin-5-adim/", "text": "Sağlığınız için sağlıklı beslenme alışkanlıklarına bir yerden başlayın. Şehirleşmenin çok arttığı günümüzde, hep zamanla yarışıyoruz. Zaman kazanmak için ise hep hızlı tüketime yöneliyoruz. Halbuki, şunu çok iyi biliyoruz ki, her şeyin başı sağlık. Sağlıklı beslenmezsek hem geçirdiğimiz günler kendimizi daha az iyi hisseder hem de uzun vadede vücudumuza kötü bir gelecek hazırlarız. Sağlıklı beslenmek için ise ağzımıza attığımız her gıdanın farkında olmak gerekir. Her birini doğal ve sağlıklı olanıyla değiştirmek, bu alışkanlıkları kazanmak zaman ve emek gerektirecektir fakat sonuçlarına değecektir. Aslında bu sizi gündelik hayatınızda kaybettiğiniz enerjiden tasarruf ettirecek, hasta olarak geçirdiğiniz günleri azaltacak, sağlık maliyetlerinizi düşürecek ve paha biçilemez bir şekilde sağlıklı olmanın mutluluğunu verecektir. İşe ilk önce nereden başlamalıyım diyorsanız, evinizde mutfağınızda bazı alışkanlıkları kazanarak güzel bir başlangıç yapabilirsiniz. Sağlıklı beslenmek için mutfağınızda ilk olarak yapabilecekleriniz şunlardır: 1. Rafine unu terk edin. Katkı maddesi kullanılmayan, yerel/atalık tohumlardan elde edilen una geçiş yapın. 2. Evde yapılan Türk tipi yoğurda geçiş yapın, tam bir probiyotiktir. 3. Şeker tüketimizi azaltın. Früktoz bazlı olanlardan ve tatlandırıcılardan kaçının 4. Dağ köylerinde üretim yapan çiftçileri tercih edin ki, endüstrinin tarım ilacı yogunluğ riskini azaltın 5. Soğuk sıkım zeytin yağı tüketin 6.Alerjiniz yoksa yumurta tüketin"} {"url": "https://www.thegeyik.com/saglikli-sekilde-kilo-vermenizi-ve-formunuzu-korumanizi-saglayacak-7-yontem/", "text": "Dönemin modası olan popüler diyetleri denediğiniz halde, verdiğiniz kiloları fazlasıyla alıyor musunuz? O zaman bu içeriğimiz tam size göre. Sağlık bir biçimde kilo vermek ve ribaund kilolarını almak istemiyorsanız yapmanız gereken çok basit. İşte Sağlık Şekilde Kilo Vermenizi ve Bu Kiloyu Korumanızı Sağlayacak 7 Yöntem; 1# Diyet planınız sizi kötü hissettirmemeli ve olumsuz duygulara neden olmamalıdır Kilo verirken kendinizi kötü hissetmemeniz gerekir. Gün boyunca yediğiniz her yiyecek üzerinizde güçlü bir suçluluk duygusu yaratır ve sürekli olarak kendinizi cezalandırmak istiyorsanız asla istenilen sonuca ulaşamazsınız. Diyet yaparken olumsuz duyguları ortadan kaldırmalı, olumlu noktalara odaklanmalısınız. 2# Asla süper sıkı diyetleri tercih etmeyin Eğer çok sert,fiziksel olarak acı çektiren katı bir diyet planı yapmaya karar verdiyseniz; kaygı, stres ve buna bağlı saç dökülmesi, üzüntü, asabiyet, konsantrasyon kaybı gibi yan etkiler ve sağlık sorunları yaşamaya hazır olun. Diyet yapmanın en faydalı yolu bir uzmana danışmaktır. Ancak bu yolla ihtiyaçlarınıza ve vücudunuzun yeteneklerine göre yeterli bir gıda planı içinde diyet yapabilirsiniz. 3# Gerçekçi hedefler belirleyin Bir hafta içinde tüm fazla kilolarınızdan kurtulacağınızı ve kısa süre içinde bir Victoria's Secret modeline dönüşeceğinizi düşünmeyin. Küçük ve istikrarlı adımlar sağlığınız için en doğru olanıdır. Ancak gerçekçi hedefler koyarak sağlıklı ve güzel bir vücuda kavuşabilirsiniz. 4# Zihninizin gücüne güvenin Zihniniz hedeflerinize ulaşmak için ihtiyaç duyduğunuz en büyük yardımcıdır. Spor salonundan kaytarmak ya da yasak olan bir şeyi yemek gibi bir istek duyduğunuzda, hedeflerinizi düşünün ve bu hedeflere odaklanın. Merak etmeyin. Zihniniz sizi oyunda tutacaktır. 5# En basit kural Less is more Gün içinde az ve sık yemek en sağlıklı kilo verme yöntemidir. Bu yöntem aç hissetmenizi önler ve her zaman metabolizmanızın çalışmasını sağlar. 6# İlerlemenizi izlemeyi asla unutmayın Kendinizi her gün tartmalı ve değişiklikleri no etmelisiniz. Bu hareket yolunuza devam etmenize ve ilerleme durumunuzu en az düzeyde olsa bile yola devam etmenize yardımcı olacaktır. Yavaş ve istikrarlı kilo vermenin en sağlıklı yöntem olduğunu her şartta kendinize hatırlatın. 7# Evet. En önemlisi egzersiz! Sağlıklı bir diyet planı yalnızca kilo vermenize yardımcı olur. Ancak sağlıklı ve sıkı bir vücudun olmazsa olmazı egzersizdir. Bunun için kendinizi spor salonlarına kapatmanıza gerek yok. Sadece küçük adımlar atın ve sevdiğiniz sporu yapmaya gayret edin. Bu durum hem kilo vermenizi hızlandıracak hem zihinsel ve fiziksel olarak sağlığınızı güçlendirecektir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sagopa-kajmer-klibindeki-raki-icin-ifadeye-cagrildi/", "text": "Rap sanatçısı Sagopa Kajmer, 'Toz Taneleri' isimli şarkısının klibinde sigara kullanımını özendirdiği iddiasıyla savcılığa ifade verdi. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca dosyanın incelenmesinin ardından soruşturma yapılmasına yer olmadığı karar verildi. Savcılık, dosyayı RTÜK'e gönderdi. Sagopa Kajmer olarak bilinen rapçi Yunus Özyavuz, sosyal medya platformunda yayınlanan 'Toz Taneleri' isimli şarkısının klibinde sigara içerek insanları özendirdiği gerekçesiyle başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ifade verdi. Posta'da yer alan habere göre Kajmer savcılığa verdiği ifadesinde, YouTube şirketi ile anlaşmalı olduğunu belirterek, onların denetiminden geçen kliplerin yayınlandığı ve suç işlemediklerini kaydetti. Dosya RTÜK'e gönderildi Savcılık, dosyayı incelemesinin ardından Türk Ceza Yasaları anlamında suça vücut vermeyen klip hakkında incelemeye yetkili makamın Radyo Televizyon Üst Kurulu olduğunu belirtti. Kajmer hakkında soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar veren savcılık, 4207 Sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun'un ilgili maddesinde, Televizyonda yayınlanan programlarda, filmlerde, dizilerde, müzik kliplerinde, reklam ve tanıtım filmlerinde, sinema ve tiyatrolarda gösterilen eserlerde tütün ürünlerinin kullanılması ve görüntülerine yer verilmesi ya da internet, topluma açık olan sosyal medya veya benzeri ortamlarda ticari gaye ile veya reklam amacıyla tütün ürünlerinin kullanılması ve görüntülerine yer verilmesi yasaktır dediğini kaydetti. Soruşturmaya yapılmaya yer olmadığına ilişkin kararda yer alan aynı kanunun ilgili maddesinde, Yasağın görsel yayın yoluyla ihlal edilmesi halinde, yasağa aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşa ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilir. İdari para cezası miktarı, on bin Türk lirasından az olamaz. Bu cezaya karar vermeye Radyo ve Televizyon Üst Kurulu yetkilidir dediği belirtildi. Kararın ardından savcılık, dosyanın bir örneğinin Radyo Televizyon Üst Kurulu'na gönderdi. Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sahan-gokbakara-pencereli-koltuk/", "text": "Şahan Gökbakar geçtiğimiz günlerde Türk Hava Yolları uçağındaki koltuğu beğenmemiş ve sosyal medyada bu duruma tepki göstermişti. Oturmak zorunda kaldığı koltuğun fotoğrafını paylaşan Şahan Gökbakar duruma isyan etmişti. THY yönetimi Şahan Gökbakar'ı arayıp telafi edeceklerini söyleyince, o da işi tatlıya bağlayan bu satırlar ve fotoğrafla konuyu kapattı. Dün THY ile ilgili bir rahatsızlığımı paylaşmıştım. Bugün birçok yerde konuşulmuş haliyle... Benim gibi bir Bilkentli olan THY Yön. Kurulu Başkanı M.İlker Aycı olaya bizzat müdehale etmiş. Ardından da THY Basın Müşaviri Yahya Üstün Bey aradı ve bizzat konuyla ilgili üzüntülerini ve telafi isteklerini dile getirdi. Bu yaklaşım bile THY'nin nasıl doğru yönetildiğinin ve dünya markası oldugunu göstergesi oldu bana. Bu nezaket için teşekkürler... Cam olayını ise bu şekilde çözdük:)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sahibiyle-birlikte-ulke-ulke-gezen-dunyanin-en-sansli-tavugu/", "text": "Hayat ne garip değil mi sayın okur? Sen ben evimizde televizyon kanallarının tatil görüntüsünü arka plan yapıp deniz manzarasına bakarken bir tavuk tüm dünyayı geziyor. Bu seyahatin iki kahramanından birisi bir insan adı Guirec Soudee, ki bize göre bu 24 yaşındaki delikanlı paraları ödüyor. Diğeri ise Monique isimli bir tavuk. 2 yıl önce tekneyle başlayan yolculuklarında Kanarya Adaları'ndan Grönland'a kadar gitmişler. Bu yolculuğa tavukla çıkma kararının arkasında yatan en büyük doktrin arkadaşlık. Tavuğu gördüğü anda bunun doğru tavuk olduğunu düşünmüş. 4-5 aylıktı ve henüz bu ülkeden dışarı çıkma şansı olmamıştı diyor tavuk için. Kanarya Adaları'nın İspanyol asıllı tavuğuyla aralarında dil problemi de olmamış. Genelde konuşmaya gerek duymamışlar. Sıcak iklimde yaşadığından dolayı Monique biraz şaşırsa da hava soğukluğu karşısında, sonra alışmış. Zaten yol arkadaşı da ona kıyafet dikmiş. Tavuğu da çocuğu da kıskanmamak elde değil. Şık kıyafetiyle sıcak ortamlardan karlı bir dünyaya gelen tavuk. Ne diyelim bu ikiliye güzel bir yolculuk diliyoruz. Bizim yerimize de gezin. k: Mashable"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sahil-guvenlik-dizisinin-oyunculari/", "text": "Baywatch ya da Türkiye'deki ismiyle Sahil Güvenlik olarak bilinen efsane dizi, milyon değil 1.1 milyar insanın izlediği bir tv serisi olarak tarihe geçti. Carmen Elecktra ve Pamela Anderson da burad ünlendi. Ünlenenler arasında bir de Khal Drogo olarak tanıdığınız Jason var. Tam 27 yıl sonra bakın nasıl görünüyorlar. 1- Alexandra Paul (52) Stephanie Holden 2- Carmen Electra (44) Lani McKenzie 3- David Charvet (43) Matt Brody 4- David Chokachi (48) Cody Madison 5- David Hasselhoff (63) Mitch Buchannon 6- Donna D'Errico (48) Donna Marco 7- Gena Lee Nolin (44) Neely Capshaw 8- Jason Simmons (45) Logan Fowler 9-Jason Momoa (36) Jason Ioane 10- Jose Solano (45) Manny Gutierrez 11- Kelly Packard (41) April Giminski 12- Michael Bergin (47) Jack 'J.D.' Darius 13- 44- -Summer-Quinn.jpg alt=Nicole Eggert (44) Summer Quinn 14- Pamela Anderson (48) C.J. Parker"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sahilde-ciplak-gezebilmeyi-taahhut-eden-tur-tartismasi/", "text": "Sadece yetişkin müşterilere hizmet sunan bir tatil şirketi tarafından Belize'ye düzenlenen tur, sahilde çıplaklık seçeneğiyle büyük bir tartışma başlattı. Yalnızca yetişkinlere hizmet sunan Naughty in N'awlins isimli şirketin, Hayatta bir kez yaşanabilecek bir deneyim olarak sunduğu tatil paketi, duyan herkesin dikkatini çekti. Çünkü 48 kişinin katılabileceği her şey dahil tatil, Orta Amerika ülkesi Belize'deki bir sahilde bir hafta boyunca çıplak dolaşabilmeyi de içeriyor. ESKİ VERSİYONU DA BÜYÜK TEPKİ ÇEKMİŞTİ Daha önce limitsiz uyuşturucu, alkol ve cinsel ilişki vaat edilen bir başka tur, gelen tepkiler üzerine Kolombiya yerine Karayipler'de düzenlenmişti. TALEP PATLAMASI YAŞANIYOR Bir haftalık tatil turunda kişi başı fiyatlar, 20 ile 25 bin Türk lirası arasında. Bu fiyatlara rağmen, 27 Mayıs-3 Haziran arasındaki tur tamamen doldu. Şirket 23-30 Eylül arasında da aynı etkinliği tekrarlayacağını belirtti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sahneye-makyaj-ve-maskeyle-cikan-12-rock-yildizinin-gunluk-yasamdaki-siradan-halleri/", "text": "Sahne şovlarına gizem katmak amacıyla sıklıkla makyaj ve maske kullanan yabancı rock yıldızlarının sahnedeki halleriyle uzaktan yakından alakası olmayan gündelik fotoğraflarını müzikseverler için listeledik. İşte Sahneye Makyaj ve Maskeyle Çıkan 12 Rock Yıldızının Günlük Yaşamdaki Sıradan Halleri; 1# The Cure, Robert Smith 2# Limp Bizkit, Wes Borland 3# Gwar, Dave Brockie 4# Twisted Sister, Dee Snider 5# Vincent Damon Furnier 6# Insane Clown Posse, Violent J. ve Joseph Bruce 7# George Alan D'owd 8# Buckethead 9# Gorillaz, Damon Albarn 10# Kiss, Gene Simmons 11# Slipknot, Corey Taylor 12# Marilyn Manson"} {"url": "https://www.thegeyik.com/saka-degil-belcikada-bira-boru-hatti-acildi/", "text": "Bundan iki sene önce bira boru hattı açılacak haberi yaptığımızda inanmadınız ama bakın ne oldu? Bira boru hattı gerçekten açıldı. Sputnik'in haberine göre Belçika'da bira taşıyan kamyonların trafikte yarattığı karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla yapımına başlanan 3.2 kilometrelik 'bira boru hattı' hizmete girdi. Kent merkezine bira taşıyan tankerlerin yarattığı trafiği engellemek için şakayla karışık ortaya atılan fikrin hayata geçirilmesi yaklaşık dört yıl sürdü. Brugge'de kurulan 3.2 kilometrelik boru hattı, yerin 2 ila 34 metre altından geçiyor. Bira boru hattı kentin tarihi bölgesinde bulunan De Halve Maan bira fabrikasından şişeleme tesisine saatte yaklaşık 6 bin litre bira taşıyacak. Yaklaşık 4 milyon euroya mal olan hattın yaklaşık 300 bin euroluk bölümü biraseverler tarafından karşılandı. Çok sert ve özel bir plastikten, temizlenebilecek bir şekilde inşa edilen hattın, içme suyu borularına benzer bir yapıya sahip olduğu belirtildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sakalin-erkegi-tamamen-degistirdiginin-kaniti-13-unlu/", "text": "Sakalı kesince kendini aynada tanıyamayanlardansanız bu durumu oldukça iyi biliyorsunuz. İş için, okul için ya da önemli bir olay için sakalı kesiyorsunuz ama gel gör ki o ortaya çıkan yeni şahıs tamamen sizden farklı birisi. Bu ünlülerin sakallı ve sakalsız halleri sizi haklı çıkaracak cinsten. Bazıları bambaşka bir adam olmuş tıpkı sizin sakal kestikten sonraki haliniz gibi. SAKAL çoğu erkeğe yakışıyor ya düşününce 😉 1-Ben Affleck 2-Bradley Cooper 3-David Beckham 4-Denzel Washington 5-George Clooney 6-Hugh Jackman 7-Jake Gyllenhaal 8-Leonardo DiCaprio 9-Pierce Brosnan 10-Robert Pattinson 11-Shia LaBeouf 12-Tom Hardy 13-Viggo Mortensen Sakalın Erkeği Tamamen Değiştirdiğinin Kanıtı 13 Ünlü Sakalı kesince kendini aynada tanıyamayanlardansanız bu durumu oldukça iyi biliyorsunuz. İş için, okul için ya da önemli bir olay için sakalı kesiyorsunuz ama gel gör ki o ortaya çıkan yeni şahıs tamamen sizden farklı birisi. Bu ünlülerin sakallı ve sakalsız halleri sizi haklı çıkaracak cinsten. Bazıları bambaşka bir adam olmuş tıpkı sizin sakal kestikten sonraki haliniz gibi. SAKAL çoğu erkeğe yakışıyor ya düşününce 😉"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sakalin-faydalari-nelerdir/", "text": "Erkeklerin sıklıkla sakal bıraktığına rastlayabilirsiniz. Fakat bu rastlantı ile birlikte bazı araştırmalar sakalın faydalarının olduğunu göstermektedir. Sakal erkeklerin boyun altlarında ve yüzlerinde çıkan kıllara denilmektedir. Bazı kişiler sakal bakımına çok fazla önem vermektedir. İlk olarak sakal bırakan erkekler kadınlar tarafından daha fazla beğenilmektedir. Bunun yanı sıra faydaları şu şekilde sıralanmaktadır; Erkeklerin ceketlerinde zaman zaman pul pul dökülmeler olabilmektedir. Bunu engellemek için sakal bırakılmaktadır. Sakal bir nevi enfeksiyon önleyicidir. Cilde dışarıdan gelen zararlar sakal tarafından önlenmektedir Erkeklerin ceplerinde sıklıkla tıraş sonrasında kızarıklıklar lekeler ve kesikler oluşmaktadır. Sık sık tıraş olarak pürüzsüz bir cilde sahip olabilmek mümkündür. Yüze gelen polen ya da tozlar sakal tarafından önlenmektedir. Bu sayede astım ya da alerji riski daha da azalmaktadır. Özellikle kış hastalıklarından korunmak için sakal çok faydalıdır. Soğuk algınlığı öksürük gibi hastalıklara karşı direnci sağlamaktadır. Sakal sayesinde cilt daha az ışığa maruz kalmaktadır Bu da cilt kanseri riskini azaltmaktadır. Sakal zararlı UV ışınlarından koruduğu için daha genç kalınmasına yardımcı olur. Sakal Uzatmak Ne Kadar Sürer? Sakalınızı uzatmak istiyor olabilirsiniz. Fakat bunun olması için biraz sabırlı olunması gerekmektedir. Çünkü sakallarınızı sağlıklı bir şekilde uzayabilmesi için biraz zamana ihtiyacınız vardır. Eğer sabredemiyorsanız bunun için gerekli bakımları yapmanız gerekmektedir. Sağlıklı bir erkeğin sakalının uzaması 2 ya da 4 ayı bulabilmektedir. Sakallar ayda yarım inç uzamaktadır. Bu da 1.27 santimetreye tekabül etmektedir. Uzarken bu boyut tamamen idealidir. Bunun dışında bakım uygulamaları yaparak da sakallarınızın uzamasını sağlayabilirsiniz. Sakalı Uzatan Etkenler Nelerdir? Sakalın uzamasına neden olan bazı durumlar söz konusudur. Bu durumlar şu şekilde sıralanmaktadır; Sakalın temiz tutulması ve bakımının sağlanması Sakalın uzamasını da genetik yatkınlık da önemlidir. Beslenme şekliniz sakalınızın uzamasını doğrudan etkilemektedir. Sağlıklı bireylere sakalları daha hızlı çıkabilmektedir. Bunun gibi etkenlerle birlikte kişinin sakal bakımına dikkat edildiği zaman sakal daha rahat uzayabilmektedir. Sakalınızın Daha Hızlı Uzamasını Sağlamak Mümkün Müdür? İlk olarak sakalınız normal hızda uzamıyorsa bunun için bir hormon tedavisi olmanız gerekebilmektedir. Trichogen erkeklerin sakalının daha hızlı uzamasını sağlayan bir bileşendir. Bu bileşen sakalların gür çıkmasını ve yeni tel oluşmasını sağlamaktadır. Sakal oluşumunu çok etkilemektedir. Trichogen içeren sakal bakım ürünleri kullanarak sakallarınızın daha hızlı çıkmasını sağlayabilirsiniz. Ayrıca bu bakımı yapmanız daha gür sakalınızın oluşmasına neden olmaktadır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sakaryali-vatandas-host-diyerek-ayiyi-kovalamak-istedi-olmayinca-ormana-kacti/", "text": "Sakarya'nın Pamukova ilçesinde 50 yaşındaki Özdoğan Kan, ormanda karşısına çıkan boz ayı ile yaşadıklarını anlatarak Hoşt hoşt diye kovalamak istedim ama üstüme gelince kaçtım. dedi. Sakarya'nın Pamukova İlçesi'nde 50 yaşındaki Özdoğan Kan, ormanda karşısına çıkan boz ayının kendisini yaklaşık bir kilometre kovaladığını belirterek, Canımı zor kurtardım dedi. HOŞT HOŞT DİYEREK KOVALAMAK İSTEDİM Önceki gün, Pamukova Akçakaya Mahallesi'nde zeytin bahçesine ilaç atmaya giden Özdoğan Kan, traktörünü yol kenarında bırakarak tuvalet ihtiyacını gidermek için ormanlık alana girdi. İddiaya göre, bu sırada Özdoğan Kan'ın karşısına yanında yavrusu olan boz ayı çıktı. Ayının üzerine doğru gelmesi üzerine Özdoğan Kan, koşarak kaçtı. Yaklaşık 1 kilometre Özdoğan Kan'ı kovalayan ayı, daha sonra yavrusunun yanına yöneldi. Çok korktuğunu söyleyen Özdoğan Kan, Ayı karşıma çıkınca ne yapacağımı şaşırdım. Hoşt hoşt diyerek kovalamak istedim, üstüme doğru gelmeye başladı. Traktöre doğru koşsam beni yakalayacak diye düşünüp ormana doğru bağırarak koşmaya başladım. Ben bağırarak koşarken o da arkamdan geliyordu. Bazen koşmayı bırakıp arkada kalan yavrusunun yanına gidiyor sonra tekrar bana doğru koşuyordu. Allah'ım ben öldüm diye düşündüm. Yaklaşık ormanın içinden 800-1000 metre aşağıya doğru koştum. Yavrusu ayıya yetişemeyince en son yavrusunun yanına gidip benim peşimi bıraktı. Amcamı aradım, 'Amca çabuk beni almaya gel, ben aşağıda yoldayım beni ayı kovaladı' dedim. Amcam otomobille gelip beni aldı dedi. SEN GEL DE O ANI YAŞA Özdoğan Kan, ayının kendisi kovalamasından çok korktuğunu, arkadaşlarının kendisine Biz olsaydık vururduk dediklerini ifade ederek, Sen gel de o anı yaşa, mümkün değil, kolay da değil. Hala korkuyorum bacaklarım titriyor. Yakınlarım 'Bu korkuyla sen 40 gün sonra ölürsün' dedi. Doktora gittim. Doktor bana yaran varsa tedavi ederiz ama korkuya yapacak hiçbir şeyimiz yok dediler diye konuştu. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/saldiriya-ugrayan-kadinlari-koruyan-icat-athena/", "text": "Ne yazık ki bizler bu satırlarda her gün yazsak da ne kadına şiddet ne de taciz durmuyor, biz kararlılıkla bu konuda hassasiyetimizi bildirmeye ve bir kesimi en azından bilinçlendirmeye devam edeceğiz. Tanıtacağımız icat sadece kadınlar için değil kendini tehlikede hisseden herkes için oldukça kolay kullanımı olan bir alet. Athena isimli bu cihaz fotoğraftaki gibi kıyafetlere uyumlu, mücevher gibi. Alarm modu ve gizli modu var. 3 saniye basılı tutunca çalışıyor. Alarm modunda 3 saniye basılı tuttuğunuz zaman alarm çalıyor ve önceden bildirilmesini istediğiniz kişiye tehlikede olduğunuzu ve konumunuzu bildiren bir uyarı gidiyor. Gizli modda ise alarm çalmıyor ve aynı şekilde uyarı gitmesini istediğiniz kişiye sizin konumunuzu ve tehlikede olduğunuzu bildiren bir bildirim gidiyor. Bu cihazın pil ömrü 3 ay fiyatı ise 75 dolar, bu 75 dolar karşılığı siz bir tane alıyorsunuz firma kadın dayanışma derneklerinin belirttiği isimlere de bir tane yolluyor. Yani hem kendinizi hem de bir başka kadını korumuş oluyorsunuz. Cihazı satın almak ve daha fazla bilgi için indiegogo sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Bu mücevher görünümlü ROAR adı da verilen süper cihazın videosu:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/salgin-surecinde-dizi-izleme-aliskanliklari-degisti/", "text": "Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı önderliğinde Türkiye genelinde yürütülen araştırmanın gerçekleşmesinde Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü lisans öğrencileri Feyza Keskin ve Zeynep Cansoy aktif görev aldı. Bu araştırmayla genel olarak pandemi sürecinde üniversite öğrencilerinin zamanlarını nasıl geçirdiklerini incelemek ve spesifik olarak internette geçirilen vaktin büyük kısmını kaplayan dizi izleme alışkanlıklarının analizini yapmak ve pandemi sürecinde gündelik yaşamın ve alışkanlıkların nasıl şekillendiğini ve değiştiğini farklı değişkenler üzerinden incelemek amaçlandı. Araştırmaya bin 865 öğrenci katıldı Çevrimiçi anketle gerçekleştirilen çalışmaya, Türkiye'nin 73 şehrinde 146 farklı devlet ve vakıf üniversitelerinde 2020-2021 Akademik Yılında öğrenim gören 18-26 yaş arasında 79 farklı bölüm ve programdan toplam bin 865 ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisi katıldı. Araştırmaya ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, yüzde 60,1'i kadın (bin 121 kişi), yüzde 39,9'u erkek (744) olan katılımcıların yüzde 77,6'ı lisans, yüzde 16,8'i ön lisans, yüzde 16,6, yüzde 4,7'si yüksek lisans ve yüzde 0,9'u ise doktora öğrencisidir. Katılımcılardan yüzde 59,6'ı (bin 112) devlet üniversitesinde, yüzde 40,4'ı ise (753) vakıf üniversitesinde öğrenim görmektedir. Katılımcı öğrencilerin yüzde 40,4'ü 18-20 yaş arası, yüzde 36,8'i 20-22 yaş arası , yüzde 10,7'si 22-24 yaş arası, yüzde 12,1'i 24 yaş ve üzeri oluşturmaktadır dedi. Zamanlarının önemli bir kısmı internette sosyal medya platformlarında geçiriyorlar Günde kaç saat kitap okuyorsunuz? sorusuna yanıt olarak katılımcıların yüzde 39,1'i 1-2 saat, yüzde 36'sı 1 saatten az, yüzde 17,4'ü 2-4 saat, yüzde 4,9'u 4-6 saat kitap okuduklarını belirtti. 6 saat ve üzeri diyenlerin oranı yüzde 2,5 oldu. Günde kaç saat televizyon izliyorsunuz? sorusuna cevaben katılımcıların yüzde 60,5'i bir saatten az, yüzde 23'ü 1-2 saat, yüzde 12,2'si 2-4 saat, yüzde 2,9'u 4-6 saat televizyon izlediklerini belirtti. 6 saat ve üzeri diyenlerin oranı yüzde 1,3 oldu. Katılımcılara günlük kitap okuma süreleriyle alakalı sorunun yanıtlarına göre, kişinin kaldığı yere bağlı olarak okuma süresinde değişiklik olduğu görüldü. 1 saatten az seçeneğini işaretleyen toplam katılımcıların yüzde 58,2'si Aile ile kalan, yüzde 21,9'u Yurtta kalan, yüzde 10,8'i Arkadaş ile evde kalan, yüzde 7'si Tek başına evde kalan ve yüzde 2,1 oranla Akraba yanında katılımcılar olduğu görüldü. Yüzde 31,1 günde 2-4 saat internette zaman geçiriyor Günde kaç saat internette vakit geçiriyorsunuz? sorusuna katılımcıların yüzde 31,1'i 2-4 saat, yüzde 29,9'u 4-6 saat, yüzde 21, 2'si 6 saat ve üzeri, yüzde 15,7'si i 1-2 saat olarak yanıt verdi. Bir saatten az olarak belirtenlerin oranı ise yüzde 2 oldu. İnternette en çok nasıl vakit geçiriyorsunuz? sorusuna ise katılımcıların yüzde 49,8'i sosyal medya kullanarak, yüzde 24'ü dizi film izleyerek, yüzde 12,1'i kitap, makale tarzı araştırma amaçlı, yüzde 8,1'i oyun oynayarak, yüzde 6'sı ise daha çok eğitim amaçlı amaçlarla interneti kullandıklarını belirtti. Salgın sürecinde dizi izleme oranları arttı Salgın sürecinde dizi izleme düzeyinizde artış oldu mu? sorusuna katılımcıların yüzde 70,2'si evet oldu, yüzde 29,8'i ise hayır yanıtını verdi. En çok hangi saat aralığında dizi izliyorsunuz? sorusuna ise katılımcıların yüzde 56,7'si 19.00-23.00 arası, yüzde 34,3'ü 23.00-09.00 arası, yüzde 8,9'u ise 09.00-19.00 yanıtını verdi. Dizi izleme alışkanlıkları İzlemeyi en çok sevdiğiniz dizi türü hangisidir? sorusuna katılımcıların yüzde 21,6'sı komedi, yüzde 15, 9'u dram, yüzde 15,9'u aksiyon, yüzde 12,1'i macera, yüzde 6,7'si gerilim, yüzde 6,5 i romantik, , yüzde 2,5'i korku tarzı dizi izlediklerini belirtti. Katılımcıların yüzde 14,9'u ise hiç dizi izlemediklerini kaydetti. Bu soruya verilen yanıtlar, cinsiyete göre karşılaştırıldığında aksiyon türü dizileri erkeklerin yüzde 8,2'si ve kadınların yüzde 7,2'si, dram türünü kadınların yüzde 10,3'ü ve erkeklerin yüzde 3,5'i, komedi türünü kadınların yüzde 14,2'si ve erkeklerin yüzde 6,9'u, romantik türü kadınların yüzde 7,6'sı ve erkeklerin yüzde 1,2'i, macera türünü kadınların yüzde 6,3'ü ve erkeklerin yüzde 5,4'ü, bilimkurgu türünü kadınların yüzde 2,05'i ve erkeklerin yüzde 1,4'ünün tercih ettikleri görüldü. Dizinin içeriği önemli İzlediğiniz dizilerde sizin için en önemli unsur nedir? sorusuna ise yüzde 84,6'sı dizinin içeriği ve konusunun, yüzde 10,9'u oyuncu kadrosunun, yüzde 1,7'si yönetmenin, yüzde 0,8'i yapım şirketinin, yüzde 0,5'i TV kanalının önemli olduğunu belirtti. İzlediğiniz dizileri nasıl seçiyorsunuz? sorusuna katılımcıların cevapları ise yüzde 58,6 kendi arayışım, yüzde 16,9 arkadaş tavsiyesiyle, yüzde 11, 8 öne çıkanlar, yüzde 11,3 popüler olanlar şeklinde sıralandı. İzlediğiniz dizilerle ilgili gazete, internet, sosyal medya ve televizyon aracılığıyla yayımlanan haberleri takip ediyor musunuz? sorusuna katılımcıların yüzde 26'sı evet, yüzde 53'ü bazen ve 21,1 hayır yanıtını verdi. Öğrenciler yerli dizileri vasat buluyor Ülkemizde yayınlanan dizilerden memnuniyet durumunuz nedir? sorusuna katılımcılardan 1-10 arası puan vermeleri istendi. Bu soruya katılımcıların yalnızca yüzde 13,5'i orta düzey memnuniyet ifadesi olan 5 ve yüzde 9, 3'ü 6 puanı verdi. 7 ve üzeri bir değer belirten katılımcıların oranı yüzde 9,5 oldu. Katılımcıların önemli bir oranı olan yüzde 66,9'u ise yerli dizilerden memnuniyet düzeylerini 4 ile 1 puan arasında değerlendirdi. Dizi karakterleri etkili oluyor İzlediğiniz dizilerde sizin yaşamınızı etkilediğini düşündüğünüz bir karakter var mı? sorusuna katılımcıların yalnız yüzde 18,1'i evet var diye cevap vererek kendilerini etkileyen dizi karakterlerin isimlerini belirtti. Bu karakterler arasında; Ezel, 7 Güzel Adam: Erdem Beyazıt, Şahsiyet: Agah Beyoğlu, Anne with an E: Anna, AŞK101: Sinan, HIMYM: Barney Stinson, HIMYM: Ted Mosby, Behzat Ç: Akbaba, The Good Place: Chidi Anagonye, Dexter: Dexter, Ertuğrul Gazi, Yapımcı Esther Shapiro, Deli Yürek: Yusuf Miroğlu,Yunus Emre, Oyuncu Will Smith, Breaking Bad: Walter White, Peaky Blinders: Thomas Shelby, The Peanut Butter: Zac, The Handmaid's Tale: Offred, Kurtlar Vadisi: Süleyman Çakır, Kurtlar Vadisi: Polat Alemdar, Kurtar Vadisi: Duran Emmi, Kuzey-Güney: Kuzey Tekinoğlu, Parks and Recreation: Leslie Knope, The Office: Michael Scott, Game of Thrones: Ned Stark, Arrow: Oliver Queen, Sherlock Holmes: Sherlock Holmes gibi karakterler yer aldı. Bazı dizi karakterleri gençleri bunalıma sürüklüyor Daha öncesinde dizi ve filmlerin etkisinde kalarak herhangi bir ruhsal problem yaşadığınızı mı? sorusuna yüzde 14,4'ü evet yaşadım yanıtını verdi. Ayrıca bu grup katılımcıya yöneltilen ne tür bir etkilenmeye maruz kaldıklarını sorusuna çok ilginç yanıtlar geldi. Nitekim dizideki karakter bunalımdaydı ve ben de bu etkide kalıp hiçbir sebep olmadan kendimi sürekli mutsuz hissediyordum veya Çizgili pijamalı çocuğu izlediğimde savaşta en çok zarar gören kişilerin ve ölümlerin en çok çocuklarda görüldüğünü gördüğümde çok boş bir hayat yaşadığımı anladım ve ona göre hayatımı şekillendirmeye çalıştım tarzındaki yanıtlarla birlikte Gözlerimi kapatıp tek başıma uykuya dalamıyordum tarzında psikolojik bunalıma işaret eden yanıtlar da geldi. Gençler arasında yabancı diziler daha çok tercih ediliyor Katılımcılara izledikleri yerli ve yabancı olmak üzere en fazla izlenen 3 dizi ismi yazma olanağı veren soruya katılımcıların yüzde 64,5'i yanıt verdi. Bu soruya katılımcılar tarafından 67 yabancı ve 37 yerli dizi ismi belirtildi. İzlenen yabancı diziler arasında ilk 5 yabancı dizi: 1- HIMYM: 80 (yüzde 6,6) 2- Queen's Gambit: 73 (yüzde 6,06) 3- Breaking Bad: 67 (yüzde 5,56) 4- Prison Break: 63 (yüzde 5,2) 5- Dark: 62 (yüzde 5,1) En çok izlenen ilk 5 yerli dizi: 1-Masumlar Apartmanı: 146 (yüzde 12,1) 2- Kırmızı Oda: 124 (yüzde 10,3) 3- Sadakatsiz: 71 (yüzde 5,9) 4- Bir Başkadır: 65 (yüzde .4) 5- Ezel: 39 (yüzde 3,2) Bilgi için: İletişim Ofisi H"} {"url": "https://www.thegeyik.com/salvador-dalinin-intikami/", "text": "Hepimizin yaptıktan sonra pişman olduğu işler var elbette bizi pişman edenler de. Bazılarımız bunu unutuyor bazılarımızsa geç de olsa intikam alıyor. Salvador Dali de intikam alanlardan. 1925 yılında bu tabloyu yaptığında henüz evlenmemişti. Henüz 21 yaşındaydı ve ona ilham veren kişi kız kardeşi Ana Maria'ydı. The Geyik ailesine söylememiz gereken bir dipnot var ki oldukça önemli: Eşi Gala ile evlenene kadar çoğu resimde onu ilham kaynağı olarak görebilirsiniz. Figure at a Window yani bu aşağıdaki de onlardan biri. Zaman geçtikçe ne yazık ki ilişkileri kötüye gitti. Dedikodu yapmak gibi olmasın ama sayın The Geyik okurları araya eşi de girmiş olabilir. Her ne olduysa artık; SALVADOR DALİ: Bazen onu çizdiğim resme tükürüyorum ve mutlu oluyorum dedi. Böyle bir durum elbette can sıkıcıydı kardeşi için. Ana Maria yani kardeşi 1949 yılında Salvador Dali hakkında bir kitap yazıyor ve kitabın adını da Kız Kardeşinin Gözlerinden Salvador Dali koyuyor. Bunun içinde de bol bol saydırıyor Dali'ye. Aralarındaki kavga bir süre devam ediyor ve Salvador Dali öldürücü darbeyi vuruyor. 1954 yılında çizdiği ikinci tablonun adı 'Young Virgin Auto-sodomized by her Own Chastity.' Kendi Namusu Tarafından Arkadan Tecavüze Uğrayan Genç Bakire. Oldukça sert bir isme sahip olan bu tablonun ilk tablodaki ilham kaynağı olan kardeşini resmettiği hem renklerden hem de aynı figürlerin kullanılmasından oldukça açık. Ağır bir intikam olmuş dediğimiz tablonun hikayesi işte böyle."} {"url": "https://www.thegeyik.com/saman-ogutleri/", "text": "1. Yolda yürürken bulduğun bir kuş tüyünü eve getir, bir vazoya koyabilir, asabilir yada rafta bulundurabilirsin. Bu cennetten sana gelmiş güçlü bir tılsımdır. Bu tarz ruhlardan size verilen işaretleri farketmelisiniz. 2. Nehirlerden taş topla. Büyük güç ve enerjileri vardır. 3. Tüm gücünle diğer insanlara yardım etmeye çalış. Eğer mutluluk veremiyorsan en azından zarar verme. 4. Zorluklar birer formalitedir. Ciddi zorluklar, daha ciddi olsalar bile hala formaliteden ibarettir.Gökyüzü oradadır, bazen bulutlarla kapanmış olsa bile bazen biraz çaba göstererek, mesela bir uçağa binerek aynı mavi gökyüzüne ulaşmak mümkündür. Herkese barış! 5. Bir hayale ulaşmak için bazen tüm gereken bir adım atmaktır. Zorluklardan korkmayın, her zaman vardırlar ve olacaktırlar. Hepinize amaçlarınız doğrultusunda temiz yollar! 6. Ahlaki olarak önceliğiniz başka birine zarar vermemek olmalıdır. Bu prensip oldukça güçlü olmalıdır. Sadece şöyle düşünün: Hiçbir zaman hiç kimseye zarar vermeyeceğim. 7. Canlılar için bir mutluluk kaynağı olabilirseniz siz kendiniz en mutlu olursunuz. Ve başkalarına acı çektirirseniz siz kendiniz de acı çekersiniz. Düşünün! 8. Günde en az bir saat sessizliğe zaman ayırın. Buna en az iletişime olduğu kadar ihtiyacınız var. 9. Sevebilme yeteneği Dünya üzerindeki en önemli yetenektir. Herkesi sevmeyi öğrenin, düşmanlarınızı bile. 10. Akarsulara çöp atmayın. Asla! Suyun ruhu çok sinirlenebilir. Ruhu yatıştırmak için ekmek, süt yada para atabilirsiniz. 11. Genelde geçmişimizi altın çağ yada altın günler olarak adlandırırız. Bu bir hatadır.Hayatımızda yaşanan her an tam olarak altın çağdır. 12. Mükemmel bir din ya da inanç yoktur. Kötü bir din de yoktur. Tanrı bir tanedir. İstediğinize dua edebilirsiniz ancak şu emirleri unutmayın: dürüst yaşa, atalarına saygı göster, ve sev. 13. Eğer Dünya'yı değiştirmeyi amaçlıyorsan önce kendini değiştir. Aşkın ve keyfin enerjilerini öğren. Bunlar bir insanın kilit anlarıdır. Gülümsemek, kahkaha ve keyif almanın çok büyük güçleri vardır. Bunu bir defa öğrendikten sonra kendinize sevginin kapısını açacaksınız. 14. Oldukça güzel bir deyiş vardır: Veren eli kısıtlı görme. Eğer mümkünse zayıf ve ihtiyacı olanlara para ver. Miktarı önemli değil ancak vermiş olmak önemlidir. 15. Hayat çok kısadır. Bunu gözyaşları, kavgalar, küfür ve alkol ile çarçur etme. İyi şeyler yapabilir, çocuk yetiştirir, dinlenir ve daha fazla mutluluk verici şeyler yapabilirsiniz. 16. Eğer sevdikleriniz size suçlu olmadığınız bir şey için kızdılarsa onlara sıkıca sarılın, ve onlar yatışıncaya kadar onları bırakmayın. 17. Ruhunuzda bir sıkıntı bir tükenmişlik hissediyorsanız şarkı söyleyin. Kalbiniz hangi şarkıyı söylemek istiyorsa. Bazen o da konuşabilmek ister. 18. Her zaman hatırla: Doğru din, doğru inanç ya da en becerikli şu veya bu inancın din adamı yoktur. Tanrı birdir. Tanrı dağın tepesindedir. Farklı din ve inançlar bu tepeye ulaşmanın farklı yollarını sunarlar. Kime istersen dua et, ancak bil ki senin asıl amacın günahsız olmak değil, tanrı'ya ulaşmaktır. 19. Eğer bir şey yapmaya karar verdiysen kendinden şüphe etme. Korku seni kendinden ve doğru yoldan saptırmaya çalışacak. Çünkü bu kötülüğün ana silahıdır. Eğer ilk defada başaramadıysan ümidini kaybetme. Her küçük zafer seni daha büyüğüne yaklaştırır. 20. Hayatta çok önemli bir şeyi hatırla. Herkes hakettiğini bulur. Problemlerin ruhuna ve düşüncelerine girmesine izin verme böylelikle problemler vücuduna da ulaşamaz. 21. Hayat sana yüzünü ya da başka bir tarafını çevirmiş olabilir. Ancak sadece çok az kimse aslında hayatı çevirenin gerçekte kendisi olduğunu anlıyabilir. Diğerleri hakkındaki tüm kötü düşünceleriniz size geri dönecektir. Kıskançlık da en sonunda size geri gelecektir. Buna neden ihtiyacınız var? Sakin ve ölçülü yaşayın. Kıskanç olmak iyi bir şey değildir ve hiç gerek de yoktur. Bu adamın büyük bir arabası varsa bu onun yüzünü daha güzel yapmayacaktır. Altın aslında kirli bir metaldir. Kıskanç olmaya ihtiyaç yoktur. Daha fazla gülümseyin ve yabancılar da size gülümseyecektir, hem de sevdikleriniz ve tüm hayatınızla beraber! 22. Size saygı gösterilmesini istiyorsanız başkalarına saygı gösterin. İyilik için iyilik, kötülük içinse bu kötülüğü yoksaymak yapılacak en doğru şeydir. Sizi kötü yapmaya çalışan biri onu yoksaydığınız için kendini gerçekte daha kötü hissedecektir. 23. İçmeyin. Hiç içmeyin! Alkol vücudu, beyni ve ruhu öldürür. Ben yıllardır içmiyorum. Eğer şamansanız veya ruhsal bir insansanız içerek bir süre sonra tüm güçlerinizi bitireceksiniz ve ruhlar sizi cezalandıracaktır. Alkol gerçekten de öldürür, aptalca şeyler yapmayın. Rahatlamak için hamama gidin, eğlence için şarkı söyleyin, iletişim ve ortak bir dil bulabilmek için çay için, ve bir kadını daha iyi tanımak için ona şeker verin! 24. Asla pişmanlık duyma! Ne olursa olsun bu ruhların isteğiyle olur ve bu her zaman en iyisidir. 25. Hayvanlara benzeyen taşları özel bir tören olmadan yerden almayın. Aksi takdirde çok ciddi bir nazara maruz kalırsınız. Eğer böyle bir taş bulduysanız ve yanınıza almak istiyorsanız bulunduğunuz yerin ruh efendisine başvurun ve ona bir teklifte bulunun, ardından bu taşı yerde beyaz bir bezle kaplayın ve böyle alın. 26. Güzel bir müziği dinleyerek kendinizi gün içerisinde aldığınız negatif enerjiden arındırırsınız.Müzik meditasyon gibidir. Sizi kendinize ve hayata geri getirebilir. 27. Kalbinizde her hangi bir baskı olmadan rahat nefes alabilmek için, ağlamayı öğrenin. 28. Eğer durum sizin çözemeyeceğiniz bir hal aldıysa ve hiçbir çıkış yoksa elinizi yukarı kaldırın. Ve elinizi sertçe aşağı indirirken zıkkımın köküne git deyin. Çok güzel bir deyiş vardır: Sizi yeyip yutmuş olsalar bile en azından 2 çıkış yolunuz vardır. 29. Kadınlar alışveriş yaparken ailelerinin önlerindeki günlerdeki mutluluğunu satın alırlar. Her bir taze, güzel, olgun ve güzel kokan meyve bu ailede mutlu ve sakin bir hayattır. Erkek, kendi tarafından kadına para sağlamalıdır. Böylece kadın en iyi kalitedeki ürünleri seçebilir. Yiyeceğe harcanan paradan kısan bir aile fakirleşir ve mutsuzlaşır. Bu kısıntı aslında sevdiklerinin mutluluğundan kısılır. 30. Kendinizi yanlış ya da birşey hakkında üzülüyorken bulursanız, vücudunuzu düzgün ve akıcı hareketlerle bir dans formunda hareket ettirin. Kötü enerjinizi yoluna sokup zihninizi çektiğiniz acıdan arındıracaksınız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sampiyonlar-ligindekiler-kara-gecti-super-lig-ekipleri-icin-de-yontem-belli/", "text": "KPMG Football Benchmark ekibinin analizine göre; Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline kalan 8 takımın 7'si finansal karlılık açıkladı. Geçen yıl Şampiyonlar Ligi'ne katılamayıp kasayı dolduramayan Roma, bu grupta vergi öncesi zarar açıklayan tek kulüp oldu. Süper Lig'de bu sezon şampiyon olan takım, finansal açıdan kar açıklamaya da yaklaşacak. UEFA Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finalde mücadele eden 8 kulübün finansal durumları incelendi. Analize göre; 8 takımın 7'si finansal karlılık açıkladı. Bayern Münih, son altı yıl boyunca en yüksek vergi öncesi karı kaydederek, en iyi yönetilen kulüplerden biri olduğunu kanıtladı. Roma, geçen yıl Şampiyonlar Ligi'ne katılamaması nedeniyle vergi öncesi zarar açıklayan tek kulüp oldu. Ligde şampiyon olan takım, doğrudan Şampiyonlar Ligi'ne gideceği için finansal karlılık açıklama potansiyeline de sahip olacak. Son iki sezonu şampiyon bitiren ve Şampiyonlar Ligi'nde yer alan Beşiktaş, Mayıs 2017 faaliyet dönemi sonunda 4,7 milyon TL'lik net kar elde ederek, UEFA gelirinin önemini bir kez daha gösterdi. KPMG Spor Sektör Lideri Hakan Uçak, Süper Lig şampiyonu olan kulübün finansal açıdan rahatlayabileceğine dikkat çekti. Uçak, Kulüplerimiz mali açıdan zor dönemlerden geçiyor. Özellikle dört büyük kulübün borçları yüksek seviyede. Bu nedenle ekstra gelirler çok değerli bir hal alıyor. Ligde şampiyon olan takım, doğrudan Şampiyonlar Ligi'ne gidiyor. Bu da ekstra gelir kalemi olarak haneye yazılıyor. UEFA'nın Şampiyonlar Ligi'nde mücadele veren takımlara ödediği rakamları düşünürsek, ligde şampiyon olan takım derin bir nefes alır dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/samsunda-insanlik-dersi-ayakkabisiz-olan-cocugu-gorunce/", "text": "Samsun'da bir insanlık dersi: Tramvayda bir çoçuğu çıplak ayakla gören bir genç, onun ayaklarının üşüdüğünü anlayınca, kendi ayakkabılarını çocuğa giydirdi. Bağcıklarını da elleriyle bağladı. İneceği durağa gelince hiçbir şey olmamış gibi çoraplarıyla inerek yoluna devam etti. Bu arada, Büyükşehir Belediyesi SAMULAŞ görevlilerinin, teşekkür etmek istedikleri gence ve yardım ettiği çocuğa ulaşmaya çalıştığı öğrenildi. Tramvaydaki insanlık dersini fotoğraflayan lise son sınıf öğrencisi Emre Enes Köse (18), Atakum'da tramvaya bindim. Samsun istikametine giderken 2 çocuk tramvaya bindi. Göçmen olduklarını zannediyoruz. Birisinin ayakkabısı yırtıktı. Diğerinin de hiç ayakkabısı yoktu. Tramvaydakiler onlarla muhabbet etti. Nereden geldiklerini filan sordu. Sonra bir ağabey geldi. Ayakkabısını çıkartarak çocuğa giydirmek istedi. Çocuk ilk başta kabul etmedi. Sonra ısrara dayanamayarak ayakkabıyı giymeyi kabul etti. Hava da yağmurluydu. Ayakkabısını veren ağabey, yoluna yalın ayak devam etti. Olayı görünce fotoğraflarını çekmek istedim. Çok güzel bir olaydı, ölümsüzleştirmek istedim. Kendime ait sosyal medya hesabımda paylaştım. Bir anda fotoğraflar yayılarak gündem oldu. Ağabeyin ayakkabısını çocuğa verdiği anda herkes duygusallaştı dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sanal-falcilar-mahkemelik-oldu/", "text": "iPhone ve Android telefonlarda popüler olan kahve falı uygulamaları arasında savaş çıktı. Kendilerine ait isim ve görsellerin başka bir uygulamada kullanıldığını iddia eden 'Kaave Falı' uygulamasının sahipleri Burç Sade ve Suna Sade dava açtı. Dilekçede 'Falcı Bacım' ve 'Falcı Bacı' adlı iki uygulamanın engellenmesini istedi. Telefonlardan kahve falı bakan 2 uygulama, mahkemelik oldu. Kendilerine ait isim ve görsellerin bir başka şirket tarafından kullanıldığını iddia eden 'Kaave Falı' uygulamasının sahipleri Burç Sade ve Suna Sade, İstanbul Fikri Sınayi Haklar Mahkemesi'nde dava açtı. 2014'TE PATENTİ ALINDI Habertürk gazetesinde yer alan habere göre iki ortak, dilekçelerinde, kendilerine ait Kaave Falı adlı uygulamanın 2012'de iPhone ve android telefonlarda kullanılmaya başlandığını belirtti. Kullanıcıların gönderdikleri kahve fincanlarından fal bakılan uygulamada Falcı Bacı, Melek Abla, Jasmine, Falcı Isabel gibi karakterler kullanıldığını aktaran Burç Sade, 2014 yılında Türk Patent Enstitütüsü'ne başvurarak markanın patentini aldıklarını da aktardı. Kaave Falı ve Falcı Bacı markalarına ilk günden itibaren yatırım yaparak tanınmalarını sağladıklarını söyleyen Burç Sade, 700 bin kişi tarafından telefonlarına indirilen uygulamalara web sitesi ve Facebook üzerinden de ulaşıldığını anlattı. Smartas Bilişim adlı şirketin Falcı Bacım ve Falcı Bacı adlı iki uygulamayla kendi markalarına tecavüz ettiğini ileri süren Sade, uygulamaların görsellerinin de bire bir aynı olduğunu kaydetti. UYGULAMA YASAKLANDI Marka tescilinden doğan haklarını ihlal eden şirketin, TPE'den Falcı Bacım adına yaptığı marka tescili başvurusunun reddedildiğini ifade eden Sade, Falcı Bacım markasının Google Playstore üzerinden indirilmesinin ve her türlü kullanılmasının engellenmesini istedi. Smartas Bilişim ise davada savunma hakkını kullanmadı. 2 kadın girişimciyi haklı bulan İstanbul Fikri Sınayi Haklar Mahkemesi, 'tescilli markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunu' tespit ederek, uygulanmanın Google Playstore üzerinden indirilmesinin engellenmesine karar verdi. Mahkeme, uygulamanın ve markanın kullanmasını da yasakladı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sanat-aktiviteleri-omru-uzatiyor/", "text": "Sağlıklı, uzun bir ömre sahip olmak için kimi beslenmesine dikkat ediyor, kimi spor yapıyor. Yeni bir araştırmaya göre, ayda bir kez tiyatroya giden kişilerin ölüm riski % 30 düştü. Sanatın; sağlıklı beslenmek, spor yapmak, yürüyüşe çıkmak kadar yaşam kalitesini arttırdığı belirlendi. İngiltere'de Londra Üniversitesi Akademisi'nin yaptığı araştırmada, ayda bir kez tiyatroya veya müzeye giden kişilerin erken ölüm riskinin yüzde 30; birkaç ayda bir giden kişilerde ise riskin yüzde 14 azaldığı tespit edildi. Bilim insanları bu tespitlere 50 yaşın üzerindeki 7 bin kişiyle 12 yıl süren çalışma sonucu ulaştı. Ayrıca bu araştırma, farklı sosyal faktörlerin insan sağlığına etkilerini aydınlatmak açısından da çok önemli dedi. Ayrıca araştırma, sanatın sağlık sorunlarını önleyici etkisini ortaya koyan ilk araştırma olma özelliği de taşıyor. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sanat-eseri-gibi-28-sandalye/", "text": "Sandalyelerle sanat eseri yapmışlar canlarım. Sandalye modellerinde yaratıcılıklarını konuşturmuşlar ve harika tasarımlar elde etmişler. Maşallah bu sandalyeler sanat eseri olmuş. Hayvanlı Sandalye Designed by Max Riera Kurukafa Sandalye Designed by Pool Kesik Sandalye Designed by Peter Bristol Çanta Sandalye Designed by Katie Thomspon Kahve Sandalyesi Designed by Sunhan Kwon Melez Sandalye Designed by Merve Kahraman Hayalet Sandalye Designed by Ralph Nauta and Lonneke Gordijn Inception Sandalye Designed by Vivian Chiu Kaktüs Sandalye Designed by Valentina Glez Wohlers Boyalı Sandalye Designed by Sebastian Brajkovic Kitaplık Sandalye Designed by Staight Line Designs Bacak bacak üstüne atan sandalye Designed by Vladimir Tsesler Karanlık Taraftan Designed by Harold Sangouard Samuray Sandalye Designed by Seo Young Moon Sessiz Sandalye Designed by TILT Hayalet Ötesi Bir Sandalye Image credits: Jump Studio Tavuskuşu sandalye Designed by uufie Quartz Sandalye Designed by ctrlzak.com Sihirli Sandalye Designed by David Conti Aman Dikkat İsimli Sandalye 🙂 Designed by Alexander Lervik Bulut sandalye Designed by Richard Hutten Abra Kadabra Sandalye Designed by Nendo Çiçek açan sandalye"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sanditon-dizisi-2-ve-3-sezon-icin-onay-aldi/", "text": "ABD'nin popüler televizyon kanalı PBS, oldukça sevilen drama dizisi Sanditon'un ikinci ve üçüncü sezon için onay aldığını duyurdu. Yapımın yayın hakkı ise BritBox UK'de olacak. Sandition, Vogue tarafından 2020 yılında ABD'de yayınlanan en iyi 15 yapımdan biri seçilmişti. Türkiye'deki izleyicilerse yapımın ilk sezonunu BBC First ekranlarında izlediler. Atlantik'in her iki yakasında da geniş beğeni toplayan yapım, 2019 yılındaki iptal sonrası merak içinde kalan hayranlarının yüzünü güldürecek haberle geldi. Jane Austen'in bitmemiş romanından uyarlanan serinin yeni sezonlarında kahramanımız Charlotte Heywood'u izlemeye devam edeceğiz. Charlotte'un yolculuğunda, entrika, heyecan ve romantizmle dolu ilgi çekici hikayeler bizleri bekliyor. Konuyla ilgili BritBox UK MD Müdürü Will Harrison, Bu harika yapımı, Sanditon'u ekranlara geri getirmekten oldukça mutluluk duyuyoruz. Biz yeni planlamalar için bir araya gelirken bu karakterleri hayatta tuttukları için ise hayranlara bir kez daha teşekkür etmek istiyoruz. dedi. Uluslarası distribütörlüğünün BBC Studios tarafından gerçekleştirildiği dizinin yapım ve yönetim kadrosu ise oldukça güçlü. Sanditon'un ilk sezonunun dört bölümünü yazan Justin Young baş yazar ve baş yapımcı rolünü üstlenecek. Dizinin yapımcısı olarak Rebecca Hedderly , yapımcı Ian Hogan ve baş yönetmen Charles Sturridge karşımıza çıkıyor. 2019'da ITV'de İngiltere'deki prömiyerinden bu yana Sanditon, dünya çapında toplam 176 ülkede yayınlandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sandra-bullockun-netflixte-de-yayinlanacak-the-unforgivable-filminin-fragmani-icin-tikla/", "text": "NETFLIX, SANDRA BULLOCK'UN BAŞROLÜNDE YER ALDIĞI THE UNFORGIVABLE'IN RESMİ FRAGMANINI VE İLK GÖRSELLERİNİ PAYLAŞTI The Unforgivable, 10 Aralık'ta tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te İşlediği şiddet suçu nedeniyle aldığı hapis cezasını tamamlamasının ardından tahliye edilen Ruth Slater , topluma geri döner. Ancak toplum onun geçmişini unutmayı reddeder. Bir zamanlar evim dediği yerde acımasız yargılamalarla karşı karşıya kalan Ruth'un kefaret için tek umudu, bir zamanlar terk etmek zorunda bırakıldığı ve uzun süredir görüşmediği kız kardeşini bulmaktır. Yönetmen: Nora Fingscheidt Senaristler: Peter Craig, Hillary Seitz ve Courtenay Miles Yapımcılar: Graham King, Sandra Bullock, Veronica Ferres Oyuncu Kadrosu: Sandra Bullock, Vincent D'Onofrio, Jon Bernthal, Richard Thomas, Linda Emond, Aisling Franciosi, Rob Morgan, Emma Nelson, Will Pullen, Thomas Guiry ve Viola Davis Yayın Tarihi: 10 Aralık 2021"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sanilanin-aksine-turkiye-cryteke-500-milyon-dolar-yatirim-yapacak/", "text": "Bir süre ortaya çıkan oyun sektörünü sevince boğan Crytek'in ülkemize 500 milyon dolar yatırım yapacağı iddiasının gerçekte biraz farklı olduğu ve Crytek'in Türkiye'ye değil, Türkiye'nin Crytek'e ciddi bir yatırım yapacağı öğrenildi. Başbakan Binali Yıldırım'ın yaptığı açıklamalar sonra ortaya çıkan 500 milyon dolarlık yatırım bir çok oyun sektörü çalışanını şaşırtmış ve ciddi oranda küçülmeye giden Crytek'in 500 milyon doları nereden bulacağı sorgulanmıştı. Ancak işin gerçeği ortaya çıktı. Sanılanın aksine Crytek'in Türkiye'ye değil, Türkiye'nin Crytek'e 500 milyon dolar yatırım yapacağı öğrenildi. Türkiye'nin bu hamle ile hem Crytek'in toparlanmasına hem oyun ihracatı sektörünün bir parçası olmak adına bu yatırımı yapacağı öğrenildi. Oyun sektöründe gelişmeye çalışan ve devlet desteğinin az olduğu noktada bu tip bir yatırımın yapılmasının sektör açısında çok umut verici olduğu ifade edildi. Resmi açıklama için tüm gözler Başbakanlık ile Crytek'e çevrildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sans-getirsin-diye-ucagin-motoruna-bozuk-para-atti-ucus-5-saat-gecikti/", "text": "Çin'de 80 yaşındaki bir yolcunun bozuk para totemi uçuşu 5 saat geciktirdi. Şans getirsin ve yolculuk kazasız geçsin diye bineceği uçağın motoruna bozuk para atan yolcu yüzünden uçak boşaltıldı. Çin'de 80 yaşındaki bir kadın, uçak yolculuğu öncesi şans getirmesi için uçağın motoruna bozuk para attı. Olayın fark edilmesi üzerine uçağın kalkışı 5 saat gecikti. 150 YOLCU TAHLİYE EDİLDİ, UÇUŞ GECİKTİ Yolcunun, uçağa binmek üzere pist üzerinde yürürken, motoruna 9 adet bozuk para attığı ve bunlardan sadece birinin hedefine ulaştığı belirtildi. Ancak bu bile, uçaktaki 150 yolcunun tahliye edilmesine ve kalkış için güvenlik incelemesinin yapılmasına neden oldu. GÜVENLİ YOLCULUK DUASI Eşi, kızı ve damadıyla birlikte seyahat eden yolcu, polis tarafından gözaltına alındı ve ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. Yolcu ifadesinde hareketinin gerekçesini güvenli yolculuk duası olarak açıkladı. UÇUŞ, 5 SAATLİK RÖTARLA GERÇEKLEŞTİ Havayolu şirketi China Southern Airlines, sosyal medya sitesi Weibo'dan yaptığı açıklamada, Uçağın güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesi için motorda tam kapsamlı bir inceleme yapıldı dedi. Yapılan incelemenin ardından güvenlik sorunu olmadığı tespit edildi ve uçak 5 saatlik bir rötarın ardından havalandı. BBC Türkiye"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sarabinizi-yudumlarken-bir-taraftan-da-kitap-okutan-sise-librottiglia/", "text": "Şarabınızı güzel bir kitabın eşliğinde içmek elbette paha biçilemez, tıpkı film izlerken kucağınızda bir tas dolusu sıcacık patlamış mısırları yemek gibi. İşte bu yüzden İtalyan bir şarap firması olan Matteo Correggia ve tasarım ajansları Reserve Innovation kafa kafaya vererek Librottigliayı yarattı. Librottiglia ismi ise İtalyanca da şişe ve şarap kelimelerinin kombinasyonu ile oluşturulmuş. Peki nedir bu Librottiglia? Kendisi şarap ve edebiyatı bir arada bizlere sunan bir proje. Şarap şişeleri üzerine montelenen kısa hikayeler ile artık şarabınızı yudumlarken bir taraftan da kitap okuyabilmek daha kolay. Şimdilik 375 ml'lik bu şişeler sadece İtalya'da ve İtalyanca olarak mevcut. Ama umut ediyoruz ki yakında Türk şarap üreticileri de bu uygulamayı kendilerine örnek alarak bir şeyler yaparlar... Şarap şişelerini daha derinden incelemek isteyenleri şöyle alalım: www.librottiglia.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sari-biyik-gercek-kesiti-cekerken-yoldan-cevirdigini-oynatiyormus/", "text": "Türk televizyon tarihinin en kült dizilerinden biri olan Gerçek Kesit'in 'Sarık Bıyık' lakaplı oyuncusu Cahit Kaşıkçılar, RedBull.com Şimdi Neredeler'in konuğu oldu. Kaşıkçılar, Diziyi korkarak seyreden de çoktu, gülerek seyreden de. İzleyicilerin ortak özelliği ise herkesin bir şekilde müptelası olması. Nasıl izlersen izle, kopamıyorsun. Tuhaf bir sihri var onun sözlerini kullandı. Perihan Savaş'ın sunumuyla 90'lı yıllarda üçüncü sayfalarda yer bulan cinayet haberlerini konu alan Gerçek Kesit; sınırlı sayıdaki kastın zayıf canlandırma yeteneği, kısıtlı teknik ve dekor imkanlarına rağmen o dönemde yaşayan birçok kişinin hafızalarında bir şekilde yer etti. Trajik sahneleri kah gerilim kah komedi tadında veren programın en bilinen karakteri Sarı Bıyık'ı canlandıran Cahit Kaşıkçılar, Melis Danişmend'in sorularını yanıtladı. Diziyi Korkarak seyreden de çoktu, gülerek seyreden de. İzleyicilerin ortak özelliği ise herkesin bir şekilde müptelası olması. Nasıl izlersen izle, kopamıyorsun. Tuhaf bir sihri var onun sözleriyle tarif eden Kaşıkçılar, teknik eksikliklerin sebebini ise şu sözlerle açıkladı: Elde imkan yok, bir kameran, bir tane ışık vermişler sana. Kimi zaman araba yok, evler kendi evlerimiz, elbiseler kendi elbiselerimiz. Adam gibi bütçe yok, üç kuruş parayla idare etmeye çalışıyoruz. Biz bu kadar büyüyeceğini düşünmedik zaten. 'KENDİLİĞİNDEN KOMEDİYE DÖNÜYOR' Kaşıkçılar dizinin gece imajı verilmesine rağmen gündüz olduğu anlaşılan sahnelerini, Evi sınırlı bir zaman için tutmuşuz. O evde gece-gündüz sahneleri var, gece kalamayacağımıza göre perdeyi açıyoruz, gündüz, Kapatıyoruz, gece. Arkadan beyaz ışık geliyor tabii. Yani onu biz de biliyoruz ama yapacak bir şey yok ki. Kendiliğinden komediye dönüyor. Oyuncu bulamıyoruz, yoldan adam topluyoruz zaman zaman. Karnımıza ağrılar giriyordu gülmekten sözleriyle açıkladı. 'GÜZEL İŞ ÇIKARDIK AMA PARA KAZANAMADIK' Dizinin başarılı olmasına karşın karlı bir yapım olmadığını dile getiren Sarı Bıyık, Öyle bir şey yaptık ki, çok izlendi. Yeşilçam sanatçıları gibi olduk, unutulmuyoruz. Güzel işti ama hiç para kazanamadık. Kült oldu. Bugün bir dizi tutuyor, oyuncular popüler oluyor. Fakat o oyuncu iki sene bir dizide oynamasın, siliniyor gidiyor. Biz unutulmadık. Ama asıl unutulmama yönünden iş kaybediyoruz piyasada diye itirafta bulunuyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sarilmak-ruh-sagligina-iyi-geliyor/", "text": "Sarılmanın ruhen bizlere iyi geldiğini tahmin edebiliyorduk ama bilimsel araştırmalar da bu yönde yoğunlaşınca sarılmanın faydalarından iyiden iyiye emin olduk. Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, Yalnızlığın, bireyselliğin ön planda olduğu günümüzde neden mutlu değiliz ve neyi eksik yapıyoruzu açıklamak gerekliliği doğmuştur. Bilim, bu duyguları sağlayan hormon olarak oksitosin'i işaret etmiştir. Bu hormon esasen beyinde üretilen bir hormondur. En çok üremeyle ilişkilidir. Doğum ve doğum sonrasında yüksek miktarda salınır. Ancak diğer dönemlerde de kadın ve erkekte beyinden salgılanmaktadır. Doğumdan sonra annelik davranışını sağlayan bir hormondur. Diğer zamanlarda ise güven, eşler arasında bağlılık, aşk, sosyalleşme, karşı tarafı anlama ve endişelerin yatışmasını sağlamaktadır. Eksikliğinde kendini beğenme, güvensizlik, toplumdan uzaklaşma, psikolojik rahatsızlıklar, yalan eğilimi artmaktadır. Günlük hayatta Oksitosin salgılanmasını artıran en kolay yöntem sarılmaktır. Yorgunluk, yoğunluk, günlük stresler, yalnızlık, güvensizlik, kavgalar, çatışmalar, birbirine zaman ayırmama, ekonomik sorunlar gibi nedenlerle sarılmayı unutmuşuz gibi görünüyor diye konuştu. Sarılırsak, kucaklaşırsak ve birbirimize dokunursak Oksitosin hormonu salgılanır. Bu denli kolay bir yöntemle Oksitosin bize 20 ilginç fayda sağlar: 1 En kolay mutluluk sağlama yoludur. 2 Güvende hissederiz. 3 Hayatla daha kolay baş ederiz. 4 Endişelerimiz azalır. Karşımızdakinin endişelerini yatıştırırız. 5 İletişimimiz daha iyi olur, karşımızdakini anlamak ya da anlaşılmamız kolaylaşır. 6 Güven veririz. Arkadaşımızın, eşimizin, çocuğumuzun kendisini daha güvende hissetmesini sağlarız. Onların kendine güvenlerini artırırız. 7 Daha sosyal oluruz. Toplum içinde kendimizi daha rahat hissederiz. 8 Daha az gergin oluruz. Stresle daha rahat baş ederiz. 9 Yakınlarımızı karşı daha koruyucu oluruz. 10 Daha şefkatli oluruz. 11 Rahat uyuruz ve daha iyi hislerle uyanırız. Yeni güne daha hazır başlarız. 12 Rahat hissederiz. 13 Arkadaşımıza eşimize çocuğumuza bağlılığımız artar. Sadakati artırır. 14- İlişkilerimizi daha samimi ve yalandan uzak yaşamamızı sağlar. 15 Annenin doğum sonu depresyonunu engeller, lohusalık dönemini rahat geçirmesini sağlar. Süt gelişini kolaylaştırır. Hamileliğin daha rahat geçmesini sağlar. 16 Eşimizle yaşadığımız cinsellik daha kaliteli olur. Eşimizi daha çekici bulmamızı sağlar. 17 İlişkilerimizde bizi kavga, çatışma ve tartışmalardan korur. 18 Belki de çağımızın en büyük sorunu depresyona karşı koruyucudur. 19 En basit, en kalıcı ve en kolay şekilde günlük yaşam stresleriyle baş etmemizi sağlar. Uzun, yorucu psikolojik/psikiyatrik tedavi sürelerini kısaltır. 20 Aşık olmanızı, aşkı korumanızı sağlar. Aşk acısını hafifletir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sarimsak-cayi/", "text": "Sarımsak çayının zayıflamak için kullanıldığını biliyor muydunuz? Sizler için sarımsak çayı tarifi veriyoruz ve en çok merak edilen soruyu cevaplıyoruz: sarımsak kokuyor mu? Hemen bu korkunuzu cevaplayalım: Hayır sadece normal bitki çayları gibi kokuyor. Zayıflamak isteyenler için çok popüler bir alternatif olan SARIMSAK ÇAYI Türk ünlülerin de gözdesi haline geldi. Banu Zorlu, Bengü ve Fahriye Evcen Sarımsak Çayının fanatiği oldu... Dünyaca ünlü oyuncu Angelina Jolie'nin formda kalma sırrı Türk ünlülerin de derdine derman oldu. Sarımsak çayıyla zayıflayan Jolie gibi şarkıcı Banu Zorlu da aynı metodla 8 kilo'yu 1 ayda verdi. SARIMSAK ÇAYI hangi malzemeler gerekli? 3 bardak su 3 diş taze sarımsak Yarım çay bardağı bal Yarım çay bardağı limon suyu SARIMSAK ÇAYI NASIL Yapılır? 3 bardak suyu bir boş kabın içerisine dökün daha sonra 3 diş sarımsağı ezdikten sonra suyun içerisine atın. Daha sonra kaynayana kadar ocakta bekleyin kaynadıktan sonra ocağı söndürün ve bal ve limon suyunu da ilave edin. Hafif karıştırın ve soğumaya bırakın. Sarımsak çayımız hazır hale geldi artık tek yapmanız gereken günde 3 kez ılık olarak yarım bardak içmenizdir peki ne zamana kadar bu çayı içeceğiz ? istediğimiz kiloya ulaşana kadar bu çayı hergün 3 defa içmemiz gerekiyor. SARIMSAK ÇAYI'NIN TARİFİ Nasıldır? Küçük bir taze zencefil parçasını soyun ve 2 fincan suyla kaynatın. 6 dakika kaynadıktan sonra içine 2 diş ezilmiş sarımsak, 2 çay kaşığı bal ve 2 çay kaşığı limon suyu ekleyin ve iyice karıştırın. Çayın soğumasını bekledikten sonra süzün ve soğuk için. Sarımsak çayı yorumları - Doğum sonrası sarımsak çayı kullanırken spor yapmayı da aksatmadım ve istediğim kiloya ulaştım. Şüphelerimle birlikte sarımsak çayı almaya karar verdim. Denemek amacı ile 1 paket sipariş verdim. Kullanım kılavuzuna göre çayı yaptım. İlk olarak kokusu olup olmayacağı gibi şüphelerimden arındım. Sarımsak kullanmayan biri olarak kokusuz olması çok sevindirmişti. Sarımsak çayı yorumları satın almamda çok etkili oldu. Bir süredir kullanıyorum. Kilolarımı kontrol altına aldım."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sarkici-olmadigi-halde-her-duydugunuzda-sarkilarini-son-ses-dinlediginiz-10-unlu/", "text": "Şarkı, türkü söyleyen oyuncu olmak başka her duyulduğunda o şarkıyı dinlettirebilen olan olmak başka şey. Bu ünlülerden en az 7-8 tanesi hemen hemen hepimizin şarkı söylediğinde beğendiği isimler. Listede dizilerde söylenen türküler ve şarkılar olduğu gibi özel projelerden de seçmeler var. Şarkı, Türkü Söylediğinde Bizi Mest Eden 10 Ünlü 1- Fırat Tanış Olmuyor 2- Nejat İşler AH 3- Karlos ve Yaren karakteriyle dizide müthiş şarkılar söyleyen Erkan Kolçak Köstendil ve Şebnem Bozoklu'yu da listeye ekleyelim. 4- Çağatay Ulusoy- Mutsuz 5- Alper Kul Seni Sana Sen 6- Farah Zeynep Abdullah Gel Ya Da Git 7- İlker Kaleli / Poyraz Karayel Doktor 8- Kıvanç Tatlıtuğ Bul Getir 9- Olgun Şimşek Üflediler Söndüm 10- Ahmet ve Murat Cemşir Entarisi Dım Dım Yar Bonus: Leyla ile Mecnun'dan Ali Atay"} {"url": "https://www.thegeyik.com/satanist-diye-gozaltina-alinan-isim-yillar-sonra-neler-oldugunu-anlatti/", "text": "İstanbul'da 2002 yılının Ocak ayında İstanbul'da Beyoğlu, Beşiktaş, Bakırköy ve Kadıköy'de Yunus ekipleri ve ilçe emniyet müdürlüklerine bağlı ekiplerin de katılımıyla satanist operasyonu yapılmıştı. Söz konusu operasyonda gözaltına alınan isimlerden biri olan Yankı Büyüksezer, Avukados.com'da o gün yaşadıklarını anlattı. İşte Büyüksezer'in Satanist Hukukçu başlıklı yazısı: Size, daha hukuk fakültesinde öğrenciyken satanist diye gözaltına alınmamı anlatayım: Efenim 2002 Ocak ayı, 3. Sınıftayım. Alttan dersler bol bol mevcut ama benim pek ilgimi çekmiyor. O zamanlar saçlar belde, siyah deri pardesü, siyah kot, t-shirtler... Klasik metalci kılık... Ertesi gün idare hukuku sınavım var ama çalışmamak için her türlü bahaneyi arıyorum. Aklıma geldi, Yahu Children of Bodom yeni albüm yapmamış mıydı? Hemen evden çıkıp, Kadıköy'e, zamanın popüler mekanı Akmar Pasajı'na gittim. Akmar'ın girişi anlamsız şekilde polis kaynıyor ama bana ne! Bekledim, polisler çıksın, ben girerim. Muhtemelen korsan cd arıyorlar, Akmar'da ne işi olacak ki adamların... Neyse, onlar çıktı ben girdim, şöyle dolandım. Derken arkamı bir döndüm, abartısız 20 polis 20 basın mensubu... Hepsi bana bakıyor, ben onlara... Bir sivil, Kimliğini alalım arkadaşın dedi. Ben de 'sigaraya ateş istemiş doğallığında' hemen çıkartıp verdim. Sonuçta basın var, saçmalamak olmaz. Hayır neye direneceksin, adam kibar kibar kimlik istemiş. Alalım arkadaşı da dedi eleman. Höynk?!? Ne yapalım?!? Bir anda polisler koluma girdi, halaya zorla kaldırılan enişte sevimliliğinde yürümeye başladık. O anda basın önüme geçti, Şeyma Subaşı gibi fotoğraflarımı çekiyorlar, soru yağmuru... Neden alındınız, satanist misiniz, olayla bağlantınız ne? BEN CD ALACAKTIM YAA! Onu geç, bizim sınav vardı... ... Minicik Mitsubishi mi Suzuki mi artık neyse, öyle bir minibüse bindirdiler. Bi baktım içerisi dolu. Herkes kafaları öne eğmiş, saklanıyor. Nedense o an bu ne be diyerek olayı gargaraya aldım, minibüs kapısı camında basın mensuplarına el salladım. Evet bildiğin Annieee, Acur Abi, Survivor dercesine, suratımda salak bir gülümseme ile el salladım . Bir polis memuru dışarıdan beni içeri soktu, arkaya geçtim oturdum. Baktım yanımda kızıl saçlı bir kız var. Neyse... Önce araçla Kadıköy Rıhtım Karakolu'na gittik. Biraz bekledik, sonra yola çıktık. Sordum Nereye? diye, Gayrettepe dedi arabadaki memur. O sırada aklıma geldi, ulan cep telefonum bende. Hemen annemi aradım . Anne, beni polis aldı. + NE POLİSİ? NOLDU? KİM ALDI? NEREDE ALDI? Yahu Akmar'dan aldılar, Gayrettepe'ye gidiyoruz. + SEN VER O POLİSİ BANA! Anne saçmalama, ne polisi. + SEN VERRR! Memur bey, annem sizinle konuşmak istiyor. Anne, memur senle konuşmayacakmış, selamı var. * KAPA LAN O TELEFONU! Neyse, Gayrettepe'ye girdik, ben ve en az 10 genç kız/erkek... Bizi üst kata aldılar, öyle bir kata koydular. Koydular diyorum, zira ne gelip Ne yapıyorsunuz? diyen var, ne başka bi'şi. Dahası Kadıköy'den, Beyoğlu'ndan kimi toplamışlarsa getirmişler. Biz birkaç kişi mutfağa geçtik takılıyoruz . Seni niye aldılar?, Sen kimsin? vs. Bu arada en satanist kılıklı benim, diğerlerinde bi halt yok. Biri lise üniformalı, pasaja gelmiş sadece... Bir kızın saçı kızıl (Adı Kamer'di. Bak 15 sene oldu adını untumadım. Salağım lan ben). Bir başka oğlan sadece uzun saçlı. Hepsi o... Yahu, Beyoğlu'nda çalışan bulaşıkçı birini bile almışlar. Oğlan Doğu'dan gelmiş çalışmaya. Düşünün tutarsızlığı. Beni tutup diğerlerini bıraksalar olur... Bu arada üst araması yok, tutanak yok. Koydular dediğim kat da amirlerin odalarının katı, yani baya baya iç içeyiz. Takılıyoruz boş boş, can sıkıntısı... O dönemi hatırlayanlar, satanist muhabbetini bilir. Bir kız köprüden derin mavilikler diye atmıştı kendini. Onun operasyonuymuş. Daha doğrusu kamuoyunda tepki olunca, dostlar alışverişte görsün diye öylesine bir şeyler yapmışlar. Ne yaptıklarını bilmiyorlar. Saçı uzun, siyah üst başlı ne bulmuşlarsa topluyorlar. Basına malzeme olsun... Mal gibi bekliyoruz. Artık o kadar şamata oldu ki, bir ara bir komiser gelip, Adam gibi durun lan, az suçlu psikolojisine girin diye bağırdı; bizi duvara dizdi; Sen kimsin? Sen necisin? diye sormaya başladı; sonra anlattı mevzuyu. Bu arada başka memur geliyor, Amirim bunlara gözaltı tutacak mıyız? diye soruyor, amir Ben ne bilim lan, biz bunları niye aldık ki? şeklinde cevap veriyor. Muhabbet paso bu, Bunlar niye burda? Biz bunlara ne soracağız? Tabii üst düzey amirlerle o kadar yakın olunca, kendi aralarındaki şakalaşmalara da yakın düzey şahit olduk. Biz şaşkınlık içinde olan biteni izliyoruz. Sonrasında bizleri çift taraflı odaya aldılar. Bekliyoruz. Hayır odadan çıkmak da yasak değil ama sürü psikolojisi işte, ne yaparsın? O sırada telefonlarla eşi dostu arıyoruz. Annem Gayrettepe kapıya gelmiş; Beni görüyor musun, yukarı bak, ANNİEEE diye el sallıyorum. Kız arkadaşımla konuştum; kız haklı korkmuş, Yankı! Babam seni gördü televizyonda diyor. Bu arada akşam olmuş, haberler başlamış, beni tanıyan herkes yemeklerini yerken televizyonları açmış ve... İstanbul'da satanist operasyonu! Tüm ana haberlerdeyim... Görüntü, polis minibüsü içinden pişmiş kelle gibi el sallayan ben... Babaannem düşüp bayılıyormuş, kuzenimin kocası görünce kuzenimi aramış , babamı başkası aramış, annem meğer çoktan emniyetin önüne gelmiş ama kimseye de haber vermemiş, kadın kendi kendine orada bekliyormuş. Kapıda beni sormuş, Burada öyle biri yok cevabını alınca kafadan Oğlan gözaltında kayboldu. Ben de Cumartesi annesi olacağım. Yok, o çıkana kadar buradan ayrılmam, direnişse direniş! diye diye geçirmeye başlamış içinden. Avukat kuzen onu aramış derken vs., haberleşmişler... Kısacası benden habersiz bir network kurulmuş. Basın sayesinde gözaltına alındığımı duymayan kalmamış. O zamanların ünlü yarışması BBG evi muhabbeti gibi, ismimizi okuyup okuyup bizi tek tek sorguya almaya başladılar. BBG Melih odaya lütfen esprileri falan yapıyoruz ama aramızda gergin olanlar var. Sorgu soruları, Satanist nedir? Neye denir? Kedi sever misin? Deccali bildin mi? Pentagram gördün mü? gibi genel kültür soruları... Ben de hepsini biliyorum... Bir ara artık memurun biri Ooo, sen de epey biliyorsun dediğinde, E, dün gece ATV'de Arnold Schwarzenegger'in 6. Gün filmi vardı, şeytanlı falan dedim. Diğeri de, Evet vardı, ben de izledim diye atladı da satanist bilirkişisi olmaktan yırttık. Ancak artık iyice ben makaradayım. Ortamda saçmalık diz boyu. Bir ara o camlı odaya bir polis memuru geldi, Bilmem kim milletvekili, onun tanıdığı kim aranızda? diye sordu. Kız, Benim dedi. Bir anda memur bağırarak, Söyle o vekilin karısı bilmem ne teyzene, çıkartmıyoruz lan! Sabaha kadar tutacaz, arayıp durmasın bizi! diye kızdı. Telefonlar alınmadı diye kız arayıp durmuş, o teyzesini, teyze de emniyeti darlamış.... Salmadılar kızı... Bu arada daha hukuk fakültesi 3. sınıfta hayatımdaki en önemli CMK dersini orada bir polis memurundan aldım. Sohbet ederken, Sana tavsiye, bir yerde polis gördün mü ters istikamete yürü, polisin yanından geçme, polise laf anlatamazsın dedi. Bunu diyen bir memur. Avukat kuzen geldi, başkomiser ile görüştü. Bu arada avukatın kardeşi de emniyeti aramış . Tamam nerdesiniz? Nasıl geliyoruz? Sağolun, müsaitseniz size gelecektik demiş emniyete . Komiser odasına çağırdı beni. Akşam 22.00 olmuş. Oda başka amirlerle dolu, ben ayaktayım. Odaya girdiğimde 37 ekran televizyonda Cnntürk, Cüneyt Özdemir, 5N1K programı vardı. Özdemir operasyonu sert eleştiriyor. Bir baktım, Anaaa ben la! Televizyonda ben varım. Dayanamadım, Komserim ben varım dedim, homurdandı. Diğer amirler, Ayıp ya, rezalet vs. dedi; kapattılar televizyonu... Bak delikanlı, hukukta okuyormuşsun. Bilmen lazım seni biz niye gözaltına aldık? + Bilmiyorum komiserim. Hukukçusun, bilmen lazım. 1-saçın uzun, 2-siyah giyiyorsun, 3-Akmar'daydın ve 4... 4 ne? Bu üçünün bir arada olması . Hukukçudan satanist olmaz. Hukukçu adam ya ateisttir ya da müslüman, sen nesin? + Elhamdülillah müslümanım komserim . Sonra içeri bir memur girdi, Amirim, Kadıköy Kızıltoprak'ta bir ev varmış, komşular ihbar etmiş, evden kırmızı ışık geliyormuş. Amir anında Gidin, basın dedi. Savcılık emri? diye sordu memur. Amir, Siz gidin, ben bir ara alırım onu şeklinde cevapladı ve memur gitti. Evin akıbetini bilemem... Ardından tekrar bana döndü: Bak delikanlı, şimdi televizyona çıktın, ünlü oldun, bu satanistler seni arar, senle görüşmek ister... + Komserim ne satanisti, Türkiye'de öyle bir şey yok... . Yoo, yoo, bak okulunda bile vardır. Şimdi sana kişisel telefonumu veriyorum. Seninle temas kurmak isterlerse beni ara . Güldüm tabi yahu, neler oluyor? Sonra benim avukat kuzene Ama saçını kessin, hukuk öğrencisine yakışmaz falan diye bi söylendi. Bizim kuzen de Kesecek tabii, kesmez mi diye konuşuyor. Tam Ne kescem be diyecektim, çekiştirdi beni... O sırada aklıma kız geldi. Komiserim kızıl kafalı kız çok kötü, onu da bırakın dedim. Ulan daha ben çıkmadan kızı saldılar la... Kız benim sayemde olduğunu bilemedi. Öyle mi olacaktı o iş. Memur, Şu genç ön ayak oldu diyecek, kız teşekkür edecek, telefon alıp vereceğiz... Anaaa kız gitti, hem de benden önce... Neyse anne, baba, hala, kuzen dışarıda bekliyordu. Babam beni görünce bana tokat attı. Manyak mısın bana ne vuruyorsun? dedim, Oğlum çok korktuk dedi ve devam etti, polise mi dalayım şimdi! Halam bi kapıdaki memura bağırdı, biz halamı çekiştirdik. Sonra eve geldim, anneme dönüp Bu kadar hengameden sonra ben sınava falan giremem, bildiklerimi unuttum dedim... Ve 4. sınıfta İdare Hukuku ile görüşmek üzere sözleştik... Annem de zaten, bu şeyi bir sistem başkaldırısı kabul edip, O saçını kesersen seni döverim dedi. Zira, malum anne tayfasından arayıp Eee, o da saçını kessin bi zahmet diyenler olmuş, annem darlanmış . 1-2 sene Kadıköy'de lakabım Satoya çıktı. Sato aşağı, sato yukarı. Gören herkes, Lan satanik n'abıyon? diye bana takılıyordu. Saçı da o zaman kesmedim. İlk ve tek gözaltına alınmam ama aslında alınmama hikayem de budur... Odatv.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/satin-aldigi-tanktan-servet-cikti/", "text": "İngiliz bir koleksiyoner, Körfez Savaşı'nda kullanılan Rus yapımı tankın yakıt deposunda 2 milyon euro değerinde altın buldu. The Sun gazetesinin haberine göre, Nick Mead isimli İngiliz koleksiyoner, Körfez Savaşı sırasında kullanılan T-54 tipi bir Rus yapımı tankı 30 bin sterline satın aldı. Tankı restore etmek isteyen İngiliz vatandaşı, yakıt deposuna baktığında gözlerine inanamadı. Tankın yakıt deposunda tam 2 milyon euro değerinde 25 kilo altın çıktı. Körfez Savaşı'nda kullanıldığı öğrenilen T-54 tipi tankın içine altınları Iraklı askerlerin koymuş olabileceği bildirildi. Öte yandan Nick mead, her sabah iki oğlunu okula 17 tonluk askeri tank ile götürüyor. Helmdon bölgesinde oturan ve 'Tanks A Lot Limited' adlı şirketinde 2 milyon sterlinlik askeri araç koleksiyonu bulunan Nick Mead, oğulları Danny (16) ve Ashley (13) sabahları okula FV432 askeri personel taşıyıcı ile götürmesi şaşırtıcı ve ilgili çekici oluyor. Askeri aracını trafikte kullanma ruhsatı olduğu için otomobil gibi kullanan Mead, çocuklarım sabahları bu turistlerin de ilgisini çektiği için hoşlarına gidiyor. Ama onlar için her sabah tankla okula gitmek artık normal geliyor. Arkadaşlarının da çevre halkının da ilgisini çekiyor. Görenler için de heyecanlı oluyor dedi. Sabah"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sayilarla-seks-insanlar-2019da-ortama-kac-dk-sevisti/", "text": "Prezervatif firması Skyn'in yayınladığı 2019 Yakınlık Anketine göre ortalama cinsel ilişki 28 dakika sürüyor. Ankete katılanları yüzde 28'i her cinsel ilişkilerinde prezervatif kullandıklarını ifade ederken, yüzde 27'si de asla kullanmadıklarını ifade etti. Katılımcıların yüzde 28'i bu soruya 'bazen' yanıtını verirken, yüzde 17'si de nadiren dedi. Skyn'in elde ettiği verilere göre insanlar ayda ortalama 9 defa seks, haftada 3 defa ise mastürbasyon yapıyor. Ankette sosyal medya ile cinsellik arasındaki bağlantı da incelendi. Erkeklerin yüzde 71'i seks ile sosyal medya arasında seçenek yapmak zorunda kalsa seksi seçeceklerini ifade ederken, kadınlar için bu sayı yüzde 59'da kaldı. Ankete katılanların çoğu, ilk cinsel ilişkilerini 18 yaşında yaşadığını ifade etti. T24"} {"url": "https://www.thegeyik.com/schengen-vizesi-basvurularinda-neler-degisti/", "text": "Schengen vizesi başvuruları için bazı kurallarda yapılan değişiklikler 2 Şubat'ta yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeler vize ücretlerinde artışı öngördüğü gibi, elektronik başvuruları ve daha erken başvuru yapmayı da mümkün kılıyor. Schengen vizesi nedir? Schengen Bölgesi'ni oluşturan 26 Avrupa ülkesine kısa süreli seyahati mümkün kılan vize. Vize sahibi herhangi bir ülke için vize alması halinde diğer ülkelere de seyahat edebiliyor. Vize başvuruları turizm veya iş amacıyla yapılabiliyor ve başvuru sahibine, 180 günlük bir dönem içinde 90 güne kadar o ülke de kalma izni veriliyor. |Schengen Bölgesi hangi ülkelerden oluşuyor? |Almanya |İsveç |Norveç |Avusturya |İsviçre |Polonya |Belçika |İtalya |Portekiz |Çek Cumhuriyeti |İzlanda |Slovakya |Danimarka |Letonya |Slovenya |Estonya |Lihtenştayn |Yunanistan |Finlandiya |Litvanya |Fransa |Lüksemburg |Hollanda |Macaristan |İspanya |Malta Vize ücretlerinde artış Schengen vizesi için yapılan ödemeler yetişkinler için 60 euro'dan 80 euro'ya, 6-12 yaş arası çocuklar için de 35'ten 40 euro'ya çıkarıldı. Avrupa Birliği ile vize kolaylaştırma anlaşması yapmış ülkelerin vatandaşları için vize ücretleri aynı kalacak. Elektronik başvuru formu Vize başvuruları basitleştirildi. Schengen üyesi ülkeler elektronik başvuruları kabul edecek ve başvuru formları elektronik olarak imzalanıp bir tıkla gönderilebilecek. Başvuru süresi uzatıldı Schengen vizesi için başvurular en erken, öngörülen seyahat tarihinden üç ay öncesinde yapılabiliyordu. Artık başvurular altı ay öncesinden yapılabilecek. Sık seyahat edenler için kolaylık sağlanıyor Daha önce Schengen ülkelerini ziyaret etmiş ve vize geçmişinde herhangi bir olumsuzluk bulunmayan kişiler için 1 yıldan 5 yıla kadar çok girişli vize almak kolaylaştırıldı. Böylece vize sahibi, vize süresi içinde Schengen ülkelerine birçok kez giriş yapabilecek. Kurallar neden değişti? Avrupa ekonomisinde turizm ve seyahat önemli bir rol oynuyor. AB ülkeleri, turizm destinasyonları bakımından başta geliyor. AB'nin resmi sitesinde yer alan bilgilere göre, son 9 yıldır AB üyesi ülkelere vize başvurularında yüzde 57 artış oldu. 2009'da bu sayı 10,2 milyon iken 2018'de 16 milyona ulaştı. Vize başvurularını aynı ölçüde güvenlik ve kontrol önlemleri içerecek şekilde basitleştirme ihtiyacı doğdu. Vize ücretlerinde de 2006'dan bu yana değişiklik yapılmamıştı. Başvuru için ne gerekiyor? İmzalı başvuru formu, son 10 yıl içinde alınmış ve gidilecek Schengen ülkesinden dönüşte en az 3 ay geçerlilik süresi olan pasaport, fotoğraf, sağlık sigortası, gidilecek ülkede kalmaya yetecek kadar gelir sahibi olduğunu kanıtlayan belge, ziyaret sebebiyle ilgili belgeler. Vize başvurusu ne kadar zamanda sonuçlanıyor? Başvuruyu işleme koyma süresi maksimum 15 gün olarak veriliyor. Ekstra inceleme gerektiren durumlarda bu süre uzayabiliyor. BBC TÜRKÇE"} {"url": "https://www.thegeyik.com/schengen-vizesinde-kolayliklar-geliyor/", "text": "AB Komisyonu Göç, İçişleri ve Vatandaşlık Komiseri Dimitris Avramopoulos, düzenlediği basın toplantısında, Komisyon'un AB'nin güvenlik endişeleri ile göçle ilgili sorunlar nedeniyle ve teknolojideki yeni gelişmelerden faydalanılması amacıyla yeni bir vize politikası önergesi hazırladığını bildirdi. VİZE ALMAK KOLAYLAŞTIRILACAK Önergeye göre, AB'ye yasal yollardan giriş yapmak isteyenlerin vize almasının kolaylaştırılacağını belirten Avramopoulos, böylece, Birliğin turizm ve ticaretine katkı sağlanırken bir yandan da yasa dışı seyahatlerin önüne geçilmiş olunacağını vurguladı. VİZELER DAHA ERKEN SONUÇLANACAK Gelecek dönemde kabul edilmesi planlanan yeni kurallara göre, AB ülkelerine seyahat etmek isteyenlerin vize başvurularının sonuçlandırılması 15 günden 10 güne indirilecek. Ayrıca vize başvuruları seyahatten 6 ay öncesine kadar yapılabilecek. Bu süre şu anda 3 ay. Önergeye göre, başvurular elektronik ortamda yapılabilecek. En önemlisi de eğer Schengen Vizesi almışsanız ve sorunsuz olarak döndüyseniz, sonraki vize alım işlemleriniz kolaylaşacak ve çok girişli vize almanızın önü açılacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/schengen-vizesine-yunanistanda-carpi-atildi-nedenini-anlattigi-yazi-paylasim-rekorlari-kiriyor/", "text": "Yunanistan son yıllarda en çok turist gönderdiğimiz ülkelerden birisi. Hem yakın olması hem de kolay vize ya da vizesiz seyahat seçenekleriyle bu ilginin artarak devam etmesi öngörülüyor. Yalnız yavru vatanımız KKTC ile ilgili bir durum var ki yazıyı okuyunca siz de öğreneceksiniz, biraz can sıkıcı. Fırat Uran'ın sosyal medya hesabından yayınladığı o yazı: Yunanistan'ın KOS adasından çıkarken yıllardır korktuğum şey başıma geldi; pasaport polisi canım Schengen vizemin üzerine koca bir çizik atarak iptal etti... Nedeni, aslında ilkokul yıllarıma dayanıyor olabilir. Sınıflara asılan Türkiye haritalarını hatırlarsınız. Kıbrıs, o haritalarda Türkiye ile aynı renk gösterilirdi. Bu yüzden ben ortaokula kadar Kıbrıs'ı Türkiye sanarak büyüdüm. İnsan bir noktada ayılıyor tabii, ya bu Kıbrıs, ne iş diyor. Aslında başka bir ülkeymiş kendisi. Gel zaman git zaman büyüdüm, seyahat etmeyi de çok sevdiğimden bir gün ucuz bir uçak biletiyle kendimi başka ülke Kıbrıs'ta buldum. Yabancı bir ülkeye gidiyor olduğum için ne olur ne olmaz yanıma pasaportumu da aldım. Kıbrıs'a girerken Türk kimliği yeterli aslında fakat hazır pasaportumu da yeni almışken, boş sayfalarının üzerinde şık bir Kıbrıs damgasının, ileride sayfaları çevirirken bana göz kırpacağını düşünüp verdim pasaportu, bastılar damgayı. Birkaç sene sonra bir gün tesadüfen öğrendim ki, Kıbrıs'a pasaport ile girenler Yunanistan'a giremiyorlarmış. Hay Allah dedim, bana bunu kimse söylemedi. Yunanistan da, Türkiye'nin en eli yüzü düzgün komşusu, muhteşem adaları var, ucuz, gitmesi kolay. Ne yapacağım ben şimdi? Çözümü, Türkiye'den çıkarken zırt pırt 15 lira verip almak zorunda olduğumuz, aslında anayasadaki seyahat özgürlüğümüzü kısıtlayan fakat kimsenin sesini çıkarmadığı yurt dışı harç pullarında buldum. İnanır mısınız bu pullar sonunda bir işe yaradı! Valla hiç acımadan yapıştırdım Kıbrıs'ın üzerine. Yunanistan'a ilk girdiğimde nerdeyse kalbim yerinden çıkacaktı. Ya yapıştırdığım pulu fark edip içeri almazlarsa? Hö deseler 'Kıbrıs'a valla bilerek gitmedim' diyip bayılacaktım. Kimse anlamadı. Yunanistan'a 5 kere girip çıktım. Yetmiyormuş gibi 'ya bunlar anlamıyor' diyip yeni Schengen vizemi Yunanistan'dan aldım. Bana 1 sene verdiler! Bilmiyorlardı ki, ben yılan, Kıbrıs'a gitmiş. Canım Schengen vizemi gönül rahatlığı ile 9 ay boyunca tepe tepe kullandım. Taa ki bugüne kadar: Kos adasından çıkış yapmak için sıraya ilk girenlerden biri bizdik. Babam böyle şeyleri çok ciddiye alır. Saat 5'te kapı açılıyorsa, 5'e 10 kala orada olmalı. Kimseler gelmemiş. Boşluktan sıkılan pasaport polisi pullarımı teker teker yırtmaya başlamasın mı. A ha! dedi buldum; Süper Mario'da, prensesi kurtarmışçasına neşe ve çoşkuyla doldu. Gözümün önünde canım Schengen vizemi çizerken, A a napıyosunuz polis bey dedim. Gözleri parlayarak bana bakarken Vizeni iptal ediyorum, Yunanistan'a hoşçakal de dedi. Şaşırmış gibi yaparak Nedenini açıklayabilir misiniz polis bey? dedim. Umursamazca Sen biliyorsun nedenini dedi. Nedenini biliyor muyum diye kendime sordum. Vallahi biliyordum, adam doğru söylüyor. Beni kenarda beklemeye aldılar. Babamlar geçti. Bayram sebebiyle Türkiye'den Yunanistan'a kendini atmış yüzlerce güneşten kararmış insanı teker teker uğurlarken, gümrükte sırayı düzenleyen görevli kadın ile tanıştım. Babam dehşetle tellerin arkasından beni izlerken kadın ile şunları konuştuk: K: Ne oldu seni salmıyorlar mı? F: Ya ben Kıbrıs'a girdim de, onu buldular. K: Olur öyle, merak etme bırakırlar. F: Siz buralı mısınız? K: Atina'da doğdum fakat 25 yıldır Kos adasında yaşıyorum. F: Aa, Bodrum'a çok gitmişsinizdir o zaman. K: Hayır, 25 yıldır hiç fırsat olmadı, hep bir şeyler çıktı. F: Şaka yapıyosunuz, gitsenize! Burdan Turgut Reis 30dk! Şurası.. K: Belki bir gün giderim. F: Türkiye çok ucuz, 1 euro 4tl! K: Neeey, o kadar fark var mı? F: Tabi canım, euroları bozdurup ne isterseniz alırsınız. K: Nargile almak istiyorum. F: Nargile? Türkiye'de her yerde var, Bu arada tekneye yetişebilir miyim dersiniz? K: Yetişirsin, ceza olarak en son seni alacaklar, tekne sensiz hareket etmez merak etme. F: Biliyor musunuz, ben John Lennon'a inanıyorum. K: Nasıl yani? F: 'Imagine there is no countries', sınırlar ne kötü, orası Türkiye burası Yunanistan diye ayırıyoruz, bak siz burnunuzun ucuna 25 yıldır gidememişsiniz. K: Tatlı bir çocuksun, o şarkıyı ben de severim. F: Beni artık Yunanistan'a almazlar dimi, seni bir daha göremem. Sizin dilde 'hoşçakal' nasıl diyoruz? K: F: Yunanistan! K: Belki Bodrum'da karşılaşırız. Herkes gidince sıra bana geldi. Kadına kocaman gülümsedim. Polisler pasaportumu geri verirlerken, Ben sadece Kıbrıs'ı da görmek istemiştim dedim. Teknede ülkeme geri dönerken, elimde üstü çizilmiş, canım schengen vizemli pasaportumla şunu düşündüm: Ben küçük çocukken biri ile küstüğümde, diğer arkadaşlarımın da o kişiyle küsmesini isterdim. Sonraları bunun saçma bir şey olduğunu çünkü her insanın ayrı ilişkisi olduğunu fark ettim. Büyüdükçe bu huyumdan vazgeçtim. Bu gün, Kıbrıs'a girdim diye, Yunanistan'dan kovulmam aynı şey değil mi? Resmen koskaca ülke Yunanistan, Kıbrıs'a girdim diye benimle küstü! İnsanların seyahat özgürlüklerinin, sırf ülkeler birbirlerine küs diye kısıtlanması çocukça. Bunun acilen değişmesi gerekli. Hoşçakal Yunanistan, bir süre birbirimizi özleyip olgunlaşalım, yüzümüze bir kaç kırışıklık gelsin, belki bir gün Ege'ye karşı oturup rakıları tokuştururken beni affedersin. Bu içerik Firat Uran'ın yukarıda belirtilen sosyal medya hesabından alınmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sehir-efsanesine-donusmus-13-sorunun-gercek-cevaplari/", "text": "Yıllardır süregelen, adeta efsaneye dönüşmüş sorular vardır. İşte insanlığın çokça merak ettiği soruların yanıtları... 1# Yaşlılıktan ölmek mümkün mü? Bir organizma hücreleri yaşlandı diye ölmez fakat zayıflayan hücreler bir noktadan sonra organları çalışmaz hale getirir bu yüzden ölürsünüz. 2# Denize idrar yapmanın zararları neler? Yapılan bir araştırmaya göre herkes en azından bir kere denize idrarını yapıyor. Peki ama zararı var mı? İdrarın yüzde 95'i sudan oluştuğu için denize işemenin bir zararı yok hatta içindeki maddeler okyanuslarda yaşayan canlılar için gıda yerine geçebiliyor. 3# Peki ya havuza işemek? Havuza işemenin de bir zararı yok fakat yapmasanız daha iyi. 4# Burun tıkanınca neden sadece biri açık olur? Bunun sebebi iş yükünü dağıtan beyindir. Sinir sistemi burnunuza çok yük binmesin diye ikisinden birini değiştirir. 5# Endişelenince neden elimiz terler? Endişelenince elimizin terleme sebebi sinir sistemimize gelen sinyalin ter bezlerini çalıştırmasıdır. 6# Neden parmaklarımızda siğil oluşur? HPV denilen virüs yüzünden. HPV parmaklarımızda ki kesiklerden içeri girer ve burada olan hücrelerin daha fazla çoğalmasını sağlar böylece siğiller oluşur. 7# Gazınızı tutmak sağlıklı mı? Gaz çıkarma ihtiyacı normaldir ve geldiği zaman onu çıkartmanız gereklidir. Eğer tutarsanız bu sizin için iyi olmaz çünkü içeride kalan gaz pek çok sıkıntılı duruma sebebiyet verebilir. Bunlardan bir kaçı basur, kanama ve bozuk bağırsak sendromu. 8# Başımız dönünce neden kusarız? Çünkü beyniniz zehirlendiğinizi düşünür ve bu sebeple kusma reaksiyonunu başlatır. 9# Yaşlanınca neden saç beyazlar? Yaşlanınca saç rengini üreten pigmentler durulur ve saçımız normal rengini alır. Evet normal rengi gri. 10# Neden kahve içmek daha sık tuvalete gitmemize neden olur? Kahve içtiğiniz zaman bağırsaklarımızın oralarda bulunan kaslar hareket eder ve bu yüzden tuvalete gitme ihtiyacı hissederiz. 11# Neden akşamdan kalma oluruz? Alkol daha fazla işemenizi sağlayarak vücudu susuz bırakır. Aynı zamanda mide asit dengenizi bozar böylece kusarsınız, mideniz boşalır. Aynı zamanda içmek kan damarlarını da bozar, başınız da bu yüzden ağrır. 12# Peki ama sabah ereksiyonu? Gece altınızı ıslatmamanız için cinsel organınız erekte olur, bu kadar basit. 13# Erkeklerin neden memesi var? Herkes rahimde kız olarak başlar da ondan. 60 Gün sonra testesteron hormonu salgılarsak yavaş yavaş erkeğe dönüşürüz fakat o zamana kadar zaten memeler ortaya çıkar. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sehirden-kacan-topluluk-medeniyete-sirt-cevirerek-ilkel-yasami-secti/", "text": "Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden ABD'de medeniyetten sırt çevirerek, ormanın derinliklerinde ilkel şekilde yaşamaya başlayan topluluk görüntülendi. 1# Lucas Foglia, dünyanın en gelişmiş ülkelerinden ABD'de medeniyete sırt çevirmiş insanları görüntüledi. 2# Bu toplulukların mensupları şehirlerden bağımsız topraklara yerleşmeyi tercih etti. 3# Evlerini tamamen doğal malzemelerden inşaa ederek, yiyeceklerini doğadan toplayarak ve avlanarak yaşıyorlar. 4# Ateşlerini taşları birbirine sürterek yakıyorlar, hayvan derilerden kıyafet yapıyorlar ve bitkilerden ilaç üretiyorlar. 5# Bu yaşam alanlarının sakinlerinin bazıları tamamen sadeliği ve dindarlığı seçmiş. 6# Devletin sağladığı eğitim, koruma, sağlık ve sigorta hizmetlerinden uzak duruyorlar. 7# Fotoğrafçı, Re-Wilding yani 'yeniden vahşileşme' adını verdiği çalışmayı 2006'dan 2010'a kadar vahşi yaşam alanlarını gezerek tamamladı. 8# 9# 10# 11# 12# 13# 14# 15# 16# 17#"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sehirlerdeki-hava-kirliligi-gunde-kac-sigaraya-bedel/", "text": "ABD'nin Kaliforniya eyaletinde yer alan ve iklim bilimi üzerine çalışan Berkeley Earth, şehirlerdeki hava kirliliğinin bir günde insanların kaç sigara içmesine bedel olduğunu hesaplıyor. Dünya Sağlık Örgütü 3 bin şehri inceleyerek ve Berkeley Earth'ün hesaplamasını kullanarak hava kirliliğini ortaya seren 'dünya sigara haritasını' ortaya çıkardı. BBC Türkçe'nin aktardığı hesaplamaya göre Türkiye'nin hava kirliliği açısından en geride olan üç şehri Batman, Hakkari ve Gaziantep'te. Bu 3 kentte yaşayanlar günde 3 sigaradan fazla içiyor. İstanbul ise 46. sırada yer alıyor. Buna göre İstanbul'da yaşayanlar günde ortalama 1.51 sigara içiyor. HASTALIKLARA YOL AÇIYOR Hava kirliliği PM2.5 olarak adlandırılan parçacıkları solumak zorunda kaldığımız için zararlı.Bu parçacıklar akciğer kanseri ya da astım gibi hastalıklara yol açabiliyor. Eğer belli bir alan içinde 2.5 mikrometreden daha küçük parçacıklar varsa bunlar özellikle akciğere nüfuz edebildiği için daha da tehlikeli oluyor. WHO'ya göre 25 g/m3 (bir metreküp içinde 25 mikrogram) ölçüsünden daha fazla oranda hava kirliliği sağlık için zararlı. Berkeley Earth ise 21.6 g/m3 ölçüsünde parçacık solumanın sağlık açısından bir sigarayla eşdeğer zarara yol açtığını hesaplıyor. Tavsiye edilen PM 2.5 seviyesi ise 10 g/m3. Dünyada 693 yer zararlı eşiğin üzerinde bir hava kirliliği tehlikesiyle karşı karşıya. Mesela Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de görülen son hava kirliliği seviyesi yüzünden 19 milyon kişi günde istemeyerek 44 sigara içmiş oldu. Bu da sağlık açısından iki paket sigara olarak görülebilecek tehlikeli sınırın üstünde bir rakam. WHO'nun son hesaplamalarına göre dünyada bir yıl içinde üç milyondan fazla kişi hava kirliliğine bağlı sebeplerden hayatını kaybediyor. WHO'nun hesaplamalarına göre İran'ın Zabol kenti günde 10 sigarayla hava kirliliği açısından en tehlikeli şehir. Ancak şehirlerdeki hava kirlilik oranları anlık olarak değişebiliyor. Hesaplamadaki 3 bin şehirden üçte birinden daha azı olması gereken hava kirliliği sınırları içinde. Hindistan ve Çin hava kirliliği açısından en kötü koşullara sahip ülkeler arasında. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sehrin-periler-tarafindan-isgal-edildigine-inanilmasi-icin-sokaklara-yerlestiren-minik-kapilar/", "text": "Lütfen, perileri beslemeyiniz! Tembelleşip kendilerine yem bulmayı bırakacaklar. Bununla beraber, karıncalar da yiyecekleri bir o kadar ve hatta daha fazla seviyor. Evet yanlış okumadınız. Yaşadığınız şehrin sokaklarında bu tipte uyarılar asılı olsa ne düşünürdünüz? Ann Arbor, Michigan'da yaşamını sürdüren grafik tasarımcı Jonathan B. Wright insanların perilere inanmasını sağlamak için 2005 yılından beri şehrin kamusal alanlarına minik kapılar yerleştiriyor. 1993 yılında taşındıkları 100 yıllık evin tadilatı sırasında ailesinin Jonathan'a oyun odasına açılan minik bir kapı yapmasıyla başlayan bu serüven yıllardan bu yana artarak devam etmiş. 2005 yılında Ann Arbor sokaklarında başlayan bu etkinliğin insanlara soluk aldırdığını ifade eden Jonathan B. Wright, kapıların önüne perilerin hoşuna gidecek küçük şapkalar, şekerler,bozuk paralar ve oyuncaklar bırakıldığı söyledi. Kapıların giderek yayılması sonrası Tiny Doors ATL isimli projeye dönüştüğü, kapıların bu süreç sonrası kapıların San Francisco ve New York'da da görüldüğü öğrenildi. Projenin direktörü Karen Anderson, Tiny Doors ATL'nin tüm sanatçılara örnek olduğunu ve şehirlerde benzer projelerin yapılmasının beklendiğini ifade etti. Benzer bir etkinliğin İstanbul, Ankara, İzmir ve bütün Türkiye'de görülmesi dileğiyle."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sekerin-bu-kadar-zararli-oldugunu-bilseniz-elinizi-bile-surmezsiniz/", "text": "Birazdan göreceğiniz liste şekerin zararlarıyla ilgili Prof Canan Karatay ve ekibi tarafından hazırlanan yazıdan. Liste o kadar uzun ki nasıl oluyor da şekerin yasal olmasına izin veriyorlar diye bile düşünebilirsiniz? Uyuşturucu kadar bağımlılık yaratabilen, hatta bazı durumlarda bünyenizi uyuşturuculardan bile hızlı mahveden bir ürün. Buyrun bakın neler yapıyor: ŞEKERİN ZARARLARI Şeker ve şekerli tatlı tüketiminin insan vücudunda sebep olduğu tahribatlar ve hastalıklar şunlardır: Canlı organizmalardaki birçok sistemin fizyolojik çalışmasında bozulmaya neden olur. Vücudun mineral dengesini bozar. Krom eksikliğine neden olur. Bakır eksikliğine neden olur. Kalsiyum ve magnezyum emilimini bozar. Kanda E vitamininin miktarını azaltır. Kanda büyüme hormonu düzeyini azaltır. Protein emilimini engeller. Protein yapısına zarar verir. Proteinlerin vücuttaki rolünde kalıcı değişikliklere yol açar. Dokuların esnekliğini ve işlevini bozar. Enzimlerin fonksiyonlarını bozar. DNA yapısında zarara yol açar. Alkol gibi zehirleyicidir. Bağımlılık yapıcı bir maddedir. Alkolizme de neden olabilir. Vücut bağışıklık sistemini yıkar ve zayıflatır. Vücutta serbest oksijen radikallerin artmasına ve oksidatif strese neden olur. Serbest oksijen radikalleri, bütün dejeneratif hastalıkların, kanser ve yaşlanmanın temel nedenidir. Viral ve bakteriyel her türlü enfeksiyon hastalığına karşı korunmayı zayıflatır. Yaraların ve hastalıkların iyileşmesini geciktirir. Beyinde delta, alfa ve tetra dalgalarını bozar. Depresyona neden olur. Baş ağrısı ve migrene neden olur. Dikkatsizliğe neden olur. Şeker ve tatlı alımı azaltıldığında duygusal kararlılık artar. Görmeyi bozar ve körlük yapar. Miyop hastalığına neden olur. Gözlerde katarakta neden olur. Tükürük asiditesini artırarak diş çürümelerine neden olur. Diş ve diş eti hastalıklarına neden olur. Besin alerjisine neden olur. Derimizdeki kollajen yapısını bozar ve ciltte kırışıklıklara neden olur. Erken yaşlanmaya sebep olur. Gebelikte kan zehirlenmesine neden olur. Yeni doğanda dehidratasyona yani bedenin fazla miktarda sıvı kaybetmesine neden olur. Çocuklarda hiperaktivite, anksiyete, konsantrasyon bozukluğu ve zayıflığına neden olur. Çocuklarda adrenalin seviyesinin ani artışlarına sebep olur. Çocuklarda egzamaya neden olur. Çocuklarda uyuşukluğa ve aktivite azalmasına neden olur. Okul çağındaki çocuklarda başarısızlık nedenidir. Çocuk felci riskini arttırır. Kadınlarda premenstürel sendromu daha kötü hale getirir. Erkeklerde estrodiol seviyesini arttırır. Vücutta hormonal dengesizliğe neden olur. Bazı hormonlar az çalışırken, bazı hormonlar aşırı çalışır. İnsülin ve leptin direncini başlatır ve giderek artırır. Şeker ve tatlı tüketiminin ardından kan şekeri, kompleks karbonhidrat olan nişastadan, 2 5 kat daha fazla yağa dönüşür. Vücutta su tutulmasını arttırır. Yüksek yoğunluklu lipoprotein olan HDL'yi düşürür ve dejeneratif hastalıkların başlangıcı olan kan trigliseritlerini yükseltir. Kilo alma, şişmanlık ve obeziteye neden olur. Sindirilememiş kompleks karbonhidratlar nedeni ile oral glukoz tolerans testinde glukoz seviyesinin yüksek çıkmasına neden olur. Açlık şekerini yükseltir. Hipoglisemiye neden olur. Diyabete neden olur. Obez hastalarda yüksek kan basıncına neden olur. Kalp, damar ve felç hastalıklarına neden olur. Sistolik kan basıncını arttırır. Kanın pıhtılaşmasını artırır ve damarların tıkanmasına neden olur. Aterosikleroz denilen damar sertliğine neden olur. Astıma neden olur. Akciğerlerde amfizeme neden olur. Karaciğer büyümesi ve yağlanmasının nedenidir. Safra taşına neden olur. Böbreği büyütür ve patolojik değişikliklerine neden olur. Böbrek taşlarına sebep olur. Böbrek üstü bezlerin fonksiyonlarını yavaşlatır. İdrar elektrolit dengesini bozar. Sindirim siteminin asiditesini artırır. Hazımsızlığa neden olur. Gastrik ve duodenal ülseri bulunan hastalarda tekrarlama sıklığında neden olur. Fosfataz adlı enzimi bağlar ve yok eder. Böylece sindirim işlemi zorlaşır. Besinlerin gastrointestinal sistemde ilerlemesini yavaşlatır, bağırsak hareketlerinin 1 numaralı düşmanıdır. Kabızlık yapar. Kronik bağırsak hastalıklarından 'crohn hastalığı' ve 'ülseratif kolit' riskini artırır. Bağırsaklarda pamukçuk hastalığının nedeni olan 'candida albicans'ın kontrol edilemeyen üremesine neden olur. Dışkıdaki safranın ve kalın bağırsakta bulunan bakteriyel enzimlerin konsantrasyonunu artırır. Apandisit gibi tehlikeli bağırsak iltihaplanmasına neden olur. Hemoroit dediğimiz, basur hastalığına neden olur. Bacaklardaki varislere neden olur. Eklem ve tendonları hassaslaştırır. Kronik artrit hastalıklarına neden olur. Gut hastalığına yakalanma riskini arttırır. Kemik erimesini başlatır. Mültipl skleroz hastalığına neden olur. Epileptik nöbetlere neden olur Alzheimer hastalığına neden olur. Parkinson hastalığı olan kişilerde şeker tüketiminin fazla olduğu görülmüştür. Her türlü kanser hücresini besler. Safra yolu kanserine yol açabilir. Mide kanseri riskini arttırır. Pankreasın yağlanmasına ve kanserine neden olur. Meme, yumurtalık, prostat ve kalın bağırsak kanserine neden olur. Şeker, şekerli tatlılar, meyve şekeri , şurup ve pekmezlerin tüketilmesi akciğer kanseri için de ciddi risk faktörü oluşturur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sektor-cokuyor-mu-sezona-80-dizi-basladi-devam-eden-dizi-sayisi-10/", "text": "Özellikle bu sezon birçok dizinin izleyicide karşılık bulmaması Televizyon sektöründe neler oluyor? sorusunu akıllara getirdi. SAVRUKLUĞUN SONU SAVRULMAKTIR Konuyla ilgili Posta gazetesindeki köşesinde bir yazı kaleme alan Mesut Yar, Sektör dibe doğru iniyor. Kimse 80 diziyle başlayıp 10 diziyle biten bir sezonun sektörde yarattığı kraterin suçunu izleyene atmasın. Savrukluğun sonu savrulmaktır ifadelerine yer verdi. İşte Mesut Yar'ın yazısındaki ilgili kısım; Bir gecede yaklaşık 10 milyon liralık dizi tüketiyoruz. Haftanın yedi gecesinde rakam 70 milyon lirayı bulabiliyor. Hadi 10 milyonunu at, 60 milyon lira kalır... Bunu ayda dört ile çarp, 240 milyon liralık mali portre önüne çıkar. Bir sezon yaklaşık 8 ay sürüyor. Eksiğiyle gediğiyle ortaya çıkan rakam da yaklaşık 2 milyar lirayı buluyor. Eski söyleyişle 2 trilyon lirayı... Televizyonların reklam geliri ayda 4 milyar lirayı bulmuyor. Bu gelir artacağına azalıyor da. Hadi 3 milyar lirayı ortalama alalım... Dizilerden geriye 1 milyar lira kalıyor ki haberdir, yarışmadır, programdır bu içeriklerin maliyetlerini saymıyor, vergi ve personel giderlerini de bir kenara atıyorum... Matematikten anlamayan biri için bile hesap ortada. Sektör dibe doğru iniyor. Kimse 80 diziyle başlayıp 10 diziyle biten bir sezonun sektörde yarattığı kraterin suçunu izleyene atmasın. Savrukluğun sonu savrulmaktır..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/selcuk-inan-samsung-s8-imha-edilsin/", "text": "Galatasaraylı Selçuk İnan, Ronaldo'nun 'CR7'si gibi kendisinin de 'S8' markasıyla tanındığını ve isminin tescilli olduğunu söyleyerek Samsung'a dava açtı ve S8 marka telefonların imhasını talep etti. S8 olarak kısaltılan Samsung 8'in Türkiye'deki isim haklarından rahatsız olan İnan, Akşam gazetesinin haberine göre sosyal medya ismini de kanıt göstererek Güney Kore merkezli elektronik devi Samsung'a dava açtı. 100.000 LİRA DEĞERİNDE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ İnan'ın avukatı, Davalı müvekkilim adına tescilli markasını ayırt edilemeyecek kadar bir benzerini kullanmaktan çekinmemiştir. Müvekkilimin tescilden doğan hakları açıkça ihlal edilmektedir. Öncelikli olarak ihtiyati tedbir kararı verilmek suretiyle davalının 'S8' ibaresini taşıyan ürünleri üzerindeki her türlü ticari kullanımın durdurulmasını istiyoruz. Ayrıca dava sonuçlanıncaya kadar ürünlerin üzerindeki markaların silinmesini ya da bu ürünlerin imhasına karar verilmesini istiyoruz. Fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 lirası maddi, 100.000 lirası manevi olmak üzere 110.000 lira tazminatın davalıdan tahsilini istiyoruz dedi. Galatasaray'ın kaptanı İnan, 7 numaralı futbolcu Quaresma'nın 'Q7', Burak Yılmaz'ın 'BY17' ve Cristiano Ronaldo'nun 'CR7'si gibi kendisi de 4 yıl önce 'S8' markasını 'ilk harf ve forma kombinasyonu' şeklinde TPE'den tescil ettirdi. Samsung firması ise geçen yıl piyasaya 'S8' modelini sürdü. İnan, 'S8' markası ve isim hakkının kendisine ait olduğunu belirterek elektronik devine 8 Haziran 2017'de noterden bir ihtarname göndermiş ve telefonun kullanımın durdurulmasını istemiş, ancak Samsung ihtarnameye cevap vermemişti. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sems-i-tebriziden-bilginin-cehaletini-anlatan-muhtesem-ogut/", "text": "Şems-i Tebrizi kendi zamanını aşan mutluluğa ulaşma yolunda oldukça faydalı öğütler vermiş birisi. Bu öğütünde bilginin cehaletinden, her zaman öğrenilecek daha fazla şey olduğundan ve insanlara karşı tavırlarımızda önyargılardan uzaklaşmamız gerekliliğinden bahsetmiş: Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın... Bildiklerini unut. Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla. Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et... Gıybet etme sakın, bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker. Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın. Birini ne kadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar. Kainatın matematiğidir. Bir koyar, bir alır insan. Bilmeden kendi hesabını dürer Hiçbir konuda emin olma kendini ayrıcalıklı sayma. Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme. Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir. Nazlı nazlı yükselir köpük, derken pat diye sönüverir. Her zaman başkalarından öğrenmeye açık ol. En iyi bildiğin konularda bile köşeli düşünme, büyük konuşma. Cümlenin sonuna nokta değil, ünlem değil, virgül yahut üç nokta koy. Açık bir kapı bırak daima. Ne kadar bilsen de hiç bir zaman yeterince bilemeyeceğini unutma. Tevazudan şaşma. Ancak o zaman kurtulabilirsin bilginin cehaletinden."} {"url": "https://www.thegeyik.com/semsiye-cesitleri/", "text": "Sonbahar geliyoor hazılandınız mı? Yoo siz hala hazırlıksız takılmaya devam edin. Hadi size iyilik yapıyorum şemsiye çeşitleri sunuyorum. Ben olmasam kesinlikle biliyorum hepiniz yağmur yağınca ortaya çıkan amcalardan gidip dandik şemsiye alcaksınız. SONRA ilk rüzgarda yalan olacak şemsiye. Octopus Umbrella Image credits: imgur.com | buy Komorebigasa: Tree Shadow Umbrella Designed by Fumito Kogure and Shinya Kaneko Sky Umbrella Avalable at Amazon.com Goggles Umbrella Designed by 25 Togo Studio Cup Holder Umbrella Designed by Ek Design Full Body Umbrella Image credits: yamuhaton Vegetabrella Image credits: aliexpress.com Umbrellas for the Civil but Discontent Man Available at amazon.com The Dogbrella Available at Amazon.com Birdcage Umbrella Designed by Lulu Guiness F*ck The Rain Umbrella From the rain's point of view. Designed by Art Lebedev Studio Dualbrella Image credits: hammacher.com Star Wars LED Umbrella Available at Amazon.com Wheel & Seal Umbrellas Designed by Yu-ting Cheng, Yu-hsun Chung, Shaw-chen Chen Water Gun Umbrella Designed by Alex Wooley Red Heart Ubrella Designed by Art Lebedev Studio The Backpack Umbrella Image credits: hammacher.com Clock Parasol Based on the curvature of the earth,the sun lights the umbrella from the back and is allowed to mark the approximate time. Off The Course Umbrella Designed by Sebastian Errazuriz"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sen-bir-kiz-babasisin/", "text": "Belki 9 ay karnında taşımadın ya da vücudundan bir organ ile onu beslemedin ama sen bir babasın. Sen o elmanın yarısısın. Sen kız çocuğun oldu diye öyle bir kenara çekilip oturamazsın. Tam tersi sen artık bir kız çocuğu babası isen sahaya çıkma vaktin geldi demektir. Bakma sen annenin baş rollerde gibi gözüktüğüne. Anne belki sağlıklı kılacak kızını ama ruhu ancak seninle şekil alacak. Ey kız çocuğu babası. Kalk oturduğun yerden. Belki futbol oynayamazsın ama evcilik babasız oynanmaz. Kız çocuğu babası kalk ve kızının saçlarını tara. İnan senin onu beğeniyor olman ya da saçlarına dokunuyor olman annesinin beğenisinden çok daha önemli. Biliyoruz bütün gün çok yoruluyorsun. O şirkette, işte her nerede ise seni çok çalıştırıyorlar ama eğer ileride daha mutlu bir hayat istiyorsan bugün kızınla vakit geçir. Sen kız çocuk babası kızının altını değiştir, onunla temas et, gözlerine bak, gülümse ileride sana daha büyük gülümsemeler getirecek bugün temas ettiğin her an. Sen babasın. Yok anneden bir farkın. Aslında var sen ruh heykeltıraşısın. Senin o kız çocuğunun ruhuna vereceğin oyuklar, törpüler, kıvrımlar onu kadın, anne, insan yapacak. Yok öyle oyundan çekilmek. Seni seviyorum demek zor mu geliyor? Olabilir. Belki doğanda yok. Öyle yetiştirmediler seni ama hemen vazgeçme. Bak teknoloji gelişti. Belki tutmaz yerini dilden dökülen sıcak kelimelerin ama olsun hiç duymamasından iyidir. Mektup yaz, mesaj yaz, mail yaz ama mutlaka söyle. Seni seviyorum kızım de! Geç aynada kendi kendine söyle önce. Bak içini nasıl bir sıcaklık kaplayacak gör. Eğer kızına seni seviyorum demeyi başarırsan inan kızının mutlu evliliğine, mutlu arkadaşlıklarına, mutlu hayatına şahit olacaksın. Demiyorum ki mutlaka iyi şeyler yaşayacak ama sevilmediği zamanı anlamayı öğrenecek. Sevilmediği erkeğin yanında durmamayı öğrenecek. Senin 'seni seviyorum' demen onun bir ömür boyu sevgisiz kalmasını engelleyecek. Sen bir babasın. Kızına mal, mülk, para bırakma peşine düşme. Bunları yapabiliyorsan ne ala ama bunu ondan vakit çalarak yapma. Unutma senden gelen para erir gider belki ama senin yarattığın anılar onunla yaşar sonsuza kadar. İlk adımını attığında, ilk kelimesini söylediğinde, ilk kep töreninde en çok sen alkışla. Ellerin acıyana kadar alkışla. Akşam eve geldiğinde bütün gününü ona anlat. Seni üzen şeyleri de anlat. Derdini, tasanı, mutluluğunu anlat. Anlat ki anlatmayı öğrensin. Eğer kızının sırdaşı olmayı başarırsan artık sırtın yere gelmez unutma. Sen bir kız çocuğu babasısın. Sen çok şanslısın. Her zaman bir kadın tarafından koşulsuz sevilme şansını yakaladın. Kalıplarını yıktığın kadar başarılısın bunu unutma. Bir çocuğun babasının kim olduğu önemli değil, çocuğun onu kim olarak hatırladığı önemli. Seni memnun etmek için yaşayan bir çocuk yaratma. Ne yaparsam yapayım babam gurur duyar diyen bir çocuk için çalış. Hadi şimdi oyuna girme zamanı. K: durumbildirimi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/senaryo-geregi-karsi-cinse-hayat-vermis-14-usta-oyuncu/", "text": "Role girmek için kilo veren, kilo alan, imaj değiştiren, saçlarını kazıtan birçok oyuncuyla karşılaştık. Ancak cinsiyet değiştirerek karşı cinse hayat vermek ise bambaşka bir olay. İşte karşı senaryo karşı cinse başarıyla hayat vermiş 14 usta oyuncu; 1# Adam Sandler Jack & Jill, 2011 2# Amanda Bynes She's the Man, 2006 3# Angelina Jolie Salt, 2010 4# Cillian Murphy Breakfast on Pluto, 2005 5# Dustin Hoffman Tootsie, 1982 6# Eddie Redmayne The Danish Girl, 2015 7# Elle Fanning 3 Generations, 2015 8# Gael Garcia Bernal La mala educacion, 2004 9# Hilary Swank Boys Don't Cry, 1999 10# John Travolta Hairspray, 2007 11# Tony Curtis ve Jack Lemmon Some Like it Hot, 1959 12# Patrick Swayze To Wong Foo Thanks for Everything, Julie Newmar, 1995 13# Robin Williams Mrs. Doubtfire, 1993 14# David Duchovny Twin Peaks, 1990"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sener-seni-bir-daha-sevmenize-sebep-olacak-efsane-anisi/", "text": "Ekşi sözlük yazarlarından 'bisey demiyorum pes diyorum'un Şener Şen ile olan anısı hem hüzünlenmenize hem ufak mutlu olmanıza hem de iyiliğin aslında çok zor olmadığını kabul etmenize sebep olacak. kardeşim ve ben çocukluğumuzdan beri şener şen hayranıydık, kardeşimin arkadaşından aldığı vcd player ile bir gün 5 defa şalvar davasını izlediğimizi hatırlarım, çiçek abbas ve davaro, üst üste o vcd playerda izlediğimiz filmlerdendir. şener şen'in bizim evimizdeki yeri farklıydı, tam muhabbetin ortasında kardeşim can salonun ortasında şener şen'in davaroda karısının düğününde oynama sahnesini veya kibar feyzo'nun sonundaki takla atarak ölme sahnesini taklit ederdi, hiç olmadı mekan elverişsizse filmlerindeki diyalogları kurup kahkahalar atarak kendimizden geçerdik. evet kendimizden geçerdik, biz bu adamla oturup kalkıyorduk. uzunca bir süre gerçekten böyle geçti. bir gün kardeşim çok hastalandı, hastaneye yattı, hastaneden çıktı, sonra yine yatmak zorunda kaldı ki, artık çıkıp çıkamayacağından emin olamıyorduk, doktorlar çıkamayacağını biliyordu da, biz ailesi yakıştıramıyorduk, konduramıyorduk, yaşayanlar bilir. kardeşim artık yatağından kalkamıyordu, bu çocuğu var olan durum içinde nasıl mutlu ederiz diye düşünürken 'şener şen sevgisi' bize ışık oldu. şener şen'e ulaştık, o'na durumu izah ettik. 21 yaşında bir delikanlının ölümle buluşmasına az kala onu mutlu etmek için ziyaretine gelebilir misiniz? dedik. kabul etti. ricası 'basına haber vermeyin.' oldu. nedir ne değildir bilmiyorum, bunu anlatacak, tarif edecek bir cümle bulamıyorum, kardeşimin şener şen'in geleceğinden haberi olmamasına karşın o sabah, 'anne bana sakal traşı yap, top sakal istiyorum, üstümü de değiştir' demesi, sanki bu buluşma kalbine doğmuş gibi hazırlık yapması çok enteresan. şener şen geldi ve kardeşim mutluluktan ağladı, hemen o an defalarca fotoğraflandı, sohbet ettiler kardeşim en sevdiği filmlerden bahsetti. bu buluşmadan 2 yada 3 hafta sonra kardeşim hayatını kaybetti. tarih 15.04.2005 i gösteriyordu,doğum gününü kutladığımız 11 nisandan 4 gün sonra.. şener şen ölüm döşeğindeki gencecik bir insanı mutluluktan ağlatmış insandır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/senin-agzina-scarsam-bana-asik-olursun/", "text": "1973 yılının Ağustos ayında İsveç, Stockholm'de bir grup silahlı soyguncu bir bankaya girerek dört kişiyi rehin aldı. Rehineler günlerce soyguncular tarafından tutulup ölüm ile tehdit ediliyor ve en sonunda soyguncuların teslim olmasıyla kurtarılıyorlar. Ancak olayın ardından rehineler tuhaf bir biçimde polisi suçlayıp soyguncuları savunuyorlar. Hayatımıza bir sürü insan girip çıkıyor. Bazılarını fark etmiyoruz bile. Çok sevdiklerimiz oluyor, bazen ise çok sevildiğimiz oluyor. Bazen iyi polis oluyoruz, bazen farkında olmadan kötü polis olup, masum insanların mahvediyoruz. Kendimizdeyiz, ya da değiliz. Bazen bize yapılanların acısını suçu olmayan birinden çıkarmak için, bazen ise farkına bile varmadan. Kötü değiliz, ancak insanlara kötü davranabiliyoruz. Hem de çok kötü. Ve bir şekilde, mantığımız devre dışı kalıyor. Ve kendimizi, bizi sevenlerle değil, bizim ağzımıza sıçanlarla buluyoruz. Bundan yıllar önce insanların neden kendilerine acı çektilerenlere gittiklerini anlamazdım. Lise dönemleri ve üniversitenin ilk yıllarında, bütün düzgün ve mantıklı olması gereken erkekler tabiri yerindeyse en leş kızlarla, bütün tatlı kızlar da en serseri, yavru alim mi seviyesinden öteye gidememiş tiplerle takılıyorlardı. Yıllar geçti, ancak insan davranışı değişmedi. İnsanlar büyüyüp olgunlaşıyordu, deneyim sahibi oluyorlardı, ancak hala doğru insan yerine, olabilecek belki de en yanlış insanlara gidiyorlardı. Ya herkes aptaldı, ya da bu işin derininde insanları aptal davranmaya zorlayan başka bir şey vardı: traumatic bonding . Stockholm Sendromu'nun da temelini oluşturan bu durum, bize zarar verenler, ya da daha açık biçimde söylememiz gerekirse ağzımıza sıçanları neden bu kadar sevdiğimize psikolojik yönden bir açıklama getiriyor. Onlara gerçekten bağlanıyoruz, kopamıyoruz, bağımlıları oluyoruz. Daha da ileri gidip, onların yaptıkları yanlış ve kötü davranışları savunuyoruz. Bunun da psikolojideki adı bilişsel uyumsuzluk . En basit haliyle, yanlış olayları o kadar da kötü değilmiş gibi tanımlamaya deniyor. Bunların hepsini birleştirdiğimizde ve özellikle bizim insanımızın yetiştirilme tarzı gereği ezik psikolojisine sahip olmasını da eklediğimizde ortaya serseri, yavru alim mici kıro, kadını seks objesi olarak gören erkek tiplerine ilgi duyan kadınlar ve leş, basit kızlara kaptıran erkekler çıkıyor. Kendilerine zarar veren insanlara karşı bir bağ oluşturmak, insan psikoloji açısından tamamen doğal bir davranış. Ancak tabii ki, bunun doğal olması bunu doğru yapmıyor. Bana göre bu durum, insanın evrimsel sürecinde ileride düzelecek bir sorun. Çünkü sağlıklı olmayan ilişkilerin sonucunda doğacak veya yetişecek çocuklar da sağlıklı olmaz, bu tür sağlıksız psikolojiye sahip insanların da doğada yaşamını ve soyunu devam ettirebilmeleri, sağlıklı olanlara göre daha zordur. Bu yüzden, ağzına sıçana giden insanlar zamanla ortadan kaybolacak, ancak ne yazık ki bu süreç binlerce, belki de yüzbinlerce yılda olduğundan bunu göremeyeceğiz. Bu duruma karşı ne yapmalıyız? Bir ayna karşısına geçip kendimizi ve duygularımızı mı sorgulamalıyız? Yoksa insan psikolojisindeki bu bug'ı olduğu gibi kabullenip ona göre mi yaşamalıyız? Bence insanları rasyonel değerlendirip, bize gerçek faydalarını, hayatımıza kattıklarını ve hayatımızdan aldıklarını tartmalıyız. Eğer bir insan bize yararından çok zarar veriyorsa, hayatımızdan çıkarmalıyız. Ondan sonra geri dönüp hayatta bizi gerçekten mutlu edenlere gerçekten vermemiz gereken değeri verip vermediğimize bakmalıyız. Ancak o zaman doğru insanlarla oluruz. Ancak hayatımızdan insanları çıkartmaktan korkmayıp, yeni insanları tanımaya açık olduğumuzda doğru kararlar verebiliriz. Dürtüselliğe kaptırmayıp, sakince sezgilerimizi dinlemeliyiz. Çıkarmamamız gereken insanları çıkarmamız da büyük bir hatadır. Gerektiğinde insanları en derinimize gömmeliyiz, ama kimseye haksızlık yapmamalıyız. Söylemesi kolay tabi. Ancak bunu yapabilecek miyiz? Bize gerçekten değer veren insanları hayatımıza kabul edecek miyiz? Yoksa içimizdeki eksikliği bastırmak, kendimizi kanıtlamak adına, kişisel egolarımızı yüceltmek uğruna yine ağzımıza sıçan, umrunda olmadığımız insanlarla mı zamanımızı geçireceğiz? Senin ağzına sıçarsam bana aşık olursun. Aradığında açmazsam, başkalarına ilgi gösterdiğimi belli edersem, seni ikinci plana atarsam, yalanlar söylersem beni elde etmek için delirirsin. Sana dürüst olursam, duygularımı açıkça ifade edip gerçekten önemli olduğunu ve değer verdiğimi hissettirirsem de ağzıma sıçarsın, kendi ezikliğini benden çıkarırsın. Çünkü kendini kanıtlama çaban yoktur. Karşındaki insanlar zaten hiçbir zaman umrunda değildir. Sadece kendi egon umrundadır, ve karşında biri seni ezmedikçe, üzerine çıkma ihtiyacı hissetmezsin. Çünkü iyi değilsin, egolusun sadece. Hatta bunun kendin bile farkında değilsin belki de... Sevgili insanoğlu, böyle olduğun sürece zavallısın sen. Yazar: Can Poyrazoğlu"} {"url": "https://www.thegeyik.com/seninleyiz-asli-bekiroglu-hepimize-nasil-dava-acilacak-diye-dusunmeyin-actim/", "text": "Geçtiğimiz günlerde kendisine ait olduğu iddia edilen fotoğraflar internet korsanları tarafından çalınarak yayınlanan Aslı Bekiroğlu'nun internet korsanlarına ve bu görüntüleri yayanlara dava açacağının haberini yapmıştık. O da güçlü bir kadın olarak hepsine dava açtığını duyurdu. Bir 'TIK' uğruna, biraz 'BEĞENİLMEK' uğruna sakın ha bir kadının ya da bir erkeğin özel hayatını ortaya dökmeyin... İşte Aslı Bekiroğlu'nun dava notu ve paylaşımı Hakkımda hakarette bulunan, kişilik haklarıma zarar veren, yayan, paylaşan tüm sayfalar ve kişiler tespit edilmiş ve hepsiyle ilgili yasal süreç başlamıştır. Hepimize nasıl dava açılacak diye düşünmeyin, açtım. 'Mahkemenin başka bir işi yok mu' diye düşünmeyin. Bu büyük bir suç,bir tecavüz. Ve adalet de benden yana. Bu süreçte yanımda olan herkese birlerce kez teşekkür ederim. Sizler sayesinde ayaktayım. Aslı Bekiroğlu'nun yanında olan ünlülerden bazı açıklamalar Demet Özdemir: Ne çok espri yapıyorsunuz üzerine, ne çok şey yazıp aşağılamaya çalışıyorsunuz! Bunun bir suç, taciz olduğunun farkında değil misiniz? Hazar Ergüçlü: Bunca emeği, bir hayatı, kariyeri, bir kadının özelini, gururunu hiçe sayan ve hatta bunu sonuçlarını bir saniye bile düşünemeyenlerle bir arada yaşıyoruz. Nefret doluyum! Bıktım artık! Selin Şekerci: 1-Kişinin özel anı, mahremi yalnız kendini ilgilendirir. 2-Ahlaksızlıkla ile suçladığınız kişinin görüntülerinin arzusu dışında, hırsızlıkla yayıldığını görmezden gelmeniz korkunç. 3-Ve o masum rolleri yok mu? Asıl komik tarafı çirkin espriler değil bu yalancılık!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/serhat-akindan-hummela-boga-davasi/", "text": "Kadıköy'ün boğası Serhat Akın, dünyaca ünlü spor giyim markası Hummel'ın Türkiye temsilcisine dava açtı. Dava dilekçesinde, Akın'ın tasarladığı boğa logosu ve ismi kullanılarak ürün satışı yapıldığı belirtildi. Dilekçede şirketin, Akın'ın şöhretinden yararlanarak haksız kazanç elde ettiği öne sürüldü. Fenerbahçeli eski futbolcu Serhat Akın, dünyaca ünlü spor giyim markası Hummel'ın Türkiye temsilcisi Akbulut Tekstil'e karşı tazminat davası açtı. Hürriyet gazetesinden Dinçer Gökçe'nin haberine göre dava dilekçesinde, Survivor'a da katılan Serhat Akın'ın tasarladığı boğa logosu ve ismi kullanılarak ürün satışı yapıldığı belirtildi. Dilekçede şirketin, Akın'ın şöhretinden yararlanarak haksız kazanç elde ettiği öne sürüldü. Serhat Akın bir süre önce, kendi adını ve tasarladığı boğa figürü basılı tekstil ürünlerinin satıldığını tespit etti. Yaptığı araştırmada, satışların Danimarka merkezli Hummel International'ın Türkiye temsilcisi Akbulut Tekstil AŞ tarafından yapıldığı belirlendi. 'Serhat Akın SS TEE', 'Serhat Akın Shorts' ve 'Serhat Akın Zip Hoodie' adı verilen short, t-shirt ve sweatshirt satışlarının şirkete bağlı mağazaların yanı sıra bir çok e-ticaret sitesi üzerinden de satıldığı belirlendi. ÖNCE İHTARNAME Akın, yapılan tespitler sonrası Akbulut Tekstil'e ihtarname çekti. İhtarnamede Akın, haklarının iadesini isterken haksız kullanıma da son verilmesini istedi. Şirket adına cevap olarak gönderilen ihtarnamede olumlu bir sonuç çıkmayınca Akın dava yoluna gitti. Bin lirası maddi, 20.000 lirası manevi olmak üzere toplam 21.000 TL tazminat talep edilen dilekçede, Akın'a ödenmesi gereken tazminatın yapılacak bilirkişi incelemesi sonrası ortaya çıkacağı kaydedildi. Öte yandan haberde, konuyla ilgili Akbulut Tekstil yetkililerine ulaşılamadığı da kaydedildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sert-futbol-oynadiklarindan-rakipleri-sahaya-cikamiyor-her-mac-hukmen-galipler/", "text": "Portekiz 4. Ligi ekiplerinden Canelas 2010 son 11 maçını da 3-0'lık skorlarla kazandı ancak bunun nedeni oynadıkları muhteşem futbol değil, rakiplerinin onlarla oynamak istememesi ve bu nedenle sahaya çıkmaması. Rakipleri, maçların 'terör ortasında' geçtiği gerekçesiyle Canelas'la maç yapmaktan kaçınırken bunun yerine 750 Euro ceza vermeyi göze alıyor. Nitekim internette dolaşan videolar da Canelas'lı futbolcuların oynadığı gaddar futbolu gözler önüne seriyor. (Youtube bugün biraz yavaş ama daha 5.saniyede yaptıkları faulü görünce ne kadar sert olduğunu anlayacaksınız.) 13 TAKIMDAN SADECE BİRİ SAHAYA ÇIKTI Oyuncularının çoğu, FC Porto'nun 'Ultras' taraftar grubu üyesi olan Mavi-Beyazlı ekip bu sayede ligde bu sezon 17 maçta 16 galibiyet alırken, ligde yer alan diğer 13 takımdan sadece bir tanesi bu ekiple oynama riskini göze aldı. Eğer kulüp bu şekilde devam edip ligi kazanırsa 3. Lig'de çıkmak için play-off'a katılacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevdigimiz-filmlerin-icine-sizmis-11-gizli-mesaj/", "text": "Sinema büyüleyici bir illüzyon sanatıdır. Yönetmenler diğer filmlerden ve kitaplardan taşıdığı olguları gizlice kendi filmlerine yerleştirmeyi pek bir sever. Tamam olabilir bunda ne var? diyebilirsiniz. Ama ya size sevilen popüler filmlerde bile bu tip gizlenmiş mesajlar olduğunu söylesek. Merak ettiniz değil mi? Hadi o zaman birlikte bakalım. İşte Popüler Filmlere Gizlenmiş 11 Büyüleyici Mesaj; 1# A Clockwork Orange Stanley Kubrick, 2001 numarasını kendi filmi 2001: A Space Odyssey 'ye bir referans olarak rekor dükkanın alt rafına yerleştirdi. 2# Aladdin Sahneye dikkatli bakarsanız, Yasemin'in kaplanını, Jafar'ın büyüsünden kurtulduğu anda bir çift Mickey kulağının ortaya çıktığını göreceksiniz. 3# Breaking Bad Serinin başında Walter ve Jesse çöldeki ilk meth operasyonunu yaptığında Walter pantolonunu çölde çıkarıp, orada bırakmıştı. Serinin sonlarına doğru Walter tekrar çöle döndüğünde pantolonu hala oradaydı.Dikkatli bakarsanız pantolon ekranın sol alt köşesinde görülebilirler. 4# Fast Five Han'ın tam adı olan Han Seul-Oh Star Wars serisinin önemli karakteri Han Solo şeklinde okunuyor. 5# Fight Club Bunu bilmeyen yoktur ama yine de söyleyelim. Fight Club filminin bir çok sahnesinde Starbucks bardağı görülür. 6# Futurama Futurama TV dizisinde bir başka popüler animasyon dizisinin karakteri olan South Park'tan Eric Cartman'ın başını görebileceğiniz bir sahne var. 7# Raiders of the Lost Ark Mısır hiyerogliflerine bakarsanız Star Wars serisinin ünlü kahramanları R2-D2 ve C-3PO'yu görebilirsiniz. 8# Star Trek R2-D2'ya Star Trek filminde de rastlamak mümkün. 9# The Matrix Reloaded Matrix filminde kullanılan plakalar fotoğraftaki DA203 de dahil olmak üzere İncil ayetlerine atıfta bulunmuştur. Fotoğraftaki ise Daniel 2:03'e karşılık gelir ve ayet Bana sıkıntı veren bir rüyam var ve ben de Bunun ne anlama geldiğini biliyorum. şeklindedir. 10# The Simpsons Simpsons dünyasında, tüm karakterlerin her elinde sadece 4 parmak vardır. Fakat seride kullanılan Tanrı ve İsa karakterleri bunun dışındadır. 11# Tron Wallt Disney Stüdyoları tarafından çekilen Tron filminde zemindeki Mickey Mouse görmemek neredeyse imkansızdır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevdigimiz-friends-dizisi-karakterlerinin-simdiki-halleri/", "text": "Dizi denilince ilk akla gelen isim kesinlikle; Friends. Bu dizi sektörün gidişatını etkileyen bir akım başlattı. Hala da çoğu dizi Friends'in çizdiği yoldan ilerliyor. Tam 21 yıl olmuş o ilk andan bugüne. Ross, Rachel, Joey ve diğerleri de çok değiştiler bu zaman içerisinde. Yine de diğer listelerimizde gördüğünüz yaşlanmanın aksine burada daha olumlu bir hava var. Hepsi daha güzelleşmiş sanki. Friends Dizi Karakterleri 1- Ross Geller karakterini oynayan David Schwimmer 2- Joey Tribbiani karakteri ve en çok sevdiğimiz isimlerden biri olan Matt LeBlanc 3- Chandler Bing karakteriyle Matthew Perry 4- Phoebe Buffay yani Lisa Kudrow 5- Rachel Green ise hala çok ünlü. Jennifer Aniston! 6- Monica'yı hatırladınız mı? Monica Geller'i oynayan Courteney Cox da hala güzel. kaynak: brightside"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevdiklerimize-ayirdigimiz-zamani-sorgulayan-baba-ile-kucuk-kizinin-hikayesi/", "text": "Baba, işten yorgun argın eve geç gelmişti.. Çocuk: Baba, bir şey sorabilir miyim? Baba: Evet.. Çocuk: Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun? Baba: Bu senin işin değil.. Çocuk: Babacığım lütfen, bilmek istiyorum.. Baba: İlle de bilmek istiyorsan 20 milyon.. Çocuk: Peki bana 10 milyon borç verir misin? Baba: Benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi, derhal odana git ve kapını kapat.. Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı. Adam sinirli sinirli Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder. diye düşündü. Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşündü, Belki de gerçekten lazımdı... Yukarı çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı... Yatağında olan çocuğa, Uyuyor musun diye sordu. Çocuk Hayır diye cevap verdi... Al bakalım, istediğin 10 milyon. Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim dedi... Çocuk sevinçle haykırdı, Teşekkürler babacığım... Hemen yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkardı. Adamın suratına baktı ve yavaşça paraları saydı. Bunu gören adam iyice sinirlenerek, Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun? Benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok diye kızdı... Çocuk Param vardı ama yeterince yoktu dedi ve yüzünde mahcup bir gülücükle paraları babasına uzattı; İşte 20 milyon...Senin bir saatini alabilir miyim? Yarın 1 saat erken gelebilir misin? Seninle akşam yemeğini beraber yemek istiyorum. dedi... Bazı şeyler çok değerlidir..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevgililer-gununde-izlenebilecek-alternatif-filmler/", "text": "Sevgililer Günü'nde İzlenebilecek Alternatif Filmler Her yeri kırmızı kalpler sarmaya başladı... Sevgililer Günü kapıda... Öncelikle söylemeliyim ki Aziz Valentine'i severim, sevenler kavuşsun diye hayatını yakmış. Biz kapitalizme kurban etmeden evvel, sevdiğimiz bahçeler otopark olmamışken yani... Sevgiye dair, sevgiliye dair şeyler pek güzeldi... Neyse, giden gitti, kalan sağlar bizimdir! Sevdiceğiniz yanınızda, mumlarınızı yakmışsınız, şarap açılmış... Peki ne izleyeceksiniz? Seven kalpler hassas olur, siz bir de bunu düşünüp yorulmayın dedim, işte listenizi yaptım! Hem de buram buram romantikli aşklı olmayanından... Burda herkese göre bir şey var! 1) 3 Ahmak / 3 Idiots Bence aşkın en güzel hali... Sevgiye, inanmaya, başkaldırıya dair en keyifli anlatım! 2) Her Şeyin Teorisi / The Theory of Everything Son zamanlarda izlediğim en iyi biyografi olmasının yanısıra insana ve ilişkilere dair, aşka dair müthiş bir sınanma öyküsü... 3- Sherlock Holmes Zeki, eğlenceli, tutkulu! Sevgililer Günü için başka ne dilenir ki! Birlikte gülmek de önemli! 4) Dövüş Kulübü / Fight Club Tüm zamanların en iyisi, her listenin olmazsa olmazı... Yoruma lüzum yok! 5) Sil Baştan / Eternal Sunshine of The Spotless Mind Elbette, romaztizm tutkunlarını da unutmadım ki bu alanda ilk sırayı çekerim... Onu beyninizden silebilirsiniz, peki ya kalbinizden? 6) Not: Seni Seviyorum / PS: I Love You Şahsen benim en sevdiğim... Böyle bir aşk için ölebilirim... Her yıl mutlaka izlerim! 7) Hırçın Sevgilim / My Sassy Girl Daima keyiflidir, izleyip de sevmeyene de rastlamadım. 8) Uğultulu Tepeler / Wuthering Heights Klasik iyidir... Aşkın en karmaşık hali! 9) Geleceğe Dönüş Serisi / Back to The Future Hazır yıl 2015, nostaljinin tam zamanı... Çok da eğlenceli olur! 10) Aşk ve Gurur / Pride & Prejudice Duygularınız geçen Nisan ile aynıysa bir daha asla, asla sizi rahatsız etmeyeceğim. -Mr. Darcy elleriniz üşümüş... Sonrası iyilik güzellik... Bütün aşıkların Şubat'ı kutlu olsun madem! The Geyik - Siyasetten Uzak İçerik Sitesi - 2014 - 2023 / The Geyik\\'te eğlenceli içerikler, faydalı bilgiler ve sosyal medyada en çok konuşulan konulara ulaşabilirsin. Merak etme biz burayı senin için siyasetten ve canını sıkabilecek her şeyden temizliyoruz. Sana pozitif bir alan açıyoruz. Keyifli vakitler!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevgilin-ne-is-yapiyor-sorusuna-mikili-film-yildizi-diye-cevap-veren-adamla-tanisin/", "text": "Allie Haze ismini biz bilmiyoruz ama BİR ARKADAŞIN DEDİĞİNE GÖRE dünyanın en çok bilinen mikili film yıldızlarından birisi kendisi. Peki onun sevgilisini düşündünüz mü? Mike Adkins onun sevgilisi. Kariyerine engel olacak değil ya? Allie işine devam ediyor. Fakat sevgilisi yani Mike durumdan acayip de mutsuz değil. Kız 30 yaşında abimiz ise 32. Ve tam 4 yıldır çıkıyorlar. Star Wars XXX: A Porn Parody isimli filmde Princess Leia'nın komik ve seksi bir versiyonunu canlandırıyor. *Alt yazı seçip otomatik çevir diye Türkçe'yi eklerseniz, konu hakkında yorumlarını da dinleyebilirsiniz. Ama genel olarak abi oldukça sakin. Emeğe saygı diyor. Allie bu zamana kadar 350'den fazla rol almış. Mike abimiz diyor ki eğer iş için erkeklerle takılırsa sorun yok ama eğer ben Cumartesi erkek arkadaşlarımla buluşucam diye evden çıkacak olursa asla izin vermem diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevgilinin-yaninda-osurulur-mu-sorusuna-verilmis-en-efsane-cevap/", "text": "Ekşi Sözlük'te sorulan bu soruya ayhanores isimli kullanıcı garip bir açıdan yaklaşmış ve ilginç bir cevap vermiş. İşte bir ilişkiye yaklaşımınızı da sorgulamanıza sebep olacak o vurucu yazı; Sevgilinin yanında osurulur mu? Bizimkiler bundan 38 sene önce tanışmış. Peder bey taze tıp öğrencisi, anne kişisi fransız kültür çömezi. Annem görüyor babamı, ben bu çocukla tanışıcam diyor arkadaşlarına, yapma diyorlar, biriyle birlikte o. Olsun diyor annem; ben beklerim. Babam da boş değil hatuna da serde hovardalık var biraz. Bir de; bu kız çok güzel ama kapılırsam bir yıla kalmaz evlenirim ben bunla, daha okul bitmedi, askerlik de var ne bok yicem lan diyor. Diyor da pek kaçamıyor, bir sene sonra nişanlanıp fakülte bittiği gibi evleniyorlar. Askere de birlikte gidiyorlar. Kebap askerlik yaptım diyen pederin karşısına çıkmasın. Gittim diyor peşinden annem, başka bir şey yapmazdım. Türk Havayolları'nın hosteslik sınavlarını birinci kazanıp reddettim, sevdiğim adamla evlenip ben bunla her şeye varım diyip gittim diyor. Önce birlikte askere, sonra yirmi yıl anadolu'nun içinde göt kadar bi kasabaya, anca kırk beşinden sonra kendi memleketlerine, İzmir'e... Hiç gocunmadım, istedim, karar verdim; kararlarımın arkasında durup sevdiğim adamla aile kurdum, asla aklımdan ufacık bir acaba bile geçmedi ve bu aileyi böyle arada tuttum der. Haklı. Otuz yıllık annem, bilmez miyim, yerden göğe haklı. Sevdiğin biriyle olmak nedir? Vazgeçtiklerin için tek tek fatura tutup ilk kavgada senin yüzünden bunlardan geçtim demek midir? O biri diğer öbürlerini yok ediyor diyip ilişkiyi ciğerci kedisi gibi gözü dışarda sürdürmek midir? Başka bir şeyler midir yoksa? Kış ortası... Annemle değişmeli nöbet tutuyoruz babamın yanında. Kolon rezeksiyonu; kolon ca. Öncesinde aylarca, devamında aylarca radyoterapi ve kemoterapi. Üzüntüden gözümüzün feri götümüze kaçmış ama peder beyin sadece bilinci açık diye bir yandan nasıl mutluyuz... Bu iyi, çünkü daha da iyi olacak, enseyi karartmak yok. Ama içimiz paramparça. Aylarca ileostomi, ne yediği belli ne çıkardığı... Yandan çarklı gibi gidip geliyoruz tin tin tin sabahın körlerinde radyoloji merkezlerine. Cesedi çıkmış gibi geri iade ediyorlar. Babamın kuyruk dik ama bunlar bana koymaz diyor, seni yarın donumdan çıkarırım diyor. Eski Karşıyaka yüzücüsü. Akşamına suyun içine ağlamayı öğreniyorum. Aylar sonra tedavisi bitti, son ilaçlarını aldı, kolostomi kapatıldı. Beton gibi adam çocuk gibi kaldı. Ama aşarız dedi, aşarız dedik; aşarız. Bunların hepsini aşarız. Burdayız, yanyanayız, demirbaş sayımında eksik yok. Birlikte aşarız. Kalın bağırsağı aylardır çalışmıyordu. Artık çalışması gerekiyordu. Günlerce annemle babamın osurmasını bekledik. Annem sevdiği adamın günlerce kel kafasını osurabilsin diye okşadı. Günlerdir şu başlığı her gördüğümde içim düğüm düğüm oluyordu. Geçmiyordu o düğüm. Bi osursam rahatlayacakmışım gibi sanki... Nereye mi varıcam, bir yere varmıcam. Seni iki kolun iki bacağın olmasa da severim diyip ilk fırsatta başkasına kaçan, her hayalini sevgilisi makina değil sadece insan olduğu için yapamadığında ilişkiyi bitiren, sevginin bağını bacağa geçirilmiş pranga zinciri zanneden bir nesil var dışarıda. Yan odada da sevgilisi osursun diye kel kafasını okşayan bi kadın. Hangisi gerçek?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevgilinizle-birlikte-yapabileceginiz-12-mukemmel-fikir/", "text": "Sevgiliniz ile birlikte vakit geçirirken neler yapıyorsunuz? Kesin sinemaya gidiyorsunuzdur, ardından da bir yerlerde yemek yiyorsunuzdur. Biraz dolaşıp kahve içecek bir mekan bakıyorsunuz ve orada saatlerce oturuyorsunuzdur. Peki bu klasik buluşmalardan sıkılmadınız mı? Monotonlaşmaya başlayan bu buluşmaları biraz daha renklendirmek için size birkaç önerimiz var. Sevdiceğiniz ile mükemmel zaman geçirmeniz için aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz: 1- Birlikte sizi mutlu edecek yemekler yapmayı deneyin. 2- Ruhunuzu dinlendirmek için birlikte meditasyon yapmayı deneyin. 3- Baktığınız zaman WOW! Çok cooluz be! dedirtecek fotoğraflar çektirin. 4- Birlikte atılabileceğiniz yeni maceralar arayın. 5- Birbirinizle sarmaş dolaş bir şekilde en sevdiğiniz kitabı okuyun. 6- Birlikte yapabileceğiniz yeni hobiler edinin. 7- Çektiğiniz selfielerde sebepsizce saçmalayın. 8- Sizsiniz geçen günlerin yorgunluğunu üzerinden atabilmesi için hafif bir masaj güzel olabilir... 9- Belki de bir süreliğine rolleri bile değişebilirsiniz. 10- Bu mükemmel havalarda sevdiğinizin kolundan tutun ve pikniğe götürün. 11- Hep aynı parka gideceğinize farklı yerlere gitmek için gezi planları yapın. 12- Sizi daha da yakınlaştıracak birkaç yoga hareketi bile gösterebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevgilinle-iliskini-surdurebilmen-icin-konusmaman-gereken-6-konu/", "text": "Sevgiliyle her konuyu konuşmak, hayatınızla ilgili her detayı paylaşmak ve anlatmak bazı konular için ilişkinin geleceğini malesef olumsuz etkiler. Evet o an için rahatlatıcı geliyor olabilir ama uzun vadede düşünüldüğünde pek iyi sonuçlar doğurmayabiliyor. Özellikle karşı tarafı rahatsız hissettirecek ve ya canını sıkacak konuları sürekli dile getirmek onun ilişkiden hatta senden soğumasına sebebiyet verebilir 🙁 Sevgiliniz ile konuşmanızın iyi bir fikir olmayacağı konuları sizler için derledim. Umarım dikkat eder ve yararını görürsünüz 🙂 - Eski sevgili. Biliyoruz arada sırada eski sevgilini stalklıyorsun, hatta onun yeni sevgilisini ve en yakın arkadaşının sevgilisini bile stalklıyor olabilirsin. kendini kötü hissetme, farkındayız ki bu onu hala sevdiğin anlamına gelmiyor. Sadece merak ediyorsun. Bu merak duygusu özellikle kızların doğasında olan bir şey. Ancak bu durum ve eski sevgilinle olan anıların, şuan hayatındaki kişiyle paylaşabileceğin en son şey olmalı. Bu hem ilişkinde kıskançlık krizlerine sebep olabilir hem de aranızdaki güveni sarsabilir. - Diğer önemli bir nokta ise Para konuları. Ona sürekli paradan bahsedip, çok beğendiğin gösterişli yüzüğün gösterişli fiyatından bahsedersen seninle alakalı yanlış düşünceler kafasında belirmeye başlayabillir. - Ailenle alakalı kötü yorumlar yapman karşı tarafında ailene bakış açısını olumsuz etkiler. Ailenle elbette problemler yaşayabilir ve bundan sevgiline bahsedebilirsin ancak problemler elbette ki hallolur, onlar hakkında sonradan pişman olacağın şeyler söylememelisin. - Sürekli İşkolik muhabbetler yapmak yani sürekli iş yerinde yaşadığın sıkıntılardan bahsetmek karşı tarafı bunaltır. Elbette iş yerinde yaşadığın sorunları danışıp, akıl alabilirsin ama sürekli bu konulardan yakınmak hem bir işe yaramaz hem de karşı tarafın canını sıkabilir. - Senden önce ben muhabbetleri de karşı tarafın canını sıkacaktır. Tamam gençtin, hızlıydın anlıyoruz ama Senden önce ben tüm partilere giderdim. gibi cümleler baya itici oluyor. İlişkinizi yıpratma derim 🙂 - Bi diğer hassas nokta Evlilik. Bilindiği gibi çoğu erkek evlilik konusu geçince geriliyor ve korkmaya başlıyor. Evliliği çok istediğini de biliyorum ama bundan olabildiğince az bahsetmelisin. Ama onunla hayatını en kısa sürede birleştirmek istiyorsan, hayatın onunla birlikteyken ne kadar anlamlı olduğunu ve onunla çok mutlu olduğunu hissettir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevgilisi-olunca-insanin-hevesini-kursaginda-birakan-8-durum/", "text": "Bu defa kadını kayırmayacağım... Cinsiyet seçmeyen bir ilişki sorunuyla karşı karşıyayız... Bu hep mi böyleydi, yoksa yine bizim problemli kuşağın eseri mi emin değilim lakin, annemden babamdan da bilirim... İlişkinin heves kırıcı, oyunbozan tarafı değişir ama bu durum değişmez okur... Ne çektik be! 1) Sevgilim, sürpriiiiiz! Siz ondan habersiz, bir heyecan, bir mide ağrısı koşturur ona sevimli sürprizler hazırlarsınız. Yüzünün alacağı şekli hayal eder, sabırsızlıkla sürprizinizle karşılaşacağı anı hayal edersiniz; o an gelir, karşınızda bön bön bakan ifadesiz bir surat bulursunuz... Küçük sürprizleri boşverip, ona küçük şarjörler boşaltmak istersiniz!!! 2) Artık Yalnız Değiliz ki, Birlikte Çözeriz Ne Varsa... Ya evet, çözersiniz. Onun sorunu sizin de sorununuz ama sizin sorununuz yalnız sizin sorununuz olur. Tabi ilişki dediğin iki kişilik ama bir bakmışsınız yalnız sizin omzunuza yüklenmiş... 3) Haklısın Sevgilim! Ben en çok bu kısmına deliriyorum sevgili okur. Her sıkıntıda, problemde cinnet geçirip ortalığı dağıtmak gibi eğlenceli yollar varken siz onu anlamayı, problemi çözmeyi seçersiniz. O haklısın sevgilim der. Ama hiçbir şey yapmaz. Haklı olmak öyle sinir bozucu bir hal almaya başlar ki... Hayatınızı artık dünyanın en haksız insanı olarak geçirmek istersiniz. 4) Başka Bir Şey Düşünüyordum, Afedersin. Günlük hayatımız bir Türk dizisi gibi bin tane entrikayla geçmiyor tabi ki ama bazen bizi heyecanlandıran bir şeyler yaşıyoruz. Bunu da en sevdiğimiz insanla paylaşmak istiyoruz. Lakin bazen öyle önemsemiyor ki... Sinirden ağlamak istiyoruz. 5) Dalga Geçmiyorum, Gül Diye Yapıyorum Oldukça stresli bir gün geçirmişsiniz, biraz şımartılmaya ve rahatlamaya ihtiyacınız var. Bunu da kapıcıdan beklemeyiz değil mi sevgili okur?! Hayatımızı paylaştığımıza inandığımız insana anlatır, onunla rahatlamak isteriz. O ise suratında salak bi sırıtma, abartma canım ile başlayan cümlelerle sizi aklınca rahatlatır. Osmanlı tokadının modasının geçtiğine mi üzülelim, stresimizin katlandığına mı... 6) Afedersin, Görmemişim. Sizi seviyor ve elbette ihmal etmiyor. Ama bizim nesil, Yılan Hikayesi'nin Cem'inden şunu öğrendi ki; Seven Kalpler hassas olur. Nokta. Butün gün haber alamayınca, endişelenir, merak ederiz. Sonunda ulaştığımızda kuru bir afedersin Pardon canım ama ölüyordum burada endişeden!!! Yine de telefonunda sadece 2 cevapsız çağrı var, bana abartmışsın da diyemezsin. Yalnızca bir ses ver, ne yapıyorsan yap sonra... Değil mi ama?! 7) Bakarız Buna pek de yorum yapmaya lüzum yok. Hayır demek yemez, kırmak da istemez. Daha önce net olalım demiştim. Üzerine fazla konuşmayacağım. Yavuz Öztürk'ün anıtı durumu özetlemiş. 8) Ne Değişti Şimdi Elinin körü değişti... İnsan da heves mi bıraktınız da sevelim. Bencil olmasak falan, dünya güzel yer de... İşimize gelmiyor ki... Sonra ama mutluyduk cümleleri... Karşınızdaki mutlu tabi... Sizi düşünen yok. Aaaa, yazarken sinirlendim sevgili okur... Yapmasınlar bize böyle şeyler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevgilisine-hobbit-yemekleri-yapan-muhtesem-kiz/", "text": "Sevgilinizin sizin için Hobbit yemekleri yaptığını düşünsenize. Benim sevgilim bunu yapacak; kimselere bırakmam basarım nikahı. Milletin gözüne de evlilik cüzdanını sokarım, kusura bakmayın. Sevgilisinin daha önce hiç Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit üçlemelerini izlemediğini öğrenen kızın aklına böyle bir şey gelmiş. Filmleri izlerken aynı zamanda filmde yenilen yemekleri sevgilisine yedirmek istemiş. Bu unutulmaz film maratonu boyunca yapılan yemeklere bir göz atalım. 1- Kahvaltı: Beorn'un Ballı Keki 2- İkinci Kahvaltı: Sosis, yumurta ve meyveler 3- Başka bir kahvaltı: Et ve peynir tabağı 4- Öğle Yemeği: Kızarmış portakal ve bıldırcın 5- Beş çayı için: Lavantalı Kurabiyeler 6- Akşam Yemeği: Biberiyeli dana yahnisi ve bal likörü 7- Gondor Turtası 8- Akşam yemeğinden geriye kalanlar..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevgilisini-dinlemedi-ayda-binlerce-dolar-kazaniyor/", "text": "Çeşitli internet girişimcilik hikayeleri duymuşsunuzdur ama bu biraz daha farklı. Hatta Alex Craig bu fikrini sevgilisine söylediğinde Duyduğum en saçma fikir! tepkisini almış ama sevgilisini pek dinlememiş ve şimdi binlerce dolar kazanıyor. 24 yaşındaki Alex patates üzerine notlar yazarak bir nevi onları kartpostala çevirmeyi düşünmüş. Ve bunu da internet sitesi kurarak insanların birbirine göndereceği bir hediyeye çevirmiş. Patateslerin üzerine tükenmez kalemle yazılan notlar bir anda kapış kapış gitmeye başladı. Öyle ki Alex, Potato Parcel web sitesine gelen isteklerden ayda 10.000 dolar gelir elde ediyor. Başta sadece ABD içinde hizmet veren patates mesaj yurtdışına da açılmış durumda. Alex elinde tükenmez kalemle sipariş yetiştirmeye çalışırken sevgilisini dinlemediğine mutlu olduğunu bildiriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevgilisinin-telefonuna-takip-cihazi-yukleyince-yolu-kuzeninin-evine-cikti/", "text": "Kendisi aldattığından şüphelendiği erkek arkadaşının telefonuna takip programı yükleyen genç kız, gittiği adres kuzeninin evi çıkınca hayatının şokunu yaşadı. Milli Hansen isimli İngiliz genç kız, kendisini aldattığından şüphelendiği erkek arkadaşının telefonuna izleme programı kurdu. Hansen'in dünyası gördükleri karşısında başına yıkıldı çünkü Stan Stockton-Price isimli sevgilisi onu kuzeni ile aldatıyordu. KARŞISINDAKİ KUZENİNİ GÖRÜNCE DONDU KALDI 20 yaşındaki Stan'in annesi bir partiye gideceği için evde kardeşine bakıcılık yapacağını söylediğini ancak annesinden bunun doğru olmadığını öğrenen genç kız sevgilisini takip edince yolu kuzeninin evine çıktı. Pencereden içeri bakınca kuzeni ile sevgilisini yatakta gören Hansen büyük bir üzüntü ve şok yaşadı. Kapıyı çalıp ikiliyi basan Hansen, sevgilisinin arkasında geceliği ile duran kuzenini görünce kapıyı çarpıp orayı terk etti. ASLA BİR ERKEĞE GÜVENMEYECEĞİM Sevgilisinin kuzeni Jess Gifford ile ilişkisi olduğunu GPs cihazı sayesinde öğrenen 24 yaşındaki kız, Yaptığı şeyden sonra artık bir erkeğe asla güvenmeyeceğim. Çok şaşırdım. Kimse böyle bir şey görmeyi beklemez şeklinde konuştu. Olay ile ilgili konuşan genç adam ise Elbette kötü hissediyorum ama neler olduğunu değiştiremem dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevgiliyle-kesinlikle-yapilmamasi-gereken-7-sey/", "text": "1 ROMANTİK KOMEDİ İZLEMEYİN 2- SÜREKLİ GİTTİĞİNİZ BARA GİTMEYİN Önceki hayatınızı elbette bilin... Bilmeyin demiyorum. Ama hobi olarak bilin. Ne gerek var aynı yerlere onu da sürüklemeye... Geçmişe çakılıp kaldığınızın ilk kanıtı. Riske lüzum yok. 3- ALT METİNLİ CÜMLELER KURMAYIN 4- KAHVE BAĞIMLISI OLABİLİRSİNİZ. ONDAN BUNU BEKLEMEYİN. Siz her sabah kahveyle uyanıyorsunuz diye o da uyanmak zorunda değil. Zorlamayın. Direk ayrılın. Kahve sevmeyen insandan zaten sevgili olmaz. 5- ORTAK FACEBOOK HESABI AÇMAYIN! Bu maddeye dair açıklamam yok. Direk dışlıyorum. 6- STALKERLIĞIN DA BİR RACONU VAR SÜLALESİNE KADAR BİLSENİZ DE BELLİ ETMEYİN. E yani... 7- EVLİLİK PLANLARINIZLA KORKUTMAYIN. Ayrılmak istemiyorsanız tabi. Yoksa en etkili yöntem. Ego savaşı yok, kim gitti kaldı derdi yok. Arkasına bakmadan kaçıyor. 😀"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sevilladan-kirilmasi-imkansiz-rekor-22-takimi-da-bu-hafta-kazandi/", "text": "İspanya'nın futbol takımlarından olan Sevilla'yı hızlı futbol ve bol gollü maçlarıyla bilenler çeşitli bahis platformlarında onların kazanamayacağı maç olmadığını düşünüyor. UEFA kupasını da aldılar, Şampiyonlar Ligi'nde de büyük işlere imza attılar. Ama bu bambaşka! Sevilla'nın büyüklü küçüklü, kadınlı erkekli tüm liglerde toplamda 22 takımı bulunuyor. Ve bu hafta hepsi galip geldi. İnanılmaz ama 22 maçın galibi oldular! Tebrikler. Buna dün akşam Dinamo Zagreb'i yenmelerini de eklemedik 😉 Cuma 14 Ekim Sevilla FC 9-2 Andalucia Este CF (4 Andaluza Benjamin G.6 SE / J3) Sevilla FC 18-1 CD Cantely (3 Andaluza Alevin G.3 SE / J4) Sevilla FC 18-0 CD Gelves (2 Andaluza Benjamin G.2 SE / J5) CD David Castedo 3 0-10 Sevilla FC (3 Andaluza Benjamin G.1 SE / J4) Cumartesi 15 Ekim CD Cabecense 1-2 Sevilla FC (3 Andaluza Alevin G.2 SE / J4) Sevilla FC 5-0 CD Puerto Malagueno (Division de Honor Juvenil G.IV / J9) Sevilla FC 2-0 CMD San Juan (Liga Nacional Juvenil G.XIV / J6) Sevilla FC 7-0 Marchena Balompie (3 Andaluza Infantil G.3 SE / J4) Alcala del Rio CF 2-7 Sevilla FC (3 Andaluza Prebenjamin G.3 SE / J4) Sevilla FC 12-0 Futbol Aficionado Ecija (2 Andaluza Femenina Juvenil- SE / J1) CD Leganes 2-3 Sevilla FC (LaLiga / J8) Pazar 16 Ekim Sevilla FC 2-0 AD Sevilla Este (2 Andaluza Juvenil SE / J6) Sevilla FC 8-0 Andalucia Este CF (3 Andaluza Prebenjamin G.1 SE / J4) Sevilla FC C 4-1 UB Lebrijana (Tercera Division G.X / J9) Sevilla FC 1-0 CD Nuevo Molino (1 Andaluza Cadete G.1 / J6) FB La Rambla 1-3 Sevilla FC (2 Division Femenina G.IV / J7) Sevilla FC 11-0 Brenes Balompie (3 Andaluza Benjamin G.3 SE / J4) Cordoba CF 0-1 Sevilla Atletico (LaLiga 1|2|3 / J10) Real Jaen CF 0-2 Sevilla FC (Division de Honor Cadete / J6) UD Salvador Allende 0-7 Sevilla FC (1 Andaluza Infantil G.1 / J6)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/seyahat-dizi-ve-sinema-yazilarini-bize-gonder-yayinlayalim/", "text": "Sosyal medyanın en çok sevilen içerik sitesi The Geyik'in 500 bine yakın takipçisi var. Buna ek olarak da Bundle uygulamasında 310 bin takipçisi var. Yani yazıları her gün yüz binlerce kişiye ulaşıyor. Üstelik turizm, medya, elektronik, GSM firmaları gibi çok sayıda markanın da reklam alanında ilk tercihlerinden biri... Sen de insanlara gezi veya dizi/sinema yazılarınla insanlara ulaşmak istiyorsan; yazılarını bekliyoruz... Hem The Geyik hem de ileride oluşacak projelerimizde birlikte yürüyelim istiyoruz. İlk olarak aşağıdaki formdan bize kendini tanıtabilirsin. Sonrasında sana instagram hesabın, twitter hesabın ve internet sitenin de yazdığı bir hesap oluştururuz. Ve bir sonraki aşamada yazılarını paylaşıyor oluruz. Şimdilik bir bütçemiz yok. Markalarla anlaştıkça gelir ortaklığı yapacağız... Görüşmek ve tanışmak üzere..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/seyahat-ederken-hayal-ettigimiz-ve-gercekte-olan/", "text": "O güzel manzaralarına bakıp hayran olduğumuz yerlerin gerçekte öyle olmadığını görmek sizi biraz şaşırtabilir ama doğruların eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu var napalım. Zaten pandemide gidemiyoruz :S Hayalini kurduğumuz halleri ve şuanki halleriyle dünyanın en çok bilinen bölgeleri bu fotoğraflarda inceleyebilirsiniz. Asıl sorun şu ki; çok kalabalıklar! 1- Çin Seddi 2- Pisa Kulesi Tutabilene aşk olsun 3- Mona Lisa GÜLMÜYOR 4- Eyfel gölgesinde piknik Ya da yandakilerin gölgesinde 7- Venedik'te romantik bir gezinti 8- Rio Bu konserden ama normalde de kalabalık 11- Tayland'da doğa tatili Oops 12-Trevi Çeşmesi Suya ulaşmak bile zor 13- Kahire'de piramitlerin gizemli dünyasına yolculuk Ama sıra işte! 14- Stonehenge Kaldırın taşı şuraya götürelim desek hepsi kaçışır. 15- Everest Zirvede hani tek olunuyordu. 16- İtalya'daki İspanyol merdivenleri 17- Vatikan dediler Kuyruk bitmedi 18 Kopenhag'daki heykel Deniz kızı da yorulmuş 19- Acropolis Yunanistan Sanki hala yaşam var."} {"url": "https://www.thegeyik.com/seyahat-etmek-evlenmekten-daha-cok-mutlu-ediyor/", "text": "Yeni bir çalışmaya göre seyahat etmek, ruh sağlığını olumlu yönde etkileyerek önemli oranda endorfin artışı sağlıyor. Bir sırt çantasıyla seyahat etmek veya lüks bir otele rezervasyon yaptırmak... Hiçbir önemi yok. Önemli olan, seyahat etmeniz. Tüm seyahat deneyimleri sağlığınızı olumlu yönde etkiliyor ve size önemli oranda endorfin artışı sağlıyor. Bazı insanlar için seyahat etmenin verdiği mutluluk, evlenmek ya da çocuk sahibi olmak gibi diğer önemli olaylardan daha ağır basabiliyor. Booking'in yaptığı araştırmada çoğu insan onları mutlu eden şeylerin listesinin en başına seyahati koydu. Seyahat, hızlı bir mutluluk artışı sağlıyor Booking, 17 ülkeden toplam 17.000 kişiye çeşitli sorular sorarak seyahat üzerine büyük bir araştırma yaptı. Katılımcılar çok az şeyin tatile gitmenin yerine tercih edilebileceğini söylediler. Örneğin, katılımcıların yüzde 77'si ruh halini hemen değiştirmesi gerektiğinde bir tatil rezervasyonu yaptıklarını söyledi. Seyahat etmek, diğer önemli yaşam olaylarından daha fazla mutluluk verebilir. Bu çalışmanın en ilgi çekici yanı, insanların yaşamlarında seyahat etmeye, diğer önemli konulardan daha çok değer verdiklerini iddia etmeleridir. Katılımcıların yüzde 49'u, bir tatil planlamanın, düğün günü planlamaktan çok daha mutluluk verici olduğunu söyledi. Katılımcıların yüzde 45'i nişanlanmanın, onlara seyahat etmek kadar duygusal bir destek vermediğini iddia etti. Katılımcıların yüzde 29'u, bir çocuk sahibi olmanın bile kendilerini seyahat kadar mutlu etmediğini söyledi. Alışverişten daha çok mutlu ediyor İnsanların yeni deneyimler edinmeyi çok sayıda maddi şeye sahip olmaktan daha fazla mutluluk verici bulduğu ortaya çıktı. Katılılmcıların yüzde 70'i tatile gitmenin onlara bir şeyler satın alma mutluluğundan çok daha fazla süren memnuniyet sağladığını söyledi. İnsanlar yeni seyahat deneyimleri yaşamak için rahatlıklarını feda etmeye hazır gibi görünüyor. Örneğin, çalışmaya katılanların yüzde 56'sı yeni kıyafetler veya araçlar satın almak yerine tatile gitmeyi tercih ediyor ve yüzde 48'i yeni yerleri ziyaret etmek için ev iyileştirmelerini ertelemeye hazır. Planlamak bile mutluluk veriyor Şaşırtıcı bir şekilde, katılımcıların yüzde 72'si için daha mutlu hissetmek için bir tatil planlamaya başlamak yeterli. Örneğin, yüzde 80'i yalnızca bir haritaya baktığında ve ziyaret etmek istedikleri yerleri seçtiğinde daha heyecanlı hissediyor. Yanıt veren 10 kişiden 6'sı otel değerlendirmeleri okuduğunda ve gelecekteki seyahatlerini hayal ettiklerinde duygusal bir destek hissediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/seyahat-firmalarinin-kullandigi-24-fotograf-ve-gercek-halleri/", "text": "Seyahat firmalarının turist çekmek uğruna olduğundan farklı olarak yansıttığı 25 fotoğrafı sizler için bir araya getirdik. İşte o fotoğraflar... #1 Çin Seddi, Çin #2 Eyfel Kulesi, Paris, Fransa #3 Costa Brava, İspanya #4 Venedik, İtalya #5 Tac Mahal, Agra, Hindistan #6 Charles Bridge, Prag, Çek Cumhuriyeti #7 Şarm El Nağa, Mısır #8 Mona Lisa, Paris, Fransa #9 Fontana di Trevi, Roma, İtalya #10 Pas de la Casa Kayak Merkezi, Andorra #11 Great Barrier Reef, Avustralya #12 Stonehenge, İngiltere #13 İspanyol Merdivenleri, Roma #14 Phra Nang Plajı, Tayland #15 Niagara Şelaleleri, ABD-Kanada Sınırları #16 Machu Picchu, Peru #17 Ganges Nehri, Hindistan #18 Yellowstone Ulusal Parkı, Wyoming, ABD #19 Atina Akropolisi Yunanistan #20 Park Güell Barselona İspanya #21 Yasak Şehir, Pekin, Çin #22 London Eye İngiltere #23 Aziz Petrus Bazilikası, Vatikan #24 Times Meydanı, New York, ABD"} {"url": "https://www.thegeyik.com/seyahat-gifleri/", "text": "Keşke şu an ofiste bu işi yapmak yerine bambaşka bir yerde olsaydım diyenler. Bambaşka derken aman hacı iş güç olmasın yine tatlı tatil köyleri, doğa manzaraları, ruhumuzu dinlendiren bir yerler olsun diyenlere özel masa başından tatile götüren gifler geldi. Bu seyahat gifleri gerçekten güzel gençler! Bununla da doymam diyenler bir ara Norveç'ten doğa manzaraları galerimize baksın da gözü gönlü doysun. Huzur Veren Seyahat Gifleri 1- Sus ve buzları izle 2- Sörfçünün mücadelesini seyret 3- Kendini bulutlara bırak 4- Şelaleler daima güzeldir 5- Bu favorim, dünyada böyle yerler de var 6- Yeşil ördek mi tam çözülmüyor ama öyle tatlı ve huzur verici ki! 7- Veda vakti gibi 8- Romantik bir gün batımı 9- Deniz kenarı da olur 10- Kuzey Işıkları yani Northern Lights oldukça güzel bir manzara Seyahat Gifleri Travel Gifs olayını da aşmışlara ise tam bizim gibi bir tembel hayvan hareketli resmi hediye ediyorum 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sezen-aksu-ve-yildiz-tilbe-25-yil-sonra-baristi/", "text": "Yıllar önce Sezen Aksu ve Yıldız Tilbe kavgalar etmişti. Hatırlayanlar vardır belki Yıldız Tilbe, Sezen Aksu sahnedeyken sahneyi işgal etmişti. Şimdi ise barıştılar. Önce geçmişi hatırlayalım Facebook sayfamızda bu videoyu yayınlamıştık. Şimdi de güzel haberler: Instagram'dan paylaştığı fotoğraflara Yıldız Tilbe, Geç oldu, güç olmadı çok şükür Sezen Aksu, mutluluk notunu düştü. Sezen Aksu da Yıldız Tilbe'nin paylaştığı bir fotoğrafı Belki şehre Yıldız gelir... notuyla paylaştı. Sezen Aksu ile Yıldız Tilbe'den barışma fotoğrafları Yıldız Tilbe, konu hakkında Biz aslında küs değildik, sadece görüşemiyorduk. Ben de ona güzel bir hediye götürdüm. Bazı haberlerde çikolata yazdı ama çikolata değildi, değerli bir şeydi. Yani sonuçta bir araya geldik dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sgk-borc-sorgulama-emeklilik-hizmet-dokumu/", "text": "Emekli maaşı sorgulaması yapma ssk Ailede kainat aracılığıyla okkalı sevilen bir yakalandı. Gecede bir, en ziyade dü saat uyuduğu nu argüman ediyordu. Uzun yıllar yaşadığı ve bir geceleyin aksam yemeğinden sonra sandalyesinde uyurken öldüğü için, insanların düşündüğü denli tehlikeli olmadığının hayatiyetli deliliydi. Bu hatun kişi aslında şeb yaptığı işleri ssk hizmet dökümü uykuya tercih ediyordu. şeb geç saatlere kadar göstergeç seyretmekten eğlence alıyordu. zaman boyunca kanı almayacak derece hayli kıraathane içiyor, tün de sigara kullanmak için sık kesif kalkıyordu. Çektiği güçlüklerden bahsettiği dönem görevimizi namına getirip onu avuntu ediyorduk, ama gecelerini bu şekilde geçir meyi kendisinin seçtiğini biliyorduk. Uykudan yana sorununuz size sağlam, rahat bir gaflet sağlayacak bir iki kural. Uygularsanız işleyeceğine dair güvence veriyorum; filvaki düştüyseniz ve dünyada hiçbir şeyin ızdırap kurnaz kalmak tan kurtaramayacağını kanıtlamaya çalışmıyorsanız. görmemek için yatağa girin. Uyumayı bekleyin. denk için yaptığınız tüm hazırlıkların uykuya yönelik olmasını sağlayın. Adrenalinizi yükseltecek uyarıcı kitaplardan, ssk borç sorgulama dedektif hikayelerinden yahut siyasal tartışmalardan sakının. uyku vakti mücadele vakti değildir. Aklınızı yarının kocaman alakalı her şeyden arındırın. şanlı Öğretmen'in dediği gibi, ferda için bir şey düşünmeyin, çünkü, yarın kendi düşüncelerini yanı sıra geti rir. Onun yerine, rahatlatacak şeyler düşünün. Ben pıtrak sık ıvır zıvır şiirini kullanırım Uyumadan önce, bütün sorunları Bir yana bırak. Elbiselerini çıkarırken tasa ve dertlerden bile kurtul. ezginlik ve üzüntünü Duanın suskun kollarına bırak. Tanrım, nasıl yaşadığımı biliyorsun, bütün kusurlarımı bağışla Yapmaya çalıştığım tüm iyilikleri Güçlendir, takdis et ve gerçekleşmesine muavenet et. tüm sevdiklerimi koru, Ben senin kollarında uykuya dalarken. Günün hatalarını ve acılarını yatakta düşünen ademoğlu uyuyamaz. Bunu tasni eğilimindeyseniz biten günle uzlaşmaya çalışın. Gününüzü gözden emekli maaşı sorgulama geçirin ve sızı incittiğini düşündüğünüz herkesi bağışlayın. Ne denli açık ağızlı olduğunuzu düşünürseniz düşünün, yaptığınız tüm hatalar için kendinizi bile bağışlayın. Biriyle katı konuşup sonra da kendinizi mi suçladınız? Uyarınızın onu düşünmeye sevk etmek açısından vacip olmadığını nereden bilebilirsiniz ki? geçen çağ ne getirmiş olursa olsun aldırmaz bırakın. O an yapabileceğinizin en iyisini yaptınız. demin her madde bitti. yarın yeni bir ruz olacak. problem ve üzüntüleri bir yana bırakın. yazgı size kat değil. Bırakın gitsin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/shanelle-loraine/", "text": "Semih Saygıner ülkeye bilardonun aslında ne kadar güzel bir spor olduğunu anlatmakla kalmamış, yurt dışından da çok sayıda isme eğitmenlik yapmış bir efsane. Shanelle Loraine ise bu yıldızlar arasında özel bir yere sahip. Japonya doğumlu olan Shanelle Loraine 1982 yılında doğmuş ve 2000 yılından beri de bilardo oynuyor. Loraine hem oyun stiliyle hem de güzelliğiyle diğer isimlerin önüne geçmiş. Bilardo dünyasının en güzel ve en seksi isimleri arasında yer alıyor. Bu şöhret onun çeşitli reklamlarda oynamasını ve binlerce hayranı olmasını da sağlamış. Vuruş nasıl yapılır öğrenmek isterseniz mesela Loraine size 1 dakikada öğretsin O da güzelliğinin farkında olacak ki çeşitli maagzin dergilerinde ve etkinliklerde boy gösteriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/shaqiri/", "text": "Xherdan Shaqiri, adı bir ara Galatasaray ile de anılıyordu. Dünya Kupası'nda ise çok konuşuldu. Son olarak da kramponu olay oldu. Dünya Kupası son 16 turunda İsveç'e 1-0 yenilerek elenen İsviçre'de günün adamı etkisiz futbolu ile Xherdan Shaqiri oldu. Yıldız futbolcu kendisinden beklenen futbolu oynayamadı ancak kramponları ile dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Sırbistan maçında attığı golden sonra yaptığı 'Arnavut Kartalı' hareketi nedeniyle ceza alan Shaqiri'nin, İsviçre Milli Takımı forması giyse de kökleri Arnavutluk ve Kosova'ya dayanıyor. Futbolcu da kramponlarının bir tanesine İsviçre diğerini ise Kosova bayrağını ekleterek köklerine ve ülkesine selam gönderiyor. İsveç maçına da bu özel kramponları ile çıkan Shaqiri, yenilgiye engel olamadığı için üzgün olduğunu söyledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sharon-stone-opustugu-en-iyi-oyuncuyu-acikladi/", "text": "Hollywood'un en cazibeli aktrislerinden biri olarak anılan Sharon Stone, beyaz perdede başrolleri paylaştığı aktörler içinde en iyi öpüşenin açık ara Robert de Niro olduğunu söyledi. Robert de Niro'nun sadece oyunculuğunun değil, öpüşmesinin de efsane düzeyde olduğuna dair 'kesin bilgi' geldi. 'Temel İçgüdü' filminin yıldızı olarak hafızalara kazanan Sharon Stone, 40 yıllık sinema kariyerinde birlikte kameraların karşısına geçtiği aktörler içinde en iyi öpüşenin açık ara Robert de Niro olduğunu söyledi. Watch What Happens Live isimli talk şova katılan Stone, De Niro'ya hayranlığını dile getirirken Kesinlikle en iyi öpüşeni' demeyi ihmal etmedi. 'Balyozla başıma vursa bile' 62 yaşındaki Stone ile 77 yaşındaki De Niro, 1995'te Martin Scorsese'nin yönettiği Casino filminde karı-kocayı canlandırırken dudaklarını birleştirdikleri sahnelerde de oynamıştı. Bob en hayran olduğum aktördü. Tüm istediğim masada karşısında oturup muhatabı olmaktı. Belki de ona böylesine olağanüstü saygı duyduğumdan benim için öpüşme anının zirvesi oldu açıklamasını getiren Stone, De Niro 'balyozla başına vursa bile heyecandan kendinden geçeceği' esprisini yaparak şöyle devam etti: 'Diğerleri benim için eh işte' Bir aktris olarak ona öylesine çılgınca aşıktım ki... Neredeyse masal gibiydi. Dolayısıyla başka aktörlerlerle olanla kıyas götürmez. Diğerleri benim için 'eh işte'ydi. Stone, Oscar'a aday gösterildiği tek film olan Casino'da kumarhane patronu Sam 'Ace' Rothstein'ın eskiden fahişelik yapan ve hala p..evenkine aşık olan alkol-uyuşturucu bağımlısı eşini canlandırıyordu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/shazam-bugune-kadar-en-cok-aratilan-sarkiyi-acikladi/", "text": "Avustralyalı şarkıcı ve söz yazarı Tones and I'ın Mayıs 2019'da çıkardığı 'Dance Monkey', tüm zamanların en fazla Shazam'lanan şarkısı oldu. Müzik tanıma uygulaması Shazam, tüm zamanların en çok Shazam'lanan 100 şarkısını açıkladı. Tones and I'ın 10 Mayıs 2019'da çıkardığı single'ı 'Dance Monkey' ilk sırada yer aldı. Şarkı, 2019 sonunda İngiltere'de 11 hafta boyunca bir numarada kalmış ve 29 ülkenin müzik listelerinde birinci olmuştu. d Aylık 200 milyon kullanıcının ziyaret ettiği uygulamada 'Top 10' listesi şöyle: Tones and I Dance Monkey Robin Schulz, Lilly Wood & the Prick Prayer in C Passenger Let Her Go Avicii Wake Me Up Major Lazer Lean on Ed Sheeran Thinking Out Loud Sia Cheap Thrills Gotye Somebody That I Used to Know Kings, Cookin' on 3 Burners This Girl Hozier Take Me to Church"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sia-scorpions-muse-ve-die-antwoord-istanbula-geliyor/", "text": "Bu yaz İstanbul'da konsere doyacağa benziyoruz. Sia, Die Antwoord, Scorpions ve Muse'un da aralarında olacağı çoğu konserin tarihi şimdiden belli olmuş bile. Hürriyet'ten Sinem Vural'ın haberine göre 2016 konser takvimi şu şekilde: 5 Haziran: Die Antwoord Güney Afrikalı rap-rave grubu Die Antwoord, Amerikan dans listelerinde dördüncü sıraya kadar yükseldi. Grup ilk kez Türkiye'de olacak. 12 Temmuz: Scorpions Alman hard rock efsanesi Scorpions, 2015'te grubun 50. yılını kutlamıştı. Grup bu yıl özel bir dünya turnesine çıkıyor ve durakları arasına İstanbul'u da ekliyor. 26 Temmuz: Muse Grammy Ödül Töreni'nde ödül alalı bir hafta olmamışken güzel haber geldi. Dünya festivallerine uğrayarak Avrupa turu yapacak olan Muse, temmuz ayında İstanbul'u es geçmeyecek. 8 Ağustos Sia Özellikle son iki yıldır her yaptığı şarkıyla listeleri kasıp kavurmayı başaran Avustralyalı şarkıcı Sia, çılgın peruklarıyla İstanbul'da olacak!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sianin-kliplerinde-oynayan-dansci-kiz-artik-buyudu/", "text": "Maddie Ziegler ismini sondaki Ziegler'den dolayı karşıtırabilirsiniz ama söyleyelim kendisi Sia isimli müzisyenin neredeyse her klibinde oynayan o küçük kız. Küçük yaşta dans etmeye başladı. İki yaşından itibaren The Abby Lee Dance Company isimli kulübün bir üyesi oldu. Maddie'nin keşfedilmesi çok uzun sürmedi bildiğiniz gibi Sia onu kliplerinde oynatmaya başladı. Chandelier klibinde oynadığı zaman yalnızca 11 yaşındaydı. Video ise şimdiden 1 milyar 525 milyon kez izlendi. Bu başarıda onun muazzam dansının da etkisi büyük. Sonrasında Sia'nın Elastic Heart isimli klibinde de yine Maddie oynadı. Sia nereye gitse o da gitti Sia hangi şarkıya klip çekse o da orada oldu. Big Girls Cry ve The Greatest kliplerinde de dans etti. Şimdi mi? Kızımız artık büyüdü. Çocukluktan çıktı ve genç bir kız oldu. Etkinliklerde boy göstermeye ve ünlülerden çeşitli teklifler almaya başladı. Pretty Little Liars isimli dizide rol aldı. Dans yarışması olan So You Think You Can Dance isimli televizyon şovunda jüri oldu. Maddie Ziegler şimdi 15 yaşında ve önünde parlak bir gelecek var."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sibel-kekilli-turk-takipcilerimden-olum-tehditleri-aliyorum/", "text": "Oyuncu Sibel Kekilli, rol aldığı karakterlerden dolayı, sosyal medya üzerinden Türk takipçileri tarafından ölüm tehditleri aldığını söyledi. Game of Thrones'ta Shae karakterini canlandıran Sibel Kekilli, bazı Türk takipçileri tarafından maruz bırakıldığı cinsel taciz ve karalama kampanyasıyla ilgili olarak Variety'den Nick Vivarelli'ye bir röportaj verdi. Başarılı oyuncu Ölüm tehditleri bile aldım dedi. HAKARETLERDEN RAHATSIZ Dünyanın en iyi yapımlarında yerini alan oyuncu Sibel Kekilli, bu yıl yayınlanacak olan Bullets dizisiyle ekranlarda yer alacak. Aynı zamanda şu sıralar post-prodüksiyon aşamasında olan Alman yapımı Berlin, I Love You filminde oynayan Sibel Kekilli, sosyal medya üzerinden kendisine yapılan hakaretlerden duyduğu rahatsızlığı da dile getirdi. ÖLÜM TEHDİTLERİ BİLE ALDIM İnsanlar beni tehdit ediyor, bana hakaret ediyor diyen Sibel Kekili, Ölüm tehditleri bile aldım. Ama kadın hakları için savaşmak benim görevim. Çünkü bu kültürü biliyorum. Bir kadın olarak bu kültürü tanıyorum; çok acı çektim ve konuşmalıyım. Susmamalıyım! Ve eğer sadece birinin hayatını değiştirebilirsek bile buna değer dedi. BAZI TÜRK TAKİPÇİLERİNİ ENGELLEDİ Geçen yıl Instagram profilini Türkiye'deki bazı takipçilerine kapatan Sibel Kekilli, kendisini bir kadın olarak, bir insan olarak koruması gerektiğini ifade etti. DOĞRU SENARYO VARSA ORADA DA ÇALIŞMAK İSTERİM Halen Türkiye'den kendisine senaryolar gönderildiğini de söyleyen oyuncu, Gerçekten harika Türk yönetmenler var. Doğru senaryo varsa, orada da çalışmak isterim diye ekledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/siddet-bilincaltinda-mi-oluyor/", "text": "Pınar, Özgecan, Bahar, Sultan gibi birçok kadının isimleri farklı fakat kaderleri aynı. Türkiye'nin kanayan yarası kadın cinayetleri her geçen gün daha da içimizi acıtıyor. Tablo öyle acı ki... Hemen hemen her gün vahşice öldürülen ya da yaralanan bir kadın ismi duyuyoruz. Peki, kadına şiddetin temelinde hangi dürtüler var? Ünlü, zengin ya da sıradan hiç fark etmeksizin erkekler neden kadına şiddet konusunda sabıkalı? Şiddete eğilimli erkek çocuklarında neler oluyor? Uzmanlar, çocukların bilinçaltında erkek cinselliğini, reddedilme korkusu ve üstünlükle birlikte algıladığını, kendinden aşağı gösterilen kadın cinsiyeti tarafından reddedilmeye tahammül edemediğini belirtiyor ve kadına şiddetle ilgili vahşi tabloların oluşmasında bilinçaltı nın etkisini vurguluyor. Türkiye'nin kanayan yarası kadın cinayetleri her gecen gün artıyor. Peki bu şiddetin temelinde ne var? Aslında, şiddet genellikle bir anda ortaya çıkmıyor. Bilinçaltında bir şekilde bastırılmış şekilde duruyor. Bazı olaylar burada uykuda duran şiddeti uyandırıyor. Uzmanlar bu sorunun bu noktada çözümlenmesi gerektiğini vurguluyor. Şiddet Aslında Bir Korku İşareti Şiddetin aslında bir korku işareti olduğuna vurgu yapan Bilinçaltı Uzmanı Lily Lale Yılmaz, Kişi o anda korktuğu için şiddete başvurur, çünkü konuşup ikna etme yeteneği olmadığı için elinde başka bir yol yoktur. Üstelik karşısındaki savunmasız ise, çocuk ve kadın gibi, bu dürtü daha da çok harekete geçiyor. 0-6 yaş arasında kişiliğimiz şekilleniyor. O yıllarda aldığımız kararlar bizi yönetiyor. Aileden şiddet gören çocuk yada annesinin babası tarafından şiddete maruz kaldığını izleyerek büyüyen erkek çocuk bunu doğal kabul ediyor ve elbetteki büyüyünce doğal bir şekilde uyguluyor. Üzerine bir de reddedilme korkusu oluşturup büyüttüyse ve narsist bir kişilik ise şiddete çok sık başvuruyor. Yapılan çalışmalardaki oranlara göre %40 narsistlerin otoritesini kaybetme korkusuyla şiddete başvurduğunu gösteriyor.. Dikkat edilirse, şiddete uğrayan kadın erkeğe hayır demiştir. Otoritesinin elden gittiğini hisseden ilkel kalmış erkek kolaylıkla şiddete başvurur. Bu tip erkeklerin içinde büyük bir yetersizlik duygusu, değersizlik duygusu vardır. ifadelerini kullandı. Bilinçaltında Korku Yerine Sevgi Yılmaz sözlerine şöyle devam etti Hayatımızı düzeltmemiz için sorunu kaynağından çözmemiz gerekiyor. Şiddetin sebebi olan duygu korkudur. Bütün hareketlerimiz iki temel duygudan doğar :sevgi ve korku. Bilinçaltında korkuyu alıp yerine sevgi koyduğunuzda kişi artık şiddete başvurmaz. Mesela Amerika'da bu gibi olaylarda psikiyatristler yada evlilik terapistleri kişileri hipnoz ile bilinçaltı temizlemeye yönlendirir. Ayrıca yine Amerika'da şiddet uygulayan erkek toplumdan soyutlanır, ehliyetine el konur ,kalabalığa girmesi yasaklanır ta ki bilinçaltından şiddet eğilimi tamamen yok olduğuna emin olunana kadar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/siddete-ugrayan-kadinlara-ucretsiz-nakliye-hizmeti-saglayan-guzel-cocuklar/", "text": "Aile içi şiddete uğrayanların yanında olmak adına kurulan MeatHead Movers isimli nakliye şirketini öğrendik bugün. Facebook'taki Ben Bugün Bir Şey Öğrendim isimli sayfadan Zeynep Özkalay'ın anlatımıyla o güzel insanları tanıyalım: Ben bugün California'da bir nakliye şirketinin, aile içi şiddete maruz kalanları ücretsiz olarak taşındırdığını, taşınma anında da sıkıntı çıkarsa diyerek sporcu öğrencileri kullandığını öğrendim. Şirketin sahiplerinden Aaron Steed, düzenli olarak dayak yiyen kadınlardan telefon aldıklarını, nasıl taşınacağını bile bilemeyen bu insanların acılarını nasıl paylaştıklarını anlatıyor. Potansiyel olarak hayat kurtardıklarını fark edince de iş modelini buna göre düzenliyorlar. Meathead Movers adlı şirket hem yerel aile içi şiddet sığınma evleri ile hem de sporcu üniversite öğrencileriyle birlikte çalışıyorlar. Taşınma esnasında bir gerilim yaşandığında da sorunu hızlıca çözebiliyorlar. Yardım etmek isteyenlerden tek dilekleri ise bu sığınma evlerine bağışta bulunmaları. Hem ABD hem de tüm dünyadaki sığınma evlerine buralardan ulaşabilirsiniz: https://www.domesticshelters.org/ http://www.hotpeachpages.net/ Kendi web siteleri üzerinden diğer şirketleri de benzer yardımlara teşvik ediyorlar: http://www.meatheadmovers.com/pledge/ Meathead Movers'ın LA Times gazetesinde çıkan kurtarma hikayeleri için: http://lat.ms/1TZdG9l"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sigarayi-birakmak-icin-59-yildir-agzinda-gulle-dolasiyor/", "text": "Bursa'da yaşayan 86 yaşındaki Ali Rıza Karan, sigarayı bırakmak için ağzına aldığı gülü 59 yıldır ağzından düşürmüyor. Hürriyet'te yer alan habere göre, Orhangazi ilçesine bağlı Keramet köyünde yaşayan Ali Rıza Karan, 27 yaşına kadar sigara içti. İçtiği sigaraların kendisine zarar verdiğini hisseden Karan, sigarayı bırakmaya karar verdi. Tiryakisi olduğu sigarayı bırakmakta ilk başlarda zorlandı. Sigarayı unutmak için ağzına gül aldı. Daha sonra bu güle o kadar alıştı ki tam 59 yıldır ağzından gülü düşürmüyor. Yazın gülleri kendi ve komşularının bahçelerinden kopartan Karan, kışın ise gül bulmak için her ay Yalova'ya gidiyor. Kışın Yalova'dan tanesi 8 liradan 4 tane gül alan Karan, 1 gülü bir hafta boyunca ağzında taşıyor. Ağzında gül taşımaya sigarayı bırakmakla başladığını ifade eden 87 yaşındaki Ali Rıza Karan, 27 yaşımda içtiğim sigarının bana zarar verdiğini düşünerek sigarayı bıraktım. Tiryaki olduğum için çok zor geldi. Sigarayı bırakmak için çare aramaya başladım. Sigarayı unutturum diye ağzıma gül koymaya başladım. Tam 59 yıldır ağzımdan gülü hiç ayırmıyorum. Yazın gülleri bahçemden temin ediyorum. Kışın ise gül almak için her ay Yalova'ya gidiyorum. Bir gül bir hafta ağzımda duruyor. Her hafta ağzıma yeni bir gül alıyorum. Köyden çıkıp bir yere gittiğimde beni tanımayanlar tuhaf tuhaf bakıp niçin ağzımda gül taşıdığımı soruyorlar. Ben de onlara neden ağzımda gül taşıdığımı söylüyorum. Ben bu gülü ölünce bırakırım şeklinde konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sigarayi-birakti-2-araba-aldi/", "text": "Denizli'de klima firması bayii, 42 yaşındaki Mehmet Tok, 22 yıl kullandığı sigarayı 8 yıl önce sigarayı bıraktı ve sigara parasını biriktirdi. 70 bin TL biriktiren Tok, böylece 2 hafif ticari araç ve 1 motosiklet aldığını söyledi. Sigara kullanmaya 12 yaşında başlayan Mehmet Tok, 8 yıl önce kalp rahatsızlığı sebebiyle hastaneye gitti. Doktorlar, anjiyo olan Tok'a sigarayı bırakmasını tavsiye etti. Günde 2 paket sigara içen Tok, uyarı üzerine o gün sigarayı bırakırken klima gazları için kullandığı boş tüpten, açılması çok zor bir kumbara tasarladı. Mehmet Tok, her gün daha önce sigara satın almak için harcadığı parayı içine buraya koymaya başladı. Her yıl kumbarayı açan Tok, 8 yılda yaklaşık 70 bin lira para biriktirdi. Tok, geçen süre içerisinde 2 hafif ticari araç ve 1 de motosiklet sahibi oldu. Tok, geçen yıl biriktirdiği parayı, ağustos ayında açarak videoya kaydedip, örnek olması için sosyal medyada da paylaştı. Sigarayı bıraktıktan sonra maddi ve sağlık açısından kayıplarını görmek için kumbarada para biriktirmeye karar verdiğini anlatan Tok, şöyle dedi: 8 yıl önce göğüs ağrısı, kolumun uyuşması gibi sebeplerden hastaneye gittim. Anjiyo oldum. Günlük iki paketten fazla sigara içiyordum. Doktor bırakmamı tavsiye etti. O gün bıraktım. Bıraktıktan sonra ne kadar kaybımın olduğunu merak ettim. Maddi ve sağlık açısından zararımı test etmek istedim. Bunun için kumbara yaptım. Günlük iki paket sigara parasını her akşam eve gittiğimde kumbarama atıyorum. Şehir dışına çıktığım zamanlarda, eve döndüğümde şehir dışında kaldığım süre boyunca atmadığım parayı toplu olarak kumbaraya atıyorum. Kumbaramı bir yıl boyunca açmıyorum. KUMBARAYI İLK AÇTIĞIMDA AĞLADIM İlk para biriktirmeye karar vermesinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra kumbarasını açtığını ve ağladığını belirten Mehmet Tok, Kumbaramı ilk açtığımda içerisinden çıkan paraları görünce ağladım. Ömrümden, sağlığımda giden ve cebimden kaybolup giden para için sinirimden ağladım. 8 yıldır bu şekilde para biriktirmeye devam ediyorum. Düzenli olarak her yıl açıyorum. Geçen yıl kumbaramdan 16 bin lira para çıktı. Biriktirmiş olduğum paraları değerlendirdim. İki hafif ticari araç ve bir motosiklet aldım diye konuştu. 8 YIL İÇERİSİNDE 70 BİN LİRA PARA BİRİKTİRDİM Geçmişte sigaraya harcadığı paradan dolayı pişmanlık duyduğunu ifade eden Mehmet Tok, şunları ekledi: 8 yıl içerisinde yaklaşık 70 bin lira para biriktirdim. Sigara içsem bu para benim zararıma olacaktı. Ben bu parayı biriktirerek değerlendirdim. Sigara içenlerin de bırakmasını istiyorum. Sigarayı bıraktım deyip bana gelen arkadaşlara, aynı kumbaradan hediye ediyorum. İstediği renge boyuyorum. Kumbaranın en önemli özelliği dayanıklı olması ve kolaylıkla açılamaması. Bugüne kadar 500 kumbara hediye etmişimdir. Kumbarayı açmak istediklerinde levyeyle açmalarına yardım ediyorum. Yeter ki sigarayı bıraksınlar. Odatv.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sigmund-freuddan-etkilenmis-aklin-ayarlariyla-oynayan-10-film/", "text": "Sigmund Freud'un özellikle psikanaliz ile insan psikolojisine olan bakışı değiştirdiğini hepimiz biraz olsun biliyoruz. Sinema sektörü de bundan nasibini aldı. Özellikle bu filmlerde senaryonun Freud'un anlatıları üzerine kurgulandığına şahit olabilirsiniz. A Clockwork Orange IMDB puanı 8.1 olan 1971 yapımı filmde antisosyal bir karakterin hayatından kesitler görüyorsunuz. Stanley Kubrick'in yönettiği film olmazsa olmazlardan biri. Where the Wild Things Are Psikoloji bölümü öğrencileri için oldukça mükemmel bir film. Rüyalardaki canavarların gerçek hayattaki endişelerin ve korkuların yansıması olduğu bir serüven. 2009, Spike Jonze. The Science of Sleep Gerçekle rüyanın karıştığı bir evrene yolculuk etmek isteyenler için ideal. 2006 yapımı olan filmin IMDB notu da 7.3 We Need to Talk about Kevin Anne ve çocuk arasındaki ilişkiyi inceleyen çok sayıda film var ama hiçbiri olaya bu açıdan bakmıyor. IMDB puanı 7.5 Seks bağımlılığı ve duygusuzluğu da içinde barındıran sürükleyici bir film. The Double Jesse Eisenberg, Mia Wasikowska'nın başrollerde olduğu filmin IMDB notu: 6.5 Repulsion 7.8 IMDB puanı olan Tiksinti, Roman Polanski'nin yönettiği 1965 yapımı bir korku filmi. Paradise Trilogy Love , Faith ve Hope isimli 3 filmden oluşuyor. Ulrich Seidl tarafından yönetilen filmler aynı aileden 3 kızın farklı hikayelerine odaklanmış. Seks turizmi Kenya'ya giden, dindar olan ve kilo vermek için kampta olan 3 kız. Bu listede filmlerle ilgili görüntüler var. Liebe Love: Ingmar Bergman'ın filminde; hemşire, konuşmayı reddeden ve herhangi bir psikolojik rahatsızlığı olmamasına rağmen çevresiyle iletişimi tamamen kesmiş bir aktristin bakımını üstleniyor. IMDB notu: 8.2 Filmde dikkat çekilen bir soru var ki oldukça değerli: Yetişkinliğin hatalarının tüm sorumlusu çocukluk mu? Black Swan Oscarlı filmde bir balerinin hayatından ve iç dünyasından anlara tanık oluyorsunuz. IMDB notu: 8 olan filmde Natalie Portman oynuyor. BONUS: Eternal Sunshine of The Spotless Mind Kahramanlarımızın kendilerini olmayan gerçeklikte farklı senaryolarla baş başa bulduğu Jim Carrey ve Kate Winslet'in başrolünde olduğu bu aşk filmini hepiniz biliyorsunuz. Bu filmde kahramanların içindeki çocuk farklı senaryolarda nasıl olacağını merak eden, öğrenme ateşiyle tutuşan bir rol üstleniyor.Unutma süreci bize yetişkinliğin verdiği ya da bizim acılardan kurtulmak için takip ettiğimiz bir olgu. Kaynak:toc"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sihirli-annem-ve-selenadaki-kucuk-kiz-buyudu-ve-sozlendi/", "text": "Kanal D'de 2005 yılında rol aldığı Sihirli Annem dizisinin son bulmasının ardından ATV'deki Selena'da Leyla karakterini canlandıran Gizem Güven, sözlendi. Uzun yıllardır birlikte olduğu futbolcu Caner Turp ile dün gece sözlenen Gizem Güven, bu güzel haberi sosyal medyadan Mutlu sonsuzluk için ilk sözümüzü verdik! notuyla duyurdu... 1 Ocak 1994 doğumlu genç oyuncu Gizem Güven ilk olarak Temiz Aile Temiz Gelecek adlı dizide 20 bölüm oynayarak oyunculuk hayatına adım attı. SİHİRLİ ANNEM VE SELENA'DA OYNAMIŞTI Birçok reklam çalışmasında yer alan Gizem Güven 2002 senesinde Sihirli Annem dizisinde Ceren, Selena adlı dizide Leyla karakterlerini canlandırdı Bir çok reklam çalışmasında yer alan Gizem Güven 2002 senesinde Sihirli Annem dizisinde Ceren, Selena adlı dizide Leyla karakterlerini canlandırdı. Genç oyuncu eğitimini Beykent Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümününde yüzde yüz başarı bursu ile tamamladı...."} {"url": "https://www.thegeyik.com/siki-durun-netflixten-the-witcher-dizisi-geliyor/", "text": "Edebiyat dünyasından oyun sektörüne transfer olan The Witcher, Netflix tarafından dizileştirilmeye hazırlanıyor. Netflix tarafından yapımcılığı üstlenilecek dizide orijinal kitapların hikayesi anlatılacak. Son dönemlerde yaptığı başarılı işlerle kalbimizde taht kurmayı başaran Netflix, bu kez bambaşka bir hareketle kalbimizi kazanmaya hazırlanıyor. Polonyalı yazar Andrzej Sapkowski'nin kitap serisinden uyarlanarak oyun sektörüne geçiş yapan ve 3. oyunu ile tarihin gelmiş geçmiş en iyi oyunlarından birisi olmayı başaran The Witcher serisi Polonyalı Platige Image firması ve Netflix ortaklığı ile diziye dönüşüyor. Dizinin yapım aşamasında yaratıcı danışman olarak görev alacak serinin yazarı Andrzej Sapkowski, Netflix'in hikayelerimi uyarlaması çok heyecan verici. Otuz yılda yazdığım hikayemi kaynağından ve doğru şekilde anlatacaklar diyerek telif hakları çok düşük paraya sattığı The Witcher oyunlarının yapımcısı CD Projekt RED'e de inceden inceye dokundurmayı ihmal etmiyor. Oyun yerine kitapları baz alarak dizileştirecek The Witcher serisi İngilizce olarak yayınlanacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sila-ve-hazer-amani-bu-aksam-evleniyor-bakin-sefin-dugun-menusu-kac-tl/", "text": "Sıla ve Hazer Amani bu akşam evleniyor. Nişantaşı'nda bulunan lüks bir butik otelde tören yapacak olan çifte sadece aile yakınlarını ve dostları eşlik edecek. Çok az sayıda davetlinin olacağı gecenin detayları belli oldu. Düğün öncesi aileleriyle bir araya gelen çifti 2.Sayfa muhabirleri görüntüledi. Sıla'nın gergin halleri dikkat çekti. Kişi başı 500 TL Düğün hazırlıklarını tamamlayan çift her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşündü. usta şeflerinden elinden çıkan özel menüyle bir kişilik yemek menüsü 500 TL. Şeflerin hazırladığı özel lezzetler konuklara ikram edilecek. Sıla en aşk dolu şarkılarını eşi Hazer için seslendirecek. Sıla hamile mi? Bir süredir aşk yaşayan Sıla ve Hazer Amani'nin bebek beklediği iddia edildi. Çift bu yüzden nikah tarihini öne çekti. Düğün hazırlıklarını tamamlamak için yılbaşında sahne almayan Sıla yeni yıla ailesi ve müstakbel eşiyle girmişti. Posta"} {"url": "https://www.thegeyik.com/silikon-dudak-magduru-hemsirenin-sikayetci-oldugu-kuafor-zaten-alkol-almistik-vur-dedikleri-yere-siktim/", "text": "Ben doktorum demedim, diploma göstermedim Adanalı silikon dolgu mağduru hemşire Merve Keleş, dudaklarını kaybetme riski yaşarken, operasyonu yapan Soner G. Zaten alkol almıştık vur dedikleri yere sıktım dedi. Kanal D'de yayınlanan Renkli Sayfalar programına canlı bağlanan Soner G., Ben doktorum demedim, diploma göstermedim. Zorla bana silikon yap dediler diyerek kendini savundu. DHA'nın haberine göre, bir arkadaşı aracılığıyla internette kendisini estetik uzmanı olarak tanıtan Soner G.'yle tanıştı. Dudağını kalınlaştırmak isteyen Keleş, Azerbaycan'da eğitim gördüğünü öne süren Soner G.'ye önce 500 liraya geçici dolgu yaptırdı. Dolgu bir haftada eriyince bu kez bin liraya silikon dolgu yapılması konusunda anlaştı. Kliniği tadilatta olduğu için işlemi evde yapacağını söyleyen kuaför, 3 hafta önce genç kadına operasyonu yaptı. Merve'nin dudakları işlemden yarım saat sonra şişmeye başladı. Soner G. bir gün sonra kendisine telefonla ulaşan ve dudaklarında dayanılmaz bir ağrı hissettiğini söyleyen Keleş'e, Enfeksiyon kapmışsın, bu beni aşar, hastaneye git. dedi. Ailemde herkes sağlıkçı Adanalı hemşire, İnternette tanışmıştık. Arkadaşıma da evde kalça ve göğüs dolgusu yaptı. Bana ne enjekte ettiğini de söylemiyor. Ailem bana çok kızdı. Ablam da hemşire eniştem dedoktor nasıl böyle bir tuzağa düştüm inanın ki bilmiyorum. Psikolojik destek almıyorum. Ben burada hastanede tedavi görüyorum o kişi hala silikon yapıyor dedi. İnternetten tanıştığı Soner G.'nin hayatını kabusa çevirdiğini belirten Keleş, açıklamalarına şöyle devam etti: Bir arkadaşım kalça ve göğüs dolgusu yaptıracaktı. İnternetten araştırma yaparken, bu kişinin medikal estetik uzmanı yazan Instagram hesabını görmüş. Arayınca bize Türkiye'de 2 yıl tıp okuyup bıraktığını, sonra Azerbaycan'da eğitim gördüğünü söyledi. Kendisini medikal estetik uzmanı olarak tanıttı. Benim doğuştan alt dudağımın bir tarafı yüksekteydi. Dudaklarım da inceydi. Hem şekil bozukluğunu düzeltmek hem de kalınlaştırmak için dudak dolgusu yaptırmak için anlaştım. İşlem sonrasında dudağım şişti, ateşim çıktı. Hastanede kullandığı malzemenin anlattığı malzeme olmadığı belirlenince araştırma yaptık, kadın kuaförü olduğu ortaya çıktı. 18 gündür hastanede yatıyorum. Ne kullanıldığını bilemedikleri için müdahale yapamıyorlar. Kendisini arıyorum bana 'Söylemek zorunda değilim, seninle muhatap olamam' diyor. Bu hafta ameliyat olacağım belki de dudağımı tamamen kaybedeceğim. T24"} {"url": "https://www.thegeyik.com/silikon-vadisi-milyonerleri-kiyamet-gunune-hazirlaniyor/", "text": "ABD'nin Kaliforniya eyaletinde bulunan ve dünyadaki teknoloji üretiminin merkezi kabul edilen Silikon Vadisi'ndeki milyonerlerin büyük bir kısmının olası bir 'kıyamet günü' için ciddi hazırlık içinde olduğu belirtildi. Teknoloji milyonerlerinin silah ve mermi stokladıkları, motosikletler alarak yeraltı sığınaklar yaptıkları kaydedildi. Independent'ın haberine göre en çok yapay zekanın 'ilerleyişinin' korkan Silikon Vadisi zenginleri, bir gün akıllı cihazların insanlara başkaldırabileceğinden endişe ediyor. Profesyonel sosyal paylaşım ağı LinkedIn'in kurucularından Reid Hoffman, ABD'nin California eyaletindeki zenginlerin en az yarısının kıyamet gününe aktif hazırlıklar içinde olduğunu belirtirken; eski Facebook yöneticisi Antonio Garcia Martinez'in ise Pasifik okyanusundaki bir adada satın aldığı toprak üzerinde, jeneratörler ve güneş pilleri ile donatılmış bir ev inşa ettiği, aynı zamanda da çok sayıda silah satın aldığı iddia ediliyor. Reddit internet sitesinin eski genel müdürü Yishan Wong da yeraltı sığınaklara yapılan masrafların boşa gitmeyeceğini düşündüğünü ifade ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/simdiden-efsanelesen-dizi-westworld/", "text": "Son dönemlerin en ses getiren dizisi hiç kuşkusuz ki Westworld. Konusu, oyuncu kadrosu ve en önemlisi de hikayesi ile dikkat çeken diziyi spoiler vermeden sizlere tanıtmaya karar verdik: HBO'nun yeni bilim-kurgu dizisi şu ana kadar büyük ilgi gördü ve dünya çapında 11,7 milyon izleyiciye ulaşarak sosyal medyayı adeta salladı. Dizinin yönetmenliğini bir dönemlerin fenomen dizisi Lost'un da yönetmenliğini yapmış olan J.J.Abrams üstleniyor. Dizinin yapımcılığını ise uyarlama kısmında da rol Lisa Joy ve Jonathan Nolan ile birlikte Jurrasic Park'ın da yaratıcısı olan Michael Crichton üstleniyor. Westworld dizisi gelecekle geçmişin harman olduğu Western ve bilim-kurgu öğeleri bir arada içeren bir tema parkta geçiyor. Aynı adlı 1973 yapımı Westworld filminden uyarlanan daha önce Futureworld ve Beyond Westworld adıyla iki defa dizileştirilmiş ancak beklenen ilgiyi görmemişti. 100 milyon dolarlık ilk sezon bütçesi, J.J. Abrams yönetmenliği ve Sir Anthony Hopkins'i de içeren 2016 yapımı Westworld dizisinin akıbeti ise önceki versiyonlara hiç benzemedi. Dizinin oyuncu kadrosunda Anthony Hopkins'in dışında Ed Harris, Evan Rachel Wood, James Marsden, Thandie Newton, Jeffrey Wright ve Tessa Thompson gibi çok önemli oyuncular bulunuyor. Dizi daha önce de söylediğimiz gibi Western-bilim kurgu ögeleri bir arada içeren bir tema parkta geçiyor. Karanlık dönemde geçen ve zengin kesime hitap edecek şekilde dizayn edilen eğlence parkında katılımcılar yapay zekaların hüküm sürdüğü vahşi batı maceralarına dahil oluyor. Ancak bir gün sistemde sorun çıkıyor ve olaylar başlıyor. Elde ettiği büyük başarı sonrası HBO'dan ikinci sezonu için de onay alan Westworld'ün ikinci sezonu 2018 yılında başlayacak. Dizinin ilk sezon finali ise 4 Aralık 2016'ta yapılacak. IMDB puanı 9,1 olan Westworld'ün tanıtım fragmanı;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/simdilerde-dramlarin-hukum-surdugu-televizyonlarimizda-yakin-doneme-damga-vuran-16-komedi-dizisi/", "text": "Gülmeye hasret kaldığımız şu günlerde diye başlayan duygusal bir yazı yazacak ya da televizyon eleştirmenliğine soyunacak durumda değiliz elbet. Ancak biraz olsun nostalji yapmak, sizinle geçmişe yolculuk etmek istiyoruz sevgili The Geyik okurları. Şimdilerde televizyonlarımızda pek rastlama şansı bulamadığımız, komedi dizisi deyince aklımıza ilk gelen yapımları sizler için derlemeye çalıştık. Unuttuğumuzu, atladığımızı, bu nasıl olmaz kardeşim? dediğiniz dizileri lütfen bizimle paylaşın 🙂 İşte Şimdilerde Dramların Hüküm Sürdüğü Televizyonlarımızda Yakın Döneme Damga Vuran 16 Komedi Dizisi; 1# Leyla ile Mecnun 2# Kardeş Payı 3# Avrupa Yakası 4# İşler Güçler 5# Tatlı Hayat 6# Bir Erkek Bir Kadın 7# Beş Kardeş 8# Seksenler 9# Ekmek Teknesi 10# Ayrılsak da Beraberiz 11# Ben de Özledim 12# Yalan Dünya 13# Dadı 14# 7 Numara 15# Sıdıka 16# Ruhsar"} {"url": "https://www.thegeyik.com/simdilerde-tanimakta-zorlanacagiz-gecmisin-12-cocuk-yildizi/", "text": "Zaman hızla akıp gidiyor. Bir zamanların çocuk yıldızları da her insan evladı gibi büyüyor, değişiyor, yaşlanıyor. Kimi özünü korurken, kimiyse bambaşka insanlara dönüşüyor. Biz de bu değişimlere kayıtsız kalmadık ve en büyük değişimi yaşayan eskinin çocuk yıldızlarını sizler için bir araya getirmeye çalıştık. İşte Şimdilerde Tanımakta Zorlanacağız Geçmişin 12 Çocuk Yıldızı; 1# Zoe Roth İnternetin meşhur felaket ikonu 2# Harry Melling ''Harry Potter and the Philosopher's Stone'' Dudley (2001) 3# Freddie Highmore ''Charlie and the Chocolate Factory'' Charlie (2005) 4# Anna Sophia Robb ''Charlie and the Chocolate Factory'' Violet (2005) 5# Georgie Henley ''The Chronicles of Narnia: The Lion, the Witch and the Wardrobe'' Lucy (2005) 6# Jonathan Lipnicki ''Stuart Little'' George (1999) 7# Ivana Baquero ''Pan's Labyrinth'' Ofelia (2006) 8# Nate Richert ''Sabrina, the Teenage Witch'' Harvey (1996 2003) 9# Daveigh Chase ''The Ring'' Samara (2002) 10# Jacob Pitts ''EuroTrip'' Cooper (2004) 11# Malcolm David Kelley ''Lost'' Walt (2004-2010) 12# Devin Ratray ''Home Alone'' Buzz (1990) Görseller: brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/simyacinin-yazari-paulo-coelhodan-son-aksam-yemegi-tablosunun-hikayesi/", "text": "Simyacı'nın dünyaca ünlü yazarı Paulo Coelho'nun kaleminden hepimizin iyi bildiği Son Akşam Yemeği tablosunun çizilişi hakkında harika bir hikaye: Leonardo da Vinci; 'Son Aksam Yemeği' isimli tablosunu yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı... İyi'yi İsa'nın bedeninde, Kötü'yü de İsa'nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı... Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi. Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı.... Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı. Günlerce aradıktan sonra Leonardo; vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı. Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu.. . Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş; gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: 'Ben bu resmi daha önce gördüm...' 'Ne zaman?' diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.. 'Üç yıl önce' dedi adam.. 'Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce... O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. Pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti...' İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır... Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlı..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sina-afranin-ulkenin-gelecegine-dair-umudunu-yitirenlere-acik-mektubu/", "text": "Ne yazık ki yine üzücü bir haberle sarsıldık. The Geyik olarak üzücü haber vermek istemiyoruz ama bu acı, bu hüzün bizi de derinden etkiliyor. Böyle günlerde Sina Afra'nın bir yazısına dönüş yapıp, onu okuyarak birliğimize sarılıyoruz. Ve umudumuzu yitirmiyoruz, biz birlik oldukça kimse bizi yıkamaz. Tünelden çıkış, tünel görüşünden çıkmakla mümkün Türkiye'de son yıllarda hep umudu tartıştık. Hatta tüm toplumu umutlular ve umutsuzlar diye ikiye ayırabilecek kadar yoğun bir şekilde saflaştık. Bu son derece doğaldı. Zira bir şekilde ilişki içerisinde olduğumuz belki de tüm ülkelerden daha fazla yol ayrımıyla karşılaştık görece kısa tarihimiz boyunca. Yine umudu tartıştığımız bir noktadayız. Bu seferki yol ayrımını her zamankinden daha derin görmemizi sağlayan gelişmelerle dolu bir yazı geride bırakmamızın bunda etkisi çok büyük. Terör, darbe girişimi, ölümler, yaralanmalar, Ortadoğu'nun bitmek tükenmek bilmeyen savaş atmosferini artık bizim de soluyor olmamız, kutuplaşma, sosyal sorunlar ve daha niceleri... Yaşadığım coğrafyada belki de ilk kez yurtdışına taşınmayı düşünenlerin sayısının bu kadar fazla olduğuna tanık oluyorum. Oysa ben umutluyum! Bunu söylediğimde yakın çevremde bile birçok insan şaşırıyor. Kızanlar da oluyor, 'senin tuzun kuru' diyenler de. Hepsini anlayışla karşılıyorum. Elbette herkesin umutlu ya da umutsuz olmak için kendine göre haklı sebepleri var. Hepimiz aynı gerçeklikten etkileniyoruz. Çünkü aynı toprakta, aynı toplumda yaşıyoruz. Peki umudumuzu ya da umutsuzluğumuzu besleyen bilgileri aynı topraklardan alıyor olsak da geleceğe yönelik öngörülerimiz neden bu kadar farklı? Hikayeye dışarıdan bakmaya çalışmak Bu sorunun en basit yanıtı 'bakış açısı' olurdu. Bazen bir hikayenin içerisinde olmak yerine onu bir seyirci kadar objektif bir açıdan takip etmek daha aydınlatıcı oluyor. Bir konunun çok içinde yer aldığımızda, gözümüze perde gibi inen tünel görüşünün ne kadar daraltıcı olduğunu, konuyla hiç alakası olmayan bir insanın bize gelip fikrini söylemesiyle anlıyoruz. Benim umutlu ya da umutsuz olmaya yönelik bakış açım da bu türden bir dışarıdan bakmaya çalışma üzerine kurulu. Tarih okumak, tarihi bilmek de bunun en geçerli yöntemlerinden biri. Tarihsel bir bakış açısıyla Türkiye'nin dünyanın en zor coğrafyasında konuşlanmış olduğunu görüyoruz. Bir tarafımız halihazırda dünyanın en kanlı savaşlarına sahne olan Ortadoğu ve daha çok kaynak paylaşımı ekseninde tartışılan rejimler, diğer tarafımız modern dünya tanımını şekillendiren Batı ülkeleri. Fakat aynı bakış açısıyla, bu toplumun her iki dünya arasında kalmanın getirdiği bir etkiyle zorlu zamanlarda müthiş bir şekilde kenetlendiğini, güçlüklerin üstesinden orta ya da uzun vadede her zaman geldiğini görüyoruz. Bir ülkenin geleceğine bakarken bulunduğunuz nokta işte bu nedenle önemli. Sevr Antlaşması'nın imzalandığı geceyle, Cumhuriyet'in ilan edildiği gün arasında sürenin yalnızca üç yıl olduğunu düşündüğünüzde, dışarıdan bakmanın hislerinizi ne kadar değiştirdiğini görebiliyorsunuz. Üzerinde yaşadığımız toprağın bize bugüne kadar verdiği en değerli mahsul bu belki de. Hepimiz, içinde yaşadığımız hayatların, uğraştığımız mesleklerin biraz dışına çıkarak bakabilmeyi öğrenmeliyiz. Bunun ne kadar zor olduğunun farkındayım. Hayatın başta geçim derdi, borçlar, iş yoğunluğu ve çevresel talepler gibi bizleri şöyle arkamıza yaslanıp ufku gözlemlemekten alıkoyacak onlarca, yüzlerce zorluğu var. Ancak yine de denememiz, umudumuzu ya da umutsuzluğumuzu besleyen gerçekleri yeniden gözden geçirmemiz, içinde bulunduğumuz dönemde yerinde olacaktır. O halde benim umudumu besleyen gerçeklere döneyim biraz. Ben bir girişimciyim. Kendi hikayemi yazdıktan sonra, başkalarının hikayelerine de destek olmaya adanmış biriyim. Dolayısıyla her hikayede olduğu gibi girişleri, heyecanları, gelişmeleri, zorlukları ve sonuçları iyi biliyorum. En çok değer verdiğim bilgi de, insanoğlunun sonsuz gibi görünen ihtiraslarının, zaaflarının ve şuursuzluğunun aynı insanoğlunun sonsuz kültürel ve bilimsel birikimi karşısında her dönemde çaresiz kalması. Ne kadar çok kan akarsa aksın, yaşamımız ne kadar şiddetle dolarsa dolsun, geleceğe yönelik belirsizlikler bizi ne kadar korkutursa korkutsun, bu toprakların birikimi eninde sonunda tüm olumsuzlukları süpürecek bir kudrete sahip. Türk toplumunun birikimi ise, yukarıda bahsettiğim gibi iki dünya arasında kalmış olmanın verdiği seferberlik ve uyum sağlama becerisi. Türkiye'ye yüzyıllar boyunca yerleşmiş olan hoşgörü, modernleşme serüvenimizin birçok ülkenin tarih sahnesinde geçirmiş olduğu süreden daha uzun olması ve dönüşmeye korktuğumuz tüm ülkelerden daha yüksek olan eğitim ve pratik düzeyimiz, benim bu birikime olan inancımı kuvvetlendiriyor. 62 bin potansiyel girişimci 2014 yılında, bu birikime olan inancımla, üniversitede okuyan gençlerin girişimcilik ruhunu keşfetmelerini sağlamak ve uzun vadeli düşünce yapısı ile gençlere ilham olmak amacıyla Türkiye'nin önde gelen girişimcileriyle birlikte Girişimcilik Vakfı'nı hayata geçirdik. Halihazırda fellow dediğimiz 80 genç arkadaşımızla yola devam ediyoruz. İlk yılında 6 bin 400 üniversite öğrencisinin katıldığı ve 20 kadın 20 erkek öğrenciden oluşan 40 Fellow'un seçildiği Fellow Programı'na bu yıl toplam 62 bin başvuru alındı. Süreçlerin tamamlanmasıyla birlikte 50 kadın 50 erkek öğrenci ile girişimcilik yolculuğumuz devam edecek. Bu rakamları ve rakamları besleyen istekle arzuyu coğrafyamızdaki çok az ülkede bulabilirsiniz. Gençlerin girişimcilik kültürüyle erken yaşta tanışması ve benimsemesi her şeyden önemli. Çünkü Türkiye'de girişimciliği kuvvetlendirmenin Türk ekonomisini ve nihayetinde Türkiye'yi kuvvetlendirmek olduğuna inanıyorum. Eğitim ve girişimcilik uzun vadede Türkiye'yi olumlu yönde etkileyecek ve dönüştürecek en önemli iki kaldıraç. Bu topraklarda, yüzeye çıkmayı bekleyen daha binlerce hikaye ve bu hikayeyi besleyen hayaller var. Elimizden geldiğince bu hayalleri ilhamla beslemeli, gerçeğe dönüşme sürecinde onlara rehberlik etmeliyiz. Fakat belki de en önemlisi, bizi eşsiz kılan yaşam ve uyum enerjimizi artık somut sonuçlar üretecek şekilde seferber etmemiz. Dünyada ayrışmadan, kutuplaşmadan, çatışmadan bütünüyle fayda sağlamış tek bir toplum yoktur. Dolayısıyla yakın tarihin en önemli fikir insanlarından Martin Luther King Jr'ın da bir dönem kendi ülkesi için belirttiği gibi; Ya birlikte kardeş gibi yaşamayı öğreniriz ya da aptallar gibi hep birlikte yok oluruz Doğru seçimi yapacağımıza inancım tam. Sina Afra"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sinan-akcil-milletvekili-olmayi-dusunuyorum/", "text": "Şarkıcı Sinan Akçıl, siyaseti çok sevdiğini belirterek Şu anda 30 yaşındayım ve 10-15 yıl sonra milletvekili olmak gibi bir düşüncem var. Geceleri siyaset dinleyerek uyuyorum. Çocukluğumdan beri siyaseti severim, ülkemin sorunları ile çok ilgiliyim. Memleket meselelerinin çözümüne katkıda bulunmak istiyorum dedi. Geçtiğimiz günlerde Gaziantep'te sevenleriyle buluşan Sinan Akçıl şunları söyledi: Annem ben karnındayken göbeğini hoparlöre dayarmış, bana Beethoven, Mozart dinletirmiş. Böylelikle ben doğmadan müzik dünyam yaratılmış. 5 yaşındayken de konservatuara girdim Yabancı müzikte Sade, George Michael, Sting çok dinlediğim sanatçılar. Bir itirafım var, bazen kendi şarkılarımı da dinlediğim oluyor. Kendimi izleyince Youtube'daki görüntülenme sayısı artıyor Türkiye'de sesini beğendiğim ve şarkımı seslendirmeyen bir kişi kaldı sadece, o da İbrahim Tatlıses. Onun da yeni çıkacak albümünde iki şarkım var Rotamı Latin Amerika'ya çevirdim. Miami'ye gittiğimde 'Güney Amerika'ya neden yoğunlaşmıyoruz?' dedim. Şimdi İspanyolca derslerine başladım. ABD ve Latin Amerika Sony ile anlaşıp 'Tabi Tabi'yi İspanyolca söyleyeceğim. Yaza doğru çıkacak. 3 Grammy ödüllü aranjör Lu Diaz şarkının mix ve remix'ini yapacak Avrupa'nın en büyük beach club'larından birini açıyorum. Güzel bir koy bulduk Marmaris'te. Ben işin işletmesinde olmayacağım. İki ortağım daha var. İşin patronu olacağım Haber: T24.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sincaplari-emziren-awa-amazon-kabilesinden-sasirtici-fotograflar/", "text": "Amazon'un derinliklerinde, çocuklarını, silahlarını ve hayvanlarını yanlarına alarak Brezilya'nın doğusundaki ormanlarda ağır ağır ilerleyen, dünyanın en yok olmaya yüz tutmuş kabilesi yaşıyor: sömürgeciler ve yasa dışı çiftlik sahipleri tarafından yok olmanın eşiğine getirilen Awa Kabilesi. Ancak hala ev saydıkları ormanda tamamen uyum içinde yaşayan kabilenin pek çok ailesi, çok sayıda vahşi hayvanı evcil hayvan olarak edinmiş ve kadınlar bu hayvanları büyüyene kadar emziriyor. Sonsuza dek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan kabilenin insanları, ormanda modern dünyadan uzak ve güvendeler. Bu nedenle pek az kişi Awa ile tanışabildi. Fotoğrafçı Domenico Pugliese de bu ilgi çekici kabile ile vakit geçirme ve hatta onlar için bir eğlence malzemesi olma şansını yakalayan şanslı kişilerden biri. Pugliese'in kabile ile ilk tanışması, 2009 yılında gazeteci bir arkadaşının nehrin aşağısına ve kabilenin ev dediği yağmur ormanlarına doğru yapacağı iki günlük gezide, kendisine ve antropolog bir arkadaşına eşlik etme teklifi sonucu gerçekleşiyor. Ailenin oldukça önemli bir kavram olduğu kabilede, aile kavramı yalnızca insanlarla sınırlı kalmıyor. Hayvanların da ailenin parçası sayıldığı bu kabilede, hayvanlar tıpkı çocukların ebeveynlerine yardım ettiği gibi meyve toplayıp, fıstık kırıyorlar. Ailenin kabile için önemini Pugliese şu sözlerle anlatıyor: Yetişkin bir adamın, ailesiz ve bekar ne yaptığını anlamıyorlar. Beni seyrediyorlar ve bana tavsiye vermeye çalışıyorlar. Ancak nereden geldiğimi bilmiyorlar. Dünyaya dair bir görüşleri yok. Onlara nereden geldiğimi, yaşam biçimimi anlatmak imkansız. Onlar için ailesi olmayan bir adam akıl almaz bir şey. Yaban domuzları, sincaplar, muhabbet kuşları ve aguti olarak bilinen dev kemirgenler besleseler de en sevdikleri hayvan maymun olan kabile için primatlar oldukça önemli bir besin kaynağı. Ancak bir yavru ailenin içinde doğar ve emzirilirse, onu asla yemiyorlar. Daha sonra ormana dönse bile onu artık hanima ya da ailenin bir parçası olarak kabul ediyorlar. Sincapları ve maymunları tıpkı kendi çocuklarını emzirir gibi emziriyorlar. Bu durum, olduğumuz yerden ne kadar uzağa geldiğimizi anlatıyor. Doğaya oldukça yakınlar. Hatta, yakın da değil; onlar doğanın bir parçası, diyor Pugliese. Ancak bu uyum azaldıkça, yok olma riskleri artıyor. Maranhao Eyaleti'ne 500 yıl önce İspanyol göçmenler geldiğinde on binlerce kişilik nüfusa sahip olan kabile, günümüzde yalnızca 400 kişi civarında ve bunlardan 60 tanesi dış dünyayla hiç bağlantı kurmamış. Sömürgeciler tarafından getirilen grip, kızamık, çiçek gibi hastalıklar nedeniyle ölen kabile halkından geriye kalanlar ise köleleştirilmiş ve şeker kamışı ve kauçuk plantasyonlarında çalıştırılmış. Maranhao kabileleri, yıllar süren baskılardan sonra 1835 yılında Avrupalı yöneticilerine karşı, eyaletten 100 bin yerli insanın imhasıyla sonuçlanan bir ayaklanma çıkarmış. Soykırımdan kurtulmak için göçebe yaşam tarzını benimsemek zorunda kalan kabile, 200 yıl içinde becerikli avcılara dönüşmüş ve birkaç gün içinde terk edecekleri barınakları birkaç saat içinde yapmayı öğrenmişler. Yeni göçebe yaşam tarzlarıyla çiftçilik bilgilerini ve hatta ateş yakmayı bile unutmuş Awa Kabilesi. Dünya Bankası ve AB, 1982 yılında yerli halkın topraklarını koruması için Brezilya'ya 600 milyon euro kredi verse de, yasa dışı ağaç kesen kişiler bir 30 yıl daha yerli halkın varlığı için tehdit unsuru oluşturmuş. Indigenous Missionary Council'e göre 2003-2010 yılları arasında 450'ye yakın kişinin öldürüldüğü kabilede, 2012 yılında 8 yaşındaki küçük bir kızın korunan bölgeden dışarı çıktığında canlı canlı yakıldığı söyleniyor. Luis Carlos Guajajaras'a göre küçük kız diğer yerlilere göz dağı verme amacıyla öldürülmüş. Hükümet, geçtiğimiz yıllarda Awa topraklarının istilacılardan temizlendiği açıklasa da, bu topraklar daha büyük bir tehlike ile karşı karşıya: Amazon'da gitgide artan yangınlar. Dünyanın Akciğeri olarak bilinen Amazon'un doğusundaki geniş orman alanlarını yok eden alevlerin, kabilenin topraklarını plantasyon alanına çevirmek isteyen çiftlik sahipleri tarafından başlatıldığı söyleniyor. Kabilenin bir üyesi olan Tatuxa'a, ormana gittiğinde sis ve dumandan başka bir şey göremediğini, her yerde topraklarına gittikçe yaklaşan ateşler olduğunu anlatıyor ve ekliyor: Hükümetin yardımına ihtiyacımız var. Çok fazla olduğu için tek başımıza ateşleri söndüremeyiz, meyvelerle dolu ormanımız yok ediliyor, deremiz bile kuruyor. Nerede avlanacağız? Nerede bal toplayacağız? Çok üzgün ve endişeliyim. Pugliese'in kabile ve topraklarının yok oluşu kadar farkında olduğu bir diğer şey ise yardıma gelen insanların bile istemsizce de olsa doğal dengeyi bozdukları. İlk başta tişört gibi hediyelerin yaşayış biçimlerini kötü etkileyeceğini düşünse de, Awa halkının tişörtleri çok sevdiğini söylüyor. Tişörtlerin nereden geldiğini düşünüyorlar bilmiyorum, fabrika nedir bilmezler. Belki de tişörtlerin ağaçta yetiştiğini düşünüyorlardır, diyen Pugliese, 2014 yılında Amazon Yağmur Ormanları'nı tehdit eden yasa dışı ağaç kesimi ve çiftçiliğe dikkat çekmek için Son Avcılar adında bir sergi açmış."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sindirim-ve-bagisiklik-icin-mandalina-kabugundan-detoks-cayi/", "text": "Turunçgillerin baş tacı olan mandalina C vitamini başta olmak üzere içerdiği A, B vitaminleri, kalsiyum, lif, potasyum, demir, fosfor ile tam bir sağlık deposu. Bağışıklık sistemini güçlendirmekten kanser riskini düşürmeye, iştah kontrolünü sağlamaktan yüksek kan basıncını önlemeye kadar sağlığımız üzerinde pek çok önemli faydalar sağlıyor.Bu nedenle sofralarımızda düzenli olarak bulunmayı fazlasıyla hak ediyor. Ancak mandalinanın faydalarından en etkili şekilde yararlanmak için bazı kurallara dikkat etmek gerekiyor. Örneğin bol gözenekli bir kabuğa sahip olan mandalina diğer turunçgillere göre daha çabuk su kaybettiği için aldıktan sonra 2-3 gün içinde tüketmeniz biyo yararlılığı açısından önemli. Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik mandalinanın sağlığımız üzerindeki önemli yararlarını anlattı, tüketirken nelere dikkat etmemiz gerektiği konusunda önemli uyarılarda bulundu! MANDALİNANIN 10 ÖNEMLİ FAYDASI Bağışıklık sistemini güçlendiriyor Zengin C vitamini içeriği ve flavonoidler sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlıyor. Yeni hücrelerin oluşumunu destekliyor B vitamininden de oldukça zengin olan mandalina vücutta DNA ve RNA oluşumunda görev alarak yeni hücrelerin oluşmasını destekliyor. Kansere kalkan oluyor İçeriğindeki folat sayesinde kansere yol açabilecek DNA değişikliklerini önleyerek akciğer, meme, kolon, yemek borusu ve mide kanseri gibi bazı kanser türlerinin gelişimini önlemede etkili oluyor. İştah kontrolünü sağlıyor İçeriğindeki çözünür lif olan pektin daha uzun süre tokluk sağlıyor. Yapılan çalışmalara göre, mandalina obezite sorunu olan kişilerde iştah kontrolüne katkıda bulunarak kalori alımını azaltıyor. Yüksek kan basıncını önlüyor Mandalinanın potasyum içeriğiyle yüksek kan basıncını önleyerek kalp krizi riskini azalttığı da, yapılan çalışmalar sonucunda tespit edilen faydaları arasında yer alıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik ayrıca içeriğindeki flavonoidler sayesinde kolesterolün düşmesinde de etkili olduğunu belirtiyor. Kemik erimesine karşı etkili Potasyum aynı zamanda kemik sağlığı için de gerekli olan bir mineral. Mandalina içerdiği potasyum ve A vitamini sayesinde sağlıklı kemik gelişiminin sağlanmasında ve kemik erimesinin önlenmesinde etkili oluyor. Yaraların daha hızlı iyileşmesine katkı sağlıyor Mandalinada bolca bulunan C vitamini vücutta kollajen sentezi için önemli. Kollajen yaraların hızlı iyileşmesini sağlıyor. Demirin emilimini artırıyor C vitamini aynı zamanda besinlerle alınan demirin vücuttaki emilimini artırıyor. Göz hastalıklarını geciktirebiliyor Mandalinada bolca bulunan A vitamini göz sağlığı için de önemli. A vitaminin yeterli alınması başta gece körlüğü olmak üzere makula dejenerasyonu ve katarakt oluşumunu geciktiriyor. Kan şekeri dalgalanmalarına karşı etkili Mandalinada bulunan flavonoidler diyabetle savaşmada da rol oynuyorlar. Flavonoidler hastalığa neden olan molekülleri nötralize eden antioksidanlar. Uygun porsiyon tüketildiğinde (1 porsiyon meyve=2 küçük mandalina) kan şekerindeki dalgalanmaları önleyerek tatlıya olan ihtiyacı azaltıyor. ÜÇ KURALA DİKKAT! Kabuğunu sakın atmayın Mandalina kabuğunun altındaki beyaz lifler selülozik maddeler bakımından zengin oldukları için sindirim siteminin daha aktif çalışmasında etkili oluyorlar. Ayrıca beyaz liflerin içeriğindeki pektin de diyet lifinin bir bileşeni olduğu için kolesterolün düşürülmesine yardımcı oluyor ve kan şekeri dengesi sağlıyor. Bu nedenle mandalinanın beyaz kısımlarının atmayın ve meyveyle birlikte tüketin. Porsiyon kontrolüne dikkat! C vitamini suda eriyen bir vitamin olduğu için fazlası depolanmıyor, atılıyor. Bu nedenle yüksek miktarda tüketilen mandalinanın da 1 porsiyon (2 küçük adet) mandalinanın da vücuda sağlayacağı vitamin aynı. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik ayrıca yüksek miktarlarda tüketilmesinin bazı sağlık problemlerine neden olabileceğini belirterek, Hassas bünyelerde ciltte kızarma ve döküntü gibi alerjik reaksiyonlar oluşabiliyor. Bunun yanı sıra içeriğindeki fruktoz şekeri nedeniyle diyabet hastalarında kan şekerinin yükselmesine sebep olabiliyor. Bu nedenle mandalina tüketirken porsiyon kontrolü çok önemli. diyor. Çekirdeği varsa, mutlaka çıkarın Çekirdeksiz türleri de bulunana mandalinayı tüketirken çekirdeklerinin çıkarılması gerekiyor. Çünkü çekirdeği apandisit organının tıkanmasına yol açabiliyor. -GEL GELELİM MANDALİNA KABUĞUNA Mandalina kabuğundan detoks çayı Mandalinanın kabuğundan yapılan detoks çayları hem sindirim problemlerine iyi geliyor ve bağışıklığınızı destekliyor, hem de vücuttan toksin atılmasını sağlıyor. Bu çayların aynı zamanda yorgunluk ve uykusuzluk problemlerini azaltıcı etkileri de mevcut. Hazırlanışı: 1 litre kaynayan suya, 2 küçük mandalinanın kabuklarını doğrayarak atın. Ardından ½ limon suyu, 1 çubuk tarçın, 5-6 adet karanfil 2 çorba kaşığı elma sirkesini ekledikten sonra 5 dakika daha kaynatmaya devam edin ve ocağın altını kapatın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sinema-tarihindeki-en-buyuk-hatalar/", "text": "Büyük özenle hazırlanmış milyon dolarlık film projelerinde dahi hatalar olduğu artık herkes tarafından biliniyor. Kimi zaman gözden kaçan bu hatalar kimi zamansa büyük mantık hatalarını içinde barındırıyor. Bu tip büyük mantık hatalarının kült filmlerde yaşanması ise izleyenleri adeta şaşkına çeviriyor. Aralarında favori filmlerinizin de bulunduğu, kült filmlerde yaşanan en büyük kostüm ve sahne hataları; 1# Braveheart *Filmde İskoçların milli giysisi kilt giyen William Wallace 1300 yıllarında yaşarken, kilt ise 16.yy'da icat edilmişti. 2# Alien * Kane'in başlığının ikinci sahnede sihirli bir şekilde kaybolduğunu fark ettiniz mi? 3# Amedeus * Filmde bir çok karakter fermuarlı kıyadet giyiyordu. Ancak fermuar Mozart'ın ölümünden 120 yıl sonra icat edilebilmişti. 4# The American Hustle * 1970'li yıllarda geçen filmde Stoddard Thorsen karakteri 2010 yılında üretilen bir Rolex takıyor. 5# My Girl * Filmde Vada'nın kullandığı yüzükler filmin geçtiği 1972 yılından 3 yıl sonra üretilmişti. 6# The Pirates of the Caribbean * Filmin bu sahnesindeki kovboyun burada ne işi vardı acaba? 7# Schindler's List * Filmdeki tüyleri alınmış kadınlara ne demeli? 1940'lı aslında bu tip bir eğitim pek de yoktu. 8# Seabiscuits *1930 yılında geçen filmde kullanılan kasklar 1956'da üretilmeye başlamıştı. 9# Singin' in the Rain *1950'lerde popüler olan bu kostümün 20'li yıllarda geçen filmde kullanılması oldukça ilginçti. 10# Star Wars V: The empire strikes back * Bir dakika Han! O ceket nereden çıktı? 11# The Ten Commandments *Kült filmde mavi elbise ile dikkat çeken Nefertiti'nin aslında bu renk bir elbise giymesi mümkün değildi. Çünkü o dönemler doğadaki boya malzemeleri henüz bulunamamıştı. 12# The Wizard of Oz * Dorothy'nin büyülü ayakkabılar yerine bu sıradan siyah ayakkabılar giymesi?! 13# Captain America: The First Avenger *Jim Morita karakteri 2.Dünya Savaşı döneminde geçen filmde 2000 yılından sonra üretilen bir kulaklık kullanıyordu. 14# Gladiator * Filmin bu sahnesinde Maximus'un altındaki tayt görülüyor. Ancak tahmin edersiniz ki o dönemde tayt pek de yok 🙂 15# Pearl Harbor *Filmde çorapsız görülen kadınlar aslında o dönemlerde çorap olmadan sokağa çıkmıyordu. 16# Catch Me If You Can * Brenda karakteri 70'lerden sonra kullanılan diş tellerini, 60'lı yıllarda geçen filmde takarak çelişki yaratmıştı. 17# Indiana Jones and The Last Crusader *1939 yılında başlayan Nazi oluşumu ile Jones 1938 yılında geçen filmde mücadele etmeye başlamıştı. 18# The Doors *Filmde Jim Morrison taktığı Ray-Ban gözlükler, Morrison'un ölümünden yaklaşık olarak 15 sene sonra üretilmişti. 19# Django Unchained * 1929 yılında kullanılmaya başlanan gözlükleri, Tarantino 70 sene öncesinde geçen filmde kullanmıştı. 20# The Aviator * Bu sahnedeki ince çerçeveli gözlükler 1920'ler için oldukça moderndi. 21# Dirty Dancing *Baby 60'lı yıllarda geçen filmde 80'li yıllarda üretilmeye başlanan kısa şort giyiyordu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sinema-tarihinin-derinliklerinde-saklanan-24-seksi-film-afisi/", "text": "Filmlere dikkat çekmek için seks satar metodunu uygulayan yapımcıların kullandığı 24 seksi afişi sizler için sıraladık. İşte Sinema Tarihinin Derinliklerinden Fırlayan 24 Seksi Film Afiş; 1# Love (2015) 2# Clerks II (2006) 3# Basic Instinct (1992) 4# The Marriage of Maria Braun (1979) 5# Happy Endings (2005) 6# Sin City (2005) 7# Malena (2000) 8# Romance & Cigarettes (2005) 9# Striptease (1996) 10# Monella (1998) 11# Bandidas (2006) 12# Showgirls (1995) 13# John Tucker Must Die (2006) 14# La Doctora del Campo (1978) 15# Beowulf (2007) 16# Nine 1/2 Weeks (1986) 17# Eight Miles High (2007) 18# Le Divorce (2003) 19# Jennifer's Body (2009) 20# Secretary (2002) 21# Galaxina (1980) 22# Homeland Security (2008) 23# Body Double (1984) 24# Diary of a Nymphomaniac (2008)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sinema-tarihinin-en-guzel-sahnelerinden-sizi-icine-cekecek-40-muhtesem-gif/", "text": "İnsanoğlunun en büyük mucizelerinden biri hiç kuşkusuz sinema. İnsan yaşamını beyaz bir perdeye aktaran, anları yaşama çeviren müthiş bir icat. Kimi an heyecanlandıran, kimi an korkutan sinemanın bazı anları vardır kimsenin aklından çıkmayan. Sinema tarihinden en güzel anlarını içinde barındıran 40 muhteşem sahne sizlerle; 1# The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring-2001 2# V for Vendetta-2005 3# The Man Who Wasn't There-2001 4# Sin City-2005 5# Pi-1998 6# Jarhead-2005 7# Fantastic Mr.Fox-2009 8# Dark City-1998 9# Blade Runner-1982 10# Dredd-2012 11# Hellboy-2004 12# Melancholia-2011 13# The Shining-1980 14# Submarine-2010 15# The Truman Show-1998 16# Inception-2010 17# Fight Club-1999 18# The Master-2012 19# Blade Runner-1982 20# Psycho-1960 21# Kill Bill Vol.1-2003 22# Fight Club-1999 23# Death Note-2006 24# Alien-1979 25# Close Encounters of the Third Kind-1977 26# Drowning By Numbers-1988 27# Hunger-2008 28# Pan's Labyrinth-2006 29# Sid and Nancy-1986 30# Terminator 2 Judgment Day-1991 31# Upstream Color-2013 32# The Lord of the Rings: The Two Towers-2002 33# Harry Potter and the Sorcerer's Stone-2001 34# The-Matrix-1999 35# Skyfall-2012 36# Scarface-1983 37# Donnie-Darko-2001 38# Blade-Runner-1982 39# Donnie-Darko-2001 40# Atonement-2007"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sinema-tutkunlarinin-kacirmamasi-gereken-en-iyi-post-apokaliptik-filmler/", "text": "Sinema tutkunlarının son dönemdeki en büyük tutkunlarından biri olan post apokaliptik filmler; nükleer savaş, salgın ya da farklı bir felaket sonrası çöken medeniyetin hayatta kalma mücadelesini konu edinmektedir. Kimi zaman fantastik, kimi zaman bilim-kurgu, kimi zaman distopik ögeleri bir arada bulunduran post apokaliptik filmler; bazı komplo teorisyenlerine göre insanlığı toplu yok oluşa hazırlamak için çekilmektedir. Bu gibi tartışmalara girmeden sizleri için seçtiğimiz post apokaliptik filmlerle sizi baş başa bırakalım. Eksik olduğunu düşündüğünüz, bu film listede nasıl olmaz kardeşim?! diye isyan filmleri lütfen bize hatırlatın 🙂 İşte Sinema Tutkunlarının Kaçırmaması Gereken En İyi Post Apokaliptik Filmler; 1# 28 Days Later (IMDb Puanı : 7,6) 2# I am Legend (IMDb Puanı : 7,2) 3# The Day After Tomorrow (IMDb Puanı : 6,4) 4# Blindness (IMDb Puanı : 6,6) 5# The Book of Eli (IMDb Puanı : 6,9) 6# Hunger Games Serisi 7# Logan's Run (IMDb Puanı : 6,8) 8# Terminator Serisi 9# Wall-E (IMDb Puanı : 8,4) 10# A.I (IMDb Puanı : 7,1) 11# Mad Max Serisi 12# Snowpiecer (IMDb Puanı : 7,0) 13# Equilibrium (IMDb Puanı : 7,5) 14# 12 Monkeys (IMDb Puanı : 8,0) 15# The Road (IMDb Puanı : 7,3) 16# Dark City (IMDb Puanı : 7,7) 17# Waterworld (IMDb Puanı : 6,1) 18# Resident Evil Serisi 19# Oblivion (IMDb Puanı : 7,0) 20# Blade Runner (IMDb Puanı : 8,2) 21# A Boy and His Dog (IMDb Puanı : 6,6) 22# Planet of the Apes Serisi 23# Elysium (IMDb Puanı : 6,6) 24# World War Z (IMDb Puanı : 7,0) 25# Cloud Atlas (IMDb Puanı : 7,5) 26# In Time (IMDb Puanı : 6,7) 27# 2012 (IMDb Puanı : 5,8) 28# Children of Men (IMDb Puanı : 7,9) 29# The Rover (IMDb Puanı : 6,4) 30# The Last Battle (IMDb Puanı : 6,9) 31# The Quiet Earth (IMDb Puanı : 6,8) 32# The Reign of Fire (IMDb Puanı : 6,2) 33# La jetee (IMDb Puanı : 8,4) 34# Matrix Serisi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sinemanin-2016-yilindaki-en-kotuleri-aciklandi/", "text": "Yılın en kötü filmlerinin ve performanslarının belirlendiği Ahududu Ödülleri'nin bu yılki adayları belli oldu. 9 adaylık alan Zoolander No 2 ve 8 adaylık alan Batman v Superman: Dawn of Justice'in öne çıktığı listede; Ben Affleck ve Robert De Niro en kötü erkek oyuncu, Julia Roberts ve Naomi Watts ise en kötü kadın oyuncuya aday gösterildi. Nicolas Cage ve Johnny Depp 'in en kötü yardımcı erkek oyuncu dalında aday olduğu 37. Altın Ahududu Ödülleri adayları şöyle: En Kötü Film Batman v Superman: Dawn of Justice Dirty Grandpa Gods of Egypt Hillary's America: The Secret History of the Democratic Party Independence Day: Resurgence Zoolander 2 En Kötü Yönetmen Dinesh D'Souza/Bruce Schooley Hillary's America: The Secret History of the Democratic Party Roland Emmerich Independence Day: Resurgence Tyler Perry BOO! A Madea Halloween Alex Proyas Gods of Egypt Zack Snyder Batman v Superman: Dawn of Justice Ben Stiller Zoolander 2 En Kötü Erkek Oyuncu Robert de Niro Dirty Grandpa Ben Affleck Batman v Superman: Dawn of Justice Gerard Butler Gods of Egypt & London Has Fallen Henry Cavill Batman v Superman: Dawn of Justice Dinesh D'Souza Hillary's America: The Secret History of the Democratic Party Ben Stiller Zoolander 2 En Kötü Kadın Oyuncu Naomi Watts Divergent Series: Allegiant & Shut-In Megan Fox Teenage Mutant Ninja Turtles: Out of the Shadows Tyler Perry BOO! A Madea Halloween Julia Roberts Mother's Day Becky Turner Hillary's America: The Secret History of the Democratic Party Shailene Woodley Divergent Series: Allegiant En Kötü Yardımcı Erkek Oyuncu Nicolas Cage Snowden Johnny Depp Alice Through the Looking Glass Will Ferrell Zoolander 2 Jesse Eisenberg Batman v Superman: Dawn of Justice Jared Leto Suicide Squad Owen Wilson Zoolander No. 2 En Kötü Yardımcı Kadın Oyuncu Julianne Hough Dirty Grandpa Kate Hudson Mother's Day Aubrey Plaza Dirty Grandpa Jane Seymour Fifty Shades of Black Sela Ward Independence Day: Resurgence Kristen Wiig Zoolander 2 En Kötü Çift / Takım Johnny Depp ve Kostümü / Alice Through the Looking Glass Ben Affleck ve Henry Cavill / Batman v Superman: Dawn of Justice Herhangi Bir Ölümlü ya da Tanrı / Gods of Egypt Bir Zamanların Saygı Duyulan Tüm Oyuncuları / Collateral Beauty Tyler Perry ve Onun Eskimiş Peruğu / BOO! A Madea Halloween Ben Stiller ve Owen Wilson / Zoolander No. 2 En Kötü Yeniden Çevrim / Yan Ürün veya Devam Filmi Ödülü Zoolander No. 2 Alice Through the Looking Glass Batman v Superman: Dawn of Justice: Dawn of Justice Fifty Shades of Black Independence Day: Resurgence Teenage Mutant Ninja Turtles: Out of the Shadows En Kötü Senaryo Batman v Superman: Dawn of Justice Dirty Grandpa Gods of Egypt Hillary's America: The Secret History of the Democratic Party Independence Day: Resurgence Suicide Squad"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sinemaseverler-2017nin-en-cok-beklenen-filmlerini-secti/", "text": "Amerika'nın en ünlü bilet tedarikçilerinden olan Fandango, 2017'nin en çok beklenen filmlerini belirlemek adına sinemaseverlerin katılımıyla bir araştırma düzenledi. 2000 kişinin katılımıyla yapılan çalışmada çizgi roman uyarlamalarının ve devam filmlerinin üstünlüğü göze çarparken, 2017'nin en çok beklenen film ise hiç bir otoriteyi şaşırtmadı. İşte Fandango'nun araştırması ile belirlenen 2017'nin En Çok Beklenen Filmleri; 1# Star Wars: Episode VIII 2# Guardians of the Galaxy Vol. 2 3# Beauty and the Beast 4# Wonder Woman 5# Spider-Man: Homecoming 6# Justice League 7# The Fate of the Furious 8# Fifty Shades Darker 9# Logan 10# Despicable Me 3 11# The LEGO Batman Movie 12# Thor: Ragnarok 13# Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales 14# Blade Runner 2049 15# Cars 3 16# John Wick: Chapter Two 17# War for the Planet of the Apes 18# The Dark Tower 19# Pitch Perfect 3 20# Alien: Covenant 21# Jumanji 22# Kong: Skull Island 23# Transformers: The Last Knight 24# Dunkirk 25# The Mummy"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sinemaya-uyarlanan-en-iyi-10-bilim-kurgu-kitabi/", "text": "Kitaplardan sinemaya uyarlanan bilim kurgu filmlerden en sevilen 10 filmi Sinema Kolektifi listeledi. 1-Yıldız Gemisi Askerleri Robert A. Heinlein / İthaki Yayınları İnsanoğlunun başka gezegenlerde koloniler kurduğu ve karşılarına çıkan rakip türlerle savaştığı bir gelecek zaman. Ve Ordu'da iki yıl gönüllü askerlik yapanların vatandaş olup oy kullanabildiği Terra Federasyonu. On sekiz yaşındaki Juan Rico, vatandaşlık hakkını kazanmak iki yıl süren askerlik hizmetine yazıldığında ne Rasczak'ın Bıçkınları'ndan biri olacağını ne de 'Böcek Savaşı'nda müfreze liderliği yapmak zorunda kalacağını biliyordu. Ama öğrenecekti... 2-Solaris Stanislaw Lem / İletişim Yayınları 20. yüzyıl bilimkurgu edebiyatının başyapıtlarından sayılan Solaris, insanlığın bilimle ve başka gezegenlerle ilişkisini ele alıyor. Kris Kelvin, Solaris'in yüzeyindeki okyanus üzerinde araştırma yapmak ve evreni anlamak üzere bu gezegene gelir. Çalışmalarına başlayınca, bastırılmış anılarla yüklendiği acılı bir deneyim yaşamaya başlar. Bir süre sonra, yalnız olmadığını, diğer araştırmacıların da benzer şeyler yaşadığını görür. Okyanusun, kimsenin kaynağını ve sebebini bilmediği bu anıları yaratan canlı bir organizma olduğu fark edilince, bilim insanları araştırmalarının odağını değiştirerek kendi içlerine yönelirler... 3-Gökdelen J. G. Ballard / Sel Yayıncılık Dış dünyadan izole, sakinlerinin tüm ihtiyaçlarını dışarı çıkmadan giderebilecekleri bir sisteme sahip, upuzun gökdelenlerden oluşan dev bir site dışarıdan nasıl görünür? Gazete ve televizyonlardaki lüks site reklamları gibi mi? Güvenli? Sıcak? Zengin? Huzurlu? Gökdelenin hikayesi tam da böyle bir dünyada başlıyor. Gökdelen sakinlerinin kalplerine yayılan küçük nefret tohumları, üst, orta ve alt kattakiler arasında giderek vahşileşen akıl almaz derecede şiddetli bir savaşa dönüşüyor. Kaosun merkezinde ise sitenin kalbi olan tüketim katedrali, dev bir alışveriş merkezi yer alıyor. Sonrası Ballard'ın ağzından anlatılan bir modernizm masalı. Ve tüm modernizm masalları gibi, sonu iyi bitmiyor. Ballard'ın çizdiği distopik dünya korkutucu, şiddet dolu ama gerçek: Erk, yetki ve sahip olma arayışıyla, bu arayışın getirdiği kırgınlık ve kızgınlıklarla harmanlanmış bir tüketim kültürünün patlaması... 4-1984 George Orwell / Can Yayınları Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya... Sovyetler Birliği'ni andıran Okyanusya, düşünmeden itaat eden ve Büyük Birader adında birine bağlılıkları olan halkın yaşadığı devlettir. Toplumdaki tüm insanların hareketleri, düşünceleri ve davranışları izlenmektedir. Bir yeraltı örgütü olan muhalif özellikteki Kardeşlik ve bu örgütün lideri Goldstein, bu toplumun düşmanı olarak görülür. Romanın baş karakteri Winston'ın çeşitli olaylara dahil olmasıyla roman, okuyucuların akıllarında birtakım soru işareti bırakacaktır: Büyük Birader ve Goldstein gerçekten yaşıyorlar mıdır? 5- Fahrenheit 451 Ray Bradbury / İthaki Yayınları Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı... Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek... Montag'ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra... İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter. Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. Okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun. 6-Blade Runner Philip K. Dick / 6.45 Yayınları Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?, ilk kez 1968 senesinde yayınlanan Philip K. Dick tarafından yazılan bilim kurgu romanıdır. Hikaye örgüsü, bir android avcısı Rick Deckard'ın, ikinci bir avcı John İsidore isyancı androidlerin peşinden gitmesi anlatılır. Roman insanlık felsefesini inceler. 1982 yılında Hampton Fancher ve David Peoples'ın kitaptan uyarladıkları senaryo Ridley Scott tarafından Harrison Ford'un başrolde olduğu Bıçak Sırtı adlı filme çekildi. Kitabın devam romanlarının başlığı da Blade Runner olarak kondu. 7-Dünyalar Savaşı H.G.Wells / İthaki Yayınları Uzayın derinliklerinde... engin, soğuk ve duygusuz zihinler bu dünyayı kıskanç gözlerle izliyor ve bize karşı uygulayacakları planlarını yavaş yavaş geliştiriyorlardı. Herbert George Wells (1866-1946), Bromley, Kent'te doğdu. Bir manifaturacı dükkanındaki iki yıllık çıraklık dönemi de dahil olmak üzere yaşama birkaç 'yanlış başlangıç' yaparak başladıktan sonra, Güney Kensington'daki Normal Bilim Okulu'nun bursunu kazandı. Burada T.H. Huxley'den biyoloji dersleri aldı. 1890'da mezun olduktan sonra başladığı öğretmenlik kariyeri, sağlık sorunları nedeniyle pek de uzun sürmedi. 1893'te yaşadığı iç buhranı atlatmaya başladığı sıralarda çeşitli makaleler ve kısa öyküler yazmaya ve çok geçmeden de yaşamını gazetecilikten kazanmaya başladı. 8-Ben Robot Isaac Asimov / İthaki Yayınları Ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov'un bilimkurguya en büyük katkısı Üç Robot Kanunu'dur. Üç Robot Kanunu'na göre; -Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz. -Robotlar, Birinci Kanun'la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır. -Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun'la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır. 9-Frankenstein Mary Sheley / İthaki Yayınları Mary Shelley yaşadığı dönem, bulunduğu çevre ve geldiği aile sebebiyle edebiyat tarihinin nevi şahsına münhasır yazarlarından biri olsa da ona ölümsüzlüğü getiren şey yaratıcılığı. Shelley'nin iki asır önce kaleme aldığı Frankenstein pek çoklarınca ilk bilimkurgu eseri olmasının yanı sıra gotiğin, korkunun hatta romansın bir araya geldiği gerçek bir edebiyat klasiği. Eserden daha büyük popülariteye ulaşan, kişinin kendi yaratımı tarafından yok edildiği Frankenstein Teması ise hem kültürümüzün önemli bir parçası hem de Shelley'nin izlerini takip eden pek çok yazarın çıkış noktası. 10-Dune Frank Herbert / İthaki Yayınları Modern edebiyatın en epik mesih anlatılarından biri sayılan Dune, genç Paul Atreides'in hikayesini anlatır. Atreides'in ailesi, evrendeki en önemli ve en değerli madde olan melanj 'baharatının' tek kaynağı olarak bilinen Arrakis gezegeninin kontrolünü kabul etmiştir. İmpatorluğun güçleri Arrakis'in kontrolü için birbirlerinin boğazına sarılırken, politika, din, ekoloji, teknoloji ve insani duyguların çok katmanlı, karmaşık etkileşiminden benzersiz bir hikaye doğacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/siradisi-icatlar/", "text": "Her buluş iyi değil gençler tamam belki kullanışlı olabilir, belki bir ihtiyaca cevap veriyor olabilir ama bu icadın iyi olduğu anlamına gelmez. Bakın bu ilginç icatlar aslında mantıklı gibi ama ya nedir o ya? Çeliştim farkındayım ama bunlarda mantık da yok. İki kişilik pipo nedir, gamze yapan o icat nedir ya? İyi ki tutmamış diyeceğiniz ilginç icatlar 1- Dikiş makinesi kisvesi altında yürüyen darbetör 2- Çoçuğu kim taşısın derdine son 3- Uçan ayakkabı yok ama bisikletlisi var canım ya 4- Bu işkence aleti gibi, köpek eğitimi için kullanıyorlarmış. 5- Çift kişilik pipo 6- Çocuk nefes almak için bu kafese mi çıkacak? 7- Devasa bir fön makinesi 9- Gamze yapmak için bu icadı kullanıyorlarmış 11- Benim odaklanma problemim var diyenler buyrun 12- Pokerface yapamam ben diyenlere özel 13- Sigara sönmesin isteyenlere sigara şemsiyesi 14- Beni tek sigara kesmez diyenlere özel"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sirin-dostlarini-korkutmadan-nefis-fotograflar-yakalamis-punkka/", "text": "Hiç doğa veya vahşi yaşam fotoğrafçısı olmayı düşündünüz mü? Hayvanlara yakın olmak, onları yakından fotoğraflamak istiyorsanız bu fotoğrafçı size iyi bir örnek. Konsta Punkka 21 yaşında bir doğa fotoğrafçısı. Fotoğraflarda onu sık sık hayvanlara yem verirken görüyoruz. Bu sayede yanına gelen hayvan dostlarımızın nefis fotoğraflarını bizlerle buluşturuyor. ~ It was one of my life's most amazing moment when I had change to photograph this massive 320kg (705 lb) male bear in the Finnish woods few weeks back. The bear also noticed me and came to sneeze in to my lens when I was photographing it. ?? So it was scariest and insanest moment of my life. In this shot we have 1 meter between us!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sisli-etfalin-hemsiresini-taniyalim/", "text": "Kick Boks milli sporcusu 23 yaşındaki Duygu Turan, Hamidiye Şişli Etfal Hastane'sindeki hemşirelik görevine devam ederken girdiği kick boks şampiyonalarında başarıdan başarıya koşuyor. Dünya, Avrupa ve Türkiye'de bir çok başarıya imza atan Turan başarılarına bir yenisini eklemek için Macaristan Budapeşte de yapılacak olan 2017 Dünya şampiyonasına hazırlanıyor. Hedefim, bu sene yapılacak Dünya şampiyonasında tekrar şampiyon olmak Turan,Kick boks milli takım sporcusuyum. Aynı zamanda Arnavutköy Spor Kulubü'nün sporcusuyum. Şişli Etfal'de hemşireyim. Yoğun bakımda çalışıyorum. Bu güne kadar 2014'de Avrupa şampiyonu, 2015'te dünya şampiyonu oldum. 2016'da 2 kez ayrı branşlarda Avrupa şampiyonu oldum. Bu sene daha yeni maçtan geldim. Bolu'da yapılan Türkiye kick boks şampiyonasında şampiyon oldum. Kasım ayında Macaristan'da yapılacak dünya şampiyonasına katlacağım. Bundan sonra hedeflerim bu sene yapılacak Dünya şampiyonasında tekrar şampiyon olmak. Ayrıca da kendi branşımda dünyanın en teknik sporcusu olmak istiyorum dedi. Nöbet tutacağım günler antrenman yapamıyorum Milli takım Kick boks sporculuğu ve hemşirelik görevini aynı anda yürütürken yaşadığı zorluğu dile getiren Duygu Turan, Bu süreçte zorlanıyorum. Hem nöbet tutuyorum. Ertesi gün çıkıyorum. Antrenman yapıyorum. Zor bir hayatım var ama ikisini de çok sevdiğim için yetiştirmeye çalışıyorum. Koşturuyorum. Ailem ve buradaki arkadaşlarımın desteğiyle. Mesai saatlerim değişiyor. Mesela bir hafta 3 gün sabah geliyorum. 2 gün nöbet tutuyorum. Sabah çalıştığım günler akşam antrenmana gidiyorum. Nöbet tutacağım günler antrenman yapamıyorum. 16 saat tuttuğumda sabah buradan çıkıp evde uyuyup antrenmana gidiyorum. Benim için çok zor oluyor. Hocalarım destek oluyor.Kendi başıma antrenman yapıyorum dedi. 2014 YILINDA MEZUN OLDU Kocaeli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümünden 2014 yılında mezun oldu. 2015 yılında Sağlık Bakanlığına bağlı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesine atandı. Kardiyoloji Kliniği'nde Hemşire olarak görev yapan Turan, 2014 Kıck Boks Türkiye Şampiyonu ,2014 Kıck Boks Avrupa Şampiyonu ,2016 Boks Türkiye 3.Lüğü,2016 Kıck Boks Türkiye Şampiyonu ,2016 Kıck Boks Türkiye Şampiyonu ,2016 Kıck Boks Avrupa Şampiyonu ,2016 (22-29 Kasım ) Kıck Boks Avrupa Şampiyonu ,2017 Spor&spor dergisinin düzenlediği sporun devleri ödül gecesinde en iyi sporcu ödülünü alırken, daha birçok başarıya da imza attı. HABER: İHA / HURRİYET.COM.TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sisman-degilsiniztek-sorununuz-bagirsaklarinizda-sikismis-diski-olmasi-peki-bundan-nasil-kurtulacagiz/", "text": "SIKIŞMIŞ DIŞKIDAN KURTULMA Yaklaşan plaj mevsimi öncesi şişkin göbeğinden kurtulmak için türlü seçenekleri deneyen, ancak bir türlü şiş göbeğinden kurtulamayan insanların aradığı cevapla karşınızdayız; Sassy Suyu Sıradan suyu tam bir yağ yakıcıya çeviren bu formül sindirim sisteminizi güçlendireceği gibi 0 kalori olmasıyla da dikkat çekmektedir. Cynthia Sass tarafından oluşturulan Düz göbek diyeti diyetinin baş rolü olan bu su kilo kaybı için kilo kaybı için yüksek oranda Sassy Suyu tüketimine dayanıyor. İşte Sassy Suyu'nun tam tarifi: İçindekiler: 2 litre su 1 çay kaşığı rendelenmiş zencefil 1 orta boy limon, yuvarlak ve ince olarak doğranmış 1 orta boy salatalık, soyulmuş ve ince yuvarlaklar olarak doğranmış 12 küçük nane yaprağı Yapılışı: Listedeki tüm malzemeleri geniş bir sürahide karıştırın ve karışımı bir gece buzdolabında dinlendirin. Gün boyunca 4-5 bardak için. Hazırladığınız solüsyonu kahvaltıdan önce içmeye başlayarak daha hızlı ve etkili sonuçlara ulaşabilirsiniz. Suyu içtikten sonraki iki saatten sonra bir miktardan kurtulduğunuzu hissedeceksiniz. Konu üzerine araştırma yapan diyetisyenler Sassy Suyu'nun düzenli olarak tüketilmesinin yanında biraz fiziksel aktiviteyle, bel bölgesindeki yağları eritebileceğinizi ve şiş göbeğinizin zamanla ineceğini ifade ediyorlar. Ancak uzmanlar Sassy Suyu'nu hamile kadınlar, mide problemi olanlar ve alerjik bünyeler için önermemektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sismansin-deyip-trene-almamislardi-son-hali-ise-tam-bir-bomba/", "text": "Mathilde Broberg, eğlence aracına alınmamasıyla başlayan zayıflama sürecinde 64 kilo verdi... Eğlenmek için arkadaşlarıyla rollercoastera binmek isteyen Mathilde Broberg, eğlence aracına görevlilerce alınmadı. Burası için fazla şişmansın diyen görevlilerden sonra Mathilde Broberg, o an zayıflamaya karar verdi. 21 yaşındaki Broberg, azmin zaferini bir kez daha kanıtladı, 126 kilodan 64 kiloya düştü. Çikolata, şeker, kek, cips, makarna ve ekmeği hayatından tamamen çıkaran Mathilde Broberg, spora başladı. Kilo verdikten sonra da sarkan derileri için ameliyat oldu. Dört yıl sonra ise Mathilde, adeta kıskanılacak bir kadın haline geldi. Spor giyim firmaları için modellik yapan Mathilde Broberg, şu an ise hayatından çok memnun. 64 kilo birden veren Mathilde Broberg, sosyal medya hesabı Instagram'dan fiziki değişikliğini gösteren fotoğrafları paylaşmayı ihmal etmiyor. İşte Mathilde Broberg'ın Instagram paylaşımlarından bazıları..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/site-aidatlari-2-yil-onceki-kiralari-gecti/", "text": "SİTE AİDATLARI 2 YIL ÖNCEKİ KİRA BEDELLERİNİ GEÇTİ Hızla artan aidat bedelleri aile bütçelerini zorluyor. Yönetim şirketleri, asgari ücret zamları sonrası artan personel giderlerini ve alınan hizmetlere gelen zamları gerekçegöstererek aidat ücretlerini ciddi oranda yükseltti. Yakın zamana kadar ev kiralayabileceğimiz fiyatlar şimdi aidat ücreti olarak karşımıza çıkıyor. Artan maliyetlerle birlikte, site aidatlarında son 2 yıldır ciddi bir artış söz konusu olduğunu söyleyen Yatırım Uzmanı Dr. Mustafa Koçak Birçok sitede aidatlar artık 4-5bin TL'yi buldu. 2021 yılında 4-5bin TL'ye iyi bir site dairesi bulunabiliyorken, şimdilerde dairenin sadece aidatı bu seviyelerde. Vatandaşlar daire kiralarken aidatları da artık dikkate alıyor. Bununla birlikte kira bedellerine yılda 1 artış yapılırken, site aidatları 2023 yılında, temmuz ayındaki artışla beraber 2 kere artmış oldu diye konuştu. İSTANBUL'DA FİYATLAR UÇUYOR Aidatların artması ile binalardaki kiracılar, mülk sahipleri ve yöneticiler arasında gerilim yaşanmaya başlamıştı. Son yılların en büyük gider kalemleri arasına giren aidatlar özellikle İstanbul'da vatandaşın büyük tepkisine neden oluyor. İstanbul'da lüks villaların bulunduğu butik sitelerde aidatlar 20-36 bin lira arasında değişiyor. Lüks rezidanslarda ise aidatlar 10-15 bin lirayı buluyor. 3 BAKANLIK HAREKETE GEÇTİ Aidatlar yüzünden pek çok site sakini ve yönetim mahkemelik oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı duruma el koydu. Üç Bakanlığın hazırladığı yasal çerçeveye son şekli verildi. Çalışmanın hayata geçmesinin ardından site yönetimleri bakanlık tarafından denetlenecek. Yönetim profesyonellere devredilecek. Sertifika almış tesis yönetim şirketleri site yönetimlerine talip olabilecek. Şirketlerin denetimini de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bağımsız denetçilerle birlikte yapacak. Sitelerin bütçeleri, nereye harcama yapıldığı, ne kadar aidat toplandığı her yıl denetlenecek. Defterleri incelenecek. TAVAN SINIR GÜNDEMDE Temmuz ayında asgari ücrete yapılan yüzde 34'lük zammın ardından site aidatlarında da ara dönem artışları başlamış, bazı sitelerde yüzde 70'e varan oranda zamlar gerçekleşmişti. Yüksek zamlar fahiş artış olarak nitelendirilecek ve yüzde 30'luk tavan sınırı uygulamasına geçilecek. KAT MÜLKİYETİ YASASI DA DEĞİŞECEK Edinilen bilgilere göre, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nda bazı değişiklikler yapılacak. Siteleri yöneten tesis yönetim şirketlerine mesleki standartlar getirilecek. Bu standartları sağlayan firmalara sertifika verilecek. Sektörün meslek tanımı yapılacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sivrisinekler-neden-bazi-insanlari-daha-fazla-isirir/", "text": "Sivrisinekler bazı insanları neden daha fazla ısırır veya neden bazı insanları ısırmazlar konusu hep aklımızı kurcalamıştır. Bu emin olun sadece sizin dikkat ettiğiniz bir konu değil. Bilim adamları da bu konuya el attı. Öncelikle sadece dişi sineklerin hayvan ve insan kanıyla beslendiğini bildirmekte fayda var. Yumurtlama dönemlerinde enerji sağlamak için kan emmek zorunda kaldıkları düşünülebilir. Çoğu ömür boyu vejeteryan bile geçirebiliyor. Şimdi gelelim sivrisineklerin avını seçmek için kullandığı yöntemlere; Sivrisineklerin koku alma duyularının oldukça gelişmiş olduğu bilinen bir gerçek. Vücut kokusu ve terin sivrisinekleri kendine çektiği ise yapılan araştırmalarla doğrulanmış bir durum. Havadaki karbondioksit salgısından yararlanan sivrisinekler iri kişilerin daha fazla karbondioksit yayması sebebiyle bu kişileri daha çok tercih ediyor. Daha kolay ısırılabildikleri için uzun boylu ve kilolu kişiler daha rahat hedef durumuna gelebiliyor. Hamilelik ve kan grubuna göre de sineklerin davranışları değişebiliyor. Hamilelik vücut ısısını arttırdığı için sineklere çekici geliyor aynı zamanda 0 grubu kanı A grubu kana göre daha çok seviyorlar. Bir diğer hedef ise alkol tüketen ve terleyen insanlar. Vücut ısısını arttıran alkol kişilerin daha kolay fark edilmesini sağlıyor hele de terle dışarı alkol verilmişse değmeyin sineklerin keyfine. Ayak kokusu da bakterilerin habercisi gibi geldiğinden sivrisinekler için çekici bulunabiliyor. Sivrisinekler hakkında artık biraz daha bilgiliyiz. Sıcak yaz günlerinde sineklik ve klima olmayan ortamlarda aman dikkat."} {"url": "https://www.thegeyik.com/siyasi-gorusunuzun-inanisinizin-ya-da-milliyetinizin-onemli-olmadigi-sehir-auroville/", "text": "Dünyada insana insan olduğu için değer verilen yerlerin gitgide azaldığı bir dönemden geçiyoruz. İnsanları bırakın mekanlar bile artık belli zümrelere ait gibi gösteriliyor. Peki bir yer olsa ve sizin hayat görüşünüzün, hangi ırktan olduğunuzun ya da neye inandığınızın sadece sizi ilgilendirdiği bir yer... Evet öyle bir yer var ve burada otomobiller de yasak. Harika bir yer hatta bir ütopya olan Auroville'den bahsediyoruz. İlk 5 fotoğrafa bakıp orayı bitmeyen bir tatil olarak görmeyin. Hindistan Marimandir'de bulunan bu şehirde başka şeyler de var 😉 Herkes belli işler yapmak zorunda bu şekilde yaşam devam edebiliyor. Eğer beden gücünüzle iş yapmak istiyorsanız bunlar gibi işler var. Çocuk eğitiminde ise temel amaç çocuğun istediği gibi büyüme şansı yakalaması. Yani eğer futbolcu olmak isterse futbolcu eğitimi sanatçı olmak isterse sanatçı eğitimi alması sağlanıyor. Auroville'in eğitimdeki önceliği bu. Burada araba kullanmak yasak, eğer seyahat etmek isterseniz motosiklet kullanmanız gerekiyor. Belli durumlarda toplu taşımaya izin veriliyor. 45 ülkeden 2000'i aşkın kişi bu şehir/kasabada yaşıyor. Farklı dinden, milletten insanın bir arada yaşayabileceğine ve herkesin özgür olabileceğine inananların kesinlikle burayı görmesi gerek. Çok güzel! Photo credits: Anne Schönharting"} {"url": "https://www.thegeyik.com/siz-bir-sey-hosafi-deyip-dalga-gectiniz-ama-polonyada-onun-birasini-yapacaklar/", "text": "Polonya'da Vajinadan elde edilen laktik asitle bira üretilmeye başlandı. Ürünün mucidi Wojciech Mann, projesinin detaylarını Sputnik Polonya'ya anlattı. Mann, projenin nasıl ortaya çıktığı sorusunu şöyle cevaplandırdı: 'EVREKA' Bu fikir aklıma 6-7 sene önce elimde bir bardak Belçika birasıyla otururken aklıma geldi. Biranın neden ekşimtrak bir tadı olduğunu merak ettim. Wikipedia'da kısa bir gezintinin ardından, sebebin laktik asit bakterisi olduğunu öğrendim. İnternette biraz daha gezindikten sonra, aynı bakterinin kadınların vajinasında da bulunduğunu gördüm. Evreka! Hemen bira ile kadın arasında ince bir bağlantı kurdum. İşte fikir böyle ortaya çıktı. 'İYİ PARA KAZANACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUZ' Müşterilerden çok sayıda geri bildirim aldıklarını da belirten Mann, şöyle konuştu: Pek çok insan bize yazıyor. ABD, Latin Amerika, Doğu Avrupa ve Bazen Rusya ile İskandinavya'dan. Evet, bundan iyi para kazanacağımızı düşünüyoruz. Fakat hala yapacak çok işimiz var. İthalatçılar ve dağıtımcılarla pazarlık yapmak gibi. Bir yıl içerisinde her yerde olacağız ve müşterilerimize bu özgün ürünü takdim edeceğiz. 'SIRADIŞI BİR TARZ' Mann, ürünlerinin neden 'normal' bir biradan daha güzel olduğunu ise şöyle açıkladı: Vajinadan elde edilmiş laktik asit kullanıyoruz. Bu sıradışı bir tarz. Elbette kullandığımız laktik asit yoğurt, salatalık turşusu ve diğer yemeklerde bulunan laktik asit ile özdeş. Bu doğru. Tıpkı hem buzun erimesi sonucu oluşan suyun hem de mutfakta musluğunuzdan akan suyun H20 olması gibi. Tatları farklıdır. Bilirsin. ÜZÜCÜ HABER ŞİMDİLİK SADECE POLONYA'DA Mann, Ürünün satışına şimdilik Polonya'da başlandığı belirtilirken, Katoviçe şehrinde bulunan Biala Malpa barda 'vajinal bira'ya ulaşmanın mümkün olduğunu söyledi. Ürünün kısa sürede dünyanın pek çok farklı noktasına dağıtılacağını ekledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sizden-daha-iyi-bir-cinsel-hayata-sahip-8-hayvan/", "text": "Cinsel hayat hemen hemen tüm canlılar için önem arz ediyor. Bazı hayvanlar da bu konuya önemle eğilmişler. Cinsellikte insandan daha çok gelişme gösterenler de yok değil. İşte sizden daha iyi bir cinsel hayata sahip olan 8 hayvan: 1- Ereksiyon halindeki bir Zürafa'nın penisinin boyutu 4 feet uzunluluğundadır. 2- Salyangozların cinsel organları boynundadır. Bu kolay ulaşım sağlamalarına yardımcı olur. Bu sayede kendileriyle de ilişkiye girebilirler. Bu kısım biraz sıkıntılı. 3- Kaya Midyesi kendi boyunun 8 katına kadar cinsel organını uzatabiliyor ve bu etrafında bulduğu bir komşuyla ilişkiye girmesini sağlıyor. 4- Bir keseli türü olan Antechinus 14 saate kadar cinsel ilişkiye girebilir ve hiç yorulmaz. 5- Muz salyangozlarının cinsel organları kendi boyları kadardır. 6- Maymunlar birbirlerini yiyecekle kandırabilirler. Ve birden çok eşle gizli ilişkiler yaşayabilirler. 7- Pandalar porno izleyerek ilişkiye girmek için rahatlayabiliyorlar. 8- Arjantin Ördeği 40 cm cinsel organıyla boyu kadar organa sahip hayvanlardandır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/size-ilham-kaynagi-olacak-dnasiyla-mucadele-etmis-10-kisi/", "text": "Mükemmel vücut diye bir algımız yok. Sağlıklı vücut ise hayatımızda olması gereken olmazsa olmazlardan biri. Bunun için uzmanlar eşliğinde yapılan spor ve sağlıklı beslenme taktikleri gerekli. Peki kilo vermek, güzel bir görüntüye sahip olmak imkansız mı hayır! Bakın bu arkadaşlar size ilham kaynağı olabilir. K: Brighside.me 1- Düğün fotoğraflarını yeniden çektirmişler inanılmaz değil mi? 2- Anne oğulun inanılmaz başarısı 3- Yeni bir insan gibi 4- Koşuya katılmak hayal olmaktan çıkmış. 5- İkisinin aynı kişi olduğuna inanmak zor 6- Annette'nin başarısına da şapka çıkarmak lazım 7- Yüz kilo vermiş. 8- Azmin zaferi! 9- Bu arkadaş ise yalnızca kilo vermemiş, kaslı birine dönüşmüş. 10- Kilo verdikten sonra giyilen kıyafetler de onu bambaşka birine dönüştürmüş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sizi-baska-evrenlere-yolculuga-cikaracak-15-harika-film/", "text": "Yaşadığınız dünyanın dışına çıkmak istiyorsanız, bu filmlerde bambaşka evrenlerde gezen kahramanları bulabilirsiniz. Uzay yolculukları, kozmik gezintiler kısacası asla olmadığınız yerlere götüren filmleri listeledik. Filmlerden birçoğunu biliyorsunuzdur muhtemelen, bilmediklerinizi kesinlikle izlemelisiniz. Bu hafta sonu listeden bir film seçip izlemeniz dileğiyle. Filmlerin fragmanlarını da ekledik ki başka sitelere gitmeden izleyeceğiniz filmi seçin. Buyrunuz: Ender's Game 2135 yılında dünyanın uzaylı istilasını yaşadığı günleri anlatan filmin IMDB notu: 6.7 Mission to Mars / Görev Mars IMDB: 5.6 The Fifth Element / Beşinci Element Bruce Willis'in ateş, toprak, hava ve su dışında kalan 5. elementi aradığı film gerçek bir şaheser. IMDB notu:7.7 Tom Cruise filmin başrolünde. Yıl 2077 ve IMDB notu:7 Event Horizon Ufuk Faciası olarak çevrilen film de oldukça iyi. IMDB puanı:6.7 Marslı Listedeki diğer filmlere göre oldukça yeni bir film. Mark Watney bir göreve gidiyor ama sonrası bambaşka. Guardians of the Galaxy Galaksinin Koruyucuları oldukça eğlenceli bir film. Peter Quill ve arkadaşlarının acayip güçlerini görmelisiniz. IMDB notu da 8.1 Apollo 18 Apollo 18: Ölüm Yolculuğu'nun IMDB puanı 5.2. Uzaylılar ve gerçekler hakkında farklı bir film. The Astronaut's Wife Johnny Depp ve Charlize Theron başrolde. Prometheus İzlediğimiz en güzel filmlerden birisi. IMDB notu da 7 The Hitchhiker's Guide to the Galaxy Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi olarak Türkçe'ye çevirilen filmin notu 6.8. Lockout İsyan 2012 yapımı aksiyon filmi. Yönetmenliğini Stephen Saint Leger ile James Mather üstlenmiştir. Stephen Saint Leger aynı zamanda filmin senaristliğini de yapmıştır. Başrol oyuncuları ise Guy Pearce ve Maggie Grace. Star Trek Into Darkness/strong> Chris Pine'ın oynadığı film IMDB'den 7.8 aldı. Serenity Serenity 2005 yapımı aksiyon ve macera filmi. Joss Whedon tarafından yazılıp yönetilmiştir. Fox'un iptal ettiği bilim kurgu televizyon dizisi Firefly'ın devamı niteliğindedir. Dizinin final sezonunun kaldığı yerden devam ediyor. Filmin IMDB notu:8 1996 yapımı olan Kurtuluş Günü, bir çığır açtı ve ondan sonra çok sayıda istila filmi çekildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sizin-aglamadigini-sandiginiz-insanlarin-iyi-bildigi-10-durum/", "text": "Ağlayamayanların bildiği o durumlar.. Bugüne kadar yazdıklarımla belki hep sizi güldürdüm,tebessüm ettirdim, sinirlendirdim ama hiç ağlatmadım. Ağlayamadığımdandır bunu denemeyişim.. İşte size ağlayamayan insanların yaşadığı o çaresizlikten bahsedeceğim.. Oysa ne çok imrendik, gözleri hemencecik doluveren insanlara! Onlar oysa en mutluydular! Çok mutluydular.. 1-Acı anlamında çok fazla pişmiş isen yani en dibini görmüş en dibinin de dibine çakılmış isen, göz yaşlarında yüzüp boğulma tehlikesi atlatmış isen ağlayamıyorsun... Artık o gözlerden bir damla yaş düşmüyor.. 2-Açtıkları yaraları kendin sarmış isen, kanayan yaralarına bakıp tabiri caizse yaralı hayvan gibi inleye inleye uyumuş isen evet artık ağlayamıyorsun.. 3- En zor gecelerde annem/babam/gölgem duyar da üzülür diye yastığı yüzüne basarak haykırdıysan, haykırdıkça için daha bir acıdıysa ve sen o acıyı rahatlama sandıysan evet bir süre sonra ağlayamıyorsun.. 4-Saatlerce hiç kıpırdamadan yatağın içinde öylece tavanda film izler gibi geçmişi düşünüp durmadan ağladıysan; bir an kendine gelip yastığının ıslandığını fark ettiysen ve o ıslaklığa rağmen öylece yastığa sarılıp uyudu isen bir süre sonra evet sende ağlayamıyorsun. 5- Çok acı çekmiş isen yani öyle böyle değil etin kopar gibi, boğulur gibi. Sevdiğini başkasıyla görmüş ! Yarım kalmış gibi, yaşanması mümkünken yaşanmamış gibi yani taze taze, kan kokusunda bir acı çektiysen tebrikler kardeşim.. Artık sen de ağlayamıyorsun.. 6- Geceler boyu aklına gelenlerin vurduğu her şamarı yüzünde değil kalbinde hissetmişsen... O aç mıdır? Tok mudur? Unutmuş mudur? düşünceleri ile hüzünlenmişsen; yastığı önce kalbine, sonra düşüncelerine kapatmış isen, her haykırışında daha çok kanamış isen evet sen de ağlayamıyorsun. 7- Sevmişsen, sana acılar dolu bir hayat sunmuşsa ve sonunda ayrılık seni bulmuşsa ... Unutamamışsan, unutmaya kıyamamışsan sen unutmaya kıyamazken o başkasına sarıla sarıla senin önünden geçmişse tebrikler acının en büyüğünü yaşamış aklını oynatmamışsan evet kardeşim evet, ağlayamıyorsun 8- Gözyaşlarını son damlasına kadar kullandıysan, yüreğinin yangınını söndürmeye yetmediyse o gözyaşları evet artık ağlayamıyorsun.. 9- Ağlayamayanlar ve ağlamaya doyanlar bilirler artık gözden yaş dökülmez, içine içine akar ne varsa.. Gözlerin durur çünkü yorgundur.. Artık kalbin ağlar. Ulan kalp ağlar mı be! diyorsan sen henüz acının en kahpesi ile tanışmamışsın kardeşim. 10- Birini kaybetmenin ne demek olduğunu kendi enkazımdan sağ çıkmış biri olarak size öğretemem. Anlatamam. Gözyaşlarından bahsederken gözlerim dolar, ama ağlayamam.. Yalnız şunu söyleyebilirim; geçiyor. İzi kalsa da geçiyor kardeşim! Sen sadece ağlayabilmek için yalvarıp haykırıyorsun.. Gözlerden dökemediğin her yaş kalbinden dökülüyor ve bu daha acılı bir hal alıyor. Selam olsun! Gözünden damla damla yaş döken o güzel insanlara.. Selam olsun! Artık gözünde dökülecek yaş kalmamış o en güzel insanlara..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sizofreni-depresyon-ve-otizm-gibi-hastaliklari-tek-yontemle-yok-eden-doktor/", "text": "Tıp dünyasında ezber bozdu Dr. Natasha Campbell-McBride, otizmli olan kendi oğlunu ve 10 binden fazla otizmli çocuğu, uyguladığı doğal GAPS diyetiyle iyileştirdi. Şizofreni, depresyon, MS gibi psikiyatrik hastalığı olan yüzlerce hastayı da aynı yöntemle tedavi eden nörolog konuştu: Tıp bilimi hastalıkları kalıplara koyuyor ve sorunu çözmüyorlar. Hastalıkların ana kaynağı bağırsaktır. İnsanı doktorlar değil sadece doğa iyileştirir. Kendisinden, Türkçe'ye Adalin Yayıncılık tarafından çevrilen GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu İçin Doğal Tedavi Yöntemi isimli bir kitapla haberdar oldum. Kitabı inceledikçe nöroloji ve beslenme alanında uzmanlaşan Dr. Natasha Campbell-McBride'in yöntemine ilgim arttı. Kitap kendi kendinizi tedavi edebileceğiniz reçeteler barındırıyordu zira. Bir konferans için geldiği İstanbul'da buluştuğumuz Dr. Natasha, otizm teşhisi konulan oğlunu kendi doğal yöntemiyle tedavi ederek binlerce otizmli hastanın ışığı olmuş. Otizm yanında şizofreni, dispraksi, disleksi, depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, epilepsi, MS gibi bütün hastalıkların bozuk bağırsak florası nedeniyle beynin toksinleşmesi sonucunda ortaya çıktığını kaydeden Dr. Natasha, Tıp bilimi hastalıkları kutucuklara koyar, beyin ve bağırsak arasındaki ilişkiye bakmaz. Antibiyotiklerle bu denge daha da bozulur. Acil ve hayati durumlarda elbette tıbba ve doktorlara ihtiyaç var. Ama doğru şeyleri yersek birçok kronik hastalıklar iyileşir diyor. Çok çarpıcı açıklamaları olan McBride'in önemli uyarıları var: Süpermarketlerden yiyecek almayın, tahıl kullanmayın, diyetinizi değiştirin, doğal otları kullanın, kimyasalları bırakın, güneşe çıkın. İnsanı doktorlar değil sadece doğa iyileştirir. GAPS adını verdiğiniz bağırsak ve psikoloji sendromu fikri nasıl ortaya çıktı? Ben nöroloji doktoruyum. Nörolojik hastalarla ilgilenen büyük bir hastanede çalışıyordum. Ve hepsinin çok ciddi sindirim problemleri olduğunu keşfettim. Ama bizim bildiğimiz klasik tıpta nörologlar sindirim sistemine hiç bakmazlar. Beyin ve bağırsak arasında bir ilişki kurmazlar. Ancak bir bağlantı olması gerektiğine inandım. Çünkü bağırsak florası diye bir kavram var. Ve hücresel olarak genetik yapılanmamız yüzde 90 bağırsak florasından etkileniyor. Bağırsak, beyinden daha önemli yani? Öyle. Yaşadığımız mikro sistemde vücudumuz bir kabuk aslında. Ve yaşadığımız her şey bağırsak florasından kaynaklanıyor. Orası çok iyi organize olmuş mikro dünyadır. Bakteri, mikrop, mantar, solucanlar var. Hem de trilyonlarca! Ve bilim bunu yeni araştırmaya başladı. Mikroplar birbirini yiyor, birbirini kontrol ediyor. Sağlıklı insanda yararlı bakteriler daha hakim ve zararlı trilyonlarca mikrobu kontrol ederler. Denge nerede bozuluyor? Antibiyotiklerin II. Dünya Savaşı'ndan sonra keşfiyle başladı her şey. Özellikle ampisilin gibi antibiyotikler kötü bakteriler gibi iyi bakteriyi de öldürüyor. Bağırsak florasının tekrar dengeye gelmesi haftaları, ayları alıyor. Ama bu sırada kötü bakteriler hücum edip bağırsağı kaplıyorlar. Kötü bakteriler yayılırken iyi bakterilerin yayılmasını da engelliyorlar. Art arda antibiyotik kullanımında da bu kötüye gidiş artıyor. GENLERİMİZ KADERİMİZ DEĞİLDİR Tek sorumluluğu antibiyotiklere yüklemek yanlış olur herhalde? Elbette tek sorumlu antibiyotikler değil. Başka faktörler de var. Diş hekimlerinin ağzımızda uyguladığı tedavilerdeki işlemlerde civa ve çeşitli toksinler bağırsağımızı etkiliyor. Civa içeri girer biz yutarız ve onlar kötü mikropların artmasına neden olur. Annelerin bebeklerini emzirmek yerine mama ile beslemesi bu hastalıkları artırır. Annenin mahsur kaldığı bütün kimyasal yüklenmeler, kullandığı makyaj malzemeleri de dokuz aylık hamilelik sürecinde bebeğe gidiyor. Bebek toksin bir yüklenmeyle doğar. Bu hastalıklar antibiyotikler keşfedilmeden önce yok muydu? Antibiyotikler hayat kurtarır ama çok ciddi hastalıklarda kullanmak gerekir. Bu hastalıkların salgınlığı hep antibiyotiklerin keşfinden sonra gelişti. Mesela otizm 25 yıl önce on binde bir çocukta vardı. Bugün 40 çocuktan birine otizm teşhisi konuyor. Bilim adamları 2020'de iki çocuktan birinin otizmli olacağını öngörüyor. Bizim genlerimiz kaderimiz değildir. Doğarken o kadar çok genetik seçeneğimiz var ki... Yediğimiz yiyecekler ve çevredeki toksik yük hangi hücrelerin baskın kalacağını ve hangi kanser hücrelerinin uyanacağını belirliyor. Kanser, MS gibi rahatsızlıklar böyle oluşuyor. Çocuğunuzun otizm olduğunu anladıktan sonra mı bağırsak florasına yöneldiniz? Benim çocuğuma otizm tanısı konulduğunda bu benim kişisel bir meselem oldu. Ve o anda profesyonel mesleğimin otizm konusunda bir şey yapamayacağını öğrendim. Bunu asla kabul edemezdim ve araştırmalarıma hız verdim. O zaman farkettim ki otizmli çocukların hepsinin bağırsak florasında problem var. Ve anladım ki bu florayı iyileştirirsem otizm de yok olacak. Şimdi otizm teşhisi konan çocuğum 21 yaşında, üniversiteye gidiyor ve çok sağlıklı. Ancak şu an dünyanın her yerinde binlerce otizmli çocuğu hayata döndürmek için uğraşıyorum. OTİSTİKLER SAĞLIKLI BEYİNLE DOĞAR Bağırsak florası normal olmayınca ne oluyor otizmli ya da hastalıklı kişide? Çocuk yediğini sindiremiyor ve yiyecekler kötü fotojenlere dönüşüyor. Bu fotojenler emilip kana karışıyor, beyin bu toksinlerle zehirleniyor. Otistik doğan çocukların yüzde yüzü sağlıklı bir beyinle doğar. Ancak bağırsak florası üzerinden zehirlenirler. Yani mesele beyin değil besin! Kesinlikle. Bebekler nasıl öğrenir? Duyu organlarını kullanırlar ve bu iletileri beyin işler. Çocuk Bu anne, bu baba bunlara güvenebilirim, bu oyuncak bununla oynayabilirim, bu kaşıkla yemek yerim diye düşünür. Ama bu toksinler yüzünden beyin bu aradaki bağı işleyemez hale gelir ve o gürültüden dolayı bir şey öğrenemez. Annesiyle babasını bile ayırt edemez. Yolda başka birine anne-baba diye takılabilir. Bağırsaktan beyine giden toksinler durdurulduğunda beyin de birden temizlenir, her şey normale döner. Ne kadar erken bu toksinlerden temizlenirse öğrenmesi o kadar hızlı olur. 5 yaşına kadar olan çocukların otizmden tamamen iyileşme şansı vardır. İki yaşındaki bir çocuk GAPS diyetimle 6 ayda iyileşir. Çocuğunuzu ne kadar sürede iyileştirdiniz? Üç yaşında iken diyete başlattım. Altı ayda sindirim sistemi iyileşir iyileşmez düzeldi. Madem bu kadar basit ise neden tıp bilimi bunu uygulamaktan kaçınıyor? Çünkü kimse bu bağlantıyı yapmak istemiyor. Tıpta yeni bir fikrin gelmesi ve kabul edilmesi zordur, 50 yılı bulur. Şu an eğitim verdiğim çok doktor var, onlar bu yöntemi kullanıyorlar. yöntemimi inceleyen yerler var ama onların yayınlanması beş-altı yılı bulacak. Fakat çocuklar o kadar bekleyemez. Bu yüzden bu bilgiyi hızlıca yaymamız lazım. İLAÇ ENDÜSTRİSİNİN BASKISI FAZLA Tıp biliminin işi ağırdan almasının nedeni ilaç lobisinin baskısı mı? Evet. Çünkü batıda ilaç endüstrisi var ve çok karlı. Politikacılar da bu ilaç sektörüyle iletişim halindeler. Ben sistemin dışında olduğum için bunu rahatlıkla yapabiliyorum. Diyetinizden daha çok para kazanacakken neden bunu bir kitap fiyatına dağıtıyorsunuz? Bir şey keşfettiğinizde bütün dünyanın bunu bilmesini istersiniz. Bu yüzden bildiğim her şeyi bu kitabın içerisine koydum. Dünyanın her yerinden insanlar bana bile danışmadan bu kitapla kendilerini iyileştirebildiler. GAPS diyeti seyahat gibi ve herkesin yolu farklı. Dünyada olabildiğince çok kişiye yardım etmek istiyorum. Ücretsiz danışmanlık hizmeti veriyorum. Bu diyeti keşfettiğimde biliyordum ki meslektaşlarım bu bilgiyi öldürmeye çalışacaklardı. Ben de ebeveynlere bunu yayayarak geliştirdim. Doktorları ikna etmeye zaman harcamak istemedim. Anne-babalar doktorlara bu bilgiyle gidiyorlar, doktorlar da dünyanın her yerinden bana geliyor. Şu an GAPS protokolünü öğretiyorum, 800 tane GAPS uygulayıcı pratisyen doktor var. VÜCUTTA İYİLEŞTİRME PROGRAMLARI VAR Çıkış noktanız otizm. Bu diyet şizofreni, depresyon gibi hastalıkları nasıl tedavi ediyor? Bir ev yapmadan önce temelini yaparsınız. Evin kalitesi bu temelin ne kadar sağlam olduğuna dayanır. GAPS programı bir temeldir. İnsanların yüzde 60-80'i GAPS diyetiyle iyileşiyor. MS, romatoid artrit, diyabeti olanlar başka şeyler de eklemeliler. Tıp bilimi şizofreni, depresyon gibi tüm hastalıkları kalıplara koydu. Her insan eşsizdir ve toksinler beyne gittiğinde gösterdiği tepkiler de eşsiz olur. Hastalarıma teşhis etiketlerine yapışıp kalmayın diyorum. Ne yiyorsak oyuz yani? Kesinlikle. İnsan sağlığında en etkin şey yediklerimizdir. Yediklerimizden yapılıyoruz. Modern tıp biliminin reçetesi yetersiz midir? Evet yeterli değil. Tıp semptomları bastırıyor, temele gitmiyor. Her semptoma ilaç veriyorlar, sonra yan etkilerden yeni hastalık, onlara da ilaç... Ve bu işler böyle gider. İlaçları ve doktorları hayatımızdan çıkaralım mı? Hayır, tıbbın da bir yeri var. Acil ve hayati durumlarda klasik tıbba ihtiyaç var. Çok kronik uzun hastalıklarda klasik tıp gideceğiniz son adrestir, anneanneniz size daha çok yardım eder. Diyetinizi değiştirin, doğal otları kullanın, kimyasalları bırakın. Güneşe çıkın. Sadece doğa iyileştirir. İnsanın vücudu çok güzel bir yaratımdır ve bütün iyileştirme programları vücutta zaten vardır. Doktor değil kendi vücudunuz iyileştirir. Vücudunuz bütün işi yaparken doktorlar sizi sadece eğlendirirler. Dünyada mucizevi bir hap yok. PSİKİYATRİK HASTALIKLARIN ANA SEBEBİ VEJETARYENLİK Vejetaryen balonuna karşı mısınız? Dünya besinsel propaganda ile karşı karşıya. Bir şirket var ve vejetaryanlık fikrini onlar yayıyor. Çünkü o şirket böceklerle mücadele için bitki ilacı satıyor ve çok satması için de sebzelerin çok yenmesi işlerine geliyor. 20 milyar insana yetecek fazla tahıl 2013 yılında yetiştirildi. O yüzden bu tahıl stokunu eritmek istiyorlar. Vejetaryenlik sağlıklı değildir. Psikiyatrik hastalıkların ana sebebi gençlikte yapılan vejetaryen beslenmedir. Klinikteki hastaların yüzde 80'i bunlardan oluşuyor. Ne kadar sattı bu kitabınız? 500 binden fazla kitap satışı oldu. 10 dile çevrildi. İlginç olan çeviriler hep hastalarım tarafından yapıldı. Türkiye'de de bir hasta vasıtasıyla çevrildi bu kitap. Kaç kişiyi tedavi ettiniz? Ben 10 bin hasta ile çalıştım, hepsini de iyileştirdim. Diyete ne kadar bağlıysanız o kadar başarı şansınız vardır. Kitabı alıp da kendi kendine iyileşen de çok kişi vardır. İŞLENMİŞ GIDALAR HIRSIZ İyi güzel de doğal yiyeceği nerede bulacağız? Artık gıdalar bile kimyasal işlemlerle üretiliyor mu? Çok klasik ve geleneksel tarım yöntemine dönmemiz gerekiyor. Bunları yapanları bulmaya çalışın. Hayvanların da doğal yiyeceklerle beslenmesi gerekir. Yiyeceklerinizi süpermarketlerden almayın. Şehrin dışına çıkın, çiftçileri, tarlaları bulun. Gidip kuzu alın, onu kestirip tüketin. Süt pastorize olmamalı. Kesinlikle işlenmiş gıdalardan uzak durun. Siz ne kadar koruyabiliyorsunuz kendinizi? Biz evde sadece organik ve GAPS yiyeceği yeriz. Hiç tahıl kullanmayız. Yaşımız ilerledikçe karbonhidratları daha az tüketmek gerekir. Yaşlılıkta şekeri yeterince işleyemeyen vücut alzhamier, kalp hastalıkları, diyabet, obezite, kanser olur. Bütün hastalıkların temeli şekerdir. Türkiye'de diyetisyenler ekmek de şeker de iyidir diyor? Bu dünyanın her yerinde böyle, bunları herkes seviyor. Çünkü tahılların içerisinde bulunan şeker, uyuşturucu gibi bağımlılık yapan maddedir. 1800'lü yıllara kadar şeker gelmeden önce tatlıları, şekerleri nasıl yapıyorduk? Meyvelerden elde ediyorduk. GAPS diyetinde izin verdiğimiz tek şey doğal bal, muz ve şekerleştirilmemiş kuru meyvelerdir. Şeker pancarında bütün iyi besinler vardır. Ama onu fabrikaya götürüp bütün yararlı taraflarını atıyoruz. Bütün işlenmiş gıdalar birer hırsız mı? Evet hepsi toksin, zehirli ve hırsızdır. BU YİYECEKLERE İZİN YOK Arpa, beyaz peynir, salamura balık, bamya, sirke, buğday ve bulgur, çavdar, çikolata, dondurma, enerji içecekleri, gazlı içecekler, irmik, jöle, keçiboynuzu, krema, işlenmiş et ürünleri, konserve sebze ve meyveler, makarnalar, mısır, nohut, nişasta, margarinler, pirinç, patates, reçeller, sakız, un, yulaf, süt, şeker vs.."} {"url": "https://www.thegeyik.com/snowden-casus-uygulama-gelistirdi/", "text": "ABD'nin gizli dinleme faaliyetlerini ortaya çıkaran ve Rusya'da yaşayan eski NSA çalışanı Edward Snowden bir uygulama tasarladı. Haven isimli uygulamayla kişi evde değilken cep telefonu eve giren birinin görüntülerini algılayacak ve ortam dinlemesi yapacak. ABD Ulusal Güvenlik Dairesi'nin insanların özel mesajlaşmalarını ve telefon konuşmaları nasıl dinlediğini ortaya çıkarmasından bu yana ABD'ye dönmeyen eski NSA ajanı Edward Snowden çok konuşulacak bir uygulama tasarladı. TELEFONDAKİ SENSÖRLERİ KULLANIYOR Son dört yıldır Moskova'da yaşayan Snowden, Android cihazlar için 'Haven' isimli bir uygulama hazırladı. Telefondaki ışık ve ses sensörlerini kullanan uygulama, cep telefonu odada bırakıldığında birinin odaya girmesi durumunda ses ve görüntü kaydı almaya başlıyor. Böylece kişi odada olmadığı anda neler olup bittiğini daha sonra telefonunu aldığında öğrenebiliyor. Sözcü'nün aktardığına göre, uygulamanın bir başka özelliği ise yine telefondaki ışık ve ses sensorları kullanılarak kişi uykusundayken biri haneye girmeye çalışırsa telefonun alarmını çalıyor olması. 'AKILLI BİR BEKÇİ KÖPEĞİ GİBİ' Wired'ın sorularını yanıtlayan Snowden, Akıllı bir bekçi köpeğiniz olduğunu düşünün siz odanızda değilken bir müdahale olduğunda sadece havlamayacak aynı zamanda olaylara tanıklık da edecek diye konuştu. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sofor-otobusu-durdurunca-19-yasindaki-kiz-cok-korktu-ama-gercek-bambaskaydi/", "text": "Dünyada iyi insanların var olduğunu görmek ruhumuza iyi geliyor. Ne yazık ki ülkemizde ve dünyada kötü karakterlilerin yaptığı taciz ve tecavüzlerden dolayı insanlığa inancımızı bazen kaybediyoruz. Bu hikaye inancınızı tazeleyecek cinsten. Tina Kamal isimli kız gece eve dönerken başına gelen ilginç olayı sosyal medyada paylaştı ve gerçekten şanslı olduğunu hissettik. Dünyada böyle insanların artması dileğiyle: Sanırım az önce dünyadaki en iyi otobüs şoförüyle karşılaştım. Belalı birkaç tip ve bir kadın otobüsten indikleri sırada ben hala otobüste oturuyordum. Şoförün, otobüsü belli bir süre beklettiğini gördüm ve nedenini sordum. Şoför ise, otobüsten inen kadının eve girdiğini görene kadar rahat edemeceğini söyledi. Dediğini de yaptı. Kadın evine girip, belalı tipler başka yöne gidene kadar otobüsü bekletti. Ayrıca, şoför aynı şeyi bana da yaptı. Evime en yakın yerde beni indirerek, eve sağ salim ulaşmamı sağladı. Ne kadar iyi bir adam! Görevinden fazlasını yapıp inisiyatif kullanarak, insanlık görevini yerine getiren şoföre teşekkür etmek istedim sadece Tina'nın İsveççe paylaştığı not binlerce kez beğenildi. Bizler de tacize, tecavüze karşı savunmasızlar için birleşmeli ve dünyayı daha güzel bir yer yapmalıyız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/soganin-faydalari/", "text": "Soğan denilince aklınıza sevgiliniz geliyorsa epey bir uzak durmuşsunuz demektir. Ama faydaları saymakla bitmiyor. Daha önceden özellikle erkeklerin üreme sistemleri için faydalı olduğunu duymuştuk. Newsner'de daha fazlasını da öğrendik ve sizinle paylaşmak istedik. Yalnız orada soğanı eve koyarsak bakterilerin neden olduğu kokulardan kurtarır diyordu biz o soğanın kokusundan onları eklemedik. En ilginci ise soğanı kesip kullandığımız bölüm: Soğanı Kesip Elinin Üstüne Koydu. Nedenini Öğrenince Aynısını Siz De Yapacaksınız Soğan doğal ağrı kesicidir ve antibakteriyel özelliğine sahiptir. Daha önce hiç aklıma gelmezdi ancak soğan sivrisinek ısırıklarının acısını geçirmekten ateş düşürmeye kadar yönlerden vücudumuza katkı sağlıyor. 1. Sivrisinek Isırıkları Soğan, sivrisinek ısırıklarının neden olduğunu acıyı geçiriyor. Soğanı kesin ve sivrisineğin ısırdığı yere uygulayın. Kısa bir süre sonra acı sızı kalmayacak. 2. Kulak Ağrısı Soğanın kulak ağrısını geçirdiğine dair bir söylenti var. Soğanı parçalayın ve çok derine olmayacak şekilde kulağınızın içerisine koyun. Sonucu kendiniz görün! Yalnız dikkatli olmayı unutmayın. 3. Soğuk Algınlığı Taze soğanlar bakterileri yok ederek soğuk algınlığına karşı önlem olarak kullanılabilirler. Soğanı bir tabağın içerisine doğrayın ve yatağınızın hemen yanına koyun. Sabah çok daha iyi hissedeceksiniz. 4. Ateş Kulağa garip geliyor ancak bir diğer ipucu da uyumadan önce çorabınızın içine soğan koymak. Tıpkı soğuk algınlığında olduğu gibi soğan bu kez grip ya da ateşi geçiriyor. Ertesi gün uyandığınızda çok daha iyi hissedeceksiniz. 5. Kan Şekeri Livestrong.com'da yazılanlara göre, soğanda protein, lif, krom, C vitamini ve flavanoid bulunuyor. Her gün soğan yerseniz, kolesterolünüz düşüyor ve kan şekeri seviyeniz dengeleniyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/soguk-havalarda-gripten-korunmak-isteyenlerin-yapmasi-gereken-9-faydali-aliskanlik/", "text": "Kışın kapıya dayanması ile birlikte soğuk algınlığı ve grip ortalıkta kol gezmeye başladı. Aman dikkatli olun, sıkı giyinin, c vitamini alın gibi temel korunma metotlarını biliyoruz. Zaten içeriğimizde de bunlardan bahsedecek değiliz 🙂 Sadece bazı doğru bilinen yanlışları düzeltmek istiyoruz. İşte Soğuk Havalarda Hastalanmamak İçin Yapmamız Gereken 9 Faydalı Alışkanlık; 1# Dışarı Çıkmadan Önce Burun Damlası Kullanmayın Dışarı çıkmadan önce kullanılan burun damlası mukoza zarını mikroorganizmalara karşı savunmasız hale getirir. Bu sebeple dışarı çıkarken burun damlası kullanmak faydadan çok zarar getirir. 2# Dışarıda Ağzınız Yerine Burnunuzdan Nefes Alın Ağzınızdan nefes aldığınızda havayı ısıtma şansınız olmadığından dolayı boğaz enfeksiyonlarına yakalanma olasılığınız artar. Bu nedenle dışarıdayken burnunuzdan yavaş ve derin nefesler almayı tercih edin. 3# Dışarıdayken Yüzünüzü Sarmayın Soğuk havalarda dışarı verdiğiniz nefes atkınızda buzlaşabilir. Bu durumda atkınız bariyer olmaktan ziyade havayı daha da soğutur. Bunun sonucunda boğaz enfeksiyonu ve bronşit gibi sıkıntılar ortaya çıkabilir. Eğer gerçekten ihtiyacınız olursa, yüzünüzü koruyabilirsiniz, ancak burnunuzu her zaman dışarıda tutun. 4# Titremeye Başladığınız Anda Kapalı Bir Mekana Girin Titremeye başladığınız anda en yakın market ya da kafeye girin. Titreme geçene kadar burada bekleyin ve dışarı çıkıp hiç vakit kaybetmeden evinize dönün. Titreme anında asla dışarıda beklemeye devam etmeyin. 5# Sıkı Kıyafet ve Ayakkabıları Tercih Etmeyin Sıkı kıyafetler yerine daha bol kıyafetler tercih etmek vücudunuzla kıyafetleriniz arasında sıcak hava hareket etmesine yardımcı olur. 6# Dışarı Çıkmadan 30 Dakika Önce Sıcak İçecek Tüketmeyi Bırakın Sıcak çay ve kahve kan dolaşımını arttırır ve vücudunuzun savunma mekanizmalarını geliştirir. Ancak aynı zamanda kan damarlarını genişletir. Bu durum dışarıya çıktığınız anda daha çok ısı kaybetmenize neden olur. Dışarı çıkmadan illa bir şey içecekseniz su için 🙂 7# Soğuk Havada Aç Dolaşmayın Vücudumuzun ısınmak için enerjiye dolayısıyla besine ihtiyacı vardır. Bu nedenle dışarı çıkmadan önce az da olsa bir şeyler yemek çok önemlidir. 8# Cildinize Krem Sürdükten Sonra Hemen Dışarı Çıkmayın Kremin uygulandığı andan itibaren ilk 30-40 dakika kremin içeriğindeki su buharlaşır. Buharlaşmanın yarattığı ısı kaybına dışarıda yakalanmamak adına krem sürdükten 30 dakika sonra dışarı çıkmayı tercih edin. 9# Açık Alanda Alkol Almaktan Kaçının Alkol içtikten sonra vücut 30-40 dakika ısınacak, ardından hızla soğuyacaktır. Bu durum vücudunuz için oldukça tehlikelidir. Beyniniz bu denli hızlı soğumaya tepki vermekte zorluk yaşayacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sohret-carpti-masterchef-jurisi-hazer-seften-sonra-somer-sef-de-esinden-ayriliyor/", "text": "Hazer Şef'in onca yıl sonra MasterChef'e katılıp sonrasında da eşinden boşanması gündem olmuştu. Sonra Sıla ile fotoğrafı da gündeme oturmuştu. Görünen o ki program yalnızca onu etkilememiş. Somer Şef de program sonrası evliliğini bitiriyor. Master Chef yarışmasının jüri üyelerinden Somer Sivrioğlu'nun program editörü ile aşk yaşadığı bu nedenle de 18 yıllık evliliği bitirme kararı aldığı iddia edilmişti. Eşi Aslı Sivrioğlu bir açıklama yaptı. Arkadaşlarımın restoran görüp, bana haber vermesiyle başladı. Daha sonra da mesajlaşmalarını yakaladım. Ne yazık ki Somer de ihaneti inkar etmedi. Son aylarda yaşadığım üzüntü bu hafta katbekat arttı. Duygusal bir zaman geçiriyorum. 2 evladım ve ailem bu süreci atlatmaya çalışıyoruz. Umarım bir an önce boşanma işlemimiz gerçekleşir ve her gün içinde bulunduğum bu durum sona erer."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sohreti-filmin-onune-gecmis-15-efsane-soundtrack/", "text": "Filmlerin önüne geçmiş derken filmlere saygısızlık etmeyelim ama bu soundtrack listesindeki film müziklerinin hepsi hafızalarda güzel yer edindi. Birinciden sonuncuya hepsine katılıp şunlar şunlar da listeye alınabilirdi diyeceğiniz bir müzik listesi oldu. 1- Titanic / Celine Dion My Heart Will Go On 2- The Bodyguard / Whitney Houston I Will Always Love You 3- Space Jam / R. Kelly I Believe I Can Fly 4- Casablanca / Dooley Wilson As Time Goes By 5- Back To The Future / Michael J. Fox Johnny B. Goode 6- Rocky III / Survivor Eye Of The Tiger 7- Ghostbusters / Ray Parker Jr. Ghostbusters 8- Neredesin Firuze / Haluk Bilginer, Özcan Deniz Ya Evde Yoksan 9- Top Gun / Berlin Take My Breath Away Günün her saatinde modunuzu değiştirebilir. 10- Easy Rider / Steppenwolf Born To Be Wild 11- Singin' In The Rain / Gene Kelly Singin' In The Rain ( 8.3 IMDB puanı olan 1952 yapımı filmi izlemeyenlere şiddetle öneriyoruz.) 12- 8 Mile / Eminem Lose Yourself 13- New York, New York /Liza Minelli New York, New York 14- The Man Who Knew Too Much / Doris Day Que Sera Sera 15-The Misty Mountains Cold The Hobbit"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sokaktan-sahiplenilen-sansli-kopegin-kiskandiracak-dunya-turu/", "text": "Kaori Tomaru, öğretmen programı ile gittiği Meksika şehrinde bir gün arkadaşlarının teklifi üzerine parka gitmiş, iyi ki de gitmiş çünkü parkta evsiz, yalnız ve ilgiye aç bu köpek ile orada tanışmış. Tomaru, köpeğin parkta bir oraya bir buraya gidişini, insanlardan yemek isteyişini çok sevimli ve arkadaşça bulmuş. Köpek aşırı derecede zayıf ve pismiş yani hayvanın görünüşüne değil o tertemiz kalbine vurulmuş 🙂 Grup ayrılırken bu minik köpek de onların peşine takılmış, zaten kalplerini çaldığı için onu orada bırakamamışlar ve ertesi gün veteriner kontrolünden de geçirdikten sonra adını Ralph koymuşlar. Aslında ev bulma arayışlarına giriştilerse de onu vermeye gönülleri razı olmamış. Tabi köpek bakmak kolay değil, öğretmen için de pek kolay olmamış. Meksika'dan ayrılma vakti geldiğinde, Tomaru ona eve götürememe sorunu ile karşılaştı çünkü San Luis Potosi Havalimanında bir köpeğin rahat uçuş yapabilmesini sağlayacak kadar büyük uçaklar yoktu. Bu iyi yürekli kadın köpeği geride bırakmak yerine, babası ile birlikte New York'tan Meksika'ya kadar araba kullanarak Ralp'ı aldı ve tekrardan New York'a döndü. O yolculukta Tomaru, Ralph'ın da kendisi gibi gezmeyi çok sevdiğini anlamış. Her şey ile gezmeyi çok seviyormuş, araba, tren veya bot farketmiyor yani. Tabi manzarayı seyretmek ve insanlarla sosyalleşmek onun en sevdiği şeyler arasında geliyormuş. Tomaru eğer sadece gezmek için bir köpek doğmuş olsaydı bu kesinlike Ralp olurdu diyor. O kadar iddialı yani ki fotoğraflar da kıskandıracak cinsten 🙂 Eve geldiklerinde, Tomaru Ralph ile birlikte dünyayı gezmeye başladı. Gezdikçe çoğu yerde köpek ile birlikte gezmenin gerçekten kolay olduğunu fark etti. Yani onu artık geride bırakmak zorunda değildi. Ralph artık Meksika parklarında yemek dilenmeyi bırakmış, onu çok seven yeni annesi ile dünyayı gezmeye başlamıştı. Ralp hemen hemen her yeri gezdi.:) Aşağıda Atina mimarisinde poz veriyor mesela. Bir de İsviçre'nin şu güzel dağlarında... Roma'daki kolezyumda... Pozları da çok öpülesi <3 İskoçya'da Callanish taşlarında... ve daha birçok yere gitti şanslı Ralph... Ralph ve sevgili annesi gezmeyi çok seviyorlar, aslında bu çok güzel bir son olabilirdi ama bu sonunda malesef bir engeli var çünkü Ralph şuanda hasta 🙁 Geçen Kasım ayında Ralph sürekli öksürmeye başladı ve veteriner nedenini anlayamadı. Tomaru'nun dediğine göre kendisi çok sağlıklıydı ve hiçbir sağlık problemi yoktu. Doğru bir teşhis konulmasının çok zor olduğunu söyledi. Ama yapılan x-ray ve EKGs ile Ralph'ın hatalı mitral kapağa sahip olduğu ortaya çıktı. Ralph'ın durumu oldukça nadir karşılanan bir durum ve sadece uzman cerrahi ile tedavi edilebilir. İlaçların zararlı yan etkileri var ve tedavi sürecini etkilemeyip sadece köpeğin ömrünü uzatabilirler. Ameliyat Ralph'ın hayatını kurtarabilecek tek çare ama malesef maliyeti $25,000'in üzerinde... 🙁 Ama bu Ralph ve annesi için caydırıcı değil elbet. Daire almak için biriktirdiği parayı kullanarak onun ameliyatını karşılamayı düşündüyse de bu yeterli olmamış. Tomaru ameliyat parasını toplamasında yardımcı olması için GoFundMe kampanyasını başlatmış ve şu zamana kadar $6,000 toplanabilmiş. Ralph ve Tomaru sanki birbirleri için yaratılmışlar ve Tomaru onsuz bir hayat düşünemiyor. Dediğine göre tanışabileceğiniz en tatlı, en iyi ve en cana yakın köpek ve kimse ona baktığında gülümsemeden edemiyor. Tomaru onu hayatında olabildiğince tutabilmek için elindeki her şeyi vermeye hazır. Herkes size deli olduğunuzu söylese de günün sonunda sevgiye gerçekten bir fiyat koyamıyorsunuz. Her zaman daha fazla para kazanabilirim ama başka bir Ralph kesinlikle yaratamam. diyor Tomaru. Eğer kediniz ve köpeğiniz varsa ve onu/onları gerçekten seviyorsanız bunu gerçekten anlayabilirsiniz... Eğer hikaye içinize dokunduysa ve Ralph ile Tomaru'nun bu zor durumunda onlara biraz da olsun yardım etmek isterseniz buradan GoFundMe kampanyasına ulaşabilirsiniz. Instagram hesabından Ralph'ın maceralarını da takip edebilirsiniz 🙂 Eğer sorumlulukların farkında iseniz ve bir canın hayatını kurtarmak isterseniz PETYUVA instagram hesabından yuva bekleyen canlardan birini kurtarabilirsiniz 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/solak-salyangoz-jeremy-once-terkedildi-sonra-aldatildi/", "text": "Kabuğundaki spiralin saat yönünün ters tarafına dönmesi sebebiyle diğer salyangozlardan farklı olan Jeremy'e uzun süredir bir eş aranıyordu. Jeremy'e sonunda Mallorca'dan üç tane talip bulunmuştu. Bu duruma Jeremy kadar bizde çok sevinmiştik ki Jeremy tehlikeli bir aşk üçgeninin içinde kaldı. Jeremy üç talibi tarafından da terk edilmiş, hevesimiz de kursağımızda kalmıştı. Ne yazık ki durum böyle sonlanmadı. Diğer salyangozların başbaşa görüntülenmesi ile olay iyice trajik bir hal aldı. İşte BBC tarafından görüntülenen, ihanetin gizli perdesi. Baby joy for rare left-coiling snails... 170 times over to be exact #snaillove #r4today pic.twitter.com/iT2MdxDi3g BBC Radio 4 Today (@BBCr4today) May 17, 2017 Nottingham Üniversitesi'nden Dr. Angus Davison, kabuğu sola dönen Jeremy'yi incelemek istemişti. Mutasyon geçirmiş bu salyangozun genlerinin, insan dahil diğer canlılarda vücut asimetrisini anlamaya ve kusurları gidermeye yardımcı olabileceğini düşünen Davison, araştırmasını devam ettirebilmek için benzer durumda bir eşe ve yavrulara ihtiyaç duymuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/soluksuz-bir-ask-hikayesi-sonra-bir-daha-gordun-mu-abi-o-kizi/", "text": "Çoğu zaman yaşadığınız ilişkilerin zorluğundan mı yakınıyorsunuz. Peki kavuşmanızın bile büyük bir mutluluk olduğunu düşünmek aklınıza gelmiyor mu? O zaman Ekşi Sözlük yazarının yazdığı bu anı size çok şey katacak: Kocamustafapaşa'da bir evdeyim. İstanbulun alışıldık, eski, dökük, eşyaları birbirinden uyumsuz az rutubet kokulu bir bekar evinde misafirim. Normalde bu evde misafir olmam ben çünkü kendi evime en yakın arkadaş evi bu mekandır. Bende anahtarı vardır. Evde kahve kalmaz gelir alır giderim. Bilmukabil, benim evden de gecenin üçlerinde ne çukulatalar kaçar bu eve. Ben lazım oldu diye mavi fularımı geri almaya girdim eve.Yerini de telefonla sorup öğrendim. Kapıyı açmamla içerideki adam irkildi. Ben irkilmeyi geçin bir kalemde çığlığı bastım. Ev sahibinin babası yok ve bu adam sevgili olmak için fazlasıyla olgun. O halde iyi niyetli bir seçenek kalmadı geriye sandım. Şık bir takım elbise adamın üzerinde. Alışılmış baba figüründen bağımsız, dümdüz bir karın. Elli küsür yıllık saçlarını jölelemiş, bütün salon traş kolonyası kokuyor. Neyse atlattım ben paniği. Ziyadesi ile kibar bir beyfendi. Aile dostları imiş. Telefonla teyit aldırdı bana güvenebilmem için. Arkadaşımı aradım. -gelmiş mi?- dedi.-iyi bir insan, ileride sık sık karşılaşırsın umarım- dedi. Gülüyor da şırfıntı içten içe. Anlamadım ama adam güvenilir duruyor. Beyefendi çok korktunuz siz, bir kahve ikram edeyim acaleniz yoksa. Ne acelem olacak beyfendi, acelem olsa mavi fularları kafaya takıp terliklerle yollara düşer miyim? Kahve ise en zayıf olduğum nokta. Ben diyorum ki adama; siz tam olarak nesi oluyorsunuz? O bir anda tüm mantığını mutfakta bırakmış gibi yerdeki kenarları püsküllü turuncu mindere bakıyor. Başlıyor, başlıyoruz. Yıllardan 1975. Ben o zamanlar harp okulundayım. Cerrahpaşa'da da bir güzel restoran var Samatyaya inen yokuşta. Aslında yasaktır bize alkollü ortamlar ama, her gün denize bakıp da bir rakıya dilini değirememek zor iş. Kaçıp ayarladık bir şeyler arkadaşlarla... Kırmızı kadife sandalyeleri var lokantanın. Lokanta diyorum ama şimdiki tabiri ile restoran. Mezeleri taze, etleri taa Erzurumdan geliyor. İyi biliyorum çünkü yıllarca her hafta gittim sonraları. Neyse, dün gibi aklımda tam su servisi yapıyordum Rızanın bardağına, bir sarılık gördüm lokantanın sütunları arkasında. Kafamı iyice eğdim ki bu nedir göreyim. Dedim ki- bana deseler, hayalindeki kızı resmet, böyle güzel çizemezdim.Öyle bir duruluk, hiç boyasız dudakları, hem şuh hem hanımefendi kahkahaları, zaten ses de çizilemez ve anlatılamaz değil mi ya? Bir saçları vardı, dedim ya ilk gördüğümde ışıklı bir şeyler sandım. Üç kadehi yarım saatte hiçbir şey duymadan konuşmadan tatmadan içtim. Masadaki vazodan tek gülü aldım, yanına vardım. Saçmaladım sanki, ne dedim hatırlamıyorum. Sadece -zahmet etmişsiniz, müesseseden bir şey demesinler- dediğini hatırlıyorum. Bunu söylerkenki gülüşünü çizebilmek için resim kurslarına gittim sonraları. Ama olmadı. O bana güldü ya, ben her gün Samatya yollarını arşınladım. Tam 42 gün sonra, başında kara bir yemeni, gözleri ağlamaktan şişmişken gördüm onu. Bir ev kadarlık mahalle camisinde gördüm. Kalakaldım cami kapısında, en sona o kaldı. Kollarında iki kadın, ayakta duramıyor. Ama tanıdı sanki beni. Kapıdan çıkarken yüzüme baktı çok gülen gerçekten çok ağlıyormuş dedi. Doğum gününde ilk kez gördüğüm kadınımı, bir de ailesinin cenazesinde gördüm. Sonra soruşturdum cenaze sahibini, öğrendim.Teyzesinin yanında kalmaya başlamış.İki ay daha bekledim, sonra bir salı günü izin aldım, teyzesinin evinin orada beklemeye başladım. Salıları pazar kurulurdu. Bir umudum pazara gider diye...Hakikaten çıktı evden. Ben gizli gizli takip ettim. Hiç unutmam portakal seçiyordu. Pardesüsünün cebine 10 sayfalık mektubumu bıraktım. Gene de haftada iki gün gittim Samatyaya görürüm umuduyla.Hiç beklemediğim bir gün geldi yanıtı. Sonra 3 ay hayatımın en güzel dönemini yaşadım. Hep film karesi gibiydi buluştuğumuz zamanlar. Her çay bahçesine geri dönerdim onu eve bıraktıktan sonra. Tüm konuştuklarımızı hatırlatırdım kendime. Biraz durgundu. Baba ocağı gibi olmuyor diyordu. Her ne kadar teyze, anne yarısı olsa da.. İstetecektim ki tayinim çıktı. Taa Batman'a. Onu götüremezdim. Tam bir İstanbul hanım efendisiydi. Ben zaten aldırırım tayinimi diyordum. Ağlaşa ağlaşa vedalaştık. Tam da kartpostallardaki gibi vedalaştık garda. Saçından tutam aldım, o zamanlar adet öyleydi. Kendi göğsünde üç gün gezdirdiği bir mendil verdi. Dayanamadım batmanda. Zaten denizi olmayan memleket denize alışanı daraltır. Kahverengiden başka bir şey kalmamış aklımda. Hiçbir şey umurumda değildi. İstifamı verdim. Babadan kalan parayla dükkan açarım dedim. Sevdiğim yanımda olur. Kabul ettirene kadar istifamı, bir yığın işler geldi başıma. Ankara'da askeri mahkemeye çıktım. Ama sonunda kurtardım yakamı.Ankara'dan mevlana şekeri aldım. Batmandan gümüş bilezikler, ipek şallar aldım. İstanbul'a kadar hiç uyumadan geldim. Teyzesinin kapısını çaldım. Durumu izah ettim. Hayırlı bir iş için de ziyaret edeceğim inşallah dedim. Kadın boynunu büktü. -Size yazdı ama haber alamayınca biz ısrar ettik, nazdır sandık, yalan söylüyor sandık, nişanladık. dedi. Hayatımda ilk kez bir kadına kin duydum. Kapısında ağladım yine de yalvardım. O adamla oturacağı evi temizliyormuş. Adresini istedim. Vermedi. Ben çağırtayım dedi. Elimde hediye paketlerim, yoluk yoluk olmuş çicekler merdiven basamağında üç saat bekledim. Geldi, gözleri kan çanağı gibiydi. Neden yazmadın? dedi. İmdat demiş son mektubunda, canımdan can kopuyor demiş. -Gelmedi ki mektup, dedim. Ordudan ilişiğimi kestiğime dair yazı vardı elimde onu bıraktım avucuna. Daha nikah yok ki dedim. Alayım gideyim seni Kurana el bastırmışlar, kayınvalidesi salmamış geri gelmez diye, oğlum öldürür kendini demiş. Ağlamış, yalvarmış gitme diye. Sonra da Kurana el bastırmış. Evlendi.. Ben öldüm. Ne işlerde çalıştım o zamanlar, hiç anlamadım, süründüm oradan oraya. İllaki İstanbul'a döndüm her seferinde. Anlamsız insanlarla dost oldum belki bir haberini alırım diye... Adam sustu. Ben mutfaktan peçete getirdim. Kendimi yokladım mutfakta. İlaç almadım, uyuşturucu ile alakam yok. Sarhoş değilim. Kim bu adam? Neden dinliyorum, neden ağlıyorum onunla beraber? Başıma neler geliyor benim?Peçetesini uzattım.Sustuk. On beş saat süren beş dakikalık bir sessizlik oldu.. Ben dayanamadım; Sonra bir daha gördün mü abi o kızı? dedim. Bir saattir o anlatmıştı ben dinlemiştim. Hem konuşmamaktan hem de boğazıma oturan bir şeylerden sesim acınacak halde çıktı. Hem de abi dedim babam yaşındaki adama. O kadar çocukça, o kadar saf ve derindi ki acısı, oğlum desem yeriydi. -Gördüm dedi. Pendik' te oturuyormuş. Haberini aldım sonra. Pendik arşınladım aylarca. Gittim camcı dükkanı açtım oralarda. Onu da batırdım sokaklarda sürtmekten. Sonra buldum onu. Evini gördüm uzaktan. Saklambaç oynadım kendi kendime oralarda. Bebeği vardı ilk gördüğümde. Benim gibiydi sanki çocuk. Aynı güzelim sarıdan saçlar. Hep uzaktan seyrettim. Koluna girerdi kocasının, ciğerimden boğazıma kadar ateş basardı. Daha otuzlarımdaydım ama bembeyazdı saçlarım o elini bir adam kolunda görmekten. Gülerken görünce hem sevinirdim mutlu olduğuna hem de nefret ederdim her şeyinden, benim mutsuzluğumla karşılaştırınca. Zaten imanı bıraktım bir kenara, kurana el bastığı içindi tüm bu acılarım. her akşam içerdim. hiçbir içki onu gördüğümdeki kadar yakamazdı midemi, genzimi. Tek tesellim, kocası iyi bir adammış. Hani şakadan, eğlenceden anlamazmış ama bir dediğini de iki etmezmiş. Tüccarmış, hali vakti yerindeymiş. Köşe minderi gibi adam derlerdi. Ne hayır demeyi bilir, ne sesini yükseltir. Bir gün sahile gidiyorlardı yine, çocuk o zamanlar yürüyordu. Üç yaşında falan. Önlerinden koşuyor. O da kocasıyla o kabusum olan eli kolunda haliyle arkadan geliyor. Düştü yavrum. ama nasıl düşmek. Etimden et koptu sanki.Tutamadım kendimi fırladım. O da fırladı, kocası rahmetli, ağır adamdı herhalde, arkada kaldı. Çocuğu kaldırırken yerden, eli elime değdi. -Sağ olun beyfendi- dedi, sonra kafasını kaldırdı. Sen hiç yüzü değişmeden ağlayan insan gördün mü? Ben gördüm. Öylece olanca güzelliği ile resim gibi duruyordu yüzü, ne kaşı oynadı ne gözü, sicim sicim ağladı. Ben sadece; benim kızım olabilirdi, olsaydı diyebildim... Taşıdım evi barkı sonra.. Dayanamadım. Kocası vefat etmiş. Çok sonraları duydum. Keşke kalsaymışım, kaçmasaymışım. Ağlıyorum ben de. Mavi fular diye çıktım evden. Şimdi hüngür hüngür ağlıyorum. Tanımıyorum adamı. Nedir derdi? Kafası mı güzel bilmiyorum. Aşıkla aşık olmuşum, sarsıla sarsıla ağlıyorum. Peçetenin de sonuncusunu ona vermişim. Hıçkırığım bitmiyor ki nefes alıp soramıyorum; -peki siz kimsiniz? diyemiyorum. 20 yaşındayım o zaman, zehir gibi kafam ama ağzımdan sadece mahallenin sokakta çekirdek çitleyen, cama minder koyup karşı komşuyla dedikodu yapan teyzeleri gibi yayvan bir -eeeee?- kopuyor dilimden. Eee'si diyor adam Buldum izini. Yemeğe götüreceğim akşama. Yüzük de aldım, bak bakalım beğenecek mi? Ben yüzüğe bakıyorum, çok güzel, dünyanın en güzel yüzüğü. Kutusunda Naim kuyumculuk/Batman- yazıyor. O eve bakıyor, gülümsüyor. Bir minder daha koyuyor sırtına; Hala kızımmış gibi, diyor. Kızımın evi gibi rahatım. Arkadaşımın annesi, Rana Sultan evleniyor. Kaynak Ekşi sözlük"} {"url": "https://www.thegeyik.com/somadaki-madencilerin-banka-borclarini-odeyen-kahraman-volkan-demirel/", "text": "Simge isim olmanın zorluğudur Volkan Demirel'in seveni de sevmeyeni de çok. Ama Fenerbahçe'nin kaptanının bu yaptığı hareket onu seven sevmeyen herkesin takdirini toplayacak cinsten. Soma'yı unutmak ne mümkün tam 301 can o gün hayata veda etti. Rakamla yazınca anlam ifade etmiyor belki ama 301 baba, 301 kardeş, 301 hayal demek bu. Olayın ardından çok sayıda kurum ve kuruluş yardım edeceğini açıkladı, bir kısmı da gerçekleştirdi. Ama bir kişi vardı ki o sessiz sedasız yaptı yardımını. O kişi Soma'daki madencilerin ve akrabalarının bankalara olan borçlarının büyük bir kısmını kapatan Volkan Demirel. 940 bin ile 1 milyon TL arasında bir borcu ödemiş. Takım arkadaşlarını da Soma'ya yardımcı olmaları için teşvik etmiş ve onların da benzer ödemeler yapmasını sağlamış. Olayın duyulmasının ardından da bir açıklama yapmış. Vefat eden 301 madencimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine tekrardan başsağlığı dilerim. İhtiyaç duyulduğu dönemlerde ben ve takım arkadaşlarım elimizden geldiği kadar destek olmaya çalışıyoruz. Destek olmaya da devam edeceğiz. Ama bu desteklerin haber olmasından rahatsızlık duymaktayız. Bunun gibi hassas konularda daha özenli haberler yapılmasını, hatta hiç haber yapılmamasını rica ederim. Helal olsun Volkan Demirel!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/son-donemler-en-populer-yiyecegi-kinoa/", "text": "Son dönemlerin en popüler besin kaynağı hiç kuşkusuz ki kinoa. Sağlığına dikkat edenlerin ve kilo vermek isteyenlerin en önemli gözdesi kinoa'yı yakından tanımaya ne dersiniz? İşte tüm yönleriyle Kinoa; Kinoa sanılanın aksine bir tahıl değil tohum türüdür. Chenopodioideae familyasından olan kinoa buğdaygillerden çok ıspanak ve pancar gibi bitkilere daha yakındır. Ekvador, Peru, Bolivya ve Kolombiya'nın And Dağları üzerinde yetişen kinoanın tarımı 3 ile 4 bin yıl öncesine dayanmaktadır. İnkalar tarafından tarımı yapılan ve manevi değeri olan bir tohumdur. Yüksek oranda protein ve temel amino asit içeren kinoa bitkisel kökenli gıdalar arasında en çok proteine sahip olan besindir. İçeriğinde A, B, C, D ve K vitaminleri bulunan kinoa kolesterol içermez. Kalsiyum, demir, çinko, fosfor, magnezyum ve yüksel miktarda lif bulundurması sebebiyle kabızlık, kansızlık, kemik erimesi tedavilerinde kullanılır. Süperoksit dismutaz enzimi ile yaşlanmayı da geciktiren kinoa aksidon olarak da kullanılabilir. Tadı ve kokusu baskın olmayan kinoa bulgur ve pirincin olduğu tüm yemeklerde, haşlandıktan sonra da salata içinde tüketilebilmektedir. Garnitür olarak kullanıldığı gibi un haline de getirilerek pasta, kek gibi unlu mamullerin yapımında da kullanılmaktadır. Akan suyun altında yıkandıktan sonra 1 ölçü kinoa 2 ölçü sıvı ile haşlamanın uygun olduğu kinoa kısık ateşte 10-15 dakika arasında pişirilmektedir. Yüksek protein ve enerji kaynağı olan, şişmanlatmayan kinoayı sizler de rahatlıkla tüketebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sonbaharda-kalp-hastalarinin-dikkat-etmesi-gereken-10-konu/", "text": "Yine bir yaz mevsimini daha geride bıraktık. Havalar hafiften serinlemeye, sert rüzgarlar kendini göstermeye ve ağaçlardan yapraklar dökülmeye başladı bile. Hava sıcaklıklarındaki düşüşler, gündüz ve akşam saatleri arasındaki sıcaklık farkının artışı, nem ile hava basıncı değişimleri, hava kirliliğindeki artış, sert rüzgarlar ve vücut direncinin düşmesiyle birlikte artan enfeksiyon hastalıkları, kalp damar hastalığı olan kişilerde kalp krizi veya kalp yetmezliği riskini artırıyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ufuk Gürkan, sonbahar mevsiminde aynı zamanda tanısı konulmamış veya herhangi bir semptomu olmayan kişilerde de kalp krizi riskinin gelişebileceğine dikkat çekerek, Sonbahar mevsiminde gerek kalp hastalarının gerekse kardiyovasküler risk taşıyan özellikle hipertansiyon, diyabet veya obezite hastalarının soğuk ve sert rüzgarlı havalar ile enfeksiyon hastalıklarına karşı önlem almaları çok önemli. Ayrıca düzenli kullanılan ilaçların da sonbahar mevsimine göre ayarlanmaları için mutlaka hekime başvurulmalı diyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ufuk Gürkan, kalp hastalarının sonbahar mevsiminde dikkat etmeleri gereken kuralları anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! Vücut ısınızı koruyacak şekilde giyinin Sert rüzgarlı havalar göğüs bölgesinde ısı kaybını artıracağı için koroner spazm, dolayısıyla kalp krizi riskini yükseltebiliyor. Kalp sağlığınız için aşırı rüzgarlı havalarda mümkünse sokağa çıkmayın. Mecbursanız, göğüs bölgenizi koruyacak şekilde giyinmeyi alışkanlık edinin. Ayrıca sokağa çıkarken kıyafetlerinizin altına giyeceğiniz kalın termal çamaşırlar da vücut ısınızın sabit kalmasına yardımcı olacaktır. Rüzgarlı havalarda kapalı mekanlarda spor yapın Sonbahar mevsiminde de egzersizlerinize düzenli olarak devam etmeniz kalp sağlığınız için büyük öneme sahip. Haftanın en az dört günü yapacağınız 30 dakikalık tempolu yürüyüş, kalp krizi riskini azaltıyor. Ancak soğuk ve rüzgarlı havalarda yürüyüş için dış ortamları değil kapalı mekanları tercih etmeye özen gösterin. Yürüyüş için sabah saatlerini tercih etmeyin Sonbahar mevsiminde dikkat etmeniz gereken bir başka önemli nokta ise yürüyüş saatleriniz olmalı. Doç. Dr. Ufuk Gürkan, havaların soğuk olduğu günlerde sabah saatlerinde, özellikle rüzgarlı havalarda yapacağınız yürüyüşün kalp sağlığınızı olumsuz etkileyeceğini belirterek, Bunun nedeni ise koroner damarların sabah saatlerinde elastikiyet özelliklerinin az olması ve bunun sonucunda kalbin yükünün artmasıdır. Dolayısıyla sabah erken saatlerde yapılan yürüyüşler, göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi sorunları, dahası kalp krizini tetikleyebiliyor. Sabahları yürüyorsanız, kalp sağlığınız için düşük tempoyu tercih etmeli ve göğüs bölgesinde gelişen ağrı veya nefes darlığında yürüyüşünüzü sonlandırmalısınız. Sonbahar aylarında yürüyüş için en ideal zaman soğuğun kırıldığı öğle saatleridir diyor. Yemekten hemen sonra egzersiz yapmayın Yemeğin ardından damarlardan mide ve bağırsak sistemine giden kan miktarı ile kalp hızı göreceli olarak artıyor. Bu fizyolojik bir durumdur. Ancak kalp damar hastalığında koroner kan akımının az olması nedeniyle ağır yemek sonrasında yapılan egzersizler kalp krizi riskini artırabiliyor. Dolayısıyla kalp damar hastalıkları açısından yüksek riske sahipseniz, egzersizlerinizi çok hafif bir kahvaltıdan en az bir saat veya öğle ya da akşam yemeğinden en az 3-4 saat sonrasında yapmaya özen gösterin. Ağır eşya taşımayın, dik yokuşlardan kaçının Soğukla birlikte kalbin iş yükü arttığı için ilave zorlayıcı faaliyetler semptomları tetikleyebiliyor. Öyle ki yaz aylarında hiçbir şikayeti olmayan ve orta derece kalp damar tıkanıklığına sahip hastaların soğuğa maruz kaldıklarında nefes darlığı ile göğüs ağrısı gibi semptomları başlayabiliyor, bu tablo kalp krizine kadar ilerleyebiliyor. Bu nedenle soğuk havalarda gerekmedikçe ciddi efor gerektiren ağır eşya ve yük taşımak gibi faaliyetlerden kaçının, dik yokuşlu yolları kullanmamaya da özen gösterin. Sonbahar mevsimine uygun beslenin Düşen sıcaklıklarla birlikte vücudumuzun enerji ihtiyacı da artıyor. Doymamış yağdan ve karbonhidrattan zengin gıda alımı nedeniyle reflekslerimiz uyarılıyor ve daha kolay kilo almamıza yol açabiliyor. Kilo alımının hipertansiyon ve kalp damar hastalıklarının gelişme riskini artırması nedeniyle diyet ve egzersiz faaliyetlerinizi sonbahar mevsimine uygun olacak şekilde devam ettirmeniz gerekiyor. Besin değeri açısından zengin, düşük kalorili meyve ve sebzeleri bolca barındıran öğünlerle beslenmeye önem verin. Karbonhidrattan görece fakir, proteinli gıdalarla dengelenmiş, doymamış yağ asitlerini içeren yiyeceklerin sofranızda bulunmasını da alışkanlık edinin. Enfeksiyonlara karşı korunun! Soğuk havalarla birlikte vücudumuzun direnci düşüyor ve grip ile Covid-19 gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskimiz artıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ufuk Gürkan, bu enfeksiyonların da kalp krizi riskini ve kalp yetmezliği semptomlarını artırdığına işaret ederek, 2019 yılında başlayan Covid-19 enfeksiyonunun düşük yoğunlukla da olsa devam ettiği günümüzde; hijyen kuralları, maskeyle korunma, dezenfektan kullanımı gibi gribal enfeksiyonlarda korunma yöntemlerini uygulamanız ve hekiminizin görüşünü alarak uygun aşılarınızı yaptırmanız kalp ve damar sağlığınız için çok önemlidir diyor. D vitaminini unutmayın Yapılan çeşitli çalışmalarda, vücudumuzdaki D vitamini seviyesinin yaz mevsimine nazaran sonbahar ve kış aylarında azaldığı gösterilmiş. Bilimsel araştırmalar, D vitamini eksikliğinin koroner kalp hastalığı riskini anlamlı olarak artırdığını gösteriyor. Bu nedenle sonbahar aylarında gerek güneş ışınlarından faydalanarak gerekse gıdalarla D vitamini takviyesi yapmanız oldukça önem taşıyor. Grip aşınızı yaptırın Viral enfeksiyonlar özellikle de covid-19 enfeksiyonu, immün sistemi zayıf ve yaşlı hastalarda daha ağır bir tablo oluşturabiliyor, altta yatan kalp hastalığını alevlendirebiliyor. Özellikle diyabet, koroner kalp hastalıkları veya kalp yetersizliği gibi kronik immün sistemini zayıflatan bir hastalığınız varsa hekiminizin görüşünü alarak mevsimsel grip aşınızı yaptırmayı ihmal etmeyin. Hava kirliliğine dikkat! Sonbaharla birlikte araç yakıt ve ısınma amaçlı tüketilen hidrokarbon ürünlerine ait partiküller hava kirliliğini artırıyor. Artmış olan hava kirliliğinin kalp damar tıkanıklarını, hipertansif ataklar ile kalp yetersizliği ataklarını artırdığı bilimsel olarak kanıtlandı. Dolayısıyla ciddi kalp damar hastalığınız veya kalp yetersizliği sorununuz varsa bu havalardan kaçınmanız, mümkünse görece olarak daha temiz havaya sahip bölgelerde yaşamanız öneriliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sonbaharda-kilo-vermek-icin-9-detoks-tavsiyesi/", "text": "Çağımızın en önemli sağlık sorunlarından birisi olan obezite ve fazla kilolardan korunmak için pek çok kişi çeşitli diyet programlarına başvuruyor. Bunlar arasında ise özellikle son dönemlerde detoks programları öne çıkıyor. Yanlış uygulandığında sağlığın bozulmasına neden olan detoks, doğru ve uzman kontrolünde yapıldığında hem hastalıklardan koruyor hem de kilo vermeye yardımcı oluyor. Memorial Hizmet Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Sinem Uygun, sağlıklı detoks için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi. Önce sağlığınızı koruyun sonra kilo verin Kusursuz çalışan karaciğer, böbrek, bağırsak ve cilt vücudu toksinlerden korumak için ve detoks yapmak için aralıksız çalışmaktadır. Detoks zayıflamak için değil, çalışan bu mekanizmaya destek olmak için uygulanmalıdır. Tek bir besin ya da içeceği tüketerek detoks yapmak yerine, vücudun detoks sistemini destekleyecek küçük düzenlemelerle toksinlerden arınmak zamanla kilo vermeye yardımcı olmaktadır. Detoks adı altında satılan organik ya da bitkisel hiçbir ürün tek başına etkili olmayacağı gibi, kişinin sağlığını da tehdit etmektedir. Yanlış detoks bağırsak sağlığınızdan edebilir Bilinçsizce yapılan detokslarda genellikle, bağırsaklar gereğinden fazla hızlandırılmakta ve kişi ishal gibi sağlık problemleri ile karşılaşmaktadır. Bu uygulamalar bağırsak florasını bozarak faydalı bakterilerin ölmesine ve bağırsak geçirgenliğinin artmasına neden olabilmektedir. Bağışıklık sistemini bozacak bağırsakları boşaltmak veya hızlandıracak uygulamalar yerine bağırsaktaki faydalı bakterileri koruyup sayısını artırmaya çalışmak yeterli olmaktadır. Bağırsak florasını korumak için: Lifli çiğ sebze ve meyve tüketerek bağırsaklardaki hareketlilik artırılmalıdır. Bu durum toksinlerin bağırsaklarda beklemesini ve geri emilmesini engellemektedir. Ev yapımı yoğurt, kefir, şalgam ve turşu iyi miktarda probiyotik alınmasına yardımcı olur. Ev yapımı sirke veya turşu suları da salatalara ilave edilebilir. Ispanak, roka, tere, dereotu, maydanoz gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerin tüketimine özen gösterilmesi hem lif hem de kuvvetli bir antioksidan olan c vitamini alımını sağlayacaktır. Posası atılmamış sebze suları da ayrı görevi yapmaktadır. Detoksta yağı eksik etmeyin Diyetlerden yağı tamamen çıkarmak karaciğer detoksu açısından olumsuz etki yapmaktadır. Toksinlerin atılmasında önemli katkısı olan safra, bağırsağa yağ emilimi sırasında dökülmektedir. Beslenme düzeninden yağın tamamen çıkartılması hem yağda eriyen A,D,E,K vitaminlerinin emiliminde hem de karaciğerden toksin atılımında azalmaya yol açmaktadır. Yağsız yemekler yerine sağlıklı ve kaliteli yağlar ile pişirilen yemekler tercih edilmelidir. Ev yapımı peynir altı suyunu deneyin Karaciğer vücudun en büyük detoks merkezlerinden birisidir. Vücutta yağda eriyen toksinlerin böbreklerden idrar, bağırsaklardan dışkı halinde atılabilmesi için önce karaciğerde detoksifiye edilmesi gerekmektedir. Bu detoksifikasyon esnasında karaciğerin en çok kullandığı antioksidan sistein, glisin ve glutamin aminoasitlerinin bir araya gelerek oluşturduğu glutatyondur. Vücutta glutatyon düzeylerini artırmak ve karaciğer detoksuna yardımcı olmak için: 9 detoks önerisi: 1.Sistein içeriği yüksek olan ev yapımı peynir altı suyu sebze sularına ilave edilerek tüketilebilir. 2.Yeşil ve beyaz renkte olan sebzelerden sarımsak, soğan, brokoli, karnabahar, kuşkonmaz, lahana, Brüksel lahanası, gibi sülfürlü bileşikler içeren besinleri tüketmek karaciğer detoksuna ve DNA tamirine yardımcı olmak için önemlidir. 3.Havuç, balkabağı, kayısı, limon, nar, çilek gibi sarı, kırmızı ve turuncu renkte olan meyve ve sebzeler içerdikleri karotenoidler ve likopen ile hücre zarlarının yenilenmesine ve korunmasına katkı sağladıkları için mutlaka tüketilmelidir. 4.Meyveler ve sebzelerin rengi koyulaştıkça içerdikleri antioksidan miktarı arttığından özellikle, böğürtlen, kızılcık, yaban mersini, pancar, mor lahana, siyah üzüm, siyah kuru erik detoks sırasında tüketilmesi gerekmektedir. Mor ve mavi renkte olan meyve ve sebzeler yoğun olarak içerdikleri resveratrol ve fenolik bileşikler sayesinde karaciğer sağlığının korunmasında ve hücre yenilenmesinde etkilidir. 5.Baharatlardan zencefil, zerdeçal, kakule hücre yenilenmesi için önemlidir. Bağışıklık sistemini destekleyen bu baharatlar karaciğer detoksu için önemlidir. 6.Günlük su tüketimi böbreklerden toksin atmak için önemlidir. Sebze meyve koyup hazırlanan sular daha aromatik olacağı için su içemeyenlerin daha rahat içmelerini sağlayabilir. 7.Balık, keten tohumu, semizotu, ceviz gibi Omega 3 içeren besinleri tüketmek karaciğer detoksuna yardımcı olacaktır. 8.Doymamış yağ asitleri içeren, antioksidan değeri yüksek A C ve E vitaminlerinden zengin olması sebebiyle avokado tüketmek karaciğer detoksu için önemlidir. 9.Salatalara veya sebze sularına zeytinyağı eklenmelidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sostalji-hastasi/", "text": "Adı garip, belki de hiç duymadığınız bir şey: Sostalji. Doğadaki yeşil alanların yok olup, yerini betonlara bırakmasının neden olduğu bir çeşit acı ve üzüntü hali. Latince teselli anlamına gel 'solacium' ve Yunanca acı anlamına gelen 'algia' kelimelerinin birleşimi olan sostalji artık modern çağın yeni hastalığı. Heidi sendromu olarakta bilinen sostalji doğadaki yeşillerin yok olup yerine yeni binaların, alışveriş merkezlerinin, otoparkların inşa edilmesiyle insanda oluşan acı ve üzüntü halidir. Sostalji insanın sevdiği ve yaşadığı ortamın tehdit altında olmasıyla ortaya çıkar. Günümüzde aşırı kentleşmeyle insanlarda oluşan sostalji hali artıyor. Bilimsel çalışmalar sonucunda doğanın beden sağlığı ve ruh sağlığı için çok önemli olduğu ortaya çıkmıştır. American Journal of Preventive Medicine'de 2008'de yayınlanan bir araştırma sonucuna göre, doğayla iç içe yaşayan çocukların beden kitle endeksleri diğerlerine oranla daha düşüktür. YEŞİL ALANLARDA YAŞIYANLARIN STRES HORMONU DAHA AZ Japonya'da 260 kişiyle ve 24 değişik şehirde yapılan bir araştırmaya göreyse, doğaya yakın mekanlarda oturan insanların kanındaki stres hormonu kortizolün yoğunluğu diğerlerine göre yüzde 13.4 daha az. BİNALAR ŞİŞMANLATIYOR Kortizol hormonunun şişmanlamakta oynadığı rolü göz önünde bulundurduğumuzda doğadan uzak yaşamanın da bir şişmanlama faktörü olduğunu düşünebiliriz. Yani doğa şişmanlamaya karşı koruyucu etki gösterir. Doğada yapılan antrenman ya da koşular doğal öldürücü hücrelerimizin aktivitelerini yükselterek bağışıklık sistemimizi güçlendirir ve bu da bizi strese karşı daha dayanıklı hale getirir. Sostalji kısaca teselli edenin yok oluşuna acı duyulmasıyla oluşan bir ruh halidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sosyal-anksiyete-nedir-bulusmalara-gelmeyen-insan/", "text": "Hepimizin birlikte yaptığımız planları bir türlü hayata geçiremeyen bir arkadaşı vardır. Her davetiyeyi kabul eder, katılmak konusunda heveslidir ama sonra tam son dakikada bahanesi kapınızda biter. Ya çocuklardan biri hastadır ya aileleri ziyarete gelmiştir ya mesaiye kalmaları gerekmiştir ya da eski klasik bahanelerden ailevi meseleler söz konusudur. Ben işte o arkadaşım ve çılgına çevirdiğim tüm insanların pislik olmadığımı ve arkadaşlıklarını cepte görmediğimi bilmelerini istiyorum. Bazen aslında çoğu zaman sosyal durumları içine girmek için fazla göz korkutucu buluyorum. Partilere gitmek, meslektaşlarımla bir şeyler içmek, arkadaşlarımla yemeğe çıkmak veya konserlere, tiyatrolara ve diğer eğlenceli şeylere katılmak istemiyor değilim. Kağıt üstünde kulağa çok eğlenceli geliyor, daha önce katıldığım ortamlarda çok eğlenmiş olduğumu da bildiğimden davetleri kabul ediyorum. Ve herhangi bir daveti kabul ettiğimde, niyetim tamamen davete icabet etmek oluyor. Bir yanım daveti kabul ediyor çünkü hiçbir şeye katılmayan arkadaş ya da meslektaş olarak damgalanmak istemiyorum. Ama diğer yanım kulağa çok güzel geldiği konusunda son derece samimi. Zaman geçip etkinlik günü yaklaştıkça, hevesimin yerini anksiyete alıyor ve korku ve endişe ile doluyorum. Anksiyete düşüncelerle oynamayı çok seviyor ve birdenbire, herkesi görmeyi ne çok istediğim ve varlıklarından alacağım keyif düşündüğüm son şey oluyor. Sonra işi diğer düşünceler devralıyor: İnsanlar sadece kibar olmak için beni davet ettiler, Orda olmamı gerçekten isteyen biri var mı ki? gibi.. Tuhaf sessizlikler ve utandırıcı havadan sudan konuşmalar hakkındaki endişelerim beynimi ele geçiriyor ve görüntüm, ne giyeceğim, fotoğraflarda nasıl çıkacağım, ne yiyip ne içmeyi seçtiğim üzerinden yargılanıp yargılanmayacağım gibi şeyler bile, tüm bunların hepsinin ne kadar kötü bir fikir olduğunu düşündürüyor. Tüm bu endişeleri yenip plana uyduğum durumlar da oluyor. Ve genellikle, birkaç istisna dışında, gayet düzgün bir gece geçiriyorum. Ama anksiyete mantık dinlemiyor ve insanlarla buluşmam gereken vakitten saatler önce kendimi panik atağın eşiğinde buluyorum. İptal etmek kolay yol oluyor böylece. Ama o da kendi problemlerini getiriyor beraberinde. İnsanları hayal kırıklığına uğratmanın verdiği suçluluk duygusu içimi sarıyor. Ve insanların beni ya sıkıcı tamam, biraz öyleyim ya da direk kaba bulacakları endişesi ile doluyor içim. Bazen hayatı kaçırdığım korkusu bile oluyor. Kedimin hasta olduğu bahanesinin tamamen zırva olduğunu biliyorum arkadaşlarım da biliyor. Ama benim bilip arkadaşlarımın pek de bilmediği şey; planlara katılmamanın nedeni sadece, anksiyetemin buna izin vermemesine dayanıyor. Ve arkadaşlar, bu tür mücadeleleri olanlara sinirleniyor, bu da dışarı çıkma korkusuna bir katman daha ekliyor ve bir dahaki sefere cesur davranmak daha az olası oluyor. Tabiki arkadaşlar gerçek sebebi nadiren bilecekler ama sosyal bir araya gelmelere düzenli olarak katılmayan bir arkadaşları varsa, burada bir mesele olabileceğini ve biraz sabır ve anlayışın çok yararlı olabileceğini akılda tutmalarına değer. Ben rahat olduğum durumlarda, dışarıya özgüvenli ve dışadönük gelebilen biriyim. Anksiyete 7/24 yanı başımda olan bir şey değil, bazen hiçbir uyarı vermeden ortaya çıkabilir bazense sizi gayet rahat bırakabilir. En büyük korkusu habersiz kapı zilinin çalması olan, bilinmeyen bir numara aradığında telefonunu miksere atmak isteyen, sosyal medyada olumsuz bir yorum sonrası günlerce odasına çekilen biri olarak, sosyal durumlar benim için büyük bir mücadeleye dönüşebiliyor. Etkinliğe nazaran neredeyse her zaman daha kötü olan, her şeyi kafamda büyütmem oluyor. Hayatımdaki insanları ve onlarla vakit geçirmeyi seviyorum; mesele benim kendimden şüphe etmem ve kötü bir izlenim bırakacağıma dair korkum. Basitçe söylemek gerekirse, gelemeyeceğimi söylemek en kolay yol ve çoğunlukla inanılmaz bir rahatlama sağlıyor. Her defasında güvenli balonumda kalabileceğimi bilmek, oldukça cezbedici bir düşünce ama arzum böyle bir insan olmak değil o yüzden davetleri kabul etmeye devam edeceğim ve gerçekten gitmeye çabalayacağım. Parti veya gece etkinliklerine katılma konusunda sosyal anksiyetesi olduğunu düşündüğünüz arkadaşlarınız için, onlara destek olma adına yapabileceğiniz bazı şeyler var. Anahtar, sabırlı olmak. Bir cevap almak için baskı yapmamanın ve bahane olarak gözüken nedenleri eleştirip kuşkuyla bakmamanın da her zaman faydası olur. Ek olarak, yapılan etkinliklere hiç katılmayan insanları davet etmeyi bırakmak daha kibarca görünebilir çünkü onları gitmek istemedikleri yerlere çağırarak taciz ettiğinizi düşünebilirsiniz ancak birini bir gruptan bu şekilde dışlamak işleri daha kötüye çevirebilir çünkü en başta planlara katılmamalarının sebebi olan kaygılarını sağlamlaştırmış olursunuz. Bir arkadaşınızın tam son dakikada gelemeyeceğini bildirmesi sinir bozucudur evet, ama size katılamamasının nedeni sosyal anksiyete ise onun kendisini sizden daha kötü hissettiğinden emin olabilirsiniz. H/Çeviri: ezgiepifani"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sosyal-duvarlari-yikalimdan-harika-kampanya-dogru-sozluk/", "text": "Kelimelerin bizleri götürdüğü yer; her zaman dile getirmek istediğimiz yer olmuyor ne yazık ki! Bu yüzden bir kelimeyi kullanırken bir değil 40 kez düşünmeliyiz. Sosyal Duvarları Yıkalım çocukların daha mutlu bir hayat sürmesi için bazı kelimeleri düzenlemiş. Projenin adına da DOĞRU SÖZLÜK demiş. 1- Kimsesiz çocuk Devlet korumasındaki çocuklar kimsesiz değil, yalnızca ailenin ölümü, ekonomik yetersizliği, ihmal ve istismarı gibi çeşitli nedenlerle kendi ailesi yanında korunup bakılamayan 0-18 yaş arası çocuklardır. Bu çocuklarımızın kendi ailelerinin yanı sıra, kurum bakımı altındayken dostlarından oluşan kocaman bir aileleri vardır. O zaman neden bu çocuklarımızın kendilerini değersiz hissetmelerine neden olacak kimsesiz çocuk yerine devlet korumasındaki çocuk kalıbını kullanmıyoruz? 2- Evlatlık alma Çocuklar meta değildir; alınıp satılmazlar! O zaman neden evlatlık alma yerine evlat edinme sözcüğünü kullanmıyoruz? 3- Yurt çocuğu Bir sözcük binlerce hayatı değiştirebilir... Yurt Çocuğu kalıbı, bugüne kadar basında çıkan haberlerden dizi filmlerdeki tiplemelere kadar hep olumsuz imge ve söylemlerle toplumsal hafızamıza kazındı. Yurt Çocuğu, ailelerin okulda ve sokakta kendi çocuklarından uzak tutmak istediği başıboş ve etiketlenmiş çocuk olarak zihinlerimizde yer etti. Bu yüzden de devlet korumasında yetişen çocukların maruz kaldıkları toplumsal dışlanmanın bir simgesi oldu. Biz de Yurt Çocuğu olmanın olumsuz çağrışımlarıyla dolu karanlık mirasını geride bırakarak, bundan böyle Yetiştirme Yurdunda Yetişen Çocuk kalıbını kullanıyor ve ötekileştirmeden uzak kavramlarla çocuklarımızın dışlanmadığı bir geleceğe ışık tutmaya çalışıyoruz. 4- Yuva Çocuğu Yuva çocuğu, toplum gözünde şiddete eğilimli, yaramaz, ahlaken düşkün, ötekileştirilmeye mahkum bir çocuktur. Basının elinde ise, reyting malzemesi haline getirilmiş bir oyuncak, olumsuz klişelerle dolu, çoğaltılabilen bir modeldir. Yuva çocuğu ile eşleştirilen bu olumsuz sıfatlar, gerçekleri karalayarak bugüne kadar zihinlerimizde çoktan yer etmiş karanlık bir etikettir. Çocuk yuvasında yetişen çocuk ise, çeşitli sosyo-ekonomik nedenlerle kendi ailesi yanında korunup bakılamayan, devlet koruması altında büyüyen çocuktur. Onun da hayalleri, dostları ve önünde uzanan aydınlık bir geleceği vardır; olmalıdır. Tıpkı tüm çocuklar gibi... 5- Çocuk alma Yuvadan çocuk alma kalıbında bir terslik olduğunu siz de düşünmüyor musunuz? Çünkü çocuk, alınıp satılan bir mal değildir! 6- Evlatlık Evlatlık, çocuğu bir mal olarak tanımlar. Bu sözcük, aile içine sonradan dahil olduğunu çocuğa ve ailenin çevresine her zaman hatırlatır. Çocuğu dışarıda tutan, içeriye bütünüyle almayan bir sözcüktür. Bir türlü tam evlat olamama halini ayakta tutar. Evlat edinilen ise, Doğru Sözlük'te yerini almalıdır çünkü çocuğu kucaklar, benimser ve evlat yerine koyar. 7- Çocuk verme Çocuk verme, bir çocuğu evlatlık olarak verme ile aynı anlama gelir. Çocuğu ailenin bir bireyi gibi görmeyen ve dışlayan evlatlık sözcüğü başlı başına hatalı bir kullanımken, bu kalıpta çocukların bir meta gibi alınıp verilmesi anlamı çıkmaktadır. Devlet koruma kurumlarında çalışan görevlilerin veya evlat edinmek üzere başvuran ailelerin bile zaman zaman farkında olmadan kullandığı çocuk verme kalıbı yerine çocuğu evlat edindirmeyi kullanalım. 8- Yuvadan çocuk alma Devlet korumasında büyüyen çocuk ve gençlerimizin ailenin bir parçası olmalarını sağlamalıyız. Bunun için ilk başta kullandığımız sözcükleri değiştirmeliyiz. Yuvadan çocuk alma ifadesi ne kadar yanlışsa, evlat edinme ve koruyucu aile olma o kadar doğru kullanımlardır. Aynı şekilde çocukların korunması, bakımı, psiko-sosyal gelişimi ve eğitimine olumlu katkılar sağlayan benzer bakım modelleri olan misafir aile ve sosyo-ekonomik destek de öyle... 9- Gerçek anne baba Velayet davası haberlerinde çoğu zaman biyolojik anne-baba yerine gerçek anne-baba ifadesinin kullandığını görürürüz. Oysa devlet korumasındaki çocuk ve gençler için onları ailenin bir bireyi olarak benimseyen, özen yükümlüğünü üstlenen ve hayatları boyunca onlara destek olan koruyucu aileler de gerçek anne-baba olarak kabul edilir. Bu nedenle bu tür haberlerde somut bir ayrım yapabilmek ve ortak iletişim dilini güçlendirmek için en doğru sözcük kullanımı, mevzuatlarda da geçtiği gibi, biyolojik anne-baba olacaktır. 10- Fuhuş Çocuk ve fuhuş sözcüklerinin yan yana kullanılması ne etiğe, ne de hukuka uygundur. Fuhuş yaptırılan genç kızlar veya fuhuşa teşvik edilmiş çocuklar gibi kalıplar yerine, cinsel istismara uğramış çocuklar demeliyiz. Çünkü Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu'na göre kişi 18 yaşından önce ergin olsa da çocuk sayılmaya devam eder. 18 yaş altındaki bireylerin fuhuşa yönlendirildiği her vaka başlı başına çocuğun cinsel istismarı anlamına gelmektedir. Bu da yalnızca suç değil, aynı zamanda ciddi bir toplumsal ahlak sorunudur. Fuhuş sözcüğünün reytinginin yüksek olması, tacize uğrayan çocukların psikolojik ve fiziksel travmalarını gölgede bırakmakta, bu suçu kavramsal olarak zihnimizde normalleştirmektedir. Organize suç ve insan ticareti kapsamına giren bu tür vakalarda konuyu ele alarak kitlelere duyurmaya çalışan basın mensuplarının, halihazırda ciddi bir örselenme yaşamış çocuklara yönelik olumsuz algılara yol açan rencide edici sözcükleri ve kalıpları kullanmamaları gerekir. Yaşadıkları olumsuzluklardan derin yaralar almış çocukların bilinçlerini, bir de kullandığımız dil ile yaralayarak, onların hayata yeniden tutunmasının önünde engel olmayalım. 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu'nda yapılan son değişiklik, korunmaya muhtaç çocuk kalıbını korunmaya ihtiyacı olan çocuk şeklinde değiştirdi. Bu çok önemli bir gelişme çünkü bundan böyle ancak acıma duygusundan uzak, hak temelli bir yaklaşım üzerinden dönüşümü gerçekleştirebileceğiz; muhtaçlık kavramı üzerinden değil. 12- Çocuk Esirgeme Kurumu 2011 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın kurulmasınında ardından Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'nün tüm görevleri bu bakanlığın altında tanımlandı ve SHÇEK isminin kullanımına yasa ile son verildi. Bugün haberlerde Çocuk Esirgeme Yurdu olarak sık sık karşılaştığımız hatalı kullanımları önlemek için ya yasanın yaygın dile uyumlu hale getirilmesi gerekiyor ya da dil dönüşümünün etkin bir şekilde sağlanması... Çünkü son düzenlemelere göre artık SHÇEK'in çocuklara yönelik hizmet veren kuruluşlarının karşılığı, bakanlık bünyesinde hizmet veren çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, çocuk evleri sitesi, ev tipi sosyal hizmetler birimleri olarak geçiyor. Yetim Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde babası ölmüş çocuklar için,yetimhane de yetimlerin yaşadıkları kurumlar için kullanılır. Oysa devlet korumasında yaşayan çocuk ve gençler yalnızca babası ve annesi hayatta olmayan çocuklar değil, aynı zamanda ailenin ekonomik yetersizliği, ihmal ve istismarı gibi çeşitli nedenlerle, kendi ailesi yanında korunup bakılamayan çocuklardır. Günümüzde yetimhane sözcüğü yerine bu özelliklerdeki binlerce çocuk ve gencin yaşadığı çocuk evleri sitesi, ev tipi sosyal hizmet birimleri, yetiştirme yurdu, çocuk yuvası isimlerini kullanmak daha doğrudur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sosyal-medyada-begenilmeme-korkusu-psikolojiyi-bozuyor/", "text": "Uluslararası Sosyal Medya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Said Ercan, sosyal medyada beğenilmeme korkusunun insanlarda psikolojik sorunlara yol açtığını öne sürdü. Ercan, sosyal medya kullanıcılarına yönelik araştırmalar yaptıklarını ve araştırmalara göre, 'insanların sosyal medyada genellikle beğenilmek için bir şeyler paylaştığını' söyledi. 'CÜZDANI UNUTTUĞUMUZU 3 SAATTE, TELEFONU KAYBETTİĞİMİZİ 5 DAKİKADA ANLIYORUZ' Dünyada son yıllarda sosyal medya kullanan birçok insanda bir çeşit kaygı bozukluğu FOMA'nın görüldüğünü aktaran Ercan, Bu insanlar sürekli sosyal medya için telefona dönüp dönüp bakıyor. Türkiye'de 50 milyon internet kullanıcısı var. Kullanıcılar ortalama 5 dakikada bir telefonuna bakıyor. Yine yapılan araştırmaya göre, cüzdanımızı kaybettiğimizde bunun yanımızda olmadığını 3 saatte fark ediyoruz ama telefonu kaybettiğimizi 5 dakikada anlıyoruz diye konuştu. 'KAÇ BEĞENİ OLDU, KAÇ KİŞİ GÖRDÜ?' Sosyal medyanın insan hayatına çok fazla girdiğini vurgulayan Ercan, şöyle konuştu: Sosyal medyada bir şey paylaştıklarında insanlar hemen 'kaç beğeni oldu, kaç kişi gördü?' diye bakıyor. Sosyal medyada beğenilme kullanıcıları mutlu ediyor. Beğenilmeme ile karşılaşan kullanıcılarda ise psikolojik sorunlar ortaya çıkıyor. Sosyal medyada beğenilmeme psikolojiyi bozuyor. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sosyal-medyanin-yeni-fenomeni-4-kiz-babasi-olan-simon-ile-tanisin/", "text": "Simon Hooper, Instagram'da bu ara en çok fotoğrafı likelanan isimlerden biri. 360 binden fazla takipçisi olmasının nedeni ise 4 kız babası olması. Bu arada bir hafta önce 190 bin takipçisi vardı, öyle eğlenceli bir hayat sunduğu duyulunca bir anda takipçi sayısı arttı. Evet fotoğraflara bakınca oldukça genç bir baba olduğunu fark edeceksiniz. 9 ve 6 yaşında iki kızı varken bir çocuk daha yapmak istemişler ve sürpriz. İkiz olmuş. 10 aylık ikiz kızları var. Böyle olunca da tam 4 kızın babası olmuş. Hooper Ailesinin hayatı hem eğlenceli hem de zor görünüyor. Yine de bu fotoğraflara bakınca onların mutluluğuna ortak olmamak mümkün değil. Instagram'da takip etmek isterseniz: instagram.com/father_of_daughters/ # # # # # Ha bu arada Simon çocuklarına her şeyi öğretiyor ve onların sorumlu bireyler olması için çalışıyor. Bu nedenle onu ayrıca tebrik ediyoruz. K:Boredpanda"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sosyal-medyanin-yeni-gozdesi-dogu-ekspresi-bilet-bulabilene-ask-olsun/", "text": "TCDD'nin Ankara-Kars arası düzenlediği Doğu Ekspresi tren seferlerine talepte patlama yaşanıyor. Özellikle 18-25 yaş arası gençlerin günübirlik veya 2 günlük hafta sonu tatili için gittiği Kars, en çok ziyaret edilen yerlerden biri haline geldi. Foto Tur düzenleyen çok sayıda grup da, Doğu Ekspresi ile Kars'a gitmeye başladı. Gazete Habertürk'ten Uzay Kesmen'in haberine göre günübirlik fotoğraf çekilip dönülen bir yer haline gelen Kars, sosyal medya ve Instagram'da da gündemde. Doğu Ekspresi ise gençler arasında Sosyal Medya ekspresi haline gelmiş. OTELLER DOLDU Kars'a artan ilginin sebebini özetleyen Kars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta, Kars, tarım ve hayvancılığın yanı sıra turizm cenneti. Özellikle Kars'ta kış turizmi ağırlıkta. Sarıkamış'taki kırsal karın ve pistimizin varlığı farklı bir güzellik. Sarıkamış'ı, Ani Harabeleri'ni, Kars Kalesi'ni anlatmaya çalışıyorduk, başardık diyebiliriz. Kars-Tiflis- Bakü demiryolu projesinin tamamlanması ve tren seferlerinin başlaması artı bir değer kattı. Otellerimizde yüzde 100 doluluk yaşanıyor. Bu yıl daha fazla talep var. Kars'a gelmek isteyenler için Doğu Ekspresi'ne ek vagonlar ilave edildi. İlimize olan talebin en önemli sebebi kış turizmi diye konuştu. 'İSTASYONDA YATAN BİLE OLUYOR' Kars Tren İstasyonu Hareket Memuru Sebahattin Koç, geçen yıla göre yüzde 40'lık artışa dikkat çekerek, 1 olan yataklı vagon sayısı kimi seferlerde 3'e çıkarıldı. 25 Aralık'a kadar çok sınırlı sayıda bilet kaldı. Çok büyük ilgi var. Doğu Ekspresi ucuz olduğu için gençler çok tercih ediyor. 5-10 kişilik gruplar halinde geliyorlar. Akşam gelip sabah dönenler de iki gün kalan da oluyor. Kimisi istasyonda yatıyor. Kars Kalesi, Ani Harabeleri ve Sarıkamış Kayak Merkezi'ne gidiyorlar dedi. 'INSTAGRAM'DA GÖRDÜK, BİLETİ ZOR BULDUK' Geçen hafta 6 kişilik arkadaş grubuyla Doğu Ekspresi ile Kars'a giden Serkan İbil, Böyle bir gezi planımız vardı. Instagram hesabından gördük ve Kars'a gitmeye karar verdik. Tren yolculuğunu ilk defa yaptım ve bu zamana kadar yapmadığım için pişman oldum. Kars'ta yakın çevremizden daha çok ilgi gördük. Biz bilet alırken epey sıkıntı yaşadık. Bir ay boyunca sabah, öğle, akşam bilet aradık, yoktu. Yola çıkmadan 3 gün önce bilet bulduk. Gece saat 12 civarında TCDD'nin bilet satış sistemine girdiğinizde bilet bulabiliyorsunuz dedi. BLOGGERLAR ETKİLİ OLDU Trenle tek başına Kars'a seyahat eden fotoğrafçı Mücahit Muğlu ise, Kars'tan ziyade Doğu Ekspresi deneyimi yaşamak istedim. Kars'ı da çok sevdim. Atmosferi inanılmaz. Kars bu ara çok popüler. Bence blogger'ların çok sık seyahat etmesi çok etkili oldu. Bu ara blogger ve fotoğrafçılar Kars'a çok gidiyor. Onların paylaşımlarını gören Kars'tan ve Doğu Ekspresi'nden haberdar olmaya başladı ve talep arttı. Seyahat hiç bitmesin istedim. Kars'taki tarihi eserler ve Rus mimarisine bayıldım. Bilet bulma da hafta içi çok zorluk çekilmiyor ama hafta sonu bilet bulmak sorun diye konuştu. 'BU SENE İNANILMAZ YOĞUNLUK VAR' DOĞU Ekspresi ile Kars'a tur düzenleyen acente yetkilisi Bahar Ertekin şunları söylüyor: Son 3 yıldır giderek artan bir talep var. Trenle Kars'a gidip gelenlerin memnun kalması talebi artırıyor. Bu yıl ise geçen yıla göre inanılmaz bir yoğunluk var. Geçen seneye kadar ücretli yataklı kompartıman satın alıyorduk. Bu sene talep fazla olunca TCDD gruplara özel, acentelere özel vagon verelim dedi. İlave vagonlar eklendi, biz de o vagonları aldık. Tur şirketleri, tüm biletleri aldı diye söylentiler yayıldı. Ancak biz bilet satın almıyoruz. İlave eklenen vagonları aldık. Grup değil de şahsi gitmek isteyenler TCDD'nin bilet satış sisteminden biletlerini alıyor. Ancak münferit talep de çok olduğu için bilet bulmakta güçlük yaşanıyor. Kars, Türkiye'nin bir ucu. Günümüzde insanların tatil anlayışları değişti. Trenle yolculuğunu merak edenler var. Bu merakı gidermek ve Kars'ı görmek isteyenler, talebi katladı. TUR ŞİRKETLERİ STOK YAPIYOR Habertürk'e açıklama yapan Altıok, Gezginci ve üniversite öğrencileri, Kars'a foto tur etkinliği düzenlemek istediklerini fakat bazı turizm firmalarının tüm tren biletlerini önceden kapatması sebebiyle gidemediğine yönelik şikayetlerini iletti. Ücreti 100 lira olan yataklı vagonla yapılan yolculuğun acenteler tarafından uçuk fiyatlarla satıldığını ifade ettiler. Ocak ve şubat aylarına ait Kars treni yataklı vagon kısmının henüz sistemde dahi görünmemesine rağmen aylar öncesinden turizm şirketlerine satıldığını söylediler. TCDD'nin turizm şirketlerine toplu bilet satması rant ve usulsüzlük oluşturur. Kars'ta yaşayan vatandaşlar dahil kimse bilet alamamaktadır. Bu firmaların yasal tarihler dışında 3 ay sonraya nasıl tren biletlerini alıp kimlere sattıklarını öğrenmek istiyoruz diye konuştu. EK VAGON UYGULAMASI Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise talebin yoğunluğuna dikkat çekilerek, şöyle denildi: Doğu Ekspresi'nin vagonlarına ait biletler bir ay öncesinden tüm vatandaşlarımıza açık bilet satış sistemi aracılığıyla satılmakta. Trenin mevcut vagonlarının dışında tur şirketleri ile yıllık plan ile vagon kiralaması yapılmakta, bu vagonlar fazladan ilave edilmekte, kiralama yapan tur şirketleri bilet satışının yanında otel yemek ve gezi paketi halinde hizmet vermekte ve buna göre fiyatlarını belirlemektedir. Yoğun talep nedeniyle Doğu Ekspresi bileti kısa bir sürede satılmaktadır. Trene ilave vagon verilerek talepler karşılanmaya çalışılmaktadır. Bu arada 20 Aralık-15 Ocak arasında Doğu Ekspresi'nde her gün için 200 kişilik yer olduğu bildirildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sosyal-medyanin-yeni-tartisma-konusu-shakiranin-oyuncagi/", "text": "Ünlü şarkıcı Shakira'nın Instagram paylaşımı ortalığı kelimenin tam anlamıyla şiddetle salladı. 39 yaşındaki şarkıcı; mor rengin hakim olduğu bir stüdyoda ayak tırnaklarına oje sürerken çekilen pozunu takipçileriyle paylaştı. Belki de o sırada fotoğraftaki bir ayrıntının farkında bile değildi. Ama hayranları o ayrıntıyı fark etmekte gecikmedi. Ünlü şarkıcının yanındaki sehpanın alt katındaki mor nesneyi seks oyuncağına benzeten bazı hayranları Shakira'nın futbolcu sevgilisine gönderme yaparak Pique bir şeyleri yanlış yapıyorsun yorumunda bulundu. Bazıları da o mor nesnenin sehpanın kenarlarını tutan bir parça olduğunu öne sürdü. Shakira'nın bazı takipçileri de insanların o görüntünün metal sehpanın bir parçasının yansıması olduğunu ileri sürerek ışığın rengi ve fotoğraf açısı gözümüzü yanıltıyor. Bu görüntüyü bir insanı yargılamak için kullanmayın mesajlarıyla görüşlerini bildirdi. K:Hurriyet.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sosyal-yardim-projesi-halk-market/", "text": "Öncelikle yardımın şekliyle, niteliğiyle ve ya nasıl sunulduğuyla ilgili olan düşüncelerimizden daha önemli bir şey olduğunu söyleyelim. O da yardım yapma niyeti. Türkiye'de gücü yetince bir yerlere yardım yapan onlarca güzel insan var. Param olsa da yardım etsem diyen yardıma muhtaçların varoluşu da bizleri mutlu eden bir diğer olay. Bu proje ise Odunpazarı Belediyesi'nden. Eskişehir'de bulunan belediye kolilerle hoş olmayan görüntülerin olduğu yardımlardan ziyade güzel bir market açmış. Adı da HALK MARKET. 600 m2 alana sahip, 13 personelin görev yapacağı tamamıyla bir market formatında. Her ay, aylık 50,00 TL, 6 aylık 100 TL. giysi yardım limitleri HALK KARTa tanımlanacak. Sadece HALK KART sahiplerinin girebileceği HALK MARKETte ihtiyaç sahibi vatandaşlar kartlarına yüklenen miktar doğrultusunda alışveriş yapacak. Belediyeyi kutluyoruz 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sovyet-rusya-doneminden-gunumuze-miras-kalan-14-mimari-ornek/", "text": "Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ömrünü tamamlamış olsa da o dönemde inşa edilen yapılar tüm görkemiyle ayakta durmaya devam ediyor. Farklı tarzları ile dikkat çeken soğuk mimari örneklerinden en sıra dışı olanlarını tarih ve mimariyi aynı bünyede sindirmiş olan tüm okurlarımız için derledik. İşte Sovyet Rusya Döneminden Günümüze Miras Kalan 14 Mimari Örnek; 1# Druzhba Tatil Merkezi Yalta, Ukrayna 2# Ermenistan Yazarları Dinlenme Evi Sevan, Ermenistan 3# Fyodor Dostoevsky Tiyatrosu Novgorod, Rusya 4# Krematoryum Kiev, Ukrayna 5# Moskova Dışışleri Bakanlığı 6# Nikah Sarayı Tiflis, Gürcistan 7# Robot Teknolojileri Enstitüsü St. Petersburg, Rusya 8# Rusakov İşçi Kulübü Moskova, Rusya 9# 'Şelale' Yerevan, Ermenistan 10# Teknolojik Araştırmalar Enstitüsü Kiev, Ukrayna 11# Tiflis'te bir apartman 12#'Ufuk Evi' Karachayevsk, Rusya 13# Ulaştırma Bakanlığı Tiflis, Gürcistan 14# Yönetim Binası Tallinn, Estonya"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sozlugun-en-iyi-yazilarindan-bir-kadin-icin-cabalamayan-erkek/", "text": "ne bok yiyeceğini şaşırmış erkektir. bir kere olsun düşünüyor musunuz ey kadınlar, lan biz hayattan ne bekledik, neler yaptık da böyle bir muameleye layık olduk diye? yok, o düşünülür mü? siz sevgililer gününde şaşırtıcı hediyeler, her gün küçük sürprizler bekleyen, tek taşlı, ilginç temalı evlilik teklifleri alması gereken, ev işlerinde destek olan nazik kibar bir erkek ararken, aynı zamanda elinde küsküyle gezen adam hayali kuran insanlar değil misiniz? siz değil misiniz, cimri olmasın ama para saçmasın, yakışıklı olsun ama kadın gibi kendine bakmasın, ilgili olsun ama hep peşimde gezmesin, kıskansın ama sorun etmesin, zengin olsun ama para konuşmasın, nazik ve kibar olsun ama maço olsun, diyenler? lan o sizin için çabalayan adamlar var ya, ben onların hayatını sikeyim. sizin yüzünüzden, o adamlar, o naif kadınları kırdı, görmedi. sizin sikimtrak dertlerinizle uğraşmaktan, onları fark edemedi. saçından bukle kesip veren kadınları, mendile isim işleyen kadınları, üşüme diye içlik alan kadınları, saatlerce bekledikten sonra, nrdsn uff bn gdyrm, demek için değil de, başına bir şey geldi mi diye meraktan telefona sarılan kadınları kırdılar. şimdi facebook'ta, twitter'da, kadın güzellemeleri yapanlar, yok kadın rakı gibidir, muhabbet ister, yok kadın kristal vazodur, kırılırsa düzelmez, yok kadın bi giderse daha geri dönmez, giden kadın susar, sessizliği sağır edici olur, yok kadın seni defalarca sınar, ve sen pişman bile olamadan,farkına bile varmadan o kararını vermiş ve çoktan gitmiştir... yok ya! bunları ağzını büze büze profil fotosu çektiren, garantileyene kadar elinin altında on adamı tutup, işine gelmeyince arkadaşız diyen, tek bildiği koca götünü ertimek için diyet yapmak olan, pucca okuyup birbirine çok güzelsin cınım derken içinden saydıran kadınlar mı yapar? hasiktir diyorum. önce bi kendinize bakın, sizin için çaba gösterilmesini istiyorsanız, sahiden çaba gösterilecek kadın mıyım diye düşünün. dağları delen ferhat bu toprakların çocuğudur. lan siz şirin olun da ferhat ortaya çıkar merak etmeyin..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/spacex-ceo-elon-musk-marsa-yolculuk/", "text": "ABD'li uzay keşif teknolojileri şirketi SpaceX'in CEO'su Elon Musk, 2018'de Mars'a yapacakları ilk yolculukla birlikte, kızıl gezegende kendi kendine yetebilen bir yerleşimin temellerini atmayı planladıklarını açıkladı... SpaceX'in kurucusu ve elektrikli araç üreten Tesla Motors ile PayPal'ın kurucu ortaklarından olan, Güney Afrika doğumlu ünlü mucit ve girişimci Elon Musk, en erken 50 yıl içerisinde Mars'ta kendi kendine yetebilen bir koloni kurmayı planladıklarını açıkladı. Uluslararası Astronomi Kongresinde konuşan Musk, insanı 'gezegenlerarası bir tür' haline getirmek istediğini söyledi. Mars biletinin kişi başı 200 bin dolar olacağını öngören Musk, maliyetin bu ücret seviyesine düşürülebilmesi için, halen üzerinde çalıştıkları 'yeniden kullanılabilir roketler' gibi bazı teknolojik gelişmelerin zorunlu olduğunu ifade etti. SpaceX şirketi, halihazırda kullanılan Falcon roketlerinden çok daha güçlü olduğu ve farklı türde yakıt kullandığı ifade edilen Raptor roket motorunu kısa süre önce dünyaya tanıtmış, Mars seyahatinde kullanılacak bu gelişmiş roketin testleri, pazartesi günü başarılı bir şekilde gerçekleştirilmişti. MARS'TA ÇALIŞACAK ÇOK FAZLA KİŞİYE İHTİYAÇ VAR Mars'a gidecek uzay gemisinin 42 adet Raptor motorunu aynı anda kullanacağını açıklayan Musk, bazı motorların devre dışı kalması durumunda da geminin görevi başarıyla sürdürebilecek şekilde tasarlanacağını söyledi. İlk aşamada 100 yolcuyu eşyalarıyla birlikte Mars'a taşıyacak bir uzay gemisi inşa etmeyi amaçladıklarını bildiren Elon Musk, başlangıçta çok fazla kişinin Mars'a gitmeye hevesli olmayabileceğini, fakat yeni kurulacak kolonide çok fazla istihdam ihtiyacı olacağını ifade etti. Mars'ta, sıkıştırılmış atmosfere sahip kapalı alanlarda tarım mahsulü yetiştirileceğini de anlatan Musk, uzay gemisi seferlerinin devam edebilmesi adına daha fazla roket yakıtı üretebilmek için kaynak çıkarılmasının önemine işaret etti. İLK İNSANLI MARS YOLCULUĞU 2024'TE Mars'a ilk insansız yolculuğu 2018'de yapmak istediklerini söyleyen ünlü girişimci, 2024'te ilk insanın kızıl gezegene gönderilmesinin, 2025'te ise uzay gemisinin kızıl gezegene ulaşmasının planlandığını kaydetti. Elon Musk ayrıca, Dünya ve Mars'ın yörüngelerinin uzay aracı göndermeye ancak her 26 ayda bir uygun konuma gelmesinden dolayı, kendi kendine yetebilen ve ortalama bir milyon kişinin yaşayacağı koloniyi kurmanın 40 ila 100 yıl sürebileceğine işaret etti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/spoiler-icerir-game-of-thronesun-efsane-savas-bolumunde-gozden-kacanlar/", "text": "Game Of Thrones, biraz karanlık olsa da harika bir savaş sahnesi ile bizleri karşıladı. Ölenler, öldürülenler, dirilenler... Kahramanların tedirgin hazırlıkları, ölümün geliş anı ve savaş... Savaşın sonu da hepimizin tahmin ettiği gibi olmadı. Buraya kadar olan kısımda detaya girmedik. İzlememiş olanlar buradan sonrasını okumasın lütfen. BİR UMUTLANMA VE UMUTLARIN YOK OLMASI BÖLÜMÜ Bölümün ilk dakikalarında aktarılan his tamamiyle gerginlik ve bizim kahraman karakterlerimizin ölümün gelişine üzülüşü. Melisandre, Dothraki kılıçlarını aleve verdiği an ise hem kahramanlarda hem de izleyenlerde bir umut doğdu. Ki o umut birkaç dakika sonra Dothraki ışığının karanlığa dönmesiyle hepimizde bitti. Yine de plana sadık kalınsa 2 ejderhaya 1 ejderha Bran'ın yanında bir şansları vardı diye düşünüyor olabilirsiniz. O anda ise Daenerys Targaryen çok üzüldü ve bir anda askerleri için plandan vazgeçti. Ejderhadan düşen Night King yeniden umutlanmanıza sebep olsa da yanmadığını görünce bir anda tüm umutlar yine uçuyor. Winterfell'in içinde ise kan gövdeyi götürürken bizim KÜÇÜK AMA BÜYÜK LEYDİMİZ: Lady Mormont... Küçük olmanın yürekli olmaya engel olmadığını gösteriyor ve bir devi de kendisiyle birlikte yok ederek harika bir sona imza atıyor. Her ne kadar bir sonraki sahnede gözleri mavi olanlar arasına girse de bizim kalbimizde krallığını ilan etti bile. Jon Snow'un tek başına Night King'e yapacağı atağa gelirsek... O anda Night King umutları yeniden öldürüyor ve bu sefer ölmüş olan herkesi ayağa kaldırarak Jon'u ölülerin ortasında bırakıyor. Bu sırada tüm izleyenler Ak Gezenlerin asla bitmeyeceğini düşünüyor. Güvenli sanılan sığınakta da işler iyi gitmeyince Tyrion ve Sansa'nın aralarındaki evlilikten kalma aşkın alevlendiğini görüyoruz. Tüm umutların söndüğü anlarda karakterlerin bazıları kahramanca ölüyor. YILLAR ÖNCESİNDEN BUGÜN PLANLANMIŞ Işığın Tanrısı Beric Dondarrion'ı defalarca hayata döndürmüştü. Meğer bugün içinmiş. Arya Stark'ın hayatını kurtarıyor. Sonra da o efsane olacak diyalog gerçekleşiyor. Melisandre, Arya'ya seninle daha önce de görüşmüştük diyor. O sahne: Sen kahverengi gözlüleri, mavi gözlüleri ve yeşil gözlüleri öldüreceksin dediğini hatırlatıyor... Kahve rengi Frey'di. Mavi göz demesinden de Arya mesajı alıyor ve Night King'e gidiyor. Buradaki mesaj CERSEI'nin yeşil gözlerine kadar gidiyor. Ve sonrasında 'Melisandre : What do we say to the God of Death? Arya : Not today.' muhabbeti geçiyor ve Arya koşmaya başlıyor. Nereye koştuğu da sonra ortaya çıkıyor. O SIRADA JON SNOW VE DAENERYS TARGARYEN Jon Snow, Bran için koşsa da ejderhanın karşısına geçip bağırmaktan başka bir şey yapamıyor. Daenerys Targaryen ise ilk defa ölüme bu kadar yaklaşsa da ona aşık olan Sör Jorah onu kurtarıp kahramanca ölüyor. FİNAL Theon Greyjoy kimi zaman sevdik kimi zaman nefret ettik ama kendisi son anda yine kalbimize girdi. Kahramanca savaştı. Sonunda da tabir-i caizse Bran'dan helallik alıp, kahramanca veda etti. Hepimiz o an JON SNOW'un koşup geleceğini düşünmüş olabiliriz ama bir fişek gibi STARK KIZI ARYA geliyor. İlk denemede olmasa da yıllar yılı kılıç ustalığı eğitimi almanın faydasını o an görüyor ve 20 saniyede binlerce yıl yaşamış olan Night King'i yok ediyor. Hem de bunu yaparken Bran'in ona vermiş olduğu Valyrian Steel'i kullanıyor. YILLAR YILI ARYA STARK bu görev için hazırlanmış. Hepimizi ters köşe yaptı ve bir anda kahramanlık hikayelerinin en büyüğünü yazdı. Önümüzdeki bölümün fragmanı da var. Daenerys Targaryen ölülerle savaş bitti şimdi son savaşa gidiyoruz diyor ve bol bol CERSEI görüyoruz. Bakalım neler olacak... Bu sayfa incelemeler sonrası güncellenecek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sporcularin-kullandigi-seritlerin-ne-ise-yaradigini-biliyor-musunuz/", "text": "Televizyonda maç izliyorsunuz bir anda futbolcunun vücudunda enteresan renkli bantlar olduğunu gördünüz ya da bir plaj voleybolu mücadelesinde kadın sporcular her yerini şeritlerle donatmış. Bunu gördüğümüzde hepimiz şaşırdık ve sporcu şeritlerinin ne olduğunu ve ne işe yaradığını merak ettik. Kinesiyoloji şeridi adı verilen ve daha yaygın adıyla Kinesio şeridi denilen bu şeritleri Japon Kenzo Kase 1970'lerde geliştirdi. Fakat piyasaya çıkması 1990 ve yaygınlaşması ise 2000'li yıllarda oldu. Bu bantların amacı esnekliği korumak, kan dolaşımını sağlamak ve ağrıları hafifletmek. Ayrıca kasların iyileştirilmesi, fasyalanın yeniden konumlandırılması, karpal tünel sendromunun iyileştirilmesinde de kullanılıyor. Biz dışardan baktığımızda rastgele şekiller görsek de bu bantların yapıştırılışı sporcunun sağlık sorunlarına ya da kas durumlarına göre değişiyor. Gerginlik durumu da yine bu şeritlerin yapıştırılmasında önemli. İki ila beş gün arasında kullanılabiliyor. Kinesio Tape'i ilk Balotelli, Sow gibi futbolcularda görenler de bunca zaman ne işe yaradığına ve neden rastgele yapıldığını merak etmiştir, umarız bir kısım merakınızı giderebilmişizdir. Fizyoterapistler bu şeritlerin kaslarınızın iki günlüğüne tatilde gibi takılmasını sağladığını söylüyor. Yani dinlendirici etkisi var."} {"url": "https://www.thegeyik.com/spotify-beraber-muzik-dinlemenin-yeni-yolu-jami-tanitti/", "text": "Bizce ortak bir müzik tutkusuyla bağ kurmaktan daha güçlü bir şey yok! Spotify, beraber müzik dinleme deneyimini bir sonraki seviyeye çıkaran ve belli bir gruptaki herkesin birlikte müzik dinlemesine olanak sağlayan yepyeni, kişiselleştirilmiş, gerçek zamanlı bir dinleme deneyimi olan Jam'i tanıttı. Spotify'ın Blend ve Ortak Çalma Listeleri gibi popüler bazı özelliklerini geliştirip bunları kişiselleştirme teknolojisiyle birleştiren Jam, arkadaşlarınızla birlikte dinlemeyi her zamankinden daha iyi hale getiriyor. Favori şarkınızı sevdiklerinizle paylaşmak gibisi yok ve artık Jam'le tüm arkadaş grubunuz, paylaşımlı şarkı sırası, bu gruba özel olarak oluşturulmuş öneriler ve kimin hangi şarkıyı eklediğini görebilme özellikleri sayesinde eğlenceye ortak olabilecek. Spotify Jam nasıl çalışıyor: Jam'i başlatmak için bir Premium kullanıcı, bir çalma listesi, şarkı veya albüm seçer. Ardından, ekranınızın alt kısmındaki Bağlan düğmesine tıklayarak ya da favori çalma listeniz, favori albümünüz veya şarkınızdaki üç noktaya tıklayınca açılan menüye girerek Jam'i Başlat düğmesini göreceksiniz. Şarkıları oynatmak için bir cihaz seçebilirsiniz; bu ister telefonunuz ister hoparlörünüz olabilir. Evdeki paylaşılan Wi-Fi bağlantınızı kullanan diğer kişiler de katılmak isterlerse anında Jam'e katılabilir. Daha sonra arkadaşlarınızı şu üç yöntemden birini kullanarak davet edebilirsiniz: Bluetooth'u açıp telefonlarınızı birbirine dokundurarak Arkadaşlarınızdan sizin ekranınızdaki QR kodu taratmasını isteyerek Bu linki sosyal medya, kısa mesaj, SMS ve daha farklı yollarla göndermek için Paylaş düğmesine tıklayarak Jam'deki herkes kendi cihazı üzerinden sıraya şarkı ekleyebilir, kimin hangi şarkıyı eklediğini görebilir ve öneriler alabilir. Jam oturumunun sahibi olan kullanıcı ayrıca Jam'de kimin olduğunu belirleyebilir, şarkıların sırasını değiştirebilir veya ortama uymadığını hissettiği bir şarkıyı sıradan kaldırabilir. Jam oturumunun sahibi ayrıca oturumdaki diğer herkesin parçaların sırasını değiştirmesine veya o parçayı sıradan kaldırabilmesine izin vermek için Misafir kontrollerini de açabilir. Misafir kontrolleri kapatıldığında yalnızca Jam oturumunun sahibi çalma sıradaki şarkıları yeniden düzenleyebilir. Jam, bugün itibarıyla dünya genelindeki tüm Premium ve Ücretsiz Spotify kullanıcıları için kullanıma sunuldu. Jam'i deneyimleyebilmek için uygulamanızın güncel olması gerektiğini unutmayın. Spotify hakkında; 551 milyon kullanıcı sayısı ile dünyanın en popüler dijital müzik hizmet platformudur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/spotify-feyyaz-yigitin-oynadigi-reklamla-gunde-600-binden-fazla-sarki-paylasildigini-duyurdu/", "text": "Spotify'da paylaşmak güzeldir, bir bakarsın birlikteyiz! Türkiye'de Spotify üzerinden her gün 600 binden fazla şarkı paylaşıldığını biliyor muydunuz? İşte Spotify'ın bu gerçekten yola çıkarak paylaşmanın gücünü vurgulamak üzere Türkiye'ye özel tasarladığı iki reklam filmiyle yeni kampanyası yayında. Çünkü Spotify, müziğin birleştirici gücüne inandığı gibi paylaşmanın da insanları birbirine yakınlaştırdığına inanıyor. Kampanya, Bir şarkı paylaşırsın Spotify'da, bir bakarsın birlikteyiz temasıyla TV ve tüm dijital kanallarda yayınlanacak iki reklam filminden oluşuyor. Son zamanların unutulmaz repliklerle herkesi güldüren ismi Feyyaz Yiğit'in konuk olduğu reklam filminde bir anda paylaşım çılgınlığının yarattığı bir kalabalığın oluştuğunu görüyoruz. Bir bakıyoruz Feyyaz Yiğit de aramızda! Kampanyanın bir diğer reklam filminde de yine paylaştıkça artan insan kalabalığı gözümüze çarpıyor, bu sefer de kalabalığın içinde Sefo ile Reynmen herkesi şaşırtıyor. Spotify Güney & Doğu Avrupa Tüketici Pazarlaması Direktörü Ester Gazzano şirketin Türkiye özelinde hayata geçen kampanyası hakkında şunları söyledi: Dünyanın lider audio platformu olarak, müziğin en önemli güçlerinden birinin anları ve duyguları paylaşmak olduğuna inanıyoruz. Türkiye'de her gün Spotify üzerinden 600 bin şarkı paylaşılıyor. Bu olağanüstü bir veri. Türkiye en çok şarkı paylaşan ilk 3 ülkeden biri. Tam da bu nedenle Türkiye'deki yeni kampanyamızda 'paylaşma' ve paylaştıkça 'bir araya gelme' konularına kendi dilimizde vurgu yapmak istedik. Türkiye'de ilk defa bir TV kampanyamızda hem ilgiyle dinlenen sanatçılara hem de çok sevilen bir oyuncuya üstelik markamızla bu kadar güzel eşleşen isimlere yer vermenin de büyük bir heyecanını yaşıyoruz. Türkiye'de müziksiz yapamayan ve her gün şarkılarını, duygularını paylaşan yüz binlerce kullanıcımıza da teşekkür ediyorum KÜNYE Reklamveren: Spotify Reklamveren Yetkilileri: Ester Gazzano, Mehmet Yıldırım Reklam Ajansı: Muhabbet ECD: Emrah Karpuzcu, Kenan Ünsal Kreatif Ekip: Oğuzhan Polat, Mustafa Alcan Müşteri İlişkileri Ekibi: Rayka Eskinazi, Ceren Gündoğdu Ajans Prodüktörü: Algın Aydın Stratejist: Serra Demir Prodüksiyon Şirketi: Hacıyatmaz Film Yönetmen: Yücel Yolcu Prodüksiyon Yapımcıları: Elif Özdemir, Tayfur Sonkaya DOP: Murat Akay Spotify Hakkında Spotify, 2008'de kurulduğu günden bu yana, müzik dinleme alışkanlıklarını sonsuza dek değiştirdi. Misyonumuz; milyonlarca yaratıcı sanatçıya sanatlarını var etme fırsatı verirken milyarlarca müzikseverin bu sanatçılardan ilham ve keyif almasını sağlayarak insanoğlunun yaratıcı potansiyelini açığa çıkarmak. Yaptığımız her şey, sahip olduğumuz müzik aşkına dayanıyor. 82 milyonun üzerinde şarkıyı ve 3,6 milyon podcasti ücretsiz olarak keşfedebilir, yönetebilir ve paylaşabilirsiniz. Ya da Spotify Premium ile offline mod, gelişmiş ses kalitesi, Spotify Connect ve reklamsız müzik deneyimi gibi özelliklere erişim sağlayabilirsiniz. Spotify bugün, 184 ülkeden 180 milyonu Premium üye olmak üzere 406 milyonun üzerindeki kullanıcı sayısı ile dünyanın en popüler dijital müzik hizmet platformudur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/spotifya-gore-2020de-en-cok-dinlenen-turk-ve-yabanci-sarkicilar-podcastler/", "text": "TÜRKİYE'DE EZHEL ÜST ÜSTE ÜÇÜNCÜ KEZ ZİRVEDE Dünya genelinde 8.3 milyon dinlenme ile Porto Riko'lu rapçi Bad Bunny Spotify'da 2020 yılının en çok dinlenen sanatçısı oldu. Bad Bunny'nin ardından Drake gelirken, 2020 yılında dünyada en çok dinlenen üçüncü sanatçı J Balvin oldu. Dördüncü sıraya yerleşen Juice WRLD'ü ise The Weeknd takip etti. Türkiye'de 2020 yılının en çok dinlenen sanatçısı üste üste üçüncü kez Ezhel olurken, ikinci sıraya yerleşen Sezen Aksu, TOP 5 sanatçı listesindeki tek kadın ve tek pop sanatçısı oldu. Türkiye'de en çok dinlenen üçüncü sanatçı Murda olurken, Sagopa Kajmer dördüncü, Patron ise beşinci sıraya yerleşti. Türkiye'nin TOP 10 sanatçı listesinde rap müziğin ağırlığı hissedilirken, pop müzik de Sezen Aksu'nun yanı sıra, Zeynep Bastık, Emir Can İğrek gibi isimlerle TOP 10 sanatçı listesindeki yerini aldı. Yüzyüzeyken Konuşuruz ve Dolu Kadehi Ters Tut gibi indie gruplar da 2020 yılında Türkiye'nin en çok dinlenen 10 sanatçısı arasında yer aldı. TOP 10 listesindeki sanatçıların tamamı Türk sanatçılardan oluştu. En çok dinlenen müzik gruplarında ise gerek sanatçı sayısı gerekse dinlenme oranı açısından 2020 yılında yükselişe geçen indie müzik türü dikkat çekti.2020 yılının en çok dinlenen 10 müzik grubu arasında 5 indie grubu yer aldı. TÜRKİYE'DE EN ÇOK DİNLENEN KADIN SANATÇILAR POP DÜNYASINDAN Billie Eilish, 2020 yılının en çok dinlenen kadın sanatçısı olarak ikinci kez üst üste zirvede yer aldı. Eilish'i ikinci sırada Taylor Swift takip ederken, üçüncü sırada ise Ariana Grande yer aldı. Dünyanın en çok dinlenen kadın sanatçıları listesinin dördüncü sırasına Dua Lipa, beşinci sırasına ise Halsey yerleşti. Türkiye'de en çok dinlenen kadın sanatçı listesinin zirvesindeki isim 2017 yılından beri değişmedi ve yine Sezen Aksu oldu. Sezen Aksu'yu ikinci sırada Zeynep Bastık, üçüncü sırada ise Billie Eilish takip etti. Listenin dördüncü sırasında Sertab Erener yer alırken, beşinci sıraya ise Sena Şener yerleşti. Türkiye'nin TOP 10 kadın sanatçı listesinde Billie Eilish'in yanı sıra, Dua Lipa ve Lana Del Rey gibi yabancı isimler de yer aldı. 2020 yılı Türkiye'deki kadın sanatçıların müzik sahnesinde daha fazla boy gösterdikleri bir yıl oldu. Spotify'da Türkiye'de en çok dinlenen 150 sanatçı listesindeki kadın sanatçı sayısı, 2019 yılına kıyasla 2020 yılında yüzde 20'ye yakın bir artış gösterdi. 2020'DE TÜRKİYE'DE INDIE MÜZİK TÜRÜNE İLGİ ARTTI 2020 yılının dünya genelinde en çok dinlenen şarkısı, 1.6 milyar dinlenme ile The Weeknd'den Blinding Lights oldu. İkinci ve üçüncü sırada ise sırasıyla, Tones And I'dan Dance Monkey ve Roddy Ricch'ten The Box yer aldı. 2020 yılının dünyada en çok dinlenen dördüncü şarkısı Imanbek ve SAINt JH'un Roses Imanbek Remix adlı kaydı olurken, beşinci sıraya ise Dua Lipa'dan Don't Start Now yerleşti. Geçen seneye oranla pek çok yeni sanatçının daha fazla şarkıyı müzikseverlerle buluşturduğu 2020 yılında Türkiye'nin en çok dinlenen şarkısı iki rapçi Ezhel ve Murda'nın Bi Sonraki Hayatımda Gel şarkısı olurken, ikinci sırada Gazapizm'in Unutulacak Dünler adlı kaydı yer aldı. Üçüncü sıraya Zeynep Bastık'tan Uslanmıyor Bu yerleşirken TOP 5 şarkı listesinin devamına yine rap şarkıları damga vurdu. Reynmen'den Leila dördüncü, Ezhel ve Murda'nın bir diğer düetleri AYA ise beşinci sırada yer aldı. Türkiye'de 2020 yılında en çok dinlenen 10 şarkının 9'u Türkçe şarkılardan oluşurken, tek yabancı şarkı, Tones And I'dan Dance Monkey oldu. Türkiye'nin TOP 10 şarkı listesinde rap'e diğer müzik türleri eşlik etti. Yüzyüzeyken Konuşuruz'dan Kazılı Kuyum ve İkiye On Kala'dan Kafamda Kentsel Dönüşümler, Türkiye'de 2020 yılının en çok dinlenen 10 şarkısı arasında yer alan indie şarkılar olurken, Didomido ve Eglo G düeti olan elektro pop türündeki Nimet de 2020 yılını damga vuran bir diğer şarkı oldu. Dünya genelinde en çok dinlenen albüm, 3.3 milyar dinlenme ile Bad Bunny'nin YHLQMDLG adlı albümü olurken, The Weeknd'den After Hours ikinci sıraya, Post Malone'nun Hollywood's Bleeding adlı albümü ise üçüncü sıraya yerleşti. 2020 yılının TOP 5 albüm listesinin dördüncü sırasında Harry Styles'ın Fine Line albümü, beşinci sırasında ise Dua Lipa'nın Future Nostalgia albümü yer aldı. TÜRKİYE'DE EN ÇOK DİNLENEN ALBÜM Türkiye'de 2020 yılında en çok dinlenen albümlere gelince; listenin ilk sırasında Murda'nın Made In Turkey albümü yer aldı. Murda'yı sırasıyla Gazapizm'in HİZA ve Ufo361'in Lights Out albümleri takip etti. Dördüncü sıraya Murda'nın bir diğer albümü olan DOĞA yerleşirken, Türkiye'nin TOP 5 albümü listesinin son sırasında ise Yüzyüzeyken Konuşuruz grubunun Akustik Travma adlı albümü yer aldı. Akustik Travma'nın yanı sıra, Adamlar'dan Dünya Günlükleri ve Dolu Kadehi Ters Tut'tan Karanlık gibi indie albümler de 2020 yılının en çok dinlenen 10 albümü arasında yer aldı. Türkiye'nin 2020 yılı TOP 10 albüm listesindeki tek yabancı albüm ise Billie Eilish'ten geldi ve WHEN WE ALL FALL ASLEEP WHERE DO WE GO? oldu. 2020 yılının Spotify tarafından hazırlanan en popüler editoryal çalma listesi 27 milyondan fazla takipçi ile dünya genelinde Today's Top Hits olurken, Hot Hits Türkiye ise Türkiye'deki en popüler editoryal çalma listesi olarak öne çıktı. PODCAST DÜNYASINDA NELER OLDU? 2020 yılının dünya genelindeki en popüler podcast yayını The Joe Rogan Experience olurken, ikinci sıraya TED Talks Daily, üçüncü sıraya ise The Daily yerleşti. Dördüncü sırada The Michelle Obama Podcast, beşinci sırada ise komedi türündeki Call Her Daddy yer aldı.Türkiye'de 2020 yılında en çok dinlenen podcast yayınları ise şöyle sıralandı: En çok dinlenen 5 podcast yayınının birinci sırasına Kendine İyi Davran, ikinci sırasına umarim annem dinlemez, üçüncü sırasına ise O Tarz Mı? yerleşti. Listenin dördüncü sırasında Zihnimin Kıvrımları bulunurken beşinci sırada Fularsız Entellik yer aldı. Peki, 2020 yılında en çok hangi podcast türü dikkat çekti? Dünya genelinde ilk sırada Toplum ve Kültür, ikinci sırada ise Komedi türü yer aldı. 2020 yılının TOP 5 podcast listesindeki üçüncü tür Hayat Tarzı ve Sağlık, dördüncü ve beşinci tür ise Sanat ve Eğlence ve Eğitimsel oldu. Türkiye'de de ilgi, bu beş tür üzerindeydi. Sadece Türkiye'de en çok dinlenen podcast türlerinde global listeden farklı olarak beşinci sıraya Hikayeler yerleşti. Daha fazla bilgi için Spotify'ın blog sayfası For the Record'u ve Bad Bunny'nin yılın en çok dinlenen sanatçısı olduğu haberi alınca verdiği tepkiyi görmek ve 2020 yılının dinleme trendleri ile 2020 Özeti'ne dair daha detaylı verileri incelemek için Spotify: For the Record podcast yayınının son bölümüne göz atabilirsiniz. 2020 yılının en çok dinlenenleri ile ilgili global ve Türkiye verilerinin TOP listeleri ise aşağıda yer alıyor. Son olarak, kullanıcıların kendi 2020'lerini tanımlayan müzik ve podcast'lerle ilgili detaylı bir analiz sunan ve önümüzdeki günlerde yayınlanacak olan Spotify'ın dinleyiciler için oluşturduğu oldukça popüler 2020 Özetin ve Sanatçı ve Podcast Yayıncıları Özeti ile ilgili yeni özellikler ve daha fazla bilgi için kulağınız bizde olsun. Spotify 2020 Özeti Global TOP Listeleri: Dünya Genelinde En Çok Dinlenen Sanatçılar: Bad Bunny Drake J Balvin Juice WRLD The Weeknd Dünya Genelinde En Çok Dinlenen Kadın Sanatçılar: Billie Eilish Taylor Swift Ariana Grande Dua Lipa Halsey Dünya Genelinde En Çok Dinlenen Albümler: YHLQMDLG, Bad Bunny After Hours, The Weeknd Hollywood's Bleeding, Post Malone Fine Line, Harry Styles Future Nostalgia, Dua Lipa Dünya Genelinde En Çok Dinlenen Şarkılar: Blinding Lights, The Weeknd Dance Monkey, Tones and I The Box, Roddy Ricch Roses Imanbek Remix, Imanbek ve SAINt JHN Don't Start Now, Dua Lipa Dünya Genelinde En Çok Dinlenen Podcast yayınları: The Joe Rogan Experience TED Talks Daily The Daily The Michelle Obama Podcast Call Her Daddy Dünya Genelinde En Çok Dinlenen Podcast Türleri: Toplum ve Kültür Komedi Hayat Tarzı ve Sağlık Sanat ve Eğlence Eğitimsel Spotify 2020 Yılın Türkiye TOP Listeleri: Türkiye'de En Çok Dinlenen Sanatçılar: Ezhel Sezen Aksu Murda Sagopa Kajmer Patron Yüzyüzeyken Konuşuruz Zeynep Bastık Emir Can İğrek Gazapizm Dolu Kadehi Ters Tut Türkiye'de En Çok Dinlenen Kadın Sanatçılar: Sezen Aksu Zeynep Bastık Billie Eilish Sertab Erener Sena Şener Göksel Tuğçe Kandemir Dua Lipa Sıla Lana Del Rey Türkiye'de En Çok Dinlenen Müzik Grupları: Yüzyüzeyken Konuşuruz Dolu Kadehi Ters Tut Duman Pinhani Adamlar Mor ve ötesi maNga Perdenin Ardındakiler İkiye On Kala BTS Türkiye'de En Çok Dinlenen Şarkılar: Bi Sonraki Hayatımda Gel Murda, Ezhel Unutulacak Dünler Gazapizm Uslanmıyor Bu Zeynep Bastık Leila Reynmen AYA Murda, Ezhel Sağı Solu Kes Gazapizm Kazılı Kuyum Yüzyüzeyken Konuşuruz Nimet Didomido, Eglo G Dance Monkey Tones And I Kafamda Kentsel Dönüşümler İkiye On Kala Türkiye'de En Çok Dinlenen Albümler: Made In Turkey Murda, Ezhel HİZA Gazapizm Lights Out Ufo361 DOĞA Murda Akustik Travma Yüzyüzeyken Konuşuruz Dünya Günlükleri Adamlar Müptezhel Ezhel ORMAN KANUNLARI Ben Fero Karanlık Dolu Kadehi Ters Tut WHEN WE ALL FALL ASLEEP, WHERE DO WE GO? Billie Eilish Türkiye'de En Çok Dinlenen Podcast Yayınları: Kendine İyi Davran Umarim annem dinlemez O Tarz Mı? Zihnimin Kıvrımları Fularsız Entellik Türkiye'de En Çok Dinlenen Podcast Türleri: Toplum ve Kültür Sanat ve Eğlence Komedi Hayat Tarzı ve Sağlık Hikayeler"} {"url": "https://www.thegeyik.com/spotifya-gore-bu-yaza-damga-vuracak-20-sarki/", "text": "Spotify'a göre Türkiye'de bu yaza rap ve pop damgasını vuracak. Geçen yaz ne dinledim diye merak eden müzikseverlere de müjde: Spotify'ın eski yazlara dair favori şarkılardan oluşan kişiye özel çalma listesi Yaz Hatıraların yazla birlikte geri döndü! Haziran ayını geride bırakırken, sıcaklar da yavaş yavaş yüzünü göstermeye başlıyor. Yeni normal sürecinde herkes yaz için planlarını yapmaya başladı. Kimisi ev kiraladı, kimisi karavana atladı kimisi plan yapmak konusunda biraz daha temkinli. Ama her ne olursa olsun bu yazın tadına da her yaz olduğu gibi yine müzikle varılacak. Peki gelelim asıl soruya? Bu yaz Türkiye'de hangi şarkılarhit olacak. Dünyanın en büyük audio streaming platformu Spotify'a göre bu yaz Türkiye'de rap ve pop kol kola gezecek. Bir yandan Ezhel ve Murda düeti Made in Turkey kulaklarda yer edecek, diğer yandan Zeynep Bastık'ın Her Mevsim Yazım dillerden düşmeyecek. Elbette sadece lokal müzik değil, yabancı şarkılar da bu yaz müzikseverlerin radarında olacak.; bir taraftan Black Eyed Peas & Ozuna'dan MAMACITA dinlerken, Doja Cat'ten Boss Bitch dinlemekten de geri durmayacağız. Türkiye'de 2020 Yaz Hitleri neler olacak? Made In Turkey Murda, Ezhel Her Mevsim Yazım Zeynep Bastık Kendime Sardım Oğuzhan Koç Spacejump BEGE Bu Benim Masalım- Aleyna Tilki Bi Sonraki Hayatımda Gel Murda, Ezhel Siyah Patron, Sagopa Kajmer Kırgınım Ona Berkay Sağı Solu Kes Gazapizm ily Surf Mesa, Emilee Aykız Remix Reynmen, Ben Büdü Roses Imanbek Remix SAINt JHN, Imanbek Boss Bitch Doja Cat Nefret Bilal Sonses Leila Reynmen Elefante NK Neyin Nesi Dolu Kadehi Ters Tut MAMACITA Black Eyed Peas Blinding Lights The Weeknd TROLLZ 6ix9ine *Liste, Spotify'ın editör ekibi tarafından şarkıların dinlenme rakamları, mevcut durumu ve gelecek öngörülerine göre hazırlanmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/spotifyda-bu-yil-en-cok-dinlenen-10-kadin-sarkici/", "text": "8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün hemen öncesinde Spotify hem dünya genelinde hem de Türkiye'de en çok dinlenen kadın sanatçıları açıkladı. Spotify ayrıca, müzik sektöründe kadınların ne kadar önemli olduğunu vurgulamak üzere Türkiye'de bir kampanya hayata geçiriyor. Dünya Kadınlar Günü kapsamında müzikseverler ile buluşacak kampanyada, Türkiye'de her biri ait olduğu müzik türüne liderlik eden Ayben, Ceylan Ertem, Gaye Su Akyol, Sertab Erener, Sıla ve Şebnem Ferah gibi kadın sanatçılar yer alıyor. Tüm bunların yanı sıra, 8 Mart tarihinde Spotify'da, kadın sanatçılara ait şarkı, çalma listesi, podcast ve kadın sanatçıların yönettiği çalma listelerinin yer aldığı Kadın Tarihi Ayı adlı yeni bir sekme de müzikseverler ile buluşacak. Türkiye'de Kadın Tarihi Ayı sekmesinde Sesli Kadınlar ve Kadın Mc'ler adlı yalnızca kadın sanatçıların eserlerinden oluşan oluşan çalma listeleri ile pek çok kadın sanatçıya ait This Is listeleri yer alacak. Peki 2020 yılının başında (1 Ocak 1 Mart arasındaki verilere göre) dünyada ve Türkiye'de en çok hangi kadın sanatçılar dinlendi? 2020 yılının ilk iki ayında dünya genelinde en çok dinlenen kadın sanatçılar listesinin bir numarasında Billie Eilish var. Kendisi sadece kadın sanatçılar arasında bir numara değil; aynı zamanda (1 Ocak 1 Mart verilerine göre) yılın en çok dinlenen sanatçısı. Billie, bugüne kadar 10,3 milyar dinlenmeye ve aylık 60 milyon aylık dinleyiciye sahip. Sanatçınınbad guy adlı şarkısı ise 1,2 milyar dinlenmeyi geçmiş durumda. Billie Eilish'i ikinci sırada Taylor Swift takip ederken, listenin devamında sırasıyla Ariana Grande, Halsey ve Camila Cabello yer alıyor. Türkiye'de en çok dinlenen kadın sanatçılar listesinin bir numarasında Türkiye'den bir kadın sanatçı var, popun kraliçesi Sezen Aksu tahtını koruyor ve ilk sıraya yerleşiyor. Kraliçeyi Türkiye'de en çok dinlenen kadın sanatçılar Top 5 listesinde Zeynep Bastık, Billie Eilish, Sertab Erener ve Selena Gomez takip ediyor. Dünya genelinde en çok dinlenen Top 10 kadın sanatçı (1 Ocak 1 Mart 2020 arasındaki veriler): Billie Eilish Taylor Swift Ariana Grande Halsey Camila Cabello Selena Gomez Dua Lipa Nicki Minaj KAROL G Tones and I Türkiye'de en çok dinlenen Top 10 kadın sanatçı (1 Ocak 1 Mart 2020 arasındaki veriler): Sezen Aksu Zeynep Bastık Billie Eilish Sertab Erener Selena Gomez Camila Cabello Göksel Sıla Tones and I Halsey"} {"url": "https://www.thegeyik.com/spotifyda-son-10-yilda-en-cok-dinlenen-10-sarki-ve-sarkici/", "text": "Spotify, kurulduğu günden bu yana platform üzerinden son 10 yılda en çok dinlenen sanatçı ve şarkıları, kilometre taşlarını ve kaydettiği başarılar ile son 10 yılın en etkili müzik türlerini açıkladı: Kurulduğu günden bu yana Spotify'da her sene en çok dinlenen şarkı: 2008: The Killers Human 2009: The Black Eyed Peas I Gotta Feeling 2010: Eminem, Rihanna Love The Way You Lie 2011: Don Omar, Lucenzo Danza Kuduro 2012: Gotye, Kimbra Somebody That I Used To Know 2013: Macklemore & Ryan Lewis Can't Hold Us 2014: Pharrell Williams Happy from Despicable Me 2 2015: Major Lazer, MO, DJ Snake Lean On 2016: Drake One Dance 2017: Ed Sheeran Shape of You Spotify'da tüm zamanların en çok dinlenen sanatçıları: Drake Ed Sheeran Eminem The Weeknd Rihanna Kanye West Coldplay Justin Bieber Calvin Harris Ariana Grande Kurulduğu günden bu yana Spotify'da tüm zamanların en çok dinlenen şarkıları: Ed Sheeran Shape Of You' Drake One Dance The Chainsmokers, Halsey Closer Post Malone rockstar (feat. 21 Savage) Ed Sheeran Thinking Out Loud Major Lazer, MO, DJ Snake Lean On Luis Fonsi, Daddy Yankee, Justin Bieber Despacito Remix' Justin Bieber Love Yourself Justin Bieber Sorry The Chainsmokers Don't Let Me Down Spotify'da 1 milyar dinlenme rakamına ulaşan ilk 10 sanatçı: Rihanna (2013) David Guetta (2013) Eminem (2013) Kanye West (2014) Avicii (2014) Coldplay (2014) JAY Z (2014) Katy Perry (2014) Drake (2014) Pitbull (2014) Kurulduğu günden bu yana Spotify'da dünya genelinde en çok dinlenen albümler: Ed Sheeran ÷ Justin Bieber Purpose Drake Views Ed Sheeran x Post Malone beerbongs & bentleys The Weeknd Starboy Drake Scorpion The Weeknd Beauty Behind The Madness Post Malone Stoney Kendrick Lamar DAMN. Kurulduğu günden bu yana Spotify'da dünya genelinde en çok dinlenen kadın sanatçılar: Rihanna Ariana Grande Sia Beyonce Nicki Minaj Adele Taylor Swift Selena Gomez Katy Perry Shakira Spotify'da tüm zamanların en çok dinlenen müzik türleri: Pop Dance pop Pop rap Post-teen pop Rap Hip hop Southern hip hop Trap music Rock R&B Spotify'da toplam online müzik dinleme süresi: 16,858,080 yıl Spotify'da bulunan toplam şarkı sayısı: +40 Milyon Spotify'da bulunan toplam çalma listesi sayısı: +3 Milyar Ekim 2018'e yolculuk: Dünya genelinde 2008'de top şarkı, top sanatçı ve top albüm: 2008'de en çok dinlenen şarkı: Coldplay Viva La Vida 2008'de en çok dinlenen sanatçı: Lady Gaga 2008'de en çok dinlenen albüm: Coldplay Viva La Vida Or Death And All His Friends"} {"url": "https://www.thegeyik.com/spotifyda-unutulmaz-calma-listeleri-olusturmanin-10-yolu/", "text": "Sabah gözünü müzikle açıp, akşama kadar kendi dünyasını kulağında taşıyanlardan mısınız? Ufak bir tahmin de bulunayım, öyleyse iyi bir Spotify dinleyicisisiniz. Tidal, Apple Music, Fizzy'de kullanıyor olabilirsiniz ama Business of App'de yayınlanan Spotify İstatistikleri raporuna göre 100 milyonu bulan ücretli kullanıcı sayısıyla sizin de bir Spotify sever olma ihtimalinize ulaşmak zor olmadı. Ayrıca Spotify'ın bizi can evimizden vuran dinleme listeleri, mood boardları ve Shazam, Facebook gibi popüler uygulamalarla yaptığı işbirlikleri de onu en popüler tercih sebeplerinden biri yapıyor. Spotify'ın en güzel özelliklerinden biri de kendi çalma listemizi oluşturma imkanımız. Dilersek bu çalma listesini herkesin erişimine açıp, muhteşem müzik zevkimizi eşe dosta da gösterebilir, hatta yüksek takipçi sayılarıyla Spotify influecerı bile olabiliriz. Peki nasıl? Birazdan nasıl unutulmaz listeler yapılır ipuçlarını paylaşacağım, okumaya devam edin. 1 Kendi Duygu Durumunuza Göre İçerik Listesi Hazırlayın Spotify'ın göz at seçeneğinin altındaki 'Müzik Türleri & Modlar' bölümünü keşfettiniz mi? Dans mı etmek istiyorsunuz? Buyrun efendim! Odaklanmak mı istiyorsunuz ? Buyrun bir liste daha... Uyurken arkada çalacaklardan, dönem müziklerine kadar bir sürü hazır liste elimizin altında... Altında ama yine de insanoğlunun ruh durumunu bu kadar az listeye sığdırmak mümkün değil. Çalma listeniz içinizdeki radyonun dışa yansımasıdır ve özel durumlar için özel bir frekansınız her zaman vardır. Kendi listelerinizi oluştururken özel frekanslara odaklanmaktan çekinmeyin. Şımaracağınız bir mood board ya da kendinizi çok özel hissedeceğiniz bir liste hazırlayıp adına da 'Prensesler Gibiydim Ben Baba Evinde' diyin gitsin! 2 Günün Farklı Saatleri İçin Farklı Listeler Oluşturun Her gün aynı rotada koşuya çıktığınızı varsayalım. Sabah erken saatte yaptığınız koşuyla gün batımında yaptığınız koşu aynı duyguları yansıtmayacağı gibi müzik listesi de farklı olacaktır. Bu tıpkı kahvaltı yaparken dinlemek istediklerinizle akşam yemeğininkilerin de farklı olması gibidir. Sık yaptığınız aktiviteleri bir de saatlerine göre değerlendirip yeni listeler oluşturabilirsiniz. Basit bir ip ucu; eğer farklı şarkılar yerine hep aynı şarkıları dinlemeyi seviyorsanız en favori listenizin yanına bir de onun akustik yorumlarından oluşan ayrı bir liste oluşturun. Sabah kahvenizi biriyle, akşam kahvenizi ise bir diğeriyle dinleyip size yaşattıklarını fark edin. 3 Şarkılar Zaman Makinesi Gibidir, Duygularınızı Işınlayın Hatırlıyor musun hani kuzenlerle o yaz Bodrum'a gitmiştik? Bir tane şarkı vardı, başa sarıp sarıp dinlemiştik... İşte görevimiz o şarkıyı bulmak ve o yazın çalma listesini oluşturmak. Bunun için Google'da kısa bir araştırma yapmak ve sonrasını Spotify'ın şarkı radyosuna bırakmak yeterli. Ne kadar çok şarkıyı ezbere bildiğinize ve bir o kadarını da unuttuğunuza şaşıracaksınız. İpucu: Google'ın arama çubuğuna istediğiniz tarihi, dili ve diğer özellikleri yazıp aramaya basın. Örneğin, '2002 Türkçe Pop Şarkıları'. Karşınıza gelecek listeden şarkının Spotify bağlantısına doğrudan erişebilirsiniz. Seeeeen yolunaaaa, beeeen yolumaaa / DEĞİŞTİR / Pazara kadar değil mezara kadarrr... 4 Çalma Listeniz İçin Orijinal İsimler Seçin Çalma listelerinizin 2 milyardan fazla liste arasında kaybolup gitmesini istemiyorsanız onları özelleştirerek dikkat çekici hale getirebilirsiniz. Verdiğiniz isimlerin listenizi ne kadar iyi yansıttığını bir daha düşünün. 'Yemek Müzikleri' yerine ' Yemekten Sonra Çaydan Önce' hem daha esprili hem de farklıdır. Bu listeye sabırsızlığı anımsatacak parçalar seçebilirsiniz. 'Liste Bitene Kadar Evden Çıkmam Lazım' albümü de sabahları hazırlanmanıza yardımcı olacak iyi bir alternatif olabilir. İşin içine biraz muzurluk katmak istiyorsanız eski MSN durumlarımıza bir selam çakarak farklı karakterlerle de yazmayı deneyebilirsiniz : Y Zı ü R ş R ı Rı 2019 5 Mutlaka Açıklama Yazın Açıklama kısmına o albümü oluşturma amacınızı açıklayan bir iki cümle mutlaka ekleyin. Bu hem albümünüze göz atanları daha fazla keşfetmeye teşvik eder hem de sizin için ayırt edici olur. Açıklamayı basit ve net tutun. Örneğin; '2002-2003 Türkçe Pop: Dönemin popüler isimleri ve az bilinen güzel şarkıları.', 'Murat Menteş, Dublörün Dilemması, kitapta geçen şarkılar.' Zaten siz zahmet edip tüm listeyi yazmaya kalkışsanız da 300 karakteri geçemeyeceğinizi hatırlatmak isterim. 6 Albüm Kapağınız Havalı Olsun Spotify'ın albüm kapağını da ayarlamamıza izin vermesi sanırım pasta üzerindeki krem oluyor. Eklediğiniz şarkıların görsellerinden albüm kapağı yapabilirsiniz ama elinizde dikkat çekici başka alternatifler varsa profiliniz kesinlikle daha şık görünür. Bunun için replacecover.com harika bir araçtır. 30. Yaş Günü çalma listesi örneğini onunla hazırladım. Ayrıca Canva'da da özgün seçenekler bulabilirsiniz. 'Prensesler Gibiydim Ben Baba Evinde' çalma listesi görseli de Canva'yla hazırlandı. 7 Ayarları Kontrol Ettiğinizden Emin Olun Eğer albümlerinizi oluştururken herkese görünür olma seçeneğini seçmeyi unutursanız kimse hazırladığınız albümü göremez. Bu seçenek kimseyle paylaşmak istemediğiniz keşiflerinizi saklamak için harika, paylaşmaya can attığınız listeler içinse üzücüdür. Listelerinizin görünürlüğünü kontrol etmeyi unutmayın. Bunun için masaüstü uygulaması kullanıyorsanız çalma listenizin içindeki 'çal' butonunun yanındaki üç nokta 'ya tıklayıp görünür yap / gizle seçeneğini tercih etmeniz gerekiyor. Mobilde ise çalma listenizin olduğu sayfada sağ üst köşede bulunan üç noktaya tıklayarak aynı ayarlara erişebilirsiniz. 8 Spotify'ın Bilinmeyen Özelliklerini Keşfedin Spotify aslında göründüğünden daha fazla kısa yol ve araç barındırıyor. Eğer çok beğendiğiniz bir liste yapmayı başardıysanız ayarlara tıklayıp 'Benzer bir albüm oluştur' seçeneğine tıklayabilirsiniz. Spotify çalma listenizdeki şarkıları analiz eder ve 'Ah bunu unutmuşum' diyebileceğiniz parçalarla alternatif bir liste sunar. Ayrıca beğendiğiniz bir şarkının özelliklere tıklayarak 'Şarkının radyosuna git' diyebilir ve bezer şarkılarla daha fazla keşif yapabilirsiniz. Spotify'ın diğer uygulamalarla olan ilişkisinden de bahsetmiştik. Shazamla, last fm'le ya da diğer ilham verici uygulamalarla birlikte kullanarak, adını hatırlayamadığınız parçaları kolayca yakalayıp çalma listenize alabilirsiniz. 9 Arkadaşlarınızı Göreve Davet Edin Çevrenizdeki tek gurme siz değil misiniz? Ya da çalma listesini yapmaya çalıştığınız dönemde sizinle aynı şarkıları dinleyen kişiler mi tanıyorsunuz? İsterseniz ortak bir albüm hazırlayarak dostlarınızın müzik zevkinden faydalanabilirsiniz. Ortak albüm oluşturma fikri doğum günü, havuz partisi, piknik gibi organizasyonlarda hayat kurtarabilir. Kimsenin kalbini kırmadan herkese hitap edecek bir liste yapmak istiyorsanız da ortak listeler sorumluluğu paylaşmak için harika bir yoldur. Listeyi paylaşımlı hale getirmek için listenin içerisine girip üç noktayı tıklayın. 'Ortak Çalmaya Aç' seçeneğini seçin ve ardından paylaşmak istediklerinizle paylaşın. 10 Güncel Olun İster sosyal medyada ister Spotify gibi platformlarda takipçi edinmeyi düşünün, en temel hedefiniz aktif olmak olmalıdır. Listelerinizi oluşturduktan sonra bir kenara atmayın, yeni keşiflere açık olun ve listelerinizi güncel tutmayı bir hedef haline getirin. Paylaşım candır! Yaptığınız güncellemeleri sosyal medyadan paylaşmayı unutmayın. Örneğin; 'Aşk Acısı' albümünüze yeni Kenan Doğulu şarkıları eklediğinizi Instagram Hikayeler'den duyurmak, takipçilerinizi mest edebilir. Böylece farklı mecralardaki varlığınızı çapraz kanallardan beslemiş olursunuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/stanford-hapishane-deneyi/", "text": "İnsanlar Sosyal Rollere Nasıl Tepki Verir: Stanford Hapishane Deneyi Deneylerin insanlar ve onların psikolojileri üzerinde ne kadar etkili olabileceğini merak edenler için tarihin en çok konuşulan deneyini inceliyoruz. Sahte Stanford Hapishanesi'nde geçen bu deneyi gerçekleştiren pskikologun adı, Zimbardo. 1971 yılında Philip Zimbardo isimli bir sosyal psikolog, insanların sosyal rollere nasıl tepki verdiğine dair bir deney düzenleme kararı aldı ve Stanford Üniversitesi'nin Psikoloji Departmanı'nın bodrum katına inşa edilen sahte bir hapishanede, gardiyanlar ve mahkumlar olarak davranmalarını sağlayacak şekilde, 2 hafta sürecek olan deneyi için 24 kişiden oluşan bir grup erkek, üniversite öğrencisini deneyinde kullandı. Fakat Zimbardo deneklerine hangi role sahip olacaklarını, onların haberi olmaksızın belirledi. Deneklere, önceden bunun 2 haftalık bir deney olacağı, bir hapishanenin simüle edileceği ve gün başına 2012 parasıyla 85 dolar alacakları bildirildi. Mahkumlara deney süresince gardiyanların emirlerini dinleme zorunluluğu yükledi. Gardiyanlara ise mahkumlara sözlerini geçirebilmek için olabildiğince sert davranmalarını; ancak şiddete kesinlikle başvurmamalarını tembihledi. Zimbardo, sonradan yayınlanan görüntülerde, deney öncesinde gardiyanları eğitirken şunları söylüyordu: Mahkumlar üzerinde can sıkıntısı hissi yaratabilirsiniz, bir dereceye kadar korku yaratabilirsiniz ve onların hayatlarını tamamen rastgele güçler tarafından, sistem tarafından, sizler ve bizler tarafından kontrol edildiği hissine kapılmalarını sağlayabilirsiniz. Ve kesinlikle özel hayatları olmayacak. Onların bireyselliklerini çeşitli yollarla ellerinden alacağız. Genellikle bunun sonucunda, kendilerini güçsüz hissederler, bunu bekliyoruz. Yani bunun sonucunda, biz tüm güce sahip olacağız, onlarsa hiçbir güce... Gardiyanlar, tıpkı gerçek gardiyanlar gibi giydirildi, ellerine tahta sopalar verildi ve tamamen gerçek bir hapishane ortamı yaratılmaya çalışıldı. Göz temasına engel olması amacıyla aynalı gözlükler verildi. Mahkumlaraysa, tıpkı gerçekte olduğu gibi, oldukça rahatsız edici bir mahkum kıyafeti giydirildi ve bileklerine birer zincir vuruldu. Gardiyanlara, mahkumları onlara atanmış ve mahkum kıyafetlerine işlenmiş numaralar ile çağırmaları tembihlendi. Böylece tamamen gerçek bir hapishane ortamı yaratıldı. Zimbardo, 14 Ağustos 1971 günü, mahkum konumunda olacakları kendi evleri önünde ansızın, beklenmedik bir zamanda tutuklayarak deneye dahil etti. Tutuklamaları Palo Alto polisi, Zimbardo ile anlaşmalı olarak yaptı ve mahkumları silahlı soygun suçuyla suçladı. Mahkumlar, tüm gerçek tutuklanma prosedürlerinden geçirildi, parmak izleri alındı ve profil fotoğrafları çekildi. Polis karakolundan sonra, sahte hapishaneye gerçek bir mahkum taşıma aracıyla transfer edildiler. Hapishanedeki her bir hücre, 3 mahkuma ev sahipliği yapmaktaydı. Hücreler oldukça dardı; mahkumlar için bir hapishane bahçesi yaratılmıştı ve gardiyanlar içinse geniş, rahat alanlar kurulmuştu. Gardiyanlar, üçlü gruplar halinde, 8 saatlik vardiyalarla çalıştılar. Gardiyanların görev sonrası hapishane alanında bulunmaları gerekmiyordu. Deney bu şekilde başladı ve göreceli olarak sorunsuz bir ilk günden sonra, daha ikinci günden ortalık karışmaya başladı. İkinci gün, 1. Hücre'de kalan mahkumlar kapılarını yataklarla bloke ederek, kıyafetlerini çıkardılar ve gardiyanları dinlemeyeceklerini söyleyerek emirleri reddettiler. Olaylar bu şekilde başladı ve sonuçlar oldukça rahatsız edici düzeydeydi. Sıradan ve normal sayılacak üniversite öğrencileri sadece birkaç gün içerisinde vahşi düzeyde sadist gardiyanlar ve gitgide korkaklaşan mahkumlara dönüştüler. Her geçen gün, her biri, rollerine daha da bağlı hale geldiler. Günler geçtikçe, gardiyanlar giderek şiddetlenen psikolojik kontrol taktikleri geliştirmeye başladılar. Örneğin isyanlara katılmayanları aldıkları özel bir hücre yarattılar ve burada onları ödüllendirmeye başladılar. Benzer şekilde, mahkumların yatak çarşaflarını ve süngerlerini alarak onları metal yataklarda uyumaya zorladılar. Kısa süre içerisinde gardiyanlar, mahkumlara önce gizli, sonrasında ise açık şiddet uygulamaya başladı. Yemeklerini yemeyenler için gardiyanlar tarafından karanlık bir oda yaratıldı ve oraya hapsedilme cezası uygulanmaya başlandı. Sadece 36 saat içerisinde, 8612 numaralı mahkum, Zimbardo'nun tanımıyla çılgın tavırlar sergilemeye başladı. Zimbardo, olayları şöyle anlatıyor: 8612 numaralı mahkum delice davranmaya başladı, bağırıyor, çığlık atıyor, küfrediyor ve kontrolsüz öfke nöbetleri geçiriyor. Onun gerçekten bu psikolojik durumda olduğunu kabullenmemiz epey bir zaman aldı ve sonunda onu salma kararı verdik. Deneyin başlamasından sonra sadece 6 gün geçmesine ve deneyin içeriği tamamen rol olmasına rağmen sosyal ilişkilerin gerçekliğinden ötürü mahkumlar ile gardiyanlar arasındaki ilişki o kadar sadist ve vahşi bir hale gelmişti ki, Zimbardo beklediği süreyi tamamlayamadan deneyini sona erdirmek zorunda kaldı. Deneyin ilk günlerinden itibaren gardiyan konumundaki öğrenciler, sözlerini mahkumlara dinletebilmek için giderek şiddetli hale gelen yöntemler uygulamışlardır. Mahkumlar da, ilk günlerde gardiyan konumundakilerin gerçek hayatta kendileri ile aynı düzeyde olduğunu bildiklerinden inatçı ve zoraki bir şekilde rollerini üstlenen bir tablo çizmişler, ancak her geçen gün bu inatlaşmaya bağlı olarak artan gardiyan şiddeti, onları giderek uysal ve korkak bir hale getirmiştir. Zimbardo, deneyden kendisinin bile etkilendiğini belirtmiştir, çünkü kendisi de deneyde hapishane müdürü rolüne sahipti ve tamamen rol yapması gereken gardiyanların, tamamen rol yapması gereken mahkumlara uyguladıkları şiddeti sürdürmesine izin verecek kararlar almıştır. Bu deney, toplumun onlara biçtikleri rolleri farkında olmadan nasıl sahiplendiğini ve o rolün etkisinden çıkamadan, kontrolsüz bir şekilde yerine getirdiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Deneyle ilgili birçok tartışma ve karşıt bilimsel makale yayınlanmıştır. Ancak yine de, Stanford Hapishane Deneyi, psikolojik deneylerin en meşhurlarından biri olmuş, bu ünü beyaz perdeye de farklı ülkelerin sinemaları aracılığıyla taşınmıştır. Konuyla ilgili birçok kaynağa, aşağıdan ulaşabilirsiniz. BU DENEYİ ANLATAN: 2001 Alman yapımı THE EXPERIMENT adında harika bir film de var. 2010 yapımı olanı İngilizce ve o da güzel Kaynaklar ve İleri Okuma: Carnahan, T. & McFarland, S. (2007). Revisiting the Stanford Prison Experiment: Could participant self-selection have led to the cruelty? Personality and Social Psychology Bulletin, Vol. 33, No. 5, 603-614. Haney, C., Banks, W. C., & Zimbardo, P. G. (1973). Study of prisoners and guards in a simulated prison. Naval Research Reviews, 9, 1 17. Washington, DC: Office of Naval Research Haney, C., Banks, W. C., & Zimbardo, P. G. (1973). Interpersonal dynamics in a simulated prison. International Journal of Criminology and Penology, 1, 69 97. Haslam, S. A., & Reicher, S. D. (2003). Beyond Stanford: Questioning a role-based explanation of tyranny. Dialogue , 18, 22 25. Haslam, S. A., & Reicher, S. D. (2006). Stressing the group: Social identity and the unfolding dynamics of responses to stress. Journal of Applied Psychology, 91, 1037-1052. Haslam, S. A. & Reicher, S. D. (2012). When prisoners take over the prison: A social psychology of resistance. Personality and Social Psychology Review 154-179. Musen, K. & Zimbardo, P. G. (1991). Quiet rage: The Stanford prison study. Videorecording. Stanford, CA: Psychology Dept., Stanford University. Reicher, S. D.., & Haslam, S. A. (2006). Rethinking the psychology of tyranny: The BBC Prison Study. British Journal of Social Psychology, 45, 1 40. Zimbardo, P. G. (1971). The power and pathology of imprisonment. Congressional Record. (Serial No. 15, 1971-10-25). Hearings before Subcommittee No. 3, of the Committee on the Judiciary, House of Representatives, Ninety-Second Congress, First Session on Corrections, Part II, Prisons, Prison Reform and Prisoner's Rights: California. Washington, DC: U.S. Government Printing Office. Zimbardo, P. G (2007) Understanding How Good People Turn Evil. Interview transcript. Democracy Now!, March 30, 2007. Accessed March 31, 2007. The Geyik - Siyasetten Uzak İçerik Sitesi - 2014 - 2023 / The Geyik\\'te eğlenceli içerikler, faydalı bilgiler ve sosyal medyada en çok konuşulan konulara ulaşabilirsin. Merak etme biz burayı senin için siyasetten ve canını sıkabilecek her şeyden temizliyoruz. Sana pozitif bir alan açıyoruz. Keyifli vakitler!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/stannis-game-of-thronesta-oynadim-ama-diziyi-anlamadim/", "text": "Stannis Baratheon'u oynayan Stephen Dillane Game of Thrones hakkında oldukça ilginç açıklamalarda bulundu. Dünyaca ünlü Game of Thrones dizisinde Stannis Baratheon karakterini canlandıran Stephen Dillane, Hürriyet'in haberine göre: Dizinin neden bu kadar tuttuğunu anlayamıyorum. Ben sadece para için bu işi yaptım dedi. Geçtiğimiz günlerde dizide rol alan Ian McShane'in Game of Thrones sadece göğüsler ve canavarlardan ibaret demeci gibi, bir başka oyuncu Stephen Dillane de senaryoyu eleştirdi. Fransız Liberation adlı magazin dergisine konuşan ünlü oyuncu şunları söyledi: Game of Thrones dizisinden ayrıldığım için pişman değilim. Diziye dahil olduğumda ne senaryoyu ne de başarısını anlayamamıştım. Bunaldım. Sadece para için bu işi yaptım."} {"url": "https://www.thegeyik.com/star-wars-evreni-nasil-insa-edildi/", "text": "Son filmi 'The Last Jedi' ile vizyonu alt üst etmeye hazırlanan 'Star Wars' bugün nihayet sevenleriyle buluşuyor. Peki ama 40 yıldır hayran kitlesini kaybetmeyerek devam eden efsanenin bilim ve teknoloji ile iç içe senaryosunun herkesi hayrete düşüren mimari harika olan 'evreni' nasıl inşa edildi? Sinema dünyasında 40. yılını kutlayan Star Wars, bugün yeni filmi 'The Last Jedi' ile beyazperdeye geri dönüyor. Enteresan' yaratıkları, kostümleri ve görsel efektleriyle her zaman adından söz ettiren projenin şüphesiz en çok konuşulan yanı ise mimarisi. Peki ama yapımcılar bu evreni inşa ederken nereden ilham aldılar? Cevap aslında bize oldukça yakın bir yerde yatıyor. Lucas'ın çok çok uzak bir yerdeki galaksisi ilk bakışta fantastik görünebilir, ancak özenle tasarlanmış gezegenleri, dünyadaki sayısız mimari stilden ilham alıyor. Naboo'nun başkenti Theed'in kraliyet sarayı, Amerikalı mimar Frank Lloyd Wright'ın naturalizm tarzından esinlenirken Bizans dış cephesiyle Barok / Rokoko iç mekanlarının birleşimini kullanıyor. Theed'in ilham aldığı yapı ise Ayasofya Müzesi'nden başka bir yer değil. Naboo şehrinde Padme'nin cenazesinde esnasında görülen solda görünen bu neo-klasik yapıt ise San Francisco'daki Güzel Sanatlar Sarayı'ndan ilham alıyor. Naboo'da yaşayan Guncular hayranlar tarafından ikili atışmalara sebep oldu. Kimileri çok severken kimileri nefret etti. Ancak yaşadıkları su altı evlerine ev sahipliği yapan Otoh Gunga şehri galaksideki en sofistike yerlerden biri. Karmaşık metal yapılarla bezeli şehir, doğal formları vurgulayan bir mimarlık okulu olan Art Nouveau'yu yansıtıyor. Serinin 3. bölümü olan 'Revenge of the Sith'teki Foundation gezegeninde yer alan görkemli Coruscant şehri ise ABD'nin gökdelen harikası şehri New York'tan ilham alıyor. 'The Forca Awakens' filminde 'First Order' birliğinin üssü olan 'Starkiller Base', Görsel diliyle 1930'ların Nazi Almanyası'nda gerçekleşen kuzey Bavyera'daki Nürnberg Mitingleri'nden ilham alıyor. Sith'lerin alameti farikası olan 'Star Destroyer' araçları, Darth Vader'ın 'Super Star Destroyer'ı ve 'Executor' şüphesiz ki serinin efsanelerinden biri. Bu ölüm araçları ilhamını ise Güney Kıbrıs'taki Troodos Gözlem Evi'nden alıyor. The Force Awakens' filminde Rey ile Luke'un buluştuğu Jedi tapınağı olan'Taş Clochanlar' ise Güneybatı İrlanda'da bir dönem Hıristiyan tapınağı olan ve 6. yüzyıldan bu yana varlığını sürdüren Skellig Michael'dan ilham aldı. Çöl iklimiyle bilinen 'Tattoine' şehrinin ise çekimleri Tunus'ta gerçekleşti. Sevilen karakter Luke Skywalker'ın evi ise hayranlar tarafından 2012 yılında restore edildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/star-wars-setlerindeki-harrison-fordun-kamera-arkasindaki-vintage-kokulu-fotograflari/", "text": "Her sadık Star Wars hayranı, Han Solo'nun Star Wars'ın oldukça önemli bir parçası olduğunu bilir. Solo'nun doğrucu tavrı onu popüler kültürdeki en havalı kahramanlardan biri olarak tarihe geçirmiştir. Yalnız alaycı bir zekaya sahip olmayan pervasız kaçakçı Han Solo gerçek bir materyalist olarak da dikkat çekiyor. Ancak ilk Star Wars filmindeki maceralarında kendisinin sahip olduğunu bilmediği bir özelliği olan merhamete sahip olduğu da ortaya çıkıyor. Amerikan Film Enstitüsü tarafından en büyük 14. film kahramanı, Empire dergisi tarafından tüm zamanların en büyük 4. film karakteri, Fandomania.com tarafında seçilen 100 Büyük Kurmaca Karakter listesinde 15. sıraya yerleştirilen ve IGN tarafından Darth Vader'in arkasından tüm zamanların en büyük ikinci Yıldız Savaşı karakteri olarak seçilen Han Solo bunlar olmasa dahi Star Wars serisinin çekici oyuncusu olarak da akıllarda yer etmeye devam ediyor. İşte Harrison Ford'un Han Solo olarak rol aldığı Star Wars'un vintage kokulu kamera arkası fotoğrafları;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/star-warsu-neden-seviyoruz-bilim-cevabini-verdi/", "text": "Star Wars çılgınlığı yeniden başlıyor. Serinin 8'inci filmi Last Jedi, Türkiye ile birlikte birçok ülkede vizyona bugün giriyor. Peki yaklaşık 40 yıldır sinema dünyasının en popüler filmlerinden biri olan serisinin başarısındaki sır ne? Alanında uzman bilim insanları serisin neden sevildiğini açıkladı. Star Wars sinema dünyasına adım atalı 40 yıl oldu (Serinin ilk filmi A New Hope Yeni Umut 1977'de beyazperdeye gelmişti) Peki her şeyin hızla eskidiği ve yerini yeniye devrettiği günümüzde Star Wars hala nasıl bu kadar popüler olabiliyor? Alanında uzman akademisyenler Star Wars'ın bitmeyen popüleritesinin nedenlerini açıkladı. Star Wars sinema ekranına gelen ilk bilimkurgu filmi değil. Ancak kuşkusuz bu türün Hollywood'da hatırı sayılır bir yer edinmesinde en önemli role sahip olan yapımlardan biri. ESKİ HİKAYELERİ İZLEYİCİ İLE BULUŞTURDU Serinin başarısındaki sırrı araştıran Kansas Üniversitesi 'Bilimkurgu Araştırmaları Merkezi'nin kurucularından yazar James E. Gunn serinin başarısındaki ana faktörü Star Wars sadece iyi bir film değil aynı zamanda eski hikayeleri ustaca senaryoya adapte ediyor sözleri ile açıklıyor. ZAMANIN ÖTESİNE GEÇEN BİR SENARYO Filmin senaryosunun Flash Gordon'dan esinlendiğini serisin yazarı Lucas'ın da bu esinlemeyi belirtmekten çekinmediğinin altını çizen Gunn, başarıya ulaşmış hikayeleri ve efsaneleri başarılı bir şekilde eriten Star Wars'un zamanın ötesine geçen bir hikaye yaratmayı başardığı görüşünde. GENİŞ AMA ANLAŞILABİLİR BİR EVREN YARATTI Chicago'daki Loyola Üniversitesi'nde Fizik alanında çalışmalara imza atan Robert McNees bir neslin bu film ile büyüdüğünü belirtiyor ve filmin 40 yıllık popüleritesini geniş ama anlaşılabilir bir evren yaratmasına bağlıyor. DOĞRU ZAMANDA DOĞRU HİKAYE Star Wars hakkında pek çok makale yayınlayan Keith Phipps ise Star Wars'un doğru zamanda doğru işe imza attığını belirtiyor. Başka bir deyişle Star Wars tam da izleyicinin istediği bir dönemde popüler bir işe imza attı. BİLİMKURGUYU MANTIKLI BİR BİÇİMDE AÇIKLADI Star Wars evreninin tutarlılığının altını çizen bilimkurgu yazarı Teresa Jusino ise serinin bilim yönünün çok abartılmadığını ve başta izleyiciye yabancı gelen pek çok olayın başarılı bir biçimde mantık çerçevesine yerleştirildiği görüşünde. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/starbuckstan-muhtesem-proje-tum-calisanlar-isaret-dili-ogreniyor/", "text": "Starbucks Türkiye yeni sosyal sorumluluk projesi ile iletişimde engelleri kaldırmayı hedefliyor. Starbucks baristaları, Türk İşaret Dili öğrenerek, İşitme engelli misafirlere de kendilerini rahat hissedecekleri bir ortam sunmayı amaçlıyor. İlk etapta Türkiye genelinde 50 mağazada pilot uygulaması yapılan 'Elden Ele' projesi ile işitme engelli misafirler, Starbucks mağazalarında işaret dili konuşabilen partnerler tarafından karşılanacak. Parçası olduğu toplumlara fayda sağlamak amacıyla kuruluşundan itibaren çeşitli sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştiren Starbucks Türkiye, 2017 senesinde İşitme Engelliler Eğitim Faaliyetleri Derneği ile birlikte Elden Ele projesini hayata geçirdi. Engelleri kaldırmak, farkındalık yaratmak ve işitme engellilerin günlük yaşamına dokunmak amacıyla tasarlanan proje ile tüm Starbucks çalışanlarının, Türk İşaret Dili'ni öğrenmesi hedefleniyor. TUİK'in 2013 senesi raporuna göre Türkiye'de 4 milyonun üzerinde işitme engelli yaşıyor. Bu rakam toplam nüfusun yaklaşık %7'sine tekabül ederken, cümle yapısı ve kelime dağarcığı ile farklı bir dil olarak kabul edilen Türk İşaret Dili'nin bilinirliği ve kullanımı hala çok yaygın değil. Starbucks Türkiye, bu proje ile temel seviyede İşaret Dili öğrenen her bir bireyin, toplumda yaratabileceği farkındalık ve iletişim etkisinin önemine dikkat çekiyor. Tüm dünyada, ev ve İşyeri/okuldan sonra ziyaretçilerinin, kendilerini ait oldukları ve rahat hissettikleri bir 3.adres olma misyonuyla hizmet veren Starbucks, işitme engelli misafirlerine eşsiz ve kişisel Starbucks deneyimini en doğru ve etkili şekilde yaşatabilmek için bu projenin çalışmalarına başladı. İletişimde engelleri aşmak amacıyla İEEF ile biraraya gelerek, Türk İşaret Dili için bir kahve sözlüğü hazırlayan Starbucks Türkiye, baristalarına, mağazalarını ziyaret eden işitme engelli misafirlerine 3. adres deneyimini yaşatabileceği seviyede temel kavramları öğretmeyi amaçlıyor. Baristalar Eğitilmeye Başlandı İlk etapta 4 ildeki 50 pilot mağazasının çalışanlarının eğitimlerini tamamlayan Starbucks, uzun dönemde Türkiye'de 33 ilde bulunan mağazalarındaki 4 binden fazla çalışanının eğitimlerini tamamlayarak, işitme engelli misafirlerine de kendilerini rahat hissettikleri bir ortamda sosyalleşme imkanı sunmayı amaçlıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/stark-ailesine-laneti-robert-baratheonun-getirdigini-gosteren-super-ayrinti/", "text": "Kral Robert Baratheon'un öldürülmesiyle Game of Thrones'ta tüm ölümlerin başladığını ve ortalığın karıştığını düşünmekte haklısınız. Peki her şey Baratheon'un Stark evini ilk ziyaretinde başladı desek!? *Dizinin son bölümlerini izlemediyseniz yazının devamı spoiler içerir. Reddit kullanıcısı NANAs_Mic şimdiye kadar nasıl gözden bunu kaçırdım diye kendinize soracağınız ayrıntıyla Stark Ailesinin başına gelen tüm ölümlerin sebebini bulmuş gibi gözüküyor. Nasıl mı? Hemen Game of Thrones'un 1. sezon 1. bölüme gidiyoruz. Kral Robert Baratheon Stark ailesini Winterfell'de ziyaret ediyor. İşte her şey burada başlıyor. Robert Baratheon ile bir kucaklaşma yaşayan Ned Stark'ın başına gelenlere bakın! Robb Stark ile de Baratheon tokalaşıyor ve sonuç ortada. Baratheon Catelyn'e de bir kucak dolusu sevgi veriyor. Zavallı Rickon'un da başını okşuyor. Ve Winterfell savaşında ölümüne tanık oluyoruz. Tabi sadece bununla bitmiyor! Kasını gösteren Bran'a savaşçı olacağını söylüyor ve çocuk felç oluyor. Bununla da bitmedi! Arya'nın ismini soruyor ve gariptir kız koca sezon boyunca kimliğini sorguladı! Umarız Stark Ailesini Robert Baratheon'un lanetinin son demlerini yaşamıştır. Kenafir gözlü Baratheon!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/steamde-2016-yilinin-en-cok-satan-12-oyunu/", "text": "Online olarak oyunları satın alabildiğiniz ve oynayabildiğiniz bir platform olan Steam'de bu yıl en çok satılan oyunların listesine bakınca sevdiğimiz oyun olunca paraya kıydığımızı fark edeceksiniz. Aslına bakarsanız çoğumuzun iş hayatı yüzünden oyun oynamaya zamanı kalmıyor ve o aptal sorumluluklarımızdan sıyrılıp gönül rahatlığıyla oyunlara dalamıyoruz. Ama şu listeye baktıktan sonra en azından birileri güzel oyunlara hak ettiği değeri veriyor diye mutlu olabiliriz. 2016 Hasılatına Göre Steam'de en çok satılan 12 oyun Sid Meier's Civilization VI Fallout 4 Dota 2 Tom Clansy's The Division Counter Strike Go The Witcher 3 Xcom 2 Grand Theft Auto V Totalwar Warhammer Dark Souls 3 Rocket League No Man's Sky Başka neler oynandı diye merak edenlere de 12 oyun daha gösterelim:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/steve-jobsun-son-sozleri/", "text": "Para, güç vb. uğruna dünyanın bir köşesinde onca insanın katledildiği bir diğer günde bu fotoğrafa bakmalı, Steve Jobs'un ölüm döşeğindeki son sözlerini hatırlamalı... İş dünyasında başarının zirvesine ulaştım. Başkalarının gözünde, benim hayatım başarının somut bir örneğidir. Ancak, işi bir tarafa bırakırsak, çok az keyif aldım. Sonunda, zenginlik alışık olduğum hayatın sadece bir unsuru. Şu anda, hasta yatağımda yatıyorken bütün hayatımı hatırlıyorum. Anlıyorum ki tüm gurur duyduğum tanınma ve zenginlik solgun ve yaklaşan ölümün yüzünde anlamsızlaşıyor. Karanlıklarda, yaşam ünitesinden gelen yeşil ışıklara bakıyor ve mekanik uğultularını duyuyorum. Ölümün yaklaşan çizgilerinde tanrının nefesini hissediyorum. Şimdi biliyorum, bir ömür boyu biriktirdiğimiz zenginlik bitecek. Zenginlikle ilgisi olmayan şeylerin de peşinden gitmeliyiz. Bundan daha önemli şeyler olmalı. Belki ilişkiler, belki sanat, belki de gençlik günlerimizin hayalleri. Hiç durmadan zeginliğin peşinden gitmek, kişiyi benim gibi şaşırmış birisine çevirir. Tanrı bize, herkesin kalbindeki sevgiyi hissetmek için duygular vermiştir. Zenginlikle gelen yanılsamalar değil. Hayatım boyunca kazandığım serveti birlikte götüremiyorum. Ne götürebiliyorum, sadece aşkla çöktürülmüş anılar. Gerçek zenginlik sizi takip edecek, eşlik edecek, güç verecek ve devam etmeniz için ışık verecektir. Sevgi binlerce mil seyahat eder. Hayatın sınırı yoktur. Nereye gitmek istiyorsanız gidin. Ulaşmak istediğiniz en üst noktaya ulaşın. Bu tamamen sizin kalbinizde ve ellerinizdedir. Dünyadaki en pahalı yatak nedir? Hasta yatağı Birisini arabanızı kullanmak için, para kazandırmak için işe alabilirsiniz, fakat hastalığınızı taşıyacak birisini bulamazsınız. Kaybedilen şeylerin telafisi olabilir. Fakat kaybolduğu zaman bulunamayan bir tek şey var hayat. Ameliyata giden birisi, henüz bitiremediği bir kitap olduğunun farkına varır Sağlıklı Yaşam Kitabı. Şu anda hayatın hangi evresinde olursak olalım, zamanla, perde iniyorken onunla yüzleşeceğiz. Ailenize, eşinize, arkadaşlarınıza değer verin. Kendinize iyi bakın. Diğerlerine değer verin #Future #Futurist #Gelececk #GelecekGüzelGelecek"} {"url": "https://www.thegeyik.com/stranger-things-ekibine-tepki-cocuk-aktorleri-baski-altinda-opusturduler/", "text": "Netflix'in popüler yapımı 'Stranger Things', sezon finalinde yer alan öpüşme sahnesi sebebiyle eleştiri oklarının hedefi oldu. Independent'ın haberine göre, dizinin sezon finalinin son sahnesinde, Lucas ve Max karakterlerinin Hawkins Ortaokulu'nun balosunda dans ederken öpüşmesi, dizinin bazı izleyicilerinin tepkisini çekti. 'SENARYODA YOKTU' 15 yaşındaki Sink, sahnenin çekiminden önce yaşananları dizinin kamera arkasıyla ilgili bir programda anlattı. Öpüşme sahnesinin senaryoda olmadığını söyledi. Kendisine yöneltilen 'ilk öpücüğün için hazır mısın' sorusunun ardından, tüm gün stres içinde sahneyi beklediğini belirten Sink, öpüşme sahnesinin ancak ikinci gün çekilebildiğini söyledi. Dizinin kimi hayranları sosyal medyada, yönetmenin sahne öncesinde oyuncuları daha rahat hissetmeleri için çalıştırması ve sahneye psikolojik olarak hazırlaması gerektiğini belirterek tepki gösterdi. Sahnenin çekildiği sırada, tüm ekibin yanı sıra oyuncuların annelerinin de stüdyoda olduğu belirtilirken, bu durumun oyuncuların daha fazla stres altına girmesine sebep olduğu belirtildi. Sputnik Tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/stranger-thingsin-4-sezon-fragmani-rusyadan-geldi/", "text": "Stranger Things 4 Hopper sürprizi ile geri dönüyor! Kamçatka'nın karlı dağlarında hapiste olan Hopper'ı hem insan hem de diğer varlıklar tarafından karşılaşacağı pek çok tehlike bekliyor. Bu sırada Amerika'da uzun süredir gömülü olan ve her şeyi birbirine bağlayan bir korku yükseliyor. 4. sezon şimdiye kadarki en büyük ve en korkutucu sezon olacak, beklemede kalın! Rusya'dan sevgilerle... The Duffer Brothers Stranger Things hakkında: The Duffer Brothers tarafından hayata geçirilen Netflix orijinal yapımı Stranger Things'in yapımcılığında Monkey Massacre Productions & 21 Laps Entertainment yer alıyor. Dizinin yürütücü yapımcıları ise The Duffer Brothers ile birlikte Shawn Levy ve 21 Laps Entertainment'dan Dan Cohen ve Iain Paterson."} {"url": "https://www.thegeyik.com/street-fighter-dizi-oluyor/", "text": "Dövüş oyunu denildiğinde ilk akla gelenlerden Street Fighter, seneler sonra tekrardan izleyicilerle buluşacak. Efsane oyun 1994 senesinde beyaz perdeye uyarlanmıştı. Bu uyarlamada Jean Claude Van Damme, Kylie Minogue, Raul Julia gibi dönemin gözde isimleri rol almıştı. Kısa bir süre önce internet üzerinden Street Fighter Assassin's Fist isimli mini bir dizi yayınlanmıştı. Capcom bu diziyi yapan ekibi de yanına alarak Entertainment One'ın kapısını çaldı. Capcom'un SF markasının patronu olan Yoshinori Ono, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Assassin's Fist ekibinin yeni Street Fighter dizisi için Entertainment One ile birlikte çalışacağını onayladı. Üstelik TV dünyasının önemli isimlerinden biri olan Mark Gordon'un da bu ekibe eşlik edeceği belirtiliyor. Following the huge news that #JoeyAnsah's #StreetFighter adaptation will be made into a TV series by @eOne_TV, here's our review of his excellent original web series, STREET FIGHTER: ASSASSIN'S FIST (2014) https://t.co/yqaaY8WHvO pic.twitter.com/SgvtfG3XlC Kung Fu Movie Guide March 27, 2018 Serinin 1991 yılında yayınlanan World Warrior isimli 2. oyununu konu edinmesi beklenen dizide, Ryu, Ken, Guile, Chun-Li, M.Bison ve Honda gibi isimlerin bulunması bekleniyor. Capcom'un dizinin tutması durumunda daha fazla SF dövüşçüsünü diziye entegre edebileceği belirtiliyor. Şimdilik dizide hangi oyuncuların yer alacağı ise kesinlik kazanmış değil. Keza henüz dizinin senaryosunun bile emekleme aşamasında olduğu belirtiliyor. Street Fighter'ın TV dizisinin yayın tarihi henüz belli olmasa da kulislerde konuşulan tarihin 2019 olduğu iddia ediliyor. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/stresten-uzaklastirma-garantili-yuzen-bar/", "text": "Toprak stresi alır elektirk vs kalmaz deseler de eğer siz yaz insaıysanız sizi ancak deniz mutlu eder. Biraz içki de iyi gelebilir diye düşünüyorsanız. HELE DE PARANIZ VARSA adres Fiji. Cloud 9 isimli bu yüzen bar stres bırakmayan, huzura açılan cinsten. Bizim paramız yok derseniz de 100 kişiye kadar taşıyabilen denize açılan bu barı fotoğraflardan görmüş videodan izlemiş olun en azından: Stresten Uzaklaştırma Garantili Yüzen Bar Toprak stresi alır elektirk vs kalmaz deseler de eğer siz yaz insaıysanız sizi ancak deniz mutlu eder. Biraz içki de iyi gelebilir diye düşünüyorsanız. HELE DE PARANIZ VARSA adres Fiji. Cloud 9 isimli bu yüzen bar stres bırakmayan, huzura açılan cinsten."} {"url": "https://www.thegeyik.com/stromae-twitter/", "text": "Sosyal medya bağımlıları olarak hepimizin alınması ya da daha doğru bir deyişle ders alması gereken bir klip olmuş Carmen. Stromae bizi sarsıp Twitter bağımlılığımızın bizi nereye götüreceğini göstermek istemiş. Dev mavi kuş ile olan dostluğumuz bakalım sonunda klipteki gibi mi bitecek! Şarkının sözleri de Stromae Carmen Love is like the Twitter bird You're blue for him, only for 48 hours First we meet, then we follow each other We fall apart, and we end up solo If you love me not, then I love you If I love you, you'd best beware! Oh Twitter friends and followers You're making a mistake, you just wanna be popular You'd best beware! If you love yourself I'd best beware! If I love myself We'd best beware, they'd best beware You'd best beware And then every man for himself And that's how we love, love, love, love How we consume, -sume, -sume, -sume Love is the child of consumerism It will always always always want more Do you want feelings fallen off the back of a truck? Supply and demand is the one, single law You'd best beware! But I already know the dangers I've kept my receipt and if need be, I'll return it You'd best beware! And if need be, I would get my revenge I would put this bird of misfortune in a cage And make it sing One day you buy, one day you love One day you throw it away, one day you pay One day you will see, we will love each other But before that, we will all perish like rats"} {"url": "https://www.thegeyik.com/su-icmenin-faydalari/", "text": "Su içmenin faydalarını konuşmamızın vakti geldi de geçiyor. Yaşam kaynağımız olan su, vücudumuzun dengede çalışması için hayati önem taşıyor. Oysa günlük hayatın koşuşturmacasına dalıp su içmeyi unutuyor ya da su içmek için susamayı bekliyoruz. Yanlış yapıyoruz! Aile Hekimi Dr. Didem Altay Gazi özellikle yaz aylarında günde en az 8 bardak su içilmesinin şart olduğunu belirterek ekliyor; Su içmenin reflüyü önlemeden kilo kontrolüne, baş ağrısından pürüzsüz bir cilde hatta stresle başa çıkmaya dek sayısız faydaları varken, su içmemenin de hayati tehlikeye neden olabilecek kadar zararları var. Dr. Didem Altay Gazi su içmenin 11 faydasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 1- Eklem ağrılarına iyi geliyor Vücudumuzun yaklaşık yüzde 70'i sudan oluşuyor. Eklem aralıklarında kayganlığı sağlayan sıvı bileşeninde de su bulunuyor. Yeterince su içmediğimizde eklem arası sıvılarla birlikte eklem kayganlığı da azalıyor. Bu da eklem ağrılarına, hareket sırasında eklemlerden ses gelmesine neden oluyor. Tedavi edilmezse eklem yüzeyleri aşınıp kalıcı eklem bozuklukları oluşuyor. Ağrısız hareket etmek için su içmek en basit önlem. 2- Zihni açıyor Vücudun kontrol merkezi olan beyin de diğer organlar gibi sağlıklı çalışmak için suya ihtiyaç duyuyor. Uzamış susuzlukta unutkanlık, dikkat eksikliği, uyku hali, algıda ve hareketlerde azalma, sinirlilik oluyor. Sağlıklı zihinsel faaliyetler için su şart. 3- Cildi yeniliyor Su yetersiz alındığında cilt kuruyup terleme azalıyor. Vücut ısı dengesini sağlayamıyor, cilt esnekliğini kaybediyor. Özellikle egzama ve mantarlar sık gözlenirken, tırnaklar ve saçlar kırılıyor, ciltte çatlama ve kanamalar görülebiliyor. Vücut mikroplara açık hale geliyor. 4- Krampları önlüyor Spor yaparken daha sağlıklı olmak için dengeli beslenme, düzenli bir uyku ve yeterince su içmeye dikkat etmek gerekiyor. Vücuttaki kas kitlesi arttıkça su ihtiyacı da artıyor. Spor yapmadan önce ve sonra içilen su, kas kasılmaları ve kramplarla başa çıkmada oldukça etkili. 5- Stresle savaşıyor Can Manay'ın sürekli su içtiğini görünce şaşırmıştınız ama bakın doktor ne diyor? Dr. Didem Altay Gazi Beynimizin yüzde 85'i sudur. Eğer vücudumuzda yeteri kadar besin ve su yoksa stres altında hissederiz. Açlık ve susuzluğa dayanamamamızın sebebi beynimize bu durumlarda yakıt yani besin ve su gitmemesidir. Gün içerisinde gergin ve huzursuz olan kişiler yeterli su içmiyor olabilirler! diyor. 6- Hamilelikte destek oluyor Hamilelikte vücudun su ihtiyacı artıyor. Bebeğin gelişmesi, anne karnındaki amnion denilen sıvı içinde olup, annenin kan hacmi artıyor ve bu da daha fazla su içmeyi gerektiriyor. Sorunsuz bir hamilelik dönemi ve sağlıklı bir bebek için hamilelikte yeterli su alımı çok önemli. 7- Kabızlığı engelliyor Lifli besinler ve bol su sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlıyor. Yetersiz su tüketimi, sindirim sisteminin daha az çalışmasına ve kabızlığa yol açıyor. Kabızlık ve hazımsızlığı önlemek, sindirim sisteminin düzgün çalışmasını sağlamak için mutlaka su için. 8- Ağız kokusunu gideriyor Yetersiz su içmek tükürük salgısını azaltıyor. Bu nedenle ağız içinin temizliği yeterli olmuyor. Bu da hoş olmayan rahatsız edici ağız kokusuna yol açıyor. Günde en az 8 bardak su ağız kokusunu gidermeye yardım ediyor. 9- Karaciğer ve böbreği koruyor Karaciğer ve böbrekler toksik maddelerin vücuttan atılmasını sağlıyor. Yeterince su içilmezse toksinler vücuttan atılamıyor, idrar miktarı azalıp rengi koyulaşıyor. Minerallerin birikimi ile böbrek taşı oluşumu, toksinlerin karaciğerde birikimi ile de hepatitler ve karaciğer hasarı meydana geliyor. Bu nedenle her gün yeterli miktarda su içmek hayati önem taşıyor. 10- Kalbi ve damarları besliyor Dr. Didem Altay Gazi Damar içinde dolaşan kanın büyük bir kısmı sudan oluşur. Kan hücreler için gerekli oksijeni taşır. Su tüketimi yetersiz olursa, kan hacmi azalır, kan dolaşımı hızı yavaşlar, kan koyulaşır, aritmi gelişir, tansiyon düşer, tansiyon düşmesine bağlı bayılmalar görülebilir. Bu da kalbe ve diğer organlara giden kan miktarını azaltır, koyulaşan kan damarların tıkanmasına neden olabilir. Özellikle hayati öneme sahip olan beyin damarları ve kalp koroner damarları gibi ince damarlarda tıkanmalara neden olarak kalp krizi ve felç gibi hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırır diyor. 11- Reflü ve gastriti tedavi ediyor Reflü ve gastrit kişinin yaşam kalitesini kötü etkileyen, hatta zamanında uygun şekilde tedavi edilmediğinde kansere dönebilen hastalıklar. Bu hastalıkların en önemli sebebi midenin aşırı asit salgısı! Oysa yeterince su içerek midenin asit salgısının mide ve yemek borusu duvarına zarar vermesini de önlemiş oluyoruz. Normal bir erişkin günde ne kadar su içmeli? Dr. Didem Altay Gazi Her gün vücuttan idrarla ortalama 1500 ml, ciltten terleme ve buharlaşma yoluyla 400 ml, dışkı ile 200 ml, solunum havasını nemlendirmek için solunum yoluyla ortalama 300 ml su harcanır. Toplamda her gün ortalama 2500 ml su kaybedilir. Yaz aylarında bu miktar yaklaşık 500 ml daha fazladır. Yiyeceklerden aldığımız su ise bu ihtiyacın sadece yüzde 20-30'unu karşılamaya yeter. Sağlıklı bir hayat için mutlaka günde 2-3 litre su içmeliyiz diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/suc-belgeseli-sevenlere-the-innocent-man/", "text": "14 Aralık'ta tüm dünyada aynı anda Netflix ekranlarına gelecek The Innocent Man, John Grisham'ın çok satan kitabı The Innocent Man: Murder and Injustice in a Small Town isimli kitabından uyarlanan ve altı bölümden oluşan bir belgesel dizisi olarak karşımıza çıkacak. Yönetmen koltuğunda Clay Tweel'ın yer aldığı ve prodüktörlüğünü John Grisham'ın üstlendiği belgesel dizide, John Grisham'ın gerçek olayları anlattığı The Innocent Man: Murder and Injustice in a Small Town kitabında geçen, 1980'lerde Ada, Oklahoma'da yaşanan şok edici iki cinayeti ve devamında yaşanan tartışmalı olayları izleyeceğiz. Kitapla beraber tüm ülkede büyük bir olay haline gelen cinayetlere kurban gidenlerin yakınlarıyla, Ada sakinleriyle, avukatlarla, gazetecilerle ve davalara karışan diğer insanlarla röportajların da yer aldığı dizi, arşivlerden çıkan fotoğraf ve videoları, yeni kamera görüntüleri ile birleştirerek ekranlara taşıyacak. Eski Davaların Yeniden İncelenmesi Projeyle ilgili yönetmen Clay Tweel şunları söyledi: Bir film yapımcısı olarak farkettim ki en iyi hikayeler, genelde kendi anlattıklarımız. Ama beni asıl şaşırtan bu düşüncelerin adalet sistemine ne derece etki ettiği oldu. Seyircilerin, eski davaları yeniden incelediklerinde dahil olan önyargıları -kendilerininkiler de dahil olmak üzere- fark edeceklerini umuyorum. Dizinin baş yapımcısı John Grisham, projeyle ilgili şöyle konuştu: The Innocent Man kitapta da olduğu gibi merak uyandıran, zorlayan ve üzen bir belgesel dizisi. Hikayeyi çok iyi bilmeme rağmen, diziyi izlemek için sabırsızlanıyorum. 14 Aralık'ta Netflix ekranlarında olacak The Innocent Man, Clay Tweel ve Ross Dinerstein tarafından belgesel dizi olarak geliştirildi. Dizinin prodüktörlüğünü Maura Anderson ve Shannon Riggs üstlenirken, baş yapımcıları olarak John Grisham, David Gernert, Tweel ve Dinerstein karşımıza çıkıyor. Dizinin bir fragmanı yayınlanmadı ama İngilizce de olsa size hikayeyi anlatan bir video sunalım istedik."} {"url": "https://www.thegeyik.com/sude-alkis-ve-moshoyatanin-tam-ogrenci-kafasi-olan-spotify-kantindeki-calma-listeleri/", "text": "Tam öğrenci kafası: Spotify Kantin İçindeki 70 milyondan fazla şarkı ile dünyanın lider audio platformu Spotify, geçtiğimiz günlerde tam öğrenci kafasında yepyeni bir çalma listesini duyurdu: Kantin. Enerjisiyle, dinamikliğiyle gençlerin yeni adresi olan Kantin çalma listesi sık sık gencelleniyor. Kendisine kampüslerin yeni soundtrack'i de diyebiliriz çünkü gençlerin dilinden düşmeyen şarkıların hepsi burada. Kısa süre önce çok sayıda influencer, Kantin çalma listesini ele geçirerek en sevdikleri şarkıları bu listeye ekledi. Biz de bu influencer'lardan Sude Alkış ve Mosyotaha ile görüştük. Bakalım onlar çalma listesi için hangi şarkıları seçmiş ve müzik onlar için ne ifade ediyor? Sude Alkış'ın Spotify Kantin çalma listesi için seçtiği şarkılar: - Heveslenmem song by Lil Zey | Spotify - Eskisi Gibi song by Lil Zey, Kozmos | Spotify - Bazen song by Ezhel, Emel - Hurricane song by Kanye West | Spotify - HIGHEST IN THE ROOM song by Travis Scott | Spotify - Zor II song by Lil Zey | Spotify - İyi Bil song by Ezhel | Spotify - NAZAR song by BEGE | Spotify - Koca Bir Sacmalik song by Jakuzi | Spotify - Varım song by Nova Norda | Spotify - İstikrarlı Hayal Hakikattir song by Gaye Su Akyol - GEBEREBİLİRİM song by Mert Demir, Seda Erciyes | Spotify - Huyu Suyu song by emir taha | Spotify - Kainat song by EDIS, Anıl Piyancı, Ekin Beril | Spotify - Zaman song by Ekin Beril | Spotify Sude Alkış: Müzik hayatımın arka planında her zaman var ve her anın da başka bir şarkısı var benim için. Video çekmek hayatta en sevdiğim şey olduğu için her anımı sevdiğim bir müzikle yaşamayı ve hayatımı müzik+videoyla yansıtmayı çok seviyorum. Müzikle mutlu oluyor ya da üzülüyorum. Ürettiğim içerikleri müzikle üretiyorum. Kısacası hem ilham aldığım hem duygusal olarak beslendiğim hayatımın çok özel yerinde olan bir şey müzik. Buna bağlı olarak da son 3 yılda en çok vakit geçirdiğim uygulama hep spotify oldu. Müzik, Sude Alkis'in gıdasıdır 🍄💙 Mosyotaha'nın Spotify Kantin çalma listesi için seçtiği şarkılar: - INDUSTRY BABY song by Lil Nas X, Jack Harlow | Spotify - Save Your Tears song by The Weeknd | Spotify - You song by Regard, Troye Sivan, Tate McRae | Spotify - What's Your Pleasure? song by Jessie Ware | Spotify - Corinne song by Metronomy | Spotify - Rüyamda Buluttum song by Can Bonomo, Demet Evgar | Spotify - düşman benim song by Canozan | Spotify - Bil ki song by Hedonutopia | Spotify - Monument The Inevitable End Version song by Röyksopp, Robyn - Bir Kadın Çizeceksin song by maNga - Derine song by Palmiyeler | Spotify - Benimle Kayboldun song by Kaan Boşnak - Hikaye song by Adamlar | Spotify - Cemiyette Pişiyoruz song by Flört | Spotify - HAYALETLER song by Büyük Ev Ablukada | Spotify - Bul Beni song by Ezhel | Spotify - Ne Zamandır Sendeyim song by Madrigal | Spotify - Zaman Mekan song by Evdeki Saat | Spotify - Yeniden song by BEGE, Nova Norda | Spotify Mosyotaha: Birkaç nota, bizi hiç gitmediğimiz bir Fransız kasabası Annecy'e götürüp, hiç gitmediğimiz bu yerde yaşadığımız en huzurlu dakikaları yaşatabilir. Bir sanatçı, 'Bil Ki' deyip yaşadığı hüznü, başka bir sanatçı 'Ne Zamandır Sendeyim' deyip özlemi yaşatabilir. Ben de bu sebeple hazırladığım listeye, Kazy Lambist'ten Annecy, Hedonotopia'dan Bil Ki ve Madrigal'den Ne Zamandır Sendeyim'i ekledim. 🎶"} {"url": "https://www.thegeyik.com/suicide-squad-filminden-yeni-bir-fragman-daha-geldi/", "text": "Suicide Squad filminin izleyiciler ile buluşmasına henüz var iken MTV Film Ödülleri'ne özel bir fragman izleyicilere gösterildi bile. Film 5 Ağustos'ta sinemalara düşecekken ülkemizde ise ancak 12 Ağustos'tan itibaren izleme şansımız olacak ve İntihar Timi adı ile bizlere sunulacak. Önceki fragmanlarda Joker ve Batman'e daha az yer verilirken bu fragmanda kendilerini daha net bir şekilde görebiliyoruz. Filmin yönetmeni ve aynı zamanda senaristi ola David Ayer, Jared Leto'nun muazzam bir Joker olduğunu daha önce dile getirmişti ve ben de sabırsızlıkla onu görmek için gün sayıyorum. Filmde yer alan diğer isimlerden başlıcaları da şunlar: Harley Quinn , Deadshot , Enchantress , Rick Flag , Killer Croc , Katana , Diablo , Slipknot , Boomerang ve Batman . Fragman ise bu kadar bilgiden sonra şimdi sizlerle:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/super-baba-neden-dizilerde-rol-almiyor/", "text": "Çoğumuz için çocukluk dizileri denilince akla ilk olarak Şevket Altuğ geliyor. Süper Baba dizisile hafızalara kazınmıştı. Fakat dizilerin böyle revaçta olduğu bir süreçte ortada yok. Oyuncu Şevket Altuğ, uzun zamandır ekranlarda görülmemesinin sebebini açıkladı. Altuğ, Türk toplumunun değerleri değişti. Türk toplumuna sunulan işlerin içerikleri değişti. Yani ben şu andaki içeriklerle hiçbir dizinin içinde olamam dedi. Youtube üzerinden yayın yapan 'haberinial' kanalından Elif Yeşilalioğlu ve Yiğit İlker Arıkan'ın sorularını cevaplandıran Altuğ, uzun zamandır ekranlarda neden olmadığına dair sorulan soruya şöyle yanıt verdi: Türk toplumunun değerleri değişti. Türk toplumuna sunulan işlerin içerikleri değişti. Yani ben şu andaki içeriklerle hiçbir dizinin içinde olamam. Eleştiri olarak kabul etsinler, biraz da yaşlılığıma versinler... Bütün yapılan işlerde tabanca, tüfek, millet birbirini öldürüyor. Bütün erkekler sakallı. Bizim zamanımızda sakal rol gerekirse bırakılırdı. Bu ortamda ben olamam. Çünkü biz yaptığımız işlerde topluma sevgiyi, hoşgörüyü, toleransı, birlikte yaşamayı, dayanışmayı öğretmeye çalıştık.Böyle bir senaryo ile karşılaşırsam yaşıma rağmen hala oynayabilirim. Ama karşılaşacağımı da pek zannetmiyorum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/super-bilgisayar-bayern-munih-besiktas-macinin-skorunu-verdi-2/", "text": "Şampiyonlar Ligi'nde Son 16 Turu'ndaki eşleşmelerinin belli olmasının ardından İngiltere'de bir internet sitesi süper bilgisayara sonuçları merakla beklenen maçların skorlarını tahmin ettirdi. Bayern Münih-Beşiktaş eşleşmesini de tahmin eden süper bilgisayar, Alman ekibinin turu geçeceğini tahmin etti. Bayern Münih'in sahasında 20 Şubat'ta oynanılacak olan ilk maçı 3-0 Alman ekibinin kazanacağını tahmin eden süper bilgisayar, Vodafone Park'ta oynanılacak olan 2. maçta ise takımların 1-1 berabere kalacağını tahmin etti. Süper bilgisayar toplamda 4-1'lik skor ile Bayern Münih'in Beşiktaş'ı eleyeceği tahmininde bulundu. Süper bilgisayar'ın Şampiyonlar Ligi'nde Son 16 Turu tahminleri şu şekilde: - Bayern Münih 4 1 Beşiktaş 1. maç: Bayern Münih 3 0 Beşiktaş 2. maç: Beşiktaş 1 1 Bayern - Juventus 2 2 Tottenham 1. maç: Juventus 2 1 Tottenham 2. maç: Tottenham 1 0 Juventus - Basel 1 5 Manchester City 1. maç: Basel 1 2 Manchester City 2. maç: Manchester City 3 0 Basel - Porto 2 4 Liverpool 1. maç: Porto 1 2 Liverpool 2. maç: Liverpool 2 1 Porto - Sevilla 1 2 Manchester United 1. maç: Sevilla 0 1 Manchester United 2. maç: Manchester United 1 1 Sevilla - Real Madrid 4 3 Paris Saint-Germain 1. maç: Real Madrid 2 1 PSG 2. maç: PSG 2 2 Real Madrid - AS Roma 1 3 Shakhtar Donetsk 1. maç: Shakhtar 1-0 Roma 2. maç: Roma 1-2 Shakhtar - Chelsea 3 3 Barcelona / Barcelona turu penaltılarla geçer 1. maç: Chelsea 2 1 Barcelona 2. maç: Barcelona 2 1 Chelsea Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/super-bilgisayar-bayern-munih-besiktas-macinin-skorunu-verdi/", "text": "Şampiyonlar Ligi'nde Son 16 Turu'ndaki eşleşmelerinin belli olmasının ardından İngiltere'de bir internet sitesi süper bilgisayara sonuçları merakla beklenen maçların skorlarını tahmin ettirdi. Bayern Münih-Beşiktaş eşleşmesini de tahmin eden süper bilgisayar, Alman ekibinin turu geçeceğini tahmin etti. Bayern Münih'in sahasında 20 Şubat'ta oynanılacak olan ilk maçı 3-0 Alman ekibinin kazanacağını tahmin eden süper bilgisayar, Vodafone Park'ta oynanılacak olan 2. maçta ise takımların 1-1 berabere kalacağını tahmin etti. Süper bilgisayar toplamda 4-1'lik skor ile Bayern Münih'in Beşiktaş'ı eleyeceği tahmininde bulundu. Süper bilgisayar'ın Şampiyonlar Ligi'nde Son 16 Turu tahminleri şu şekilde: Bayern Münih 4 1 Beşiktaş 1. maç: Bayern Münih 3 0 Beşiktaş 2. maç: Beşiktaş 1 1 Bayern Juventus 2 2 Tottenham 1. maç: Juventus 2 1 Tottenham 2. maç: Tottenham 1 0 Juventus Basel 1 5 Manchester City 1. maç: Basel 1 2 Manchester City 2. maç: Manchester City 3 0 Basel Porto 2 4 Liverpool 1. maç: Porto 1 2 Liverpool 2. maç: Liverpool 2 1 Porto Sevilla 1 2 Manchester United 1. maç: Sevilla 0 1 Manchester United 2. maç: Manchester United 1 1 Sevilla Real Madrid 4 3 Paris Saint-Germain 1. maç: Real Madrid 2 1 PSG 2. maç: PSG 2 2 Real Madrid AS Roma 1 3 Shakhtar Donetsk 1. maç: Shakhtar 1-0 Roma 2. maç: Roma 1-2 Shakhtar Chelsea 3 3 Barcelona / Barcelona turu penaltılarla geçer 1. maç: Chelsea 2 1 Barcelona 2. maç: Barcelona 2 1 Chelsea Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/super-bilgisayar-koronavirusu-durdurabilecek-77-kimyasal-saptadi/", "text": "IBM'in ABD Enerji Bakanlığı için sivil amaçlı bilimsel araştırmalar için geliştirdiği dünyanın en hızlı süper bilgisayarı Summit, koronavirüsün yayılmasını önleyebilecek 77 kimyasal saptadı. Bunun aşı geliştirme çalışmaları açısından çok önemli olduğu belirtildi. Yeni tip koronavirüsün yayılma hızı tedavi bulunması ile aşı geliştirilmesini zamana karşı yarışa çevirirken, dünyanın en hızlı süper bilgisayarı imdada yetişti. IBM'in ABD Enerji Bakanlığı için sivil amaçlı bilimsel araştırmalar için geliştirdiği Summit, koronavirüsün konakladığı hücreleri enfekte etmesini hangi ilaç bileşenlerinin etkin şekilde durdurabileceğini analiz etmek için binlerce simülasyon yürüttü. Yapay zeka beyin takılı Summit, Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı'nda yürütülen 8 bini aşkın simülasyon sonucunda 77 kimyasal saptadı. Bunun en etkin aşıyı yaratma yolunda ümit vaat eden bir adım olduğunu belirten araştırmacılar, bulgularını ChemRxiv dergisinde yayımladı. 200 petaflop işlem gücüne sahip, saniyede 200 katrilyon hesaplama yapabilen Summit, dünyanın en hızlı dizüstü bilgisayarından bir milyon kat daha güçlü. Summit, daha önce Alzheimer öncesinde hücrelerdeki değişimi belirlemiş, ağrı kesici bağımlılığına yol açan genleri analiz etmiş ve iklim simülasyonlarıyla aşırı hava koşullarını tahmin etmişti. Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı'ndaki araştırma kapsamında, ocakta yayımlanan bir çalışmanın sonuçları temel alınarak koronavirüsün hücrelere tutunduğu dikensi çıkıntıların bir modeli geliştirildi. Bu modelle viral proteindeki atom ve parçacıkların farklı bileşenlere nasıl tepki verdiği simüle edildi. Virüsün konakladığı hücrelere yayılmasını önleyebileceği düşünülen bileşenlerle 8 binden fazla simülasyon yapıldı. Araştırma ekibi, bu ay yayımlanan başka bir çalışmayı temel alarak yeni bir modelle simülasyonları tekrarlayacak. Sonraki aşamada, tespit edilen kimyasalların hangisinin daha iyi sonuç verebileceğini görmek için deneysel çalışmalar yapılacak. CNN'in haberine göre, Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı Moleküler Biyofizik Merkezi Başkanı Jeremy Smith, Elde ettiğimiz sonuçlar, koronavirüsün tedavisini bulduğumuz anlamına gelmiyor. Ama sonuçlar bundan sonra çalışmalara veri sağlayacak dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/super-kahramanlar-gercek-hayatlarinda-da-kahramanlar/", "text": "Süper Kahramanları filmlerde izlemeye alışığız. Bu rolleri başarı ile oynayan oyuncular gerçek hayatta da daha büyük kahramanlıklara adım atıyor. İşte sinema dünyasının yakından tanıdığımız isimlerinin gerçek hayatta yaptığı kahramanlıklar 1- Robert Downey Jr. Iron Man 11 farklı hayır kurumunu desteklerken engelli çocuğun Iron Man olma hayalini gerçekleştirerek gönülleri feth etti. 2- Christopher Reeve Orijinal Superman 1995'te bir kaza sonucu felç geçirdi ve bu süreçten sonra dünyanın en önemli felç araştırma vakıflarından birini kurdu. 3-Hugh Jackman Wolverine de Etiyopya'ya verdiği desteklerle biliniyor. 4-Christian Bale Christian Bale de Lösemi hastalarına verdiği morallerle biliniyor. 5- Chris Evans Hayır kurumlarına yardımda bulunan Kaptan Amerika, kostümüyle birlikte hastahane ziyaretlerine devam ediyor. 6- Chris Pratt Chris Prat düzenli olarak hastahaneleri ziyaret ediyor. 7-Scarlett Johansson Scarlett 8 yıl boyunca yoksullukla mücadele derneğinin elçisi oldu. 8-George Clooney George Clooney de 35'in üzerinde yardım kurumuna destek vermekte. 9- Chris Hemsworth Thor'dan tanıdığımız Chris çocuk istismarına karşı bir derneğin sözcüsü."} {"url": "https://www.thegeyik.com/super-ligin-bu-seneki-adi-cemil-usta-sezonu/", "text": "Türkiye Futbol Federasyonundan yapılan açıklamada, yönetim kurulunun, Spor Toto Süper Lig 2019-2020 sezonunun Cemil Usta Sezonu olarak oynanmasını kararlaştırdığı belirtildi. Açıklamada, 2003 yılında hayatını kaybeden A Milli Takımı'ın eski oyuncularından, Trabzonspor'un efsane kaptanı Cemil Usta'nın beyefendi ve alçakgönüllü kişiliği, sorumluluk anlayışı ile bütün futbolseverlerin sevgi ve saygısını kazandığı vurgulandı. Süper Lig, önceki sezonlarda Türk futboluna değerli hizmetlerde bulunan Süleyman Seba (2014-2015), Hasan Doğan (2015-2016), Turgay Şeren (2016-2017), İlhan Cavcav (2017-2018) ve Lefter Küçükandonyadis (2018-2019) gibi unutulmaz isimler anısına düzenlenmişti. CEMİL USTA KİMDİR? Trabzon'da 1 Ocak 1951'de doğan Cemil Usta, futbola 1967 yılında Sebat Gençlik kulübünde başladı. 1970 yılında o zaman 2. Lig'de yer alan Trabzonspor'a transfer olduktan sonra 1973-1974 sezonunda bordo-mavili forma ile 1. Lig'e yükselme sevinci yaşadı. 1975-1976 ve 1976-1977 sezonlarında üst üste iki şampiyonluk kazanarak Anadolu devrimini gerçekleştiren efsane Trabzonspor kadrosunun sol beki olan Cemil Usta, 1976 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası'nda kazanılan 1-0'lık tarihi Liverpool galibiyetinin golünü attı. Güçlü fiziği, kuvvetli ayakları ve duvar gibi sertliği nedeniyle Dozer lakabını alan Cemil Usta, uzun yıllar Trabzonspor'un kaptanlığını yaparken 2 kez A Milli Takım formasını giydi. Ben Trabzonspor'un kaptanıyım, para için kulübümü terk edip başka kaptanların arkasında sahaya çıkmak bana yakışmaz sözüyle simgeleşen Cemil Usta, Trabzonspor'un unutulmaz futbolcuları arasında yerini aldı. 1978 yılında jübile yaptıktan sonra bordo-mavili kulübün altyapısında görev alan Cemil Usta, birçok oyuncu yetiştirerek Türk futboluna katkı sağladı. Trabzon'da futbolun sevilmesinde ve gençlerin futbola yönlendirilmesinde büyük emekleri olan Cemil Usta, 15 Mart 2003'te vefat etti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/surekli-aclik-krizine-giriyorsaniz-bu-10-madde-sizi-kurtaracak/", "text": "Bazen ne yerseniz yiyin doymuyor, yemeklerden sonra tatlı krizlerine mi giriyorsunuz? Masadan kalkalı henüz bir iki saat olmasına rağmen kendinizi yine buzdolabının önünde mi buluyorsunuz? Ani bastıran açlık nedeniyle tabağınızdaki yemekleri hızla tüketiyor musunuz? Siz de pek çok kişinin ortak sorunu olan açlık krizlerine yakalanıyorsanız zaman kaybetmeden bir doktora başvurun! Çünkü sık açlık krizleri ve yeme atakları çağımızın önemli bir problemi olan obezite ile diyabet gibi kronik hastalıklara zemin hazırlayan ciddi bir problem. Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker açlık krizlerini önlemek içinse öncelikle altında yatan etkeni tespit etmek gerektiğine dikkat çekerek, Bunun nedeni, insülin direnci gibi hormonal bir bozukluk veya hatalı beslenme alışkanlığı olabilir. Sıkça yaşanan açlık krizlerinde laboratuvar tetkiklerinden sonra gerekirse doktor kontrolünde ilaç kullanımı gerekebilir. İster insülin direnci olsun isterse hatalı beslenme alışkanlığı, beslenmenin düzenlenmesi bu sorunu önlemenin olmazsa olmaz yolunu oluşturuyor diyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker açlık krizlerini önlemenin 10 yolunu anlattı, önemli uyarılarda bulundu. Rafine karbonhidratlardan uzak durun Açlık krizlerinde, kan şekerini hızla yükselttiği için genellikle unlu ve şekerli besinlere yöneliyoruz. Ancak bu rafine karbonhidratlar kan şekerinde ani yükseliş ve sonrasında düşüşlere sebep oluyor. Kan şekerindeki ani düşüş demek, tekrar bu besinlere yönelmeniz demektir uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker sözlerine şöyle devam ediyor: Bu döngüyü kırmak için genel beslenmenizde beyaz un, şeker ve beyaz ekmek tüketiminden kaçının. Yulaf, tam tahıllı ekmek ile meyve gibi kompleks karbonhidrat kaynaklarını ölçülü tüketin ve bunları et, süt, yumurta gibi bir protein kaynağı ile kombine edin Öğün sayısı ve sıklığına dikkat Acıkmadan yemek yemeyin. Ancak yeme atağı yaşayacak kadar da aç kalmayın. Sık öğün yapmak daha fazla yemenize sebep oluyorsa seyrek öğün yapın, sık sık atıştırmaktan kaçının. Aksine yemekten 3-4 saat sonra kan şekeriniz düşme eğilimi gösteriyor ve yeme atakları yaşıyorsanız az az ve sık sık beslenin. Doğru beslenme bireyseldir; kişinin fizyolojik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına göre değişir. Açlık krizleri yaşıyorsanız bir beslenme uzmanından destek almanız, en uygun yeme düzenini yakalamanıza yardımcı olacaktır. Açlık hissettiğinizde 1 büyük bardak su için Susuzluk hissi ile açlık hissi bazen birbirine karıştırılabiliyor. Dolayısıyla çok fazla yediğiniz günlerde çok az su içmiş olmanız muhtemel. Açlık hissettiğinizde 1 büyük bardak su için ve 5 dakika bekleyin. Çoğu zaman aslında aç olmadığınızı fark edeceksiniz. Eğer hala açlık hissediyorsanız, dengeli bir öğün yapın. Diyetinizde posa içeriğini artırın Posa içeriği yüksek besinler midenin boşaltılmasını geciktiriyor ve bu sayede ani açlık krizleri yaşamanızın önüne geçmeye yardımcı oluyor. Öğünlerinizde posadan zengin olan çiğ veya pişmiş sebzeleri eksik etmeyin. Her gün 2-3 porsiyon meyve, en az 4-5 porsiyon sebze tüketin. Nohut, fasulye gibi kurubaklagillerin, yulaf, bulgur gibi tam tahılların da posa kaynakları olduklarını unutmayın. Her öğünde protein tüketin Proteinlerin sindirim süresi uzundur ve açlık krizlerine yol açan kan şekeri dalgalanmaları yapmazlar. Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker bu nedenle her öğünde et, balık, kurubaklagil, yumurta ve yoğurt gibi protein kaynağı besinlerden birini mutlaka tüketmeniz gerektiğini vurguluyor. Yemekten sonra 1 porsiyon meyve yiyin Yemekten sonra meyve yemenin size kilo aldıracağı gibi yanlış bir düşünceden uzaklaşın. Tatlı krizlerine giriyorsanız dengeli bir öğünden sonra yiyeceğiniz ve yaklaşık 60 kalori içeren bir elma sizi 600 kalorilik bir cheesecake yemekten kurtarabiliyor. Tarçın, kahve ve yeşil çaydan faydalanın Tarçın, insülin duyarlılığı geliştirerek kan şekerini dengelemeye ve yeme ataklarını engellemeye yardımcı oluyor. Tarçını su veya çaya katabilir, meyve ya da yoğurdun üzerine serpebilirsiniz. Günde 1-2 fincan şekersiz kahve ve yeşil çay tüketimi de iştahı kontrol etmeye yardımcı oluyor. Yeterli uyumaya özen gösterin Yetersiz uyku iştah hormonlarını etkileyerek iştahı ve yemek yeme süresini arttırıyor. Aynı zamanda karbonhidratlara olan düşkünlüğünüzü arttırması da yol açtığı bir başka önemli sorun. Vücudun yenilenmesi ve hormonların düzenlenmesi için yeterli uyumaya özen gösterin. Yetişkinler için ortalama 8 saat olsa da, kendinizi zinde hissedeceğiniz ve kolay uyanabileceğiniz uyku süresi sizin için yeterli olandır. Haftada en az 150 dakika egzersiz Düzenli fiziksel aktivite, yeme ataklarına sebep olabilen insülin direncini kırmada en az ilaç ve diyet kadar etkili oluyor. Haftada en az 150 dakika, orta şiddette egzersizler yapın ve bunu yaşam biçimi haline getirin. Keyifli zaman aktiviteleri yapın Hissettiğiniz açlık fizyolojik değil, duygusal bir açlık olabilir. Öncelikle bunun farkına varmanız önemli. Yemek yemeği terapi haline getirmeyin. Duygusal açlığı doyuracak farklı aktiviteler bulun. Bulmaca çözmek, meditasyon yapmak ya da yürüyüşe çıkmak kalorisiz, hatta kalori yakan stres azaltma yöntemleri olabiliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/surpriz-sonuyla-izleyenlerin-aklini-basindan-almis-filmler/", "text": "Heyecanla filmi izlemeye başladınız, her şey normal gidiyor gibi görünüyor ama bir bakıyorsunuz sizin en çok sevdiğiniz adam bir anda filmin kötü adamı çıkıyor. Bu yine iyi bazı filmler öyle sürprizli ki filmin baş kahramanı aslında bir bakıyorsunuz yok. İşte tam da böyle sürpriz sonlu filmleri sizin için derledik. Sonu Sürprizle Biten Filmler 1- Donnie Darko IMDB: 8.1 Başrol: : Drew Barrymore, Jake Gyllenhaal, Ashley Tisdale 2- Hide and Seek Saklambaç Başrolde: Robert De Niro, Dakota Fanning, Famke Janssen oynuyor. IMDB Puanı: 5.9 3- The Double IMDB:6.5 Başrolde: Jesse Eisenberg, Mia Wasikowska, Wallace Shawn 4- The Machinist IMDB: 7.7 Başrolde: Christian Bale, Jennifer Jason Leigh, Aitana Sanchez-Gijon 5- The Box IMDB: 5.6 Başrolde: Cameron Diaz, James Marsden, Evelina Oboza 6- Being John Malkovich IMDB:7.8 Başrolde: John Cusack, Cameron Diaz, Catherine Keener 7- Wicker Park IMDB: 7.0 Başrolde: Josh Hartnett, Diane Kruger, Matthew Lillard 8- Spider IMDB:6.9 Başrolde: Ralph Fiennes, Miranda Richardson, Gabriel Byrne 9- Enemy IMDB: 6.8 Başrolde: 10-Filth IMDB: 7.1 Başrolde: James McAvoy, Jamie Bell, Eddie Marsan 11- Triangle IMDB: 6.9 Başrolde: Melissa George, Joshua McIvor, Jack Taylor 12- Identity IMDB: 7.3 Başrolde: John Cusack, Ray Liotta, Amanda Peet 13-Tideland IMDB: 6.6 Başrolde: 14-Inland Empire IMDB:7 Başrolde: Laura Dern, Jeremy Irons, Justin Theroux Yönetmen: David Lynch 15- The Life of David Gale IMDB:7.5 Başrolde: Kevin Spacey, Kate Winslet, Laura Linney BONUS:1: FIGHT CLUB IMDB:8.9 Başrolde: Brad Pitt, Edward Norton, Helena Bonham Carter BONUS:2: SHUTTER ISLAND IMDB:8.1 Başrolde: Leonardo DiCaprio, Mark Ruffalo, Ben Kingsley"} {"url": "https://www.thegeyik.com/suruculer-ana-guzergahlarda-yazan-ibb-yazisinin-anlamini-bilmiyormus/", "text": "İstanbul'da ana güzergahlarda asfalt üzerinde yazan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kısaltması İBB yazısı sürücüler tarafından trafik uyarısı olarak algılanıyormuş. İstanbul'da, ana güzergahlarda asfalt üzerinde bulunan İBB yazısının vatandaşlar tarafından bir trafik uyarısı olarak bilindiği ortaya çıktı.Sadece Sefaköy Avcılar arasına kadar olan 13 kilometrelik yolda 100'den fazla bulunan yazı için uzmanlar Trafik işaretlemesinin amacı, trafiğin akış düzenini ve güvenliğini sağlamaktır. Bu amaca hizmet etmeyen işaretlemler ve levhalar zararlıdır diyor. ANA ARTERLERDEKİ YAZININ NE OLDUĞUNU BİR ÇOK KİŞİ BİLMİYOR Toplam yol uzunluğu 93 bin 958 kilometre olan İstanbul'un ana arterlerinde, sürücülere ve yayalara rehberlik etmesi gereken işaretlerin yerine, belediye ve hastanelerin isimlerini taşıyan işaretlerin yer alması dikkat çekiyor. Sefaköy'den Avcılar'a kadar olan yaklaşık 13 kilometrelik güzergahta, 100'den fazla İBB logosunun yer aldığı belirlendi. Ayrıca yönlendirme tabelalarında, Hastane işaretinin yeterli olmasına rağmen, özel hastane isimlerinin de yazıldığı görüntülendi. Asfalt üzerine sürekli İBB logosu görenler, Devlete ait araçların geçmesi için ayrılan şerit, Sadece otobüsler geçiyordur yorumunu yaptı. Bir taksi sürücüsü ise Dikkatimizi dağıtıyor derken, bir diğer sürücü, İBB reklamını yapıyor diye konuştu. SÜRÜCÜNÜN DİKKATİNİ DAĞITACAK HER TÜRLÜ UYGULAMADAN VAZGEÇİLMELİ Konu hakkında konuşan İstanbul Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Ulaştırma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Niyazi Özgür Bezgin, Trafik işaretlemesinin amacı, trafiğin akış düzenini ve güvenliğini sağlamak. Bu amaca hizmet etmeyen özel kuruluşların, kendilerince uygun olduğunu düşünerek yaptıkları levhaların zararlı olacağını düşünüyorum. dedi. Doç. Dr. Bezgin, Örneğin, saatte 50 kilometre hızla giden bir araç, saniyede yaklaşık 14 metre mesafe kat ediyor demektir. Aracın hızı saatte 70 kilometreye çıkarsa, o zaman saniyede yaklaşık 20 metre mesafe kat ediyor demektir. Bu da şu anlama geliyor: Eğer bu sürücünün dikkati, trafik güvenliği ya da düzeniyle ilgili olmayan bir levha yüzünden bir saniye bile dağılacak olsa, araç bu mesafeleri kontrolsüz bir şekilde kat edecek demektir. Bu durumun trafik güvenliği için olumlu bir tarafı olduğu söylenemez. Sürücünün dikkati dağıtacak her türlü uygulamadan vazgeçilmeli. diye konuştu. UYGULAMA İBB'NİN İNTERNET SİTESİNDE YER ALMIYOR Birçok kişinin anlamını dahi bilmediği uygulama hakkında, İBB tarafından yapılan yazılı açıklamada, yazıların sadece İBB'nin kontrolünde olan E-5 ve şehir içi ana arterlerde mevcut olduğu açıklandı. İBB Trafik Kontrol Merkezi'nin internet sitesinde, asfalta uygulanan yazılar hakkında bilgi verilmezken, şu bilgiler yer aldı: Yatay trafik işaretlemeleri; trafik ve yol güvenliğinin sağlanması, trafiğin düzenlenmesi, yolu kullanan sürücü ve yayalara rehberlik etmesi, yol hakkında bilgiler vermesi, gerekli yasaklama ve kısıtlamaların belirtilmesi amacı ile yürütülen çalışmalardır. Bu işaretlemeler; şerit ve banket çizgileri, yaya güvenliğinin sağlanması için hemzemin yaya geçitleri zebra ve sinyalize kavşaklarda pelikan yaya çizgileri, oklar, yazı ve semboller, kavşak içi, yol ayrım ve katılım kollarında ofset taramalar, yavaşlama ön uyarı çizgileri, yol butonları, vb. işaretlemelerden oluşmaktadır. Çift Kompenantlı, termoplastik ve soğuk yol çizgi boyaları ile yapılan yatay işaretlemeler uygulama standartları gereği mevsim şartları göz önüne alınarak kış ayları dışında kalan süreçte gerçekleştirilmektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/survivor-2020-gonulluler-ve-unluler-takimi-yarismacilari-belli-oldu/", "text": "Survivor 2020 ünlüler-gönüllüler kadrosu büyük bir heyecanla merak ediliyordu. Survivor'un ilk tanıtımı yayınlanınca yarışmacılar da merak konusu oldu. Survivor bu sene ünlüler ve gönüllüler formatı ile 16 Şubat Pazar seyircisinin karşısında olacak. SURVİVOR 2020 ÜNLÜLER GÖNÜLLÜLER TANITIMI SURVİVOR 2020 ÜNLÜLER TAKIMI Ünlüler Takımı: Ersin Korkut, Uğur Pektaş, Aycan Yanaş, Derya Can, Parviz Abdullayev, Elif Gören, Barış Murat Yağcı, Şaziye İvegin Üner, Mert Öcal, Tuğba Melis Türk Ersin Korkut Uğur Pektaş Aycan Yanaş Derya Can Parciz Abdullayev Elif Gören Barış Murat Yağcı, Şaziye İvegin Üner, Mert Öcal Tuğba Melis Türk SURVİVOR 2020 GÖNÜLLÜLER TAKIMI Fatoş Günaydın Burak Yurdugör Meryem Kasap, Sadık Ardahan Evrim Kekik Cemal Can Canseven Makbule Karabudak Ceyhun Jay Tayfun Erdoğan Nisa Bölükbasi Yasin Obuz SURVİVOR NE ZAMAN BAŞLAYACAK? Survivor 2020, 16 Şubat Pazar akşamı saat 20:00'da TV8 ekranlarında yayınlanacak. Çekimlerin Dominik Adası'nda gerçekleştiği yarışmanın sunucusu ise Acun Ilıcalı olacak. https://youtu.be/h9wGK1I9shQ"} {"url": "https://www.thegeyik.com/survivor2020-acun-ilicali-yarismaci-yasin-obuzu-azarladi/", "text": "Survivor 2020 reytinglerden anlaşılacağı gibi oldukça iyi bir başlangıç yaptı. Olaylar da eksik değil tabii ki sonuncu olayda bizzat Acun Ilıcalı var. Acun Ilıcalı, ilk olarak Nisa Bölükbaşı'na söz verdi. Daha sonra da eleme potasında yer alan Evrim Keklik ile Fatma Günaydın'dan birkaç söz istedi. Fatma, Makbule'nin yerine gitmesi gereken insanlar vardı. Bir anda oldu, biz de şaşkınız dedi. Araya giren Yasin, Madem ki ortaya laf attın, isim ver. Kimler gitmeliydi? sözleriyle, takım arkadaşından isim vermesini istedi. Acun Ilıcalı, müdahale etti ve Yasin'i azarlar gibi uyardı. Acun Ilıcalı yarışmacıya Sunucu benim, sen farkındasın değil mi? Onu ben sorayım istersen! Öyle bir şey sorarsam ben sorarım dedi. Yasin Obuz ise sessizliğe büründü. Acun Yasin'i susturduktan sonra hepimiz Ersin gibi olduk 😂#survivor2020 pic.twitter.com/vaOCvtpQtM SG February 21, 2020"} {"url": "https://www.thegeyik.com/survivorin-cekildigi-dominik-cumhuriyeti-hakkinda-ilginc-bilgiler/", "text": "Seyahat gezgini Senem Tongar'ın Dominik gezisinden deneyimlediği çok ilginç bilgileri sizler için sıraladık. İşte Dominik Cumhuriyeti hakkında ilginç bilgiler... 1# Eski Püskü Araçlar Şehir içi ulaşımı yapacağınız dolmuş, otobüs ve ya taksiler birçoğunun eski hatta bakımsız olduğunu göreceksiniz. 2# Her Yerde Bachata ve Merenge Dominik Cumhuriyeti'nde doğan Bachata ve Merengue müziği ve dansını her an her yerde göreceksiniz. Yolda yürürken yüksek sesli bir Bachata şarkısı duyarsanız bunun bir bar ya ada eğlence mekanından geldiğini sanmayın. Bu ses köşe başındaki büfe ya da bir bakkaldan geliyor olabilir. Burada müzik ve dans 24 saat var. 3# Muck Sesleri Yolda yürürken insanların size öpücük yollar gibi muck seslerini duymaya alışın. Bu genelde erkeklerin kadınlara olana ilgisini göstermekte kullandığı evrensel bir dil sanırım. 4# Kadınların ilişki teklif ettiği sıkça görülür. 5# Moto-Taksiler Bildiğimiz ve alıştığımız ulaşım yöntemlerinin dışında burada motosikletlerde taksicilik yapıyor. Yolda yürürken yanınıza gelip bir şeyler soran motosikletliler görürseniz şaşırmayın. 6# Demir Parmaklıklar-Teller Ülke politik olarak çalkantılı ve zor yıllar geçirmiş. Tabii ki bu halkı ve ekonomiyi etkilemiş. Dünyanın birçok yerinde evlerde demir parmaklıklar gördüm fakat Dominik Cumhuriyeti'nde gördüklerimin apartmanın neredeyse 10.katında idi. 7# Ülke genelinde polis gormek çok zor. Halk polisten nefret ediyor. Onun yerine ellerinde tüfekli özel güvenlikler mevcut. 8# En İyi Beyzbol Oyuncuları Ülkenin milli sporu beyzbol. Dünyanın en iyi beyzbol oyuncuları arasında birçok Dominikli sporcu yer alıyor. 9# Kolomb Deniz Feneri Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfinin 500.yıl anısına yapılmış bu anıt 210 metre uzunluğunda ve haç şeklinde. Yapımı için 70 milyon USD harcanan bu anıtı havalimanında şehir merkezine giderken ilk kez gördüğümde terkedilmiş bir fabrika zannettim. İlginç görünüşünden dolayı bazı insanlar bu yapıyı pek beğenmiyorlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/susadiginizda-meydana-gelen-7-carpici-degisim/", "text": "Dehidrasyon daha anlaşılır ifadeyle susuzluk olarak nitelendirdiğimiz durum sadece ağzımızın fazlaca kuruduğunu hissettiğimiz, bize su içme isteğini en üst seviyede yaşatan durumdan ibaret değildir. Hatta su içme isteğimiz bize aslında vücudumuzun verdiği son ve en etkili uyarıdır. Susamışlık hissiniz varsa bilmelisiniz ki vücudunuz bu histen çok daha önce susuz kalmaya başlamıştır. Tüm bu olayların arka planında vücudunuzda gerçekleşen, belki susuzlukla bağını henüz keşfedemediğiniz 7 sinsi susuzluk bulgusunu öğrenmeye hazır mısınız? Su içmeniz gerektiği bilgisini muhtemelen binlerce kez duydunuz. Hatta su ile ilgili belki daha fazlasını da biliyorsunuz. Su, şüphesiz ki yaşam gücümüz. Vücudumuzun yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor ve kendi doğasında olduğu gibi her şeyin sorunsuz bir akış halinde olmasını sağlıyor. Besinlerin sindirim ve emiliminden tutun da vücut ısısının ayarlanmasına kadar hayati görevleri üsteleniyor. Bir adım ötesini söylemek gerekirse, daha fazla su içmek, kilo verme hedefinize ulaşmanıza dahi yardımcı oluyor diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Sinem Usuk, daha önce duymadığınız yedi susuzluk belirtisini açıklıyor! Sis Bulutu Dolu Bir Beyin Çalışmalarınızı bitirirken sorun mu yaşıyorsunuz? Bir şeyleri sürekli unutmaya mı başladınız? Belki de biraz su içmenin vakti gelmiştir. Suyun yaptığı en önemli şeylerden biri besin maddelerini taşımak ve toksinleri uzaklaştırmaktır. Yeterli sıvı almadığınız zaman bir miktar acayip hissetme durumları başlıyor. Çalışmalar, hafif düzeyde dehidrasyonun baş ağrısı yaptığını, bilişsel performansı düşürdüğünü, yoğunlaşmayı zorlaştırdığını ve hafızada bozukluklara neden olduğunu söylüyor. Su için, beyninizdeki bulutlar dağılsın! Egzersiz Yapmakta Güçlük Çekiyor Olabilirsiniz Egzersiz öncesi doğru olan her şeyi yaptınız ancak hala spor yaparken bir karmaşa hissediyorsanız büyük bir bardak suya ihtiyacınız olabilir. Araştırmalar dehidrasyon durumunun, atletik performansı etkilediğini vurguluyorlar. Bu da spor sırasında yorgunluğun artması, dayanıklılık ve motivasyonun azalması, harcanan eforun artması anlamına gelebilir. Vücuttan yüzde 2 ya da 3'lük bir sıvı kaybının, egzersiz performansını önemli ölçüde azalttığı bilinmektedir. Akılda tutulması gereken bir başka nokta ise kas, kemik ve organlarımızın da sudan oluştuğu. Dehidrasyon durumunda egzersiz yapmak bu nedenle yaralanmalara yol açabilmektedir. Sporcular, dikkat! Huysuz Olabilirsiniz Can sıkıcı olaylar, sinirli oluşunuzun tek nedeni olmayabilir. Yapılan bir araştırmada, hafif dehidrasyonun hem dinlenme hem de egzersiz sırasında ruh halini olumsuz etkilediği bulunmuş. Su yudumlayıp, daha çok gülümseyin! Kabızlık Problemi Yaşıyor Olabilirsiniz Bağırsaklarımızda yiyecek taşımada etkili tek faktörün lif olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Yapılan bir çalışmada, düşük lif ve su tüketimi ile kabızlık sıklığı arasında ilişki bulunmuştur. Düzenli çalışan bir sindirim sistemi için sürahinizi sık sık doldurmayı unutmamalısınız. Dudaklarınız Çatlayabilir Kuru, çatlamış dudakların tek nedeni soğuk/sıcak havalar değildir. Vücudunuzdaki sıvı düzeyi yeterli olmadığında sıvılar dudaklarımız gibi hayati olmayan organlardan uzaklaştırılıp kalp ve beyin gibi önemli organlara taşınır. Sonuç? Çatlak dudaklar... Kan Şekerinizin Düştüğünü Düşünüyor Olabilirsiniz Başınız döndüğünde yahut baygın hissettiğinizde ilk olarak kan şekerinizi toparlamak için bir lokma bir şeyler yemeye yöneliyor olabilirsiniz. Baş dönmesi, artan güçsüzlük hissi, solunum zorluğu gibi belirtiler hipoglisemi ve susuzluk için ortak belirtilerdir. Ancak artık bir lokma çikolatadan önce su içmeniz gerektiğini düşünmelisiniz. Birçok kişinin aç hissettiğinde, aslında susamış olduğunu biliyor muydunuz? Hatalı Bir Şekilde Araba Kullanıyor Olabilirsiniz Hafif susuzluk durumunun dahi daha fazla sürüş hatasına neden olabileceği bulunmuştur. Dehidrasyonun araba sürerken ki etkileri, uykusuzluk veya kandaki yüzde 0.08'lik alkol düzeyine benzer bulunmuştur! Özetle su; vücudumuz için elzem maddeler listesinin en başında yer alan yaşam kaynağımızdır. Kilonuz başına içeceğiniz 30 ml su (70 kg birey için ortalama 2100 ml anlamına gelir) gün içinde yeterli su alımınızı sağlayacaktır. Bu hedefi yakalamayı 500 ml suyu bir andan içmek şeklinde değil, gün içine yayılır biçimde, saat başı 1 bardak su içmek gibi, yapmanız gerektiğini unutmayın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/susuzlugun-pencesine-dusmus-vahsi-hayvanlara-her-gun-su-goturen-muhtesem-insan/", "text": "Koca yürekli başka bir insanın hikayesiyle daha sizlerleyiz. Bu sefer uzaklardan. Kenya'dan. Doğa ananın çetin şartlarıyla baş etmeye çalışan Kenya'da su kaynağı bulmak gerçekten büyük sıkıntı. Susuzluk sebebiyle her yıl binlerce vahşi hayvanın hayatını kaybettiği Kenya'da bu durumu tersine çevirmek isteyen bir kahraman var. 1# Bu kahramanın adı Patrick Kilonzo Mwalua. Bezelye tarlasında çiftçi olarak çalışan Mwalua, hayvanların susuzluk sorununa çok üzülüyordu. 2# Bu yüzden sorumluluk almaya karar verdi. 3# Kiraladığı tankerle her gün kilometrelerce yol aşan Mwalua, vahşi hayvanlara su taşımaya başladı. 4# 41 yaşında çiftçi bu hareketiyle hayvanların kurtarıcısı haline geldi ve vahşi hayvanlar Mwalua'nın yolunu bekler oldu. 5# Normal şartlarda insanlardan uzak durmayı seçen bu hayvanlar git gide Mwalua'ya alıştı ve çiftçiyi gördüklerinde sevinçle ona koşmaya başladı. 6# Yerel bir kahramana dönüşen Mwalua, sadece hayvanlara değil insanlara da yardımcı oluyor. 7# Susuzluğun insanlar kadar hayvanları da etkilediği bu coğrafyada elini taşın altına koyan koca yürekli Mwalua, kahramanın ne demek olduğunu bu davranışıyla hepimize gösterdi. ALKIŞLAR MWALUA'YA !!!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/sutyen-takmanin-zararlari/", "text": "Sütyen takmak yararlı mı zararlı mı? Sütyen takmak bedene iyi mi geliyor yoksa bu laflar sütyen lobisinin işi mi? Araştırmalar bu konuda neler söylüyor diye merak ettik cevabı da Gaia Dergi'den Sezgi Alçiçek'in yazısında bulduk: Görünen o ki cicişler özgürlük mücadelesini kazanacak. Nesillerden beri, kadınlar birbirlerine sütyen giymenin memeleri toplayarak sarkmayı ve bel ağrısını önlediğini söyleyegeldiler. Bu meretler duruşunuzda da harikalar yaratıyormuş gibi aksettirildiler. Fakat Fransa, Besancon'daki Centre Hospitalier Universitaire'den spor hekimliği uzmanı Jean-Denis Rouillon tarafından yürütülen bir araştırmaya göre, nineler, teyzeler ve anneler -ellerinden öperim ama- öğütlerinde bayağı yanılıyorlar. Memeler yerçekiminden mahrum bırakılınca mutlu olmuyorlar Rouillon'a göre, memelerin tüm gün bir sütyen içine tıkıştırılmış halde durmasının tıbbi, psikolojik yahut anatomik hiçbir yararı yok. 1997'den beri yaşları 18-35 arası olan 330 gönüllü ile çalışan Rouillon'un detaylı araştırması gösteriyor ki, sütyen giymeyen kadınların memeleri yılda 7 milimetre kadar dikleşiyor. Sütyen giymeyi sahte ihtiyaç olarak nitelendiren araştırmacılar, destekleyici deri dokusu ve epidermal dokunun gelişimini engellediğini belirtiyorlar. Bu durum da memelerin sarkmasına -sütyen giymenin engel olduğu düşünülen şeye- sebep oluyor. Memeler sarktığı taktirde ise bel ağrısına sebebiyet veriyor. Sütyen giyerek bu durum engellenmeye çalışıldıkça aslında daha da zarar veriliyor. Rouillon'un bu çalışması daha genç kadınlar ile yürütüldüğü için, sütyen giymemenin 45 yaş üstü kadınlarda aynı sonuçların alınıp alınmayacağını kesin olarak belirtilmiyor. 2007'de 132 kadın gönüllü ile birlikte yürütülen bir çalışma ise emzirmenin sarkmaya sebebiyet verdiği düşüncesini çürütmüşlerdi. Çoğu yerde belirtildiği ve günlük hayatımızda habire şahit olduğumuz gibi, sütyen giymek hayal gücüne yer bırakıyor. Acaba biz tam da bu yüzden bu laneti üzerimizde taşıyor olmayalım? Sırf birilerinin hayal gücü süslenecek diye memelerimizi neden sağlıksız bir biçimde hapsedelim ki? Birden fazla faydasını gördüm.Daha kolay nefes alıyorum. Kendimi daha iyi taşıyorum ve bel ağrım azaldı. -Sütyensizliği seçen katılımcılardan biri. Fırlatın sütyenleri. Memelere özgürlük ayol!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/suudi-arabistandaki-dunyanin-en-yuksek-gokdeleninin-goruntuleri-ortaya-cikti/", "text": "Suudi Arabistan'da inşa edilen ve Dubai'deki Burç Halife kulesinden yaklaşık 170 metre daha uzun olacak Cidde Kulesi'nin animasyon görüntüleri ortaya çıktı. Suudi Arabistan, yapay zekaya sahip insansı robot Sophia'ya vatandaşlık verdikten, yapay zekadan sorumlu bakan atadıktan sonra, çöl üzerine inşa ettiği şehirlerle ve metropolleriyle dünyanın ekonomi merkezi olmak istiyor. 828 metrelik uzunluğuyla dünyanın en yüksek gökdelen binası olan Burç Halife, tahtını 2020 yılında Suudi Arabistan'da inşaatına başlanacak Cidde Kulesi'ne devredecek. YÜKSEKLİĞİ NEREDEYSE 1 KİLOMETRE Cidde Kulesi, neredeyse 1 kilometre olan 999.7 metrelik uzunluğu ile en üst katlarından bulutların üzerinde bir manzara sunmaya hazırlanıyor. Aynı zamanda bu bina çevresine inşa edilecek yeni akıllı şehir olan Cidde Ekonomik Merkezi de kuleyle birlikte faaliyete geçecek. 200 KATTAN FAZLA Sivri bir zirveye sahip olan ve 200'den fazla kata sahip bir tasarıma sahip gökdelenin içinde restoranlar, otel odaları, daireler ve alışveriş merkezleri bulunacak. Binanın 157. katında dünyanın en yüksekte bulunan seyir terası, ABD'deki Özgürlük Kulesi'nin seyir terasından 55 kat daha yukarıda olacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/suyun-uzerinde-yurumek-ister-misiniz/", "text": "Dünyanın en ilginç hislerinden birisi de su üzerinde yürümek olsa gerek. İtalya'da sanatçılar bunu gerçeğe dönüştürmek için harika ötesi bir projeye imza atmışlar: The Floating Piers. Bu proje ile 3 kilometre uzunluğunda bir yürüme yolu yapıyorlar. Bembeyaz karelere bakınca gitmek isteyeceksiniz. 200,000 parçadan oluşan bu yol Christo ve Jeanne-Claude tarafından tasarlanmış. İtalya'da Iseo Gölü üzerinde bulunan bu yolda yürümek ise tamamen ücretsiz. Sulzano'dan Monte Isola'ya kadar uzanan bu yol 18 Haziran'dan itibaren açık olacak. İşin tek üzücü yanı var bu yol sadece 16 günlüğüne açık olacak. Yani bu sanatçının yaptığı gibi su üzerinde yürüme deneyimini tatmak için süre kısıtlı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tabutcunun-basina-tas-yagdi-ama-bu-sayede-zengin-oldu/", "text": "Endonezya'da 3 çocuk babası bir tabutçu, evinin çatısına göktaşı düşmesinin ardından bir gecede milyoner oldu. Göktaşını 1.85 milyon dolara satan şanslı adam, paranın bir kısmıyla bir kilise inşa edeceğini söyledi. Endonezya'nın Kuzey Sumatra bölgesindeki Kolang kasabasında yaşayan ve tabutculuk yapan Josua Hutagalung'ın hayatı evinin çatısına bir göktaşı düşünce aniden değişti. 33 yaşındaki Hutagalung, evinin yanında bir tabut üzerine çalışırken oturma odasının yanındaki verandaya bir göktaşı düştü. Tavanda delik bırakıp toprağa saplandı Ağırlığı 2.1 kg ve tek parça halinde düşen taş, tenekeden yapılmış tavanında büyük bir delik bırakırken 15 santimetre derinlemesine evin yanındaki toprağa girdi. 4.5 milyar yıllık olduğu tahmin edilen ve son derece nadir olarak bulunan bir çeşit olan CM1/2 karbonlu kondrit olduğu tahmin edilen taşın fiyatı yaklaşık olarak 1.85 milyon dolar, yani gram başına 857 dolar değerinde olduğu ifade ediliyor. Göktaşlarına çeşitlerine göre gram başına 0.5 ile 5 dolar arasında paha biçiliyor. Dünya dışı nadir maddeler içerenlerin gramı 1000 dolara kadar satılabiliyor. Toprağa saplanan taşı çıkaran Josua, çıkardığında taşın hala sıcak ve kısmen kırılmış durumda olduğunu anlattı. Daha sonra taşı eve getirdiğini söyleyen Josua, Ses o kadar yüksekti ki evin bazı kısımları sallanıyordu. Baktıktan sonra evin teneke tavanının kırıldığını fark ettim diye konuştu. Gerçekten bu kayanın birçok insanın meteortaşı diye adlandırdığı ve gökyüzünden gelen bir taş olduğundan şüpheleniyordum. Çünkü birinin bunu kasıtlı olarak atması ya da yukarıda düşürmesi imkansızdı diyen Josua, Birçok insan meraktan ve taşı görmek için ziyaretime geldi ifadelerini kullandı. 30 yıllık kazancını bir seferde almış oldu The Sun sitesinin haberine göre, 30 yıllık kazanacağı parayı tek sefer alan 3 çocuk babası Josua, paranın bir kısmını bir kilise inşa etmek için harcayacağını söyledi. Hep bir kız çocuğu da istediğini söyleyen şanslı tabutçu, bunun bir kızının da olacağına yönelik bir işaret olduğunu umduğunu belirti. Haber: Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tacize-ugrayan-kadini-cani-pahasina-kurtaran-adam/", "text": "Ne yazık ki kötülerin de var olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bunu duymak her ne kadar kötü olsa da insanlığa inancımızı arttıran insanlar da çıkıyor. Gece yarısı eve dönerken bir kadının çığlıklarını duyan ve hiç düşünmeden yardıma koşan bu adam gibi kahramanlar... Hindistan'ın Chennai şehrinde gerçekleşen bu taciz hatta tecavüze yeltenme olayında Vasanth Paul isimli bu üstte fotoğrafı olan dostumuz arkadaşlarıyla bir buluşmaya gidiyor. Sonrasında ise yolun ıssız tarafından bir kadının çığlıklarını duyuyor. oraya koştuğunda karşısında muhtemelen haplı olduğunu düşündüğü bir herif çıkıyor. Kadını sıkıştırmaya çalışırken Vasanth araya giriyor. Bir boğuşma anında ağır bir darbe alsa da kızın kurtulmasını sağlıyor. Ona bunu yapan adam kaçsa da kızı kurtarıyor Paul. Bu özverili davranışı için ona minnettarız dileriz kısa zamanda iyileşir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tahinin-bu-kadar-faydali-oldugunu-bilseydiniz-her-ogunde-yerdiniz/", "text": "Sosyal medyada ve televizyonlarda o faydalı, bu buna faydalı gibi bir sürü yazı okuyup dinleyince insan gerçekten hepsi bu kadar faydalıysa neden hastalıklar oluyor diye düşünmeden edemiyor. The Geyik de size gerçekten faydalı olan bitkileri listeleyecek artık. TAHİN ile ilgili olan bu yazı ile başlayalım. Tahinin faydaları konusunda bu yazı size tahini sevdirecek cinsten. TAHİN Vücuttaki zehri yok edebilen tek besin ! . Damar sertliğini ve tıkanmalarını engeller. . İdrar söktürücüdür. . Cildi güzelleştirir. . Bağışıklık sistemini güçlendirir. . Göz sağlığı için hayati önem taşır. . Kemik gelişiminde, yapısında bulunan bazı maddeler nedeniyle oldukça faydalıdır. . Safra taşlarının düşürülmesinde, nefes darlığı ve bronşite faydalı olduğu bilinmektedir. . Anne sütünü arıtıcı özelliği bulunmaktadır. Çocukların beyin ve zeka gelişiminde etkilidir. . Vücuda alınan ağır metaller, zehirli bileşikler, radyasyon ve bazı ilaçların yarattığı toksinlere karşı koruma sağlar. . Yaşlanmaya bağlı hafıza kayıplarının önlenmesinde olumlu etkisi olduğu kanıtlanmıştır. . Tahinde çok miktarda bulunan E vitamini ile tüm bu yararları da vücudumuza kazandırabiliriz.... . E vitamini çok güçlü bir antioksidandır. Vücuda enerji verir. İki çorba kaşığı tahinde yaklaşık yarım kilo biftekteki kadar protein vardır. Kendine has özel bir kokusu olan tahin, suyla temas etmedikçe uzun zaman bozulmadan saklanabilir. E, C ve B vitaminleri açısından zengindir. Hücre yapısının bozulmasını engeller. Yaraların iyileşmesini hızlandırır"} {"url": "https://www.thegeyik.com/taksitini-odedigi-televizyonu-calinan-adam-yeni-televizyonunu-nereye-gitse-yaninda-goturuyor/", "text": "Taksitini ödediği televizyonu çaldırıp yenisini almak zorunda kalan Görkem Güleri, yeni televizyonunu çaldırma endişesiyle bir an olsun yanından ayırmıyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan hırsızlık olayı sonrası mecburen yeni bir LCD yeni bir televizyon daha alan Görkem Güleri, bu kez eşeğini sağlam kazığa bağlıyor. Hırsızlardan bir kere dili yanan genç adam, hırsızlara kaptırma endişesi nedeniyle yeni televizyonunu nereye gitse yanında yanında götürüyor. Yaz tatili için İzmir, Manisa ve Safranbolu gezisine çıkan genç adam yeni aldığı televizyonu arabasında yanına koyup emniyet kemeriyle bağlıyor ve gezdiği tüm mekanlarda televizyonu kucağında taşıyor. Yeni televizyon aldığımda bir daha tatile çıkarsam kesinlikle yanıma alacağım demiştim. Evden çıkarken arkamı döndüm televizyona baktım içim gidiyor, bırakamıyorum. Kaptım televizyonu duvardan çıktım. Bir elimde kız arkadaşım, bir elimde televizyon otogardayız. Kendi kendime yanımdan ayırmayacağımı söyledim, her gittiğim yerde de fotoğraf çekilmeye başladım diyen Güleri, gelen tepkilerinden kaçınmak adına insanlara tez hazırladığını söylediğini de belirtti. İşte Güleri'nin televizyonu ile yaptığı sosyal medya paylaşımları;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tam-bu-aralar-kacmalik-turkiyedeki-6-seyahat-noktasi/", "text": "Sonbaharın gelişiyle günlük rutinimizden uzaklaşmak için yeni tatil alternatifleri arıyoruz. İstanbul'un karmaşasından uzaklaşmak, doğayla bütünleşerek sonbaharın sıcak renkleriyle kucaklaşmak isteyen seyahat severlerin kolayca ulaşabilecekleri tatil beldelerini sıralayalım. Artık iyiden iyiye hazan mevsiminin içindeyiz. Önümüzdeki günlerde doğanın renklerini değiştirdiğine, sarı ve kırmızının en sıcak tonlarına büründüğüne tanıklık edeceğiz. Bu şiir gibi mevsimde içimizdeki romantizm coşacak; evlerimizde, günlük rutinimizde bulamadığımız heyecanı yakalamak için doğaya döneceğiz. Sonbahar bize seyahat için yeni fırsatlar sunuyor. Tatilsepeti.com, özellikle İstanbul'un karmaşasından uzaklaşmak ve doğayla bütünleşmek isteyenler için, İstanbul'a yakın mesafede olan birçok tatil beldesi olduğunu hatırlatıyor. Bu yakın lokasyonlar seyahat severler için yürüyüş, kahvaltı, sportif aktiviteler, alışveriş ya da kamp gibi sonbahara özgü tatil alternatifleri sunuyor. 1 Menekşe Yaylası Son yıllarda İzmit'e bağlı Menekşe Yaylası, trekking ya da kamp yapmak isteyenlerin gözdesi haline geldi. Yürüyüş parkuru, Beştepeler Tabiat Parkı içinde yer alıyor. Menekşe Yaylası'na varmak için İzmit'e ulaştıktan sonra Yuvacık Barajı'na doğru yol almak, ardından Servetiye ve Aytepe köylerini geçmek gerekiyor. Yol boyunca karşılaşacağınız eşsiz dağ manzaraları, manzaraya eşlik eden dereleriyle Menekşe Yaylası, sonbahar tatili yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Doğa öylesine canlı ve güzel ki, yalnızca yürüyüş yapmakla kalmayıp burada kamp kurmak da isteyebilirsiniz. Menekşe Yaylası'nın ıssızlığında zaman zaman telefonlarınızın çalışmadığına şahit olacak, internete pek bağlanamayacaksınız ama amaç da biraz bunlardan kaçmak değil mi zaten? Meneşke Yaylası'nda yemek yemek ya da konaklamak için herhangi bir tesis bulmakta zorlanacağınız için yolculuğa tedbirli çıkmayı unutmayın. 2 İğneada Longozu İğneada Longoz Ormanları Tabiat Parkı, Kırklareli'nin Demirköy ilçesinde bulunuyor. Hafta sonları İstanbul'dan kolayca kaçamak yapabileceğiniz, ciğerlerinizin bayram edeceği bir alan burası. İğneada'nın merkezine yalnızca 3 km mesafede yer alan longoz ormanları, sessizliğin yalnızca kuş sesleriyle kesildiği, kamp tutkunlarını adeta mest eden bir tabiat güzelliği. En ünlüsü Mert Gölü olan 5 ayrı gölün de yer aldığı longoz ormanları bölgesinde Dupnisa Mağarası da görülmesi gereken yerler arasında. Bu arada İstanbul-Kırklareli yolunda, gidiş ya da dönüşünüzde Vize'ye bağlı Küçük Hasan restoranında servis edilen oğlak etinin tadına bakmadan geçmeyin. 3- Acarlar Longozu İstanbul'a yalnızca 2,5 saat mesafedeki Acarlar Longozu, Sakarya'nın Karasu ve Kaynarca ilçeleri arasında yer alıyor. Türkiye'nin tek parça halindeki en büyük longoz ormanı niteliğindeki bu eşsiz doğa harikası, birinci derece doğal sit alanı ilan edilmiş. Longoz ormanları geniş Acarlar Gölü'nü de içine aldığından hava elverdiği sürece gölde tekne ve su bisikleti turları alınabiliyor. Ormanda sülün, çulluk, yaban ördeği gibi çok çeşitli hayvanlar yaşarken, göl ise yayın, kızılkanat, sazan gibi birçok balığa ev sahipliği yapıyor. Kamp veya piknik yapmak isteyenler için kaçırılmayacak bir doğal alan olan ormanda ayrıca ziyaretçilerin kişisel ihtiyaçlarını karşılayabileceği tesisler de yer alıyor. 4- Gökçetepe Tabiat Parkı Edirne'nin Keşan ilçesine bağlı olan Gökçetepe Tabiat Parkı, yazın ziyaretçi bakımından oldukça yoğun olsa da sonbaharda kafa dinlemek isteyenler için ideal bir yer haline geliyor. Gökçetepe, trekking, paintball, zip line, survivor parkuru gibi sportif etkinlikler için birçok alternatif içerdiğinden ailece ya da arkadaşlarla ziyaret etmek için ideal. Bu bölgeye kendi çadırınız ya da kamp gereçlerinizle gidebileceğiniz gibi, Orman Kampı'nın sağladığı çadırlarda da kalabilir, restoran ve diğer tesislerinden yararlanabilirsiniz. Denizle bütünleşmiş olan tabiat parkında denizin ve ağaçların mis gibi kokusunu içinize çekerek uzun yürüyüşler yapabilir, dinlenip yenileceğiniz harika bir hafta sonu geçirebilirsiniz. 5- Kumbağ İstanbul'dan yaklaşık 3 saatlik araba yolculuğuyla ulaşabileceğiniz Kumbağ, Tekirdağ'a bağlı bir ilçe. Ganos Dağları'nın eteklerine kurulmuş olan bu bölge, balıkçılığın yanı sıra taptaze sebze ve meyvelerin yetiştiği verimli topraklarıyla da ünlü. Yemyeşil doğası ve mis kokulu çam ormanları ile sakin kamp hayatını özleyenler için müthiş bir fırsat sunan Kumbağ'da doğada kalmak yerine beldenin şirin sokaklarını da gezebilirsiniz. Eski taş evler, tarihi taş şaraphane ve masalsı sokakları gezmenin yanı sıra Çamlık Tepesi'ne uzanıp Marmara Adası'nın nefis manzarasını da izleyebilirsiniz. Bölgede yaz aylarında oldukça popüler olan yamaç paraşütünü belki bu mevsimde deneyimleyemezsiniz ama Kumbağ'a giderken yol üstündeki üzüm bağlarına uğrayıp Tekirdağ'ın enfes şaraplarının tadına bakabilirsiniz. 6- Cumalıkızık Köyü Sonbaharın sıcacık renklerini yalnızca dağlarda ya da ormanda yakalayacağınızı düşünmeyin. Bursa'nın Cumalıkızık Köyü, tarihi evleriyle hayatınıza bambaşka renkler katıyor. Uludağ'ın kuzey yamaçlarında yer alan ve tarihi Osmanlı'ya kadar uzanan kızık köylerinden biri olan Cumalıkızık, Bizans dönemine ait kalıntıları da barındırıyor. Tarihi dokunun tümüyle korunmuş olduğu köyde eski hamamlar, camiler, konaklar ve çeşmeleri ziyaret edebilir, daracık sokaklarda dolaşarak eski yapıların güzelliğini seyredebilirsiniz. Kültürel motiflerin sergilendiği dükkanlardan mevsime özel reçellerden satın alabilir, yerel lokantalarda yöresel lezzetleri tadabilirsiniz. Tarihi de olsa şehre ve insanlara çok fazla karışmak istemiyorum, alışverişle vakit geçirmek istemiyorum diyorsanız, köyün dışındaki dağlık ve ormanlık arazide kamp yapıp sessizliğin tadını çıkarabilirsiniz. Bu arada meraklısına bir not: Cumalıkızık'ın da içinde bulunduğu kızık köyleri adını nereden alıyor biliyor musunuz? Oğuz Türklerinin Kızık boyundan. Türkmen boyuna mensup Kızık göçmenleri, zamanında bu köylere yerleşmiş ve bu güzel köyleri biz tatil severlere miras bırakmışlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tam-emeklilik-hayallerini-gerceklestirecekken-unlendi-hem-de-cok-basit-bir-sey-yaparak/", "text": "Zamansız gelen para, şöhret elin tersiyle itilir mi itilmez. Bu hikayemiz de 60 yaşında üne kavuşan birini anlatıyor. Bunu başarma hikayesi ise gerçekten komik. Bu adamın adı Philippe Dumas, kendisi gayet kültürlü biri. Hukuk fakültesi mezunu, daha önceden de modellik yapmış ama doğru düzgün para alamamış. İş değiştirmeye karar verince tıpkı diğer erkeklerin olduğu gibi onun da aklına sakal bırakmak gelmiş. Önce kirli sakal bırakmış. Sonra bakmış milletin hoşuna gidiyor, sakalı uzatmış. Uzatınca modellik ajansıyla yeniden görüşmüş. Ve inanamayacağı bir şey olmuş dünyanın en ünlü markaları onunla çalışmak istemiş. Aşağıdaki 15 fotoğrafta da görebileceğiniz gibi bu yaşlarda üne kavuşmak ona yaramış. Hayattan daha ne isteyebilirim ki çok mutluyum diyor. Bu hikayeden çıkarılacak ders sakal bırakmak değil. Vazgeçmemek 😉"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tanik-olarak-mahkemeye-cikarilan-yasli-kadin-verdigi-cevaplarla-herkesi-saskina-cevirdi/", "text": "Hepimizin hayatında ciddi meseleler oluyor. Bazen ara verip eğlenceli şeyler okumak gerekiyor. Az sonra okuyacaklarınız sizleri güldürecek. Hikayede yaşlı bir kadın mahkemeye çıkarılıyor ve avukatın sorularına cevap vermesi isteniyor. Buna benzer bir yazıyı daha önce okumuş olabilirsiniz. Okumadıysanız da sonuna kadar okumanız önerilir. Asıl komik kısmı sonunda! Yaşlı bir kadın tanık sıfatıyla mahkemeye çıkarılır ve kendisine birkaç soru sorulur.Kendisine ilk olarak, Bayan Jones, beni tanıyor musunuz? diye sorulur. Yaşlı kadın, Elbette sizi tanıyorum Bay Williams. Sizi küçüklüğünüzden beri tanıyorum. Açıkçası benim için büyük bir hayal kırıklığısınız. Yalan söylüyor, eşinizi aldatıyor, insanları manipüle ediyor ve arkalarından konuşuyorsunuz. Sizi elbette çok iyi tanıyorum... diye cevap verir. Avukat şaşırıp kalır. Ne yapacağını bilemez ve savunma avukatını göstererek, Bayan Jones, peki onu tanıyor musunuz? diye sorar. Yaşlı kadın yine, Evet, Bay Bradley'i de tanıyorum. Küçüklüğünü bilirim onun. Tembeldir ve alkol sorunu vardır. İnsanlarla normal bir ilişki kuramaz ve kariyeri de oldukça başarısızdır. Eşini en az üç farklı kadınla aldattığını biliyorum. Hatta onlardan biri de sizin eşiniz. Elbette onu tanıyorum diye cevap verir. Savunma avukatı kendinden geçer. Hakim iki avukatı da yanına çağırır ve şunları fısıldar: İkinizden biri kadına beni tanıyıp tanımadığını soracak olursa yemin ederim ki mahkemeye hakaretten sizi hapse attırırım! Newsner"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tarihe-damga-vuran-yasak-ask-rockin-efsane-ismi-karisini-verip-yakin-arkadasinin-sevgilisini-almis/", "text": "Tarihe damga vuran yasak aşkı duyan şaştı kaldı. Rock'ın efsane ismi George Harrison'a arkadaşı Karına aşığım deyince Harrison da Tamam senin olsun ben de senin sevgilini alayım demiş. Dönemin en ünlü mankenlerinden biri olan Pattie Boyd'un yasak aşklarını duyan şaştı kaldı. Boyd 1960'lı yıllarda yani 20'li yaşlarındayken döneminin en gözde kadınlarından biriydi. Rockın efsane ismi Beatles'ın üyelerinden George Harrison ile evlenen Boyd, kocasının yakın arkadaşıyla yasak aşk yaşadı. FOTOĞRAFÇI NİŞANLISINI ALDATIP ÜNLÜ MÜZİSYENLE EVLENDİ Fotoğrafçı Eric Swayne ile nişanlı olan Pattie Boyd'un, Beatles'ın 1964'te çekilen filmi A Hard Day's Night filminde kendisine önerilen küçük bir rolle hayatı değişti. Filmin çekimleri sırasında grubun üyelerinden George Harrison'dan imza istedi. İşte o anda ikisi de yıldırım aşkına tutuldu. Pattie'nin nişanlısından gizli buluşmaya başladılar.... Ama genç kızın buluştuğu kişi bir Beatles üyesi olunca olay çok da gizli kalmadı. Swayne ile ayrıldılar. Boyd ile Harrison evlendi. KOCASININ YAKIN ARKADAŞIYLA DA YASAK AŞK YAŞAMIŞ Fakat çiftin mutluluğu kısa sürdü. Boyd, dönemin bir başka ünlü müzisyeni Eric Clapton ile tanıştı. Bu arada Pattie'nin kocası Harrison ile Clapton sık sık bir araya gelih müzikal çalışmalar yapıyordu. İşte o dönemde Clapton ile Pattie Boyd yasak aşk yaşamaya başladı. Clapton, Nizami'nin 12'nci yüzyılda yazdığı Leyla ile Mecnun öyküsünden esinlenerek Pattie için Layla adlı şarkıyı yazdı. SEVDİKLERİNİ DEĞİŞ ETTİLER Hatta günün birinde arkadaşı Harrison'ı kolundan tutup Karına aşığım dedi. Aldığı cevap ise Pattie'yi şoke edecek türtendi: Peki al onu, ben de senin kız arkadaşını alayım. Pattie bu kez Clapton ile yeni bir aşka yelken açtı. Ancak mutlulukları kısa sürdü. Yine de Pattie Boyd, Clapton'ın oğlu Connor bir gökdelenin 49'uncu katından düşüp öldüğünde ünlü müzisyenin yanındaydı. Clapton, Grammy kazandığı ödül töreninde Layla'yı söylerken Pattie Boyd, Londra'daki evinde karmaşık duygular içinde gözyaşlarına boğuluyordu. Pattie Boyd- George Harrison Pattie Boyd ve Clapton"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tarihi-cizimlerde-kendilerine-yer-bulmus-astronot-ve-uzaylilar/", "text": "Uzaylılar var mı yok mu, varsa neredeler gibi soruların cevabını aslında hepimiz biraz biliyoruz. Karşılaşmadığımız kanıtımız olmadığından sorgulamıyoruz ama biliyoruz ki orada bir yerdeler. Hatta gelip bizi kaçırsalar başka diyarlara ne güzel olur diyoruz. İşin geyiği bir yana Mısır'da Hindistan'da ve diğer medeniyetlerde uzaylılara ait çizimleri görmek şaşırtıyor. Demek ki ufo şekillerini, uzaylı hikayelerini biz kendimiz uydurmadık dedirtiyor. Buyrun oldukça ilginç çizimler ve heykeller. 1- Helikopterden, deniz altına teknolojiyi alt üst eden tablet 2- Rönesans tablosunda uçanlar 3- Çin Hanedanlığı sanırsın uzaya gitmiş gelmiş. 4- Güney Amerika'daki bu heykeller oldukça ilginç 5- Hindistan'dan bir ufo çizimi 6-Hristiyanlığın ilk yıllarında çizilen bu resim de uçan araçlara ev sahipliği yapmış 7- Kuzey Amerika yerlilerinin hayal gücüne bak 8- Mağaralarda rastlanılan çizimlerden 9- Projeksiyon mu acaba, Mısır döneminden"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tarihi-yerlerde-yanlis-tarafin-fotografini-ceken-fotografcidan-15-radikal-calisma/", "text": "Hemen hemen hepimiz aynı fotoğrafları çekiyoruz. Tüm turistler, fotoğrafçılar bir tarihi eserin önündeyken ya da ünlü bir binanın aynı fotoğrafı yakalaya çalışıyor. Ama bu fotoğrafçı kamerasını yanlış yere çevirerek bize görünmeyeni göstermiş. Oliver Curtis'in fotoğrafları sayesinde o ünlü yerlerin bilinmeyen yüzünü göreceksiniz. 1- Rio'daki İsa Heykeli 2- Taj Mahal 3- Louvre Müzesi 4- Venedik St Mark Meydanı'nın tam tersi 5- Mao Mozalesi 6- Ağlama Duvarı İsrail 7- Mısır Piramitinden bakınca yeşillik görmek :/ Khufu Piramiti 8- Özgürlük Anıtı 9- Yunanistan Tapınaklar Parthenon 10- Washington 11- Hollywood yazısının ters tarafı 12- Kızıl Meydan Lenin'in mezarı 13- Stonehenge, İngiltere 14- Roma 15- Çin Seddi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tarihten-onemli-kisileri-harika-bir-sekilde-canlandirmis-12-unlu-isim/", "text": "Tarihte yer almış hatta tarihte iz bırakmış insanları canlandırmak dünyanın en zor işlerinden. Herkes tanıyor, herkes seviyor ve siz onu oynuyorsunuz. Yaptığınız rolde başarılı olmak zorundasınız ki o kişiye olan sevgi sizin başarısızlığınızla gölgelenmesin. Ya da sizin oyunculuğunuz yüzünden kariyerinizin geri kalanı yalan olmasın. İşte bu isimler tarihten efsane isimleri canlandıran ve o isimlerle birlikte tarihe de anlam katan isimler. Hepsine tek tek teşekkürler. Audrey Hepburn ve Jennifer Love Hewitt The Audrey Hepburn story, 2000 Alfred Hitchcock ve Anthony Hopkins Hitchcock, 2012 Virginia Woolf ve Nicole Kidman The Hours, 2002 John Lennon ve Aaron Taylor-Johnson Nowhere Boy, 2009 Muhammad Ali ve Will Smith li, 2001 Princess Diana and Naomi Watts Diana, 2013 Charles Chaplin Robert Downey Jr. Chaplin, 1992 Gia Carangi Angelina Jolie Gia, 1998 Ludwig van Beethoven Gary Oldman Immortal Beloved, 1994 Eva Peron Madonna Evita, 1996 Walt Disney Tom Hanks Saving Mr. Banks, 2013 Sigmund Freud Viggo Mortensen A Dangerous Method, 2011"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tarkan-filmlerinin-yildizi-isvecli-eva-benderin-hazin-oykusu/", "text": "Eva Bender'i, daha çok Tarkan serisinden hatırlıyoruz. İsveçli oyuncu, Tarkan Viking Kanı filminde, prenses rolünde karşımıza çıkmıştı. İşte Eva Bender'in hazin öyküsü... Eva Bender, 1944 yılında İsveç'te dünyaya geldi. Orada spor öğretmenliği yaptı. Türkiye'ye geldiğinde striptiz yıldızı olarak çalışmaya başladı, sonda da oyuncu olarak kameraların karşısına geçti. Halit Refiğ'in yönettiği Bir Türk'e Gönül Verdim gibi düzeyli bir filmde başrol oynayan Bender, bu arada cinsel avantür filmlerinde soyunan kadın olarak ün yaptı. Ama çıkışını Kartal Tibet'in başrolünü oynadığı Tarkan filmleriyle gerçekleştirdi. 6 Kasım 1968'de yönetmen Halit Refiğ ile evlendi, ama iki yıl sonra boşandılar. Bender, bu boşanmanın ardından bunalıma girdi. Bir akşam kendini Galata Rıhtımı'ndan atıverdi. Çevredekilerin yardımlarıyla denizden çıkarılıp Alman Hastanesi'ne götürdü. Bender bu olayın ardından İsveç'e döndü. Ama eski günlerine dönemedi. Veda mektubuna, Beni kimse anlamıyor... yazdı ve 43 yaşında hayata veda etti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tarot-tabanli-haftalik-burc-yorumu-10-16-mayis-2021/", "text": "Haftalık burç yorumu köşesine hoş geldiniz! Bu hafta her burcu ayrı ayrı inceledik. Sağlık-Aşk-Kariyer olarak kendi burcunuzda sizi bu hafta bekleyen şeyleri okuyabilirsiniz! Unutmayın, yükselen burcunuz da güneş burcunuz kadar önemli! O yüzden yükselen burcunuzu da göz önüne almanızı tavsiye ederim. O zaman hadi başlayalım! NOT: Unutmayın ki bu yorumlar geneldir, kişiye özel açılımlar için bana instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz. Fotoğrafa tıklayarak sayfamı ziyaret edebilirsiniz 🙂 KOÇ (21 Mart 20 Nisan) Merhaba Koç burçları ve yükselen burcu koç olanlar! Bu hafta aşk hayatınız gerçekten çok olumlu gözükmekte. Yalnız olanlar için ümit verici ve mutlu edici bir talip hayatlarına girebilir. Özellikle birlikteliği olanlar bu hafta ilişkilerini bir sonraki seviyeye taşımak için çok güzel kararlar alabilirler. Ufukta evlilik teklifi, evliliğe karar verme ve evlilik zamanını belirleme gibi olumlu durumlar gözükmekte. Evli olanlar için ise aile büyütmek için adımlar atabilir veya mutlu haberler alabilirler. İkili ilişkinizdeki uyumu yoğun bir şekilde deneyimlediğiniz bir hafta olacak. Kariyer olarak koç ve yükselen koç burçları için beklenen bir terfi gelebilir veya iş arayanlar için hayalindeki işe kavuşulabilir. Ancak bu süreçte sakin ve emin adımlarla ilerlemekte de fayda var çünkü kariyer konusunda yapılabilecek egoist davranışlar gereğinden fazla yükü sırtlamana neden olabilir. Kariyerde yapılabilecek en güzel adım bu hafta için bakış açısını genişletmek, inandığın şeyler uğruna savaşta dahi bulunulsa biraz işleri ağırdan almak ve uğruna savaştığı şeyin uzak bir amaç veya sevilmek için yaptığı bir şey olmaması gerek. Ayakların yere basmalı ve yaptığın şeyi neden yaptığını hatırlamalısın. Sanırım Sağlık konusunda ağırlıklı bir endişe taşıyorsun. Tabi şuanda herkes seninle aynı durumda! Ama etrafımızdaki zorlu sürece direnmek yerine artık bunu kabullenmelisin. Eğer kabullenmezsen ruhsal anlamda daha da çökebilirsin. İnsanlarla biraz daha sosyalleşmelisin, tabi kurallar çerçevesinde. Çünkü bedensel sağlığından çok ruhsal sağlığın ön plana çıkmış durumda, o da sana biraz sosyalleşmenin iyi geleceğinin sinyallerini vermekte. BOĞA (21 Nisan 20 Mayıs) Merhaba Boğa burçları ve yükselen burcu boğa olanlar! Aşk hayatınızda bir durgunluk, bekleyiş görmekteyim. Yalnız olanlar için kendi klasmanında aradığı kişilerin gelip onu bulmasını bekleme gözüküyorken ilişkisi olan boğalar için de emek verilmiş yaşanmışlıklar sonucunda bir karar verme süreci içinde bekleme durumu gözükmekte. Bu bekleyiş geleceğin belirsizliğinden veya kişiler arasında sezilen saklı gizemlerin ortaya çıkması üzerine olabilir. Boğalar bu durumdan ne kadar sıkılmış olursanız olun süreci zorlamamanız ve beklemeniz sizin hayrınıza olacaktır. Kariyer olarak gerçekten mutlu edici bir hafta geçireceksiniz gibi. Birçoğunuz için patronunuzdan bitirdiğiniz veya başladığınız bir iş sonucunda verilecek güzel övgüler belki de ödüller sizi maddi manevi bir üst seviyeye taşıyabilir veya isminizin iyi anlamda duyulmasına neden olabilir. Aynı zamanda potansiyel iş görüşmeleri, anlaşmalar da bu haftanın konusu olabilir. Ancak bu görüşmelerde egoistlikten biraz uzak durulmalı ve istekler açık olarak söylenmelidir. Yoksa sonuçlar beklenildiği gibi olmayabilir. Sağlık açısından biraz kendinizle mücadele içinde olabilirsiniz. Hastalığınız mide, ciğer, kalp ve sırt konuları üzerine olabilir. Hasta iseniz bu hastalık sizi yıpratmış olabilir duygusal anlamda. Ancak biraz daha sabırlı olmanız gerekmekte. Kısa zamanda tekrardan eski gücünüze kavuşacaksınız. Bu hafta sonuna doğru biraz daha kendinizi rahat hissedebilirsiniz. İKİZLER (21 Mayıs 21 Haziran) Merhaba İkizler burçları ve yükselen burcu ikizler olanlar! Bu hafta aşk konusunda çok duyarlı ve hayalperest bir havanız var. Bu hafta yeni bir aşk teklifi, hoşlanılan kişiden gelmesi muhtemel bir mesaj yolda gibi gözüküyor. Bu mesaj başkası tarafından da size ulaştırılabilir. Belki de ayrı olduğunuz ve düşündüğünüz biri var hala. Bu kişiden gelebilecek veya sizin bu kişiye edeceğiniz bir itiraf da olasılıklar arasında. Ancak bu duygusal halinizi üzerinizden atın, olayı hayatınızı etkilediği anda bir kenara koyun, kim bilir belki de tamamen bitirmeniz iyi de olacaktır çünkü bu kişiden size gelecek mesajlar olacak gibi duruyor. Evli olan ikizler burçlarını ise gayet uyum içinde geçecek bir hafta bekliyor. Kariyer konusunda biraz dikkatli olmalısınız. Çünkü çok çalışıyorsunuz! O kadar ki her yere iş götürmek gibi bir durum oluşmuş gibi. Çok çalıştığınız için de bu sizi OF dediğiniz noktaya getirebilir ve pılınızı pırtınızı toplayıp kaçmak isteyebilirsiniz. Ama sakin olun. Biraz kendinize de zaman ayırın. Çok çalışmak kafanızı dağıtacağı için biraz daha yavaş ilerlemeniz daha sağlıklı olacaktır. Bu daha iyi odaklanmanıza ve yaratıcılığınızın artmasına yol açacaktır. Bireysel olarak kendinize bu kadar yüklenmeyerek, etrafınızda size yardım edebilecek insanlara izin vermek sizi rahatlatacaktır. Sağlık konusunda çok endişelisiniz, hassas bir bünyeye sahip olma durumunuz muhtemeldir. Ciğer veya böbrekler konusunda sıkıntılar yaşıyor olabilirsiniz bu nedenle de izole olmanın iyi geleceğini düşünüyorsunuz ama biraz rahat olun sıkmayın kendinizi, bu kadar içe kapanmayın bu mental sağlığınız için de iyi olmayacaktır. En azından arkadaşlarınızla görüntülü konuşmalar yapmaya çalışın. Kendinizi fiziksel olarak korumuş olduğunuz için bunalıma girmemeniz sizin için daha iyi çünkü kendini koruyarak daha iyi yapıyorsun, hassassın ama mental sağlığını da korumayı unutmaman lazım! YENGEÇ (22 Haziran 22 Temmuz) Merhaba Yengeç burçları ve yükselen burcu yengeç olanlar! Bu hafta aşk konusu sizin için çalkantılı olacak gibi. Aşk hayatınızda seçimlerle boğuşuyorsunuz ve bu sizin bazen uykularınızı kaçıracak seviyeye de gelebiliyor. İçsel olarak bir çatışma halindesiniz ve kendinizi kapan sıkışmış gibi hissediyorsunuz. Biraz daha duygusal anlamda kendinizi rahat bırakmanız, seçimlerde boğulmak yerine bir şeye odaklanmanız sizin yararınıza olacaktır çünkü yaz aylarında bu kadar kendinizi sıkmanızın size sıkıntıdan başka bir şey getirmediğini göreceksiniz. Ayrılık yaşamışsanız da zaten yazın yapacağınız güzel başlangıçlar olacağı için şuanda kendinizi biraz toparlanmanız yaza daha iyi girmenize olanak sağlayacaktır. Evli olan Yengeç burçları için ise bu hafta verimli geçecek, hamilelik haberi bile alabilirsiniz: Her şey gönlünüze göre olsun diyelim o zaman 🙂 Bu hafta kariyer konusunda bazılarınız için bitişler olabilir ama bu bitiş gerçekten hayrına olacak gibi gözükmekte, kendini kaybetmiş gibi hissettiğin bir nokta olacak ve ne istediğine karar vermek için kariyerini sonlandırabilir, veya ona ara verebilirsin. Halihazırdaki işini gerçekten yapmak istemediğinin farkına varabilirsin. Bu bir özgürleşme hissi yaşatırken maddi veya manevi acı da hissettirebilir ama hiç merak etme özgüvenini tekrardan eline alacaksın ve hayalini kurduğun iş için kollarını sıvayacaksın. Sağlık açısından baldır ve bileklerde sıkıntı yaşayabilirsin. Sana ihanet edebilecek insanlar olabilir ve bunun sonucunda duygusal bir çöküş yaşama durumun olası. Duygusal bir derinlikten kaynaklı bunalım da olası olabilir. Ama bu kişileri affedip önüne bakmalısın yoksa sana sağlığını etkileyeceği bir hüzün bırakmaktan öteye gitmeyecektir. Sağlığın önemli! ASLAN (23 Temmuz 22 Ağustos) Merhaba Aslan burçları ve yükselen burcu aslan olanlar! Bu hafta aşk hayatınıza problem çözücü olarak başlama durumunuz var, hayatınıza iyi gelmeyen kişi konusunda artık düşünmeniz size iyi gelmiyor. Size hizmet etmeyen ilişkileri bitirmeniz sizin yararınıza olacaktır. Geçmiş yaşantınızdan veya yeni tanıştığınız birinden tatlı bir aşk teklifi alabilirsiniz! Bu duruma da kayıtsız kalmayacakmışsınız gibi duruyor. Yoğun bir aksiyon alma ve bu yeni gelen teklife şans verme isteğiniz olacak. Ama biraz sakin olup durumu değerlendirmeniz iyi olur özellikle de yeni bir ilişkiden çıktıysanız kendinize zaman ayırmanız daha iyi olacaktır. Evli olan aslan burçları ise biraz çalkantılı bir durumda gibi. Bir çatışma hali söz konusu olabilir ama bu çatışmalar bir sonuca bağlanmıyor çünkü bunları siz yaratıyormuşsunuz gibi. Biraz durup düşünmeniz size daha berrak bir yol gösterecektir. Kariyer konusunda biraz kendinizi sıkışmış hissediyorsunuz. Önünüzü göremiyormuşsunuz gibi bir durum var. Patronunuzla olabilecek potansiyel bir tartışma da mevcut. Aslında bulunduğunuz durumdan sıyrılabilecek gücünüz var, sanki kendinizi sıkıştırmışsınız. Ama aksiyon almalı ve potansiyelini ortaya çıkartmalısınız, bundan korkmayın. Bu konuda sezgilerinize güvenmeniz iyi olacaktır. Sağlık konusunda bu hafta bir diz sıkıntısı çekme durumunuz olabilir. İşten kaynaklı bir hastalıkla da karşı karşıya gelebilirsiniz. Hasta olma durumunuz olsa da kendinizi yıpratmayın çünkü iyileşme süreciniz hızlı olacak. Her şey iyi olacak, negatif duyguları üzerinden atmalısın. BAŞAK (23 Ağustos 22 Eylül) Merhaba Başak burçları ve yükselen burcu başak olanlar! Bu hafta aşk konusunda cesaretli olacaksınız. Aşk hayatınızda olumlu yönde değişimler olacak gibi duruyor. Enerjiniz çok yüksek ama ilişkide bir oyalama sezebilirsiniz, sanki yerinde sayan bir şey varmış gibi. Ama bunun ne olduğunu karşı tarafın söylemesini beklemek yerine sizin adım atmanız süreci hızlandıracaktır. Sevgililer için ise biraz daha birbirinizle sosyalleşmeniz, iletişim kurmanız, birbirinize zaman ayırmanız daha sağlıklı olacaktır. Evli başak burçlarının ise kafaları biraz bulanık gibi. Hızlı kararlar alma gibi bir durum yaşanabilir ama biraz durup nefes almak, almak üzeri olduğu kararı gözden geçirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Kariyer konusunda işine biraz daha odaklanması iyi olacaktır. Bazen çalışırken aklınız başka yerlere kayıyor olabilir ve bu da verimliliği azaltabilir, zaman ayırıp parasal kaynaklar üzerinde biraz çalışmanız sizin yararınıza olacaktır. Çünkü hayatınızda bu konular hakkında bazı sıkıntıları çözmüş olsanız da hala kafanızı kurcalayan şeyler var. Kariyerinizde kendinizi geliştirmeniz de olumlu sonuçlar verecektir, yani bu hafta gelebilecek fırsatları değerlendirmekte fayda var. Sağlık açısından dizler ve baldırlarla ilgili biraz problem olabilir. Potansiyel psikolog görüşmeleri yaşama durumu da mevcut. Ama bu hafta sağlık açısından olumlu bir hafta sizin için. Eğer hastaysanız iyileşme potansiyeliniz yüksek. Muhtemel sağlıkla ilgili yapılmış testlerin sonuçları da olumlu gözükmekte. TERAZİ (23 Eylül 23 Ekim) Merhaba Terazi burçları ve yükselen burcu terazi olanlar! Bu hafta aşk konusunda eskiden gelen birileri olabilir. Bu kişiyi affetmek isteyebilirsiniz ve birlikteliğe devam etme düşünceniz olabilir ancak bu ilişki artık geçmişte kalmış bunu kabullenmeniz gerekiyor ve bu ilişkiyi kafanızda bitirmeniz sizin için daha iyi olacaktır. Bir şeylerin artık gitmesine, bitmesine izin vermeniz gerekiyor. Evli terazi burçları için ise peşin hüküm vermenin iyi olmadığını görmekteyim. Yani aslında yüzeyde görünenden daha fazlası var o nedenle dikkatini verip biraz daha bakması gerek olaylara. Bu hafta kariyer konusunda değişiklik yapmanız olası veya bulunduğunuz departmandan başka bir departmana aktarılma durumunuz da olabilir. Bu değişim size duygusal bir çıkmaza sürükleyebilir, yani arada kalmış hissi verebilir. Ama bunun yanında gelebilecek acemilik hissi sizi bu duygusal duruma sürüklememeli, aksine bu değişimi fırsata çevirmelisiniz. Çok fazla bir haberleşme durumları da mevcut. İş kaynaklı gelecek mailler, mesajlar olabilir dikkatli bir şekilde okunup verilecek cevapları birkaç kez gözden geçirmeniz faydalı olacaktır. Bir yerden beklediğiniz bir paradan da haber alabilirsiniz. Sağlığınız baya yerinde gibi bu hafta. Biraz boğaz ve boyun bölgenizde ufak sorunlar olabilir. Belki biraz sağlık harcamalarınız da olabilir. Bu harcamalarınız estetik üzerine de olabilir. Ama sonu mutlu olacak gibi gözüküyor. AKREP (24 Ekim 22 Kasım) Merhaba Akrep burçları ve yükselen burcu akrep olanlar! Bu hafta akrep burçları için davet yüklü bir hafta olabilir. Küçük jestlerle karşılaşabilir, telefon araması veya mesaj alabilirler. Yeni bir aşk teklifi bile olabilir bu da güzel bir arzu uyandırabilir sizlerde. Ancak bu sıralar çok bir bağlılık peşinde değilsiniz gibi. Yani biraz gönül eğlendirmek isteyebilirsiniz, aşkta biraz bağımsız olmak istiyor gibisiniz. Evli akrep burçları ise dengeli bir hafta geçirecek, evlilikte biraz tolerans ile sakin ve sıcacık bir hafta sizi bekliyor gibi. Çok çalışıyorsunuz. Her yerinizden adanmışlık akmakta. O kadar ki bazen etrafınızda olup bitenlere karşı bir kopukluk oluşmuş. Belki size çok güzel iş teklifleri yapılacak ama bu adanmışlığınız nedeni ile bu teklifleri göremeyeceksiniz. Biraz daha kafanızı kaldırıp etrafınıza bakmanız bir oh çekmeniz kariyeriniz açısından iyi olacaktır. Çünkü hafta sonuna doğru bu adanmışlığınız bir çekişmeye de neden olabilir, belki patronunuzla belki de iş arkadaşlarınızla. Bu hafta sağlık konusunda omuzlar, kollar ve ellerinizle ilgili konular gündeme gelebilir. Hasta iseniz etrafınızdakilere suçlama gibi bir durumunuz olabilir. Ancak bakış açınızı değiştirip olayı daha objektif görmeniz gerekmekte. Çok çalıştığınız için sağlığınızı da ihmal etmiş olabilirsiniz. Dikkatli olmanızda fayda var. YAY (23 Kasım 21 Aralık) Merhaba Yay burçları ve yükselen burcu yay olanlar! Bu hafta uzun zamandır uğraştığınız ilişkinizde bir sonuç elde edebilirsiniz ve bu sizin için gerçekten tatmin edici olacaktır. Ancak oyalama hissinden kaynaklı bitişler de olsa, ilişkinin bir üst seviyeye taşınma durumu da olsa, sizin için ufukta gidilecek bir yol gözükmekte. Karşı tarafın adım atmasını beklemek yerine bir şeyleri sonuca ulaştırmak adına adım atmayı denemelisin. Çünkü geçmişte hallettiğin şeyler seni rahatlatsa da kafada hala çözülmemiş sıkıntılar bulunmakta. Evli yay burçları da olaylar karşısında kendi iç seslerine güvenmeli ve belki de biraz duyarlı olmayı denemeliler. İş konusunda bir mükelleşme içinde olacaksınız. Bunun sonucunda gelen bir kutlama var gibi, bunu siz de düzenlemiş olabilirsiniz veya patronunuz sizin için bunun adımını atacak. İşte ön plandasınız ve kendinizle gurur duyuyorsunuz. Ama yine de sahip oldukların için şükretmeyi unutma. İşinizde hayat dolusunuz ve sürekli bir şeyler başlatmak istiyorsunuz. Bu hafta başlatma enerjiniz yüksek. İyi değerlendirebilirsiniz. Sağlık anlamında yakın çevrenizden gelebilecek olumsuz haberler olabilir. Veya olumlu beklediğiniz bir haber sizin adınıza olumsuz sonuçlanmış olabilir. Mide, ciğer, sırt ve kalp, çocuklarınızla ilgili sıkıntılar veya hamilelik sorunlarınız ortaya çıkmış olabilir. Bedensel sağlığınız, sizi duygusal olarak çalkantıya sürükleyebilir ama metin olun, bu işi de başarıyla halledeceksiniz. Haftanın sonu daha aydınlık duruyor. OĞLAK (22 Aralık 20 Ocak) Merhaba Oğlak burcu ve yükselen burcu oğlak olanlar! Aşk hayatınızda biraz depresiflik varmış gibi, hüzünlü bir gerçek ortaya çıkabilir. Bekar olanlar için reddedilme durumu olabilir. Ama bu hüzün karşısında dik durmanız sizin için daha iyi olacaktır. Kendi adınıza daha başarılı hissedecek ve belki sizden kaynaklandığı zannedilen şeyin aslında sizinle hiç alakası olmadığı ortaya çıkacaktır. Evli olan oğlak burçlarının ise biraz haftası çalkantılı olabilir. Aile içinde bazı sıkıntılar uykularınızı kaçıracak seviyeye ulaşmış gibi gözüküyor ama bunların yaşanması gerekiyordu. Ama kısa zamanda bu çatışma sona erecek merak etmeyin. Oğlak burçları kariyer konusunda bu hafta çok şanslı. Ufukta olası bir terfi veya zam gözükmekte. Kariyerinizde ilerlediğiniz şu dönemlerde elinize gelen işleri yalnız yapmanız daha iyi olabilir. Grup çalışması için pek de uygun gözükmüyor bu hafta. Yalnız çalışmanız sizi daha verimli ve huzurlu kılabilir. Sağlık konusunda kafanızı çok yoruyorsunuz. Belki de haklısınız. Bir doktorla görüşmeleriniz var gibi. Hastane işleriniz olabilir ama bu işlerde başkasından yardım istemeden kendiniz halletmeye odaklanmış durumdasınız. Belki de size manevi destek vermek için yanınızda olmak isteyen insanlara biraz daha izin vermeniz mental anlamda sizi rahatlatacaktır. KOVA (21 Ocak 18 Şubat) Merhaba Kova burcu ve yükselen burcu kova olanlar! Aslında aşk hayatında kendinize güveniniz tam ama hoşlandığınız kişi veya sevgiliniz ile aranızda köprü kurmasını istediğiniz birileri var gibi. Ya olmazsa diye düşünceleriniz var. Bu konuda kendi kendinize bir savaş halindesiniz. Kendi içinize artık kapanmamanız lazım. Düşüncelerinizi ve isteklerinizi rahatça dile getirmelisiniz. Evli kova burçlarını ise bolluk dolu bir hafta bekliyor gibi. Potansiyel hamilelik haberleri de gündemde olabilir. Çok fazla işi yüklenmişsiniz ve her şeyi kendiniz yapıyorsunuz. Biraz sırtınızdaki işleri hafifletmeniz gerek çünkü bu sizi biraz fazla yormuş. İsyan etmeden ilerlemelisiniz sürece güvenmeniz daha sağlıklı olacaktır. Ama tabi soluklanmanız da daha verimli işler ortaya koymanız demek. İşini zorlama zaten ilerleyeceksin. Çok sağlıklı bir hafta olacak gibi sizin için. Hastalıktan iyileşmeler gündeminizde olabilir. Uzun zamandır çektiğiniz bir hastalığın sonuca ulaşması da muhtemeldir. BALIK (19 Şubat 20 Mart) Merhaba Balık burcu ve yükselen burcu balık olanlar! Bu hafta aşkta gerçekten şanslısınız. Yeni ve mutlu bir birlikteliğin başlangıcı olurken bekarlar için, birlikte olanlar adına sevgilerini tazelemek anlamına gelen bir haftaya giriş yaptınız. Sevgi alış-verişinizin yoğun olacağı bir hafta olacak. Kendinize olan sevginiz de beslenecek. Belki potansiyel evlilik teklifi olabilir çünkü balık burçları için aşk hayatında bir kutlama görüyorum. Evli balık burçları için çocuk haberi alma durumu olabilir. Belki bu biraz can sıkıcı olabilir ama acemi yaklaşmadan olayları daha yakından görmeye çalışmakta her iki taraf için fayda var. Kariyer de şanslı olan burçlar arasındasınız. Olası bir terfi veya zam durumunuz var. Yaptığınız işi bedenen ve ruhen severek yapıyorsunuz. Birçoğunuz işiyle bütünleşmiş durumda. Zaten bunun da meyveleri yakında toplanacaktır. Sabırlı olun ve yaptığınız işe aynen devam edin! Biraz sağlık adına koşturmaca dolu bir hafta olabilir. Ya da ufak sağlık sorunlarını gözünüzde büyütebilirsiniz ama sakin olun çok da büyütülecek bir şey yok. Zaten bedeniniz bu sıralar sandığınızdan da sağlıklı. Olayları büyütmemekte fayda var. Burçlara ise genel olarak verilecek tavsiye ise; Biraz daha cömert olmalısın. Olayları daha derinden ve bilgece değerlendirerek adım atman senin için daha iyi olacaktır. Bu şekilde bir farkındalık yaratabilir ve bir aslan gibi işleri eline alabilirsin. Saygı görmek istiyorsan ona göre davranman gerek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tarot-tabanli-haftalik-burc-yorumu-17-23-mayis-2021/", "text": "Haftalık burç yorumu köşesine hoş geldiniz! Bu hafta her burcu ayrı ayrı inceledik. Sağlık-Aşk-Kariyer-Para olarak kendi burcunuzda sizi bu hafta bekleyen şeyleri okuyabilirsiniz! Unutmayın, yükselen burcunuz da güneş burcunuz kadar önemli! O yüzden yükselen burcunuzu da göz önüne almanızı tavsiye ederim. O zaman hadi başlayalım! NOT: Unutmayın ki bu yorumlar geneldir, kişiye özel açılımlar için bana instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz. Fotoğrafa tıklayarak sayfamı ziyaret edebilirsiniz 🙂 KOÇ (21 Mart 20 Nisan) Merhaba Koç burçları ve yükselen burcu koç olanlar! Bu hafta flörtlerinize karşı biraz daha atılgan olabilirsiniz. Hayatınızdaki kişinin karşısına yeni tekliflerle çıkabilirsiniz. Ama bunlar olurken atılganlığınızın ve tekliflerinizin sağlamlığından emin olmanızda fayda var. Aynı zamanda bekar olan Koç burçlarına da güzel aşk teklifleri gelebilir. Evli olan koç burçlarında hanede biraz gerginlikler olabilir. Ya da beklediğiniz bir haberi sonunda alabilirsiniz. Biraz sakin olup dikkatle olayları incelemenizde tabi ki yarar var bu noktada. İş yerinizde yaşadığınız ve belki de savaştığınız bir olayın çözümlenmesi muhtemeldir bu hafta. Düşündüğünüzden daha yumuşak ve sevgi dili ile olay sonlanacaktır. Biraz politik olmakta fayda var. İş arayan Koç burçları biraz daha sabırlı olmalı, istedikleri ideal iş onları bulacak. Sağlık açısından göğüs bölgesi ve mide ile ilgili problemler yaşayan Koç burçları ağırlıkta gibi. Bu haftaya sağlık açısından biraz daha dengeli bir biçimde adım atacaksınız bu bölgelerle ilgili. Bu durum sizi günlük işlerinizden uzaklaştırmış olsa da sağlık bakımından haftayı daha hafif atlatacaksınız. Para konusunda bu hafta biraz stresli geçebilir özellikle ticaretle uğraşan Koç burçları biraz zorlanabilirler bu hafta. Ancak belki kış aylarından beklediğiniz bir maddiyat konusu gündeme gelebilir ve hafta sonunda bununla ilgili birtakım gelişmeler yaşayabilirsiniz. BOĞA (21 Nisan 20 Mayıs) Merhaba Boğa burçları ve yükselen burcu boğa olanlar! Bekar olan Boğa burçları için bu hafta aşk hayatında kıpırdanmalar olabilir. Kendinizi bir anda kazanova vari bir insan olarak bulabilirsiniz. Hızlı bir aşk geçişi içerisinde kendinizi bulabilirsiniz. Birliktelik içinde olan Boğa burçlarında ise bir hüzün havası mevcut gibi. Beklenmedik üzücü bir olayın aydınlanması sonucu ortaya çıkabilecek potansiyel bir hüzün var ortada. Evli olan Boğa burçları için ise hafta bolluk bereket enerjisi içinde geçecek. Mutlu bir aile tablosu çiziyorsunuz. 🙂 İş arayan Boğa burçları biraz her şeyi kendileri üstlenmeye çalışıyor gibi. Yani kendi işimi bulurum inadı mevcut. Ancak belki de başkalarının yardımlarını kabul etmeleri sizin için daha iyidir. Eğer etrafta yardım edecek birileri yok ise aradığınız işin sizin için gerçekten hayırlı olup olmadığını düşünmeniz gerek çünkü gerçekten ne iş istediğinizi tam bilemiyorsunuz gibi. İş sahibi olan Boğa burçları, bazen işinizde ok hayalperest davranabiliyorsunuz gibi ve fırsatları görmezden geldiğiniz de olabiliyor. Ama fırsatları yakalamanız gerek ki işinizde istediğiniz gibi bir dönüşümü elde edebilesiniz. Aşırı çalışmaktan kaynaklı biraz rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Karın bölgesinde yoğun olarak hissedebilirsiniz rahatsızlıklarınızı. Belki çalışmanın verdiğini stres sonucunda oluşan mide problemleri ortaya çıkabilir. Kendine güvensizliğinizi ortadan kaldırmanız lazım artık ve para kazanmak için aklınızdaki fikirleri ortaya koymalısınız. İKİZLER (21 Mayıs 21 Haziran) Merhaba İkizler burçları ve yükselen burcu ikizler olanlar! Bu hafta bekar olanlar için ufukta yeni bir aşk söz konusu hem de böyle en tatlısından ancak bu aşkta dürüst olmayı unutmamanız en önemli noktalardan biri. Aynı zamanda aşkı sosyalleşerek bulacağınız da unutma. Sevgili olan ikizler burçları bu hafta hayal kırıklıkları yaşayabilirler. Ancak direk bir şeylere karar vermek yerine karşınızdakiyle oturup konuşmanız daha sağlıklı olur. Yakın çevreden de tavsiye alınabilir. Evli olan ikizler burçlarının ise akıllarında onları sürekli düşündüren şeylerin iyiye sonuçlanacağı bir haftaya giriyorlar. İş arayan İkizler burçları belki biraz daha kendi alanlarında kendilerini geliştirmeli. Belki bir kadın figüründen iş tekliflerinin geri dönüşü hakkında haber alabilirler. İş sahibi İkizler burçları erkek figürü patronlarıyla biraz çekişme yaşamış ya da yaşayacak olabilir ancak artık savunmasını indirmesi ve yaşanan olaya güvenmesi de lazım ki dengesini sağlayabilsin. Çünkü sinirlenmeye meyilli bir yapı oluşmaması olay gidişatı için ve kişi için daha iyi. İkizler burcu bu hafta boğaz ağrıları yaşayabilir belki de babada veya dedede ufak bu tip bir sağlık sorunu ile de karşılaşılabilir. Sağlığınızı salmış gibi bir haliniz de var. Çok kendi üstünüze düşmüyor gibisiniz. Ama sağlık şakaya gelmez unutmayın. Bu hafta bir erkek figüründen size iletilebilecek bir para varmış gibi gözükmekte. Ayrı olarak kendi para kazanma planlarınızı harekete geçirebilmeniz de muhtemel. YENGEÇ (22 Haziran 22 Temmuz) Merhaba Yengeç burçları ve yükselen burcu yengeç olanlar! Bekar olan yengeç burçları bekarlık durumlarını bitirmek isteseler de sanki bu konuda bir aksiyon göstermiyor gibiler. Bir ilişkinin başlayacağı varsa da sizde o aksiyon alma durumu yok gibi bu hafta. Bu konunun belki biraz daha üstüne düşmelisiniz. Birlikteliği olan Yengeç burçları için ise tutkulu ve hareketli bir hafta gözükmekte. Bu hafta sizin için romantiklik kokuyor. Evli olan Yengeç burçları için ise bir şeyleri geride bırakma durumu söz konusu. Bir konuyu kapatma durumu var ama bunu yaparken konunun tamamen kapandığına emin olmalısınız. Geride bıraktığınız şeyden bir parça da geleceğinize götürmemeniz sizin için daha iyi olacaktır. İş arayan Yengeç burçları için bir yardım söz konusu. Yani sizlere ulaşabilecek bir iş teklifi var gibi duruyor. Belki istediğiniz işten daha farklı olabilir ama planlı bir şekilde risk almanız sizi bir adım daha öteye götürecektir. İş sahibiyseniz patronlarınız ile ilgili biraz sıkıntı yaşıyor olabilirsiniz, çok buyurgan bir patronunuz olabilir sürekli sizi işe koşturan ve bu nedenle ayrılmak istiyor olabilirsiniz işten ancak uzun zamandır harcadığınız emekler sonucunda bu düşünceyi askıya almış gibisiniz. Ve biraz da başka işler konusunda karar verememe durumunuz var. Yanlış bir karar verme potansiyeliniz çok yüksek o nedenle iyi bir şekilde düşünüp aksiyon almanız sizin için daha yararlı olacaktır. Sağlık açısından bu hafta biraz ödemlerden şikayetçi olabilirsiniz. Genel bir kafa karışıklığı halinde etrafta dolanıp durma durumunuz da çok muhtemeldir. Biraz sakin olup kendinize fırsat tanımanız bu süreçte size iyi gelecektir. Bakış açınızı değiştirmeyi deneyin. İlkbahar döneminde size vaat edilmiş ufak tefek paralar konusunda haberler alabilir hatta onları yavaş yavaş cüzdanınızda görmeye başlayabilirsiniz. ASLAN (23 Temmuz 22 Ağustos) Merhaba Aslan burçları ve yükselen burcu aslan olanlar! Bekar Aslan burçları bu hafta biraz aşka şansı açık gibi. Bu konuda zorladıkları bir durum var ise biraz rahat bırakarak akışa bırakmaları durumu daha iyi olacaktır. Zaten düşündükleri kendiliğinden olacak. Aslan burçları bu hafta ilişkilerini gözden geçiriyor gibi. Yani ilişkinin artık iki tarafa hizmet edip etmediği konusunda bir konuşmalar dönebilir ortada. Bu konuda en iyisi ilişkiyi iyi analiz etmeniz ve birbirinize olası kırıcı sözler sarf etmemeniz. Evli Aslan burçları için ise neşeli bir hafta geçecek gibi hatta çok tatlı haberler alabilirler. Örneğin çocuk haberi gibi. Bu hafta iş arayan aslan burçları biraz daha kolektif iş alanlarına yönelik işlere bakabilirsiniz. Orada daha kolay yanıt alabileceksiniz gibi durmakta. Yani bunun içine teknolojiyi ilgilendiren alanlar da girmekte. Örneğin bir telekom şirketi veya sosyal medya vs.İş sahibi olanlar için ise bu hafta işinizde söz sahibi olacakmışsınız gibi ve bunu yaparken sözlerinizi doğru ve düzgün kullanmaya dikkat etmeniz sağlıklı olacaktır. Ve iş ortamında olayların gerçekliklerini kontrol etmeyi unutmayın. Bu hafta gayet sağlıklı bir hafta olacak gibi sizin için. Aile içinde belki dede veya baba ile ilgili ufak tefek sağlık problemleri duysanız da mutlu ve sağlıklı bir hafta önünüzde. Eveet! Uzun zamandır beklediğiniz bir para haberi bu hafta nihayet geliyor gibi. Bu kopamadığınız ama satmak istediğiniz yine de bir yerle alakalı olabilir. BAŞAK (23 Ağustos 22 Eylül) Merhaba Başak burçları ve yükselen burcu başak olanlar! Bu hafta bekar burçları şunu fark edeceksiniz ki karşınızdaki insan için neler neler yapmışsınız ama o size hiç geri dönüş sağlamamış ve burada bir alma verme denge sıkıntısını fark edip bu durumdan özgürleşeceksiniz. Birlikte olan Başaklar ise bu hafta eskiyi geride bırakıp yeni bir şeylere başlama isteği içine girecekler gibi. Yani bu ilişkide bir sorun olabilir veya tamamen ilişki olabilir ama burada ilişkiyi bitirmekten çok beraber arkada bıraktığınız şeylerle yeni bir şeye adım atma gözükmekte. Ama bunu yaparken geçmişten parçalar geleceğinize getirmemeye dikkat etmelisiniz. Evli olanlar için ise biraz git geller ve konuşulan planlarda sürekli değişimler olması söz konusu gibi durmakta. İş arayan Başak burçları biraz kendinizi kısır döngü içinde hissedebilirsiniz iş bulamadığınız için ama biraz sabredin. Sonunda varmanız gereken yere varacaksınız. İş sahibi Başak burçları sizler çok yıpranmışsınız sanki işte. Sürekli bir mücadele içindeymişsiniz gibi ve bu hafta kendinizi artık olaylardan geri çekip dinlenme moduna almışsınız. Ama bu savaşların çoğu aynı zamanda kafanızda bir kuruntu gibi de dönmekte. Biraz rahatlayıp bu kuruntuları kafanızdan atmanız sizin için iyi olacaktır. Bu hafta biraz sırt ağrısı, hafif ateş veya gözlerde ağrı hissedebilirsiniz. Ama vücut direnci olarak güçlü geçecek bir hafta sizi bekliyor gibi durmakta. Para konusunda biraz dertli olacaksınız gibi. Beklediğiniz para gelmeyebilir maalesef veya hiç ummadığınız bir insan tarafından para konusunda aldatılabilirsiniz o nedenle dikkat etmenizde fayda var. TERAZİ (23 Eylül 23 Ekim) Merhaba Terazi burçları ve yükselen burcu terazi olanlar! Bekar Terazi burçları dikkat! Bu hafta ilişki düşündüğünüz biri tarafından aldatılma durumlarınız olabilir. Karşı tarafın sözlerine aldanmamaya çalışmanızda fayda var. Birlikteliği olanlar için ise akıldakilerini ortaya dökememe yani aslında aksiyon alamama sorunu var gibi. Biraz kendilerini zorlayarak ilişkide aksiyon almaları daha iyi olacaktır. Evli olan Terazi burçları için biraz hayal kırıklığı varmış gibi. Ummadıkları bir konu hakkında hüzünlü bir haber ortaya çıkabilir. Biraz içlerine dönerek durum değerlendirmesi yapmalarında fayda var. İş arayan Terazi burçları başvuruların olumsuz olmasından kaynaklı bir kafa karışıklığı içinde olabilir. Aynı zamanda başvurdukları işlerin güvenilirliğini de kontrol etmelerinde fayda var, aldatılma durumu ile karşılaşabilirler yani düşündüklerinden farklı bir iş çıkabilir başvurdukları işler. İş sahibi olan Terazi burçlarının işlerinde biraz daha açık olmaları yani olaylara adil yaklaşmaları onlar için iyi olacaktır. Durumlar karşısında iki tarafı da eşit almaya dikkat etmeliler. Bu hafta sonucunu bekledikleri bir haber alabilirler doktordan. Bu sağlık durumu haberi dizler ve bacaklarla ilgili sorunların sonucu olabilir. Buralarda oluşmuş kırıklar üzerine muhtemel ameliyatlar da söz konusu olabilir. Diretmemekte fayda var. Para ile ilgili çözümlenmeyi bekleyen durumlarınız mevcut ama bu hafta artık biraz kafanızı bu konudan uzaklaştırmanız gerek. Çünkü sizin için bu konuları düşünmek şuanda size fayda sağlamıyor. AKREP (24 Ekim 22 Kasım) Merhaba Akrep burçları ve yükselen burcu akrep olanlar! Bu hafta çalışıyorsanız eğer iş hayatınızdan biri ile flörtleşmeler olabilir. Çalışmıyorsanız da bekar olmanız şuanda sizin canınızı o kadar da sıkmıyormuş gibi duruyor yani kendi kendinize yetiyor bir pozisyonda gibisiniz. Birlikteliğiniz var ise haftaya baya dengeli giriyorsunuz. Bu hafta daha az kavga daha çok denge ve anlayış var ilişkinizde. Evli olan Akrepler bu hafta biraz koşturmacalı olacakmış gibi sizin için yani bir çatışma havası evde esiyor gibi gözükmekte. Birbirinizi kırmadığınız sürece yaşanılan çekişmenin sonucu pozitif seyiredebilir. Bu hafta iş arayan Akrep burçları şanslı gibi, ya aradığınız bir işi bulacaksınız ya da başvurduklarınızdan olumlu sonuçlar alacaksınız. İş sahibi olan Akrep burçları için ise biraz iş hayatında temkinli olmanız sizin için iyi olacaktır. Ağır hareket eden iş konularında aceleci olmamak daha iyidir. İş konusunda hayalleriniz bu şekilde daha somut şeylere dönüşecektir. Bu hafta biraz böbreklerde veya sırtta ağrılarınız olabilir ama bu rahatsızlıklar sizi çok elzem bir konuma sürüklemeyecek gibi. Sağlık açısından bu hafta şansınız sizinle. Bu hafta aileden veya aileye gelebilecek muhtemel para sizi mutlu edecek gibi durmakta. YAY (23 Kasım 21 Aralık) Merhaba Yay burçları ve yükselen burcu yay olanlar! Bu hafta bekar yay burçları bekarlığınızdan büyük keyif alacaksınız gibi çünkü kendinizle kalmanız sizi mutlu ediyor. Birlikteliği olanlar ise sevdiği insandan tatlı romantik hediyeler alabilir. Bu hafta gerçekten aşk kokuyorsunuz! Evli olan Yay burçlarında eşini destekleme isteği yoğun olacak gibi. Aynı zamanda eşten saklanan bir sır da ortada mevcut olabilir. Zarar verici sonuçları olabileceğinden saklanmış bir sır olabilir. Kişinin içsel olarak bunun muhakemesini yapması daha yararlı olacaktır. İş arayan yay burçları babadan destek görebilirsiniz veya erkek bir figürden iş teklifi alabilirsiniz. Devletle ilgili iş konularındaki başvurularda bir dönüş elde edilebilir. İş sahibi olan Yaylar bu hafta terfi alma olasılığınız var. İş alanı konusunda sahip olduğunuzdan daha fazla imkanınızın olduğunu anlayabilirsiniz. Öngörülemeyen olaylar yaşanabilir işte, duruma karşı hemen tepki vermek yerine akışa bırakmak yararlı olacaktır. Sağlık açısından ağır geçebilecek bir hastalık olabilir yani tedavi süreci uzun olan bir durumla karşılaşabilirsiniz ama sabırlı olmanızda fayda var çünkü sonuçları umduğunuz gibi kötü olmayacak. Bu hafta anneden gelen bir para yardımı alabilirsiniz. OĞLAK (22 Aralık 20 Ocak) Merhaba Oğlak burcu ve yükselen burcu oğlak olanlar! Bekar olan oğlak burçları, biraz aşk konusunda vizyon sahibi olun ve belki bakış açınızı değiştirin. Konuştuğunuz birisi varsa eğer işlerin hemen sevgili raddesine gelmesi için hızlı hareket etmeye çalışmayın çünkü acele işe şeytan karışır diye de bir laf var. Biraz sabretmeniz gerek. Birlikteliği olan siz Oğlak burçları ise bu hafta tolerans haftası sizin için. Karşınızdakine göstereceğiniz toleransın ne kadar doğru bir karar olduğunu anlayacaksınız. Evli oğlak burçları bu hafta bir kutlama görünüyor sizin için. Çaba gösterilen bir şey sonucunda elde edilen başarı ile yapacağınız bir kutlama olacak. Bu hafta iş arayan oğlak burçlarına müjde! Beklediğiniz iş başvurusundan olumlu geri dönüş alacaksınız gözüküyor ve hatta bu hafta işe bile başlayabilirsiniz! İş sahibi olan Oğlak burçları bu hafta bir yıkımla karşılaşabilir maalesef. İş kaybı, beklenen paranın yatmaması vs gibi iş konusunda sizi olumsuz etkileyecek ve iş hayatınızın değişmesine neden olacak bir durum oluşabilir. Ama her yıkımın sonunda bir aydınlık vardır. Umudunuzu kaybetmeyin. Kollar, omuzlar, göğüs veya midede ufak problemler yaşayabilirsiniz. Bunlar biraz duygu durumunuzu da değiştirebilir. Aile ile ilgili sağlık olayları gündemde olabilir. Duygu durumunuzu stabil tutmanızda fayda var. Bu hafta beklediğiniz para hakkında olumlu haberler alacak ve bu konuyu kutlayacaksınız! KOVA (21 Ocak 18 Şubat) Merhaba Kova burcu ve yükselen burcu kova olanlar! Bekarlık olan Kova burçları biraz daha alma verme dengesini sağlamalı maddi ve manevi dengede olmalı ki karşı tarafı ürkütmesin. Yardımın da dozajı lazım bazen. Sevgililer bu hafta yeni tatil planları yapabilirsiniz, maceraya atılmak için kollarınızı sıvayabilirsiniz. Tabi bunların havada kalmaması için aksiyon almayı da unutmamanız lazım. Evli olan Kova burçlarının biraz kafası karışık durumda. Olaylar sanki sisli puslu bir hal almış gibi hissediyorsunuz ve olayların içinden çıkamıyorsunuz. Ancak belki de bakış açınızı değiştirmeniz ve farklı bir pencereden olayları değerlendirmeniz daha iyi olacaktır. İş arayan Kova burçları bu hafta olumlu sonuçlar alamayabilirler iş başvurularından veya istedikleri gibi bir iş bulamayabilirler. Ama denemekten vazgeçmeyin her yıkımın sonunda bir aydınlık vardır. İş sahibi olan kova burçları sizler de bu hafta biraz kendinizi kapana sıkışmış gibi hissediyorsunuz ama bu düşünceden çıkmanız lazım çünkü iş hayatınızda aslında hep kendi kendinize ket vurmuşsunuz. Elinizdeki birikimi kullanmanız size olumlu sonuçlar sağlayacaktır. Sağlığınız gayet tatlı bir halde bu hafta. Belki biraz dizlerle ilgili ağrı yaşayabilirsiniz. Aileden kaynaklı olumsuz haberleri gözünüzde büyütmeyin gelip geçecektir. Paranızı nereye harcayacağınızı bilemiyormuş gibi bir havanız var ama bu ruh halinden kurtulmalı ve sizin için en uygun yatırımı yapmalısınız. BALIK (19 Şubat 20 Mart) Merhaba Balık burcu ve yükselen burcu balık olanlar! Bekar olan Balık burçları düşündükleri kişide aradıkları aşk konusunda kendilerini çok yıpratıyorlar gibi. Düşündükleri biri yok ise de kimse yok diye hüzünlüler. Ama buna değmez biraz rahat olun ve akışa güvenin. Bu hafta birlikteliği olanlar için ise bazı olayların tamamlanacağı bir süreç olacak. Aşkın bitişi de olabilir bu ya da sevgili olayının bir üst seviyeye taşınması da olabilir. Yeni durumlara yelken açılacak gibi durmakta. Tamamlanma bekleyenler için bu hafta güzel geçecek. Evli olan Balık burçları biraz bunalmış gibi ve kafalarını dinlemeye ihtiyaçları var. Karşı tarafı kırmadan biraz vakit istenebilir veya bir durum var ise bunun konuşulması ve iki tarafın da kendini güzelce ifade edebilmesi daha iyi bir yol izlemenize olanak sağlayacaktır. Evet! Aradığınız işi sonunda bulacaksınız. Cv'nizin güvenilirliği sizi tercih sebebi yapacak gibi durmakta. İş sahibi olan Balık burçları sizler ise işinizi büyütme fırsatı karşısında reddedilebilirsiniz bu kredi çekmek olabilir veya anlaşma yapmak istediğiniz bir firma olabilir, bir işte çalışan kişiler de yaptıkları işlerin ret aldığına tanık olabilirler. Ama yılmayın ve süreci gözden geçirin, aynı durumda olan kişilerle empati yapın böylece bir adım öteye geçmiş olacaksınız. Sağlık konusunda artık her şeyi salmışsınız gibi. Bunalma sonucunda biraz sağlığınıza dikkat etmeyi arka plana atıyorsunuz bu hafta ama dikkat edin önünüzdeki büyük bir uçurum var. Dikkatsizce ilerlerseniz hiç ummadığınız şekilde yara alabilirsiniz. Kendinizi koruyun bu nedenle. Para konusunda bir birikiminiz var ve bu hafta onları harcayıp harcamama konusunda sizin için bir seçim zamanı olacak. Burçlara ise genel olarak verilecek tavsiye ise; Hayatınızın en güzel zamanındasın, sahip olduğun şeylere odaklan. İnek ruhu sana etrafına dikkat etmeni öğütlemekte çünkü ruhunu besleyecek seçeneklere, aksiyonlara ve davranışlara odaklanman için şimdi en uygun zaman. Sana vereceği uyarı da şu ki, şuanda yeni doğmuş bir inek yavrusu gibi yürümeye çalışıyorsun bu nedenle aklını, bedenini ve ruhunu geliştirmeye odaklanman çok önemli. Buna dikkat etmelisin. İnternette kendini oyalamak için çok vakit harcıyorsun belki veya bir ilişkiye takıntılı durumdasın üstelik sağlıksız da besleniyorsun. Ama unutma ki evren sana kendine davrandığın şekilde olayları karşına çıkarmakta. Eğer güzel şeylerin olmasını istiyorsan kendini iyi hissettirecek ve geliştirecek olaylara yönelmelisin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tarot-tabanli-haftalik-burc-yorumu-24-30-mayis-2021/", "text": "Haftalık burç yorumu köşesine hoş geldiniz! Bu hafta her burcu ayrı ayrı inceledik. Sağlık-Aşk-Kariyer-Para olarak kendi burcunuzda sizi bu hafta bekleyen şeyleri okuyabilirsiniz! Unutmayın, yükselen burcunuz da güneş burcunuz kadar önemli! O yüzden yükselen burcunuzu da göz önüne almanızı tavsiye ederim. O zaman hadi başlayalım! NOT: Unutmayın ki bu yorumlar geneldir, kişiye özel açılımlar için bana instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz. Fotoğrafa tıklayarak sayfamı ziyaret edebilirsiniz 🙂 KOÇ (21 Mart 20 Nisan) Merhaba Koç burçları ve yükselen burcu koç olanlar! Bekarlar bu hafta kendinizi çok çapkın hissedeceksiniz. Havaların ısınmasıyla flört enerjileri bu hafta yüksek olacak gibi. Aşkı biraz kapana sıkışmışlık olarak görebileceğinizden bu haftanın enerjisi flört etmek olacak. Birlikte olan koç burçları için de birbirleriyle sevgili olsanız da flört edeceksiniz birbirinizle! Aşkı tazelemek gibi düşünün. Yaz tüm Koçları etkilemiş 🙂 Evli olan koç burçları ise uzun zamandır bekledikleri ve ağır işleyen bir haber alacaklar. Sabrınız sonunda meyve verecek gelecek olan kalıcı olacak gibi duruyor. İş arayan koç burçları bu hafta biraz kuytuya çekilmiş ve elindekileri değerlendiriyor olabilir. Ama kendinizi bu olumsuzluktan çıkarıp iş arayışına devam etmeniz sizin hayrınıza olacaktır. Aynı zamanda iş kurmayı düşünen Koç burçları da iş kurmadan önce sermayesinin olup olmadığını da iyice gözden geçirmeli. İş sahibi olan koç burçları ellerinde oluşturdukları işi ortaya koymalı artık. Bu sunulması gereken bir proje, dosya v.s. olabilir. Artık bunun için aksiyon almanızın zamanı gelmiş Bacak ve bileklerde bu hafta içinde ağrılar sızılar hissedebilirsiniz. Böyle sinsi sinsi bir anda vuran ağrılar gibi. Ama çok fiziksel olarak bu bölgelerinizde çok zorluk çekmeyeceksiniz. Gelip geçici olacak yani. Para açısından bu hafta Koç burçları hiç beklemediğiniz bir yerden size para gelecek ve inanılmaz mutlu olacakmışsınız gibi duruyor bu hafta! Bu para geçmişle alakalı bir para da olabilir. BOĞA (21 Nisan 20 Mayıs) Merhaba Boğa burçları ve yükselen burcu boğa olanlar! Bekar Boğalar aklınızda biri varsa bu hafta harekete geçmelisiniz diyor kartlar! Sezgilerinin peşinden git, aksiyon al. Birlikteliğiniz var ise bu hafta daha tutkulu geçecek ve sevgilinizle tatlı tatlı flört edeceksiniz. Belki de aynı ilk flört edişiniz gibi! Evli olan Boğalar bu hafta biraz endişeli gibisiniz, terk edilmişlik hissi var üzerinizde. Belki maddi olarak sıkışmış hissedebilirsiniz. Ama biraz dişinizi sıkın, ilahi adaletin yoğun olarak işleyeceği bir evreye giriyoruz. Adalete güvenin. İş arayan belki özellikle de yeni mezun olmuşlar bu hafta iş konusunda tatlı haberler alabilirler. Yeni bir iş deneyimine atılma durumunuz olası duruyor bu hafta. İş sahibi olan Boğa burçları belki hafif geçmiş zamanda işler çok daha iyiydi özlemi içinde olabilirsiniz. Ama odaklanıp kendinizi işlerinize verip dengeyi sağlamanız lazım. Çünkü unutmayın her şey olması gerektiği gibi akıyor. Bu hafta biraz boğaz ağrısı, akıntısı ile ilgili sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Biraz daha kendinizi korumanız iyi olacaktır ilerlememesi adına. Para konusunda bir bolluk bereket bekliyor gibi bu hafta. Cüzdanınızda veya banka hesabınızda sizi sevindirecek ufak para akışları olabilir. İKİZLER (21 Mayıs 21 Haziran) Merhaba İkizler burçları ve yükselen burcu ikizler olanlar! Bekarlar bu hafta olaylara duygusal değil de daha çok gerçekçi yaklaşıyorsunuz ve biraz aşk konusunda sabit fikirli tutumlarınız olabilir. Biraz kendinizi rahat bırakmanız sizi daha iyi hissettirebilir. Birlikteliği olanlar, ilişkide bir taraf diğerinden daha fazla yük alıyor gibi ve bu yük alan kişi artık bunalmış. Bunu düşünüp o kişinin yükünü hafifletmeniz iyi olacaktır. Bu kişi siz de olabilirsiniz. Evli olan ikizler burçları bu hafta evliliklerinin tutkuyla tazelendiği hissine kapılabilirler çünkü havada aşk kokusu var modunda olacaksınız. İş arayan ikizler burçları bu hafta çok güzel iş fırsatlarına sahip olacaklar ve güzel bir kontrat imzalayabilirsiniz gibi duruyor. Tebrikler. İş sahibi olanlar biraz daha iş hayatında toleranslı davranmanız gerekecek bir haftaya giriş yaptılar. İşte dengeyi sağlamaları hayrınıza olacaktır. Haftaya ayak ve baş bölgesinde ağrılarla başlayabilirsiniz. Ağrılar şiddetli olabilir, biraz dinlenmeniz sizin için daha iyi olur. Sizler için de hafta bolluk bereket nişanesi taşıyor para açısından. Aileden gelecek potansiyel bir para sonucu gerçekten bir mutluluk havası içinde olacaksınız. YENGEÇ (22 Haziran 22 Temmuz) Merhaba Yengeç burçları ve yükselen burcu yengeç olanlar! Bekarlar haftaya duygusal giriyorsunuz ve aslında bir aksiyon alma isteği var ama bu aksiyonu almadan önce duygularınızı kontrol etmeniz daha iyi olacaktır. Birlikteliği olanlar bu hafta mutluluk içinde yüzecekler belki bazılarınız evlilik hayatına adım atabilir. Evliliği olanlar aile büyüğü olan bir erkekten abi haber veya haberler alabilirler bir konu hakkında. İş arayan yengeç burçları da bu hafta iş bulma konusunda şanslı olacaklar ve güzel bir sözleşme imzalayabilirler. Sizlere de tebrikler! İş sahibi olanlara ise dikkat! Arkanızdan sinsi işler çeviren birileri olabilir, işte ihanet hissi yaşayabilirsiniz. Kendinizi bu konuda güvene almanız sizi daha iyi hissettirecektir. Bu hafta, omurga, üreme organları, göbek veya kalçalarınızda biraz sıkıntı yaşayabilirsiniz. Eğer böyle bir şey olursa ve ağrı dayanılmaz olursa hastaneye kontrole gitmenizde fayda var. Konfor alanınızdan ayrılmanız zor da olsa kontrol ettirin, sağlık bu. Para konusunda uzun zamandır sağlayamadığınız bir dengeyi bu hafta içinde sağlayacaksınız. Yurtdışından, uzak akrabalardan vs gelebilecek paralar olabilir. ASLAN (23 Temmuz 22 Ağustos) Merhaba Aslan burçları ve yükselen burcu aslan olanlar! Bu hafta bekar aslan burçları bir şeyler hissettiğiniz kişiyle duygularınızın karşılıklı olduğunu anlayabilirsiniz ve aşkta şansı yakalayabileceksiniz. Bu hafta birlikteliği olanlar eski günleri bol bol anacak ve yad edecek gibi duruyorsunuz. Belki eski arkadaşlarla görüşmeler de olabilir beraber. Evli olan aslan burçları yaz için planladığınız şeyleri sonunda yapmaya başlayacaksınız! İş arayan aslan burçları bu hafta aradıkları işi sonunda bulacaklar ve büyük bir gurur kaynağı olacak size bu durum. İş hayatındakileri ise bir bolluk bereketli kazanç bekliyor. Sahip oldukları için hakkıyla çalışan aslan burçları, sizin için bu hafta kazançlı geçecek. Sağlıkta bu hafta boyun ve boğaz bölgesinde ağrılar hissedebilirsiniz. Dengeli beslenmeniz ve kendinize bedensel özeni gösterirken ruhani tarafınızı da boş bırakmamanız dengeyi burada da sağlamanız lazım. Bir kadın figüründen gelebilecek potansiyel bir para var. Bu kişi orta veya ileri yaşlarda olabilir. Söz sahibi bir insan kendisi. BAŞAK (23 Ağustos 22 Eylül) Merhaba Başak burçları ve yükselen burcu başak olanlar! Aşkta kaderci olacağınız bir hafta sizi bekliyor aslında biraz şansınıza da güvenmeniz gerekebilir yani adım atmak istediğiniz biri varsa adım atmanız iyi olabilir. Zorladığınızı gördüğünüz anda akışa bırakmanız da size iyi olacaktır. Birlikteliği olanlar ise bu hafta tolerans göstereceğiniz bir hafta olacak. Biraz olaylara sakin yaklaşmanızda fayda var. Evli olanlar bu haftayı gayet uyumlu ve denge içinde geçirecekler. İş arayanlar kendi elinizdekilere güvenerek bir çatışma içine girebilirsiniz, belki rakiplerinizle olabilir bu çatışma ya da kendinizle yaptığınız bir çatışmadır ama en iyisi kendi elinizdekine güvenip enerjinizi negatif çatışmalardan uzak tutmanız ve seçici olmanız. İş sahibi olan başaklar ise bu hafta patronunuzdan gelebilecek haberlerle meşgul olabilirsiniz. Ne olursa olsun eskisi gibi, patronunuzun sizden memnun olduğu şekilde çalışmaya devam etmeli kendinizi egonuza kaptırmamaya çalışmalısınız. Bu hafta spor yapan Başak burçlarının sakatlık yaşama durumu olası. Dikkat edin. Yüksek ateş belirtileri de görülebilir. Biraz dinlenmeniz iyi olabilir. Para konusunda anne figürü ya da ona sahip olan kişiden gelebilecek güzel paralar olabilir. TERAZİ (23 Eylül 23 Ekim) Merhaba Terazi burçları ve yükselen burcu terazi olanlar! Bekar olanlar bu hafta kendinizi inzivaya almış düşünüyor bir haliniz var. Eski ilişkilerinizi gözden geçiriyor bekar kalmayı şuan daha iyi buluyorsunuz. Hatta eski sevgilinizle ilgili haber alabilirsiniz ve dönmeyi düşünebilirsiniz. Bence bu hafta bunu yapmanın doğru zamanı değil. Eskiler eskide kalmalı. Birlikteliği olan terazi burçları biraz daha beraber hareket etmeli, ayrı ayrı iş yapmanız ilişkiniz adına sağlıklı olmayabilir. Evli olanlar sizler bu hafta evlilik hayatınız üzerinde çalışacakmışsınız gibi durmakta. İlişkinizi daha iyi hale getirmeye uğraşıyorsunuz. Sabırla her şey yoluna girecektir. İş arayan terazi burçları bu hafta iş arama konusunda veya bir iş hakkında yardım alabilir. Bu yardım güzel bir yardıma benziyor. Kabul etmeniz size güzel şanslar getirecek. İş sahibi olanlar ise iş alanında biraz daha önsezili olmalı ve kendi hislerine güvenmeli yol alırken. Am bunu yaparken vizyonu da elden bırakmasanız iyi olur. Mesanede ve özel bölgelerinizde rahatsızlıklar meydana gelebilir bu hafta. Yardım almanız veya size sunulan yardımı bu konuda kabul etmeniz daha iyi olur. Doktora görünmeniz gerekiyorsa ertelemeyin. İlkbahar'da kafanızdan geçen veya konuştuğunuz bir para mevzusu hakkında kesin haberler alacaksınız. AKREP (24 Ekim 22 Kasım) Merhaba Akrep burçları ve yükselen burcu akrep olanlar! Bekar olan akrepler dikkat! Konuştuğunuz biri sizi kandırıyor olabilir, sinsi insanlar ile duygusal birliktelikten uzak durmanızda fayda var. Birlikteliği olan akrep burçları bu hafta ilişkilerini bir üst seviyeye çıkartacakmış gibi görünüyor! Yolunuz açık olsun. Evli olan Akrep burçları, sizler bu hafta hane içinde öngörülmemiş küçük sürprizlerle karşılaşabilirsiniz. Kötü olmayacak, hane içinde güzel şanslar bekliyor sizi. İş arayan akrep burçları bu hafta sonunda işe giriyorsunuz gibi görünüyor! Güzel bir sözleşme yapabilirsiniz. İş sahibi olanlar terfi fırsatı yakalayabilirsiniz veya yeni bir başlangıç, yeni bir iş için işinizi bırakma durumunuz olabilir. Korkmayın, hayatta yeni bir başlangıç bu konuda sizi bekliyor gözükmekte. Kollar, omuzlar veya ellerde rahatsızlıklar ortaya çıkabilir, bu biraz stres kaynaklı olacakmış gibi de gözükmekte. Ama konuşarak kendinizi rahatlatmanız bu durumun etkisini azaltacaktır. Duygusal yolla bağlı olduğunuz birinden size gelecek ufak tefek paralar söz konusu. YAY (23 Kasım 21 Aralık) Merhaba Yay burçları ve yükselen burcu yay olanlar! Bekarlar bu hafta sosyalleşme haftanız! Birileriyle tanışmadan hayatınıza birini alamazsınız. Belki arkadaş grubunda tanıyacağınız biri hakkında arkadaşlarınızdan yardım isteyebilirsiniz. Birlikteliği olan yay burçları ise biraz kararsız bir durumda gibi. Önlerinde belirli konularla ilgili seçimler var ama bir türlü seçim yapamıyorlar. Bunu artık bir sona ulaştırmanız gerek bu hafta. Evliler için ise birbirlerine tolerans göstermeleri gereken bir haftaya girdiler. Durumları yargısız infaz değerlendirmeden önce biraz tolerans gösterin. İş arayanlar biraz iş ararken seçeneklerinizi değerlendiremiyor pozisyondasınız. Bu hafta biraz dar görüşlülükten kurtulup büyük resme bakmaya çalışmalısınız. Belki de aradığınız iş tam önünüzdedir. İş sahibi olan yay burçları ise bir iş için aksiyon alma durumunda olabilir ve bu aksiyon evden iş için ayrılma durumu yaratabilir. Bu konu sizin canınızı sıksa da duygusallığı bir kenara bırakmanız ne kadar çatışmacı olacaksa da gitmeniz ve iş yaparken bu düşüncelerden uzaklaşmanız daha iyi olacaktır. Mesanede ve özel bölgelerinizde rahatsızlıklar meydana gelebilir bu hafta. Belki de hali hazırda böyle bir durumunuz var ama göz ardı ettiniz. Ancak bu hafta bu konularla ilgili bir yüzleşme yaşayacaksınız. Para konusunda kapana sıkılmış hissediyorsunuz. Ancak bu duruma kendi kendinizi getirmişsiniz. Belki çok para harcıyorsunuz veya paranız olmasına rağmen kendinizi çok bunaltıyorsunuz. Bu kurban psikolojisinden çıkmanız lazım. OĞLAK (22 Aralık 20 Ocak) Merhaba Oğlak burcu ve yükselen burcu oğlak olanlar! Bekar oğlaklar yine bekar kalmaya karar vermiş bu hafta! Çünkü kendi kendinize mutlusunuz, pek birilerini aradığınız söylenemez. Birlikteliği olanlar ise bu hafta geçmişi çokça yad edecek gibi duruyor. Ama yeni başlayan ilişki ise bu haftaki biraz dikkat uzun vadeli olmayabilir. Evli olanlar biraz bunalmış, karşısındakine pek önem verecek durumda değil gibi ama bu ruh halinden çıkıp onlara sunulan sevgiyi tekrardan hayatlarına almaları daha yararlı olacaktır. İş aramaktan bunalmış bir durumdasınız bu hafta ancak bakış açınız çok dar ve belki de artık isteklerinizi genişletmeniz inadı bir kenara bırakarak diğer seçeneklere de bakmanız lazım. İş sahipleri ise bu hafta biraz iş konularında sezgilerine kulak vermeli, bazen her şeyi materyalist bir biçimde çözemiyoruz maalesef. Spordan kaynaklı sakatlıklara dikkat etmelisiniz! Bir ihtimal bu hafta dilinizi tutmanız iyi olabilir çünkü kavga kaynaklı yaralanma da olabilir. Ateşli hastalıklara da dikkat etmelisiniz, başkasından bulaşma ihtimali olabilecek bir hastalık da olabilir bu sonucu veren. Para konusunda bu hafta bir hayal kırıklığı yaşayacaksınız gibi gözüküyor. Dolandırılmalara da dikkat etmelisiniz. KOVA (21 Ocak 18 Şubat) Merhaba Kova burcu ve yükselen burcu kova olanlar! Bekar kova burçları için geçmişten gelen birileri veya tatlı bir aşk teklifi olabilir. Ama kalbiniz uzun sürmeyeceğiniz söylerse o hisse biraz kulak verin derim. Birlikteliği olanlar için bu hafta mutluluk içinde geçecek, belki kış aylarında planlanmış olan şeylerin başlangıcı yapılabilir. Evli olanlar bu hafta çocuk haberi alabilir. İş arayanlar biraz çatışmacı bir ruh halinde, belki aradıkları işlerde kendilerinden ödün vermeleri gereken bir durum var ve bu konuda kararsızlar ama bir şeyler verilmeli ki alınabilsin unutmayın. İş sahibi olanlar ise iş için evden ayrılabilirler. Bu durum sizin için sorun yaratmayacaktır çünkü iş ve ev hayatı dengeli pozisyonda gözükmekte. Sağlık anlamında ayaklar konusunda biraz sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Kendinize normal hayatınızda yaptığınız şeylerde biraz zaman tanımamış olabilir ve bu durum da ayaklarınıza vurmuş olabilir. Para konusu sizin için biraz puslu. Ama parayla ilgili olaylara bakış açınızı değiştirmeniz size farklı bir vizyon sağlayacaktır unutmayın. BALIK (19 Şubat 20 Mart) Merhaba Balık burcu ve yükselen burcu balık olanlar! Bekar balık burçları kış ayından beri duygusal olarak yakın hissettiğiniz kişiye artık açılmanın vakti geldi! Aksiyon almalısınız, geç olsun güç olmasın, mutlu olun. Sevgilisi olanlar ise bu hafta tatlı sürprizler ile karşılaşabilir. Kim bilir belki o çok bekledikleri teklif bu hafta gelir! Evli olan sizler ise sırtınızda sanki bir yük taşıyorsunuz. Artık yaz ayına giriyoruz ve hayatınıza bu yükü geride bırakarak devam etmeniz sizin için daha hayırlı olacak. İş arayanlar ise biraz fazla kararsız sanki. Ama bu iş seçme kararsızlığı sizin için iyi değil. Artık bir karara varmanız en iyisi olacaktır. İş sahibi olanlar biraz kendini geri plana çekmiş hallettiği sorunların ardındaki diğer sorunları düşünmekte. Biraz düşünmeniz ve elinizdekilerin ne olduğunu detaylı görmenizde fayda var ama bunu vizyonunuzu geniş tutarak yapmanız iyi olur. Oğlaklar bu hafta dizlerle ilgili sıkıntılar, sakatlıklar atlatabilir. Hafif hafif kaşınmalar da olabilir üzerinizde. Eğer durum ciddiye gidiyorsa inadı bırakıp doktora gitmenizde fayda var. Arkada bırakmanız gereken veya feda etmeniz gereken bir para olabilir. Ama üzülmeyin bu sizin için en iyisi olacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tarot-tabanli-haftalik-burc-yorumu-31-mayis-6-haziran-2021/", "text": "Haftalık burç yorumu köşesine hoş geldiniz! Bu hafta her burcu ayrı ayrı inceledik. Sağlık-Aşk-Kariyer-Para olarak kendi burcunuzda sizi bu hafta bekleyen şeyleri okuyabilirsiniz! Unutmayın, yükselen burcunuz da güneş burcunuz kadar önemli! O yüzden yükselen burcunuzu da göz önüne almanızı tavsiye ederim. O zaman hadi başlayalım! NOT: Unutmayın ki bu yorumlar geneldir, kişiye özel açılımlar için bana instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz. Fotoğrafa tıklayarak sayfamı ziyaret edebilirsiniz 🙂 KOÇ (21 Mart 20 Nisan) Merhaba Koç burçları ve yükselen burcu koç olanlar! Bekar koç burçları artık kafanızdaki aksiyon alma hayallerini gerçekleştirin. Plan ya da istekleriniz için karşı tarafa adım atmalısınız. Birlikteliği olanlar bu hafta bir dinlenme moduna geçmişsiniz, eski bir takım olaylar hallolmuş ama daha kafanızda hallolmayı bekleyen durumlar var bu nedenle geri çekilmişsiniz. Ama biraz iletişimci olmanız ve bu konular adına bir adım atmanız kafanızda düşünerek kendinizi yormanızdansa sorunların çözümüne yardımcı olacaktır. Evli koçlar bu hafta gayet bol neşeli ve sevgi dolu bir ev yaşamı ile karşı karşıyasınız. Sorunlarda orta noktada buluşacağınız bir hafta olacak. İş arayanlar biraz duygusal düşler içine girmişler ama sakın umudunuzu kaybetmeyin ufukta başarı çanları sizin için çalıyor. İş sahibi olanlar dikkat edin. bu hafta iş değişikliği yaşayabilirsiniz. Sarsıntılı bir değişim olabilir. Beklenmedik bu olaylar karşısında kendinizi üzmeyin, sonu iyi olacaktır. Dizlerle ilgili ağrılarınız olabilir. Yaralanmalara bu bölgelerde dikkat edin ve hafif kaşınmalar olabilir. Biraz hayatınızdaki dengeyi sağlamalısınız. Psikolojik kaşıntılara gebe olmasın vücudunuz. Bir kadın figüründen size para gelecek ancak bir konu üzerine gelecek olan bu para için bir aksiyon almanız gerekiyor, belki kafanızdaki bir işi bitirmek veya sunmak olabilir. BOĞA (21 Nisan 20 Mayıs) Merhaba Boğa burçları ve yükselen burcu boğa olanlar! Özellikle bekar erkekler flört ettiğiniz biri var ise karşı taraf sizin adım atmanızı bekliyor. O da size karşı boş değil! Birlikteliği olanlar ise çok yük almış bir taraf var ilişkide, bu taraf sizseniz artık biraz kendinizi bu yüklerden arındırmanız ve rahatlamanız gerek, eğer karşı taraf ise o kişinin yükünü hafifletmeniz ilişki adına iyi olacaktır. Evli boğa burçları bu hafta evlilikleri üzerinde sezgilerine güveneceği bir hafta olacak sizler için. Kafanızla değil kalbinizle olaylara bakmaya çalışın. İş başvurusu yaptığınız bir yerden, erkek figürü tarafından size gelecek bir haber var! Ancak olumsuz olabilir bu haber ve belki de kendinize dönüp yanlış ne yaptığınıza bakabilirsiniz. Belki Cv'nizi istedikleri gibi doldurmamış olabilirsiniz. İş sahibi olanlar bu hafta tutucu bir haftaya giriş yapıyorsunuz. Elinizde olanları tutmanız ve etrafa saçmamanız şuan iyi bir karar gibi. Kadınlardaki ve erkeklerdeki özel bölgelerde oluşabilecek rahatsızlıklar olabilir veya bu rahatsızlıklar hali hazırda mevcuttur ama göz ardı edilmiştir. Artık bu durumlarla yüzleşmeniz iyi olacaktır. Beklediğiniz bir para var ve bu konuda bir savunma içine gireceksiniz ama sakin olup ağır davranmanız gerek. Savunma yapmanız sizi yıpratabilir bu hafta. İKİZLER (21 Mayıs 21 Haziran) Merhaba İkizler burçları ve yükselen burcu ikizler olanlar! Bekar ikizler, çok fazla yük göğüslemişsiniz, belki hoşlandığınız kişiye kendinizi göstermek için yapmadığınız şey kalmadı ama artık o yükleri kenara koyup omzunuzu rahatlatın ve akışa güvenin. Birlikteliği olanlar bu hafta macera arayışı içinde olacaksınız gibi. İlişkinizle ilgili aynı zamanda duymayı beklediğiniz ufak haberler de alabilirsiniz. Evli olanlar içe dönük durumdasınız bu hafta. Biraz daha kendinden ödün vermeyi öğrenmeniz gerek. İş arayanlar müjde! Bu hafta istediğiniz işten olumlu cevap alacaksınız gibi görünüyor. İş sahipleri bu hafta uğruna çok çalıştıkları bir konu hakkında tamamlanma yaşayacaklar ve yaptıkları şeyler amacına ulaşacak. Bu hafta boğaz ağrısı ve bademcik iltihabı ile uğraşabilirsiniz. Çok dondurma yemeyin 😛 Ama bu ağrılar sıkıntılı bir yola girerse hallederim dememenizi ve yardım almanızı öneririm. Duygusal olarak yakın olduğunuz birinden maddi yardım alma ihtimaliniz olası. Belki para konularınızı bu hafta dengelemek için de uğraşacaksınız. YENGEÇ (22 Haziran 22 Temmuz) Merhaba Yengeç burçları ve yükselen burcu yengeç olanlar! Bekar yengeçler size birçok yerden gelecek mesajlar var gibi duruyor. Ancak aldığınız mesajları düzgün anladığınıza ve cevap verdiğinize emin olun! Neden ilişkinizde bir taraf daha fazla yük taşıyor? Birlikteliği olanlar artık bu yükleri hafifletmeli çünkü ilişki için iyi değil. Bu durum ilişkiye ait olmayabilir sizin veya karşı tarafın dertleri de olabilir. Birbirinize yardım etmeniz daha iyi bu süreçte. Evliliği olanları bu hafta evliliklerinde yeni başlangıçlar bekliyor, belki son verilmesi gereken ve başka bir yola gidilmesi gereken bir durum var. Yeni başlangıçlar iyidir. Korkmayın. İş arayanlar bu hafta başvuru yaptıkları bir yerdeki kadın figüründen haber alabilirler. Bu geri dönüşte sizin için bir başarı söz konusu. Bu başvurular sanatla, çocuk eğitimi ile, hobiyi para dönüştürmekle ilgili şeyler olabilir. İş sahibi olanlar bu hafta evlerinden uzak bir seyahate gidebilirsiniz. Böbrek, bel ve sırtta rahatsızlıklar hissedilebilir ve aynı zamanda kadınlardaki ve erkeklerdeki özel bölgelerde oluşabilecek rahatsızlıklar olabilir. Bu durumlar sizi duygusal etkileyebilir. Eskiden kalan bir paranın gündeme gelmesi veya size geri dönüşü olabilir. ASLAN (23 Temmuz 22 Ağustos) Merhaba Aslan burçları ve yükselen burcu aslan olanlar! Bekar aslanlar kendini canınızı sıkıyorsunuz sanki. Bu kadar yeteneklere sahibim ama neden sevgilim yok diyebilirsiniz ancak pembe bulutları silkeleyip vizyonunuzu değiştirmeniz başka bir noktadan hayata bakmanız size gerçekleri gösterecektir. İlişkisi olanlar biraz kendilerine odaklanmalı bu hafta, belki çok fazla birlikteydiniz ve kendinize zaman ayıramadınız. Bu hafta sizin için iyi bir zaman. Evli olanlar dikkat! Bir kadın figüründen gelen haberler bu hafta kafanızı karıştırabilir. Ama bunun doğru olmadığını biliyorsunuz içten içe o nedenle aklınızın karışmasına izin vermeyin ve evinize odaklanın. İş arayanlar bu hafta biraz umutsuz. Kendi içinizde kararsız ve ne yapacağınızı bilemiyor pozisyondasınız. Ama silkelenip aksiyon alın ve elinizden gelenin en iyisini yapın diyor kartlar sizi için. İş sahibi olanlar patronları tarafından evden uzakta bir iş seyahatine çıkacak gibi duruyor. Kafa bölgenizde bu hafta biraz rahatsızlıklar olabilir. Yani baş ağrıları gibi. Ama bu çoğunlukla stres kaynaklı ve bırakamadığınız şeyler sonucu ortaya çıkıyor. O nedenle geçmişi geçmişte bırakıp yeni başlangıçlara izin vermeniz en iyisi olacaktır. Paranın gelmesi için almanız gereken bir aksiyon var diyor kartlar. Yani adım atmanız gereken belki de yeni fikirlerinizi paraya dönüştürmeniz gereken başlangıçlara adım atmanızın tam zamanı. BAŞAK (23 Ağustos 22 Eylül) Merhaba Başak burçları ve yükselen burcu başak olanlar! Bekarlar, sizler geçmiş ilişkinizden biraz yük getiriyorsunuz bu haftaya, belki yaşanan bazı şeylerde size haksızlık yapıldığını düşünüyorsunuz ama bu doğruysa emin olun yakında adaletin sizin lehinize işlediğini duyacaksınız. Birlikteliği olanlar ise iç sesine güvensin ve ani kararlar vermesinler çünkü onları tatlı mutluluklar bekliyor bu bir evlenme teklifi bile olabilir! Evliler, çok içinize kapanmışsınız ve belki de paylaşımcı değilsiniz maddi manevi. Ama biraz bu konuyu esnetmeniz yararlı olacaktır. İş arayanlar ise mücadeleci bir haftaya giriyorsunuz. Belki etrafınızda çok rakip var ve kendinizi hep bir savunma içinde hissediyorsunuz. Ama sakin olun bu maddi olarak güzel para sağlayacağınız bir işe dönüşecek sizin için. Bu hafta sürekli hizmet içinde olacaksınız ve belki yorulacaksınız ama bu ekstra çalışmanın meyveleri güzel olacak. Omuz, kollar ve ellerde sıkıntılar oluşabilir. Bu fiziksel olarak hareketinizi kısıtlıyor gibi gözükebilir ama sanki bu konuda fazla nazlanacaksınız gibi. Hastalık hastası modundan çıkmanız gerek böyle bir durumda. Aile içinden gelecek veya beklenmedik bir anda ilaç gibi gelecek bir para var ufukta. TERAZİ (23 Eylül 23 Ekim) Merhaba Terazi burçları ve yükselen burcu terazi olanlar! Bekarlar müjde! Bir flörtünüz var ise eğer ve belki artık olayların ağır işleme konusu ufak ufak son bulacak ve olay istediğiniz gibi bir dönüş alacak. Birlikteliği olan sizler ise kafanızda birçok şey kuruyorsunuz sanki. Yani bir olay yaşanmış bitmiş belki biraz yıpranmışsınız ama kendinizi hala kafanızda kurarak yıpratıyorsunuz. Artık kendi kendinizi manipüle etmeyi bırakmanızı tavsiye ederim. Evli olanlar bu hafta bir erkek figüründen haberler alabilir ve bu haber sonucunda ihanete uğramış hissedebilir. Metanetli olun her karanlığın sonunda aydınlık vardır... İş arayanlar biraz iç karmaşa yaşıyorsunuz, hayal kırıklığı içinde olabilirsiniz. Belki de hayal kırıklıkları ağır geldi başvurular konusunda ama şöyle bir etrafınıza bakın acaba doğru yerde misiniz? İş sahipleri bu hafta bir sisli durumla karşı karşıyalar, biraz kafa karışıklıkları var. Çok sabit yerden olaylara bakmayı bırakmalısınız çünkü bir yüzleşme yaşanacak işte bu konu ile alakalı. Başka bir yönden olayı görmeniz en az şekilde etkilenmenizi sağlayabilir. Sağlık konusunda böbrek, bel ve sırtta rahatsızlıklar hissedilebilir ve aynı zamanda kadınlardaki ve erkeklerdeki özel bölgelerde oluşabilecek rahatsızlıklar olabilir. Bu durumlar sizi duygusal etkileyebilir. Para konusunda aksiyon almanız gereken meseleler var, kafanızda kurgulamışsınız ama hayata geçirememişsiniz bu hafta bunu değiştirin! AKREP (24 Ekim 22 Kasım) Merhaba Akrep burçları ve yükselen burcu akrep olanlar! Bekarlar konuştuğunuz kişilere dikkat! Sinsi insanlardan uzak durmanızı tavsiye ederim ve eğer siz iseniz bu sizin için pek iyi olmayacak ve ummadığınız bir değişim yaşayabilirsiniz bu sinsilik aksiyonu sonucunda. Birlikteliği olanlar biraz tartışmalar yaşayabilir bu hafta. İki tarafında sanki fikirleri var ama kimse kimseyi dinlemiyor. Biraz birbirinizi dinlemeye çalışmanız iyi olur. Evli olanlarda erkek figürü bu hafta ön planda olacak, bu kişi size veya kocanız olabilir. Evlilik için verilecek çabalar veya verilmiş çabaların dile getirilmesi durumları olabilir hanede. İş arayanlar iş konusunda dikkat etmeli ve başvurdukları işi iyice incelemeleri iyi olur. Göründüğü gibi ya da istedikleri gibi bir yer olmayabilir orası. İş sahibi olanlar iş hayatını dengede tutmaya çalışmalı ve duygusal ilişkilerini dengede tutmalı işteki. Bu ortamdaki başka kişilerin ilişkilerini dengeleme durumu da verebilir ama uzaktan yapsanız iyi olur, kendi işinize de zaman ayırın. Göğüs, mide ve sindirimler ilgili sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Bu rahatsızlıklar sonbahardan beri nükseden ve bu hafta şiddetini arttıran belirtilere sahip şeyler olabilir. Aynı zamanda omuz ve kol bölgelerinde de sızılar olabilir. Beklediğiniz bir para konusu var ve bu hafta haberler alacaksınız. Aldığınız haberleri iyi değerlendirdiğinize ve doğru mesajlar yolladığınıza dikkat edin. Bu para taşınmayla ilgili de olabilir. YAY (23 Kasım 21 Aralık) Merhaba Yay burçları ve yükselen burcu yay olanlar! Bekarlar bu hafta onlar için ideal birini bulduklarını zannedebilir ama sonucunda bununla hiç alakası olmadığını gördükleri olaylar yaşayabilirler. Biraz sarsıntılı olaylar olabilir ama sıkıntı yapmayın. En azından tedbirli olun derim. İlişkisi olanlar da eğer bu hafta bir zorlama durumu içine gireceklerse girmesinler yani bir şeylerin olması için zorlama durumunu yapmayın ve akışa güvenin. Evlilikte yaşanmış bir olay sonrası geride bırakamadığınız ve kafanızda büyüttüğünüz şeyler var ama kendinizi manipüle etmeyi bırakıp gerçekliğe geri dönmeniz gerek. Geçmişte bıraktığınız bir işten tekrardan bir teklif alabilirsiniz iş arayanlar. Aileden gelebilecek iş teklifleri de olabilir. İş sahipleri için tutucu geçecek bir hafta olacak. Biraz para harcamalarını kısıtlamaları iyi olur gibi. Baş ve diş kısmında oluşabilecek ağrılara dikkat. Ama dönüp baktığınızda bunların nedeninin geride bırakamadığınız olayların vücudunuza verdiği stres kaynaklı olduğunu anlayacaksınız. Belki mahkeme sonucunda alacağınız bir para var ortada ve bu hafta onunla ilgili duyumlar alacaksınız. Alacak verecek durumlarında da bir sonlanma yaşayabilirsiniz para konusunda. OĞLAK (22 Aralık 20 Ocak) Merhaba Oğlak burcu ve yükselen burcu oğlak olanlar! Özellikle bekar kadınlar haber bekledikleri bir erkekten haber alacaklar. Belki alacaklı oldukları bir konu var bunun tamamlanması yaşanabilir. Birlikteliği olanlar yaşadıkları ve bitmiş bir olayı kafalarında hala büyük bir yere koymuş ve onunla mücadele ediyor gibi ama artık gerçekliğe dönüp olayın bittiğini kabul etmeleri gerek. Evli olanlar ise bu hafta yaşanabilecek olaylara peşin hüküm vermesin ve olayı daha derin incelesinler. Çünkü görünen şeylerinde ardında düşündüğünüzden daha farklı bir gerçeklik yatıyor olabilir. Bir kadın figüründen gelecek bir aksiyon var iş arayanlar için yani bekledikleri haber bir kadından gelecek gibi. Haber olumlu da olsa olumsuz da olsa iş konusunda gideceğin, varacağın yere ulaşacak ve o işe gireceksin. Bu hafta iş sahibi olanlar için güzel bir kontrat imzalama, yeni partner veya finansal büyüme olabilir. Diz bölgelerinde yaralanmalara dikkat. Bu yaralanmalar birine yardım edilirken düşmeden kaynaklı durumlar olabilir. Hafif yüksek yerlerde durmamaya dikkat etmeli. Bu hafta para konusunda cömert birinden yardım göreceksiniz gibi gözükmekte. KOVA (21 Ocak 18 Şubat) Merhaba Kova burcu ve yükselen burcu kova olanlar! Bekarlar yine bekar bu hafta. Çok da bu konuda canı sıkılıyor gözükmüyor sizlerin. Zaten tek takılmak bu hafta size daha iyi gelecekmiş gibi. Birlikteliği olanlar bir kadın figüründen haber alabilir ve alınan haber sizin canınızı sıkabilir. Kendi içinizde olayı büyütüp kendinizi manipüle edebilirsiniz. Aman dikkat! Evli olanlar içinizde bunalmış kafası karışmış hissediyorsunuz ve sanki bekarlığı özlüyorsunuz. Ama biraz önsezinize güvenip akışta olun derim. Sonunda istediğiniz kontratı bu hafta yapacaksınız gözükmekte. Belki bir aile şirketinde de işe girebilirsiniz. İş sahibi olanları ise bu hafta işle ilgili bir yüzleşme bekliyor. Adaletsiz yapılmış bir olayın ortaya çıkma durumu olabilir bu yüzleşmenin temeli. Damarlarda tıkanıklık, kollar, eller ve omuzlarda sızılar olabilir. Omuzlarınızda çok baskı hissedebilirsiniz. Belki çok fazla yerinizde oturmanız, oturarak çalışmanız size iyi gelmiyor. Biraz yürümeniz sorunlarınızı en aza indirebilir gibi. Bir para konusu için aksiyon almanız gerek bu hafta zaten o para size tatlı şekilde gelecek aksiyon alırsanız. Bir kadın figüründen gelebilir duygusal olarak yakın olduğunuz. BALIK (19 Şubat 20 Mart) Merhaba Balık burcu ve yükselen burcu balık olanlar! Bekarlar yaşadıkları hayal kırıklıklarından sonra artık duygusal olarak değil de kendilerini bu hafta daha çok materyal olarak ortaya koyacak ve kişilere daha az duygusal yaklaşacak gibi. Sevgili olanlar ise köşelerine çekilmiş, hallolmuş meseleleri kenara koymuş ama kafalarını kurcalayan başka meseleleri düşünüyorlar. Ancak tek başınıza nereye varabilirsiniz. Bence partneriniz ile konuşun ama birbirinizi doğru anladığınızdan emin olun. Maddi-manevi bir cimrilik var gibi evlilerde. Siz böyle kenara çekilirseniz olmanız. Bence evliliğiniz için biraz mücadele etmelisiniz. Evet! İş arayanlar bir kadın figüründen gelecek bir haberle istedikleri işten olumlu sonuç alacaklarmış gibi. Kadın patron olabilir bu kişi. İş sahibi olanlar bu hafta duyarsız ve fırsatları kaçırma potansiyeline sahip. Biraz kafanızı kaldırıp işte gelen fırsatları değerlendirmeniz şansınızı açacaktır. Göğü, mide rahatsızlıkları ve öksürükler bu hafta konunuz olabilir. Aileden kalıtsal gelen bir rahatsızlık da olabilir bu ya da aile içinde bulaşmış bir hastalık da. Kendinizi korumanızı tavsiye ederim. Para konusunda aile içinde paylaşılmayı bekleyen bir meblağ üzerine tartışmalar olabilir. Herkesin birbirini bir oturup dinlemesi tartışmaların alevini azaltabilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tas-heykel/", "text": "Hirotoshi Itoh üniversiteden mezun olduktan sonra babasının duvarcılık işini kaderi olarak görüyor ve babasının işini devralmak üzere çalışma hayatına başlıyor. Taş heykel sanatını uygulamaya başlamadan önce hem babasının işini yapmaya devam ediyor hem de sanat çalışmalarından vazgeçmeyerek, ince metaller kullanarak heykeller üzerine bazı çalışmalar ve denemeler yapıyor. Birkaç yıl iki işi de beraber yürüterek geçiriyor. İlk olarak, yaşadığı Matsumoto kasabasındaki evinin yakınında bulunan nehrin etrafındaki değişik şekillerdeki taşlar dikkatini çekiyor ve değişik fikirlerini taşlar üzerinde uygulamaya koyarak deneme çalışmaları yapıyor. Kısa bir süre sonra kendi stüdyosunu oluşturarak taşların orijinal dokularını bozmadan kendi hayal ve sanatsal gücünü de kullanarak çalışmalarını hızlandırıyor. Ortaya çıkan sonuç; görenleri hayrete düşüren, şaşırtıcı, inanılmaz ve mizah dolu taş heykeller. Taş Heykel Sanatı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tas-kalplileri-bile-duygulandiracak-10-fotograf/", "text": "Bazı anlar var, bu anlar öyle anlar ki insan ister istemez anın duygusallığına kaptırıyor kendini. Yani ben ne kadar ağlamam soğan doğrarken bile ağlamam deseniz de o manzara karşısında dayanamıyor siz de duygulanıyorsunuz. Bu fotoğraflardaki anlar da insanları oldukları yerden başka yerlere götüren cinsten. Bazıları mutluluktan bazıları üzüntüden ama hepsi de insanın içine işleyen cinsten. Duygu dolu anlar 1- Annenin çocuğunu ilk kez kucaklarına aldığı an 2- Bebeğiyle ilk kez karşılaşan baba *ha bu abi asker diye elin masum memleketlerine gönderiliyor o ayrı. 3- Annesinin denize girmesi için onun engelli arabasını iten kadın 4- Engelli dedesi maden işçisi Frank Tugend'u taşıyan torunu 5- Kızı sınırdışı edilince ağlayan anne 6- Yıllar sonra aynı pozu verdiklerinde baba küçülmüş oğul büyümüş 7- Kuzey Kore ve Güney Kore'de yaşayan kardeşlerin devlet izniyle olan görüşmelerinin ardından 8- Köpek uyutulmadan önce ona veda 9- Ailesini kaybettikten sonra kardeşini kurtarmaya çalışan Suriyeli çocuk 10- Angelo Merendino kanser tedavisine başlarken eşinin saçını kesme anı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tatil-donusu-sendromu-guzel-bir-ruyadan-uyanmak-gibi/", "text": "Uzun bir bayram tatilinin ardından çalışanlar işbaşı yaptı. 9 günlük tatilin ardından yeniden mesaiye başlayanlar, adaptasyon güçlüğü çekebiliyor. Tatil dönüşü kendinizi keyifsiz, yorgun, bitkin hissediyor, uykusuzluk ve iştahsızlıktan şikayet ediyorsanız tatil dönüşü sendromu yaşıyor olabilirsiniz. Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi'nden Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel, tatile büyük beklentilerle çıkan ve stresle başa çıkamayan kişilerin tatil dönüşü depresyonu yaşayabildiklerini söyledi. Tatil dönüşü depresyonunun çoğu zaman uykusuzluk, iştahsızlık ve yorgunluk tabloları ile kendini gösterebildiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Evrensel, klasik depresyon belirtilerinin tatil depresyonunda da geçerli olduğunu belirterek Neşesizlik, isteksizlik, dikkat dağınıklığı, zevk alamama, rutin işlerden bile sıkılma ve enerjisizlik. Bu belirtilerle bize gelen hastaya sebep sorgulaması yaptığımızda tatilden yeni dönmüş olduklarını ve üzerinden iki hafta geçmiş olmasına rağmen bu belirtilerde gerileme olmadığını belirliyoruz dedi. Güzel bir rüyadan uyanmak gibi Depresyonun durgunluk, neşesizlik, isteksizlik, motivasyonsuzluk, uyku iştah bozuklukları ile seyreden bir hastalık olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel, şunları söyledi: Depresyonun oluşumunda dış faktörler önemli rol oynar. Kişi stres uyandırıcı dış faktör ile mücadele ederken yorgun düşerse ya da bu donanımdan yoksunsa depresyon ortaya çıkar. Paradoksal şekilde depresyon, kişiyi daha da felç eder ve sorunla mücadele imkanı ortadan kalkar. Tam bir kilitlenme durumu oluşur. Bu durumda kilidi çözmek ve sorunu gidermek için hekimin ve tedavinin devreye girmesi gerekir. 'Kendi kendinin doktoru ol' ya da 'Biraz gayret göster, çık, dolaş' tarzındaki telkinler bir işe yaramaz. Bu genel bilgiler tatil sonrası için de geçerlidir. Zira tatil gibi sene boyu arzulanan bir durumdan sonra yeniden dünya gerçekleri ile temas etmek hoş olmaz. Güzel bir rüyadan uyanmak gibidir. Bu gerçekler stres uyandırıcı türden özellikler de taşıyorsa tatil dönüşü tam bir cehennem etkisi meydana getirebilir. Tatilde gerçeklikten kopmayın Kişinin tatilini nasıl geçirdiğinin de önemli olduğunu kaydeden Yrd.Doç.Dr. Alper Evrensel, tatil boyunca gerçeklikten uzaklaşan kişilerin, dönüşlerinde gerçekliğin acısını daha fazla hissettiklerini belirterek şöyle devam etti: Tatil boyunca gerçeklikten ne kadar uzaklaşılırsa gerçekliğin acı verici etkisi o denli şiddetli olacaktır. Mesafe açıldığında ise uyum zorlukları ortaya çıkacaktır. Uyum becerisi yeterli olmayan kişiler bu değişime adapte olamayıp depresyona sürüklenebilecektir. Tatilin kalitesi kadar tatil sonrası iş hayatının kalitesi de bu uyum üzerinde etkili bir faktördür. Eğer kişi işinden memnun değilse tatil sonrası değil her gün sabah uyanıp işe gitmek zaten onun için çok çileli bir iştir. Bu tatil dönüşü, çok daha büyük bir kabus olacaktır. Tatil süresince gerçeklikten de kopmamak gerekir. Zira her güzel şey gibi tatilin de bir sonu vardır. Her ne kadar bunu bilmek ve düşünmek tatil zevkini azaltıyor olsa da her zaman akılda bulundurmak gerekir. Bu bilgi tatil sonrasında hayal kırıklığı yaşamayı azaltır. Örneğin çok yaşlı ve hasta bir yakınımız var ise onun ölümünü bekliyor olmak yas sürecini daha kolay atlatmamızı sağlar. Zira ölüm bir gerçektir. Tatilde eğlenirken bile tatil sonrasında içine girilecek hayat koşulları unutulmamalıdır. İki haftadan uzun sürmemeli Stresle mücadele becerisi yeterli olmayan kişilerin tatil depresyonunu daha sık yaşayabildiğini kaydeden Yrd.Doç.Dr. Evrensel, iki haftadan uzun süren şikayetlerde uzmana gidilmesi gerektiğini kaydetti. Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel, Tatil sonrasında yeni duruma adaptasyon sorunu çeken kişiler daha çok depresif olurlar. Normal yaşamda da gerçeklerin acı ve soğuk yüzünden hep kaçınarak yaşamayı tercih edenler, sorumluluk duygusu yeterli olmayanlar, sorunla karşılaştığında çözüm üretmek yerine yakınmayı ve çevreyi suçlama eğiliminde olanlar daha çok yaşarlar bu depresyonu. Aslında klasik depresyon belirtileri tatil depresyonunda da geçerlidir. Neşesizlik, isteksizlik, dikkat dağınıklığı, zevk alamama, rutin işlerden bile sıkılma ve enerjisizlik. Bu belirtilerle hekime müracaat eden birinde sebep sorgulaması yaptığımızda yeni tatilden dönmüş olmak ve üzerinden iki hafta geçmiş olmasına rağmen bu belirtilerde gerileme olmaması teşhise yönlendirir. Bu belirtilerde artık uzmana gitmek gerekir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tatil-sonrasi-bir-haftada-toparlanma-diyeti/", "text": "TATİL SONRASI TOPARLANMA DİYETİ VE ÖNERİLER Yılın yorgunluğunu üzerimizden atmak için çoğumuz tatilleri fırsat bildik. Deniz,kum, güneş, ,açık büfe, gece hayatı derken istemediğimiz kiloları geri aldık.Oysa tatil öncesi fit bir vücuda sahip olmak için bir o kadar emek harcamıştık.Tatilde ise ipin ucunu salmış olabiliriz fakat bunu devam ettirmek yerine şimdi toparlanma zamanı. Diyetisyen Emre Uzun'nun önerileri ile kışa formda ve fit girebilirsiniz. METABOLİZMANI TOPARLA Tatil sırasında yaptığımız en en büyük hatalardan biri öğün atlamak veya öğünlerin zamanını ayarlayamamak. Bu alışkanlığı en kısa zamanda edinmelisiniz. Ana ve ara öğünler atlanmamalı ve düzene konmalı. Bu durum sizin gün boyu kan şekerinizi stabil tutacaktır. Aniden gelişen yeme ataklarınızı ortadan kaldıracaktır. Ana öğünlerde mutlaka içerisinde protein kaynaklı bir besin tüketmeye çalışın. Akşam yemeklerini ise en hafif öğün olarak tüketin. YORULAN CİLDİNE EL AT Tatil esnasında tükettiğimiz birçok besinle birlikte güneş de vücudumuza ve cildimize zarar veriyor. Bunun için su tüketimini ve antioksidan besin tüketimimizi arttırmalıyız. Günde 2-3 litre su tüketimi sağlanmalı.Tükettiğimiz su vücudumuzdaki metabolik artıkların atımını sağlayarak sağlığımızı korur ve hızlı kilo vermemize yardımcı olur. Havuç, çekirdekli siyah kuru üzüm ve kayısı gibi meyvelerle zarar gören cildimizin toparlanmasını hızlandırabiliriz. HAREKET VAKTİ Kaldığımız yerden egzersize devam! Tatilde birçoğumuz sedanter bir yaşam geçirdik. Hareketsizlik metabolizma hızımızı düşürdüğü gibi bizleri halsiz ve isteksiz biri haline getirir. Günde en az 30 dk yürüyüş veya yaptığınız egzersizler tatil sonrası size iyi gelecektir. ALIŞKANLIKLARINI DÜZENLE Tatilde tükettiğimiz fast foodlar, atıştırmalıklar,abur cuburlar istemediğimiz kiloları almamıza neden oldu,tatil sonrası bu tip tüketimleri sona erdirmeliyiz. Böylece kilo alımına son vermiş oluruz. Tatilde alıştığımız abur cubur tüketimi yerine şimdi daha sağlıklı olan meyve tüketimine geçmeliyiz. Mevsimine uygun tüketeceğiniz meyveler sizlere yeterli vitamin ve mineral sağlamakla birlikte sağlıklı birer ara öğün olacaktır. Yediğimiz basit bir atıştırmalık gofretten aldığımız kalori 208 iken, 1 porsiyon meyveden sadece 48 kalori almış oluruz. Tükettiğimiz besinler kadar o besinleri nasıl pişirdiğimizde kilo alımımızda etkili. Tatil sonrası beslenme alışkanlıklarımızı düzenlerken doğru pişirme tekniklerini de kullanmalıyız. Haşlama,ızgara, fırın tercih edebileceğiniz en iyi pişirme yöntemidir. ALKOLE ARA VER Tatilde yaşanan bir başka problem ise alkol tüketimi. Alkolün 1 gramından 7 kkal alırız, gece boyu tüketilen alkol kilo olarak bize geri döner. Alkol tüketimini bırakmak tatil sonrası kilo vermemizde ve hızlı toparlanmamızda büyük yarar sağlayacaktır. POSA TÜKETİMİNİ ARTTIR Posalı besin tüketimi de bu dönemde kilo vermemize katkı sağlayacaktır. Bu besinler su ile şişerek tok kalmamızı sağlar ve bağırsak hareketlerini hızlandırır. Böylece tatilde oluşabilecek kabızlık problemlerinizi de engellemiş olur.Posalı besinler kilo vermeye yardımcı olduğu gibi vücudumuza da bir çok yarar sağlar. Bu toparlanma döneminde bol bol posalı besin tüketmeliyiz. Tatil sonrası tüm bunlara dikkat ederek hızlı bir şekilde aldığımız kiloları verip sağlıklı bir yaşama geçebiliriz. Tatil sonrası örnek bir toparlanma diyeti Kalkınca: 2 su bardağı elma/ salatalık dilimli ve naneli su 1.GÜN Kahvaltı(08:00-09:00): açık çay/bitki çayı 1 adet haşlanmış yumurta+6 adet çiğ badem Bol söğüş sebze ve yeşillik 1 ince dilim tam buğday/çavdar ekmeği Öğle(12:00-13:00): 1 el büyüklüğünde ızgara tavuk/yağsız et veya 4-5 adet ızgara köfte 1 kase cacık veya 1 su bardağı ayran+Yağsız bol salata Ara öğün(15:30-16:00):2 adet bütün ceviz+1 fincan şekersiz kahve Akşam(19:00-20:00): 1 el büyüklüğünde ızgara hindi veya tavuk 1 kase bol dereotlu cacık+Yağsız bol salata Ara öğün(21:30-22:00): 1 kase light yoğurt+1 yemek kaşığı öğütülmemiş keten tohumu 2.GÜN Kahvaltı(08:00-09:00): 4 yemek kaşığı yulaf ezmesi 1 yemek kaşığı siyah çekirdekli kuru üzüm veya 3 adet kuru erik 1 çay kaşığı toz tarçın 1 su bardağı yağsız organik süt Öğle(12:00-13:00): 1 el büyüklüğünde ızgara tavuk/yağsız et veya 4-5 adet ızgara köfte 1 kase cacık veya 1 su bardağı ayran+Yağsız bol salata Ara öğün(15:30-16:00):yarım paket pirinç patlağı+1 fincan yeşil çay/kahve Akşam(19:00-20:00): 1 el büyüklüğünde ızgara tavuk/yağsız et veya 4-5 adet ızgara köfte 1 kase cacık veya 1 su bardağı ayran+Yağsız bol salata Ara öğün(21:30-22:00): 2 dilim tarçınlı ananas 3.GÜN Kahvaltı(08:00-09:00): açık çay/bitki çayı 4 yemek kaşığı lor peyniri Yarım avokado Bol söğüş sebze ve yeşillik 1 ince dilim tam buğday/çavdar ekmeği Öğle(12:00-13:00): 4 yemek kaşığı kepekli makarna+ev yapımı domates sosu 1 kase light yoğurt Ara öğün(15:30-16:00):3-4 adet diyet bisküvi+1 fincan yeşil çay/kahve Akşam(19:00-20:00): Sınırsız ödem atıcı çorba* Ara öğün(21:30-22:00): 1 fincan melisa çayı 4.GÜN Kahvaltı(08:00-09:00): 1 kutu sade probiyotik yoğurt+1 adet kivi+1 yemek kaşığı yulaf kepeği Öğle(12:00-13:00): 1 küçük tabak sebze yemeği/kurubaklagil 1 kase light yoğurt Yağsız bol salata Ara öğün(15:30-16:00): 3 adet bütün ceviz+1 fincan rezene çayı Akşam(19:00-20:00):1 porsiyon ızgara/fırın balık+ bol salata Ara öğün(21:30-22:00): 3 kare bitter çikolata+1 fincan yeşil çay 5.GÜN Kahvaltı(08:00-09:00): 4 yemek kaşığı yulaf ezmesi 1 adet rendelenmiş elma+1 çay kaşığı toz tarçın 2 kutu sade probiyotik yoğurt Öğle(12:00-13:00): Yarım kase çorba+6 yemek kaşığı sebze yemeği 1 kase cacık+bol salata Ara öğün(15:30-16:00):1 çay bardağı sarı leblebi+1 fincan şekersiz kahve Akşam(19:00-20:00): Sınırsız Izgara kabak ve patlıcan dilimleri 1 kase pul biber+dereotu+nane eklenmiş yoğurt Ara öğün(21:30-22:00): 1 adet nektari HAFTA SONU Kahvaltı(10:00-11:00): açık çay/ıhlamur 1 yumurta ile yapılmış menemen veya omlet 2 dilim burgu veya dil peyniri 1 tatlı kaşığı bal/sürülebilir çikolata Bol söğüş sebze ve yeşillik 2 ince dilim çavdar ekmeği Ara öğün(14:00-15:00): 1 ay dilim büyüklüğünde karpuz+2 parmak kalınlığında beyaz peynir Ara öğün(14:00-15:00) :1 kutu müslili probiyotik yoğurt Akşam(19:00-20:00): 150 g ızgara et veya 200 g balık+ bol salata Ara öğün(21:30-22:00): 2 adet bütün ceviz+1 fincan papatya çayı *ÖDEM ATICI ÇORBA Malzemeler 2 adet kabak,1 adet kapya biber, 1/2 orta boy soğan, 1/2 adet havuç 2 yemek kaşığı haşlanmış mercimek, 1/2 adet limon, 1 yemek kaşığı zeytinyağı Yapılışı: Tüm malzemeler yıkanır ve iri parçalar halinde kesilip tencereye konur, üzerine 1 yemek kaşığı zeytinyağı konulur. Malzemelerin üstüne gelinceye kadar su eklenir. Pişirilmeye bırakır . Pişen sebzeler mutfak robotundan veya blendırdan geçirilerek çorba kıvamına gelinceye kadar karıştırılır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tatilde-bile-internetten-vazgecmedik/", "text": "Tatilde bile vazgeçemediğimiz tek şey: İnternet Türkiye'de internet kullanıcılarının yarısından fazlası (%54) tatilde internet kullanım alışkanlıklarını aynen sürdürüyor veya daha da artırıyor. Alanında lider İnternet Değişim operatörü DE-CIX tarafından yapılan Tatilde İnternet Kullanım Alışkanlıkları araştırmasının sonuçlarına göre, internetin kullanım amaçları kuşaktan kuşağa değişse de internete olan ihtiyaç tatilde de değişmiyor. İnternetin günlük hayattaki önemi her daim güncelliğini koruyor. Lider İnternet Değişim operatörü DE-CIX tarafından yapılan Tatilde İnternet Kullanım Alışkanlıkları araştırmasının sonuçlarına göre 2023 yazını geride bırakırken tatil sezonunda da kullanıcıların ihtiyaçlarından biri internet olarak öne çıkıyor. Öyle ki, tatilde internet kullanmayanların oranı yalnızca %1. Ayrıca, Türkiye'de internet kullanıcılarının %21'i tatilde internet kullanımını artırdığını belirtirken %33'ü standart internet kullanım düzenini koruduğunu belirtiyor. Yaz boyunca 35 yaş üstü e-posta gönderip almaktan; Z kuşağı eğlencesinden vazgeçmiyor Kuşaklar arası farklılıklar, tatilde de olsak internet kullanım tercihlerinde bile kendisini gösteriyor. Tatilde streaming platformları genç kuşakların, e-posta göndermek ise 35 yaş üstünün radarında. Araştırma sonuçlarına göre 35-50 yaş arası tatilde bile iş takibini sürdürebilmek isterken genç kuşak ise favori dizilerinin yeni bölümlerini kaçırmak istemiyor. Araştırmaya katılan 18-24 yaş arası Z kuşağı gençler tatilde internet kullanımını %35'lik bir oran ile Netflix, Spotify, YouTube gibi streaming platformları için tercih ederken, 35-50 yaş arası katılımcılar ise %26'lık bir oranda tatil döneminde de sıklıkla e-posta uygulamalarını kullanıyor. Öte yandan araştırma sonuçları %78 ile sosyal medya uygulamalarına olan ilginin 18-50 yaş arası hiçbir katılımcıda değişmediğini ve %82 ile de sosyal medyayı kadınların özellikle tatilde erkeklerden daha sık kullandığını ortaya koyuyor. Hızlı ve ücretsiz internet beklentisi konum seçmiyor Katılımcılar tatil süresince internetten en önemli beklentileri arasında birinci sıraya %76 ile ücretsiz WiFi kullanımını, ikinci sıraya ise %73 ile yüksek hızı yerleştiriyor. Bu beklentileri üçüncü sırada %49 ile geniş bir kapsama alanı özelliği takip ediyor. Telefonların kapatıldığı ve dünyadan tamamen koptuğumuz tatillerin sonu gelmiş olabilir DE-CIX Türkiye Bölge Direktörü Bülent Şen, araştırma sonuçları ile ilgili şu yorumu yapıyor: Artık çevrimdışı tatiller yerine her zaman online olduğumuz ve bağlantımız koptuğunda tedirgin hissettiğimiz tatil dönemleri yaşıyoruz. Bugünlerde tatil konaklama yerleri seçerken öncelikli kriterlerimiz arasında güvenilir bir WiFi ve daha ıssız bölgelerde bile bizi yarı yolda bırakmayacak bir internet bağlantısı yer alıyor. Genç kuşaklarda tatil ile günlük yaşam arasındaki internet ihtiyaçları ve tercihleri değişiklik göstermezken diğer tarafta özellikle 35-50 yaş aralığı, hava durumuna, navigasyondan yol tarifine ve e-postalarına her zaman ulaşmak istiyor. Motivasyon ne olursa olsun internet kullanımına duyulan ihtiyaç her yaz olduğu gibi 2023 yazında da değişmedi, hatta arttı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tatilde-fitnessa-devam-etmenin-9-yolu/", "text": "Tatilde de fitness mı yapılır? demeyin. Uğruna yıl boyu ter döktüğünüz bikini vücudunu, dahası sağlığınızı korumanın yolu tatilde de egzersiz düzenini sürdürmekten geçiyor. İşte yazın hararetiyle motivasyonu kırılanlar, sporu gündem dışı bırakanlar için Fitness Eğitim Direktörü Samantha Clayton'ın 9 maddelik fitness'a devam rehberi Tatil dönemi fitness ve sağlıklı yaşama en gönülden bağlı olanlarımızın bile iradesini test edebilir. Ancak yaz döneminde fitness'a ara vermek yeniden istediğimiz görünüme sahip olmamızı zorlaştırabilir. Tatil döneminde kilo kaybı ve vücut kompozisyonu hedeflerimizi devam ettirmemizin önemli olduğunu belirten Herbalife Global Fitness Eğitim Direktörü Samantha Clayton Motivasyonu korumak ve plana bağlı kalmak için küçük ama etkili yöntemler bulmak çok önemlidirdiyor. Clayton'ın tatil boyunca sağlıklı ve hareketli kalmamıza yardımcı olacak temel fitness listesi ise şöyle: Program hazırlayıp hedef koyun Tatil dönemi sağlıklı yaşamayı bir yaşam biçimi haline getirenler için bile bir tür irade testine dönüşebilir. Hali hazırda kilo verme ya da vücudunuzu şekillendirme çabasındaysanız kendinize bir fitness programı ve olmazsa olmaz besinler listesi hazırlayıp tatil boyu hedefinizden şaşmayın. Kalori takip aplikasyonları ile kilonuzu takip edin Tatilde yediklerimizi fazla kaçırmaya biraz daha meyilli oluruz. Telefonunuza indirdiğiniz bir kalori takip aplikasyonu sayesinde günlük hedefinize daha yakın durabilirsiniz. Unutmayın, kilonuzu tatilde de korumanız önemlidir ve sıkı takipte olmak sizi sağlıksız atıştırmalıklardan uzak tutmaya yardım eder. Günlük hareket miktarınızı kontrol edin Her yerde kolaylıkla bulabileceğiniz giyilebilir fitness cihazları sayesinde günlük hareket miktarınızı takip edebilir, reflektörlü kıyafetler yardımıyla karanlıkta da rahatlıkla spor yapabilirsiniz. Mini esneme bantları ile hızlı egzersiz yapın Mini esneme bantlarının her yerde bulunabilme, uygun fiyat, kolay taşınabilme gibi avantajları var. Farklı dayanıklılık seviyelerinde ve çeşitli renklerde üretilen bantlarla kalça, omuz ve sırt bölgenizi ısıtmak son derece kolay! Neticede mini esneme bantları yardımıyla evde hızlı bir egzersiz yapmak şahane bir seçenek. Playlist'inize yeni şarkılar ekleyin Canlanmaya ve biraz daha ilhama ihtiyacınız olduğunda playlist'e yeni şarkılar eklemek sizi ayağa kaldırabilir. Müzik koşu sırasında hızlandırır, ağırlık kaldırırken size güç verir! Bir çift kablosuz kulaklık edinin Klasik kulaklıklar spor sırasında başa bela oluyor. Bir çift kablosuz kulaklığa yatırım yapmayı deneyin, böylelikle kabloları düzenlemek üzere harcadığınız efordan kurtulup egzersize odaklanabilirsiniz. Foam roller'lar ile evde kendi masajınızı yapın Pahalı masajlara para dökmenize gerek yok. Foam roller sayesinde evde kendi masajınızı yapabilir, böylece hem esneyip hem tutulan kaslarınızı açabilirsiniz. İsterseniz foam rollerları egzersizlerden önce kaslarınızı esnetmek için de kullanabilirsiniz. İp atlayın İp atlama, ısınma ve vücut ısısını yükseltmek üzere eski ama son derece işe yarar bir yöntemdir. 10 dakika boyunca ip atladığınızda artan vücut ısısıyla eklem sıvısı akışkan hale gelerek eklemlerinizin kayganlaşmasınız sağlar. Böylece yaralanmaların da önüne geçmiş olursunuz. İp atlamak özellikle spor salonuna gidecek vakti olmayanlar için harika bir seçenek! Tok kalmak için atıştırmalık protein barlar tüketin Tatildeyken özellikle davetlere katılmadan önce yediğiniz protein açısından zengin bir besin sizi gece boyu tok tutarak gereksiz atıştırmalıklardan uzak tutar! Unutmayın, tatilde hedeften şaşmamak için kararlılık şart, bu da ancak akıllı yiyecek seçenekleriyle mümkün!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tatilin-keyfini-cikarmak-icin-uzak-durmaniz-gerekenler/", "text": "Mekan değiştirmekte fayda vardır sözünün gerçekten doğru olduğunu ve bu nedenle tatilde ortam değiştirmenin yarar sağlayacağını belirten Psikolog Reyhan Algül, Ancak kişinin şartları uygun değilse ya da tercihi mekanı değiştirmemekse, o şartlarda gerçekten tatil deneyimi yaşayabileceği ve kendini dinlendirebileceği aktiviteler önem kazanıyor diyor. Yapılan çalışmalar tatil sırasında ve sonrasında ağrıların daha az algılandığını gösteriyor. Hatta bazı kişilerin uyku kalitelerinin yükseldiği ve kendilerini çok daha olumlu hissettikleri görülüyor. Psikolog Reyhan Algül, tatilden sonra yorgunluk, dinlenme ihtiyacı ve konsantrasyon güçlüğü hissedilmesinin, bu sürenin verimli kullanılmadığının göstergesi olduğunu belirterek şu önerilerle bulunuyor... Bu önerileri dikkate alın... Günlük rutinlerinizin dışına çıkın: Rutinler gereklidir ama tatillerde değil. Günlük yaşantınızdakinden farklı şeyler yaparak, hem yenilenme, hem de rutinlerinizi özleme şansı yaratabilirsiniz. Örneğin her sabah eksiksiz kahvaltı yapmaya alışkınsanız, tatilde kahvaltıları daha basit hale getirebilirsiniz. Teknolojiden uzak durun: Özellikle sosyal medyanın hayatımızın parçası olduğu günümüzde teknolojiden uzak kalmayı başarabilmek elbette hiç de kolay değil. Tatilin güzel anlarının fotoğraflarını paylaşmak çok keyifli olsa da verimli bir tatil teknolojiden mümkün olduğunca uzaklaşmayı gerektiriyor. Gerçek anlamda zihinsel ve ruhsal arınmaya bu sayede ulaşmanın mümkün olduğunu söyleyen Psikolog Reyhan Algül, Özellikle telefonunuz ve internetinizi tatile çıkarın. Sürekli telefonunuzla ilgilenmeyin, güncelleme yapmayın ve hatta mümkünse günün bir kısmında tamamen kapalı tutun diyor. Gergin ve/veya sorun odaklı kişilerle tatile çıkmayın: Gergin yapıdaki kişilerin kaldığınız yerden, yemeklere, iklim şartlarından yatağa kadar birçok konuda sorun yaratma potansiyelleri bulunur. Elbette bu durum kaçınılmaz olarak sizi de etkileyeceğinden huzursuz bir tatil geçirmenize neden olur. Sonuç olarak, her şeyi sorun eden kişilerle mümkün olduğunca tatile çıkmayın. Böyle bir zorunluluğunuz varsa, tatilinizin tümünü o kişi veya kişilerle geçirmemeye çalışın. Kendinize ait zaman yaratın. Yanınıza az eşya alın: Verimli bir tatil için az eşya, çok mutluluk prensibiyle hareket etmenin çok yararlı olabildiğini söyleyen Psikolog Reyhan Algül, Son yıllarda yapılan çalışmalara göre, insan ne kadar az şeye gereksinim duyar hale gelirse o kadar mutlu oluyor. Tatile giderken güzel kıyafetler, uygun ayakkabılar götürmek isteseniz de kendinize engel olmaya çalışın. Bu dönemin günlük sorumluluklardan arınma anlamına geldiğini unutmamaya çalışın. Özellikle iş gereği mecburen takım elbise ya da topuklu ayakkabı giymek zorundaysanız, tatilinizi minimum eşya ve kıyafet ile geçirmek sizi çok daha rahat hissettirecek diyor. Tatile adapte olun ve tadını çıkarın: Yaşadığınız bu dinlenme döneminin bir ihtiyaç olduğunu bilin ve tatilden keyif almaya çalışın. Mutluluk ya da mutsuzluk gibi tatilin de geçici olduğunu unutmayın. Anda kalmaya gayret ederek yaşadığınız her şeyin tadını çıkarın...Böylece tatil sonrası depresyonunun ve isteksizliğin üzerinden çok daha kolay gelebilirsiniz. Doğanın gücünden faydalanın: Yapılan çalışmalara göre, insanları uzun vadede en fazla mutlu eden ortam doğa. Kendinizi bu mutluluktan mahrum etmeyin. Nerede ve nasıl bir tatil yaparsanız yapın, bir gününüzü dahi olsa, çimlere basmak, temiz hava solumak ya da suya girmek veya izlemek için mutlaka kendinize zaman yaratın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tatilinizi-ucuza-getirmek-icin-basvurabileceginiz-15-pratik-bilgi/", "text": "Her fırsatta bir yerlere kaçan, durmadan yeni yerler keşfedip sosyal medya hesaplarımızı nispet fotoğraflarıyla dolduran arkadaşlarımıza özeniyoruz değil mi? Hepimizin kafasında aynı soru var: Nasıl bu kadar çok geziyorlar? Halbuki az parayla çok gezmek işi bilenler için hiç de zor değil. İşte tatilinizi ucuza getirmek için başvurabileceğiniz birbirinden değerli 15 pratik bilgi: 1.Öncelikle görmek istediğiniz yerlerin bir listesini yapın ve seyahat tarihlerini belirleyin. Bütçenize pahalı gelen yerler için koyabileceğiniz en uzun vadeyi koyun. Böylece özel fırsatları, mil kampanyalarını ve promosyonları yakalamak için daha çok vaktiniz olacaktır. 2.Seyahat tarihlerinizi belirlerken gideceğiniz yerin yüksek sezonunu seçmemeye özen gösterin. Sezon tarihlerinden 15'er gün öncesini ya da sonrasını tercih etmek ziyaretinizin kalitesini çok etkilemez ama sizi yüksek fiyatlardan korur. Aynı durum özel günler ve festivaller için de geçerli. 3.Gideceğiniz yeri belirledikten sonra ilk işiniz bilet almak olsun. Uçak ya da otobüs hangi araçla seyahat edecekseniz edin biletinizi erken almaya bakın. Ne kadar erken alırsanız o kadar ucuz bilet bulma ihtimaliniz olur. 4.Biletinizi seçerken doğrudan uçuşların pahalı olabileceğini aklınızda tutun. Aktarmalı uçuşlar bir kaç saat kaybetmenize neden olur fakat doğrudan uçuşlara göre çok daha ucuzdur. Daha fazla alternatif görmek için uçuşları kıyaslayan web sitelerine mutlaka göz atın. 5.Gideceğiniz şehre varmak için alternatif rotalar çizin. Eğer birden fazla havalimanı varsa her ikisi için ayrı araştırma yapın. Ayrıca, Avrupa gibi trenle ulaşımın gelişmiş olduğu bölgelerde komşu şehre uçup oradan trenle devam etmek gözünüzü korkutacak kadar zor bir iş değil. Bu yöntem sandığınızdan daha çok tasarruf etmenizi sağlayabilir. 6.Erken rezervasyon konaklama için de çok önemlidir. Uçak biletinizi ayarladıktan sonra ilk işiniz konaklamayı netleştirmek olmalı. Eğer otelde kalmayı planlıyorsanız tıpkı uçak bileti gibi seçtiğiniz oteli bir çok kaynaktan kıyaslayın. Farklı kaynaklardan farklı fiyatlar bulabilir ya da promosyonlu bir kampanyaya denk gelebilirsiniz. 7.Otel rezervasyonu için doğrudan iletişim kullanın. Oteli bir çok kaynaktan kontrol etmenize rağmen yine de avantajlı bir fiyat bulamadıysanız otelin rezervasyon departmanına konaklama tarihlerinizi iletip özel bir fiyat talep ettiğinizi belirtin. Otellerin çoğu internette kendileri için misafir toplayan web sitelerine komisyon öder. Siz doğrudan iletişim kurduğunuzda bu komisyon ortadan kalkmış olur. Bu durumu nazikçe hatırlatıp %15 ila %20 oranında indirim talep edebilirsiniz. 8.Alternatif konaklama yöntemlerini deneyebilirsiniz. Örneğin konaklamak için kısa süreli ev kiralayabilirsiniz ya da coach surfing gibi topluluklara üye olup ücretsiz konaklama karşılığında yeni insanlarla tanışmak isteyen ev sahiplerinin misafiri olabilirsiniz. 9.Bilet ve konaklamayı hallettikten sonra o şehirde görmek istediğiniz yerlerin bir listesini yapın. Online bir harita uygulamasından önce otelinizi seçip, daha sonra gitmek istediğiniz yerleri pinleyin. Böylece yürüyerek ulaşabileceğiniz noktaları belirler ve akılcı bir rota çizerek ulaşıma fazla harcama yapmamış olursunuz. 10.Görmek istediğiniz turistik noktaların ziyaret ücretlerini mutlaka önceden araştırın. Özellikle Avrupa'da bir çok müze için internetten bilet alabileceğinizi göreceksiniz. Eğer indirim ya da promosyon varsa kaçırmamanızı öneririm. Böyle bir fırsat yoksa turist bilgilendirme noktalarından turistler için özel kampanyalar olup olmadığını sorun. İçerisinde toplu taşıma kullanımı ve ücretsiz müze ziyareti gibi promosyonlar bulunduran özel turist kartları yüzünüzü güldürecektir. 11. Gelelim herkesin iyi bildiği bir maddeye; turist kazığından uzak durun. Peki bunu nasıl yapacaksınız? Öncelikle popüler caddelerde restoran, kafeterya, bar gibi işletmelerin daha pahalı olacağını unutmayın. Paralel sokaklara mutlaka göz atın. Yurt dışında ülkemizdekinin aksine bir çok işletme menüsünü restoran dışında da sergiler. İçeri girmeden önce fiyatları rahatlıkla kıyaslayabilirsiniz. 12. Alışveriş yaparken ilk gördüğünüz ürünü almamaya çalışın ve mutlaka pazarlık yapın. Unutmayın turistik ürünlerin fiyatları zaten sizin pazarlık yapacağınızı düşünerek belirlenmiştir. Dolayısıyla indirim istemeniz utanılacak bir durum değildir. 13.Su, atıştırmalık gibi ürünleri süper marketlerden alın. Kafelere bakkal muamelesi yapmayın. 14.Taksimetre açmayan taksilere binmeyin. Gittiğiniz şehirde araç çağırabileceğiniz mobil uygulama varsa tarifelerine göz atın. Metro, tren, otobüs gibi alternatif yolları değerlendirin. 15.Son olarak lokal servis sağlayıcıların tariflerine göz atın. Muhtemelen kendi ülkenizde kullandığınız tarifeden daha uygun olacaktır. Yetkili bir noktadan tercih ettiğiniz data hattını pasaportunuzla patik bir şekilde satın alabilirsiniz. Böylece iletişim harcamalarınızdan tasarruf edebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tatu/", "text": "SAHNE ŞOVLARIYLA, KLİPLERİYLE BU DÜNYADAN BİR t.A.T.u GEÇTİ. Julia Volkova ve Lena Katina'nın kurduğu TATU/ t.A.T.u o zamanlar kolay kolay dillendirilmeyen bir şeye cesaret edip, kliplerinde yaşadıkları ilişkiyi anlattılar. All the Things She Said şarkılarına çektikleri kliple bir anda dünyanın gündemine lezbiyen şarkıcılar olarak düştüler. Fazla söz yazmadan sahne şovlarıyla devam edelim: NOT GONNA GET US'ın 2003 yılında yayınlanan bir versiyonu. Tam olarak bu sahnede yaptıkları nedeniyle tüm dünya onları konuştu. Sonrasında All About Us ile bu süreçte yaşadıklarını da anlattılar. Bizim kim olduğumuzu göremiyorlar, bizi anlamıyorlar diye dillendire dillendire bir klip yaptılar. Kliplerin 20 milyon civarında izlenmelerine takılmayın o zamanlar bu kadar yaygın bir internet ağı yoktu. Hemen hemen her cd'de onların şarkıları olurdu. Peki TATU'ya ne oldu? Fazla göz önünde olmaktan sıkıldılar ve hatta erkeklerle aşk yaşadılar. Çocukları da oldu. Solo kariyerlerine odaklandılar, sadece projelerde birleşiyorlar. Julia Volkova geçtiğimiz sene Türkiye'ye konser vermeye geldi. Türk Rus ilişkilerinin yeniden düzelmesinden mutlu olduğunu aktardı. Instagram'da da hesabı var: official_juliavolkova Değişime bakın: Diğer kızımıza gelince: LENA o günleri daha çok özlüyor. Ve şarkı söylemeye neredeyse hiç ara vermedi. Ödüller bile aldı. Lena'yı instagram'dan takip etmek isterseniz de hesabı: instagram.com/lenakatina/ Karışık CD yapılan o güzel yıllar çok ÖZLENDİ..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tavuk-gogsunun-uzerinde-gorulen-beyaz-cizgilerin-anlami-ne/", "text": "Çok sağlıklı olduğuna inandığınız yiyeceklerin aslında sağlıksız olduğunu öğrenmek kadar kötü bir duygu yoktur. Mesela tavuk göğsü. Tavukta günlük ihtiyacımız olan proteinlerden bolca bulunmakta. Ancak tavuğun nasıl kesildiğine bağlı olarak durum değişiyor. Bir de tavuğun hangi kısmının tüketildiği önemli. Kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Compassion in World Farming insanları tavuk göğüslerinin üzerinde yer alan beyaz çizgiler konusunda uyarmaya başladı. Bundan sonra tavuk göğsü alırken büyük ihtimalle öğreneceklerinizi göz önünde bulunduracaksınız. Marketten tavuk seçmek hiç de kolay değildir. İlk dikkat edeceğiniz şey tüketeceğiniz günle son kullanma tarihi arasındaki gün farkı. Son zamanlarda yapılan bir araştırmada üzerinde fazlaca beyaz çizgi olan tavuk göğüslerinin aslında o kadar da besleyici olmadığı görüldü. Tavuk göğsü başta normal gibi görünebilir. Ancak yakından baktığınızda anlatılmak isteneni anlayacaksınız. Poultry Science Compassion in World Farming'in belirttiğine göre üzerinde beyaz çizgiler bulunan tavuk göğüsleri, üzerinde çizgi bulunmayanlara oranla %224 daha yağlıymış. Kuruluşun yaptığı araştırma, Amerika'da yapılan bir araştırmayla aynı çıkarımlara sahip. Amerika'daki araştırmada da gün geçtikçe tavuklarda bu beyaz çizgilerin arttığını savunuyor. Peki ya suçlu kim? Suçlu tabii ki de tavukların daha kısa sürede büyümesini isteyen ve insan sağlığıyla oynayan tavuk çiftlikleri. Beyaz çizgili tavuk göğüslerinin tadları kötü olur ve diğerleri gibi besleyici değildir. Üstelik tavuk göğsünü sosla yapıyorsanız, sosun emilimi çok zordur. CIWF'de belirtilenlere göre, tavuk çiftlikleri tavukların daha kilolu olması için kullandıkları insanlık dışı yöntemlerle tavukların acı çekmesine neden oluyorlarmış. CIWF Beslenme uzmanları tavuk göğsü yemeyin demiyor. Sadece üzerinde beyaz çizgi olan tavuk göğüslerini tüketmeniz halinde vücudunuza daha fazla yağ gireceğini ve bu tavuğun besleyici olmadığını belirtiyor. Bir dahaki sefere tavuk göğsü alırken uzmanların görüşlerini göz önünde bulundurun. Günümüzde birçok kişi diyet yapıyor ve diyetlerinde tavuk göğsü var. Ancak beyaz çizgili tavuk göğsü tüketmeleri halinde diyetleri boşuna gidiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/taylanda-eglenmeye-gitti-copcatanlik-yapamadan-dolandirildi/", "text": "Uluslararası kamuoyunda tatil cenneti olarak bilinen ve eğlence turizminin yoğun olduğu Tayland'da bir Türk hafta sonu dolandırıcıların kurbanı oldu... Tayland medyasında yer alan haberlerde soyadı Ruhan olan bir Türk turistin yaşadığı bütün talihsizlikler ortaya saçıldı. Ruhan, bir çöpçatan sitesinden Tayland'da yaşayan bir kadınla tanıştı. Kadın, Ruhan'ı Phuket'ten Pattaya'ya çağırdı. Birlikte yürüyüş yapıp bazı mekanlarda eğlendikten sonra kadın adamı otel odasına çağırdı. Çift arasındaki yakınlaşmanın giderek arttığı bir anda ise ismi açıklanmayan kadın adamın duşa girmesini istedi. Bu isteği kabul eden ve duş alan adam odaya geri döndüğünde ise hayatının şokunu yaşadı. ADAMIN iPHONE'U DA ÇALINDI Kadın, adamın paralarını ve değerli eşyalarını çalıp ortadan kaçmıştı. Yaklaşık 2100 dolarını ve iPhone 14 Pro model cep telefonunu çaldıran adam soluğu polis karakolunda aldı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken Pattaya polisi güvenlik kameralarından kadının kimliğini bulmak için harekete geçeceklerini duyurdu. Olayla ilgili soruşturma devam ederken Tayland medyası, Ruhan ve kadının fotoğraflarını paylaştı. Sözcü.tv"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tbmmye-giren-ilk-kadin-milletvekili-sati-kadin/", "text": "Ankara'da yakıcı bir yaz günü idi. Atatürk beraberinde arkadaşları ve yaverleri olduğu halde Kızılcahamam'a giderken Kazan Köyü yakınlarında durmuş ve otomobilinden inmişti. Köyün kadını, genci, yaşlısı, ihtiyarı köylerin içinden geçen, köşede duran bu yabancı konukları görünce hep beraber koşuştular. Kimi su getirdi, kimi ayran, bunlardan biri, güğümünden aktardığı soğuk ayranı Ata'ya uzattı: Bir soğuk ayran içer misiniz? dedi. Bu çorak iklimin kavurduğu yüzünde bronzlaşmış Türk kadının en bariz ifadelerini taşıyan, bir Türk anası idi. Böğrüne sıkıştırdığı kundağı biraz daha bastırdıktan sonra, sağ elindeki ayran bardağını uzattı, bekledi. Ata ,ayranı kana kana içmiş ve bir an durakladıktan sonra ona; Senin kocan kim? diye sormuştu. Köylü kadını, yüzü tunçlaşmış, elleri nasırlı bir Türk anası idi; Ankara'nın kendine has şivesi ile kocasının Sakarya harbinde boğazından yaralanmış bir cengaver olduğunu söyledi. Ata bir soru daha sordu : Ne zaman doğdun? 1919'da Atatürk Samsun'a çıktığı zaman doğdum. Ata, bir an düşündü. Yıl 1934 idi. Kadının bu ifadesine göre 15 yaşında olması lazım gelirdi. Halbuki karşısındaki kadın 25 yaşlarında görünüyordu; tekrar sordu: Nasıl olur? Evet, nasıl olurdu. Bu Satı kadın hiç tereddütsüz, o her zamanki nüktedan haliyle ve memleketin işgal altında geçirdiği acı yılları ima ederek: Evet Paşam, ondan evvel yaşamıyordum ki! Bu espri Ata'yı bir hayli düşündürdü. Peki kadınların da erkekler gibi çalışıp çeşitli mevkilere yükselmesi konusunda ne düşünüyorsun? Şüphesiz doğrudur. Ve kadınlarımız Cumhuriyet'in mefkuresi altında bunu başarmak azmine sahiptir. Biz kadınlar hedefe yürüyecek ve Cumhuriyet meşalesini her alanda taşıyacağız Paşam. Ayrılırken yaverine kadının ismini ve adresini not ettirdi. Daha sonra biz, SATI KADIN'ı Büyük Millet Meclisi'ne giren ilk kadın milletvekili olarak görmekteyiz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tek-bir-ziyaretcisi-bile-olmayan-10-bin-odali-devasa-otelin-buyuk-yalnizligi/", "text": "Almanya'nın Baltık Denizi kıyılarına bakan sahili alışılagelmemiş bir durumu bünyesinde bulunduruyor. Bu kıyı şeridini ilginçleştiren nokta kıyıya boylu boyunca uzanan Rügen isimli devasa otel. 'Dünyanın en büyük oteli' ünvanını alan Rügen büyüklüğünün yanı sıra yalnızlığı ile dikkat çekiyor. 5 km'lik uzunluğundaki otelin 10 bin odası bulunuyor. Devasa otel 70 yıl öncesine kurulmasına karşın hiçbir zaman müşteri ağırlamamasıyla benzerlerinden ayrılıyor. Nazi Almanya'sı zamanında Hitler'in emriyle Prora adıyla kurulan otelin en büyük şanssızlığı ise 1936 ve 1939 yılları arasında kurulmuş olması olarak gösteriliyor. Hitler'in büyük savaş planları arasında bir türlü tamamlayamadığı otel bu sebeple müşterileri ile buluşamıyor. Devasa otelin yapım sürecinde tam 9 bin işçi görev alıyor ancak, 1939'da savaştan dolayı bitirilemeyen otel, fabrika çalışan işçilere ve silah fabrikalarına tayin edilse de asla verimli olarak kullanılamıyor. Otelin en önemli olarak ise Hamburg'un bombalanması sırasında insanlara sığınak olması olarak gösteriliyor. Savaş sonrası Batı Almanya'nın karargah olarak kullandığı otel 1990 yılındaki birleşme sonrası ise kaderine terk ediliyor. Nazi Propagandası'nı yapan iyi vatandaşlara tatil hizmeti sunmakmış için kullanılan otel Şimdilerde ise vandalizme kurbanı olmuş durumda bekliyor. Alman hükümetinin şimdiki amacı oteli yenilemek ve kullanıma açmak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tek-isi-lego-yapmak-olan-adamla-tanisin/", "text": "İş hayatı denildiğinde aklınıza masa başında saatlerce bir ekrana bakıp Excel üzerinde ya da çeşitli yazılımlarla bir şeyler yapmak geliyorsa ya da ağır işleri düşünüyorsanız, bu adamı kıskanacaksınız. Rene Hoffmeister'ın tek işi LEGO'dan binalar yapmak. Almanya'da yaşayan bu adamın maaşını kim mi veriyor. Tabii ki LEGO! Peki nasıl olmuş? Öncelikle Rene tek başına değil. Dünya üzerinde onun gibi 13 kişi daha var. Japonya'da, Kanada'da, Singapur'da ve başka ülkelerde seçilmiş kişler var. Rene çocukluğundan beri LEGO manyağıymış.1999 yılında ise bir internet sitesi kuruyor ve LEGO'dan yapığı binaları, arabaları ve diğer malzemeleri buraya ekliyor. 2004 yılında yapığı LEGOdan eşyaları satmaya başlıyor. 2008 yılında ise ününü duyan LEGO bu adama iş teklif ediyor. İşi kolay sanmayın günde 8-10 saat çalışıyor; ve bu onun için artık hobi değil bir iş."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tek-masasi-olan-zenginlerin-kapiya-dizildigi-japon-restorani/", "text": "Hirosihi isimli Japon restoranı 8 kişilik tek bir masaya sahip ve sadece rezervasyonla çalışıyor. Business Insider'a göre Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg'den Google'ın kurucusu Sergey Brin'e Silikon Vadisi zenginleri burada yemek için sıraya giriyor... Kaliforniya'nın Los Altos bölgesindeki bir plazada bulunan Hiroshi isimli restoran zenginleri kuyrukta bekletiyor. Mark Zuckerberg, Sergey Brin gibi sayılı zenginlerin tercih ettiği mekan Steve Jobs'un da gözdelerindenmiş. Peki olayı ne? Hiroshi'de ilk dikkati çeken kapıdaki sadece rezervasyonla açılır ibaresi. Herhangi bir çalışma saati aralığı da belirtilmemiş. Konukları restoranın genel müdürü Kevin Biggerstaff karşılıyor. 800 yıllık keyaki ağacından yapılan el işlemesi, yekpare masaya 10 kişiyle mekana taşınmış. Loş bir ışıkla aydınlatılıyor. 2016 yılında bir iş seyahati için Bay Area'ya gelen restoranın şefi ve sahibi Hirosihi Kimura, Silikon Vadisi'nin en zenginlerine hizmet vermek için yer aramaya başlamış ve Los Altos'ta karar kılmış. Hiroshi Kimura mekana öğlen saatlerinde geliyor ve akşamın menüsünü hazırlamaya başlıyor. Kişi başı tadım menüsü adam başı 395 dolar ancak fiyatlar içki ve vergilerle 500 600 dolara çıkıyor. Kaç kişi gelirseniz gelin 8 kişilik fiyatı ödemek zorundasınız. 10 tabaktan oluşan menü her gün değişiyor. Fotoğrafta sunulan dömiglas sosta hazırlanan derin kızartılmış etin olduğu tonkatsu sandviç. Hiroshi Kimura ve Fransız mutfağı eğitimi alan yardımcısı basit, minimalist ancak tabaklar hazırlayıp sunmayı tercih ediyor. Tıpkı sömen noodle ve havyardan oluşan bu yemekte olduğu gibi ancak uzmanlığı et. Wagyu ismi verilen ve dünyanın en lezzeti olarak gösterilen bu mermer dokulu, yağlı bonfilelere 40 yılını adadığını belirten ve 16 yaşından beri çalışan Hiroshi Kimura işinde mükemmel olduğunu düşünüyor. Geldiği yere göre Kobe de denilen ve dünyanın en pahalı etlerinden olan Wagyu bonfilelerinin 220 gramı piyasada 165 dolar civarından satılıyor. Kemiksiz pirzolası ise 280 dolar. Wagyu etler her hafta Japonya'dan buzla paketlenerek kargolanıyor ve üzerinde orijinallik sertifikası bulunuyor. Zira bu etlerin kaynağı olan Kobe sığırının Japonya dışına çıkışı yasak. Hiroshi Kimura, etleri nasıl hazırladığını ve pişirmedeki püf noktaları açıklamıyor ancak Hibachi ismi verilen, 450 650 derece ısıya çıkabilen geleneksel bir Japon ızgarasında, kömür ateşi kullandığı sır değil. Wagyu, ince dilimlenmiş geliyor. Değerli tabağın çizilmemesi için ince bir hasırın üzerinde servis ediliyor. Üzerine herhangi bir aroması olmayan altın serpilmiş etin yanında beyaz kuşkonmaz ve ponzu sos. Şefin kullandığı hibachi ızgaraların bir minyatürü de etini daha fazla pişirmek ya da ısıtmak isteyenler için masalara konulmuş. Haziran ayında açılan restoran isim vermese de Google, Apple ve Oracle gibi milyarlarca dolarlık şirketlerin üst düzey yöneticilerini ağırlıyor. Hawaii yağmur ormanlarının büyük bir resminin olduğu duvarda misafirlerin yemek esnasında sunum yapabilmesi için büyük ekran bir TV de var. Yemeğin her aşaması lüks. İçecekler el imalatı bu kristal bardaklarda servis ediliyor. İçecek olan Hawaii'nin özel mineralli maden suyunun yanı sıra Japon sakesi ve şarap seçenekleri sunuluyor. İçecek menüsü sadece iPad ile okunabiliyor. Hiroshi'nin tuvaleti bile aşırı lüks, daha ziyade spa konforu sunuyor. 10 bin dolarlık Toto marka uzaktan kumandalı bidet ve kurutucu kullanılmış. Akşamın sonunda konuklar yemedikleri etleri eve götürebiliyorlar. Restoran ve yemek severlerin buluştuğu Yelp ismindeki sosyal medya platformunda bir müşterinin ödediği hesap. 10 bin liradan fazla ödenen yemek için 'mükemmel' yorumu yapılmış. Haberler.com / Business Insider"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tek-tikla-altin-kure-goldenglobes-odullerini-kazananlarin-tamamini-ogrenin/", "text": "Altın Küre yani Golden Globes ödüllerini kazananlar siz uyurken belli oldu. Biz de hem ufak ufak filmlerden fragman koyalım hem de tek seferde Altın Küre ödüllerini kazananları öğrenin istedik. İşte kazananların tamamı: FİLM ÖDÜLLERİ DRAMA Bohemian Rhapsody KOMEDİ/MÜZİKAL Green Book YÖNETMEN Alfonso Cuaron | Roma ERKEK OYUNCU Rami Malek | Bohemian Rhapsody KADIN OYUNCU Glenn Close | The Wife ERKEK OYUNCU KADIN OYUNCU Olivia Colman | The Favourite YARDIMCI ERKEK OYUNCU Mahershala Ali | Green Book YARDIMCI KADIN OYUNCU Regina King | If Beale Street Could Talk SENARYO Green Book | Nick Vallelonga, Brian Currie, Peter Farrelly ÖZGÜN MÜZİK First Man | Justin Hurwitz ÖZGÜN ŞARKI Shallow | A Star Is Born YABANCI FİLM Spider-Man: Into the Spider-Verse"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tekirdag-rakisi-icerken-uyulmasi-gereken-100-kural/", "text": "Tekirdağ ile diğerleri arasında biraz farklılık var, içimi olsun, biçimi olsun, içilen insanlar olsun her şeyde biraz farklılık var. Facebook'ta paylaşılan bir fotoğraf ve yazı da aslında durumu biraz özetliyor: Öncelikle Tekirdağ neden farklıdır onu öğrenelim: Tekirdağ Rakısının sırrını bilir misiniz? Birden hocanın sorusunu duyunca herkes şaşırdı. Üniversitede, üretim yönetimi dersindeydik. Konu 6 Sigma. Dersin ortasındayız ve hepimizin içi bayılmış. Ama rakı lafını duyunca bir anda uyandık ve herkes rakı hakkında bilgisini konuşturmaya başladı. Biri Yaş üzüm diye atıldı. Kimi Tekirdağ'ın havasından dedi. Öteki artezyen suyundan dedi. Bense Tekirdağ Rakısı nedir bilmediğim için ağzımı bile açmadım. En sonunda hoca herkesi susturup anlatmaya başladı: 'Tekirdağ rakı fabrikasına zamanında yeni bir müdür atanmış. Müdür daha fabrikaya gelmeden, ne kadar suratsız bir adam olduğuna dair söylentiler ulaşmış. Herkes yeni müdürün ne kadar geçimsiz, ne kadar sinirli bir adam olduğunu konuşur olmuş. Müdür gelince ilk iş, tüm yönetim takımını toplanmış fabrikayı gezmeye başlamış. Müdür gezerken tek bir laf bile etmemiş. Ama asık olan suratı asıldıkça asılmış. Böylece söylentilerin doğru olduğu anlaşılmış. Gezinin sonunda yeni yetme bir mühendis: -Beğendiniz mi efendim? diye sorma gafletinde bulunmuş. Müdür önce sert bir bakış atıp -Ben bu fabrikanın nesini beğeneyim? diye kükremiş. Mühendis iki büklüm olmuş, sorduğuna soracağına pişman, sinmiş bir köşeye. Müdür buna daha da sinirlenmiş. Yanında artık varil mi, paket mi ne varsa tekme atıp devirmiş. Herkes korkmuş şaşırmış, kimseden ses çıkmamış. Neyse ki müdür yardımcıları aklı selim adamlarmış. Ertesi gün kendi aralarında toplanıpFabrikayı nasıl düzeltiriz diye plan yapm aya başlamışlar. Gördükleri her eksiği tamamlamışlar. Birkaç ay içerisinde fabrika iki katı verimle şekilde çalışır hale getirmişler. Sonunda müdürün yanına çıkıp Gelin fabrikayı bir daha gezelim demişler. Bu sefer tüm birimler çok düzgün çalışıyor, hiç bir yerde sorun yok. Herkes pür dikkat görev başında. Ama yeni müdür rahat durmamış. Paketleme yapılan alana gelince durmuş. Paketlerden birini açıp, içinden bir rakı şişesi çıkarmış. Kapağını açıp koklamış, koklayınca yüzünü ekşitip, rakıyı yere dökmeye başlamış. Tüm amirler, usta başları, işçiler şok. -Efendim neyi beğenmediniz? diye soracak olmuşlar. -Bu rakının beğenilecek nesi var? diye kükremiş müdür. Herkes sus pus. Ertesi gün yine tüm fabrika panik. Müdür yardımcıları yine toplanmış, çağırmışlar usta başlarını sormuşlar Rakıyı nasıl iyileştiririz? diye. Biri demiş Şebeke suyu kullanmayalım. Kloru fazla. Öbürü demiş Anasonu çok keskin. Bir başkası demiş Yaş üzüm kullanalım. Aylar boyu uğraşıp rakıyı yenilemişler. Yine müdürü alıp tekrar fabrikayı gezdirip yaptıkları yeniliklerden bahsetmişler. Paketleme yapılan yere gelince durup, bir rakı açıp ikram etmişler. Müdür durmuş. Önce şişeyi alıp evirip çevirmiş. Sonra sunulan bardağı alıp biraz içmiş. Tabi o içerken herkes pür dikkat bakıyor, ne diyeceğini merak ediyormuş. Sonunda yine yapacağını yapmış Bu rakının nesi güzel? diye bağırıp, elindeki şişeyi yere boşaltmaya başlamış. Birden yaşlı bir usta başı dayanamayıp Döktürmem ben sana rakımı diye atlamış. Müdürün elinden kapmış şişeyi. Herkes şaşkın bakarken de usta başı, Ne demek nesi güzel. Sen rakıdan anlamıyor musun? diye bağırmış. Etraftakiler bir yandan Ne yapsak yaranamıyoruz diye ustabaşına hak veriyorlar, öte yandan müdür kızacak diye korkuyorlarmış. Müdür ustabaşına bakmış. Herkes bağırıp çağırmasını beklerken o sakin sakin Ben rakıdan anlamam. demiş. Ben insandan anlarım. Yaptığınız işi o kadar kötüledim, şimdiye kadar içinizden biri çıkıp sahiplenmedi. Demek ki aslında kimse ortaya çıkan işi savunacak kadar beğenmiyordu. Ama şimdi bu şişeyi çocuğunmuş gibi sahiplendin. demiş.' Hoca hikayeyi anlatmayı bitirip durdu. Sonrada şöyle bir öğüt verdi. Bir gün bir fabrikanın başına geçecek olursanız, ürettiğiniz cansız nesneyi değil, onu üreten insanı yönetin. Siz şişenin içindekinden hiç anlamayabilirsiniz. Merak etmeyin onu üreten onu nasıl mükemmel yapacağını bilir. İşte Tekirdağ Rakısının sırrı o şişeyi sahiplenip, içindekini efsane haline getirmesini bilenlerdedir. 1. Sarhoş olunmaz. 2. Masada konuşulan masada kalır. Kayıt, not tutulmaz. 3. Fotoğraf çekilmez. Dışarıdan çekene kızılmaz. 4. Telefonla konuşulmaz. Çalarsa açılır, Rakı içiyorum denir, kapatılır. 5. GSM'le oynanmaz: Sofra iPhone, Blackberry tanımaz. 6. Muhabbet esnasında biçem, izlek, imgelem gibi kelimeler kullanılmaz. 7. Kadınlar ruju silip oturur: Rakı bardağında ruj izi olmaz. 8. Düzgün konuşulur, lüzumsuz şirin olunmaz. 9. Rakıda hızlı gidene karışılır, yavaş düşene karışılmaz. 10. Argo konuşulur, küfür edilmez. 11. Hey!, hişt!, pişt! gibi ünlemler kullanılmaz. 12. Memleketi herkes meşrebine göre kurtarır karışılmaz. 13. Yemek yenilmez. 14. Meze tırtıklanır, karın doyurulmaz. 15. Şalgam suyu, soda, ayran, çay yanına konabilir, içine konmaz. 16. Kafaya vurup lölölö! demek gibi zevzek şakalar yapılmaz. 17. Masada kitap, dergi, hele laptop asla bulunmaz. 18. Zeki Müren de, Giuseppe Verdi de dinlenir; 19. Varsa müzik duyulacak kadar açılır bağırtılmaz. 20. Hüzün de neşe de eksik olmaz. 21. Masada ağlanmaz. 22. Ağlayan çıkarsa konu değiştirilir, avutulmaz. 23. Yüksek sesle şarkı söylenmez. 24. Şarkı mırıldanırken el kol hareketleriyle desteklenmez. 25. El kol fazla hareket etmez. 26. Tartışılır, kalp kırılmaz. 27. Herkes konuşur, monolog olmaz. 28. Aynı anda konuşulmaz, söz kesilmez. 29. Masaya sigara dumanı üflenmez. 30. Bir rakı içilirken başka marka övülmez. 31. Rakı masasında sessizlik olmaz. 32. Zırt pırt tuvalete gidilmez . 33. Masada yellenilmez. 34. Masada geğirilmez. 35. Masaya müzisyen alınmaz. 36. Azıcık uçulabilir ama yalan dolan olmaz. 37. Yüksek sesle konuşulmaz. 38. Kazak pantolonun içine sokulmaz. 39. Çıplak, yarı çıplak durulmaz. 40. Şiir konuşulur, şiir okunmaz. 41. Rakı içilirken başka içki içilmez. 42. Yolluk bir teki aşmaz. 43. Yolluk alınmışsa cila çekilmez. 44. Biradan başka cila olmaz. 45. Cila birası bir küçüğü geçmez. 46. Rakı sonrası kahve, şekerli içilmez. 47. Kahve içilirken höpürdetilmez. 48. Rakı yalnız içilmez. 49. Rakı masası 4-5 kişiyi geçmez. 50. Garsona adı dışında bir şeyle seslenilmez. 51. Garsona rakı doldurtulmaz. 52. Balkon sofrasında içmeyen çalıştırılmaz. 53. Sıcaksa buz konabilir, buz erimeden içilmez. 54. Rakıdan önce su, sudan önce buz konmaz. 55. Rakı sek içilmez. 56. Rakıcı ota çöpe öpüşmez ,habire takdir etmez. 57. İçerken serçe parmak havaya kaldırılmaz. 58. Rakı hızlı içilmez. 59. Rakı fondip yapılmaz. 60. Kerahet vaktinden önce rakı içilmez. 61. Büyük konuşanla rakı içilmez. 62. Çok konuşanla rakı içilmez. 63. Sessiz duranla rakı içilmez. 64. Şakadan anlamayanla rakı içilmez. 65. Büyük yudumlarla rakı içilmez. 66. Rakı sofrasında iş dedikodusu yapılır, iş konuşulmaz. 67. Küllüğe limon kabuğu, zeytin çekirdeği konmaz. 68. Tabağa, kaseye sigara söndürülmez. 69. Zırt pırt kadeh tokuşturulmaz. 70. Konuşurken rakı masasına vurulmaz. 71. Bardak boş bekletilmez. 72. Masanın her bir köşesi meze ile doldurulmaz. 73. Ağız şapırdatılmaz. 74. Çatal kaşık dişe değdirilmez. 75. Burun karıştırılmaz. 76. İzinsiz masadan tuvalete dahi kalkılmaz. 77. Şerefe vb. yeterlidir, kadeh tokuştururken yaratıcı olunmaz. 78. Garsona balık ayıklatılmaz. 79. Garsonun sırtına vurulmaz. 80. Personele hatır sormadan meyhanede oturulmaz. 81. Sofraya erken ya da geç gelinmez. 82. Rakı buzdolabının en alt rafından yukarı çıkarılmaz. 83. İçi görünmeyen kadehte rakı içilmez. 84. Masada farklı kadehler olmaz. 85. Masada farklı markalar olmaz. 86. Yerken ağız doldurulmaz. 87. Ağızda lokma varken konuşulmaz. 88. Boğaza, yeleğe peçete takılmaz, dize peçete konmaz. 89. Konuşurken çatal bıçak sallanmaz. 90. Hiçbir durumda ve fikirde ısrar edilmez. 91. Racon kesilmez. 92. Ukalalık, kıskançlık kaldırmaz. 93. Rakı sofrası süslenmez. 94. Loş meyhanede içilmez. 95. Yan masanın muhabbeti dinlenmez. 96. Başka masaya uzun bakılmaz. 97. Masadan kopuk muhabbet edilmez. 98. Çiftler el ele tutuşmaz, oynaşmaz. 99. Sallanan masada içilir, sallanan insanla içilmez. 100. Bunlar kendiliğinden olur, kasarak yapılmaz. Bu meret öyle bir merettir ki, acıyla içilir, tatlıyla içilir, neşeyle içilir, ağlayarak içilir, kavunla içilir peynirle içilir, ikisi birlikte çok güzel içilir, yemekle içilir, mezeyle içilir, suyla içilir, susuz içilir sodayla içilir, şalgamla içilir. Ama işte, Bir tek salakla içilmez!..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/teknoloji-ve-game-of-thrones-cinsel-hayati-olduruyor/", "text": "İngiliz Cinsel Tutum ve Yaşam Tarzları Ulusal Anketi cinsel yaşama dair şimdiye kadarki en kapsamlı bilimsel çalışmayı gerçekleştirdi. 1990-2012 yılları arasında 45 binden fazla kişiyle gerçekleştirilen çalışmada, katılımcılara cinsel davranışları, tecrübe ve yaklaşımları hakkında sorular soruldu. Araştırma sonucunda, İngiliz çiftlerin giderek daha az seks yaptığı ortaya çıktı. 'SIRADAN İNSANLARIN CİNSEL HAYATI 2040'TA TAMAMEN BİTEBİLİR' Sex by Numbers'ın aktardığına göre, bu durumun nedeni insanların dijital dünyayla olan bağlantısının arttıkça yatak odalarıyla olan bağlantısının azalması olduğu ve 2040 yılına kadar sıradan bir insanın cinsel yaşantısının tamamen bitebileceği öngörüsünde bulundu. İstatistikçi ve 'Sex by Numbers' kitabının yazarı profesör David Speilgelhalter İngiltere'de düzenlenen Hay sanat ve edebiyat festivalinde şu ifadeleri kullandı: İnsanlar artık daha az seks yapıyor. 1990 yılında 16 ile 64 yaş arası çiftlerin bir ayda ortalama beş kez seks yapıyordu, bu rakam 2000 yılında dörde, 2010 yılında ise üçe düştü dedi. Bu düşüşün Game of Thrones gibi dizilere yönelik bağın artmasından kaynaklandığını belirten Speigelhalter Bunun nedeni yoğun bağlantısallık. Birkaç yıl önce elektrikler kesildiğinde ya da başka bir iş olmadığı dönemde olanlara kıyasla, telefonları sürekli kontrol ediyoruz ifadelerini kullandı. 'FACEBOOK VE TWITTER SEKS HAYATI İÇİN ZARARLI' Öte yandan All Sweetness&Life sitesinde cinsellikle ilgili köşe yazıları yazan Katy Horwood Sputnik'e yaptığı açıklamada, günümüzde cinsel ilişki sıklığını azalmasının sosyal medya gibi tek başına vakit geçirmeyi sağlayan unsurlardan kaynaklandığını belirtti. Horwood Ben dizilerin ve televizyonun seks hayatındaki etkisi konusunda o kadar da endişeli değilim. Bunlar birleştirici faaliyetler olabilir. Beni endişelendiren sosyal medya ve internet. Artık yatağa telefonla girmek bir klasik oldu. Twitter'a girerken seks yapmazsınız değil mi? Bana göre Facebook ve Twitter seks hayatı, hatta arkadaşlık için bile çok zararlı ifadelerini kullandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/teknolojiyi-reddeden-anne-cocuklarini-dogada-yetistiriyor/", "text": "İşini ve ülkesini bırakarak Yeni Zelanda'ya taşınan Niki Boon, çocuklarını modern dünyanın çok uzağında yetiştirmeyi tercih ediyor. Onlara TV izletmiyor, elektronik alet kullanmalarını istemiyor. Hiç okula göndermediği çocuklarının özgür doğada geçirdikleri günleri fotoğraflamak ise tek tutkusu. MESLEĞİNİ BIRAKTI, YENİ ZELANDA'YA YERLEŞTİ İskoçya'da fizyoterapist olarak çalışan Niki Boon, bir gün hobi olarak fotoğraf çekmeye başladı. Ancak bu tutku ona hiç bilmediği bir dünyanın kapılarını açtı. Boon, mesleğini bıraktı ve Yeni Zelanda'ya yerleşmeye karar verdi. HİÇ OKULA GİTMEDİLER 10 dönümlük bir arazi alan Boon, 4 çocuğuyla birlikte kimilerine göre radikal olabilecek bir yaşam sürüyor. Boon, çocuklarının bugüne kadar hiç okula gitmediğini, TV izlemediğini ve elektronik alet kullanmadıklarını söylüyor. Onların korku duymadan yaşamaları tek amacı. 'ONLARIN HİKAYELERİ, BENİM DE HİKAYELERİM Çocukların, çocukluklarını doyasıya yaşayabilecekleri bir dünyaları olmalı. Bu da ancak teknolojiden uzak bir hayat tarzı ile mümkün. Bazılarına göre benim bu kararım geleneklere uymuyor olabilir. Çektiğim en güzel kareler; çocuklarımın günü gününe yaşadıkları, hayattaki maceraları keşfettikleri kareler. Hayattaki tek tutkum, onların bir daha geri gelmeyecek bu güzel günlerini fotoğraflamak. Onların hikayeleri, benim de hikayelerim. diyor. 'BENİM İÇİN ÖZGÜRLÜK, ONLARA BAKTIĞIMDA HİSSESTİKLERİM Doğayla içiçe oldukları ve tamamen özgür oyun alanlarına sahip oldukları bu anları belgeliyorum. Geriye dönüp baktıklarında bu günlerini anımsamalarını istiyorum. Annem ben çok küçükken öldü ve ben çocukluğumu yaşayamadım. Şimdi benim için özgürlük, onlara baktığımda hissettiğim şeyler. KİM NE DERSE DESİN GERÇEK HAYAT BÖYLE BİR ŞEY Çamurla diledikleri gibi oynayabildikleri yer, ait oldukları yer. Doğada koşarak, diledikleri gibi yaşıyorlar. Vahşi ve özgür olana aitler. Çünkü kim ne derse desin, gerçek hayat böyle bir şey."} {"url": "https://www.thegeyik.com/teksasta-bir-kisi-haksizliga-ugrarsa-digerleri-ne-yapar/", "text": "İŞ ve eş gereği ABD Houston Teksas'ta yaşıyorum. Geçen hafta başımdan geçen ilginç ve gerçekten çok etkilendiğim olay, evime yakın bir postanede gerçekleşti. Yeni yıl hediyesi olarak internet aracılığıyla satın aldığım kol saati paketten camı çatlamış çıkınca, vakit kaybetmeden derhal iade formunu doldurup soluğu postanede aldım. Postaneye girdiğimde 20-25 kişi kuyrukta hizmet bekliyordu. Burada Noel de yaklaştığı için marketten bir ekmek bile alınsa mecburen onlarca insan arkasında sıraya dizilip normalden çok daha uzun süre beklemek zorunda kalınıyor. Hizmet eden sayısı sadece 2 kişi olunca, hele bir de hizmet edenler işinden, canından bezmiş bir suratla ve isteksizliğin yansıdığı süratle iş görünce bekleme süresi sabırları zorlayacak düzeye tırmanıyor. Girdiğim kuyrukta arkama döndüğümde bir 30-35 kişinin daha geldiğini gördüm. Neyse, en azından ortalardayım diye sevinme payı çıkardım. Tam 40 dakika sonra sıra bana geldi. Paketi görevliye uzattım, Adresler üzerinde yazılı dedim. Paketi neden bantla kapatmadınız? diye sordu. Girişteki Paket içeriğini görmek isteyebiliriz. Lütfen paketlerinizi açık bulundurunuz uyarısını gösterdim. Sesini yükselterek sinirle Kapıda ne yazdığını iyi biliyorum. Derhal paketinizi bantlayın dedi. Sıradaki herkes artık bizi dinliyordu. Yanı başındaki bantı göstererek, Rica etsem verebilir misiniz? dedim. Yanıt yine aynı yüksek sesle geldi: Hayır, o bant bana ait, müşteri kendi bantını kullanacak! Yanımda bant yok, sizin bant için para ödesem... dediğim an görevli hanım sesini daha da yükseltti. 3 adım ötede, bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki, sadece paketleme servisleri için yapılmış 20 dolarlık bantı işaret ederek satın almamı istedi. 15 santimetrelik kutu için bana o bantı aldırmanız size mantıklı geliyor mu? diye sordum. Bantı al ve derhal sıranın sonuna geç! diye bağırırken sinirden kıpkırmızı kesilmişti. Aynı hışımla kuyruktaki bir sonraki kişiyi Next! diye çağırdı. İşte o an dondum kaldım... Çünkü sırada hiç kimse ilerlemedi. Sıranın başındaki beyefendi, Şu kutuyu derhal bantlayın ve hanımefendinin işini bitirin önce dedi. Görevli öfkeyle bağırıyordu: Anyone else... Next! 30 kişi yerinden kıpırdamıyordu. İkinci görevliye de gitmiyorlardı. Hizmet durmuştu. Sıradan bir yaşlı bayan, 76 yaşındayım ve dizlerim ağrıyor, ama o bayanın paketini bantlayıp görevinizi yerine getirmediğiniz sürece buradan bir adım atmıyorum dedi. Görevli elimden paketi sinirle çekip kutuyu benim söylediğim postane bantıyla yapıştırdıktan sonra ödememi alana kadar karmakarışık duygularla kalakalmıştım. Neredeyse ağlamak üzereydim. Sıraya dönüp Thank you all diyebildim sadece... Gülümseyerek el salladılar. Dışarı çıkıp arabama oturunca kontağı çalıştırmadan bir süre park yerinde düşündüm. Herkesin işi gücü var. Nasıl oldu da tek bir kişi Acelem var diyerek sıranın önüne atlamadı? Nasıl oldu da onca kişi bir kişiye yapılan haksızlık için tepki gösterdi? O sırada benden hemen sonraki yaşlı beyefendi işini tamamlamış, dışarı çıkmıştı. Arabama yaklaştı, pencereyi açtım. Gülümseyerek kafamdan geçen soruları yanıtladı: Size yapılan bu yanlış için üzgünüm. Doğada hayvanlar, ağaçlar ve hatta mikroplar birbirleriyle bağ içerisinde hareket ederken biz insanlar birbirimizden çok koptuk. YANLIŞ, anında tespit edilerek sineye çekilmeden, derhal toplu olarak tepki gösterilmez ise 'NORMALLEŞTİRİLİR'. O hizmet eden bayan bir dahaki sefere yanlış yaparken iki kez düşünecek. Biz görevimizi yaptık. Hadi size iyi seneler... NEVA ÇİTCİOGLU BANES-habertürk"} {"url": "https://www.thegeyik.com/televizyon-sunucusu-chad-tuckerin-hayatini-kurtaran-kopegine-yazdigi-son-mektup-gozlerinizi-yasartacak/", "text": "Hayatta tanık olduğumuz veya bilgisayar başında okuduğumuzda içimize dokunan olaylar ile köpeğin gerçekten insanın en yakın arkadaşı olduğunu anlıyor insan. Bu durumu derin bir acıyla yaşamış insanlardan birisi olan Fox 8 haberlerinde gazeteci Chad Tucker ve onun hayat çizgisini değiştiren köpeği Otisti'nin hikayesi de tam olarak böyle. Otis'in ölmeden önce yapılması gerekenler listesi: Hastanede geçen bir hafta sonunda, hiçbir iyileşme belirtisi olmadığından onu cuma günü eve getirdik ve onun için yapmaktan hoşlandığı her şeyi yapacağımız bir hafta sonu ayarladık. Ama ne yazık ki, yaklaşık bir hafta önce, Tucker ve ailesi yıkıcı bir haber aldı; Tucker'ın 10 yıldır sahip olduğu Otis'in hasta olduğunu ve son günlerini yaşadığını öğrendiler. Kurtarılmış olan Jack Russell-bichon kırması minik köpek diyabet ve kortizol denilen bir hormonun köpeğin vücudunda çok fazla üretilmesine neden olan cushing hastalığından muzdaripti. Yan etkileri arasında tüy dökülmesi ve uyuşukluk vardı. Tucker için, Otis daimi bir şefkat kaynağı olmuştu. Tucker Otis için Facebook sayfasında şunları yazdı: Hayatımın en zor sürecinde, eşim Meredith ve iki çocuğumdan önce, Otis benim tek dostumdu. Eve, depresif, kalbi kırık ve başarısız bir şekilde geldiğimde, beni bekleyen oydu ve tüm derdimi dinler, kendimi sevmediğim zamanlarda o beni sever ve bana şefkat gösterirdi. Otis'in ölmeden önce yapılması gerekenler listesi: Otis ile birlikte olduğumuz son aile fotoğraflarımızı çektirdik. Fotoğraflar bu seneki aile Noel kartımızda olacak. Tucker, Otis'in ona 30'lu yaşları boyunca kendisine öğretti af, sevgi ve sadakat gibi birçok dersten bahsediyor. Aynı zamanda bizi güldürürdü, özellikle de ödül maması kavanozuna kafasını sıkıştırdığında veya üst raftan ödül mamalarını almaya çalışırken boş çamaşır makinesine düştüğü zamanlarda diyor Tucker. Otis, başından beri ailenin gerçek bir dostuydu. Otis'in anısına, Chad Tucker'ın düğününden... 2012 yılında Tucker ve eşi Meredith'in düğününe katıldı ve kızları Carson Parry ile çok yakın arkadaş oldu. 🙂 Otis küçük kızın çay partilerine katılıp onu şımartmayı ve onunla gezintiye çıkmayı çok seviyordu. Kurtarılan bu minik köpek Tucker'ın Fox 8 Haber topluluğunda da çok popülerdi ve sosyal medya aracılığı ile eve ihtiyacı olan barınak hayvanları için bir elçi olmuştu. Ve Otis'e terminal tanı konulduğunda, Tucker ve ailesi, Otis'in son anlarını dolu dolu yaşamasını sağladı. Otis'in ölmeden önce yapılması gerekenler listesi: Otis ve Tucker, Cuma Sabahı Pilot Dağı'nda. Otis'in ölmeden önce yapılması gerekenler listesi için planlanan haftasonu, uzun araba gezintileri, aile Noel fotoğraf çekimi, ve piknik yapmak gibi aktiviteler ile doluydu. Bir geceyi sadece Otisi sadece kucaklamak ile geçmiş. Çünkü Otis kucaklanmaya bayılıyormuş. Otis'in ölmeden önce yapılması gerekenler listesi: Otis araba gezilerine bayılıyordu ve arabayı sürerken kucağımızda oturmak istiyordu. Tehlikeli olduğu için hiçbir zaman buna izin vermemiştik ama bu hafta sonu kurallara yer yoktu. Hafta sonu bitmeye yakın evin yolunu tuttuk, Otis giderek zayıf düşmeye başlamıştı ve zamanının geldiğini anlamıştık diyor Tucker. Otis 12 haziranda böbrek yetmezliğinden dolayı sahibi Tucker'ın kollarında hayata gözlerini yumdu. Tucker sevgi ile çevrelenmiş bir ortamda hayatını son ana dek yaşadı ve aynı mutluluk çemberinin içinde gözlerini hayata yumdu. Tucker ailesinin 2 aylık Lucy adında bir köpekleri daha olmasına rağmen Otis'in yerinin hiçbir zaman doldurulamayacağını söylüyorlar. Gerçekten kalbe dokunan üzücü ama bir o kadar da gülümseten bir hikaye. Köpek veya kedi sahibi olan ve bu durumu yaşamış, yaşıyor veya yaşayacak olan kişilere sabır diliyorum. Dostlarımız her daim bizimle... <3"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tema-vakfinin-kurucusu-toprak-dede-vefat-etti/", "text": "Kamuoyunda Toprak Dede olarak da bilinen TEMA Vakfı'nın kurucusu Hayrettin Karaca 97 yaşında hayatını kaybetti. TEMA Vakfı'nın kurucusu Hayrettin Karaca hayatını kaybetti. Vakfın Twitter hesabından yapılan açıklamada Kurucu Onursal Başkanımız ve Toprak Dedemiz Sayın Hayrettin Karaca'yı kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içindeyiz. Tüm ülkemizin başı sağ olsun denildi. Karaca'nın 22 Ocak Çarşamba günü öğle namazına müteakip İstanbul Fatih Camii'nden son yolculuğuna uğurlanacağı açıklandı. Karaca'nın vefatının öğrenilmesiyle siyasilerden taziye açıklamaları gelmeye başladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Ömrünü bu ülkenin doğasının korunmasına adamış ve kuşakları eğitmişti. Sayın Karaca'ya Allah'tan rahmet, ülkemize baş sağlığı dilerim ifadelerini kullandı. 1922 yılında Balıkesir Bandırma'da dünyaya gelen Hayrettin Karaca Türkiye'nin en tanınmış çevre savunucularındandı. Karaca 1992 yılında Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı'nı kurmuş, vakfın Türkiye Çöl Olmasın sloganıyla başlattığı kampanya kamuoyunda oldukça ses getirmişti. DW Türkçe"} {"url": "https://www.thegeyik.com/teomanin-kaleminden-zamanda-yolculuk-sex-and-drugs-and-rock-and-roll/", "text": "Teoman'ın kelimelere nasıl hükmedebildiği şarkı sözlerinden anlayabiliyoruz aslında. Ot Dergi'de yayınlanmış olan bu yazısı ise bize onun da bizler gibi hayalleri olduğunu ve bu hayallerin zaman boyu kendisini terketmediğini hissediyoruz. Zamanda Yolculuk / sex and drugs and rock and roll 15 yaşındayım. bakırköy piccatura'da makyajlı erkekler görüyorum plakların üzerinde. upuzun saçları var. ismail bana deep purple plağı veriyor. o solist gibi çığlık atmak istiyorum. lise bitince saçlarımı uzatacağım. yırtık pırtık giyineceğim. özgürlük felsefem olacak. bana kimse posta koyamayacak. kulağımı deldireceğim. paul stanley'e benzemek istiyorum. ismail'le grup kuruyoruz. o illa fransızca olsun diyor grubun ismi galatasaray'da okuduğu için. bana farketmez, bir gruba gireyim de. ismail'le kağıda bir rock grubu çiziyoruz tükenmezle . gitarist benim, o klavye çalıyor.resmimin üstüne ismimi yazıyoruz. saçlarımı uzun yapıyoruz. gitar almalı ve çalmayı öğrenmeliyim. ismail'le geneleve gideceğiz. hep onu konuşuyoruz. bir kaç yıl içinde türkiye'den gitmeliyim. lisan öğrenirim, ismimi teo yaparım, küstah, hazırcevap ve popüler biri olurum, çok güzel sevgililerim olur. esprili biri olur, sevgililerimi güldürürüm. iyi giyinen arkadaşlarım olur, onlarla diskoya giderim. büyüyünce utangaçlığım kalmaz. motosiklet alırım, parfüm sürerim, arasıra annemi görmeye gelirim."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tepedeki-ev-netflix/", "text": "Her ailenin hayaletleri vardır. Crain ailesi de istisna değil. Netflix'te yeni bir dizi vizyona girdi. Dizi çoğu kişi tarafından epey beğenildi. Peki dizi ne hakkında? Shirley Jackson'ın aynı adlı ikonik romanının modern bir yorumu olan Tepedeki Ev dizisi, daha sonra ülkenin en ünlü perili köşkü olarak anılacak bir evde büyüyen kardeşlerin hikayesini anlatıyor. Yetişkinliklerinde bir trajedinin yeniden bir araya getirdiği kardeşler, bu sefer hem zihinlerinde hem de Tepedeki Ev'in gölgelerinde yaşayan geçmişin hayaletleriyle yüzleşmek zorunda. Korku türünün üstadlarından Mike Flanagan tarafından yazılan ve yönetilen Tepedeki Ev'in yürütücü yapımcılığını Flanagan ile birlikte Trevor Macy üstlendi. Tüyler ürperten bir korku hikayesi ve aile draması olarak tanımlanan dizinin yapım sorumlusu ve yürütücü yapımcıları arasında Meredith Averill, Justin Falvey ve Darryl Drank yer alıyor. Dizinin oyuncu kadrosunda ise Michiel Huisman, Carla Gugino, Timothy Hutton, Elizabeth Reaser, Oliver Jackson-Cohen, Henry Thomas, Kate Siegel, Victoria Pedretti, Lulu Wilson, McKenna Grace, Paxton Singleton, Violet McGraw ve Julian Hilliard gibi isimler yer alıyor. Tepedeki Ev, Netflix için Amblin TV ve Paramount Television tarafından çekildi. Fragmanını izleyin de biraz fikir versin:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/terminator-serisi-hakkinda-bilinmesi-gereken-17-ilginc-detay/", "text": "Sinema tarihinin en önemli serilerinden olan Terminator hakkında bilinmeyen, ilginç detayları sizler için bir araya getirdik. Serinin çıkış hikayesinden, filmlerin çekim esnasında kullanılan teknik detaylara kadar birçok ilginç bulunduğu detaylar sizlerle; 1# Terminator filminin esin kaynağı yönetmen James Cameron'un gördüğü bir rüyaydı. Alevler arasından gelen metalik bir nesnenin görüldüğü kabus sonrası ünlü yönetmen oturdu, düşündü ve efsane seri bu şekilde başladı. 2# Sinema tarihinin en önemli kötü karakterlerinden biri olan T-1000 robotunun vurulduğu efsane sahne için tam 8 ay uğraşıldı ve 5 milyon dolar harcandı. 3# Efsane filmde Sarah Connor'a hayat veren Linda Hamilton'un ikizi filmde kendisine dublörlük yapmıştır. 4# Kendi canlandırdığı karakterin senaryodan daha iyi olduğunu düşünen Arnold Schwarzenegger pek çok kez senaryonun dışına çıkmış, bu nedenle James Cameron ile şiddetli tartışmalar yaşamıştır. 5# İkinci filmdeki bu efsane sahnenin daha rahat çekilebilmesi silahın boyutları büyütülmüştür. 6# Terminator filminin çekimleri Arnold Schwarzenegger'in Barbar Conan filmi sebebiyle sekteye uğramış, boş durmayan James Cameron bu boşlukta Aliens filmini çekmiştir. 7# Seride pek de görülmeyen bir olay gerçekleşti. İkinci film ilkinden daha çok beğenildi ve Oscar ödülüne uzandı. 8# Filmde bir robotu canlandıran Arnold Schwarzenegger'in mümkün olduğunca hissiz görünmesi için birçok kozmetik ürünü kullanıldı. 9# İlk filmdeki sahnelerin birçok görsel efekt yerine minyatür sahneler kullanılarak çekildi. 10# Filmin atmosferi ve ekonomik tasarruf nedeniyle James Cameron mümkün olduğu sürece gece çekim yapmaya özen gösterdi. 11# İlk filmde 15 milyon dolar ücret alan Arnold Schwarzenegger, film boyunca yalnızca 700 kelime kullandı. Arnold Schwarzenegger kazandığı para kelime başına yaklaşık 21500 dolardı. 12# Zarar görmüş Terminator'ün makyajını yapmak 5 saat, çıkarmak 1 saat sürüyordu. 13# Terminator'un kolunu kestiği sahnelerin büyük bölümü, yönetmenin mide bulandırıcı bulması üzerine filmden çıkarıldı. 14# Terminator filmi Polonya'da Electronic Murderer adıyla vizyona girdi. 15# Çıplak T-1000'in geldiği ve polislerin elbiselerini çaldığı sahne için efekt ekibi, Robert Patrick'in anatomisinin hassas bir bölümünü dijital olarak kaldırdı. 16# Filmin başında görülen Terminatorler, tam olarak uygulanabilir animatronic modellerdi. 17# Terminator serisi en çok hasılat elde eden aksiyon filmleri arasındaki yerini aldı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ters-psikoloji-kullanarak-cocugunuzu-nasil-egitebilirsiniz/", "text": "Çocuklarına sebze yedirmek, onları uyutmaya çalışmak ya da odalarını düzenlemek konusunda başarısız olan ebeveynler için iyi haberlerimiz var: Bilim, ters psikolojiyi kullanmanın gerçekten de işe yarayabileceğini gösteriyor. University of Arizona'dan sosyal psikolog Jeff Greenberg; ters psikolojinin; psikolojideki bir fenomen olan tepkisellik teorisinin bir parçası olduğunu söylüyor. Tepkisellik; bireyin, bir şeyi yapma ya da seçme özgürlüğünün tehdit edildiğini ya da kısıtlandığını hissetmesi hatta bunu düşünmesi durumunda, kendi özgürlüğünü tekrar ortaya çıkaracak şekilde, tehdit altındaki şeyi yapma eğiliminin artacağı görüşü. Bu yaklaşıma göre insanların tercih veya karar özgürlüklerinin kısıtlanması ve başka tercihlere veya kararlara zorlanması, kısıtlanan eylemin veya nesnenin cazibesini artırır, buna karşılık zorlandığı karara veya tercihe karşı güçlü bir direnmeyle karşılık verir. Greenberg'e göre; ters psikoloji kişinin tepkiselliğinden avantaj elde ediyor. LiveScience'a konuşan Greenberg; bir kişide ters psikoloji uygularsanız, onun özgürlük algısını tehdit ediyorsunuz demektir. Özgürlüğe dair bir tehdit oluşturmak, özgür bir seçim yapma durumunu cazibeli hale getirir. Örneğin; brokoli yemeyen bir çocuğu düşünelim. Anne ya da baba; Brokoliyi yiyemezsin dediğinde, brokoliyi yemek çocuğa daha cazip hale gelecektir. Böylece, ilk başta çocuk brokoli yemeyi asla istemese de, seçimini yapmak da kendisini özgür hissedeceğinden brokoliyi yemeyi deneyecektir. Özgürlüğünü elinden aldığınızda, brokoli yemek çocuk için daha çekici bir hal alacaktır. Öte yandan, Greenberg; ters psikoloji kullanmanın her zaman işe yaramayabileceğini, bu durumun tepkiselliğe yatkın bireylerde işe yaramasının daha muhtemel olduğunu söylüyor. Çabuk sinirlenen, inatçı ve duygusal bireyler genellikle tepkisel olmaya daha yatkınken, uzlaşmacı ve yakınmacı kişiler tepkisel olmaya daha az yatkınlık gösterirler. Bunun yanı sıra erkeklerin kadınlara kıyasla biraz daha tepkisel olduklarına dair sınırlı sayıda da olsa bazı deliller var. Çocuklar için ters psikolojinin daha müsait olduğu evreler olduğunu söyleyen Greenberg, 2-4 yaş aralığındaki çocukların; genellikle daha duygusal ve daha isyankar olduklarını, dolayısıyla ters psikolojinin bu yaş grubundaki çocuklarda işe yaramasının daha muhtemel olduğunu iddia ediyor. Fakat 4 yaşından itibaren, çocuklar biraz daha fazla sosyalleştiğinde ve daha az öfke krizleri geçirmeye başladıklarında, ters psikolojiye cevap verme noktasında daha az yatkınlık gösterirler. Diğer klasik örnek ise ergenliktir. Ergenler ebeveynlerine karşı isyankar davrandıklarında, ters psikolojiye daha elverişli olabilirler. Çünkü bu periyot genellikle; ebeveynin bir şey söylediği ve ergen bireyin aksini yapmak istediği zamanlardır. Bir başka örnek ise; küçük çocuklar özellikle de bilişsel olarak daha az gelişmiş çocuklardır. Çünkü bu biliş düzeyi, ebeveynlerinin kullandığı ters psikolojiyi anlamayabilirler, dolayısıyla yetişkinler için basit bir taktik olarak kullanılabilir. Öte yandan Greenberg, yetişkinler üzerinde ters psikoloji kullanmaya çalışmanın olumsuz sonuçlara yol açabileceğini, yani bu denemenin yetişkinlerde ters psikolojinin tersi bir tepkiyi doğurabileceğini söylüyor. Fakat ince bir zeka kıvraklığıyla bu psikolojiyi yetişkinlerde de işler hale getirebilirsiniz. Kaynak: Miller, G. How Does Reverse Psychology Work? LiveScience. http://www.livescience.com/55272-how-reverse-psychology-works.html (accessed on 2016, July 12) Bu yazı ilk olarak Bilimfili.com'da yayınlanmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/testere-x-filmi-simdiye-kadarki-en-iyi-elestirileri-aldi-yeni-testere-bir-baska/", "text": "Testere serisi en klasik seriler arasında yer alıyor ve şimdiden puan sitelerinde rekor kırmış durumda. Yeni Testere filmi, kanlı korku serisine şimdiye kadarki en iyi eleştirilerini kazandırdı. Serinin 10. filmi Saw X çıktı ve eleştirmenler onu serinin 19 yıllık tarihindeki en iyi filmlerden biri olarak övdü. Seri 2004 yılında piyasaya sürüldü ve yalnızca 1 milyon dolarlık (817 milyon £) bir bütçeyle 103,9 milyon dolar (84,9 milyon £) hasılat elde ettikten sonra sekiz devam filmi ortaya çıktı; bunlardan sonuncusu Jigsaw 2017'de piyasaya sürüldü. Chris Rock'ın başrol oynadığı Spiral: From the Book of Saw adlı yapım da yayınlandı. Her ne kadar seri çoğunlukla gişede iyi bir performans sergilese ve kült bir hayran kitlesi oluştursa da, genel olarak en güçlü film olarak kabul edilen ilk film de dahil olmak üzere eleştirmenler büyük ölçüde filmi çok sevmemişti. Saw X, kurbanlarının yaşama arzusunu onları korkunç mekanizmalara yerleştirerek test eden Jigsaw katili John Kramer'ı canlandıran orijinal yıldız Tobin Bell'i geri getiriyor. Testere X'teki olaylar, birinci ve ikinci Testere aletleri arasında geçiyor ve ölümcül kanserinden kurtulmak için FDA onaylı olmayan bir tedavi görmek üzere Meksika'ya giden Kramer'in hayatında daha önce görülmemiş bir bölümü sergiliyor. Rotten Tomatoes toplu sitesinde 56 incelemeden sonra Saw X yüzde 86 puan aldı. Bu, ilk film olan en iyi değerlendirilen ikinci Testere filminden yüzde 36 daha yüksek. James Wan'ın yönettiği 2004 yapımı film, yüzde 50."} {"url": "https://www.thegeyik.com/testisler-hakkinda-muhtelemen-bilmediginiz-10-sey/", "text": "Er bezleri ya da diğer adıyla testisler, penisin sağ ve sol tarafında bulunurlar. Testislerin; testosteron hormonu salgılanması, sperm üretilmesi ve erkeklere özgü fiziksel özelliklerin gelişmesi gibi görevleri vardır. Spermlerin işlevlerini sağlıklı yerine getirebilmeleri için de, vücut sıcaklığından yaklaşık 2 derece daha düşük sıcaklıkta bulunmaları gerekir. Testis torbasının vücut dışında bulunmasının sebebi budur ve bu torbanın içindeki sıcaklık vücut sıcaklığının altındadır. Birçok kanser çeşidinin aksine, testis kanseri genç erkeklerde daha yaygın görülür. Genellikle bu kanser 15-35 yaş arası erkeklerde yaygındır. American Cancer Society'nin tahminlerine göre, bu yıl yaklaşık 8700 yeni testis kanseri vakasıyla karşılaşılacak. Bunların içerisinde de yaklaşık 380 erkek, hayatını testis kanseri sebebiyle kaybedecek. Testis kanserinin en yaygın belirtisi, testis üzerindeki acı vermeyen yumru gelişimidir. Diğer daha az görülen belirtiler ise testislerde hafif ağrı, testislerin rahatsız edici hissedilmesi ve testis torbasının alışılmadık ağırlıkta hissedilmesidir. Tabii ki, bu belirtilerin görülmüyor olması testis kanseri olmadığınız ya da bu belirtilerin görülüyor olması da testis kanseri olduğunuz anlamına gelmez. Bu sebeple, yapılması gereken en doğru hareket, doktor kontrolünden geçmek olacaktır. Testis kanseri oldukça yaygın görülür. Fakat birçok insan doktora gitmeye çekindiği ya da belirtilerin farkına varamadığı için erken teşhis edilmesi de zordur. Nisan ayının testis kanseri farkındalık ayı olması sebebiyle, erken teşhiste hayatta kalma oranının yaklaşık %95 olduğu bu kanser çeşidiyle ilgili hem farkındalığı artırmak hem de testisler hakkında bilmediklerinizi sizlere ulaştırmak için bu yazıyı derledik. 1-Testislerden günde 200 milyon sperm üretilir. 2-Vücuduna oranla en büyük testise sahip hayvan, yumrulu çalı kriketidir. Bu hayvanın testisinin ağırlığı vücudunun %14'üdür. 3-'Avokado' sözcüğü, Aztek dilinde testis anlamına gelen kelimeden türetilmiştir. Benzer şekilde 'orkide' sözcüğü de Yunanca testis anlamına gelen kelimeden türemiştir. 4-Daha küçük testisleri olan uluyan maymunların sesleri daha gürdür ve derinden gelir. 5-Testislerin dışarıda olması, dışarıdan gelecek tehlikeler dolayısıyla tehdit oluştursa da spermleri uygun sıcaklıkta tutmak için gereklidir. 6-Bir çubuklu balina türü olan Right Whale'in testisleri yaklaşık 1.1 tondur ve 4.5 litre meni üretebilir. 7-İzlanda'da üretilen bir biranın mayalanmasında tütsülenmiş balina testisi kullanılır. 8-Her bir spermde yaklaşık 37.5 megabayta karşılık gelecek veri bulunur. 9-Bütün organlar içerisinde en fazla çeşit proteini testisler içerir. Bu konu üzerinde yapılan bir araştırmanın bulgularına göre; testislerde bütün insan proteinlerinin %77'sine rastlanır. Bunların içerisinde 999 tanesi testislere özeldir. Bu rakamın beyinde 318 olduğu düşünülürse, 999'un oldukça etkileyici bir rakam olduğu değerlendirmesi yapılabilir. 10-Erkeklerin çoğunda bir testis diğerinden daha aşağıda bulunur. Erkeklerin %65'inde sağ testis sol testise göre daha yüksektedir ve büyüktür. Daha fazla okuma için: - Tom Hale, Ten Things You Didn't Know About Testicles IFL Science Retrieved from http://www.iflscience.com/health-and-medicine/testicular-cancer-awareness-month-10-strange-facts-about-balls - Testis WikiWand Retrieved from http://www.wikiwand.com/tr/Testis"} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-avengers-serisi-ve-kahramanlari-hakkinda-bilmeniz-gereken-19-ilginc-gercek/", "text": "Marvel sinematik evreninin en önemli karakterlerini bir araya getiren Avengers filmleri ve bu filmlerde yer alan süper kahramanlar hakkında bilmeniz gereken ilginç bilgileri sizler için bir araya getirdik. İşte The Avengers Serisi ve Kahramanları Hakkında Bilmeniz Gereken 19 İlginç Gerçek; 1# Robert Downey Jr. lise dönemindeyken Iron Man çizgi romanını okuyan arkadaşını aşağılamış ve çizgi romanı parçalamıştır. 2# Marvel karakterleri genel olarak birbirine gıcık olmaktadır. Herkesin sevip, saygı duyduğu tek kahraman Captain America'dır. 3# En zengin Marvel karakteri sanılanın aksine Iron Man değil, Black Panther'dir. 4# Hulk rolündeki Mark Ruffalo'nun kızı babasını o şekilde ekranda görüp korktuğu için Ruffalo ailesi gala gecesini erken terk etmiştir. 5# Iron Man rolü için ilk olarak Tom Cruise düşünülmüş, ancak Cruise başka planları olması sebebiyle rolü reddetmiştir. 6# Hulk ilk olarak gri renkte tasarlanmıştır. 7# Stan Lee, Captain America hariç tüm Avengers karakterlerini kendisi tasarlamıştır. 8# Thor için 30'dan fazla Mjölnir yapılmıştır. 9# Tony Stark ünlü iş adamı Howard Hughes'tan ilham alınarak yaratılmıştır. 10# Iron Man zırhı 450 farklı parçadan oluşmaktadır. 11# Mark Ruffalo Hulk rolü kendisine teklif edildiğinde bir önceki Hulk olan Edward Norton'dan olur almıştır. 12# Stan Lee birçok filmde ufak tefek rollerde görülmüştür. 13# Nick Fury, 2. Dünya Savaşı'nda savaşmış oldukça yetenekli bir askerdir. 14# Hiçbir özel yeteneği olmadığı düşünülen Black Widow'a Captain America gibi süper asker serumu verilmiştir. 15# Chris Evans uzun cabalar sonucu Captain America rolünü kabul etmiş, bu süreçte rolü üç kez geri çevirmiştir. 16# Loki rolü için düşünülen ilk isim Jim Carrey olmuştur. 17# Avengers: Age of Ultron filminde karşımıza çıkan Scarlet Witch ve Quicksilver, Magneto'nun çocuklarıdır. 18# Iron Man zırhı 100 tonluk ağırlığı dahi kolaylıkla kaldırabilmektedir. 19# The Avengers ekibinin üssü olan Helicarrier, Stark Endüstrisi üretimidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-end-of-fucking-world/", "text": "Geçtiğimiz günlerde Can sosyal medyadan bir dizi önerdi: The End Of F***ing World. Hemen gidip baktım. İlk olarak dizinin kapağı dikkatimi çekti. Gençlik yıllarının başında bir kız ve bir erkek çocuk görünce acaba yine Stranger Things benzeri bir dizi mi diye çekimser kaldım. Ama Can'ın önermiş olması ve dizinin adı sebebiyle biraz daha bakmaya karar verdim. Bitecek diye üzülerek izliyorum: The end of the f***ing world pic.twitter.com/bBn5dSRJ6D Can Dişbudak 17 Ocak 2018 Dizinin her bölümü 20 dakika civarında sürüyor. James ve Alyssa'nın hem komik hem de korkutucu ama şarkılar sebebiyle muazzam bir hal almış hikayelerini anlatıyor. James aslında biraz psikopat ve Alyssa'yı öldürmek istiyor ama işler hiç de öyle gelişmiyor. Çok fazla konuşulduğu zaman dizinin tadı kaçar diye susuyorum. Zaten 20 dakika bir deneyin, beğenmezseniz hayatınızdan akıp giden 20 dakika için 'a mail atın, 20 dakika ekleyelim. Dizinin fragmanı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-geyik-sevenleri-mutlu-edecek-geyikli-dovme-modelleri/", "text": "Sitemizin logosu olan yaban hayatın sessizliğini ve saf güzelliğini içinde bulunduran kibarlığın, sevginin, gücün ve duyarlılığın simgesi Geyik temel alınarak yapılmış en güzel dövmeleri sizler için bir araya getirdik. İşte The Geyik sevenlere özel olarak seçtiğimiz en güzel geyik dövmelerinden örnekler; #1 #2 Doğayla #3 #4 Geometrik dokunuşlar #5 Renkleriyle kendine aşık eden bir dövme olmuş #6 #7 #8 Ana hatlarıyla #9 Hem yeri hem de görüntüsü itibariyle harika #10 Gözlerinizin içine bakıyor gibi #11 #12 #13 #14 #15 #16 #17 Dikkat illuminati çıkabilir. #18 #19 #20 #21 #22 Büyüleyici #23 #24 #25 #26 #27 #28 #29 Çok zekice ve sade #30 #31 #32 #33 Hayallerinde güzel bir dünya #34 #35 Özgür ruhlu bir geyik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-geyik-takipcilerini-oscar-and-the-wolf-duman-athena-dinlemeye-nilufer-muzik-festivaline-gonderiyor/", "text": "Nilüfer Müzik Festivali; 2, 3 ve 4 Eylül'de Balat Atatürk Ormanı'nda müzikseverlerle buluşuyor. Oscar and The Wolf ise bu festivalin dünyaca ünlü konuğu olacak. Festivalde Türkiye'nin en ünlü isimleri de sahne alacak. Duman, Athena, Kaan Tangöze, İlhan Erşahin & İstanbul Sessions, Pinhani, Ceylan Ertem, Kalben, Gaye Su Akyol, Mashrou' Leila, La Chiva Gantiva, La Sra. Tomasa, Mydy Rabycad, Flört, Ayyuka, Kabus Kerim, Hey Douglas, Can Gox, The Ringo Jets, Deniz Tekin, Sena Şener, Yökş, Kolektif İstanbul, Palmiyeler, Manuş Baba, Shefita ve Kultur Shock. Bugünü yaşa, dünyayı sev, geyiği öp, festivale gel, geleceğimiz için birleş! mottosuyla yapılan doğayla barışık bu festivale katılmak isteyenlere The Geyik'in bir sürprizi var. Aşağıdaki formu doldur, soruya cevap ver, 10 davetiyeden birini sen kap! Sorumuz da çok basit: Nilüfer Müzik Festivali'ne neden sen gitmelisin? Biletini şimdiden al, festivali kaçırma! *Festival hakkında son güncellemelerden haberdar olmak için Nilüfer Müzik Festivali'nin resmi sitesini kontrol edebilirsin. ** Yarışma 24 Ağustos Çarşamba saat 19:00'da sona erecek, kazananlar Perşembe günü The Geyik Facebook sayfasında yayınlanacak. KAZANAN LİSTESİ KAZANANLAR arasından onay maili atanlar listelenmiştir: Duygu Gülsen Hilal Takcı Ömer Kılınç Şevval Yıldırım Ufuk Taşbaş Çağla Özer Kübra Acar Yaser Şenli Batuhan Özcan Asya Kıvrak"} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-godfatherdan-ogrendigimiz-hayat-dersleri/", "text": "The Godfather I, II ve III'ü izlemeyenimiz, Mario Puzo'nun ünlü romanını okumayanımız kalmadı. Francis Coppola'nın bir klasik olmuş filmi; aktörlerin inanılmaz oyunculuğu, unutulmaz sahneleri ve neredeyse bir jenerasyonun cep telefonu melodisi olarak hatırlanması çok normal. Halbuki film sadece New York mafyalarının hayatını anlatmıyor, ayrıca liderlik, erkeklik ve karalılık hakkında büyük dersler veriyor. Corleone Ailesi ve Godfather filminden çıkmış 10 hayat dersini listeledik. 1# Don Vito Corleone: Ona reddedemeyeceği bir teklif sunacağım. 2# Altobello: En zengin insan, en güçlü arkadaşlara sahip olan insandır. 3# Don Vito Corleone: Dostlarını kendine yakın tut, düşmanlarını daha da yakın. 4# Sollozzo: Ben şiddet sevmem Tom. Ben bir iş adamıyım. Kan büyük bir masraftır. 5# Michael Corleone: Fredo... Sen benim abimsin, ve seni severim. Ama sakın bir daha aileye karşı birisinin tarafını tutma! Sakın! 6# Michael Corleone: Kimseye asla ne düşündüğünü belli etme. 7# Don Vito Corleone: İntikam soğuk yenen bir yemektir. 8# Don Vito Corleone: Ailesiyle vakit geçirmeyen adam gerçek bir adam değildir. 9# Don Vito Corleone: Eli çantalı bir hırsız, eli silahlı bir hırsızdan daha çok çalar. 10# Michael Corleone: Düşmanlarından nefret etme bu senin yargılama yetini etkiler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-monkey-king-oyun-tanitimi/", "text": "Benim gibi mitolojik savaş oyunları oynamayı seven biriyseniz size önerebileceğim en iyi oyunlardan bir tanesi de The Monkey King'tir. Oyun Çin mitolojik ögeleri içeren bir oyun olmasının yanında dünyayı karanlık güçlerden kurtarmak için savaşmak ana konusunu oluşturuyor. Ancak oyuna sadece saldır, fethet, bölge al ve bölgeni koru oyunları gibi tek düze bakmak büyük haksızlık olur. Çünkü oyun oynandıkça karakterlerinizin geliştirmek de mümkün. Ayrıca, oyun ilerledikçe yeni silah ve zırhlar keşfedip yeni savaş stratejileri de keşfedebiliyorsunuz. Savaşmak ve savaş stratejilerini geliştirmekten ziyade erzak da elde etmeniz gerektiğini unutmayın. Oyunun teknik bazı özellikleri ise şöyle; Çin mitolojisinden kaynak alan browser tabanlı bir oyun Gerçek zamanlı savaş deneyimini 4 farklı kahramandan birini seçerek gerçekleştirme ve savaşı cennete taşıma imkanı AFK olarak da oynanabilen bu oyunun en güzel yanı da tamamen bedava olması."} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-north-facein-kurucusu-donarak-hayatini-kaybetti/", "text": "Ünlü outdoor firması The North Face'in kurucusu olan Douglas Tompkins, Şili'nin güneyindeki General Carrerra Gölü'nde rafting yaptığı sırada gerçekleşen kaza neticesinde hayatını kaybetti. ABD'li iş adamı Douglas Tompkins, Şili'nin güneyindeki General Carrerra Gölü'nde rafting yaptığı botun alabora olması nedeniyle hipotermiye girdi. NTV'nin haberine göre; The North Face'in kurucusu olan 72 yaşındaki Tompkins, kazanın ardından Şili'nin başkenti Santiago'nun bin 700 kilometre güneyindeki Coyhaique'de kaldırıldığı hastanede, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. 37 derece olan normal vücut sıcaklığının, 35 derecenin altına düşmesi halinde meydana gelen hipotermi çoğunlukla ölümle sonuçlanır YETKİLİLERE HABER VERMEDİLER Yetkililer 6 turistin bulunduğu düşünülen botun alabora olmasının sebebini kuvettli rüzgar olduğunu belirtirken, Tompkins'ın ekibinin fırtınalı havada rafting yapacaklarını yetkililere bildirmediğinin altını çizdi.Tompkins'in sıcaklığı 4 derece olan gölde bir süre kaldığının altını çizen bölge savcısı Pedro Salgado, New York Times'a yaptığı açıklamada alabora olan bottaki 3 kişinin bölgede devriye görevi yapan bir bot tarafından, Tompkins'in aralarında olduğu diğer üç kişinin ise helikopter ile kurtarıldığını belirtti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-north-remembers-videosu-ile-stark-hanesine-yapilan-saygi-durusu/", "text": "Hazırladığı Game of Thrones videoları dikkat çeken The Garo Studios yine enfes bir çalışmaya imza attı. 2017'nin yaz aylarında 7.sezonu ile tekrar izleyicilerinin karşısına çıkacak olan fenomen dizi Game of Thrones'ta en çok merak edilen konu Stark Hanesi'nin gidişatı. İlk sezonlardan itibaren başlarına gelmeyen talihsizlik kalmayan Kurtlar 6.sezonun sonu itibari ile tekrar yükseliş dönemine başlamıştı. The Garo Studios hazırladığı video ile Stark hanesinin ilk sezondan bu yana dek yaşadığı tüm olayları gözler önüne seriyor. Ned Stark'ın Kral Eli olduğu dönemi, Robb Stark'ın The King North oluşunu,Kızıl Düğün'ü ve daha bir çok tekrar hatırlıyoruz. Meşhur R + L = J teorisinin de bulunduğu videoda yaşayan Stark üyelerinin yolculuğu da baştan sona anlatılıyor. Yaklaşık üç buçuk dakikalık video muhteşem bir müzik eşliğinde izleyenlere sunuluyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-sims-4un-iki-yeni-kiti-aciklandi/", "text": "Kitaplıklarla kaplı bir okuma odasında zaman geçirmek ya da 90'ların grunge ruhunu geri getirmek isteyenleri yepyeni iki The Sims 4 eklentisi bekliyor: Grunge Revival ve Book Nook Kitleri! Electronic Arts tarafından yayınlanan ve Maxis tarafından geliştirilen The Sims 4'ün yeni eklentileri Grunge Revival Kit ve Book Nook Kit, yakında oyuncularla buluşmayı hedefliyor. Her iki kit de PC için EA uygulaması, Steam ve Epic Games Store ve Mac için Origin'de, PlayStation 5, PlayStation 4, Xbox Series X|S ve Xbox One sistemlerinde yer alacak. The Sims 4 Grunge Revival eklentisiyle oyuncular içlerindeki isyankar ruhu kıyafetlerine ve eşyalarına yansıtabilecekler. Book Nook kit ise kitaplardan vazgeçemeyen oyunculara sıcak ve konforlu alanlar kurma imkanı sağlayacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-umbrella-academynin-guzel-yildizi-erkek-oldu/", "text": "Yıldız oyuncu Ellen Page, hayatıyla ilgili verdiği çok önemli bir kararı takipçileriyle paylaştı. Oyuncu, trans birey olduğunu duyurarak Elliot Page olarak hayatına devam edeceğini ifade etti. The Umbrella Academy ve Juno gibi filmlerin başarılı oyuncusu Page, kendisini manevi olarak destekleyen ve kucak açan herkese teşekkürlerini iletti. Yeni kimliğiyle Elliot Page, sosyal medya üzerinden şu sözleri sarf ederek bir duyuruda bulundu: Merhaba arkadaşlar, trans biri olduğumu sizinle paylaşmak istiyorum. Hitabım he/they ve adım Elliot. Bunu yazabildiğim için şanslı hissediyorum. Burada olduğum ve hayatımda bu noktaya ulaştığım için. Tüm bu yolculuk boyunca beni destekleyen muhteşem insanlara büyük minnet duyuyorum. Sonunda bana özgü kimliğimin peşinden gidebilmek için kendimi sevmenin nasıl olağanüstü bir şey olduğu hissini tarif edemem. Trans topluluğundan birçok kişi bana ilham verdi. Cesaretiniz, cömertliğiniz ve bu dünyayı daha herkesi kapsayan, sevgi dolu bir yer haline getirdiğiniz için teşekkür ederim."} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-walking-dead-breaking-badin-devami-mi/", "text": "Netflix'in Youtube sayfasından yayınladığı Hayran Teorileri bölümündeki bir video ortalığı karıştırdı. Televizyon tarihinin en önemli yapımları olan The Walking Dead ile Breaking Bad'in tahmin edilenden çok daha birbirine bağlı olduğu iddia edildi. Teoride The Walking Dead ikinci bölümünde Merle'in uyuşturucu aldığı yerde Walter White imzalı meth oluşu, Breaking Bad'da ise Walter White oğluna alıp eş baskısı yüzünden iade ettiği Dodge Challenger'ı satın aldığı yerin adının Glenn oluşu, The Walking Dead'de Glenn'in karşımıza aynı renkte Dodge Challenger ile çıkışı, Merle'in uyuşturucu aldığı küçük beyaz adamın adeta Jesse'yi tarif etmesi, Breaking Bad'daki büyük patlama sonrası Gus Fring'in yürüyerek ortamdan uzaklaşması sonrası adeta ilk zombi oluşuna yer veriliyor. İşte o Hayran Teorisi;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-walking-deadin-basrol-oyuncusu-diziden-ayrildi/", "text": "'The Walking Dead'in 9 sezondur başrolünde oynayan Andrew Lincoln, diziden ayrılacağı yönündeki iddiaları doğrulayarak, Rick Grimes rolünde son sezonum olacak dedi. Yaklaşık iki aydır gündemi meşgul eden The Walking Dead söylentisi, sonunda dizinin yaratıcısı Robert Kirkman ve başrol Andrew Lincoln tarafından doğrulandı. Lincoln Rick Grimes rolünde son sezonum olacak dedi. DİZİDEN AYRILDIĞINI DOĞRULADI Lincoln vedasıyla ilgili şu sözleri söyledi: Rick Grimes rolünde son sezonum olacak. Bu diziyi çok seviyorum. Benim her şeyim. Diziyi yapan herkesi çok seviyorum. İzleyenlere de bayılıyorum dedi ve duygusal anların yaşanması üzerine Bunun bir Oscar kabul konuşmasına ya da anma konuşmasına dönüşmesine istemem diye ekledi. YENİ BÖLÜMLER 7 EKİMDE The Walking Dead panelinde 9. sezonun başlama tarihi belli olurken yeni sezondan ilk fragman da görücüye çıktı. The Walking Dead'in 9. sezonu 7 Ekim'de AMC ekranlarında başlayacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-witcherin-ikinci-sezon-kadrosunda-got-surprizi/", "text": "2021'de yayınlanması planlanan The Witcher'in ikinci sezon çekimleri İngiltere'de başladı. Dizinin ana kahramanı Rivyalı Geralt rolüyle Henry Cavill, büyücü Yennefer olarak Anya Chalotra, Ciri rolüyle Freya Allan ve Jaskie rolüyle Joey Batey ikinci sezonda için tekrar kamera karşısına geçecek. İkinci sezondaYasen Atour Coen, Agnes Bjorn Vereena, Paul Bullion Lambert, Thue Ersted Rasmussen (Fast and Furious 9)Eskel, Aisha Fabienne Ross Lydia, Kristofer Hivju Nivellen ve Mecia SimsonFrancesca olarak karşımıza çıkacak. EVET EVET TORMUND da The Witcher'da oynayacak. Stephen Surjik 201 & 202 bölümlerini, Sarah O'Gorman 203 and 204, Ed Bazalgette 205 and 208 ve Geeta V. Patel 206 and 207. bölümlerini yönetecek. Dizinin ikinci sezonuyla birlikte Anna Buring Tissaia olarak, Tom Canton Filavandrel olarak, Lilly Cooper Murta olarak, Jeremy Crawford Yarpin Zigrin olarak, Eamon Farren Cahir olarak, Mahesh Jadu Vilgefortz olarak, Terence Maynard Artorius olarak, Lars Mikkelson Stregobor olarak, Mimi Ndiweni Fringilla Vigo olarak, Royce Pierreson Judy)Istredd olarak, Wilson Radjou-Pujalte Dara olarak, Anna Shaffer Triss Merigold olarak, Therica Wilson Read Sabrina olarak geri dönüyor. Dizinin yürütücü yapımcısı ve dizi sorumlusu Lauren Schmidt Hissrich : The Witcher'ın ilk sezonuna gelen tepkiler ikinci sezon kadrosu için çıtayı çok yükseğe çıkardı. Sophie Holland ve ekibi yeni karakterlere hayat vermek için alanındaki en iyi oyuncuları bir araya getirdi. Usta yönetmenlerin elinden çıkacak yepyeni hikayeler için son derece heyecanlıyız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/the-witcherin-ikinci-sezon-yayinlanma-tarihi-belli-oldu/", "text": "The Witcher'ın ikinci sezon yayın tarihi; WitcherCon'un Anya Chalotra, Freya Allan, Mimi M Khayisa, Paul Bullion ve dizi sorumlusu ve yürütücü yapımcısı Lauren Schmidt Hissrich'in katıldığı 'Kader Kartlar' panelinde duyuruldu. #WitcherCon'un büyük finalini @WitcherNetflix'in ilk 2. sezon fragmanı ile yapıyoruz! pic.twitter.com/rdAIjjZfNI Netflix Türkiye July 9, 2021 Henry Cavill'in Rivialı Geralt ve Freya Allan'ın Ciri olarak gözüktüğü The Witcher'ın ikinci sezon duyurusu, WitcherCon'un bir parçası olarak sürpriz bir şekilde açıklandı. Netflix, WitcherCon'da The Witcher'ın ikinci sezon yayın tarihini duyurdu. The Witcher'ın ikinci sezonu 17 Aralık 2021'de tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te. The Witcher Hakkında Dünyaca ünlü kitap dizisinden uyarlanan The Witcher destansı bir ailenin epik öyküsünü konu alıyor. Yalnız bir canavar avcısı olan Rivialı Geralt, insanların yaratıklardan bile daha kötü olabildiği bir dünyada kendine yer edinmeye çalışmaktadır. Ancak kader onu güçlü bir büyücü ve tehlikeli bir sırra sahip genç bir prensesle karşılaştırır. Üçlü, artık her geçen gün daha da vahşi hale gelen bu kıtada birlikte yürümeyi öğrenmelidir. The Witcher 2. Sezon Hakkında Yennefer'ın Sodden Savaşı'nda hayatını kaybettiğine ikna olan Rivyalı Geralt, Prenses Cirilla'yı bildiği en güvenli yer olan çocukluk evi Kaer Morhen'e getirir. Kıta'daki krallar, elfler, insanlar ve iblisler buranın duvarlarının dışında üstünlük mücadelesi verirken, Geralt'ın genç prensesi koruması gereken çok daha tehlikeli bir şey söz konusudur, çünkü Prenses Cirilla, içinde gizemli bir güç barındırmaktadır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/thor-ragnarok-filminden-spartacusu-ve-g-o-r-ayi-hatirlatacak-ilginc-gorseller-yayinlandi/", "text": "Marvel sinematik evreninin bu yılki en önemli yapımı hiç kuşkusuz Thor: Ragnarok filmi. Kadrosunda Thor yanı sıra önemli Avengers karakteri Hulk'un da bulunacağı yapım için ilk görseller yavaş yavaş gelmeye başladı. Entertainment Weekly tarafından yayınlanan görsellerde dikkat çeken ilk husus elbette ki Thor'un kısalan saçları. Elinde kılıcı ve yüzüne sürdüğü savaş boyaları ile ölümsüz savaşçı Spartacus'ü andıran Thor'un bu görüntüsü açıkçası beni şaşırttı. Kısa saçlı ve çekici olmayan bir Thor, gerçekten ilginç olacak. Görsellerde dikkat çeken bir başka husus da elbette Cate Blanchett. Nerede olsa, hangi filmde yer alsa farkını hemen belli eden gönlümüzün Galadriel'inin bu filmde de kendine hayran bıraktıracağına hiç şüphe yok. Ancak görseller arasında bana en ilginç geleni ise Jeff Goldblum'un adeta G.O.R.A filmini andıran kostüm ve makyajı. Grandmaster rolüyle karşımıza çıkacak usta oyuncunun yanı sıra Tom Hiddleston, Anthony Hopkins, Mark Ruffalo, Karl Urban ve Idris Elba gibi önemli isimlerde filmin kadrosunda yer alacak. Programda bir değişiklik yaşanmazsa Thor: Ragnarok filmi 3 Kasım 2017 tarihinde vizyona girecek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/thug-life-videolari-yaparken-kullanilan-muzikler/", "text": "Thug Life kültüründe en çok sevilen ve Thug Life videolarında yer alan şarkıları sizin için derledik. Bir video bu şarkılar olmadan düşünülemez. Thug Life videolarında kullanılan şarkıları sizin için derledik, eklemek istediklerinizi altta yorumlarda belirtirseniz çok mutlu oluruz ve listeye ekleriz. Başta 2Pac olmak üzere bu şarkıları yazan herkese de teşekkürler 🙂 Thug Life Şarkıları 1- Ludacris Move Bitch 2- Dr. Dre Ft. Snoop Dogg Ain't nothing but a G thang 3- N.W.A F*CK DA POLICE 4- The Gangsta, The Killa, and The Dope Dealer 5- 2Pac Gangsta Party 6- 2Pac Thug Life 7- Snoop Dogg Serial Killa 8- Dr. Dre Ring Ding Dong 9-Dr. Dre ft. Ice Cube Natural Born Killaz 10- Dr. Dre ft. Snoop Dogg Deep Cover 11- ve tabii ki Dr.Dre & Snoop Dogg The Next Episode 12- DMX Where the Hood At"} {"url": "https://www.thegeyik.com/thynin-vergilerimizle-hosteslere-5000-tl-vermesi-basligina-hostesin-cevabi/", "text": "Ekşisözlük'te açılan THY'nin vergilerimizle hosteslere 5000 tl vermesi isimli başlığa SOAP isimli kullanıcının verdiği cevap herkesin okuması gereken cinsten. Hemen hemen her işin kendine göre zorlu yanları var ve hosteslik de oldukça zor bir meslek. Neden mi, buyrun okuyalım: thy hostesinin bu basligi acan arkadas gibi arkadaslara dayanma suresinin ortalamasini merak edip soranlar icin ozelden yanitlayacagim. proje uzerinde sabahlayan arkadasa bizzat soruyorum; kendisine cv'mi ozelden yolladim. bu ise baslamadan once en azindan bunu okuyunca utanir mi ? diye dusunurdum, simdi insanliga dair bu kadar bile umudum yok. neyse su durumlarda ne yapardi, sorunu nasil cozerdi biraz dusunsun. olaylar bizzat benim yasadigim olaylardir. 1) mardin istanbul seferi. servisteyken bir yolcu ayaga kalkiyor hemen ardindan yere dusuyor. solunum yok bilinc yok. amirimiz derhal olay yerine geliyor. ben trolleyimi arkaya cekip iclerinde elektro-sok cihazinin da bulundugu ekipmanlari alip hastanin yanina geliyorum. amir suni teneffus yaparken, oksijen maskesini hazirliyorum. elektro sok cihazini baglamak uzere baglamak uzere hazirlaniyoruz. hastanin gogsunu tras etmem gerekli, killar sok verildiginde sorun cikarabilir. ben jileti hazirlarken biri ayaga kalkiyor ve benim visne suyum nerede serefsiz, neden herkes bunun basinda ? diye yumruk atiyor. evet yumruk atiyor. gecelim. 2) chicago istanbul seferi. tuvaletleri rutin olarak kontrol ederken bir tuvalette, tuvaletin icine atilmis ancak tuvaletin ic yuzeyine yapismis bir tampon buluyorum. ustune sifon cekilmis ancak ucaklardaki tuvalet sistemi farkli oldugundan, hava basinci tamponun icindeki kan vasitasiyla tamponu yuzeye yapistirmis. sicak su da doksem ne yaparsam yapayim cikmiyor. tuvaleti kapatiyorum, idari cagri aliyorum. yolcu tuvalet neden kapandi diye sikayet etmis. bak bu da guzel bir proje konusu olabilir tam ustunde sabahlamalik. 3) guanzhou istanbul seferi. pist basinda kalkis icin hazirlaniyoruz. kaptanimiz motorlara guc verdiginde bir kirilma sesi duyuyoruz. motor pallerinden birinde bir ariza olmus, motor kullanilamaz halde. normal sartlarda ucak terminale cekilir, yolcular ve murettebat terminale alinir ama cin hukumeti bir kere cikis verdigi yolcuyu geri almiyor. 7,5 saat ucagin icinde 300 kusur yolcuyu sakinlestirmeye calisiyoruz. kufur kiyamet. biri kokpit kapisini acip kaptanlari dovmeye calisiyor. 32 yasinda askerligini guneydogu'da catisarak yapmis bir insanim ne o zaman ne de teyzem oldugunde bir kere bile aglamadim o gun hem cocuk gibi agladim hem de muhtemelen sacimdaki ilk beyazlar o gun cikti. caresizlik. 4) istanbul kuveyt ucusu. londra'dan aktarmali gelen zengin kuveytli lise ogrencileriyle dolu ucak. kaptan ariyor cok siddetli bir turbulans olacak kabinde herkes bagli olsun diyor. kabine cikiyorum kendi emniyetim yok. cocuklara adeta yalvariyorum. baglanmiyorlar, icecek istiyorlar. lutfen diyorum lutfen baglanin derken siddetlo bir patlama sesiyle beraber yercekimsizligi hissediyorum. tutunuyor oldugum icin ayaklarim yerden kesilse de savrulmuyorum. arka koltuklardaki kiza hava yapmak icin dizleriyle koltugun ustunde durup koltugun ust kismina yaslanan cocuk kafasini basustu panele carpiyor kafasi aciliyor. kusmuklara basa basa arka galleye gidiyorum. zavalli ekip arkadasim kizcagiz havalanip 321'in sag tarafindaki katlamali kapidan iceri ucmus. biz ucuz atlatiyoruz ve valaaa ! ıdari cagri : yolcu neden baglanmadi ? 5) istanbul washington dc. seferi. amerika'da gumruk kurallari cok sıkı. hele baskent'te. bu sebeple kilit ve muhur altinda tutulmayan her icki ekibin tumune kesilen 5.000 dolar ceza demek. b/c yolcularindan biri komiklik olsun diye iki sampanya sisesini saklandigi yerden alip sonra pisman olup kilitsiz bir yere koymus. kapida gumruk memurlari varken normalde yapmadigim son bir kontrolle siseleri buluyorum. din din idari cagri ama allahtan erken davrandigim icin toplam 10.000 dolar odeyip o aylik yuksek maasimizi birakmiyoruz. 6) istanbul-ankara seferi. ucakta kimi kabine uyeleri de var. kardan kalkamiyoruz. kar bu kar kar yani. kar yagisi. bakanlar bile olayi kabullenmisken bir yolcu ekonomi bolumunu bastan basa katedip serefsiz orospu cocuklari diye ustume kosuyor. bakanlarin korumalarindan biri adami paketliyor. o islerle ugrasirken mesaimiz doluyor. ucaktan inmemiz gerekir cunku o saatten sonra bir sey olursa degil sigortadan faydalanmak, biz tazminat oderiz sirkete. olursek ailemiz. ama su var ucaktan inersek yeni ekip gelecek, ucak koruge cekilecek, kalkis siramizi kaybedip yolculari yine saatlerce kabin icinde birakmis olacagiz. o halde eve gitmeye vicdanimiz el vermiyor, risk aliyoruz. ankara'ya indigimizde orospu cocugu demeyen bir tane yolcu olmuyor. kucuk cocuklar bile nefret dolu gozlerle bakiyor. bir yolcu koprunun ucak basi kapisindan aprona inip kaptanlara kufur ediyor. 7) istanbul diyarbakir seferi. lokal bir sis hadisesi sebebiyle 7 saat rotar. yolcularin bazilari kurt oldugumuz icin yapiyorsunuz di mi diye ortami provake ediyor. yanitlari kabul etmiyorlar. linc edilmekten zor kurtuluyoruz. 8) medine istanbul seferi. bir hac yolcusu kadin ekip arkadasima defalarca orospu diyor. evet surekli cay ver orospu su ver orospu bu yemek neden boyle orospu. orospu yani kahpe bile degil. kiz krize giriyor haftamiz berbat oluyor 9) istanbul venedik ucusu. turk tur yolcusu, bilenler bunun anlamini bilirler. 1 saat 30 dakikalik ucusta istekler bitmiyor. bitmiyor derken ucakta artik yiyecek icecek kalmamis. sarap kalmadi efendim denince o zaman sen bana bi cay yap diyorlar. ulan gulecegim geldi, neyse. derken ucaga yildirim isabet ediyor 1 numarali motordan tuhaf tuhaf sesler geliyor. ucak sag salim iniyor. yolcular isyan ediyor. biri diyor ki bu kaptanlari hep torpille aldiniz bi ucagi ucuramiyorlar allah belanizi versin . ulan allah gene mi belami versin ben ne yaptim diyemiyorum. ucagin kaptanlarindan biri 16 senedir sirkette. oburu 6 sene. 6 senelik olan bile 13 sene ogretmen pilot olarak f-16 ucurmus. bu ucusta ilk kez olecegimi dusunmustum ucak govdesinde gezen elektrigi duyduktan sonra. o yolcunun tecrubesiz dedigi kaptanlarimiz guluyorlardi. 10) new york istanbul seferi. bir turk kadin yolcu ve ekibi benim istirahat suremin bitime 3 dakika kala galley'e geliyorlar. buyrun diyorum. beni zehirlediniz diyor. anlamadim ? balik bozukmus. e o baligi sizden baska 160 yolci daha yedi diyemiyorum tabi. ne yapabilirim sizin icin diyorum. koltuguma kustum diyor. allah allah tuvalete mesafe 3 metreden az. neyse insanlik hali cani sagolsun. bir bakiyorum onundeki 4 koltugun arkasina kusmayi basarmis. ınanilmaz di mi ? kafanizda bosuna canlandirmaya calismayin. ben gormesem canlandiramazdim. su filmlerde falan gordugunuz biyolojik tehdit kiyafetini giyerek temizleyebilirim ancak. onun proseduru farklidir, ucak karantinaya alinir o kiyafet bir kere kutusundan cikinca. amir giyme diyor. durumu gosteriyorum o kiyafeti giymeden temizlemem mumkun degil. giyip kabine cikiyorum. temizlemeye basliyorum. o sirada uyanik olan 10 kadar yolcunun beni videoya aldigini goruyorum. black mirror sahnesi gibi. din din idari cagri. megerse kadin sirketten bedava bilet ve para talep etmis. tuvalet yerine bilerek oraya kusmus muhtemelen. cekenlerden birinin de oglu oldugunu animsiyorum. 11) ankara malatya seferi. anadolu jet. yanyana oturan bir kadin ve erkegin sirasinda cay kahve servisi yapiyorum. kadin bardaga doldurdugum cayin miktarini begenmiyor. tam doldur diyor. turk zaten lutfen falan bekleyecek kadar tecrubesiz degilim. efendim bu bir ucak bardagi tam doldurursam yanabilirsiniz en ufak bir sallantida diyorum. ısrar ediyor diger yolcularin duyabilecegi sekilde aaaa bi bardak cay da mi alamicaz diyor. yolcular versene lan kadina cay diyorlar. ıyi peki diyorum bardagi tam dolduruyorum ve iste allah'in var olduguna ilk kez o kadar yaklasiyorum. kadin ben doldurup arkami dondukten sonra kaynar cayi yanindaki adamin bacaklarina dokuyor. adam buna lan cocuk sana demedi mi diye tokat atiyor. kadin yalandan bayiliyor. ucak indiginde polis geliyor. ıfade mifade derken eve geldigimde kendimi asmak istiyorum. 12) kazablanka istanbul seferi. artik son yaklasmada bagliyken arkadan dumanlar yukseliyor. cigliklar ve saire. yangin diyorum. yangin degil bir hintli sarhos yolcu sigara yakmis iniste. baya oturdugu yerde. bir kadin panik atak krizine giriyor. zaten 12 saat ucmumsum mesaimin 15. saati. polis, ilkyardim, ifadeler, ifadeler. ıs icin evden ciktiktan 21 saat sonra evime donebiliyorum. 13) oslo istanbul seferi. bir norvecli yolcu ben gazete dagitirken hsjaksja gibi bir sey diyor. anlamiyorum. uc kere daha gsgahah gibi bir sey diyor. yine anlamiyorum. sonra sighktir diye bagirarak, evet turkce kufrederek gazete arabasina vuruyor. kokpite gidip durumu anlatiyorum. mesul kaptan amerikali hemen atin ucaktan diyor. turk f/o ya cok kagit isi cikar sen hallet gozum diyor bana. mesul kaptani da ikna ediyor. 3 saat boyunca turkce kufretmeyi bilen norveclo tarafindan anam avradim sikile sikile geliyorum. 14) istanbul-banglades seferi. ortada inanilmaz kesif bir bok kokusu. baya agir ama. arastirmaya basliyorum cunku degil yolcu ben bile kusacagim. a a o da ne ? bebekli bir kadin 7 saat boyunca bebek bezini kirlendikce koltugunun altina atmis. kadin dil bilmedigi icin, ama dil yetersizligi bilet almasina engel olmamis, o bezleri tuvaletteki cop kutusuna atmamis. anlamiyor da yersek. yiyorum tek tek butun bezleri ellerimle toplayip cope atiyorum. sonra hastalaniyorum sebebini bulamiyorlar. eldiven kullanip ellerimi kaynar suyla yikasam da o gun bir sey kaptigima eminim. cocugun boku da bok gibi degildi zaten bambaska bir kivamdaydi. 1 ay suren bir ishalim oluyor. oll ley. evet bunlar ac karnina hatirlayip yazdiklarim.neden tavuk bitti neden sozcu yok neden portakal suyu yok gibi servisle ilgili kisimlari her ucusta yasadigim icin yazmadim. o guvenlik kurallarina uymadigin icin sivil havaciliktan yedigim cezalari, yatisini gece gunduz calismasini da yazmadim onlari yazsam roman olur zaten. benim kadar zenci ski gordun mu mesela ? ben senin porno kulliyatin kadar zenci skini kanli canli gormus olabilirim zira sahra altindaki vatandaslarda tuvalet kapisi kapamak gibi bir huy yok aman neyse ya kime ne anlatiyorum beni 3 senede sosyalistten kafatasi irkciliga evrilten bir baska tip daha iste. simdi sen bunlari ve bunun gibi binlercesini, sirket ici baskiyi falan bir dusun tatlim. ben de sana kiyamayim. proje uzerinde sabahliyorsun he mi sen ? kiyamam ben senin nazik parmaklarina magmur gozlerine. kiyamam sana ben kiyamam... e oyleyse neden bu isi yapiyorsun? sorusuna da cevabim : allah senin belani versin soap allah senin belani versin. bu bilgiler isiginda soruyorum. thy hostesinin sirket icinde kalma suresi ortalama kac yildir ?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tiktok-ile-muzik-dunyasinda-yildizi-parlayan-6-yerli-isim/", "text": "Dünyanın önde gelen kısa video uygulaması TikTok, bugün tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de müzik dünyasını şekillendirmeye devam ediyor. TikTok kullanıcılarının %80'i platformda yeni müzikler keşfettiğini ve Tiktok'un müzik keşfi için 1 numaralı yer olduğunu söylüyor. Böylece TikTok, müziksever gençler için sanal bir sahne misyonu üstleniyor. Yaratıcılık ve ilhamı merkezine alan TikTok'ta seslerini geniş kitlelere duyurmak isteyen genç sanatçıların her gün yıldızı daha da parlıyor. İşte TikTok'la parlayan yeni nesil sanatçıların listesi! Göktuğ Tavacı Bariton TikTok'ta Bariton adıyla tanınan 24 yaşındaki Göktuğ Tavacı, 2018'de katıldığı O Ses Türkiye yarışmasının ardından cover'larını ve söz ve müziğini kendi yazdığı şarkılarını TikTok başta olmak üzere çeşitli sosyal medya kanallarından takipçileriyle buluşturmaya başlayan yeni nesil yeteneklerden biri. Özellikle Bakarsın Olur şarkısıyla hem TikTok ailesinden hem de müzik dünyasından yüksek not alan Tavacı, şimdi de Maske adlı yeni şarkısıyla gündemde. TikTok Hesabı: https://www.tiktok.com/@bariton? Melis Fis Son zamanların en çok yıldızı parlayan Tiktok creatorlarından Melis Fis, 2001 doğumlu genç bir ses. Çiçeği burnunda şarkıcı, sosyal medya serüvenineyse 2015 yılında, TikTok'un eski hali olan Musical.ly'de başladı. TikTok'ta büyük bir hayran kitlesine ulaşan genç sanatçı, bu sayede önce 2019 yılında Dur Diyemem adlı parçasını müzik dünyasına sundu. Tiktok'ta 1,3 milyon takipçisi olan Fis'in son üç teklisi 'Çek Vur', 'Bir Ömür Daha' ve '1Varsın 1 Yoksun' TikTok'ta challenge haline geldi. Öte yandan Fis'in platformda başlattığı şarkıcılarla röportajlar video serisi TikTok'ta viral oldu. Tiktok Hesabı: https://www.tiktok.com/@melisfis?lang=tr-TR Gökçe Özgül TikTok'ta seslendirdiği şarkıları ile hayran kitlesini genişleten Gökçe Özgül 1994 senesinde Antalya'da doğdu. Lise eğitimi sürerken katıldığı Liseler arası nota yarışmasında Antalya 1.liği ödülünü kazandı. Lise 2. sınıftayken O Ses Türkiye Yarışması'na katıldı ve yarı finale kadar yükselmeyi başardı. MASGE grubunun eski bir üyesi olan Gökçe Özgül aynı zamanda solo çalışmalarına devam ediyor. TikTok Hesabı: https://www.tiktok.com/@gokceozgulofficial?lang=tr-TR Pelin Sude Çelikkol Pelin Sude Çelikkol 1996 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Katıldığı O Ses Türkiye yarışmasında Something's Got A Hold Me''yi seslendirerek gözleri üzerine çeviren, sonrasında TikTok'taki videolarıyla hayran kitlesini genişleten Çelikkol, kısa bir süre önce ilk teklisine imza attı. Yusuf Hanay'la yaptığı İçimde adlı parçası, başta Tiktok'taki hayran kitlesi olmak üzere müzik dünyasında ilgiyle karşılandı. Tiktok Hesabı: https://www.tiktok.com/@sudeemusic? Beyza Doğuç Küçük yaşlardan beri müzikle uğraşan Beyza, Ankara Üniversitesi Gazetecilik bölümünden mezun oldu. Eğitim hayatı boyuncu çeşitli müzik gruplarında ve okul korolarında yer aldı. TikTok'ta yıldızı parlayan şarkıcı Ben Hep Burdayım şarkısıyla profesyonel müzik dünyasına adım attı. Genç şarkıcı, TikTok üzerinde renkli kişiliğini ve yeteneğini yansıtan videolar paylaşmaya devam ediyor. Tiktok Hesabı: https://www.tiktok.com/@beyzadoguc? Yavuz Kaklıkkaya TikTok'ta patiklimikrofon ismiyle tanınan ve ana enstrümanı obua olan Yavuz Kaklıkkaya, konservaturdan mezun oldu ve yıllarca korolarda aktif olarak yer aldı. Kaklıkkaya aynı zamanda New York Üniversitesi'nde ekonomi ve bilgisayar eğitimine devam ediyor. Yavuz Kaklıkkaya, TikTok üzerinden farklı enstrümanlarla coverladığı şarkıları paylaşıyor. Yeteneğiyle dikkatleri üzerine çeken Yavuz, Pera Uluslararası Korolar Festivali, Fizy Müzik Yarışması ve Okan Üniversitesi Müzik Yarışması'nda derecelere imza attı. Tiktok Hesabı: https://www.tiktok.com/@patiklimikrofon?lang=en"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tiktokta-2020-yilinda-en-cok-kullanilan-sarkilar/", "text": "2020 yılında sosyal hayatın durma noktasına gelmesiyle, dijital dünyada harcanan zaman epey arttı. TikTok; yıl boyunca insanların neşelenmeleri, yaratıcılıklarını sergilemeleri ve stres atmaları için en önemli platformlardan biri oldu. Kullanıcılar, özellikle karantina sebebiyle evde zaman geçirilen bu süreçte TikTok'ta eğlence, müzik ve dansın yanı sıra birbirinden lezzetli tarifler, evde yapılabilecek spor antrenmanları, İngilizce eğitim gibi pek çok eğitici içeriklerle de keyifli zaman geçirdiler. TikTok, müziğin yeni yeteneklerinin geniş kitlelere ulaşması ve özgün eserlerini sergilemeleri için önemli bir platform haline geldi. Kullanıcıların paylaşımlarında en çok tercih ettikleri müzikler: - Didomido ft Eglo G- Nimet - - İkiye On Kala- Kafamda Kentsel Dönüşümler - Ece Mumay- Galaksi - - Oğuzhan Koç Heyecandan - Arem Ozguc & Arman Aydin & Buray & Feride Hilal Akın & KÖK$VL Rampapapam - Norm Ender İhtiyacım Yok - Emir Taha Huyu Suyu - Conkarah feat. Shaggy Banana - Johnny Orlando & Mackenzie Ziegler What If (I Told You I Like You - - Kreepa -Oh No"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tiktoktan-yeni-yila-ozel-canli-yilbasi-eglencesi-cembelevi-hadise-ve-dahasi/", "text": "Dünyanın önde gelen kısa video platformu TikTok, en sevilen TikTok içerik üreticileri ve özel konuklarla yeni yıla ev rahatlığında bir geri sayım için özel bir Yılbaşı şovu düzenledi. Yılbaşı günü 22: 00'da başlayacak ve gece yarısına kadar sürecek gösterinin sunuculuğunu TV8'de pek çok program sunan Saadet Özsırkıntı üstlenecek. Gecede müzik, dans, yemek, moda, talk show ve canlı sohbet gibi pek çok eğlenceli konuyla dolu olacak. Eğlencenin tavan yapacağı gecede ünlü isimler ve TikTok ve Avrupa Müzik işbirliğiyle düzenlenen Parlayan Yıldızlar yarışmasının kazananları canlı yayında performans sergileyecek. TikTok'un en sevilen içerik üreticileri de canlı yayında şovlarını sergileyecek. Hadise ve Murat Dalkılıç'tan canlı performans Eğlence ilk olarak ünlü pop sanatçısı Murat Dalkılıç'ın canlı konseriyle başlayacak. Ardından Parlayan Yıldızlar yarışmasını kazanan Ahsen Ertosun bir müzik performansı gerçekleştirecek. Gece ünlü isimlerle devam edecek. Popüler sanatçıl Hadise'nin de TikTok yeni yıl etkinliğine özel canlı konser vereceği geceye genç pop sanatçıları Cem Belevi ve Bahadır Tatlıöz de şarkılarıyla geceye eşlik edecek. TikTok'un sevilen içerik üreticisi Ece Mumay da bir şarkıyla eğlenceye katılırken, CZN Burak da meşhur yemeklerinden birini sergileyecek. Ödüller sahiplerini buluyor TikTok ve Avrupa Müzik işbirliğiyle düzenlenen Parlayan Yıldızlar yarışmasının ilk 20 finalisti ödüllerini canlı yayında alacak. Özgün eserleriyle kısa bir video göndererek yarışmaya katıldıktan sonra bir jüri heyeti tarafından üç aşamalı oylama sonucu belirlenen finalistler, izleyecilere kısa bir müzik ziyafeti yaşatacak. Yarışmacıların ödül kazandıkları video performansları da gecede izleyicilerle paylaşılacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tim-burton-ve-helena-bonham-carter/", "text": "Tim Burton'ın her filminde bir yerden Helena Bonham Carter'ın çıkmasına alışkın olanlar bilir, Charlie'nin Çikolata Fabrikası, Alice Harikalar Diyarında, Sweeney Todd, Dark Shadows ve Big Fish gibi tüm filmlerde eşinin olmadığı sahne neredeyse yoktu. 56 yaşındaki Burton ve eşi 48 yaşındaki Carter yaklaşık 13 yıldır beraberliklerine son verme kararı almış. Yazık olmuş 13 yıllık ilişkiye. Burton ve Carter aslında resmi olarak evli değildi ama bu ilişkiden 11 yaşında Billy ve 7 yaşında Nell isimli iki çocukları var. Efsane çift ayrılsa da çocukların büyütülmesi aşamasında birlikte davranmaya ve arkadaş kalmaya devam edecek. Tim Burton hazır Beetlejuice 2 açıklaması yaptıktan sonra bu haber gelmese güzeldi aslında. Neyse hayırlısı olsun. Tim Burton ve Helena Bonham Carter Ayrıldı Tim Burton'ın her filminde bir yerden Helena Bonham Carter'ın çıkmasına alışkın olanlar bilir, Charlie'nin Çikolata Fabrikası, Alice Harikalar Diyarında, Sweeney Todd, Dark Shadows ve Big Fish gibi tüm filmlerde eşinin olmadığı sahne neredeyse yoktu. 56 yaşındaki Burton ve eşi 48 yaşındaki Carter yaklaşık 13 yıldır beraberliklerine son verme kararı almış. Yazık olmuş 13 yıllık ilişkiye."} {"url": "https://www.thegeyik.com/time-dergisi-2017nin-en-cok-merak-edilen-filmlerini-acikladi/", "text": "Geçtiğimiz günlerde 2016'nın En İyi 10 Filmi seçkisini hazırlayan Time dergisi bu kez de hazırladığı 2017'nin En Çok Merak Edilen Filmleri listesi ile karşımıza çıkıyor. 6 filmden oluşan listenin üçünü devam filmlerin oluşturması ise dikkatlerden kaçmadı. İşte Time Dergisi'ne Göre 2017'nn En Çok Merak Edilen Filmleri; 1# Split Gösterim tarihi: 20 Ocak 2# Bastards Gösterim tarihi: 27 Ocak 3# Underworld: Blood Wars Gösterim tarihi: 6 Ocak 4# Amityville: The Awakening Gösterim tarihi: 6 Ocak 5# XXX: The Return of Xander Cage Gösterim tarihi: 27 Ocak 6# Resident Evil: The Final Chapter Gösterim tarihi: 3 Şubat 2017"} {"url": "https://www.thegeyik.com/time-dergisine-gore-2016nin-en-kotu-10-filmi/", "text": "2016 sinema tarihi açısından unutulmaz filmlere sahne oldu. Bir o kadar da kötü film çıktı. Bu aşağıdaki liste Time dergisi tarafından yapıldı. Biz bazılarına kesinlikle katılmıyoruz. 1 ve 9 numarayı acayip severek izledik hatta 5 numaralı olan da fena değildi. Ama 6 numaralı film Batman vs Superman bizim de hayallerimizi yıkmıştı. 2016'nın En Kötü Filmleri 1- X-MEN Apocalypse 2- Brother Grimsby 3- Dirty Grandpa 4- Zoolander 2 5- Now You See Me -2 / Sihirbazlar Çetesi 2 6- Batman Superman'e Karşı 7- Cafe Society 8- Mother's Day 9- Suicide Squad 10: Kurtuluş Günü 2 / Independence Day 2 Resurgence Siz yine de üstte yazdıklarımızı bir izleyin kararı kendiniz verin 😉"} {"url": "https://www.thegeyik.com/time-dergisine-gore-2018-yilinin-en-iyi-10-dizisi-ve-en-iyi-10-filmi/", "text": "Time dergisini biliyorsunuz, kapağına çıktığınızda dünyanın en önemli insanı siz olursunuz. Bu dergi 2018 yılında yayınlanan filmler için de bir liste yapmış. Editörlerin hepsi çok sayıda filmi izlemiş, oylamış ve sonunda 10 film ve 10 dizi isminde ortak paydada buluşmuşlar. 2018 Yılının En İyi Filmleri - Roma - Won't You Be My Neighbor? - First Reformed - Eighth Grade - The Favourite - Can You Ever Forgive Me? - A Star Is Born - If Beale Street Could Talk - Bohemian Rhapsody - Paddington 2 2018 Yılının En İyi Dizileri - Killing Eve - Sharp Objects - Atlanta - Patrick Melrose - The Good Place - Terrace House: Opening New Doors - Claws - My Brilliant Friend - Homecoming - Pose Tabii Müslüm'ü izlememişlerdir 😉"} {"url": "https://www.thegeyik.com/time-dergisine-gore-bu-basit-sir-sizi-daha-cekici-hale-getirecek/", "text": "Toplumun kabul ettiği tek tip güzellik anlayışına uymayan, moda trendlerini takip etmeyen ve mükemmel olmak gibi bir çabası olmayan insanlar var aramızda. İlk bakışta bu tarzdaki insanların ilgi çekmeyeceği düşünülür ancak sonuçlar hiç de öyle değil. Tam aksine bu insanlar herkesi büyüleyen gizemli bir cazibe merkezi haline dönüştüğü ve insanlara çekici geldiği görülüyor. Peki ama nasıl ? Bunun sırrı TIME dergisinde yayınlanan bir bilimsel araştırmada gizli. Aslında cevap olduk basit. Başkasının gözünde sizi çekici kılan şey duygularınızdır. Aman bu muymuş? diyebilirsiniz ancak durum o kadar basit değil. Duygularınızı ifade etmek asla yeterli değildir. Duygularınız samimi ve önemlisi de basit olmalıdır. Yapılan araştırmalar duygularını kolay anlayabildiğimiz insanlara ilgi duyduğumuzu ve bu nokta fiziksel güzelliği çok da önemli olmadığını ortaya koyuyor. İnsanoğlu yapısı gereği bilinçsiz olarak kendi düşüncelerini ve etik değerlerini temsil eden bir arkadaş arar. Böyle birini bulduğumuz anda da bilinçsizce ona doğru çekiliriz. Lübeck Üniversitesi Sosyal ve Duygusal Sinirbilim profesörü Silke Anders bir grup gönüllüye korku ya da hüzün duyguları barındıran kadınların olduğu videolar izlettirdi. Video sonrası deneklerden videoda gördükleri kadınları derecelendirilmesi istendi. Ortaya çıkan sonuç deneklerin kendilerine daha yakın hissettikleri ve hislerini daha net anlayabildiği kadınları fiziksel güzelliğe dikkat etmeksizin daha çekici bulduğuydu. Deney esnasında beyin aktivitelerini ölçen araştırmacıların elde ettiği sonuçlar da yukarıdaki durumu destekler nitelikteydi. Cazibe ile ilgilenen beyin kısmının en aktif olduğu anın deneklerin videodaki kadınların duygularından emin oldukları an olduğu görüldü. Kısacası birinin duygularını kolayca çözdüğümüz vakit o insana istemsizce daha fazla güveniriz. Bu insanlarla ortak dil kurabileceğine inan bilinçaltı da karşımızdaki kişiyi daha çekici hissetmemizi sağlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/timelapse-teknigi-ile-hazirlanmis-birbirinden-enfes-10-video/", "text": "Büyük sabrın ve emeğin ürünü olan timelapse videoların hazırlanması kimi zaman aylar, kimi zamansa yıllar sürmektedir. Milyonlarca karenin, dakikalarca çekilmiş videonun kompozisyonu olan bu eserlerin yarattığı büyüleyici etkinin altına girmenizi sağlayacak birbirinde güzel 10 timelapse videosunu sizler için bir araya getirdik. İşte Timelapse Tekniği ile Hazırlanmış Birbirinden Enfes 10 Video; 1# Vorticity Mike Olbinski ABD'nin 9 eyaletinde oluşan dev fırtınaların görselleştirildiği enfes bir video 2# A Taste of Vienna Film Spektakel Hızlı Viyana turu. 3# In Praise of Shadows Justin Tierney 4# Lofoten Eternal Lights Jose Hervas Kuzey Işıkları'na farklı bir gözle bakın. 5# New York, New York Dimid Vazhnik 6# The Horn Andrew Geraci 30 gün, 280 saat, 8000 fotoğraf. 7# Vegascapes Dustin Farrell Vegas'ta olan Vegas'ta kalır. 8# The Lion City II: Majulah Keith Loutit 1 milyondan fazla fotoğraf karesinden oluşan, 3 yıllık emeğin ürünü. 9# Patagonia 8K Martin Heck Patagonya bölgesinde yapılan 7500 km'lik yolculakta çekilen 100000'den fazla fotoğraf karesinin sonucu. 10# Mirror City Timelapse Michael Shainblum Farklı bir video."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tinderin-spotify-destekli-sarki-ekleme-ozelligi-peki-en-cok-hangi-sarkilar-dinleniyor/", "text": "Evde her zamankinden daha fazla zaman geçirdiğimiz bu yalnızlık çağında kim benzer bir müzik zevkine sahip birini sağa kaydırmak istemez ki? Ne de olsa ne dinlediğine bakarak bir insan hakkında çok fazla şey öğrenebilirsiniz. Müzik ve podcast'ler insanları kişisel ve derin bir şekilde birbirine bağlayabilir. Tam da bu nedenle Spotify ve Tinder bu seneki Sevgililer Günü'nde kullanıcılarının verilerine dayanarak gözlemledikleri bazı trendleri paylaşıyor. İnsanlar büyük bir istekle randevulaşmak ve ilişki tavsiyesi almak isterken Spotify, dünya genelinde aşk temalı podcast'lerin dinlenme oranında geçen sene bu zamanlara göre yüzde 49 artış olduğunu söylüyor. Türkiye'de ise aşk temalı şarkıların dinlenme oranındaki artış yüzde 397. Bu arada Tinder, profile bir şarkı eklemenin insanların kaydırma deneyimini artırdığını ve çiftlerin eşleşme olasılığını yükselttiğini fark etti. Müzik, Tinder üyelerinin dünya genelinde profillerine ekledikleri tutkuların başında geldiği için profile bir şarkı eklemek, Sevgililer Günü'nde online bir buluşma için diyalog başlatmanın en iyi yolu olabilir. Spotify ve Tinder, bu seneki Sevgililer Günü'ne özel olarak en çok dinlenen aşk temalı şarkılar ve podcast'leri derledi. Aşağıda dünyadan ve Türkiye'den aşk dolu listeleri görebilirsiniz. Spotify'ın yenilenen Romantizm sekmesine mutlaka göz atın, ayrıca Tinder'ın Spotify'daki Sevgililer Günü çalma listesini de burada bulabilirsiniz. Daha fazla bilgi için Spotify'ın blog sayfası For the Record'a da göz atabilirsiniz. Top 10 Tinder Şarkısı (Tinder profillerde en popüler 10 şarkı) Bir şarkı birisi hakkında gerçekten ÇOK ŞEY söyler Bu şarkılarla sola ya da sağa kaydırma kararı sizin. - Good Days, SZA - drivers license, Olivia Rodrigo - Blinding Lights, The Weeknd - Mood , 24kGoldn, iann dior - 34+35, Ariana Grande - Save Your Tears, The Weeknd - DAKITI, Bad Bunny, Jhay Cortez - Whoopty, CJ - Positions, Ariana Grande - Streets, Doja Cat *Ocak 2021'de en çok dinlenen şarkılar Dünya genelinde popüler Sevgililer Günü aşk temalı podcast yayınları Hepimiz kötü bir randevuya denk gelmişizdir ya da berbat bir ayrılığın üstesinden gelirken kendi yolculuklarında aşkı bulanlara dair bazı gerçek hikayeleri duymaya ihtiyaç duymuşuzdur. İşte bu podcast'ler de tüm bunları dinleyicilerle paylaşıyor Why Won't You Date Me? With Nicole Byer Modern Love Just Break Up Love Island: The Morning After Savage Lovecast Crimes of Passion Bachelor Happy Hour Love etc. Love Letters Girls Gotta Eat Son 90 günde dünya genelinde kullanıcılar tarafından oluşturulan Sevgililer Günü çalma listelerine en çok eklenen şarkılar: Online bir Tinder buluşmasına hazırlanmak veya bir Galentine's Day'e ya da aşk moduna geçmek için bazen tek ihtiyacınız olan iyi bir çalma listesidir. All of Me John Legend Just the Way You Are Bruno Mars Can't Help Falling in love Elvis Presley Perfect Ed Sheeran My Girl The Temptations Thinking out Loud Ed Sheeran I Will Always Love You Whitney Houston At Last Etta James Your Song Elton John A Thousand Years Christina Perri Son 90 günde Türkiye'de ilişkiler ve aşk hakkında en popüler şarkılar: Bir Rüya Gördüm Elif Doğan Gündüzüm Seninle Ferdi Özbeğen Bir Rüya Gördüm Nesrin Cavadzade Seni Dert Etmeler Madrigal Benimle Kayboldun Kaan Boşnak Sen Benim Şarkılarımsın Nesrin Cavadzade Love Your Voice JONY Sensiz Saadet Neymiş Yaşar Güvenir Acılara Tutunmak Teoman Günler Ferdi Özbeğen"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tolga-cevikten-esine-97-model-arabam-varken-beni-sectigin-icin/", "text": "Tolga Çevik, evliliklerinin 13. yılında eşi Özge Çevik'e aşkını şu sözlerle dile getirdi: Öncelikle beni ;97 model arabam 68bin km'deyken ve evimiz kirayken seçtiğin,bana tahammül ettiğin, bana güzel bir hayat ve huzur ,yetmezmiş gibi iki de hayırlı evlat verdiğin, ikisini de ' Ay hayatım bakıcı şart' demeden, arkadaşların gezerken ,sen evinde, kucağında ,salladığın,doğururken 'Allah aşkına şu kadrajcı fotomuzu çeksin' diye moda deliliği yapmadığın,mutlaka her hafta orada burada gözükmemiz gerekir evde bakıcı olmalıdır demediğin ve ne olursam olayım beni ve evlatlarımızı sevdiğin için sana ayrı aşığım. Senin kıymetini bilmek bile insana haz veriyor. Birlikte nice 13 yıllara Özgiş hanım .Sene-i devriye'miz yuvamıza hayırlı olsun..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tolkienin-kitaplarindaki-kadin-karakterler/", "text": "J. R. R. Tolkien'ın kitaplarında kadın karakterlere gerekli önemi göstermediği söylenir bu yüzden de kendisi epey bir eleştirilir. Zaten Orta Dünya'nın son filmini de izlediği için üzülen bir nesil, bir de güçlü kadın karakterlerden eksik kalınca üzülüyor tabii. Peki Orta Dünya'da hiç mi kadın yoktu, vardı. Biz de Tolkien'in Kitaplarındaki Kadın Karakterlerin bir listesini yaptık. Idril Celebrindal Kral Turgon'un kızı ve Elrond'un büyükannesi. Melian Sevgili Armağan anlamına gelen bir isme sahip olan Melian, Maiar. Luthien Tinuviel Babası Thingol'un asaletini annesi Melian'ın da sihir gücüne sahiptir. Morwen Eledhwen Yavanna and Varda Yavanna Aule'nin eşi, Varda ise Manwe'nin karısı Elanor Gamgee Galadriel Noldor prensesi, karışık bir kana sahip. Filmlerdeki en güçlü karakterlerden birisi. Arwen Elf kraliçe Celebrian ile yarı elf Elrond'un kızı Eowyn Eorl ailesinin bir üyesi, ailesi Orklar tarafından öldürüldüğünden Kral Theoden tarafından büyütüldü. Lobelia Sackville -Bagginses Bilbo'nun kuzeni Otho'nun eşi Lady Haleth Haleth Ailesi'nin güçlü savaşçı kadını Kaynak:http://www.thehobbitfanpage.com/blog/women-in-tolkiens-work"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tolkienin-orta-dunyasi-yeni-zelandayi-gandalf-kostumuyle-dolasan-cilgin-fotografci/", "text": "Fotoğrafçı Akhil Suhas yaptığı fotoğraf yolculukları için sıra dışı bir yol tercih etti. Tolkien'in efsane serisi Yüzüklerin Efendisi'nin geçtiği Orta Dünya'nın dünyamızdaki karşılığı olan Yeni Zelanda'da çekimlerini sürdüren Suhas, büründüğü Gandalf kıyafetleri ile de bize o büyülü günleri tekrar yaşatmayı başardı. # Fotoğrafçı Suhas yolculukları boyunca 9000 kilometre yol katetti # Suhas Yol boyunca çektiği fotoğrafları #GandalfTheGuide hashtagi ile paylaşmayı ihmal etmedi # Bir koleksiyon oluşturacağım, bu yüzden kendini tekrar eden bir konu bulmam gerekiyordu. Ben de Orta Dünya'yı seçtim # Yeni Zelanda'da 2 ünlü şey var. Bunlardan biri de Tolkien'in Orta Dünyası # Kimi zaman ormanlarda # Kimi zaman sahilde # Kimi zaman da dağlarda gördük Gandalf'ı # Göl kenarında ufka baktığı da oldu # Sarp kayalıklardan denize baktığı da # Nerede olursa olsun Suhas'ın yaptığı çalışmalar bizi Orta Dünya'ya götürdü # İşte tüm güzellikleriyle # Tolkien'in Orta Dünya'sı # Yeni Zelanda # # # # # # # Görseller : Boredpanda"} {"url": "https://www.thegeyik.com/toplarken-hastanelik-etse-de-gecim-kaynaklari-kaynana-dili/", "text": "Doğu Akdeniz'de doğada yetişen ve dikenleri nedeniyle toplanması zahmetli olan dikenli incirin hasatına başlanırken, ürünler tezgahlardaki yerini aldı. Halk arasında pabuç inciri veya kaynana dili olarak da bilinen ve yabani bir tür olan dikenli incir, sıcak kesimlerde yetişen, yaz aylarında olgunlaşan kaktüslerden toplanıyor. Dikenli olması nedeniyle hasat sırasında özel bir dikkat gerektiren bu meyve, genellikle sabah erken saatlerde toplanıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla kaktüs bitkisinin yetiştiği dere kenarlarının yolunu tutan çiftçiler, meyvenin üzerinde bulunan dikenlerin uçmaması ve battığı yerden zorlukla çıkarılması nedeniyle meyveleri büyük bir hassasiyet içerisinde maşa yardımıyla topluyor. KİLOGRAMI 3 LİRA Sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinen dikenli incir, toplandıktan sonra tezgahlarda kilogramı 3 liradan satışa sunuluyor. Kırmızı, sarı, turuncu renklerdeki kabuğuyla dikkat çeken incir, zahmetine rağmen tadıyla da hemen herkesin büyük beğenisini topluyor. Pazarda dikenli incir satan Zülfinaz Karakoyun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dikenli incirin toplanmasının ve meyvenin kabuğunun soyulmasının zor olmasına rağmen tadının çok güzel olduğunu söyledi. Sabahın erken saatlerinde eşiyle dere kenarlarında dikenli incir topladıklarını ifade eden Karakoyun, şöyle konuştu: Sabah saatlerinde incirin üzerindeki kılcal dikenler kapanmış oluyor. Güneşin çıkmasıyla beraber çiçek gibi dikenler ortaya çıkıyor ve toplanması oldukça zor oluyor. Ne kadar kalın giyinseniz de dikenler batıyor ve vücuttan çıkarılması güç oluyor. Bu nedenle hasat için sabah saatlerini tercih ediyoruz. Daha sonra topladığımız meyveleri iyice yıkadıktan sonra pazarlardaki tezgahlarda satışa sunuyoruz. Zahmetli hasatının ardından tezgahlardaki yerini alan incir, tadıyla vatandaşların beğenisini kazanıyor. Vatandaşlardan gelen talep oldukça iyi. Günlük yaklaşık 100 kilo satıyoruz. diye konuştu. Çiftçi Mustafa Karabıyık da yıllık bir ton dikenli incir sattığını kaydetti. Yıllardır bu işi yaptığını ifade eden Karabıyık, İncirin üzerinde bulunan dikenlerin batması nedeniyle iki defa hastaneye gittim. Herkesin yapabileceği bir iş değil. Normalde pazarda marul, ıspanak satıyorum. Dikenli incirin mevsimi geldiğinde bu işe yoğunlaşıyorum. dedi. Kumarlı köyünden topladığı inciri pazarda satan Kazım Direk ise her sezon yaklaşık 2-3 ton incir sattığını, vatandaşların birçok faydası olan bu meyveyi çok fazla tercih ettiğini belirtti. Kaynak:Milliyet.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/toplu-tasima-kullanan-mutevazi-dunya-yildizlari/", "text": "Çoğu zaman kırmızı halılarla gösterişli kıyafetlerle, limuzinlerden hayranlarına el sallarken görmeye alıştığımız ünlülerden bir kısmı gündelik hayatta sahne ışıklarından uzak, sade bir yaşantıyı tercih ediyorlar. İşte toplu taşımada çekilen fotoğraflarıyla Hollywood'un mütevazı starları... Rihanna Barbados'ta doğan ve geniş bir aileye sahip olan dünya starı Rihanna onca ününe rağmen komşu kızı imajını da bir kenara bırakmıyor. Hayranlarıyla online sohbetler yapan, evde ulusal yemeklerini pişiren ve televizyonun önünde uzanıp tembellik yaptığını belirten güzel sanatçı toplu taşımayı da sık sık kullanıyor. Zooey Deschanel Zooey Deschanel kendisini eski filmleri, müziği ve vintage kıyafetleri seven eski usül bir kadın olarak tanımlıyor. Yeni trendlerle ve başkalarının hakkındaki düşünceleriyle ilgilenmediğini söyleyen güzel oyuncu metroda hayranlarıyla bol bol fotoğraf çektiriyor. Drew Barrymore Şöhrete genç yaşta kavuştuktan sonra uzun süre alkol ve uyuşturucu problemleriyle boğuşan Drew Barrymore tedavi gördükten sonra kariyerine son hızla devam etmiş ve başarısına başarı katmıştı. Basit bir hayatı seçen yıldız sık sık makyajsız haliyle metroda çektiği fotoğrafları paylaşıyor. Dakota Fanning Son yılların yükselen yıldızı Dakota Fanning yaşıtlarının düştüğü hatalara düşüp gösterişli dünyanın büyüsüne kapılmadan sade ve basit bir hayat yaşamayı ve elbette toplu taşımayı tercih ediyor. Jennifer Lopez Dünya starı Jennifer Lopez, New York Bronx'ta fakir bir mahallede büyümüş. Elde ettiği büyük başarıya ve üne rağmen geldiği yeri hiç unutmamış. Alkol kullanmayan ve gece hayatını sevmeyen Lopez bunun yerine çocuk hastanelerinin destekçisi ve insan hakları aktivistliği yapıyor. Michael Douglas Kendisiyle ilgili konuşurken ironik şakalar yapmaktan vazgeçmeyen Michael Douglas bir keresinde en büyük yeteneğiniz nedir sorusuna çok iyi çocuk bezi değiştiririm diye cevap vermiş. Aktörü sık sık metroda çocuklarıyla görmek mümkün. Jake Gyllenhaal Dünya nimetlerinden çok yaptığı işle ve oyunculuk yeteneklerini geliştirmekle ilgilenen Jake Gyllenhaal ortalama bir oyuncu olacağıma havuz temizleyicisi olmayı tercih ederim demiş. Aktör metroda canlandıracağı karakterle çalışırken görülebilir. Paul Wesley Vampir Günlükleri dizisinin yakışıklı oyuncusu Paul Wesley gerçek hayatta dizide çizdiği maço görüntüden bir hayli uzak. Boş zamanlarında hokey oynayan, gitar çalan ve ailesiyle zaman geçiren genç yıldıza küçük kafelerde ve toplu taşımada sıkça rastlamak mümkün. Anne Hathaway New Jersey'den gelme, basit bir orta sınıf kızıyım ve hep öyle kalacağım diyen Anne Hathaway bu beyanında haklı görünüyor. Zira ünlü yıldız etrafındaki fotoğrafçılara aldırmadan toplu taşımada içinden geldiği gibi davranıyor. Katie Holmes New York'ta sıradan bir kadın gibi yaşamayı tercih eden güzel aktris Katie Holmes toplu taşıma foto galerisi en zengin yıldızlardan biri. Holmes sık sık kızıyla metroda görüntüleniyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/toplumun-guzellik-algisi-yag-aldirma-ameliyati-yaptiran-genc-modeli-canindan-etti/", "text": "Toplumun güzellik algısı ve kandırılan genç bir model... Fotoğraflara baktığınız zaman yağ aldırmaya ya da herhangi bir estetik operasyona ihtiyaç duymadığını düşüneceğiniz genç model, hayatını bu operasyonlar sırasında kaybetti. Melanie Montenegro isimli 22 yaşındaki güzel model, Ekvador'un Guayas eyaletinin Guayaquil şehrinde doktor Felipe'nin sahip olduğu klinikte yağ aldırma operasyonu yaptırmak istedi. Fakat ne yazık ki 22 yaşındaki Melanie Montenegro kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Ailesine ve polise haber vermek yerine kaçan cerrah Felipe, genç kadının ölümünden ötürü suçlamaların odağı oldu. Montenegro'nun babası ise kızının yağ aldırma ameliyatı yaptıracağından haberi olmadığını söyledi. Kızı Melanie'nin de diğer genç kızlar gibi televizyonlarda yayınlanan ucuz estetik operasyonu reklamları tarafından yanlış yönlendirildiğini söyledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/toplumun-standart-guzellik-algisina-aykiri-bir-yuze-sahip-10-oyuncu/", "text": "Güzellik algısını kim yönetiyor, kim neyin güzel olduğuna karar veriyor ve bu standartları belirliyor bilinmez. Felsefenin cevap aradığı sorulardan birisi. Ama hemen hemen hepimizin aklında güzel denildiğinde belli ifadeler oluşuyor. Toplumun standart Barbie bebek algısından farklı bir yüze sahip bu ünlüler ise adeta bir meydan okumayı kazanmış gibiler. Her birinin karakteristik yüz hatları var ve bu hatlar onları ünlü yapan bir nüans. 1- Keira Knightley 2- Helena Bonham Carter 3- Sarah Jessica Parker 4- Renee Zellweger 5- Uma Thurman 6- Jennifer Lawrence Hollywood sinemasının en çok konuşulan ismi olan Jennifer da klasik algıları yıkanlardan. 7- Anne Hathaway Yüzünün farklı oluşuyla, gözleri ve dudaklarıyla kalpleri fethetti. 8- Winona Ryder Okuldayken onu erkek sananlar oluyormuş. Şimdi ise güzellik ikonu. 9- Barbra Streisand 72 yaşında ve hala güzel Barbra. 10- Meryl Streep The Devil Wears Prada ve King Kong isimli filmlerle ünlü olan Meryl Streep oldukça farklı bir yüze sahip. Kaynak:brightside"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tor-browser/", "text": "İnternet sitelerine erişimin kısıtlanması Türkiye'de yeni değil ancak böylesi ilk. TOR BROWSER ile bu engellemeleri aşmanız mümkün üstelik kolay kurulumlu ve de Türkçe dil seçenekli. TOR BROWSER nedir diye merak edenlere söyleyelim her türlü yasağa engellemeye dur diyen bir projedir. Yaklaşık 2 mb ve kurulması 3 dkdan az sürüyor. Şekil olarak mozilla'ya benziyor. Twitter'a alternatif erişim yollarının tümü engellenmek isteniyor. Son olarak Google DNS peşinden de OpenDNS ve Yandex DNS engellendi. Kullanıcılar artık TOR BROWSER yöntemine yöneldi. Peki Tor Browser nereden yüklenir? Türkiye dün de en popüler DNS servisi olan Google DNS'i de engelleyince çok sayıda kişi bir süre siteye ulaşamadı. Twitter'a erişmek isteyen yüzbinlerce internet kullanıcısı hemen OpenDNS ve Yandex DNS gibi alternatif servislere yöneldi. Fakat bu alternatif DNS servislerinden de Twitter'a erişimin engellendiği görüldü. YENİ ÇÖZÜM TOR BROWSER OpenDNS ve Yandex DNS servislerini kullanan yüzbinler de şu sıralarda Twitter'a erişim sağlayamıyor. Peki bundan sonra ne olacak? İnternet kullanıcılarının pek çoğu Tor Browser'a yöneldi. En popüler güvenli tarayıcılardan biri olan Tor'da TOR Ağı'na dahil olunması durumunda kullanıcının internete gönderdiği ve oradan çağırdığı bilgiler parçalar halinde şifreleniyor ve diğer TOR kullanıcılarının bilgisayarı üstünden gönderiliyor. Bu yöntemle kullanıcıların denetimi ve takibi zorlaşıyor. VE DAHA DA GÜZEL HABER YILLARIN OPERA BROWSER'ı da sorgusuz sualsiz Twitter'a giriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tosicin-esi-2-yildir-baska-bir-futbolcuyla-gizli-ask-yasiyormus/", "text": "Bir dönem ülkemizde de futbol oynayan Dusko Tosic'in karısı Jelena Karleusa'nın başı dertte... Boşnak futbolcu Vranjes ile çıplak Facetime görüntüleri ortaya çıkan Jelena, Sırp basınına göre Tosic'i 2 yıldır aldatıyor. Sırbistan medyasının gündemine bomba gibi düşen bu iddiaya göre Bosnalı futbolcu Vranjes ise Jelana'nın aksine aşk iddialarını doğruladı. Vranjes, ilişkiyi kanıtlamaya hazır olduğunu belirterek Jelena'yı bu ilişkiye zorlamadım her şey karşılıklı oldu. Tüm bunlara maruz kalan ailem için çok üzgünüm diye konuştu. Bu gelişmenin ardından Tosic'in meslektaşını ölümle tehdit ettiği iddia edildi. Bu görüntüler sonrası Jelena, Tosic ile ayrıldıkları iddialarını ise yalanladı. Fotoğrafların çoğunda kendisinin yer almadığını ve fotoğraflarda oynandığını ileri süren Jelana, kendisine komplo kurulduğunu söyledi. YASAK AŞK 2016'DA BAŞLADI Sırp şarkıcı, Irkçılık yapıp bana kumpas kurdu diyerek Boşnak futbolcuyla ilişkisinin olmadığını söyledi. Ancak Sırp basını, Jelena ile Vranjes'in yasak aşkının 2016'da başladığını yazıp ikilinin 2017'de Atina'da çekilen bir videosunu da yayınladı. Açıklamasında kendisine yönelik bu komplonun sorumluların hesabını vereceğini ifade eden Jelana, Tosic ile de evliliğimizde hiçbir sorun yok açıklamasını yaptı. Tosic ise Instagram'dan Kimseyi ne tehdit ettim ne de aradım. Gazetecilerden kendilerini zorlamamalarını rica ediyorum. Düşmanlarımız için sadece uzun bir yaşam ve başarı diliyorum mesajını paylaştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tosun-pasa-filmindeki-trajik-olay-yillar-sonra-ortaya-cikti/", "text": "Türk sinemasının en unutulmaz klasiklerinden biri olan 1976 yapımı 'Tosun Paşa' filmi, arkasında bir trajedi saklıyormuş. Tellioğulları'nın reisi Tellioğlu Akil'in filmde neden hasta olarak gösterildiğinin nedeni yıllar sonra ortaya çıktı. Birçok neslin severek izlediği, sinemamızın en unutulmaz klasiklerinden biri olan 1976 yapımı 'Tosun Paşa' filmindeki Tellioğulları'nın reisi Tellioğlu Akil karakterini hatırlayacaksınız. Akil Öztuna, Tellioğlu Akil karakterinin yanı sıra Hababam Sınıfı serisinde yer alan felsefe hocasını da canlandırmıştı. Ne yazık ki hepimizin severek izlediği Tosun Paşa filmi, arkasında bir trajedi de saklıyormuş! Filmin çekimleri sırasında Akil Öztuna deveden düşerek hastaneye kaldırılmış ve sonrasında da iç kanama sebebiyle hayatını yitirmiş. Akil Öztuna'nın yaşadığı kaza sürecinde Tosun Paşa ve Hababam Sınıfı filmlerinin çekimleri aynı anda sürdürülüyormuş bu sebeple filmlerin yapımcıları Akil Öztuna'nın ailesine, oyuncunun bir an önce hastahaneden çıkarılması için baskıda bulunmuş ancak bu baskılar neyse ki ailenin cephesinde hiçbir sonuca ulaşmamış. Zihni Göktay bir röportajda filme dair unutamadığı anısının ne olduğuna yönelik soruya Göktay, Tosun Paşa 35 mm ile çekildi. Kartal Tibet'in de ilk rejisiydi. Güreş yarışları, yumurta yarışları, çuval yarışları vardı. 27 iş günü çalıştık. Ne kadar prova yapsak da yapsak bir kere de çekilemiyordu tabi. 35'lik film de karaborsaydı o dönem, çok pahalıydı. Bir kere de olmayınca Kartal Abi çok sinirleniyordu çünkü o da Ertem Eğilmez'e hesap veriyordu. Aytaç Öztuna'nın babası Akil Öztuna vardı. Adile Naşit'in kardeşini oynuyordu. Kemerburgaz'ın çölünde deveden düştü, iç kanama geçirip öldü. Akil Öztuna ölmeden önce ilk yardım hastanesinde hasta yatağında bağladılar filmi. Aman bir boşluk olmasın, montajda bir şey olmasın diye. şeklinde yanıtlamıştı. Sağlık gibi çok önemli bir konuda dahi filmin çekim sürecinin aksamamasına daha büyük önem atfedildiğini görmek çok da zor değil. Akil Öztuna'nın ailesi belki de bu baskılara boyun eğebilirdi ve olaylar çok daha trajik bir biçimde sona erebilirdi. Kaldı ki, şüphesiz Akil Öztuna'nın hikayesi gibi gün yüzüne çıkmamış birçok hikayenin var olduğunu da öngörebiliriz. Akil Öztuna'nın da Tellioğlu Akil karakterinin Tosun Paşa filminin geri kalan bölümünde aniden ortadan yok olmasının sebebi de aslında yaşanan bu kaza süreci ve kazanın sonraki sürecinde gerçekleşen ölümü. Tellioğlu Akil karakterinin filmin geri kalanında yer almaması elbette filmi sevenler tarafından fark edilmiştir. Set kazalarının ve kazaların sonrasında oyunculara, set çalışanlarına uygulanan baskıların yaşananlardan ders çıkarılarak sona erdirilmesini diliyoruz. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/trainspotting-2-turkiyede-vizyona-girmeyecek/", "text": "İskoç yazar Irvine Welsh'in romanından sinemaya uyarlanan 'Trainspotting'in, tam 20 yıldır beklenen devam filmi 'T2 Trainspotting'in Türkiye'de vizyona girmeyeceği açıklandı. Aylardır bütün haberlerini, fragmanlarını, fotoğraflarını merakla ve sabırsızlıkla bekleyen Trainspotting 2 hayranları büyük hayal kırıklığına uğratan bir açıklama geldi. Herhangi bir değişiklik olmadığı takdirde Trainspotting 2 Türkiye'de vizyona girmeyecek... Milliyet'ten Nil Kural'ın 67'inci Berlin Film Festivali'nde konuştuğu T2 Trainspotting'in yönetmeni Danny Boyle, 'T2 Trainspotting'i planlarken ilk film 'yokmuş gibi' hareket etmeyi planladıklarını, ancak vazgeçtiklerini belirtti: İki filmin birbiriyle konuşması ilginç bir dinamikti. İnsanlar sanırım bunu sevdi. İlk filmin öyle bir gölgesi var ki onu görmezden gelemezsiniz, yokmuş gibi davranamazsınız. Müzikten de yararlandık. İlk filmden müzikler kullandık. Evet, yeniden düşünülmüş, mikslenmiş olarak belki ama, kullandık. Tanıdık akortlar duyabilirsiniz, bunlar da anıları tetikliyor. 'Hodge yazmasaydı çekmezdik' Devam filmini senaristi John Hodge olmadan çekmeyeceğini vurgulayan yönetmen, 10 yıl önce de devam filmi için bir senaryo yazıldığını söyleyerek şeyle devam etti: Onu bir kenara attık, hiç denemedik, aktörlere yollamadık bile. O zaman anladım ki eğer devam filmi çekeceksek doğru şartlar oluştuğunda çekecektik. Sonunda iki yıl önce iyi bir senaryomuz oldu. İlk devam filmi senaryosuna göre çok daha kişisel bir senaryoydu. Özellikle Renton'ın itirafları gibi olan kısım Hodge'un hayatından izler taşıyordu. Düşündük ki bu yeni senaryoyla büyük başarı elde etmesek bile insanları hayal kırıklığına da uğratmayacaktık. Aktörlere gönderdiğimizde hemen kabul ettiler, neyse ki... Boyle, Fazla nostaljiden kaçınmak önemli hedeflerinizden biri miydi? sorusunu ise şöyle yanıt verdi: Evet, bir bakıma. Bunu, kullanmak ve farkında olmak zorundasınız çünkü geçmişin ister istemez getirdiği bir duygu nostalji. İlk filmden görüntüleri ikinci filmde kullanmak önemliydi. Çünkü onların 21 yıl önce nasıl göründüğünü görmek, sinema açısından duygusal bir şey değil, gaddar bir şey. Çünkü Spud'ın saçını kaybettiğini, Sickboy'un ısrarla saçını boyamasındaki tuhaflığı, Begbie'nin çok farklı göründüğünü görüyorsunuz. İyi yaşlanmadıklarını fark ediyorsunuz. Bu gaddarlık, nostaljinin pembe tonlarını bıçak gibi kesiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/trans-model-hari-nef-unlu-kozmetik-markasinin-yeni-yuzu-oldu/", "text": "Geçtiğimiz günlerde bir erkek modelin maskara reklamında rol alacağını sizlerle paylaşmamızın üzerinden çok fazla zaman geçmeden, kozmetik dünyasından şaşırtıcı bir haber daha geldi. 2016'nın en başarılı modellerinden Hari Nef, 2017'ye de hızlı bir giriş yaptı. L'Oreal'in yeni cinsiyetsiz makyaj koleksiyonu True Match'in kampanyasından yer alan transgender model bir ilke imza attı. Model, aktris, yazar ve trans hakları aktivisti olan Hari Nef'e, True Match kampanyasında oyuncu Blake Lively, Çinli model Xiao Wen Ju, erkek model Darnell Bernard ve büyük beden model Sabina Karlsson gibi güzellikte çeşitlilik yaratan yüzler eşlik ediyor. L'Oreal'in farklılıkları onore ettiği serisi True Match, 33 farklı tonuyla cildiniz ve fondöten arasında kusursuz uyumu bulmanızı amaçlıyor. Reklam filminde ise Hari Nef, Doğu Avrupalı köklerinden gelen soluk tenine eşlik eden siyah, saten elbise içinde L'Oreal'in ikonik Çünkü ben buna değerim cümlesini yeni bir boyuta taşıyarak söylüyor. L'Oreal, True Match serisiyle yalnızca nude makyajın olmazsa olmazı doğru ton fondöten sunmakla kalmıyor, sosyal bir düşünceyi de tüm çıplaklığıyla temsil ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/transformers-the-last-knight-filminden-yepyeni-bir-fragman-yayinlandi/", "text": "Bu yaz bir kez daha sinemaseverler ile buluşacak olan Transformers serisinin yeni filmi The Last Knight'tan bir fragman daha yayınlandı. Haziran ayında sinema izleyicisi ile bulaşacak ve yer yer Transformerslar'ın dünya üzerindeki geçmişine odaklanacak filmin yönetmen koltuğunda serinin diğer filmlerinde olduğu gibi Michael Bay oturuyor. Mark Wahlberg'in başrolünü üstleneceği Transformers: The Last Knight filmi, insanlığın geleceğini kurtarmak için Transformersların dünya üzerindeki geçmişini araştıran bir grup hikayesini anlatacak. Wahlberg'in yanı sıra Laura Haddock, Stanley Tucci, Jerrod Carmichael, John Goodman, John Turturro, Josh Duhamel, Isabela Moner, Gil Birmingham ve Jean Dujardin'in de rol aldığı Transformers: The Last Knight filmi, 23 Haziran 2017 tarihinde izleyiciler ile buluşacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tren-rayi-ile-yaptigi-jastrow-illuzyon-nasil-ya-dedirtti-cevabi-ise-twitterdan-geldi/", "text": "Hepimizin irili ufaklı trenli bir oyuncağı olmuştur. İyi ki bu adam bize bu numarayı o zamanlarda yapmadı. Twitter'da bir video çeken adam rayların hangisinin küçük olduğu konusunda gerçekten kafa patlatmanıza sebep oluyor. Nasıl ya demeden duramadık. Buyurun siz de izleyin. Arka fondaki age of empires müziğini isterseniz kısabilirsiniz; My toddler's train track is freaking me out right now. What is going on here?! pic.twitter.com/9o8bVWF5KO marc blank-settle April 6, 2016 Twitter'da bizim gibi bir çok insan şaşırdı ve buna bir çözüm aradılar. Nasıl olabilirdi? Bir kullanıcı ise bunun kendi logosunda da yer alan Jastrow yanılsaması olduğunu açıkladı. Aslında iki parça eşitti; The basis of my logo!@Sci_Phile: \"The Jastrow illusion blows my damn mind https://t.co/2MlMFnfTcY... pic.twitter.com/R6ValkCazn\" @rorysutherland Paul Craven February 23, 2016 Ancak sol üst kısımlar eşitlendiğinde eğik kısım uzun gibi duruyordu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/trumpin-basi-gecmisteki-yaramazliklariyla-dertte/", "text": "Trump'ın avukatının, Başkan'ı korumak için cebimden sus payı verdim demesinin ardından Daniels, Gizlilik sözleşmesini ihlal ettiler. Trump ile yaşadığım geceyi anlatmaya hazırım dedi. ABD Başkanı Donald Trump'ın avukatı Michael Cohen'in geçtiğimiz ay gündeme gelen ve Trump'ın First Lady Melania Trump ile birlikteyken bir cinsel içerikli film yıldızıyla ilişkide olduğu iddiası hakkında, Başkan Trump'ı korumak için Stormy Daniels'ın sessiz kalması için cebimden 130 bin dolar ödemiştim demişti. DANİELS, HİKAYEYİ ANLATACAK Bu açıklamaya karşı cinsel içerikli film oyuncusu Stormy Daniels'tan geldi. Daniels, Cohen'in açıklamasının ardından bugün konuştu. Menajeri Gina Rodriguez aracılığıyla basının sorularını yanıtlayan Daniels, Trump'ı korkutan bir açıklama yaptı. Rodriguez, Cohen'in Daniels'a sus payı verdiğini söylemesi, sözleşme ihlali anlamına gelir. Şimdi Daniels her şeyi söylemekte özgürdür. Daniels, hikayeyi anlatacak dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tubanin-hakli-cigligina-ses-olun/", "text": "Adım Tuba Korkmaz. Eskişehir'de bir seramik fabrikasında müdür yardımcısına denk pozisyonda çalışan bir tasarımcıyım. Size, Bu benim başıma gelmez! dediğim ama gelen bir felaketi anlatacağım... 30 yaşında anne olduğumda, doktora derslerimi bitirip tez aşamasına geçmiş, kendi küçük atölyemde sanat yaparak ayakta kalmaya çalışan bir kadındım. Kızımın Goldenhar Sendromu olduğunu o bebekken öğrendim. İlk ameliyatını 8 aylıkken oldu. Ve Özüm, 1 yaşındayken, ben artık bekar bir anneydim. 2 yaşında, ikinci ameliyatını oldu. İkisi de birbirinden zor ameliyatlar. Daha başka ameliyatlar da olacak. Boşanınca ve atölye işleri hastane işleriyle karışınca, anladım ki bordrolu bir iş lazım bana... Buldum, Çanakkale'den Eskişehir'e taşındık. Ve yepyeni bir hayat kurduk birlikte! Kızımın hastalığı, benim sevgiyle kabullendiğim gerçeğimdi. Göğsümü gere gere taşıdım... Derken 8 ay önce aşık oldum... Aşk nağmeleriyle başlayan ilişki, klasik kıskançlık hikayeleriyle 6 ay sonra trajediye döndü. Yakanı ört!ler, Kiminle konuşuyorsun?lar, telefon kontrol etmeler derken, ben, ben olmaktan çıktım. Bitti! dedim... Ve sonrasında, iki ay boyunca ne o.puluğum kaldı, ne onla bunla yatmadığım... Bir gün en kötü kadın ben oluyordum, bir gün evlenmek istediği aşık olduğu kadın... Sonra yollarım kesilmeye başladı, takip edilmeler, 2 ayın sonunda Nasıl yani?! Beni istemiyor musun? Peki, o halde, olacaklara razı ol! dediği vakit, korktum. Çok korktum hem de... Ama bu kadarını düşünemiyordum bile... Kızımın ilk karnesini alacağı günün sabahı... Evden neşeyle çıktım. Tuhaf bir huzur vardı güneşte, ışıl ışıl. Sonra birden arkamdan gelen bir koşma sesiyle, birinin bana çarpması bir oldu, eski sevgilim olduğunu fark ettim... Çığlık attım ve güreşme faslı... Bu arada, elinde gördüğüm hastane mavisi büyük boy falçatayı tutmaya çalışıyorum... Bağırıyorum avazım çıktığı kadar, her darbeyi hissediyorum, akciğerimin söndüğünün sesini duyuyorum, acı yok, ağrı yok, sadece çığlık atabiliyorum ve hırıltılı... Nefesim dediğim adam, üstümde beni bıçaklarken, nefes almakta zorlanıyorum... O anda camdan biri, bir kadın, Ambulans ister misiniz? diye sesleniyor.Kurtarın beni! diyorum, bağırmayı bırakıp... İşte o zaman, işin rengi değişiyor. Üstümden kalkıyor, ayakkabısının tekini bırakıp kaçmaya başlıyor. Telefonumu alıyorum, gayriihtiyari son çevirdiğim numarayı arıyorum, Bıçaklandım! diyorum. Sonra 155'i çeviriyorum ama sokak adını bilmiyorum ki nasıl tarif edeyim, 112 de olmaz. Müdürümü arıyorum. Olaylardan haberdar... Fakat ben müdürümle konuşamadan, arkamdan tekrar geliyor ve gırtlağımı kesiyor... Resmen kesti! İnanılır gibi değil ama yaptı!!! Aynen filmlerdeki gibi... Yavaşça asfalta uzanıyorum... Kızım 2 gün önce sormuştu, Pisi pisine ölmek nedir diye? Yo! diyorum, Yo olamaz, kızımın ilk karne günü, annem pisi pisine öldü dedirtemem! Bilincimi açık tutmaya çalışıyorum. Ellerim yaralarımda, kendimce pansuman yapıyorum. Etrafa bakıyorum. Telefonum, onun tek ayakkabısı, kendi kanım ayaklarıma kadar uzanmış, kulaklığım da kan olmuş. O sırada doktor geliyor, beni yan çeviriyor, bir kadın, başımda kan içindeki ellerimi tutuyor, müdürümün eşi başıma çömelmiş, O mu yaptı sana bunu? diyor, müdürümle göz göze geliyoruz, hava berrak, sakin, aldığım nefes yetmiyor sanki, boğuluyorum... Ambulans sesi... Acile girdik, ben nefes alamıyorum. Penisilin alerjim var! diyorum. Ölmemem lazım, kızım var benim! diyorum, Kızımın tedavisini ben takip ediyorum diyorum. Kasığımdan kateder girdi. Acı yok! Sadece kontrolsüzce bacaklarım sallanıyor, Kurban Bayramı'nda kesilen koyunlara benziyorum. Nefes... Nefes... Nefes... derken uyutuluyorum. Uyandığımda çok ağrım var, her yanımda tüpler. Korkuyorum, tekrar dönüp gelecek diye... 12 gün geçmişti ama hala hastanedeydim. Çünkü arkadan geldiğinde, soktuğu falçata, 5 cm derinliğe girmiş ve çevirdiği için karaciğerimi, pankreasımı ve diyaframımı dağıtmış... Hala lıkır lıkır su içemiyorum çünkü soluk borumun üçte ikisini kesmiş. Hala öksüremiyorum, iç çekemiyorum, esneyemiyorum... İçimi acıtan ise, onun yalan dolu ifadesiyle, giyeceği takım elbise ve 'efendi' duruşuyla, iyi hal indirimi alma ihtimali... Hala annesinin babama, Kızınız da oğlumu evine almasaydı! demesi... Hala olayın içinde benim 'namus'umun sorgulanması... Bu nasıl bir mantıktır! Herhangi birini değil, evlenmek istediğim sevgilim olan adamı evime almışsam, ölmeyi mi hak ediyorum? Aldatmadığım ve tüm sadakatimle bağlı kaldığım ama bana yaşam alanı bırakmayan adama, Bu ilişkiyi istemiyorum artık! dediysem öldürülmeyi mi hak ediyorum? Duygusal ve fiziksel şiddete maruz kalmış biri olarak, tüm yaşamımı değiştirecek bir dönüm noktasındayım. Geçenlerde linked-in'den profilinize bakanlar listesinde adını gördüm: Fatih Sağır!!! Beni öldürmeye çalışan... Boğazımı kesen adamı... Beni hep takip mi edecek? Korkuyorum. Ve uyuyamıyorum. Yarın büyük gün. İlk duruşma! N'olur benim sesim olun, bana destek olun... Beni 12 gün hastanede tutan o falçata, onun yaralarına dikiş bile attırmadı... Bense şans eseri hayattayım!'"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tugce-alpaydan-guzel-bir-vucuda-sahip-olmanin-sirlari/", "text": "Sağlık koçu, beslenme uzmanı ve Instagram fenomeni Tuğçe Alpay ile antrenman yapıyoruz! Süper bir programın yanı sıra fitness önerilerini paylaşan Alpay, 'Düzenli spor yaparsan, iyi de beslenirsen yaşadığın değişimin zaten bağımlısı olacaksın. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. İnsan kendisinin en iyisi olmalı diyor. Medya iletişimi ve psikoloji alanında eğitim gören Tuğçe Alpay, beş yıl kadar önce yaşamında bir değişiklik yapmış ve hobisi işi haline gelmiş. Her zaman spor yapan, düzgün beslenen biriydim. Sevdiğim şeyi yapmanın beni daha fazla mutlu edeceğini düşündüm. Taytımla büstiyerimle daha mutlu bir hayat süreceğim için bu alana yöneldim diyor. Bu süreçte diyetetik okuyan, pilates eğitmenliği sertifikasını da alan Alpay 35 yaşında ve sekiz yaşında bir kızı var. Maksimum 16 danışanla çalışıyor. Beslenmelerinden sporlarına, gittikleri restoranda ya da otelde ne yiyeceklerine kadar her şeylerini takip etmeye çalışıyor. Spor yapmak zor bir şey, insanlara severek yaptırmak başka bir yetenek gerektiriyor. Haftanın üç günü beraber çalışıyoruz, beslenme de işin içine girince sürekli iletişim halinde oluyoruz diye anlatıyor. Instagram'daki performans odaklı bir hesabı var ve oldukça popüler. Bunun sırrı ne? Alpay, Gerçekte nasılsam öyleyim sosyal medyada. Sabah canım sıkkın olduğunda da paylaşım yapıyorum çok mutlu olduğumda da. İnsanlar bunun sahte olmadığını farkındalar. Onlara iyi geldiğime dair çok pozitif yorumlar alıyorum. Hiç sporu sevmeyen birine bile sporu sevdirebilecek bir elektriğim olduğunu söylüyorlar. Yapmak istediğim şeyleri, mottomu çok güzel ifade eden bir şey bu. Beni onlara karşı daha çok sorumlu hale getiriyor. Benim onlar için motivasyon kaynağı olduğumu söylüyorlar ama aslında bence tam tersi, ben onlar sayesinde motive oluyorum diyor. Alpay kadınlara önerilerini ise şöyle sıralıyor: Dönemsel değil hayat biçimi Egzersizi, yaz gelmeden mart-nisan aylarında tutuştukları 2-3 aylık bir incelme dönemi gibi düşünmesinler. Spor ve beslenmeyi 7/24 yaşamlarının içine sokmaları lazım. Bunu dönemsel bir şey olarak yaptıkları zaman asla kalıcı sonuçlar göremeyecekler. Yapacaklar, bırakacaklar, geriye dönecekler ve bu bir kısır döngüye dönüşecek. Haftada 3 veya 4 antrenman ve kardiyo muhakkak yapılmalı. Ve en önemli şey beslenme, beslenme yoksa sonuç da yok. Beslenme bu işin ana damarı Spor salonunda geçirdiğiniz bir saatten daha önemlisi dışarıda geçirdiğiniz 23 saatte tabağınızla verdiğiniz mücadele. Beslenme bu işin ana damarı, eğer o olmazsa hedeflerinize ulaşamazsınız. Para harcamak şart değil İlla bir kulübe üye olmanız ya da bir kişisel eğitmen ile çalışmanız gerekmiyor, spora para harcamak şart değil. Evde bir bantla, bir sandalyeyle o kadar çok yapılabilecek şey var ki... Artık internet elinizin altında, milyonlarca seçenek çıkıyor karşınıza. Belki ilk başlarda hocayla çalışıp duruşu öğrendikten sonra birçok hareketi uygulayabilirler. En iyi motivasyon ayna Motivasyon kaybı olan insanlar için şunu önerebilirim, bir hedef koysunlar kendilerine, bir tarih belirlesinler. En iyi motivasyon kaynağı tartı değil aynadır. Öncesi- sonrası fotoğraflarını çeksinler. Düzenli spor yaparsan, iyi de beslenirsen yaşadığın değişimin zaten bağımlısı olacaksın ve bunu bırakmak istemeyeceksin. Başkalarıyla kendini kıyaslama Bir diğer önerim de hiç kimseyle kendilerini kıyaslamasınlar, onun gibi olmak istiyorum, popom şunun gibi, bacağım bunun gibi olsun... Böyle bir şey yok. İnsan kendinin en iyisi olmalı. Bunun için uğraşmalı. Kiminin vücudu kum saati, kiminin armut, kimi uzun, kiminin bel oyuğu yok. Kas yapısı, anatomi denilen bir şey var. Benim burada değiştirebileceğim şeyler var, duruşunu düzeltebilirim, incelmesini sağlayabilirim. Ama birini Adriana Lima'ya çevirmeniz mümkün değil. Böyle beklentilerle geldikleri zaman sonuçları görmeleri de zor oluyor. Daha ütopik şeyler istemek yerine daha elle tutulur, reel şeyler istemeleri lazım. Biraz da kendileri ile barışık olmalarını istiyorum. Nasıl çalışalım? Bu programda bacak, omuz sırt, ön kol-arka kol ve karın hareketleri yer alıyor. Ben bölgesel antrenman yaptırıyorum ve her çalışmanın arkasına mutlaka karın egzersizleri ekliyorum. Haftada 3 gün; bir gün bacak+karın, bir gün omuz- sırt+karın, bir gün kollar +karın çalışabilirsiniz. Bir gün bütün vücudu yormayın. Bir de aynı kas grubunu üst üste çalıştırmayın. Çünkü dinlenme de gelişimin bir parçası. Bacak en büyük kas grubu olduğu için kesinlikle en önemli bölge. Hareketleri aceleye getirmeden yapın. Açı çok önemli kasları çalıştırırken, doğru açıyı bulun. Doğru açıyı bulmadan hiçbir hareketin faydası yok. Bütün vücudun kontrolde olması lazım. Karnın her harekette mutlaka sıkılı olması lazım. Zannedilmesin ki karın kasları sadece karın egzersizleri yaparken çalışıyor. Squat yaparken de, bar pres yaparken de karın çalışıyor. Antrenman 1 saat, 1 saat 15 dakikaya kadar uzayabilir. Set aralarında 45 saniye, yeni bir harekete geçerken 1 dakika dinlenilebilir. Dinlenik nabız ile yapabilecekleri bir antrenman, yani nabız çok yükselmeden yapılabilir. Antrenmandan sonra 45 dakika/ 1 saat kadar kardiyo yapabilirsiniz. Sadece yoğun bacak çalıştığınız gün kardiyoyu 25 dakika ile sınırlayabilirsiniz. Yine antrenman yapmadığınız günlerde yürüyüş, jogging, koşu, interval, yüzme gibi kardiyo egzersizleri yapabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tukenmez-kalemdeki-ufak-degisiklik-yuzlerce-hayat-kurtardi/", "text": "Fotoğraftaki kalemi hemen hemen hepimiz kullanmışızdır. Sayısal loto oynarken, iddaa bayiinde veya evimizde. Oldukça kolay bir şekilde bulabildiğiniz bu kalemin muhteşem bir inovasyon hikayesi var. Bebeklerin bu kalemlerle oynadığını hatta ağızlarına soktuğuna çok sefer şahit olmuşsunuzdur. Hatta büyükler de sinirlendiklerinde gerildiklerinde kalemin baş tarafını kemirmeye başlıyorlar bildiğiniz gibi sayın The Geyik okurları. Bu durumu gören BIC isimli firma -ki belki çoğunuz o kalemlerin üzerinde yazan marka olduğunu fark etmiştir- 1991 yılında yeni bir tasarımla ürünü tekrar piyasaya sürmüş. Aslında bakıldığında iki tasarım arasında hiç fark yok diğerinde şu kırmızı dairenin olduğu nokta da kapalı. İşte tam da bu noktada o iki ürün arasındaki fark ortaya çıkıyor. Bu tasarımdaki o ufak delik kalem başlığı yutulduğunda yutanın oksijen almasına olanak sağlıyor. Bu ufak inovasyon/yenilik insanların hayatını kurtarmış. Kurtarmaya da devam ediyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tuketim-toplumunun-mimari-edward-bernays/", "text": "Edward Bernays günümüz tüketim toplumunun oluşturulmasına ön ayak olan, markaların satış stratejisi belirlemede rehber olarak kullandığı ve halkla ilişkiler kavramını ilk kez ortaya atan kişidir. Yaklaşık 100 yıl önce Sigmund Freud psikanaliz konusunda çığır açmıştı. İnsanın zihninin derinliklerinde ilkel cinselliğin ve saldırganlığın yattığını öne sürmüş ve erken yaşlarda üstesinden gelinmediği takdirde olgunluk çağında bu dürtülerinin bilinçüstüne çıkabileceğini söylemişti. Kontrol edilemeyen bu dürtülerin toplumu kaos içinde yok olmaya sürükleyebileceğini de belirtmişti. Onun fikirlerini en iyi anlayanlardan biri sanıyoruz ki Amerikalı yeğeni Edward Bernays idi. Tüketen insan modelinin ilk tohumları Bernays'tan Edward Bernays adı günümüzde artık pek işitilmese de topluma olan etkisi dayısı Freud kadar fazla. Freud'un fikirlerini en iyi anlayanlardan derken aslında Bernays'ın, Freud'un fikirlerini alıp kitle manipülasyonu için kullanan ilk insan olduğuna atıfta bulunulur. Dünyanın kapitalistleşme sürecinde payı azımsanamayacak kadar büyük kabul edilir. Amerikan şirketlerine, insanların ihtiyacı olmayan ürünleri satın almaya nasıl ikna edeceklerini ilk gösteren kişidir kendisi. Dünyayı etkisi altına alan tüketen insan modelinin ilk tohumları Bernays'ın yönlendirmeleri ile atılmıştır. I. Dünya Savaşı propagandaları Birinci Dünya Savaşı sırasında Demokrasi için güvenli dünya sloganını ortaya atarak Amerika'nın dünya barışı için savaşacağı fikrini insanlara benimsetti. Savaş sırasında manipülasyon kolaydı, dönemin başkanı halkını Bernays sayesinde ikna etmişti. Savaşın ardından Bernays, bu başarısını sürdürmeye kararlıydı. Savaş sonrası Amerika tam bir sanayi toplumu haline dönüşmüştü. Bernays Brodway civarında Halkla İlişkiler Konseyi kurdu ve 1922 yılında ilk halkla ilişkiler dersini verdi. Ardından 1923 yılında Cyristallizing Public Opinion adıyla ilk halkla ilişkiler kitabını yazdı. Kadınların toplum içinde sigara içme özgürlüğü Bernays'ın en bilinen çalışmalarından biri kadınları sigara içmeye ikna etmesidir. Kadınların sigara içmesinin tabu olduğu yıllarda Bernays, bir grup kadını ellerine sigara tutuşturarak caddelerde yürütmesi, halkla ilişkiler dünyasında efsaneleşmiş bir eylemdir. Bu eylem sonunda sigaranın ateşi özgürlük meşalesi olarak anılır olmuş, kadınlara sigara satışı artmaya başlamış. Sigarayı güç ve bağımsızlık olarak simgeleyen Bernays, kitleleri manipüle etmeyi yine başarmıştır. İhtiyacı yaratmak Amerika savaş sonrası sanayi toplumuyla gayet güzel günler geçiriyordu ancak patronların korktuğu şey, insanların bir ürünü aldıklarında yenisini almaya ihtiyaç duymamalarıydı. Dolayısıyla ihtiyacın tanımı yeniden yapılmalıydı. İnsanlar ellerindeki ürün hala kullanılabiliyor olmasına rağmen yenisini istemelilerdi, toplum bu şekilde eğitilmeliydi. Bu değişimin merkezinde yine Bernays vardı. Öncelikle New York bankaları Amerika'da süpermarket zincirleri kurulması için fon sağladı. Üretilen ürünler bu marketlerde satılacaktı. Bernays'ın işi ise bu yeni pazarda yeni müşteri tipini oluşturmaktı. İşe kadın dergilerini yaygınlaştırmakla başladı. Bernays, ürünleri dergi yazıları ve reklamlarla, film yıldızları üzerinden dergilerde tanıtarak kadınları büyüledi. Ayrıca filmlere ürün yerleştirmeye, süpermarketlerin içinde moda gösterileri düzenlemeye, temsil ettiği firmaların kıyafet ve mücevherlerini, filmlerin galasında yıldızların üzerine giydirmeye başladı. Bazı ürünlerin insan psikolojisine iyi geldiğini kanıtlamak için psikologlara raporlar yazdırdı ve bunu halka yansıttı. İhtiyaç için değil gösteriş ve sosyal kabul için satın alma davranışını teşvik edecek algı böylece sağlanmış oldu. İlerleyen zamanlarda büyük şirketlerle halk arasında duygusal bağ kurmayı hedefleyen kampanyalar başlatıldı. Büyük ölçüde Bernays'in yöntemleri kullanılıyordu. Aslında tamamen onun yöntemleri. Aslına bakarsanız pazarlama, propaganda, halkla ilişkiler ile ilgili günümüzde bile uygulanan neredeyse tüm yöntemlerin ilk uygulayıcısı Edward Bernays'tır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tum-hayata-kuskuyla-bakmaniza-sebep-olacak-20-bilimsel-gercek/", "text": "Şaşırtıcı bilgiler ve ilginç istatistikler ile sizleri buluşturduğumuz bir başka yazıyla tekrar karşınızdayız. Gündelik yaşamın içinde hiçbirimizin farkında olamayacağı, böyle bir şey nasıl olur? diye kendinizi sorgulayacağınız, akıl almaz istatistiklerin yer aldığı bu öğretici yazımıyla sizleri baş başa bırakalım. İşte Tüm Hayata Kuşkuyla Bakmanıza Sebep Olacak 20 Bilimsel Gerçek; 1# Her yıl dünyada 2000'den fazla erkek fermuar sebepli geçirdikleri kazalar sebebiyle acillik olmaktadır. 2# Günde 2 saatten fazla televizyon izlemek ömrünüzü ciddi oranda kısaltmaktadır. 3# Erkeklerin en büyük düşmanlarından biri Candiru adı verilen balık türüdür. Erkeklerin penisine yapışan bu balık, ömür boyu bu bölgede parazit bir yaşam sürebilmektedir. 4# Dünya üzerinde yaşayan en agresif hayvanlardan biri kuğulardır. İnsanlara, teknelere, hatta köpeklere saldırabilirler. 5# En çok cinayet mağduru olan çalışma grubu fast food zinciri çalışanlarıdır. ABD'de 1988 yılında polis ve askerden daha fazla sayıda fast food zinciri çalışanı öldürülmüştür. 6# Birçoğumuzun taktığı yüzükler üzerinde Avrupa nüfusu kadar mikrop barınmaktadır. 7# Kürdandan dolayı her yıl 15000 kişi acillik olmaktadır. 8# Ortalama bir çalışan masası, tuvalete oranla 400 kat daha fazla bakteri barındırır. 9# Metrolarda solunan havanın %15'i insan derisinden oluşmaktadır. 10# Her yıl 1500'den fazla insan yataktan düşerek hayatını kaybetmektedir. 11# Ev ve apartmanlarda ölüme en çok sebebiyet veren nesne merdivenlerdir. 12# Bir kaşık fıstık ezmesinde 150'den fazla böceğin kalıntısı bulunmaktadır. 13# Şampuan, sabun ve saç boyalarının önemli bir kısmı kanserojen madde ihtiva etmektedir. 14# Mumlar yılda 150000 ev yangınına sebep olmaktadır. 15# Çilekli yoğurtlara renk vermek için kimi firmalar böceklerden yararlanmaktadır. 16# Hapşırığı tutmak, beyin kanamasına yol açabilmektedir. 17# Rusya'dan düşen sarkıtlar nedeniyle her yıl 100'den fazla insan hayatını kaybetmektedir. 18# Bazı kelebek türleri kan emerek beslenmektedir. 19# Dünya üzerinde her yıl 1000'den fazla insan küvette boğularak, ölmektedir. 20# Araba kullanırken telefonuyla meşgul olan insanlar sebebiyle her yıl 10000'den fazla insan hayatını kaybetmektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tum-olumsuz-sartlara-ragmen-yasamaya-devam-eden-25-inatci-agac/", "text": "370 milyon yıldır güzel dünyamızda yaşamaya devam eden ulu ağaçların bu denli uzun yaşamasının elbette ki sebebi var. Kuvvetli rüzgarlarının ortasında, kayalık platformların üstlerinde, beton tünellerde veya hatta birbirleri üzerinde büyüyen ağaçlar; dünyamızın yaklaşık %30'unu kaplıyor. Aldığımız oksijenin esas kaynağı olan 3 trilyon yetişkin ağacın arasındaki öyle bazıları var ki adeta tüm insanlığa yaşama tutunmanın ne denli önemli olduğunu gösteriyor. İşte Tüm Olumsuz Şartlara Rağmen Yaşamaya Devam Eden 25 İnatçı Ağaç; 1# Çit yiyen ağaç 2# Yüzen bir adada filizlenen ağaçlar 3# Olumsuz yer şekline rağmen yaşama tutunan ağaç 4# Üçüncü katta hayat bulan ağaçlar 5# Ölümü sonrası bir başka ağaca yuva olan ağaç 6# Birlikte gelişen yaşamlar 7# Ağaçta büyüyen ağaç 8# Yıllar içinde patenle bütünleşen ağaç 9# Çabalamak 10# Kaldırımda canlanan yaşam 11# Engel tanımayan ağaç 12# Sokak ışığı ile yer daim canlı kalan ağaç 13# Yıkıldım ama ölmedim 14# Taşın içinde olmak büyümeye engel değil 15# Toprağa ulaşmak için çevreye uyum sağlayan ağaç 16# Yaşam ağacı 17# Devrildikten sonra dört yeni ağaca yuva olmak 18# Devrildikten sonra yılmayıp tekrar göğe yükselen ağaç 19# Minik bir sihir 20# Japonya'da yaşanan tsunami sonrası ayakta kalmayı başaran ağaç 21# Eski bir piano ile bütünleşen ağaç 22# Yaşamın yolu 23# Hız limitine uymayan ağaç 24# Tapınağı sahiplenen ağaç 25# Bir yolunu bulup yaşama tutunan yalnız ama mutlu ağaç boredpanda.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tum-pokemonlari-yakayan-adam-nick-johnson-pokemon-go/", "text": "Pokemon Go oyuncusu Nick Johnson, bir haftada çoğu Pokemon Go oyuncusunun hayal edemeyeceği bir şey yaptı: Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan tüm 142 Pokemonu da yakaladı! Teknoloji alanında çalışan ve Pokefan sertifikalı bu kişi, Pokedex ekranının görüntüsünü de kanıt olarak bizlere sundu. Şimdi ise, geriye kalan ve dünyanın sadece diğer bölgelerinde bulunan sanal canavarları da yakalamak için dünya turuna çıkmak için kollarını sıvadı. En iyi tarafı ise ne mi? Tüm yapacağı yolculuklar bedava olacak! Uluslararası seyahat firması Marriott Rewards, Avrupa, Japonya ve Avustralya'da kalan Pokemonların yakalanmasında Johnson'a yardım etmek için ona sponsor oldu. Yüksek sosyetenin bir parçası olan şanslı Pokemon Go oyuncusu, tüm üç kıtada da Mr. Mime, Farfetch'd ve Kangaskhan için gözünü dört açacak. Bölgesel tabanlı Pokemon bularak, koleksiyonunu tamamlayacak. İnanılmaz hissediyorum diyor Johnson. Çok fazla dinlenecek, egzersiz yapacak ve yeni insanlarla tanışacak zamana sahiptim. Daha da sağlıklı hissediyorum ve sanırım 3-4 kilo da verdim. Telefonundaki Sağlık Uygulamasına göre, oyunun 6 Temmuz'da yayımlanmasından bu yana her gün ortalama 12 kilometre yol kat etmiş. Av gezileri boyunca, gece 2'den 5'e kadar ayaktaymış. Egzersiz dışında, oyunun işte iyi bir performans sergilemesinde ona yardımcı olduğunu söylüyor. Dediğine göre, çocukluk hayali olan Pokemon eğitmeni olmak sonunda gerçekleşti. Arayışında başarılar diliyor ve onu kutluyoruz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turabi-camkiran-survivor-all-star-2024e-katilamayacak-sagligim-yetismeyecek/", "text": "Survivor All Star 2024'ün ilk yarışmacılarından Turabi Çamkıran, bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele ediyordu. Yurt dışında tedavi gören Çamkıran, yaptığı açıklamayla rahatsızlığı nedeniyle Survivor 2024 kadrosunda yer alamayacağını söyledi. Acun Ilıcalı, Survivor All Star'ın yeni sezonunun yedinci yarışmacısı olarak Turabi'yi açıklamıştı. Daha önce iki kez yarışmada şampiyon olan Turabi, uzun süredir sağlık sorunlarıyla mücadele ediyordu. Geçtiğimiz haftalarda hastanede tedavi gören Turabi, sağlık sorunlarından dolayı yarışmada yer alamayacağını duyurdu. SAĞLIĞIM YETİŞMEYECEK Instagram hesabından bir paylaşım yapan Turabi Çamkıran şu ifadeleri kullandı: Rahatsızlığımın nedenini sorup duruyorsunuz arkadaşlar. Anlatayım... The Challenge yarışmasını kazanıp Hollywood sektörüne girince gizli ve çok güçlü bir yapının dikkatini çektim. Hatta Facebook'ta gördüğüm bir habere göre Cem Yılmaz ve Tarkan'da bu yapının üyelerindenmiş. Bana, aralarına katılmam karşılığı Beverly Hills'te lüks bir villa, 100 milyon dolar nakit para ve Hollywood'da senede en az bir yüksek bütçeli filmde başrol teklif ettiler. Hiç düşünmeden teklifi kabul ettim. Ama karşılığında sadakatimi ölçmek için köpeğimin canını almam gerektiğini söylediler. Hemen teklifi reddettim. Sonrasında da suikast girişiminde bulundular ama başarısız oldular. Halen deniyorlar ama dostlarım sayesinde çok şükür hayatta kalmaya devam ediyorum. Uzun lafın kısası İlluminati'nin suikastı sonucu bu hale geldim. Ve maalesef Survivor All Star 2024'e sağlığım yetişmeyecek. Şimdiden yarışmacılara bu efsane sezonda başarılar dilerim. Sakatsız, belasız güzel bir sezon geçirirler umarım. NOT; İnanmayın. Şaka. Yok İlluminati filan. İnternette her gördüğünüz şeye inanmayın. Ama gelemeyeceğim gerçek. Kalın sağlıcakla."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turgay-tanulku-hayat-hikayesi/", "text": "Ünlü oyuncu Turgay Tanülkü'nün hayatı film gibi. 62 yaşındaki oyuncu, 18 yaşında girdiği cezaevinden 26 yaşında başka biri olarak çıkmış. Özgürlüğe ilk adımı atarken Ben geri döneceğim buraya! diye bir söz vermiş kendine. Tanülkü, ömrünü cezaevlerinde mahkumları tiyatroyla buluşturmaya adamış bir oyuncu... Çoğu insanın Kurtlar Vadisi, son olarak da Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Şahinağa olarak tanıdığı Tanülkü'nün hikayesi dizi olacak kadar çarpıcı... 1981'den beri girip çıkmadığı cezaevi kalmadı. Üstelik o sadece mahkumların değil, onların çocuklarının da hayatlarına umut olmuş. 14'ünü cezaevinden aldığı 23 evladı var. Ve o evlatlardan çoğu üniversiteyi onun sayesinde bitirip hayata atıldı. Hatta içlerinden biri, hukuk okuyup savcı oldu! Cezaevine girişinizle başlıyor hikayeniz. En başından anlatır mısınız? 1970 döneminde Ulucanlar Cezaevi'nde siyasi nedenlerle hapis yattım, 18 yaşımdaydım. Ve uzun dönem işkence gördüm, çocuğum olamayacak kadar ağır işkence gördüm. Bizim hayatımız hep bir dram. Çok mutlu olan bir kesimden değilim. -Cezaevine girdiğinizde okuyor muydunuz? Ankara'da liseyi bitirmiştim, hukuk fakültesini kazanmıştım. Aynı zamanda da konservatuar sınavlarını da kazanmıştım. Tutuklandıktan sonra Ulucanlar Cezaevine gönderildim. Kendimi ve koğuştaki ağabeylerimi eğlendirebilmek için fıkraları oynuyordum koğuşun ortasında... Tiyatroyu küçük küçük koğuşa sokmuştum. Epey zaman böyle devam etti. Annemler beni Almanya'da biliyordu. Çünkü o zamanlar radyoda arananların listesi okunurdu, yakalandıktan sonra listeden ismin çıkardı. Ben yakalandığım için listede ismim yoktu. Onlara Almanya'da olduğumu söylemişlerdi. Haliyle benim hiç ziyaretçim gelmiyordu. -Çocukları kurtarmam gerekiyordu. Onlar için bir şeyler yapmam gerekiyordu. Yıllar sonra suçumun olmadığı anlaşıldı. 26 yaşımda çıktım cezaevinden. Tam sekiz güzel yılım gitmişti... -Ama çıktığım gün kendime bir söz verdim; cezaevine tekrar gideceğim! 1981 yılında mahkumlarla gönüllü olarak tiyatro yapmaya başladım. Gönüllü olunca idarenin de işine geliyordu. Ders yapıyordum orada. Her gün gidiyordum cezaevine. Mahkumlardan bir grup oluşturdum, ilk oyunumuzu o zaman sahneye koyduk. -Ben bitirdim konservatuvarı. Cezaevindeyken okula gidip gelebiliyordum gardiyan eşliğinde. Konservatuvarla cezaevi arasında iki cadde vardı zaten. Gardiyan okula kadar getirip bırakıyordu beni, akşamüzeri de alıyordu. Okuldakiler zaman zaman şüpheleniyordu durumumdan çünkü bilmiyorlardı cezaevinde olduğumu... Mahkumlar oyun oynar, gala yapardım, onların aileleri izlemeye gelirdi. Çocuklar gelirdi babasını, annesini seyretmeye. Oyun biter, misafirler gider, o koca koca adamlar sahneden iner, ailesinin oturduğu koltukları koklardı . Tiyatro bir insan kokusudur. Çocuğum olmadığını ve olmayacağını biliyorlardı. Eşim sağ olsun kader deyip kabullenmişti. 27 yıldır evliyim... Bu galalar ve oyunlar sayesinde mahkumların çocuklarıyla tanışmaya başladım. -Çocukların mutluluklarını gördüğümde küçük küçük para vermekten ötesini yapmak istedim. Ailelerle konuşmaya başladım Okutabilecek misiniz? diye... Durumlarını anlatıyorlardı... Önce kendi evlerinde okutmaya başladım. Erzaklarını alıyordum, kiralarını ödüyordum. Tüm bunların altından kalkabilmek için tiyatro dışında iş yapmam gerekiyordu... NAYON TORBA SATTIM, ÇAY OCAĞI AÇTIM Naylon torba sattım... Ankara OSTİM'de bir çay ocağı açtım. Oradan gelenlerle çocuklara destek olmaya çalıştım. O zamanlar TRT'de Ferhunde Hanımlar dizisinde oynuyordum. O da bir yere kadar yetiyordu. Ama o para epey güçlendirmişti beni. Eşimle konuştum ve çocukları almaya karar verdik. Anne baba çaresiz kalınca çocuklar sokağa ve suça yöneliyor. 45 YAŞINDA OĞLUM VAR İlk aldığınız çocuk şimdi kaç yaşında? 45 yaşında oğlum var şimdi. Ali ama soyadını vermek istemiyorum çünkü bir yerde yönetici... Ali'yi okutuyordum ama evinde kalıyordu. Benim de aklım ondaydı çünkü Ali'nin babası cezaevindeydi. Ama şöyle bir durum var, babalar içerde olunca anneler çalışmıyorsa, çocuklar ne yapacak? Ya babasının suçuna iştirak ediyor ya da başka yollara... Mesela uyuşturucudan baba içeri girmiş, karşısındaki avukat öyle bir para istiyor ki; kadın kocasını kurtarabilmek için o işi yapmak zorunda kalıyor. Bir zincirin halkası bu iş. Haklısınız. Siz nasıl devam ettiniz yardıma? Kız çocuklarını aldıktan sonra işin rengi değişti. Hepsiyle gurur duyuyorum ama bir kızım var; Merve Sultan Elgün şimdi savcı oldu. İki çocuğum, sahneye koyduğum oyunda rol alıyor. Birisi sinema biri de tiyatro mezunu. Ama cezaevinde parmaklıkların öbür tarafındaki çocukların, babalarına dokunamama isyanı... Babanın bunu görüp bacağına çimdik atıp, dik durup ağlamamaya çalışması... Sonra koğuşta isyan edip kafalarını duvarla vurmaları... Çok büyük dram vardır cezaevinde... Bunlar beni çok etkiledi. KARIMA ANNELER GÜNÜNDE 23 DEMET ÇİÇEK GELİYOR Çocukları okutmaya başladığınızda ailelerinden alıyorsunuz. Nerede barınıyor bu çocuklar? Beş tane evimiz var. Buca'da, iki tane İstanbul'da, iki tane Ankara'da... Nasıl altından kalkıyorsunuz bu giderin? Çalışıyorum. Raci Şaşmaz da sağolsun. Bana dersen ki Evin var mı? Yok. Arabam var bir tane. Çok takdir edilecek birisiniz... Şükür. Şu anda 23 çocuğum var. 11'i üniversitede okuyor, ufaklarım var, ortaokul lise çağında... Uşak Eşme'de Düz köyünde daha ufaklar var, onlar da çoban çocuklarıyla birlikte toprağı bilerek büyüyor. Ben ilkokulda köy enstitüsü öğretmenlerinden ders aldım. Onlar bana ne gösterdiyse çocuklarıma onu gösteriyorum. Bu nedenle çocuklarımın hepsi tarlayı, ağacı, toprağı bilir. Onlara bir dilim ekmek ver, bağa bırak ne yiyeceklerini bulur. Evlerde kim duruyor bu çocukların başında? Küçüklerin başında bir dostumun eşi duruyor. Onun da çocukları ve torunları var. Büyükler kendilerine emanet. Zaten büyükler artık küçüklere sahip çıkıyor, yardımcı oluyor. Zincirleme devam ediyor bu durum. Üstelik her tür düşüncelerinde özgürler. Ben Galatasaray'ı tutuyorum diye onlar o takımı tutmak zorunda değil yani. Kızlarımdan biri kapanmak istedi ve kapandı. Hiçbir ayrımcılığımız yok. Felsefi olarak ayrı ayrı tabaklarda yemek yedirerek büyütmedi onları. Tek tas, herkesin ağız tadı ortak. Biz öyle büyüdük. O zaman ayrımcılıklar kalkıyor ortadan. Benim Facebook'um, benim sigaram yok bizde. Ortak bir hesabımız var, oraya benim çalıştığım param, çalışmaya başlayan çocuklarımın katkıları ve dışarıdan çok güvendiğimiz isimlerin katkıları yatar... İhtiyacı olan alır... Aileleri bu duruma nasıl yaklaşıyor? Ailelerin bazıları çocuklar mesleklerini eline alınca aramaya başladı. Bu çok acı. Özellikle kız çocuklarının ailelerinin Ne yapıyorsun? diye sorması lazımdı. Soranlar var da, çok az. İşe girince aramak olmaz, vicdan yapmak olmaz. Erkekler daha bireysel... Sokaktan aldığım çocuklar da oldu, tinere bağımlı olanlar... Onlar çok kavgacı ve sert oluyor. Çocuklarımdan biri devamlı karakolluk oluyor. Beyoğlu'nun arka sokaklarında yaşadım bir süre... O zamanlar almıştım onları. Karım da kendini bu işe adadı. Anneler gününde 23 tane çiçeği geliyor . Bu çocukların hiçbir beklentisi yok. Baba mı der hepsi size? Evet baba... Ağır bir laf! . BABASI CEZAEVİNDEN ÇIKTI, KIZI SAVCI OLDU Gurur kaynağım dediğiniz Savcı Merve Sultan Elgün'den söz edelim isterim biraz da... Nasıl bir hikayesi var onun? Babası Buca Cezaevi'nde kalan mahkum oyuncularımdandı. Gala yaptık, aileler de gelmişti. Merve Sultan Elgün de kardeşi ve annesiyle oradaydı. Maltaya yani cezaevinin büyük koridoruna girdim. Yürürken iki kız çocuğu geldi elimden tuttu, biri Turgay Baba dedikleri sen misin? diye lafa girdi. Biz okumak istiyoruz dediler. Tamam, sen kimin kızısın? dedim, Yogi'nin dedi. Yogi'nin kalbi çok güzeldir. Şiir yazar, oyunculuğu vardır... Ne olacaksın kız? dedim. Savcı dedi! Neden savcı? İçeri girerlerken üst araması sırasında o dönemin cezaevi savcısı saçlarını okşamış onların. Hoşlarına gitmiş... O gün karar vermişti ve bunu dediğinde daha 12 yaşındaydı. Babasından izin aldık, Sultan'ı ve kardeşi Sare'yi aldım. Hiçbir şeyine karışmayacaksınız dedim... Sare de yüksek hemşirelik kazandı. Çok çalıştılar ama... Pikniğe giderdik kucaklarında test çözerlerdi. Hırs... Tutunmak zorundalar... Ve hukuk fakültesini kazandı. Okulu bitirip savcılık sınavlarına hazırlanmaya başlayınca ben neredeyse bunalıma girdim... Neden? Çünkü benim çocuklarım geçmişlerinden dolayı hayata bir sıfır yenik başlıyor. Kimileri yönetici oluyor, kimi başka pozisyonlarda görev alıyor. Çocukların geçmişleri bilindiğinde farklı davranmaya başlanıyor. Sultan sınavlara hazırlanırken, saçları ağardı, sarılık geçirdi. Çok sıkıntılar yaşadı. O sırada hep aklımdan şu geçiyordu; Benden kaynaklı sıkıntı yaşar mı, babasından dolayı sıkıntı yaşar mı? Savcı olacak ama her şeyini araştırıyorlar. Kendi kendimi yiyordum. Ona da belli edemiyorum. Sınav bitti, başmüsteşar Kenan İpek Seninle gurur duyuyoruz dedi kızıma. O gün bütün dünya benim oldu. Bu çocuklar sıfırdan gelme... Babası şimdi ne düşünüyor? Cezaevinden çıktı tabii. Ve gurur duyuyor ama onun bir sözü ağırıma gider hep. Kızına dedi ki; Ben sadece seni doğurttum kızım ama Turgay Baban sahip çıktı. Tüm çocuklarım ailelerine gitsin istiyorum. Röportaj Kaynak"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turia-pitt/", "text": "Turia Pitt yarı zamanlı modellik yapan hatta 2007 yılında güzellik yarışmasına katılan bir hanım. Maraton koşucusu olan Turia Pitt, 2011'de katıldığı Kimberley Ultra Maratonu'nda ormanda çıkan yangın sonucunda ölümden kıl payı kurtuldu. Ancak yanıklar içinde kalan Pitt'in o eski görüntüsünden eser yoktu. Ameliyatlar için 3 milyon dolar harcayan Pitt zor bir şekilde hayata tutundu ve hiç yaşam enerjisini kaybetmedi. Tabii ki bu süreçte Pitt'in sevgilisi hep yanındaydı. Maratonun organizatör şirketi Racing The Planet'e açtığı davada Turia 10 milyon dolar tazminat kazandı. Women Weekly dergisine de kapak olmayı başaran güzellik algılarını yıkan kadın bu parayı da estetik yaptıracak ama parası olmayan hanımlara yardım için kullanıyor. Şimdi kendi hayalini gerçekleştirmeye de yakın! Her zaman yanında olan sevgilisi Hoskin yoğun bakımdayken ona aldığı tektaşı cebinden çıkarıp ona Maldivler'de güzel bir evlenme teklif etti. Güzellik anlayışını yıkan çift, tüm zorlukları kendilerinin yaşadığını düşünen çiftlere de ders vermiş oldu. Çiftin düğün haberlerinde görüşmek üzere. Sevgiyle kalın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turist-ile-gezgin-arasindaki-14-fark/", "text": "Eğlenceli illüstrasyonlarla turist ile seyahat etmeyi seven gezginler arasındaki farkları sıralamışlar. Bazen bir seyahatsever bazen de turist olduğum için her ikisine de %100 katılıyorum. Gezgin olarak gittiğiniz zamanlar ile turist olarak gittiğiniz zamanlar arasında gittiğiniz kişilerden giydiğiniz kıyafetlere kadar farklar oluyor. Yine de öyle ya da böyle dünyayı gezmek gibisi yok. 1- Fotoğraf makinesinin yerine telefonu da koyabiliriz. 2- Taksi, otobüs, metro 3- Turist ucuz da olsa güzel yatak arar, seyahatsever ise nerede bir yer bulsa uyur 4- Turist gezilmesi gerekenlere gider, gezgin yukarıdan da bakabilir, denizin içinden de 5- Seyahat başlangıcında akıllarından geçenler de biraz farklıdır. 6- On the road again / öbür tarafta ise yürüyorum gündüz gece 7- Dönüşte alınacaklar da farklı tabii 8- Turist iyi planlar, gerekli eşyaları alır. Gezgin ise sade olmaya çalışır. 9- Turistin çadır kurma alışkanlığı pek yoktur. 10- Otostop da pek turistlik bir iş değil. Bir yere tur için gittiyseniz belli ayarlamaları yapmanız gerek. 11- Gezginin rotası KAFA NEREYE GÖTÜRÜRSE 12- Seyahatsever internet paketine güveniyorsa mobilden halleder ya da wi-fi bulduğu anda yumulur. 13- Gezgin çantayı kaptığı gibi yola çıkar diyor da bizde nerde o plansız yaşayabilme. Akraba, otel şu bu ayarlanmadan önce patrondan izin alma da var. 14- Turistler grupla gezginler yalnız uçar diyelim 🙂 K: Holidify.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turistlerin-selfie-icin-elden-ele-dolastirdigi-bebek-yunus-oldu/", "text": "Bencilliğimiz ne yazık ki yalnızca insanlara değil hayvanlara da zarar veriyor. Bu olay ise artık her şeyin ötesine geçti. Selfie çekmek için birbirleriyle yarışan insanları görüyorsunuz. Evet ellerinde tuttukları da bebek bir yunus. The Dodo sitesinde Stephen Messenger isimli editörün yazdığına göre olay ne yazık ki şu şekilde gelişmiş. Geçen hafta Arjantin sahilinde gerçekleşen olayda bebek yunus turistler tarafından selfie amacı ile elden ele dolaştırılırken öldü. Doğa ile dost yaşamayı bırak onu katleden bu insanların karşısına çıkan masum yunus ise sadece sahile yakın yüzüyordu. İnsanlar onu denizden çıkardı ve selfie için elden ele dolaştırdılar. Yunuslar sudan uzakta yaşayabilen hayvanlar değil fakat bu bencil insanlar onu saatlerce dolaştırarak öldürdüler. Ölüsüyle bile fotoğraf çekenler olduğundan dolayı insanlığımızdan utandık."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turk-askeri-ile-koreli-aylanin-milyonlari-aglatan-60-yil-sonraki-bulusmasi/", "text": "Kore'de savaşırken, ormanda küçük bir kız buldu Süleyman Dilbirliği. Yanına alıp Türk Birliği'ne getirdi. Ayla ismini verdiği o kıza 13 ay boyunca babalık yaptı. Aradan 60 yıl geçtikten sonra da izini sürüp buldu. Süleyman Dilbirliği 1950'de ilk Türk askeri kafilesi ile Kore'ye ayak bastığında, Amerikalı kumandandan savaşın bitmek üzere olduğunu duyduğu için seviniyordu. Kalan birkaç yüz Koreli askerin bölgeden uzaklaştırılmasıyla savaşın biteceğini ve birkaç ay sonra evinde olacağını düşünüyordu. Ancak 26 Kasım gecesi, 350 bin Çin askerinin sınırı geçmesiyle ciddi bir baskına uğradılar. Kunuri Bölgesi'nde, Süleyman Astsubay'ın birliğinin kıran kırana sürdürdüğü direniş sayesinde Birleşmiş Milletler Gücü geri çekilebildi ardından da Türk birlikleri geri çekilmeye başladı. Köylerden geçerek ilerleyen Süleyman Astsubay'ın birliği ormanlık alanda soğuktan donmak üzere olan yarı çıplak küçük bir kız çocuğuyla karşılaştı. Anne ve babası öldürülmüştü. Süleyman Astsubay 5 yaşındaki kızı aldı, bölüğe götürüp önce bir güzel temizleyip doyurdu. Yüzü ay gibi parladığı için de bölük Ayla ismini verdi küçük kıza. Ayla, kısa zamanda birliğin maskotu, askerlerin memleketlerinde bıraktıkları evlatları oldu. Süleyman Astsubay 13 ay kaldığı Kore'de Ayla'ya baba şefkati gösterdi, fotoğraflarını çekti, Türkçe bile öğretti. Ancak savaş bitip sıra geri dönmeye gelince küçük Ayla diğer birliklere emanet edildi. Yüreğinin bir parçasını Kore'de bırakıp yurda dönen Gazi Süleyman Dilbirliği ise küçük kızı hiç unutmadı. Savaşın 60. yılı anma etkinlikleri kapsamında Kore Başkonsolosluğu'ndaki resepsiyona katılana kadar, Süleyman Astsubay Ayla'yı hiç çıkarmadı aklından. Resepsiyonda dayanamadı, bir görevliye yaklaşıp elinde Ayla ile birlikte çekilmiş eski fotoğrafı göstererek hikayelerini anlattı. 'GEÇTİ KIZIM, BEN GELDİM' Ayla'nın yani asıl adıyla Kim un Cu'nun yaşayıp yaşamadığını öğrenmek istiyordu. Koreli yetkililer hemen harekete geçip Ayla'nın izini sürdü. Küçük kız Türk Birlikleri'nin kurtardıkları yetim çocukların yetiştirildiği Ankara Okulu'na gönderilmişti. Evlenmiş ama genç yaşta eşini yitirmişti. Tek oğlundan iki torunu olan Ayla, gelini evi terk edince torunlarına bakmak için 65 yaşında bir kreşte temizlik işçisi olarak çalışmaya başlamıştı. Koreli yetkililer Ayla ile Süleyman Astsubay'ı, ağustos ayında Kore'de bir araya getirdi. Buluşma anı gören herkesi gözyaşlarına boğdu. Ayla, Süleyman Dilbirliği'ne sarılıp dakikalarca ağladı. Yaşlı adamsa sadece, Geçti kızım, geçti. Bak ben geldim diye fısıldayabildi kulağına. 60 yıl sonra buluşan Ayla ve Süleyman babası o günden sonra sık sık mektuplaştı. Ayla mektuplarında Süleyman Dilbirliği'ne baba, eşine de anne diye hitap ediyordu. Eylül ayında Türkiye'ye gelen Ayla, Süleyman Dilbirliği'nin evinde kaldı. 'KALBİMİN YARISI...' Cephede binlerce arkadaşını şehit veren Gazi Süleyman şimdi bölgeden gelen sıcak haberleri yüreği ağzında takip ediyor. Her ne kadar büyük bir savaşın çıkmasına ihtimal vermese de olası bir savaş anında Kore'ye gitmeyi kafasına koymuş. Kore'ye adım atınca arkadaşlarımın boşuna ölmediğini gördüm. Müthiş bir devlet kurmuşlar ve Türkleri asla unutmamışlar. Ancak yine savaş olursa bu kez kalbimin bir yarısı, manevi kızım için gidip savaşacağım diyor. Sizi duygulandıracak bu video size bu hikayeyi yeniden yaşatacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turk-halki-sinema-konser-ve-tiyatroya-gitmiyor/", "text": "Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıkladığı kültür ekonomisi istatistiklerine göre, kültür harcamaları 2018 yılında 2017 yılına göre yüzde 23.4 artarak 54 milyar 383 milyon 287 bin TL'ye yükseldi. Kültür harcamalarının gayri safi yurt içi hasılaya oranı 2017'de yüzde 1.4 iken aynı oranın 2018 yılında yüzde 1.5 olduğu açıklandı. Ancak Türkiye'de halkın kültür harcamaları artmış gibi gözükse de aslında toplam kültür harcamalarının içerisinde sinema, tiyatro ve konser yüzde 6 ile en az paya sahip. BirGün'ün haberine göre, devletin 2017'de 28 milyar TL olan kültür harcamaları, 2018'de yaklaşık 35 milyar TL'ye ulaştı. Devlet harcamalarındaki yüzde 23'lük bu artışın en büyük kalemini ise mimarlık harcamaları oluşturdu. Kitap ve yazılı devlet harcamalarında basın yüzde 11.8 oranında yer alırken, görsel/işitsel ve multimedya yüzde 8.8, doğal miras yüzde 7.4, kültürel miras ise yüzde 5.8 paya sahip oldu. Öte yandan TÜİK, gösteri sanatlarına yapılan yatırımın, toplamın yalnızca yüzde 8.9'u olduğunu paylaştı. Hane halkının kültür harcamaları 2018 yılında 2017 yılına göre yüzde 23,9 artarak 18 milyar 960 milyon 232 bin TL oldu. Özel harcamaların yüzde 97,6'sı hane halkları, %2,4'ü ise dernek ve vakıflar tarafından yapıldı. En büyük girişin oranı mimarlığın Kültürel sektörlere faaliyet alanları açısından bakıldığında; 2018 yılında girişimlerin yüzde 39.8'i mimarlık alanında yapıldı. Mimarlıktan sonra en çok yatırım yapılan girişimler ise şöyle sıralandı: Yüzde 15.6 ile yaratıcı sanatlar, gösteri sanatları ve eğlence faaliyetleri, yüzde 14.6 ile uzmanlaşmış tasarım faaliyetleri, yüzde 11.7 ile sinema filmi, video ve televizyon programları yapımcılığı ile ses kaydı ve müzik yayımlama, yüzde 10.5 ile yayımcılık, yüzde 5.1 ile programcılık, yayıncılık ve haber ajanslarının faaliyetleri; yüzde 2.7 ile diğer kültürel alanlar. Girişimlerin kültürel mal ve hizmetlerinin cirosu 2018 yılında 2017 yılına göre yüzde 11.3 artarak 38 milyar 991 milyon 137 bin TL oldu. Girişimlerin kültürel mal ve hizmet üretiminin katma değer katkısı ise 2018 yılında 2017 yılına göre yüzde 5.7 artarak 9 milyar 284 milyon 575 bin TL oldu. Devlet yatırımlarının mimarlık faaliyetlerinde yoğunlaşmasına rağmen bu alanın katma değeri toplam katma değerin yüzde 20.6'sını oluşturdu. En çok katma değer katkısı ise yüzde 23 ile sinema filmi, video ve televizyon programları yapımcılığı ile ses kaydı ve müzik yayımlama oldu. Bu faaliyetleri ise yüzde 20.7 ile programcılık, yayıncılık ve haber ajanslarının faaliyetleri takip etti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turk-oyuncu-abdnin-reyting-rekorlari-kiran-dizisinde/", "text": "Türk oyuncu Esin Varan, 'House of Cards', 'Sex and the City', 'Homeland' gibi dizilerin yönetmeni John David Coles'ın yönettiği 'Law and Order' adlı dizide rol aldı. Ünlü oyuncu Christopher Meloni ve Dylan McDermott ile kamera karşısına geçen Varan, Amerikalı doktor Atul Sharma'yı canlandırdı. 'Law and Order' dizisinde yer almanın kendisini çok mutlu ettiğini dile getiren Esin Varan, Böyle büyük oyuncularla aynı sahnelerde olmak, çekim aralarında sohbet etmek, NBC gibi bir kanalın binlerce adayın arasından beni seçmesi inanılmaz gurur vericiydi. Seçmeler tam 7 aşamalıydı. Bu süreçte, cast yönetmeni, yapımcılar, yönetmen ve kanal tarafından ayrı ayrı onaylanmak zorundaydım dedi. Şimdilerde Broadway projesi için provalara başladığını anlatan Varan, Aslında oyun, 2020 mart ayında çıkacaktı. Ancak son tarih, 2022 mart ayı olarak belirlendi. Broadway pandemi nedeniyle uzun süredir kapalıydı o yüzden sahneye geri dönmek çok heyecanlı. Aynı zamanda ismini gizli tutmak zorunda olduğum bir Amazon projesinin çekimlerine başlayacağım. Çekimleri Atlanta'da olacak dizide başrollerden birini oynuyorum. Oyunculuk harici, yazar koltuğuna da oturduğum bir projenin çekimlerine başlayacağız. Sesini duyuramamış tüm Müslüman kadınların adına yazdığım bir film. Amerika'daki oyunculuk serüvenimi YouTube'da vlog haline getirdim ve Türkçe olarak dizilerin, filmlerin kamera arkalarını, buradaki oyunculuk sürecimi paylaşıyorum. Serüvenime ortak olan ve destekleyen o kadar çok kişi var ki.. Böyle desteklendiğimi görmek bana daha çok güç veriyor ifadelerini kullandı. Konservatuara onur bursu ile girdi ABD'de oyunculuk yapmak küçük yaşlardan bu yana hayali olan Esin Varan, Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünü bitirdikten sonra New York'a yerleşti. Girdiği beş okulun seçmelerinde burs alan Varan, American Academy of Dramatic Arts'ta burslu okuma şansı elde etti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turk-sinema-tarihinin-en-komik-filmi-g-o-r-adan-unutulmaz-sahneler/", "text": "Türk sinema tarihinin en önemli komedi filmlerinden biri ki bence kesinlikle birinci G.O.R.A. Cem Yılmaz'ın muhteşem yeteneğini yazar ve oyuncu sergilediği filmde, Yılmaz'a Rasim Öztekin, Ozan Güven, Özkan Uğur, Şafak Sezer ve Özge Özberk gibi önemli isimler eşlik etmiş ve film 4 milyon kişiye ulaşarak o dönemler için kırılması güç bir rekora imza atmıştı. Filmdeki bir çok karakter ve bir çok replik kısa sürede hayatımıza yerleşmiş aradan geçen onca süreye dek bir türlü de aklımızdan çıkmamıştı. İşte Cem Yılmaz'ın bilimkurgu ve komediyi bir araya getirdiği efsane filmi G.O.R.A'dan en komik bölümler; 1# Kimsin sen? 2# Mavi Donun Var Mı? 3# Malı Arap Faikten Alıyorduk 4# İngilizce 5# Senin Yüzüne Noldu? 6# Ateş, Su, Toprak, Tahta 7# Amerikalıların Bir Lafı Vardır Bildin Mi? 8# Amerikan başkanı dahil herkesi devreye sokun! 9# Baktın Öpüşüyoruz Kanalı Değiştirin Oğlum 10# Hayır Yapacak İki Saat Sorguya Çekiyor 11# UFO Gören Masum Köylü 12# Bu Halıyı Dokuyan Çocuk Kör Oldu 13# This One Is Also Flying 14# Sende Olanı Sana Koyacağız 15# Uzaylıyla Birebir Sevişen Arkadaşım Var"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turk-sinemasinin-dort-efsane-isminin-illustrasyonla-olusturulan-filmografisi/", "text": "Şener Şen, Kemal Sunal, Tarık Akan ve Cüneyt Arkın. Nasıl anlatılır ki bu dört efsane? Hangi filmini, hangi repliğini söylesek muhakkak ki bir şeyler eksik kalacak. Türk insanına ulaşmayı başaran, hepimizin hayatına dokunmayı başarmış bu dört efsaneyi anmak isteyen İllüstratör Selahattin Birgül; çizimleriyle ustalara saygı duruşu niteliğinde bir eser ortaya çıkarmış. Büyük ustaların canlandırdıkları karakterleri kendine has çizimleriyle Zaman Tüneli şeklinde kronolojik olarak sıraya dizen İllüstratör Selahattin Birgül'ün muhteşem çalışması sizlerle; 1# Cüneyt Arkın Döverim seni. Hepinizi döverim ülen! 2# Kemal Sunal şimdi ben buraya neden çıktım? niçin çıktım? nasıl çıktım? bunu izaha gerek yok gördünüz, yürüdüm çıktım! ama, çıkmamış da olabilirim. çıkmışsam çıkmışımdır, çıkmamışsam çıkmamışımdır. görünen köy... uzakta değildir buraya çıktıksa sonradan çıkmadık mı dedik? bunlar bir takım uydurma laflardır... sahi ya ben buraya neden çıktım? kim çıkardı ulan beni buraya?! 3# Şener Şen en iyi cilet budur.dünyanın bütün meşhurları bununla traş olur. ingiltere kralı,rahmetli başkan kennedy, taçsızkral pele, beckenbauer, kaleci mayer, nadia komanachi, bridget bardot, fenerbahçeli cemil.. 4# Tarık Akan +Nerede bekleyeyim sizi? -Cehennemde +Kaçta orada olucaksınız ?."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkce-rap-muzikte-hi-di-di-hi-di-di-stilli-yeni-kral-ben-fero/", "text": "Ben Fero'yu daha önce duydunuz mu bilmiyoruz ama biz The Geyik'te epey bir dinliyoruz kendisini. Mahallemiz Esmer ile duyduk sonrasında bir baktık ki epey iyi. Şimdi de 321 diye bir klibi çıkınca Ben Fero ve onun hıdıdı hıdıdı stilini sizlere tanıtalım istedik. İlk olarak Mahallemiz Esmer var fakat yeni videosu 321 de aşağıda. Bu klip Youtube trendler listesine de girdi. Aşağıda 321'i de dinlemeyi unutmayın. Ben Fero basketbol seven, içmeyi, gezmeyi, arkadaşlarıyla oyun oynamayı seven bir arkadaşımız. EZHEL'in albümü sonrası çalışmalarını piyasaya sürmeye karar vermiş. Ve bu cesaret onu bizlerle buluşturmuş. İYİ Kİ! Ünlü olduğu parça Mahallemiz Esmer ile başlayalım. MAHALLEMİZ ESMER şarkısının sözleri Şehir dışı semtimiz fizikler hep sentetik Biladerim her çeşit mahallede yok etik Nefes tutup çek tetik nişancı bu genetik Zencilerim atletik tüketilir at eti Kaşlar çatık kesat işler nigga Nerden çözdün altın dişler nigga Amir paket eder fişler nigga Paket olan kaderini dissler nigga Orman kanunları nigga, yavaşlama biçerim Güzelbahçe pas, küf, viski, konyak içerir Remy Martin işerim nigga özel üretim Mahallemi rich edip tamamlarım işimi Ara ki bul eşimi, çok severim peşini Senelerdir bırakmadı badicilik peşimi Bicepslerim iyidir beyaz ananem gibidir O da benle hemfikir barfiks sike çekilir Yeşiliniz benim burda 5 para etmez Unutturur bildiğini, eşgaller leşler MTV base'ler, her zaman ace'ler Derin bir nefes ver, mahallemiz esmer Nasıl böyle iyi mi hıdıdı hıdıdı stili Elektrik gitti yine oyna yirmi birini Yorma hemen dilini tez bitirir pilini Auto-tuneum temizler, kulakların kirini Trap hiphop bu yenisi, teferruat gerisi Raketsiz oynarız tenisi, yırtık elin derisi Hennessy Hennessy Hennessy içme göbek erisin Bas daha çok yenisin iki kemik ve derisin Buzlarımı eritir rapin dirisi irisi Beat şekilli birisi ikimiz en iyi bitirim Chris Paul'la Sakal gibi çok roket bi ikili Özdereden Dikili, Sound Check, bir iki bir iki Cash'ler döner gangıster nigga Keyfimiz güzel herkes ister nigga İster Fero istersen Nigga Anladın mı mahallemiz esmer nigga Yeşiliniz benim burda 5 para etmez Unutturur bildiğini, eşgaller leşler MTV base'ler, her zaman ace'ler Derin bir nefes ver, mahallemiz esmer Ve yeni şarkısı 321 321'in sözleri 3-2-1 bitir işi, bu rapim iyi ve bitirici Popüleriz gibi gibi, göremedin ki Biggie Biggie Yalan olur birikimin, göremez işini bir iki bin Dedim hiphop iyi fikir, iyi gelir be bir iki Mill Benimki bitti sen oku çekinme baby gel otur İyice kavra bele vur benim işim bu ver onu Koşarız ileri geledur yakala treni peronu Adamı madamı tanıdı adamım hıdıdı hıdıdı Fero bu Bro merhaba sana bu müzik kaba saba Sana der kapasana de ki sus motherfucker Evimiz sapa sapa rapimiz akar akar Fifa Pes Africa Shakira Wacka Wacka Baka baka kararır üzüm üzüme Ben Fero büyüyor günü gününe Kimseye his yok körü körüne Hakedene respect gidek ölüme Gidek ölüme hadi gidek ölüme Her zaman engel çıkar önüne Bak işine sen boy güven özüne Kulak asmadan onun bunun sözüne 3-2-1 bitir işi, bu rapim iyi ve bitirici Popüleriz gibi gibi, göremedin ki Biggie Biggie Yalan olur birikimin, göremez işini bir iki bin Dedim hiphop iyi fikir, iyi gelir be bir iki Mill Dangerous suları Los Angeles kuralı En cılız olan ölür ben değil oralı Çok sükür rap müzik kim ise bulanı Bugün etiler yarın Ankara Tunalı Gelmedi bunalım Ben Fero'dur adım Dedirtmeden bırakırım kel Fero bunadı Dolar gibi yükselen zenciye bi bakın Önce karakter nigga siktiret hiphop'ı Bi takımım yok homie kardeşimiz çok Protein dışında da açlığımız yok Onla bunla yarış yapıp olamazsın bok Sana maraton nigga benim için jog 3-2-1 bitir işi, bu rapim iyi ve bitirici Popüleriz gibi gibi, göremedin ki Biggie Biggie Yalan olur birikimin, göremez işini bir iki bin Dedim hiphop iyi fikir, iyi gelir be bir iki Mill Doymazsanız bir de Kimlerdensin verelim. Başarılar Nigga!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkceye-bambaska-isimlerle-cevrilmis-20-film/", "text": "Aslında filmlerin orijinal adları olsaydı belki de burada daha fazla kişi o filmleri izlerdi ama olmaz! Bir satış stratejisi var! O stratejiye uymak gerek... Filmlerin adlarını yerelleştirerek Türkçe'ye çevirmek gerek. Peki birebir çeviri mi? HAYIR! İşte tam da burada sıkıntı başlıyor. Bazıları hala güzel ama yine de çevirmeseymişsiniz ya da orijinal ismi çevirseymişsiniz dedirten filmleri derledik: 1- Eternal Sunshine Of The Spotless Mind- Sil Baştan 2- There's Something About Mary Ah Mary Vah Mary 3- Swimfan-Ölümcül Tutku 4- The Shawshank Redemption Esaretin Bedeli 5- Seksi Futbolcu She's The Man 6- Battlefield Earth A Saga Of The Year 3000 Savaşçı 7- Dude Wheres My Car ÇılgInlar ve Sevgililer 9- Ölümcül Deney Resident Evil 10- Ölümcül Kargo Snakes On A Plane 11- American History X Geçmişin Gölgesinde 12- Ölüm Bizi Gözetliyor My Little Eye 13- Filmin adı Gossip ama Türkiye'de Dedikodu yerine Seks Dedikoduları seçilmiş 14- Kesinlikle en bambaşka olanı bu Over Her Dead Body Sevgilimin Kazara Bu Dünyadan Göçmüş Eski Nişanlısıyla Tanıştığım Gün 15- Notting Hill Aşk Engel Tanımaz 16- Mickey Blue Eyes Belalı Aşk 17- Shallow Grave Mezarını Derin Kaz 19- Sweet November Kasımda Aşk Başkadır"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiye-dogan-bebek-sayisinda-avrupada-ilk-sirada/", "text": "Türkiye'de doğurganlık hızının uzun yıllar sonra kadın başına 2 çocuğun altına düşmesi düşük doğurganlığın artık Batı ülkelerine özgü olmadığı yorumlarını gündeme getirdi. Veriler kısa bir süre öncesine kadar genç nüfusuyla övünen ülkede doğurganlık hızının azaldığına işaret etse de Türkiye hala doğum oranı bakımından Avrupa'da lider konumda. Son yıllarda hükümetin 'en az 3 çocuk' söylemleri, çocuk başına maddi destek, annelere yarım gün çalışma hakkı gibi teşvikler özellikle 2010'lu yılların başında itibaren etkili olmaya başlamış ve doğurganlık hızı 2014 yılında aile başına 2,9'a yükseldi. Aynı yıl doğan bebek sayısı da 1 milyon 350 bin 353 olarak kayda geçmişti. Azalan doğum hızına rağmen Türkiye'de Avrupa'ya oranla daha fazla çocuk doğuyor 2014'ten itibaren uzmanlara göre ekonomik sebepler, kentleşme, modernleşme yada bireyselleşme gibi nedenlerden ötürü doğum hızı giderek düşüş gösteriyor. Bir kadının doğurgan olduğu dönem (15-49 yaş grubu) boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade eden toplam doğurganlık hızı, 2017 yılında 2,07 çocukken, 2019'da ise 1,99 olarak gerçekleşti. Bu durum doğurganlığın nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,1'in altında kaldığını ortaya koydu. Bir zamanlar 'yaşlı kıta' olarak anılan Avrupa'da yaşlı nüfus oranı yüzde 20'lerde. Fakat istatistikler Avrupa'da özellikle son yıllarda Türkiye'nin tersine doğum hızının arttığına işaret ediyor. Eurostat verilerine göre de 1960'ların ortasından beri sürekli azalan AB ülkelerinde doğurganlık oranları 2000'li yılların başından itibaren tekrar yükselmeye başladı. 2010 yılında yaşanan 'duraklama'nın ardında 2017'ye doğru ise AB'de doğan 5 milyon 75 bin bebekle, yukarıya doğru bir trend oluştuğu görülüyor. Dünya'da en yaşlı ülkeler sıralamasında ikinci sırada yer alan Almanya'da da doğum oranları son 40 yılın en yüksek seviyesine yükseldi. Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde en düşük doğum oranına sahip 61 milyon nüfuslu İtalya'da da devlet teşvikleriyle artık daha fazla bebeğin dünyaya geldiği söyleniyor. İtalya 2017 yılında sadece 464 bin doğum kaydı alınmıştı. EuroNews"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyede-124-bin-kisi-ismini-degistirdi-isimleri-gorunce-hak-vereceksiniz/", "text": "Belirtilen gerekçelerle ad ve soyadı kaynaklı sıkıntı yaşayan ve değiştirmek isteyen vatandaşlar, uygulamaya yoğun ilgili gösterdi. Uygulama sayesinde 2017 yılından bugüne kadar 124 bin 32 kişi ismini, 260 bin 157 kişi ise soyadını düzeltti. EN ÇOK DEĞİŞTİRİLEN İSİM 'RABİYE' OLDU Ülke genelinde en çok 'Rabiye' ismi 'Rabia' olarak değiştirildi. 894 kişi 'Rabiye' ismini değiştirirken, onu sırasıyla 836 ile 'Hava', 526 ile 'Esme', 497 ile 'Yunis', 479 ile 'Ümüt' isimleri takip etti. Ayrıca 766 kişi 'Çoşkun' soyadını 'Coşkun' olarak değiştirdi. Onu sırasıyla 645 ile 'Uğuz', 563 ile 'İşik', 472 ile 'Çinar', 385 ile 'Top' soyisimleri takip etti. 'Kör', 'Aydin', 'Dalkıç', 'Turğut', ve 'Kahriman' gibi soyadları ile 'Memet, Sümeyya, Firdes, Perişan, Sadet' gibi isimlerde en çok düzeltilen ad ve soyadlar arasında yer aldı. UYGULAMA 2022'YE KADAR DEVAM EDECEK En çok ad ve soyadı düzeltmesi yapılan şehir ise İstanbul oldu. Kentte bugüne kadar 19 bin 271 ad ve 45 bin 332 soyadı değişikliği yapıldı. Ayrıca Ankara'da 7 bin 1, İzmir'de 4 bin 254, Diyabakır'da 3 bin 361, Antalya'da 3 bin 154, Adana'da 3 bin 13, Bursa'da 2 bin 940, Şanlıurfa'da 2 bin 633, Konya'da ise 2 bin 628 kişi ad ve soyad düzeltmesi yaptırdı. Uygulamanın 6 Aralık 2022 tarihine kadar devam edeceği belirtildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyede-30-bin-tl-maasi-birakip-kambocyaya-yerleserek-bakkal-ciragi-olan-kaptan/", "text": "Dünya Bir Masaldır isimli blogda harika bir yazıya rastladık bugün. Hikaye aslında hepimizin yapmak isteyip de yapamadığı cinsten. Hem hikayede hem de röportajda hayallerimizi gerçekleştiren birini göreceksiniz. Ağaç değiliz diye not düşerek o güzel yazıyı sizlerle paylaşalım: Çok cici bir ortak arkadaş vasıtasıyla, facebook üzerinden bir buçuk yıl önce tanışmıştık Ersel'le. O dönem Kamboçya'ya yerleşmek ve krala komşu olmak yazım epey popülerdi, çok fazla Tr'den kaçmaya çalışan insanla mesajlaşmıştım, saçma sapan yüzlerce mesaj geliyordu, ama içlerinde muhteşem insanlar da vardı, Ersel de o muhteşem insanlardan biriydi. İTÜ'den mezun olup kaptanlık yapmaya başlamış. Aylarca koca koca kargo gemisi gibi gemileri brezilyadan çine, güney afrikadan hollandaya dünyanın sağına soluna 2. kaptan olarak sürmüş. Ama denizden nefret etmiş zamanla, sonsuz bir boşluk, ucu bucağı olmayan bir su birikintisi içinde günlerce haftalarca gitmekten bunalmış. Türkiye'ye döndüğü dönemlerde de, kazandığı neredeyse tüm parayı gece hayatında yemeyi başarabildiği için manasız bir hayat gelmeye başlamış zamanla. İlk başta yaşadığı bazı olaylar sonucu kaptanlığı bırakmış, kara görevine geçmişti. Yaklaşık 3 ay önce de denizcilikle ilgili her şeyi bırakıp Kamboçya'ya geldi. İlk bir kaç hafta takıldı güzel güzel. Sonrasında, adada bir Türk bakkal var, onla anlaştı. Çıraklığa başladı. Şimdi keyfi yerinde takılıyor. O kadar güzel takılıyor ki, kendisine müzik açıyor, içkisini içip gelen gidenle goy goyunu yapıyor. Çalıştığı bakkal 10 tane barın ortasında bir yerde. Zaman zaman o kadar çok insan bakkalda doluşuyoruz ki, bütün barlar bomboşken, 15 kafası güzel kişi, bakkalda kopuyor oluyoruz. Bir anda adanın fenomen bakkalı oldu. Bakkalın önünden gelen geçen, TEKNOOOOOO diye bağırarak selam veriyor. Niye derseniz; Ersel adada haftada 2 kere düzenlenen Police Beach partisinin müdavimi, kaldığı bungalow, partinin yapıldığı sahilde olması dolayısıyla neredeyse partinin ev sahibi. Tüm gece beygir gibi tepinmekten enerjisi biten insanlara sabahın ilk ışıklarında Teknoooo diye bağırarak coşturmasıyla gavurların gözünde party animal; türklerin gözündeyse mahallenin delisi oldu. After partilerin ise direk ev sahibi. Ondan gelen geçen Tekno diye bağırıyor bu aralar.. Elbette zaman zaman bakkalda goygoyluk kimse bulamıyor. O dönemlerde de birasını yudumlayıp, CM veya age of oynuyor. Şu anda CM'de karşıyaka'yı yönetiyor : ) Özetle, Türkiye'de 30 bin lira civarı brüt maaşlı saygın bir kaptan olup ömrünü statü, para ve maddiyat gibi yapay şeyler uğruna harcamaktansa; taşağı sikine denk, keyfi yerinde, gönlünce muhabbet edip, içip, partileyen, bilgisayar oyunu oynayıp kitap okuyan bir Kamboçya bakkal çırağı olmayı tercih etmiş. Hayatı hacklemiş bir bakıma. Kendine alternatif bir yaşam oluşturmuş. Benim gözümde Modern Zamanlar Hayyam'ı kendisi. Şu anda kendimi edebiyata verdiğim günler, ve yazı yazmaktan yorulduğumda gidip sohbet etmek, bazen kafa dağıtmak, bazense kafa açıp olaylara farklı bakmak için muhteşem birisi kendisi. Kendisiyle kısa bir röportaj da yaptım.Kendisini, kendi cümleleriyle de tanıyın istedim. Kesinlikle bilinmesi gereken birisi. RÖPORTAJ Bu yazıyı okuyanların büyük kısmı, 30 bin TL maaştan sonrasına konsantre olamamıştır büyük ihtimal. Standart Türklerin hayallerinin ötesinde dev bir maaş 30bin TL. Onun için orayı netleştirerek başlayalım. Ortalama bir kaptan maaşı ne kadar? Gemide çalıştığın süre boyunca yeterliliğine göre para kazanırsın. Kaptanlar için 3000 dolardan başlayıp 13000 dolara kadar alabilirsin. Bunlar değişiklik gösterebilir gemi cinsine göre. Gemide çalışmadığın süre boyunca bir maaş alamazsın böyle acayip bir iştir kendisi. (NOT: Bu 3.000$ 13.000$ rakamları net maaşlar. Şirketin ödediği brüt maaş iki katı civarı oluyor, 6.000$ 24.000$) Denizde en uzun ne kadar süreyle kaldın? Günlerin, haftaların ayların nasıl geçiyordu gemide? Tek seferde 8 ay bir fiil gemide çalışmışlığım var, en uzun oydu herhalde, en yorucu olan da. Gemide vakit zor geçer, seyirler uzundur. karaya ayak basmadan, limana uğramadan 20 gün, 1 ay, 45 gün, 2 aya, 3 aya kadar çıkabilir denizde geçen süre. Mesela Brezilya'dan Çin'e 45 gün gittim. Seyirde yapacak şeyler sınırlıdır onun için içersin. İçki içmek yasaktır mesela. 0 alkol politikası vardır ama kimse uygulamaz. Zaman zaman seyir yapılan köprü üstüne çıkamıyordum alkolden, o kadar içiyordum. İnternet yoktur gemide, kışın evde internetsiz oturmak gibidir. Hafta sonu tatili diye bir şeyin yoktur. 7 saatten fazla uyuyamazsın. Limanlarda kalışlar da kısa sürer, kalış ortalaması 3 gün 4 gündür. Bu vakitte dışarı mı çıkacaksın, limanda yapman gereken işleri mi yapacaksın? Çok sıkıntılıdır gemiyi bırakıp dışarı çıkmak. Biri demişti yarın için bugününü satmak diye. Yarında bir şey yapmazsın, ev almak araba almak gibi. Eskiden güzelmiş 2000 öncesi çalışan kaptanların hikayeleridir denizciliği canlı tutan bence. Bir beybaba anlatmıştı bana -beybaba 30 40 yıllık kaptanlara denir-. Allah selamet versin hala yaşıyorsa. Brezilya'ya gitmişler deniz nakliyat gemisiyle. 30.000 ton yükleri varmış ve adamlar hepsini çuval çuval boşaltıyorlarmış. 30bin tonu yükü, 20 kiloluk çuvallarla boşaltma için matematik yaparsınız baya limanda kalıyorlarmış. Ev tutup motor yada araba alıyorlarmış. Evrak az, denetim az. O zamanlar seyirde geçen süreyle limanda geçen süre eşitmiş neredeyse. Şimdi öyle değil, 45 günde Avustralya'ya gittim 50.000 ton yükü 12 saatte boşalttık ki o süre içinde biz evrak işleriyle falan uğraştığımız için limanda kaldım. diş macunu almaya markete bile çıkamadım. Sen 50bin ton yükle 45 gün mesafeden gel, adam 12 saatte atsın seni limandan. Baya agzımı bozuyordum toprağa basmak gerekiyor yaşadığını hissetmek konservede olacak işler değil bunlar. Türkiye'den niye ayrılmak istedin? Tek kelime ile açıklamak istiyorum, resmen tıkandım. Kamboçya'ya geldikten sonra neler hissettin? Kamboçya'da hayat nasıl? Ülke ve insanlar hakkında genel düşüncelerin neler? Kamboçya'ya geldikten sonra gezme fırsatım çok olmadı ama çok karışık. Alışmak zaman ister. Direk adada yaşamaya başladım. Adada yaşamak çok güzel mutluyum. Yani ne kadar sürer bilmiyorum ama çok güzel. Kalkıyorum orman kuşlar... Deniz desen harika. Bi deniz şortuyla hayatımı geçiriyorum, T-shirt, ayakkabı terlik bile giymiyorum. Stres yok, araba yok. Sakin yorulmuyorsun. Sürekli bir chillout kafası var. Erken emeklilik gibi. Paraya da ihtiyacın yok. Çok fazla sigara alkol yiyecek... Türkiye'yle kıyaslarsak alkol sigara çok ucuz, 3'te 1'i fiyatlar. Yiyecek Türkiye'ye göre biraz pahalı ama burada yemek yeme ihtiyacı duymuyorum. Neden bilmiyorum, günde bir öğün, bilemedin 2 öğün yiyorum. Sağlıklı mı onu bilmem ama durum bu. Ada tatil adası olduğu için sürekli insanlar değişiyor. Herkes güzel bir ruh halinde ve bir sürü kadın var. Bakkal çıraklığı serüvenini anlatır mısın? Valla hayatımın mesleği değil tabi hahaha ama uzun bir sure bir yerde yaşamayı düşünüyorsan çalışmalısın bence yada bir şeylerle uğraşman lazım. Barlarda çalışmak da olabilirdi mesela ama barlarda çok fazla müdür, çok fazla göz var üzerinde. O yüzden bakkalda çalışmayı tercih ettim. Şu an mutluyum, Denize sıfır bir bakkalda müzik yapıp biramı yudumlayıp denize girsem mi girmesem mi diye düşünüyorum. Belki de dünyanın en güzel manzaralı bakkalı olabilir J su an yeterli bence Şu an Koh Rong Adası'ndasın. Ada, standart kamboçya'dan çok farklı bir yer. Çok az lokal insan çok fazla yabancı var. Özellikle Türkler epey yoğun. Ada'daki insanlar hakkında yorumların? Giybet olmaz mi ooo bilemedim ama sunu soyleyebilirim herkes bi seylerde tıkanmış, yoksa mahalleni sevdiklerini bırakmak kolay bir şey değil. 3 aydır Kamboçya'dasın. Kamboçya'da daha uzun süreler kalmayı düşünüyor musun? Buralar hep dutluk o yüzden ömrümü buralarda geçirebilirim en azından deneyecem Gemide olmaktan mutlu değildin, ama yine de belli bir para için hayatının belli bir dönemini feda etmek zorunda kaldın. Hepimiz hayatımızın belli bir dönemi bunu yapmak zorunda kalabiliyoruz. Ama para kazanmaya başladıkça insanlar, paranın konforuna alışıp, hayatı yaşamaktan vazgeçiyorlar. Korkuyorlar risk almaktan. Herman Hesse'nin aşırı sevdiğim bir lafı vardır, insanların büyük çoğunluğu, yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez. Yüzme bilmediği için denize girmeye çekinenlere neler söylemek istersin? Hayatta parayı seven bir insan olmadım olamadım. İster miydim onu da bilmiyorum. Ben şu an burada kendim için bir şeyler yapmaya başladığımı düşünüyorum hayatımda ilk kez belki de. Hayatta ne istediğinizi bilmeniz lazım. Ben ne istediğimi bilmiyorum mesela ama ne istemediğimi biliyorum. O yüzden bir şeyler yapmaya başlayın kendiniz için, ben başladım. Dip not 1: Ersel Ada'daki tek kaptan değil, Sezgin var bir de. O da Police Beach partisinde DJ'lik yapıyor, kafasına göre takılıyor. Dip not 2: Bir de Ersel vasıtasıyla tanıştığım başka bir kaptan vardı, Arda. O da kaptanlığı bırakıp Roma'da opera sanatçısı oldu : ) Geçen sene Roma seyahatimde kendisinde kalmış, epey laflamıştım. Dip not 3: Türkiye'deki konforlu hayatı bırakıp Kamboçya'ya gelenler arasında en orijinal insanı da anmak gerek: AYN. google'dan geliyor ve eğer bilmiyorsanız, kendisi kamboçya'da aşevi açıp onlarca çocuğu doyuruyor ve eğitimleriyle ilgileniyor. http://aynsoupkitchen.com/ ve https://www.facebook.com/aynebilimasevi/ linklerinden takip edebilirsiniz. - Ersel'e ulaşmak isterseniz: https://www.facebook.com/ersel.catalkaya Yazarı takip için: www.facebook.com/dunyabirmasaldir www.instagram.com/ozgur_cagdas/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyede-acilan-ilk-internet-kafenin-hikayesi/", "text": "İnternetin her evde olmasını boşverin şu an hemen hemen tüm amcalarda dayılarda Facebook hesabı var. Hem de bu hesaplardan gün boyu cep telefonu aracılığıyla paylaşım yapıyorlar. Peki internet kafe ve internet kültürü nasıl yerleşti ülkemizde? Bilimsel bir yazı olmayacak merak etmeyin. İlk internet kafenin açılış haberini Özlem Esmergül isimli muhabir yapmış. Bu efsane açılışa katılanlar ise fotoğrafta gördüğünüz iki manken: Arzum Onan ve Sinem Güven. Yazıda internet kafeden bahsederken iş adamlarından öğrencilere kadar herkes sayılmış. Tabii bir ara öyleydi. Belli bir zaman geçince önce MIRC sonra Counter Strike, Knight Online gibi oyunların mekanı oldu. Kafede internete bağlanmanın rakamı da 500 bin liraymış. Asıl ilgi çeken ise ofis programlarını kullanmanın da paralı olması. Yani ben geldim internete bağlanmadım diye bahane üretme şansınız sıfır. Tarayıcı ve yazıcının da olduğu kafenin yeri ise Etiler. Ne günlermiş ama!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyede-en-cok-turist-ceken-10-bolge/", "text": "Türkiye gerek doğası gerek üç tarafı denizlerle çevrili olması, gerekse de tarihi ve kültürel yapısıyla her yıl milyonlarca turiste ev sahipliği yapıyor. Tabii ki bazı bölgeler özelliklerinden dolayı daha çok turist çekiyor. İşte sizlere Türkiye'de en çok turist çeken 10 bölge ve bu şehirlerde gezebileceğiniz mekanlar; - İstanbul: İstanbul hem doğal güzellikleri hem de tarihi yapısıyla hem yabancı hem de yerli turistlerin uğrak yeri. Gezilmesi gereken yerler ise Sultanahmet Bölgesi, İstanbul Boğazı - Marmaris: Yeşille mavinin kucaklaştığı Marmaris'te gezilecek yerler Kleopatra Adası, Dalyan, Marmaris Marina - Antalya: Plajları ve Türk kültürünü yaşatmasından ilgi çekiyor. Gezilecek yerleri ise Termessos, Antalya Arkeoloji Müzesi - Side: Apollon Tapınağı, Roma Amfitiyatrosu, Side Müzesi - Göreme: Göreme Ulusal Parkı, Zemi Vadisi ve Göreme Açık Hava Müzesi - Bodrum: Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Bitez Kumsalı, Bodrum Kalesi - Dalyan: İztuzu Plajı, 12 Adalar ve Likya Kaya Mezarları - Ölüdeniz: Babadağ, Mavi Lagün Plajı - Ankara: Anıtkabir, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Kocatepe Camii - Ürgüp: Kapadokya Mağara Evleri, Zelve Açık Hava Müzesi, Mazı Yeraltı Şehri"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyede-her-12-kisiden-biri-kabiz/", "text": "Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 9'unun kabızlık sorunu yaşadığını belirten ve Kabızlık memleket meselesi oldu diyen Gastroenterolog Prof. Serhat Bor, her 12 kişiden birinin kronik kabızlık çektiğini söyledi. Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından, Abbott'un koşulsuz desteği ile düzenlenen Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme Programının altıncı durağı Konya oldu. TGD Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, 'Farkında Ol, Geç Kalma!' sloganı ile yapılan projenin amacını şöyle anlattı: Proje ile kolon kanseri, reflü, irritabl bağırsak sendromu, ülser, dispepsi, ülseratif kolit, hepatit, siroz, pankreas kanseri ve diğer sindirim sistemi hastalıkları konusunda toplumda farkındalık oluşturulması, potansiyel ve mevcut hastaların hastalıklar konusunda yeterli bilgi seviyesine ulaşmasının sağlanması, hastalıklarda erken teşhisin öneminin vurgulanması, hasta yakınlarının da hastalık süreçlerine dair bilgilendirilmesi ve daha bilinçli olmalarının sağlanması hedefleniyor. 'KİMSE TUVALET DEMİYOR, LAVABO DİYOR' NTV'nin aktardığına göre, Türkiye'de her 12 kişiden birinin kronik kabızlık çektiğini anlatan ve kabızlığın memleket meselesi olduğunu ifade eden Prof. Bor, Öyle oldu ki kimse artık tuvalet bile demiyor, lavabo diyor. Sanki lavaboya gidiyormuş gibi. Onun için memleketin zaten yüzde 9'u kabız oldu dedi. 'ENDOSKOPİ GASTROENTEROLOJİ UZMANLARININ ASIL İŞİDİR' Modern tanı ve tedavi yöntemleri arasında önemli bir yer tutan endoskopik girişimlerin, yemek borusu, mide ve oniki parmak bağırsağının rahatsızlıklarında, nedenin ortaya çıkarılması amacıyla yapılan etkin ve güvenilir yöntemler olduğunu kaydeden Prof. Bor, Bu işlem, hekimin doğru teşhis koymasını ve sağlık sorununun tedavisinin planlanmasını sağlamaktadır. Endoskopinin başarısı ve hastanın endoskopiden rahatsızlık duymaması kimin yaptığına, nerede yapıldığına, nasıl yapıldığına ve deneyimli bir yardımcı ekibinin olup olmamasına göre değişir. Endoskopiyi bu konuda eğitim görmüş olanlar yapmalıdır. Gastroenteroloji uzmanları 3 yıl boyunca endoskopi eğitimi görürler ve bu alanda en iyi eğitilmiş hekimlerdir şeklinde konuştu. TÜRKİYE'DE GASTROENTEROLOG SAYISI YETERLİ Mİ? Türk Gastroenteroloji Derneği'nin toplam 768 üyesi olduğunu aktaran Bor, Bu kadar az sayıda gastroenteroloji uzmanının 78 milyon 750 bin kişilik ülke nüfusumuzun gastroenterolojik sorunlarını ve endoskopi ihtiyaçlarını karşılayamayacağı açıktır. Bu nedenle daha gerçekçi planlamalar yapılması gerekmektedir. Bu planlamalar yapılırken ihtiyacı olan her hastanın bu işlemlere erişim hakkı ile yapılan işlem kalitesi arasında bir denge olması da şarttır diye konuştu. BAĞIRSAK MAKETİ İLE KOLON KANSERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Konferans merkezi girişinde kurulan dev kalın bağırsak maketi ile kolon kanseri hakkında ziyaretçilerin bilgilendirilmesi amaçlandı. Maketin içerisinde bağırsağın yapısı, kolon kanseri ve bağırsak hastalıkları ile ilgili bilgiler içeren panolar yer aldı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyede-ilk-kez-hamileyken-yeniden-hamile-kaldi/", "text": "İzmir Urla'da yaşayan Ender-Sevinç Çelik çifti, şubat ayında çocuk sahibi olacaklarını öğrendi. Bebek hazırlıklarına başlayan çift, yaklaşık bir ay sonra kontrol için gittikleri hastanede tıp tarihine geçecek bir sürprizle karşılaştı. İKİ MİNİK MUCİZE İÇİMDE YEŞERDİ Gazete Habertürk'ten Mert Neşet Muslu'nun haberine göre yapılan incelemede Sevinç Çelik'in hamileyken, farklı bir yumurtasında yeniden döllenme olduğu ve ikinci kez hamileliğin başladığı belirlendi. Hem aile hem de Doğum Uzmanı Op. Dr. Volkan Emirdar, durum karşısında büyük şaşkınlık yaşadı. 6 Ekim'de gerçekleştirilen sezaryenle Poyraz ve Ayaz isminde iki bebek sağlıklı olarak dünyaya geldi. Duygularını İki minik mucize içimde yeşerdi sözleriyle dile getiren Sevinç Çelik Bebeklerimi düşünmekten uyuyamadığım günler oldu dedi. DÜNYADA SADECE 11 KEZ YAŞANDI Dünyada bu şekilde bilinen 11 vaka olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Volkan Emirdar, Türkiye'de ise yayınlanmış, bildirilmiş vaka olmadığını söylüyor: Bizim 'süperfetasyon' dediğimiz gerçekten çok nadir görülen bir durum. Kadının hamileyken yumurtlaması çok güç ama bu hastamız çok istisnai olarak yumurtluyor. Sperm ile yumurta döllenip, rahme yerleşiyor. Hamileyken de yeniden hamile kalıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyede-kadin-olmak/", "text": "Evet hepiniz bu söylemden çok sıkıldınız Türkiyede kadın olmak bunaldınız of puf yapıyorsunuz başlığı görünce ama bu benim ve benim gibilerin umrunda değil 🙂 Toplum ne zaman erk olmaktan çıkıp yasalardaki gibi eşitliği kabul ederse işte biz o gün bu başlıkları açmayacağız! 1- Yolda asla rahat yürüyemezsin. Erkekler için normal bir aktivite olabilir dışarıda yürümek ama kadınlar için aynı şey geçerli değil Şşt, off, yavrum.. Hmm bu da iyiymiş gibi sözlü tacizlerin yanı sıra iğrenç bakışlara maruz bırakılmak Dışarıda bir yerden bir yere giderken gerçekleştirmiş olduğunuz yürüme eylemi eziyete dönüyor, beyler yapmayın! 2- Kıyafetleriniz her zaman birilerinin ağzındadır. Topuğunun santimi bu ülkede çok önemlidir. 5 cm bir topuklu sizi namuslu kadın sıralamasına yerleştirirken 10cm topuklu off yollu bu gibi bir algı oluşturabiliyor. Erkekler Topuklu giymeyin o zaman! dediğinizi duyar gibiyim. Kırarım kafanızı! Giyeriz sizene!! demekten de kendimi alamadım şu an:) 3-Her zaman davranışlarınız, kurduğunuz arkadaşlık dostluklar dedikodu malzemesidir. Sen sosyal bir insansındır, çevrenle iyi geçinirsin sevgilin yoktur ama erkek arkadaşların dostların yakınların çoktur. Oluşan algı Olm yea bu da yolunda kanka kardeş ayağına onunla bununla ağzında salya akıta akıta dar zihniyetler dedikodunuzu yaparlar.. Ha ben sırf siz konuşuyorsunuz diye dostlarımdan vazgeçer miyim? Asla! 4-Sen kadınsın! gibi söylemlerle hep karşı karşıya kalırsınız. Cinsiyetiniz her daim suratınıza vurulan bir tokat gibidir ikili ilişkilerde.. Ben erkeğim yaparım! Sen kadınsın alttan alacaksın.. Ben iki söyler bağırır susarım, sen sus karşılık verme. Sen dışarı çıkma arkadaş edinme sen kadınsın, kadınsı, kadınsın! Kadınım ulen sanane! Ben bir birey olduğumun bilincindeyim, beni rahatsız eden her şeye söyleyecek sözüm var. Sırf sen erkeksin diye bir şeyleri alttan almayacağım! Bizim de duygularımız var beyler unutmayın..! 5- Taciz her yerdedir! Otobüste, evde, toplu taşıma araçlarında, ofiste,cafede,sinemada,alışverişte kısacası her yerde dibimizde salyasını akıta akıta bakan üzerimize gelen hatta dokunma cürretinde bulunan Erkekler var! Sen arkadaşınla cafede yemek yersin tam kahveni yudumlayacakken bir kağıt parçası ulaşır eline içinde beni ara yazar. Ne arayacağım seni? Önce o pis bakışlarını üzerimden çek. 6-Şiddeti iliklerine kadar hissedersin. Bu sadece fiziksel şiddet değildir,duygusal ve psikolojik şiddet heryerdedir. hemen hemen hayatının her yerinde. İlişkin vardır tam arkadaşlarınla buluşacaksındır telefonda bir ses Benden neden izin almadın! Oraya gidemezsin gidersen ayrılırız altı üstü bir kahve içeceğim kafede neden bu üstünlük taslama telaşı? Ben kendi kararlarımı verebilirim ama değil mi? Neticede benim verdiğim bir karar üzerine hayatımdasın. Beyler dikkat edelim. 🙂 7- Kadın sürekli kendini açıklamak ve anlatmak zorundadır çünkü erkeğin pipisi var. Pipisi olduğu için seni ezmeye çalışan, üstün olduğunu idda eden bir varlığa ne kadar kendini anlatabilirsin ki? bir birliktelik söz konusudur seninle birşeyler yaşamak ister velhasıl belki de yaşar; daha sonra bugüne kadar kiminle nerede ne halt yediysen anlat bana! Kiminle yattın? kaç kere yattın? Kaç sevgilin oldu? Hangisini sevdin? Manyaklığı ile karşı karşıya kalırsınız. Beyler size ufak bir hatırlatma; cinsellik iç güdüseldir ve Kadın için ne ise erkek içinde odur. Cinselliğin cinsiyeti yoktur. üstelik bir erkek hiç birşey hissetmediği kadınla birlikte olabilirken kadın; birşeyler hissetmediği bir adamla birlikte olmaz. Aklınızda bulunsun. 8- Bu ülkede topuğunun santimi kadar kadınsın; Attığın kahkaha kadar, eteğinin boyu kadar kadınsın.. Kaç çocuk doğuracağına, hamileyken dışarı çıkıp çıkmayacağına, evliyken börek yapıp yapmayacağına her şeyine müdahale ederler.. Kadın sözcüler çıkıp eşlerinize başka kadınları önerin diye naralar atarlar Sizin de kadınlık gurur ve onuruna sahip olduğunuzu unutarak.. İkinci üçüncü sınıf insan muamelesi görürsün. 9- İncitilmekten çekinmezler. Bugüne kadar sözlü, cinsel, psikolojik ve fiziksel tacize uğradın. Hayatın hakkında hep başkaları karar verdi ve ezildin. Bi erkek geldi benim pipim var dedi ve sen ona itaat ettin Türk kızı, muhtaç olduğun kudret damarlarında ki asil kanda mevcuttur! Senin hayatın senin kararların! Unutma; sen olmassan hiç birimiz olmazdık.. Toplum sensin,anne sensin,merhamet sensin... Emek sensin!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyede-makarna-hollandada-ot-aldilar-peki-diger-yerlerde-ne-talan-edildi/", "text": "Panik, panik, panik... 3 liralık makarnayı 45 liraya aldırdı bazılarına... Aman siz onlardan olmayın. Sakin olun ihtiyacınızdan fazlasını almak diğer insanları öldürmek gibi... Hollanda'da karantina ilan edilmesi gündeme gelince herkes 'ot' sırasına girdi. Türkiye'de ise sadece 1 vaka açıklanmasına rağmen marketlerde makarnalar ve kolonyalar tükendi. Dünyada neler oldu? 1- Sprite depolamak mı? KRAL BU HANGİ SEVİYE. 2- Ablacım süt bozulur bir noktadan sonra... 3 Şarap depolayanlar 4- Tuvalet kağıdı keşke bu kadar önemli olduğunu bilseydi 5- Yumurta da bozulur be abicim 6- Donmuş mısır alan bu adama da helal olsun! Ben olsam cin mısır alır dünyanın sonunun gelişini mısır patlatarak izlerdim. 7- Bu abimiz ise kondom almış. EVDE KALMANIN TADINI ÇIKARACAK gibi görünüyor. VE SONUNCUSU EN ÇOK KORKUTANI: Los Angeles Times gazetesinin haberine göre California, Washington ve New York başta olmak üzere özellikle virüsten en çok etkilenen eyalet ve bölgelerde silah ve cephane satışlarında hızlı bir artış görülüyor. LA Times silah satışlarındaki artışın salgının henüz görülmediği bölgelerde bile başladığı kaydederek, salgın yüzünden kamu düzeninin bozulacağından, hükümetin silah satışlarına sınır getireceğinden endişe eden Amerikalıların ülke çapında silah stoklamaya başladığını yazıyor. H/T:Boredpanda"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyede-televizyon-dizilerinin-cokusu/", "text": "Çok aşık olduğu sevgilisinin kendisiyle evlenmesini bekleyen masum güzel köylü kızı Kader. Tarlada çalışıyor ama pamuk gibi elleri asla bronzlaşmayan teni var. Gel gör ki bahtsız Kader'in sevgilisinin babası öyle ağır sapık ki, kızı kendisi beğendiği için oğlunun evliliğine karşı çıkıp bir bahaneyle bahtsız Kader'e tecavüz ediyor. Türk televizyonu tecavüzden besleniyor. Hayatımız iki bacak arasında geçtiği için bu konu adeta bir fetiş haline gelmiş. Hep de masum, güzel, saf kızlar mağdur oluyor. Bazı insanların fantezi dünyasında ciddi ciddi böyle bir malzeme var sanırım, bir konu birebir aynı şekilde bu kadar çok kendini tekrar edemez. Bahtsız Kadercik o kadar masum ki tecavüz sonrası aynaya bakmaya utanıyor. E kirlendi artık tabi. Gözlerini kaldırıp aynada suratını görünce de ağlamaya başlıyor. Hayatı bitti. Bir de ne hikmetse tecavüze uğrayanlar hemen hamile kalır. Sapık babanın gücüne de hayran kalıyoruz bu arada. Evde karısını itip kakıp hırpalıyor, oğlunun sevgilisine tecavüz ediyor. Dönem dizisi mi, anne şefkati teması mı, sapıklığa methiye mi anlamadım. Bu saçmalıkları tekrar tekrar normalleştirip örümcek zihinlere neden malzeme vermek zorunda hissediyorlar onu hiç anlamadım. Bir de şehirli güzel kadın Zeliha var. Kendisi gibi solcu, idealist kocasıyla evlenmiş. Ama solcu kocası ne hikmetse delirip faşist avına çıkıyor. ATV kanalını bu ince mesaj için tebrik ediyorum. Sonra Zeliha'nın kocasının dayısı Zeliha'ya aşık olduğu için kendi yeğenini öldürüyor. Ama her dizide olduğu gibi Zeliha'nın kocasının ikamesi, diğer yakışıklı, hazırda bekliyor. Aman kadınları yalnız bırakmayın. Zaten şehre kaçan Kader'i kötü yola düşmekten zor kurtardık. 25 dakikada beynim yandı. YanlışLıkla bu dizinin senaristleriyle karşılaşsam korkudan dizim titrer. Nasıl bir hayalgücü nasıl bir zihin dünyası. Artık bu sapık klişelerle zaten eğitimsizlikten ve cinsel açlıktan devreleri yanmış insanları zehirlemeye bir son verin. Yakılacak Düşünceler isimli hareketin bu yorumlarına katılıyorsanız cevabınızı ve benzer dizi örneklerinizi yoruma bekleriz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyede-universite-ile-ilkokul-mezunlari-arasindaki-maas-farki-azaldi/", "text": "Türkiye'de üniversite mezunu işsizlerin oranı son yıllarda giderek artıyor. Bu durum üniversite mezunlarının aldığı ücrete de yansıyor. İlköğretim mezunları ile üniversite mezunlarının aldığı ücret arasındaki fark giderek azalıyor. İki grup arasındaki aylık ortalama brüt temel ücret farkı 4 yılda yüzde 22 düşüş gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun dört senede bir yaptığı Kazanç Yapısı Araştırması eğitim seviyesi ve cinsiyete göre kişilerin aldığı ücrete ilişkin veriler içeriyor. TÜİK 2018 yılına ait Kazanç Yapısı Araştırmasının sonuçlarını bu hafta açıkladı. Buna göre 2014'te ilkokul ve ortaokul mezunlarının aldığı aylık ortalama brüt temel ücret 1407 TL idi. Aynı yıl yüksekokul ve üstü mezunlarının aldığı ücret ise 2 bin 478 liraydı. Buna göre üniversite mezunları; ilköğretim mezunlarının 2,6 katı ücret alıyordu. 2018 yılında ise ilkokul ve ortaokul mezunlarının aldığı aylık ortalama brüt temel ücret 2 bin 621 liraya yükselirken, yüksekokul mezunlarının aldığı ücret 5 bin 313 liraya çıktı. Ancak iki eğitim seviyesi arasındaki ücret farkı bu kez düştü. Üniversite mezunları; ilköğretim mezunlarının 2,03 katı ücret aldı. Bu da 2014 ile 2018 arasında iki grup arasındaki ücret farkının yüzde 22 azaldığını gösteriyor. Fark 12 yılda yüzde 28 azaldı Ücret farkı oranı 2010 yılında 2,62 idi. Bu oran 2006 yılında ise yaklaşık 2,83 idi. 2006 yılı oranı hesaplanırken mevcut verilerden dolayı yıllık ortalama brüt kazanç esas alındı. Bu yılda ilkokul ve ortaokul mezunlarının yıllık ortalama brüt kazancı 9 bin 640 lira iken üniversite mezunlarının kazancı 27 bin 310 liraydı. Bu da 2006 ile 2018 yılları arasında ilköğretim mezunları ile üniversite mezunları arasındaki ücret farkının yüzde 28,45 azaldığını gösteriyor. EuroNews"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyedeki-et-fiyati-tartismalarina-eski-fenerbahceli-futbolcu-lugano-da-dahil-oldu-turkiyedeki-et-cok-pahali-ve-iyi-degil/", "text": "Fenerbahçe'nin eski futbolcusu Diego Lugano ile arasında geçen bir anıyı anlatan CarrefourSA Genel Müdürü Hakan Ergin, Uruguaylı futbolcunun Türkiye'deki eti beğenmediğini ve pahalı bulduğunu söyledi. CarrefourSA Genel Müdürü Hakan Ergin, bir dönem Fenerbahçe'de forma giyen Diego Lugano ile geçen ilginç bir anısını anlattı. 'HAYVANI ARAZİYE SALARIZ, BÜYÜYÜNCE TOPLARIZ' Sözcü'den Can Mumay'ın haberine göre, Lugano'nun Türkiye'deki eti pahalı ve iyi bulmadığını söyleyen Ergin şu ifadeleri kullandı: Size ilginç bir şey söyleyeyim. Fenerbahçeli Lugano, o zamanlar beni bir şekilde buldu. Ben 'Uruguay'dan burada satmak için et getirmek istiyorum' dedi. 'Niye?' diye sordum. 'Burada et çok pahalı ve iyi değil' dedi. 'Nasıl sizin oralarda et?' diye sordum çünkü bilmiyorum Uruguay'ı... 'Bizde hayvanı çok büyük araziye salarız ve hayvan büyüyünce toplarız' dedi. 'Masrafı yok ki...' diye ekledi. 'Bizde iki şey vardır' diyordu Lugano, et ve futbol. Türkiye'de besi alanı yok. Bu sebeple biz yıllarca Uruguay'dan et ithal ettik işte... İTHAL ETLER TÜRKİYE'YE URUGUAY'DAN GELİYOR Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, ucuz etlerin bir kısmının Uruguay ve Brezilya'dan geldiğini açıklamıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyedeki-ogretmenlerin-gercek-calikusu-oldugunu-gosteren-harika-fotograflar/", "text": "Fark ettiniz mi bilmiyorum ama Türkiye'nin güzel öğretmenlerinin güzel hikayeleri dolduruyor her yeri. Doların yükselmesi, hayatın zorlaşması her gün ana haber bültenlerinde yayınlanıyor ama yükselen bir değer var: Öğretmenlik. Hemen yakın zamandan başlayalım. Geçtiğimiz gün KPSS sınavı vardı ve sınavda herkese kalem dağıtıldı. Kalemler alınmayınca biliyorsunuz sıralardan yere düşüyor ve çöp oluyor bir yerden sonra. Ama bu güzel öğretmenimiz o kalem ve silgileri toplamış öğrencilerine hediye etmiş. O gülüşü görebiliyor musunuz? Birkaç gün önce paylaştığımız Ömer öğretmen de yine o güzel insanlardan biri. Öğrencisine arkaya geç ses çıkarma uyu deyince öğrencisi gerçekten uyumuştu. Sonra Ömer öğretmenin ücretli olduğunu ve görevden ayrılacağını duyduk ama olsun o yine başka bir yerlerde insanlara umut olur: Aşure Günü yaşanan ve o öğretmenlerimizin tüm öğrencilere aşure yaptığı anı da unutmayalım: Öğrencilerin hayallerindeki oyuncakları yapan Sezen Karazincir öğretmenimizi de unutmayalım. Adanalı öğretmenin hikayesini ve o güzel oyuncakları hatırlamak isterseniz: link Öğrencilerine farklı bir okul mümkün dedirten Ahmet Naç öğretmenimizi de unutmayalım. Hatırlarsanız okulu ve sınıfı öğrenciler için cazibeli bir yer haline getirmişti. Onun TedxIstanbul için yaptığı konuşmayı da sizinle paylaşalım. Yeni atandığı okulun boyasız olduğunu görünce okulu boyayan Yusuf Açar: link Bu liste dışında da bizim haberimiz olmadan Anadolu'daki çocuklara ilim, bilim öğreten ve her şeyden önemlisi insanlık öğreten nice fedakar Çalıkuşu var. Hepsine binlerce kez teşekkür ediyoruz. Atatürk, Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır derken sizin gibi güzel öğretmenleri anlatmış. Elinize emeğinize sağlık."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyenin-en-cok-spor-yapan-illeri/", "text": "Türkiye genelinde 5 milyona yakın üyesi ile mobil sadakat uygulamalarından olan Hopi bir yıl içindeki spor alışverişi tercihlerini dikkat çekici verilerle ortaya koydu. Spor alışverişlerinin ele alındığı istatistiklerde; en çok spor alışverişi yapan illerden en çok satan ürünlere, hangi ilde hangi ürünün daha çok satıldığından kadın ve erkeklerin arasındaki karşılaştırmalı rakamlara, renk tercihlerine ve spor kategorilerine olan ilgiye kadar pek çok önemli veri yer alıyor. En çok spor alışverişi yapan illerden, kadın ve erkeklerin spor giyim tercihlerine kadar dikkat çeken veriler sunan rapora göre erkekler kadınlardan yüzde 19 oranında daha fazla alışveriş yaparken en çok spor alışverişi yapan iller sırasıyla Batman, Rize, Trabzon ve Diyarbakır; en az spor alışverişi yapan iller ise sırasıyla Uşak, Bolu, Manisa ve Karabük. DENİZLİ KIŞ SPORLARINDA İZMİR İSE SU SPORLARINDA KENDİNİ GÖSTERDİ İstatistiklere göre; futbol ayakkabısı alışverişinde birinciliği Trabzon hiçbir ile kaptırmazken kaptırmayan en çok koşu ayakkabısını da Batman aldı. Su sporlarına uygun birbirinden güzel kıyıları ile Ege'nin incisi Türkiye genelinde üne sahip olan İzmir ise tahmin edileceği gibi en çok mayo alan il oldu. Kış sporlarında ise bir il herkesi şaşırttı. Denizli, kış sporları alışverişinde birinci olarak meşhur kayak merkezlerini geride bıraktı. En çok eşofman takımını Hatay ve Kayserililer alırken antrenman ayakkabısında birincilik Kayserililerin, futbol ürünlerinde de Ispartalıların oldu. Son yılların popüler sporlarından pilatesi ise en çok Bursa tercih etti. ERKEKLERLER KOŞUYLA TER ATARKEN KADINLAR SERİNLEMEK İÇİN SU SPORLARINA YÖNELDİ Tüm spor ürünleri dikkate alındığında kategori bazında erkeklerin tercihi koşu/yürüyüş, kadınların ise su sporları oldu. Erkek ve kadınlarda en çok spor alışverişi yapılan yaş aralığı ise 36-45. Bu yaş aralığındaki kadınlar erkeklere göre yüzde 7 daha fazla su sporu alışverişi yaptı. Erkek ve kadınların en az ilgi gösterdiği sporlar ise outdoor ve voleybol. KADINLAR DA ERKEKLER DE SPOR MODASINDA SADELİĞİ TERCİH ETTİ Erkekler spor ürünlerinde en çok siyah renk ile birlikte mavi/lacivert rengi, kadınlar ise beyaz rengi tercih etti. Erkeklerin sonraki tercihleri sırasıyla, beyaz, gri, kırmızı, yeşil ve sarı olurken kadınların ise gri, mavi/lacivert, kırmızı, çok renkli ve mor oldu. Erkeklerin en az tercih ettiği renk pembe olurken kadınların en az tercih etiği renk ise kahverengi. İLKBAHAR'DA YÜRÜDÜK YAZ AYLARINDA YÜZDÜK Tüm Türkiye'de en çok spor alışverişinin yapıldığı mevsim olan İlkbahar'da en fazla alışveriş koşu/yürüyüş kategorisinde gerçekleşti. İlkbahar'daki koşu/yürüyüş satışları, bu kategoride Sonbahar ve Kış aylarında yapılan satışları ikiye katladı. Yaz aylarının en çok alışveriş yapılan kategorisi beklendiği gibi su sporları oldu. SPOR ALIŞVERİŞLERİNDE ÇOCUKLAR DA UNUTULMADI Çocuklar için de bolca spor alışveriş yapıldığına dikkat çekilen istatistiklerde birinci sırada bunaltıcı yaz sıcaklarının da etkisiyle su sporları ikinci sırada ise futbol yer aldı. Erkek çocukları için kız çocuklarının yaklaşık 2 katı (1,85) daha fazla spor alışverişi yapıldı. Ürün bazında istatistiklere bakıldığında deniz ayakkabısı kategorisinde kız çocukları erkek çocuklarını geçti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyenin-en-pahali-hamburgeri-fiyati-220-lira-maliyeti-dusunuldugunde-pek-de-kazandirmiyor/", "text": "İzmir'in Çeşme ilçesindeki bir plajın restoranında 220 liraya satılan hamburger, 'Türkiye'nin en pahalı hamburgeri' unvanının sahibi oldu. 'Travel&Gourmets' ve 'buseterim.com.tr' yazarı Ahmet Faik Karanis, 'Yiyelim Güzelleşelim' adlı Instagram hesabından yaptığı paylaşımla Çeşme'deki Zio Beach'in restoranında satılan hamburgeri takipçileriyle 'tanıştırdı'. Lobster, corned beef, trüf mantarı ve havyar Zio Beach'in müşterilerine 'üst düzey gastronomik bir deneyim' yaşattığını savunan Karanis, Yunanistan'ın Mykonos Adası'nda 165 avroya satılan (yaklaşık 680 lira) Kobe etli hamburgerle kıyasladığı hamburgeri şöyle anlattı: Buradaki burgerin durumu daha farklı ve bence çok daha özellikli. İçerisinde lobster, corned beef, trüf mantarı ve havyar bulunan; cheddar peynirlerinin İngiltere'den getirtildiği ve özel soslara sahip bu burgerin fiyatı 220. 'Maliyeti düşünüldüğünde pek de kazandırmıyor' 220 liraya satılan hamburgerin 'maliyeti düşünüldüğünde pek de kazançlı bir yanı olmadığını' öne süren gurme yazar Ama olayın 'pr' ve lezzet değeri oldukça yüksek. Benim gibi yeme-içmede sınır tanımayanlara bu muazzam kombinasyonu şiddetle öneririm dedi. Sizi Türkiye'nin en pahalı burgeriyle tanıştırayım. Çeşme'deki Zio Beach, restoranında üst düzey gastronomik bir deneyim yaşatıyor misafirlerine. Mykonos'daki Nammos'la yarışır cinsten bir deneyim bu. Orada da 165 Euroluk kobe etli meşhur bir burger vardı, geçen sene paylaşmıştım belki hatırlayanlarınız vardır. Buradaki burgerin durumu daha farklı ve bence çok daha özellikli. İçerisinde lobster, corned beef, trüf mantarı ve havyar bulunan; cheddar peynirlerinin İngiltere'den getirtildiği ve özel soslara sahip bu burgerin fiyatı 220. Maliyeti düşünüldüğünde pek kazançlı bir yanı yok bence onlar için ama olayın \"pr\" ve lezzet değeri oldukça yüksek. Benim gibi yeme-içmede sınır tanımayanlara bu muazzam kombinasyonu şiddetle öneririm. #yiyelimguzelleselim #ygalacatida #ziobeach #burger diken.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyenin-fitness-kralicesi-deniz-ekeden-akilli-olmayanin-aklini-alacak-20-fotograf/", "text": "Deniz Eke hem vücut geliştirme hem de fitness alanlarında kendisini kanıtlamış ve Türkiye'yi dünyada temsil etmiş ünlü bir isim artık. Ona Türkiye'nin fitness kraliçesi diyorlar. Spor akademisi mezunu milli sporcu Deniz Eke de hem sosyal medyada paylaştıklarıyla hem de çeşitli dergilere verdiği pozlarla bu lakabı hak ettiğini gösteriyor. Hem güzel hem de oldukça kuvvetli. Instagram'da 13 binden fazla takipçisi var: instagram.com/denizekeben/ Eğer hazırsanız o başlıktaki akıl alma kısmına geçebiliriz 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 16- 17- Jimnastikten voleybola kadar bir çok spor branşı ile uğraştığını dile getiren Deniz, 2015 ve 2016 Türkiye Bikini Fitness Şampiyonu oldu. 18- Boyu 1.83 olan başarılı sporcu sağlıklı beslenmeye ve günde 2 kez antrenman yapmaya özen gösteriyor. 19- 20- Deniz Eke'ye başarılar diliyoruz 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyenin-iq-siralamasina-gore-en-zeki-20-ili/", "text": "Zeka testi merkezi'nin Ocak-Mart 2017 tarihlerinde 276,565 kişiden topladığı verilerden yola çıkarak Türk halkının şehirlere göre IQ ortalamalarının sıraladı. İşte o liste... 1# Ankara IQ Ortalaması: 112.16 2# Eskişehir IQ Ortalaması: 112.08 3# Çanakkale IQ Ortalaması: 110.61 4# İzmir IQ Ortalaması: 110.35 5# Trabzon IQ Ortalaması: 110.05 6# İstanbul IQ Ortalaması: 109.75 7# Edirne IQ Ortalaması: 109.54 8# Bartın IQ Ortalaması: 109.47 9# Kütahya IQ Ortalaması: 109.42 10# Kocaeli IQ Ortalaması: 109.40 11#Yalova IQ Ortalaması: 109.35 12# Balıkesir IQ Ortalaması: 109.33 13# Gümüşhane IQ Ortalaması: 109.10 14# Sakarya IQ Ortalaması: 108.86 15# Karaman IQ Ortalaması: 108.85 16# Isparta IQ Ortalaması: 108.81 17# Muğla IQ Ortalaması: 108.80 18# Bayburt IQ Ortalaması: 108.68 19# Karabük IQ Ortalaması: 108.59 20# Antalya IQ Ortalaması: 108.44"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyenin-unesco-dunya-mirasi-listesindeki-yerleri/", "text": "Geçtiğimiz günlerde Efes'in Dünya Mirası Listesi'ne alındığını duyunca şok olduk aslında. Zaten yok muydu diye panik olduk. Ünlü gezgin Aynur Koç Hanım'ın çevresinde de şaşıranlar çok olacak ki o da somut olanların tam listesini yayınlamış: Önce sevincini yazdı. EFES NİHAYET...DİLE KOLAY TAM 21 YIL GEÇİCİ YEDEK LİSTEDE BEKLETİLDİ... UNESCO DÜNYA MİRASI LİSTESİ'NDEKİ 15. YERİMİZ Sonrasında da şaşıranlara bu açıklamayı yaptı. Herkes Efes'i Unesco listesinde sanıyormuş, yeni girdiğini öğrenince çok şaşıranlar oldu... TÜRKİYE'NİN UNESCO DÜNYA MİRASI LİSTESİ'NDEKİ YERLERİ...TAM LİSTE... 1-İstanbul'un Tarihi Alanları 2-Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası 3-Hattuşaş Hitit Başkenti 4-Nemrut Dağı 5-Xanthos-Letoon 6-Safranbolu Şehri 7-Truva Antik Kenti 8-Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi 9-Çatalhöyük Neolitik Kenti 10 -Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı 11- Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu 2- Diyarbakır Surları ve Hesvel Bahçeleri [2015) 13-Efes ,Meryem Ana Evi, Ayasuluk Kalesi (2015) Karma Miraslar 14- Göreme Milli Parkı ve Kapadokya 15- Pamukkale-Hierapolis"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkiyenin-yerli-otomobili-bugun-tanitildi-iste-ilk-goruntuler/", "text": "Türkiye'nin yerli otomobili bugün tanıtıldı. Segmentinin en uzun aks mesafesine sahip otomobilin teknik özelliklerine ilişkin bilgiler de ilk kez paylaşıldı. Buna göre, Türkiye'nin Otomobili, 30 dakikanın altında hızlı şarj ile yüzde 80 doluluğa ulaşacak. Doğuştan elektrikli modüler platform ile 300+ ve 500+ kilometre menzil opsiyonlarına sahip olacak otomobil, merkeze sürekli bağlı olacak ve güncellemeleri uzaktan 4G/5G bağlantısıyla alabilecek. Gelişmiş batarya yönetim ve aktif termal yönetim sistemlerinin sağladığı uzun ömürlü batarya paketine sahip olan otomobil, 200 beygir güç ile 7,6 saniye, 400 beygir güç ile de 4,8 saniye altında 0-100 km/s hızlanabilecek. Euro NCAP 5 yıldız seviyesine uyumlu, platforma entegre edilmiş batarya ile yüksek çarpışma dayanımı ve yüzde 30 daha fazla burulma direncine sahip olacak. Araç menziline yüzde 20'ye kadar katkı sağlayan geri kazanımlı frenleme de otomobilin önemli özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor. AA"} {"url": "https://www.thegeyik.com/turkler-hakkinda-soylenen-sozler/", "text": "Dünya tarihinde köklü bir geçmişe sahip Türkler hakkında söylenmiş sözleri sizler için derledik. Bazen duygulanmaya bazen övünmeye hazır olun. Eğer bir Türk devleti olmasaydı yaratmak gerekirdi. Louis Adolphe Thiers Fransız Devlet Adamı Yıllar süren silah arkadaşlığımız döneminde, kendisini öldürmeye, yurdunu elinden almaya gelenlere karşı hiçbir gaddarlıklarını görmedim. Yaralı düşmanlarını sırtlarında siperlerine getiriyor, sargı bezi olmadığı zaman, yedeği bulunmayan gömleklerini yırtarak onları sarıyorlardı. General Liman von SANDERS Çanakkale'de 5'nci Türk Ordusuna komuta etmiş Alman Generali İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler Türk askerlerini dalkılıç olmaya mecbur edecek kadar üstlerine varmamalıdır. Bir defa dalkılıç olmayı göze almış bir kaç yüz Türk meydana çıkarsa önlerinde mağlup olmamak mümkün değildir. Napoleon Bonaparte Fransız İmparatoru Türkler size dokunmadıkça, onlara dokunmayınız. Hz. Muhammed Türklerden bahsediyorum... Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı da inciten bir gaflet olur. Tasso İtalyan Şair Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt edilmeyecek olan yalnızca Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan bir köye gidecek olursanız; gerçek misafirperverliğin ne demek olduğunu orada görüp öğrenirsiniz. William Martin Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir. Dini, sosyal ve örfi faziletleri, tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır. Lamartine-Fransız Yazar, şair ve Devlet adamı. Poltava'da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman, tepemde cehennemler püsküren güneş... Su beni boğmak, düşman beni parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün esirim, Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı. Demirbaş Şarl -İsveç Kralı Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: Türklerin yaşayan hatıraları! Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar. M. Montecuccoli Şecaat ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak bakımından da onlardan dirayetli hiç bir kavim yoktur. Cenab-ı Hak onları aslan sıfatında yaratmıştır. İbn-i Hassul Türk, asillerin asilidir. Yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüce asalet ona tabiatın hediyesidir. Pierre Loti Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupa'nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı. Çarnayev Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak, katibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür. Moltke Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. La Martine Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır. Towsend Doğulu önderler, milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin temeli olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola götürmek ve kötülüklerden korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze çarpıyor. Auguste Comte Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır. Lady Mary Wortley Montagu Türk'ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk'ün özünü göstermektir. Bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez. Decamps Türkler yaman binicidirler. Türkler hücumunda düşmanı bir yaprak gibi çevirip bozarlar. Cahiz Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda batıl fikirler, basit düşünceler yoktur. Semame İbn-i Eşreş Türkler kahramandırlar. Dostlarına zarar vermezler. Fakat kazanç getirirler. Comenius Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır. William Pitt Türk, Heredot'tan, Tevrat'tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir ulustur. Sadelik içinde görkemi, sükunet içinde ihtişamı, tahakküm kabul etmeyen bir yüreklilik, alabildiğine geniş bir fetih aşkı, sonsuz bir teşebbüs kabiliyeti, bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür. Hammer Türkler kahramadırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir. Comenius Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en halis efendi millettir. Kayzerling Her Türk'ün bakışında silahın ruha verdiği güveni görmek mümkündür. O hayata ve olaylara güvenle bakmayı öğrenmiştir. Molkte Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk'ün eli, yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır. Lord Byron Türk korkmaz, korkutur. Bir şey isterse onu yapmadıkça vazgeçmez. Hangi işe el atarsa başarır. Semame İbn-i Eşreş Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk'ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten zevksiz bir perde oluyor. Gelland Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirse çekinmeden canını feda eder. Albert Einstein Artık Türklerle savaşmam. Onlar çok cesur ve iyi insanlar. Andreas Phitiades Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler. Albert Sorel Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem verilmez. Baron Büsbek On ulusun, on yiğit adamının gücü tek bir kimsede toplansa yine bir Türk'e bedel olmaz. Türklerin en çok konuştuğu şey savaştır, zaferdir. Eğlenceleri ise attır, silahtır. Türklerin doğrulukları ve namuslulukları ne kadar övülse yeridir. Charles Mcfarlene Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir. Donaldson Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun, Türk askerinin karşısında düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler. Donaldson Türklerle dost ol ama düşman olma. Gianni de Michelis Dünyada, Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz. Hamilton Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker yoktur. Hamilton Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf ustadır. Ülkeleri değil kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırışlar arasında sarsılması hiç de kolay olmayan egemenliklerini yaratmışlardır. Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler vardır ki uygarlık için birer süs olmaktadır. Hammer Çanakkale'de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim. Sir Julien Corbet Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız. Yalnız ona iyi bir komutan gerektir. Mulman Toplumsal düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde temiz yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Vatandaşların birbirlerine karşı borçlu oldukları işlemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde olduğu gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık kalmaları ve karşılarındakini aldatmaktan, güveni suistimal etmekten çekinmeleridir. Monradgea D'ohsson Kendi ulusuna karşı bu kadar dürüst ve cömert olan müslüman Türkler hangi mezhebe bağlı olursa olsun aynı dürüstlüğü yabancılara karşı da yapar ve yerine getirirler. Bu noktada müslümanla müslüman olmayan arasında hiçbir fark gözetmezler. Monradgea D'ohsson Türk'ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve adi iftiralar önünde Türk'ün vakur kalışı, kuşku yok ki körlerin gerçeği, eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap oluyor. Pierre Loti Türk'ün ahlaki seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle değil çevrelerinde fenalık görmemek suretiyle oluşur. Thomas Thorsten Türklerin ruhu yeniden parlayacak ve silah kullanmak için doğan bu kahraman milletin tarihi eski ışığını bulacaktır. Feldmareşal von Moltke -Alman Genelkurmay Başkanı"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tutkunlarina-haber-salin-football-manager-2017-raflarda/", "text": "Futbol tutkunu olup da FM CM serisine bir noktadan bulaşmayan yoktur.Uğruna saatlerin, günlerin, haftaların, ayların, yılların harcandığı efsane serinin beklenen oyunu Football Manager 2017 gün itibariyle çıktı. Sports Interactive tarafından geliştirilen ve Sega tarafından dağıtımı yapılan oyun getirdiği yenilikler ile dikkat çekiyor. Yapımcı ekibin açıklamasında serinin son oyununun yapay zeka konusunda önceki versiyonların çok üzerinde olduğu, gelişen maç motorunun oyunu daha gerçekçi hale getirdiği ifade edildi. Daha geniş teknik direktör ve oyuncu kadrosuna sahip olarak bir çok ekstra özelliği içerisinde bulunduran oyun PC, Linux ve MAC'e uyumlu olarak piyasaya sürüldü. Steam ve diğer elektronik oyun tedarikçi siteleri üzerinden satın alınma imkanına sahip olan Football Manager 2017'yi -benim gibi- klasik metodlara bağlı olarak fiziksel olarak raflardan da alabilirsiniz. Football Manager 2017'de yapılan değişiklik ve gelişmeleri aşağıdaki videodan da öğrenebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tuvaletinizden-daha-pis-ama-her-gun-kullandiginiz-12-nesne/", "text": "Evde masaya toz konsa hemen temizleyenler, çatallarını defalarca yıkayanlar, tshirt aldığında yıkamadan giymeyenler nasılsınız? Peki dışarı çıktığınızda durum nasıl? Yine temizlik konusunda titiz davranmaya devam edin ama şu konuları da atlamayın çünkü bu eşyalar ve yerler resmen tuvaletten berbat. 1- Hemen hemen her buzdolabında E.Coli bakterisi var. 2- Dışarıda kolanıza atılan buzların %70'i pis 3- Cep telefonunuzun yüzeyi bakteriden geçilmiyor. 4- Çantanızı koyduğunuz yerlerin sağlıklı olduğunu düşünüyorsanız cıks. O çanta da artık kirli 5- Çevreci poşetler bir noktadan sonra kir yuvası oluyor. 6- Halınız ah o halınız var ya tuvaletinizden 4000 kat daha kirli 7- Klavyeler tam bir pislik yuvası oluyor. Bilen bilir içinden simit susamı bile çıkıyor. 8- Kumanda elden ele geziyor. Ha aferin onu sarıyorsunuz ya temiz oluyor değil mi 🙂 o poşet de batmadıysa 9- Metresiniz ahasdhkajshdaskdh evet metresiniz 10 sene sonra ölü hücre ülkesine dönüşüyor. Ha siz de dönüşüyorsunuz aslında ama size bir şey olmaz. 10- Ofiste hanım teyze gelip siliyor değil mi masanızı ama gel gör ki orayı silmeden önce 500 yeri daha sildi. 11- Restoran menüleri 🙁 12- Bunu aslında iyi biliyorsunuz. Dünyadaki en kirli şey para elbette Elden ele uzatmaya ara vermek lazım."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tuvana-turkay-gaf-yaparken-onur-tuna-ve-altan-erkeklinin-yuzu-kizardi/", "text": "Ağır Romantik filminin galasında yaşananlar Tuvana Türkay'ı sosyal medyada gündemin ilk sırasına çıkardı. Yasak Elma dizisinde canlandırdığı Leyla karakterine izleyicilerin ciddi bir antipatisi vardı. Türkay'ın filminin galasındaki gafı sosyal medyada oyuncuya olumsuz yorumlarla döndü. Onur Tuna'nın filmin başarısı için söylediği ve gayet de normal olan , Biz çekerken çok eğlendik sözleriyle dalgasını geçen Onur Tuna, aslında büyük bir gaf yaptığının da farkında değildi. Altan Erkekli ve Onur Tuna, Türkay'ın bu gafı sırasında adeta ne yapacaklarını bilemedi, yüzleri kızardı. Sosyal medyaya yayılan bu görüntüler Tuvana Türkay'a tepki olarak geri döndü. Birçok kullanıcı ünlü oyuncuyu eleştiren ve antipatik bulduklarını belirten yorumlar yaptı. Soğuk rüzgarların esmesine neden olan bu olayın ardından Tuvana Türkay bir açıklama paylaştı.Görüntüleri videoda bulabilirsiniz. Tuvana Türkay, instagram hesabının hikaye bölümünden aşağıdaki mesajı yayınladı: Röportaja çıkmadan, içeride bütün oyuncular bu cümlenin klişeliğiyle gülüp eğlendik. En az, çekilen 10 filmin 8 tanesinin galasında Biz çekerken çok eğlendik denmesinin şakasını yaptığım için kusura bakmayın.Çünkü inanılmaz derecede kötü niyetli, kötü kalpli ve kötülükle beslenen insanlar olduğunuz aklımdan çıkmış. Ayrıca partnerim eğlenerek çektik diyor. Dolayısı ile kusur görenindir. https://youtu.be/FO1vYBfVGl0 Televizyon Gazetesi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/tuz-ile-ilgili-dogru-bilinen-6-yanlis/", "text": "Fazla tüketildiğinde birçok sağlık sorununa yol açan ama yeterli tüketildiğinde sağlıklı bir yaşamın anahtarlarından biri olan tuz ile ilgili doğru bilinen 6 yanlış. Soframızdan eksik edemediğimiz ama belki de hakkında en az bilgiye sahip olduğumuz besin maddelerinden biri olan tuz hakkındaki bu bilgilerin çoğu, bilimsellikten uzak ve göz korkutan rivayetlere dayanıyor. Yeterli miktarda alındığı takdirde sağlıklı bir yaşamın anahtarlarından biri olan tuz hakkında doğru bildiğimiz yanlışlar: 1. Yanlış: Tuz, vücuttaki dengeleri bozar. Doğru: Tuz, hücrelerde asit birikimini azaltarak vücudun toplam alkali-asit dengesini düzenler. Başka bir deyişle, vücuttaki pH seviyesinin dengelenmesini sağlar. Kanda asit oranının artması, bağışıklık sisteminin bozulmasından tutun da böbrek rahatsızlıkları ve Alzheimer dahil birçok hastalığı da beraberinde getirir. Kanın pH seviyesini dengeleyen ideal besin kaynağı tuzdur. 2. Yanlış: İyotlu tuz çocuk ve yetişkin sağlığı açısından fazla önem teşkil etmez. Doğru: Hormon üretiminin yanı sıra büyüme ve gelişme bakımından son derece önemli bir element olan iyot, vücut tarafından üretilemediği için mutlaka gıdalardan alınmalıdır. İyot eksikliği gebelerde düşüklere ve erken doğuma, bebeklerde ise zeka geriliğine, sağırlığa, cüceliğe ve daha birçok hastalığa neden olur. İyot yetersizliği dünyada önlenebilir zeka geriliği ve beyin hasarında tek temel neden olarak kabul ediliyor. Araştırmalara göre her yıl doğan 40 milyon çocuk, annelerinin diyetinde yeterince iyot bulunmaması yüzünden zihinsel gerilik riski taşıyor. Türkiye'nin bazı bölgelerinde gözlemlenen zeka geriliğinin de sebeplerinden birinin, iyot eksikliği olduğu biliniyor. Bu eksikliği gidermek için yemeklerde iyot kaynağı olarak iyotlu sofra tuzunun kullanılması tavsiye ediliyor. 3. Yanlış: Harici tuz tüketmek gerekli değildir. İhtiyacımız olan tuzu başka besinlerden de alabiliriz. Doğru: Tıp otoriteleri, vücudun her ihtiyacının gerçek kaynağından karşılanması gerektiğini söylüyor. Nasıl ki et ve süt ürünlerinden alınan kalsiyum ve proteinin yerini başka bir şey tutmuyorsa ya da kahve ve çay suyun yerine geçmiyorsa, aynı şekilde tuzun kendisinden alınacak olan mineraller de başka bir besinden alınamıyor. 4. Yanlış: Tuz, az tüketilmesi gereken bir besin maddesidir. Doğru: Türkiye'nin de aralarında olduğu 18 ülkede yapılan ve bulguları saygın tıp dergisi New England Journal Of Medicine'de yayınlanan PURE araştırmasının sonuçlarına göre, tuzun az tüketilmesi bazı sağlık risklerine yol açıyor. Günde 3 gramdan az tuz tüketimi, kalp ve damar hastalıklarından doğan ölüm riskini artırıyor. 5. Yanlış: Kaliteli bir uyku düzeni için tuzu diyetinizden çıkarın. Doğru: Tuz, vücudun hidrat seviyesini korur. Dolayısıyla uyku kalitesini artıran etkilere sahiptir. Tuz, stresle savaşmayı sağlayan serotonin ve melatonin hormonlarının salınımını da artırdığı için gün içinde kendimizi daha huzurlu hissetmeyi, geceleri ise çok daha derin ve kaliteli bir uyku uyumayı sağlar. 6. Yanlış: Günlük olarak 5 gramdan fazla tuz tüketilmesi sağlık açısından sakıncalıdır. Doğru: Herkesin metabolizma hızı farklıdır. Buna bağlı olarak bireylerin terleme ve dolayısıyla tuz kaybetme oranı da farklıdır. Örneğin, spor salonunda çalışan biriyle masa başında iş yapan birinin terleyerek vücutlarından attıkları tuz miktarı eşit değildir. Dolayısıyla her bireyin günlük olarak ihtiyaç duyduğu tuz miktarı, yaşam koşullarıyla doğru orantılı olarak değişkenlik gösterir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tuza-karsi-savas-lokanta-ve-pastanelerde-tuzluklar-masadan-kaldiriliyor/", "text": "Sağlık Bakanlığı, Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu ve Tüm Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu arasında tuz ve şeker kullanımının azaltılmasına dair protokol imzalandı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, imzalanan protokolle tuz kullanımının yüzde 4, şeker kullanımının ise yüzde 5 azaltılacağını söyledi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın da katılımıyla Sağlık Bakanlığı, Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu ile Tüm Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu arasında 'Aşırı Tuz ve Şeker Kullanımını Azaltan Lokantacılar ve Pastacılar Protokolü' imzalandı. Koca, Lokantacı ve pastacılarla imzaladığımız protokolle her yıl besinlerdeki tuz kullanımı yüzde 4, şeker kullanımı ise yüzde 5 azaltılacak dedi. TUZLUKLAR MASALARDAN KALKIYOR Bakan Koca, Beslenme Konseyi kurduk. Bu konseyin oluşturduğu bilimsel heyet de yer yer örnekler alarak takibini yapabilecek. Masalardan tuzluklar kalkacak. İlerleyen dönemde sandviç, poğaça gibi bazı atıştırmalıkların boyutları küçültülecek. Yağ ve kalori hesabı da yapılmaya başlanacak. Böylece obezite konusunda da mücadeleye bir de bu yönden devam edebileceğiz. Türkiye'de her üç kişiden biri obez ya da fazla kilolu. Gençlerde de bu giderek artıyor diye konuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/tuzlaspor-fenerbahce-macina-efsane-otobus-500t-ile-gidecek/", "text": "2. Lig ekibi Tuzlaspor, Türkiye Kupası'nda yarın akşam oynayacağı Fenerbahçe maçı için Kadıköy'e 500T ile gelip sıradışı bir olaya imza atacak. 87 DURAKLIK İSTANBUL'UN EN UZUN HATTI 26 yıllık geçmişi bulunan ve İstanbul'un en uzun hattı durumundaki 500T Tuzla Şifa Mahallesi-Cevizlibağ hattı, Tuzlaspor'u Fenerbahçe maçına getirecek. Hat, Fenerbahçe Stadı'ndan geçmemesine rağmen, Tuzlaspor Yönetimi özel bir tahsisle bunu gerçekleştirecek ve bu yolculuk maddi sıkıntılar çeken alt liglerdeki kulüplere farkındalık yaratmak amacı taşıyor. Anadolu'dan Tuzla Şifa Mahallesi'nden yola çıkan 500T otobüsü, 87 durağa uğrayarak ortalama 3 saat sonra Avrupa yakasındaki Cevizlibağ'a ulaşıyor. 500T Tuzla Şifa Mahallesi-Cevizlibağ hattının güzergahı; Şifa Mahallesi'den başlıyor ve Tuzla Köprüsü- Kaynarca- Pendik Köprüsü-Kartal Metro- Kozyatağı-Kavacık Köprüsü-4.Levent-Nurtepe Viyadüğü-Edirnekapı- Cevizlibağ'dan geçerek Zeytinburnu Çırpıcı'da bitiyor. Ancak; 500T otobüslerinden birine binecek olan Tuzlaspor kafilesi, Fenerbahçe Stadı'na direkt gidecek. TULZASPOR BASIN SÖZCÜSÜ LEVENT AYAZ: Bizim otobüsümüz var ama amaç farkındalık yaratmak, maddi sıkıntılara dikkat çekmek Tuzlaspor Basın Sözcüsü Levent Ayaz, konu ile ilgili Doğan Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada 500 T'nin Tuzla ile özdeşleşmiş bir hat olduğunu belirterek, Amacımız farkındalık yaratmak. Sayın Başkanımız Ahmet Çabuk; biz ve bizim gibi alt liglerde bulunan ve maddi sıkıntılar yaşayan kulüplere dikkat çekmek için böyle bir olaya girişti. Kulüplerin çekmiş olduğu sıkıntıları göz önüne sermek için böyle bir olayı gerçekleştireceğiz. Bizim otobüsümüz var ama Tuzla ile özdeşleşmiş bir hat olduğu için 500T'yi seçtik. Hazır reklam potansiyelini, Fenerbahçe ile oynuyor olmamızı değerlendirip farklı bir olaya imza atacağız. Yarın 500T otobüslerinden biriyle tesislerimizden direkt stada gideceğiz şeklinde konuştu. Uğur DEMİRKIRDI-Mesut IŞIK, İstanbul-DHA"} {"url": "https://www.thegeyik.com/twilight-serisi-oyuncularinin-9-yilda-yasadigi-buyuk-degisim/", "text": "Gerek kitapları gerekse filmleriyle kitleleri peşinden sürükleyen Twilight ya da dilimizdeki karşılığı ile Alacakaranlık serisinin bizlerle buluşmasının üzerinden tam dokuz yıl geçti. İyisiyle, kötüsüyle, çok tartışılan bu seride rol alan oyuncuların birçoğu büyük üne kavuştu. Aralarında Kristen Stewart, Robert Pattinson gibi önemli isimleri bulunduğu Twilight serisi oyuncularının geçen 9 yılda yaşadığı büyük değişimi ortaya seren en güzel görselleri sizler için sıraladık. İşte Twilight Serisi Oyuncularının 9 Yılda Yaşadığı Büyük Değişim; 1# Kristen Stewart Bella Swan 2# Robert Pattinson Edward Cullen 3# Taylor Lautner Jacob Black 4# Anna Kendrick Jessica Stanley 5# Billy Burke Charlie Swan 6# Ashley Greene Alice Cullen 7# Nikki Reed Rosalie Hale 8# Peter Facinelli Carlisle Cullen 9# Kellan Lutz Emmett Cullen 10# Jackson Rathbone Jasper Hale 11# Elizabeth Reaser Esme Cullen Görseller: brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/twitter-kullanicilari-en-cok-hangi-game-of-thrones-sahnelerini-konustu/", "text": "HBO'nun efsane dizisi #GameofThrones'un her sezonu milyonlarca Tweet'e ilham kaynağı oluyor. Her Pazar akşamı, Game of Thrones , hayranlarını Twitter'da dizinin çılgın ve beklenmedik olaylarını, karakterlerin en güncel ve şaşırtıcı hallerini konuşmak üzere bir araya getirmeyi başarıyor. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan yeni sezonun ilk bölümü ise dizi severleri yine ekran başına kilitlerken Twitter'da da hayli büyük etki yarattı. Yeni bölüm, izlenme rekorları kırarken tüm zamanların en çok tweet atılan bölümü olmayı da başardı. ABD'de dizinin ilk bölümüne ilişkin 2.4 milyondan fazla tweet atıldı. Twitter'da Game of Thrones rüzgarları eserken ünlüler de bu rüzgara kapılıp birbirinden ilginç tweetlere imza attı. İşte o tweetlerden bazıları: Game of Thrones hayranları dizide heyecan doruktayken çok sayıda tweet attı. Twitter'dan gelen verilere göre, işte dizinin en fazla tweet atılan anları: 1. Walder Frey olarak gizlenen Arya Stark, açılış sahnesinde kalan Frey ailesini zehirliyor. 2. Ed Sheeran bir kameoy oluşturuyor. 3. Daenerys ve Tyrion, ilk bölümün son sahnesinde Dragonstone'a ayak basıyor. İlk bölüm bütün hızıyla devam ederken Twitter'da en çok bahsi geçen karakterler ise şöyle sıralandı: 1. Arya Stark 2. Daenerys Targaryen 3. Sansa Stark 4. Cersei Lannister 5. Jon Snow Tüm zamanların hakkında en çok Tweet atılan Game of Thrones bölümleri ise şöyle; 1.Kış Rüzgarları (26 Haziran 2016) 2.Kızıl Kadın (Apr 24, 2016) 3.Piçlerin Çarpışması (Jun 19, 2016) 4.Annenin Merhameti (Jun 14, 2015) 5.Ev (May 01, 2016)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/twitterda-en-cok-paylasilan-tweetler/", "text": "Kendi fenomenlerini ortaya çıkaran sosyal ağ Twitter'da en çok paylaşılanları sizin için derledik. Hayatımızın vazgeçilmez parçalarından biri haline gelen bu sosyal mecra gün geçtikçe daha fazla kişiye ulaşıyor. Bazı popüler tweetler ve Twitter profilleri de bu büyümede rol sahibi. Bunların bir kısmı ile daha önceden defalarca karşılaşmış olmanız muhtemel ama her görüşte farklı tepkiler vermekten kendinizi alamıyorsunuz muhtemelen. Twitter'ın bu kadar ünlenmesinin nedeni bana göre kısa cümlelerle herkesin bir şey anlatmaya çalışması ama derseniz ki: Hadi ordan geyik muhabbeti yapma ben de size anlayış gösteririm! Ama uzatmayın bak benim tepemi attırmayın. Ne diyordum popüler twitter paylaşımlarını sizin için biraraya getirdim. RETWEET REKORU KIRAN TWEETLER Geyik , geyik senin twitter hesabın yok mu derseniz var tabii ki buyrun twitter.com/thegeyikcom Sizin muhabbetinize doyum olma bye bye 😉"} {"url": "https://www.thegeyik.com/twitterdaki-etkilesim-rekoru-el-degistirdi/", "text": "Amerikan Müzik Ödülleri sonrası uluslararası müzik dünyasının gündemine yerleşen Güney Koreli grup BTS, sahnedeki ilkleri kadar sosyal medyada da rekora doymuyor. Guinness, BTS'in Twitter hesabının 'en çok etkileşim alan hesap' listesinde zirveye yerleştiğini duyurdu. Grup bugün yeni videosunun yayınlanmasının ardından da uzun süre TT'de kaldı. Sosyal paylaşım sitesi Twitter'da iki gün önce etkileşim rekoru kırıldı. K-Pop'un son dönemdeki en iyi temsilcilerinden biri olarak gösterilen ve pazar günkü Amerikan Müzik Ödülleri'nde sergiledikleri performanslarıyla bir ilki gerçekleştiren BTS grubunun yönettiği Twitter hesabı, yeni 'en fazla etkileşim alan hesap' ilan edildi. Guinness'in internet sitesinden yapılan açıklamalarda BTS'in aynı zamanda 'Twitter hesabı en çok etkileşim alan müzik grubu' haline geldiği de belli oldu. BTS'i 21 Kasım'da Twitter'dan kutlayan Guinness, grubun Guinness Rekorlar Kitabı'nın bir sonraki edisyonuna girmeyi başardığının haberini verdi. Congrats to @BTS_twt on a stellar performance at last night's @AMAs! ?#DYK? The South Korean band has succeeded in earning a spot in this year's #GWR2018 edition for having the world's most @Twitter engagements for a music group! ??? #BTSxAMAs https://t.co/8kRrByat80 pic.twitter.com/u9mXcPVWDP GuinnessWorldRecords November 20, 2017 Etkileşim oranını hesaplamak için bir hesabın tweet başına aldığı ortalama retweet sayısını dikkate alan Guinnes Rekorlar Kitabı'na göre BTS'in her bir tweet'i yaklaşık 252.200 retweet alıyor. TAKİPÇİ SAYISI AÇISINDAN DA BİR İLK BTS'in hesabı, aynı zamanda 13 Kasım'da Güney Kore'de 10 milyon takipçiye ulaşan ilk sanatçı/ grup olarak da kayıtlara geçmişti. ? ! @BTS_twt 1 . #LoveBTS10M BTS ! Congrats to BTS on reaching 10M followers for the first time in Korea! Tweet with #LoveBTS10M pic.twitter.com/vDYZVjEUDZ November 13, 2017 Öte yandan BTS'in en yakın takipçisi, One Direction grubuyla tanınan Harry Styles. Ortalama retweet'lenme sayısı 165.473'te kalan Styles, birinciliği kaptırmış oldu. Guinnes Rekorlar Kitabı'nın eylülde yayınlanan son edisyonunda Styles paylaşım başına 150.607 retweet ile ilk sıradaydı. BTS de 152.112 retweet ile Styles'ı takip ediyordu. Harry Styles is the most tweeted male musician, according to the Guinness World Records 2018 Book. pic.twitter.com/frhsXstlIs Pop Central September 4, 2017 UNICEF KAMPANYASI İÇİN BİR HESAP DAHA VAR BTS'in üyelerinin kullandığı söz konusu hesabının yanı sıra, grupla bağlantılı iki hesap daha var. Bunlardan ilki, grubun resmi hesabı. Diğeri de grubun 'Love Yourself: Her' albümünün ardından 31 Ekim'de UNICEF'le birlikte başlattığı 'LOVE MYSELF' kampanyası için açıldı. Röportajlarında gençlerin zor zamanlardan geçtiğini vurgulayan, şarkılarında kendileri gibi gençlerin sorunlarını anlatmaya çalışan ve insanın kendisini sevmeden başkalarını sevemeyeceğine inanan BTS üyeleri, bu kampanya ile çocuk ve gençlerin şiddet korkusu olmadan yaşayabilmesini amaçlıyor. LOVE MYSELF. LOVE MYSELF .https://t.co/uYj0awaarE#BTSLoveMyself #ENDviolence pic.twitter.com/wrPKVKnPGA LOVE MYSELF November 15, 2017 BTS, TÜRKİYE TT LİSTESİNDE Bu arada eski ABD Başkanı Barack Obama'nın ünlü mikrofonu yere atma hareketinden esinlendikleri 'MIC Drop' adlı şarkısının DJ Steve Aoki ile hazırladıkları remix versiyonunu bugün yayınlayan grup, saat 13.02 itibarıyla uzun bir süre boyunca Twitter Türkiye gündeminde TT listesinde kaldı. Bununla birlikte video paylaşım sitesi YouTube'da yayınlanan video birkaç saat içinde 2 milyondan fazla kez izlendi. ABD ITUNES LİSTESİNDE BİR İLK Ayrıca BTS, ABD iTunes listesinde ilk sıraya kadar çıkan ilk K-Pop grubu oldu. Tr Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ubuntu-nedir/", "text": "Günlerden bir gün, Afrika'da çalışan bir antropolog bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir. Oyun basittir. Çocukları belirli bir yerde yan yana sıraya dizer ve açıklar. 'Herkes karşıdaki ağaca kadar tüm gücüyle koşacak ve ağaca ilk ulaşan birinciliği kapacak. Ödülü ise yine o ağacın altındaki güzel meyveleri yemek olacak.' Çocuklar oyuna hazır olunca, antropolog oyunu başlatır. İşte o anda bütün çocuklar el ele tutuşur ve beraberce koşarlar. Hedef gösterilen ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber yere oturarak ödül olan meyveleri beklemeye başlarlar. Antropolog şaşırır ve çocuklara neden böyle yaptıklarını sorar. Aldığı cevap hayli manidardır; Biz UBUNTU yaptık: Yarışsaydık, aramızdan sadece bir kişi yarışı kazanacak ve birinci olacaktı. Nasıl olur da diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyveyi yiyebilir? Oysa biz UBUNTU yaparak hepimiz yedik. UBUNTU; bizim dilimizde BEN, BİZ OLDUĞUMUZ ZAMAN BEN'İM demek. UBUNTU; Tüm Benliğimi BİZ Olabilmemize Borçluyum demek. İşte BEN yerine BİZ diyebilmenin ne güzel örneğidir, UBUNTU"} {"url": "https://www.thegeyik.com/uc-soru-ise-ne-zaman-baslamali-kimi-dinlemeli-hayatta-en-onemli-sey-nedir/", "text": "The Geyik olarak sizlerle arada böyle hikayeler paylaşıyoruz. Bu hikayede kralın aklını kurcalayan üç soruya cevap bulmak için gittiği bir bilgeyle olan sohbeti var. Bir zamanlar bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi: Eğer bir işe ne zaman başlayacağımı; kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en önemli şeyin ne olduğunu bilseydim, girdiğim her işi başarırdım. Aklına böyle bir fikir düşünce, krallığın dört bir yanına, kim kendisine her iş için en uygun vakti, bu iş için en gerekli kişinin kim olduğunu ve yapılması gereken en önemli şeyin ne olduğunu öğretirse ona büyük bir mükafat vereceğini ilan etti. Bilgeler kralın huzurunda toplandı, fakat sorulara verdikleri cevaplar birbirinden tamamen farklı çıktı. İlk soruya cevap olarak; kimileri her hareketin doğru vaktini bilmek için önceden günlerin, ayların, yılların yer aldığı bir takvim hazırlamak ve sıkı sıkıya buna uyarak yaşamak gerektiğini söylediler. ancak böylece dediler her şey tam zamanında yapılabilir. Diğerleri ise her hareketin doğru vaktine önceden karar verilemeyeceğini, kişinin kendisini boş eğlencelere kaptırmayıp, hep daha önce olmuş olayları izleyerek en lüzumlusunu yapabileceğini iddia ettiler. Bu defa başka bilginler de kral neler olup bittiğine ne kadar ederse etsin, tek bir kişinin her hareket için en uygun vakte karar vermesinin imkansız olduğunu; kralın, her şeyin en uygun vaktini tespitte ona yardım edecek bir bilge kişiler konseyi kurması gerektiğini söylediler. Fakat bu defa da başka bilginler; Bir konseyin önünde beklemesi imkansız bazı şeyler vardır, bu işlerin yapılıp yapılmayacağına ancak tek bir kişi anında karar verebilir dediler. Buna karar vermek içinse neler olacağını önceden bilmek gerekir. Neler olacağını önceden bilenler de yalnızca sihirbazlardır. Dolayısıyla her hareketin doğru vaktini bilmek isteyen, sihirbazlara danışmalıdır. İkinci soruya da aynı şekilde türlü türlü cevaplar geldi. Kralın en fazla ihtiyaç duyduğu, en gerekli kişiler bazılarına göre danışmanlar; bazılarına göre papazlar; bir kısmına göre hekimler; daha başka bir kısmına göre ise savaşçılardı. Üçüncü soruya, yani en önemli işin ne olduğu konusuna gelince; bazıları dünyadaki en önemli şeyin bilim olduğunu söyledi. Bir kısmı savaşta ustalaşmak; daha başkaları da dini ibadet dediler.Bütün cevaplar birbirinden farklı çıkınca, kral bunların hiçbirisini kabul etmeyip hiç kimseye de ödül vermedi.Ama hala doğru cevapları aradığı için, bilgeliğiyle ünlü bir münzeviye danışmaya karar verdi. Münzevi, hiç ayrılmadığı bir ağaç kovuğunda yaşar, yanına sade halktan başkasını kabul etmezdi. Bu yüzden kral üstüne sade elbiseler giyerek kendisini halktan biri gibi göstermeye çalıştı ve yola düştü. Münzevinin kovuğuna yaklaştıklarında atından indi ve muhafızını da geride bırakıp yola devam etti. Kral yaklaşırken münzevi kovuğunun önüne çiçek tarhları kazıyordu. Kralı gördü, selamlayıp kazmaya devam etti. Münzevi mecalsiz ve zayıf birisiydi; küreğini toprağa her sokuşunda bir parçacık toprak çıkarıyor, soluk soluğa kalıyordu. Kral yanına gelip şöyle dedi. Ey bilge münzevi, size üç sorunun cevabını sormak için geldim. Doğru şeyi doğru zamanda yapmayı nasıl öğrenebilirim? En fazla muhtaç olduğum, dolayısıyla diğerlerinden fazla ilgi göstermem gereken insanlar kimdir? En önemli ve her şeyden önce kendimi vereceğim isler nelerdir? Münzevi kralı dinledi, ama cevap vermedi. Avuçlarına tükürüp kazmaya devam etti. Yoruldunuz dedi kral, Küreği bana verin de biraz dinlenin. Münzevi, Sağolun diyerek küreği krala verip yere oturdu. Kral bir süre kazdıktan sonra durup sorularını tekrarladı. Münzevi yine cevap vermedi; bu defa ayağa kalktı, elini küreğe uzattı ve şöyle dedi: Biraz dinlenin; bir parça da ben çalışayım. Fakat kral küreği ona vermeyip kazmaya devam etti. Bir saat geçti, bir saat daha... Güneş, ağaçların ardından batmaya başladı; sonunda kral küreği toprağa saplayıp şöyle dedi: Ey bilge kişi, senin yanına sorularıma bir cevap bulmak için geldim. Eğer cevap vermeyeceksen, söyle de evime gideyim. Münzevi,Buraya koşarak birisi geliyordedi,bakalım kim?Kral arkasına döndüğünde bir adamın koşarak kendilerine doğru geldiğini gördü. Adamın karnına bastırdığı ellerinin altından kan sızıyordu. Kralın yanına ulaşınca, kendinden geçercesine inledi, sonra da bayılıp yere düştü. Kral ve münzevi, hemen adamın üstündeki elbiseleri çıkardılar. Karnında büyük bir yara vardı. Kral yarayı elinden geldiğince yıkadı, mendiliyle ve münzevinin havlusuyla sardı. En sonunda kan durdu, adam kendisine gelince içecek bir şey istedi. Kral dereden taze su getirip ona verdi. Bu arada akşam olmuş hana soğumuştu. Kral, münzevinin de yardımıyla yaralı adamı kovuğa taşıyarak yatağa yatırdı. Yatağa uzanan adam gözlerini kapatıp derin bir uykuya daldı. Kral, koşuşturmadan ve yapmış olduğu işlerden öylesine yorulmuştu ki eşiğe çöktü ve uyuyakaldı; kısa yaz gecesi boyunca deliksiz bir uyku çekti. Sabah uyanınca nerede olduğunu, yatakta uzanmış ve canlı gözlerle dikkatle kendisine bakan yabancının kim olduğunu uzun süre hatırlayamadı. Kralın uyandığını ve kendisine baktığını gören adam; Beni affedin dedi, zayıf bir sesle. Kral, Sizi tanımıyorum, üstelik affedilecek bir şey yapmadınız ki dedi. Siz beni tanımıyorsunuz, ama ben sizi tanıyorum dedi adam. Ben, kardeşimi astırdığınız ve mallarını elinden aldığınız için sizden öç almaya yemin etmiş bir düşmanınızım. Tek başınıza münzeviyi görmeye gittiğinizi öğrendim ve dönerken yolda sizi öldürmeye karar verdim. Ama akşam olduğu halde dönmediniz. Ben de sizi arayıp bulmak için pusuya yattığım yerden çıkınca muhafızlarınıza rastladım, beni tanıyıp yaraladılar. Onlardan kaçtım, fakat yaramdan çok kan akıyordu. Yaramı sarmasaydınız kan kaybından ölürdüm. Ben sizi öldürmek istedim, siz ise hayatımı kurtardınız. Eğer yaşarsam şimdiden sonra en sadık köleniz olup size hizmet edeceğim ve oğullarıma da aynı şeyi emredeceğim. Affedin beni. Kral, düşmanıyla bu denli kolay barıştığı ve onun dostluğunu kazandığı için çok mutlu oldu; onu affetmekle kalmayıp uşaklarını ve kendi doktorunu gönderip onun tedavisini yaptıracağını söyledi, ayrıca mallarını iade edeceğine de söz verdi. Yaralı adamla vedalaşan kral, kapının önüne çıkıp münzeviyi aradı. Gitmeden önce, sormuş olduğu sorulara cevap vermesini bir kez daha rica etmek istiyordu. Münzevi dışarıda, bir gün önce kazmış oldukları tarhlara çiçek tohumlarını ekiyordu. Kral ona yaklaştı ve söyle dedi: Sorularıma cevap vermeniz için size son defa yalvarıyorum! yorgun dizlerinin üstünde çömelmeye devam eden münzevi, gözlerini kaldırıp krala baktı ve, Cevabınızı aldınız dedi. Nasıl aldım? Ne demek istiyorsunuz? diye sordu kral. Anlayamıyorsunuz diye cevapladı münzevi. Dün eğer benim dermansızlığıma acımayıp şu tarhları kazmasaydınız, gidecek ve şu adamın saldırısına uğrayacaktınız ve yanımda kalmadığınıza pişman olacaktınız. Yani en önemli vakit, tarhları kazdığınız vakitti; en önemli kişi bendim ve en önemli işiniz bana iyilik yapmaktı. Daha sonra bu adam yanımıza koşarak geldiğinde, en önemli vakit onunla ilgilendiğiniz vakitti, çünkü eğer onun yaralarını sarmasaydınız, sizinle barışmadan ölecekti. Dolayısıyla en önemli kişi oydu, en önemli iş de onun için yaptıklarınızdı. Bundan sonra şu gerçeği unutmayın: Tek önemli vakit vardır, içinde bulunduğunuz an. O an en önemli vakittir, çünkü sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, kiminle beraberseniz odur, zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez; ve en önemli iş iyilik yapmaktır, çünkü insanın bu dünyaya gönderilmesinin tek sebebi budur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/uc-uvey-anneyle-buyuyen-evin-cirkin-cocugunun-ilk-kerhane-hikayesi/", "text": "Biliyorum, ne çirkin bir adam diyeceksiniz benim için.. Kiminiz alay edecek, kiminiz ürperecek, kiminiz acıyacaksınız belki de. Ne derseniz deyin, nasıl düşünürseniz düşünün hakkımda; ben renkleri anlatacağım size, ruhumun renklerini... Yıllardır çıkmıyorsun köyden, seni şehre götüreyim Mazlum dedi bir komşum. Gökyüzü, toprak ve dere yeter bana dedim. Yeni bir randevu evi açılmış, kadınların hepsi taş gibiymiş dedi ve ekledi, bir kere olsun seviş be adam! Duymazdan geldim ve dalıp gittim öylece. Annemi düşündüm. Dört yaşındayken ben, koca dayağından bezmiş annem. Benden büyük üç kardeşimi alıp gitmiş bir gece yarısı köyden. Aslında bir çocuk alabilirim ama kıyamadım diğer ikisine. Mazlum fazla gelir bana, o da nasiplenir bir gün elbet demiş. Dört yaşımdan beri annemim kokusunu hayal ediyorum; her seferinde burnumun direği sızlıyor. Tamam dedim komşuma, geleceğim seninle şehre. Ha şöyle, yaşın geçti zaten, bir kez olsun kanıtla erkekliğini! dedi gülerek. Sustum. Kamyonetiyle şehre götürdü beni ertesi gün. Randevu evinden girdik içeri. Bir salona aldılar bizi ilk önce. Tam altı kadın vardı salonda. Hepsi bana baktı bir anda, müşteri mi lan bu! dedi bir kadın şaşkınlıkla. Sevişmek onun da hakkı dedi komşum. Beş kadın gençti, biriyse ihtiyar. İhtiyar olan dedi ki, gel benimle bakayım, seninle yatağa girmek sevaptır! Güldü diğer kadınlar. Helal sana Hicran Abla, cennetliksin ayol! dediler. Küçücük, karanlık, rutubetli bir odaya girdik. Çift kişilik kir pas dolu bir yatak, sararmış iki yastık, belki de aylardır yıkanmadığı belli olan bir çarşaf vardı. Soyunmaya başladı Hicran. Soyunma dedim. Başka fantezilerin mi var bebişim? dedi kahkaha atarak. Yatalım beraber, sarıl bana sadece dedim. Ne yani, boşalmayacak mısın? dedi. . Sarılalım dedim yine, bir saat boyunca sarılalım. Kafa mı buluyorsun benimle? dedi öfkeyle. Hayır dedim, seninle uyuruz belki de... Bana bak dedi , tarifede indirim yapmam , ona göre! Ne istediğimi söyledim sana dedim. Uzandık yatağa ikimiz de. Yanağını okşadım Hicran`ın. Sonra saçlarını okşadım usulca. Ne ayaksın sen? dedi. Sarıl biraz dedim. Sarıldı boynuma. Birkaç dakika içinde, benimle alay eden kadın gitti, yerine anne kokulu, şefkatli, naif bir kadın geldi. Annemi hayal ettim ona baktıkça. Bana kimse böyle sarılmadı dedi, ne sevgililerim, ne de babam... Sustum. Anlat hikayeni dedi. Annem... dedim getiremedim gerisini.. Kıyamam sana dedi. Bir saat boyunca sustuk birbirimize kederle bakarak ve sımsıkı sarılarak. Gitme, biraz daha sarılalım dedi. İki saat oldu, üç saat... Kapıyı vurmaya başladılar dışarıdan. Komşumun alaycı sesi duyuldu. Mazlum ömrü hayatında ilk kez sevişiyor, yılların açlığı var tabi dedi. Kadınlar bağırdılar, Kız Hicran Abla, adam seni parçalamadı değil mi? İyiyim dedi Hicran. Biraz daha işimiz var. Gülüşmeler, alaylar, iğnelemeler... Biraz daha sarıldık birbirimize. Kalkalım Mazlum dedi Hicran.. İstediğin zaman gel, sarılırız birbirimize. Cüzdanımı çıkardım arka cebimden. Sakın ha dedi, bendensin... Hicran`ın kara gözlerine baktım. Kara gözlerini öptüm onun, bir babanın yavrusunu öper gibi. Sana bir şey söyleyeceğim Mazlum dedi. Söyle dedim. Benim gerçek adımı kimse bilmez dedi. Ben ruhunu bildim senin dedim. Benim adım Nebahat dedi. Adının anlamı ne? diye sordum.. Şeref dedi, bu işi yapıyorum diye şerefsiz bilme beni. Benim renklerimden biri, şerefli bir fahişenin gözlerinin karasıdır. Bunu o biliyor sadece, siz de öğrenin istedim... Babam üç kadınla evlendi annemden sonra, üçü de imam nikahlıydı. Toplam dört annem ve sekiz kardeşim oldu. Annelerimden birinin adı Fadime`ydi. Sekiz yaşındaydım. Bir gün dedi ki bana, seni öz oğlum kadar seviyorum Mazlum. İnanamadım duyduğuma. Allah razı olsun dedim. Ama her gece ıslatıyorsun altını derken kızgındı sesi. Kusura bakma dedim. Artık kendi çamaşırını kendin yıkayacaksın, yoksa döverim seni dedi bağırarak. Korktum ben.Babandan gizli döverim ve babandan daha çok yakarım canını dediğinde bir kor düştü ruhuma. Babam alenen döverdi beni. Diğer annelerime ve onların çocuklarına vurduğunu bilmem. Sanırım bakılmak istiyordu babam ve onlara kızdıkça bütün hıncını benden çıkartıyordu. Sekiz yaşında başladım kendi çamaşırımı yıkamaya, kendi aşımı pişirmeye, kendi elimden tutmaya, kendi yolumda gitmeye... Sekiz yaşındaki bir çocuğun donundaki sarılıktır benim renklerimden biri de... İlkokulu dışarıdan bitirdim tam on dokuz yaşımda. Evet, zeki biri değilim! Bütün çiçekleri, bütün ağaçları, bütün yıldızları biliyorum. Bunu bir zeka belirtisi olarak görmedi babam, öğretmenlerim, köylüler, imam, muhtar ve köyümüze bir kez gelen kaymakam. On beşimdeydim kaymakam köye geldiğinde. Muhtara dedi ki, yazıktır, diploması olsun bu garibanın. Okuması var ama derslere kafası çalışmıyor dedi muhtar. Dikdörtgenin çevresi nasıl hesaplanır, söyle bakalım Mazlum dedi kaymakam. Dünyanın en yaşlı ağacı 9500 yaşında, İsveç`te ve adı Yaşlı Tijkko, üstelik büyümeye devam ediyor. dedim. Bir süre herkes bakakaldı yüzüme. Bana tokat attı muhtar. Kafan çalışsa dikdörtgenin çevresini öğrenirdin dedi. Kaymakam hiddetlendi. Dikdörtgenin çevresi dedi, bu yaşında öğrenememek, eğer geri zekalı değilsen, affedilir gibi değil! Yaşlı Tijkko`yu düşündüm. 9500 yaşında olup, hala büyüyen bir ağacın o bitimsiz güzellikteki yapraklarının yeşilliğidir benim bir diğer rengim... On sekizimdeydim. Köyde yaramazlık yapan çocukları, anne babalar benimle korkutuyordu, uslu durmazsan seni Mazlum`a veririz diye. Kaçıyordu çocuklar beni gördükleri yerde ve bu beni çok incitiyordu. Köye ilçeden bir kitapçı geliyordu hafta sonları. Adı Garo`ydu. Ermeniydi Garo. Köy okulunun kitaplığına bağış yapıyordu. Daha ilk gelişinde dost olduk onunla. Kimse ilgilenmemişti kitaplığa bağış yapışıyla. Adını sorana Ali Osman diyordu. Beraber kitapları sevdik Garo`yla, sevip okşayarak o güzelim Küçük Prens`i, Martı Jonathan`ı, Pinokyo`yu beraber dizdik raflara. Sırlar verdik birbirimize, sırlar tuttuk. Köydekiler hor görüyor beni, sen sevdin dedim. Kokluyorsun kitapları Mazlum dedi, kitap kokuyorsun sen. Sen de kitap kokuyorsun dedim. Güvercin dedi Garo, ne çağrıştırıyor sana? Tedirginlik dedim. Sen beni anlıyorsun dedi. Sen de beni anlıyorsun dedim. Her hafta sonu, köy okulunun küçücük sıralarında Garo`nun getirdiği kitapları okudum bir başıma. Bir gün kızıyla geldi köye Garo. Dokuz yaşındaki kızına dedi ki, Mazlum Amcan benim kardeşimdir, senin de öz amcandır. Nasıl sevindim, bir bilseniz. Bir avuç beyaz leblebim vardı ikram edebileceğim o körpecik cana. Leblebiyi alıp, üçümüze eşitçe pay etmesi bir tanemin, bana sarılması, beni öpmesi amcacım diye... Ah, nasıl anlatmalı bunu size. Bir güzelim kız çocuğuna ikram ettiğim leblebideki beyazlıktır bilmeniz gereken renklerimden biri de... Yirmi ikimde aşık oldum ilk kez. Köydekilerden birinin akrabaları gelmişti yurt dışından. Gelenlerden biri yirmili yaşlarda bir kadındı. Köyün içinde yürüyüş yaparken gördü beni. Sen Mazlum musun? dedi. Evet dedim. Ben de Songül dedi. Merhaba dedim. Gülümsedi. Çok anlatıyorlar seni dedi. Umurumda değil dedim. Elini uzattı gülümseyerek. Tokalaşalım mı? dedi. Tokalaştık. Kitap okumayı seviyorsun değil mi? dedi. Beni böyle anlatmazlar ki dedim. Ben duyumsadığımı söylüyorum dedi, anlatılanları değil. Duygulandım o anda. Elimi uzattım Songül`e. Bir daha tokalaşalım mı? dedim. Gülümsedi yine. Küçük Prens üzerine saatlerce konuşup yedi sekiz kez de tokalaştık Songül`le. Seni öpmeme izin verir misin Mazlum? dedi. Sahiden öpecek misin beni? dedim. Sen cansın dedi bana, iyi ki varsın canım benim dedi ve yanaklarımdan öptü. Birkaç kez daha görüştük Songül`le. Köydekiler demiş, kendi halindedir Mazlum, ama dikkat et yine de. Bunun üzerine şakalar yaptık birbirimize. Dedim,kendi halimdeyim ama Cervantes`i doğum gününde, -29 Eylül`de-, bir tek ben anıyorum Don Kişot`tan pasajlar okuyarak köyde!. Elini omzuma attı Songül, Ben de kendi halimdeyim aslında dedi. Ama Peter Pan` ın, Guliver`in, Heidi`nin olduğu hayaller kurmak seninle, tarifsiz bir huzur Gözlerim doluverdi birden. Çantasından bir defter çıkardı. Bir hatıra defteri, mor renkte. Kabul edersen sevinirim Mazlum dedi. Sesim titredi teşekkür ederken. Canımsın sen dedi, öptü yine yanaklarımdan. Yanaklarımda bir ıslaklık kaldı Songül`den; birkaç damla yağmur damlası gibi. Yurt dışına döndükten iki ay sonra evlenmiş. Ona özlem dolu mektuplar yazdığım defterin rengidir, mordur benim ömrüme işlenmiş bir diğer rengim, Songül`ü düşündükçe düşlerime yağan yağmurun rengi... Kadersizsin Mazlum, erken ihtiyarladın diyorlar bana, İhtiyar görünmekle birlikte, otuzumdayım. Renklerle, doğayla, evrenle barışığım, ama çok küsüm insanlara. Hiç sevişmedim, evet; ama birçok ağaca hayranlıkla baktım. Altıma kaçırmıyorum da artık, sonbahar yapraklarının sarılığı da bir mucize benim için. Dikdörtgenin çevresini öğrenmeyi reddediyorum; bir kurbağanın tenindeki yeşillik üzerine şiirler yazabilirim. Garo`nun kızına, -yeğenime- beyaz leblebi ikram etmemin yanı sıra, ona yaptığım uçurtmaların beyazlığı da mutlu ediyor beni. Songül`ün hediyesi mor renkli deftere, şarap rengi, eflatun, lila ve turkuaz dolusu mektuplar yazıyorum... Siz beni deli belleyin en iyisi; ben kendi dünyamdaki bir dolu renkle, sizin yozluklarla, kıyıcılıklarla, sevgisizliklerle dolu dünyanızdan, aldım başımı gidiyorum... Yazar Ergür Altan'a sevgilerimiz ve teşekkürlerimizle"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ucaklar-nasil-ucar/", "text": "Mutlaka Abi koca koca metal parçaları nasıl uçuyor? Gavur yapıyor abi. muhabbetine dahil olmuşsunuzdur. Gerçekten nasıl uçar bu uçaklar? Öncelikle şunu söylemem gerekir koca koca metal parçalarının ağırlığı 120 Tonu geçebiliyor, yerden yükselmesi için bundan daha büyük bi kaldırma kuvveti gerektiğini düşünürsek bu gerçekten de muazzam bi olay. Uçağı uçuran motor değildir sayın okur, bunu aklından çıkarmalısın . Motor yalnızca öndeki havayı alır arkaya iter. Ortalama bir jet motoru 58 Bin beygir güce sahiptir, yani araba arkasına Tek Rakibim THY yazmanın lüzumu yok arkadaşlar yapmayın. Motor değil asıl olay kanadın yapısında. Airfoil denen bu yapı kanadın üst kısmında düşük, alt kısmında ise yüksek basınç oluşmasını sağlar. Kanat düşük basınç olan tarafa hareket etme eğilimi gösterir ve bu sayede uçağımız uçar. Bu mudur yani deme abi, 650 Ton, boru değil. Tamam tamam tüm uçaklar 650 ton değil ağırlığı 1 tonu geçmeyen soba borusundan hallice uçaklarda var. Hala uçak deniliyosa tabi onlara. Ve son olarak siz bilgiye aç okurlarıma 🙂 -Yüksekten oluşan alçak basınç sebebiyle besinlerin şekerleri daha çok ortaya çıkar ve uçuşta yediğiniz yiyecekler size daha lezzetli gelir. -Uçaklarda en çok mikrop bulunan bölgeler sırasıyla yemek tepsileri, sifon düğmeleri ve emniyet kemerleri. -Uçakların yaklaşık 10 km yükseklikte uçmalarının nedeni o yükseklikte havanın normalden daha az yoğunlukta olmasıdır. Bu sayede uçak daha az yakıtla daha yüksek hızlara çıkabilir. -Bavulunuzdaki herhangi birşeyin titremesi kendinizi bir anda sorgu odasında bulmanıza neden olabilir. -Uçaktaki gaz maskeleri 20 dakikaya kadar oksijen ihtiyacınızı karşılar. -Türbülans uçağın düşmesine sebep olmaz ancak geçmişte türbülans sırasında emniyet kemeri bağlı olmadığı icin hayatını kaybeden insanlar vardır. -Film senaryolarının aksine uçuş sırasında uçak kapılarının açılmaması sizi hayalkırıklığına uğratabilir, ama gerçek bu. Bu kapılar büyük basınç altında olduğu için bi insanın açması imkansızdır. -Kafanızı kaldırdığınızda gökyüzünde gördüğünüz beyaz çizgiler uçakların egzoz gazının soğuktan yoğuşmaşı sonucu kristalleşmesiyle oluşur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ucakta-soyundu-havalimaninda-4-saat-ciplak-eylem-yapti/", "text": "İtalya'da transeksüeller ve seks işçilerinin yaşadıkları sorunlara dikkat çeken eylemlerle tanınan trans birey Efe Bal, 1 Mayıs'ta Milano-Brüksel yolcu uçağında soyundu. Yolcuların şaşkın bakışları arasında, eylemini hayat kadınlarının hakları için yaptığını söyleyen Efe Bal, uçağın acil iniş yaptığı Milano Havaalanı'ndaki polis karakolunda gözaltına alındı. Gözaltından kurtulan Efe Bal, çıplak eylemini bagaj bekleyen yolcuların arasında dört saat sürdürdü. Birgün'ün haberine göre; 30 Nisan pazar gecesi Brüksel Havayolları'na ait uçakla Brüksel'e uçan Efe Bal, ertesi sabah aynı havayolu şirketinin Milano uçağına bindi. Uçuşun 50. dakikasında, yaklaşık 10 bin metre yükseklikte tuvalete gidip soyunan Efe Bal, yolcuların şaşkın bakışları arasında çıplak bir şekilde yerine oturdu. UÇAK ACİL İNİŞ YAPTI Efe Bal, etrafını saran hosteslere, Terörist değilim. Çıplak vücudumda bomba yok. Amacım, İtalyan devletinin fahişe haklarını tanıması ve haklarını vermesi. Brüksel uçağına bindim çünkü Avrupa ve İtalya Brüksel'den yönetiliyor. 1 Mayıs Dünya Emekçi Günü'nde sesimi duyurmak istiyorum dedi. Uçak, Milano Havaalanı'na acil iniş yaptı. POLİSTEN KAÇIP HAVAALANINDA YİNE SOYUNDU Kendisini almak üzere uçağa gelen havaalanı polisine direnen Efe Bal, havaalanı polis merkezine götürüldü. İfade verdiği sırada büro kapısının açık olduğunu fark eden ve yerinden fırlayarak çıplak şekilde koşmaya başlayan Efe Bal, yolcuların bagaj bekleme salonuna giderek, eylemini yaklaşık dört saat daha sürdürdü. Polisler çok nazikti. Bana hak verdiklerini söylediler. Evime kadar bıraktılar diyen Efe Bal, bu eylemiyle amacına ulaştığını ve İtalyan basınında haber olduğunu söyledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ufak-tefek-cinayetlerdeki-tiras-sahnesi-dizinin-basini-yakti-rtuk-cezayi-kesti/", "text": "Ufak Tefek Cinayetler dizisinde Oya ile Serhan'ın ilişkisini uygunsuz bulan RTÜK, diziye yüklü bir para cezası kesti. Şikayetler devam ederse dizi yayından kaldırılacak. İşte o sahne: Star TV'de yayınlanan Ufak Tefek Cinayetler dizisindeki tıraş sahnesi RTÜK engeline takıldı. RTÜK, diziye yüklü bir para cezası kesti. ŞİKAYETLER DEVAM EDERSE DİZİ KALDIRILACAK RTÜK'e dizide evlilik dışı ilişkilerin Türk aile yapısına aykırı olduğu yönünde şikayetlerde bulunulduğu, şikayetlerin devam etmesi halinde ise dizinin yayının durdurulabileceği konuşuluyor. SOSYAL MEDYADA TARTIŞMA BAŞLADI Ufak Tefek Cinayetler'in RTÜK'le yaşadığı sorun sosyal medyada tartışma konusu oldu. Serhan ile Oya'nın durumunu 'yasak aşk' olarak algılayan RTÜK'ün dizilerdeki pedofili, tecavüz, çok eşlilik, kadına şiddet temalarına karşı sessiz kalması eleştirildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ufoattacktoturkey-sonrasi-aklimiza-gelen-en-iyi-uzayli-istilasi-filmleri/", "text": "Dün akşam sosyal medyayı sallayan #ufoattacktoturkey hareketinin organize bir sahtekarlık olduğunun ve hepimizin ilk başta trollendiğinin ortaya çıkmasının ardından hepimizin aklına ya gerçek olsaydı? sorusu geldi. İşte bu fikri yıllardır işleyen sinema dünyası uzaylıları, UFO'ları bir çok kez dünyamıza getirdi hatta işgal bile ettirdi. Bu filmlerin ne kadar gerçekçi olduğu tartışıla dursun bizler en iyi uzaylı istilası filmlerini sizler için bir araya getirdik. #ufoattacktoturkey Sonrası Aklımıza Gelen En İyi Uzaylı İstilası Filmleri; 1# Under the Skin (2013) Michael Faber'ın romanından uyarlanan film Scarlett Johansson'un muhteşem oyunculuğu ile birleşince tadından yenmez bir hale geldi. Dünya dışından gelen bir türün insanlığı görünce verdiği tepkileri anlatan film bu yönüyle benzerlerinden ayrılıyor. Bu gizemli film kesinlikle izlenmeli. 2# District 9 (2009) Bir grup uzaylının araçlarının bozularak Dünya'da mahsur kalmasının anlatıldığı filmde, uzaylılar Güney Afrika'daki 9.Bölge'de oldukça kötü yaşam koşullarından yaşamlarını sürdürmektedir. Film uzaylılara yapılan ırkçı tutum ve aşıladığı empati duygusuyla farklılık yaratmaktadır. 3# Signs (2002) Ekin çemberleri ve uzaylı işgali teorilerinin bir arada işlendiği film Mel Gibson'ın oyunculuğu ve M. Night Shyamalan'ın imzasıyla oldukça dikkat çekicidir. 4# Independence Day (1996) Dünyanın her yerinde iletişim sistemlerinin bir anda bozulması ardından dünyaya yaklaşan devasa uzay gemilerinin gezegeni işgal etmesinin anlatıldığı filmin, 20 yıl aradan sonra devamı da çekilmiştir. 5# Close Encounters of the Third Kind (1977) 1945 yılında kaybolan bir uçağın tekrar ortaya çıkması ile başlayan filmde, birçok insanın uzaylılarla temas kurduğu da iddia edilmektedir. 6# The Faculty (1998) Herrington Lisesi'nde okuyan bir grup genç öğretmenleri ve kalan öğrencilerle ilgili bir sıkıntı olduğunu fark ederler. Ancak fark edene kadar çevreleri suyla beslenen ve insan vücudunda saklanan uzaylı ırkı tarafından sarılmıştır. 7# Edge of Tomorrow (2014) Mimics isimli üstün uzaylı ırkı dünyamızı işgal eder, dünya ırkları ile birleşerek son direnişi sergilerken hiç umulmadık bir kahraman ortaya çıkar. 8# The Invasion (2007) Patriot uzay gemisinin patlaması sonrası dünyamıza düşen parçalardan çevreye bir amdde yayılmaktadır. Bu maddeyle temas edenler ise bir anda değişmeye başlar ve Uzman psikiyatr Carol Bennell bu farklılıkların patlama ile alakasını çözen nadir insanlardandır. 9# The Abyss (1989) James Cameron imzalı Oscar ödüllü film kayıp nükleer denizaltıyı arayan ekibin bu esnada karşılaştığı dünya dışı varlıkla olana temasını anlatıyor. 10# War of the Worlds (2005) Bir anda ortaya çıkan tuhaf fırtına aslında gelen uzaylıların habercisidir. Tuhaf fırtınanın toprağın yarılmasıyla ortaya çıkan savaş makineleri dünyayı yakıp yıkmaya başlar. 11# The Thing (1982) Kuzey kutbunda geçen olayda buz katmanından çıkan şey herkesin şekline bürünerek insanları öldürmeye başlar. 12# Men in Black (1997) Tommy Lee Jones ve Will Smith'in başrollerde yer aldığı bilimkurgu ile birlikte komedi unsurlarını da içinde barındırıyor. Uzaylı göçünü kotrol eden gizli birimde çalışan K ve J gizlilik içinde dünyayı korumaktadır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/ulke-sinirlari/", "text": "Hepimizin Adem ile Havva'dan geldiğini savunanlardan da olsanız, aksine evrim var da deseniz, her sonuçta aslında kardeşliği vurguluyorsunuz ama ülkeler kurmuşuz, toplumlar yaratmışız. Doğadaki kara parçalarını hatta denizleri sınırlarla çizmişiz. Peki dünyanın her yerinde bu sınırlar dikenli tellerle mi belirlenmiş hayır! İşte ülkeleri ayıran sınırlardan bazıları. 1- ABD Kanada sınırı Haskell Kütüphanesi'nin ortasından geçiyor. 2- Hollanda Almanya sınırı Eurode isimli İş Merkezi'nden geçiyor. 3- Hollanda Belçika sınırı, bir adımda Belçika 4- İsviçre Fransa sınırı bu yatağın ortasından geçiyor. Uyurgezerler dikkat! Eşinize de sarılmayın lütfen 5- İsviçre Almanya sınırı ise park yapılmaz diyor sanırım, sağda Almanya var. 6- İnsanoğlu kuş misali dedirten İspnya'dan Portekiz'e olan yolculuk 7- Bu karlı yol ise Norveç ve İsveç arasındaki sınır! Tuhaf değil mi asker yok."} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlenmeden-onceki-hallerini-gorunce-epey-sasiracaginiz-20-unlu/", "text": "Milyonların peşinden koştuğu, gençlere idol olan ünlülerin üne kavuşmadan önceki hallerini hiç merak ettiniz mi? Bu fotoğraflarda bu zamana kadar gördüğünüz ünlü fotoğraflarından farklı olarak çoğunun yüzünü zor tanıyacaksınız. Vin Diesel, Bob Marley ve Bill Clinton bizi en çok şaşırtanlarından bazıları İşte Üne Kavuşmamış Haliyle 20 Ünlü; #1 Angelina Jolie #2 Bill Clinton #3 Bob Marley #4 Brad Pitt #5 Bruce Willis #6 George Clooney #7 Dita von Teese #8 Johnny Depp #9 Jim Carrey #10 Kurt Cobain #11 Leonardo DiCaprio #12 Milla Jovovich #13 Micheal Jordan #14 Nicole Kidman #15 Robert Downey Jr. #16 Robin Williams #17 Scarlett Johansson #18 Frank Sinatra #19 Steve Buscemi #20 Vin Diesel"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-astrofizikciden-ejderhalarla-ilgili-game-of-thrones-kehaneti/", "text": "Geçtiğimiz aylarda yayınlanan sezon finali ile 1.5 yıllık bir araya giren Game of Thrones geride cevaplanmamış pek çok soru bıraktı. Ünlü astrofizikçi Neil deGrasse Tyson da fenomen dizi Game of Thrones'un kafaya takılanlarını masaya yatırdı. Carl Sagan'ın meşhur eseri Cosmos'u yıllar sonra yeniden ekranlara uyarlayarak adından fazlasıyla söz ettiren astrofizikçi Neil deGrasse Game of Thrones'un bilimsel analizini yaptı. Ak Yürüyenlerin kontrolüne geçen Viserion'un buzların arasından zincirler ile çekilmesi uzun tartışmalara konu olmuştu. Bu konuyu ele alan Tyson'ın teorisine göre, zincirlerin nereden geldiğinden ziyade tartışılması gereken konu dondurucu soğukta suya girip çıkmasına rağmen zincirlerin nasıl bu şekilde işlediği oldu. Tyson'a göre dizideki ejderhalar, bilimsel açıdan gerçekçi görünüyorlar. Mavi ateşin, normal ejderha ateşinden 3 kat daha fazla sıcak olduğunun altını çizen Tyson, Viserion'un ateşten etkilenmeyen Daenerys'i yakabileceği görüşünde. Tabii bu iddianın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini görmek için 1.5 sene beklememiz gerekecek."} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-biriyle-evlenme-umidinizi-tazeleyecek-dunyaca-unlu-8-isim/", "text": "Zengin zenginle, ünlü ünlüyle yani herkes kendi dengiyle evlense dünya o kadar da güzel bir yer olmazdı diye düşünenlerdeniz. Bırakın davul da dengi dengine çalmasın, kafasına göre takılsın! Bakın bu ünlüler ne güzel halktan isimlerle evlenmişler ve de oldukça mutlular. 1- Matt Damon Stuck on You isimli filmin çekimleri için gittiği Miami'de, aslında hiç niyeti olmamasına rağmen arkadaşlarının ısrarıyla dışarı çıktığı bir gecede Luciana Barroso ile tanışıyor. Luciana Barroso ne iş mi yapıyordu? Barda çalışıyordu. Şimdilerde oldukça tatlı bir evlilikleri ve bu evlilikten de güzel 4 kızı var. The Mexican filminin çekimnlerinde kameraman Danny Moder ile tanışıyorlar ve Danny eşinden boşanıp Julia ile evleniyor. Arkadaşının dairesinde kalırken, kızın abisi eve geliyor ve bu hikaye 35 yıllık bir evliliğin ilk anı oluyor. Heykeltıraş Don Gummer ile 4 de çocukları var. 4- Jerry Seinfeld Eşi ile spor salonunda tanışmış. 5-Kevin Jonas Jonas Brothers'tan Kevin kuaförü ile evlendi. 6-Christian Bale Bale, Winona Ryder'ın asistanlarından Sibi Blazic ile 2000 yılında evlenmiş. 7-Jessica Alba Prodüktör asistanı ile evlendi. Cash Warren onunla Fantastik Dörtlü'nün setinde tanıştı. Adamdaki şansa bak FHM'ye göre dünyanın en seksi kadınlarından biriyle evlendi. 8- Prens William ile Kate Middleton En bombası da bu, masallarda olur böyle şeyler sanıyorduk. St. Andrew Üniversitesi'nde okurken Kate ile tanışıyorlar ve sonrası o efsane düğün. *The Geyik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-dublor/", "text": "Her filmde, her dizide asıl işi yapıp geri planda kalan isimler; dublörler. Erkek ve kadın oyuncuların baktıklarında aynaya mı bakıyorum acaba dediği bu dublörlerin birçoğu sosyal medya sayesinde ünleniyor. Rosie Mac mesela binlerce takipçiye sahip bir isim artık. Biz de size şok etkisi yaratacak dublörlerin ünlülerle olan fotoğraflarını derledik. Game Of Thrones'tan Karayip Korsanları'na kadar her film ve dizide onların adı yoksa da cismi var. Ünlülerin Dublörleri 1- Emilia Clarke ve dublörü Rosie Mac Sesi de güzel 2- Anne Hathaway 6- Mark Ruffalo ve dublörü Anthony Molinari 8- Tom Hardy ve dublörü Jacob Tomuri 15- Tom Cruise genelde dublör kullanmıyor ama yine de bir dublörü var. 17- Lucy Lawless 18- Nicole Kidman 19- Emma Watson ve dublörleri"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-ekonomi-dergisi-forbesa-gore-en-cok-ciro-yapan-25-turk-dizisi/", "text": "Forbes dergisi, sezonun en fazla ciro yapan dizilerini açıkladı. İşte televizyona damgasını o diziler... 25# Şevkat Yerimdar: 24 milyon 664 bin TL 24# Çocuklar Duymasın: 25 milyon 932 bin TL 23# Kalbimdeki Deniz: 26 milyon TL 22# Aslan Ailem: 26 milyon 350 bin TL 21# Sen Anlat Karadeniz: 27 milyon 84 bin TL 20# Adını Sen Koy: 27 milyon 900 bin TL 19# Beni Affet: 29 milyon 400 bin TL 18# Kanatsız Kuşlar: 29 milyon 750 bin TL 17# Siyah Beyaz Aşk: 29 milyon 898 bin TL 16# Yeni Gelin: 32 milyon 300 bin TL 15# Cennet'in Gözyaşları: 34 milyon 200 bin TL 14# Ufak Tefek Cinayetler: 35 milyon 111 bin TL 13# Fazilet Hanım ve Kızları: 35 milyon 324 bin 500 TL 12# Arka Sokaklar: 35 milyon 351 bin TL 11# Savaşçı: 35 milyon 573 bin TL 10# Bizim Hikaye: 38 milyon 143 bin TL 9# Aşk ve Mavi: 38 milyon 891 bin TL 8# Vatanım Sensin: 40 milyon 815 bin 500 TL 7# Payitaht Abdülhamid: 41 milyon 68 bin TL 6# Kadın: 41 milyon 647 bin 500 TL 5# Söz: 42 milyon 41 bin TL 4# Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz: 44 milyon 132 bin TL 3# Diriliş Ertuğrul: 47 milyon 245 bin 500 TL 2# İstanbullu Gelin: 51 milyon 455 bin 500 TL 1# Çukur: 58 milyon 282 bin TL"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-fizikci-stephen-hawkingten-ufkunuzu-genisletecek-15-alinti/", "text": "Geliştirdiği teoriler ve yaptığı keşiflerle insanoğlunun ufkunu genişleten, dünyanın en önemli fizikçilerinden biri olarak Stephen Hawking'i artık tanımayanımız yok gibi. Zaman zaman yaptığı karamsar çıkışlarla dikkat çeken Hawking'in, azim ve başarıyla dolu hayat hikayesini yansıtan birbirinden önemli sözlerini sizler için bir araya topladık. İşte Ünlü Fizikçi Stephen Hawking'ten Ufkunuzu Genişletecek 15 Alıntı; 1# Eğer gelecek bin yıl içinde uzayda yaşayabilmeyi başaramazsak insanlık ortadan kaybolacak 2# Bazen tekerlekli sandalyem mi yoksa keşiflerim yüzünden mi ünlü olduğumu ben de bilmiyorum 3# Gerçekliğin birden fazla resmi vardır 4# Hiçbir şey sonsuza kadar var olamaz 5# Kara delikleri göz önünde tuttuğumuzda, belli ki Tanrı yalnızca zar atmakla kalmıyor, ayrıca gözleri kapalı oynuyor ve ara sıra da zarları görülemeyecek yerlere atıyor. 6# Ben makineleri değil, insanları kontrol etmek isterim 7# Hayat ne kadar zor görünürse görünsün, her zaman başarabileceğiniz birçok şey vardır 8# Kimse matematikle tartışamaz 9# Kadere inanıp hiçbir şeyin değiştirilemeyeceğini savunan insanlar bile karşıdan karşıya geçerken etrafına bakıyor 10# Eğer uzaylılar dünyaya gelirse bu Kolomb'un Amerika kıtasına ayak basması gibi sonuçlanacak 11# Sürekli zekalarıyla övünen insanlar birer eziktir 12# Eğer sürekli sinirli ve bir şeylerden şikayetçiyseniz, insanların size ayıracak vakti olmaz 13# Hepimiz artık internetle birbirimize bağlıyız. Tıpkı beyindeki nöronlar gibi 14# Aptallığımız ve açgözlülüğümüz yüzünden kendimizi yok etmenin eşiğindeyiz 15# Eğer bir süper kahraman olsaydım, Superman olmayı tercih ederdim. Çünkü o benim sahip olamadıklarıma sahip"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-isimler-stephen-hawkingin-sesi-olmak-icin-kuyruga-girdi/", "text": "Yeni bir sese sahip olmak istediğini açıklayan İngiliz fizikçi Stephen Hawking'in talebine ünlü isimlerden destek geldi. Ünlü İngiliz fizikçi Stephen Hawking mekanik sesini değiştirmeye hazır olduğunu açıkladı. Hawking'in bu açıklamasının ardından bilim insanının yeni sesi olmak isteyen ünlü isimlerden açıklamalar geldi. Bill Gates, Liam Neeson ve Anna Kendrick ünlü bilim insanının yeni sesi olmak istediklerini açıkladı. Hawking'in bu çağrısına kayıtsız kalmayan bir başka isim ise İngiliz fizikçinin hayatını konu alan 2014 yapımı The Theory of Everything isimli filmde Hawking'i canlandıran Even Eddie Redmayne oldu. Ancak bu çağrı ve ünlü isimlerden gelen talep, İngiliz hayır organizasyonu Comic Relief'in projesinin ürünü. 1985 yılında kurulan Comic Relief'in en dikkat çekici faaliyetlerinden birisi olan Red Nose Day'e dikkat çekmek için kolları sıvayan STK, çareyi gündem yaratan bu videoyu yayınladı. Yani Hawking'in sesine pek çok kişi talip olsa da ünlü fizikçinin kendisiyle özdeşleşen mekanik sesini duymaya devam edeceğiz. ALS MNH hastası olan Hawking, vücudunda neredeyse hiç bir yeri hareket ettiremiyor. Hawking'in hareket ettirebildiği tek kası ise sağ yanağındaki bulunan ufak bir kas. Hawking, bu kas hareketi ile bilgisayar aracılığı ile yazı yazarak konuşabiliyor. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-isimlerin-sir-gibi-sakladiklari-kusurlari/", "text": "Hayatları boyunca vücutlarındaki küçük kusurlarla yaşayan ve bu kusurları hayranlarından gizlemeyi başaran ünlü isimler... 1# JENNIFFER GARNER Hollywood'un gözde oyuncularından birisi olan Garner'ın büyük bir sorunu var; ayak parmakları. Üstüste binmiş ayak parmakları oyuncunun güzelliğine gölge düşürse de, Garner bu kötü özelliğini göstermekten çekinmiyor. 2# MEGAN FOX Çekici yıldızın baş parmakları diğerlerine göre çok kısa ve tombul. Genetik bir hatadan meydana gelen bu durumla ilgili olarak, Parmaklarım, en büyük kusurum. Ama onları çok seviyorum diyor. 3# MADONNA 52 yaşında olan ünlü popstar Madonna'nın, beslenmesine ve sporuna ne kadar dikkat etse de, yaşla birlikte kusurları da artıyor. 4# ZAC EFRON Genç kızların gözdesi yakışıklı oyuncu Zac Efron'un da çoğu insanın dikkatını çekmeyen bir defosu var. Efron 4 göğüs ucuna sahip. Buna rağmen genç aktör bu kusurunu saklama ihtiyacı duymuyor. 5# VINCE VAUGHN Vince Vaughn da parmaklarıyla ilgili problem yaşayan ünlüler arasında. Ünlü oyuncu doğuştan gelen kusurunu hiç umursamadığını her fırsatta dile getiriyor. 6# KATE BOSWORTH Güzel yıldızın gözleri farklı renklerde... Bosworth, bu durumdan şikayetçi olmadığını söylüyor. 7# KAROLINA KURKOVA İç çamaşırı defilelerinin aranan ismi ünlü manken Karoline Kurkova'nın göbek deliği yok! 8# DENZEL WASHINGTON Serçe parmağı yamuk. 9# ASHTON KUTCHER Bir ayağındaki iki parmağı birleşik. sondakika.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-isimlerle-ozdeslesmis-olan-25-ikonik-ayakkabi-modeli/", "text": "Daha önce yaptığı ikonik gözlük seçkisi ile sitemizde yer alan ve minimalist çalışmasıyla büyük beğeni kazanan illüstrasyon ustası Federico Mauro, bu kez de hazırladığı ikonik ayakkabı seçkisi ile bizleri karşılıyor. Film karakterlerinden sporculara, ünlü iş adamlarından müzisyenlere kadar birçok ünlü ismin yer aldığı illüstrasyon serisi sizlerle... 1# Wonder Woman 2# Beatrix Kiddo 3# Marty McFly 4# Lady Gaga 5# Vivian Ward 6# Amelie Poulain 7# Lana Turner 8# Kurt Cobain 9# Diego Armando Maradona 10# Al Capone 11# Steve Jobs 12# Forrest Gump 13# Audrey Hepburn 14# Frankenstein 15# Jack Sparrow 16# Clint Eastwood 17# Dorothy Gale 18# Marc Zuckerberg 19# Lisbeth Salender 20# Susy Banner 21# Ellen Ripley 22# Michael Jordan 23# Jamiroquai 24# Michael Jackson 25# James Bond"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-kola-markasi-turkiyede-iki-kat-fazla-seker-kullaniyor/", "text": "İngiltere'de yürürlüğe girecek şeker vergisi öncesinde Coca-Cola şirketi, Sprite ve Fanta'daki şeker miktarını 100 mililitrede 5 gramın altına indirdi. Türkiye'de ise iki kat fazla şeker kullanılıyor. İngiltere'de meşrubatların içerdiği şeker miktarına göre içecek üreticilerinden vergi alınması uygulaması 6 Nisan Cuma günü başlayacak. İngiliz kamuoyunda 'şeker vergisi' olarak adlandırılan yasa, 100 mililitre meşrubatın içerdiği şekerin 5 gramı aşması halinde, litre başına 18 peni vergi alınmasını öngörüyor. 100 mililitre meşrubatta kullanılan şeker miktarının 8 gramı aşması halinde ise litre başına 24 peni vergi alınacak. OBEZİTE İLE MÜCADELE EDİLECEK İngiliz hükümeti şeker vergisi kararını 2016 yılının Mart ayında almış, ancak üreticilere gereken değişikliğin yapılması için iki yıl süre tanımıştı. Şeker vergisi, meşrubatlardaki şeker miktarının azaltılmasını, böylelikle şişmanlık ve obezite ile mücadele edilmesini hedefliyor. Almanya'da gıdaların sağlığı alanında faaliyet gösteren tüketiciyi koruma derneği Foodwatch, yasa yürürlüğe girmeden önce İngiltere'deki bir çok içecek üreticisinin ürünlerindeki şeker miktarını azalttığını açıkladı. Buna göre, dünyanın en önemli içecek üreticilerinden Coca-Cola, İngiltere'de üretilen iki ürününde kullanılan şeker miktarını azalttı. Sprite'ın 100 mililitresindeki şeker miktarı, 6,9 gramdan 4,6 grama indirildi. Fanta'nın 100 mililitresindeki şeker miktarının da 6,6 gramdan 3,3 grama indirildiği belirtildi. TÜRKİYE'DE SPRİTE VE FANTA'DAKİ ŞEKER ORANI YÜKSEK Dünyanın bir çok ülkesinde ise Sprite ve Fanta çok daha fazla şeker içeriyor. Coca-Cola Türkiye'nin internet sayfasındaki bilgilere göre, Türkiye'de satışa sunulan Sprite'ın 100 mililitresi 10 gram, Fanta'nın 100 mililitresi ise 11,5 gram şeker ihtiva ediyor. Foodwatch derneğinin açıklamasında, Almanya'da da bu içeceklerdeki şeker miktarının daha yüksek olduğuna dikkati çekti. Buna göre, Almanya'da üretilen Sprite ve Fanta'nın 100 mililitresi 9,1 gram şeker içeriyor. ALMANYA'DA DA ŞEKER VERGİSİ TALEBİ Fransa, Belçika, İrlanda, Portekiz, Estonya, Norveç, Meksika ve Güney Afrika'da sağlıksız beslenme, obezite ve diyabet ile mücadele için şekerli içeceklere ek vergi uygulaması getirildiğine dikkat çeken Foodwatch, Almanya'da benzer bir 'şeker vergisi' talep ediyor. Dernek meşrubatlardan alınacak şeker vergisine karşılık, sebze ve meyvenin katma değer vergisinden muaf olmasını öneriyor. Almanya Gıda ve Tarım Bakanı Julia Klöckner ise şeker vergisi önerisini reddeti. Şeker vergisi önerisinin cazip olduğunu belirten Klöckner, ancak bu şekilde sağlıksız beslenme sorununun çözülemeyeceğini savundu. Klöckner, bilinçli beslenme konusunda halkın aydınlatılmasının ve şeker ile birlikte yağ ve tuz oranlarının azaltılacağı genel bir strateji üzerine çalışılmasının gerektiğini dile getirdi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-muzisyen-corey-taylor-10-yasindayken-tecavuze-ugradigini-gozyaslari-icinde-anlatti/", "text": "Tüm rock ve metal camiasının sevgi duyduğu, Stone Sour ve Slipknot grubunun vokalisti Corey Taylor; The Therapist isimli programda Dr. Siri Sat Sam Singh'a konuk oldu. Çocukluk yıllarından başında geçen olayları anlatan Taylor, 10 yaşındayken komşusu tarafından tecavüze uğradığını açıklayarak herkesi şoke etti. Gözyaşları içinde olayı anlatan ünlü müzisyen, Bizim muhitteki bir kişi tarafından 10 yaşındayken tecavüze uğradım. Uzunca bir süre bunu kimseye söyleyemedim çünkü beni bana ve anneme zarar vermek ile tehdit ediyordu. Bu olayı yaşadığımız sırada, çok fazla taşınıyorduk ve görünen o ki ben çok hızlı bir şekilde arkadaş ediniyordum. Takılabileceğim yalnızca tek bir kişi vardı, onunla oynuyordum ve 16 yaşında bir çocuktu. Beni müzik yapmak için evine çağırıyordu ve başka bir gün başıma bu olay geldi ve bunu kimseye söylemedim çünkü beni ve annemi yaralamakla tehdit ediyordu. Bir gün evini yaktı ve bir gecede ortadan kayboldu. Manyak bir olaydı. ifadeleriyle olayı tüm çıplaklığıyla anlattı. Bu üzücü anların kaydedildiği bir video da mevcut ancak ülkemize açılmamış olduğu için VPN kullanmanız gerekebilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-olmadan-onceki-meslekleri/", "text": "Dünyaca ünlü starların ünlü olmadan önce ne iş yaptıklarını merak ediyor musunuz? Kader onlara hep güzel şeyler mi vermiş yoksa kendi çabalarıyla mı yükselmişler sorusunu cevaplamak için biraz araştırma yaptık. Anlaşılan onlar da ünlü olana kadar hayatın çemberinden geçmişler. Ünlü Olmadan Önce Hangi Meslekleri Yapıyorlardı? Brad Pitt Missouri Üniversitesi'nde gazatecilikten mezun olduktan sonra Los Angeles'a taşındığında Brad Pitt limuzin sürüp güzel dansçıları taşımış, hatta bir ara Pollo Loco isimli kızarmış tavuk restoranı için tavuk kıyafeti de giymiş. Kanye West Kim Kardashian ile olna evliliği ile sürekli gündemde olan Kanye West, ünlü olmadan önce lise yıllarında GAP'ta tshirt katlıyormuş. Johnny Depp Telefonla sizi arayıp bir şeyler satmak isteyenlere anında telefonu kapatmak istiyorsunuz değil mi? Peki ya arayan Johnny Depp olsaydı ve size isminizin yazdığı saçma bir kalem satmaya çalışsaydı. Yaa o da bir zamanla telefonda pazarlama yapıyormuş. Madonna New York'un ünlü meydanı Times Square'de Dunkin Donuts isimli dükkanda çalışırken müşterinin üzerine şekerleme sıçrattı diye kovulmuş caaaaanım Madonna. Ashton Kutcher Aslında aralarında en normal hikayeye sahip gibi mühendislik bölümünden sonra yine bölümüyle alakalı bir iş bulmuş ve modellik kariyerine geçene kadar böyle devam etmiş. Ashton'ın hikayesini garip yapan ekstra para için KANINI SATIYORMUŞ. Michelle Pfeiffer Mişel Fayfır da güzellik yarışmalarına katılıp ünlenmeden önce feleğin sillesini süpermarkette kasiyer olarak bir yandan da hukuk çalışarak yiyenlerden. George Clooney 16 yaşında beyzbol takımına girmeyi denemiş olmayınca şansımı okulda deneyim demiş bir abimiz George Clooney. Sonrasında da ayakkabı satıcılığı dair birçok değişik meslekte görev almış. Jon Bon Jovi 18 yaşında Runaway'i yapmadan önce yaşıtlarının çoğu gibi gazete satıcılığı yapan Bon Jovi, kuzeninin müzik stüdyosunda kapıcılık da yapmış. Sandra Bullock Ünlü olmadan önce New York'ta hem barmenlik hem de garsonluk yapmış. Eva Mendes Sosisli ve Eva Mendes yoo hayır bir film sahnesi değil. Eva Mendes bir süre hot dog satmış geri kalan kariyeri ise Ciao isimli bir restoranda çalışmakla geçmiş. Jim Carrey Dünyadaki en iyi komedi oyuncularından birisi olan Jim Carrey de kapıcı olarak çalışanlardan. Ailesine yardımcı olmak için bir fabrikada çalışıyordu. Adrien Brody Piyanist filmiyle tanıdığımız Adrien Brody, 13 yaşından beri oyuncu olmasına rağmen doğumgünü partileri düzenleyerek ekstra para kazanıyormuş. Tom Cruise Ünlü olmadan önce otellerde belboyluk yapıyordu. Cincinnati'de rahip olmak için bir seminere de katılmış. Ama hayat onu bambaşka bir noktaya sürüklemiş. Angelina Jolie Babaannesinin cenazesindeki tören onu mutsuz ettiğinden dolayı cenaze işleriyle uğraşmak için dersler almaya başlamış ama İYİ Kİ dersler bitmeden ünlü olmuş. Morgan Freeman Genç Morgan, Missisipi'de gazete dağıtıp para kazanıyordu. Sonrasında lise bitince hava kuvvetlerine girdi, fakat kısmette yokmuş diyelim 4 yılın ardından oradan istifa etmiş. 1964'te fuarda dans ederek para kazanmış."} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-oyuncu-cocuklardan-aldigi-mesajlari-yayinlayarak-ailelere-ates-puskurdu/", "text": "Fransız yetişkin film oyuncusu Nikita Bellucci, çocukların kendisine Twitter'dan gönderdiği müstehcen mesajlardan dert yanarak çocukların ailelerine ateş püskürdü. Cinsel içerikli film oyuncusu Nikita Bellucci, Twitter'da isyan etti. Sebebi ise küçük yaştaki kullanıcılardan aldığı mesajlardı. Bellucci, ebeveynlere hem kızdı hem de sitem etti. ÇOCUKLARI EĞİTMEKTEN BIKTIM 28 yaşındaki oyuncu anne babalara çocuklarını cinsel eğitim konusunda yeterince bilgilendirmedikleri için ateş püskürdü. Bellucci, Cinsel ilişki hakkında çocukları eğitmekten bıktım dedi. GELEN MESAJLARI PAYLAŞTI 12 yaşından küçük çocuklardan cinsel içerikli mesajlar alan ve bundan rahatsızlık duyan oyuncu, kendisine gelen mesajları da takipçileri ile paylaştı. Bellucci ailelerin çocukların sosyal medya kullanımını doğru bir şekilde düzenlemeleri gerektiğini de belirtti. Fransız oyuncunun paylaştığı bazı meajlar dikkat çekiciydi. 13 yaşındaki bir çocuk, Merhaba, sana hayranım. Bana çıplak fotoğraflarını gönderebilir misin? yazmıştı. Bellucci ise Hayır, aksine ekran görüntülerini aile gönderebilirim diye cevap verdi. 12 yaşındaki bir başka çocuğa ise Dostum 12 yaşındasın. Ev ödevlerini yap ve artık bana yazmayı bırak diye cevap verdi. Başka 12 yaşında bir çocuğun ise kendisine cinsel organını gönderdiğini söyledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-oyuncu-itiraf-etti-iliski-sahnelerine-esimle-hazirlaniyorum/", "text": "34 yaşındaki oyuncu Alison Brie, itirafta bulundu ve cinsel içerikli sahnelere daha iyi hazırlanmak için eşiyle birlikte çalıştığını söyledi... 34 yaşındaki güzel aktrist Alison Brie, rol aldığı dizideki cinsel içerikli sahneler üzerinde çalıştığını itiraf etti. Daha iyi performans sergilemek için eşiyle beraber cinsel içerikli sahneler üzerinde çalışan Alison Brie, Eşim sayesinde nasıl hareket etmem gerektiğini öğreniyorum itirafında bulundu. 5 yıllık ilişkisini bu yılın başlarında evlilikle taçlandıran Alison Brie, eşiyle beğenilerinin ortak olmasından çok mutlu. Eşiyle eğlenceli zaman geçirebildiğini söyleyen Brie, ortak beğenilerinden dolayı eşiyle ilişkisini çok özel bulduğunu açıkladı. Hollywood'daki erkeklerle ilgili açıklamalarda da bulunan Alison Brie, erkek oyuncuların kadınlara göre beslenmelerine ve görünümlerine çok daha fazla dikkat ettiklerini söyledi. Hatta güzel oyuncu, Hollywood'daki aktörleri bu konuda oldukça takıntılı bulduğunu açıkladı. Güzelliği kadar fit görünüşüyle de dikkatleri üzerine toplamayı başaran Alison Brie, bunu boksa borçlu olduğunu söyledi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-rock-yildizlari-hayatta-olsaydi-nasil-gorunurdu-sorusuna-cevap-olacak-sasirtici-gorseller/", "text": "Ünlü Rock Yıldızları Hayatta Olsaydı Nasıl Görünürdü? sorusuna cevap arayan Sachs Media Group, bu sorunun cevabı elde etmek amacıyla ünlü fotoğraf restorasyon şirketi Phojoe'ye başvurmuş ve ortaya oldukça ilginç görseller çıkmış. Elvis Presley, Jim Morisson, Jimi Hendrix, Kurt Cobain, Bob Marley gibi ünlü rock yıldızlarının bulunduğu şaşırtıcı seçki sizlerle... # Jim Morisson, 8 Aralık 1943 3 Temmuz 1971 # 'Mama' Cass Elliot, 19 Eylül 1941 29 Temmuz 1974 # Dennis Wilson, 4 Aralık 1944 28 Aralık 1983 # Keith Moon, 23 Ağustos 1946 7 Eylül 1978 # Janis Joplin, 19 Ocak 1943 4 Ekim 1970 # Jimi Hendrix, 27 Kasım 1942 18 Eylül 1970 # Elvis Presley, 8 Ocak 1935 16 Ağustos 1977 # Bob Marley, 6 Şubat 1945 11 Mayıs 1981 # John Lennon, 9 Ekim 1940 8 Aralık 1980"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-sarkilar-mizahi-cizimlerle-anlatilsa-nasil-olurdu/", "text": "Hiç şüphe yok ki, her şarkının gizli bir anlamı vardır ve herkes bu anlamı farklı şekilde yorumlayabilir. Fakat ya şarkılar bize anlatılmak istenenden daha farklı bir mesaj veriyorsa. Hiç böyle düşünmüş müydünüz? Evet sen ben belki düşünmedik ama bunu da bir düşünen var. İzlandalı sanatçı Hugleikur Dagsson ünlü şarkıları kendi mizah anlayışı çerçevesinden yorumlayarak bunları görselleştirmiş. Kimi çizimlerde sınırları zorlayan İzlandalı sanatçının çalışmalarından en güzel örnekler sizlerle; 1# The Police Every Breath You Take * -Tanıştığıma memnun oldum.Facebook'ta arkadaş olabilir miyiz? Tabi * Her hareketini, her adımını izliyor olacağım 2# Sex Pistols Anarchy In The UK * -Çay içer misin? -Hayır * Birleşik Krallıkta Anarşi 3# Madonna- Like A Virgin * Bakire gibi olması umurumda değil bana gerçek bir bakire lazım. * Bir Bakire Gibi 4# Deep Purple Smoke On The Water * İsa! Sana sigarayı bırak demiştim. * Suyun Üstündeki Duman 5# Amy Winehouse Rehab *Onlar beni rehabilitasyona götürmeye çalıştı fakat ben hayır hayır hayır dedim. 6# Bing Crosby White Christmas *Beyaz bir yılbaşı olmasını düşlüyorum. 7# Nelly Hot In Here *Burası giderek ısınıyor bu yüzden kıyafetlerimizi çıkarıyoruz. *Umm... Sadece pencereleri açamaz mıydık? 8# Celine Dion My Heart Will Go On *Kalbim devam edecek. *Organ nakli. 9# Bruce Springsteen Born To Run *Koşmak iç doğmuş 10# Led Zeppelin Stairway To Heaven *Cennete merdiven *Benimle dalga mı geçiyorsunuz? 11# Christmas Carols Silent Night *Sessiz gece 12# Bob Dylan Blowing In The Wind *Hepsi blow un argo anlamından 🙂 13# R.Kelly I Believe I Can Fly *İnanıyorum. Uçabilirim. 14# Queen Killer Queen *O katil bir kraliçe. 15# Johnny Cash Ring Of Fire *Ov. Ov. Ov. Meksika yemeği. Bir daha asla. *Ateş halkası 16# Depeche Mode Personal Jesus *Size özel İsa'nız 17# Baha Men Who Let The Dogs Out *Köpekleri kim saldı? * Ben İyi yaptın. Havaya ihtiyaçları vardı. 18# Cyndi Lauper Girls Just Want To Have Fun *Kızlar sadece eğlenmek ister. 19# Berlin Take My Breath Away *Nefesimi kes. 20# Aerosmith I Don't Want to Miss A Thing *Neden altına işedin? Şutt ve goll *Bir şey kaçırmak istemiyorum. 21# KISS I Was Made For Lovin' You *Ben seni sevmek için yaratıldım bebeğim..! Sen beni sevmek için yaratıldın..! 22# Simon and Garfunkel The Sound of Silence *Tatlım ben geldim *Merhaba karanlık, eski dostum. 23# Britney Spears Hit Me Baby One More Time *Bana bir kez daha vur bebeğim *Yalvar bana 24# Dire Straits Money For Nothing 25# Faithless God Is A DJ *Tanrı bir DJ'dir * ve O hiç istek almaz. 26# Culture Club Do You Really Want To Hurt Me *Gerçekten beni incitmek istiyor musun? *Hayır. Gerçekten değil. 27# R.E.M Losing My Religion *Biliyor musunuz kızlar? Yeni farkına vardım da Twilight boktan. * İnancımı kaybediyorum 28# The Rolling Stones Sympathy For The Devil *Şeytan içim sempati 29# George Michael Careless Whisper * Umurumda değilsin. * Aldırışsız fısıltı 30# Queen Somebody To Love *Tayland'a hoşgeldiniz. Yolculuk amacınız nedir? *Sevecek birine ihtiyacım var. 31# David Bowie Life On Mars? * Harika. Uzay otobüsünü kaçırdım. Şimdi uzay işine geç kalacağım. 32# Britney Spears Oops, I Did It Again *Ops. Yine yaptım. 33# Aerosmith Walk This Way *Bu yolda yürü 34# Bruce Springsteen Born In The U.S.A *ABD'de doğum *Tebrikler 35# Elton John Circle Of Life *Yaşam döngüsü 36# Lynyrd Skynyrd Sweet Home Alabama *Tatlı evim Alabama 37# Queen Bohemian Rhapsody *Bohem rapsodisi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-sinema-dergisi-empire-secti-2017nin-en-iyi-20-filmi/", "text": "İngiltere'nin en çok satan dünyaca ünlü sinema dergisi Empire, İngiltere'deki gösterim tarihlerini dikkate alarak 2017'nin en iyi 20 filmini belirledi. İşte en iyi 20 film; 20# Mother! (IMDb: 6.9) 19# The Lost City Of Z (IMDb: 6.6) 18# The Florida Project (IMDb: 8.1) 17# Grave (IMDb: 7.0) 16# Baby Driver (IMDb: 7.8) 15# Manchester By The Sea (IMDb: 7.9) 14# War for the Planet of the Apes (IMDb: 7.5) 13# Paddington 2 (IMDb: 8.2) 12# Thor: Ragnarok (IMDb: 8.1) 11# The Big Sick (IMDb: 7.7) 10# Call Me by Your Name (IMDb: 8.4) 9# Ah-ga-ssi (IMDb: 8.1) 8# Logan (IMDb: 8.2) 7# God's Own Country (IMDb: 7.8) 6# Dunkirk (IMDb: 8.3) 5# The Death of Stalin (IMDb: 7.7) 4# Moonlight (IMDb: 7.5) 3# La La Land (IMDb: 8.1) 2# Blade Runner 2049 (IMDb: 8.4) 1# Get Out (IMDb: 7.7)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-spor-markasi-her-takima-ayni-formayi-tasarladi/", "text": "Süper Lig ve Avrupa'nın dev kulüpleri, 2018-2019 sezonu için tasarlanan formaları hazırlık maçlarında giymeye başladı. Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin de giydiği, Adidas'ın tasarladığı formalardaki benzerlikler dikkat çekti. 2018-2019 sezonu öncesi takımlar yeni sezon için hazırlanan formalarını tanıtırken, futbolcular yeni formalarıyla ilk kez hazırlık maçlarına çıktı. Fenerbahçe'nin Laussanne Sport ile oynadığı hazırlık maçında Carlos Cameni'nin forması ile Beşiktaş'ın Shakhtar Dontesk maçında Tolga Zengin ve Reading karşılaşmasında Utku Yuvakuran'ın formalarının birebir aynı olduğu dikkat çekti. Ünlü spor markası her takıma aynı formayı tasarladı Süper Lig ve Avrupa'nın dev kulüpleri, 2018-2019 sezonu için tasarlanan formaları hazırlık maçlarında giymeye başladı. Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin de giydiği, Adidas'ın tasarladığı formalardaki benzerlikler dikkat çekti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-sunucunun-hayranlari-cep-telefonundan-yakaladi/", "text": "Ünlülerin hayatı mükemmel, süper spor yaptıklarından ve beslenmelerine dikkat ettiklerinden dolayı kusursuz vücutları var sanıyorsunuz değil mi? Bazısı gerçekten öyle ama bazıları ufak oynamalar yapıyor ama yine de bunu doğal gibi sunuyor. Charlotte Crosby isimli sunucu da öyle yaptı. Sevgilisi Stevie Bear ile birlikte çekilen bir pozun Instagram'da paylaşan Crosby, basen bölgesinin ve bacaklarının olduğundan daha ince görünmesi için cep telefonundaki bir uygulamayla buralara rötuş yaptı. Ancak bu konuda çok becerikli olmadığı için de kusursuz bir görüntü ortaya çıkmadı. Takipçileri kanepenin üzerinde normalden farklı olarak kıvrımlı bir şekilde duran cep telefonunu görünce işin aslını fark etti. Hatayı gözden kaçırıp fotoğrafı Instagram sayfasında paylaşan Crosby'yi takipçileri eleştiri yağmuruna tuttu. Bazı takipçileri Sen zaten güzelsin, bırak oralar da olduğu gibi kalsın diye yorum yaptı. Bazıları işi biraz daha ileriye götürüp Neden bizi kandırıyorsun? Siz böyle yaptıkça genç kızlar da size benzemek için aç geziyorlar. Genç kuşaklara kötü örnek oluyorsunuz şeklinde yorumlar yazdı. Görsel ve haber: Hürriyet.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-yapimlar-rusyada-cekilse-nasil-olurdu/", "text": "Rusya'da yaşanan gariplikler dizisine katkıda bulunmak isteyen Rus sanat grubu 2D Among Us, ünlü yapımların Rusya'da çekilmesi durumunda yaşanacak gariplikleri ortaya seren bir çalışmaya imza atmış. Photoshop yeteneklerinin ustalıkla sergilendiği bu çalışmadan ön plan çıkan örnekler sizlerle. 1# Tom ve Jerry 2# Suicide Squad 3# Star Wars 4# Spirited Away 5# South Park 6# I Am Legend 7# Mad Max 8# Matrix 9# Penguins of Madagascar 10# Pirates of Caribbean 11# Home Alone 12# Harry Potter 13# Game of Thrones 14# Forrest Gump 15# Fantastic Beasts and Where to Find Them 16# Batman 17# Beauty and Beast 18# Deadpool 19# Death Note"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-yapimlarda-saniyelik-goruntuleriyle-yer-almis-14-unlu-isim/", "text": "Tanınmış bir kişinin, bir filmin içinde kısa süreli olarak da yer alması olan cameo kavramına artık birçoğumuz aşinayız. Kimi zaman sinema sektöründen kimi zaman sektör dışında filmlere dahil olan 15 ünlü isimleri sizler için listeledik. İşte Ünlü Yapımlarda Saniyelik Görüntüleriyle Yer Almış 14 Ünlü İsim; 1# Michael Jackson / Siyah Giyen Adamlar Popun kralı MJ, Men in Black II filminde kısa bir süre olsa da yer alıyor. 2# Daniel Craig / Star Wars Güç Uyanıyor Sevgili Bond'umuz Daniel Craig, Star Wars The Force Awakens filminde Rey'e yardım eden Stormtrooper olarak karşımıza çıkıyor. Ancak başında kask olan Craig'i tanımak imkansız. 3# Madonna / Başka Gün Öl James Bond serisinin Die Another Day filminde eskrim öğretmeni olarak yer alan Madonna, hayranlarının yüzünü pek de güldüremedi. 4# James Cameron / Titanic Titanic filminin yönetmeni James Cameron, filminde bit taraması için tarakla sakalı incelenen fakir yolcu olarak karşımıza çıktı. 5# Iggy Pop / Uzay Yolu Derin Uzay Dokuz Efsane rock yıldızı Iggy Pop, yapılan plastik makyajla karşımıza çıkıyor. 6# Harrison Ford / E.T. Harrison Ford'un E.T. filminde ensesiyle yer aldığını biliyor muydunuz? 7# Frank Abagnale / Catch Me If You Can Kendi hikayesinin anlatıldığı filmde Frank Abagnale, Leonardo DiCaprio'nun canlandırdığı kendi genç versiyonunu tutuklayan polis rolünde yer alıyor. 8# David Beckham / Kod Adı: U.N.C.L.E Son olarak Kral Arthur filminde yer alan efsane futbolcu David Beckham, The Man from U.N.C.L.E. filminde bir Sovyet ajanını canlandırmıştı. 9# Peter Jackson / Sıkı Aynasızlar Genellikle kendi filmlerinde yaptığı cameolarla tanınan Peter Jackson, meslektaşını kırmayarak Hot Fuzz filminde yer almıştı. 10# Bill Murray / Salak ile Avanak 2 Dumb and Dumber To filminde Harry'nin komşusu olarak karşımıza çıkan Bill Murray'i maskesi nedeniyle tanımak pek de mümkün değil. 11# Cameron Diaz / Azınlık Raporu Minority Report filminde Cameron Diaz'ı, daha doğrusu kafasının bir kısmını görmek mümkün. 12# Dan Aykroyd / Indiana Jones Kamçılı Adam Ghost Busters filmleriyle aklımıza kazınan Dan Aykroyd'u, Indiana Jones and the Temple of Doom filminde Dr. Jones'un uçağa binmesine yardım eden İngiliz rolüyle görüyoruz. 13# Carrie Fisher and George Lucas / Kanca Hook filminde köprüde görülen ikili Star Wars efsaneleri George Lucas ve Carrie Fisher'den başkası değil. 14# Matt Damon / Avrupa Muhabbeti Eurotrip filminde kahramanımız Scotty'nin boynuzlanmasına neden çılgın, kel rokçu Matt Damon'dı. brightside.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlu-yildizlarin-oldukca-nadir-bulunan-cocukluk-fotograflari/", "text": "Kırmızı halıda ya da sahne ışıklarının altında hayranlıkla izlediğimiz ünlü yıldızların da bir zamanlar çocuk olduğunu unutuyoruz. Milyonların hayranlık duyduğu, kitleleri peşinden ünlü yıldızların, en masum olduğu yıllara nostaljik bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Aralarında eski ABD Başkanı Obama, Rihanna, Brad Pitt ve David Beckham gibi birçok ünlü yıldızın çocukluk dönemine ait, en nadide fotoğrafları sizler için bir araya getirdik. İşte Ünlü Yıldızların Oldukça Nadir Bulunan Çocukluk Fotoğrafları; 1# Adele 2# Amy Winehouse 3# Angelina Jolie 4# Barack Obama 5# David Beckham 6# Beyonce 7# Brad Pitt 8# Chloe Grace Moretz 9# George Clooney 10# Benedict Cumberbatch 11# David Bowie 12# Leonardo DiCaprio 13# Elijah Wood 14# Freddie Mercury 15# Justin Timberlake 16# Katy Perry 17# Keira Knightley 18# Lady Gaga 19# Marilyn Monroe 20# Neil Patrick Harris 21# Rihanna 22# Russell Crowe 23# Ryan Gosling 24# Scalett Johansson 25# Taylor Swift Görseller: Boredpanda"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unluler-birer-cizgi-karakter-olsaydi-nasil-gorunurdu/", "text": "Ünlüler Birer Çizgi Karakter Olsaydı Nasıl Görünürdü? fikrinden yola çıkan Rus sanatçı Lera Kiryakova, dünyaca ünlü yıldızları birer çizgi karaktere dönüştürmüş ve ortaya bu güzel illüstrasyonlar çıkmış. Rihanna'dan Beyonce'ye, Leonardo DiCaprio'dan Keanu Reeves'e birçok ünlü yıldızın karikatürize edildiği çalışmadan en güzel örnekler sizlerle... 1# Angelina Jolie 2# Ariana Grande 3# Benedict Cumberbatch 4# Beyonce 5# Emma Stone 6# Emma Watson 7# Frida 8# Frida 9# Keanu Reeves 10# Kraliçe Elizabeth 11# Kristen Stewart 12# Leonardo DiCaprio 13# Macaulay Culkin 14# Margot Robbie 15# Marilyn Monroe 16# Rihanna 17# Ryan Gosling 18# Selena Gomez 19# Sia 20# Taylor Swift Ünlüler Birer Çizgi Karakter Olsaydı Nasıl Görünürdü? Ünlüler Birer Çizgi Karakter Olsaydı Nasıl Görünürdü? fikrinden yola çıkan Rus sanatçı Lera Kiryakova, dünyaca ünlü yıldızları birer çizgi karaktere dönüştürmüş ve ortaya bu güzel illüstrasyonlar çıkmış. Rihanna'dan Beyonce'ye, Leonardo DiCaprio'dan Keanu Reeves'e birçok ünlü yıldızın karikatürize edildiği çalışmadan en güzel örnekler sizlerle..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlulere-ikizi-kadar-benzeyen-20-insan-adanali-ronaldo-icermez/", "text": "7 milyar insanın yaşadığı dünyada hepimizin bir benzeri olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. Ülkemizde büyük uğraşlar sonucu ortaya çıkan ve çok da olmayan ünlü benzerlerine karşın, dünya çapında ünlülere benzeyen ve benzemek için en ufak bir çaba göstermeyen binlerce insan var. İşte Ünlülere İkizi Kadar Benzeyen Dünyanın Dört Bir Yanındaki 20 İnsan; 1# Amerikalı Kit Harington 2# Badanacılığa gönül vermiş Asyalı Brad Pitt 3# Bayan Jay-Z 4# Bayan Tatlor Lautner 5# Bıyıklı küçük esnaf Michael Scott 6# Brezilyalı Danny DeVito 7# Çin'in gururu Vladimir Putin 8# Endonezyalı eski başkan Barack Obama 9# Genç kızların sevgilisi İsveçli Leonardo DiCaprio 10# Japonların Johnny Depp'i 11# Jeff Goldblum'un Hintli ikizi 12# Eski günlerini arayan Makedon Britney Spears 13# Ekmeğini taştan çıkaran Meksikalı taco ustası Morgan Freeman 14# Meksikalı ilk başkan Barack Obama 15# Mısırlı Kanye 16# Rus tesisatçı Hugh Laurie 17# Rusların komedi ustası Jim Carrey 18# Rusların Leonardo DiCaprio 19# Türkiye'nin gururu George Clooney 20# Çikolata rengi Matt Damon P.S: Johnny Depp'e benzemek isteyen Japon biraz kasmış olabilir 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlulerin-dergi-kapaklarindaki-pozlariyla-dogal-hallerini-karsilastiran-harika-fotograf-calismasi/", "text": "Fotoğrafçı Andrew H. Walker ünlülerin dergi kapaklarına verdikleri pozlar ile doğal yaşamdaki tavırlarını karşılaştırmak adına bir çalışma yapmaya karar vermiş. İlk olarak ünlülerden kamera önündeki verdikleri klasik pozlarını vermelerini isteyen Walker, ardından ise rahatlamalarını ve kendilerini gibi poz vermelerini istedi. Bu ilginç çalışma sonrası ortaya çıkan fotoğrafları sergileyen Andrew H. Walker bir noktayı ise açıklamadı. Acaba fotoğraflardan hangisi doğal hayata hangisi kameralar önüne aitti? # Aaron Eckhart # Amy Adams # Anne Hathaway # Bryce Dallas Howard # Cynthia Nixon # Ewan McGregor # Gaby Hoffmann # Gael Garcia Bernal # Gerard Butler # Glen Powell # Jennifer Connelly # Lily-Rose Depp # Rachel Weisz # Jeremy Renner # Richard Gere # Sigourney Weaver"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlulerin-ilk-kirmizi-haliya-ciktigi-anlar/", "text": "Şimdilerde ödüllere doymayan ünlülerin ilk kırmızı halıya çıktıkları anları hatırlayanınız var mı? Bazıları oldukça küçük yaşta kırmızı halıyla tanışırken bazıları ise dönemin modasına esir düşmüş. İşte ilk kırmızı halıya çıktığı anlarla 18 ünlü; - Angelina Jolie ve Babası Jon Voight, 1990 - George Clooney, 1995 - Britney Spears, 1999 - Brad Pitt, 1988 - Ashton Kutcher, 1999 - Charlize Theron, 1996 - Emma Watson, 2001 - Madonna, 1980ler - Heidi Klum, 1990 - Cameron Diaz, 1994 - Soleil Moon Frye ve Jared Leto, 1991 - Ryan Gosling, 2001 - Johnny Depp, 1987 - Drew Barrymore, 1982 - Matt Damon ve Ben Affleck, 1997 - Ryan Reynolds, 1999 - Jack Nicholson, 1977 - Scarlett Johansson, 1998"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlulerin-kendilerine-benzeyen-cocuklari/", "text": "Çocuk anneye mi benziyor babaya mı kısmı güzel hoş bir telaş da çocuk ikisine birden benzemeyince canı sıkılan çiftler çok. Bu ünlülerin ise çocukları hık demiş burunlarından düşmüş. Resmen kopyala yapıştır yöntemiyle çocuk sahibi olmuşlar desek yanlış olmaz. Ünlülerin Kendilerine Benzeyen Çocukları 1-Reese Witherspoon ve Ava Elizabeth Phillippe 2-Will Smith ve Jaden Smith 3-Uma Thurman ve Maya Thurman-Hawke 4-Tom Hanks ve Colin Hanks 5- Meryl Streep ve Mamie Gummer 6- Madonna ve Lourdes Maria Ciccone Leon 7- Katie Holmes ve Suri Cruise 8- Julianne Moore ve Liv Freundlich 9-Gwyneth Paltrow ve Apple Martin 10- Goldie Hawn ve Kate Hudson 11- David Beckham ve Brooklyn Beckham 12- Clint Eastwood ve Scott Eastwood 13- Cindy Crawford ve Kaia Jordan"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlulerin-kendisine-cok-benzeyen-18-aile-uyesi/", "text": "Anneye mi benziyor, babaya mı benziyor sorusunu ünlüler için de soralım dedik. İşte 18 isim ve onlara çok benzeyen aile üyeleri; - Vanessa Paradis & Lily-Rose Melody Depp - Kim Basinger & Ireland Baldwin - James McCartney & Paul McCartney - Jennifer Lopez & Emme and Max Anthony - Tom Hanks & Colin Hanks - Michael Douglas & Kirk Douglas - Lisa Marie Presley & Elvis Presley - Ava Phillippe & Reese Witherspoon - Kate Hudson & Goldie Hawn - Rafferty Law & Jude Law - Tom Cruise & Mary Lee Pfeiffer - Jane Carrey & Jim Carrey - Bob Marley & Ziggy Marley - Scarlett Johansson & Melanie Sloan - Dakota Johnson & Melanie Griffith - Flynn Bloom & Orlando Bloom - Leonardo DiCaprio & Irmelin DiCaprio - Marcheline Bertrand & Angelina Jolie"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlulerin-kiyida-kosede-kalmis-mutlaka-gormeniz-gereken-fotograflari/", "text": "Hepimiz öyle ya da böyle ünlüleri hayatımıza dahil ediyoruz. Gazetelerde, dergilerde, televizyonda, internette sürekli onları görüyor, sürekli onları izliyoruz. Ama bir noktadan sonra sürekli aynı fotoğrafları görmekten ruhumuz sıkılıyor. Sizler de bizim gibi aynı dertte muzdaripseniz bu fotoğraflar tam size göre. İşte Ünlülerin Tarih Kokan Kıyıda Köşede Kalmış En Nadir Fotoğrafları; 1# Audrey Hepburn 60'larda Paris'teki How to Steal A Million Setinde 2# 20 yaşındaki Bob Marley'in düğün günü, 1966 3# 13 yaşındaki Britney Spears ve 14 yaşındaki Christina Aguliera, 1994 5# Clint Eastwood Roma sokaklarında paten yaparken, 1965 6# Genç Christian Bale bilgisayar oynarken 8# 10 yaşındaki Daniel Radcliffe 9# David Bowie ve Iggy Pop Moskova'da, 1976 10# 7 yaşındaki Drew Barrymore Prenses Diana'ya E.T. oyuncağı hediye ederken. Arka planda Rober Macnaughton ve Steven Spielberg 11# David Duchovny çıplak çay partisi çekimlerinde 12# Albert Einstein Büyük Kanyon'da yerlilerle, 1922 13# 13 yaşındaki Elijah Wood ve 20 yaşındaki Leonardo DiCaprio 66. Akademi Ödülleri Töreninde, 1994 14# 17 yaşındaki Elizabeth Taylor köpeğini yıkarken, 1949 15# 15 Yaşındaki Eva Mendes 17 yaşındaki Alyssa Milano'dan imzalı fotoğraf alırken 16# 7 yaşındaki George Clooney ailesiyle, 1968 17# Burnundaki muzla Gillian Anderson X-Files setinde 18# 36 yaşındaki Harrison Ford, 1978 19# Stephen Hawking ve ilk eşi Jane, 1965 20# 16 yaşındaki Heath Ledger, 1995 21# 20 yaşındaki Helena Bonham Carter, 1986 22# Hugh Laurie, Rowan Atkinson, Tony Slatter, Stephen Fry, Penny Dwyer, Emma Thompson ve Paul Shearer, 1981 24# 16 yaşındaki Jessica Biel ve 14 yaşındaki Scarlett Johansson, 1998 25# 26 yaşındaki başkan yardımcısı Joe Biden 26# Genç John Travolta pilot şapkasıyla, 1985 27# 13 yaşındaki Justin Timberlake ve 14 yaşındaki Ryan Gosling, 1994 28# 26 yaşındaki Kurt Cobain kızı Frances'a yavru kedi gösterirken, 1993 29# 60'larve 70'lerde Maggie Smith 30# Merly Streep 90'lar NYC Metrosunda 31# 26 yaşında Marilyn Monroe spor yaparken, 1952 33# Kate Moss ve Johnny Depp kapılarının önünde, 1994 34# 16 yaşındaki Nicole Kidman Sidney'de, 1983 35# 4 Yaşındaki Obama dedesiyle kumsalda 36# 20'leirnin başında Pamela Anderson 37# Paul Newman ve Clint Eastwood, 1972 38# Genç Alan Rickman The Latymer Upper School'da (1956-1964) 39# 3 yaşındaki Robert De Niro ve babası 24 yaşındaki Robert De Niro Sr., 1946 40# 19 yaşındaki Robin Williams, 1969 41# 7 yaşındaki Frank Sinatra, 1922 42# 9 yaşındaki Drew Barrymore Stephen King'in sigarasını yakarken 43# 90'lı yılların kankaları Tobey Maguire ve Leonarda DiCaprio 44# 22 yaşındaki Christopher Walken"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unlulerin-met-galada-giydikleri-kiyafetler-hakkinda-yapilan-dedikodular/", "text": "Met Gala, özetle anlatmam gerekirse Instagram'dan, magazinlerden ağzımız açık takip ettiğimiz ünlülerin katıldığı, her sene farklı bir tema belirleyen, Newyork'ta gerçekleşen bir yardım gecesi. Bu sene de giyilen saçma ama milyonluk kıyafetlerle gündem konusu. Bu seneki teması ise Age of Technology. Ünlülerin afterıda, yorgunluğu da sona erdi ama bizim geceye dair dedikodularımız sona erer mi? Asla. Ee ne demişler, zenginin malı, züğürdün çenesini yorarmış. Rihanna pembeli, allı makyajıyla tıpkı evde annesinin makyaj malzemelerini sürüp sürüştüren, Çocukları pistten alalım cümlesinin nesnesi halinde. Kostümüne ne desem az. Biraz kilolu mu göstermiş o elbise seni? Cara Delevingne tarz olayım derken GORA'daki 216 olmuşsun be güzelim. Katy Perry ise hem annesini hem babasını birde köyünü özlemişcesine kınalı bir gelin. Selena Gomez ise belliki bu sefer tuttuğunu koparacak. Helal kız sana düğün, gelinlik, evlilik mesajlarını alttan alttan vermeye başlamışsın Weeknd abimize. Hadi inşallah, bu yaz senden bir düğün bekliyoruz. Bieber'ın gözleri yaşlı. Şu ailede bir akıllı, edepli sen vardın Kendal. Artık oda diğer kardeşleri gibi. Bir Kim Kardashian, Kylie Jenner olamasa da eminim o da yakında estetikle pilates topu gibi yapacaktır totoyu. Ne diyebilirim ki, üzdü. Ablası Kim Kardashian, Kendal'ın aksine bizi şarşırttı. Ne bir takı, ne de dekolte. Kanye abimiz kızmış olacak ki Kim Kardashian Met Gala'nın en sade isimlerinden. Tabi fiziği sayesinde daima en çok dikkat çeken de o. Hediye paketi. Rita Ora hakkında söyleyebilceklerim bu kadar. Sana ben ne diyeyim Madonna? Vatan sağolsun be.. Gözlerimiz yeterince kanadı, yüreğimiz parçalandı. Ah o para bende olacak, ne biçim giyinirdim haykırışlarınızı duyar gibiyim kızlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/unutkanligi-onlemek-icin-9-tavsiye/", "text": "Unutkanlık sadece yaşlıların başına gelir sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Sürekli oradan oraya giden, sosyal medya hesaplarında kaybolan ve yoğun stres altında yaşayan gençlerin de problemi. Unutkanlığı önlemek için bu 9 yöntemi uygulayabilirsiniz. Günlük yaşamın hareketliliğinden kaynaklanan küçük hafıza sorunlarından, birkaç püf noktasına dikkat ederek kurtulmak mümkün olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Prof. Dr. Türker Şahiner, hafızayı canlı tutmanın yolları hakkında bilgi verdi. Önleminizi yaşlanmadan alın Sıklığı gün geçtikçe yaygınlaşan unutkanlık, halk arasında genellikle Alzheimer hastalığını akla getirmektedir. Ancak Alzheimer hastalığında gün içinde yaşanan masum unutkanlık şikayetlerinin yanında; unutkanlığı inkar, becerilerin kaybedilmesi ve kişilik bozukluğu gibi farklı sorunlar da görülmektedir Beyin sağlığı bakımından unutkanlık şikayetlerinin önemsenmesi ve erken dönemde uzman kontrolünde önlemlerin alınması ilerde yaşanacak ciddi sorunların önüne geçebilmektedir. Ciddi hafıza sorunları veya ileri dönemde Alzheimer hastalığına yakalanmamak için; kalp damar sağlığına dikkat etmek, düzenli spor, beyin egzersizleri, sağlıklı beslenme ve uyku düzenine dikkat edilmelidir. Hafızanızı canlı tutun Yoğun iş hayatı ve teknolojinin her geçen gün daha fazla insan hayatına girmesi küçük hafıza sorunlarına neden olabilmektedir. Hafızayı canlı tutmak için basit ipuçları yardımcı olabilmektedir. UNUTKANLIĞA KARŞI 9 ÖNLEM 1- Eşyalarınız için belirli bir yeriniz olsun Anahtarlık, gözlük gibi yerini hatırlamakta zorlanan nesneler için, kullanılmadığı zamanlar için konulmak üzere sabit bir yer belirlenmelidir. 2- Sık sık not alın Telefon numaraları veya randevular hatırlanamıyorsa, bunların listelenmesi ve görülebilecek yere asılması olumlu sonuçlar vermektedir. 3- Yaptığınız işleri yüksek sesle söyleyin Ocağı kapatmış mıydım? ya da Ütüyü fişten çektim mi? gibi soruları sık sık kendinize soruyorsanız yapılan işleri yüksek sesle söylemek genellikle işe yaramaktadır. Örneğin, ocağı kapattıktan sonra kendi kendinize Ocağı kapattım demeniz, daha sonra ocağın kapatıldığını hatırlatacaktır. Bu yöntem insanlarla tanışırken de isimlerini hatırlama konusunda faydalı olmaktadır. 4- Hafıza yardımcılarını kullanın Cep telefonu anımsatıcılarının, kol saatinin alarmının ve ses kaydedicilerinin kullanılması, küçük hafıza sorunlarında yardımcı olabilmektedir. 5- Görsel imgelerden faydalanın Bir kişinin ismi gibi yeni bir bilgi öğrenildiğinde akıldan bir görüntü oluşturulmalıdır. Bu görüntüler, bilginin unutulmasını önlemeye yardımcı olur. 6- Anımsatıcıları gruplayarak kullanın Anımsatıcılar, hatırlamakta kullanılan bir tekniktir. Örneğin; listeler veya isimleri kısaltma haline getirilerek ezberlenebilir. Başka bir anımsatıcı tekniği de akrostiştir. Hatırlamak istenilen her öğenin ilk harfi kullanılarak akrostiş yazılabilir. Tekerlemeler veya hatırlanması gereken her öğeyi bağlayan hikayeler de yararlı olabilmektedir. 7- Konsantre olun ve rahatlayın Birçok çevresel etken, dikkati dağıtabilmektedir. Bir şey hatırlamak istenildiğinde, unutulmaması gereken öğeler üzerinde yoğunlaşmak gerekir. Aynı şekilde yeni bir bilgi öğrenilirken o bilgiye yoğunlaşılmalı ve dikkat dağıtıcı faktörler engellenmelidir. Anksiyete ve stres de hatırlamayı engelleyebilmektedir. Derin nefes almak ya da kas gevşetici egzersiz uygulamaları gibi rahatlama tekniklerini öğrenmek yararlı olabilmektedir. 8- Uykunuzu alın Uyku esnasında beyin yeni bilgileri pekiştirir. Araştırmalar, iyi bir gece uykusunun ardından daha önce öğrenilen bilgilerin daha iyi hatırlandığını göstermektedir. 9- Doktora gitmekten çekinmeyin Hatırlama güçlükleri yaşanılıyorsa, doktora danışmaktan çekinilmemelidir. Depresyon, işitme veya görme kaybı, tiroit fonksiyon bozukluğu, kullanılan ilaçlar, vitamin eksiklikleri ve stres, düzeltilebilir hafıza sorunlarına neden olabilmektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/unutulmaz-fifa-muzikleri-oyun-soundtrack/", "text": "FIFA bizim çağımızın çocukluk ve gençlik yıllarına damga vuran oyunlardandır. Kaleciyle tüm sahayı çalımlayarak gol atmamıza izin veren yegane seridir. Kimi zaman yok artık oradan da gol mü olur dediğimiz ve kızdığımız da oldu. Fifa'da Q'ye basarak kırmızı kart görenler kervanına katılanlardan mısınız? Sizin de bu şarkıları nerede duysanız aklınıza FIFA geliyorsa gelin biraz nostalji yapalım. Kim bilir belki bir tanesi çok sevdiğiniz ve dinlemeyi unuttuklarınızdandır: Robbie williams It's Only Us FIFA 2000 Soundtrack Fatboy Slim Rockafella Skank FIFA 99 Somdtrack Chumbawamba Tubthumping FIFA 98 Soundtrack Blur Song 2 FIFA 1998 Soundtrack Apollo 440 Stop the Rock FIFA 2000 Soundtrack Massive Attack Splitting the Atom FIFA 2011 Soundtrack Teddybears Cobrastyle FIFA 2006 Soundtrack Muse Supermassive Black Hole FIFA 2007 Soundtrack Bizden de bir tane var: Athena Tam Zamanı Şimdi FIFA 2006 Soundtrack Yakın zaman: John Newman Love Me Again FIFA 2014 Soundtrack Empire Of The Sun Alive FIFA 2014 Soundtrack Bonus ve Yeni: Foster the People Are You What You Want To Be FIFA 15 Soundtrack"} {"url": "https://www.thegeyik.com/unutulmaz-filmlerle-ilgili-daha-once-duymadiginiz-20-gercek/", "text": "Kamera arkası, prodüksiyon aşaması, filmle ilgili oyuncular ve film ekibinin hayatında olanlar ve daha fazlası. İşte Titanik, Baba, Yüzüklerin Efendisi gibi çok ünlü filmlerin perde arkasından eğlenceli ve bir o kadar da şaşırtıcı bilgiler... 1# Galaksinin Koruyucuları Chris Pratt, Star-Lord kostümünü setten çaldı ve hastanede yatan ve Star-Lord'la tanışmak isteyen hasta çocukları o kostümle ziyaret etti. 2# Sınırsızlar Kulübü Düşük bütçeyle çekilen filmin makyaj bütçesi sadece 250 dolardı. Film, 2014 yılında En İyi Saç ve Makyaj tasarımı Oscar'ını kazandı. 3# Her Şeyin Teorisi Mart ayında hayatını kaybeden İngiliz fizikçi Stephen Hawking, yönetmen James Marsh'tan kendi hayatını anlatan filme dair tasviri içeren mail'i aldıktan sonra film yapımcılarına Şeref Madalyası'nı ve imzalı tezini kullanmaları için verdi. 4# Baba Filmde Marlon Brando'nun elinde kedi tuttuğu açılış sahnesi senaryoda bulunmuyordu. Kedi, yönetmen Coppola'nın Paramount'taki partide bulduğu bir sokak kedisiydi. 5# Armageddon NASA, bu filmi yönetim eğitim programlarında gösterdi. Yeni yöneticilerden filmdeki hataları bulmaları istendi. Sonuç olarak en az 168 hata bulundu. 6# The Matrix Kung Fu koreografı Woo-Ping Yuen film için gelen teklifi geri çevirdi, yüklü bir ücret talep etti, bu da yönetmenler Wachowski Kardeşler'i üzdü. Daha sonra imkansız bir istek olarak gördüğü şeyi formüle etti. Kavgaları kontrol edeceğini ve oyuncuları çekimlerden önce dört ay boyunca eğiteceğini söyledi. Wachowski'ler teklifi kabul etti. 7# Elizabeth: Altın Çağ Filmde Elizabeth, St. Paul's Katedrali'ne gittiğinde inşaat sürüyor. Gerçek hayatta, St. Paul's'ün tadilata ihtiyacı vardı. Yönetmen Shekhar Kapur, doğaçlama bir sahneye karar vererek, gerçek işçilere kostüm giydirdi, ellerinde aletleriyle katedralde tadilat yapmalarını istedi. Filmdeki işçiler gerçek taş ustaları ve inşaat işçileriydi. 8# Zincirsiz Leonardo DiCaprio'nun canlandırdığı Calvin Candie karakteri, filmde elini sert şekilde yemek masasına vurur. Bu sahnede DiCaprio, eline batan cam parçasına ve elinin kanamasına rağmen rolüne devam etti. Yönetmen Quentin Tarantino, oyuncusunun bu hareketinden son derece etkilendi. Sahnenin çekimi bittiğinde tüm ekip DiCaprio'yu çılgınca alkışladı. 9# Titanik Filmde Leonardo DiCaprio'nun önünde çıplak kalacağı bir sahne olduğunu öğrenen Kate Winslet, havayı yumuşatmak için DiCaprio ile ilk karşılaştıklarında anlık olarak vücudunu gösterdi. 10# Schindler'in Listesi Film için kostüm toplamak gerektiği için kostüm tasarımcısı kostüm aradığını belirten reklamlar çıkardı. Ekonomik olarak zor durumda olan Polonya'da pek çok insan 1930'lu ve 1940'lı yıllardan kalma kıyafetlerini satmak için can atıyordu. 11# Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği Film ekibi, çekimlerin yapılacağı uzak yerlere helikopterle gitmek zorundaydı. Ancak Sean Bean uçmaktan korkuyordu, bunu ancak çok mecbur kaldığında yapıyordu. Karlı dağlardaki sahneleri çekmek için her sabah iki saat dağı tırmanıp Boromir kostümüyle dağın tepesindeki sete gidiyordu. Ekibin kalanı ise helikopterden onu izliyordu. 12# John Wick 2 Filmin başrol oyuncusu Keanu Reeves, dövüş sahnelerinin yüzde 95'inde kendi oynadı. Rolüne üç ay hazırlandı. Judo, Brezilya Jiujitsusu, nişancılık ve sürücülük eğitimi aldı. 13# Terminatör Film çekimleri esnasında verilen bir arada Arnold Schwarzenegger, Los Angeles'ta bir restorana yemek almak için gitti. Ancak yüzünde hala Terminator makyajı olduğunu fark ettiğinde çok geçti. 14# Uzay Yolu Filmdeki U.S.S. Enterprise uzay gemisindeki otomatik kapı açılma sesi, aslında bir Rus trenine ait tuvalet sifon sesi. 15# Ben Efsaneyim Will Smith, rol arkadaşı köpek Abbey'e hayran oldu ve filmden sonra onu sahiplenmek istedi. Ancak köpeğin eğitmeni onu bırakmadı. 16# Wonder Woman Başrol oyuncusu Gal Gadot, film çekimleri esnasında beş aylık hamileydi. Göbeği belli olmaya başlamıştı. Dolayısıyla göbek bölgesi yeşil olan bir kostüm giydirildi, post prodüksiyonda göbeği küçültüldü. 17# Diriliş Leonardo DiCaprio, vejateryen olmasına rağmen filmde bir bizonun karaciğerini çiğ çiğ yedi. Tüfek kullandı, ateş oluşturdu, iki Amerikan dili konuştu, eski iyileşme tekniklerinde uzman olan bir doktorla çalıştı. DiCaprio, The Revenant'ın, kariyerinin en zorlu performansı olduğunu söyledi. 18# Dövüş Kulübü Filmin başrol oyuncuları Brad Pitt ve Edward Norton sabun yapmayı gerçekten öğrendi. 19# Candyman Filmde kullanılan arılar, eğitilmiş arılardı. Zarar verecek güçleri olmasın diye arıların 12 saatlik ömürleri olmasına dikkat edildi. 20# Rocky IV Sylvester Stallone, filmdeki boks sahnelerinin inandırıcı olması için Dolph Lundgren'den kendisine gerçekten vurmasını istedi. Göğsüne yediği yumruk Stallone'nin dört gün boyunca yoğun bakıma alınmasına neden oldu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/up-filmine-ilham-kaynagi-da-olan-evin-proje-degistirten-muazzam-hikayesi/", "text": "Bol ödüllü animasyon filmi Up Yukarı Bak balonla uçan ev sahnesinin görseliyle akıllara kazındı. Hemen hemen hepimiz ya filmi izledik ya da o fotoğrafı bir kez gördük. Peki o fotoğrafın gerçek hayattakini yansımasını gördünüz mü? Ya da Edith Macefield ismini duydunuz mu? Bir AVM projesi için Seattle'daki bir mahalleyi seçen şirket mahalledeki herkesle para karşılığında anlaşıyor. Geriye sadece hayattaki tek gayesi biraz yeşil alana sahip evinde oturmak olan Edith Macefield Hanımefendi kalıyor. Kendisine bu evi satın almak için akla hayale gelmeyecek rakamlar teklif ediliyor. Ama Macefield bunu kesinlikle kabul etmiyor. AVM planı için evin önemini anlamışsınızdır. Ev tam olarak AVM'nin ortasında yer alıyor. Yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki gibi AVM çalışmalarına başlıyorlar, bir umut belki evi bırakır diye ama hayır o hayatına o evde yaşamaya devam ediyor. Evet bu fotoğraftan da anlayacağınız gibi proje değişiyor ve AVM kadının evine göre yeniden tasarlanıyor. AVM duvarlarının arasında yeşil bir ev, bir kurtarılmış alanda yaşamaya devam ediyor Macefield. 2008 yılında ise şanssız bir şekilde hayata veda etti. Evin satılık yazısını görebilirsiniz aşağıda ama AVM'ye satılmadı. Edith Macefield son yıllarında birlikte yaşadığı Barry'e bırakıyor evi. O da festivallere ev sahipliği yapan bir şirkete satıyor. Bu maceralı süreç bu evi çok ünlü yapıyor ve UP filmine de ilham kaynağı olmasını sağlıyor. Kadının evi 1 milyon dolardan fazla teklife satmak yerine o evde yaşamayı istemesini bizler anlayamayız belki. Ama şu fotoğraf o evin içindeki anıların ne kadar değerli olduğunu ve her şeyin para olmadığını bizlere hatırlatabilir. O güzel kadının hatıralarından bir parça"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ust-kat-komsusuna-mektuplar/", "text": "Merhaba Kemal Bey nasılsınız? Kemal'di değil mi? İsminizin komol olamayacağını düşünerek bir akıl yürütme yoluyla buldum, umarım yanlış anlamamışımdır. Sağlığınızı sıhhatinizi sormama sanırım hacet yok. Bir beygir kadar mukavemetli olduğunuzu dün gece bir kez, bir kez, bir kez, bir kez ve toplamda dört kez daha hatırlattınız. Gelen konuklarımızı hakkıyla ağırladığınız için naçizane bir komşunuz olarak gururlanmadım değil. Gerek semtimizin aydınlık yüzünü, gerekse ecdadımızın temel meşgalelerini koruduğunuz ve yaşattığınız için minnet duydum. İnsan minnet duyarken o an yaşanan ne varsa hepsini paket olarak duyuyor elbette. Bu da bizim müteahhitlerimizin ucuza kaçmalarından kaynaklanıyor canım. Yoksa herkesin irili ufaklı minneti kendine. Komol Bey, dün gece ne güzel bir geceydi değil mi? Gerçi sizinle olan münasebetimiz sabah 4'ü buldu. O kadar içildikten sonra eve o saatte girmek de normal ama. Evinizi çok sevdiğinizi ve hiç eli boş gelmediğinizi bilirim. Sabahın körü de olsa bu tutkunuza yine bağlı kaldınız ya vallahi helal olsun. Gerçi o içkiler nereye içildi hiç anlamadım, maşallahınız var 🙂 İnanır mısınız bazı sabahlar nefesinizi ensemde hissediyor ve irkilerek uykumdan uyanıyorum. Siz bazı gerçeklerin üzerinde yoğunlaşırken ben aynı saatlerde o gerçeklerin rüyasını görüyor oluyorum. yani küçük bir empati yaparsanız olayın en civcivli yerinde aşağıdan gelip sizin zilinizi çalmam gibi bi şeye tekabül ediyor bu durum. Aşka olan saygımdan elbette böyle bi şey yapmam mümkün değil ya da bir diğer deyişle beni de s*kersiniz diye korkuyorum. O yüzden nöbetçi yengenin çoooooooooooooook güzeeeeeeeegghhhllll nidalarını yorganımın altından, biraz da sinmiş ezik bir garson boy çocuk gibi dinlemeyi tercih ediyorum. Bu esnada ister istemez zihnimde iki çıplak bedenin silueti beliriyor. Fakat tahmin ettiğiniz gibi bir görüntü değil bu. Daha çok boyunlarından eritilmiş kuyruk yağı akan ve birbirine dolanmış iki adet lombak karakteri gibi... Komol bey samimi söylüyorum ki artık samimiyiz diye düşünüyorum, bu kadar kadını nasıl düşürdüğünüzü de keşfedemiyorum. Fiziksel olarak bodrum veya Marmaris'e gündüzleri halk plajında takılıp geceleri barın üstünde lambada yapan emektar erkek arkadaşlarımıza benziyorsunuz. Ankara küçük yer, gittiğiniz bi kaç yerde rast geldim de hep entel-tiyatrocu-bohem vatandaşların hayatlarını erittiği mütevazi barlardı. Acaba umutsuzlara umut olmak için mi böyle bir yöntem seçtiniz ki? Olaya sosyal sorumluluk olarak mı yaklaşıyorsunuz acaba? Vardır bi bildiğiniz diye düşünüyorum. Sizi daha fazla meşgul etmeyeceğim. Malum git-gel yol yorgunusunuz. Kendimle ilgili değişimlere katkıda bulundunuz, bunu da söyleyeyim dedim. Allah razı olsun, artık saat 6 dedin mi ayaktayım. Ne bir uykululuk hali, ne bir yataktan çıkamamak. Bu sabah gelmeden önce 4 çeşit yemeğimi de yaptım, artık akşama ayaklarımı uzatıp bir sonraki bölümünüzü heyecanla beklemek kaldı. Beri yandan insani ve hormonal bi takım taleplerimi yitirdiğimi de söyleyim de sevinin hadi hadi 🙂 İşte bu da sırf bi takım zevkler uğruna belki de yanlış insanlar seçmeme mani oldu. Seks hayatım bitti tşk 🙂 Gerçek bir öğretmenmişsiniz sevgili komşum. Hem de hayat gibi, s*ke s*ke öğrettiniz! Hakkınızı helal edin, kombiyi de çıkarken kapatın. Sıhhatler olsun. Altta kalan komşunuz : Tanrı Şiva"} {"url": "https://www.thegeyik.com/ust-solunum-yollari-enfeksiyonu-mu-oldunuz-yoksa-covid-19-mu-anlamanin-tek-yolu-var/", "text": "COVID-19'U ÜSYE'DEN AYIRMAK MÜMKÜN MÜ? Sonbahar aylarıyla beraber üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış gözlemleniyor. Özellikle okulların açılması, birçok kurumun tam çalışmaya geçmesi ve en önemlisi pandemi sürecinin uzaması nedeniyle korunma tedbirlerinde toplumsal motivasyonun düşmesi bu durumun en büyük nedeni olarak gösteriliyor. Bununla birlikte Covid-19'a özgü koku ve tat alma duyularının kaybı gibi bulgular da yeni varyantlarla birlikte ortadan kalktığı için bu hastalıkların ayrımını yapmak zorlaşıyor. Bu nedenle PCR testi uygulanarak doğru tanı konulması önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. Burak Karabulut, Covid-19 ve üst solunum yolu enfeksiyonları hakkında bilgi verdi ve korunma için önerilerde bulundu. PCR testi hala ayırıcı tanı yöntemi olarak önemini koruyor Son dönemlerde artık Covid-19'un yeni varyantları, üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla çok sık karışmaya başlamıştır. Bu nedenle hastaneye başvuran hastalarda öncelikle PCR testi ile Covid-19 ekarte edilmelidir. Çünkü yapılan çalışmalarda da özellikle aşı olan hastalarda sadece burun akıntısı, baş ağrısı, öksürük gibi bulgularla da Covid-19'un başlayabildiği gösterilmektedir. Korona dışındaki üst solunum yolu enfeksiyonları da bu tip bulgularla geldiği için birbirine karıştırılmaya başlanmıştır. Şu an için var olan çalışmalar ve bilgiler ışığında sadece fizik muayene ile bunları birbirinden ayırt etmek henüz mümkün değildir. Bu nedenle özellikle yetişkin hastalarda PCR testi hala ayırıcı tanı anlamında önem taşımaktadır. Burun akıntısı olduğu için Covid-19 olmadığını düşünenlerin oranı artıyor Burun akıntısı olduğu için Covid-19 olmadığını düşünen, dolayısıyla hastaneye başvurmadan gündelik yaşamında toplum içine karışmaya devam eden ya da hastaneye başvursa dahi Covid-19 olmadığını iddia ederek PCR testini reddeden hastaların oranı artmaktadır. Bu nedenle toplumun bu konuda farkındalığının artması gerekmektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla Covid-19 ayrımı bu kış sezonunda büyük bir sorun olmaya devam edecek gibi gözükmektedir. Yakın zamanda bir çözüm bulunacağına dair net bir bulgu henüz bulunmamaktadır. Korunma tedbirlerindeki motivasyonunuzu kaybetmeyin Geçtiğimiz sene korunma tedbirlerine daha çok dikkat edilmesinden dolayı üst solunum yolu enfeksiyonları çok fazla görülmüyordu. Ancak bu sene soğuk algınlığı vakaları arttı. Hem geçen sene bu dönemde okulların açılmamış olması, hem birçok işyerinin evden ya da kısa çalışma kapsamında çalışıyor olması hem de ilk başlardaki motivasyonun kaybolmasından dolayı korunma tedbirlerine eskisi kadar dikkat edilmemesi ve toplumda günlük hayatın neredeyse Covid-19 hiç yokmuş gibi devam ediyor olması üst solunum yolu enfeksiyonlarında artışa neden olmuştur. Aynı zamanda tabii ki üst solunum yolu enfeksiyonları Eylül-Ekim ayı gibi hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerle beraber zaten doğal olarak artmaktadır. Covid-19 ve üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için 7 öneri - En büyük önlem başta enfeksiyona yakalanmamaktır. Pandeminin uzaması korunma önlemlerinde ilk dönemlerdeki motivasyonun kaybına neden olmuştur. Her ne kadar maskeler taşınsa da arkadaş ortamlarında, ofislerde mecbur kalmadıkça takılmamaya başlanmıştır. Bu nedenle ilk başta önemli olan maske, mesafe ve temizlik kurallarından ödün vermemektir. - İkincil olarak hasta olunduğunda maskeyi kesinlikle çıkarmamak, mümkün olduğunca diğer kişilerden izole olmak ve bir kulak burun boğaz uzmanının kontrolünde gerekli tedaviye başlamak gerekmektedir. Buna rağmen birkaç gün içerisinde toparlama kaydedilmezse PCR testi yapılmalıdır. Çünkü Covid enfeksiyonu olup olmadığımızı öğrenmemek; kendimiz için, ailemiz için ve temaslı olduğumuz tüm sosyal çevremiz için tehlike yaratmaktadır. Hastanın kendisi belki hafif atlatabiliyorken temaslı olduğu kişilerden biri veya birkaçının hayatını tehlikeye atıyor olabilmektedir. - Önemli diğer bir nokta ise aşılamanın yaygınlaşmasıdır. Aşılamanın hız kesmeden devam etmesi ve zamanı gelip hak tanınan tüm bireylerin Sağlık Bakanlığı'nın onayladığı aşı takvimine uygun şekilde bu hakkını kullanması önem taşımaktadır. - Pandemi sonrası rafine ve paketlenmiş yiyeceklerin yüksek oranda tüketilmesi, özellikle metropol yaşantısında kaliteli besinlerin tüketilmemesi gibi nedenlerle özellikle C ve D vitamini ile çinko, magnezyum gibi hayatımız için kritik öneme sahip olan vitamin ve elementlerin önemini iyice artırmıştır. - Renkli sebzeler ve mevsim meyvelerinin taze olarak tüketilmesi önemlidir. Bağışıklık direnci özellikle bu dönemde kırılmamalıdır. Virüsle her karşılaşan hasta olmaz. Bazı kişiler hasta olmadan geçirebilir. Ancak eğer zaten bağışıklık sistemi zayıflamışsa, dudaklarda uçuk çıkıyorsa, grip ya da nezle varsa ve koronavirüs enfeksiyonuyla karşılaşılırsa bu kişinin daha ağır hasta olma ihtimali; sağlam bir bağışıklığın karşılaştığındaki hasta olma ihtimalinden çok daha fazladır. Bu nedenle tetikte, sağlam ve dirençli durmak zorundayız. Bu da sağlıklı beslenme ve sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemekten geçmektedir. - Bu dönemde hava değişimi yüksek oranda yaşanmaktadır. Sabah üşüyüp, öğlen sıcaklayıp, akşamüzeri tekrar üşümek mümkündür. Terin kişinin üzerinde kuruması çok yaygın olarak yaşanabilmektedir. Bu nedenle tüm bu koşullara uygun olarak örneğin yanına şemsiye almak, aynı zamanda öğlen sıcaklandığında çıkarılabilecek ince bir hırka giymek gibi detaylara dikkat etmek önemlidir. Bu havalar soğuk algınlıklarının en sevdiği havalardır. - Son olarak toplu ortamlardan toplu etkinliklerden mümkün olduğunca uzak kalıp, maske, mesafe, hijyen kurallarına uyup bağışıklık sistemini zinde ve dinç tutarak bu süreci hep beraber atlatacağız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/utanc-tablosu-marka-degeri-ve-buyuyen-ekonomisi-ile-ovundugumuz-turk-futbolu-yine-cakildi/", "text": "Arap sermayesinin desteği ve devletin yaptığımı muhteşem vergi kıyaklarına rağmen borç içinde yüzmeye devam Türk futbolu ekonomik anlamda olduğu kadar sportif anlamda da çakılmaya devam ediyor. Türk futbolu yurt dışına futbolcu eden ilk 50 ülkenin arasına giremezken, ligimize göre çok daha küçük bütçeler mücadele etmek zorunda olan ülkelerin de gerisinde kaldı. Türkiye; Mali, Kuzey İrlanda, Kanada, Venezuela, Bosna Hersek, Slovenya başta olmak üzere birçok küçük bütçeli ülke futbolunun gerisinde kalırken listede birinciliği Brezilya elde etti. İşte Dünya çapında en çok futbolcu ihraç eden 10 ülke; 1# Brezilya 2# Fransa 3# Arjantin 4# Sırbistan 5# İngiltere 6# İspanya 7# Almanya 8# Hırvatistan 9# Nijerya 10# Uruguay"} {"url": "https://www.thegeyik.com/utopyaya-yolculuk-gunde-47-euro-kazanc-aylik-15-euro-kira/", "text": "Bu kasabada herkesin işi ve evi var. Krizden etkilenmiş Avrupa ülkelerinden biri olan İspanya'da, Marinelada isimli şirin köy yaşamını krizden etkilenmeden sürdürüyor. Her şeyin komünizm ilkeleriyle idare edildiği bu köyde toplantılar için kullanılan binaya Halkın Evi adı verilmiş ve girişinde Başka bir dünya mümkün yazıyor. Emekliler, kadınlar boş zamanlarını bu binada yapılan kültürel ve sosyal etkinliklerde geçiriyorlar. Marinaleda, İspanya'nın güneybatı köşesinde bulunan özerk bölge olan Endülüs Bölgesi'nin Sevilla belediyesine bağlı dMarinaleda köyündeki komünün kurulması yeni değil, 1980'e kadar uzanıyor. Franco faşizmin yıkılmasından sonra yapılan ilk serbest seçimleri köyde Kolektif İşçiler Birliği- Endülüs Sol Cephesi kazanıyor. Başlarında ise öğretmenlikten gelen ve halen köyün belediye başkanı olan Juan Manuel Sanchez Gordillo vardır. hektarlık tarlaların kamulaştırılmasını talep eden köylülerin açlık grevleri, gösteriler, yürüyüşler, polis saldırıları, tutuklamalar vs. şeklindeki mücadelesi yıllarca sürmüş, ama onlar hiç yılmamışlar.Çünkü, gündelikçi olarak çalışmak onlar için kölelikten başka bir şey değildir. Aldıkları ücretler geçimlerini sağlamaya yetmediği gibi, yaşanılmaz halde olan barakalarda kalmak zorundaydılar... Dünyanın Tek Komünist Köyü BAŞARDILAR! Kararlı mücadelenin sonucunda Endülüs Bölge hükümeti 1991 yılında toprakları aristokrattan alarak kamulaştırır ve Marinaleda köylülerin kurduğu kooperatife devreder. Bugün 2 bin 600 nüfuslu Marinaleda'daki evlerin duvarlarında çok sayıda slogan yer alıyor. En çok da Ütopya'ya yolculuk yazılmış. Bir duvarda ise Sermayeye karşı sosyal savaş yer alıyor. Belediyenin ambleminde ise Barışa giden bir Ütopya yazıyor. 6 SAAT ÇALIŞIP 47 EURO KAZANMAK MÜMKÜN. Belediye Başkanı olan Sanchez Gordillo, Burada yaşayan insanların fazla paraya ihtiyacı yok diyor. Çünkü ne kira sorunu ne de konut kredileri söz konusu değil. 70 yıllığına kiralanan evler için aylık 15 Euro kira ödüyorlar. Diğer köylerde ise bu rakam ortalama 500 Euro. Köydeki tarlalarda çalışan herkese günde 6 saat karşılığında 47 Euro veriliyor. Elde edilen gelirlerin kalanıyla köye spor tesisleri, büyük parklar ve çok sayıda yeşil alan yapılmış. Avrupa'nın ortasında, krizin sarstığı İspanya'da Marinaleda gibi bir yer gerçek anlamda bir Ütopya. İşsizliğin, yoksulluğun, yolsuzluğun ve polisin uğramadığı bu güzel kasaba hiç şüphesiz doğrudan taban demokrasisi sayesinde böyle. Halkın fikirleriyle alınan kararlar yine halk tarafından uygulanıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/uykusuz-bir-gece-alti-aylik-yuksek-yagli-beslenme-ile-esdeger-zararlara-sahip/", "text": "Yapılan bir araştırma, uykusuz veya sağlıksız bir uyku ile geçirilen bir gece ile 6 ay boyunca yüksek yağ içeren gıdalarla beslenmenin insülin duyarlılığına eşdeğer düzeyde zarar verdiğini açığa çıkardı. Araştırma aynı zamanda , günlük sağlıklı uyku düzenimizin vücudumuz için ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Araştırmanın merkezinde ise, doktora derecesine sahip olan Josiane Broussard ve Josiane'nin Los Angeles'da bulunan Cedars Sinai Medical Centre'den meslektaşları bulunuyor. Araştırmada denek olarak köpeklerin kullanıldığını belirtmekte fayda var. Çoğumuzun bildiği gibi vücut insüline daha az duyarlı bir hale geldiğinde kan şekerini sabit bir düzeyde tutabilmek için daha fazla insülin salgılanır. Bu durum zamanla, vücudumuzun insüline karşılık verme mekanizmasının uygun bir biçimde çalışmadığı ve kandaki şeker miktarının oldukça yüksek olduğu Tip 2 Diyabet Şeker Hastalığına sebep olabilir. Şeker hastalıkları genel olarak, kalp rahatsızlıklarını da içeren, birtakım ciddi karmaşa/zorluk ile ilişkilendirilirler. Obezite veya aşırı kilo problemi yaşayan bireylerde şeker hastalığının akabininde insülin direncinin daha çok gelişme ihtimali oldukça yüksektir. Araştırma ile ilgili olarak Dr. Broussard: ''Araştırma, uyku eksikliği ve yüksek yağ içeren besinlerle beslenmenin insülin hassasiyetinin bozulmasına yol açtığını gösteriyor. Fakat durumun, insülin direncini daha fazla ve daha şiddetli bir hale getirdiği önceden bilinmiyordu. Çalışmamızın sonuçları , bir gecelik total uyku yoksunluğunun insülin hassasiyetine verdiği zararın, 6 ay boyunca yüksek yağ muhteviyatı içeren besinlerle beslenmenin verdiği zarar kadar etkili olabileceğini gösteriyor. Bu çalışma ayrıca, yeterli bir uyku seviyesinin; kan şekerininin belirli bir düzeyde tutulmasını sağlama ve obezite, şeker hastalıkları gibi metabolik rahatsızlıklara yakalanma riskini azaltma konusunda ne kadar önemli olduğuna vurgu yapıyor.'' diyor. Çalışmayı yürütmek için, araştırmacılar obeziteye göre uyarlanmış bir beslenme biçiminin öncesi ve sonrasında, 8 erkek köpeğin insülin duyarlılıklarını ölçtüler. Yüksek yağ içeren beslenme biçiminden önce, araştırmacılar bir gece boyunca uykusuz bıraktıkları köpeklerdeki insülin hassasiyetini ölçmek ve bu hayvanlardan edinecekleri bulguları sağlıklı bir biçimde uykusunu almış köpeklerle karşılaştırmak için oral glukoz tolerans testini* kullandılar. Ölçümlerin akabininde, köpeklere 6 aylık bir periyod boyunca sağlıksız olarak sınıflandırabileceğimiz yüksek yağ içeren bir diyet uygulandı. Ve bu işlemin ardından köpekler yeniden test edildi. Yüksek yağ diyeti uygulanmadan önce, bir gece uykusuz bırakılan köpeklerin insülin hassasiyetlerinde %33 dolaylarında bir azalma meydana gelmişti. Testlerden sonra, uykusuzluktan kaynaklanan bu azalmanın, 6 aylık yüksek yağ içeren diyet sonucunda meydana gelen %21'lik azalma ile benzer olduğu saptandı. Yani araştırmaya göre, 6 ay boyunca uygulanan sağlıksız, yüksek yağ içerikli diyet tipi tek başına insülin hassasiyetini %21 oranında azaltıyorken, tek bir gece uykusuz kalmak aynı hassasiyete %33 oranında daha fazla zarar veriyordu. Köpekler bir kere yüksek yağlı diyet sebebiyle bozulmuş insülin duyarlılığına maruz kaldıkları için, bir gecelik uyku yoksunluğu insülin duyarlılığına daha ileri derecede zarar vermemiştir. Dr. Broussard: ''Köpeklerde, bir gecelik uyku yoksunluğu ile 6 ay boyunca yüksek yağ içeren besinlerle yapılan diyet faktörleri, benzer derecelerde insülin duyarlılığını azalttı. Bu durum insülin direncine neden olan yetersiz uyku ve yüksek yağ içeren diyet durumlarının benzer bir mekanizmaya sahip olduğuna dair bir izlenim uyandırabilir. Bu durum aynı zamanda , yüksek yağ içeren beslenme biçiminden sonra insülin duyarlılığının, uykusuzluk ile daha fazla azaltılamayacağı anlamına da gelebilir.'' şeklinde bir açıklama daha yapıyor. Bozulmuş insülin duyarlılığına ek olarak, uykusuzluk tükettiğimiz besin miktarının ve metabolik rahatsızlıklara yakalanma riskinin artmasına yol açabilir. The Obesity Society'in sözcüsü Caroline M. Apovian, hekimlerin hastalarına sağlıklı bir uyku sürecinin önemini belirtmelerinin oldukça ciddi bir iş olduğunu vurgulayarak devam ediyor, ''Pek çok hasta dengeli bir beslenme biçiminin önemini biliyor. Fakat, çoğunun sağlıklı bir uyku halinin vücuttaki dengeyi korumaya yönelik ne kadar önemli ve hassas bir mekanizmaya sahip olduğuna dair net fikirleri yok.'' Dr. Broussard'a göre, araştırma ile ilgili yeni çalışmalar uyku, beslenme ve bu faktörlerin insülin hassasiyeti ile bağlantılı ilişkilerine açıklık getirebilen yolları irdelemelidir. Ayrıca klinik çalışmalarda yeni yeni mercek altına alınan kurtarma uykusundan sonra, insülin direncinin gelişip gelişmediğini belirlemek önemli olacaktır. Bu tip temel bilimsel çalışmalar ve köpeklerle ilgili modeller, obezitenin nedenleri ve zorluklarını anlamak ve hastalığın engellenmesine olanak tanıyan mekanizmaları tanımlamak açısından kritik bir öneme sahiptir. Kaynak: Obesity Society. (2015, November 4). Insulin sensitivity: One night of poor sleep could equal six months on a high-fat diet, study in dogs suggests. ScienceDaily. Retrieved November 6, 2015 from www.sciencedaily.com/releases/2015/11/151104134039.htm"} {"url": "https://www.thegeyik.com/uyuyan-guzel-masali-gercek-oldu-doktorlar-care-ariyor/", "text": "Rusya'nın Pervouralsk kentinde Anya isimli 6 aylık bir bebek, annesini emdiği sırada uykuya daldı ve yaklaşık bir hafta aralıksız uyudu. Olay nedeniyle hastaneye kaldırılan bebeğin, neden bu kadar uyuduğu bilinmezken, doktorlar bu duruma çare arıyor. Pervouralsk kentinde 'Uyuyan güzel' masalını aratmayan bir durum yaşandı. Anya isimli bir bebek bir gün annesini emerken uykuya daldı ve tüm uğraşlara rağmen yaklaşık bir hafta uyanmadı. Uyumasından bir gün sonra hastaneye kaldırılan bebek, uyku bozukluğunun nedeni bulunamamasından dolayı neredeyse bir yıldır hastanede doktor gözetiminde tutuluyor. Konuyla ilgili Siberian Times'a konuşan anne Aleksandr Metyolkina Aklıma 'Uyuyan güzel' masalını düşünmeden edemiyorum. Orada da bir prenses uyuyordu ve kimse onu uyandıramıyordu. Anya da bir gün onu emzirirken uyuya kaldı ve uyanmadı. Başta komaya girdiğini sandım ama doktorlar bebeğimin uyuduğunu söyledi. Hastaneye ilk gittiğimizde de birden uyanıp yemek istedi. Eve götürdük, ancak yine uyudu ve onu uyandırmadık dedi. Medics seek cure for 1,5yo Sleeping Beauty girl. By seeking publicity, the family hope to find experts https://t.co/LPTJabpV4Q pic.twitter.com/wjnvJnguM4 The Siberian Times June 5, 2017 'YALNIZCA BİRKAÇ SAAT UYANIK KALIYOR' Bebeğin günlerce uyuyup yalnızca birkaç saat uyanık kaldığını belirten Metyolkina, şunları söyledi: Uykudan kalktıktan sonra yüzü kızarıyor, ateşi çıkıyor ve titremeye başlıyor. Doktorlar uyku sırasında Anya'nın kalp ritminin çarpıcı şekilde yavaşladığını teşhis etti. Ancak ne olduğu tam olarak bilinmiyor. Başta menenjit veya ansefalit diye düşünüldü. Ancak testler beyin ve sinir sisteminin iyi olduğunu gösterdi. Kalbine de bakıldı, o da normal çıktı. Bir sürü test yapıldı, genetik testler de. Ancak tüm sonuçlar negatif. Doktorlar en sonunda epilepsi başlangıcı olabileceğini belirtti, ancak testler bunu da göstermedi. Metyolkina'nın açıklamasına göre, uyuduğunda yiyip içmeyen ve tuvaletini yapmayan bebeğin ateşi de normal değer olan 37 dereceden 35'e düşüyor. Sputnik TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/uzay-hakkinda-10-ilginc-bilgi/", "text": "Uzay ne garip değil mi? Sanki biz içinde değilmişiz gibi bahsediyoruz ondan bahsederken. Neyse biz dayanamadık sizler için uzay hakkında ilginç bilgiler topladık. Bu bilgiler anlamanıza yetmiyorsa ki yetmez, şurada ufkunuzu açacak harika bir eser var. tıklayın - Uzayın kokusunu astronotlar tarif edebilmiştir. Onlara göre bu koku katılaşmış biftek, sıcak metal ya da kaynak dumanı şeklindedir. - Astronotların boyu uzayda ölçüldüğünde dünyadan 2 cm daha uzun çıkmaktadır. - Beş odalı bir ev boyutunda olan Uluslar arası Uzay İstasyonu, uzay boşluğunda 28.164 km hızla hareket etmektedir. - Uzaydan bizlere 1977 yılında ilginç bir sinyal ulaşmıştır, ancak kaynağı ve nasıl geldiği bilinmiyor. - Newton'un elma ağaçlarının biri yerçekimine meydan okumak için uzaya götürülmüş. - Uluslar arası Uzay İstasyonu 'nun bir diğer ilginç özelliği de bugüne kadar inşa edilmiş en pahalı yapı olmasıdır. - UUİ'ndaki astronotlar bir günde 15'er adet gün doğumu ve gün batımı görüyorlar. - Amerika 1962 yılında uzayda Hiroşima'dakinden 100 kat daha güçlü bir hidrojen bombası patlatmıştır. - Uzayda ağlarsanız gözyaşınız düşmez. - Bir astronotun kıyafetleri 12 milyon dolar değerindedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/uzerinden-6-ay-gecen-2016-rio-olimpiyat-oyunlari-sonrasi-milyarlik-tesislerin-son-hali/", "text": "Brezilya'nın muhteşem şehri Rio de Janeiro'da düzenlen 2016 Yaz Olimpiyatları'nın üzerinden sadece 6 ay geçti. Geçen bu kısa süreye rağmen olimpiyat için yapılan tüm tesisler kaderine terk edildi ve kısa sürede atıl hale geldi. Umutsuzca fakirlikten ve borçtan kurtulmayı umut eden Rio de Janeiro şehri, harcanmış paraların havaların uçup gittiği, parçalanmış bir rüyanın kalıntılarından ibaret hale geldi. 6 ay öncesine kadar dünyanın en elit sporcularını ağırlayan lüks tesislerin son hali; 1# 2# Dünya'nın en önemli stadlarından biri olan Maracana'nın son hali 3# Yedek kulübesindeki koltuklar parçalanmış 4# Saha zemini tam anlamıyla bitmiş 5# Neymar final maçındaki son penaltıyı attığı kale o şatafatlı günlerinde çok uzak 6# 7# Belki de Phelps'in yüzdüğü bu havuz kaderine terk edilmiş 8# Koltuklar sökülmüş 9# 10# Olimpiyat Köyü viraneye dönmüş 11# 12# Görseller: boredpanda.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/uzman-yorumu-kripto-paralara-guvenilir-mi/", "text": "İlk kez 2008 yılında oluşturulan kripto para birimi Bitcoin, günümüzde herhangi bir kurum ya da kuruluşa bağlı olmaksızın herkes tarafından kullanıma açık bir teknoloji haline geldi. Kripto paraların alışverişlerde kullanılabileceği gibi yatırım amaçlı da değerlendirebildiğini belirten uzmanlar, şifreli para birimlerinin toplam piyasa değerinin 700 milyon doları aştığını belirtiyor. Uzmanlar, kripto paraların siber saldırıların hedefinde olan bir teknoloji olması sebebiyle çalınma riskinin de olduğuna dikkat çekiyor. Üsküdar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Özekes, son günlerde piyasa değeri artan kripto paralarla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Kolay kullanım imkanı sağlıyor Kripto para sahteciliğinin neredeyse imkansız olduğunu ve güvenliğinin kriptografi yöntemleriyle sağlandığını belirten Prof. Dr. Serhat Özekes, Kripto para herhangi bir kurum ya da kuruluşa bağlı olmayan ve herkesin kullanımına açık bir teknoloji. Geçmiş ve gelecekteki tüm transfer işlemleri şifrelenmiş, dağınık ama birbirine bağlı, tekel kontrolünde olmayan ve sürekli büyüyen bir veri tabanı olan blokzincire işleniyor. Kişiler sahip oldukları kripto paraları, cüzdan adı verilen programlar sayesinde kolaylıkla kullanabiliyor dedi. Piyasa değeri 700 milyon doları aştı İlk kripto paranın Bitcoin adıyla 2008 yılında üretildiğini söyleyen Prof. Dr. Serhat Özekes, sözlerine şöyle devam etti: Bitcoin, ilk merkeziyetsiz kripto para olma özelliğine sahip. Bilindiği gibi istendiği zaman Türk Lirası, Amerikan Doları, Euro veya diğer para birimlerine takas edilebiliyor. Bitcoin sistemi, toplam 21 milyon Bitcoin üretilebilecek şekilde tasarlandı. Aralık 2020 itibariyle 18,5 milyon adet ile tüm Bitcoin'lerin yüzde 88'i üretilmiş olup piyasa değeri yaklaşık 500 milyon doların üzerindedir. Günde dokuz yüz adet olan Bitcoin üretiminin giderek zorlaştığı da düşünüldüğünde son Bitcoin'in 2140 yılında üretileceği tahmin ediliyor. İlk ve en çok kullanılan şifreli para birimi Bitcoin olsa da 2 bin 300'ü aşkın kripto para birimi bulunuyor. Şifreli para birimlerinin toplam piyasa değeri ise 700 milyon doların üzerindedir. Geleceğin para birimi olduğuna inanılıyor Prof. Dr. Serhat Özekes, kripto para birimlerinin popüler olmasının nedenlerini şöyle açıkladı: Bitcoin gibi kripto para birimlerinin geleceğin para birimi olacağına inananlar, daha da değer kazanmadan satın almak için yarış içerisindeler, Kripto para birimlerinin arkasındaki teknoloji olan blok zincir yapısına güvenenler, merkezi olmayan işlem ve kayıt sisteminin geleneksel ödeme yöntemlerinden daha güvenli olduğuna inanıyorlar, Anlık değer artışlarından para kazanan spekülatörler de kripto para birimlerini gelir kaynağı olarak görüyorlar. Kolay kullanımı yatırımcıları cezbediyor İnternet üzerinde kripto para kullanılarak yapılan alışverişlerde kullanıcı kimlik bilgilerinin gizli kalmasının mümkün olduğunu belirten Özekes, Takip edilmesinin zor olması nedeniyle internet ortamının büyük bir bölümünü oluşturan ve internetin karanlık tarafını ifade eden dark web ortamındaki yasa dışı alışverişlerde çoğunlukla kripto para kullanılıyor. Bunun yanında artan hacmi ile yatırım aracı olarak görülen kripto paranın saklanması için kullanılan online cüzdanlar, mobil cüzdanlar, çevrim dışı cüzdanlar, fiziksel cüzdanlar ve kağıt cüzdanların yanında kripto para borsaları, kolay kullanımları nedeniyle yatırımcılar tarafından çoğu zaman tercih ediliyor. Oldukça kolay ve hızlı transfer edilebilen kripto paralar sanal cüzdanlarda saklanır ve internet üzerinde alışverişlerde kullanılabilir. Bitcoin almak ve satmak oldukça kolay ve hızlı yapılan bir işlem. Ancak bu işlem sırasında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta güvenlik olarak karşınıza çıkar. Kripto para almadan önce işlem yapılacak platformun güncel olması ve bir çeşit güvenlik sertifikası olan SSL ile korunmasına dikkat etmek gerekiyor dedi. Kripto paralar siber saldırıların hedefinde Kripto paraların siber saldırıların hedefinde olan bir teknoloji olduğunu söyleyen Özekes, Hacklenme ciddi bir risktir çünkü kaybolan veya çalınan bitcoinleri geri almanın bir yolu yoktur. Akıllı bir cüzdanın korumasına sahip olunsa bile, kripto para borsaların saldırıya uğrama olasılığı yüksektir. Ek olarak, bir cüzdanınız varsa ve anahtarınızı unutursanız veya kaybederseniz, kripto paranızı almanız sizi epey uğraştırabilir. En güvenilir seçeneğe sahip olduğunuzdan emin olmak için kripto para cüzdanları dikkatlice araştırılmalı. Hacklenmeye ek olarak, kripto para piyasasında dolandırıcılık olayları da yaşanıyor. Alıcılar ve satıcılar, çevrimiçi olarak kripto para ticareti yapmak istiyor ancak popülerliklerinin artması nedeniyle bu ticaretin gerçekleştiği borsalardan bazıları sahte olabiliyor ifadelerini kullandı. Kripto paralar küresel fenomen oldu Prof. Dr. Serhat Özekes, kripto para teknolojisinin geleceğinin tartışma konusu olduğunu söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı: Kuşkusuz küresel bir fenomen haline geldi, ancak bu büyüyen teknoloji hakkında öğrenilecek çok şey var. Yasaklanmadan veya hayatın bir parçası olmadan önce dikkate alınması gereken birçok parametre ve giderilmesi gereken endişe var. Bitcoin ve diğer kripto paraların destekçileri, bunların herhangi bir hükümete, herhangi bir devlete veya kuruma bağlı olmadıkları için geleneksel fiziksel para birimlerinden çok daha üstün olduğunu iddia ediyor. Eleştirmenlerin veya savunucuların söylediklerine bakılmaksızın, hala gelişen bir teknoloji olduğu için net bir öngörüde bulunmak oldukça zor. Hayattaki her şey gibi kripto paranın da gelecekte, hem iyi hem de kötü sonuçları olabilir. Bugün birçok kişi tarafından kripto para kavramının gerçek değerinin anlaşılmadığı, sadece fiyat ve dalgalanmalar tarafından yönlendirilen spekülatif işlemlere odaklanıldığını söyleyebilirim. Oysa kripto para teknolojisi, insanlara kendi bankaları olma ve ödeme yöntemlerini belirleme gücü veriyor. Kripto paranın nakit paranın yerini alıp almayacağı kararındaki en önemli faktör, kullanıcı adaptasyonudur. Kripto paranın hayatın bir parçası haline gelmesi durumunda yaşamımızın tamamen değişeceğini düşünüyorum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/uzmanlar-uyardi-tuvalet-kagidi-yerine-bunu-kullanin/", "text": "Uzmanlar tuvalet kağıtları hakkında uyardı. Tuvalet kağıtlarının çeşitli hastalıklara yol açabileceğini belirten uzmanlar , tuvalet kağıtları yerine bakın neyi önerdiler... Uzmanlar tuvalet kağıtlarının son derece tehlikeli olduğunu ve çeşitli hastalıklara yol açabilmesi konusunda insanları uyardılar. Büyük İhtiyaç: İnsan Atığının Konuşulmayan Dünyası ve Önemi adlı kitabın yazarı Rose George, milyonlarca insanın pis gezmesine anlam veremiyorum tuvalet kağıdı kullanmak yalnızca dışkının yerini değiştirir, dışkıyı temizlemez diyerek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ünlü Hollywood yıldızı Will Smith de George ile aynı fikirde. Will Smith bir röportajında çikolata ile ahşap bir zeminde tuvalet kağıdı temizlik testi yapılmasını önermiş ve insanları ıslak mendil kullanmaya çağırmıştı. Uzmanlar tuvalet kağıdı kullanımının 12 haftaya kadar sürebilen tahriş ve bağsur gibi rahatsızlıklara neden olabileceği belirtiliyor. Tuvalet kağıdı üzerinde yer alan bağırsak parazitleriyle temas etme durumundan da bahseden uzmanlar, taharet musluğu, bide veya ıslak mendil kullanımının hem hijyen hem de sağlık açısından daha iyi olduğu konusunda uyarı yapılıyor. Uzmanlar tuvalet kağıtlarının son derece tehlikeli olduğunu ve çeşitli hastalıklara yol açabilmesi konusunda insanları uyardılar. Uzmanlar Uyardı: Tuvalet Kağıdı Yerine Bunu Kullanın! Uzmanlar tuvalet kağıtları hakkında uyardı. Tuvalet kağıtlarının çeşitli hastalıklara yol açabileceğini belirten uzmanlar , tuvalet kağıtları yerine bakın neyi önerdiler..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/uzmanlara-gore-gercek-ask-ilk-bakista-olusmuyor/", "text": "Dizi ve filmlerde gördüğümüz ilk bakışta aşk konusunu yalanlayan bir araştırma yapıldı. Uzmanlara göre gerçek aşk ilk bakışta oluşmuyor. Washington Uygulamalı Biyoloji Enstitüsü uzmanları, insanların birbirine ilk bakışta veya resme bakarak gerçekten aşık olamadıklarını, gerçek aşkın sadece dördüncü görüşmeden sonra oluşabildiğini bildirdi. Bilim adamlarının iddia ettikleri gibi ilk görüşmede insan bilinci muhatabın bir 'zihinsel bir portresini' çizer, sonra analiz edip elde edilen sonuçları yeniden kontrol eder. Ondan sonra insan karşısındakinin davranışını daha titiz bir şekilde değerlendirmeye başlar. Bundan sonra, yani insanların belli derecede birbirlerini anlayabildikleri ve belli miktarda ortak deneyimi biriktirdikleri dördüncü veya beşinci görüşmede, insanlar arasında psikologlara göre aşk olarak nitelendirilebilen bir duygu oluşmaya başlar. Uzmanlar gerçek bir duygunun oluşması için birbirlerinin resimlerini görmenin ve mesajlaşmanın insanlara yetersiz geldiğini düşünüyor. Zira bilim adamlarının söyledikleri gibi bu durumda beyin muhatap hakkında yeterli miktarda bilgi alamaz. Psikologlara göre bu nedenle internet aracılığıyla tanışmak, insanların gerçekten aşık olmalarını sağlayamaz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/uzmanlardan-koronavirus-yalnizligi-uyarisi/", "text": "Almanya'da uzmanlar koronavirüs nedeniyle yaşlıların kendilerini daha yalnız hissedebileceği ve ailelerin de çocukların evde olması sebebiyle zorlanabileceği uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre Almanya'da koronavirüs nedeniyle sosyal yaşamın giderek kısıtlanması, özellikle yaşlılar ve çocuklu aileler üzerinde farklı sorunlara neden olabilir. Katolik ve Protestan kiliselerinin ortak organizasyonuyla verilen TelefonSeelsorge adlı manevi telefon destek hattına ilgi şu günlerde yoğun. Almanya genelinde 7 bin 500 gönüllü çalışanı olan telefon hattının basın sözcüsü Astrid Fischer Neue Osnabrücker Zeitung'a yaptığı açıklamada, kendilerini arayanların geçen haftaya göre on kat daha fazla salgını konuştuğunu belirtti. Fischer'in verdiği bilgiye göre özellikle kadınlar endişeli. Koronavirüs nedeniyle arayanların dörtte üçü kadın. Ancak sözcü telefon görüşmelerinde en çok yalnızlık ve korkunun konu edildiğini belirtiyor. İnsanların kaygılarının yaş grubuna göre de değiştiğine işaret eden Fischer, 50-79 yaş arasındakiler korkularını dile getiriyor. 80 yaşın üzerindekiler ve 40 yaşın altındakiler ise sık sık yalnızlıktan şikayetçi diyor. Yaşlılar yalnızlıkla karşı karşıya Risk grubunda olmaları sebebiyle yaşlıların ziyaret edilmemeleri tavsiye ediliyor. Bu durum yaşlı nüfusun yüksek olduğu Almanya'da yaşlıların yalnız kalma tehlikesini de ortaya çıkardı. Berlin'de yalnız yaşlılara manevi destek için kurulan Silbernetz Derneği'ne ait telefon hattı hizmeti, salgın nedeniyle hizmetini Almanya geneline yayma kararı aldı. İnisiyatifin sözcüsü Elke Schilling koronavirüs nedeniyle yaşlıların izole olması ve bu nedenle daha fazla konuşma ihtiyacı duyması sebebiyle bu kararı aldıklarını belirtti. Schilling fiziksel açıdan gündelik ihtiyaçlarını karşılayabilen yaşlıların bile şu günlerde salgın nedeniyle yalnızlık ve diğer korkulara sahip olduğuna dikkat çekti. Almanya'da kendisini yalnız hisseden yaşlılar için hayata geçirilen telefon servisi ücretsiz olarak 08:00-22.00 saatleri arasında aranabiliyor. Çocuklu ailelerin yaşayabileceği sıkıntılar Almanya'da salgın nedeniyle yuvalar ve okulların beş hafta boyunca kapalı kalması kararlaştırıldı. Bu durum nedeniyle milyonlarca çocuk ve genç şu günlerde evde. Alman Çocuk ve Genç Doktorları Birliği, çocukların evde olması sebebiyle bazı ailelerin daha fazla sıkıntı yaşayabileceği uyarısında bulundu. Birlik Başkanı Thomas Fischbach ailelere koronavirüs nedeniyle yaşadıkları sıkıntılarla başedememe halinde yardım isteme çağrısı yaptı. Fischbach, Özellikle normal şartlarda bile dayanma sınırlarına dayanan ailelerin çocukları tehlikede dedi. Uzmana göre ailelerin zorlanmaları nedeniyle aile içi şiddetin yaşanma tehlikesi de söz konusu. Fischbach bu ailelerin yardım kuruluşları ya da Gençlik Daireleri'nin sunduğu destekten yararlanması çağrısında bulundu. Uzman genel bir büyükanne-büyükbaba ziyareti yasağına karşı Büyükanne ve büyükbabaların ziyaretinin genel olarak yasaklanması çağrılarına karşı olan Fischbach, Büyükanne ve büyükbaba 60 yaşın üzerinde değilse ve sağlıklıysa o zaman elbette torunlar onları ziyaret edebilir dedi. Fischbach sağlıklı büyükanne ve büyükbabaların torunlarının bakımında da destek sunabileceği görüşünde. Okullar ve yuvaların kapalı olduğu şu dönemde çocuklar için sabit bir günlük düzenin oluşturulmasının önemine de dikkat çeken uzman, Çocuklar bütün gün televizyon ya da eğlence araçlarının önüne oturtulmamalı. Aileler çocuklarıyla daha fazla ilgilenme olanağını değerlendirmeli dedi. Uzmana göre korona krizi ailelerin birlikte geçirecekleri süresinin artmasıyla zamanla aile yaşamının yeniden keşfedilmesi fırsatı da yaratabilir. D vitamininin önemi Uzmanlar ayrıca çocukların ilk iki yaşında alması gereken D vitamininin önemini de hatırlattı. Salgın nedeniyle daha az dışarıya çıkılması sebebiyle özellikle küçük çocuklarda D vitamini eksikliğinin ortaya çıkabileceği ve bunun tehlikeli olduğu uyarısını yapan belirten Fischbach, Çocuklar iki yaşına kadar ek D vitamini almalı. Daha büyük yaştaki çocuklar için bu gerekli değil dedi. DW TÜRKÇE"} {"url": "https://www.thegeyik.com/uzucu-haber-victorias-secret-yilbasi-gosterisi-iptal/", "text": "Geleneksel Victoria's Secret şovunun bu yıl resmen iptal edildiği açıklandı. Marka, şovun iptaline ilişkin yayınladığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: Victoria's Secret'ın pazarlamasını geliştirmek istiyoruz. Müşterilerle iletişim kuracağız, ancak söyleyeceğimiz hiçbir söz, bu moda şovunun büyüklüğünü açıklayamaz. Victoria's Secret'in performansındaki düşüş göz önüne alındığında, ürünlerimizin müşterilerde yankı uyandırmasını sağlamaya odaklanırken, bu işte sermaye yatırımını büyük ölçüde geri çektik. Avustralyalı model Shanina Shaik, temmuz ayında The Daily Telegraph'a verdiği röportajda, Ne yazık ki bu yıl Victoria's Secret şovu olmayacak. Bu benim alışkın olduğum bir şey değil, çünkü her yıl bu zamanlarda ben prova yapardım. Ama eminim, ileride yine olacak, bundan kesinlikle eminim demişti. Şov 2018'de 3.3 milyon kişi tarafından izlenirken, 2001 yılında ise 12 milyon kişi tarafından izlenmişti. Ortaya çıkan bu oran ise, şovun izlenme oranlarının büyük ölçüde azaldığını gösteriyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/uzun-iliskilerden-sonra-yasanan-asamalar/", "text": "Siz de bir çoğumuz gibi uzun bir ilişki bitirmişseniz aşağıda sıraladığımız şeylerin çoğunu ya yaşıyorsunuz ya da yaşayacaksınız. Edit: Tümü denenmiş onaylanmıştır. 1- İlk aşama: Len! Bitti!? evresi İlişkinin tamamen sonlandığını anladığınız o an kimilerimiz ''Yaşasın Özgürlük naraları atarken kimilerimiz Nefes alamıyorum. Nefes?! bitti lağn.. Çığlıkları attığı o evre. İç sızlatır, yürek burkar... Hele ki aynı sokaklarda yalnız yürüdüğünüzde kaldırımlar sorar yenge/enişte nerede? verecek cevap bulamaz, boğazınız düğümlenir. Kaldırımlara küser yolunuza devam edersiniz. 2- Aşama: Acıyı kabullenme Abi çok sevdim ama ile devam eden cümleler bütünüdür ama'lar çoğaldıkça acılar da bir hafifleme olur tonlarca yükün altında kalmış insan müsvettesinin üzerinden birer tuğla almaya benzer, bu evrede hala nefes alınamıyordur onu düşünmediğiniz her an'a şükür edip, yaşamaya çalıştığınız evredir. 3- Aşama: Anlama/Görme/Hissetme Bu aşama ilk iki aşamadan sonra nefes almaya başlanan aşamadır. Yeni insanlarla tanışılır, bol bol geçici dostluk ve arkadaşlıklar kurulur... Acı bir nebze ara ara diner yerini kahkahalara bırakır, kahkahanın sonlandığı yerde gözler uzaklara ve boşluğa dalar. Tanıştığın her kişiye onu anlatır tabir-i caizse onunla yaşanan her şeyi dışa kusarsın, hikayeni bilmeyen yoktur. Teselliler hava da uçuşur, geçecek biliyorsunlar sık sık duyulur, zaten Zaman geçtikçe ilişkiyi iyice analiz ettiğinizden çoğu şeye şaşırılıp lan acaba sarhoş muydum ben, onca şeyi nasıl kabullendim denir. Görülür,anlaşılır ve daha az hissedilir. 4-Aşama: Arayış, hayal kırıklığı Artık yeni sevgili ister o boşluğu dolduracak birilerini ararsın bulduğun insan genellikle yanlış insandır, çünkü sen ondan bir iz arar bulduğun ilk insana taparsın, onun yerine koymaya çalışırsın ama parçalar bir türlü birleşmez, mesela onun gibi bakmıyor, gülmüyordur. Sana onun seslendiği gibi seslenir ve senin miden bulanır çünkü ağız onun değil,his ise aynı lezzette değildir. Nitekim hayal kırıklığı ve hüsran dolu bakışlarla bir ilişkiyi daha ziyan eder bir tık da olsa rahatlama ile yola devam edersin. 5-Aşama: Arınma, Toparlanma ve His kaybı Bu aşamada özleme alışmışsındır, kabullenme hat safhadadır. Acılardan yavaş yavaş arınmaya İlişkiler hakkında engin tecrübeni paylaşarak etrafı aydınlatmaya başlar tam anlamıyla ufak ufak da olsa güzel bi hayatın temellerini atmaya başlarsın. Bu evre en riskli evredir. Unuttuğunu zannedersin es kaza bir araya gelindiğinde herşey başa döner. Bu dönem de kendinizi tutuyor ve asla eski sevgiliye hamle yapmıyorsunuz. Hem onu özlemeniz geri döneceğiniz anlamına gelmez değil mi!? 6-Aşama: Unutma Artık daha az hatırlarsın, boşluğu daha az hissedersin kalbinde yaktığın o 40 tane mumun 39u çoktan sönmüştür 1 mum öylece sinsi sinsi yanar durur içinde. En çokda yarım kalmışlığın vermiş olduğu hüzün sarar bedenini hele aylardan kış ise bu daha dayanılmaz olur ama nitekim kokusunu dahi unutmuşsundur, sadece sık sık stalk yaparken denk geldiğin yüz ifadeleri gözünde dolaşır durur. 7-Aşama: Sövme Bir çeşit desarj olma aşamasıdır. Sana yaptığı yanlışı düşür Hımmınağ der durursun bu evrede, ettiğin her küfür biraz daha rahatlatır seni nitekim artık ayrılığın üzerinden yıl geçmiş ve kaybettiklerine üzülürsün, onun için vazgeçtiğin herşeye yanarsın.. lakin o mum hala içinde yanar durur. 8-Aşama: Ciddi ilişki arayışı, yeni sevgili ! Ağzıma tükürdüğü yetmedi der gibi Ciddi ilişki ararsınız. nitekim aşkı ve sevgiyi doyasıya yaşamak için İlişkinin ciddi olması şarttır, bir çeşit iç rahatlatma biz her şeyi yaşıyoruz ama ciddiyiz! 🙂 Bulursun, artık başka bir insana sarılmaya hazırsındır, alışmaya da hazırsındır ve alışırsın. Sevebilirsin de ama o mum içinde yandığı sürece Stalklamaya devam eder, Kendinden nefret ede ede gölgerin içine onun yüzünü yerleştirirsin çünkü hala yanan o mum senin yüreğini kanatmaktadır. 9-Aşama: Her şey yoluna girer. Artık Stalklamayı ihanet kabul eder ve ondan da vazgeçersin, mum sönmek üzeredir. Yeni insana daha çok bağlı yara izlerine rağmen daha tecrübeli seversin onu, o giden insana teşekkür ettiğin bile olur ara ara. Yine de izini hep taşırsın, çünkü sevmişsindir. 10- Aşama: BİNGO! UNUTTUN 🙂 Artık hayatında eski ile ilgili bir pişmanlığın yoktur, atı alan üsküdarı geçmiştir. Stalklamayı bırakıp yenisine sarılmış o mumu o sevgi ile söndürmüşsündür. Acı tecrübelerin üzerine kaybetme korkusu ile biraz daha titrer, özen gösterirsin yenisine artık hayatın normalleşmiş, çiçekler açmış o kara kış gitmiştir. Gün aydınlanmış huzur sokağına gelmiş sabah uyandığında çiçek kokuları odanı sarmıştır... Mutlu olmak hakkın 🙂 Doya doya sev.. yeter ki 1. aşamaya dönme 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/uzun-mesafe-iliski-yasayanlar-kissenger-ile-mesafe-dert-etmeksizin-opisebileceksiniz/", "text": "Uzak mesafeli ilişki yaşama derdine düşenler düşünülerek hazırlanan ve kimilerine göre hayli saçma bir icat olan Kissenger ile artık uzaktaki sevgilinizle öpüşmeniz mümkün. Akıllı telefonla yapılan görüntülü sohbetler sırasında kullanılan Kissenger ile bir yandan sevgilinizle konuşabilir bir yandan da öpüşebilirsiniz. Cihazda yer alan oval kısımdaki sensörler ve dudak hareketleriniz birleşimi ile karşı tarafa anlık olarak öpücüğün yollanması prensibine dayanan cihaza Kiss ve Messenger kelimelerinin birleşmesinden esinlenerek Kissenger adı verilmiş. Love and Sex with Robots konferansında yaratıcısı Emma Yann Zhang tarafından tanıtılan Kissenger'ın robotlar ya da yapay zekalar ile yaşanabilecek ilişkinin temelini atacağına da inanılıyor. Projenin asıl amacının uzak sevgililere yardımdan ziyada gelecekte tasarlanacak robotlar için dudak verisi toplamak olduğunu ifade eden yetkililer Turing testine sokulacak Kissenger'ın yakın zamanda satışa sunulmasına ise imkan verilmiyor. Son dönemlerde robotuna aşık olan kadın ve sanal robot azuma haberleri sonrası belki Her filmi gerçek olur. Kim bilir?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/uzun-omur-ortalamasina-sahip-ulkeler/", "text": "Yaşamak iyi hoş da hayat şartları nedeniyle zorlandığımız, erken yaşta yaşlı gibi hissetmeye başladığımız için tadını çıkaramıyoruz. 45 yaşında kalp krizi riski taşımaya başlıyoruz. 20 yaşında 40 yaşında gibi hayat dertleriyle boğuşuyoruz. Peki dünyada durum nasıl? Elbette bizden daha zor şartlarda yaşayan ülkeler de var ama bu 7 ülkede insanlar neredeyse ölmüyor. 80 yaşın üstünde ortalamaya sahip 7 ülke: 7- İsveç 81 yaş ortalamasıyla kuzeydeki cennet 6- İtalya 82.03 ortalama ile İtalya, Avrupa'da en uzun ömre sahip insanların yaşadığı başka bir ülke. 5- Avustralya 82.07 yaş ortalamasına sahip, insanlardan uzak kangurulara yakın dünya tatlısı ülke. 4- İsviçre 82.39 yaş ortalaması ile İsviçre de yaşamak için ideal bir yer. E malum dünyanın zenginleri yatırım için burayı tercih ediyor. 3- Andora Küçük ve mutlu bir ülke yaş ortalaması 82.64 yıl 2- San Marino Adını milli takımının 6-7 gol yemesinden bildiğimiz o ülkede yaş ortalaması 82.65 1- Singapur Singapur'da yaşayanlar ise 100 yaşı zorlamaya en yakın vatandaşlar. 84.5 yıl yaş ortalaması ile rekor onlarda."} {"url": "https://www.thegeyik.com/uzun-sureli-birliktelikleriyle-sonsuz-aska-inandiran-dunyaca-unlu-12-cift/", "text": "Son zamanlarda televizyonlarda, gazetelerde o kadar çok boşanma haberi görüyoruz ki dünyanın evliliklerin kısa sürdüğü bir yer olduğuna inanmaya başladık. Özellikle de ünlülerin bolca evlenip boşanması aşkın sonsuzluğuna olan inancımızı zedeledi. Ama bu isimler bu inancı yeniden kazanmanızı sağlayacak. Uzun ilişkileriyle maşallahı hak eden 12 ünlü çift: 1 Michael Caine ve Shakira Baksh 43 yıl 2 Meryl Streep ve Don Gummer 37 yıl 3 Tom Hanks ve Rita Wilson- 28 Yıl 4 Kirk Douglas ve Anne Buydens 62 Yıl 5 Samuel L. Jackson ve Latanya Richardson 36 Yıl 6 Michael J. Fox ve Tracy Pollan 28 Yıl 7 Ellen Degeneres ve Portia De Rossi 12 Yıl 8 Goldie Hawn ve Kurt Russell 33 Yıl 9 Bono ve Alison Hewson 34 Yıl 10 Victoria Beckham ve David Beckham 19 Yıl 11 Jada Pinkett Smith ve Will Smith 24 Yıl"} {"url": "https://www.thegeyik.com/vajina-hakkinda-bilmeniz-gereken-15-bilimsel-gercek/", "text": "İnsan modern bilim tarihi boyunca kendi anatomisini, fizyolojisini, organlarının ve dokularının yapısını ve de işlevlerini anlayabilmek için çok katmanlı ve interdisipliner araştırmalar yürütmeye devam etmiştir. Hali hazırda sürmekte olan bu araştırmaların konularından birisi de kadın cinsiyet organı vajinadır. Neden ve nasıl mevcut yapısına sahip olacak şekilde evrimleştiği, sahip olduğu sinirler, kadın orgazmı, ürettiği sıvılar, boşaltım açıklıkları, rahim ve son yıllarda kanser araştırmaları ile yükselişe geçen rahim ağzı kanseri gibi bilinmeyenlerle birlikte birçoğumuzun okuduğunda şaşıracağı bilinenler de mevcuttur. Cinsellikle ilgili çok fazla yanlış bilginin halk arasında dolaştığını biliyoruz. Özellikle konu cinsel organlara gelince, yanlış bilgilerin düzeltilmesi ya da yeni bilgiler öğrenilmesi için detaylı bir çaba sarf edilmeyeceği de aşikar. Bu yazımızda, kadın cinsel organı olan vajina ile ilgili muhtemelen bilmediklerinizi sizler için derledik. 1- Vajina çevresindeki kıllar aslında ''biyolojik kaza'' değiller. Bu kıllar hassas vajina için koruyucu görev üstlenirler. Ayrıca, bu bölgedeki kılların varlığı evrimsel süreçte kadının üreyebileceğinin ya da üreyecek yaşa geldiğinin biyolojik bir işaretidir. Son olarak kılların bir diğer görevi de feromon salınmasını yavaşlatmaktır. 2- Klitoriste yaklaşık 8000 sinir ucu bulunur, bu rakam peniste yaklaşık 4000'dir. 3- Ortalama bir vajina 7-10 cm uzunluğundadır. Fakat cinsel birleşme sırasında bu rakam iki katına kadar çıkabilir. 4- Vajina oldukça fazla genişleyebilir. Ayrıca mikroskobik boyutlardaki sperm vajina içerisinde hareket ederek döllenmeyi gerçekleştirebilir. 6- Vajinalar ile köpek balıklarının ciğerlerinin benzer bir özellikleri vardır. Her ikisinde de skualen olarak adlandırılan doğal kayganlaştırıcı madde bulunur. 7- Cinsel birleşme sırasında kondom kullanılsa dahi, cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşma riski vardır. Çünkü her ne kadar kondom koruyucu olarak düşünülse de, testisler ve penis dokusunun bir kısmı vajinaya temas eder. Genital siğiller, uçuk, molloskum kontagiozum gibi hastalıklar bu yolla bulaşabilir. 8- Vajinanın dışında bulunan ve halk arasında dudak olarak adlandırılan kısmın ortalama uzunluğu 2 cm'den azdır. Yalnızca kadınların %1.8'inde bu uzunluk 3.8 cm'den fazladır. 9- İnsan saçı 7 yıla kadar yaşayabiliyorken, genital bölgedeki kılların ömrü yaklaşık 3 haftadır. Yani, belirli bir süreden sonra genital bölgedeki kılların uzaması durur. 10- Vajina sözcüğü Latince 'kılıç kını/kılıfı' anlamına gelen ''vagina'' sözcüğünden türetilmiştir. 11- Kadınların yalnızca %30'u cinsel birleşme sırasında orgazm olabilirler. 12- Vajina üzerinde yapılan çalışmaların bulgularına göre; G noktası kadınlara, klitorisin derin kısmının tam üstünde olduğu için iyi hissettirir. Ayrıca bazı uzmanlar da G noktasını vajinanın iç ön duvarında, idrar yolunun tam altında tanımlarlar. G noktası ile kadın orgazmı bağlantılıdır. 13- Vajina gaz çıkarabilir ve bu durum neredeyse bütün kadınlarda görülür. Vajinadan hem cinsel birleşme sırasında hem de bir takım egzersizler sırasında gaz çıkışı gözlemlenebilir. Vajina içerisine sıkışan gazdan kaynaklanan bu durum normaldir. 14- Vajinadan dışarı orgazm sırasında sıvı çıkabilir. Bu durum 'kadın boşalması' olarak da bilinir ve oldukça tartışmalı bir konudur. Fakat genellikle sıvı çıkışının iki sebebi vardır. Eğer vajina dışına çıkan sıvı az miktarda ve beyaz renkli süt benzeri bir sıvı ise, kaynağı idrar yolu içerisindeki paraüretral bezlerdir. Eğer miktarı oldukça fazla ise bu sıvının idrar olduğu söylenebilir. 15- Yapılan araştırmalara göre seksin kadınlar üzerinde birçok faydalı etkisi vardır. Cinsel birleşme kalp hastalıkları ve kalp krizi riskini düşürür, göğüs kanseri olma riskini azaltır, uyumaya yardımcı olur. Ayrıca kadınların daha genç görünmelerini sağlar,vücut sağlığını artırır, adet döngüsünü düzenler, adet kramplarını hafifletir, depresyon riskini ve stres seviyesini azaltır, kendine güveni artırır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/vajinanizi-mutlu-ve-saglikli-tutmanin-10-yolu/", "text": "Bir kadın olarak özel bölgenizle ilgili her şeyi ayrıntılı olarak bildiğinizi düşünmektesiniz ama yanılıyor olabilirsiniz. Çünkü genital sağlığınızı devam ettirmenizle ilgili tonlarca yanlış inanışa sahip olabilirsiniz... Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, vajinanızı mutlu ve sağlıklı tutmanın yolları hakkında şu bilgileri verdi: PREZERVATİF KULLANIN Kondomların cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu olduğu biliniyor. Gebelikten koruma işlevi de var. Son zamanlarda yapılan bir çalışma ise kondom kullanımının vajinada faydalı bakterilerin yaşaması için gerekli olan uygun pH seviyesinin sürdürülmesinde de etkili olduğunu ortaya koydu. Bu da mantar enfeksiyonlarının önlenmesinde önem taşıyor. PAMUKLU ÇAMAŞIR GİYİN Seçme şansı vajinanızda olsaydı, emin olun pamuklu çamaşırları tercih ederdi. Çünkü pamuklu çamaşır, nemi emer ve dokulara nefes aldırır. Bu da genital sağlığın ana koşullarından biridir. SPOR YAPIN Kegel egzersizleri pelvik taban kaslarınızın daha güçlü olmasını sağlar. Böylece genital organ sarkmalarından da korunursunuz. Egzersiz programınıza bu egzersizi eklemeyi unutmayın. GELENEKSEL YOĞURDUMUZU TÜKETİN Özellikle ara öğünlerde yoğurt tüketmek vajinadaki iyi bakterilerin artmasına yardım eder. Mantar enfeksiyonlarını önleme konusunda çok etkindir ama tatlandırılmış ya da meyveli yoğurtlardan bahsetmiyoruz. ANTİBİYOTİĞE KARŞI YOĞURT Antibiyotikler yararlı bakterileri ortadan kaldırabilirler. Eğer antibiyotik kullanmak zorunda iseniz bol bol probiyotik yoğurt tüketin. KAYGANLAŞTIRICI KULLANIN Bazen sanki ilk kez ilişkiye giriyormuşcasına canınız yanabilir. Hemen endişe etmeyin. Doğum kontrol hapları, bazı antidepresanlar ve antihistaminikler vajinal kuruluğa neden olabilir. Gebelik sonrası ya da menopoz öncesi dönemde olabilirsiniz. Böyle bir durumda partnerinizle konuşun ve kayganlaştırıcı kullanın. Çünkü vajinal kuruluk esnasında cinsel ilişki ağrılı ve yıpratıcıdır. VAJİNAL DUŞLARA HAYIR Genital bölgenin tertemiz yapılmaya gereksinimi var mı? Hayır, buna gerek yok. Çünkü vajina kendi kendini temizleyebilir. Yapılan çalışmalar vajina içine uygulanan hijyen ürünlerinin enfeksiyon riskini artırdığını gösteriyor. PEDAL ÇEVİRİRKEN DİKKAT Spining stüdyosu gibi pedal çevrilen salonlar vajinal sağlığınızı tehlikeye sokabilir. Genital bölgede ağrı, karıncalanma ve uyuşma gibi yakınmalar varsa vajinal sağlığınız risk altında olabilir. Bu nedenle bu bölgeyi koruyacak şekilde tasarlanmış giysiler tercih etmelisiniz. SABUN YERİNE ILIK SU Mis gibi kokan köpük banyosu yapma çok güzel olmalı ama genital bölgeniz için değil. Sabun özellikle hassas ciltlilerde vulva derisini kurutur. Bu bölgenin ihtiyacı olan tek şey ılık sudur. Eğer illa sabun kullanacaksanız, kokusuz olanları tercih edin. YILLIK MUAYENENİZİ AKSATMAYIN Şikayetiniz olmasa bile senelik kontrollerinizi aksatmayın. Bu kontroller genel sağlık sorunları hakkında da konuşma zamanı yaratır ya da olası problemlerin önceden farkına varılmasına yardım eder."} {"url": "https://www.thegeyik.com/vajinasiyla-kaldirdigi-agirliklarla-dunyayi-gezen-kadin/", "text": "Gün geçmiyor ki sizi hayattan gerçek hikayelerle şaşırtmayalım. Bu seferki gerçek hikayemiz yazarken bizi bile vay arkadaş dedirten cinsten. Kim Anami seks uzmanı olarak çalışıyor, bu konuda nasıl uzmanlaştığına dair soruları kabul etmiyorum sayın okur. Neyse olaya gelelim Kim Anami'nin bir özelliği var dünyaya kadınların ne kadar güçlü olabileceğini göstermek isteyen bir aktivist kendisi. Buraya kadar her şey normal görünüyor ama Kim Anami bunu vajinasına çeşitli nesneleri takarak yapıyor. Mesela üstteki fotoğraf Hollywood'dan ama insanlara vajina Kung Fu'su dediği yolu öğretmek için ülke ülke gezen Kim Anami'nin diğer ülkelerden de fotoları var. Çeşitli objelerle eylemine devam ediyor. Instagram'dan paylaştıklarını görmek için #thingsiliftwithmyvagina olarak aratabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/vajinasiz-dogan-kiz-icin-kampanya-baslatildi/", "text": "ABD'de vajinasız dünyaya gelen Kaylee Moats'ın (22) ameliyat masraflarının karşılanması için bağış kampanyası başlatıldı. Mayer Rokitansky Küster Hauser sendromu ile dünyaya gelen ve bu sebeple ani rahmi, dölyatağı boynu ve vajinası bulunmayan genç kızın ameliyat masrafları için gerekli olan 15 bin doların toplanması başlatılan kampanyada iki ayda 5 bin dolardan fazla bağış toplandı. Moats'ın dört aydır birlikte olduğu erkek arkadaşı Robbie Limmer, ilişkilerinde cinselliğin önemsiz olduğunu ifade ederken kampanyaya da 50 dolarlık bir tutarla destek olduğunu vurguladı. Kaylee Moats sevgilisine durumu açıklama sürecini Ona MRKH sendromu yaşadığımı söylemem bir ayımı aldı. Önce şaşırdı, ancak bana yönelik yaklaşımda herhangi bir değişiklik olmadı sözleriyle ifade ediyor. Erkek arkadaşının ilişkinin cinsel boyutuna takılmadığını söyleyen Kaylee Moats, başarılı bir ameliyat sonrası ise cinsel ilişki için evliliği beklemek gibi bir kararının henüz olmadığını belirtiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/valerian-filminin-yeni-fragmani-yayinlandi/", "text": "Los Angeles'ta düzenlenen CinemaCon etkinliğinde birçok filmin yeni fragmanı görücü karşısına çıktı. Bu filmlerde biri de yönetmenliğini Luc Besson'ın yaptığı Valerian and the City of a Thousand Planets'ti. Kadrosunda Dane DeHaan ve Cara Delevinge yanı sıra Ethan Hawke, Clive Owen, John Goodman ve Rihanna gibi önemli isimleri barındıran film; izleyenler farklı diyarlara ve dünyalara taşıyacak. Ülkemizde 27 Temmuz 2017 tarihinde vizyona girecek filmin, kısa süreli olsa da fantastik diyarlara yolculuğa çıkmanızı sağlayacak muhteşem fragmanı sizlerle; Valerian Filminin Yeni Fragmanı Yayınlandı! Los Angeles'ta düzenlenen CinemaCon etkinliğinde birçok filmin yeni fragmanı görücü karşısına çıktı. Bu filmlerde biri de yönetmenliğini Luc Besson'ın yaptığı Valerian and the City of a Thousand Planets'ti."} {"url": "https://www.thegeyik.com/van-goghun-kestigi-kulagini-gonderdigi-kadin-bulundu/", "text": "Kulağının tamamını mı yoksa bir kısmını mı kestiği sorusu geçtiğimiz günlerde aydınlatılan Vincent Van Gogh'un kestiği kulağını gönderdiği genç kadının kimliği de 128 yıl sonra ortaya çıkarıldı. Ard izlenimci Van Gogh ile ilgili geçen hafta yayımlanan Van Gogh's Ear: The True Story adlı kitapta verilen bilgileri araştırarak ressamın kesik kulağını bir çiftçinin kızı olan Gabrielle Berlatier'e gönderdiği gönderdiği bulundu. Kitaptaki ayrıntıların peşine düşen Art Newspaper araştırmacılarından Martin Bailey, genç kadının adına bir süre tedavi gördüğü Paris'teki Pasteur Enstitüsü kayıtlarından ulaştı. 1888'de 18 yaşında olan ve Arles'in 10 kilometre doğusundaki Moules köyünde yaşayan Gabrielle'in Van Gogh'un iki arkadaşı tarafından işletilen ve ressamın birkaç ay üst katındaki odada kaldığı Cafe de la Gare adlı kafede temizlikçi olarak çalıştığı ortaya çıktı. Bernadette Murphy, genç kadının ilk adını geçen hafta yayımladığı adlı kitabında vermiş, soyadını ise akrabalarından izin alana dek sır olarak saklayacağını açıklamıştı. Kitapta Van Gogh'un sanıldığı gibi kulağının bir kısmını değil, tamamını kestiği de anlatılıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/vegan-beslenme-sagligi-bozar-mi/", "text": "Vejetaryenlik ve vegan diyetler sağlık, hayvanları koruma ve ekolojik nedenlerden dolayı ülkemizde de giderek daha popüler hale gelmeye başladı. Kısa dönemlik uygulanabilecek bir diyetten çok bir yaşam tarzını ve kültürünü ifade eden Vejetaryenlik, hayvansal kaynaklı gıdaların sınırlı miktarda veya hiç tüketilmediği, bunların yerine bitkisel kaynaklı besinlerin tüketildiği bir beslenme şekli. Veganlık ise sadece bitkisel besinleri tüketen kişiler için yapılan bir tanımlama. Peki, Vejetaryenliğin sağlığımız üzerindeki etkileri neler? Vegan beslenmede nelere dikkat etmeliyiz? Doktortakvimi.com doktorlarından Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Gizem Gök, konuyla ilgili merak edilenlere açıklık getiriyor. Vejetaryenliğe ilişkin en eski belgeler Avrupa'da M.Ö 6. yy'a kadar dayanıyor. Yani karşımızda oldukça eski ve köklü bir beslenme kültürü var. Vejetaryenlik ile ilgili uzun yıllar temkinli bir yaklaşım sergilense de günümüzde yapılan bilimsel çalışmalar ve vejetaryen diyetin bazı hastalık risklerini azaltıcı etkisi sebebiyle, bu beslenme tarzına ilişkin ön yargılar azalıyor ve bu diyet giderek daha çok benimsenerek önem kazanıyor. Vegan beslenmede planlı ve özenli olmak gerekiyor Çeşitli beslenme şekilleri bulunan vejetaryenlikte her grup için ihtiyaç duyulan besin ögeleri farklılık gösterebiliyor. Vejetaryenler için dengeli beslenme problemleri genellikle protein, kalsiyum, demir, çinko, B12 vitamini, D vitamini ve yağ asitleri gibi besin ögelerinin dengeli ve yeterli alınıp alınmadığı konusunda görülürken, Doktortakvimi.com doktorlarından Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Gizem Gök'e göre bu beslenme grupları içinde özellikle vegan diyet en riskli olanı. Diyetisyen Gök vegan beslenmenin ancak planlı ve özenli bir beslenme programıyla sürdürülebilir hale getirilebileceğine dikkat çekiyor. Doktortakvimi.com doktorlarından Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Gizem Gök, vejetaryen beslenmenin olumlu, olumsuz etkilerini ve vegan beslenenlerin dikkat etmesi gerekenleri sıralıyor; Vejetaryen Beslenmenin Sağlığa Olumlu Etkileri Lif açısından zengin bir diyet olduğundan sindirim sistemi sağlığını da olumlu etkiler. Antioksidan yönünden zengindir. Sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme düzeni olduğu için vitamin ve mineral alımı yüksek düzeyde sağlanır. Doymuş yağ ve kolesterol alımı olmadığı için kalp sağlığını korur. Böbrek ve safra taşı oluşma riski daha azdır. Kilo vermeye yardımcı olur. Bazı kanser türlerine karşı koruyucudur. İnsülin direncini azaltır. Vejetaryen Beslenmenin Sağlığa Olumsuz Etkileri B12 eksikliğine bağlı olarak; pernisiyöz anemi, büyüme geriliği, depresyon ve hafıza problemleri yaşanabilir. Yetersiz protein alımına bağlı olarak aminoasitlerde eksiklik görülebilir ve kas kayıpları yaşanabilir. Tahıl grubu besinlerde, baklagillerde ve diğer bitkisel ürünlerde yüksek oranda bulunan fitik asit; kalsiyum, magnezyum, demir ve çinko emilimini engelleyebilir. Uzun vadede bu minerallerin düşmesine bağlı olarak kas kemik ağrıları, kansızlık gözlenebilir. Yapılan son çalışmalar, bu tip beslenenlerde alerjilerin de 2 kat daha fazla görüldüğünü ortaya çıkarmıştır. Vegan Beslenenlerin Dikkat Etmesi Gerekenler Hazır paketlenmiş vegan ürünlere ''vegan beslenme eşittir sağlıklı yaşam'' mantığı ile yaklaşılmaması gerektiğini vurgulayan Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Gizem Gök, özellikle içeriklerin incelenmesi gerektiğini belirterek fazla işlenmiş, sağlıksız yağ asitleri ve aşırı karbonhidrat eklenmiş ürünleri tercih etmemenizi tavsiye ediyor. Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Gizem Gök, vegan beslenmede dikkat edilecek noktaları şöyle sıralıyor; Vejetaryenler için EPA, DHA ve alfa linoleik asit gibi yağ asitleri oldukça önemlidir. Vücut tarafından sentezlenemeyen bu asitler, sinir dokularının gelişmesinde, beyin, göz sağlığında ve kalp damar fonksiyonlarının görevini yerine getirmesinde etkin rol oynar. Yetersiz alınan Omega 3 yağ asitleri beyinde DHA miktarının azalmasına bağlı olarak görme ve öğrenme bozukluklarına yol açmaktadır. Ayrıca, ciltte kuruma gibi bazı deri hastalıkları, astım, artritis, büyümede gerileme, şeker ve kanserin bazı türlerinin yanı sıra birçok psikolojik hastalık da ortaya çıkabilmektedir. EPA ve DHA özellikle soğuk su balıkları gibi hayvansal kaynaklı besinlerde bulunmaktadır. Omega 3 yağ asitlerinin öncüsü olan bitkisel kaynaklarda bulunabilen Alfa linoleik asit karaciğerde düşük miktarlarda da olsa EPA ve DHA yağ asitlerine çevrilmektedir. Bu nedenle veganlar için önemli bir yağ asididir. Vejetaryenler için ceviz, kanola yağı, soya, keten tohumu, deniz sebzeleri, yosun ve türevleri gibi besinler Omega 3 yağ asidi kaynağı olarak tavsiye edilmektedir. Bazı vejetaryen türleri ise bu kaynağı balıktan alabilir. Tükettiğiniz gıdaların içerdiği makro besin, vitamin ve mineral değerlerine hakim olmak sizi tek tip beslenmeden kurtaracaktır. Bu sayede ihtiyacınız olanı bilerek, beslenmenize çeşitlilik katabilirsiniz. Veganlar deniz yosunu, iyotlu tuz veya iyot takviyeleri kullanarak iyot eksikliklerini giderebilirler. Genellikle veganlar tarafından yaygın olarak tüketilen tatlı patates, soya, brokoli ve brüksel lahanası gibi sebzeler guatrojen içeriği nedeniyle iyot emilimini azaltır. Kullanım sıklığına dikkat edilmesi gerekir. Düşük iyot alımından ötürü riskli grupta yer alan ve çocuk doğurma çağındaki hamile veganlara günlük 150 mg iyot takviyesi önerilir. Hamilelik boyunca eğer anne adayı iyot bakımından yetersiz gıdalarla beslenirse, çocukta zihinsel ve fiziksel gelişmede engeller göze çarpabilmektedir. Vejetaryenler için zenginleştirilmiş kahvaltılık tahıllar, kurutulmuş meyve, fasulye, mercimek, yeşil yapraklı sebzeler, susam taneleri, fındık, kepekli ekmek, demir kaynağı olarak kullanılabilir. Kalsiyum ve tanen demir emilimini azaltır. Bu nedenle çay, kahve tüketimi ve kalsiyum takviyesi demir içeriği yüksek bir öğünden bir kaç saat önce yapılmalıdır. Ayrıca demir emilimini arttırmak için bu gıdaların C vitamini içeren besinlerle birlikte tüketilmesi önerilir. Süt ürünleri vejetaryen ve vejetaryen olmayanlar için doğal kalsiyum kaynağıdır. Veganlar takviye edilmiş soya formülleri, kalsiyumca zengin yeşil yapraklı sebzeler, soya sütü, soya yoğurdu ve çeşitli kalsiyum takviyelerini tüketebilirler. Mutlaka B12 takviyesi yapılmalıdır. Yapılan bir çalışmada veganlarda %52, vejetaryenlerde ve hem hayvansal hem bitkisel kaynaklarla beslenenlerde %7 oranında B12 vitamin eksikliği görülmüştür. Soya sütü, kahvaltılık tahıllar, süt ve süt ürünleri, yumurta, B12 ile takviye edilmiş gıdalar vejetaryenler için B12 kaynağı olarak kullanılabilmektedir. Özellikle hamile, emziren veganlar ve onların bebekleri için B12 vitamini takviyesi önerilmektedir. Esansiyel amino asitlerin ihtiyacının karşılanması için, aynı öğün içinde tahıl, kabuklu yiyecekler ve tohumlar veya pirinç, mercimek gibi kuru baklagillerin birlikte alımı protein ihtiyacını desteklemektedir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/venedikte-alisveris-gelmis-gecmis-en-detayli-venedik-alisveris-rehberi/", "text": "İtalya'nın her şehri ayrı bir güzel fakat Venedik, diğerlerinden ayrılabilen pek çok yönüyle ziyaretçilerini kendine hayran bırakan muazzam bir şehir. Bir tarafınızda otantik yapıları diğer tarafınızda muhteşem kanallarında çıkacağınız gezilerle, Venedik gezisi sırasında alışveriş için kesinlikle uğranmalı dediğimiz yerleri bir bütün halinde derledik. Venedik'ten ne alınır, en ucuz Venedik pazarları nerede ve ne zaman kurulur, alışveriş merkezlerinde neler var?.. Hepsinin cevabı bu yazıda. Alışverişe dolacağınız bir İtalya tatili sizi bekliyor. Sokak Pazarları Öncelikle şunu belirtelim ki, Venedik'ten ne alınır sorusuna en iyi yanıtı bulabileceğiniz yerler sokaklarda kurulan pazarlar oluyor. Bunlar genellikle ikinci el ürünler üzerine kurulu. Hediyelikler, antika eşyalar, giysiler ve gıda satışlarının yapıldığı en ünlü Venedik alışveriş pazarlarına uğrama şansınız olursa sakın kaçırmayın deriz. Mercato Di Rialto Yıllar boyunca Venedik'te alışveriş der demez akla ilk gelen yer olan bu pazar, gıda üzerine her çeşit ürünün bulunduğu büyük bir yer. Grand Canal kıyısındaki iki büyük binada yapılıyor bu gıda satışları ve pazar günleri hariç her gün sabah 07.30'dan öğlen 13.30'a kadar uğrayabilirsiniz. Mercatino Dei Miracoli Tam bir zamanlaması olmayan pazar, mart-aralık zaman diliminde yaklaşık 10 defa kurulan ve kurulduğu dönemde 08.30-20.00 arasında hizmet veren inanılmaz bir yer. Çizgi romanlar, eski kitaplar, süs eşyaları gibi antikalardan oluşan pazara denk gelirseniz bir uğrayın. Mercatino Di ''Polvere Di Ricordi'' İkinci el ürünlerin ve antika eşyaların bu şehirde değeri çok fazla olduğu için, sizlerde bu ürünlere ulaşmak isterseniz Venedik turunuza bu pazarda devam edebilirsiniz. Yalnız bu pazar, yılda3 kez kuruluyor. Mart ayının 2. hafta sonu, ekim ayının ilk haftası ve kasımın son günü saat 10.00-17.00 arasında binlerce eşyanın sergilendiği pazar da her keseye uygun ürün var. Alışveriş Caddeleri Ünlü marka ve tasarımcıların ürünlerini ilk elden almak isteyenlerin akın ettiği Venedik'teki alışveriş caddeleri arasında en ünlü olanlar, Venedik'ten ne alınır sorusuna yanıt verecek cinsten. Binlerce ürünün, aksesuarın ve en önemlisi de marka ürünün doğru adresi olan caddeler listemiz; La Mercerie Rialto Köprüsü ve San Marco Meydanı arasında kalan birden fazla caddenin bulunduğu La Mercerie, Venedik turlarısırasında görülmesi gereken önemli bir alışveriş rotası. Paris'in meşhur Şanzelize'sini andıran caddede Louis Vuitton, Gucci, Prada ve Dior gibi ünlü markaların ürünlerine ulaşabiliyorsunuz. Lüks alışverişin Venedik gezi sırasında ilk adresi sayılan caddede dolanmaya doyamayacaksınız. Salizada San Moise La Mercerie caddesine yakın olan Salizada San Moise yine pek çok ünlü markanın butikleriyle donatılmış. Venedik gezi rehberinde hep markalardan bahsediliyor olması, illaki bu bölgelere alışveriş için gideceğiniz anlamına gelmiyor. Binlerce ışıkla renklendirilmiş caddelerdevitrinleri seyretmek bile birçoğunun hoşuna gidiyor. San Samuele Diğer caddelerden aşağı kalmayacak olan San Samuele, Venedik turları için farklı şeyler arayanların adresi. Bu caddede de binlerce ünlü marka var fakat burayı diğerlerinden ayıran en önemli özelliği özgün ürünlerin sergilenmesi oluyor. Venedik gezi rotalarının, ayrı bir güzellikte olması da sizin seyahatiniz rengarenk olmasını sağlayacak. Calle Langa XXII Marzo Sanat galerilerinin bulunduğu bu cadde hem sanata ilgisi olanlar hem de alışveriş severlerin sıklıkla tercih ettiği muazzam caddelerden biri. Tod's, Bvlgarı ve Salvator Ferragamo gibi ünlü markaların yan yana geldiği cadde üzerinde yürüyüşler yapıp şehrin tadını galerilere de uğrayarak çıkarabilirsiniz. Alışveriş Merkezleri Venedik gezi rehberi tadındaki yazılarda AVM'lerden fazla bahsedilmez çünkü bu şehrin alışveriş kültüründe kendine fazla yer bulamayan alışveriş merkezleri genellikle outlet olup, merkezde değil şehir dışında bulunuyor. Noventa Di Piave Designer Outlet Venedik turu için sanatın her ayrıntısını keşfedip hala zamanı kalanlar için şehre 30 dakikalık mesafedeki alışveriş merkezi için günde iki defa ulaşım da sağlanıyor. Sabah 10.00 ve akşam 22.00 saatleri arasında açık olan yerde 150'ye yakın ünlü markanın outlet mağazaları var. Lüks butiklerinden alışveriş yapamayanların dilerse uğrayabileceği alışveriş merkezinde saatlerce zaman geçirebilirsiniz. Palmanova Outlet Village Venedik'e 1 saatlik uzaklıkta bulunan alışveriş merkezi ''nereye gidersem gideyim, iki parça almadan gönlüm rahat etmiyor'' diyenlerin sıklıkla uğradığı alışveriş merkezi, sezon sonu ürünlerin sunulduğu bir yer.90'dan fazla markanın indirimli satıldığı ve aralarında Adidas, Calvin Klein ve Reebok gibilerin de bulunduğu alışveriş merkezine de uğrayabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/victorias-secret-mankenleri-hangi-sporlari-yapiyor/", "text": "Victoria's Secret Mankenleri Hangi Sporları Yapıyor? Peki ya ünlü modeller vücutlarını nasıl koruyor? Kısa zamanda forma girmek ve en az ünlü modeller kadar çarpıcı ve seksi bir vücudunuz olsun istemez misiniz? Eğer belirli bir spora merakınız yoksa vereceğimiz küçük tüyolarla kısa sürede süper model vücuduna kavuşabilirsiniz. Düzenli Spor İlk önce yapacağınız şey haftada üç gün düzenli olarak spor yapmak. Aşağıdaki egzersizleri haftada üç boyunca bıkmadan sıkılmadan yaparsanız vücudunuzun kısa sürede sıkılaştığını göreceksiniz. Fakat bunu yaparken bir şeye dikkat etmeniz gerekiyor. Bu da yapacağınız hareketi uyguladığınız tarafı değiştirmeyi unutmamak. Hareketleri tüm kaslarınızın çalışmasına dikkat ederek uygulayın! Söyleyeceğimiz bu hareketlere ek olarak 3 0 ila 40 dakika kardiyo egzersizlerini de yaparsanız mükemmel olur. Karın kası yapan hareket Ayaklarınızı omuzlarınızdan daha geniş olacak şekilde uzatarak açın. Şınav çekecekmiş gibi poziyon alın ve sol dirseğinizi kaldırıp sadece tek elinizle yere tutunmaya çalışın. Daha sonra tek elinizle şınav çekmeye gayret edin. Sonrasında bu hareketi diğer kolunuzla tekrar edin. Her kol için 15 defa yapın. Popo kaldıran hareket Ayaklarınızı yine omuz genişliğinde açın ve dizlerinizi bükerek dengede durmaya çalışın. Daha sonra elinizi yumruk yapın ve sol bacağınızın arkasına koyarak ağırlığınızı sol ayağınıza verin. Bu esnada sağ bacağınızı düz tutmaya gayret edin ve parmak uçlarınızı yere sabitlemeyi unutmayın. Daha sonra sağ bacağınızı mümkün olduğunca yukarıya kaldırın. Daha sonra bacak değiştirerek bu hareketi tekrar edin. Her bacak için 15 kez yapın. İşte Ünlü Modellerin Yaptığı Sporlar; Miranda Kerr Yoga ve plates dışında Kerr haftanın beş ya da altı günü dizlerini ve basenlerini güçlendirmek için bacak egzersizi yapıyor. Ayrıca güzel manken tüm hamileliği boyunca da yoga yapmış. Lily Donaldson Pilates,yoga ve yüzme sayesinde fiziğini koruyor. Doutzen Kroes Ünlü manken fiziğini ip atlayarak ve haftada üç, dört kez yoga yaparak koruyor. Bunlar dışında 15 aylık oğlunun peşinden koştuktan sonra hafta dört kez 90 dakikada boks antramanı yapıyor. Alessandra Ambrosio Haftada üç kez pilates ve yoga yapıyor ayrıyetten antranörünün tavsiyesiyle 10 gün boyunca yoğun Brazilya dansıyla kardiyo yapıyor. Candice Swanepoel Haftada bir keç kez pilatese ve boks antramanına gidiyor. Victoria's Secret showundan 10 gün önce ise sadece bu rutinine devam ediyor. Adriana Lima Güzel manken günde iki kez ip atlayarak ve ağırlık çalışarak formunu koruyor. Adriana Lima'nın boks tutkusunu herkes biliyor. Ünlü model, doğumdan kısa bir süre sonra kavuştuğu fit vücudunu uzun süreli spor yapmasına ve sıkı çalışmasına borçlu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/victorias-secreta-gore-2017nin-en-seksi-isimleri/", "text": "Tüm dünyada merakla beklenen Victoria's Secret What is Sexy? listesi açıklandı. Her sene birbirinden başarılı kadınlar arasından seçilerek hazırlanan bu listede, En Seksi Sosyal ödülleri halkın oylarıyla belirlendi. 2017 What is Sexy? / Neyle Ünlü? En Seksi Oyuncu Mandy Moore Oyuncu En Seksi Show Taylor Swift Müzisyen En Seksi Mizah Billie Lourd Oyuncu, Scream Queens En Seksi Kadro The Royals E! En Seksi Risk Alan : Stil Vanessa Hudgens Oyuncu En Seksi Çıkış Yapan Riley Keough Oyuncu, The Girlfriend Experience En Seksi Şarkıcı Lady Gaga Şarkıcı En Seksi DJ Alexandra Richards DJ En seksi Yükselen Şarkıcı Bebe Rexha Şarkıcı En Seksi Albüm Ariana Grande: Dangerous Woman Şarkıcı En Seksi Kırmızı Halı Görünüşü Priyanka Chopra Oyucu, Quantico En Seksi Fit İlhamı Nikki Reed Oyuncu En Seksi Festival Stili Jamie Chung Oyuncu En Seksi Gülümseme Victoria Justice Oyuncu En Seksi Yazar Chrissy Teigen: Cravings: Recipes for All the Food You Want to Eat Model ve Oyuncu Sonsuza Kadar Seksi Margot Robbie Oyuncu En Seksi Snapper Catt Sadler E! Haber Muhabiri En Seksi Amerika Şehri Palm Springs Palm Springs, California En Seksi Sokak Stili Olivia Munn Oyuncu, X Men En Seksi İş Sahibi Lauren Conrad Oyuncu/Girişimci/Yazar En Seksi Atlet Julie Johnston Kadın Futbolu En Seksi Late Night Sunucusu James Corden CBS Late Night Halk Oylaması Kategorileri En Seksi Sosyal Star: Moda Rocky Barnes Blog: Rocky Barnes Kat Tanita Blog: with love from kat Tash Oakley Blog: Tash Oakley En Seksi Sosyal Star: Güzellik Desi Perkins You Tube: Desi Perkins Alexandrea Garza You Tube: Alexandrea Garza Sona Gasparian You Tube: Simply Sona En Seksi Sosyal Star: Spor Tone it Up Girls Julie Bauer PaleOMG Base Body Babes Founders of Base Body Banes"} {"url": "https://www.thegeyik.com/vietnamdaki-tapinaga-atilan-bomba-sonrasi-cekilen-fotograftaki-kizin-hikayesi/", "text": "8 Haziran 1972'de, Kuzey Vietnam'da saklandıkları tapınağa bir Amerikan uçağından dört napalm bombası atıldı. Sağ kalan çocuklar, elbiseleri, saçları, vücutları yanık içinde, çığlıklar atarak kaçışırken, foto muhabiri Nick Ut kendisine Pulitzer ödülünü getirecek olan kareyi çekti. Ortada, çığlık çığlığa koşan çıplak kız, Vietnam Savaşı'nın bütün dehşetinin isimsiz simgesi haline geldi. Amerika'yı dünya kamuoyunun önünde mahkum eden bir simge... 1982'de bir Alman gazeteci Resimdeki Kızın peşine düştü. Kızın adının Kim Phuc olduğu ortaya çıktı. Bütün vücudu yandığı için Saigon'da 14 ay hastanede yatmış, yanık derisi ayıklanırken her seferinde acıdan bayılmıştı. İleri bir yaşta, kocasıyla gittiği Moskova dönüşü siyasi mülteci olarak Kanada'ya sığınmıştı Kim. O günlerde 34 yaşındaydı. Evliydi, 3 yaşında bir oğlu vardı. Astım ve şeker hastasıydı, sık sık migren krizi geçiriyordu. Vücudunda, her vesileyle azan, silinmek bilmez yaralar taşıyordu, cildi nefes alma yeteneğini kaybetmişti, ama Ama ne talihliymişim ki yüzümde en küçük bir leke bile yok! diye avunuyordu. 1995 senesinde Washington'da Vietnam Savaşı'nı anmak için bir tören yapıldı. Kim Phuc da oradaydı... Kürsüde konuşurken, O bombaları atan pilotla karşılaşsam, ona Geçmişi değiştiremeyiz... derdim,Ama bugün ve yarın, barışa hizmet etmek için elimizden geleni yapabiliriz! Salondan sessizce ayrılıyordu ki, eline bir kağıt sıkıştırdılar, göndereni işaret ettiler. Kim Phuc önce dönüp adama baktı. Adam orada öylece durmuş, eli ayağı titreyerek Kim Phuc'a bakıyordu. Sonra elindeki notu okudu Kim Phuc... Kim, o adam benim! yazıyordu. 8 Haziran 1972 günü, Vietnam'daki o mabede napalm atan uçağın pilotu John Plummer'di orada duran... Savaştan sonra yıllarca kendine gelememiş, ne yapacağını bilememiş, din adamı olmuş, O küçük kızın resmini gazeteden kesip her an cüzdanında taşımıştı. Kim bir an adama baktı, sonra kollarını açarak ona doğru koştu... Hangisinin yarası daha derindi dersiniz? Bitchcraft sayfasına bu güzel yazı için teşekkür ler"} {"url": "https://www.thegeyik.com/vikings-dizisinin-karakterleri-gunluk-hayatta-cok-daha-farkli/", "text": "Vikings dizisini 2013 yılında çıktığı ilk günden beri takip ediyorum. Eminim benim gibi takip eden pek çok kişi de vardır. Peki karakterlerin dizideki kanlı bıçaklı kostümleri dışında gerçek hayatta nasıl göründüklerini merak ettiniz mi? Ben bunu araştırdığımda en çok Kahin'e şaşırdım! Makyaj ve kostümler o kadar gerçekçi ki bazen gerçekten karakterlerin uzun saçlı olduğunu veya dövmelerinin olduğunu düşünebiliyoruz. Ama o iş öyle değil tabi. Gelin birlikte bakalım Vikings dizisinin oyuncularının gerçek hayattaki hallerine... 1- Travis Fimmel Ragnar Lothbrok 2- Gustaf Skarsgard Floki 3- Katheryn Winnick Lagertha 4- Alexander Ludwig Bjorn Lothbrok 5- Clive Standen Rollo 6- Alyssa Sutherland Queen Aslaug 7- Moe Dunford Aethelwulf 8- Linus Roache King Ecbert 9- Jordan Patrick Smith Ubbe 10- Alex Hogh Andersen Ivar 11- George Blagden Athelstan 12- Jennie Jacques Judith 13- John Kavanagh The Seer 14- Peter Franzen King Harald Finehair 15- Jasper Paakkönen Halfdan the Black 16- Marco Ilso Hvitserk 17- Josefin Asplund Astrid"} {"url": "https://www.thegeyik.com/vikingsin-yazari-michael-hirstten-buyuk-atar-burasi-game-of-thrones-degil-burasi-vikings-burada-her-sey-gercek/", "text": "Vikings dizisinin senaristi ve yapımcısı olan Michael Hirst, Yazdığım her şey araştırmaya ve gerçeklere dayanıyor. Vikings, Game of Thrones değil, her şey gerçek. Gerçek insanlar ve gerçek olaylar. Bununla çok gurur duyuyorum dedi. Daha önce The Tudors ve Camelot dizileri, Oscar'lı Elizabeth ve Elizabeth: Altın Çağ ile adından sıkça söz ettiren Hirst, Vikings dizisi ile rüştünü bir kez daha kanıtladı. Geçtiğimiz hafta sezon finali yapan ve dizinin baş karakteri Ragnar Lothbrok'un ölümü sonrası nasıl bir yol izleyeceği merak uyandıran dizinin son bölümünde görülen Jonathan Rhys Meyers'in kritik karakterlerden biri olacağı öğrenildi. Vikings hakkında konuşan Hirst, Bu bir şiddet dizisi değil, ailenin ve inancın hikayesidir aslında. Bu iki kavramla ilgili düşüncelerinizi siz fark etmeden etkileyebilir ifadelerini kullandı. Dizinin tarihi bilgi ışığında yazıldığını ve büyük araştırmalar sonucu Vikings'in senaryosunun ortaya çıktığını ifade eden Hirst, mümkün olduğu kadar gerçeklerden sapmamaya çalıştığını ancak karanlık çağlarda geçen hikayenin az da olsa hata payının bulunduğunu ifade etti. Yapımın daha çok erkekler hitap edeceğini hesap ederek kadın karakterler üzerine özel bir çalışma yürüttüklerini belirten Hirst, Lagertha karakterinin gücü ve ihtişamıyla kadın izleyicileri de diziye çektiklerini belirtti. Dördüncü sezonun çekilen savaş sahneleri yanı sıra duygusal ve derinlikli bir sezon olduğunu belirten Hirst, en sevdiği karakterin ise Athelstan olduğunu belirtti. Vikings'in Yazarı Michael Hirst'ten Büyük Atar : Burası Game of Thrones değil. Burası Vikings. Burada Her Şey Gerçek! Vikings dizisinin senaristi ve yapımcısı olan Michael Hirst, Yazdığım her şey araştırmaya ve gerçeklere dayanıyor. Vikings, Game of Thrones değil, her şey gerçek. Gerçek insanlar ve gerçek olaylar. Bununla çok gurur duyuyorum dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/viktorya-doneminde-olmediginiz-icin-sansli-oldugunuzun-7-kaniti/", "text": "Ölmek için doğru zaman mı olur diye düşünebilirsiniz. Öldükten sonra çok önemi yok diye, ama gel gör ki işin aslı öyle değil sayın okur. İnsan mezarlıkta da huzur bulmak istiyor. Fena mı şimdi iki insan gelip su döküyor bir şey yapıyor ama Viktorya Dönemi İngiltere'sinde ölünce bile huzur yokmuş. 1- Mezar yeri bulmak zor olduğundan mezarlıklarda 20'ye kadar vücut bazen üst üste konuluyordu. 60-70 bin ceset ufak mezarlıklara gömülüyordu ya da sığıştırılıyordu. 2- O zamanlar zombi hikayelerine inananların sayısı çok olduğundan ölüleri yüzüstü gömüp, mezarın çevresini de demir parmaklıklarla kapatıyorlardı. 3- Mezar yeri açmak için cesetleri çalan mezarcılar ve fakirlere odun olarak satmak için tabutları çalanlar da bu dönemin acı bir gerçeğiydi. 4- Mezarlıklar şehirde yaşayan halkın burun direklerini kıracak kadar kötü kokuyordu. Bu yüzden gelen geçen ölünüze dirinize sövebilirdi. 5- Mezar avcıları kemiklerle bowlinge benzeyen Skittles isimli bir oyun oynuyormuş. 6- Kiliselerde tutulan cenaze kokularından dolayı dua etmek için buralara gelenler mendille dua etmek zorunda kalıyormuş. 7- Cenazelerde ağlamak bir meslekti, bu mesleği icra edenler konuşmamaları koşuluyla işe alınıyordu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/virginia-woolfun-duygularinin-esiri-olanlara-acik-mesaji/", "text": "Zaman akıp geçiyor ve bizler bunu izlemekle yetiniyoruz. Virginia Woolf ise bize yıllar öncesinden çok açık bir mesaj vermiş aslında: Siz duygularınızın kölesisiniz herkes gibi. Ama size hükmeden bu duyguları tanıyamaz, ne zaman size hükmeden bu duyguları tanıyamaz, ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıkacağını bilemezsiniz. Bir aşk, bir öfke, çıldırıcı bir kıskançlık, dayanılmaz bir özlem, bazen karanlıkların içinden çıkıp sizi esir alabilir. Bazen bir başka insan için kendinizden vazgeçebilirsiniz.Bazen öfkeyle kamaşır içiniz. Yitirmenin ne olduğunu biliyorum. Yaşadığımız aşklar hayatımızı değiştiriyor. Yapılan hatalarda değişen hayatı bir kez daha değiştiriyor. Savruluyoruz... Hayata ne ile başlarsan başla elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık. Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışız."} {"url": "https://www.thegeyik.com/vizesiz-gidilebilen-ulkeler/", "text": "Yurt dışı seyahatlerde özellikle vize işlemleri süreci çok hantallaştırdığından vize alma çilesi istenmeyen durumların başında geliyor. Bazı insanlar için ise bu vize işlemleri bıkkınlık derecesine geliyor ve tatil seçeneklerini vize istemeyen ülkeler yönünde değiştiriyorlar. Bu şekilde düşünen kişiler için vizesiz gidilebilecek ülkeleri ve bu ülkelerde mutlaka görmeniz gereken yerleri listeledik. Seçimlerinizde yararlı olması dileğiyle... Vize İstemeyen Ülkeler 1. Arjantin: Başkent Buenos Aires'i gezmek için mutlaka bir ya da 2 gün ayrımanızı tavsiye ediyoruz zira görmeniz gereken çok şey olacak. 2. Fas: Özellikle doğa ve tarih gezileri için uygun bir ülke olan Fas'ta Sahra çölü, vahalar, dağlar gibi doğa harikalarını ve tarihi yapı olarak da kraliyet sarayını mutlaka görmelisiniz. 3. Japonya: Tarihi ve uzak doğu kültürünü tanıyabileceğiniz kültürel geziler yapabilirsiniz. 4. Güney Afrika Cumhururiyeti: Cape Town ve Johannesburg'ı ve 3 başkenti mutlaka görün. 5. Karadağ: Muhteşem koyları ve Burdava'yı mutlaka görün. 6. Brezilya: Görmeniz gereken en güzel şeyler sahilleri, karnavalları ve festivalleri 7. Lübnan: Beyrut'u ve şehrin gece hayatını yaşamadan dönmeyin. 8. Makedonya: Olmazsa olmaz yerleri Ohrid, Üsküp ve Matka Kanyonu 9. Ukrayna: Tabi ki de, Kiev, Lviv, Donetsk gece hayatı, Simperefol ülkenin cazibe merkezleri 10. Sırbistan: Belgrad'ın doğasını gündüz, gece ise eğlence hayatını yaşamadan gelmeyin. 11. Rusya: Moskova ve St Petersburg dünya üzerinde görebileceğiniz en güzel yerler arasında. Moskova'da Kızıl Meydan ve Petersburg'da aydınlık geceler Yıl içerisinde 3 kez 30 günlük periyodlar halinde Moskova'da kalabilirsiniz. Ya da daha fazla sayıda seferde 90 günlük hakkınız var."} {"url": "https://www.thegeyik.com/vizesiz-polonya/", "text": "Davutoğlu ile Polonya Başbakanı Ewa Kopacz'ın görüşmesinden sonra Türk basını öyle bir haber verdi ki biz seyahat manyakları havalara uçtuk. Polonya ile vizeler kaldırıldı! Sonra aklı başında birkaç insan durdu ve dedi ki Oğlum bu Polonya, Schengen Vizesi ile ziyaret edilen bir Avrupa Birliği üyesi değil mi? Tam o anda hepimizin aklına haberi tekrar okumak geldi. 600 yıllık dostluk, Osmanlı ile Lehistan nasılsa Türkiye ile Polonya da öyle, Nazım Hikmet'in Polonyalı dedesi, Yahya Kemal Beyatlı'nın ilk Polonya elçisi olması ve Polonezköy'den vesaire bahsedildi. Ama manşetlere taşınan haberin eksiği şu ki; Davutoğlu diyor ki, Polonya'ya vizeleri kaldırdık. Yani bu karşılıklı bir iş değil biz yine paşa paşa gidip Schengen Vizesi alacağız canlarım. Karşılığında da Polonya bizim için AB'de elçilik yapacak ve şu Schengen işini çözelim diyecek. İşin özeti bu yani canlarım Vizesiz Polonya filan yok."} {"url": "https://www.thegeyik.com/vizyona-girecek-yeni-filmler-9-ocak-2015/", "text": "Yeni bir haftadan merhaba! Bu hafta yerli sinemaseverler için oldukça keyifli geçecek. Merakla beklenen iki yeni yerli yapım salonlarda izleyicilerini bekliyor olacak. Oyuncu kadrosuyla da dikkat çeken Bana Masal Anlatma sonunda vizyonda! 1- BANA MASAL ANLATMA Suriçi semtinde yaşayan ve hayatını dolmuş şoförlüğü yaparak kazanan iyi kalpli ve çekingen Rıza, mahallesinin gözbebeği olan genç bir delikanlıdır. Fakat doğru bildiği her şeyi Ayperi ile tanışınca yeniden gözden geçirecektir! Zira Ayperi el attığı her şeyi güzelleştiren masal kahramanı tadında bir kızdır. Biri kahraman olmak isterken, diğeri kahramanının peşindedir... Leyla ile Mecnun'un senaristi olarak tanıdığımız Burak Aksak'ın senaryosuna ve yönetmenliğini üstlendiği filmin başrollerini yine televizyon ekranlarından aşinası olduğumuz Hande Doğandemir ve Fatih Artman paylaşıyor. Filmin kadrosunda ayrıca Filmde, Fatih Artman, Hande Doğandemir, Devrim Yakut, Tarık Ünlüoğlu Cengiz Bozkurt, Erdal Tosun, Berat Yenilmez, Sadi Celil Cengiz, Cihan Ercan, Burcu Biricik, Ercan Yazgan, Ani İpekkaya ve de konuk oyuncular olarak Gökçe Bahadır ve Gürkan Uygun isimleri yer alıyor. Filmin yapımcılığını ise BKM üstleniyor. 2- ÇALSIN SAZLAR Her ikisi de dalgacı, hayalci ve hayatı hafife alan iki yakın dost, müdavimi oldukları çalgılı meyhanede şarkı söyleyen Yasemin'e aşık olurlar. Herkesin yüreğini hoplatan ama bir o kadar da dobra bir kadın olan Yasemin ve iki gencin eğlenceli, neşeli ve aynı zamanda naif, hüzünlü hikayesi aşk ve dostluk kavramlarını farklı bir kurguyla da masaya yatırıyor. Selamsız Bandosu ve Züğürt Ağa gibi unutulmaz klasiklere imza atan Nesli Çölgeçen'in yönetmenliğini üstlendiği filmin başrollerinde Belçim Bilgin, Caner Cindoruk ve Engin Hepileri bulunuyor. Yapımcılığını Plan Prodüksiyon'un yürüttüğü aşk, dram ve komedi türündeki filmde, üç kahramanın trajik hayatları farklı derinliklerle zenginleşiyor. Film oyuncu kadrosunun yanı sıra keyifli müzikleriyle de dikkat çekiyor. 3- YILDIZ HARİTASI Agatha Weiss, kadife eldivenler takan garip görünüşlü bir kızdır. Los Angeles'a twitter üzerinden tanıştığı bir menajer ile tanışmak için gelmiştir. Orta yaş bunalımındaki Havana Segrand, annesinin hikayesinin anlatıldığı bir filmde istediği rolü kapmak için sıra dışı tekniklerle çok çalışan bir oyuncudur. Şöhretin şımarttığı çocuk oyuncu Benjie Weiss'in babası Dr. Stafford Weiss ve annesi Christina Weiss ise şöhretler camiasında tüm sertliği ile yıkılmadan duran bir aile tablosu çizmektedirler. Limuzin şoförlüğü yapan Jerome Fontana'nın asıl arzusu ise kendi yazdığı senaryoları okutabilmektir... Hollywood'un ışıltılı görünen acımasız ve aldatıcı dünyası bu insanların ortak kesişme noktası olabilir mi? Hollywood yaşam tarzını ve genel anlamda şöhret/oyunculuk kültürünü en sert yanlarıyla ele alan filmin yönetmenliğini usta isim David Cronenberg üstlenirken, senaryo ise Bruce Wagner'a emanet. Filmin kadrosunda Julianne Moore, Mia Wasikowska, Olivia Williams, John Cusack ve Robert Pattinson gibi birbirinden ünlü isimler başı çekiyor. 4- BEYAZ TANRI Anne ve babası ayrı yaşayan Lili'nin en yakın dostu köpeği Hagen'dir. Annesini bir yurtdışı seyahatine çıkınca, 13 yaşındaki Lili, Hagen ile babasının evine yerleşir. Fakat Macaristan'da yeni çıkan bir yasa, melez köpek sahiplerine ekstradan yükler getirmiştir. Sokaklar bir anda saf ırk olmayan köpeklerin işgaine uğrar. Lili'nin sevgili köpeği Hagen de babası yüzünden benzer bir kaderi paylaşır. Yaşananlara çok üzülen Lili, Hagen'i bulmak için sokakları karış karış dolaşır. Öte yandan sokaklarda hayatta kalma mücadelesi veren ev köpeği Hagen'in başına pek çok olay gelir. Köpek yakalayıcıları, dilenciler, köpek dövüşçüleri peşini bırakmaz. Hagen insanların köpeklerin dostu olmadığını anlayarak, diğer köpekleri de beraberinde örgütler ve insanlara karşı acı bir intikam savaşı açar. Lili, insanoğluyla köpekler arasındaki yaşanan bu savaşı amansız savaşı durdurabilmeyi başaracak mıdır? 5- TAKİP 3: SON KARŞILAŞMA Eski karısıyla yeniden beraber olma şansını, vahşice bir cinayetle kaybeden gizli operasyon ajanı Bryan Mills, tutuklanmak üzereyken yeniden kaçar. Peşine hem FBI'ın hem CIA'ın adamları düşen Mills, son bir kez daha yeteneklerini kullanaraki hayatını karartan gerçek katillerin peşine düşer. Fakat hayatta kendisi için bir anlam ifade eden tek şeyi, kızını sonuna kadar korumalıdır... Aksiyon ve gerilim sinemasının usta aktörü Liam Neeson'ın başrolü üstlendiği Taken üçlemesinin son halkası olan filmin yönetmenliğini Olivier Megaton sürdürürken, senaristler ise Luc Besson ve Robert Mark Kamen. Filmde Nelson'a eşlik eden isimlerse Forest Whitaker, Sam Spruell, Dougray Scott, Dylan Bruno, Maggie Grace ve Judi Beecher..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/volkan-demirel-ve-ailesinin-tablosu-olay-oldu-peki-anlami-ne/", "text": "Elmacı, tabloda Volkan Demirel, eşi Zeynep Sever Demirel, kızları Yade , Yeda ve ailenin iki köpeğine yer verdi. Demirel ailesinin tablo için Ali Elmacı'ya 50 bin TL ödediği iddiası sosyal medyayı salladı. Biz de resim hakkında araştırma yaparken Youtube fenomenlerinden Tolga Üyken'in yorumuna denk geldik: Volkan Demirel, ressam Ali Elmacı'ya bir tablo sipariş etmiş ve ailesini çizmesini istemiş. Karşılığında da 50 bin lira ödemiş. Herkes tabloyu eleştiriyor ama ben, ne yalan söyleyeyim, beğendim. Çünkü GÖNDERME var. Bu muhteşem tablodaki göndermeleri anlamayanlar için açıklama yapayım. Volkan'ın elinin demir olması Arkada fenerli bir bahçe olması Bahçenin arkasında bir kale olması Ağacın dalında sarı bir kanarya olması Herkesin gözlerinin fal taşı gibi açık olması"} {"url": "https://www.thegeyik.com/vucudumuzda-24-saat-boyunca-neler-oluyor/", "text": "06.00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için kendini yavaşca kalkmaya hazırlama işareti. Metabolizma hareketleniyor, günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır oluyor. 07.00 Vücut hala zayıf. Spor yapmaktan kaçının. Kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenirsiniz. Spor yerine kahvaltı edin, sindirim bu saatte mükemmel çalışıyor. 08.00 Libidonun en yüksek olduğu saat. Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla çok daraltıyor. 09.00 Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saat. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zaman. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülüyor, vücut röntgen ışınlarına karşı daha dirençli oluyor. 10.00 Organizmanın kendine gelme, 'ben burdayım' deme saati. Fazla enerjik, vücut en yüksek ısı seviyesinde. Verimliliğimiz de öyle. 'Kısa süre belleği' iyi durumda. Bir önemli ayrıntı: 10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanıyor. HAZIR CEVAP OLDUĞUMUZ SAAT 11.00 Vücudun tam formunda olduğu, verimli olmaya programlı bir saat. Kalp ve dolaşım o kadar zinde ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Hazır cevaplık tavan yapar, özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan çözülür. 12.00 Dinlenme saati. Dikkat azalıyor ve insanı uyku basıyor. Midedeki asit miktarı fazlalaşıp, beyindeki kan akımı azalıyor. Zira kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılıyor. Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanıyor. 13.00 Vücut formdan düşüyor. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısına iniyor. Bütün organlar en alt düzeyde çalışıyor, sadece safra öğle yemeğini hazmetme faaliyeti gösteriyor. 14.00 Bitkin oluruz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşüyor. Diş doktorundan korkanlar için en uygun randevu saati. Çünkü bu saatte acı az hissediliyor. Lokal anestezi uzun süre devam ediyor (30 dk.). HOŞ GELDİN ENERJİ 15.00 Enerji geri geliyor, bellek tam formunda. İkinci verimlilik dönemi başlıyor ama sabahkinden az. 16.00 Spor için en iyi saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumda. 17.00 Organların faaliyeti üst düzeye çıkıyor. Kuvvet artıyor, oksijen harcanıyor, böbrekler ve mesane çok çalışıyor. Tırnaklar ve saçın en çabuk uzadığı zaman. Midedeki asit miktarı fazlalaşıyor. 17.00 'ye doğru mide kanaması geçirme riski artıyor. 18.00 Akşam yemeği için ideal saat. Pankreas bu saatte özellikle aktif. 19.00 Kan basıncı ve nabız tembelleşiyor. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlara dikkat, tehlikeli olabiliyorlar. Antidepresanların tesiri de bu saatte daha fazla. 20.00 Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. Etkisi hemen görülüyor. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor. YEMEĞİ KESİYORUZ 21.00 Sindirim organlarının günlük görevi sona eriyor. Gelen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalıyor ve bu çok tehlikeli. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum ediyor. 22.00 Vücudun polisi olan akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor. 23.00 Organizma gün boyunca aktif faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durduruyor. Sakinleşip, rahatlıyoruz. TATLI RÜYALAR 24.00 Uyurken deri hücreleri durmadan çalışıyor, gündüz olduğundan daha sık bölünüyor. İlk rüya safhası, yarım saat içinde rüya görmeye başlıyoruz. 01.00 Verim en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapabiliyor, dikkat azalıyor, çünkü vücut kendini uyumaya programlıyor. 02.00 Araba kullananlar dikkat: Görme zayıflıyor, tepkiler yavaşlıyor, kazalar bu saatte çok oluyor. 03.00 Bedenin de ruhun da en karanlık safhası. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapıyor. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşıyor. 04.00 Stres hormonundan enerji kazanıyoruz. Enfarktüs krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında çok oluyor; çünkü kan basıncı oldukça yükselip, damarlar geriliyor. Doğum yapma olasılığının en yüksek saati. 05.00 Stres hormonu bizi faaliyete geçiriyor ve gündüz değerinin tam 6 katına çıkıyor. Vücudumuz harekete geçiyor kaybolan enerji yeniden geri geliyor. Gelsin, yeni bir gün başlıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/vucudunuz-kalp-krizi-gerceklesmeden-1-ay-once-sizi-uyariyor/", "text": "TÜİK istatistiklerine göre kalp krizi nedeniyle her yıl yüz binlerce vatandaşımız hayatını kaybediyor. Yapılan araştırmalar ve bilinçlendirme çalışmaları sayesinde de milyonlarca vatandaşımız da kalp krizinden korunmayı başarıyor. Ancak yine de bu korkunç rahatsızlık hakkında insanların daha da bilinçlendirilmesi gerekiyor. Önemli olan ise kalp krizi geçirmeden önce gereken önlemleri alabilmek ve kendinizin kalp krizi riski taşıyıp taşımadığını bilmek. Bir diğer acı gerçek ise kalp krizi geçiren bütün vatandaşların, kriz öncesi belirtileri gözle görülebilir şekilde tecrübe etmeleri. Dediğimiz gibi önemli olan belirtileri düzgünce gözlemleyebilmek ve profesyonel yardım almak. 1- Yorgunluk Hepimiz bazen yorgun hissedebiliriz. Bu gayet normal. Ama markete giderken bile yoruluyorsanız, durup düşünmeniz gerekiyor. Ek olarak, eğer birden ve hızlıca nefesiniz kesiliyorsa, acilen doktora görünüp EKG çektirmeniz gerekiyor. Eğer stresli biriyseniz ve kalp sağlığınız pek de iyi değilse her an kalp krizi geçirme riski taşıyorsunuz demektir. 2- Göğüs Ağrısı Kalp krizinin en belirgin belirtilerinden biri de göğüs ağrısı veya sıkışmasıdır. Göğüs ağrısının benzeri ağrılar vücudun çeşitli bölgelerinde de gerçekleşebilir. Özellikle kollarda gerçekleşen ağrılara dikkat edilmesi gerekir. Öte yandan benzer ağrılar boğazınızda, ensenizde, çenenizde, sırtınızda ve karnınızda da görülebilir. Ağrı genel olarak 15 dakika sürer. 3- Solunum sıkıntısı Kalp krizi öncesi solunum sıkıntısı ve nefes darlığı tecrübe edilir. Bunun temel nedeni de damarlarınızın tıkalı olması nedeniyle akciğerinize kan gidemiyor oluşudur. Eğer nefes darlığı yaşıyorsanız derhal bir doktora görünmeniz önerilir. 4- Dermansızlık Sık sık yorgun ve güçsüz hissediyorsanız bunun nedeni akciğerlerinize yeterince kan gitmemesi olabilir. Kronik yorgunluk sendromuna sahip kişilerde kalp krizi riskine sıkça rastlanmaktadır. 5- Baş dönmesi ve soğuk terleme Aşırı terleme kalp krizi belirtilerindendir. Eğer aşırı ve sık terliyorsanız, doktora görünmeniz tavsiye edilir. Baş dönmesinin nedeni de genelde beyne yeterince kan gitmemesidir. 6- Grip/Soğuk algınlığı Ateşiniz yüksek, şiddetli öksürüyor ve anormal şekilde üşüyor musunuz? Merak etmeyin, bunlar kalp krizinin direk belirtileri değildir. Yukarıda bahsedilen olası kalp krizi belirtilerinin insandan insana ve kadından erkeğe değişiklik gösterdiğini bilmekte fayda var. Bu 6 olası belirtiyi göz önünde bulundurarak hem kendi hayatınızı hem de başkasının hayatını kurtarabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/vucudunuzu-iyilestirmek-icin-kullanabileceginiz-5-farkli-saman-bitkisi/", "text": "Antik çağlardan bu yana, otlar ve şifalı bitkiler, toprak kaynaklarımızda iskan etmiş yerli halklar tarafından kutsal kabul ediliyordu. Doğal özellikleri ile, çevreye ve doğaya saygı göstererek vücudun ve zihnin uyumunu iyileştirmede ve yenilemede yardımcı oluyorlar. Çok daha sonra, ilaç endüstrisi, doğasından daha az sağlıklı olan bir iş yaratmak için ataların bilgisini rayından çıkartarak bitkilerin etkilerini ve doğal özelliklerini sentetik olarak taklit etmeye başladılar. Ama zihinlerden sürgün edilerek uzaklaştırılan bu tarihi bilgiler ile yeniden bağlantı kurabiliriz. Vücudu iyileştirmek ve manevi düzlem ile aynı anda bağlantı kurmak için bitkiler ve otlar, yanlarından geçerken fark etmesek de gözümüzün önünde büyümeye devam ediyorlar. Onları ayırt etmek amacıyla, Jorge Fernandez Chiti tarafından yazılan, Otlar ve Şifalı Bitkiler, Şamanik kitabı, Cordoba ve Santiago del Estero dağlarında yapılan yirmi yıllık bir çalışmayı bir araya getiriyor. Kitapta, özellikleri ve kullanım yöntemleri ile Latin Amerikanın Şamanik Bitkilerinin de bulunduğu 300 tıbbi bitki bulunmakta. Aynı zamanda her bitkinin tanınması amacı ile, güncel bilgileri, isimlerin ibreleri, tıbbi terimleri ve çizimlerini içermekte bu kitap. Beşinci baskısında olan bu kitap, tanınmış bir profesör ve Arjantin tarihi araştırmacısı aynı zamanda da Ceramology ve Condorhuasi Müzesi Enstitüsü kurucusu olan yazarın deneyimlerinin derlemesidir. Cordoba dağlarında bir ev satın aldığında, Fernandez Chiti otların ve bitkilerin gizli dünyasını biliyordu. Orada, bilgisini Otlar ve Şifalı Bitkiler kitabına dönüştürdü ve sonrasında Yungas şamanları, dağlar ve Güney Amerikanın ormanları ile olan sıkı iletişimi ona üstünden atamayacağı bir vizyon ve ilham verdi. Bu yazıda, kitapta bahsedilen 5 şamanik bitkileri ve onların özelliklerini öğreneceksiniz. Kitap da ise bu bitkilerden tam olarak 300 adet bulunmakta. Bildiğiniz ve bilmediğiniz... 1. Yaban Mersini Ayrıca dağ üzümü olarak bilinen yaban mersini, mavimsi siyah yuvarlak yenilebilir bir meyve üretmektedir. Bu bitki C vitamini ve tedavi özelliği açısından çok zengin olup, özellikle şiddetli antidiyareik ve bağırsaklar üzerinde antiseptik gücü ile tedavi için en iyi bitkilerden biri olarak kullanılmakta. Buna ek olarak, bu, bir antioksidan ve sindirim için anti-kanser özelliğine sahip, kolestrolü düşürür ve basıncı sabitler. Yaprakları harici olarak kullanılabilir; örneğin idrar yolu enfeksiyonları ile mücadele etmede meyve suyu yapılabilir. 2. Sarı kantaron veya binbirdelikotu Bu bitki yirmi yüzyıldır birçok hastalığı tedavi etmek için kullanılmakta. Örneğin ortaçağ boyunca, kötü enerjiyi def etmek için San Juan gecesi yaprakları yakılırdı. Diğer taraftan, yanıkları, yaraları, ve her tür deri hastalığını tedavi etmek için kullanılıyor. Bunun dışında, sahip olduğu yüksek derecede flavonoid sayesinde bağışıklık sistemini arttırıyor. Ayrıca, bakteri ve mantar öldürücü eyleme sahiptir; karaciğer tıkanıklığını açar; mide yanmasını yatıştırır; ve astım, bronşit, soğuk algınlığı, depresyon, baş ağrısı, siyatik, idrar tutamama, adet dönemine teşvik ve yatıştırıcı olarak kullanılması tavsiye edilmektedir. Çiçekleri ve yaprakları kullanılabilir ve sıvı olarak alınabilir. 3. Sinir Otu Sinir otu, küçük beyaz çiçekleri ile ekilmemiş arazilerde ayırt edici özellikte olan yaygın bir bitkidir ve vücudu dengelemek ve sağlığı düzeltmek için en etkili bitkilerden biridir. Kolestrolü düşürmek, kulak ağrısını gidermek, ishali tedavi etmek ve bağırsak veya kabız etkilerini azaltmak için kullanılır. Aynı zamanda etkili bir balgam söktürücüdür ve solunumu düzeltmede yardımcıdır bu nedenle soğuk algınlığı ve grip için tavsiye edilir. Tohumları, yüksek oranda bağırsak jeli ve yumuşatıcı olarak rol oynayan müsilaj içermektedir. Yenilebilir veya tohumun suyu çıkartılarak içilebilir. 4. Yarpuz Bu bitki çok eskiden beridir tıbbi olarak kullanılmakta. Gastrointestinaller sindirim problemleri ve bozuklukları ile mücadele etmektedir. Aynı zamanda çarpıntı ve sinirlilik hallerinde de kullanılır. Soğuk algınlığı ve grip ile mücadele eder, vertigo hastalığına ve baş dönmesine iyi gelir ve hatta böcek kovucu olarak da kullanılabilir. Not: Hamile kadınlar için tavsiye edilmez. 5. Kedi Otu Kedi otu, hoş kokusu ile sinir sistemi için doğal bir yatışrıcıdır. Otonom sinir sistemini düzenler, anksiyeti, acı ve kolik bağırsak için rahatlatıcı bir özelliğe sahiptir, ve tansiyonu düşürür."} {"url": "https://www.thegeyik.com/vucudunuzun-olumun-yaklastigini-bildigini-ve-her-seyin-burundan-basladigini-biliyor-muydunuz/", "text": "Aile üyelerinin sevilen birinin ölümünden bahsettiğini duymak olağandışı bir şey değildir. Duyulan ilginç ve şaşırtıcı anekdot ise, ölmeden önce kişinin davranış değişiklikleridir; elveda demesi, kötü ilişkileri düzeltme isteği ve hatta değerli şeylerini etrafındakilere vermesi gibi ilginç değişiklikler. Sanki hiç kimsenin bilmediği bir şey biliyorlarmış gibi... Bazıları bunun sadece bir tesadüf olduğunu söylerken diğerleri ise bu kişilerin ölümün yakın olduğunu bildiğini savunuyor. Sevdiğimiz birinin ölümünü idrak edebilmeye veya o son dakikalarda neler olduğunu kestirmeye çalışmamız çok doğal. Bilim adamları birinin ölebileceğini tahmin edebilirler çünkü vücut hızlı şekilde çökmeye başlar. Örneğin putresin, pis ve toksik bir kokudur ve dekompozisyona neden olur; ölümün kokusu olarak da anılır. Araştırmacılar, insanların çürük kokusunu bilinç altında fark etmeye başladığı sonucuna vardılar. Sadece bu da değil, koku salgılandığında, ani bir tepkiye yol açıyor. Hayvanlar, başkalarının kokusunu alma kabiliyetine sahip olduklarından bu kokuyu aldıklarında ona göre istekli davranırlar. Bu, avcıdan veya kendi sürülerindeki güçlü ve büyük hayvanlardan gelebilecek tehlikeyi algılamak ile eşdeğerdir . Canterbury, İngiltere'de Psikoloji Kent Okulu Üniversitesi'nden Arnaud Wisman ve Russellville, AK, Arkansas 'Teknik Üniversitesi Davranış Bilimleri Bölümü'nden Ilan Shira tarafından yapılan bir çalışmada, hayvanların ve insanların o kadar da farklı olmadıkları keşfedildi. Kimyasal kokuyu algılayabilmek, türler arasındaki yaşam mücadelesinin bir parçasıdır. Ölüm tehdidi, insanlarda da koku aracılığı ile açığa çıkıyor. Putresin vücut çürüdüğünde açığa çıkan kimyasal bir bileşiktir. Aynı zamanda uyarı sinyali olarak ikincil bir işlevi vardır. İnsanlar bu kokuya maruz kaldıklarında hem bilinçli hem de bilinçsiz bir şekilde tepki verir. İnsanların tepkilerini ölçmek için, putresin, amonyak ve su kullanılarak yapılan dört farklı deney vardır. Putresine maruz kalmış bir mekanda yapılan bir deneyde insanların ilk tepkisi, bölgeden uzak bir yere hareket etmek olmuştur. Bu, dövüş veya kaç tepkisine benzer bir tepkidir. Hayvanlar tehlikede olduğunu hissettiğinde iki seçenekleri vardır; tehdit ile savaşmak veya ondan kaçmak. Çalışma inanların benzer tepkiyi verdiklerini ortaya koyuyor. İnsanların terlemek gibi verdikleri diğer tepkileri de vardır. Farklı çalışmalar, terlemenin, korku dolu durumlarda ortaya çıktığını ve diğer insanların kokuya karşı otomatik ve şaşırtıcı bir reflex oluşturduğunu göstermiştir. Başkasının kokusunu neden sevdiğimizi veya sevmediğimizi bilmiyoruz ve kokunun duygularımızı, tercihlerimizi ve davranışlarımızı nasıl değiştirdiğinin genelde farkında olmuyoruz diye açıklıyor Wisman ve Shira. Bu iki araştırmacı kokuyu korkutucu olarak düşünmenin zor olduğunu söylüyor. Bu kokular, insanları daha bilinçli ve çevrelerindekilere karşı daha uyanık olmalarını sağıyor. Tehlikeye karşı insanların doğal tepkisi onlarla yüzleşmemek ve kaçmaktır. İnsanlar, sözlü veya fiziksel olsun, her türlü yüzleşmeyi önleme eğilimindedir. İnsanlar çoğunlukla dövüşmek en son çare kalana kadar aralarına mesafe koymayı seçerler. Tepkiler birbirlerine göre farklı olabilir ama putresin ve cinsiyet feromonu kokuya dayalıdır. Putresin uyarı sinyali olarak çalışırken bunun tam tersi cinsiyet feromonu karşı cinsi çekmek için vücudun salgıladığı kimyasallara verilen isimdir. Putresin sinyalleri, feromonlardan farklı bir mesaj türüdür ama insanların putresine olan tepkisinin , birçok cinsel feromona karşı ters tepkiye sahip olduğunu görüyoruz. diye açıklıyor iki araştırmacı. Çalışma boyunca insanlar kokuya karşı negatif tepkilerinin olduğunun farkında değillerdi. İnsanlar putresine aşina değiller ve onu ölüm veya korku ile bilinçli bir şekilde ilişkilendirmiyorlar diye ekliyor Wisman ve Shira."} {"url": "https://www.thegeyik.com/vucut-bakimiyla-ilgili-muhtemelen-hic-duymadiginiz-10-ipucu/", "text": "Sağlıklı ve güzel görünmek ve kozmetik ürünlerinden uzak durmak isteyen, pahalı kozmetik ürünlerine para harcamak istemeyen kadınlarımıza yardımcı olacak önemli bilgiler vermeye devam ediyoruz. İşte Vücut Bakımıyla İlgili Muhtemelen Hiç Duymadığınız 10 İpucu; 1# Tuzlu su çözeltisi şişmeyi azaltmaya ve yüzünüze yeni bir görünüm vermeye yardımcı olacaktır. Tuzu suda iyice çözün ve havluyu çözeltiye batırın. Islak havluyu 10 dakika boyunca yüzünüze uygulayın. 2# Dudaklarınızın biraz yağ ve bir diş fırçasıyla dolgun ve seksi görünmelerini sağlayın. Dudaklarınıza şeftali yağı, badem yağı ya da dudak balsamı etkili bir kozmetik yağ uygulayın. Sonra yumuşak bir diş fırçası alın ve hafifçe dudaklarınıza 1 dakika boyunca masaj yapın. 3# Parlak ve nemlendirilmiş cilt elde etmek için zeytinyağı kullanın. Yüzünüze zeytinyağıyla masaj yapmak cildi temiz, yumuşak, pürüzsüz ve mat yapmaya yardımcı olur. Yağı yüzünüze yaklaşık 7 dakika boyunca masaj yapın. En iyi sonuçları elde etmek için, 4-5 günde bir prosedürü tekrarlayın. 4# Bal, iltihaplanmayı azaltmaya ve aknelerinizi kurutmaya yardımcı olur. Büyük bir randevu ya da önemli bir toplantı öncesi yüzünüzde bir sivilce bulursanız, onları çabucak yok etmenin bir yolu var. Akne üzerine bir miktar bal sürün ve 15 dakika bekletin. Daha sonra ılık suyla yıkayın. Bu yöntem bir sivilcenin boyutunun azalmasına ve daha az fark edilmesini sağlayarak makyajla kolayca gizleyebilmenize yardımcı olur. 5# Yüzündeki iltihabı azaltmak için göz damlası kullanın. Sinir bozucu sivilcelerden kurtulmanın bir başka yolu göz damlası kullanmaktır. Bir pamuklu bezini göz damlasıyla ıslatın ve 3-5 dakika boyunca dondurucuya koyun. Daha sonra pamuklu bezin iltihaplı bölgeye hafifçe bastırın. Bunun sonucunda sivilceler neredeyse fark edilmeyecek hale gelecektir. 6# Doğal ev yapımı makyaj temizleyicileri tercih edin. Temiz bir suyun içine zeytinyağını 3'e 1 oranda bir cam kavanoz içinde karıştırın ve bileşenlerin doğru şekilde karışması için iyice çalkalayın. İşte bu kadar! 7# Kabartma tozu içe çekilmiş saçlardan kurtulmanıza yardımcı olur. Küçük bir kapta, 1 çay kaşığı kabartma tozu, 1 çay kaşığı yulaf ezmesi ve 1 çorba kaşığı suyu karıştırın. Kalın bir macun elde edilene kadar iyice karıştırın. Karışımı deriye uygulayın ve 5 dakika bekletin. Sonra sıcak su ile durulayın. 8# Koyu halkalar ve göz altı torbalarını azaltmak için kabartma tozu kullanın. Bir bardak sıcak suya veya çaydanlığa bir çay kaşığı kabartma tozu ekleyin ve iyice karıştırın. Bu karışımı pamukla alın ve gözlerinizin altındaki alana uygulayın. Yaklaşık 10-15 dakika bekleyin, daha sonra kalıntıları yıkayın ve nemlendirici bir krem kullanın. Bu işlemi her gün tekrarlayın; sonuçlarınızı yakında göreceksiniz! 9# Sağlıklı ve parlak saçlar için muzdan yapılan saç maskesi kullanın. Bu maskeyi hazırlamak için 1 muz, 1 yumurta, 1 çorba kaşığı bal ve 1/2 bardak dark bira. Tüm malzemeleri küçük bir kapta birleştirin ve pürüzsüz olana kadar karıştırın. Karışımı saçınıza birkaç saat uygulayın. Daha sonra ılık suyla yıkayın. Bu maskeyi haftada bir kez kullanın ve çok hızlı bir şekilde şaşırtıcı değişiklikleri göreceksiniz! 10# Kirpiklerinizi uzatmak için hindistan cevizi ve lavanta yağı karışımını kullanın. 1/2 çay kaşığı hindistan cevizi yağı ile 2-4 damla lavanta esansiyel yağını karıştırın. Pamuklu bir bez kullanarak, karışımı kirpiklerine hafifçe uygulayın, bunları kökten uca kadar sürün. Bu uygulamayı en az haftada üç kez yapın ve kirpikleriniz zamanla daha kalınlaşacak ve daha parlak olacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/vurulduktan-sonra-selfie-ceken-manyak/", "text": "Her geçen gün yeni bir manyakla karşılaştığımız doğrudur. Son manyak ise Amerika'nın Arizona Eyaleti'nden Isaac Martinez. Bu kardeşimizin yaşı 20, geçtiğimiz günlerde bu eyaletteki Mesa kentinde takılmak için gittiği bir kafede vurulmuş. Bistro 13 isimli mekanda Martinez'i omzundan vurmuşlar. Nedenini henüz bilmiyoruz. Buraya kadar her şey anormal olsa da normal görünüyor. Ama bu Martinez hemen polise gitmek, efendime söyleyim karşılık vermek yerine başka şeyler peşinde koşturmuş. Hemen Snapchat'te fotoğrafını çekerek arkadaşlarına hava atmış. Sosyal medya çılgınlığı böyle bir şey sanırım, ölürken ölüyorum diye post atacak kadar içindeyiz. Bu arada Isaac'ın yaralanmayla kurtulduğu 1 kişinin de öldüğü saldırıyı gerçekleştiren de 16 yıl hapiste kalmış olan Ryan Elliott Giroux. Tipine bakınca neden aramaya gerek kalmıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/w-oturusu-cocugunuzun-gelisimini-olumsuz-yonde-etkiliyor/", "text": "Çocuklar büyürken birçok yeni şey öğreniyorlar. Çocuğunuzun büyümesine yakından tanıklık etmek elbette çok güzel bir şey. İlk kez emeklemeleri, ilk kez koşmaları... Öğrenecekleri yeni hareketler çocuklara başta zor geliyor. Öğrendikleri hareketleri hatırlamak ve tekrar uygulamak ise bir o kadar zor. Çocukların yaptıkları her hareketi kontrol etmek neredeyse imkansız. Ancak büyüdükçe yaptıkları bazı hareketlerin kendilerine zarar vereceği konusunda bilinçleniyorlar ve bu hareketleri dikkatlice yapıyorlar. 'W oturuşu', doktorların sıkça uyardığı ve çocuğunuza kalıcı zarar verebilecek türden bir hareket. Yukarıdaki fotoğraf 'W oturuşu'nun bir örneği. Çoğu ebeveynin bilmediği şey ise bu şekilde oturmanın çocuklarına zarar veriyor olması. Fizyoterapist Magdalena Oledzka, bu şekilde oturmanın kalça ve bacak çıkıklığına ve bilek burkulmasına neden olabileceğini ve yaş ilerledikçe bu rahatsızlıkların çocuğun gelişimini etkileyebileceğini belirtiyor. Movement RX'teki doktorlar, bu şekilde oturmanın sadece kaçla, bacak ve bileklere değil, vücudun birçok bölgesine zarar verebileceğini belirtiyor. Bu şekilde oturan çocukların, karın kaslarının başka bir pozisyonda oturmak için çok zayıf olduğu kanısı iddia ediliyor. Fizyoterapist Magdalena Oledzka, Fix 11 News'e Eğer çocuğunuz başka pozisyonlarda da oturabiliyorsa, çocuğunuzda sorun yok demektir. Ancak çocuğunuz sadece 'W' şeklinde oturuyorsa, derhal bir çocuk doktoruna görünmeniz gerekiyor dedi. Neyse ki çocuklara zararı olmayan ve kolayca öğrenebilecekleri birkaç oturma pozisyonu daha var. Magdalena Oledzka, çocuklarınızın sırtları dik ve bacakları kıvrılmadan önde oturmalarını öneriyor. Uzmanlar, bağdaş kurarak oturmanın da zararsız olduğunu söyledi. Önemli olan, çocukların kalçalarını oturdukları pozisyonda rahatça hareket ettirebilmeleri. Çocuğunuz ne kadar küçükse, oturma pozisyonu o kadar hayati. Çocuğunuz 'W oturuşu'nu sık sık yapıyorsa, ona bunun zararlı olduğunu ve başka şekilde oturması gerektiğini söyleyin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/warner-bros-matrix-4u-cekecek-hem-de-ayni-oyuncularla/", "text": "Dünyanın en büyük film yapım ve televizyon yayın şirketlerinden Warner Bros, bir döneme damgasını vuran vuran bilim kurgu filmi Matrix'in hayranlarına müjdeli haberi vererek filmin dördüncüsünün çekileceğini duyurdu. Dünyanın en büyük film yapım ve televizyon yayın şirketlerinden Warner Bros, bir döneme damgasını vuran vuran bilim kurgu filmi Matrix'in dördüncüsünün çekileceğini açıkladı. Matrix 4'te başrollerde yine Keanu Reeves ve Carrie-Anne Moss olacak. Keanu Reeves Neo, Carrie-Anne Moss da Trinity karakterlerini canlandıracak. Warner Bros ve Village Roadshow Pictures ortaklığında çekilecek olan filmin yönetmeni ve senaryo yazarı, orijinal üçlemenin yönetmenlerinden Lana Wachowski olacak. VİZYON TARİHİ BELLİ DEĞİL Matrix 4'ün doğrudan bir devam filmi olup olmadığı ise açıklanmadı. Warner Bros sadece filmin Matrix dünyasında geçeceğini duyurmakla yetindi. Matrix 4'ün ne zaman çekileceği ve vizyona gireceği ise henüz bilinmiyor. TOPLAM GİŞE HASILATI 1 MİLYAR 600 MİLYON DOLAR Bir yaşanan gerçek vardır, bir de yaşananın ötesinde olan gerçeklik kavramı etrafında şekillenen Matrix serisinin ilk filmi 20 yıl önce çekilmişti. ABD'de bu ay filmin özel gösterimlerle yeniden vizyona girmesi planlanıyor. Matrix serisinin üçüncüsü olan The Matrix Revolutions, 2003 yılında dünyada aynı saatte gösterime giren ilk film olmuştu. 3 film dünyada toplam 1 milyar 600 milyon dolar gişe hasılatı elde etmişti Matrix Revolutions filminin sonunda insanla makine arasındaki savaş hassas bir çözümle son bulmuştu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/wayne-rooney-kumarda-iki-saatte-2-milyon-lira-kaybetti/", "text": "Kumar tutkunu olduğunu bilinen İngiliz futbolcu Wayne Rooney, Manchester'daki bir kumarhanede iki saatte 500 bin sterlin (2 milyon 250 bin lira) para kaybetti. Manchester United ve İngiltere Milli Takımı'nın yıldız oyuncusu Wayne Rooney'nin geçtiğimiz günlerde kumarda 500 bin sterlin (2 milyon 250 bin lira) kaybettiği öğrenildi. 31 yaşındaki yıldız futbolcu, İngiltere'nin Manchester şehrindeki bir kumarhanede iki saat kalarak rulet ve blackjack masasında bir servet kaybetti. Gece ikiye kadar kumarhanede kalan Rooney'nin dakikada binlerce sterlin kaybettiği iddia edildi. İngiliz The Sun gazetesine konuşan bir görgü tanığı kumarda kaybeden Wayne için, Son derece umursamazdı yorumunu yaptı. Futbolcunun bira içtiğini ancak sarhoş olmadığını, içkidense kumarla daha fazla ilgilendiğini belirten görgü tanığı, Kaybediyordu ama bu onu daha fazla oynamak için kışkırtıyordu dedi. Bu, Rooney'nin kumarda ilk kaybedişi değildi. 2008 yılında 65 bin sterlin kaybettiği, 2006 yılında kumar için 700 bin sterlin borçlandığı biliniyor. Rooney'nin kumar oynadığı Manchester'daki casino'da futbolcunun kredi kartına bağlı bir hesap açılmış olduğu düşünülüyor. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/wei-han-xu/", "text": "Düşünün siz işinizde gücünüzde gayet asgari ücret kazanırken bir anda hayatınız değişiyor. Hem de bir şey de yapmıyorsunuz siz sabahtan akşama çalışırken bir blogger geliyor ve sizin fotolarınızı yayınlıyor. Sonrası ise tam bir bomba. Tayvan'da çalışan Wei Han Xu gayet çalışmasına devam ederken Raindog isimli bir blogger onun fotoğraflarını çekiyor. Sonrasında herkes Wei'yi görmek için buraya akın ediyor ve bir anda sosyal medya feneomeni oluyor. Ha fenomen olunca Türkiye'de hemen iş bulur ama Tayvan'da olay öyle değil kız hala Mc Donalds'ta çalışmaya devam ediyor. Instagram takipçileri artmış.Instagram adresi pppig Kızımızın tek özelliği ne peki derseniz: GÜZELLİĞİ 🙂 ona McDonalds Tanrıçası diyorlar. Wei Han Xu'nun patronu ise yemek yemeyip kızı görmeye gelenleri kovalıyormuş 🙂"} {"url": "https://www.thegeyik.com/west-bromwichin-4-futbolcusu-barcelonada-taksi-kacirdi/", "text": "İngiltere Premier Lig ekiplerinden West Bromwich Albion'da forma giyen 4 futbolcu, kamp yaptıkları İspanya'nın Barcelona kentinde taksi aracı çaldıkları gerekçesiyle gözaltına alındı. Katalonya emniyetinden yapılan açıklamada, adı verilmeyen 4 futbolcunun Barcelona'da restoranın önünde duran taksiyi çaldıkları gerekçesiyle gözaltına alındığı, yapılan sorgunun ardından serbest bırakıldığı belirtildi. HER YER KAPALIYDI, TAKSİYİ ALIP OTELE GİTTİLER Açıklamada, olayın gerçekleştiği noktada saatin sabah 5 buçuk civarında olması nedeniyle her yerin kapalı olduğu, bu nedenle futbolcuların restoranın önünde duran boş taksiyi kullanarak otellerine döndükleri kaydedildi. West Bromwich Albion takımının kamp amacıyla Barcelona'da bulunduğu, taksi şoförü ile otel resepsiyonunun ihbarı üzerine söz konusu futbolcuların gözaltına alındığı da vurgulandı. KULÜPTE SORUŞTURMA BAŞLATILDI West Bromwich Albion'un internet sitesinden yapılan açıklamada ise olay hakkında kulüp içinde soruşturma başlatıldığı, söz konusu futbolcuların suçlu bulunması halinde gereken cezayı alacakları ifade edildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/westworldun-ikinci-sezonu-basliyor-iste-yeni-sezondan-nefes-kesen-sahneler/", "text": "Westworld'ün bilim kurgu dolu dünyasında yeni maceralara hazır mısınız? HBO'nun Türkiye'de de çok sayıda hayranı olan dizisi Westworld, ikinci sezonu ile yine gündem olacak. Westworld 2. Sezon Ne Zaman Başlıyor ve Hangi Kanalda? Diziyi takip edenlere bir de müjdemiz var: Westworld için beklemenize gerek yok. Digiturk Westworld'ü ABD ile aynı anda Türkçe alt yazı seçeneğiyle Türkiye'de de yayınlanacak. Hazırsanız ilk yayın saatini de söyleyelim. Westworld 23 Nisan Pazartesi sabah 04.00'te Türkçe alt yazılı olarak beIN CONNECT'te yayınlanıyor. beIN CONNECT Canlı TV kategorisindeki beIN SERIES SCI-FI kanalını açarak diziyi ilk izleyenlerden olabileceksiniz. Üstelik sadece bu hafta değil her Pazartesi beIN CONNECT'te aynı saatte bu ayrıcalığı yaşayabileceksiniz. Ayrıca orijinal dilde Türkçe altyazılı ve Türkçe dublaj seçeneğiyle Westworld'ü her Pazartesi akşamı 23:00'te Digiturk'ün beIN SERIES SCI-FI HD kanalında da izleyebileceksiniz. Westworld Hakkında Bilmeniz Gerekenler Westworld'ün yakın gelecek ile geçmişin birleştiği, her insanın merak edeceği farklı bir kurgusu var. Dizinin geçtiği dünya ise insan görünümlü robotların yer aldığı ve kovboylarla dolu bir park. Bu parkın diğer bildiğiniz parklarla aynı olduğunu söyleyemeyiz. Bu parka gelen zenginler gerçek dünyada ulaşamadıkları tüm isteklerini vahşi batı temalı bu parkta gerçekleştirebiliyor. Fakat zaman içinde robotların yapay zekası insanlardaki bilinç gibi gelişiyor ve hikayeyi başka bir boyuta taşıyor. IMDb listesinin başlarında yer alan Westworld'ün puanı 8.9... Dizinin gerçekten sağlam bir hayran kitlesi var. Biraz da dizide oynayan oyunculardan bahsedelim. Anthony Hopkins, Ed Harris, Evan Rachel Wood, James Marsden, Jeffrey Wriht, Thandie Newton ve Tessa Thompson gibi çok sayıda isim dizide yer alıyor. Dizinin yapımcıları arasında ise dev isimler göze çarpıyor. J.J. Abrams, Lisa Joy ve Jonathan Nolan gibi isimlerini duyduğunuzda bile size beklentiye sokan harika isimler bu dizi için biraraya gelmiş. Sıra Geldi Westworld İkinci Sezondan Harika Kesitlere 23 Nisan'da başlayacak olan ikinci sezondan nefes kesici anlarla sizi başbaşa bırakıyoruz:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/wi-fi-sandigimiz-kadar-masum-mu-yoksa-sessiz-bir-katil-mi/", "text": "Evinde wifi olmayan neredeyse yok, peki wifi o kadar masum mu? Hepimizin bazı güvenlik endişeleri vardı ve sonunda ortaya çıktı ki; Wi-Fi beyin sağlığından uyku kalitesine kadar çeşitli şeyler üzerinde olumsuz etkiye sahip. Üstelik sperm kalitesini de olumsuz etkiliyor. Wi-Fi Yavaşça Öldüren Sessiz Bir Katil... Wi-Fi'den gelen termal olmayan radyo frekansı, normal hücresel gelişimi, özellikle de fetüs gelişimini bozabilir. Bu da çocuk gelişimini olumsuz etkiler. Çocuklarda ve gençlerde büyüyen dokuları etkiler. Çocuklar bu duruma büyüklere oranla daha fazla hassastırlar ve gelişim sorunları daha büyük risk altındadırlar. Uykusuzluk sorununun artmasına neden olur. Uykuya dalamayacağınızı düşünüyorsanız, düzensiz uyku düzenine sahipseniz, bunun nedeni cep telefonlarından ve Wi-Fi'den gelen düşük frekans modülasyonuna bağlı olabilir. Elektromanyetik radyasyona maruz kalan insanlar uykuya dalmak için çok daha fazla zorlanırlar. Ve hepimiz biliyoruz ki uyku yoksunluğu sağlığa zararlı. Ajitasyon Beyin Fonksiyonu Wi-Fi yoğunluğu beyin fonksiyonunu etkiler. Böylece, beyin aktivitesi azaltılır ve sonuç olarak konsantre olmakta zorluk çekebilir veya hafıza kaybına uğrayabilirsiniz. Spermi nötralize eder Wi-Fi, erkeğin erkekliğini tehdit eden başka bir sebep. Bu nedenle, Wi-Fi frekanslarına maruz kalma sperm hareketini azaltır ve DNA parçalanmasına neden olur. Üstelik doğurganlığı etkileyebilir veya anormal gebelik riskini artırabilir.Kanser Riskini ArtırıyorElektromanyetik radyasyona maruz kalma tümör gelişim riskini arttırır. Wi-Fi Radyasyon Kendinizi Nasıl Koruyabilirsiniz? Neyse ki, tehlikelerden kendinizi koruyabilecek yollar var. Mutfakta veya yatak odasında kablosuz yönlendirici kullanmaktan kaçının.Telefonu cebinizde tutmayın.Elektromanyetik radyasyonu azaltmak için evde kablolu telefon kullanın. Hamile iseniz, telefonu karnın yakınında tutmayın. Telefonunuzu odanızın diğer ucunda veya aracın koltuğunda tuttuğunuzdan emin olun.Konuşmaktan daha fazla mesaj kullanın. Kablosuz bebek monitörlerini, hepsi mikrodalga frekansı üzerinde çalıştıklarından kullanmayın. Uyku moduna geçmeden önce tüm Wi-Fi cihazlarının bağlantısını kesin.Bu bilgileri ailenizle ve arkadaşlarınızla paylaşın ki, onlar da kendilerini bu tehlikelerden koruyabilsinler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/wings-for-life-ile-3-mayista-omurilik-arastirmalarina-destek-olmak-icin-kosuyoruz/", "text": "2004 yılından beri koşuyorlar... Hem de iyilik için.. Üstelik bu yarışta bitiş çizgisi de yok. 3 MAYIS 2020'de de İZMİR, ANKARA, BELGRAD ORMANI ve CADDEBOSTAN'ın da dahil olduğu çok sayıda şehir ve ülkede koşu yapılacak. Amerika'dan Okyanusya'ya, Avrupa'dan Afrika'ya Wings for Life World Run'da dünyanın her yerinden katılımcılar aynı anda yarışa başlayacak. Türkiye saati ile 14:00'da. Wings For Life World Run'a katılım ücretlerinin tamamı omurilik araştırmaları ve klinik deneyler için kullanılıyor. Yarış Formatı: Wings for Life World Run'da dünyanın her yerindeki bütün katılımcılar aynı anda başlar. Profesyonel bir koşucu, eğlence için koşan ya da koşmaya yeni başlayan biri olman fark etmez, çünkü bu yarışta bitiş çizgisi yoktur. Yarış başlangıcından 30 dakika sonra yola çıkan Yakalama Aracı birer birer koşucaları geçer ve bitiş çizgisini belirler. Nasıl giyinmek lazım, ekip mi olmak lazım? Yarışta profesyonel bir koşucu olarak mı, eğlence için koşan biri olarak mı yer alacaksın? Tekerlekli sandalye ile mi katılıyorsun? Eğlenceli bir kostüm ile ortama renk katmanın mı peşindesin yoksa Yakalama Aracını ciddi biçimde zorlamayı mı amaçlıyorsun? Hepsi bizim için mükemmel! Wings for Life World Run'ın kapıları herkese açık! Birlikte, koşamayanlar için koşuyoruz. ÖNEMLİ NOT EĞER SİZE YAKIN BİR PARKUR YOKSA UYGULAMA İLE DİLEDİĞİNİZ YERDE KOŞABİLİYORSUNUZ. ÖNEMLİ OLAN NEREDE DEĞİL NE İÇİN KOŞTUĞUNUZ 😉"} {"url": "https://www.thegeyik.com/winnie-the-pooh-karakterlerinin-psikolojik-rahatsizliklari/", "text": "Kanada Medikal Birliği Dergisi'nde yayımlanan bir makaleye göre, Winnie the Pooh karakterleri ne yazık ki çeşitli akıl hastalıkları ve psikolojik rahatsızlıklarla boğuşuyor. O sevimli dostlarımız Winnie The Pooh Karakterleri bazı dertlerden muzdaripler. Winnie The Pooh'da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu var. Kendisini yağmur bulutu olarak göstererek yemek kapmaya gittiği bölümden ve mutsuzken bala koştuğu anlardan yola çıkarak yeme bozukluğu olduğu da düşünülüyor. Piglet ise yaygın anksiyete bozukluğuna sahip aynı zamanda düşük benlik kaygısından da muzdarip. Her şeyden endişelenmesi de bu yüzden. Sürekli üzgün olan dostumuz Eeyore ise depresyonda. Umutsuz konuşmaları da bu tezi doğrular nitelikte. Owl'un disleksik ve alzaymır olduğu da yine makalede yer almış. Aynı zamanda kendisi biraz narsist. Tigger'da hiperaktivite var ve dürtülerini kontrol edemiyor. Zıplamasını sağlayan kuyruğu da yine hiperaktif kimliğinin bir yansıması. Christopher Robin'in şizofreni olduğu ve diğer tüm canlıların onun halüsinasyon görmesi sonucu ortaya çıktığını iddia eden yazı Robin'in gelecekte cinsel kimliğiyle ilgili problemler yaşayacağı vurgulamış. Tavşan'da da genel anksiyete bozukluğu var. Bu karakterlere esin kaynağı olan oyuncak ve yazar A. A. Milne Ormanda yaşayan diğer karakterlerin bozuklukları ise şöyle PTSD: Travma sonrası stres bozukluğu OCD: Zorlama saplantılar ADHD: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu PEKİ BUNCA ŞEYİN OLDUĞU ORMAN NEYİ TEMSİL EDİYOR? Huzur bulunan doğa imajının tersine bir grup rahatsızın, psikolojisi bozuğun toplanma yeri. 🙁"} {"url": "https://www.thegeyik.com/wonder-woman-filmi-kendi-modasini-yaratti-kilicli-elbise/", "text": "31 Mayıs tarihinde vizyona giren ve gerek Gal Gadot'un performansı gerekse senaryosuyla büyük beğeni toplayan Wonder Woman filmi, kendi moda akımını da yaratmış gibi duruyor. Wonder Woman'ın filmde kullandığı ve izleyiciler tarafından büyük beğeni toplayan kılıçlı elbisenin benzerlerini yaratan filmin hayranları üst üste yaptıkları paylaşımlar sosyal medyayı sallıyor. # Wonder Woman'ımız Gal Gadot # Wonder Woman'ın filmde giydiği kılıçlı elbise #WWgotyourback hashtag'i ile paylaşılan Wonder Woman'ın Kılıçlı Elbisesinin sosyal medyadaki yansımaları; While I'm not the most happy with taking this photo in my bathroom, here's my contribution to #wwgotyourback , which I saw on Tumblr. . . #wonderwomangotyourback #wonderwoman #lightsaber #kyloren #kylorencosplay #crossover #wonderwomancosplay #cosplay #cosplayer #cosplayersofinstagram #womenofcosplay #ladiesofcosplay #seattlecosplay #starwars #starwarscosplay #godkillerchallenge #morelikejedikiller #darkside Can we start a trend? #GODKILLERCHALLENGE For all the lucky owners of the God Killer Sword I make, must test it with an evening gown and do a little walk and dance! Thank you Brandi, @wonderwoman_htx for proving or disproving this theory. SWORD FOR SALE! Message me. #wonderwoman #godkiller #godkillersword #galgadot #galgadotwonderwoman #wonderwomanmovieprops #cosplay #hotgeeks #hotgeeks #epiccosplay #wwgotyourback # Ancak bazı kullanıcılar olayı Wonder Woman ile sınırlı bırakmayıp diğer süper kahramanları da olaya dahil etti. When you wanna do #WWgotyourback but you're a Harley Quinn cosplayer and this is the \"most impressive\" weapon you own. #WonderWoman pic.twitter.com/5uJd0H0As1 Alora Slak June 10, 2017 Finally a challenge I can get behind! 😀 #WWgotyourback pic.twitter.com/pz45oqkLYJ Grrrly June 10, 2017"} {"url": "https://www.thegeyik.com/wonder-woman-filminde-amazonlari-oynayan-harika-kadinlar/", "text": "Gal Gadot'un başrolünde olduğu Wonder Woman bu yılın en çok konuşulan filmlerinden biri oldu. Bunda onun güzelliğinin de etkisi var ama filmdeki Amazon kadınlarını da es geçmemek lazım... Hepsi kendi dallarında ünlü isimler. Setten paylaştıkları ve doğal hayatlarından birkaç kare ile onları size tanıtalım. Soldan sağa:Brooke Ence, Hari James, Madeleine Vall Beijner Jenny Pacey olimpiyatlarda yarışan bir sporcu Normal hayatta görünüşü Soldan sağa: Hari James, Madeleine Vall Beijner, Hayley Warnes, Brooke Ence Brooke Ence, Doutzen Kroes, ve Madeleine Vall Beijner filmde yer alan sahil sahnesinde. Brooke Ence kaslı yapısıyla size bir de böyle selam versin. Ünlü bir vücut geliştirmeci kendisi Filmin en çok merakla beklenen isimlerinden biri ise Victoria's Secret modellerinden Doutzen Kroes Kendisi daha önce de filmlerde oynamıştı ama bu filmde oynayacağı haberi yayılınca filme olan ilgi de arttı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/woody-allen-filmleri/", "text": "Woody Allen'ı ister sevin ister sevmeyin kendine has bir tarzı var. Filmlerinde bazen görünmesi, şehirleri aşkla buluşturması, aşkı başka bir açıdan ele alması onu farklı yapan temel noktalardan bazıları. Woody Allen'ın kendine has tarzıyla yönettiği bazılarında rol de aldığı en güzel filmlerini Brightside ekibinin seçkisiyle sizlere sunuyoruz. Woody Allen Filmleri 1- Midnight in Paris / IMDB: 7.7 / Owen Wilson, Rachel McAdams, Kathy Bates 2- Annie Hall / IMDB: 8.1 / Woody Allen, Diane Keaton, Tony Roberts 3- Vicky Cristina Barcelona / IMDB: 7.2 / 4- Manhattan / IMDB:8 / Woody Allen, Diane Keaton, Mariel Hemingway 5- Match Point / IMDB: 7.7 / Scarlett Johansson, Jonathan Rhys Meyers, Emily Mortimer 6- Zelig / IMDB:7.8 / Charles Chaplin, Woody Allen, Mia Farrow / 1983 7- Scoop / IMDB: 6.7 / Hugh Jackman, Scarlett Johansson, Woody Allen 8- Interiors / IMDB: 7.5 9- The Purple Rose of Cairo / IMDB: 7.8 / Kahire'nin Mor Gülü 10- Husbands and Wives / IMDB:7.6 / Kocalar ve Karılar"} {"url": "https://www.thegeyik.com/work-and-travel-nedir/", "text": "WORK AND TRAVEL HAKKINDA GENEL BİLGİLER Son zamanlarda öğrenciler arasında oldukça yaygın olan Work and Travel Programı hem dil gelişimi hem de çalışarak para kazanma anlamında avantaj sağlayan kültürel bir değişim programı olarak kısaca açıklanabilmektedir. Amerikan hükümetinin kontrolü altında olan bu programda öğrenciler yurtdışında hem çalışarak para kazanmakta hem de dillerini geliştirmekte, en önemlisi de farklı kültürler tanıyarak dünya görüşünün genişlemesine yardımcı olmaktadır. WORK AND TRAVEL İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR Oldukça avantajlı olan Work and Travel Programı'na katılmak için resmi olarak gerekli şartlar ise tam zamanlı örgün bir eğitim programında öğrenci olmak, 18-26 yaş aralığında olmak ve vize başvurusunda başarılı olabilmek için de 4 üzerinden en az 2 not ortalamasına sahip şeklindedir. Bu resmi şartlar dışında kişinin en az orta derecede İngilizde bilmesi de süreci kolaylaştıracağından tercih sebebidir. Son olarak, sözü edilen programa katılımın iş başvurusu, işe uygunluğun çalışılmayı düşünen kurum tarafından araştırılması, katılımcının teklifleri değerlendirmesi ve işverenle mülakat şeklinde olduğunu belirtmek gerekmektedir. Bu süreçlerde işlerin aksamadan yürümesi ve istenilen işi alabilme olanağı yakalamak için erken başvurunun önemi bulunmaktadır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/work-and-travelda-hangi-isler-yapilir/", "text": "Öğrencilerin yeni kültürler tanıdıkları, dillerini geliştirdikleri ve en önemlisi de bunları yaparken para kazandıkları kültürel değişim programı olan Work and Travel öğrencilere birçok alanda yurtdışında iş imkanı sunmaktadır. Bu işlerden bazıları oldukça fazla miktarlarda para ile ülkenize dönmenize olanak sağlamaktadır. Öncelikle Work and Travel programında yapılan işlerden ardından ise rehber olması açısından en çok kazandıran işlerden bahsetmek oldukça yerinde bir yaklaşım olacaktır. Bu bağlamda Work and Travel iş türleri fast food ve restoran işleri, otel işleri, mağaza satış işleri, eğlence parkında animatörlük, cankurtaran ve havuz görevlisi işi şeklinde gruplandırılabilmektedir. WORK AND TRAVEL EN ÇOK KAZANDIRANLAR Genellikle daha çok para kazandıran işler sezona ve çalışma durumunda göre değişmektedir. Work and Travel'a katıldığınız yıldaki çalışacağınız sektörün talebine göre değişmektedir. Ancak geçmiş yıllarda Kanada'da balıkçılık yaparak yüksek meblağlar kazananlar olmuştur. Yine de dediğimiz gibi durumlar değişkendir. Bu nedenle para kazanmayı garantilemek için ikinci iş fırsatlarından yararlanmak belki de en faydalısı olacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yabanci-filmlerde-olmayan-gunduz-savasi-ve-olumune-arkadaslik-icin-dag-2/", "text": "DAĞ filmini izlediyseniz o esprilerin, o hayatın içinden gerçek sahnelerin nasıl yansıtıldığını hatırlıyorsunuzdur. DAĞ 2'de de hem aksiyon hem de arkadaş sohbetlerine doyuyorsunuz. Bu sefer filmin konusu bir diğer terör örgütü olan Işid'in elinde yer alan bir gazetecinin kurtarılması. Ama bu sadece filmin bir kısmı. Asıl film sonrasında başlıyor. Vatanın sınırları ve vatanı korumanın kutsallığı konusunda muazzam bir film olmuş. Bir noktada görev ve doğru konusuna eğilmişler ki; gerçekten o an siz de kahramanlarla birlikte karar veriyorsunuz. Asıl vurgulamak istediğim başka sahneler var. Amerikan savaş filmlerinde, ne zaman savaş olsa karanlıkta olur ya da filmde kahramanlarımızın da dediği gibi o savaşın sonunda ordu topla, tüfekle gelir kahramanları kurtarır. AMA BU FİLMDE ÖYLE DEĞİL. Gündüz vakti kendilerinden sayıca üstün düşmana karşı savaşan az sayıda askeri ve savaş taktiklerini görüyorsunuz. Üzülmüyor muyuz derseniz, spoiler olmasın diye susalım. Filmin içerisinde dikkat çekmek istediğimiz bir başka şey ise arkadaşlık duygusu. Dağ 2 filmini izlerken duygulanmamak mümkün değil. Filmi izlerken bazı anlarda acayip mutlu oluyorsunuz, bazı anlarda ise ağlayacak kadar doluyorsunuz. Açıkçası oldukça başarılı göndermeler de filmin içerisine gizlenmiş. Yönetmenliğini ve senaristliğini Alper Çağlar'ın yaptığı film bittikten sonra akan listeye baktığınızda hemen hemen her sahnede onun izini göreceksiniz. Geçişler, sesler, seçilen şarkılar ve kahramanların verdiği pozlara kadar her şey profesyonel olmuş. IMDB'de şu an filmin oyu 10 üzerinden 10. Bu ilerleyen zamanlarda daha normal bir dereceye çekilir. Ama diğer filmin 8.4 olması size bu filmin de yine yüksek oy alacağını kanıtlar nitelikte açıkçası. İlk film kadar güzel. Işıklar, müzikler ve çekimler bir adım daha ileri gitmiş. Romantik komedi konusunda başarılıyız bunu başka film kategorilerinde de başarılı bir yere çekmek istiyorsak bu film gibi emek kokan filmlere ağırlık vermeliyiz. Eğer filmi izlemediyseniz sinemalarda izlemenizi tavsiye ederiz. Paranın hakkını veriyor. Şahsi görüşüm filmin 2 saat 15 dakika sürmesi de oldukça güzel bir an olsun bile sıkılmadan dolu dolu film izliyorsunuz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yabancilar-turkiyede-ne-kadar-para-harcadi/", "text": "Mastercard, yayınladığı raporla 2023'ün ilk 9 aylık harcama verilerini açıkladı. Rapora göre, bu dönemde yabancı turistlerin kartla yaptığı harcamalar, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 20 artarken, turist sayısındaki artışa bağlı olarak işlem yapan kart sayısında ise yüzde 25 artış görüldü. Ödeme sistemleri alanında faaliyet gösteren öncü global teknoloji şirketi Mastercard, Türkiye'de 2023 turizm sezonu güncel raporunu yayınladı. Mastercard ve Maestro logolu yurt dışı kartlarının Türkiye'de ve seçilmiş diğer ülkelerde gerçekleştirdiği POS harcamalarına göre hazırlanan raporda, 2022 ve 2023 yıllarının ilk 9 aylık dönemlerine ait sonuçlar karşılaştırıldı. Mastercard'ın raporuna göre; 2023 yılının 1 Ocak 19 Eylül döneminde Türkiye'yi ziyaret eden yabancı turistlerin yaptığı fiziksel harcamalar, bir önceki yıla kıyasla yüzde 19 artış gösterdi. Harcama kırılımları incelendiğinde, işlem yapan kart sayısının yüzde 25 artışa, toplam kartlı işlem tutarının ise yüzde 12 artışa ulaştığı görüldü. Bu yükselişi sağlayan ana faktörün turist sayısındaki artışa bağlı işlem yapan kart sayısındaki artış olduğu tespit edildi. Türkiye'nin turizm geliri şampiyonu: İstanbul İlgili dönemin il bazlı POS harcamalarına bakıldığında, İstanbul yüzde 16 büyüme gösterdi. Ayrıca Türkiye'deki toplam harcamanın yüzde 51'i de İstanbul'da gerçekleşti. İstanbul'u yüzde 22 büyüme ile Antalya takip ederken Muğla ise yüzde 32 büyüme ve toplam turist harcamasından yüzde 9 pay ile hala turistlerin favori destinasyonlarından biri olduğunu gösterdi. İngilizler kesenin ağzını açtı Türkiye'de gerçekleştirilen yabancı turist harcamalarının yüzde 50'si İngiltere, Almanya, ABD, Suudi Arabistan ve Hollanda'dan gelen turistler tarafından gerçekleştirildi. İngiliz turistlerin harcamaları; geçen yıla göre yüzde 34 artış ve toplam harcamalarda yüzde 18 payı ile öne çıktı. Geçtiğimiz yıla kıyasla en yüksek büyüme yüzde 298 ile Suudi Arabistan'da görülürken, bu ülkeden gelen turistlerin harcamalardaki payının yüzde 4 olarak gerçekleştiği görüldü. En yüksek kart başına harcama ise .1.280 dolar ile Kuveyt kartlarında gerçekleşti. Harcamalardaki payı yüzde 18 ile en yüksek ülke olan İngiltere'yi sırasıyla 12 ile ABD ve yüzde 11 ile Almanya takip etti. Konaklama sektörü zirvedeki yerini koruyor Harcamalardaki sektörel dağılımlara bakıldığında ise geçen sene payı en yüksek olan konaklama, bu sene de 187 dolar ortalama işlem tutarı ve yüzde 26 harcama payı ile yerini korudu. Ortalama işlem tutarı giyimde 94, markette 16, restoranda 24 dolar olarak gerçekleşti. Yine sektörel kırılıma baktığımızda toplam harcamaların yüzde 26'sı konaklama, yüzde 15'i giyim, yüzde 12'si market, yüzde 10'i de restoranlarda yapıldı. Değerlendirilen ülkeler arasında sağlık sektöründeki en yüksek harcalamalar miktarında da yine Türkiye birinci oldu. Türkiye'deki turistlerin bu sektör özelinde aldıkları hizmet tipleri kart işlem tutarlarını yüzde 20 artırıyor. Giyim sektöründe en yüksek pay yine Türkiye'de. Giyim sektörünün Türkiye'deki toplam turist harcamalarındaki payı geçen sene yüzde 20, bu sene yüzde 15olarak hesaplansa da diğer turistik destinasyonlarla kıyasladığımızda Türkiye hala giyim sektöründe en çok harcama yapılan ülke olmayı başardı. Giyim sektörü harcamasındaki ülke kırılımına baktığımızda Türkiye'den sonra yüzde 14 ile İtalya, yüzde 11 ile Fransa, yüzde 8 ile İspanya, yüzde 7 ile Yunanistan geliyor. Rapora yansıyan önemli sonuçlar özetle şöyle; - Türkiye'de yabancı kart ile yapılan pos harcamaları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artış ile milyar dolara, işlem yapan kart sayısı yüzde 25 artış ile bin adete, toplam kartlı işlem tutarı ise yüzde 12 artışa ulaştı. - Yurt dışı kartlar tarafından Türkiye'de gerçekleştirilen harcamaların yüzde 50'sini İngiltere, Almanya, ABD, Suudi Arabistan ve Hollanda'dan gelen turistler oluşturdu. İngiltere yüzde 18 ile harcamalardaki en yüksek payı alırken onu yüzde12 ile ABD ve yüzde 11 ile Almanya takip etti. - Harcamalardaki sektörel dağılımlara bakıldığında geçen sene payı en yüksek olan konaklama, bu sene de yüzde 26 ile yerini korudu. Konaklama sektörünü sırasıyla yüzde 15 ile giyim, yüzde 12 ile market ve alışveriş merkezleri, yüzde 11 ile restoranlar takip etti. - Konaklama sektörü, yüzde 26'lık yıllık harcama tutarı değişimi, 223 dolar ortalama kart işlemi tutarı ve ortalama yüzde 13 kart işlemi tutarı değişimi ile zirvedeki yerini koruyor. - Ülkeler bazında turist harcamalarının sektörel dağılımı incelendiğinde, Türkiye'nin giyim sektöründeki payının diğer ülkelere oranla daha yüksek seyretmeye devam ettiği görüldü. *Nakit çekim işlemleri ve internet üzerinden yapılan kartlı harcamalar kapsam dışında bırakılmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yabani-kuslar-ac-kalmasin-diye-ekilmeyen-tarlalari-degerlendiren-koca-yurekli-insan/", "text": "Köyündeki boş tarlalara kuşlar aç kalmasın diye buğday eken Gümüşhaneli genç iş adamı Tahir Öztürk, yaptıklarıyla hayranlık uyandırıyor. Gümüşhane'nin Boyluca Köyü'nde 30 yıldır ekilmeyen tarlaları sürerek, kekliklerin ve diğer yabani kuş türlerinin yeniden köylerine gelip beslenebilmesi için gerekli alanları oluşturan Öztürk; yaptıklarıyla doğal hayata muhteşem bir katkı veriyor. Köyümüzde çok güzel kuş sesleri oluyordu. Yabani hayvanlar vardı. Doğaya güzellik katıyordu. Ancak zamanla köydeki insanlar şehirlere göç edince tarlalar ekilmedi. Tarlalar ekilmediği için de yabani kuşlar göç etti, köyler ıssızlaştı. Köyde çok sessizlik oluştu. Bizde köydeki ekilmeyen tarlaları ekmeye karar verdik sözleriyle kendini ifade eden genç iş adamı, İlk 15 dönüm olarak başladım, sonra 30 dönüme çıkardım. Şimdi ise hedefim 70 dönüm. Köyün yaylasındaki 45 dönüm tarlayı da bu yıl ektiğim zaman 70 dönüme tamamlamış olacağım sözleriyle ise daha alacak çok yolu olduğunu ifade etti. Tarlaların hala köy halkına ait olduğunu hatırlatan Öztürk, Tarla sahiplerinin çoğu il dışında olduğu için 30 yıldır ekilmiyordu. Yer sahiplerinden ekilebilecek yerler için izin aldık. Yer sahipleri bizi kırmadı ve yerlerini verdiler. Ben de kendi imkanlarım dahilinde gücümüz yettiğince tarları sürdürüp ekiyoruz. Ektiğimiz tarlamızı biçmeyip yabani hayvanlara bırakıyoruz. Yaptığımız işe yaradı ve kuşlar köyümüze geri geldi. Artık köyümüzde kuş sesleri var ifadelerini kullandı. Kekliklerin, yaban güvercinlerinin ve diğer yabani kuşların köylerine döndüğünü ifade eden Öztürk; bu girişimi ile Doğa Kurma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü'nden de destek aldığını açıkladı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Gümüşhane Şube Müdürü İlbeyi Aydın, yaptıklarını nedeniyle Öztürk'e teşekkür etti ve Doğayı hep birlikte koruyalım, gelecek nesillere temiz ve her yönüyle güzel bir dünya bırakalım çağrısında bulundu. ALKIŞLAR DOĞAYA SAHİP ÇIKAN TÜM KOCA YÜREKLİ İNSANLARA!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yahoo-music-2016-yilinin-en-cok-satan-albumlerini-belirledi/", "text": "2016'nın son gününde sizinle paylaşmak istediğimiz en ler listesi yılın en çok satan müzik albümleri ile devam ediyor. Yahoo Music tarafından belirlenen listede Adele, Beyonce, Rihanna gibi popüler isimlerin yanında bu yıl kaybettiğimiz David Bowie ve Prince de bulunuyor. İşte 2016 Yılının En Çok Satan Albümleri; 15# Metallica Hardwired... To Self-Destruct (432,000 kopya) 14# David Bowie Blackstar (448,000 kopya) 13# Prince Purple Rain (487,000 kopya) 12# Panic! At The Disco Death Of A Bachelor (506,000 kopya) 11# Blake Shelton If I'm Honest (522,000 kopya) 10# Justin Bieber Purpose (543,000 kopya) 9# Rihanna Anti (591,000 kopya) 8# Pentatonix A Pentatonix Christmas (639,000 kopya) 7# Prince The Very Best Of Prince (660,000 kopya) 6# Twenty One Pilots Blurryface (678,000 kopya) 5# Various Hamilton Original Cast Album (739,000 kopya) 4# Chris Stapleton Traveller (1,042,000 kopya) 3# Beyonce Lemonade (1,527,000 kopya) 2# Drake Views (1,579,000 kopya) 1# Adele 25 (1,684,000 kopya)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yakinda-vizyona-girecek-orumcek-adam-eve-donus-yokun-altyazili-fragmani-geldi/", "text": "Bu zamana kadar izlediğimiz Örümcek Adam filmlerinden farklı bir film. Hem Dr Strange var hem de kimliği açığa çıkmış bir Örümcek Adam. Film 17 Aralık'ta vizyonda. Box Office hazır altyazılı fragman paylaşmışken size de ulaştıralım istedik. Filmin konusu: Spider-Man: No Way Home, kimliği açığa çıkan Örümcek-Adam'ın, bu konuda Doctor Strange'den yardım istemesiyle gelişen çetrefilli olayları konu ediniyor. Örümcek-Adam'ın sinematik tarihinde ilk kez, mahallemizin sevimli kahramanı maskesiz ve normal hayatı ile Süper Kahraman olmanın yüksek risklerini birbirinden ayıramayacak durumda. Doktor Strange'den kendisine yardım etmesini istediğinde bu riskler daha da tehlikeli bir hal alır ve onu gerçekten Örümcek-Adam olmanın ne anlama geldiğini keşfetmeye zorlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yakinindan-bile-gecmek-istemeyeceginiz-dunyanin-en-urkutucu-20-mekani/", "text": "Dünya üzerinde tehlike ve gizemin eksik olmadığı, her köşesinden korku fışkıran, değil içinde bulunmak yakından bile geçmek istemeyeceğiniz en ürkütücü mekanları sizler için bir araya getirdik. Herhangi bir kalp probleminiz yok ve yeterince cesursanız işte Yakınından Bile Geçmek İstemeyeceğiniz Dünyanın En Ürkütücü 20 Mekanı; 1# Eski Yahudi Mezarlığı, Prag, Çek Cumhuriyeti 1439'dan 1787'ye kadar aktif olan bu mezarlıkta binlerce cenaze töreni gerçekleşti. Bu nispeten küçük toprak arazisinde toplamda 100.000 kişi toplamda gömüldü ve 12.000 mezar taşı dikildi. Mezarlık alanlarında, 12 kat mezarların üst üste geldiği yerler vardır. 2# Oyuncak Bebek Adası, Meksika 1950'de ada sakini Julian Santana Barrera'nın çöp kutularından terk edilmiş bebekleri toplayarak başladığı söylense de kimi söylentiler adada boğulan bir kızın ruhuna huzur getirmek amacıyla bu beklerin toplandığına inanıyor. Barrera'nın 17 Eylül 2001'de kendini boğduğu ada bugünlerde bile binlerce oyuncak bebeğe ev sahipliği yapmaktadır. 3# Hashima Adası, Japonya Eski bir kömür madenciliği yerleşimi olan 1887'de kurulan Hashima dünyanın en yoğun nüfuslu yerlerinden biri olarak düşünülmüştü. Ancak zamanla madenden kömür çıkarılması imkansızlaştı ve ada nüfusu ilk olarak 1959 yılında 5225'e düştü, ardından ise 1974 yılında ada tamamen boşaltıldı. Ada ise dünyanın dört bir yanındaki hayalet kasabalar arasına katıldı. 4# Kemik Şapeli, Portekiz Bu şapel 16. yüzyılda bir Fransisken keşiş tarafından inşa edildi. 18,6 metre uzunluğunda ve 11 metre genişliğinde olan şapel içinde 5000 keşişin kemiklerini içinde barındırmaktadır. Şapelin çatısında ise Melior est die mortis die nativitatis sözü yer almaktadır. 5# İntihar Ormanı, Japonya İntihar Ormanı', Japonya'nın Honshu adasında uzanan Aokigahara Ormanı'nın gayri resmi adıdır. İnsanların intihar etmesi için tercih ettiği yer olarak dikkat çeken orman, her zaman iblisler ve hayaletler ile temsil edilen Japon mitolojisiyle ilişkilendirilmiştir. Orman dünyanın ikinci en popüler intihar yeridir . Girişte bir uyarı yer almaktadır: 'Hayatınız, ailenin paha biçilmez armağanıdır. Ailenizi düşünün. Yalnız çekinmeyin 22-0110 bizi arayın. ' 6# Terk Edilmiş Psikoloji Hastanesi, Parma, İtalya Bir zamanlar bir psikiyatri hastanesine yerleştirilen bina şimdilerde ise Brezilyalı sanatçı Herbert Baglione tarafından sanat eseri haline getirilmiştir. Zemin ve duvarlarda tasvir edilen eski, işkence gören hastaların figürleri ile mekanın ruhu yakalanmıştır. 7# Aziz George Kilisesi, Çek Cumhuriyeti Lukova'daki bulunan kilise, cenaze töreni sırasında çatısının bir kısmının çökmesinden sonra 1968'de terk edildi. Sanatçı Jakub Hadrava ise kilisenin içine korkunç heykeller yerleştirdi ve bu mekana oldukça korkunç bir atmosfer verildi. 8# Paris'in Yeraltı Mezarları, Fransa Paris'in altında yer alan ve kimi kaynaklara göre 187 ila 300 kilometre arasında uzunluğa sahip olan yeraltı mezarları 18.yy'dan bu yana gömülen 6 milyon insanın kalıntılarını barındırıyor. 9# Centralia, Pennsylvania, ABD 50 yıl önce patlayan ve bugüne kadar sızmaya devam eden bir yer altı yangınından dolayı Centralia nüfusu 1981'de 1000'e, 2012'de ise 7'ye düştü. Bu kasaba ünlü bilgisayar oyunu Silent Hill'e de ilham kaynağı oldu. 10# Akodessewa Pazar Yeri, Togo Sözde büyülü nesneler ve otların bulunduğu pazar Togo'nun başkenti Lome'nin merkezinde yer alıyor. Özellikle Togo, Gana ve Nijerya gibi Voodoo inancına sahip olan halkın tercihi olan pazar binlerce egzotik malzemeye ev sahipliği yapmaktadır. 11# Plague Adası, İtalya Kuzey İtalya'nın Venedik Lagünü'ndeki en ünlü adalardan biri olan Poveglia, Roma zamanlarından beri veba kurbanları için sürgün yeri olarak kullanılmaya başlandı ve 160.000 kişiye mezar oldu. Hayaletli olduğuna inanılan ve psikiyatri kliniğinde yapılan korkunç deney öyküleriyle birleşen ada paranormal araştırmacılar arasında dünyanın en korkunç yerlerinden biri olarak kabul ediliyor. 12# Haç Tepesi, Litvanya 50000'i aşkın haçın bulunduğu tepe dünyanın en gizemli mekanlarından biridir. Yerel inanışa göre tepeye dikilen haçın diken kişiye şans getirildiğine inanılmaktadır. 13# Kabayan Mumyaları'nın Gömü Yeri, Filipinler 1200-1500 yılları arasındaki Kabayan'ın meşhur ateş mumyaları bu bölgede gömülmüştür. Halk bölgede yaşayan ruhları rahatsız etmemek için bölgeyi sıkı şekilde korumaktadır. 14# Overtoun Köprüsü, İskoçya İskoçya'nın uzak bir köyü olan Milton'da bulunan köprüde 20.yy'ın ortalarından itibaren garip olaylar yaşanmaya başladı. Düzinelerce köpek, 15 metre yüksekliğindeki köprünün üstünden atlamaya ve kayalıklara çarparak hayatlarını kaybetmeye başladı. Atlama sonucu hayatta kalan köpeklerin tekrar intihara kalkışması ise köprünün gizemini daha da arttırdı ve halk köprüden korkar hale geldi. 15# Actun Tunichil Muknal Mağarası, Belize Tapir Dağı Doğal Koruma Bölgesi'nin bir parçası olan Maya uygarlığının kanıtlarını içeren önemli bir arkeolojik alanda yer alan mağaranın tapınak kısmında yeraltı dünyasına giriş yapmak amacıyla binlerce insan kurban edilmiştir. 16# Leap Kalesi, İrlanda İrlanda'nın County Offaly şehrinde bulunan Leap Castle'ın dünyanın en lanetli kalelerinden biri olduğuna inanılıyor. Kazıklarla dolu yeraltı zindanına sahip olan kalenin restorasyonu sırasında toplu mezarlar keşfedildi ve bu kemiklerin tahliyesi için dört kamyona ihtiyaç duyuldu. Kale halk inancına ruhlarla doludur. 17# Chauchilla Mezarlığı, Peru Chauchilla Mezarlığı, Peru'nun güney kıyısındaki Nazca kentinin yaklaşık 30 kilometre güneyindedir. 700 yılık cesetlerin bulunduğu mezarlıkta özel bir duruşa sahip, gülümseyen cesetlerin bulunması mezarlığa gösterilen ilgiyi arttırmıştır. 18# Tophet Kutsal Alanı, Tunus Antik Kartaca dininin en üzücü yönü kuşkusuz bebekleri kurban etmekti. Kurban töreni sırasında ağlamak yasaktı, çünkü yasın tek bir gözyaşı ya da iç çekmesinin, teklifin değerini azaltacağı düşünülüyordu. 1921'de keşfedilen kutsal alanda binlerce bebeğin ve hayvanın kömürleşmiş kalıntıları bulundu. 19# Ölüm Şehri, Rusya Kuzey Osetya'da küçük taş evleriyle şirin bir kasaba gibi duran bu alan binlerce insana mezar olmuş bir ölüm şehridir. 20# Sagada'nın Asılı Tabutları, Filipinler Luzon Adası'ndaki Sagada köyünün eski ve korkunç cenaze törenine ait tabutların asılı olduğu mekan batıl inançlara göre düzenlenmiştir. Batıl inanç gereği bir tabut ne kadar yukarı asılı olursa o derece huzur bulacağı ve cennete daha kolay kavuşacağına inanılıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yakutistanda-62-derecede-gorsel-sov/", "text": "Dünyanın en soğuk bölgesi olan Yakutistan'ın Oymyakon kasabasında hava sıcaklığı -62 dereceye kadar düştü. Çinli turistler rekor derecedeki soğuk havada suya girerken bölgede muhteşem görüntüler elde edildi. Rusya Federasyonu'na bağlı Yakutistan Cumhuriyeti'nde 62 dereceye ulaşan hava sıcaklığı fotoğraf meraklıları için eşsiz bir ortam oluşturdu. Çinli turistlerin bu havada suya girmesi, eksi derecelerde yaşamaya alışkın olan Yakutistan sakinlerini bile şaşırttı. Yakutistan'da yaşayan 24 yaşındaki Anastasiya Gruzdeva'nın arkadaşlarıyla çekildiği fotoğrafta genç kızların donmuş kirpikleri dikkat çekti. Fotoğraf sanatçısı Pyotr Çugunov da sokakta buzun üstünde bale yapan bir sanatçıyı görüntüledi. Oymyakon kasabasında yaşayan yaklaşık 500 kişi, soğukların kendilerini normal yaşamlarından alıkoymasına müsaade etmiyor. Oymyakon'da kaydedilmiş en düşük sıcaklık 67.7 derece ile 1933 yılına ait. Asya kıtasının neredeyse tüm kuzeydoğu bölgesini kaplayan Yakutistan, dünyanın en büyük ülkesi Rusya'nın da beşte birini oluşturuyor. Böylesi engin bir coğrafyaya sahip olması Yakutistan'ı turizm açısından oldukça avantajlı bir konuma getirse de, Yakutistan, turistler tarafından hala çok az bilinen yerlerden biri."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yalnizca-hindistanda-gorebileceginiz-en-ilginc-yasam-fotograflari/", "text": "Dünyanın en kalabalık ikinci, en geniş yedinci ülkesi olan Hindistan'ın ilginç yaşam koşullarını hepimiz az çok biliyoruz. Gerek inançları, gerekse toplum sınıflandırması ile günümüz toplumlarından ayrılan; ineği kutsal görüp maymunlarla iç içe yaşayan köri kokulu Hindistan sokaklarında görüp görebileceğiniz en ilginç fotoğrafları bir araya getirdik. İşte Yalnızca Hindistan'da Görebileceğiniz En İlginç Yaşam Fotoğrafları; 1# Bir sokak dişçisi 2# Bir başkası 3# Çakmanın geldiği en üst seviye 4# Manidar bir manzara 5# Her yerde olan maymunlardan biri 6# Trafoyu suyla söndürmeye çalışan cevval bir adam 7# Çocukların elleri üzerinde motorla geçen bir adam 8# Hizmette son nokta: VIP Tuvalet 9# Motorda yolculuk yapan ilginç bir Hintli 10# Yine maymunlar 11# Her şeyi kafalarının üzerinde taşıyan Hintlilere bir örnek 12# Bir örnek daha 13# Yürüyen otel 14# Sokakta banyo yapmak Hindistan'da oldukça sıradan 15# Bıyıklar 16# İnekler kutsal olduğu için istediğini yapmakta özgür. 17# Hindistan'da sıradan bir kaza 18# Açık hava berberi 19# Çamaşırlarını elektrik tellerine asan korkusuz bir adam 20# Bir başka sokakta banyo örneği 21# Sele aldırmadan tıraşa devam eden bir berber 22# Maymunlar her yerde demiştik. 23# Metrobüs kalabalığını mumla aratacak görüntüler 24# Çuvalla parası olan bir Hint Fakiri"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yanginda-evi-yanan-ali-dede-ve-kedilerini-hatirliyor-musunuz-iste-yeni-evi-ve-kedileri/", "text": "Bolu'nun Mudurnu ilçesinde ocak ayında sobayı tutuşturmak isterken çıkan yangında kurtulduktan sonra kedisini kucağında taşırken çekilen fotoğrafıyla hafızalara kazınan 83 yaşındaki Ali Meşe, Mudurnu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı öncülüğünde ve yardımseverlerin katkılarıyla inşa edilerek kendisine teslim edilen evde 3 kedisiyle yaşamını sürdürüyor. Ali Meşe, eşi ve engelli oğluyla ilçeye bağlı Ordular köyünde yaşadığı ahşap evin 17 Ocak'taki yangında kullanılamaz hale gelmesi sonucu Mudurnu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı öncülüğünde yardımseverlerin katkılarıyla kısa sürede inşa edilen eve taşındı. Havaların soğumasıyla kent merkezindeki oğlunun yanına giden Ali dede, köy özlemine dayanamayarak haftanın belirli günlerinde köydeki evine geliyor. Köye geldiğinde zaman zaman eski evinin bulunduğu alana giderek anılarını tazeleyen Meşe, yeni evinde ise aralarında yangından kurtulan kedisinin de bulunduğu 3 kedisiyle vakit geçiriyor. Köyde yaşamayı çok seviyorum Ali Meşe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, köyde yaşamayı çok sevdiğini ancak havalar soğuk olduğunda kent merkezindeki oğlunun yanına gitmek zorunda kaldığını söyledi. Köy özlemine dayanamayarak sık sık evine geldiğini anlatan Meşe, köyde kaldığı zamanlarda kedileriyle ilgilendiğini anlattı. Meşe, kedileriyle vakit geçirmekten hoşlandığını dile getirerek, onları özenle beslediğini kaydetti. Ahmet Meşe de babasının kendisinin yanında kaldığını dile getirerek, Ara ara köye gelip burada 3-4 gün kalıyor. Burada kedilerini besliyor ve onlarla vakit geçiriyor. Sıkılınca beni arayıp 'gel beni al.' diyor. diye konuştu. Babasının sağlık durumunun iyi olduğunu aktaran Meşe, Şu an mutlu. Köye geldiğinde kardeşim onunla ilgileniyor. Bolu'da da ben ilgileniyorum. Köye gelince hem kardeşim hem de kedilerimizle vakit geçiriyor. ifadelerini kullandı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yanlis-yerde-oldugunu-dusunenlere-ozel/", "text": "Bir baba ölmeden önce oğluna şöyle der; Bu saat bana dedenin ölmeden önce verdiği saat ve 200 yıldan daha eski. Sana vermeden önce bunu yolun karşısındaki saatçiye götürüp satmak istediğini söyle ve ne kadar teklif ettiğini gör Çocuk gider ve babasına geri dönüp şöyle söyler; Saatçi eski olduğu için 5 TL teklif etti. Baba oğluna; Karşıdaki kahve dükkanına götür ve ona da sor der. Çocuk oraya da götürür ve babasına Onlar da 5 TL teklif etti der. Sonra babası; Müzeye götür ve saati göster der. Çocuk babasına döner ve Müze bu parça için 1 milyon TL teklif etti der. Sonunda babası oğluna şöyle söyler; Doğru yerin, sana hakkın olan değeri verdiğini görmeni istedim. Kendini yanlış yerde değersiz hissetme."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yanlisikla-ustune-bastigi-salyangozu-tedavi-ettiren-koca-yurekli-kadin/", "text": "İsrail'de yağan yağmur sonrası ortaya çıkan salyangozlardan birinin üzerine yanlışlıkla basan kadın, yaraladığı salyangozun durumuna dayanamayarak veterinere götürdü. Çoğu kişinin fark etmeyeceği salyangozu alıp veterinere götüren kadın tavrı hayvanseverler tarafından da büyük ilgi gördü. İsrail'de yaşanan ilginç olay sırasında kabuğunu kırdığı salyangozu ilk iş olarak veterinere götürdü. HaClinica adlı klinikte tedavi altına alınan salyangozun kırılan kabuğu veterinerlerin yoğun çabası sonrası tedavi edildi. Kırılan kabuğu yapıştırabilmek ve dokusunu bozmamak için özel bir maddeden yardım alan veterinerler, salyangozu uzunca bir süre misafir etti. Kabuğu düzeldikten sonra ilk iş olarak içine saklanan salyangoz, ortama uyum sağlamasının ardından tamamen iyileşti. Salyangozu kurtarıp veterinere getiren koca yürekli kadın ise yağmurlu havalarda yürürken daha dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Yanlışlıkla Üstüne Bastığı Salyangozu Tedavi Ettiren Koca Yürekli Kadın İsrail'de yağan yağmur sonrası ortaya çıkan salyangozlardan birinin üzerine yanlışlıkla basan kadın, yaraladığı salyangozun durumuna dayanamayarak veterinere götürdü. Çoğu kişinin fark etmeyeceği salyangozu alıp veterinere götüren kadın tavrı hayvanseverler tarafından da büyük ilgi gördü."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yapay-rahim-hakkinda-bilinmesi-gerekenler/", "text": "Premature Doğum İçin Bir Umut: Yapay Rahim Fotoğrafta gördüğünüz çeşitli yerlerine borular bağlanmış büyük boy bir saklama torbası gibi gözüken şey içindeki kuzu, tıpkı anne karnında olduğu gibi gelişimini sürdürüyor. Yapay rahim geliştirmeye yönelik ilk adımı atan araştırmaya göre, yavru dört hafta içerisinde, gözlerini açmış, yutkunmayı öğrenmiş, tüyleri çıkmış, ciğer ve beyinleri gelişmiş, hareket etmeye başlamış. Geliştirilen bu cihaz, bir gün premature bebeklerin uterus dışında gelişiminin tamamlanmasına yardımcı olabilir, fakat şimdilik yalnızca kuzularda test ediliyor. Yapay rahimlerde bebek büyütüldüğü, gebeliğin sağlık riskini ortadan kaldıran bir dünyayı hayal etmek cazip gelebilir ancak, daha fazla veriye, araştırmaya ve pratiğe ihtiyacımız olduğu kesin. Bir embriyoyu, erken gelişim sürecinden alıp, onu anne olmayan yapay bir ortamda geliştirmek tam anlamıyla bir bilimkurgu gibidir. Ancak Nature Communications'da yayımlanan çalışma, kurguyu gerçeğe dönüştürdü. Yavruların doğal doğumdan aylar önce, uterus benzeri bir çevrede gelişimini tamamlamasını ve doğum yapılmasını mümkün kılan dış ortam rahmine; araştırmacılar, Biobag ismini veriyorlar. Biobag, aslında tam anlamıyla bir rahim gibi değildir, fakat bir rahimde bulunan bazı kilit önemdeki benzer parçaları bulunduruyor. Cenini saran ve onu dış dünyadan koruyan temiz bir plastik torba, tıpkı uterusta olduğu gibi bir görev üstleniyor. Torbada içerisindeki elektrolit solüsyonu tıpkı uterustaki amniyotik sıvıya benzer bir işlev görüyor. Bunun yanı sıra fetüsün kanını dolaştırması; oksijen ve karbondioksit değişimi yapması için transfer boruları bulunuyor. Premature doğumlar, bazı çocuklarda ölüme sebebiyet vermektedir. Araştırmacılara göre, Biobag, aşırı erken doğmuş bebekler için uygun bakım ve gelişim ortamını sağlayacak şekilde geliştirilebilir. Erken doğumlar, anne vücudu dışındaki yavrular için yoğun bir bakım desteği gerektirir. Doğumdan sonra hayatta kalan bebekler, mekanik ventilasyon , ilaçlar, beslenme ve sıvı desteğine ihtiyaç duyarlar. Eğer ki yoğun bakım ünitesinden çıkarılırsa, bebeklerin çoğu hala organ sistemlerinin tam gelişmemesinden kaynaklanan bir dizi sağlık sorunuyla karşılaşır. Biobag Nasıl Çalışıyor? Bilim insanları, yıllardır premature bir bebeğin gelişimini sürdürmesi için daha doğal bir ortam oluşturacak yapay bir rahim geliştirmeye çalışıyor. Bu süreçte de bazı zorluklar ortaya çıkıyor. Bunlardan en önemlisi de; kan dolaşımıdır. Anneyi fetusa bağlayan, kan akışını ve oksijen-karbondioksit değişimini sağlayan karmaşık dolaşım sistemini yeniden yaratmak oldukça zorlayıcıdır. Çünkü kan, yavruya yeterli basınçta sağlanmalıdır, dolayısıyla fazla bir basınç yavruya kalbine zarar verebilir. Bu sorunu çözmek için, araştırmacılar, pompasız bir dolaşım sistemi oluşturdular. Ekip, fetusun göbek bağı kan damarlarını yeni bir oksijenatör çeşidine bağladı ve kanın sistem üzerinden düzgün bir şekilde hareketini mümkün hale getirdi. Aslında sistem, bebeğin kalp atışının, başka bir pompa olmadan kan akışına güç sağlamak için yeterli olmasını sağladı. Çözülmesi gereken bir başka sorun ise, açık inkübatörlerde premature bebeklerin yenidoğan yoğun bakım ünitesinde karşılaştığı enfeksiyon riskidir. İşte bu soruna da, torba ve yapay amniyotik sıvı ile çözüm bulundu. Sıvı, tıpkı uterusta olduğu gibi torbanın içine giriyor ve içerideki atıkları alarak boşaltılıyor. Bu da, bebeği hastanede bulaşıcı mikroplardan korumak ve fetusun gelişen akciğerlerini sıvı ile doldurmaya yarıyor. Araştırma ekibi geliştirdikleri bu yapay rahimi, doğumuna 105 ila 120 kalmış (insanlar için gebeliğin 22. ila 24. haftaları arasına eş değer) 8 kuzu fetusunda dört hafta boyunca test ettiler. Dört haftanın ardından, araştırmacılar; tıpkı yoğun bakım ünitesinde olduğu gibi düzenli bir ventilatörle değişim sağladılar. İnsanlarda Kullanımı İçin 3 Yıllık Süre Ön Görülüyor Gözlemlerin ardından, ventilatördeki kuzuların sağlığının, sezaryen yöntemiyle dünyaya gelen aynı yaştaki bir kuzu kadar iyi çıktığı görüldü. Ardından, kuzular ventilatörden alındı ve araştırmacılar, kendi nefes alacak kadar gelişmiş biri hariç diğer hayvanlara, organlarını incelemek üzere ötenazi uyguladılar. Yapılan organ incelemeleri; Biobag içerinde gelişmiş yavruların akciğerlerinin ve beyinlerinin premature bebeklerde hasara karşı en savunmasız organ sistemleri herhangi bir hasar almadığı ve anne karnında büyüyen bir kuzuda olması gerektiği gibi geliştiği bulgusuna ulaştılar. Elbette ki; kuzu ve insan beyni farklı gelişim temposuna sahiptir. Dolayısıyla, insanlarda kullanılmadan önce cihazın bilim ve güvenlik aşamalarına dair daha fazla araştırma yapılması gerektiğini söylememiz gerekiyor. Ekip, hali hazırda bu araştırmalarını sürdürüyor ve insan boyutlarındaki kuzular ile Biobag testlerine devam ediyor. Öte yandan, uzun vadede ortaya çıkabilecek sorunlara dair de; ventilatörden çıkarıldıktan sonra hayatta kalan birkaç kuzunun da takibi sürüyor. Ve güzel haber şu ki; yavrular şimdilik gayet sağlıklı görünüyor. Dahası, araştırma ekibi, cihazın insanlarda kullanımı için maksimum bir üç yıllık süre ön gördüklerini belirtiyorlar. Evrimsel Çıktıları Neler Olabilir? Cihazın, insan üremesine ve türün devamlılığında ne gibi avantaj ve dezavantajlar ortaya çıkaracağı ise henüz belirsizliğini koruyor. Geçmişte, büyük vücutlu bebekler ve dar pelvis büyüklüğüne sahip annelerin her ikisi de doğum sancısından ölebiliyorlardı. Bu tarz sorunlar tıbbi müdahale olmadan genellikle ölümcüldür ve bu durum evrimsel açıdan, bir seçilimdir. Ancak sezaryen doğumuyla, artık bu sancıdan kaynaklı ölüm oranı da azalmış durumda. Fakat, sezaryen doğumla birlikte; bu durum, dar pelvis kemiği yapısına sahip annelerin risk altındaki genlerinin de gelecek nesillere taşınması anlamına geliyor. Biobag, erken doğumla dünyaya gelmiş yavruların hayatta kalmasını mümkün hale getirirken, insan türünün evriminde de kuşkusuz yönlendirmelerde bulunmuş olacak. Amacımız elbette ki; tıbbi müdahaleyi eleştirmek değildir, fakat bunun evrimsel bir etkisinin olacağını da söylemeliyiz. Bu evrimsel eğilim çok yavaş da olsa devam edecek. Ancak bu eğilimin de sınırlılıkları söz konusu, dolayısıyla normal doğumun belli bir süre sonra yok olma eğilimi göstereceğini şimdiden söyleyemeyiz. İleri Okuma: Nature Communications. An extra-uterine system to physiologically support the extreme premature lamb. https://www.nature.com/articles/ncomms15112 Proceedings of the National Academy of Sciences. http://www.pnas.org/content/early/2016/11/29/1612410113 Bu yazının kaynağı: Gürkan Akçay * Bilim Fili https://bilimfili.com/premature-dogum-icin-bir-umut-yapay-rahim-biobag/"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yapilacaklar-listesi-to-do-list-nasil-hazirlanir/", "text": "Hayatını organize et? Tamam. İşlerini kolaylaştırmanın bir yolunu bul? Tamam. Zihnini rahatlat? Bu da tamam. Yapılacaklar listeleri, etkili bir şekilde kullanıldığında, projelerimizi hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirmenize yardımcı olan en etkili organizasyon araçlarından biridir. Ancak tüm yapılacaklar listeleri eşit yaratılmamıştır! Organize olmak için yapılacaklar listesi kullanmak istiyorsanız, herhangi bir yapılacaklar listesine ihtiyacınız yok, doğru listeye ihtiyacınız var. Yapılacaklar Listelerinin Önemi Nedir? Yapılacaklar listesi, denenmesi gereken bir yöntemidir çünkü size yapılması gerekenlerin büyük resmini verir. Yapılacakları listeleyip, düzenleyerek ve ardından her birini tek tek kontrol ederek, zamanınızı nasıl harcayacağınızı kolayca önceliklendirebilirsiniz. Kontrol listeleri ayrıca verimlilikle ilgili pozitif bir güç sağlar. Tamamladıklarınızın üzerini çizerken devam etmenizi, daha fazla maddeyi kontrol etmenizi ve daha fazlasını yapmanızı sağlayan bir başarı dalgası elde edersiniz. Son olarak, düzenli olarak bir kontrol listesi yaparak, tamamlanması gerekenleri hatırlamak için gereken zihinsel yükü azaltabilirsiniz. Kontrol Listesi Yapmaya Nasıl Başlamalı? Kontrol listenizi bir araya getirmeden önce çözmeniz gereken ilk şey, hangi tür kontrol listesinin en faydalı olacağına karar vermek. İki ana kontrol listesi çeşidi vardır: Günlük kontrol listesi: Günlük kontrol listesi, tek bir günde tamamlamanız gereken tüm görevlerin bir listesidir. Bu, gündemde neler olduğuna bağlı olarak günden güne değişecektir. Geceleri kafanıza yastığa koymadan önce bir görevi tamamlamazsanız da endişelenmeyin! Ertesi günün listesine gönül rahatlığıyla taşıyabilirsiniz. Durum kontrol listesi: Durumsal kontrol listesi, yaşamınızdaki belirli bir olaya veya bölgeye özgü görevleri içeren bir kontrol listesidir. Örneğin, bir düğün için yapılacaklar listesi veya yolda olan yeni bir bebek için bir checklist... Bunları tamamlamak genellikle günlük listenizden daha uzun sürer, ancak yaşamınızdaki veya işinizdeki büyük bir olayı yönetmek için çok faydalıdır. Günlük ve durumsal kontrol listeleri çok etkilidir. Birini seçmek, şu anda veya gelecekte hangi işleri yapmanız gerektiğine ve bunların yapıldığından emin olmanızı sağlar. İlk Adım: Zihninizdekileri Boşaltın! Etkili bir kontrol listesi oluşturmanın ilk adımı zihninizdekileri boşaltmak ve kafanızda dolaşan yapılması gereken her işi masaya koymaktır. Bir kalem ve kağıtla oturun ve yapılması gereken her şeyi not alın. Örneğin, düğününüz için bir kontrol listesi oluşturduğunuzu varsayalım. Düğün eğlenceniz için yemek servisi planlamasından, dans derslerine kadar her şeyi bir yere yazmak, günlük bir kontrol listesi oluşturuyorsanız da, tekrarlanan günlük görevlerinizi not almak istersiniz. Her şeyi yazmak biraz dağınık gözükebilir ama çekinmeyin! Potansiyel görevler listenizin yapılmasını ve yapılacakların mümkün olduğunca kapsamlı olmasını istiyoruz. Boğulmanıza gerek yok. Listenizin çok uzun olduğuna karar verirseniz, öncelikli olmadığını düşündüklerinizi daha sonra ortadan kaldırabilirsiniz. İkinci Adım: Görevlerin Düzenlenmesi ve Önceliklendirilmesi Tüm yapacaklarınızı boş bir kağıda yazdıktan sonra, işleri organize etmeye ve önceliklendirmeye başlamanın zamanı geldi. Öncelikle, yapılacak işlerinizi anlamlı bir şekilde düzenlemek ve gruplandırmak isteyeceksiniz. Bu nedenle, görevleri sıklığa göre , görevin türüne göre veya görevin yaşamınızla nasıl ilişkili olduğuna göre düzenleyebilirsiniz. Görevleriniz organize edildikten sonra, sıra öncelik sıralaması yapmaya geldi. İlk önce, her bir göreve bakın ve A, B veya C görevi olarak sıralayın. A görevleri önceliklidir ve derhal ele alınması gerekir. B görevleri önemlidir ancak daha az acildir ve C görevleri gelecek için radarınızda olmasını istersiniz, ancak bunları gerçekleştirmeniz için acil bir ihtiyaç yoktur. Görevlerin önceliklendirilmesi söz konusu olduğunda doğru ya da yanlış cevap yoktur. Bu, hangi işlerin en acil / önemli olduğuna karar vermekle ilgilidir, bu yüzden ilk önce bunları tespit etmelisiniz. Üçüncü Adım : Bunları Yapılacaklar Listenize Ekleyin Görevlerinizi organize ettikten ve önceliklendirdikten sonra, onları gerçek bir checklist içinde birleştirmenin zamanı geldi. Görevlerinizi öncelik sırasına göre sıralayın ve gerekiyorsa, tamamlamanız gereken tarih veya saati de yazın. Örneğin, günlük kontrol listesinde Ali'yi otogardan al, akşam saat 4: 00 yazan bir görev olabilirken durumsal kontrol listesinde Çiçekçiyi 21 Haziran'a kadar ayarla yazan bir madde olabilir. Dördüncü Adım: Tamamladığınızda Her Öğeyi İşaretleyin Yapılacaklar listeniz tamamlandıktan sonra sıra kontrol listesindeki her bir öğeyi tamamlandıkça işaretleme zamanına geldi. Bir görevi her tamamladığınızda kontrol listenizi işaretlemek, yalnızca devam etmenize yönelik motivasyon artışı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda başardıklarınızı ve yapılması gerekenleri takip etmenize de yardımcı olur. Beşinci Adım: Listenizdekileri Tamamladıkça Yeni Maddeler Eklemeye Devam Edin Kontrol listenizin en altına ulaşıp Harika, bitirdim! diyebilirsiniz. Ama gerçekçi olalım her zaman yapmamız gereken bir şeyler daha vardır. Kontrol listelerinin güzelliği, daha fazla yapılacak şey ortaya çıktıkça yapmanız gereken tek şey listenize eklemek ve ilerlemeye devam etmek! Kontrol Listelerinizi Çeşitlendirmek İsterseniz Dijital Olanları Deneyebilirsiniz Kontrol listelerini eski usul yani bir kalem ve kağıtla da yapabilirsiniz; ancak yapılacaklar listenizi bir üst seviyeye çıkarmak istiyorsanız, kesinlikle dijital olmayı düşünmelisiniz. Dijital kontrol listelerinin sadece düzenli tutulması değil aynı zamanda değiştirilmesi, düzenlenmesi ve genişletilmesi de kolaydır. Tasarım açısından çok daha iyi göründüklerinden bahsetmiyoruz bile... Yapılacaklar listesi hazırlarken Canva, Keep, Wunderlist, Any.do gibi uygulamalardan yardım alabilir ya da Microsoft Word'de kendi şablonlarınızı oluşturabilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yapilan-arastirmada-dirdir-eden-annelerin-kizlarinin-cok-basarili-oldugu-goruldu/", "text": "Anne olmak zor iş. Muhtemelen her annenin çok söylendiği zamanlar olmuştur. Anneler sık sık kızlarına odalarını temizlemelerini, eve erken gelmelerini ve ödevlerini yapmalarını söylerler. Listede tabii ki de giderek büyür. Her ne kadar bu halk dilinde 'dırdır etmek' olarak nitelendirilse de yapılan araştırmalarda 'dırdır' eden annelere sahip kızların hayatta daha başarılı oldukları kanıtlandı. Çünkü aslında bu dırdır denilen şey hakkınızı savunmak! 2004-2010 yılları arasında Britanya'da gerçekleştirilen araştırmada 13-14 yaşlarındaki 15.500 kız ile görüşüldü. Araştırmalarda, kızları için büyük idealleri olan annelerin kızlarının erken yaşta hamile kalma riskinin çok düşük olduğu görüldü. Böylelikle bu yaştaki genç kızlar erken hamileliğin getirdiği zorluklarla da uğraşmak zorunda kalmıyor. Mesela üniversiteye giderken çocuğunuz varsa üniversiteyi normal şekilde bitirmek zorlaşabiliyor. Anneleri sık sık 'dırdır' eden genç kızların üniversiteye gittiği ve işsiz kalmadığı da çıkan sonuçlar arasında. Essex Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen bu araştırmada da akademik hayatı boyunca kendisini destekleyen bir arkadaşı veya öğretmeni olan kız çocuklarıyla olmayanlar arasındaki akademik başarı farkını gözler önüne serdi. Araştırmacı Ericka Rascon-Ramirez, Genelde ailemizin bizden yapmamızı istediği şeyleri göz ardı edip kendi istediğimiz şeyleri yaptığımızda daha başarılı oluruz. Ancak her ne kadar ailemizin tavsiyelerini dinlemesek de durup düşündüğümüzde onların söyledikleri şeylerden etkilenmiş olduğumuzu görürüz. Kendi kendimize verdiğimizi düşündüğümüz kararların arkasında bile ebeveynlerimizin etkileri görülür diyor. Kendisini tamamen kız çocuğuna adayan bir ebeveynin onun üzerindeki etkileri rahatlıkla görülebilir. Bu kişi genelde anne olur. Yani kızınız sizin tavsiyelerinizi dinlemiyorsa ve kapıyı çarpıp evden çıkıyorsa, bu tavsiyelerinizden etkilenmediği anlamına gelmiyor. Bu birçok ebeveyn için iyi bir haber. Kısacası 'dırdır etmek' onlar için faydalı. Kızınız, verdiğiniz tavsiyelerin sonucunda sizin kötü bir ebeveyn olduğunuzu düşünse de ilerde size hak verecektir. Yazıyı kız çocuğu olan bütün annelerle paylaşmayı unutmayın. Onlar dırdır dese de siz hakkınızı savunmaya etmeye devam edebilirsiniz!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaptiklari-sahtekarlikla-46-milyon-dolar-kazanan-cift/", "text": "Evet yanlış okumadınız tam 100 milyon liralık bir vurgundan bahsediyoruz, üstelik tek seferde değil , 1 yılda ya da 2 yılda da değil... Yaptıkları sahtekarlık anlaşılmadan tam 40 yıl boyunca Wolfgang Beltracchi ve eşi sayısız insanı sahte tablolar satarak dolandırdı. Zamanında hippi olarak hayatını sürdürürken sahte tablo yapma yeteneği ile zengin oldu. Ya Geyik milyon dolarlık satın almalarda hiç uzman yok mu? O resimler sahte mi gerçek mi çözemiyorlar mı dediğinizi duyar gibiyim. Ama sayın okur Wolfgang Beltracchi gerçekten çok iyi bir ressam, ressamın tekniğini o kadar iyi taklit ediyor ki uzmanlar dahi kanıyor. Google görsellere göre Max Ernst'in tablosu mesela ama FAKE! SAHTE! Eşinin günahı ne diyenlere de asıl hikaye eşinden geliyor. Eşi Helena bu tabloların büyük dedesinin koleksiyonundan olduğunu söylüyor. Hatta kendisini yaşlı bir akrabası gibi gösteren bir de fotoğraf çektiriyor. Orijinal diye sattıkları tabloların arasında Max Ernst, Heinrich Campendonk, Fernand Leger ve Kees van Dongen gibi ünlü ressamların eserleri var. Bu da yakalanmalarına sebep olan o canım tablo Peki hikayenin sonunda ne oluyor. 2011 yılında Wolfgang Beltracchi 6 yıla eşi ise 4 yıl ceza yedi. Helena çıktı çıkar, Wolfgang de ünlendi kendi adıyla da satışlara başladı. Oh hayat size güzel!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaraladigi-kurbagayi-veterinere-goturmek-icin-1000-km-yol-giden-guzel-insan/", "text": "Yaralanan bir hayvanı hastaneye götürmek için 1000 km'lik bir yolu göze alır mıydınız? Avusturyalı Min Tims tam olarak bunu yapmış ve bir hayvanın iyileşmesini sağlamış. Her şey aslında Tims'in bahçesindeki çimleri biçerken gerçekleşiyor. Çim biçme makinesi ile bahçesinde uğraşan Tims bir anda kurbağaya zarar verdiğini görüyor. Yeşil ağaç kurbağasını eline aldığında kafasında yara açtığını gören kadın veteriner arıyor ve en yakınının 1000 km uzaklıkta olduğunu görüyor. Bir an tereddüt etmeyen Tims hemen kurbağayı yetiştirmek için uçağa atlıyor. Veterinerde kafasına tedavi uygulanıyor. Günler sonra tedavinin etkisiyle kurbağanın kafasındaki yara kapanmaya başlıyor. Doğaya geri dönmek için yeterince iyileşen kurbağanın son görüntüsü insanlığın hala yaşadığının kanıtı oldu ve bizleri oldukça mutlu etti. Teşekkürler Tims."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yarasa-yiyen-cinli-profesor-dana-ve-koyun-eti-zararli-yemeyin-diyor/", "text": "Çin'den dünyaya yayılan ve küresel salgın ilan edilen yeni tip Koronavirüs'le mücadelede erken teşhis ve erken tedavinin ölüm oranlarını düşürdüğüne dikkat çeken Prof. Wang Yuguang, Dengeli beslenme, iyi dinlenme, iyi uyku ve paniğe kapılmamak önemli. Dana eti, koyun eti ve zor sindirilen yağlı yemekleri daha az yemelisiniz uyarısında bulundu. Vuhan'daki koronavirüs salgınınde en ön safta yer alan Pekin Çin Tıbbı Hastanesi Solunum Bölümü Başkanı ve hastanenin Akciğer Hastalıkları Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Wang, Yuguang Milliyet'e konuştu. Yeni tip Koronavirüs salgınını araştırmak üzere Çin Ulusal Geleneksel Çin Tıbbı İdaresi tarafından görevlendirilen özel ekibin üyesi olan Yuguang, aynı zamanda virüse karşı çok etkili bir geleneksel Çin tıbbı ilacı Jin Hua Qing Gan'ı geliştirenlerden biri."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yarasalarda-6-yeni-koronavirus-daha-bulundu/", "text": "Smithsonian'ın Küresel Sağlık Programı'ndan araştırmacılar, Myanmar'daki yarasalarda 6 yeni koronavirüs keşfetti. Yazarlara göre, yeni keşfedilen koronavirüsler, SARS, MERS veya COVID-19'a neden olan koronavirüslerle yakından ilişkili değil. Ancak ileri araştırmalar, insan sağlığına önelik riskleri daha iyi anlamak için bu virüslerin türler arasında bulaşma potansiyelini değerlendirecek. 9 Nisan'da PLOS ONE'da yayınlanan bulgularun, yarasalardaki koronavirüslerin çeşitliliğini anlamaya yardımcı olacağı ifade edildi. Ayrıca Kovid-19 pandemisinin ışığında, halk sağlığını tehdit edebilecek bulaşıcı hastalıkları tespit etme, önleme ve bunlara yanıt verme konusunda küresel çabalara katkı koyacağı bildirildi. Çalışmanın başyazarı ve yaban hayatı veterineri Marc Valitutto, Viral pandemiler bize insan sağlığının yaban hayatı ve çevre sağlığıyla ne kadar yakından bağlantılı olduğunu hatırlatır dedi ve ekledi: Dünya çapında insanlar yaban hayatıyla artan sıklıkla etkileşime giriyor. O yüzden bu virüsleri ne kadar iyi anlarsak pandemi potansiyellerini de o kadar iyi kavrarız. Araştırmacılar bu yeni virüsleri, PREDICT projesinin bir parçası olarak hastalık yayılma durumlarını daha iyi anlamak için hayvanların ve insanların biyo-gözetimini yaparken tespit etti. ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı tarafından finanse edilen bir girişim olan PREDICT, hayvanlardan insanlara yayılma potansiyeli taşıyan patojenlerin keşfini ve gözetimini içeriyor. Myanmar'daki PREDICT ekibi, insanların arazi kullanımındaki değişiklikler nedeniyle yaban hayatıyla yakın temas kurma olasılığının daha yüksek olduğu alanlara odaklandı. Mayıs 2016'dan Ağustos 2018'e kadar bu bölgelerdeki yarasalardan 750'den fazla tükürük ve dışkı örneği toplandı. Uzmanlar yarasalarda birçoğu henüz keşfedilmemiş binlerce koronavirüsün bulunduğunu tahmin ediyor. Örnekleri test eden araştırmacılar, bulgularını bilinen koronavirüslerle karşılaştırdı ve 6 yeni koronavirüs keşfetti. Ekip ayrıca Güneydoğu Asya'daki başka yerlerde bulunan ama daha önce Myanmar'da tespit edilmemiş bir koronavirüs de saptadı. Peki özellikleri ne? Makalenin yazarlarına göre yeni keşfedilen virüsler, SARS, MERS veya Kovid-19'a neden olan koronavirüslerle yakından ilişkili değil. Ancak insan sağlığına yönelik riskleri daha iyi anlamak ve diğer türlere yayılma potansiyellerini değerlendirmek için ileri çalışmalar gerekli. Yazarlar ayrıca bu bulguların, zoonotik hastalıkların vahşi yaşamda ortaya çıkışına yönelik gözlemlerin önemini vurguladığını ifade etti. Buna göre bulgular, halk sağlığına yönelik potansiyel virüs tehditlerini daha iyi tespit etmek için yarasa popülasyonlarının gelecekteki gözetimine rehberlik edecek. Science Daily'nin aktardığına göre Smithsonian'ın Küresel Sağlık Programı direktörü ve çalışmanın yazarlarından Suzan Murray, konuyla ilgili şunları ifade etti: Birçok koronavirüs insanlar için risk oluşturmayabilir. Ancak bu hastalıkları hayvanlarda erkenden tespit ettiğimizde potansiyel tehdidi kaynağında araştırmak için değerli bir fırsatımız olur. Yarasalar yakın geçmişte yaşanan ve hayvandan insana bulaşan pek çok hastalığın başlıca sorumlusu kabul ediliyor. Ebola, SARS, Marburg, Nipah gibi virüslerin yanı sıra şimdi de Kovid-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2 virüsünün de yarasalardan kaynaklandığı düşünülüyor. Geçen ay hakemli bilim dergisi eLife'da yayımlanan bir çalışmada yarasaların uçma yeteneği kazanma sürecinde virüsler için gelişme alanına dönüştüğü öne sürülmüştü. Yarasalarda hız kazanan viral dinamiklere karşı uyaran çalışma, yarasaların evrimsel süreçte uçmasını sağlayan bazı adaptasyonların yüksek işlevli bir bağışıklık sistemine sahip olmalarını sağladığı ifade edilmişti. Independent Türkçe, Science Daily"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaraticilikta-sinirlari-zorlayan-17-ilginc-stadyum/", "text": "Futbol karşılaşmaları kadar onu çekici hale getiren stadyumlar da önemlidir. Bazen bir yamacın tepesinde, bazen okyanusun ortasında... Dünyanın en ilginç statlarını sizler için derledik. İşte o stadyumlardan bazıları... 1# Osaka Stadyumu Japonya Şehrin merkezine 1950 yılında inşa edilen stadyum 31 bin 379 koltuk kapasitesine sahipti. Stadın ilginç yanı içinde yerleşim yerinin bulunması. Sahanın yarısında evler bulunan stat 1998 yılında alışveriş merkezine dönüştürüldü. 2# Kuş Yuvası-Çin 3# Eidi Stadium Faroe Adalari 4# Alianz Arena- Almanya 5# Estadi Comunal Dandorra La Vella Stadi- Andorra 6# Cebelitarik Victoria Stadı 7# Chinquique Stadı- Şili 8# Ottmar Hitzfeld Stadı -İsviçre 9# Braga Belediye Stadı Portekiz 10# Piran Şehir Stadı Hırvatistan 11# Mmabatho Stadı- Güney Afrika 12# Gospin Dolac Stadı Hırvatistan 13# Marina Stadyumu Singapur 14# Karakas Stadyumu Venezuela 15# Gospin Stadyumu Hırvatistan 16# Faroe Stadyumu Faroe Adaları 17# FC Aalesund Stadyumu Norveç"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yardimsever-ve-hayir-diyemeyen-insanlar-kronik-yorgunluk-sendromuna-yakalaniyor/", "text": "Yardımsever olmak her ne kadar iyi birşey olsa da insanları yorduğu bir gerçek, yine güçlü olmak da aynı şekilde insanların dayanma eşikleriyle ilgili ve yorucu olabiliyor. Kronik yorgunluk ise son zamanlarda daha fazla duymaya başladığımız bir kavram. Uzun süreli yorgunluk hissiyle açıklayabileceğimiz bu hastalık stres altında çalışan ve sıkıntılı süreçlerden geçen kişilerde daha sık görülüyor. Kurera.se isimli sitede yayınlanan röportajda Karin Isberg ile yapılan röportaj ise hastalığın başka bir boyutunu ortay koydu: Yardımsever ve güçlü insanlar hastalığa kolay yakalanıyor. Güçlü insanlar Fiziksel ve karakter olarak güçlü insanlar sağlıklı olduklarından kendilerine hep yorucu hedefler seçiyorlar. Zor hedefler seçtikleri için de bu hedefe giderken zorlu yollardan geçiyorlar. Özellikle yetenek gerektiren işlerde çalışan insanlar bu nedenle kronik yorgunluk hastası oluyorlar. Yardımsever insanlar Kendi ihtiyaçları varken başkalarına değerli vaktini harcayan güzel insaların bu hastalığa yakalanma ihtimali oldukça yüksek. Kendi ihtiyaçlarını dikkate almayan insanların sonu bu kronik hastalıkla bitiyor. Bu insanların bir diğer huyu ise asla hayır diyemiyorlar. Bu da enerjilerinin onlar farkında olmasa da tükenmesine neden oluyor. Yorgunluk hissinin depresyondan en büyük farkı ise depresyonda insanlar üzgünken yorgun olunca kızgın oluyorlar. Kurtulmak için ne yapmalı? Bu kişiler yardım etmek yerine yardım istemeli, hayır demeyi öğrenmeli ve düzenli bir uyku alışkanlığı edinmeli."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yarim-kalan-asklar-sevilen-diziler-arasinda-yerini-aldi/", "text": "Bazı hikayeler bittiğinde başlar. Yarım Kalan Aşklar'da idealist gazeteci Ozan, kendisi gibi gazeteci olan Elif ile evlenmek üzeredir. Gözü kara gazeteciliği ile tanınan Ozan gizemli ve zor bir haberin peşindedir. Birbirlerini delicesine seven ikilinin hayatındaki mutlu tablo korkunç bir olayla son bulur: Ozan, trafik kazası geçirerek hayatını kaybeder. Ancak Ozan, kaybettiği hayatını yeni bir bedende tekrar bulur. Hayata başka bir beden ile geri dönen Ozan'ın önünde iki zorlu görev vardır: Onu kimin öldürdüğünü bulmak ve Elif'e tüm gerçekleri anlatmak. Başrollerinde yer alan Burak Deniz ve Dilan Çiçek Deniz'in yanı sıra Cem Davran, Ezel Akay, Esra Ruşan, Nazlı Bulum, Cihat Süvarioğlu ve Gizem Ünsal, Tarık Tiryakioğlu gibi isimlerin rol aldığı Yarım Kalan Aşklar'ın yönetmen koltuğunda usta yönetmen Umur Turagay otururken, senaristliğini Ethem Özışık, Hakan Bonomo ve Ercan Uğur üstleniyor. Dizinin ilk bölümünü aşağıda izleyebilirsiniz 👇🏻"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yarim-kalan-asklarin-heveslerin-unutulmama-sebebi-zeigarnik-etkisi/", "text": "Rus Psikolog Bluma Zeigarnik, Berlin'de Doktorası için araştırma yaparken Profesörü Kurt Lewin, garsonların henüz hesabı ödememiş müşterilerin siparişlerinin detaylarını, hesabı ödemiş olanlardan daha iyi hatırladıklarını fark ettiğini söyler. Garsonlar siparişleri sadece servis süresince hatırlıyorlar ve servisi tamamladıklarında siparişler hafızalarından buharlaşıp uçup gidiyor. Bu Zeigarnik'in henüz tamamlanmamış işlerin bellekte farklı bir konumu olup olmadığını ve bitmiş işlerden daha iyi hatırlanıp hatırlanmadığını merak etmesine yol açar. http://en.wikipedia.org/wiki/Bluma_Zeigarnik Katılımcılara yap bozların veya basit ödevlerin verildiği bir deney düzenler. Deneklere 20 kadar basit görev verir. Bulmaca çözmek, ipe boncuk dizmek vs.. Ödevlerin yaklaşık olarak yarısında katılımcılara müdahale edilir ve işleri kesintiye uğratılır. Daha sonra aktivitelerin ne kadarını hatırladıkları sorulduğunda, kesilen ödevlerin ayrıntılarının, sonunda tamamlanıp tamamlanmadıklarına bakılmaksızın, katılımcılar tarafından daha iyi hatırlandığı görülür. Zeigarnik bunun tamamlanmamış ödevlerin hafızada farklı ve daha etkin bir şekilde depolanmasına neden olduğu sonucuna varır. Mesela, bitmemiş ilişkilerimizi neden daha fazla hatırlarız? 3. Gününde eve dönmek zorunda kaldığınız bir tatil size neden daha fazla çekici görünür? Rejim yaparken bitirmeden bıraktığınız tabaktaki tatlı neden aklınızdan çıkmaz? Bir çoğumuzda, geçmiş dönemde, okuldayken, çözdüğümüz problemlerden çok, çözemediklerimiz akıllarımızda kalmıştır. Biraz daha boyutlandırırsak, geçmiş dönemde planlayıp da gerçekleştiremediğimiz projelerimize ait başarısızlıkların, bize, Zeigarnik Etkisi olarak ve keşke şeklinde döndüğü söylenebilir. Başka bir Deneyde; Tamamlanmamış işleri olan bir grup deneğe, bir roman okumaları ve romana ait detayları aktarmaları istenir. Detayların hatırlanması konusunda, deneklerin romana, beklenilen düzeyde konsantre olamadığı görülür. Bir başka deneyde ise, tamamlanmamış işleri olan ancak, bu işleri tamamlamaları için kendilerine plan yapmalarına izin verilen kişilerin okudukları romana ait detayları daha iyi hatırladıkları görülür. Buradan şu anlam çıkmaktadır ki, zihnin bilinçdışı çalışan kısmı, başka bir işe daha rahat geçebilmesi için, bir evvelki işin bitirilmesi doğrultusunda, bilinç dahilinde çalışan kısma plan yapması için baskı yapmaktadır. Aksi halde, sonraki işler negatif olarak etkilenebilecektir. Zeigarnik Etkisi olarak bilinen bu olgunun önemli çıkarımları olmuştur. Zeigarnik öğrencilerin, özellikle de çocukların çalışırken sık molalar vermesi halinde daha çok şey hatırlayabileceklerini öne sürer. Ancak fikirleri, belleğin araştırmalar için yeniden önemli bir konu haline geldiği 1950'lere kadar pek önemsenmeyecektir. Zeigarnik'ın kuramı belleğin araştırılmasında çok önemli bir adım olarak kabul edilir ve sadece eğitimde değil, reklamcılık ve medyada da pratik uygulamaları olmuştur. Buna başka bir örnek olarak da, bir savaş ortamında, oğlunu, kocasını, sevdiğini kaybedenler; ölen kişinin bedenine ulaşamadıklarında benzer eksiklik duygusunu yaşamaktadırlar. Bir başka ifadeyle, savaşta öldüğü, ancak bedenlerinin kayıp olduğu, ölen kişinin yakınlarına söylendiğinde, ölen kişinin belirli bir mezarının olmaması nedeniyle, yakınlarının zihinleri, tamamlanmamışlık duygusu ile bir ömür boyu meşgul olacaktır. Özellikle, 1963'te başlayan ve on yıl süren Vietnam savaşı sırasında, kaybolan Amerikan askerlerinin aileleri, ömür boyu unutamayacakları bu işkenceli beklentiyi yaşamışlardır. Yeni doğan bebeklerin hastane ortamından veya kapı önünden küçük yaşta çalınan çocukların anneleri için de beklemekle geçen yıllar, bu tamamlanmamış döngüyü, Zeigarnik etkisini yaratmaktadır. Hatta, bu gibi durumlarda, kaybolanların, bilinmeyen bir yerde hayatta olup olmadığı belirsizliği yerine, kaybolan kişilerin ölmüş ve bilinen bir gömülü yerlerinin olması, beklentide olan kişinin zihnindeki döngüyü kapatıp, rahatlatacak bir tercihinin olabileceği de sav olarak öne sürülebilir. Dizilerde Zeigarnik Etkisi Seyirciyi kanalda tutmak için televeziyoncuların kullandığı en eski numaralardan biri de diziler değil mi? Dizinin son sahnesi şok edici, yarım kalmış, sonucu belli olmayan bir kareyle biter mesela. Kahramanımız balkondadır ve arkasından yaklaşan bir gölge onu sırtından iter. Sahne burada dondurulur. Kahramanın düşüp düşmeyeceğini öğrenmek için ertesi haftayı beklememiz gerekiyordur. Sonra şu yazıyı görürüz: DEVAM EDECEK Ertesi hafta sonucu görmek için yine o kanalı açarsınız çünkü gizem aklınızda kalmıştır, zihninizi hala meşgul etmektedir. Tamamlanmamıştır. Büyük romancı Charles Dickens da aynı tekniği kullanırdı. Eserlerinin çoğu, daha sonradan tam olarak yayımlanmış olsa da önce tefrika halinde basılmıştır. Oliver Twist örneğin. Bütün bu örneklerin ortak noktası şu ki, insan bir işe başladı mı onu yarım bırakmaktan çok bitirmeye eğilimli oluyor. Erteleme illetine şayet haddinden büyük bir işle karşı karşıyaysak tutuluyoruz ve o işe başlamayı sürgit geciktiriyoruz. Bu da genellikle ya nasıl ya da nereden başlayacağımızı bilemediğimiz durumlarda oluyor. Zeigarnik Etkisinin bize öğrettiği şu ki, ertelemeyi yenmekte kullanabilecek bir silah varsa o da bir yerden, herhangi bir yerden başlamak. En zor kısmından başlamayın elbette. Önce daha kolay olan kısımları deneyin. Büyük bir projenin bir parçasının bile altından kalktığınızda gerisi gelecektir. Bir kere başladınız mı içinizde bir dürtü oluşur. Madem başladım, bitireyim. Zihninizin gerisinde, farkında bile olmadığınız bu küçük ses sizi o görevi tamamlamaya teşvik eder. Dünyanın her yanında onca insan Lost dizisini nasıl seyretti sanıyorsunuz? Gayet basit bir tekniktir bu ama sıklıkla aklımızdan çıkar; yine gidip bir işin en zor kısmına dikeriz gözümüzü ve gözümüzde büyütürüz işi. Yapamayacağım düşüncesi ertelemenin en sevdiği kardeşidir. Yalnız Zeigarnik Etkisinin önemli bir istisnası var. Bir şeyi elde etmek için yeterince motive olmadığımız durumlarda bir işe yaramaz. Şurası gerçek ki, bir şeyi imkansız ya da sıkıcı buluyorsak zahmete girmeyiz. Ama ulaşılabilir bulduğumuz bir amaç için sadece bir adım atmak çok büyük bir fark yaratır. Yazar: NİLAY KARAGÜLMEZ ABAMOR Kaynak: Hayatkolay.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yasadiklariyla-dunyanin-enleri-arasina-girebilecek-10-sansli-insan/", "text": "Bazen şaşırtıcı ve inanılması zor olaylara tanık oluruz. Okuyacağınız insanlar da gerçekten çok ilginç şeyler yaşamış. Belki okuyan bazı kişiler de bu tarz şaşırtıcı olaylara tanık olmuş veya bizzat yaşamış olabilirler 🙂 Lena Pahlsson Lena Pahlsso, 16 yıl önce bahçesindeki sebzeleri ekip biçmekte iken kaybolan evlilik yüzüğünü buldu. Buluş şekli de çok ilginç doğrusu; havucun bir tanesi bu yüzüğün içine doğru büyümüş ve yüzük de havuç büyürken gün yüzüne çıkmış. Doğa ana sen nelere kadirsin! Steve Flaig Steve annesiz büyüdü ve senelerce onu aradı. Fakat sonunda onu yanlış soyadı ile aradığını fark etti. Bir tesadüf sonucu ise annesinibulmayı başardı. Steve büyük bir market zincirinde işe baladı ve müdürüne arayışından bahsetti. Müdür ise Steve'in annesini soyadından tanıdı. Ve kadere bakın, annesi aynı marketin farklı bir zincirinde çalııyordu! Virginia Fike Virginia her zaman piyango biletlerinde aynı rakam kombinasyonlarını seçiyordu. İlk rakam ailesinin evlendiği yıla, ve ikinci rakam da ailesinin evlendikleri yıl ki yaşlarına denk geliyordu. 2012 yılında, kendisine iki kere bir milyon dolar kazandıracak olan, iki farklı piyangoya yanlışlıkla aynı rakamları yazdı. Şansı iyi dönmüş 🙂 Tsutomu Yamaguchi Tsutomu Yamaguchi, Japonya'daki her iki nükleer bombadan da kurtulan tek insan. Hiroshima üzerine yapılan nükleer saldırıda bir iş gezisindeydi ve patlamadan sadece 3 kilometre uzaklıktaydı. Çok ciddi bir şekilde yanmıştı ama sağlığına kavuştu. Üç gün sonra ikinci patlamanın olduğu iş yeri Nagasaki'ye döndü. Harrison Odjegba Okene Harrison Odjegba Okene bir gemide aşçı olarak çalışıyordu. Gemi batmaya başladığında tuvaletteydi ve zamanında gemiden kaçamadı. Neyse ki, hava yastığı olarak ona görev yapacak olan makine dairesine ulaşabildi. Kurtarıcılar üç gün içinde onu bulabildiler. Harrison 12 takım arkadaşı içinde tek kurtulandı... Joan Ginther Bu satış elemanı, $5.4 milyon değerindeki piyangoyu, Joan Ginther'a satan kişi. 10 yıl sonra, Joan $2 milyon, ve 3 yıl sonra da, $3 milyon daha kazandı. Sonunda, 2008 yılında, $10 milyon değerinde bir ikramiye kazandı.. Satacağına kendisi alsaymış keşke. Neyse geç olsun güç olmasın diyoruz. Elleri uğurluymuş 🙂 Juliane Koepcke Juliane Koepcke 1971 yılında Amazon Nehrinin üzerinde meydana gelen bir uçak kazasından kurtuldu.17 yaşındaki kız uçaktan sayısız morluk ve yara ile uçaktan çıkmayı başardı. Kazadan sonra Juliane, yerliler tarafından kurtarılan kadar birkaç gün vahşi hayvanlar arasında ormanda yaşamak zorunda kaldı. Juliane uçak kazasından kurtulan tek kişiydi. Maarten de Jonge Profesyonel Hollandalı bisiklet yarışçısı Maarten de Jonge her iki biletini de Malezya Havayolu şirketinden ayırttı ve uçuşunu son dakikada iptal etti. Uçaklardan biri Hint Okyanusunda bir yerlerde kaybolurken diğer uçak da 2014 yazında vuruldu. Reshma Begum Reshma Begu, 'Rana Plaza' adındaki 18 dükkana sahip bir fabrikada terzi olarak çalışıyordu. Patlama esnasında kurtulacak kadar şanslıydı fakat molozların altında mahsur kalmıştı. Neyse ki, kurtarıcılar gelene kadar yani tam 17 gün boyunca hayatta kalabileceği kadar yemek ve su bulabilmişti. Frane Selak Hırvat müzik öğretmeni olan Frane Selak, tren göle düştüğünde ölümden kurtulabilmişti. Sonrasında, 19 yolcunun hayatını kaybettiği, uçak kazasından saman yığınına düşerek kurtuldu. Ayrıca birkaç araba kazasından daha kurtulmayı başardı ve son olarak da bir milyon değerinde bir piyango kazandı. ŞANS!!!!!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yasalasti-amasya-duzce-izmir-ve-mardin-kirsalinda-yasayacaklara-100-bin-lira-hibe/", "text": "KIRSALDA YAŞAYACAK ÜNİVERSİTE MEZUNLARINA HİBE Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Kırsal Kalkınmada Uzman Ellerin Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, 2019-2020 yıllarındaki pilot uygulama kapsamında Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'de kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul veya üniversite mezunu olanlar, mahallinde uygulayacakları projelere 100 bin liraya kadar hibe alabilecek. Hayvansal ve bitkisel ürünler, su ürünleri, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimiyle bunların işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projeler karar kapsamında desteklenecek. Desteklerin ödenebilmesi için, hibe sözleşmesinin imzalanması ve proje yatırımının tamamlanması gerekecek. Hibe desteklerinden sadece bir kez yararlanılabilecek. Tarım ve Orman Bakanlığının söz konusu projelere yönelik diğer hibe programlarına dahil olanlar, bu karar kapsamındaki desteklerden faydalanamayacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yasam-dedigimiz-sey-ortalama-75-yil-o-da-sansliysaniz/", "text": "İnsanoğlu, yılın dört ayını, yetmiş beş yıl yaşarsa yaşamının yirmi beş yılını uyuyarak geçiriyor! Ömür dediğimiz sürenin üçte birinde sadece nefes alıyoruz, yaşamıyor, yarı ölüyüz kısaca Direm Fikir Atölyesi kurucusu Didem Tınarlıoğlu yeni yazısında; bir insanın hayatının tüm alanlarında sağladığı birbiriyle ilişkili sonuç kalitesine yaşam başarısı dendiğini ve yaşam başarısının bir insanın yaşama dair beklentileriyle yaşamındaki gerçekleşmelerin doğru orantılı olması sonucu elde edilen bir kazanım olduğundan bahsediyor. Didem Tınarlıoğlu'nun yazısı: Ortalama bir yaşama göz atarsak : İlk 25 yıl: Çocukluk, okul derken sonrasında da ergenlik ve hormonların devrede olduğu, önündeki ömrü upuzun düşünerek geçen havai yıllar. Son 25 yıl : Emekliliğe yaklaşmanın ya da emekli olmanın getirdiği dinginlik ve sakinlik ile bedenin ve ruhun kıymetini yeni fark etmiş olmanın geç kalınmış bilinci ile tüm yaşam sağlığı hakkında bir hekim kıvamında bilgelik ile geçen yıllar. 25 ila 50 yaş arası: Burası, yaşamın tam ortası. Hırsların, tutkuların, sorgulamaların en fazla yapıldığı ama eyleme dökülmeyip ertelenen yaşamlar, ev, yazlık, araba almalıyım, çocuklar en iyi okulda okumalı diyerek sevilmeden yapılan işlerle tüketilen ömürler. Uyumlu değil uygun olduğu için yapılan eş seçimleri, son yirmi beşi yılı iyi geçirmek için gece gündüz çalışıp eve gelince koltuğa kendini zor atan bedenler, televizyon karşısında uyuya kalmanın en büyük konfor olduğu yaşamlar ile geçen yıllar. Yaşamın bir başka üçte birini işgal eden, iş dünyasındaki durumuna bakalım : -İnsanların, sadece %14 'nün sevdiği işi yaptığını biliyor musunuz ? -Mesleğini Hiç veya pek sevmiyorum diyenlerin oranı ise %65 ! Yaşamının, zaman ve mekan olarak neredeyse üçte birini geçirdiği bir işi , sevmeden yapmak zorunda olmak nasıl büyük bir eziyet! Sırf bu durum bile kişinin mutsuz olması için tek başına bir sebep değil midir? Sevilmeyen meslek seçiminde başlıca sebebin,eğitim sistemi olması konusunu hiç açmayalım bile. Yirmi sekiz ülkede daha yeni yapılan araştırmaya göre: Türk öğrenciler, en mutsuz öğrenciler olarak listede birinci sırada yer aldı.(Pisa Nisan'2017) Aristotle,2300 yıl önce insanların her şeyden çok mutlu olmak istedikleri sonucuna varmış. Aristotle'den bu yana her konuda ilerleme varken mutluluk arayışımız konusunda arpa boyu yol almamışız. İnsanoğlunun ruh sağlığı ne durumda ? -Dünyanın %4'ü -yaklaşık 300 milyon kişi- depresyonda. Tedavi için uzmanlara başvurmayanlar da dahil edildiğinde rakamın çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor. -Türkiye' de 8 milyon kişi antidepresan kullanıyor ve kullanımda kadınlar erkekleri ikiye katlıyor. (Sağlık Bakanlığı 2015) Her taraf mutluluğun formülünü anlatan kitaplar, kurslar, workshoplarla dolu. Bir yandan gittikçe yalnızlaşılırken artan şey yüze takılan maskelerin çeşidi oluyor. Maskeler; evde, işte, sosyal hayatta ve yastığa baş koyulduğunda birbirlerini tanımıyorlar bile. Birbirine yabancı yorulmuş ruhlar, emanet bedenlere teslim edilmiş nefes almaya çalışıyorlar. Sosyal medyada sahte gülümsemeler, olması arzu edilen yaşamlar, binlerce takipçisi olan hesaplara sahipken güvenebildiği insan sayısı üçü beşi geçmeyen profiller, binlerce mil uzakta sanal biri ile saatlerce süren sohbetler yanı başında duran dostlarla paylaşılmayan hayatlar. Elindeki telefona bakmaktan gökyüzüne bakmayı nicedir unutmuş benlikler, kulaklıksız yürüyemeyen ama kuş sesini bile duymaktan mahrum gençler. f:fotokritik.com Ertelenmiş mutluluklar planlanmış ileri yıllara atılmış yaşamlar derken anı bilmek ve yaşında yaşamaya çalışmak gülümseten iyimserliklere dönüştü nerdeyse. Tüm bunlar olup biterken ; Hırsların, arzuların, sosyal statülerin ve somut değerlerin peşinden koşarken asıl yaşamın lezzetini hiç tadamaz olduk. Her şeyi koy verip yaşayalım, canımız neyi istiyorsa hesapsızca tüketelim demiyorum. Ertelemek ve zamanı zamansızlıkta hissetmemekten bahsediyorum. Pişmanlıklar, suçlamalar ve bahaneleri bir kenara bırakıp hedeflerimizin peşinden koşarken bu hedefler, sizi sizden alıkoymasın diyorum. Bir insanın hayatının tüm alanlarında sağladığı birbiriyle ilişkili sonuç kalitesine yaşam başarısı diyoruz. Yaşam başarısı bir insanın yaşama dair beklentileriyle yaşamındaki gerçekleşmelerin doğru orantılı olması sonucu elde edilen bir kazanımdır. Bunda bir insanın ilişki başarısından, akademik başarısına hatta sosyal ilişkiler başarısına varan bir dizi alanda beklentileriyle örtüşen sonuçları alması gerekir. Bir başka deyişle yaşam başarısı kendini gerçekleştirmek ve yaşama dair çok yönlü olarak isteklerine ana hatlarıyla ulaşabilmektir. Üzülecek şeylerin sayısı çok. Gülümsetenlerin ki çok mu az ? Boşa geçen ömrü sorgulamanın belki de tam zamanıdır. Dünyayı değiştirmemiz mümkün değil fakat kendi dünyamızı değiştirmek mümkün. Bir şeyi yapabileceğinize veya yapamayacağınıza inanıyorsanız; her iki durumda da haklısınız /Henry Ford"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yasayanlarin-agzindan-3-bipolar-bozukluk-hikayesi/", "text": "Bipolar Bozukluk hakkında çok şey duymuş, okumuşsunuzdur. Ama hiç bu durumu dinlediniz mi? Ekşi sözlük yazarlarından bipolar bozuklukla mücadele eden 3 kişinin ağzından işte zorlu günler. tuhaf bir hastalıktır. yazar arkadaşlarım çok kez açıklamışlar hastalığın teoriğini. ben size pratiğinden anlatım yapacağım. sevgilim de ben de bipolarız. zaten tuhaf olan hastalığı biz daha da tuhaf yaşıyoruz. örneğin, ikimiz de manik döneme girdiğimizde görmelisiniz bizi. dünyanın en eğlenceli, en çılgın çifti olup çıkıyoruz. arabayı satıp, iki motor alıp şehir şehir dolaşıyoruz mesela. elimizde kasa kasa içkilerle, mangallık malzemelerle gecenin bir köründe milleti uyandırıp pikniğe dağa tepeye götürüyoruz. günde iki saat uykuyla haftalarca yaşayıp gene de hiçbir yorgunluk belirtisi göstermeden eğlenip duruyoruz. hayvanlar gibi paralar harcayıp yeni işler kuruyoruz. mesela bana organizasyon ajansı açıyoruz, ona havlu ticareti yapması için ticari araba alıyoruz. gülüyoruz, şakalaşıyoruz, dünya umurumuzda değil! ikimiz de depresif döneme girdiğimizde sarılıp ağlıyoruz ota boka. kurduğumuz iş yerlerini kapatıp inzivaya çekiliyoruz. kimseyle konuşmuyoruz, kimseyle görüşmüyoruz. aramızda bile çok az konuşuyoruz. bol bol uyuyoruz. kimse kimseye ses etmiyor. saatler yetmiyor uykumuzu alabilmemiz için. günlerce, haftalarca ayı gibi uyuyoruz. birimiz manik birimiz depresif dönemde olduğumuzda ise manik olan depresif olanı idare etmekle mükellef. öyle bir anlaşmamız var. yuvarlanıp gidiyoruz anlayacağınız... ama düşünüyorum da bizi bizden başka kim çekebilirdi ki? ağustos'ta evlenmeyi planlıyoruz. muhtemelen çocuğumuz da genetik olarak bu hastalığa sahip olacak. eh manyak bir aile olarak geçinir gideriz ne yapalım. ataklarımızın şiddeti hafifledi gerçi. ikimiz de ağır ilaçlar kullanıyoruz ve farklı dönemlerde hastanede yattık. meyvelerini de özellikle son aylarda toplamaya başladık. darısı diğer bipolar kardeşlerimize. edit: aileler birbirine girdi, biz de ayrılmak zorunda kaldık. evde kaldık iyi mi... kötü birşey olacakmış gibi hissetmenin ötesi, süreklilik hali. akvaryumdaki balıklarımın bana nefretle baktığını bile düşünebiliyorum bazen. hatta sırf bu yüzden bugün hiç yemek vermedim onlara. tavşan dağa küsmüş, ortada dağ bile yok. saatler önce hayatımdaki en değerli insandan kendimi soğutmak için elimden geleni yaparken, biraz önce beynimin içinde alarm sesleri yankılandı. hatta, yanlış yapıyorsun diye bir anons bile duydum sanki. beynimin içindeki dopamin değişikliklerinin sonucunda hislerim taşak oğlanı oldu artık. ne hissettiğim, ne hissedeceğim konusunda emin değilim. nefes alıp vermenin 2+2 = 4 kadar doğru olduğunu biliyorum ancak onun dışındaki her şey muallak benim için. iyi geceler dilemeye gelen anneme durduk yere bağırdım. her ne kadar bu hallerime alışmış olsa da içinin parçalandığını biliyorum. ama sanki özür dilesem küçülüp yok olacakmışım gibi geliyor. bu manasız mükemmeliyetçilik, bu manasız takıntı, bu manasız kısırdöngü içerisinde daha fazla ne kadar rol alabilirim bilemiyorum. yarın güne uyanıp, bu entryi yazdığım için kendimle dalga bile geçebilirim. ne kadar hassassın lan, ilaçlarını düzgün bir şekilde kullanırsan tüm bunları atlatabileceğini bilmiyor musun ? diye kendime sorup, müthiş bir özgüvenle bu entryi silebilirim bile hatta. ama silmemeye gayret edicem. dedim ya, yüzleşmeliyim, hemen her gün kafama kafama vurmalıyım, tecrübe etmeliyim yanlışlarımı. doğruyu bulana kadar ne kadar acı çekersem yanıma kardır, yeter ki doğruyu bulabileyim. yeter ki yanıbaşımda duran, beni her şeyden çok seven doğru insanları üzmemeyi başarabileyim. elimdekilerin kıymetinin farkına varabileyim. deli gibi uyumak istiyorum. sonra uyanmamak, hiç olmak. ya da yıllar sonra uyanmak mesela. sanki daha önce hiç yaşamamış da, yeniden doğmuşcasına. yaklaşık 4 yıl önce, 27 yaşımdayken tip 2 olarak teşhisi konmuş hastalığım. hayatta bir bok olamamamın nedeni midir? yoksa bunun arkasına mı sığınıyorum bilemiyorum. ama bipolar bozukluğu olan insanların yaşam kalitesinin çok düştüğü bilinen bir gerçek. o nedenle derhal tedaviye başlamak şart. bipolar bozuklukta tip 2'nin tip 1'den farkı maniden ziyade daha hafif bir hipomani yaşaması ve depresyonunun daha derin olmasıdır. bu nedenle benim pek öyle çıldırdım, böyle saçmalıklar yaptım, peygamber oldum gibi hikayelerim yoktur. genellikle depresyon... hipomani yaşadığım dönemlerde de yaptığım şeyler dövme, piercing ve rasta sanırım. bir de tek başına barlara gitmem, sabahlara kadar tek başıma takılmam, ufak tefek riskli hareketlerde bulunmam sanırım. ufak tefek diyorum çünkü bu olaylar başkasının olağanı olabilir ama benim gibi normali çekingen olan biri için aşırı. dediğim gibi, ufak tefek olaylar dışında bugün pişman olduğum çok acayip olaylar yaşamadım. bipoların beni yorduğu kısmı kış ayları ve depresyon. bipolar bozukluk yaşayanlar için mevsim de belirleyici olabiliyor. bende ilkbahar ve yaz aylarında hipomani artarken, sonbahar ve kış depresyon seyrediyordu. hipomanide hayat daha yaşanır, daha uğraşmaya değer oluyor. normalinizin o olduğunu, üzerinizdeki ölü toprağını attığınızı düşünüyorsunuz. pek çok şeyi yapmaya hem de hepsini birden yapmaya kadir hissediyorsunuz kendinizi. oysa geriye dönüp baktığınızda aslında mizacınıza hiç uymayacak şeyler yaptığınızı görüp şaşırıyorsunuz. dediğim gibi, normal halimde son derece çekingen bir insan olmama rağmen, bir anda ortamın maskotu, delisi, çılgını olup akla zarar hareketlerde bulunuyorsunuz, sadece 2 ay sonra kış geldiğinde ise telefonlarınızı kapamış, facebook hesabınızı dondurmuş, yorganın altında 3 gündür odadan çıkmamış halde buluyorsunuz kendinizi. insanı yıpratan da bu kutuptan kutuba koşmak zaten. yine de kendi adıma bu hastalığın bana en çok zarar veren kısmının depresyon dönemi olduğunu söyleyebilirim. psikiyatristle ilk tanışmam 14 yaşındaki intihar girişimim sonunda oldu. zannedersem ergenlik bunalımı olarak görüldü. ama ne yazık ki o ergenlik bunalımından neredeyse 30 yaşına kadar hiç çıkamadım. liseye geldiğimde işler biraz daha sarpa sardı. türkiye'nin en iyi liselerinden birini bırakmaya kalktım. yeniden intihar girişimleri ve gittikçe dozu artan kendini yaralama durumu başladı. çeşitli depresyon ilaçları ve sakinleştiricilerle hayatı idame etmeye çalıştık. lise sona geldiğimde durum gerçekten vahimdi. şimdiden 1 paketten fazla sigara içiyordum, fena halde alkole bulanmıştım, uyuşturucuyla da zaman zaman münasebet içindeydim. zamanında tubitak matematik olimpiyatından ödül almış olan ben sözel seçim yaptım ve derslerde sadece uyuyordum. uyandığım zamanlarsa sadece ağlıyordum, öğretmenlere bile git biraz hava al jord demekten fenalık gelmiştir eminim. zaten sonunda annemi çağırdılar ve beni hastaneye yolladılar. majör depresyon teşhisiyle 2 kere heyet raporu alarak uzun süre okula gitmedim. hepsine ne kadar teşekkür etsem az, öğretmenlerim ve müdür muavinim çok anlayışlıydı. döndüğümde beni oyalayacak ne kadar proje, kol, dal, organizasyon varsa dahil ettiler. bu sayede dersle falan uğraşmıyordum. bahar gelip de hipomanik ataklarım başladığında öss telaşındaydı herkes ve bana da bir şevk geldi. bir yandan gazeteden çıkan öss sorularını çözüyor, bir yandan okulun yıllık ve mezuniyet balosu işlerini yürütüyor, sonra okuldan çıkıp kadıköy'de içiyor, akşama kadar yeni yeni tiplerle tanışıyor, eve gidip sabaha kadar test çözüyor, uyumadan okula gidiyor böylece bir döngüye giriyordum. evdekiler de mutlu gözüktüğüm için gayet hoşnutlardı. yine desınava son bir kaç ay kala hazırlanmaya kalktığım için ne ailem ne de öğretmenlerim o sene sınava girmemi istemiyorlardı. kimsenin sözünü dinlemeyerek sınava girdim. 1,5 saat oturdum ve ne yazık ki buna rağmen bir yerlere yetecek puanı yaptım. seneye de denesem bu kadarını bile yapabilmemin garantisi yoktu benim için. ankara'yı çok istedim, ama ne ben ailemden ayrı yaşamaya ne de bizimkilerin beni gözlerinin önünden ayırmaya cesareti olmadığı için istanbul'da iki tercih yaptım. ve ilkini kazandım. dershaneye, okula gitmeden üniversite kazandım diye epey böbürlendim ama üniversite tam bir hayal kırıklığıydı. lisede aldığım eğitim bile buna 10 takardı. bu hayal kırıklığı ve sonbaharın etkisiyle ağır bir depresyon yaşadım. okula gitmedim. zaten devam zorunluluğu yoktu. sınav dönemlerinde ise yine burayı kazanan bir lise arkadaşımla takıldım. ve onun arkadaşları derken biraz hareketlendiğim bir dönem yeniden geldi. iyi, kötü okula gidiyor, bir yerlerde staj yapıyor, akşama taksim geceleri başlıyor. alkol su gibi gidiyor, yeniden saçma sapan yerlerde yeni insanlarla tanışılıyor, sevgililer bulunuyor, sonbahara doğru depresyona girildiğinden olmadık nedenlerden terk ediliyorlardı. 3. sınıfa geçtiğimde sadece harç yatırır olmuştum. sınavlara bile gitmiyordum. 4. senenin baharı bile kurtarıcı olmadı. 5. sene ise yeniden gelen bir şevkle okuldan mezun olarak kurtulmaya karar verdim. dünyanın en boktan okulu olduğu için bir sene de 30 küsür dersi ve evde kendi imkanlarımla hazırladığım tezi vererek kurtuldum. ardından madem mezunuz iş arayalım dönemi başladı. bir hevesle bir yerlere giriyor, çok kısa bir süre sonra çalıştığım yerlerde tam sosyal fobik bir hal içine giriyordum. benden 3 ay sonra çalışmaya başlayanlar bütün şirketle ahbap oluyor, ben üstüm dışında kimseyle iletişim kurmuyordum. her seferinde bir anda işten ayrılıyordum. 6 ay, 4 ay,1 ay derken çalışma sürem beni tuvalette izliyorlar paranoyası yüzünden 3 güne bile indi. sonunda çalışmamaya karar verdim. uzunca süren bir işsizlik dönemimin ardından daha da depresyona girmiştim. artık annem dışında kimseyle konuşmuyordum. nerdeyse 1 ay hiç evden çıkmadım. günlerce yıkanmadım. 9 aydan fazla bir süre cep telefonu kapadım. facebook hesabımı dondurdum. günde 12 saatten fazla uyur olmuştum. bir yandan da bana ne olduğunu anlamaya çalışıyor, internetten bana uyduğunu düşündüğüm psikolojik rahatsızlıkları inceliyordum. bu arada tüm bu süreçler boyunca bana verilen lamictal, seroquel, lustral, efexor, prozac, atarax gibi ilaçları hiç bırakmadığımı baştan belirtmeliydim sanırım. neyse, sonunda annemin iknaları sonucu yeniden başka bir psikiyatriste başvurmaya karar verdim. doktora ben de sosyal fobi var diyerek gittim. internetten ben de olduğuna inandığım yegane sonuç buydu. bipolar bozukluğu falan çoktan elemiştim çünkü benimle alakası yoktu. doktorum, önce öykünü inceleyelim bakalım dedi. terapiyle beraber bir kaç seans sonunda, ilk psikiyatrist kontrolümden tam 13 yıl sonra bipolar tip 2 teşhisi koydu. ve lithuril ve nörofrenle beraber tedavi de başladı. bana hiç mantıklı gelmemişti o zamanlar bipolar. ama ben tam olarak bipolarmışım, şimdi anlıyorum. yaklaşık 4 yıldır tedavi görüyorum ve ilk zamanlar haftada 2 kez olmak üzere 6 aydan fazla bir süre haftada bir terapiye gittim. tabi ben de travma sonrası stres bozukluğu da tespit edildiği için terapiler bu kadar sık olmuş olabilir. sonuçta ne terapilerimi ne de ilaçlarımı aksatmamaya çalıştım. şu anda bok gibi bir hayatım olmasına rağmen kendimi huzurlu hissediyorum. bok gibi bir hayat diyorum çünkü bu hastalık hayat kalitenizi düşürüyor. düzeldiğinizi hissettiğinizde de bazı şeyler için çok geç olabiliyor. iş, aşk, arkadaşlıklar vs. hepsinde geç kalmış hissediyorum kendimi. o kadar çok insan kırdım, uzaklaştırdım, o kadar çok köprü yıktım, o kadar hırpaladım ki, şimdi ortasından müdahil olmak da kolay olmuyor. sizlere eğitim hayatımı detaylı anlatmamın sebebi böbürlenmek değil, iyi kötü bir potansiyelim vardı, ama bu hastalık yüzünden kullanamadım, onu belirtmekti. bipolar bozukluk hayatta hak ettiğinizi alamamanıza neden olan bir rahatsızlık. bana doğru teşhis çok geç kondu, yıllarca depresyon dendi. depresyon ilaçları kullandım, ama hiçbir şey çözülmedi. tersine arap saçına döndü. sizlere bu entry'i yazmamın sebebi eğer kendinizde olduğuna inanıyorsanız, en azından bir şeylerin yanlış gittiğini düşünüyorsanız derhal bir doktora gitmeniz için. hem de doğru bir doktora... yıllarca yanlış teşhis konmuş olmasının acısını yaşayan biri olarak söylüyorum. iki yüz on iki gün oldu. yeni psikoloğum tamamen iyileşemeyeceğimi ama daha iyi bir insan olacağımı söyledi. ne olmak istiyorsan yaz bu boş kağıda dedi. elime tutuşturduğu kalemi sağ elimle kavradım. güçlü olmak istiyorum yazdım. eğilmeden bükülmeden yaşamak tek derdim. kimse seni bükemeyecek demedi. sen bükülmeden yaşamayı öğreneceksin dedi. sendeki de dert mi? demedi. çözülemeyecek sorun, geçmeyecek dert yok dedi. üstesinden birlikte geleceğiz dedi. hayata, insanlara olan öfkem dinecekmiş bir gün. ben de tahammül eşiği yüksek, anlayışlı biri olabilecekmişim. ödevler verecekmiş bana her hafta. iyi insan olmak tek ödevim olsun demedim. elimden gelenin en iyisini yapacağıma söz verdim. bu sefer çabalamayacağım. bu sefer savaşacağım. kahraman olacağım. inanıyorum kazanacağım. ilk terapinin akşamına evde beni bekleyen annemle babama da söz verdim. kanımı akıtmadan sağ çıkacağım bu savaştan dedim. sırtımı kaya gibi güçlü anneme babama yasladım. bir sigara yaktım. babam iyileştiğimde beni dövmeciye götürecekmiş, istediğimi çizdirebilirmişim orama burama, heh o elindeki sigara gibi yansınmış ki itiraz ederse ağzına sıçsınlarmış. iki yüz on iki gün önceki inancın beş yüz elli milyon sekiz yüz doksan altı katını gördüm gözlerinde. sen iyi olacaksın dedi. sonra gözlerimden öptü. hep gözlerimden öpüyor. ben hiç ağlamayayım diye. ben de sımsıkı sarılıyorum, beni hiç bırakmasın asıl o zaman dayanamam diye."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yase-baskan/", "text": "Müzik geçmişi müzik sitelerinden daha fazla olan The Geyik kadrosundan bir keşif videosu daha: Yase Bela Adım Pırıl pırıl bir klip, pırıl pırıl bir şarkı ile aramıza giren bu genç kardeşimiz Youtube'da da kendini gösterdi ve kısa sürede 250.000'den fazla izlenmeye ulaştı. Çok beğendik. Aslında Yase Başkan'ı metrodaki bir olaydan hatırlıyorsunuz. Bir tacizciyi ifşa eden HALK KAHRAMANI bu kızımız: Dün metroda tanık olup çıldırdığım bir taciz olayını anlatacağım. Hem uyuyor hem de eli yerinde durmuyor pis sapığın. Kızın hareketlerinden rahatsız olduğunu anladım ama kız hiçbir şey söylemedi. Sonra kız rahatsız olup indi. Ben böyle devamlı pis pis bakıyorum suratına ama asla utanma belirtisi yok. Kız inerken arkasından etrafta kimse yokmuşçasına hayvan gibi baktı. Bu sinir içimde patlayamazdı. İnecekken kalktım karşısına durdum. Pis sapık kızın bacağına dokunurken fotoğrafını çektim. İnternete koyacağım gibi bir sürü şey saydım. Bana Oruçluyum. Sen ne diyorsun karşılığını verdi. Şartel attı, Ulan oruç mu kaldı git doya doya bulabildiğin her yemeği ye karşılığını verdim. Peşimden inip, Sil o fotoğrafları gerizekalı dedi. Allah'tan etrafta insanlar vardı da korudular, yoksa maganda dayağı yiyecektim. Lütfen başınıza böyle birşey gelirse susmayın. Küçük parmağını indirip kaldırıyordu. Durup dururken bir insana iftira atacak kadar akli dengesi bozuk biri değilim... KLİBE DÖNELİM: Klipte rap dünyasında iyi tanınan Ceyda Yılmazer de oynuyor. Yase Başkan'ın klip altındaki yorumu ise mütevazı olduğu kadar gelecek adına da olumlu: İyi kötü her yorum için teşekkür ediyorum. Bundan daha güzel şarkılar yazıp, bu şarkıyı beğenmeyenlerin, bundan olmaz diyenlerin bile kalbini kazanacağıma inanıyorum. çok değil en geç iki üç şarkıya inşallah :p Klipte bana eşlik eden kardeşlerim ve şarkıda emeği geçen herkese tonla teşekkür. Instagram hesabı: instagram/yasebaskan Başarılar güzel kız!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yasi-kucuk-ama-yuregi-kocaman-olan-izmirli-kiz/", "text": "İzmir Konak Belediyesi'nin bedensel engellileri ücretsiz tekerlekli sandalye sahibi yapan 'Mavi Kapak, Mavi Sevgi' kampanyasına destek veren 13 yaşındaki Koral Mercan, bir yılda 185 bin kapak topladı. Tek başına yaklaşık 400 kilogram kapak biriktiren iyiliksever Koral, bir rekora imza atarken sergilediği özveriyle de yaşıtlarına örnek oldu. Evinde biriktirdiği yaklaşık 400 kilogram kapağı gururla teslim eden Koral Mercan, Mavi kapakları toplayarak bir engelliye sandalye alındığını duymuştum. Ben de bu kampanyaya destek vermek istedim. Gördüğüm her mavi kapağı toplayıp engelli kardeşlerime destek oluyorum. Çünkü ben de engelli olabilirdim. Onlara elimden geldiğince yardım edeceğim. Umarım başkalarına da örnek olurum. Herkes bu kampanyaya destek verirse sokaklara atılan her mavi kapak umut olur diye konuştu. Sergilediği örnek davranışla herkesin taktirini kazanan genç kıza en büyük desteği veren anne İris Mercan da, kızının göstermiş olduğu duyarlılığın kendisini gururlandırdığını belirterek, Koral her gün topladığı mavi kapakları yıkayıp, kurulayıp büyük bir titizlikle poşetliyor. Ben de ona vaktim oldukça yardım ediyorum. Kızım okulunda da çok başarılı bir öğrenci ve biz onunla gurur duyuyoruz dedi. Evlerindeki bir odayı depoya çevirdiklerini anlatan anne Mercan, kızına destek vermeyi sürdüreceğini dile getirdi. Konak Belediyesi'nin Mavi Kapak Mavi Sevgi kampanyasında toplanan her 270 kilogram pet şişe kapağına bir tekerlekli sandalye veriliyor. Bugüne kadar toplanan binlerce ton mavi kapak sayesinde yüzlerce bedensel engelli vatandaş tekerlekli sandalye sahibi oldu. Kampanyaya destek olmak isteyen vatandaşlar Konak Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü'nün 0232 482 10 36 numaralı telefonunu arayarak topladıkları kapakların teslimini yapabiliyor. Görevli ekipler belirtilen adrese giderek kapakları alarak, geri dönüşüme kazandırıyor. K: Hurriyet.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaslaninca-alzheimer-olmamak-icin-bunlari-yapin/", "text": "Alzheimer hastalığı giderek toplumda daha tanınır hale geldiği halde tanı sıklıkla gecikir. Bunun en önemli nedeni, unutkanlığın yaşlılığın doğal bir parçası olduğunun düşünülmesidir. Bazen de unutkanlığın fark edilmesi zaman alır. Eski olayların iyi hatırlanıyor olmasının belleğin iyi olduğu anlamına gelmediğini söyleyen Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Dr. Aydan Tandoğan Sarp Alzheimer hastalığının başlangıcında yeni bilgileri öğrenme, yakın zamanda olanları söylenenleri akılda tutma yetisi bozulur. Ancak bellekte depolanmış eski bilgiler korunur diyor. Uzm. Dr. Aydan Tandoğan Sarp alzheimer hastalığında risk faktörlerini ve korunmak için yapılabilecekleri anlattı. Tansiyon sorununuzu, kolesterol yüksekliği ve kilo sorununuzu halledin. Akdeniz tipi diyetle beslenin. Haftada en az üç gün 45 dakika yürüyüş yapın. Yapılan araştırmalar düzenli yürüyüşün çok yaralı olduğunu gösteriyor. Sürekli yeni ve merak şeyler öğrenin. Yeni ilgi alanları yaratın, hatta yeni bir yabancı dil öğrenmeye çalışın. Hayattan kopmayın. Üretken olun, işlevselliğinizi, paylaşımcılığınızı sürdürün. Daha sosyal olun. Hatta ilgi duyduğunuz bir konuda sosyal sorumluluk projelerinde görev alın. Sanatla, resim, müzikle ilgilenin ve yeni hobiler edinin. Uykuya önem verin. Mutlaka yeterli süre uyuyun ve sabahları dinlenmiş kalkın. Uzun süreli depresyonunuz var ise, mutlaka tedavi ettirin, bunu aşmak için doktorunuza danışın. D, E ve B12 vitamini düzeylerini ve tiroid fonksiyonlarınızı kontrol ettirin. Eksiklik varsa doktorunuza danışarak mutlaka düzeltilmesi yoluna gidin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yasli-degil-sadece-26-yasinda-ama/", "text": "Bu öykünün kahramanı henüz 26 yaşında ama neredeyse 20 yaş daha büyük görünüyor. İşte nadir bir hastalığa sahip olan Sara Geurts'un ilginç öyküsü. ABD'nin Minnesota kentinde yaşayan Sara Geurts, henüz 26 yaşında olmasına rağmen vücudunun hemen hemen her yeri sarkmış durumda. Yani olduğundan en az 20 yaş hatta belki de daha büyük görünüyor. Genç kadının böyle görünmesine neden olan ise Ehlers- Danlos sendromu denilen ve derinin erken yaşta sarkıp kırışmasına neden olan bir hastalık. Buna rağmen Sara Geurts, tıpkı büyük beden ya da fiziksel açıdan geleneksel güzel kalıbına uymadığı halde moda dünyasında söz sahibi olan modelleri örnek almış ve tıpkı onlar gibi kariyer yapmak istiyor. Ehler Danlos Sendromu bir tür genetik hastalık. Anne ya da babadan geçiyor. Bu sendroma yakalanan kişilerde deri yumuşak, ıslak ve süngerimsi bir görünümdedir. Aşırı elastik olduğundan da kolay ve fazlaca gerilebilir. FOTOĞRAFLAR: BARCROFT MEDIA / HABER: HÜRRİYET.COM.TR"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yasmina-rossi/", "text": "Yaşın çok ilerlemesine gerek yok biz şimdiden hayattan ümidi kestik, sporu beslenmeyi bıraktık diyorsanız. Durun! Yasmina'nın size anlatmak istedikleri var. 20li yaşlardan sonra model olma fikri hayal gibi gelebilir ama 1955 doğumlu Yasmina Rossi yaşlandıktan sonra model olmaya karar vermiş. Fotoğraflara bakınca o mu yaşlı yoksa ben mi diyebilirsiniz. Peki bunun sırrı nedir Yasmina diye sorulduğunda ise ilk olarak beslenmeye dikkat ettiğini söylüyor. Organik ürünlerden yemeye dikkat ediyor ve de bu onun için yeni bir alışkanlık değil. Olabildiğince bahçesinden ve organik ürünlerden faydalanıyor. Günde bir avakado yiyormuş o biraz bize lüks kaçabilir ama spor ve organik beslenmenin insanı böyle genç gösteriyor olması bizlere ilham kaynağı olabilir. Yaşlıyken genç görünmek için bir sırrı daha var Yasmina'nın; saçına ve yüzüne hakiki zeytinyağı sürüyor ve bir süre bekletiyor. Bu da cildine iyi geliyormuş. Marks & Spencer, Hermes gibi çoğu markaya da modellik yapıyormuş, bu büyük anne. Ne diyelim MAŞALLAH!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yatarken-sutyen-takmali-mi-takmamali-mi/", "text": "İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Duraksoy, yatarken sütyen takmanın zararları hem dış organlarımıza yani meme formumuzu bozmaya neden olabileceğini belirtti. Sutyen ile yatmak ayrıca omurga aksımızın bozulmasına hem de uzun süre kronik travmaya bağlı olarak iç organlarımızda oluşan doku hasarına bağlı kanser hücrelerini tetiklemeye kadar vardıran süreci başlatabilmektedir. Yapılan birçok araştırmada özellikle ölçümüze uygun olmayan sutyen kullanmanın da meme kanserini tetiklediğine yönelik sonuçlar saptanmıştır. Aynı şekilde gece sutyenle uyumak da meme kanserini hassas olan meme dokumuzu sürekli müzmin travmaya maruz bırakacağı için ve doku oksijenlenmesini engelleyeceği düşünülerek kanseri tetiklediği öngörülmekte ve önerilmemektedir. Aynı zamanda büyüme gelişme çağında sürekli sutyen ile uyumak omurga aksımızı kötü yönde etkiler kifoskolyozlara yani omurga eğriliklerine yol açabilir. Bu omurga eğrilikleri de akciğer ve kalp anatomimizi fonksiyonlarını bozabilir. YATARKEN SUTYEN TAKMAK GÖĞÜS ESTETİĞİNİ BOZAR MI? Aslında kişi nasıl rahat hissederse öyle yatmalıdır. Ancak yatarken sıkı veya toparlayıcı bir sutyen kullanmak veya balenli bir sutyen kullanmak memeye bası yaprak o bölgedeki lenfatik akımı bozabilir ve bu kronik ağrılara neden olabilir. Her ne kadar kronik lenf ödemin kanser de yapabileceği ileri sürülmüşse de memeye sutyen takarak böyle bir şeyin olduğu bilimsel olarak henüz kanıtlanmamıştır. Yine yatarken takılacak sutyenin terletici yapıda bir kumaştan olmaması da önerilir çünkü bu da özellikle büyük memelerde pişik ve yara oluşumuna ve yangılara neden olabilir. Ancak hiçbir sutyen hasta yatarken kullandığı için memesinde şekil bozukluğuna ve sarkmaya neden olmaz. PEKİ, YATARKEN NEDEN SUTYEN TAKILIR? Bunu genellikle meme büyüklüğü ve sarkıklığı olan hastalar yatarken rahatsız olmamak için takarlar. Böyle durumlar için de aynen meme estetik ameliyatlarından sonra kullanılan memeyi çok sıkmayan ve balensiz sporcu sutyenleri veya ameliyat sonrası sutyenlerinin kullanılmasını önermekteyiz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaz-gelinlerine-ve-damatlarina-cilt-bakim-onerileri/", "text": "Evlilik öncesi hazırlıklar zevkli olduğu kadar yoğun ve yorucudur. Evlilik öncesi muhteşem görünmek adına kişisel bakıma önem vermek gerekiyor. Tanfer Sağlık ve Estetik Kliniği'nden Estetisyen Tuğçe Ürüm, yaz aylarında evlenecek olan gelin adaylarına düğünde göz kamaştırıcı görünebilmeleri için tüyolar verdi... Düğünlerinin unutulmayacak bir gün olması için gelinler adeta kendilerini bir kampa sokarlar. Kimisi kilo vermeye çalışır, kimisi almaya... Makyaj, saç derken tam bir kaos söz konusudur. Cildiniz için en önemli şey, nemlendirici bakımlar uygulamak gerektiğidir. Cildinizi ihtiyacı kadar nemlendirin; cilt bakımı için maske veya yoğun nem maskeleri uygulayın. Gözleriniz için onarıcı bir krem kullanmayı ihmal etmeyin. Uykusuzluk ve stresten en çok zarar gören göz çevreniz için elinizden geldiğince rahatlatmaya çalışın, mümkün olduğunca stresten kaçının. Cildinizi günlük olarak yüz yıkama jeli ile yıkayın. Alkolsüz cilt toniği de tercih edebilirsiniz. Göz çevresi ve göz torbalarınız için etkili bir bakım kremi kullanın. Düğün öncesi saçlarınızı boyatacak olursanız en az 2 gün öncesinden boyatmaya çalışın, saçınızın doğal görünümünü kullanmak için en az 2 gün yeterli olur. Saçlarınız yıpranmış ise tamamıyla toparlanabilmesi için düzenli saç bakımı yapmış olmanız gerekir. Bir süre öncesinden başlamış olmanız gereken uygulamalardan biridir. Gün için de yorulan, uykusuz ve makyaja maruz kalan ciltler size siyah nokta sivilce, leke, şişlik olarak geri dönebilir. Cildinizi arındırmanız için peeling en çok ise yarayacak olan yöntemlerden biridir. Peeling yöntemlerini haftada bir kez yapmanızı öneriyorum. Cildinize uyguladığınız bölgelere peeling sonrası krem ve nemlendiriciler uygulamanız cildinizde oluşabilecek kuruluğu önlemenize yardımcı olur. Her hafta peeling yapmayı alışkanlık haline getirdiğinizde, düğün gününüzde cildiniz alışılmış bir ferahlığa sahip olduğu için siz de kendinizi rahat hissedeceksiniz. DAMATLARA TÜYOLAR Bakımlı bir damat olabilmek için ellerinden geleni yapmaya çalışan damat adayları, pratik önerilerle bakım ritulini tamamlayabilir. Damat cilt bakımı kişisel bakımın birinci basamağını oluşturur. Nem maskeleri, akne tedavisi, kırışıklık karşıtı masajlar, siyah nokta için peelingler ve cilt temizlenmesi için gerekli olan cilt bakımı; özellikle düğün öncesinin olmazsa olmazları sayılıyor. Tıraştan tahriş olabilen cildi yumuşatmak için nem çalışmaları ayrıca önem taşıyor. Cilt bakım merkezleri, güzellik salonları gibi kişisel bakım kliniklerinde yapılan derin bakımın ardından derinlemesine bir temizlik gerekebilir. Mimik kırışıklıklarından, yüz asimetrisinden şikayetçi olan bakımlı damatlar; düğün öncesi hafif dolgu ve botoks işlemlerine de başvurabiliyor. 15-20 gün içinde oturan dolgu işlemi, doğal ve daha genç bir görünüm vadediyor. HAFTADA BİR PEELİNG, HAFTADA İKİ DEFA MASKE UYGULAYIN YAĞLI CİLTLER: Yağlı cilde birkaç faktör sebep olabilir. Bunlardan biri genlerdir. Hormonel değişiklikler yanlış ürün kullanımı da yağlı cilde sebep olabilir. Yağlı cilde mümkün olduğunca nazik davranılmalıdır. Losyon ve krem seçerken özel ürünlere yönelmelidir. Makyaj ürünlerinde ise mineral olanlar tercih edilmelidir. Günde iki kez nazikçe temizleyin; yeterince temiz olduğunu hissetmiyorsanız, salisilik asit veya glikolik asit içeren bir temizleyici kullanabilirsiniz. Yatıştırıcı kullanın; cildinize eğer yıkadıktan ve temizledikten sonra bile yağlı görünüyorsa yüzünüz için yatıştırıcı toniklerden kullanabilirsiniz. Alkol bazlı ürünlerden kaçının. İhtiyaç duyuldukça nemlendirici kullanın. Yapmanız gereken kremi yüzünüze sürmek değil, kuru bölgelere uygulamak olacaktır. Krem seçiminde yağsız ürünler tercih edin. KURU CİLT TİPİ: Bu cilt tipinde bakım öncelikle olarak cilt temizliği ile başlaması gerekmektedir. Cilde uygun süt formatında bir ürün ile cilt temizlendikten sonra nemlendirici kremle nemlendirilmelidir. Güneşe karşı etkili bir güneş koruması kullanılmalı ve gün içerisinde bol su tüketilmelidir. Gece mutlaka nemlendirici krem kullanılarak yatılması gerekir. Bu hem cildiniz için gerekli olan nemi ve yağı sağlar, hem de cildinizi bir sonraki güne hazırlamış olur. KARMA CİLT TİPİ: Öncelikle yüzünüzü güzelce yıkayın ve kurulayın. İki saat boyunca cildinizi herhangi bir şey uygulamayın. Temizleyici alırken mutlaka karma cilt tipi için olan ürünleri alın. Cildinizi temizlerken yağlı hissettiğiniz bölgelerin üzerinden tonik ile geçip yağ üretimi süresini uzatabilirsiniz. Özellikle güneşli günlerde gözenekleriniz açılacağı için daha fazla yağlanma sorunu yaşayacaksınız. Hafta bir defa peeling yapmayı ihmal etmeyin. Haftada iki defa mutlaka maske uygulaması yapın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaz-hamilelerine-saglikli-tatil-icin-12-oneri/", "text": "Hamile olmak güzel odluğu kadar da zorlu bir süreç. Bu yaz aylarına geldiyse biraz tatili sekteye uğratabiliyor. Peki ne yapmalı da hamileyken yaz tatilini sorunsuz yapmalı? Doktor tavsiyelerine uyarak ve dikkat ederek, yaz aylarının güzelliğinden hamilelik süresince de yararlanmak mümkündür. Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, anne adaylarına yaz hamileleri için sağlıklı tatil tüyoları vererek önerilerde bulundu... GİDECEĞİNİZ BÖLGEDE HASTANE OLSUN: Tatile çıkmadan önce gideceğiniz bölgeyi araştırın. Otelde kalacaksanız, otelin çevresinde hastane olup olmadığını sorun. Her ihtimale karşı bir sağlık kuruluşuna yakın olmanız olası risklerde zaman kazanmanız için önemlidir. MOLALARDA YÜRÜYÜN: Yolculuk sırasında 1.5-2 saatte bir mola vermeniz ve mümkünse bu molalarda 5-15 dakika yürüyüş yapmanız, ödem ve bacak toplardamarlarında kan pıhtılaşması ihtimalini minimuma indirir. Eğer uzun bir seyahat söz konusu ise, pıhtı oluşumunu engellemek için varis çorabı kullanmalısınız. Genel olarak gebelerin uçakla seyahat etmelerinde sakınca yoksa da; bazı hava yolu şirketleri, 34'üncü haftasını tamamlayan gebelerin doktor raporları olsa bile seyahatlerine izin vermeyebilir. Bu sebeple hamileliğiniz 34 haftayı geçtiyse, şehre yakın veya arabayla gidilebilecek mesafede tatil beldelerini tercih etmeniz iyi olacaktır. EMNİYET KEMERİNİ KARNINIZIN ALTINDAN BAĞLAYIN: Anne adayları hangi taşıtla seyahat ederlerse etsinler, yolculuk sırasında mutlaka emniyet kemeri takmaları gerekiyor. Emniyet kemerini bağlarken karnınızın üstünden değil, altından geçmesine ve kalçalarınız hizasında olmasına dikkat edin. Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, Eğer emniyet kemerinizi tam karnınızın üzerinden geçecek şekilde takarsanız; olası bir kaza durumunda oluşacak şiddetli basınç, bebeğin plasentasının erken ayrılmasına sebep olabilir. Ayrıca emniyet kemeri omuzla göğüs arasında olmalıdır. Kemerin boyun hizanızda olması tehlikelidir diyerek anne adaylarını uyarıyor. AYAKLARINIZI NANE YAĞIYLA SERİNLETİN: Ayaklarınızı; şiştiğinde, terlediğinde ya da ihtiyaç duyduğunuzda, bir leğen dolusu soğuk suya sokun. Birkaç damla nane yağının suya damlatılması ise ayaklarınızın daha da serinlemesini sağlar. SENTETİK KUMAŞLARDAN UZAK DURUN: Hamilelik süresince; sentetik olmayan kumaşlardan yapılan, ısıyı yansıtan açık renkli kıyafetleri tercih edin. Yaz aylarında ve gebelik süresince vücut ısısının yükselmesi yanında efor kapasitesinin de azalması terlemeyi artırır. Uygun kıyafet seçimi, sizi cilt mantarları ve genital mantardan korur. Ayrıca, terlemeye bağlı olarak ciltte oluşabilecek sorunları sık sık duş alarak ve doktor önerisiyle kullanılan kremlerle gidermeniz mümkündür. PAMUKLU İÇ ÇAMAŞIRI TERCİH EDİN: Gebelikte sıklıkla görülen vajinal enfeksiyonlar yaz aylarında daha da çok ortaya çıkabilir. Gebelik süresince genital bölgenin kuruluğuna dikkat etmeniz, pamuklu iç çamaşırı kullanmanız önemlidir. Günlük pedler kullanmanız ise önerilmez. Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, Ayrıca; düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve güçlü bir bağışıklık sistemi, her türlü enfeksiyonla mücadele etmede önemli faktörler olduğundan bunlara dikkat etmeniz yerinde olur dedi. HAVUZA ERKEN SAATLERDE GİRİN: Düşük ya da erken doğum tehlikeniz yoksa, hamilelik süresince deniz ve havuza girmenizde bir sakınca yoktur. Ancak havuz kaynaklı enfeksiyon hastalıklarının sık görüldüğü unutulmamalıdır. Bu sebeple, günün erken saatlerinde ve temizliğine güvenilen yerlerde denize ya da havuza girmeye özen gösterin. Ayrıca tatilde güneş yanıkları ve lekelerine, böcek ısırmalarına ve düşmelere karşı daha da dikkatli olmalısınız. SUDAN ÇIKAR ÇIKMAZ MAYONUZU DEĞİŞTİRİN: Gebelik döneminde görülen mantar enfeksiyonu, ıslak mayo veya bikini ile beklendiğinde, genital bölgenin nemli kalmasına bağlı olarak daha sık karşımıza çıkar. Enfeksiyonun tedavisi için ilaç kullanmak zorunda kalınabildiğinden, sudan çıktıktan sonra mayo veya bikininizi mutlaka değiştirmelisiniz. YÜZERKEN YANINIZDA MUTLAKA BİRİSİ OLSUN: Hamileler, tatilde birtakım kurallara uyarlarsa suyun iyileştirici etkisinden faydalanabilirler. Hamilelerin denize veya havuza girmesi, bedenlerindeki gerginliği azaltıp onları rahatlatması ve alınan kilolar nedeniyle oluşan sırt ve bel ağrıları açısından çok faydalıdır diyen Op. Dr. Seval Taşdemir, Ancak anne adayları denizde yalnız yüzmemeye dikkat etmeliler. Hamilelik döneminde magnezyum ihtiyacı arttığı için bacaklarda kramplar meydana gelebilir. Yanlarında bir kişinin olması paniklememelerini ve kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlar diyerek hamileleri ve yakınlarını uyardı. HAVUZA GİRERKEN DE ÇIKARKEN DE DUŞ ALIN: Kadınların deniz veya havuzdan sonra ıslak mayoyla kalması, idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabilir. Bunun sebebi, kadınlarda idrar yolunun kısa olmasıdır. Denize ya da havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra mutlaka duş almalısınız. Genital bölgedeki yararlı bakterilerin yok olmaması için vajinanın içini yıkamamalı, pudra, deodorant ve parfüm gibi ürünler kullanmamalısınız. Vajinada akıntı, yanma, kötü koku veya kaşıntı varsa, en kısa sürede kadın hastalıkları doktoruna gitmelisiniz. Bunların sebebi mutlaka teşhis edilmeli ve geç kalınmadan, en kısa sürede tedavisi yapılmalıdır. Geç kalınması, enfeksiyonun böbreklere yayılması nedeniyle daha ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. YÜKSEK KORUMA FAKTÖRLÜ KREM, ŞAPKA VE GÖZLÜK KULLANIN: Hamilelikte değişen hormon seviyeleri, ciltte bazı değişikliklere yol açar. Bu değişikliklerden en çok karşılaşılan, ciltte görülen renk değişiklikleridir. Burun, alın, çene ve yanaklarda görülen cilt lekeleri çoğunlukla doğum sonrası kaybolur. Bu lekeleri önlemek için yüksek koruma faktörlü kremleri tercih etmeniz, güneş ışınlarının dik olduğu saatlerde açık havada bulunmamanız, gölgelik alanları tercih etmeniz, bol kıyafetler giymeniz, şapka ve gözlük kullanmanız gerekir. BESLENME PROGRAMINIZI DEĞİŞTİRMEYİN: Çiğ sebze ve meyveleri tüketirken çok iyi yıkanmış olmasına, etlerin de iyice pişmiş olmasına dikkat edin. Emin olmadığınız yöresel yemekleri mümkünse tüketmeyin diyerek anne adaylarını uyaran Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, Beslenme programınızı tatilde olduğunuz için değiştirmeyin, her zamanki gibi devam ettirin. Dışarıda yenilen gıdalara bağlı olarak gıda zehirlenmeleri yaz aylarında daha sık görülebileceğinden, gebelikte daha dikkatli olunmalıdır. Besin zehirlenmeleri bulantı, kusma, ishalle kendini gösterebilir ya da ateş, dinlenmeyle geçmeyen kramplar ve baş ağrıları görülebilir. Bu gibi şikayetlerde hemen en yakın doktora veya sağlık merkezine başvurmalı dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaz-mevsiminde-kulak-enfeksiyonlari-artiyor/", "text": "İçinde bulunduğumuz yaz ayları, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklar ile bir araya gelince, serinlemek için havuz ve denizler tercih ediliyor. Girilen havuzların hijyen açısından önemini vurgulayan Okan Üniversitesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar orta kulak iltihabına karşı uyarıyor! Kulak- Burun- Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar ''Dış kulak yolu enfeksiyonlarında kulağın karıştırılması, suyla özellikle havuz suları sık temas rol oynayabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonu, rinit ve sinüzitler, alerji, geniz eti büyüklüğü ve östaki borusunun iyi çalışmaması gibi etkenler orta kulak enfeksiyonları için zemin oluşturabilmektedir. Kulağında ağrı, akıntı, kaşıntı, işitme azlığı yakınması olan kişiler mutlak suretle kulak burun boğaz hekimlerine müracaat ederek, önce etkenin ortaya konması ve bunun sonucunda uygun tedavinin başlanması konusunda yardım almalıdır. Akıntı olan kulaklarda kulak zarları kontrol edilmelidir. Akıntının sebebi orta kulak enfeksiyonu sebebiyle olan zar delinmesi olabilir'' dedi. Dış kulak yolunun enfeksiyonlarında ve kulak zarının delindiği durumlarda kulağın sudan korunması gerektiğini söyleyen ve yaz aylarında sık görülen sorunlardan birinin yaygın dış kulak yolu enfeksiyonları olduğunu ifade eden Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar, ''Olguların çoğunluğu yaz mevsiminde ılık ve nemli ortamlarda görülür. Pamuklu çubuklar, yabancı cisimler ve kaşınma ile oluşan travmalar, kulaklıklar, yüzme veya sık banyo ve duş eğilimi artıran faktörlerdendir'' dedi. Okan Üniversitesi Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar, ''Dış kulak kanalında buşon olarak isimlendirilen ve dış kulak yolundaki bezler tarafından üretilen ''kulak kirleri'' bazen ağrı, kaşıntı ve işitme azlığına neden olarak kulak enfeksiyonlarıyla karışabilmektedir. Kulak kirlerinin kulak çöpü, toka, bükülmüş kağıt mendil gibi cisimlerle temizlemeye kalkışılması bu akıntıyı iç kısma, kulak zarına doğru iter. Bu tür cisimlerle kulak temizlenemez, sadece kulak birikintisi içeriye doğru itilir. Aynı zamanda dış kulak yolunun derisi ve kulak zarı çok ince ve hassastır. Kulak yoluna sokulan sert cisimlerle kulağı temizlemek kulağa zarar verebilirl'' açıklamasını yaptı. Doç. Dr. Arzu Tatlıpınar, Ayrıca enfeksiyonların tedavi edilmemesi durumunda yaşanabilecekleri de aktardı: Kulak enfeksiyonları zamanında tedavi edilmez, ihmal edilirse yüz siniri felci, mastoidit, menenjit, beyin ve beyincik abseleri vb. kulak içi ve beyindeki yapılarla ilgili komplikasyonlar oluşabilir. Orta kulak enfeksiyonlarında ilaç tedavisiyle sonuç alınamazsa kulak zarına tüp takılması, kalıcı zar delinmesi oluşmuşsa ''timpanoplasti'' adı verilen zarın ameliyatla onarılması gibi işlemler yapılabilir.dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaz-saati-uygulamasinda-onemli-gelisme/", "text": "Enerji tasarrufu için kalıcı Yaz saati uygulamasıyla ilgili şikayetlerin artmasının ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı harekete geçti. Uygulamanın tamamına ilişkin bir röntgen çekileceğini açıklayan bakanlık yetkilileri, buna göre bir adım atılıp atılmayacağının belirleneceğini söyledi. Uzun süredir tepki çeken uygulamanın, şikayetlerin artması nedeniyle yeniden gözden geçirileceği belirtiliyor. Hürriyet'ten Neşe Karanfil'in haberine göre, kalıcı Yaz saati uygulamasına ilişkin şikayetler artınca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı konuyu değerlendirme kararı aldı. Son 15-20 gündür bakanlığa günde ortalama 40-50 şikayet geldiği, bu başvuruların derlendiği öğrenildi. Bakanlık yetkilileri, şikayetlerin değerlendirilmeye başlandığı, uygulamada sağlanan tasarruf miktarının da çıkarılacağını söylediler. Yetkililer, konuyla ilgili uygulamanın tamamına ilişkin bir röntgen çekileceğini ve buna göre bir adım atılıp atılmayacağının belirleneceğini kaydettiler. Son yıllarda yaz saatinin kalıcı olmasına ilişkin yapılan tartışmalardan sonra düzenlemeye ilişkin Bakanlar Kurulu kararı 8 Eylül 2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlandı. Kararla gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla bütün yurtta 27 Mart 2016 Pazar günü saat 03.00'ten itibaren bir saat ileri alınmak suretiyle başlatılan Yaz saati uygulamasının, her yıl, yıl boyu sürdürülmesi kararlaştırıldı. Bakanlar Kurulu Kararı'yla 30 Ekim tarihinde saatler geri alınmadı. Kalıcı Yaz saati uygulamasının temel amacı enerji tasarrufu sağlamak olarak açıklandı. İstanbul Teknik Üniversitesi'nin Yaz saati Uygulaması Etki Analiz Sonuç raporuna göre, uygulama ile yılda yaklaşık 1 milyar liralık tasarruf sağlanabileceği hesaplandı. Karar alındığı dönemde en çok etkilenecek olan kesimin öğrenciler olacağı tahmin edilmişti. Sabah 8'de dersi başlayan öğrenciler 7.00'da karanlıkta yola çıkacağı için olumsuz etkileneceği gündeme gelmişti. Ankara'da şu günlerde gün saat 7.55'de aydınlanıyor. Gün ağarması aralık ayının sonuna kadar saat 8.00'i geçecek. İstanbul'da ise gün saat 8.13'de ağarıyor. Aralık ayının sonunda günün ağarması saat 8.22'yi bulacak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaz-sicaginda-rahat-ve-kaliteli-uyumak-icin-tuyolar/", "text": "Sıcak günlerde en az su içmek kadar kaliteli uyku uyumak da büyük önem taşıyor. İyi bir uykunun başlıca ölçüsünün kişinin sabah dinç uyanması ve kendisini gün içinde zinde hissetmesi olduğunu söyleyen Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece Uyku bozuklukları solunum düzensizliklerine, bu düzensizlikler de kişinin gece boyunca bazen kısmi bazen de tamamen uyanmasına sebep olur. Bu yarı ya da tam uyanıklık durumları hastanın derin ve kesintisiz uyku uyumasını engeller ve uykunun kalitesini bozar. Kalitesiz bir uyku işte verimi düşürür, konsantrasyonu bozar, hatta kilo bile aldırır diyor. Prof. Dr. Ferah Ece özellikle sıcak havalarda rahat bir uyku geçirmek için alınacak önlemleri anlattı. Kilo verin: Kilo verince uyku sırasındaki solunum düzelecek ve uyku daha dinlendirici olacak, gündüz uykululuk hali azalacaktır. Akşam yemeklerinde yağlı, kızartmalı ve baharatlı yemeklerden kaçının: Akşam yemeklerinde yenilen yağlı, kızartmalı ve baharatlı yiyecekler reflüye de yol açabildiklerinden uykuya dalmayı güçleştirip uyku kalitesini bozacaktır. Alkol ve uyku ilaçlarından kaçının: Yatmadan en az dört saat önce alkol alımı kesilmelidir. Aşırı alkol solunumu baskılar ve uykuda solunum durmalarının sıklığını ve ağırlığını artırır. Alkol ve uyku ilaçları, kas gevşetici, anksiyete önleyici, ağrı kesici gibi ilaçlar, üst solunum yolu kaslarında gevşemeye yol açıp hava yolu tıkanmasına neden olabilirler. Sigarayı bırakın: Sigaranın neden olduğu tahrişin, horlama ve apne ağırlığını arttırdığı düşünülür. Sigaranın bırakılması uykuda solunumun düzelmesinde çok yardımcıdır. Sırt üstü yatmayın: Sırt üstü yatma boyun ve boğazdaki yumuşak dokuların arkaya doğru kaymasına ve bunun sonucu olarak hava yolunun daralmasına ya da tam tıkanmasına yol açar. Hastanın sırtına yerleştirilecek yastıkçıklar ya da pijamasının arkasına dikilecek bir cebe yerleştirilen tenis topu hastanın sırt üstü yatmasını engelleyebilir. Hassasiyetiniz yoksa yatak odanızda klima kullanın: Sıcağa hassas kişilerin genel kanının aksine yatak odalarında dikkatli kullanılan klimalar uyku kalitesini artırır ve hastalıklara yol açmaz. Ancak filtrelerin sık temizlenmesi veya değiştirilmesi ve nem oranının çok düşürülmemesine dikkat edilmelidir. Rahat ve ortopedik yastık seçin: Özellikle yaşlılar eklem problemleri olanlar, artrozu bulunanlar kalp ve akciğer hastalığı olanların vücuda destek sağlayan rahat yatak ve yastıklarla yatmaları uyku kalitesini artırır. Kemik, kas ve eklem hastalığı olanların ortopedik yatak ve yastık kullanması gerekir. Çarşaf, nevresim kılıfı ve yastık kılıfınız pamuklu olsun: Hava akımına izin veren bir madde olması sebebiyle pamuklu kumaş önerilir. Yemeğinizi yatmadan en az 3 saat önce yiyin: Midenin boşalmasına izin vermek, yatınca solunumun ve kalp üstünde basınç oluşmasını azaltmak için gereklidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaza-fit-bir-vucutla-girmek-icin-saglikli-beslenme-tuyolari/", "text": "İlkbaharın gelişiyle birlikte yaza sağlıklı ve formda girme telaşı da başladı. Daha ince kıyafetler giyileceği için veya havuz ya da deniz kenarında görünmesini istemediğimiz kilolarımızdan kurtulmak için diyet üstüne diyet yapmaya, spor salonu üyeliklerimizi yenilemeye başlıyoruz. Aslında bu çabaları mevsimsel bir ihtiyaçtan değil de sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürebilmek adına hedeflesek, her yıl bu sıkıntıları yeniden çekmek durumunda kalmazdık. Doç. Dr. İsmet Tamer kilonuzu korumak için yapılması gerekenleri paylaştı: Güne kahvaltı ile başlayın İyi bir uyku sonrasında gece boyunca kendi kendini yenileyen bedenimiz, sabah enerji seviyesi azalmış, yani kan şekeri düşmüş bir şekilde uyanır. Eğer yeterli protein ve karbonhidrat karışımından oluşmuş bir kahvaltı ile güne başlarsak, bu gün boyu aktif ve enerjik olmamızı, daha az açlık hissetmemizi ve günlük faaliyetlerimizi daha etkin bir şekilde yapabilmemizi sağlar. Ancak iyi bir kahvaltının bile sağladıkları, tüm gün için yeterli olmayacaktır. En geç 2 ila 4 saat sonrasında bir şeyler yemeye başlamazsak yeniden düşmeye başlayan kan şekerimiz, bizi metabolizmamızın ihtiyaçlarını daha farklı ve belki de zararlı diye adlandırabileceğimiz besinlerle karşılamaya yönlendirecektir. Ara öğünler tüketin Açlık süresi 3-4 saati aştığı zaman sofraya oturmak, o öğünde yemeğe daha hızlı başlamamıza, mideden önce gözümüzü doyuracak şekilde yememize, bu da ihtiyacımızdan çok yiyerek kilo almamıza neden olur. İşte sağlıklı ve dengeli beslenmenin çok önemli bir öğesi olan ara öğünler burada devreye girmelidirler. Günlük yediğimiz 3 ana öğünün aralarında, yapacağımız ara öğünlerde tüketeceğimiz, kalorisi kontrollü, protein içeriği yüksek küçük atıştırmalıklar kan şekerimizi sağlıklı bir aralıkta dengede tutar. Tokluk süremizi uzattığı gibi bir sonraki ana öğüne çok aç girmemizi engelleyerek ihtiyacımızdan fazla yemek tüketmemize engel olur. Ara öğünlerinizi dengede tutun Gün boyu sağlıklı 3 ana ve 2 ara öğünle beslenen bir bireyin sindirim sisteminin rahat edebilmesi için akşam yemeğini en geç saat 18.30-19.00 civarında yemesi önerilir. Ancak hafif ve erken yenilen bir akşam yemeğinin 2 saat sonrasına küçük bir ara öğün daha eklenmesi, özellikle geç yatılacak veya akşam sosyal bir faaliyette bulunulacaksa mükemmel olur. Fakat bu geç ara öğünün abartılması, gecenizin kabusa dönüşmesine neden olabilir. Ama tam buğdaydan yarım dilim ekmeğin üzerine ince bir dilim az yağlı beyaz peynir koyar, bunu domates ve salatalık ile süsleyip bir bardak şekersiz açık çayla tüketirseniz kendinizi kesinlikle iyi hissedersiniz. Kuruyemiş ve meyve tüketin Alternatif olarak 3-4 ceviz içi, 3-4 badem ve 1-2 kuru kayısıdan oluşan bir ara öğün de yapabilirsiniz. Bu sayede kan şekeriniz dengelenmiş, antioksidan ve potasyum ihtiyacınız karşılanmış olur. Üstelik çiğneme süresinin uzunluğu nedeniyle tokluk hissi de uzar. Çok az leblebi ya da fındık içi de bu öğünün günden güne çeşitliliğini artırmakta kullanılabilir. Bazen tek bir yeşil elma, kabuğunu soymadan tükettiğinizde içerdiği su, lif, vitamin ve karbonhidrat ile iyi bir alternatif olabilir. Elmayı ince dilimler halinde kesip kurutarak da tüketebilirsiniz. Suyunu kaybetse bile besin değeri ve lif içeriği azalmayacak, hem de bir poşet içerisinde yanınızda taşıyarak her ortamda tüketebilmeniz mümkün olacaktır. Öğünlerinizi zenginleştirin Yatmadan önce bir bardak süt içme alışkanlığı olanlar günlük kalsiyum, D vitamini ve protein ihtiyaçlarının da bir kısmını karşılamış olurlar. Böyle bir alışkanlığınız yoksa edinmenizde fayda var. Ancak laktoz intoleransı olanların süt yerine küçük bir kase yoğurt yemeleri, reflü şikayeti olanların ise süt veya yoğurdu daha erken saatlerde tüketmeleri gerekir. Yoğurt, akşam yemekten sonra tatlı isteği duyanlar için de sağlıklı bir alternatif yaratır. Küçük bir kase yoğurda katacağınız kayısı, erik gibi kuru meyveler ya da çilek ve küçük bir dilim bitter çikolatanın parçacıkları ile zenginleştireceğiniz kaymaksız yoğurt, tatlı isteğinizi gayet sağlıklı bir şekilde bastırmanızı sağlayacaktır. Genel olarak ara öğünlerde kepekli bisküvi veya galeta tüketmek adet olmuştur. Gerçekten 2-3 adedini bir bardak ayran ya da küçük bir kase yoğurt ile tüketmek gayet iyi bir seçenektir. Ara öğünde ihtiyaca göre 100 150 kaloriyi geçmeyen ve lif içeriği yüksek böyle bir seçim yaparak hem iştahınızı kontrol etmiş, hem de tokluk süresini uzatarak kan şekerinizi dengede tutmuş olursunuz. Yaratıcı ve sağlıklı atıştırmalıklarla fazla kilolardan kurtulmak veya ideal kiloyu muhafaza etmek, diyet yaparken kan şekerinin çok düşmesine engel olarak gün boyu enerjik ve iyi hissetmek mümkündür. Bunu bir alışkanlık haline getirin ve hedeflerinize daha kolay, daha hızlı ve daha sağlıklı bir şekilde ulaşın! Bunlara ek olarak da düzenli olarak spor yapın 😉"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaza-gobekli-girmek-istemeyenlerin-spor-yaparken-dikkat-etmesi-gereken-8-nokta/", "text": "Merhaba canım okuyucu; Bu yazıyı yaz mevsiminin geldiğini varsayarak yazıyorum 🙂 Biliyorum ki hepiniz ufaktan diyetlere, sabah akşam yürüyüşlere, zumbaya veya spora başladınız. Çünkü yaz geliyor. Bütün kış besleyip büyüttüğümüz göbişler pantolanlardan fırtlamaya başladı. Kumsallarda instagram için çekilecek bacaklar Trabzon ekmeğine döndü. Acilen bu gidişe bir dur demek ve spora başlamak gerekiyor. BİR DUR! Bugün spor öncesi ve sonrası yapılması makbul şeylerden bahsediyoruz. Hadi bakalım göbek içeri, göğüs dışarı 🙂 Spordan önce; 1) Spordan en az iki saat önce yemek yenmeli. 2) Antremandan maksimum faydayı sağlamak için enerji depolayan besinler tüketilmeli. Örneğin; muz, kahvaltılık mısır gevreği, bulgur, meyve, sebze. 3) Yaklaşık yirmi dakika ısınma hareketleri yapılmalı vücut spora hazırlanmalı. 4) Spordan 30 35 dakika önce içilen kahve yağ yakımına yardımcı olur. Spordan sonra; 1)Spor sonra fazladan beş dakika harcayarak kaslarınızı soğutun onları esnetin. Bunu yaptığınız takdirde kendinizi ertesi gün daha iyi hisseder antreman sonrası ağrılarınızı en aza indirirsiniz. 2)Spor sonrası kahve ise kaslar için yakıt görevi görür ve bir sonra egzersiz için daha güçlü olmanızı sağlar. 3)Egzersizden hemen sonra çok sıcak veya çok soğuk suyla duş almak, tansiyon dengenizin bozulmasına neden olur ılık suyla duş almak ise kaslarınızın rahatlamasına ve vücut ısınızın normale dönmesine yardımcı olur. 4) Antrenmandan sonraki ilk 1 saat spor sonrası beslenme açısından en önemli zaman dilimidir. Bu yüzden protein seviyesi yüksek olan ve kompleks karbonhidratlar içeren besinleri tercih edin. Ekstra; Antreman günleri su tüketiminiz normal günlere göre daha fazla olmalıdır. Lütfen egzersizden önce, egzersiz sırasında ve sonrasında su içmeyi ihmal etmeyin. Marketlerde satılan şekerli spor içecekerine dikkat edin. Bunlar genellikle ağır cardio antremanları yapanlara hızlı su kazandırmak için yarar sağlar. Siz düşük seviyede antraman yapıyorsanız bu içecekleri almanıza gerek yoktur. Çünkü bu içecekler yüksek kalori ve yükek şeker içerir. Bunun yerine antreman esnasında taze sıkılmış meyve suyu daha iyi bir alternatif olacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaza-hazirliksiz-yakalanmamak-icin-yapmaniz-gereken-11-aksiyon/", "text": "Bu sene epey inatçı çıktı, ısınmıyor. Güneş adeta duygularımızla oynuyor. Direnelim. Nasılsa nemden kendimizi kaybedeceğimiz günler yakın. İnanmak, başarmanın yarısı. O halde artık yaza hazırlanma zamanıdır. Yooo... Diyet listeleri olmayacak, keyifli, küçük dipnotlar yalnızca! Söz! 1) Güneş kremleri ile barışma vaktidir! Yüzünü göstermeye nazlanmak konusunda Türk kızlarını sollayan güneş yine de zararlı. Erken yaşlanarak kozmetik camiasından medet ummanın gereği yok. Kendinize iyi bakın. Evden çıkmadan yarım saat evvel, güneş koruyucunuzla cildinizi şımartın. Bunun mevsimi de yok, daima faydalı. Kıştan çıkamamış cildimiz iyice kurudu, yoruldu. Su onu mutlu edecektir. Elbette sizi de! Bacaklar bir açılsın, kışın rehavetini atsın üzerinden. Her fırsatta her yere yürüyün. Ayrıca stresi azaltır, en iyi rahatlama yollarından biridir. 4) Düzenli peeling yapın. Bunun mevsimi yok aslında ama yaz için daha bir özendiğimiz doğru. Haliyle vaktidir. 5) Tatil araştırmalarına başlayın. İlaç gibi gelecek. Biz yorulmayalım derseniz ben sizin için yaparım. İçim açılıyor. 6) Yeni şarkılar keşfedin. Müzik her hazırlanma aşamasının vazgeçilmezi. 7) Yazlıklarınızı çıkarın. Evet yakınlarda, el altında bir kaç kazak, hırka kalsın. Üşütüp yataklara düşmenin anlamı yok ama o güzel, çiçekli, uçuşan elbiseleri nasıl da özledik. Dolabı açıp onlarla karşılaşmak bile mutlu edecek. 8) Evrenle barışın. Kavganın gereği yok. Bu mevsim dönümleri değişimini biz yaptık. Onun bir suçu yok. Hem belki barışmak ona da iyi gelir de adam olur. Umut dünyası işte... 9) Dondurma yiyin. Bolca! Daima! Yaz gelmiş gibi davranırsak belki gerçekten gelir. Psikolojik baskı artık kaçınılmaz. 10) Masaüstü fotoğrafınızı değiştirin. Ki bunu çoktan yaptık, değil mi? Yaz bu sene cidden o hain, bir türlü dönmeyen eski sevgili gibi... Sorun değil. Bu konuda arsızlaşmak bizi saplantılı stalkera dönüştürmeyecek. 11- Yaz gelmiyorsa siz ona gidin, ağaç değilsiniz ki! Kuş gibi sıcak bölgelere uçuverin. Yaz gelmiyorsa, biz gideceğiz. Çare isyanda!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yaza-ince-girebilmeniz-icin-uzak-durmaniz-gereken-6-gida/", "text": "Kış aylarında çalışkan karınca misali kalori biriktirmiş olabilirsiniz ama bu demek değil ki onlar sizinle sonsuza kadar kalmak zorunda. Beslenme alışkanlıklarınızda yapacağınız basit birkaç değişiklik ile neşeli ağustos böceği kadar seksi ve dikkat çekici olabilirsiniz. Nasıl mı? Cips Ambalajı hışırdadığı an göz bebekleriniz büyüyor ve avuç dolusunu ağzınıza tıkmak istiyorsunuz değil mi? Artık istemeyin. En azından yaza kadar. Bu çıtır çıtır yeme hissini taze ve iyi yıkanmış marul yapraklarıyla ya da fırında 10-15 dakika içinde yapabileceğiniz, ince dilimlenmiş lahana ile de giderebilirsiniz. Aynı lezzeti vermez demeyin çünkü cipsten aldığınız tat bir lezzet değil, kimyasal bir formüldür. Birbirinden sağlıklı cipsler yapabileceğiniz 4 malzeme Şekerleme Cips ile tehlikeli bir ikili oluşturan bu rengarenk tatlılar, aynı zamanda sağlığınız içinde zararlıdır. Yedikçe yemek isteği uyandıracak şekilde bolca şekerlendirilmiş olan bu yapay gıdaların yarattığı tombul eserleri yazın sahillerde 100 metreden görebilirsiniz. Siz de tüketin, sizi de hemen görsünler. Alkol Birkaç kadehten ne olur demeyin, göbek olur. Bu kadar basit. Ayrıca karaciğer yağlanması, reflü ve bağırsak düzensizliği gibi birtakım sağlık sorunlarına da yol açabilir. Özellikle yakın dostları kızartmalarla tüketildiğinde daha da doyurucu olduğu sanılan bu madde, yoğun kalorisi yüzünden bütün kan değerlerinizi allak bullak eder. Panik halindeki beyin yağ depolamaya başlar. İşte, aynadan size el sallayan arkadaşlar bunlardır. Ekmek Türk mutfağında geniş bir yeri olan ekmek ve hamur işi yiyeceklerden uzak durmanın zor olduğunu biliyoruz. Ama uzak durulabildiğini de biliyoruz. Çok eski bir geleneği sürdürebilirsiniz. Gördüğünüz bir ekmek parçasını elinize alın, 3 kere öpüp alnınıza götürün ve uzaklara kaldırın. Kilolarından rahatsız olanlardan uzaklara. Makarna Yapması çok kolay, lezzeti çok güzel olan bu gıdanın da ekmekten pek bir farkı yoktur. Siz de fark etmişsinizdir ki makarnayı yalnız başına pek tüketmeyiz. Yanına mutlaka sos ya da başka bir yağlı yiyecek ekleriz. İşte makarna bu günahlara açılan kapıdır. Makarna ve arkadaşlarından uzak durarak kısa süre içinde incelebilirsiniz. Hem de sağlıklı ve doğal bir şekilde. Beyaz Pirinç Sağlıklı beslenme uzmanlarının sürekli kötülediği beyaz gıdaların başında beyaz pirinç bulunur. Şöyle bir oran verebiliriz. İki kaşık pirinç pilavı, bir dilim ekmekle aynı oranda kaloriye sahiptir. O zaman ekmekten uzak durduğumuz gibi pirinçten de bir süre uzak kalmakta yarar var. Copyright Hürriyet"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yazin-gelmesine-sevindirecek-10-neden-yapilacak-seyler/", "text": "Yaz yüzünü göstermeye başladı ve içimiz şimdiden hareketlendi. Yazın gelmesiyle yapılacak etkinliklerin artıyor olması yüzümüzü güldürüyor. Yaz bitmeden yapılacak şeylerin arasına eklenecek 10 etkinliği sizler için sıraladık: Güzel manzaralı bir yerde çimlere oturup sohbet etmenin ve bir şeyler içtiğimizi hayali bile heyecanlandırıyor. 2- Bisikletler Hazır Mı? Özellikle İstanbul sakinlerinin adalara sıkça seyahat etmesinin nedenidir bisiklet. En özgür ulaşım aracının keyfini çıkarmak için yaza hazırız. 3- Kitaplar ve Hamakları Birleştirin. Kitap ve hamak eşsiz ikili. Hele bir de arada sallayanınız varsa bu yaz sizi güzel dakikalar bekliyor. Yazın vazgeçilmez tadına merhaba deme heyecanı sardı etrafımızı. Evet evet çikolata sosu da olsun. Yazın içimizi ısıtan tarafını arada serinletmemiz gerekebilir. Bunun için limonata gibi bir çok içecek sizleri bekliyor. 6- Beyaz ve Renkli Kıyafetler Beyaz ve renkli kıyafetlerin yağmurun azizliğine uğramasından çekinmeye gerek olmaması büyük lüks. Elbiseler ve ojeler artık renklenebilir. Erik ve tuzun tüm kış gündemden düşmediğin malum. Kavun, karpuz kokusu da şimdiden burnumuzda tütüyor. Su şişenizle çıkacağınız ve tüm düşünceleri arkanızda bırakacağınız bir yürüyüş hayatı sıfırlamak gibidir. Kışın bunu yapamadığımızdan belki de daha çok stres altında kalabiliriz. Yürüyün rahatlayın. Kapalı bir ortamda oturmak yerine hafif esintili bir ortamda oturmak için yazı bekleyenlerden olduğumuz kesin. Hele bir de ağaç dalları üzerimizdeyse o mekanı terketmeyebiliriz. 10- Yüzmek ve Güneşlenmek Deniz ve kumsalların hayali bile güzel. Bol bol d vitamini alırken, belin de sağlık sağlık diye bağırdığını duymak için heyecanlanıyoruz. Güneş kreminin kokusu burnumuza geldi şimdiden."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yazin-kisa-tatillerde-kacis-yapabileceginiz-turkiyeden-az-bilinen-7-rota/", "text": "Havaların ısınmasıyla birlikte tatil planları yapılmaya başlandı. Peki, bu yıl tatilde nerelere gidilebilir? Biletall Gezgini, kısa ve değerli tatil günlerini geçirebileceğiniz, şehrin kalabalığından uzak, huzur dolu, keşfedilmeyi bekleyen yerler için bazı seçenekleri sizler için araştırdı. Gökçetepe Tabiat Parkı / Saros Körfezi Edirne'nin Keşan ilçesine bağlı Gökçetepe Tabiat Parkı, Saros Körfezi'nde Ege ve Marmara sularının kesiştiği yerde bulunuyor. Denizi son derece temiz olan Saros Körfezi, dünya üzerinde kendi kendini temizleyen birkaç körfezden biri olma özelliğine sahip. Ormanlık alanlar içerisinde kalan Gökçetepe Tabiat Parkı'da, oksijen deposu olarak tanımlanıyor ve astım hastalarına çok iyi gelen temiz bir havası var. Park içerisinde plajlar, çadır alanları, karavan alanları, toplu çadır alanları, cafe-restaurant ve alışveriş yerleri bulunuyor. Köylülerin yetiştirdiği organik ürünleri bu alışveriş yerlerinde bulabilirsiniz. Ayrıca park içerisinde doğa sporları, su sporları, atv safari turları ve paintballgibi sosyal aktivite alanları mevcut. Harbiye / Hatay Köklü tarihiyle bilinen Hatay'ın Defne ilçesinde bir mahalle olan Harbiye, antik çağlardan günümüze kalan bir miras. Bu bölge, şelaleler/çağlayanlar bölgesi olarak da anılıyor. Bölgede zeytinyağı, defne yağı, defne sabunu, nar ekşisi gibi doğal ürünleri satın alabilirsiniz. Yeşil alanı da oldukça fazla olan Harbiye'de 5 adet otel ve birçok pansiyon bulunuyor. Küçük ve sakin bu bölge yerli ve yabancı birçok turistin uğrak yeri olma özelliğine sahip. Karaburun / İzmir İzmir'in en küçük ilçesi olan Karaburun'da, birçok doğal koy bulunuyor. Açık denize bakan Karaburun'un, oldukça temiz ve berrak bir denizi var. Ayrıca önemli bir sualtı zenginliğine sahip olan bölge, bu açıdan dalış yapanların ve balıkçılıkla uğraşanların ilgisini çekiyor. Çeşit çeşit çiçek ve kelebek bulunduran bölge, doğa meraklılarının keyifle yürüyüş yapıp, fotoğraf çekebilecekleri bir yer. Küçük ve sevimli Karaburun'da 3 adet otel ve butik pansiyonlar bulunuyor. Yerli turistlerin daha çok tercih ettiği bu sakin bölgede gece eğlenceleri yerine şirin balık restaurantları ve kafeler tercih ediliyor. Günlüklü Koyu / Fethiye Muğla'nın Fethiye ilçesinde bulunan Günlüklü Koyu, Fethiye Merkez'e 17 km uzaklıkta yer alıyor. Adını bölgede yetişen günlük ağaçlarından alan Günlüklü Koyu, yeşilin ve mavinin birleştiği konumda bulunuyor. Denizi oldukça berrak ve plajı ince kumlu olan koyun ormanlık alanın da ise kamp alanları mevcut. Selimiye / Bozburun Yarımadası Selimiye, Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun Yarımadası'nda, deniz kıyısında küçük bir köy. Ilık, temiz ve derin olmayan bir denize sahip. Oldukça da berrak olan ve denizin dibini rahatlıkla görebileceğiniz Selimiye Köyü huzurlu tatil noktalarının başında geliyor. Gürültüden ve lüksten uzak olan Selimiye' de küçük butik otellerde konaklayabilirsiniz. Adrasan / Kumluca Antalya'nın Kumluca ilçesine bağlı bir belde olan Adrasan, Helenistik çağlardan kalma bir yerleşim yeri. Sığ bir denize sahip olan Adrasan'ın sualtı görüş mesafesi 25 metre kadara ulaşabiliyor. Yeni adı Çavuşköy olan Adrasan, Türkiye'nin en güneyinde yer alıyor. Sit alanı olan Adrasan'da kentsel yapılaşma bulunmadığından şirin, mütevazı bir yer olma özelliğini hala koruyor. Adrasan'da, akşamları batan güneşle, çam ağaçları arasında sahile doğru bir yolculuk yapmak oldukça keyifli oluyor. Yörenin kuzeyindeki Sazak Limanı doğal bir havuz gibidir ve suyunun oldukça faydalı olduğu söyleniyor. Gideros / Cide Kastamonu-Cide'de bulunan bir koy olan Gideros, Karadeniz'de ılık bir yaz tatil geçirmek isteyenler için güzel bir alternatif oluyor. Sessiz, sakin, yemyeşil bir doğaya sahip olan Gideros'da Karadeniz'in hırçın suları durgunlaşıyor. Ege koylarını anımsatan Gideros, yeşille mavinin birbirine karıştığı mükemmel bir manzaraya sahip. Stresten arınacak, huzur bulunacak bir tatil rotası olarak tercih edilebilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yazin-mantara-yakalanmamak-icin-bu-8-hatayi-yapmayin/", "text": "Özellikle yaz aylarında artış gösteren ve en sık görülen cilt hastalıkları içinde yer alan mantar; kaşıntı, kızarıklık, pullanma, sulantı gibi belirtilerle seyrediyor ve tedavi edilmeyip ilerlediği zaman tehlikeli sonuçlara yol açabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar Mantar hastalıkları sık yıkanan, iyi kurulanmayan, aşırı terleyen, bağışıklığı düşük olan, diyabet hastalığı bulunan kişilerle birlikte antibiyotik kullanımında da sık görülür diyor. Birçok çeşidi olan mantar hastalığının yaz mevsiminde yaptığımız bazı yanlış davranışlar nedeniyle artış gösterdiğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, yazın mantara yol açan 8 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. İyi kurulanmama Aşırı terleme, sık yıkanma, yüzme, çamaşır ve bulaşık yıkarken uzun süre suyla temas etme sonrası iyi kurulanmamak mantara davetiye çıkarıyor. Mantar enfeksiyonları ıslak ve nemli ortamda ürediğinden cildimizi kuru tutmaya çok dikkat etmeliyiz. Pamuklu çamaşır giymeli, terlediğimizde çamaşırımızı değiştirmeliyiz, çorap seçimi de aynı şekilde merserize ya da pamuklu olmalıdır. Havuz kenarında çıplak ayak dolaşma Terlik, ayakkabı ve çorap gibi kişisel kullanım eşyalarının ortak kullanılması, havuz kenarları ve banyoda çıplak ayakla dolaşma en çok yapılan yanlışlar arasında yer alıyor. Özellikle mantar ıslak ve nemli ortamları sevdiği için bu alanlarda çıplak ayakla basan mantarlı kişi mantarları döker, basan kişi mantarı alır. Sık sabunlanma Sık sabunlanma, topikal ve sistemik antibiyotiklerin aşırı kullanımı cildimizin asit mantosunu bozuyor. Cildimizin PH değeri ortalama 5,5 civarındadır, sabunların PH değeri yüksektir, 7-9 civarındadır. Sık sabunlanma cildin asit mantosunu bozarak kolaylıkla mantar ürer. Aynı şekilde sık antibiyotik kullanımı da florayı bozar, mantar üreme oranını arttırır. Şikayetler azalınca tedaviyi yarım bırakmak Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar Mantar tedavisi uzun sürer, gövde ve ayak mantar tedavisi en az 1 ay, tırnak mantar tedavisi tutulumun şiddetine göre 6-9-12 ay sürebilir. Şikayetler azalınca genelde yarım bırakma eğilimi oluyor, süreye mutlaka uyalım. Ayrıca mantar pusuda bekler, müsait ortam bulduğunda tekrarlar, bu yüzden dikkatimizi bu konuya vermeli, önlemlerimizi almalıyız diyor. Sokak kedilerini sevince elleri yıkamamak Bazı mantar türleri direnci düşük, yavru sokak kedilerinden bulaşır. Bu yüzden sokak hayvanlarını elledikten sonra çok dikkatli elimizi yıkamalıyız, özellikle hayvanlarda bölgesel tüylerin dökülmesi mantar hastalığının belirtisi olabilir. Evde beslediğimiz hayvanları da düzenli veteriner kontrolünden geçirmeliyiz. Dar kıyafet giymek Genellikle yaz aylarında çok sıkı dar ayakkabı giyilmemeli, ayaklar uzun süre kapalı kalmamalı, kıyafetler de sıkı, dar ve sentetik olmamalı, pamuklu ve bol kıyafetleri tercih etmeliyiz. Tedaviyi geciktirmek Mantarda en önemli yanlış tedaviyi geciktirmek, kendiliğinden iyileşmesini beklemektir. Özellikle ayak mantarında, ayak parmakları arasındaki bozulmuş deri bariyeri mikropların girmesine ve bacağın şişmesine neden olur, doku altında bazen damarlara yürüyen enfeksiyonlar gelişebilir. Sağlık kontrolü yaptırmamak Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar Eğer mantar hastalığı yaygın ve sık tekrarlıyorsa altta yatan bağışıklığı düşüren başka bir hastalığın belirtisi olabilir. Kanser hastalarında, AIDS hastalığında, gebelikte, diyabet hastalarında sık tekrarlar. Böyle bir durum varsa genel muayeneden geçerek sebep tespiti yapılmalıdır diyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yediginiz-yiyecekleri-yakmak-icin-ne-kadar-kosmalisiniz/", "text": "Spor yapmak sağlıklı bir hayat için olmazsa olmazlardan. Kasların çalışmasını sağladığından ve aynı anda onlarca kası hareket ettirdiğinden de koşu en çok tercih edilen sporlardan biri. Kalori spor hesabı yapmak isteyenlere işin kolay yolunu göstermek için bu fotoğraflar harika. Bu yemeği yersen bu kadar koşmalısın diyen kalori koşu hesabını özetleyen fotoğraflar: Yediğiniz Yiyecekleri Yakmak İçin Ne Kadar Koşmalısınız? Spor yapmak sağlıklı bir hayat için olmazsa olmazlardan. Kasların çalışmasını sağladığından ve aynı anda onlarca kası hareket ettirdiğinden de koşu en çok tercih edilen sporlardan biri. Kalori spor hesabı yapmak isteyenlere işin kolay yolunu göstermek için bu fotoğraflar harika. Bu yemeği yersen bu kadar koşmalısın diyen kalori koşu hesabını özetleyen fotoğraflar:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeminli-bakireler/", "text": "Arnavutluk'ta tükenmek üzere olan geleneklerden biri. Arnavutluk'un 15. yüzyıldaki feodal liderlerinden Leke Dukagjin'in getirdiği kurallara göre kadınlara erkek gibi yaşama fırsatı verilmişti. Eski dönemlerde kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmamaları ve muhafazakar bir toplum içinde yaşadıklarından bazı kadınlar gönüllü olarak erkek olmayı tercih ediyorlardı. Bunun için yemin edip ömürleri boyunca erkek gibi giyinip, erkek gibi davranıyorlar ve asla evlenmiyorlardı. Saçlarını erkek gibi kestirip, erkekler ile birlikte onların çalıştığı işlerde çalışıyorlardı. Erkek olarak yaşamak bazen isteyerek bazen ise mecburiyetten oluyordu. Bunların başında kadınların mirastan hak alamaması, aile büyüklerinin ölmesi ve aileyi ayakta tutmak gibi zorunluluklar geliyordu. Çok küçük yaşta yemin edilebildiği gibi, evlendikten sonra eşi ölen kadınlar da yemin edebiliyorlardı. Toplum da onlara üçüncü cinsiyet olarak bakıp saygı duyuyordu ve dışlamıyordu. Eğer evlenirlerse eşi kadın olacağından bu eşcinsel ilişkiye gireceği için asla onaylanmıyor ve cezası ölüm oluyordu. Yüzyıllar boyunca, Arnavutluk'un kuzeydeki kırsal, kapalı ve muhafazakar toplumunda, erkek kıtlığı çeken bir aile için cinsiyet değiştirmek pratik bir çözüm olarak görülüyordu. Keqi'nin babası bir kan davası nedeniyle öldürülmüştü ve hiç bir erkek varisi yoktu. Geleneklere uygun olarak, şimdilerde 78 yaşında olan Bayan Keqi hayat boyu bakire kalmaya yemin etti. Erkek otoritesinin bütün fiyakası ve süsleriyle-buna babasının intikamını alma yükümlülüğü de dahildi- yeni reis olarak bir erkek gibi yaşadı. Bugün olsa bunu yapmayacağını söylüyor. Berlin Duvarı'nın çöküşünden sonra internet aşkları ve MTV'nin işgaliyle cinsel eşitlik ve çağdaşlığın artık Arnavutluk'a bile geldiğini belirtiyor. Artık burada kızlar erkek olmak istemiyor. Yeminli bakirelerden geriye Keqi'yle birlikte artık sadece yaklaşık 40 kişi kaldı. O zamanlar, erkek olmak daha iyiydi, çünkü bir kadınla bir hayvan aynı şekilde muamele görüyordu diyor kükreyen bariton bir sese sahip, bir erkek gibi bacaklarını iki yana ayırarak oturan ve kadehini bir dikişte devirerek rakısını yudumlayan Bayan Keqi. Artık Arnavut kadınlar erkeklerle eşit haklara sahip, hatta daha da güçlüler. Bence bugün kadın olmak çok hoş bir şey. Yeminli bakirelik geleneğinin kökleri Leke Dukagjini Kanunu'na kadar uzatılabilir. Bu kanun 50 yıldan fazla bir süredir kuzey Arnavutluk aşiretleri arasında sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarıldı. Bu kanuna göre, kadının rolü katı bir şekilde sınırlandırılıyor: Çocuklarına bak ve evini geçindir. Bir kadının hayatı erkeğinkinin yarısı kadar değerliyken, bir bakirenin değeri erkeğinkiyle aynı: 12 öküz. Yeminli bakirelik savaş ve ölümlerle boğuşan kırsal bir bölgede toplumsal bir gereklilik sonucu ortaya çıktı. Eğer aile reisi hiç bir erkek varis bırakmadan öldüyse, ailedeki bekar kadınlar kendilerini yalnız ve güçsüz bulabilirlerdi. Bakirelik yemini ederek, kadınlar ailenin reisi olarak erkeklerin rollerini üstlenip silah taşıyabiliyor, mülk edinebiliyor ve serbestçe hareket edebiliyorlardı. Erkekler gibi giyiniyorlar ve hayatlarını, kadınken sahip oldukları isimleri değiştirmeseler de, erkekler arasında geçiriyorlardı. Kendileriyle alay edilmiyor, aksine kamusal yaşama kabul ediliyor, hatta övülüyorlardı. Bazıları için bu seçim kadının kendi özgürlüğünü kabul ettirme ya da kendisi adına başkalarınca karar verilen bir evlilikten kaçma yoluydu. Bakire kalacaklarına söz vererek cinsiyetlerinden sıyrılmak bu kadınlar için erkek-egemen, cinsiyet temelinde bölünmüş bir toplumda kamusal yaşama girmenin yollarından biriydi, diyor Kosova'daki Priştina Üniversitesi'nde cinsiyet çalışmaları profesörü olan Linda Gusia. Erkeklerin yönettiği bir dünyada ayakta kalmakla ilgili bir şeydi bu. Sosyologlara göre, yeminli bakire olmak için and içmek kırsal Arnavutluk'ta uzun süredir devam eden bir tabu olan eşcinsellikle karıştırılmamalı. Ayrıca kadınlar cinsiyet değiştirme operasyonu da yapmıyorlardı. Kendi ailesinde paşa olarak bilinen Bayan Keqi evin erkeği olma kararını 20 yaşındayken, babası öldürüldüğünde karar verdiğini söylüyor. Dört erkek kardeşi 1985'teki ölümüne kadar 40 yıl boyunca ülkeyi yöneten Enver Hoca'nın komünist hükümetine muhalif oldukları için ya öldürülmüş ya da hapse atılmışlardı. Dediğine göre, bir erkek olmak annesini, dört yengesini ve onların beş çocuğunu geçindirmenin tek yoluydu. Keqi büyük ailesini Tiran'daki mütevazi evinde yönetiyor, yeğenleri ona konyak getirirken o da emirler yağdırıyor. Bir erkek gibi yaşamanın kendisine diğer kadınlara verilmeyen bir özgürlük sağladığını söylüyor. Geçmişte inşaat işlerinde çalıştı ve erkeklerle camide namaz kıldı. Bugün bile, yeğenleri amcalarının izni olmadan evlenmeye kalkışmayacaklarını söylüyor. Köyün dışına çıktığında, bir erkek gibi karşılanmanın tadını çıkarıyordu. Bir erkek gibi tamamen özgürdüm, çünkü kimse bir kadın olduğumu bilmiyordu diyor Keqi. İstediğim yere gidiyordum ve kimse bana hakaret edemiyordu, çünkü onları dövebilirdim. Sadece erkekle birlikteydim. Kadınlar gibi konuşmayı bilmiyorum. Hiç korkmadım. Kısa süre önce ameliyat için hastaneye yatırıldığında, odadaki diğer kadın yatağının yakınında erkek olduğunu zannettiği biriyle paylaşmaktan ürkmüştü. Bunların yanında, evin erkeği olmanın babasının intikamını alma sorumluluğuna kendisine yüklediğini söylüyor. Beş yıl önce o zaman 80 yaşında olan babasının katili hapisten salıverildiğinde, diyor Keqi, 15 yaşındaki yeğeni onu vurarak öldürdü. Sonra adamın ailesi bunun intikamını aldı ve yeğenini öldürdü. Hep babamın intikamını almayı hayal etmiştim, diyor. Tabii ki pişmanlıklarım var; yeğenim öldürüldü. Ama beni öldürürseniz, ben de sizi öldürmek zorundayım. Batı Balkanlarda çoğunluğu Müslüman bir ülke olan Arnavutluk'ta, Kanun hem Hıristiyanlar hem de Müslümanlar tarafından kabul ediliyor. Arnavut kültür tarihçileri başka yerlerde uzun süre önce terkedilmiş ortaçağ geleneklerine gösterilen bu bağlılığın ülkenin önceki izolasyonunun bir ürünü olduğunu söylüyor. Ama Arnavut kadınının geleneksel rolünün de değiştiğine vurgu yapıyorlar. Bugün Arnavut kadını bir tür ekonomi bakanı, sevgi bakanı ve kimin ne yaptığını kontrol eden bir içişleri bakanı rolünde diyor Arnavut folklörü üzerine yazan Ilir Yzeiri. Bugün Arnavutluk'ta herşeyin arkasında kadınlar var. Bazı yeminli bakireler değişimlerden şikayet ediyor. Batı Arnavutluk'ta bir sahil şehri olan Dıraç'ta güvenlik görevlisi olarak çalışan ve dokuz kızkardeşine bakmak için yeminli bakire olan 54 yaşındaki Diana Rakipi Enver Hoca dönemine geriye dönük bir nostaljiyle bakıyor. Komünist dönemde, üst düzey bir ordu subayı olan Rakipi kadınları askeri olarak eğitiyordu. Şimdilerde, diye yakınıyor, kadınlar kendi yerlerini bilmiyor. Bugün kadınlar yarı çıplak diskoya gidiyorlar, diyor askeri bir bere giyen Bayan Rakipi. Ben hayatım boyunca her zaman bir erkek olarak saygı gördüm. Temizlik yapamam, ütü yapamam, yemek pişiremem. Bu kadının işidir. Ama Tiran'ın 30 mil kuzeyindeki Kruje'nin uzak dağlarında bile, o bölgede oturanlar Kanun'un cinsiyet rolleri üzerindeki etkisini giderek yitirmekte olduğunu söylüyorlar. Herkesin bir zamanlar aynı çatı altında yaşadığı geleneksel ailenin giderek kaybolmasının kadının toplumdaki konumunu değiştirdiğini belirtiyorlar. 88 yaşındaki teyzesi Qamile Stema köyünün son yeminli bakiresi olan Caca Fiqiri şöyle diyor: Artık kadınlarla erkekler hemen hemen aynı. Yeminli bakirelere büyük saygı duyuyoruz ve onları büyük fedekarlıklarından dolayı erkek olarak görüyoruz. Ama artık evin erkeğinin olmaması gibi bir durum söz konusu değil. Ailenin atalarının köyü olan Barganesh'de Bayan Stema'nın tek odalı taş evinde pantolonları kimin giydiği konusunda bir şüphe yok. Geçen günlerden birinde, Amca Qamile aşiretin diğer üyeleri tarafından etrafı sarılarak, Arnavut erkeklerinin geleneksel beyaz şapkası olan keleş giydirildi. Pembe sandaletleri kadınlığa verdiği tek tavizdi. 20 yaşında erkek olduktan sonra bir tabanca taşımaya başladığını söylüyor Stema. Düğün gecelerinde erkeklerle oturuyordu. Kadınlarla konuşurken utanarak geri çekildiklerini anımsıyor. Yeminli bakire olmanın bir gereklilik ve fedekarlık olduğunu söylüyor. Bazen kendimi yalnız hissediyorum, bütün kız kardeşlerim öldü, ve ben yalnız yaşıyorum diyor. Ama hiç evlenmeyi istemedim. Ailemdeki bazıları kıyafetlerimi değiştirip bana elbise giydirmeyi denediler, ama bir erkek olduğumu anladıkları zaman, beni kendi halime bıraktılar. Stema bir bakire olarak öleceğini söylüyor. Eğer evlenseydi, diye takılıyor, geleneksel bir Arnavut kadını olacaktı. Sanırım yarı erkek yarı kadın olduğumu söyleyebilirsiniz, diyor.Hayatımı bir erkek gibi yaşadım. Pişman değilim. (New York Times, 25 Haziran 2008, Albanian Custom Fades: Woman as Family Man)"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeni-bir-toplum-mumkun-mu-4-ciftin-birlesip-yeni-bir-hayat-kurma-hikayesi/", "text": "Hayatın stresinden bunalıp kalabalık merkezlerden kaçmak isteyip o enerjiyi bulamayanlara ilham kaynağı olacak bir hikaye. Bu dört çift uzun süredir birbirlerini tanıyorlar, yaklaşık 20 yıldır düzgün bir ilişkileri var. Ama bu dörtlü kalabalık bile toplumun onları olumsuz engellemesinin önüne geçemiyor. Bu nedenle Teksas'ta yaşayan dostlarımız bir kaçış planına imza atıyorlar.Ufak ufak kendilerini şehirden uzaklaştırmaya başlıyorlar. Llano Exit Strategy yani Llano çıkış planı dedikleri bu arsayı satın alıyorlar. Her biri 40.000 dolara mal olan evler size biraz pahalı gelebilir. Onlar iç mimar ve mimar desteği aldıklarından biraz fazla harcamışlar. Kulübelerin 100 metrekare filan olmasını bekliyorsanız, üzgünüm burada o şehir hayatı yok. Yeni hayatta yetecek kadar eşya ve yetecek kadar yer var. 37-40 metrekarelik bu alan size yetmeli. Yatak var, koltuk var ve doğa var. Kütüphaneden lavaboya her detay düşünülmüş. Ama sizin asıl merak ettiğiniz kısım diğeri. İnsanların birbirleriyle ilişkileri ve yaşama döngüsü. Diğer hayattan kopmayı tam başaramamışlar ne yazık ki. Jodi Zipp isimli dostumuz burada doğa var. Nehir var. Aradığımız her şey var ve ilişkimiz de gayet iyi diyor. Henüz tam olarak buraya yerleşme cesaretini elde edememişler ama ayda 4-5 kez gelip emekliliklerinde bari düzgün bir hayat yaşamayı akıllarına koymuşlar. Bu kadar ilerlemişken, doğal hayatla medeniyeti birleştirmişken; onları tutan kaygılarıyla sizleri işinizde tutan kaygılarınız aynı gibi. Haber Boredpanda'da yayınlandıktan sonra bu evlere daha fazla gitmeye ve orada daha fazla kalmaya başlamışlar. Dileriz başarılı olurlar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeni-evlenenlere-faizsiz-kredi-ne-zaman-ve-ne-kadar-olacak-iste-basvuru-sartlari/", "text": "Aile ve Gençlik Bankası çalışmalarını tamamladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanun teklifini Meclisimizin takdirine sunacağız. dedi. Erdoğan, Yeni evlenen çiftlere Aile ve Gençlik Bankasından karşılanmak üzere faizsiz kredi imkanı sunacağız, bunu pilot proje olarak deprem bölgesinde uygulayacağız. açıklamasını yaptı. EVLİLİK KREDİSİ NE KADAR OLACAK? 150 bin TL evlilik kredisi iki yıl geri ödemesiz olarak yeni evlenecek çiftlere verilmesi bekleniyor. Gençleri teşvik etmek ve evlenecek çiftlere kolaylık sağlamak amacıyla faizsiz kredi 48 ayda geri ödenecek. 48 ay (4 yıl) vadeli evlilik kredisi kurulacak Aile Ve Gençlik Bankası'ndan sağlanıyor olacak. EVLİLİK KREDİSİNİN BAŞVURU ŞARTLARI NE OLACAK? Evlilik kredisinin ayrıntılarını Meclis'e sunulacak kanun teklifi ile netleşecek. Teklifte yaş sınırının ve gelir durumunun kredi şartlarından bir olması bekleniyor. https://www.ntv.com.tr/turkiye/yeni-evlenen-ciftlere-faizsiz-kredi-evlilik-kredisi-ne-kadar-vade-kac-ay-olacak-basvuru-sartlari-aciklandi-mi,J3m9mSUiwkCeH5XyTa097Q"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeni-fenomen-chick-chick-sarkisi/", "text": "Bu Uzak Doğu insanı taktı bu işe illa garip şarkılar çıkarıyorlar. Yakın zamanda Gangnam Style ile milyarlarca dinlenilen PSY'e rakip kuzeyden What Does The Fox Say adlı şarkı ile gelmişti. Ama Çinli Wang Rong Rollin onun da tacını dama atacağa benziyor, işte gelecek vaadeden saçma ama eğlenceli şarkı; Chick Chick *Tavuklarla aranız kötüyse hiç dinlemeyin bile Chick Chick Lyrics / Şarkı Sözleri Şarkı sözleri genelde Mother Hen, Mother Hen, Little Chick, Little Chick, Rooster, Rooster and Who stole my chicken feed? Yani Anne Tavuk, Küçük Piliç, Horoz ve Benim yemimi kim çaldı gibi aslında çok da anlamsız söz grupları ama işte sizin de bildiğiniz gibi tuttu mu ? Tuttı!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeni-internet-dizisi-porsuku-izlemek-icin-6-sebep/", "text": "1- Dizi Türkiye'nin en avrupai şehirlerinden olan Eskişehir'de çekiliyor. Özellikle gençlerin üniversite zamanlarını geçirmek istedikleri, geçiremeseler de muhakkak bir gün gidip, gezip tozup kendilerini biraz da olsa özgür hissettikleri şehri görmek iyi gelecek. 2- Her ne kadar büyüklerimizin çok hoşuna gitmeyen bir müzik türü olsa da rap müzik tarihsel olarak her zaman ezilenlerin, dışlananların, hakkı yenenlerin sesi olmuş bir müzik türüdür. 1970'lerde Amerika'da doğan rap müzik, o süreçte Amerika'da yaşayan siyahilerin sesi olmuştur. Porsuk dizisinin temel çıkış noktasında da kenar mahallede yaşayan, hayat tarafından dışlanan gençlerin hayata tutunmasını sağlayan müzik olarak işlenmiştir. 3- Bizzat sokakları deneyimlemiş ve rap müzik sevdalısı bir yazar tarafından kaleme alınan senaryoda, yazar yıllardır tanıdığı karakterlerin şehrin arka sokaklarında verdikleri yaşam mücadelesini yıllarca bıkmadan, usanmadan yazmış. Yılların verdiği birikimi bir senaryoda toplayan yazar, karakter seçiminde de hayatlarını yazdığı insanları seçmiş. 4-Tamamen gönüllülük esasıyla çekilen dizi için tüm ekip bütün şartlarını zorluyor. İlk başta amatör bir fikir olarak ortaya çıkan projede, doğru kişilerin bir araya gelmesiyle güzel bir sinerji olmuş ama dizi çekimi zor iş: Müzikler, montaj, kurgu, oyunculuk eğitimi, reklam gibi konularda çok bütçeleri olmamasına rağmen, bütün zorlukların üstesinden gelmeyi başarıyorlar. 5-Dizinin çıkış noktası her ne kadar rap müzik olsa da, genel olarak dizinin tüm sahneleri ve duygu yoğunlukları için ayrı müzikler besteleniyor. Son zamanlar tüm dünyada moda olmayan başlayan anadolu ezgilerini rap müzikle harmanlayan ekip, gece gündüz demeden müzik üretimine devam ediyor. Kulaklarımızın pasını silmeye geliyorlar. 6-Dizinin oyuncu kadrosu neredeyse tamamen genç ve yeni yüzlerden oluşuyor. Çekimlerde ünlü yüzlere yer vermeye karşı olan ekip, tamamen yeni ve genç yüzlere yer vermiş. Çekimlerin devam ettiği şu günlerde, ekip oyuncuların eğitimleriyle özel olarak ilgileniyor. Bu kadar anlatmışken fragmanı yayınlamadan olmaz. Dizinin ilk fragmanı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeni-istiklal-caddesi-boyle-olacak/", "text": "İstiklal Caddesi'nde altyapı, üstyapı ve çevre düzenleme çalışmaları devam ediyor. Altyapı çalışmalarının tamamlanmasının ardından caddeye darbeye dayanıklı doğal granit taş döşenecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Yapı İşleri Müdürlüğünce gerçekleştirilen İstiklal Caddesi altyapı, üstyapı, çevre düzenlemesi ve Nostaljik Tramvay Hatlarının yenilenmesi çalışmaları sürüyor. Alınan bilgiye göre, yetersiz ve eski olan atık su hatları sebebiyle İstiklal Caddesi'nde yer alan bina ve iş yerlerinin bodrum katlarında sıklıkla yaşanan atık su tepmesi, atık su ve yağmursuyu hatlarının daha yüksek bir kapasiteye kavuşturulmasıyla artık tarihe karışıyor. Geçen yıl aralıkta başlanılan altyapı iyileştirme çalışmaları kapsamında, yıllardır arızalar nedeniyle noktasal kazılar yapılan caddenin tüm altyapısı yenileniyor. Şu ana kadar 2 kilometre yağmursuyu ve 1,5 kilometre atık su altyapısı tamamlandı. 20 gün içinde bitmesi planlanan altyapı çalışmalarıyla, bugüne kadar karışık akan yağmursuyu ve kanalizasyon hatları ayrışacak ve cadde yağmur sonrası su basma görüntülerini bir daha yaşamayacak. AÇIK KAZI SON BULACAK Kurulan yeni altyapı sistemiyle İstiklal Caddesi'nde herhangi bir arıza ve yeni tesisat döşenmesi durumunda açık kazı yapılmadan da çalışma yapılabilecek. Bu amaçla, 70 Koruge boru ve bu Koruge borulara yaklaşımı sağlayacak 310 yeni ek oda kurulumu yapılacak. Boruların yüzde 30'u boş olarak bırakılacak. Böylelikle ilerleyen yıllarda olası ihtiyaçlar için herhangi bir arıza ve yeni tesisat çekilmesi durumunda açık kazı yapılmadan çalışma yapılabilecek. Oluşturulacak yeni bacalar da cadde üzerinde estetik bir görünümle yer alacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu çalışmaların sırasında, yayaların ve işletmelere gelen sevkiyat araçlarının mağdur olmamaları için çalışma yapılan alanlara geçici betonlama ve asfaltlama yaptı. Bu sayede vatandaşlar ayağına çamur dahi bulaşmadan caddede rahatça yürüme imkanı buldu. Bina ve mağaza girişlerinde özel olarak tasarlanan yaya köprüleri konuşlandırılarak bina giriş çıkışları aksatılmadı. NOSTALJİK TRAMVAY Çalışmalar kapsamında Beyoğlu Nostaljik Tramvay Hattına, titreşim sönümleyici Elastomer malzemelerle desteklenmiş yeni tramvay hattı rayları imal edilerek monte edilecek. Ray çevresindeki Elastomer kaplamalar sayesinde ray çevresine titreşim iletilmeyecek ve kaplamalarda hasar oluşmayacak. 1990 yılından bu yana, 27 yıldır aralıksız hizmet veren İstiklal Caddesi'nin simgesi 2 kilometre uzunluğundaki Nostaljik Tramvay Hattının, eski hatlarının sökümü tamamlandı. Bundan sonraki safhada, titreşimi sönümleyici madde ile kaplı yeni rayların döşenme işlemi yapılacak. Böylece, İstiklal Caddesi'nin zeminindeki titreşimden kaynaklı kırılmaların engellenmesi, oynayan taş görüntüsüne son verilmesi hedefleniyor. Ayrıca, tramvayın tüm enerji kabloları ve cadde aydınlatması da yenilenecek. Altyapı kurumları için de 100 kilometre altyapı borusu döşenecek. Bu boru çalışmasından sonra BEDAŞ 26 kilometre enerji kablosu, TÜRK TELEKOM 99 kilometre iletim kablosu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi 72 kilometre fiber kablo döşeyecek. Nostaljik Tramvay Hattının çevreye yaydığı titreşim ve kurumların caddede yapmak zorunda kaldığı altyapı kazıları nedeniyle zemin kaplamasının zarar görmesi, caddenin üst kaplamasının da yenilenmesini gerektirdi. DOĞAL GRANİT TAŞ DÖŞENECEK İkinci safha çalışmalarda caddenin üstyapı yenilemesi yapılacak ve caddeye darbelere dayanımlı, 10x15x30 santimetre ölçekli, toplamda 25 bin 500 metrekare doğal granit taş döşenecek. Üstyapı çalışmaları, zemine doğal granit taşlar döşenmesi işlemi mayıs ayının ortalarında başlayacak ve çalışmalar, yıl sonuna kadar tamamlanması için aynı anda iki noktadan başlayacak. Esnafın çalışmalardan mağdur olmaması için her işletme girişine yaya köprüleri konularak vatandaşların girişi ve çıkışları rahatça sağlanacak. Hafta sonu özellikle cumartesi akşamları vatandaş yoğunluğu sebebiyle çalışma yapılmayacak. İş güvenliği sağlanması amacıyla çalışma sahasının etrafı, 1,70 santimetre yüksekliğindeki saç panolarla kapatılacak. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeni-sevgiliye-sorulmamasi-gerekenler/", "text": "Yeni bir ilişkiye adım atıyorsunuz diyelim. İlk günler kafanızda sormak istediğiniz birçok soru gezinecek. Peki duymak istedikleriniz sizi mutlu edecek mi? Bu soruları sormak istediğinize emin misiniz? İşte yeni sevgili adayına sormamanız gereken sorular: 1- Daha önce kaç kişiyle yattın? Canım sen kaşınıyorsun ama. Şimdi karşındaki de şaşıracak. Hiç dese deneyimsiz dersin. Çok dese WOWOWOW. 2- Benden başkasıyla da konuşuyor musun? Bu daha ilişkinin başında güvensizlik inşaa etmek demek. Şimdi değerli flört zamınını bu gibi muhabbetlerle harcamayın. İlişkinin en eğlenceli dönemidir kendileri çünkü. 3- Ben yatakta eski sevgilinden daha iyi miyim? Tabii ki iyisin canım hiç öyle şey sorulur mu? Kötüsün dese nasıl bir tepki vereceksin acaba? Bunu hiç düşündün mü? İyisin her zaman duyacağın cevap olacaktır. Tam tersini duyarsan sen kaldıramazsın zaten. 4- Sen ona mı bakıyorsun? İnsandır, gözü takılmıştır, dalmıştır çok da abartmamak lazım. Bu gibi durumlarda partnere güvenmek lazım. Ufak bir incelemeden sonra hala size dönmediyse o zaman çirkinleşebilirsiniz. 5- Geldin mi? İşte bu seviyeye geldin mi diye sormuyoruz senin özelin tabii ki. Ama sen de sorma."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeni-yil-eglenceleri-dijital-muzik-odalarina-tasiniyor/", "text": "Yeni dünya düzeni ile değişen alışkanlıklar, beraberinde pandemi döneminden en çok etkilenen müzik ve eğlence sektörlerine de farklı bir yön verdi. Neredeyse hayatın her anına dahil olan sanal dünya, teknolojiden aldığı güç ile değişen alışkanlara da farklı çözümler sunmaya devam ediyor. Türkiye'nin adını kaliteli dijital canlı müzik performansları ve canlı sahne sanatlarının yer aldığı global bir içerik platformu olarak tüm dünyaya duyurmayı hedefleyen Musixen'in kurucusu Çağrı Bozay, firma olarak yeni dünya düzenine ayak uydurmak için çalıştıklarını da belirtiyor. Yeni yıl, dijital odalarda kutlanacak Müzisyen ve sahne sanatçılarının seslerini duyurabilecekleri, sanatseverlerin de sevdikleri sanatçıların canlı performanslarını izleyebilecekleri uygulama ile etkinlikleri sanal ortama taşıyan Musixen, yeni yıl eğlencesini de dijitale taşımaya hazırlanıyor. Bugüne kadar 100'e yakın kurumsal şirketin yeni yıl eğlencelerini dijitale taşıdığını belirten Bozay, Özellikle son dönemde kurumsal şirketlerin çalışanları için kiraladıkları dijital odalara ilginin artmaya devam ettiğini gözlemliyoruz. Bu sayede yeni yıl eğlencesine evinizden, güvenli bir şekilde katılma şansına sahip olabiliyorsunuz diyor. Klasik hediyelerden sıkılan müzikseverlere Platformun son dönemde en çok tercih edilen bir diğer özelliğinin kişiselleştirilmiş videolar olduğunu belirten Bozay, sıradan yeni yıl hediyelerinden sıkılanlar için de ilginç bir hediye önerisi sunarak şunları söylüyor: Platformumuz, kullanıcılara sevdiklerini özel hissettirebilmeleri adına eşsiz bir imkan sağlıyor. Örneğin; yazdığınız bir şiir üzerine, uygulamamız içerisindeki sanatçılardan şarkı bestelemelerini isteyerek istediğiniz kişi için özel bir video hazırlatabilme seçeneğiniz var. Bu, sıradanlıkları sevmeyenler için yeni yılda unutulmaz bir hediye olacaktır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeni-yilda-fazla-kiyafetlerden-kurtularak-gardirop-detoksu-yapin/", "text": "Yeni yıla girerken, daha güzel, daha keyifli bir yıl olması için herkesin bir hazırlığı vardır. Hayatımızı alt üst eden, bizleri evlere hapseden ve bir an önce bitmesini istediğimiz 2020'yi uğurlayıp 2021'i karşılamaya hazırlanırken, her zamankinden daha fazla heyecanlıyız. Stil Danışmanı Atilla Mutlu, tam da bu dönemde Gardırop detoksu yaparak, yeni yıla keyifle hazırlanmayı öneriyor. Eski eşyalardan kurtulmak, hiç kullanmadığınız eşyaların işgal ettiği gardıroplarınızı ferahlatmak size de iyi gelecek. Peki, bunu nasıl yapacaksınız. Atilla Mutlu'nun Gardırop detoksu ile ilgili altın değerinde önerileri şöyle: * Öncelikle tüm eşyalarınızı gruplandırın. Sonrasında fazla kullanılmış olanları eleyerek temizleme işlemine başlayın. Bir gün giyerim diye bekletilen parçaları eleyin çünkü o parçalar asla giyilmiyor. Eğer çok sık kilo alıp veriyorsanız, sırf bedeni uymuyor diye kıyafetlerinizi atmayın. Özellikle de kadınlar için klasik bir siyah elbise, erkekler için blazer ceket gibi mutlaka dolabınızda olması gereken parçalarsa, bir beden küçükse bile bir kenara ayırın. Belki tekrar zayıflarsınız, o zaman o parçalar kurtarıcınız olacak. Kıyafetlerin de hafızası var * Gardırop detoksuna öncelikle çok fazla kullanılmış ve artık yıpranmış olanlarla başlayın. Dolabın en başından başlayarak, sonuna kadar tüm kıyafetleriniz için bu işlemi yapın. Dolabınızdaki kıyafetleri, ürün gruplarına göre ayırın, buna göre bir düzen oluşturun. Bu şekilde yaptığınız işten daha çok keyif alacaksınız. * Dolap detoksu size arınma ve rahatlama sağlayacak. Kıyafetlerin de bir hafızası vardır bundan kurtulmak size iyi gelecektir. Anısı var diye tuttuğumuz ürünlerle vedalaşarak yenilenebilir, yeni yıla iyi bir başlangıç yapabilirsiniz. * Temizlediğiniz dolabı tekrar giyilmeyecek ya da bir kere giyip kenara atılacak ürünlerle doldurmamak için günlük modunuza göre alışveriş yapmaktan kaçının. Çünkü tarzınız dışında aldığınız her ürün dolapta kalmaya mahkumdur. * Dolabınızda mutlaka olması gereken parçalar da var. Zamansız, basic ya da life style tarzdaki parçalar her zaman kullanılır. Bu noktada modayla çok ilgisi olmayan kişilerin profesyonel destek almasında yarar var. Böylece uygun rakamlarla çok şık bir gardıroba ve dolayısıyla çok şık bir stile sahip olabilirler. ******* The Geyik'in Notu******* Bu fazlalık olan kıyafetleri ihtiyacı olanlarla paylaşabilir, kıyafet kutularına bırakabilir ya da bazı uygulamalar aracılığıyla satabilirsiniz. ********************************"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeni-yili-farkli-yapmak-isteyenlere-psikologdan-12-oneri/", "text": "Hayatınızla ilgili güzel başlangıçlar yapmak için özel günleri beklemeyin. Tarihler kontrolünüz altında değildir. Yeni bir günü, ayı ve yılı kontrol edemezseniz, fakat kendinizle ilgili değişimde, kontrol sizde. Ancak siz isterseniz hayalleriniz gerçekleşir ve değişim başlar. diyor. Uzman Klinik Psikolog Seren Öztoprak Kılıç, ömür boyu mutlu olmak için nelere dikkat etmemiz ve nelerden kaçınmamız gerektiğini anlattı; önemli önerilerde bulundu! 1- 'Gerçekçi' planlar yapın Geçen yıla ait, sizi en çok rahatsız eden konuyu netleştirmeniz, atacağınız ilk adım olmalı. Uzman Klinik Psikolog Seren Öztoprak Kılıç, ardından konuyla ilgili gerçekçi hedefler belirlemeniz gerektiğine dikkat çekerek, önerilerini şöyle anlatıyor: İhtiyaçlarınızdan daha fazla beklentiye sahip olmanız, ilerlemenizi olumsuz yönde etkileyecektir. Dolayısıyla hayatınızla uyumlu planlar yapmalısınız. İlgilerinize ve yeteneklerinize uygun hedefler belirlemeniz, başarılı olmanızı kolaylaştıracaktır. Önemli olan isteklerinizi bilmek ve sizin için uygun mu onu tartabilmek, aynı zamanda da uğruna emek harcayabilmektir. Hedef belirlerken, sadece ulaşabildiğiniz hedeflere karar kıldığınızdan emin olun. Aksi takdirde, hedefler bir sonraki yıla ertelenen hayaller olmaktan öteye geçemez. 2- Hedeflerinizi somutlaştırın! Hedefinizin gerçekçi olmasına dikkat edin. Ayda 10 kilo vereceğim gibi gerçekleşmesi zor planlar, anlamlı bir hedef değildir; tekrar başa dönmenize yol açabilir. Ayrıca neden kilo aldığınızı da sorgulamayı ihmal etmeyin. Mutsuzluk, rahatlık, çaresizlik veya açlık mı sizi fazla yemeye sürüklüyor? Veya hareketsiz bir yaşam mı sürüyorsunuz? Gerçeğin ne olduğunu tespit ederseniz, hedefinize doğru adımlar atmış olursunuz. 3- İstiyorum deyin! Planınızın başarılı olmasındaki en önemli faktörlerden biri de, Bunu istiyorum diyebilmek, onu doğru tanımlamaktır. Örneğin; neyi başarmak istiyorsunuz, ne olsun istiyorsunuz? gibi! 4- Planınızı yazıya dökün! Uzman Klinik Psikolog Seren Öztoprak Kılıç, Planlama yapmamak, başarısızlığı planlamaktır uyarısında bulunarak, şöyle devam ediyor: Hedefleriniz için zaman çizelgesi oluşturun. Bunları ne kadar zamanda hayata geçireceğinizle ilgili yazılı bir plan hazırlayın ve gerçekleştirdiğiniz her hedefin yanına bir işaret koyun. Böylelikle neleri hayata geçirebildiğinizi görür ve motive olursunuz 5- Büyük hedefleri küçük parçalara ayırın Uzun vadeli hedeflerinizi ve bu hedefinize ulaşmanız için yapmanız gereken alt çalışmaları, yani kısa süreli hedeflerinizi belirleyin. Geniş bir sürece yayılan hedefleriniz varsa, onları küçük parçalara ayırın. Hareket planınıza her bir parçayı, hangi tarihlerde olabilecekse, ona göre yerleştirin. En sonuna da ana hedefinizi yerleştirin. 6- Net ve olumlu tanımlar yapın Hedeflerinizi belirlerken net cümleler kurun; net olmak hedefe ulaşmak için çeşitli strateji ve taktikler geliştirmeyi kolaylaştırıyor. Dolayısıyla Bu yıl para biriktireceğim demek yerine, Her hafta kenara şu kadar para ayıracağım deyin. Bu yıl dansa gideceğim yerine, Bu yıl salı ve çarşamba günleri dansa gideceğim şeklinde cümle kurun. Uzman Klinik Psikolog Seren Öztoprak Kılıç, ayrıca hedeflerinizi uygularken cümlelerinizin olumlu bir dil içermesine dikkat etmeniz gerektiğini belirterek, Çünkü düşüncelerimiz sözcüklere, sözcüklerimiz eylemlerimize dönüşüyor ve nasıl düşünürsek bir zaman sonra ona evrilmeye başlıyoruz. Bu nedenle olumlu dil kullanmak daha mutlu, huzurlu ve başarılı olmak için oldukça etkili bir araçtır. Örneğin; 'Bundan sonra ağır yemekler yemeyeceğim' demek yerine 'Bundan sonra sebze ağırlıklı besleneceğim' cümlesini tercih edin diyor. 7- Kendinize inanın Yaptıklarınızla ilgili olumlu tutumunuzu korumaya devam edin; kendinize güvenin. Hedeflerinizi yakın çevrenizle paylaşın, çünkü etkileşimin en iyi yolu paylaşmaktır! Ayrıca konuşmalarınızın gerçekleşmeyen hedefler üzerinden değil, daha çok gerçekleşenler üzerinden olmasını sağlayın. 8- Hedeflerinizi görebileceğiniz yere asın! Tam olarak neye ulaşmak istediğinizi bir kağıda yazın ve onu her gün görebileceğiniz bir yere asın. Bu size, neye dikkat etmeniz gerektiği konusunda hatırlatma olacaktır. Örneğin Aileme zaman ayıracağım yazıp notunuzu buzdolabının üstüne asmak yerine, eve girdiğinizde tam karşı duvarınıza asın ve net olun: En az iki haftada bir ailemle yemek yiyeceğim gibi. 9- İnancınızı kaybetmeyin Başarısızlıkların her zaman olabileceğini unutmayın. Pazartesi akşamı yeni başladığınız diyeti bozmuş olabilirsiniz. Ama bu, salı günü tekrar başlayamamak demek değildir hatırlatmasını yapan Uzman Klinik Psikolog Seren Öztoprak Kılıç, sözlerine şöyle devam ediyor: Aksamalar olduğunda inancınızı ve motivasyonunuzu kaybetmeyin. Çabaladığınız sürece karşılığını göreceksiniz. Yeter ki çabanızdan vazgeçmeyin! Bebekler emeklemekten yürümeye geçerken ortalama 200-250 kez yere düşüyorlar. Her düşüş ayağa kalkmak için bir neden oluyor. Her başarısızlık da başarıya giden yolda tecrübe ve öğrenme 10- Sorumluluk alın Hayat bizlere her zaman, her istediğimizi sunmuyor. Ancak hedeflerinizin gerçekleşmesi sizin elinizde. Bunu kendinize fark ettirmeli, sorumluluklarınızı bilmeli ve ona göre davranmalısınız. 11- Ödül önemli! Başarılarınızın farkına varın, kendinizle gurur duyun. Ulaştığınız her hedefiniz için kendinizi küçük bir hediye ile ödüllendirin. Örneğin; bir fincan, bir kitap, bir süs eşyası gibi! Böylelikle kendinizi motive edecek ve daha istikrarlı olacaksınız. 12- İhtiyacınız varsa, yardım alın Hedeflerinizi gerçekleştirme konusunda; çocuklarınızdan, eşinizden, ailenizden, hatta gerekiyorsa konunun uzmanından yardım alın. Böylelikle en yakınlarınızdan göreceğiniz destekten mahrum kalmamış olursunuz. Daha fazla pozitif içerikler için www.hayatiyasa.com"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeni-zelanda-depremi-bir-kez-daha-kanitladi-doganin-gucu-karsisinda-caresiziz/", "text": "14 Kasım günü Yeni Zelanda'da meydana gelen 7.8 şiddetindeki büyük deprem bir kez daha doğanın yıkıcı gücü karşısında insanoğlunun ne kadar çaresiz olduğunu ortaya koydu. Aradan geçen zaman sonrası geçtiğimiz günlerde depremin merkes üssünün olduğu bölgeyi ziyaret eden bilim insanları çok ilginç bir manzara ile karşılaştılar. Yeli Zelanda depremi o kadar şiddetliydi ki merkez üssünün olduğu bölgede 5 metrelik duvarlar oluşmuştu. Yeni Zelanda'nın Canterbury Üniversitesi'ne bağlı Prof. Jarg Pettinga, Dr. Clark Fenton, Dr.Anekant Wandres ve jeoloji öğrenciler Alan Bischoff ve Andrea Barrier'den oluşan ekip Kaikoura bölgesindeki Lyford Dağı'nda çeşitli incelemeler yaptı. Bu bölgede ortaya çıkan manzara inanılmazdı. Daha sonra aynı bölgenin batısında Emu Ovası'nda incelemeler yapan ekip, bölgede kırılan fayları tespit etmeye çalıştı. Bölgede yapılan incelemelerde fay hattının bulunduğu alanın yatay yönde 2,2 metre, dikey yönde ise 1,5 metre kaydığı tespit edildi. İşte Hobbit'lerin evinin deprem sonrası hali;"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeniden-canlandirilmayi-bekleyen-bedenler/", "text": "Ölüme çare bulmak zor belki ama dondurulan bedenlerin tekrar canlandırılma ihtimali mümkün gibi gözüküyor. Bugün olmasa da teknoloji ilerlediğinden dolayı bir gün kesinlikle olabileceğini düşünen insanlar; vücutlarını dondurtarak bir kap içinde o güzel o ütopik zamanı bekliyor. Fotoğrafçı Murray Ballard bu insanların ve bu sürecin fotoğraflarını çekerek oldukça ilginç bir işe imza atmış. Sıvı nitrojen ile doldurulmuş -196 derece olarak ayarlı metal silindirler. Cansız bedenler burada bekliyor. Buz kalıpları yardımıyla soğutulan cansız bedenlerin kanı göğüs kafesinin açılmasının ardından damarlardan çekiliyor. Eksi 50 derece sıcaklığa sahip Gliserol bu çekilen kanın yerine vücuda salınıyor ve vücut ısısını da düşürüyor. Hücre zarı yırtılmaları ve hücre parçalanmalarının önüne geçmek için Gliserol benzeri donmayan maddeleri kullanıyorlar. Eğer sadece buzla dolu bir kaba yatırılırsa kan kristalleşiyor ve vücutta su kaybı oluyor. Bu işleme ise cryonics yani gelecekte çözülmek üzere dondurulmak deniliyor. Neil R. Jones bir kitabında buna benzer bir hikayeden bahsetmişti. Olumsuzluk İhtimali isimli 1964'te yayımlan ünlü fizikçi Neil R. Jones'ın kitabında da aynı şekilde bu projenin gerçekleştirebileceği yazılmıştı. Amerikan Psikolog James Bedford 73 yaşında akciğer kanserinden öldüğünde ilk dondurulan kişi oldu. 1967 yılından bu yana uyandırılmayı bekliyor. Donduktan sonra tekrar canlandırılmak mümkün mü? 1992 yılında Dr Paul Segal köpeği Miles'ı 70 dakikalık bir klinik ölüme terk ettikten sonra 3.5 yaşındaki köpeğini geri canlandırmıştı. Bu yüzden bu ütopik dondurulup canlanma deneyinin başarılı olma ihtimali de oldukça yüksek. Laf aramızda yüzlerce kişi çoktan donduruldu bile."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yerli-ask-filmleri/", "text": "Sinemamızın 100. yılını kutladık. Bu yüz yılllık serüvende geçmişten günümüze bizleri oyunculuklarıyla konularıyla müzikleriyle etkileyen bu filmlerden liste yaparken hayli zorlandığımı itiraf etmem gerek. Kaliteli yerli aşk filmi çekmek zor iş. Hepsi birbirinden güzel bu sinema filmlerine yenilerinin ekleneceğini bilmenin keyfiyle işte listemiz; Selvi Boylum Al Yazmalım Başyapıtlarımızdan biri sayılan, Cahit Berkay'ın bestelediği müziğiyle yüreklerimize dokunan 'Selvi Boylum Al Yazmalım' şüphesiz ki listenin olmazsa olmazlarından. Başrollerini Türkan Şoray ve Kadir İnanır'ın paylaştığı film İstanbul'dan köye gelen bir kamyon şöförünün köyde yaşayan Asya'ya olan aşkını konu alıyor. Filmin sonunda Asya'nın kararıyla bizi şaşırtan film 'Sevgi emektir.' mottosunu da akıllarımıza kazımış oldu. Ağır Roman Romandan uyarlanan film,hem heteroseksüel hem homoseksüel aşkı hem o dönemde ki suç dünyasını bize öyle bir yansıtıyor ki bizi duygudan duyguya sürüklüyor. Döneminin en cesur filmlerinden olan Ağır roman; Okan Bayülgen, Müjde Ar, Şavaş Dinçel gibi isimlerle can buluyor. Mahalle kabadayısına aşık eşçinsel bir arkadaş,hayat kadınına aşık bir mahalle kabadayısı ve mahalleyi haraca bağlayan yeni bir kabadayıyla nabzı hiç düşmeyen film,gözyaşlarımızı tutamadığımız bir sonla bitiyor maalesef. Issız Adam Müzikleriyle kalbimize taht kuran bir film daha,Çağan Irmak'ın yönetmenliğiyle, Melis Birkan ve Cemal Hünal'ın performanslarıyla hayat buldu. Kendi restoranını işleten aşçı Alper ve çocuk kostümleri diken Ada'nın aşkı üzerinden bize yanlızlığımızı anlatan film, 2009 Rhode Island Film Festivali'nde En İyi Film Ödülü alarak bizi gururlandırmasıda ağlatmasının yanında cabası. Duygu yoğunluyla bizi üzerken düşündüren film Türk sineması için bence hayli özel. Başka Dilde Aşk Bambaşka bir aşk öyküsü, Başka Dilde Aşk. Mert Fırat'la can bulmuş işitme ve konuşma engelli bir gençle, Saadet Işıl Aksoyun oynadığı genç kız arasında ki inanılmaz aşkı konu alıyor. İki oyuncu da ödüllük bir performans sergiliyor ve 21. Ankara Film Festivali'nde ödül alıyorlar. Film bu aşkın yanı sıra çağrı merkezi çalışanlarının sorunlarınıda dile getiriyor. İncir Reçeli Film içinde fimle yine farklı bir aşk hikayesi anlatıyor İncir Reçeli bize. Halil Sezai'yi daha yakından tanıdığımız filmde oyuncu skeç yazarı bir karakteri canlandırıyor. Daha doğrusu yazdıkları hep reddedilen bir senaristi. Sürekli gittiği barda Duyguyla, Melike Güner ile,tanışıyor onu evine alıyor.Ve hikaye şekillenmeye başlıyor. Bir yandan rahat bir yandan gizemli bir kız Duygu. Hikayesini öğrendiğimizde ise film romantik komediden çıkıp drama doğru yol alıyor. Duygu bizleri gözleri yaşlı bırakıp vefat ediyor fakat aşkları ölümsüzlüğünü koruyor. En azından biz öyle biliyoruz malum İncir Reçeli 2 de geldi. Aşk Tesadüfleri Sever Bence ismiyle biraz çelişiyor film. Aşk tesadüfleri sevmiyor, sonu mutlu bitmiyor aşkın. Bu filmin gözyaşlarımı tutamadığım kısmı aşktan ziyade aile çatışmaları oldu. Altan Erkekli gibi usta bir tiyatrocunun o replikleri o müziklerle desteklenince hıçkıra hıçkıra ağladığımı hatırlıyorum. Aşk kısmına gelince Belçim Bilgin ve Mehmet Günsür süslüyor o kısmı. Geri dönüşleriyle filmi canlı tutan çekimiyle kadrosuyla bir hayli keyifli bir film. Mehmet Günsürün o güzelim sesiyle de bu filmde tanıştık. En az film kadar filmle aynı tarihte çıkan soundtrack albümüde güzel. İzlemediyseniz izleyin dinleyin efenim. Kaybedenler Kulübü Bir Kadıköylü olarak bayıla bayıla izlediğim film. Hikayesi Kaybedenler Kulübü adlı radyo yayınına dayanıyor malumunuz. Nejat İşler kimsenin okumadığı kitapları basan bir yayınevinin sahibi Kaan'ı, Yiğit Özşener ise plak ve efemera koleksiyoneri bir bar sahibi olan Mete yi canladırmaktadır. Yaptıkları radyo yayını az kitleye hitap etmektedir fakat bu makus talihleri bir süre sonra değişir bu esnada Kaan bir barda Zeynep, Ahu Türkpençe, ile tanışır. Aralarında güzel bir aşk başlar fakat Kaan, Zeynep'in kendini değiştirmeye çalıştığını idda eder ve Zeynep'in Amerikaya taşınmasıyla bu aşka nokta konar. Cinsiyetçilik yaptığı gerekçesiyle Altın Bamya Ödüllerindende nasibini almış bir filmdir Kaybedenler Kulübü. Kim bu Erol Egemen ? Kelebeğin Rüyası Oscar'a aday adayı olmuş Yılmaz Erdoğan filmi. Gerçek hayat uyarlaması olan film her yönüyle beni gözyaşlarına boğduğunu itiraf etmem gerek. Film Zonguldaklı iki genç şair olan Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip'in hayat hikayesini yansıtıyor. Başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat, Farah Zeynep Abdullah, Belçim Bilgin gibi güzel bir kadro paylaşıyor. Genç şairlerin öğretmeni Behçet Necatigil'i de ustalıkla canlandırıyor Yılmaz Erdoğan. Topluma şiiri sevdirmek gibi bir gayeleri olan bu iki gencin hikayeleri,aşkları,dirayetleri insanı umutlandırır nitelikte. Film aşk yahut dram filminin ötesinde o dönemide güzel bir şekilde tüm gerçekçiliğiyle yansıtmıştır. Dönemin yaygın ve ölümcül hastalığı olan veremle baş eden iki gencin hikayesini izlemeden geçmeyin derim. Bi Küçük Eylül Meselesi Herşeye sahip zengin şımarık kız,yenetekli fakir çocuk kalıbı olacak diye korktuğum ama beni mükemmel şekilde yanıltan film. Farah Zeynep Abdullah zengin,her şeyi olan bir kadın olan Eylül'ü canlandırıyor filmde. Eylül kendini iyi hissetmediğinden bir şeylerden şüphe duyduğundan Bozcaada'ya gidiyor. Orada hikayemiz netleşmeye başlıyor. Engin Akyürek'in de başrolleri paylaştığı film gerçekten etkliyeci. Unutursam Fısılda 2014' de gişeye giren film hakkında genel yorumlar iyi. Çağan Irmağın senarist ve yönetmenliğini üstlendiği filmde Hümeyra, Işıl Yücesoy, Farah Zeynep Abdullah, Mehmet Günsür yer alıyor. Kasabaya gelen müzisyenle şarkıcı olma hayallerine yaklaştığını hisseden Hatice'nin hayat hikayesini izliyoruz filmde. Tarıkla olan aşkı ablası Hanifeyle olan çekişmesi ve meladrom sinema tarzıyla içine çekiyor film bizi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yerli-dizi-kliseleri/", "text": "Diziler zaman zaman hayatımızın birer parçası haline gelebiliyor. Hele de bu diziler Türk yapımı ise, abartılı uzunluğu ve yavaşlığı sebebiyle daha da büyük birer parçamız oluyorlar. Ülkemiz piyasasından yüzlerce dizi gelip geçmiş olmasına rağmen, bu yapımlarda göze çokça takılan klişeler bugüne kadar pek değişmeden devam etti. Bunlardan en yaygın 10 tanesini sizler için inceledik ve sıraladık. 1- Dijital araçlarla yapılan aksiyonlar Ses ve görüntü kaydı, dizi kahramanlarımızın hayatında önemli bir yer tutar. Fakat elbette mutlu anıları ölümsüzleştirmek için değil, gizli mevzuları çaktırmadan kaydedip yeri geldiğinde koz olarak kullanmak için. Her nasılsa bu cihazlarla alınan sesler billur gibi net ve konuşmanın en can alıcı bölümünü içerecek şekilde olup, fotoğraflar ise çeken kişinin tam istediği sahneyi yakalamış durumdadır. Gerçek hayatta ise genellikle bu kadar şanslı olunamıyor; cihaz bulunup kayıt düğmesine basılana, kamerası açılana kadar mevzubahis sahnelerin bitip gitmiş olması muhtemel. Ben bir defa denedim, konunun en sonuna yetiştim; hadi görüşürüz diyorlardı. Bunu koz olarak kullanacağım anı iple çekiyorum. 2- İçilemeyen içecekler Kahramanlarımız bir kafede ya da lokantada bir şeyler içmek amacıyla buluşup konuşmaya başladığında, önlerine gelen çay veya kahvenin maksimum tüketilme miktarı iki yudumdur. Ağzına kadar dolu bardaklar, taraflardan birinin konuşulan şeye sinirlenip benn gidiyorumh! hışmıyla aniden kalkması sonucunda masada öylece kaderine terk edilir ve sahne biter. Portakal suları ise genellikle o kadar bile şanslı değillerdir, masalarda çayların kahvelerin yanında biz zenginiz haa göstergesi olarak bulundurulur, didişmekten bakışmaktan kimsenin gözü onları görmez, posaları dibe doğru çöker, çöker... 3- Gazeteler geldi mi? Dizi evreninde günlük hayatta gazete okunmaz. Zaten o aşk ve entrika yoğunluğunda kimsenin gündeme, genel kültüre, siyasetteki son gelişmelere ayıracak vakti olabileceğini de sanmıyorum. Peki ev ahalisinden biri gazeteler geldi mi? sorusunu neden öyle sabırsızca sordu bugün? Yoksa çözüm sürecini aniden çok mu merak etmeye başladı? Gazeteler bir gelsin de görelim neymiş olay... Bingo! Tabii ki kahramanlarımızdan bir tanesi sansasyonel bir haberin esas kahramanı olarak gazetenin baş sayfasına çıkmış. Onu herkes bir an önce öğrenmeliydi ki olay örgüsü devam etsin. Neden bu kişilerin her seferinde doğrudan baş sayfaya çıktıkları da meçhuldür, normal koşullarda baş sayfalara çıkacak kadar önemli aileler iki elin parmaklarını geçmediği halde. 4- Kapı aralığından duyulanlar Entrika üstüne entrika çevirecek kadar beyin kıvrımı sahibi olan dizi halkı, nedense bu konudaki sohbetlerini yaparken kapıları güzelce kapatmayı düşünememişlerdir. Hatta duruma göre perdeler de açıktır ki en yanlış kişilere daha da iyi ifşa olabilsinler. Kapıya tesadüfen yanaşmış olan kilit birey, tabiiiii ki konuşmanın yine en can alıcı kısmını duyacak. Ya bu arada sırtım da bu ara çok ağrıyor, tutulmuş herhalde... minvalinde bir kısmına denk gelmesini bekleyemezsiniz, onun yerine MUSTAFA SENİNLE ARAMIZDAKİ İLİŞKİYİ BİLSE NELER OLURDU DÜŞÜNMEK BİLE İSTEMİYORUM, DUYULURSA BÜTÜN ŞİRKETİM ELİMDEN GİDER güzel bir opsiyon olabilir öyle değil mi? 5- Telefon konuşma sahneleri Dizi ahalisi telefonda konuşurken asla birbirinin sözünü kesmez. Bir taraf sessizce triplere girip mimik yapıyorsa, düşüncelere dalıyorsa karşı taraf onu sakince bekler. Yeni konu açılacak gibi olup açılamayıp cümleler birbirine karışmaz, her şey tam bir ahenk içindedir. Gerçek hayatta nasıl olduğunu açıklamaya zaten gerek yok. Bir de bu söz konusu telefon konuşmalarının ne kadar pratik bittiğine dikkat ettiniz mi? Bir taraf Seni seviyorum. der ve diğer taraf karşılığında hiçbir şey söylemeden huzurlu bir ifadeyle kapatır gider. Bir taraf İyi ki varsın... der ve diğer taraf usulca kapatma düğmesine dokunup indirir telefonu aşağıya. Aynısını gerçek hayatta sevgilinizle konuşurken uygulamayı bir denemenizi tavsiye ederim; yalnız o olaydan sonraki ilk konuşmanızı da kaydedip bana gönderin, merak ediyorum. 6- Köşk çalışanları Köşk, yalı içeren dizilerin olmazsa olmazı hizmet görevi yapan personel. Gerek kendi aralarındaki ilişkiler, gerekse patronlarının heyecan dolu yaşamına türlü şekillerde etki edişleri ile olay örgüsüne renk katıyorlar. Gel gelelim, bu bireylerin patronlarca icra edilen üst kat hareketlerine neden bu kadar sempati duydukları, adeta onlarla gülüp onlarla ağladıkları oldukça düşündürücü. Balodan çok mutlu döndüler, yukarıda kutlama devam edecek gibi:))... A-aoov. Bildiğim kadarıyla yukarıda devam eden eğlence sizlere ekstradan iş yükü ve bolca kirli bulaşık demek, neden bu sevinç arkadaşlar? Veya gerçekte de Haldun bey bugün limuzinine binerken çok hüzünlüydü, bu halleri hayra alamet değil :( diye üzülüp kahvaltıda bunu konuşan kahya var mıdır, bunları bizler de bir gün limuzine binersek anlayabiliriz. Pardon, kahya olursak. 7- Süper seziciler İçiniz parçalanırcasına mutsuz olup yalnız hissettiğiniz oldu mu hiç? Birisi neyin var diye sorsun, halinizden anlasın diye gözlerine gözlerine baktığınız... Ama en fazla havalardandır, belini üşüttün bu aralar ondan oluyor dediler. Çünkü siz birer dizi karakteri değilsiniz! En ufak bir moral dalgalanmanızı sezecek, arkanızdan uzun uzun bakacak, kimin yüzünden öyle hissettiğinize kadar -siz gizlemeye çalışsanız bile- anlayacak şahin bakışlı kalp gözü açık bireyler bu dünyaya ait değil. Üstelik, dizi evreninde bol göreceğimiz o uzun bakışlar her zaman için bir sonuca bağlanmakta. Yani uzaklaşan Mahmut'un arkasından endişeyle uzun uzun bakıldıysa o gün Mahmut'un mutlaka gerçekten önemli bir olayı, derdi var. Herifçioğlunun ardından uzun uzun baktık, gizli aşk yaşadı ona üzülüyor sandık ama meğer gazı varmış ondan ıkınıyormuş gibi bir ihtimal hiçbir zaman mümkün değil. 8- Ölümden geri dönenler Çıkmadık candan ümit kesilmez, derler. Fakat dizide oynuyorsan, canın çıkmış dahi olsa umut var! Beş dakika önce kalbi durmuş bir yakınının başında tam üstü örtülecekken hayır, hayır, o ölemez, bir daha şok verin!!! diye yakaran bir insan, o son verilen şokun ardından kalbi yeniden çalışmış olan yakınına sarılarak sevinç gözyaşları dökecek. Ve daha sonraki zamanlarda eskisi gibi sevinçle entrika çevirecekler. Yine kocaman bir a-aoov. Normal koşullarda beyni o kadar oksijensiz kaldıktan sonra hayata geri dönmüş olan bireyler o mevcut hasarı atlatarak yeniden entrika çeviremezler, kimsenin ayağını kaydıramazlar, yaşananların hesabını soramazlar. Teyzem soramıyor mesela. Keşke sorsa tabii. 9- Hamilelik ve doğum Loğusalıkta dikkat edilmesi gereken en önemli şey... tabii ki bebeğin her sahnede sıkça görülüp bol ağlayarak sonra da ölmemesine dikkat etmektir. Çünkü dizi evreninde bir bebek fazlaca görünp çok ağlıyorsa yüksek ihtimalle ölür, ve bunun üzerinden yeni dramlar gelişir. Dramlar bununla sınırlı kalmaz, aslında bebeğin rahme ilk düşüşünden bunun öğrenilmesine, merdiven kazalarından abartılı doğum haykırışlarına kadar her şey birer teatral olaylar zinciridir. Gerçek hayatta hamileler evlerinin merdivenlerinden o kadar sık düşmüyor örneğin, hele de evde merdiven yoksa hiç endişelenmeyin. Bebek istemiyorsanız düzenli korunun, periyodik çizelgenizi takip edin, bir de doğururken o kadar uzun bağırmayacaksınız onu da bilin. Siz bunlara uymayın. 10- Nereye gidiyorsun? Malikanede olsun evde olsun, bolca görülen bir klişe: Nereye gidildiğinin saniye saniye bildirimi. Ev içinde dahi oradan oraya hareket etmek başlı başına bir meseledir bu yapımlarda. Eeh ben derneğe gidiyorum! , Bahçede hava alıcam! , Nereye oğlum? , Telefonum çalıyor, bu bankalar da bıktırdı... , Ben holdinge gidiyorum! ve daha niceleri. Günlük hareketlerin bu denli mercek altına alındığı ev ve ailelerin gerçek hayatta pek bulunmadığı kesin. Aynısını bizim evlerde uygulamayı denesek enteresan olabilirdi, her ayağa kalkışta Ben tuvalete gidiyorum! , İçeride yatağa uzanıp tavana bakıcam! , Gidip kod yazıcam! diye anons yapmayı. Onlar gibi derneğe holdinge filan gidebilsek daha süper olurdu tabii o ayrı. Bir gün belki, belli mi olur..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yerli-dizi-yersiz-uzun/", "text": "Dizi sürelerinin yurt dışında 45 hatta 25 dakika olması Türkiye'de ise sadece özetin 1 saat olması dikkatinizi çekmiştir. Bundan bizim gibi dizileri yapanlar da rahatsızmış. Bu rahatsızlıklarını anlatan bir bildiri yayınladılar. İşte, SenDer üyesi senarislerin bildirisi! İLAN EDİYORUZ: #YerliDiziYersizUzun Türkiye dizi sektöründe, senaryo yazarları olarak mutsuzuz. Dünyanın hiçbir yerinde örneği olmayan, sadece hakkıyla üretme sürecini değil, izleme sürecini de imkansız kılan 120-150 dakikalık diziler yazmaktan dolayı şiddetli mutsuzluk içindeyiz... 140 dakika, çarpı 30 küsür hafta boyunca, hikaye anlatmaya çalışırken, dramanın gereği olan tüm temel ögelerden verdiğimiz tavizlerden ötürü, temposuz, akmayan, uzun bakışmalar, müzik-altılar ve flashbackerle şişirilmiş bölümler yazmaktan ötürü mutsuzuz. Her hafta 140 dakikalık metin üretmek için, hayatımızda başka hiçbir şey yapmaya fırsat vermeyecek şekilde çalışmaya mecbur olmaktan ötürü mutsuzuz. Mesleğimize olan aşkımız, tutkumuz mevcut durumu devam ettirme gücünü bize verirken, bu tempoya ayak uyduramadığı ya da uydurmak istemediği için mesleği bırakmış pek çok ustamız, meslektaşımız adına mutsuzuz. Yazdığımız dizilerin her bir bölümünün, yurt dışına satılırken üçe bölünmesi ve çarpı 3 bölüm para kazandırması uğruna, sinema dilinden uzak, günlük hayat ritminde akan senaryolar yazdığımız için mutsuzuz. Bir hafta içinde 140 dakika, tempolu ve sürükleyici bir bölüm yazmanın imkansızlığına rağmen, arada hasbel kader iyi yazdığımız bölümlerin de zamansızlıktan ötürü deforme edilmesi ya da etkisiz çekilmesi yüzünden mutsuzuz... Dünyanın hiçbir yerinde bu sürelerde dizi yazılmaz ve üretilmezken; yıllar önce 90 dakikaya hayır dediğimiz 'Yerli Dizi, Yersiz Uzun!' eyleminden bu yana yayın süreleri 150 dakikalara çıkmış olduğu için; mesleğimiz, işimize olan saygımız, hikaye ve senaryo üretirken sahip olduğumuz profesyonel görüşler ve insani şartlarda çalışma arzumuz yok sayıldığı için mutsuzuz. Bu tempo yüzünden çok hızlı yıprandığımız, yıprandığımız için de, yapımcıların kolayca senarist değiştirebilme halinden ötürü mutsuzuz. Süreler yüzünden hikayelerimizi hızlı tükettiğimiz, sonrasında top çevirerek kendi hikaye ve karakterlerimize ihanet eder duruma düştüğümüz için mutsuzuz... Uzun süreler yüzünden hikayesini sezon finalinden önce tüketen, tükettiği için de sezon ortasında final yapan diziler ve işsiz kalan bütün dizi çalışanları adına mutsuzuz. Yapım şirketlerinin, aynı saatte diğer kanalda yayınlanan diziden daha uzun süre yayında kalma hırsı uğruna, daha uzun bölüm talep etmesinden; hikaye süresini, hikayenin kendisinin belirlemesi gerekirken, bu rekabetin mevcut süreyi belirler duruma gelmesi saçmalığından ötürü külliyen mutsuzuz! Dizi sürelerinin kısalmasının, Türkiye dizi sektöründe çalışan her birim ve her birey için, daha insani şartlarda yazmak, üretmek, çekmek, oynamak ve daha evrensel, daha kaliteli işler yapabilmek için hayati olduğunun altını çizerek, Biz aşağıda ismi bulunan senaryo yazarları olarak 60 dakikadan uzun süren diziler yazmamak için bir araya geldiğimizi, güç birliği oluşturduğumuzu ve görmezden gelinemeyecek, gözden çıkarılamayacak bir çoğunluğa ulaşmak için çalıştığımızı sektöre ve kamuoyuna ilan etmek isteriz. Dizilerin ve kanalların gelir kaynağı olan reklam bütçelerinin, bu sürelere göre revize edilmesini, tüm birimlerin bu konuda iş birliği içinde olmasını ve el birliğiyle, hızla bir batağa doğru giden Türkiye dizi sektörünün intiharına mani olmak için bu karar ve eylemimizin desteklenmesini bütün oyuncu, set çalışanı, yönetmen arkadaşlarımız ile yapımcılarımıza rica ile beyan ederiz. Senaryo Yazarları 1. Selcan Özgür 2. Ezgi Özcan 3. Zeynep Küçükerciyes 4. Nuran Evren Şit 5. Ali Aydın 6. Funda Alp 7. Meriç Demiray 8. Cem Görgeç 9. Cenk Boğatur 10. Derem Çıray 11. Berfu Ergenekon 12. Ercan Mehmet Erdem (46 Yok Olan) 13. Ceylan Güleç 14. Sinan Biçici 15. D. Gülden Çakır 16. Melih Çam 17. Özlem Elginöz 18. Mahinur Ergun 19. Ozan Yurdakul 20. Erkan Birgören 21. Kerem Deren 22. İlker Arslan 23. Deniz Akçay 24. Birol Elginöz 25. Ayça Üzüm 26. Özlem Yılmaz 27. Burcu Görgün 28. Pınar Bulut 29. Ethem Özışık 30. Cüneyt Bolak 31. Barış Erdoğan 32. Ayşenur Sıkı 33. Melek Seven 34. Deniz Gürlek 35. Melih Özyılmaz 36. Gökhan Horzum 37. Cansu Çoban 38. Serap Gazel 39. Sinan Yurdakul 40. Murat Özdemir 41. Deniz Dargı 42. Murat Aras 43. Güliz Kucur 44. Didem Ayberkin 45. İlker Barış 46. Gül Abus 47. Berrin Tekdemir 48. Nilgün Öneş 49. Neşe Cehiz 50. Elif Usman Ergüden 51. Nergis Otluoğlu Akoğlu 52. Nuriye Bilici 53. Sema Ali Erol 54. Mahir Erol 55. Ercan Durmuş 56. Hakan Bonomo 57. Aksel Bonfil 58. Serdar Soydan 59. Alphan Dikmen 60. Başak Angigün 61. Hazan Toma 62. Teoman Gök 63. Münevver Yıldız 64. İnan Güngören 65. Eren Azak 66. Elif Yılmaz 67. Pınar Ordu 68. Feza doğru 69. Burcu Över 70. Deniz Madanoğlu 71. Korcan Derinsu 72. Cihan Çalışkantürk 73. Yılmaz Şahin 74. Yeşim Çıtak 75. Ozan Aksungur 76. Yelda Açıkgöz 77. Onur Ünlü 78. Orçun Okşar 79. Gözde Baykara 80. Sevgi Saygı 81. Sinan Tuzcu 82. Bilal Babaoğlu 83. Pınar Uysal 84. Betül Yağsağan 85. Fikret Bekler 86. Şahika Erkıran Çakırca 87. Ayşe Günsu Teker 88. Sevgi Yılmaz 89. Aylin Alıveren 90. Ayşin Akbulut 91. Gülsüm Öz 92. Gözde Baykara 93. Burak Acar 94. Atasay Koç 95. Yekta Torun 96. Onay Durgun 97. Tufan Bora "} {"url": "https://www.thegeyik.com/yesilcam-filmlerinde-gozden-kacan-komik-cekim-hatalari/", "text": "Yeşilçam filmlerinde, sinemaya gönül vermiş olan sinema emekçilerimiz oldukça zor şartlar altında, düşük bütçeler, kısıtlı imkanlarla ellerinden geleni yapmış ve bize çok naif bir sinema mirası armağan etmişlerdir. Özellikle bu filmlerin bir başından bir sonundan çekildiğini düşünürsek ufak tefek tutarsızlıkların olması hoş görülebilir... Savulun Battal Gazi Geliyor Yapımcılığını Memduh Ün'ün yaptığı başrolünde Cüneyt Arkın'ın rol aldığı 1973 yılında yayınlanan 'Savulun Battal Gazi Geliyor' filmindeki hata yıllar sonra ortaya çıktı. Seyyit Battal'ın Bizanslıların elinden babası Battal Gazi'yi kurtarma serüvenini konu alan filmde; Cüneyt Arkın babasını kurtarmak için yedi ayrı şövalyede bulunan zindanlarının anahtarlarını toplamaya çalışır. Şövalyeleri tek tek öldüren Seyyit Battal, şövalye Boğa Anton ile ormanda geziye çıkar. Seyyit Battal planladığı gibi Boğa Anton'u öldürür ve anahtarı alır. Filmin dikkat çeken detayı ise Boğa Anton'un Seyit Battal ile dövüştüğü sırada bıyıklarının bir kısalması bir uzamasıdır. Saraydan çıkarken ve at üzerindeyken uzun olan bıyıklar dövüş sahnelerinde kısalır. Ama efsane filmdeki tek hata bu değil. Yine aynı sahnede Boğa Anton'un attan düştüğü sırada iki kolunda bulunan bileklerden biri yere düşüyor. Filmin devam sahnesinde ise bileklikler yeniden kolunda görünüyor. Bu hata dövüş sahneleri boyunca dikkatli izleyicilerin gözüne çarpıyor. Banker Bilo Başrollerinde Şener Şen, İlyas Salman ve Meral Zerenin yer aldığı Banker Bilo filminde bir çekim hatası göze batıyor. Meral Zeren ile Şener Şenin bir sahnesinde yönetmen Ertem Eğilmezin kafası kısa süreliğine kadraja giriyor. Ertem Eğilmez kazara da olsa bir cameo hatırası bırakmış oluyor. Hababam Sınıfı Uyanıyor 'Hababam Sınıfı Uyanıyor' filminde yıllar sonra ortaya çıkan hata, işte böyle paylaşıldı. Filmde Ahmet ile Mahmut Hoca vedalaşırken bir set çalışanı da kadraja giriyor. İşte aynaya yansıyan set çalışanı. Katma Değer Şaban 'Katma Değer Şaban' filmindeki hata sinema severlerin gözünden kaçmadı. Almanya'dan İstanbul'a gelen Şaban'ın havaalanında saçları rengarenk Devam eden sahnelerde de saçları yine renkli. Ancak eve gelince işler değişiyor. Kemal Sunal'ın saçlarındaki boya bir anda kayboluyor. Bu da dikkatli gözlerden kaçmıyor. Gülşah Küçük Anne 1976 yapımı 'Gülşah Küçük Anne' filminde o dönemin çocuk oyuncusu Gülşah Soydan ve Ayşen Gruda'nın eve girdiği sahnede bir set çalışanını görmek mümkün. Sahne ilerleyince, odada bulunan aynadan yansıyan bir kameraman görüyoruz. Savulun Battal Gazi Geliyor Natuk Baytan'ın yönettiği Savulun Battal Gazi Geliyor filminde, Cüneyt Arkın'ı tutan çelik ip net bir şekilde görülüyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yesilcam-kotu-karakter/", "text": "Yeşilçam denildiğinde akan sular durur. Hala en güzel filmlerin onlar tarafından yapıldığını düşünenlerdeniz. Bu filmlere güzellik katan özelliklerin başında da filmlerde yer alan kötü karakterler var. Erol Taş'tan Yadigar Ejder'e kadar tüm kötü karakterler illüstratör Hakan Arslan'ın çizimiyle anlatılmış. Yeşilçam'ın Kötü Adamları 1920 1990 Hüseyin Peyda Çakır gözleri, ince karakteristik sakalları ve değişmez beyefendi stiliyle Hüseyin Peyda'nın kötü karakter rollerinde 'Mafya Babası' veya 'Köy Ağası' seviyesinden daha düşük bir rolde oynaması düşünülemezdi. Ne zaman bir Yeşilçam filminde Hüseyin Baba görünürse, orada mutlak sıkıntı çıkacaktır. Onun kızı alınmaz, ihalesine girilmez, tavuğuna kışt, adamına höst denmez. 1936 2005 / Bilal İnci Sinsi, merhametsiz, üçkağıtçı, gaddar ve fakat filmdeki esas kadına düşkün anasının gözü karakterlerin değişilmez adamıdır Bilal Abey. Kötülüklerin planlayıcısıdır genellikle. En şeytansı planları yapıp muhteşem aşkların arasına inşa edilecek istinat duvarı ihalesine girer, ihaleye diğer katılanları da vurur. Mutlu ailelerin ocağına organik tarım bahanesiyle incir ağacı diker. 1926 1998 / Erol Taş 'Kötü adam' deyince en başa adı yazılacak, ansiklopedi tanımına girecek kadar başarılı bir oyuncudur. İsmi bilinmeyen kötü karakterlerin aksine, Erol Taş bu alanda bir markadır. Gastronomiyle kötülüğü aynı potada erittiği nice filmde kuzu çevirmeleri parça pinçik etmiştir. Şüphesiz gece yarısı acı acına Vedat Milör'den sonra denk gelinmemesi gereken bir başka gurmedir. 1940 2001 / İbrahim Kurt Açık bağırlı küçük mahalle kabadayısı ve mafya tetikçisi rollerindeki üstün başarılarıyla bilinir. Saç stili Süheyl Abi'yle benzerlik gösterir. Fakat kutuplardan basık ve ekvatordan hafif şişkincedir. Sinema jargonunda 'iyi yumruk alan' ve bunu saçlarını kullanarak perçinleyen İbrahim Abi'miz genellikle birinin adamıdır. Hiyerarşik olarak O'nun altında biri olmadığı için ilk dayağı badileri gibi O da yer. 1928 2004 / Kudret Karadağ Kudret Abi, birlikte oynadığı kötü karakterler ile filmin total dayağını bölüşür, paylaşımcıdır. Bir tokat geliyorsa ona kafa atar. Oynadığı 300'ün üzerindeki filmde karakterlerinin adı yoktur ama hepsinde kamyon tamponu gibi pala bıyığı vardır. İnce bıyığı, limonla yapıştırılmış saçları, karakteristik çıkık alt dudağı ile tam bir mafya fedaisi karakteridir. 200'e yakın filmde oynamasına rağmen Cüneyt Arkın'dan yediği muntazam dayaklar ile hatırlarız Necip Usta'yı. 1927 2014 / Süheyl Eğriboz Her filmde kürekle dayak yiyen bir başka kötü karakterdir Süheyl Abi. Figüranlığın gereği bilip bilmeden Cüneyt Arkın'a filan 'Ne diyon lan sen değişik?' diye el kol hareketi yaptığından ağır dayağa maruz kalır genellikle. Sarı saçları, pala bıyıkları ve donuk bakışlarıyla, canlandırdığı karakterlerin belinde kesin silah vardır diye düşündürür. 1927 2002 / Turgut Özatay Suç filmlerinde kötü karakter kötülüğünü yapar eyvallah. Ama komedi filmlerinde kötü karakter olmak Turgut Özatay'ı tanımlamak için iyi bir noktadır. Kemal Sunal'ın birçok filminde olmazsa olmaz fenalıkları yapan, haraç kesen, ihaleye fesat karıştıran ve mizahın zeminini hazırlayan başlıca karakterdir. 600'e yakın filmde oynamış, kötü karakter olmasına rağmen genellikle güldürmüştür. 1947 1991 / Yadigar Ejder Yeşilçam'ın en meşhur iri cüsseli kötü karakterdir desek yanlış olmaz. Pek düşünmez, stratejiyle, planla filan işi yoktur. Masif şiddete inanır. Yadigar Abi'nin oynadığı filmlerde ilk göründüğü sahnede gerilim müziği girer, herkes susar, yavaş yavaş geri basar, esas karakterimiz gelir bunu bir temiz döver. İyi kötü 1000 civarı filmde oynadığı söylenir. Muhtemel büyük kısmında kamyonla dayak yemiştir. 1946 / Yusuf Çetin Bere gibi saçları, fırça gibi bıyıkları ve fıldır fıldır gözleriyle fazla enerjik bir kısa boylu kötü adam karakteridir. Cüneyt Arkın'la oynadığı birçok tarihi filmde her yediği yumrukta 50 metre aşağı uçup, tekrar sur merdivenlerinden tırmanıp kadraja girmişliği vardır. Ayrıca Kemal Sunal ve Şener Şen'le birlikte oynadığı Davaro filmindeki otobüs soygunu sahnesinde bir kadının kolundaki bilezikleri tek hamlede sökmesi unutulmaz. Şiddet sever, plan sevmez. Dayağa uçarak, kadraja koşarak girer."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yesim-ceren-bozoglu-6-yasindayken-yasadigi-tacizi-ve-sonrasini-anlatti/", "text": "Fotoğrafta ne görüyorsunuz? Güzel bir kadın mı? Havalı bir elbise mi? Güzel saçlar ve makyaj mı? Benim için bunların ötesinde bir anlamı var bu fotoğrafın. Müsaadenizle anlatayım: Yaralı çirkin ördek yavrusunun, sağlıklı ve güçlü bir kuğuya dönüşme hikayesi bu fotoğraf; benim hiç anlatmadığım hikayem: Çocukluk döneminde çok küçük yaşta cinsel tacize uğrayan kız çocuğu çok ağlar. Çok korkmuştur. Başına gelenin ne olduğunu tam bilemese de, bir şeylerin çok yanlış olduğunun ve büyük bir tehlikeden sağ çıktığının farkındadır...6 yaşındadır. Başına gelen olayın bir şekilde, anne olmak ve bebek sahibi olmakla alakalı olduğunu da bilir. Ailesindeki ve çevresindeki herkes ona böyle bir şeyin, onun yaşında olmasının mümkün olmadığını söylemesine rağmen ikna olmaz.3 sene boyunca her gece ağlayarak dua eder:Allah'ım ne olur lütfen bebeğim olmasın, ben daha kendim bebeğim, çok küçüğüm, ne olur Allah'ım ne olur bebeğim olmasın... diye. Başına gelenleri kendi suçu zanneder. Öyle ya, o kötü bir kız olmasa, bunlar neden onun başına gelmiş olabilir ki? Dehşet ve kabus dolu üç yılın ardından, farkında olmadan bir karar verir:Kız çocuğu olmak tehlikelidir, kızların başına, kız oldukları için kötü şeyler gelebilir, erkek çocuklar ise ona göre, daha güçlüdür. Ağabeyleri gibi... Yavaş yavaş eteklerden ziyade ağabeylerinin pantolonlarını giymeye başlar. Onları taklit eder, onlar gibi güçlü olmak ister... Büyüdükçe farkında olmaksızın erkeksi davranışla ve güçle kendini koruyabildiğini görür. Kadınsı olan her şeyi küçümser. Saç makyaj güzellik onun için hava cıvadır. O beyni, yetenekleri ve karakteriyle sevilmek ve saygı görmek ister. Yıllar yılları kovalarken o içindeki küçük yaralı kız çocuğunu ve narin kadını bir kafese kapatır üstlerine duvarlar örer. Seslerini duymamak için de zihninde şahane bahaneler üretir. Ta ki atılan bir şevkat tokadı ile kalbindeki ve içindeki tüm duvarlar parçalanana kadar... Bu hikayeyi konuşabilmem çok uzun zamanımı aldı. Çok uzun yıllar o acıyı yok saydım... Sonra yavaş yavaş içtenlikle yapılan her kadın sohbetinde yalnız olmadığımı gördüm. Çocuk yaşta tacize uğrayan birçok kız kardeşim benzer stratejiler geliştirmiş hayatta kalmak ve başa çıkabilmek için. Benim için kendi içimdeki hapishaneden o küçük kızı ve o zarif kadını kurtarma operasyonum, hayatın karşısındaki incinebilirliğimi savunmasızlığımı kabul ederek başladı. Acıyı kabul ettiğimde ve direnmekten vazgeçtiğimde içimde başka bir güç buldum. Stratejiyle, akıl veya yetenekle elde ettiğim güce hiç benzemiyordu ama bu güç... Kaynağı zeka değil kalpti çünkü... Artık kadın olmaya hakkım var. Artık güzel bir kadın olmaya da hakkım var. Artık içimdeki küçük kız çocuğunu avutabilir ve onu koruyabilirim. Çünkü artık -şükürler olsun ki- asıl gücüm aklımdan değil, kalbimden geliyor... Güzel kız kardeşim, canım hemşirem: Acını kabul et ve içinden geç o cehennemin, bil ki senin suçun değildi, bil ki sana o şiddeti yaşatandan çok çok daha güçlüsün, devam edebildiğin ve hayatta kaldığın için. Ve bil ki en büyük acın, en güzel en büyük gücün olabilir. Eğer istersen... Kalbi kanamış bütün kız çocuklarının gözlerinden öperim..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yesim-salkim-sevgili-akil-kari-degil-sincap-beslemek-daha-mantikli/", "text": "Seks, kadının ve erkeğin çok güzel yaşayabileceği bir duygu Ünlü oyuncu Yeşim Salkım, Instagram'a yazdığı Sevgili edinmek akıl karı değil, sincap beslemek daha mantıklı cümlesiyle ne demek istediğini açıkladı. Salkım, Çok zor çünkü. Seks, kadının ve erkeğin çok güzel yaşayabileceği bir duygu. Ama bunu zorunlu kıldığın zaman erkeklerde galiba doğru işlemiyor. Artık kadınlarda da bu doğru işlememeye başladı. Çünkü artık özgürlüğümü ilan ettim modunda geziyoruz diye konuştu. Yeşim Salkım'ın Hürriyet gazetesinden Ömür Gedik'e verdiği röportajdan alınmıştır. Röportajdan diğer bölümler: Talasemi taşıyıcısıyken iki çocuk sahibi olmuşum. Rahmimde tümör büyürken ikinci bebeğime hamile kalmışım. Ölebilirsin demelerine rağmen doğurmayı göze almışım. Sarayda evlenmişim ama sonra gidip at çiftliğinde de evlenmişim. Hangisi daha güzeldi? Hepsi çok güzeldi. Eğer biraz inancın varsa, yukarıya bakıyorsun ve diyorsun ki; Bana nasıl güzel bir hayat vermişsin. Çoğu insana nasip olmayacak şeylere sahip olmuşum. Bunların kıymetini bilmek lazım. Hayal ettiğin, Keşke şunu da yaşasam dediğin bir şey var mı? Bende yükseklik fobisi var. Ama en çok istediğim şey paraşütle atlamak. Korkumu yenmek istiyorum. En çok neden korkarsın? Yalnız kalmaktan. Şimdi mesela annemle yaşıyorum. Peki bu 'yalnız kalamama' korkusu sana erkekler konusunda yanlış seçimler yaptırdı mı sence? Aceleci davranmış olabilirim ama hiçbir erkeği yalnızlığımı gidersin diye hayatıma almadım. Şöyle söyleyeyim, çocuklarımın babalarıyla güzel bir dostluğum var. İkisiyle de. Nasıl şekilleniyor bu dostluk? Çocukları beraber büyütebilme kaygısındayız. Gizem'de bunu biraz geç yakaladık, çünkü babası Ankara'da yaşıyordu. Ama ben onun kalbini bildiğim için ve didişmenin de sadece Gizem'e zarar vereceğini bildiğim için onunla hep iyi geçinmeye çalıştım. Genelde işler kadında bitiyor. Kadın iyi geçinirse karşısındaki erkek de yelkenleri indiriyor. Gerçek sır şöhrette ve zenginlikte değil Şöhreti nasıl tanımlarsın? İyi ve kötü yanları? Jim Carrey'nin çok güzel bir lafı var; Umarım insanların hepsi bir gün çok zengin ve şöhretli olur, gerçek sırrın bu olmadığını anlarlar diye. Sonuna kadar katılıyorum kendisine. Benden artık sevgili değil çok güzel arkadaş olur Hayatında biri var mı? Hayır, yok. İki sene oldu Hakan'la ayrılalı. Sonrasında denedim, yemeğe çıktım, sohbetler ettim falan. Baktım güzel arkadaş oluyor benden. Başka bir şey olmuyor artık. Senden erkeğe mi, kadına mı daha iyi arkadaş olur? İkisine de. Ben karşı taraf istediği sürece hayatına girerim, istemediği zaman uzak dururum. Haddimi bilirim yani. Sanat dünyasından dost olmaz demiştin... Sanat dünyası içindeki herkesin derdi başından aşkın. Bu çok egosantrik ve şizofrenik bir meslek. Bize kişilik değiştirtiyor. Yani ben senin derdine o an için üzülebiliyorum, o an için destek olmaya çalışıyorum ama seni satmam da bir o kadar kolay oluyor. Çünkü mesleğin kökünde bu var. Biraz da karakter meselesi değil mi bu? Tanıdığım kadarıyla sen bunu yapmazsın... Bu mesleği gönülden değil de şöhret için yapanların arkadan vurması daha kolay oluyor. Ben o dili bilmiyorum. O nedenle sırtından çok vurulmuş bir kadınım. Benim üç-beş arkadaşım, ailem var, onlar bana yeter. Bir de sevdiğim mesleğim var; şarkı söylemek ve oyunculuk yapmak. Son birkaç senedir oyunculuğa daha çok ağırlık veriyorum. Bir de kötülük benim hamurumda yok. Kötülük yapmak yerine nötr kalıyorum. Ben, benimle olan ilişkisine bakıyorum. Bana ne yaşatmış ve ben onu unutabilmiş miyim... Unutabiliyor musun? İntikam duygun var mı? Yok. Sadece inancım çok kuvvetli. Söylediğimiz cümlelerin, kurduğumuz hayallerin evrene yazıldığına inanıyorum. Yüreğimden atamadığım bazı şeyler tabii ki var. Ama zaman içerisinde büyüdükçe, olgunlaştıkça onları öbür dünyaya bırakmaya meyilli oldum. Kusurumuzu örteceğiz diye yapmadığımız kalmıyor Muhafazakarım demişsin... Modernlik hesap kitap vermeden istediğini yapmaksa, ben modern değilim, muhafazakarım. Belli bir yaşa geldiğinde ona göre giyinmek de kurallarım arasında. Şu bir gerçek ki, 20-25 yaşındaki bir kızın vücuduyla 45 yaşındaki bir kadınınki bir değil. Kusurumuzu örteceğiz diye yapmadığımız şey kalmıyor. Streç çorap giy, oralarını ovdur, buralarını aldır. Kendimizle barışık yaşlanmalıyız. Ben kusurları olan, bunları kabul eden ve yaşanmışlıklarıyla barışık bir kadınım. Estetikle ilgili neler diyeceksin? Zamanı geldiğinde olabilir. Ama gençlerin aşırı estetiğine karşıyım. Sen küfür edersen ben kralını ederim Sosyal medyadaki yorumlara sert tepkiler gösterdiğin oluyor. Nedir seni en çok kızdıran? Bana hayran diye sana, sana hayran diye bana küfür edebileceğini sanıyor. Öyle bir yer değil orası. Nasıl gazetede, televizyonda etik kuralları var, orada da var. Saygı göstermek zorundalar. Küfür edersen ben de küfrün kralını edebilirim. Saygı ve sevgi gerekli. Bu dönemde şöhret olmak daha mı zor? Eskiden nasıldı? Biz daha azdık. 90'larda çıktım ben. Herkes tek tek renkti. Şimdi radyo dinlerken insanların seslerini karıştırıyorsun. Bir daha evlenmem Evlenir misin bir daha? Hayır. O defter kapandı. Neden? Galiba beceremiyorum... Becermek, illa sürdürmek mi? Çocuk sahibi olmak da güzel bir şey becermek değil mi? Bunun için illa belediyeye başvurmak gerekmiyor. Ama Türk toplumunda evlilik konusunda şöyle bir düşünce var; siz birbirinize aitsiniz. Başka kimseye bakamazsınız. Kadın bunun yükünü daha ağır taşıyor. Ben artık bu yükü taşımak istemiyorum. Sen hep tek eşliydin. Bunu neden bir yük olarak göresin ki? Tek eşliyim ama birilerinin kusurlarını kapatmaktan yoruldum. Belki kusurları olmayan biri çıkar karşına? Öyle bir erkek yok... Kadınlar sürece, erkekler sonuca bakıyor. Bunlar doğalarında var. Her dakika sonuca bakan bir adama süreci anlatmanın anlamı yok. Instagram'a da yazdım. Sevgili edinmek çok zor. En iyisi sincap besleyin dedim. Çok zor çünkü. Seks, kadının ve erkeğin çok güzel yaşayabileceği bir duygu. Ama bunu zorunlu kıldığın zaman erkeklerde galiba doğru işlemiyor. Artık kadınlarda da bu doğru işlememeye başladı. Çünkü artık özgürlüğümü ilan ettim modunda geziyoruz. Sık sık mezarlık ve hastanelere giderim Bel altı vurmuyorsun kimseye, peki nasıl savaşıyorsun? İçimde savaşıyorum. Önce o insanı görmezden geliyorum, yok sayıyorum. Sonra hastanelere gidiyorum. Bir de mezarlıklara. Rahmetli dedem bize hep Ne zaman şımarırsanız, ne zaman kendinizi birilerinden üstün görmeye başlarsanız hastanelere ve mezarlıklara gidin derdi. Özellikle kimsesizler mezarlıklarına. Ve orada aslında bu dünya için çok da çabalamamamız gerektiğini görüyorum. En son ne zaman böyle bir ziyaret yaptın? 1 hafta önce hastanedeydim. Böyle baş ediyorum. Ölüm var, bu kadar da kinlenmeyelim birbirimize. Sen haklıydın, ben haklıydım tartışmasına girersek, çıkamayız. Sıkıntılı süreçlerinde ağlayarak dua edermişsin. Ne zaman ağladın en son? Bizim diziyi seyrederken ağladım. İç çekerek ağladık. Çok şükür kendim için ağlamıyorum artık. Çok zor günler atlattım çünkü. Evlat Kokusunun ilk bölümünü sinemada izlediniz. Bir diziyi perdede izlemek nasıldı? Çok acayipmiş. Yönetmenimiz Erol Özlevi sinema tadında çekmiş. Evlat Kokusu için şunu söyleyebilirim; reytingi ne olursa olsun şahane bir işin içindeyim. Ve bu da bana yeter. Senin hala kötü bir kadın mı? Siyahı mı fazla, beyazı mı? Hem siyah hem beyaz bir kadın. Her insan içinde iyiyi ve kötüyü barındırır. Bu kadın da kötü bir kadın değil. Çok büyük bir sırrı olan, bu sırla uzun yıllar baş etmeye çalışmış, anne babasını kaybettikten sonra aileyi dimdik ayakta tutmuş bir hükümdar. O yüzden hükümdarların yaptığı her şeyi bence mübahtır. Dünyada kadın dönemi başlıyor Kadın hükümdar olur mu? Olmaz mı! Ben bu dizide göstereceğim işte. Bir aileyi çekip çeviren kadın bir ülkeyi de çok güzel yönetebilir. Dünyada da kadın dönemi başlıyor. Bütün erkekleri yöneten zaten kadınlar. Bunun için mi kadına şiddet bu kadar çok? Tabii. Çünkü kadın süreç içerisinde her şeye verecek bir cevap bulabilir. Erkeğin bununla baş edemeyince yapabileceği tek bir şey var; kaba kuvvet. 8 Mart'ı geride bıraktık. Dünya Kadınlar Günü ne ifade ediyor senin için? Bu günün bir çiçekle kutlanmasını istemiyorum. Sahte sahte birbirinin gününü kutlayan kadınların mesajlarını da almıyorum. Normal hayatında hemcinsine sahip çıkmayıp, sürekli arkasından vuran da kadınların o günü kutlamaya hakları yok bence. Bu rekabet ortamında kadının kadını koruyabilmesi için toplumsal bir eğitim gerekiyor. Anne olarak çocuklarına nasıl telkinlerde bulunuyorsun, ne tür bir sistem kurdun evde? Bir kere yavaş olmalarını söylüyorum. Hız, kontrolsüzlük demek. Panik hata doğurur. Satranç o yüzden var. Nasıl yani? Satranç lüks bir oyun değil. Dinginliği, durmayı, düşünmeyi öğretiyor. Hayat da böyle bir şey. En çok kimin sözünü dinlersin? Bu öğretileri nereden edindin? 'Eski toprak' denilen anne ve anneannemin sözlerine hep kulak veriyorum. Kişisel gelişim kitaplarıyla işim yok. Kendi gelişimini tamamlayamamış biri bana ne öğretecek? Çocuklarının arasındaki yaş farkını nasıl dengeliyorsun? Gizem 26, Ada 6 yaşında. İkisiyle de yakınım, çünkü yatağa yattığımızda ikisi de çocuk. Kurallar, yasaklar var mı evde? Ada asla ipad'le gezemez. Bir tek pazar günü her şey serbest. Ama Ada ne diyor biliyor musun? Anne bahçeye çıkıp top oynayalım diyor. Ben çocuğuma seçme şansı tanıyorum. Ama her iki çocuğum da onların arkadaşı değil annesi olduğumu biliyorlar. Anneden arkadaş olmaz... Anne olarak kendine koyduğun kurallar neler? Çocuklarımla yemeğe gideriz. Sofrayı birlikte kurar, birlikte kaldırırız. Ada'yı ablasıyla birlikte yıkarız. Haftada bir gün aile günümüzdür. Ve biz ne olursa olsun, özel günleri birlikte kutlarız. Aileden birinin başına bir sıkıntı geldiğinde sokaktakinden yardım beklemeyiz, biz gider yardım ederiz. Anneannemin bir lafı vardır; Elin iyisinden kendi kötün iyidir diye..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yeterli-su-icmezsek-ne-olur/", "text": "İnsan hayatı için oksijenden sonra gelen en önemli öğe olarak nitelendiriliyor. Vücudumuzda sadece yüzde 10 oranında azaldığında bile hayatımız tehlikeye giriyor. Tükettiğimiz besinlerin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınmasında... Vücut ısımızın denetiminin sağlanmasında... Kısacası tüm yaşam fonksiyonlarımızın düzenlenmesinde 'kilit rol' üstleniyor. Yaşa ve cinsiyete göre vücudumuzda yüzde 42-71 oranında bulunan 'su', özetle bizim yaşam kaynağımızı oluşturuyor. Bu nedenle uzmanlar, her gün yeterli miktarda su içmenin sağlığımız üzerinde ne denli önemli rol oynadığını her fırsatta dile getiriyorlar. Su tüketimi denildiğinde de hepimizin aklına pek çok soru takılıyor; örneğin 'Sabahları aç karnına su içmek fayda sağlar mı?, 'Ilık su mu daha yararlı, soğuk su mu?, 'Limonlu su içmek zayıflatır mı?' gibi! Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında 'su' ile ilgili en çok merak ettiğimiz 8 soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! Günlük tüketilmesi gereken su miktarı kişinin vücut ağırlığına göre değişiyor. Yeterli su tüketilmediğinde aşağıda yer alan önemli sağlık problemleri gelişebiliyor. Cilt, saç ve tırnak sağlığında problemler Kabızlık Egzersiz sırasında kas krampları ve kasılma Vücutta ödem Mide ülseri Yavaşlayan metabolizma Böbrek taşı Kadınlarda üriner sistem enfeksiyonları Fiziksel ve mental performansın düşmesi Tükürük bezinin fonksiyonunun azalması Dehidrasyon İdrar çıkışı, kan hacmi ve basıncının azalması sonucunda vücudun kuruması SORU: Sabahları aç karnına içilen su zayıflatır mı? CEVAP: Su metabolizmayı hızlandırması ve tokluk hissi oluşturması gibi işlevleriyle kilo vermeye yardımcı oluyor. Özellikle sabahları aç karnına içilen su metabolizma hızını yüzde 24 gibi yüksek bir oranda arttırabiliyor. Yapılan bir araştırmada; yemekten önce 500 ml. su içen kişilerin normalde aldıklarından yüzde 13 daha az kalori aldıkları ortaya konmuş. Tam aksine vücudumuz susuz kaldığında ise yağ hücrelerini yakması ve parçalaması zorlaşıyor. Su içmediğimizde ayrıca vücudumuzun besinleri sindirim ve atım hızı düşüyor, bunun sonucunda da vücut ağırlığımız artıyor. SORU: Sabahları içilen suyun sağlığımıza faydası var mı? CEVAP: Sabahları aç karnına içilen su sadece zayıflamaya katkı sağlamıyor, aynı zamanda sağlığımız üzerinde de etkili oluyor. Öyle ki Covid-19 enfeksiyonuyla savaşmamızda kilit role sahip olan bağışıklık sistemimizi güçlendirmek gibi önemli bir işlev üstleniyor. Bunun yanı sıra böbrek taşına yol açan asitleri yok ediyor ve mesane enfeksiyonlarından koruyor. Sabahları su içtiğimizde vücudumuz var olan toksinleri kolaylıkla vücuttan uzaklaştırıyor. Böylece vücudumuzun detoks sistemine de destek oluyoruz. SORU: Günde ne kadar su içmeliyiz? CEVAP: Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can, kadın ve erkeklerde su alım miktarının farklı olması gerektiğini belirterek, Aslında cinsiyet ayrımı olmaksızın her bireyin ihtiyaç duyduğu su miktarı farklıdır. Çünkü her bireyin yağ dokusu ve yağsız dokusu farklı oluyor ve ne kadar su içmesi gerektiği bu dokuların miktarına göre belirleniyor. Örneğin; yağsız doku azaldıkça ihtiyaç duyulan su miktarı azalıyor. Dolayısıyla sıvı alımı bireye özgü olmalıdır diyor. Yine de kabaca her kilo başına 35-40 ml su içmeniz, vücudunuzun su ihtiyacını karşılayacaktır. SORU: Limonlu veya sirkeli su içmek kilo kaybı sağlar mı? CEVAP: Limon, sirke, zencefil ve maydanoz gibi yeşillikler eklemek, suyu alkali hale getirerek sindirim enzimlerinin çalışması için uygun bir ortam hazırlamaya yardımcı oluyor. Günlük içtiğiniz suya bu besinleri ekleyebilirsiniz, ancak sadece bu besinler ve suyun birleşimi yağ yakımını ya da kilo kaybını sağlayamıyor. Örneğin, C vitamini ve folik asit vitaminlerinden zengin bir besin olan limon metabolizmamızın çalışmasına destek olsa da, limonlu su doğrudan yağ yakımı üzerine etkili olamıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can, üstelik sabahları aç karnına içilen limonlu suyun vücut yağına değil, doğrudan mideye etki ettiğine dikkat çekerek, şu uyarıda bulunuyor: Limonlu su, suyun asit içeriğini arttırabileceği için mide rahatsızlığı olan bireylerde mide ağrısını tetikleyebiliyor. Sabahları aç karnına elma sirkesi tüketmek kilo kaybını önemli ölçüde etkilemese de, çoğu birey için genellikle zararsızdır. Su içimini kolaylaştırmak, lezzet katmak veya farklı tatlar denemek için suyunuza limon, sirke veya bir tutam yeşillik ekleyebilirsiniz. SORU: Ilık su mu daha faydalı, soğuk su mu? CEVAP: Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can içtiğimiz suyun midede doluluk hissi uyandırması ve bağırsak hareketlerini arttırması gibi etkilerinden dolayı zayıflama üzerinde olumlu etkisi olduğunu belirterek, Suyu ılık veya soğuk içebilirsiniz. Ancak yapılan bazı bilimsel araştırmalara göre; mideyi terk etme süresi daha uzun olduğu için ılık su, tokluk hissini daha fazla arttırıyor. Zayıflama diyetleri uygularken su içme isteği azalabiliyor. Bu durumda ılık veya soğuk su içerek vücudunuzun susuz kalmamasına özen gösterin diyor. SORU: Suyu kaynatmak mineral kaybına neden olur mu? CEVAP: Suyla ilgili merak edilen bir başka önemli konu da; kaynatılmış suyun mineral değerlerinin kaybolup, kaybolmadığı! Kaynatıldığında suyun içindeki kalsiyum, magnezyum ve karbonat, dibe kireç halinde çöküyor ve su mineralli yapısını kaybediyor. uyarısında bulunan Deniz Nadide Can, şunları söylüyor: Kaynamış su sadece bakterilere karşı etkili oluyor. Nitrat ve ağır metaller gibi çoğu kirletici madde kaynatıldığında sudan yok edilemiyor. Üstelik bazı durumlarda kaynatma işlemi suyu azalttığı için kirletici maddelerin konsantrasyonunu da arttırabiliyor. Ancak temiz ve güvenli suya ulaşma imkanı yoksa, sudaki bakterileri etkisiz hale getirmek amacıyla kullanmadan önce kaynatıp, soğutmanızda fayda var. SORU: Yemek yerken su içmek doğru mu? CEVAP: Yemek yerken su içildiğinde mide suyunun ve mide asidinin oranı azalıyor. Mide suyu ve asidi azaldığında da içilen su, dolayısıyla su miktarı artıyor. Bunun sonucunda hazım zorlaşıyor ve gaz şikayetleri oluşabiliyor. Dolayısıyla yemek yerken değil; yemek aralarında, öncesinde veya sonrasında su içmeniz daha sağlıklı olacaktır. SORU: Aç mıyım, yoksa susadım mı? CEVAP: Bu noktada önemli olan bir diğer konu ise susama hissi ile açlık hissi arasındaki farkı anlamak. Bazen susama isteğinin açlık hissi olduğunu zannederek yemek yemeye yöneliyoruz. Bu durum da enerji alımında dengesizliğe yol açabiliyor ve kilo alımıyla sonuçlanabiliyor diyen Deniz Nadide Can, açlık ile susuzluk arasındaki farkı anlamamız için şu öneride bulunuyor: Acıktığınızı hissettiğiniz zaman ilk olarak 1-2 su bardağı su için ve 20-30 dakika bekleyin. Eğer açlık hissiniz devam ediyorsa, o zaman besin alımını tercih edebilirsiniz."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yetiskin-filmlerinde-gorev-alan-emekcilerin-film-basina-kazandiklari-ortalama-ucretler/", "text": "Dünyadaki en zorlu iş kollarından biri olan yetişkin film sektöründe çalışan emekçilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek ve bu sektörde kariyer yapmak isteyen genç arkadaşların hataya düşmelerini engellemek adına sektörde görev yapan profesyonellerin film başına aldıkları ücretleri sizler için sıraladık. İşte Yetişkin Filmlerinde Görev Alan Emekçilerin Film Başına Kazandıkları Ortalama Ücretler; 1# Kameraman, 500-700 dolar arası 2# Makyöz, 400-500 dolar arası 3# Prodüksiyon asistanı, 100-250 dolar arası 4# Ses sorumluları, 300-400 dolar arası 5# Fotoğrafçı, 400-500 dolar arası 6# Senaristler, 250-400 dolar arası 7# Yönetmenler, 1000-3000 dolar arası 8# Erkek oyuncular 500-1500 dolar arası 9# Kadın oyuncular lezbiyen içerikli filmlerde 700-1200 dolar arası 10# Kadın oyuncular standart filmlerde 300-1500 dolar arası"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yetistirme-yurdunda-buyuyen-asiyenin-hikayesi/", "text": "Asiye dalgın diyorlar. Altı yaşındayken saçlarını nasıl taraması gerektiğini kendi öğrenen bir kız çocuğu, elbette dalgın olacaktır... Asiye suskun diyorlar. Susmayıp da ne yapacaktım; öğretmenlerime, yetiştirme yurdundaki ranzalarda okuduğum Didem Madak şiirlerinden bahsedemeyeceğime göre... Asiye hırçın diyorlar. Simsiyah sokak kedilerini benden başka besleyen, benden başka sevip okşayan kimse yok buralarda... Asiye yalnız diyorlar. Canımdan öte bilip, bağrıma bastığım tek arkadaşım öldü. Yalnız kalmamak için yapmacık dostluklara, yalanlı dolanlı arkadaşlıklara ihtiyaç duymuyorum, hepsi bu... Asiye karamsar diyorlar. Kazım Koyuncu'nun şarkılarını dinleyip, ne bileyim, feminizm üzerine bilgiler edinip mesela, sonra da tecavüz edilen bebeleri duyumsamak ülkemde... Asiye`yim ben; dalgın olan, suskun olan, hırçın ve yalnız olan Asiye. On sekiz yaşındayım. Üniversite sınavlarına hazırlanıyorum. Yurttan ayrıldım; şimdi bir öğrenci evinde kalıyorum. Yetiştirme yurtlarında büyüyen kızlarla evlenmenin sevap olacağını söylemişti bir televizyon yorumcusu. O gün bugündür televizyon seyretmiyorum! Şiir yazmak mutlu ediyor beni. Solgun dizeler biriktirdim ömrüme; solgunluklarıma tutunarak soluklanıyorum... Çıkma tekliflerini reddettiğimde, sen yurt kızısın, psikolojisi bozuk hepinizin deyip, bana posta koyduğunu sanan sevgili adayları, ödevlerimde bir hata olsa, anne yok, baba yok tabi, neyse deyip, bendenize tepeden bakan öğretmenlerim, bir gün, tek başıma bir tiyatro oyununa gideceğim dediğimde, sana devlet baktı, ama senin gözün dışarıda deyip, beni kınayan komşular, yazmamın bir heves değil, bir yaşam biçimi olduğunu anlattığımda, yat kalk başımızdakilere şükret; size iş de veriyorlar deyip, benden uzaklaşan akranlarım; hepiniz kötüsünüz! Asiye dalgın diyorlar. Sylvia Plath da dalgındır ben gibi; Tezer Özlü, Nilgün Marmara... Dalgın olmasam niye şiir yazayım ki... Asiye suskun diyorlar. Şiir defterimle dertleşiyorum; bir de annemin ve babamın olduğu, ama benim olmadığım o bir tanecik siyah beyaz fotoğrafla... Asiye hırçın diyorlar. Kendini bildi bileli küçücük bir Karadeniz şehrinde yaşayıp da, Mardin`i görmek için can atan, Çingenelerin yaşamına hayranlık duyan, matematiğe çalışırken, birden durup, kendimi iyice geliştireyim de, yurttaki çocuklara şu denklemleri anlatayım diyen ben, izin verirseniz hırçın olayım bana kibirlenenlere, küstahlaşanlara, beni can olarak görmeyenlere! Asiye yalnız diyorlar. Çok param olsun, şiir kütüphaneleri kuracağım yetiştirme yurtlarına, mahpushanelere, köy okullarına ve gidip oralara, şiir okuyacağım ben gibi çekmişlere, incitilmişlere, hor görülmüşlere... Asiye karamsar diyorlar. Gülten Akın yazmış ya bir şiirinde, ah kimselerin vakti yok/ durup ince şeyleri anlamaya... O şiir nasıl sonlanır bilir misiniz; bir gün birileri öte geçelerden/ıslık çalar yanıt veririz... Benim karamsarlıklarımı dinlemek isterseniz, ıslık çalınız efendim... Asiye`yim ben; suskun olan, dalgın olan, hırçın ve yalnız olan Asiye. On sekiz yaşındayım. Kendi elini kendi tutan bir kızım; kendi yüreğini kendi bilen bir kız... Şiir okuyacağım şimdi simsiyah sokak kedilerine; hoşçakalınız... YAZAR Ergür Altan 'a teşekkürlerimizle... / ergur / Ana görsel: ok.ru / savaşın yetim bıraktıkları"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yikadilar-kefenlediler-namazini-kildilar-mezarlikta-tabut-bos-cikti/", "text": "Sakarya'da hastalık sonucu ölen yaşlı kanının cenazesi, görevlilerin dikkatsizliği sonucu morgda unutuldu. Cenaze yakınları, defin için mezarlığa gidip tabutu açınca durumu fark etti. Sakarya'nın Adapazarı hastalık sonucu ölen Emine Uğur'un (68) cenazesi, görevlilerin dikkatsizliği sonucu morgda unutuldu. Durum, camide namaz kılıp defin için mezarlığa giden yakınlarının tabutu açmasıyla ortaya çıktı. TEDAVİ GÖRDÜĞÜ HASTANENİN MORGUNA GÖTÜRÜLDÜ Adapazarı'nda Emine Uğur yakalandığı hastalık sebebiyle bir süredir Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi görüyordu. 3 çocuk annesi olan, eşini de yıllar önce kaybeden Emine Uğur'un durumu dün gece saatlerinde ağırlaştı ve hayata gözlerini yumdu. Uğur'un cenazesi tedavi gördüğü hastanenin morguna götürüldü. ARACA BOŞ TABUT YERLEŞTİRDİLER Sakarya Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü görevlileri aynı günün sabahında geldikleri hastanede, cenazeyi koyduklarını düşünerek araca boş tabutu yerleştirdi. Emine Uğur'un yaşadığı Adapazarı Cumhuriyet Mahallesi'ndeki evine helallik alınması için boş tabut getirildi. Tabut cenaze namaz kılınması için kent merkezindeki Orhan Camii'ne taşınırken Emine Uğur'un yakınları burada yakınlarının taziyelerini kabul etti. TABUTUN BOŞ OLDUĞUNU GÖRÜNCE ŞOK OLDU Tabut burada öğle vaktinde kılınan cenaze namazının ardından Erenler Mezarlığı'na götürüldü. Mezarlığa gelen kalabalık cenazeyi gömmek için açtıkları tabutun içinin boş olduğunu görünce şok oldu. CENAZE MORGDA UNUTULDU Cenaze işlerine telefon açılması üzerine Uğur'un cenazesinin morgda unutulduğu ortaya çıktı. Daha sonra cenaze morgdan alınarak mezarlıkta yeniden cenaze namazının kılınmasından sonra toprağa verildi. Ayrıca Emine Uğur'un yakınları konuyla ilgili kendilerine ulaşan gazetecilere konuşmadı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yilbasi-etkinlikleri/", "text": "Aralık ayı geldiğinde ilk iş yılbaşı etkinlikleri arayanlar için zaman daralıyor. Yılbaşı akşamı evde tombala oynamayacaksanız sizin için dışarıda yapabileceklerinize dair listeyi paylaşıyorum. Şimdiden mutlu yıllar! Beat The New Year Maslak araneda gerçekleşicek etkinlik Türkiyenin önde gelen Djlerini ağırlıyor. PROFUN'ın üstlendiği organizasyon,bir hayli iddalı. Dansa ve içkiye doyulmayacak bir gece olacak gibi. Alka-Seltzerinizi yanınızda taşımanızıda unutmayın derim. Qubbe Yeni yılı gökyüzünde kutla, diyerek bile insanı cezbeden bir parti sunuyor Qubbe. Dj Suat Ateşdağlı ve Piny Fox'un sahne alacağı partide,dansa doymamak elde değil. Manzaranın nefes kesiciliğinden söz etmeye gerek yok herhalde? Babylon, Asmalımescit: Radyo Eksen'in düzenlediği yılbaşı partisinde Eksen'in Djleriyle alternatif müzik sevenlerin bir numaralı tercihi olacağa benziyor.Eğlencenin bitmediği Taksim Asmalımescitte gerçekleşecek etkinlik. Radyo Eksen için ilk olacak bu etkinlikte özel süprizlerin de olacağı konuşuluyor, benden söylemesi. Suada Club : Sahnelerini keyifle dinleyebileceğimiz doya doya eşlik edeceğimiz şarkılarının asla eskimeyeni grup,MFÖ'yü ağırlıyor yılbaşında Suada Club. Geceye açılışını Reina Djleri yapacak ve özel dans şovları geceyi süsleyecek. Tatil meraklıları için mükemmel bir tercih olduğunu düşünüyorum Suada Clubın,denizde girdik denizde geçsin 2015 değil mi? Kesinlikle bonus: Nerde ne yapıyorsak yapalım,alternatif bile diyemeyeceğim bir yılbaşı etkinliğide Victorias Secret defilesi. Yılbaşı coşkusunu bir hayli iyi yansıtan iç çamaşırlarıyla tam 12de cnbc e ekranında olacak melekler. Klasik yılbaşı geyikleri için tıklayın. Ben evde kutlarım diyenler ise yılbaş ağacı için buradan fikir alabilirler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yilbasi-gecesi-mideyi-bozmamak-icin-yapmaniz-gerekenler/", "text": "Yılbaşı geliyor. Yılbaşı gecesinin olmazsa olmazları arasında hiç kuşkusuz birbirinden leziz yemeklerle donatılmış sofralar geliyor. Ancak atıştırmalıklardan et yemeklerine ve çeşit çeşit içeceklere uzanan sofralar gece boyunca keyifli gelse de, yeni yılın ilk gününde halsizlik ve baş ağrılarıyla uyanmaya neden olabiliyor. 31 Aralık'ta gün boyu sağlıklı bir beslenme programı uygulanması gerektiğini söyleyen Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, kahvaltıdan yılbaşı yemeğine kadar tüm öğünler için önerilerde bulundu. İster evde aile ve dostlarla kutlansın, ister dışarıda eğlenceli bir ortamda, yılbaşı sofralarının tadı bir başkadır. Kimi için hindisiz bir sofra düşünülemez, kimi de mezeler ve atıştırmalıklar ile tüm geceyi geçirebilir. Ancak beslenme rutininin dışına çıkılan bu gün, yeni yılın ilk saatlerinde baş ağrılarıyla uyanmaya neden olabiliyor. Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, 31 Aralık'ta gün boyu neler tüketilmesi gerektiğini paylaştı. Kahvaltıda daha çok posa, daha az yağ Özellikle yılbaşı sofrasında tüketilecekleri düşünerek kahvaltıda posalı besinlere yer vermek ve yağı azaltmak, güne iyi bir başlangıç yapmaya yardımcı oluyor. Uzun süre tokluk hissi veren sebzeli bir omlet ile yanında bol yeşillik ve tam buğday ekmeği tercih edebilirsiniz. Sabah kahvaltınızı erken saatte yaptıysanız, bir mevsim meyvesi veya kuru meyve ile bir kase az yağlı yoğurt veya sütten oluşan bir ara öğün yapabilirsiniz. Öğle yemeğinde sebze veya kuru baklagiller Yılbaşı sofrasında et olacağını göz önünde bulundurarak öğle yemeğinde seçiminizi sebze veya kuru baklagillerden oluşan bir yemek ya da salatadan yana yapın. Yoğurt, ayran veya kefir seçeneklerinden birini de öğününüze ekleyerek tok kalma sürenizi uzatabilirsiniz. İkindide kan şekerinizi düzenleyin Akşam yemeğine çok aç oturmamak için ikindi öğününü mutlaka yapmalısınız. Kepekli yağsız bir tost veya bir avuç kuru meyve kuruyemiş karışımı, açlığınızı bastırıp kan şekerinizi düzenler. Bunun yanı sıra, gün içinde su tüketmeyi ihmal etmeyin. Su, iştahınızı dengelemeye yardımcı olacağı gibi sindirim ve boşaltım sisteminizin rahat çalışmasını da sağlar ve şişkinlik, kabızlık gibi sorunlarla karşı karşıya kalmanızı engeller. Su içmekte zorlanıyorsanız, suyu tarçın, limon, naneyle tatlandırabilirsiniz. Yılbaşı yemeğine hafif tatlar ile başlayın Yılbaşı sofrasının bütün gece ortada kalacağını göz önünde bulundurarak yavaş yavaş yemeye özen gösterin. Başlangıçta zeytinyağlı sebze yemeklerini veya sebzeyle yapılan mezeleri tercih edin. Sebzeli salatalar veya çorba da başlangıç için oldukça ideal. Et tüketecekseniz, yağda kızartılmamış, sossuz olanlardan seçin ve porsiyonuna mutlaka dikkat edin. 'Tatlısız olmaz' diyorsanız, kabak, incir tatlısı gibi meyve tatlıları veya sütlü tatlılar, şerbetlilere göre çok daha masumdur ama en uygunu, meyvenin kendisini yemektir. Alkol alacaklar, en az içtikleri alkol kadar su içerek hem alkol tüketimini düşürebilir hem de etkilerini azaltabilir. Alkol almayanların da bol su tüketmesi çok önemli çünkü su içmek, yemeği azaltarak kalori alımını dengeliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yilbasi-hediyesi-almadan-once-bir-kez-daha-dusunun-game-of-thrones-severlere-ozel-20-hediyelik-urun/", "text": "HBO'nun fenomen dizisi Game of Thrones'un fanatiklerine özel bir içerik geliyor. İster dizisinin ister kitabının bağımlısı olun hiç fark etmez. Aşağıdaki hediyelik ürünler tam size göre. Yılbaşı arefesinde hediye alternatifi arayanlar için de mükemmel alternatif olacak Game of Thrones Severlere Özel 20 Hediyelik Ürün sizlerle; 1# Hane sembolleriyle süslenmiş bardak altlıkları 2# Karakterlerin yer aldığı hoş battaniye 3# Ejderhalı kolye 4# Ejderha şeklindeki toka 5# Hodor'a saygı duruşu tadındaki paspas 6# En karizmatik işaret tabelası 7# Kesme tahtası 8# Sempatik kış kolyesi 9# Ejderha küpeleri 10# Hoş kokulu mumlar 11# Bilmeyen not alsın diye not defteri 12# Örgü kasesi 13# Karakter Tablosu 14# Romantikler için poster 15# Kitap şeklindeki Winterfell sabunu 16# Iron Throne şeklinde şarj tahtı 17# Zerafet harikası kristal taç 18# Motivasyon tshirtü *Eğer Sansa Stark beşinci sezon kadar hayatta kalabiliyorsa, ben de bugünü atlatabilirim. 19# Yılbaşı geliyor! 20# Karanlıkta parlayan yüzük"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yilbasi-oncesi-buyuk-sahte-icki-baskini/", "text": "İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık, Organize, Mali ve Asayiş şube müdürlüğü ekipleri, kent genelinde önceden belirledikleri sahte içki üretim yapılan imalathanelere şok baskın düzenledi. Fiziki ve teknik takip sonucu belirlenen ve sahte içkileri piyasaya sürmeye hazırlanan şüphelilere ait 147 adrese gece saatlerinde operasyon yapıldı. Polis helikopteri ve özel harekat polislerinin de desteklediği operasyonda, şüphelilere ait adreslerde arama yapıldı. Aramalarda tonlarca sahte alkol, binlerce sahte içki, etiket ve şişe ele geçirildi. Ayrıca gözaltına alınan bazı şüphelilerin adreslerinde ruhsatsız silah ele geçirildi. POLİS ÇATIDA ÜRETİM DEPOSU BULDU Polisin Gaziosmanpaşa Hürriyet Mahallesinde 4 katlı bir binanın son katına yaptığı baskında, şoke eden görüntüler ortaya çıktı. Evde tek başına yaşayan şüpheli evinin bir bölümünü sahte içki üretim yerine çevirdiği görüldü. Polis ekipleri, yaptığı arama ve incelemede çöpten toplanan karton kutular içine saklanmış çok sayıda şişeyi tespit etti. Karar Gazetesi"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yilbasinda-neden-kirmizi-ic-camasiri-giyilir/", "text": "Çok eski bir gelenek olan, yılbaşında kırmızı iç çamaşırı giyilmesinin nedenini hiç merak ettiniz mi? Bu gelenek neyi ifade ediyor, yılbaşında neden herkes birbirine kırmızı iç çamaşırı hediye ediyor?İşte cevabı... Yılbaşında kırmızı iç çamaşırı giyilmesinin birçok nedeni var. Amerikalı bir iç çamaşırı satıcısı Henry George'a ait şirket 1956 yılında iflas etmiştir. Daha sonra yaptığı bir araştırma sonucunda ortaya çıkan sonuçta kadınların iç çamaşırlarını takım olarak satın alırken sutyen ve külotlarda kırmızı renkten yana seçim yaptıklarını, tek olarak aldıklarında ise siyah ve beyazdan yana tercih yaptıklarını görmüştür. Bunun üzerine tüm çalışanları toplayıp elinde kalan iç çamaşırlarını satabilmek için mükemmel bir strateji geliştirmiştir. Yılbaşına bir hafta kala elinde kalan iç çamaşırlarını en yakınında ki kadınlara hediye ederek, kırmızı iç çamaşırının yılbaşında onlara şans getireceğini söylemiştir. Bu söylentiyi insanlar arasında kulaktan kulağa yayılarak geniş bir kitleye duyurmayı başarmış ve günümüze kadar gelenek olarak sürmüştür. Yılbaşı gecesi saat 00:00'a bir kaç dakika kaldığında kırmızı iç çamaşırının giyilmesi gerekiyor. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta ise pantolon üzerine giyilmemesi, çünkü bunun uğursuzluk olduğu düşünülüyor. Yılbaşında Neden Kırmızı İç Çamaşırı Giyilir? Çok eski bir gelenek olan, yılbaşında kırmızı iç çamaşırı giyilmesinin nedenini hiç merak ettiniz mi? Bu gelenek neyi ifade ediyor, yılbaşında neden herkes birbirine kırmızı iç çamaşırı hediye ediyor?İşte cevabı..."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yilin-en-iyi-dizilerini-belirleyen-emmy-odullerini-kazananlar/", "text": "NEW ABD'de televizyonun Oscar'ları olarak nitelendirilen Emmy Ödülleri'nin bu yılki kazananları arasında, The Handmaid's Tale ve Big Little Lies dizileri öne çıktı. 69. Emmy Ödülleri, Los Angeles'taki Microsoft Tiyatrosu'nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Sunuculuğunu Emmy ödüllü komedyen Stephen Colbert'in yaptığı program, CBS kanalından canlı yayınlandı. Gecede, HBO'nun Veep dizisi son 3 yılda 3. Emmy ödülünü kazandı. Margaret Atwood'un 1985 yapımı gerilim filminden uyarlanan Hulu'nun Handmaid's Tale dizisi drama dalında en iyi dizi ödülünün sahibi olurken, Elisabeth Moss, aynı dizideki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. Saturday Night Live da gecenin kazananları arasında yer alırken, bu programda eski Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer'i canlandıran Melissa McCarthy, En İyi Konuk Kadın Oyuncu ödülünün sahibi oldu. Spicer'in, Beyaz Saray'da görev yaptığı sırada basın toplantılarında kullandığı konuşma kürsüsünün bir benzeriyle sahneye çıkması gecenin sürprizleri arasında yer aldı. Bugüne kadar toplam 38 dalda Emmy Ödülü kazanan HBO'nun Game of Thrones dizisi, bu sezona geç başlaması dolayısıyla adaylık listesinde yer alamamıştı. 69. Emmy Ödülleri'ne layık görülen dizi, oyuncu ve senaryo yazarları şöyle: En İyi TV Dizisi : The Handmaid's Tale En İyi TV Dizisi : Veep En İyi Erkek Oyuncu : Sterling K. Brown En İyi Kadın Oyuncu : Elisabeth Moss En İyi Erkek Oyuncu : Donald Glover En İyi Kadın Oyuncu, : Julia Louis-Dreyfus En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : John Lithgow En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Ann Dowd En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Alec Baldwin En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Kate McKinnon En İyi Mini TV Dizisi: Big Little Lies En İyi TV Filmi: Black Mirror: San Junipero En İyi Erkek Oyuncu : Riz Ahmed En İyi Kadın Oyuncu : Nicole Kidman Komedi Dalında En İyi Senaryo Yazarı: Aziz Ansari ve Lena Waithe Drama Dalında En İyi Senaryo Yazarı: Bruce Miller, En İyi Konuk Kadın Oyuncu: Melissa McCarthy."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yilin-ilk-vizyon-filmleri/", "text": "2015 sinemaseverler için heyecan verici bir yıl olacak hiç şüphesiz. Daha şimdiden merakla beklenen filmler sıralanmaya başladı. Bir kaçının yalnızca fragmanına kavuşabildik ancak yeni yıl geliyor, beklediğimiz her şeyi de yanında getiriyor. Gelelim yılın ilk haftasında bizi hangi filmlerin karşılayacağına. İşte 2015'in ilk vizyon filmleri; - UYUYANA KADAR Christine'nin hafızası geçirdiği bir kaza sonrası her gece adeta sıfırlanır. Kendisini 27 yaşında sanıyorken, aynada 40 olduğunu görür; fotoğraflarda bu senin kocan yazan adamı hatırlayamaz. Christine bir tarafta karanlık geçmişine ulaşmaya çalışırken, diğer yandan da kendisini öldürmeye çalışan kişiyi aramaktadır. Dürüstlüğü konusunda şüpheye düştüğü kocası Ben, şüpheliler listesinin en tepesindedir. Fakat hafızasını geri kazanma derdinde olan Christine, aslında kimseye güvenmemesi gerektiğini kısa sürede anlayacaktır. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini Rowan Joffe üstlenirken, başroldeki Nicole Kidman'a kadroda Colin Firth, Mark Strong ve Anne-Marie Duff eşlik ediyor.... - TUT SÖZÜNÜ Yalçın ve Bahadır, birbirine zıt karakterlere sahip olan iki yakın arkadaştır. Ancak Yalçın'ın beklenmedik ölümüyle iki dostun yolları acı bir şekilde ayrılır. Yalçın'ın deli dolu hallerini özleyen Bahadır'ın bir gün kapısı çalınıverir. Ölümüne çok üzüldüğü çılgın arkadaşı Yalçın'ın hayaletini karşısında bulur! Üstelik yalnız da değildir, yanında Bernardo adında bir İtalyan trapezci vardır. Yalçın tutmadığı bir söz yüzünden öbür tarafa geçiş yapamamış ve arafta kalmıştır. Bu sözü yerine getirebilmesi için de ona yardım edebilecek tek kişi yakın dostu Bahadır'dır. Üç günlük zaman içerisinde Yalçın'ın sözünü yerine getirmesi şarttır, ancak bu şekilde huzur bulabilecektir. Bahadır ise bir yandan ona yardım etmeye çalışırken başına olmadık işler açılır. Öte yandan da aynı işyerinde çalıştığı ve bir türlü açılamadığı Demet'le arasındaki platonik aşk, macerasına tuz biber ekecektir. Yönetmenliğini ilk uzun metrajlı işine imza atan Oğuz Çelik'in üstlendiği fantastik komedi türündeki Tut Sözünü filminin oyuncu kadrosunda Kemal Uçar, Giray Altınok, Burak Serdar Şanal, Demet Özdemir ve sinemamızın deneyimli ismi Zafer Algöz yer alıyor. Filmin müzikleriyle Emrah Erdemir'e ait. - SINIRIN RÜYASI Bir ilkokulda tarih öğretmenliği yapan İbrahim sık sık ders müfredatının dışına çıkarak çevrenin tepkisini toplamıştır. Türkiye lehine verdiği konferanslar sonrası okları üzerine çeker ve bu durum önce aile hayatını etkiler. Karısı, kızını alarak onu terk eder, sonrasında da işinden olur. Şimdi hayatını geri almak için eskisinden de çok çalışması gerekecektir. Tam da bu dönemde öğrencisi Samet Balaban ile yolları ve idealleri kesişecektir... İslami terörist El Kaide örgütünün Amerika'da 11 Eylül 2001'de gerçekleştirdiği terör saldırısına da yer verilen filmin yönetmenliğini ve senaritliğini Yüksel Alagöz üstleniyor. Filmin kadrosunda Mustafa Tivem, Çınar Altuntaş, Elif Kabacıoğlu, Özlem Yamaner Demirci, Ahmet Meriç Dündar, Halime Yuva ve Osman Şengül gibi isimler yer alıyor. - MÜZEDE BİR GECE: LAHİTTEKİ SIR Daha önce serinin birinci ve ikinci filmlerini yönetmiş olan Shawn Levy üçüncü filminde yönetmenliğini üstlenmiş. Komedi dünyası tarafından gayet iyi tanınan aktör Ben Stiller ise diğer iki filmde olduğu gibi bu filmde de müze gardiyanı Larry Daley'yi canlandırıyor . Gündüzleri müzenin sergi malzemelerini oluşturan fakat geceleri hayata dönen canlılarla başa çıkmaya çalışırken izleyeceğiz kendisini ... - MUCİZE 1960'ların yoksulluk içerisindeki Türkiye'sine ayna tutan film, aynı zamanda darbe sürecinin etkisini de beyazperdeye taşıyor. Ege'nin cennet gibi bir köşesinden Anadolu'nun uzak bir köyüne sürgün yiyen bir öğretmenin hikayesini anlatan film, yokluk içerisinde okulu, okumayı eğitimi dört gözle bekleyen çocukları da konu ediniyor. Başarılı müzik kariyerinin ardından sinemaya yönelen yönetmen ve senarist Mahsun Kırmızıgül'ün beşinci uzun metrajlı filmi olan Mucize, yine dram öğelerinin ağır bastığı bir öyküye sahip. Senaryosu da Kırmızıgül'e ait olan projede Talat Bulut, Mert Turak gibi isimler yer alıyor. - MISIR ADASI Bir çiftçi ve torunu sakin ve tekdüze bir hayat sürmektedir. Bir tarım sezonu boyunca anlatılan hikayede bu dede ve torunun yaptığı şey, her yıl olduğu gibi toprağı belleyip mısır ekmektir. Gürcistan ile Abhazya arasındaki adada çalışan ikili, gün boyunca kıyıdan geçen askerler dışında kimseyi görmezler. Fazlasıyla sessiz ve sakin bu hayatı yeni bir gelişme biraz karıştıracaktır: Yaralı askerlerden biri, yetiştirdikleri mısırların arasına gizlenir ve bu durum bir taraf tutmaları ihtimalini yaratır. - KAYIP ÇOCUK Dokuz yaşındaki Cassandra babasının kamyonetinde bulunduğğu esnada kaçırılır. Polis gerekli araştırmaları başlatır ve babası Matthew bir şekilde olayın baş şüphelileri arasına girer. Aradan sekiz yıl geçer, Cassandra'dan tek bir haber alınamaz. Küçük kızın hayatta olup olmadığı dahi belirsizdir. Matthew halen daha polis tarafından soruşturulmaktadır. Genç adam bu süreçte ailesinin parçalanışına tanık olur ve tek başına kızının izini sürmekten vazgeçmez... Yönetmenliğini Atom Egoyan'ın üstlendiği ve senaryosunu David Fraser ile beraber kaleme aldığı gerilim dolu filmin başrolünde Ryan Reynolds yer alırken kadroda ayrıca Scott Speedman ve Rosario Dawson gibi isimler yer alıyor. - BİR GECE Megakent İstanbul diğer gecelerden pek de farkı olmayan, suçun kol gezdiği sıradan bir gecedir. Batuhan eski bir kimya öğrencisidir ve yaşadığı semtin patronu olan Levent'e borcu büyüktür. Ödeyemediğinde başının belaya gireceğini bilir. İstanbul'a aşık olduğu Kemal için gelen Leyla, adam ondan ayrılmak isteyince haplara sığınır. Son anlarında tesadüfen bir numara çevirir ve karşısına Batuhan çıkar. Borçtaki Batuhan fırsattan istifade Leyla'yı soymaya karar verir. Tüm bu olayların ortak kesişme noktası ise taksici Adem'dir...Diğer yandan Tolga ve Kemal kadın kılığına girerek Levent'i soymak ister ama planlar rayından çıkar. Levent için çalışan kiralık katil Aziz, bu işleri bırakmaya karar verdiği dönemde Levent'in son bir iş teklifini de kabul eder ve Azrail'i olmak için kapısını Batuhan'ın çalar. Yönetmenliğini Ulaş Yiğit Ülker'in senaristliğini ise Ufuk Gökkaya'nın üstlendiği filmin başrollerini güzel yıldız Wilma Elles ve Hakan Eratik paylaşıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yillandikca-guzellesen-sarap-tadinda-15-unlu-aktor/", "text": "Bazı şeyler zamanında tüketildiği zaman gerektiği tadı ve hissiyatı size vermeyebilir. Örneğin, şarabın tadını gerçekten çıkarmak için yıllanması beklemek gerekir... Gençliğinden beri hayranlıkla filmlerini izlediğimiz o meşhur adamlar halen daha kalbimizdeki en güzel yerinde ilk günden beri korumaya devam ediyor. Yaş aldıkça daha da yakışıklanan; yakışıklandıkça gönlümüze ateş düşüren bu ünlüler kimmiş ki derseniz hemen aşağı doğru inmeniz gerektiğini belirtmek isterim... 1- Brad Pitt 52 yaşına basmış olmasına rağmen halen daha göz alıcı stili ve yüz hatları ile bir elli iki yıl daha kalbimizdeki yerini doldurmaya devam edecek gibi görünüyor. Pitt'i tek kelime ile anlatacak olsak sanırım şu olurdu: dayanılmaz! 2- Gerard Butler 46 yaşına basmış olmasına rağmen seksiliğinden asla vazgeçmeyecekmiş gibi görünüyor. Butler, hukuk eğitimi almasına rağmen beyaz perdede görünmeyi tercih etmiş. İyi ki de etmiş; gözümüz gönlümüz adam görmüş... 3- Antonio Banderas 56 yaşına basmış olmasına rağmen o seksi bakışları ve çekici aksanı ile 80'lerden beri aşkımızı taptaze kılıyor... 4- Matthew McConaughey 47 yaşındaki Oscar Ödüllü oyuncu McConaughey kalbimizi delicesine attıran herif tanımının patentini almış gibi... 5- Viggo Mortensen 57 yaşına basmış fakat halen daha Yüzüklerin Efendisi'ndeki rolü ile gözümüzün önünden gitmek bilmiyor. Sadece oyuncu olduğunu düşünmeyin; kendisi aynı zamanda bir şair, bir ressam, bir müzisyen, bir fotoğrafçı, bir bir bir.... 6- Javier Bardem Güçlü vücut yapısı ve gönül alıcı bakışları ile Bardem, eminim ki bir çok kadının kalbini kırmıştır... 47 yaşında olduğuna bakmayın, şimdi ki gençlere taş çıkarır taş! 7- Jude Law 43 yaşında 5 çocuk babası olan Law bunu asla bize yansıtmıyor. Halen 20'lik gençlere taş çıkarır vaziyette. 8- Will Smith 47 yaşına basmış olmasına rağmen yirmi yıl öncesine gitsek bile sanki hiç değişmemiş gibi... O minik kırışıklıklar sanki bir makyaj hilesi! 9- Colin Firth 55 yaşına basmış olmasına rağmen bu yarım asırlık hayatına kırk küsür film sığdırmış olan Firth, klaslığı ile muhteşemliği ile gözümüzü kamaştırmaya devam ediyor... 10- Johnny Depp Neeee! 52 yaşında mı!? Yok canım daha neler... Kimler geliyor kimler geçiyor ama Deep halen daha Hollywood'un en çekici erkeği olmayı sürdürüyor. 11- George Clooney 54. yaşına kadar birçok ödülü ve filmi hayatına sığdırmayı başarmış olan Clooney tam bir yıllanmış şarap... 12- Daniel Craig O, Bond! James Bond! 007 James Bond! 47 yaşına basmış olan İngiliz oyuncu Craig bugüne kadar gelmiş geçmiş en çekici Bond erkeği olmamış mı!? 13- Ralph Fiennes 53 yaşına basmış olan Ralph Nathaniel Fiennes Twisleton-Wykeham için en güzel dileğimiz adı kadar uzun bir ömrü olması 14- Hugh Jackman 47 yaşında ama gelmiş geçmiş dünyanın en seksi erkeği seçilmiş bir adam var karşımızda! Şarkı söylüyor, dans ediyor, misafirperverliği ile tanınıyor en önemlisi de kötü adamların canına okuyor... 15- Richard Gere Listemizin en yıllanmış şarabı ise Gere'nin ta kendisi. 66 yaşında olmasına rağmen 80'lerden taa bugüne kadar onu durdurabilecek hiçbir güç karşısına çıkmamış! Bonus: Jared Leto Böyle bir liste olacak ve içinde Leto olmayacak! Ayıp bize ayıp. Tabi ki olacak. 44. yaşına geçtiğimiz üç-dört ay içinde girmiş olan Oscar Ödüllü oyuncu yakınlarda göreceğimiz Joker rolü ile nefesimizi kesmeye hazırlanıyor. Sadece yakışıklılığı ile gözlerimizin değil; kurduğu 30 Seconds To Mars adlı müzik grubu ile de kulaklarımızın da pasını siliyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yillardir-ayni-fotokopiyi-dagitan-profesorun-sinifini-asagilamasi/", "text": "Soru sorulduğunda acaba bizi sınıfın önünde rencide eder mi diye korktuğunuz bir profesörünüz oldu mu? Çoğu bölümde bu tipten hocalar vardır diğerlerini meclisten dışarı tutarak gelin onları bir araştıralım. Kendilerini daha ilk dersten belli ederler. Ya bölümü ya da sizden önceki sınıfı kötülemelerinden onları hemen tanıyabilirsiniz. Öğrenci isimlerini ve okudukları okulu sorarken 10 kişiye güzelce bir laf geçirirler. Sıradakinin kendileri olacağını bilmeyen öğrenciler azıcık güler. Buraya kadar her şey normal gelir ama asıl acı olan konu şudur. Kendileri yıllardır aynı konuyu aynı fotokopilerle anlatmaktadır. Hiçbir gelişmenin artık onlar için önemi yoktur. Sizin ortaya attığınız doğru bile olsa hemen sizi 1900'lerden kalma iki sözle yenmeye çalışılar. Çünkü onlar için öğrencinin ne düşündüğü bilgisi de önemli değildir. Bunu sınavlarda da görebilirsiniz. Bazen sınav kağıdında geçtiğimiz senenin tarihi bile kalabilir. Ama aynı sorular diye sevinmeyin, her zaman kafalarında bir planları vardır. Yorum sorularında bile onu yakalamanız gerekmektedir. Onlarla iyi geçinmediniz mi? Sınav notlarınızı etkilemekle kalacaklarını mı sandınız? Hatta bazıları Erasmus'ta ortalamanız yüksek olduğu halde sizden daha düşük notlu birini Fransa'ya gönderip sizi Romanya'ya gönderebilir. Bunları neden mi yazdık? Üniversite tercihi kadar kimden eğitim alacağınız da önemli. Umarız tercihlerde faydası olur. İyi şanslar."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yillardir-ismini-bilmedigimiz-ama-cok-sevdigimiz-sarkilar/", "text": "Bazı şarkılar vardır, arada bir ritmi aklımıza takılır Neydi ya o şarkı? diye düşünür dururuz ya da bir mekanda çaldığında Aa ben bu şarkıyı biliyordum diye gereksiz bir heyecana kapılırız. Bu şarkılar nedense hep güzel günlerimizi anımsatırlar. Bu yazımda sizin için bu şarkıları araştırdım, buldum, derledim. Umarım işinizi görür 🙂 İlk olarak bir zamanların yaz mevsimini, havuz başında, plajda geçirdiğimiz zamanları anımsatan güzel şarkı Shamur Let The Music Play ile başlayalım Eski rapçilerden kim kaldı ? Coolio- Gangster's Paradise ASERE HE HA HE HE . The Ketchup Song Ne anlattığını anlamasak da, hepimizi hüzünlendirdi bu şarkı... Çetin Çetinkaya Sie liegt in meinen armen PUÇ YO HENZAP ! The Underdog Project Summer Jam Şemsettin bin arabaya. Get Busy Online oyunların vazgeçilmez fonu 🙂 Dj Hanzele Underground Mix Rinannannannannannan nı ye ! Summer Love Remember Şu espiriyi yapmayan var mı acaba ? Ananınınınınını... El Mudo Shakaron Perdono sakolbrvuobrvnewpıvunefuıvn Tiziano Ferro Perdono Burnu tıkalıymış gibi ses çıkaran adamın şarkısı enter. Speedy feat lumidee Sientelo Bu da ergenliğimizde ki yaz günleri 🙂 Yves LaRock Rise Up"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yoga-duruslariyla-hayvanlari-gercekten-anlayabilir-miyiz/", "text": "Eğer yoga ile herhangi bir temasınız olduysa yoga duruşlarının çoğunun hayvan isimlerinden ilham aldığını fark etmişsinizdir: Köpek, kedi, inek, deve, güvercin, turna, tavuskuşu, balık, kobra, akrep... Peki, neden bu duruşlar ilhamını hayvanlardan aldı? Yoga ve hayvan özgürlüğünün bir bağlantısı var mı? Gaia Dergi'den Burak Bilen durumu bize anlatmış: Belki de her şeyden önce yoganın kelime anlamını biraz deşmek gerekiyor. Yoga, Yujir yani birlik, bir olmak kelime kökünden gelmektedir. Yoga kişisel farkındalığımızı geliştirerek tüm canlılarla bir olduğumuzu hatırlatıyor bize. Temelde tüm canlıların aynı ihtiyaçlar için yaşadığını fark ediyoruz ve hiçbir farkımız olmadığını görüyoruz. Yoga duruşlarının isimleri de doğadan alınarak bu bir olma haline bir atıf yapılmak istenmiş belki de. Kedi, köpek olmanın, kuş ya da kobra olmanın nasıl bir his olduğunu deneyimliyoruz. Deneyimlemekten öte ismini aldığımız hayvan oluyoruz. Mesela; kobra duruşuna bakacak olursak kobranın elleri olmadığını ve başını omurgasından aldığı güçle yukarı kaldırdığını görmekteyiz. Bu duruşa girmek için yüz üstü yatarak ellerimizden yardım almadan başımızı ve göğsümüzü yukarı kaldırıp bakışımızı tavana çevirdiğimizde kobra duruşuna girmekten çok kobra olmanın nasıl bir his olduğunu deneyimliyoruz. Yoga felsefesine dair en önemli eserlerden biri olan Patanjali'nin Yoga Sutralarında bahsedilen evrensel etiklerde başka canlılarla ilişkimizden ve onlara nasıl davranmamız gerektiğinden bahsedilmektedir. Bu etikler sırasıyla şöyledir: Ahimsa , Satya , Asteya , Bramacharya , Aparigraha . Bu değerlerin her biri üzerine sayfalarca makale yazılabilir. Bu yazıda hayvan özgürlüğü ile bağlantılarına kısaca değineceğiz. Şiddetsizlik yani sevgi/aşk anlamına gelen Ahimsa'yı hayatımıza uygularken en temel kavram olarak şefkatten bahsetmek gerekir. Şefkat aracılığıyla diğer canlılarda kendi varoluşumuzu görebiliriz. Her canlının mutluluk arzuladığı bir gerçek. Yoga pratiği ile tüm canlılarla uyum içerisinde yaşama pratiğini geliştirmemiz mümkün. Yediğimiz gıdaların nereden geldiği hakkında doğru bilgiye ulaşabiliyor muyuz gerçekten? Ya da bu konuda gerçekleri gördüğümüz halde kendimize dürüstçe anlatabiliyor muyuz? Satya yani dürüstlük değeri tam da bu noktada devreye giriyor. Mutlu hayvanlardan ya da özgür hayvanlardan elde edilen ürünleri tüketmeye çalışarak vicdanlarımızı rahatlatmaya çalışıyoruz fakat bir hayvanı öldürmek ya da köle olarak kullanmanın neresi mutlu? Kendimize karşı dürüst olmamız gerek. Asteya yani çalmamak ise bize ait olmayan bir yaşamı çalmayarak pratik edilebilecek bir değer. Aparigraha yani hırstan uzak olmak ise gerçek ihtiyaç ve isteklerimizi sorgulayarak uygulamaya başlayabileceğimiz bir değer. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada yılda 56 milyar kara hayvanı, mezbahalarda ise her saniye 3 bin hayvan öldürülmekte. Bu gerçek, hepimizin günlük yaşamına korku, terör ya da şiddet olarak yerleşmiş durumda ve her gün bununla yaşayıp bu gerçekle nefes alıyoruz. Yogiler yaşamlarında bu değerleri uygulayarak doğa ile uyum içinde yaşamayı deneyimliyorlar. Yoga duruşlarında hayvan pozlarını canlandırarak hayvanlarla eşit olduğumuzu ve onlardan bir farkımız olmadığını günlük pratiklerine işliyorlar. Belli ki tüm gezegendeki bu şiddet gerçeğini değiştirmek için önce kendimizden başlamamız gerekiyor. Yoga kişisel farkındalıklarımızı geliştirerek gezegenimiz ve bizim için ihtiyacımız olan sevgiyi oluşturacak gücü barındırıyor. Şimdi yoga zamanı! Fotoğraflar: Moriya Neva"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yogun-mesai-ve-is-stresi-tukenmislik-sendromunu-tetikliyor/", "text": "Brigham Young Üniversitesi, Health Enhancement Research Organization ve Center for Health Research tarafından yapılan araştırmaya göre, mesai içinde yemek arası hariç mola vermek, çalışan verimliliğini % 14 artırıyor. 20 bin 114 çalışanın katıldığı ve 2 sene süren araştırmaya göre, çalışanlara esnek çalışma programı sunulması ve eksersiz yapmaya teşvik edilmesi ise verimliliğe yüzde 18 katkı sağlıyor. Sağlıklı beslenenler daha verimli Çalışmada yoğun mesainin ve yüksek ciro hedeflerinin tükenmişlik sendromunu tetiklediği belirtiliyor. Stresi yüksek çalışma ortamlarının, çalışanların sağlıklarını ihmal etmelerini kolaylaştırdığına dikkat çekiliyor. İş yerinde sağlıklı beslenen çalışanların, yüzde 25 daha yüksek iş performansına sahip olduğu saptanan araştırmada, haftada üç kez, en az 30 dakika egzersiz yapan çalışanların iş performansını % 15 artırdığı vurgulanıyor. Egzersiz üretkenliği artıyor, devamsızlığı azaltıyor Çalışmada, düzenli olarak egzersiz yapan çalışanların yapmayanlara göre yüzde 11 daha üretken olduğu belirtiliyor. Dikkat çeken diğer bir bulgu ise düzenli egzersiz yapan çalışanların diğer çalışanlara göre devamsızlık oranlarının yüzde 27 daha düşük olması. OECD verilerine göre, iş-yaşam dengesinde son sıradayız Uzun çalışma saatlerinin her zaman üretkenlikle sonuçlanmadığının altını çizen Great Place to Work Türkiye Genel Müdürü Eyüp Toprak, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü verilerine göre, Türkiye'de çalışanların % 34'ü 50 saatten fazla çalışıyor. OECD'nin bu alandaki en yüksek ortalaması % 13. Araştırmada, uzun iş saatlerinin kaygı ve stresi artırdığına vurgu yapılıyor. Çalışanlar, güven düzeyi yüksek ve gelişmiş bir kurum kültürüne sahip iş yerlerinde olduklarını hissettiklerinde, işlerini severek yapıyorlar ve verimlilik 3 kat artıyor. Güven ortamının sağlandığı ve kurum kültürünün çalışan odaklı biçimde geliştiği şirketlerde ürün ve hizmetlerin kalitesi, inovasyon, çalışanların yetkinliği ve değer katma istekliliği daha yüksek. Şirketlerin kurum kültürüne yatırım yaparak iş-yaşam dengesini kurmaları bu yüzden önemli. açıklamasında bulundu."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yogun-tempoda-calisanlar-icin-beslenme-ve-kilo-verme-yontemleri/", "text": "Her ne kadar istemesek de yaz mevsimiyle birlikte tatilleri de geride bıraktık. Yazın öğle aralarında dışarı çıkabiliyor hatta hafif yürüyüşler yapabiliyorken, artık havaların değişmesiyle daha çok kapalı alanlarda vakit geçirmek durumunda kalacağız. Böylece hareketler sınırlanırken, tüketilen yiyeceklerin içerikleri de değişecek. Gün içerisinde azalan hareket ve tüketimi artan atıştırmalıklar nedeniyle günde fazladan 300-500 kalori alınmış olacak. Peki, bu durumun haftada 500 gr, ayda ise 2 kilo olarak bize geri dönebileceğini biliyor musunuz? Central Hospital'dan Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Deniz Şafak, günlük ihtiyaç olan 1800 kaloriyi en iyi şekilde karşılayacak sağlıklı menüleri ve kaçınılması gereken besin listesini açıklıyor. Doğru menü Kahvaltı Metabolizmanın sağlıklı ve hızlı çalışması için güçlü bir kahvaltı şarttır. Çünkü sabah yenilen besinler gün içi iştahın kontrolü bakımından oldukça önemlidir. Güçlü kahvaltının olmazsa olmazı ise bilindiği üzere peynir gibi süt ürünleri ve yumurtadır. İki dilim tam tahıllı ekmekle yapılan bir tost ya da sandviç, açma, poğaça gibi kahvaltılara göre çok daha iyi bir alternatiftir. Sütle müsli veya granola gibi seçenekler de kahvaltı alternatifi olarak değerlendirilebilir ancak yumurta ve peynir kadar tok tutmayacağı bilinmelidir. Öğle yemeği İyi bir kahvaltıdan sonra öğle öğününde protein ağırlıklı bir öğün tercih edilmelidir. Menüde et, tavuk ve ızgara balık olabileceği gibi kuru fasulye, nohut ve mercimek gibi seçenekler de tercih edilebilir. Ana yemeğin yanında az çorba veya az miktarda bulgur pilavı ya da 1-2 dilim iyi tahıllı ekmek tüketilebilir. Akşam yemeği Günün yorgunluğu ve stresinin ardından akşam eve gelindiğinde yenen yemek, en az gün içindeki besinler kadar önemlidir. Özellikle taze sebze ve meyve beslenmede yer almalıdır. Çünkü azalan enerjiyi yükseltmek ve direnci arttırmak için taze meyve, sebze tüketimi gereklidir. Uyku kalitesini arttırmak ve günlük proteini dengelemek için de yoğurt yenmelidir. Yanlış Menü Kahvaltı Börek, poğaça, açma, kek gibi hamur işlerinin ofis çalışanları için pratik seçenekler olduğu düşünülür. Fakat bu besinlerin protein oranları çok düşük olduğu için de kısa sürede tekrar açlık hissinin oluşmasına neden olurlar. Hamur içerikli, yağlı veya şekerli ürünlerle yapılan kahvaltılar kişiye kendini iyi hissettirse de günün devamında yorgunluk ve konsantrasyon düşüklüğü olarak geri dönecektir. Şekerli gıdalardan oluşan besinler kanda glikozun hızla yükselmesine yol açar. Vücut, şeker seviyelerini dengelemek için de başka şekerli atıştırmalıklara gereksinim duyar. Bu da vücudun kısır bir döngüye girmesine zemin hazırlar. Bu nedenle kahvaltılarda şekerli yiyeceklerden ve meyve suyu gibi içeceklerden uzak durulmalıdır. Yine ofis ortamında en fazla tercih edilen kahvaltılıklardan biri de simittir. Simit tüketilecekse yanında mutlaka peynir de olmalıdır. Öğle yemeği Öğle öğününde makarna, pilav, börek gibi fazla karbonhidrat içeren besinler tüketildiğinde öğleden sonra uyku, yorgunluk ve konsantrasyonda bozukluk gibi belirtiler oluşabilir. Bu nedenle öğle yemekleri doğru dengelenmiş besinler içermelidir. Ara öğün Kek, börek, tatlı gibi ara öğünler ihtiyaçtan fazla kalori alımına neden olabilir. Bu durum da uzun vadede hiç fark ettirmeden kilo ve yağ oranında artış olarak geri dönebilir. Üstelik ofis ortamında azalan hareket nedeniyle bu artışlar daha kolay olacaktır. Akşam yemeği Öğlen azaltılan karbonhidrat, akşamları da mümkün olduğunca sınırlı tüketilmelidir. Akşam yemeğinden sonra yenen fazla meyve, kuruyemiş ve tatlının yanı sıra içilen alkollü içecekler de kalori artışını kolaylaştırabilir. Kilo verdiren program Ortalama 1,65 boyunda yaklaşık 58-60 kilo ağırlığındaki 30-35 yaş arasındaki ofis çalışanı bir kadın, günde 1800 kalori almalıdır. Sabah İki dilim peynirle hazırlanmış tam tahıllı ekmekten yağsız bir tost (280 kalori) Haşlanmış 1 yumurta (70 kalori) Ara Ortalama bir avuç dolusu taze meyve (1 elma, 3 erik, 10-12 üzüm gibi) (50 kalori) Öğlen Yarım kase çorba (1 kepçe) veya 2 kaşık bulgur pilavı veya makarna. (80 kalori) 5-6 kaşık kadar susuz sebze ya da baklagil (150 kalori) Yarım kase yoğurt (80 kalori) Salata (30 kalori) 1'inci ara 10 adet çiğ fındık veya 10 adet çiğ badem veya 3 adet tam ceviz. (50 kalori) 2'inci ara 1 bardak latte ya da 1 bardak ayran ya da kefir (150 kalori) Akşam 1 küçük kepçe çorba (80 kalori) 1 küçük haşlanmış patates (70 kalori) ya da 1 dilim ekmek (70 kalori), 100 gram et, tavuk ya da balık (2-3 köfte büyüklüğünde) (350 kalori) Salata (30 kalori) Yarım kase yoğurt (80 kalori) Ara öğün Yarım kase yoğurt (80 kalori) Toplam 1625 kalorilik bir diyet ile sağlıklı bir şekilde ayda 1 kilo verilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yok-artik-bunu-da-soylememistir-diyeceginiz-15-unlunun-agzinizi-acik-birakacak-gaflari/", "text": "Kendisini rahibe olarak montajlayıp, Instagram hesabında paylaşan Hilal Cebeci'nin vukuatları bununla sınırlı değil. Hilal Cebeci, bu zamana dek çokça gafa da imza attı. İşte Cebeci ve diğer ünlü isimlerin beklenmedik zamanlarda ağızlarından çıkan bazı komik sözler... 1# Hilal Hanım takip mesafesi nedir? Cebeci: Takip mesafesi, mesela ben şu anda 40 km hızla gidiyorum ya, önümdeki araçla aramdaki mesafe de 40 kilometre olmalıdır. Sunucu: Ama Hilal Hanım, bu durumda İstanbul-Ankara yolunda sadece 13 araç olabilir. , Hilal Cebeci 2# Erkekler top görünce hemen dokunmaya ve vurmaya çalışıyor. Topu kıskanıyorum, Burcu Esmersoy 3# Bugün 10 Kasım Atatürk ün 64. ölüm yıl dönümünü şölenlerle kutluyoruz, Elif Güvendik 4# Yetmiş milyar ve telif haklarımı ödeyen sanatçıya şarkı veririm ama böyle enayi nerede?, Rafet El Roman 5# Mozart dinlemiyorum ama Türkiye ye gelirse konserine mutlaka giderim., Emrah 6# Salak olabilirim ama aptal asla!, Asena 7# B çok önemli bir harftir. B olmasa Bülent'e ülent, Bursa'ya ursa derdik., Mahmut Tuncer 8# Alişan, sen askerdeyken ne azmışsındır!, Hülya Avşar 9# 29 Ekim resepsiyonuna davet edilmesi üzerine: O gün çok yoğunum. 30 Ekim olsa olmaz mı?, Hadise 10# Evet şimdi de huzurlarınıza İstanbul'un en eski anıtlarından birini, Ajda Pekkan'ı çağırıyorum, Halit Kıvanç 11# Oyuncak pandayla kaçırılan uçak haberi üzerine: Panda canlı mıydı?,Defne Samyeli 12# Canlı yayında, Bülent Ersoy ve sevgilisi Armağan'ın dans etmesi üzerine: Reytingin a***** koyduk, Armağan Çağlayan 13# Müzik yarışmasında Dersimli olduğunu söyleyen yarışmacıya: Herkes Karadenizlilere olan hayranlığımı bilir. Bir Karadenizli yarışmacı ile çalışmayı çok isterim., Ebru Gündeş 14# Maçta hattrick yapan ve ertesi gün düğünü olan Ümit Karan'a: Tüm golleri bu akşam mı attın yarına gol kaldı mı?, Erman Toroğlu 15# Askerdeyken, tüm askerler Hülya Avşar fotoğraflarına bakardı. Fotoğraflar yapış yapıştı., Alişan"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yoksa-siz-de-mandela-etkisinin-kurbani-misiniz/", "text": "Son dönemin en büyük internet fenomenleri hiç kuşkusuz Mandela Etkisi. Evet hepimiz az ya da çok bu etkinin kurbanıyız. Yok kardeşim bende olmaz öyle şey demeyin. Açın ve internete bakın. Göreceksiniz ki sizin de gerçek zannettiğiniz bir çok yanlış var. Mesela Monopoly oyununun logosundaki adamı hepiniz hatırladınız değil mi? Gözlüğü, smokini, şapkası. Gözlük var mıydı? Emin misiniz? Peki ya Tolga Abi ile Hugo'ya küfür eden çocuk. Onu da hatırladınız değil mi? Hatta Hugo'nun da Tolga Abi'nin de ..... demişti değil mi? Çok üzgünüm ama böyle bir şey de hiç yaşanmamıştı. Peki Star Wars'taki efsanevi Luke, I'm your father sahnesi ? Gözünüzde canlandı değil mi? Darth Vader'ın buğulu sesi Luke'un şaşkın yüzü tüm çıplaklığıyla gözünüzün önünde değil mi? Peki ya size orada Luke, I'm your father repliğinin hiçbir zaman bulunmadığını söylesem ? Evet hepimiz çok şaşkınız biliyorum. İnternet bunun gibi onlarca yanılgıyla dolu. Ama biz sözü daha fazladan uzatmadan işin uzmanına bırakalım. Barış Özcan bize anlatsın Mandela Etkisi Nedir?"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yoksul-erkekler-bekar-kaliyor/", "text": "İngiltere'de yapılan bir araştırmada, yoksul ailelerden gelen erkeklerin 40'lı yaşlarına kadar bekar kalma olasılıkları zengin ailelerden gelen erkeklerin yaklaşık iki katı olduğu iddia edildi. Mali Çalışmalar Enstitüsü tarafından yapılan çalışmada düşük gelirli erkeklerin düşük gelirli kadınlarla evlendikleri de belirtildi. Çalışmaya göre bu sosyal hareketliliği azaltan ve yoksulluğu bir kuşaktan diğerine aktaran bir olgu. Sosyal hareketlilik, toplumda bireylerin, zümrelerin veya kültür unsurlarının, tabakalaşmada ya da sosyal mekanda yer değiştirmesi anlamına geliyor. IFS'in bulguları ise 1970'te doğan ve yaşamları boyunca gözlemlenen insanlar üzerindeki uzun vadeli araştırmaya dayanıyor. Araştırmada 42 yaşındaki erkeklerin üçte birinden fazlasının 2012 yılında bir eşi olmadığı ortaya çıktı. Daha yüksek gelirli erkeklerde ise bu oran yedide bir. Çalışmaya göre yoksul sınıfa ait erkeklerin evlenme oranları düşükken boşanma oranları yüksek. Çiftlerin incelendiği araştırmada varlıklı ailelerde eşler yoksul erkeklerin eşlerinden yüzde 70 daha fazla kazanıyor. 'Eşitsizlikler zamanla daha da artıyor' IFS'te ekonomist Chris Belfield Yüksek kazançlarının yanı sıra varlıklı ailelerin erkeklerinin iş sahibi olması, eş bulması ve eşlerinin yoksul kesimlerdeki eşlerden daha fazla kazanması olasılığı yüksek. Ve tüm bu eşitsizlikler zaman içinde daha da artıyor dedi. 'Sosyal hareketlilik azalıyor' IFS zengin anne ve babası olan insanların daha yüksek kazançlar elde ettiğine de dikkat eçkiyor. 2012 yılındaki verilere göre anne ve babası en zengin kesimden gelen 42 yaşındaki erkekler yoksul ailelerden ortalama yüzde 88 daha fazla kazanıyor. Bu rakam 2000 yılında yüzde 47 idi. IFS Direktörü Paul Johnson BBC'ye açıklamasında zaman içinde sosyal hareketliliğin de azaldığını söyledi. Johnson Kendinize benzeyen biriyle evlenmeniz daha büyük olasılık. Bu da sosyal hareketliliğin azaldığı anlamına geliyor dedi. İngiltere Hazine Bakanlığı ise gelir eşitsizliğini azaltmak için çalıştıklarını açıkladı. BBC Türkiye"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yorgunlugunuzun-sebebi-bu-9-hastalik-olabilir/", "text": "Genelde pozitif konuşmayı severiz. Hastalıklarla yorgunluğu bağlamak yerine gerçekten yorulduğunuzu düşünmek istemememiz gerekir ama konu sağlık olunca olaya biraz daha özen gösteriyoruz. Bu gelen sağlık hakkındaki bülteni de ciddiye aldık. Yorgunluk, normalde bir insanın günlük işlerini yaparken kendini yorgun hissetmesi, yetersiz hissetmesi olarak tanımlanabilir. Kimi insanlar yaşından hiç beklenmedik bir şekilde atak olabilir ya da genç yaşta kişi yemek yemeye, yatmaya hatta dinlenmeye bile üşenir halde olabilir. Bu durum bir üşengeçlik mi, enerji düşüklüğü mü ya da hastalıktan mı kaynaklanıyor bunun belirlenmesi çok önemlidir. Yorgunluğunuzun Sebebi Bu 9 Hastalık Olabilir 1. Kansızlık: Yorgunluğun en sık görüldüğü hastalık grubu anemidir. Çünkü oksijen taşıyan hemoglobinin eksikliği kişinin kendini yorgun ve halsiz hissetmesine neden olur. Bu durumda kişiye* mutlaka bir uzman doktor muayenesi ve gerekli tetkikler yaptırılmalıdır. Gerekli tedavi planlaması kansızlık giderildikten sonra yorgunluk hissinin de kaybolduğu görülecektir. 2. Depresyon ve stres: Yorgunluğa yol açan hastalıklardan ikinci sırada depresyon gibi psikosomotik hastalıklar gelir. Depresyon da kişilerin kendisini yorgun hissetmesine neden olabilir. 3. Tiroit hastalıkları: Hipotiroidi başta olmak üzere endokrin hastalıklar da kişinin kendisini çok yorgun hissetmesine neden olur. Hatta hipotiroidi* hastalarının etraflarında tembel olarak tanımlanan kişiler olduğu söylenir. İş yapmak istemeyen, yerinden kalkmakta zorlanan, iş yapma gücünü kendinde hissetmeyen insanlardır bunlar genelde. Yine endokrin hastalıklarından şeker hastaları da sürekli yorgundurlar. Bu insanlar kendilerini yorgun, bezgin ve güçsüz hissederler. Şeker seviyeleri yüksek olduğu zaman günlük yaşamları bile kesintiye uğrayabilir. 4. Kanser: Yorgunluk, bir takım erken onkolojik hastalıkların belirtisi de olabilir. Kanser hücreleri hastanın tüm vücut sistemlerini bozarak yorgunluğa neden olabilir. Örneğin kansızlık yapmışsa, beslenmeyi bozuyorsa yorgunluk yaratabilir. Bir de tümörler insan organizmasına göre çok hızlı metabolik aktiviteye sahiptir. Yani şekeri daha hızlı tüketir, kişinin kan şekerini düşürür ve oksijeni daha çok harcarlar. Çünkü tümörler hızlı büyüyen dokulardır. Gereksinimleri de çok fazladır ve kişinin aleyhine alıp bunları harcadıkları için de kişi kendini yorgun hissedebilir. 5. Kalp hastalıkları: Kalp yetmezliklerinin de en önemli belirtilerinden birisidir yorgunluk. Hatta kalp hastalıklarının en erken bulgularından birisidir. İster kapak lezyonu olsun, ister kalp damar hastalıkları olsun, bunlar kalbin oksijen ihtiyacını karşılamasına engel oldukları için yorgunluk yaratırlar. Kişi bir kat merdiven bile çıksa yorulur, bacakları kesilir, nefessiz kalır. 6. Enfeksiyon hastalıkları: Vücutta çeşitli nedenlerle ortaya çıkan enfeksiyon hastalıkları da yorgunluğun sık görülen nedenlerini oluşturmaktadır. Bunlar; 7. Metabolik hastalıklar: Böbrek yetmezliği, karaciğer yetersizliği, kalsiyum yüksekliği ve potasyum düşüklüğü gibi durumlarda da vücuttaki kan tuzları ve minerallerdeki azalmalar yorgunluğun ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu hastalık ve durumların erken dönemde tedavisi çok önemlidir. 8. Uyku apnesi: Yaşam kalitesini bozan en önemli sorunlardan olan uyku apnesi de yorgunluğun önemli sebeplerinden birisidir. Yeterli sürede, kaliteli bir uyku uyuyamayan kişiler kendisini ertesi gün aşırı yorgun hissedecektir. Bu durum gün içerisindeki tüm faaliyetlere yansır. 9. Fiziksel güçsüzlük: Yorgunluk, fiziksel güç ve kondisyonla da çok ilgilidir. Kondisyonlu ve güçlü bir kişi daha geç yorulur. Yaşa göre sağlıklı beslenerek ve düzenli fiziksel aktivite ile kas kuvvetini artırmak ve korumak yorgunluğun önüne geçebilir. Hepatit yani karaciğer iltihaplanması Kalbin iç yüzünün iltihabı Kalp zar iltihapları Verem Parazit hastalıkları AIDS şeklinde sıralanabilir. Ne zaman doktora başvurulmalıdır? Kişi, daha önce yorulmadan rahatlıkla yapabildiği işleri artık yorularak yapıyorsa bir doktora başvurmalı, yorgunluğun sebebi araştırılmalıdır. Hatta kişinin özgüveninin azalması, kendine eskisi kadar iyi bakmaması da bir soruna işaret olabilir. Geçici yorgunluklar çok önemli sayılmamaktadır ancak kronik yorgunluk olduğunda bu durum mutlaka önemsenmelidir. Enerjinizi doğru kullanmayı öğrenin Çalışma ve dinlenme periyotları doğru ayarlanmalıdır. Kısa ve sık dinlenme aralıkları verilerek yorgunluğun ortaya çıkması önlenebilir. Çalışma ortamının iyi havalandığından emin olunmalıdır. Çok sıcak veya çok soğuk ortamlar vücudumuzda ekstra bir stres yaratır. Vücudun çok hafif düzeyde susuz kalması dahi metabolizmayı yavaşlatır. Bu nedenle günde en az 8-10 bardak su içilmesi, kahve ve çayın mümkün olduğunca az tüketilmesi gerekir. Düzenli uyku ile yeterli ve dengeli beslenme, bağışıklık sisteminin güçlü olması için gereklidir. Düzenli yapılan 30 dakikalık yürüyüş, vücut ağırlığının dengelenmesine, kemik sağlığının korunması ve geliştirilmesine yardımcı olmaktadır. Düzenli egzersiz ile metabolizma hızlanır, daha fazla enerji oluşumu sağlanır. Kalp damar sisteminin ve solunumun düzenlenmesini, dokulara yeterli düzeyle oksijen taşınmasını sağlar. Memorial Ataşehir Hastanesi Dahiliye Bölümü doktoru: Prof. Dr. Birsel Kavaklı,"} {"url": "https://www.thegeyik.com/youtube-o-zaman-olsaydi-ne-gangnami-ne-despacitosu-dedirten-90larin-sarkilari/", "text": "Bunların hepsinin olduğu CD yok satardı. Biri bile olsa yeterdi. Doksanlı yıllar öyle güzel öyle tatlıydı ki o zaman milyar kez dinlenirdi tüm şarkılar. Hem de internet yoktu doğru düzgün. Her yerde bir şarkının çalması için reklam vermek vs de zordu. Yani bu şarkıların hepsi hakkıyla geldi ve inletti tüm dünyayı. 90lar şarkı İlk video ile başlayalım. Kısa kısa şarkıları dinleyip aaa bu da vardı diyin. Bu videoda yer alan şarkılar: 1. Haddaway What Is Love 2. Spice Girls Wannabe 3. Corona Rhythm Of The Night 4. Ace Of Base Happy Nation 5. Neneh Cherry & Youssou N Dour 7 Seconds 6. Christina Aguilera Genie In A Bottle 7. Captain Jack Captain Jack 8. 2 Unlimited No Limit 9. Aqua Barbie Girl 10. Bomfunk MC's Freestyler 11. Bloodhound Gang The Bad Touch 12. Blur Song 2 13. Snow Informer 14. The Cardigans Lovefool 15. MC Hammer U Can't Touch This 16. Lou Bega Mambo No. 5 17. Backstreet Boys I Want It That Way 18. Britney Spears ...Baby One More Time 19. Savage Garden Truly Madly Deeply 20. Emilia Big Big World 21. No Doubt Don't Speak 22. Eagle-Eye Cherry Save Tonight 23. The Offspring Pretty Fly 24. Scooter How Much Is The Fish 25. The Rembrandts I`ll Be There For You 26. Michael Jackson They Don't Care About Us 27. Nana Lonely 28. Vanilla Ice Ice Ice Baby 29. Dr. Dre Nuthin' But A 'G' Thang 30. Ricky Martin Livin La Vida Loca 31. E-Type Russian Lullaby 32. Eiffel 65 Blue 33. Mr. President Coco Jamboo 34. Heath Hunter Revolution In Paradise 35. Inner Circle Sweat 36. The Prodigy Breathe 37. The Cranberries Zombie 38. Nirvana Smells Like Teen Spirit 39. Green Day Basket Case 40. Dr. Alban It`s My Life 41. DJ Bobo Everybody 42. Madonna Frozen 43. Mylene Farmer California 44. Celine Dion My Heart Will Go On 45. Mariah Carey My All 46. Radiohead Karma Police 47. Scorpions Wind of Change 48. Queen The Show Must Go On 49. Sting Shape Of My Heart 50. Whitney Houston I Will Always Love You İkinci videonun da birinciden farkı yok! Hey maşallah bu doksanların şarkıları acayip! Sert bir girişi var ama her şarkı 10 saniye civarında 1. Scooter Fire 2. E-Type Set The World On Fire 3. Backstreet Boys Everybody 4. Los del Rio Macarena 5. Scatman John Scatman 6. Steps Tragedy 7. Vengaboys Boom Boom Boom 8. The Prodigy Smack My Bitch Up 9. R. Kelly I Believe I Can Fly 10. Michael Jackson Give In To Me 11. Moloko Sing It Back 12. Eminem My Name Is 13. Ace Of Base All That She Wants 14. Aqua Doctor Jones 15. Army Of Lovers Crucified 16. Five Everybody Get Up 17. Paradisio Bailando 18. Limp Bizkit Nookie 19. Ice MC Think About The Way 20. Real McCoy Another Night 21. BWitched C'est la vie 22. Madonna Ray Of Light 23. ACDC Big Gun 24. Guano apes Lord Of The Boards 25. Rammstein Du Hast 26. The Offspring Why Don't You Get A Job 27. Cher Believe 28. Aerosmith I Don't Want To Miss A Thing 29. Jewel Hands 30. Jenifer Lopez Waiting For Tonight 31. Red Hot Chili Peppers Under The Bridge 32. Metallica -The Unforgiven 33. Mariah Carey Always Be My Baby 34. Hanson Mmmbop 35. East 17 It's Alright 36. La Bouche Be My Lover 37. Destiny's Child Bills, Bills, Bills 38. Britney Spears Born To Make You Happy 39. Beastie Boys Intergalactic 40. Depeche Mode Enjoy The Silence 41. Duran Duran Come Undone 42. Coolio Gangsta's Paradise 43. 2Pac Ghetto Gospel 44. Bryan Adams I Do It For You 45. Bon Jovi Always 46. Natalia Oreiro Cambio Dolor 47. Fool-s Garden Lemon Tree 48. Natalie Imbruglia Torn 49. Spice Girls Viva Forever 50. 30 Savage Garden I Knew I Loved You Üçüncü ve son video da ateş 1. Ace Of Base Don't Turn Around 2. Corona Baby Baby 3. DJ Bobo Take Control 4. East 17 Let It Rain 5. Santana Feat. Rob Thomas Smooth 6. Smash Mouth All Star 7. Shania Twain That Don't Impress Me Much 8. Reel 2 Real I Like To Move It 9. TLC No Scrubs 10. Real McCoy Come And Get Your Love 11. ME & MY Dub-I-Dub 12. Spice Girls Say You'll Be There 13. The Cardigans My Favourite Game 14. Third Eye Blind Semi-Charmed Life 15. Placebo Every You Every Me 16. Radiohead Creep 17. Rammstein Du Riechst So Gut 18. Metallica Fuel 19. Guano Apes Open Your Eyes 20. System Of A Down Sugar 21. ACDC Thunderstruck 22. C+C Music Factory Gonna Make You Sweat 23. Cappella U Got 2 Let The Music 24. Rednex Cotton Eye Joe 25. Army Of Lovers Sexual Revolution 26. Madonna Beautiful Stranger 27. Salt 'n Pepa Whatta Man 28. Michael Jackson Black Or White 29. Mylene Farmer Je te rends ton amour 30. Sheryl Crow If It Makes You Happy 31. Sublime Santeria 32. Oasis Wonderwall 33. U2 One 34. Savage Garden I Want You 35. Mariah Carey Fantasy 36. Aerosmith Crazy 37. Guns N' Roses November Rain 38. E-Type Angels Crying 39. La Bouche Sweet Dreams 40. The Offspring Come Out And Play 41. The Prodigy Poison 42. Green Day Longview 43. Gorky Park Moscow Calling 44. Korn Freak On a Leash 45. Britney Spears Crazy 46. Christina Aguilera What A Girl Wants 47. Will Smith Miami 48. Joan Osborne One Of Us 49. Donna Lewis I Love You Always Forever 50. Tony Braxton Un-Break My Heart Listenin sonuna da kendi seçkimiz olan iki efsaneyi bırakıyoruz. Birisi Cem Dişbudak ve Can Dişbudak olarak bizim bol bol sohbetini yaptığımız Dj Halou'nun Sentello parçası Diğeri Papi Papiii Listeyi biraz daha hareketli olsun Cheb Khaled, Faudel, Rachid Taha Abdelkader"} {"url": "https://www.thegeyik.com/youtubeda-en-cok-coverlanan-10-sarki/", "text": "Cover olan bir şarkıyı kendine özgü bir tarzla yeniden seslendirmeye verilen isim. Youtube videoları arasında da bunlardan yüzlerce var. Ama bazı şarkılar var ki hemen hemen herkes bu şarkıları defalarca coverlamış. Bu şarkıları söyleyen şarkılar arasında geçmişin efsaneleri de var bugünün yıldızları da. Adele ve Leonard Cohen'i görmek sizi şaşırtmasa da listede sizi şaşırtacak isimler de mevcut. Bu listeyi açıklayan ise YOUTUBE. Youtube'da En Çok Coverlanan 10 Şarkı All of Me / John Legend 2013 yılından Love Yourself / Justin Bieber Radioactive / Imagine Dragons Hallelujah / Leonard Cohen Someone Like You / Adele Hello / Adele Şaşırtmamıştır Say Something / A Great Big World O muhteşem başlangıç Jar Of Hearts / Christina Perri Stay With Me / Sam Smith The Scientist / Coldplay"} {"url": "https://www.thegeyik.com/youtubedan-para-kazanan-en-garip-8-kisi/", "text": "Youtube'dan para kazanmak hepimizin hayali elbette, oh ne güzel sabah mesai akşam mesai derdi olmadan tertemiz videomuzu çekelim eğlenelim istiyoruz. Farklı farklı yollar denesek de çok para kazanamayıp düzene yeniliyoruz. E peki kimler para kazanıyor? KİM KAZANIYOR BU PARALARI???? İşte o isimler: 1- Shoenice22 Bu arkadaş video önünde her şeyi yiyor evet evet her şeyi yiyor, örnek mi? Şimdi ikna oldunuz değil mi? Adamın takipçi sayısı kaç söyleyeyim de o küçük diliniz de yuvasına geri dönsün 458,000 kişi! 1000 tuvalet kağıdını 10 dakikada yiyen bu canavarın efsane videolarından birisi: 2- Evantube Birisinin para kazanması için ilginç numaralar yapmasına gerek yok Evan, 8 yaşında, tek yaptığı oyuncaklarla kamera önünde oynamak ve yıllık geliri 1 milyon dolar. Sözün bittiği yer. Takipçi sayısı da 1.250.000 3- DisneyCollectorBR Bu seferkininin yüzü bile görünmüyor sayın okur. Sadece ellerini uzatıp oyuncaklara elbise giydiriyor ve yılda 20 milyon dolar götürüyor. Videoyu izlemenize gerek yok 3.750.000 takipçisi var. Şok edici olan bu! 4- Bethany Mota Bethany Mota'nın tek yaptığını söyleyim mi 🙁 alışveriş videoları çekiyor. Ve o kadar çok para kazanmış ki şu an kendi mücevher markası bile var. Daha 20 yaşına yeni gelmiş kızın 8 milyondan fazla takipçisi var. Bakın bu da ilk videosu 5- Olajide Olatunji Hani nerede PES, FIFA oynayan canım kardeşlerim nerede ne yapıyorsunuz gençler iyi değil mi oyunlar 🙂 Bu çocuk var ya bu çocuk sadece oyun oynayarak milyonlar kazanıyor. İngiltere'deki en meşhur isimlerden biri olan Olajide 9 milyona yakın takipçiye sahip. Ayda 40 video yapıyor her biri 2 milyon izleniyor, paraya para demiyor. 6- Stampylonghead Bu arkadaşın olayı da Minecraft videoları yapmak. Joseph Garrett işten çıkmış bu videolar sayesinde ayda 170.000.000 izlenmeye ulaşıyor. 7- SBTV SBTV'nin sahibi olan bu çocuk 3 kez Youtube tarafından reddedilmiş. Aslında başlarda tek yaptığı rap videoları yüklemekken sonrasında videolar yapmaya başlamış ve tataaam şimdi 12 milyon dolarlık bir medya patronu. 8- Charlie Bu videoyu hatırlıyorsunuz en çok izlenen 10 youtube videosu arasında ve bu zamana kadar sadece bu videodan toplam 500.000 doların üstünde kazanmışlar. K:Oddee"} {"url": "https://www.thegeyik.com/youtubetan-kazandigi-para-ile-malikane-aldi/", "text": "Jake Paul isimli 20 yaşındaki YouTuber video platformundan kazandığı para ile 6.9 milyon dolarlık malikane satın aldı. Dünyanın en büyük video platformu YouTube, gençlerin para kazanma aracı olurken bu durum milyonlarca doların kazanıldığı yeni bir mesleğin doğmasına da neden oluyor. 'YouTuber' olarak anılan bu kişiler platformun özel içerik üreticilerine verdiği reklam payı ile hatırı sayılır gelirler elde ediyor. Bunun son örneği Jake Paul'un ABD'de YouTube'tan kazandığı para ile malikane alması ile bir kez daha gündeme geldi. 20 yaşındaki YouTuber malikane için 6.9 milyon dolar ödedi. Malikanede 8 yatak odası, 10 banyo, soğutma odası, spa ve havuz bulunuyor. Kariyerine 2013 yılında Vine'a video atarak başlayan Paul'un YouTube'ta 12 milyon abonesi bulunuyor. Paul'un YouTube'a ürettiği içerik ile her sene milyonlarca dolar kazandığı düşünülüyor. NTV"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yuh-abidal-messinin-gercek-yuzunu-anlatti/", "text": "Messi oynadığı futbol nedeniyle sevilen bir isim ama bu anı sonrası ona olan sevginiz bitebilir. Eric Abidal, karaciğer kanseri olduğu dönemde Lionel Messi'yle yaşadığı bir anıyı paylaştı. Takıma maçtan önce sağlığının iyi olduğunu belirtmek için video attığını belirten Eric Abidal, Çok zayıf göründüğüm bazı videolar vardı. Oyunculara maç öncesinde moral vermek için bir video gönderdim. Messi bana ne söyledi biliyor musunuz? 'Bir daha bize böyle videolar gönderme, bizi üzüyor takıma zarar veriyorsun' dedi. Ben böyle düşünmemiştim, iyi göründüğümü ve böylece onlara cesaret vereceğimi düşündüm. Ancak onlar beni bir ceset gibi gördüklerini söylediler. ifadelerini kullandı. HENRY GELDİĞİNCE ÇOCUK GİBİ AĞLADIM Marca'ya konuşan Eric Abidal, Henry beni hastaneye görmeye geldiğinde çocuk gibi ağladım. Çünkü beni böyle görmesini istemiyordum ama beni görmeye gelmesine sevindim. açıklamasını yaptı. Şu an 38 yaşında olan Abidal, 2015 yılında futbol kariyerini noktalamıştı."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yuksek-sicak-ve-nem-psikolojiyi-de-etkiliyor/", "text": "Sıcak hava ve yüksek nem, bıkkınlık, tahammülsüzlük, öfkelenme ve genel bir isteksizlik haliyle birlikte konsantrasyonda azalma, sıvı ve mineral kaybına yol açıyor. Özellikle tedavilerinde lityum kullanan bipolar hastalarının mutlaka 2,5 ya da 3 litre su tüketmeleri tavsiye ediliyor. Uzmanlar sıvı tüketiminin yanı sıra uyku düzenine de dikkat edilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Yüksek sıcaklıkların bireyler üzerinde stres oluşturduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal, Sıcaklıklar kişilerin psikolojisi üzerinde önemli değişimlere neden oluyor. Dışarıya çıktığımız zaman hepimiz sıkılıyoruz, daralıyoruz ve bunalıyoruz. Bu durum stresin artmasına ve stres hormonlarımızın artış göstermesine neden olur. Yani kortizonun stresin artması adrenalin artmasının anlamına geliyor. Bu da bir yönüyle öfkenin artmasına neden olurken, bu hormonların artmasının sonucunda adrenalin de artış gösteriyor diye konuştu. Sıcaklıkların neden olduğu sıvı ve mineral kaybının hareketlerde bir yavaşlamayı getirdiğini ifade eden Dr. Mahir Yeşildal, bu durumun ise dikkatte azalma, bıkkınlık hali, genel bir isteksizlik haline yol açtığına dikkat çekti. Nem uyku kalitesini düşürüyor Mevsimlerin bireylerin ruh sağlığı üzerinde farklı etkiler oluşturduğuna, kış ve yaz mevsiminin insan psikolojisi üzerinde farklı depresyonların yaşanmasına neden olduğunu belirten Dr. Yeşildal, şunları söyledi: Yüksek sıcaklık ve nem nedeniyle yaz mevsimi kişilerde olumsuz duyguların daha yoğun yaşandığı bir dönem oluyor. Aşırı sıcaklar ve nem artışı kalitesiz veya düzensiz uykuya da beraberinde getirebiliyor. Nem özellikle geceleri yükselen bir değerdir ve bu değerin artışıyla beraber üst üste düzensiz uykular yaşanıyor, bu durum uykunun kalitesini de düşürüyor. Buradaki temel problem nemden ziyade, nemin neden olduğu uykusuzluk halidir. Geceyi uykusuz geçiren, yarım saatte bir ter içinde kalan ve uyku döngülerini tamamlayamayan kişilerde uykusuzluğa bağlı olarak gün içerisinde problemler ortaya çıkabiliyor. Bir insan uykusuz kalırsa, öfkeli olur, sinirli olur, gergin olur ve işine yoğunlaşamaz. Lityum kullanan hastalar su tüketimine dikkat etmeli Yaz sıcaklıklarında özellikle sıvı alımına dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatan Dr. Mahir Yeşildal, su ile beraber mümkünse mineralli sıvıların da tüketilmesi gerektiğini söyledi. Tek başına içilen suların yazın terlemeyle kaybedilen mineralleri yerine koymaya çok yeterli olmadığını hatırlatan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal, Bu yüzden gün içinde birkaç bardak su içmenin yanı sıra soda gibi mineralli su içmekte fayda var. Özellikle bipolar hastalarının ya da kronik depresyonu olan hastaların tedavileri için kullanılan lityum, böbrekten emilen ve atılan bir ilaç ve bir maddedir. Gün içerisinde lityum kullanan hastaların, mutlaka 2,5 ya da 3 litre su kullanmaları gerekiyor. Ancak yaz mevsimiyle birlikte vücudumuzdaki sıvı kayıpları daha fazla olur. Bu kayıplar terleme ve idrar yoluyla olur. Ama terlemeyle de çok büyük oranda sıvı kaybı söz konusu olabiliyor. Örneğin Ramazan ayında lityum kullanan hastaların alacağı sıvı miktarı azalacağı için oruç tutmamaları gerekiyor. Özellikle yaz aylarında ve sıcak havalarda lityum kullanan hastaların tükettikleri sıvı miktarını artırmaları gerekiyor. Lityum güvenlik aralığı dar bir ilaçtır ve bu aralık 0.80 ve 1. 2 arada bulunması gereken bir ilaç. Ama çok basit bir su içmeme eylemi lityumun üst sınırı olan 1.2'nin üzerine çıkmasına neden oluyor. Bu ellerdeki titremeyi, sersemlemeyi artıran bir şey. Yani ilacın etkilerini daha sık görülmesine neden olmakta diye konuştu. Sıvı tüketimi ve uyku düzenine dikkat! Bu aralığın belli bir değerin üzerine çıkması halinde böbrek üzerinde çok olumsuz yan tesirleri ortaya çıkartabileceğini söyleyen Dr. Mahir Yeşildal, özellikle bu hastaların yaz aylarında mutlaka su ve minerali sıvı tüketmeleri gerektiğini vurguladı. Yazın en sıcak günlerinin yaşandığı bugünlerde sabah ve akşam ılık bir duş alınmasını öneren Dr. Mahir Yeşildal, şu tavsiyelerde bulundu: Psikiyatrik rahatsızlığı olan kişiler sıcak havalarda tansiyon düşüklüğüne, sıvı kaybına bağlı ve strese bağlı bir çarpıntı yaşayabiliyorlar. Çarpıntı demek psikiyatrik hastalıklarda direk anksiyete demektir. Yani panik atağı olan ya da anksiyete bozukluğu olan hastalarımızın, bu nedenle ilaç kullanan hastalarımızın diğer insanlara göre daha önceki bulunduğumuz tavsiyelere daha fazla riayet etmesi gerekiyor. Çünkü bu hastalarımız zaten bedenlerindeki en küçük bir değişikliğe çok ziyadesiyle duyarlı oldukları için yaz sezonunda bu kişilerde çarpıntı, nefes darlığından dolayı sağlıklı nefes alamama ve panik ataklarının tetiklenebileceğini bilmeleri gerekiyor. Bunu engellemenin en önemli yolu da sıvı alımına ve uyku düzenlerine, dikkat etmeleri gerekiyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yulin-kopek-yeme-festivalinden-100-tane-kopegi-1100-dolar-harcayan-cinli-kadin-kurtardi/", "text": "Yulin, Çin'in güneyinde bir şehir. Hepimizin de anımsayacağı gibi yazın gelişini 10.000 köpeği pişirerek kutlayacaklar. Tabii ki Çin'de herkes bu uygulamayı desteklemiyor. 65 yaşındaki Yang Xiaoyun, hayvan barınağında çalışan ve köpekler için büyük bir fedekarlık yapan bir emekli öğretmen. 2.400 km'den fazla seyahat yapan Yang, Yulin'e ulaştı ve kesin ölecek 100 köpeği kurtarmak için 7.000 den fazla yuan 1100 $ harcadı. 1- Çin'de köpek katliamı durdurmak isteyen, Yang Xiaoyun 65 yaşında emekli bir öğretmen. 2- Geleneksel Çin Yulin festivalinde her yıl 10.000 köpek yeniliyor. Pişirme olayı tam bir işkenceye dönüşüyor. 3- 100 köpeği kurtaran Yang Xiaoyun 2.400 km'den fazla yol yaptı ve şimdilik 7400 yuan harcadı. 4- Köpekleri kafesler içinde gören Yang'ın halini fotoğrafta görebiliyoruz. 5- 1000'den fazla köpeğin kaldığı barınağına köpekleri getiren Yang onların ilaçlarıyla da ilgileniyor. 6- Onlara günde 2 kere mısırdan mama pişiriyor. 7- Ona minnettar olan sadece köpekler değil. Görseller: Reuters ve AP"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yumrukla-yapilan-kisilik-analizine-gore-insanlar-sizin-hakkinizda-bunlari-dusunuyor/", "text": "Vücut dilinizin karakteriniz hakkında ipuçları verdiği biliniyor. Daha önce sizlerle yatış şeklinizin ne anlama geldiğini paylaşmıştık. Peki yumruğunuzun da kişiliğiniz hakkında ipuçları verdiğini biliyor muydunuz? Tek yapmanız gereken yumruğunuza bakmak ve aşağıdaki şekilleri incelemek. Hangisi sizinki? 1- Baş parmağınız diğer parmaklarınızın altında kalıyorsa İnsanların hakkınızda düşündüğü: İnsanlar zekanıza, yaratıcılığınıza ve enerjinize bayılıyor. İnsanlar her konuda tedbirli olduğunuzu ve sakin bir yaşam tarzınız olduğunu düşünüyor. Kişiliğiniz: İnsanlara zarar vermek yapacağınız son şey ve oldukça sakin bir kişiliğiniz var. Arkadaşlarınızla vakit geçirmeye bayılıyorsunuz. Sadık ve dürüst insanlarla arkadaşlık ediyorsunuz. Aşk hayatınız: Sakin bir ilişki istiyorsunuz. Uzun soluklu ilişkileri tercih ediyor ve hayatınızda dram istemiyorsunuz. 2- Baş parmağınız diğer parmaklarınızın yatay şekilde üstündeyse: İnsanların hakkınızda düşündüğü: Karizmatiksiniz ve yeteneklisiniz. İnsanlar kibar oluşunuzu takdir ediyor. Öz güveniniz yerinde ve ilgi çekiyorsunuz. Kişiliğiniz: İnsanları inciteceğini düşündüğünüz şeyleri yapmaktan kaçınıyorsunuz. Risk almayı sevmiyorsunuz ve hayattan yüksek beklentileriniz var. İnsanlar etrafınızda olmaya bayılıyor ve sizinle vakit geçirmeyi çok seviyorlar. Aşk hayatınız: Kolay kolay affetmiyorsunuz ve geçmişinizdeki ilişkileri kolayca unutamıyorsunuz. Açılmaktan ve incitilmekten korkuyorsunuz. 3- Baş parmağınız işaret parmağınızı paralel şekildeyse: İnsanların hakkınızda düşündüğü: Hayal kurmayı seviyor ve elinize geçen her fırsatı değerlendiriyorsunuz. Cömert ve arkadaş canlısısınız. İnsanlar espri anlayışınızı seviyor ve etrafınız sürekli arkadaşlarınızla çevrili. Bazen sabırsız ve inatçı olabiliyorsunuz. Kişiliğiniz: Dürüstlüğe ve kibarlığa önem veriyorsunuz. İnsanların özgürlüklerine saygı duyuyorsunuz. Bazen insanların iyi niyetinizi suiistimal ettiği oluyor. Böyle zamanlarda gerçek arkadaşlarınız farkına daha iyi varıyorsunuz. Aşk hayatınız: Aşk hayatınızdan arkadaşlarınıza bile bahsetmekten hoşlanmıyorsunuz. Sizin için en önemli olan şey hayallerinizin peşinden koşmak ve sizi gerçekten seven biriyle birlikte olmak. Bunların bilimsel çıkarımlar olup olmadığı tamamen bilinmese de birçok kişi analizlerin gerçek olduğunu söylüyor. Sizinki nasıldı? Newsner"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yumurta-kabugu/", "text": "Yumurta, hemen her gün herkesin evinde yenen bir gıda. Diyetisyen Emre Uzun ise o yumurtaların kabuklarına dikkat çekiyor: Çoğu insan için kalsiyumu yeterli düzeyde almak çok kolaydır ama düşük besin alanlar, kısıtlı diyetler uygulayanlar ya da maalesef bugün bile dünyanın farklı bölgelerinde açlık çekenler için kalsiyum genel bir eksikliktir. Böyle zamanlarda yumurta kabuğu can simidi olabilir. Emre Uzun, yiyeceklerdeki kalsiyumu ise şöyle açıklıyor: Kalsiyum genellikle süt ve süt ürünlerinin temel minerali olarak bilinir. Bazı yapraklar ve kök sebzelerde de bulunur. Yumurta kabuğu, kalsiyumun yaygın formu olan kalsiyum karbonat bakımından zengindir. Kalanında ise protein ve diğer mineraller bulunur. Yumurta kabuğunu kalsiyum amaçlı kullanmak gerçi yeni bir şey değil. Geçmiş yıllarda tavuklardan alınan yumurtanın kabuğu, toz haline getirilip supplement, yani ek gıda olarak kullanılıyordu. Çünkü kabuğun %40'ı kalsiyumdan oluşuyor ve bu da gram başına 381-401mg kalsiyum demek! Şöyle de diyebiliriz: Yumurta kabuğunun yarısı yaklaşık 1000mg kalsiyum içeriyor ve sadece yarım yumurta kabuğu ki bu da 2,5 grama tekabül eder, yetişkin birinin günlük kalsiyum ihtiyacını karşılamada yeterli bulunmuştur! Diyetisyen Emre Uzun, tam da bu noktada önemli bir uyarıda bulunuyor: Ancak öncelikle kalsiyum supplementasyonuna ihtiyacınız olup olmadığını sağlık profesyonellerinden mutlaka öğrenmeniz gerekiyor. Çünkü vücudunuzdaki kalsiyum, her zaman dengede kalmak zorunda. Tüm supplementasyonların eksikliği gibi fazlasının da zararlı olacağını ve böbrek taşı, kalp hastalıkları vb. sağlık problemlerine yol açabileceği unutmayın! Yumurta kabuğu tozu, kalsiyum açısından ne kadar etkili? Yumurta kabuğunun kalsiyum açısından zengin bir kaynak olduğunu vurgulayan Diyetisyen Emre Uzun, Kalsiyum karbonat, doğadaki kalsiyumun en yaygın formudur. Deniz kabuklarında, mercan kayalıklarında, kireç taşında da bu formda bulunur. Yumurta kabuğu ise hem ucuz hem de kalsiyum supplementi olarak kullanmaya da uygundur diyor ve ekliyor: Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, yumurta kabuğunun saf kalsiyum karbonat kadar iyi emildiğini kanıtlıyor. Hatta bazı çalışmalara göre saf kalsiyum karbonattan %64 daha iyi emiliyor. İddia o ki, bunun nedeni de yumurta kabuğunda bulunan bazı proteinler... Ayrıca yumurta kabuğunda, yine kemik sağlığını destekleyen stransiyum, florür, magnezyum ve selenyum mineralleri olduğunu da unutmamak gerekir. Osteoporoza karşı da etkili Yumurta kabuğu kemikler için bu kadar yararlıysa, osteoporoz hastalarının da işine yaramaz mı? Emre Uzun, Elbette yarar... Osteoporoz, zayıf kemikler ve artmış kemik kırılması riski ile karakterize edilen sağlık durumu. İlerleyen yaşlarda ya da yetersiz kalsiyum alımı söz konusu olduğunda osteoporoz riski de artar. Bu noktada yumurta kabuğu ekonomik bir seçenektir diyor. Diyetisyen Emre Uzun, menapoz sonrası osteoporoz ile yüz yüze kalan kadınlar üzerinde yapılan bir çalışmayı örnek gösteriyor ve D3 Vitamininin yanında magnezyum ile birlikte yumurta kabuğu tüketiminin de kemikleri güçlendirdiği ve kemiklerdeki mineral yoğunluğunu artırdığı yolundaki bulgulara değiniyor. Ayrıca Hollanda'da yine menapoz sonrası kadınlarla yapılan bir çalışmada yumurta kabuğu tozunun, boyun kemiklerinin mineral yoğunluğunu artırdığı ve bu etkiyi saf kalsiyum karbonatın sağlayamadığını belirtiyor. Zarı da eklemler için faydalı Son zamanlarda yumurta kabuğu zarının eklem sağlığını desteklediği yolundaki yayınlara sıkça rastlıyoruz. Emre Uzun, bu konuya da açıklık getiriyor: Zar temelde kolajen formundaki proteinden oluşur ve kondroitin sülfat, glukozamin ve daha birçok besin öğesini eser miktarda içerir. Şaşırtıcı ama bu bileşenler de sağlık için son derece önemlidir. O yüzden, yumurta kabuğu tozu yaparken bu zarı ayırmamak gerekir. Yapılan çalışmalara göre düzenli yumurta kabuğu zarı tüketmek, eklemler için faydalı olabilir ancak bence bu tezin daha fazla çalışma ile desteklenmesi gerekiyor. Yumurta kabuğu yemek güvenli mi? Peki, yumurta kabuğu yemenin hiç mi zararı yok? Diyetisyen Emre Uzun, Doğru hazırlandığında hayır, zararı yok diyor ve dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıralıyor: İlk olarak özofagus ve boğazı incitmemek için büyük parçalarda yutmayın. Toz oluşturulurken yumurta kabuklarını iyice öğütün. Yumurta kabuğu tozunu, mutlaka iyice kaynatılan yumurta kabuğundan hazırlayın. Yumurtanın kontamine olabileceğini unutmayın. Özellikle Salmonella Enteritidis bakterisine dikkat edin. Bir salgın varsa yumurta kabuğu tozu hazırlamayı erteleyin. Doğal kalsiyum supplementleri yüksek miktarda kurşun, alüminyum, kadmiyum, cıva vb. içerir. Bu doğal kaynaklarla kıyaslandığında yumurta kabuğunun toksik madde içeriği daha düşüktür. Yumurta kabuğu nasıl tüketilmeli? Yumurta kabuğu tozu besinlere veya içeceklere ilave edilerek kullanılabiliyor. Hatta ekmek, makarna, spagetti, pizza ve pişmiş et, üzerine yumurta kabuğu tozu serpmek için ideal! Diyetisyen Emre Uzun, kendi yumurta kabuğu tozunuzu kendiniz hazırlayın önerisinde bulunuyor. Bunun için tek ihtiyacınız bir havan. Havanınız yoksa, oklava veya blender da işinizi görür. Kabukları incecik öğütüp elekten geçirmek yeterli. Yalnız yumurta kabuğu tozunu daha sonra kullanmayı planlıyorsanız ezmeden önce kurutup saklayın ve lazım olduğunda öğütün."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yunanistan-esine-vize-vermeyince-balayina-yalniz-cikan-kadin/", "text": "Evlilik işlemleri tamam, balayı tatili için uçak biletleri alındı, otel rezervasyonu yapıldı. Ohh düğün aradan çıksın da balayı yapalım şu stresi atalım dediniz ama o da ne VİZE ÇIKMADI! Düşman başına bile gelmesin! Ama gel gör ki bu şanssızlık Huma Mobin'in kocasının başına gelmiş. Yunanistan bu tatlı çiftin tatilini sabote etmiş.. Tüm planı iptal etmek yerine para verdikleri kısmına gitmeye karar vermişler. Yani gelin damatsız balayı yapmış Ama her yerden damat var gibi fotoğraf çektirmeyi ihmal etmemiş. Merak edenler varsa söyleyelim çiftimiz Pakistanlı. Her fotoğrafta o özlemi, o vizeye isyanı görebilirsiniz. Durum böyle olunca kocası da Budapeşte'ye gitmiş ama o da eşini unutmamış Fotoğraflar ve haber: Boredpanda.com'dan yerelleştirilmiştir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yurt-disi-balayi/", "text": "Evlilik sürecinin en keyifli bir yandanda en zor kısmı balayı. Hele ki dünyaya açılmışsak ucu bucağı olmayan seçenekler içinde kayboluveririz,birini seçsek aklımız diğerinde. Benim henüz sadece windows arka planı olarak gördüğüm yerlerden bahsederken en gönlümü çelenlerle hazırladığım listeyi sizlerle paylaşıyorum. Turks ve Caicos Adaları Hakkında türlü türlü rivayetlerin olduğu yok efendim buraya gelecek mektupların bazı bazı Türkiye'ye karıştığı iddaları olan adalar, ben yurt dışında bir balayı istiyorum ama kendimi evimde hissedeyim diyenler için müthiş bir fırsat. El değmemiş plajlarıyla ünlenen adalarda balinalara merhaba demek de mümkün. Mauritius O kadar evlilik işlemi arasında ben vizeyle uğraşamam diyenler aynı zamanda kendini okyanus sularına bırakmak isteyenler için harika bir ada burası. Evlilik döneminin yorgunluğunu atmak isteyenler için adada dünyaca ünlü spa merkezleri bile var.Beyazın mavinin ve yeşilin tadını doyasıya çıkarabileceğiniz bir cennet ada. Afrika, Hint ve Fransız mutfağını bu manzara karşısında tadacağımızıda unutmamak lazım. Maldivler Konu balayı olurda Maldivlerden bahsetmezsek olur mu ? Hiçbir şey yapmasanız dahi göz doygunluğuyla harika bir balayı geçirebileceğiniz bir yer.Güneşi suyu su altı dünyası,herşeyiyle büyüleyici bir dünya Maldivler. Sadece denizin üstündeki bungalovlarınızdan dışarıya bakın kendinizi açık mavi sulara bırakıp beyaz kumlarda güneşlenin. Vize de istemeyerek gönüllerimizi fethediyor Maldivler. Şeyseller Şeyseller Afrika'ya çok yakın bir cumhuriyet. Ben balayımı lüks otellerde yapacağım diyen çiftler için gözbebeği. Ölü sezon diye bir kavramı olmayan Şeyseller,su sporlarından kültürel gezilere oradanda ada turlarına kadar bir çok alanda doyuruyor bizi. Afrikaya uğrayıp bir safari yaparsanız da kimse neden diye soramaz değil mi ? Bora Bora Sanırım listenin en pahalı seçeneklerinden biri Bora Bora. Köpek balıklarıyla yüzebileceğiniz balık türlerini bungalovunuzun penceresinden selamlayabileceğiniz yemekleriyle müzikleriyle size rüya gibi balayı sunuyor. Safari,dalış gibi etkinlikleride içinde barındırıyor. Sadece vize işlemleri için biraz uğraşabilir sonra da kendinizi rüya balayınınızda bulabilirsiniz ! Tibet Konu farklılığa gelince farklı inanç ve kültürüyle Tibet akıllarımıza geliyor elbette. Farklılıklara yolculuk yapmak isteyenler için Tibet kocaman bir kapı. Tapınaklarıyla, felsefeleriyle,tibet rahipleriyle bambaşka bir dünyaya götürüyor adeta.Bir çok ünlü isminde adından söz ettiği Tibet,doğal yaşamın bir yansıması. Düğünün ardından içsel bir rahatlamaya kavuşmak için neden düşünülmesin ki? Küba Küba'nın kendine haslığından söz etmeye gerek yok herhalde. Farklı deneyimler yaşamak isteyenler için herşeyiyle farklı olan Küba tatil için bambaşka bir cennet. Pahalı puroları,müzikleri yemekleri adından söz ettiriyor.Tarihsel anlamda da deneyimler vaadediyor ada. Che Guevara'nın hayatı hakkında daha fazla bilgi sahibi olabileceğiniz mezarını ziyaret edebileceğiniz Küba devrimini gözlerinizin önüne getirebileceğiniz bir yer. Denizi ve güneşiyle sadece kültürel değil rahatlatıcı bir tatilide ayağınıza getiriyor. Belize Vizesiz balayı için bir seçenek de Orta Amerika'da. Bayrağında insan figürü olan,bu şirin yerde romantizmin doruklarını yaşayabilir günbatımını izleyebilir,gündüzleri suyun tadını çıkarabilirsiniz. Çok huzurlu bu yerin çekici bir tarafıysa mayalardan kalma mağaraları,eski kurban alanı olan Actun Tunichil Muknal'ı ziyaret edebilirsiniz. Sri Lanka Sakinliğe dur diyebileceğiniz yer Sri Lanka, wonder of Asia diye anılıyor. Hint okyanusunda olan ada tapınaklarıyla ünlü,ama ben maceraperestim diyenler için fil safarisi,denizin ortasında balinalarla başbaşa kalma keyfinide yaşayabilirsiniz. Baharat seviyorsanız leziz bir mutfağıda mevcut Sri Lanka'nın. En güzel kısmı da vize işlemleriyle uğraşmadan gidebiliyoruz balayımıza. Phuket Adası Benim en çok ilgimi çeken adalardan biri, egzotik ortamıyla denizi güneşi insanları ve tabii ki doğasıyla. Ama bunların yanında deniz üzerine kurulmuş kulubeleri ve su altı sporlarıyla dünyada ki en iyi 10 dalma mekanlarından biri olarak ün salmış. Rahatlamak için masajınızı yaptırabileceğiniz ve balayından hatıra olarak ünlü dövmecelilerinden bir dövme yaptırabileceğiniz Tayland'ın bir adası olan Phuket Adası bence listenin göz bebeklerinden biri."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yurt-disinda-yasayan-capkin-adamin-turkiyedeki-kizlarla-ilgili-ilginc-tespitleri/", "text": "Çoğu sitede ibretlik tespitler olarak yayınlanmış ama ne Türkiye'deki erkeklerin hepsi aynı, ne de Türkiye'deki kadınların hepsi aynı. Sadece yurt dışı görmüş ama bizce tam olarak oranın havasını alamamış birinin yazısı. İnternette çok yerde paylaşıldığı için sizler de görün istedik. Bazı kısımlarını olarak kestik, kusura bakmayın 🙂 Tam 8 sene yurt dışında yaşadım İtalya, Brezilya , Amerika farklı farklı ülkeler gezdim farklı farklı ülkelerde yaşadım bir çok kız arkadaşım oldu bunların bazıları tek gecelik bazıları uzun süreliydi. Ve 8 senenin sonunda ülkeme yani Türkiye'ye döndüm ve Türk kızlarının aslında ne kadar çekilmez ne kadar dayanılmaz olduklarını yurt dışındaki kız arkadaşlarımdan sonra anladım. Türk kızlarının bitmek bilmeyen egosu sanki erkekler onları şımartmak onları yüceltmek için varmış gibi davranmaları , aslında eğitimsiz olmaları eğitim derken bir üniversite bitirmek diploma almak değil olay kişisel eğitimden bahsediyorum. 3-5 abaza size güzel söyledi diye sizi şımarttı diye kendinizi prenses sanmayın. Türk kızlarındaki en büyük sorun tutarsız olmaları ne istediklerini kendileri de bilmiyor. Bir erkek ne yaparsa yapsın yetmiyor onlar için, hep daha fazlasını istiyorlar çünkü bitmek bilmeyen egolarının buna ihtiyacı var. kendilerini nimetten sayıyorlar aslında onlar yurt dışına bir gitse bırakın selam vermeyi yüzüne bakmazlar. Ama bu ülkede olan abazanlar bunları şımarttıkları g*tünü kaldırdıkları için kendilerini nimetten sayıyorlar. Yurt dışındaki kız arkadaşlarımın birisinde en ufak bir ego yoktu en ufak bir trip atmadı bana , çünkü iki medeni insan gibi konuşmayı anlaşmayı biliyorlardı lakin Türk kızı ne konuşması gerektiğini bilmediği için nasıl davranması gerektiğini bilmediği için trip atmaktan başka çaresi yok. - Amerika'ya yeni taşındığım senelerde arabam yoktu ama kız arkadaşım çalışmış etmiş kendi arabasını almıştı. Hafta sonları las vegas olsun miami olsun gider gezerdik araba onundu benzin parasını ben öderdim eşitlik önemlidir. Ama bakıyorsun Türk kızlarına gelmiş 25 yaşında hiç çalışmamıs etmemiş evde oturup salak salak programlar izlemiş ama erkek arkadaşının lüks arabası olsun kendisini gezdirsin istiyor. Milletten bir şey bekleyeceğini git çalış kendi ayakların üstünde dur kendi hayatını kur senin canın canda yurt dışında yaşayan kadınların ki patlıcan mı? onlar sabah 6 da uyanıp eşşek gibi çalışıyorlar sen evde g*t göbek büyütüceksin sonra bir de utanmadan erkek arkadaşından lüks bir hayat bekliceksin. vay utanmaz vay Bir de Türk kızlarının facelerine instagram hesaplarına yazdıkları atarlı sözler yok mu beni benden alıyor ya.Bu neyin özgüveni bu neyin atarı? ayrıca hepsi şarkı sözleri yada klişe sözler otur 2 söz yaz desen yazamazlar yıl olmuş 2017, şarkı sözleri ile laf sokmalar filan. Geçenlerde İstanbul'da bir avm'nin asansörüne bindim tam kapı kapanıyor bir kadın yetişmeye çalışıyor kapıyı tuttum kadın içeri geldi ne bir teşekkür ne bir söz sanki erkeğin görevi kadına hizmet etmekmiş gibi davranıyor, yurt dışındaki kadınlar kibar teşekkür etmesini biliyor. Ayrıca Türk kızları sevişmeyi ölü balık gibi yatmak sanıyor. Hem sevişmeyi bilmiyorlar hem güzel bir söz etmeyi bilmezler ama istediklerine bakıyorsun dizilerdeki filmlerdeki o muhteşem hayatı istiyorlar ve o muhteşem hayatı hiç emek harcamadan sadece erkeğin ona sunması bekliyorlar. Türkiye'de gördüm ve anladım ki ezilen cins erkeklerdir. Örneğin evlendirme programınlarına bakıyorsun kadın çıkıyor evleri olsun arabası olsun maaşı yüksek olsun diyor ve bu çok normal karşılanıyor ama bir erkek çıksa dese ki benimle evlenmek isteyen kadının evleri olsun arabası olsun sen jigolomusun derler canlı yayından kovarlar. Eee hani eşittik bakın gördünüz mü kadın aynı şeyi isteyince normal ama erkek isteyince tepki görüyor. Ayrıca sayın Türk kızları gidin çalışın sonra hesap geldiğinde yalandan çantanızı karıştırmayın çok ezik duruyorsun. Yurt dışında bir kere bile bir kadının bana hesap ödettiğini hatırlamıyorum. çünkü oradaki kadın çalışıyor emek harcıyor para kazanıyor ama bizim Türk kızı hem çalışmıyım yorulmıyım hemde en lüks mekana gidip yemek yiyim ve erkek arkadaşım bunu ödesin , sen kendine erkek arkadaş değil enayi arıyorsun bence. Yurt dışındaki kadınlar erkeklerden en ufak bir şey istemez isteyemez herkes bir birey herkes kendi ayaklarının üstünde durmak zorunda kız da olsan aynı erkek de olsan aynı ancak bu bizim ülkede pek mümkün değil. o yüzden tekrar yurt dışına taşınmaya karar verdim. En kısa zamanda Amsterdam beni bekler."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yurtdisinda-market-alisverisi-ac-kalmamak-icin-yaraticiliginizi-kullanin/", "text": "Türk yemeklerinin bir numaralı hayranı olarak Asya'da geçirdiğim 6 ay yemek bakımından adeta kabusum oldu. Avrupa'da iyi kötü pizza, hamburger idare edebiliyorsunuz ama bırakın peyniri, domates, ekmek kültürünün bile olmadığı Asya'da içiniz dışınız noodle olabilir. Bu durumdan kurtulmak için her gittiğim şehirde süper marketlerde ne var ne yok mutlaka turlayıp, göz atıyorum. Beni aç kalmaktan kurtaran alışveriş listemi aşağıda bulabilirsiniz: 1- Paketlenmiş Ekmek Etrafınızda şöyle fırından yeni çıkmış, sıcak, çıtır çıtır bir ekmek göremediyseniz dosdoğru markete gidiyorsunuz demektir. Paketi 3-4 TL'ye dilimlenmiş ekmek bulabilirsiniz. Aksi taktirde restorantlarda dilimin tanesini 3TL'ye servis edeceklerini belirteyim de önemini anlayın. 2- Ton Balığı Güzel ülkemde ancak ekmek arasına layık görülen ton balığı Tayland'da başımın tacı oldu. Asya'da ton balığının dometeslisi, körilisi, tatlısı da dahil olmak üzere onlarca çeşidini bulabilmenize rağmen, hepimiz alıştığımız o sade tadı ararız biliyorum. Raflarda tuna with spring water olarak arayabilirsiniz. Yiyecek bir şey bulamadığınızda aklınızda mutlaka ton balığı alternatifi bulunsun. 3- Haşlanmış Yumurta Benim gibi yanınızda yumurta haşlayıcısıyla gezmiyorsanız haşlanmış yumurta almak kahvaltılarınızı kurtarabilir. Bir süre sıcak suyun içinde bekletin tamamdır. 4- Yoğurt Maalesef bizim kültürümüzde olup Asya kültüründe bulunmayan bir diğer ürün de yoğurt. Sadece Asya değil Avrupa'da da ülkemizdeki gibi keskin lezzetli yoğurt bulmak çok zor. Hemen hepsi şekerli ya da meyveli. Asya süper marketlerinde Greek Yoghurt olarak rafları tararsanız alıştığımız tada yakın yoğurt çeşitleri bulabilirsiniz. 5- Kuru Meyve Bir fındık, bir ceviz yok ama badem var, kajun var a dostlar. Biraz şanslıysanız kuru kayısı da olabilir. Gündelik hayatta çok tüketmiyorsunuz biliyorum. Acıkınca görüşürüz 🙂 6-Taze Meyve Yine Asya'da bulmakta çok zorlandığım konulardan biri alışkın olduğum yaş meyveler. Elmanın tanesi yaklaşık olarak 1 TL, portakal neredeyse yok ve kilosu 70-80 TL civarı. Üzümü hiç söylemiyorum bile çünkü yakında marketlerden çıkıp altın borsasına girecek. O yüzden uzak doğu meyvelerine bir şans verin derim. Çocukluğumuzun zengin meyvesi Ananas, çizgi filmlerin vazgeçilmezi hindistan cevizi, Avrupalıların üzerine limon sıkıp yediği papaya ve garip görünüşüyle ejderha meyvesi... hepsi denenmeye değer. Hem sağlıklı, hem lezzetli. 7- Salatalar ve Hazın Öğünler Asya'da bir çok market öğünleri önceden hazırlanmış ve paketlenmiş halde sunuyor. Meyve salatası, papaya veya mango salatası, dondurulmuş pirinç ve deniz mahsüleri... Salata deyince aklınıza kıvırcık, domates gelebilir ama hiç umutlanmayın. Asya'nın yemek kültüründe tatlı ve tuzlu iç içe geçtiği için bir çok öğün meyve-et karışımı içeriyor... Çok acıktım yeni bir şey deneyeyim diyorsanız marketlerdeki paketlenmiş öğünlere bir göz atın.Ufak bir ipucu; marketlerin çoğu ısıtılması gereken paketli ürünleri sizin için ısıtıp hazır hale getiriyor. Kasaya mutlaka sorun:) Süpriz! Sizin için kısa bir market videosu çektim:"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yurtdisinda-yasanan-en-dumur-olay/", "text": "Yurtdışında yaşadığınız en dumur olay neydi? sorusuna eminiz sizin de verecek bir cevabınız vardır. Yurtdışına çıkmadım bunlardan biri değil tabii ki. Ancak Ekşi Sözlük yazarının başından geçen bu olay bize Yok artık! dedirtti: Tek kelime fransızca bilmediğim halde iş için gittiğim fransa'da, iş yerinin fransa'da yaşayan türk ortağı ve ben, işini yaptığımız firmanın sahibi tarafından yemeğe davet edildik. ertesi sabah erkenden dönecek olmam ve sıfır fransızca nedeniyle pek sıcak bakmamama rağmen, türk ortağın bu şekilde bir jesti reddetmen yanlış anlaşılır uyarısı ile adamın evine gitmek zorunda kaldım. ev lüks bir semtte ve gayet güzel bir bahçesi olmasına rağmen oldukça sade döşenmiş bir evdi. fransızların meşhur, yemekten önce şarabı, yemek şarabı, yemek sonrası şarabı üçlüsüne takılıp, ara sıra hem onların hem de benim pek iyi olmayan ingilizcemizle iletişim kurmaya çalıştık. koltuklara geçip konyak-kahve ikilisinin tadını çıkarırken, salona 4-5 yaşlarında bir çocuk girdi. sarışın mavi gözlü, annesinin kopyası sevimli bir çocuktu. aile orada olmasını istemiyorduı. piyer hemen odana gibi çocuklar duymasın vari cümleler kurduklarını tahmin edebiliyordum. oh mami no ,pağlevisyon, televizyon gibi cümlelere, ailesinin, ^noğğ piyeğ televizyon zamanı değil şimdi diye yanıt verdi *. neyse bu sevimli çocuk, beni fark etti ve; mami bu amca kies? diye sorarak yanıma seğirtti. aile tedirgin oldu ama ben hemen onunla oynamaya başladım. bebe ile gayet iyi anlaştık. hatta ben koltuktan yere indim bebenin arabaları ile oynuyorum. arabasını koltuktan aşağı sallayıp yere çakılması temalı, salak çocuk oyunlarından birini oynarken, araba yere çakıldığında çocuk hobereyyy gibi bir ünlem çıkardı. ben şaşırmama rağmen belki de evrensel bir 'hobarey' vardır diye çok takılmadım. biraz sonra çocuğa dikkatli bakınca yüzündeki kırmızılıkları fark ettim. kızamık mızamık endişesi ile aileden kimse yokken patrona ne olmuş bu çocuğun yüzüne kırmızı kırmızı ? diye sordum. ve hayatımın en dumur cevabını aldım. aynen şu şekilde; zuccuk yediydim gabarcık oldum.. cevabı patron değil çocuk vermişti. o kadar şarap, 1 haftadır yaşadığım iletişim kaosu, bir anda beyin a*cıklaması geçirtti bana dona kaldım. patron halimi görünce gülme krize girip konyağı burnundan çıkardı. meğer çocuğun yaklaşık 3 aylıktan bu yana yozgatlı bir üniversite öğrencisi bakıcısı varmış. kız üniversite okumasına rağmen türkçesi ailesinin türkçesi gibi kalmış. geçen haftada türkiye'den gelen sucukları bebeye yedirince, bebe baharattan alerji olmuş.. sarışın mavi gözlü fransız çocuğu piyer, enşante, ekute, pağlevisyon derken zuccuk yediydim gabarcık oldum dedi ya. nesine yorum yapacaksın."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yuruyen-merdivende-elimizi-tuttugumuz-yer-neden-daha-hizli-gider/", "text": "Alışveriş merkezlerinde ve metro duraklarında yürüyen merdivenle yukarı çıkarken fark ettiniz mi basamaklarla el bantları aynı hızda gitmiyor. Bant kısmı daha hızlı gidiyor. Bunun oldukça mantıklı bir sebebi var aslında. Gelin öncelikle yürüyen merdivenin yapısına bakalım. Gördüğünüz gibi altta basamakların olduğu kısım çarklı şeklinde düzenlenmiş. El tutma bandının olduğu kesim ise daha dairesel. Bunun kayışı koyan şirkete sağladığı bir avantaj var. Bu sayede kayışı biraz daha geniş bırakabiliyorlar ve kayışın değişme süresi uzuyor. Yani eğer eliniz basamaktan hızlıysa yürüyen merdiven yeni yapılmış, eğer elinizle basamak aynı noktadaysa yürüyen merdivendeki kayış değştirileli çok olmamış demek. Siz elinizden hızlı gidiyorsanız da o yürüyen merdivenin kayışları oldukça eski demek. Görseller: BrightSide.me"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yuzde-5-10-oraninda-kilo-vermenin-faydalari/", "text": "Kilo vermeyi düşünürken, çoğu kişide ideal vücut ağırlığı ya da nihai bir kilo kaybı hedefi vardır. İnsanlar, düzinelerce kilo vermedikçe daha sağlıklı olmayacaklarını düşünürler. Bu bir yanlış anlamadır. Araştırmalar, kilo vermenin getirdiği faydaların yüzde 5-10 oranında kaybedilen kiloyla ortaya çıktığını göstermektedir. Bu, 200 kilo ağırlığında bir kişinin 10 ila 20 kilo civarından bir kilo kaybından büyük fayda sağlayacağı anlamına gelir. Birçok obezite vakasında, yüzde 5-10 oranında verilen kilo insanların sahip olduğu yandaş hastalıklarda azalma olduğunu gösterir. BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi kurucusu Prof. Dr. Halil Coşkun, mütevazi bir şekilde kilo vermenin genel anlamda sağlığımızı nasıl etkileyeceği konusunda şu bilgileri verdi: KOLESTEROL LDL olarak da adlandırılan kötü kolesterolümüzü düşüren ilaçlar mevcut olsa da doktorlar ve hastalar HDL olarak adlandırılan iyi kolesterolü artırmanın ne kadar zor olduğunu bilirler. Yüzde 5-10 oranında bir ağırlık kaybı HDL kolesterolünde beş puanlık bir artışa neden olabilir. Bu, HDL'yi yükselterek, bir bireyin kalp hastalığı geliştirme riskini düşürebilir. Erkekler için 40 mg / dl'den fazla ve kadınlarda 50 mg'dan fazla HDL kolestrolü kalp hastalıklarına karşı koruyucu görevi görür. Kanda yüksek miktarda zararlı diğer yağ benzeri parçacıklar var. Bunlara trigliseritler denir. Yüksek miktarda trigliseritleri olan insanlar, diğer sorunlar arasında kalp krizi ve felç riski altındadır. Normal seviyenin 150 mg / dl'nin altında olması gerekirken, 200 mg / dl'nin üzerindeki herhangi bir miktar yüksek kabul edilir. Vücut ağırlığının yüzde 5-10'unu kaybetmenin trigliseridlerde 40 mg / dl'lik bir düşüşe sebep olduğu gösterildi ki bu önemli bir düşüştür. Bu seviye, aşırı alkol alımının azaltılmasının yanı sıra, egzersiz yapılarak, konsantre şekerler, karbonhidratlar ve yağlar için düşük bir diyet uygulayarak daha da gelişebilir. YÜKSEK TANSİYON Fazla vücut ağırlığı, hipertansiyon vakalarının yaklaşık yüzde 25-30'unu oluşturur. Artan vücut ağırlığı hemodinamik anormalliklere ve kan basıncının yükselmesine neden olan diğer değişikliklere neden olur. Yüzde 5-10'luk bir kilo kaybıyla hem sistolik hem de diyastolik kan basıncı ortalama 5 mmHg azalır. Sebzeler, meyveler yiyerek ve az yağlı süt içerek, tuz kısıtlı bir diyet yaparak, bu kilo kaybı potansiyel olarak daha da yükseltilebilir. DİYABET Şeker hastalığını taramak ve tedavisini izlemek için kullanılan laboratuvar belirteçlerinden birine Hemoglobin A1C adı verilir. Bu belirteç normal seviye 6.5'in altında olmalıdır. Araştırmalar, yüzde 5-10 kilo vermenin bu işaretleyiciyi ortalama yarı yarıya azaltabileceğini gösteriyor. Bu, bazı anti-diyabetik hapların kan şekerleri üzerindeki etkisine yakındır. İNSÜLİN DİRENCİ Kilo artışı ile görülen bir başka durum, insülin direnci adı verilen bir fenomendir. Bu bozuklukta, pankreas insülin adı verilen hormonu normalden daha fazla üretir. İnsülin kan şekeri düzeylerini normal tutmaktan sorumludur. Bu durumda, dokuların insülin etkilerine karşı dirençli olduğu için yüksek düzeyde insülin gerekir. Birisi insülin direncine sahip olduğunda, kandaki yüksek insülin seviyesi, özellikle bel bölgesinde, anormal kolestrole, bazen erkeklerde saç dökülmesine, kısırlığa ve kadınlarda hormon düzeylerinde belli bir değişikliğe neden olur. Yüzde 5-10 oranında kilo kaybının, insülin düzeylerini önemli ölçüde düşürdüğü ve bu nedenle bu koşulların tersine çevrilmesine yardımcı olduğu bulunmuştur. UYKU APNESİ Obstrüktif uyku apnesi, aşırı miktarda horlayan ya da uyku esnasında yeterli miktarda hava teneffüs edemeyen hastalarda sıklıkla teşhis edilen bir uyku bozukluğudur. Bunun nedeni, uyku esnasında duraklamalar ve solunum boşluklarıdır. Bu hastalık yetersiz oksijenasyona neden olur. Bu, gün boyunca yorgunluk ve uyku haline neden olur. Aynı zamanda, bazı hastalıkların tedavi, örneğin hipertansiyon gibi, süresini uzatır. Uyku apnesi ortaya çıktığında, kandaki oksijen seviyeleri uyku sırasında çok düşüktür ve CPAP adı verilen bir solunum cihazı kullanılması gereklidir. Yüzde 5-10'luk bir kilo kaybının uyku apnesini düzeltebileceği ve bazen apne çok şiddetli olmadığı taktirde hastaları CPAP solunum makinesinden kurtarabileceği ihtimal dahilindedir. Bu, bazıları için büyük bir başarıdır, çünkü bir CPAP kullanmak hayat kurtarıcıdır, ancak bunu kullananlar tarafından sıklıkla hantal olarak algılanmaktadır. İLTİHAP Fazla ağırlığın insan vücudundaki hücrelere etkisini inceleyen çalışmalarda, yağ hücrelerinin ve özellikle de abdominal yağ hücrelerinin, kan damarlarında iltihaplanmaya neden olan çok sayıda madde ürettiği görülmüştür. Bu enflamasyon daha sonra plaklara ve pıhtılara neden olabilir ve kalp atım hızını etkileyerek kalp krizine neden olabilir. Kilo kaybı yüzde 10 düzeyine ulaştığında, kan dolaşımındaki iltihaplanmaya neden olan maddelerin seviyeleri önemli ölçüde düşer ve bu nedenle vasküler hasar riski de azalır. Bütün bu faydalar yüzde 5-10 gibi düşük bir orandaki kilo kaybıyla ortaya çıkar. Nihai olarak kalp krizi veya felç geçirme ihtimalini de önemli ölçüde azaltır. Ilımlı bir ağırlık değişimi halihazırda muazzam sağlık yararlarına neden olmaktadır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yuzerken-kulaginiza-kacan-suyu-nasil-bosaltirsiniz/", "text": "Kulağa su kaçması, yüzmeyi seven bir çok insanın sık sık başına gelen bir şeydir. Yüzerken kulağın suyun içine girmesi gayet normaldir, bu da kulağa bir miktar su kaçmasını kaçınılmaz hale getirir. Normalde kulaktaki balmumu suyun kulak içinde ilerlemesini engeller fakat suyun kulağın derinliklerine kaçtığı da olur. Bu kulakta tıkanma hissi yaratarak rahatsızlık verebilir, kulakta ağrıya ve işitme kaybına yol açabilir. Tedavi edilmediğinde kulaktaki sıvı, işitme kaybı ve kulak zarının inflamasyonu gibi sorunlara neden olabilir. Kulaklardaki sıvıyı mümkün olduğunca hızlı bir şekilde boşaltmanız önemlidir. Peki kulağınıza kaçan suyu nasıl boşaltırsınız? İstanbul Aydın Üniversitesi VM Medical Park Florya Hastanesi'nden Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. M. Melih Çiçek, kulağınıza kaçan suyu boşaltmanıza yarayacak, evde uygulayabileceğiniz bir kaç ipucu hakkında şu bilgileri verdi: YERÇEKİMİNİ KULLANIN Başınızı yana doğru yatırın ve kulağınızı zemine paralel tutun. Avucunuzu kulağınızı kapatacak şekilde başınıza koyun, bir kaç saniye bastırıp bırakın. Bu yöntem geçici bir vakum oluşturacaktır. Kulağınızdaki suyu dışarı atmak için kulak pamuğunu kullanın. Çiğneme ve esneme yöntemleri de dış kulak yolunu esnettiği için kulağınızdaki suyu tahliye etmenize yardımcı olabilir. Kulağınıza kesinlikle bir şey koymayın. VALSALVA MANEVRASI Valsalva manevrasını yapmak, östaki tüplerini açtığı için kulak zarının dışarı doğru bombeleşmesini sağlayarak kulaklarınızı açmanıza yardımcı olur ve kulaklarınızdaki suyu atar. Öncelikle ağzınızı kapatın ve parmaklarınızla burnunuzu sıkın, sonra derin bir nefes alın. Hava basıncını düzenlemek için hafifçe havayı burnunuzdan dışarı doğru verin. Hareket doğru yapılırsa, östaki tüplerinin tekrar açık olduğuna dair hafif bir patlama sesi duyarsınız. Burun kulak zarına zarar verebileceği için burnunuzu çok zorlamayın. SAÇ KURUTMA MAKİNESİ Saç kurutma makinesi, kulağınızdaki suyun daha çabuk buharlaşmasını sağlayabilir. Sıcak, kuru hava suyu buhar haline getirir ve bu da suyun kulağın dışına çıkmasına yardımcı olur. Kulağınızı vücudunuzun dışına doğru çekin. Saç kurutma makinesini kulağınızdan 15-20 cm uzakta tutun. Kurutucunun sıcaklığını artırın ve hava basıncını düşürün. Kurutucuyu açın ve doğrudan kulak kanalına doğru tutun. İşleme 30 saniye boyunca devam edin. Gerekirse bu işlemi tekrarlayın. Kurutucuyu kulağınıza bir kaç dakikadan fazla tutmayın. OKSİJENLİ SU Hidrojen peroksit yaygın bilinen adıyla 'oksijenli su' kulaktaki sudan kurtulmanın diğer bir etkili yoludur. Hidrojen peroksit, sıkışan sıvıyı kolayca çıkarabilir. Damlalık kullanarak, etkilenen kulağa dört ila beş damla hidrojen peroksit koyun. Bir ya da iki dakika bekleyin. Sıvının kolayca boşaltılmasını sağlamak için başınızı aşağı doğru eğin. GLİSERİN Daha önceden kulak yolunuz biraz tıkalıysa kulağınıza su kaçması bu durumu daha da şiddetlendirir çünkü dış kulak yolunuzda mevcut olan kulak kiri suyla karışıp jel kıvamında bir form alır. Gliserin bu jel kıvamındaki tıkacın sıvılaşarak dış kulak yolunun dış kısmına doğru ilerlemesini sağlar. Günde üç kez 3-5 damla gliserinin 5-7 gün kullanımı tıkanıklığın giderilmesinde etkili olur. Sıvının dış kulakta mı yoksa orta kulakta mı toplandığını bulmanız gerekir. Orta kulaktaki sıvı birikimi bir doktor tarafından tedavi edilmelidir. Yukarıda saydığımız yöntemler herhangibir kulak hastalığı olmayan ve daha önceden kulak operasyonu geçirmeyenler için uygundur. Aksi durumlarda kulak burun boğaz uzmanına başvurmak kesinlikle gereklidir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/yuzmeye-gitmeden-once-iki-kere-dusunmenize-neden-olacak-birbirinden-korkutucu-15-fotograf/", "text": "Yaz gelsek de denize girsek diye düşündüğümüz şu günlerde denizde olmadığınıza mutlu olacağınız ve denizle aranıza mesafe koymanıza sebep olacak korkunç fotoğrafları bir araya getirdik. İşte Yüzmeye Gitmeden Önce İki Kere Düşünmenize Neden Olacak Birbirinden Korkutucu 15 Fotoğraf; 1# Ölüm kalım savaşı 2# Derinliğe giden yol 3# Denizanası yarasına karşı ne iyi geliyordu? 4# Anakonda filmini hatırladınız mı? 5# Umarım hiç karşılaşmayız 6# Bu sahne görsel efekt değildir. 7# Bu denli büyük bir su yılanı olabilir mi? 8# Gerçek bir tehdit 9# Devasa bir ağız 10# Dost canlısı bir ahtapot. Belki de fazla dost canlısı. 11# Beklenmeyen 12# Sörfçülerin görmek istemediği manzaralar. 13# Sadece alg olsa da gerçekten çok korkunç. 14# Derinlerin sessizliği 15# Dünya üzerinde yaşayan en büyük canlı: Mavi Balina"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yuzuklerin-efendisi-uclemesinin-oyuncularinin-gecen-15-yildaki-sasirtici-degisimi/", "text": "Sinema tarihinin en önemli eserlerinden biri olan ve birçoğumuzu en sevdiği film serisi olan Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi'nin ilk filmi Yüzük Kardeşliği vizyona girdiğinde sene 2001'di. Evet tam 15 sene önce. Peki geçen 15 sene filmin oyuncularını nasıl etkiledi? Hep birlikte görelim. # Aragorn # Arwen # Bilbo Baggins # Boromir # Elrond # Eowyn # Frodo Baggins # Galadriel # Gandalf # Gimli # Gollum # Legolas # Merrie # Pippin # Samwise Gamgee # Theoden"} {"url": "https://www.thegeyik.com/yuzuklerin-efendisindeki-roluyle-hafizalara-kazinan-sean-astin-stranger-things-ekibine-katildi/", "text": "Geçtiğimiz günlerde 2. sezon hazırlıklarına başladığını ifade ettiğimiz Stranger Things'in yeni sezon kadrosu da yavaş yavaş belli olmaya başladı. Prodüksiyon aşamasından paylaştığı fotoğraf karesiyle izleyicilerini heyecanlandırmayı başaran Stranger Things ekibi, yeni karakterler ile ilgili ilk bilgiyi de çok zaman geçmeden paylaştı. Yüzüklerin Efendisi üçlemesindeki Samwise Gamgee rolüyle büyük beğeni toplayan Sean Astin'in Bob Newby karakteriyle Stranger Things ekibine katıldığını ifade eden yetkililer, Astin ile birlikte Paul Reiser ve Linnea Berthelsen'in de ekibe dahil olduğu açıkladı. Sean Astin'in dizide Şerif Hooper'ın okul arkadaşı olan geek bir karakteri canlandıracağı, Reiser ve Berthelsen'in ise Department of Energy kurumuyla birlikte çalışan yetkililer olacağı ifade edildi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/z-kusagi-modaya-yon-veriyor/", "text": "Z kuşağı moda dünyasında değişimin katalizörü oldu. Z kuşağının, yüzde 50'sinden fazlası sadece sürdürülebilirlikle ilgilenen markalardan alışveriş yapıyor ve bu konuda duyarsız olanları terk ediyor. Z kuşağı, sosyal ve çevresel haksızlıklara karşı konuşarak, sosyal medya aracılığıyla daha sürdürülebilir bir moda endüstrisi için baskı yapıyor... Her neslin tanımlayıcı bir anı vardır. Sessiz Nesil'de II. Dünya Savaşı vardı. Baby Boomers Ay'a inişi yaşadı. Y Kuşağı küresel finansal krizi yaşadı. Ancak Z Kuşağı'nın tanımlayıcı anı ısınan bir gezegen yani iklim değişikliği oldu. 1997 ile 2012 yılları arasında doğanlar, internet üzerinde büyüdüler, burada içerik ve bilgilere serbestçe erişip sosyal platformlarda paylaştılar. Ancak daha da önemlisi, sürdürülebilirlik konusuna derin bir ilgi duydular. Her gün Empire State kadar kıyafet çöp oluyor Tüm markalar Z kuşağı ile bağlantı kurmak isterken özellikle moda dünyası bunu isteyenlerin başında geliyor. Hızlı moda, satışları artırmak için tasarlanmış sınırlı koleksiyonlarla, sosyal medyaya, trendlere ve aciliyete dayalı bir endüstri olarak çalışıyor. Ancak bu, aşırı üretim ve aşırı tüketim bir kısır döngüye yol açtı. Aslında, moda en fazla kirlilik yaratan endüstrilerden biri haline geldi. Bir günde Empire State Binası içine sığamayacak kadar fazla giyim atığının üretilmesine neden oldu. Ucuz giysiler alırken para tasarruf ederken bu bedel gezegen tarafından ödeniyor. Moda markaları, bu nedenle dünyanın en büyük nesliyle bağlantı kuramıyorlar. Z kuşağının, yüzde 50'sinden fazlası sadece sürdürülebilirlikle ilgilenen markalardan alışveriş yapıyor ve bu konuda duyarsız olanları 'iptal ediyor'. Dönüşümü Z kuşağı ateşliyor Z kuşağı, çevre bilincine sahip değerlerini ve inançlarını giyimlerine uygulayabilecek yaş ve gelir seviyelerine ulaştıkça, ucuz artık şık olmuyor. Hızlı moda markalarına pozitif bakanların oranı sadece yüzde 34. Diğer maliyetlerin farkında olan, özellikle de dijital yerliler, büyüdükleri araçları kullanarak teknolojiyi kullanarak fikirlerini dile getiriyor ve diğerlerini sürdürülebilirlik konusunda aynı şekilde hissetmeye teşvik ediyor. Z kuşağı, sosyal ve çevresel haksızlıklara karşı konuşarak, sosyal medya aracılığıyla daha sürdürülebilir bir moda endüstrisi için baskı yapıyor. Z kuşağı güçlü bir katalizör olarak hizmet ederken, teknoloji bu dönüşümü ateşleyen kıvılcım görevi görüyor. İkinci el giyim modası Teknoloji, özellikle sosyal medya, vintage giyim ve ikinci el alışverişin yeniden canlanmasına yardımcı oldu. Bu moda, genç nesiller tarafından benimseniyor ve ThredUp, Vinted ve Depop gibi ikinci el giyim satış uygulamalarının doğmasına yol açıyor. Ancak bu değişiklik ikinci el giyim satış uygulamalarıyla sınırlı değil. Zara gibi moda markaları, geri dönüşmüş CO2 ve geri dönüşümle yapılmış giyim koleksiyonlarını oluşturmak için karbon geri dönüşüm teknolojisi kullanıyor. Aslında, teknoloji, su kullanımını, atık ve enerji tüketimini en aza indirebilen baskı alternatifleri oluşturmak gibi yenilikçi yollarla kullanılıyor. Epson'un öncü kuru fiber teknolojisi atığı orijinal halinde yeniden kullanmak yerine yeni malzemeler oluşturuyor. Teknoloji zaten kağıdı geri dönüştürmek için ticari olarak kullanılırken, kullanılmış ve atılmış giysilerden yeni dokusuz fiber malzemeler üretmek için adapte edildi. Moda, kuru fiber teknolojisi ve dijital tekstil baskısını birleştirerek, moda endüstrisini etkileyen çevresel etkiyi ve aşırı üretim sorunlarını azaltmaya yardımcı oluyor. Ambalajın yüzde 9'u dönüşüyor Ayrıca, markalar, özellikle ambalaj ile ilgili olan yerlerde, tedarik zincirlerini inceliyor. Toplamda, ambalaj plastik atıkların % 40'ını oluşturuyor ve bunun sadece %9'u geri dönüştürülüyor. Z kuşağının etkisini fark eden Nike, son zamanlarda Nike One Box konseptini tanıttı, ayakkabıları gönderirken dış kutu gerekliliğini ortadan kaldırarak tekli online siparişler için ambalaj atığını %51 azalttı. Markalar durup dinlenmeli Z kuşağı, böylece hızlı moda endüstrisine ışık tutuyor. Markaları sorumlu tutarak, şık ve sürdürülebilir bir gelecek yaratmak için değişim için baskı yapıyorlar. Ancak, hızlı moda Z kuşağını kazanmak istiyorsa, endüstrinin durup dinlemesi gerekiyor. Markaların, bu neslin çevresel haksızlıklara karşı mücadelesinde kararlı olduğunu kabullenmeleri bekleniyor. Başlangıçta geçici bir trend olarak başlayan şey, tüm endüstrilerin çevresel etkisini azaltmaya adanmış güçlü bir küresel harekete döhüştü ve daha sürdürülebilir bir gelecek yaratma amacını taşıyor."} {"url": "https://www.thegeyik.com/zaman-yolculugu-yapip-katilmak-isteyeceginiz-10-efsane-konser/", "text": "Bazı isimler, bazı konserler için çoğumuz genç kaldık sayın okur. Turkgitar.net'ten Oğul Uzun harika bir liste yapmış ve o konserlerden görüntülerle bizi zaman yolculuğuna çıkarmış. Her izlendiğinde zamanda yolculuk yapma isteği uyandıran 10 efsane konser: 10) Pantera Live in Japan, 2001 Pantera efsanesinin son konseri. 9) Rammstein Live aus Berlin, 98 Alman devinin ilk büyük konseri. İnsan dolusu bir stadyum ve durmak bilmeyen sahne şovları. 8) Sepultura, Barcelona 91 Brezilya'dan çıkıp İspanya'yı yakıyor, yıkıyor Sepultura. Efsane kadro, efsane konser. 7) AC/DC Live at River Plate, 2009 Arjantin'de stadyumun rock n' roll için dolup taştığı efsane bir konser. 6) Guns n Roses Live at Ritz, 1988 GNR'ın en baba konserlerinden birisi. New York'un yıkıldığı gece. 5) Queen at Wembley, 1986 Queen'in 86'da çalıp 92'de DVD'sini piyasaya sürdüğü, birçok Queen hitini barından çok özel bir şov. 4) Maiden England, 88 Iron Maiden'ın kuşkusuz en sevilen turnelerinden birisi. Günümüzde bile hala Maiden England dillenir grubun adı geçince. 3) Woodstock 69 Jimi Hendrix, The Who, Janis Joplin, Crosby ve daha birçok ismi gördüğümüz efsane bir festival. 2) Metallica Moscow, 91 Metallica'nın en güzel dönemlerinde harika hatta efsanevi bir konser. 1) Pink Floyd Pulse, 1994 Progressive Rock'ın babalarından Pink Floyd'un 94 yılında verdi müthiş konser. Zirve. Bonus"} {"url": "https://www.thegeyik.com/zaman-yolculugunun-dogrulugunu-kanitlayan-14-unlu/", "text": "Zaman yolculuğuyla ilgili nice kitaplar yazan, nice filmler çeken insanoğlunun en büyük bilim-kurgu fantezilerinden biri zamanda yolculuk yapmaktır. Ancak kimi zaman öyle kanıtlar ortaya çıkar ki, insana fantezilerin gerçek olduğunu düşündürür. İşte Zaman Yolculuğunun Doğruluğunu Kanıtlayan 14 Ünlü; 1# Keanu Reeves ve Fransız aktör Paul Mounet 2# Alec Baldwin ve 13. ABD Başkanı Millard Fillmore 3# Jennifer Lawrence ve Mısırlı aktrist Zubaida Tharwat 4# Nicolas Cage ve İç Savaş zamanından bir adam 5# Liam Neeson ve Fidel Castro 6# Peter Dinklage ve Sebastian de Morra 7# Sylvester Stallone ve Papa IX. Gregory 8# Justin Timberlake ve geçmişten isimsiz bir kahraman 9# Kathy Bates ve 27. ABD Başkanı William Taft 10# Bruce Willis ve Douglas MacArthur 11# Hugh Grant ve Oscar Wilde 12# Orlando Bloom ve ressam Nicolae Grigorescu 13# Chuck Norris ve Vincent van Gogh 14# Jack Gleeson ve Roma imparatoru Caligula"} {"url": "https://www.thegeyik.com/zamaninda-facebookun-ofisini-boyayip-simdi-200-milyon-dolari-olan-adam/", "text": "Kısmetin nereden çıkacağı belli olmuyor, sayın okur. David Choe zamanında boyacıdan bozma bir ressamken şimdi ünlü ve zengin. 2007 yılında Facebook'un kurucusu Mark, bu arkadaşa taşınacağımız yeni ofisi boya biz de sana şirketten hisse verelim diyor. Eğer bunu kabul etmezsen de sana bir iki bin dolar veririz diyor. David abimiz aslında ben parama bakarım hisse misse bilmem dese de Facebook'u saçma bulsa da bu sefer yardımcı olmak adına hisseye evet diyor ve boyuyor. 1 Şubat 2011'de Facebook, 5 milyar dolarlık ilk halka arzı için ABD Sermaye Piyasası Kurulu'na başvuruyor ve sonrasında 2012 yılında David Choe 200 milyon dolarlık bir adam oluyor. Şimdilerde daha da ünlü. Resimleri vs hayat ona güzel. Allah yürü ya kulum demiş. Darısı başınıza!"} {"url": "https://www.thegeyik.com/zara-turkiye-pazarindan-cikma-karari-aldi/", "text": "Habertürk gazetesi yazarı Fatih Altaylı, İspanyol Inditex'in Türkiye'deki Zara mağazalarını kapatma kararı aldığını öne sürdü. Bana bu bilgiyi veren, Türkiye'nin en önemli tekstil üreticilerinden biri diyen Altaylı, giyim firmasının sadece online satış yapacağını aktardı. Fatih Altaylı'nın Habertürk'teki Densizlik işe yaradı başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle: Ürünleri pek kaliteli olmasa da, bırakın yılları bir sezon boyu giyilecek türde olmasa da Zara, dünya modasında önemli bir oyuncu. Hızla değişen moda akımlarına, erişilebilir moda kavramıyla herkesi ortak edebilen bir tekstil, daha doğrusu bir lojistik firması. Dünya çapında Türkiye'nin de aralarında bulunduğu ülkelerde toplam 6 bini aşkın mağazası var. Ve bu dünya devi Zara, Türkiye'den çıkma kararı almış. Tüm mağazalarını kapatacak ve Türkiye'de sadece online satış yapacakmış. Daha önce de böyle dedikodular çıkmış, ancak Zara Türkiye'den çıkmamıştı. Ancak bu kez bana bu bilgiyi veren, Türkiye'nin en önemli tekstil üreticilerinden biri. Her ne kadar bu kararın gerekçesi yüksek kiralar nedeniyle aşırı maliyetler olarak gösterilse de ben pek de öyle düşünmüyorum."} {"url": "https://www.thegeyik.com/zayiflamak-isteyenlere-umut-isigi-olacak-12-harika-degisim/", "text": "Biz insanın her kiloyla güzel olduğuna inanan bir içerik sitesiyiz ama eğer durum sağlığınız ve sosyal yaşantınız için sorun oluşturuyorsa kilolardan kurtulmanızın yararınıza olduğunu düşünüyoruz. Bu zamana kadar kısa denemeler yapıp sonuca ulaşamayınca vazgeçtinizse lütfen bugün bu fotoğraflara bakıp ilham almaya çalışın. İstedikten sonra başaramayacağınız şey yok. Kilo Vermenin Kitabını Yazmış 12 Mükemmel İnsan 1- Zumba yaparak 12 yılda 56 kilo verdi. Süreç biraz uzun gibi görünse de oldukça düzgün ve sağlıklı olarak zayıflamış. Avustralyalı kadını sabrından dolayı tebrik ediyoruz, yeni hali de çok güzel görünüyor. 2- Yalnızca 9 ayda 55 kilo veren Kate Kate'in yaptığı inanılmaz bir başarı. En büyük sırrı ise spor. Öyle deli deli spor da yapmıyor, günde 2 saat spor ve öğülerini küçültme ile sonuca ulaşmış. 3- Kendine özgü programla 40 kilo verdi. Rachel Graham 9 ayda kırk kilo vermiş ve sizlere anlatmak istediği çok önemli bir sırrı var: Hiçbir diyet evrensel değildir. Yani Rachel herkesin metabolizmasının farklı olduğuna dikkat çekiyor. Biraz spor, biraz sağlıklı beslenme ile her şey mümkün. 4- Yağ yığınından kasa giden yol Her gün 10.000 adım yürü, kilonu ayarla ve yavaş yavaş yaptığın spor miktarını arttır. İşte Vitali'nin 70 kilodan 3 yıl gibi bir sürede kurtulma yolu. 5- Pasquale bir mucizeye imza attı! Pasquale kilo verirken ilk olarak fast food ve hazır yiyeceklerden uzak durup hayatına sağlıklı besinleri soktu, sonrasında da her gün 10 kilometre yürüyüşe başladı. 146 kilo vermesi, böyle kaslı birine dönüşmesi ise 3 yıl sürdü. 6- Spor salonu işe yaradı. Spor salonlarına herkes poz için gitse de Regina spor için gitti. Günlük öğünlerinin arasına iki atıştırmalık zamanı ekledi. 5 öğün ve sporla Regina, 68 kilodan kurtuldu. Üç yıl içerisinde bambaşka biri oldu. 7- Aralarında en hızlı eriyenlerden Clare Nasir 6 ay gibi kısa bir sürede 30'dan fazla kilo verdi. İngiliz sunucunun içinden yepyeni biri çıktı. 8- Cipsleri bıraktı, kilo verdi. Kahvaltı yapmazsanız gününüz iyi geçmez denildiğinde bu öğüdü çok önemsemiyordunuz belki de. Jill de umursamıyormuş ama şimdi hiçbir güne kahvaltısız başlamıyor. 4 yılda 90 kilo vermesinin en büyük sebebi ise cipslere veda etmesi, yerlerine sağlıklı yemekler ve spor koyması. 9- Ekmek ve makarnadan vazgeçince Bu listedeki diğer karakterler gibi Melissa'nın hikayesinde de aslında hepimizin bildiği şeyler var. Makarna ve ekmeği azaltmış biraz diyet, biraz sporla Melissa; 3 yılda 106 kilo vermiş. Yani bizlerin de kilo vermek istediğinde yapacağı şeyler çok açık. 10- Kiloyu verince kız arkadaşı kaptı. Doğa yürüyüşleri, bisiklet turları, diyet ve biraz spor tam 100 kilo vermesini sağladı. 3 yılda böylesine bir değişim yaşayan Johnathon'ın şimdi bir kız arkadaşı da var. 11- Şimdi o gelinliğe damat da sığar. Gelinliğin içindeki o fotoğraftan tam 2 yıl sonra çekilmiş diğer fotoğraf. Arada tam 90 kilo var. Günlük aldığı kalori miktarını düşürerek bunu başarmış. 4000 kalori alırken 700 kalori almış ve buna ek olarak hafif sporlar yapmış. 12- Kısa mesafelere bile araçla gidermiş Tembelliği bıraktığınız zaman kilo vermeye başlayacağınızın en önemli örneklerinden biri Jade. Erken kalkmak işlerini kendi yapmak yeni hobisi olmuş. Ve kendine özgü bir program yapmış, aldığı kalori miktarını azaltmış."} {"url": "https://www.thegeyik.com/zayiflamaya-calisirken-meyveyi-birakmak-gerekir-mi/", "text": "İnternette, gazetelerde ve diğer ortamlarda beslenme önerilerinin sonu gelmek bilmiyor. Üstelik önerilerin çoğu çelişkili. Hem görsel kaygılar, hem de sağlık açısından halk tarafından merakla izlenen bu tartışmaların odağında olan başlıca besinlerden biri şeker. Şekeri yaşamınızdan bütünüyle çıkarın, cümlesi mutlaka kulağınıza çalınmıştır. Tabi öyle bir durumda sadece toz ve kesme şeker satın almayı bırakmanın yeterli olmayacağı açık. Örneğin fruktoz içeriğinden dolayı meyveden de çekinmemiz gerekiyor mu? Yoksa vitamin vb diğer yararlarını düşünüp, daha fazla meyve mi yemeliyiz? Daha sağlıklı bir vücut için uğraşıyorsanız ve şeker ile tatlıları kesmeye karar verirseniz, meyveye de sırt çevirmeniz mi gerekir? Norveç Kalp ve Akciğer Hasta Kuruluşu'ndan sağlık danışmanı Erik Arnesen, meyvenin şekerden daha sağlıklı olduğuna dair hiçbir kuşku olmadığını belirtiyor. Meyve, şekerlemeye güzel bir alternatif olabilir ancak ikisinin kıyaslanması doğru değil, diyor. Tropikal meyveleri çok yemeyin Arnesen, meyvenin aslında sanıldığı kadar fazla şeker içermediğini söylüyor. Meyvedeki kalorinin çoğunun, avokado dışında, şekerden kaynaklandığı doğrudur. Ancak meyve temelde sudan oluşur. Bu da içerdiği şekerin, yapay tatlılardakinden çok daha az yoğun olmasını sağlar. Meyveler lif, vitaminler, potasyum ve polifenoller de dahil olmak üzere çok daha fazla besin içeriyor. Bütün meyvada şeker, meyvenin hücre duvarlarının içine depolanmış durumda olur, diye açıklıyor Arnesen. Bu da meyvenin şekerlemelerden ve tatlılardan kesinlikle daha sağlıklı olduğu anlamına geliyor; üstelik onlar kadar lezzetli ve tatlı oldukları halde. Ancak sınırlamamız gereken asıl öğe, serbest şeker olarak adlandırılan şey. Serbest şeker sonradan eklenen şekerdir; bal, şurup ve meyve sularına sonradan eklenen şeker gibi, uyarısını yapan Arnesen, meyvelerdeki doğal şekerden yine de endişe edenlere, tropik meyveler yerine elma, armut, narenciye türlerini öneriyor. Beslenme konusunda akılda tutulması gereken atasözü şu: Her şeyin azı karar, çoğu zarar. Bazı kültürlerde bu düşünce İlaç ile zehir arasındaki tek fark dozdur, şeklinde ifade ediliyor. Dolayısıyla gerek meyveler, gerekse diğer besin türleri için en iyisi azar azar ve çeşitli beslenmek. Her gün 2 farklı meyve yemeye çalışın Kimse meyve yemekten kaçınmamalıdır. İnsanlar meyve yemeyi bırakırsa, halk sağlığı açısından zararlı olur. 2013'te, Norveç'teki kardiyovasküler hastalıklardan yaklaşık 1.400 civarında ölüm vakası konusunda, düşük meyve alımına atıfta bulunulmuştu, diyor Arnesen. Elbette kişi sağlıklı beslenmek derdindeyse, endişelenmesi gereken çok fazla şey oluyor. Arnesen, içerdiği şeker nedeniyle meyveye karşı yapılan uyarıların, insanların dikkatini gıda ve içeceklere eklenen şeker gibi gerçek problemlerden başka yerlere saptırdığını düşünüyor. Ulusal beslenme önerileri, günde iki farklı meyve ve üç farklı sebze yenmesi gerektiğini salık veriyor. Arnesen, önerilen bu miktarda meyvenin, şeker hastalarının kan şekeri regülasyonu için bile olumsuz etki yapmayacağının altını çiziyor. Danimarka'da, her gün iki porsiyon meyve yiyen Tip 2 diyabetli hastalar ile yapılan bir araştırmaya atıfta bulunarak bunu destekliyor. Sonuçta sağlıklı bir vücut için her açıdan dengeli beslenmek şart. Ne sırf şekeri kesmek, ne de sırf meyve-sebzeye yüklenmekle iş bitmiyor. O yüzden en iyisi, elden geldiğince farklı çeşit besinden, sık sık ve az miktarda almak."} {"url": "https://www.thegeyik.com/zayiflayinca-bambaska-birine-donusen-unlu-isimler/", "text": "İşte o kilolarından kurtulup hayatları değişen ünlüler... 1# SEDA AKGÜL Seda Akgül, kısa sürede hızla kilo verdi. Ne mide ameliyatı oldu ne de estetik. Akgül, zayıflamasının sırrını şöyle açıkladı: Vitamin desteği aldım. Sabah kahvem var, sade. Aç karnına içiyorum. Bu da benim metabolizmamı hızlandırıyor. sonra tostum var. 5-5,5 saat açım. günde iki öğün yemek yiyorum. Akşam da yiyebileceğim en hafif şeyleri yiyorum. Bu benim için uygun. Midem dayanıyor. Herkese tavsiye ettiğim bir şey değil. Başarılı sunucu 6 ay kadar kısa bir sürede tam 25 kilo verdi... 2# EMEL MÜFTÜOĞLU Şarkıcı Emel Müftüoğlu, 80 kiloya çıkınca 1.5 yıl önce modaya uyup mide küçültme ameliyatı oldu. 30 kilo verdiği söylenen Emel Müftüoğlu, Yemeğe anormal düşkün biriydim. Şimdi çok sevdiğim tatlılar bile bana zehir gibi geliyor. Şekerle tüm bağımı kestim dedi. 3# SEREN SERENGİL Seren Serengil'i tanıdığımız günden bu yana hep balık etliydi. Ama gerek sağlık sorunları gerekse kilolu hallerinden sıkılması onu yeni Seren olmaya itti. Mide ameliyatı olan Seren Serengil, kilolarından kurtuldu. Sıkı bir diyet ve sporla da süper bir görünüme kavuştu. 4# PELİN ÖZTEKİN Oyuncu Pelin Öztekin 153 kiloya çıkınca 2015'te mide ameliyatı olmuştu. İki yılda 90 kilo verip 63'e düştü. 5# EZGİ MOLA Ezgi Mola, şöhretinin ilk yıllarında tonton bir oyuncuydu. Ama özgüvenini geri kazanmak için zayıflamaya başladı. Sağlıklı beslenme ve spora başlayan Mola, verdiği kilolarla adeta yeniden doğdu. 6# YEŞİM CEREN BOZOĞLU O Hayat Benim' dizisinde Nuran karakterinde izlediğimiz Yeşim Ceren Bozoğlu, bu projesi için 50 kilo almış ve bambaşka bir görüntüyle sevenlerinin karşısına çıkmıştı. Yeşim Ceren Bozoğlu, dizisi bittikten sonra bu proje için aldığı 50 kiloyu verdi ve bambaşka bir görüntüye kavuştu. Kilolarından diyetle kurtulamayan Bozoğlu, son dönemin ünlüler arasında da hızla yayılan trendlerinden ameliyat masasına yatmayı tercih etti. 43 yaşındaki Yeşim Ceren Bozoğlu'nun son hali şoke etti. Takipçileri oyuncuya Bu sen misin? demeden edemedi. 7# TÜLİN ŞAHİN Fiziği ve tavırlarıyla hayran bırakan Tülin Şahin'in mesleğe adım attığı ilk yıllarda aslında kilolu olduğunu biliyor muydunuz? İşte şimdi neredeyse sıfır beden gibi gözüken Tülin Şahin'in yıllar önceki hali ve şimdiki hali... 8# OKAN KARACAN Okan Karacan mide küçültme ameliyatı sonrasında günden güne eridi. 140 kilodan 80 kiloya düştüğünü söyleyen Karacan Artık rahatça gezebiliyorum dedi."} {"url": "https://www.thegeyik.com/zayn-malik-giyimiyle-yine-birinci-secildi/", "text": "One Direction grubundan ayrıldıktan sonra ününü arttırarak hayatına devam eden Zayn Malik hem müziği hem de giyim tarzı ile moda piyasasını sallıyor. Süper model Gigi Hadid'le bir yıldır birlikte olan 23 yaşındaki Pakistan asıllı İngiliz şarkıcı, 30 bin kişi tarafından yapılan oylamada yüzde 59'luk oy oranıyla birinci oldu. 2013 yılında da En İyi Giyinen Erkek olarak seçilmişti. Gigi Hadid ile olan ilişkisine gelince Malik, 21 yaşındaki süper model sevgilisiyle aynı evde yaşamadıklarını ancak Hadid'in, evine gelerek kendisi için hazırlanmış özel yemekleri yemeyi sevdiğini söyledi. Malik, Resmi olarak birbirimize anahtarlarımızı vermiş değiliz henüz. Her neredeysek orada birlikte yaşıyoruz. Onun için biftek ve patatesli tart, pazar yemeği ve Yorkshire pudding yapıyorum. Gigi Yorkshire pudding'i çok seviyor dedi. Foto/Haber Kaynak: www.ntv.com.tr"} {"url": "https://www.thegeyik.com/zehirli-hayvanlar/", "text": "Milyonlarca kişinin ölümübe sebep olmuş Zehirli Hayvanlar hakkında ne biliyoruz? Belki de hiçbir şey. Görmezden geliyoruz ama çok uzaklarda değiller, piknikte, denizde hemen hemen her yerde karşımıza çıkma ihtimalleri var. Bunların bir kısmı öldürmüyor ama tam anlamıyla süründürüyor. Kutu Denizanası Okyanuslarda bulunan kutu deniz anasının kolları yakıcı bir madde üretiyor. Derinin altına inen kollar zehri vücuda salıyor ve boom 🙁 Kral Kobra Çin ve Hindistan'da bulunan kobraların kralı kurbanına kesinlikle acımıyor. Benekli Koni Salyangozu Oradan bakınca sevimli duruyor olabilir ama yaydığı zehrin panzehri bile yok. Uyuşukluk ve halisünasyonlara sebep oluyor, felce kadar yolu var. Mavi halkalı ahtapot Solunumun durmasına yol açan Mavi halkalı ahtapot, küçük yapısına rağmen öldürücü olabiliyor. Hastaya suni tenefüs yapmayı ihmal etmeyin. Ölüm Akrebi Akrebin bence çok sevilecek bir yanı yok ama bu İsrailli sarı akrep yani ölüm takipçisi daha da sıkıntılı. Anında öldürebiliyor. Taş Balığı Deniz altında birbirinden tehlikeli yaratıklar oluyor bu balık da onlardan biri. Bu zehirli balık geçici felce neden olabiliyor. Brezilyalı Tarantula 2007'de Guiness'e göre dünyanın en zehirli hayvanı seçilmiştir. Gerisini siz tahmin edin. Brezilya'da daha çok görülüyor. Karasal Taypan Normal yılan çarpı 400 zehir diyeyim. Zehirli Zıplayan Kurbağa Küçük kurbağa küçük kurbağa neden bu zehrin? Kirpi Balığı Egzotik iklimlere sahip yerlerde yemek olarak da satılan bu balık eğer tarife uygun hazırlanmazsa ölüme sebep olabilir."} {"url": "https://www.thegeyik.com/zeki-cocuk-9-yasinda-mezun-olacakti-universiteyi-birakti/", "text": "Tüm dünyanın konuştuğu, Eindhoven Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü'nde okuyan 9 yaşındaki dahi çocuk Laurent Simons ailesinin kararı ile üniversiteyi bıraktı. Eindhoven Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü'nde 20'li yaşlardaki öğrenciler arasında diz üstü bilgisayarı ile uğraşan 9 yaşındaki Laurent Simons'un önümüzdeki günlerde lisans eğitimini tamamlayarak 'dünyanın en genç üniversite mezunu unvanını' alması beklenirken, üniversite yönetimi, Laurent'in 26 Aralık'dan önce mezun olmasının gerçekçi olamayacağını savundu ve 9 yaşındaki çocuğun geçmesi gereken sınav sayısının fazlalığına değindi. Laurent'in ailesi Lydia ve Alexander Simons çifti ise üniversitenin sunduğu bu takvimi kabul etmediği için oğullarının eğitimine son verdi. Baba Alexander, üniversite yönetiminin Laurent'i 'intihalle' suçlamasının da bu olayda bardağı taşıran son damla olduğunu söyledi. En genç üniversite mezunu olacaktı 145 IQ'ya sahip olduğu bildirilen Laurent Simons henüz 6 yaşındayken liseye girmiş, ardından Hollanda'nın Eindhoven Teknik Üniversitesi'ne geçen ve en az üç yılda tamamlanan elektrik mühendisliği bölümünü 1 senede bitirme aşamasına gelmişti. Dahi çocuğun lisans diplomasını almak üzere sadece birkaç sınava daha girmesi ve final projesini tamamlaması gerekiyordu. Laurent, böylelikle 10. doğum günü olan 26 Aralık'tan önce, rekorun şu anki sahibi Michael Kearney'i geçmek ve 'en genç üniversite mezunu' olmak istiyordu. Şu anda dünyanın en genç üniversite mezunu unvanını elinde tutan kişi, 10 yaşında ABD'deki Alabama Üniversitesi'nden mezun olan Michael Kearney. Sputnik"} {"url": "https://www.thegeyik.com/zeki-insanlar-daha-cok-kufur-ediyor/", "text": "Araştırmaya göre zeki insanlar daha çok küfür ediyorlar ve küfürlü konuşmanın düşük kelime dağarcığıyla alakası yok... Batı medyasının önde gelen basın kuruluşlarından Independent'ta yayınlanan bir habere göre, zeki insanlar daha çok küfür ediyorlar ve küfürlü konuşmanın düşük kelime dağarcığıyla alakası yok. Independent ise haberi verirken We f**king knew it! ifadesini kullandı. HEM ÇOK KÜFÜR EDİYOR, HEM GEÇ YATIP GEÇ UYANIYORSANIZ... Bir başka araştırma ise, geceleri geç saatlere kadar oturup sabahları geç uyanan insanların daha zeki olduklarını göstermişti. Hem çok küfür ediyor, hem geç yatıp geç uyanıyorsanız, bir de etrafı dağınık bırakıyorsanız, bu durum sizin için iyi haber olabilir. Minnesota Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, dahilerin dağınık masalarının aslında yüksek zekalarıyla alakalı olduğunu gösterdi. Çevrenizdeki her şeyi temizlemeye ve toparlamaya zaman harcamıyorsanız, bu zihninizin daha önemli konularla meşgul olduğunu gösteriyor olabilir. Yapılan araştırma, dağınık ortamın yaratıcılığa katkı sağladığı sonucunu da ortaya koydu. Psikoloji alanında çalışmalar yürüten bir bilim insanı olan Kathleen Vohs, etrafını dağınık bırakan insanların geleneksel yaşam tarzı ve düşünme biçimlerinden uzak olmakla birlikte, bir şeylerin iç yüzünü kavramak ve yeni düşünceler ortaya çıkarmak konusunda daha fazla ilhama sahip ve yetkin olduklarını söylüyor. Gece geç yatıp çok mu küfür ediyorsunuz? Bugün sizin için güzel bir gün."} {"url": "https://www.thegeyik.com/zencefil-cayi/", "text": "Doğanın insanlara şifa bulmaları için verdiği bitkilerden birisi de zencefildir. Önemli not: Günlük 4 gramdan fazla Zencefil almayınız. Zencefil çayı nedir Sağlık açısından çok faydalıdır. Zencefil çayı zencefilin taze veya kuru küçük dilimler halinde fincan içine koyulması ve üzerine sıcak su eklenmesiyle yapılır. Zencefilin faydaları nelerdir Öncelikli olarak zencefil vücudu terletir. İltihap önleyici etkisi ile özellikle eklem iltihaplarına karşı oldukça faydalıdır. Soğuk algınlığına iyi gelen zencefil, balgam söktürür ve iyileşmeyi hızlandırır. Bulantıları gidermeye yardımcı olur ve kusmayı önler. Vücut direncini, bedensel ve zihinsel gücü arttırır. Mikrop öldürücüdür. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kansere karşı koruyucudur. Damar tıkanıklığını önlemeye yardımcı olmasının yanı sıra kan damarlarını genişleterek Romatizma ağrılarının hafiflemesine de yardımcı olur. Bağırsak bozukluklarını giderir. İshali keser. Cinsel isteği arttırır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/zendaya-ve-david-washingtonun-basrolde-oynadigi-netflix-filmi-malcolm-marie/", "text": "NETFLIX, ZENDAYA VE JOHN DAVID WASHINGTON'IN BAŞROLÜNDE YER ALDIĞI MALCOLM & MARIE'NİN RESMİ FRAGMANINI VE AFİŞİNİ PAYLAŞTI Sam Levinson imzalı film, 5 Şubat'ta tüm dünyayla aynı anda sadece Netflix'te Yönetmen-senarist Sam Levinson'ı Zendaya ve John David Washington ile bir araya getiren bu acıklı romantik dramda, bir yönetmen ve kız arkadaşı bir filmin gala kutlamasından eve döner. Yönetmen, filmin eleştirmenlerin beğenisini kazanacağından ve finansal başarıyı çabucak yakalayacağından emin görünmektedir. Ancak gecenin devamında ilişkileriyle ilgili gerçekler, aniden su yüzüne çıkarak aralarındaki sevginin gücünü sınamaya başlar. Görüntü yönetmeni Marcell Rev ile çalışarak son derece özgün bir filme imza atan Sam Levinson, Hollywood'un unutulmaz aşk filmlerine saygı duruşunda bulunuyor ve sinemanın geleceğine dair inancını samimi bir şekilde ifade ediyor. Yönetmen & Senarist: Sam Levinson Yapımcılar: Kevin Turen, Ashley Levinson, Sam Levinson, Zendaya ve John David Washington Oyuncu Kadrosu: Zendaya , John David Washington"} {"url": "https://www.thegeyik.com/zenginler-kac-sene-daha-fazla-yasiyor/", "text": "Bunu tahmin etmesi zaten çok zor değil ama zenginlerin yoksullardan daha uzun yaşadığı bir kez daha kanıtlandı. Ama neden? Yaşlılık belirtilerinin daha yavaş ortaya çıkması nedeniyle zenginler, yoksullara oranla ortalama olarak yaklaşık 10 yıl daha uzun yaşıyor. Avrupa ve ABD'li üniversitelerden bilim insanlarının bir araya gelerek yürüttüğü bir araştırmaya göre, zengin insanlar yoksullara oranla daha sağlıklı yaşıyor. Bu araştırmayla ulaşılan sonucun bugüne kadarkilerden farkı, zenginlerin fakirlerden daha uzun yaşadığı değil, daha sağlıklı yaşlandığının kanıtlanması. Çarşamba günü The Journals of Gerontology dergisinde yayımlanan araştırma, zengin insanlarda yaşlılık belirtilerinin daha geç ortaya çıktığını belirtiyor. Buna bağlı olarak kişiler fiziksel ve zihinsel olarak yetilerinden 'daha az mahrum kalıyor' CNN International'da, yaşlılık belirtileri sonucu sosyal hayata katılım; yatağın dışına çıkma, çarşıya alışverişe gitme, yemek pişirebilme olarak tanımlanıyor. 25 bin kişinin verileri analiz edildi 50 yaşın üzerindeki yaklaşık 25 bin kişinin verilerinin analiz edilmesiyle yürütülen araştırma, zenginliğin bu zorlukların kendini ne zaman göstermeye başlayacağıyla ilgili en büyük sosyoekonomik faktörün, ekonomik durum olduğunu belirtiyor. Yani zenginler, yaşlılıkla birlikte meydana gelen zorluklarla daha geç karşılaşıyor ve yoksullara göre neredeyse 10 yıl daha fazla yaşıyor. Verilerde, ABD ve İngiltere'deki 50 yaşındaki en zengin grup içinde bulunan kadınlar, ortalama 33 yıl yaşlılık belirtileri ortaya çıkmadan yaşarken en yoksul gruptaki kadınlar ise 24 ve 25 yıl aralığında kaldı.Erkeklerde ise en zengin grup 31'ine kadar yaşa bağlı sağlık sorunu yaşamazken, en yoksul grupta bu sayı 22-23. Posta"} {"url": "https://www.thegeyik.com/zerdecalin-sagliga-faydalari-nelerdir-kimler-tuketmeli/", "text": "Zerdeçal içerdiği kurkumin benzeri bileşikleri ile bilimsel araştırmalara konu olmuş ve hakkında 10,153 makale yazılmış sağlık için çok yararlı fonksiyonel gıdadır . Bilim dünyasının sağlık yararı hakkında en çok araştırma yaptığı sarımsak, tarçın, ginseng, zencefil ve deve dikeni gibi bitkileri geçerek baş sıraya oturmuştur. Zerdeçal uzun süredir sindirim sistemi, iltihap giderici ve antioksidan faydaları için kullanılmaktadır. Taze zerdeçalın faydalarının temelinde içerdiği kurkumin benzeri bileşenler ve uçucu yağlardan oluşan mucizevi bileşenler bulunur . Taze zerdeçalın saymakla bitmeyecek pek çok faydası vardır. Neden zerdeçalı taze tüketmeliyiz? Hastalıklardan korunmada bitkideki bir maddeden ziyade tamamının tüketilmesi daha fazla yarar sağlar. Ayrıca gıdaların taze tüketilmesi, depolanmış veya toz haline getirilmiş formlara göre bazı avantajlar içerir. Taze zerdeçal, zerdeçal tozunda olmayan birçok faydalı doğal bileşen içerir. Örneğin zerdeçal yağı, zerdeçalın işlenmesi esnasında kaybolur. Buna benzer birçok yararlı zerdeçal bileşeni işlenme sürecinde kaybolması besleyici özelliğinin azalmasına neden olur. Taze zerdeçalın yaklaşık olarak % 6 9' u yağdır. Zerdeçal yağı da antikanser bileşen kurkuminin emilimini arttırarak vücudun maksimum yararlanmasını sağlar. Ayrıca sadece taze zerdeçalda bulunan uçucu yağ, kurkuminin yararını daha da arttırır. Zerdeçalın toz formunda uzun süre bekletilmesi içerdiği temel yararlı bileşen olan kurkuminin azalmasına neden olur. Taze zerdeçal, sağlıklı hücrelere hasar veren zehirli maddeleri önleyen antioksidan bileşenleri kurutulmuş zerdeçaldan daha fazla içerir. Gıda güvenliği tüm dünyada önemli bir sorundur. Toz formda zerdeçal içine farklı dolgu maddelerinin katılması, renklendiricilerin katılarak kalitesiz ürünlerin pazarlanması gibi kalite kontrol sorunları taze zerdeçal tüketilerek giderilir. Kanser salgınına karşı zerdeçal tüketin Zerdeçal deri, meme, prostat ve kalın bağırsak kanseri dahil çeşitli kanser tiplerine karşı korunmada yardımcı olup günümüzde tedavide destek olarak da kullanılmaktadır. Daha çok laboratuvar ve hayvan çalışmaları olmakla birlikte son yıllarda kanser hastalarında klinik çalışmalarda kurkuminin katkısı yoğun olarak araştırılmaktadır. İçerdiği doğal antioksidanların antikanser etkiden sorumlu olduğu düşünülmektedir. Beyninizin yaşlanmasına ve unutkanlığa karşı faydaları Yaşam süresinin uzaması bunama ve Alzheimer hastalığı gibi rahatsızlıkların görülmesini arttırdı. Hafıza sorunu yaşayan kişi sayısı çoğaldı. Zerdeçal beyinde amiloid plaklarının oluşumunu engellerken iltihap önleyici özelliği ile beyin hasarını azaltabilir. Erkenden sofralarımızda yer vereceğimiz zerdeçal ileride beyin hastalığı görülmesinin engellenmesinde yardımcı olabilir. Şeker hastalığına faydaları Şeker hastalığının görülmesi şişman veya normal kilolu olan insanlarda giderek artmaktadır. Zerdeçal tek başına veya beraberinde karabiber ile birlikte verildiğinde kan şekeri ve kan yağlarının düşürülmesine yardımcı olabilir. İnsülin direncinin azaltılmasıyla kan şekerlerinde de iyileşmeye destek olmaktadır. Sindirim sistemi faydaları Zerdeçal sindirime yardımcı olan safra üretimini arttırır. Toplumda sık görülen hazımsızlık yakınmalarını ve mide ekşimesini azaltır. Daha çok kadınları etkileyen hassas bağırsak hastalığını yatıştıran zerdeçal, iltihabi bağırsak hastalıklarından ülseratif kolitin kontrol altına alınmasına yardımcı olur . Mide ülserlerinin tedavisinde de yardımcı olabilir. Özellikle h. piloriye bağlı gastritte faydalı olabilmektedir . Fakat aşırı tüketimin ters etki yapıp mideyi daha da rahatsız edebileceğinden tüketime dikkat edilmelidir. İltihap önleyici ve eklem ağrısını azaltıcı faydaları Birçok insanda müzmin, iyileşmeyen iltihabi süreç bulunur. Günümüzde beslenme bozukluğu, hazır ve işlenmiş gıda tüketiminin artması, hareketsizlik ve şişmanlık bunun nedenleridir. Müzmin iltihap kanser, eklem romatizması, ülseratif kolit, kolesterol yüksekliği ve ağrı gibi sorunlara neden olabilir. Zerdeçal içerdiği kurkumin bileşiği ile iltihabi süreci önlemede fayda sağlayabilir. Zerdeçal ilerleyen yaşta eklem ağrılarının azaltılmasında yardımcı olabilir. Zerdeçal dünyada eklem kireçlenmesi veya eklem romatizmasında tıbbi tedaviye yardımcısı olarak kullanılır ve bilimsel çalışmalar bunu desteklemektedir . Romatizmaya bağlı ağrıyan eklemlerin hareketi kısıtlamasını azaltarak yaşam kalitesine katkı sağlar. Zerdeçal aynı zamanda mikrobik olmayan göz iltihabı biçimi olan üveitin destek tedavisinde de faydalı olabilir ve şikayetleri azaltmaya yardımcı olur. Kalp ve damar sağlığını destekler Bilimsel araştırmalar, zerdeçalın damar kireçlenmesinin durdurulmasına, atardamarlarda plak oluşumunun azaltılmasına ve kan pıhtısı oluşumunun engellenmesinde yardımcı olabileceğini düşündürmektedir. Bu özellikleri ile kalp hastalığı, kalp krizi ve inmeyi önlemeye yardımcı olabilir. Zerdeçal damar kireçlenmesine neden olan kötü kolesterol olan LDL' nin düşürülmesine destek olur. Çağımızın salgın hastalıkları arasında olan şişmanlık, insülin direnci ve metabolik sendromu olanlarda faydalıdır. Taze zerdeçal nasıl tüketilebilir? Zerdeçal içine katıldığı gıdalara şifa, renk ve lezzet vermekle kalmaz aynı zamanda onların bozulmasını da geciktirir. Doğal koruyucudur. Taze zerdeçalın daha ekonomik olması sağlık için tüketiminin düzenli yapılabilmesini sağlayabilir. Taze zerdeçal içerdiği aromatik yağlar ile daha güzel tat ve koku vermektedir. Tüketimi daha kolaydır. Çok farklı tüketim şekilleri vardır. Bunlar; Doğal altın renginde pasta yapabilirsiniz Süte karıştırıp blendır ile altın renginde lezzetli ve aromalı bir içecek elde edebilirsiniz Köri sosu yapabilirsiniz Salatalara ince dilimleyebilirsiniz Smoothies yapabilirsiniz Zerdeçal turşusu yapabilirsiniz Taze zerdeçal ne kadar tüketilebilir? Her gün düzenli olarak taze zerdeçal tüketmek isteyenler için günlük kullanım miktarı 6 8 gramdır. Zerdeçalı kimler tüketmemeli? Hamilelerde rahim kasılmalarını arttırabileceği için yoğun tüketilmemesi önerilir. Bir hafta içinde ameliyat olacak olanlar zerdeçal tüketmemelidir. Taze zerdeçal ile sağlıklı bitkisel kür nasıl hazırlanabilir? Özellikle birlikte tüketildiğinde birbirinin yararını arttıran bitki kısımlarından sağlıklı bir kür hazırlayabiliriz. Karabiber, zerdeçalda bulunan kurkumin bileşiklerinin emilimini ve etkisini yaklaşık 20 kat arttırır. Herkesin evinde rahatlıkla hazırlayabileceği kürümüz aşağıdadır: Yarım su bardağı tercihen keçi sütünden hazırlanmış kefir veya yoğurt 1 yemek kaşığı öğütülmüş Chia tohumu 1 tatlı kaşığı kenevir tohumu yağı ve 1 çay kaşığı çörekotu yağı Yarım çay kaşığı tarçın Yarım çay kaşığı havanda ezilmiş çörek otu 1,5 tatlı kaşığı rendelenmiş taze zerdeçal 1/2 çay kaşığı karabiber Tüm malzemeleri karıştırın bir defada tüketin. Bu karışım sabah ve akşam ayrı ayrı hazırlanıp tüketilecek . Bu yazı zerdeçalın sağlık yararları hakkında bilimsel çalışmalar kaynak verilerek insanların bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Kişilerin bu yazıda anlatılan bilgilerden yola çıkarak varsa hastalıklarının tedavisini bırakmamaları, rahatsızlıklarının tedavi ve teşhisi için sağlık kuruluşuna başvurarak doktorlarının önerdiği yöntem ve tedavileri uygulamaları tavsiye edilir. Prof. Dr. Canfeza Sezgin Fitoterapi Derneği Başkanı Fitoterapi ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Kaynaklar: - https://www.ncbi.nlm.nih.gov/ pubmed/?term=curcumin - Mostajeran A, ve ark. Salinity alters curcumin, essential oil and chlorophyll of turmeric . Res Pharm Sci. 2014 Jan-Feb;9(1):49-57. - Toden S, ve ark. Essential turmeric oils enhance anti-inflammatory efficacy of curcumin in dextran sulfate sodium-induced colitis. Sci Rep. 2017 Apr 11;7(1):814. - Singh G, Comparative study of chemical composition and antioxidant activity of fresh and dry rhizomes of turmeric . Food Chem Toxicol. 2010;48(4):1026-31. - Goel A, ve ark. Curcumin as Curecumin: from kitchen to clinic. Biochem Pharmacol. 2008;75(4):787-809. - Thavorn K, ve ark. Efficacy of turmeric in the treatment of digestive disorders: a systematic review and meta-analysis protocol. Syst Rev. 2014 Jun 28;3:71. doi: 10.1186/2046-4053-3-71. - Sarkar A, ve ark. Curcumin as a potential therapeutic candidate for Helicobacter pylori associated diseases. World J Gastroenterol. 2016 Mar 7;22(9):2736-48. - Daily JW ve ark. Efficacy of Turmeric Extracts and Curcumin for Alleviating the Symptoms of Joint Arthritis: A Systematic Review and Meta-Analysis of Randomized Clinical Trials. J. Med. Food. 2016;19:717 729. - Srivastava S, ve ark. Curcuma longa extract reduces inflammatory and oxidative stress biomarkers in osteoarthritis of knee: a four-month, double-blind, randomized, placebo-controlled trial. Inflammopharmacology. 2016;24(6):377-388. - Pescosolido N, ve ark. Curcumin: therapeutical potential in ophthalmology. Planta Med. 2014 Mar;80(4):249-54. - Zeng Y, ve ark. Herbal remedies supply a novel prospect for the treatment of atherosclerosis: a review of current mechanism studies. Phytother Res. 2012 Feb;26(2):159-67. - Ramirez-Tortosa MC, ve ark. Oral administration of a turmeric extract inhibits LDL oxidation and has hypocholesterolemic effects in rabbits with experimental atherosclerosis. Atherosclerosis. 1999 Dec;147(2):371-8. - Amin F, ve ark. Clinical efficacy of the co-administration of Turmeric and Black seeds in metabolic syndrome a double blind randomized controlled trial TAK-MetS trial. Complement Ther Med. 2015 Apr;23(2):165-74. - Imran M, ve ark. Curcumin; Anticancer and Antitumor Perspectives A Comprehensive Review. Crit Rev Food Sci Nutr. 2016 Nov 22:0. - Panda AK, ve ark. New insights into therapeutic activity and anticancer properties of curcumin. J Exp Pharmacol. 2017;9:31-45. - Aggarwal BB, ve ark. Curcumin-free turmeric exhibits anti-inflammatory and anticancer activities: Identification of novel components of turmeric. Mol Nutr Food Res. 2013;57(9):1529-42. - Rao PP, ve ark. Curcumin Binding to Beta Amyloid: A Computational Study. Chem Biol Drug Des. 2015 Oct;86(4):813-20. - Mazzanti G, Di Giacomo S. Curcumin and Resveratrol in the Management of Cognitive Disorders: What is the Clinical Evidence? Molecules. 2016 Sep 17;21(9). - Khaliq T, ve ark. Recent Progress for the Utilization of Curcuma longa, Piper nigrum Seeds against Type 2 Diabetes. West Indian Med J. 2016 Apr 18. - Rao SS, Najam R. Efficacy of combination herbal product used for diabetes mellitus. Pak J Pharm Sci. 2016 Jan;29(1):201-4."} {"url": "https://www.thegeyik.com/zeytin-cekirdeginin-mucizevi-bir-ilac-gibi-oldugunu-biliyor-muydunuz/", "text": "Prof. Dr. Canan Karatay: Her gün 30-40 zeytin yiyen kişi hastanenin yolunu unutur. Zeytin çekirdeğinin faydaları saymakla bitmiyor. BESLENME üzerine hazırladığı kitapları ve adıyla anılan diyeti ile tanınan Prof. Dr. Canan Karatay, zeytin ve zeytinyağının şifa olduğunu belirtip, Her gün 30-40 zeytin yiyen kişi hastanenin yolunu unutur dedi. HER BİR ZEYTİN TANESİNDE 5 KALORİ VAR Konuşmasına zeytin ve zeytinyağının şifa olduğunu belirterek başlayan Prof. Dr. Karatay, Her bir zeytin tanesinde 5 kalori bulunuyor dedi. Zeytin ve zeytinyağının iyi bir antioksidan olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Karatay, Zeytinyağı kilo aldırmaz. Ekmek ve şeker tansiyonu yükseltir. Ekmek obezite sebebidir. Bol ekmek ve şeker tüketimi kalp krizi riskini artırır. Aynı zamanda kalp doktoruyum. Kalp krizi önlenebilir. Ancak, beslenmemize dikkat etmemiz gerekiyor. Kalp krizi bir anda gelmiyor. 20'li yaşlardan başlayan dengesiz beslenme, 40'lı yaşlarda kalp krizi riskini artırıyor. Her gün 30-40 zeytin yiyin ve bol bol zeytinyağı kullanın. Bunu yaparsanız hastanenin yolunu unutursunuz. Zeytin yaprağı çayının da bağışıklık sistemini kuvvetlendirici özelliği var dedi. Zeytin Çekirdeği yutmanın faydaları Zeytin çekirdeğinin yutulması günümüz insanları arasında yeni duyulan bir şey olmasına rağmen eskilerin birçoğunun yaptığı bir uygulamadır. Yani olumlu etki ve tesirleri senelerdir hatta asırlardır bilinmektedir. 1985 li yıllarda başlayan araştırmalar bugüne kadar devam ettirilmektedir. Yaklaşık 25 sene süren neticede karşılaşılan hadiseler hayret vericidir. Bu neticelere bin kişi değil belki yüz binlerce insan tarafından karşılaşılmıştır demek daha doğrudur. Midesinde yanma olan herkes zeytin çekirdeğini yuttuktan sonra rahatladığını ifade etmiştir. Zeytin çekirdeğini yutan kimseler sindirim yolu rahatsızlıklarının bittiğini ifade etmişlerdir. Zeytin çekirdeği yutan kişilerde basur problemiyle karşılaşılmamış hatta basuru olup da yutanlar iyileştiklerini ifade etmişlerdir. Zeytin çekirdeğini senelerdir yuttuğunu bildiğimiz insanlarda kanser hadisesine nadiren rastlanılmıştır. Son günlerde gelen yoğun telefon trafiğinden dahi birkaç gündür zeytin çekirdeklerini yutmaya başlayıp ta yukarıdaki benzeri rahatlamaları hissettiklerini söyleyen onlarca insan vardır. Tavsiyemiz bizzat kendinizin denemesidir. Günde yediğiniz 5 6 tane zeytin çekirdeğini yutun ve kararı kendiniz verin. Ne biz nede bir başkası değil bizatihi kendi vücudunuz buna karar versin. Faydasını görürseniz lütfen çevrenizdekilerle de evinizdeki küçük çocuklarda dahil olmak üzere bu uygulamayı yapın. Yemeklik zeytinyağı normal şartlar altında muhafaza edilirse bozulmadan yenilebilecek evsafta asırlarca kalabilen yegane yağdır. Nitekim arkeolojik kazılarda 3 bin 5 bin yıl önce olduğu tahmin edilen mezarların yanında bozulmamış evsafta zeytinyağı da bulunabilmektedir. Zeytinyağında +10 derecelerde donmayı temin eden de bu maddelerdir.Yani evinize satın alacağınız zeytinyağının buzdolabında donabilen olmasına dikkat ediniz. Zeytinyağını diğerlerinden farklı kılan bu madde veya maddeler en yoğun halleri ile zeytin çekirdeğinin içerisindedir. Herhangi bir zeytin çekirdeğinin her iki ucunu hafifçe törpülerseniz çekirdeğin içinin oyuk olduğunu ve içerisinde pıhtılaşmış veya çok koyu kıvamlı bir yağ olduğunu görürsünüz. Bahse konu olan maddelerin burada ki konsantrasyonu %80 lere varan miktarlardadır. Zeytin çekirdeği muhteviyatında ki bu faydayı elde etmek için ise zeytin çekirdeklerini atmayıp yutmak gerekir. En gelişmiş cihazlarla yapılan araştırmalar zeytin çekirdeğinin boğaz boşluğundan geçip mideye ulaştığı anda eridiğini tespit etmiştir. Hazmı en kolay olan yiyecek maddesi zeytin çekirdeğidir. Bu uygulamanın insan vücuduna faydaları ise: 1-ülser gastrit gibi mide problemlerini bitirdiği; 2-bağırsak ve sindirim yollarını düzenlediği; 3- Basur ve prostatı engellediği; 4-İç organlarda oluşabilecek kanserojen hücre riskini binde birlere indirgediği. ÖNEMLİ NOT: Zeytin çekirdeklerinin öğütülmesine ihtiyaç yoktur."} {"url": "https://www.thegeyik.com/zihnine-zarar-vermemek-icin-unutmak-zorundasin/", "text": "İnsan beyni doğru bir şekilde çalışabilmek için sadece bilgileri depolamıyor aynı zamanda da unutabiliyor: Anıların unutulması sırasında, önemli olmayan bilgiler silinerek beynin esnekliği korunmuş oluyor. Hatta bu sistemin işleyişinde oluşabilecek bir aksaklık çok ciddi zihinsel rahatsızlıklara neden olabilir. Basel'den bilim insanları, unutma işleminde aktif bir şekilde rol oynayan bir moleküler mekanizma keşfettiler. Çalışmanın sonuçları Cell dergisinde yayınlandı. Beyin öyle bir şekilde çalışır ki sadece önemli olan bilgiler kalıcı olarak saklanırken, geri kalanlar ise zaman içinde unutulur. Ancak, şimdiye kadar bu sistemin aktif bir şekilde mi yoksa pasif bir şekilde mi işlediği tam anlamıyla bilinmiyordu. Basel Üniversitesi'nde bulunan fakülteler arası araştırma platformu Moleküler ve Bilişsel Sinirbilimleri 'nden bilim insanları, unutma işlemi sırasında aktif bir şekilde görev alan bir molekül keşfettiler. Musashi adı verilen bu protein beyindeki sinaptik bağlantılarda yapısal ve fonksiyonel olarak görev alıyor. Araştırmacılar Attila Stetak ve Nils Hadziselimovic, ilk çalışma olarak genetiği değiştirilerek musashi proteininden yoksun bırakılan halka solucanlarına koklama eğitimi verip öğrenme yeteneklerini ölçtüler. Deneyler, genetiği değiştirilmiş solucanların, genetiği değiştirilmemiş olanlarla aynı öğrenme yeteneklerini sergilediğini gösterdi. Fakat daha uzun deneylerden sonra bilim insanları, mutant solucanların yeni bilgileri daha iyi hatırladığını keşfettiler. Yani genetiği değiştirilerek musashi proteininden yoksun bırakılan solucanlar daha az unutkan olmuşlardı. Unutmak Bir Rastlantı Değil Daha sonraki deneyler bu proteinin, sinaptik bağlantıların istikrarını sağlayan moleküllerin sentezini engellediğini gösterdi. Bu istikrarın, öğrenme ve unutma işlemleri için önemli bir rol oynadığı görülüyor. Araştırmacılar iki paralel mekanizma tanımladılar: Bir taraftan, addusin proteini sinapsislerin büyümesini sağlıyor ve bu da anıların saklanmasına yardım ediyor; diğer yandan da, musashi proteini aktif olarak bu sinapsislerin istikrarını engelliyor sonuç olarak da anıların unutulması kolaylaşıyor. İki protein arasındaki bu denge, anıların saklanmasında, çok önemli bir rol oynuyor. Unutmak, genel olarak ne pasif ne de aktif bir eylem olarak tanımlanır ve bu süreçte bir aksama olursa bunun sonucu çok ciddi zihinsel rahatsızlıklar olabilir. Musashi proteininin, Alzheimer gibi unutkanlık sorunun anormal bir şekilde baş gösterdiği hastalıklardan korunmak için üretilmeye çalışılan ilaçlara ilginç etkileri var. Bu keşiflerin, tedavi imkanlarına katkısı hakkında ileride daha birçok çalışma yapılacağı ise kesin."} {"url": "https://www.thegeyik.com/zonguldakta-4112-yasinda-porsuk-agaci-bulundu/", "text": "Zonguldak'ta yeni tespit edilen bir Porsuk ağacı tam 4112 yaşında çıktı ve dünyanın bilinen en yaşlı Porsuk ağacı oldu. Ağaç ilk olarak Bronz Çağı'nda filizlenmiş. Zonguldak'ta Bronz Çağ'a tarihlenen Porsuk ağacının , Anadolu'nun bilinen en yaşlı ağacı olduğu ortaya çıktı. Ağaç aynı zamanda dünyanın en yaşlı beş ağacı arasına girdi. 4112 yaşındaki Porsuk ağacının tarihlendirilmesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi'nden Dr. Ercan Oktan ve Anturia Danışmanlık'tan Dr. Murat Yıldız tarafından yıllık halkaların laboratuvarda incelenmesiyle yapıldı. Yapılan incelemelerde ortaya çıkan sevindirici sonuçlardan biri de ağacın hala oldukça sağlıklı olması ve insanlar tarafından zarar görmediği sürece en az 4.000 yıl daha yaşayabileceği. Dünyanın en yaşlı beş ağacından biri olan ağaç, Zonguldak Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Şube Müdürü Sezgin Örmeci tarafından tespit edildi. Örmeci, Arkeofili'ye yaptığı açıklamada bir köylünün kendisine haber verdiğini ve daha sonra bölgede incelemeler yaptıklarını belirtti. Örmeci, ağacın bulunduğu 1500 dekar alanın Tabiat Anıtı olarak ilan edilerek mevcut Gumeli Tabiat Anıtı'na ekleneceğini de duyurdu. Zonguldak'taki Gumeli Tabiat Anıtı, dünyanın en yaşlı ormanlarından biri olarak kabul ediliyor. İçindeki birçok yaşlı ağacın yanısıra, 1987 ve 1164 yaşlarında iki ağacı barındırıyor. Not: Bu makale ilk olarak arkeofili.com internet sitesinde Erman Ertuğrul tarafından kaleme alınmıştır."} {"url": "https://www.thegeyik.com/zubattan-yana-dertli-olan-15-yerli-pokemon-go-kullanicisi/", "text": "Pokemon Go henüz Türkiye'de yayınlanmamış olsa da oynamayan neredeyse kalmadı. Oynayanlarınsa bir derdi var: ZUBAT. Şehrin hemen hemen her yerinden zubat çıkıyor, zubat girmeyen eve doktor giriyor. Bizim oyuncular da bu durumdan dertli tabii. Hatta Fenerbahçe'nin yeni yengesi bile LAAAAAN diye tepki vermiş artık 🙂 1- Hayatımızın özeti Mutlululuk diye gidip zubat ile karşılaşmak gibiydi hayatım. pic.twitter.com/VsIbxNORmw Nani'nin Taklası 22 Temmuz 2016 2- Şanslıymış #PokemonGo kadikoyde snorlax var diye koşturduk ponyta cikti. Zubat cikmasindan iyidir janer (@canererman2) 20 Temmuz 2016 3- Cife bantlı ürün gibi İçim dışım zubat oldu. Para üstüne verilen sakız gibisin zubat. Erhan Ç. 18 Temmuz 2016 4- Zubata okunan belalar dönüyor Allah bütün zubat ların belasını versin pic.twitter.com/eXY17SHB6w Mustafa Gedik (@mus3tafa) 17 Temmuz 2016 5- Ah be! #PokemonGo nearby de sadece zubat oldugunda ben pic.twitter.com/FR1E8QHbH1 janer (@canererman2) 20 Temmuz 2016 6- Fenerbahçe'nin yengesi de Zubat'ın bir gelişmişine laaaan diye tepki vermiş Gregory van der Wiel'in sevgilisi Rose Bertram'dan Zubat'a tepki; Laaaaannn! pic.twitter.com/RJtm6uwUi9 Buzz Spor 24 Temmuz 2016 7- Şarkılar da yazdık Zubat Dudaklarından benler okunsun Zubat Ellerim saçlarına dokunsun Zubat Kulaklarımdan sesin uğulsun Zubat Ellerim saçlarına dokunsun Mustafa Kemal Olgun 23 Temmuz 2016 8- Takı olarak takmışlardır düğüne geldim... gelinin üstü bile zubat dolu. neslin tükensin zubat. das unheimliche 15 Temmuz 2016 9- Dram Yüzyılıb cenabetiyim Poketopum varken Zubat ve Rattata dışı bi bok gelmez poketopum bitti şu hale bak intihar edicem pic.twitter.com/7pDjgvFkSy Makedonya Kızanı (@davutovs2) 15 Temmuz 2016 10- Her yerdeler Her yerde #zubat var, yerlerde zubatlar, kendi evimden de gidemiyorum. Can Dişbudak 24 Temmuz 2016 11- Belediyeler de aktif Kent meydanında boş boş Pokemon aramayın, Zubat'tan başka pokemon bırakmadık. Aydın B. Belediyesi 15 Temmuz 2016 12- Okumuş zubatlar Kampüsteki zubat yoğunluğu Tokyo'nun nüfusu üçe katlar mustafa denizhan 15 Temmuz 2016 13- Zubat gibi zubat Beyler, Zubat çıktı karşıma ne yapmalıyım! Yardım pls! #pokemonGO pic.twitter.com/f4s3M9eLoz Gencer Ziko 15 Temmuz 2016 14- Zubat için atmayalım lütfen Bir zubat uğruna ne poketoplar gidiyor Cem Dişbudak 21 Temmuz 2016 15- Zubat gündemi Yav gardaşım sen zaten Zubat'ı Pidgey'i her yerde bulmuyong mu? Get biraz deniz gıyısına Goldeen ara hayret bişey. pic.twitter.com/t8Nlj5L96g Hazım Gümüş 15 Temmuz 2016"}