{"url": "https://nasilgezdim.net/2016/03/31/montserrat-adasi-gezi-rehberi-ve-karayipler-gezilece", "text": "Güzel Karayiplerde gezilecek yerler içinde farklı bir ada olan Montserrat Adasına namıdiğer \"Hayalet Ada\" ya hoşgeldiniz. Montserrat Adası gezi rehberime başlamadan önce hemen bir noktaya açıklık getireyim. Montserrat'i İspanya'daki Monserrat Dağıyla karıştırmamak gerekiyor. Bu Montserrat Birleşik Krallığın Karayipler'deki kolonisi olan Montserrat. Montserrat Adası Nerede? Montserrat Adası gezilecek yerler, Karayipler Montserrat Adası 'na nasil gidilir? İşte sizin hazırladığım Montserrat Adası gezi rehberim. Montserrat Adası o kadar küçük ki Montserrat Adası nerede anlatmaya başlamadan önce adanın koordinatları versem daha iyi olur. 16.7432 N, 62.1923 W koordinatlarında Karayip Deniz'inde bulunan Montserrat Adası Leeward Adalar gurubu içinde yeralıyor. Montserrat Adası'na en yakın ülke ise benimde gezimi gercekleştirdiğim Antigua ve Barbuda. Montserrat Adası gezilecek yerler geçmeden önce Montserrat Adası'na gitme fikri nasıl oluştu kısaca onu anlatayım. Grace söylediginde haklıydı. 1997 yılında o zamana kadar aktif olmayan Soufriere Hills Volkani patlamış, başkenti Plymouth'i ve limanını lavlar altında bırakmıştı. Bu olay pek çok Montserratlının yasamanı tamamen değiştirmişti. Montserrat'ta iş bulamayan genç nüfus adayı terkedip Birleşik Krallığa taşınmıştı. Geride kalan halk kendini volkanla yaşamaya alıştırmış ve bunu hayatlarının bir parçası haline getirmişti. Montserrat'in başkenti geçici olarak Brades ancak yeni baskent Little Bay'de inşaat halinde ve başkenti gelecekte oraya taşımayı düşünüyorlar. Londra'nın soğuk ve sıkıcı havasından kaçmak icin Antigua ve Barbuda'ya gitmeye karar verince Montserrat Adasına gitme fikri kafama yerleşti. Sonuçta her iki ada da yanyana. Montserrat Adası'na gitmesem ayip etmiş olurdum. Neyse, Montserrat'ta iki tane tur operatörü var. Bur tur operatörleri Carib World ve RTT Tour and Travel. RTT tavel bana bir günlük gezi için en uygun fiyatı veren oldu tur operatörü oldu. 2009'un fiyatıyla $150 verdim. Bütün yazışmaları RTT Tour and Travel'dan Rhonda ile emaille yaptım. Rhonda, bana uçak rezervasyonumu diğer bütün bilgileri emaille yolladı. Ta ki Montserrat'a varıncaya kadar hiç bir ödeme yapmadım. Belirttiğim gibi RTT traveldan Rhonda bana WINAIR'den uçak bileti ayarlamıştı. Artık bu havayolu sirketi yok. Ancak Fly Montserrat adında yeni bir havayolu şirketi var. Uçak rezervasyonu ve bilet fiyatları için Fly Montserrat'in resmi websitesine bakabilirsiniz. Antiuga ve Barbuda ile Montserrat arasında uçakların yolcu kapasitesi 19-20 kişilik. Şimdiye kadar bindiğim en küçük uçak. Bu uçak yolculuğu iseAntigua'dan Montserrat Adasına sadece 15 dakika sürüyor. Bu özelliyle de halen yaptığım en kısa menzilli uçuş. Montserrat Adası'nın John A. Osborne Havaalani ise şimdiye kadar gördüğüm en küçük havaalanıydı. T. C pasaportunun o zamanlar vizeye ihtiyacı yoktu ve girişte 14 güne kadar vizesiz giriş izini veriliyordu. Ne yazik ki vizesiz giriş hakkı kisa bir süre önce kaldırıldı. Ancak İngiltere'ye turist vizeniz varsa Monsserrat'a vizeye ihtiyacınız olmayabilir. Yani, herhangi bir plan yapmadan önce İngiliz konsolosluğuyla görüşüp bunun mümkün olup olmadığını sorun."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2016/04/02/kenya-su", "text": "Kenya'nin olmazsa olmazi tabiki Safari. Safari yapilabilicek pek cok Ulusal Park'tan birini secmeniz yeterli olacak. Her ulusal parkin kendine ozgu karakterisitik ozelligi oldugundan goreceginiz hayvanlarin sayisi ve cesidi de farkli oluyor. - Iste Ulusal Parklar Tsavo East, Tsavo West ve Masai Mara - Kenyaya gitmek icin bir diger sebepte inanilmaz derece guzel plajlari ve hint okyanusu. - Mombasa ve Nairobi - Mombasa'sa Fort Jesus"} {"url": "https://nasilgezdim.net/2016/04/02/momba", "text": "Kenya gibi hem dogasi hem tarihi zengin bir ulkeye gitmisken Mombasa'da, hem Hint Okyanusunun tadini cikarip hem de Ulusal Parklarinda safari yapmak istedim. Nairobi de cok guzel bir terchi olabilirdi ama denize uzak olmasi nedeniyle Mombasay'i terch ettim. Gerci yuzecek cok vaktim olmadi ama Hint Okyanusunun mavisi bile beni benden aldi. Sizin icin hazirladigim Mombasa Kenya Gezi Rehberim. UNESCO dunya mirasi olan Fort Jesus 15. yuzyilda Portekizliler tarafindan insa edilmis. Bugun ise Mombasa'nin olmazsa olmazlarindan Hem Kalenin cok bakimli hem de kaleden manzara gercekten cok guzel. 1956'da Prenses Margaretin Mombasayi ziyareti serefine Moi Caddesinde yapilan bu fildisi gorunumundeki anit o gun bugundur orada ve Mombasanin sembollerinden biri. Osmanli- Arap mimarisinin etkilerinin goruldugu eski kasabanin icinde Ugali pisiren ya da kahve kavuran yerli kadinlari gormek mumkun. - Peki nedir Ugali? Ugali misir unundan yapilan pismis irmigi animsatan bir tur yiyecek. Kenyada ugaliyi pirince ve patatese alternatif olarak Körili yemeklerin yaninda sunuluyor. - Neden osmanli ve Arap mimarisi? Osmanli Imparatorluguna bagli olan Arap eyaletlerinden gelen tuccarlar buraya yerlesmisler bu yuzden de yemeklerde ve mimarinde bunun etkilerini gormek mumkun. Kum ve deniz sevdalilari icin birebir. Bence Sun n' Sand Beach otelinde herseyin icine dahil oldugu bir tatil koyunde kalmayi terch ettim. Mombasa'nin disinda kalan ve Kikambala plaji uzerine insaa edilen bu otel ucuz ama luks bir yerde kalmak isteyenler icin uygun degil. 7 gunluk tatilimin 1 gununu safariyle 1 digerini Mombasayi gezerek gecirdigim icin cok umurumda degildi. Tsavo East Safari gezi notlarimi buraya tiklayarak okuyabilirsiniz. Havaalaninda disinda bekleyen pek cok taksi var bunlar gideceginiz ere gore sizden 1000-1500 Kenya Silingi aliyorlar ve sehir merkezine yaklasim 15 dakika suruyor. Kenya oldukca fakir bir ulke. Her ne kadar turizm ulkeye para getirse de bu halkin kalkinmasini saglamamis. Bu yuzden sokaklarda ve kalabalik icinde gezerken cok dikkatli olmanizi tavsiye ederim. Mombasa gunluk gezi icin bir parcasi olarak bizi et marketine goturduler ben iceri girmek istemedim ve tur calisanlarinda biri benim yanimda bekledi. Oteldeki Ingiliz bayanlardan biri minubuse atlayip Mombasaya gitmek istedi ancak otel calisanlari izin vermediler. Eger gurup halinde gezerseniz ya da uzunca bir sure Kenyada yasayip yerli halkin icine karisabilmisseniz sorunssuz bir tatil gecirceginizden eminim. Son olarak yerli halktan izin almadan resimlerini cekmeye calismayin cunku bundan gercekten hoslamiyorlar."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2016/04/02/tsavo-east-dogu-tsavod", "text": "Gunlerim kisitli oldugu icin Kenya'nin zengin Ulusal Parklarindan sadece birinde gecelemek icin vaktim vardi ve Dogu Tsavodan yana kullandim tercihimi. Iyi ki de oyle yapmisim. Hayvanlari gozlemlemek ya da avlamak icin kullanin \" Safari\" kelimesi Arapca \" Sefer\"'den geldigini belirtmeden gecemecegim. Oncelikle neden Dogu Tsavoyu tercih ettim kisaca ondan bahsedeyim. 1997 yilinda Hayalet Ve Karanalik adli bir film izlemistim sinemada. Film Ingilizlerin Tsavo East'te tren raylari dosemeye calistigi zamanlarda demiryolu iscilerinin Hayalet ve Karanlik adi verilen iki erkek aslan tarafindan saldiriya ugramasini anlatiyordu."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2016/04/02/yesil-burun-adalari-cape-verde-gezi-rehberi-gezilece", "text": "Yeşil Burun Adaları'nın popülaritesi gün geçtikçe artıyor. Özellikle Avrupalı turistler Yeşil Burun Adaları'ndaki tatil köylerini doldurmuş durumda madem öyle. Yeşil Burun Adaları deneyimimi paylaşayım dedim. Cape Verde ya da Yeşil Burun Adaları neresi, Yeşil Burun Adalarna nasıl gidilir? Yeşil Burun Adaları gezilecek yerler. İşte sizin için hazırladığım Yeşil Burun Adaları gezi rehberim. Yeşil Burun Adaları ya da İngilizce adı ile Cape Verde, Portekize Cabo Verde. Portekizin eski kolonilerinden biri olan Yeşil Burun Adaları, Afrika'nın da en fakir ülkeleri arasında. 10 tane volkanik adadan oluşan ülkenin her bir adası ayrı bir coğrafi özellige sahip ve Yeşil Burun Adaları kültürel yapısıyla ve tarihiyle Doğu Brazilya ya da müthiş plajları nedeniyle de Afrika'nin Karayipleri olarak da adlandırılıyor. İşte Yeşil Burun Adaları Cape Verde Gezi Rehberi. Cape Verde ya da Yeşil Burun Adaları Batı Afrika'da Senegal'den 947 km uzakta. Senegal'e yakınlığı nedeniyle pek çok Senegalliyi Cape Verde'de özellikle de Sal Adası'nın Santa Marta sahillerinde incik bocuk satarken görebilirsiniz. Yesil Burun Adaları hem güzel sahilleri hem tarihi yerleri hem de inanılmaz doğası le bence Afrika'nin yeni gözdesi. Plajlarında saatlerce uzanıp hiçbir şey yapamadan günbatımını izleyebileceğiniz gibi, tropikal adalarda flora ve faun'in tadını çıkarabilirsiniz. Yeşil Burun Adaları. 1975 yılında Portekiz'in Sao Tome ve Principe, Angola, Mozambik gibi diğer kolonileri ile birlikte bağımsızlığını kazanmış ve 1990 yılında da çok partili sisteme geçmiş. Bu arada yine eski bir Portekiz kolonisi olan Sao Tome ile ilgili olarak Sao Tome ve Principe gezi rehberi yayınlamıştım. Onu da mutlaka okuyun. Bütün ülkelerin Yeşil Burun Adalarına vize alması gerekiyor. Ancak geldiğiniz ülkede Yesil Burun Adaları'nın bir temsilciliği yoksa havaalanında vize alabiliyorsunuz. Yeşil Burun Adaları'nın Türkiye'de bir temsilciliği yok. Bu nedenle Cape Verde'ye vardığınızda 25 Euro ödeyerek sınır kapılarında vizenizi alabilirsiniz. - Uçakta yolculara iniş kartları dağıtılıyor. Bu kartları eksiksiz bir sekilde doldurun. - Uçaktan indiğiniz zaman bir yanda vize gişesini diğer yanda pasaport kontrolünü görüyorsunuz. - Halıhazirda vizeniz yoksa vize gişesine gidip 25 Euro ödüyorsunuz. - Vizenizi aldıktan sonra sizi pasaport kontrolüne yönlendiriyorlar. İki kez gittiğim Yeşil Burun Adaları'da T. C pasaportuyla herhangi bir sorunla karşılaşmadım. Ülkenin turistik adalarında sıtma tehlikesi bulunmadığı için Sal, Fogo, Sao Vincente ve Boa Vista Adaları için sıtma tableti almanız gerekmiyor. Ayrıca herhangi bir aşı yaptırmanız ya da yanınızda sarı humma sertifikası taşınmanız gerekmiyor. Yanlız seyahat etmeden önce her ithtimale karşı sağlık örgütlerinden ülkedeki son durumu mutlaka öğrenin. Yeşil Burun Adalarının yerel para birimi Escudo ama Euro da pek çok yerde kabul ediliyor. Yeşil Burun Adaları gezi rehberimin başında da belirttiğim gibi 10 adadan olusan Yeşil Burun Adalarının baskenti Santiago Adasında bulunan Praia. Yeşil Burun Adalarını özel ve güzel kılansa her bir adasının ayrı karakeristik özelliğe sahip olması. Bu adaların içinde en popüler olanları hiç şüphesiz Sal, Boa Vista ve Fogo. Yeşil Burun Adalarında gezilecek kolaylıkla gezilebilecek yerlere biraz daha yakından bakalım."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2016/04/15/fogo-yesil-burun", "text": "Fogo gezi rehberime hoşgeldiniz. Yeşil Burun Adaları Gezilecek Yerler içinde mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında hiç şüphesiz Fogo Adası geliyor. Portekizce \"ateş\" anlamına gelen Fogo, tamamı huni şeklinde olan hali hazırda aktif volkanik bir ada. Portekiz kolonyal dönemden kalma rengarenk evlerle bezeli şehir merkezi ve üzüm bağları Fogo'yu eşsiz kılıyor. Fransızların da ada'da hüküm sürdüğünü ve bir zamanlar yerli halkla karıştığını ve bu yüzden de kimi ada halkının kızıl saçlı olduğunu söylemeden geçemeceğim. Daha önce Yeşil Burun Adaları Gezi rehberimde belirttiğim gibi Turkiye'den Lizbonda aktarma yaparak Fogo'ya varabileceğiniz gibi ülkenin bir diğer adası Sal'dan 1 saatlik bir uçuşla varmanız da mümkün. Aynen Montserrat'ta olduğu gibi 19-20 kişilik bir uçakla vardım Fogo'ya. Aldığım turun rehberi bizi havaalanında karsıladı. Sabahın erken saatlerinde Fogo'ya vardığımız için öncelikle bizi kahvaltı için küçük bir restorana götürdü. Çok basit ama güzel olan kahvaltıda guava receli, yerel keçi peyniri ve tereyağı vardı. Şimdiye kadar yediğim en güzel tereyağı. Son yıllarda Avrupalı turistler özellikle Yeşil Burun Adalarından Sal Adasını tercih ediyor ve Sal Adasının populeritesi gitgide artıyor. Ancak Yeşil Burun Adalarında gezilecek yerler dendiğimde artık Fogo Adasında gözlerden kaçmıyor. Kraterin içine girmek bir deneyimi düşünürsek gezginler tarafından neden popüler olduğuna pek şaşırmamak lazım. İşte Cape Verde Fogo Adası gezi rehberim. Sao Filipe, Fogo Adasındaki en büyük kasaba 1600'lerde Portekizliler tarafından kurulmuş. Pek çok tarihi evin olduğu şehirin UNESCO Dünya Mirası listesinde olması için teklif verilmiş ve teklif halen değerlendiriliyormuş. Sao Filipe, Fogo'ya gelen gezginlerin uğradığı ilk yer. Şehir renkli renkli kolanyal evlerinin arasında yürümek son derece keyifli. Sao Felipe'de müzeler, hediyelik eşya satan dükkanlar ne ararsanız var. Fogo Adasındaki en önemli katolik kilisesi Nossa Senhora da Conceiçao. 1800'lerde inşa edilen kilisenin iki tane de saat kulesi var ve kilise en son 2007'de restore edilmiş. Bugün bütün ihtişamıyla kilise ayakta duruyor. Huni şeklinde olan volkanik bir adada tabiki gezilmezi gereken şey volkandır. Fogo'yu Yeşil Burun Adaları'ndaki diğer adalardan ayıran ve özel kılan en önemli sey, volkanik kraterin icinde küçük bir köy olması. Evet, karaterin içinde bir köy var. Toprağın verimli olması ve yılda iki kez ürün alınabilmesi nedeniyle, fakir halk kraterin icinde yaşayıp üzüm yetiştiriyor ve meşhur Fogo şarabını da burada üretiyor. Kraterin içinde bir otel olduğunu da belirteyim."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2016/07/25/philadelphia-gezi-rehberi-philadelphia-gezilecek-yerler-nasil", "text": "Philadelphia gezi rehberime hosgeldiniz. New York'a yaptigim geziye ABD'nin farkli bir sehrini daha eklemek istedim. Bu ikinci sehir ya Boston olacakti ya da Philedelphia. Hem ulasimin kolay olmasi hem tarihi onemi hem Amerikanin eski Baskenti olasi hem de pek cok filme ilham kaynagi olmasi nedeniyle Phidelphia'yi tercih ettim. New York'tan Philedelphia'ya nasil gidilir? Philedelphia'da gezilecek yerler, Philadelphila'da neler yenir?. Iste sizin icin hazirladigim Philadephia gezi rehberi. Philadelphia'da topu topu bes saatim vardi. Bu nedenle Philadephia'daki gezilecek yerleri arayarak vakit kaybetmemek icin ABD'ye gitmeden cok once gorulmesi gereken yerleri belirledim ve gezi planimi o sekilde yaptim. New York Philadelphia arasi ulasim iki 15 dakika saat kadar suruyor. Trenla ya da otobusle gitmeniz mumkun. Amerikan Tren Servisi gidis- donus $40 civarinda, MEGABUS otobusleriyle de iki saat suruyor ve sadece $5 $9 arasinda degisiyor. Evet yanlis okumadiniz sadece 5$. Tren hizmeti ise otobusden daha hizli degil. Bu New York'tan Philadelphia'ya gitmek icin otobuse binmeyi tercih ettim."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/05/19/machu-picchuya-nasil-gidilir-nerede-peru-guney-amerika-gezisi-notlari-gezi", "text": "Her hangi bir Güney amerika gezi planı yapmadan once, Machu Picchu'nun tam olarak nerede oldugunu anlamakta fayda var. Machu Picchu, 15. yuzyilda Machu Picchu ve Huayna Picchu daglarinin arasina insa edilmis. And Daglarinin dogu eteklerinde yer alan sehir yaklasik 2340 metre yukseklikte. En yakinin da havaalani ise Inkalarin eski baskenti Cusco ya da Cuzco. Cusco ise Machu Picchu'dan 74 km uzakta. Iste Machu Picchu'ya gidebilmek icin izlemeniz gereken yol. Lima'ya vardinca, Peru'da gezmek istediginiz yer Machu Picchu ise rotaniz Cusco olmali. Çünkü Machu Picchu Kutsal Vadi'nin de icinde bulunuyor ve Cusco Bölgesi Machu Picchu'ya en yakin yerlesim yerlerinden biri. Zaten Cusco'nun kendisi basli basina bir geziyi hakediyor. Neyse Cusco'ya gidebilemek için söyle bir yol izleyebilirsiniz. - Cusco'ya Limadan en ekonomik sekilde otobusle gidilebiliyor. Cruz Del Sol ve Ormenia otobus sirketleri en guvenilir ve prestijli otobus sirketleri. Yanliz yolculuk 20 saatten fazla suruyor. - Eger vaktiniz kisitliysa, ucakla gitmenizi tavsiye ederim. Lima Peru arasi pek cok havayolu sirketi hizmet veriyor ve rekabet nedeniyle bilet fiyatlari cok uygun. Ucaklar neredeyse her saat basi kalkiyor. Bilet fiyatlari ve rezarvasyon icin Peru Havayollarina ve LATAM Havayollarina bakmaniz yeterli. Cusco'ya ister otobusle gidin ister uçakla gidin ama Cusco'da en az bir iki gün kalin. Bunun iki nedeni var. Hem 3500 metre yükseklige vücudumuzu adapte etmek hem de Cusco ve çevresinde gezilecek tarihi yerleri gezmek için zaman yaratmak. Unutmadan hatirlatayim Cusco UNESCO Dunya Mirasi. Cusco ile ilgili bir gezi yazima buradan ulasabilirsiniz. Machu Picchu, Aguas Calinetes'de yeni adiyla Machu Pichu Village'de yer aliyor. Buraya gitmenin tek yolu trenle. Ne yazik ki herhangi bir baska alternatif yol yok. Burada bir parantez acmam gerekiyor. Kis aylari dusuk sezon ve yagmurlu. Yagissiz yüksek sezon ise Mayis ayindan itibaren basliyor ve Eylül ayina kadar suruyor. Ben Peru'ya Nisan ayinin sonunda gittim. Nisan ayi daha cok bir gecis donemi gibi. Daha az turist var. Ara ara yagislar da olasi. Machu Picchu'ya ara sezonda gittigim icin, Machu Picchu trenine Poroy denilen kasabadan binmedim. Onun yerine Ollanta adi kasabadan bindim. Poroy tren istasyonu Cusco'nun 11 km disinda yer aliyor. Ancak Poroy'dan trenler Mayis ayinda kalkmaya basliyor. Ben Nisan ayinda gittigim icin Machu Picchu trenine Ollanta' dan binmek zorunda kaldim. Bu da benim isimi zorlastirdi. Soyle ki Cusco'dan Ollanta'ya kollectivo denilen bizdeki dolmuslari andiran minuslerle gidiliyor. Otobus duragini yerini bulmak icin otelinizden ya da hostelinizden sehrin bir haritasini isteyin. Bu yolculuk Cusco'dan Ollantay'a 90 dakika kadar suruyor. Ucuz ama acikcasi rahat degil. Onceden bilet almaniz gerekmiyor. Sadece kolektivo kalkmadan once orada olmaniz yeterli. Eger yaz doneminde Peruya gidecekseniz yukarida belirttigim sorunla karsilasmayacaksiniz. Machu Picchu'ya trenle Poroy'dan rahatlikla gidebilirsiniz. Cusco'nun sehir merkezinden Poroy'a yine kollectivo'ya ya da taksi'ye binmeniz yeterli. Kolectivolarin kalktigi yeri bulmak icin hostelinizden kucuk bir harita alin. - Ben bu yolu tercih etmedim ama inka trail'i merak edenler icin kisaca belirteyim. Ollanta, Inka Trail ile yani Machu Picchu'ya yuruyurek cikmak isteyenlerinde baslangic noktasi. Eger trenle degil yuruyerek cikmak istiyorsaniz, yine Ollanta'ya gelmeniz gerekiyor. Pek cok ayri tur operatoru bu gezileri organize ediyor. - Tren hizmetini iki ayri sirket ustlenmis. Inca Rail ve Peru Rail. Inca Rail daha fiyatliydi. Biletimi Peru Rail' den aldim ve terchimi Vistadome denilen ustu camli trenlerinden yana kullandim. Her ne kadar vistadomelu trenlerin bilet fiyatlari $12 daha fazlaysa da bu verdiginiz $12, gordugunuz manzaraya degiyor. Bu tren yolculugu simdiye kadar yaptigim en guzel, en muhtesem tren yolculuydu diyebilirim. Trenin camindan bir dakika olsun gozumu ayiramadim. Trenler cok bakimli, son derece temiz. Bilet fiyatina sandivic ve kahve ikramlari dahil. Yol boyunca anonslarla gectiginiz yerlerle ve bitki ortusuyle ilgili bilgi veriyorlar. Peru Rail'i tavsiye ederim. Sabahin erken saatlerinde yola cikmis olsam da. 90 dakika kolektivo ile yolculuk 1 saat 50 dakika tren yolculugu derken ogleden sonra Aguas Calientes'e vardim. Bu yuzden de bir gece Aguas Calientes'te konakladim. Peru'yu ziyaret eden pek cok turist bu kasabayi sevmiyor. Bunun en buyuk sebebi ise kasabanin tamamen Machu Picchu'ya giden bir gecit gorevi gormesi ve yapacak ve gorecek pek fazla bir seyin olmayisi."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/05/19/paskalya-adasi-gezi-rehberi-ve-sili-gezilecek-yerler-paskalya-adas", "text": "Paskalya Adası gez rehberime hoşgeldiniz. Yıllarca planladığım Paskalya Adası gezisini Şili'nin başkenti Santiago'dan 5 saatlik bir yolculuktan sonra vardım. Peru'nun yükseklerdeki şehrileri Cusco ve Machu Piccuhu'da içime işleyen soguktan ve Şili'nin başkenti Santiago'nun keşmekeşinden sonra Pasifikteki otonomisi olan Paskalya Adasındaki yarı tropika hava ile iliklerime kadar ısındım. Paskalya Adasına nasıl gidilir? Paskalya Adası heykellerinin sırrı nedir? Paskalya adası hikayesi nedir ? Paskalya Adası nasıl bir yer? iste sizin hazirladigim Paskalya Adası Easter Island Şili Gezi Rehberi. Pasklaya Adası gezi rehberine başlamadan önce buraya gitme fikri nereden çıktı kısaca onu anlatayım. Paskalya Adası ya da yerel dildeki adıyla Rapa Nui adını ilk kez 1994 yılında Kevin Costner yapımcılığını üstlendiği Rapa Nui adını taşıyan filmde duymuştum. Pasifik'in ortasında yer alan bu adada kimin yaptıgı halen tam olarak bilinmeyen ve pek çok kereler fotograflarını gördüğüm heykellerin inanın Paskalya Adasında olduğunu dahi bilmiyordum. Ta ki yillar once Starbuck'ta çalışırken tanıştığımı Şilili arkadasım Patricia bahsedene kadar. Sanırım 2003 yılıydı Paskalya Adası'na gitmek takıntı halina geldi ve gezilecek yerler listeme eklendi. Paskalya Adası nerede? Açıkcası Paskalya Adasi kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde. Polenezyanin doğum ucunda ve Şili'nin başkenti Santiagonun 3756 km batısında yer alıyor. Pasifik Okyanusu'nun ortasında ve bu nedenle dünyanın en az ziyaret edilen yerlerinden biri. Paskalya adasına nasıl gidilir? Ne yazik ki bu gizemli adaya gidiş hiç de kolay değil. Paskalya Adasına ulaşım sadece iki lokasyondan sağlanıyor. Bu lokasyonlar Şili'nin başkenti Santiago ve Tahiti' . Her iki yerden de sadece tekel konumundaki Latam uçuyor. Bilet fiyatları ve uçuş saatler için LATAM hava yollari resmi sitesine bakin. Pasalaya Adası için biletlere bakmadan önce küçük bir hatırlatma yapayım. LATAM tekel konumunda olduğu icin uçak biletlerini satışa çıktığı zaman almanızı tavsiye ederim. Eğer bilet alma işini son ana bırakırsanız hem bilet fiyatları cok artmış hem de bilet bulamama ihtimaliniz olacak. Paskalya Adasına vardığınızda yapmanız gereken ilk şey uçaktan indikten sonra valizleri almaya gitmeden önce Ulusal parklara girebilmenizi sağlayan $80 değerindeki giriş biletini almak. Bilet gişesi havaalanın içine girmeden önce. Zaten sıraya girip bekleyenleri göreceksiniz. Sakın \" ama cok fiyatlıymış \" demeyin. Çünkü bu bilete gittiğiniz her parkta bakılıyor ve damagalanıyor. Bunula yaklaşık 4-5 tane ayrı parka giriyorsunuz. Paskalya Adasdına girmek için vize ya da özel bir izin gerekmiyor ancak. Paskalya Adasında valizler ve çantalar gümrük memurlarınca kontrol ediliyor. Neyse, Havaalanından cıkınca küçük bir aile pansiyonu olan Hotel Kaimana Inn'den Sandra gelip beni ciceklerle karsilayip orkidelerden yapilmis bir kolyeyi de boynuma takıyor. Paskalya Adasında nerede kalinir gezi rehberimin ilerleyen bölümlerinde bulabilirsiniz. Otel'ime yerleştikten sonra ilk is adanın başkenti en büyük kasabası olan Hanga Roa'da turlamak oldu. Hanga Roa'da basit marketler, restoranlar ve hediyelik eşya dükkanlarının bulunduğu bir de ana cadde var. Bu caddenin adi Atamu Tekena Bulvarı. Ayrıca 1937'de kurulan Holly Cross adli Katolik kilisesi görülmeye deger. Kilisenin mimarisi adanin kulturuyle özdeşleşmiş sıradışı bir tasarıma sahip. Kilise ziyaretçilere açık ve ayinler İspanyolca olarak yapılıyor. Rıhtım boyunca renkli renkli balıkçı teknelerinin olduğu Hanga Roa Otai adinda küçük bir liman var. Adanın ilk kurucusu Rapa Nui kralı olarak adlandırılan Plaza Hotu Matu'ya adanmis bir heykel göreceksiniz. Bu heykel 1930'lardan sonra buraya konmuş ve yüzü denize dönük ve ama Moilar genellikle sırtları denize dönük sekilde konumlandırılırlar. Paskalya Adası'dan ikinci günümde, başkentin Hanga Roa'nın dışına çıkıp buranın turistik yerlerini keşfetme zamanı. Moai adı verilen bu heykelleri neredeyse adanın tamamında görmek mümkün ve Paskalya Adası'da yapılan günük turlarda Rapa Nui'nin tarihini derinlemesine öğreniyorsunuz ve en ikonik platformlardan birisi olan ve 15 moai'in ayakta bulunduğu en büyük platform olan Tongariki'ye gidiyorsunuz. Rano Raraku Moai'larin oyulup çıkartıldığı taş ocağı. Bu Ulusal Parkta Moailar her yerde ve pek çok belgeselde ve fotografta gördüğünüz bizi şaşırtan Paskalya Adası heykelleri burada. Buraya girişte biletiniz mutlaka yanınızda olsun. Nasil yapildiklari ve nasıl taşındıkları ile ilgi kesin bir bilgi olamamakla birlike bize anlatilanlarsa genelde teoriden ibaret. Yerli halkin anlattigi efsane \" Heykeller Yurudu\" diyor. Pek cok araştırmacı da teorilerini bu görüş üstüne yoğunlaştırmışlar ve heykellerin dikey sekilde halatlarla cekilererek tasindigi gorusunde hem fikir olmuslar. Tabi kesin bir sey yok. Paskalya Adası 1600'ler de ilk kez keşfedildiğinde adada çok az yerli halkın yaşadığını ve yiyecek kaynaklarinin neredeyse olmadığını görmüşler. Eldeki verilerden adanın daha önceleri çok daha zengin bir bitki örtüsüne sahip olduğu anlaşılıyor. Her ne olduysa sonradan bu bitki örtüsünden geriye çok fazla bir sey kalmamış. Hatta bu yuzden yerli halki yamyamlığa bile başladığı söyleniyor. Kimi araştırmacılar ise yerli halkta heykel yapmanın bir tur takıntı haline geldiğini düşünüyor. Ancak bu teori kismen çürütülmüş durumda. Şöyle ki ilk yapılan heykelden en son yapılan heyekele kadar geçen süre cok uzun bir dönemi kapsıyor ve Moai sayısına baktığımız zaman çok fazla heykel göremiyoruz. Her nedense kimi Moailarin yapımın da yarıda bırakılmış. Kalacak yer secenekleri cok demeyi isterdim ancak ada cok küçük ve kaynaklar kısıtlı ana karadan 5 saat uzakta bu yüzden sadece otel fiyatlari da fazla. Kalacağınız yerin ana yola yakin olmasini tavsiye ederim. Hem restaurantlara hem denize hem de supermarkete yakın olursunuz. Paskalya Adasinda nihayet gelebildiğ için o kadar mutluydum ki bu sıradan otel odasında bile şekerci dükkanında ki çocuk misali ağzım kulaklarıma gidiyor. Mutlaka deniz urunlerini denemenizi tavsiye ederim. Ozellikle Ceviche. Cig baligin limonun suyunda bekletilmesiyle hazirlaniyor sushi gibi oldugunu dusunebilirsiniz ancak limon suyu baligi pisiriyor. Empanadadeneyebilirsiniz. Bizim boreklerimizi animsatan empanadalar ya firinda ya da kızartılmış olabiliyor. Benim terchim kızartılmış olanlar. - Adada Ispanyolca konuşuluyor. - Para birimi Şili Pezosu. - Iklimi ise Subtropical yani tani tam tropikal iklim değil. - Sili'nin bir otonomisi olduğu için vize gerekmiyor - Ada'da sadece Rapa Nui'de dogan halkin mulk edinme hakki var. - Adaya vardiginizda gumruk kontolu cok siki bunun iki sebebi adaya uyusturucu getirilmesini onlemek bir digeri ise adanin ekolojik yapsini etkileyecek yiyecek ve iciceklerin sokulmasini engellemek Rapa Nui'nin ana kasabası Hang Roa'da ise kucuk bir tane de postane var. Burada bedava olarak pasportunuza adanın damgasını vurabilirsiniz hatıra olarak. Eğer merak ettiğiniz bir şeyler varsa çekinmeden sorabilirsiniz. Merhaba, biz 1 hafta sonra Buenos Aires e gidiyoruz, oradan da Santiago ya geçeceğiz, Moai leri görmeyi hep hayal etmiştik ama şimdi gidip gitmeme konusunda kararsız kaldık, toplam 2 hafta arjantin ve şili deyiz, Moiler yerine Iguazu Şelalerini mi tercih etsek diye düşünüyoruz. Pek çok video izledik ama adayı görmüş biri olarak kesinlikle gidilip gidilmemesi konusunda sizin yorumunuzu merak ettik, Teşekkürler,"} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/05/21/ibiza-gezi-rehberi-ibiza-gezilecek-yerler-ispanya-gezisi", "text": "Ibiza gezi rehberime hosgeldiniz. Ispanya en sevdigim ülkelerden biri. Farkli zamanlarda ziyaret ettigim Melilla da beni cok etkilemisti. Ispanya'da gezilecek yerler arasinda \"Parti cenneti\" olarak bilinen Ibiza'ya bir de yogun olmayan sezonda Mart ayinda gideyim dedim. Kisin ada halkiyla basbasa kalan Ibiza, baharin bu ilk gunlerinde bile capcanliydi. Hemen belirteyim o kavuran Akdeniz sicagini bulmak mumkun degil ancak bir tshirt ve montla cok rahatliklar gezebilirsiniz adayi. Sicaklik 15 18c derece civarindaydi. Ibiza 'da gezilecek yerler, neler nenir, nerede kalinir, Barcelona 'dan ibiza'ya nasıl gidilir. Iste sizin icin hazirladigim Ibiza gezi rehberim. Ibiza Adasinda gezilecek yerlere gecmeden önce Ibiza hakkinda birkaç bilgi vereyim. Ibiza, Iber yarım adasında yer alan Balear takımadalarında biri. Ibiza Kasabasi 560 km karelik adanin ana kasabasi ve 16. yuzyilda Türkler gelebilecek saldirilara karsi kurulmus."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/05/22/cebelitarik-gezi-rehberi-cebelitarik-gezilecek-yerler-cebelitarika-nasil", "text": "Tarih derslerinde ne kadar çok duymuşumdur şu Cebelitarık'ı. Ama kime ait olduğunu nasıl bir yer olduğunu bir türlü bilmeyiz. İspanya'ya bağlıyken İngiliz yönetimine geçen Cebelitarık için Akdeniz iklimindeki tipik bir İngiliz şehri dersem hata yapmış olmam. Cebelitarık'a nasıl gidilir? Cebelitarık nerede? Cebelitarık gezilecek yerler, Cebelitarik'ta görülecek ve gezilecek yerler ? Cebelitarık hangi ülkenin egemenliği altındadır ? Cebelitarık ülke midir? İşte sizin için hazırladığım Cebelitarik gezi notları. Tipik İngiliz şehri dedim. Çünkü posta kutularından turunda pub kültürüne herşey İngiliz ama ana kara Britanya'dan kilometrelerce uzakta olması ve komşu ülke İspanya'nın halen Cebelitarık üzerinde hak iddia ediyor oluşu burayı oldukça farklı kılıyor. Afrika ile Avrupa'nın birbirine bu kadar yakın olduğu bir noktada Cebelitarık çok büyük jeopolitik bir öneme sahip. Son derece önemli bir jeopolitik konuma sahip olan Cebelitarık aslında küçük bir kaya parçası Bu yüzden de Ingilizler Cebelitarık'a Kaya anlamına gelen The Rock adını vermişler. Ingilizler ve Ispanyollar bu kaya parçasını ele geçirmek için tartışa dursun ben burayı ve neden bu kadar çok sevdiğimi anlatayım size. - Fas: Cebelitarık'a Fas'tan gitmek isteyenler Kazablanka ve Tanca şehirlerinden Royal Air Maroc ile Cebelitarık'a gidebilirler. - Ingiltere: Ingiltere'den gitmek isteyenler Londra Heathrow'dan Ingiliz Hava Yollarinin sitesinden bilet fiyatlarına bakabilirler. Ayrica London Gatwick Havaalanından da Easy Jet seferler düzenliyor. - Ispanya : İspanya'da Cebelitarık'a en yakın havaalanı Malaga ve Seville Havaalanları. Turk Hava Yolları Malaga'ya sefeler düzenliyor. Ayrıca Lufthansa ile Frankfurt aktarması ile Seville'e ulaşabilirsiniz. Malaga Havaalanından Cebelitarık'a doğrudan otobüs hizmeti yok. Çünkü otobüslerin sınırı geçmesi gerekiyor. Ancak Malaga'nın şehir merkezinden Cebelitarik Ispanya sınırında bulunan La Linea kasabasına otobüsle usaabilirsiniz. Otobus seferleri icin Avanza firmasinin resmi sitesine bakin. Site ispanyolca. Sosyal medya üzerinden bana yöneltilen sorulardan biri de Cebelitarık sınırını geçtikten sonra şehir merkezine nasıl gidiliceği yönünde. Ister Cebelitarık Havaalanında çıktıktan olsun, ister Ispanya Cebelitarık sınırını geçtikten sonra olsun tek yapmanız gereken şehir merkezine doğru yürümek. Havaalanından şehir merkezine giden bu caddenin adı Winston Churchill Avenue. Winston Churchill Avenue, havaalanının pisti ile kesişiyor. Uçakların iniş kalkış anına denk gelirseniz, cadde trafiğe kapatılıyor. Bu nedenle bir süre beklemeniz gerekiyor. Yaklaşık 10- 15 dakika sonra Cebelitarık'ın tarihi Landport Tüneli'ne ulaşıyorsunuz. Tünelden geçtikten sonra artık Grand Casemates Meydanındasınız. Grand Casemates Meydanı Cebelitarık gezinizin başladığı nokta. Cebelitarık küçük ve pek çok yere yürüyerek gidebilirsiniz. Eğer vaktiniz yoksa ya da Europa Point gibi şehir merkezinden biraz daha uzak noktalara gitmek isterseniz, otubüse binebilirsiniz. Cebelitarık'ta iyi bir otobus ağı var. Hem ucuz hem de dakik. Grand Casamates Meydanının yanında North Bastion Otobüs durağı var. Şehrin diğer noktalarına giden otobüsler buradan kalkıyor. - Şuraya tıklayarak otobüs durağının konumuna bakabilirsiniz. - Buradan otobüs hatları ve kalkış saaleri ile ilgili bilgi alabilirsiniz. Cebelitarık'ta gezilecek yerlere geçmeden önce kendi gözlemimi belirtmem lazım. İngilizler 1700'ler Cebelitarık'ın yönetimini ele geçirdikten sonra burayı tamamen bir askeri üs haline getirmişler. Bu nedenle sehrin önemli yerlerinin bir kısmınında İngilizlerin yaptığı tüneller var. Çarpık kentleşmeye rağmen şehrin bir kısmında hala tarihi yapıları, şirin akdeniz tarzı evleri görmek mümkün. Neandertalların yaşadğı mağaralar, maymunlar ve plajlar Cebelitarık gezisinde kaçırmamanız gereken yerler. Yaşacağınız deneyim Cebelitarık'a varır varmaz başlıyor. Şehir merkezi ve Cebelitarık Havaalanının bir diğer ucunda. Bu yüzden de pistten geçerek şehir merkezine doğru gitmeniz gerekiyor ki şimdiye kadar hiç böyle bir şey hiç yaşamadım. Depatures da ayrı bir deneyim. Departures'in balkononunda oturup püfür püfür rüzgar eserken bir ya dan kahvenizi yudumlayıp bir yandan da uçağınızın varışınızın izleyebilirsiniz. Tabi vaktinde gelirse 😂. Cebelitarık'ın suralarının arasından geçtikten karşınıza çıkan en önemli tarihi yer hiç şüphesiz Casa Mates Meydanı. Meydanda bir zamanlar Ingiliz askerlerinin barakları varmış. Ingiliz ordusu için yeni bir askeri baraka açtıktan sonra burayı turistik bir yere dönüştürmüşler. Eee iyi de etmişler. Günümüzde bu tarihi baraklar bir pub, butik dükkan ya da kafe olarak kullanılıyor ve Casa Mates Meydanı gün boyunca cıvıl cıvıl ve pub deneyimi ya da aksam yemeği için harika bir adres. Cebelitarık vergisiz. Bu nedenle yiyecek ve içecekten tutunda pek çok büyük markalarda %20'ye varan oranlarda daha az vergi ödüyorsunuz. Londra'ya oranla yeme içme çok daha makuldü. Cebelitarık havaalanından 9 dakika gibi kisa bir yürüyüş mesafesinde Cebelitarık'ın marinası Ocean Village karşımıza çıkıyor. 2003 yılında Cebelitarık'ın en büyük en popüler redazansı Royal Ocean Plaza'yı inşa etmişler. O tarihten sonra Cebelitarık Limanının çevresi inanılmaz derece popülerleşmiş. Son 20 yılda pek çok apartman ve 20 kadar bar ve kafe açmışlar. Hatta küçük dükkanlar, süpermarket eczane vs bile var. Ocean Village, hem Cebelirtarık'ta kalacak yer seçeneği arayanlar hem yeme içme seceneği arayanlar için çok iyi bir seçenek. Cebelitarik gezimde akşam yemeği icin Wagamama Japon restoranına gittim. Tarihin önemli bir bolümüne tanıklık ettiği için pek çok tarihi binayı görmeniz mümkün. Cebelıkita yasamı ve Ispyanyı anımsatan evleri görmek isterseniz Mağribi Kalesinin çevresindeki dolaşın. Küçük nüfusuna rağmen hem İngiltere'den hem Avrupa'nın diğer ülkelerinden gelen turistleri görebilirsiniz. Cebelitarık'taki kültürel bir çeşitliliği buraya vardığınız ilk anda hissediyorsunuz. Hem Ingiliz hem Ispanyol hem Arap hem de Yahudi kültürü dostça bir arada yaşıyor. Benzer bu tür kültürel çeşitliliğin uyum icinde yaşadığını gorduğum yer Ispanyan'nın Kuzey Afrika'daki Özer bölgesi olan Mellia idi. Seviyorum böyle yerleri. Kaya'nin en yüksek noktasına terefelikle çıkarak hem Cebelitarık'ı hem de Kuzey Afrika'yı görebilirsiniz. Terefelik hemen şehrin icinde bulunuyor. Küçük bir el haritasıyla yolunuzu bulabilirsiniz. Barbary Maymunları, Avrupa'da yaşayan tek maymum türü. Cebelitarık Kayasının üst kısımlarında yaşıyorlar. Yani şehir merkezinde görmeniz mümkün değil. Aslında Afrika kökenli olan bu maymunlar çoktan Cebelitarik'i ev edinmişler. Çok tatlı göründüklerine bakmayın. Bir hayli vahşiler. Gelen turistlerin sırt çantalarını çekiyorlar. Yiyecek vermeyin ve kesinlikle sevmeyin. Zaten maymunların dişlerinin büyüklüğünü görünce pek ellemek istemeyeceksiniz. Cebelitarık'ın St Michael'in Mağarası St Michael's Cavegerçek bir doğa harikası ve kesinlikle görülmeye değer. Mağaranın ana salonu muazzam ve aslında yaklaşık 400 kişi kapasiteli gösteriler için bir oditoryuma bile dönüştürülmüş. Bu bölümden mağara kompleksinin diğer bölümlerini keşfetmenizi sağlayan merdivenler ve patikalar var. Açıkça ziyaret edebileceğinizden çok daha fazla bir alana uzanıyor ve Fas'a ulaşmak için kullanabileceğiniz bir tünele bağlandığına dair bir teori bile var. Her yarı saatte bir ışık ve ses gösterileri var. Bu nedenle mağara gökkuşağı gibi rengarenk oluyor. - St Michael'in Mağarası hafta içi her gün 09:00 18: 15 saatleri arasında açık. - St Michael'in Mağarası, ancak Gibraltar Nature Reserve'in bir parçası olarak ziyaret edilebilir. Gibraltar Nature Reserve'in ücreti ise yetişkinleri için £13, çocuklari için ise £8. Schengen vizeniz olmak şartıyla çok rahatlıkla İspanya sınırını gecebilirsiniz. Eğer İspanya'nın Malaga gibi başka sehirlerine gitme planınız varsa buradan cok kolay olacak. Ispanyaya bilet bulamayan pek cok Ingiliz Cebelitarık üzerinden İspanya'ya geçiyor. Küçük bir hatırlatma. İspanya Ingilterw ile sorun yaşadığı zamanlarda arabayla sınır geçişlerinde pasaport kontrolünü yavaşlatıyor. Ancak Cebelitarik Schengen Bolgesine dahil olduktak sonra haliyle bu durum ortadan kalkacak. 11. Cebelitarık Plajları Cebelitarık'ın doğu ve batı yakasında toplam 6 tane plaj var. Bunlardan bazıları Camp Bay, Sandy Bay ve Catalan Bay. Catalan Bay ve Sandy Bay birbirine çok yakın. Catalan Bay'a şehir merkezinden yürüyerek kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Eğer yürümek istemezseniz, 4 ve 8 numaralı otobüslerle de Catalan Bay'a gidebilirsiniz. Ben ne var ne yok bir bakayım diye gittim soğuk bir şeyler icip döndüm. Güney İspanya'nın çoğu, 7 yüzyıldan fazla bir süred hüküm sürecek olan Moors tarafından fethedildi. Cebelitarık, bir zamanlar camileri, sarayları ve hamamları ile surlarla çevrili bir şehirmiş ve 11. yüzyılda bugunun Mağribi Kalesi olarak bilinin kuleyi inşa ettiler. Şehre adı Medina Al Fath, \"Zafer Şehri\" vermişler. Tower of Homage denilen kule, orijinal Mağribi kalesinin bugün ayakta kalan tek parçası. İngilizler 1704'te Cebelitarık'ı ele geçirdiğinde, Birleşik Krallığın bayrağını kalenin kulesine çekilmişler ve o zamandan beridir de böyle devam ediyor. Günümüzde 2010 yılına kadar geçici olarak hapishane olarak kullanılmış. Gelelim Mağribi Kalesinin içine. Bilet gişesinden geçtikten sonra merdivenler inip kalenin bahçesine ulaşıyorsunuz. Kale, yamaca kurulu olduğu için bahçeden kuleye bağlanan kısa bir köprüden geçiyorsunuz. Bu arada makak maymunları köprünün üzerinde ve kalenin bahçesinde karışınıza çıkıveriyorlar. Mağribi Kalesininin cesitli katlarinda birkac oda var. Bunların bazılarında Islami mimarinin özelliklerini geçip giden yıllara rağmen görebiliyorsunuz. Son olarak kulenin teras katina cikmayi ihmal etmeyin. Cebelitarık'ın manzarası buradan harika. - Mağribi Kalesi 9:30 18:15 arasında ziyaret edilebilir. Cebelitarik vize istiyor mu? Bu sonun cevabı ne yazık ki evet. Eğer Birleşik Krallık için en az 1 yil süreli MULTIPLE yazan ya da süresiz oturum hakkınız varsa Cebelitarık için vizeye ihtiyacınız yok. Onun dışında İngiliz konsolosluğundan vize almanız gerekiyor. Tabii Ispanya'ya gitmek isterseniz mutlaka Schengen vizenizin olması lazım. Cebelitarık Akdenizde bulunduğu için ılıman hava etkili ve sonbaharda bile hava çok güzel. Pek çok Avrupalı ve İngiliz Cebelitarık'a İspanya'ya alternatif olarak gidiliyor. Son yıllarda artan talebi karşılamak için denizi doldurup yeni apartmanlar inşa etmeye başlamışlar."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/05/23/bran-kalesi-kont-drakulanin-satosu-ve-brasov-gezi", "text": "Braşov gezi rehberime hosgeldiniz. Bukres'e yaptigim kisa geziye son anda Kont Drakula'nin şatosu olarak da anilan Bran Kalesini ve onun bulundugu guzel kasaba Brasov'u eklemeden Romanya gezisi yapmak istemedim. Ozellikle methini cok duydugum Bran Kalesini ve Braşov'un tarihi kasabasini gezmeyi hep cok istemistim. Brasov Krakow'la birlikte cok fazla gezme imkanimin olmadigi guzel Dogu Avrupa sehirlerinden biri. Braşov'a Bukres'ten gunluk turlara gerek kalmadan kendi imkanlarinizla gitmesi kolay. Bran Kalesi nerede? Kont Drakula şatosu nerede? Bran şatosu efsanesi ile ilgili bilgiler. Braşov'dan Bran Kalesine nasil gidilir? Braşov'da nerede kalinir? iste sizin icin hazirladigim Braşov gezi rehberi. Bükreş ile Brasov arasi 184 km. Ama bu gozunuzu korkutmasin Bükreş'ten brasova nasıl gidilir adim adim anlatacagim. Brasov'a havaalani yapimi cok uzun zamandir suruyor ancak halen sehrin bir havaalani yok. O yuzden Brasov'a Bukresten en hizli ulasim yolu tabiki trenle. Romanya Demir Yolarinin resmi sitesinden aldim biletimi. Bilet fiyatlari cok ucus, tren yolculuguda keyifli. Bu yuzden organize turlara para vermeden boylesi bir geziyi ayarlamak cok daha ekonomik. Sabahin erken saatlerinde Bukres'in tren istasyonuna taksiyle vardim. Tren istasyonu sehir merkezine cok yakin degil. Eger oteliniz Bukresin merkezinde bir yerde ise tren istasyonuna taksiyle gitmeniz gerecek i. Bu arada Brasova giden trenlerin kalktigin istasyonun adi Gara De Nord."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/07/26/borneo-gezi", "text": "Malezya'da ki bu ikinci gezimde Kuala Lumpur'a gitmemeye kararliyim. Bu yuzden yolculuga Singapur'dan basliyorum. Singapurda iki gece dinlenip enerji topluyorum. Borneo'ya nasil gidilir? Borneo'da gezilecek gorulecek yerler. Iste isin icin hazirladigim Borneo gezi rehberim. Borneo, Brunei Sultanligi, Endonezya ve Malezya'ya ev sahipligi yapan kendine ozgu bitkileri ve hayvanlari ile essiz doga harikasi olan bir ada. Malezyan'nin uc eyaletinden ikisi Borneoda yer aliyor. Bunlar Sarawak ve Saba eyaletleri. Beni bu geziye iten iki oge var. Bitkileri ve orangutanlari dogal ortaminda gormek. Hem Saba hem de Sarawak boylesi bir gezi icin cok uygun. Ben terchimi Sarawaktan yana kullanip Singapurdan Kuchinge Air Asia ile ucuyorum. Bilmeyenler icin belirteyim Air Asia Malezya'nin dusuk butceli havayolu sirketi ve Guney Dogu Asyada cok iyi guzergahlari var. Kuching'e varinca havaalanindan otelime taksiyle gidiyorum. Kaldigim otelin adi Lime Tree. Hem merkezi, hem keseye uygun hemde sabah kahvaltisi gercekten guzel."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/08/15/alesund-norvec-gezi", "text": "Haziran 2005 Oslo'ya ve Bergene gitmistim ama gelin gorun ki bu gerilim dizisi Norvec'in Alesund kasabasinda geciyormus. Mayis 2016'da Alesunda 2 gunluk bir haftasonu gezisi icin gittim iste gezi notlarim. Alesunda ya SAS ile Oslo'da baglanarak ya da KLM ile Amsterdamda baglanarak gidebilirsiniz. Havaalanindan Alesund'un sehir merkezine havalaninin disinda bekleyen otobuslerle kolayca gidilebiliyor ve otobus sizi tam sehir merkezinde birakiyor. Ben sehir mekezinde otelde kaldim ama AirBnB tercih edenler icin bu secenek de mevcut. Alesund Norvecin Fiyord bolgesinde ancak Fiyordlara olan turlar Haziran ayida basliyor. Ben Mayis sonu gittigim icin bu turlara katilma sansini bir kac haftayla kaciriyorum. Madem oyle, Norvec'e gitmeden once Gidap dizisini bir kez daha izleyeyim ve filmin cekildigi 1985 yilindan 2016'ya kadar sehir nasil degismis bir goreyim ve sehri bir kesfedeyim dedim. Alesund'a vardiginiz zaman sehrin guzelliginden once ulkenin ne kadar kalkinmis oldugunu ve insanlarin yasam duzeyinin ne kadar gelismis oldugunu daha havaalanindan ciktiginiz anda goruyorsunuz. Birbirinden guzel ve bakimli evlerinden Marinasina kadar adeta Norvec Avrupanin en zengin ulkesi oldugunu kanitliyor size. 1900 lerin basindan kalma mimari butun sehri sarmis. Deniz kenarinda ki bu guzel sehir rengarenk ciceklerle donatilmis ve sokaklar, caddeler tertemiz. Girdap dizisinde gordugum sokaklar caddeler pek degismemis. Bazi binalar ayni sekilde duruyor. Alesund oldukca kucuk bir sehir sehri gormek icin herhangi birtoplu tasima araci kullanmaniza gerek yok. Kisa bir yuruyusten sonra sehri daha iyi gorebilmek icin 418 adimlik Aksla Tepesine tirmaniyorum. Cok yorucu bir tirmaniz degil bu. Burada Knenvin viewpoint denilen noktadan butun sehri tum guzelliyle gormek mumkun. Kucuk bir de kafe var. Bir yandan kahvemi yudumlayip bir yandan da manzaranin tadini cikartiyorum. Aksla Tepesinden indikten sonra Kongensgata caddesinde ki dukkanlara bakmaya basliyorum. Hemen belirteyim Norvec dunyanin en pahali ulkelerinden biri onun icin her hangi bir alis-veris yapma gibi bir planim yok. Pek cok kafesi olan Alesund'da ne yazik ki restorant secenekleri kisitli daha cok Italyan tarzi yemek ya da bar /pub yemegi turunde yerler var. Cok ahim sahim olmayan bu yemeklere Avrupadaki diger ulkelerde odediginizin iki hatta uc katini oduyorsunuz. ne sansliyim ki oteldeki sabah kahvaltis cok iyiydi tahmin edebileceginiz bol deniz urunleri ve fume somon. Norvec icin Schengen vizesi gerekli umuma mahsus pasaportlar icin. Kullanilan para birimi Norvec Kronu. Herkez cok iyi duzeyde ingilizce bildiginden Ingilizceniz varsa iletisim hic sorun olmayacaktir. Havalanina geri donuste sehrin icindeki otobus duragindan. Otobusun ustunde ucak sembolu var. Kalkis saatlerine onceden gidip bakmanizi tavsiye ederim. Alesund'u gorebilmek icin 30 yil bekledim. Bekledigime de, gittigime de deydi."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/08/21/melilla-ispanya-gezi-notlari-ve-ispanya-gezilece", "text": "Melilla gezi rehberime hosgeldiniz. Ispanyan'nin Kuzey Afrika'da Fas'la komsu bu gozlerden uzak bolgesi tam bir cevher. Hem tarihi onemi hem mimari guzelligi ile Melilla, Ispanya'da gezilecek yerlerin basinda geliyor. Melilla'ya Nasil Gidilir ?, Melilla 'da gezilecek yerler nerelerdi? iste sizin icin hazirladigi Melilla gezi rehberim. Cok fazla gezme imkanimin olmadigi Ispanyanya gideyim diyorum ama farkli degisik bir yeri olsun istiyorum. Ispanya ile ilgili arastiriken Ceuta ve Melilla dikkatimi cekiyor. Her ikiside Kuzey Afrikada Fas'in yaninda cok kucuk Ispanyaya ait deniz asiri bolgeler. Cetua'ya gidisi biraz zahmetli buldugumdan rotami Melilla'ya ceviriyorum. Iyiki de oyle yapmisim. Melilla İspanya'nin egemenligine 1600ler'de gecmis o gun bugundur Ispanya'ya bagli. Fas Melilla'nin kendine ait oldugunu ve geri verilmesini gerektigini soylese de Ispanya'nin bunu taktigi yok. Cunku Ispanya yillardir Melilla'ya pek cok yatirim yapmis ve Melilla'nin tarihi onemi Ispanya icin cok yuksek. Ispyanyollarin burayi Fas'a geri verecegini hic sanmiyorum. Melilla'da yillardir dort din esit bir sekilde kutlaniyor. Hristiyanlar, Muslumanlar, Yahudiler ve Hindular baris icinde bu 20 kusur Km karelik bolgede yasiyorlar. Bir cadde uzerinde hem kilise, hem cami, hem de sinagog gormek mumkun. Bu kucucuk Melilla'nin Ispanya tarihinde ki en buyuk onemi, Temmuz 1936'da Ispanya Ic Savasinin ve ayaklanmalarin basladigi yer olmasi. Fasizmin devrilmesinden sonra Ispanyadaki butun General Francis Franco'nun heykelleri yikilmis ancak bir tane heykel birakilmis o da Melilla'da. Sabahin ilk saatlerinde iste bu heykeli gormeye giderek basliyorum Melilladaki gezime. Heykel hemen kalenin yaninda yer aliyor. Sehrin tarihi kasabasida ayrica kalenin icinde. Heykelin hemen yanindaki Melilla Kalesini ve sehrin eski kasabasi ziyaret ettim. Melilla Kalesi burayi yuzyillarca korumus Akdeniz'den gelebilecek tehlikelere karsi ve tipik Ispanyol mimarisinin ozelliklerini tasiyor. Kalenin icinde bir de Askeriye Muzesi var. Giris bedava icinde fotograf cekmek yasak ama avlusunda resim cekebilirsiniz. Melilla, Afrika'da modeern mimarinin basladigi ilk Ispanya'da da Barcelon'dan sonra ikinci yer. Melilla'nin sehir merkesinde birbirinden guzel islemelerle suslenmis binalari hayranlikla izleyeceksiniz. Bu binalarin buyuk bir cogunlugu Gaudi'nin ogrencisi Enrique Nieto trafindan tasarlanmis. Bu guzel yapilar Altin Ucgen Triangulo de Oro bolgesinde gorebilirsiniz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/09/03/auschwitz-gezi-notlari-krakow-auschwitz-nasil", "text": "Auschwitz gezi rehberime hoş gezdiniz. Insanlik tarihinin en zalim dönemi ile eş anlama gelen Auschwitz'i görmek için isteklimiyim değil miyim tam olarak bilemiyorum. Şoförümüz gelip bizi otelimizden aliyor ve Auschwitz'e gitmek icin bir pazar sabahı cıktık yola. Hem bilgilendigim hem duygulandığım bir gezi oldu. Krakow'dan Auschwitz toplama kampına nasıl gidilir, ve diger yararlı bilgiler bu Auschwitz gezi rehberimde. Auschwitz'e vardığınızda önce güvenlikten geziyorsunuz sonra sizi guruplara ayırıyorlar. Daha sonra da size müzeyi anlatacak olan bir tur rehberinizle tanıştırıyorlar. Ne şanslıyız ki bizim rehberimiz savaş zamanı doğan emekli Polonyalı bir öğretmen. Daha önce müze içinde zorunlu tur rehberi yokmuş. Tur rehberi yeni uygulamaymış. Gurupla gezmeyi pek sevmem ama rehberimiz Dorota'nin verdiği bilgileri dinlemeye doyamadım. Arbeit Macht Frie Çalışmak Sizi Özgürleştirir Yazısı sizi karşılıyor kapının tam girişinde. Nazilerin toplama kampında ki yahudileri motive etmek amacıyla koyduğu bu yazı adeta bir sembole dönüşümüş Auschwitz icin. Israil'den gelen onlarca yahudi bu yazının altından fotoğraf çekiliyordu ve muhtemelen atalarının neler yaşadığını düşüyordu. 2. Dunya Savaşının başladığı ilk yıllarda toplama kampına getirilen pek çok esirin fotoğrafları çekilirmiş. Daha sonra hem delil bırakmamak hem de bu uygulama masraflı olduğu için Naziler fotoğraf çekmeyi bir kenara bırakmışlar. Girdiğimiz koridorlar bu esirlerin resimleri karşıliyor bizi. Geçen bunca zamana rağmen neler yaşadıklarını anlamamızı istercesine bakıyorlar size. Kimi odalarda esirlerin kesilen saçları, kimi odalar giysileri ve kiyafetleri var. Bu UNESCO Dunya Mirasi olan müzede resim cekmek serbest bense kesilen sacların resimlerini çekmemeyi tercih ediyorum. Öğreniyoruz ki sadece Yahudiler getirilmemiş Auschwitz'e. Yahudiler, Hristiyanlar, yanlış bir deyim olacak ama Çingeneler ve gayler. Çekilen fotoğraflardan kim yahudi kim değil yanına konulan işaretlerden anlamak mümkün ve müze içindeki gezinin son bölümünde gaz odaları karşılıyor sizi. Burdan taksiyle Auscwitz 1'den Auschwitz 2- Birkenau'ya geçiyoruz ve rehberimiz bizi orada bekliyor. Auschwitz 2- Birkenau sayıları 40 kadar olan toplama kamplarının en büyüğü. Toplama kampındaki esirlerin sayısı artınca Naziler Auschwitz'i genişletmek için Ekim 1941'de yeni bir kampın inşasına başlıyorlar ve pek çok esiri buraya getiriyorlar. Nazilerin iyice zalimleşmesi ve pek çok toplu katliamın gerçekleşmesi Auschwitz II-Birkenau' da oluyor. Bu yüzden de Birkenau Ölüm Fabrikası olarak da adlandırılıyor. Esirlerin kaldığı barakaları gezip bir kuru ekmek ve suya bütün gün nasıl talim ettiklerini öğreniyoruz. Tuvaletler sabun bulunmuyormuş ve dahası esirlerin ancak günde bir kez tuvalete gitmelerine izin veriliyormuş. Burada hayatta kalmayı başaran kadınların bir kısmı fabrikada ya da yemekhande çalıştırılmışlar. Onlarda çaldıkları yemekleri ya da sabunları takas ederek hayatlarını bir şekilde idame ettirmişler. Krakow Auschwitz arası kaç km diye merak edenler için hemen belirteyim. Krakow'un tarihi merkezinden Auschwitz arası 66 km. Taksi: Auschwitz'e en kolay gidiş yolu Krakowdan müzeyi ziyaret etmek. Pek çok acenta Auschwitz icin gurup tur organize ediyor. Buna hem gerek yok hem de daha fiyatlı. Biz şöyle yaptık. Bizi Auschwitz'e götürecek taksiyi ayarladık. Taksi bizi Auschwitz 1 in ana giriş kapısına kadar götürdü ve içeriye girdiğimizden emin oldu. Oradan Auschwitz II ' ya götürdü ve oradan da Krakow'a geri getirdi. Auschwitz'e giris biletimizi de muzenin resmi web sitesinden aldık. Böylece çok daha ucuza geldi. Unutmadan hatırlatayım Auschwitz Krakowdan 1, 1.5 saat uzakta. Otobus: Haftanın her günü Oswiecim için Krakow şehir merkezinden 5 kez otobüs seferleri var ve Krakow'dan yolculuk 1 saat 25 dakika ile 1 saat 40 dakika arasında süruyor. Biletler tek yön 10 12 Polonya Zloty arasinda değişiyor ve otobüsler MDA Bus Station Krakow otobüs terminalinden kalkıyor. Otobus seferleri icin buraya tiklayin. Çok karışık duygularla ayrılıyorum Auschwitz'den. Bu UNESCO Dunya Mirasini görmenin mutluluğu ve tarihi yaşandığı yerde görmenin hüznüyle."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/09/03/krakow-gezi-rehberi-polonya-krakow-gezilecek-yerler-krakowda-nerede", "text": "Krakow gezi rehberime hosgeldiniz. Bence Krakow, Polonya'da gezilecek yerlerin en basinda geliyor. Krakow'u ilk kez Londra'da Ingilizce okuluna gittigim yillarda Polonyali sinif arkadaslarimdan duymustum. Hatta Krakow'u bana o kadar çok methettiler ki Türkiyedeyken hiç duymadigim Krakow gezisini gerceklestirmeyi çok istedim. Krakow 'da gezilecek noktalar nerelerdir ? Krakow'da Nerede Kalınır? Krakow'a nasil gidilir? Krakow'da ne yenir? krakow toplama kampına nasıl gidilir? Polonya Krakow'da gezilecek yerler? iste sizler icin hazirladigim Krakow gezi rehberi. Krakow cografi olarak Güney Polonya'da, 50 04'N 19 56'E koordinatlarinda yer aliyor. Vistül nehrinin her iki yakasina da kurulmus çok önemli bir ticaret sehri ve Polonya'nin turizm açisindan da en önemli sehri. Polonya 'da gezilecek yerlerin basindan gelen güzel Krakow'un adini, Turkiye'deki paket turlarda görmek mümkün degil. Prag, Viyana ve Budapeste Turkiye'den giden turistlerin ilgisini çekerken, Krakow pek de populer degil. Daha dogrusu Krakow pek bilinmiyor. Polonya'nin Turkiye'de pek bilinmemesinden ve Krakow'un Prag, Budapeste gibi Avrupanin gozde sehirlerine yakin olmamasindan biraz es geçiliyor. Oysa Krakow, insanlik tarihinin en utanç verici dönemlerinden birine taniklik etmis, 2. Dünya Savasinda ayakta kalmayi basarmis bir UNESCO Dunya Mirasi. Hem güzel tarihi merkezi hem Auschwitz'e yakin olusu hem de bir baska UNESCO Dunya Mirasi olan Wieliczka Tuz Madenine yakinligi ile kesinlikle görülmesi gereken bir sehir. Krakow gezilecek yerler açisindan çok zengin. Krakow, ilginç mimarisi, degisik müzeleri, ortacagdan kalma kiliseleri ve kaleleriyle gerçek bir UNESCO Dunya Mirasi. Krakow'un sehir mekezinin disinda yer alan Auschwitz Toplama Kampi ve Wieliczka Tuz Madeni de Krakow 'da gezilecek görülecek yerlerin basinda geliyor. Bu iki yer Krakow'un disinda oldugu icin Krakow geziniz icin en az 3-4 gün ayirmanizi tavsiye ederim. Az önce de belirttigim gibi Krakow, 2. Dünya Savasinda Polonya'nin diger sehirlerine göre yara almamis. Sehrin essiz mimarisi tüm görkemiyle bugün bile varligini sürdürüyor. Krakow'un dar ve güzel sokaklarinda soyle bir yürüyün. Bir kez daha belirteyim Krakow'un tarihi merkezi UNESCO Dunya Mirasi. Krakow 1978 yilinda Ekvador'un baskenti Quito ile birlikte UNESCO korumasina alinan ilk sehirler. Krakow'da gece hayati sandigimdan daha canliydi. Avrupa'nin kimi sehirlerinde oldugu gibi saat 18:00'den sonra hayalet sehre dönüsmüyor Krakow. Barlar gece geç saatlere kadar açik. Ayrica Bekarliga Veda Partisi düzenleyen pek çok bar var. Meraklisina duyurulur. Polonyaca adi Rynek Glowny olan Ana Pazar Meydaninin Tarihi 13. yila kadar dayaniyor. 40 bin metre karelik genisligi ile Avrupadaki en büyük tarihi meydan. St Mary'nin Kilisesine, Adam Mickiewicz Anitina ve Cloth Hall'a ev sahipligi ediyor ayrica. St Mary'nin Kilisesi kendi özgü biri uzun digeri kisa çan kuleleriyle meshur St Mary Bazilikasi Polonya'daki gotik mimarilerin en iyi örneklerinden biri. 14. yüzyilda insa edilen St Mary Bazilikasi 80 metre yuksekliginde. Krakow'un tarihi kasabasi Polonya 'da gezilecek tarihi yerlerin icinde en meshur olani. Ana Pazar Meydanini çevreleyen bu alani olusturuyor Tarihi kasaba. Herhangi bir anit ya da özel bir bina yok tavsiye edebilecegim ancak farkli mimari yapilar gözünüzden kaçmasin. Auschwitz ve Wieliczka Tuz Madeni Krakow'u ziyaret edenlerin ilgisini çeken önemli yerler. Krakow toplama kampına nasıl gidilir? Krakow tuz madeni nasıl gidilir? Auschwitz ve Wieliczka Tuz Madeni ile ilgili iki ayri gezi hazirladim. Yazilar icin linklere tiklamaniz yeterli. St Peter ve St Paul kilisesi Polonya'da Barok tarzdaki ilk yapı. Kilisenin yapımı 1597'de baslamıs ve 1610'da bitmis. Bu güzel kilisenin mimari ise bir italyan. Kilisenin dışında giris kapısının önündeki yüksek sütunlarda yer alan 12 adet havari heykeli nedeniyle inanılmaz derecede göz alıcı. Bu heykeller zaman icinde asit yagmurlarından dolayı yıpranmış. Bu yüzden de yerlerine modern replikaları yerlestirilmiş. Giriş ücretsiz. Kilisesi Saat 9'da açılıyor. Wawel Kalesi'ne giderken eski şehir meydanından yaklaşık 2 blok ötede. Wawel Kalesi yuzyillar boyuncan Polonyali Kirallarin sarayi olarak kullanilmis. Wawel Kalesi Krakow'u tam tepeden goruyor. Son derece bakimli ve kesinlikle görmeye deger. Icinde güzel bir de kafe var. Fiyatlar uygun. Wawel Kalesinin içinde çesitli sergiler, Kraliyet odalari, Hazine bölümleri yer aliyor. Kalenin içine giris ücretli ama ben arkadaslarimin gelmesini beklerken kafede oturup solukladigindan müzeye bakamadim. Bence bir Krakow gezisinin olmazsa olai Yahudi Mahallesi. Ana Pazar Meydanina goreceli olarak uzakta olan Yahudi Mahallesinde 2. Dünya savasi sonrasi nerdeyse hic yahudi kalmamis. Son yillarda Yahudilerin yeniden buraya donmesi icin bir dizi calisma baslatmislar. Simdilik küçük, bir meydan onu çevreleyen restorantlar yer aliyor Yahudi Mahallesinde. Aksam yemegi icin buraya kesinlikle ugrayin. Hem yemekler lezzetli hem de canli sokak müzikleriyle esliginde yemek yemek ayrica keyifli. Özelikle güzel bir yaz gününde aksam yemegini burda yemenizi tavsiye ederim. Krakow 'da gezilecek yerler içinde olmazsa olmazlardan. Oskar Schindler adini Schindler'in Listesi filmi izleyenler hemen animsayacaktir. 2. Dunya Savasi sirasinda pek çok yahudiyi kurtaran alman iş adamı Oskar Schindler'in fabrikasi artik muze olarak kullaniliyor. Krakow'da gezilecek noktalar icinde beni hayal kirikligina ugratan tek yer Oskar Schindler'in Fabrikasiydi. Bu koscokacam fabrikanin sadece küçük bir kismi müze olarak kullaniliyor. Sasirtici olansa Schidlerin Fabrikasinda Oskar Schindler'e ya da Schindlerin Listesi filmi ile herhangi bir referans yok. Içinde tabiki 2. Dünya Savasi ve Nazi isgali ile ilgili pek çok doküman, hatta 2. Dunya Savasi hakkinda belgesel gösteren küçük bir de sinema salonu var. Eger ben her resme bakarim her yaziyi okurum belgeseli de seyrederim derseniz burayi gezmek için birkaç saat ayirmaniz gerekebilir. Onun disinda pek fazla görecek bir sey yok. Müze ile ilgili daha fazla bilgi almak isteseniz Oskar Schindler Factory tiklamaniz yeterli. Sehir merkezinden nehri gecerek gidiliyor buraya. Yürüyerek vakit aldigini bu yüzden dönüste taksiye bindigimi hemen belirteyim. Planty Parki'nin icinde, Tarihini Kasabanin kuzeyinde yer alan Krakow Barbican savunma amaçli olarak insa edilmis. Krakow Barbican ortacaga ait ender yapilardan. Kalenin disinda Osmanlinin buraya kadar gelip saldigi yaziyor ki tarih derslerinde böyle bir bilgiyi hic duymamistim. Krakow gezisi sirasinda Planty Parkini görmemeniz imkaniz. Çünkü Krakow'un tarihi kasabasini çevreleyen bu 4 kilometre uzunlugunda ve 210000 metre karelik bir alana yayilmis olan bu park hem ilkbaharda hem sonbaharda sehri ziyaret edenlerin ilgi odagi. Zamanim kalmadigi icin Nowa Hutaya gidemedim. Nowa Huta, krakow'un Kominizm döneminde kurulan mahallesi. Buradaki Müzelerin Pazartesi günleri açik degil. Krakow gezisini planlarken bunu gör önünde bulundurmayi unutmayin. Yaptigim gezilerde benim tercihim her zaman icin sehir merkezinde kalmak. Krakow'da nerede kalınır sorusuna cevap bulmak onun için zor olmadi. Her zaman oldugu gibi nerkezi ve keseye uygun bir yer seçtim. Krakow'da nerede kalınır kendimce yardimci olayim. Wielicka tuz madenine giden tren istasyonuna ve tarihi sehre yakin bir seçtim. Krakowda kaldigim sure icinde de pek çok yere yürüyerek gidebilmek istedim. Krakow'da kalacak yer seçiminizde bu sekilde olsun. Peki ben Krakow'da nerede kaldim. Krakow'un tarihi merkezinde yer alan Hotel Santi'de kaldim. Hem odayi hem hizmeti hem de sabah kahvaltisini çok begendim. Ana Pazar Meydanindan 5-10 dakika yürüyüs mesafesindeydi. Buraya tiklayarak Hotel Santinin websitesine ulasabilirsiniz. Polonyanin en cok bilinen yemegi \" Pierogi\". Pierogi bir tür manti. Prierogilerin ici ya patatesli ya lahanali ya da etli oluyor. Tereyagiyla ve / ya da eksi kremayla servis ediliyor. Simdiye kadar en güzel pierogoyi ise Yahudi Mahallesindeki bir restorantta yedim. Yaklasik 20-25 pierrogiden olusan karisik tabak secenegiyle her birini tadabilirsiniz. Polonyalilarin ekmek icinde sunulan corbasi, sosisleri ve domuz bacagida ayrica meshur. \"Golopki\" bir cesit lahana dolmasi. Golopki, haslama patates ve mantarli sosla servis ediliyor. Italyan restoranlarindan birinde bir aksam yemegi yedik ne yazik ki sonuç hayal kirikliydi. Yerel yemeklerin oldugu restorantlardan sasmayin."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/09/03/wieliczka-tuz-madeni-krakow-polonya-gezi", "text": "Wieliczka Tuz Madeni Krakow'u ziyaret edecekler olanlar icin olmazsa olmazlardan. Bir seyi en basta belirteyim eger klostorofobiniz varsa burasi sizin icin. Yazinin geri kalaninda neden oldugunu daha detayli belirtecegim. Wieliczka Tuz Madeni Krakow'u ziyaret edecekler olanlar icin olmazsa olmazlardan. Bir seyi en basta belirteyim eger klostorofobiniz varsa burasi sizin icin. Yazinin geri kalaninda neden oldugunu daha detayli bir sekilde anlatacagim. Wieliczka Tuz Madeni Krakow'u ziyaret edecekler olanlar icin olmazsa olmazlardan. Bir seyi en basta belirteyim eger klostorofobiniz varsa burasi sizin icin. Yazinin geri kalaninda neden oldugunu daha detayli belirtecegim. Kuskusuz en kolay yolu buraya gitmenin Krakow'dan trenle. Tren hatti mono rail sekilinde yani bir hat uzerinde bir tren gun boyunca gidip geliyor. Kesinlikle hangi platform hangi tren hatti diye endiselenmenize gerek yok. Tren Krakow'dan Glowny istayonundan kaliyor ve Wieliczka Rynek Kopalina istasyonu;na gidiyor. Alternatfi olarak 304 numarli otobuslede gidebilirsiniz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/10/01/mont-saint-michel-rennes-fransa-gezi-rehberi-gezilece", "text": "Parise gitme planiniz varsa bu herhangi bir rezervasyon yapmadan once yaziyi okumanizi tavsiye ederim keza her iki sehri kapsan kucuk bir Fransa gezisi ayarlayabilirsiniz. Detaylar asagida. Rennes'e nasil gidilir? Rennes'de ve Mont Saint Michelde gezilecek yerler. Iste sizin icin haziladigim Fransa gezi rehberim. Mont Saint Michel'e uzun zamandir girmek istiyordum. Mont Saint Michel, Fransa'nin Normandiya bolgesinde UNESCO Dunya Mirasi olan kucuk bir ada. Normandiya bolgesinin baskenti Roune ama Roune, Mont Saint Michel'e cok uzak. Britany bolgesindeki Rennes ise saadece 1 saat uzakta. Boylece hem Rennes'i Mont Saint Michel'i kapsayan 2 gunluk bir gezi ayarladim. Avrupanin bazi sehirlerinden kucuk havayolu sirketleriyle gelinebilen Rennes'e en iyi ve akilcil seyahat plani, Paris'e yapacaginiz geziyi uzatilip Rennes's trenle gelmeniz ve oradan da Mont Saint Michel'e gecmek. Yanlis anlasilmasin her iki sehirde de gormeye deger ama Turkiye'den sadece Rennes'e gitmek icin plan yapmak ekonomik olarak pek de dogru olmayacaktir. Paris Rennes arasi hizli trenle 2 saat suruyor. Fransa demiryollari TGV Mont Saint Michel'e giden otobus biletlerinin tren biletlerine dahil edildigi bir paket sunuyor. Rennes'den Mont Saint Michel'e giden otobuslerin kalkis saatleri Paris'den gelen trenlerin varis saatine denk getirilmis. Tren istasyonu ile otobus istasyonun arasi 5 dakika yuruyus mesafesinde. Paris gezisi ayarlamayi dusunuyorsaniz oncelikle TGV'nin sitesine bakmanizi tavsiye ederim. Ucakla varacaklar icin hemen belirteyim Air France Paris, Amsterdam, Lyon gibi pek cok buyuk sehirden seferler duzenliyor Rennes'e. Rennes Saint Jaques Havalani sehirden cok uzakta degil. Sehir merkezine giden otobusler hemen havaalaninda disinda bekliyor ve bilet 2-3 Euro tutuyor. Fransa'nin bu cok bilinmeyen tarihi ve guzel kasabasi aslinda bir ogrenci sehri. Yaz tatili nedeniyle sokaklari pek sessizdi. Restaurant ve kafelerinde genellikle turistten cok yerli halk vardi ki ne iyi diye dusundum bir an. Sehrin icinde ozellikle gormenizi soyleyecegim herhangi bir anit ya da yapi yok ancak sokaklari art nuvo ve 1600'lerden kalma binalarla bezeli."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/11/09/bermuda-gezi-rehberi-gezilecek-yerle", "text": "Bermuda'yi hep Bermuda Şeytan Üçgeni'yle ozdeslestirmisizdir. Adi korku salan Bermuda Adası Kuzey Karayiplerde yer alan, kesinlikle gezilip görülmeyi hakeden bir Ingiliz kolonisi. Montserrat da oldugu gibi Bermuda da bir Ingiliz kolonisi. Bermuda'ya nasil gidilir? Bermuda gezilecek yerler? Bermuda nerede? Bermuda nereye bağlı Iste Bermuda gezi rehberi. Bermuda'ya sadece Amerika'dan, Kanada'dan ve ana ulke Ingiltere'den gidilebiliyor. Ingiltere'den aktarmali olarak gitmek isterseniz Ingiliz Hava Yollarinin websitesini ziyaret etmeniz yeterli. Ucuslarin sadece Amerika, Kanada ve Inglitere ile sinirli olmasindan dolayi 2009'a kadar T. C vatandaslarinin Bermuda'ya vizeye ihtiyaci yokken yapilan son duzenlemelerle Amerika'ya vizeniz varsa Bermuda'ya ozel bir vize almadan da gidebilirseniz. Ancak detaylar icin Ingiliz Konsolosluguna ya da bulundugunu ulkeye gore Ingiliz Yuksek Komiserligine vize icin danisin. Sözün özü Ingiltereye kimin ihtiyaci varsa artik Bermudaya da vizeye ihtiyaci var. Bermuda, pek cok kisinin sandiginin aksine Karayip adalarindan biri degil. Bermuda adası Kuzey Atlantikte Amerika Birlesik Devletleri'nin Massachusetts eyaletine yakin 130 tane kucuk adadan olusan yari bagimsiz bir ada. Ingiltere'nin Denizasiri Kolonilerinden biri. Ingilliz kolonileri kendi iclerinde bagimsiz. Bu nedenle bir Ingiliz vatandasinin bile Bermuda'da yasama hakki olmadigi gibi Bermuda'da yasayip calisabilmek icin ozel izin almalari gerekiyor. Ingiltere'in diger kolonilerine kiyasla Bankacilik sektorunun cok gelismis olmasindan dolayi Bermuda'da yasam standarti cok yuksek. Hic fakir, harabe ev gormedigim gibi her kasabasi ve sokagi cok temiz ve bakimli. Michael Douglas gibi unlulerin burada da evinin oldugunu soylemeden gecmeyeyim. Bermuda Adasi, volkanik kraterin cokmesiyle olusmus ve Bermuda'nin sekli daha cok yarim ay seklini animsatiyor ve pek cok adaciktan olusuyor. Kuzey Karayiplerde bulunan bu ada, diger Karayip adalarinda oldugu gibi bir tropikal cennet degil. Tam anlamiyla tropikal iklimin etkilerinin gorulmedigi Bermuda'da Aralik Mart aylari arasi yagmurlu ve serin. Havanin sicak oldugu yaz aylarinda ise oteller ve ucak bileti fiyatlari gercekten yuksek. Kasim ayi icin uygun bir bilet buluyorum ve atliyorum ucaga. Hamilton Bermuda'nin baskenti. St George's Town'dan sonra Bermuda'nin onemli tarihi yaapilarian ev sahipligi ediyor. Ucagim Bermuda'ya gec saatte vardi. Ne sansliyim ki kaldigim ziyaretci evinin sahibi aylar evvelinden kalacagim evin cevresinde acik bir yer olmayacagini ve ilk gece icin yanimda yiyecek bir seyler getimem gerektigini bana email yollayarak soylemisti. Yanimda atistiracak bir seyler sabah icin cay- kahve goturdum. Ilk gun havaalanindan odama taksiyle gittim. Tabi seyahatin geri kalaninda taksi tutmaya hic de gerek yok keza toplu tasima cok uygun ve ucuz. ilk gecenin ardindan Baskent Hamilton'u gormek icin cok sabirsizdim. Sabah gun dogar dogmaz buldugum ilk vapurla Hamilton'a gittim. Baskent Hamilton'un ana caddesi Church Street'te pek cok dukkan ve restaurant var arka sokaklarda ise parklar var. Church Street uzerinde Belediye Binasi ve Sanat Galerisi gormeye deger."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2017/12/06/new-york-gezi-rehberi-gezilecek-yerle", "text": "New York gezi rehberime hosgeldiniz. Bu kadar cok turistin ilgisini ceken ve hakkinda pek cok gezi yazisi bulunan New York'ta gezilecek görülecek yerler ile ilgili neler yazabilirim diye düsünürken diger New York gezi bloglarina ve vloglara söyle bir göre attim ve biraz daha farkli bir New York gezi yazisi hazirlayayim dedim. Iste New York'ta gezilecek yerlerden örnekler. Bence New York gordugunuz anda asik olacaginiz bir sehir degil. En azindan ben asik olmadim. Ama hakkini yemeyelim New York'un. Sarkilara, filmlere konu olmus birsehri boyle elimizin tersiyle itmemiz pek mumkun degil. New York kesinlikle iki gez gezilmesi gereken bir sehir. Ilk gidisinizde turistler yerleri gezip ikinci gidisinizde ise sehri daha cok sindire sindire gezmekte fayda var. Iste New York'ta gezilecek bazi yerler. Pek cok filme mekan olan Central Parki gidip gezmeden sanirim bir New York gezisi tamamlanmis sayilmaz. Havaalanindan ciktim. Dosdogru otele ve oradan da yuruyerek Central Parka geldim. Baharin bu ilk gunlerinde insanlar sicak havanin tadini cikartiyordu. Ben de Central Park icindeki bir kafenin bahcesinde oturup soguk bir seyler ictim."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/01/16/svalbard-norvec-gezisi-rehberi-gezilecek-yerler-nasil", "text": "Svalbard gezi rehberime hosgeldiniz. Geceyarısı Güneşi'nin dogdugu Svalbard'a, gitmeyi planladigim bir yer degildi. Daha once Oslo ve Alesund'da bulunmustum ama bir arkadasimin israri uzerine dort arkadas toplanip gittik Svalbard'a. Bu Kuzey Kutbu'nun 700 km guneyindeki ada farkli deneyimler icin gezginleri bekliyor. Svalbard turu gezilecek ve görülecek yerler, Svalbard nerede? Svalbard'a vize gerekir mi? Svalbard Adasına nasıl gidilir ? Kuzey Kutbuna nasıl gidilir diye merak edenler iste sizin hazirladigim Svalbard gezi notlari. 1920'de yapilan uluslararasi bir anlasma ile Svalbard'in yonetimi Norvec'e verilmis ve ada bilimsel arastirmalarin yapildigi bir yer olarak birakilmis. Svalbard'da Norvecliler ile birlikle birkac ayri kasabada da Ruslar yasiyor. Ruslar daha cok maden isleriyle hasir nesir oluyor. Ancak Svalbard'da ki kimi maden ocaklarini coktan kapatip ulkelerine donmusler ve geriye birkac hayalet sehir birakmislar. Svalbard aynen Gronland gibi kus ucmaz kervan gecmez bir yerde. Ancak ucak bileti fiyatlari Gronland'a oranla cok daha makul. Svalbard'da ancak Oslo'dan ya da Tromso'den gidebilirsiniz. Cok bilinen iki havayolu sirketi Svalbard'a ulasim isini ustlenmis. Svalbard'a gidisimizi Norvec Havayollari ile donumuzu ise SAS ile gerceklestirdik. Bu arada Svalbard'a giderken geceyi Oslo'da gecirdik. Rezervasyon ve bilet fiyatlari icin yukaridaki linklere tiklamaniz yeterli. Ucagimiz sabagin erken saatlerinde Oslo'dan kalkti ve yaklasik 3 saat sonra Longyearbyen'e vardi. Biz Oslo'dayken tam yaz havasi vardi. Svalbard'da hava serin bir sonbahari animsatan hava bizi bir sarsti. Neyse, Svalbard havaalani cok buyuk degil, cantalarimizi kaptigimiz gibi kaldigimiz apartmana gittik. Oda duzenimizi ayarladiktan sonra yakinda yer alan Svalbardbutikken adli supermakete kahvaltilik atistiracak bir seyler almak icin gittik. Cavdar ekmegi, Norvec keci peyniri ve tabiki sabah icin kahve. Kahve olmadan imkani kesinlikle gozlerimi acamam 🙂 . Eger butceli seyahat ediyorsaniz Svalbardbutikken kesinlikle hayat kurtarir. Alışverişten sonra hava da hazir gunesliyken kasabayi turlamaya basladik. Boyle kutupsal iklimlerde havanin sagi solu belli olmaz bakarsin kar yagar. Svalbard'in baskenti ve ana kita Avrupa'dan ucaklarin vardigi en buyuk sehri Longyearbyen. Ustu karlarla kapli daglara karsi kurulu olan bu ilginc sehir, birkac caddeden olusuyor. Kafeler, barlar ve restorantlar ise buraya gelen turistleri memnun edecek nitelikte. Herhangi bir tarihi yapinin olmadigi Longyearbyen'de gorebileceginiz tek tarihi sey Spanish Flu 'dan olenlerin gomulu oldugu mezarlik. Virus tekrardan yayilmasin diye olenlerin mezarlari Avrupa'ya tasinmamis. Svalvard'da ki ikinci gunumuz Pyramiden gezisiyle basliyor. Bizi Pyramiden'e goruturecek olan gemiye biniyoruz. Kaptan vakit gecirmeden yol cikti. Geminin kaptani Norvecli, bir de Freya adinda tatli mi tatli bir kopegi var o da geminin maskotu oluyor. Yolculugumuzda kucuk bir videoyu asagida paylatim. Izlemek icin baslat dugmesine basmaniz yeterli. Sehir icinde hava serinken gemi, ruzgarin da etkisiyle oldukca soguk. Atmosferin ince olmasindan dolayi gunesliyken sicak bulutluyken soguk ustumuzdekileri bir cikarip bir giydik."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/03/12/kanada-gezi", "text": "Kanada gezi rehberime hosgeldiniz. Yillardir planladigim Kanada gezisinde bir tek Kanada'nin en buyuk sehri Toronto'yu gezim donmek istemedim. 10 12 gunluk bir Dogu Kanada'yi kapasan bir gezi plani hazirladim. Kanada gibi buyuk bir ulke icin 2 hafta tabi yeterli degil ama cok guzel ve keyifli bir gezi oldu. Sizlerle de bu geziden notlari paylasmak istedim. Kanadaya nasil gidilir? Kanada'da gezilecek yerler? Kanada'yi nasil gezdim? iste sizin hazirladigim kapsamli Kanada gezi rehberim. Orijinal planim San Franciso'ya gitmekti. Sonra, bu fikirden vazgecip daha once hic gitmedigim Kanada'ya cevirdim rotami. Bu dunyanin en buyuk ikinci ulkesine olan gezime ya dogusunda ki bir sehirden ya da batisindan ki bir sehirden baslayacaktim. Kanada da gormek istedigim pek cok sehir, kasaba ve UNESCO Dunya Mirasi ulkenin dogusunda oldugu icin Toronto benim baslangic noktam oldu ve Kanada'nin batisini simdilik bir tarafa koydum. Sadece Torontoyu gorup donmek yerine 4 tane Provence'i 6 sehri ve 2 UNESCO Dunya Mirasini kapsayan 12 gunluk bir gezinin cok daha dogru oldugunu dusundum. Bunlarin icinde tek atladigim yer baskent Ottawa oldu. Toronto'da baslayan gezi NewFoundland'in baskenti St John's da son buldu. Turk Havayollari uzun bir zamandir Toronto'ya ve Montreal'e seferler duzenliyor. Ancak bilet fiyatlari cok yuksek ve ucagin Torontoya varis saati aksam 6 civari ki pasaport kontrolu, otele git vs aslinda bir gun kaybetmis oluyorsunuz. Alternatif olarak Lufthansa ve Air France secenekleri var. Benim planim Torontodan St Johns kasabasina kadar gitmekti. 2600 km lik yolu tekrar geri donmek istemedigim icin Air Canada ile Londra Toronto ve St Johns Londra seklinde aldim biletimi. Ucaklarin kalkis ve inis saatleri de cok uygundu. Kanada 1986 yilindan beri T. C vatandaslarindan vize istiyor ve Amerika, Avusturalya ve Yeni Zellanda ile birlike almasi zor vizeler arasinda ama imkansiz degil. Avupada Amerikada fiyatlar nasilsa Kanada'da ayni. Barda icmek Avustulya kadar fiyatli degilken yemekler bir Ispanya ya da Yunanistan kadar ucuz degil. Ama yemeklerin porsiyonlari ise kesinlikle iyi."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/03/13/toronto-gezi-rehberi-kanada-toronto-gezilece", "text": "Toronto gezi rehberime hoşgeldiniz. Toronto, Kuzey Amerika'nın en büyük ve kalabalık şehirlerden biri. Toronto gezisi için sadece üç gün ayırdım ve biraz koşuşturmacalı bir üç gun oldu. Toronto gezilecek gorulecek yerler açısından oldukça zengin olduğu icin 3 gün bana ancak yetti. Torontoya nasıl gidilir ? Torontoda gezilecek yerler? Toronto'da nerede kalınır, Toronto'da ne yenir ne içilir İşte sizin icin hazırladığım Toronto gezi rehberim. Oldukça büyük bir havaalanı olan Toronto Pearson Havaalanında pasaport kontrolüne kadar yürümek bir hayli vakit alıdı. Ama pasaport kontrolünde çok büyük bir kuyruk yoktu ve neyse ki pasaport kontrolünden sorunsuz bir şekilde geçtim. Kanada Gezi Rehberi yazımda belirtmiştim ama henüz okumamış olanlar için belirteyim Toronto'ya gitmek için Turk Hava Yollari ve Air Canada uçuşlarına bakabilirsiniz linklere tıklamanız yeterli. Valizimi de alıp gümrükten geçtikten sonra sonra dosdoğru havaalanının içindeki tren istasyonuna gittim. Tren istasyonuna gitmek için işaretleri takip etmeniz yeterli. Burada UP Express trenleri kalkıyor ve sizi Toronto'nun en merkezi yerinde bulunan Union Istasyonuna götürüyor. Union Istasyonundan da metroya binip gitmek istediginiz yere çok kolaylıkla ulaşıyorsunuz. Up Express'in bilet ücreti $12.35 Kanada doları tek yon ve havaalanından şehir merkezine ulaşmak yaklaşık 30 dakika sürüyor. Uçağım, Toronto'ya öğlen varmışken zaman kaybetmemek icin alelacele önümüzdeki üç gün konaklayacağım otele gidiyorum. Toronto'da nerede kalınır? Açıkcası bu soruya cevap vermek çok kolay olmadı konusunu. Çünkü Toronto Kanada'nın en pahalı otellerine ev sahipliği yapıyor. Eğer Toronto geziniz sırasında konaklayabileceğiniz bir arkadasınız varsa, çok iyi. Neyse dönelim Toronto'da nerede kalınır sorusuna. Benim yaptıgım gibi şehir merkezinde kalmak isterseniz işiniz zor. Torontonun merkezinde Rex adına bir Jazz bar buldum. Üst katlarında uygun fiyata odalar var. Otel demek yanlış olur daha cok bir hostel seviyesinde. Sabah kahvaltısı olarak sadece kahve, reçel ve tost veriyorlar. Queen Caddesi uzerinde bu otel keseye uygun hem Queen Caddesini hem de buranın atmosferini çok beğendim. Asagidaki google haritada Osgood Metro istasyonundan sdece 5 dakika yuruyus mesafesindeki otelin konumu gorebilirsiniz. Doğu Kanada'nın en güçlü, en onemli şehri olan Toronto son derece modern bir mimariye sahip. Çok kültürlü bir yapıya sahip Toronto cok farklı küçük bölgelerin araya gelmesinden oluşuyor. Toronto bana yuksek gokdelenleriyle New York'u kolonyal binalari, ve tramvaylariyla Ingiltereyi ve Avrupa'nin diger sehirlerini animsatti. Ayrica Toronto oldukca duz bir sehir boyle inisli cikisli sokaklari caddeleri yok. Bu nedenle yurumesi kolay ve keyifli bir sehir. Neyse, Toronto ile ilgi hiç bir beklentim yok. Toronto, Kanada'da öncelikli görmek istediğim şehirlerden biri de değil. Bu da Toronto ile ilgili olarak \"ruhu olmayan bir beton yığını\" gibi yorumlar duyduğumdan olsa gerek. Gelin görün ki hava neredeyse 30c derece, Uluslararası Toronto Film Festivali birkaç gün önce baslamış, sehir merkezinden sanki coşku ve enerji fışkırıyor ve caddeler cıvıl cıvıl. Nasıl olur da böyle bir sehre aşık olmam. Toronto'ya ilk görüşte aşık oluyorum ve kesinlikle Toronto gezilecek yerler anlamında dopdolu. Toronto gezisine şehrin rıhtımını ve Ontario Gölü'nün çevresini gezerek başlıyorum. Bu arada Ontario Golu- Lake Ontario Dünyanın en büyük göllerinden biri. Nasil ki Paris'in Eyfel Kulesi varsa Toronto'nun da CN Kulesi var. Modern mimarinin en onemli orneklerinden sayilan CN Kulesi'nin yuksekligi 554 metre. Dubai'deki Buj Khalifa'nin acildigi 2007 yilina kadar tek basina ayakta duran en yuksek binaydi. Toronto'da da Istanbul'da oldugu gibi Istiklal Caddesine ya da Bagdat Caddesine benzer alisveris, yeme icme, gece hayati acisindan onemli caddeleri var ve Toronto'da gezilecek yerler listesi hazirliyorsaniz sehrin bu onemli caddelerini mutlaka gormelisiniz. - King Street Caddesi Toronto'nun en eski caddelerinden biri gece hayatindan tutun, alisveris icin dukkanlar, resoranlar kafeler. Toronto gezisinde olmazsa olmazlardan."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/03/17/niagara-selalesi-gezi-notlari-ve-niagara-gezilece", "text": "Niagara gezi rehberime hoşgeldiniz. Toronto'da geçirdiğim üç günümden birisini Niagara Şelalesi gezisi için ayırdım. Niagara kesinlikle Toronto'da da ve Kanada'da gezilecek yerlerin başında geliyor. Niagara Şelalesine Toronto'dan Nasil gidilir? Niagara Şelalesi nerededir? Niagara Şelalesi çevresinde gezilecek yerler ve Niagarayı görmek için dört neden. İşte sizin icin hazırladığım Niagara Gezi rehberim. Kanada ve Amerika sınırında yer alan Niagara Şelalesini hem Amerika Birleşik Devletlerinden hem Kanada'dan ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/04/09/halifax-gezi-rehberi-ve-kanada-gezilece", "text": "Montreal'den ve Toronto'dam iç hatlarla Halifax'a gelebilirsiniz. Turkiye'den Halifax'a doğrudan uçuş yok. Ancak Frankfurt, Londra, New York ve Reykjavik gibi Avrupa'nın ve Amerika'nın büyük şehirlerinde bağlanarak Halifax'a ulaşabilirsiniz. Halifax Stanfield Havaalanından #320 No'lu otobüsler sizi şehir merkezine götürüyor. Yalnız otobüsler uçuşların yoğun olduğu sabah 6 9 saatleri arasında 30 dakika da bir diğer saatlerde 60 dakika da bir kalkıyor. Otobüsü beklemek istemediğim icin taksi tutmayı tercih ettim. Kanada'nin kasabalarının, doğal guzelliklerinin daha net görülebileceği bir noktaymış Halifax. \" Vaay\" dedirten bir bitki örtüsü karışılıyor sizi. Her ne kadar Halifax gezilecek tarihi yerleri, parkları Victorian tarzı bahçesi, gece hayatıyla meshur caddesi Argyle Street ilgi cekici bir sehir olsa da Halifax gezisinizi sadece sehir merkezi ile sınırlı tutmayıp, Halifax'de gezilecek yerler listenize çevredeki diğer kasabaları da ekleyin. Zaten benim Kanada gezimi uzun tutup buralara kadar gelmemin sebebi fotograflarını gördüğüm zaman aşık olduğum ve \" Buraya gitmeliyim \" dedigim UNESCO Dünyası Mirası olan Lunenburg adlı balıkçı kasabasıydı. Havaalanindan kaldigim otele gelip eşyalarımı bıraktigim igibi soluğu dışarıda alıyorum. Neyse, lafı cok uzatmayayım. Burada daha onceden ayırttığım apart otele yerleşiyorum. Oldukça büyük bir oda ihtiyacım olan her şey var içinde. Basit bir sabah kahvaltısı ve kahve de dahil ödediğim fiyata. Sehri, tam yukarıdan gören Citadel ve Saat Kulesi belki de en ilgi çekici yerlerinden Halifax'ın. Citadel icin giriş ücreti alınıyor ama Kanada'nın bağımsızlığının 150. Yılı olması nedeniyle ben gittiğimde giriş bedavaydı. Halifax'da gözlerden kaçmayan bir başka şey, Gay ve Lezbiyenleri nasıl desteklerini göstermek icin yaya geçidini Gökkuşağı renkleri ile boyanması. Burası Spring Garden Road caddesinde ki pek çok restaurant ve dükkan da var. Rıhtım bölgesi de ilginç hem restorantlar hem ayak üstü bir şeyler atışıtiracak yerler var. Güneş yüzünü gösterince şehir daha bir güzel gözüküyor insana. Toronto'da halen hava sıcakken burada ki yerli halk kış hazırlıklarına sanki baslamış bile çünkü kimi dükkanlar kapalı ve sokaklar tenhaydi. Mahone Bay adlı bu küçük ve şirin kasaba ilk duragimiz. Burayı görünce bu dingin kasabadaki hayat büyülüyor beni. Buyuk sehrin stresinden bunalan ben, \" vay nasıl da hayatlar varmış dünyanın diğer yanında \" diyorum kendi kendime. Mahone Bay'e ilk olarak Fransizlar gelmis ve buraya La Baye de Toutes Iles Pek cok Adasi Olan Koy adini vermis. Bunun nedeni Mahone Bay'de 365 tane ada var. Daha sonra buraya gelen ingilizler Mahone Bay adini vermisler. Ingilizler adada is gucu olusturmak icin protestant Alman ve Isvicrelileri cesaretlendirim buraya getirmis. Mahone Bay'deki soy agaclarina baktigimizda Almanca soyadi görüyoruz. Halifax'in başkenti olduğu Nova Scoatia Provence'inda yer alan Lunenburg'de ki Kanadalılar, nasıl ki Quebec'de ki Kanadalılar Fransız kültürünü devam ettiriyorsa, burada da İskoç kültürünü devam ettiriyorlar. Farklı mimarisiyle ve tarihiyle Lunenburg benim için bu gezinin olmaz ise olamazıydı. Buradan kısa bir yolculukla Lunenburg'e varıyorum. Kasabanın ahsap evleri hemen dikkati çekerken, Lununburg'un tarihi kilisesi St John Anglican Kilisesi 2001'de geçirdiği yangına rağmen halen ayakta. Pek çok kilisenin icinde resim çekilmesine izin verilmezken bu kilisede serbest. Bunun sebebiyse 2001'deki yangından sonra restorasyon çalışmaları ziyaretçilerin çektiği resimlere bakılarak tamamlanmış. Kiliseyi ziyaret edenlerin çektiği bu resimler olmasaydı belkide restorasyon hiç bir zaman orijinaline uygun olarak tamamlanamayacaktı. Burada inşa edilen evlerin pencerelerinde ki özel tarza \" Lunenburg Bump- Lunenburg Çıkıntısı\" deniyor. Bu daha çok görmeye alışkın olduğumuz cumbalı evleri anımsatıyor bana. Lunenburg'de mutlaka denemeniz gereken istakozlu sandviçleri. Denize karşı kurulu pek çok resturant var. Bunlardan birine gidip istakozlu sandviçinden sipariş ediyorum. Pek yemek yiyesim de yok ama unutulmaz bir manzara, güneşli ve guzel bir gününün hatırına diyorum gelsin istakozlu sandviç. Halifax'den bir diğer gezi ise yarım günlük methini çok duyduğum Peggy's Cove'a oldu. Bu küçük sahil kasabası Halifaxın 75 km uzağında. Burayı görmek çok keyif verici. Mutlaka gorulmesi gerekense kasabanın dillere destan deniz feneri. Deniz fenerinin güzelliği ve şimdiye kadar dünyanın en cok fotoğrafı çekilen deniz feneri olması da ayrı bir önem taşıyor. Madem oyle bende bulmuşken bol bol resmini çekiyorum. Peggys Cove ve onu çevreleyen bu bölgenin deniz feneri dışında bir tarihi önemi daha var. Swisair'in 111 numaralı uçuşu 1998 bu bölgeye düsünce uçağa ilk yardım da Peggy's Cove'dan geliyor ayrıca ölenlerin anısına da bir anıt yapılmış. Halifax'da pek çok bar, kafe ve restraunt var. Neredeyse tüm dünya mutfaklarından örnekler bulmamız mümkün. Halifax'da rıhtım tarafındaki restoranlar deniz ürünlerini deneyin. Spring Garden Caddesi hem alisveris hem de yeme icme secenekleri acisindan tek kelime harika. Burger, kebap, cin mutfagi ne ararsaniz var. İlk akşam Springfild Garden Caddesine cok yakin bir yer olan Japon restorani Minato Shushi'de da sushi yedim. Yemeklerin lezzetinden daha cok sira sira dizili renkli ahsap evlerden birindeydi. Kanada gezim boyunca sushiden baska bir sey yemedim 🙂 .\" Yeter artik sushi \" dedim ve sanirim biraz da memelek ozlemiyle ikinci akşam yemegini Turkish Delight adlı Türk resorantında yedim. Karisik izgara siparis ettim. Tavsiye ederim. Son akşamda bir Çin restorantında yedim. Çin restaurantinda sushiyi aslında daha çok beğendim ama ne yazik ki restorantın adı şimdi aklıma gelmedi. Halifax'in Rihtim bolgesi hem gezi hem de yeme icme konusunda iyi bir secenek. Ayakustu atistirmaliklar satiliyor. Burada deniz urunleri ya da Kanada'nin geleneksel yemegi poutine'i deneyebilirsiniz. Halifax cok turistik bir sehir degil ama sehir merkezinde ozellikle is gezisi nedeniyle Halifax'e gelenler icin pek cok otel var. Ben Cambridge Suites adli apart otelde konakladim. Odalar bir hayli buyuktu ve aradigim her sey oda da vardi. Sabah kahvaltisi da ucrete dahil. Halifax oldukca inisli çıkışlı ama sehir merkezi çok büyük olmadıgı icin yukarıda bahsettiğim yerelere kolaylikla yürüne biliyor. Kanada'nın ne kadar büyük bir ülke olduğunu düşünürsek bir şehirden bir diğer şehre doğrudan otobüs ya da tren bağlantısının olmasını beklemek yanlış olur. Otobüs ve tren bağlantısı bir yana Quebec City'den Halifax'a doğrudan uçuş olmadıgı için gezime Montreal'i ekledin. Montreal ve Quebec City aynı province içinde yer almasına rağmen trenle Quebeck City'den Montreal'e 2-3 saat sürüyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/05/05/cusco-peru-gezi-rehberi-cusco-da-gezilecek-yerler-guney-amerika-gezisi", "text": "Guney Amerika'daki Peru gezisi Cusco ile basliyor. Güney Amerika gezi rotası hazirlarken Lima'ya vardiktan sonra dosdogru Cuscoya geldim ve Limayi Güney Amerika gezinin sonuna sakladim. Lima'dan sonra Peru'nun ikinci en buyuk sehri olan Cusco, Machu Picchu'ya bir gecis yolu. Cusco, Bu yuzden de Machu Picchu'yu gormek icin acele eden gezginlerce biraz es geciliyor. Oysaki kendisi UNESCO Dunya Mirasi olan Cusco, Inkalar doneminde kalan yapilarla cevrili. Bu kisa ama cok keyifli Peru gezisinden cok guzel anilar kaldi geriye. Peru Cusco'ya nasil gidilir ? Cusco da gezilecek yerler. Cusco nasil bir yer? Cusco'da Gezilecek Yerler, Cusco Hakkında Bilgi, Cusco'da Görülecek Yerler, Cusco Nerededir, Cusco'dan Machu Picchu'ya nasil gidilir. Iste sizin icin hazirladigim Cusco Peru Gezi Rehberi. Sabahin erken saatlerinde Lima'dan Cusco'ya ucakla vardim. Havaalaninda cantami beklerken bu yukseklik hastaligi da neymis, sehir efsanesi olmali diye dusunup guluyordum. Yanilmisim. Nedenini de sonra anlatacagim. Kaldigim hostel, sag olsun, beni havaalanindan almak icin araba yolladi. Sofor pek konusmuyordu. Ben de zaten hali hazirda jetlegged olmus durumdaydim fazla zorlamadim. Arabayla hostelime dogru giderken \"burayi da gezeyim, surayi da goreyim\" diye planlar yapmaya basladim. Neyse, kisa bir yolculuktan sonra hostele vardim. Zaten Cusco havaalani sehir merkezinde uzak degil. Hostel, hostel diyorum ama daha cok 1 yildizli basit bir otel, temiz ve merkezi. Sorunsuz bir sekilde check-in yapiyorum. Check-in sirasinda koka cayi ikram ediyorlar. Uyarici nitelikte ki bu cay, Peru'da yasal olsa da baska ulkelere sokulmasi yasak. Tadi bana gore degil. Lafi cok uzatmayayim. Bu cay yukseklik hastaligi icin bire birmis. Cusco'ya vardiginiz da kesinlikle icmenizi tavsiye ediyorlar. Ben ictim bu caydan icmesine de, yukseklik hastaligi icin ne yapilmamasi gerekiyorsa onlari da yapiyorum 😃 . Çanta mi hostelde biraktigim gibi attim kendimi sokaga. Bir yanda tarihi binalar, bir yanda renkli renkli kiyafetleri ve Alpakalariyla sokakta gezen yerli halk bir diger tarafta aska gelip elinde gitariyla bir seyler calan genc Amerikali Avrupali gezginler. Cusco diyorum, tam bana gore bir sehir. Sokak sokak gezdip aksam biralarimi da huplettikten sonra, yukseklik hastaligi neymis cok iyi anladim. Once, hafiften bir basagrisi arkasindan 5 dakikalik yuruyusten sonra sanki 1 saat kosmusum gibi nefes darligi basladi. Yukseklik Hastaligi, yuksek bolgelerde oksijen oranin dusuk olmasi nedeniyle nefes darligi ve bas donmesi karsilasmaktir. Eger Cusco'ya yuksek baska sehirlerde kalarak geldiyseniz yukseklik hastaligini yasama ihtimaliniz daha dusuk olacaktir ama Guney Amerika'da ilk gecenizi Limada, ki deniz seviyesinde, gecirip buraya gelirseniz yukseklik hastaligi kesinlikle sehir efsanesi degil. Etkisi 24 48 saat arasinda geciyor. Bol bol su icin, alkol tuketmeyin 😉 ve cok hareket etmeyin. Cusco 'da gezilecek yerlerin olmazsa olmazi Plaza de Armaz. Guney Amerika'da neredeyse pek cok tarihi meydan Plaza de Armas olarak aniliyor. Cusco'nun ana meydani icinde bu gecerli. Meydanda cok sayida restorant ve kilise var. Renkli cumbali evler, Arnavut kaldirimli sokaklar. Tam bana gore. Cusco, And Daglarinin arasinda sıkışıp kalan tarih ve doga severler icin bulunmaz bir firsat. Cusco'nun sehir merkezi cok buyuk olmadigi icin her yere kolaylikla yurunuyor. Herhangi bir toplu tasima aracina gerek yok. Cesitli muzeler, katedraller ve tarihi evler Cusco'yu unutulmaz kiliyor. Sehir meydani Ispanyol Kolonisi doneminden tarihi yapilarla bezeliyken sehri cevreleyen bolgede Inkalar zamanindan kalan pek cok onemli yapi da Cuscoda yer alyor. Iste bunlardan bir kaci. Peru'nun kulturel dokusunu tatmak isteyenler icin birebir olan bu market, Cusco'nun olmaz ise olmazlarindan. Ozellikle Cumartesi gunleri taze meyve sebzeden ikinci el esyalara kadar herseyi bulabileceginiz bu marktette kalabalikta icinde yururken degerli esyalarinaz goz kulak olmayi da ihmal etmeyin. Gunes Tapinaklari ya da bir baska adla Qoricancha, Inka Imparatorlugunu en onemli tapinagiymis. 16. yuzyilda Ispanyollar tapinagi yerle bir edip burada ki taslari yeni yapacaklari kilisenin temeli icin kullanmislar. Gunumuzde, Inkalar tarafindan kesilip yanyana konan taslar pek cok depreme ragman ayakta kalmayi basarmis. Sacksayhuman Cuscodaki en etkileyici yapilardan biri. Inkalarin koskocaman taslari keserek yaptigi bu kale, Cucso ile birlike UNESCO Dunya Mirasinin korumasi altinda. Sehri tepeden goren kale'yi aksam gun batiminda ziyaret ederseniz sehrin o ruhani halini daha da iyi hissedebilirsiniz. Perulu'lar bazi resmi bayramlari da burada kutluyorlamis. Cuscodaki ucuncu gunumde Machu Piccuya gitmek icin sabahin erken saatlerinde yola cikiyorum. Macchi Picchu'ya Nasil gidilir ? adli detayli yazimi okumak icin linke tiklayin. Machu Picchu'dan yorgun ama keyifli bir sekilde dondukten onra Cuscoda gezilmesi gereken diger tarihi yerleri gormek dusuyorum yola. Peru'da gezilecek yerler Machu Picchu'ya sinirli degil. Cusco'nun cevresinde daha az gezilen ve daha az bilinen pek cok tarihi yapi var. Cusco, sadece Inkalar donemine ev sahipligi yapmamis. Iste 3 farkli donemden 3 ayri tarihi eser. Tarihi Isa'dan sonra 550-1100 yillarina dayanan ve Wari halkinin yasadigi sehir. Pikillaqta sehirinin terk edildigi zaman yapiminin tam olarak bitmedigi dusunuluyor ama ana caddesi ve evleri gunumuzde bile net olarak gormek mumkun. Terk edilme sebebi tam olarak bilmese de Wari halkinin gitmesinde sonra sehirde cok buyuk bir yanginin ciktigina dair izler var. 15. yuzyilda katmanlar seklinde Sacred Valley Kutsal Vadi uzerine kurulan bu su kaynaginin ziraat urunleri icin bir tur laboratuar islevi gordugu tahmin ediliyor. Cusco'dan 41 km uzaklikta yer alan bu kilisenin tarihi 1600'lu yillara kadar dayaniyor. Sehre, Hristiyanligi getiren Ispanyollar, Inkalari bu yeni dine ikna edebilmek icin kilisenin icini Inkalarin geleneklerine yakin olmasi icin rengarenk bir sekilde dekore etmisler. Giris kismi Ronesans etkileri tasiyan kilisenin ic mimarisi Barok ozellikler tasimakta. Bu nedenle Guney Amerikanin Sistine Chapil'i olarak da adlandiriliyor. Girisi ucretli olan Kilisenin icinde resim cekmek yasak ama kilise ilgili brosur ve dvdlerin verildigini de hemen belirteyim. Cusco havaalani cok buyuk degil. Buraya gelen ucuslarin buyuk bir cogunlugu Lima'dan, Bolivaya'dan ya da Kolombiya'dan geliyor. Her gun Cusco'ya Lima'dan bes farkli havayolu sirketi ucuyor. Rekabet oylesine fazla ki ucaklar neredeyse belediye otobusu gibi her 15-20 dakikada bir kalkiyor. Lima'dan Cusco'ya giden bir kac havayolu sirketi."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/05/08/peru-yemekleri-ve-cusco-yeme-icme-rehberi-guney-amerik", "text": "Peru yemekleri son yillarda gittikce populerlesti ve peru geleneksel yemekleri yapan restorantlarin sayisi Avrupa'da artmaya basladi. Avacado ve Kinoa'nin Perudan geldigini bilmek bile heyecanlandirmisti beni. Peru'ya vardiktan sonra ve yemekleri tattiktan sonra bu heyecanimin bos olmadigini anladim. Tayland ve Urdun yemeklerinden sonra Peru yemekleri kendine has ozellikleriyle en sevdigim mutfaklar arasina girdi. Denedigim yemeklerin bir kismini sizlerle paylasayim dedim. Taze kişniş, biber ve limon suyuyla yemeklerin hakki verilerek, cok iyi bir sekilde cesnilendirilmis ve son derece lezzetli. Misirin neredeyse her cesidini gormek mumkun. Pembe misir, siyah misir, irili ufakli pek cok cesit. Patlamis misir yerine ustu peynirli kapli atistirmaliklar cok kolaylikla bulunuyor Peru'da. Peru yemekleri balik, tavuk ve \"yerel hayvanlar\" uzerine kurulu. Balik ve tavuk tamam da yerel hayvanlar neymis diye sorarsaniz. Iste size Peru mutfagindan bazi ornekler. Cuy ya da bizim bildigimiz adiyla Gine Domuzu. Kemirgen ailesinden gelen bu hayvanlar bizim icin evcil hayvanlar olsa da, Peru ve Ekvator icin durum biraz farkli. Cuy bu ulkelerin mutfaginda vazgecilmezi ve evlerde beslenmesinin bir sebebi daha var. Nedir bu? Depremi onceden haber vermeleri ve tehlikeyi sezdikleri anda \" cuy cuy cuy\" diye kacismalari. Devegillerden gelen Alpaklar'i Cusco sokaklarinda gorulmemesi mumkun degil. Alpaklarla yuzyillardir birlikte yasayan halk, once yununden yararlanip serin havalara karsi kendini korumus sonra da alpaklarin etinden yararlanarak mutfaklarinin vazgecilmez bir parcasi haline getirmis. Az yagli etiyle daha cok dana etini anim satan Alpakalar genellikle biftek seklinde service ediliyor. Ceviche, kup kup dogranmis olan az yagli beyaz baliklarin limon suyu'nun icinde bekletilerek pisirildigi geleneksel bir yemek. Limonun asitli suyu narin balik etini 15-20 dakikada gibi kisa bir surede pisiriyor. Genellile siparis ettiginiz anda hazirlaniyor. Degisik tadlarla sunulan Cevicheler, hindistan sutu ile, acili, acisiz da olabiliyor. 2-3 ayri cevichenin bir arada getirildigi deneme menulerini siparis etmenizi oneririm. Peru'da ki gezim boyunca Aji de Gallina'nin menulerde olmadigi restorant gormedim. Ulkenin gercek gelekneksel yemeklerinden. Baharatli, kremali bir tur tavuk yemegi. Aji amerillo adli biberlerle cesnilendirilip pilav ve patatesle service ediliyor. Gittigim pek cok restorantta bu yemegin farkli versiyonlarini denedim. Kinoa neredeye her yemekte mevcut. Üstu kinoa kapli kekler, kinoa corbasi hatta kinoa risottasi bile denedim."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/05/31/ekvador-gezi-rehberi-ekvador-gezilecek-yerler-ekvadora-nasil-gidilir-guney-amerik", "text": "Ekvador gezi rehberime hosgeldiniz. Ekvador, Guney Amerika gezisinindeki ikinci ulke, Yaptigim kisa ama oz Guney Amerika gezisine Bolivaya'yi eklemistim ama ucak saatleri ve ulkeler arasi gecis gibi nedenlerden dolayi Latin Amerika gezisinden cikarttim onun yerine Ekvadoru ekledim. Latin Amerika'nin rengarenk ulkesi Ekvador'da gezilecek yerler, Ekvador'a nasil gidilir ve bu Guney Amerika gezisi icin diger pratik bilgileri bulabileceginiz Ekvador gezi notlarim. Ekvador denilince akla ilk Galapagos adalari gelse de, Galapagos'u simdilik bir tarafa koyup Evadorun baskenti Quito'un ve cevresinin tadini cikartmak istedim. Tarihi kasabasiyla ve cevresinde yer alan yanardaglariyla Guney Amerikay'i ziyaret edenlerin es gecmemesi gerken guzel bir sehir Quito. Dort gun olarak planladigim gezi sag olsun LATAM Hava Yollarinin hem gidis hem donus saatlerin surekli degistirmesi sonucu kirpilip kusa dondu ve sadece 3 gun ile kisitili kaldi. Pek cok dogal ve tarihi guzelligi barindiran Ekvatorun en populer turist guzergahi suphesiz Galapagos Adalari ve UNESCO Dunya Mirasi olan baskent Quito. Turkiye'den direk ucularin olmadigi Ekvator'a Avrupa'dan, Amerika'dan ya da Guney Amerikada ki diger ulkelerden baglanarak gidebilirsiniz. - KLM Amsterdam aktarmali - IBERIA Havayollari Madrid aktarmali. Sanirim Ekvador'u gitmenin en iyi yolu, Guney Amerika gezisine Ekvador'u da ekmmek. Guney Amerikadaki diger havayolu sirketleri ile ya da otobuslerle siniri gecerek Ekvadora ulabilirsiniz. - Copa Airlines: Panama City - LATAM Chile: Santiago aktarmali - LATAM Peru: Lima aktarmali"} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/06/02/quito-ekvador-gezi-rehberi-gezilecek-yerler-guney-amerika-gezisi", "text": "Quito gezi rehberime hoş geldiniz. Ekvador'un baskenti Quito, Peru'dan sonra Güney Amerika gezisindeki ikinci şehir. Güney Amerika 'da gezilecek yerler o kadar çok ki insan nereden baslayacagina karar veremiyor. Ekvador, volkanların, ekvator çizgisinin, Galapagos Adalarinin ülkesi. Quito da Ekvador'un güzel mi güzel başkenti. Dunyanin En Yuksek Baskenti Quito'da gezilecek yerler, Quito' da nerede kalinir? . Quito Havaalanından şehir merkezine nasıl gidilir? Ekvador ve Güney Amerika gezi planı icin pratik bilgiler. Iste sizler için hazırladığım Quito Ekvador Gezi Rehberi. Gezmeyi istediğim o kadar çok yer vardı ki sağolsun LATAM Hava Yollarinin ucus saatlerini sürekli değiştirmesi sonucu dört günlük Quito Ekvador gezi planım üç güne inince elimden geldiğince çok sey sığdırmaya calıştım bu Guney Amerika gezisine. Quito gezi rehberimin başında Quito icin dünyanın en yüksek başkenti demiştim. Quito deniz seviyesinden 2800 metre yükseklikte ve Latin Amerika ülkeleri içinde tarihi mekanları en iyi korunmuş şehirlerden biri. Bu nedenle Quito'nun tarihi kasabası 1978 UNESCO Dünya Mirası listesine alinmis. Bir ek bilgi olarak ayni yıl UNESCO Dünya Listesinde koruma altına alına bir diğer şehir ise Krakow. Quito'nun UNESCO Dunya Listesinde oldugunu bilmek bana ayri bir keyif verdi. Quito' yu gezmeye tarihi kasabadan basladim. Galapagos adalarina gidenler genellikle Quito'yu pas geciyorlar ama irili ufakli pek cok kilisenin, kucuk meydanlarin yer aldigi renkli renkli evleriyle Quito'nun eski kasabasi kesinlikle gormeye deger. Quito'nun tarihi şehir merkezindeki gezilecek yerleri tek bir gunde herhangi bir toplu tasima aracina gerek duymadan ziyaret edebilirsiniz. Quito gezime kaldiğim yere yakin olmasi nedeniyle San Fransick Kilisesinden basladim. San Francisco Kilisesi ya da Ispanyolca adiyla Iglesia y Convento de San Francisco Quito'nun tarihi sehrinde Plaza de San Fransico meydaninda tum ihtisamiyla duruyor. Yapimina 16. yuzyilda baslanan bu ihtisamli kiliseyi mutlaka gorun. Sehrin kalbi konumunda ki meydan dort ayri bina olusturuyor. Bunlar, Bolge Sarayi, Baspiskoposluk Sarayi, Baskanlik Sarayi ve Quito Katedrali. Ogrencilerin cogunlukta oldugu meydan yerli halkinda bulusma noktasi. Pek cok restaurant ve kafe de burada yer aliyor. Papa 3. Paul'un papa olarak dini lider olarak secilmesinden sonra yapimina baslanan Baspiskoposluk Sarayi uzun yillar dini bir mekan olarak hizmet vermis. Ancak Quito'nun bu onemli dini yeri gunumuzde icin alisveris merkezi olarak kullaniliyor. Quito'da gezilecek yerler icinde onde gelen Baspiskoposluk Sarayinin icinde geziginlrin hosuna gidecek turden dukkanlar, restorantlar, barlar ve kafeler yer aliyor. Ekvator cizgisinin gectigi ve Mitad Del Mundo Dünyanın Ortası aniti ile ilgili daha detayli olarak yazdigim gezi notlarimi buradan okuyabilirsiniz. 1800'lu yillarin ruhunu yasamak isterseniz renkli, Arnavut tasli sokaklari ile La Ronda gercekten cok guzel. Bohem tarzi kafe ve restaurantlarin yer aldigi La Ronda'yi sabah erken satlerde gezdim. Bu yuzden pek cok yer acik degidi ama yine de cok sevdim. Şehrin bir diğer ucunda yer alan bu Guney Amerikanin en buyuk Neo Gotik kilisesi sehri yukardan goren catisiyla biliniyor. 115 basamaklik kulesiyle de gorulmeye deger. Kilisenin yuksek noktasina cikmak icin giris ucreti $2. Basilikanin ustunde ahsap bir kopruden gecip sonra yine merdivenlerle daha da yukariya cikiyorusunuz. Kilisenin ustunde gordugunuz manzara bu zahmete deger. 200 metre yukselikte bu aliminyum Bakire Meryem Heykeli sehrin hemen her yerinden gorulebiliyor. Bulundugu yerin ve cevresinin cok guvenli olmadigini duymustum. Gece cok guzel bir sekilde isiklandiralan bu heykelin uzaktan resmini cekmekle yetindim. Eger Quito'da bir gunum daha olsaydi Terefelikle 800 metre yukari cikacak ya da Avinida Los Volcanes Volkanlar caddesinde Sira sira dizili volkanlari gorebilecektim. Bir daha ki sefere artik. Quito'da nerede kalinir, ben Quito'da nerede kaldim anlatmaya gecmeden once Quito'da konaklama secenegi ile ilgili bir kac aciklama yapmamda fayda var. Guney Amerika'da dikatimi ceken seylerden biri, tarihi kasabalarin gun icinde canli civil civilken belli bir saatten sonra pek cok dukkanin ve restorantin erken denecek bir saatte kapanmasi. Eger ben gorecegimi gordum bu saatten sonra disari cikmam biraz sessiz sakin bir yer olsun diyorsaniz Quito'nun tarihi merkezi dogru secenek ama canli olsun derseniz sehrin yeni yerlesim yerinin aksam gec saatler de bile capcanli oldugunu gordum."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/06/06/dunyanin-ortasi-ekvator-ekvador-gezi", "text": "Mitad Del Mundo ya da Turkce soylenisiyle Dunyanin Ortasi Quito'nun 22 km disinda San Antonio de Pichincha kasabasinda yer aliyor ve burasi Ekvador Quito'da gezilecek yerler denilince akla ilk gelen cazibe merkezi. 1736 yilinda, Fransiz matematikci Charles Marie De la Condamine cesitli olcumler yaparak Ekvator'un gectigi noktayi belirlemis. 30 metre yukseklikteki Mital Del Mundo Dunyanin Ortasi anit 1979-1982 yillari arasinda Charles Marie De la Condamine'nin 1736 yilinda hazirladigi koordinatlarin belirledigi noktaya gore insa edilmis. Gunumuzun modern GPS araclari bu yerin yanlis oldugunu, gercek Ekvator cizgisinin 200 metre ileriden gectigini tespit etmis. Bu vok uzucu. Cunku Dunyanin Ortasi The Middle of the Earth aniti ve cevresi burayi ziyaret edenlerin hem cok iyi bir sekilde bilgilenebilecegi hem de cok guzel vakit gecirebilecegi sekilde dizayn edilmis. Gercek Ekvator cizgisi buradan gecmese bile turistler Dunyanin Ortasi Anitini ziyaret etmeye devam ediyor. Dunyanin Ortasi Anitinin ust katindan bolgenin manzarasi cok guzel. Ayrica anitin icinde muze ve cevresinde de pek cok kafe, restorant ve hediyelik esya satan dukkan var. Restorant demisken anitin arkasindan citflik gibi kurulmus bir yer var. Mitad Del Mundo'ya gelen ziyaretciler Guney Amerika'nin sembollerinden Alpakalari gidip gorebiliyor. Ben de tam beslenme saatlerine denk gelmisim. Burdaki gorevli benim de yem verebilecegi soyledi ama guzel alpakalari rahatsiz etmek istmedim. Asagida cok kisa bir video paylastim. Baslat dugmesine basmaniz yeterli. Gercek Dünyanın Ortası Ekvator cizgisi ise Mital Del Mundo'nun 200 metre ilerisinde yer alan Intinan Solar Museum Intinan Solar Muzesinde. Intinan Solar Museum Intinan Solar Muzesinden daha detayli lutfen bilgi almak icin buraya tiklayin. Peki buraya da gitmeli miyim? Cevabim kesinlikle \" Evet\". Bu kadar yolu gittikten sonra gercek Ekvator cizgisini gormemek olmaz ve ayrica Muzenin ici cok guzel dizayn edilmis ve pek cok yararli bilgiyi de bulabiliyorsunuz. Ekvator cizgisinin buradan gectigini ispatlamak icin suyla ve yumurta ile cesitli deneyler yapiliyor. Kakoa bitkisi, Amazondaki \"Head Shrinkers -Kafa Kucultuculeri\" ile ilgili bilgi veriyorlar ki kucultulmus bu kafalardan birini gordum. Fotograf cekmemiz yasak oldugu icin sizlerle paylasamiyorum ama cok urkunc oldugunu belirteyim. Gitmeden once mutlaka yaninizda pasaportunuz goturun ki asagida fotografta ki gibi bir damgayi pasaportunuza islesinler.\"Yok pasaportumda boyle bir damga istemem\" derseniz 00.00 koordinatlarinda bulundugunuza dair bir de kucuk sertifika veriyorlar. Quitor gezisi sirasinda pek cok gezgin Dunyanin Ortasin Anitina gitmek icin son derece heyacanli. Sanirim bu nedenle Mitad Del Mundo'nun 5 km uzagindaki Pululahua Kraterini biraz gormezden geliyorlar. Acikcasi Pululahua Krateri boylesine volkanik daglarla bezeli Ekvador'un dogasini daha iyi anlamak icin kisa bir geziyi hak ediyor. Pululahua'dan bahsetmek istiyorum sizlere. Pululahua Volkani tamamen olu bir volkan. En son 2500 yil once patlayan volkanin icine ilk yerlesenler Inkalar. 1825'de yilindan Dominicos Kesisleri gelip bu sessiz sakin yere yerlesmis. 2008 yilinda gezdigim Yesil Burun Adalarinda ki Fogo adasindan sonra ikinci kez bir volkanin icinde kasaba goruyorum. Pululahua Krateri kendi mikro iklimini olusturmus ve farkli bitki ortusune ev sahipiligi yapiyormus. Köyun topraklari volkanik topraklar oldugu icin de cok verimliymis. Kraterin icine merdivenlerle inilebiliyor ama vaktim olmadigi icin kasabaya kadar inmeyip merdivenlerden kasabanin fotograflarini cekmekle yetindim."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/06/22/valparaiso-gezi", "text": "Valparaiso gezi notlarima hosgeldiniz. Valparaiso, Şili'de gezilecek yerler arasinda hem UNESCO Dunya Mirasi olmasi hem de Şili'nin baskenti Santioga'dan ulasmin cok kolay olmasi nedeniyle oldukça populer bir güzergah. Paskalya Adasina gitmeden once Sili'de bir kac sehir daha gormeyi cok istedim. Gunlerim kisitili oldugu icin Patagonya'ya degil de Santiago'dan gunluk geziyle kolaylikla ulasabilecegim bir kac kucuk sehir aradim. Silinin tatil yoresi Vina Del Mar ve UNESCO Dunya Mirasi olan Valparaiso gozume carpti. Gerci planladigim gibi Vina Del Mar'i goremedim ama Valparaiso'yu cok kisa bir sure icin bile olsa gorebildim. Valparaiso'ya giden gezginlerin cok sevdigi bu kucuk sehirde cok fazla vakit gecirme imkanim olmadigindandir, objektifime okuduklarimdan bambaska bir sehir yansidi. Santiago'dan Valparaiso'ya nasil gidilir? Valparaiso'da gezilecek yerler ? Iste sizin icin hazirladigim Valparaiso gezi rehberim. Sair Pablo Neruda ile ozdeslesen bu liman sehri Pasifik okyanusuna karsi gozlerini dikmis renkli renkli evleri ve grafitiler ile suslu sokaklariyla dikkat cekiyor. Silinin baskenti Santiago'dan otobusle Valparaiso'ya varinca yasayan, hicte turistlik olmayan bir sehirle karsilasiyorum. Pazar gunu olmasina ragmen kalabalik sokaklar goruyorum ki Katolik ulkelerde pazar gunu insanlari sokaklarda gormek pek mumkun degildir. Bunu soylecegimi sanmazdim ama gozlerim UNESCO Dunya Mirasi olmayi hak edecek bir guzellik ariyor. Vaktim kisitili oldugu icin sehri alt ust etme imkanim olmuyor tabiki. Burada hemen bir parantez acayim. Sili'li arkadasim Mario bana bu gezide katilacakti ama bir gece evvelinden dugune gittigi icin ve oglen saat 12:00'ye kadar kendisinden haber alamadigim icin oldukca gec denecek bir saate ayrildim Santiago'dan. Yolculuk 90 dakika suruyor. Ee bir de bunun donusu var. Ertesi sabah erkenden Paskalya Adasina gidecegim icin bir an once Santiago'ya geri donmem gerekiyordu. Bu yuzden Vina Del Mar'a gidemedim ve Valparaiso'yu da mumkun oldugunca en hizli sekilde gormeye calistim. Neyse donelim otobus duragina. Sehrin tamami UNESCO Dunya Mirasi degil. Otobus duraginda asili bir harita var. Bu haritada sehrin UNESCO'nun korumasi altina alinan tarihi mekanlari cok net gostermis. Etrafta dolasip vakit kaybetmemek icin mutlaka o haritaya bir goz atin ki asil gorulmeye deger yerleri kacirmayin. Sanirim Valparaiso'nun ilgincligi gorulup gezilecek belirgin bir yeri olmamasi Daha cok, dik ve kaotik sokaklarini gezip sehrin tepesine tirmanmak ve Pasifik Okyanusu ile sehrin renkli evlerinin harmanlangi manzaranin tadini cikartmak. Valparaiso yazimin basinda da belirttigim Pablo Neruda ile ozdelesmis sehir ve Pablo Neurada'nin Evi Valparaiso'yu ziyaret edenlerin ugrak yeri. Ne yazik ki ben gidemedim. Muze La Sebastiana Museo de Pablo Neruda olarak da biliniyor. Muzenin Resmi Sitesinden acilis saatlerine bakabilirsiniz. 25 tane Fenukulerden gunumuzde sadece 8 tanesi aktif olarak calisiyor. Sekiz fenukulerden en populerleri Ascensor Conception ve Ascensor Artilleria binemesemde inip cikarken gordum. Sehrin farkli acilarindan manzaralar sundugu asikar. Sehrin merkezinde ki ana caddesinin uzerinde pek cok restorant ve bar var. Ozellikle de Peru restaurantlari goze carpiyor. Bense daha atistirmalik bir seyler tercih edip icin otobus duraginin hemen yakinin da ki super marketten sandivic aliyorum. Valparaisoda Nerede Kalinir'i yanitlamadan once Valparaisoda kalirmiydim onu cavaplamak lazim. Kisisel olarak kalmazdim keza Santiago'dan 90 dakika uzaklikta ve gunluk gezi icin cok uygun ayrica sehrin kendisi beni ne yazik ki cok fazla etkilemedi. Ama burada kalmaliyim sehrin dokusunu, kokusunu hissetmeliyim derseniz, geceligi 20-30 dolardan baslayan pek cok otel ve hostel var. Kisisel olarak nerede kalinabilecegi hakkkinda tavsiye veremesem de Valparaiso'ya giden ve hostelde kalan iki arkadasimin tavsiye ettigi hosteller sunlar Casa VolantesHostal ve La Joya Hostal. Sili'nin baskenti Santiago'dan Valparaiso'ya gidis son derece kolay ve konforlu. Oncelikle sehir merkezinden metro ile Universidad De Santiago duraginda Line 1 kirmizi hatta hattina binip Parajitos Istasyonunda iniyorsunuz. Valpariosya goturen iki tane otobus sirketi var bunlardan bir Pullman bir digeri ise Turbus. Ben biletimi Pullman'dan aldim. Pullmani secmemin ozel bir sebebi yok. Valparaiso'ya giden ilk otobus onlarinkiydi. Cok cuzi bir miktar odedim. Eger otobusleri kacirirsaniz uzulmeyin cunku Valparaiso'ya giden otobusler 15-20 dakika arayla kalkiyor. Yolculuk 90 kadar dakika suruyor. Tabi trafig'e bagli olarak daha uzun da olabilir. Sili'nin kasabalarininin arasindan gecerek gidiyorsunuz. Eger Sili'ye gelecekte bir kez daha gidersem Valparaiso'yu bir kez daha ziyaret edecegim."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/07/01/salisbury-gezi-rehberi-ve-mag", "text": "Salisbury gezi rehberime hoşgeldiniz. Yıllar önce Salisbury'e güney İngiltere'den Londra'ya giderken uğramıştım ve sadece Salisbury Katedralini şöyle bir görme imkanım olmuştu. Bir başka Salisbury gezisi yıllar sonra Stonehenge'i görmek için buralara kadar gelmemle gerçekleşti. Son yıllarda Salisbury'nin adı eski Rus casuslarının zehirlenmesiyle ve şehrin abluka altına alınmasıyla gündeme gelmiş olsa da bu güzel ve şirin şehir, Londra'dan yapacağınız bir hafta sonu kaçamağı için harika bir yer. Salisbury'a nasıl gidilir? Salisbury'de gezilecek görülecek yerler nelerdir? İşte sizin için hazırladığım Salisbury Gezi Rehberi ve Magna Carta gezi notlarım. Londra'nın 128 km güneyinde yer alan bu kasabada, tarih boyunca Keltler ve Romalılar yasamış. Salisbury'nin adı tarih boyunca Searoburg'dan Sorviodunum'a kadar pek cok kez değişmiş. Salisbury artık meşhur Salisbury Katedraliyle ve kiliseleriyle anılıyor. Salisbury'e trenle vardığım zaman saat öğlen 12:00 bile değildi. Güneşli bir cumartesi sabahında sokaklar cıvıl cıvıldı. Bütün kafeler dolup taşıyordu. İnanın, Londra'da cumartesi açık dükkan ve kafe bulsanız da sokaklarda turistten başka kimse göremezsiniz. Stonehenge, Salisbury'ye gelmemin asıl sebebi. Salisbury'nin sadece 13km dışında bulunan Stongehenge ile detayli gezi yazimi buradan okuyabilirsiniz. 123 metre uzunluğunda ve Ingilteredeki katedrallerin ve kiliselerin içinde ki en uzun spire. Çan kulesini daha yakında görmek isteyenler için turlar da var. Tarih derslerinde sıkça duyduğumuz Magna Carta ya da tam adıyla Magna Carta Libertatum, Kral'in tek mutlak güç olmadığını kabul ettiği, Ingiltere'de demokrasinin ilk adımlarının atılmasını sağlayan çok önemli bir belge. 1215'de, çok güçlü olmayan ve halk tarafından pek sevilmeyen Kral John, baronların baskılarına dayanamayarak Magna Carta'yı imzalamış ve böylece haklarının bir kısmından feragat etmiş. Her ne kadar İngiliz Parlemantosu zaman içinde farklı yasaları meclisten geçirmiş olsa da Magna Carta ülkede demokrasinin temel direği olarak önemini halen korumakta. Peki neden bu kadar bahsediyorum Magna Carta'dan? Magna Carta'nin o dönem yazılan 50 kopyasından sadece 4 kopya gunümüze kadar gelebilmiş. İşte bu kopyalardan biri de Salisbury Katedralinde sergileniyor. Salisbury Katedralindeki kopya ise bu 4 kopyadan en iyi korunmuş olanı. Diğerleri British Library'da ki sergilenmiyor, bir diğeri de Lincoln Katedrali'nde ancak bu yıl sergilenmiyormuş."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/07/10/stonehenge-gezisi-ve-ingiltere-gezilece", "text": "Stonehenge binlerce yillik tarihi ve gizemiyle gorenleri etkilemeye devam ediyor. Londra gezinizi uzatarak tercihinizi Cambridge ya da Oxford gibi sehirlerden yana degil de binlerce yillik UNESCO Dunya Mirasi Stonehenge'den yana kullanmak isterseniz, Londra'dan Stonehenge 'e gitmek son derece kolay. Stonehenge ve cevresinde gezilecek yerler, stonehenge nasıl gidilir ve stonehenge gezisi icin gerekli pratik bilgiler sizin icin hazirladigim Stonehenge gezi rehberimde. Yillardir planladigim bu Stonehenge gezisi hayatimin en unutulmaz anlarina da sahit olmama neden oldu. Stonehenge gezilecek yerler listenizde olsun. Stonehenge'e nasil gidebilirsiniz ve Stonehenge ile ilgili pek cok yararli bilgiyi yazimin gerisinde anlatacagim. Stonehenge'in tarihinin Isa'dan once 3000'lere kadar uzandigi dusunuluyor. Bu Neolitik taslar kimi kaynaklardaysa Megalitik olarak geciyor. Bu tarihsel celiskinin en buyuk sebebi ise, bolgenin gecmisinin cok eski tarihlere kadar uzanmasi ve arkeologlarin Stonhenge'in kuruldugu donem ile ilgi hem fikir olamamasindan kaynaklaniyor. Stonehenge, 1986 yilinda UNESCO Dunya Mirasi olarak koruma altina alinmis ve gunumuzde English Heritage tarafindan isletiliyor. Stonehenge'in dogal yapisinin bozulmamasi icin Salisbury platosunu ve cevresini mumkun oldugunca modern yapilardan arindirmaya calismislar. Tabi Stonehenge'in cok yakinindan gecen otoyolu saymazsak 😊. Muzenin girisinden Stonehenge'e giden patika bile 1920'lerden kalma. Stonehenge her yil bu gizemli dikilitaslari gormek isteyen turistlerin akinina ugruyor. Bolgeyi turist akinindan korumak isteyen Engilish Heritage, taslarin oldugu cembere ziyaretcilerin girisini cok kisitili tutuyor. Bu yuzden pek cok turist Stognehenge'i 2 ile 5 metre gibi bir mesafeden gorebiliyor. Ziyaretciler taslarin oldugu cembere giremiyor ve taslara dokunamiyorlar. Ancak internette karsilastigimiz taslarin bulundugu cembere giris yasak seklindeki bilgiler tam olarak dogru degil. Aslinda taslarin bulundugu cembere giris mumkun. Tabi ki bazi istisnalar ile. Yilin en kisa gunun yasandigi 21 Mart'ta ve en uzun gunun yasandigi 21 Haziran'da binlerce ziyaretciyi cekiyor Stonehenge. 21 Haziran 2015'te Druid dinine inanan ve gun dogumunu burada gormek isteyen 28 bin kisiyi agarlamis Stonehenge. Stongehenge ozellikle Druids'leri buraya cekiyor ve burasi onlar icin bir tapinaga donusmus. Soylenene gore ibadetlerini sabah turistler gelmeden yapiyorlarmis. Yilin bu gununde yani yaz donencesi yasandigi zaman cemberin icine girise izin veriliyor ve herhangi bir girisi ucreti alinmiyor. 21 Haziran'da gelen binlerce ziyaretci gun dogumunun gormeye calisiyormus. Ama ogrendigim kadariyla, taslarin ustune yazi yazilmasindan tutun da sakiz yapistirilmasina kadar ne yapilmamasi gerekiyorsa yapilmis gectigimiz 21 Haziranlar'da buraya gelen ziyareciler tarafindan. Internette pek cok resim mevcut Stonehenge'in cop icinde birakildigini gosteren. Neyse gelelim Stonehenge'e ozel girise. Bense yillardir planladigin bu gezi icin kesenin agzini biraz acip cemberin icine girilmesine izin veren ve taslari daha yakindan gormenize imkan saglayan ozel turlardan birine katildim. Bu turlarin bir diger ozelligi ise, ozellikle yaz aylarinda, gun batimini burada gozlemlemenize izin vermesi ve muze'nin kapanis saatlerinden sonra da iceride kalip buyuk turist gruplari gittikten sonra da Stonehenge'i doya doya gormenize imkan tanimasi. Gezi programi elime ulastigi zaman once cok buyuk bir hayal kirikligina ugradim. Cunku gezi programinda Stonehenge'e varis saati aksam 20:50 olarak gozukuyordu. Malum Ingilterenin meshur yagmurlu ve bulutlu havasini da hesaba katinca cok karanlik olacagini dusundum bir an. Stonehenge gezim sabahin erken saatlerinde Londra'da basladi. Trenle Salisbury'e vardiktan sonra sehri gezip oglen yemegi yiyebilecegim bir yerler aradim ve kaldigim otele check in yaptim. Aksam saat 17:00'de turun kalktigi otobus duragina gittim. Bu noktada cok yorgun ama cok bir o kadar da heyacanliydim ancak sabah gunesli olan Salisbury'de ogleden sonra hava iyice kapatti, hatta hafifden yagmur ciselemeye bile basladi. \"Eyvah!\" dedim bir an, taslara varincaya kadar sirilsiklam olacagim."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/08/09/eurostar-ile-londra-paris-arasi-seyahat-", "text": "Londra'dan Paris'e ya da Brüksel'e nasılgidilir diye merak edenlere pratik bilgiler bilgiler verecek bir gezi rehberi hazırladım. Eurostar ile Londra Paris arasi tren yolculugu bence sadece basit bir tren yolculuğu değil, Londra Paris ulaşımında önemli bir aktör, hatta bir efsane. Son yillarda Eurostar'in guzergahina Amsterdam gibi populer bir sehirler de eklendi. Londra Paris arasında neredeyse belediye otobüsü gibi sık kalkan trenler size uçak konforunu ve deneyimini aynı anda yaşatıyor. Açıldığı ilk günden beri milyonlarca yolcuyu taşıyan Eurostar'in geçtiği tunel olan Channel Tunnel 10000 yıl once anakara Avrupa'dan kopan Büyük Britanya'yı binlerce yıl sonra tekrar Avrupa'ya bağlayan tek yapı. Artık sadece Londra'dan Paris'e ve Bruksel'e degil Amsterdam'a kadar gidiyor Eurostar. Londra Paris arası trenle kaç saat süre? Eurostar'la Standard Premier deneyimi nasil ? Eurostar fiyatlı mi ? Londra'dan Paris'e en ucuz'a nasıl seyahat edilir? Iste sizin hazırladığı Londra Paris arası Eurostar deneyimi gezi notlarim. Eurostar fiyatlı mı değil mı diye cevaplamadan önce Eurostar'un hızlı tren oldugunu ve Avrupa'nın önemli başkentlerini birbirine bağladığını ve diğer pek çok etkeni göz önüne almamız gerekiyor. Peki Eurostar ile Londra Paris arası trenle kaç saat ? Londra Paris arası trenle 2 saat 20 dakika sürüyor. Londra Paris arası ucakla 45 dakika kadar sürüyor. Ancak Londra'dan kalkan trenler King's Cross and St Pancaras tren istasyonundan kalkiyor ki Londra'nın pek çok yerinden cok rahatlıkla ulaşabileceğiniz yerde bu tren istasyonu. Londra'nın Heathrow havaalanına ulaşmak şehrin herhangi bir yerinden en az 60 dakikanızı alıyor. Uluslararası uçuşlarda en az 2 saat öncesinden havaalanında olmaniz gerekirken bu süre Eurostar için sadece 45 dakika. Zaman faktörüyle Eurostarla yarışabilecek tek Havaalanı Londra'nin City Havaalani. City Havaalanı, Avrupalı iş adamlarının Londra'nın Finans merkezi olan Canary Wharf'a gidişlerini kolaylaştırmak icin kurulmuş olan ve sadece A. B ülkelerine uçuşların bulunduğu küçük bir havaalanı. City Havaalanin'da ki uçuşların fiyatları Londra'da ki diger havalanlarina göre cok daha yüksek. Eurostar'in bir diğer avantaji ise havaalanlarinda ki belli miligramın üstünde sıvının el çantasında taşınmasının yasak olması. Ancak bu kural Eurostar için geçerli değil. Böylece alışverisleriniz sırasında aldığınız sıvı ürünleri check in ile valizinize koymadan yanınızda taşıyabilirsiniz. Eger Eurostar biletinizi uzun zaman önce ayırtırsınız tek yön £36 kadar ucuz olabiliyor. Eurostar Paris'in Gard De Nord tren istasyonuna varıyor. Her ne kadar tren istayonun bulunduğu yer sehrin en iyi yeri olmasa da Paris'in en çok gezilen mekanlarına burdan kolaylıkla metro ile ulaşabiliyorsunuz. Eurostar hızlı trenleri Londra Brüksel arası 1 saat 56 dakika sürüyor. Belçika'ya Londra'dan Eurostar ile gitmenin bir avantajida diğer sehirler de olmayan Any Belgian City seçeneğinin olmasi. Nedir Any Belgian City secenegi ? Eurostar biletinizi internetten alirken Any Belgian City seçeneğini eklemek isteyip istemediğinizi soruyor. Eğer bu seçeneği eklerseniz, Brüksel Midi tren istasyonuna vardiginizda Belçika'nın diğer şehirlerine çok az bir ücret ödeyerek ve Eurostar biletinizi göstererek binebiliyorsunuz. Bu seçeneğin tek kuralı Eurostar ile Brüksel'e vardıktan sora 24 saat içinde Belçika'da gitmek istediginiz şehrin trenine binmeniz. Brüksel Gezi Rehberim icin buraya tiklayin. Londra'da Brüksel'e tren ile giderseniz, Schengen bölgesine girdiğiniz ilk ülke Fransa olduğu icin pasaport kontrolü Londra'da Fransız pasaport memurları tarafindan yapılıyor. Bununla ilgili detayları aşağıda bulabilirsiniz. Pek çok kişinin merak ettigi bir konu da Eurostar'la seyahat edince Ingiltere ve Fransa arasında pasaport kontrolü olup olmadığı şeklinde. Evet her iki ülke arasında ister tren ile, ister havayolu olsun her zaman pasaport kontrolü var. Eurostar'la Londra'dan Paris'e giderken King's Cross tren istasyonunda önce Ingilizler pasaportlarınıza bakıyor. Daha sonra Fransız sınır görevlileri pasaportunuza bakıyor. Bu işlemin aynısını Paris'ten ayılırken Gare Du Nord tren istasyonunda önce Fransızlar sonra Ingilizler gerçekleştiriyorlar. Böylece Londra'ya ya da Paris'e varınca tekrardan bir başka pasaport kontrolüne girmeniz gerekmiyor. Bu yolculuğu uçakla gerçekleştirdiğinizde Dünya'nın en yoğun havaalanlarından bir olan Heathrow Havaalanına varınca gördüğünüz pasaport kontrolündeki kuyruk bazan çok uzun olabiliyor. Peki Londra'dan Paris'e daha da ucuza gitmenin yolu var mı? Evet, Londra'dan Paris'e daha da ucuza gitmenin yolu var onu da yazımın geri kalanında belirteceğim. Kendime geç gelen bir doğum günü armağanı olarak Standard Premier'i terchim ettim. Yıllar önce ki Eurostar gezimlerinde sadece economiyle seyahat etmişim. Daha önceki yıllarda Eurostar'in sınıfları Economy ve Businnes şekli ikiye ayrılıyordu ve çok uygun fiyatlara Business bulmak mümkündür. Ancak kısa bir süre önce Standard Premier uygulamasıniyet başlattılar. Bu sınıf Economy ile Business arası ve Economy'den biraz daha fiyatlı. Bu üç sınıf içinde fiyatı sabit olan tek sınıf Buiness ne zaman reserve etmeye çalışırsanız çalışın fiyatı hep ayni. Economy ve Standard Premier icin fiyatlar biraz daha farklı olabiliyor. Standard Premier'in vagonlarına vardininiz zaman gorevliler biletlerinizi kontrol ediyor. Yolculuk başladıktan kisa bir sure sonra görevliler yiyecek ve içecek servisinin başlayacağını söylüyor. Standard Premier'de verilen kahvaltı ve öğle yemeği yeterli ama benim için Standard Premieri özel kılan koltukların genişliği oldu. Economy'de yaptıgım yolcukta koltukları inanılmaz derecede dar bulmuştum. Hiç düşünmeden verilecek cevap tabii ki otobüsle. Yillar once Londra'da öğrenci olduğu zaman Belçika'nın şirin sehri Brugge'e gitmiştim otobüsle. Yalnız Brugge, Paris'e nazaran çok daha yakın. Dönüşte yolda kaza olmuştu trafik çok ağır ilerliyordu. Eee tabii bir de otobüs İngiltere'ye ferrybotla varıyorsunuz. Ferrybot'u bekle, Ingiltere'ye varınca otobüsten in, pasaport kontrolüne git vs Londra'ya çok gec bir saatte varmıştım. Peki niye anltayorum bunları? Iki şehir arasında ucuza ulaşım mümkün ama değer mi ? Megabus'la ki New York ve Philadelphia arasında binmiştim. Aynı şekilde Megabus ile Londra'dan Paris'e ekonomik şekilde gitmek mümkün. Bu otobüs yolculuğu 12 saat sürüyor ve gittiğiniz saate göre ve varış noktasına göre de bilet fiyatı değişiyor. Tek yön 18 45 Euro arasında bir rakam. Yani gidiş dönüş için ortalama 60-70 Euro ödemeniz gerekiyor. Eğer zamaninda bilet ayırtırsınız £75'a Eurostar'a bilet bulabilirsiniz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/08/24/kew-kraliyet-botanik-bahceleri-gezi-notlari-londra-gezilece", "text": "Kew Kraliyet Bahçeleri Batı Londra'nin Kew Gardens adı verilen son derece şirin bir semtinde 121 Hektarlık alana yayılmış. Kew Bahçeleri yıllar yılı yeni alanlar ilave edilerek gunümüze kadar gelmiş ve bugünkü haliyle pek çok ziyaretçiyi memnun edecek şekilde dizyan edilmiş. Dünyanın pek çok yerinden getirilen bitkiler parkın her alanına yayılmış ve bitikilerin üstünde adlarının yazılı olduğu bilgilendirici etiketler konmuş."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/09/07/man-adasi-isle-of-man-gezi", "text": "Man Adası ülkemizde son aylarda yaşanan politik skandalla çalkalanınca, Man Adası nasıl bir yermiş gidip ve bir göreyim dedim. Man Adasi nasıl bir yer? Man Adası görülecek yerler? Man Adasına nasıl gidilir? İşte sizin icin hazırladığım Man Adasi Isle of Man gezi rehberim. Man Parlamento'su hiç bir kesintiye uğramadan geçmişten gunümüze kadar gelmiş dünyanın en eski parlamentosu. En azından Man'liler en eski parlamento'nun kendilerinin ki oldugunu düşünüyorlar. Düşünüyorlar diyorum çünkü Izlanda da en eski parlamentonun kendilerininki olduğunu öne sürüyorlar. Adanın en büyük sehri ve başkenti olan Douglas'dan küçük balıkçı kasabası olan Ramsey'e kadar ada'da ki pek çok yeri gezdim ve çok keyifli bir haftasonu geçirdim. Havaalanına varınca Douglas'a gitmeden önce Go Card adlı toplu taşıma kartını aldım. Detayları Man Adasi ulaşım bölümde bulabilirsiniz. Öğleden sonra Peel'dan Man Adası'nın başkenti Douglas'a geri döndüm. Douglas, pek çok ilginç tarihi yapıyla bezeli. Eğer Man Adası'nda kalkacaksanız, kalacağınız yer mutlaka Douglas olmalı. Hem yeme içme konusunda çok seçenek var hem de adanın diğer yerlerine ulaşım buradan çok daha kolay. Neyse, otelden ayrılıp yavaş yavaş Laxey Su Degirmeni'ne giden elektrikli trenlerinin kalktığı durağa doğru gittim. Benim gibi pek cok turist heyecanla trenin kalkış saatini bekliyordu. Kondüktör treni hazırladıktan sonra düştük yola. Bu elektrikli trenle yaptığım yolculuk, Cusco'dan Machu Picchu'ya yaptıgım tren yolculuğundan sonra hayatımdaki en unutulmaz tren yolculuğuydu diyebilirim. Çünkü hem manzara hem doğa hem de yaşadığım deneyim unutulmazdı."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/09/13/gronland-gezi-notlari-ve-gronland-gezilece", "text": "Grönland Gezi Notlarıma başlamadan önce Grönland gezi planım ve Grönland'a gitmeye nasıl karar verim öncelikle sizlere onu anlatayim. Nordik ülkeleri cok beğeniyorum. Izlanda, Danimarka, Finlandiya beni çok etkileyen yerler oldu. Bu arada Izlanda Reykjavik gezi rehberime buradan ulasabilirsiniz. Neyse, uzun yıllar Grönland, gezilecek yerler listemdeydi. O kadar çok erteledim ki Grönland gezisini bir ara hiç gerçekleşmeyecek bir hayal olduğunu düşündüm. Bunun sebebi Grönland'ın hem cok fiyatli olmasi hem de ağır hava koşullarıydı. Ayrıca böylesine büyük bir adayı nasıl gezebilirim bilmiyordum. Şimdi kendi Grönland gezimde edindigimin deneyimimi paylaşmak sırası bende. Grönland'a nasıl gidilir? Grönland nasıl bir yer? Grönlanda'da gezilecek yerler nelerdir? Grönland'ın başkenti Nuuk'ta gece hayatı. İşte Grönland gezi notlarım. Oldukça detayli bir Grönland gezi rehberi hazırladım. Aşağıdaki linklere tıklayarak merak ettiğiniz bölümlere atlayabilirsiniz. Danimarka Kralligi'na bağlı olan Grönland, kendi iç islerinde serbest. Grönland'in ekonomisi ise özellikle balıkçılığa ve turizme dayalı. 1979 yılında otonomi statüsü kazanan Grönland, 1985 yılında balıklarını korumak için kendi istekleri ile Avrupa Birliğinden çıktı. Avrupa Birligi'nde bu şekilde ayrılarak en büyük geçim kaynağı olan balıkçılık sektörünü koruma altına almış oldu. Ayrıca bu özel statü Grönland'ın AB vatandaşlarının burada çalışıp yerleşmesine de çeşitli kısıtlamalar getirebilmesini sağladı. Danimarka'nın aldığı karara göre Grönland'ın eğitim, sağlık gibi hizmetleri iyileştirip çeşitli altyapıları tamamlandıktan sonra Grönland'ın bağımsızlığına izin verilecek. Grönland gezenleri adeta yepyeni deneyimler sunuyor. Şimdiye kadar görmediğiniz bir doğal güzellik ve yerel halkın çok farklı yaşam tarzı bizim İstanbul'da ya da dünyanın diğer büyük şehirlerinde alıştığımızdan çok farklı bir aleme götürüyor sizi. Benzeri bir deneyimi ben Svalbard'a yaptigim gezide yasadim. - Altı ay gündüz, altı ay gece deneyimi ve yazın güneşin hiç batmaması - Dünyanın en az gezilen yerlerinden biri olması - Eqi Glacier ve Illulisat Buzul Fiyordunun ve UNESCO Dünya Mirası olması - Inuit ve Danimarka kültürlerinin buluşması. - Balina Safarisi Grönland'a ancak birkaç ülkeden doğrudan uçuş var. Bu ülkeler Grönland'ın komşusu Izlanda ve ana ülke Danimarka Bunlara ilaveten sezonluk olarak Kanada'dan uçuşlar da düzenleniyor. Uçak biletlerinin gerçekten çok fiyatlı olduğunu ve biletlerinizi aylar öncesinde almanız gerektiğini belirteyim belirtmeliyim. Danimarka'nın başkenti Kopenhag'dan ayrılan uçağım 5 saat süren yolculuğun ardından yavaş yavaş Grönland'a yaklaştırken, uçağın penceresinden gördügüm manzara unutulmazdı. Çünkü, yaz aylarında çözülmeye başlayan buzlar yavaş yavaş masmavi denizin üzerinde yayılıyordu ve denizin üstünde bembeyazım benekler olusturmuştu. Grönland nasıl gidilir diye merak edenler için havayolu şirketlerinin linkleri. - Kopenhag'dan Air Greenland - Izlanda'dan Icelandic Air ile Grönland'in çesitli bölgelerine ulaşmanız mümkün. Grönland'da ki pek çok havaalanı küçük olduğu için benim bulunduğum büyüklükteki bir uçağın varabileceği tek havaalanı eski askeri havaalanı olan Kangerlussuaq Havaalani. Bu yüzden pek çok uçak öncelikle Kangerlussuaq'da duruyor ve burada uçağınızı değiştiriyorsunuz. Oldukça küçük bir havaalanı olan Kangerlussuaq Havaalanında yapacak pek bir şeyin olmadığını hemen belirteyim. Grönland'ın büyüklüğünü ve sunduğu gezi seçeneklerini düşündüğümüzde insan nereden başlayacağını şaşırıyor bir an. Ama ilk kez Grönland'i ziyaret edecekler için Illulisat şehri hem Grönland'da gezilecek yerler listesinde hemde gezinizin başlangıç noktası olmalı. Hem şehrin çok güzel olması, hem de Eqi Glasiyerine giden gemilerin buradan kalkması nedeniyle pek çok turistin öncelikli uğrak yeri. Havaalanı çok büyük değildi. Uçuş kat Danimarka'dan geldiği için herhangi bir pasaport kontrolü olmuyor. Bir saat bekledikten sonra Illulisat'a gidecek olan uçağıma bindim. Illulisat'a vardığımda yer ayırttığım Hotel Avanaa' dan Marie beni gelip arabasıyla aldı. Check in yaptıktan sonra ilk iş tabi ki bu şirin kasabayı gidip gezmek. Uçak saatlerim tutmadığı için bir gün öncesinde Danimarka'nin başkenti Kopenhag'da geçirdim ve sabahın erken saatlerinde Air Greenland uçağıma bindim. Illulisat'ta dikkatimi çeken ilk şey insanların evlerinin kapılarının ardına kadar açık olması. Biz tabi alışmışız çift kilitli kapılara olmadı bir de alarm ve kamera takmaya, dünyanın bilinmeyen bir başka noktasında ınsanların bambaşka bir hayatları varmış meğer. Görünce şaşırdım. Grönland gezi rehberimin başında belirtmiştim \" Grönland sizi yepyeni deneyimler sunuyor\" diye. İşte bunlardan bir ise hiç unutamadığım, akşamüzeri balıktan dönen bir Grönlandlıların köpeklerini beslediği andı. Balıkçıyı gören köpekler akşam yemek saati olduğunu bidikleri için adeta çılgına dönüyorlardı. Bu unutulmaz anı elimden geldiğince filme almaya çalıştım aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. Gerçi bu güzel köpeklerin bu kadar kısa zincirlere bağlı olması beni şaşırttı ama neyse. Bu Husky cinsi kopekler Grönland'ın demirbaşları gibiler. Kışın karlı Gronland günlerinde yolları olmayan Gronland'a bir nevi ulaşım araci işlevi görüyorlar. Turistler için dog sledging yani kızaklı köpek gezileri ama ben bunlara katılmadım. Tamamen yerli biraları denedim ve barda çalışanlar biraların adanın kırlarında bulunan bitkilerle tadlandırıldığını söyledi ki hafiften o bitkilerin tadını almak mümkün. Hotel Icefiord'da ki manzara gerçekten buraya gelip görmeme değdi. Buzulların arasından geçen o ufacık botu hic unutmayacağım. Illulisat'i yürüyerek dolaşabilirsiniz. Şehir içinde yeteri kadar kafe ve restorant var ayrıca çok büyük bir süper market var. Benim kaldığım gibi içinde mutfağı olan bir otel odasında kalırsanız. Kendi yemeklerinizi odanızda hazırlamanız mümkün. Gece yarisi uyanip suyun üstünde yüzden icebergleri izlemek bambaşka bir deneyim, Sanırım dünyanın böylesine farklı bir yerinde olduğuma kendimde inanmadığım için gece boyunca uyanıp uyanıp kaldığım odadan pencerenin dışına baktım. Bir benzerini Svalbard'da gorduğum dev posta kutusu. Grönland'da geçirdiğim ilk gece saat sabah 1:30'da uyanıp pencerin önünden geçen buzulların suyun üstünde kayışını ve hiç batmayan gece yarısı güneşini izledim. Ama Grönland gezisi burada bitmiyor her şey yeni başlıyor. Eqi Glasiyeri de Grönland'da gezilerek yerlerden biri ve Grönland gezim Asıl gezi Eqi Glasiyeri ile başlıyor. Sehirden Eqi Glasiyere giderken yol boyunca buzul Fyordlari, Icebergler ve şanslı iseniz yolda balina görmeniz bile mümkün. Buzulların içinden geçerken videoya aldığım kısa bir videoyu sizlerle paylaşıyorum. Eqi Glasiyere gitmek icin World of Greenland şirketiyle bağlantıya geçmenizi tavsiye ederim. Bu Glasiyere gidiş -geliş yaklaşık 10-12 saat sürüyor ve her ne kadar fiyatlı olsa da verdiğiniz her kuruşa değiyor. Glasiyere vardininiz zaman buzulların kırılısını izliyorsunuz. Burada size bu farklı deneyimi görmeye yetecek kadar zaman veriyorlar. Ayrıca geceyi orada geçirmek isterseniz, Glasiyerin tam karşında bir otel var. Önceden yer ayırtmanızı tavsiye ederim. Buzullar kırılırken gök gürültüsünü anımsatan bir ses duyuyorsunuz ve bu sesi tam göğsünüzde hissediyorsunuz. Iste herkes kameralarina sarılıp o anı görüntülemeye çalışıyor. ancak unutmayın ses ışıktan daha yavaş ilerliyor. Bu nedenle siz kırılmayı duyduğunuzda kırılma çokta gerçekleşmiş oluyor. Hiç şüphesiz kırılan buzulları görmek şu ana kadar yaşadığım en unutulmaz deneyimlerden biriydi. Illulusat'ta üç muhteşem gün geçirdikten sonra yine Kangerlussuaq Havaalanında bağlanarak Nuuk'a varıyorum. Nuuk Havaalanı şehrin bir hayli dışında Bende havaalanında dışında bekleyen taksilerden birine atlıyorum. Hemen belirteyim taksiler pek de ucuz değil. Nuuk gezi notlarıma başlamadan önce küçük bir hatırlatma. Eger amacınız yazın geceyarısı güneşini görmese, Nuuk kutup çizgisinin güneyinde olduğu için geceyarısı güneşini tam olarak deneyimleyemeceksiniz. Dünya'nın en kuzeyindeki başkent olan Nuuk'da Grönland'ın o dogal yaşamını Illulisat'ta gördüğümüz gibi görebilmek mümkün değil. Sonuç olarak bir başka büyük şehir ki Nufusu 56000 kusur olan Grönland'ın 17000'ni Nuuk'ta yaşıyor. Ama yıllarca hayalini kurduğum Nuuk gezim çok keyifili geçti. Nuuk' un eski tarihi kabasında göze çarpan yapılardan ilki Nuuk Kathedrali. Kırmızı ahşap yapıya sahip olan bu Lutheran Kathedrali 1849 yılında açılmış. Hans Egede Heykeli ya da ingilizce adıyla Statue of Hans Egede, Nuuk Katedrali'in yaninda yer alan bir başka güzellik. Bir Luthern misyoner olan Hans Ege Nuuk'u 1728 yilinda kurmuş ve onun anısına dikilen bir heykel küçük bir tepecik üzerinde Eski Nuuk'u yukarıdan görüyor. Nuuk'un eski şehrinin kasabasını görmek öncelikli hayalimdi. Hemen denizin yanına kurulmuş olan kasaba gercekten çok şirin. Az önceden belirttiğim gibi ülkenin en kalabalık ve gelişmiş şehri süpermarketten kafelere restaurantlara kadar aradığınız herseyi bulabilirsiniz Nuuk'ta. Nuuk'ta Gece hayatında cok \"içme hayatı\" var. Yillar oneydi Danimarkalı arkadasım Janne Grönlandlılar cok içtiğini söylemişti. Bütün barlar dolu olmasa bile bir kaçında yerli halkın bir hayli çakır keyif olduğunu gördüm. Gittiğim ilk bar şehirin meşhur oteli Hotel Godthab'in barıydı. Gündüz ortdada kimesecikler yoktu."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/09/23/sydney-gezi-rehberi-ve-sydney-gezilece", "text": "Avusturalya'nin en büyük şehri Sydney gezilecek yerler yazıma başlamadan önce dünyanın bir ucunadaki Avusturalya'ya gitme planim nasil olustu onu anlatayim. Hem cocukken izledigim Avusturalya yapımı Henderson Kardesler adli tv dizisinden hem de Londra'da ev paylaştığım Avusturalya'lı arkadaşlarımdan midir bilinmez Sydney gezip görmeyi çok istediğim bir şehirdi. Ev arkadaşlarım hep Sydney'de gezilecek yerleri anlatırlardı. Ancak Avusturalya vizesinin zor olmasi nedeniyle Sidney gezisini hep erteledim. Sydney'e Nasıl gidilir, avustralya Sydney Gezilecek Noktalar, Sydney'de nerede kalınır Sydney'e ne zaman gidilir Sydney Gezilecek Yerler. Iste sizin icin hazirladigim Sydney Gezi rehberim. Sydney'e gitmeden once Sydney gezilecek yerler konusunda gezi plani yaparken belli basli yerleri Sidney gezisine eklemistim. Ancak Sidney gezisi sirasinda bazi tarihi yapilari ve birbirinden guzel parklari ise tesadufen kesfettim. he Rocks'taki eski binaların dışı cehpeleri halen inşa edildiği dönemin izlerini tasiyor. Sydney Kulesine vardigimda kulenin ust katina giden asansorlerde uzun kuyruklar oldugunu gordum. Bu yuzden kulenin ust katina kadar cikmadim ve alt tarafindaki alis veris merkezinde soluklandim. Kule icin bir giris ucreti var. Tam olarak fiyatini hatirlamiyorum ama Kulenin Resmi Sitesinden fiyatlara bakabilirsiniz. Alt katlarda hosca vakit gecirebileceginiz pek cok kafe ve restorant var. Westfield alisveris merkezi de bonus. Sydney'de gezerken tesadufen rastladigim bu muzeden Sydney gezi rehberlerinde pek bahsedilmiyor. Avusturalya'nin tarihini ve nasil kuruldugunu anlamak icin gidip gormekte fayda var. Manly limani'ndan kisa bir yuruyusle plaja vardim. Ucsusuz bucaksizmis gibi gorunen Manly Plajina varinca rotami Shelly Beach'e cevirdim. Shelly Beach, Manly'den yuruyerek 10 dk kadar uzakta daha sakin daha kucuk bir plaj. Barbeku yapabilecek mangallar ve yakininda Boat House adli hos bir restorant da var. Ogle yemegi icin Manly'e geri dondum. Yol ustundeki barlardan birine girip kizartilmis kalamar siparis ettim. Of of, simdiye kadar yedigim en guzel, en lezzetli kalamardi. Bondi Plajida Manly Plaji gibi Sydney'de gezilecek yerler icinde ilk 10'da. Neyse, yillarca Londra'da ev paylastigim sevgili arkadasim Ulrike, esi ve oglu cumartesi sabahi gelip beni kaldigim otelden aldilar. Bondi Beach yakinlarinda bir kafeye gidip sabah kahvaltimizi yaptiktan sonra Bondi'a dogru yuruyusumuze basladik. Bondi Plaji'na dogru giden sahilde yapilan bu yuruyuse Bronte Walk Bronte Yuruyusu deniyor. Cok uzun bir yuruyus degil ama cok keyifli. Sahilde yaptigimiz bu yurusunun sonunda bizi Bondi Plaj'i karsiladi. Bir tarafta guneslenenler, diger tarafta egzersiz yapanlar. \"Iste hayat bu\" dedim kendi kendime. Sydney ile ozdeslesen kopru'nun ustunden mutlaka gecip sehrin diger yakasina gitmelisiniz. Sidney'de gorulmesi gereken bir baska liman. Sidney limanin biraz ilerisinde olan Darling Limani'nda pek cok bar ve restaurant var. Arkadaslarimla Sydneydeki son aksam yemegini de burda yedim. Ayrica Sidney Wild life Zoo da Darling Limaninda yer aliyor. Koalalar'i daha yakindan gorup onlarla resim cekilmek isteyenlerin ayrica bir ucret odemesi gerekiyor. Beni en cok etkileyense hayvanat bahcesinde ki Tazmanya Seytanini gorebilmek oldu. Tazmanya seytani gunduz disari cikmazmis. Bizi kirmayip yuvasindan cikan Tazmanya Seytani'ni videoya da alabildim. Asagiya tiklayarak bu kisa filmi izleyebilirsiniz. Sydney'in beni kendine asik eden en onemli noktasi muhtesem guzel evleri bahceleri ve varligndan haberimin olmadigi tarihi binalariydi. Eger sehir merkezinde kaliyorsaniz bol bol yuruyun boylece sehri daha iyi gorme sansiniz olacaktir. Bahsettigim bu guzel evleri ozellikle Paddington bolgesinde ki Oxford Street ve Liverpool Street caddeleri uzerinde gorebilirsiniz. Burada ki kimi binalarin 1900'lerin basinda yapilmis oldugunu goreceksiniz. Paddington bolgesinde yan yana dizli evlerin balkonlarinda ki parmakliklar danteli animsatir sekilde yapilmis. Bu yuzden bu dizayna Paddington Danteli adi veriliyor. Tabiki deniz urunlerini mutlaka denemelisiniz. Size tavsiye edebilecegim deniz urunleri restorantina girebilmek icin uyeliginiz olmasi gerekiyormus. Beni de arkadasim Tony ziyaretci olarak soktu. Ama uzulmeyin. Sydney limanin cevresinde deniz urunleri sunan pek cok restorant var."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/10/11/auckland-gezilecek-yerler-gezi-rehberi-yeni-zelanda-gezisi", "text": "Sabahin erken saatlerinde Sydney'den kalkan Air New Zealand ucagim 5 saat sonra Auckland Havaalani'na yaklasirken dikkatimi ceken ilk sey sizi bir beton yigini degil yemyesil bir doga karsiliyor aslinda karsilamiyor adeta kucakliyordu. Neyse, Oldukca buyuk bir havaalani. Pasaport kuyrugunda kimsecikler yok. Buna ragmen valizlerin gelisi ve gumrukten gecis biraz vakit aldi. Daha onceden ayarladigim taksi havaalanin disinda beni bekliyordu. Halk otobusunu tercih edenler icin tek yon $18 civarinda. Sky Bus'in resmi sitesine bakmlaniz yeterli."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/10/25/ljubljana-gezi-rehberi-bled-gezilecek-yerler-", "text": "200O'li yılların basından beri Türk Hava Yollarının Ljubljana'ya günlük seferleri var. Hatta geçtiğimiz yıllarda sefer sayılarını da artırdılar. Ama halen tekel konumunda olduğu yani başka havayolları Ljubljana'ya uçmadığı için biletler biraz fiyatli. Tabi uygun bilet fiyatları icin kampanyaları çok yakından takip etmeniz lazim. Slovenya'nin ulusal havayolu şirketi Adria sezonluk olarak Antalya'ya uçuyor. Antalya ve çevre illerde yaşayanlar Slovenya'ya yazın gitmek isterlerse Adria iyi bir seçenek. Ayrıca Lufthansa ile Frankfurt aktarmali olarak ucabilirsiniz. Ben öyle yaptim. Slovenya Schengen vizesine dahil olduğu içind pasaport kontrolü gibi formaliteler Frankfurt Havaalanında halloldu. Uçağım akşam saat 4:30'da Ljubljana Joze Pucnik Havaalanına yaklaşırken Slovenya'nın yemyeşil doğası ve tüm haşmetiyle Alpler daha uçaktayken beni kucakladı. Meteoroloji hafta sonunun yağmurlu olacağını söylemişti. Bu nedenle Cuma günü hava halen güneşliyken şehir merkezine bir an önce ulaşmak istedim. Havaalanından dışarı çıkınca adeta gün batımına karşı yarıştım. Havaalanının dışına cıkınca en ucuz seçeneği degil de beni en hızlı şekilde şehir merkezine götürecek seçeneği aradim. Ljubljana havaalanından şehir merkezine gidiş oldukça kolay ve üç ayrı seçeneginiz var. Bu seçenekler söyle, - Taksi: Eğer toplu taşıma araçlarıyla uğraşmak istemiyorsaniz, Havaalanın dışında bekleyen taksilerden birini çevirebilirsiniz. Havaalanı şehir merkezinin 18 km disinda ve taksiler yaklasik 35 Avro yazıyor. - Otobus: Normal belediye otobüsü. Biletinizi önceden almanıza gerek yok. Tek yapacağınız 28 No'lu otobusü bulup sofore parayi vermek. Bilet fiyati 4.10 Avro. Ljubljanadaki son günümde havaalanına geri dönerken bu seçenegi kullandım. - Shuttle Bus / Go Opti: Havaalaninin dışına çıkınca yolun karşında koskocaman \" Shuttle\" yazısı göreceksiniz. Shuttle bus minibus/ dolmus arası bir sey. Biletinizi Arrivals Hall'dan almaniz gerekiyormus ama şoför beni geri yollamayıp bileti benim için o aldı. Ljublijana'ya vardığım gün sehir merkezine gitmek icin bu yolu tercih ettim. Tek yon 9 Avro. Belediye otobüsünden daha fiyatlı. Ama tek farkı taksi gibi sizi kaldiginiz yerin kapisina kadar götürüyor olması. Belediye otobüsü sizi Ljubljana otobus durağına götürüyor. Burası son durak. Otobus durağı tarihi şehrin biraz dışın. Buradan şehir merkezine kadar yürümeniz gerekecek. Shuttle hizmeti icin goopti websitesine bakmanizi tavsiye ederim. Slovenya'da ve özellikle Ljubljana'da gezilecek yerler de yapacak şeyler de çok ve zamanım kısıtlı oldugu için kisa sürede mümkün oldugunca cok yer gezmeye çalıştım. Otelime varıp check in yaptıktan sonra kendimi şehir merkezinde buldum. Ljubljana'da kaldığım yerin detaylari yazimin sonunda. Çok farklı mimari özellikler gördüğüm için Ljubljana'yi çok sevdim. Gencecik yüzler görüyorsunuz Ljubljana'da. Sanırım hem bir ögrenci şehri olmasi hem de buraya gelen turistlerinin bir çoğunun çok genç olması Ljubljana'ya genç ve dinamik bir hava veriyor. Lafi co uzatmadan iste Lübyana'da gezilecek yerler listesi. Ljubljana gezim şehrin ikonlaşmış meydanı olan Preseren Meydani ile basladi. Ljubljana'nın merkezi küçük ama dolaşmak bir o kadar da keyifli. Duyduğuma göre Ljubljana'da en az 17 tane köprü varmış. Yanlis duymadiniz 17 köprü. Ama bu köprülerin içinde benimde en çok beğendiğim ve ikonlaşmış olanları. Üçlü Köprü, Dragon Köprüsü ve Kasap Köprü. Geçmişi 1870'lere dayanan ve Preseren Meydanı'nın kalbinde yer alan Üçlü Köprü, şehrin en ünlü ve en çok ziyaret edilen yeri. Preseren Meydani'nin biraz ilerisinde yer alan Dragon Köprüsünü de çok sevdim. Evet neredeyse her yolunun sonunda devasa yeşil ejderha heykelleri sizi karşılıyor. Ejderhalarla bezenmiş bu köprü artik Ljubljana'nın sembolü haline gelmiş ve muhtemelen şehrin en çok resmi çekilen yeri. Yerel efsaneye göre, bir bakire köprüyü geçerse ejderhalar kuyruklarını sallarmış. Ljubljana'da bir tek sehir merkezini gezmekle yetinmeyip yaklaşık 900 yıldır şehri tepeden gören kaleyi ziyaret etmek tarih meraklıları için bir zorunluluk. Ljubljana Kalesinden şehrin manzarasi çok güzel. Kaleye füniküler ile ciktim zaten hem sevmişimdir bu küçük fenukuler yolculuklarını onun için Kaleye çıkmak es geçemeyeceğim bir noktaydı. Kalenin giriş ücreti 10 euro. Eğer Ljubljana gezisini bütçeli olarak gerceklestiriyorsaniz, Feniküere para vermeden Ljubljana Kalesine kadar yürüyüp kalenin avlusunu gezebilirsiniz. Yanliz diğer bölümlere girmek isterseniz bilet almanız gerekiyor. - Dragon muzesi: Hos bir sekilde dizayn edilmis. Dragon efsanelerinden bahsediliyor. - Kukla Muzesi: Beni çocukluk günlerime geri götürdü. Sanirim Kalenin en çok sevdiğim yeri burası oldu. - Kule : Gökdelene ek olarak sehri yukaridan gorebileceginiz bir diger yer. Hem manzara çok güzel hem de kalenin avlusunu buradan tamamen gorebiliyorsunuz. Ljubljana'da geçirdiğim kısacık sürede pek çok seyi Ljubljana gezi planima sigdirmam yetmezmis gibi, çok konuşulan muhteşem Bled Gölüne günlük gezi gerceklestirmeden Slovenya gezimin tamamlanmayacağını biliyordum. Internette resimlerini gördüğüm zaman anında aşık olduğum Bled gölünüde gezi planıma ekledim. Ljubljana'dan Bled Gölüne gidis sin derece kolay. Sabahin erken saatlerinde daha hava tam olarak aydınlanmamışken Bled'e giden otobusüme binmek icin yola düştüm. Siz de Ljubljana'dan Bled'e otobüsle veya arabayla cok kolaylikla ulaşabilirsiniz. Gecen yıl buraya giden abim Bled'de park edecek yer bulma konusunda oldukça zorlanmış. Bu nedenle park etmekle uğraşmak istemiyorsanız, otobüse binmenizi tavsiye ederim. Yolculuk otobüsle yaklaşık 1 saat 20 dakika sürdü ve arabayla 40 dakika sürüyormuş. Otobüsler çok sık kalkıyor o bu yüzden otobüs bulur muyum diye endişelenmeyin. Bled'e giden otobüsler şehrin ana otobus duragindan kalkiyor Buraya Ljublijana sehir merkezinden 15-20 dakika yürüyüş mesafesinde. Otobüs biletlerinizi hem internetten hem de aynı gün otobüs durağından satın alabilirsiniz. Eğer biletleri internetten alırsanız çıktısı yaninizda olsun. Duraktaki görevliye bu ciktiyi gosteriyorsunuz ve size biletlerinizi veriyor. Bu otobusler normal toplu taşıma otobüsleri olduğundan çeşitli yerlerde indi bindi yapıyorlar. Bu yüzden Bled'e otobüsle varmak arabayla varmaktan biraz daha uzun sürüyor. Gittiğim gün hava bulutlu olmasına rağmen Bled Gölü'nün önünde güzel fotoğraflar çekmeyi başardım. Bled Gölü, özellikle güzel bir günde fotoğrafçıların hayali. Masmavi göle dağların yansıması çok güzel. Bled Gölüne varınca tabiki ilk iş olarak gölün çevresinde turlamak oldu. Eger bütceli bir şekilde Bled'i geziyorsaniz, gölün cevresinde ki banklarda oturun gölün ve temiz havanin tadını çıkartın. Eğer bütçeli seyahat etmiyorsaniz işte Bled Gölü'nde gezilecek yerlerden birkç örnek. - Bled Adası, fotoğraflarını gördüğümüz zaman aşık olduğumuz ikonlaşmış kilisenin oldugu küçük ada. Buraya gitmek icin iki seceneginiz var. Biri elektirikli diğeri geleneksel şekilde gondola benzeyen sandallara binmek. Insan gücüyle çalışan bu botlara Pletna deniliyor. Ben elektirikli olanla gittim. 2 Euro daha ucuza geldi ve diger gondoldaki gibi çok yolcu yoktu. Sandalda bir tek ben vardım. Sanırım pek çok ziyaretçi geleneksel olanı tercih ediyor. Biletler için buraya tiklayin. - Bled Kalesi turistlerin radarindaki bir başka yer. Bled Gölünü tependen gören bu kaleye tırmanmak isterseniz hemen belirteyim çıkış 20 dakika sürüyor ve oldukca dik. Dinlene dinlene çıkını sicak havalarda yanınızda mutlaka su bulundurun. Bled Kalesinin için her ne kadar ziyaretçilerin ilgisini cekecek sekilde dizayn edilmis olsa da buraya gelenlerin çoğu sanırım muhteşem Bled Gölu'nun manzarasi icin geliyor. Neredeyse bütün gölü ve Bled Adasini buradan görebiliyorsunuz. Bled Kalesinin içinde birkaç kafe ve restorant var. Pek çok turist duvarın yanında oturup bir yandan kahvesini yudumlayip bir diğer yandan Bled Gölünun manzrasinin tadını çıkartıyor. Bled'i gezdikten sonra şehre geri döndüm. Hem Ljubljana'yi degişik bir açıdan görebileceğim hem de akşam icin bir şeyler atiştirabilecegim bir yer aradım. Nebotcnik iyi bir fikirmiş gibi geldi. 1930'larda inşa edilen bu bina, bir zamanlar balkanlardaki en yüksek binaymiş. 11. Kati restorant ve 12. kati teras bar ve kafe. Akşam yemeği icin 11. kattaki restorantta bir şeyler yiyecektim ancak servisi biraz yavas, garsonları da biraz ilgisiz buldum. Menüdeki yemeklerin fiyatlarının uygun olduğunu duymuştum. Ama hizmeti gördükten sonra burada yemek yemekten vazgeçtim. Hava serin olduğu için içim ısınsın diye bir americano içmekle yetindim. 1.50 Avro. Fiyatı uygun. Ljubljana Kalesinin ve Ljubljana'nin manzarası buradan çok çok iyi. Ljubljana gezisinde Nebotivnik'e uğramanızı kesinlikle tavsiye ederim. Özellikle havanın güneşli olduğu bir günde Ljubljana'yi buradan çok rahatlikla seyredebilirsiniz. Ljublajana'in gecesi de gündüzü de ayrı güzel. Ljubljana'in rengarenk binaları çok güzel bir şekilde aydınlatılmış. Binaların ışıkları huzur içinde akan Ljublijana nehrinin üstüne yansıyor. Sokaklar ve meydanlar arkadaşlarıyla buluşmak için dişari cikmis genclerle dolu. Yorgun olsaniz dahi hava kararınca mutlaka kanal çevresinde, özellikle Presen Meydani'nin etrafında dolaşın. Burada Ljubljana'da yaptıgım kanal gezisinden küçük bir bölüm paylaştım. Videoya tıklamanız yeterli. Eger Lubjlajana'da kanal gezisi yapmak istemezseniz Ljubljana nehri boyunca yürüyün. Nehir genellikle zümrüt yeşili olduğu söylendi bana. Ancak, Slovenya'da geçirdiğim zamanın çoğu yağışlı geçti. Bu yüzden güzelim nehir çamur rengiydi. Eger gurme gezginseniz Lübyana gezilecek yerlerden Acik Mutfak'i ya da Slovence adiyla Odprta Kuhna'yi gezmden Slovenya'dan donmeyin. Açık Mutfak Ljubljana Katedralinin yaninda kurulan yemek pazarı. Odpta Kuhna'yi yemek yenecek yerler listenize eklenebilecegi gibi Ljubljana gezilecek yerler listenize de alabilirsiniz. Market sabah 8:00'de aciliyor ve özellikle Cuma günleri acik. Her ne kadar internette cumartesi ve pazar günleri de açık olarak gözükse de ben Ljubljana'dayken sadece cuma günü açıktı."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/11/23/toulouse-gezi-rehberi-ve-toulouse-gezilece", "text": "Toulouse gezi rehberime hoşgeldiniz. Fransa'ya en son Mont Saint Michel'i gezmek için gitmiştim. İster şehrin güzelliğinden olsun, ister yemeklerin lezzetinden olsun Fransa'nın tadı damağımda kaldı. Fransa'da farklı gezilecek bir yerler ararken derken karışma La Ville Rose Pembe Şehir olarak da anılan Toulouse çıktı. Ve Pembe Sehir Toulouse gezisinden çok keyif aldım. Hafta sonu gezisi için harika bir yer olan Toulouse'da gezilecek yerler bir birine çok yakın. Bence, Fransa'nın gezilecek görülecek yerleri içinde de başı çekiyor. Birkaç yer hariç şehri kolaylıkla yürüyerek gezebilirsiniz. Toulouse'a nasıl gidilir, Toulouse'da gezilecek yerler, fransa geleneksel yemekleri ve dahası yazımın geri kalanında. Toulouse'da gezilecek yerlere ve yeme içme rehberine geçmeden önce, kısaca Toulouse nerede ve nasıl bir yer onu anlatayım sizlere. Bence Toulouse, hakettigi degeri bulamamis Fransiz şehirlerinden biri. Fransa'nin 4. büyük şehri. Tarihi mekanlarına, yüzlerce yıllık katedrallerine rağmen çok genç bir yüze sahip. Bu gençliğini de bir üniversite şehri olmasına borçlu sanırım. Toulouse, Fransa'nın güneyinde, İspanya sınırına yakın eskinin ve yeninin bir karışımı sanki. Yazımın başında belirttiğim gibi Pembe Sehir benzetmesini kırmızımsı tuğladan yapılmış eski binalarına borçlu. Ama bu sadece Toulouse'un bir yüzü. Şehrin modern olan bir diger yüzünde ise havacılık ve uzay yolculuğu bile var. Toulouse ve çevresinde pek cok UNESCO Dunya Mirasi var. Gezime güzel Saint Sernin Bazilikası'nı ziyaret ederek ve Canal du Midi'nin çevresinde yürüyerek başladım. Bu iki yer arasındaki mesafe yaklaşık 2 km ama siz de kolayca yürüyebilirsiniz. Havaalanından bindiğim tramvay'da merakla pencerenin dışına bakarken \" uff Toulouse da bumuymus\" diye kendi kendime söyleniyordum. Ama Toulouse'un şehir merkezine varınca fikrimi tamamen değiştirdim. Bence, Toulouse her köse basinda durup her evin her sokağın resmini çekmek isteyeceğiniz türden bir şehir. Devasa katedralleri ve bir birinden güzel meydanlari ile görülmeye değer bir şehir. Iste Toulouse'da gezilecek yerlerden birkaçı. Saint Sernin Bazilikası'nin geçmişi dördüncü yüzyıla kadar uzanıyormuş. Gerçi bu ifade teknik olarak doğru değil çünkü dördüncü yüzyılda, I. S 250 yılında Toulouse'un ilk piskoposu olan Saint Sernin'in kalıntılarının bulunduğu başka bir kilise varmış. Bu bazilika o kilisenin üzerine insa edilmiş. St Sernin'nin nasıl bir aziz olduğun hikayesi, Toulouse'da iyi biliniyor. Saint Sernin Bazilikasi 1998'de UNESCO'nun koruması altına alınmış. Bu devasa kiliseyi mutlaka görün. Güney Fransa Kanalı anlamına gelen, ailelerin hafta sonu kaçamağı için ideal bir yer olan Canal du Midi ayrica sevgililerin nehir kenarindan hoşça piknik yapabileceği romantik bir nokta. Canal du Midi'de çok sayıda köprü, değirmen var ve daha öncede belirttiğim gibi UNESCO'nun koruması altında. Ilk gördüğüm an \" kanal iste canim hem akan su da pek temiz değil \" dedim ama Canal du Midi, doğal bir kanal değildi. Kanalın yapımı 1667'de baslamış ve 1681'de bitmiş. 241 km uzunluğundaki kanal UNESCO tarafından mimarisinin \"dahice\" oldugu düşünüldüğü için koruma altına alınmış. Şehrin kalbinde yer alan Place de Capitole'de çeşitli kafeler ve restorantlar var. Toulouse'un belki de en kalabalık yerlerinden biri. Grand Hotel de l'Opera'da adlı tarih açısından zengin modern, konforlu otel ise Capitole meydanına nazir görüntüsüyle muhteşem demeyi çok isterdim ancak benim orada olduğum hafta sonu ne yazik ki Uluslararası Toulouse Marotonuna katılacaklar için tezgahlar açılmıştı ve oteli ve meydanı tam olarak göremedim. Neyse Grand Hotel de l'Opera 17. yüzyılda manastır olarak kullanılmış. Rue de Metz Caddesi kafe, bar ve restorant açısından pek çok seçenek sunuyor ve geç saatlere kadar çok canlı. Kaldigim otelde buradaydı ve buradan Capitole Meydanina ve St Sernin Bazilikasina gidebiliyorsunuz. Caddenin bir diğer ucuysa Garrone Nehrine ve Pont Nuef adlı sehrin meşhur köprüsüne gidiyor. Rue De Metz Caddesi ile kesişen Rue L'alcase Lorraine alışveriş icin uygun çünkü burada pek cok mağaza var. İspanya'ya ve İngiltere'ye gidenler görmüştür. Primark diye bir mağaza var fiyatlar ve kalite 10 numara. Rue L'alcase Lorraine'in bittiği yerde Primark'i görebilirsiniz. Ayrıca ara sokaklara girdiğinizde restoran ve varların bulunduğu farklı \"meydanları\" göreceksiniz. Pont Neuf de Toulouse ya da bir diğer adıyla Yeni Köprü Toulouse'un sembollerinden biri. Garrone Nehri üzerine kurulu bu köprü sizi sehrin turistlik bölgesinden alıp General Franco dönemindeki iç savaştan kaçan İspanyolların yaşadığı bölgeye götürüyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/12/07/carcassonne-gezi-rehberi-ve-carcassonne-gezilece", "text": "Toulouse gezimde son anda beklenmedik bir degisiklik olunca Fransa'nin bu guzel sehri Carcassone'da buluverdim kendimi. Her ne kadar Carcassone gezisi cok kisa olsa da bu kisacik surede mumkun oldugunca cok sey gormeye calistim her gezimde oldugu gibi. Toulouse gezi notlarimda belirtmistim Carcassonne, Toulouse'a gidenlerin rotasinda diye. Carcassonne'da Londra'dan Dublin'den varan ucuslarin oldugu kucuk bir havaalani olsa da Carcassonne gitmenin en mantikli yolu trenle Toulouse'dan. Toulouse'dan Narbonne yonunde ki trenlere binmeniz yeterli. Bu arada Narbonne Fransa'da gorebileceginiz diger guzelliklerden biri. Toulouse'dan kalkan trenler 45 dakika ile 1 saat 15 dakika gibi bir surede sizi Carcassonne'a goturuyor. Bu zaman farkinin nedeni kimi seferlerin hizli trenle kimilerinin normal trenlerle yapilmasi. Eger hizli trenlerden birine binerseniz 45 dakika gibi kisa bir surede Carcassonnedasiniz. Tren biletlerini Fransiz Demiryollarinin Resmi Sitesinden alabilirsiniz. Benim tren bileti almak istedigim haftasonu ya tren seferleri iptal edilmisti ya da sistemde bir hata vardi. Tam olarak bilemiyorum ama ben Carcassonne tren biletimi Carcassonne'a gitmeden bir gun once Toulouse Tren istasyonundaki kiosklardan aldim. Carcassonne tren istasyonundan cikinca sizi Canal Du Midi karsiliyor. Sanirim kanal, Carcassonne'da Toulouse'da oldugundan daha temiz ve daha guzel. Eger ben Toulouse'da Canal Du Midi'yi gordum derseniz Canal Du Midi'nin etrafinda cok takilmayin ve oradan dosdogru Carcassonne sehir merkezine gecin. Carcassonne'a pazar sabahi erken saatlerde vardim. Hava oldukca kapaliydi ve ne yazik ki ancak oglene dogru gunes acti. Toulouse'daki uluslararasi Maratondan olsa gerek Carcassonne adeta hayalet sehre donmustu. Sehir merkezinde neredeyse hic bir yer acik degildi ve sokaklar da kimsecikler yoktu. Carcassonne'da Toulouse'da oldugu gibi cok sevdigim Akdeniz mimarisinin etkisi goruluyor. Sehir merkezinde hizli hizli fotograf cekip yonumu The Carcassonne Citadel'e cevirdim. Ne de olsa tarihi Carcassone sehrini gormek icin buradayim. Benim gibi vaktiniz kisitliysa ve buraya Cite De Carcassonne'u gormek icin geldiyseniz, tek yapmaniz gereken tren istasyonundan cikip Canal Du Midi'yi gecerek Sehir merkezine varmak. Sehir merkezindeki ana caddenin uzerinde yer alan isaretleri takip edin. Bu isaretler sizi Cite De Carcassonne'a yonlendiriyor. Tren istasyonundan Cite De Carcassonne'a varmaniz yuruyerek 20- 25 dakika kadar suruyor. Gambetta Meydanina geldiniz mi Cite De Carcassonne'a olan yolu neredeyse yariladiniz demek. Gambetta Meydani bir birinden guzel binalarla, restorantlarla ve cafelerle cevirili. Cumartesi burada pazar kurulugunu duydum. Oturup dinlenmek, bir seyler yiyip icmek ve gelene gecene bakmak icin iyi bir yer. 14. yuzyildan kalma bu kopru Cite De Carcassonne'nun habercisi. Cunku Le Pont Vieux'a geldiginizde Carcassonne Satosu gorunmeye basliyor. Le Pont Vieux, Aude Nehrinin ikiye ayirdigi Carcassonne'un her yakasini bir birine bagliyor. Nedendir bilmiyorum ama kopru bana Pragdaki Charles Koprusunu hatirlatti. Koprunun usuntunden gecerken acele etmeyin soyle bir Carcassone Satosu'a nazir manzaranin tadini cikartin. Carcassonne Şatosunun tam girisinde sizi buranin 1997 yilinda UNESCO Dunya Mirasi olarak koruma altina alindigini belirten bir plaket ve heykel karsiliyor. Ahsap kopruden gecerek sehrin icine giriyorsunuz. Duvarlarla cevrili tarihi sehir bende sanki bir dejavu hissi uyandirdi. Bunun nedeni gecen yil gezdigim Mont Saint Michel'e cok benzemesiydi. Gerci Carcassonne cesitli turistlik dukkanlari disinda Mont Saint Michel gibi turist tuzagi degil. Neyse, sanirim duvarla cevirili olusu arnavut kaldirimlari bana bu hissi verdi. Kale icinde kale misali, duvarlarla cevirli sehrin icinde bir kale daha yer aliyor. 2500 yillik tarihi boyunca Romalilar, Vizigotlar ve Haclilar tarafindan basta olmak uzere pek cok kez isgal edilmis Carcassonne. 1849'da Fransiz hukumeti tarafinda yikilmak istenmisse de sehir sakinlerinin bu duruma itiraz etmesi uzerine hukumet bu kararindan vazgecmis. Neyse, ana kaleyi ziyaret edebilmek bilete ihtiyaciniz var. Hem sabah erken saatlerde gittigim icin hem de sonbahar oldugu icin pek sira yoktu ama Carcassone'un yazin cok populer oldugunu duydum."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2018/12/19/dominik-cumhuriyeti-gezilecek-yerler-ve-dominik-cumhuriyeti-gezi", "text": "Karayiplerde gezilecek yerlerin incisi Dominik Cumhuriyeti gezisi yillardir aklımdaydı. Özellikle de güzel plajlari nedeniyle. \"Hadi bir Dominik Cumhuriyeti gezisi planlayayım, oralarda neler varmış göreyim\" dedim. Dominik Cuhmuriyetine Turkiyeden nasil gidilir, Dominik Cumhuriyetinde gezilecek yerlerdi, vizesiydi derken Aralık ayında bir yandan Karayip denizinde yüzerken bir yandan da ülkenin essiz tarihi ile 500 yil öncesinde kendimi buluverdim. Santo Dominto gezilecek yerler?, Dominik Cumhuriyeti'ne nasıl gidilir? Dominik Cumhuriyeti gezilecek yerler, neredir? Iste sizin için hazırladığım Dominik Cumhuriyeti gezi rehberim. İşte sizin hazırladığım Dominik Cumhuriyeti gezi rehberim. Dominik Cumhuriyeti gezisi anlata anlata bitiremeyecegim türden bir gezi oldu. Her ne kadar bu gezimin çıkış noktası \"kış ortasında yaz güneşi\" olsa da Dominik Cumhuriyetinin La Romana gibi turizmden uzak, ülkenin gerçeklerinin çok kolaylıkla görülebildiği, Ikinci bir dil bilmeyenlerin veya iyi eğitim almamış olanların dosdoğru şeker kamışı tarlasına çalışmaya yollandığı köşelerini de gördüm. Ama bu tip gerçekler dünyanın her yerinde var onun için size daha keyifli bir gezi rehberi hazırladım. Dominik Cumhuriyetindeyken mutlaka görmeniz gerek yerlerden birkaçı. Dominik Cumhuriyeti gezi rehberimize baskent Santo Domingo'daki gezilecek yerler ile basklayalim. Santo Domingo, kolonyal Amerika'nin direk taşlarından biri. Kristof Kolombu'un Amerikayi keşfetmesinin hemen ardından Kolomb'un oğlu Diego Kolomb, Santo Domingo'ya Ispanya Krallığının temsilcisi olarak gönderilmiş ve Ispanyollar Dominik Cumhuriyetinin bulunduğu Hispanyola adasının doğu kısmını kolonileştirmeye baslamislar. Birçok yapi İspanyolların gelişinden sonra inşa edildiği için Santo Domingo bir nevi \"ilk\"lerin şehri. Dominik Cumhuriyetine gelenlerin bir çoğu kendini Karayip denizin ılık sularına bırakıp şehrin tarihiyle pek ilgilenmezken aslında, Santo Domingo sadece Dominik Cumhuriyeti için değil, İspanya ve Latin Amerika tarihi için de önemli bir şehir. Buralara kadar gelmişken Santo Domingo'yu ve ülkenin diğer güzel köşelerini gezmeden geri dönmek olmazdı. Santo Domingo'daki ilk durağım Alcazar de Colon. Alcazar de Colon Ispanya Krali 2. Ferdinand'in isteği üzerine kurulmuş ve Kristof Kolombun oğlu Diego Kolomb'a verilmiş. Alcazar de Colon, Amerika kitasinda kurulan ilk kolonyal saray. Ispanyollar 1500 kadar yerli halktan oluşan bir işçi gurubunu yöneterek Alcazar De Colon'u inşa etmişler. Alcazar de Colon inşa edildiği dönemde oldukça şaşalıyıymış. Bu 55 odalı çok geniş bir alana yayılan saraydan günümüze çok fazla bir sey kalmamış. Geriye kalan kısmı da Santo Domingo'daki diger tarihi yapılarla birlikte UNESCO'nun koruması altına alınmış. Dar odalarında ve koridorlarında turist akınından dolayı gezmek zor ancak, sarayın içi ziyaretçilerin inşa edildiği dönemi iyi anlayacağı sekilde dizayn edildiği için Alcazar de Colon'u mutlaka gezmenizi tavsiye ederim. Alzacar de Colondan kendinizi dışarı atınca Plaza de Espania'da buluyorsunuz. Ispanya Meydanı, Alcazar De Colon ve diger kolonyal yapilarin bir araya geldiği ve günümüzde festivallerin ve özel günlerin kutlandığı oldukça büyük bir meydan. Benim bulunduğum tarihte Noel Agaci kurulmuştu. Meydanın bir yanında Ozama Nehri yer alırken bir diğer yanında ise renk renk boyanma güzel restorantlar ve kafeler yer alıyor. Dışarda oturup birşeyler yiyip içmek için tek kelime ile harika. Museo de las Casas Reales ya da bir diğer adıyla Kraliyet Evleri Müzesi Plaza de Espania'dan 2 dakika uzakta. Museo de las Casas Reales, Dominik Cumhuriyeti'nin tarihinin içinde önemli yapılardan biri. Ciudad Colonial yani Kolonyal Şehir içinde yer alan bu bina, Ispanyollar tarafından inşa edilen ilk yapılardan. Koloni dönemindeki iki saraydan biri ve yapımını ise yine Aragonlu 2. Ferdinand emretmiş. Müzenin dışında metalden yapılmış heykeller göze çarpıyor. Burada bir paratantez açayım. Ülkenin pek çok yerinde caddeler buna benzer metalden yapılmış sanatsal heykellerle süslenmiş. Hatta, La Romana yakinlarinda bunları satıldığı bir yer bile gördüm. Bu sanatsal çalışmaların özel bir adı vardı ama ne yazık ki ama neydi hatırlayamıyorum.. Yazımın basında demiştim Santo Domingo \" ilk\" lerin sehri diye. İşte Calle de Las Damas kolonyal Amerikada kurulan ilk cadde. Calle de Las Damas, Nicolas De Ovando'nun valiligi zamaninda kurulmuş ve kolonyal dönemde buranın adı Fortaleza Kalesine kadar gittiği için Calle De Fortalezaymış. Calle de Las Damas Caddesini her iki yanindaki birbirinden güzel tarihi binaları ve arnavut kaldırımları unutulmaz kılıyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/01/01/bydgoszcz-gezilecek-yerler-bydgoszcz-gezi-rehberi-bydgoszcz-nerede", "text": "Bydgoszcz Polonya'nin bir başka güzel sehri ve Torun'a bir geçiş noktası. Hem Bydgoszcz hem de Torun birbirine çok yakın olan ikiz şehirler. Iki şehrin halkı arasında kimin sehri daha güzel diye bir rekabet bile varmış. Polonya'ya yaptıgım gezimin asıl amacı Torun'a gitmekti ama Torun'a gitmek için öncelikle Bydgoszcz'a gitmem gerekiyordu. Hazır buraya kadar gelmişken bir gece Bydgoszcz'da konaklamaya kadar verdim. Iyi ki öyle karar vermişim çünkü bu güzel şehir görülmeyi hakediyor. Bydgoszcz'in tarihi 1200'lu yillara kadar gidiyor. Sehirle ilgili yazılı ilk kaynaklarda Bydgoszcz'un adı Budegac olarak geçiyor. 13. yüzyılda Töton Şövalyeleri'nin yonetimine geçen şehir 1339'da Polonya'ya geri verilmiş ve Polonya Kralı Büyük Kasimir bölge halkının haklarını vermiş."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/01/11/torun-gezi-rehberi-ve-torun-gezilece", "text": "Torun Polonya gezi rehberime hosgeldiniz. Torun, canım arkadaşım Kasia'nın doğduğu şehir. Yıllardır da Torun'a gitmek icin bir gezi planim var ama bir türlü firsat bulup zengin tarihi ve kültürü olan bu güzel sehri görmek nasip olmadi. Torun'a Nasıl Gidilir, Torun'da gezilecek yerler aradığınız butu bilgiler bu Torun gezi rehberimde. Torun'da gezilecek yerlere geçmeden önce şehrin tarihini iyi anlamak gerekiyor. Torun, 1200'lerde Baltık denizini yöneten Alman Şövalyeler tarafından kurulmuş. Bu şövalyelere Töton Şövalyeleri ya da Ingilizce olarak Teutonic Knights deniliyor. Ticaret Vistula Nehri üzerinden yapılırmış ve bu yüzden ortaçağda Torun, Polonya'nın çok zengin bir ticaret şehrine dönüşmüş. Torun'da o döneme ait pek çok tarihi yapıyı ve gotik binayı bugün bile çok net bir şekilde görüyorsunuz. Trenim Polonya'nin bir diğer önemli sehri olan Bydgoszcz'dan Torun'a varınca ilk iş tren istasyonundan çikip yönönümü dosdoğru şehir merkezine çevirmek oluyor. Tren istasyonu şehir merkezinin biraz dışında. Neyse, Torun'nun tarihi kasabasına gitmeden önce şehri, Vistula Nehri'nin bir diğer yanindan görebilmek icin The Panaromic view of Torun'da durmaya karar veriyorum. Hem Torun'un tarihi sehrinin hem de The Panaromic view of Torun'un yönünü tren istasyonunda çok net bir şekilde işaretlendirmişler. Şehir merkezini bulmak için yol işaretleriNisa'n takip etmeniz yeterli. Torun'un panaromik görüntüsünü veren bu platforma parkların arasından geçerek geliyorum. Sonbaharın ilk günleri her taraf yemyeşil ve sessiz sakin. Birkaç Torunludan başka kimsecikler yok etrafta. 5-10 dakika kadar yolunuzu uzatıp buraya gelmenizi ve şehri Vistula Nehri'nin bu yakasından da gömenizi tavsiye ederim. Köprünün üstünden Vistula Nehrini geçerken şehrin önemli yapılarından biri olan Eğik Kule beni karşılıyor. Torunla özdeşleşen kule eski tahkimat sisteminin bir parçası ve muhtemelen 14. yüzyılın ilk yarısında inşa edilmiş. Her ne kadar dikey olarak önemli ölçüde eğik olsa da bu eğikliğin açısı bulunduğunuz konuma göre değişiyor. Kaldigim otel Eğik Kule'ye yakın olduğu için sehir merkezine gitmeden önce otelime gidip check-in yapiyorum. Oradan da yolumun üstünde olduğu icin Kopenik'in Evine gidiyorum. Okuduğum yazılardan anladığım kadarıyla ünlü matematikçi ve gökbilimci Kopernik'in burada doğduğuna dair kesin bir kanıt yok ama bu ev Kopernik'e adanmış. Torun'a gelmişken buraya gitmemek olmaz dedim ve müzenin fotografını dışından çekmekle yetinmeyip bir bilet alıp içini de gezdim. Bu son derece etkileyici müzenin açılış saatleri ve güncel bilet fiyatları icin Kopernik Evinin Resmi Sitesine bir göz atmanızı tavsiye ederim. Biletinizi öceden almanıza gerek yok. Ünlü 15. yüzyıl astronomunun iki katli evi, bugün bile inşa edildiği dönemin guzelligini, özelligini koruyor ve zarif tasarımı ile dikkat çekiyor. Ahşap merdivenlerden tırmananarak evi geziyorsunuz. Kopernik'in Evi bir müze olarak gerçek bir hazine. Torunun eski tarihi kasabası bir çok güzellikle dolu. Krakow'da olduğu gibi Eski Tarihi Kasaba Old Town Market Square şehrin kalbini oluşturuyor. Buranın birbirinden güzel kiliseleri, ince uzun, dış yüzeyi işlemeli evleri kısacası gotik mimarinin en güzel örnekleri sizi bekliyor. Torun, belki de, Polonyadaki en önemli ortaçağ sehri. Önce Töton Sovalyelerinin kontrolü altına giren Torun, daha sonra Hansa Birliğinin yönetimine geçmiş. Hansa Birliği ticarete önem verdiği icin özellikle pazar meydanlarında önemli yapılar inşa etmişler. Şehir meydanındaki önemli bir yapıysa Ratusz Staromiejski yani Belediye Binası daha dogrusu Eski Belediye Binası. Belediye Binasinin önünde yer alan Kopernik'in bronz heykeli hemen dikkat çekiyor. Gün boyunca onlarca turisti ve ülkenin tarihini ögrenmek icin gelmiş Polonyalı ögrencileri heykelin çevresinde görüyorsunuz. Ratusz Staromiejski'in sol tarafinda turistlerin ilgisini çeken bir diğer şey ise 1914'de yapılmış bronz Çeşme: Kurbagalar ve Kemancı. Efsaneye göre şehir halkı tarafından sevilmeyen bir cadi sehri kurbağaların istilasına tutmuş ve Janko Muzykant adlı kemanci da kemanını çalarak kurbağaları şehirden uzaklaştırmış. Bu arada çeşmenin kenarındaki kurbağalara dokunmak da adettenmiş. Bu kırmızı tuğlalı binanın inşası 1500'lu yıllara kadar dayanıyor. Eski Belediye Binası, uzun yıllar belediye binasi olarak kullanılmış. Şimdi ise Polonya'nın en büyük ve en eski müzelerinden biri. Müzeye giriş kapısına ulaşmak için, ortadaki dış kapıdan içeri girip avluya geçiyorum. Müzede pek çok ilginç sergi var. Burayı gezebilmek ve saat kulesine tırmanabilmek ici biletinizi giriş katındaki gişeden almanız gerekiyor. Ratusz Saat Kulesinin bileti müzeden ayrı satılıyor. Kuleye cikmak isterseniz biletiniz alırken saat kulesine de çıkmak istediğinizi mutlaka belirtin. Dönelim Belediye Binasına. Belediye Binası'nın 3 katında da sergiler yer alıyor. Bu katlar bir zamanlar tüccarlar tarafından kullanılan zemin katın, Belediye Meclisi toplantı odaları olarak kullanılan birinci kat ve son olarak kraliyet ailesini eğlendirmek için kullanılmış olan Grand Hall'un bulundugu ikinci kat yer alıyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/01/25/andorra-gezi-rehber-andorra-gezilecek-yerler-andorraya-nasil", "text": "Andorra gezi rehberime hoşgeldiniz. 2004 yılında Ispanya'dan Andorra'nın otobüs durağına varmamla Barcelona'ya geri dönüş biletimin saatini öne çekmem bir olmuştu. Andorra La Vella'da bir şeyler yiyip dosdoğru Barselona'ya geri dönmüştüm. Yıllar sonra yeniden Andorra'ya gidince ayağımın tozuyla Andorra vizesiz nasıl gidilir ? Andorra'da gezilecek yerler ? Andorra La Vella gezilecek noktalar, Andorra vizesiz nasıl gidilir? diger pratik bilgileri içeren Andorra gezi rehberimi hazırladım. Andorra'da gezilecek yerler listesini anlatmaya başlamadan önce neden ikinci Andorra'ya öncelikle ondan bahsedeyim. 2004 yılındaki Andorra gezdimden sonra \"acaba hata mı ettim\" , \" önyargılı mi düşündüm\" diye içim içimi kemirdi. Toulouse'a gezi planlayınca Andorra'ya bir kez daha gitme fikri kafamda belirdi. Her seyi ayarlamıştım. Andorra için otobüs bileti almiştim. Andorra'da kalacak yerimi rezerve etmiştim ama Toulouse uçağımın sis nedeniyle bir saat gecikmeli kalkacağını ve Andorra otobüsünü kaçıracağımı düşünememiştim😢😢. Plan B'yi devreye sokmuş, Toulouse gezisini uzatip Carcassone'a gitmiştim. Toulouse ve Carcassone gezi rehberimi de birkaç ay önce sizinle paylaştım hatırlarsanız. Neyse efendim 2018'in son günlerinde 14 yıl aradan sonra tekrar Barselona'ya gittim. Sırf \" kimsenin sevmediği \" Andorra'yi görmek için 😃. Andorraya nasıl gidilir, Andorra nerededir, Andorrada gezilecek yerler. Andorra ile ilgili yararli butun bilgiler Andorra gezi notlarımda. Andorra, Ispanya ile Fransa arasinda muhteşem Pirene daglarının arasında kurulmuş bağımsız bir prenslik. Bu arada muhteşem Pirene dağları diyorum çünkü Barselona'dan Andorra'ya giderken çok güzel bir manzara sizi bekliyor. Dönelim Andorra Prensliğine. Andorra, bizim bildiğimiz Monako ya da Liechtenstein gibi bir prenslik değil. Yani Andorra'da bizim bildiğimiz anlamda bir kraliyet ailesi yok. Aragon'lu İspanyol Kral ve Foix'li Fransız Kont Andorra'nın yönetimini ellerinde tutmak için uzun süre savaşmışlar. Bu savaşlardan bir sonuç alamayınca Andorra'yı ortak bir şekilde yönetmeye karar vermişler. İki ülke arasında yüzyıllar önce yapılan bu anlaşma halen mutlu bir şekilde devam ediyor. Günümüzde Andorra'nin yönetimini üç kişi üstlenmiş. Bu kisiler \" Fransa Cumhurbaşkanı\", \" Urgell Baspiskoposu\" ve \" Andorralıların seçimle başa getirdiği kişi\". Fransa Cumhurbaşkanı ve Urgell Baspiskoposu ülkenin ortak prensleri olarak kabul ediliyor. Katalan dilinin başladığı yer olan Andorra'da artik neredeyse Andorralı kalmamış. 2004'te gördüğüm Andorra'dan artık eser yoktu. Rus turistler sehri almış götürmüş. Neredeyse her sey Rusca yazılı. Pek çok Asyalı, Filipinli buraya çalısmaya gelmiş. Anlayacağınız Andorra'ya yıllar sonra yaptığım bu gezimde beni son derece kozmopolit bir ülke karşıladı. İtalya'nın, Fransa'nın pembe tuğlalı evlerini, renk renk Akdeniz kokan şehirlerinin düşündüğümüz zaman Andorra'daki grili tonlar, çok tuhaf, çok itici geliyor ilk başta. Ama bu duygu ülkeyi keşfetmeye basladıkça değişiyor. Andorra'daki mimari bu. Bölgede çıkarılan taşlarla yapılan evler Andorra'ya farklı bir hava veriyor. Inşa edilen yeni binalar bile bu tarz devam ettirilmiş. Ben her yerin kendine özgü güzelliği olduğuna inananlardanım. Dünyanın en çirkin şehirlerin den biri olduğu iddia edilen Amman'i bile çok sevmiştim. Andorra'da gezilecek noktalar bir Barselona ya da Toulouse gibi değil ama Andorra La Vella, Andorra'nin başkenti ve Andorra'nin belki de en canlı şehri. Gerçi bu canlılığı cumartesi sabahı erken saatlerde sokaklarda göremedim ama gün ilerledikçe insanlar Noel coşkusuyla kendisini dışarı ativerdi. Gran Lavira Nehri'nin kestiği Andorra La Vella iki ayri bölgeden oluşuyor. Yeni binaların ve pek cok dükkanın, alışveriş merkezinin olduğu yeni bölgesi. Tarihi taş evlerin, küçük meydanların ve heykellerin olduğu tarihi bölgesi. Her hangi bir otobüse gerek olmadan inişli çıkışlı sokaklarında gezdim Andorra La Vella'nın. Bir yandan da kendi kendime homurdanıyordum \" niye 2004 görmedim buraları\" diye 😃😃😃😃. Şehrin sembollerinden birisi Sant Esteve kilisesi. Inşa edildiği 1100'lu yillardan beri pek çok kez tadilattan geçmiş ve şimdiki halini almış. Romans tarzi mimarisi, işlemeli çamları ve çan kulesiyle görülmeyi hak ediyor. Ayin saatleri dışında açık olmadığını duymuştum ama ben oradayken kapısı açıktı tabi girip bakmadan edemedim. Salvador Dali Saati ya da La Nolesse du Temps olarak bilinen bir sanat çalışması. Gran Lavira nehrinin üstündeki köprülerden birinde yer alan bu heykel turistlerin uğrak yeri. Placa de Rotonda'da yer alan bu ilginç heykel Enric Sabatar tarafından Andorra hükümetine hediye edilmiş. Hazır buraya kadar gelmişken Andorra'da bir başka sehir daha göreyim dedim. Andorra La Vella'dan kolaylıkla ulaşabileceğim Ordino gözüme çarptı. Ordino'ya Andorra La Vella'dan her yarım saatte bir kalkan otobüslerle gidiliyor. L6 hattına biniyorsunuz. Otobüs durağı ise hemen Sant Esteve Kilisenin arkadasındaki Princep Benlloch Caddesinde. Ordino, Andorra La Vella'ya göre biraz daha serin, yamaçları biraz daha karlı. Bu nedenle Andorra'nin kayak merkezlerine yakın. Sabahin erken saatlerinde oldukça dingin, insanin içine huzur veren bir hali vardı Ordino'nun. Burada bir Posta Müzesi bile var ama benim orada olduğum saatlerde henüz açık değildi. Şehirde turlayıp birkaç fotoğraf çektim. Ordina'dan Andorra La Vella'ya geri dönünce. Otobüsden indiğim noktada \" Sola Irrigation \" yol işaretlerini takip ettim. Burada bir parantez açayım. Andorra'ya gitmeden önce duyduğum bu treking rotasını yapmayi çok istiyordum ama vaktim olur mu? tırmana bilirmiyim bilmiyordum. Neyse taşlı ve hafiften kaygan merdivenlerde dikkatli olarak, arada dinlenerek, arada evlere bahçelere bakarak çıktım yukarıya. 15-20 dakikalık bu tırmanış yaktığınız kalorilere değiyor doğrusu. Pirene daglarının arasında sıkışıp kalan Andorra'yi daha iyi anlıyorsunuz, daha çok seviyorsunuz. Trekking rotasinda devam etmek yerine banklarda oturup manzaranın tadını çıkartmayı tercih ettim. Ögleden sonra kaldığım hostele gidip check in yaptım. Biraz dinlendikten sonra Casa De la Vall'i yanı Andorra hükümet binasını görmeye gittim. Şehre nazır manzarasıyla Cassa De la Vall'i her an ziyaret edebilirsiniz. Bahçesinde dolaşmak serbest. Ama binanın içini gezmek isterseniz 30 dakikalik turlara katılmanız gerekiyor. Bunun için önceden randevu almanız lazım. 5 Avro karşılığı sizi 30 dakika burada gezdiriyorlar. Hem ülkenin hem de Casa De la Vall'in tarihini anlatıyorlar. Andorra'ya gitmeden önce email atip Casa de Vall'i gezmek isteğinizi söylemeniz ve onların size onay emailini yollaması gerekiyor. Ne yazik ki bu ihtişamlı yapının içinde resim çekmek yasak. Her ne kadar Andorra'nın yeni kongre binası olsa da özel günler için Casa de Vall halen kullanıyor ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un fotoğrafı duvarda asılıydı. Bu kısa geziyi kesinlikle tavsiye ederim👍. Andorra La Vella tam bir alışveriş cenneti. Bunun sebebiyse ülkenin vergisiz oluşu. Pek çok Fransız ve İspanyol içki sigara ve elektronik eşya almak için sınırı geçip Andorra'ya geliyor. Av. Consell d'Europa ve Av. Meritxell caddeleri alisveris icin kesinlikle dört dörtlük. Siz siz olun vergisizmiş diye deli gibi alışveriş yapıp alışveriş limitinin üstüne çıkmayın. Detayları Andorra'ya vize geremiyor mu bölümünde okuyabilirsiniz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/02/01/guney-kibris-gezi-rehberi-guney-kibris-gezilecek-yerler-guney-kibrisa-nasil", "text": "Güney Kıbrıs Gezi Rehberi yazma fikri kisa bir süre once Lefkosa'ya yaptigim geziden sonra kafamda belirdi. Kibris sinir geçis noktasindan geri döndürülünce, Güney Kıbrıs sinirlarin ardinda pek esrarengiz, pek bilinmez gözüktü. Türk vatandaşları için KKTC'den Güney Kıbrıs'a geçmek mümkün değil. Bir Güney Kibris gezi rehberi yazmadan önce tabiki Güney Kibris'a nasil gidilir, Güney Kibris vizesi nasil alinir, Güney Kibris'ta gezilecek yerler nedir diye arastirmaya basladim ve bir yil icinde iki kez Kibris'a gittim. Güney Kibris'a gitmek isteyenler, Güney Kibris'a nasil gidebilirim diye merak edenler için yararli bilgilerden olusan Güney Kibris gezi rehberi hazirladim. Yaz kis fark etmeksizin Kibris'a gidenlerin bir cogu Larnaka'ya ucuyor. Bunun en büyük sebebi ise Larnaka Havaalaninin Nicosia'ya ve Güney Kibris'in turizm cenneti Aya Napa'ya hizmet etmesi. Bir diger büyük havaalani ise Baf'ta yer aliyor. Yazin Avrupa'dan pek cok charter varken, kisin Baf'a uçuslar oldukça kisitli. Çünkü Baf, deniz kum günes severlerin tercih ettigi bir sayfiye yeri. - Aegean - Easyjet - Ingiliz Hava Yollari - Katar Havayollari Guney Kibris'in dogusundan ve batisindan gelen yolcular otobuslerini ulkenin tam ortasindan yer alan Limasol'da degistiriyor. Ben Guney Kibris'dayken hem Limasol'a hem de Nicosia'ya otobusle gittim. Yollar duzgun, manzara harika, otobus bileti fiyatlari uygun. Acikcasi Güney Kibris fiyatli degil ancak Euro kullandiklari icin bize biraz daha fiyatli geliyor. Yemekler genellikle yerel urunle hazirlandugi icin restorant yemek fiyatlari makul. En azindan yemeklerin porsiyonlari cok buyuk oldugu icin sofradan ac kalkmiyorsunuz. Dogru zamanda giderseniz otel ve apartman fiyatlari da uygun. Baf'ta sehir içi ulasimi da uygun buldum 1.50 Avro tek yon. Güney Kibris'ta müze ve gezilecek yerlerinde makul bir sekilde fiyatlandiriligini goreceksiniz. Gezdigim en fiyatli muze 4.50 Avroydu. Avrupa'da bu kadar ucuza müze ya da tarihi yer var midir bilemiyorum. Otobus seferleri ile ilgili bigiyi buradan alabilirsiniz. Peki nereden yapiliyor bu gecisler? Su ana kadar 7 sinir kapisi var bunlarin en meshur olani Nicosia'dan Lefkosa'ya gecilen Ledra sinir kapisi. Ledra sinir kapisi yayalar icin. Aracla gecmek isteyenler Metehan Sinir kapsini kullanabilir ama kuzey ve guney arasindaki gecisler icin Güney Kıbrıs gezi rehberimin vize bolumune bakmanizda fayda var. Türk vatandaşları için KKTC'den Güney Kıbrıs'a geçmek mümkün değil. Gelelim Guney Kibris vizesine. Internette dolasan pek cok yanlis bilgi var bunlardan ilki. Guney Kibris'a TC pasaportlarinin girmesi yasak ya da \"bize vize vermiyorlarmis abi\" . Bunlar dogru degil. Güney Kıbrıs vizesi hakkinda dogru olan seyler sunlar, - T. C vatandaslarinin Kuzey Kibris Guney Kibris arasi sinir gecisine izin verilmiyor - T. C vatandaslari Guney Kibris icin vizesi olsa dahi Kuzey Kibris Guney Kibris arasi sinir gecisine izin verilmiyor - T. C vatandaslarinin Avrupa Birliginde oturum hakki olsa dahi Kuzey Kibris Guney Kibris arasi sinir gecisine izin verilmiyor. - Ercan Havalanindan yapilan girisleri ise ulkeye yasadisi giris olarak kabul ediyor. Peki nasil aliniyor güney kıbrıs vizesi ? Güney Kibrisin Turkiye'de temsilciligi olmadigi icin Güney Kıbrıs'in Atina Büyük Elçiligine gitmek. vize icin orada basvurmak. Atina'ya gidebilmek icin de halihazirda Schengen vizenizin olmasi ya da Yesil Pasaport sahibi olmaniz gerekiyor. Güney Kibris vizesinin en büyük zorlugu vize ise basvurunuzu önceden Güney Kibris Atina Büyük Elçiligine fakslanmasi ya da emaile yollanmasi. Ön onaydan sonra Güney Kibris Konsolosluguna gidiyorsunuz. Butun vize basvurularinin sahsi olarak yapilmasi gerekiyor. Buradan Güney Kıbrıs Atina Buyuk Elciliginden gerekli detaylari buradan alabilirsiniz Websiteleri biraz demode bir websitesi ama butun gerekli bilgiler burada. Güney Kıbrıs gezilecek yerler anlaminda cok zengin. Güney Kıbrıs'da gecirdigim 6 gunde her gunum dolu doluydu, Güney Kıbrıs, UNESCO Dunya Mirasi olan tarihi mekanlari ve Trodos gibi daglari ile pek cok gezginin sevecegi turden bir ulke. Güney Kıbrıs'ta gezilecek yerler arasinda Larnaka, Baf Limasol ve Nicosia basi cekiyor. Güney kıbrıs rum kesimi gezilecek yerler acisindan cok zengin. Nicosia ve Lefkosa ile detayli bilgi icin Nicosia gezi rehberine tiklayin. Lutfen Güney Kıbrıs'in guzel liman sehri Limasol gezi rehberim icin buraya tiklayin Baf gezi rehberime buradan ulasabilirsiniz. - Ingiltere oldugu gibi uclu priz kullanilmaktadir. Adaptore ihtiyaciniz olacaktir. - Güney Kıbrıs'ta Euro kullaniliyor. - Güney Kıbrıs, eski Ingiliz somurgesi oldugu icin Ingilizce Kibrisin resmi dillerden biri. Güney Kibris Ingilizcesinin bildigimiz Ingilizceden bir farki yoktur. Yalniz Kibrislilar aksanli bir sekilde Ingilizce konusuyorlar."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/02/09/baf-gezi-rehberi-paphos-gezilece", "text": "Baf Pafod gezi rehberime hos geldiniz. Kuzey Kibris cat kapi komsumuzken Güney Kibris'i pek bilmeyiz. Tabi bunda yasadigimiz politik sorunlarin ve Güney Kibris vizesinin oyalayici olmasinin etkisi çok büyük. Her yil yaklasik 4 milyon turistin ziyaret ettigi Paphos'u, Türkçe adiyla Baf'i gidip gezmeyi ve özellikle tarihi yerlerini kesfetmeyi çok istedim. Aralik ayinin son günlerinde genç Ingiliz turistler evlerine dönmüs, emekli Ingilizler ve parali Ruslar bir gidim güneş işigi görebilmek icin 😃 Baf yöre halkiyla başbaşa kalmişti. Noel öncesi, şehir biraz sesssizleşmiş, hava hafiften serinlemiş ama tarihi güzelliğinden ve doğal zenginliginden hic bir şey kaybetmemişti. Ucagim Paphos'a sis nedeniyle bir kac saat geç indi. Bu yil neredeyse bütün uçuslarimda bir aksilik ya da gecikme oldu zaten 😢😢😢😢😢. Havaalanindan çik, kaldigim apartmana git vs derken ancak hava karadiktan sonra Baf'in sokaklarinda buldum kendimi. Baf'ta gezilecek yerleri kesfetmek için toplu tasimaya ihtiyaciniz olacak. Çünkü Baf iki ayri bölgeden olusuyor. Eski Baf Asagi Baf ve daha yeni olan Yukari Baf. Eski Baf'a sahip oldugu antik çaglarlardan kalma yapilardan dolayi bu ad verilmis. Mesala cok mehsur olan Kato Paphos Arkeoloji Parki burada yer aliyor. Ancak tarihi mekanlar disinda Kato Paphos'da yer alan pek cok bina ve otel yeni. Yeni Baf olarak adlandirilan Yukari Baf'ta birbirinden sirin evler ve çok güzel bir manzara ise bizi bekliyor. Adindan da anlasilacagi gibi bir Yukari Baf bir tepeye kurulu. Akdeniz ve Eski Baf, Yukari Baf'in ayaginin tam altinda yer aliyor. Eski Baf'a vardigim aksam sokaklarda Noel sarkilari söyleyen bir kaç emekli Ingilizden baska çok fazla kimseyi göremedim. Bir an sehirdeki en gencin ben oldugumu bile düsündüm 😃😃😃. Tabi yanildigimi anlamam cok uzun surmedi. Güney Kibrisdaki ilk gecemi dinlenerek gecirdim. Ne de olsa onumde yogun bir 6 gün var. Kaldigim apartmanda Kibris televizyon kanallarina söyle bir bakarken iki sey dikkati mi cekti. Bunlardan ilki Türk pembe dizileriydi. Bizim \" Ezel\" oynuyordu. Bir diger seyse 6 gün boyunca Türkiye'nin haberlerde yer verilmesiydi. Türkiye'de kaç kez Kibris Cumhuriyetiyle ilgi haber yayinlanir ki ya da ayni haber 6 gün boyunca her aksam yayinlanir diye düsünmeden edemedim. Neyse efendim, iste Pafos gezi rehberim. Baf / Paphos, Kıbrıs'ın güneybatı ucunda, Troodos Dağları ve Akdeniz arasında yer alan bir sayfiye yeri. Her yıl güneş özlemi çeken turistlerin ilgisini çekiyor. Dogal güzelliginin yaninda Paphos büyüleyici bir tarihe sahip. Sabah kahvemin ardinda sahil şeridinde yürüyüşe çıktım."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/03/01/limasol-gezi-rehberi-ve-limasol-gezilece", "text": "Limasol ya da Yunanca adiyla Lemasos \" arada kalan \" , \" iki seyin arasinda kalan \" anlamina geliyor. Bu ad hakli olarak Limasol'a verilmis. Çünkü Limasol Güney Kibris'in dogusu ile batisi arasinda tam ortada yer aliyor. Güney Kibris'in turistlik yöreleri olan Baf ve Aya Napa arasinda pek çok sehirlerarasi otobüs Limasol'a ugruyor. Kibris Cumhuriyeti'nin ikinci büyük sehri olan Limasol'un önemi, 1974 de adanin ikiye bölünmesiyle daha da artmis. Sanayi ve deniz tasimaciligi Limasol'da odaklanmis. Limasol'da gezilecek yerlere geçmeden önce Güney kıbrıs vizesi nasil alinir, Güney Kıbrıs'a nasil gidilir ve Güney Kıbrıs ile ilgili pratik bilgileri paylastigim Güney Kıbrıs Gezi Rehberime bakmanizi tavsiye derim. Yazimin basinda da belirttigim gibi Limasol belki de Güney Kibris'in en güzel sehri. Baf'tan buraya kadar geldigim icin çok mutluyum. Birkaç saatlik otobüs yolculuguna degdi dogrusu. Baf'tan farkli olarak, Limasol bir sayfiye yeri degil. Sabahin erken saatlerinde yavas yavas açilan dükkanlar gün ilerledikçe dolmaya basladi. Limasol'u öylesine sevdim ki keske burada bir gece geçirseydim bile dedim. Çünkü o çok sevdigim Akdeniz dokusu var Limasol'da. Aralik ayinda Limasol'un sokaklarini, caddelerini, limanini adeta Noel heyecani sarmisti. Limasol gezi rehberime öncelikle Limasol'un sehir merkezinden baslayalim. Eski Liman bölgesinde yer alan bu kalenin geçmisi Bizans dönemine kadar uzaniyor. Orijinal kalenin temelleri ilk olarak 1193 te atilmis. 1538'de Limasol Kalesinin yönetimi Osmanlinin eline geçmis. Kalenin yönetiminin çok kisa bir süreligine Venedik Valisinin eline gectigi 1567 68 döneminde vali, kaleyi olasi bir Osmanli kusatmasina karsi yiktirtmis. Venedik Valisinin bu çabasi sonuc vermemis olacak ki Osmanli, Limasol Kalesini yönetimini yeniden ele geçirmis ve kaleyi restore etmis. Osmanlinin restore ettigi kale, eskisinden daha da saglam olmus."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/03/31/nicosia-gezi-rehberi-ve-guney-kibris-gezilece", "text": "Nicosia ya da bizim bildigimiz adiyla Lefkoşa politik anlasmazliklarin ve kültürel çatismanin ayirdigi bir baskent ve Güney Kıbrıs gezi yazılarım icinde paylastigim son sehir. Nicosia, öyle siradan bir baskent degil. Avrupa'nin \"ikiye bölünmüs tek baskenti\" ve bu ünvani Berlin duvarinin yikilip Dogu ve Bati Almanya'nin birlestigi tarihten beri elinde tutuyor. Güney Kıbrıs'ta gezilecek yerlerin hepsi birbirinden güzel ancak baskent Nicosia, Güney Kıbrıs'ta mutlaka görülmesi gereken yerlerin basinda gelmiyor. Nicosia'ya Güney Kıbrıs gezim sirasinda gittim. Daha once, Kuzey Kibris gezisinde Lefkoşa sinir geçis noktasindan geri döndürülünce kafamda Güney Kıbrıs'a gitme fikri belirdi. Güney Kıbrıs gezisi plani hazirlamak ve gezi notları yazmak icin kollari sivadim. Ancak Güney Kıbrıs'ta öncelikli olarak gezmek istedigim birçok yer Baf'ta ve çevresinde oldugu icin öncelikle Paphos'a uçtum. Güney Kıbrıs'in baskenti Nicosia'yi gezmek icin Baf'tan 2 saatlik yolu teptim. Gelelim Nicosia'da gezilecek yerlere, Nisan 2003'te Kıbrıs'ta sinirlarin acilmasiyla, önce Kibris halki özgürce sinirlari gecmeye basladi. Daha sonra da turist olarak gelen diger ülke vatandaslarina ayni kolaylik saglandi. Tabiki T. C vatandaslari haric. Su an icin Türk vatandaşları için KKTC'den Güney Kıbrıs'a geçmek mümkün değil. T. C vatandaslari Guney Kibris vizesi nasil alir, Güney Kıbrıs'a nasil gidilir? bunlarla ilgili bilgiyi içeren Guney Kibris Gezi Rehberimi henüz okumadiysaniz, lutfen GuneyKibrisGeziRehberimicin buraya tiklayin. Sinirlarin açilmasindan sonra Amerika'dan ve Avrupa'dan Nicosia'yi gezmeye giden birçok gezgin, Güney Kıbrıs gezi bloglarinda Nicosia ve Lefkoşa'da gezilecek yerleri artik bir arada yaziyor. Ben de Nicosia gezi notlarimi Lefkoşa'da gezilecek yerleri birlestirerek Nicosia Lefkosa gezi rehberini bir bütün halinde hazirladim. Buyrun Nicosia Lefkoşa gezilecek yerler. Eleftheria Meydani, Nicosia'nin merkezinde Belediye Binasi, Ledra ve Onasagorou Caddelerinin birlestigi noktada yer aliyor. Nicosialilarin çesitli kutlamalar icin kullandigi meydani genisletmek icin bazi projeler baslatilmis. Bu nedenle Eleftheria Meydani 2012 yilindan beri trafige kapatilmis durumda. Paphos'tan otobüsle Nicosia'ya varinca karsida çikan ilk tarihi yapi Venedik Surlari oldu. Nicosia otobüs duraginin hemen karsinda yer alan Venedik Surlari, 1567-1570 yillari arasinda olasi bir Osmanli saldisina karsi insa edilmis. Aslinda orta çaglardan beri sehrin güvenligi için sehir surlarla çevirliymis ancak Venedikliler zamanindan sehrin sekli, saldirilara karsi daha güvenli olacak sekilde yeniden dizay edilmis. Ledras Caddesi Nicosia'da en sevdigim yer. Sanki bütün sehir halki pazar günü dememis buraya akmis. Tarihi evlerle bezeli olan Ledra caddesi civil civildi. Eleftheria Meydanindan baslayip Kibris sinir geçis noktasina kadar uzaniyor Ledra Caddesi. Cadde boyunca pek cok restorant, cafe hediyelik esya satan yer var. Ledras caddesine paralel olarak Onasagorou Caddesini de gezmenizi tavsiye ederim. Nicosia'da gezilecek yerlerin basinda geliyor. Kuzey ve Güney olarak ikiye bölünmüs ülkenin politik yapisini daha iyi anlayabilecegimiz bir yer. Sinirlarin tamamiyle kapali oldugu o dönem geride kalmis. Ledra Caddesi Sinir Kontrolü artik insanlarin gelip önünde fotograf cektigi, Lefkoşa'dan Güney Kıbrıs'a ya da Güney Kıbrıs'tan Lefkoşa'ya geçişlerin yapildigi bir yer ve Kibris sinir geçis noktalarinin da en ünlüsü. Kibrislilar hayatin normal bir parçasi olarak kuzeye ve guneye rahatlikla geçiyorlar. Nicosia'da gezilebilecek bir diger nokta ise silahsizlandirilmis ve bosaltilmis evlerin oldugu Yesil Cizgi adi verilen Green Line. KKTC'nin baskenti Lefkoşa'da gezilecek yerlerin en basinda cok merkezi bir yerde olan Büyük Han geliyor. Büyük Han 1572'de Osmanli döneminde kervansaray olarak insa edilmis ve uzun yillar depo ve kalacak yer olarak kullanilmis. Gördügüm anda çok duygulandim. Açikçasi pek çok kez resmini gördügüm Büyük Han'a geldigime inanamadim. Büyük Han, eski görkemli günlerini aratmayacak sekilde restore edilmis. Büyük Han'in üst katlarinda çesitli hediyelik esyalar satan dükkanlar, avlusunda ise birbirinden lezzetli yemekler sunan restorantlar var. Ögle yemegi icin de çok güzel bir mekan. Burada Kibrisa özel bir börek oldugunu düsündügüm \"nor böregini\" denemenizi tavsiye derim. Aya Sofya Istanbul icin ne ise sanirim Lefkoşa'nin meshur Selimiye Camii'de Lefkoşa icin o olsa gerek. Melez bir mimariye sahip olan Semiye Camii, kilise olarak insa edilmis ama sonra Osmanli döneminde camiiye dönüstürülmüs. Lefkoşa'da gezilecek yerlerin olmazsa olmazi. Semiliye Camii ile ilgili bazi kaynaklardaki bilgiler buranin kilise olarak tamamlanmasindan sonra kilise olarak kullanilmadigi yönündeydi. Bu bilgi yukarida verdigim bilgiyle tamamen çelisiyor tabiki. Öyle ya da böyle Selimiye Camii kesinlikle görülmeyi hak ediyor. KKTC'ye geldiginizde mutlaka gezilecek yerler listenizde olsun. Hemen Selimiye Camii'nin yaninda yer alan Bedesten Lefkosa'da gezilecek yerlerin basindaki bir diger güzel tarihi eser. Bu güzel yapi, Venedikler doneminde kilise olarak insa edilmis. Osmanlilar doneminde ise çarsi ve hububat deposu olarak kullanilmis. Bedestenin giris kapasindaki muhtesem islemelere dikkatle bakmanizi tavsiye ederim. Bedesten günümüzde çesitli kültür sanat etkinlikleri için kullaniliyor. Bedesten'in açilis saatleri hafta içi Pazartesi Cuma günleri saat 8:00 18:00 arasi. Diger gezi yazilarimi okuyanlar caddelere sokaklara evlere grafitilere ne kadar merakli oldugumu bilirler. Lefkoşa'nun güzel eski mimarisi beni bu anlamda çok etkiledi."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/04/07/wroclaw-gezi-rehberi-wroclaw-gezilece", "text": "Wroclaw gezi rehberime hoşgeldiniz. Geçtigimiz günlerde Polonya 'in güzel şehri Wroclaw gezi rehberi hazırladığımı duyanların duyanların tepkisi \" Polonya'ya bir kaç ay önce gitmemişmiydin\" oldu. Ne yapayım Polonya'yi cok seviyorum ve Polonya'da halen gezilecek göülecek çok yer var. \"Wroclow adı telafuz edilir\" diye merak edenler icin yazımın hemen başında belirteyim Wroclaw, Vrots'vaf şeklinde telafuz ediliyor ya da buna yakın bir şekilde. Wrocklaw 'a nasıl gidilir, Wroclaw 'da gezilecek yerler ve Wrocklaw gezisi icin gerikli diğer pratik bilgiler Wrocklaw gezi rehberimde. Yeniden Polonya'ya gitmeme gelince, haklilar ama ne yapayım. Hem Polonya'yi hem Polonyalilari çok seviyorum. Polonya'ya olan ilgim, beni kedine aşık eden Krakow gezimden sonra başladı. Halen Krakow gezi rehberimi okumamis olanlar Karkow gezi rehberim icin buraya tiklayin. Polonya'nin Euro bölgesinde olmaması da ekonomik anlamda çok büyük bir avantaj bizim için. Biliyorum lafi uzattım, Wroclaw, Polonya'da gezilecek yerlerin basinda gelmese de kanımca güzel bir hafta sonu gezisini hak ediyor. Polonya Wroclaw'a Nasil gidilir? Wroclaw'da gezilecek yerler nereleridir, Wroclaw'da nerede kalınır? Polonya'nın bu güzel sehriyle ilgili kapsamlı bir gezi rehberi hazırladım. İşte Wroclaw gezilecek yerler listem. Polonya'nin bu çok fazla bilinmeyen sehri Wroclow'da gezilecek yerler nereleri ne diye merak ediyorsunuz biliyorum. Oldukça detaylı bir gezi rehberi hazirladim. Wroclow'da gezilecek yerlere balıklamasına atlamadan önce sehirle ilgili bir kaç bilgi vereyim. Wroclaw, aynen Torun gibi gotik mimarisi olan bir başka üniversite sehri. Bu arada Polonya Torun gezi rehberimi halen okumamış olanlar, Torun gezi rehberime buradan ulasabilirsiniz. Neyse, Wroclow'da yaşayan 130000 kadar ögrenci var. Bu nedenle Wroclaw gece hayatından, kafelerine, restoranlarına kadar genç gezginler için ideal bir güzergah. Wroclaw'un Nazi ve kominist geçmişi artık tarih olsa da pek cok heykelde ve sanat çalısmasında ülkenin geçirdiği o zor dönemin izleri bugün bile gozüküyor. Şimdilerde birbirinden güzel renkli yapılarıyla turistlere son derece keyifli bir zaman vadediyor. Wroclaw, Batı Polonya'nin en büyük sehri olmasının yanında hem ekonomik hem de kültürel bir liman. Tabi bunda 2016'da Ispanya'nin San Sebastian şehri ile birlikte Avrupa'nin kültür başkentlerinden biri seçilmesinin etkisi çok büyük. Wroclaw, 2016'dan sonra bütün dikkatleri üstüne çekti ve son bir kaç yildir da hatırı sayılır bir şekilde turist sayısını artırdı. Wroclaw, Ikinci Dünya Savaşının sonuna kadar Breslau olarak bilinen bir Alman şehriydi. Ancak Şubat 1945 Mayıs 1945 arasında yaklaşık 3 ay süren Breslau Kuşatmasından sonra şehir Polonyalıların eline geçiyor ve Polonyalılar şehri ele geçirmekle kalmayıp yıllarca burada yaşayan Almanları da Almanya'ya gitmeye zorluyor. Hal böyle olunca, Almanlar bugün bile Wroclaw'a Breslau diyorlar ve bir Alman şehri olarak görüyorlar. Gelelim Polonya'nin bu güzel ögrenci şehri Wroclaw'da gezilecek yerlere. Pasaport kontrolünden daha önce Frankurt'ta geçtigim için Wroclow'a iç hatlardan vardım ve hemen koşa koşa şehir merkezine giden otobüse binip kaldığım eve gittim. Kaldığım evi özellikle Wroclaw'un tarihi meydani Rynek'te seçtim. Wroclaw'da nerede kalınır bununla ilgili detaylı bilgiyi yazımın ilerleyen bölümlerinde okuyabilirsiniz. Avrupa seyahatlerimde hep karşilaştigim ana pazar meydanı Wroclaw için de geçerli ve Wroclow'da da bizi ilk önce Rynek adi verilen tarihi meydan karşılıyor. Rynek, Ikinci Dünya savasi sirasinda bir hayli yaralanmış. Soviyet dönemi zamanında şehir merkezinin dışına kat kat \"betondan canavarlar\" insa edilirken Wroclaw'un şehir merkezi eski günlerindeki gibi renkli renkli yapılarla, orijinaline uygun bir şekilde restore edilmiş. Rynek, sabahın erken saatlerinden itibaren capcanli. İşe giden insanlar, şehri görmeye gelen turistler vs. Bu canlılık soğuktu yağmurdu demen akşam geç saatlere kadar sürüyor. Rynek'in güney dog kısmında Hansel ve Gretel'in evi olarak da bilinen Jas i Ma gosia dikkati cekiyor. Rivayete göre hikayedeki ev buradan esinlenilmiş. Hansel ve Gretelin evinin hemen yanında ise St Elizabeth's Kilisesi yer aliyor. St Elizabeth's Kilisesinin çan kulesine çıkmak mümkün ama benim gittigim tarihlerde kule kapaliydi. Yazın açık olacağından eminin. Wroclaw'a yazin gidenler St Elizabeth's Kilisesine bakmadan geçmeyin. Belediye Binasi daha doğrusu Eski Belediye Binası'nın yapısı tarih boyunca değişmiş. Wroclaw büyüyüp geliştikçe Starry Ratusz'un mimarisi de ihtiyaçlar dogrultusunda değiştirilmiş. Ilk olarak 13. yüzyılda insa edilen Belediye Binası artık şehrin en önemli yapılarından biri. Günümüzde çesitli kültürel etkinlikler ve seromoniler için kullanılan binanın dış cephesinde yer alan gotik işlemeler tek kelimeyle harika. Kominizm karşıtı bir gurup tepki olarak böyle bir sanat çalısması baslatmış yillar önce. Bronzdan yapılmış yüzlerce afacan cüce heykelleri sehrin dört bir yanına yayılmış. Gidip onlari tek tek bulmaksa size kalmış 😀. Sanırım hepsini bulmak imkansız keza Wroclaw'in çok alakasız yerlerinde, hiç ummadığınız anda karşınıza çıkıveriyor çalışkan cücelerimiz. Çalışkan diyorum çünkü hep bir seyler yaparken görüyoruz onları. Wroclaw Üniversitesi hem sehrin hem Polonya'nin önde gelen köklü üniversitelerinden biri. \"Canım ne işimiz var üniversitede\" demeyin. Bu barok yapıdaki güzel yapi üniversite olmasının yanında ayrıca çok güzel görülmesi gereken bir müze. Wroclaw Üniversitesinin içindeki 4 salon ve kule müze gezerlerin ilgisini bekliyor. Üniversitenin müzesi çarşamba günleri açık değil ve görmek istediğiniz odotorium sayısına göre de bilet fiyatları değişiyor. Bir bilet alıp çaktırmadan içeri girerim diye düşünmeyin çünkü Polonyalı teyzeler biletlere tek tek bakıyor. - Aula Leopoldina Wroclaw Üniversitesi içinde yer alan barok salonlarlardan biri. 1728- 1732 yılları arasında tamamlanan solani Roma imparatoru 1. Leopold'dan esinlenerek bu ad verilmiş. İşlemelerine güzelliğindendir ve heykellerdeki detaylardan ağzınız açık kalıyor. - Matematik Kulesi Mathmetical Tower Matematik Kulesi'ne çıkmadan önce küçük bir sergi yer alıyor ve sonra da Wroclaw'u yukarıdan görebileceğiniz kuleye ulaşıyorsunuz. Manzara güzel, güzel olmasina da benim şansıma hava hem bulutlu hem de rüzgarlıydı. Kuş gibi kanatlanıp uçmamak için çok fazla oyalanmadım burada. Kanimca Wroclow'da gezilecek yerler listenizde mutlaka olması gerekiyor. Açılış saatleri ve daha detaylı bilgi almak için Wroclaw Universitesinin muzesinin resmi sitesine buradan ulasabilirsiniz. Oder Nehri'nin kuzey bölümünde yer alan Tumski Köprüsü 1889 yılında burada daha önce yer alan tahta bir köprünün yerine insa edilmiş. Aşıklar Köprüsü ya da Katedral Adasi Köprüsü olarak da bilinen köprünü üstünde \"aşk kilitleri\" yer alıyor. Geleneklere göre yeni evli çiftler aşklarını burada kilitliyorlarmış. Tumski Köprüsü'nün üstünden geçerek de Katedral Adasına ulaşıyorsunuz. Wroc aw Katedral Adası, adından da anlaşılacağı uzere katedrali şehrin önemli Wroclaw Katedrali'nin ve Baspiskoposun evinin yer aldığı ada. İkiz çan kulesiyle meshur Wroclaw Katedrali, St John the Baptist Katedrali olarak olarak da biliniyor. Bence Wroclaw'un da en güzel manzarası Katedral Adasi'nin cevresinde. Tumski Köprüsünden geçerek gelinen Katedral Adasi şehrin tarihi anlamda en eski yeri. Yapılan çesitli arkeolojik kazılardan esinlen bilgiye göre burada 1000 yil önce de yerleşik yaşamın olduğu yönünde. Gezi yazılarımı takip edenler UNESCO Dünya Miraslarini gidip görmek için can attığımı çok iyi bilirler. Wroclaw'da da bir UNESCO Dünya Mirası olduğunu duyunca ne yapıp edip göreyim dedim. Centennial Hall, Wroclaw'un sehir merkezinin bir hayli dışında ( 2 3 km kadar). Biraz tembelimdir ama bu durum gözümü korkutmadı. Baharın ilk günlerinde havayı böyle güneşli görünce hiç bir vasıtaya gerek yok deyip sabahin erken saatlerinde yola koyuldum. Yok ben yürümem diyenler 10 no'lu tramvaya Rynek, Swidnicka ve Galeria Dominikanska duraklarında binebilirler. Ayrica 145 ve 146 no'lu otobüslerle de tren istasyonundan buraya ulaşmak mümkün."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/04/16/panama-city-gezi-rehberi-ve-panamada-gezilece", "text": "Panama City, hem Panama'nın hem de tezatlıkların başkenti. Doğasıyla, gökdelenleriyle zenginiyle, fakiriyle sadece Latin Amerika'nın finans merkezi değil, ayrıca farklı kültürlerin de buluşma noktası. Orta Amerika'da gezilecek yerler arasından başı çekmese de nevi şahsına münhasır bir şehir Panama City. Panama gezi planını nihayet gerçekleştirebildim. Panama City, Panama'ya ve Kolombiya'ya yaptıgım gezinin de ilk durağı. Panama'ya nasil gidilir Panama'da Gezilecek Yerler, Panama'da nerede kalınır? panama türkiye'den vize istiyor mu? ve Panama ile pratik bilgileri bulabileceginiz Panama gezi rehberime hoşgeldiniz. Bir ülke düşünün hem gezilecek tarihi yerler sunuyor hem doğal güzellik sunuyor. Nereye gidersiniz? Ülkeyi gezmeye önce nereden baslarsınız? Açıkçası bu soruların cevabını kafanıza çok takmayın Panama gezisinin tadını çıkartın. Panama City'e Amsterdam aktarmalı olarak vardıktan koşa koşa pasaport kontrolünden geçtim. Kaldığım hostele yerleştim ve soğuk bir şeyler içerken günbatımı eşliğinde Panama'ya \" Merhaba\" dedim. Panama'da gezilecek yerlere, benim de konakladığım bölge olan ve Eski Kasaba anlamına gelen Casco Viejo'dan başladım. 1671'de altın avcısı ve korsan Kaptan Henry Morgan'nin geldiğini duyan Panama valisi, Kaptan Morgan şehri ele geçirmeden önce Panamalılardan evlerini yakmasını istemiş. Şehirleri yok olan Panamalılar, 1672'de Antonio Fernandez de Cordoba önderliğinde yeni bir yerleşim yeri kurmak için kolları sıvamış. 1673'te, yeni şehrin yani bugünkü Casco Viejo'nun inşası bitmiş. Surlarla çevirili olarak düşman tehlikesine karşı daha güvenli bir şekilde kurulan Casco Viejo'yu yıllar geçtikçe bölge'nin zenginleri terk etmiş. Geriye sadece yoksullar kalmış. Panama hükümeti gittikçe yıpranmaya başlayan Casco Viejo'yu hayata döndürmek için bir dizi proje baslatmış. Casco Viejo'daki köhne binaların yerini, restore edilmiş ve turistlerin sevebileceği türden butik oteller ve restoranlar almış. Sanırım, Panama hükümetinin bu çabası başarılı olmuş. Çünkü, Panama City'de gezilecek yerler dendiğimde ilk olarak Casco Viejo çıkıyor karşımıza ve kanımca Casco Viejo adeta rönesans dönemini yaşıyor. Ancak restorasyon tam olarak bitmiş değil. Casco Viejo'nun restorasyon çalışmaları 6 yıl daha sürecekmiş. Casco Viejo, renk renk kolonyal evleriyle bence Panama'nın en güzel ve gezilmesi gereken yerlerinden biri. Panama'nin bu güzel bölgesi Casco Viejo'da gezilecek yerleri biraz daha yakından anlatayım. Santo Domingo Kilisesi Casco Viejo'nun en önemli yapılarından biri. 1756'da çıkan yangında kilisenin ahşap bölümleri tamamen kül olmuş. Geriye bugün gördüğümüz taş yapı kalmış. Santo Domingo Kilisesinin en büyük özelliği ise ise \"düz kemerinin\" geçirdiği büyük hasara rağmen bugün bile ayakta durması. Kapıları genellikle kapalı olduğu için içeriden resim çekmek mümkün değildi. Ama kilisenin düz kemeri fotoğrafımda gözüküyor. Plaza de Franscia ya da Fransa Meydani Casco Viejo burnunun tam ucunda yer alan bu meydan bir zamanlar şehrin ana meydanıymışız. Fransa Meydanının tam ortasında Fransa'nin sembollerinden olan horozlu bir obelisik yer alıyor. Meydanın çevresinden ise Fransız Konsolosluğu ve Anita Viladz Tiyatrosu yer alıyor. Özgürlük Meydanı önceleri boğa güreşleri için kullanılıyormuş. Daha sonraları burayı parka çevirmişler. Özgürlük Meydanında yer alan önemli yapıysa Metropolitan Katedrali. Papa'nın şehri ziyaret etmesi şerefine restore edilmiş. Boya kokusu neredeyse hala üstündeydi. Akşam saatlerinde Özgürlük Meydanı capcanlı insanlar gelip burada oturuyor. Avinida caddesi üstünde yer alan bu kilise altın işlemelerinden dolayı Altar de Oro The Golden Alter olarak da biliniyor. Alter, kiliselerin içinde rahiplerin vaaz verdikleri yerdeki işlemeli bölüme deniyor. San Jose Kilisesindeki alter Panama Viejodaki yangın sırasında kurtarılıp buraya taşınmış. San Jose Kilisesinin içinde altın yağmacılarından kurtarılan diğer alterlar da sergileniyor. Tabii ki her şey böyle günlük güneşlik değil. Casco Viejo'nun iç kısımlarına doğru gidip turistlik bölgelerden uzaklaşınca işin rengi değişiyor. Panamadaki gerçek yaşamı görmeye başlıyorsunuz. Turistlerden uzak, Central Avenue ve çevresi Panamalıların buluşma noktası. Vakit bulursanız buralara da Panama'da gercek yasamı gözlemlemek için gidin derim."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/04/23/panama-san-blas-adalari-gezi-rehberi-san-blas-adalarina-nasil", "text": "Karayiplerdeki Panama San Blas Adaları ya da yeni adı ile Guna Yala Adaları sanki büyülü bir cennet. El değmemiş bembeyaz kumları ve berrak mavi deniziyle San Blas Adalarının resimlerini görenler Maldivlere benzetiyor. Karayipler gezilecek yerler içinde her geçen gün daha da popüler olan ve 370 tane adadan oluşan San Blas ya da Guna Yala'nın bazı adaları o kadar küçük ki google'ın haritalarında bile gözükmüyor 😃 ve bu güzel adalar gezginleri bekliyor. Panama San Blas Adaları gezi rehberime başlamadan önce bir hatırlatma. Panama gezi rehberimi henuz okumamis olan buradan ulasabilir. Muhteşem San Blas Adalarını ve el değmemiş doğasını gezmek artık sanıldığından cok daha kolay. San Blas Adaları kesinlikle Panama'da gezilecek yerlerin başında geliyor. San Blas Adalarına nasil gidilir ? San Blas adalarinda gezilecek gorulecek yerler, San Blas Adalarında nerede kalınır ? ve San Blas adalarina gitmeden once bilmeniz gereken tüm önemli ve pratik bilgiler Panama San Blas Adalari gezi rehberimde. San Blas gezi rehberime baslamadan önce San Balas Adalari nasıl bir yer kısaca onu anlatmamda fayda var. Sonra oraya gidince \" Mutlu burasi ne boyle?\" demezsiniz 😃. San Blas ya da yeni adı ile Guna Yala adaları Panama'nin bir parçası olmasına rağmen, 1925'ten beri Panama içinde Kuna yerlilerinin yasadıgı bir otonomi aslında. Kuna halkı kendi adalarını serbestçe yönetiyor, sınır kontrollerini yapıyor ve adaları ziyaret edecek turistlerin girişini organize ediyorlar. Adaların Kuna halkı tarafından yönetilmesi, yerel kültürün korunmasına yardımcı olurken, buradaki doğanın turist akınıyla bozulmasını da engelliyor. Bence de adaların yerli halkın kontrolünde olması yerinde bir karar. Buraya gelen gezginler lüks otellerde kalmıyor. Zaten adadaki yaşam tarzı da, kültürü de lüks üstüne kurulu değil. San Blas Adalarında gezilecek yerlere geçmeden önce Panama City'den buraya gelisimizi anlatayım öncelikle. Sabahın erken saatlerinde Jeep'le gelip bizi kaldığımız otelden gelip aldılar. Panama gezi rehberimden hatırlanız bana bu gezide Londra'dan arkadaşım Michael da katıldı. Panama'nin güzel mi güzel doğasını görerek yaklaşık 2 saat sonra Carte'ye vardık. Carte küçük bir limancık. Carte limanında bir tuvalet bir de bir seyler atıştırabileceğiniz bir kafe var. Bizim gibi sırtçantasını kapıp gelen gezginler teknelerinin kalkış saatini bekliyorlardı. Kalacağınız adanın adi tabelalara yazılmış. Bu tabelalarin yanına gidip gidip bekliyorsunuz. Neyse ki biz çok uzun beklemedik. Bizi ve diger gezginleri adaya götürecek tekne zamanında geldi. Böyle sakin sakin adamıza gideceğimizi sandık ama Atlantik'in dalgalarini aşa aşa, tuzlu sularını içe içe tam 1 saat 10 dakika sonra adaya vardık. Tekneden inince ilk iş Almanlarla sirilsiklam olmuş halimize bakip gülüşmek oldu. Adanin yaşlısı gelip bize adadaki kuralları açıkladı. Öğle yemeğinden sonra da bizi gezintiye çıkarttılar. Bu gezintinin ücreti verdiğiniz kalacak yer ücretine dahil. En azından benimkinde dahildi. Neyse, San Blas Adalarında gezilecek yerler söyle. Bu kısa gezide ilk durağımız Dogal Havuz ya da bir diğer adıyla Piscine Naturelle. Koskoca Karayip denizinin içinde cam kırığı renginde sığ, tertemiz akvaryum gibi bir yerler. Burada size 15-20 dakika veriyorlar. Gittigimiz ikinci yer ise özellikle sığ suyu ile dikkati çeken Fragata Adasıydı. Su inanilmaz derecede sığ ve mavinin neredeyse her tonu var içinde."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/05/18/bogota-gezi-rehberi-bogota-gezilecek-yerler-kolombiya-guney-amerik", "text": "Bogota gezi rehberime hoşgeldiniz. Bu Kolombiya gezisi ve ülkenin başkenti Bogota benim için çok özel. Bana bir kez daha Güney Amerika gezisi planlatan, rüyalarimin şehri. Yok Bogota gerçekten de rüyalarima giren bir şehir. Bir insan neden hiç bilmediği bir sehri rüyasinda görür ki ? Bu sorunun cevabını Bogota gezi notlarımın Bogota Gezilecek Yerler bölümünde okuyabilirsiniz. Bogota, rüyalarımın şehri olmasının dışında Güney Amerika'da gezilecek ilginç noktalardan biri. Kolombiya, Panama Kolombiya gezimdeki ikinci ülke ve Bogota, Kolombiya gezimin ilk durağı. Güney Amerika'da gezilecek yerler denilince ne Kolombiya ne de Kolombiya'nın baskenti Bogota gezilecek yerler listelerinin basında geliyor. Bogota çok turistlik bir sehir olmamasına rağmen Kolombiya gezisinde Bogoto icin 4 gün ayırdım. Çünkü buralara kadar gelmişken Bogota'yi en iyi şekilde hissetmek istedim. Ne de olsa Bogota rüyalarımın şehri 😀😀. Kolombiya, Güney Amerika'da gezilecek yerlerin başında gelmiyor dedim. Bunu ben söylemiyorum. İstatistikler söylüyor. İstatistiklere göre Kolombiya, Peru'dan sora Güney Amerika'da en çok ziyaret edilen 5. ülke. Öyleyse hep birlikte Kolombiya'yı tanıyalım, biraz da önyargılarımızı kıralım. Kolombiya Bogota'da gezilecek yerler, Bogota'da nerede kalınır? Bogota'ya nasil gidilir? Bogota güvenli mi? İşte sizin için hazirlagim Bogota gezi rehberim. Bogota'da gezilecek yerler listeme başlamadan önce Kolombiya için neden ruyalarımın şehri dedim kısaca onu anlatayayım. Benim gibi Londra'da bir kafede çalışırken aslen Avusturalyalı olan müdürümüz tam bir Kolombiya aşığı olsaydı ve sadece Kolombiyalıları ise alsaydı inanin siz de Bogota'yı bir şekilde rüyanızda görürdünüz 😀. Bogota, Kolombiya'da gezilecek yerler arasında Medellin ve Guatape kadar popüler bir yer değil. Tabi Kolombiyalara kadar gelince Medellin'i ve Guatape'yi de görmek güzel olurdu ama Kolombiya gezisini her zamanki gibi kendime göre farklı bir şekilde, daha az ziyaret edilen yerleri gezecek sekilde organize ettim. Sagolsun, bu gezide bana katılan Londralı arkadasım Michael'ın katkısı çok büyük oldu. Panama City'deki otelimizden ayrılmadan önce Avianca uçağının 50 dakika gecikmeli kalkacağını emaille ögrendim. Ama havaalanına gidince gecikmenin 3 saate çıktığını duyunca sınır katsayımda aynı oranda üçe katlandı ama tabii yapacak bir şey yoktu. Panama gezisi sırasında 5 gün boyunca kendimi tropikal iklimde şımarttıktan sonra Bogota El Dorada Havaalanından dışarı çıktığım anda Bogota'nin serin havası söyle bir tokat gibi suratıma çarptı. Panama'daki sıcak havanın verdiği o mayışıklıgı bir çırpıda üstümden atıverdim. Yazımın hemen başında belirteyim Bogota 2500 metre yükseklikte bulunuyor. Hep serin ve yağmurlu olmasının sebebi de bu. Kolombiyalı arkadaşım Maureen, havaalanından şehir merkezine sorunsuz bir şekilde gitmemize yardımcı olmak için kendi tanıdığı olan uber şoförü bay Alvaroyu ayarlardı. Bay Alvaro, yol boyunca bir şeyler anlattı. Ben anlattıklarının bir tek kelimesini anlamasam da başımı emme basma tulumba gibi sallayıp \"Si, si\" dedim 😀 😀. Otelde check-in isini de hallettikten sonra dosdoğru Plaza Bolivar'a. Peru, Ekvador gibi diğer Güney Amerika ülkelerinin bagimsizligi için son derece önemli bir isim olan Simon Bolivar'a adanan Bolivar Meydanı şehrin kalbini oluşturuyor. 1500'lü yıllarda inşa edilen meydana, 1821 yilina kadar Plaza Mayor denilmiş. Kolombiya'nın bağımsızlığını kazanmasindan sonra meydanın adı Plaza Bolivar olarak değiştirilmiş. Plaza Bolivar'ın kuzeyinde Adalet Sarayi, batisinda Lievano Saray'ı, güneyinde National Capitol ve doğusunda Bogota'nin ilk katedrali olan Primary Cathedral of Bogota yer aliyor. Plaza Bolivar, ünlü Carrera 7 Caddesi ve La Candelaria bölgesinin kesiştiği yerde bulundugu için gün boyunca capcanlı. Tabi, Plaza Bolivar sadece turistlik bir yer değil ayrıca hükumet binalarının bu bölgede yer alması nedeniyle, protestoların ve politik gösterilerin de odak noktası. Bogota müze gezerler için tam bir cennet. Bogota'da 50 küsür müze var. Seç, beğen, al. Ama bu onlarca müzenin içinde kanımca en ilginç olanları Botreo Muzesi ve Altin Muzesi. Kolombiya'nin ünlü sanatçısı Fernando Botero'nun eserlerinin sergilendiği müzenin girisi ücretsiz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/05/22/villa-de-leyva-gezi-rehberi-kolombiya-gezilecek-yerler-guney-amerika-gezisi", "text": "Güney Amerika 'da gezilecek yerler dendiginde aklimiza hep Inkalar, Mayalar, Machu Picchu ya da piramitler geliyor. Kolombiya 'da gezilecek yerler arasında öyle bir yer var ki bize ezber bozdurur türden. Bu ilginç şehir, Kolombiya'nin Ricaurta bölgesindeki kolonyal kasabası Villa De Leyva. Kolombiya gezim sırasında Bogota'ya yakın gezilecek yerler ararken karsima Villa De Leyva çıktı. Dogruyu söylemek gerekirse Villa De Leyva Bogota'ya o kadar da yakın değil. Ama Villa De Leyva'da gezilecek görülecek yerleri gidip keşfetmeyi o kadar çok istedim ki 3-4 saatlik bir otobus yolculuğunun çok büyük bir önemi yok dedim. Bu arada Bogota Gezi Rehberime buradan ulaşabilirsiniz. Kolombiya'nin kolonyal kasabası Villa De Leyva'da gezilecek yerler, Bogota'dan Villa De Leyva'ya nasil gidilir? İşte sizin hazırladığım Villa De Leyva gezi rehberim. Villa De Leyva, balkonundan begonviller sallanan beyaz evleri, arnavut kaldırımlı sokakları ile adeta film stüdyosunu anımsattı. Villa De Leyva o kadar temiz o kadar bakimli ki sanki yeni insa edilmiş gibi duruyor. Oys ki 1572'de kurulan Villa de Leyva Kolombiya'daki en eski yerleşim merkezlerinden biri. Evet, Villa De Leyva Kolombiya'daki en eski şehirlerinden biri ama bölgenin tarihi ispanyollari burayı kolonileştirmesinden çok çok öncesine dayanıyor. Bununla ilgili bilgiyi yazımın ilerleyen bölümlerinde bulabilirsiniz. Lafi çok uzatmadan iste Kolombiya 'nin güzel sehri Villa De Leyva'daki gezilecek yerler. Kolombiya'nın bu güzel şehri Villa De Leyva'nin bütün gezi bloglarinda gördüğüm arnavut kaldırımlı Plaza Mayor Meydanı sabahin erken saatlerinden itibaren ziyaretçi akinina ugruyor. Burasi ayrica sehirdeki gezinizin de başlangıç noktası. 14,000 m 'lik meydan, bu özelliği ile Latin Amerika'daki en büyük meydan. Plaza Mayor Meydaninin tam ortasında bir çeşme yer alıyor. The Church of Our Lady of the Rosary Kilisesi, çesitli dükkanlar ve restoranlar da meydani çevreliyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/06/04/san-andres-adasi-gezi-rehberi-kolombiya-san-andres-adasi-gezilece", "text": "Kolombiya San Andres Adası gezi rehberime hoşgeldiniz. San Andres Adası, bence Karayiplerde gezilecek en güzel yerlerden biri. Sanki Kolombiyalilar bu güzel mi güzel bir karayip adasını sıra gibi saklıyor. Sevgili arkadaşım Mawreen tavsiye etmeseydi, Kolombiya'da gezilecek görülecek bu güzel adadan muhtemelen haberim bile olamazdı. Kolombiya gezi bloglarinda, San Andres Adasi için lüks ve pahalı bir yer olarak nitelendirilse de gerçekte durum böyle değil. Bunu da anlatacağım. San Andres Adası nasıl gidilir? San Andres Adası'nda gezilecek yerler, nerede kalınır? Bol fotoğraflı bol rumli Kolombiya San Andres Adası gezi rehberim. Kolombiya'da gezilecek yerlerden falan dedim ama San Andres Adası, Karayip Denizinde Kolombiyadan 400 kilometre uzakta yer alıyor. Bu nedenle San Andres Adası Kolombiya'dan daha çok Nikaragua'ya yakın. San Andres Adasının Karayip denizindeki konumu nedeniyle yüzlerce yıl İngilizler ve Ispanyollar tarafından paylaşılamamış. Daha sonraları Nikaragualilar da sahiplenmek istemiş. Kolombiya ve Nikaragua arasında son yillarda yapılan anlaşma ile Nikaragua bu talebinden vazgeçmiş. Ingilizler San Andres Adası'nın yönetimini çesitli kereler ele geçirmiş ama en son 1860'de adadaki kontrolü tamamen kaybetmis. Ingilizdi Ispanyoldu derken San Andres Adasında karma bir kültür ortaya çıkmış ve ben böyle değişik yerleri gidip keşfetmeyi çok seviyorum. San Andres Adası, yine bu Latin Amerika gezimde ziyaret etme fırsatı bulduğum Panama San Blas Adalarından biraz daha farklı. Bu arada Panama San Blas Adalari gezi rehberi okumadiysaniz lutfen buraya tiklayin. San Andres Adası daha turistlik, çok daha büyük ve buraya gelenlerin bir çoğu Kolombiyali. Diger Karayip adalarina gitmek için vize işleri ile uğraşmak istemeyen Kolombiyalıların birinci tercihi burası. San Andres Adası Karayip Adalarinin bütün canlı renklerini barındıran son derece güzel bir ada. Lafi cok uzatmadan iste San Andres Adası gezi rehberim. San Andres Adasini gerçekte kimin keşfettiğini kimse tam olarak bilmiyor ama Ispanyollar tarafından keşfedildiği düşünülüyor. Puriten Ingilizlerin adaya gelişiyle Ingilizce daha doğrusu kriyol ingilizcesi adaya yerleşmiş. Çoğunluğu katolik olan Kolombiya'da Ingiliz etkisiyle Protestanlık da yaygınlaşmış. Ucagim San Andres Adasina varınca sıcak tropikal iklimi bir anda içimi ısıttı. Bogota'nin sogugu öylesine içime islemisdi ki San Andres Adasında geçirdiğim üç gün boyunca kavurucu sıcağa ve yoğun neme rağmen gikim çıkmadı. Neyse gelelim Kolombiya San Andres Adasında gezilecek görülecek yerlere. Ada'nın en canlı yeri. Boylu boyunca uzanan muhtesem plajin çevresi barlarlar ve restoranlarla çevrili sahil şeridi."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/06/09/cartagena-gezi-rehberi-kolombiya-cartagena-gezilecek-yerler-nasil-gidili", "text": "Cartagena gezi rehberime hoşgeldiniz. Ingilizc olarak Walled City Duvarlarla Cevirili Sehir olarak adlandırılan Cartagena, belki de Kolombiya'nın en güzel şehri diyebilirim. Cartagena, rengarenk evleri, canlı gece hayatı ve upuzun plajları ile gezginleri hayal kırıklığına uğratmayan çok güzel bir şehir. Karayiplerin bu önemli ve güzel sehrinde geçirdiğim üç günüm çok keyifliydi. Cartagena 'da gezilecek yerler, Cartagena 'da nerede kalınır, Kolombiya Cartagena 'ya nasil gidilir? ve Cartagena ile ligili diger pratik bilgiler Cartagena gezi rehberimde. Cartagena, yaklaşık 1 milyonluk nüfüsuyla Kolombiya'nin Bolivar bölgesindeki en büyük şehri. 1533'te İspanyol kalesi olarak kurulan şehir, kolonyal dönemde de çok önemli bir rol oynamış. Günümüzde UNESCO Dünya Mirası listesinde olan Cartagena, son derede bakımlı. Tarihi duvarlarının ardında rengarenk, romantik ve capcanlı bir şehir var. Cartagena'nin tarihi sokaklarına ayak bastığınız anda, parlak renkler ve zengin bir kültür sizi bekliyor. Cartagena, Panama Kolombiya gezimin duragi. Kolombiya Cartagena gezini planlarken uçak biletimi Kolombiya'nin San Andres Adasindan Cartagena'ya direkt uçacak sekilde aldım. Ama sonra her ne olduysa Avianca bu uçuşu değiştirdi ve San Andres'den Cartagena'ya gelebilmek için Bogota'da bağlanmak zorunda kaldım. Haliyle Cartagena'ya planladığımdan çok daha geç bir saatte hatta hava karardıktan sonra vardım. San Andres Gezi rehberimi okumak icin lutfen buraya tiklayin. Cartagena'ya iç hatlarla vardım ve vakit kabetmeden havaalanının dışında çıkıp taksiye bindim. Cartagena havaalanından sehir merkezine nasıl gidilir yazımın ilerleyen bölümlerinde bulabilirsiniz. Yazımın başında da belirttiğim gibi Cartagena rengarenk bir şehir. Ahşap balkonları, rengarenk evleri, duvarlardan sarkan begonvilleri, birbirinden güzel meydanlara açılan arnavut kaldırımlı sokakları görünce Cartagena'nın neden Kolombiya 'da gezilecek yerler arasında başı çektiğini çok iyi anladım. İşte Cartagena'da gezmeniz gereken birkaç meydan. -"} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/06/25/mdina-gezilecek-yerler-maltanin-sess", "text": "Valletta'dan yaklaşık 13 km uzakta bulunan Mdina, Malta Adasının ortasında bir tepeye kurulu. Bu nedenle Mdina, tarih boyunca denizden gelebilecek tehlikelere karşı güvenli bir şehir olmuş. 1500 yılından Malta Şövalyelerinin yönetimine geçmiş ve 1565'teki Büyük Malta Kuşatmasına kadar Malta'ya başkentlik yapmış. 1565'ten sonra baskent Vittoriosa'ya taşınmış. Pek çok kişi Mdina'yi terk etmiş ve burası adeta bir hayalet şehre dönmüş. Bu nedenle Mdina'ya \" Sessiz Sehir The Silent City \" deniliyor. Valletta'dan vardığını zaman sizi karşılayan ilk sehir Rabat oluyor. Rabat gezisini öğleden sonraya bıraktığım için yönünü dosdoğru Mdina'ya çevirdim."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/06/27/malta-gezi", "text": "Yazımın başında belirttiğim gibi Malta Adası, başkent Valetta dışındaki diğer şehirleri ile de gezilecek görülecek noktalar açısından hem tarihi hem doğal pek çok güzellik sunuyor. Dört günlük bir Malta gezisine ülkenin gezilecek yerler listesinde yer alan Comino ve Gozo Adalarını Malta gezime tıkıştırmak istemedim. Dört koca gün Malta Adası'nda gezilecek yerlere listemde yer alan güzellikleri görmeye ancak yetti. Elbette Malta'da halen görmek isteyip de göremediğim yerler var. Bu nedenle Malta'ya bir kez daha gitmek boynumun borcu. Malta, Gozo ve Comino adlı 3 adadan oluşan Malta yüz ölçümü olarak dünyanın en küçük ülkelerden biri. Ayrica, Malta Avrupa'daki mikro ülkelerden biri yani Andorra, Monaco kadar küçük. Ama bence Malta Adasının sıcak iklimi, tarihi ve doğal güzellikleri onu Avrupa'daki diğer mikro ülkelerden daha özel kılıyor. Sicilya'ya 100 km, Tunus'a 300 km uzaklıkta Afrika ile Avrupa arasından yer alan Malta, dili Arapçaya yakın, dini katoliklik olan değişik karma bir kültüre sahip. Bir de bunun üstüne 150 yıl boyunca İngiliz sömürgesiymiş. - Malta Schengen vizesine dahil. Malta'ya Schengen Vizesi Nasil Alirim diyenler Malta Konsoloslugu'nun Sitesinden buraya tiklayarak ulasabilirsiniz. - Malta Euro kullanılıyor. Yeme, içme ve ulaşım ücretleri makul. Ama güçlü Euro nedeniyle fiyatlı geliyor. - Elektirik prizleri İngiliz usulü ama kaldığım otelde hem Avrupa hem Ingiliz priz mevcuttu. - Malta'daki musluk suyunu içmek güvenli. Tadı tek kelimeyle berbat çünkü musluktan akan su tuzu çıkarılmış deniz suyu. - Maltalılar dinlerine çok bağlı. Eger Malta'ya dini günlerde gidiyorsanız lütfen inançlarına saygı gösterin. - Malta Türkiye'den bir saat geride. Malta Havaalanında gümrükten geçtikten sonra tam karsınızda Malta Public Transport yazısını göreceksiniz. Burada otobüs biletlerini makinadan alabileceginiz gibi gişelerde çalışanlardan da temin edebilirsiniz. Malta Adasında yapacağım gezileri ve kaç kez otobüse bineceğimi Malta'ya gitmeden önce hesapladım. Buna göre bana en uygun seçenek 7 gün 12 Tek kullanımlık Talinnja Card kartlarıydı. - Valletta: X4 No'lu otobüs - St Julian: X2 No'lu otobüs ve TD2 No'lu otobüs saat başı ama yolculuk 30 dakika sürüyor. Daha önce söylediğim gibi Malta'ya deniz kum günes odaklı bir gezi için değil, daha çok kültür gezisi için gittim. Görmek istediğim yerler ve ulaşım imkanları nedeniyle baskent Valletta'yi Malta Adasındaki gezimin limani gibi kullandım. Yani Valletta'da konakladım ve Malta Adasındaki bütün gezilerimi Valletta'dan yaptım. Lafı çok uzatmadan Malta gezi rehberime Valletta'da gezilecek yerlerden başlayalım. Avrupa'nin en küçük başkenti Valletta, inişli çıkışlı sokakları ve ilginç mimarisi bence fotografçıların gözdesi olacak bir sehir. Havaalanından Valletta'ya vardığımda beni ilk olarak şehrin surları karşıladı. Küçük bir köprüden geçerek surlarla çevirili tarihi sehre giriyorsunuz ve hemen sağ tarafta sizi antik tiyatro karşılıyor. Bu tiyatro 2. Dünya Savaşı zamanında harabolmuş. Geriye kalanlar yıkıntıların üstüne konser salonu inşa etmişler. Nazilerin Malta'yi hedef seçmesinin nedeni, Malta'nin Ikinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere'ye bağlı sömürge olması. 21 Eylül 1964 te bağımsızlığını kazanan Maltalılar, yaklaşık 150 yıl İngiliz sömürgesi olmaktan hiç memnum kalmamış olacak ki yer yıl Eurovizyon Şarkı Yarışmasında'\" United Kingdom, Nil Point \" diyerek bir nevi intikam alıyor. Valletta'ya aldım attığınızda sizi karşılayan ikinci noktaysa ise şehrin ünlü Republic Street Caddesi oluyor. Bana gördüğüm anda 'Istiklal Caddesine mi geldim ?\" diye düşündürten Republic Street her daim kalabalık. Şehrin önemli kiliseleri, çeşitli dükkanlar, turistlik yerler burada. - Merchant Street Republic Street'e parallel olarak Merchant Street'a bir göz atın. Merchants Street Caddesi trafiğe kapalı. Bu nedenle pek çok cafe ve restorant cadde üstüne masa sandalye atmış güneşe muhtaç Avrupalılar baharın ilk günlerinde bir yandan şaraplarını yudumluyor bir yanda da güneşin tadını çıkartıyordu. - Grand Master's Palace Grand Master's Palace İngiliz sömürgesi döneminde kullanılmış. Günümüde hükümet binasi olarak kullanılmaya devam ediyor. Saray'ın bulundugu meydan da çok güzel. - Lower Barrakka Garden Republic Street Caddesi'nin sonunda Lower Barrack Gardena'a ulaşıyorsunuz. Malta Adası'nın gün batımında manzarası gerçekten çok güzel. Buradan Grand Harbour'ı goruyorsunuz. Lower Barrakka Gardens'in hemen yakınında Siege Bell War Memorial adlı savaş anıtı yer aliyor. - Victoria Gate, 1885 İngilizler tarafından inşa edilen ve Kralice Victora'ya adanan Valettanin ana giriş kapısı. Bu son derece görkemli bir yapının mimarisi Emanuele Luigi Galizia'ya ait. Valletta'ya vardıktan yönünümü St Elmo Kalesi'ne çevirdim. Daha doğrusu çevirmeye çalıştım. Valletta'nin sokaklarında fotoğraf çekmeye o kadar dalmışım ki St Elmo Kalesi'nin açılış saatlerini kaçırmışım. St Elmo Kalesi tarihi önemli ile birlikte Geceyarisi Ekspresi filminde Türkiye'nin yerin dibine batırıldığı hapishane sahnelerinin çekildiği kale olması. - St Elmo Kalesi her gün 09:00 18:00 arasında açık. Buradan resmi sitesine bakarak detalı bilgi alabilirsiniz. - Giriş ücretsiz St. John's Katedrali dışıyla oldugu kadar içiyle de oldukça görkemli. St John's Katedrali Maltalılar için önemli bir katedral. Ben paskalya zamanı Malta'daydım. Katedral sadece ayinler için açıktı ve ayin sırasında fotoğraf çekmek kesinlikle yasaktı. Bu konuda çok ciddiler azarlanmak istemiyorsanız, fotoğraf çekmeye kalkışmayın. Girintili çıkıntılı, inişli çıkışlı Malta Adası'nda gezilecek en güzel yerlerinden biri. Malta Borsası'nın hemen yanında yer alan Upper Barrack Gardens Valletta ve Malta 'da gezilecek yerler listesi içindee olmazsa olmazlardan. Benim size tavsiyem Upper Barrack Garden'i hem Sabah saatlerinde hem de aksam saatlerinde ziyaret etmeniz. Sabah erken saatlerde etrafta kimsecikler yok. Rahat rahat fotoğraf çekin parkın tadını çıkartabilirsiniz. Tek sorun güneş ışıkları Valletta'nin karşındaki şehirlerin üstünden doğduğu için fotoğraf çekmesi zor. Ama akşamüstü manzara çok güzel. Bu nedenle pek çok kişi gün batımında buraya geliyor. Gün batımının da günes ışıkları komsu sehirlere yansıyor ve manzara dört dörtlük. Maltada mutlaka gezilmesi gereken bir yer varsa o da Birgu. Upper barrakka Garden'dan seyrine doyamadığımız bu Three Cities denilen üç küçük sehri gidip yakından göreyim dedim. Malta Adasındaki ikinci günümde sabah kahvaltısının hemen aradından dışarı çıktım. Malta Adasında yanyana bulunan üç sehir Birgu, Senglea, ve Bormla'ya Three Cities deniliyor. Valletta'dan kalkan vapur Senglea ve Birgu arasında yer alan limana gidiyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/07/05/turku-gezi-rehberi-finlandiya-turku-gezilece", "text": "Turku gezi rehberime hosgeldiniz. Turku, Finlandiya'yı, Litvanya'yı ve Beyaz Rusya'yı kapsayan mini Avrupa gezisinin ilk durağı. Turku'ya ilk kez 2004'te gittim. Hiç unutmuyorum bütün günüm Stockholm'e gidecek olan feribotu beklemek ile geçmisti. Eee, haliyle Turku'da gezilecek yerlere uğrama şansım olmamıştı. Çok sevgili arkadaşım Heli, ailesi ile birlikte Finlandiya'da yaşamaya karar verince hem onları ziyaret edeyim hem de Finlandiya gezisi ayarlayayım dedim. Böylece Turku gezisi ortaya çıktı. Turku'ya nasıl gidilir, Turku'da gezilecek görülecek yerler nerelerdir, Turku'da nerede kalınır? Turku Gezisi için gerekli pratik diğer bilgiler sizin için hazırladığım Turku gezi notlarımda. İsveççe adi Abo olan Turku, Finlandiya'nin güneybatı kıyısında, Varsinais-Suomi adli bölgesinde yer alan eski başkenti ve Finlandiya'nin en büyük ikinci şehri. Turku, bilingual yani ikidilli. Turku'da Hem İsveççe hem Fince konuşuluyor. Turku, ortaçağ kalesiyle, geniş meydanlarıyla, Aura Nehri ile tipik bir Avrupa şehri. 2011 Avrupa Kültür Başkenti olmasının yanı sıra oldukça modern bir şehir. 1827'deki Büyük Turku Yangını sırasında şehirde yer alan ahşap binaların % 75'i kül olmuş. Bugün Turku'da gördüğümüz pek çok yapı 1827'den sonra insa edilen yapılar. Turku'ya Helsinki'den öğlen saatlerinde vardım. Havaalanından çıkıp hiç vakit kaybetmeden Finlandiya'daki ilk gecemizi geçireceğimiz otele gittim. Otelde oturup Heli'yi beklemek yerine check in yaptıktan sonra sehir merkezine gittim. Burada bir parantez açayım. Turku'daki ilk geceden sonra Aland Adalarına gittik. Oradan geri döndükten sonra ben Turku'da 2 gece daha kaldım ve sonra Litvanya'ya gittim. Turku gezi rehberimin başında da belirttiğim gibi Turku, Finlandiya'nin eski baskenti. Bu nedenle Finlandiya için önemli pek çok tarihi yapi Turku'da yer aliyor. Iste Turku'da gezilecek yerler. Turku Katedrali, Turku'nun en önemli sembollerinden biri. Ilk olarak 1300'lü yıllarda katolik kilisesi olarak insa edilmiş. Ancak protestanligin özellikle Kuzey Avrupa'da hızlı bir sekilde yayildigi dönemde luteryan kilisesine dönüştürülmüş. Turku Katedrali, Büyük Turku Yangininda çok hasar görmüş. Katedralin, bugün görülen ihtişamlı çan kulesi 1800'lerdeki restorasyon çalısması sırasında insa edilmiş. Katolik kiliselerinde görmeye alışkın olduğumuz işlemeler, altın kaplamalar yerine daha çok \"minimalist\" bir dekoru var."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/07/11/aland-adalari-gezi-rehberi-aland-adalari-gezilece", "text": "Finlandiya Aland Adaları gezi rehberime hoşgeldiniz. Aland Adaları kuzey ya da nordik diye nitelendirdiğimiz ülkeler ve özerk yönetimler içinde gezmediğim son bölgeydi. Yıllardır planladığım Aland Adaları gezimden sonra Kuzey -Nordik Ulkelerinin tamamını nihayet görmüş oldum. Aland Adalarina nasil gidilir? Aland Adalari gezilecek yerler ? Aland Adaları nerede kalinir. İşte sizin için hazırladığım Aland Adaları gezi rehberim. Aland Adaları, Finlandiya ve Isveç arasinda kalan ve Isveçce konusulan bir özerk yönetim. Irili ufakli 6700 adadan oluşan bu özerk bölge, Avrupa Birliği içinde de özel bir statüye sahip. Finlandiya hükümetinin Aland Parlamentosunda temsilcisi yok. Yani Finlandiya Aland Adalarının içişlerine karışamıyor. Aland Adalarinin başkenti bu özerk bölgenin de en büyük şehri olan Marihamn. Marihamn da Aland Adalarının ana adası olan Fasta Aland'da yer alıyor ve Aland Adalarının resmi dili ise İsveççe, Fince değil. Aland, küçükcük adalardan oluşuyor ama büyük bir tarihe sahip. Hem Isveçliler hem de Ruslar buraları çok sevmiş olacaklar ki çeşitli kereler gelip istila etmişler. O dönemlerden kalma pek çok tarihi yapı halen ayakta."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/07/25/litvanya-kaunas-gezilecek-yerler-kaunas-gezi", "text": "Kaunas gezi rehberime hoşgelzdiniz. Avrupa'nın az bilinen az gezilen ülkelerinden Litvanya pek çok süprizler vaad ediyor. Kaunas da bu güzel süprizlerden biri. Her ne kadar Kaunas gezisi kısa ve öz, sanki komşuya şöyle bir çay içmeye uğramışım gibi olduysa da Kaunas'daki gezilecek yerler beni çok etkiledi. Litvanya'nın ikinci büyük şehri Kaunas'a nasıl gidilir? Kaunas'da gezilecek yerler nerelerdir? Kaunas'da ulaşım ve Litvanya gezisi için pratik bilgiler Kaunas gezi notlarımda. Kaunas'a Turku'dan 1 saatlik bir uçuştan sonra vardım. Uçaktan indigimde sıcak bir hava ve bardakdan boşanırcasına yağan yağmur beni karşıladı. Bir Schengen bölgesinden bir diğer Schengen bölgesine vardığım için pasaport kontrolü olmadı. Dosdoğru havaalanın dışına çıktım. Oradan da dogru Kaunas'in sehir merkezine gittim. Kaunas Havaalanından şehir merkezine nasıl gidilir Kaunas ulaşım bölümünde bulabilirsiniz. Kaunas gezi rehberimin başında belirttiğim gibi Litvanya gezimin başladığı Kaunas gezisi kisa ve öz oldu. Şiddetli yağan yagmur ve kısıtlı süreye rağmen Kaunas'ta gezilecek noktaların bir çoğunu görme şansım oldu. Bu arada halen okumadıysanız buradan Turku Gezilecek Yerler yazıma ulaşabilirsiniz. Neyse, Kaunas gezisi diğer yazılarımın aksine biraz hızlandırılmış bir gezi oldu. Kaunas'ınnmüzelerini ve kiliselerini tek tek gezme fırsatım olmadı. Ancak Kaunas'da gezilip görülecek belli başlı yerlerden bazıları şöyle siralaniyor. Havaalanından şehir merkezine varınca yağmurdan korunmak bir kafeye gittim. Yağmur dinince de Vilnianus Caddesine yöneldim. Yolumun üstüne Dünya savaşlarında kullanılan başkanlık sarayı çıktı. Tarihi Başkanlık Sarayı 1846'da neo- barok tarza insa edilmiş. Günümüzde burası M. K. Ciurlionis Ulusal Sanat Muzesi'nin bir kolu olarak kullanılıyor. The interwar Presindents Sarayı'nın önününde ise küçük park bulunuyor. Bu parkta Antanas Smetona gibi Litvanya tarihi için önemli devlet adamlarının heykelleri ve o döneme ait fotoğraflar var. Kaunas'ın tarihi Vilnianus Caddesi'ne vardığımda beni ilk karşılayan önemli yapı God's Body Kilisesi Kaunas Corpus Christi idi.. Muhtemelen pek çok kişinin dikkatini çekmeyececek barok tarzdaki God's Body Kilisesinin 3 kulesi ve çeşitli bölümleri Soviyet döneminde imha edilmiş. Bugün geriye sadece bu güzel kilisenin ön cephesi kalmış. Vilnianus Caddesi Kaunas'in tarihi şehir merkezinin tam kalbinde yer alıyor. Kanuas için halihazırda çok önemi olan tarihi yapıların yanısıra çesitli kafeler, resorantlar var. Bence Vilnianus Gatve Kanuas'in en güzel yeri. Binanın hemen önünde yer alan 53 metrelik saat kulesiyle bir kuguyu andırdığı için \" Beyaz Kugu The White Swan \" olarak da adlandırılan Kaunas Belediye Binasizlanda, ilk olarak 1500'lü yillarda insa edilmiş. Kanuas Belediye Binası çesitli dömemler hasar gördüğü için pek çok kez restorasyondan geçmiş. Günümüzde pek çok nikah ve çeşitli resmi davetler burada gerçekleştiriliyor. Belediye Binasi Meydanı 16. yüzyılda pazar meydanı olarak kullanılıyormuş ve \" Büyük Yangin The Great Fire\"dan sonraki dönemlerde ahşap yapıların yerine ilk tuğla yapılar inşa edilmeye başlanmış. Arkelojik kazılar Kaunas Kalesinin ortaçağda gotik tarzda insa edildiğini gosteriyor. Kaunas Kaunas Kalesi bulunduğu konum itibariyle çok ilginç bir noktada yer alıyor. Numeus ve Neris Nehirlerinin arasından kalan son derece strajik bir nokta. Kanuas Kalesi'nin bulunduğu bu stratejik nokta, onu yüzyıllar boyunca pek çok saldırının da odak noktası yapmış. Günümüzde kaleden yeriye cok fazla bir sey kalmamış. Kale, özel günler ve konserler için kullanılıyor. Laisvas aleja Kaunas'in trafiğe kapalı yayalara açık caddesi. Benim Kanus'i gezdiğim gün cadde boyunca hararetli bir kazı çalışması vardı. Bu nedenle doya doya yürüme fırsatım olmadı. Cadde üstünde pek çok kafe restorant var. Kaunas Havaalanından şehir merkezine 15 Km uzaklıkta ve ulaşım otobüslerle sağlanıyor. Kaunas Havaalanının dışına çıktığınız zaman yerde sizi 29 No'lu otobüse yönlendiren işaretleri göreceksiniz. Tek yapmanız gereken bu işaretleri takip etmek. Olur da işaretleri görmezseniz havaalanın dışına çıktığınız zaman sola dönün. Otobüs durağı 150 metre havaalanından ileride. Bilet ücreti 1 Avro ve Kaunas'ın şehir merkezine gidiyorsanız, E. Ozeskienes Gatve Caddesindeki durakta inmeniz gerekiyor. Kaunas oldukça küçük bir şehir Avrupa'dan bile buraya uçak bulmak zor. Kaunas'a Türkiye'den sadece bir havayolu şirketi uçuyor. O da sadece sezonluk olarak Antalya'dan gidiyor. - Uçakla gitmek isteyenlere tavsiyem Corendon Havayolu sirketinin resmi websitesine bakmaları. - Ayrica benim yaptıgım gibi buraya Turku'dan Wizair ile gelebilebirsiniz. Ancak sanırım Kaunas'i ziyaret etmenin en iyi yolu buraya Vilnius'dan günlük gezi için gelmek. Kaunas'dan Vilnius'a gidiş çok kolay ve otobüsle ya da trenle gitmek gibi bir seçeneğiniz de var. Hem Kaunas tren istasyonu hem de Kaunas otobus terminali şehir merkesinden biraz uzakta. Dilerseniz taksiye binebilirsiniz ya da benim yaptıgım gibi 29 numaralı otobuse binebilirsiniz. Her ihtimale karşı otobüs soförüne tren istasyonuna gidip gitmediğini sorun. - Kaunas Vilnius arası hızlı tren var. Biletinizi internetten alabileceğiniz gibi aynı günde tren istastasyonundanki gişelerden de alabilirsiniz. Yalnız demiryollarının herhangi bir tadilat çalışması olup olmadığından emin olun. Keza beni gittiğim gün Kaunas'tan Vilnius'a tren seferi yoktu ve başka bir tren istasyonuna gitmem gerektiğini söylediler. Bu nedenle Vilnius'a otobüsle gitmeye karar verdim. Tren seferleri ve bilet fiyatları ile ilgili detaylı bilgiyi burdan öğrenebilirsiniz. - Otobüsle Kaunas otobüs terminali Kaunas tren istasyonun 300 400 metre ilerisinde. Bu otobüs terminalinden Avrupa'nın Polonya, Çek Cumhuriyeti gibi diğer ülkelerine de gidebilirsiniz. Ne tuhaftır ki Kaunas otobüs terminali Litvanya'nin başkenti Vilnius'un otobüs terminalinden çok daha büyük. İçinde Rimi süpermarketi ve alışveriş yapabileceğiniz diğer mağazalar yer alıyor. İhtiyaç molası için WC'ler 0.50 cent ve temassız kartlarla ödeyebilirsiniz. Bilet almak için gişelere gitmek yerine bilet makinalarını tercih ettim. Bilet makinalarında ingilizce dil seçeneği de vardı zaten. Bilet kiöskünde nereye gitmek istediğinizi yazın. Böylece liste halinde hangi otobüs, hangi saatte, hangi platformdan kalkıyor görebilirsiniz. Tek yapmanız gereken size en uygun olan otobüs seferini seçmek. Ben otobüs biletlerine baktığım sırada Kaunas'dan Vilnius'a gitmek üzere olan ekspres minibüs vardı ve sadece 7.50 Avro ödedim. Ekspres otobüsle 1 saat 25 dakika sürüyor. Kaunas Vilnius arasındaki hızlı trenle yolculuğu sadece 15 dakika daha kısa ve neredeyse iki katı daha fazla ödüyorsunuz. Kanunas'da nerde kalını ? İnanı bu sorunun cevabını bende bilmiyorum. Şimdi doğruya doğru Kaunas küçük ve şirin bir şehir. \" Mutlu, burada kalır mıydın? \" diye sorsaydınız cevabım muhtelemelen \" Hayır, Kaunas'da kalmazdım\" olurdu. Kaunas'a gidip gezen diğer arkadaşlarımdan biliyorum Kaunas'a aşık olmuşlar ve burada kalmışlar ama benim tavsiyem Vilnius gezisinde bir gün ayırarak buraya gelmeniz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/08/02/vilnius-gezi-rehberi-litvanya-vilnius-gezilece", "text": "Vilnius gezi rehberime hoş geldiniz. Litvanya'nin başkenti Vilnius, turizm konusunda Estonya ve Letonya gibi diger Baltık ülkelerine oranla turizm yarışına biraz geç başladı. Bu nedenle güzel Vilnius, Talin ve Riga oranla daha az biliniyor. Ne yazık diyorum, çünkü Vilnius'ta ve çevresinde gezilecek çok yer var ve benim gibi Vilnius için sadece 2 gün ayırırsanız, \"Niye bir gün daha kalmadim sanki ?\" diye hayıflanacak. Ben söylemesi. Kaunas'dan Vilnius'a nasıl gidilir ? Vilnius'ta gezilecek yerler nerelerdir? Vilnius'ta nerede kalınır? İşte sizin için hazırladığım Vilnius gezi rehberim. Litvanya'nin şirin başkenti Vilnius'ta gezilecek yerlere geçmeden önce küçük bir hatırlatma. Gezi yazılarıma takip edenler bilirler. Küçük Baltık ülkeleri gezim Finlandiya'nin eski başkenti Turku'da başladı. Finlandiya'dan sonra da Kanus'a geldim. Kaunas Gezi Rehberimi okumak için buraya, Turku Gezilecek Yerler yazımı okumak için buraya tıklayın. Gelelim Vilnius'ta gezilecek yerlere. Otelime check in yaptıktan sonra hiç vakit kaybetmeden Gediminas Kalesine gittim. Son derece güneşli bir akşamüstü böyle bir günde Vilnius'un manzarasını kaleden görmemek büyük hata olurdu sanırım. Yerli halk da öyle düşünmüş olacak ki onlar da tepeye çıkmış bir yandan içeceklerini yudumlayıp bir yandan yaz günlerinin tadını çıkartıyorlardı. Gediminas Kalesi, Litvanya Ulusal Müzesi'nin arkasında yer aliyor ve gözden kaçırmanız mümkün değil. Kaleye yürüyerek çıkabileceğiniz gibi finikülerle de çıkabilirsiniz. Benim şansıma finiküler çalışmıyordu. Tabana kuvvet deyip kaleye tırmanı verdim. Kaleden geriye çok bir sey kalmamış. Bu nedenle ilk olarak 1400'lerde insa edilen kalede hararetli bir restorasyon çalısması vardı. Kalenin bulunduğu konum öyle güzel ki yerli halk buraya gelip manzaranin tadını çıkartıyor. Gelelim Gediminas Kule'sine. Kuleye çikabilmek icin 5 Avro ödüyorsunuz. Değer mi ? Bence değer. Kulenin farklı katlarında sergiler var. Mesala Gediminas Kalesi çevresinde çıkartılan ve 14. ve 17. yüzyılda ait kalıntılar sergileniyor. Hatta belgesel gösteren tv ekranı bile var. Kulenin tepesinden manzara da ayrıca çok güzel. Buradan şehrin bir diğer önemli simgesi olan Üç Haç Three Crosses'da görünüyor. Vilnius gezisi sırasında Üç Haç Three Crosses' a gitme imkanım olmadı. Böylece en azından kuleden görebilmiş oldum."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/08/17/minsk-gezi-rehberi-beyaz-rusya-minsk-gezilece", "text": "Minsk gezi rehberime hoşgeldiniz. Beyaz Rusya'nin başkenti Minsk'e gezi planı yapmadan önce pek çok negatif şey duydum. Güzel bir şehir değil, yemekler çok kötü gibi. Söylenenlere kulak asmadığıma çok sevindim çünkü Minsk'e yaptıgım Beyaz Rusya gezisi her anıma değdi. Bu \" Gözyaşları\" ile dolu Minsk'i ve çevresinde gezilecek yerleri çok sevdim. Belarus'nin başkenti Minsk'te gezilecek yerler, Minsk'e nasıl gidilir? Nerede kalınır? Beyaz Rusya sağlık sigortası nedir ? nasıl alınır ? ve diger pratik bilgileri Minsk gezi rehberimde bulabilirsiniz. Belarus ya da Beyaz Rusya, Rusya'dan bağımsızlığını kazandığı 1990 yılından beri Rusya'nın etkisinde çok kalmış olacak ki uzun yıllar bütün ülkelerden sıkı sıkı vize talep etti. Beyaz Rusya'nin batı ülkelerine kisa bir süre önce vizeyi kaldırmasıyla bu az gezilen, az bilinen ülkeye yavaş yavaş turist gelmeye başladı. Beyaz Rusya'nin başkenti Minsk turistlik bir şehir değil ama tabi bu Minsk'te gezilecek yerler olmadıgı anlamına gelmiyor. Minsk, 2. Dünya Savaşı sırasında çok yaralanmış. Bugün Minsk'te gezilip görülecek yerlerin bir çoğu ya restore edilmiş ya da 1950'lilerden sonra inşa edilmiş. Sabah erken saatlerde Litvanya'nin başkenti Vilnius'tan ayrıldım. Bu arada Vilnius'u da çok sevdim. Severek gezdigim bu şehri severek anlattım. Vilnius gezilecek yerler ile ilgili yazımı kaçırmayın, buraya tıklayın. Neyse, Belavia uçağı yarım saat gibi kisa sürede Vilnius'dan Minsk'e vardı. Havalimanına vardığımızda uçağın penceresinden dışarı baktığımda bir de ne göreyim gencecik koca şapkalı bir asker uçağın dışında bizi bekliyor. Yani genelde bu tip manzaralar pek alışkın olduğumuz bir sey değil. \" Bu da ne böyle?\" dedim kendi kendime. Halen o şapkalı genç askerin neden orada bekledigini çözebilmiş değilimd. Ama gelenlere bir tür \"hoşgeldin merasimi\" oldugunu düsünelim. Hiç vakit kaybetmeden kaldığım otele gittim. Bu arada pasaport kontrolu, havaalanı ulaşım ve Minsk'te kalacak yer bilgilerini yazimin ilerleyen bölümlerinde bulabilirsiniz. Minsk, Ikinci Dünya Savaşından bir hayli harabolmuş. Pek çok tarihi binanın yerinde yeller esiyor. Bugün gördüğümüz yapıların bir çoğu 1950'lerde inşa edilmiş. Beyaz Rusyalılar \"madem şehrimiz yok oldu o zaman yeni baştan inşa ederiz\" demişler. Bu nedenle geniş bulvarlar genis kaldırımlar deyim yerindeyse tıkır tıkır saat gibi işleyen bir şehir kurmuşlar. Araba var trafik sıkışıklığı yok, insan var kargaşa yok. Lafı çok uzatmadan Minsk'te gezilecek yerler ve sizler için hazırladığım kisa video. Öncelikle rotam kaldığım yere yakın olması nedeniyle Tirinity Banliyösü oldu. Svisloch Nehri'nin yanında yer alan renkli renkli evleri, arnavut kaldırımlı sokakları ile Minsk'in en turistlik yeri. İkinci Dünya Savaşından pek fazla etkileyenmeyen bu yapılar günümüze kadar gelebilmiş. Bugün geriye kalan birkaç ev 1980'lerde restore edilmiş. Trinitiy Banliyösü'nü çok sevdim. Dilerseniz buradaki restorantlarda bir şeyler yiyebilirsiniz ancak aksam saat 6'dan, 7'den önce yemek servisine başlamıyorlar."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/08/30/gdansk-gezi-rehberi-ve-polonya-gdansk-gezilece", "text": "Polonya Gdansk gezi rehberi 'me hoşgeldiniz. Bir yıl içinde üçüncü kez Polonya gezisi yapıyorum. Polonya gezi notlarımı takip edenler bilirler. Geçen sonbaharda Torun'a, ilkbaharda da Wroclaw'a gitmiştim. Gdansk gezisi yıllardır aklımdaydı. Finlandiya ile Baltık ülkeleri turunu biraz daha uzatıp Gdansk'i da ekledim. Minsk gezisinden o kadar çok keyif aldım ki bu küçük Avrupa turu bitsin istemedim. Minsk Gezilecek Yerler yazimi da mutlaka okuyun. Neyse, Polonya'nın güzel sehri Gdansk'ta gezilecek yerler, Gdanks'ta nerede kalınır ? Gdansk'a nasıl gidilir ve Gdansk ile ilgili pratik bilgiler hepsi Gdansk gezi rehberimde. Gdansk'ta gezilecek yerleri anlatmaya baslamadan önce Gdansk'in tarihinden bahsetmem, Gdansk'in nasıl bir yer olduğunu anlamanız açısından çok önemli. Gdansk Kuzey Polonya'da Baltık Denizi'nde yer alan önemli bir ticaret şehri. Gdansk adını Gdania Nehri'nden alıyor. Yapılan arkeolojik kazılar bize 900'lü yillarin sonunda buranın halihazirda yerleşim yeri olduğunu gösteriyor. Gdansk, 1700'lerde Prusya Krallığına bağlanmış ve bu dönemde Almanca \"Danzig\" adini almis. Gdansk 2. Dünya Savaşının başladığı önemli şehirlerden biri. 1. Dünya Savaşında Gdansk Almanlar tarafından kaybedilip özel statü kazanınca Hitler burayı geri almak istemiş. Polonyalılar'ın Nazi saldırısına direnmesi üzerine şehir adeta toza dönmüş. 1950'li yıllarda şehrin yeniden inşası baslamış. Dikkatinizi çekerim yeniden inşası diyorum restorasyon demiyorum. Çünkü varolmayan kimi evler insa edilirken Prusya etkisi bulunan tüm yapılar \"barbarca\" diye nitelendirilmiş ve yıkılan bu Prusya yapılarına şehrin yeniden inşası sırasında yer verilmemiş. Bu nedenle Gdansk'in 1950'lilerdeki yeniden inşası sırasında Prusya mimarisi yerine Italyan, Flemenk ve Fransiz tarzindaki binalar insa edilmiş. Gdansk'ta görülen evlerin ön cepheleri inanılmaz derecede güzel, altın yaldızlarla kaplı işlemeler gün batımında ışıl ışıl parlıyor. Bu konuyla ilgili detaylı bir makaleyi Nobel ödüllü Vaclav Havel yazmış ve Gdansk'in yeniden inşasının \"politik bir motivasyonla\" gerçekleşmiş olmasına rağmen çok başarılı bir şekilde yapıldığını vurgulamış. Gdansk oldukça turistlik bir şehir özellikle Mot awa Nehri'nin kenari ve şehrin ana caddesi sabah erken saatlerden itibaren tıklım tıklım dolu. Gdansk gezilecek yerler listesine bakip \" oo çok şey varmış'\" demeyin keza Gdansk şehir merkezinde bunların hepsi biribirine çok yakın. Uzakta olanların da daha detaylı olarak anlatacağım. Iste Gdansk'da gezilecek yerler ve Gdansk gezisinden kisa bir video. Polonya genellikle şirin pazar meydanları ile bilinir. Sanırım bunlara en güzel örnek Krakow Pazar Meydani. Bu arada Krakow Gezilecek Yerler yazimi okumamış olanlar lütfen buraya tıklayın. Neyse, Polonya'nın diğer şehirlerinin aksine Gdansk'ta bir pazar meydanı yok. Onun yerine uzayıp giden D ugi Targ yani Uzun Pazar var. Hep aynı benzetmeyi yapıyorum ama biraz \"İstiklal Caddesi\" tadında Hollanda Italya tarzı işlemeli yapılar, restorantlar, kafeler ve gün boyunca eksik olmayan sokak gösterileri var. Golden Gate Altin Kapı'dan başlıyor ve Green Gate Yesil Kapi'ya kadar uzanıyor. Gdansk'in meşhur caddesi Long Market'te gezilecek görülecek yerlere biraz daha yakından bakalım. Gdansk'in Altın Kapısını görmemek mümkün değil. Tarihi sehre adım attığınız noktada sizi ilk olarak Altın Kap karşılıyor. 1614'te barok tarzda insa edilen yapı, Gdansk'in giriş kapısı olduğu kadar şehiri korumak amacıyla da kullanılmış. 1603 yılında, Gdansk'in o zamanki belediye başkanı Bartholomaus Schachmann şehirde akılda kalıcı bir anıtın insa edilmesini istemiş ve yapılan yarışma sonucu Roma mitolojisinde Deniz Tanrisi olan Neptün'ün heykelinin dikilmesine karar verilmiş. Sanırım, Bartholomaus Schachmann istediğini başarmış olacak ki gün boyunca Neptün Heykeli'nin çevresinde turistler hiç eksik olmuyor. Gdansk'ın tam ortasında yer alan Artus Bina'sı ya da polonyaca adıyla Dwor Artusa bir zamanlar tüccarların gelip buluştuğu bu beyaz bina, sosyal hayatın aktığı mekanmış. Artus Bina'si günümüzde pek çok turistin ziyaret ettiği ve Gdansk Tarih Müzesi'nin bir kolu. Long Market Caddesinde yürürken işlemeli binaların güzelliğine dalıp gitmişken muhtemelen dikkatinizi bile çekmeyecek Fahrenhayt Termometresi, Alman fizikçi Daniel Gabriel Fahrenheit yaptigı orijinal termometreden esinlinerek yapılmış ve Daniel Gabriel Fahrenheit'a adanmış. Kimi kaynaklarda bunun orijinal termometre olduğu söyleniyor. Kimi kaynaklarda ise orijinalinden örnek alınan eski bir termometre diye geçiyor. Artık hangisi tam olarak doğru bilemiyorum. Neyse, Fahrenheit ne alaka diyebilirsiniz. Alman fizikçi Daniel Gabriel Fahrenheit Gdansk'ta doğmuş. Nasil ki Altın Kapı Golden Gate Gdansk'a girdiğini nokta ise Yeşil Kapı the Green Gate de Uzun Pazar'dan geçip Motlawa Nehri'ne ulaştığınız nokta. Yeşil Kapı hiç şüphesiz Gdansk'ta gezilecek yerler içinde dikkati çeken noktalardan biri. Mannerism tarzında inşa edilen bina Antwerp Belediye Binasından bir hayli etkilenmiş. Işıl ışıl parlayan dış cephesini en güzel sekilde sabahın erken saatlerinde görüyorsunuz. Sanirim beni Gdansk'i gezmeye iten şey artık şehirler özdeşleşen ve Gdansk'ın bir zamanlar önemli bir ticaret şehri olduğunu bize çok iyi bir şekilde hatırlatan Vinç 'di. 1442 yılında ahsap vinç yanıp kül olunca 1442-1444 yillari arasında bugün gördüğümüz Vinç Zurow insa edilmiş. Bir zamanlar dünya'nin en büyük vinciymiş. Sadece vinç olarak kullanılmasının yanı sıra güçlü kuleleri ile şehri düşman tehlikesine karşı korumak için de kullanılırmış. Çok ilginç, çok ilgi çekici bir görüntüsü var. Vinç artik çalışmıyor. Müze gezerler için belirteyim Vinç'in içinde Polonya Denizcilik Müzesi var. Bence Gdansk'tan Sopot'a gitmenin en kolay yolu Gdansk'in Gdansk Golowny tren istasyonundan banliyö trenlerine binmek. Eger yazın hafta sonu gitmeyi düşünüyorsanız, Sopot tren biletinizi bir gün öncesinden alın. Çünkü Sopot yazlıkçılar arasında çok popüler bir sayfiye yeri ve aynı gün bilet almak isterseniz tren istasyonunda inanılmaz uzun bir bilet kuyruğu var. Az önce de belirttiğim gibi Sopot bir sayfiye yeri ve koskocaman bir plaji var. Eger serinlemek isterseniz, Baltık Denizi'nin sakin sularında yüzmek isterseniz, terliklerinizi havlularınızı yanınıza almayı unutmayın. Sopot'un en popüler atraksiyonu ise hiç şüphesiz Sopot Iskelesi. Sopot Iskelesi Avrupa'nin en uzun ahşap iskelesi. Avrupa'nın en uzun iskelesini merak edenler için hemen söyleyeyim. Ingiltere'nin Southend Iskelesi Avrupa'nin en uzun iskelesi."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/09/10/stockholm-gezi-rehberi-ve-stockholm-gezilece", "text": "İsveç'in güzel baskenti Stockholm gezi rehberime hoşgeldiniz. 2004 yılında Finlandiya'dan Stockholm'e feribot ile vardığım gün bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Stockholm'de söyle bir dolanıp yoluma devam etmeye karar verdim. Bu Stockholm gezisi sonradasında İsveç'e gittiğimi bile unuttum. Turku gezisi ile başlayan Baltık ülkeleri gezisini uzatıp yeniden bir Stockholm gezisi planlamaya karar verdim. İyi ki öyle yapmışım çünkü Stockholm'ü daha iyi gezebildim. Stockholm'de gezilecek yerler, Stockholm Pass almak gerekir mi ? Stockholm'e nasıl gidilir ? Stockholm'de nerede kalınır ? ve diğer pratik bilgileri içeren İsveç Stockholm gezi rehberimde. Stockholm, İsveç'in doğu kıyısında Malaren Gölü ile Baltık Deniz'nin buluştuğu noktada yer alıyor. Stockholm'ün merkezi ise 14 tane ana adadan oluşuyor. Stockholm, yüksek yaşam standartı ile sadece Avrupa'ya değil, dünya'ya da örnek şehirlerden biri. Ekonomisi bir tek beton ekonomisine dayalı olmayan İsveç'teki bu yüksek yaşam standardı tabiki bir tesadüf değil. H&M ve Ikea gibi dünyaca ünlü markaları, ABBA gibi müzik efsaneleri, Ingrid Bergman gibi oscarlı oyuncuları ile hem ürünlerini hem kültürlerini hem de müziklerini tüm dünyaya tanıtmayı bilmişler. Stockholm'de gezilecek yerlere geçmeden önce Stockholm'ün bölgelerinden bahsetmem gerekiyor sanırım. Pek çok Stockholm gezi blogunda Normalm, Gamla Stan, Djugarden, Södermalm ayrı ayrı anlatılıyor. Sanırım bu da biraz insanın gözünü korkutuyor. Oysa ki Gamla Stan ve Normalm arasındaki bir köprüden geçtiğiniz zaman farketmeden bir adadan bir diğer adaya geçiyorsunuz. Djugarden ve Södermalm Gamla Stan'dan biraz daha uzakta kalıyor. Gamla Stan'dan Södermalm bölgesine giden köprüde tadilat olduğu için oraya yürüyemedim ve şehir içinde toplu taşıma ile gittiğim tek yer Södermalm bölgesi oldu. Södermalm'ı çok beğendim. Kesinlikle ayrı bir başlık altında anlatmakta fayda var. Asagidaki haritadan Stockholm'de gezilecek belli basli yerlere bakabilirsiniz. İşte Stockholm'de gezilecek yerler ve hazırladığım kısa videom. Play düğmesine basmayı unutmayın. Otelime check in yaptıktan sonra gezilecek yerler arasında Stockholm'ün olmaz ise olmazı Gamla Stan ile başladım. 2004'deki gezimden de aklımda kalan tek yer Gamla Standı zaten. \"Eski Kasaba\" anlamına gelen Gamla Stan, dar ve şirin sokaklarıyla, birbirinden güzel kafeleriyle buraya gelen turistlerin vazgeçilmez noktası. Gelin Stockholm'ün güzel Gamla Stan'da gezilecek yerelere biraz daha yakından bakalım. Büyük Meydan anlamına gelen Stortorget 800 yil boyunca Stockholm'deki pazar yeriymiş. Stortorget'te, kafeler ve hediyelik eşya dükkanları var. Günümüzde renkli renkli şirin yapıları ile içimize huzun veren Stortoget Meydani, bir zamanlar İsveç tarihinin en acımasız, en kanlı olaylarından birine tanıklık etmiş. Stockholm Kan Banyosu olarak bilinen olayda Danimarkalı Krali 2. Kristian'nin emri ile burası basılmış ve önemli devlet adamalari ya asilmis ya kesilmiş. Bir efsaneye göre, bu katliamın yıldönümünde yağmur yağarsa, meydanın eski taşları kızarırmış. Stortorget Meydanına gelirseniz ayrıca Nobel Müzesi'ne de bir uğrayın derim. Gamla Stan'daki en eski ve Isveç Kraliyet ailesinin de düğün törenlerinin yapıldığı Stockholm'ün en önemli kilisesi. Stockholm'de gezilecek yerler içinde belki de en popüler nokta. 1700'lu yıllarda barok tarzda insa edilen Stockholm Kraliyet Sarayi Avrupa'daki en büyük saraylardan biri. 7 katli ve 600 odalı sarayi gezmek birkaç saatinizi alacaktir. Ben Kraliyet Sarayına gitmedim. Onun yerine tercihimi UNESCO Dünya Mirası olan Drottningholm Sarayı'nı gezmekten yana kullandım. Onunla ilgili bilgiyi yazımın ilerleyen bölümlerinde okuyabilirsiniz. - Stockholm Kraliyet Sarayı her gün 10:00 16:00 saatleri arasında ziyarete açık. - Giriş ücreti 140 Isveç Kronu. Rezervasyon için buraya tıklayın. Kilise kendisi ile aynı adı taşıyan Riddarholmen Adasında yer aliyor. Bu önemli kilise, 1807 yılında lağvedilerek kilise olmaktan çikartilarak kraliyet ailelerinin gömüldüğü mezarlığa dönüştülmüş. Kral Gustave ve Kraliçe Kristina gibi önemli tarihi isimlerin mezarları burada bulunuyor. Ridderholm Kilisesini görmeye geldiğimde kapalıydı ancak kilisenin çevresinde de birbirinde güzel yapılar var. Ayrıca Ridderholm Adası'ndan Södermalm'ın manzarası tek kelime ile harika. Stockholm gezinizde hiç bir ücret ödemeden görebileceginiz güzel yerlerden biri de Skeppsholmen Adası. Baltık Denizinde Gamla Stan ile Djugarden arasında yer alan Skeppsholmen Adasına Stockholm'e vardığım ilk akşam geldim. Skeppsholmen Köprüsünden geçip adaya ulaştım. Steppsholmen Köprüsünden diğer adaların manzarası gerçekten çok güzel. Ayrıca Köprünün üstünde yer alan \"Altin Taç\" gün batımında ışıl ışıl parlıyordu. Stockholm Kraliyet Saray'ına gitmediğimi belirtmiştim, \"Eğer saray gezeceksem bu Drottningholm Sarayı olmalı\" dedim. Bunun en büyük sebebi ise buranın UNESCO Dünya Mirasi olması ve yazılarımı takip edenler bilir UNESCO Dünya Mirasları ilgi alanım. Neyse, Drottningholm Sarayı UNESCO olması yanından gerçekten gidilip gezilmesi gereken çok güzel bir saray. Deniz kenarında olmasından mıdır bilemiyorum ama bana Dolmabahçe Sarayını hatırlattı biraz. Bu güzel saray üç ayrı bölümden oluşuyor. - Drottningholm Sarayı Isvec Kraliyet ailesinin özel rezidansi olan Drottningholm Sarayı 1600'lerde inşa edilmiş. Yılın her günü halka açık olan devasa bahçesi bana biraz Versailles Sarayın'ı hatırlattı. Lovon Adasında yer alan Drottningholm Sarayı \" Kraliçe'nın Adası\" anlamına geliyor. Her gittiğiniz oda birbirinden güzel odalara açılıyor. Beni burada bekleyen en büyük sürpriz ise Sultan 1. Abdulmecid'in portresi oldu. - Tiyatro Drottnighholm Sarayı'nın Tiyatrosu 18. yüzyıla ait ve halen işler durumda olan ender tiyatrolardan. Tamamı ahşap olan tiyatro günümüzde halen tiyatro oyunları için kullanılıyor. Drottningholm Sarayı'nın UNESCO Dunya Mirasi olmasına neden iki yapıdan da biri. Tiyatro bölümünün biletlerini saray gezisinin bir parçası olarak alabileceğiniz gibi tek olarak da sarayın hediye dükkanındaki gişelerinden de satın alabilirsiniz. Bir hatırlatma. Tiyatroyu sadece gurup turla gezebiliyorsunuz. Ingilizce turlar ise her saat başı. - Çin Pavilyonu, Chinese Pavilion Drottningholm Sarayını UNESCO Dünya Mirası yapan yapılar Çin Pavilyonu ve Tiyatro. Eğer buralara kadar geldiyseniz görmemezlik etmeyin. Pavilyonun yapıldığı dönemde Uzak Dogu çok egzotik, çok sofistike olarak görülüyormuş. Çin mimarisinden esinlenilen bu bölüm saraya daha sonraki yillarda eklenmiş. Gerçekten çok etkileyici. Ana binadan 10-15 dakika uzakta. Mutlaka kulaklıkla Çin Pavilyonu ile bilgiyi dinleyin. Stockholm'den Drottninholm Saray'ına gidiş son derece kolay. Stockholm Merkez Istayonunda metroya binmek. 17 No'lu Yeşil Hatta binip Brommaplan Metro istasyonunda iniyorsunuz. Metro istasyonun hemen dışında bekleyen ve Drottingholm yazan mavi 176, 177 no'nu otobüslere ya da kırmızı 301, 312 no'lu otobüslere biniyorsunuz. Ben böyle yaptım. Bu şekilde Stockholm şehir merkezinden saraya gidişim 45 dakika sürdü. Buraya gitmenin bir diğer yolu ise vapurla. Eğer Stockholm Pass'iniz varsa Stockholm Belediye Binasi'nin önünden kalkan vapurlar sizi Sarayın önüne kadar geliyorsunuz. Vapurla buraya gelişiniz 1 saat sürüyor. Vapur bileti gidiş dönüş 230 İsveç Kronu. Öncelikle hemen belirteyim. Drottningholm Sarayı'nın bahçesine girmek ve dolaşmak serbest herhangi bir ücret ödemeniz gerekmiyor. Ama buraya kadar gittiyseniz Sarayı da ziyaret etmenizi öneririm. Vasa Muzesine gidip gitmemek konusunda karasızdım. Drottningholm Sarayı gezinden sonra şehir merkezine varınca müzeler adası olarak da bilinen Djugarden'a doğru yürümeye başladım. Hava da hafiften çiseler gibi olunca Vasa Müzesine gitmeye karar verdim. Iyi de ettim. Çünkü gerçekten çok güzel. Batık haldeyken çıkartılıp restore edilen geminin yani sıra belgesel izleyebileceğiniz bir de sinema salonu var. Kesinlikle gidip görülmesi gereken bir müze. İster tek başınıza ister ailece olsun çok keyif alabilirsiniz. Vasa Müzenin ücreti 150 İsveç Kronu. Stockholm Pass ile bedava. 1916 yılında inşa edilen Stockholm Belediye Binasi 106 metre uzunluğundaki kulesiyle şehrin ikonik yapılarından biri. Stockholm Belediye Binasinin bahçesinde hiç bir ücret ödemeden gezebilirsiniz. Eğer Stockholm'ün güzel manzarasını görmek isterseniz Belediye Binasi'in kulesine çıkmanızı tavsiye ederim. Stockholm Belediye Binasının kulesine çikabilmek için 120 Isveç Kronu ödemeniz gerekiyor. Stockholm Pass ile bedava. Kraliçe Caddesi anlamına gelen Drottninggatan Caddesi Stockholm'ün en kalabalık en yogun caddelerrinden biri. Normalm bölgesinden başlayan ve trafige kapalı olan Drottninggatan caddesi T-Central ve pek çok mağaza ve kafenin bulunduğu noktadan geçerek Gamla Stan'a ulaşıyor. Stockholm olduça pahalı bir şehir ancak Drottninggatan Caddesi üzerinde her keseye uygun bir şeyler mümkün. Buraya tıklayarak caddenin konumuna haritafa bakabilirsiniz. \"Koruluk Mezarlığı\" anlamına gelen Skogskyrkogarden Mezarligi icin UNESCO \"Doğanın ve Mimarinin kusursuz uyumu\" demiş ve 1994 yilinda UNESCO Dunya Mirası olarak yazdırılmış. Ünlü oyuncu Greta Garbo gibi sinema, edebiyat, sanat alanlarında pek çok önemli İsveçli isim burada gömülü. Skogskyrkogarden Mezarligi, Stockholm'um sehir merkezinin biraz dışında ama uzak değild. Buraya T-Centralen istasyonundan yeşil hatlarla gelebilirsiniz. Farsta Strand istikametinde Skogskyrkogarden istasyonunda inin. Skogskyrkogarden metro istasyonundan cıkınca sağa dönün. Mezarlık tren istasyonundan 5 dakikalik bir yürüme mesafesinde. Biliyorum mezarlık gezme fikri biraz tuhaf görünüyor ama Stockholm'de bedava atraksiyon gezmek isteyenler burayı kaçırmayım."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/10/04/sao-tome-ve-principe-gezi-rehberi-sao-tome-ve-principe-gezilecek-yerler-afrika-gezi", "text": "Sao Tome ve Principe gezi rehberime hoşgeldiniz. Sao Tome ve Principe, Afrika'nın küçük bir özeti sanki. Tropikal, kolonyal ve fakir. Ama her türlü zorlu yaşam koşuluna rağmen güler yüzlü insanların ülkesi. Kendisi gibi eski bir Portekiz kolonisi olan Yesil Burun Adalari gezisinden bu yana Sao Tome ve Principe gezisi aklımdaydı. Yeni bir Afrika gezisi planı ancak bu yıla nasip oldu. Bol bol kahve içip çikolata yemenin yanı sıra gözlerim adeta yeşile ve maviye doydu. Bir yandan Sao Tome Adası'ndaki yasamı gözlemlerken bir yandan da kendi \"modern\" yaşamlarımızı da sorguladım. Sao Tome ve Principe'ye nasıl gidilir? Sao Tome ve Principe 'de gezilecek yerler nerelerdir ? Sao Tome ve Principe gezisi için diğer pratik bilgiler Sao Tome ve Principe gezi rehberimde. Afrika'nın haritasına bakınca Sao Tome ve Principe'yi göremediyseniz sakin kendinizi suçlamayın. Zaten Sao Tome ve Principe harita üstünde böyle hop diye görülmüyor. Çünkü Sao Tome ve Principe, Seyşellerden sonra Afrika'nin en küçük ikinci ülkesi. Batı Afrika'da Gine körfezinde yer alan ülkeye en yakın ülkelerden biri de Gana. Bu nedenle Sao Tome ve Principe'ye gelen uçaklar öncelikle Gana'ya uğruyor sonra buraya geliyor. Sao Tome ve Principe, 1400'lerde Portekizliler tarafından keşfedilmiş ve Sao Tome'deki ilk yerleşim merkezi 1493 de Alvaro Caminho tarafinda Portekiz Krallığı adına kurulmuş. Iki volkanik adadan ve birkaç küçük adacıktan oluşan ülkenin toprakları çok verimli. Sao Tome'nin verimli topraklarını farkeden Portekizliler, zaman içinde Brazilya'dan kahve, kakoa, seker kamışı getirmiş ve isçi ihtiyacını karşılamak için Afrika'dan buraya getirilen köleleri çalıştırmışlar. Sonraki yıllarda Sao Tome ve Principe Karayiplere gönderilen kölelerin geçiş noktası haline gelmiş. 1974 yılında Portekiz'deki askeri cuntanın sona ermesinden sonra 1975 yılında ada halkı bağımsızlığına kavuşmuş. Kavuşmuşlar ama ellerinde hiçbir şey olmadan. Portekiz yıllarca sömürdüğü Sao Tome ve Principe 'de neredeyse hiçbir yatırım yapmamış. Sao Tome'nin büyük şehirlerinin dışındaki evlerde halen su yok. Köy halkı, ortak musluklardan doldurdukları bidonlarla evlerine su taşıyor, kadınlar nehirlerde çamaşır yıkayıp taşların üstünde çamaşırlarını kurutuyor. Ama herşeyde daha önemlisi ülkedeki sömürü gerçekte bitmiş değil. Bütün oteller, barlar, restoranlar Portekizlilere ait ve kimi yerlerde çalışanlara iyi davranmadıkları gözlerden kaçmıyor. Pek çok gıda ve temizlik malzemesi ise tahmin edeceğiniz üzere Avrupa'dan geliyor. Aşağıdaki kısa videoya size Sao Tome gezim hakkında az da olsa fikir verecek. Sao Tome ve Principe'de gezilecek yerler salında bir bakıma doğayla iç içe olmak demek. Kahve ve çikolata üretim çiftliklerinin yanı sıra kolonyal yapılar ve ilgilenenler için de bol bol plaj var. Sao Tome ve Principe gezisini deniz kum güneş gezisi yerine bir kültür gezisi şeklinde planladım. 5 günlük gezide mümkün olduğu kadar çok yer görmeye çalıştım. Gezi yazılarımı takip edenler çok iyi bilirler sürücü belgem yok. Sao Tome'de de toplu taşıma yok. Bu nedenle bana ülkeyi gezebilmek içi bir tur şirketi ayarladım ve çok memnum kaldım. Sao Tome'de araba kiralamak isteyenler gerekli bilgiyi yazımın geri kalanında bulabilirler."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/10/23/rolas-adasi-ekvator-dunyanin-ortasi-sao-tome-ve-principede-gezilece", "text": "Rolas Adası- Ilhue de Rolas gezi rehberime hoşgeldiniz. Rolas Adası, Sao Tome ve Principe, gezisinde mutlaka keşfetmeniz gereken eşsiz bir ada ve ayrıca Rolas Adası gezisi Sao Tome Adasinin güneyinde gezilecek yerlere de biraz daha detaylı bir bakış. Daha once okumamis olanlar Sao Tome ve Principe Gezi rehberim buradan ulaşabilirler. Rolas Adası ya da Portekizce adıyla Ilhue De Rolas Sao Tome ve Principe'nin güneyinde bulunuyor. Eğer tam konum belirtmemi isterseniz 0 0'0 N 6 31'25 E. Evet çünkü Rolas Adasi ekvator çizgisinin geçtiği noktada bulunuyor. Sao Tome'den buraya herhangi bir toplu taşıma yok. Ya araba kiralayacasınız ya da taksi ile Porto Alegre köyüne geleceksiniz. Buradan da kayıklar ile Rolas Adasına gidiyorsunuz. Kayık ucreti 35 Euro. Pek de ucuz sayılmaz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/11/01/bonn-koln-gezi-rehberi-almanya-bonn-koln-gezilece", "text": "Almanya Bonn Köln gezi rehberime hoşgeldiniz. Bir zamanlar bir Doğu Almanya, bir de Batı Almanya vardı. Artık pek çoğumuz hatırlamasa da Bonn, o Batı Almanya'nın baskentiydi. Bonn ve Köln iki komşu şehir ve birinden birini ziyaret etmesem ayıp ederdim. Özellikle Almanya'nin güzel mi güzel noel pazarlarının kurulu olduğu bir dönemde. Bonn'da ve Köln'de gezilecek yerler nerelerdir? Bonn / Köln nasil gidilir? nerede kalinir? Havaalanı ulaşımı ve diğer pratik bilgiler Bonn / Köln gezi rehberim. Bonn ve Köln gezisi çok kısa bir gezi oldu. Ancak her iki şehirde de festival atmosferini solumak gerçekten çok güzeldi. Ayrıca böyle kısa ve öz gezileri seviyorum. Çünkü daha unutulmaz oluyorlar. Elbette, Almanya'da gezilecek yerler denilince akla ilk olarak Bonn gelmiyor. Ancak Bonn'da kisa bir hafta sonu gezisi çin yeteri kadar gezilecek yer var. Düsseldorf, Bonn ve Köln Almanya'nın Kuzey Ren Westphalia adlı eyaletinde bulunuyorlar. Üç şehir, özellikle de Bonn ve Köln, birbirine çok yakin. Eger bir Köln gezisi planlıyorsanız, ne yapıp edip Bonn'u da gezilecek yerler listenize ekleyin. Gelelim benim Köln Bonn gezime. Köln Bonn Havaalanindan disari çıkınca otobüse binip Bonn'un şehir merkezine gittim. Bu otobüs yolculuğu yaklaşık 30 dakika sürüyor. Şehir merkezine varınca hiç vakit kaybetmeden Bonn'u gezmeye başladım. Peki Köln Bonn Havaalanından şehir merkezine nasıl gidilir? Bununla ilgili bilgiyi yazımın ilerleyen bölümlerinde bulabilirsiniz. Bonn'da gezilecek yerler listemdeki ilk yer Bonn'un Eski Belediye Binasi oldu. Rokoko tarzda inşa edilen Belediye binası altın yaldızlı işlemeleriyle hemen dikkati çekiyor. Belediye Binası, Nelson Mandela, Mihail Gorbachov, Charles De Gaulle gibi pek çok önemli isme ev sahipliği yapmış. Bonn gezisinde klasik müzik severlerin kaçırmamasın gereken bir yer de Beethoven'ın Evi. Bir 18. yüzyıl bestecisi olan Ludwig van Beethoven, Bonn'un en önemli isimlerinden de biri. Beethoven'in müzeye dönüştürülen evinde, el yazmaları, notalar, enstrümanlar, sanat eserleri ve bestecinin hayatı hakkında çeşitli bilgiler yer alıyor. Beethoven'in çocukluğunun geçtiği bu evin çok güzel bir sekilde korunmuş olan odalarında dolaşın ve Beethoven'ın elyazmalarına yansıyan dehasına hayran olun. Ayrica binanın bahcesi de cok guzel. Eksantrik bestecinin hayatının farklı aşamalarını gösteren bir büst koleksiyonu da sizi bekliyor. Müzenin açılış saatleri hafta içi 10:00 18:00 ve hafta sonu 11:00 17:00 arası. Giriş ücreti ise 6 Euro. Almanya Bonn gezinizi noel öncesi gerçeklestirirseniz, Münsterplatz Meydan'inda Beethoven Anıtının yanı sıra şirinn mi şirin Noel pazarlarını bulacaksınız. Beethoven Anıtı, ünlü bestecinin doğdugu Bonn'da, Bonn'un tarihi merkezinin tam kalbinde büyük bir ihtişamla duruyor. Bu büyük bronz heykel, 1845 yılında bestecinin doğumunun 75. yıldönümü için hazırlanmış ve ilk kez kutlanan Beethoven Festivali'inde ziyaretçilere tanıtılmış. Heykel, bestecinin ilham aldığı bir anını tasvir ediyor. Heykelde Beethoven, yukarı doğru bakıyor ve elinde kalem ve defterle müzik bestelerken görülüyor. Avrupa'da noel pazarları dediniz mi bence Almanya bu konuda bir numara. Hatta Almanya'nın noel pazarları o kadar popüler ki çeşitli seyahat şirketleri Noel pazarı turları bile düzenleniyor. Bonn geziniz Noel öncesine denk gelirse, mutlaka noel pazarlarına bir gözatın. Köln müzeleriyle meydanlarıyla başlı başına gezilmeyi hak eden bir şehir. Ama benim gibi zamanı kısıtlı olanlar için iki şehri birleştirip ekspres bir gezi yapmak daha mantıklı. Ne de olsa Bonn ve Köln arası trenle sadece 30 dakika kadar sürüyor. Köln'de gezilecek yerlere biraz daha yakından bakalım. Bonn'dan Köln'e trenle vardığımda beni ilk olarak upuzun kulesiyle Köln Katedrali karsiladi. Köln Katedrali o kadar büyük ki zaten görmemem olanaksızdı. Köln Katedrali 1248 1880 yillari arasinda insa edilmiş ve halihazirda dünyanın en yüksek Katolik katedrali. Her gün binlerce ziyaretçiyi çeken katedralin girişinücretsiz. Ancak katedralin kulesine çıkmak isterseniz 3 Euro ödemeniz gerekiyor. Köln Katedrali, Mayis Ekim aylarında saat 21:00'e, Kasım Nisan aylarında ise 19:30'a kadar açık. Köln Katedrali'ni önemli yapan unsurlardan biri de Üç Kutsal Kral'in Türbesi de burada bulunuyor olmasi. Gotik mimarinin başyapıtlarından biri kabul edilen Köln Katedrali 1996 yılından beri UNESCO Dünya Mirasi listesinde. Köln'ün tarihi kasabasının güneyinde bulunan Nuemarkt, Köln'de bulunan en büyük meydan. Burada noel zamanı devasa noel pazarları kuruluyor. Yine ayrıca kış aylarında paten pisti de var. Neumarkt'i kesinlikle kaçırmayın. Köln Neumark Meydani'nının tam ortasından Prusya kralı 3. Friedrich Wilhelm'e adanan heybetli bir heykel göreceksiniz. Şehir için oldukça önemli olan bu anıt Almanya'da noel pazarlarının gölgesinde kalabilir. Eğer Köln geziniz Noel pazarlarına denk gelmiyorsa, heykeli yakından inceleyin."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/12/11/reykjavik-gezi-rehberi-guney-izlanda-gezilece", "text": "İzlanda'da gezilecek yerlere geçmeden önce bu yıl gerçekleştirdiğim gezi planımı nasıl yaptım onu anlatayım. Reykjavik'e 2002'nin aralık ayında gittiğimde onlarca fotoğraf çektim. O zamanlar ögrenciydim ve sadece kullan at kameram vardı. Aralık ayında hava bir türlü aydınlanmıyor. İşte o Reykjavik gezisinde çektiğim bütün fotoğraflar karanlık çıktı. Hem yeni fotograflar çekmek hem de daha önce görmediğim yerleri keşfetmek için İzlanda'ya yeniden gitmeye karar verdim. Ama bu kez haziran ayında. İzlanda'yı bir kez gitmek çok yerinde bir karar oldu. İnanın İzlanda'nın küçük kasabalarının arasından, geçerken tası tarağı satıp gidip tereyağı falan mi üretmeye başlasam diye düşünmeden edemedim 😂😂👍👍. Aşağıda İzlanda gezisinden sonra hazırladığım kısa videoyu paylaştım. Tıklamayı unutmayın. İzlanda'ya yılın her döneminde gidebilirsiniz. Ülkenin her yeri ayrı güzel. Ama hem aralık hem de haziran ayında İzlanda'yı gezme fırsatı bulduğum için kesinlikle yazın seyahat edin derdim. Eğer tek istediğiniz kuzey ışıklarını görmekse bence İzlanda'yı değil de Norveç'i tercih edin. Çünkü İzlanda, İskandinavdaki en güzel, en özel ülke ve gezilecek yerleri nevi şahsına münhasır. Bir tek Kuzey ışıkları için İzlanda'ya gittiğinizde yolların kapalı olduğunu, şelalerin donduğunu, günlerin son derece kısa olduğunu göreceksiniz. Kuzey ışıklarını görmek için İzlanda'yı tercih ederseniz, güneşin tamamen battığı Ekim ve Mart ayları arasındaki dönemi seçin. Bir hatırlatma Kuzey ışıkları ancak havanın bulutlu olmadığı zamanlada net bir şekilde görülebiliyor. İzlanda'da gezilecek yerleri kabaca Reykjavik, Güney İzlanda ve çok popüler olan Golden Circle Turu şeklinde üçe ayırabiliriz. Elbette İzlanda'da gezilecek görülecek yerler sadece bunlarla sınırlı değil. Ancak, İzlanda'ya ilk kez gidecek ve zamanı kısıtlı olanlara tavsiyem, İzlanda gezi rotalarını Reykjavik, Güney İzlanda Turu ve Golden Circle Turu şeklinde planlamaları. Eğer burada üç dört günden daha fazla kalacaksanız, benim halen gidip göremediğim Akureyri, Isafjordur ve Westman Adalarını da İzlanda gezi rotasına ekleyebilirsiniz. 2019 yılındaki gezimde, 2002'de gezip aşık olduğumdan çok farklı bir Reyjavik ile karşılaştım. Özellikle 2008'deki ekonomik krizinden sonra uçak biletleri çok ucuzladı. Bu nedenle İzlanda'da tam bir turizm patlaması yaşandı. Artık gittiğiniz her yerde büyük turist kafileleriyle karşılaşıyorsunuz. Avrupa'dan çalışmaya gelen expatler için de pek çok konut inşa edilmiş. İtiraf etmeliyim \"Avrupa'nın en şirin başkenti\" lakaplı Reykjavik yeni inşa edilen yüksek binaların eline teslim olmuş. Bu da beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. İzlanda'da ve baskent Rejkjavik'te gezilecek yerler şöyle, Jeotermal suları olan İzlanda'da mutlaka gezilecek yerler listesinde olması gereken bir yer hiç kuşkusuz Blue Lagoon. Blue Lagoon, Keflavik Havalimanı ve Reykjavik arasında yer alıyor. Bu nedenle ya havaalanından Reykjavik'e giderken ya da Reykjavik'ten havaalanına dönerken Blue Lagoon'a uğrarsanız, İzlanda'daki zamanınızı en etkin şekilde kullanabilirsiniz. Blue Lagoon, Keflavik Havaalanı ve Reykjavik arasında yer alıyor. Araba kiralayarak ya da Grey Line ve Destination Blue Lagoon gibi otobüs firmalarını kullanarak Blue Lagoon'a çcok kolaylıkla gelebilirsiniz. Destination Blue Lagoon firması Blue Lagoon'un resmi ortağı. Rezervasyonlarınızı Otobus + Blue Lagoon şeklinde yapabilirsiniz. Ben de biletlerimi bu şekilde aldım. Biletinizi internetten ayırtın. Rezervasyonunuzun bir çıktısı mutlaka yanınızda olsun. Tek yön kişi başı ortalama 20 Euro. Blue Lagoon'un güncel bilet fiyatları ve açılış saatleri için buraya tıklayın. Ayrica size belli bir zaman aralığı veriliyor. Spa'ya girişiniz o zaman aralığında olmalı. İçeri bir kez girdikten sona tesiste istediğiniz kadar kalabilirsiniz. Kimse gelip süreniz doldu falan demiyor. Ayrıca içeceğiniz ilk alkollü ya da alkolsüz içecek aldığınız bilet fiyatına dahil. Bu arada spa'nin kafesinde satılan yiyecekler ve içecekler oldukça fiyatlı. Blue Lagoon'dan Reykavik'e giderken son durak BSI Otobus Durağı. Ama ben ondan bir önceki durakta indim. Hazır hava da güneşliyken hem biraz yürüdüm hem de Reykjavik'in sembolik yapılarıdan olan Hallgrimskirkja Kilisesi'ne gittim. 75 metre yüksekliğindeki kilise son derece minimalist bir şekilde dekore edilmiş. Bu Luteran kilisesi Reykjavik'teki en yüksek bina. 800 İzlanda Kronu karşılığında kilisenin çan kulesine çıkabiliyorsunuz. Kuleden evlerin renkli renkli çatılarını görmek ayrı bir keyif. Reykjavik bu manzara \" Avrupa'nın en şirin başkenti \" lakabını hakediyor. Ayrıca bu gezimde gidemediğim Perlan'ı da buradan çok rahatlıkla görebildim. Bilmeyenler için belirteyim Perlan dönen cam kubbeli bir müze ve sergi sarayı. Bir zamanlar İzlandalı kadınlar sıcak sularda çamaşır yıkmak için geldiği caddeye Laugavegur yani \" Su Yolu \" adı verilmiş. Laugavegur Reykjavik'in en eski caddelerinden biri. Yazları ve özel törenlerin olduğu dönemlerde Laugavegur Caddesi trafiğe kapalı. Birbirinden şirin dükkanlar ve kafeler var. 2002 yılındaki gezim noel öncesiydi. Noel ışıkları ve süslerde gerçekten çok güzeldi. Modern sanatlar ve ilginç heykeller denilince, Nordik ülkeleri bu konuda bir numara. İzlanda'da da bu kural değişmiyor. Reykjavik'te heykeller ve ilginç sanat çalışmaları gözlerden kaçmıyor. Picassovari heykellere bakarken \" acaba ne anlatıyor\" diye düşünmeden edemiyorsunuz. Bu güzel heykellerin bir kısmı Tjornin Gölü'nün ve yeni rıhtımın çevresinde sizleri bekliyor. Şehrin tam kalbinde yer alan Tjörnin Gölünü Reykjavik Gezisinde es geçmek mümkün değil. Tjörnin Gölü'nün çevresinde Belediye Binası, Free Church ve birbirinden şirin evler yer alıyor. Tjörnin Gölü'nü özellikle gün batımında ziyaret edin. Kesinlikle çok güzel manzaralara tanık olacaksınız. Aksamüstü martıları besleyen bir adamcağız şu şekilde kamerama yakalandı. İzlanda gezisi dediniz mi hiç şüphesiz akıllara ilk olarak Golden Circle Turu geliyor. Golden Circle turunda gezilecek yerler genellikle başkent Reyjavik'e oldukça yakın. Bunların bir kısmını araba kiralayarak, hop on hop off sighseing otobüsleri ile ya da organize turlarla yapabilirsiniz. İzlanda Golden Circle turunda gezilecek yerlere biraz daha yakından bakalım. 2002'deki Izlanda gezimde neden Thingvellier Ulusal Parkına gelmedim bilmiyorum... Burası kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yer... Yani iki kıta arasında yürümek ya da yüzmek farklı deneyimler vadediyor. İzlanda'da gezilecek yerler listeniz mutlaka olmalı. Avrupa'nın ve Amerika'nın ve birbirinden ayrıldığı bu nokta, İzlanda'nın ne kadar genç bir ülke olduğunu bizlere gösteriyor. UNESCO Dunya Mirası'nın koruması altına alınan Thingvellier ulusal Parkı'nda Avrupa'nın en eski parlemantosu yer alıyor. Man Adasi Gezi Rehberi'mi okuyanlar hatırlayacaktır. Manliler de kendi parlamentolarının dünyanın en eski parlametosu olduğunu iddia ediyor. Thingvellir Ulusal Parkındaki gezime Amerika ve Avrupa'nın birbirinden ayrıldığı noktada başladım. Bu noktaya Almannagja adı veriliyor. 7.7 km uzunluğunda 68 metre genişliğindeki Almannagja, Kuzey Amerika tektonik platelerini doğu ve Avrasya tektonik platelerinin batı kısmında bulunuyor. Lögberg ya da hukuk kayası, MS 930'daki ilk parlamento. O dönem hem milletvekillerinin konuştuğu doğal bir platform. Bir seferde üç yıllığına seçilen milletvekilleri meclise kanunları okurlardı. The Law Rock herhangi bir işaret ile belirtilmemiş. Thingvellier'de yürürken gördüğünüz girintili çıkıntılı duvar şeklindeki kaya. Parkın içinde dolaşırken dikkatlerden kaçmayan bir yer de küçük ve sevimli Thingvellier Kilisesi. 1859'da inşa edilen kilesenin çan kulesi Norveç'ten getirilmiş."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2019/12/23/cesky-krumlov-gezi-rehberi-cesky-krumlov-gezilece", "text": "Cesky Krumlov gezi rehberime hoşgeldiniz. Cesky Krumlov, Prag ve Karlovy Vary'den sonra Çek Cumhuriyeti'nde ya da yeni adı ile Çekya'da gezilecek yerler içindeki en popüler yerlerden biri. Hem UNESCO Dünya Mirası olan hem kimi Hollywood filmlerine ev sahipliği yapan Cesky Krumlov son yillarda turistlerin gozdesi kaline geldi. Bence Cesky Krumlov soyle guzel bir hafta sonu gezisini hak ediyor. Cesky Krumlov'a nasıl gidilir ? nerede kalinir ? Cesky Krumlov gezilecek yerler, Prag'dan Cesky Krumlov'a nasıl gidilir ve diğer pratik ile Cesky Krumlov gezi rehberimde. Cesky Krumlov, Prag'dan 172 km ve Prag Vaclav Havel Havaalanından ise 190 km uzakta. Aslına bakarsanız Çesky Krumlov'a Avusturya'nın Linz şehrinden ulaşmak daha kolay. Cunku Linz sehri Cesky Krumlow'dan sadece 87 km uzakta ve CK Shuttle Cesky Krumlov ve Linz şehirleri arasında hizmet veriyor. Neyse, eğer Türkiye'den Cesky Krumlov'a gitmek isterseniz öncelikle Prag'a uçmanız gerekiyor. Buradan Türk Havayolları ve Pegasus Havayollarının sitesinden uçak bileti fiyatlarına bakabilirsiniz. Sizlere önereceğim birkaç şirket var. Bu şirketler hem Prag'dan hem de Prag Havalanından Cesky Krumlov'un şehir merkezine götürüyor. - Student Agency - CK Shutle Cesky Krumlow - Flixbus: Prag tren istasyonundan Student Agency daha ucuz olmasına rağmen varış saatimle otobüslerin kalkış saatleri ile uyuşmadığı daha dogrusu Prag Havaalanina varışımla Cesky Krumlov'a giden otobuslerin kalkış saatlerinin arasında çok kısa bir süre olduğu icin CK Shuttle ile Cesky Krumlov'a gittim. Prag Havaalanı son derece yoğun bir havaalanı ve pasaport kontrolünün önünde çok uzun kuyruklar oluşabiliyor. Bu nedenle pasaport kontrolünde vakit harcayıp otobüsümü kaçırmak istemedim. Cesky Krumlov için gezi planı yaparken bu durumu göz önünde bulundurun. Benim kullandığım CK Shuttle firmasi Student Agency'e göre biraz daha fiyatlı. Ama CK Shuttle'a binmenin en güzel yanı beni Cesky Krumlov'da konakladığım otelin bulunduğu yer olan Namesti Svornosti Meydanında indirmeleri oldu. Böylece otelimi aramakla vakit kaybetmedim. Öğlene doğru Prag Havaalanına vardım. Ancak 1 saatimi havalanında beni Cesky Krumlow'un tarihi şehir merkezine götürecek olan shutteli bekleyerek geçirdim. Havaalanı- Cesky Krumlov arasi 2 saat 20 dakika kadar sürüyor. Kaldığım hotele yerleştikten sonra soluğu hemen Cesky Krumlov'un sokaklarında aldım. Cesky Krumlov'un şehir merkezine gelenlerin karşılayan ilk yer Namesti Svornosti Meydanı oluyor. Regngarenk evlerin yanı sıra Bakire Meryem heykelinin bulunduğu sütun meydana gelenlerin uğrak yeri. Meydan Restorantlar ile çevrili ayrıca meraklısı için İşkence Müzesi Torture Müseum burada yer alıyor. Çesky Krumlov gibi inişli çıkışlı sokakları bir şehir buranın tadını çıkartmanın ve şehrin güzelliğini görmenin en iyi yolu 85 metre yükseklikteki Cesky Manzara Noktasına gitmek. Şehri yukarıdan görebileceğiniz birkaç manzara terası var. Bunlar Ulica Horni Caddesinde bulunuyor. Burası ayrıca güzel küçük bir park oturup bir şeyler atıştırırken manzaranın tadını çıkartın. Ister Çesky Krumlov'un dar sokakları birbirinden güzel el değmemiş evlerini görmek görmek ister şirin dükkanları ve kafeleri icin olsun Cesky Krumlov'un sokaklarında yürüyün. Pazar sabahı erken saatlerde Çesky Krumlov'un sokaklarını gezerseniz nehir kenarında koşanları, kanolarıyla kürek cekenleri göreceksiniz. Güzelliğini ve gücünü nehirden alan bir şehirde nehrin tadına varmamak büyük bir kayıp olur. Sanırım Cesky Krumlov'da gezilecek en güzel yeri en sona sakladım. UNESCO Dünya Mirası olan sehrin UNESCO'nun koruması altında olan noktalarından biri. Ayrıca Cesky Kalesi Çek Cumhuriyetindeki ikinci en büyük kale. 13. yüzyıldan kalma Çesky Krumlov kalesini görmemeniz mümkün değil. Kalenin son derece ilginç ve değişik işlemeleri ile göz dolduran kulesi neredeyse şehrin her yerinden gözüküyor. Cesky Krumlov kalesinin bir ilginç özelliği de kalenin ayılara ev sahipliği yapması. Yuzyillardi burada birkaç ayıyı tutuyorlarmış. Ancak buraya gelenlerin küçücük dar bir alanda ayıların tutsak olmasından pek memnun olduğunu söyleyemeyeceğim. Neyse ayılar kulenin tam yanında yeralıyor. - Giriş Ücreti : 300 Çek Kronu, Sadece Kuleye çıkmak isterseniz 50 Çek Kronu - Cesky Kalesinin Acilis Saatleri : Cesky Krumlow Kalesi her gün saat 9:00 ile 17:00 arasında açık. Cloak Köprüsü ya da çekçe adı ile \"Plastovy most\" üst kale ile Cesky Kalesinin avlusunu birleştiriyor. Son derece ilginç bir mimariye sahip olan kopru 1600'de burada bulunan ahşap köprünün yerine inşa edilmiş ve Köprünün üstünden şehrin manzarası tek kelime ile harika. Cesky kulesini gezdikten sonra köprünün üstünden kalenin diğer tarafına geçin. Şehir içinde şehir müzesini Krumlov kalesini gezdikten sonra The Cloak Bridge Cloak Köprüsünden geçtikten sonra fark ettim. Neyse, ilginç ya da tuhaf diye nitelendirebileceğimiz metalden heykeller sergileniyor burada. Sergilenen herşey satılık. Meraklısına duyurulur. Cesky Krumlov'da şehir içinde şehir müzesine ek olarak gidebileceğiniz birkaç müze daha. Vaktim olsaydı birinden birine kesinlikle giderdim. - Daha önce St Jobs Kilisesi olarak bilinen tarihi bina kukla muzesine dönüştürülmüş. Buna benzer bir baska kukla muzesi Prag'da da var. Eğer daha once gittiyseniz burayi es gecebilirsiniz. - İşkence Müzesi Londra, Brüksel, Amsterdam gibi Avrupa'nın diger şehirlerinde de gördüğümüz bir başka işkence müzesi. Orta çağ döneminde kullanılan işkence metodları sergileniyor. Bu müzelerden birini gördüğüyseniz zaten bir diğerini de görmüş gibi oluyorsunuz. Daha once İşkence Müzesi görmediyseniz ve vaktiniz ve bütçeniz varsa İşkence Müzesine bir gözatabilirsiniz. İşkence Müzesi Namesti Svornosti Meydanında bulunuyor. Müze, sabah 9:00 aksam 20:00 arasinda ziyarete açık. Müzenin giriş ücreti ise 80 Çek Kronu. Avrupa gezilerimde her zaman tercihim ilk bahar ya da son bahar ayları oluyor. Cesky Krumlov'da sonbaharda bile hava çok güzeldi. Bu nedenle size Eylül ekim aylarını tavsiye ederim. Yazın çok büyük turist kafilerinin geldiğini ve şehirde adım atılamadığını duydum. Zaten sehir halki sirin sehirlerinin turist istilasina ugramasindan pek hosnut degilmis. Neyse, eğer büyük kalabalıklarla gezmeyi sevmiyorsanız yaz aylarını tercih etmeyin. Cesky Krumlov'da yıl boyunca çeşitli festivaller ve kutlamalar düzenleniyor, olur da bu etkinliklerin olduğu dönemde Cesky Krumlov'u ziyaret etmek isterseniz buradan 2020 yılında gerçekleştirilecek olan etkinlikerin listesine ve detaylarına bakabilirsiniz. Mesela benim Cesky Krumlov'da bulunduğum hafta sonu orta çağ kostümleri ile barbeküler yapılıyor, oyunlar oynanıyordu."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/01/03/bologna-gezi-rehberi-bologna-gezilece", "text": "Bologna gezi rehberime hoşgeldiniz. Bologna, geçtiğimiz aylarda yaptığım mini İtalya turunun ilk durağı. İtalyanlar tarafından la rossa, la grassa ve la dotta olarak da adlandırılan Bologna, benim için revakların, kulelerin ve zengin yeme içme seçeneklerinin şehri oldu. Bologna'ya vardığımda şehrin turuncu evleri, piazzaları palazzoları beni sanki hipnotize etti. İddiasız, kendi halinde ama capcanlı bu şehri çok sevdim. Bologna'ya nasıl gidilir ? Bologna'da nerede kalınır ? Bolonya'da gezilecek yerler ? ve İtalya Bologna için gerekli diğer pratik bilgiler Bologna gezi notlarımda. Bologna, İtalya'nın Emilia Romagna bölgesindeki en büyük şehri ve bu bölgenin başkenti. Bologna'nın güneyinde Floransa ve kuzeyinde Venedik bulunuyor. Bu nedenle İtalya'nın pek çok noktasından trenle Bologna'ya çok kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Zaten ben de Bologna'yı gezikten sonra Venedik'e gittim. Venedik Gezi Rehberim icin buraya tiklayin. Pek çoğumuz İtalya'nın Emilia Romagna bölgesini duymamış olabilir ancak Parmigiano-Reggiano peyniri, Parma jambonu, balzamik sirke ve bolonez soslu makarna gurme gezginlerin aşina olduğu tadlar ve tüm bu güzellikler Bologna mutfağından çıkma. Bologna tarihi binaları, şehrin dört bir yanına yayılmış revakları, dünyaca ünlü üniversitesi, turuncu renkleri evleri ile sizileri de hipnotize edeceğinden eminim. Neyse, Bologna'ya sabahın erken saatlerinde vardım. Bitmek bilmeyen pasaport kontrolünden sonra şehir merkezine ulaştım. Bologna Emilia Romagna Havaalanından şehir merkezine nasıl gidilir yazımın geri kalanında bulabilirsiniz. Aşağıda Bologna'da gezilecek yerler hakkında fikir vermesi için kısa bir video paylaşmaktim . Bologna'yı İtalya'nın diğer şehirlerinden ayıran güzellik şehrin toplam 45 km uzunluğundaki revakları İtalyanca adıyla portici. Bologna'ya kendine has özelliği veren kırmızı, turuncu binalarının yanı sıra revaklar Bologna gezisini unutulmaz kılıyor. UNESCO'nun geçici listesinde bulunan Bologna revaklarının bazıları diğerlerinden daha meşhur. Zevkinize en uygun revakları bulup ziyaret etmek size kalmış. Ama bana sorarsanız \" Portico del Pavaglione \" Bologna gezimde gördüğüm en güzel revak. Bologna ile bütünleşen Asenelli ve Garisenda kuleleri namıdiğer İkiz Kuleler ortaçağda inşa edilmişler. Hafiften yıkılacakmış gibi görünseler de merak etmeyin halen sapasağlam ayaktalar. Olur da Bologna'dayken yolunuzu kaybederseniz, şöyle bir gökyüzüne doğru bakın. Çünkü Asinelli Kulesine bakarak yolunuzu bulabilirsiniz. Şehirin tam merkezinde yer alan Asinelli Kulesi neredeyse Bologna'nın her yerinden çok rahatlıkla görülebiliyor. Bologna'nın manzarasına doymak isterseniz 497 basamaklı ve 97 metre yüksekliğindeki Asinelli Kulesine tırmanın. Kulenin giriş ücreti 6 Euro. Eğer Bolongna gezinizi hafta sonu gercekleştiriyorsanız, Asinelli Kulesini ziyaret etmek için biletinizi internetten alın. Çünkü hafta sonları biletler tamamen satılıyormuş. Rezervasyon için buraya tıklayın. Via dell'Indipendenza, Piazza Maggiore ve ana tren istasyonu arasında kalan Bolonya'nin ana alışveriş caddesi. Bologna'nın en yogun en canlı caddesi. Hafta sonları Via dell'Indipendenza'nın şehir meydanına yakın olan kısımları trafiğe kapatılıyor. Bologna orta çağda Maggiore Meydanı- Piazza Maggiore çevresinde kurulmuş ve şehir bu noktadan genişlemiş. Bu muazzam meydan, her zaman sokak gösterileri ve çeşitli etkinlikler ile dolup taşıyor. Aynı zamanda şehir içinde yapılan birçok turun da başlangıç noktası. Maggiore Meydanını çevreleyen tarihi binalar: Palazzo D'Accursio, Palazzo del Podesta ve Palazzo dei Banchi, hepsi Orta Çağ ve Rönesans dönemleri arasında inşa edilmiş ve günümüze kadar gelmiş yapılar. Bologna'da gece gündüz turistin eksik olmadığı Maggiore meydanında müzeler, barlar, kiliseler yer alıyor. Gelin Maggiore Meydanındaki güzelliklere daha yakından bakalım. - Neptün Heykeli Piazza Maggiore'nin hemen yanında Flaman heykeltıraş Giambologna tarafından yapılan 16. yüzyıl Neptün Çeşmesi var. Neptün heykeli o kadar kadar etkileyici ki, Avrupa'daki birçok şehir bunu örnek almış. Su tanrısı olan Neptün aslında pagan inancındaki bir tanrıdır, buna rağmen, papa heykelin buraya inşa edilmesini onaylamış. - San Petronio Bazilikası Sanırım San Petronio Bazilikasi icin Piazza Maggiore'deki en etkileyici bina dersem, hata etmiş olmam. Dünyanın en büyük kiliselerinden biri olan Basilica di San Petronio, ilk olarak latin haçı şeklinde ve Roma'daki St. Peter Kilisesi'nden daha büyük olacak şekilde tasarlanmış. Ancak yapımı 1390'da başlayan bazilikanın yüzyıllar içinde küçültülmesi gerekmiş. Şu anda, bazilikanın cephesinin üst kısmı hala tamamlanmamış olsa da, bazilikanın içine girdiğinizde ne kadar büyük olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Bologna'da sadece kısıtlı zamanınız varsa, burası kısa sürede çok şey görebileceğiniz ve Bologna'yı daha yakından tanıyabileceğiniz bir yer. Quadrilatero bölgesi, Piazza Maggiore'nin hemen dışında ve Bologna'nın antik pazarı ve eski şehrin tam kalbi. Daracık sokaklar, balıkçılar, resoranlar ve kafeler. Bolonya gezisinde Quadrilatero'yu kaçırmayın. Via Pescherie ve Via Drapperie caddeleri arasında kalan bölümde Quadrilatero'nun ilginç mekanlarını görebilirsiniz. Quadrilatero bölgesi tam olarak nerede diye merak eden aşağıdaki haritada sizin için işaretledim. Bologna'da gezilecek yerler içinde biraz es geçilen bir yer de Montagnola Parkı Park Della Montagnola Bolonya'nın şehir merkezinden biraz daha uzakta olan Montagnola Parkı Bolonya'nın Tren istasyonuna çok yakın bir noktada bulunuyor. 1919 yılında yapılan parkın bir bir kısmı revakların üstünde yer alıyor. Bologna'ya vardığım ilk gece Montagnola Parkını gezme şansım oldu. Bologna gezi bloglarında çok bahsedilmese bile burayı gezmenizi tavsiye ederim. Ayrıca parkın bir diğer yaninda şehrin tarihi surlarının kalıntılarını görebilirsiniz. Tam bir ortaçağ şehri Bologna'nin tarihi kapılarından sadece 10 tanesi günümüze kadar gelebilmiş. Bologna gezinizde gidip görebileceğiniz kapılar Castiglione, Santo Stefano, Maggiore, San Vitale, San Donato, Mascarella, Galliera, Lame, San Felice ve Saragozza. Sanırım, Porta Galliera hem çok iyi korunmuş olması hem de merkezi olması nedeniyle bu 10 kapının içinde gidilip görülmesi gereken ilk kapı. Rimini, Emilia Romagna bölgesindeki bir diğer önemli şehir. İtalya'nın sayfiye yeri olarak bilinen Rimini Bolonya'dan trenle 1 saat uzaklıkta. Rimini kesinlikle İtalya gezisinin olmazsa olmazı değil. Ama Bologna gezinizi yaz aylarında gerçekleştirirseniz serinlemek için Rimini'ye gidebilirsiniz. Rimini gezi rehberime buradan ulasabilirsiniz. Bir öğrenci Bologna'da ister istemez her bütçeye uygun bir şeyler bulabiliyorsunuz. Bir zamanlar Bologna tarihi için önemli olan 8. Agosto Meydanında 8. Agosto cuma günleri bit pazarı kuruluyor. Yine aynı meydan da cumartesi günleri ise normal Pazar kuruluyor. Yiyecek, giyecek her türlü mal çok ucuza satılıyor aklınızda olsun. Bologna, italyancada bilge anlamına gelen \"la dotta\" olarak biliniyor. Çünkü Bologna batı dünyasındaki en eski üniversitenin evi. Üniversite mahallesi öğrenci hayatı, kafeleri ve barları ile çok canlı ve hareketli. Venedik gibi olmasa da Bologna'da da irili ufaklı kanallar. Bir zamanlar Bologna'nın kanalları şehrin dört bir yanındaymış ancak geri bir iki kanal kalmış. Ikiz kulelerin kuzeyinde geriye kalan birkaç kanaldan bazılarını görebilirsiniz. Bunlarda en çok bilineni Venedik Penceresi. Ama kanalı görmek için diğer turistler ile boğuşmak istemezseniz. Canale delle Moline kanalına bir göz atın. Burası da en az Venedik Penceresi kadar güzel."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/01/17/venedik-gezi-rehberi-venedik-gezilece", "text": "Venedik gezi rehberime hoş geldiniz. 2017 aralık ayında sağlık sorunları nedeniyle Venedik gezimi son anda iptal edince çok büyük bir hayalkırıklığına uğramıştım. Yıllardır hayalini kurduğum bu Venedik gezisini ancak geçtiğimiz aylarda gerçekleştime şansım oldu. Venedik, yaptığım mini İtalya gezisindeki üçüncü ve son şehir. Bologna'da toplam iki gece geçirdilten sonra trenle Venedik'e geldim. Venedik pahalı yeme içme ve konaklama seçenekleri ile biliniyor. Bu nedenle Venedik'te gezilecek belli başlı yerleri uzun uzun anlatmak yerine Venedik gezisi planlayanlar icin biraz daha pratik bilgilerin olduğu bir Venedik gezi yazısı hazırladım. Gezi notlarımı okuduktan sonra halen kafanıza takılan bir şeyler olursa çekimeden yorum bölümün sorabilirsiniz. Gelelim Venedik'e nasıl gidilir ? Venedik'te yeme içme, nerede kalınır? Özellikle Venedik'te bütçeli gezenlerin çok faydalı bulacağına inanıyorum. İşte Venedik gezi notları. Venedik, İtalyanın Venezia bölgesinde bulunuyor. Ortaçağdaki ülke şehir geleneğinden gelen Venedik her daim bir önemli bir ticaret şehri olmuş. Bu nedenle halen İtalya'nin en zengin şehirlerinden biri. Her yıl yaz kış demeden milyonlarca turisti ağırlayan Venedik \"Battı mı? \" \" Batacak mı ?\" yoksa Venedik'in sular altında kalışı bir şehir efsanesi mi ?\" Kafaları kurcalayan bir soru. Bu soruların cevabını merak edenlere tavsiyem Venedik gezisi sırasında evlerin giriş katlarındaki kapılara biraz daha dikkatli bakmaları. Bu soruların cevabını bulacaklar. Bana sorarsanız Venedik kesinlikle batıyor. Venedik'te gezilecek yerlere geçmeden önce Venedik'te ulaşımdan bahsetmemde fayda var. Öncelikle belirteyim Venedik yürüyerek gezmesi çok keyifli bir şehir. Şehir içindeki Rilato Köprüsü, San Marco Meydanı gibi pek çok güzelliği yürüyerek kesfedebilirsiniz. Ancak Murano, Burano gibi Venedik'in diğer adalarına gitmek isterseniz toplu taşıma araçlarını kullanmanız gerekiyor ve en az birkaç kez şehir içindeki toplu taşıma araçlarına yani vaporettolara bineceğinizden eminim. Venedik'te vaporettoların tek yön gidiş ücreti 7.50 Euro ve biletler valide edildikten sonra 75 dakika geçerli. Oldukça fiyatlı bu nedenle. Benim yaptığım gibi vaporettoları kullanacağınız günü seçin ve o gün için bir günlük seyahat kartı alın. Bilet fiyatları şöyle. - Bir Günlük Kart : 20 Euro - İki Günlük Kart: 30 Euro - Üç Günlük Kart: 40 Euro - Yedi Günlük Kart : 60 Euro Marco Polo Havaalanı ve Venedik sehir merkezi ile bilgileri yazımın geri kalanında bulabilirsiniz. Bologna'da sabah erken saatlerde kaldığım apartmandan ayrılıp trenle Venedik'e vardım. Bu arada halen okumamış olanlar burda Bologna gezi rehberime ulaşabilir. Bir buçuk saat sonra Venedik'in Santa Lucia Tren Istasyonuna vardım. Şansıma Venedik'te cıvıl cıvıl bir hava vardı. Tren istasyonun yanındaki Ponte degli Scalzi Köprüsünden karşıya geçtim. Ponte degli Scalzi Köprüsü, yapımı 1934'te tamamlanan ve Grand Canal üzerindeki dört köprüden biri. Köprü, Venedik'in Santa Croce ve Cannaregio. Küprü üzerinde Gran Canal manzarası tek kelime ile harika. Venedik'te konakladığım otele check-in yapmak için oldukça erkendi. Bu nedenle tren istasyonundan çıktıktan sona yavaş yavaş Venedik'in sokaklarını gezerek otelime doğru yöneldim. Adriyatik Denizi'ndeki pırıl pırıl zümrüt yeşili bir lagünde 118'den fazla ada uzerine kurulu Venedik kanımca hem dünyanın hem İtalya'nın en eşsiz ve unutulmaz şehirlerden biri. Muhteşem kanalları, mermer kaplı görkemli bazilikaları, sanat galerileri, küçük ve şirin meydanlara açılan dar sokakları ile Venedik herkese güzel bir gezi vaadediyor. Venedik gezi rehberine Venedik'in olmazsa olması San marco Meydanı ile başlayalım. Venedik'te gezilecek yerler. Venedik'in yerli halkı tarafından sadece \" El Pizza \" adlandırılan San Marco Meydanina geldiğinizde adeta zamanda bir yolculuğa çıkıyorsunuz. San Marco Meydanınin güzelliğine ve canlılığına hayran kaldım. Bir zamanlar dönemin önemli insanlarının politika ve ticaret konularını görüştüğü San Marco Meydanında artık sabah akşam turist kalabalığı görüyorsunuz. Ama bu bile San Marco Meydanı'nın güzelliğine gölge düşüremiyor. Venedik'le bütünleşen St Mark's Campanile Kulesi'ni şehrin neredeyse hemen her noktasından görebiliyorsunuz. Venedik'in manzarasına doymak isterseniz bir bilet alıp yukarı çıkın. Kule 9:30 19:00 arasında açık ve giriş ücreti 8 Euro. Gelin San Marco Meydanında gezilip görülecek yerlere biraz daha yakından bakalım. İlk olarak 11. yüzyılda inşa edilen San Marco Bazilikası ya da italyanca adıyla Basilica Di San Marco yapılan San Marco Bazilikası adeta bir sanat harikası. San Marco Bazilikasının içini gezmeden önce dışındaki bir birinden güzel yaldızlı işlemlere ve heykellere dikkatlice bakın şöyle bir bakın. San Marco Bazilikasının açılış saati sabah 9: 30. Ancak San Marco Bazilikası'nın içine girmek için muhtemelen Vendik'teki en uzun kuyruklardan birinde beklemeniz gerecek. Skip The Line adı altında sırada beklemeden San Marco Bazilikasına girebileceginiz turlar satılıyor. Vakti olmayan ama bütçesi olanlar için iyi bir seçenek. - Bilet fiyatları 27 Euro. - Buradan bilet fiyatlarina bakabilirsiniz. San Marco Meydanındaki bir diğer güzellik ise eşsiz mimarisiyle Dükler Sarayı. Doge Dük anlamına geliyor ve 14. yüzyılda inşa edilen Dükler Saray'ı dönemin otoritesi olan dükün ikamet etmesi için kurulmuş. Gotik mimariye sahip Dükler Saray'ı ve tarihi hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz mutlaka için gidip görün. Dükler Sarayının önündeki kuyruk en az San Marco Bazilikasınin kuyruğu kadar uzun. - Dükler Sarayı saat 8:30 19:00 arasında açık. - Dükler Sarayı'nin giriş ücreti 28 Euro. - İndirimli biletler 13 Euro. - Dükler Sarayı'nın güncel bilet fiyatlarına ve açılış saatlerine buradan ulaşabilirsiniz. Dükler Sarayı'nın hemen yanında yer alan Ahlar Köprüsüne Venedik'te turistlerin ilgisini çeken bir diğer güzellik. Dükler Sarayı'nı ziyaret ederseniz Venedik'in Ahlar Köprüsünün içinden geçebilirsiniz. Ama Sanırım Ahlar Köprüsünü bu şekilde görmek de yetiyor. Venedik'in Grand Canal'ini görmeminiz mümkün değil. Adı üstünde Büyük Kanal. Venedik gibi irili ufaklı kanallardan oluşan Venedik'in en ünlüsü ve büyüğü Gran Canal. Venedik'in çevreleyen Grand Canal'ı şehrin pek çok ayrı noktasında görebilirsiniz. Bauer Hotel nereden çıktı diye merak edenler için kısaca anlatayım. 2000 yılında Cesur ve Güzel dizisinin bir bölümü burada çekilmişti ve o gün bugündür hiç unutmadım ve Bauer Grenwuld Hoteli Venedik'te gezilecek yerler listeme ekledim. Venedik'te şehrin kalabalığından ve itiş kakışından kaçıp muhteşem Büyük Kanal Manzarası için buraya gelip bahçesinde bir seyler için. Servisleri güzel, manzara süper ama bir bira 10 Euro. - Adres: Piscina S. Moise, 1459, 30124 Venezia VE Santa Maria della Salute, Meryem Ana'ya adanmış bir Roma Katolik kilisesi 17. yüzyılda Venedik'in veba salgınının son donemlerine dikkat çekmek için inşa edilmiş. Büyük, sekizgen yapı Büyük Kanal'ın girişinde bulunabilir ve sadece görkemli Barok mimarisi için değil, aynı zamanda içeride bulunan hazineler için de görülmeye değer. Fotografta Santa Maria Della Salute Bazilikasını görüyorsunuz. Bütçeli gezenlere Grand Kanal için harika bir manzara noktası da Rialto Köprüsünün hemen yanında bulunan DFS Alışveriş Merkezi. Venedik gezi bloglarında pek karşımıza çıkmayan yerlerden. Hem ücretsiz hem de manzara dört dörtlük. Peki buradan Gran Kanalı nasıl görebilirim? İşte yapması gerekenler. - DFS'in terası çok büyük değil. Bu nedenle ziyaretçilerin 70 kişilik guruplarla terasa çıkmasına izin veriliyor. - Burada ancak 15 dakika kalabiliyorusunuz. ve inanın bu süre yeterli. - Ziyaretçi sayısı 70 kişi ile sınırlı olduğu icin önceden rezervasyon yapmanız gerekiyor. Buraya tıklayarak rezervasyon yapabilirsiniz. - Eğer Venedik'e gitmeden önce rezervasyon yapmadıysanız, alışveriş merkezinin 4. Katında ipadler var. Orada da yapabilirsiniz. DFS'de resvasyon yapıp terasa çıkmanızı kesinlikle tavsiye ederim. DFS alışveriş merkezine kadar gelmişken. İçini gezmeyi de unutmayın. Dört katlı alışveriş merkezinin için de çok güzel. Büyük Kanal'ı kapsayan Ponte di Rialto Rialto Koprusu, hiç şüphesiz, Venedik'in en popüler köprüsü. Köprünün üstünden, Venedik'in unutulmaz manzarasının tadını çıkarın. Hem gün doğarken, hem günbatımında hem de günün ortasında turist kalabalığına katılın. Bu büyüleyici noktada gondolların, vaporetto'ların ve feribotların Büyük Kanal'dan geçişini izleyin. Rialto Köprüsü sabah akşam turist istilası altında. Köprünün fotoğrafını çekmek için bir hayli zorlanacaksınız. Rialto Köprüsü'nün bir benzeri Ingiltere'nin guzel sehri Bath'ta bulunan Pulterney Köprüsü. Bath Gezilecek Yerler gezi yazima buradan ulasabilirsiniz. Venedik'in kanalları ve köprüleri arasında kaybolun. Ama gerçekten kaybolun çünkü şehrin tadı ancak böyle anlaşılıyor. Venedik'te pek çok güzel kanal köprül bulacaksınız. İnanın, nokta da diger turistlerle birlikte kümelensenize gerek yok. Size tavsiyem kendi favoriniz olan kanalı ve köprüyü bulmanız. Venedik'in kanalları arasında kaybolun dedim. Venedik'te gerçekten de kaybolduğumda karşıma Scuola Grande Di San Marco çıktı. İlk olarak 1260'de devlet binası olarak inşa edilmiş ancak 1425'te çıkan yangında harab olmuş. Yangından 20 yıl sonra, dönemin ünlü mimari Pietro Lombardo yeni bir bina dizayn etmiş ve binanın geri kalanı ise Mauro Codissi tarafından tamamlanmış. Scuola Grande Di San Marco Binası Osteria La Ponte Köprüsünün yanında bunuyor. Buradaki meydanda Bartolomeo Colloni'nin At üzerindeki heykelini de görebilirsiniz. Turist kalabalığından başı dönenlere ilaç gibi gelecek bir yer Gudiaca Adası. Küçük bir vaporetto yolculuğu ile beş dakikadan daha az bir sürede buraya gelebilirsiniz, San Marco'nun çıldırtıcı kalabalığından kaçmak isteyenler için bir tür \"vaha \" gibi. Turistlerde uzak Guidecca Adasında venedik halkının yaşamlarını biraz daha yakında görebilirsiniz. Guidecca Adasını tam ortasından Rio di San Biagio Nehri geçiyor. Sadece sessiz sakin bu adayı gezmekle kalmayıp aynı zamanda 'ana adalara' kıyasla en az 3 5 Euro daha ucuza yemek içme seçeneğinin olduğu kafelere ve restoranlara da goz atin. Dar ve uzun olan Guidecca Adası Venedik gezisinde farklı bir seyler arayanlar için güzel bir seçenek. Venedik, hazır cevap olmasıyla ve çekiciliğe ünlü Giacomo Casanova'nin doğduğu şehir. Casanova 1725'te Venedik'te doğmuş. Casanova'nin evi yılın belli dönemlerinde ziyaretçileri açık. Venedik'te farklı bir gezi rotası izlemek isteyenler, bu güzel şehri Casanova'nin izinden giderek keşfedebilirler. Casanova'nın aile evinin bulunduğu Calle Malipiero caddesine bakmanızı tavsiye ederim. Önce \" gitmesem olmaz mı \"dediğim gidince de dönmek istemediğim Murano Adasına hayran kaldım. Akşamüstü gittiğim için gün batarken ayrı güzeldi. Zaccaria deniz otobüsü durağından Line 4.2 ve Line 3'e Santa Lucia tren istasyonundan binerek Murano'ya gidebilirsiniz. Bazı vaporettolar ekspres bazıları ise diğer adalarda durarak Murano Adasına gidiyor. Seçim sizin. Palazzo Contarini del Bovolo ya da Venedik'te farklı bir yerleri keşfetmek isteyenler için değeri pek bilinmeyen bir güzellik. Palazzo Contarini del Bovolo 1499'da inşa edilmiş. 2016 ziyaretçilere açılan Palazzo Contarini del Bovoloö sadece bir avuç turist tarafından ziyaret ediliyor. Buraya gelenlerin bir kısmı da sadece dışarıdan bakıp dönüyor. Bense gidip bir göreyim dedim. Merdivenler yukarı çıkarken sizi küçük bir sergi odası karşılıyor. Öncelikle sergiye bir göz atın. Daha sonra da merdivenlerden yavaş yavaş yukarıya doğru çıkın. Venedik'i farklı bir açından görmek isteyenler için birebir. Venedik'te gezerken o kadar çok yerde gördüm ki internette \" bu da neyin nesiymiş \" diye bir arastirmam gerekti. Venedik kuyuları böyle gezilecek yerler listesinde olacak bir şey değil ama anlatmadan geçmek istemedim. Venedik'in çeşitli yerlerinde göreceğiniz kuyular denizle çevrili olan sehre içecek su sağlamak icin kurulan sistem. Bu sistemi ve Venedikliler yüzyıllar önce keşfetmişler. Artık kullanılmayan kuyuların üzerlerinin kapalı olduğunu göreceksiniz. Venedik gezinizde diğer gezginler ile tanışmak ve şehri bir bilenden dinlemek isterseniz bedava olan ve iki, iki buçuk saatlik yürüme turlarına katılın. Buraya tıklayarak yürüme turlarının saatlerine bakabilirsiniz. Unutmayın rehberinize 10 Euroluk bir bahşiş vermeniz gerekecek. - Venedik'te gezerken WC levhalarını göreceksiniz. Olur da tuvaletleri kullanmak isterseniz, tuvaletlerin giriş ücreti 1.50 Euro. Bir kahve parasına. Riaolto Köprüsünün yanındaki DFS Alışveriş Mekezindeki tuvaletler bedava. Tuvaletler dördüncü katta. - Venedik'teki kurallar nedeniyle restorantlar taş fırın yok. Bu nedenle pizzalar elektirikli fırınlarda yapılıyor. pizza cenneti diye pahalı gurme yerlerde yemeyin. Sofranızda deniz ürünü tercih edin. - Venedik'in bütün sokakları birbirine benziyor. Eminim benim gibi kaybolacaksiniz. Yaninda iyi bir harita ya da mapsme gibi iyi uygulamalar olsun. - Yanınızda nakit bulundurun. Birçok restonanin ve dükkanın nakit kabul etmediğini gördüğünüzde cok şaşıracaksınız. - Eğer bütçeli geziyorsaniz, bir restorantta oturmadan once \" coperto \" alıyorlar mı diye sorun. Bilmeyenler için coperda adam başı 2 5 Euro resorantta oturma parası."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/01/27/rimini-gezi-rehberi-italya-riminide-gezilece", "text": "İtalya Rimini gezi rehberime hoşgeldiniz. Akdeniz'in sıcaklığını hissedebileceğiniz Rimini, tarihi yerlerinden çok İtalyanların sayfiye yeri olarak biliniyor ve benim gibi San Marino'ya gidenler için de bir geçiş noktası. Mini İtalya gezim sırasında Bologna'dan San Marino'ya giderken birkaç saatliğine bu şirin şehre uğramam gerekti. Rimini'ye nasıl gidilir? Rimini'de gezilecek yerler, diğer pratik bilgiler Rimini gezi notlarımda. Bologna'nin 120 km güneyinde bulunan Rimini aynen Bologna gibi Emilia Romagna bölgesinde bulunuyor. Bologna Universitesi'nin bir kampüsü de Rimini'de. Biraz öğrenci şehri, biraz sayfiye yeri anlayacağınız. Belki Italya'nin en güzel şehri değil ama Rimini'nin sokaklarında buram buram akdenizi hissediyorsunuz. Rimini La Dolce Vita Tatlı Hayat, Roma Açık Şehir gibi başyapıtların dünyaca ünlü yönetmeni Federico Fellini'nin doğduğu şehir ve Fellini Corso d'Augosto Caddesi üzerinde 115 no'lu evde büyümüş. Böylece benim gibi bir sinema aşığının yolu Rimini'de gezilecek yerlere bakarken bir şekilde Fellini ile de kesişti. Sabah erkenden Bologna'da kaldığım apartmandan ayrılıp Bologna tren istasyonuna gittim. Bologna Rimini arası tren biletimi daha önceden internetten almıştım. Yaklaşık 1 saat kadar süren bir yolculuktan sonra Rimini'ye vardım. Bu arada henüz Bologna Gezi Rehberime bir göz atmayı unutmayın. Rimini'den San Marino'ya gidecek olan otobüsüme bineceğim Rimini'de gezilecek yerleri listemi mümkün oldukça kısa tuttum. Eğer vaktim kalırsa gezilecek diğer yerleri de görürüm dedim. Rimini tren istasyonundan dışarı çıktıktan sonra biraz içgüdüsel olarak yönümü Via Novembere Caddesine çevirdim. Rimini'de gördüğüm ilk tarihi yapı Malatestiano Tapınağıydı. 13. yüzyılda gotik bir katedral olarak inşa edilmiş ama Sigismondo Pandolfo Malatesta hükümdarlığında rönesans doneminin etkisiyle restore edilmiş. Papa 2. Pius kilisenin tamamen pagan inancından izler taşıdığını ve din karşıtı olduğunu söylemiş. Bu ilginç kilisenin bahçesinde Sigismondo Malatesta'nın ve karısı Isotta degli Atti'nin mezarı bulunuyor. Tren istasyonundan ayrıldıktan sonra karşılaştigim ilk meydan Rimini'nin Piazza Tre Martiri Meydanı. Piazza Tre Martiri Meydani türkce olarak Üç Şehitler Meydanı, Julius Caesar heykeli, Roma dönemini anımsatan sokak taşları ve şirin bir saat kulesi ile dikkat çekiyor. Piazza Tre Martiri'de dükkanlar, kafeler var. Ancak sabah oldukça erken bir saat olduğu için halen pek çok dükkan açılmamıştı. 3. Rimin'nin Yayalara Açık Caddesi, Via Guiseppe Garibaldi."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/02/03/san-marino-gezi-rehberi-ve-san-marino-gezilece", "text": "San Marino gezi rehberime hoş geldiniz. San Marino İtalya'nın içinde sıkışıp kalmış miniminnacık bir cumhuriyet. Bu nedenle de gezi bloglarında ve internette San Marino İtalya olarak geçiyor ve İtalya gezimde bir en keyif aldığım yerlerden biri. San Marino'ya nasıl gidilir? San Marino nerede kalınır ? , San Marino 'da Gezilecek Yerler ve San Marino gezisi planlarken işinize yarayacak bilgiler sizler için hazırladığım San Marino gezi rehberimde. Sanırım, San Marino \"en\"lerin ülkesi dersem hata etmiş olmam. San Marino, İtalya'nın Emilia-Romagna ile Marche bölgelerinin arasında kalan tam bağımsız bir cumhuriyet. Hatta dünyanın en eski cumhuriyeti. 61.2 km2'lik yüz ölçümü ile mikro ülke olarak hem dünyanın hem de Avrupa'nın en küçük ülkelerinden biri. Gezi notlarımı takip edenler hatırlayacaktır geçen yıl bu mikro ülkelerden bir Monko'yu Malta'yı ziyaret etmiştim. Monako gezi rehberime ve Malta gezi rehberime de bakmayı unutmayın. San Marino'nun başkenti ülke ile aynı adı taşıyan San Marino. Baskent San Marino deniz seviyesinde 749 metre yükseklikte ve her yıl yaklaşık 2 milyon turisti ağırlamasına rağmen ülkenin en büyük şehri İtalya San Marino sınırında yer alan Dogana. San Marino vize istiyor mu ? Bu sorunun cevabı hem evet hem hayır. Hayır vize istemiyor. Ancak San Marino'da bir havaalanı bulunmuyor ve İtalya'nın içinde yer aldığı için ve İtalya'ya girebilmek için ancak Schengen vizesi ya da yeşil pasaport gerektiği için San Marino gezi planı yapmadan önce Schengen vizenizin olduğundan emin olun. İtalya'dan San Marino'ya geçerken küçük bir hosgeldin tabelasi görüyorsunuz. Onun dışında Andorra'dakinin aksine her hangi bir pasaport ve gümrük kontrolü yok. Okumamış olanlar Andorra gezi rehberime buradan ulaşabilirler. Bu arada San Marino'ya en yakın havaalanları Rimini Gezi rehberimde de belirtmiştim Ancona ve Bologna Havaalanı. San Marino'ya nasıl gidilir yazımın geri kalanında detaylı bir şekilde okuyabilirsiniz. San Marino gezilecek görülecek yerlerin başında güzel ve tarihi başkenti San Marino geliyor. San Marino'ya geldiğinizde sizi ilk olarak tarihi şehrin kapısı olan Porta Del Loco karsiliyor. Sonra kendinizi şehrin inişli çıkışlı dar sokaklarında yürüyerek bu küçük ulkeyi keşfederken buluyorsunuz. Eğer gezi planı yapmakla uğraşmak istemezseniz, İtalya'dan günlük turlara katılabilirsiniz ama ben acele ederek gezmek istemediğim için San Marino'da bir gece konakladım. Kalacak yer ile ilgili detaylı bilgiyi yazımın geri kalanında okuyabilirsiniz. San Marino Titano Dağı üzerine kurulu ve şehrin üç kulesi artık buranın sembolleri haline gelmiş. Öyle ki ülkenin bayrağından kale duvarlarına kadar kulelerin resmedildiğini görüyoruz. Madem öyle ben de San Marino'yu keşfetmeye kulelerden başlayayım dedim. İşte San Marino'da gezilecek yerler. San Marino'daki üç kule bir zamanlar şehrin savunma için kullanılırmış. Ama artık böyle stratejik amaçlar için kullanılmıyorlar. İlk kule Guaita doğrudan doğruya kayaların üzerine inşa edilmiş ve Guiata Kulesi pek çok turistin gezisinin de başlangıç noktası. Kulenin güzel bir avlusu küçük bir de şapeli var. Eskiden hapishane olarak kullanılırmış. Kulenin etrafında turladıktan sonra mutlaka kuleye çıkın. Merdivenleri ahşap ve biraz dik. Sizi biraz zorlayabilir ama olsun. Hem şehrin manzarası hem de ikinci kulenin inanılmaz manzarası Guiata Kulesinden çok güzel. Guiata Kulesi ve Cesta Kulesi arasındaki bu dar uzun patika tek kelimeyle nefes kesici. Instagram hesabımdan Cadılar Geçiti'nin fotoğrafini paylaştığımda bu patikanın adının Passo Della Streghe Cadılar Geçiti olduğunu bilmediğimden ve buradaki manzaranın gündoğumunda tek kelime ile harika olmasından kedimce \" Mutluluk Yolu \" adını vermiştim. Siz, ister Cadılar Geçiti olarak adlandıran ister benim gibi Mutluluk Yolu olarak adlandırın ama ne yapıp edip ya gündoğumunda ya da günbatımında bir şekilde burayı görün. Cadılar Geçiti Passo Delle Streghe'de geçerek Cesta Kulesine ulaşıyorsunuz. Peri masallarından fırlamış gibi duran kulenin tarihi 13. yüzyıla kadar gidiyor. Cesta Kulesinde 15. ve 20. yüzyıllar arasında kullanılan silahların sergilendiği Museum of Ancient Arms Müzesini göreceksiniz. Cesta Kulesinden Hem Guiata Kulesini hem de Montale Kulesini görebiliyorsunuz. San Marino'daki üçüncü ve son kule Montale Kulesi. Ikinci kuleyi ziyaret ettikten sonra buraya doğru yöneldim ancak yavaş yavaş sis başladığı ve ortalarda kimsecikler olmadığı için şehir merkezine geri dönmeye kara verdim. Sizlerle de ikinci kuleden çektiğim fotoğrafı paylaşıyorum. San Marino'nun Tarihi Merkezinin kalbinde Özgürlük Meydanı var ve Özgürlük Meydanında ülke için önemli simgeleri görebilirsiniz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/02/08/bruksel-gezi-notlari-bruksel-gezilecek-yerler-bruksele-nasil", "text": "Brüksel gezi rehberime hoş geldiniz. Dünyaca ünlü biraları, waffleları, patates kızartmaları, yaz aylarında birbirinden renkli festivalleri ile Benelüks turlarının prensi ve NATO'nun başkenti Brüksel'den herkese merhaba 😀😀. Böyle gaza bir getirici bir açılış paragrafından sonra \" Brüksel mi? iiiiyyyyy!' Ya da \" Mutlu, hayırdır ??\" diyenleri duyar gibiyim. Belçika'nin başkenti Brüksel'i ilk kez 2015'in Ocak ayında ziyaret ettim. Gökyüzü griydi, binalar griydi, hatta üstümdeki palto bile griydi. Sırılsıklam olduğum bu gezinin sonunda Brüksel'den adeta kaçtım. Peki neden Bruksel'e bir kez daha gittim ? Brüksel, daha önce gezdigim bazı ülkelere ikinci bir şans vermek ya da yeniden keşfetmek için geçen yıl başladığım gezi dizisinin şimdilik son durağı. Brüksel'i ikinci ziyaretimden sonra bu güzel şehirle ilgili fikrim tamamen değişti. Önyargılardan uzak farklı bir Brüksel gezi rehberi için kolları sıvadım. Brüksel'de gezilecek yerler listesi, Brüksel'de nerede kalınır, Brüksel'e nasıl gidlir. İşte Brüksel gezi notlarım. Brüksel'de gezilecek yerlere geçmeden önce Brüksel nasıl bir şehir öncelikle onu anlatayım. Belçika, 1830'da Hollanda'dan ayılıp bağımsızlığını ilan etmiş ve hem Birinci Dünya Savaşında hem de İkinci Dünya Savaşında Almanya tarafından işgal edilmiş. Orta çağdaki yapılarından geriye çok fazla bir şey kalmamış. Brüksel'de gördügümüz birçok yapı son 200 yılda inşa edilmiş. Şehir, Dünya Savaşlarında bombalanmamış ama çarpık kentleşmenin esiri olmuş. Bunun sonucunda da pek çok tarihi yer yıkılmış. Buna bir de NATO, AB Parlamento Binası gibi \" ciddi\" binalar eklenince insana ilk bakışta itici gelen bir şehir ile karşılaşıyoruz. Doğruya doğru Brüksel'de böyle ağzınızı açık bıraktıracak türden binalar yok. Tabii ki bu Brüksel'de gezilecek yerler yok anlamına gelmiyor. Bence şehrin kendine özgü bir çekiciliği var. Sanırım Belçika Turizm Bakanlığı şehrin bürokratlar şehri imaji kırmak için ellerinde geleni yapıyor. Sokak gösterileri, ilginç duvar sanatları vs. İşte Brüksel gezisinde kaydettiğim kısa videom. Brüksel çarpık kentleşmenin esiri olmuş dedim. Bu konuyu biraz daha açmak istiyorum. 1950'lerde şehrin caddelerini genişletmek ve toplu taşımayı yaygınlaştırmak için bir dizi projeler başlatılmış. Expo 58'den sonra pek çok binanın yıkılmasına karar verilmiş. Ancak Ilote Sacre -Kutsal Adacık projesi kapsamında şehrin tarihi mekanları 7 küçük adaya bölünmüş. Ilot Sacre ile özellikle Grand Place çevresindeki yapılar korunmak istenmiş ve diğer yapılar yıkılmış. İşte bugün gördüğümüz ve turistlerin gezdiği Brüksel'in tarihi mekanlarının olduğu bölgeye Ilote Sacre deniliyor. Keşke şehri olduğu gibi bıraksalardı demeden edemedim. Brüksel'de pek çok güzelliği yürüyerek görebilirsiniz. Atomium'u ya da Brüksel Sarayını ziyaret etmek isterseniz, birkaç kez toplu taşıma araçlarını kullanmanız gerekecek. Eğer Brüksel Havaalanına vardıysanız havaalanında, trenle vardıysanız Brüksel Midi ya da Brüksel Central tren istasyonlarında 24 saat süresince toplu taşıma araçlarını kullanmanıza imkan veren biletlerden alın. 24 saatlik biletler 7.50 Euro. Tek seferlik biletler ise 2.10 Euro. 24 saatlik biletler çok daha karlı. Biletleri makinalardan alabileceginiz gibi gişelerden de alabilirsiniz. Ben gişelerden almayı tercih ettim. Son olarak Brüksel Havaalanında, biletlerinizi havaalanı sehir merkezi bileti + 24 saatlik bilet şehir ici bilet şeklinde alın. 5.50 Euro + 7.50 Euro. Toplam 13 Euro ediyor. Brüksel'in son deredece etkileyici Grand Place'ı UNESCO Dünya Mirası olmayı da popüler olmayı da hak ediyor. Grand Place Meydanı gün boyunca kalabalık, erken kalkan kazanıyor misali Grand Place'a ne kadar erken giderseniz, burayı o kadar sessiz sakinken gezme imkanı yakalayabilirsiniz. Binaların çoğu, bir zamanlar Brüksel'de ticareti kontrol eden güçlü loncaları barındırmak için inşa edilmiş. Orta çağ'dan kalma Belediye Binası, Grand Place'da en çok dikkan çeken yapı. Grand Place, Flemenkçe Grote Markt olarak da biliniyor. Gelin Grand Place'daki yapılara yakından bakalım. Belediye Binası, Grand Place meydanının merkezinde yer alıyor. Grand Place'da tek ortaçağda inşa edilen ve halen ayakta kalmayı başaran tek bina. Belediye ofislerinin önemli bir bölümünü halen Belediye Binasında bulunuyor. Meydanın en ikonik yapısı olan bir çan kulesi de binanın tam ortasında inşa edilmiş. 15 yüzyılda farklı aşamalardan geçerek bugünkü son halini almış. Eğer binaya dikkati bakacak olursanız asimetrik olduğunu göreceksiniz. Bu nedenle de bina estetik olarak çok eleştirilmiş. Belediye Binası'nın altında Grand Place'ın UNESCO Dünya Mirası olduğunu belirten plaketi görünce, her zaman olduğu gibi gidip yanında fotoğraf çekilmeden edemedim. Belediye Binasının hemen yakınındaki bir diğer önemli tarihi yapı ise Masion Du Roi Kralin Evi. 12. yüzyılda ahşap bir bina olarak inşa edilmiş ve fırın olarak kullanılmış. Bu nedenle Felemenkçe fırın anlamına gelen Broodhuis olarak anılıyor. Masion du Roi, günümüzde Brüksel Şehir Müzesi Brussels City Museum olarak hizmet veriyor. Brüksel Şehir Müzesi, Grand Place'daki bu güzel binaların nasıl olduğunu görmek için bize güzel bir fırsat sunuyor. Müze'de Brüksel'nin tarihi hakkında bilgiler veriliyor. Dini esyalar, porselen tabaklar vs sergileniyor. Benim en ilginç bulduğum şeyse, 500 yıllık Michael Heykeliydi. Bir zamanlar Brüksel'in Belediye Binasının üstünde bulunan bu heykel 1993 yılında sökülmüş ve burada sergilenmeye başlamış. Bir diğer ilginç bölümse Mannaken Pis için ayrılan bölüm. Her gun binlerce turistin ziyaret ettiği Mannaken Pis orijinal Mannaken Pis değil. Orijinal heykel burada sergileniyor. Ona özel şirin bir bölüm ayırmışlar. - Müze pazartesi günleri kapalı. Diğer günler saat 10:00 17:00 arasında açık. - Giriş ücreti yetişkinler için 8 Euro, öğrenciler için 4 Euro. Grand Place'da dikkat çeken diğer yapılar ise yan yan dizili evler. Bunların bir kısmı resmi amaçlarla kullanılmış bazıları ise özel rezidans. Bu binaların adları şöyle sıralanıyor; Le Roy d'Espagne, La Brouette, Le Sac, La Louve, Le Cornet ve Le Renard. Bruksel gezisinde turistleri sinir krizine sokacak olan bir atraksiyon arıyorsanız, buyrun size Mannaken Pis. Boşuna dememişler \" büyüklük önemli değil işlev önemlidir\" diye 😀😀😀. Çünkü Mannakin pis namıdiğer \"işeyen çocuk\" 61 cm'lik boyu ile her yıl binlerce turisti kendisine çekmesini çok iyi biliyor. Yilin belli dönemlerinde çeşitli kiyafletler giydiriyorlar. Brüksel'e gercekleştirdiğim ilk gezide üstünde bir şey yoktu. İkinci Brüksel gezisinde Mannaken Pis'in üstünde tam olarak ne olduğunu anlayamadığım geleneksel bir giysi vardı. Grand Place'dan sadece 3 dakika uzaklıkta. Neyse, kimisi görüyor çok ilginç buluyor, kimisi görüyor \" abi bu ne ya!\" diyor. Bakalım siz ne düşüneceksiniz. Brüksel'in binalarında adeta çizgi romanlardan fırlamış gibi duran birbirinden renkli, değişik muralları göreceksiniz. Murallar, şehre ayrı bir hava veriyor ve kanımca bu murallar Brüksel'in çizgi roman sanatına da bir saygı duruşu. Şehirde gördüğüm ve etkilendiğim muralların bir kısmı Grand Place'dan 5 dakika uzaklıktaki Rue du Marche au Charbon 41 caddesi. Galeries Royales Saint-Hubert Pasaji Avrupa'nın ilk pasajlarından ve Brüksel gezilecek yerler listesinin de olmaz ise olmazlarından. Jean-Pierre Cluysenaer tarafından dizayn edilen ve 1846 1847 yılları arasında inşa edilmiş. Çikolatacılar, mücevher dükkanları ve hoş kafeler var. Grand Place'a oldukça yakın. adresi Galerie du Roi 5, 1000 Brussel. Galeries Royales Saint-Hubert Pasaji 24 saat açık. Galeries Royales Saint-Hubert Pasajına kadar geldiyeseniz yönünüzü Rue Des Bouchers Caddesine çevirin. Bruksel'in tam kalbinde bulunan bu cadde capcanlı ve rengarenk. Bir zamanlar burada kasaplar olduğu için Boucher Kasaplar caddesi deniliyor. Sıra sıra dizili pek çok restorant var. Gurme gezerlerin kaçırmaması gereken bir yer. Manneken Pis'e ilaveten bir de Jenannke Pis var. Kireçtaşı bir kaide üzerinde 50 cm boyundaki bu heykel, 1985 yılında Denis Adrien Debouvrie tarafından tasarlanmış ve hizmete girmiş. Milyoner Debrouvie, yakınlardaki birkaç binaya sahipmis ve Jeanneke'nin evi dediği dar sokakların arasında turistlerin ilgisini çekecek birşeyler istemiş ve Jeanneke Pis fikri ortaya böyle çıkmış. Eğer yolunuz Rue Des Bouchers Caddesine duserse Jeanneke Pis'e de bir uğrayın. Grand Place'den çok uzak olmayan Mont des Arts'dan şehrin harika manzarasını seyredebilirsiniz. Mont des Art Sanat Tepesi anlamına geliyor. Rüzgarda dönen Whirling Ear Dönen Kulak anıtı da dahil olmak üzere parkın çevresinde Brüksel'in önemli müzeleri bulunuyor. Müzelere gitmeseniz bile parkta oturup şöyle bir dinlenin. Yazın renk renk çiçeklerle bezeli. Atomium, şimdiye kadar gördüğüm en garip yerlerden biri. Nereden başlasam nasıl anlatsam. Dünya Fuarı, Expo'58 için tasarlanan bu 335 fit uzunluğundaki atom, Brüksel'in bir diğer tuhaf ve yaratıcı simgesi. Birbirine bağlı dokuz büyük küre, 165 milyar kez büyütülmüş hücreyi temsil ediyor. Bu ilginc yapının içini gezmek istedim ama hazır hava da güneşliyken Brüksel'de gezilecek diger yerleri kaçırmak istemedim. Her bir kürenin içinde ayrı bir sergi varmış. Giriş ücreti. yetiskinler 16 Euro, cocuklar ve ogrenciler 8.50 Euro. Açılış saatleri 10:00 18:00 arasında. Atomium hemen yanında ise Mini Europe var. Miniatürk'ün Avrupa versiyonu. Atomium Bruksel'in sehir merkezinden biraz uzakta bulunuyor. Bu nedenle buraya gitmek metroya binmeniz lazim. Sehir merkezinde Line 6 ya binin ve Roi Baudouin istikametinde gidin ve Heysel durağında inin. Tren istasyonundan çıkınca sağa dönün. Atomium tren istasyonundan 5 dakika uzaklıkta. Zaten bu devasa yapıyı görmemeniz mümkün değil. Belçika bayrağı Kraliyet Sarayı'nın çatısına asıldığında, Belçika Kralı sarayda demek. Ancak Kral yılın büyük bir döneminde burada yaşamıyor. 21 Eylül'de Belçika Ulusal Günü'nden sonra saray, ziyaretçilere ücretsiz olarak açılıyor. Belçika kraliyet ailesinin hayatını, mobilyaları ve kraliyete ait eşyaları görebilirsiniz. Brüksel Kraliyet Sarayının tam karşında Brüksel Parkı bulunuyor. Eğer buraya kadar gelirseniz Parka da bir gözaltın. - Brüksel Kraliyet Sarayına Nasıl gidilir?"} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/02/21/antwerp-gezi-rehberi-antwerp-gezilecek-yerle", "text": "Belçika Antwerp gezi rehberime hoş geldiniz. Anvers ya da daha çok bilinenin adıyla Antwerp, Belçika'da gezilecek yerler arasında Brüksel'den, Brügge'den ve Ghent'ten sonra en popüler dördüncü şehir. Ayrıca Brüksel'den günü birlik gezi için de son derece ideal. Antwerp'te gezilecek yerler, Antwerp'e nasıl gidilir, nerede kalınır? ve Antwerp gezisi planlar isinize yaracak pratik bilgiler sizin için hazırladığım gezi rehberimde. Beliçka'nın Flaman Bölgesin'de bulunan Antwerp, dünyanın elmas başkenti. 16. yüzyıl mimarisi, avangard sanatları ile bence Brüksel'in küçük ama daha turist dostu kardeşi dersem hata etmiş olmam sanırım. Scheldt Nehri'nin doğu yakasına kurulu Anwterp'te gezilecek yerler birbirine çok yakın. Brüksel Antwerp arası sadece 1 saat olmasına rağmen Antwerp, Belçika'nın en popüler turistik sehri değil ama Belçika için çok önemli bir şehir. Önemli bir liman şehri olmasının UNESCO dünya mirasları, dünyaca ünlü sanatçıları ile gidilip görülmesi gereken bir şehir. Antwerp gezisinde biraz hayal kırıklığına uğradım. Bunun da nedenlerini yazımın geri kalanında sizlere paylaşacağım. Brüksel'den sabah yola çıktığımda beni karşılayan ilk güzellik Antwerp'in meşhur tren istasyonu oldu. Antwerp Merkez Tren İstasyonu, tüm dünyadaki en güzel tren istasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. 20. yüzyılın başında inşa edilen tren istasyonu, iki muhteşem neo-barok cepheye, 60 metre yüksekliğinde büyük bir metal ve cam kubbeye ve şaşırtıcı bir mermer iç mekana sahip. Bence büyülü. Büyülü! Evet, Antwerpen hakkında beni en çok heyecanlandıran şey bu. Antwerp gezisiniz de sakin es gecmeyin. Antwerp'de gezilecek yerlerin en popüleri. Restoranlarıyla, kafeleriyle bir birinden güzel işlemeli evleri tek kelime ile harika. Anvers'teki Grote Markt şehrin ana pazar meydanı. Burada, belediye binası diğer binaların solunda yer alıyor. Grote Markt Meydan, özellikle 16. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen muhteşem işlemeleri olan lonca evleri ile bezeli. Görkemli altın yaldızlı figürleriyle bana Brüksel Grand Place / Grote Markt'daki loncaları hatırlattı. Antwerp bir zamanlar tüm Avrupa'nın en önemli liman şehirlerinden biriydi. Ancak 16. yüzyılda İspanya ile yapılan savaşta sonra bu ünvanı Amsterdam'a kaptırdı. Grote Markt'da görülecek yerlere yakından bakalım. Antwerp gezi rehberimin başında söylemiştim biraz hayal kırıklığına uğradım diye. Antwerp'de gezilip görülecek en güzel yerlerin aynı anda tadilatta olmasıydı. Neyse, Grote Markt'ın batı tarafında bulunan Antwerp Belediye Binası 1565'te rönesans etkisiyle inşa edilmiş. Grote Markt Meydanının tam ortasında bulunan Brabo heykeli artık Antwerp ile özdeşmiş. Bir efsaneye göre, Brabo şehir halkından haraç isteyen trollün elini kesip Scheldt Nehrine atılışı betimleniyor. Antwerp Lonca Evlerinin tarihi 1500'lü yıllara kadar uzanıyor. Orta çağ'da Belçika'nın ve Hollanda'nın önde gelen ticaret odaları kendilerine özgü ve son derece etkileyici binaları inşa etmişler. Meir, Antwerp'in en büyük alışveriş caddesi. Hatta tüm Belçika'daki en önemli caddelerden biri bile diyebilirim. Meir Caddesinde lüks ve pahalı caddeleri göreceğiniz kesin. Belçika'nın en önemli caddelerinde Meir, Antwerp'in tren istasyonundan başlayıp Grote Markt'a kadar uzanıyor. Eğer alışveriş yapmayı sevenlerdeniz Meir Caddesine bayılacaksanız. Meir'de benim ilgimi çeken şeyse buradaki binaların güzel mimarisi, sayısız yemek seçenekleri sokak sanatları. İste size Antwerp'in ilginç ve eşsiz müzelerinden biri. Belçikalı sanatçı Peter Paul Rubens'in eski evi ve atölyesi olan Rubens House. Sanatçının yaşamının son 30 yılında a ikametgahı olarak kullandığı Rubens House, 1610 yılında kendisi tarafından satın alınmış ve daha sonra kendi tasarımlarına göre yenilenmiş ve genişletilmiştir. Sanatçı hayatının 8 yılını italya'da geçirmiş ve İtalya'daki sanat akımlarından çok etkilenmiş ve bu ekiyi evdeki işlemlerde ve heykellerde görüyorsunuz. Anvers şehri 1937'den beri Ruben'in Evinin sahibidir. 1946'da Rubenin Evi müze olarak halka açılmış. Rubenin evindeki turum, sanatçının İtalya'da geçirdiği yıllardan etkilenen kişisel 'palazzo'yu yani avlu ile başlıyor. Oradan, dönem mobilyaları ve etkileyici resim ve eserler ile dekore edilmiş çeşitli odalarda küçük bir yürüyüşe çıkıyorsunuz. Ruben'in Evi Wapper 9-11, 2000 Antwerpen Caddesinde bulunuyor giriş ücreti 8 Euro Müzeye çantanızla giremiyorsunuz. Çantalarınızı resepsiyondaki kilitli dolaplara koyuyorsunuz. Yazımın başında da belirttiğim gibi, Antwerp yürüyerek keşfetmesi son derece keyifli bir şehir. Her sokak her cadde küçük bir ve şirin meydana açılıyor. Antwerp'in muralları, grafitileri artık öyle sıradan bir şey değil. Antwerp'te her yıl grafiti festivali düzenleniyor ve yüzü aşkın sanatçı bu festivale katılıp duvarlara en güzel grafitlerini çiziyormuş. Benim en çok beğendiğim ise Paulo Piatti'nin Memoirse of a Geisha muralı. Eğer benim gibi sokak sanatları sevenlerdenseyniz Antwerp Kopstraatje Caddesine bir göz atın. Plantius- Moretus Müzesi, Antwerp'deki iki UNESCO Dünya Mirasından biri. Açıkçası son derece ilginç bu müze bence Antwerp'de gezilecek yerler arasında sanki biraz unutuluyor gibi. Antwerpde dünyanın ilk matbaası 400 yıl önce kurulmuş. Müzede çeşitli baskı makinaları sergileniyor. Ayrıca size eski geleneksel yöntemlerle yazıların nasıl hazırlandığı gösteriliyor. Sanırım, evet sanırım diyorum, giriş ücretinin 8 Euro olduğunu tahmin ediyorum. Çünkü girişte kimse bilet sormadı. Ben de hiçbir şey ödemedim. Bu güzel müze sokakların arasına sıkışıp kalmış ama mutlaka gidip bir görün. Grote Markt'tan kaçıp gelin nehir kenarına. Sizi ilk olarak Aslanlar sonra da Minerva Tanrı'sının Heykeli sizi karşılıyor. İster gün içinde olsun ister güneş batarken olsun, böyle nehir kenarındaki gezileri çok seviyorum. Antwerp gezilecek yerler listenizde olsun. Hafta sonunu benim gibi Antwerp'te geçirecek olan için şehir içinde kurulan birkaç tane sokak pazarı var. - Vreemdelingenmarkt Vreemdelingenmarkt, \" yabancılar marketi \" anlamına geliyor. Sanırım böyle bir isim farklı yiyeceklerin ve kültürlerin bir araya gelmesinden dolayı verilmiştir diye düşünüyorum. Ruben'in Evi'ne 5 dakika mesafedeki bu pazarda taze sebze meyve ve yiyecek giyecek gibi pek çok ürün satılıyor. - St Anne Tüneline giderken karşıma Sint Jansvliet Antika Pazari çıkıverdi. Birbirinden renkli ikinci el eşyalar satılıyor. Sint-Jansvliet Antika Pazarı, Anvers'teki diğer pazarlardan ayıran bir kişiliğe sahip. Çünkü Pazarın kurulduğu alan hafta boyunca basketball sahası olarak kullanılıyor. Pazar günleri Antwerp halkının çok sevdigi bir antika pazarına dönüşüyor. Antwerpliler pazara 1930'lardan adı \"Kleine Tunnelplaats\" adını takmışlar. Sint- Jansvleit Antika Pazarının çevresinde çok güzel restoranlar ve barlar antika falan almasanız bile buyara gelip şöyle bir dinlenin. Antwerpen'in Meryem Ana Katedrali, diğer tüm kuleler Benelüks ülkeleri arasında en yüksek kuleye sahip. Aslında o kadar büyük ki, eski Antwerp'in tarihi şehrini gezerken neredeyse her yerde size eşlik ediyor. Gotik tarzdaki Katedral 12. yüzyılda inşa edilmeye başlanmış ve farklı dönemlerde sürekli olarak geliştirilip güzelleştirilmis. Katedrale emeği geçenler arasında şaheserleri ünlü Peter Paul Rubens de var. Içerideki güzelliğe hayran olmak isteyenler için giriş ücreti var 6 Euro. İtiraf etmeliyim ki Vatikan'daki St Peter Bazilikası'na bile giriş ücretsiz. Ama Katedralin bakımının yılda 1,5 milyona mal olduğunu öğrendikten sora mantıklı diye düşündüm. Zaten ben oradaykden kulesi tadilat halindeydi. Bu nedenle hayal kırıklığına uğradım. 1930'larda yapılan St Anne Tüneli Scheldt Nehri'nin her iki tarafını biribirine bağlıyor. 1874 yilinda Antwerpliler nehrin sağ ve sol yakalarını birbirine bağlayan bir köprünün inşasına karar vermişler ama daha sonra bu düsüncelerinden vazgeçmişler. Pazar günü bisikletlerini sürenler, aileleri ile nehrin diğer tarafına gidenler ile Scheldt Nehrin altından yürüyerek Antwerp'in karşı yakasına gitmek güzel ve farklı bir deneyim. Vaktiniz varsa kesinlike tavsiye ederim. Belçika'nın elmasları ile ünlü şehri Antwerp, dunyadaki Çin mahallelerin arasında yine elmas gibi parlayan bir Çin mahallesine sahip. Belçika'nın resmi olarak tanınan tek Çin Mahallesi olan Anvers Çin Mahallesi, resmi statüsünü 2001'de aldı. Ama Çin Mahallesini İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra buraya Belcika'ya gelen Çinli göçmenler tarafindan 1970'lerde kuruldu. Belçika'nın diğer Çin Mahallesi, resmi olmayan Brüksel Çin Mahallesi."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/04/03/bergerac-gezi-rehberi-ve-fransa-bergerac-gezilece", "text": "Bergerac gezi rehberime hoş geldiniz. Fransa'nın gözlerden uzak sessiz sakin bir kasabası belki Fransa'da mutlaka gezilmesi gereken yerlerden biri değil ama Strasbourg Colmar gezi rotasına farklı bir alternatif ararsanız, Bergerac kesinlikle çok doğru bir seçim. Şatoları, müzeleri, üzüm bağları ile hafta sonu gezisi için tek kelime ile harika. Bergerac'ta ve çevresinde gezilecek görülecek pek çok güzellik var. Gezi planı yapmadan önce bilmeniz gereken birkaç nokta var. Onları da yazımın geri kalanında bulabilirsiniz. Fransa Bergerac'a nasıl gidilir, gezilecek yerler, nerede kalınır. İşte sizin için hazırladığım Bergerac gezi notlarım. Bergerac, Fransa'nın Dordogne nehrinin çevresinde kurulu bir orta çağ şehri. Vezere Vadisinde bulunanan Rouffignac Mağarasında tarih öncesi çağlardan kalma hayvan figurlerine Fransa'nin bu bölgesinde karşılaşıyorsunuz. UNESCO Dünya Mirası olan Rouffignac Mağarasını görme imkanım olmadı ama merak edenler Grotte de Rouffignac sitesinden bilgi alabilirler. Avrupa'da yaşanan Katolik Potestan savaşlarının en kanlı geçtiği dönemlere de tanıklık etmiş Bergerac. Katolik nüfusun yanı sıra Protestan nüfun sayısının da hatırı sayılır derecede yüksek olduğunu söylemeliyim. Fransa'nın Dordogne bölgesi adeta şatolar bölgesi. Biribirinden şirin kasabalar ve şatolar yol boyunca karşınıza çıkıyor. Bergerac, Fransızların \"La France profonde Derin Fransa \" dedikleri türden bir şehir. Nedir La France profonde? Fransızların büyük şehirden kaçıp kasaba hayatı yaşamaya gittikleri yerleri ifade ediyor. Bergerac'ta gürültü gece hayatı geç saatlere kadar açık dükkanlar yok. Zaten buradaki yaşam tarzı da bu değil. Benim de en çok şaşırdığım dükkanların çok erken saatlerde kapanması ve hatta Pazartesi günü bile bazı dükkanların kapalı olmasıydı. Bu nedenle Bergerac, Paris, Lyon, Nice gibi Fransa'nın büyük şehirlerini gezenleri bir hayli şaşırtacak. Bergerac son derece küçük bir şehir bu nedenle buralara kadar gelirseniz, Bergerac'a komşu Dorgone bölgesindeki diğer şehirleri de mutlaka gezmelisiniz. Bence gezi planınızı yaparken Bergerac gezisi olarak değil de Dordogne Bölgesi olarak planlarsanız, bu geziden daha çok keyif alacağınızdan eminim ve araba kiralamak şart. Bergerac'a uçakla varırsanız havaalanın dışında bulunan araba kiralama şirketlerinden birinden araba kiralayabilirsiniz. Araba kiralamadığım için fiyatlarla ilgili bir bilgim yok. Ancak Europcar, Avis, Hertz gibi şirketlerinin websitelerine bakarak daha detaylı bilgi alabilirsiniz. Bergerac'a nasıl gidilir ? Ne yazık ki Türkiye'den Bergerac'a doğrudan uçak seferleri yok. İşin aslı Avrupa'dan bile düzenli ucak seferleri bulmak zor. Bu nedenle size tavsiyem, Paris'ten trenle Bergerac'a gelmeniz. Paris Bergerac arası günde bir tren seferi var. Tren yolculuğu yaklaşık 7 saat sürüyor. Daha detayli tren seferleri icin TGV Demir Yollarinin sitesine bakmanizi tafsiye ederim. Peki ya uçakla? Bergerac'a birkaç hava yolu şirketi uçuyor. Onlar da şöyle sırlanıyor. - Lyon ve Nice: Chalier Aviation - Londra Standstead: Ryanair Lyon, Nice ve Birleşik Krallık'tan giden pek çok sefer sezonluk ve sezon Mayıs ayında başlıyor. Bergerac gezim sırasında ilk kez \" keşke sürücü belgem olsaydı \" dedim. Çünkü Bergerac'ta araba kiralamak kesinlikle bir zorunluluk. Keza burası çok turistik bir şehir değil. Bergerac Havaalanı ve şehir merkezi arası toplu taşıma yok. Hatta düzenli taksi hizmeti de yok. Burada araba kiralayarak sehir merkezine ve diger komsu sehirlere difebilirsiniz. Bunun haricinde havaalanının dışında bulunan taksilerin telefon numaraları var. O numaraları arayıp havaalanına taksi çağırıyorsunuz. Sonra gelip sizi havaalanının önünden alıyorlar."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/05/22/tiflis-gezi-rehberi-gurcistan-tiflis-gezilece", "text": "Tiflis gezi rehberime hoş geldiniz. Gürcistan'nın başkenti Tiflis ve Kazbegi uzun zamandır gezilecek yerler listemdeydi. Kafkasların gözbebeği Tiflis, kendine özgü mimarisi, tarihi mekanları, doğası ve lezzetli yemekleri ile bir hafta sonu gezisinden daha fazlasını hakediyor. Tiflis gezi notlarımın ilerleye bölümlerinde de bahsedeceğim kısıtlı bütçesi olanlar ve vize işleriyle uğraşmak istemeyenler için Gürcistan Kafkasya rotası çok güzel bir seçenek. Tiflis'te gezilecek yerler, nerede kalınır? neler yenir içilir, Tiflis'te araba kirama ve Tiflis rotası hazırlayanlar için diğer pratik bilgiler sizin için hazırladığım Gürcistan Tiflis gezi rehberimde. Komşumuz Gürcistan'a arabayla gidebilirsiniz ya da benim yaptığım gibi Sabiha Gökçen'den Pegasus ile gidebilirsiniz. Sabah saatlerinde İstanbul'dan ayrıldım. Uçağın penceresinden manzarayı seyrede seyrede Tiflis'e vardım. Unutmadan bir hatırlatma Turkiye ile Gürcistan arasindaki 1 saat zaman farkı var. Avrupa'nın diğer ülkelerinden Gürcistan ziyaret etmek isteyenlere aşağıdaki havayolu şirketlerine bir göz atmanızı tavsiye ederim. - Agean Havayolları - Lufthansa Havayolları - Ukrayna Havayollari Şehir merkezine gitmenin en ucuz yolu 37 numaralı otobüslere binmek ve tercihinize göre ya Özgürlük Meydanında ya da Rustaveli Caddesinde inmek ve havaalanına geri dönerken de aynı yolu izleyebilirsiniz. Tiflis Havaalanından şehir merkezine yolculuğunuz yaklaşık 30 40 dakika kadar sürüyor. Otobüs durağı Arrivals Hall'un hemen önünde bulunuyor ve otobüsler yaklaşık her 20-30 dakikada bir kalkıyor. Tiflis'te gezilecek yerlerin bir kısmı ücretsiz ve Tiflis'in sokaklarında dolaşmak büyük bir zevk. Bazı güzellikler bir kuruşa bile mal olmuyor. Tiflisin eski şehirinde, kiliseler, büyüleyici eski binalar, arnavut kaldırımlı caddeler, şirin dar yan sokaklar, bir sinagog ve bir camii, birkaç da park var. Bu güzellikleri şehir içinde yürüyerek çok kolaylıkla keşfedebilirsiniz. Tiflis'te gezilecek görülecek yerler bana biraz gözardı edilmiş gibi geldi. Eğer yürüyerek gezmeyi, küçük şirin sokakları, faklı mimarileri keşfetmeyi seviyorsanız, Tiflisi kesinlikle çok seveceksiniz. Tiflis'i en iyi şekilde keşfetmek icin bol bol yürümenizi tavsiye ederim. Keza nerede ne göreceğiniz bilemiyorsunuz. Tiflis sürprizlerle dolu bir şehir. Bu 3 günlük Tiflis gezi planını yaparken Gürcistan'nın doğasını ve çok kültürlülüğünden izler görecek şekilde planladım. Tiflisi gezisini de sadece Tiflis ile sınırlı tutmayıp şehir dışındaki diğer Jvari Manastırı, Kazbegi Dağı gibi yerleri de gezi rotama ekledim ve Tiflis'te gezilecek yerler listesini de kronolojik sırayla yaptım. Neyse, Tiflis'e öğleden sonra vardım ve otele check in yaptıktan sonra soluğu kaldığım otel yakın olması nedeniyle Kote Afkhazi Caddesinde aldım. Kote Afkhazi Caddesi'nin bir ucu Maidan'a bir diğer ucu ise Özgürlük Meydanı'na uzaniyor ve ağaçlarla çevirili, pek çok kafe ve restoran var. Eğer Tiflis gezinize nereden başlayacağınızı tam olarak bilmiyorsunuz, Kote Afkhazi Caddesi başlangıç noktanız olsun. Kote Afkhazi Caddesi 'nde ilk durağım Büyük Tiflis Sinagogu. Gürcü Sinagogu olarak da bilinen Büyük Sinagog, 19. yüzyılın sonlarında Tiflis'e yerleşen Akhalzikhe Yahudileri tarafından 1895-1903 yılları arasında eklektik bir tarzda tuğlalarla inşa edilmiş. Sanırım ilk kez bir sinagogu ziyaret ettim. Gezilerim sırasına sinagoglar gördüm ancak ama kapıları kapalı olduğu için içeri girme fırsatım olmadı. Büyük Sinagog'un kapılarını açık görünce bir girip bakmadan edemedim. Meidan Bazaar, Narika Kalesinin eteklerinde yer alıyor. Kafeler, restoranlar, Metheki Köprüsü ve Kura Nehri burada. Buraya geldiğinizde söyle bir etrafınıza bakıp nereleri keşfetmek istediğiniz size kalmış. İster buradan Narika Kalesine tırmanın, ister Metheki Köprüsünden geçip Metheki Kilisesini ziyaret edin, ister Sülfür Hamamlarına doğru yürüyün. Tercih sizin. Benim tercihim Kura Nehrini Takip ederek Barış Köprüsü'ne gitmek oldu. Barış Köprüsü, Eski Tiflis ile daha modern yapıların olduğu yeni Tiflis'i Kura Nehri'nin üzerinden geçerek birleştiriyor. Mayıs 2010'da Tiflislilerin kullanımına açılan Barış Köprüsü, modern bir sekilde dizayn edilen bir çelik köprü ve haklı olarak artık turistlerin ilgi odağı. Özellikle akşamüstü dans eden, şarkı söyleyen sanatçılar var. Köprü deyip geçmeyin, Şehrin ve Kura Nehrinin tadını çıkartmak için buraya gelin. Barış Köprüsünden geçerecek gelebileceğiniz Rike Park, çok yakın bir zamanda halka açılmış. Park çiçeklerle bezeli ister oturup etrafta neler var neler yok şöyle bir kolaçan edin, ister dinlenin. Rike Park'in bir bölümünde Alman Hükümeti tarafından verilen Berlin Duvarından küçük bir parça da burada sergileniyor. Parkın bir diğer ucu ise Europe Square Avrupa Meydanı ile birleşiyor. Rike Park'tan Narika Kalesi'ne giden terefeliğe göreceksiniz. Narika Kalesine tırmanmak istemezseniz, buradan benim yaptığım gibi 2012'de kullanıma açılan terefelikle Mtkvari Nehrin'in üstünden geçerek Narika Kalesine çıkabilirsiniz. Terefeliğin ücreti 1 Lari. Gününün belli saatlerinde bilet gişesinin önünde kuyruk oluyor. Aklınızda bulunsun. Rike Park'tan bindiğim terefelikle bu asırlık kaleye ulaştım. Narika Kalesi, Semba Katedrali gibi tüm bir şehri tepeden görüyor. Narika Kalesi, 1827'deki bir deprem sırasında önemli ölçüde hasar görmüş. Ancak kalenin orijinal duvarının bir kısımı hala ayakta. Narika Kalesinin içinde bulunan Aziz Nikolaos Kilisesi de yine aynı deprem sırasında yıkılmış. 1996 yılında kiliseyi restore etmişler. Bence zirveye ulaşmanın en hızlı ve kolay yolu teleferikle yukarı çıkmak. Size tavsiyem terefelikle yukarı çıkıp yürüyerek aşağı inmek. Narika Kalesine bir sur demek daha doğru olur sanırım. Keza duvarların gerisinde müze, sergi, kafe vs yok. Ancak her seye rağmen Kaleden Tiflis'in kuşbakışı manzarası son derece güzel. Eğer benim gibi manzara sevenlerdenseniz, kaleye mutlaka çıkın. Burada fotoğraf çekmek için çok zaman harcadım. 20 metre yüksekliğindeki Kartelis Deda Gürcistan'ın en önemli sembollerinden. Tiflis'te şehrin hemen hemen her yerinden görülebiliyor. Eğer Narika Kalesine kadar çıkarsanız, Kartelis Dada'yi görebilirseniz. - Tiflis'in geleneksel kükürt hamamları, Eski Kent'in Abanotubani Bölgesinde yer aliyor. Kükürt kokusu yükselen kırmızı tuğlalı kubbeleri hicbir sekilde gözlerden kaçmıyor. Hem tarihi önemi hem de yerel deneyimi nedeniyle Tiflis'te kesinlikle ziyaret edilmesi gereken en iyi yerlerden biri. Şehir sülfür kaplıcaları uzerine kurulu ve zaten Tiflis, Gürcü Dilinde \"sıcak\" anlamına geliyor. - Sülfür Hamamları'nın çevresindeki güzel yapılarıyla Abanotubani Bölgesi Tiflis'in geri kalanlarından hemen ayrılıyor. İşlemeli, cumbalı, mozaik desenli yapılar tek kelime ile harika. Burada termal suların aktığı küçük bir dere var. Yalnız duyduğuma göre yağışların az olduğu dönemde dereden çok fazla akmıyormuş. Sülfür hamamlarına gitmek istemeseniz bile buradaki restoranlar birinden soluklanıp Gücü şaraplarının tadına bakabilirsiniz. Hem dinlenmek, hem bir şeyler yemek, hem de güzel yapılara bakmak için kesinlikle harika bir yer. - Gürcistan tarihi boyunca çeşitli dinlerin ve kültürlerinin geçiş noktası olmuş. Buradaki ilk camii 1700'lü yıllarda Osmalılar tarafından kurulmuş. Ancak o ilk camii yıkılmış. Bugün gördüğümüz Jumah Camii 1800'lü yıllarda restorasyondan geçen camii. Jumah Camii'ni diğer camilerden ayıran bir özellik ise Gürcistan'da yaşayan hem sunni hem şii müslümanlar tarafından ortak olarak kullanılması. Tiflis'deki ikinci günümü Gurcistan'daki diger tarihi ve doğal güzellikleri görmek için ayırdım. Mtskheta Sehri, Tiflis'in 18 Km dışında ve buraya 15 20 dakika gibi kısa bir sürede Tiflis'den ulaşabilirsiniz. Mtskheta şehrini ilginç kılansa Jvari Manastırı ve Svetitskhoveli Katedrali'nin UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunması. Mtskheta, Gürcistan'ın en şehirlerinden biri ve ülkenin eski başkenti. Şehir meydanında küçük çeşitli kafeler ve restoranlar var. - Bu devasa katedral şehrin kalbinde yer alıyor. Bu nedenle katedrali görmemeniz neredeyse imkansız. Bir efsaneye göre İsa'nın peleri burada gömülüymüş. Bugün görünen katedralin geçmişi on birinci yüzyıla kadar uzansa da kilise çevresinde yapılan kazalar bize bu bölgede daha eski bir kilisenin olduğunu gösteriyor. Üç katlı olan Svetitskhoveli Katedrali'nin içi fresklerle kaplı. Ayrıca Gürcistan tarihinde önemli olan kişiler ve krallar burda gömülü. Katedral'in büyük bir bahçesi var. Svetitskhoveli Katedrali'nin yüksek duvarları ve burçları savunma amacıyla da kullanılmış. Eğer benim yaptığım gibi katedrali cuma günü zirayet ederseniz, sadece katedrali gezmekle kalmayıp, Gürcü nikahına da tanık olabilirsiniz. - Svetitskhoveli Katedrali'inden sonraki durak Jvari Manastırı. Jvari Manastırı ya da Kutsal Haç Kilisesi Gürcistan'ın en kutsal, en eski ve en ünlü ibadethanelerinden biri. Yerli halk için bir hac vazifesi goruyor. Girişi ücretsiz olan Jvari Manastırı, Iberia Guaramid hanedanı I. Stepanoz'in hüküm sürdüğü 586 ve 604 yılları arasında inşa edilmiş. Jvari Manastırının bulunduğu yer önceleri paganların barınağıymış. 4. yüzyılda tahta bir haç yerleştirilmiş. Bu haç paganlığın çöküşünü ve hristiyanlığın yükselişini sembolize ediyor. Jvari Manastırının tam ortasında bugün de koskocaman bir haç var. Jvari Manastırı yüksek bir tepeye kurulu ve buradan hem bölgenin hem de Mtskheta şehrinin manzarası tek kelime ile harika. Eğer araba kiralayarak giderseniz, manastırın dışında park yeri var. Buraya ücretsiz bir şekilde park edebilirsiniz. Turla değil kendi imkanlarınızla en ekonomik sekilde Mtskheta'ya ve Jvari Manastırına gitmek isterseniz, izlemeniz gereken yol şöyle, - Metro ile Didube Otobus Durağına gidin. Metro ucreti 1 GEL - Kazbegi yazan tabelaları bulun. - Marshrutka adı verilen minibüsler ile gidiliyor. Marshrutka Mtskheta diye sorun. Burada gişelerden minibus biletlerinizi satın alın. Jvari Manastırı, Mtskheta'ya çok yakın gibi gözükse de 12 kilometre uzakta. Bu nedenle Mtskheta'dan Jvari Manastırına gitmek için taksiye atlayın. Binmeden önce pazarlık yapabilirsiniz. Taksi ücreti 10 15 GEL arası. - Taksi ile gitmek isterseniz, taksi ücreti yaklaşık 20 GEL. Bunun içinde Bolt uygulamasini indirmenizi tavsiye ederim. - Turlarla girmek isterseniz, Jvari Manastiri Turlari icin buraya tikayin. Turlar birkaç güzergahı kapsıyor ve yaklaşık 25$ tutuyor. Son olarak, Duibe Otobüs Durağı Gürcistan gezisi planlayanlar için çok önemli çünkü Kutaisi, Kazbegi, Borjomi ve Batumi'ye otobusler bu duraktan kalkıyor. Tiflis'ten 72 km uzaklıkta bulunan Ananuri Kalesi, zümrüt yeşili Aragvi Nehrini kenarında kurulu. İlk bakışta tek bir kale gibi gözükse de aslında iki ayrı kale bir duvarla birleştirilerek büyük bir kompleske dönüştürülmüş. Ananuru Kalesinde de iki tane ayri kilise var. Bu kiliseler Church of the Assuption ve Church of Virgin Mary kiliseleri. Annanuri Kalesinin girişi ücretsiz. İçini gezmek birkaç saatiniz alacak. Kalenin surlarında gezin ve kesinlikle manzaranın tadını çıkartın. Bu güzel yapı UNESCO'nun Geçişi Dünya Mirasi Listesinde bulunuyor. Umarım bir gün UNESCO Dünya Mirası olarak listelenir. Neden Kazbegi'ye gidelim? Neden mi ? Çünkü Kazbegi, gezginlere Gürcistan'ın en güzel manzaralarından birini sunuyor. Bu nedenle manzara, yürüyüş, doğa, tarih meraklıysanız, Kazbegi Gürcistan'da mutlaka gezilecek yerler listenizde olsun. Hiç şüphesiz Kazbegi gezisinin yıldızı, muhteşem Kazbegi Dağı'nın karşında küçük bir tepenin üstünde kurulu ünlü Gergeti Trinity Kilisesi. Öyle ki Gergeti Trinity Kilisesi Gürcistan'ın adeta sembolü. Kazbegi gezisinde gezilecek yerler biraz daha yakından bakalım. Kazabegi gezisinin gezilecek ilk yer Rusya Gurcistan Dosluk Anıtı Russia Georgia Friendship Monument. Gudauri kasabası yakınlarındaki askeri karayolu üzerinde bulunan anıt, Gürcistan'ı Rusya'nın bir himayesi olarak kuran Georgievsk Antlaşması'nın iki yüzüncü yılını anmak için inşa edildi. Silindir şeklindeki anıtın içinde, Rusya Gurcistan Dosluk Anıtı, Rus ve Gürcü tarihinden ve kültüründen motifler, tasvirler bulunan büyük bir duvar. Anıt birkaç kemer üzerine oturtulmuş ve her bir kemerin altında Şeytan Vadisine ve Kafkas Dağlarına bakan balkonlar var. Balkonlardan, çevredeki doğanın muhteşem manzarasını çok güzel bir şekilde görüyorsunuz. Meraklısı için belirteyim, anıtın yakınında yamaç paraşütü gibi etkinkliker de var. Anıt bir hayli yüksek bir noktaya kurulmuş. Bu nedenle yaz aylarında bile oldukça soğuyabiliyormuş. Yanınızda sıcak tutucak kıyafetler bulunduğundan emin olun. Gergeti Trinity Kilisesi ya da Gergeti Teslis Kilisesi son derece sade bir sekilde inşa edilmiş ama bir o kadar ikonik bir kilise. Ancak şehir merkezine uzaklığı ve bir dağın tepesindeki konumu onu biraz ulaşılmaz yapıyor. Gergeti Trtinity Kilisesi artik öylesine turistik ki Gürcistan gezi rotalarının olmazsa olmazı. Buraya ancak Stepantsminda kasabasından araçlarla ulaşılabiliyor. Aracınızı Gergeti Teslis Kilisesi'nin yakınındaki park yerlerinden birinde bırakıyorsunuz ve oradan küçük bir patikayı takip ederek kiliseye ulaşıyorsunuz. Sizi ilk olarak Gergeti Trinity Kilisesi'nin çan kulesi karşılıyor. Çan kulesinin altındam geçip kilisenin bahçesine giriyorsunuz. Çan kulesi, ana kiliseden ayni bir şekilde inşa edilmiş. Gergeti Teslis Kilisesi turistlerle dolup taşıyor. Eğer yaz aylarında ziyaret ediyorsanız ve short giyiyorsanız bacaklarınızı kapatmanız gerekiyor. Bu söylediğim erkekler için de geçerli. Kilisenin çevresinde eşarp ve örtü var. Yanınızda uygun kiyafet yoksa bunları kullanabilirsiniz. Ben de öyle yaptım. Gergeti Trinity Kilisesi'nin yakınlarında uçsuz bucaksız bir doğa ve Kazbegi Dağı'nın muhteşem manzarasından başka bir şey yok. Kazbegi ve Gergeti Trinity Kilisesi Gürcistan Gezimi tek kelimeyle eşsiz kıldı. Gezinizi bir tek Tiflis ile sınırlamayın bir şekilde buraya gelin. Eğer bütçeniz ve zamanınız için uygunsa, Kazbegi'de bulunan The Rooms Otel'de öğle yemeği için uğramanızı tavsiye ederim. Otelden Kazbegi Dagları'nın manzarası tek kelime ile harika. Ayrıca burada yediğim öğle yemeği on numaraydı. Dana ızgara ve patates salatası sipariş ettim. Kesinlikle Gürcistan'daki en lezzetli yemeklerdendi. Tiflis'teki üçüncü günüme şehri gezmeye Tiflis'in en önemli caddesi olan Rustvelli Caddesinden başladım. Rustavelli Caddesi, merkezinde Muzaffer George Heykeli'nin bulunduğu Özgürlük Meydanı'ndan başlayıp Rustaveli metro istasyonuna kadar uzanan 1.5 km'lik upuzun bir cadde. Rustavelli Caddesi boyunca, yayaların yürüdüğü yerlerde, banklar ve küçük heykeller var. Tiflis'in mimari açıdan en güzel yapılarını yine Rustavelli Caddesi üzerinde görüyorsunuz. Rustaveli Caddesi üzerindeki en eski bina Gençlik Sarayı. BurasıRus Çar'ına bağlı Kafkasya Valisinin ikamet ettiği ve 1868 yılında Rönesans tarzında inşa edilen \"Vorontsov Sarayı\". Sarayin içini görmediğim için bir şey diyemeceğim ancak zerafeti, hem iç hem de dış benzersiz dekoruyla bina, Avrupa mimarisinin en iyi tasarımlarınına sahipmiş. . Rüşteveli Bulvarında dikkat çeken bir şey parlamento binası. Ayrıca sehrin en büyük alışveriş merkezlerinde birinden olan Galleria Tblisi'de burada. Ancak daha otantik bir şeyler görmek isterseniz hafta sonları kurulan bit pazarı bir göz atın. Gürcistan'nın başkenti Tiflis'in ana meydanı pek çok kez değişerek günümüzdeki son haline gelmiş. Eski zamanlarda, kaleye giriş kapısının önünde bir yer alıyormuş. 20. yüzyılda Meydanının adı da siyasi eğilimlere göre birkaç kez değişmiş. Mesela bir ara Transcfederation, Beria, Lenin gibi adlar almış. Günümüzde Özgürlük Meydanının ortasında bir ejderhayı çiğneyen Muzaffer'nin koruyucu aziz George'un yaldızlı bir heykeli uzunca bir sütünün üzerine yerleştirilmiş. Meydanın günümüzde kullanılan modern adı Gürcülerin özgürlükçü ruhunu vurguluyor. Hem akşam hem gündüz görülmeye değer. Özgürlük Meydanının altında dükkanlar ve pasajlar var. Eğik kule bir tek İtalya'nın Pisa şehrinde yok. Tiflis'in de kendi eğik kulesi var. Eğik Kule, Tiflis'in en sıradışı binalarından biri. Eski şehrin ara sokakları arasına sıkışmış, kırık dökük yıkılıyormuş gibi duran ve çelik kiriş ile desteklenen tuhaf bu yapı. Bence çok güzel bir sanat çalışması. Devasa bir saat da, kulenin tam ortasında bulunuyor. Çok değişik, çok tuhaf kulenin önünden geçenlerin ister istemez bir durup bir kez daha bakacağı bir kule. Rezo Gabriadze Kukla Tiyatrosu Egik Kule'nin hemen yanında bulunuyor. 1981 yılında açılan kukla tiyatrosu Gürcistan'nın en önemli kültürel noktalarından biri. Kukla Tiyatrosuna gelmesiniz bile, tiyatronun bulunduğu bölgeyi çok beğeneceğinizden eminim. Bu Gürcü Ortodoks katedrali şehrinin öyle bir yerindeki bir şekilde görmemeniz neredeyse imkansız. Semba Katedrali'nin altın yaldızlı kubbesini takip ede ede yolumu buldum. Dikkat ettiyseniz Semba Katedralini Tifilis'te gezilecek yerler listemin en sonuna koydum. Semba Katedrali oldukça yeni ve 2004'te tamamlanmıştır ve Sovyetler Birliğinin Gürcistan üzerinde onlarca yıl süren baskısından sonra Gürcistan'ın maneviyatının yeniden canlanmasını simgeliyor. Katedralin kültürel önemi tabii ki çok büyük ama kanımca buraya kadar gelmeye gerek var mı bilemiyorum. Gürcü yemeklerinin ünü artık ülke sınırlarını aşmış. Tiflis'te gezilecek yerlerden önce yemek içme rerhberleini gözden geçirdim. Her ne kadar Gücü mutfağı Fars, Ermeni ve Türk mutfağından etkilenmiş olsa da Gürcü yemekleri şimdiye kadar tattığım yemeklerden çok farklı buldum. Bol cevizli, bol kişnişli, bol etli ve son derece lezzetli. Ostri: Ostri, kuzu ya da dana ile yapılan Gürcü yahnisi. Tiflis'teki menülerde karşınıza çıkıyor. Kesinlikle denemenizi tavsiye ederim. Kinkali : Italya'dan Polonya'ya Turkiye'den Kore'ye kadar pek çok ülke adları şekilleri değişse de mantı türü yemek görüyorsunuz. Gürcistan'nın da kendine özgü mantısı Kinkali. Kinkali'nin hamuru alıştığımızın farklı olarak biraz daha kalın. Ama içi son derece lezzetli. Khachapuri: Gürcü pidesi ve kesinlikle benim favorim. Hamuru çok güzel. Peyniri de karika. Pkhali: Gürcülerin sebzelerle yaptıkları küçük mezeler. Genellikle patlıcan ve ıspanak yapılan menülerde görüyoruz. Benim yaptıgım gibi karışık tabak sipariş edebilirsiniz. Tiflis'te Meidan Bazaar, Abanotubani Bölgesi ve Kote Afkhazi Caddesi başta olmak pek cok yerinde onlarca restoran var. Bu restoranların pek çoğu üç aşağı beş yukarı ayrı kalitededir diye düşünüyorum. Tercih sizin. Tiflis gezi bloglarında pek bahsedilmeyen Tkavi I Cikmazi'na denk geldim. Tkavi I Çıkmazı Kote Afkhazi Caddesine paralel çok şirin bir çıkmaz sokak. ilk akşam yemeğimi Tkavi I Çıkmazının girişinde bulunan Friend's House Bar and Restaurant'da yedim. yukarıda belirttiğim klasik Gürcü yemeklerinden sipariş ettim. Tiflis gezisinde denk geldiğim ama yemek yeme şansı bulamadığım bir diğer caddesi ise Galaktion Tabidze Caddesi."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/07/28/kisinev-gezi-rehberi-moldova-kisinevde-gezilece", "text": "Kişinev gezi rehberime hoş geldiniz. Moldova'nın başkenti Kişinev Avrupa'nın en az ziyaret edilen şehirlerden ve Moldova'da yine aynı şekilde Avrupa'nın en az ziyaretçi çeken ülkelerinden biri. Moldova'da ve başkenti Kişinev'de gezilecek yerler diğer şehirlere kıyaslandığı zaman belki çok zengin değil ama farklı bir seyahat deneyimi arayanlar, vizesiz seyahat peşinde koşanlar ve bütçeli gezginler için hiç şüphesiz Tiflis gibi Moldova da çok iyi bir seçenek. Henüz Tiflis Gezi Rehberimi okumadıysanız buradan ulaşabilirsiniz. Moldova'nın başkenti Kişinev'e nasıl gidilir, nerede kalınır, Kişinev'de gezilecek yerler nerelerdir? Kişinev Havaalanından şehir merkezine nasıl gidilir? İşte sizin için hazırladığım Moldova Kişinev gezi rehberi. Kişinev'de gezilecek yerler yerlere geçmeden öncelikle Moldova nerede, nasıl bir yer kısaca size bunu anlatayım. - Moldova - Anlaşarak otonomi statüsü verdikleri Gagavuzya. - Bağımsız bir ülke olmak isterken şimdi kimsenin tanımadığı Rusya destekli Transdinyester ya da bilinen bir diğer adi ile Transnistria. Moldova gezimde bu üç bölgeyi de gezme şansım oldu. Bunlarla ilgi yazıları Kişinev gezi rehberimin ilerleyen bölümlerinde bulabilirsiniz. - Ülkenin resmi dili Romence ve para birimi \" Lei \" . - Yazıyı yayına hazırladığım sırada 1 TL = 2.48 Molova Leu ediyor. Moldova'ya Turkiye'den çok kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Turk Havayolları ve Air Moldova İstanbul Kişinev arası yıl boyunca seferler düzenliyor. Ayraca Onur Air sezonluk olarak yaz aylarında Antalya'dan Kişinev'e uçuyor. Kişinev Havaalanı Kişinev'in şehir merkezinden 12 km uzaklıkta ve havaalanından şehir merkezinin gidiş ise son derece kolay. - Kişinev Havaalanının dışında Routa 30 yani 30 No'lu otobüslerin kalktığı durağı göreceksiniz. Bu otobüsler sizi tam şehir merkezine kadar götürüyorlar. - Havalanından çıkmadan önce mutlak Molodova Leu alın ki otobüste biletinizi kolayca alın. - Otobüs biletlerini önceden almanıza gerek yok. Tek yapmanız gereken otobüse binmek. Daha sonra bir bayan gelip paraları topluyor ve size bilet kesiyor. Otobüs bileti 2 Leu. - Otobüsler trolleybus şeklinde. Yol boyunca birkaç kez elektriğe bağlamaları gerekti. Bu neden şehir merkezine gidiş biraz vakit aldı. Eğer otobüslere binmek istemezseniz. Taksiye binebilirsiz. Ben şehir merkezinden havaalanına geri dönerken taksiye bindim. Taksiler, Kişinev şehir merkezinden havaalanına 100 -120 Moldova Leu tutuyor. Yaklaşık 5 Euro. Gezi rehberimin başında da belirttiğim gibi Kişinev'de gezilecek yerler Avrupa'nın diğer şehirlerinden biraz daha farklı. Dünyaca ünlü heykeller, ağzınızı açık bırakan saraylar, müzeler yok. Kişinev son derece mütevazi kendi halinde bir şehir. Eğer Kişinev'in dışında gezilecek gezilecek yerleri rotanıza eklerseniz, 4 -5 günlük çok keyifli bir Moldova gezisi planlayabilirsiniz. Moldava'daki ilk birkaç günümü Kişinev'in şehir merkezini gezerek başladım ve sonraki günlerde Gagavuzya'ya ve Transdinyester'e gittim. İşteMoldova'nın başkenti Kişinev'de gezilecek yerler. Kişinev'de gezilecek yerlere nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, Stefan Cel Mare Bulvarı çok iyi bir nokta. Stefan Cel Mare Bulvarı, Özgürlük Meydanından başlayıp Dimitrie Candemir Meydanına kadar uzayıp giden 3.8 kilometrelik koskocaman bir bulvar. Hükümet binası, dükkanlar, kafeler, restorantlar ile birlikle Moldova icin sosyal, kulturel ekonomik önemi olan bir cadde. Kişinev gezilecek yerler listenizin başında olsun. Kişinev'in sembollerinde biri de biri de Zafer Takı. Katedral Parkı'nın ( gişinde ve katedrale çok yakın olması nedeniyle Kutsal Kapı Holly Gate adı da veriliyor. Kişinev'in Zafer Takı, 1840 yılında mimar I. Zauschevic tarafından 1828 -1829 Rus Osmanlı Savaşında Rusya'nın zaferini kutlamak amacıyla inşa edilmiş. Zafer Takı'nın yapılısıysa çok ilginç. Osmanlı İmparatorluğu'ndan Rus kuvvetleri tarafından ele geçirilen topların bakırları eritilmiş. Çan ya da diğer adıyla \"Clopote-velican çanı \" başlangıçta katedralin çan kulesinde kullanılmak için tasarlanmış ama çan çok büyük olduğu için Zafer Taki'nin üzerinde kullanmaya karar vermişler. Zafer Takında geçerek Katedral Parkına giriyorsunuz. Kişinev'in tam merkezinde geniş bir alan yayılan park, adını Nativitiy Katedralinden alıyor. Nativity ya da bir diğer adıyla İsa'nın Doğuşu Katedrali, Moldova Ortodoks Kilisesi'nin ana katedrali. 1830'larda Yeni Rusya valisi Prens Mikhail Semyonovich Vorontsov'un emriyle inşa edilen katedral, ünlü Rus mimar Abram Melnikov tarafından tasarlanmış. Son derece sadece bir tasarıma sahip katedral aynı zamanda neoklasik izler taşıyor. Katedralin girişinde beyaz renkli altı sütunlu sade bir cephe var. II. Dünya Savaşı sırasında katedral ciddi bir şekilde hasar görmüş. Seneler süren restorasyon çalışmaları sonunda orijinal tasarımı sağlanmış. Ancak birkaç değişiklik yapılmış. 1997'de eklenen çinko kubbe ve üstteki haç gibi yeni ilaveler de yapıldı. Nativitiy Katedralinde ibadet Sovyet döneminde yasaklandı ve bir süre bir sergi sarayı olarak kullanıldı. Günümüzde, Moldovalılar için önemli bir ibadet yeri haline geldi. Moldova'nın en eski ve en etkileyici parkı is 7 hektarlık Stefan Cel Mare Central Parki ve özellikle yaz aylarında yerel halk arasında çok popüler. Çocuk oyun alanları parkı özellikle aileler için iyi bir seçim haline getirmiş. Parkın diğer kimi bölümlerinde Moldova ve Romen yazarların ve siyasi figürlerin büstlerinin görebilirsiniz, hatta Yuri Gagarin gibi ünlü ziyaretçilerin diktiği ağaçları görebilirsiniz. Stefan Cen Mare Central Park'dan sonra yönümü Valea Morilor Parkına çevirdim. Valea Morilor Parkı, Stefan Cel Mare Central Park gibi yerli halk arasında bir hayli popüler. Özellikle yeni evli çiftler fotoğraf çektirmeye buraya geliyor. Eğer Cuma günü ziyaret ederseniz, yeni evli çiftleri görebilirsiniz. Parkı özel kılansa yapılan arkelojik kazılarda bir zamanlar burada Mammothların yaşadığı ortaya çıkmış. Valea Morilor Parkinin en büyük ozelligi ise Pavilyon ve hemen onun önünde Pamukkale'yi anımsatan içinden suların aktığı basamakları. Basamaklar, Pavilyonun önünden başlayıp Komsomolsky Golüne gidiyor. Moldova'nın başkenti Kişinev'de gezilecek yerlere küçük bir ara verip sizlere Gagavuzya gezisinden bazi izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. Kisinev gezi rehberimin başında da belirtmiştim. Moldova üç ayrı bölgeden oluşuyor diye. Gagavuzya ya da tam adıyla \" Gagauz Yeri \" Moldova'nin üç bölgesinden biri. Moldova'nin bağımsızlığını kazanmasından sonra 1994 yılında Moldova hükumeti tarafından Gagavuzya'ya özel bir statü verilmiş. Böylece bölge halkı ile aralarındaki anlaşmazlık dostça çözülmüş ve Comrat Gagavuzya'nin başkenti olmuş. Yaz aylarında kütüphaneye çok fazla kişinin gelmediğini ancak okulların açık oldugu dönemde kütüphanenin öğrenciler tarafından kullanıldığını belirtti. Kütüphane'nin bahçesinde bulunan Atatürk Büstünün daha yakından görebilmek icin kilitli olan bahce kapsini açmasını rica ettim. Beni kırmadı Visaliza hanım. Atatürk Kütüphanesi hafta sonları açık değil ve hafta içi 8:00- 17:00 arasında açık. Kütüphane Strada Lenin 197 Caddesi üzerinde bulunuyor. Comrat'ın en büyük caddesi. Burada hükümet binalarını görebilirsiniz. Comrat'ın tam merkezinde Parcul Central var. Çok şirin bir park. Buradaki sarı renkli Ortodoks kilisesi Sankt Ioan Botezatorul dikkatlerden kaçmıyor. Park meydanında pek cok restorant var. Öğle yemeği için bunlardan birine gittim. Gagavuzya'nin gelenekesel yemeği kuzu yahni. Kuzu yahni mısır unu ile servis ediliyor. Burada öğle yemeği için meydanki restoranlardan birini tercih ettim. Kisinev'den 100 km mesafede bulun Gagavuzya'nin başkenti Comrat'a Marshrutka adi verilen minibulerle gitmek tahmin ettiğimden çok daha kolaydı. Kişinev'de iki tane otobüs terminali var. Sehrin merkezinde bulunan Gara Centrala Chisinau ve şehrinde güneyinde bulunan Gara de Sud. Comrat'a giden Marshrutkalar Gare de Sud'den kalkıyor Bu otobüs terminali şehir merkezinin bir hayli dışında ister otobüse binin, ister benim yaptığım gibi taksiye atlayıp gelin size kalmış. Otelimden Gare de Sud'e taksi ücreti 1 -2 dolar tuttu. Otobüs durağına gelince, - Gişedeki bayanlara \" Comrat \" deyip parayı uzayın. - Size bir fiş verecekler o fişi kaybetmeyin. - Önünde \" Comrat \" yazan Marshrutka'yı bulun. - Otobus şöförüne gişedeki bayanın size verdiği fişi gösterin. Hepsi bu kadar. Yaklaşık iki saat sonra Comrat'ın otobüs durağına ulaşıyorsunuz. Otobüs terminali oldukça kalabalık hatta biraz da karmaşık. Muthemelen \" Ben nereye geldim ? \" diye düşüneceksiniz. Marshrutka'dan inince kalabalığı takip ederek Comrat'ın şehir merkezinde doğru yürüdüm. Müzenin binası ve bahçesi çok güzel ve icindeki sergilerinde çok iyi olduğunu duydum. Ancak Kişinev Ulusal Tarih Müzesini ziyaret etme fırsatım olmadı. Ulusak Tarih Müzesini gezemedim ancak ama müzenin girişinde çok ilginç heykellerle karşılaştım. Antromorfik Yildiz adi verilen bu insan figürleri, 1988'de Slobozia bölgesinde yapılan kazılarda bulunmuş. Yaklaşık 1.5 metre uzunluktaki bu heykellerin I. O 20. yüzyıla ait olduğu tespit edilmiş. Ilgilenenler icin belirteyim müze, 31 August 1989 Caddesinde, sabah 10:00 akşam 17:00 arasında açık. Stefan Cel Mare Caddesine paralel olan 31 August 1989 Caddesi Kişinev'in \" Yeşil Koridoru \" olarak adlandırılıyor. Yemyeşil ağaçlarla bezeli caddede çok şirin tek katlı evler var. Uzun uzun gezeceğiniz bir yer değil ama mutlaka bir göz atın."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/08/21/transdinyester-gezi-rehberi-transdinyeter-gezilecek-yerler-transdinyester-nasil", "text": "Transdinyester gezi rehberime hoş geldiniz. Transdinyester ya da Transnistria veya tam adıyla Transdinyester Cumhuriyeti, Moldova ile Ukrayna arasında sıkışıp kalan, ince uzun birçok kaynakta \" Defacto\" olarak nitelendirilen kimsenin tanımadığı bir ülke. Moldova gezisinde bir günümü ve Transdinyester'i gezmek icin ayırdım. Çok istabetli bir karar oldu. Neden mi? Size bir şey itiraf edeyim. Ben Transdinyesteri Kişinev'den daha çok sevdim. Halen Kişinev Gezi Rehberimi okumadıysanız, buradan ulaşabilirsiniz. Transdinyester Cumhuriyeti ve başkenti Tiraspol'a nasıl gidilir Transdinyester vize istiyor mu? Transdinyester vize istiyor mu ? Gezilecek yerler ve Transdinyester gezisi icin bilmeniz gereken pratik bilgiler Transdinyester gezi rehberimde. Transdinyester, Moldova ve Ukrayna arasına sıkışmış ince uzun bir ülke. Yaklaşık 500.000 insana ev sahipliği yapan ülkede parlamenter hükümet, daimi bir ordu ve kendi para birimleri var. Görünüşte bağımsız bir ülkenin tüm unsurlarına sahip ama gerçekte durum pek de görümdüğü gibi değil. Neden mi? 1990'da Moldova Soviyetler Birliğinden ayrıldı. Çoğunluğu Rus olan ve Rusça konuşan Transdinyester halkı, bu süreçte Moldova tarafından dışlandığını düşündü ve onlarda 1990'da Moldova'dan kendi bağımsızlığını ilan etti ancak Transdinyester'in bağımsızlığını kabul etmeyen Moldova ile iki yıl sonra savaştı. Transdinyester'in kendi anayasası, çekiç motifli bayrağı hatta parası bile var. Ancak bu defakto ülkeyi hiçbir haritada göremezsiniz ve Birleşmiş Milletler'de ülkenin varlığını tanıyan bir üye bulamazsınız. Gerçi bu durumu Transdinyester halkının pek umursadığı söylenemez. Çünkü Transdinyester sınırına geldiğiniz andan itibaren herşey resmen tanınan bir ülke gibi işliyor. Transdiyester'in başkenti Tiraspol ve ikinci en önemli şehri ise benim de gezme imkanı bulduğum Bender ya da Benderi. Transdinyestere nasıl gidilir ve ülkeye gitmeden önceden bilmeniz gereken önemli bilgileri gezi yazımın ilerleyen bölümlerinde bulabilirsiniz. Kişinev'den Transdinyester'e vardığınızda sizi karşılayan ilk şehir Bender. Bender, tarihi önemi nedeniyle zaten gezilecek yerler listemdeydi. Bu nedenle otobüs terminaline vardığım zaman Tiraspol'e gitmeden Bender'de indim. Sabahın erken saatlerinde Kişinev'den yola çıktım. Yaklaşık 90 dakika sonra Transdinyester'e vardım Bender'in şehir merkezine geldiğimde öncelikle elimdeki Euroları Trandinyester Rublesine çevirdim. Bender'deki döviz bürosu hemen otobüs durağının yakınında. Bir hatırlatma, Transdinyester'de yabancı banka kartları, kredi kartları, telefon hatları calışmıyor. Bankanızdan para çekemeyeceğiniz için yanınızda mutlaka Euro ve dolar bulundurun. Daha sonra da bir kahve için şehrin ana caddelerinde açık bulduğum bir kafeye gittim. Çalışan gençler çok iyi ingilizce konuşamıyorlardı ama Bender'deki rotam için bana ellerinden geldiğince bana yardımcı olmaya çalıştılar, tabii google çevirinin mucizesiyle. İşte Transdinyester'de gezilecek ilk yer olan Bender Kalesi. Peki neden Bender'e geldim ? Bender tarihte hep önemli bir şehir olmuş. Bender, 1538'de Kanuni Sultan Süleyman döneminde el geçirilmiş ve şehirin adı Tighina'dan Bender'e çevirilmiş. Burada halihazırda bulunan kuleler Mimar Sinan'ın önderliğinde surları olan tam bir kaleye dönüştürülmüş. Bender Kalesi pek çok kez kuşatılmış. Hatta, bir dönem İsveç kralı XII. Charles buraya sığınmış. En nihayetinde 1812 yılında Osmanlı buradaki hakimiyetini kaybetmiş. Günümüzde Bender Kalesi çok guzel bir şekilde restore edilmiş. Osmanlı'nın, Rusya'nın ve İsveç'in bir dönem yollarını kesiştiren gerçekten görülmeye değer bir kale Bender Kalesi. Kulelerinden şehrin manzarası da cabası. Eğer Transdinyester gezisi planlıyorsanız ve Bender Kalesini gezilecek yerler listenize eklemezseniz çok büyük bir hata etmiş olursunuz. Kalenin surlarından yürüyebilir, kulelerine çıkabilirsiniz. Bender Kalesinde iskence bölümü ve kalenin hakkında bilgilerin verildiği ve Osmanlı, Rus ve İsveç döneminden kalma paralar ve eşyaların sergilendiği küçük bir bölüm var. Eğer Transdinyesterdeki ilk durağınız Bender Kalesini gezdikten sonra başkent Tiraspol'u da ziyaret edin. Bender ve Tiraspol arası 12 km. Bender'den Tiraspol'a otobüsle ya da taksi ile gidebilirsiniz. Bender'in şehir merkezinden 19 No'lu otobuse ya da benim yaptığım gibi taksiye binebilirsiniz. Taksiler $ 2-3 tutuyor. Transdinyester Rublesi olarak kaç para verdiğimi ne yazık ki hatırlamıyorum. 470 bin nüfuslu Transdinyester'in 140 bini Tiraspol'de yaşıyor. Tirapol'u Kisinev ile kıyasladığımızda zaman çok rahatlıkla Tiraspol'un Kişinev'den daha temiz ve bakımlı bulduğumu söyleyebilirim. Tiraspol'da gezilecek yerlere biraz daha yakından bakalım. 25 Ekim Caddesi Tiraspol'un ana caddesi. Transdinyester'e minibüsle ya da trenle geldiyseniz, tren istasyonundan 15 -20 dakika uzaklıkta bulunuyor. Tiraspol'de gezilip görülecek pek cok yapı 25 Ekim Caddesi üzerinde bulunuyor. 25 Ekim Caddesi uzerinde pek çok kafe, restorant, döviz bürosu var ki Bender'den sonra burada bir kez daha Transdinyester Rublesi almam gerekti. Dünyada ayakta kalmayı başaran çok fazla Lenin heykeli yok. Bu yüzden olsa gerek nerede bir Lenin heykeli varsa hep gezilecek yerler listesinde oluyor. Hatırlasanız birkaç yıl önce Svalbard'da dünyanın en kuzeyindeki Lenin heykelini görme imkanı bulmuştum. Geçen yıl da Minks'te yerli halkın \"Scooter'a binen Lenin \" dedikleri bir başka Lenin heykelini görmüştüm. Neyse, gelelim Tiraspolde'ki Lenin heykeline. Soviyet dönemine ait devlet binasının önünde rüzgarda pelerini uçuşuan bir Lenin heykeli karşılıyor bizi. Suvorov Meydanı Transdinyester'in başkenti Tiraspol'un ana meydanı. Red Alley ve Shevchenko Caddesi arasında yer alan meydan adını Tiraspol'un kurucusu Alexander Suvorov'dan alıyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/09/11/canterbury-gezi-rehberi-ingiltere-canterbury-gezilece", "text": "İngiltere Canterbury gezi rehberime hoş geldiniz. Canterbury, masalları, kanalları, UNESCO Dünya mirası tarihi mekanları ve değeri pek bilinmemiş oyun yazarı Christopher Marlowe ile ünlü bir Orta Çağ şehri. Londra'dan trenle bir saat gibi kısa bir sürede ulaşabileceğiniz Canterbury, sessiz sakin kafa dinlemelik çok şirin bir şehir. Londra'nın dışında günübirlik tursuz gezilecek yerler arayanlar için de harika bir seçenek. Birkaç yıl önce Ingiltere'nin Salisbury şehrini gezmiştim ve gezi notlarımı sizlerle paylaşmıştım. Salisbury gezi rehberim için buraya tıklayın. Londra'dan Canterbury'e nasıl gidilir ? Canterbury'de gezilecek yerler ve diğer pratik bilgiler Canterbury gezi notlarımda. Şirin şehrimiz Canterbury, İngiltere'in Kent bölgesinde bulunuyor ve İngiltere'de Hıristiyanlığın doğdugu ilk yer olarak biliniyor. Bunun nedeni 7. yüzyılda Aziz Augustine ve havarilerinin İncil'in öğretilerini İngiltere'de yayması. Thomas Becket'in 1170'te şehit edilmesinin ardından Avrupa'nın en ünlü hac yerlerinden birine dönüştü... Günümüzde ise Londra'dan hafta sonu kaçamadığı için son derece ideal, küçük sevimli bir öğrenci şehri. Canterbury'nin tarihi şehir merkezi tren istasyonundan 10 dakikalık bir yürüyüş mesafesinde. Tek yapmanız gereken sizinle birlikte şehre gelen diğer turistleri takip etmek 😂. Canterbury'de beni ilk karşılayan tarihi yapı Westgate Tower oldu. Ancak Westgate Kulesini ve şehiri gezmeden önce Stour Nehri'nin çevresinde yürümek istedim. Ingiltere'de alışılmışın dışında güneşli bir yaz günüydü ve her taraf yemyeşildi. Bir yanda çocukları ile parka gelen aileler, diğer tarafta nehirde yüzen ördek, tek kelime ile harikaydı. Canterbury gezisinde kısa kısa videolar kaydettim. Yazıları okumaya başlamadan bir gözatabilirsiniz. Canterbury West tren istasyonundan 10 dakikalık kısa bir yürüyüşden sonra sizi İngiltere'nin en eski parklarından biri olan Westgate Bahçeleri karşılıyor. Westgate Bahçelerinin gerçekten eski olmasının yanı sıra, gezinize doğa ile iç içe bir şekilde başlamanızı sağlayan için mükemmel bir yer. Orta Çağlardan beri kamusal alan olan bu bahçeler, Büyük Stour Nehri boyunca eski şehrin girişinde yer alıyor. Westgate Bahçelerinde gezerken doğanın ve nehir kenarındaki tarihi binaların ve kalıntıların tadını çıkarıtn. Westgate Kulesi, Canterbury'nin ayakta kalmayı başaran kulelerin sonuncusu. 1380'de Başpiskopos Sudbury tarafından yeniden inşa edilen bina, uzun yıllar hapishane olarak kullanılmış. Muhafız odasında silahlar ve zırhlar sergileniyor ve kulelerde eski hapishane hücreleri var. Ben kuleyi gezemedim ama gezmek ve daha fazla bilgi almak isterseniz, Westergate Kulesi'in açılış saatleri için buraya tıklayın. Kuleyi ziyaret etmeseniz bile Canterbury gezisi sırasında gözünüzden kaçmayacağı kesin. Avrupa'da pek çok büyük kilise ve katedral şehrin tam meydanında genellikle \" pazar meydanı \" denilen yerinde bulunur. Canterbury Katedralinde durum biraz farklı. Katedral şehrin hemen hemen yerinden gözükebilmesine rağmen Katedrale yaklaşmıyorsunuz. Bunun nedeni Canterbury Katedrali'nin bulunduğu meydanın binalarla çevrili olması ve meydana ancak Canterbury Visitor Center'dan ve Christchurch Gate'ten geçerek girebiliyorsunuz. Sözün özü Canterbury Katedralini ziyaret etmek için giriş ücreti ödemeniz gerekiyor. 2007'de Aralık ayında katedrali gezme imkanım olmuştu. Bu nedenle bir kez daha Canterbury Katedrali'ni gezmek istemedim. Ayrıca katedralin açılmasına 2 saat vardı. Ziyaretçi merkezine uğrayıp bir iki fotoğraf çekmek için meydana girip giremeyeceğimi sordum. Sağolsunlar ziyaret saati başlamamış olmasına rağmen hiç bir ücret ödemeden meydana girmeme izin verdiler. Canterbury Katedralini mutlaka görün. UNESCO Dünya Mirası koskocaman bir katedral. İçindeki vitraylar gözlerden kaçmıyor. Canterbury Katedrali'nin giriş ücreti £12.50. Canterbury Katedrali'nin Christchurch Kapısıni da içine alan Buttermarket Meydanı son 500 yılda çeşitli restorasyonlardan geçti. 17. yüzyılın ortalarına kadar Boğa Kazığı Meydanı olarak biliniyormuş. Çünkü boğaları geceleri kazığa bağlarlarmış. Bu yöntemle etlerinin daha yumuşak olacağına inanılırmış. 1664'te yazar ve tarihçi William Somner'ın kardeşi John Somner, içindee bir tiyatro ve depo bulunan bir pazar meydanı kurulması için para ödedi ve buranın adı Buttermarket olarak değiştirildi. Buttermarket Meydanı'ın tam ortasında \" Kitty \" adı verilen yarı çıplak bir kadın heykeli vardı. Böyle bir heykelin Canterbury Katedralin giriş kapısının önünde bulunmasının doğru olmadığına karar verildi ve Kitty heykeli 1993 yılında kaldırıldı. Savaş Anma Komitesi altı yıl boyunca halka açık bir referandumun ve çeşitli önerilerin sonunda buraya bir Savaş Anıtı koymayı kararlaştırdı ve Anıtın plaketinin üzerine is yüksek rütbeli RAF pilotu Binbaşı Edward Mannock VC'nin adının konmasına karar verildi.. Punting çok alışık olmadığımız bir kelime ama \" Gondol \" dersem sanırım herkes ne demek istediğimi çok iyi anlayacak. Punting, İngiliz usulü Gongol. Özellikle yaz yaylarında bir hayli popüler. Stour Nehrinde, tarihi evlerin arasında yavaş yavaş gondola binmek isterseniz hiç kaçırmayın. Fiyatları 100 Pound'dan başlıyor. Canterbury şehir merkezine geldiğinizde ana caddelerede turlar hakkında bilgi veren stantları göreceksiniz. Ama önceden bilgi almak isterseniz. Buraya tıklayın. Bu kilise İngilizce konuşulan ülkeler içindeki en eski kilise. Fransız prenses Bertha, kent dükü ile evlenince hristiyan olmuş. Dük, St Martin Kilisesini İ. S 580 yılında onartmış ve Bertha buraya gelip dua edermiş. Kilise, pek çok kez tadilattan geçmiş tabii ama ne kadar eski olduğunu halen görebiliyorsunuz. Kilisenin bulunduğu yerde bir kilise mi yoksa mozele mi olduğu halen tam olarak bilinmiyor. Kilise'ye çok yakın bir yerde Bertha'nın ve Dük'ün heykelleri var. Ne de olsa her ikisi de Canterbury'nin tarihi için çok önemli bir isimler. The Crooked House olarak da bilinen Sir John Boys House, Canterbury, Kent, İngiltere'deki Palace Street'in en uç noktasında bulunuyor. 17. yüzyıldan kalma eğimli yarı ahşap bu binanın en dikkat çekici özelligi, abartılı bir açıyla yamuk şekilde duran kapısı. The Crooked House, Sir John Boys'un Evi olarak biliniyor. Ancak yapılan arkeolojik kazıları, Sir John Boys'un ev inşa edilmeden önce halihazırda burada yaşadığını gösteriyor. Artık gerçeği kimse bilemeyecek. Canterbury'de bahsederken Christopher Marlowe'dan bahsetmemek olmaz. Canterbury gezi rehberimin başında belirtmiştim \" Canterbury değeri pek bilinmeyen yazar Christopher Marlowe'un şehri \" diye. Christopher Mawlowe, Ingilizlerin ünlü yazarı Sheakspear ile aynı dönemde yaşamış, genç yaşta vefat etmesine rağmen çok güzel eserler yazmış. Shakespeare bütün dünyada tanırken Christopher Marlowe'u Ingilizlerin dışında pek tanıyan yok. Kimi edebiyat severlere göre Marlowe, Shakespeare'dan çok daha iyi bir yazardı ama çok tanınmadı. Işte Marlowe'un anısı doğduğu şehir olan Canterbury'de Marlow Tiyatrosu ile yaşatılıyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/10/31/bath-gezi-rehberi-ingiltere-bath-gezilecek-yerler-bath-nasil-g", "text": "İngiltere Bath gezi rehberime hoş geldiniz. Bath, Canterbury gibi Londra dışında günübirlik gezilebilecek çok güzel bir şehir. Ama Bath o kadar güzel ki inan'ın burada bir gece konaklamadığınıza pişman olabilirsiniz. Bu güzel İngiliz şehri, Roma Hamamı ve burada bir süre yaşayan yazar Jane Austen ile ünlü. Bath gezi notlarımda Londra'dan Bath'a nasıl gidilir ? Bath'ta gezilecek yerler, Bath'da nerede kalınır? Ve Bath gezisi için gerekli pratik bilgileri okuyabilirsiniz. Bir Roma şehri olarak da bilinen Bath, İngiltere'nin Somerset bölgesinde Avon Nehrinin yanında kurulmuş. Bath hakkında \"Romalıların ayak sesleri halen duyuluyor\" gibi yazılar okusak da Anglo Sakson kaynaklar, şehrin Romalıların Bath'ı İ. S 400 yılında terkettiğini gösteriyor. Romalıların Bath'ı terketmesinden 100 yıl sonra, yani İ. S 500 yılında İngilizler gelip buraya yerleşmiş. Kısacası, bugün gördüğümüz Bath bir Roma şehri olmaktan çok, tam bir Georgian şehri. Bu arada Georgian ya da Geogian tarzı nedir diye merak edenler için belirteyim. Georgian, İngiliz mimarisinde Neo Klasik tarz oluyor. Şehir, sizleri binalarıyla, kullanılan taşlarıyla, mimari özellikleri ile tam 300 yıl öncesine geri götürüyor. Kraliçe Anne zamanında bir spa şehrine dönüşünce Bath ekonomik olarak çok güçlenmiş. Bununla ile ilgili diğer bilgileri gezi notlarımın geri kalanında bulabilirsiniz. İşte Bath'ta gezilecek yerler. 2003 yılının yaz aylarındaydı sanırım. Bath'ı ilk kez o zaman gezme imkanım olmuştu. Bath'ta bir gezi konaklama rağmen o geziden neredeyse hiç bir şey aklımda kalmamış. Bu nedenle salgın zamanı kısıtlamaları gevşeten İngiltere'de havanın güzel olmasını fırsat bildim. Bol bol yürüyüp şehrin her köşesini iyi bir şekilde gezebileceğim Bath gezi planı yaptım. Eğer benim gibi farklı mimarisi, dar sokakları olan şehirleri gezmeyi sevenlerdenseniz, Bath'ı çok seveceksiniz. Bath gezi notlarımı okumaya başlamadan önce sizler için hazırladığım kısa kısa videolardan oluşan YouTube paylaşımıma tıklamayı unutmayın. Işte sizler için listelediğim Bath'da mutlaka gezilemesi gereken 13 yer. Bath tren istayonundan şehir merkezine doğru giderken karşıma çıkan Parade Garden Bath'ta gezilecek ilk yer. Bath, sıra sıra süslü teras evleri ve Hyde Park'ın küçük bir versiyonu olan Parade Bahçeleri ile bir zamanlar Londra'yı andırmış olmalı. Avon Nehri'nin hemen yanı başında bulunan Parade Bahçelerinde, insanın içini rahatlatan yürüyüş alanları, güzel botanik bahçeleri ile Parade Gardens yaz gününde huzur arayanlar için harika bir secenek. Parade Gardens, önceleri Bath Abbey'e bağlı özel mülkmüş. Zaten Bath Abbey, Parade Bahçeleri'nin hemen yanında bulunuyor. Yemyeşil parkın güzelliğinin yanı sıra Georgian mimarisinin de izlerini de çok güzel bir şekilde görüyorsunuz. Gotik tarzda inşa edilen bu prestijli kilise, popüler bir hac yeri ve Bath'ın en önemli simgelerinde biri. Şehrin ruhani merkezi Bath Abbey, dikey Gotik tasarımın şaheseri. Bath'ta yaşayanlar için önemli bir ibadet yeri olmasının yanı sıra turistler arasında da çok popüler. Bu etkileyici kilisede töreneler, konserler ve konferanslar düzenleniyor. Tam adı Saint Peter ve Saint Paul Abbey Kilisesi olan Bath Abbey'nin tarihi sekizinci yüzyıla kadar uzanıyor. O zamandan günümüze kadar birçok kez restorasyondan geçmiş. Kiliseye yeni bölümler ilave edilmiş. Ama kilisenin dış cephesine baktıgınız da ne kadar eski olduğunu görüyorsununz. Bath Abbey'nin içindeki sütunları kadar dışındaki Jacob's Ladder ve merdiven uzerinde yukarı çıkan melek morifleri ile de çok ünlü. Bath Abbey'nin disinda Bath Abbey Meydanı bulunuyor. Roma Hamamlarının girişi, hediyelik eşya satan dükkanlar, Bath Turizm Ofisi, gün boyunca muzik çalıp şarkı söyleyen sokak sanatçıları da burda. Daha önce instagram hesabımda paylaştığım videoyu sizinle de paylaşıyorum. Bath Abbey'i neden gezemedim ? Salgın nedeniyle ziyaretçileri sırayla içeri alıyorladı ve uzun bir kuyruk vardı. Hava da güzel olduğu için beklemek istemedim. Bath Abbey, hafta içi ve cumartesi günleri sabah 9:00 akşam 17:30 arasında açık. Yalnız pazar günler 13:00 ve 14:30 arasında ve 16:30 ve 17:30 saatleri arasında açık. Pazar sabahı giderim diye düşünmüştüm ama kilise pazar sabahları açık olmadığı içeri giremedim. Eğer Bath Abbey'i gezmek istermeseniz, açılış saatlerini göz önüne bulundurun. Milsome Caddesi, Bath'ta mağaza ve restoranların sıralandığı, alışveriş severlerin kaçırmaması gereken tarihi cadde. Bath'ın Milsome Caddesi, 1762'de Thomas Lightholder tarafından inşa edildi. Binalar aslında town house denen şehir evleriydi. Ancak günümüzde bu binaların çoğu dükkan, ofis ve banka olarak kullanılıyor. Bu tarihi evlerin çoğu mansart çatılı ve korint sütunlu üç katlı binalar. Stall Caddesi ya da Stall Street Bath, hem mimari olarak çok güzel hem de alışveriş yapmak isteyenler için harika. Kafeler, plak ve dvd satan HMV mağazası ve hediyelik eşya satan yerler var. Pulterney Köprüsü, Floransadaki Ponte Vecchio ya da Venedik Rialto Köprüsü gibi kafeleri, restoranları alışveriş yapılabilecek mağazaları olan çok güzel bir köprü. Köprünün üstünde yürüyün ve tabii ki köprüye diğer açılardan bakmayı da ihmal etmeyin... Avon Nehrinde gelip giden tekneleri izleyin ve Pulteney Weir'e hayran kalın. Bath' şehrinin muhteşem manzarası için köprünün üzerindeki dükkanlardan birinden dışarı bakmayı unutmayın. Ben, Bridge Coffee'ye küçük bir kahve molası icin uğradığımda şansıma pencere kenarındaki bir masa boştu. Gelelim Pulterney Köprüsünün tarihine. 1700'lerde Bath şehrini genişletmeye ve Avon Nehri'nin diğer yakasını kullanmaya karar verdiler. Tabii böyle proje için öncelikle bir köprü inşa edilmesi gerekiyordu. Pulterney Köprüsü'nün inşaat çalışmaları zorluklarla doluymus. İlk olarak, dükkanlarla çevrili bir köprüyü demode bulan yerli halk köprünün yapımına karşı çıktı. Daha sonra fırtına ve seller nedeniyle hasar gören köprünün orijinal tasarımı bir hayli değişmiş. 1936'da Bath Şehir Meclisi kalan mağazaları satın aldı. Mimarın orijinaline uygun bir şekilde köprüyü restore etmiş."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/11/26/thun-gezi-rehberi-isvicre-thun-gezilece", "text": "İsviçre Thun gezi rehberime hoş geldiniz. Thun nasıl bir yer diye sorsaydınız, cevabım İsviçre'nin Haltstad'ı olurdu. Şirin şirin evleri, köprüleri, Thun'un içinden akan tertemiz Aare Nehri ile İsviçre'de ve Bern çevresinden günü birlik gezilecek yerler arayanların listesinde olmalı Bern gezi rehberimi henuz okumadiyaniz buraya tıklayın. İsviçre Thun'a nasıl gidilir? Thun'da gezilecek yerler ve Thun gezisi için diğer pratik bu gezi notlarımda. Thun, İsviçre'nin başkenti Bern'in bulunduğu Bern Katonunda bulunuyor. Thun, Interlaken, Jungfrau Bölgesi, Grindelwald, Brienz ve Lauterbrunnen Vadisi gibi yerleri içeren Bernese Oberland'e açılan bir kapı. Size tavsiyem, Thun gezisi planlarsanız hem ulaşımın kolay olması hem de ekonomik olması nedeniyle Bern'den buraya günübirlik gezi için gelmek ya da Thun'u Interlaken rotasına dahil etmek en doğru seçenek olacak. Bern gezimi planlarken Thun'u Bern ve çevresinde gezilecek yerler listesine henüz eklememiştim. Bern'de gezilecek yerleri vaktinden önce tamamladım. Böylece Bern dışında günübirlik birkaç yeri daha gidip gezecek zamanım oldu. Kısacası Thun'a gitmeye son anda gelmeye karar verdim. Thun çok güzel bir sürpriz oldu benim için. Aare Nehri, kasabanın tam içinden geçerek Thun Gölü'ne akıyor. Güzel manzarası ve doğası ile Thun için Isviçre'nin Haltstadd'i diyebilirim. Thun bölgesindeki ilk yerleşim MÖ 2500 yıllara kadar uzanıyor. Güzel manzarası, zengin bir tarihi ve kültürü olan bir şehir Thun... Boyle pastoral küçük bir kasabada daha ne isteyebilirsiniz ki? Birlikte İsviçre'nin Thun şehirini gezelim ve size orada tam olarak nasıl keyifli ve unutulmaz bir gün geçireceğinizi anlatayım. Aşağıda sizin için hazırladığım kısa videoya bakmayı unutmayın. Thun'a ulaşmanın en kolay yolu Bern Tren istasyonundan düzenli aralıklı kalkan trenlere binmek. - Bern ve Thun arası 29 km. Tren ile 30 dakika gibi kısa bir sürede Thun'un Bahnhof Thun tren istasyonuna varıyorsunuz. - Bern Thun arası tren biletleri tek yön 19 Isviçre Frangı. Tren istasyonunun çevresi oldukça yeni. Pek çok modern bina var. Burada alışveriş yapmak isteyenler mağaza bulmakta zorlanmayacak. İsviçre'yi ve şehirlerini genellikle Alplerle özdeşleştiririm. Daha önceki Isviçre gezilerimde hep serin bir havayla karşılaştım. Böyle güneşli bir günde renk renk çiçeklerin, sardunyaların olduğu bir Isviçre şehri ile karşıma çıkınca ağzım doğrusu açık kaldı. Thun'da görülecek ve dikkatlerden kaçmayan ilk yer Aare Nehri. Aare Nehrinin üzerinde birkaç tane köprümüz var. Yine İsviçre'de görmeye alışık olduğumuz gibi üstü kapalı köprüler bunlar. Tabii ki Thun'un Eski Kent'ine erişmenin en iyi yolu, bu üstü kapalı ahşap köprülerden birinden geçmek. Obere Schleuse Thun'un güney tarafını Balliz Adası'na bağlarken, Untere Schleuse adayı nehrin kuzey tarafındaki Thun'un tarihi kalbine bağlıyor. Artık bu nehre mi özelidir yoksa İsviçre'de nehir sörfü yapmak bir gelenek mi bilemiyorum. Ama nehirde sörf yapan birini görünce pek bir şaşırdım. Aşağıdaki videomda sörf yapan birinin videosunu paylaştım. Ne kadar ilginç olduğunu görebilirsiniz. Eğer Isviçre gezisini ben yaptığım gibi yaz aylarında gerçekleştiriseniz, İsviçrelilerin mis gibi nehir sularında yüzdüklerine daha doğrusu hızla akan nehrin üstünde kaydıklarına şahit olacaksınız. Aare Nehri'nin akışını düzenlemek için ahşap kilitleri olan köprüler inşa edilmiş. Bir tarafta insanların gürül gürül akan suda sörf yaparken, diğer tarafta çok daha sakin olan hızlı akan su var. İnsanları sörf yaparken görmek eğlenceliydi. Ama en sevdiğim şey köprüleri parlak pembe çiçeklerle süslenmeleriydi. Böylece Aare Nehri'nin üzerindeki köprüler başlı başına Thun'da gezilecek görülecek yerler listeme girdi. Baliz Adasinda ve Aare Nehri'nin çevresinde vakit geçireceğinizden eminim. Keza pek çok kafe, restorant ve hediyelik eşya satan dükkan burada. Yağmur bastırınca ben de bir öğlen kahvesi için buradaki kafelerden birine sığındım. Obere Hauptgasse'yi nasıl anlatsam. Güzel mi güzel, arnavut kaldırımlı, yol boyunca İsviçre'nin bayrakları ve Bern Kantonunin armaları asılı, rengarenk güzel çiçeklerle bezeli bir cadde. Arnavut kaldırımlı caddede yürüyebileceğiniz gibi, uzeri asfalt ile kaplı dükkanların çatılarının uzerinde de yürüyebilirsiniz. Yani Obere Hauptgasse görmeye pek alışkın olmadığımız tarzda iki katlı bir cadde. Dükkanların hepsi farklı renklere boyanmıştır ve çeşitli hediyelik eşya satan dükkanlar, barlar, kafeler ve restoranlar var. Rathausplatz'a yani Belediye Binası Meydanı'na Obere Hauptgasse'nin bittiğ yerde ulaşıyorsunuz. Rathauseplatz'ın çevresinde binalar bir hayli eski. Mesala Rathaus / Belediye Binası'nın kendisi 16. yüzyıldan kalma. Thun'daki Rathause meydanının ortada bir çeşme var. Meydandan Thun Kalesi'nin muhteşem manzarasını en iyi görebileceğiniz nokta. Yalnızca yayalara açık olan Rathause / Belediye Binası meydanında tatillerde, bayamlarda meydanın tam ortasında geleneksel Noel ağacı süslüyorlarmış."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2020/12/31/fribourg-gezi-rehberi-isvicre-fribourgda-gezilecek-yerler-fribourga-nasil", "text": "İsviçre Fribourg gezi rehberim hoş geldiniz. Fribourg'da gezilecek yerlere geçmeden önce bir şey açıklamam gerekiyor. Burası Almanyadaki Freiburg im Breisgau şehri değil. İsimleri birbirine çok benzediği için genelllikle çok karıştırılıyor. Burası İsviçre'nin Fribourg Kantonu. Kafaları daha fazla karıştırmamak için bu gezi notlarımda sadece Fribourg olarak yazacağım. Bu kısa açıklamadan sonra gelelim bizim Fribourg'a. İsviçre'nin başkenti Bern'den günü birlik gezi planlayanlar için tek kelime ile harika seçenek. Geçtiğimiz haftalarda sizlerle Thun gezi rehberimi paylaşmıştım. Henüz okumadıysanız Thun gezi rehberime buradan ulaşabilirsiniz. Sizler için Fribourg'da gezilecek noktaları, yemek yenecek yerleri listeledim. Fribourg'dan Bern'den nasıl gidilir? Nereleri gezip görmeli ve diğer yararlı bilgiler Fribourg gezi notlarımda. Fribourg, Fribourg Kantonu'nun başkenti. 40000 nüfuslu Fribourg Kantonun resmi dili Fransızca. Bern'den 35 km mesafede bulunan bu güzel tarihi şehirde, Fransızcadan sonra en yaygın şekilde konuşulan ikinci dil ise Almanca. Almanca ya da Fransızca konuşamıyorsanız üzülmeyin. Çünkü İşviçe'nin diğer kantonlarında olduğu burada da gibi herkes İngilizce biliyor. Fribourg'un coğrafi konumu göz önüne alındığında, Orta Çağ'da bir hayli çalkantılı bir dönem geçirmiş. Fribourg, uzun yıllar bağımsız bir devlet olarak yönetilmiş ve 1481'de İsviçre Konfederasyonu'na katılmış ve bu tarihten sonra hızlı bir şekilde büyümeye devam etmiş. Özellikle kumaş ve deri endüstrilerinde başarılı olması nedeniyle çok zenginleşmiş. 19. yüzyılda sanayileşmenin ardında İsviçre'nin en zengin ve en yaşanabilir şehirlerinden biri olmuş. Fribourg, yani \" Özgür Kale \" , adı gibi yüzyıllar boyunca katolikliğin kalesi olmuş ve günümüzde de nüfusun yüzde 70'i hala katolik, yüzde 15'i ise protestan. İsviçre'nin başkenti Bern güzel şirin bir şehir ama oldukça küçük. Bu nedenle buraya kadar gelmişken Bern çevresindeki birkaç şehri daha görmek istedim. Thun gezisinin aksine, Fribourg gezisi halihazırda mini İsviçre gezi planımın en başından beri gezilecek yerler listemdeydi. Şehirde gezilecek yerleri daha iyi anlamak için iki yukarı ve aşağı Fribourg diye iki ana bölgeye ayırabiliriz. Resmi olarak pek böyle bir ayırım yok. Ancak Sarine Nehri'nin çevresi için kimi kaynaklarda Basse-Ville ifadesinin kullanıldığını göreceksiniz. Fribourg Tren Istasyonundan dışarı çıkınca sola dönün. Eğer sağa giderseniz kendinizi Fribourg'un modern merkezinde bulacaksınız. Tabii şehrin modern bölgesini gezecek vaktiniz varsa, neden olmasın? Işte Fribourg'da gezilecek yerler. Tren istasyonundan çıktıktan sonra sola döndüm ve Saare Nehrine doğru yöneldim. Birkaç yüz metre sonra Rue De Laussane Caddesi beni karşıladı. Rue De Laussane Caddesi, Fribourg'un eski kasabasanın belki de en işlek caddesi. Dükkanlar, butik kafeler, ilginç heykeller hatta haftanın bazı günlerinde kurulan sokak pazarı bile var. Ben, sabah kahvesi için Rue de Lassane Caddesi'nin başında bulunan Les Trentenaires'da için durdum. Rue de Lussane Caddesinin sonuna yaklaşırken St Nicholas Katedrali daha net bir şekilde görünmeye başlıyor ve kendinizi bir anda Place des Ormeaux'da buluyorsunuz. Gotik tarzdaki St Nicholas Katedrali, son derece popüler ve Fribourg'u ziyaret eden turistlerin uğrak yeri. Fribourg'un St Nicholas Katedrali'nin inşaası çok uzun sürmüş. Ilk çalışmaları on ikinci yüzyılın ortalarında başlamış ve katedral ancak dördüncü yüzyılın ortalarında tamamlanabilmiş."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2021/01/27/bern-gezi-rehberi-isvicre-bern-de-gezilecek-yerler-berne-nasil", "text": "İsviçre Bern gezi rehberime hoş geldiniz. Bern, Avrupa'nın kendi halinde sessiz sakin ama şirin mi şirin başkentlerinden biri. Doğal güzelliği ve pek çok tarihi mekanı olan bir şehrin bu kadar az bilinmesi ise inanın çok şaşırtıcı. Bern'e tek kelime ile aşık oldum ve bu güzel şehri sizlere tanıtmayı çok istedim. Bern'e nasıl gidilir, Bern'de gezilecek yerler, nerede kalınır? İşte sizin için hazırladığım Bern gezi notlarım. Bern'de bir havaalanı yok. Daha doğrusu Bern'deki havaalanı çok küçük ve Avrupa'daki birkaç şehirden ve havaalanından başka Bern'e uçuş yok. Ama üzülmeyin. Zürih'ten ya da Basel'den trenle Bern'e çok kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Basel gezi rehberim için buraya tıklayın. - Zaten ben de Bern'e Basel'den trenle vardım. İsviçre gezisinin sonunda da trenle doğrudan Zürih Havaalanına gittim. - Basel ve Bern arası trenle 60 dakika. - Bern Tren istasyonunundan Zürih Havaalan'ına trenle 75 dakika sürüyor. - Basel Bern tek yön 37 Euro. - Bern to Zürih Havaalanı tren bileti tek yön 50 Euro. Tren bileti fiyatları ve sefer sayıları mevsimlere ve tatil dönemlerine göre değişiyor. Güncel bilgiler ve tren seferleri için buraya tıklayın. Cevabım hayır. Bern'de kesinlikle bir başkentte olmasını düşündüğümüz tipik yüksek binalar, finans merkezi, kalabalıklar caddeler, farklı semtler ve yoğun bir nüfus yok. Elbette, bu Bern'de gezilecek görülecek yerlerin olmadığı anlamına gelmiyor. Aksine Bern'i İsviçre'nin en cazip yerlerinden biri olarak öne çıkarıyor. Peki Bern Nerede ? Gezginlerin radarında olmayan Bern, Zürih'ten 95 km uzaklıkta bulunuyor. Bern 1191'de kurulan şehrin adının nereden geldiğini tam olarak bilen yok. Bern, almanca \"barn\" yani \"ayı\" anlamına geliyor. Halk arasındaki bir efsanaye göre Zahringen Dükü 5. Berchtold Bern şehrini kurduktan sonra bir gün ava gider ve tuttuğu ilk av da ayıdır. Bu nedenle şehrin armalarında heykellerinde ayı sembollerini görüyoruz. 1405'te yaşanan büyük yangından sonra Bern'i Rönesans tarzında yeniden inşa etmişler. Bern'in tarihi merkezinde gördüğümüz evlerin birçoğu Orta Çağ'da başlayan şehirleşmenin ilk örnekleri. Bern'in bugünkü nüfusu yaklaşık 130.000 kişi. İsviçre'nin dördüncü en büyük şehri ancak ilginç bir şekilde nüfusun neredeyse dörtte biri yabancılardan oluşuyor. Ayrıca, Avrupa'daki kilit konumu nedeniyle yaklaşık 2000 diplomat Bern'de bulunuyor. İsviçre'nin başkenti dedim ama gerçekte İsviçre'nin başkenti yok. Çünkü 26 kantondan oluşan İsviçre bir konfederasyon ve her bir kantonun eşit yetki hakkı var. Teknik olarak bir başkente ihtiyaç duydukları için Bern'i seçmişler. Bu nedenle parlamento binası ve federal hükümet burada bulunuyor. - Bern'de en az bir gece konaklarsanız, şehiriçi ulaşım bedava. Oteliniz size bir kart veriyor ve bununla toplu taşıma hizmetlerini ücretsiz kullanabiliyorsunuz. Gerçi Bern'de her yere çok rahatlıkla yürünebiliyor. Olur da yürümek istemezseniz, aklınızda bulunsun. - Bir şişe su 3 4 İsviçre Frangı ancak her köşe başında bir çeşme var ve çeşmeşlerden akan su temiz. - Burada uzun bir hafta sonu geçirebilir ve şehir için harika bir fikir edinebilirsiniz. - İsviçre yasaları gereği bedava Wi-Fi bulmak biraz. Pek çok yerde wi-fi ya şifreli ya da wi-fi kullanabilmek için kayıt olmanız gerekiyor. - Türkiye'den uçuşlar Zürih Havaalanına yaklaşık 3 saat suruyor. - Bern'de İsviçre Almancası konuşuluyor; ama Ingilizce biliyorsanız, dil sorunu yaşamayacaksanız. - Bern'in sadece charter seferleri olan küçük ve pahalı bir havaalanı var."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2021/02/26/basel-gezi-rehberi-isvicre-basel-gezilecek-yerler-basele-nasil", "text": "Basel gezi rehberime hoş geldiniz. 'İsviçre'nin Kültür Başkenti' olarak da bilinen Basel, Fransa'nın bir hayli popüler Colmar'dan Strasbourg'a uzanan Alsace Şarap Yolu Rotasına çok yakın olması nedeniyle her daim gezginlerin rotasında. Basel, İsviçre'de hafta sonu için kaçamağı arayanlar tek kelime ile harika bir yer. Basel gezimi birkaç yıl önce Ağustos ayında gerçekleştirdim. Sessiz sakin ortamı, güzel mimarisi ile son derece ekileyici bir şehir ile karşılaştım. Basel'de yapılacak şeyler arasında tarihi mekanlarını gezmek, şehrin müzelerini ve kiliselerini ziyaret etmek, şirin sokaklarında dolaşmak ve tabii lezettli yemeklerini tatmak var. Birkaç günlük Basel gezisi düşünüyorsanız ve hatta halihazırda gitmek için rezervasyon yaptıysanız, buyrun size keyifli bir Basel gezisi için gerekli pratik bilgileri içeren gezi rehberim. Basel'e nasıl gidilir, Basel'de nerede kalınır, Basel'de yapılacak şeyler ve tabii ki Basel'de nerede neler yenir! Basel'de bedava ulaşım sağlayan Basel Card'ı bu gezi notlarımda detaylı olarak anlattım. Basel, İsviçre'nin Basel-stadt Kantonu'nun başkenti ve en büyük şehri. Şehir, 1501'de İsviçre Konfederasyonuna katılmış ve kısa bir süre sonra Marktplatz'daki belirgin ve dikkatlerden kaçmayan, kırmızı Belediye Binası'nı inşa etmişler. Yüzyıllar boyunca önemli bir ticaret merkezi olan Basel, bu özelliğini günümüze de sürdürüyor. Pek çok göçmenin yaşadığı Basel, Zürih'ten ve Cenevre'den sonra İsviçre'de nüfusun en yoğun olduğu üçüncü şehir. Basel mi yoksa Bale mi? Basel'in hem Almanya hem de Fransa sınırındaki konumu göz önüne alırsak, her iki kullanım da doğru. Buna pek de şaşmamalı. Çünkü Basel kozmopolit bir şehir. Dediğim gibi Basel'in adının telaffuzu her iki şekilde de doğru. \"Basel\" Almanca ve \"Bale\" Fransızca. Zaten Basel halkının çoğunluğu Almanca konuşuyor. Ren Nehri'in ikiye ayırdığı Basel, artık tam bir sanat ve kültür merkezi. Günümüzde birçok önde gelen saat ve mücevher markasına her bahar büyük bir ticaret fuarı olan Baselworld'e yine Basel ev sahipliği yapıyor. Şehir, müze bolluğu ve İsviçre'nin kültür merkezi olmasıyla ünlü. Ren Nehri bu güzel şehri Grossebasel ve Klienbasel olarak ikiye bölüyor. Grossbasel, ilgi çekici eski şehri, Basel'in cazibe merkezlerinin çoğunun ve Basel Bahnhof tren istasyonun bulunduğu bölge. Kleinbasel ise bir zamanlar işçi sınıfının yaşadığı bölge. - Basel'de bir gece konaklıyorsanız, şehiriçi ulaşım bedava. Oteliniz size Basel Card adlı bir kart veriyor ve bununla toplu taşıma hizmetlerini kullanıyorsunuz. Gerçi toplu taşımaya ihtiyacınızın olacağını pek sanmıyorum. Çünkü Basel'de gezilecek görülecek yerler biribirine çok yakın; ancak Basel Card'ın diğer avantajlarından yararlanabilirsiniz. Bununla ilgili detaylı bilgiyi Basel gezi rehberimin geri kalanında bulabilirsiniz. - Restorantlar genellikle öğlen 14:00'ye kadar açık ve sonra 18:30 akşam yemeği için kapılarını yeniden açıyor. - Bir şişe su 3 4 İsviçre Frangı ancak her köşe başında çeşme var ve çeşmelerden akan su temiz. - Basel uzun bir hafta sonu kaçamağı için harika bir şehir. - İsviçre yasaları güvenlik nedeniyle bedava Wi-Fi kullanımını kısıtlıyor. Daha doğrusu, pek çok yerde şifre gerekiyor ya da kayıt olmanız gerekiyor. - Vize: İsviçre Avrupa Birliğinde değil; ancak Schengen bölgesinde. Eğer Bordo pasaportunuz varsa Schengen vizesi almanız gerekiyor. Yeşil pasaportunuz varsa 90 güne kadar olan gezilerinizde vizeden muafsınız. - Fransa'da bulanan Europort Havaalanı Almanya'ya ve İsviçre'ye de hizmet veriyor. - Türkiye'den Europort Havaalanına uçuşlar yaklaşık 3 saat sürüyor. - Pegasus Havayolları Sabiha Gökçen Havaalanından, THY Istanbul Limanından ve sezonluk olarak Gaziantep'ten, SunExpress Izmir'den ve Antalya'dan seferler düzenliyor. - Basel'de İsviçre Almancası konuşuluyor; ancak İngilizce biliyorsanız, dil sorunu yaşamayacaksınız. - Basel'e Trenle Ulaşım: İsviçre'de trenler komforlu ancak tren biletleri oldukça pahalı. Bu yüzden önceden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim. - Ben, Frankfurt Hauptbahnhof'dan trenle Basel'e geldim. Frankfurt gezilecek yerler yazım için buraya tıklayın. Frankurt ve Basel arası trenle yaklaşık 3 saat sürüyor ve standart tren biletlerinin fiyatı 20 Euro'dan başlıyor. Buradan tren seferlerine bakabilirsiniz. Şehirde gezilecek yerler geçmeden önce Basel daha doğrusu Almanya İsviçre gezi planımı nasıl hazırladım. Kısaca ondan bahsedeyim. Basel gezimi Colmar'dan başlayan ve Strasbourg'a kadar uzanan Alsace Şarap Yolu Rotası'nın bir parçası olarak planlamadım. Benim rotam Frankfurt'tan İsviçre'nin başkenti Bern'e gitmekti. Ancak Frankfurt'tan Bern'e direkt tren yok. Treninizi Basel'de değiştirmeniz gerekiyor. Hazır buraya kadar geçmişken Basel'de bir gece konaklayayım dedim. Böylece Basel rotaya ekleniş oldu. Bu arada Bern gezi rehberimi okumak için buraya tıklayın. Basel, tüm çekiciliğine, müzelerine, Ren Nehri'nin kenarındaki güzel evlerine rağmen turistik bir şehir değil. İnsanların işinde gücünde, günlük hayatlarını sürdükleri gerçek, yaşayan bir şehir Basel. Yaşanılası bir şehir mi ? Orasını bilemem. Neyse, sabah çok erken saatlerde Frankfurt'tan trenle ayrıldım. Yaklaşık iki saatlik çok güzel ve keyifli bir tren yolculuğundan sonra Basel'e vardım. Birkaç yıl önce Temmuz ayında Zürih'e gittim. İnanın o Zürih gezisinde bu kadar sıcak ve güneşli bir hava ile karşılaşmadım. Basel'de böyle tam güzel bir yaz havası vardı. Şehir cıvıl cıvıldı. Tren istasyonundan otelime gitmek için Ren Nehrine doğru yürüdüm. Burada karşıma çıkan ilk önemli yer Frei Strasse'ydi. Frei Strasse Caddesi trafiğe kapalı. Cadde Bankverein'de başlıyor ve Basel Rathaus Marktplatz'da bitiyor. Pek çok büyük ve ünlü markayı bulabileceğiniz cadde alışveriş meraklıları için harika bir yer. Basel Belediye Binasına bayıldım. Rathaus Basel şehrin tam kalbinde bulunuyor. Bu yüzden Basel'de gezilecek yerleri anlatmaya buradan başlamak istiyorum. Eminim, bu size Basel'de gezilecek yerleri planlarken kolaylık sağlayacaktır. Basel Rathause, parlak ve kıpkırmızı olduğu için meydandaki diğer yapılar arasından hemen sivriliyor. Ayrıca, haftanın belli günlerin belediye binasının önündeki meydanda pazar da kuruluyor. Basel Belediye Binasının kapısından geçecek avlusuna girin ve binanın duvarlarındaki işlemelere, avlusundaki heykellere hayran kalın. Basel'deki büyük depremden sonra dönemin hükumeti yeni bina yapılmasını istemiş. Şehrin İsviçre Konfederasyonu'na katılmasının ardından binanın ön kısmına Basel armalarının, mazgalların bulunduğu heybetli yeni bir yapı eklenmiş. 17. yüzyılın başında belediye binasının cephesini sanatçı Hans Bock trompe l'oeil tekniği ile süslemiş. Burası gün boyunca turistlerin radarında. Basel Rathaus sabah ziyaret ettikten sonra bir de akşam üzeri kapanmadan önce bir kez daha ziyaret ettim. Çünkü Belediye binası gün batımında çok güzeldi ve ayrıca ortada kimseler yoktu. - Belediye Binasının avlusuna giriş ücretsiz. - Açılış Saatleri: Pazartesi Cuma 08:00 12:00 ve 13:30 17:00 - Cumartesi ve Pazar günleri kapalı - Cumartesi günleri 5 Isviçre Frangı karşılığı Basel Belediye Binasının içini özel turla gezebilirsiniz. Basel Minster sadece turistik bir yer değil, aynı zamanda Basel'in sembollerinde biri. İkiz kuleli Protestan kilisesinin çan kuleleri adeta Ren Nehri'nin üzerinde yükseliyor şehirin manzarasını tamamlıyor. Kırmızı kumtaşı ile inşa edilen Basel Munster'in çatısı ise kırmızılı beyazlı motiflerle bezeli. Bu nedenle diğer kiliselerden ayırmak da çok kolay ve katedralin arkada bulunan bahçesi çok güzel. Peki Basel Munsteri bu kadar özel yapan ne ? Katedralin çok büyük olmasının yanı sıra 1019 ile 1500 yılları arasında inşa edilmiş çok eski bir katedral Basel Minster. Ayrıca Romanesk ve Gotik tarzın etkileri dikkatlerden kaçmıyor. Protestan kilisesi olmadan önce bir Katolik Katedraliymiş. Katedralin kulesinden Ren Nehrini, Basel'in köprülerini ve şehri çok güzel bir şekilde görüyorsunuz. Katedralin içi de dışı gibi çok güzel. Basel Katedralinin güzelliğini ise pencerelerdeki çarpıcı vitraylara borçlu. Basel'i gezdiğim Ağustos ayında hava çok sıcaktı; ancak sıcağa ve onca basamağa rağmen katedralin kulesine çıkmaktan geri durmadım. Katedralin kulesine çıkmak isterseniz, üstünüzde rahat kıyafetler ve spor ayakkabılar olsun derim. Çünkü dik ve dar merdivenleri nedeniyle kuleye çıkış biraz zahmetli. - Basel Munster'in girişi ücretsiz. Ancak katedralin kulesine çıkmak isterseniz 5 İsviçre Frangı vermeniz gerekiyor. - Adres: Münsterpl. 9, 4051 Basel - Açılış saatleri: Her gün 11:00 16:00 Basel Minster'in yanında küçük bir park, karşısında Katedral meydanı var Katedral Meydanın Basel bir diğer müzesi Kültür Muzesi Museum Der Kulturen var. Önemli müzeleri ile tanınan Basel'in yine en dikkat çeken müzelerinden biri ise Basel Güzel Sanatlar Müzesi. . Müzede empresyonizm, dışavurumculuk ve gerçekçilik gibi farklı sanat akımlarından eserler var. Müze, bu konuda İsviçre'deki en kapsamlı koleksiyonlardan birine sahip. Tabii bu, müzede Van Gogh, Monet, Munch ve Picasso gibi isimleri görebileceğiniz anlamına geliyor. Müzede ayrıca, Andy Warhol'un eserleri ile birlikte diger sanatçılara ait çağdaş sanat koleksiyonları da var. Ben vaktim kısıtlı olduğu için gidip gezemedim; ama müze ilginizi çekerse burdan daha fazla bilgi alabilirsiniz. - Müzenin adresi : St. Alban-Graben 16, 4051 Basel Hartılarsanız Fribourg Gezi Rehberimde İsviçre'nin ünlü sanatçısı Jean Tinguely'den bahsetmiştim. 1977'de Jean Tinguely, bir zamanlar eski şehir tiyatrosu şirketinin sahnesinin bulunduğu makinelerle çalışan sığ bir çeşme yaptı ve bugün bu çeşme Basel'e ünlü noktalarında biri. Tinguely Çeşmesinde düşük voltajlı akımla çalışan mekanik figürleri görüyoruz. Sanatçının yaptığı on demir figür, bir zamanlar bu noktada bulunan pandomim sanatçılarını, aktörleri ve dansçıları sürekli hareket halinde ve birbirleriyle sohbet ederken betimliyor. Bu capcanlı meydan, adını 14. yüzyılda Barfüsserkirche'yi kuran çıplak ayaklı Fransisken rahiplerinden alıyor. Basel'in en sevdiğim meydanı. Meydanın çevresinde çok sayıda mağaza ve restoran var. Noel zamanı, Noel marketleri hafta sonları ise bir pazarı ile ünlü. Barusserplazt çevresindeki evlerde çok güzel. Tam instagramlik."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2021/04/26/wurzburg-gezi-rehberi-wurzburg-gezilecek-yerler-wurzburga-nasil", "text": "Würzburg gezi rehberime hoş geldiniz. Şarap ve bira meraklıları, güzel tarihi şehirleri gezmeyi sevenler için Almanya'da ziyaret edilecek en büyülü şehirlerden biri de hiç şüphesiz Würzburg. Kuzey Bavyera'da bulunan Würzburg, UNESCO Dünya Mirası ve Almanya'nın Romatik Yol rotasının başlangıç noktası. Frankfurt gezimden bir günümü Würzburg için ayırdım ve sizler için Würzburg gezi notlarımı hazırladım. Henüz Frankfurt gezi rehberimi okumadıysanız buraya tıklayın.. Würzburg'da gezilecek yerleri, bir günde neler yapılabileceğine dair pratik ipuçlarını paylaşacağım. Ama öncelikle şehri biraz daha iyi tanımakla başlayalım. Işte Würzburg gezi notlarım. Würzburg'un geçmişi, MÖ 1000 yılına kadar uzanıyor. Şehir, 1631'de İsveç Kralı Gustav Adolf'un saldırısı ve Mart 1945'te 5000 kadar Würzburglunun ölümüyle sonuçlanan II. Dünya Savaşı bombalanması başta olmak üzere pek çok üzücü olay yaşamış. 16 Mart 1945'te gerçekleşen bu bombalamanın büyük can kayıplarına neden olmasının yanı sıra şehrin yeniden şekillenmesi açısından çok önemli bir olay. Almanlar, yaklaşık %85'i yerle bir olan Würzburg'un restorasyon çalışmalarına 1950'li yıllarda başladılar ve yıllarca süren çalışmaların sonunda Würzburg eski günlerine döndü. Aslında bir bakıma. Bir bakıma diyorum çünkü eski ve restore edilen binaların arasında ne yazık ki modern ve çirkin binalar da var. Pek çok alman modern binaların şehrin Orta Çağ ruhunu öldürdüğünü düşünüyor. Biz her şeye rağmen Würzburg küllerinden yeniden doğdu diyelim ve sözü daha fazla uzatmadan Würzburg'da gezilecek yerleri keşfedelim. Würzburg bulunduğu konumu nedeniyle Romantik Ren Yolunu'nun başlangıç noktasında buluyor. Pek çok gezgin Romantik Ren Yolu Rotasına ya Würzburg'da başlıyor ve Füssen'de noktalıyor ya da Fussen'de başlayıp Würzburg'da noktalıyor. Böyle popüler bir rota üzerinde olması nedeniyle Würzburg'a ulaşım da son derece kolay. Şehirde bir havaalanı yok; ancak Almanya'nın üç büyük şehrinden Würzburg'a trenle ulaşım çok kolay. Örneğin Frankfurt'tan Würzburg'a her saat başında bir tren seferi var. - Nürnberg'den 1 saat 10 dakika - Frankfurt'tan 1 saat 30 dakika - Münih'ten 2 saat - Tren bileti için Frankfurt Würzburg arası gidiş dönüş 60 Euro ödedim. - Tren biletinizi mutlaka önceden ayırtın. Çünkü fiyatları neredeyse yarıya yarıya fark ediyor. Bilet fiyatları gidiş dönüş ortalama 30 Euro. - Ben biletimi ayırtmamıştım. Büyük hata. - DBB resmi sitesinden tren bileti fiyatlarına bakabilirsiniz. Not : Eğer grup olarak Bayern Eyaletinde seyahat ediyorsanız, Buraya tıklayarak Bayern Ticket'e bakmanızı tavsiye ederim. Çünkü 4 kişiye kadar olan grup biletlerinden indirim sağlıyor. Almanya'nın Romantik Yolu, sizi Frankonya şarap bölgesi olan Würzburg'dan alıp Bavyera Alpleri'nin eteklerideki Füssen'e götüren çok güzel ve bir o kadar da popüler bir rota. Muhteşem üzüm bağlarından tutun da ve sevimli Bavyera şehirlerine kadar bu rotada hayal edebileceğiniz her şey var. Romantik Yol Rotası'nın en popüler şehirlerden bazıları Würzburg, Ausburg, Rothenburg ob der Tauber ve Neuschwanstein Şatosu'nun buluduğu Füssen. Franfurkturt'ta kaldığım otelden yavaş yavaş Frankfurt Bahnhoft Tren Istasyonuna yürüdüm. Tren biletimi internetten ayırtmadığım için gişelerin açılış saatini beklemek zorunda kaldım. Tren istasyonunda yapacak bir şey yok ve çevresi de çok güvenli değil Daha önce de belirttiğim gibi Würzburg tren biletini gezinizden önce ayırtmanızda fayda var. Neyse, yaklaşık 1 saat sonra Würzburg'a vardım. Würzburg'un eski şehri tren istasyonundan birkaç kilometre uzaklıkta. Dilerseniz tramvaya binebilirsiniz. Ben havanın çok güzel olmasını fırsat bilip yürümeyi tercih ettim. Frankfurt'tan Würzburg'e vardığım gün vakit kaybetmeden Alte Mainbrücke yürüdüm. Ne de olsa Würzburg'de gezilecek yerler içinde en popüler yer burası. Alte Mainbrücke Köprüsü sabahın erken saatlerinde turistleri ağırlamaya başlıyor. Köprünün bu kadar sevilmesinin nedeni sanırım Prag'daki Charles Köprüsüne çok benzemesi. 1473 ve 1543 yılları arasında inşa edilen ve trafiğe kapalı olan Eski Würzburg köprüsü, bir zamanlar balıkçı mahallesi olan Main Nehri'nin sol yakası ile Würzburg Eski Kenti'ni birbirine bağlıyor. 1730 yılında, Eski Ana Köprü üzerine, azizleri anmak 12 aziz heykeli ilave etmişler. St Totnan, St Killian gibi önemli azizlerin heykellerinin köprü üzerinde olması nedeniyle \" Azizler Köprüsü \" olarak da biliniyor. 2. Dünya Savaşı sırasında bu heykellerin zarar görmelerini önlemek amacıyla bulundukları yerden sökmüşler ve güvenli bir yere götürmüşler. Günümüzde heykeller yeniden olması gerektiği yere döndüler ve köprünun üzerinde tüm ihtişamıyla gururlu bir şekilde her gün buraya gelene turistleri ağırlıyorlar. Muhteşem nehir ve şehir manzarasına sahip Alte Mainbrücke Köprüsünün turistleri cezbettiği kadar yerli halkı da cezbettiği aşikar. Çünkü, köprü yerli halkın pöpüler buluşma noktalarında biri. Insanlar genellikle sohbet etmek ve bir iki kadeh Franken şarabının tadını çıkarmak için köprüde buluşuyorlar."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2021/05/31/frankfurt-gezi-rehberi-frankfurt-gezilecek-yerler-frankfurt-havaalanindan-sehir-merkezine-nasil", "text": "Frankfurt gezi rehberime hoş geldiniz. Almanya'nın finans sektörünün en önemli noktası olan gökedelenlerin şehri Frankfurt namıdiğer Bankhattan, son yıllarda her köşebaşındaki sofistike barları, Michelin yıldızlı restoranları, hoş butik kafeleri ile adından söz ettirmeye başladı. Istanbul'dan iki buçuk saatlik bir uçuşun ardından Almanya'nın en büyük beşinci şehri Frankfurt'a varıyorsunuz. Pek çok kez ziyaret etme fırsatı yakaladığım Frankfurt, bir hayli sevdiğim bir şehir. Frankfurt Havaalanından sehir merkezine nasıl gidilir?, Frankfurt'ta nerede kalınır?, Frankfurt güvenli mi?, Frankfurt'un meşhur Römerberg Meydanı ve Frankfurt'ta gezilecek yerler listesi ve Frankfurt hakkında gerekli bilgiler sizin için hazırladığım Frankfurt gezi notlarımda. Almanya'nın Hesse Eyaletinde bulunan Frankfurt, tarih boyunca hep güçlü bir ticaret merkezi olmuş. Bu ekonomik gücünü de Main Nehri üzerine kurulu olmasına borçlu. Bugün de yüksek yüksek binaları ile size bu ekonomik gücünü çok iyi bir şekilde hatırlatıyor. Ne yazık ki Frankfurt'un Almanya'nın finans merkezi olması Paris ya da Bruj gibi görür görmez aşık olacağınız bir şehir yapmıyor; ancak şehrin kendi göre ayrı bir cazibesi var ve sanırım Frankfurt'u sevmemin nedenlerinden biri de bu. Modern binalar, gökdelenler adeta tarihi yapıların arasından fırlıyor. Şehrin merkezindeki gökdelenlerden dolayı Almanların Frankfurt'a Mainhattan bazan da Bankhattan demesine şaşırmamak lazım. Ister yazın Main Mehri kenarında yürümek olsun, ister kışın noel pazarlarına bakmak ya da alışveriş yapmak olsun Frankfurt gezmesi son derece keyifli bir şehir. Sanırım bu nedenle pek çok kez Frankfurt'a gittim ve hiç hayal kırıklığına uğramadım. Şehre gelenlerin cevabını en çok merak ettikleri sorulardan biri de Frankfurt havaalanından şehir merkezine nasıl gidilir ? Eğer daha önce Almanya'dan transit geçtiyseniz, Frankfurt Havalimanın ne kadar büyük olduğunu farketmişsinizdir. Git git bitmiyor. Havaalanına her vardığımda ayrı bir yerde pasaport kontrolünden ya da güvenlikten geçtim. Neyse Frankfurt Havaalanından şehir merkezine ulaşmak bir hayli kolay. Tek yapmanız gereken kolay yolu S-bahn kullanmak. - Gümrükten geçtikten sonra tren istasyonunu gösteren tabelaları takip edin. - Peronlara gelmeden bilet makinelerini göreceksiniz. Bu makinelerden biletinizi satın alın. alabilirsiniz. - Makineler yabancı kredi kartı /banka kartı kabul etmiyor. Alman kredi kartımız yoksa, tren biletinin ücretini nakit olarak ödemeniz gerekiyor. - Kullandığınız banknot temiz olsun yoksa makineler parayı kabul etmiyor. - Makinalarla uğraşmak istemezseniz biletinizi gişelerden alın. Memurlar hem yardımcı oluyor hem de gişelerde yabancı banka kartı kabul ediyorlar. Bu arada gişelerin almanca adı \"reisezentrum\" . Çevirisi sanırım seyahat merkezi. - Biletinizi aldıktan sonra gişelerin yanında Gleis Franfurt S City göreceksiniz. Merdivenlerden inip peronlara gidin. - Biletinizi aldiktan sonra Hanau veya Offenbach'a giden bir trene binin. Tren hatları S8 ve S9. - Her iki tren de şehir merkezindeki tüm ana istasyonlarda duruyor, Ancak Hauptwache, U-bahn'a en merkezi ve en iyi yer. - Frankfurt Havaalanından şehir merkezine yolculuk ücreti 5.00 Avro ve yaklaşık 15 dakika süruyor. Trenler yaklaşık her 15 dakikada bir kalkıyor. Frankfurt'a yılın her döneminde gidebilirsiniz; ancak soğuk sevmeyenler için yazın, Noel Pazarları gezmeyi sevenler için kışın Frankfurt gezisi için doğru dönemler olabilir. Frankfurt'a ilk gezim Aralık ayındaydı. Hiç unutmuyoum soğuk kuru ama güneşli bir hava vardı. Öyle ki Frankfurt'un sokaklarını gezmek gezmek yerine kendimi MyZeil adlı avm'ye atmıştım. Yaz aylarını, bol güneşli günleri tercih ediyorum. Bu nedenle Frankfurt'u yazın gezmekten çok keyif aldım. Frankfurt gezisi planlarken söyle festivaller falan da olsun derseniz, işte size Frankfurt'ta düzenlenen önemli birkaç ekinlik. - Noel Pazarları: Kasım sonu başlıyor. - Main Festival: Ağustos ayının ilk haftası - Elma Şarapı Festivali: Ağustos ortası. - Waldchestag: Haziran başı - Şarap Festivali: Eylül başlangıcı Dediğim gibi Frankfurt gökdelenler ve iş merkezlerinden ibaretmiş gibi görunuyor; ancak şehirde 2. Dünya Savaşına kadar ahşap binalar, arnavut kaldırımlı sokaklar varmış. Savaş sırasında yerle bir olan Franfurt küllerinden yeniden doğmuş. Hem de tam bir finans merkezi olarak. Frankfurt'ta gezilecek yerlerin bir kısmını iş merkezimizi oluşturuyor. Avrupa Merkez Bankası'nın siyah bir limuzuni andıran binası güneşli bir günde gözünüzü kamaştırıyor dersem hata etmiş olmam. Aşağıda sizin için hazırladığım haritada Frankfurt'un belli başlı gezilecek yerlerini listeledim. Frankfurt Havaalanımdam çıkıp trenle Hauptwache Meydanına gelenleri, kafeler, restaurantlar ve tabii ki İş Bankası bekliyor 😂. Sanırım ikincingezim sırasındaydı. Yanlışlıkla Frankfurt Hauptbahnhof istasyonun gitmiştim. Ne büyük hata bir hayli yürümem gerekti. Neyse dönelim Hauptwache Meydanına. Bu meydan Frankfurt'un gerçek anlamıyla merkezi. Öyle ki Römerberg Meydanı gibi Frankurt'un belli başlı gezilecek yerlerinin birçoğu 5 10 dakika yürüyüş mesafesinde. Hauptwache Meydanı'nın güneyinde ilk dikkat çeken St Catherine kilisesi. Barok tarzdaki St. Catherine Kilisesi, Yıllar içinde, hem içi ve dışı çeşitli tadilatlardan geçmiş; ancak 1944'te yıkılmış. Frankfurtlular 1954'te yılında şehrin en büyük Protestan kiliselerini yeniden inşa etmişler. Meydanın bir diğer önemli yapısı ise eskiden nöbetçi hapishane olarak kullanılan ve şimdi Frankfurt'un en populer kafelerinden biri olan Eski Hauptwache binası var. Yeme içme bölümünde biraz daha detaylı bir şekilde anlatacağım. Meydanın doğu tarafında ise her tür dükkanı bulacağınız ana alışveriş caddesi Zeil uzanıyor. Bu caddenin başında dev bir alışveriş merkezi olan Galleria Kaufhof ve My Zeil var. Zeil Caddesi, Hauphtwache meydanından başlayıp boylu boyunca uzanan trafiğe kapalı ve alışveriş meraklılarının kaçırmaması gereken bir cadde. Pek çok ünlü markayı bulabilirsiniz. Benim favori mekanim MyZeil alışveriş merkezi. Frankfurt'a ilk gittiğim zaman kuru dondurucu bir soğuk vardı demiştim. İşte soğuktan kaçıp sıcak bir şeyler içmek için buraya gelmiştim. Dijital ürünler satan Saturn Mağazalarından hatırı sayılır miktarda DVD aldığımı söylemeden geçmeyeyim. Üst katlarında çeşitli restorantlar kafeler var. Frankfurt'ta gezilecek yerler listesinde olması gereken turistlerin gözdesi Römerberg Meydanı. Frankfurt, II. Dünya Savaşı sırasında o kadar büyük hasar almış ki, savaş sonrası Altstadt'ın çoğunun yeniden inşa edilmesi gerekmiş. Almanlar 1950'lerde başlayan restorasyon projesi tam anlamıyla 2017'de tamamladılar. 1950'erden bu yana tam 15 tarihi ev restore ettiler ve 20 tane yeni bina da geleneksel görünüşe uygun inşa ettiler. Römerberg'e gelen turistler artık Almanya'da popüler olan ahşap çerçeveli binaların olan capcanlı Römerberg Meydanının tadını çıkartıyorlar. Römerberg Meydanında dikkatlerden kaçmayan Adalet Çeşmesi'nin geçmişi 1543 yılına kadar dayanıyor. Bronz heykel, bir elinde kılıcı bir diğer elinde terazi ile dimdik duran Roma Adalet Tanrıçası Justitia'yı tasvir ediyor. Çeşme, yuzillaryıllar içinde birkaç kez tadilatten geçmiş. Bir efsaneye göre, İmparator Matthias'ın 16. yüzyılda taç giyme töreni sırasında çeşmeden şarap akmış. Ben oradayken su akıyordu ama şarap göremedim 😂. Adalet Çeşmesinin arkasında Römerberg Meydanının doğu tarafındaki binalara Ostzeile deniliyor. Bugün her bir ev, restoran ve kafe olarak hizmet veriyor. Her bir binanın kendine özgü Große Engel ve Goldener Greif gibi adları var. Römerberg Meydanını batı tarafıda yanyana dizili ahşap binaları görğyoruz. Bu güzel evlerin geçmişi 15. yüzyıla kadar uzanıyor. Ne yazık ki 1944'teki bombalamada yerle bir oluşmuşlar. Alman bu güzel yapılar 1980'de orijinaline uygun bir şekilde yeniden inşa etmişler. Buradaki en dikkat çekici binalar 15. yüzyılda Römer tüccar ailesine ait olan Goldener Schwan ve Zum Romer. Römer bir müze değil ve halen evlilik kayıtları ve düğünler için kullanılıyor. Romerberg Meydanı'nı tamamlayan yapılardan biri de Eski Nikolai Kilisesi. Eski Nikolai Kilisesi, 2. Dünya Savaşında sırasında Romerberg'deki diğer yapılara kıyasla çok fazla hasar görmemiş. Bugün gördüğümüz yapı yeniden yüzyıllar içinde restorasyan geçecek bugünkü görünümüne kavuşmuş. Beyazlı kırmızılı renkleriyle gözlerden kaçmayan Eski Nikolai Kilisesi'nin önemi Martin Luther, Worms adlı kasabaya dini bir toplantı için giderken buraya uğramasıymış. - Kiliseye giriş ücretsiz"} {"url": "https://nasilgezdim.net/2021/06/15/sherlock-holmes-muzesi-221b-baker-sokagi-londranin-en-iyi-", "text": "Londra gezisinde Sherlock Holmes hayranları ve polisiye roman meraklılarının kaçırmaması gereken bir müze varsa o da hiç kuşkusuz Sherlock Holmes Müzesi. Hem Londra'nın en iyi müzeleri hem de Londra'da gezilecek belli başlı yerleri arasında. Ayrıca, Sherlock Holmes Müzesi Londra'nın en turistik yerlerinden biri olan Baker Street'te bulunuyor. Bu nedenle müzenin çevresinde keşfedecek çok yer var. Londra'da alışılmış turistik yerlerden biraz farklı bir şeyler arayanlar için Londra Sherlock Holmes Müzesi harika bir seçenek. Biliyorum Sherlock Holmes Müzesi'nin giriş ücreti biraz yüksek; ancak müzeyi ziyaret etmek isterseniz, geziniz öncesi Sherlock Holmes Müzesi hakkında bilgi ve planlamanıza yardımcı olacak pratik bilgiler Sherlock Holmes Müzesi gezi rehberimde. Sherlock Holmes Müzesi hakkında bilgi vermeden önce Sherlock Holmes kimdir onu anlatayım. Sherlock Holmes, İngiliz yazar Sir Arthur Conan Doyle tarafından kalem alınmış tamamen kurgusal bir dedektif karakteri. Sir Arthur Conan Doyle'un yazdığı Sherlock Holmes kitapları birinden çok satmış. Hiç tereddütsüz Sherlock Holmes dünyanın en ünlü kurgusal dedektifi bile diyebilirim. Holmes'un ev arkadaşı ve yardımcısı Dr John Watson is romanın bir diğer önemli karakteri. Sherlock Holmes kitaplarinda Watson, Holmes'u \"kedi gibi\" mesafeli ve bohem biri olarak tanımlar. Sanırım gerçekten de öyle. Çünkü Holmes iz sürerken genellikle soğukkanlı, ciddi ve titiz kişilik olarak karşımıza çıkıyor. Holmes evden çıkarken üç şeyi yanına almayı asla unutmaz. Bunlar neler mi ? Kalemi, not defteri ve büyüteci. Doyle'un Sherlock Holmes'u anlattığı ilk kitabı, 1887'de yayınlanan A Study in Scarlet adlı kitap. Doyle şimdiye kadar dört roman ve 56 kısa öykü yazmış. Bu kısa öyküler beş ayrı kitapta bir araya gelmiş. İlk Sherlock Holmes Romanın okuyucunun karşına çıktığı ilk zamandan beri, o kadar çok satmış ki pek çok kez beyaz perdeye ve televizyona uyarlanmış, hatta tiyatroda bile sahnelenmiş. Sherlock Holmes adeta İngiliz kültürünün de bir simgesi haline geldi. Benim unutamadığım bir versiyonu varsa, o da yıllar önce TRT'de yayınlanan ve başrolünde Jeremy Brett'in oynadığı 1984 tarihli versiyonu. Not: Benedict Cumberbatch tv dizisi ya da Robert Downey Jr.'lı sinema filmi ile ilgili birşeyler arıyorsanız, hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Müzede bunlarla ilgiili herhangi bir bilgi yok. En son yayınlanan Sherlock Holmes romanı ise bir pastiche. The Last Sherlock Holmes Story adlı bu son romanı Michael Dibdin 1978 yılında yayınlanmış. Aşağıdaki video tıklamayı unutmayın. 221b Baker Street ( 221B Baker Sokağı ) dedektifimiz Sherlock Holmes ve yardımcısı Dr John Watson'un adresidir. Geçmişte pansiyon olan Sherlock Holmes Müzesi, 1815'te Georgian tarzda inşa edilmiş. Ev, II. Derece ( Grade 2 listed ) korunması gereken yapı olarak listelenmiş. Bu, binanın mimari ve tarihi önemi nedeniyle korunması gerektiği anlamına geliyor. Ufak tefek birkaç tadilat dışında binada çok fazla bir değişiklik yapamıyorlar. 1990'dan beri de ziyarete açık olan Sherlock Holmes Müzesini, Sherlock Holmes International Society işletiyor. Müzenin giriş katında hediyelik eşya dükkanı var ve dükkanın üzerindeyse keşfetmemizi bekleyen üç kat var. Peki müzenin dükkanin neler var ? Büyüteçler, mücevherler ve çaydanlıkların yanı sıra tipik Sherlock geyik avcısı şapkası da dahil olmak üzere harika bir ürün koleksiyonuna... Benim gibi bütçeli geliyorsanız, dükkana şöyle bir bakip müzeye yönetebilirsiniz. Eğer müzenin kendisini keşfetmek için zamanınız ya da bütçeniz yoksa, hediyelik eşya dükkanını ziyaret edebilir ve müzenin dışının fotoğrafını çekebilirsiniz. Sherlock Holmes Müzesi Londra'nın Baker Street / Marylebone bölgesinde bulunuyor. Müze, Baker Street istasyonundan çıkınca 1 2 dakika yürüyüş mesafesinde. Buraya tıklayarak konumuna bakabilirsiniz. 221b Baker Street Sherlock Holmes Müzesi'nin adresi olarak bilinse de aslında bu tamamen hayali bir adres. Gerçekte Sherlock Holmes Müzesi 237 -239 Baker Street Caddesinde bulunuyor. - Bakerloo - Cirle line - Metropolitan - Jubilee - Hammersmith and City Oxford Street'ten yürüyürerek bile müzeye ulaşabilirsiniz; ancak yürümek biraz vakit alacaktır. Müzeye vardığınızda, zemin katın tamamını kaplayan hediyelik eşya dükkanına ve bilet gişesi var. Biletimizi müzenin resmi websitesi üzerinden almanızı tavsiye ederim. Gişedeki görevli rezervasyonunuzu kontrol ediyor ve size müzeyi anlatan bir broşür veriyor. Müze kapısında polis memuru kostümlü çalışanlar sizi karşılıyorlar. Viktorya dönemi kostümleri müzeye ayrı bir çekicilik kattığı kesin. Biletinizi satın aldıktan sonra daracık merdivenlerden ilk kata çıkıyorsunuz. Sherlock'un 'ev sahibi' Bayan Hudson'nın anlatımıyla Sherlock Homes Müzesindeki gezimize başlıyoruz. Bayan Hudson en üstteki üç katı keşfetmeye başlamadan önce size müzedeki odalar hakkında bir genel bilgi veriyor. Sherlock Holmes fanatikleri, müzenin iç mekanının tam olarak orijinal hikayelerde anlatıldığı şekilde dekore edildiğini görecekler. Birinci katta, Baker Sokağına bakan Sherlock'un ünlü çalışma odasını bulacaksınız. Tamamen Viktorya dönemindeki bir ev gibi çok detaylı bir şekilde dizayn etmişler. Fotoğraf çekmek için mükemmel bir şans! Sherlock'un yatak odası da yine bu katta bulunuyor. İkinci kat, Dr Watson ve ev sahibi Bayan Hudson'ın yatak odalarını var. İki dedektifin daha kişisel eşyaları ve Dr Watson'ın ünlü günlüğüne hummalı bir şekilde notlar yazan balmumu heykelini gözlerden kaçmıyor. Üçüncü ve en üst katta, Sherlock'un düşmanı Profesör Moriarty de dahil olmak üzere Sherlock Holmes hikayelerindeki bazı ana karakterlerin son derece gerçekçi balmumu modelleri bizi bekliyor. Çatı katında ise banyo ve kiracıların bavullarını koydukları merdivenler var. Sherlock Holmes Müzesi 9:00 17:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Müze normalde her gün açık; ancak yazıyı hazırladığım tarihte pazartesi ve salı günleri kapalı olduğunu fark ettim. Buradan müzenin resmi sitesine güncel bilgiler için bakabilirsiniz. Biletiniz gitmeden rezerve etmenizi tavsiye ederim. Giriş ücreti yetişkinler için £15 Pound, 16 yaşında küçük çocuklar için ise £10. Ne yazik ki müzede kafe ya da yiyecek içecek alabilebileceğiniz bir dükkan yok. Müzeyi gezmek için 40 45 dakika ayırmaniz yeterli. İçeri girmek dükkana bir göz atma vs için 1 saat ayırmanız yeterli olur. Bina teknik olarak 237 ve 241 numaralar arasında yer alıyor. Başınızı kaldırıp hatıra amaçlı hazırlanan müzenin 221B Baker Street ( 221B Baker Sokağı ) tabelasına bakmayı unutmayın. - Regent's Parkta dolaşabilirsiniz. - Bu kadar müze yetmez derseniz, Madame Tussauds Balmumu Müzesine gidebilirsiniz. - Karnımız acıktı bir şeyler yiyelim içelim derseniz. Baker Street Metro istasyonun karşındaki The Globe adlı puba gidebilirsiniz. Kendi tavsiyemdir. Daha çok sports pubdır. Belki ingiliz taraftarlara falan denk gelirsiniz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2021/07/03/cassis-gezi-rehberi-cassis-gezilecek-yerler-marsilyadan-cassise", "text": "Cassis kasabası gezi rehberime hoş geldiniz. Cassis, Fransa'nın Provence bölgesinde mini minnacık, şirin mi şirin bir balıkçı kasabası. Burasını daha çok Fransızlar ziyaret ediyor. Olur da yolunuz Marsilya'ya düşerse, ne yapıp edip Cassis'i Marsilya'da gezilecek yerler listenize ekleyin. Marsilya'dan Cassis'e nasıl gidilir? Cassis'te gezilecek yerler ve diğer pratik bilgilere sizler için hazırladığım bu rehberde. Cassis, aynı Marsilya gibi Fransa'nın Provence-Alpes-Cote d'Azur bölgesinde bulunuyor. Provence, şirin sahil kasabalarıyla, tarihi, ve iklimiyle Güney Fransa'nın en popüler bölgelerinden biri. Cassis, tarih boyunca birçok dönemlerden geçmiş. Kasabaya ilk olarak yerleşenler MÖ 500-600 arasında bölgenin zengin avcılık ve balıkçılık fırsatlarından yararlanmak isteyen Lugerler. Baou Redon'un tepesinde Cassis Limanını yüksekten gören güvenli bir köy inşa etmişler. Cassis, Provence'ın en güzel şehirlerinden biri olmasının yanı sıra, Calanques Milli Park'ta bulunan sıra dışı kaya oluşumları ve roze şaraplarının üretildiği üzüm bağları ile ünlü. Kasabanın yemyeşil üzüm bağlarını Cassis tren istasyonundan çıkıp şehir merkezine doğru yürürken görebilirsiniz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2021/08/06/avignon-gezi-rehberi-avignon-gezilecek-yerler-avignona-nasil", "text": "Avignon gezi rehberime hoş geldiniz. Fransa'nın Provence bölgesinin başkenti Avignon, büyük şehir havasından daha çok insanın içine huzur veren, sessiz sakin bir Orta Çağ kasabası gibi. Ama zengin tarihi ve güzel mimarisiyle Fransa'da gezilecek yeler arasındaki en ilginç şehirlerden biri. Avignon, Paris'ten sadece birkaç saat uzakta. Bu da Avignon'u hafta sonu kaçamağı için cazip bir seçenek yapıyor. Paris'den Avignon'a nasıl gidilir? Avignon'da gezilecek yerler, Avignon'da konaklama seçeneği ve Avignon gezisi için diğer pratik bilgiler sizin için hazırladığım bu gezi rehberinde. Güzel şehrimi Avignon Fransa'nın Provence bölgesinde bulunuyor. Avignon bu bölgenin en büyük şehirlerinden biri. Şehrin sokaklarında gezerken muhtemelen küçük bir kasaba falan gezdiğinizi sanacaksınız. Bu sizi yanıltmasın. Çünkü Avignon bir üniversite şehri. 7500 öğrenci burada okuyormuş. Avignon'a Paris ve Marsilya gibi büyük şehirlerden çok kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Bu da Avignon'u Fransa'da gezilecek yerler arasında liste başı yapıyor. Roma'dan ayrılan papanın burada inşa ettirdiği 14. yüzyıl Papalık Sarayı ve Rhone Nehri'nin üzerinde yarım bir şekilde duran Avignon Köprüsü Pont d'Avignon ile ünlü. Papalık Sarayı'nın ve surların inşa edildiği dönem ise şehrin altın cağı. Avignon, tarihi yerleri nedeniyle Fransa'nın en gezilip görülmesi şehirlerinden biri. Ancak Avignon'un ünlü tarihi mekanlarının yanı sıra hem lavanta tarlaları hem de Avignon Tiyatro Festivali her yıl binlerce turisti buraya çekiyor. Yazımın başında belirttiğim gibi Avignon'a ulaşmak çok kolay. Şehir merkezinin dışında küçük bir havaalanı var; ancak bu havaalanına gelen tek uçuş Anvers'den. Bu nedenle Avignon gezisi planlarsanız, ya Paris'ten ya Lyon'dan ya da Marsilya'dan trenle gelmenizi tavsiye ederim. - Paris Avignon Trenleri Paris'in Gare De Lyon Tren İstasyonundan kalkıyor. - Tren yolculuğu 2 saat 40 dakika sürüyor. - Aynı tren Lyon'un Lyon Part Dieu İstasyonunda da duruyor. Lyon Avignon arası 1 saat 50 dakika sürüyor. - Avignon ve Marseille arası ise 1 saat 10 dakika sürüyor. - Gelelim tren bileti fiyatlarına. Yazıyı hazırladığım tarihte Paris Avignon tren bileti ücretlerinin bu yıl geçtiğimiz yıllara oranla neredeyse ikiye katlandığını gördüm. Bilet fiyatları 70 110 Euro arasında değişiyor. - Biletinizi rezerve etmeden önce 1. sınıf ve 2. sınıf ücretlerini de kıyaslayın. Çünkü bazan 1. ve 2. sınıf bilet arasında sadece birkaç euro fark oluyor. Ben ucuza bulduğum için 1. sınıf aldım. Koltuklar çok geniş ve hızlı wifi var."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2021/08/23/mykonos-gezi-rehberi-mykonos-gezilecek-yerler-mykonosa-nasil", "text": "Mykonos gezi rehberime hoş geldiniz. Rüzgarların Adası ya da Çılgın Parti Adası olarak bilinen Mykonos diğer Yunan Adaları arasından hemen sivriliyor. Yunanistan çat kapı komşumuz olmasına rağmen yıllar önce gerçekleştirdiğim Atina gezisi dışında Yunanistan'ı gezme fırsatım olmadı. Peki neden Mykonos? Bembeyaz dar sokaklarını çok merak ediyordum ama Mykonos'a asıl gitme sebebim Yunanistan'in en önemli UNESCO Dünya Miraslarından birini görmekti. Mikonos gezisi bol \"güneşli\", bol \" rüzgarlı \" ve biraz da \"pahalı\" bir gezi oldu ama iyi ki oldu. Mykonos'a nasıl gidilir? Mykonos'da ulaşım, Mykonos'da gezilecek yerler nerelerdir ? ve Mykonos gezisi pratik bilgileri bulabileceğiniz sizler için hazırladığım Mikonos gezi rehberi. Mykonos dünyada ünlü olan ilk Yunan Adası. Bu ününü de 1960'larda Grace Kelly, Sophia Loren, Brigit Bardot gibi efsane sanatçıların buraya gelmeye başlamasına borçlu. Ama bir isim var ki o da adını Mykonos'un dağına taşına yazdıran Jackie O. Mikonos'un aynen Ibiza'da olduğu gibi canlı gece hayatı var. Ayrıca LGBTQ+ ziyaretçilere karşı misavirperver olmasıyla öne çıktı yıllarca. Bu dediğim daha çok 1980'ler ve 1990'lar için geçerli. Batıda artık pek çok yerde insanlar istediği yere gidiyor, istediğini yapıyor ve genellikle kimse kimseye karışmıyor. Avrupa'daki bu toplumsal değişime rağmen Mykonos halen Avrupa'nın LGBT Adası. Bence Mykonos \" gay adası \" olmaktan daha çok \" instagram influencerlar adası \". Çünkü her köşebaşında seksi şık hatunları poz verirken görüyorsunuz. Ama Mikonos'da değişmeyen bir şey varsa, o da adanın her daim rüzgarlı ve kalacak yerlerinin ve restoranlarının lüks ve pahalı olması. - Mykonos bir tatil adası. Gelir kaynağı turizm ve oteller ve restorantlar oldukça fiyatlı. - Dükkanlar genellikle sabah 10:00'dan sonra açılıyor. Sabahın erken saatlerinde sokaklar bomboş. - Mykonos kayalık bir ada. Böyle egzotik bitki örtüsü falan yok. - Kafeler, restorantlar kredi kartı kabul ediyor; ancak otobüslerde, müzelerde sadece nakit ile ödeyebilirsiniz. - Bazı dükkanlarda ve kafelerde banka kartıyla yapılan alışverişler de 3 Euro, 5 Euro ve 10 Euro minimum harcama uygulamaması var. Alışverişten önce sorun. - Mykonos Town'da pek çok noktada ATM var. Bankaya gitmeniz gerekirse Alpha Bank google harita yerine bakabilirsiniz. - Arknavut kaldırımlı sokaklar çok şirin. Ancak yürümesi zor. Mutlaka rahat yürüyüş ayakkabıları götürün. - Restorantlarda oturmadan önce mutlaka menüye ama özellikle de fiyatlara bakın. Çünkü kimi restoranlarda en basit salata bile 15 Euro'dan başlıyor. Böylece kötü sürprizlerle karşılaşmazsınız. - Mykonos Adasında bütçeli yemek isterseniz, manzaralı gün batımı restoranlarını unutup, Gyros Kebap, kafe ya da sandviç barlara bakın. - Bakkalarda büyük kutu biralar 1.50 Euro, barlar da ise küçük şişe bira 10 Euro. Ayrıca bakkallarda soğuk latteler sadece 1 Euro. Kafelerde ise bir amerikano 3.00 4.50 Euro arasında değişiyor. - Mykonos gezisinde müzelere ya da galerilere gitmek isterseniz, mutlaka her bir müzenin açılış saatine bakın. Çünkü alıştığımız çalışma saatlerinin çok dışındaki saatlerde faaliyet gösteriyorlar. Mesela kimi müzeler akşam saat 20:00'ye kadar açıkken kimi müzeler öğlen saatlerinde kapalı. - Akşam restonlar ve barlar saat 20:00'dan sonra dolmaya başlıyor ve Mykonosu'un sokaklarında iğne atsan yere düşmüyor. - Mykonos Town'da her yere kolaylıkla yürüyebilirsiniz. Aşağıdaki haritadan Mikonos'daki gezilecek yere bakmayı ihal etmeyin. Eski Mykonos gezi rehberlerine denk geldiyseniz, Mykonos'a Istanbul'dan direk uçuşların olduğunu görmüşsünüzdür. Ne yazık ki bir zamanlar İstanbul'dan sezonluk uçuşlar sunan Borajet ve Atlasjet iflas etti. Bu nedenle yazıyı hazırladığım an itibariyle Türkiye'den Mykonos adasına doğrudan uçuş yok. İstanbul'dan Agean Havayolları ile Atina'da aktararak Mykonos'a a gidebilirsiniz. Hem Türk Hava Yolları hem de Aegean Airlines Star Alliance üyesi. Bu nedenle code share anlaşmaları var. Her iki firmanında fiyatlarını kıyaslayın. Eğer Avrupa'daki diğer şehirlerden Mykonos'a gitmek istiyorsanız, işte belli başlı birkaç şehir ve bu şehirlerden hizmet sunan bazı havayolu şirketleri. Son bir hatırlatma bu uçuşların hemen hepsi sezonluk. - Munih, Frankfurt, Duseldorf : Lufthansa, Condor, Eurowings - Londra: British Airways, Easyjet - Paris: Air France, Aegean Airlines Mikonos, Güney Ege'de Kiklad Adaları grubunun ortasında bulunuyor. Diğer Kiklad adalarındaki gibi iklim hemen hemen aynı ve tüm yıl boyunca ılıman ve hoş bir iklime sahip. Yaz aylarında, sıcaklıklar gün boyunca en yüksek 30 derece civarında ve geceleri ise 24 dereceye kadar düşuyor. Mikonos Adası yaz aylarında bol bol güneşli. Ağustos ayında Mykonos'da 7 gün geçirdim ve hiç yağmur yağmadı. Ama deli gibi rüzgarlıyı. Eylül'den Kasım'a ve Nisan'dan Haziran'a olan dönemler geçiş dönemleri. Hava ılımanmış ama yağmur riski var diyorlar. Ancak, Kasım'da özellikle yağmurlu ve bulutlu olabileceğini duydum. - Kış aylarında sıcaklıklar 10 dereceye kadar düşüyormuş. - Kasım Mart arasındaki bu aylarda pek çok dükkan restorant otel kapalıymış ve ayrıca uçuş bulmak da pek mümkün değil. - Mykonos Adasında giden sezonluk uçuşlar kabaca Nisan ayında başlıyor ve Kasım ayında sonlanıyor. - Nisan Mayıs: İlkbahar, hava serinç"} {"url": "https://nasilgezdim.net/2021/10/01/greenwich-gezi-rehberi-greenwich-gezilecek-yerler-nasil", "text": "Londra Greenwich gezi rehberime hoş geldiniz. Greenwich, Londra'nın en sevdiğim semtlerinde biri. Londra'nın bir parçası olmasına rağmen kendine özgü tarihi, kişiliği ve kimliği ile fakir Doğu Londra'nın içinde bir tür vaha adeta. Greenwich nerede ? Greenwich'e nasil gidilir ? Greenwich'de gezilecek yerler ve Greenwich gezisi için gerekli diğer pratik bilgiler sizin için hazırladığım gezi notlarımda. İngiltere'nin başkenti Londra'nın güneydoğusunda The Royal Borough of Greenwich belediyesine bağlı olan Greenwich yarımadası üzerinde kurulu. Londra'da gezilecek klasik yerlerin de bir hayli dışında kalıyor. Ancak Londra gezisi için rota hazırlayan gezginler, Londra'dayken ne yapın ne edin Greenwich'i ziyaret edin. Greenwich, uzun yıllar boyunca İngiltere'de denizciliğin en önemli merkezlerinden biri olmuş. Ayrıca İngiliz kraliyet saraylarına da ev sahipliği yapmış. Bu sarayların arasında bugün yüzyıllar önce yıktıkları Placenta Sarayı da var. Sarayı, 1500'ler yerine yeni saray yapmak için yıkmışlar; ancak planladıkları yeni sarayı hiç bir zaman inşa etmemişler. Saraylar ve denizcilik dışında buranın Greenwich Başlangıç Meridyeni'nin yeri olması. 0 Boylam Çizgisi ( 0 meridyeni ) Greenwich Gözlemevi'nin tam ortasından geçiyor ve GMT burada başlıyor. Sanırım Greenwich'de görülmesi gereken en önemli şeylerden birisi de kesinlikle burası. - Greenwich, Londra'da gezilip görülecek yerlerin bir haylinde dışında kalıyor. - Greenwich'de gezilecek pek çok yer birbirine yakın; ancak Greenwich Observatory küçük bir tepenin üzerinde bulunuyor. Inip çıkmak biraz vakit alıyor. - Kafeleriyle ve müzeleriyle popüler bir rota olan Greenwich, haftanın her günü ama her günü gerçekten çok kalabalık. Özellikle güneşli hafta sonlarında adım atacak yer bulamıyorsunuz. Bu nedenle Greenwich'i hafta içi ziyaret etmenizi tavsiye ederim. - Greenwich'de gezilecek yerler arasında ücretli müzelerin yanı sıra Greenwich Denizlik Müzesi gibi bedava müzeler de var. - Burayı doya daya gezmek için Greenwich için bir tam gününüzü ayırmanızı tavsiye ederim. - İster ücretli, ister bedava olsun bütün müzeler online rezervasyon istiyor. Eğer müzeleri gezmek isterseniz, mutlaka gezinizden önce biletinizi rezerve edin. - Hafta sonları Cutty Sark'ın çevresinde canlı performansları da kaçırmayın. Londra'da gezilecek yerler bir hayli fazla. Mesela Camden Town, Notting Hill, Kensington Londra'daki en popüler yerler. Bence Greenwich, turistlerin her daim radarında olan Notting Hill'den hem tarihi açıdan hem de kültürel açıdan çok daha önemli ve özel bir yer. Ayrıca Thames Nehrine sıfır pubları ve güzel butik kafeleri ile kesinlikle gezip görmeye değer. Greenwich gezi rehberimin başında söylediğim gibi burası özellikle hafta sonları bir hayli kalabalık. Fakat bunun en büyük sebebi Doğu, Güneydoğu Londra'nın sakinlerinin Greenwich'i ziyaret etmesi. Greenwich gibi denizcilik ile ünlü bir yerde elbette gezilecek yerlerin başında Denizcilik Müzesi geliyor. İngilizlerin denizcilik geçmişi hakkında bilgi edinmek için hem bilgilendirici hem de eğlencidirici bir yer. Özellikle çocuklarla seyahat ediyorsaniz, ailecek çok güzel vakit geçireceginizi söyleyebilirim. Sözün özü Greenwich Ulusal Denizcilik Müzesi her yaştan gezginin görmesi gereken bir müze. Modern Denizcilik Müzesi, bölgede kullanılmış tarihi tekneleri sergiliyor. Duvarlarda gemilerin önü için dekorasyon ahşap işlemeler sergileniyor. Bunlar Greenwich Denizcilik Müzesi'nin ilk katında. Eğer müzenin diğer sergi salonları da açıksa buradaki diğer sergilere de bakmanızı tavsiye ederim. Pasific Explore, Antarctic Explorer, Caribbean Explore gibi İngilizlerin dünyanın çeşitli yerlerine yaptıkları yolculuklar ve buralardan getirdikleri çanak çömlek, tablo vs sergileniyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2021/12/01/camden-town-gezi-rehberi-londra-camden-town-gezilece", "text": "Camden Town gezi rehberime hoş geldiniz. Londra gezilecek yerler listenizde mutlaka bulunması gereken bir yer varsa, o da hiç şüphesiz şehrin en ilginç en renkli yerlerinde biri olan Camden Town. Camden Town'a nasil gidilir? Camden Town'da gezilecek ve alışveriş yapmak gibi işinize yarayacak pratik bilgiler Camden Town gezi notlarımda. Camden Town, Londra'nın Kuzey Batısı'nda London borough of Camden'a bağlı ve her gün binlerce turistin akınına uğrayan son derece bohem, son derece ayrıksı bir mahalle. Camden Town'un geçmişi çok eskilere uzanıyor. Ama bugün gördüğümüz kültürel çesitlilik Camden Town'un endüstri devrimi döneminde zenginlerin ve fakirlerin bir arada yaşadığı bir bölgeye dönüşmesiyle başlıyor. Günümüzde de halen hem zengin hem fakir bir arada yaşıyor. Bu nedenle Camden Town'da gezilecek bir yerler herkese, her keseye uygun. Camden Town bohem ve ayrıksı dedim. Abartmıyorum burada yaşayan insanların yaşam tarzı böyle. 1970'lerin başında önce \" Punk Kültürü \" Camden Town'a gelmiş. 1970'lerin sonu, 1980'lerin başında ise punk'ın bir alt kültürü olan \" Goth \" burada hakim olmuş. Camden'ın sokaklarında bolca Goth erkekler ve Morticia Addams'a benzeyen Goth kızlar görürseniz sakın şaşırmayın. Yıllar önce çok yakın bir arkadaşım müstakbel kocasını Camden Town'a götürdü. Adamcağız arkadaşıma \" beni neden bu bitlilerin yerine getirdin ki \" demişti. Insanları dış görünüşlerine göre yargılayanlardansanız, muhtemelen Camden Town size göre değil. Son olarak, müzik efsanesi Amy Winehouse da Camden Town'da doğup büyümüş, Camden Town gezi rehberi hazırlayıp Amy Winehouse'dan bahsetmemek olmaz. - Camden Town'a karnınız aç gidin. Camden marketlerde satılan uluslararası yemekleri görünce mutlaka denemek isteyececeksiniz. - Hafta sonları Camden Town tıklım tıklım dolu. İğne atsanız yere düşmüyor. Eğer amacınız şöyle bir bakınmak, Camden Town'un havasını solumaksa, buraya hafta için sabah 10:00 civarı gitmenizi tavsiye ederim. İnan'ın kalabalıkta yürümek sizi bir hayli yoracak."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2022/01/01/the-churchill-arms-pubi-londranin-en-meshur-ve-en-esk", "text": "The Churchill Arms pubı, özellikle yaz aylarında dışının çiçeklerle ve kış aylarında ise Noel ağaçları ile süslenmesi nedeniyle Londra'nın en ünlü ve renkli publarından biri. Her mevsim faklı bir görsel güzelliğe bürünen The Churchill Arms'a her devrin pub'ı diyorum. Eğer Londra'da gezilecek yerlerle ilgili Instagram hesaplarını takip ederseniz, muhtemelen The Churchill Arms pubına ait birkaç paylaşıma denk geleceksiniz. Çünkü Londra'nın en çok instagramlanan publarından biri. Neyse, The Churchill Arms benim içinse instagramdan daha öte, geçmişin izlerini taşıyan bir nostalji. Hem Londra'da öğrenci olduğum yıllarda yurttaki arkadaşlarımla Shepherds Bush'tan yürüyerek gidip birşeyler içtiğimiz, yarım yamalak ingilizcemizle sohbet ettiğimiz hem de sonraki yıllarda arkadaşlarımda buluşup hasret giderdiğim bir yer. The Churchill Arms, Kensington Church Street caddesinde bulunuyor ve Londra'da gezilecek yerler arasında başı çeken High Street Kensington ve Notting Hill Gate gibi bir hayli popüler noktalara çok yakın. Notting Hill Gate metro istasyonuna sadece 5 dakika yürüyüş mesafesinde yer alıyor. Son derece tarihi bir pub olan The Churchill Arms, Fuller's Brewey'e ait. Şu haritaya tıklayarak pubın konumuna bakabilirsiniz. The Churchill Arms 1750 de inşa edilmiş. Neredeyse üç asırlık bir pub. Haliye Londra'nın en eski ve en tarihi publarından biri. 1800'lerde Sir Winston Churchill'in büyükannesi ve büyükbabası pub'ın müdavimlerindenmiş. Winston Churchill, İkinci Dünya Savaşı sırasında güçlü ve karizmatik bir lider tablosu sergilediği için sonra savaş sonrasında pubın adını değiştirmişler ve Winston Churchill'e adayarak The Churchill Arms adını vermişler. The Churchill Arms'ın Londra'nın en eski publarından biri olması yanı sıra, buraya gelenlerin dikkatini çeken ilk şey hiç şüphesiz pubın dış cephesi. Yaz aylarında rengarenk sakız sardunyalar, begonviller ve adını bilmediğim diğer güzel çiçeklerle bezeli. Kışınsa çiçeklerin yerini noel ağaçları ve noel ışıkları alıyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2022/03/01/marsilya-gezi-rehberi-marsilya-gezilecek-yerler-gune", "text": "Marsilya gezi rehberime hoşgeldiniz. Turizmle ancak yirminci yüzyılın sonlarında tanışabilen Marsilya, ya Alexander Dumas'ın Monte Kristo Kontu romanıyla ya da suçluların yaşadığı çirkin şehir imajiyla akıllarda yer yetmiş. Hiç şüphesiz gezilip görülmeyi hakeden, hem Avrupa hem de Afrika kültürlerinin karıştığı çok renkli bir şehir Marsilya. Marsilya'ya nasıl gidilir ? Fransa Marsilya'da gezilecek yerler, Marsilya Kaç Günde Gezilir? yeme içme rehberi ve diğer pratik bilgiler sizler için hazırladığım Marsilya gezi notlarında. Marsilya, Güney Fransa'nın Provence-Alpes-Cote d'Azur bölgesinde bir liman şehri. Ayrıca Marsilya hem bu bölgenin başkenti hem de Fransa'nın en büyük ikinci şehri. Ancak bu konuda Lyon ile uzun yıllardır \" hangimiz Fransa'nın en büyük ikinci şehiriyiz \" diye tartışıyor. Neyse, onlar tartışa dursun. Kesin olan bir gerçek var. O da Marsilya'nın Fransa'nın en eski şehirlerinden biri olduğu gerçeği. 600'lü yıllarda Yunanlı denizciler şehri kurmuş ve Massalia adını vermişler. Her ne kadar Marsilya'nın adı suç ve yolsuzlukla adı kötüye çıkmış olsa da, 2013 yılında Avrupa Kültür Şehri olarak seçilmiş. Marsilya'da birçok mahalle hala dağınık, hafif kaotik ve sanırım biraz da gizemli. Fransa'nın akıllarda yer edinen kartpostal güzelliğindeki diğer kasabalarıyla, ne yalan söyleyelim, biraz çelişiyor; ancak ünlü eski limanı, müzeleri ve Akdenizdeki kültürlerin birleşme noktası olması Marsilya'yı son derece özel yapıyor. Gezginler için Marsilya artık sadece Provence'a açılan bir kapı değil, askine Fransa'da gezilecek yerler arasında başlı başına bir rota. Bunu da yılın 300 gününü güneşli olmasına borçlu. Anlayacağınız, Marsilya bir hafta sonu kaçamağı icin çok güzel bir seçenek. Marsilya, Fransa'nın en büyük şehirlerinden biri ve sıcak Akdeniz sahillerini arayan avrupalılar için güzel bir seçenek. Türkiye de dahil olmak üzere Avrupa'nın pek çok şehrinden Marsilya'ya doğrudan uçuşlar var. Marsilya'ya uçan bazı havayolu şirketleri şöyle. - Istanbul'dan Türk Hava Yolları ve Pegasus. - Frankfurt'tan ve Munich'den Lutftansa. - Atina'dan Aegeanair. - Paris'ten Air France Ben Marsilya'ya trenle ulaştım. Avignon gezi yazımı hatırlarsanız, Paris'ten önce Avignon'a gittim. Oradan da Marsilya'ya trenle geçtim. Paris'ten Marsilya'ya direk tren seferleri var. Paris Gare de Lyon Tren İstasyonu ile Marsilya St Charles Tren Istasyonu arası trenle 5 saat 25 dakika sürüyor. Eğer mini bir Fransa gezisi planlıyorsanız, trenle seyahat etmenizi tavsiye ederim. Tren bileti fiyatları birinci sınıf ve ikinci sınıf ya da hızlı tren olup olmadığına göre değişiyor. Standard bilet fiyatları ortalama 45 Euro, birinci sınıf biletler ise ortalama 90 euro. Marsilya, Bakire Meryem, Eski Liman ve İf Şatosu ile ünlüdür. Meşhur Marsilya sabunları, Marsilya versiyonlu tarot kartları, Güney Fransa kültürünün izlerini taşıyan yüksek alkollü içecek pastis ve geleneksel oyunları petank ile biliniyor. Marsilya'da sıcak Akdeniz havasını hissedebilir ve pek çok güzel plaja gidebilirsiniz. Şöyle güzel, sağlam bir Marsilya gezisi için, şehrin ünlü limanını, çeşitli mahallelerini keşfedebilmeniz ve lezzetli yemek tadabilmeniz için en az iki ila üç gün öneririm. Iki üç gün size Provençal kırsalını veya Akdeniz kıyılarını gezmek için yeterli bir süre verecek. Ayrıca Marsilya'nın antik yerleri ve modern müzelerini gezebilmek için yeterli zamanınız olsun. Ben Marsilya'da üç gece konakladım ve günübirlik Cassis'e gittim ve feribotla If Adasını gezdim. Tüm bunları gerceklesirebilemek için zamana ihtiyacınız var, Bir günüm daha olsaydı, Lon Champ bölgesini de gezerdim."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2022/05/07/braga-gezi-rehberi-portekiz-braga-gezilece", "text": "Braga gezi rehberime hoş geldiniz. Portekiz'e bağlı Braga, ülkenin en eski şehirlerinden ve önemli dini merkezlerinden biri. Portekiz'in en büyük üçüncü şehri Braga, son yıllarda gezginlerin de gözdesi. Portekiz gezisi planlıyorsanız, mutlaka gezip göreceğiniz yerler arasına ekleyin. Braga'ya nasıl gidilir? Braga'da gezilecek yerler ve diğer pratik bilgiler sizin için hazırladığım Braga gezi notlarımda. Braga' da gezilecek yerleri anlatmaya başlamadan önce şehir ne ile ünlüdür sizlere kısaca bundan bahsetmek istiyorum. Şehrimiz Braga, tarihi binaları, anıtları, bahçeleri ve çeşmeleri ile ünlü. Yemyeşil Minho bölgesinin kalbinde bulunan Braga, birçok kiliseye ve katedrale ev sahipliği yaptığı için Portekiz'in önemli dini merkezlerinden biri. Tarih derslerinden de hatırladığımız Vizigotlar, Braga'ya gelmişler ve İsa'nın tanrısallığına kabul ederek duygusal zevkleri, Arian ve Priscillianist sapkınlıklarını reddetmişler. Bu yaşanan olaylar Braga'yı önemli bir dini merkez yapmış. Şehir bir zamanlar Romalıların egemenliğindeymiş. İmparator Augustus (MÖ 27-14) ve şehir halkı arasında imzalanan ittifakın onuruna yerli halkın adı Bracari ile Augustus'u birleştirmişler ve kentin adını Bracara Augusta yapmışlar. Tabii Braga'yı ünlü yapan sadece büyük katedrallerinin olması değil elbette. Braga, üniversite öğrencilerinin, restoranların, barların sayesinde canlı bir gece hayatı ile de ünlü. Porto ile Braga arası 55 km. Braga ayrı bir şehir olmasına rağmen, Porto'dan neredeyse her 15 20 dakikada bir banliyö trenleri kalkıyor. Hayır, hızlı tren değil. Bildiğiniz banliyö treni. Bu nedenle Porto'dan Braga'ya giden trenlerin biletini gezinizden önce rezerve etmeniz mümkün değil. - Porto Braga trenlerine Sao Bento Tren istasyonundan ya da Campanha Tren istasyonundan binebilirsiniz. - Şuradan trenlerin kalkış ve varış saatlerine bakmanınızı tavsiye ederim. - Biletlerinizi tren istasyonundaki bilet makinelarından kolaylıkla alabilirsiniz. - Porto Braga arası yaklaşık 1 saat sürüyor. - Braga son durak. Braga çok uzun süre gezilecek yerler listemdeydi. Porto gezisini birkaç kez iptal ettiğim için Braga'ya gitmek de biraz hayal olmuştu benim için. \" Yeter artık fotoğraflara baktığım \" deyip, şehrin UNESCO dünya mirası tarihi yerlerini gezmek, kendi fotoğraflarımı çekmek ve tam olarak gezemediğim Portekizi biraz daha iyi gezebilmek için yola koyuldum. Portekizi daha iyi gezebilmek için yola koyuldum dedim. Çünkü Braga'ya 3 günlük Porto gezisinin ardından geldim. Yani Portekiz gezime Braga'dan başlamadım. Porto'nun inişli çıkışlı güzel mi güzel ama insanı bir hayli yoran şirin sokaklarından sonra Braga'ya sanki dinlenmeye gelmişim gibi hissettim. Yanlış anlamayın. Bu, Braga'da hiç bir şey yapmadığım anlamına gelmiyor elbette. Gezilerim sırasında her zaman hava durumuna bakarım. Çünkü bulutlu havalarda fotoğraf çekmeyi pek sevmiyorum. Braga gezim için iki gün ayırmıştım. Şöyle güzel güneşli bir hava umuyordum. Ancak hava tahminleri Braga'ya vardığım günün güneşli, ertesi günün ise bulutlu olacağını yazdı. Ben de \"madem hava tahmini böyle, şehre vardığım gün Braga'nın gezilecek yerleri arasında en ünlü yeri olan Bom Jesus'a gideyim\" dedim. Hava tahminleri doğru çıktı. Çünkü sımsıcak hava adeta 360 derece döndü ve bir anda serinledi. Neyse, buna da şükür. Yalnız tek sorun pazartesi günü bütün müzelerin kapalı olmasıydı. Bu nedenle görmeyi çok istediğim birkaç müzeye gidemedim. Ancak Braga'nın mutlaka görülmesi gereken yerlerini de tabii ki kaçırmadım. Aşağıda sizin hazırladığım haritada Braga'da gezilecek yerlerin birbirine ne kadar yakin olduğunu çok net görebilirsiniz. Braga'ya geldiğimde beni şehrin tarihi kapısı Porta Nova Kemeri Arco da Porta Nova karşıladı. Braga'da kaldığım otel de Arco da Porta Nova'nın tam karşısında olduğu için bol bol seyretme fırsatım buldum. Arco da Porta Nova, muhtemelen şehirdeki en ikonik yapılardan biri. Sadece mimari ve kentsel anlamda değil, kültürel anlamda da önemli bir yapı. Porta Nova'nın aslında hiç kapısı olmamış. Çünkü inşa edildiği dönem savaşların ve kuşatmaların olmadığı bir döneme denk gelmiş ve şehri korumak için kapı koymaya gerek duymamışlar. Bu nedenle halk arasında evinin kapısının açık bırakanlara \" Braga'lı mısınız? \" diye esprili bir şekilde sorarlarmış. Braga'da tarihi binaların, efsanelerin ve atıştırmalıklar bulabileceğiniz restoranların ve kafelerin olduğu Largo Carlos Amarante Meydanı son derece huzurlu bir yer. Braga'lı mimar Carlos Amarante, Barok'tan Neoklasik'e geçişin damgasını vurduğu 18. ve 19. yüzyıllarda ulusal mimarinin bazı ikonik eserlerine imza atmış. Bu eserlerin arasında UNESCO Dünya Mirası Bom Jesus do Monte Sanctuary Porto'daki Trindade Kilisesi ve Monçao'daki Brejoeira Sarayı bulunuyor. Listede ayrıca, Braga'nın kalbinde, mühendisin şimdi adını aldığı meydanda inşa edilen eski hastane ve Sao Marcos Kilisesi de yer alıyor. Başpiskopos D. Diogo de Sousa'nın vasiyetiyle açılan şehrin ana meydanlarından biri burası. Largo Carlos Amarante'de Santa Cruz Kilisesi'nin ve eski Hospital de Sao Marcos'un ihtişamıyla dikkat çekiyor. Se de Braga ya da Braga Katedrali şehrin en önemli tarihi yapılarından biri. Bu nedenle Se de Braga'nın tarihini anlatmaya başlamadan önce en başta söyleyeyim. Buranın içini mutlaka ama mutlaka gezip görmeniz lazım. Çünkü sadece dışından şöyle bir gezerek Braga Katedrali'nin hakkını vermeniz mümkün değil. Braga Katedrali'nin geçmişi 1089 yılına kadar uzanıyor. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz kapı ve kemerler 15. yüzyılda üst katlar ve çan kuleleri ise 17. yüzyılda inşa edilmiş. Eğer katedralin diğer giriş kapısına giderseniz, bahçesinde Orta Çağ'dan kalan ilginç heykelleri ve kabartmaları görebilirsiniz. Bu bahçeden Braga Katedrali'nin avlusuna ulaşıyorsunuz. Bu bölümde katedrale bağlı küçük bir şapel var. Bu şapeli ücretsiz gezebilirsiniz. Katedral birkaç ayrı bölümden oluşuyor. Ana Katedral binası, katedralin daha eski Mağribi etkileri taşıyan bölümü, kilise orgu, ve son olarak katedralin müzesi. Bu bölümlerin bazılarını sadece rehber eşliğinde gezebiliyorsunuz. Biletimi alıp katedralin ana binasına gittim. Gerçekten ama gerçekten görülmeye değer bir yer. Duvardaki ahşap işlemeler kabartmalar tek kelimeyle eşsiz. Katedralden çıkınca bir kenarda beklemem gerektiğini söylediler. 5 dakika sonra elinde kocaman kocaman anahtarlar olan genç bir kızcağız geldi. Kendini tanıttı. Adı Mariaymış. Öğrenciymiş. Braga Katedrali bünyesinde gönüllü olarak çalışıyormuş. Kızcağızın peşine düştüm. Elindeki kocaman Orta Çağ anahtarlarıyla katedralin bir diğer bölümümün kapısını açtı ve buraların tarihini anlatmaya başladı. Gittiğimiz ilk bölüm katedralin en eski bölümlerinden biri. Chapel of St Gerard. Aziz Gerard anısına yapmışlar. Beyazlı mavili çinili duvarları ile ünlü. Buradan Chapel of Glory'ye geçtik. Chapel of Glory Başpiskopos D. Gonçalo Pereira için bir mezar odası olarak inşa edilmiş. Burası Arap ve Portekiz esintileri taşıyor. Roma Katolik ayininde müziğin rolü büyük. Bu nedenle, Simao Fontanes iki etkileyici Barok org yapması için 1737-1738 yılları arasında görevlendirilmiş. Orgların borularını Braga'nın oymacısı Marceliano de Araujo tarafından yapılan muhteşem ahşap kutulara yerleştirmişler. Geri de ise 18. yüzyılda buraya ilave edilen saat dikkati çekiyor. Saat Hz. İsa'nın öldüğünü düşündükleri 3:00'u gösteriyor. Katedralde en son gezdiğim bölüm müze bölümüydü. Müze bölümünde fotoğraf çekimine izin vermedikleri için sizinle paylaşamıyorum. - Braga Katedrali her gün 9:30 12:30 ve 14:30 17:30 saatleri arasında açık. - Giriş ücreti 5 Euro. Şehrin merkezindeki Santa Barbabara Bahçesi özenle bakılıyor ve günün 24 saati halka açık. Mevsimlere göre güllerle ya da diğer çiçeklerle bezeli oluyormuş. Ben oradayken renk renk güller açmıştı. Braga'nın başpiskoposunun bir zamanlar yaşadığı Piskoposluk Sarayı'ndan geriye kalan Gotik kemerler güzel bir fon oluşturuyor. Ne yazık ki, kemerlere çok yaklaşamıyorsunuz. Çünkü bu gotik kemerlerin arkasında, sadece randevuyla ziyaret edebileceğiniz bir kütüphaneye ev sahipliği yapan yeni Piskoposluk Sarayı var. Braga'ya kadar gittiyseniz muhtemelen sizi buralara kadar çeken şey ünü artık Portekiz'in sınırlarını aşan Bom Jesus ya da tam adıyla Santuario do Bom Jesus do Monte'dir. Bom Jesus Do Monte hiç tartışmasız Braga'nın gezilecek yerleri arasındaki en ünlü yapı. Öyle ki bu güzel yapı 2019'da UNESCO Dünya Mirası listesindeki yerini aldı. Aslında ünlü olan kilisenin kendisi değil. Bom Jesus'un eteklerinden aşağı doğru inen zigzag şeklinde anıtsal merdivenler. Ben merdivenlerden aşağı inerken toplam 582 basamak saydım. Alt seviyelerde basamaklar oldukça kolay, ama yukarı çıktıkça basamalar dikleşiyor. Yine de, makul bir şekilde formdaysanız, zirveye çıkmakta çok fazla sorun yaşamazsınız."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2022/06/09/coimbra-gezi-rehberi-portekiz-coimbra-gezilece", "text": "Coimbra gezi rehberime hoş geldiniz. Mini Portekiz gezisinde Braga'dan sonraki durağım Coimbra'ydı. Coimbra gezisi sadece iki günlüktü. Fakat dolu dolu bir gezi oldu. Bitmesini hiç istemedim. Tarihi mekanlarıyla, güzel şirin sokaklarıyla ve bir inanılmaz derecede lezzetli yemekleriyle Coimbra gezimden çok ama çok keyif aldım. Inanıyorum Coimbra'yi siz de çok seveceksiniz. Porto'dan Coimbra'ya nasıl gidilir, Coimbra'da gezilecek görülecek yerler, nerede kalınır ve diğer pratik bilgiler sizler için hazırladığım gezi notlarında. Coimbra, ülkenin orta kesiminde yer alan en güzel Portekiz şehirlerinden biri. Portekiz'in merkezinde Atlantik kıyılarından yaklaşık 50 km içeride bulunuyor. Portekiz'in en önemli şehirlerinden biri öyle ki 1139 1260 yılları arasında ülkenin ikinci başkentiymiş. Tam bir konum belirtmem gerekirse Porto'nun yaklaşık 120 km güneyinde ve Lizbon'un da 200 km kuzeyinde kalıyor. Anlayacağınız iki şehrin ortasında bir yerlerde. Bu nedenle hem Lizbon gezinizde hem de Porto gezinizde Coimbra'yı rotanıza dahil edebilirsiniz. Bu arada Porto'da gezilecek yerler için buraya tıklayın. Coimbra, tarihi ve kültürel açıdan Portekiz için önemli şehir. Braga ve Porto gibi Coimbra'yı da Romalılar kurumuşlar. Şehir daha sonraki yıllarda Portekiz ve İspanya'daki birçok yer gibi Mağribiler tarafından işgal edilmiş. Coimbra'nın önemi, Mağribilerin şehri ikinci kez fethetmesinden ve 1139'da Portekiz Krallığı'nın kurulmasında sonra daha da çok artmış. Kral Afonso Henriques, Coimbra'yı 1139'da başkent yapmış ve şehir 1260'a kadar 100 yılı aşkın bir süre Potekiz'in başkentiymiş. Mondego Nehri kıyısında yer alan Coimbra, Portekiz'de ülkenin en eski üniversitesine ev sahipliği yapmasıyla ünlü. Uzun yıllar boyunca Portekiz'in en eski universitesi şehrin kalbiymiş. 2013 yılında haklı olarak UNESCO Dünya Mirası listesindeki yerini almış. Coimbra Üniversiteyle ilgili daha detaylı bilgileri gezi rehberimde daha sonra açıklayacağım. Coimbra Üniversitesi 1290 yılında kurulmuş ve ülkedeki en eski ve Avrupa'nın en eskilerinden biri olarak kabul ediliyor. Turistler, Eski Üniversite Meydanı, Üniversite Kulesi, Genel Kütüphane ve Akademik Hapishane de dahil olmak üzere müzelere büyük ilgi gösteriyor. Şehir nüfusunun üçte birini öğrenciler, öğretmenler ve üniversite personeli oluşturuyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2022/07/21/brugge-gezi-rehberi-brugge-gezilecek-yerler-bruggee-nasil", "text": "Brugge gezi rehberim hoş geldiniz. Brugge, Brüksel'in aksine Belçika'nın en çok sevilen ve en çok turistik şehri. Öyle ki bu küçücük orta çağ şehri her yıl yaklaşık 10- 15 milyon turisti ağırlıyor. Uzun bir zamandır bir Brugge gezisi planlıyordum. 2020'de pandemi nedeniyle gezimi iptal edince büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Geç olsun da güç olmasın demişler öyle değil mi? Brugge'e nasıl gidilir? Brugge'de gezilecek yerler, Brugge'de nerede kalınır, geleneksel Brugge yemekleri ve yeme içme önerileri... Işte sizler için hazırladığım Brugge gezi notları. Brugge kanallar, bira, patates kızartması ve tabii ki lezzetli wafflelarla dolu bir şehir. Ülkenin kuzeybatısında, Belçika'nın Flaman Bölgesi'ndeki Batı Flandre eyaletinin başkenti ve en büyük şehri. Brugge'ün orta çağ kanalları o kadar meşhur ki \"Kuzeyin Venedik'i\" adını vermişler. Tekneye atlayıp bir kanal turuna katılırsanız, Brugge neden Kuzeyin Venedik'i kesinlikle anlarsınız. Brugge'ün Kanalları, neredeyse Brugge'ün kendisi kadar eski. Bu kanalları 12. yüzyılda malları şehir genelinde taşımak ve denize götürmek için inşa etmişler. Brugge'deki kanal turları şehri farklı açılardan görmenizi ve gitmesi güç yerlere erişmesinize imkan sağlıyor. Brugge çok küçük bir şehir olduğu için pek çok gezgin Brugge'de havaalanı olmadığını sanıyor. Oysa ki Brugge'ün 5 km dışıda Oostende-Brugge Uluslararası Havaalanı var. Çok küçük bir havaalanı ve buradan sadece birkaç şehre seferler var. İyi haberim ise Tuifly Türkiye'de Eskişehir'e sezonluk uçuşlar düzenliyor. Olur da Eskişehir civarından yaşıyorsunuzdur ve bilet fiyatlarını merak ediyorsunuzdur, işte size TuiFly Belçika'nın linki. Brüksel'den Brugge'e nasıl gidilir? Brüksel'den Brugge'e ulaşım kolay. Tren ve otobüs gibi farklı seçenekler var. Bence Brugge'e gitmenin en kolay yolu trenle. Brüksel Midi ve Brüksel Centraal tren istasyonlarından Brugge'e her 15 20 dakika da bir tren seferleri var. Iki şehir arasında yolculuk yaklaşık 1 saat 10 dakika kadar sürüyor. Tek yön ikinci sınıf bilet fiyatları 14.50 Euro. Eğer Brugge'e Brüksel Havaalanından ulaşmak isterseniz, tren yine iyi bir seçenek, Brüksel Havaalanı ve Brugge arasında her iki saate bir direkt tren seferleri var. Şuradan tren firmasının resmi sitesine bakabilirsiniz. Brugge'e ulaşmanın bir diğer yolu otobüsle. Otobüs yolculuğu tren yolculuğuna oranla biraz daha uzun sürüyor ve seyahat ettiginiz saate ve güne göre otubüs bileti fiyatları tren bileti fiyatlarından daha ucuz. Şuradan Flixbus'ın resmi sitesine ve bilet fiyatlarına ve saatlerine bakabilirsiniz. Brugge, Belçika'nın diğer şehirlerinde olduğu gibi Okyanus iklimi nedeniyle yılın her dönemi yağışlı. Şubat Mayıs ayları arasındaki ayla Brugge'ün kuru mevsimleri. Ancak bu arasında bile ansızın yağmur yağabiliyor. Brugge ilk kez Nisan ayında gitmiştim. Şöyle yarı bulutlu yarı güneşli bir hava vardı. Tshirt ve kot ceketle rahatlıkla gezdim. Eylül Aralık ayları en yağışlı dönem. Ama dökülen sonbahar yaprakları şehri romantik yapıyor. Haziran Ağustos ayları havaların en sıcak olduğu dönem ve bir o kadar da kalabalık. Bu nedenle restorantların, müzelerin önünde uzun kuyruklar görmeye hazır olun. Brugge'ü çeşitli etkinleri varken şehri ziyaret etmek isterseniz, Noel Marketleri kurulduğu zaman 20 Kasım 03 Ocak tarihleri arasında şehir noel ile ışıl ışıl oluyor. Brugge'de Noel Pazaları kuruluyor. Nisan ayının ilk haftasında 80 farklı bira üreticisinin katılımıyla Brugge Bira Festivali düzenleniyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2022/08/30/pantheon-paris-gezi-rehberi-gezilece", "text": "Panthen Paris gezi rehberime hoş geldiniz. Evet, Paris'te de Roma'daki gibi bir Pantheon var. Pantheon Paris'in yakınında önemli turistik noktalar bulunmasına rağmen, burası Paris'teki gezilecek yerler arasında gözlerden biraz kaçıyor. Defalarca önünden geçmeme rağmen türlü içini gezme fırsatı bulamamıştım. Gectigimiz aylarda yeniden Paris'e gidince gezilecek yerler listeme ekledim. Paris gezinizde vaktiniz varsa, içini ve dışını keşfetmeye değer güzel bir anıt. Pantheon'a nasıl gidilir, Pantheon'un çevresinde gezilecek yerler ve işte geziniz için yardımcı olacak birkaç ipucu. Gezginler, Pantheon'un ve onun ihtişamını hayranlıkla anlatırken muhtemelen Roma'daki Panteon'dan bahsediyorlardır. Bu, Paris'teki Pantheon'un büyük ve ihtişamlı olmadığı anlamına gelmiyor tabii ki. Ancak Roma'daki Pantheon tartışmasız çok ama çok ünlü ve bir o kadar da eski. Ikisi arasında da dikkatlerden kaçmayan benzerlikler var. - Her ikisi de ilk başta dini bir amaçla inşa edilmiş. Ama zamanla iyi bilinen turistik yerler haline gelmişler. - Sütunları, kubbesi ve üçgen alınlığı ile dışarıdan baktığınızda birbirlerine benziyorlar. Bu benzerlik bir tesadüf değil. Pari'deki Pantheon'u dizayn ederken Roma'daki orijinal Pantheon'u örnek almışlar. Roma'daki Panthon'un aksine, Paris Pantheon'un tarihi 2. yüzyıla kadar uzanmıyor. 1700'lerde inşa edilen çok daha modern bir yapı. Mimari tarzı ise neoklasik. Pantheon Paris, belki Paris'teki gezilecek yerler arasında başı çekmiyor; ancak Paris'in en önemli tarihi mirasları listesindeki yerini çoktan almış bile. Pantheon kelimesi, \"tüm tanrıların tapınağı\" anlamına gelen klasik Yunanca , pantheion kelimesinden geliyor. Bu inanılmaz mimari eser, 1758-1790 yılları arasında inşa edilmiş. Önceleri bu büyük anıtın baş mimarları Jacques-Germain Soufflot ve Jean-Baptiste Rondelet Pantheon'u bir kilise olarak tasarlarmış ancak sonraki yıllarda mozoleye olmasına karar vermişler."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2022/10/02/leuven-gezi-notlari-belcika-leuven-gezilece", "text": "Leuven'i ziyaret ettiğinizde, kendine özgü UNESCO dünya mirasını, meşhur üniversite kütüphanesini ve bir bira kültürünü göreceksiniz. Ayrıca Leuven başkent Brüksel'in hemen yanı başında. Açıkçası Leuven'i Belçika'da gezilecek yerler listenize almamak hiçbir bahaneniz yok. Leuven'de gezilecek yerleri anlatmaya başlamadan önce şehrin kendisi hakkında biraz bilgi vereyim. Leuven, Belçika'nın merkezine yakın Flaman Brabant eyaletinin başkenti. Daha önce de belirttiğim gibi, şehir Brüksel'e çok yakın. Başkent Brükel'den sadece 20 kilometre uzakta. Bu daö Leuven'in Ghent veya Anvers gibi diğer popüler destinasyonlara kıyasla Bruksel'e çok daha yakın olduğu anlamına geliyor. Leuven 100.000'lik nüfusuyla Belçika'nın en büyük şehirlerinden biri değil. Ancak dünya çapındaki üniversitesi ve büyük bira üreticileri ile Belçika için son redece önemli bir şehir. Bruksel ve Leuven arası sadece 30 km ve Leuven'e trenle ulaşım gerçekten çok kolay ve yaklaşık 23 dakika sürüyor. Ben, Brüksel Centraal tren istasyonundan Leuven'e gittim. Tren istasyonundaki bilet makinelerinden biletlerinizi alabilirsiniz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2022/12/24/stoclet-evi-gezi-rehberi-gezilemeyen-bir-unesco-duny", "text": "Stoclet Evi gezi rehberime hoş geldiniz. Gezi rehberi dediğime bakmayın. Aslında Stoclet Evi gezilemeyen bir UNESCO Dünya Mirası. Her zaman yazdığım gezi rehberlerinin aksine kafama takılan bir konu üzerine bir şeyler yazmak istedim. Yazımın sonunda kendi görüşlerinizi benimle paylaşırsanız, çok sevinirim. Evet, böyle koruma amaçlı bir karara ve buna saygı duymak lazım. Ancak hepimizin bir şeyler öğrenebileceği, insanlık tarihinin bir özetini sunan bir yerin kapalı kapılar ardında olmasını kabul etmek de oldukça güç. Stoclet Evi, Brüksel'in şehir merkezine 5 km uzaklıkta. Evin açık adresi ise şöyle, 1150 Woluwe-Saint-Pierre, Belcika. Şuraya tıklayarak konumuna bakabilirsiniz. Stoclet Evi inşa edildiği günden beri hep özel mülk olarak kullanılmış. 1905 yılında Adolphe Stoclet adında zengin bir bankacı ve sanat koleksiyoncusu bu evi inşa ettirmiş. Adolph Stoclet o kadar zenginmiş ki evin ne kadara mal olacağını pek de umursamamış. Mimarlara istedikleri gibi güzel ve sanatsal bir ev dizayn edebileceklerini söylemiş. Evin inşası altı yıl sürmüş ve nihayet 1911 de evin inşaatı bittiğinde, ortaya çıkan şey, mimaride eşi benzerine az rastlanır bir yapıymış."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2023/01/02/porto-gezilecek-yerler-listesi-gezi", "text": "Porto gezi rehberime hoş geldiniz. Orta Çağın \" yenilmez şehri \" Porto, şehri gezmeye gelenleri gezilecek yerleri ile de etkileme konusunda yenilmez. UNESCO dünya mirası tarihi yapıları, Duoro Nehri kıyıları, lezzetli yemekleri ile kedisine hayran bırakıyor. Porto'yu çok ama çok sevdim. Pek çok gezginin merak ettiği Porto mu ? yoksa Lizbon mu sorusunu cevaplamaya çalıştım. Bu nedenle sizin için şöyle uzun ve detaylı bir Porto gezi rehberi hazırladım. . Porto'ya nasıl gidilir ? Porto'da nerede kalınır? Porto'da gezilecek yerler ve Porto gezisi için gerekli diğer pratik bilgiler bu gezi notlarımda. Porto, Portekiz'in ikinci büyük ve ticari açıdan önemli bir sanayii şehri. Buranın dünyaca ünlü tatlı şarapları Port wine'dan bahsetmeden geçmek olmaz. Gerçi bu şaraplar Porto'da değil de Duoro Nehri'nin diğer tarafındaki Gaia bölgesinde üretiliyormuş. Ama Porto şarabı olarak adını duyurmuş. Porto, azulejos adı verilen çinileri ile ünlü. Portekizliler bu çinileri o kadar çok seviyorlar ki Porto'nun devasa katedrallerinden tutun dağına taşına kadar koymuşlar. - Porto, İstanbul'a göre küçük ama o kadar da küçük değil. Özellikle inişli çıkışlı sokakları nedeniyle bir hayli yorucu. - Yaz aylarında Porto turist akını altında; ancak Porto'yu havalar sıcakken gezmek isterseniz, güzel güneşli gün garanti. - Mutlaka şehrin dar sokaklarının arasında kaybolun. - Avrupa'daki diğer turistik şehirlere oranla yeme içme biraz daha ucuz; ancak euro nedeniyle bize göre yine de fiyatlı. - Porto'nun dini yapıları, ülkenin kültürü ve geçmişi açısından çok önemli. Bu nedenle Porto'da gezilecek yerler listesine mutlak bir katedral ya da kilise ekleyin. - Restoranlarda masanıza zeytin ve ekmek getiriyorlar. Bunlar ikram değil. Eğer yemek öncesi artıştırırsanız, bunların parasını alıyorlar. İstemezseniz geri yollayın ya da yemeyin. - Porto gezinize ulaşması son derece kolay Braga ya da Guimeras gibi mutlaka şehirleri de ekleyin. - Fado, Portekiz'in geleneksel müziği; ancak Porto'nun bulunduğu Kuzey Portekiz yöresine ait değil. Bu nedenle vaktiniz yoksa, fado keyfini Lizbon gezisine saklayın. Portekiz'e ilk kez gitmeyi planlayanların kafasını kurcalayan en büyük sorulardan biri Porto mu? yoksa Lizbon mu? Ikisi arasında karar vermek hiç de kolay değil. Bu nedenle benim size cevabım aslında her iki şehir. Ama vakti olmayan ve sadece bir şehri ziyaret edecek bütçesi olanlar için Porto mu yoksa Lizbon mu cevaplamaya çalısacağım. Tabii karar sizin. Lizbon, Portekiz'i ziyaret eden turistlerin genellikle akın ettiği ilk şehir. Başkent olduğunu düşünürsek, son derece anlaşılır bir durum. Dünyanın dört bir yanından aktarmasız uçuşlarla Lizbon'a ulaşım oldukça kolay. Başkent olduğu ve adını sık sık duyduğum için yillar önce hiç tereddüt etmeden Lizbon'a gittim. Ama hep göz ardı edilen Porto, son yıllarda öylesine bir ivme kazandı ki kendi hayran kitlesini oluşturdu. Özellikle Harry Potter hayranlarının bayılacağı ünlü bir kitapçıya ev sahipliği yapmasına ve nefes kesen manzara noktalarına sahip olmasının bunda payı büyük. Tabiri caizse Porto sanki daha bir \"instagrammable\". Her iki şehirden Portkez'in diüer güzel şehirlerine gidebilirsiniz. Mesela Lizbon'dan Sintra, Fatima, Obvidos, Evora. Porto'dan Coimbra, Guimeras ve Braga. Lizbon'dan bir tek Sintra'ya gittim. Porto'da da Coimbra ve Braga'ya gittim. Sintradakı Pena Kalesi harika ama kişisel tercihim Coimbra, Lizbon Porto'dan daha büyük ve Lizbon'u tam olarak gezmek icin en az 4 5 gün gerekiyor. Şehrin olmazsa olmazlarından Sintra için bir gün ve Belem icin ayrıca bir güne ihtiyacınız var. Sadece üç günlük bir gezi planladıysanız Lizbon için yeterli olmayacaktır. Porto'yu 2 günde çok rahatlıkla gezebilirsiniz ve eğer vaktiniz kalırsa Braga'ya ya da bir baska şehre gidip gelebilirsiniz. Bu nedenle Porto kısıtlı vakti olanlar için daha uygun. Porto'dan Gaia bölgesine Dom Luis 1 Köprüsğ'nden geçip şehri her iki yakadan da görebilemek ayrı bir deneyim. Ayrıca Duoro Nehri'nin kıyısı Targus Nehri'nin kıyısından çok daha güzel. Porto demek Port şarabı demek, Lizbon demek Ginja. Lizbon fado dinlenmek için doğru adres. Lizbon'da daha kozmoplit, Porto daha bir otantik Portekiz. İstanbul'dan Porto'ya THY ile günlük uçuşlar var. Ancak bilet fiyatları genellikle fiyatlı. Özellikle yaz aylarında Porto'ya gitmeyi düşünüyorsanız, uygun fiyata bilet bulma konusunda biraz zorlanabilirsiniz. Bunda Porto'nun son derece popüler bir destinasyon olmasının payı çok yüksek. Avrupa'daki pek çok havayolu sirketi Porto'ya uçuyor. Bu nedenle diğer havayollarının da bilet fiyatlarına bir bakın derim. - KLM, Amsterdam - Lufthansa, Frankfurt - Polish Lot, Warsaw - Turk Havayolları, Istanbul Eğer halihazırda Portekiz'deyseniz, mesela başkent Lizbonda, Porto'ya Lizbon'dan trenle ulaşabilirsiniz. Lizbon Porto trenlerinin büyük bir çoğunluğu Santa Apolonia tren istasyonundan kalkıyor ve Porto Campanha tren istasyonunda noktalanıyor. Porto'nun meşhur tarihi tren istasyonu Sao Bento'ya gitmek için treninizi ve peronu değiştirmeniz gerekiyor. - Lizbon Porto arası yaklaşık 2 saat 40 dakika sürüyor. - Biletlerinizi mutlaka günler öncesinden ayırtın. - Şuradan sefer saatlerine ve güncel bilet fiyatlarına bakabilirsiniz. Porto Havaalanından şehir merkezinin 10 km dışında ve havaalanından şehir merkezine gitmek son derece kolay. Gümrükten çıktıktan sonra sağa dönün ve \"Metro\" işaretlerini takip edin. Porto Metro'sunun logosu şu şekilde. - Bilet makinelerinin bulunduğu noktaya yaklaşık 5-10 dakika kadar yürümeniz gerekiyor. - Şehir merkezi için bilet ücreti 2 Euro. - Biletinizi makineden alıp platforma gitmeden önce mutlaka fotoğrafını aşağıda paylaştığım makinede aktif hale getirin. - Sefer sayısı saatlere göre değişiyor. 5 20 dakika arasında bir süre beklemeniz gerekebilir. - Yalnız trenler çok hızlı değil. Mesala havaalanında trene saat 14:34'te binmişim ve Sao Bento Tren istasyonuna 15:31'de varmışım. - Kaldığınız bölgeye göre hattınızı değiştirmeniz gerekebilir. - Havaalanından kalkan hat Mor Hat. Ribeira'da konakladığım için Sao Bento'ya gidip oradan nehire yürümem gerekiyordu. Trinidade Metro durağı bütün hatların geçtiği tek durak. Burada Sarı Hatta geçtim ve Sao Bento istasyonunda indim. Porto gezimi ikiye böldüm. İlk birkaç gün Porto'yu gezdim. Porto'dan ayrıldıktan sonra önce Braga'ya sonra da Coimbra'ya gittim. 4 gün sonra Porto'ya geri gelince bir arkadaşım bana katıldı. Porto'da toplam 4 5 gün geçirdim. Gezimi kolaylaştıracağını düşündüğüm için iki ayrı yerde kalmaya karar verdim. Porto gezisinin ilk iki gününde Duoro Nehri manzaralı bir apartman dairesinde konakladım. Bu yüzden daha çok Ribeira bölgesini ve çevresini gezdim."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2023/02/15/monko-gezi-notlari-monako-gezilecek-yerler", "text": "Monako gezi rehberime hoş geldiniz. Eğer zenginseniz, Monaco tam size göre. Eğer benim gibi gezginseniz, Monako Fransa'dan yapacağınız kısa bir gezi ile hayallere dalmaktan ibaret. Peki ben Monaco'yu sevdim mi ? Şöyle diyeyim, Monako gezisinden oldukça keyif aldım. Bu nedenle de Monako'ye birkaç kez gittim. Her bir Monako gezisinde farklı yerleri keşfettim. Monako'ya nasıl gidilir ? Monako'da ve Monte Carlo'da gezilecek görülecek yerler, Monako'da ulaşım ve gerekli gereksiz diğer pratik bilgiler sizler için hazırladığım Monako gezi notlarında. Monako, Fransa ve İtalya arasında sıkışıp kalmış küçücük bir Prenslik ve Fransız Rivierası'nda bulunan bağımsız bir şehir devlet. Pek çoğumuz fark etmesek de Alp sıradağlarının geçtiği sekiz ülkeden de biri. Biliyorum, Akdeniz'in masmavi suları sizi büyüleyecek ama arada başınızı çevirip dağlara bakmayı da unutmayın. Monako, Malta, Andorra, Vatikan, Liechtenstein ve San Marino ile birlikte Avrupa'nın beş mikro yani en küçük ülkelerinden biri. Peki Monako ne kadar küçük? Monako'nun yüzölçümü 2 kilometrekarenin biraz üzerinde. Bu da demek oluyor ki Monako hem dünya'nın en küçük ikinci ülkesi hem de toplu taşıma araçlarını kullanmadan Monako'nun tamamını yürüyerek keşfedebilirsiniz. Bu mini minnacık ülke gücünü ve zenginliğini offshore banka hesaplarına borçlu. Dünyaca ünlü oscarlı ödüllü oyuncu Grace Kelly Monako Prensi 3. Rainer ile evlenince Hollywood'daki sinema kariyerini bırakmış. Dünya medyası gözlerini önce çiftin aşkına, sonraki yıllarda ise kızları Prenses Stephanie'ye ve Carolina'ya çevirmiş. Her yıl düzenlenen Monako Grand Prix araba meraklılarının en sevdiği organizasyonlardan biri. Son olarak pek çok filme ev sahipliği yapan Monte Carlo Kumarhanesi ülkenin en popüler bölgesi Monte Carlo'da gezilecek yerler arasında başı çekiyor. - Monako'da Euro kullanılıyor. - Ülkenin dili Fransızca; ancak İngilizce biliyorsanız, dil sorunu yaşamayacaksınız. - Monako'da havaalanı yok ve buraya en yakın havaalanı ise Nice Cote d'Azur Airport. - Ödemelerinizi nakit ya da kredi kartı ile gerçekleştirebilirsiniz. - Monako'yu bir günde gezebilirsiniz. Burada konaklamanız gerekmiyor. - Bence en iyisi Monako gezinizi, Güney Fransa rotasına ilave etmek. - Umuma mahsus pasaport sahiplerinin Schengen vizesi alması gerekiyor. Monako, yamaca kurulu bir ülke ve çok küçük olduğu için kendisine ait bir havaalanı yok. Bu nedenle Fransa'nın Nice Havaalanı Monako'ya en yakın havaalanı. Eğer bir Monako gezisi planlarsanız, gezinizi Nice ile birleştirmek en mantıklısı. Peki Nice'den Monako'ya nasıl gidilir? Nice'den Monako'ya gitmek için birkaç farklı seçeneğiniz var. Çeşitli zamanlarda Monako'ya gittigim belirttmiştim. Gezilerimin bazılarını trenle bazılarını da otobüsle gerçekleştirdim. Her iki ulaşım şeklinin hem artıları hem de eksileri var. Bunlardan da kısaca bahsedeceğim. İlk birkaç Monako gezimi trenle gerçekleşirdim. Nice'in şehir merkezine en yakın tren istasyonu Gare de Nice-Ville. Eğer Port Lympia'ya yakın bir yerde konaklıyorsanız, Riquire tren istasyonunu da kullanabilirsiniz. Zaten Gare de Nice-Ville'den kalkan tren Riquire tren istasyonuna da uğruyor. - Nice Monte Carlo arası 30 dakika. - Monako tren bileti fiyatları yaklaşık 4.50 Euro - Biletlerinizi seyahat ettiğiniz gün bilet makinelerinden satın alabilirsiniz. Önceden bilet ayırtmanıza gerek yok. - Şuradan sefer saatlerine bakabilirsiniz. Son bir hatırlatma; eğer Monako'dan Nice'e iş çıkışı dönerseaniz ( 17:00'den sonra ) trenler bir hayli dolu ve yer bulması çok güç. Nice Monako arası otobüs yolculuğunun çok pitoresk olduğunu duydum. Nice'den Monako'ya otobüsle gidenler bu yolculuğu anlata anlata bitiremiyorlardı. Bu nedenle bir kez de otobüsle gideyim dedim. Yolculuk sırasında manzara güzel olunca, otobüsle gitmek isteyenlerin sayısı da oldukça fazla. Eh! haliyle aşağıdaki gibi itişmeli kakışmalı manzaralar ortaya çıkıyor. Ben bu şekilde seyahat etmeyi ne yalan söyleyeyim sevmiyorum. Bir de pencere kenarında oturup uyuyanları görmekse cabası... Neyse, Nice'den sonraki birkaç duraktan göreceğiniz manzara hoş. Ama bu otobüs yolculuğunun geri kalanı tren hattıyla aynı güzergahtan geçiyor. Yani tenden ya da otobüsden göreceğiniz manzara arasında pek bir fark yok açıkçası. Yani gelip burada kuyruğa girmeye gerek var mı bilemiyorum. Eğer, indi bindi yapmaya, Nice ve Monako arasındaki diğer kasabalara bakmaya niyetiniz yoksa otobüs seçeneğini boşverin derim. \"Ben yine de otobüsle gitmek isterim\" derseniz, detaylar şöyle. - Nice Monaco otobüsü 100 No'lu otobüs. - Otobüsler Port Lympia'dan kalkıyor. - Durak, sokak arasına bir yerde Notre-Dame du Nice Port Kilisesi'nin arkasında. Burada otobüs durağının konumuna bakmak için linke tıklayın Not: Eğer Monako'ya doğrudan Nice Havaalanı'ndan gitmek isterseniz, Nice Havaalanında 80 No'lu otobüslere binmeniz gerekiyor. Monako küçük bir ülke. Hem şehirler hem de gezilecek görülecek yerler birbirine oldukça yakın. Son gezim haricinde Monako'yu hep yürüyerek gezdim. Zaten ülkeyi keşfetmenin de en iyi yolu bu. Son gezimde hava çok sıcaktı ve vaktim de kısıtlıydı. Bu nedenle bir kez otobüse bindim. Uzun uzun bütün otobüs hatlarını anlatmayacağım. 1 numaralı otobüs hattı muhtemelen en çok işinize yarayacak hat. Monte Carlo'yu ve Monaco Ville'i bir birine bağlıyor. Monte Carlo Kumarhanesi ve Prenslik sarayı arasında yürümek istemezseniz, çok iyi bir seçenek. Otobüs biletinin ücretini temassız banka / kredi kartı ile ödeyebilirsiniz. 1 numaralı hatta Monte Carlo'daki turizm ofisinin önünden binip Place d'Armes'da inebilirsiniz. Monako'da şehir içi ulaşım konusunda bir diğer alternatif ise Hop on Hop off Le Gran Tour Monaco otobüsleri. Eğer Monako'yu yürüyerek gezecek kadar vaktiniz yoksa, hop on hop off otobüsleri iyi bir seçenek. Monako'da gezilecek yerlerin hemem hemen hepsine sizi götürüyor. Şuradan rezervasyon yaptırabilirsiniz. Monako gezinde muhtemelen pek fark etmeyeceksinizdir; ancak Monako'da 10 tane şehir var. Monako'ya gezmeye gidenlerin gittiği popüler şehirler; kumarhaneleri ile ünlü Monte Carlo, ülkenin ticaret merkezi La Condamine, Monako'nun Fransa'yı anımsatan eski şehri Monaco Ville ve yeni binaların inşa edildiği Fontvieille. Ben, ilk Monaco gezimde görmeyi çok istediğim Monaco Ville'e gidememiştim. Şöyle söyeleyeyim, Monaco Ville olmadan, Monako gezisi tamamlanmış olmuyor. Monako'ya trenle gittiğinizi varsayarsak, varış noktanız Gare de Monaco tren istasyonu olacak. Kayaların arasında ilginç bir tren istasyonu. Merdivenlerden inip Port Hercules'e ulaşıyorsunuz. Ama limandan önce karşımıza Monaco'da gezilecek yerler arasında gözlerden kaçan küçük Saint-Devote Şapeli çıkıyor. Monako gezisine burayla başlayalım. Sainte-Devote Şapeli Monako'yu gezmeye başlamak için ilginç bir yer. Tabii ki en ilginci de kilisenin konumu ve çevresi. Şapel, iki tepe arasındaki bir vadide bulunuyor. Yanlış hatırlamıyorsam, Monako'ya ikinci gelişim sırasındaydı, burada bir nikah töreni vardı. O gün içini gezme firsatı bulamamıştım. Daha sonraki gezimde içini de gördüm. Eğer Monako'ya trenle gidiyorsanız, istasyondan çıkınca bir göz atmayı unutmayın. Port Hercules'in bir tarafında kayalık bir çıkıntı olan Monaco Ville ki Monaco Prenslik Sarayı, Oşinografi müzesi ve daha küçük bir liman olan Fontvieille Limanı bulunuyor. Limanın bir diğer yanındaysa Monte Carlo yer alıyor. Limanın çevresinde yürüyebilirsiniz. Yatlar, modern binalar, dükkanlar vs var. Ama Port Hercules'ü görmenin en güzel yolu Monte Carlo'ya ya da Monaco Ville giderken limanın manzarasının tadını çıkartmak. Monte Carlo Kumarhane Meydanı'nın tarihi 1858'e kadar uzanıyor ve o zamandan ülkenin gözbebeği. Monte Carlo Kumarhanesi, meydanın tartışmasız en öne çıkan yeri. Ancak yakındaki Hotel de Paris ve zarif ama fiyatlı Cafe de Paris de yine Monako'da gezilecek görülecek yerler arasında başı çekiyor. Kasım ayının ortasından itibaren meydanı noel ağaçları süslemeye başlıyorlar. Son birkaç yılda Kumarhane Meydanı bir hayli elden geçmiş. Ne var ki internette halen meydanın eski fotograflarını görüyoruz. Ben de Monako gezi rehberimi hazırlarken bu değişikliği fark ettim. Meydandaki çimenliği kaldırmışlar ve burası artık yayaların geçebileceği bir hale almış. Anish Kapoor'un 1999'da yaptığı Sky Mirror Gök Aynası halen burada. Ama artık küçük bir çeşmenin içinde yer alıyor. Sizler için hem eski hem de yeni fotoğrafları yukarıda paylaştım. Mermer ve altın ile bezeli efsanevi Monte Carlo Kumarhanesi, Monakoluların bile içine ayak basması yasak olan Monako'nun belki de büyük simgesi. Ziyaretçiler, kumarhanenin giriş kısmına herhangi bir ücret ödemeden bakabiliyor. Kumar oynamak isteyenlerin 18 yaş üstü kuralının başladığı saati yani saat 14:00'yi beklemesi gerekecek. Monte Carlo Kumarhanesinde İngiliz ve Avrupa ruleti, blackjack, poker ve barbutların yanı sıra bahisçileri eğlendirmek için çok sayıda slot makinesi bulunuyormuş meraklılarına duyurulur. Öğleden sonra pek çok zengin arabalarını göstermek için kumarhanenin önüne gelip park ediyor. Böyle bazı \" tuhaf \" arabaları da görme şansı yakalıyorsunuz. Monako gezisi sırasında ülkede gösterişten, şaşadan uzak, hayatın akışını görecebileceğiniz bir yer varsa, o da La Condamine. La Condamine, Port Hercules'ün arkasında, Eski Kent Monaco Ville ile Monte Carlo arasında yer alan Monako'nun alışveriş bölgesi. Bir zamanlar bu bölge bir lordun mülkiyetindeymiş. Günümüzde, Monako'nun ticaret bölgesi ve aynı zamanda ünlü Monaco Grand Prix'sinin başlangıç-bitiş çizgisinin bulunduğu nokta. Alışveriş bölgesi Grimaldi Caddesi, Place d'Armes'ın yanı sıra Boulevard Albert I de burada. La Condamine, Monte Carlo ile Monaco Ville arasında bulunuyor. Olur da yorulursanız, bir küçük kahve molası ya da öğle yemeği için gelip La Condamine'e gelip dinlenebilirsiniz. Burada birkaç kez uğradığım bir kafe var. Onun ile ilgili bilgiyi Monaco gezi rehberimin geri kalanında bulabilirsiniz. Place d'Armes Armes Meydanı, La Condamine'in küçük ama ünlü meydanı. La Condamine için \"Monakoda'ki günlük hayatı en iyi şekilde görebileceginiz yerlerden biri\" demiştim. Gerçekten de öyle Pazartesi'den Pazar'a kadar düzenli olarak kurulan semt pazarı ve çevresindeki kafeler nedeniyle burası çok popüler. Tamam böyle çok büyük bir pazar değil sebzeler, oarganik ürünler, et ürünleri, balık ve deniz ürünleri ile çiçek vs var. Place d'Armes Monaco Ville'e doğru yolunuzun üstünde bir durup gözatmayı. unutmayın. Av. de la Porte Neuve Caddesi üzerinden Prenslik Sarayı'nın surlarına doğru tırmanmaya başlıyorsunuz. Monako Prenslik Sarayı ve onu çevreleyen tarihi kasaba yani Monaco Ville, Le Rocher denilen bu çıkıntının üzerinde bulunuyor. Güzel evlerin sıralandığı dolambaçlı dar sokakları ile tipik bir Avrupa eski şehir portresi çizen kısım burası. Pastel renkli evlere zaafım var. Bu yüzden Monaco Ville'de yürümekten çok keyif aldım. Monte Carlo'nun aksine Monaco Ville'de çok fazla turist dikkatimi çekmedi. Grimaldi ailesinin göz alıcı yaşamı, Monaco Ville'deki Prenslik Sarayı'nı aynen Londra'daki Buckingham Sarayı gibi burayı ziyarete gelenlerin odak noktası haline getirdi. Günümüzde, Monako devlet başkanı Prens 2. Albert'nin resmi rezidansı olmaya devam ediyor; ancak yılın büyük bir bölümünde müze olarak ziyarete açık. Monako Prenslik Sarayı'nın bulunduğu meydana da Saray Meydanı diyorlar. Çevrede birkaç kafe, manzara terası ve çeşitli heykeller var. Her gün saat 11:55'te muhafızlar nobet değiştiriyorlar. Eğer bunu kaçırmak istemezseniz yerinizi alın. - Müzenin giriş ücreti 8 Euro. - Monako Prenslik Sarayı her gün saat 10:00 ve 18:00 arasında açik - Şuraya tıklarayak sarayın resmi sitesinden daha fazla bilgi alabilirsiniz. Oşinografi Müzesi'nin hemen yakınındaki Saint Nicholas Katedrali, Monako'nun ünlü binaları söz konusu olduğunda Monako Kumarhanesinden sonra ikinci sırada geliyor. Katedralin geçmişi 1500 yılına kadar dayanıyor. Fransız ressam Louis Brea ise katedralin çarpıcı sunağını hazırlamış. Saint Nicholas Katedralinde Prens Rainier III ve Grace Kelly de dahil olmak üzere birçok Grimaldi'nin mezarı bulununuyor. Grace Kelly'nin mezarında adı Gratia Patricia şeklinde yazılı. Saint Nicolas Katedralinin yan tarafında bulunan kalıntılar ise burada daha önce yer alan ilk kilisenin kalıntılarıymış. Onlara da bir göz atmadan geçmeyin. - Giriş ücretsiz. Uçururum kenarına inşa edilen Oşinografi Müzesi, bir denizlerdeki yaşamı merak edenler için dünyanın en eşsiz mekanlarından biri. \"Deniz Tapınağı Temple of Sea\" olarak da bilinen müzede ziyaretçilerin inceleyebilecegi 6.000'den fazla örnek var. Bu eşsiz müzeyi, 1910 yılında Prens I. Albert kurulmuş ve burayı hem bilime hem de sanata adamış. Bu nedenle, müzenin salonlarında çağdaş resimler ve heykeller, su altı bitkilerini ve canlıları karşımıza çıkıyor. Oşinografi Müzesi'nin alt katında çok geniş bir alanda koskocaman akvaryumlar var. Köpek balıklarından tutun da denizatlarına kadar günlük yaşantımızda her gün karşımıza çıkmayan canlıları camın gerisinden de olsa görme imkanı yakalayabiliyorsunuz. - Müzenin giriş ücreti 16 Euro. - Rezervasyon için şuraya tıklayın. - Biletinizi önceden ayırtmanıza gerek yok. Jardin Saint Martin 1818'de açılmış ve Monako'nun ilk bahçesi. Tarihi önemini bir yana bırakırsak, Monaco'daki restoranların fiyatlardan gözünüzü yaşardıysa, size tavsiyem: sarayın yanındaki dükkanlardan atıştırmalık bir şeyler alıp Jardin Saint Martin'e gidin. Eğer Fontvieille'e gidecek vaktiniz yoksa, buradan Fontvielle Limanı'nın manzarasının tadını çıkartabilirsiniz. Inanın, Monako'daki en güzel, en ikonik manzaralardan biri. Tamam biliyorum Fort Antoine Tiyatrosu böyle antik Yunan döneminden kalma değil. Ancak tiyatronun bulunduğu konumdan manzara çok güzel. Yunan dönemine ait değil dedim. Peki Fort Antoianin hikayesi nedir? 18. yüzyılda 1 Prens Antoine I tarafından inşa edilmiş. Ancak eski kale şimdi gördüğümüz açık hava tiyatrosuna dönüştürülmüş. Çünkü burası 1944'te yıkılmış. 1953'te Prens Rainier III'ün girişimiyle restorasyon çalışmaları başlamış. 1970'lerde Fort Antoine'ın çevresini parka dönüştürmüşler. Şöyle yemyeşil tam kafa dinlemelik. Yaz aylarında oda müziği, tiyatro, şiir ve folklor gibi sanatsal ve kültürel etkinliklere de ev sahipliği yapıyormuş. Monako oldukça pahalı bir ülke böyle uzun uzun anlatacağım bir yeme içme rehberim yok. Ancak bir iki gez gittiğim ve memnun kaldığım yerler var. Sizlere onlardan bahsetmek isterim. Boulangerie L'Epi d'Or, La Condamine'de bulunan şirin bir fırın. Buraya birkaç sabah kahvesi için gittim. Genellikle Fransa'da göreceğiniz türden kruvasan, kek, flan vs. Bir keresinde kremalı flanlarını denedim. Çok güzeldi. Bir seferin de de soğanlı turtalarını denedim. Soğanlı turta daha çok pizza gibi. Güney Fransa yöresine özgü. Nice'deki fırınlarda da sıklıkla karşınıza çıkıyor. Sushi ile aranız yoksa, muhtemelen burasi ilginiz çekmeyecektir ama ben yine de bahsetmeden geçmeyeyim. Monako'nun Liman bölgesinde bulunuyor. Şuradan konumuna ve açılış saatlerine bakabilirsiniz."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2023/03/21/york-gezi-notlari-ingiltere-york-gezilecek-yerler", "text": "York gezi rehberime hoş geldiniz. İngiltere'de tarihle iç içe bir şehir mi demiştiniz? İşte buyrun size York. York, öylesine güzel bir şehir ki İngiliz kral 8. Henry bile şehrin güzelliğini yok etmemiş. York, UNESCO dünya mirası katedrali ve Vikingler'in izleriyle bizi adeta zaman tünelinden geçiyorsunuz. York'a nasıl gidilir ? York'ta gezilecek yerler ve diğer pratik bilgiler, iste sizin için hazırladığım York gezi notları. MS 71 yılında Romalılar tarafından kurulan York'a 865 yılında Vikingler yerlermiş ve Jorvik adını vermişler. Anlayacağınız, York İngiltere'nin en eski şehirlerinden biri ve neredeyse 2000 yıllık bir tarihe sahip. Bu nedenle York'ta gezilecek görülecek yerlerin çok ve farklı olmasına şaşırmamak lazım. Roma kalıntılarını keşfetmekten tutun da Viking köylerine, orta çağ sokaklarına, gotik yapılara, çikolatacılarına, ikindi çaylarına ve meşhur publarına kadar son derece büyüleyici şehir York. Vikingler York'ta derin izler bırakmış. Öyle ki ingilizcede halen kullanılan bazı kelimeler iskandinav kökenli. Mesala bugün de kullanılan beserk, gun, club gibi kelimeler Vikinglerin etkisiyle dile yerleşmiş. İngiltere'de Orta Çağ atmosferi dediginizde akla gelen ilk İngiliz şehirlerinde bunu da her an hissediyorsunuz zaten. York'ta Cin üretimi bir hayli yaygın. Cin severler için pek çok pubda farklı aromalı cin bulabilmek mümkün. Ve tabii ki son olarak UNESCO dünya miraslarının geçici listesindeki York Katedrali unutmamak lazım."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2023/05/13/haworth-gezi-rehberi-gezilecek-yerler-bronte-kardeslerin-m", "text": "İngiltere Haworth gezi rehberime hoş geldiniz. Yorkshire'ın incisi, Bronte kardeşlerin memleketi, Uğultulu Tepeler romanının ilham kaynağı Haworth, bizlere instagramda gördüğümüz birkaç kareden daha fazlasını vaadediyor. Haworth gezisinde dünyaca ünlü yazarlar Emily, Charlotte ve Anne Bronte'nin hüzünlü yaşamlarını öğreneceğiz, doğada bol bol yürüyecegiz ve artık modern yaşantımızda görmeye pek de alışkın olmadığımız buharlı trenlere binecegiz. Haworth'da gezilecek yerler, Haworth'ta nerede kalınır ? Haworth'a nasıl gidilir işte sizler için hazırladığım Haworth gezi rehberi. Haworth, İngiltere'nin Yorkshire bölgesinde Bradford şehrine bağlı bir kasaba. Bu şirin kasaba ününü burada doğup büyüyen Bronte Kardeşlere ve konusu yine Haworth'ta geçen Railway Children filmine borçlu. Bronte Kardeşler yani Emily, Charlotte ve Anne ile Haworth öylesine birbiriyle özdeşleşmiş ki hep The Bronte Country olarak akıllarda yer etmiş. Gördüğünüz herşeyde, yürüdüğümüz sokaklarda, içtiğimiz birada bile, Brontelerin izi var. Kısacası Haworth demek Bronteler demek. Ne yazık ki, Bronteler böylesine güzel bir kasabada hiç de mutlu bir hayat sürmemişler. Tam aksine sağlık sorunlarının olduğu, melankolik bir yaşam sürmüşler. Brontelerin hayatı, evleri ve öğretmenlik yaptıkları okul arasında geçmiş ki ev ve okul arasındaki mesafe 50 metre ya var ya yok. Sadece Emily ve Charlotte bir süreliğine Belçika'ya gidebilmiş. Üç kızkardeş de ağabeyleri Branwell de çok genç yaşta hayata gözlerini kapamış."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2023/06/11/papa-westray-gezi-rehberi-dunyanin-en-kisa-mesafeli-tarife", "text": "Papa westray gezi rehberime hoş geldiniz. İskoçya'nın Orkney adalarına bağlı küçücük Papa Westray Adası dünya'nın en kısa uçak yolcuğunu deneyimleyebileceğiniz yer olarak litaratürde yerini aldı. Madem dünyanın en kısa uçuşu dedim öyleyse lafı daha fazla uzatmadan Papa Westray adasına nasıl gidilir? Papa Westray adası nerededir? Gezilecek yerler ve diğer pratik bilgiler sizler için hazırladığım Papa Westray gezi notlarında. World's shortest scheduled flight yani dünyanın en kısa mesafeli tarifeli uçuşu Iskoçya'nın Papa Westray Adasının tüm dikkatleri üzerine çekmesine neden oluyor. Orkney Adalarına bağlı Papa Westray ve diğer adalar arasındaki ulaşım feribotların yanı sıra küçük uçaklarla da sağlanıyor. Bu uçuşların asıl amacı turist taşımak değil, adalar arasındaki toplu taşımayı kolaylaştırmak. Bu nedenle gün içinde otobüs seferleri gibi uçak seferleri mevcut. Belirtttiğim gibi bu uçuşların asıl amacı ada halkına toplu taşıma hizmeti sunmak havayolu şirketinin önceliği. Eğer Orkney Adalarında yaşamıyorsanız, ucak biletleri bir tık daha fiyatlı. Peki dünyanın en kısa mesafeli tarifeli uçuşu ne kadar kısa? Westray ve Papa Westray arasındaki mesafe 2,7 km ve Loganair ile uçuşunuz Westray Adasından Papa Westray Adasına sadece 2.5 dakika sürüyor. Papa Westray Adasina gidebilmek Orkney Adalarına gitmeniz, Orkney Adalarina gidebilmek icin de İskoçya'nın Glasgow ya da Edinburg şehirlerine gitmeniz gerekiyor. Türkiye'den Edinburg'a doğrudan uçak seferleri var. - Papa Westray 90 kişilik bir yerleşik nüfusa sahip. - Haftada bir kez doktor ve iki kez de Westray'den bir bankacı geliyormuş. Çünkü Papa Westray burada bir hastane ya da banka olamayacak kadar küçük bir ada."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2023/08/08/varsova-gezi-rehberi-varsava-gezilecek-yerler", "text": "Varşova gezi rehberime hoş geldiniz. Varşova uzun zamandır gezilecek yerler listemdeydi. Hatta Lodz'u da kapsayan güzel kısa bir gezi bile planlamıştım. Ne yazık ki pandemi başlayınca o geziyi iptal etmek zorunda kaldım. Geçen yıl da Avrupa'nın diğer şehirlerine öncelik verince Varşova gezisini bir yıl daha ertelemem gerekti. Bütün bir kışı bu güzel şehri gezmenin hayaliyle geçirdim. Varşova'ya nasıl gidilir? Varşova'da gezilecek yerler ve Varşova hakkında diğer pratik bilgiler Varşova gezi notlarımda. Varşova, savaşların ağır sonuçlarına katlanarak küllerinden yeniden doğan bir şehir. Bu nedenle şehir için The Phionex City Anka Kuşu Şehri denildiğini sık sık görüyoruz. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, şehrin her bir yanı restorasyondan geçmiş ve Polonya'nın ekonomik, politik, tarihi ve kültürel merkezi haline gelmiş. Varşova adıysa, Wars ve Sawa kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşuyor. 700 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan Varşova, önceleri Mazovia Prensi tarafından Vistula Nehri kıyısına inşa edilmiş bir kaleden ibaretmiş. Bugün, bu kalenin kalıntıları hala Polonya Kraliyet Sarayı'nın çevresinde bulunuyor. Polonyanın Avrupa Birliği ve NATO üyesi olması Varşova'yı önemli bir şehir yapıyor. Haliyle Avrupa'nın hemen her başkentinden Varşova'ya uçak seferleri bulmak mümkün. Varşova Chopin Havalimanı'ndan Varşova şehir merkezine otobüs, tren, taksi ve uber ile ulaşabilirsiniz. Arrivals Hall'da ulaşım seçeneklerini çok net bir şekilde işaretlemişler. Tek yapmanız gereken işaretleri takip etmek. Varşova Chopin Havaalanından şehir merkezine en ekonomik ulaşım ise havaalanının dışında kalkan 175 numaralı belediye otobüsleri. Biletinizi otobüs durağındaki bilet makinelerinin alabileceğiniz gibi. Otobüslerin içindeki bilet makinelerden de alabilirsiniz. Bilet ücreti Temmuz 2023 itibari ile 3.40 Zloty. Temassızla da ödeyebilirsiniz. Biletinizi duraklardaki makinelerden aldıysanız, otobüse binince biletinizi okutup aktif hale getirmeniz gerekiyor. Taksi ve Uber stantları yan yana. Uber daha ucuz olduğu için bekleyeni de çok. İnternet bağlantınız yoksa ya da yoğun bir zamana denk geldiyseniz, Uber bulmak imkansız gibi bir şey. Uber ile Taksi arasında çok büyük bir ücret farkı yok. Varşova Chopin Havaalanından şehir merkezine uber 40 Zloty ( 9 Euro ) yazıyor. Taksi ise 55 Zloty ( 12 Euro ). S2 ve S3 hatları Terminal A'nın altında yer alıyor. Varşova şehir merkezine yolculuk 20 dakika sürüyor ve bilet bilet ücreti 7 Zloty. Trenle seyahatte sorunlardan biri bilet makinesini kullanmak biraz komplike. Hatta Polonyalılar bile bilet almaya çalışırken ne yapacaklarını şaşırdı. İkinci sorun ise trenler çok sık kalkmıyor."} {"url": "https://nasilgezdim.net/2023/10/30/montmartre-gezi-rehberi-montmartre-gezilece", "text": "Montmartre Paris gezi rehberime hoş geldiniz. Paris'in pqpüler mahallesi Montmartre, tarihsel ve kültürel olarak Paris'in geri kalanından bir hayli farklı. Ayrıksı, köy havasını halen koruyan şirin bir mahalle. Meydanları, bir zamanlar burada yaşamış ünlü sanatçıları, şirin Arnavut kaldırımlı sokakları ile turistleri kendine hayran bırakıyor. Montmartre'a nasıl gidilir? Paris Montmartre'ta gezilecek yerler, Montmartre hangi Metro hattı ile gidilir, Montmartre gezi rotası ve dahası sizler için hazırladığım Montmartre gezi notlarımda. Ressamların, şairlerin gelip buraya yerleştiği o yıllarda Montmartre da ayrıksı, bohem bir yapıya bürünmeye başlamış. Montmartre'da sakinlerinin arasında Auguste Renoir, Picasso ve Vincent Van Gogh gibi ünlü isimler de var. Montmartre'nın labirente benzeyen Arnavut kaldırımlı sokakları, sarmaşıklarla kaplı evleri ve zengin tarihi ile Paris'in diğer yerlerinde bulmak biraz zor."}